|
Sayın Milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 24'üncü dönem 4'üncü yasama yılının birinci birleşimini açıyorum. Yeni yasama yılının ülkemiz, milletimiz ve hepimiz için hayırlı ve uğurlu olmasını, sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir çalışma yılı geçirmemizi temenni ediyorum. Sözlerimin başında Meclisimizin ilk başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Meclisimize başkanlık etmiş, üye olarak bulunmuş bütün devlet ve siyaset adamlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi ve Meclis çalışanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Sizleri ve değerli konuklarımızı saygıyla selamlıyorum. TBMM'ye 24'üncü dönemin başlangıcından bugüne kadar 800 kanun tasarısı, 1725 kanun teklifi ve 35 kanun hükmünde kararname sunulmuş, bunlardan 363'ü komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülerek yasalaşmıştır. Ayrıca, Meclisimizde 53 adet Meclis kararı alınmıştır. Yine bu dönem içerisinde 982 dokunulmazlık dosyası Meclisimize gelmiştir. Bu dönemde 4643 sözlü soru önergesi verilmiş, bunlardan 1534'ü cevaplanmıştır. Verilen 29137 bin yazılı önergenin 7633'ü cevaplanmıştır. Yine bu dönemde Meclisimize 21 Genel Görüşme önergesi gelmiş, bu önergelerden 4'ü kabul edilerek genel kurulda görüşülmüştür. Ayrıca 3 Genel görüşme önergesi gündemde olup 14'ü de işlemdedir. Bu dönemde Meclisimize 2063 Meclis Araştırma Önergesi gelmiş, bunlardan 37'si kabul edilerek 6 adet Meclis Araştırma komisyonu kurulmuştur. Değerli Milletvekilleri Türk milletinin son yüzyılda elde ettiği en başta gelen üç önemli kazanım vardır. Yakın çevremizde, bölgemizde yaşanan insanlık dramlarından sonra bunların ne kadar büyük ve hayati önemi olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Bunların birincisi; kanımız ve canımız pahasına kazandığımız bağımsızlığımızdır. Bu büyük milletin hangi şartlar ve zorluklar içerisinde buna kavuştuğuna dünya ve tarih şahittir. İkincisi; Şanlı milli mücadelemizin bağımsızlıkla noktalanmasından sonra kurduğumuz Cumhuriyettir, Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Üçünsüsü ise bazı eksikliklerine ve zaman zaman yaşadığımız sorunlara rağmen demokrasidir. Tüm kazanımların elde edilmesindeki en büyük şeref, hiç şüphesiz aziz milletimizindir, onun temsilcilerinin oluşturduğu bu yüce Meclis'indir. TBMM milli mücadeleyi yürüten, yöneten Gazi Meclistir ve bu yönüyle de tüm dünyada tektir. Devleti kuran tek Meclistir. Geçmişte ve bugün önce devletler kurulmuş, sonra parlamentolar oluşmuşken, milletimiz başlattığı kutsal mücadele ile önce Erzurum ve Sivas Kongrelerini yapmış, ardından da kendi adına karar alacak 23 Nisan 1920'de Meclisini oluşturmuş, ordusunu ve devletini kurarak Cumhuriyet'e kavuşmuştur. Bunun arkasından da çok partili hayata geçiş dönemlerini de tecrübe ederek, yaşayarak ve deneyerek demokrasi ile buluşmuştur. Bu kazanımları bizlere armağan edenlere hepimizin derin bir şükran borcu vardır. İşte sayın milletvekilleri bizler bu tarihi başarıları elde etmiş müstesna bir kurumun çatısı altında milletimize hizmet etme mazhariyetine erişmiş şanslı insanlarız. Bu bizim için, ailelerimiz için gurur verici bir payedir. Hem bu kazanım hem de bu payenin üzerimize büyük sorumluluk yüklediğinin farkında olmalıyız. O nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığının korunması en başta gelen görevimizdir. Bu konuyu, yaşadıklarımızdan sonra bilhassa dikkatlerinize sunmak istiyorum. Demokrasimizin geleceği, demokrasiye duyulan güven buna bağlıdır. Bizler, ülkemiz, bölgemiz ve hatta dünyanın tüm sorunlarını, bizi ilgilendiren yönleriyle bu kutsal çatı altında grup toplantılarında, komisyonlarda ve genel kurulda kaba ve yaralayıcı olmayan, temiz bir uslüpla konuşacağız, tartışacağız ve bir sonuca bağlayacağız. Unutmayalım ki TBMM milletimizin, Cumhuriyetin ve demokrasinin kalbidir. Bu kurumun hepimizin üstünde, bizleri aşan ayrı bir kişiliği ve şahsiyeti vardır. Söz ve eylemlerimizde bu gerçeğin ne kadar farkında olursak siyaset kurumu ve milletvekilleri olarak o kadar güç ve saygınlık kazanacağız. Bu hususları yüksek takdirlerinize önemle arz ediyorum. Değerli Milletvekilleri TBMM demokrasimizin ve halkımızın en önemli güç kaynağıdır. Ülkemizin yokluklar içerisinde varolma mücadelesi veren bir durumdan, bugünkü konuma gelmesinde Meclisimizin çok büyük payı vardır. TBMM devleti kurmuş, her dönemde yasal, kurumsal ve yapısal düzenlemeleri yaparak, çağdaş uygarlık düzeyine erişebilmek için yoğun bir gayret içerisinde olmuş, milletimizin sorunlarına çare ve çözüm üretmeye devam etmiştir. Hiç şüphesiz bundan böyle de devam edecektir. Ülkemiz ve milletimiz için çok önemli işleri 93 yıllık mazimizde birlikte başardık. Ama yapılacak daha çok işimiz bulunmaktadır. Olanla yetinemeyiz. Milletimiz için tasavvurlarımız var, hedeflerimiz ve temennilerimiz var. Temenni ettiklerimizi temin etmek bizim asli görevimizdir. Parlamentolar temennide bulunan kurumlar değildirler. Çare ve çözüm üreten kuruluşlardır. Varlık sebebimiz de budur. Parlamentoların tarihi varlık gerekçeleri böyle bir sebep üzerine kuruludur. İçerde ve dışarda çözülmesi gereken birçok sorunumuz bulunmaktadır. Ayrıntıya girmeye gerek yoktur, bunları biliyoruz. Bu sorunları uygarca tartışarak ve konuşarak, birbirimizin hukukuna saygı göstererek ve uzlaşarak birlikte çözmek durumundayız. Başka ülkelerin demokrasi örneklerini ve uygulamalarını anlatarak çağdaş demokrasiye ulaşamayız. Arz ettiğim hususlarla ilgili olarak günümüzde ve aramızda yeni güzel örnekler ortaya koymak zorundayız. Demokrasi böyle gelişir, kökleşir ve kurumsallaşır. Demokrasi kültürü de böyle oluşur. Demokrasinin yalnızca yasal düzenlemelerden ibaret olmadığını, esas olanın zihniyet değişimi olduğunu, demokrasiyi özümseme ve benimseme olduğunu artık daha iyi biliyor ve anlıyoruz. Sayın Milletvekilleri Hepimizin üzüntü duyduğu ve yakından takip ettiği bazı gündem konuları var. Başta Ortadoğu ve Kuzey Afrika olmak üzere yaşanan insanlık dramıdır. Oluk oluk akan kan, gözyaşı; insanlığın erozyona uğrayan değerleri, hak, hukuk, özgürlük adına söylenen bunca söze rağmen kitle halinde öldürülen insanlar, terör, insanlık suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar; bütün bunlara karşı uluslar arası kuruluşların ve medeni dünyanın sorumsuzluğu, ilgisizliği ve yürütülen Makyavelist ve merkantilist siyasettir. Ölenlerin değil, öldürme şekli ve tekniklerinin ve saldırıda kullanılan silahların tartışmanın odağına alınması, insanlık suçunun ve insanlığa karşı suçların herkesin gözü önünde işlendiği halde suç faillerinin himaye ve destek görmesi akıllara durgunluk vermektedir. Bir başka konu terördür. Terör konusu ülkemizin, bölgemizin ve hatta tüm dünyanın acı gerçeğidir. Asrın vebasıdır terör. Maalesef bu konuda bile ortak bir anlayış, ortak bir tavır ve işbirliği yoktur. Biz ülke olarak en başta devlet terörü olmak üzere Allah adı kullanılarak işlenen cinayet ve vahşetler de dahil, terörün her türlüsüne karşıyız. Böyle olmaya da daha fazla devam edeceğiz. Halkın seçtiği işbaşına getirdiği yönetimlerin kanlı askeri müdahalelerle görevden uzaklaştırılması ve bunun karşısında tüm dünyanın ortaya koyduğu tavır ise akıllara ziyan bir ayıptır. Sayın Milletvekilleri Bunları, üzülerek ifade etmemin sebebi bağımsızlığımızın, Cumhuriyetin ve demokrasimizin ne büyük nimetler olduğunun daha fazla farkına varmamıza dikkat çekmek içindir. Birbirimizin değerini daha çok bilmemiz içindir. Milli birlik ve bütünlüğümüz bu aziz vatanda en büyük gücümüzdür. Onun için her vesileyle buna vurgu yapıyoruz. Çünkü kuvvet birliktedir, dirlik birliktedir. Sağduyulu davranmak, hoşgörü, birbirimizin kişiliğine, değerlerine ve hukukuna saygı göstermek, birarada huzur, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamanın ön şartıdır. Demokrasi kültürümüzün kökleşmesi de buna bağlıdır. Sayın Milletvekileri Sözlerimizi bitirmeden bir konuyu daha dikkatlerinize sunmak isterim. O da şudur: Yeni yasama yılını, geriye dönük olarak yaptıklarımız ve yapmadıklarımız konusunda özeleştiri için bir fırsat olarak görmeliyiz. Yaptıklarımızı biliyoruz ama yapamadıklarımız var. Milletimiz özlemi ve beklentisi olmasına, bizim de milletimize söz vermemize, bunun bir zaruret ve mecburiyet olmasına rağmen mesela; uzlaşarak ve anlaşarak toplumsal mutabakata dayalı, öncelikleri, ilkeleri, dengeleri ve standandartları iyi belirlenmiş yeni ve sivil bir anayasayı toplum önüne koyamadık. Ortaya koyduğumuz hedefimizin çok uzağında, umutların her geçen gün daha da azaldığı bir süreçte çalışma sürdürüyoruz. Bu süreç bizi nereye götürecek doğrusu bilmiyorum. Yeni bir Anayasa yapmamış olmamızın sorumluluğunu nasıl taşıyacağız? Milletimize bunu nasıl izah edeceğiz? Hepimiz kabul ettik ki bu Anayasa bize dar geliyor, ihtiyaca cevap vermiyor. Bu anayasa her gün yeni sorunlar çıkarıyor. Yanlış düzenlemeler, kurallar, yenisini ve doğrusunu yapmadığımız için yürürlüğünü sürdürürken, karşılaştığımız sorunlara nasıl doğru çözümler bulacağız? Nitekim bulamadık. Tutuklu milletvekilleri sorunu, hak ve özgürlükler sorunu, terör, demokrasi ve yönetim sorunu vs. Bütün bunlara tatminkar çözümler bulamadık ve bulamayız. Açıklamalara bakarak ifade etmeliyim ki Çağdaş demokrasinin önündeki en büyük engel bu anayasadır. Kaldı ki yeni bir Anayasa yapamamaktan dolayı bir çelişki yaşadık ve yaşıyoruz. O da şudur; 4 Siyasi partimizin Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na verdikleri metinlere baktığımızda yürürlükteki Anayasanın tümüne yönelik köklü değişiklikler içerdiği ortadadır. Mevcut Anayasanın yanlış, eksik, yetersiz, ihtiyaca cevap vermediği vs. hepimizin ortak tespiti olduğu için bu komisyon kuruldu. Yenisini yapamazsak bu Anayasa yürürlükte kalacak ve biz yasama organı olarak ayıplarla malul bu anayasaya uygun yasa çıkarmaya devam edeceğiz. Bu bir çelişkidir. Anayasa yargısı da 'Neden yanlışa uymadınız!' diye kanunu iptal edecek. Bu çelişkili süreç nereye kadar devam edecek? Demokrasi doğru kuralların hayata geçirildiği sistemin adıdır. Yanlış kuralların yürürlükte olduğu bir sistemde sorunların çözümü, kişisel yeteneklere, bir yolunu bulma yöntemlerine havale edilmiş olur. Değerli Milletvekilleri, Keza hepimiz için büyük bir stres kaynağı olan ne etkin yasama ve ya ne etkin denetime imkan vermeyen, hergün daha da şiddetli kırıcı tartışmalara kaynaklık eden kırk yıl önceki ikili parlamento yapısına göre hazırlanmış, 155 maddesi değiştirilmiş ve bütünlüğü bozulmuş bir içtüzükle nasıl verimli bir çalışma yapabiliriz? Şu an fiili içtüzükle iş yapmaya çalışıyoruz. Herkes kendisine göre yorum ve uygulama istiyor. Geçen dönemde ve bu dönemde de komisyon kurduk, çalışmalar yaptık. Ancak ortada henüz uygulamaya koyacağımız yeni bir içtüzük de yoktur. Hepimiz tek tipçilikten şikayet ediyoruz. Sağdaki partilerden merkez ve sol partilere kadar hepimize aynı elbise giydiren,tek tip teşkilatlanmayı zorunlu kılan, olağanüstü dönemlerin ürünü siyasi partiler yasası, yapılmış ve yapılacak olan değişikliklere rağmen kevgire dönmüş seçim mevzuatı ve siyaset hukukunun yeniden tanziminde de bütünlük içerisinde birlikte bir şey yapamadık. Peki bunları kim yapacak? Anayasa, içtüzük, siyasi partiler yasası, seçim mevzuatı, bu konular ilgili diğer mevzuat ortak hukukumuzu oluşturdu. Bunlar sağlıklı ve sağlam siyasi bir yapı oluşturmamızın temel unsurlarıdır. Mevcut siyaset hukukunun, yürürlükteki mevzuatın içerdiği katı, yasaklayıcı kurallarla siyasetin gerçekleri ve halkın beklentileri karşı karşıyadır. Kanuni meşruiyet ile siyasi meşruiyet örtüşmüyor. Yasal meşruiyetin çizdiği çerçeve reel siyaseti zorluyor, rehin alıyor. Dünün kuralları, bügünün sorunlarını çözmüyor, beklentilerimizi karşılamaya yetmiyor. Sonuçta sertleşiyoruz, kırılıyoruz, daha dargın, daha gergin bir toplum oluyoruz. Değerli Milletvekilleri İşimiz çok, yolumuz uzun ama zaman kısa. Gelin sorunlarımızı çözmek için birlikte yeni bir başlangıç yapalım. Emin olun bu çok zor değil ama gereklidir. Bu inanç ve ümitle yeni yasama yılının Türk Milleti'ne ve hepimize hayırlı olmasını diliyorum. Bugün sizlere gönderdiğim mektuptaki hususları da gereği için bilgilerinize sunuyorum. |
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, TBMM rehberlik online kayıt sistemine başvurunun ardından, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.
Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.
'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.
