Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21        CİLT : 59       YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

84 üncü Birleşim

13 . 4 . 2001 Cuma

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1 – Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/349)

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1 – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal ve 20 arkadaşının, Osmaniye İlindeki orman köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190)

2 – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal ve 20 arkadaşının, Osmaniye İlindeki yerfıstığı üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/191)

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527)

2. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)

3. – Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın Milletvekili Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İ.Yaşar Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592)

4. – Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması, 206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İki Maddesinin Değiştirilmesi ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellere Bir İlave Yapılması Hakkında 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bu Kanun Hükmünde Kararname ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/206, 1/779) (S. Sayısı : 639)

5. – Emniyet Teşkilatı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı : 438)

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Kayseri Milletvekili Abdullah Gül'ün, İstanbul Lisesine öğrenci kaydına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3811)

2. – İstanbul Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk'ün, YÖK'ün öğretmenlik sertifikası ile ilgili kararına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3843)

3. – Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay'ın, son ekonomik krizde Merkez Bankasınca piyasaya sürülen döviz miktarına ilişkin sorusu ve DevletBakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/3871)

4. – Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun, Halk Eğitim Merkezlerindeki usta öğreticilerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3874)

5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Karaman'da Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3876)

6. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, YÖK tarafından rektörlere gönderilen bir genelgeye ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3881)

7. – Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu'nun, ABD vatandaşı olup olmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/3885)

8. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, bakanlığa bağlı bazı kuruluşlardaki atamalara ve yöneticiler hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu'nun cevabı (7/3891)

9. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, SSK'ya devredilen Vakıf Gureba Hastanesi Başhekimi hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın cevabı (7/3895)

10. – Balıkesir Milletvekili İlhan Aytekin'in, RTÜK'ün Darwinist öğretileri içeren yayınlara müsaade etmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/3905)

11. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, Tanıtma Fonundan aktarılan kaynaklara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin cevabı (7/3917)

12. – Afyon Milletvekili İsmet Attila'nın, Malatya-Hekimhan İlçesi Kocaözü Sağlık Ocağı doktor ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş'nun cevabı (7/3926)

13. –  Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, D.İ.E. tarafından yapıldığı iddia edilen ankete ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay'ın cevabı (7/3931)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak dört oturum yaptı.

Çin Halkı Siyasî Danışma Konferansı Başkanının beraberindeki bir parlamento heyetiyle ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 81 inci yıldönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının kutlanması ve günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2001 Pazartesi günü saat 14.00'te toplanmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi ile,

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 81 inci yıldönümü ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olan 23 Nisan 2001 Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bir görüşme açılmasına; görüşmelerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve siyasî parti grupları başkanlarına 10'ar dakika süreyle söz verilmesine; 23 Nisan 2001 Pazartesi günü Genel Kurulun yapacağı toplantıda başkaca konunun görüşülmemesine ilişkin Başkanlık önerisi;

Kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan:

TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporunun (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon Raporu henüz hazırlanmadığından,

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin (1/53) (S. Sayısı: 433),

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592),

Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması, 206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İki Maddesinin Değiştirilmesi ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellere Bir İlave Yapılması Hakkında 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bu Kanun Hükmünde Kararname ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/206, 1/779) (S. Sayısı : 639),

Kanun tasarılarının görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

Ertelendi;

Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulü Hakkında (1/728) (S. Sayısı : 591),

Başbakanlık Teşkilâtı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/758) (S. Sayısı : 609),

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair (1/724, 1/704, 2/68, 2/386, 2/387, 2/492, 2/535) (S. Sayısı : 623),

Kanun Tasarılarının, yapılan görüşmelerden sonra,

Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve Malzemenin Satış, Hibe, HEK ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Kanun Tasarısının (1/618) (S. Sayısı : 406) yapılan açık oylamadan sonra,

Kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı;

Devlet Bakanı Faruk Bal ve

Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez,

Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulü Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde FP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'in şahıslarına sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Alınan karar gereğince, 13 Mart 2001 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.33'te son verildi.

 

 

 

Murat Sökmenoğlu

 

 

Başkanvekili

 

Burhan Orhan

 

Sebahattin Karakelle

 

 

 

Bursa

 

Erzincan

 

 

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

 

 

 

 

Mehmet Ay

 

Hüseyin Çelik

 

 

 

Gaziantep

 

Van

 

 

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

 

 

Melda Bayer

 

 

Ankara

 

 

Kâtip Üye


                                                                          No. :121

II. – GELEN KÂĞITLAR

13.4.2001 CUMA

Teklifler

1. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı ile Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın; Yapım, Kira, Alım ve Satımlarda Şeffaflığın Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi (2/729) (Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :  2.4.2001)

2. – Balıkesir Milletvekili Tamer Kanber'in; 8.3.1950 tarih ve 5590 Sayılı Kanunun Adı ile Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek ve Geçici Dört Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/730) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :  4.4.2001)

3. – Ankara Milletvekili Aydın Tümen'in; Polatlı Adı ile Bir İl Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/731) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :  4.4.2001)

4. – Ankara Milletvekili Aydın Tümen'in; Şereflikoçhisar Adı ile Bir İl Kurulmasına Dair Kanun Teklifi  (2/732) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :  4.4.2001)

5. – Denizli Milletvekili Salih Erbeyin'in; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi Hakkında   Kanun Teklifi (2/733) (Plan ve Bütçe  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :  4.4.2001)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan'ın,  Bartın Valisinin tutumuna ilişkin  İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1383) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

2. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Üst Kuruluna yapılan atamalara  ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1384) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

3. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, Bakanlık ek hizmet binası inşaatlarına    ilişkin   Maliye Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1385) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

4. – Gaziantep Milletvekili Mehmet Ay'ın,  Özelleştirme İdaresince özelleştirilen kurumlara ilişkin Devlet  Bakanından (Yüksel Yalova) sözlü soru önergesi (6/1386) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

5. –  Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk'un, İzmit İlindeki Karayolu projesine   ilişkin Bayındırlık ve İskân  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1387) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

6. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk'un, İzmit-Gebze-Sakarya arasındaki E-5 karayolu projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1388) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

7. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk'un,  Kocaeli İlindeki yol sorunlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1389) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.4.2001)

8. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk'un, Kocaeli-Gebze-Şile karayolu projesine  ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1390) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

9. – Kocaeli  Milletvekili Mehmet Batuk'un, iptal edilen Körfez Geçiş projesi ile ilgili yeni bir çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1391) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

10. – Isparta Milletvekili Ramazan Gül'ün, son üç ay içinde Merkez Bankasınca satılan ABD dolarına  ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) sözlü soru önergesi (6/1392) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

11. – Isparta Milletvekili Ramazan Gül'ün, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen banka yöneticilerinin ücretlerine ilişkin  Devlet Bakanından (Kemal Derviş) sözlü soru önergesi (6/1393) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak'ın, Halkbank, Egebank ve Etibank'la ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4043) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

2. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununda yer alan bir ibareye ilişkin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/4044) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

3. – Muğla Milletvekili Nazif Topaloğlu'nun, önlisans mezunu sağlık personelinin intibaklarına ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/4045) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

4. – Gaziantep Milletvekili Ali Özdemir'in,  Bakanlık merkez teşkilâtlarındaki yönetici kadrolarına yapılacak atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4046) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

5. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, özel radyo ve TV kanalı sahiplerinin kamu bankalarından aldıkları kredilere  ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4047) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

6.– Hatay  Milletvekili Mustafa  Geçer'in, BAĞ-KUR ve SSK prim borçlarına ilişkin Çalışma ve  Sosyal Güvenlik  Bakanından yazılı soru önergesi (7/4048) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

7. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Ankara'da "Işık Evi" adı altında açılan kurslarda hristiyanlık propagandası yapıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4049) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

8. – Tokat  Milletvekili M.Ergün Dağcıoğlu'nun kayınvalidesiyle ilgili bazı iddialara  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan)  yazılı soru önergesi (7/4050) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

9. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, okulların onarım giderlerinin velilere ödettirileceği iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/4051) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

10. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, lojman satışlarıyla ilgili basında çıkan haberlere  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4052) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

11. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Irak'a uygulanan ambargoya  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4053) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

12. – Ankara Milletvekili  M. Zeki Çelik'in, Merkez Bankasınca satılan dövizlere ve dalgalı kur politikasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4054) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

13. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Balıkesir İlinde Serbest Bölge kurulup kurulmayacağına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4055) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

14. – Afyon Milletvekili İsmet Attila'nın, toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili sendikalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4056) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

15. – Osmaniye  Milletvekili Birol Büyüköztürk'ün, İhtisas Komisyonlarının toplantılarına  ilişkin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/4057) (Başkanlığa geliş tarihi :  12.4.2001)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. – Osmaniye  Milletvekili  Şükrü Ünal ve 20 arkadaşının,  Osmaniye İlindeki orman köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasanın 98 inci,   İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir   Meclis araştırması  açılmasına  ilişkin önergesi (l0/190) (Başkanlığa geliş tarihi :  11.4.2001)

2. – Osmaniye  Milletvekili  Şükrü Ünal ve 20 arkadaşının,  Osmaniye ilindeki yerfıstığı üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasanın 98 inci,   İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir   Meclis araştırması  açılmasına  ilişkin önergesi (l0/191) (Başkanlığa geliş tarihi :  11.4.2001)

Süresi  İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı  Soru Önergeleri

1. – Antalya Milletvekili Salih Çelen'in, BAĞ-KUR ve SSK alacaklarının tahsil edilememesinin nedenlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3644)

2. – Tokat Milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu'nun, esnaf, sanatkâr ve sanayicinin SSK, BAĞ-KUR ve Halk Bankasına olan borçlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından ( H. Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/3648)

3. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp'in, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde yapılan onarım çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3659)

4. – Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz'un, A.İ.H.M.'nde Türkiye aleyhine açılan davalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3660)

5. – Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in, Diyanet İşleri Başkanlığının Darwin'in Evrim Teorisi ile ilgili bir çalışması olup olmadığına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/3664)

6. – Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, Think-Thank Bilgi Bankası projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3665)

7. – Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın, Manisa İlinde yürütülen yatırım projelerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3672)

8. – Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın, Manisa İlinde yürütülen yatırım projelerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/3679)

9. – Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın, Manisa İlinde yürütülen yatırım projelerine ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/3681)

10. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, esnaf ve sanatkâr ile küçük ve orta ölçekli sanayicilerin kredi borçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3703)

11. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Ankara-Kayseri Devlet Karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3712)

12. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın,  hükümetlerce hazırlanan Millî Siyaset İç Güvenlik Belgesi'ne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi  (7/3718)

13. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, yurtdışına transfer edilen dövize ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3721)

14. – Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in, belediyelere tabiî afet sonrası yapılacak yardımlarla ilgili karara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3734)

15. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Aksaray-Nevşehir Karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3735)

16. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Ankara-Pozantı-Aksaray otoyol projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3737)

17. – Kütahya Milletvekili İsmail Karakuyu'nun, Kütahya'da depremden zarar gören bazı ilçelerin sorunlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3738)

18. – Van Milletvekili  Fethullah Erbaş'ın, medya gruplarının kamu bankalarından kullandıkları kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi  (7/3749)

19. – Samsun  Milletvekili Musa Uzunkaya'nın,  19 Şubat 2001 tarihli MGK toplantısı hakkında basında çıkan haberlere  ilişkin  Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/3753)

20. – Muğla  Milletvekili Hasan Özyer'in, köylerde inşaatlara ruhsat izni verme yetkisinin muhtarlardan alınmasına ilişkin  Bayındırlık ve İskân Bakanından  yazılı soru önergesi (7/3754)

21. – Erzincan   Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, Erzincan - İliç - Refahiye - Kemah Karayoluna ve İliç İlçesinin içme suyu sorununa  ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi  (7/3756)

22. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, tapu tescil işlemlerinin geciktirildiği iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3759)

23. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp'in, doğal afetlerde Genel Bütçeden belediyelere ayrılan paya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3772)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati:14.00

13 Nisan 2001 Cuma

BAŞKAN: Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Yahya AKMAN (Şanlıurfa), Cahit Savaş YAZICI (İstanbul)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; gündeme geçiyoruz.

Komisyondan istifa önergesi vardır; okutuyorum:

IV.. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/349)

        Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesapları İnceleme Komisyonundan istifa ediyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.    12.4.2001

                                                                Veysel Candan

                                                                             Konya

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur efendim.

İki adet Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal ve 20 arkadaşının, Osmaniye İlindeki orman köylüleri-nin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Osmaniye il sınırları içerisinde yaşayan orman köylülerinin sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözüm yollarının araştırılması için, Anayasanın 98 inci ve Meclis İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1- Şükrü Ünal

(Osmaniye)

2.Maliki Ejder Arvas

(Van)

3- Osman Aslan

(Diyarbakır)

4- İlyas Arslan

(Yozgat)

5- Ayşe Nazlı Ilıcak

(İstanbul)

6-Ramazan Toprak

(Aksaray)

7- Metin Kalkan

(Hatay)

8- Abdullah Gül

(Kayseri)

9- Lütfi Yalman

(Konya)

10- Eyyüp Sanay

(Ankara)

11- Mustafa Geçer

(Hatay)

12- M. Ergün Dağcıoğlu

(Tokat)

13- Musa Uzunkaya

(Samsun)

14- Ahmet Derin

(Kütahya)

15- Avni Doğan

(Kahramanmaraş)

16- Veysel Candan

(Konya)

17- Ahmet Cemil Tunç

(Elazığ)

18- Mehmet Elkatmış

(Nevşehir)

19- Aslan Polat

(Erzurum)

20- Zeki Ergezen

(Bitlis)

21- Nurettin Aktaş

(Gaziantep)

Gerekçe:

Ülkemizin güneyinde yer alan Osmaniye İlimizin yüzölçümünün yüzde 42'si ormanlık alanla kaplıdır. Orandan da görüldüğü gibi, Osmaniye İlimiz önemli bir orman potansiyeline sahiptir. 1 300 kilometrekarelik ormanlık alan içindeki köylerdeki toplam hane sayısı 18 262'dir. 5 342 hanenin de arazisi bulunmamaktadır. Orman köylerindeki kadastro çalışmaları henüz tamamlanmadığından, mülkiyet sorunu bulunmaktadır.

Orman köylerindeki gizli işsizlik oranı yüzde 60 civarındadır.

Orman köylerindeki yerleşim birimlerinin parçalı olması ve iklim şartları, eğitimi de olumsuz yönde etkilemektedir. Yolda geçen süre, yol ve taşımada çıkan problemler nedeniyle eğitimin verimi düşmektedir.

Orman köylülerinin geçim düzeyi, kullandıkları tarım arazilerinin yetersiz ve verimsiz oluşu, hayvanların verimsiz alanlarda otlatılması gibi birçok nedenlerle Türkiye ortalamasının altındadır.

Orman köylülerinin altyapı sorunları, bazı problemleri de beraberinde getirmektedir. Tarımsal girdilerin zamanında sağlanamaması veya yok denecek kadar az karşılanması, eğitim, sağlık alanında ve diğer alanlarda kamu görevlilerinin bu yörelere gitmek istememeleri, bu problemlerin bazılarıdır.

Köylerde üretime dönük ve istihdam sağlayıcı yatırımların çok sınırlı olması, orman köylülerinin ormanlara olan baskısını artırmakta, köylülerin gelir seviyesini yükseltmelerini imkânsız hale getirmektedir.

Kooperatifçilik, orman köylüleri için bir kaynak sağlama aracı yönünde önemli bir yere sahip olması gerekirken, yeterli kaynak ve teknik eleman yetersizliği nedeniyle olumlu ve verimli yönde kullanılamamaktadır. Orman Köylüleri Kalkınma Fonu, bu amaç için yetersiz kalmaktadır.

Osmaniye'de orman köylüleri ve köyleri kalkındırmak, orman köylülerinin gelir seviyesini Türkiye ortalaması seviyesine çıkarmak, altyapı sorunlarını çözmek, acil sorunlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, orman köylülerinin ekonomik hayata katkıları açısından çeşitli iş alanları yaratmalarını sağlayacak yolların gösterilmesi, sorunların acil çözümü için gerekli tedbirlerin alınması kanaatindeyiz.

Yüce Meclisin takdirine sunarız.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

İkinci önergeyi okutuyorum :

2. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal ve 20 arkadaşının, Osmaniye İlindeki yerfıstığı üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/191)

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Osmaniye İlimiz ekonomisine katkısı en başta gelen tarım ürünü yerfıstığıdır. Yerfıstığı tarımı, üretimi ve dağıtımı binlerce kişiyi ilgilendirmektedir. Son yıllardaki ekonomik gelişmeler, yerfıstığı üreticilerini ve işletmelerini sıkıntıya sokmuştur. Osmaniye ekonomisinin can damarı olan yerfıstığı üreticilerinin, tüccar ve işletmelerin karşılaştıkları zorlukların ve içinde bulundukları sıkıntıların araştırılarak, sorunların tespit edilmesi ve sorunların çözüm yollarının araştırılması için, Anayasanın 98 inci ve Meclis İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1. Şükrü Ünal

(Osmaniye)

2. Nurettin Aktaş

(Gaziantep)

3. Maliki Ejder Arvas

(Van)

4. Osman Aslan

(Diyarbakır)

5. İlyas Arslan

(Yozgat)

6. Ayşe Nazlı Ilıcak

(İstanbul)

7. Ramazan Toprak

(Aksaray)

8. Abdullah Gül

(Kayseri)

9. Lütfi Yalman

(Konya)

10. Eyyüp Sanay

(Ankara)

11. Mustafa Geçer

(Hatay)

12. M. Ergün Dağcıoğlu

(Tokat)

13. Metin Kalkan

(Hatay)

14. Musa Uzunkaya

(Samsun)

15. Ahmet Derin

(Kütahya)

16. Ali Sezal

(Kahramanmaraş)

17. Veysel Candan

(Konya)

18. Ahmet Cemil Tunç

(Elazığ)

19. Mehmet Elkatmış

(Nevşehir)

20. Aslan Polat

(Erzurum)

21. Zeki Ergezen

(Bitlis)

Gerekçe:

Akdeniz Bölgesinde yer alan Osmaniye, 3 037 kilometrekarelik bir alana sahiptir. Çukurovanın son bölümünü oluşturan Osmaniye İli topraklarının yaklaşık yüzde 42'si orman ve fundalıklarla, yüzde 39'u ekili-dikili alanlarla, yüzde 2'si diğer arazilerle kaplı olup, yüzde 17'si tarıma elverişsiz arazidir.

Resmî olmayan son nüfus sayımına göre, Osmaniye İli nüfusu, 206 000 merkez olmak üzere, toplam 514 000'dir.

Osmaniye İli, kara, hava, demir ve deniz ulaşım yolları bakımından önemli bir konuma sahip olmasına rağmen, ekonomik gelişmesi istenen düzeye ulaşamamıştır. Büyük iller arasında yer almasına karşın, kişi başına düşen millî gelir seviyesi 1 000 dolar civarındadır. Son yaşanan ekonomik krizi de hesaba kattığımızda, millî gelir seviyesi çok küçük rakamlara inmiştir.

Osmaniye İlinin GSYİH içerisinde tarımın payı yüzde 26 olmakla beraber, tarım ağırlıklı bir ekonomiye sahiptir. Tarım ürünleri içerisinde de yerfıstığı, Osmaniye ekonomisine katkısı bakımından, başta gelmektedir. Türkiye'de üretilen yerfıstığının yüzde 43'e yakını Osmaniye'de üretilmektedir.

Türkiye'de üretilen yerfıstığının yüzde 90'ı Osmaniye'den pazarlanmaktadır. Yerfıstığı ticareti Osmaniye ekonomisinin temeltaşı olarak karşımıza çıkmaktadır; fakat, yoğun üretime rağmen yerfıstığı ticareti ve buna dayalı ekonomi de, Türkiye'de sürmekte olan olumsuz ekonomik koşullardan nasibini almıştır.

Yerfıstığı üreticisi artan girdi maliyetlerine dayanamaz duruma gelmiş, üreticiler borçlarını ödemek için ekipmanlarını, traktörlerini ve arazilerini satılığa çıkarmışlardır.

Yerfıstığı üreticilerinin sorunları: Girdi maliyetinin artması, kredi faizlerinin yüksekliği, tohumluk yerfıstığı, tabanfiyatlarının belirlenmemesi, düşük kaliteli ithal yerfıstığının içpiyasaya girmesi.

Yerfıstığı tüccarı ve işletmecilerinin sorunları: Sermaye yetersizliği, örgütsüzlük ve dağınıklık, işletmelerin şehir içinde olması, KOBİ şartlarına uyulmadığından Halkbanktan yüksek faizle kredi almak zorunda kalmaları.

Pazarlama sorunları: Yurt dışından getirilen ithal yerfıstığının olumsuz etkileri, Osmaniye yerfıstığının tek yerde pazarlanmasına rağmen iyi bir organizasyonunun olmaması, bu avantajı dezavantaja dönüştürmesi, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınmaması, başlıca sorunlar arasında yer almaktadır.

Osmaniye ekonomisinin belkemiği olan, binlerce kişiye istihdam imkânı sağlayan Osmaniye yerfıstığı üretici, tüccar ve işletmecilerinin sorunlarının araştırılarak, acilen çözüm üretilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması kanaatindeyiz.

Yüce Meclisin takdirine sunarız.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Fazilet Partisi Grubuna düşen bir üyelik için, Tokat Milletvekili Ergün Dağcıoğlu aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim.

Hayırlı olsun Sayın Dağcıoğlu'na.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce yarım kalan işlerden başlayacağız.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527)

BAŞKAN - 10.1.2001 tarihli 42 nci Birleşimde, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre komisyona geri verilen Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle ilgili Komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporunun müzakerelerine başlayacağız.

2. –  Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili kanun tasarısının müzakerelerine başlayacağız.

3. – Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın Milletvekili Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İ.Yaşar Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İçişleri, Milli Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması, 206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İki Maddesinin Değiştirilmesi ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellere Bir İlave Yapılması Hakkında 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bu Kanun Hükmünde Kararname ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakerelerine başlayacağız.

4. –  Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması, 206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İki Maddesinin Değiştirilmesi ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellere Bir İlave Yapılması Hakkında 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bu Kanun Hükmünde Kararname ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/206, 1/779) (S. Sayısı : 639)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

5. – Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı : 438)                   (1)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu, 438 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Eyyüp Sanay; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA EYYÜP SANAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 438 sıra sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Küreselleşen dünyamızda, enformasyon ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen hızlı gelişmeler, toplumları ve kurumları zorlamakta, sosyal, kültürel yapımızda, suç ve suçluluk profilinde de meydana gelen bu değişmeler, polis eğitim sistemimizi de yeniden düzenlemeyi zorunlu hale getirmektedir. Bu doğru gerekçelerle, hükümet, Yüce Meclisin huzuruna, bu kanun tasarısını getirmiştir. Tasarının gerekçesinde "polisin modern dünyadaki yeni fonksiyonu değişmektedir. Polis, artık, hukukçuluğu yanında bir sosyologtur. Polislik, amaç ve değerleri olan güvenlik mühendisliği haline gelmiştir" denilerek, bir değişimden ve küreselleşen modern dünyaya uyumdan söz edilmektedir.

Sayın milletvekilleri, öncelikle belirtmek gerekir ki, küreselleşmeyle birlikte, dünyamızda, hızlı bir değişim görülmektedir. Bu değişime paralel yapısal oluşumlara gerek vardır. Her alanda olduğu gibi, polislik mesleğinde de bu değişimin, uyumun olması da zorunludur ve tabiidir. Ancak, hükümetin getirdiği bu tasarının, böyle bir değişimi getirmekten uzak olduğunu ifade etmekten de geri duramıyorum. Bu tasarı, uyumu ve yetki paylaşmasını gözardı ettiği gibi, merkeziyetçi anlayışı da pekiştirmiştir. Zaten, hükümet, getirdiği her tasarının değişimi ve modern dünyaya uyumu sağlayacağını iddia etmekte, ancak, merkezî otoriteyi daha kuvvetlendirmekte, insanları tek tip anlayışla yetiştirmeye mahkûm etmektedir. Hükümetin bu anlayışı, kendi toplumuna güvenmediğinin bir göstergesidir. Hükümetin bu yaklaşımını, özellikle toplumsal yansıması daha çok olan alanlarda daha bariz olarak görmek mümkündür. Mesela, eğitim alanında olduğu gibi, ailenin, belirlenen alanlar dışında çocuğuna herhangi bir eğitim aldırması mümkün değildir. Eğitim alanları belirlenirken, toplumun talepleri hiç göz önünde bulundurulmamıştır. Aksine, toplumun kendi alınterleriyle yaptırdığı okullar kapatılmış, kapatılan bu okulların derslikleri, bu okulları inşa eden halkın arzusuna aykırı bir şekilde, başka eğitim alanlarında veya başka amaçlarla kullanılmaktadır. Bir şekilde, mevcut sistemin toplumla kaynaşması önlenmektedir.

Aynı şey polis Teşkilâtı için de söz konusudur. Polisin toplumla kaynaşması önlenmekte, toplumun değerlerini benimsemesi bir suç olarak telakki edilmekte, böyle olanlar cezalandırılmaktadır. Genel olarak tüm devlet memurları, özel olarak polisler üzerinde çok sıkı bir denetim ağı ve baskı kurularak, onun çalışma zevki kırılmaktadır. Her aşamada, güvenilmez olduğu ona hissettirilmektedir. Mesela, bu tasarının 25 inci maddesinin son bendinde "Genel Müdür, öğretim elemanları hakkında, gerekli gördüğü hallerde ek sicil düzenlemeye yetkilidir. Bu sicil, bütün değerlendirmelerde esas alınır" denilmektedir. "Sicil raporlarının düzenlenmesi esasları, emniyet Teşkilâtı mevzuatına uygun olarak yönetmelikle belirlenir" denmesine rağmen; bu çıkan yönetmeliğe uygun olarak doldurulmuş bir sicil raporu yok sayılarak, Genel Müdüre ek sicil düzenleme yetkisi verilmektedir. Bu, öğretim üyelerinin bütün kariyerlerini, meslek hayatını Genel Müdürün iki dudağı arasına bırakmak demektir. Modern eğitimde ve modern üniversite anlayışında böyle bir şey söz konusu olamaz. Bu uygulanan yetkilerin tek elde toplanması anlamına değil de, başka herhangi bir anlama gelmemektedir.

Tasarıda bu anlamda birçok madde bulunmaktadır. Küreselleşmeden, dünyadaki değişmeden söz edilmekte; ancak, iş uygulamaya gidince, totaliter ülke yönetimleriyle yarışa girmekteyiz. Modern dünyada akademik özgürlük esas iken ve öğretim üyelerinin her alanda inceleme ve araştırma yapması teşvik edilirken, bizde her şey bir emir-komuta zincirine tabi kılınmaktadır.

Bu tasarının 25 inci maddesinin (a) bendinde, öğretim üyelerinin araştırma yapması veya herhangi bir makale yayınlaması Genel Müdürlüğün iznine bağlanmaktadır. Biz, bir emir-komuta zinciri içinde bilimsel ve meslekî bir akademik çalışmanın olamayacağını bir türlü anlayamıyoruz.

Belki bugün üniversiteleri bir kışla mantığıyla yönettiğimiz için olsa gerek, polis akademisi öğretim üyelerinin emir-komuta zincirine göre hareket etme zorunda olduğu hükmünü getirmektedir. Ancak, bu anlayışın bize huzur ve mutluluk getirmeyeceği, çalışanımızı, öğretim üyelerimizi motive etmeyeceği ortadadır. Bu anlayışın, bizi, totaliter, baskıcı yönetimlerin grubuna sokacağı da yine kaçınılmazdır. Getirilen bu tasarı ve mevcut uygulamalar, biz ne kadar karşı çıksak da, milletimiz ne kadar rahatsız olsa da, bizi, oraya doğru, totaliter bir anlayışa doğru götürmeye devam etmekte.

Seçimle gelmiş, milletin oylarıyla gelmiş insanlar, toplumu dışlayıcı, paylaşmayı yok eden, merkezî otoriteyi kuvvetlendiren, insanımızı tek tip düşünmeye ve yaşamaya mecbur eden yasaları nasıl hazırlar veya hazırlayıp Meclisten geçmesini sağlarlar, bunu da anlamak mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, modern dünyayla aramızdaki önemli farklardan birisi, emniyet güçlerinin vatandaşla ilişki biçimidir. Bunun pratikteki karşılığı ise, kötü muamele ve işkencedir. Kötü muamele ve işkencenin sistematik bir hal aldığı, bizzat devlet belgelerinde yer almaktadır. Mevcut hükümet de, polis davranışlarında sorunlar olduğunu kabul etmiş olacak ki, dokuz aylık eğitim süresini iki yıla çıkarmış, bu eğitimin de polis yüksekokullarında verilmesini uygun bulmuştur. Bu, yerinde ve doğru bir karardır.

Bu maddenin gerekçesinde "polise verilen yetkilerin istenilen nitelikte ve insan haklarına uygun olarak kullanılması ve örgütlü suçlarla mücadele edilebilmesinin dokuz aylık eğitimle mümkün olmadığı, mevcut polis okullarının öğretim programları üzerinde yapılan detaylı incelemeler ve bilimsel araştırmalarda, eğitimin teori ağırlıklı olduğu, öğretilen bilgilerin davranışa dönüştürülemediği ve istenilen verimin alınamadığı, ideal bir eğitimde olması gereken bazı temel boyutların bulunmadığı tespit edilmiştir" denilerek, eğitimin iki yıla çıkarılarak, polise davranış kazandırılacağı varsayılmaktadır. Bu varsayıma katılıyoruz. Diliyoruz ki, polis davranışlarının geliştirilebilmesi için güçlü bir davranış programı yapılır ve burada, davranış bilimleri devreye konulur.

Bu tespitler genel olarak doğru tespitler, doğru teşhislerdir; ancak, getirilen çözümlere bakılınca, şekilsel bazı farklılıklar dışında, öze yönelik bir yenilik de bulunmamaktadır. Verilen yeniliklerin, insan haklarına uygun şekilde kullanılmasının dokuz ay içerisinde öğretilemediği veya bir davranış haline getirilemediği kabul ediliyor. Peki, iki yıl içinde ne yapılacak da, polis, dokuz ayda kazanamadığı davranışı kazanacaktır?. Bu, bir zihniyet meselesidir; bu, ülkenin politik, siyasal bir sorunudur; buna, siyasetin çözüm getirmesi gerekir. Nasıl bir yol çizeceğiz, nasıl bir siyasî yol takip edeceğiz, amacımız nedir, insan haklarından yana bir tavır mı, özgürlüklerden yana bir tavır mı, her türlü engeli kaldıran, özgürlükleri yaygın hale getiren bir amaç mı izlenecek; bunu, işte, politikacılar burada belirleyecek, okullarımız da ona göre eğitimlerini yapacaklar.

Bu okulların "amaç, görev ve ana ilkeleri" başlıklı 3 üncü maddesinde sayılan özellikler, millî eğitim temel amaçlarının bir benzeridir. İdeal bazı ilkelerin sıralanması, her zaman, o ilkelerin hayata geçmesini sağlayamıyor, maalesef; çünkü, çıkardığınız kanunlar da Anayasamıza benziyor. Anayasada temel hak ve hürriyetler tanınırken "ancak" denilerek, bu hak ve hürriyetler kullanılamaz hale getiriliyor; bu yasa tasarısında da, zaman zaman aynı şeyleri görmek mümkündür.

Sayın milletvekilleri, eğitimde önemli olan, program ve uygulamadır. Bu tasarıda, bu iş, mevcut yönetimin inisiyatifine bırakılarak, "çağdaş, bilimsel ve teknolojik esaslara, ülke ve Teşkilâtın ihtiyaçlarına göre hazırlanır" deniliyor ve yetki Genel Müdürlüğe bırakılıyor. Programların hazırlanıp uygulanmasının, emir-komuta zinciri içerisinde oluşması isteniyor. Öğretim üyelerine herhangi bir inisiyatif bırakılmıyor. Oysa, müfredatlar, üniversitelerde olduğu gibi, öğretim üyelerince belirlenmelidir. Yasa, bütün inisiyatifi Genel Müdüre veriyor; öğretim üyeleri, danışman konumuna indirgeniyor.

Biz, bu tür yaklaşımla, sağlıklı bir nesil yetiştirilemeyeceği gibi, insan haklarına duyarlı bir polis yetiştiremeyiz; çünkü, biz bunu Millî Eğitimden biliyoruz. Orada da, hemen hemen bütün yetki, Bakana ve yetkili müdüre verilmiştir.

Eğitim sıralamasında dünyadaki kalitemiz ortadadır. Öğrencilerimize hangi davranışı kazandırdığımız ise, sürekli tartışma konusudur. Her gün, yeni bir uygulamayla karşı karşıya kalıyoruz. Buna rağmen, gençlerimiz, bölücü, mürteci, terörist olmaktan da kurtarılamıyor. İstenilen özellikte bir nesil bir türlü tutturulamıyor. Sürekli bir dejenerasyon ve bozulma yaşandığı için de, toplumdaki yabancılaşma ve toplumsal değerlerimizden uzaklaşma yaşanıyor. Ancak, mevcut anlayış, gerçek anlamda bir toplumsal kaynaşma ve barış ortamı için, program ve uygulamaları da o yönde toplumu kendi değerlerinden koparmak için mücadele ediyor. Hatta, bu konuda, toplumla inatlaşıyor. Bunun en bariz örneklerini de eğitim politikalarında, okulların müfredat programlarında görüyoruz ve sık sık müfredatların değişmesi, sık sık okul programlarının, ders kitaplarının değişmesi bunu gösterir. Halbuki, çağdaş eğitimde, okullarda kullanılan araç-gereç ve kitaplar, uzun yıllar kullanılabilmektedir. Oysa, bizim ülkemizde, her sene başı, veliler, yeni kitaplarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu da, işte, bizim eğitime bakışımızı gösterir.

Değerli milletvekilleri, polis akademilerinin de böyle olmayacağına dair hiçbir güvencemiz yok. Aksine, uygulamanın, alışılagelen şeklinde olacağının birçok işaretini bu tasarı içerisinde bile görüyoruz.

Zaten, bu hükümet, hazırladığı yasalarla, yönetmeliklerle antidemokratik bir tavır içerisinde olduğu göstermiştir. Dolayısıyla, bu yönetimin hazırlayacağı programlarla Avrupa standartlarını yakalamamız mümkün değildir. Sonuçta, bu yönetim, Millî Eğitimde veya başka kurumlarda yaptığını, burada da yapacaktır. Bu hükümetin, Avrupa standardını yakalamak, insan temel hak ve hürriyetlerini korumak gibi bir kaygısı da, zaten, yoktur; çünkü, bu tasarı içerisinde antidemokratik yaklaşımlarını ortaya koymuştur. Ayırımcılık ve bölücülük yapmaktan geri durmamıştır. Hükümet, milletimizi mutlu edecek yasalar çıkarmak zorunda olduğu halde, bunun aksine hareket etmektedir. Uygulamaları ortada, Meclis çoğunluğuna güvenerek çıkardıkları yasalar ortada, ülkenin durumuysa ortada!

Bu hükümet, daha önce, imam-hatip liselerinin orta kısımlarını kapatmış, lise kısımlarının üniversitelere girişini de engellemiş, bu okullara öğrenci kayıtları durma noktasına gelmiştir; ancak, hükümetin bununla yetinmediği anlaşılıyor. Meclisin huzuruna Polis Yükseköğretim Kanun Tasarısıyla geliyorlar. Burada, şekilciliğin ötesinde bir yenilik getirmiyorlar; fakat, halkın önünü kesecek, toplumu kamplara ayıracak adaletsiz uygulamalar devam ediyor.

Bu tasarının birçok maddesinde bu yaklaşımı gördüğümüzü biraz önce ifade ettiğim gibi, 10 uncu ve 15 inci maddelerinde de açıkça yine görmek mümkündür. Şöyle ki: 10 uncu maddesinde "polis meslek yüksekokullarına, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan öğrenci seçme sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar genel ve teknik lise mezunları arasında yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır" deniliyor. 15 inci maddesinde ise "fakültenin esas öğrenci kaynağı polis kolejidir. İhtiyaç halinde, genel ve teknik liseleri bitiren ve yönetmelikle belirtilecek şartları taşıyan öğrenciler de fakülteye alınabilir" deniliyor.

Bir endüstri meslek lisesi, bir ticaret, turizm meslek lisesi, bir imam-hatip lisesi ve kız liseleri mezunu bir gencimizin polis olmasında ne gibi bir sakınca bulunabilir; bunu anlamak mümkün değildir. Aslında, gerçek niyet burada açık görünüyor. Alabildiğine budanmasına rağmen, imam-hatip liselerinin önünü tümüyle kapamak, bu okullardan mezun olan öğrencilerin polis olmasını engellemek. Bu amaca ulaşmak için sekiz yıllık kesintisiz eğitimde nasıl çırak okulları ve meslek liseleri feda edildiyse, burada da imam-hatip liselerinin önünü kesmek pahasına endüstri, ticaret, turizm liselerinin önünü de kesiyorlar ve Anayasamıza aykırı olarak eğitimde fırsat eşitliği engelleniyor ve böylece, bu maddeler Anayasaya, Tevhit-i Tedrisat Kanununa da aykırıdır. Onların da polis olması engelleniyor. Bir teknik lise öğrencisi ile bir endüstri meslek lisesi öğrencisi arasında nitelik açısından ne fark var?.. Zaten ÖSS şartını getirmişsiniz. ÖSS engelini aşmış bir öğrenci zekâ, yetenek ve becerisini ispatlamış demektir. Amaç, imam-hatip liselerini dışarıda bırakmak olunca, bu tür komiklikler de, hukuksuzluklar da ortaya çıkmaktadır. Şu an, polis Teşkilâtı içerisinde çok sayıda imam - hatip lisesi mezunu polis var. Bu polislerimiz ne yapmışlar, hangi suçu işlemişler ki, şimdi, aynı okullardan mezun olan gençlerimizin polis olması engelleniyor? Aslında, bu gençlerin suçu büyük; devletine, milletine, büyüklerine saygılı, yanlış işlerden alabildiğine uzak duruyorlar; bir de, namazında niyazındalar, belki de bir kısmının eşlerinin başları örtülü. Şimdi, ben, İçişleri Bakanına soruyorum, bunu açıklasın: Teşkilât içerisinde suç işleyenlerin oranı nedir ve bunların kaçı imam-hatip lisesi mezunudur? Bu gençlerin, bir suç işleme eğilimi varsa, bu açıkça söylensin, önlemi de hemen alınsın, ilahiyat fakültesine gitmeleri de engellensin; eğer, böyle bir şey söz konusu değilse, bu gençleri de, yani tüm meslek lisesi mezunlarını da bu kapsam içerisine alalım.

Değerli milletvekilleri, görüldüğü gibi, bu hükümetin, muasır medeniyet seviyesine çıkmak gibi bir derdi de yok. Bunlar "batılılaşma" kavramını, sadece toplumun değerlerine saldırarak, yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirmek için kullanıyorlar; ne polis Teşkilâtını ne de başka bir Teşkilâtı, Avrupa standartlarına göre yeniden oluşturmak diye bir sorunları yok; bunlar, sadece kelimelerle oynayarak, kendilerine dikte ettirilen şeyleri yapmaya ve yaptırmaya çalışıyorlar. Bunun için de, toplum anlamasın diye, doğru ile yanlışı iç içe getiriyorlar; ancak ve çok iyi yapıyorlarmış gibi bir hava yayıyorlar.

İktidar partilerinin sözcüleri, zaten, bu tasarının ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlatırlar, anlatacaklar da; ancak, tasarının eksik ve yanlışlarına hiç değinmeyeceklerdir. Biz de, polisin daha iyi eğitilmesinin gerektiğine, eğitimin de Avrupa standartlarına ulaşmasının mecburiyetine inanıyoruz ve bunu yürekten destekliyoruz. Polisimizin, milletin, eli, kolu ve gözü olduğunu, bu sebeple toplumla daha da kaynaşması gerektiğini biliyoruz. İnsan hakları ihlalinin, kötü muamele ve...

BAŞKAN - Sayın Sanay, lütfen toparlar mısınız efendim.

EYYÜP SANAY (Devamla) - Bunun yegâne yolunun da eğitimden geçtiğine şüphe yoktur.

Bu anlamda, akademinin yeniden yapılanması, polislerin eğitimlerinin iki yıla çıkarılması, tasarının olumlu yanıdır; ancak, akademisyenlerimize yetki verilmemesi ise bizi endişelendirmekte; bu kısmı da, tasarının olumsuz yanıdır. Evet, kaliteli bir yükseköğrenim polisimiz için elzemdir; ancak, bu okullarda verilecek eğitim programlarının çağdaş standartlarda olması gerekir.

Polisin görevinin, öncelikle, genelde toplumun, özelde bireyin hak ve hukukunu korumak olduğu öğretilmeli ve bu, davranış haline dönüştürülmelidir. Dünyadaki polis sistemlerinde, polis, meslekte uzmanlaşmanın yanında, vatandaş merkezli olmak yolundadır. Artık, polisler, hukukçu olmaktan çok, bir sosyologtur, bir psikologtur ve bir sosyal psikolog olmak durumundadır.

Bireyi anlamak, olayları, birey odaklı, onu çevreleyen tüm sosyal etmenlerle birlikte değerlendirmektir. Suç işleyeni...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EYYÜP SANAY (Devamla) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun.

EYYÜP SANAY (Devamla) - Zaten bitmek üzere...

Bu noktada, Polis Akademisine büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde iyi bir polis, kanunları iyi uygulayacak, aynı zamanda, vatandaşın hak ve hukukunun sınırını aşmayan bir polistir.

İktidar partilerine bağlı milletvekillerinin inisiyatif kullanmayacaklarını, tasarıyı komisyondan geldiği gibi oylayacaklarını biliyorum; ancak, yine de, yukarıdaki ikazlar dikkate alınarak, önergelerle bu tasarı düzeltilirse, çok daha iyi hale, yararlı hale getirilebilir.

Bu tasarının, memleketimize, milletimize, polis Teşkilâtımıza faydalı olmasını, hayırlı olmasını diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sanay.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 438 sıra sayılı, Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkındaki Kanun değişikliğiyle ilgili kanun tasarısının geneli üzerinde Doğru Yol Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, konuya geçmeden önce, iki hassasiyetimi, özellikle, huzurlarınıza getirmek istiyorum ve bu konudaki duyarlılığınızı da biliyorum.

Birincisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının himayelerinde, Türk Parlamenterler Birliğinin düzenlediği, tarih boyunca Türk-Ermeni ilişkileriyle ilgili sempozyumun sabahki oturumunu dikkatle izledim. Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili olarak Türk Milletini tahkir edecek kadar ileri giden dünyadaki birkısım ülkelere cevap teşkil edecek bu gibi toplantıları olumlu buluyorum. Bürokratik hayatımda da bütün bu toplantıları takip etmekle birlikte, Ermeni soykırımı şeklindeki sözde soykırımla ilgili birkısım iddiaları içeren, buna karşı olan yazı ve kitapları da okudum. Bu toplantılar hep yapılır; ama, bu toplantıları yapmakla birlikte, Türk Milleti de, tarihî gerçekleri, kendi insanlarından kendi araştırmacılarından kendi tarihçilerinden öğrenir ve öğrenmeye devam eder. Her toplantının, bize birkısım daha katkılarda bulunduğunu kabul ediyorum; ancak, artık, Türkiye'de değil, Fransa'da, İngiltere'de, Almanya'da, Amerika Birleşik Devletlerinde, ister üniversite bazında isterse televizyonlar veya yine, parlamentoyla ilişkiler çerçevesinde benzeri birkısım toplantılar yapmak suretiyle, artık, dünyaya gerçeği haykırmak ve Türk tarihinin arşivlerini, gerçeğini, gerçek arşiv belgelerini, mutlaka, dünyaya tanıtmak ve anlatmak mecburiyetinde olduğumuzu unutmamamız lazım. Her seferinde, burada, kendi kendimize konuşmak yerine, bunu dünyaya haykırmanın zamanının geldiğini ve aleyhimize alınan birkısım kararlara karşı da tepkimizi ortaya koymamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Meclis Başkanlığının bu konuyu gündeme getirmesini ve uluslararası parlamenterlerle, parlamentolarla ilişkiler çerçevesinde konuyu gündeme getirmelerini diliyorum.

İkinci hassasiyetim de, son zamanlarda siyasetçilere karşı fevkalade çirkin güvensizlik ve itimatsızlık had boyu olmuştur; öylesine artmıştır ki, artık, buna bizim de ve hatta, milletimizin bir kısmının da tepkisi vardır. Onun için diyorum ki, bugün siyasetçinin içerisinde bulunduğu durum ve beklediğimiz, yapmamız gereken konular nelerse, siyasetle ilgili kendini yenilemeye yönelik birkısım tedbirleri almak mecburiyetindeyiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuya el atmasını diliyorum ve siyasetçiye karşı acımasız bir şekilde yapılan saldırıların durdurulması istikametinde hem bizim şu andaki mevcut durumumuz hem de olması gereken noktaların neler olduğunun artık gündeme gelmesi gerektiğine inanıyorum.

BAŞKAN - Sayın Bedük, bir dakika efendim.

Efendim, hassasiyetle durduğunuz önerilerinizi Başkanlığımız dikkate alacak.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Ancak, bugün başlayan sempozyum, bunun bir örneğidir.

İkincisi, siyasetçiye, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı yapılan vaki suçlamalar karşısında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Ömer İzgi, kanunî ve sosyal işlemleri başlatmıştır efendim.

Teşekkür ederim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihi şan ve şerefle dolu aziz Türk Milletinin hizmetinde 156 yıl -devletinin de emrinde olmak suretiyle- hizmet vermiş olan Türk Emniyet Teşkilâtının, özellikle onurlu bir tarihi ve gerçekten şerefle anılabilecek bir geçmişi vardır.

Bu geçmişi içerisinde, özellikle diyebiliriz ki, geldiği nokta itibariyle, uluslararası ilişkilerde ve uluslararası polis Teşkilâtlarıyla işbirliği çerçevesinde, hizmette rekabet edebilecek bir konuma gelmiştir ve küreselleşen dünyada, Türk Milleti olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, kendimizi yenilemek mecburiyetinde olduğumuz gibi, suç ve suçluları takiple ilgili olarak da, yeni birkısım metotları ve teknolojileri de gündeme getirmek mecburiyetinde olduğumuzu unutmamak mecburiyetindeyiz.

Değerli milletvekilleri, teknolojiyi, hem emniyet hizmetlerinin, özellikle, standardını geliştirmek, daha başarılı hizmetler yapmak için kullanmak hem de gelişen teknolojinin ve bilimin getirdiği birkısım suç ve suçlu tiplerini ve özellikle, hareket tarzlarını ortadan kaldırabilmek için de, mutlaka kendini yenilemek mecburiyetindedir diyorum emniyet Teşkilâtı.

Bu itibarla, emniyet Teşkilâtını, biz, şu manada değerlendirmek mecburiyetindeyiz: Birincisi, personel anlayışı, yetişme tarzı ve eğitimi. İkincisi, teknolojinin emniyet Teşkilâtının emrine verilmesi hadisesi. Eğer, biz, bu değişen şartlara paralel olarak, özellikle, bilgisayar çağına girdiğimiz bir dönemde, gerek ekonomik gerek sosyal ve siyasal birkısım suç tiplerini takip edebilecek şekilde, emniyet Teşkilâtını modernize etmezsek ve onun eğitim ve öğretimini güçlendirecek birkısım yeni düzenlemelere gitmezsek, o zaman, yurtta huzur ve güvenliği sağlamakta gecikmiş oluruz. Ülkede huzuru ve güvenliği sağlamadığımız sürece, emniyet ve asayişi temin etmediğimiz sürece, ne cumhuriyetimizi koruyabilir ne demokrasi standartlarımızı geliştirebilir ne de Avrupa Birliğine girmede başarılı olabiliriz. Avrupa Birliği veya uluslararası birkısım ilişkilerimiz ve sözleşmelerimiz çerçevesinde, emniyet Teşkilâtının da, özellikle kendisini yenilemesi gerektiği muhakkaktır. Bu anlayıştan hareket etmek suretiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, özellikle, emniyet Teşkilâtımızın, öncelik ve ivedilikle, eğitim ve öğretiminin yükseltilmesi konusunda getirilecek olan her türlü düzenlemeye olumlu katkıda bulunmak, hepimizin boynunun borcudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne güzel bir tesadüf ki, bugün, milletvekilleri olarak hakkında konuştuğumuz kanun tasarısına mesnet teşkil eden 610 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yürürlükten kaldırılmış olan 3087 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu, benim Emniyet Genel Müdürlüğüm sırasında hazırlanmış ve Yüce Meclisin onayından da geçmek suretiyle yasalaşmıştı. Yürürlüğe girmiş olan o yasa, 3087 sayılı Yasa, gerçekten, fevkalade önemli ve sadece emniyet Teşkilâtının içerisinde değil, Yükseköğretim Kurulundan özellikle birkısım bilim adamlarını çağırmak suretiyle, son derece uzun bir zaman süreci içerisinde üzerinde çalışmalar yapılmış ve o kanun, o tasarı yasalaşmış ve onyedi yıllık süre içerisinde hiçbir değişikliğe maruz kalmadan, Türk Emniyet Teşkilâtının başarısını sağlama istikametinde, amir yetiştirilmesinde önemli katkıda bulunmuştu. İşte, 3087 sayılı Yasa hazırlanırken gösterilmiş olan hassasiyetle birlikte, bugün, karşımıza getirilmiş olan bu tasarı, gerçekten üzerinde durulması gereken bir tasarıdır.

Esasen, polis memurlarının yetiştirilmesini sağlamak maksadıyla, özellikle, polis okullarının eğitim ve öğretim süresinin iki yıla kadar çıkarılmasıyla ilgili getirilmiş olan kanun teklifinin görüşülmesi sırasında, komisyonda Doğru Yol Partisini temsil eden Sayın Mehmet Sağlam, emniyet Teşkilâtında, özellikle, Yüksek Öğretim Kanununun gündeme getirilmesinin yararlı olacağı konusunda da teklifini ifade etmişti. Bu noktadan hareket etmek suretiyle şunu özellikle belirtmek istiyorum: Silahlı Kuvvetlerimizin harp okullarını içerisine alan bir yükseköğretim kurumu kuruldu. Buna paralel olarak da, polis Teşkilâtımızın, özellikle, eğitim ve öğretimini artırmak, amir ve memurlarını günün şartlarına uygun olarak yetiştirmek üzere böylesine bir yükseköğretim kanununa ihtiyacı vardı. Akademiye bağlı bir fakülte ve yine, eğitim ve öğretim elemanlarını yetiştirmek üzere bir enstitü; ayrıca, polis memurlarını yetiştirmek üzere de iki yıllık polis meslek yüksekokulları özellikle açılmaktadır bu tasarıya göre.

Değerli arkadaşlar, bir üniversite seviyesindeki kurum, sadece bir fakülteyle değerlendirilmemeliydi. Onun için, ben, burada, şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Akademi başkanlığına bağlı sadece bir fakülte değil, günün şartlarına uygun olarak bir taraftan güvenlik, bir taraftan asayiş, bir taraftan da istihbarat ve benzeri birkısım hizmetleri de içerisine alacak ilave birkısım fakültelerin açılmasında da zaruret vardır ve sadece bir fakülte yeterli değildir. Bunu bir eksiklik olarak değerlendiriyorum ve eğer, yine bunlar yerine getirilirse, ümit ediyorum ki, getirilmiş olan bu tasarı daha anlamlı olacaktır.

Değerli milletvekilleri, iki yıllık polis meslek yüksekokullarıyla ilgili olarak da bir tereddüdümü, özellikle gündeme getirmek mecburiyetindeyim. Polis meslek yüksekokullarına alınacak olan genel ve teknik lise mezunları, askerliğini yapmış mı olacak, yoksa askerliğini yapmadan da bu okullara alınacak mı? Geçmişteki uygulamalarda son derece büyük sıkıntısını çekmiş olan Türk Emniyet Teşkilâtının, polis memurları alımında askerlik şartının aranmaması uygulaması daha sonra ortadan kaldırılmıştı. Bugün de, yine özellikle altını çizerek belirtmek istiyorum: Askerliğini yapmamış olanların, polis meslek yüksekokullarına alınması halinde, 2 yıldan sonra, polisler, emniyet Teşkilâtına intisap ettiklerinde karşılarına bir askerlik meselesi çıkacak, böylece kuvvette bir düşüş olacak ve bu sebeple de, özellikle hizmetlerde aksama olacaktır. Askerliğini yapma şartını, ümit ediyorum ki, arar ve yönetmelikle de bu düzenlemeyi yapmış olurlar.

Polis meslek yüksekokulları, polis akademisi veya fakülteler de dahil olmak üzere, üzerinde hassasiyetle durulması gereken diğer bir nokta da, dünyada yükselen değer olarak gördüğümüz insanın hak ve hürriyetlerinin geliştirilmesi istikametinde birkısım bilgilerin aktarılmasıdır. Anayasa ve yasalarla ilgili olarak yeteri kadar eğitim ve öğretim yapıldığını biliyorum, ayrıca, polisimizin, uluslararası ilişkilerde de etkili olabilmesini temin etmek maksadıyla, yabancı dil eğitimine de önem verildiğini biliyorum; ancak, bütün bunlara rağmen, Türk Polis Teşkilâtıyla ilgili fevkalade acımasız değerlendirmeler yapıldığını dikkate alarak, insan hak ve hürriyetleriyle ilgili olarak, özellikle insanlara yönelik birkısım tavır ve davranışları ortadan kaldırıcı ve halkla ilişkilere önem verici düzenlemelerin hassasiyetle uygulanması temennimizdir ve dileğimizdir. Bir emniyet Teşkilâtının başarılı olması şansı, ancak halkla münasebetlerini en üst seviyeye çıkarmasıyla mümkündür. Eğer, halkını severse; eğer, halkının isteklerini yerine getirirse; eğer, halkının özellikle karşılaşmış olduğu bir kısım olaylarda tarafsızlığını muhafaza ederse, hak ve hürriyetlerine saygılı hareket ederse o, polis Teşkilâtı baştacı edilir ve böylece bugüne kadarki yapmış olduğu hizmetlerde çok daha fazla kendi tarihî geçmişine şerefli, başarılı sayfaları da eklemiş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, tasarı kamuoyuna takdim edilirken "üniversite haline getiriyoruz", "özerk hale getiriyoruz" ifadeleri kullanılıyor. Tek fakülteli üniversite durumunu az önce açıkladım. Özerkliğe gelince, tasarının 2 nci maddesinin (l) fıkrası bilimsel özerklikten bahsederken, 13 üncü maddesinde "akademik seviyedeki kurullar genel müdürlükçe kurulur; eğitim yönünden genel müdürlükçe denetlenir" deniliyor. Bu hükümler mevcutken, burada bilimsel özerklik biraz zedeleniyor. Onun için, ben, bilimsel özerklikte, bu kurumun, fakültedeki eğitim ve öğretim kurullarının, Yükseköğretim Kurulunun bilhassa kendi bilimsel özerkliğine dikkat etmesi hususunda, kendilerine imkân verilmesinin daha yararlı olacağını özellikle belirtmek istiyorum. Polisin eğitimini -özellikle lafla değil, önem vererek yürekten destekleyecek birkısım müfredat programlarına dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum. Dünyanın globalleştiği bir çağda, özellikle polis Teşkilâtımızın çağdaş normlara uygun olarak yetişmesi gerektiğine inanıyorum.

Bakın, bir taraftan ekonomik istikrar programı uygulanıyor; bu ekonomik istikrar programının getirdiği birkısım yenilikler var, getirdiği birkısım düzenlemeler var ve nihayet, bu düzenlemelerden etkilenen iş çevreleri, esnaf ve sanatkâr, köylü, çiftçi, memur, işçi, emekli var. Dolayısıyla, burada, Türk polisinin yapması gereken şey nedir; bu konuyu, çok iyi belirlemek lazım.

Malî polis Teşkilâtıyla ilgili kamuoyunda son derece çirkin söylemler dolaşmaya başladı. Bunu, kabullenmek mümkün değildir; ama, ekonomik politikaların uygulandığı, serbest piyasa ekonomisine geçildiği bir dönemde, acaba, ekonomik suça ekonomik ceza formülü getirilmeyecek midir ve böylece, polis Teşkilâtımıza, her türlü ithamdan kurtulma imkânı sağlanabilecek midir; bu da üzerinde durulması gereken bir diğer noktadır.

Değerli milletvekilleri, değişik fakültelerle ilgili görüşlerimi ifade etmeye çalıştım; özellikle şunu belirtmek istiyorum: İki yıllık yüksekokullar konusunu gündeme getirmekle birlikte, polisin, bir taraftan temel eğitimi, bir taraftan da görevde eğitimini mutlaka dikkate almak, birkısım düzenlemeler yapmak mecburiyetinde olduğumuz muhakkaktır.

Bugün, çağdaş ülkelerde polis Teşkilâtı, bir taraftan fakülte ve yüksekokullarla ve okullarla kendi polislerini yetiştirirken, özellikle görev sırasında eğitimine fevkalade ehemmiyet verilmektedir; yani, polis görevi sırasında karşılaştığı olaylar, uyguladığı sistemler, karşılaştığı zorluklar bir dönem sonunda yeniden bir hizmetiçi eğitime tabi tutmak suretiyle kendini yenileme durumundadır. Eğer, sadece polis akademileri veya fakülteleri veya enstitüleriyle kalırsak veya polis yüksekokulunda verilen derslerle iktifa edersek, korkarım ki, gelecekte, polisler, görev yaptıkları sırada birkısım sıkıntılarla karşılaşır ve kendini yenileme gibi bir ihtiyacı karşılayamama gibi bir sonuçla baş başa kalırlar. Onun için diyorum ki, polis Teşkilâtımızın hem temel eğitimi önemlidir hem de hizmetiçi eğitimleri fevkalade önemlidir; bu bağlamda da -polis yükseköğretim kurumunun bir diğer dalı- hizmetiçi eğitimler konusunda daha fazla duyarlı hareket edebilmeleri gerekir.

Süremi aşmamak için kısaca önerimi söyleyeceğim. Bu kriz ortamında devlete yeni bir harcama kalemi açmamak suretiyle, özellikle, mevcut imkânların en güzel şekilde değerlendirilmesini bilhassa diliyorum ve kıdemli memur anlayışının gündeme getirilmesinin yararlı olacağına inanıyorum. Amerika Birleşik Devletlerinde, Almanya'da ve Fransa'da, polisler arasında kıdem sistemi esas alınmaktadır ve bir taraftan da, özellikle olaylara müdahalede fevkalade etkili olmaktadırlar.

Polisin iki ayrı görevi vardır: Biri, önleyici zabıta tedbiri, biri de, adlî görev. Önleyici zabıta tedbirinde valilere, mülkî idare amirlerine bağlıdırlar, adlî görevlerde ise, bir suçun vuku bulmasından sonra savcıya niyabeten görev yapılır. Dolayısıyla, ister savcıya niyabeten yapacakları görevlerle ilgili olarak adlî hizmetlerin süratli ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi ve adaletin açılan ilk kapısı olarak karakolların görülmesi dikkate alınarak, bilhassa, daha etkili hale getirilmesi ve gerekse önleyici zabıta tedbirleriyle, gelişen teknolojinin modern araç ve gereçlerini emniyet Teşkilâtının emrine vermek suretiyle yeni suç tiplerine ve suç olaylarına meydan vermemek için birkısım düzenlemeleri yapmak ve takviyeleri gerçekleştirmek, araç ve gereçlerle teçhiz etmek mecburiyetinde olduğumuzun muhakkak olduğunu bilhassa belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk polisinin hizmetlerini gerçekleştirebilmesi için, sadece eğitimin ve verilecek olan birkısım insan hakları, anayasa, yasa veya diğer birkısım bilimsel anlamdaki derslerin yeterli olmayacağı inancını taşıyorum. Türk polisinin moral güce ihtiyacı vardır. Türk polisinin -bugüne kadar eğer başarılı olmuşsa- en önemli gücü ve kaynağı, heyecanı, Türk Milletinin verdiği destektir. Türk Milleti, Türk polisinin, destek vermek suretiyle, başarılı olmasına imkân sağlamıştır. Türk Milletinin temsilcisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi de... Özellikle polislerimizin, hem hizmet standardını geliştirmek ve başarılarını daha üst seviyeye çıkarabilmek için hem de işkence iddialarına karşı daha da fazla duyarlı hale getirebilmek bakımından eğitimine önem verilmesi gerektiği gibi, eğitim araç ve gereçlerine, modern araç ve gereçlerine önem verildiği gibi, moral gücünü destekleyecek sosyal tesislerinin de yapılmasında fevkalade önemli zaruret vardır ve gereklilik vardır. Onun için, diyorum ki, polisimizin ekonomik gücünü artırmak gerekir, sosyal ihtiyaçlarını karşılamak gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Araya da girdiğinizi dikkate alarak, zannediyorum, anlayış göstereceksiniz Sayın Başkan ve sözlerimi bitiriyorum.

Değerli milletvekilleri, polis akademileri ve polis okullarına girişlerde, özellikle polis çocuklarına öncelik veya onlara birkısım imkânların verilmesinin zarurî olduğunu değerlendiriyorum.

Yine, polisimizin ekonomik gücünün artırılmasında, yani, ücretlerinin artırılmasında, çalışma standartlarının geliştirilmesinde mutlak surette fayda olduğu kanaatini taşıyorum. Düşünün, bir taraftan, 12 saat görev yapacak, hatta, bazen 24 saat görev yapacak, bir taraftan da, ailesinin maişetini, evdeki yaşlısını, çoluk çocuğunu düşünecek... Dolayısıyla, böyle bir anlayış içerisinde hizmet vermekte olan polisin moral gücünün sağlam olması mümkün olmayacak, psikolojisi de bozulacak; dolayısıyla, başarısını da menfî yönde etkileyecektir. Bu sebeple, polis Teşkilâtlarında görev yapan emniyet mensuplarının ücretlerinin artırılmasında fevkalade önem ve zaruret vardır.

Bakın, aynı hizmeti yapmakta olan jandarma Teşkilâtına verilen maaş skalası ile emniyet Teşkilâtı mensuplarına verilen ücretler arasında fevkalade büyük farklılık vardır; dolayısıyla, o dengeyi mutlaka sağlamak gerekir ve bunu yapmadığımız sürece de, gerçekten, sıkıntılar çekebileceğimizi, polisimizin sıkıntı çekeceğini düşünüyorum.

Tabiî, polis, her şeye rağmen, milletinin emrindedir; devletine hizmet etmek, devletini korumak, cumhuriyetini kollamak boynunun borcudur, onu mutlaka yapacaktır; ama, daha başarılı olabilmesi için, mutlaka, bu düzenlemelere ihtiyaç vardır.

POLZAR'ın geliştirilerek POLYAK adı altında, hiç olmazsa, yine, polis Teşkilâtımıza hizmet yapacak, ekonomik ve sosyal hayatında kendisini destekleyecek bir düzenlemeyi, mutlaka, gündeme getirmek gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, toparlarsanız minnettar kalırım; 2 dakika fazla süre vermiştim size.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu anlayış içerisinde, çalışma metotları bakımından bir hususu daha ifade etmek istiyorum: Karakolların kaldırılarak, ilçelerde büyük polis merkezleri oluşturmanın, olaylara daha süratli bir şekilde müdahale etmek, önleyici tedbirleri almak, gücü birleştirmek suretiyle, maliyet unsurunu düşürmek bakımından da faydalı olacağını düşünüyorum.

Trafik hizmetlerinin de, özellikle, polis Teşkilâtından alınıp, başka bir müstakil Teşkilâta verilmesinin zaruretine inanıyorum.

İki yıllık yüksekokulu bitirmiş olan diğer kurum ve kuruluşlarda birinci dereceye kadar yükselebilmekteyken, maalesef, emniyet Teşkilâtında birinci dereceye yükseltilememektedir, ikinci derecede kalmaktadır. O sebeple, polisimizin, yükseköğrenim görmüş ve hizmet sırasında başarılı olan, yükseköğrenimi bitirmiş olan mensuplarının birinci dereceye yükselmesini sağlayacak bir önerge de verdik; buna, olumlu yaklaşılacağını ümit ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Gruplar adına başka söz isteyen yok.

Şahısları adına, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat?.. Yok.

İstanbul Milletvekili Masum Türker?.. Yok.

Adana Milletvekili Yakup Budak?.. Yok.

Konya Milletvekili Lütfi Yalman?.. Yok.

Niğde Milletvekili Mükerrem Levent?...

MÜKERREM LEVENT (Niğde) - Konuşmayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Soru kısmına geçiyorum.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan suallere cevap verecek; lütfen, Sayın Bakanı rahat bırakalım.

Sayın Vahit Kayrıcı Beyin sorusu var.

Buyurun Sayın Kayrıcı.

VAHİT KAYRICI (Çorum) - Sayın Başkanım, aracılığınızla, Sayın Bakanımıza şu soruyu yöneltmek istiyorum:

Sayın Bakanım, yapımı devam eden ve yıllardır bitirilemeyen Çorum Polis Okulunu bitirmeyi düşünüyor musunuz? Ne zaman bitirebilirsiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Ben teşekkür ederim efendim.

Sayın Bülent Arınç, buyurun efendim.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkanım, aracılığınızla, Sayın Bakana sorularım var.

Birinci sorum: Polis yüksekokulları öğrenci kaynağının genel lise ve teknik lise olarak kabul edilip, diğer lise mezunlarını kabul etmemek, lise ve dengi okullar arasında ayırım yapmak, Anayasadaki genel eşitlik ilkesine ve eğitimdeki fırsat eşitliği ilkesine aykırı değil midir? Bu ayırıma niçin gerek duyulmuştur, hukukî gerekçesi nedir?

İkinci sorum: Batı ülkelerinde polis sayısının ölçütü nedir; kaç kişiye polis düşmektedir? Türkiye için kentlerde bu sayı nedir? Mevcut sistem, her yıl ne kadar polisi mesleğe kazandırmaktadır?

Üçüncü sorum: Polis alımlarında, belli bir kontenjan dahilinde, şehit veya malul polis çocuklarının başarı durumları da dikkate alınarak ayrıcalık tanınması mümkün mü?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Sayın Akın, buyurun efendim.

MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakanımıza aşağıdaki sorularımı tevcih ediyorum.

Sayın Bakanım, Aksaray Polis Okulunun polis yüksekokuluna dönüştürülmesi mümkün mü?

İkinci sorum: Aksaray Polis Okulu 1 000, 1 500, 2 000 kişiyi istihdam edecek şekilde, eğitim verecek şekilde hazırlanmıştır; şimdi ise, 800'den fazla öğrenci alınmamaktadır. Acaba, buranın öğrenci sayısını artırmak mümkün müdür?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Başka sorusu olan?.. Yok.

Sayın Bakanım, buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; soruların büyük bir bölümüne yazılı cevap vereceğim.

Şehit polis çocuklarıyla ilgili de bir çalışma var; önümüzdeki günlerde o gündeme gelecektir.

Diğer konularda da yazılı cevap verilecektir.

Arz ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Tasarının tümü üzerinde görüşmeler bitmiştir.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının 1 inci maddesini okutuyorum:

POLİS YÜKSEK ÖĞRETİM KANUNU TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1- Bu kanunun amacı, Türk Polis Teşkilâtının en yüksek öğretim kurumu olan polis akademisi ve bağlı fakülteler, enstitüler ile polis meslek yüksekokullarındaki yüksek öğretim ile ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek, bu okulların Teşkilâtlanmasını, görev ve sorumluluklarını, eğitim öğretim, araştırma, yayın, öğretim elemanları ve öğrenciler ile ilgili esasları düzenlemektir.

Bu kanun, akademi ve buna bağlı eğitim öğretim kurumlarını, yönetim ve öğretim organlarını, bunların işleyişini, görev, yetki ve sorumluluklarını, eğitim ve öğretim esaslarını ve bu konulara ilişkin diğer hususları kapsar.

BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal; buyurun efendim.

FP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 438 sıra sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınması, o ülkenin eğitim seviyesinin yüksek olmasıyla çok yakından ilişkilidir. Çağdaş demokratik sistemin oturmuş olması, devletin bütün personelinin eğitim seviyesinin yüksek ve kaliteli olmasına bağlıdır.

Şu anki eğitim durumumuza baktığımızda, yükseköğretimden mezun olanların oranları dünya ortalamasının gerisinde kalmakla beraber, mezun olanların istihdamı sorunu da, ayrıca, karşımızda dağlar gibi durmaktadır. Öğrenim oranını yükseltmek yeterli olmayıp, kaliteli ve verimli eğitimin verilmesi, çağdaş eğitim standartlarını yakalamak da amacımız olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarıyla, ülkemizin her tarafını, toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren, içgüvenliğimizin temel Teşkilâtı olan polis Teşkilâtında birtakım düzenlemeler yapılmakta, yapılan düzenlemelerin çağa uygun, etkin ve profesyonel bir Teşkilât profili sergilemesi amaçlanmaktadır. Tasarıyla, Türk polis Teşkilâtının polis anlayışındaki değişmeler, demokratik sistemi oturtma ve teknolojinin durmadan değişmesiyle birlikte bazı düzenlemelerin kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişen şartlar içerisinde, Türk polis Teşkilâtımızın etkin ve verimli çalışmasını sağlayacak her türlü düzenlemenin yanında olduğumuzu belirtmek isterim. Artık, çağımızda, insan hakları, demokrasi ve adalet duyguları üstün değerler haline gelmiştir; insanlık, bu değerlerin arayışı içerisindedir.

Ülkemizde yaşanan üzüntü verici gelişmeler ve çıkan olaylar, ister istemez, emniyet Teşkilâtı ile toplumu karşı karşıya gelmek zorunda bırakmaktadır. Bu kadar olay karşısında emniyet Teşkilâtımızın bazı mensuplarının uygulamaları, toplumun eleştirisine, uluslararası gözlemcilerin olumsuz raporlarına neden olmakta, bu da tüm Teşkilâtı rencide etmektedir.

Bu tip olayların önüne geçebilmek için, polis yüksekokulunun kurulması ve eğitim süresinin uzatılması öngörülmekte; suç çeşitlerinin çokluğu, yeni suç çeşitlerinin ortaya çıkması ve yeni teknolojik gelişmeler, Teşkilâtın, her zaman, yeni koşullara ayak uydurmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu sebeplerle, polislik öncesi eğitim süresinin uzatılmasının emniyet Teşkilâtını daha sağlıklı bir yapıya kavuşturacağı kanaatindeyiz; fakat, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle polis açığını beraberinde getireceği, içgüvenliğin sağlanmasında ciddî sorunlar doğuracağı kaygıları da göz önünde tutularak, idarî, malî ve hukukî önlemlerin de alınması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıda öyle bir madde var ki, tasarının amacının saptırıldığı, insan hakları ve demokrasinin rafa kaldırıldığı görülmektedir. Maddede, emniyet Teşkilâtına polis alımlarında, genel ve teknik liselerin dışındaki diğer mezunları kabul etmemek ayrımcılıktır, tasarının amacına aykırıdır, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Hâlâ bu yasaklayıcı ve önyargılı kafayla bir yerlere varamayacağımızı görmemiz lazım. Hiç kimsenin, insanları, eğitim hakkından, meslek edinme hakkından ve mesleğini seçme hakkından mahrum bırakmaya hakkı yoktur. Bu maddeyle böyle bir düzenlemeye gidilmesinin hiçbir gerekçesi olamaz, mantıkî açıklaması da yoktur. Hiçbir lisede, polislik eğitimi, lise öğrenimi süresince verilmemektedir. Bu yüzden bütün lise mezunları polislik hakkı kazanmada aynı yetenektedir ve eşit mesafededir. Devlet, kendi okulları ve bu okullardan mezun olan insanları arasında hiçbir zaman ayırım yapmamalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum, tasarının ülkemize ve emniyet camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Şimdi söz sırası, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Necati Çetinkaya'da.

Buyurun Sayın Çetinkaya. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA M. NECATİ ÇETİNKAYA (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

156 ncı kuruluş yıldönümünü gururla kutladığımız, ülkemizin huzurunu, güvenliğini, emniyetini, asayişini, can ve mal güvenliğini, namusunu koruyan ve kollayan, Türkiye'nin, yarınlarına güvenlikle ve esenlikle bakmasını sağlayan en önemli güvenlik gücü olan polis Teşkilâtımızın yükseköğretim kanunu tasarısını görüşüyoruz. Bence, 2000'li yılların, 21 inci Asra girerken, Türk polisinin 156 ncı yılıyla birlikte önemli bir aşamaya ulaşmasının da en güzel bir örneği. Niye; dün Cibali Karakolu örneğiyle başlayan ve bugün dünyadaki emsalleriyle, meslektaşlarıyla boy ölçüşecek duruma gelmenin gayreti içinde olan bir Teşkilât, eğitim ve öğretimle istenilen seviyeye ve çağı yakalamaya, Türkiye'nin geleceğinin daha emin ve daha güvenli olması için gereken en büyük silahı olan eğitim silahıyla donanmaya çalışacak bir kuruluş. İşte, bunu sağlayacak olan, bugün Yüce Meclisimizde çıkaracağımız bu kanunla fevkalade önemli bir adım atılmış olacak.

Değerli arkadaşlar, takdir buyurursunuz ki, ben, bu meslekte, arkadaşlarıma, eğitim toplantılarında hep bunu tavsiye ederdim. Türk polisi, dışarıda bu ülkenin bir aynasıdır. İlk olarak gelen yerli ve yabancının muhatap olduğu, devletin sokaktaki, en uçtaki temsilcisi, Türk polisidir. Sizin aynanızda ülkenizi görecektir kendisi, sizin aynanızda o ülkeyi tanıyacaktır ve siz nasıl bir görüntü verirseniz, işte, yerli ve yabancıya da o şekilde bu ülkeyi tanıtır ve bir noktada, temsil görevini bihakkın yerine getirmiş olursunuz.  O sebeple, bunu yapabilmenin en önemli yolu, temsil gücünü, temsil kabiliyetini yeterli bir şekilde ifa etmenin yolu eğitimden geçer, öğretimden geçer.

İşte, bu sebepledir ki, bu eğitim, akademiyle başlamış, bu akademinin bünyesinde değişik fakülteler manzumesiyle âdeta bir eğitim ve öğretim kampusu  haline gelerek, her konuda, Türk polisi, daha güçlü, daha kuvvetli, çağın şartlarına daha uygun ve...

BAŞKAN - Sayın Çetinkaya, toparlar mısınız efendim.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) - Peki Sayın Başkanım.

... daha nitelikli vasıflara sahip, donanımlı, her şeyden önce, araç gereç donanımıyla birlikte fikrî hamulesi tam olarak teçhiz edilmiş bir çağın insanı, insana hitap eden, insan unsurunu devamlı muhatap olarak gören bu Teşkilât, her çeşit şartlarda sabırla, metanetle, aldığı eğitim ve ocaktaki o disiplinin gereği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çetinkaya, lütfen efendim...

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) - ...ülkesinin insanlarını ve ülkesinin huzur ve güvenliğini en iyi bir şekilde sağlayan müstesna bir güç. İşte, o mükemmeliyetiyle ülke de daha fazla güvenlik içinde olacak. Polisine güvenen bir millet, bir topluluk, o gücün kendisinin can ve mal güvenliğini sağlayan en güçlü bir kuruluş olduğunu görecek ve böylelikle, huzur içinde olacak, rahat uyuyacak, rahat kalkacak ve yarınlara emin adımlarla yürüyecek. Bunu sağlayan Türk polisi olacak; yetişmiş, eğitimli ve kafa yapısı sapasağlam bir Teşkilât. Bu Teşkilât, inşallah, bu kanunla hedeflenen  o amaca ulaşarak, daha mükemmeliyeti yakalamış olacaktır.

Bu temennilerle, bu kanunun Türk polisine hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

1 inci madde üzerinde başka söz isteyen?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

Tanımlar

MADDE 2- Bu kanunda geçen kavram ve terimler:

a) Bakan         : İçişleri Bakanını,

b) Bakanlık     : İçişleri Bakanlığını,

c) Genel Müdür : Emniyet Genel Müdürünü,

d) Genel Müdürlük : Emniyet Genel Müdürlüğünü,

e) Başkan        : Polis Akademisi Başkanını,

f) Başkanlık    : Polis Akademisi Başkanlığını,

g) Dekan : İlgili Fakülte Dekanını,

h) Dekanlık     : İlgili Fakülte Dekanlığını,

ı) Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü: Polis akademisine bağlı ön lisans düzeyinde eğitim-öğretim yapan Polis Meslek Yüksek Okul Müdürünü,

i) Yükseköğretim Kurulu: 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 6'ncı maddesine göre oluşturulan kurulu,

j) Üniversitelerarası Kurul: 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 11 inci maddesine göre oluşturulan kurulu,

k) Yükseköğretim Kurumları: Üniversiteler, yüksek teknoloji enstitüleri, polis akademisi, harp okulları ve bunların bünyesinde yer alan fakülteler, enstitüler, yüksekokullar, konservatuvarlar, meslek yüksekokulları ile uygulama ve araştırma merkezlerini,

l) Polis Akademisi: Emniyet Teşkilâtının memur, amir ve yönetici ihtiyacını karşılamak üzere ön lisans, lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan, bünyesinde fakülte, enstitü ve polis meslek yüksekokulları bulunan bilimsel özerkliğe sahip yüksek öğretim kurumunu,

m) Enstitü: Başkanlığa bağlı olarak ilgili bilim dallarında lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma inceleme ve yayın faaliyetlerinde bulunan ve öğretim elemanı yetiştiren yüksek öğretim kurumunu,

n) Güvenlik Bilimleri Fakültesi: Lisans düzeyinde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen yüksek öğretim kurumunu,

o) Bölüm: Akademinin eğitim ve öğretiminde, Teşkilâtın hizmet konularına göre amaç, kapsam ve nitelik yönünden bir bütün teşkil eden bilim, teknik ve uygulama dallarından oluşan eğitim, araştırma ve uygulama yapan akademik birimi,

ö) Anabilim Dalı: Bölümü oluşturan ve en az bir bilim dalını kapsayan eğitim-öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü akademik birimi,

p) Bilim Dalı: Anabilim dalı içinde eğitim-öğretim, uygulama ve araştırma yapan akademik birimi,

r) Polis Meslek Yüksek Okulu: Emniyet Teşkilâtının polis memuru ihtiyacını karşılamak üzere ön lisans düzeyinde eğitim-öğretim ve uygulama yapan yüksek öğretim kurumunu,

s) Öğretim Elemanları: Akademi, fakülte, enstitü ve polis meslek yüksekokullarında görevli öğretim üye ve yardımcıları ile öğretim görevlileri ve okutmanları,

ş) Öğretim Üyeleri: Akademi, fakülte, enstitü ve polis meslek yüksekokullarında devamlı veya geçici olarak görevlendirilen Türk ya da yabancı uyruklu veya emniyet hizmetleri sınıfından profesör, doçent ve yardımcı doçentleri,

1) Profesör: En yüksek düzeydeki akademik unvana sahip kişiyi,

2) Doçent: Doçentlik sınavını başarmış akademik unvana sahip kişiyi,

3) Yardımcı Doçent: Doktora çalışmalarını başarı ile tamamlamış, ilk kademedeki akademik unvana sahip kişiyi,

t) Öğretim Görevlisi: Geçici veya sürekli olarak görevlendirilen ders vermek ve uygulama yaptırmakla yükümlü öğretim elemanını,

u) Okutman: Geçici veya sürekli olarak görevlendirilen eğitim-öğretim süresince çeşitli öğretim programlarında ortak zorunlu ders olarak belirlenen dersleri okutan veya uygulayan öğretim elemanını,

ü) Öğretim Yardımcıları: Polis yüksek öğretim kurumlarında belirli süreler için görevlendirilen araştırma görevlileri, uzmanlar, çeviriciler ve eğitim-öğretim planlamacılarını,

1) Araştırma Görevlileri: Polis yüksek öğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme, uygulama ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarını,

2) Uzmanlar: Eğitim-öğretimle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ilgili olan, özel bilgi ve uzmanlığa ihtiyaç gösteren bir faaliyetle belirli süreler için görevlendirilen öğretim yardımcılarını,

3) Çeviriciler: Sözlü veya yazılı çeviri işlerinde belirli süreler için çalıştırılan öğretim yardımcılarını,

4) Eğitim-Öğretim Planlamacıları: Eğitim-öğretim planlaması ile görevli öğretim yardımcılarını,

v) Diğer kavram ve terimler: 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun, 3 üncü maddesinde tanımlanan ve bu Kanunun uygulanması ile ilgili olan diğer kavram ve terimleri,

ifade eder.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Rıza Ulucak.

Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA RIZA ULUCAK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde, Fazilet Partimizin görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisimizin Sayın Başkanını ve değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, tasarının 2 nci maddesinde, kanunda geçen kavram ve terimler açıklanmaktadır. Bu kavram ve terimlerin büyük çoğunluğu ya kelimenin anlamıyla belirlenmiş; bakan, bakanlık, genel müdür, başkan, başkanlık, dekan, vesaire gibi ya da terimler için kısa açıklamalar yapılmıştır. Bazı kavramların ise açıklanması yapılmayarak, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa atıfta bulunulmakla yetinilmiştir. Kanaatimizce, maddede zikrolunan  kavram ve terimlerin tümünün bu maddede kısaca da olsa açıklanması kanun tekniği yönünden daha uygun olacaktı. Bu eksikliğin giderilmesi bakımından, başka bir kanuna atıfta bulunan bentlerin kısaca açıklanması faydalı olacaktır.

Mezkûr maddede adı geçen yükseköğretim kurulunun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6 ncı maddesine göre oluşturulması öngörülmektedir. Bu kurul, Cumhurbaşkanı tarafından, rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik verilmek suretiyle seçilen 7, Bakanlar Kurulunca temayüz etmiş üst düzeydeki devlet görevlileri veya emeklileri arasından seçilen 7, Genelkurmay Başkanınca seçilen 1, Üniversitelerarası Kurulca kurul üyesi olmayan profesör öğretim üyelerinden seçilen 7 kişiden oluşur. Seçilenlerin üyelikleri Cumhurbaşkanının onayıyla kesinleşecektir. Bu bentlerde belirtilenlerin seçimleri bir ay içinde, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayanların yerine yeni adayların seçimleri ise, iki hafta içinde yapılmadığı takdirde, Cumhurbaşkanınca doğrudan atama yapılır. Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olanlardan üyeliğe seçilenlerin kurumlarıyla ilişkileri devam eder. Bu hükümlerin yanında, kurul üyeliğinin süresi, organları, başkanının seçilmesi, yürütme kurulunun oluşumu, huzur hakkı vesair kurallar belirlenmektedir.

Ayrıca, aynı maddede adı geçen Üniversitelerarası Kurulun da, Yükseköğretim Kanununun 11 inci maddesine göre oluşacağı belirlenmiş olup, bu maddede, kurulun kuruluş ve işleyişi ile görevleri belirlenmiştir.

Bu maddenin sonunda "diğer kavram ve terimler" başlığıyla, yine, 2547 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine atıfta bulunulmaktadır; ancak, mezkûr 3 üncü maddede belirlenen kavram ve terimlerin çoğu, esasen bu tasarının 2 nci maddesinde belirlenmiştir. Kanun tekniği bakımından bu tekrarlar uygun olmamakla beraber, herhalde, bu saatten sonra düzeltilmesi olanaksızdır; çünkü, yapılan en haklı öneriler dahi, gerek Bakanlıkça gerekse komisyonca -bir nevi kural haline getirilmiş- nazara alınmamaktadır.

Bütün bunlara rağmen, kuruluşunun 106  ncı yılını kutlayan polis teşkilâtımıza bu kanunun hayırlı olmasını diliyor, Yüce Meclisimizi ve emniyet mensuplarımızı tekrar saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Şimdi, söz sırası, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik'te.

Buyurun efendim.

DYP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısı, polisimizin eğitim seviyesini yükseltmeyi amaçlayan ve bu bağlamda polis akademisini üniversite düzeyine getiren, polis okullarını da polis yüksekokullarına dönüştüren bir yasa tasarısıdır. Doğru Yol Partisi Grubu olarak, bunu son derece olumlu buluyoruz.

Öğretmen okullarını, ilköğretmen okullarını eğitim enstitülerine, ardından 2 yıllık eğitim yüksekokullarına ve ardından da 4 yıllık fakültelere dönüştürdüğümüz gibi, sağlık meslek liselerini sağlık yüksekokullarına dönüştürdüğümüz gibi, polis okullarının da polis meslek yüksekokuluna dönüşmesi ve polis akademisinin üniversite düzeyine getirilmesi olumlu bir gelişmedir. Bu tasarıyı bu yönden destekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, polisimizin eğitim seviyesinin yüksek olmadığı, düşük olduğu ve genellikle polis memurlarının dar gelirli Anadolu ailelerinden geldiği bilinmektedir; ancak, zaman zaman, polis memurlarımızın, bu evlatlarımızın yaptığı bazı yanlışlar olsa bile, her kurumda olduğu gibi, her kurumda yanlış insanlar bulunduğu gibi, bu Teşkilâtta da bazı yanlış insanlar olsa bile, bunların bazı taşkınlıkları olsa bile, polis memurlarının toptan bir karalamaya tabi tutulduğu, bunların çoğu zaman tahkir ve tezyif edildiği de dikkatlerden kaçmamaktadır.

Bakınız, ben, burada, sizlere, eski bir Emniyet Genel Müdürünün Susurluk Komisyonunda verdiği ifadeden bazı bölümler okumak istiyorum. Bakınız, şu anda İzmir Valisi olan Sayın Alaattin Yüksel, 1996 yılında Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede, polisin teşekkülüyle ilgili, polis memurlarının gelmiş oldukları sosyal sınıflar ve tabakalarla ilgili olarak neler söylüyor. Alaattin Yüksel ifadesinde diyor ki: "Üç kardeş; birincisi Bayrampaşa Cezaevinde, ikincisi Ümraniye Cezaevinde hırsızlıktan yatıyor; üçüncü kardeşi polis yapmışız. Bir kardeş Sıvas'ta otel yakma olayından dört yıl ceza almış, öbür kardeş bir başka suçtan üç yıl ceza almış, üçüncü kardeşi polis yapmışız. Annesi fuhuştan kayıtlı, babası onyedi yıldır cezaevinde; oğlunu sokakta kalmasın diye polis yapmışız." Alaattin Yüksel devam ediyor: "Öyle zamanlar olmuş ki, askerliğini yapmayan ve tamamen sokaktan istihdam amacıyla insanlar alınmış. 10 000'er 10 000'er bunları alıp, dört ay sonra sokağa salmışsınız. Nereye; Kızılay Meydanına... Nereye; Taksim Meydanına... Sizinle, benimle, bununla karşılaşmışız. Yozgat'ın, Van'ın köyünden alıp getirmişiz..."

Özellikle, burada, Yozgatlı ve Vanlı milletvekillerinin de dikkatini çekmek istiyorum. Yozgat'tan, Van'dan gelmek bir nakısa mıdır, Van ve Yozgat bu ülkenin sınırları içerisinde değil midir?..

Değerli milletvekilleri, işte, polis devleti kafası budur. Sayın Yüksel'in kendisi beyzade, paşazade olabilir. Herhalde Şişli sosyetesinden polis yapmamızı filan beklemiyor Sayın Vali. Bu ifadeleri hele hele Emniyet Genel Müdürlüğü yapmış bir insanın... Hukuktaki temel prensiplerden birisi, suçların ferdiliği, kişiselliği prensibidir. Bir insanın annesi fuhuştan dolayı tasdiknameli olabilir, birisinin kardeşi şu veya bu şekilde teröre de bulaşmış olabilir; ama, suçların kişiselliği prensibinden hareket ederek, siz, o insanı sen niye polis oldun diye karalayamazsın ve polisi, böyle toptan bir karalamaya tabi tutamazsınız.

Nitekim, 15.12.2000 tarihli bu ifadeler, 15.12.2000 tarihli Milliyet Gazetesinde yayımlandıktan sonra, Kâmil Koyungiloğlu isimli emekli bir polis memuru, Sayın Alaattin Yüksel'i, bütün polis camiasına hakaret ettiği gerekçesiyle mahkemeye vermiştir. Özellikle, devlet adamlarımız verdikleri beyanlarda çok dikkatli olmak durumundadırlar.

Değerli arkadaşlar, biraz önce ifade ettim. Polisimizin eğitim düzeyi düşük olabilir; ama, bu, memleketimizdeki genel bir sıkıntıdır. Polisimizin yaptığı yanlışlar vardır; bundan sonraki maddelerde, bunlar üzerinde duracağım ve bu konularda da görüşlerimizi arz edeceğim.

Saygılarımla efendim. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - 1 adet önerge vardır; okutup, işleme koyacağım.

EYYÜP SANAY (Ankara) - Geri alıyoruz efendim.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ederim efendim.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2 nci madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Akademinin kuruluş, amaç, görev ve ana ilkeleri

MADDE 3 - Emniyet Teşkilâtının memur, amir ve yönetici ihtiyacını karşılamak, ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim-öğretim yapmak, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak üzere bilimsel özerkliğe sahip ve bünyesinde fakülte, enstitü ve polis meslek yüksekokulları bulunan bir yüksek öğretim kurumu olarak polis akademisi kurulmuştur.

Akademinin görevi, bu Kanunda belirtilen amaç, nitelik ve genel müdürlüğün görev ve sorumluluklarına uygun olarak:

a) Temel bilimler ve sosyal bilim alanlarından birinde lisans düzeyinde bilgi ve beceriye sahip, mezuniyetten sonra verilecek görevleri yapabilecek, emrindeki personeli veya birimi eğitebilecek ve yönetebilecek düzeyde emniyet Teşkilâtına amir ve yönetici yetiştirmek,

b) Başkanlığın bünyesinde kurulacak fakülte, enstitü veya enstitülerde emniyet hizmetleri sınıfından en az lisans düzeyinde eğitim-öğretim görmüş amir ve yöneticilerle, aynı eğitim ve öğretim düzeyindeki diğer kişilere, ilgili bilim dallarında lisansüstü eğitim ve öğretim vermek,

c) Ön lisans düzeyinde eğitim-öğretim yapan polis meslek yüksekokullarında, polis memuru yetiştirilmesini sağlamaktır.

Akademideki eğitim-öğretimin plan ve programlanmasında ve uygulanmasında aşağıdaki ana ilkeler göz önünde bulundurulur:

a) Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda Atatürk milliyetçiliği, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı hizmet bilincinin ve mesleki değerlerin kazandırılması sağlanır.

b) Millî kültürümüz, örf ve adetlerimize bağlı şekil ve özellikleri ile evrensel kültür içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere millî birlik ve beraberliği güçlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır.

c) Eğitim-öğretim plan ve programları, çağdaş, bilimsel ve teknolojik esaslara, ülke ve Teşkilâtın ihtiyaçlarına ve ayrıca öğrencinin lisansüstü düzeyde eğitim ve öğretim almasına imkan sağlayacak şekilde hazırlanır. Sürekli olarak geliştirilen bu plan ve programların koordinasyonu genel müdürlükçe yapılır.

d) Akademi, fakülte, enstitü ve polis meslek yüksek okullarının eğitim-öğretimdeki verimliliklerinin artırılması, geliştirilmesi ve öğretim elemanlarının yetiştirilmeleri, Başkanlığın önerileri ile genel müdürlükçe planlanır ve gerçekleştirilir.

 

BAŞKAN - 3 üncü madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın Niyazi Yanmaz; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 438 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 3 üncü madde, akademi hakkında, akademinin fonksiyonları hakkındadır. Biz, bu maddeye katılmaktayız; fakat, değerli arkadaşlar, emniyet Teşkilâtımızla ilgili, bugün itibariyle, bu hafta içerisinde, bu yasayla, üçüncü yasa çıkıyor. Bu demektir ki, emniyet Teşkilâtımız yeniden bir yapılanma içerisinde. Biz de, ülkemizin iç güvenliğini, iç huzurunu temin eden böyle bir Teşkilâtın yanındayız ve dolayısıyla, dokuz aylık kurslarla bu işin olmadığında, polislik eğitiminin, özellikle gelişen çağımızda, bilgi teknolojisinin hüküm sürdüğü bir çağda, dokuz aylık kurslarla bu işin olmadığında, yine, hepimiz hemfikiriz.

Ancak, değerli arkadaşlar, ülkemizin bugün içine düştüğü sıkıntının yegâne sebebi, toplumsal konsensüsün olmayışı, barışın, toplumsal barışın temin edilemeyişidir. Her ne kadar, bugün, gündemde ekonomik kriz ağırlıktaysa da, bunun altında yatan gerçek neden, biraz önce ifade ettiğim gibi, toplumsal barışın olmayışıdır.

Şimdi, bu yasada, yine, bizi tereddüde sevk eden bir konu var. Polis yüksekokullarına öğrenci alınırken, genel lise ve teknik lise mezunları alınıyor; burada meslek lisesi mezunları ayırt ediliyor.

Şimdi, soruyorum arkadaşlar, yani bu genel liselerde ve teknik liselerde polis eğitimi mi veriliyor; iç huzurumuzu, iç güvenliğimizi temin edecek herhangi bir ders mi var? Arkadaşlar, bu tamamen bir ayrıcalıktır; bu, ülkede birinci sınıf ve ikinci sınıf vatandaş meydana getirme arzusudur. İşte ülkemizin bugün içine düştüğü sıkıntının yegane sebebi budur. Eğer biz, bu kaostan, bu polemiklerden, bu problemlerden kurtulmak istiyorsak sevgili arkadaşlar, devlet ile milleti birbiriyle barışık hale getirmemiz lazım; aksi takdirde, sonumuz hüsran olur.

Bir diğer konu; özellikle hafta içerisinde Ankara'da yapılan esnaf yürüyüşünde provokatörlerin karıştığı noktasında hepimiz aşağı yukarı hemfikiriz; fakat, emniyet güçlerinin vazifesi, bu provokatörleri bulup deklare etmek, deşifre etmektir. Fakat, bunun ötesinde, benim anlayamadığım, basın, birtakım çevreler "provokatörler karışmıştır..." Ee, kim karışmıştır; "birtakım partilerden..." Partilerden derken, özellikle muhalefet partileri söyleniliyor.

Arkadaşlar, bu Parlamentoda muhalefet partileri de var, iktidar partileri de var; yalnız iktidarlar, totaliter rejimlerde olur, diktatörlüklerde olur; ama, demokrasilerde hem iktidar vardır hem muhalefet vardır. Muhalefet partileri, bu krizli ortamda esnafın derdine derman olmak için, esnafın meselesini dillendirmek için meydana çıktığında büyük gazeteler hemen sürmanşet atıyor: "Kriz tacirleri." Halka gidiyorsunuz; halk "niye gelmiyorsunuz; ey muhalefet, sesimizi siz de mi duymuyorsunuz; hele, iktidar partilerinin basireti bağlanmış, siz niye aramıza katılıp meselelerimize tercüman olmuyorsunuz" diyor.

Değerli arkadaşlar, burada emniyet Teşkilâtımızın görevi, iyi ile kötüyü ayırt etmek, provokatörleri alıp, halka, insanlığa, kamuoyuna deklare etmek, deşifre etmektir; ama onun ötesinde, işte bundan sonra, yasal yürüyüşleri de kısıtlamak, işte muhalefeti töhmet altında, şaibe altında bırakıp, meydanlara inmesini engellemek; bunlarla, arkadaşlar, bu ülkeye yazık edilir, bu anlayışla, bu mantaliteyle bir yere varılması mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, yine, biz, bu noktada, ülkemizin içgüvenliğini temin eden, huzurunu temin eden emniyet Teşkilâtımızın halkla bütünleşen bir Teşkilât olduğunu, bu Teşkilâtın da bu anlayışının, bu mantalitesinin böyle devam etmesini istiyoruz; ancak, her ne kadar karakollarda filistin askıları bulunsa da, hortumla dövmeler olsa da, işkenceler olsa da, biz inanıyoruz ki bu Teşkilâtın içinden gelen, çıraklığını yaptığı işin ustalığına soyunan Sayın Bakanımız bu işlerin üstesinden gelecektir; ümidimiz ve inancımız odur; çünkü, Türkiye'nin kurtuluşu da ancak demokratik bir anlayışla, demokratik bir mantaliteyle mümkün olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) - Bu bağlamda, biz, esnaf yürüyüşlerine -provokatörlerin karışmaması sağlanarak- müsaade edilmesini, esnafımızın, halkımızın, gerçekten, çileli tavırlarını dile getirmelerini arzu ediyoruz; ancak, provokatörleri desteklemek, yakıp yıkmaları desteklemek, onların yanında olmak, hiçbir aklıselim insanın kabulleneceği bir iş değildir. Bu noktada, herkes böyle yapar anlayışıyla, yasal olan,  demokratik hak olan, esnafın demokratik hakkı olan bu tür yürüyüşleri engellemek ve muhalefete de çamur atmak anlayışı, değerli arkadaşlar, bizi iyi bir noktaya götürmez.

BAŞKAN - Efendim, toparlar mısınız.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) -  Ben, bu noktada, Sevgili Bakanımızın, hafta içerisinde, esnaf yürüyüşünde provokatörlük yapan kimselerin menşeini, mihrakını, mihverini belirtmesini arzu ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi en derin saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Temenninizi duyduk; ama, Sayın Bakanın etrafı çok kalabalıktı, inşallah o da duymuştur.

Bekleyeceğim, Sayın Bakanın etrafındaki kalabalık dağılana kadar başka arkadaşıma söz vermeyeceğim.

OĞUZ TEZMEN (Bursa) - Ara verelim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ara vermeyeceğim de, bekleyeceğim efendim.

OĞUZ TEZMEN (Bursa) - Görüşme bitsin, ondan sonra... Meclisin bir adabı var.

BAŞKAN - Telaş bitsin, görüşme değil efendim.

Efendim, isterseniz 5 dakika ara vereyim.

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Affedersiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Estağfurullah efendim.

 Sayın Bakanım, size sual soruyorlardı, ondan kesmedim; önemli bir şey, yarın Türkiye'nin her tarafında esnaf yürüyüşü var. Sayın Yanmaz önemli bir temennide bulundu, size gelip söyleyecektir; zabıtlara geçti ama, siz kaçırdınız.

Sayın Yanmaz'a, Sayın Bakana ve diğer arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik'e söz veriyorum efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısının gerekçesinde, ülkemizde suç ve suçluluk profilinin değiştiğinden, dolayısıyla polis memurlarının ve polis amirlerinin, hukukçu, aynı zamanda sosyolog, aynı zamanda güvenlik mühendisi olmaları gerektiği ifade ediliyor; biz de buna yürekten katılıyoruz.

Gerçekten, polisimizin, toplumsal dokuyu çok iyi bilen, toplumsal refleksleri çok iyi okuyabilen bir Teşkilât olması gerektiğinde hepimiz hemfikiriz; ancak, değerli milletvekilleri, burada üzerinde durulması gereken çok önemli bir husus vardır, o da, bilginin davranış haline getirilip getirilmediği meselesidir. Bugün, ülkemizde yanlış yapan insanlar, diplomasız insanlar değildir; bankaların içini boşaltanlar, ülkedeki kalpazanlar, fakir fukaranın, yetimin hakkını yiyenlerin çoğunun çifter çifter diplomaları vardır, bunların çoğu da üniversite mezunlarıdır. Onun için, bir fakülteden mezun olmak, bir akademiyi bitirmiş olmak, diploma sahibi olmak, doğru adam, dürüst adam olmak için yeterli değildir. Dolayısıyla, polisimiz eğitilirken, polise sabır öğretilirken, polise, vatandaşa şefkatle muamele edilmesi gerektiği öğretilirken ve polise, özellikle toplumsal olaylar karşısında nasıl refleks ve tepki göstermesi gerektiği öğretilirken, mutlaka, bu bilgilerin, onlara kavratılması gerekmektedir ve bunların bir ahlak haline, bir yaşama biçimi haline, bir davranış biçimi haline gelmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bir diskete bilgilerin yüklenmesi gibi, bir teyp kasetine yapılan kayıt gibi, bilgilerin, insanların kafasına depolanmasının hiçbir anlamı olmayacaktır.

Bugün, bakıyorsunuz, birçok illegal örgütün başında, doktora yapmış, mastır yapmış insanlar bulunmaktadır. Dolayısıyla, insanın, ahlak ve fazilet sahibi olması, manevî değerlere sahip olması, karşısındaki insanın değerini anlaması, ona saygı duyması, çok daha önemli bir eğitim, terbiye ve talim gerektirir diye düşünüyorum. 

Değerli arkadaşlarım, bakınız, sadece polisin kendisi sonuçlarla ilgilenebilir; ancak, polis akademisi, yapacağı araştırmalarla, suçun sebebi üzerinde, suçun kaynakları üzerinde ve insanları suça iten amiller üzerinde araştırmalar yapmak; bu konuda, Emniyet Genel Müdürlüğüne, İçişleri Bakanlığına danışmanlık yapmak durumundadır. Dolayısıyla, polis akademisindeki öğretim elemanlarının, öğretim üyelerinin hür iradeye sahip olmaları gerekmektedir; her türlü baskıdan uzak, gerçekten üniversal anlamda bir anlayışa ve bir hür düşünceye sahip olmaları gerekiyor; üzerlerinde, bugün mevcut üniversitelerimizde bulunan baskının olmaması gerekiyor.

Bakınız, üniversitelerimizde bugünkü uygulamalarla ilgili olarak, size, çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum:

Bir üniversitemizde, bir hanımefendi "Ortadoğu'daki İslamî Hareketler ve Modernizm" diye bir doktora tezi hazırlıyor. Bu doktora tezinde, Ortadoğu'daki bütün ülkelerdeki bu hareketleri inceliyor ve doktora tezi, 5 profesör tarafından "pekiyi" dereceyle kabul ediliyor. Daha sonra, bu tez basılırken, bu hanımefendi, doktora teziyle ilgili olarak, kitabı zenginleştirmek için bazı resimler kullanıyor ve bu doktora tezinin İran bölümünde de Humeyni'nin resmini koyuyor. Üniversite, bu hanımefendiyi "sen Humeyni'nin propagandasını yapıyorsun" gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanuna göre bir gerekçe buldu ve öğretim mesleğinden bu hanımefendiyi menetti.

Bakın, polis akademisinde yapılacak araştırmalarda da aynı meselenin göz önünde bulundurulması lazım. Alev Erkilet Başar son derece başarılı, ödüller almış bir sosyolog olduğu halde, yaptığı araştırmadan dolayı, düşüncelerinden dolayı, fikirlerinden dolayı üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Humeyni'nin propagandasını falan da yapmıyordu. Bugün Türk inkılabı üzerine doktora yapan bir insanın, Atatürk'ün resmini kitabına koyması ne kadar tabiî ise, İran üzerinde araştırma yapan bir insanın da Humeyni'nin resmini koyması o kadar tabiîdir.

Ben şimdi soruyorum: Bu hanımefendi, diyelim ki Ortadoğu'daki İslami hareketler üzerine bir araştırma yapmayıp da Türkiye'deki hayat kadınları üzerinde bir araştırma yapsaydı ve doktora tezinin bir yerine Manukyan'ın resmini koysaydı, acaba aynı şekilde üniversiteden uzaklaştırılır mıydı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, Şadi Eren diye bir doçent, Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'e, ilahiyat fakültelerinde uygulanan başörtüsü yasağıyla ilgili, bir evladın babasına yazdığı saygı üslubu içerisinde bir mektup yazdığı için üniversiteden atıldı ve kamu mesleğinden menedildi. Sayın Millî Eğitim Bakanına buradaki bir arkadaşımız bunu sorduğunda, YÖK'ün vermiş olduğu cevabı getirdi, mahkeme mübaşiri gibi burada sadece bize okumakla yetindi. Sayın Millî Eğitim Bakanına bunun doğru olup olmadığı sorulmuştu; Sayın Bakanımız ise, sadece getirip, kürsüden bize bunu okudu.

Dolayısıyla, polis akademisinde, diğer üniversitelerimizdeki baskıcı tutumun, özellikle akademik hürriyetin üzerindeki baskıcı tutumun olmaması gerektiğini temenni ediyorum ve bu düşüncelerle Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Madde üzerinde başka söz isteği?.. Yok.

Efendim, 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Akademinin Organları, Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Organlar

MADDE 4 - Akademinin eğitim-öğretim ve yönetim işleri;

a) Başkan,

b) Dekan,

c) Akademi Yönetim Kurulu

d) Enstitü Müdürü,

e) Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu,

f) Bilimsel Denetleme Kurulu,

g) Polis Meslek Yüksekokulu Müdürü,

h) Fakülte Öğretim Kurulu,

ı) Fakülte Yönetim Kurulu,

i) Disiplin Kurulları,

j) Genel Yönetim Birimleri

tarafından yürütülür. Hizmetin gerektirdiği hallerde, diğer birim ve kurullar teşkil edilebilir. 28.03.1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanunu uyarınca gerekli hallerde başka fakülteler kurulabilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Lütfi Yalman; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA LÜTFİ YALMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 438 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde, Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini ifade edeceğim.

Değerli arkadaşlarım, son günlerde, hepimizin bildiği gibi, ekonomik krizin en fazla etkilediği kesimlerin sokağa dökülme noktasına gelmesini, tepkilerini ve demokratik ve insanî ölçüler içerisinde bu tepkilerini dile getirmelerini, elbette ki, anlayışla karşılıyoruz; çünkü, 57 nci hükümetin her kesimi mağdur etmiş olması ve bundan da en fazla esnafın etkilenmiş olması, belki de, esnafı sokaklara çeken en büyük etkenlerden bir tanesidir ve sokaklara çıkan bu esnafımızın arasında, her siyasî partiden, her görüşten, farklı kesimlerden insanların olduğu da hepimizin malumudur. Zira, en azından Ankara'da gözaltına alınan insanlar arasında, iktidar partisi üyelerinin bile bulunduğunu, Emniyet Genel Müdürlüğü açıklamıştır; ancak, her ne sebeple olursa olsun, bu demokratik tepkilerin provoke edilmesine fırsat verilmemelidir. Bu sebeple, son günlerde sokak gösterileri sırasında polislere yapılan saldırıyı tasvip etmemiz mümkün değildir ve bunları kınıyoruz, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, kamu hizmetinde bulunan insanların eğitimli olması çok büyük önem arz eder. Bu vesileyle, bu kanun tasarısı üzerinde görüşlerimizi ifade ederken, özellikle, halkın her kesimiyle, her yönden sürekli görüşme durumunda olan polislerin eğitilmesi çok daha büyük önem arz etmektedir.

Küreselleşen dünyada eğitimin önemi gittikçe daha da artmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de suçluluk oranları, suçluluk çeşitleri de gittikçe artmıştır, bu da hepimizin malumu; ancak, yine, bu çerçeve içerisinde, kanun tasarısının genel gerekçesinden birkaç cümle okumak istiyorum hızla:

 "Polis okullarındaki eğitimin teori ağırlıklı olduğu, öğretilen bilgilerin davranışa dönüştürülemediği ve istenilen verimin alınamadığı, ideal bir eğitimde olması gereken bilgi, teknik, taktik ve davranış boyutlarında, polis okullarındaki eğitimlerde sadece bilgi ve teknik boyutlarının mevcut olduğu, uygulama yeteneği kazandırmaya yönelik taktik ve davranış boyutlarının ise bulunmadığı tespit edilmiştir."

Değerli arkadaşlarım, dikkat ederseniz, buradaki yaklaşımda bir eksiklik ve aksaklık var; çok materyalist bir duyguyla, materyalist bir ruhla yaklaşılmıştır. Materyalist yaklaşımlarla ve duygularla yetiştirilen insanların yetiştirilme tarzında birtakım eksikliklerin olduğu hepimizin malumudur. İnsanlarla iç içe yaşayan, insanlarla değişik platformlarda diyalog kurmak mecburiyetinde kalan kamu hizmetlilerinin gönül eğitiminin, ruh eğitimin aksatılmaması gerekir; çünkü, gönül eğitiminde, ruh eğitiminde, insanlara sevgiyle yaklaşmak, saygıyla yaklaşmak vardır; insanları sevme ve sayma duygusunun geliştirilmesi söz konusudur. Burada, bu eksikliği, öncelikle tespit etmiş olalım.

Değerli arkadaşlarım, bir diğer açıdan, dün, hepimizin bildiği gibi, buradan, insan hakları başkanlığı tasarısı geçti, kanunlaştı. İnsan haklarını işlerken, zannedersem, biz, sadece teorik bazda bunları işliyoruz; ama, şu tasarıda, ilk defa, resmî bir ayırımcılığı gerçekleştirmiş oluyoruz.

Değerli arkadaşlarım, emniyet Teşkilâtına polis alımlarında, genel lise ve teknik liselerin dışındaki meslekî liselerden öğrenci kabul edilmemektedir; hepsi, Türkiye Cumhuriyetinin okullarıdır ve Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığının denetiminden geçen okullardır, buralarda farklı eğitim verilmemektedir; ama, değişik alanlarda eğitim, değişik mesleklerde eğitim verilmektedir. Eğer buralarda bir aksaklık, bir yanlışlık varsa, devlet, işin bu boyutuna bakmak mecburiyetindedir. Sen kalkacaksın, Türkiye'de genel lise ve teknik liseden bu okullara öğrenci alacaksın; ama, meslek liselerinden almayacaksın; belli bir önyargıyla, belli meslek gruplarını hedef alarak, bir ayırımcılık yapacaksın.

BAŞKAN - Sayın Yalman, toparlar mısınız efendim.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) - Bu, Anayasamızın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Eğitim gören...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFİ YALMAN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Eksüre veriyorum efendim.

Buyurun.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) - Lise ve dengi okullarda okuyanlar ile meslek liselerinde eğitim gören yavrularımız, çocuklarımız, insanlarımız, bir ayırıma tabi tutulmuşlardır burada. Bu yanlışlığın mutlaka düzeltilmesi gerekir; bu konuda önerge de verdik. Bir diğer madde üzerinde bununla ilgili bir iki misal de vererek konuşmalarıma devam edeceğim.

Saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan şu önergeler meselesini halletsin; çünkü, konuşmacıların hiçbir konuşmasını algılayamıyor.

Birleşime, 5 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 15.55


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.10

BAŞKAN: Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Yahya AKMAN (Şanlıurfa), Cahit Savaş YAZICI (İstanbul)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 84 üncü Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.

438 sıra sayılı kanun tasarısının görüşülmesine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

5. –  Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı : 438) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde

Hükümet?.. Yerinde.

Tasarının 4 üncü maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Zeki Ertugay konuşacaklar.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 438 sıra sayılı Polis Yükseköğretim Kanunuyla ilgili tasarının 4 üncü maddesi üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar, çok fedakâr hizmetleriyle, içgüvenliğin sağlanmasında özverili hizmetlerde bulunan değerli Türk polisinin, elbette ki, 21 inci Yüzyılın gelişen şartlarına göre, yeni bilgilerle, yeni teknolojilerle, yeni eğitim ve öğretim imkânlarıyla mücehhez kılınması bir ihtiyaçtır. Grubumuz adına konuşan değerli arkadaşlarımız da ifade ettiler; bu nedenle, bu yasa tasarısını, elbette ki, destekliyoruz; çünkü, eğitim, öğretim bir haktır ve bu hakkın, mümkün olduğu kadar, en ileri derecede kullanılması, o toplumun geleceği açısından önemli bir teminattır. Bugün, polisimizin hangi şartlarda, toplumun çok çeşitli kesimleriyle, ne tip zorluklarla, zaman zaman, karşı karşıya kaldığını çok iyi bilmekteyiz. Sadece, meslekî bilgiler değil, meslekî bilgilerin yanında, iyi bir toplum psikolojisi, iyi bir sosyoloji ilminin esaslarına sahip olan yetişmiş insan kesitiyle, bugünkü şartlarda çok daha iyi hizmet edeceği kanaatindeyiz.

Bu vesileyle, özellikle, son yıllarda, iç güvenliğin sağlanmasında, halkımızın huzur ve güveninin sağlanmasında fedakârca hizmet eden ve hayatını feda eden şehit polislerimizi, rahmetle, şükranla anıyorum.

Burada, getirilen kanun tasarısıyla, getirilen yeni uygulamayla, gerçekten, âdeta, bir polis YÖK'ü kurulmaktadır; yani, polis Teşkilâtının, yeniden, eğitim, öğretiminin her kademesinin planlanmasıyla ilgili olarak, çok kapsamlı bir düzenleme getirilmektedir. Bir polis üniversitesi -akademi olarak burada ifade edilmiş- ve ona bağlı fakülteler, yüksekokullar, eğitim, öğretim kurumları, disiplin kurulları öngörülmüş; bunları destekliyoruz.

Burada, bir hususu, dikkatlerinize özellikle sunmak istiyorum değerli milletvekilleri. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çıktığı zaman, Türkiye'deki bütün yükseköğretim kurumları bir çatı altında toplanmıştı. Bugün, dünyada gelişen şartlara paralel olarak, harp okullarımızın yeniden daha iyi eğitim öğretim şartlarına kavuşturulması ve akademik bilgilere daha kolay sahip olabilmesi bakımından yeni bir eğitim kanunu onlar için çıkmıştı; yine, aynı şekilde, polisimiz için de çıkıyor. Bunları da memnuniyetle karşılıyoruz, ancak, bu, bize şunu gösteriyor ki; bugünkü uygulamasıyla Yükseköğretim Kanunu da, toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmekten uzak hale gelmiş bulunmaktadır. Onun için, Yüce Meclisin, bu açıdan da, Yükseköğretim Kanununu yeniden ele alabilecek bir çalışmayı da yapmasının çok gerekli olduğuna inanıyorum.

Bugün, Türkiye'de, bilgiye duyulan ihtiyacın, bilgiye duyulan talebin karşılanmasında yaşadığımız toplumsal sıkıntıları hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunun için, üniversitelerimizin, yükseköğretim sistemimizin, bu çerçeve içerisinde yeniden ele alınmasının da çok gerekli olduğuna inanıyorum. Aynı şekilde, geçmiş örneklerden birini verecek olursak, eskiden, öğretmen yetiştiren kurumlar olarak yüksek öğretmen okulları vardı. Bunlar, orta dereceli okullara, öğretmen okullarına dayalı olarak eğitim öğretimi sürdürüyorlardı ve çok kaliteli, çok nitelikli öğretmen yetiştiriyorlardı. Yeni YÖK Kanunundan sonra, öğretmen niteliğinde maalesef bir düşme olmuştur.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, insan için gerekli olan sadece bilgi değildir, bilginin kullanımı önemlidir ve en önemlisi, pedagojik formasyondur, en önemlisi topluma cevap verecek, insana düzgün bakan, insanı iyi yönleriyle ele alan ve toplumun gerçek ihtiyaçlarını tespit eden ciddî bir eğitime sahip olabilmektir. Sadece öğretim değil, eğitim boyutuyla da meselenin ele alınması gerekir diye düşünüyorum.

Kanun tasarısını desteklediğimizi ifade ediyorum.

Bir teknik ayrıntıya müsaadenizle değinmek istiyorum. O da, bu tasarıda, her ne kadar yükseköğretimin haricinde, özellikle idarî yapılanma bakımından kendi içerisinde ayrı bir yapı oluşturuyorsa da, polis akademisi ve ona bağlı fakülteler yönünden -en azından terminoloji bütünlüğü olması bakımından- bazı düzeltmelerin yapılmasının gerekli olduğu kanaatindeyim. Mesela 4 üncü maddede, akademinin eğitim, öğretim ve yönetim işleri ve buna ait organlar zikrediliyor, orada "fakülte öğretim kurulu" ifadesi var. Yüksek Öğretim Kanununda, bu "fakülte kurulu" olarak zikredilmektedir; çünkü, fakülte kurulu, hem eğitimle hem de öğretimle ilgili bir kuruluştur, sadece bir öğretim kurulu değildir.

Bu düşüncelerle, bu kanun tasarısının hayırlı olmasını temenni ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN - 4 üncü maddeyi, karar yetersayısıyla birlikte oylarınıza sunacağım ve bunun için de elektronik cihazla oylama yapacağım. 

Oylama için 5 dakika mühlet veriyor ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Efendim, aştık...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, sayıyı söyler misiniz.

BAŞKAN - Karar yetersayısı vardır efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, rakamı söyler misiniz... Rakamı öğreneyim.

BAŞKAN - Usulümüze aykırı. Ben, size pusula yazacağım efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır... Söyleyin canım, ne olacak?

BAŞKAN - Kâtip üyeler size söyleyecek efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Ne olacak yani?!

BAŞKAN - İşarî oy olduğu için söylemiyorum; size pusula yazacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Söyleyin oradan efendim.

BAŞKAN - Söyleyemem efendim...

KAMER GENÇ ( Tunceli) - Bulamadınız o zaman.

BAŞKAN - Buldum...

İki Kâtip var efendim, biri muhalefetten biri iktidardan; bir de bendeniz varım; yeter.

Efendim, 4 üncü madde kabul edilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, bazı arkadaşlar karar yetersayısı-nı 119 olarak biliyorlar.

BAŞKAN - Hayır efendim... İstirham ederim...

139'u bilmiyorsam, bu kürsüde başkanlık yapmam.

Ama, 139'dan fazla efendim.

5 inci maddeyi okutuyorum :

Başkan, Dekan, Enstitü ve Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü

MADDE 5- Başkan, akademi, fakülte, enstitü, polis meslek yüksekokulları ve bağlı birimlerinin bütün faaliyetlerinin yönetim, göze-tim ve denetiminden sorumludur.

Başkan profesör ise kendisi, değilse başkanın görevlendireceği bir profesör üniversitelerarası kurulun üyesidir.

Dekan, akademideki lisans düzeyinde eğitim-öğretim yapan fakültelerin faaliyetlerinin yönetim, gözetim ve denetiminden başkana karşı sorumlu profesördür.

Enstitü müdürü, enstitüdeki bütün idari ve bilimsel faaliyetlerin yönetim, denetim ve gözetiminden başkana karşı sorumlu öğretim üyesidir.

Polis meslek yüksekokulu müdürü, okulun eğitim-öğretim, disiplin, yönetim ve diğer hizmetlerini yürütmede başkana karşı sorumlu kişidir.

BAŞKAN - Efendim, 5 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Dengir Fırat konuşacaklar.

Buyurun efendim.

FP GRUBU ADINA DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 438 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesi üzerinde, Fazilet Partisi adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugüne kadar gelmiş olan birçok tasarılarda olduğu gibi, doğru olan bir şeyi yanlışta arama ısrarımızı sürdürdüğümüzü bu tasarıyla da tasdik etmiş oluyoruz. Bu, doğrudur, mutlak surette, polisin eğitiminin üst düzeye çıkarılması, yeterli hale getirilmesi şarttır. Bunda, hiç kimsenin tereddüdü olmadığı kanısındayım; ancak, bunu, yanlış bir yerle irtibatlandırarak -ki, bu yanlışın temelinde yatan şey YÖK- YÖK'le irtibatlandırarak, polis akademilerini ve polis fakültelerini YÖK'le birleştirerek, Türkiye'deki bilimsel disiplini, bilimsel araştırmayı ortadan yok etmiş olan bir kuruma, polis akademilerinin bugüne kadarki verimli çalışmalarını, onunla entegre ederek, ortadan kaldırmaya da kimsenin hakkı olduğu kanısında değilim; bu bir.

İkincisi, bugüne kadar polis eğitim sistemine baktığımız zaman, en altta, polis okulları, polis koleji ve polis akademisi olduğunu görüyoruz. Polis okullarından mezun olan, altı ay içerisinde mezun olan polis memurlarının eğitiminin yeterli olmadığını tespit edebilmek mümkün; bunu görebiliyoruz; olaylarda görebiliyoruz, polisin çalışmalarında görebiliyoruz. Bunların birer yüksekokul haline getirilerek iki yıla çıkarılmasını doğru buluyoruz; ancak, dünyanın hiçbir yerinde, bilimsel disipline dayanmayan, fakülte adı altında bir kurumun kurulduğunu görebilmek mümkün değildir; çünkü, polislik, bir meslektir. Bu mesleğin gereği de, okullarda, yüksekokullarda ve akademilerde, bu eğitim sistemi içerisinde eğitilebilmesidir.

Bunun dışında ihtiyaçlar yok mudur? Bilimsel olarak, bir psikoloğa ihtiyacı yok mudur; vardır. Bir sosyoloğa ihtiyacı yok mudur; vardır; hukukçuya ihtiyacı vardır, siyasal bilgilerden idareciye ihtiyacı vardır, üst düzey yöneticilere ihtiyacı vardır. Dünyada da, genellikle, bu nevi akademilerde üstün performans gösteren kişilerin, bu üniversitelere devam ederek, gerekli araştırmaları yaparak, lisans ve lisansüstü çalışmaları desteklenmektedir ve doğru olan da budur. Amerika'daki sisteme, Avrupa'daki sisteme baktığımız zaman da, meslek olarak gözüken -harp okullarında- güvenlik birimlerinin bu şekildeki bir eğitim sistemi içerisinde eğitildiklerini tespit edebilmek mümkündür. Ancak, bunların içerisinde, sosyoloji doktorları, kriminoloji doktorları, hatta daha üst seviyede profesörler, doçentler olduğunu da görüyoruz ve bu ihtiyaçlarını da, ancak üniversite seviyesinde bilim disiplinine dayanan, o disiplinler içerisinde yetiştirilmiş olan insanlar vasıtasıyla o ihtiyacın...

BAŞKAN - Sayın Fırat, bir dakika efendim...

Sayın Fırat'ın konuşmasını biz dahi duyamıyoruz efendim; salonda sükûneti sağlayalım lütfen.

Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Fırat.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) - ... hakikaten, bilimsel disipline dayanan, bilimsel araştırma yapan üniversite ve fakültelerden gidermesi mümkündür. Buraları bitirmiş olan insanları da alabileceğiniz gibi, polis olarak yetiştirmiş olduğunuz insanları da, bir yerde teşvik ederek, üniversitelere yöneltip -hatta, lisansüstü çalışmalarını da sağlayarak- netice almak, bence doğru olandır. Ancak, nedense, Türkiye'de, hemen hemen bütün eğitim kurumlarının YÖK bünyesi içine alınarak, belki, bir yerde, özlük haklarının daha üst seviyeye çıkarılması neticesini elde etmek istiyoruz; aslında, bu özlükle ilgili bir problemse, bunun başka bir şekilde halledilmesi gerekir. Ancak, nedense, daha evvel, harp akademilerinin üniversite haline dönüştürülmesi, bundan sonra da, polis akademilerinin fakülte haline dönüştürülmesi şeklindeki bir eğilimin, giderek Türkiye'de yaygınlaşacağını ve zaten çarpık olan eğitim sistemini, daha da çarpıklaştıracağı, meslekî eğitim görmek durumunda olan güvenlik güçlerimizin de daha güçlü olmasını, daha iyi eğitim görmesini sağlamayacağı kanısındayız.

Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Şimdi, söz sırası Doğru Yol Partisi Grubunda.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Çorum Milletvekili Sayın Bekir Aksoy; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA BEKİR AKSOY (Çorum) - Muhterem Başkanım, muhterem milletvekili arkadaşlarım; Yüce Heyetinizi selamlıyorum.

Bir ülkede iktisadî, sosyal ve kültürel alanda her ileri hamlenin çekirdeğinde, o ülkedeki kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu esenliğinin esası vardır. Bunlar birbirleriyle doğru orantılıdır. Eğer, ülkede, kamu düzeni, kamu esenliği, kamu güvenliği olmazsa, ileri bir hamleden de söz etmek mümkün değildir.

Devlet, kamu düzenini, kamu güvenliğini ve kamu esenliğini, meşru güçleri olan polis ve jandarmayla temin eder. Bu noktada, jandarmanın ve polisin önemi ortaya çıkıyor. Her ileri hamlenin çekirdeği olan bu söylemiş olduğumuz düzen, esenlik ve güveni devlet temin ederken, hangi nitelikte polisle temin edecek; bu soruya cevap vermek lazım. Kanaatim odur ki, güven veren kimlik ve kişiliği teşekkül etmiş, yanlışa teslim olmayan, kendisini Anayasa, kanun, tüzük ve yasal emirlerin çizgisiyle ihata etmiş, beşerî zaaflarından sıyrılmış, uzaklaşmış, sürat ve intikali yüksek ve inisiyatifli polis memuruyla, amiriyle ancak bu söylemiş olduğumuz şeyleri tanzim eder.

Peki, bunları yaparken, bu kimlikleri, bu nitelikleri polise hangi usulle kazandıracağız? Güven veren kimlik ve kişiliği, yanlışa teslim olmamayı, meşru çizgiyle kendisini ihata etmiş bir kimliği ve yine, beşerî zaaflarından sıyrılmış bir polisi, ancak, iyi bir eğitim-öğretim ve arkasından da iktisadî ve sosyal haklarla yaratmamız mümkün olur.

İşte, bu tasarıyla, bunun birinci ayağı olan eğitim ve öğretim meselesi, kanaatim odur ki, halledilmiş durumda. İnşallah, bu tasarı kanunlaştığında, gerçekten polise kimlik veren, kişilik veren, onu ihata eden, vatandaşıyla iç içe yapan kimlikteki polisin yetişmesi mümkün olacaktır.

İkinci ayağını unutmamamız lazım. İkinci ayağı, iktisadî ve sosyal haklardır. Sen ne kadar eğitim ve öğretim verirsen ver, eğer, polisi iktisadî ve sosyal açıdan belli bir noktaya getirmezsen, bir gün gelir, korkarım yanlışa teslim olur. Yanlışa teslim etmemek için de mutlaka bu konuda dikkatli olmak mecburiyetindeyiz.

Yine, bu eğitim anında, akademi görevlilerinden, profesörlerinden, emniyet müdürlerinden en büyük ricam, polisin aslî görevi olan mâni zabıta konusunda polisi ısrarla eğitmeleri. Bugün, mâni zabıta görevi, âdeta ikinci plan gibi görülmekte. Mâni zabıtayı yaptığı zaman, asayişi muhill suçlar, milleti kargaşaya götüren suçlar, mutlaka önlenecektir. Sayın Bakanımızdan da ricamız, polisin mâni zabıta görevinin ısrarla üzerinde durulması ve bunun tam teşekküllü sağlanmasıdır.

Muhterem arkadaşlarım, tasarıyla ilgili teknik bir hususu arz edip, konuşmamı bitireceğim. Tasarının 5 inci maddesinde, akademi başkanlığına, "Başkan profesör ise kendisi, değilse başkanın görevlendireceği bir profesör üniversitelerarası kurulun üyesidir" diyor. Şimdi, kadro cetvelini inceliyoruz, akademi başkanı emniyet hizmetleri sınıfından ve atama şeklini de üçlü kararname olarak belirtmiş. Şimdi, akademik kadrolara ikinci bir akademisyen başkan kadrosu koymazsak, ileride İçişleri Bakanlığı, profesör kadrosundaki birini atamada kesinlikle güçlük çekecektir. Akademik kadrodaki bir profesörün, emniyet hizmetleri sınıfından başkanlığa tayini de mümkün değildir.

Şimdi, arkadaşlarla temasımız oldu; "maliye karşı çıkıyor" diyorlar. Buna gerek yok; "görevlendirmeyle yapılır" deniyormuş; oysa, kanun akademi başkanının nasıl atanacağını söylemiş "üçlü kararla atanır" diyor. Üçlü kararla atananı -kanunda belirtildiğine göre- görevlendirmek mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEKİR AKSOY (Devamla) - 1 sayılı cetvelde profesörler kısmına kadro unvanı, akademik kadro, arkasından da akademi başkanı (profesör) yazılmak suretiyle, bir inisiyatif tanınmasında fayda vardır. Maliyenin buna karşı çıkmasına gerek yoktur. Bu, Emniyet Genel Müdürlüğü kadrosunda da böyledir; hem emniyet hizmetleri sınıfından hem mülkî idare hizmetleri sınıfından 2 tane kadro vardır; akademi başkanlığı kadrosunun da 2 tane olması, Bakanlığa inisiyatif sağlayacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Efendim, teşekkür ederim.

5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum efendim :

Akademi Başkanı, Dekan, Enstitü Müdürü ve Yardımcıları ile Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürünün Atanması

MADDE 6 - Başkan en az yüksek lisans düzeyinde akademik kariyere sahip 1 inci sınıf emniyet müdürlerinden veya profesör öğretim üyelerinden, genel müdürün teklifi, bakanın uygun görmesi üzerine dört yıllığına, müşterek kararname ile atanır.

Dekan, başkanın teklifi, genel müdürün uygun görmesi üzerine bakan tarafından gösterilecek üç profesör arasından Yüksek Öğretim Kurulunca üç yıllığına atanır.

Başkana yardımcı olmak üzere üç, dekana yardımcı olmak üzere iki yardımcı atanır. Başkan yardımcılarından  birisi  eğitim  işlerinden  sorumlu olmak üzere öğretim üyelerinden, diğerleri ise 1 inci sınıf emniyet müdürlerinden; genel müdürün teklifi bakanın onayı ile atanır. Dekan yardımcılarının ise birisi öğretim üyelerinden, dekanın önerisi başkanın uygun görmesi üzerine genel müdürün onayı ile atanır, diğeri ise 1 inci sınıf emniyet müdürlerinden, genel müdürün teklifi bakanın onayı ile atanır.

Enstitü müdürü ve iki yardımcısı öğretim üyelerinden, başkanın teklifi genel müdürün uygun görmesi üzerine bakanın onayı ile atanır.

Polis meslek yüksek okulu müdürü 1 inci sınıf emniyet müdürlerinden üç yıllığına genel müdürün teklifi ve Bakanın onayı ile atanır.

BAŞKAN - 6 ncı madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Lütfi Yalman.

Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA LÜTFİ YALMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 438 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde, Grubum adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, elimizdeki kanun tasarısında, üzülerek ifade edeyim -kamuya hizmet veren insanların eğitimi gibi önem arz eden bir konu olması hasebiyle, elbette ki, desteklediğimiz, tasvip ettiğimiz bir konu olmakla beraber- maalesef, bir ayrımcılığı da görüyoruz. Bunun dikkatlerden kaçmaması ve mutlaka ortadan kaldırılması gerekir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, polis kolejleri dışında hiçbir lisede ve dengi okulda polis eğitimi yapılmamaktadır, bunu hepimiz biliyoruz. Yani, Türkiye'deki bütün liseler -genel liseler olsun meslek liseleri olsun- bilgi ve beceri bakımından, kanun tasarısında söz konusu olan okullara, akademilere, enstitülere ya da polis Teşkilâtına karşı aynı eşit mesafededirler. Belki -hangi okuldan mezun olursa olsun- kabiliyetler insanları öne çıkarabilir. Yani, (A) okulundan mezun olan, polis Teşkilâtında görev alma konusunda, kabiliyeti icabı, biraz daha öne çıkabilir. Meslek lisesi mezunlarının bu okullara alınmamasının, allahaşkına, hukukî gerekçesi nedir değerli arkadaşlar? Bunun bir ortaya konulması lazım.

Hiçbir mantıkî, hiçbir hukukî, vicdanî dayanağı olmayan, sadece belli bir kesimi bu Teşkilâtlara sokmamaya yönelik bir çaba görüyoruz bu kanun tasarısında. Halbuki, direkt olarak bir hedef gösterilebilir "imam hatip lisesi mezunları polis Teşkilâtlarına alınmasın" diyebilirdiniz. Yani, böyle dolandırmaya da gerek yoktu; ama, bunun yanlışlığını hepimiz biliyoruz, hepimiz bildiği gibi, bu doğruyu ifade etme cesaretini de hiçbirimiz gösteremiyoruz. Değerli arkadaşlar, bu, toplumsal kini ve toplumsal husumeti körükler, millî bütünlüğü zedeler.

Polis Teşkilâtına ve polis akademisine aynı eşit mesafede olan liselerden meslekî liseleri bu haktan mahrum bırakmak, bu hakkı hem de kanunla ellerinden almak, hukuksuzluğun, kanunsuzluğun, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığın hayata geçirilmesi demektir. Anayasa Mahkemesine müracaat edildiği zaman büyük ihtimalle de iptal edilecektir. Meslek lisesi, imam hatip lisesi mezunu olmak, allahaşkına, ikinci sınıf vatandaş olmak demek midir? Bu, adaletsizliğin, hukuksuzluğun, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisi eliyle ifası demektir. Bunun telafisi zordur. Bu, toplumsal haksızlığa, suçluluğa çanak tutmak demektir, teşvik etmek demektir. Böyle bir uygulama; yani, ben, Türkiye'de falan okul mezunuyum, o halde, devlet bana kucak açsın ya da filan okul mezunuysan devlet sana kucak açar, devlet sana iyi bakar, iyi çocuğum, iyi evladım der; ama, bir başka okul mezunuysan tu kaka! Değerli arkadaşlar, bu, hukukî olmadığı gibi, insanî de değildir.

Değerli arkadaşlar, bakın, size çok ilginç bir örnek vereceğim, dikkatlerinize özellikle arz etmek istiyorum. Kendi ilçemden bir arkadaşımız polis okulları sınavını kazanmış; sınava kabul edilmiş, sınava girmiş ve sınavı kazanmış; ama, dosyası alınmamış ve geri gönderilmiş. Dosyanın üzerine de yazılıyor "siz imam hatip lisesi mezunu olduğunuz için dosyanız kabul edilmemiştir" diye. Bakınız, bunun belgesi de burada.

Değerli arkadaşlar, hangi siyasî partiden olursak olalım, hiçbir arkadaşımızın bunu kabullenmesi, böyle bir ayırımcılığı, böyle bir adaletsizliği, böyle bir hukuksuzluğu tasvip etmesi mümkün değildir. Eğer, bir kişi "bu doğrudur" derse, bunu, ben, sizlerin takdirlerine havale ediyorum.

Bir başka misal söylüyorum. Meslek lisesi mezunu bir öğrenci TEDAŞ'ı kazanmış ve Afyon'a müracaat ediyor, dosyasını götürüyor, dosyası kabul edilmiyor. Niye biliyor musunuz; endüstri meslek lisesi mezunu olduğu için. Bu nasıl mantık allahaşkına; hem TEDAŞ'ı kazanacak, hem endüstri meslek lisesi mezunu olacak hem de dosyası kabul edilmeyecek! Gerekçe bu. Bununla ilgili belgeler de burada.

Türkiye bunlarla uğraşmak zorunda değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi böyle bir yasayı çıkarmak mecburiyetinde değildir değerli arkadaşlarım. Bu yasa çıksın da bu ayırımcılık ortadan kaldırılarak çıksın. Birkısım arkadaşlarımızın, özellikle 10 ve 15 inci maddelerdeki bu ayırımcılıkla ve adaletsizlikle ilgili önerge çabalarını biliyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yalman, buyurun efendim.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) - ... ve takdirle de karşılıyorum; çünkü, her gruptan arkadaşımızın bu konuda bir rahatsızlığı var. Bunu anlayışla karşılamak, bunu kabul etmek mümkün değildir. Hangi arkadaşımız, allahaşkına, hukuksuzluğu, yanlışlığı, ayırımcılığı, çarpıklığı kabul edebilir; hiçbirimiz kabul etmiyoruz, bir rahatsızlığımız var.

O zaman, Sayın Bakanım, istirham ediyorum; bakın, değişik gruplardan arkadaşlarımızın bu konuyla ilgili çok müspet yaklaşımları var. Bunu dikkate alın lütfen. Dikkate almazsanız, bu kanun, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıksa bile, vicdanlarda rahatsızlıklar meydana getirecektir, bir ayırımcılığa çanak tutulacaktır, bir adaletsizlik, bir hukuksuzluk, Türkiye Büyük Millet Meclisi eliyle ifa edilecektir. Siz bunu topluma anlatamazsınız, siz bunu bu millete anlatamazsınız allahaşkına! Hangi  siyasî parti, hangi düşünceyi benimserse benimsesin, böyle bir ayırımcılığı hiç kimse kabul etmeyecektir.

Bunu dikkate almanızı arz eder, hepinizi saygıyla selamlarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Bekir Aksoy.

BEKİR AKSOY (Çorum) - Konuşmayacağım.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum efendim:

Akademi Yönetim Kurulunun Kuruluş, İşleyiş ve Görevleri

MADDE 7- Başkanın başkanlığında, dekan, enstitü müdürü, başkanın polis meslek yüksekokulu müdürleri arasından seçeceği beş, öğretim elemanları arasından seçeceği bir üyeden oluşur.

Akademi yönetim kurulu akademinin idari faaliyetlerinde;

a) Faaliyet plan ve programlarının uygulanmasını sağlamak,

b) Akademinin bütçe ve kadro tekliflerini hazırlamak,

c) Eğitim-öğretim çalışmalarını değerlendirmek ve alınacak tedbirler hakkında teklifler hazırlamak,

d) Başkanın akademi yönetimi ile ilgili olarak kurula getireceği yönetime ilişkin diğer işleri görüşerek karara bağlamak,

e) Bu kanun ile verilen diğer görevleri yapmak,

ile görevlidir.

BAŞKAN - 7 nci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman Aslan; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA OSMAN ASLAN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan Polis Yüksek Öğretim Kanunu tasarısının 7 nci maddesi üzerinde görüşlerimi arz etmeden önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Muhalefetin görevi iktidarın Meclis gündemine getirdiği kanun tekliflerini mutlak surette eleştirmek değildir, olmamalıdır; ancak, mevcut iktidarın bu Yüce Meclisin gündemine getirdiği kanun teklifleri, nedense, hep sakat doğuyor. Gönül isterdi ki, bu tekliflerin arkasında muhalefetin de desteği olsun, lehte konuşmalar yapılsın. Emniyet araç ve gereçlerinin satışıyla ilgili kanun üzerinde yaptığım konuşmada da ifade ettiğim gibi, "ben yaptım oldu" mantığıyla, dayatmayla kanun yapılmaz. Altyapısını sağlam temellere dayandırmadan, gerekiyorsa, finansman kaynaklarını temin etmeden, muhalefetin sesine kulak vermeden çıkardığınız her kanun, ya Köşkten ya Anayasa Mahkemesinden ya da çok kısa sürede uygulamadan doğan sıkıntılar nedeniyle değişiklikler için geri dönmektedir. Bu da Meclisin zaten yoğun olan iş hacmini daha da artırmakta ve Meclisi tıkamaktadır.

Görüşülmekte olan Polis Yüksek Öğretim Kanunu Tasarısı, çıkarılması elzem olan ve çıkarılmasında, esasen, çok geç kalınmış bir tasarıdır. Çünkü, malumunuz olduğu üzere, adına bilgi çağı denilen günümüz dünyasında, özellikle, iletişim teknolojisinde çok hızlı gelişmeler olmaktadır. Bu gelişmeler toplumları ve kurumları değişime zorladığı gibi, sosyal ve kültürel yapılarda suç ve suçluluk profilinde de değişmelere yol açmaktadır. Bu değişmelere paralel olarak, polisin de yeni görev ve fonksiyonları ortaya çıkmaktadır.

Emniyet Teşkilâtımızın, gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yeni suç ve suçluluk türleriyle mücadele etmesi, alacağı eğitimin çağın gereklerine uygun olmasına bağlıdır. İşte bu kanun tasarısı, ülkemizde giderek, çeşitlilik kazanan suç ve suçlularla mücadele yöntemlerini geliştirmek üzere, polis Teşkilâtımızı gerekli hukukî altyapıya ve eğitime ilişkin donanımlara kavuşturmak zorunluluğundan doğmuştur. Böyle büyük bir zorunluluk ve ihtiyaçtan doğan bu kanun tasarısı da, maalesef, sakattır, eksiktir, çelişkilerle doludur. Kanun, köşkten ve Anayasa Mahkemesinden dönmeyebilir; ancak, çok kısa sürede uygulamada sıkıntılar yaratacak ve değişiklikler için geri dönebilir.

Kanun tasarısının tümü üzerinde arkadaşlar görüşlerini dile getirdiler, tasarıdaki çelişkilere ve eksikliklere değindiler, Ben, 7 nci madde üzerinde biraz durmak istiyorum. Bu madde, polis akademisi yönetim kurulunun kuruluş ve görevlerini düzenlemektedir  Buna göre, yönetim kurulu 9 kişiden oluşmaktadır. Akademi başkanı, aynı zamanda kurulun başkanıdır; dekan, enstitü müdürü, başkanın polis meslek yüksekokulu müdürleri arasında seçeceği 5 ve öğretim elemanları -yani, öğretim üyeleri değil- arasından seçeceği 1 üyeden oluşmaktadır.

Maddedeki çelişki ve sakatlıkları ortaya koyabilmek için öncelikle kurulda yer alan üyeleri tanımlamakta fayda vardır. Tasarının 6 ncı maddesine göre, yüksek lisans yapmış 1 inci sınıf bir emniyet müdürü akademi başkanı olabilmektedir. Dekan ise, profesör olmak zorundadır. Enstitü müdürü, öğretim üyeleri arasından; polis meslek yüksekokulu müdürleri ise, 1 inci sınıf emniyet müdürleri arasından seçilmektedir.

Esasen, Polis Akademisinin, gerek statü olarak gerekse verdiği eğitim bakımından Siyasal Bilgiler veya Hukuk Fakültesinden hiçbir farkı yoktur; ancak, bu kanunla büyük bir fark yaratılmaktadır. Yüksek lisans, biliyorsunuz, akademik kariyerin veya öğretim üyeliğinin ilk adımıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Toparlarsanız memnun olurum efendim.

OSMAN ASLAN (Devamla) -Yüksek lisanstan itibaren profesörlüğe yükselebilmek için en az, 15 yıllık bir süre lazımdır ama, siz, henüz araştırma görevlisi statüsünde,yani, akademik kariyerin en alt kademesindeki kişiyi en tepeye yerleştiriyorsunuz.

Polis Akademisi, devasa bir yükseköğretim kurumudur. Mevcut tasarıyla, yüksek lisans eğitimi vermek üzere bir sosyal bilimler enstitüsü ve en az 10 tane polis meslek yüksekokulu bu akademiye bağlanmaktadır. İhdas edilen kadrolarla, halen, 46 olan öğretim üyesi sayısı 170 civarında olacaktır. Bu sayıda profesör, doçent veya yardımcı doçenti bir emniyet müdürünün emrinde istihdam etmek çok zor olsa gerek; dikkatinizi çekerim. Burası, emniyet Teşkilâtının her kademesine yönetici yetiştiren bir eğitim ve öğretim kurumudur, karakol değildir. Mülkî idare amiri yetiştiren siyasal bilgiler veya hukuk fakültesine bir araştırma görevlisini dekan tayin edebilir misiniz?

BAŞKAN - Sayın Aslan, toparlar mısınız lütfen.

OSMAN ASLAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Diğer bir husus da şudur: Akademi yönetim kurulunun dağılımına baktığınız zaman, enstitü müdürü ve dekan haricindeki bütün üyeler emniyet kökenlidir. Emniyet müdürlerine hiçbir diyeceğimiz yoktur, yaptıkları hizmetler her türlü övgüye layıktır. İtirazımız şudur: Emniyet ya da polislik bir meslektir ve kendi içinde branşlara ayrılır; kaçakçılık, trafik, narkotik vesaire, bunlar gibi.

Hal böyle iken, bu kurulun görevlerine bakıldığında, faaliyet plan ve programlarının uygulanmasını sağlamak, akademinin bütçe ve kadro tekliflerini hazırlamak, eğitim-öğretim çalışmalarını değerlendirmek ve alınacak tedbirler hakkında teklifler hazırlamak gibi görevler yer almaktadır.

Bu görevlere bakıldığında, ekonomi, maliye, personel hukuku, eğitim-öğretim hizmetleri gibi uzmanlık gerektiren konulardır. Dolayısıyla, bu kurulda akademi kadrosunun çoğunlukta olması gerekirken, 7 tanesinin emniyet hizmetleri sınıfından, sadece 2'sinin öğretim üyesinden oluşması büyük bir yanlışlık ve çelişkidir.

Kanunun, emniyet Teşkilâtımıza hayırlı olmasını temenni eder; Yüce Heyetinizi tekrar saygıyla selamlarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Doğru Yol Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Necati Çetinkaya; buyurun.

DYP GRUBU ADINA M. NECATİ ÇETİNKAYA (Manisa)- Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce de arz ettiğim gibi, ülkelerin kalkınması, eğitim seviyeleriyle doğru orantılıdır. Bakınız, tarihte cihanşümul imparatorluklar kurmuş olan bu milletin zirveye yükseldiği dönemler, hepsi, eğitim seviyesinin en yüksek olduğu dönemlerdir. Bir zihniyet düşünün ki, üç kıtaya sahip olmuş; fakat, nasıl sahip olmuş; bunu inceleyip, araştırdığımız bu konu, akademisyenlerimizin fevkalade büyük araştırmalar yapması gereken bir konu zaman göreceksiniz, öyle bir irade ki, bir ilim adamı, dönemin en büyük âlimi, Ali Kuşçu'nun, taa Maveraünnehir'den İstanbul'a gelişi mesafesinde, her attığı adım için 1 altın vaat eden ve veren bir irade. İşte bu irade, semaniye üniversitelerini kuran ve dolayısıyla, ülkeyi ilimle zirveye çıkartan bir irade. İlim ve irfandan ne kadar geriye doğru adım atıldığında izmihlâl başlamıştır; çöküntü başlamıştır, felaket başlamıştır. O sebeple, polis de, işte bu eğitim sürecinde, ülkelerin, kalkınan ve güçlenen bu bilgi çağında, o kesitin bir güzel örneği.

Polis eğitiminde temel amaç, polisin, bilgisini, becerisini, yeteneğini, kavrayışını ve muhakeme gücünü artırmaktır. İnsan unsurunun en güzel nüfuz edici vasıflarına sahip olan bir kişilik yetiştirmek... Devletin sağlamlığı için, ülkenin huzuru için, bu, son derece önemlidir. Ülkeye bekçilik edecek kişiler, dürüst olacak, erdemli olacak, bilgili olacak, nitelikli olacak, yetenekli, ahlaklı, faziletli ve sorumlu olacak. İşte, eğitim akademimizin yönetimi, programını düzenlerken ülkenin bu önemli üstün hasletlerine, insanlığı insan eden vasıflara en uygun bir model, bir tip yaratmak ve o tipi yetiştirmekle mükelleftir. Onun için akademisyen bir kafayla o çağın gerekleri ne ise, onu polisimize vermek mecburiyetindeyiz. Dünyanın gelişen şartlarına, eğer, onu uydurmazsanız, o polisten başarı beklemezsiniz. Çünkü, globalleşen bir dünyada yalnız güvenlik aynı ülkenin sınırlarıyla kaim değildir. Küreselleşen bir dünyada buradan başlayan bir operasyon ta dünyanın öbür ucuna kadar gider. Bir uyuşturucu operasyonunu düşünün, işte, bu uyuşturucu operasyonundaki başarı, dünya emniyet güçlerinin -ki, biz, buna interpol diyoruz- birbirleriyle ilişki içinde olması ve gelişen şartları ve onunla mücadele edecek bilgi ve cihazlarla o Teşkilâtı mücehhez kılarsanız ancak orada başarı kazanırsınız ve insanlık suçu işleyen bu korkunç insanlık düşmanlarıyla başa çıkmış olursunuz.

Bu sebeple, ilim ve bilgi çağında, ona uygun olan güvenlik gücünü yetiştirmek bu Teşkilâtın aslî görevidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çetinkaya, toparlar mısınız efendim.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) - Biraz sonra, 8 inci madde üzerinde de konuşmalarıma devam edeceğim.

Bu duygularla Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Efendim, 7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum:

Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu

MADDE 8- Kurul, başkanın başkanlığında, dekan, enstitü müdürü, başkanın görevlendireceği üç polis meslek yüksek okulu müdürü ve bölüm başkanlarından oluşur. Başkanın bulunmadığı hallerde kurula akademik yönden en kıdemli üye başkanlık eder. Eğitim ve öğretim yüksek kurulu, her eğitim ve öğretim yılı başında ve sonunda olmak üzere, yılda en az iki defa toplanır. Başkan, gerekli gördüğü hallerde de eğitim ve öğretim yüksek kurulunu kendiliğinden toplantıya çağırabilir.

Eğitim ve öğretim yüksek kurulu genel müdürlükçe belirlenen temel esaslar doğrultusunda; akademinin eğitim ve öğretimi ile ilgili uygulama ve geliştirmeye yönelik usul ve esasları tespit eden, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri hakkında kararlar alan, akademi, fakülte, enstitü ve polis meslek yüksek okullarının bütününü ilgilendiren kanun, yönetmelik ve yönerge ihtiyaçları ile mevcut mevzuatın uygulanmasından doğan hususları inceleyip genel müdürlüğe görüş bildiren, yıllık eğitim-öğretim programının uygunluğu hususunu ve eğitim-öğretim programlarında ortaya çıkabilecek sorunları görüşüp karara bağlayan en yüksek eğitim ve öğretim organıdır.

BAŞKAN - Efendim, 8 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 438 sıra sayılı tasarının 8 inci maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu madde, gerçekten, bu tasarının oldukça çok önemli maddelerinden birisi. YÖK'e paralel şekilde bir kurul oluşturuluyor ve bu kurulla ilgili olarak "...akademinin eğitim ve öğretimi ile ilgili uygulama ve geliştirmeye yönelik usul ve esasları tespit eden, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri hakkında kararlar alan..." deniliyor.

Bu konu, hakikaten çok önemli. Gönül arzu ediyor ki, bu kurul da, gerçekten özgürlükçü kararlar alsın. Polis Akademisinde okuyan öğrencilerin -gerekçenin başında da belirtildiği gibi- küreselleşen dünyada, enformasyon ve iletişim teknolojisinin meydana getirdiği hızlı gelişmelerin toplumda yarattığı huzursuzlukları anlayabilsin. Onlara göre tedbirler alabilen, gerçekten yetenekli öğrencilerden oluşacak bir eğitim sistemine sahip olmamız lazım ve en önemlisi, bu "bilimsel" dedikleri araştırma ve yayım faaliyetlerinde de, özgürlüğü öne çıkarması lazım.

Korkuyorum, kendisi YÖK'ü örnek alıp da -biraz önce arkadaşlar söyledi- Kırıkkale Üniversitesinde eğitim yapan bir doçent hanımın bir tez alırken koyduğu bir fotoğraf veya bir yayından dolayı, hiçbir suçu olmamasına rağmen, bütün profesörlerin onaylamasına rağmen, sırf "şüphelendim, endişe ettim, öyle bir izlenim aldım" diye öğretim üyelerini yasaklayan, kitapları yasaklayan, hatta üniversiteyi yasaklayan bir zihniyete gitmez. Bunun tam zıddına, gençlerin ve Polis Akademisinde okuyanların her türlü fikrî akımlar hakkında bilgi edinebilmesi için onların her türlü yayınları okumasını sağlayan, özgürlüklerin önünü açan; ama, araştıran; ama, sorgulayan; ama kendisini rahatsız dahi etse, bir fikir hakkında önfikirli olmadan okuyup, ona kendi yönünde çözüm bulan, araştıran bir gençlik yetiştirebilmesi için eğitimde ve öğretimde bilimsel araştırmalarda bulunması, gençlerin bu yönde önünü açması kanaatindeyim.

Yoksa, bunları aşmaz da sadece böyle dar bir çerçeveden, sadece belirttiğimiz bir ideolojik görüş doğrultusunda yayım okutan, başka görüşler okutmayan, başka dünyadan haberi olmayan bir polis enstitüsü oluşturmaya çalışırsak, korkarım ki, o zaman, bu yetiştirdiğimiz gençler, bu globalleşen çağda, durmadan bütün dünyanın iletişim ve haberleşmeyle artık, bir anda eylemlerini ve fikirlerini birleştirdiği bir dünyada meydana gelen olaylar karşısında, bu olayları çözme karşısında yetersiz kalabilir, duyarsız kalabilir ve olaylara cevap veremez diye düşünüyorum, olayları çözemez diye düşünüyorum.

Şimdi, burada, bir konunun üzerinde çok durmak istiyorum, o da şu: Bundan iki gün önce Ankara'da çok üzücü bir eylem oldu. Esnaf eylemi olmasına rağmen bayağı terörimsi bir hareket meydana geldi ve herkes çok üzüldü; çünkü, Türk toplumunun en duyarlı kesimi olan, en mutaassıp kesimi olan esnafın yapmaması gereken bir eylem yapıldı. Şimdi, bugün gazetelere bakıyorum; gazetelerde deniliyor ki -yanlışsa, bilhassa, Genel Müdürün bunu düzeltmesini istiyorum- "polis, eyleme karışan DYP, Fazilet ve Büyük Birlik Partilileri tespit ediyor." Şimdi, bakın, bu çok yanlış bir şey; eğer, orada suç işleyenler varsa, onlar, bütün partilerden, DSP'den de olabilir, MHP'den de olabilir, ANAP'dan da olabilir, DYP'den de, Fazilet Partisinden de, her partiden olabilir. Eğer -o gazetelerin dediği doğruysa- siz, sadece muhalefet partisinden olup bu olaylara karışanları incelemeye kalkarsanız, eşitliğinizi, adaletinizi ve halkın size olan güvenini kaybedersiniz. Onun için, önyargısız, suça karışanlar kimse, onları fotoğrafla mı tespit ediyorsunuz, nereden tespit ediyorsanız edin, bulun ve onların suçlarını ortaya çıkarın; "yok, sen şu partiye oy vermiştin" demekle olmaz ki! Bir insan, seçimlerde (A) partisine oy verebilir, (B) partisine oy verebilir; iktidardan olabilir, muhalefetten olabilir. Bugün, ekonomisi bozulmuştur, bir buhrana girmiştir, problem yaratmıştır; ondan dolayı "yok, sen (A) partilisin, (A) partililer böyle" demenin hiçbir manası yok. Burada, çok duyarlı olmak gerekir; birincisi bu.

İkincisi de; benim, Emniyet Genel Müdürüne diyeceğim bir konu var: Çok çok zor bir durumdasınız. Neden çok zor durumdasınız onu izah edeyim: Dünyada en zor şey, insanın işini kaybetmesidir. İşini kaybeden insan için; yani, ücret alamayan, şu an ücret alamayan insan için enflasyon sonsuzdur. İstersen 1 sayısını 0'a bölün sonsuzdur, 100'ü de 0'a bölsen sonsuzdur, 1 000'i de 0'a bölsen sonsuzdur; yani, bir insanın işi yoksa, onun için enflasyon sonsuzdur, 10; 100; 1 000 değil; sonsuzdur. Elinde işi olmayan, yakın bir zamanda iş bulma şansı olmayan bir insanın gireceği psikolojik durum çok korkunçtur.

Bunu önlemenin tek yolu, sosyal yardım kuruluşlarımızın işsizlik sigortalarının genişletilmesi ve sosyal devleti devreye sokmaktır. Biz, sosyal devleti devreye sokamadığımız zaman, bu şahısların yapacağı hareketlerden dolayı, o yönde çok iyi eğitim almış, onları çok iyi gözleyen, anarşiye gitmeden önce onları takip eden, ona göre bir çerçeve içerisinde suçluları tespit edip görev alan bir polis Teşkilâtı yapmak zorundayız. Yoksa, bunları yapmadan, sadece önfikirlerinden "siz, şu  suçları  işlediniz, yok  illa muhalefet partilerini  araştıracağım" derseniz -eğer, gazetelerdeki doğruysa- bunun, polis Teşkilâtımız için bir bühtan olacağı kanaatindeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASLAN POLAT (Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika verirseniz...

Bir de, biraz sonra, 10 uncu madde gelecek. Zaten, bizim en çok üzerinde durduğumuz bu madde. Bu maddede, okula alınacaklar sayılırken "genel ve teknik lise" denilerek, meslek liseleri arasında bir ayırım yapılıyor. Bu, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır ve bu maddeden dolayı, ben, bunun Çankaya'dan döneceğine inanıyorum. Niye inanıyorum; çünkü, bundan bir iki ay önce, Sayın Cumhurbaşkanımız, bir defin işini, Anayasaya, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı diye onaylamamıştı. Şimdi, defin işleminde, ölülerde, anayasal eşitliği arayan Cumhurbaşkanımızın, dirilerde de, eğitim hakkında anayasal eşitliği arayacağına inandığım için, bu tasarının, en azından bu maddesinin Çankaya'dan döneceğini düşünüyorum. Onun için, düzeltilmesi yolundaki bizim önergelerimize, o yönde gayret edeceğinizi düşünüyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Şimdi, söz sırası, Doğru Yol Partisi Grubunda efendim.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Necati Çetinkaya; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA M. NECATİ ÇETİNKAYA (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce de arz ettiğim üzere, devletin genel güvenlik ve asayişini koruyan ve kollayan güvenlik güçlerimizin, emniyet Teşkilâtımızın yetişmesinde ve çağın gereklerine uygun olarak hizmet sergilemesinde en önemli husus, onu mükemmel bir şekilde yetiştirmektir demiştim.

Bir taraftan, Anayasa ve hukuk çerçevesinde sağlanan kişi hak ve hürriyetlerini bu güçler korurken, diğer taraftan da, suç ve suçluluğun önlenmesinde, Anayasanın sağladığı bu hakların sınırlandırılması, hassas durumlar doğurmaktadır. İşte, son yıllarda özel bir ağırlık kazanan, gittikçe branşlaşmaya giden ve görevleri emniyet ve asayiş hizmetleri sunmak olan bu polis Teşkilâtımız için eğitim daha da büyük bir önem taşımaktadır. Muhatabınız, toplumdaki her sınıftan insan ve o insan en üst düzeyde eğitim görmüş veyahut da hiç eğitim görmemiş insan tipi...

İşte, bunların hepsini rahatsız etmeden; ama, görevini bihakkın yerine getirecek bilgi, beceri ve ferasete sahip, üstün ve mükemmel bir şekilde onu yetiştirebilmek... Öyle bir yetişme tarzı ki, hiçbir zaman sinirlenmeyen, görevi sırasında en ağır tepkiler, dirençler ve karşı koymalara rağmen, ülkesinin birlik ve bütünlük, güvenlik ve huzuru ve bekası için, sonuna kadar sinirlenmeden, moralini bozmadan, mükemmel bir şekilde, karşısındakinin sevgisini fethederek görevini yapan, gönlünü fethederek görevini yapan... İşte, o zaman, milletiyle bütünleşen bir polis tipi, halkıyla bütünleşen, yüce halkının, yüce milletinin içinden gelmiş, onun bir evlâdı ve o milletine en güzel hizmeti vermeyi kendisine amaç edinmiş bir görevli, sıradan bir görevli değil, devletin, sokaktaki, caddedeki temsilcisi... Gören, onu, devletin bir gücü olarak görüyor, devlet olarak onu tesmiye ediyor... Öyle ise, mükemmel bir şekilde, eğitim müesseselerimizin, onu yetiştirmesi, kendisinin birinci hedefi olmalıdır. Onun için, eğitim öğretim, polis Teşkilâtımızın en önemli, en hassas konusudur.

Hizmet özelliklerine uygun personel yetiştirme işlemi, bittabi eğitim ve öğretim kurumlarına verilmiştir. İşte, bu öğretim kurumları, biraz önce saydığım esaslara uygun olarak, kendisine o insanı yetiştirmeyi gaye edinirse, toplum huzurunun sağlanması ve güvenliğin en iyi şekilde tesis edilmesinde de amil olacaktır. Aksi takdirde, toplumuyla barışık olmayan bir Teşkilât ne kadar başarılı olursa olsun, ne kadar mükemmel bir şekilde yetiştim derse desin, hiçbir şekilde, gereken güvenliği sağlaması, gereken asayişi sağlaması mümkün değildir. Milletinden ve insanından destek almayan -biz de bu Teşkilâtın içinden geldik- bir Teşkilâtın başarıya ulaşması mümkün değildir.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlar mısınız lütfen.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Ben inanıyorum ki, Türk polis Teşkilâtının hedefi hep budur; milletiyle bütünleşmiş, toplumunun huzur ve güvenliğini en iyi şekilde sağlamayı kendisine amaç edinmiş, gece gündüz ülkesinin hizmetinde olmayı kutsal bir gaye ve ideal olarak kafasına ve beynine yerleştirmiş, insan sevgisiyle halhamur olmuş güzel bir tip, yetişmiş güzel bir Teşkilât... İşte bu Teşkilât, en güzel bir şekilde, güvenlik ve asayişi koruyacak ve kollayacaktır. Eğitim müesseseleri, bunun için, en önemli hizmetleri ifa edecek ocaklardır. Bunların muvaffakıyetlerini diliyor ve inşallah, bu kanunun, onlara bunu sağlamasını diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

III. – Y O K L A M A

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 8 inci maddeden önce evvela bir yoklama yapacağız.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Niye efendim?

BAŞKAN - Gelecekler efendim, çaresi yok; cuma günü bizi getiriyorsanız, siz de geleceksiniz...

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Osman Aslan?.. Burada.

Yakup Budak?.. Burada.

Mehmet Elkatmış?.. Burada.

Sacit Günbey?.. Burada.

Mehmet Batuk?.. Burada.

Akif Gülle?.. Burada.

Bekir Sobacı?.. Burada.

Eyüp Fatsa?.. Burada.

Azmi Ateş?.. Burada.

İlyas Arslan?.. Yok.

ZEKİ ÜNAL (Karaman) - Takabbül ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Turhan Alçelik?.. Burada.

Eyyüp Sanay?.. Burada.

Hüseyin Karagöz?.. Burada.

Mahfuz Güler?.. Burada.

Zeki Okudan?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Bahri Zengin?.. Burada.

Murat Akın?.. Yok.

LATİF ÖZTEK (Elazığ) - Takabbül ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Mehmet Çiçek?.. Burada.

Salih Kapusuz?.. Burada.

BAŞKAN - 21 kişi burada efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - İlyas Arslan Bey yok Sayın Başkan, 20 kişi.

BAŞKAN - Başkası takabbül etti efendim, 21 kişi saydım, yazdım onu; kaçırmam.

Yoklama için kaç dakika süre vereyim?..

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Gruplara sorun Sayın Başkan, 10 dakika da isteyebilirler!..

BAŞKAN - Çarem yok, birisine soracağım efendim.

Sizin talebiniz çok yasal, doğrudur; hele cuma günü bizi buraya getirdiklerine göre, onlar da gelecek, çaresi yok; değil mi?

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum efendim; buyurun.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; müzakerelere devam ediyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. – Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı : 438) (Devam)

BAŞKAN - 8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum :

Bilimsel Denetleme Kurulu

MADDE 9- Kurula, her bölümdeki öğretim elemanları tarafından, bölümde en üst akademik kariyere sahip öğretim üyeleri arasından, bir yıl için gizli oyla biri asil, diğeri yedek olmak üzere iki üye seçilir. Seçilen asil üyeler arasından kıdemce en büyük olan bu kurula başkanlık eder.

Bu kurul öğretim faaliyetlerinin ve öğretim elemanlarının bilimsel yönden denetlenmesi ve öğretim elemanlarının eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın, seminer ve uygulama faaliyetlerinin denetimini yapar. Kurul denetim sonuçlarını her yıl bir rapor ile başkana bildirir. Bu kurul bilimsel denetleme faaliyeti için gerek görüldüğünde genel müdür ya da başkan tarafından görevlendirilebilir.

BAŞKAN - 9 uncu madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Emniyet Teşkilâtımız, ülkemizde çok önemli yeri olan, çok saygıdeğer bir Teşkilâtımızdır, iç güvenliğimizi sağlamaktadır ve günlük hayatımızda, hepimiz, emniyet Teşkilâtıyla mutlaka karşı karşıya kalırız, hizmetlerinden istifade ederiz.

Emniyet Teşkilâtı, iç güvenliğin dışında, kolluk kuvveti olarak da çalışmakta, adlî görev de ifa etmektedir. Özellikle, hazırlık tahkikatında ilk tahkikatı yapan, emniyet Teşkilâtımızdır, yani polislerimizdir. O bakımdan, emniyet Teşkilâtımızın çok önemli bir yeri vardır.

Değerli arkadaşlar, polislerimiz, emniyet Teşkilâtı mensuplarımız, gerçekten de fedakârane bir çalışma yapmaktadırlar. Bu uğurda şehit de vermişlerdir, gaziler de vermişlerdir. Ben, buradan, görevi başında şehit olan emniyet Teşkilâtı mensuplarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, görevde olan, hayatta olanlara da uzun ömürler, sağlık ve saadetler diliyorum; keza, bütün şehitlerimize de burada rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, polislik, gerçekten de zor bir meslek ve ihmal edilen bir meslek; çünkü, öyle ince bir yoldadır ki, görev yapıldığı zaman, birçok kere, polislere, işte, görevi suiistimal ediyor veya yargısız infazlar yapıyor deniliyor. Belki yapanlar da vardır, yani, yargısız infaz yapan yok da demek istemiyorum veya kötüsü yok demek istemiyorum, mutlaka vardır, sadece poliste değil, başka mesleklerde de vardır. Ancak, şahsen, polislerimize haksızlık yapıldığı kanaatindeyim; çünkü, özellikle Susurluk olaylarıyla cereyan eden olaylar cümlesinde, polislerimizin iş durumlarıyla biraz daha fazla yakinen ilgilendiğim için biliyorum; polis Teşkilâtında görevini ihmal edenler hakkında, gerçekten de, zamanında gerekli işlemler yapılmış ve görevden atılmışlardır. Başka mesleklerde belki ondan daha fazla suç işleyenler vardır, polis Teşkilâtından daha fazla suç işleyenler vardır; ama, her nedense, polise hakaret etmek, polisi küçük düşürmek, polise karşı gelmek bir meziyet haline gelmiştir veya öyle görünüyor cemiyette. Bu bakımdan, polislerimize haksızlık edildiği kanaatindeyim. Polislerimiz -tabiî, polis derken, burada, sadece polislerimizi kastetmiyorum- emniyet Teşkilâtımız, gerçekten de, çok zor şartlar altında görev ifa etmektedirler.

Değerli arkadaşlar, bakınız, bir polis memuru arkadaşımız, gece gündüz demeden, 10 saatin üzerinde, hatta, bazen öyle oluyor ki, mesela, bir miting düşünelim veya bir devlet adamı geliyordur, yollarda, o sıcağın karşısında, susuz, ekmeksiz, aşsız, saatlerce hazır ol vaziyetinde bekler; bu kolay bir mesele değil. Polisin tatili  yoktur, bayramı yoktur seyranı yoktur, cumartesisi yoktur pazarı yoktur; ama, bütün bu fedakârane çalışmaları karşısında kendisinin ihmal edilmesinden dolayı da, bugün, polislerimiz moral bozukluğu içerisindedir. Moral bozukluğu içerisinde olan kişilerden de, layıkı vechile görev beklemek de biraz haksızlık olur kanaatindeyim.

Polislerimizin, bugün, ücret yönünden büyük sıkıntıları vardır; geçim sıkıntısı içerisindedirler. Geçim sıkıntısı içerisinde olan bir polisin, çocuğuna gerekli ihtimamı gösteremeyen onun ihtiyaçlarını karşılayamayan bir polisin, gerekli şekilde, tam manasıyla görev yapmasını düşünmek mümkün değildir. Özlük hakları yönünden sıkıntıları vardır; bunların mutlaka giderilmesi gerekir. Eğitim ve öğretimde de -işte bu kanunla, o da getiriliyor; o bakımdan, olumlu buluyorum- büyük sıkıntıları vardır; inşallah, bu kanun onlara da bir çare olur.

Değerli arkadaşlar, son yıllarda çıkar amaçlı suç örgütleri çoğalmıştır; suçlular ve suç çeşitleri de çoğalmıştır. O bakımdan, emniyet Teşkilâtının, çıkar amaçlı bu suç örgütleriyle baş edebilecek şekilde dizayn edilmesi, yetiştirilmesi gerekir. İnşallah, bu kanunla o sağlanabilir.

Değerli arkadaşlar, polislerimiz ihmal ediliyor dedim. Bakınız, yakın bir zamanda, bir Af Kanunu çıkardık buradan. Birçok insan af kapsamı içerisine alındı; hırsızı, haini hepsi içerisine girdi; ama, nedense, polislerimiz bunun dışında tutuldu; bunu anlamak mümkün değildir. Bu durumdan, polislerimiz çok rahatsız oldu ve yürüyüşler de yaptı. Tabiî ki, polislerimizin, yani, güvenlik gücü olarak görev yapanların böyle bir tavır içerisinde bulunmalarını tasvip etmek mümkün değil; ama, buradaki bütün kabahati, polislere yüklemek de doğru değildir. Onların da, af kapsamı içerisine alınmaları gerekirdi diye düşünüyorum. İnşallah, bu eksiklik de böylelikle giderilir ve polislerimiz de bu sıkıntıdan kurtarılır, bir daha da suç işleyen insanlar, bu Teşkilâtın içerisinde barınamazlar.

Ben, bu maddeyle ilgili de bir iki cümle söylemek istiyorum. 9 uncu maddesin son cümlesinde "Bu kurul bilimsel denetleme faaliyeti için gerek görüldüğünde genel müdür ya da başkan tarafından görevlendirilebilir" diyor. Şimdi, sayın genel müdür -buradaki kasıt Emniyet Genel Müdürü tabiî- burada, bu kurul üyesi gözükmüyor. Bu, bir eksiklik. Bu kurul, bilimsel olduğuna göre dışarıda kalması doğru olabilir; şayet, genel müdür, böyle bir kurula, bir görev verebilecekse, o zaman, genel müdürün de, bu kurulun içerisinde behemehal yer alması lazım gelir. Şayet görev verilmiyorsa -ki, burada verilmiyor- o zaman, genel müdürün de, böyle bir bilimsel denetleme kuruluna görev vermesini düşünemiyorum; yani, mantıksız oluyor. Bu eksikliğin giderileceğini düşünüyorum.

Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum ve kanunun hayırlı olmasını diliyorum.(FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Doğru Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik konuşacaklar.

Buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA KEMAL ÇELİK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında, Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, diğer maddelerde de konuşacağımdan, konuyu, bir bütünlük içerisinde, maddelere yayarak arz etmeye çalışacağım.

Dünya hızla değişiyor. Özellikle, enformasyon teknolojileriyle oluşan yeni suç ve suçlu türleri karşısında, polisimiz de yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç duymaktadır. Artık, dünyada yaşıyoruz ve dünyadan ayrı bir yol izlememiz mümkün değildir. Polis-demokrasi ilişkisi çok önemlidir. Eğer, bir ülkede demokrasi varsa, orada, polis Teşkilâtı, halkın güvenliği açısından, en önemli kurum özelliğini korur. Halk, polisini, demokrasinin teminatı olarak görür. Bu bakımdan, gelişen demokrasiye ve teknolojiye uygun olarak, polis de, sürekli olarak kendisini yenilemelidir. Demokratik ve çağdaş ülkelerde, suç, suçlu ve polisle ilgili anlayışlar sürekli olarak değişmektedir. Buna bazı örnekler vererek konuyu açmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, artık, devlet polisliği fonksiyonu yerine, hem devlet hem millet polisliği fonksiyonu, dünyada yaygın hale gelmiştir. Polis, halk için, insan için, insan haklarının güvencesi için vardır. Bireyin haklarını, devlete karşı da güvence altına alacaktır. Suçu önleme anlayışı, artık, önplana çıkmıştır. Tüm yatırımlar, önleyici kolluk görevinin ifası içindir. Bir polis Teşkilâtının başarısı da, suç işlenmesini önlemesinde gösterilen başarıyla ölçülmektedir; yani, suç işlendikten sonra, başarının hiçbir anlamı yoktur. Önemli olan, suçun, işlenmeden önce önlenmesidir. Bu kapsamda, ödüllendirme ve ıslah etme gibi bazı teşvik edici önlemler, daima, polis tarafından dünyada benimsenen yöntemlerdir.

Suç ve suçluluk, toplumsal yapının bir ürünü olarak görülmektedir. Öyle ki, suç işleyen, hasta muamelesi görmektedir diğer demokratik ülkelerde. Bu nedenle, çağdaş ülkelerde suç işleme sebepleri araştırılmakta ve ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır; yani, olay, sadece bir polisiye suç ve suçlu olayı olarak görülmemektedir.

Görevlilerin varlık sebeplerinin halk olduğu, ücretlerini halktan kesilen vergilerden aldıklarını, bu nedenle, halkın gücü, güvenliği ve esenliğinin çok önemli olduğu, artık, dünyada ısrarla vurgulanmaktadır. İnsan hakları ise, sadece suç işleyen örgüt üyelerinin ve suçluların hakları olmadığı anlayışı hem poliste hem de halkta, artık, gelişmektedir; yani, insan, insan olduğu için insan haklarına saygı gösterilecektir. İnsan hakları denilince, aklımıza, sadece suçlular ve örgüt mensupları gelmemeli. Özellikle, Türkiye açısından, bu, son derece önemlidir. Maalesef, insan hakları denildiği zaman, suçluların, örgüt üyelerinin ve terör örgütüne bulaşmışların hakları olarak görülmektedir. Bu konu son derece önemlidir ve dünyada da, insan hakları, tüm insanların hakkı olarak ve polis tarafından güvence altına alınması gereken haklar olarak görülür.

Polis, artık, dünyadaki polis temel hak ve hürriyetlerdeki sınırlamaların giderek azaldığını görmektedir ve öğrenmektedir. Hizmeti halkın ayağına götürme önplanda tutulmaktadır. Bu kapsamda mobilize polis ekipleri, artık, dünyada daha önplana çıkmıştır. Bugün, temel güvenlik hizmeti olarak görülen bazı hizmetler, özelleşmekte. Evet, özelleştirme, özellikle ekonomik alanda değil, poliste de dünyada özelleşme olayına ağırlık verilmektedir. Bu kapsamda, koruma ücretleri özellikle ücretli hale gelmekte, özel dedektiflik hizmetleri zorunlu hale getirilmektedir. Bütün bu saydığım hizmetler, hâlâ, Türkiye'de, maalesef, polis tarafından yerine getirilen hizmetlerdir. Bu bakımdan, polisin özelleşme gibi olaylarda yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır.

Polisin, dünyada, hizmet sunmada uluslararası standartları esas alınacak görev, tutum, davranış ve uygulamaları daima uluslararası standartlara göre yapılacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL ÇELİK (Devamla) - Artık, dünyada, polis de, uluslararası standartları göz önünde bulundurmaktadır ve Türk polisi de, elbette, bundan geriye kalmamalıdır.

Dünyada gizlilik yerine, açıklık ilkesi hâkimdir. Artık, kapalı kapılar açılmış, verimlilik önplana çıkarılmaktadır; değerlendirmeler de, açıklık ilkesi çerçevesinde objektif esaslara göre yapılmaktadır. Hak arama hürriyetini kullananlar değil, hak arama hürriyetini kullanmayanlar, artık, dünyada yadırganmaktadır. Polisimiz de, kendisini bu çerçevede değerlendirmektedir.

Değerli milletvekilleri, işte, Türk polisinin dünyadaki bu standartlara göre yeniden yapılanma ihtiyacı ortaya çıkmış, bu kapsamda, daha önce, özellikle 9 aylık eğitimden sonra polislik mesleğine başlayan meslektaşlarımız, bundan sonra, artık, yüksekokul seviyesinde hizmetlere devam edeceklerdir. Bu bakımdan, bu tasarı, son derece yararlı, geciktirilmiş bir tasarıdır.

Polisle ilgili önerilerimi bundan sonraki maddelerde de arz edeceğimi ifade ediyor ve en samimi duygularımla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

Polis Meslek Yüksek Okullarının kuruluş, öğrenci kaynakları ve öğretim süresi

MADDE 10- Emniyet Teşkilâtının ihtiyacı olan polis memurlarını yetiştirmek üzere; Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile polis akademisine bağlı, ön lisans düzeyinde, mesleki eğitim-öğretim ve uygulama yapan polis meslek yüksek okulları açılır.

Polis meslek yüksekokullarına, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavını kazanan ve bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar genel ve teknik lise mezunları arasında yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır.

Polis meslek yüksek okullarında eğitim-öğretim süresi iki yıldır.

İki yıllık eğitim-öğretim dönemini başarıyla tamamlayamayanlar ile sağlık ve disiplin yönünden polis olamayacağına yetkili kurullarca karar verilenlerin okulla ilişiği kesilir.

Polis meslek yüksek okulu öğrencileri parasız yatılı ve resmi üniformalıdır. Öğrencilerin iaşe, ibate ve sağlık giderleri ile diğer istihkakları Devletçe karşılanır.

Öğrenimlerini süresi içerisinde başarı ile tamamlayanlar, Emniyet Teşkilâtı kadrolarına aday polis memuru olarak atanırlar. 

BAŞKAN - 10 uncu madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Yakup Budak konuşacaklar.

Buyurun Sayın Budak. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA YAKUP BUDAK (Adana) - Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken hepinize saygılar sunuyorum.

Polis Teşkilâtımızın daha da güçlendirilmesi, eğitim seviyesinin yükseltilmesi, verdiği hizmetin kalitesinin artırılması noktasında birtakım buna benzer gerekçelerde de ifade edildiği gibi, yeni bir yasa çıkarıyoruz. Elbette, bu yasa, polis Teşkilâtımızın birtakım hizmetlerinin görülmesinde büyük hizmetler ifa edecektir; fakat, özellikle üzerinde söz almış olduğum ve Grubumun sözlerini temsil ettiğim 10 uncu maddede, gerçekten, tasarının gerekçesinde belirtilen hedefleri yakalamada ciddî sıkıntılar çıkaracak, bu milletin çocukları arasında ayırımcılığa ve bu milletin çocukları arasında -altını çizerek ifade ediyorum- bölücülüğe yol açacak ayrı bir madde de bu maddeyle eklenmiştir.

Polis meslek yüksekokulları kuruyoruz. Elbette, polisimizin 9 aylık eğitimden iki yıllık bir önlisans eğitimine çıkarılması güzel bir olay; ama, bu güzellik gerçekleştirilirken, maalesef, bir artniyet görmemek de mümkün değil. Niye, sadece lise ve teknik liselerin ilgili branşlarından mezun olanlar bu okullara kabul edilecek diyoruz? Bu memleketin meslek liselerinden, imam hatip okullarından ve lise dengi meslek okullarından mezun olacak çocuklar bu ülkenin çocukları değil mi? Bu Millî Eğitim Bakanlığının okullarında ve ortaya koymuş olduğu müfredat çerçevesinde eğitimlerini almıyorlar mı? Neden bu ülkenin çocuklarından korkuyoruz, bu ülkenin çocukları arasında bir ayırımcılık yapıyoruz?

Şunu anlamakta da güçlük çekiyorum: Milletin iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin, millet çocukları arasında ayırımcılık yapan bir yasaya evet demelerini de kabul etmekte güçlük çekiyorum. Biz, buraya bu milletin çocukları arasında ayırımcılık yapmamaya söz vererek geldik, hepsine hizmet edeceğiz diye, hepsinin hakkını ve hukukunu koruyacağız diye geldik. Anayasanın üzerine yemin ettik, eğitimde fırsat eşitliğini savunacağımızı ifade ettik -Anayasamızda da öyle yazıyor- maalesef, getirilen bu tasarının bu maddesi, Türkiye'de, birtakım ayrımcılıkları beraberinde getirmektedir. Ülkesindeki vatandaşının düşüncesinden, inancından, aldığı eğitimi, hangi okula göre aldığından dolayı ve temel hak ve özgürlüklerini kullanmasını talep etmesinden korkan bir iktidar, bir devlet, demokratik devlet olamaz.

Nihayet, meslek liselerinden, lise dengi meslek okullarından mezun olanlar da bu ülkenin çocuklarıdır. Şöyle diyebilirsiniz: Gerçekten, liselerde, genel liselerde, teknik liselerde polislik mesleğiyle ilgili özel bilgiler verilmiş olsa, efendim, onlar, birtakım özel eğitimlerden geçiyorlar, artı dersler alıyorlar, dolayısıyla da polis meslek yüksekokullarına kayıtları gerekir diyebilirsiniz; ama, polislik mesleği açısından gerek lise dengi meslek okulları, endüstri meslek liseleri, imam hatip okulları ve diğer liseler aynı eğitimi almaktadırlar, aynı mesafededirler; dolayısıyla, bu mantığı anlamak mümkün değildir. Bu mantık, milletle bağdaşmak istemeyen, kucaklaşmak istemeyen bir düşüncenin ürünüdür. Dolayısıyla, milletle devleti kaynaştırmak istiyorsak, özellikle polislik mesleğine büyük bir sevgi besleyen ülkemizin gençleriyle, devletimizi bağdaştırmak istiyorsak, kucaklaştırmak istiyorsak, gençlerimiz arasında bu ayrımı ortadan kaldırmamız gerekir. Bu ayrıma evet diyenler, bu milletin bütünlüğüne, sosyal yaşamına, sosyal barışına da hayır deme durumunda kalırlar.

Onun için, ben, değerli milletvekillerine diyorum ki, biraz sonra önergeler verilecek, gelin, o önergelerle, bu ayrımcılığı kaldıralım. Toplumun değişik sosyal katmanlarından gelen bütün gençlerin, güvenlik güçlerimiz içerisinde yer almasını sağlayacak bir yapıyı birlikte oluşturalım; fakat, maalesef, bu noktada, iktidara mensup arkadaşlarımız, bu zamana kadar yeterli adımı atmamışlardır; şimdi, onları göreve davet ediyorum.

Biraz sonra göreceğiz, bu milletvekilleri, milletin bütün gençlerini ve çocuklarını, gerçekten, bir bütün olarak mı tutuyorlar, yoksa, mezun oldukları okullara göre bir ayrıma mı tabi tutuyorlar; biraz sonra kalkan parmaklar bunu ortaya koyacak. Onun için, ben, millet iradesiyle, milletin oyuyla gelmiş milletvekillerinin, milletin çocuklarını birbirinden ayırmayacaklarını düşünüyorum. Eğer bir milletin çocuklarını mezun oldukları okula göre ayıracak olursak, o okullarda okuyan çocuklar, sokaklarda dolaşan insanlar, onlar, daha başka renklere, tonlara göre birbirlerini ayrıştırırlar, kamplara bölerler. Onun için, devlet, ayırım yapmamak mecburiyetindedir, birliği ve bütünlüğü sağlamak mecburiyetindedir. Eğer, bu sosyal bütünlüğü sağlayamayacak olursak, zaten sokağın tansiyonu yüksektir, ülkenin tansiyonu yüksektir, Meclisimizde tansiyon yüksektir, bu tansiyonun yükselmesine buradan katkıda bulunmuş oluruz. Bu tansiyonun yükselmesini istemiyorsak, gençlerimiz arasındaki ayırımı, gayrımı ortadan kaldırmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

YAKUP BUDAK (Devamla) - Şunu da ifade etmek istiyorum: Gerçekten, bazı insanlar, ne olur ne olmaz diye birtakım kaygılarla hareket edebilirler; ama, bir devlet, kendi okullarından mezun olmuş... Daha açık ifadesiyle, bir ülke, kendi çocuklarından nasıl korkar?!. Eğer, bir ülke kendi çocuklarından korkuyorsa, bu, kendisinin bir zafiyeti olarak algılanır. Onun için, bu imajın, dış dünyada, Türkiye'nin gerekli iyi görüntüsüne de gölge düşüreceği kanaatini ifade ediyorum. Gerçi, bu kanunları çıkarırken, Avrupa'ya uyum yasalarından söz ediyoruz, onun da gerekçeleri arasında var, o uyumun da gerçekleşebilmesi için, toplumdaki insanları renklerine, dillerine, mezun oldukları okullara göre ayırt etmeden, milletin çocuklarını birleştirmemiz, bütünleştirmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, biraz sonra oylamaya tabi tutulacaktır bu madde. Gelin, milletin sesini dinleyelim, Meclisimizi dinleyen ve Meclisimizden eşitlik isteyen, fırsat eşitliği isteyen bu halkın çocuklarına bir ayırımcılığı yapmayalım diyorum.

Bunun yanında, tabiî ki, polislerimizin eğitim kalitesinin yükseltilmesi, aynı zamanda, ülkemizin ekonomisinin kalkınmasına, sosyal hayatında sosyal barışın sağlanmasında da büyük katkı sağlayacaktır diyorum ve hepinizi göreve davet ediyorum. Bu ülkenin birliği ve bütünlüğü için, bu ülkenin kendi çocuklarından korkmaması için, çocukların da devletinden korkmaması için, gelin, lise ve dengi meslek okullarının polis meslek yüksek okullarına kabulüne evet diyelim diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Budak.

DYP Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA KEMAL ÇELİK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama, daha önceki madde üzerinde konuşmam çerçevesinde devam edeceğim.

Değerli milletvekilleri, polis Teşkilâtı, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan, çağdaş ve demokratik bir örgüt yapısına kavuşturulması için yeniden yapılandırılmalıdır gerçeği çerçevesinde yapılan bu düzenleme son derece yerindedir; ama, asla da yeterli değildir.

Değerli milletvekilleri, belki de yakinen biliyorsunuz veya bilmiyorsunuz, ama, Emniyet Genel Müdürlüğümüz, bugün, personel sayısı açısından son derece fazladır; benim bildiğim kadarıyla, 5 000-6 000 civarında personeli vardır. Bu, bizim merkeziyetçi yapımızın da anlayışının bir sonucudur. Özellikle, biliyorsunuz, bakanlıklarımız kadro şişkinidir. Başbakanlık, sürekli kadro artışındadır; ama, merkezî idare, nedense, taşra Teşkilâtına görev vermeyi, taşrayı güçlendirmeyi her zaman dikkate almamıştır, bu konuyu her zaman es geçmiştir.

Bu kapsamda, ben diyorum ki, Emniyet Genel Müdürlüğünün 5 000 olan personel sayısı son derece fazladır. Biz görevdeyken, bir çalışma yaptık; orada gördük ki, bu hizmetlerin birçoğu taşraya devredilebilir, bu hizmetlerin birçoğu taşradaki emniyet müdürleri tarafından yapılabilir ve Emniyet Genel Müdürlüğü 1 000 veya 1 500 personelle kolayca da idare edilebilir. Örneğin, o zaman, meşhur, tartışılan yeşil pasaport olayı vardı. Yeşil pasaport, Ankara'dan, Genel Müdürlükçe verilirdi. Bizim zamanımızda, biz, bunu illere devrettik ve gayet güzel de işliyor; üstelik, suiistimaller de bu şekilde önlenmiş oluyor. Eğer, bir olayı, bir hizmeti taşradan alıp merkezde yapmaya kalkarsanız, suiistimaller de kolaylıkla yapılabilir. Bu nedenle, özellikle taşranın yapabileceği, il müdürlüklerinin yapabileceği bazı hizmetleri il müdürlüklerine vermek ve böylece, personelimizi Genel Müdürlükte atıl vaziyette bekletmekten öteye, taşrada aktif hale getirmek çok doğrudur diye düşünüyorum ve bunu, Sayın Bakanın ve Genel Müdürlüğün takdirine sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, polis meslek okullarına geçtik; yerinde bir uygulama, çok geç kalınmış bir uygulama. Maalesef, liseyi bitirmiş bir öğrencimiz, bir gencimiz, 9 aylık bir uygulamadan sonra hemen sokağa çıkıyor ve eğitim yetersizliği nedeniyle kolayca suç işleyebiliyordu. Bu bakımdan, polis meslek yüksekokullarında verilecek eğitim, son derece önemlidir.

Burada, branşlaşma ve uzmanlaşmayı esas alan bir sistem getirilmelidir. Polis meslek okullarından mezun olan öğrencilerimiz, polislerimiz, mutlaka, branşlaşmış ve uzmanlaşmış bir şekilde meslek hayatına atılmalı ve orada, mesleğini, kendi uzmanlık dalında ve kendi branşı dalında yürütmelidir; aksi takdirde, çeşitli hizmet alanlarına veya çeşitli branşlara atamaları yapılmakta, böylece, verimlilik, etkinlik ve hızlılık da düşmektedir. Bu konuyu, özellikle, eğitim müfredatı hazırlanırken dikkate alınması bakımından, Sayın Bakanın takdirlerine sunuyorum.

Şöyle yapılabilir: Birinci yıl genel eğitim yapılır, ikinci yıl, tamamen, branşlaşma ve uzmanlaşmayı esas alan bir yapılanmaya gidilebilir.

Değerli arkadaşlarım, yine, okullarımızda, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi evrensel standartlara çok ağırlık verilmelidir. Bugün, normal liselerimizde ve üniversitelerimizde, özellikle, demokrasi konusunda, eğitimimiz son derece yetersizdir. Biz, okullarımızda cumhuriyet konusunda eğitimi veriyoruz; ama, dünyanın önem verdiği demokrasi konusunda eğitimimiz son derece yetersiz ve özellikle, insanla, insan haklarıyla ilgili olan polisimiz, demokrasi konusunda, insan hakları konusunda, hukukun üstünlüğü konusunda, mutlaka, ağırlıklı olarak eğitim görmelidir, bu konularda bilgili olmalıdır; insan nedir, insan hakları nedir, hukuk nedir, hukukun üstünlüğü nedir, demokrasi nedir; bütün polislerimiz bunları en iyi şekilde bilmelidir.

Yine, çağımız bilgi çağı; bilgi çağında, artık, bilgi teknolojisi vardır. Bilgi teknolojisinin de, suçları da değişiyor, hukuku da değişiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT AKIN (Aksaray) - Kürsüdeki hatibi hiç takip etmiyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, hatibin sözünü uzatıp uzatmamak benim şahsıma ait.

MURAT AKIN (Aksaray) - Hiç takip etmiyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Takip ediyorum; 5 dakika süre bitince, mikrofon otomatik olarak kesiliyor efendim.

MURAT AKIN (Aksaray) - Bakan Bey, kanun bir an evvel çıksın diye bekliyor

KEMAL ÇELİK (Devamla) - Hayır... Başkanımız gayet demokratik; Başkanımız o işi iyi bilir.

BAŞKAN - Lütfen efendim... İstirham ederim...

Buyurun Sayın Çelik.

KEMAL ÇELİK (Devamla) -  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bilgi toplumunda, biliyorsunuz, artık, enformasyon öne çıktı, enformasyon hukuku, enformasyon teknolojileri gelişti. Eskiden, banka soygunları, biliyorsunuz, filmlerde görüldüğü gibi olurdu; ama, şimdi, kartlarla, internetle banka soygunları olabilmekte. O halde, polisimiz, bilgi teknolojisi konusunda, enformasyon hukuku konusunda, daha doğrusu, dünyanın önem verdiği, bilgiyle daha çok mücehhez bir şekilde topluma kazandırılmalıdır diyorum ve diğer önerilerimi diğer maddelerde söyleyeceğimi ifade ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, 1'i hükümet adına, 4'ü milletvekillerince verilmiş 5 adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekillerince sadece 3 önerge verileceğinden, önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum efendim:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 438 sıra sayılı kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında geçen "genel ve teknik lise" ibaresinin "lise ve dengi okul" biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasari Güler

Mehmet Ay

İbrahim Halil Oral

 

 

 

Adıyaman

Gaziantep

Bitlis

 

 

 

Burhan Orhan

 

Nevzat Taner

 

 

 

Bursa

 

Kahramanmaraş

 

 

BAŞKAN - Müteakip önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Polis Yüksek Öğretim Kanunun Tasarısının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Latif Öztek

Sacit Günbey

Eyyüp Sanay

 

 

 

Elazığ

Diyarbakır

Ankara

 

 

 

Lütfi Yalman

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

 

 

 

Konya

Van

Erzurum

 

 

 

Rıza Ulucak

Ali Oğuz

Bülent Arınç

 

 

 

Ankara

İstanbul

Manisa

 

 

"Polis meslek yüksek okullarına Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî tarafından yapılan öğrenci seçme sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul ve imam hatip lisesi mezunları arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır."

BAŞKAN - Müteakip önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 438 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mehmet Sadri Yıldırım

Saffet Arıkan Bedük

Yıldırım Ulupınar

 

 

 

Eskişehir

Ankara

İzmir

 

 

 

Kamer Genç

Ali Rıza Gönül

Mehmet Gözlükaya

 

 

 

Tunceli

Aydın

Denizli

 

 

"Bu şekilde atananlar ile yüksekokul mezunu olanlar rütbe şartı aranmaksızın 1 inci derecenin son kademesine, yüksekokul mezunları dışında ka-lanlar 2 nci derecenin son kademesine kadar yükselebilirler."

BAŞKAN - Müteakip önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Polis Yüksek Öğretim Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasını aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederim.

                                                               Sadettin Tantan

                                                                 İçişleri Bakanı

MADDE 10. - Polis Yüksek Öğretim Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Polis meslek yüksek okullarına Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî tarafından yapılan öğrenci seçme sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır."

BAŞKAN - Efendim, şimdi, aykırılık...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Bir önergemiz daha vardı, onu okumadınız Sayın Başkan.

BAŞKAN - Biraz evvel söyledim, 3 sayın milletvekilinin önerge verme imkânı var, 1 tane de hükümetin, 4; sizinkiyle beraber 5'ti; geliş sırasına göre olduğu için, sizinki çıkmış oluyor efendim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - En son vermiş olduğumuz önerge çıkmış mı oluyor?

BAŞKAN - Evet; geliş sırasına göre efendim... Saatle aldığımız için önergeleri...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Lise ve dengi okullardan girme imkânı sağlayan bir önergemiz vardı; işleme koymuyorsunuz efendim.

BAŞKAN - Evet; o önerge, on gelen önerge olduğu için, işleme koymuyoruz.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) - Sayın Başkan, aslında, önergelerin okunması lazım; işleme koymayabilirsiniz ama...

BAŞKAN - Efendim, malum, yeni İçtüzük böyle; onun için, okutamıyoruz.

Önergeleri, aykırılık derecelerine göre tekrar okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Polis Yüksek Öğretim Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                     Latif Öztek

                                                                            (Elazığ)

                                                                  ve arkadaşları

"Polis meslek yüksek okullarına Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan öğrenci seçme sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul ve imam hatip lisesi mezunları arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır."

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Arınç buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

Önergede imzanız var değil mi Sayın Arınç?

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Önergeleri imzaladım;  var olması lazım.

BAŞKAN - Vardır efendim, vardır...

İmzalar okunmuyor da onun için... Tamam efendim; biraz okunaksız olduğu için, zatıâlinizin ismini okuyamamışlar.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) -  Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Polis Yükseköğretim Kanunu ve Emniyet Teşkilâtı Kanunuyla ilgili tasarının 10 uncu maddesindeyiz. 10 uncu maddesi ve 15 inci maddesi, birbirine paralel düzenlemedir. Bu düzenlemede en çok dikkati çeken konu, polis meslek yüksekokullarına kaynak olabilecek okulların sayılmış olmasıdır. Burada "genel ve teknik lise mezunları arasından seçilir" deniliyor. Alt komisyonlarda, genel lise mezunları olarak, daha sonra Plan ve Bütçe Komisyonundan genel ve teknik lise mezunları olarak geçti. Burada bir ayırımcılık var, bir eşitsizlik var, bu eşitsizliğin giderilmesi, yani Anayasanın işaret ettiği eşitliğin sağlanabilmesi için bir önerge verdik.

Değerli arkadaşlarım, Anayasanın 10 uncu maddesi genel eşitlik ilkesiyle ilgili hususları ihtiva eder. Anayasanın 70 inci maddesi de "Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.

Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez" demektedir.

Burada "genel lise ve teknik lise" denilirken, meslek liseleri ihmal edilmiştir. Meslek liselerinin tümünün ihmal edilmesi de, imam hatip lisesi mezunlarına bu yolun kapatılması amacıyla, maalesef, konulmuştur.

Biraz evvel okunan önergelerden -dikkatinizi çekmek için söylüyorum- Milliyetçi Hareket Partisi Adıyaman Milletvekili Hasari Güler ve arkadaşları tarafından verilen önerge bu eksikliği ve eşitsizliği giderebilecek bir önergedir. Gerçi, burada imzası bulunan beş değerli arkadaşımızın salonda olmadığını görüyorum. Geçtiğimiz günlerde de, kanunlaşan bazı tasarılarda bu şekilde dolgu malzemesi önergeler vardı; ama, ne gariptir ki, imza sahiplerinden birisi uzun yıllar imam hatip lisesi müdürlüğü yapmış bir değerli arkadaşımızdır! Biraz sonra kendi önergelerinin oylamasında da samimiyet derecelerini göreceğiz ve hep beraber, bir sınav vereceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bizim önergemiz, diğer bütün okulların da sayılarak, suretiyle polis meslek yüksekokullarının, kaynağını, eşit ve adaletli olarak, lise düzeyini bitiren öğrencilerin tamamından alınması suretiyledir.

Bakınız, bu okunan önergeler içerisinde Sayın Bakanın da hükümet adına bir önerge verdiğini görüyoruz. Bu önergede acaba eşitsizlik giderildi mi diye merakla ve heyecanla önergeyi okuduk!.. Hayır, hepsi sayılmış; ama, imam hatip lisesi mezunları sayılmamış. Bu, fevkalade üzüntü verici bir olaydır.

Ben, imam hatip lisesi mezunu değilim, bir meslek asabiyeti içerisinde de konuşmuyorum; ama, imam hatip lisesinde okuyan ve mezun olan binlerce öğrenci, pırıl pırıl, milletine, vatanına, memleketine bağlı insanlar olarak mezun oldu ve çok şükür biz onlarla iftihar ediyoruz. Bugüne kadar da, sadece imam hatip liselerini değil, orada, liselerde verilen bütün dersleri de fazlasıyla okuyarak, girdikleri üniversite imtihanlarında başarılı oldular, doktor olarak, kaymakam olarak, savcı ve hâkim olarak gayet güzel noktalarda hizmet ettiler.

İmam-hatip lisesi mezunları, bu ülkede vebalı ve cüzamlı değildir, pırıl pırıl evlatlarımızdır, hepimizin çocuklarıdır. Bunlara karşı böyle bir ayırımcılık gözetilmesini fevkalade yanlış buluyorum. (FP sıralarından alkışlar)

Elbette, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin yasalaştığı günleri gören ve hatırlayan bir arkadaşınızım. Orada, meslek okullarının orta derecelerinin kapatılması ramına, imam-hatip liselerinin kaynak olmaktan çıkarılması amacıyla oy kullananları da onların mensup olduğu siyasî partileri de biliyorum.

Herkes, burada, elini vicdanına koymak ve milletini, memleketini sevmek zorundadır. Bu liseler, başından tırnağına kadar millet evlatlarının verdiği paralarla ve yardımlarla yapıldı; içinde, bu ülkenin anayasasına, hukukuna, kanunlarına bağlı öğretmenler tarafından yetiştirildi ve çok şükür, iftihar edeceğimiz evlatlar bu okullardan mezun oldu; ama, bir rüzgâr esti, önleri kesilmek istendi, kaynakları kurutuldu, mezunlarına iş imkânı verilmedi, üniversite giriş sınavlarında ayrıcalıklar getirildi, bütün soruları yapmış olmalarına rağmen katsayıları düşük tutuldu, alan kısıtlaması yapıldı. Bu, bu ülke için büyük bir felakettir. Bunu hiçbir zaman tasvip etmedik ve etmeyeceğiz ve günü gelince de, demokratik yoldan bu adaletsizliği hep beraber gidereceğiz. Buna dair ümidim tamdır değerli kardeşlerim.

Sayın Bakan da bir büyük vebalin altındadır. Kırk tane okul mezununu sayıp da imam-hatip lisesi mezunlarını bunun dışında tutmak, Sayın Tantan için bu ülkede beslenen hüsnü zannın da gitmesine ve kaybolmasına yol açacaktır. (FP sıralarından alkışlar)

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Aynen öyle.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu ülkede TÜSİAD diye bir kuruluş bile, ülke yangın yerine dönmüşken, maalesef, sosyal patlamalar sokağa taşmışken, yayınladığı raporda, yine imam-hatip liselerini hedef alarak birtakım herzeler yayınlıyor. (FP sıralarından alkışlar)

Bu ülkenin evlatları, imam-hatip liselerinden yetişmiş ve yetişecek gençlerimizin, vatanımıza, milletimize, Bayrağımıza, devletimize en güzel hizmetleri yapacak gençler olduğunu biliyor. Lütfen, bu önergeler oylanırken ve madde oylanırken, vebal ve sorumluluğumuzu bir kez daha düşünelim. Önergemize, bu anlayışla, destek olmanızı, yardımcı olmanızı bekliyoruz.

Bize destek olmazsanız, biraz sonra MHP'nin önergesi gelecek; yerinde, doğru ve haklı bir önergedir; ellerinizi  havada bekliyorum.

Saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arınç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Geri alıyorum efendim; vazgeçtim.

BAŞKAN - Peki efendim.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum efendim: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

İhtilaf var efendim, elektronik cihazla oylama yapacağım.

Oylama için 2 dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Önerge kabul edilmemiştir efendim.

İkinci önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Polis Yükseköğretim Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederim.

                                                               Sadettin Tantan

                                                                 İçişleri Bakanı

Polis meslek yüksekokullarına, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan  öğrenci seçme sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar genel lise, erkek tekniköğretim, kız tekniköğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır.

BAŞKAN - Komisyon ?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, çoğunluğumuz hazır değil, takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Emniyet Teşkilâtının ihtiyaç duyduğu alanlarda elektrik, elektronik, bilgisayar ve benzeri alanlarda çalıştırılmak üzere meslekî teknik öğrenim görmüş personel ihtiyacının karşılanması amaçlanmıştır.

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, aykırılık sırasına göre okutmuyor musunuz?!

BAŞKAN - Aykırılık sırasına göre okutuyorum....

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - MHP'ninki önce değil miydi Sayın Başkan?

BAŞKAN - Hayır efendim ; o, daha sonra aykırı.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Yani, bunu kabul ettireceksiniz, onu hiç oylatmayacaksınız,vebalden kurtaracaksınız! (Gürültüler)

LÜTFİ YALMAN (Konya) - Bir yanlışlık var Sayın Başkan.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, sizin, normalde MHP'ninkini oylatmanız gerekmiyor muydu şu anda?

BAŞKAN - Efendim istirham ederim... Aykırılık sırasına göre okutuyorum...

Demin de söyledik... Burada, ben, tarafsız görev yapıyorum.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - O zaman, MHP çekti mi önergesini?

BAŞKAN - Efendim, ister MHP versin, ister CHP versin; netice itibariyle, hukuk, hukuktur; iki kere olmaz ki bu iş, istirham ederim yani... Yapmayın allahaşkına!

Efendim, Komisyonun takdire bıraktığı Hükümetin önergesini oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir efendim.

Sayın milletvekilleri, 3 üncü önergeyi, Hasari Güler ve arkadaşlarının önergesini, kabul edilen önerge doğrultusunda işleme koyamıyorum.

Sayın milletvekilleri, kabul edilen önergeyle Meclisin iradesi tecelli etmiş ve 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının tamamı değiştirilmiş olduğundan, bu fıkrada bir ibare değişikliği öneren Sayın Güler'in önergesini işleme koyamıyorum efendim.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Niye?

BAŞKAN - İşte, anlattım efendim niye olduğunu; zapta da geçti...

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 438 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                        Saffet Arıkan Bedük

                                                                          (Ankara)

                                                                  ve arkadaşları

"Bu şekilde atananlar ile Yüksekokul mezunu olanlar, rütbe şartı aranmaksızın 1 inci derecenin son kademesine, Yüksekokul mezunları dışında kalanlar 2 nci derecenin son kademesine kadar yükselebilirler."

BAŞKAN - Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU METİN ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, bu öneri, 657 sayılı Kanunla ilişkili ve bu maddeyle de bağlantısı yok; o nedenle katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Bakan?..

İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Siz, daima, makulünü yaparsınız efendim; buyurun.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğum önerge, emniyet Teşkilâtı içerisinde çalışmakta olan birkısım personelin, yüksekokulu bitirdikten sonra, maalesef, terfi edememesinden kaynaklanan sebeplerle bir haksızlığın giderilmesine yönelikti. Konuyu, aslında, biz, dile getirmiştik, olumlu yaklaşılmıştı. Ancak, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı arkadaşımızın, bunu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuyla getirebilirsiniz şeklindeki değerlendirmesine katılmıyorum.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, doğru, bunları düzenliyor; ama, benzeri birkısım kanunlarda, böylesine birkısım eksikliklerin, yanlışlıkların düzeltilmesine yönelik önergeler verildi ve kabul edildi; bu da kabul edilebilirdi. Onun için, buna, 657'ye atıf yapmak suretiyle katılmamayı, tabiî, kendi takdirleri ve değerlendirmelerine bırakıyorum; ama, emniyet Teşkilâtı mensuplarının, uygulamada farklı bir şekilde terfilerine, derece yükselmelerine neden olunduğu noktasından hareketle, bir haksızlık yapıldığını özellikle belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, kamu kurum ve kuruluşlarında iki yıllık yüksekokulu bitirenler birinci dereceye kadar yükselebiliyor, lise mezunları da, keza, aynı şekilde yükselebiliyor; ama, ne yazık ki, emniyet Teşkilâtına gelince, bu yükselemiyor. Dolayısıyla, burada bir yanlışlık vardı; aslında, bu, giderilebilirdi. Giderilememesinin tamamen bir ısrarın üzerine yapıldığını düşünüyorum ve ümit ediyorum ki, oylarınızla bu önergemiz kabul edilir.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, siz, konuşmaları dinleseniz daha uygun olmaz mı!..

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Kaldı ki, daha evvelden, biz de bir önerge vermiştik; bu önergemiz hiç de okunmadı. Biz, bilseydik o zaman, bunu mademki kabul etmiyorlardı, o zaman, önergemizi de geri çekebilirdik: Halbuki, bize, olumlu yaklaşıldığı ifade edilmişti. Çok üzüntü içerisinde olduğumu belirtiyorum ve emniyet Teşkilâtının içerisindeki bu terfi haksızlığının giderilmemesinden üzüntü duyduğumu belirtiyor; özellikle, milletvekili arkadaşlarımızın önergeme olumlu oy vermelerini temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, 10 uncu maddenin oylamasına geçmeden önce, bir yoklama talebi vardır.

Şimdi, yoklama talebinde bulunan arkadaşların salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım:

Bülent Arınç?.. Burada.

Akif Gülle?.. Burada.

Mehmet Çiçek?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Mahmut Göksu?..Burada.

Mehmet Batuk?.. Burada.

Sacit Günbey?.. Burada.

Yakup Budak?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Zeki Ergezen?.. Burada.

Osman Aslan?.. Burada.

Eyyüp Sanay?.. Burada.

Ali Sezal?.. Burada.

Eyüp Fatsa?. Burada.

Mahfuz Güler?.. Burada.

Ali Oğuz?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Fahrettin Kukaracı?.. Burada.

Lütfi Yalman?... Burada.

İlyas Arslan?.. Burada.

Yoklama isteyen 20 arkadaşımız burada.

Sayın milletvekilleri, yoklama için 5 dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Efendim, çoğunluğumuz yoktur.

Saat 19.00'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati : 18.21

 

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati:18.54

BAŞKAN: Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Yahya AKMAN (Şanlıurfa), Cahit Savaş YAZICI (İstanbul)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 84 üncü Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

438 sıra sayılı kanun tasarısının...

M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Saat 19.00'da açılacağını söylemiştiniz; daha 5 dakika var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bizim saat 19.00'u gösteriyor efendim.

Üçüncü Oturumu açıyorum.

438 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. –  Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı: 438)  (Devam)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Tasarının 10 uncu maddesinin oylamasından önce yoklama talebi vardı; toplantı yetersayısını bulamamıştık.

Şimdi, yoklamayı tekrarlıyorum efendim.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

III. – YOKLAMA

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın Arınç, 10 uncu maddeyle ilgili bir açıkoylama talebiniz var; ama, bu oturumda geçersiz kılıyoruz; çünkü, bu oturum için vermiş oluyorsunuz. Bunu iptal ediyorum efendim; zapta geçsin diye söyledim.

Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı bulunamadığından, sözlü sorular ile diğer denetim konularını  sırasıyla görüşmek için, 17 Nisan 2001 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 19.02

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.