14 Haziran 2022 Salı

       BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Emine Sare AYDIN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kırıkkale’de yaşanan aşırı yağışlar hakkında söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Sayın Halil Öztürk’e aittir.

Buyurun Sayın Öztürk. (MHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

(Uğultular)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, bir saniye…

Sayın milletvekilleri, konuşmacı arkadaşımız kürsüde. Yoğun bir uğultu var salonda, sizden rica ediyorum.

Buyurun.

HALİL ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem Kırıkkale’de yaşanan aşırı yağışlardan dolayı meydana gelen zararlar nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

 

Değerli milletvekilleri, son günlerde özellikle İç Anadolu -seçim bölgem Kırıkkale ve ilçeleri gibi- aşırı ve kuvvetli yağışlara maruz kalmaktadır. Nitekim, geçtiğimiz hafta sonu Kırıkkale Keskin, Sulakyurt, Delice, Karakeçili, Bahşili ve Hacılar başta olmak üzere birçok ilçe ve köy merkezinde yaşanan şiddetli yağış ve dolu çok sayıda ekili alana zarar vermiştir. Emek emek, ilmek ilmek koca yıl ürününü hasat etmek üzere bekleyen çok sayıda Kırıkkaleli hemşehrimizin, çiftçimizin ürünü aşırı yağışların ve dolunun vermiş olduğu zararlar nedeniyle tarlada kalmıştır. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl da yeterli yağışların gerçekleşmemesi nedeniyle, kuraklık nedeniyle Kırıkkale’de çiftçimiz mağduriyetler yaşamış ve ürünlerini hasat edememiş yani para kazanamamıştı. O dönem Cumhur İttifakı yaraların sarılması için canla başla seferber olmuş ve çiftçilerimizin yüzünü güldürmüştü.

Saygıdeğer milletvekilleri, Keskin merkez ve ilçemize bağlı Kurşunkaya, Konur, Konurhacıobası, Eminefendi, Karafakılı, Çipideresi, Turhanlı, Cin Ali Uşağı, Barak, Barakobası, Üçevler, Esatmüminli, Esatumunlu, Ortasöken, Çalış, Göktaş, Eskialibudak köylerimizde dolu nedeniyle tarım arazilerinde ciddi zararlar oluşmuştur. Yaklaşık 20 bin dekar buğday, arpa, nohut ve yağlık ayçiçeği alanlarında bölgesine göre yüzde 30 ila 70 oranında; Cankurtaran köyümüzde ise 10 bin dekar buğday, arpa, nohut ve yağlık ayçiçeği alanlarında yüzde 100 oranında zararlar meydana gelmiştir. Karakeçili ilçe merkezi ve Sulubük köyünde dolu nedeniyle 16 bin dekar buğday, arpa, yağlık ayçiçeği ve nohut alanları yaklaşık yüzde 40 ila 80 oranında zarar görmüş, sel nedeniyle 2 bin dekar arazide de yüzde 20 oranında zarar oluşmuştur.

Sulakyurt ilçe merkezi ve Ortaköy, Çevrimli, Yağbasan, İmamoğluçeşmesi, Sarıkızlı, Ağaylı, Yeşilyazı, Akkuyu köylerimizde sel ve dolu nedeniyle 21.600 dekar buğday, arpa, bağ, sebze, meyve, kavun, karpuz alanlarında yüzde 80’lere varan oranlarda zarar meydana gelmiştir.

Yine, Delice ilçe merkezimiz ile Tatlıcak,  Aşağıihsangazili, Halitli, Çatallı, Karakoyunlu, Ocakbaşı, Yeniyapan köylerimizde yine aşırı yağış ve sel nedeniyle 50 bin dekar buğday, arpa, sebze ve bağ alanlarında yüzde 40 ila 90 arasında değişen oranlarda zarar meydana gelmiştir.

Bahşılı ilçemize bağlı Karaahmetli, Kömürcüler, Küreboğazı ve Sarıkaya köylerinde de 30.300 dekarlık alanda lavanta, buğday, arpa, nohut, çörek otu, sebze ve meyve gibi ekili alanlarda yüzde 50 ila yüzde 100 oranında zarar oluşmuştur.

Diğer taraftan, Hacılar beldemizde 440 dekar dane mısır, arpa, şeker pancarı, kuru soğan ve karpuz alanlarında dolu nedeniyle yüzde 90 oranında zarar meydana gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, rakamlardan da görüleceği üzere toplamda yaklaşık 150 bin dekarlık bir hasar söz konusudur. Bu toplam alanın 50 bin dekarı tarlada kalmış, biçilemez durumdadır; diğer kalan 100 bin dekarda ise hasat yapılsa bile çok ciddi verim kaybı beklenmektedir. Dekar başına ortalama 500 kilogram verim beklendiği düşünüldüğünde yaklaşık 7,5 milyon tonluk ürün kaybı mevcuttur, durumun vahameti de rakamlardan gayet bellidir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak öteden beri çiftçilerimizin, tarımsal ve hayvansal üreticilerimizin meselelerini, beklentilerini ve hedeflerini yakından takip etmekteyiz.

Kırıkkale Milletvekili olarak, köylümüzün, çiftçimizin sesinin bu yüce çatı altında duyulması adına gayret göstermekteyiz. Dile getirmiş olduğumuz zararlardan dolayı çiftçimizin, köylümüzün mağduriyeti büyüktür. Hafta sonundan bu yana tarlalarda oluşan zararlar nedeniyle ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla diyalog hâlindeyiz. Bu kapsamda, 3 Sayın Bakanımıza vermiş olduğumuz yazılı soru önergelerimizde hem konunun önemine hem de çözümüne katkı sunmak istedik. Aşırı yağış, dolu ve selden zarar gören çiftçilerimizin tarım kredi kooperatiflerine ve ziraat bankasına olan borçlarının şartsız ve faizsiz bir şekilde, masrafsız yapılandırılması veya ötelenmesiyle elektrik ve su borçlarının da affedilmesi yüzleri güldürecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HALİL ÖZTÜRK (Devamla) – Yanı sıra, tohum ve gübre, yine diğer girdi maliyetlerinin daha yoğun bir şekilde sübvanse edilmesi çiftçimizin yükünü azaltacaktır.

Aşırı yağış ve selden zarar gören yollar bir an önce İl Özel İdaresi tarafından onarılmalı, taşkınların gerçekleştiği dere yatakları DSİ tarafından ıslah edilmelidir.

Diğer yandan, Cumhurbaşkanlığı Afet Fonu’ndan zarar gören çiftçilerimizin zararlarının karşılanması için ek ödenek sağlanarak çiftçimizin, Kırıkkale’mizin, kara günlerinde yanlarında olduğumuzu gösterebilmeliyiz.

Kırıkkale’mize, çiftçimize, köylümüze geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, zararların karşılanması adına bu sürecin yakından takipçisi olacağımı belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Balıkesir’e İstiklal Madalyası verilmesiyle ilgili söz isteyen Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Akın’a aittir.

Buyurun Sayın Akın. (CHP sıralarından alkışlar)

 

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yüz üç yıl önce yaktığı bağımsızlık ateşi, Türk milletinin kahramanca mücadelesiyle zaferle sonuçlandı. Türk milleti olarak bizler, bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı zaferleri, göğsümüzde İstiklal Madalyası olarak taşıyoruz.

Kuvayımilliye, yanmış, yıkılmış, işgal edilmiş, düzenli orduları için tasfiye kararı alınmış bir milletin yeniden doğuş hareketidir; amacı, hiçbir devletin ve ulusun egemenliğini kabul etmeden, yüce Türk milletinin ay yıldızlı bayrağı altında yaşama hakkını ve bağımsızlığını oluşturmaktır.

Değerli milletvekilleri, işgal edilmiş, bağımsızlığı ve özgürlüğü elinden alınmış Türk milletinin yeniden doğuş hareketi Kuvayımilliye meşalesi Balıkesir’den yakılmıştır. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin en güçlü, en kuvvetli halkasıdır. İzmir’in işgalinden hemen sonra, yiğit Balıkesirliler 16 Mayıs 1919’da önce eski belediye binasında, daha sonra da okuma yurdunda bir araya geldiler. İşgali protesto kararının alındığı bu toplantıdan sonra 18 Mayıs 1919’da yapılan Birinci Alaca Mescit toplantısı ve ardından da İkinci Alaca Mescit toplantısında, Balıkesirliler orada silahlı mücadele kararına imza attılar. İşte Kuvayımilliye hareketi, bu toplantılarda ilk defa Balıkesir’de başlamış ve tüm Anadolu’ya Balıkesir’den yayılmıştır. Balıkesirliler, ilk silahlı mücadeleyi başlatmış, cepheler kurmuş, varını yoğunu vatan savunması için feda etmişlerdir. Balıkesir Kuvayımilliye’si, mutasarrıfı, belediye reisi, kaymakamları, aydını, subayı, din adamı, genci, yaşlısı hep birlikte 5 kongre düzenlemiş ve on dört ay boyunca Ayvalık, Soma, Akhisar ve İvrindi cephelerinde mücadele vererek işgal ordusunu yıpratmıştır. Kurtuluş Savaşı’mızın ilk kurşunu Ayvalık’ta, son kurşunu da Bandırma’da atılmıştır.

Değerli arkadaşlar, Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir; bu bir gerçektir, bunu hem tarihçiler hem de bu konudaki uzmanlar açık, net ortaya koyuyorlar. Balıkesir, yüz yıl önce yaktığı Kuvayımilliye ateşinin İstiklal Madalyası gibi büyük bir sembolle onurlandırılmasını bekliyor. Balıkesir’imize verilecek İstiklal Madalyası’yla şehit ve gazilerimize geç kalmış olan bir vefa borcumuzu ödemiş olacağız. Tüm yiğit Balıkesirli hemşehrilerim bu hakkın Balıkesir’e teslim edilmesi için tam bir birlik ve beraberlik içerisinde, yek olmuş durumdadırlar. Hangi siyasi görüşten olursa tüm Balıkesirliler bu hakkın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından teslim edileceğine yürekten inanıyor ve bunu canıgönülden bekliyor. Balıkesir’imize verilecek olan İstiklal Madalyası, Kurtuluş Savaşı’nda vatan aşkıyla, özürlük ve bağımsızlık için mücadele veren yiğit Balıkesirlilere duyduğumuz minnetin ifadesi ve bu büyük mücadelenin unutulmaz, onurlu bir simgesi olacaktır. Kuvayımilliye’nin başşehri, başkenti Balıkesir, bu onuru tüm Balıkesirli hemşehrilerimle birlikte yürekten bekliyor.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, herkes Balıkesir'e İstiklal Madalyası verilmesi konusunda hemfikir; uzmanlar, tarihçiler. Ayrıca, Meclis Başkanı Sayın Mustafa Şentop da bölge milletvekilleriyle yaptığı görüşmede Balıkesir'in hakkını teslim ettiğini söyledi. O zaman ne bekliyoruz? Hep birlikte bu konudaki görevimizi yerine getirmemiz gerekiyor. Bu konuda verilmiş hazır kanun teklifimiz var. Neyi beklediğimizi Balıkesirli hemşehrilerimiz adına soruyorum. Burada şunu söylemek lazım: Bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bu onuru hep birlikte inşa edelim ve Balıkesirlilere, yiğit Balıkesirli hemşehrilerimize bu madalyayı, hak ettiği madalyayı teslim edelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

AHMET AKIN (Devamla) - Bu dönem eğer AK PARTİ’li ve Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımızın oylarıyla olmaz ise -çok az kaldı- çok kısa bir süre sonra biz Balıkesir'imize İstiklal Madalyası’nı Millet İttifakı'nın iktidarında teslim edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

O nedenle, Balıkesirliler adına bir kez daha sesleniyorum: Siyasetüstü bir yaklaşımla Türkiye Büyük Millet Meclisinin Balıkesir'in hak ettiği İstiklal Madalyası’na, yiğit Balıkesirlilerin kahramanlığına kayıtsız kalmamasını sizlerden istirham ediyorum ve Balıkesir'imize, yiğit Balıkesir'imize İstiklal Madalyası’nı hep birlikte verelim diyorum.

Saygıyla hepinizi selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

 

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, küresel krizle ilgili söz isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Bahar Ayvazoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Ayvazoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

2008’de başlayan ve salgınla birlikte zirve yapan küresel ölçekteki finansal krize rağmen, ülke olarak kendi olanaklarımız ve modelimizle süreci en iyi şekilde yürütmek için çaba harcıyoruz. Birçok cephede birden savaşsak da önceliğimiz olan insanlarımızın işine, aşına, geçimine yoğunlaşıyoruz. Enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığının, yaşanan bu ekonomik daralmanın işçimizi, memurumuzu, çiftçimizi daha fazla etkilemesine müsaade edilmeyeceğinin de alınacak önlemlerle enflasyonun yeniden kontrol altına alınacağından da emin olabilirsiniz.

Diğer yandan, bize ısrarla bu krizi Türkiye üzerinden okutmaya çalışanlara lütfen kulak asmayalım. Kriz küreseldir ve dünya devi ülkeler küresel krizin pençesinde kıvranıyor, her anlamda oldukça sıkıntılı günlerden geçiyor. İngiltere, Almanya, Hollanda, Amerika dökülüyor, tarihlerinin en yüksek enflasyon oranları bu ülkeleri zorluyor.

MURAT EMİR (Ankara) – Amerika’da enflasyon kaç? Yüzde 8.

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Akaryakıt ve enerjiyle birlikte gıda ve emlak fiyatlarındaki fahiş artışlar on yıllardır güçlü, medeni, gelişmiş Batı’nın bir ferdi olmanın huzuru ve yarınlarından endişesiz yaşayan Avrupalıların psikolojilerini bozdu. Refah ve zenginliğin adresi Avrupa’da artık işlerin rengi değişmiş durumda.

MURAT EMİR (Ankara) – Nebati’yi Avrupa’ya yollayalım.

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Dikkat edin, bu ülkeler küresel krizin iki sonucundan olan pahalılık ve tedarikin her ikisini de en yüksek şiddetle yaşarken şükür ki biz ülke olarak bir tedarik sorunuyla karşılaşmadık. Yani birileri bize, Türkiye üzerinden okutmaya çalışsa da kriz küreseldir ve bu küresel krizin sonuçları bütün dünya gibi bizi de etkilemektedir.

MURAT EMİR (Ankara) – Siz inanıyor musunuz buna?

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) - Krizin sonuçlarını bütün dünyayla birlikte yaşamaktayız, bundan kaçış yok. Enerji ve gıda başta olmak üzere, küresel mal fiyatlarında yaşanan aşırı artışlar, bütün dünya gibi bizi de sarsmaktadır evet ancak bütün bunlara ek olarak biz, bir de içeride enflasyonist ortamı kendileri için fırsata çevirenlerle uğraşıyoruz; kriz, hiçbir ülkede bu şekilde istismar edilmedi. Hükûmet, bir yandan küresel krizin sonuçlarını aşmaya çalışırken, bir yandan da içeride fırsatçılık ve açgözlülük yaparak halkımızı kat kat mağdur eden bir kesimle mücadele etmek zorunda kalıyor. Evet, kriz küreseldir, sonuçlarını bütün dünya gibi biz de yaşıyoruz, bundan kaçış yok ama biz bir de içeride kötü niyetli, ekonomik krizleri, mülteciler gibi insani bir meseleyi hatta afetleri, depremleri bile siyasetlerine meze yapan kötü niyetli bir muhalefetle de uğraşıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) – Muhalefet, pahalılığı konuşmayacaksa ne konuşacak? Beceriksizler! Bir de çıkıyorsunuz, konuşuyorsunuz. Ne konuşacak muhalefet?

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Nezaket biraz ya, nezaket!

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) - Karşımızda millete hizmet etme niyetinde olmayan, Ankara’nın konforunda siyasetçilik oynayıp kapalı kapılar ardında kirli pazarlık yapmaktan başka hiçbir dertleri bulunmayan birileri var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) – Pahalılığı konuşmazsak ne konuşacağız? Beceriksizler!

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – “Ne umarsın bacından, bacın ölmüş acından.” yani tam da bu mesele.

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) - Algı operasyonlarıyla atmosferi karartıp vatandaşlarımızı demoralize etmeye çalışan bir yapı var.

MURAT EMİR (Ankara) – Açlığın algısı mı olur? Aç, aç; milleti aç bıraktınız, bir de konuşuyorsunuz! Bari konuşmayın ya!

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) - Fakat hepsinin, krizi kendileri için fırsata çevirmeye çalışan açgözlülerin de yirmi dört saat felaket senaryoları yazanların da hakkından gelecek bir AK PARTİ var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) – Yoksunuz siz, yok!

BAŞKAN – Sayın Emir...

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) - Tecrübeyle de sabittir ki tarih boyunca da bizi düşmanlarımızdan çok içimizdeki gafiller, taşeronlar zorlamıştır.

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Halkı çok seviyorsunuz, mazotu 30 liraya veriyorsunuz; bravo! Unun çuvalını insanlar alamasın diye...

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Yahu, hakikaten anlamakta zorlanıyorum, anlamlandırmakta güçlük çekiyorum. Arnavutluk, Türkiye’den SİHA satın almak istemiş, hemen, ünlü bir köşe yazarınız “Arnavutluk, SİHA’yı alıp da ne yapacak, Arnavutluk niye SİHA satın almak istiyor?” diye sorabilmiş.

 ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) – Kendilerinden utanıyor bunlar ya, bunlar kendi ülkelerinden utanıyor!

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Allah aşkına, bu ülkeden ekmek yiyen bir köşe yazarı bu ülkenin ihracatından niye rahatsız olur? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) – İhanet içinde çünkü ihanet, ihanet!

MURAT EMİR (Ankara) – Milleti aç bıraktınız, aç!

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sizi Allah’a ve milletin vicdanına havale ediyoruz!

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Muhalif bir gazete manşet atıyor: “Amerika’nın Son Hamlesi Erdoğan’ı Köşeye Sıkıştıracak” Bakar mısınız manşete; bu nasıl bir yaklaşım? Yahu, Recep Tayyip Erdoğan kim? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Yani Amerika köşeye sıkıştıracaksa eğer, demektir ki Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak. Bundan nasıl bir haz alabiliyorsunuz Allah aşkına? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Biz Amerika’ya bırakmayız onu, merak etme!

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Fakat herkes emin olabilir, Türkiye güçlü altyapısı sayesinde, nasıl bütün dünya devi ülkelerinin sırtını yere yapıştıran salgının üstesinden bile geldiyse, küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın etkisiyle yaşadığı hayat pahalılığı sorununu da kısa sürede aşacaktır inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Milletimizin, Türkiye’yi dün hayal bile edemeyeceğimiz bir noktaya getirmiş siyasi iradeye inancı tam, liderlerine güveni de sonsuz.

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Göreceğiz, yakında seçimde göreceğiz!

BAHAR AYVAZOĞLU (Devamla) – Allah’ın izniyle, o liderin karşısında, karşımızda oturmuş, ellerini ovuşturarak Türkiye’nin tökezlemesini bekleyenleri bundan sonra da hüsrana uğratmaya devam edeceğiz.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) – Türkiye’yi çukura düşürdünüz, çukura; tökezlemek ne!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

 

İlk söz Sayın Çelebi’nin.

Buyurun Sayın Çelebi.

 

 

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

“Mavi vatan” ibaresini Meclis kayıtlarına ilk geçiren milletvekillerindenim. Suriye ve Irak operasyonları için de tezkereye “evet” oyu verdim. Devletimiz bu doğrultuda, Yunanistan’a, millî güvenlik sorunu olan adaların gayriaskerî statüsünün bozulmasına dair uyarı yapıyor, Suriye’de terör koridorunu engellemek için haklı operasyonlar yapıyor; ses içeride Öcalan, PKK severlerden Kadıköy eylemiyle geliyor, polisimize yumruk atılıyor. Neymiş? Bebek katili tecritteymiş. Hain terör örgütü PKK’nın mezarda tecrit ettiği 30 bin vatan evladı şehidimiz ne olacak? Babasız kalan evlatlar, evlatsız kalan analar, acıya tecrit edilen bu insanlar ne olacak? Üç beş oy uğruna bunlara göz yummayız, boyun eğmeyiz, matematik hesaplarına ülkemizi feda etmeyiz diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Barut…

 

 

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, tarla ve bahçeden, çiftlikten sofraya kadar gıda güvenliği zinciri içerisinde veteriner hekimlik mesleği kilit derecede önemli bir role sahiptir. Hayvansal gıdaların üretiminde ve denetiminde veteriner hekimler aktif görevdedir. Veteriner hekim kontrolünde yetiştirilen sağlıklı hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta ve bal gibi ürünler, hijyenik ve uygun koşullarda üretilmesiyle halka arz ediliyor. Veteriner hekimler, sağlıklı ve güvenli gıda üretiminin yanı sıra, hayvan sağlığını ve refahını koruyarak güvenli, sürdürülebilir, çevreyi kirletmeyen, besleyici gıda teminine öncülük eder. Devletlerin temel görevi, vatandaşlarının yeterli ve güvenli gıdaya erişimini ve dolayasıyla, vatandaşlarının sağlıklı beslenmesini sağlamaktır. Bunun için hizmet eden, bazen şiddete kurban giden ancak özlük hakları iyileştirilmeyen veteriner hekimlerin sesini duyun; Meclis gündemine gelen, sağlık camiasıyla ilgili yasal düzenlemeye veteriner hekimleri de dâhil edin.

BAŞKAN – Sayın Yılmazkaya…

 

 

BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Artık vatandaş düğünlere bile gidemiyor, gram altının satış fiyatının rekor seviyeye ulaşması sebebiyle vatandaşlar düğünlerde gram altın dahi takamaz oldu. Yanlış ve kötü ekonomik politikalar yüzünden doların rekor seviyelere yükselmesiyle altın fiyatlarının tavan yaptığı ülkemizde, insanlarımız akrabalarının bile düğünlerine gidemez oldu. Yakında bırakın akraba düğünlerine gitmeyi, babalar evlatlarının düğünlerini yapamayacak hâle gelecek. Düğün davetiyesi alan vatandaş, sanki icra tebligatı almış gibi korkar oldu, çaresizlik içinde “Gitmezsek olmaz, gitsek altı ay belimizi doğrultamayız.” diyor dar gelirli vatandaş. Bir aylık asgari ücretle bir altın bile alamıyor insanlarımız, artık düğünde çeyrek altın takmak bile hayal oldu. Düğünlerine dahi gidemeyen vatandaş elbette size bunun hesabını soracak. Bugün olmasa da yarın mutlaka soracak diyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Çepni…

 

 

 

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

İBB’ye bağlı  Ağaç AŞ işçileri Saraçhane Meydanı’nda eylemdeler. İşçiler, ağır koşullarda yeşil alanların bakımını gerçekleştiriyorlar, açlık sınırı altında ücret alıyorlar, mobbinge uğruyorlar, Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikasına üye olmaları engelleniyor, sürgün ediliyorlar, işten atılıyorlar. Talepleri şunlar: Toplu iş sözleşmesi imzalansın, işten çıkartılanlar geri alınsın, işçiye baskı uygulayan amirlere soruşturma açılsın. İşçiler haklarını istiyorlar. İBB’ye çağrımız: Oyalamak değil, işçilerin taleplerinin kabul edilmesidir.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

 

 

 

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Demokrasi, insan hakları, barış, kardeşlik kılıfı altına girip Kadıköy’de bebek katili, canibaşı terörist Öcalan’ın özgürlüğü için yürüyenlerin içindeki sözde milletvekili görünümlü bir teröristin, Türk polisine attığı yumruğu şiddetle ve nefretle lanetliyorum. Bu sözde vekillerin yüce Meclisin çatısı altında bulunup Türk vatanında, Türk Bayrağı altında nefes alması haramdır. Bu yumruğun bedeli yarına kalacak ama yanına kâr kalmayacaktır.

Kandil’in kontenjanıyla vekil olup varlıklarını cinayet şebekesine borçlu olanlar, silahların gölgesinde fotoğraflanıp terör örgütü kamplarında katillerce aşılananlar şunu unutmamalıdır ki: Türk polisi vatandır, bayraktır, devlettir, millettir ve güçlü devletimizin kudret ve azameti, hukuk ve adaleti ise hainlerin başlarını ezecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sözde Kuvayımilliyecilerin oy kaygısı sebebiyle bu alçaklığa sessiz kalmasını milletimizin vicdanına havale ediyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

 

 

 

 

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde bölgesel ve küresel bir aktör olan Türkiye enerjide de geleceğin önemli oyuncularından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Dün Zonguldak Filyos’ta Karadeniz Gazı Denize İlk Boru İndirme ve Kaynak Töreni Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Türkiye'nin şu ana kadar tamamen yerli ve millî imkânlarla en büyük doğal gaz keşfi olan Karadeniz gazında, 2023’ün birinci çeyreğinde ilk fazda üretilecek günlük 10 milyon metreküp doğal gaz hanelerde kullanılmaya başlanacak. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye’yi, enerji arz güvenliği sorununu tamamen çözmüş bir ülke yapıncaya kadar mücadelemiz çok yönlü bir şekilde devam edecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

 

 

 

 

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bütün öğretmenlerimizin bugünlerde konuştukları konu uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavları. Nasıl ki futbolda Atatürk statlarının isimlerini “arena”ya çevirdiniz, nasıl ki Atatürk meydanlarına eklemeler yaparak, tadilatlar yaparak isimlerini değiştirdiniz, en son olarak Atatürk Havaalanı’nı tahrip ettiniz, Atatürk’e has bir unvan olan başöğretmenliği de ortadan kaldırmak ya da sıradanlaştırmak için başöğretmenlik unvanı icat ediyorsunuz. Uzman öğretmenliğe gelince; uzmanlığın içi zaten boş, kimse kendi alanıyla ilgili bir değerlendirmeye girmeyecek, şu anda tüm okullardaki öğretmen odalarında konuşulan konu bu işin saçmalığı. Eğer uzmanlık verecekseniz 10’uncu yılını dolduran, 20’nci yılını dolduran öğretmenlere daha fazla maaş verin. Çoğu öğretmen tedirgin. Ayrıca öğretmenlerden bir de sınava giriş belgesi istiyorsunuz, istediğiniz belgeyse çok komik, öğretmenden öğretmen olduğuna dair belge istiyorsunuz. İpini ucunu iyice kaçırdınız.

BAŞKAN – Sayın Ataş…

 

 

 

DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Asker, polis ve jandarma başta olmak üzere on binlerce devlet memurunun tayin dönemi başlamıştır. Tayin edilen personele ödenen yol harcırahlarının hesaplanmasında kullanılan gider kalemlerinin her birine son bir yılda yüzde 100’lerin üzerinde zamlar gelmiştir. Bugün verilen bu yol harcırahlarıyla taşınma giderlerinin yarısını bile karşılayamayan memurlarımız çözümü banka kredisinde arıyor, sürekli borçlanıyor. Memurlara verilen yol harcırahlarının belirlenmesinde dikkate alınan akaryakıt, ulaşım, konaklama artış oranları dikkate alınarak mehil izinleri bitmeden yeniden güncellenmelidir. İktidar, devletin her kademesinde iş yükünü çeken memurlarımızı görmezden gelmeyi bırakmalı, onları rahatlatacak adımları bir an önce atmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaşıkçı…

 

 

 

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) – Türklüğün en karanlık günlerinde vatan sınırlarını Misakımillî’yle belirten Atatürk, bu sınırlar dışında kalan fakat Türklerin yaşadığı toprak parçalarını millî sınırlar içinde tutmayı, gerekirse almayı şaşmaz bir ideal olarak benimsemişti. 1937 tarihinde, Milletler Cemiyeti Konseyinde, o günkü adı “Sancak” olan Hatay’ın anayasasıyla birlikte ayrı bir varlık olduğu hukuken kabul edilmiş, Türkiye ve Fransa arasında toprak bütünlüğünü de teminat altına alan anlaşmalar imzalanmış ve seksen beş yıl önce bugün, 14 Haziran 1937’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanmıştır.

Hayatı pahasına vatan topraklarını birleştiren, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Hatay'ın ana vatana katılmasıyla son bulacak gelişmelerin habercisi olan bu anlaşmaların kabulü yönünde oy kullanan Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini rahmetle ve minnetle anıyorum.

BAŞKAN - Sayın Yaşar...

 

 

SERAP YAŞAR (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

Dün, İstanbul'un güzide ilçelerinden Şile'deydik. Şile Belediyemizin desteğiyle kurulan Şile Bezi Kırsal Kadın Kooperatifini ziyaret ettik. Kooperatifin 4 köyde kurduğu dokuma atölyelerinde 50 kadınımız el tezgâhlarında Şile bezi dokuyor, yüzlerce kadınımız da bu eşsiz kumaşları evlerinde dikip nakışlayarak sanatsal bir dokunuşla muazzam eserlere dönüştürüyor. Bu kıymetli projeyle bugüne kadar 475 kadınımız ekonomiye kazandırıldı. Proje, sosyal kalkınmaya katkısının yanı sıra, kadınlarımızın ellerinde büyük bir emekle şekillenen Şile bezi ürünlerinin bir dünya markası hâline gelmesine ve bu değerli kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunmakta.

Bu güzel ilçemiz özelinde ülkemizin tarihsel hafızasında özel ve benzersiz bir yeri olan Şile bezinin tanıtımına ve kadınlarımızın istihdamına katkıda bulunan Şile Belediyemize ve Şile Belediye Başkanımız İlhan Ocaklı'ya teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Şimşek…

 

 

 

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Vatanımızın bölünmez bütünlüğünün korunmasında, ülkemizin huzur ve güvenliğinin sağlanmasında üstün bir vazife anlayışıyla görev yapan
Jandarma teşkilatımızın 183’üncü kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.

Bin yıldır yaşadığımız bu topraklarda hür ve bağımsız olarak kıyamete kadar yaşamamız için Cenab-ı Allah askerimize, polisimiz güç versin, kuvvet versin diyorum, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

 

 

 

 

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Rusya’nın Tataristan bölgesinde çalışan 2.160 vatandaşımız aylardır  âdeta esir tutuluyor. “Gemont” isimli bir Türk firmasıyla sözleşme imzalayarak çalışmaya giden vatandaşlarımız, Rus işverenle Türk firması arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle üç aydır maaşlarını alamıyor. İşçilerimizin Türkiye’ye sevkine izin verilmiyor, seslerini yükseltmeleri hâlinde sınır dışı edileceklerine dair tehdit alıyorlar. Dışişleri Bakanı başta olmak üzere Hükûmetin tüm bakanlarına sesleniyorum: Vatandaşlarımız savaşın tam ortasında, Konsolosluğun da herhangi bir yardımı yok; canları tehlikede olan vatandaşlarımızın sorunu daha fazla zaman kaybedilmeden derhâl çözülmelidir.

BAŞKAN – Sayın Ekinci…

 

 

 

 

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Kıymetli Başkan.

11 Haziran 2022 günü akşam sultan şehrimiz Sivas’ımıza şehit ateşi düştü. Uzman Çavuş Ömer Yıldırım kardeşimiz üç ay önce izne geldiği zaman Düriye Yıldırım’la resmî nikah yapmıştı, yirmi dokuz gün sonra da düğünleri olacaktı fakat hain terör örgütü onunla birlikte 3 kahraman askerimizin daha şehit olmasına vesile oldu. Burada, eşi Düriye, annemiz Hatice ve babamız Cemal ağabeyimizin bizden şu isteği vardı: “Bunu teröristlerin yanına koymayın.” Buradan, milletin Meclisinden, Gazi Meclisten ant olsun ki son terörist etkisiz hâle getirilene kadar terörle, teröristle ve teröre destek olanlarla mücadelemiz devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bizi asıl üzen de, biz şehidimizi vatan toprağına emanet ettiğimiz dakikalarda sözde milletvekili, özde Kandil’in vekili birisi kahraman polisimize el uzattı; o eller bir gün kırılacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Aydın…

 

 

 

 

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

337 sıra sayılı sağlıkla ilgili kanun teklifi geçen hafta Komisyondan geçti, bu hafta da Genel Kurulda görüşülecek. Burada, altı ay önce Aralık ayında doktorlara ve sağlık çalışanlarına verilecek olan artışlar uzman hekim için 5 bin, pratisyen için 2.500’dü; yalnız gelen teklifte maalesef, bunların hiçbiri yok. Daha da kötüsü eczacılar yok, veteriner hekimler yok, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları yok.

Baktığımız zaman 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’la çalışan sağlık çalışanları da yok, onlar tamamen dışarıda kalmış. Yaklaşık çalışan eczacı sayısı 3.750, emekliyi de kattığımızda toplamda 5 bin kişi. 5 bin kişinin aylık vereceğiniz ek ödemelerle maliyeti 6 milyon civarında yani sarayın bir günlük masrafından daha az. Bir gün sarayı kapatsanız 5 bin eczacının ek ödeme giderleri karşılanacak, bunun bir kez daha gözden geçirilip bir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şeker...

 

 

 

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kaza ve yaralanmalar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle çok sayıda hastamız kana ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyacı giderecek tek kaynak ise insanoğlu yani bizleriz. Kan ihtiyacının karşılanması için sürekli ve düzenli kan bağışına ihtiyaç var. Kan bağışının olmadığı bir toplumda her gün kana ihtiyacı olan binlerce insan hayatını kaybediyor. Kan ihtiyacı karşılanmadığı için hayatını kaybeden hasta bizler olabiliriz, en yakınlarımız olabilir, dostlarımız olabilir velhasıl yaratılanların en şereflisi olan bir insan olabilir. Bize zararı olmayan kan bağışımızla hiç tanımadığımız 3 kişinin hayatını kurtarırız. Yüce Allah buyuruyor ki: “Her kim birinin hayatını kurtararak yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.” Bir damla kanımızla insanları yaşatma fırsatını kaçırmayalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Sümer…

 

 

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

250 bin dolarlık gayrimenkul karşılığında Türk vatandaşı olmak AKP Hükûmetleriyle birlikte mümkün olmuştur. Bunun üzerine ise geçtiğimiz aylarda, Türkiye’ye en çok göç eden ülkelerden biri olan Kenya'da internet sitesi üzerinden satılık Türk vatandaşlığı ilanı verilmiş. Kenya'dan tekrar yeni görüntüler geldi. Türk vatandaşlığı almanın ne kadar kolay olduğuyla ilgili, Kenya'da bir bit pazarında reklam verildiği ortaya çıktı.

“Millîyim, yerliyim.” diyenler, ekonomiyi batıranlar 250 bin dolara, 400 bin dolara şanlı Türk vatandaşlığını satılığa çıkarıyorlar. Sözde vatan sevdalıları birkaç yüz bin dolar için Türkiye'nin itibarını Kenya'daki bit pazarına kadar düşürdü. “İtibardan tasarruf edilmez.” diyenler artık gönül rahatlığıyla bit pazarından alışveriş yapabilirler. Fotoğrafta görüldüğü gibi, maalesef Türk bayrağımız bile bit pazarında göklere çekilmiş durumda.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

 

 

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, çevre kirliliğinin bir boyutu da hava kirliliğidir. Hava kirliliği, küresel ısınma ve iklim değişikliği sürecinin etkisini yaşıyoruz.

Son yıllarda ülkemizde haziran aylarında şiddetli yağışlar oluşmaktadır. Bu sene de haziran ayında şiddetli yağışlar yaşıyoruz.

Ankara'da ve diğer illerimizde sele maruz kalan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz.

Hava kirliliğine karşı herkesin bilinçli davranması çok önemlidir. Özellikle sanayi kuruluşları, termik santraller mutlaka etkin, filtreli bacalar yaptırmalıdır. Ankara ve diğer illerimizde belediyeler sele karşı hazırlıklı olmalı ve önlem almalıdır. İmar planları gözden geçirilmeli, dere yatağına yapılaşmaya izin verilmemelidir. Altyapı, özellikle kanalizasyon kapasitesi yeterli hâle getirilmeli, yağmur sularına karşı drenaj sağlanmalıdır, alt geçitlerin drenajları açık tutulmalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel…

 

 

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Fındık coğrafyası taban fiyat bekliyor. Hükûmet yüzde 73 enflasyon açıklayadursun, fındıkçının kriterlerine göre enflasyon en az yüzde 300. Motorin -yüzde 385 artmış- 7,23 TL’den 28 TL’ye 4 kat, ot biçme 350 TL’den bin TL’ye 3 kat, ışkın alma 100 TL’den 300 TL’ye 3 kat, gübre 2 binlerden 7 binlere tam 3,5 kat artmış. Bu hesapla, geçen yıl Hükûmetin taban fiyatı 27 TL’yi bile temel alsak en az 3 kat artış 4 dolar karşılığı Türk lirasına denk gelmektedir; bugün için bu 69 TL’dir, iki ay sonra açıklanır ise o günkü 4 dolar karşılığı ne ise o odur. Bu yüzden, her gün değil, her saat artan döviz fiyatları karşısında Erdoğan’a tavsiyem ve talebimiz şudur: Bir an önce fındık taban fiyatını 4 dolar olarak açıklayın; bugün 68 TL, iki ay sonra 80 TL’nin altında olmayacaktır. Hiç kimse bunun altında fiyat açıklamaya kalkışmasın, ağzını bile açmasın.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ceylan…

 

 

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, Çan Belediyesi tarafından yapılan termal otel AKP’li başkan tarafından satıldı. İçişleri müfettişleri iş ve işlemleri inceledi, kamu zararı ve usulsüzlük tespit etti. Ortaya çıkan kamu zararı tespiti yapılmayan mefruşatlar ve faiz hariç 2 milyon 668 bin TL. Çan Belediyesinin açtığı zararın tazmini davasında hazırlanan bilirkişi raporuna göre ise zarar yine mefruşatlar ve faizleri hariç olmak üzere 3 milyon 890 bin lira. Soruşturma izni isteyen müfettişe Süleyman Soylu izin vermedi, ceza davası açılamadı. Yalova’da, Ceyhan’da, AKP’li Gümüşçay Belediyelerinde çifte standardı gördük. Muhalefete ayrı, sarayın başkanlarına ayrı hukuk işletiliyor. Şimdi Çan’da CHP’li bir başkan var; bugün belediye başkanına bir başka dosyadan görevden alındığı tebliğ edilmeden ajanslara servis edildi. Peki, soruyorum: Bu soylu bir davranış mıdır?

BAŞKAN – Sayın Güneş…

 

 

 

 

 

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletimizin bekası, birliğimizin, beraberliğimizin muhafazası ve milletimizin huzur ve güven içerisinde yaşaması için fedakârca hizmet veren Jandarma teşkilatımızın 183’üncü kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.

Kuruluşundan günümüze Jandarma teşkilatımızın bugünlere ulaşmasında emeği geçen şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyor, tüm Jandarma personelimize hayırlı görevler diliyorum.

14 Haziran, Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü. Hepimizin bir gün kana ihtiyacı olabilir. Hem kendi sağlığımız hem de kan ihtiyacı olan kardeşlerimizin taleplerini karşılamak için kan verelim, vermeye davet edelim. Gönüllü Kan Bağışçıları Günü’nü kutluyorum.

4’üncü sondaj gemimiz olan Abdülhamid Han gemimizin, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

 

 

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Seçim bölgem Gaziantep'in Araban ilçesinde sarımsak üretimi ülkemizin yüzde 20’sini karşılamaktadır. Devam eden sarımsak hasadında binlerce emekçi tarım işçimiz çalışırken, ne yazık ki tarladaki fiyatı 8-10 lira arasındayken marketlerde 25-30 liraya satılmaktadır. Aracılar ve stokçular nedeniyle emekçilerimiz ve çiftçilerimiz zarar görmekte, emeğinin karşılığını alamamaktadır. Bu durum, çiftçilerimizi, üreticilerimizi zarara uğratırken vatandaşlarımızın da alım gücünü oldukça zorlamaktadır. Dokuz on ay emek verip binbir fedakârlıkla tarlalarında üretim yapan çiftçilerimiz alın terinin karşılığını almalıdır. Bu konuda Hükûmet acilen bir adım atmalı, üreticiden tüketiciye doğrudan satış yapılabilecek bir sistem kurulmalı ve bu mağduriyet kökünden çözülmelidir.

Teşekkürler.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kürsüden alayım Başkan.

BAŞKAN – Dinleyeyim önce bir sizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, MHP Milletvekili Olcay Kılavuz konuşmasında doğrudan, aslında grubumuzun tüm vekillerini hedef alarak ağır ithamlarda bulundu. O nedenle söz istiyorum.

BAŞKAN – 69’a göre kürsüden iki dakika söz veriyorum.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, yerimden olayı ayrıntılı açıklamayı yapacağım ama şimdi şunu söyleyeyim: Lütfen, bütün Türkiye şu fotoğrafları görsün; DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz yere düşürülmüş ve oradaki vekiller tarafından ayağa kaldırılıyor. Ağır bir şekilde darbediliyor. Videoyu, isteyen bütün vekillerimize gösterebilirim. Birincisi bu.

İkincisi: Sayın Olcay Kılavuz’u 2011’e götürmek isterim. 2011 yılında Ülkü Ocakları Genel Başkanıyken, Sayın Bahçeli arabaya biniyor -arka koltuğa- o arada polisler gelip “Beyefendi gelecek.” “Kim gelirse gelsin.” mealinde sözler; önce polise tokat atıyor, sonra yumruk atıyor; “Ben polisim.” diyor, “Ne olursan ol.” diyor. Bunu bir hatırlatayım.

Şimdi, değerli halkımız, kesinlikle bir polis, vekili dövmemeli, darbetmemeli, hiçbir vatandaşı. Bir vekil de bunu yapmamalı. Katiyen bu kabul edilebilir bir şey değil ama bir vekili, bir eş genel başkanı refleks olarak kendini korumak zorunda bırakan ortamı lütfen herkes görsün. Lütfen bunu görün. Yani bir vekil yerde, orada sürükleniyor, polisler tarafından dayak yiyor, şiddete uğruyor ve refleks olarak kalkıp kendini korumak zorunda kalıyor. Ha, şunu söyleyeyim: Ne polisin yaptığı doğru ne vekilin yaptığı doğru ama onu oraya getiren gerekçeleri herkes görsün.

Sayın Kılavuz’a da şunu söyleyeyim: Evet, HDP savaş karşıtıdır, HDP işkenceye karşıdır, HDP tecride karşıdır, HDP her gün gençlerin cenazesinin gelmesine karşıdır, HDP savaş propagandasına karşıdır, HDP savaş propagandasıyla gençleri ölüme göndermeye karşıdır. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Beştaş konuşması esnasında milletvekilimiz Olcay Kılavuz’a atfen, onun Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptığı zamana ilişkin bazı ifadelerde bulundu ve o konuda  sataşmadan söz istiyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Video elimizde isterseniz göstereyim.

BAŞKAN – Siz mi cevap vereceksiniz, Sayın Kılavuz mu cevap verecek?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Olcay Kılavuz cevap verecek.

Ayrıca, HDP savaşa karşı falan değildir, terör örgütüyle aynı minvalde hareket ettiği için bu kesinlikle doğru değil.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ha, ayrı sataşma yapayım diyorsunuz.

BAŞKAN – Peki, buyurun Sayın Kılavuz, yeni bir sataşmaya mahal vermeden.

 

 

 

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri.

Öncelikli olarak şunu ifade etmekte yarar görüyorum: Türk polisi bizi, şahsını ve HDP’yi çok iyi biliyor. Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptığım dönemlerde hatırladığım kadarıyla rahmetli Nevzat Kösoğlu ağabeyimizin cenazesine katılmıştık. Dolayısıyla cenaze esnasında ciddi kargaşalar yaşanmıştı. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendiyi yolcu edeceğimiz esnada bu şahsın özellikle üzerimize aracı sürmesiyle birlikte ve Genel Başkanımızın aracı hareket etmeden önce bir nevi tahrik edercesine üzerimize araç kullanılmıştı. Tabii, o şahsın şu an için FET֒den dolayı polislikten ihraç edildiğini bilmekteyiz. Dolayısıyla şunu net bir şekilde ifade etmekte yarar var: HDP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kimin sözcülüğünü yaptığını yüce Türk milleti çok iyi bilmektedir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Halkının sözcülüğünü, oy aldıkları kesimin sözcülüğünü yapıyor.

OLCAY KILAVUZ (Devamla) – Dolayısıyla ben burada yüce Mecliste yaptığım konuşmanın arkasındayım, o geçmişte yaşanan uygulamanın da arkasındayım, hiçbir şeyi inkâr etmiyoruz ama Türk polisini çok seviyoruz; Türk polisi şehittir, gazidir, vatandır, bayraktır, devlettir. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) O sebeple Türk polisine utanmazca ve aşağılıkça, alçakça yumruk atanlara Allah’ın izniyle büyük Türkiye Cumhuriyeti devleti vakti geldiğinde o kudretiyle, azametiyle inşallah cevabını verecektir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sataşmadan söz istiyorum. “Alçakça” dedi, daha ne desin yani.

BAŞKAN – Buyurun.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Alçağa “alçak” denir, başka ne denir?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Erkan Bey, bu dil nasıl bir dildir ya?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Siz de alçaksınız.” demek bu, yumruk attığınızı kabul ettiniz.

HASAN ÖZGÜNEŞ (Şırnak) – Size iade ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, lütfen kürsüden…

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Olcay Kılavuz Türkiye’de görev yapan polise yumruk ve tokat attığını Türkiye halkının huzurunda ikrar etti, kendisini alkışlıyorum. Genel Başkanınız önce sizi ihraç etsin.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – FET֒cü birisine.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Onlar tokat atınca FET֒cü çıkıyor nedense biz tokat atınca “Türk polisi şehittir, vatanseverdir.” diyor. Polis sadece sizin değil ya, polis bu ülkede 84 milyonun polisidir. Polisin görevi bütün yurttaşları korumaktır, görevini yapmaktır; biz bunun arkasındayız.

Bitmedi, bitmedi diğer partilerin polise ilişkin işlemleri. MHP’li Vekil, Manisa Turgutlu’da gece yürüyüşü düzenleyen, işte konserde MHP Manisa Milletvekili Ahmet Orhan tokat atmış polise, haberlerde sayfa sayfa çıkıyor. AK PARTİ’li vekilin oğlu polisleri sıraya dizmişti. Bu, aylarca tartışıldı, böyle karşısına dizdi ve polise ağzına gelen hakareti yaptı. Bizzat AK PARTİ Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz polise “şerefsiz” dedi ve çok daha ileri gitti.

METİN NURUHLLAH SAZAK (Eskişehir) – 15 Temmuzdan sonrasını söyle.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Şimdi, bunları anlatmamın sebebi –daha devam edecek- polisin bir vekili darbetmesini bu Parlamentoda kim savunuyorsa çıkıp savunsun, biz, ne vekilin ne polisin böyle bir arbedede, böyle bir kargaşada karşı karşıya gelmesini savunmuyoruz. Lütfen Vekilimiz Erol Katırcıoğlu’nin “tweet”ini izleyin, lütfen Kadıköy’deki görüntüleri objektif bir gözle izleyin. Binlerce polis adım attırmıyor ya, adım attırmıyor. Biz polis barikatını geçemiyoruz, önümüzde duvar var ve her türlü sıkıntı var. Şimdi, burada kahramanlık sizde öyle mi? Gidin oradan be! (HDP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tabii, Sayın Beştaş, bu 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi Türkiye'de meydana gelmiş birtakım örnekler verdi. Şimdi, tabii, mevzumuz bu münferit ve daha çok kişisel ölçekte kalan ve daha çok da bu hadiselere sebebiyet verenlerin FETÖ hadisesi nedeniyle tasfiye edilmişlerini bir kenara bırakırsak da… HDP'nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarına, güvenlik ve adalet kurumlarına veya hemen hemen bütün kurumlarına topyekûn bir karşı çıkış ve düşmanlık içerisinde olduğunu da dikkate alırsak bu verdiği örneklerin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – …son derece münferit olduğunu görürüz, arada dağlar kadar fark vardır.

Teşekkür ederim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, tüm kurumlara düşmanca davranıyor sözünü katiyen kabul edemeyiz ve söz istiyorum.

BAŞKAN – Tutanaklara geçti Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkanım, hayır, böyle bir şey olabilir mi? Milyonlarca insanın oy verdiği bir partiyi düşman ilan edebilir mi? Kim ilan edebilir?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Kurumlara düşmansınız.” dedim.

BAŞKAN – Buyurun.

Lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeden sözlerimizi tamamlayalım.

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Değerli halkımız, bizim Türkiye'de Türkiye halkıyla, toplumuyla, kurumlarıyla hiçbir düşmanlığımız yoktur, kesinlikle yoktur; bizim sorunumuz sistemledir. İktidardaki partilerin savaşı kışkırtması, savaş politikasıyla kendi iktidarlarını garantiye almak istemeleridir. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi yas çadırına döndü ya, her gün taziyede bulunuyoruz. Bizim görevimiz bu meseleyi çözmektir. Bu mesele neden hâlâ ölümlere sebebiyet veriyor? Daha düne kadar billboardlara Adalet ve Kalkınma Partisi “Anneler ölmesin.” afişleri asmıştı. Bugün ne değişti, neden savaş çığırtkanlığı yapılıyor? Çünkü toplumu milliyetçiliği yönelterek, savaşın destekçisi hâline getirerek kendi iktidarlarını garantiye almaya çalışıyorlar.

Diğeri, hani “FET֒cü” dediniz ya… Bizim Kobani davası, KCK davası; hakkımızda hazırlanan tüm fezlekelerin yüzde 99’u cemaatçi savcılar tarafından hazırlandı, mahkûmiyet kararları cemaatçiler tarafından verildi, hâlâ yürürlükte ve devam ediyor. İş MHP’ye, AKP’ye ya da başkalarına gelince onlar FET֒cü oluyor, siz aklanıyorsunuz; sorun HDP olunca karşıtlık devam ediyor. Bizi hiç kimseye düşman belletmeyin. Bu topluma düşman olan, bu gençlerin toprağa düşmesini yapanlardır, sağlayanlardır, savaşı alkışlayanlardır, her gün savaş çığırtkanlığı yapanlardır; topluma düşmanlık böyle olur.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Teröre destek verenler…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bugün Trabzon’daki anne de Diyarbakır’daki anne de “Çocuğum sağ salim gelecek mi?” diye sabaha kadar uyuyamıyor; bunun müsebbibi siyaset kurumudur. Siyaset, çözüm yeridir; tartışma yeri, kavga yeri, çözümsüzlük yeri değildir. (HDP sıralarından alkışlar)

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Teröre destek verenler…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, PKK terör örgütü, ülkemizin bütün kurumlarına, değerlerine, varlığımıza, birliğimize düşmandır…

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Bize ne ondan ya, Allah Allah!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz HDP’yiz, HDP.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – …düşmanca saldırılarda bulunmaktadır ve bu saldırılara da bahane, mazeret ve meşruiyet taşımaya kalkan siyasi uzantıları vardır; bu bir hakikattir. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) –  Sayın Başkan, onlar da mafya ve çetelerin siyasi uzantısı olarak burada görevlerini gayet iyi yapıyorlar.

BAŞKAN – Sayın Beştaş… Sayın Akçay… Karşılıklı bu şekilde diyaloğu sürdüremeyiz, lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Onlar polisi dövebilirmiş,  tutanaklara geçsin, onlar polise yumruk atabilirmiş, bu da tutanaklara geçsin!

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Polis bizim şerefimiz.

HASAN ÖZGÜNEŞ (Şırnak) – 12 Eylülü yapanlar sizlersiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz Sayın Müsavat Dervişoğlu’nda.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

 

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum ve başarılı bir çalışma haftası diliyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu Irak’ın kuzeyinde devam eden Pençe-Kilit Operasyonu’nda Komando Er Fuat Özer, Uzman Çavuş Gökhan Demir, Piyade Uzman Çavuş Ömer Yıldırım ve Piyade Uzman Onbaşı Mehmet Ali Çap şehitler kervanına katılmıştır. Dün ise Piyade Uzman Çavuş Ramazan Gök’ün şahadet haberini aldık. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Terörü ve buna sebep olan terör örgütünü, PKK’yı nefretle lanetliyorum.

Ankara’da etkili olan sağanak yağış sonrası meydana gelen afette 4 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza yine Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Biri Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları üyesi olan genç evladımız İlkay Yiğit’ti. İlkay evladımızın kederli ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisi camiasına başsağlığı temennilerimi iletiyorum.

Dün, Türk milliyetçiliği fikriyatının bayraktarlarından olan dava ve fikir adamı Dündar Taşer’in vefatının 50’nci yıl dönümüydü. Merhum Dündar Taşer’i saygıyla, rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.

Yine, dün, Türk edebiyatında önemli bir yeri bulunan düşünce adamı Cemil Meriç'in vefatının 35’inci yıl dönümüydü. Merhum Cemil Meriç'e vefatının sene-i devriyesinde Cenab-ı hak’tan rahmet diliyorum.

14 Haziran 1839’da kurulan ve o zamanki adı Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi olan Jandarma Genel Komutanlığının 183’üncü kuruluş yıl dönümünü de buradan kutluyorum. Kurulduğu günden itibaren, asayişin sağlanması ve toplumun güvenli bir şekilde yaşamını devam ettirebilmesi için gece gündüz demeden, zor şartlarda fedakârca görev yapan Jandarma Teşkilatımızı da en içten duygularımla selamlıyorum. Bu vesileyle, terörle mücadelede şehit olan kahraman askerlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımı iletiyorum. Görevi başında olan askerlerimize ise kolaylıklar ve yüce zaferler temenni ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin Kadın Kolları Eski Genel Başkanı ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Şennur Şenel dün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Kendilerini sevenlere ve Milliyetçi Hareket Partisi camiasına da başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Benim de belki konuşmam taziye çadırına döndü ama bunları yapmak mecburiyetindeyiz.

2021-2022 Basketbol Süper Ligi'ni Şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe Beko'yu kutluyorum. Teknik ekibi, basketbolcuları ve Fenerbahçe taraftarını tebrik ediyorum.

70 ülkeden 600’ü aşkın sporcunun katıldığı Para Yüzme Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanan Sümeyye Boyacı'yı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. İzmir’imizin güzide kulüplerinden Göztepe Spor Kulübünün de 97’nci kuruluş yıl dönümünü kutluyor, tüm camiaya ve taraftarlara tebriklerimi iletiyorum.

Sayın milletvekilleri, İstanbul Kadıköy Serasker Caddesi’nde toplanarak terör örgütü PKK ve teröristbaşı Öcalan lehine slogan atıp yürüyüş yapan grubun içerisinde bir milletvekili bir polisimize karşı müessir fiilde bulunmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bunun kabul edilebilir, tevil edilebilir, telafi edilebilir bir yanı yoktur. Kadıköy’deki terör propagandasını ve polisimize yapılan çirkin saldırıyı şiddetle kınıyorum. Ayrıca, bu sıradan bir provokasyon değil, cezasız bırakılmaması icap eden de bir kirli eylemdir. Yasama dokunulmazlığı, hiçbir milletvekiline milletin güvenliği için zor şartlar altında fedakârca çalışan polislerimize ve güvenlik mensuplarımıza hakaret etme ve saldırıda bulunma hakkı vermez. Huzur ve asayişimiz için çalışan evlatlarımıza fiziki müdahalede bulunarak el kaldıranlar için de gerekli adımlar derhâl atılmalıdır; bu sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin inhisarına da bırakılmamalıdır, bu milletvekili hangi partiye mensupsa o partinin disiplin mekanizması içerisinde kendisi için yapılması gereken işler, atılması icap eden adımlar da atılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Dikkat çekmek istediğimiz bir diğer husus ise Kadınlar Günü’nde bile kadınların masum yürüyüşüne izin vermeyenlerin, Kadıköy’deki terör propagandasına göz yummasıdır. Yürüyüşe müsaade edenleri ve bu provokatif eylemlerin önünü açanları da gayet iyi tanıyoruz. İYİ Parti olarak Türkiye’yi bu karanlık günlere ve karanlık girdaplara çekmek isteyenlere fırsat vermeyeceğimizin bilinmesi gerektiğini de ifade ediyoruz.

Bilindiği gibi, Türkiye’de yoksulluk artık vatandaşlarımızın bir kesiminin yaşadığı bir sorun değil, toplumun büyük bir bölümünün yaşam biçimi hâline gelmiştir. İktidar sahipleri sebep oldukları ekonomik kriz derinleştikçe, yoksulluk ve yoksunluk bütün memleketi kuşattıkça, söyleyecek bir yalan, üretilecek bir bahane kalmadıkça aziz milletimizi açlıkla sınama istidadına sarılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Toparlıyorum.

Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı tarafından her geçen gün daha derin bir yoksulluğa doğru sürüklenirken iktidar sahipleri milletimize “Biberi, domatesi taneyle; eti de gramla alın.” diyor “Önümüzdeki ayları soğan ekmekle geçirin.” diyor “Yediğiniz lokmanın porsiyonlarını küçültün.” diyor “Turfanda zaten zararlı, yemeyin; çayı da şekersiz için.” diyor. Adalet ve Kalkınma Partisi bütün bunları ifade ediyor. Soruyorum: siz Türkiye'de müsebbibi olduğunuz ekonomik sorunları çözmekle mükellef olan bir iktidar partisi misiniz, yoksa bir diyet merkezi misiniz; doğrusunu isterseniz anlayabilmiş değiliz. AK PARTİ iktidarında milletvekilleri ve iktidar mensupları yakında aralıklı açlığın ve otofajinin faydalarını anlatmaya başlarsa hiç kimse şaşırmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Son cümlelerim efendim.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen. Toparlamayalım, tamamlayalım Sayın Dervişoğlu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ediyorum efendim.

Gerçekler ortadadır, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının daha fazla yoksulluk ve daha fazla hamasetten başka Türkiye'ye verebileceği maalesef bir şey kalmamıştır. Onlar ayrıştırma ve kutuplaştırma siyasetiyle yoksulluğu yönetmeye talip iken biz bembeyaz, tertemiz bir sayfa açmak için geliyoruz ve buradan büyük Türk milletine “Hiç merak etmeyin, İYİ Parti iktidarına az kaldı.” diyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Müsamahanız için de şükranlarımı arz ediyorum. Teşekkür ederim efendim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay.

Buyurun Sayın Akçay.

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

11 ve 13 Haziranda Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde terör örgütü PKK tarafından düzenlenen hain saldırıda 5 askerimiz; Fuat Özer, Gökhan Demir, Ömer Yıldırım, Mehmet Ali Çap ve Ramazan Gök şehit olmuştur. Menfur saldırıda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet; kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum; aziz milletimizin başı sağ olsun.

Sayın Başkan, 12 Haziran 2017’de Şırnak’ın Cudi Dağı bölgesi Kemerli köyü mevkisinde terör örgütü PKK tarafından düzenlenen hain saldırıda güvenlik korucubaşı Abdurrahman Avcı şehit olmuştu. Abdurrahman Avcı, terör örgütü PKK tarafından 1995 yılında Gabar’da, 2016’da Şırnak merkezde düzenlenen hain saldırılarda gazi olmuştu ve iyileşir iyileşmez de görevinin başına dönmüştü. Şehidimiz Abdurrahman Avcı, vatan müdafaasında hep en ön safta olmuş, şehit olmadan önce “Ben bu cennet vatanım için ölmeyi göze aldım, sizler yaşamayı göze alıyor musunuz?” sözleriyle vatan sevgisini dile getirmişti. Şehidimizin çocukları Metehan, Hilal, Pelin, Zeynep ve Reyhan önce Allah’a, sonra bizlere, aziz milletimize ve Türkiye Cumhuriyeti’ne emanettir. Bu vesileyle, başta şehit korucubaşı Abdurrahman Avcı olmak üzere terörle mücadelede şehit olan tüm güvenlik güçlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, 13 Haziranda Milliyetçi Hareket Partisi eski Kadın Kolları Genel Başkanı Profesör Doktor Şennur Şenel’in vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Merhume Şennur Şenel Hanımefendi’ye Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailesine ve camiamıza baş sağlığı diliyoruz.

Sayın Başkan, 14 Haziran 2022, partimizin kurucularından ve fikir kaynaklarımızdan siyasetçi, asker ve devlet adamı Dündar Taşer’in vefatının 50’nci yıl dönümü. Dündar Taşer, Türk milletinin yetiştirdiği önemli fikir adamlarından birisidir ve mütevazi kişiliğiyle de örnek bir şahsiyettir. Dündar Taşer “En büyük meselemiz, büyük Türkiye’dir.” sözleriyle milletimizin gelecek yüzyıllardaki istikametini tayin etmiş, eserlerinde devlet ve tarih şuurunun önemini vurgulamıştır. Cemil Meriç bu şuurun önemini şu sözlerle dile getirmiştir: “Dündar Taşer haklı. Yarınki büyük Türkiye’nin başlıca mimarı: Şuur, devlet şuuru, tarih şuuru ve millet şuuru. Taşer’i sevenlerin Taşer’den öğrenecekleri çok şey var.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu vesileyle Dündar Taşer’i rahmet ve şükranla anıyoruz.

Sayın Başkan, millî sporcularımız okçuluk, jimnastik ve su altı sporlarında hafta sonu düzenlenen uluslararası organizasyonlarda 8 altın, 5 gümüş ve 7 bronz olmak üzere toplam 20 madalya kazanmıştır. Millî sporcularımız Bulgaristan’da düzenlenen Avrupa Karate Şampiyonası’nda 7 altın, 7 gümüş ve 5 bronz olmak üzere toplam 19 madalya kazanmıştır. Para atletizm millî sporcumuz Fatma Damla Altın 8-11 Haziranda Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleşen turnuvada 5,52 metre derecesiyle Türkiye rekoru kırarak altın madalya kazanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 14 Haziranda Portekiz’de Para Yüzme Dünya Şampiyonası’nda Sümeyye Boyacı altın, Sevilay Öztürk gümüş madalya kazanmıştır.

Farklı branşlarda elde ettikleri başarılarla ülkemizi gururlandıran tüm sporcularımızı, teknik ve yönetim ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş.

 

 

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) -  Teşekkürler Sayın Başkan.

Urfa’nın Suruç ilçesinde 24 Haziran 2018 genel seçimlerden önce, 14 Haziranda yani bugün AKP’li Vekil İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırısı üzerine Şenyaşar ailesinden baba Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Adil ve Celal Şenyaşar maalesef yaşamını yitirmişti ve o günden bugüne Emine anne ve oğlu Ferit Şenyaşar büyük bir adalet mücadelesi yürütüyor ve bugün 463’üncü gününde de Urfa Adliyesi önündeki adalet nöbetine kararlılıkla devam ediyor ve A4 kâğıdı üzerine yazdıkları yazı sadece “Adalet istiyoruz.” şeklinde. Emine Şenyaşar’a kulak verelim, şöyle diyor: “Dört yıldır anma yapmadık, taziye daha kuramadık. Herkes yarın bizim yanımızda olsun, Fadıl’ım bırakılsın, adalet gelsin, o zaman taziye kuracağız. Ben herkes için adalet istiyorum; adalet yerini bulsun, adalet gelmeden ben buradan kalkmayacağım. Artık yeter, biz de evimizde oturmak istiyoruz. 3 kişiyi öldürdüler, oğlumu serbest bıraksınlar. Dört yıl bitti, beşinci yılına giriyor; bu zulüm artık son bulsun, çocuklarımı öldürenler yakalansın. Neden yakalanmıyorlar? Hastanede, doktorların gözü önünde insan öldürülmez. Ben hastayım, buraya zorluklarla geliyorum, öleceksem burada öleyim.” diyor Emine anne. Biz de buradan kendisine sesleniyoruz: Evet, “Şenyaşar ailesi için adalet” demek, bu ülkede adalete olan güvensizliği aslında sağlayabilecek kadar önemli bir dava demek. Bu aşamada bu davanın bir sembol olduğunu ve tüm kamuoyunu, adaletten, haktan yana olan, ölümlere karşı duran herkesi Şenyaşar ailesinin yanında olmaya davet ediyorum ve Emine anneyi, oğlu Ferit Şenyaşar’ı sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 12 Haziranı “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” ilan etmişti, 12 Haziranda burada konuşamadığımız için bugün ifade etmek istedim. İSİG bir rapor yayınladı  -çok korkunç bir rapor hakikaten, tablo çok vahim- çalışan çocuk sayısının çok net olmadığını ama milyonlarca çocuğun çalıştığını not ediyor, mülteci çocuklar ve mevsimlik çocuklarla bu sayının katbekat arttığını da ifade ediyor. Türkiye’de 5-17 yaş aralığında tarım, sanayi, hizmet sektörlerinde çalışan çocuk sayısı 720 bin. Türkiye’nin en güvencesiz, en korumasız, sömürülen ve şiddete uğrayan kesimini maalesef çocuklar oluşturuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ancak çocuk işçilik sorunu yokmuş gibi bu alan görünmez kılınıyor. Çocuklar çalışırken sürekli bir biçimde hayatını kaybediyor. 2021 yılında Türkiye'de en az 62 çocuk, 2013 yılından bu yana ise en az 556 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.

Evet, biliyorsunuz, çocukların talepleri söz konusu olduğunda 18 yaş sınırı söylenir, eksik görülür ve sesleri yok sayılır ama çalışmaya gelince 18 yaşın altındaki çocuklar çalıştırılır, 15-14 yaşında. Çocukların işçileştirilmesi AKP iktidarı döneminde adım adım normalleştirildi, şimdi de kurumsallaşmış durumda aslında. 4+4+4 eğitim sistemiyle de ara eleman yetiştirme amacıyla bu işçilik de meşrulaştırıldı. Sonuç, AKP'li yıllarda 811 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Şu tablolar çocuk işçiliğinin geldiği aşamayı gösteriyor, çocuk işçiliği kesinlikle yasaklanmalıdır. Çocuklara yönelik bu şiddet, bu sömürü çarkına derhâl son verilmelidir. Evet, bunun için yasal düzenlemeyi bir an önce yapmak zorundayız diyorum.

Diğer bir mesele, Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta gençlere baskılar ve gözaltılar yoğunca yaşandı. İstanbul'da alternatif üniversite festivali düzenlemek isteyen üniversite öğrencilerine polis müdahale etti, çok sayıda genç gözaltına alındı. Yine, festival ve konser yasaklarına karşı Kadıköy sokaklarını festivale çeviren üniversiteliler işkenceyle gözaltına alındı. Konserleri, festivalleri yasakladığınız yetmiyor gibi bu yasakların protesto edilmesi de yasaklanıyor. Bu ülke, herkes için olduğu kadar, en çok da gençler için yaşanılmaz bir hâl aldı gerçekten.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Anadolu Üniversitesinin mezuniyet töreninde Ali İsmail Korkmaz pankartı açmak isteyen üniversite öğrencilerinin göz altına alınması neyin zihniyeti? Ali İsmail Korkmaz’ın okulunda anılması kadar normal bir şey olabilir mi? Buna bile tahammül edilemiyor, aslında bu öldürenlerin suç ortaklığıdır. En insani tepkiye bile tahammül edilemiyor, bir pankarttan dahi korkanlar bunun suç ortağıdır.

Siz gençlerin festivalini, müziğini, ifade özgürlüğünü engellemekle meşgul olacağınıza Akdeniz Üniversitesinde okuyan 3 öğrencinin yurtta, 1 öğrencinin de evde şaibeli intiharlarına dair bir şey söyleyin, bir söz kurun; tarikatların elindeki bu yurtlarda gençlerin başına neler geliyor, buna dair soruşturmalar açın. 

Sayın Başkan, son olarak, yanımda Şırnak Milletvekilimiz Hüseyin Kaçmaz oturuyor.  Bugüne kadar söylemedik. Gördüğünüz gibi kolu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bilmiyorum, özellikle kameralar göstersin. Bir ay oldu, kolu bandajlı. Hangi tarihte? 17 Mayısta, bizim bölge konferansımızı yaptığımız gün polisin saldırısıyla parmağı kırıldı. Önce alçı yapıldı, tutmadı, sonra ağır bir ameliyat geçirdi ve şu anda sağ kolunu kullanmıyor. Neden söylüyoruz? Biz “Kutuplaşma olmasın, gerilim olmasın; bununla halkın gündemini meşgul etmeyelim.” diye bunu bile duyurmadık. Bu görüntüler elimizde olmasına rağmen, Vekilimiz hastanede olmasına rağmen tek birimiz bunu açıklamadık ama dünden bu yana tecride karşı yapılan bir etkinlik sebebiyle kıyamet koparılıyor. Neymiş? Diyorlar ki: “Vekil polise yumruk attı.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Demin ifade ettim: Şunlar işkence görüntüleri, SYKP İl Başkanı; şunlar gözaltına alınanların gördüğü işkenceler Sayın Başkan, alanda da bu vaziyetteydi ve vekiller de fazlasıyla nasibini aldı. Bu da AKP’li vekilin oğlunun polisleri sıraya dizdiği resim; bu da yine bir vekilin -kadın vekil olduğu için ismini söylemeyeyim, herkes biliyor- bir polise hakaret ettiği sıradaki görsel. Ne demeye çalışıyorum? Bize, HDP’ye bunun üzerinden saldırı için bir bahane aranıyor aslında; AKP ve MHP iktidarı seçim çalışmasını HDP’ye saldırı üzerine kuruyor. Evet, bizim üzerimize saldırarak muhalefet üzerinde de baskı kurmaya çalışıyor; bunu dünyanın her yerinde, objektif bakan bir vatandaş görebilir. Biz tecride karşıyız, evet. Niye o etkinliği yapıyoruz? Çünkü bu savaştan rahatsızız, biz görüşmelerin olmasını savunuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Toparlıyorum Başkan.

BAŞKAN – Son kez, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ayrıca, bu yumruğu ve bu etkinliği konuşanlara şunu söylüyorum: Tecrit uluslararası hukukta da Türkiye hukukunda da bir işken yöntemidir. Eğer muhalefetiyle, iktidarıyla “Biz işkenceyi savunuyoruz, tecridi de savunuyoruz.” diyorlarsa bunu tartışmayız, oturur konuşuruz. “Biz savaşı savunuyoruz, siz barışı savunamazsınız.” diyorlarsa yine siyaseten tartışırız ama bunu kriminalize ederek, sanki tecride karşı suçmuş... “Görüşmeler yapılsın, aile gitsin, avukat gitsin görüşsün; yaşıyor mu, ölü mü?” Halkın talebi bu, halkımızın talebi bizim de talebimizdir; milyonlarca insan bu talebi yüksek sesle ifade ediyor. O talebi görünmez kılmak için, maalesef başka bir bahaneye sığınarak HDP’yi tekrar ötekileştirmeye çalışıyorlar; bu oyunun farkındayız, lütfen, kimse bu oyuna gelmesin.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Özgür Özel.

Buyurun Sayın Özel.

 

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Acılarla dolu bir haftayı, bir hafta sonunu geride bıraktık.

Türk Silahlı Kuvvetleri, 18 Nisan 2022 gecesi “Pençe-Kilit” adını verdiği yeni bir sınır ötesi operasyona başladı, bu operasyon iki aya yakın süredir devam ediyor. Bu operasyon nedeniyle, son haftalarda gelen şehit haberlerinden duyduğumuz üzüntüyü, yasımızı paylaşmakla başlıyoruz hep söze. Uzman Çavuşumuz Ramazan Gök, Uzman Çavuşumuz Ömer Yıldırım, Uzman Çavuşumuz Gökhan Demir, Uzman Onbaşımız Mehmet Ali Çap,  Sözleşmeli Erimiz Fuat Özer’e bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz.

Sayın Başkan, hafta sonu Ankara’da tarihin en yoğun yağışı yaşandı, yaşamlarını yitirenler oldu. Mamak İlçe Gençlik Kolları Başkan Yardımcımız İlkay Yiğit, Muhammet Şahin, Mustafa Demirel, Ramazan Gök sele kapılarak hayatlarını kaybettiler. Bir kez daha, ailelerine, Ankara’mıza, milletimize başsağlığı diliyoruz.

Ayrıca, İlkay kardeşimizin kaybından dolayı tüm siyasi partilerden çeşitli kademelerden taziye dilekleri iletildi, bugün burada da iletildi; Cumhuriyet Halk Partisi adına bu dileklere teşekkürlerimizi sunuyoruz, acımızı paylaşanlara teşekkür ediyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisinin geçmiş dönemde Kadın Kolları Başkanlığı görevini üstlenmiş olan Sayın Şennur Şenel’in hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi camiasına başsağlığı diliyoruz.

Ankara’da yaşanan sel felaketi hepimize iklim krizini hafife almamamız gerektiğini, bu konuda atılacak adımların bir an önce atılması gerektiğini hatırlatmıştır. Meclisimizin böyle bir ölçekte sorumluluğu var. Elbette ilgili bakanlıkların, ilgili yerel yönetimlerin önemli sorumlulukları var, herkesin kendi sorumluluklarının farkında olarak bu konuya yaklaşması gerekiyor.

Biraz önce yapılan bazı konuşmalarda da ifade edildi, kim bunu yapıyorsa yanlış yapıyor, geçmişte veya bugün ama şöyle bir şey yok: Ordu’ya yağınca “Tarihin en büyük yağışı, kimse hiçbir şey yapamazdı.” ama Ankara’ya yağınca “Mansur Yavaş’ın hatasıydı.” Kar Gaziantep’e yağınca “Baş edilemez tipi.” İstanbul’a yağdığı zaman “Sorumlu İstanbul’un yerel yönetimi.” Bu anlayış ülkeyi bir yerden bir yere götürebilecek bir anlayış değil, tersi yapıldığında da doğru değildir. Yirmi beş yıl yönettiğiniz bir şehrin altyapı sorununun hem de elini kolunu bağladığınız bir belediye tarafından tümüyle ve üç yıl içinde halledilmesini beklemek ve bunun üzerinden siyaset devşirmeye çalışmak ve bunu iktidardayken yapmak acziyetlerin en büyüğüdür diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bunun dışında cevap verilmesi gereken çok kirli bir dil vardı ama prensip olarak bir kadın milletvekiline, ağzından çıktığı o lafları herhangi bir milletvekiline vereceğimiz cevabı verirken düşebileceğimiz durum ve incitebileceğimiz milyonları düşünerek o seviyede onu bırakıyoruz ve ona bir şey söylemeyi doğru bulmuyoruz.

Jandarma teşkilatımızın 183’üncü kuruluş yıl dönümü kutluyor, mülki, adli ve askerî görevlerini büyük bir titizlikle yapan tüm personelin haklarını alabildiği, personelin beklentilerinin karşılanabildiği bir düzenlemenin yapılabilmesi için daha önce defalarca yaptığımız çağrımızı bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tekrarlıyoruz.

Sayın Başkan, her ne kadar birileri tarafından o günden bugüne bambaşka söylem değişiklikleriyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …tarihin en barışçıl protestolarından biri  şeytanlaştırılmaya çalışılıyorsa da Gezi bizlerin baş tacıdır. Gezi, bizlerin elimizin üstünde tuttuğu, ülkenin 81 ilinden 79’unda yaşanmış, milyonların düşüncelerini ifade ettiği bir protestodur. İktidar partisinin şeytanlaştırma girişimlerinin sonucunda 1 Haziran 2013 günü Kızılay’ın göbeğinde Ethem Sarısülük vurulmuştur, on dört gün yaşam mücadelesi vermiştir ve 14 Haziran 2013 günü yaşamını yitirmiştir. Ölümünün 9’uncu yılında Ethem Sarısülük’ü, Gezi sırasında yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımızı saygıyla anıyor, acılı ailelerini bir kez daha bağrımıza basıyoruz.

Sayın Başkan, biraz önceki konuşmalarda da hep ifade edildi, dün de isim vermeyeyim ama iktidar partisine oldukça zarar verdiği parti tarafından da ifade edilen birisi tarafından da “Toplumun hiçbir kesimini enflasyona ezdirmedik.” gibi iddialı söylenmesinin, toplumu çıldırtacak bir laf söylendi. Bugün de kürsüde “O kriz küresel, bütün dünyada var, Türkiye’de de var.” gibi ifadeler kullanıldı. Dünya, yüzde 7 enflasyonu çok buluyor, “Baş edemiyoruz.” diyorlar ve onunla mücadele ediyorlar. 100 liralık mal 107 lira oluyor. Birilerinin sandığı gibi yüzde 7 enflasyon olunca 100 liralık mal 700 lira olmuyor, 700 euro olmuyor. Ama “Biz, kimseyi enflasyona ezdirmedik.” derseniz… Yıllık enflasyonu TÜİK bile yüzde 73, bağımsız ENAG yüzde 160 açıklıyor ve ekmeğin yıllık artışı yüzde 100’ken, 1 litre sütün yıllık artışı yüzde 150’yken, 1 yumurtanın yıllık artışı yüzde 100, 1 kilo tereyağınınki yüzde 77, ayçiçeği yağının yüzde 163’ken siz insanlara TÜİK’in verdiği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …enflasyon zammını veriyor ve onun üzerine altı ay boyunca gelen enflasyonla hâlen daha işçileri ezdiriyorsanız ve gerçek enflasyon bu rakamlarsa siz böyle konuşmaya devam edin; siz böyle konuştukça millet sizin onun derdine derman olmayı bırakın, derdine ne kadar yabancı olduğunuzu görüyor ve buna göre önüne gelecek sandığa kadar “Ya sabır!” çekmeye devam ediyor.

Son olarak Sayın Başkanım, Recep Tayyip Erdoğan Van’da gençlerle bir araya geldi, sonra sosyal medyada çok tepki alan “KYK yurtları boş, KYK yurtlarına öğrenci arıyoruz, bir sorunumuz yok.” dedi.

Sayın Başkan, KYK yurtlarının boş olduğu yok, boş olan iller vardır kötü planlamadan dolayı çünkü öğrencinin yüzde 15’i İstanbul’dayken yurtların yüzde 3,5’u İstanbul’dadır. Kimi kentlerde öğrenci sayısının yüzde 25’i kadar yurt kapasitesi varken İstanbul’da yüzde 1,9’dur bir kenttekinin yüzde 25’i kadar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez açıyoruz Sayın Özel.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –Bu kadar kötü planlamadan dolayı başta İstanbul’da öğrencilerin barınma sorunu vardır. Ayrıca, dönüp “Eskiden 45 liracık burs veriyorlardı, biz, şimdi, 850 lira veriyoruz.” demiş. O 45 liracık burs verildiği 2002 yılında 32 liralık çeyrek altından 1,5 tane alıyordu; bugün, verdiğiniz 850 lira 1.700 liraya gelmiş çeyrek altından yarım alıyor. Çeyrek altın karşısında 3 kat pek çok parametreye göre 2,5 kat, 2 kat gerilemiştir. Öğrencilere 1,5 çeyrek altınlık burs verirseniz geldiğiniz günkünü verirsiniz, onun bugünkü karşılığı 2.600 liraya denk gelir. Bunu vermeden, öğrencilere, çıkıp “Eskiden 45 liracık.” demek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 1,5 çeyrek altın alabilen bursu yarım çeyrek altına düşürüp “Eskiden 45 liracık veriyorlardı.” demek, karşınıza aldığınız öğrencilerin aklıyla alay etmektir, onların ailelerinin hafızasını yok saymaktır ama alacağınız cevabı o gençlerin 6,5 milyon akranı, kaça kaça bir hâl olduğunuz sandık önlerine gelince soracaktır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu.

Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Pençe-Kilit Operasyonunda şehit düşen ölümsüz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum, ailelerine sabrıcemil, milletimize başsağlığı diliyorum. Gerek Pençe-Kilit Operasyonu’nda gerekse terörle mücadelede şehit düşen bütün Mehmetçiklerimize, polisimize, jandarmamıza, korucularımıza, bütün güvenlik güçlerimize bu münasebetle Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum; yakınlarını saygıyla, minnetle anıyorum; Allah, bu vatan için yaptıklarından dolayı onlardan razı olsun. Cenab-ı Hak, ilelebet bu ülkeyi devletiyle, vatanıyla, milletiyle bölünmez bir bütün olarak yaşatsın duamı ifade ediyorum.

Çok değerli milletvekilleri, son haftalarda yaşanan ve bilhassa Ankara’da sağanak yağış münasebetiyle oluşan selde yaşamını yitiren bütün vatandaşlarımızı da rahmetle, minnetle yâd ediyorum; onlar gerçekten bir felakete kurban oldular. Bu münasebetle, kendilerine Allah’tan rahmet dilerken ailelerine sabırlar, milletimize de başsağlığı diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Aynı şekilde, Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları eski Genel Başkanı Şennur Şenel Hanımefendi’ye Allah’tan rahmet ve MHP camiasına da başsağlığı diliyorum.

 

Dün ihracatın şampiyonlarıyla bir araya gelen Sayın Cumhurbaşkanımız, Mayıs 2022 itibarıyla ihracatımızın 243 milyar doları bulduğunu ilan etti. Üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomi modelinin ortaya koyduğu bu performansın gerçekten çok daha yukarılara çıkacağından ve milletimizin zenginliğine, ülkemizin zenginliğine zenginlik katacağından, ülkemizin bir üretim ve ihracat üssü olacağından en ufak bir şüphemiz bulunmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yine, dün Filyos’ta 540 milyar metreküp doğal gazın karaya çıkarılmasına ilişkin -denizin altına boruların döşenmesine ve 2023 yılının ilk çeyreğinde milletimizle, vatandaşlarımızla evlerde buluşturularak kullanılmasına imkân tanıyan- törende gerçekten tarihî bir adım atıldı. Hummalı bir çalışma, yirmi dört saat esasına dayalı muazzam bir çalışma ortaya konuluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu münasebetle, hem mühendisimize hem işçimize hem bakanlarımıza hem Bakanlık personelimize, bu hummalı çalışmalarda ve milletimizi enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtararak gerçekten çok büyük bir ekonomik avantaj sağlayacak bu doğal gaz rezervlerinin milletle buluşturulmasında ve önümüzdeki yılın mart ayına kadar evlerde kullanılır hâle getirilmesinde üstün gayret gösteren bütün bu personelimize teşekkürlerimi sunuyorum.

Aynı zamanda bugün TÜRKSAT 5B uydumuzun faaliyete geçirilmesiyle ilgili bir tören söz konusuydu. Türkiye geçen yıl 2 uydusunu uzaya fırlatarak nasıl mavi vatandaki hak ve menfaatlerimizi sonuna kadar koruma kararlılığındaysa uzay vatanda da Türkiye'nin sahibi söz olduğunu bütün dünyaya buradan tekrar ilan ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Mavi vatana da uzay vatana da sahip çıkmak hep beraber boynumuzun borcudur.

Çok değerli milletvekilleri, şunu açıklıkla ifade edeyim ki: Temmuz ayı içerisinde enflasyon farkına ilişkin memur ve emeklilerimizle ilgili yapılacak maaş zammıyla beraber toplumumuzun istisnasız bütün kesimlerinin; çiftçisinden işçisine, çalışanından emeklisine, esnafına, sanayicisine kadar hep birlikte alım gücünün arttırılmasına dönük hedeflerimizden bir an olsun geri durmadık, durmayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Ve bütün toplum kesimlerinin alım gücünü artırmak suretiyle refahını artıracağımızı buradan bütün milletimize ifade etmek istiyorum.

Terörü ve teröristi övmeye ve onlar nam ve hesabına kamu görevlilerine müdahalede bulunmaya dönük yaklaşımları lanetlemek gerektiğini de buradan ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’nin davetiyle 16-18 Haziran 2022 tarihlerinde düzenlenecek olan “Çatışma, Barış ve Güvenlikte Liderler” konulu Tiflis Uluslararası Kadın Konferansı’na İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın katılması öngörülmektedir.

Söz konusu toplantıya anılan milletvekilinin katılması hususu 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                     Mustafa Şentop

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın Yalım…

 

 

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biliyorsunuz, son yılbaşından, Aralık 2021’den bu tarafa, altı ayda, akaryakıtta tam tamına bugün itibarıyla 9 TL’den 28 TL’ye yani yaklaşık 20 TL’lik bir artış oldu. Bu sebepten dolayı otobüs firmalarımız, hizmet veren minibüsler, halk otobüsleri, şehirler arası otobüsler, aynı şekilde şehirler arası taşımacılık yapan tırlar, kamyonlar gerçekten kontak kapatır hâle geldiler. Bugün, Sayın Genel Başkanımızın da bildirdiği üzere, vatandaşlarımız otobüs bileti almakta zorlanıyor. Önümüzdeki Kurban Bayramı'nda eğer akaryakıt fiyatları bu şekilde giderse gerçekten birçok vatandaşımız, birçok öğrencimiz sevdiklerine kavuşamayacak. Bu sebepten dolayı ulaşım hizmet sektöründeki bu firmalara gerek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Turan...

 

 

 

RIDVAN TURAN (Mersin) – Sayın Başkan,  4 Haziran 2022 Cuma günü Haymana, Demirözü ve Kavak köylerinde yağan dolu ve sel felaketinde binlerce dönüm ekili alan, tarım alet ve ekipmanları zarar görmüştür. Buğday, arpa, soğan tarlalarının yüzde 70’i bölgeye intikal eden HDP Ankara İl Örgütü ve köylüler tarafından tespit edilmiştir. Köy sakinlerinin “dere yataklarının ıslah edilmesi” talebine, belediyeden yıllardır yanıt verilmemektedir. TARSİM, çiftçinin zararını karşılamamaktadır. Bir an evvel çiftçinin zararı devletçe karşılanmalı, küçük ve orta ölçekli tarım yapan çiftçilerin borcu silinmeli, tarımsal girdiler konusunda köylüler desteklenmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Tokdemir...

 

 

 

İSMET TOKDEMİR (Hatay) -  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İktidar, son yıllarda açtıkları hastanelerle sağlık sistemine çağ atlattıklarını savunuyor ancak vatandaş, yetersiz sağlık hizmetlerinden yakınıyor. Sağlık sistemi çöküyor, randevular alınamıyor, teşhisler konulamıyor, ameliyatlar yapılamıyor, ilaçlar bulunamıyor; devlet hastanelerindeki hekimler sürekli istifa ediyor, hekim olmayınca randevu almak da zorlaşıyor. Parası olanlar veya borç para bulabilenler ise özel sağlık kuruluşlarına yöneliyor. Hastanelerden randevu alamadıklarını, bilinçli bir şekilde özel hastanelere yönlendirildiklerini, buralara gittiklerinde de yüksek fiyatlarla, faturalarla karşılaştıklarını belirten vatandaşlarımızın sayısı hızla artıyor. Sağlık alanında özel sektörün payının giderek artmasını sağlayan iktidar, yıllar boyunca eleştirdikleri ve çökerttikleri kamusal ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini anlamakta hâlâ güçlük çekiyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

14/6/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/6/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                                                                                                   İzmir

                                                                                      Grup Başkan Vekili

Öneri:

Kayseri Milletvekili Dursun Ataş ve 19 milletvekili tarafından, TMSF’ye devredilen şirketlerin faaliyetlerine yönelik çeşitli iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 20/5/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 14/6/2022 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Kayseri Milletvekili Sayın Dursun Ataş.

Buyurun Sayın Ataş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti olarak vermiş olduğumuz, TMSF’ye devredilen şirketlerde yaşananların araştırılması konulu Meclis araştırma önergemiz hakkında söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 15 Temmuz 2016’da ülkemiz hain bir darbe girişimi yaşamış, sonrasında ise OHAL ilan edilmiş, OHAL kapsamında çıkan KHK’yle de FETÖ terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle yönetimine el konulan şirketlere kayyum atama yetkisi TMSF’ye bırakılmıştır. Ancak TMSF bu görevini yerine getirirken şirketlerin durumu, kayyum seçimleri, şirketlerden vakıf ve derneklere aktarılan paralar gibi pek çok nedenle şaibelerin odağı hâline gelmiştir. Bugün itibarıyla TMSF’nin kayyumluk yaptığı şirket sayısı 682’dir. TMSF’ye devredilen bu kurumların çoğu halka arz olmuş, borsada işlem gören, kendi faaliyet alanlarında lokomotif şirketlerdir. Yaklaşık 46 bin çalışanın olduğu, aktif büyüklükleri 70,3 milyar lira seviyesindeki bu şirketlerin nasıl yönetildiği, en başta ülke ekonomisi olmak üzere tüm vatandaşlarımızı ilgilendirmektedir. Şu an kamunun yönetimindeki bu şirketlerde tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarı, kamu adına yönetilen bu şirketlerin yönetim kurullarına kendi yandaş bürokratlarını, AKP’den milletvekili, belediye başkanı aday adayı olmuş kişileri kayyum atamış, kamunun şirketlerini âdeta sarayın arka bahçesi hâline getirmiştir. Liyakate göre değil, sadakate göre seçilen bu yöneticiler, kendilerine Türk milleti adına emanet edilen bu kurumları şeffaf ve liyakatle yönetmek yerine, kurumları kendilerine siyasi ikbal ve partilerine menfaat sağlamak için kullanma yoluna gitmişlerdir. Bu 682 şirket üretim yapıp istihdam sağlayarak ülke ekonomisine katkı sunması gerekirken, AKP'li siyasilerin rant kapısına dönüşmüş, hazineye kalması veya şirket bünyesinde yatırıma dönüşmesi gereken paralar saraya yakın şaibeli vakıf ve derneklere, reklam adı altında havuz medyasına, iktidar siyasetçilerine, yandaşlara rant olarak aktarılmasında paravan olarak kullanılmıştır. Bu yapılan yolsuzlukların üstü kapatılmakta, denetim yapılmamakta, milletin malı talan edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, TMSF'nin yönettiği, usulsüzlük ve yolsuzlukların yaşandığı iddia edilen şirketlerden biri de seçim bölgem Kayseri'dedir. Kayseri ve Türkiye'nin en önemli ekonomik değerlerinden olan Boydak Holding TMSF'ye devrolmuş, 2019 yılında ise ismi değiştirilerek Erciyes Anadolu Holding olmuştur. Kayseri'nin göz bebeği bu holdinge TMSF tarafından atanan yöneticilerin çeşitli yollarla şirketin içini boşalttığı, kurumu milyarlarca euro zarara uğrattığı, zimmetine para geçirdiği iddia edilmiştir. Bu iddialar üzerine Anadolu Holdingin önceki CEO'su görevden el çektirilmiştir ancak söz konusu bu vahim iddialar hâlâ araştırılmamış, akıbeti de hâlen tartışma konusudur. Daha vahimi ise, yolsuzluk yaptığı iddia edilen eski CEO'nun TMSF'de yönetici olarak bir üst konuma atanmasıdır. Yani TMSF adına iddia edilen kendi yolsuzluğunu, kendi araştıracak konuma getirilmiştir, eski CEO'nun yerine ise seçimlerde AKP'den milletvekili, belediye başkanı aday adayı olan başka bir yandaş getirilmiştir. Göreve gelen yeni CEO selefinin kaldığı yerden devam etmiş; kendinden önceki dönem için iddia edilen yolsuzlukları araştırmak, sorumlular hakkında bilgileri ve belgeleri ilgili kurumlara vermek, Kayserilinin hakkını korumak, şirketi layıkıyla yönetmek yerine, bütün enerjisini başka alanlarda kullanmaktadır. Kayseri’de ve kamuoyunda siyasiler, siyasilerin yakınları, saray danışmanları, saray özel kalemleri ve yakınlarıyla ticari ilişkiler içerisine girdiği, özellikle sarayın talimatıyla şirketin kârını saraya yakın vakıf ve derneklere aktardığı iddia edilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen.

DURSUN ATAŞ (Devamla) – Ayrıca, yine şirket organizasyonlarını yüksek ücretlerle başka firmalardan teklif dahi almadan adrese teslim yandaş firmalara yaptırdığı, lojistik işlerinde şirketi zarara uğrattığı, medya kuruluşlarına “reklam giderleri” adı altında yüklü ödemeler yaptığı, Kayserispor sponsorluk hakkı için verilen paralar üzerinden değişik ilişkilerinin olduğu gibi pek çok konu konuşulmaktadır. Kayseri ve tüm Türkiye’de TMSF şirketleri hakkındaki tüm bu iddiaların araştırılması artık zorunlu hâle gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, gelinen noktada, TMSF’ye devredilen şirketlerin akıbetlerinin ne olacağı, şirketlerin nasıl yönetildiği, faaliyetlerinin kim tarafından nasıl incelendiği ve denetlendiği, kâr zarar durumlarının ne olduğu, kayyum heyetlerinin çalışmalarını nasıl yürüttüğü belirsizdir. Şeffaflıktan uzak bu yönetim anlayışının millet adına, milletin Meclisince araştırılması gerekmektedir diyor, önergemize destek vereceğinizi umarak Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Erol Katırcıoğlu.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, TMSF’yi çok yakında konuşmuştuk aslında. Hükûmet, TMSF’yi zaman içinde kaldırmak yerine aksine güçlendirmeyi tercih etti çünkü gerçekten de bugün itibarıyla TMSF eliyle, 2016’da başlayan bir süreç olarak “Gülen cemaatine ait veya iltisaklı, irtibatlı.” her neyse işte, birtakım laflarla şirketlere el konuldu ve TMSF’ye devredildi, TMSF’de bunları tasfiye edecek idi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim: Türkiye’de devlet, servet yapmanın bir aracıdır, bunu hepimiz biliyoruz sanırım. Hasbelkader, bir zamanlar bu devletin bir tarafında çalışmış bir kişi olarak benim kendi kişisel deneyimim çerçevesinde şunu söyleyebilirim: Kamu mallarının, özel sektöre nasıl peşkeş çekildiğine dair sayısız örnek ve bilgi var benim kafamda. Dolayısıyla, şimdi “TMSF ne yapıyor?” derseniz, açıkçası bence özel ellere servet aktarıyor. Bunu nasıl yapıyor? Kılıfına uyduruyor tabii ki çünkü bütün mesele, bütün maharet oradadır, kılıfına uydurmaktır, nitekim bunu yapıyor. Benim anladığım kadarıyla, son verdiğimiz yani buradan geçen kanunda ise hem genel sekreter hem bir başkan daha atanıyor ve bu konuda çalışan bürokratlara bir anlamda yasal bir -nasıl diyelim- çerçeve getiriliyor yani yasal olarak da takibi zor bir imkân sağlıyorlar bir bakıma bürokratlara. Dolayısıyla da bence burada bu araştırma önergesinin gerçekten ciddiye alınıp da araştırılması lazım. Ama nerede! Yani burada  gerçekten böyle bir şey olur mu? Yani eğer olacağına inanırsak çok iyimser olduğumuzdan dolayı olur. Yoksa, gerçekten de Türkiye'de şu gün itibarıyla kamu elindeki birikmiş olan servetlerin özel kesime aktarıldığını, özel kesimde de iktidarın kendi sermaye gruplarını yarattığını hepimiz biliyoruz; Buna “5’li çete diyorlar.” “5’li çete.” dememiz gerekmiyor artık bence çünkü bunlar hem çete olmaktan çıktılar hem de 5 tane değiller, çok sayıdalar, çok farklı şirketlere sahipler ve inanılmaz bir ağ oluşturdular, bugün itibariyle birçok şeyi kontrol eder hâle geldiler başta medya olmak üzere ki bu medyanın da önemli bir kısmı, biliyorsunuz, yine Gülen cemaatinden TMSF'ye geçmiş ve TMSF tarafından da özellikle AK PARTİ yandaşlarına satılmış olan şirketlerden oluşuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, tamamlayalım lütfen.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim, tamamlıyorum. 

Dolayısıyla da değerli arkadaşlar, yani ben bu önergenin tabii ki desteklenmesi gerektiğine inanıyorum, tabii ki Mecliste gerçekten “Ya şu işi halledelim.” diyen, diyecek olan insanlar olduğuna inanıyorum ama o iradenin gerçekten ortaya çıkacağına da inanmıyorum dolayısıyla da hani biraz boş konuşmuş olduk.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına söz talep eden, Kayseri Milletvekili Sayın Çetin Arık.

Buyurun Sayın Arık. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÇETİN ARIK (Kayseri) –Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

İYİ Partinin grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz darbe girişimini Allah'ın bir lütfu olarak gören bu iktidar, TMSF'ye devredilen şirketleri de Allah'ın bir lütfu  olarak gördü çünkü bu şirketleri AKP'nin arka bahçesi gibi kullandı.

Bakın, atanan kayyumlar da sanki kanunun temsilcisi değil de, AKP'nin militanı gibi davranıyor. Sizlere, ilim Kayseri'den TMSF'ye devredilen,  Türkiye'nin de en büyük kuruluşlardan biri olan Erciyes Anadolu Holdingden örnek vermek isterim: Şirketin başına 2016 yılında 5 kişiden oluşan bir kayyum heyeti atanır, kayyumun başına da “Ertunç Laçinel” isminde biri getirilir.

Şimdi, ben bu iktidara soruyorum: Ertunç Laçinel nerede? Kayseri'nin 20 milyon eurosu nerede? Elbette ki 128 milyar doları buharlaştıranlar bu soruya da yanıt vermeyecek, biliyorum.

Bakınız, sayın milletvekilleri, 2018 yılının Şubat ayında, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'a Ertunç Laçinel'i sordum, dört buçuk yıldır hâlâ  soru önergeme yanıt bekliyorum. Ama CEO 20 milyon euroyla kayıp. İktidarın milletvekilleri, Kayseri milletvekilleri de sessiz, kulaklarının üzerine yattılar, sağır, dilsiz oldular.

Bakınız, o CEO'nun yerine atanan yeni CEO kim? İktidar partisinin İstanbul milletvekili aday adayı, aynı zamanda Berat Albayrak ve Sedat Albayrak'la birlikte NUN Vakfının Genel Müdürü.

Sayın milletvekilleri, bakın, Erciyes Anadolu Holdingin yani Kayseri'nin parası şu an tamamen Erdoğan ailesinin emrinde. Onlar nereye, ne kadar para derlerse, o kadarı oraya harcanıyor. Bakınız, damadın kardeşlerinin başında olduğu Turkuvaz Medya’ya yani A Haber'e, A Spor'a, ATV'ye A Para’ya, A2 gibi kanallara milyonlarca dolar para aktarılmış ama tarafsız yayıncılık yapan FOX TV'ye Halk TV'ye, Tele1'e, KRT'ye bir kuruş para yok, bir kuruş yok.

Yine Sabah’a, Akşam’a, Takvim’e, Fotomaç’a milyonlarca lira para aktarılıyor ama Cumhuriyet’e, Korkusuz’a, BirGün’e, Yeniçağ'a tek kuruş yok sayın milletvekilleri. İşte, holding böyle yönetiliyor. İşte, holding sizin arka bahçeniz gibi yönetiliyor, AKP'nin arka bahçesi gibi yönetiliyor.

Bakınız, Erciyes Anadolu Holdingin yani Kayseri'nin parası başka nerelere aktarılıyor? Damat nereye uygun görülürse para oraya aktarılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÇETİN ARIK (Devamla) –  TÜRGEV’e, TÜRGEV'in sahip olduğu İbn Haldun Üniversitesine. Bir de bu CEO'nun Nun Okulları var ya, onu da herhâlde CEO kendisi açıklayacaktır. İşte, bu soruların yanıtlanması için de Şubat 2022de Fuat Oktay'a soru sordum, Sayın Başkanım hâlâ yanıt verecek soruma, 10 tane soru sordum, yanıt alamadım. Dedim ki: “Mesela holdingin batık kredilerin yeniden yapılandırılması konusunda faaliyet gösteren Emin Varlık Yönetim şirketiyle nasıl bir ilişkisi var? Yine, siyasi kişilerin gizli ortağı olduğu firmalar üzerinden holdinge, fahiş fiyatlar üzerinden mal alınıyor mu?” diye sordum ama yanıt alamadım. Yine bu kişi holdingi babasının çiftliği olarak gördüğü için muhalefet partisinin milletvekillerini, il başkanlarını holdingin hiçbir faaliyetine çağırmıyor. Toplu iş sözleşmesinde iktidar partisinin milletvekillerine bakın ne diyor:  “Milletin arasında onları pek göremesek de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇETİN ARIK (Devamla) – Sayın Başkanım, bura önemli.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yeter, tamam. İkinci kez…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkanım, üç dakikayı iki dakika uzatma olur mu? Doksan dakika yapacak.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Prensiplerinize uyun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Devam edin lütfen.

ÇETİN ARIK (Devamla) – Selamlayacağım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Prensipleri bazen demek ki…

ÇETİN ARIK (Devamla) – Bakın ne diyor CEO: “Milletin arasında onları pek göremesek de aldığımız nefesten haberdarlar.”

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Arık, bir saniye lütfen.

Sayın Akbaşoğlu, bir daha müdahale ettiğinizde bir beş dakika daha konuşturacağım. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Prensiplerinizi hatırlattım.

BAŞKAN – Bırakın da ben yöneteyim bunu, lütfen, rica ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Öyle keyfinize göre değil.

BAŞKAN – Usulüm hakkında sıkıntınız varsa usul tartışması açarsınız.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, içeride konuştuğumuzda, ara verme süresiyle ilgili, bir insanın…

BAŞKAN – Bakın, Sayın Akbaşoğlu, arkada özel olarak konuştuğumuz şeyleri…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – … bulunduğu Halkla İlişkiler Binası’ndan buraya beş dakikada gelmesinin mümkün olmadığını ifade ettiğimde “Prensiplerimden vazgeçmem.” dediniz, 3’üncü kez bir dakikayı uzatıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, Sayın Akbaşoğlu, Sayın Akbaşoğlu, Sayın Akbaşoğlu, Sayın Akbaşoğlu…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Demek ki işinize geldiğinde prensiplerinizden vazgeçtiğinizi gösteriyorsunuz. Prensiplerinizden vazgeçmeyin diyorum.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, sizi siyasi edebe davet ediyorum, sizi siyasi edebe davet ediyorum. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Siyasi edepten önce İç Tüzük kurallarını uygulayın. Siz kuralları ihlal ediyorsunuz.

BAŞKAN – Arkada, özel olarak konuştuğumuz şeyleri, özel konuştuğumuz, sohbet ettiğimiz şeyleri burada açıkladığınız için siyasi edebe davet ediyorum, bir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Özel değil, özel değil, genel; hayır, hayır, hiç özel değil.

BAŞKAN – İki: Siz grubunuzu yönetin, ben Meclisi yöneteceğim. Oturun yerinize, oturun yerinize! Terbiyesizlik yapma! (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – “Beş dakikayla ilgili prensip kararı aldım.” Dediniz, ben de bütün arkadaşlarımıza bunu ilan ettim.

DERYA BAKBAK (Gaziantep) – Her vekile tarafsız, doğru ve eşit davranılmalı.

BAŞKAN – Oturun yerinize, yerinize oturun, yerinize oturun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Siz İç Tüzük’ü uygulamıyorsunuz, İç Tüzük’ü uygulamanız lazım.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, benimle ilgili sıkıntınız varsa usul tartışması açarsınız, yönetimimle ilgili bir usul tartışması açarsınız.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Söylüyorum, tutanaklara geçsin, millet de nasıl yönettiğinizi görsün.

BAŞKAN – Evet, prensiplerimden biridir milletvekillerini kürsüde konuşturmak. Sizin arkadaşlarınıza da aynı şeyi uyguluyorum, bizim arkadaşlarımıza da aynı şeyi uyguluyorum, hiç fark etmiyor. Ayrım yapmıyorum, bundan sonra size özel ilgi göstereceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hiç alakası yok, hiç alakası yok. İç Tüzük’ü ihlal ediyorsunuz.

DERYA BAKBAK (Gaziantep) – Bütün parti mensuplarına eşit davranmanız gerekiyor, şu an eşit davranmıyorsunuz. Başkanlık eşit davranmak demektir, adil davranmak demektir, doğru davranmak demektir.

BAŞKAN -  Buyurun Sayın Arık.

ÇETİN ARIK (Devamla) – Bu kişi, holdingi babasının çiftliği gibi gördüğü için muhalefet partisinin milletvekillerini, il başkanlarını holdingin hiçbir faaliyetine davet etmiyor ve toplu iş sözleşmesinde şöyle diyor: “Bizim toplantılarımızda genelde Cumhur İttifakı'nın bileşenleri bulunur, onları milletin arasında pek görmesek de aldığımız nefesten haberdarlar. Bu holding vekilleri sayesinde bugün bu hâldeyiz, tırnaklarına taş değmesin.” Evet, tabii ki “Onların tırnaklarına taş değmesin.” dersin çünkü onlarla birlikte saltanat sürüyorsun ama sürdürdüğünüz saltanatının sonu geldi. Geliyor gelmekte olan, gidiyor gitmekte olan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul milletvekili Sayın İffet Polat.

Buyurun Sayın Polat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İFFET POLAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 779 sayılı araştırma önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, şunu ifade etmek istiyorum ki 15 Temmuz’u anlamayanlar küçümsemeye, önemsizleştirmeye, tahvil etmeye çalışanlar, ilk olarak 15 Temmuz sonrası FETÖ'yle yapılan mücadeleye saldırmışlardır. Biz, 17-25 Aralık sonrası, bağıra bağıra “Bunlar sivil toplum kuruluşu değil, bunlar medya değil bunlar, bunlar sermaye değil bunlar, bunlar vatansever değil.” dediğimiz zaman, o günlerde 15 Temmuzu yapanlar ile iktidarı devirme hayalleri kuranlar kol kola dolaşıyorlardı.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hangi kaynakları aktardınız onlara?

İFFET POLAT (Devamla) – Gazetelerinin, kanallarının önünde nöbet tuttular. Bir operasyon yapıldığında, bir çete çökertildiğinde önce bunların sesi çıktı. Bu vatan hainlerini aklamak için 17-25 Aralıktan 15 Temmuza kadar olan süreçte ellerinden geleni yaptılar. Nihayetinde, 15 Temmuz olduğunda, bu müstemlekecileri fazla savunamayacaklarını anladıklarında bu kez 15 Temmuza saldırdılar. Bunların aparatlarını konuşmak, devletin silahını, devletin tankını, devletin uçaklarını devlete karşı, millete karşı kullanan bu alçak saldırıyı konuşmak yerine; memleketin, milletin yanında yer almak yerine, sürekli FET֒yle olan mücadeleyi küçültmeye, değersizleştirmeye çalıştılar. Bugün de bu durumun hâlâ devam ettiğini görüyoruz.

Sayın milletvekilleri, şunu söylemek isterim ki: Yüce Meclis, dedikodu, algı oluşturma yeri değildir.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bravo! Helal olsun sana.

İFFET POLAT (Devamla) – Tüm bu önergedeki iddiaları tamamıyla reddediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Türkiye hukuk devletidir eğer bir deliliniz varsa Türk mahkemeleri vardır, hâkimler, savcılar vardır; gidersiniz, sunarsınız ve onlar da gereğini yapar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu özellikle 15 Temmuz sonrası milletin hürriyetine ve geleceğine kasteden, FET֒nün güdümündeki şirketleri yeniden milletin menfaatine sunacak şekilde yönlendirmesi hususunda çok önemli vazifeler yapmıştır. Hâlen de daha bu vazifeleri devam ettirmektedir.

Rakamlarla büyümeleri ifade etmek istiyorum. Bugün TMSF’nin kayyumla yönettiği şirket sayısı 682’dir. Bu 682 şirketin aktif büyüklükleri 2016’dan 2021’e kadar yüzde 103, şirketlerin ciroları yüzde 150 ve şirketlerin öz kaynakları ise yüzde 87 artmıştır. Elbette ki eksiklikler olabilir ama bu önemli kurumumuzu sanki yasa dışı işlerin odağı gibi tanımlamak, yıpratmaya çalışmak FET֒yle yapılan mücadeleye ket vurmaktır, FET֒nün yanında yer almaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Herkesi bu bilinçle hareket etmeye davet ediyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkanım, oylamadan önce bir…

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler.. Kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Dervişoğlu, niçin söz istediniz?

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Efendim, “Bu, FET֒nün yanında olmaktır.” dedi, böyle bir önergeyle ilişkilendirdi. Onu bir yerimden…

BAŞKAN – Peki, yerinizden…

Buyurun.

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde önerge verirken bu İç Tüzük’ün bize tanıdığı haktan yararlanıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de yaşanan birtakım olumsuzlukları ve dezavantajlı grupların feryatlarını da bu vesileyle dile getiriyoruz. Bir olumsuzluğa işaret ediyoruz, bu yaptığımız işaretlemenin de doğru anlaşılması gerekliliğine sürekli vurgu yapıyoruz. Bu kadar hazımsız ve tahammülsüz olmaya gerek yok. Yani sözlerimizi özenle seçelim. Burası dedikodu yeri değil, Türkiye Büyük Millet Meclisini böyle bir dedikodu merkezi gibi anlaşılacak şekilde sunmak da size yakışmamıştır. Önergemizi kabul edersiniz, etmezsiniz; önerge üzerinde konuşuluyor, bunu tahammülle karşılamak durumundasınız. Sizin baktığınız pencere başka olabilir, biz de başka yerden değerlendiriyoruz.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bitiriyorum.

Bu önergenin gerekçesinde ve kapsamında olan şey Türkiye’de aslında araştırılmaya muhtaçtır. Üç dakikalık cevabınızla araştırılmaya muhtaç bir konuyu gölgeleyemezsiniz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu siz niye söz istediniz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Grubumuz adına konuşan milletvekilimizle ilgili, niçin cevap verdiğiyle ilgili açıklama yapacağım 60’a göre.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu ifade etmek isterim ki sizin önerge verme hakkınız var, her partinin önerge hakkı var, önergeye de cevap hakkı var. Dolayısıyla, Sayın Milletvekilimizin, Grubumuz adına nezih, temiz bir dille vermiş olduğu bu güzel cevabı da sizlerin hazmetmesi gerektiği açıktır. Dolayısıyla, bu konuda söylediği söz çok açık ve seçiktir: “Birtakım iddiaları hep beraber buraya getirerek burada bunu gerçekmiş gibi ortaya koymanın bir manası yoktur, varsa elinizde delil en yakın kestirmeden netice almak için bunu mahkemeye, yargıya götürün verin, kim suçluysa ortaya çıksın.” demesi de normal bir cevaptır. Dolayısıyla, bu konudan da alınılması gereken herhangi bir problem söz konusu değildir düşüncesindeyim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu…

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Şimdi, doğru ve temiz dilden bahsediyorsunuz, Hatip konuşmasını yaparken bu önergeyi vermek FET֒ye ve onun emellerine hizmet etmektir.” diyor. Bu dilin neresi temizdir?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – FET֒nün iddialarını…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ne FET֒nün iddiası?

BAŞKAN – Lütfen karşılıklı konuşmayalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – FET֒nün iddialarını buraya getirmek FET֒yle beraber hareket etmektir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – FET֒yü siz çok iyi tanıdığınız için hangi ithamlarla, hangi stratejilerle ne yaptığını gayet iyi bilirsiniz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Biz bir önerge veriyoruz, karşılıklı konuşmayın, müsaade buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biz FET֒yle mücadele ediyoruz, mücadele. FET֒yü devletten temizleyen AK PARTİ’dir. (CHP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ya FET֒ye şişiren sizsiniz ya, bu memleketin başına bela eden sizsiniz.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Siz getirdiğiniz ne kadar musibet varsa onu temizlemekle övünebilirsiniz ama biz sebebine iniyoruz. Şimdi diyorum ki bu tartışılmaya muhtaç, araştırılmaya muhtaç bir konudur. Buna karşılık olarak efendim “Dedikoduya cevap mı veriyorsunuz ya da birilerini temsil mi ediyorsunuz?” demek siyaseten size ve sıfatınıza yakışmıyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dervişoğlu.

Sayın Özel…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kimin ne yaptığını milletimiz çok iyi görüyor.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Millet sizin bu milletin başına nasıl bela olduğunuzu da görüyor.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilleri, lütfen karşılıklı tartışmayalım, Sayın Özel’e söz verdim.

Buyurun.

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, hatip konuşurken bir konu dikkatimi çekti, geçtiğimiz hafta komisyon toplantısında kamu bankalarının reklam verdiği televizyonları ve gazeteleri dile getirmiştim, tamamı iktidara yakındı. Kamu gücü size emanet edilmiş, atadığınız sadakatli ama liyakatsiz kadrolar sizi ve Cumhur İttifakı’nı destekleyen gazete ve televizyonlara reklam yağdırmış, muhaliflere bir kelime dahi reklam vermemiştir. Şimdi, eldeki çizelge şunu gösteriyor: Örneğin, Bellona, İstikbal, Mondi, Koza, Aydınlı; tamamı kayyumda ve diyorsunuz ki “İyi yönetiyoruz.” İyi yönettiğinizi düşündükleriniz verdikleri reklamları sadece toplumun bir kesimine, iktidara yakın gazetelere, onun seçmeninin okuduğu yere yatırıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Düşünün ki mesela, İstikbalin Sözcü’ye, Millî Gazete’ye, Cumhuriyet’e, Karar’a, Yeniçağ’a; hiçbirine… Hepsi sıfır, bunların hepsi. İstikbalin bir sosyal demokrata satacak kanepesi yok, bu mu iyi yönetim? Örneğin, Bellonanın bir çekyatı almak için seçim akşamı A Haber izleyip üstüne uzanacak bir müşteriye ihtiyacı var, öyle mi? Bu mu iyi yönetim?

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) – Bu nasıl bir örnek ya!

İFFET POLAT (İstanbul) – İyi yönetim rakamlarla olur, böyle şeylerle değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Devletin, milletin hazinesine kazandırdık.” dediğiniz bu şirketleri yönetirken bu kadar haksız, hukuksuz, mantıksız, iyi yönetimden uzak bir işi yapıyorsanız, gerçekten, bu ülkenin en hayrına olan şey, sizden bu ülkeyi kurtarmaktır, sizin bu kötü yönetiminizden ve liyakatsiz yönetiminizden. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) – Yani insanların politik görüşü ile ticaretin ne alakası var ya?

İFFET POLAT (İstanbul) – Başkanım, söz istiyorum.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekili cevap verdi sizin adınıza.

Sayın İlhan, buyurun.

 

 

 

METİN İLHAN (Kırşehir) – Son günlerde ülkemiz genelinde devam eden sağanak yağışlar Kırşehir’de de kısmi olarak bazı yerlerde önemli ölçüde zarar ve tahribata yol açmıştır; özellikle tarım arazilerinde bazı bölgelerde yüzde 100’e varan hasarlar oluşmuştur. Mucur ilçemize bağlı Bazlamaç, Kılıçlı, Medetsiz, Kızıldağ, Yeniyapan, Güzyurdu, Devepınarı, Rışvan, Karakuyu ve Yürücek, merkez ilçemize bağlı Ekizağıl, Karaboğaz, Değirmenkaşı, Kuruağıl ve Dedeli köylerindeki ekinlerde büyük zarar ortaya çıkmıştır. Hasar alan tarım arazilerinin büyük çoğunluğunun ne yazık ki sigortası da yoktur. Bu sebeple, hâlihazırda çok zor günler geçiren çiftçimizin yaşanan bu doğal afet sebebiyle devlet tarafından zararlarının karşılanması ve destek olunması noktasında mutlaka harekete geçilmesi büyük önem arz etmektedir. Zira çiftçimiz ekonomik anlamda can çekişmektedir. Dolayısıyla yetkililer tarafından hasar tespit çalışmalarının ivedilikle yapılıp destek ve yardım sürecinin başlaması çok önemlidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın İskenderoğlu…

 

 

 

JÜLİDE İSKENDEROĞLU (Çanakkale) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Çanakkale Çan Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılması üzerine söylemler gerçekleşti. Soruşturma sebebinin Sayın Başkanın öz teyzesinin oğlunun rüşvet ve irtikâp, ev satın alması, evinin defalarca tadilatı, eşya aldırması, seyahatleri, çocuklarının giderleri gibi özel harcamaları yaptırdığı iddiaları olduğunu hatırlatmak istiyorum. Başkanın soruşturma süresince, denetimli serbestlik kararıyla -yurt dışı yasağı ve polise günlük imza şartıyla- salıverildiği unutulmamalıdır. Olanları Soylu Bakana bağlamak anlamlı değil, bilinmeli ki yargının işidir. Gözaltına alınırken “Yargı siyasallaştı.” serbest kalınca “Yaşasın adalet.” diyenler için bilmeliler ki yargının alanında kalması adına bugüne kadar Meclis kürsüsünden bunu gündemimize almadık; kayıtlara geçmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydınlık…

 

 

 

 

 

AZİZ AYDINLIK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Urfalı çiftçi başta olmak üzere tüm çiftçiler AKP’nin tarımı bilinçli bitirme politikasıyla can çekişmeye devam ediyor. Çiftçi artık traktörüne mazot koyup tarlaya gidemez oldu. Eskiden hasadını biçtikten sonra kimi çiftçi evladına düğün yapardı, kimi çiftçi araba, traktör alırdı, kimi çiftçi su kuyusu kazardı; çiftçinin keyfine diyecek yoktu. Şimdi öyle mi? Çiftçi şu anda “Elektrik borcunu nasıl öderim, nasıl gübre alırım, nasıl mazot, nasıl tohum alırım?” derdinde. Artık iktidarın boş laflarına çiftçinin karnı tok; yönetmiyorsunuz ve gideceksiniz, az kaldı.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                       Kapanma Saati: 17.06

 

 

       İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.21

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Emine Sare AYDIN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

14/6/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma kurulu 14/6/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Meral Danış Beştaş

Siirt

Grup Başkan Vekili

Öneri:

14 Haziran 2022 tarihinde Van Milletvekili Tayyip Temel ve arkadaşları tarafından verilen 19253 grup numaralı “Basın özgürlüğü üzerindeki baskılar nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla” Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 14/6/2022 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul.

Buyurun Sayın Toğrul.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, basın özgürlüğü üzerindeki baskılar ve halkın haber almasının engellenmesinin yarattığı sorunlar üzerine verdiğimiz araştırma önergesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu, Genel Kurulun sevgili emekçilerini ve ekranları başında bizleri izleyen sevgili halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, basın özgürlüğü, haber ve düşünceleri çoğaltıcı bir şekilde serbestçe açıklayabilmek özgürlüğüdür. Basın özgürlüğü sadece basın mensuplarının kendini ifade edebilme özgürlüğü değil, aynı zamanda halkın, toplumun haber alma özgürlüğüdür. Bu evrensel ilkeye rağmen, Türkiye’de bugün gazetecilere yönelik keyfî tutuklamalar, ağır müdahaleler, eleştirel haberciliği hedef alan idari yaptırımlar ve gazeteciliğe karşı cezasız kalan şiddet nedeniyle gazetecilerin haber yapma, dolayısıyla toplumun haber alma özgürlüğü engellenmektedir. Gazeteciler haber yaptıkları için soruşturuluyor, yargılanıyor, sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alınıyor, işkenceye tabi tutuluyor, hatta tutuklanıyorlar.

Bakın, taraf olduğu uluslararası hukuk ve ulusal hukuk aslında Türkiye’de basın özgürlüğünü güvenceye almış. Örneğin, Anayasa’nın 26’ncı maddesindeki “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” 28’inci maddede geçen “Basın hürdür, sansür edilemez.” ifadesi. Ve basın özgürlüğünü koruduğunu beyan ediyor aslında AİHS kuralları, AİHM içtihatları, Uluslararası Af Örgütü uygulamaları vesaire. Ama maalesef, hepimiz görüyoruz, basın mensuplarına yönelik her gün ciddi baskılar ve işkenceye varan engellemeler yaşanıyor.

Aslında, Türkiye’nin basına yönelik saldırıları tarihsel olarak her dönem olmuştur. Geçmişte “Ape Musa” Musa Anter’den Hrant Dink’e gazeteciler katledilmiş veya işkencelerle cezaevinde uzun süre tutulmuşlardır ama özellikle OHAL’e yani 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL'e sığınılarak asıl KHK’lerle tüm basın kurumları üzerinde ciddi anlamda bir saldırı yaşanmıştır ve KHK’lerle toplam 179 medya kuruluşu kapatılmıştır, binlerce gazeteci işsiz bırakılmıştır; soruşturma, gözaltı ve tutuklamalara maruz kalmıştır. Aslında, biliyorsunuz, özellikle Kürt basınına yönelik de özel bir saldırı var ve yine OHAL’de bakın “Azadiya Welat” Türkiye'nin tek Kürtçe yayın yapan gazetesi; yine, Özgür Gündem, JINHA yani kadın haberleri yapan haber ajansları maalesef kapatılmıştır.

Şimdi, tüm bunlara rağmen, bakalım Türkiye'nin basın durumu nedir. Bakın, Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin 2021 yılı raporuna göre, 55 gazeteci ve 2 yayın organı saldırıya uğramış, 61 gazeteci gözaltına alınmış, 6 gazeteci tutuklanmış, 23 gazeteci işkence ve kötü muameleye maruz kalmış, 11 gazeteci tehdit ve ajanlık dayatılmasına maruz bırakılmış, 54 gazeteciye soruşturma açılmış, 336 gazetecinin yargılanması devam ediyor, 112 yayın yasağı getirilmiş, 64 internet sitesi kapatılmış, 1.460 habere iletişim engeli getirilmiş. Yine, RSF’ye göre yani Sınır Tanımayan Gazetecilerin hazırladığı rapora göre, dünya basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye, 180 ülke arasında 149’uncu sırada ve yine Türkiye Gazeteciler Sendikasının açıkladığı rapora göre 23 gazeteci maalesef, hapiste tutulmaktadır. Şimdi, durum buyken, karne buyken, geçen hafta Türk basınına yönelik özel bir saldırı gerçekleşti. Diyarbakır'da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Başkanı Eş Başkanı ve “Jınnews” yani kadın haberi yapan tek haber ajansının genel müdürünün içinde olduğu 20 gazeteci  ve 1’de çalışan olmak üzere 21 kişi yedi gündür tutuklu, daha doğrusu yedi gündür gözaltında. Neyle suçlandıklarını bilmiyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

İşkenceye uğradıkları iddiası var, hâlâ avukatlar görüşebilmiş değil ama yedi gündür gözaltında tutulan gazetecilere sorulan tek soru yok. “İçeride ne kadar işkenceye, baskıya maruz bırakırsak o kadar kârdır.” deniliyor.

Ben, buradan herkese sesleniyorum. Bakın, Türk gazeteciler Ape Musa’nın kaleminin takipçisidirler ve ne yaparsanız yapın, bilin ki o kalemi yere düşürmeyecekler, mücadele devam edecekler. Onun için, ben, bu Meclise çağrıda bulunuyorum: Gelin, halkın haber alma özgürlüğünün üzerindeki bu baskıları, basın yayın özgürlüğünün üzerindeki bu baskıları araştıralım. Bu, ülkemizin geleceği açısından elzemdir, önemlidir çünkü maalesef, iktidar diğer basın ile kendisine itiraz eden tüm basının üzerinde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) –  Hemen bitiriyorum Başkanım, son sözlerim.

RTÜK’ü ve Basın İlan Kurumunu demokrasinin kılıcı gibi tutmaya ve onların haberlerinin kamuoyuna ulaşmasını engellemek için finansal yollarla onları engellemeye çalışıyor. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, basın yayın özgürlüğü maalesef… Diyebilirsiniz ki: Ne kaldı? Türkiye’de basın yayın özgürlüğü en önemlisidir, Türkiye’de, maalesef, seyahat özgürlüğü, ifade özgürlüğü hatta seçme-seçilme hakkı bugün yok edilmiştir. Bu, hepimizi ilgilendiriyor, gelin hep beraber buna karşı ortak bir sahiplenme gösterelim, ortak bir tutum gösterelim; tüm Meclisi önergemize destek vermeye çağırıyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Gaziantep Milletvekili Sayın İmam Hüseyin Filiz.

Buyurun Sayın Filiz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin gazetecilerin sorunları hakkında vermiş olduğu grup önerisi üzerinde İYİ Parti grubumuzun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu ve yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün hazırladığı 2022 yılı Raporu’nda belirttiği üzere, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye’nin 180 ülke içerisinde 149’uncu sırada yer aldığını söyleyerek başlamak istiyorum. Türkiye 2005 yılında 98’inci, 2010 yılında 106’ncı sıradayken 2021 yılında 153’üncü  sıraya düşmüştür. Bu yılki raporda 4 sıra yukarı çıkmış görünse de bu ilerleme on yedi yıl önceki endeksin çok gerisinde kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, kamuoyunun hızlı, sağlıklı haber alabilmesinde basının rolü çok büyüktür ve demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Gün geçtikçe gazete çalışanlarına ve basına yönelik baskılar ağırlaşmakta, adaletten uzak yargılama ve tutuklamalar olmaktadır. Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından hazırlanan yeni raporda 26 gazetecinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle cezaevinde bulunduğu belirtilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bastırılan ve sindirilen bir ülkede doğru haberciliği ilke edinmiş, vicdanıyla hareket eden, yolsuzlukla, israfla, yetim hakkını yiyenlerle, devletin parasını hortumlayanlarla, parsel parselcilerle mücadele için varını yoğunu ortaya koyan, gazetecilikten başka bir şey yapmayan Murat Ağırel ve Barış Pehlivan gibi cesur gazetecilerin tutuklanmalarının ve ayrıca tutuklanma şekillerinin yargı bağımsızlığına gölge düşürecek ve onu zedeleyecek şekilde olmuş olması çok düşündürücüdür. Bu durumu vatanperver şairimiz merhum Abdurrahim Karakoç ne güzel özetlemiş:

“Bana bak ey kadı

Bozuldu işin tadı

Zulümse eğer adı

Kim yaparsa aynı”

Değerli milletvekilleri, tarafsız medyanın üzerindeki baskı ve sansürlerin yanında, muhabirler ve kameramanlar başta olmak üzere zor şartlar altında görevlerini yapan basın mensuplarının zaman zaman şiddete maruz kaldıklarını de hepimiz gördük ve görüyoruz. Gazetecilerin uğradığı baskılar ve uygulanan sansürlerle başlayan haber alma ve haberleşme kısıtlamaları gençlerin iletişim kanallarını da zapt etmiş durumda. Attığı, hatta başkasının atıp kendisinin sadece beğenip paylaştığı “tweet”ler yüzünden birçok gencimiz polis baskınlarına ve tutuklamalara maruz kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) - Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ ise bu konuda yapılan eleştirilere “Türkiye'de ‘tweet’ attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir kişi yok. ‘Tweet’in içinde yazılandan dolayı soruşturma açılıyor.” diyor. Bu nasıl bir mantık? Gerçekten hayret verici.

Değerli milletvekilleri, milletimizin birliği ve dirliği, ülkemizin huzuru için antidemokratik her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu belirtirken haberlerin iftira, uydurma, taraflı, algı yaratma şeklinde olmaması gerektiğini vurguluyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden İzmir Milletvekili Sayın Atila Sertel.

Buyurun Sayın Sertel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 12 Eylül 1980 döneminde genç bir gazeteci iken akşamüzeri gazetemize gelen albay, pikaj kartonunda yayınladığımız, bastığımız haberleri inceler “Bu haber uygun değil, bunu çıkarın.” der ve onun yerine alelacele başka bir haber bularak sayfayı tamamlamaya çalışırdık. O günleri hatırlayanlar bilir, Cumhuriyet gazetesinin birçok sayfasında beyaz boşluklar olurdu. Faşist diktatör Kenan Evren ve onun uygulamacıları Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünü kökten askeriyeye bağlamışlardı ve denetlemeyle sürdürürlerdi. Aradan uzun yıllar geçti ve yirmi yıldır AKP dönemini yaşıyoruz. Bu dönemde gazeteciler 12 Eylül 1980 döneminde olduğu gibi baskının, zulmün her türlü çeşidini gördüler. Örneğin “Ergenekon” dediler bir dönem, Fetullah Gülen’le beraber iş birliği yaptılar, onların güdümündeki savcıları, hâkimleri ayarladılar “Ergenekon” adı altında o kadar çok gazeteci arkadaşımızı, kardeşimizi uzun yıllar cezaevinde, hücrelerde tek başına tuttular, hapishanelerde tek başına tuttular ve o gazetecilere beş yıl sonra, bir gün dediler ki: “Siz beraat ettiniz, size bütün zulmü yapan FET֒cüdür.” Sonra, devir döndü, Fetullah Gülen terör örgütüne yönelik bir baskılama dönemi diye başladılar ve FET֒yle ilgili olan, aslında çok büyük kredileri alan ve FET֒ye gidip orada yağcılık yapan, oraya, Pensilvanya’ya gidip diz çöken, el etek öpenleri kendi gazetelerinde köşe yazarı yaptılar, gazeteci yaptılar; ödüllendirdiler ama birçok insanı, gazeteciyi FETÖ nedeniyle cezaevine koydular.

Bugün de kendileri gibi düşünmeyen ve yazan Kürt gazetecileri, Diyarbakır’da 20 gazeteciyi uzatmalı bir haftadır gözaltında tutuyorlar. Sevgili arkadaşlarım, Bank Asyanın  kurdelesini kesen Recep Tayyip Erdoğan ama Bank Asyaya para yatırdığı ya da yazdığı için tutuklanan gazeteci. Açılım dönemini yapan ve “Kürlerle barışıyoruz.” diyen Recep Tayyip Erdoğan -bir dönem o bölgeden inanılmaz destek aldı- ama bugün Kürtlerin sesini, soluğunu kesmeye çalışan yine Recep Tayyip Erdoğan. Bugün, baktığımızda internet  medyasıyla ilgili yasa teklifini getirip buraya bir baskı aracı hâline getirmek isteyen yine Recep Tayyip Erdoğan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ATİLA SERTEL (Devamla) – Buradakilerin hiçbir günahı, suçu yok. Bunlar, bu arkadaşlar bu işlerle iştigal etmiyorlar ve hiç önemli değil onlar için.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Niye önemli değil?

ATİLA SERTEL (Devamla) – RTÜK’ü Recep Tayyip Erdoğan, RTÜK Recep Tayyip üst kurulu hâline getiren, Basın İlan Kurumunu basın infaz kurulu hâline getiren, gazeteleri basın infaz kurulu aracılığıyla, neredeyse bin gündür Evrensel’e ilan vermeyen Basın İlan değil, basın infaz kuruluyla ilgili bu arkadaşların hiçbir ilgisi yok. Bütün işler tepede, en tepedeki ne diyorsa alttakiler onu uyguluyorlar.

Şunu açıkça söylüyorum: Gazeteci  dediğiniz sistemi eleştiren, kötü gidişata “Dur.” diyen, halkın lehine gerçekleri  yazan kişilerdir. Yalakalara “gazeteci” diyorsunuz, gerçek gazetecileri tutukluyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sertel.

ATİLA SERTEL (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Balıkesir Milletvekili Sayın Mustafa Canbey.

Buyurun Sayın Canbey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisinin aleyhinde AK PARTİ Grubumuz adına söz aldım. Gazi Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz, ileri demokrasinin hâkim olduğu, hak ve özgürlüklerin sonuna kadar yaşandığı, demokratik bir hukuk devletidir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – …olaylarda basının ne duruma düştüğünü izliyor musunuz?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Özgür basın çoğulcu demokrasinin teminatıdır. Gazetecilerin özgürce faaliyetlerini yürütebilmeleri için her zaman yanında olduk, olmaya da devam ediyoruz. Bu ülkede hiçbir gazeteci yaptığı gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu değildir.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Hahha!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Aynen Bekir Bey’in “tweet”lerle ilgili söylediğini söylüyorsunuz.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Değildir.

BAŞKAN – Sayın Toğrul... Sayın Toğrul...

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Altını çizerek bir kez daha söylüyorum: Bu ülkede hiçbir gazeteci yaptığı gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu değildir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne yapmış mesela Diyarbakır’daki 20 gazeteci?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Hiçbir meslek grubu kendi ülkesinde anayasasına aykırı hareket edemez, hukuka aykırı hareket edemez, aykırı şeyler söyleyemez, teröre destek olamaz, casusluk yapamaz, hakaret edemez; bunların hepsi hukuka aykırıdır arkadaşlar.

OYA ERSOY (İstanbul) – AKP Genel Başkanı her gün hakaret ediyor.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Çünkü devlet sırlarını ifşa etmek, teröre bulaşmak, yalan haberlerle kamuoyunu yanlış yönlendirmek, insanlara hakaret etmek, zarar vermek herkes için suçtur, herkes için; bunu görmezden gelemezsiniz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ya, o zaman Akit’i kapatın, Yeni Şafak’ı kapatın; her gün hakaret ediyor, her gün iftira atıyor.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, gazeteciliğin ne olduğunu ve ne olmadığını ben iyi biliyorum. Ben gazetecilik okulu mezunuyum, ben gazetecilik yaptım ve yine, üniversitelerde gazetecilik eğitimi verdim, ders verdim.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Böyle mi verdiniz, böyle mi verdiniz?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Öyle karşınızda boş konuşmuyoruz yani, boş konuşmuyoruz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Böyle mi verdiniz?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, gazeteci suç işlemez diye bir şey var mıdır ya? Gazeteci hukuk önünde hesap vermez diye bir şey var mıdır, böyle bir şey olur mu?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Toplu tutuklama yapıyorsunuz.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Milletvekili suç işlemez diye bir şey var mıdır? Milletvekili polise yumruk atabilir mi? Atamaz, atamaz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne alakası var bizim söylediğimizle?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Hiçbir meslek hiç kimsenin önünde kalkan olamaz arkadaşlar, kalkan olamaz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Basın mensupları karga tulumba alınır mı? Polis gazetecileri karga tulumba alıp alandan uzaklaştırır mı?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Gazetecilik mesleği bir kamu mesleğidir ve kitle iletişim noktasında çok önemli bir avantaja sahiptir; hiç kimse bunu kendi önüne kalkan olacak şekilde kullanamaz arkadaşlar.

Bakın, bir gün yolda yürürken bir son dakika haberi düştü telefonuma: “Gazeteci tutuklandı.” diyor, açtım, baktım içerisine, trafikte yayaya çarpan gazeteci tutuklanmış. E, şimdi, bu mesleğin bu kişiyi koruması mı gerekir?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Verdiğiniz örnekle Diyarbakır’ı açıklayabiliyor musunuz, Diyarbakır’ı açıklayabiliyor musunuz?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Düz mantıkla hareket ettiğinizde, baktığınızda burada insan olması önemlidir insan, gazeteci olması değil arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Herkes bir kere öncelikle insan olacak, hukuka saygı gösterecek, Anayasa’ya saygı gösterecek, ondan sonra da mesleğini de adam gibi icra edecek; onda hiçbir sıkıntı yok.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Tabii, sizin dediğiniz gibi yapacak, size kul köle olacak.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, burada kaçırılmaması gereken tek bir konu var, o da şudur: Hukukun önünde hiçbir fiilin suç olup olmaması, fiilin suç teşkil edip etmemesi önemlidir biz ona bakacağız.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yedi gündür niye gözaltındalar, yedi gündür? Niye, ne sordunuz? Yedi gündür gözaltındalar. Tek soru sorulmamıştı. Avukatlar görüşemiyor.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Senin hukuk önünde yaptığın şey suç mudur, değil midir ona bakacaksın. Hukuku görmezden gelerek bir şey yapamazsınız. Hukuku görmezden gelerek arkadaşlar, hiçbir meslekten övgüyle söz edemezsiniz.

HABİP EKSİK (Iğdır) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları uygulanmıyor, mahkemelerin kararları uygulanmıyor.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, suç herkes için suçtur ya. Ya, suç herkes için suçtur, bunun bir ayrımı yoktur.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Niye 149’uncu sıradasınız bunun hesabını verin. Niye 149’uncu sıradasınız 180 ülkenin arasında?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar yapmayın, arkadaşlar yapmayın, Türkiye Cumhuriyeti devleti hepimizin, bu vatan hepimizin. Bu topraklar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

İkinci kez veriyorum.

HABİP EKSİK (Iğdır) – Yüz binlerce insanı işinden aşından edip, aç…

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Başkanım, bir dakikayı vermediniz.

BAŞKAN – Bir dakikayı verdim, siz konuşmanın heyecanıyla bir dakikayı da görmediniz, duymadınız.

Bir iki cümleyle tamamlayın lütfen.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Başkanım, ona üçüncü kez veriyorsunuz, bana vermediniz ama… Bana vermediniz Başkanım. Ama ben gerçekten, hakkımı isterim Başkanım. Bana niye vermediniz?

BAŞKAN – Siz talep etmediniz Sayın Sertel.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Olmaz ama yani, öyle olmaz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Peki, bir dahakine telafi ederiz.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar bakın, yapmayın, Türkiye Cumhuriyeti devleti hepimizin, bu vatan hepimizin, bu topraklar bizim. Bu yaptığınız, devletimizi uluslararası alanda zayıf gösterme çabasından başka bir şey değildir. Bu, elinizdeki gerçekle uzaktan yakından bir ilgisi olmayan yalan yanlış bilgilerle ülkemizi karalıyorsunuz. Ülkemizde sanki basın özgürlüğü yokmuş, insan hakları yokmuş, demokrasi yokmuş gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorsunuz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Evet, evet, aynen bunlar yok işte.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Varsa da haberimiz yok.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, öyle değil maalesef.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bunlar yok, aynen böyle, aynen böyle.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Öyle değil, öyle değil.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Aynen böyle, ne güzel tarif ettiniz, yok bunların hiçbiri.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Üzgünüm ama gerçek sizin söylediğiniz gibi değil arkadaşlar. Gerçek sizin söylediğiniz gibi değil.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yok bunların hiçbiri.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Türkiye’de demokrasi var, Türkiye’de basın özgürlüğü var, Türkiye'de ifade özgürlüğü var.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hangi demokrasi, hangi demokrasi? Otokrasi var burada, otokrasi.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, ben sözümü çok uzatmak istemiyorum. Mesleğini şerefiyle yapan, doğru ve tarafsız haberlerle milletimizin haber alma ihtiyacını karşılayan tüm gazeteci meslektaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Gazi Meclisimize ve aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, hatip konuşmasında, bizi ülkeyi karalamakla, suç işlemeye kalkan olmakla ve daha birçok şeyle suçladı, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

Yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim lütfen.

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Uluslararası Gazeteciler Federasyonunun raporuna göre, Mart 2021 itibarıyla, dünya çapında en az 229 gazetecinin cezaevinde bulunduğu not ediliyor ve rapora göre Türkiye, dünyada en fazla gazeteciyi cezaevine gönderen ülke olma unvanını kazanıyor.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Teröristi… Teröristi...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Ayrıca, 67 medya çalışanının cezaevinde bulunduğu Türkiye’yi, hapishanedeki 23 gazeteciyle Çin, 20 kişiyle Mısır, 16 kişiyle Eritre ve 14 kişiyle Suudi Arabistan izliyor. Hatip bir masal anlattı yine, güllük gülistanlık bir tablo çizdi. Önergemize ve vekilimizin hiçbir sözüne cevap vermedi.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Polise nasıl tokat attı, onu söyle.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Yedi gündür bu ülkede 20 gazeteci Diyarbakır’da gözaltında, yedi gündür.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Gazeteci olduğu için değil, suçlu olduğu için.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Siz bize bu gazetecilerin tek bir suçunu söyleyin gazetecilik yapmak dışında, hakikatleri söylemek ve yazmak dışında.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – Bu kelime oyunlarını bırakın artık, bu kelime oyunlarını bırakın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Terör, terör, terör…

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – Kendinizi kandırmayın ya! Kendinizi kandırmayın!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ve şu anda sağdan soldan sataşmaya çalışıyorsunuz, insicamımı bozamazsınız çünkü sizin “terörö” laflarınız umurumda değil, işinize bakın, işinize bakın. (HDP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bozamayız zaten, mümkün değil.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Artık onlar sizi ilgilendiriyor, bizi değil.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Yani şu anda, 2021 yılında Berat Albayrak’ın “hack”lenen maillerini haber yaptıkları için 5 gazeteci yargılandı ya! Hatip gazeteciymiş, bir de ders vermiş yani nasıl bir ders vermiş, nasıl gazetecilik yapmış, ben de bilmiyorum.

HABİP EKSİK (Iğdır) – O da bilmiyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – “Yandaş gazetecilik nasıl yapılır?”ın dersini vermiş anlaşılan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Sizin anladığınız gazetecilik ne biliyor musunuz? A Haber gibi AKP’yi öven, pohpohlayan, parlatan, yalan haber yapan gazetecilik sizin gazetecilik anlayışınız. Sizin yaptığınız hiçbir şeyi görmeyecek, suçları gizleyecek ve sizin söylediklerinizi sadece haber yapacak, böyle bir dünya yok. (HDP sıralarından alkışlar)

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – İMC’ye bakın, İMC’ye.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – IMC’ye bakın, kendi kanalınıza bakın.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Hangi televizyonu tavsiye ediyorsanız onu izleyelim (!)

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Başkanım…

BAŞKAN – Efendim Canbey, buyurun. Niçin söz istediniz?

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Başkanım, direkt beni hedef alarak…

BAŞKAN – Ne söyledi? Ne hedef aldı sizi?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne dedi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Rapor açıkladım ya!

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Mesleğimden söyledi “Üniversitede ders verdi.” dedi.

BAŞKAN – Doğru, onların hepsi doğru.

HABİP EKSİK (Iğdır) – Yalan mı onlar yoksa?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz söylediniz.

BAŞKAN - Mesleğiniz gazetecilik, üniversitede ders veriyorsunuz.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Hayır, hayır, beni eleştirerek söyledi Başkanım.

BAŞKAN – Ben söyleyeyim, ben söyleyeyim.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Beni eleştirerek söyledi.

BAŞKAN – “A Haber gibi yalan gazetecilik yapıyorsunuz, yalan haber yapıyorsunuz.” diye size sataşmada bulundu. 69’a göre söz veriyorum kürsüden.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Ne alakası var? Ne alakası var?

BAŞKAN – Öyle söyledi, işte ondan söylüyorum.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Başkanım, öyle bir şey…

BAŞKAN – Sevgili kardeşim, sana söz verebilmem için sana bir sataşma olması lazım. Ben kürsüden iki dakika söz veriyorum Sayın Canbey.

Buyurun.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – A Haber’in Genel Yayın Yönetmeni misiniz?

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Anladım Başkanım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – A Haber’i duyunca şaşırdı.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – A Haber’i siz mi yönetiyorsunuz, niye cevap aldınız?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – A Haber’i hakaret kabul etti.

 

 

 

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Şimdi, arkadaşlar, az önce burada aslında meramı çok net bir şekilde anlattım, ifade ettim. Bakın, Türkiye çoğulcu demokrasinin işlediği bir ülkedir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ya otokrasidir, otokrasidir. Dünya söylüyor bunu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – A Haber var, bihaber var.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Türkiye'de basın özgürlüğü vardır. Türkiye'de ifade özgürlüğü vardır. Hapiste olan gazeteciler de gazetecilik faaliyetinden dolayı hapiste değillerdir arkadaşlar, gazetecilik faaliyeti dışındaki sebeplerden dolayıdır.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ama neden hapse attınız? Bir türlü karar veremediniz yani.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hangi mahkeme karar verdi böyle?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Bakın, bana diyorsunuz ki: “Üniversitede ders vermişsin.” Verdim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – “Casusluk” dediniz, Gezi’den attınız adamı hapse.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Siz benden daha iyi gazeteciliği bildiğinizi iddia ediyorsunuz burada.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Biz gazetecilerin yaşadığı sorunları senden daha iyi biliyoruz, doğru.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Ya, ben kendi fikrimi söylüyorum. Bir dakika…

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım Sayın Canbey, Genel Kurula hitap edin.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Ben kendi fikrimi söylüyorum ve “Evet, verdim” E, bundan da rahatsız oluyorsunuz.

Bakın, arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünyanın demokratik ülkelerinden bir tanesidir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Allah Allah!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Size göre.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hay maşallah!

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Her türlü demokratik hak Türkiye'de vardır. Sizin sorununuz başka arkadaşlar, sizin sorununuz başka.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yine, “terörö”ye bağla da kurtul.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Sizin, milletvekiliniz bizim polisimize yumruk atıyor ya, devletin polisine.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – “Şerefsiz!” dediniz.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Ya, Allah aşkına bunu nasıl yapıyorsunuz?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – “Şerefsiz!” dediniz.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Bunu nasıl yapıyorsunuz? Bu doğru bir şey mi?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Siz niye “Şerefsiz!” dediniz o polise?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Ya, gel cevap ver buna!

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Mersin’de “Şerefsiz! dedi, sonra çıkıp eleştirdi.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Niye “Şerefsiz!” dediniz o polise?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Gel cevap ver!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Niye polise “Şerefsiz!” dediniz?

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Gel cevap ver buna.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – “Şerefsiz!” dediniz polise.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Arkadaşlar, yumruk attı, bütün kameraların önünde ya!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – “Şerefsiz!” dediniz, hakaretin böylesi olur mu?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Biz sahiplenmedik, siz sahipleniyorsunuz.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Arkadaşlar, ben onu duymadım ama vurduğunu gördüm ben. Onu siz iddia ediyorsunuz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Nasıl “Duymadım.”? Nasıl “Duymadım.”?

BAŞKAN - Sayın Canbey…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Vekiliniz söyledi, vekiliniz söyledi.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Bakın, arkadaşlar…

BAŞKAN – Sayın Canbey, karşılıklı konuşmayalım, Genel Kurula hitap edin.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Türkiye'nin uluslararası algısıyla oynamaya çalışıyorsunuz. Türkiye'nin uluslararası algısını siz bozamazsınız, sizin bu iddialarınıza hiç kimse inanmaz. Bunu açık ve net bir şekilde söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Uluslararası kuruluşları biz mi yönlendirdik, onların raporlarını biz mi yazdık?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan “Polisimize yumruk attı.” “Siz karalıyorsunuz.” ve daha ağır şeyler söyledi. Tekrar söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, sataşmadan iki dakika söz veriyorum. Yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim lütfen.

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, sayın hatibe teşekkür ediyorum. Sorularıma cevap veremediği için konuyu yine polis ve yumruk meselesine getirdi.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – “Terörö”ye bağlamazlarsa cevap veremezler zaten!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Böylece daha iyi açıklama olanağı verdiniz, gerçekten sağ olun.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Türkiye’de ifade özgürlüğü var.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Bu görseller polislerin vekillerimize ve oradaki vatandaşa tokat attığı görüntüler.

HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) – Hani, hani nerede?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Size vereceğim, hepsini videolarıyla beraber vereceğim.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Videoyu göster.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Onu da geç, şu ne biliyor musunuz? Bu, plastik kelepçe; bunu ben Kadıköy’de bir vekilimize ters kelepçe yapıldığı sırada aldım -bu orada- görselleri de var. Ben yumruk meselesine dair açıklama yaptım, belli ki dinlememişsiniz, işte her şeyiniz böyle yalan ya!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Anlamak istemiyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Ya, yalan dünyasında yaşıyorsunuz, hakikaten “Yalan Rüzgârı” sizi çok iyi anlatıyor, attığınız yalanlara neredeyse inanacaksınız ya! Yeter ya, yeter! Ben size rapor veriyorum, uluslararası raporları veriyorum; siz “Karalıyor." diyorsunuz.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Kimden alıyorsunuz bu raporları?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Benim derdim Türkiye’nin en iyi şekilde basın özgürlüğünü uygulaması, Türkiye’de demokrasinin tesisi, Türkiye’de hak ve özgürlüklerin yerine getirilmesi.

Siz bizim vekilimize söylediniz ya, ben ona ilişkin görüş bildirdiğim için açıklamayacağım ama sizin bir vekilinizi söyleyeyim -yani Sayın Tülay Kaynarca’nın şahsına değil ama- Gaziosmanpaşa’da bir polis kendisini şikâyet etmiş, hakaret ve ne içinmiş söyleyeyim.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kimlik sorduğu için.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) –  Evet, tokat atmış, belgesi burada. Yine AKP’li vekil, yine polis tokatladı 2009’da. Kim? Faruk Koca ve Mustafa Cumur.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Onlar hükûmet ama.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bunun gibi o kadar çok vekiliniz var ki. Hani, siz biz istersek “Polis de döveriz, vatandaş da döveriz.” diyorsunuz ya, yalan atmayın! Yalan atmayın!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Demedik ki öyle bir şey ya! Demedik öyle bir şey. Yani olmayan şeyi söylüyorsun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya “Şerefsiz.” dediniz, “Şerefsiz.”

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şimdi, grubumuza ithafen “Siz ‘Polis de döveriz, her şeyi yaparız.’ diyorsunuz." dedi. Dolayısıyla demediğimiz bir şeyi demiş gibi, efendim, bize bir ithamda bulundu.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Dediniz. “Şerefsiz!” dediniz polise.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu münasebetle grubumuz adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Her şey açık ve seçik, kimse meseleleri çarpıtmamalı.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Evet, evet!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla burada olay bütün milletin gözü önünde cereyan ederken, milletvekili sıfatı taşıyan bir kimsenin kamu görevini ifa eden bir kamu görevlisine herkesin huzurunda açıkça yumruk attığı görülürken hiçbir kimsenin dokunulmazlığının ona bir suç işleme hakkı ve yetkisi vermediği açıktır. Bu gerçek ortadayken, şimdi, meseleyi farklılaştırarak bunun üstünü örtmeye dönük sağa sola saldırmanın bir anlamı yok. Dolayısıyla bu konuda herkes bilmeli ve kabul etmeli ki konusu suç teşkil eden bir durum söz konusuysa sıfatı ne olursa olsun, ister milletvekili ister gazeteci, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devletinde bağımsız ve tarafsız yargı kendi görevini ifa eder, savunma da savcılık da kendi üzerine düşeni ortaya koyar ve mahkeme kararını verir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hikâye anlatıyor!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Tarafsız bağımsız mı, bağımsız tarafsız mı? Kafam karışıyor da!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla bu millet adına karar veren bağımsız ve tarafsız yargıyı milletimizin gözünde itibarsızlaştırmaya dönük hiçbir yaklaşım asla ve kata kabul edilemez, bunun da iyi niyetle bağdaşır bir yönünün olmadığı muhakkaktır. Bu nedenle, hiçbir gazetecinin gazetecilik marifeti nedeniyle değil, gazetecilerin mutlaka işlediği suçtan dolayı gözaltına alındığı veya ceza aldığı muhakkaktır, bu da kamuoyunun bilgisi dâhilindedir diyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akbaşoğlu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkanım, tek soru soracağım, tutanaklara girsin: “Suç teşkil edenleri soruşturuyoruz.” diyor ya, onlarca vekil ve bakanınızın Gülen’le fotoğrafları ve diğer işlemleriyle ilgili ne yaptınız? Bu 10 bin dolar alan siyasetçiyi hepimiz biliyoruz; nerede, kim soruşturma açtı, hangi savcı?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hepsinin cevabı verildi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz mi duymadık?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Beştaş.

 

 

 

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi var, yoklama talebini karşılayacağım.

Sayın Özel, Sayın Şeker, Sayın Gürer, Sayın Köksal, Sayın Arık, Sayın Aydın, Sayın Hancıoğlu, Sayın Başevirgen, Sayın Kaplan, Sayın Sümer, Sayın Yıldız, Sayın Fikret Şahin, Sayın Kılıç, Sayın Emir, Sayın Suzan Şahin, Sayın Gökçel, Sayın Sertel, Sayın Budak, Sayın Sarıaslan, Sayın Kılınç.

Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN - Pusula veren sayın milletvekilleri Genel Kuruldan ayrılmasın lütfen.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.57

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

    Açılma Saati: 18.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Emine Sare AYDIN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

 

         

         

                              II. - Y O K L A M A

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasından önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Pusula veren sayın milletvekilleri Genel Kuruldan ayrılmasın lütfen.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Vahapoğlu, buyurun.

 

 

 

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2015 yılında yürürlüğe giren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesiyle, internet ve cep telefonu üzerinden yapılacak elektronik iletilerin ancak önceden izin, onay alınmak suretiyle yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme rağmen, son günlerde, özellikle cep telefonu numaralarının bazı şirketlerce üçüncü kişi ya da firmalara satıldığı, bundan gelir temin edildiği bilgisi basında ve sosyal medyada sıklıkla yer almaktadır. Bu bilgileri satın alan şirket ve şahıslar izinsiz e-mail, SMS göndererek ve arama yaparak Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na göre suç teşkil eden faaliyette bulunmaktadırlar. Toplu olarak bu bilgileri satan şirketler ile bunu ticari olarak kullananlar hakkında, ilgili bakanlıklar ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun dikkatlerini çekiyorum.

Teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

 

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Niğde il genelinde ani yağmur, dolu yağışlarıyla oluşan sel ekili alanlarda büyük zarara neden olmuştur. Niğde merkez dâhil, Merkez, Orhanlı, Dündarlı, Sazlıca, Kayırlı, Edikli ve Ova köyler ile Altunhisar ilçesi Ulukışla köyü, Yakacık köyü, Bor ilçesi Halaç ve Kaynarca köyleri, Çamardı ilçesi Üskül köyü başta olmak üzere yoğun yağış alan bölgelerde binlerce dönüm ekili arazi ile bağlar, bahçeler zarar görmüştür. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil TARSİM sigortası olanların zarar ziyanları derhâl tespit edilip zararlar karşılanmalıdır. TARSİM sigortası olmayan çiftçiler için Cumhurbaşkanı doğrudan yetkisini kullanmalı, zararların karşılanması için talimat vermelidir. Çiftçilerin afet nedeniyle uğradığı zararların sigorta aranmadan karşılanması sağlanmalı, çiftçi, üretici perişan durumda olduğu için bu yönlü de destek verilmelidir. Bölgeye acil…

BAŞKAN – Sayın Filiz…

 

 

 

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hafta sonu seçim bölgem Gaziantep’teydim. Köyleri dolaştık, köyün birinde “Fazla oturmayalım, yarın işleriniz vardır.” dedim, buna karşılık köylüler “Oturun, köylünün işi gücü kalmadı, tarlayı artık ekip biçemiyoruz, mazot alamıyoruz, gübre alamıyoruz, ilaç alamıyoruz, buğday başakları boş; bırakın kazancı, gelirimiz biçerdöverin parasını karşılayamıyor, bıktık artık.” dediler. Bir köyde köylüler “Çocuklarımız üniversiteden mezun oldular ancak iş bulamadılar, evde oturuyorlar.” diye sızlanıyorlar, eğitim sisteminin 18 yaşında hiçbir işten anlamayan gençler ürettiğini söylediler. Çocuklarını taşımalı sisteme göndermek yerine, daha iyi eğitim için şehir merkezine göç ettiklerini anlattılar. En kötüsü ise kadınların “Eti, sütü bırak, biz artık bulgura, ekmeğe muhtaç hâle geldik.” demeleriydi. Bu çığlıkları duymayanlara, az kaldı, vatandaşlarımızın sıkıntılarını biz gideririz diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

 

 

 

 

 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grubunun İç Tüzük'ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/6/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                             Özgür Özel

                                                                                                                 Manisa

                                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak tarafından, son dönemde Akdeniz Üniversitesi kampüsündeki Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda yaşanan şüpheli öğrenci ölümlerinin araştırılması amacıyla 14/6/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan     -3494 sıra no.lu- Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 14/6/2022 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Çetin Osman Budak.

Buyurun Sayın Budak. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün konuşacağımız, araştırma önergesi verdiğimiz konu çok ağır bir konu. Bu konunun üzerinde, sözün bittiği, gençlerin hayatını kaybettikleri bir vakadan bahsedeceğiz. Akdeniz Üniversitesi kampüsünde bulunan Kredi Yurtlar Kurumunda 3 öğrencinin onar gün arayla intihar ettiği iddia ediliyor, şüpheli ölüm olarak da bakılıyor. Konuyla ilgili araştırmalar yapılmış mı? Hayır. Ayın 11’inde, 11 Mayısta burada ilk intihar olayı yaşanıyor, “Kendini yüksekten attı.” deniliyor ama bu konuyla ilgili bir araştırma yok. 21 Mayısta tekrar, bir daha intihar olayı yaşanıyor ve 10 Haziranda -yani geçtiğimiz üç gün önce- bir intihar olayı daha yaşanıyor. Bu 3 gence Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum. Çok ağır; empati yapın arkadaşlar, bu ailelerin çektiklerini düşünebilirsiniz. Şimdiden, daha henüz konunun başındayken söyleyeyim, eğer iktidar partisi ve onun ortağı bu araştırma önergesine “Hayır.” derse bu çocukların iki elleri yakalarında olur öbür tarafta. Baştan bunu söyleyeyim bir kere.

Şimdi, üçüncü ölümden, üçüncü vakadan sonra Kredi Yurtlar Kurumu bir açıklama yapıyor, valilik bir açıklama yapıyor. Rektörlük “Bizim ilgi alanımız fakat bizim sorumluluk alanımızda değil.” diyor. Hâlbuki üniversitenin içinde; o okulun öğrencileri bunlar arkadaşlar. Bakıyoruz, son ölüm olayının üzerinden dört gün geçmesine rağmen Gençlik ve Spor Bakanından bu konularla ilgili tek bir kelime açıklama gelmemiş. Bakın, sadece Akdeniz Üniversitesinde yaşanan bir olaydan bahsetmiyoruz, bugün yine genç bir stajyer avukat Galata Kulesi’nden kendini atmış. Bu gençler niye intihar ediyor? Bu gençlerin sorunları ne? Bu gençlerin sorunlarını çözecek kurum, iktidar kurumudur. Onların, bununla ilgili, bütün üniversitelerde, bütün Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarında en az 1 psikolog, en az 1 terapist bulundurması gerekiyor, belli.

İkincisi de iktidarın sorumluluğunda olan Kredi ve Yurtlar Kurumunun bir şekilde bu öğrencilere verdiği kredi miktarı, 850 lira kredi alıyorlar. Aileleri feci durumda, açlık sınırının altında yaşıyor ve bu çocukların büyük bir bölümünün ekonomik sıkıntılardan dolayı yaşadıkları birçok travmanın sonucu olduğunu söyleyebiliriz ve geleceklerinden ümitleri yok. 1 milyon üniversite mezunu şu anda işsiz. Çocuklar okulu bitirse okulu bitirdikten sonra ne iş yapacaklar? Bunların da kaygısı ve ekonomik koşullar bu çocukları, maalesef, hayattan birer birer koparıyor.

Şimdi, burada bir şeye dikkatinizi çekeceğim “manevi danışmanlık” diye bir kuruma. 2019 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ilahiyat kurumunun bir anlaşması var, bir protokolü var ve bu protokole göre, Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı her yurda bir manevi danışman atanıyor ve bu manevi danışmanların -birinci koşulu- ya ilahiyat mezunu, dört yıllık lisans mezunu olması gerekiyor ya da lisans mezunu olması gerekiyor yani psikoloji eğitimi almamışlar, terapi eğitim almamışlar, bunlarla ilgili en ufak bir girişim yok. Yaptıkları şudur: Çocukları ikna odalarına alıp -ki dün biz Akdeniz Üniversitesinin önünde bir basın açıklaması yaptık- tarikatların egemenliği altına vermişler.

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – O sizin işiniz, ikna odaları sizin işiniz!

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Biz zannediyorduk ki tarikatlar yurtlar açıyor, çocukları orada, bir şekilde kendi dünya görüşlerine göre yöneltiyorlar, eğitiyorlar diyorduk, hâlbuki bizim Kredi Yurtlar Kurumunun içinde varmış bu. Arkadaşlar, 2019’dan beri bütün yurtlarda bir manevi danışman ve ilahiyat mezunu; bunlar hiçbir şekilde psikoloji eğitimi almamışlar.

Şimdi, olayın bir tarafı bu, diğer tarafı da -ben size tanımını anlatayım- manevi danışmanlıkla ilgili meslek tanımı: Danışanların inanç dünyalarının hayatlarına etkilerini bilmelerine yardımcı olma sürecini, danışanların din veya maneviyatla ilişkilendirdiği sorunlarıyla başa çıkmalarını, bütüncül bir yaklaşımla modern danışma teknikleri ile dinî ve manevi yöntemleri birlikte kullanan, problemi konusunda danışanların hedeflerine ulaşmalarını sağlamak maksadıyla yapılan danışmanlık hizmeti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)         

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Arkadaşlar, bunun içinde dinî öğretilerden başka herhangi bir psikolog, terapist var mı? Yok. Tanım bu ve il müftülüğünün açtığı ilanda kimlerin manevi danışman olacağı da şu şekilde ifade ediliyor: “Görev almak isteyen personelin dinî yükseköğretim mezunu veya farklı alan lisans mezunu olmaları asgari yeterlilik şartıdır.” deniliyor. Bakın, bu çocuklar hayattan kopuyor, teker teker hayattan kopuyor ve sizin hesaplarınız başka.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Budak.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Son bir cümle…

BAŞKAN – Bir cümle alayım, tamamlayın.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtları şu anda tarikatlara teslim edilmiş durumda, iddia budur. Bu iddianın da araştırılması, aynı zamanda intihar eden bu çocukların neden intihar ettiklerinin araştırılması bu Meclisin ana görevlerinden biri olmalıdır.

Ben şunu net olarak söylüyorum: Eğer sizler bunu reddederseniz öbür tarafta, bu çocukların iki eli yakanızda olacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Hasan Subaşı.

Buyurun Sayın Subaşı. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

10 Mayıstan 10 Hazirana kadar, bir aylık süre içinde Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinden 4’ünü maalesef kaybettik; 10 Mayısta kendi evinde kesici bir aletle intihar etmesi adli vaka olarak yansıdı ve son intihardan sonra, 4’üncü intihardan sonra Valilik açıklama yaptı, adli vaka olarak tanık beyanlarından ve kamera kayıtlarından intihar olduğuna dair bir açıklama yaptı. Nihayet, Rektörlük bir açıklama yaparak “Sorumluluk bizde olmamakla birlikte komisyon kurduk; neden intiharlar olduğunu, ölümlere neyin sebebiyet verdiğini bütün, ayrıntılı olarak araştırmaya çalışıyoruz.” dedi, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü de “Adli ve idari soruşturmalar devam ediyor.” diye son intihardan sonra konuşmalar başlattı. Ben, bu 4 kaybımızı da rahmetle anıyorum, ailelerine sabırlar diliyorum.

Bu öğrencilerimiz devlete emanet, hem üniversite kampüsünde hem de devlet yurtlarında devlete emanet edilmiş gençlerimizdi. Çok ciddi korunmaları ve ayrıntılı olarak gelişmelerinin, geçimlerinin, uyumlarının her yönüyle incelenmesi, değerlendirilmesi gerekir çünkü bunlar, çok ciddi, çok değerli emanetlerimizdi.

Üniversitede gençleri dinlediğimiz zaman manevi danışmanlık müessesesini dile getiriyorlar ama bu manevi danışmanlık müessesesini anlayabilmiş değiliz; onu da ben, dünkü tarihle, soru önergesi olarak Gençlik ve Spor Bakanlığına sordum: “Niye atanır? Yetkileri nedir? Uzmanlık alanları nedir? Ne görev yaparlar?” diye, cevabını bekliyorum ve konuyu da takip etmeye devam edeceğiz. Gençlerin iddialarına göre bu manevi danışmanlıkların tarikat bağlantısı kurmak için görevlendirildiği ve bu konuda baskılar yaptığından, birtakım eğitim çalışmaları yaptığından söz edilir ama ne kadar doğruluk payı var, bunların mutlaka araştırılması gerekir.

Değerli milletvekilleri, gençlerimize özgürlük çok görülmemeli; her egemen, gençlerimizi yoğurma, biçimlendirme çabasından vazgeçmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HASAN SUBAŞI (Devamla) - Gençlerimizi yoğurup, biçimlendirmeye çalışırsak çok ciddi bunalım geçireceleri gibi, sosyal hayatla uyum sorunları da yaşarlar. Bu gençlerimizin çoğu hem yoksul hem umutsuz hem de uyum sorunları yaşamaktadır ve birtakım baskılarla da bunalıma daha meyilli olmaktadırlar. Bu öneriye destek vermek gerekiyor; sadece bu gençlerimiz için değil, tüm gençliğimiz için, tüm üniversite gençliğimiz için mutlaka bu konunun enine boyuna araştırılması gerekiyor.

Önergeye ben destek vermek gerektiğini beyan ederek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Mersin Milletvekili Rıdvan Turan.

Buyurun Sayın Turan.

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli vekiller; sizleri selamlıyorum.

Rahmetli İdris Küçükömer'in “Türkiye'de aslında sol sağdır, sağ da soldur.” diye bir aforizması vardı, hani benim açımdan çok kabul edilebilir değil, tartışılması gereken bir konu fakat Türkiye'de sırtını Genelkurmaya dayamış laikçilik ne ise şu andaki siyasi İslamcılık da odur, aralarında bir fark bulunmuyor. Bunu şundan başlayarak söylemek istiyorum: Eskiden başörtülü kızların doğru yolu -tırnak içinde- bulmasına yardım etmek için ikna odaları vardı. O yıllarda biz sosyalistler buna şiddetle karşı çıkmıştık “Bu, saçma sapan bir şeydir, bu doğru değildir.” diye. Şimdi de siyasi İslamcı AKP iktidarının bu yurtlarda kurduğu maneviyat birimleri var. Aslında birbirinin ayna görüntüsü. O sebeple “Sağ soldur, sol sağdır.” aforizması doğru olmasa da İdris Küçükömer'in, şu anda haddim değil bir aforizma söylemek ama gelinen noktada ne yazık ki bu iki şey birbirinin tam ayna görüntüsü olarak ortaya çıkıyor.

Akdeniz Üniversitesinde bizim arkadaşlarımız var ve onlardan da, hani gazete kupürlerine ya da gazete haberlerine bakarak değil ama Akdeniz Üniversitesindeki arkadaşlarımızdan da bilgi alıyoruz ve burada çok kuvvetli biçimde bazı tarikatların faaliyet gösterdiği, tarikatlar gibi düşünmeyen gençlerin doğru yola çekilmesi için maneviyat çalışmalarının yapıldığı yolunda bilgiler var. Tabii, eğer lütfeder iktidar bloğu buna evet derse bunlar doğru muymuş, yanlış mıymış hep beraber göreceğiz ve araştıracağız bunları. Fakat esasen günün sonunda her nereden yola çıkarsak çıkalım şöyle bir durumla karşı karşıya kalıyoruz: Ne yazık ki iktidar ve bu ülkeyi yönetenler bir bütün olarak gençlere yaşayabilecekleri, özgürce hayatlarını sürdürebilecekleri, bilimden, sanattan, entelektüel, hayattan özgürce faydalanabilecekleri bir gelecek sunmuyorlar. Üniversite gençlerine sundukları bir tarafta yoksulluk, bir tarafta üniversite bittiğinde iş bulamamak, diğer tarafta cemaatlerin, tarikatların baskısı. O sebeple biz, Halkların Demokratik Partisi olarak bu meselenin araştırılmasını son derece önemli görüyoruz. Meseleyi bir üniversitede 3 gencin hayatına son vermesi olarak, kriminal bir hadise olarak görme eğiliminde değiliz. Bu, kriminal gibi görülen hadisenin geri planında devasa bir siyasetin olduğunu hep beraber görüyor ve biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

RIDVAN TURAN (Devamla) – O sebeple, Cumhuriyet Halk Partisinin araştırma önergesine destek verilmesini ve bu meselenin bütün ayrıntılarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılmasını öneriyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Atay Uslu.

Buyurun Sayın Uslu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ATAY USLU (Antalya) – Sayın başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Antalya'da farklı tarihlerde, farklı yurtlarda meydana gelen 3 üzücü intihar olayında hayatını kaybeden öğrencilerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bu 3 üzücü olay farklı tarihlerde meydana gelmiştir ve birbiriyle bağlantısı yoktur; öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. Olayla ilgili adli inceleme ve soruşturma cumhuriyet savcılığı koordinesinde yürütülmektedir. Bu 3 olay, savcılık koordinesinde emniyet birimleri tarafından soruşturulmuş, olay yeri incelemeleri yapılmış, gerekli tanık ifadeleri alınmış; kamera görüntüleriyle beraber dosyalar savcılığa intikal etmiştir yani adli makamlarımız konuyu titizlikle takip etmektedir. Aynı zamanda, Gençlik ve Spor Bakanlığımız müfettiş görevlendirmiş; konu hakkında idari açıdan da soruşturmalar devam etmektedir. Olayların meydana geldiği yurtlarımızda güvenlik kameraları 24 saat aktiftir. Olaydan sonra görüntüler ilgili makamlarca ivedilikle teslim alınmıştır.

Antalya ilimizde Kredi Yurtlar Kurumuna ait 14 yurtta 1.500’e yakın kamera bulunmaktadır, bunun yanı sıra da fiziki unsurlarla desteklenen güvenlik tedbirleri de vardır. Yurtlarımızda sosyal destek amaçlı psikologlar, sosyal çalışmacılar ve eğitim sorumluları da bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurtların farklı gruplarca yönetildiği söyleniyor, bu doğru değildir. Yurtlarımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından, Kredi Yurtlar Kurumu tarafından, valiliklerimizce bir organizasyon çerçevesinde idare edilmektedir. Bu yurtların yönetimiyle ilgili ortaya atılan iddialar haksızdır, yanlıştır, mesnetsizdir, bu haksız ve mesnetsiz iddialar hem öğrencilerimizi hem de ailelerini üzmektedir; herhangi bir delile dayanmayan, bir bilgiye dayanmayan bu söylemlerden kaçınmak lazım, daha hassas davranmak lazım.

Değerli milletvekilleri, Antalya'da 2002 yılında 2.724 yataklı bir yurt varken bugün Antalya'mızda 18 bin yatakla hizmet sunulmaktadır yani 2.700’den 20 binlere ulaşılmıştır. Özel yurtları da dahil ettiğimizde 23.500 öğrenci şu anda Kredi Yurtlar Kurumuna ait ve özel yurtlarda Antalya'da kalabilmektedir, 3 binlerden 23 binlere çıkmışız 2000’li yıllardan 2022 yılına kadar.

Yine, ülkemizde, 2002 yılında, 182 bin yatak sayısıyla hizmet veriliyordu, bugün bu sayı 800 binlere ulaşmış durumdadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yönetiminde Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından oluşturulan politikalarla öğrencilerimize yurtlarımızda beslenme, barınma imkânları sağlanıyor, eğitim destekleri veriliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ATAY USLU (Devamla) – Yine, öğrencilerimize sosyal, sanatsal, sportif, kültürel etkinlikler konusunda da destekler ortaya konuyor. Yurtlarımızda psikologlar, sosyal çalışmacılar, eğitim sorumluları öğrencilerimize psikososyal destekler de sunmaktadır. Yurt öğrencilerimizin okul dışı zamanlarını en verimli şekilde kullanabilmeleri adına Gençlik ve Spor Bakanlığımıza ait spor sahaları, gençlik merkezleri yirmi dört saat öğrencilerimizin hizmetindedir. Yani hem nitelik hem de nicelik olarak standartlarımızı artırıyoruz. Kredi ve Yurtlar Kurumumuz, Yükseköğretim Kurumumuz bu artan standartlar içerisinde öğrencilerimize hizmet veriyor, vermeye de devam edeceklerdir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Ceylan…

 

 

 

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, Çan Belediye Başkanımız 31 Mayısta gözaltına alınmış, hakkında hiçbir somut delil olmadığı için denetimli olarak serbest bırakılmıştır. İfadeye çağırılması hâlinde her zaman gelebilecek olan Başkanımızın şafak vakti gözaltına alınması gibi görevden uzaklaştırılması da hukuksuzdur. Terör örgütlerine kendi ağızlarından “Ne istediniz de vermedik?” diyen, içlerinde Ankara’yı parsel parsel satanlar için hukuku işletmeyenler seçilmiş başkanlarımıza karşı siyasi linç operasyonları yapıyorlar. Soruşturma için daha önce AKP’li Başkana izin vermeyen de CHP’li Başkan için izin veren de Süleyman Soylu’dur. Evini, makamını, Belediyeyi aramışsın, her şeye el koymuşsun; ne delil var da Başkan karartacak? Dava yaklaşık bir buçuk aydır devam etmektedir, müfettişler bir haftadır Belediyedeler. Tanıklara baskı yapılabileceği şimdi mi akıllara gelmiştir?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaadeniz olursa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, biraz önce Çanakkale Milletvekilimizin cevap verdiği konuşmada şöyle bir husus oldu: Bunu sakın kimse Soylu Bakana bağlamasın.” dedi. Şimdi, Soylu Bakana bağlamayalım da AKP’li Üsküdar Belediyesinde sekiz yıl müdürlük yaptıktan sonra “Burada sistematik yolsuzluk var.” diyerek ifade veren Veysel Kömürcü’nün iddialarının soruşturulmasına İçişleri Bakanlığı izin vermedi. Bu yüzden soruşturma süremiyor, çünkü kilit kişi o. Bu İçişleri Bakanı –bu fotoğrafı hatırlayacaksınız- Mardin’de ona harika bir gümüş takı hediye ettiler. Eyyüp Altun, Fırat Silver, bakın bu gümüş takının faturasını kesmiş o kuyumcu, kayyuma. “Süleyman Soylu” yazıyor, 39.883 lira takı bedeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi, hani Soylu Bakana bağlamayalım da atadığınız kayyum, atadığınız Bakana “Hediye verdim.” diye tespih hediye ediyor, 39 bin lira fatura kesiyor, fatura ödeniyor. Bu konuları hiç üstünüze almayıp yokmuş gibi davranacaksınız, “Üsküdar Belediyesinde sistematik hırsızlık var.” cümlesine “İfade vereceğim ben.” diyor, ifade vermesine izin vermiyor, devlet memuru olduğu için güya; ondan sonra, oturacaksınız burada, “Çan Belediye Başkanı soruşturma sırasında görevinden uzaklaştırılsın.”mış. Dünya kadar belediye başkanını, kimini ağlaya ağlaya kimini güle oynaya istifa ettirdiniz, “Yoksa alırız görevden.” dediniz. Neyle alacaktı? Ya FETÖ ya yolsuzluk suçlamasıyla. Hangi birini hâkimin karşısına, savcının karşısına çıkardınız? Buna söyleyecek sözü olmayanların çıkıp Çan Belediyesi üzerinden CHP’ye edecek bir kelime lafı yoktur.

Başkanımızın da arkasındayız, hukukun da peşindeyiz. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çanakkale Milletvekilimiz bir hakikati ortaya koymuştur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne hakikati?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hangi hakikat?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – O da Çan Belediye Başkanının teyzesinin oğlunun şikâyeti üzerine hakkında soruşturma başlatıldığı gerçeğini buradan ilan etmiştir. Bunun siyasi saiklerle hareket edilerek olmadığı net bir durumdur, bu gerçeği bütün millete duyurmuştur. Sayın Milletvekilimizin söylediği bundan ibarettir, bunu milletimiz de takdir edecektir.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir cümlem var.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bir şey demedi ya.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kendisi de hukukçu olan ve hukuk yapılan bir yerde 1’inci grubun Grup Başkan Vekili olan birisi, iddiaları hakikat olarak söylüyorsa, yürümekte olan soruşturmaya atıf yapıp başlayacak olan yargılama sürecinin sonucunun beklenmesini ifade etmeksizin bunu bir hakikat olarak söylüyorsa yazıklar olsun o hukukçuluğa da yazıklar olsun üstlenilen bu görevlere de! Daha diyecek bir şeyim yok. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Söylediğim çok açık ve nettir, “Bu konuda teyze oğlunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma.” dedim. Soruşturmanın sonucunda hakikat tecelli edecek, ortaya çıkacaktır. Söylemediğim bir sözü “Hakikatmiş gibi söyledi.” diyerek, yanılsatarak ve çarpıtarak ortaya koymak işte algı siyasetinin ve iftira siyasetinin en açık delilidir. Bunu da milletimizin takdirine sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her birinin ayrı ayrı vicdanlarına, zekâlarına, ahlaklarına güvendiğim milletvekili arkadaşlarım tutanağı talep etsinler. “Milletvekilimiz bir hakikati ifade etmiştir.” demediyse söylediği her şeyi kabul ediyorum ama onu görüp de ondan sonra “Öyle büktüm, böyle yaptım.” deyip bir de bizi algı siyasetiyle suçlamak suçüstü hâlindekilerin tedirginliği, suçüstü hâlindekilerin saldırganlığından ibarettir.

Teşekkür ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Akbaşoğlu.

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tutanakları hep beraber okuyalım, buyurun. Sayın Çanakkale Milletvekilimiz, mevcut hâlle ilgili durumu ortaya koymuş ve Çan Belediye Başkanının teyzesinin oğlunun şikâyeti üzerine bu soruşturmanın başlatıldığı hakikatini ortaya koymuştur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Onu de.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu konuyla ilgili de bir siyasi nedenle, siyasi saikle yürütmenin herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı hakikatini ortaya koymuştur. Hiç kimse hakikatleri çarpıtmasın, hakkı hakikati teslim etsin diyorum.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

 

 

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Eğer Türk Ceza Kanunu'nda “İhbarcı, şikâyetçi teyze çocuğu olduğunda yargılama yapılmaksızın karar verilir, suça hükmedilir.” diye bir madde varsa Akbaşoğlu haklı. Kişinin böyle bir sıfatı taşıyor olması, bir akrabalık bağının olması ne iftiraya engeldir ne de yargılamanın sonucunun beklenmesini gerektiren masumiyet karinesini zedeleyecek bir durumdur. Kendisi “Sekiz yıldır çalıştım, sistematik yolsuzluk var.” denilen Üsküdar Belediyesinin durumuna cevap vermeyip, dönüp dönüp “Teyze oğlu söylediyse hakikattir.” diyen kişinin hukukla da, vicdanla da bağı kalmamıştır.

Teşekkür ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Ben söylenmesi gerekeni söyledim.

BAŞKAN – Evet, birkaç kez söylenmesi gereken şey söylendi.

Sayın Örs…

 

 

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Trabzon'un Maçka ilçesi Bahçekaya mahallesinde ikamet eden vatandaşlarımızın yaşadığı yol ve su sıkıntısını dile getirmek üzere söz aldım. Bahçekaya sakinleri yıllardır çözülemeyen su problemlerinin artık çözülmesini istiyorlar. Mahalle sakinleri su sorunlarının giderilmesi için yetkililere müracaat ettiklerini ancak bir çözüme kavuşamadıklarını ayrıca yollarının talep ettikleri hâlde yapılmadığını ifade ediyorlar. Kısaca diyorlar ki: Maçka ile Trabzon merkeze 10-12 kilometre mesafedeyiz ama suyumuz yok, yolumuz yok, feryadımızı duyan bir yetkili de yok. Ben de Trabzon Milletvekili olarak Bahçekaya'nın su ve yol problemini yüce Meclisimize arz ediyor, yetkililere bir an önce bu problemi çözmeye, mağduriyeti giderme çağrısında bulunuyorum.

Söz verdiğiniz için teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Köksal...

 

 

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Seçim bölgem Afyonkarahisar'da Afyon Jeotermal Anonim Şirketi AFJET'te Genel Müdür Yusuf Ulutürk'ün istifa etmesi veya istifa ettirilmeye zorlanmasıyla boşalan genel müdürlük koltuğuna Afyonkarahisar'ı bilmeyen, AFJET şirketini tanımayan, Ankara'da görev yapan bir bürokratın atanacağı özellikle bir AKP'li milletvekilinin bu atamaya ilişkin uğraştığı Afyonkarahisar kamuoyu gündemindedir. 10 bin Afyonkarahisarlının abone olduğu, binlerce ev ve iş yerini ısıtan AFJET'te geçtiğimiz yıl ciddi bir ısınma sorunu yaşandı. Önümüzdeki kış için tedbir alınmasını isterken şimdi de yöreyi tanımayan ve AFJET’in işleyişini bilmeyen birinin başa getirilmesi ne kadar doğrudur? Afyon’da yaşayıp AFJET’in işleyişini ve sorunları bilen, çözüme odaklı birilerinin bu işin başına getirilmesi daha uygun olmaz mı? Yeter artık, adamcılığı bırakın, işi ehli olana verin, bu kış da hemşehrilerimi dondurmayın!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, yani bu konuyla ilgili kabul edilmesi mümkün olmayan iddiaları, olmayan şeyleri hayalî olarak ortaya koyan, biraz evvel Sayın CHP Grup Başkan Vekilinin tam da ortaya koyduğu şeyle bire bir birbirlerine cevap veren bir sahneyi yaşadık. Takdirlerinize sunuyorum.

Sağ olun.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hangi sahne? Yalan mı? Adama istifa ettirdiniz, şimdi de Ankara’dan bürokratı, adamınızı getirmeye çalışıyorsunuz. Neresi yalan? Bütün Afyonkarahisar bunu biliyor. Adamcılığınız yüzünden kaybediyoruz. Neresi yalan?

BAŞKAN – Sayın Köksal…

(AK PARTİ sıralarından “Bağırma!” sesi)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sana ne! Sana ne! Sana mı soracağım ne konuşacağımı! Kes sesini! Sana mı soracağım, sana mı soracağım! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ne diyorsun be! Ne diyorsun! Sana mı soracağım ne konuşacağımı! Tek bildiğiniz şey kavga etmek. Siyaseten yenemediğinizi kaba kuvvetle yenmeye çalışıyorsunuz. Bildiğiniz tek şey kavga etmek.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına başlandı)

“14/6/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/6/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince, grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Muhammet Emin Akbaşoğlu

Çankırı

Grup Başkan Vekili

Öneri: Bastırılarak dağıtılan 337 ve 338 sıra sayılı Kanun Teklifleri’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin ‘Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler’ kısmının 1’inci ve 2’nci sıralarına alınması ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi…”

(AK PARTİ ve CHP sıralarından laf atmalar, gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hadi oradan! Hadi oradan! Cürmünüz kadar yer yakarsınız, cürmünüz kadar yer yakarsınız!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına devam edildi)

“…Genel Kurulun;

14 Haziran 2022 Salı günkü (bugün) birleşiminde 337 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar…”

(AK PARTİ ve CHP sıralarından laf atmalar, gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Tek yaptığınız şey çirkeflik yapmak, başka bir şey bilmiyorsunuz.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – O çirkeflik size yakışır size! O çirkeflik en iyi size yakışır!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına devam edildi)

“…15 Haziran 2022 Çarşamba günkü birleşiminde 338 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar…”

(AK PARTİ ve CHP sıralarından laf atmalar, gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kes sesini ya, kes sesini! Boş konuşuyorsun, kes sesini!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına devam edildi)

“…15 Haziran 2022 Çarşamba günkü birleşiminde 338 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde 16 Haziran 2022 Perşembe günkü birleşiminde 338 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar…”

(AK PARTİ ve CHP sıralarından laf atmalar, gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ne geçeceğim ya, buraya oturacağım, sıkıyorsa gelsinler bakalım, alırlar paylarını!

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Doğru, senin sesine bak, senin sesine bak!

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Çirkef!

(AK PARTİ ve CHP sıralarından laf atmalar, gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ne diyorsun ya, ne diyorsun! Ne diyorsun, ne diyorsun! Çirkeflik sizin işiniz! Çirkeflik sizin işiniz!

BAŞKAN – Sayın Köksal… Sayın Köksal, oturur musunuz.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına devam edildi)

“…16 Haziran 2022 Perşembe günkü birleşiminde 338 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde…”

(AK PARTİ sıralarından “Hadsiz!” sesi)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sensin hadsiz! Sen bileceksin haddini!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına devam edildi)

“…haftalık çalışma günlerinin dışında 17 Haziran 2022 Cuma günü saat 14.00’te toplanması ve bu birleşiminde denetim konularının görüşülmeyerek…”

(AK PARTİ ve CHP milletvekillerinin birbirlerinin üzerine yürümeleri ve gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Gel… Gel… Gel… Sıkıyorsa gel!

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Aynen çirkefleşti! Böyle bir çirkeflik olmaz ya!

(AK PARTİ sıralarından “Nereden geldin?” sesi)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Benim geldiğim yer belli, sen nereden geldin?

“Nereden geldin?” diyor Başkanım. “Dağlı” diyor, “Nereden geldin?” diyor. Her türlü hakareti dinlemek zorunda değilim ben.

(AK PARTİ sıralarından “Sensin hakaret eden.” sesi)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Siyaseten yenemediğinizi kaba kuvvetle yenmeye çalışıyorsunuz.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerinin okunmasına devam edildi)

“…gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve aynı birleşimde 338 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi;

337 ve 338 sıra sayılı Kanun Teklifleri’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

337 Sıra Sayılı Kayseri Milletvekili İsmail Tamer ve Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ile 52 Milletvekilinin Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4485)

     

       Bölümler

        Bölüm

      maddeleri

    Bölümdeki                   Madde Sayısı

1.  Bölüm

1 ila 7 nci Maddeler

        7 

2.  Bölüm

8 ila 14 üncü Maddeler

        7

              Toplam Madde Sayısı

        14

 

 

338 Sıra Sayılı Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ile 61 Milletvekilinin İstanbul Finans Merkezi Kanun Teklifi (2/4478)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.  Bölüm

1 ila 7 nci Maddeler

       7 

2.  Bölüm

8 ila 12 nci Maddeler (Geçici Madde 1 ve Geçici Madde 2 dâhil)

       7

         Toplam Madde Sayısı

         14

 

BAŞKAN – Evet, Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Çankırı Milletvekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu.

Buyurun Sayın Akbaşoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı)  –  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Önergemiz, çalışma gün ve saatlerine dönük olarak -bunu diğer parti gruplarıyla da müzakere etmek, kendilerine kanaatimizi de bildirmek üzere ve bütün Genel Kurulun bilgilerine de takdirlerini de sunmak üzere- sağlık çalışanlarıyla ilgili düzenlemeyi ihtiva eden kanun teklifi ile İstanbul Finans Merkezine ilişkin düzenlemeleri ihtiva eden kanun teklifinin görüşülerek bitirilmesine ilişkin bir önergemiz söz konusu. Bu 2 kanun teklifini bu hafta çalışmamızda Genel Kurulun takdiriyle yasalaştırmak istiyoruz. Tabii, inşallah, sağlıklı bir çalışma yapmak suretiyle, bilhassa sağlık çalışanlarımızın beklemiş olduğu gerçekten hem emekliliklerine hem de çalışırken almış oldukları bilhassa döner sermayeyle ilgili iyileştirmelere dönük, aynı zamanda 5 bin doktorumuzun sözleşmeli olarak sağlık sektöründe bulunabilmesine, Sağlık Bakanlığı bünyesinde milletimize hizmet edebilmesine imkân tanıyan bir teklifi hep beraber yasalaştırıp milletimizin istifadesine sunalım istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, tabii, biraz evvel İYİ Parti’nin önerisi üzerine konuşmalar esnasında bir müzakere, bir münakaşa söz konusu oldu. Arkadaşlarımızın, milletvekili arkadaşlarımızın bizlere hatırlatmaları üzerine ben tutanakları istedim ve orada Sayın Meclis Başkan Vekilinin şahsıma dönük olarak, tutanaklarda “Oturun yerinize, oturun yerinize! Terbiyesizlik yapma!” şeklinde bir beyanının olduğunu gördüm. Tabii, temiz bir dil kullanılması gerektiği İç Tüzük’ün amir hükmüdür, bunu uygulaması gereken de Meclis Başkan Vekilidir dolayısıyla ben Sayın Başkanın bu sarf ettiği cümleler nedeniyle özür dilemesini ve bu sözleri geri almasını talep ediyorum, birinci olarak ifadem bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İkinci olarak, meseleye dair olarak niçin böyle bir tartışma söz konusu oldu? Ben, üç dakikalık konuşmayla ilgili ikinci kez uzatma söz konusu olunca yerimden kendilerine “Prensibinizi uygulayınız lütfen.” şeklinde bir cümle sarf ettim, bu kadar. Hatip kürsüdeyken Sayın Başkan bunu kestirdi ve oradan birtakım konuşmalar cereyan etti. Bunun aslı, esası nedir? Ben şunu söylemiştim: “İkinci yoklama için on dakika ara verilirse milletvekilleri odalarından -misafirleri söz konusu olabiliyor veya KİT Komisyonu, Adalet Komisyonu gibi komisyonlarda çalışma söz konusu olabiliyor- anca on dakikada gelebilirler.” şeklinde bir ricam oldu. “Hayır, benim bir prensibim var; ben hep beş dakika uygulayageldim, bunu herkes de biliyor, bu uygulamayı devam ettireceğim.” şeklinde kendi kanaatini ve iradesini ortaya koydu. Ben de bunun üzerine bütün milletvekili arkadaşlarımıza dedim ki: “Meclis Başkan Vekili beş dakika ara verecek, dolayısıyla ona göre burada bulunmanızı istirham ediyorum.” Bu konuda açık, genel bir uygulamanızı, sanki aramızdaki bir konuşmayı ifşa gibi “Siyasi edebe davet ediyorum.” diyerek nitelendirmek bir kere, olayı başkalaştırmak demektir, bunu da kabul etmemiz mümkün değildir. Sizin arkadaşlarınız, bizim arkadaşlarımız gibi bir dili de kullanmanız doğru değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, size ifade ediyorum: Burada şöyle bir beyan geçiyor: “Prensiplerimden biridir milletvekillerini kürsüde konuşturmak. Sizin arkadaşlarınıza da aynı şeyi uyguluyorum, bizim arkadaşlarımıza da aynı şeyi uyguluyorum.” diyorsunuz, dolayısıyla burada Grup Başkan Vekilleri olarak “Bizim arkadaşlar.” diyebiliriz, grubumuzu temsil ediyoruz ama siz bütün grupları temsil eden bir Meclis Başkan Vekili olarak “bizim-sizin arkadaşlar” ayrımı yapma imkânınız asla ve kata olamaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bütün milletvekillerine hitap etme ve bütün milletvekillerine aynı uygulamayı yapma durumundasınız.

Aynı şekilde “Sayın Akbaşoğlu, bir daha müdahale ettiğinizde bir beş dakika daha konuşturacağım.” diye kürsüdeki hatibe böyle bir ifadede bulunuyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bunların hiçbirisinin doğru olmadığını ve…

BAŞKAN – Süreyi uzatmamı ister misiniz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Şahsıma karşı “Terbiyesizlik yapma.” ifadenizi geri almaya, şahsımdan ve Meclisin mehabetinden özür dilemeye sizleri davet ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Akbaşoğlu açıklamalarınızdan dolayı.

Ben genelde buradaki müzakerelere katılmıyorum ama şunu da söylemek istiyorum: Sizin bana dikte etmeye çalıştığınız, arkada özellikle, şeyleri de burada ben konuşmayacağım şimdi, geçmişten bugüne siz bunu yaptınız. Evet, arkadaşlar, doğru; arkada konuştuk, içinizde benim bu oylama sürelerinde “birinci için üç dakika, sonra beş dakika ara ve üç dakika…” şeklinde uyguladığımı iki yıldır bütün arkadaşlarımız biliyor. Hatta şunu da söyledim: “Mecliste bu işten sıkıntı duyanlar Genel Kurulda bulunmayanlardır. Bu Genel Kurulda daima bulunan arkadaşlar hiç bu konuda sıkıntı çekmiyorlar. O arkadaşların da hakkıdır burada bu şekilde davranmak.” Biz orada özel konuşuyorduk, arkada zaman zaman özel şeyler konuşulur. Genelde Grup Başkan Vekilleri, Meclis Başkan Vekilleri bunu bu Genel Kurulda konuşmazlar ama benim arkada prensip olarak söylediğim bir şeyi kalkıp bütün geneline yayıp da sanki bir dakika daha önce hiç vermemişim gibi, bir dakikanın üzerine vermemişim gibi, “prensibiniz” gibi ifade etmesini yanlış buluyorum, bunu ifade edeyim. Çünkü bütün gruplardaki arkadaşlara mutlaka üç dakikalık konuşmada, beş dakikalık konuşmada ilave bir dakikayı veriyoruz ama çok rica ederlerse, “Bir dakika daha.” veya “Sözümü tamamlayayım.” dedikleri zaman da siyasi parti ayırmaksızın bunu veriyorum. Evet, “Bizim arkadaşlar.” dememiz yanlış oldu; o, doğru. Biz tarafsız olmak zorundayız, bunu da kabul ediyorum ama şu da var: “Siz kendi grubunuzu sürekli kolluyorsunuz.” şeklinde ithamlar olunca bu sözü söylemek zorunda kaldım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Öyle bir ithamda bulunmadık.

BAŞKAN – “Terbiyesizlik yapma.” cümlesi size bir itham değildi, size söylediğim bir söz değildi ama siz öyle alınmışsanız sizden de özür dilerim, onu da söyleyeyim. (AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bu konuda hiç sıkıntım yok Sayın Akbaşoğlu, asgari temiz bir dil kullanmaya çalışıyorum her türlü tahrike karşı, herkese eşit mesafede durmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımla beraber Divanı yönetmeye çalışıyoruz, söz isteyen herkese, özellikle o bir dakikalıklara ikinci kez olmamak şartıyla söz vermeye çalışıyorum. Ha, bunun dışında varsa şey, bir usul tartışması açabilirsiniz hakkımda. Gerçekten taraflı yönettiğimi düşünüyorsanız bir usul tartışması açarsınız; diğer Grup Başkan Vekillerinin de diğer siyasi partideki arkadaşlarımın da bu konuda fikirlerini alırız, benim için hiç sıkıntı yok.

Buyurun.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ben, sözünüzü geri aldığınız ve özür dilediğiniz için teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Size söylenmiş bir söz değildi.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Onu bilemiyorum.

BAŞKAN – Bir anda sürekli siz de münakaşa ederken duyamadınız belki.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Doğrusu, Sayın Başkan ben duymadım, duyamadım. Arkadaşlarımızın ikazı üzerine tutanakları aldım.

BAŞKAN – Peki.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ben ha şahsım ha bir başka arkadaşımız üzerine bu cümleyi geri alarak özür dilemenizden dolayı teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Yok, o laf…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Bakın Sayın Akbaşoğlu, size bu kelimeyi kullanmam.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bu nedir ya? Ayıptır ya!

BAŞKAN – Sayın Bekaroğlu, lütfen…

Bu cenahtan her gün burada beraber olduğumuz arkadaşlar ağza alınmayacak laflar söylediği için “Terbiyesizlik yapma!” cümlesini kullandım ama size kullanmadım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Peki.

BAŞKAN – Size kullandığımı düşünüyorsanız özür diliyorum o konuda yani yanlış anlaşılma olmuş diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Özel, söyleyeceğiniz bir şey var mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, siz gereğini söylediniz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Elimden geldiğince de İç Tüzük’ün emrettiği şekilde, daha çok milletvekili arkadaşımın söz taleplerini karşılayarak bu Genel Kurulu yönetmeye çalışıyorum çünkü onların o söz talebini alınırken ne kadar zorlandıklarını biliyorum.

 

 

 

BAŞKAN – Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İYİ Parti Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Yavuz Ağıralioğlu.

Buyurun Sayın Ağıralioğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işler yolunda olunca işlerin yolunda olmasının sizce sebebi liyakatli atamalarınızdır, işler bozuk olunca muhalefetin size hatırlatmalarının merkezinde liyakat vardır. Bugünkü grup önerileri dâhil genelde de muhalefetin iktidara, uzunca zamandır, işlerin bozuk olması cihetiyle, hatırlattığı şey liyakattir.

Üç dakikada bu liyakat bahsinin bildiğiniz detaylarını biraz daha bilinebilir hâle getirmek için bir husus arz edeceğim. “Emaneti ehline verin.” iddiasının tecessüm etmiş siyasi tarafını temsil ediyorsunuz iktidar yolculuğunuzda. Emanet ehline verilir, emanet ehline verilmeyince kıyamet beklenilir. Peygamber nasihatleri vardır, merkezinde Allah’ın ayeti vardır. Mekke fethedildiğinde…. Biliyorsunuz, Mekke’nin fethinden sonra hicranla Mekke’ye dönmüş olanların başında Peygamber Efendimiz Kâbe’ye yürümüş, Kâbe’de bir şükür namazı kılmak istemiş, Kâbe’nin hizmetini gören Osman bin Talha ona anahtarı vermemiş ve demiştir ki: “Senin Allah’ın resulü olduğunu bilseydim, ona inansaydım verirdim. Zaten onu kabul etmediğim için anahtarı vermiyorum.” Sonra Hazreti Ali -detay veriyorum- bileğini bükerek elinden anahtarı almış. Peygamber’imizin amcası, Kâbe’nin hizmetini ve muhafızlığını, su dağıtım işini istemiş. Ona rağmen… 2 rekât namazdan sonra ayet gelmiş, ayette emanetin ehline verilmesi, Hazreti Ali kastediliyor zannedilmiş ama Peygamber Efendimiz tashih etmiş: “Emanet, Allah’ın evi, Müslüman olmayan -o gün, o an henüz- Osman bin Talha’ya verilecektir...” Hazreti Ali’ye denmiştir ki: “Biraz önce yaptığın kabalıktan özür dile, yumuşaklıkla anahtarı sahibine ver.” Hazreti Abbas’a da Kâbe’nin su dağıtım işi verilmemiştir. Yani Allah, emanetin ehline verilmesinde kullarına kendi evini merkeze koyarak, kendi indirdiği dinin dışında liyakati zirvede göstererek bir şey söylemiştir. Emanetin ehline verilmesinde din kaydı yoktur; bırakın ki mensubiyet, bırakın ki aidiyet, bırakın ki fikrî olarak aynı ekalliyet ya da aynı mezhep. Dolayısıyla bizde hatırlatmayı mecbur saydığım şey şu: Hazreti Ali bile olsanız özür dilettiriyor size Allah, liyakati ihlal ederseniz. Hazreti Abbas bile olsanız yani amca bile olsanız size Kâbe’nin muhafızlığı, su dağıtım işi verilmiyor.

Geliyorum -sürem bitti- son bir dakikada soracaklarımı soruyorum: Bu ayeti bilip iman ettiğiniz hâlde, bunun sorumluluğuyla siyaset edip iktidar olduğunuz hâlde, Nureddin Nebati’yi bu ayetin neresinden çıkardınız? (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Tamamlıyorum efendim.

Misalen söylüyorum, Nureddin Nebati’yi bu ayetin neresinden çıkardınız? Eş, dost, akraba kayırmak ya da nepotizm suçlamalarına konu olacak atamalarınızda -Hazreti Abbas’a, Peygamber amcasına verilmeyen Kâbe’nin su dağıtım işine rağmen- bu kadar akrabayla devlet imkânlarını nasıl buluşturdunuz?

Genel Kurula saygılarımla efendim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ben de Hazreti Ali (RA) Efendimiz’in hepimizin kulağına küpe olacak bir hakikat söylemiyle bunu cevaplayayım. Diyor ki Hazreti Ali Efendimiz: “Hak bir sözü batıl, yanlış bir şekilde yorumlamayınız.” Evet, ben de aynı şeyi söylüyorum, hak bir sözü, bir ayeti -kendi fikrisiyasiniz noktasında- batıl ve yanlış bir noktaya bağlayarak siyaset yapılmamasını herkese hatırlatıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

TURABİ KAYAN (Kırklareli) – Cumhurbaşkanının “sürtük” kelimesinden de özür beklediniz mi?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Konuşursanız cevap veririm.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Konuşuyor zaten.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – Sen niye üstüne alındın?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, arkadaşlar, yeter artık ama. Çok rica edeceğim, Grup Başkanınız uyardı, gruptan gruba böyle sataşmayla akşamı biz nasıl getireceğiz?

 

 

 

 

 

 

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yurttaşlarımız çok sayıda ve adaletsiz vergiler ödüyorlar. Yani yoksullardan daha fazla, zenginlerden daha az vergi alıyoruz. Ama son zamanlarda yurttaşlarımız bir adaletsiz vergi daha ödüyorlar ve vergilerin en adaletsizi bu. Ne vergisi bu? Enflasyon vergisi değerli arkadaşlar. En adaletsiz vergi enflasyondur. Niye? Enflasyon, yurttaşlarımızın alım gücünü götürür ve özellikle de enflasyon, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapar. Şu anda da çarşıda, pazarda yangın var; yurttaşlarımız temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar değerli arkadaşlar. Bu şartlarda Sayın Nebati ne diyor? “Bizim ekonomi düzenimiz dar gelirliler hariç patronları büyütüyor.” diyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, hepimiz milletin vekilleriyiz. Bunu burada vicdanına sığdırabilen tek bir milletvekili olduğunu ben düşünmüyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Öyle bir söz yok.

GARO PAYLAN (Devamla) - Peki, buna karşı itiraz ediyor musunuz arkadaşlar? Hayır, itiraz etmiyorsunuz.

Sayın Nebati başka ne diyor? “Enflasyonla büyümeyi tercih ettik.” diyor. Ben size soruyorum: Sayın Nebati'nin ekonomik düzeni kimi büyütüyor değerli arkadaşlar? Yüzde 1’i büyütüyor, az önce söylediği patronları büyütüyor, yüzde 99’un ekonomisini ise küçültüyor değerli arkadaşlar ve Sayın Nebati ve Sayın Erdoğan “Enflasyonla devam.” diyor. Bakın, enflasyonla devam koşulu ne oldu arkadaşlar? Yılbaşında Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez törenle asgari ücreti açıkladı, değil mi? “Asgari ücrete yüzde 50 zam yaptık.” dedi. Değerli arkadaşlar, ben de bu enflasyon şartlarında daha o zam işçinin cebine girmeden gidecek dedim, nitekim gitti. Şu anda, asgari ücret açlık sınırının altında. Türkiye cumhuriyet tarihinde daha ocak ayında ilk kez asgari ücret açlık sınırının altına düştü. Açlık sınırı şimdi 6 bin lira, asgari ücret 4.250 lira. Yoksulluk sınırıysa 20 bin lira arkadaşlar. Kaç kişi 20 bin liranın üzerinde gelire sahip? Yüzde 1 arkadaşlar, yüzde 1.

Şimdi, bu durumu biz vicdanlarımıza sığdıramıyorsak bununla ilgili milletin Meclisi bir sorumluluk almalı değerli arkadaşlar. Biz bununla ilgili dedik ki: “Gelin, bu enflasyonist şartlarda -mademki enflasyonu düşüremiyor Sayın Erdoğan, Sayın Nebati, düşürmek de istemiyor- asgari ücreti üç ayda bir belirleyelim. Asgari Ücret Tespit Komisyonu üç ayda bir toplansın.” Sayın Erdoğan ne dedi? “Asgari ücretli yılbaşını bekleyecek.” dedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

GARO PAYLAN (Devamla) – Asgari ücretlinin, arkadaşlar, yılbaşını bekleyecek kadar nefesi var mı? Yok. Siz de çarşıda pazardasınız, çoğunuz çarşıya, pazara çıkamıyorsunuz, bunu da biliyoruz. İsyan ediyor yurttaşlarımız. Gelin, arkadaşlar, bu yasayı gündeme alalım ve asgari ücreti üç ayda bir belirleyelim. En azından açlık sınırının üzerine yükseltin. Bakın, bu şartlarda yoksulluk sınırı 20 bin liraysa asgari ücret 10 bin lira olmalı. Ama şimdi diyeceksiniz ki: “Biz patronuz, bu patronlar nasıl ödeyecek? Biz emek sömürüsü üzerine bir ekonomik düzen kurduk.” Değerli arkadaşlar, emek sömürüsü üzerine kurulan bir ekonomik düzenden kimseye hayır gelmez. O patronlar da ürettiği malları kime satacak? Asgari ücretliye satacak değil mi? Asgari ücretlinin çocuğuna ayakkabı alacak gücü var mı? Evine rızık alacak gücü var mı? Bu açıdan, arkadaşlar, hepinizi vicdana davet ediyorum ve şu anda Meclis Başkanlığında bekleyen asgari ücretin üç ayda bir belirlenmesiyle ilgili yasa teklifimize destek vermeye çağırıyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden, Manisa Milletvekili Sayın Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu.

Buyurun Sayın Bakırlıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) – Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, iklim krizi her geçen gün derinleşmekte. Kriz büyümekte ve başta tarım olmak üzere şehirlerimizde, turizmde, sanayimizde, sağlığımızda, kısaca hayatın her alanında etkisini göstermekte. İklim Değişikliği Araştırma Komisyonunda yaptığımız çalışmalar esnasında bir bilim insanı “Yüz yılda bir görülecek afetleri her yıl göreceğiz.” ifadesini kullanmıştı. Gerçekten de öyle; yüz yılda bir görülen afetleri neredeyse her ay yaşamaya başladık. Bu durum en çok tarımı etkilemekte. Don, dolu, fırtına ve sel gibi felaketler tarımın sürdürebilirliğini tehdit edecek noktaya gelmiş durumda. Seçim bölgem Manisa’da da buna benzer iklim olayları tarımı olumsuz etkilemekte. Geçtiğimiz günlerde Manisa Alaşehir ve Sarıgöl ilçelerinin Delemenler, Killik, Yeşilyurt, Horzumalayaka, Horzumkeserler, Kavaklıdere, Emcelli, Avşar, Selimiye, Sığırtmaçlı, Ahmetağa, Gümüşçay ve Tepeköy mahallerinde yaşanan dolu felaketleri nedeniyle binlerce dönüm bağ ciddi zarar gördü. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe yönetimleriyle birlikte bölgedeydik. Bağları hasar gören köylülerle bir aradaydık, onların dertlerini dinledik. 

Değerli milletvekilleri, yapmış olduğumuz ziyaretlerde tarım sigortaları konusunda ciddi sıkıntıların olduğunu bir kez daha gördük. Üreticilerimizin bir kısmı ne yazık ki tarım sigortası yaptırmamış. “Neden yaptırmadın?” diye sorduğumuzda da hemen hemen aynı cevapları aldık. Birincisi, devlet katkısı olmasına rağmen TARSİM, üreticilerimize pahalı gelmekte; bilhassa, geçmişte hasar kaydı olan bölgelerde rakam çok çok daha yükselmekte. Bir diğer şikâyet ise hasar sonrası yapılan ekspertiz raporlarında. Çiftçilerimiz hasarın doğru ve hakkaniyetli tespit edilmemesinden şikâyet etmekte. Çiftçilerimiz bu nedenlerle TARSİM yaptırmak istemiyor veyahut da yaptıramıyor, yaptıranların büyük bir bölümü ise kredi borçlarından dolayı mecburen yaptırmakta. Yaşadığımız bu tecrübeler ışığında, tarım sigortaları konusunda almamız gereken bir hayli mesafe olduğunu bir kere daha gördük.

Değerli milletvekilleri, çiftçilerimizin neredeyse tamamı borçlu. Ziyaretlerimiz esnasında “Bağlarımızın tamamını satsak borcumuzu ödeyemeyiz.” diyen çiftçilerle karşı karşıya geldik. Bu borç batağı içerisinde zor günler geçiren, üzerine, afet yaşamış olan çiftçimizi bu zor günlerde yalnız bırakamayız. Dolu felaketi yaşanan bölgelerdeki çiftçilerimizin bankalara olan borcunun ötelenmesi kaçınılmazdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) – Esasında, öteleme de yetmez, bu borçların faizsiz olarak yapılandırılması gerekmektedir. Borçların ötelenmesi ve yapılandırılmasıyla birlikte bu çiftçilerimize, bağına bahçesine bakabilmesi, çocuklarına harçlık verebilmesi, geçinebilmesi için hibe yardımlarının da yapılması elzemdir. Çiftçilerimizin Gazi Meclisten beklentisi bu yöndedir ve bu konuda Meclisin inisiyatif gerekmektedir. Böylesine afetlerin bir daha yaşanmaması en büyük temennimizdir.

Hasar gören çiftçilerimize bir kere daha geçmiş olsun diyerek yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Nuhoğlu…

 

 

 

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim.

TÜRKSAT 5B Uydusu Hizmete Alma Töreni’nde açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı “Bundan sonra uçaklarımızın gövdesine ‘Turkish Airlines’ değil, ‘Türkiye Hava Yolları’ yazacağız.” ifadesini kullanmıştır. “Türk” kelimesinin yerine “Türkiye” denilmesi açılımcı zihniyetlerin tezahürüdür, Başdanışman Uçum ve eski Başdanışman Tanrıverdi gibilerin düşüncesidir. “Türk'üm.” demekten utananlar, içinde “Türk” geçen her şeyden korkanlar “T.C.” ibaresini ve “Andımız”ı zaten kaldırmışlardır. “Türk” isminden hiç kimse rahatsız olmamalıdır. Rahatsız olanlara Atatürk’ün sözlerini hatırlatmak isterim: “Benim hayatta yegâne servetim Türklükten başka bir şey değildir. Bu memleket tarihte Türk’tü, hâlde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.” (İYİ Parti sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – “Türkiye”nin içerisinde “Türk” geçmiyor mu?

 

 

 

BAŞKAN – İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

14/06/2022

      Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/1511) esas numaralı Kanun Teklifi'min İç Tüzük’ün 37'nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                        Ümit Dikbayır

                                                                                                                 Sakarya

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi olarak Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır konuşacaktır.

Buyurun Sayın Dikbayır. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Meclis Genel Kurulu biraz gergin, biraz iyi bir şeyler yapalım da hepimize iyi gelsin.

Şimdi, Sakarya Büyükşehir Belediyesinin uğradığı bir haksızlık var. Daha önce bunu KİT Komisyonunda İller Bankası Genel Müdürüne söylemiştim, adam da haklı olarak Meclisi adres gösterdi. Daha sonra, Meclise bir araştırma önergesi verdim “Oturalım, konuşalım; bu sorunu çözelim.” diye; reddettiniz. Şimdi de kanun teklifi olarak huzurlarınıza getirdim ancak daha önce de söylediğim gibi, aslında bu sorunun çözülmesi çok basit. 5779 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (4)’üncü bendinde Cumhurbaşkanına bu yetki veriliyor, istediği takdirde Sakarya Büyükşehir Belediyesinin hakedişini 2 katına çıkarabilir ki hakkıdır, aslında daha fazlası hakkıdır.

2020 yılında Sakaryalı sanayicilerimiz; 4 milyar 459 milyon dolar ihracat yaparak Türkiye 7’ncisi oldu, 2021 yılında 5 milyar 99 milyon dolar ihracat yaparak Türkiye 8’incisi oldu. Ben de Sakarya Milletvekili olarak sanayicilerimizle ve bu fabrikalarda çalışan hemşehrilerimle gurur duyuyorum.

Peki, bunun karşılığında siz ne yaptınız? Sakarya’yı ve Sakaryalıyı âdeta cezalandırdınız. Bakın, 2020 yılında kişi başı ortalama belediye payı 665 lirayken Sakarya’ya kişi başı 400 lira verdiniz, 2021 yılında ise kişi başına ortalama 1.100 lira verilirken Sakarya’ya sadece 622 lira verdiniz. Sakarya’ya 7’nci sıradan ya da 8’inci sıradan pay istemiyoruz, sadece ortalamasını istiyoruz; onu da hak görmüyorsunuz. Benim talebim, ortalamayı alın. Bu rakam devletimizin bütçesinin içinde çok önemsiz bir rakam ama Sakarya için önemli bir rakam. Sakarya’nın bu paraya ihtiyacı var; Sakarya’nın metrosu yok, raylı taşıma sistemi yok; Sakarya’da altyapı sorunu var, Sakarya’nın trafik sorunu var, en önemlisi deprem sorunu var. Bildiğiniz gibi o coğrafyada yirmi beş, otuz yılda bir şiddetli ve yıkıcı deprem olur, en son deprem 1999 yılında yani yirmi üç yıl önce oldu. Sakarya’da acilen kentsel dönüşüm yapılması gerekiyor ama siz yıllardır hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorsunuz. Sayın milletvekilleri, Sakarya’da acilen, hemen yıkılması gereken 10 binin üzerinde bina ve bu binalarda yaşayan 50-60 vatandaşımız var. Bu vatandaşlarımız hâlâ beton tabutlarda yaşıyor, yaşanacak bir depremde çok fazla can kaybı olur. Bakın, bunun vebalini çekemezsiniz, gelin, birlikte ve bir an önce bu haksızlığın önüne geçelim. Eğer bu teklifi ben verdim diye reddedecekseniz, ben şu anda bu teklifi geri çekmeye hazırım. Sayın Akbaşoğlu, ben bu teklifi şu anda geri çekmeye hazırım, yeter ki bu soruna çare olun, sizin vereceğiniz teklife de ben ve İYİ Partili milletvekili arkadaşlarımın “evet” diyeceğine söz veriyorum çünkü onlar haksızlığa karşı duruşlarını gösterirler.

Sayın milletvekilleri, Sakarya her zaman devletinin yanında olmuştur, olmaya da devam edecektir. Sakarya size hep destek oldu, son yirmi beş yıldır yüzde 60’la yüzde 70 arasında oy verdi ama siz Sakarya’yı unuttunuz. Bakın, Sakarya’nın sokaklarına gelin, Sakarya size küstü, ben size buradan söyleyeyim. Şimdi, bugün, çok adaletten, hukuktan, vicdandan bahsettiniz ama bugün, vicdanınızı ve adaletinizi göreceğiz. Gelin, birlikte bu yasayı geçirelim, Sakaryalının bir nebze de olsa gönlünü alalım.

Sakarya’yı yönetemediniz, ülkeyi de yönetemediniz. “Kur korumalı mevduat” diye bir şey çıkardınız, bu ülkenin vatandaşının ödediği vergileri faiz olarak zenginlere aktarıyorsunuz. Bu yıl sadece bunun yüzünden yaklaşık 200 milyar TL faiz ödeyeceksiniz, zenginlerin cebine gidecek. Bu paranın sadece yüzde 20’siyle EYT sorununu halledebilirdik. Bu paranın sadece yüzde 15’iyle bu ülkede okuyan 15 milyon çocuğumuza sabah kahvaltısı, öğlen yemeği verebilirdik; bu zor dönemde gençlerimizin KYK borçlarını silip onlara yetecek kadar yurt binası yapabilirdik ama siz milletimize değil, yandaşlarınıza ve zenginlere hizmet etmeyi tercih ettiniz. Sayenizde insanlarımızın ev alma hayalleri bitti. İnsanlar artık evlenip çocuk sahibi olmaktan korkuyor. Bakın, bir şey daha söyleyeyim size, size oy veren vatandaşlar sokakta ne söylüyor biliyor musunuz? “Bizim oy verdiğimiz AK PARTİ, bu AK PARTİ değil, bizim oy verdiğimiz Tayyip Erdoğan da bu Tayyip Erdoğan değil. Biz değişmedik, onlar değişti.” diyorlar ve size oy vermeyecekler göreceksiniz. Daha ne söyleyeyim? Siz bilirsiniz, Allah mübarek etsin.

Teklife desteklerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

 

 

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alma önergesini oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi var, bunu karşılayacağım.

Sayın Özel, Sayın Şeker, Sayın Şahin, Sayın Hancıoğlu, Sayın Karabat, Sayın Köksal, Sayın Şevkin, Sayın Kayan, Sayın Beko, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Kılınç, Sayın Sarıaslan, Sayın Çeviköz, Sayın Ünver, Sayın Aytekin, Sayın Adıgüzel, Sayın Ceylan, Sayın Kaplan, Sayın Altınkaya, Sayın Yılmazkaya, Sayın Yalım.

Yoklama işlemi için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                             Kapanma Saati:19.18 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

    Açılma Saati: 19.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Emine Sare AYDIN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

 

 

 

BAŞKAN – Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş olan doğrudan gündeme alınması önergesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım. Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Pusula veren sayın milletvekillerinin Genel Kuruldan ayrılmaması rica olunur.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yapılan ikinci yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığından alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 15 Haziran 2022 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                       Kapanma saati: 19.29