TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           52’nci Birleşim

                                                                                    3 Şubat 2022 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın, üç ayların başlangıcı ve Regaip Kandili’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, Aydın’a yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun, huzur ve sükûnete olan ihtiyaca ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ın, Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin kapatılmasıyla çiftçilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin açıklaması

3.- Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu’nun, Samsun’daki Onur Anıtı’nı yıkmak amacıyla gerçekleştirilen alçak eyleme ilişkin açıklaması

4.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, tarım alanındaki sorunlara ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, üç aylar ve Regaip Kandili’ne ilişkin açıklaması

6.- Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın, cezaevlerindeki hasta HDP’li siyasetçilere ilişkin açıklaması

7.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, fındık ile çay üreticilerine verilen desteklerin artırılması gerektiğine ve tüm milletin Regaip Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, katledilen Nurcan Arslan’ın Bakırköy Adliyesindeki davasına tüm kadınları çağırdıklarına ilişkin açıklaması

9.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, açlık sınırı ve asgari ücret verilerine ilişkin açıklaması

10.-Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz’ın, konutlarda uygulanan kademeli fiyat tarifesinin esnafa da uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, sağlık alanındaki sorunlara ilişkin açıklaması

12.- Tokat Milletvekili Yücel Bulut’un, Tokat ili Erbaa ilçesinde yoğun kar yağışı nedeniyle seralarda meydana gelen zarara ilişkin açıklaması

13.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın, savaş politikalarına ve kitlesel göçlere ilişkin açıklaması

14.- Muğla Milletvekili Burak Erbay’ın, elektriğe gelen zamlara ilişkin açıklaması

15.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ilişkin açıklaması

16.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’nin sulama suyu sorununa ilişkin açıklaması

17.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Tarım 4.0 toplantısında çiftçilere ilişkin sarf ettiği sözlere ilişkin açıklaması

18.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Mersinli çiftçilerin hazine arazileri ve 2/B arazileriyle ilgili tapu sorunlarına ilişkin açıklaması

19.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, bütün yurttaşların üç aylarını ve Regaip Kandili’ni kutladığına ve ocak ayı enflasyonuna ilişkin açıklaması

20.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, üç aylar ve Regaip Kandili’ne ilişkin açıklaması

21.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanını hedef alan sözlerine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Avrupa Konseyinin Osman Kavala davasıyla ilgili olarak ülkemiz hakkında başlattığı ihlal sürecine ilişkin açıklaması

23.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Şırnak’ta PKK saldırısı sonucu şehit düşen Piyade Er Tarık Tarcan’a Allah’tan rahmet dilediğine, dün gece Akdeniz’de meydana gelen depremden etkilenen bütün vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ilettiğine, Samsun İlkadım’da bulunun Atatürk Onur Anıtı’na yapılan saldırıya, 2022 yılı Nobel Barış Ödülü için aday gösterilen Kırım Tatar halkının millî lideri Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu tebrik ettiğine, Doğu Türkistan’daki insanlık zulmüne sessiz kalan iktidarı kınadığına, Cumhurbaşkanının enerjiye ilişkin beyanatlarına, TÜİK’in açıkladığı makyajlı enflasyon rakamlarına, asgari ücretin üç ayda bir yenilenmesi gerektiğine ve Ticaret Bakanının dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamalarına ilişkin açıklaması

 

 

 

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ABD ve taşeron terör örgütü PKK-PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde sivil insanlara yönelik katliamlarına, Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesine, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde başlatılan Kış Kartalı Harekâtı’na, terör örgütü saldırısı sonucu şehit edilen Piyade Er Tarık Tarcan’a Allah’tan rahmet dilediğine, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 2 Şubat 2022’de Türkiye aleyhine aldığı karara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye’nin ifade hürriyetini ihlal ettiğine dair 1 Şubat 2022 tarihli kararına ilişkin açıklaması

25.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Regaip Kandili’ne, Garip Dede Kültür ve Cemevi Derneğine gelen elektrik faturasına, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesine sabah saatlerinde düzenlenen baskına, Cumhurbaşkanının AİHM’e yönelik sözlerine, açıklanan enflasyon oranlarına ve Deniz Poyraz davasına ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Samsun’daki Atatürk Onur Anıtı’na yapılan saldırıya, Diyanet İşleri Başkanlığındaki torpil ilişkilerine ve Regaip Gecesi’ne ilişkin açıklaması

27.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Regaip Kandili’ne, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Samsun’daki Atatürk Anıtı’na yapılan saldırıya, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, enflasyon ve ihracat rakamlarına ilişkin açıklaması

28.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, IŞİD lideri Ebu İbrahim Haşimi el Kureyşi’nin öldürüldüğü haberine ve İzmir gümrükte 2 gencin işsizlikten ötürü intihar girişiminde bulunduğuna ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Samsun’un İlkadım ilçesinde bulunun Atatürk Onur Anıtı’na yapılan saldırıya ilişkin açıklaması

31.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması ile İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler'in, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler’in 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği’nin uygulanış şeklindeki yanlışlıklar sebebiyle esnafın mağdur olduğuna ilişkin açıklaması

36.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Ankara Milletvekili Emrullah İşler’in, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde soru-cevap kısmındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ Parti Grubunun Grup Başkan Vekili Samsun Milletvekili Erhan Usta tarafından, ülkemizde tarımsal üretimin ve çiftçilerimizin desteklenmesi, tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlanması, TMO tarafından yapılan ürün alımlarında Türk çiftçisine güven veren bir politikanın hayata geçirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla , 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, 3/2/2022 tarihinde, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve arkadaşları tarafından, enerji krizinde yaşanan sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel ile Grup Başkan Vekili Sakarya Milletvekili Engin Özkoç tarafından, temel mal ve hizmetlere yapılan zamların geri alınması ve bu zamlar karşısında ezilen vatandaşların gelirlerinin reel olarak arttırılması amacıyla 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, bastırılarak dağıtılan 304 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci sırasına alınmasına ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ve Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerine ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302)

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/4125) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 304)

 

 

IX.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 304) Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin oylaması

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Rıdvan Turan'ın, Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında yaşamını yitiren bir kişinin ölümüne dair bazı iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/56488)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu'nun, bir askeri helikopterin amacı dışında kullanıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın cevabı (7/57867)

3 Şubat 2022 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)

-----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, üç ayların başlangıcı ve Regaip Kandili hakkında söz isteyen Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’a aittir.

Buyurun Sayın Atalay. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın, üç ayların başlangıcı ve Regaip Kandili’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün hicri takvime göre recep ayının 1’iydi, bu gece ise Regaip Gecesi’dir.

Recep, şaban ve ramazan ayları kültürümüzde mübarek üç aylar olarak bilinir. Tüm inanç sistemlerinde bazı zamanların ve mekânların farklı manevi derecelere sahip olduklarını biliyoruz. İslam inancına göre de henüz başında bulunduğumuz üç aylık sürenin ayrı bir yeri vardır. Bu aylarda daha fazla ibadet ve iyilik yapmak, kötülüklerden de daha fazla sakınmak tavsiye edilir. “Bu işin hikmeti ne olabilir?” diye düşündüğümüzde ise elbette ki farklı şeyler söyleyebiliriz ama özünde, iyiliğe fırsat ve imkân vermek, kendimize ayna tutup samimi bir iç muhasebede bulunmak, içinde bulunduğumuz hâli gözden geçirmek, daha iyiye, daha doğruya biraz daha yaklaşmak, kendileriyle sınandığımız kişilere, şartlara ve olaylara karşı tavrımızı gözden geçirip biraz daha iyileşmek, kısacası, içinde yaşadığımız iklimi, insani değerlerle biraz daha ısıtmak ve aydınlatmak olduğunu söyleyebiliriz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; inancımıza göre, insanoğlunun davranışlarına içerik ve istikamet veren asıl saik “nefis” dediğimiz özdür. Nefis, kendine hem kötülük yapma hem de kötülükten korunma ve iyilik yapma kabiliyeti verilmiş bir cevherdir. Birbirlerinin karşıtı olan bu 2 zıt kabiliyetten birinin diğerine galebe çalması ise insanın sıfatını tayin eder ve “iyi insan” ya da “kötü insan” deriz. Ama yaratıcı kudret, iyilik tarafını âdeta takviye etmek için insana ayrıca “akıl” ve “vicdan” dediğimiz son derece önemli 2 başka cevher daha bahşetmiştir ki insan, akılla doğruyu kavrarken vicdanla da “adalet” ve “merhamet” dediğimiz değerleri inşa eder. İşte, manevi olarak daha faziletli kılınmış zamanlar ve mekânlar, bu değerleri daha fazla anmanın, çoğaltmanın ve yaymanın imkânını sunar ki bunu “bereketlenmiş” anlamında “mübarek” sıfatıyla ifade ederiz. Nitekim, sevgili Peygamber’imiz de “Ey Rabb'im, recep ve şaban aylarını bize bereketli kıl ve bizi ramazan ayına ulaştır.” diye dua etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ayların bereketli kılınması elbette ki kendi niyet ve çabamıza bağlıdır çünkü inancımızda kişinin kader yıldızı, kendi niyet ve çabasıyla birlikte yürür. Gerek bireysel ve gerekse toplumsal hayatımızda cari olan değişim kuralı, esasında bizim niyet ve çabamıza bağlıdır. Zira, iyiye de kötüye de değişimin asıl öznesi bizzat insanın kendisidir. Böyle olduğu içindir ki sonuçta karşılaşacağımız ödül veya cezanın hak edeni de insanın kendisinden başkası değildir.

Buradan hareketle inanıyorum ki yarınımızı dünden daha iyi kılmanın sonsuz imkânları vardır. Bu imkânlara rağmen, var olana, söylenmişe, yapılmışa, daha kötüsü, dayatılmış olana teslim olmak, onun dışına çıkamamak; değiştirmeye, geliştirmeye, farklı olmaya cesaret etmemek; kanaatimce gizemli birçok güç ve imkâna sahip biz insanlara yakışmıyor. “İnsan, yaratıcı kudreti örnek alıp her an yeni bir işte olmalıdır.” der Muhammed İkbal. Nitekim, tarih boyunca buna cesaret edildiği içindir ki tarihte bildiğimiz birçok kötülük, çirkinlik ve yanlışlık, bugün zıtlarıyla yer değiştirmiş durumdadır. Mesela, köle pazarları dün vardı ama bugün yoktur. Dün kız çocuklarını diri diri toprağa gömen nice gelenekler vardı ki bugün kendileri toprağa gömülmüş durumdadır. Dün “Kanun benim.” diyen nice kralların, şahların koltukları bugün boştur. Dün nice barbarca yasakların yarattığı trajedilerin yerlerinde bugün özgürlük anıtları dikilmiştir. Dün insanların dinlerini, dillerini, ten renklerini yasaklayan nice zorba sistemler vardı ki bugün tarihin iğrenç kokan çöp kutularına atılmış durumdadır. Dün “Buraya siyahiler giremez.” tabelası asılı nice binalar vardı ki bugün siyahilerin idaresinde bulunmaktadır.

Öyleyse değerli arkadaşlar, gelin, bu milletin vekilleri olarak biz de kendimizden başlamak üzere iyilik, adalet ve merhamet yüreklerini büyütelim; bilelim ki biz yerdekilere yani durumu bizden daha aşağıda olanlara merhamet etmedikçe yani zengin fakire, güçlü zayıfa, öğretmen öğrenciye, amir memura, hâkim mahkûma merhamet etmedikçe gökler de bize merhamet etmeyecektir. Merhamet, zifirî karanlıkta ışık, yakıcı güneşte gölge, dondurucu zemheride yorgan, açlık gününde ekmek, derde derman, kanayan yaraya ise yanan bir yürek olmaktır.

Bu vesileyle, mübarek üç aylarınızı tebrik ediyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Gündem dışı ikinci söz, Aydın'a yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’e aittir.

Buyurun Sayın Erim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, Aydın’a yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan, mübarek Regaip Kandili'nizi en içten dileklerimle kutlar, tüm insanlık ve Türkiye'miz için sağlık, mutluluk ve hayırlara vesile olmasını dilerim.

Seçim bölgem Aydın'da yapımı devam eden ve yapılacak proje ve hizmetlerden bahsetmek üzere söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla hürmetle selamlıyorum.

Mutlu, müreffeh ve sağlıklı insanların güven içinde, uzun ömürlü yaşadığı dünya markası, efeler diyarı Aydın’ımız, pek çok alanda ülkemizin medarıiftiharı olmaya devam etmektedir. İktidara geldiğimiz 2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ilimize yaptığımız yatırımların toplam bedeli 40 milyar liraya yaklaşmıştır.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Çıldır Havaalanı ne oldu Sayın Erim, havaalanı ne oldu?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) - Sadece geçtiğimiz ayda, Sayın Cumhurbaşkanımızın ilimizi teşrifleri sırasında gerçekleştirdiğimiz toplu açılış töreninde hizmete alınan kamu yatırımlarımızın bedeli 1 milyar 352 milyon liradır.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ödemiş yolu ne oldu?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) - Aydın-Denizli Otoyolu, Şehir Hastanesi, Adalet Sarayı ve birçok projenin hayat bulduğu ilimize son yıllarda yatırım yağarken 17 ilçemiz âdeta şantiye alanına dönmüştür.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Polis okulu ne oldu, polis okulu?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Yıllardır beklenen Aydın-Denizli Otoyolu’nun inşasına başladık. Bölgemizin 163 kilometrelik en önemli otoyol projesi olan ve İzmir ile Denizli’yi birbirine bağlayacak projenin çalışmaları aralıksız olarak devam ediyor.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Garanti araç sayısı kaç?

BAŞKAN – İlhami Bey, söyledikleriniz anlaşılmıyor. Gelin, ön taraftan bağırın, biz de duyalım.

Devam edin siz, buyurun.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – İnşallah, bu yıl sonunda büyük bir kısmını tamamlamayı hedefliyoruz.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Trene binemedik daha. Hızlı tren nerede?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – 950 yataklı Aydın Şehir Hastanesinin inşası ise hızla devam ediyor, yıl sonunda inşallah hizmete girecek. Yine, Aydın Adliyemizin yeni hizmet binasının ihalesi tamamlandı, kısa sürede inşaatına başlanacak. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi kampüsünde 2.326 kişilik öğrenci yurdumuz tamamlandı ve hizmete girdi.

Aydınlıların yüz kırk yıllık hayali olan Çine Adnan Menderes Barajı’nın 1998 yılında temeli atılmasına rağmen 2003 yılına kadar sadece yüzde 18’inin tamamlandığı, ayrıca, İkizdere Barajı’nın 2010 yılında hizmete alındığı Aydın’da yine Gökbel Barajı’nı da tamamlayarak hizmete aldık. 464 milyon lira proje bedeli olan Sarıçay Barajı’nın çalışmaları ise tüm hızıyla devam ediyor.

Jeotermal cenneti Aydın’ımızda elektrik üretiminde kullanılan yenilenebilir kaynağın tarım sektöründe de kullanılması için adımlar attık.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Toprak bırakmadınız, toprak; havasını, suyunu, toprağını mahvettiniz.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Kadıköy Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Isıtmalı Sera) OSB’nin onayını aldık, talep toplamaya başlıyoruz. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen… Bu, bir gündem dışı konuşma, hiçbir şey müzakere etmiyoruz.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – 717 dekar alanda kurulacak, jeotermal enerjiyle ısınan OSB’de katma değeri yüksek olan domates başta olmak üzere her türlü ürün üretilecek.

DSİ tarafından, sulama, taşkın koruma, göletler ve içme suyu dâhil olmak üzere 3 milyara yaklaşan yatırımları ve Karayolları tarafından, yol, köprü, menfez ve benzeri projeleri de yine biz kazandırdık.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Kimin parasıyla kazandırdınız anlayamadık, cebinizden mi verdiniz ya?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Hedeflerimizden biri ise: 8 kilometrelik Selçuk-Ortaklar Demir Yolu Tüneli’yle kırk dakikalık süre sekiz dakikaya inecek, gerek yolcu gerekse ticari anlamda zorlu bir yolu kolay hâle getireceğiz.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Ceplerinden mi verdiler bunlar, ne yaptılar ya?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Çıldır Havalimanı’nın sivil…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Havaalanı ne oldu, havaalanı?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Dinlersen öğreneceksin.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – 81 ilde 77’nci, sondan 4’üncüyüz devlet yatırımlarında.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Dinle! Dinle!

Çıldır Havalimanı’nın sivil uçuşlara açılmasına yönelik de ciddi çalışmalarımız var.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Aydın’a havalimanını da siz yaptınız, değil mi? Aydın Milletvekilisin; Aydın’a havalimanını da siz yaptınız herhâlde?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Nazilli-Beydağ yolu da yatırım programına alındı. Aydın’ımıza bu güzel hizmetleri de kazandıracağız.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – 2020’de bitiyordu, ne oldu?

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen… Böyle bir müzakere usulü yok, yapmayın ya! Bir tahammül yani, tahammül!

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – İlimizin bir başka güzelliği olan ve onyıllarca sahip çıkılmayan kültürel değerlerimize de sahip çıkıyoruz.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Aydın’a havalimanına gitmek istiyoruz, bizi götürür müsün? Bizi Aydın Havalimanı’na götürür müsün?

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Özellikle dünyaca ilgi ve destek gören, sadece Roma’da bulunan Kolezyum’un benzerini içinde barındıran Mastaura Antik Kenti ve Magnesia, Tralleis Antik Kenti, Gerga ve Orthosia bunlardan sadece bazıları. Gerek Bakanlığımız gerekse Valiliğimiz tarafından sağlanan büyük desteklerle tüm ilde tüm kazılarımız ve araştırmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Dünya tarafından yoğun ilgi gören bu değerlerimizi turizme kazandıracak, bu alanda da ilimizi hak ettiği noktaya ulaştıracağız. AK PARTİ olarak “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatı.” anlayışıyla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Aydın’ımızda hizmet ve yatırımlara devam edeceğiz. Birileri ne konuşursa konuşsun, biz lafa değil icraata bakarız.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Havaalanına inemedik daha! Uçamadık daha!

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Hâl⠓Aydın’da kamu yatırımı yok.” diyen olursa Aydın’ımızı gezsinler.

Kıymetli milletvekilleri, yine bu ifade ettiğimiz hizmetlerle birlikte ilimizin ülke ihracatına katkısının daha da artırılması, yerel ürünlerimizin güvenilir bir marka hâline getirilmesi, ilerlemesi, kalkınması ve daha yaşanabilir bir kent olması için her alanda yoğun bir çalışma sürdürüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erim, tamamlayın sözlerinizi.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

2021 yılı ihracat rakamı 1 milyar 24 milyon dolar, ithalatı 333 milyon dolar olan Aydın’da ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 300’ü geçerek ilimiz dış ticaret fazlası veren iller arasında olmaya devam etmektedir.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Devlet yatırımından bahsedin, sondan 4’üncüyüz, 4’üncü. 81 ilde sondan 4’üncüyüz; devlet yatırımından bahset.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Soda iç, soda!

Ayrıca, ilave olarak, Söke Organize Sanayi Bölgemizde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bizzat açılan Batı Kipaş Kâğıt Fabrikası bunun bir örneğidir. Ülkemizin 300 milyon dolarlık ithalatını ortadan kaldıracak olan bu fabrikamız 200 milyon dolar ihracat yapmayı hedefliyor, ayrıca 1.700 kişiye de istihdam sağlıyor. Yine, Çine de üretime başlayacak olan, dünyanın en büyük seramik fabrikası ülkemizde üretilen seramiğin yüzde 25’ini karşılayacak ve 4 bin kişiye istihdam sağlayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erim.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Bitireyim.

BAŞKAN – Sayın Erim, bitmez yani.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Kayda girsin.

BAŞKAN - Siz Aydın’ı anlatmaya kalkarsanız beş dakika daha lazım size de.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Selamlayacağım.

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Sataştılar, sözünü kestiler Başkanım.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Laf attılar Başkanım, laf attılar.

ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya) – Evet, çok sözünü kestiler Başkanım.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Söz verin Başkanım, üç dakika daha verin, problem yok, dinleriz.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Selamlıyorum.

BAŞKAN – Peki, selamlama için buyurun.

BEKİR KUVVET ERİM (Devamla) – Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, çalışacağız, üreteceğiz, kendimize güveneceğiz, milletimize inanacağız. Aydın’ımızı ve Türkiye’mizi hak ettiği yere hep birlikte muhakkak getireceğiz.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Gündem dışı üçüncü söz…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkanım, sataşma var.

BAŞKAN – …huzur ve sükûnete olan ihtiyaç…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkanım, izninizle… İç Tüzük’e göre sataşma var.

BAŞKAN – Ne sataşması var?

ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya) – Ay, siz sataştınız ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Onlar sataştı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yapmayın, beş dakika konuştu, oturduğunuz yerden, altı dakika sataştınız siz.

ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya) – Arkadaşlar, siz sataştınız, ayıp ya!

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Bir milletvekili bir milletvekiline böyle bir sataşmada bulunamaz.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sataşan sizsiniz ya!

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Soda iç.” dedi.

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – “Soda iç.” demek bir sataşma değil ki.

BAŞKAN – Yani Sayın Süleyman Bülbül’e “Soda için.” mi dedi? Yani “Soda için.” dedi; ne bileyim ben.

ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya) – Siz neler dediniz arkadaşlar, yapmayın ya! Konuşturmadınız bile.

BAŞKAN – Sataşma yok.

Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bakınız, yerinizden sataşıyorsunuz hatiplere, hatip cevap verince de bundan rahatsız oluyorsunuz. Yapmayın lütfen yani yapmayın böyle şey.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Doğru söylenmeyince Başkanım, dayanamıyoruz ya!

BAŞKAN – Size göre doğru olan bana göre doğru olmayabilir. Böyle bir yorum olmaz.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Üzülüyoruz yani.

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, huzur ve sükûnete olan ihtiyaç hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun, huzur ve sükûnete olan ihtiyaca ilişkin gündem dışı konuşması

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; huzur ve sükûnete duyulan ihtiyaç hakkında gündem dışı söz aldım. Selamlarımı sunarım.

Meclisteki on bir günlük arada ülkemde olup bitenleri, yaşananları, konuşulanları, yazılanları izledikten sonra bu kürsüden Anayasa’nın 80’inci maddesine uygun olarak Türk milleti adına konuşuyorum. Son aylarda iyice artan gerginlikten ve kargaşa ortamından herkes yoruldu, hem de çok yoruldu. Türk milleti bunu hak etmiyor; acilen sükûnete, huzura ihtiyaç vardır. Kar yağdı “Berekettir.” diye sevinemedik. Yollarda geçen saatlere mi, ödemekte çok zorlanılan doğal gaz ve elektrik faturalarına mı, pazar ve marketteki durdurulamayan fiyat artışlarına mı, ucuz ekmek kuyruklarında geçen zamanlara mı, asgari ücretlilere ve emeklilere verilen zammın daha bir ay geçmeden eriyip gitmesine mi, sürekli kul hakkı yenilmesine mi yansak; televizyonlarda konuşmak, tartışmak yerine kavga eden, bağırıp çağıran gazeteci, akademisyen ve eski siyasetçileri mi, salonlarda, meydanlarda bütün toplantılarda biat ettiklerini göstermek için yarışan Hükûmet yetkililerini mi, devletin önemli kurumlarının başında bulunanlarının anlaşılmaz şekilde görevden alınmalarını mı, Adalet Bakanlığındaki yer değiştirmenin arkasında yatan sebepleri mi yadırgasak? Millet olup bitenleri şaşkınla izliyor.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Bırakıp gitsinler ağabey, çözüm bu.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – En son, memleketim Trabzon’da olanlar beni de ziyadesiyle üzmüştür. Bu mizanseni kimler hazırladıysa, kimler uygulamaya koyduysa herkes emin olsun ki o çocuğa da Trabzon’a da Adalet ve Kalkınma Partisine de yazık ettiler, Cumhurbaşkanlığı makamına da zarar verdiler. Millet geçim derdindeyken siyasetçi, oy derdine düştüğünü, babası hapiste bulunan 10 yaşındaki bir çocuktan medet umduğunu gösteremez, göstermemelidir. Benzer birçok olayda olduğu gibi, halkın gözünde kocaman adamlar gibi görünen bakanların orada olanları sırıtarak takip etmelerinin devlet ciddiyetiyle bağdaşması mümkün değildir. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, cumhuriyet Türkiyesinin yer altı ve yer üstü bütün varlıklarına ve devlet kurumlarına karşı yok etmeye yönelik topyekûn bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu açıkça ifade etmek istiyorum. Sadece, yeteneksiz, liyakatsiz, cahil kadroların değil; tam tersine, Hasan Sabbah’ın adamları gibi özel yetiştirilmiş kadroların devlet kurumlarına ve Cumhurbaşkanlığı kadrolarına sızdırıldığı kanaatindeyim. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün yetkililerin işin farkına varmalarını, bu gidişatın çok tehlikeli olduğunun ciddiyetini kavramalarını, gereken her türlü tedbiri almalarını istemek ve beklemek en tabii hakkımızdır. Sinsi düşmanlardan, dalkavuklardan, eski, yeni bütün cemaatçilerden ve bilhassa dost görünen cahillerden, soygun ve talan zihniyetindeki bütün hırsızlardan ve toplumun çözülmesinden medet uman çıkarcı bütün kötü niyetlilerden derhâl kurtulmak ülkeyi kurtarmak için şarttır.

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce, huzur ve sükûnete kavuşmak için vatandaşlar arasında ayrımcılığı körükleyen sorunlu anlayıştan vazgeçilmelidir. Hiç kimse kendisini devletin sahibi görmemelidir. Devletin tek ve gerçek sahibi vardır, o da Türk milletidir. O hâlde yapılması gereken, vatandaşlar arasındaki bağı güçlendirmek ve ayrım yapmadan hayat kalitesini artırmaktır. Ortak şuurun yeniden gelişmesi ve pekişmesi için ideolojik farklılıklar ve ihtilaflar ülke gerçeklerinin önüne geçirilmemelidir. Cumhuriyetin değerleri, demokrasinin temel ilkeleri, Anayasa'ya sadakat, hukukun üstünlüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde ifadesini bulan egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu gerçeğinin herkes tarafından kabul edilmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, söylediklerim sadece siyasi bir temenniden ibaret değildir; Türk milletinin doğrudan geleceğiyle ilgili var olma meselesi olduğu artık anlaşılmalıdır.

Çok geç olmadan herkesin titreyip kendisine dönmesini bekliyor, huzurlu günlere kavuşmayı diliyor, saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giriş yapabilen ilk 20 milletvekili ile sisteme giriş yapamayan 1 arkadaşımızla beraber olmak üzere 21 milletvekiline birer dakika yerlerinden söz vereceğim.

İlk söz Sayın Kaplan’ın.

Sayın Kaplan, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ın, Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin kapatılmasıyla çiftçilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Güneydoğuda çiftçilerimizin, üreticilerimizin sesi ve güvencesi olan can damarı Güneydoğu Birlik, 2009 yılında AK PARTİ iktidarıyla fiilen kapatıldı; çiftçilerimiz öksüz kaldı. Antep fıstığı, kırmızı biber, zeytin, üzüm ve daha birçok ürünün yetiştirildiği bölgemizde Güneydoğu Birlikin kapatılmasıyla çiftçilerimiz serbest piyasa koşullarında mağduriyet yaşadı. 1 Şubat 2022 itibarıyla Resmî Gazete’de yayınlanarak Güneydoğu Birlik resmen kapatıldı. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak; çiftçilerimizin sesi olacak, ürünlerin fiyat dengesini sağlayacak ve çiftçilerimizin mahsulüne sahip çıkacak bir birlik kurulması için çabalarken AK PARTİ çiftçilerimizi yine kaderine terk etti. Çözüm, çiftçilerin sesi olan birlikleri kapatmak değil, çiftçilerin haklarını koruyan birliklerin açılmasıdır.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, millî eğitim kalitemizin artması çok hayati bir konudur. Kalitenin artması, altyapının iyileşmesine ve öğretmenlerimizin performansının artmasına bağlıdır. Bu kapsamda Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu önemsiyoruz. Öğretmenlerin aylıklarında yapılacak iyileştirmeleri gerekli görüyoruz, 3600 ek göstergeyle emeklilik aylıklarında artış sağlanmış olmasını da destekliyoruz. Öğretmenlik, mesleğin hak ettiği saygınlığı kazanmalıdır. Özellikle, veli ve öğrenciler de öğretmenlerine hak ettiği saygıyı göstermelidir. Öğretmenin kararı, kanaati saygıyla karşılanmalıdır. Öğretmenlik mesleğinin genel saygınlığı için kamu dışında görev alan öğretmenlerin de durumu dikkate alınmalıdır. Özel okullarda, dershanelerde çalışan öğretmenler güvenceye kavuşturulmalıdır; saygınlığı korunmalı, ücretleri ve özlük hakları güvenceye alınmalıdır. Özel kuruluşlardaki öğretmenlerin mecburiyetlerinin sömürülmesine izin verilmemelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Hancıoğlu…

3.- Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu’nun, Samsun’daki Onur Anıtı’nı yıkmak amacıyla gerçekleştirilen alçak eyleme ilişkin açıklaması

NESLİHAN HANCIOĞLU (Samsun) – Sayın Başkan, çok üzgünüm. Dün gece Samsun’da, Samsun halkının Mustafa Kemal Atatürk’e olan bağlılığının nişanesi ve şehrimizin simgesi olan Onur Anıtı’nı yıkmak amacıyla alçakça bir eylem gerçekleştirilmiştir. Samsun’un Atatürk için beslediği minnet duygusunun abidesi olan bu anıtı hedef alan eylem karşısında hiçbir Samsunlu tepkisiz kalmayacaktır. Bu anıt şehrin en merkezi noktasında yer alıyor ve her tarafı MOBESE kameralarıyla dolu, buna rağmen eylem anında tespit edilip o alçaklara müdahale edilemiyor. Bu güvenlik zaafı düşündürücü ve kaygı vericidir. Parti olarak hukukçularımızla birlikte bu ihanet eyleminin faillerinin en ağır şekilde cezalandırılmasının ve ayrıca bir ihmal, güvenlik zafiyeti varsa sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemlerin tesis edilmesi hususunun takipçisi olacağımızı buradan söylüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Barut…

4.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, tarım alanındaki sorunlara ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, Mısır’daki sağır sultanın işittiğini Tarım ve Orman Bakanı ile AKP iktidarı duymazdan geliyor.

Tarımda yangın büyüyor, çiftçimiz perişan hâlde; mazottan gübreye, tohumdan ilaca tüm maliyetler fahiş oranda arttı. Çile artarak sürüyor, üreticimizin binbir emekle ürettiği ürün ise para etmiyor, çözüm üretecek iktidar ise kılını kıpırdatmıyor.

Çiftçimizin kilosunu 1 liraya mal ettiği limon 30 kuruşa düştü, alan yok; ürün dalda kaldı, çürüyor. Bakın, bizim 0,25 euroya ihraç ettiğimiz bir mandalina çeşidi Avrupa’da 7 eurodan satışa çıkarılıyor. Arada 28 kat fiyat farkı var, çiftçimiz bunu hak etmiyor. Ülkemizde tarıma ve üreticiye destek verilmesi, üretimden satışa kadar planlama yapılması gerek. Yurt dışındaki elçiliklerimiz ve konsolosluklarımız aracılığıyla fiyat takibi yapılarak ihracatta yerli üretim açısından avantaj sağlamalı. Durmayın ve harekete geçin.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

5.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, üç aylar ve Regaip Kandili’ne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tüm İslam âlemi olarak bu gece, rahmet, bereket ve mağfiret iklimi, manevi yenilenme mevsimi mübarek üç ayların başladığının habercisi Regaip Kandili’ni bir kez daha idrak etmenin huzur ve mutluluğunu yaşayacağız.

Regaip Kandili, bitmek tükenmek bilmeyen arzu ve isteklerimizin, bizi esir alan aşırı tutkularımızın muhasebesini yapmamız için Rabb’imizin her yıl bize lütfettiği mübarek bir gecedir. Bu gece vesilesiyle kandillerin özüne yakışır şekilde toplumun tüm kesimleri arasında sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının kurulması, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesi, insani ve ahlaki meziyetlerin yaygınlaşması için azami gayret gösterelim.

Bu düşüncelerle aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Regaip Kandili’ni kutluyor, bu mübarek gecenin ve üç ayların hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Öcalan…

6.- Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın, cezaevlerindeki hasta HDP’li siyasetçilere ilişkin açıklaması

ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, cezaevlerinde birçok hasta tutsak var. Bu hasta tutsakların bir kısmı da siyasetçilerimizdir. Bazo Yılmaz, bir dönem Yukarıgöklü Belediye Başkanlığı yaptı, bir dönem Halfeti Belediye Başkan Yardımcılığı yaptı. Şu an Hilvan Cezaevindedir. Kronik astım, bronşit hastalığı vardır. Tahliye edilmesi gerekiyor, son günlerini ailesiyle birlikte geçirmesi gerekiyor. Aynı zamanda, Zeynel Taş, bir dönem Bozova Belediye Eş Başkanlığımızı yapmıştı, o da şu an kimi hastalıklarla boğuşmaktadır. Onun da tahliye edilmesi gerekiyor. Seyit Narin, Diyarbakır Sur Belediye Başkanımızdı, kalp krizi geçirmişti hastanede, orada büyük sağlık sorunları yaşamaktadır. Bir an önce bu insanların tahliye edilmesi gerekiyor. Hukuk, insanların yaşamını ihlal etmemelidir, cezaevinde insanlara ölümü reva görmemelidir. Bir an önce düzenlemeler yapılmalıdır. Cezaevinde bulunan yüzlerce…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya…

7.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, fındık ile çay üreticilerine verilen desteklerin artırılması gerektiğine ve tüm milletin Regaip Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

AHMET KAYA (Trabzon) – Gübre, ilaç, mazot ve işçilik masrafları başta olmak üzere hemen her şeyin fiyatı yüzde 100’ün üzerinde artarken AKP, altın değerindeki millî ürünlerimiz fındık ve çaydaki destekleri yıllardır bir kuruş dahi artırmamıştır. Fındıkta alan bazlı gelir desteği 2014 yılından bugüne yani sekiz yıldır dekar başına 170 lira olarak ödeniyor. Geçen yıl bu parayla yaklaşık 3 çuval gübre alabilen fındık üreticimiz, bugün çuvalı 200 liraya çıkan gübreden 1 çuval dahi alamıyor. 2014 yılından bu yana sadece enflasyon farkları verilmiş olsaydı fındık desteği bu yıl 500 lira olurdu. Yine, yaş çaydaki destekler 13 kuruş olarak altı yıldır yerinde sayıyor. Ekonomik sıkıntıların belini büktüğü, gübre alacak para bulamayan fındık ve çay üreticilerimiz desteklerin artırılmasını ve ödemelerin bir an önce yapılmasını bekliyor.

Bu vesileyle tüm milletimizin Regaip Kandili’ni de kutluyorum.

BAŞKAN – Sayın Ersoy…

8.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, katledilen Nurcan Arslan’ın Bakırköy Adliyesindeki davasına tüm kadınları çağırdıklarına ilişkin açıklaması

OYA ERSOY (İstanbul) – Nurcan Arslan 2016 yılında İstanbul Küçükçekmece’de sokak ortasında Abdullah Melih Barış tarafından 11 kurşunla katledildi. Katil, Nurcan’ı kendisini reddettiği için öldürdü. İki yıl süren adalet mücadelesinde Yargıtay “Objektif delil yok.” diyerek kararı 2’nci defa bozdu. Katil, Tokat’tan İstanbul’a 800 kilometre yolu cebinde silahla geliyor, Nurcan’a 11 kurşun sıkıp başında ölene kadar bekliyor, Yargıtay ise bu cinayetin tasarlanmadığını söylüyor. Erkek yargı, kadınları sokak ortasında katleden katilleri, şiddet faillerini cezasızlıkla ödüllendiriyor. 7 Şubatta kadınlar “Nurcan için adalet.” diyerek Bakırköy Adliyesinde olacak. Nurcan'ın davasına tüm kadınları çağırıyoruz. Erkek adalete karşı gerçek adaleti savunmaya devam edeceğiz. Kız kardeşlerimizin tek bir kirpiği için mücadele etmekten, adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Sümer…

9.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, açlık sınırı ve asgari ücret verilerine ilişkin açıklaması

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

TÜRK-İŞ'in verilerine göre ocak ayında açlık sınırı 4.249 TL'ye yükseldi. Asgari ücret 2018’den beri ilk kez ocak ayında açlık sınırıyla aynı seviyeye geldi. 2018 yılında net asgari ücret 1.603 lirayken Ocak 2018’de açlık sınırı 1.615 liraydı. 2022’deyse net asgari ücret 4.253 lirayken 2022 Ocak ayında açlık sınırı 4.249 lira olarak hesaplandı. Asgari ücret son beş yılda toplam kırk bir ay açlık sınırının altında kaldı. Yani asgari ücretli yüz günün seksen üçünde açlık sınırını dahi göremedi.

Esnafın, asgari ücretlinin, emeklinin, işçinin, memurun, öğrencinin sırtında yük saray iktidarındadır. Millet, açlıkla terbiye edilerek, yandaşlar üzerinden sömürülerek yönetilmeyi hak etmiyor. Krizin sebebi iktidar, çözümü sandıktır.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

10.-Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz’ın, konutlarda uygulanan kademeli fiyat tarifesinin esnafa da uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Konutlarda kullanılan elektrik fiyatlarında uygulanan kademeli fiyat tarifesi yerinde bir uygulamadır. Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımızın kademeyi 150 kilovatttan 210 kilovata çıkarması doğru bir karar olmuş ve vatandaşlarımız arasında memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak, konutlarda yapılan kademeli fiyat tarifesinin esnaflarımıza da uygulanması gerekmektedir. Özellikle artan fatura miktarları esnafımızın belini bükmektedir. 350 kilovatsaate kadar esnaf tarafından kullanılan elektrik miktarı lüks bir kullanım olarak değerlendirilmemeli, 350 üzeri kullanımlar da 100’er kilovatsaat hâlinde basamaklandırılarak faturalara yansıtılmalıdır. Aksi takdirde esnafımız gelen faturaları ürün ve hizmetlerine yansıtmak durumunda kalacak, bu durum da enflasyonu tetikleyecektir. Enerji Bakanlığının konuyla ilgili çalışmayı bir an önce yapıp Cumhurbaşkanına iletmesi bütün esnafımızın beklentisidir.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

11.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, sağlık alanındaki sorunlara ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Özel hastane zinciri sahibi Sağlık Bakanını son dönemde her ne kadar sağlıksız şeyler söylese de maşallah çok sağlıklı görüyoruz ama halkımızın sağlığı için aynı şeyleri söylememiz mümkün değil. Vatandaş hastanelerden randevu alamıyor. “Hastanelerde kuyrukları kaldırdık.” diyenler, bırakın taşrayı, Edirne gibi sağlık altyapısının güçlü olduğu yerde randevu almayı denesin; alamıyorsunuz. Taşraya bakınca durum tam olarak felaket. Başta AKP Genel Başkanı ve Sağlık Bakanı olmak üzere herkesi canlı yayında hastanelerden randevu almaya çağırıyorum, göz, kulak burun boğaz, dâhiliye ve benzeri branşlardan bakalım randevu alabiliyorlar mı.

Kimse randevu alamazsa sıra da olmaz. Yıllarca emek verilip yetiştirilen bu ülkenin değerli sağlık personeli AKP yüzünden ülkeden âdeta kaçarcasına gitmektedir, kalanların bir kısmı da daha iyi ücret ve iyi çalışma koşulları için özel hastanelere gitmekte ve AKP de bu genel gidişatı desteklemektedir. Olan vatandaşımıza oluyor, sağlığı gasbediliyor.

BAŞKAN – Sayın Bulut…

12.- Tokat Milletvekili Yücel Bulut’un, Tokat ili Erbaa ilçesinde yoğun kar yağışı nedeniyle seralarda meydana gelen zarara ilişkin açıklaması

YÜCEL BULUT (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

23 Ocak 2022 tarihinden itibaren devam eden yoğun kar yağışı nedeniyle Erbaa ilçemizin Çatılı, Yeni, Erek, Kelkit Mahalleleri ile Karayaka kasabası, Ballıbağ, Kale, Tosunlar, Kızılçubuk, Çevresu, Aşağıçandır, Yukarıçandır, Tepekışla köylerinde bulunan 120 dönüm kesme çiçek serasında ve 50 dönüm sebze serasında yaklaşık 60 milyon tutarında zarar meydana gelmiştir. Öncelikle, yoğun kar yağışı nedeniyle zarar gören tüm köylülerimize ve çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletirken mağdur olan çiftçi ve köylülerimizin zararlarının karşılanması konusunda devletimizin duyarlılık göstereceğine inanıyor ve sorunun çözümü konusunda yetkililerimizle ve Bakanlığımız nezdinde gerekli girişimlere devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Bu vesileyle karla mücadele konusunda gösterilen yüksek özveri nedeniyle Tokat Valimiz Sayın Ozan Balcı Bey’e ve Tokat İl Özel İdaremiz çalışanlarına ve Belediye Başkanlarımıza teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaçmaz…

13.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın, savaş politikalarına ve kitlesel göçlere ilişkin açıklaması

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Teşekkürler Başkanım.

Dün, Yunanistan kolluk güçleri tarafından kıyafetleri alınarak Türkiye sınırına bırakılan 22 göçmenden 19’u donarak yaşamını yitirmiş ve 19 göçmenden geriye ağır kış koşullarında çırılçıplak soyulmuş ceset fotoğrafları kalmıştır. Avrupa Birliğinin ve Birleşmiş Milletlerin sessiz kalarak ve bu uygulamaları teşvik ederek göçmen ölümlerinde siyasi sorumluluğu olduğunu vurgulamak isterim. Savaş politikaları her geçen gün insanları yerinden yurdundan ediyor ve kitlesel göçlere neden oluyor. Savaşın maliyeti Türkiye halklarına fatura edilirken toplumsal gerginlik artıyor. Türkiye halkları mutlak yoksullaşıyor, göçmenler statüsüz, kölelik koşullarında yaşamaya ve hatta ölüme terk ediliyor. İran-Türkiye sınırında donarak ölen göçmenlerin, İdlib’de çadır kentte donarak ölen bebeklerin müsebbibi “Bir mermi kaç para biliyor musunuz?” diyerek savaşı halklara fatura eden zihniyettir. Birleşmiş Milletler güvencesi altındaki Mahmur mülteci kampının uçaklarla bombalanması da yine aynı zihniyetin ürünüdür. Bu ve benzeri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erbay…

14.- Muğla Milletvekili Burak Erbay’ın, elektriğe gelen zamlara ilişkin açıklaması

BURAK ERBAY (Muğla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yurttaşlarımız iğneden ipliğe gelen zamlar altında her geçen gün daha da ezilmektedir. Son olarak elektriğe gelen fahiş zamlarla birlikte artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Muğla’da bir hemşehrimiz bu elimde görmüş olduğunuz faturayla beraber bir mesaj göndermiş. Şimdi size o mesajı okumak istiyorum: “Sayın Vekilim, sizden bir şey istiyorum, sadece sesimizi duyurun. Eşimle birlikte yaşıyoruz, çocuğumuz yok. 1.419 TL’lik bu fatura geldi. Ben 3.600 TL’yle geçinmek zorundayım ve benim gibi böyle binlerce kişi biliyorum. Derdimize çare bulun.” Her gün bu şekilde onlarca mesaj alıyoruz. Özellikle seçim bölgem Muğla, Bodrum, Marmaris, Fethiye, Ortaca, Dalaman, Köyceğiz, Datça gibi ilçelerde doğal gaz yok, burada yaşayan vatandaşlarımız yirmi dört saat elektrikle çalışan klimalarla ısınmak zorunda kalıyor. O yüzden, elektriğe gelen bu zamlar geriye çekilmeli, doğal gaz olmayan bu bölgelerde ayrı düzenleme yapılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Ataş...

15.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ilişkin açıklaması

DURSUN ATAŞ (Kayseri) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Eski TÜİK Başkanı “Açıkladığımız rakamlar 84 milyonu etkiliyor, ben kul hakkı yemem.” dediği için görevden alınmış, son üç yılda TÜİK’e atanan 4’üncü Başkan ise ilk iş olarak enflasyon sepetinin içindeki doğal gaz ve elektrik gibi harcamaların oranını değiştirerek ocak ayı yıllık enflasyonunu yüzde 48,69 olarak açıklamıştır. Buna rağmen bu oran son yirmi yılın en yüksek enflasyonu olmuştur. Ancak ENAG gerçek enflasyonu yüzde 114,87 olarak hesaplamıştır yani gerçek enflasyon üç haneli rakamlara ulaşırken memur zammı yüzde 30’larda kalmıştır. İktidar, TÜİK üzerinden milyonlarca işçinin, memurun, emeklinin hakkını yemeye devam etmektedir. Maaşlarında yapılan artıştan çok daha fazlası vatandaşın eline geçmeden yok olmuştur. Kul hakkı yemeye devam eden AKP, ekonomiyi de ülkeyi de yönetemiyor. Artık tek seçenek kalmıştır, o da erken seçim diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Gürer...

16.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’nin sulama suyu sorununa ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde, önemli bir tarım kentidir. Çiftçilerin farklı sorunları vardır. Bölgede en önemli sorunlardan biri de sulama suyudur. AKP iktidarı, Niğde köylerine söz verdiği hâlde göletlerin ya inşası başlamamış ya da yarım kalmıştır. Ulukışla Darboğaz Göleti iyileştirilmesi bir türlü tamamlanmamaktadır. 2016 yılında başlayan Ulukışla İmrahor, 2017 yılında başlayan Bor Halaç köyü göletleri yarım kalmıştır. 2016 yılından beri Bor Gökbez köyü gölet beklemektedir. Ulukışla Tekneçukur köyü içinde gölet yıllardır beklemektedir. Tarımla geçinen Tekneçukur köyü boşa akan su için gölet istemektedir. Beyağıl köyü, Tekneçukur köyü, Güney köyü, Maden köyü, Karanlıkdere köyü, Himmetli köyü, gölet yapımının programa alınması istenen köylerdir. Handeresi köyü, Porsuk köyü göletleri iyileştirilmelidir. Bölgeye bir an önce göletler yapılmalıdır. Bakana sordum, 2022 için umut vermedi ama bölgeme sulama suyu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aygun…

17.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Tarım 4.0 toplantısında çiftçilere ilişkin sarf ettiği sözlere ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Tarım Bakanı Pakdemirli, Tarım 4.0 toplantısında “Üreten kesimin moralini bozmaya hakkımız yok. Türkiye’de tek bir şeye ihtiyacımız var: Bizim çiftçimizin sırtı sıvazlansın, bu konuda iyi olduğuna dair moral verilsin, beklemediğiniz her şeyi yapar.” diyor. Gıda ihtiyacımızın sigortası çiftçilerimiz sıkıntıda; girdi maliyetleri almış başını gitmiş. Çiftçi, girdi maliyetlerini karşılayamaz hâldeyken nasıl üretebilir? Çiftçinin karnı boş laflara toktur. Çiftçinin kalbine giden yol cebinden geçiyor. Çiftçinin karnı guruldarken sırtını sıvazlıyorsunuz; çiftçinin cebini doldurmadan çiftçiyi mutlu edemezsiniz, çiftçinin tarlasını, traktörünü hacizden kurtarmadan sırtını sıvazlarsanız çiftçiyi mutlu edemezsiniz. Geçenlerde bir çiftçimiz biriken borçları sebebiyle intihar etti çünkü ümidinin kalmadığını, borçlarını ödeyemez hâle geldiğini düşündü. Çiftçinin bu hâlini görmeyip boş konuşmalarla gerçekleri örtmeye çalışıyorsunuz, deve kuşu misali başınızı kuma gömüyorsunuz. Çiftçi üretmezse hepimiz aç kalırız; elden gelen öğün olmaz, onunla da karın doymaz.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

18.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Mersinli çiftçilerin hazine arazileri ve 2/B arazileriyle ilgili tapu sorunlarına ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, Türkiye’nin her yerinde çiftçilerimizin hazine arazileri ve 2/B arazileriyle ilgili tapu sorunları bulunmaktadır. Seçim bölgem, eski belde olan Mersin Erdemli Arpaçbahşiş’te, üzerinde kanalizasyonu, elektriği, asfaltı bulunan koskoca bir beldede vatandaşların tapusu yoktur. Buranın mutlaka Cumhurbaşkanlığı kararıyla -2/A olan bir yerdir- orman dışına çıkarılıp karşılığında hazineden tahsis yapılarak buradaki vatandaşların tapularının verilmesi gerekmektedir.

Yine, aynı şekilde, Erdemli Ayaş, Yemişkumu, Kızkalesi, Narlıkuyu, Taşucu, Aydıncık, Bozyazı ve Anamur’da da vatandaşlarımızın hazine arazileri ve 2/B’yle ilgili sorunları vardır, bunlarla ilgili mutlaka yeni bir güncelleme, yeni bir çalışma yapılmalı. Ayrıca, sahilin büyük bir kesiminde de sit alanı ilan edilmiştir, vatandaşların tapulu yerleri sit alanı içerisindedir ve hiçbir amaçla kullanılamamaktadır. Bu sit alanları da yeniden gözden geçirilmeli ve bölgedeki insanlar tapularıyla beraber mağdur edilmemelidir, bununla ilgili mutlaka yeni bir çalışma yapılmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

19.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, bütün yurttaşların üç aylarını ve Regaip Kandili’ni kutladığına ve ocak ayı enflasyonuna ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, bütün yurttaşlarımızın dün girdiğimiz üç aylarını ve bugün idrak edeceğimiz Regaip Kandili’ni kutluyorum.

Bugün ocak ayı enflasyonu açıklandı, tüketici enflasyonu yüzde 11,10; üretici enflasyonu yüzde 10,45; yıllık ise yüzde 93,53; tüketicide ise yüzde 48,69 yani artık mutfaklar da yangın yeri. Dünyada son on yılda gıda fiyatları sadece yüzde 9 artarken Türkiye’de yüzde 310 arttı yani dünya ortalamasının 35 katı. Patlıcan ise yine şampiyon oldu, yüzde 166, patates yüzde 123; patlıcanın şu anda tanesini 6 liraya satın alabiliyorsunuz, kilo olarak zaten almak mümkün değil. Kısaca diyoruz ki: Yönetemiyorsunuz, bu yüksek enflasyon altında vatandaşlarımız eziliyor. Bir an önce halkın sorunlarıyla ilgilenin, gerçek gündeme dönün, suni gündemleri bırakın.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

20.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, üç aylar ve Regaip Kandili’ne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Manevi iklimiyle ruhumuzu kuşatan, gönüllerimizi ferahlatan mübarek üç ayların müjdecisi Regaip Gecesi’ne kavuşmanın huzuru içerisindeyiz. Üç aylar, birbiri ardına açılan rahmet ve mağfiret kapıları olan Regaip Gecesi’yle başlayan, Miraç ve Berat’la devam eden, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’yle zirveye ulaşan, Ramazan Bayramı’yla da maddi ve manevi alanda bayrama dönüşen manevi yükseliş ve bağışlanma aylarıdır. Bu günler Rabb’imizin insanlığa sunduğu bereket ve rahmet dolu dönemlerdir. Rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu ayları Rabbi’mize yaklaşmak için ibadet ve tövbeyle değerlendirirken birbirimizle yakınlaşmak, kardeşliğimizi pekiştirmek, aramızdaki anlaşmazlıkları eritmek için de bir fırsat olarak görmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin ve bütün İslam âleminin mübarek üç aylarını ve Regaip Gecesi’ni tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

21.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanını hedef alan sözlerine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, insanlıktan nasibini almamış Sedef Kabaş’ın milletin oyuyla seçilen Cumhurbaşkanımızı hedef alan aşağılık sözleri sadece Cumhurbaşkanlığı makamını değil, millî iradeyi ve 83 milyon milletimizi hedef almıştır. Bu haksızlığı, nefret dilini şiddetle kınıyorum. Bu şahısla birlikte program yapan milletvekillerine soruyorum: Malum şahsın “Şuna inanıyorum ki Recep Tayyip Erdoğan…” diye başlayan küstahça kullandığı hakaret cümlesinde Recep Tayyip Erdoğan yerine sizin isminiz, saray yerine de Türkiye Büyük Millet Meclisi olsaydı yine mi tepkisiz kalacaktınız? Millî iradeden ümidini keserek büyük büyük yalanlardan, iftiralardan, hakaretlerden ve darbelerden medet umanlar, Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK PARTİ’ye düşmanlıkla ömrünü tüketenler, milletin değerlerine hakaret ederek değil, demokrasiye inanıp milletin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

22.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Avrupa Konseyinin Osman Kavala davasıyla ilgili olarak ülkemiz hakkında başlattığı ihlal sürecine ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Başkanım, anlayışınız için özellikle teşekkür ederim.

Kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin dünkü toplantısında, bin beş yüz elli altı gündür tutuklu olan Osman Kavala hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin serbest bırakılması kararını uygulamadığı için ülkemiz hakkında ihlal sürecini başlattığı, oy hakkımızın askıya alınmasından üyelikten çıkarılmamıza kadar sonuçları olabilecek bir süreç başlamış oldu. Dışişleri Bakanlığı, kararı bağımsız yargıya müdahale olarak nitelendirdi, Sayın Cumhurbaşkanı ise bugün “AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş; bizi çok ilgilendirmiyor.” dedi.

Değerli milletvekilleri, bu tepkiler yerine getirmeyi taahhüt ettiğimiz uluslararası hukuka aykırı olsa da biz keyfî bir biçimde istediğimiz kişiyi cezaevinde tutmaya devam edeceğiz demektir. Bu tepkiler resmî aday ülkesi olduğumuz Avrupa Birliği nezdinde ve uluslararası alanda ülkemizin itibarına büyük zarar vermektedir. Bir kişinin kişisel, kısa vadede siyasi çıkarları için ülkemizi uluslararası alanda tartıştırmaktan vazgeçin ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Usta, buyurun.

23.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Şırnak’ta PKK saldırısı sonucu şehit düşen Piyade Er Tarık Tarcan’a Allah’tan rahmet dilediğine, dün gece Akdeniz’de meydana gelen depremden etkilenen bütün vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ilettiğine, Samsun İlkadım’da bulunun Atatürk Onur Anıtı’na yapılan saldırıya, 2022 yılı Nobel Barış Ödülü için aday gösterilen Kırım Tatar halkının millî lideri Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu tebrik ettiğine, Doğu Türkistan’daki insanlık zulmüne sessiz kalan iktidarı kınadığına, Cumhurbaşkanının enerjiye ilişkin beyanatlarına, TÜİK’in açıkladığı makyajlı enflasyon rakamlarına, asgari ücretin üç ayda bir yenilenmesi gerektiğine ve Ticaret Bakanının dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamalarına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şırnak’ta hain PKK terör örgütünün saldırısı sonucu şehit verdiğimiz kahraman evladımız Piyade Er Tarık Tarcan’a Allah’tan rahmet diliyorum, ailesinin ve milletimizin başı sağ olsun.

Dün gece Akdeniz’de Kıbrıs Adası açıklarında 5,1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem başta Antalya olmak üzere Muğla, Adana, Mersin ve Hatay’da da hissedildi. Sevindirici olan yanı can ve mal kaybı olmamasıdır. Depremden etkilenen bütün vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Dün gece kimliği belirsiz kişiler Samsun İlkadım’da bulunun Atatürk Onur Anıtı’nı yıkmak istedi. Anıta halat bağlayıp çekmek suretiyle kaidesinden düşürmeye çalışan saldırganlar, amaçlarına ulaşamadı.

Hükûmetin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e her fırsatta sözlü olarak saldıranlara ve Atatürk’ün annesine hakaret edenlere karşı sessiz kalmasından güç alanlar Onur Anıtı’nı halatla düşürmeye çalışma gafletinde bulundular. Hükûmet bu meczuplara cesaret vermiş, fiilî saldırılarının önünün açılmasına vesile olmuştur.

Polonya, Kırım Tatar halkının millî lideri Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu 2022 yılı Nobel Barış Ödülü için aday göstermiştir. Kırım Türklüğünün var olması için ömrü boyunca büyük mücadele veren Sayın Kırımoğlunu’nu tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, biliyorsunuz, Doğu Türkistan’da insanlık suçu işlenmeye devam ediliyor. Japonya Temsilciler Meclisinde, Çin’deki bazı bölgelerde insan hakları durumlarına yönelik ciddi endişe taşındığını bildiren karar onaylandı. Japonlar bile Doğu Türkistan’daki insanlık zulmüne sessiz kalmazken AK PARTİ Hükûmeti soydaşlarımızın yardım talebini görmezden gelmektedir. Türkiye Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz haftalarda Çin’e bir ziyaret gerçekleştirerek mevkidaşıyla görüşmüştür. Sayın Bakan konuyu gündeme getirmemiş, görüşmeden sonra yapılan ortak açıklamada ise Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızdan hiç bahsedilmemiştir. Millî olduğunu iddia eden iktidarın Doğu Türkistan konusunda Çin’e karşı bu denli sessiz kalmasını ve Çin’de düzenlenen olimpiyatlara hiçbir şekilde çekince koymadan katılmasını kınıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin lütfen.

ERHAN USTA (Samsun) – Uygurların “Doğu Türkistan’da bir milleti yok ediyorlar; tepki için Pekin Kış Olimpiyatları’nı boykot edin.” çağrısı maalesef Türkiye tarafından duyulmadı. ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Litvanya, Danimarka ve Japonya olimpiyatlarda hükûmetleri temsilen resmiyet göndermeyeceklerini duyurdu. AK PARTİ Hükûmetine yaptığımız “Resmiyet göndermeyin, en azından çekince koyun.” çağrımız ise maalesef karşılıksız kalmıştır.

Sayın Başkan, dün Sayın Cumhurbaşkanı enerjiye ilişkin bir kısım beyanatlarda bulunmuştur. Konuşmasında “Bizden önce mum vardı, gaz lambası vardı.” diye hakikaten yersiz hatta komik diyebileceğimiz bir beyanatı olmuştur. Üstelik bu beyanatını öyle bir zamanda yapmıştır ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez ülke genelinde ve sanayinin tamamında gaz kesintilerinin ve elektrik kesintilerinin olduğu bir dönemde yapmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ERHAN USTA (Samsun) - Hakikaten, insanın aklına “Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış.” sözü geliyor.

Yine dün, Cumhurbaşkanı, yeterli elektrik üretim tesisi olduğundan bahsetmiştir ancak yakıtından bahsetmemiştir. İsraf ekonomisi burada da hâkim olmuştur yani plansız, programsız iş yapılmaktadır. Türkiye'nin 100 bin megavata yakın bir elektrik santrali vardır fakat bu santralleri çalıştıracak kömürü de yoktur, doğal gazı da yoktur. Bu, kaynakların verimsiz kullanıldığını gösteren en büyük örneklerden bir tanesidir. Tabii, rant kaygısıyla alınan kararların sonucu maalesef bu şekilde olmuştur.

Bugün, biliyorsunuz, Türkiye İstatistik Kurumu enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK'in makyajlı enflasyon rakamlarına göre TÜFE yüzde 49’a geldi, ÜFE de yüzde 94’e ulaştı. Bunlar, tabii hepimiz biliyoruz ki son yirmi yılın en yüksek rakamları. Hatta ENAG’a göre enflasyon yüzde 115. Yine belki daha ilginç olanı, son iki aydaki TÜİK rakamlarına göre, tüketici fiyat artışı yüzde 26,2 olmuştur yani maaşların ve ücretlerin maalesef hepsi erimiş gitmiştir, verilen artışların hiçbir anlamı kalmamıştır. Türkiye enflasyon ve kur sarmalına girmiştir fakat bunlara yönelik olarak Hükûmetin hiçbir programı maalesef yoktur. Bu anlamda, Sayın Genel Başkanımız grup toplantımızda ifade etmişti, asgari ücretin yılın başında bir defa belirlenmesi artık bu enflasyonist ortamda hiç doğru değildir çünkü yılın başında belirlenen asgari ücret yıl daha ortasını bulmadan eriyip gitmiştir. Zaten şu anda baktığımızda, daha ocak ayında TÜRK-İŞ'in belirlediği açlık sınırının altında olan bir asgari ücreti görüyoruz, bundan sonraki aylarda da altında kalacaktır ve bu fark açılacaktır. Dolayısıyla yapılması gereken şey -bugün bununla ilgili de bir kanun teklifi verdik biz- asgari ücret üç ayda bir yenilenmelidir.

Sayın Başkan, birkaç gün önce Ticaret Bakanının bu dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamalarını maalesef üzüntüyle izledik çünkü ihracattan bahseden fakat ithalattan hiçbir şekilde bahsetmeyen bir Ticaret Bakanı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Maalesef, övünerek “İhracat yüzde 17,6 arttı.” demiştir fakat aynı anda ithalatın yüzde 55,2 artmasından bahsetmemiştir. “İhracat, tüm zamanların en yüksek ocak ayı ihracatı oldu.” demiştir ama tüm zamanların en yüksek ithalat rakamından bahsetmemiştir. Hatta bir şey daha söyleyeyim ben: Mevsimsel düzeltilmiş verilere göre son on beş yılın en yüksek aylık dış ticaret açığı verilmiştir. Bu, şunu da gösteriyor: Hükûmet bir model ortaya koydu “Enflasyonla doğrudan mücadeleyi bıraktım, biz bundan sonra enflasyonla dolaylı, üretim üzerinden ve cari açık üzerinden bir mücadele yapacağız.” dedi. Bu modelin de çöktüğünü çok net bir şekilde biz görüyoruz. Dolayısıyla, bu modellerin çalışması mümkün değildir; yapılması gereken şey, kapsamlı bir enflasyonla mücadele programının uygulanmasıdır.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay…

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ABD ve taşeron terör örgütü PKK-PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde sivil insanlara yönelik katliamlarına, Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesine, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde başlatılan Kış Kartalı Harekâtı’na, terör örgütü saldırısı sonucu şehit edilen Piyade Er Tarık Tarcan’a Allah’tan rahmet dilediğine, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 2 Şubat 2022’de Türkiye aleyhine aldığı karara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye’nin ifade hürriyetini ihlal ettiğine dair 1 Şubat 2022 tarihli kararına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

ABD ve taşeron terör örgütü PKK-PYD Suriye’nin kuzeyinde sivil insanlara yönelik katliamlarını sürdürmektedir. 2 Şubat 2022’de terör örgütü PKK-YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki El Bab ilçe merkezine düzenlediği roketli saldırıda 13 kişi hayatını kaybetmiş, 40’dan fazla kişi yaralanmıştır. Terör örgütü bu menfur saldırıda, içerisinde hastanenin de olduğu bir bölgeyi hedef almış, saldırı saati olarak insanların alışveriş yaptığı bir zamanı seçmiştir. 3 Şubat 2022’de yani bugün ABD’nin İdlib’de DAEŞ’le mücadele bahanesiyle düzenlediği hava saldırısında 6’sı çocuk 4’ü kadın, toplam 13 sivil hayatını kaybetmiştir. Bir gün arayla gerçekleştirilen 2 menfur saldırıda hayatını kaybeden insanlara Allah’tan rahmet, yaralılara şifalar diliyorum.

Her fırsatta, Türkiye’nin Suriye ve Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirdiği terörle mücadelesine karşı çıkanların bu saldırılara tepkilerini merakla bekliyoruz.

Türkiye, uluslararası hukuktan doğan hak ve yükümlülükleri doğrultusunda gerçekleştirdiği harekâtlarla sınırlarımızı terörden arındırmış, bölgede huzurun tesis edilmesini sağlamıştır. Harekât bölgelerinde görev icra eden güvenlik güçlerimiz terör örgütleri tarafından teşebbüs edilen çok sayıda benzer saldırıyı bertaraf etmiş ve bertaraf etmeye devam etmektedir.

Türkiye, bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm sınır ötesi harekâtlarda eli kanlı terör örgütlerini hedef almış, sivillere zarar vermemiştir. Üstelik Türkiye, bölgede inşa ettiği hastane, okul ve destek merkezleriyle terörden arındırılmış bölgelerde imar faaliyetleri yürütmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 1 Şubat 2022’de Irak ve Suriye’nin kuzeyinde başlatılan Kış Kartalı Harekâtı’nda 80’den fazla terör hedefi güvenlik güçlerimiz tarafından imha edilmiştir. Türkiye, son terörist yok edilene kadar terörle kararlı ve başarılı mücadelesine devam edecektir.

Bu vesileyle, dün yine, terör örgütü tarafından yapılan havan saldırısı sonucunda şehit edilen Piyade Er Tarık Tarcan’a Allah’tan rahmet, ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, Avrupa Konseyinin yasama ve yürütme organları, Türkiye aleyhinde organize bir şekilde verdiği kararlar dizisine yenilerini eklemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından 1 Şubat 2022’de, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 2 Şubat 2022’de alınan kararlarla, bağımsız Türk mahkemelerince verilen kararlar ve devam eden hukuki süreçler hedef alınmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Avrupa Konseyinin söz konusu organları tarafından verilen kararların hukuki değil, siyasi olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

AİHM’in bakmakla ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetlemekle mükellef olduğu diğer ülkelere ait binlerce dosya ve konu varken kasıtlı bir şekilde Türkiye'nin üzerinde durması, bu durumun en açık göstergesidir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, devam eden yargılama süreciyle ilgili 2 Aralık 2021’de görüş talebinde bulunmuş, Türkiye 19 Ocak 2022’de açık ve net bir şekilde görüşlerini paylaşmıştır fakat Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, ülkemizde devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirmiş ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal etmiştir.

Diğer yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1 Şubat 2022 tarihli kararında, Türkiye'nin Anayasa’ya aykırı davrandığını, ifade hürriyetini ihlal ettiğini iddia etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kırk yıldır, on binlerce insanımızı bebek, çocuk, yaşlı, kadın demeden vahşice katleden terör örgütü PKK’nın propagandasını yapmak ifade hürriyeti midir? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insan haklarını ve uluslararası hukuku uygulamak derdindeyse gerçekler gün gibi ortadadır fakat AİHM’in derdi, terör örgütlerinin avukatlığını yapmaksa cevabımız gayet açıktır: Türkiye'nin terör örgütlerine verecek tek bir canı, boşa harcayacak kayıp bir yılı daha yoktur. Türkiye, Avrupa Konseyinin kurucu üyesidir ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının da bilincindedir. Türkiye, AİHM kararlarının icrası kapsamında gerekli adımları titizlikle atmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bugüne kadar 3.730 karar kapsamında alınan tedbirler Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından da kabul edilmiş ve icra denetimi sona erdirilmiştir. Sadece 2021 yılında icra denetimi sona erdirilen dosya sayısı 222’dir. Avrupa Konseyi, insan hakları sisteminin etkinliğini sürdürmek istiyorsa tarafgir tutumunu bırakıp kararlarının uygulanmasını tüm üye ülkeler yönünden tarafsız bir yaklaşımla ele almalıdır.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

25.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Regaip Kandili’ne, Garip Dede Kültür ve Cemevi Derneğine gelen elektrik faturasına, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesine sabah saatlerinde düzenlenen baskına, Cumhurbaşkanının AİHM’e yönelik sözlerine, açıklanan enflasyon oranlarına ve Deniz Poyraz davasına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Regaip Kandili; Regaip Kandili’nin iyiliklere, güzelliklere, barışa, huzura ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum ve tebrik ediyorum öncelikle.

Elektrik zamları can yakmaya devam ediyor. Akıl dışı uygulamalarla ve hakikaten vatandaşın isyan ettiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Akıl dışı uygulamaya bir örnek vereceğim sadece, Garip Dede Kültür ve Cemevi Derneği ticarethane statüsünde kabul edilerek Boğaziçi Elektrik tarafından bir fatura düzenlendi ve bu faturanın miktarı 30.060 TL. Hakikaten cemevlerini fiilen kapatmanın başka bir yolu bu olsa gerek. Bu uygulamayı, bu anlayışı kınadığımızı ve cemevlerinin kapatılmasına asla müsaade etmeyeceğimizi ve bu konuda açıklama istediğimizi beyan etmek isterim.

Diğer bir mesele, bu sabah İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesine bir baskın düzenlendi. Baskının sebebi, yönetici Ferhat Berkpınar hakkında yürütülen bir soruşturma. Hakikaten korkunç bir uygulama, Ferhat Berkpınar zaten gece yarısı sabaha doğru beşte evi basılmış, gözaltına alınmış ama sırf “İHD’de yöneticidir.” diye otuz beş yıllık bir kurumun hem de İnsan Hakları Derneğinin kapısı kırılarak baskın yapılıyor ve otuz üç yıllık belgelere el konuluyor. Burada amacın İnsan Hakları Derneğini kriminalize etmek olduğunu ve gece yarısı baskınlarıyla, kapıları kırma uygulamasıyla aslında insan haklarına ne kadar uzak olduklarını bir kere daha ilan ediyorlar. Şimdi, savcılık ve Emniyet şunu gayet iyi biliyor: Ferhat orada yönetici olabilir ama İnsan Hakları Derneği bir kurumdur. Bu, belgelere el koymanın bir başka yöntemidir aslında. İşte, dün Erdoğan “AİHM’i tanımıyoruz, kararlarına saygı duymuyoruz.” dedi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …ve garip bir şekilde işte, Kavala’yla ilgili kararını eleştirirken aslında 40 milletvekilimizle ilgili verilen karara, yine Demirtaş Türkiye kararına dair de görüşünü söylemiş oldu. Ne diyor Erdoğan? Diyor ki: “Bizim mahkemeleri tanımayanları biz de tanımıyoruz. Bizim mahkemelerimizin verdiği bir karar var. İşte, o ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş, biz bunu düşünmeyiz, bize saygı duyulmasını isteriz.” Ne saygısı ya! Erdoğan ne dediğini biliyor mu? Mahkemeler birbirine saygı duymaz, mahkemeler hukuksal ilkeler içinde yürür, saygı ondan sonra gelir. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalamış mı, imzalamamış mı; taahhüt etmiş mi, etmemiş mi? Şimdi, çıkıp bir ülkenin Cumhurbaşkanı “Efendim, siz bizim kararlarımızı tanımazsanız biz de tanımayız.” diyor. Aslında mealen şunu diyor: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bizim mahkeme kararlarına uymak zorundadır, biz onlara uymak zorunda değiliz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi, hakikaten Türkiye ihlallerde Rusya’yla yarışıyor ve bu konuda siyaseten iç siyasete malzeme yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Avrupa Konseyinden çıkmak mı istiyorlar? O zaman “AB stratejik hedefimizdir.” demesinler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına saygı duymasanız da uygulamak zo-run-da-sı-nız ya da Avrupa Konseyinden çıkın o zaman, “Avrupa Birliği umurumuzda değil.” deyin. Bu beyanları esefle karşılıyoruz.

Sayın Başkan, enflasyon oranları açıklandı, TÜFE ocak ayında yüzde 11,10 artış gösterdi. Evet aralık ayında yüzde 36,08 olan yıllık enflasyon oranı ise yüzde 48,69’a yükseldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Üretici fiyatları aylık bazda yüzde 10,45 artarken yıllık Yİ-ÜFE yüzde 93,53’e çıktı. TÜİK, bir kez daha halkın sofrasındaki pahalılığı ölçemedi. Gıdadaki artış yüzde 55,61’i gösteriyor, un fiyatı yüzde 100’ü geçti, saray ahalisi bu tablo karşısında utanma duygusunu yitirmiş ama biz halkın karşısına çıkınca hakikaten utanıyoruz, bu hayat pahalılığını iliklerimize kadar yaşıyor ve hissediyoruz. Halkın enflasyonu biliyoruz ki yüzde 100’ün üzerinde. Türkiye 1942 yılına kadar benzer bir hayat pahalılığıyla karşı karşıya. O gün İkinci Cihan Harbi’nin etkisiyle enflasyon uçmuştu, bugün ise 2015’ten beri topluma savaş açan KHK zulmü, rejim ısrarı, saraylı siyasetiyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, tamamlayın sözlerinizi.

Son kez açıyorum mikrofonunuzu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …halktan kopan bir iktidar yüzünden hiperenflasyon yaşıyoruz. Evet, Türkiye halklarının geçim sıkıntısı ve enflasyonla mücadelesi; algı operasyonları, kin ve nefret dili, düşmanlık politikalarıyla değil ancak ve ancak üretim ekonomisi, adil bölüşüm ve barış politikalarını hayata geçirmekle mümkündür. Bu imkânı gerçekleştirecek tek parti ise HDP’dir, demokrasi ittifakıdır.

Sayın Başkan, son olarak Deniz Poyraz davasına ilişkin bir gelişmeyi söylemek istiyorum. Cani, katil Onur Gencer CİMER’e “Benim davamı Kayseri’ye nakledin.” diye başvuruda bulunmuş. Katil, Cumhurbaşkanından yardım istemiş. Hakikaten bu cüretin arka planını merak ediyoruz yani bir insan gidecek il binamızı basacak, gencecik bir kadını katledecek ve duruşmada çıkıp…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Son kez açıyorum mikrofonunuzu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …gözümüzün içine baka baka bu katil şunu söyledi duruşma salonunda: “Biraz geç gittim, erken gitseydim oradan birkaç leş daha çıkacaktı.” diyerek hiçbir şekilde pişman olmadığını ve arkasındaki örgütlü güce, organizasyona güvendiğini ilan etmiştir. Şimdi, bu davaların nakledilmesinin sanıkları korumak amaçlı olduğunu Ali İsmail Korkmaz’dan, Uğur Kaymaz’dan gayet iyi biliyoruz. Bu yasa maddesi kesinlikle uygulanamaz, kolluk ona “İsmin nedir ağabeyciğim?” demişti, şimdi Cumhurbaşkanından yardım istiyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Katil, İzmir’de cinayeti işledi, İzmir’de yargılanacak ve bugüne kadar hiçbir güvenlik sorunu da zafiyeti de yaşanmadı. Bu, açıkçası örgütlü olduğunu, organizeli olduğunu bir kez daha aslında ifade ediyor ve bu cüreti, bu cesareti nereden aldığını da merak ettiğimizi ifade ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Altay…

26.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Samsun’daki Atatürk Onur Anıtı’na yapılan saldırıya, Diyanet İşleri Başkanlığındaki torpil ilişkilerine ve Regaip Gecesi’ne ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, bu sabah sabaha karşı Samsun’da herkesi bir kere daha düşünmeye iten bir olay yaşandı. Samsun Atatürk Anıtı ki bu Atatürk Anıtı her vilayette olan anıtlardan farklı olarak “Onur Anıtı” diye bilinir, simgesel değeri yani çok daha önemlidir. Bu anıta bir saldırı yapıldı. Hiç şüphesiz bu saldırının bir sapığın, bir meczubun, bir şuursuz izansızın işi olduğunu, yaptığını biliyoruz. Değilse bile bizce bu saldırıyı yapan bir meczuptur fakat bizi düşündüren bu meczubun Samsun’da, kurtuluşun başkentinde, kurtuluşun ilk ayak sesinin duyulduğu ildeki anıta saldırısı “Bu saldırı bir meczubun işidir canım.” diye de geçiştirilmemeli çünkü bu tür meczupların sayısı günden güne artıyor ve bunların kimden cesaret aldığını ben de biliyorum, 84 milyon da biliyor. Cesaret tabii, şu: “Gidin, böyle bir şey yapın.” denilir mi? Denilemez ama kimi eylemler, kime söylemler, kimi tutumlar, ki buna Diyanet İşleri Başkanlığımızın geçmişte çok siyasi toplara girmesi dâhil, bu meczupların bu cüreti bulmasına yol açıyor, sebep oluyor. Umarım ve dilerim yürütme organı bu konularda hem koruma bakımından hem de engelleyici, önleyici hizmetler bakımından daha dikkatli olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu ülkede Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün anıtına yapılan saldırılar yürütme tarafından “Bir meczubun işi canım, ne var bunda?” diyerek geçiştirilemez. Onların korunması, millî ve manevi değerlerin korunmasıyla aynıdır. Atatürk bizim en büyük millî değerimizdir ve devletin bunca emniyet görevlisi, bekçisi, polisi –neyse- jandarması… Bu konularda yürütmeyi biraz daha dikkate davet ediyorum çünkü bu ve benzer olayların tekrarı meczuplar tarafından bu işler yapılmış olsa bile toplumu gerer, toplumda istenmeyen olaylara sebep olur.

Sayın Başkan, atalar bize söylenecek söz bırakmamış, “Allah’tan kork, milletten utan." diye bir söz var. Torpil, devletin kılcal damarlarına öyle bir girdi ki artık kabul edilebilir sınırların çok üstünde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hiç şüphesiz, siyasetçilerden vatandaşlarımızın -bize de- talepleri oluyor. Biz de bazen ilgili birimleri, şu kardeşimiz sınava giriyor, eşitlerin birliği hâlinde hakkı yenmesin… Bunlar olabilir. Zaten muhalefet ne der? “Hakkını yemeyin." der. İktidar ne der? “Bunu tayin edin." der. Şu benim içime oturdu: Kamunun bütün unsurlarında torpil… Geçmişte de örnekler gösterdik; Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, bekçi alımı, polis alımı ama Sayın Başkan… “Sayın -nokta nokta, isimleri okumuyorum- Van İl Müftüsü, aşağıda isimleri yazılan -‘Sayın Hocam’ diye başlıyor- hemşehrilerim kurumunuzda girecekleri mülakatlarda yardımlarınızı bekler. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. -nokta nokta- AK PARTİ -nokta- Milletvekili.” Arkadaş, din hizmeti ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Regaip Gecesi’ne giriyoruz bugün. Peygamber’imizin şu kuyudan su çekip önce köpeğe içiren adamla ilgili anekdotunu bilmeyeniniz yoktur. En yakınına yapmadığı, gerçekleşmediği, kuyudan su çekip köpeğe içiren insan için gerçekleşmişken, ey Diyanet İşleri Başkanı, bu torpil ilişkilerine din hizmetlerinde ne kadar göz yumacaksın? Hiç mi Allah’tan korkunuz yok? Din görevlisi seçeceğiz; müezzin, imam her neyse… Ya, burada torpil olabilir mi? Görevin gerektirdiği niteliklere kim daha çok sahipse o olur. Adalet Bakanına, İçişleri Bakanına yazıyorsunuz, yazın, lanet olsun. KPSS’de 1’inci olanı mülakatta eliyorsunuz ama Sayın Başkan, bu olmaz. Bu, inandığımız İslam inancının bütün değerlerini ters yüz eder. Böyle bir şey olamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez açayım, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Öyle mi? Benim bir hakkım daha var diye biliyorum.

Ben buradan şimdi Diyanet İşleri Başkanına, Sayın Başkana çağrı yapıyorum; beni duyuyordur, Diyanetten birisi Meclisi mutlaka izliyordur. Şimdi Diyanet İşleri Başkanına… Bu, sadece Van Müftüsüne yazılmış değil, Manisa var, var da var, her il müftülüğüne bu yazılar gitmiş. Diyanet İşleri Başkanımıza sesleniyorum. Şimdi, bugün bir genelge yayınla bütün müftülere. “Milletvekillerinden mülakatlarla ilgili gelen talepleri yok sayın.” diye bir genelge yayınlamasını, Diyanet İşleri Başkanının hem Allah’a hem de bu millete borcu olduğunu düşünüyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Bu vesileyle, Regaip Gecesi’ne giriyoruz; Allah İslam âlemi için -özelde- aziz milletimiz için hayırlara vesile kılsın, yapılan duaları, ibadetleri kabul etsin diyorum, Genel Kurulu ve sizi saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

27.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Regaip Kandili’ne, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Samsun’daki Atatürk Anıtı’na yapılan saldırıya, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, enflasyon ve ihracat rakamlarına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün Regaip Kandili. Regaip Gecesi dolayısıyla iyi niyetlerde bulunan, dileklerde bulunan, temennilerde bulunan, dua eden milletvekillerimizin tamamının dualarına amin diyerek başlamak istiyorum.

Öncelikle, bu gece hürmetine ve biraz önce Sayın Altay’ın söylediği, Diyanet İşleri Başkanlığına bir milletvekili arkadaşımızın gönderdiği yazının…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir değil, Başkanım, bir değil çok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Birkaç milletvekili veya bütün partilerden, hangi partidense, milletvekili arkadaşlarımızın gönderdiği yazıların, bunun, bir talimat olarak değil sadece “uygunsa, mümkünse” diye ifade edilen bir cümle olarak değerlendirilmesi gerekir. [CHP ve İYİ Parti sıralarından gülüşmeler, alkışlar(!)] Ya, arkadaşlar, “torpil” deyince akla Cumhuriyet Halk Partisi gelir. Adalet kurumunun, insanlar arasındaki adaleti sağlayacak en önemli kurumun hatta açık ve net bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi kongresinde, “Başka partilileri alıp da… Cumhuriyet Halk Partililerden başkasını mı alacaktım?” diyen, söyleyen Adalet Bakanı size aittir. Böyle icra makamında olan birisinin yaptığı icraatla, rica makamında olan birisinin yaptığı çağrıyı birbirine benzetmek abesle iştigalden başka bir şey değildir. Torpil varsa nedir? Adı Cumhuriyet Halk Partisidir. Bu açık ve nettir, tarihe yazılmıştır.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – “Hepsi doğru değil.” de kurtul, “Bunlar yanlış.” de kurtul; kim yaparsa yapsın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şimdi, Samsun’daki Atatürk Anıtı’na yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Açıkçası şunun da altını çizeyim: Atatürk’ü Koruma Kanunu -hepinizin de bildiği gibi- 1951 yılında Demokrat Parti zamanında çıkarılmıştır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi zamanında kendisiyle ilişkili olduğu söylenen, meczuplar topluluğu olan bir tarikatın Atatürk’ün büstlerine, anıtlarına yaptıkları çirkin saldırılar sonucunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …Atatürk’ü Koruma Kanunu Demokrat Parti tarafından ihdas edilmiştir. Yani bunu meczupların yapması da hoş görülemez, mümkün kılınamaz ve anlayışla da karşılanması mümkün değildir. Atatürk, bizim en önemli millî değerimizdir. Regaip Gecesi’ni kutlayacağımız bugünden, 1443’üncü yılını kutladığımız hicri takvimin bu döneminde, hepimizin iyi niyetle ifade ettiği İslam âleminin en önemli günlerinden üç aylara girdiğimiz süreçte siz, eğer İslam âlemiyle ilgili yapılan faaliyetleri “Orta Çağ karanlığı” diye değerlendiriyorsanız, millî ve manevi değerlerimizi hiçe sayan, hafife alan bir söylemde bulunuyorsanız…

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – İslam âleminin değil, seninki Orta Çağ karanlığı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Atatürk bizim için en önemli millî değerdir, İslamiyet de bizim milletimizin en önemli inancıdır. Bundan öteye hiç kimsenin farklı bir şekilde düşünmesi mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yüzde 99’u Müslüman olan, olduğu iddia edilen bir ülkede İslam’la ilgili konuları “dil sürçmesi” diye ifade etmek de mümkün değildir.

Üçüncü konu, katil katildir. Biraz önce Grup Başkan Vekili ifade etti, ismini de şimdi duydum, herhâlde kadın cinayeti faillerinden birisi, Uğur Gencer.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kadın cinayeti ama Deniz Poyraz…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kadın cinayetini yapan birisi, Uğur Gencer, yargılaması devam ediyorsa faildir.

Bizim için İmralı’da yatan 40 bin kişinin katili ile Uğur Gencer’in hiçbir farkı yoktur; hiçbirine iltimas gösterilmemelidir, hiç kimseye farklı davranılmamalıdır, katil katildir. 6-7 Ekim olaylarını yapan, 50 insanın hayatının katledilmesine sebebiyet veren de aynı çerçeve içerisinde aynı şekilde değerlendirilmelidir diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Dördüncü konu enflasyon ve ihracatla ilgili. Dün Sayın Saruhan Oluç ihracatla ilgili Ticaret Bakanımızın bir açıklamasına dedi ki: “Son ocak ayı tüm zamanların en büyük ihracatı…” Bakın, aslında iyi niyetli okusak -ki okumuştur muhakkak- açıklasak ne olduğunu anlarız. Tüm zamanlarının en büyük ocak ayı ihracatı 17 milyar 593 milyon dolarla 2022 yılı Ocak ayında gerçekleşmiştir. Aralık ayında yaklaşık 23 milyar dolarlık ihracat olmuştur. Aralık ayındaki çalışma günü sayısı 23, Ocak 2022’deki çalışma günü sayısı 20’dir yani günde yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat yaptığımız takdirde ocak ayındaki 3 günlük çalışma günü olmamasından dolayı ihracatta eksilen bir durum söz konusudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi, son kez açıyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tamamlıyorum Değerli Başkanım.

2022 yılında 225,5 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştiren Ticaret Bakanlığı ve tüm kurumlarımızın takdirle anılması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Öte yandan, enflasyonla ilgili, bildiğiniz gibi, aralık ayının tüketici fiyatlarındaki aylık artış yüzde 13 küsurdu, bugün ocak ayına baktığımızda tüketici fiyatlarındaki artış yaklaşık yüzde 10-11 civarında. Üretici fiyatlarındaki artış da aralık ayında çok yüksekti, ocak ayındaki üretici fiyatlarındaki artışa baktığımızda biraz daha azalmaya doğru gidiyor. Bu çerçevede baktığımızda, Hazine ve Maliye Bakanımızın da ifade ettiği gibi, ocak ayının pik olacağını, belki ocak, şubat aylarında da bu ihracatın aynı seviyede gideceğini ama baz etkisinden arındırıldıktan sonra toplam enflasyonun da iyi bir noktaya gideceğini tahmin ediyoruz. İnşallah, 2022 yılının enflasyon hedeflerine ulaşacağımızı düşünüyoruz, bu çerçevede bir taraftan ihracat artışının öbür taraftan 2021 yılında ilave 2 milyon istihdamın 2022 yılında daha da artacağını düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Son cümlem Sayın Başkanım, izin verirseniz.

BAŞKAN – Son cümleniz için açıyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 2022 yılının hem yatırım yılı hem de atılım yılı olacağı kanaatindeyim.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay, yerinizden değil sataşmadan istiyorsunuz herhâlde.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Elitaş “torpil” deyince akla…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğru...

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir reklam var “‘Bisküvi’ deyince akla Eti gelir.” diye; bu manada bir sataşma var.

BAŞKAN – “Torpilin adı Cumhuriyet Halk Partisidir.” diyerek de sataştı, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama yerindendi, oradan mı veriyorsunuz?

BAŞKAN – Yok efendim, sataşmadır bu.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Meclis Başkanı da takdir etti.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – “Sataşma” deyince akla Elitaş mı gelecek?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yok, Akbaşoğlu gelir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir kere şunu söyleyeyim: Sayın Elitaş, siz niye alındınız böyle yüksek refleksle? Ben “Samsun’da Atatürk heykeline saldırı yapan meczup bu gücü, cüreti Elitaş’tan alıyor.” demedim, demedim öyle.

Şimdi, “Torpil deyince akla CHP geliyor.” dedi, iyi ki söyledi. Mesela, bizim anlayışımız şu: Özdemir Özok, Türkiye Barolar Birliği Başkanı, Cumhuriyet Halk Partisinin de kayıtlı bir üyesiydi. Kendisi Anayasa Mahkemesine görevlendirildiği zaman “Ben Cumhuriyet Halk Partisinin aktif üyesiyim, bu mahkemede üye olarak bulunmam doğru değil.” dedi, bir ahlak sınavı verdi -nur gölünde yatsın- ama siz, militan gibi kullandığınız İstanbul Savcısını Yargıtaya atayıp Anayasa Mahkemesi seçimlerini erteleyip -adam Yargıtayda bir kere koltuğuna, masasına oturmadan- Yargıtay üyesi kontenjanından Anayasa Mahkemesine atadınız; torpil böyle oluyor Sayın Elitaş. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yasal mı, değil mi?

ENGİN ALTAY (Devamla) – AK PARTİ adliyeden FET֒yü temizledikten sonra 3 bine yakın hâkim savcı aldınız, 3 bine yakın -yanlış bilmiyorsam, arkadaşlarım beni uyarsın- ve bunların içinde 300’ü aşkın AK PARTİ ilçe yöneticisi var, il yöneticisi var; torpil böyle olur, torpil böyle olur. Avukatları AK PARTİ militanı ilçe başkanı…

SALİH CORA (Trabzon) – Belediyelerinize partiden liste gidiyor mu, gitmiyor mu?

ENGİN ALTAY (Devamla) – İnsan partisinin militanıdır, bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum, Cumhuriyet Halk Partili yöneticiler de partilerinin militanıdır ama siz yargıyı AK PARTİ kadrolarıyla doldurdunuz; torpil böyle olur.

Rahmetli Menderes -nur gölünde yatsın- oğlu ticarete girmek istedi, men etti, men etti; İsmet Paşa’nın böyle örnekleri var. Sizin alayınızın yedi sülalesi ticarete girdi ya, yedi sülalesi ticarete… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) “Alayınızı” düzeltiyorum, bir kısım AK PARTİ üst düzey yöneticilerinin yedi sülalesi ticaretin içinde, buna Sayın Cumhurbaşkanının çok yakınları da dâhil; bunlar devleti çürüten işlerdir. Cumhuriyet Halk Partisine buradan bir nakisa gelmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Buradan attığınız çamur sizin sadece elinizi kirletir.

Ve en büyük ayıp şudur: KPSS’de alanında Türkiye 1’incisini “AK PARTİ yandaşı değil.” diye elemek…

SALİH CORA (Trabzon) – Yok öyle bir şey, yanlış tercihte bulundu.

ENGİN ALTAY (Devamla) – İşte, bunu ne Allah affeder ne de millet affeder. Bir aynaya bakın sonra CHP'ye laf edin. (CHP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş, konu nedir, 60’a göre mi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 60’a göre.

BAŞKAN – Süreniz bir dakikadır, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Uzatacağınızı umuyorum.

Sayın Başkan, doğrusu Elitaş’ı dehşetle dinledim, Deniz Poyraz’ın adını bilmiyor, Deniz Poyraz’ın İzmir il binamızda katledildiğini bilmiyor, Deniz Poyraz’ın nasıl oraya korunarak girdiğini bilmiyor olamaz ya da bilmiyorsa bu daha vahim bir şey. Deniz Poyraz, İzmir il binamızın içinde “Onur Gencer” isimli bir cani tarafından hem de Kuzeydoğu Suriye'de eğitim görerek -resimleri var- gelip il binamızı basarak bir katliam yapmak istemiştir ve bunu duruşmada ikrar etmiştir. Demiştir ki: “Daha fazla leş çıkmaması gecikmemden dolayı oldu.” Bunu uzun uzun burada anlatacak sürem yok. Onur Gencer’i bile bilmiyor “Uğur Gencer” diyor.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sataşma mı bu şimdi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Türkiye tarihinde ilk defa bir partinin il binasının basıldığını da bilmiyor olacak herhâlde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, affınıza…

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlamanız için bir kez daha açıyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben, Sayın Elitaş’a olayı bu kadar hafife almamasını söylüyorum ve bu tutumunu kınıyorum öncelikle. (HDP sıralarından alkışlar) Burada, Deniz Poyraz katliamını böyle ifade etmesini… Kesinlikle AKP’nin bu işin neresinde olduğu sorusunu ortaya soruyorum ve yanıt bekliyorum.

Diğeri de torpil ve kayırmacılığı Sayın Elitaş alenen itiraf etti.

BAŞKAN – “HDP yapıyor.” demedi ama.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Torpil ve -bende bunu söyleyecektim de- kayırmacılıkta tabii ki nezaket kuralları işlemiş.” diyor; herhâlde “Emrediyorum, bunları işe alın.” diyecek hâli yok. Bir AKP milletvekili “Bu konuda anlayışınızı ve yardımlarınızı rica ediyorum.” diyor. Evet, torpil ve yancılık nezaket kuralları içinde isteniyor ama sonuçta, sonuçlarını hepimiz biliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, ne oldu?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bir şey olmadı Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Alayınızın çocukları ticaret yapıyor…”

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Düzelttim, düzelttim.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Otomatiğe bağlamış Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Düzelttim, “Geri alıyorum.” dedim, “AK PARTİ’nin kimi üst düzey yöneticilerinin” dedim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Düzeltecek bir şey yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şöyle: Genel Kurulun tamamını söyledikten sonra “AK PARTİ üst düzey yöneticileri” diyerek sataşmaya devam ettiniz.

Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Meclis Başkan Vekili de üst düzey yönetici.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Alayınız” demedim.

BAŞKAN – “Alayınız” dediniz efendim, tutanakları da istedim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Benim itirazım üzerine bir kısmını geri aldın.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Niye? Bizi alt düzey yönetici mi görüyorsun? Biz alt düzey mi oluyoruz? Ben de istiyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Yönetici” dedim Hanımefendi. Yalan mı? Bir sürü… İspatlarız.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sizin tarafsız olmanız gerekmiyor mu Sayın Başkan?

BAŞKAN – Ben tarafsız olarak bunları söylüyorum zaten.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Onun adına karar veriyorsun Başkan.

BAŞKAN – Taraflı söylesem başka şeyler söylemem lazım.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Söylemeden söylüyorsunuz Sayın Başkan.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben, 1974 yılında vergi mükellefi olmuş birisiyim. 4 oğlum var, oğullarımın 3’ü ticaretle uğraşıyor. Hayatımda, askerlik ve milletvekilliği döneminden başka devletten hiç maaş almadım; bütün hayatım ticaretle geçti, alnımın akıyla çalıştım, ne kazandıysam terimle kazandım. Ticaret erbabını böylesine aşağılayabilmek, milletvekilleri çocuklarının babalarının daha önceki mesleklerini devam ettirmelerini…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hiçbir mahzuru yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …onların alın teriyle çalışmalarını hakir görmek inanın çok üzücü bir noktadır.

AHMET KAYA (Trabzon) – Hakir görmüyoruz, gemicikleri söylüyoruz, gemicikleri.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bugün, bu ülkede toplam çalışan sayısı 29 milyon kişi BAĞ-KUR’lular dâhil olmak üzere; geriye kalan 1,5 milyon insan sanayi, ticaret odalarına, Odalar Birliğine kayıtlı; esnaf ve sanatkârlar odalarına kayıtlı yaklaşık 2 milyon 250 bin insan var. Onları da hakir görmek hakikaten üzücü bir nokta.

AHMET KAYA (Trabzon) – Sizin çocuklarınızın gemi filoları…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ben “Onur Gencer” “Uğur Gencer” ismini karıştırdım; ne dediğinizi duyamadım. Sizin, İzmir'deki teşkilatınızda katledilen hanımefendiyle ilgili zaten üzüntülerimizi beyan etmiştik ama ince nokta şu: Onur Gencer, katil mi, katil; katletti mi, etti. Bizim için katilin hiçbir farkı yok. Teröristbaşı da katil, Onur Gencer de katil. Siz, mesela, Eren Şahin'in katilini biliyor musunuz?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Erdal Polat, ben söyleyeyim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Erdal Polat, onu gündeme getirmiyorsunuz, milletvekilimizin oğlunu katleden bir terörist, onun adını bilmiyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) – Eren Bülbül’ün katilinin ismini biliyor musunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Burada, Eren Bülbül'ün katilinin adını biliyor musunuz? Onları gündeme getirmiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bir milletvekilinin, acılı annenin evladını katledenin adını bilmiyorsunuz; bizi, İzmir'deki hanımefendiyi katledenin adını niye bilmiyorsunuz diye rencide ediyorsunuz, eleştirmeye çalışıyorsunuz.

Saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Elitaş.

Sayın milletvekilleri, Birleşime on dakika da veriyorum.

Kapanma Saati: 15.23

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ Parti Grubunun Grup Başkan Vekili Samsun Milletvekili Erhan Usta tarafından, ülkemizde tarımsal üretimin ve çiftçilerimizin desteklenmesi, tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlanması, TMO tarafından yapılan ürün alımlarında Türk çiftçisine güven veren bir politikanın hayata geçirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla , 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3/2/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 3/2/2022 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                                                                                        Erhan Usta

                                                                                                                                                                                                                          Samsun

                                                                                                                                                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

Samsun Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Erhan Usta tarafından, ülkemizde tarımsal üretimin ve çiftçilerimizin desteklenmesi, tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlanması, TMO tarafından yapılan ürün alımlarında Türk çiftçisine güven veren bir politikanın hayata geçirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 3/2/2022 Perşembe günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına Sayın Fahrettin Yokuş.

Buyurun Sayın Yokuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubumuzun ülkemizde tarımsal üretimin ve çiftçilerimizin desteklenmesi amacıyla vermiş olduğu araştırma önergesi hakkında görüşlerimizi sunmak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Türk İslam âleminin de Regaip Kandili'ni kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, verimli topraklara sahip çok önemli bir tarım ülkesidir. Bu potansiyelini artırma imkânları mümkün olan ülkemiz, iktidarın uyguladığı tarım politikaları sonucunda tarım alanlarını kaybeden, çiftçisinin üretimden uzaklaştığı, tarım istihdamı ve tarım üretimi giderek azalan bir sürece sürüklenmiştir. Ülkemizde 2002 yılında 41 milyon 196 bin hektar olan tarım alanı 2020 sonu itibarıyla 37 milyon 762 bin hektara düşmüştür yani yüzde 9 oranında azalmıştır. Aynı şekilde, tarımsal faaliyette kullanılan alan ise 26 milyon 579 bin hektardan 23 milyon 144 bin hektara kadar gerilemiştir, buradaki düşüş ise yüzde 13’tür. Tarım alanlarının azalması tarımsal üretimin de azalması anlamı geliyor. Bu durum da ülkemizi tarım ürünleri ithal eden bir ülke hâline getirmiştir. Toprak Mahsulleri Ofisinin 83. Hesap Dönemi Faaliyet Raporu’na göre 2019 yılında iç alım toplamı 3 milyon 79 bin ton iken 2020 yılında bu miktarın 728 bin 601 tona düştüğü görülmektedir. Burada çok ciddi bir düşüş vardır. Diğer yandan, Toprak Mahsulleri Ofisinin aynı dönemde dış alım toplamının ise 3 milyon 170 bin tondan 4 milyon 827 bin tona çıktığını görüyoruz. İç alımlardaki bu ciddi düşüşü dış alımlardaki artışla izah etmek ülkemiz adına üzücüdür; daha ötesi, bir tarım ülkesi olarak maalesef utanç vericidir. Yine, Toprak Mahsulleri Ofisinin raporuna göre buğdayın alım miktarlarında meydana gelen değişimin aynı şekilde olumsuz yönde gerçekleştiğini görüyoruz. 2020 yılında, iç alımda 384 bin ton buğday alımı yapılırken dış alımda 3 milyon 681 bin ton buğday ithal edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisinin 2020 yılında buğdayda iç alım ortalama fiyatı ton başına 1.634 TL iken dış alımda ton başına 1.841 TL’dir. Allah aşkına, soruyorum: Ton başına 207 lira fazla vererek dışarıdan buğday almak hangi aklın ürünüdür? Demek ki iktidarımız Türk çiftçisinin değil, yabancı çiftçilerin dostu olmuştur. 2021 yılında, Toprak Mahsulleri Ofisi, buğday ithalatı ihalelerinde buğdayın ton başına fiyatını 370 dolara yükseltmiş, buna karşın, Toprak Mahsulleri Ofisi ekmeklik un üreticilerine buğdayı ton başına 200 dolardan satmıştır. Aradaki fark Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından sübvanse edilmiştir. TMO, doğrudan buğday üreticimizi desteklemek yerine daha yüksek maliyetle piyasayı kontrol altında tutmayı tercih etmiştir. Var olan kaynaklarımız Türk çiftçisini desteklemek için de kullanılmalıdır. Bugün ülkemizde yaşanan gıda enflasyonu Türk çiftçisinin yeterince desteklenmemesinin acı bir sonucudur.

Toprak Mahsulleri Ofisi, başta hububat olmak üzere faaliyet alanındaki tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayan, paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin, çağın gerekleriyle uyumlu, tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olmak, faaliyet alanına giren tarımsal ürün piyasalarını düzenleyerek üretici ve tüketiciyi koruyacak tedbirler almak görev ve sorumluluğunda olan bir kamu kuruluşudur ancak bu sorumluluk ve görev anlayışından tamamen uzaklaşmış, Türk çiftçisini desteklemek yerine ithalata odaklanan bir alım politikası uygulamaya başlamıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi, çiftçimizi değil yabancı çiftçiyi kalkındıran bu yanlış politikayı terk etmelidir. Bu uygulamaların sonucunda ise tarımsal üretimimiz sekteye uğramakta, hem çiftçimiz hem üreticimiz mağdur olmaktadır. En kısa sürede, Toprak Mahsulleri Ofisi kuruluş amacına geri dönmeli ve yerli üretimimizi kuvvetlendirmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, içinde devlet bankalarının da bulunduğu Türkiye’deki önde gelen 9 bankamızın oluşturduğu, Kredi Kayıt Bürosunun araştırmasına göre, 28 ilde 1.066 çiftçimizle yüz yüze yapılan Türkiye Tarımsal Görünüm Saha Araştırması verilerinde şu acı gerçek ortaya çıkıyor: 2019 yılında çiftçilerimizin arasında toplam memnuniyet yüzde 36 iken 2020 yılında yüzde 31’e, 2021 yılında ise yüzde 19’a düşmüştür. Bu rakamlar da gösteriyor ki her 5 çiftçimizden 4’ü maalesef memnun değildir. Bu memnuniyetsizliğin sebebi nedir, bu hâle nasıl gelmişiz? Onun da gerekçesi şu: Başta fiyat, alıcı, tahsilat ve depolama sorunlarıdır.

Bu sebeplerle ki araştırma önergemize destek istiyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Bu vesileyle herkesin mübarek Regaip Kandili’ni kutlar; barışa, huzura ve adalete vesile olmasını temenni ederim.

Değerli milletvekilleri, maalesef bu iktidar üretime ve üreticiye düşman bir iktidardır. Bunu bugüne kadar uyguladığı başarısız ve vizyonsuz tarım politikalarında görmek mümkündür. Bir yandan, ortaya koyduğu uygulamalarla çiftçiyi üretimden uzaklaştırırken diğer yandan da tarım alanları her geçen gün tahrip edilmektedir. Ülkede “Toprak Mahsulleri Ofisi” diye bir kurum var. Bu kurumun misyonu “Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyerek üretici ve tüketiciyi koruyacak tedbirler almak.” şeklinde belirlenmiştir. Aslında, AKP’nin ithalat politikasıyla korumak istediği yerli üretici değil yabancı üreticidir, Anadolu gibi bereketli topraklarda buğday ithalatı gerçekleştiriliyorsa üreticiden, çiftçiden yana olduğunu söylemek mümkün değildir. 2015-2020 yılları arasında 32 milyon ton buğday ithalatı gerçekleştirilmiştir. İthalat yapılamaz mı? Tabii ki yapılabilir fakat bu, yerli üreticiyi baskılamak için ya da üretimden koparmak için değil, ihtiyaç durumunda gerçekleştirilmelidir. Bakıldığı zaman, bugün, gıdadaki enflasyon ithalatla baskılanmak isteniyor. İşte bunun en basit örneği: 2002 yılında buğday ithalatına 150 milyon dolar ödenirken, 2019 yılında 2,3 milyar dolar ödenmiştir. TMO’nun 2020 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, yerli çiftçiden toplam 759 bin ton hububat ve bakliyat alınırken Suriye’den 209 bin ton hububat alındığı açıklanmıştır. Siz bu ticareti kiminle yaptınız; kardeşiniz Esed’le mi, IŞİD’le mi, El Nusra’yla mı yoksa ÖSO’yla mı? Sizin oradaki muhatabınız kimdi? Hangi hukuk çerçevesinde bu anlaşmalar yapıldı? Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğunuzu ifade ederken diğer yandan da ganimetçi ve sömürgeci bir anlayışla oradaki bölgeleri ilhak, tarımsal ürünlerini de talan ederek Türkiye'ye getiriyorsunuz. Öte yandan, Suriye’de sadece hububat değil, Afrin’den zeytin gibi tarımsal ürünleri de gasbettiniz. Afrin zeytinlerini Türkiye etiketleriyle İspanya’ya satıyorsunuz. Bu durum, bize İspanya’yla başlayan sömürgeci anlayışı hatırlatmaktadır. 1492 yılında başlayan İspanya sömürgeciliğinin mirasını bugün Türkiye devralmış bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, İspanya, Latin Amerika’daki yerli halkın tarımsal ürünlerini İspanya’ya getirip satıyordu; bugün ise Türkiye, aynı sömürgeci mantıkla Afrin zeytinlerini İspanya piyasasında satmaktadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Bekir Başevirgen.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerine grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle tüm İslam âleminin Regaip Kandili’ni kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidarın tarıma ve hayvancılığa yeterince destek vermemesi sonucunda, bugün, tarımsal üretimde ne yazık ki ithalata muhtaç hâldeyiz. Toprak Mahsulleri Ofisi kendi çiftçimiz yerine yabancı çiftçileri desteklemeye ve zengin etmeye devam ediyor. 2021 yılında buğday, arpa ve mısırın ithalatına Toprak Mahsulleri Ofisi 19,6 milyar lira harcadı. Ekmeklik buğdayın tonunu Arjantinli üreticiden 5.500 liradan alırken yerli üreticiden 2.250 liradan aldı. Dünyada 2 dolar civarında fiyatlandırılan kuru üzüme 13 lira, 4 dolar civarında fiyatlandırılan fındığa 27 lira fiyat verdi. Hazine Bakanlığının verilerine göre, Toprak Mahsulleri Ofisi son on beş yılda 14 milyar liranın üstünde görev zararı yapmış. Fahiş fiyatlarla ithalat yapıp oluşan zararı da halkın vergilerinden karşılamış.

Değerli milletvekilleri, tarımsal girdi maliyetlerindeki artışlar yüzde 300’ü geçmişken iktidarın açıkladığı yetersiz fiyat ve desteklemeler nedeniyle ürünü ederini bulamayan çiftçilerimiz borç batağında inliyor. Çiftçinin borcu maalesef 200 milyar lirayı aştı. Ülkeyi ithalata, çiftçiyi de borca ve hacze mahkûm ettiniz. İki gün önce “müjde” diyerek tarımsal destekleri 3,2 milyar lira artırdınız ancak mazota yapılan 32 kuruşluk zamla bu desteğin 1 milyarını aynı gün geri aldınız. Bugün, 3 milyon 111 bin parsel tarım arazisi 3 trilyon liranın üzerinde bir bedelle bankalarda rehin durumda, 3 Trakya büyüklüğündeki 34 milyon dönüm tarım arazisi maalesef ekilmiyor, 700 bin çiftçimiz üretimden ayrıldı fakat iktidar Sudan ve Nijer’den toprak kiralıyor.

Değerli milletvekilleri, Tarım Bakanı ne diyor? “Paramız var ki ithal ediyoruz.” diyor. Pandemi sürecinde paranız olsa da ithal edemeyeceğiniz gerçeğini hep birlikte yaşadık. İhracat yapıyoruz bahanesiyle ithalatı bırakıp yabancı çiftçiyi değil, kendi çiftçimizi desteklemeliyiz. Tarım Kanunu’na göre çiftçiye verilmesi gereken asgari yüzde 1’lik desteği çiftçimize vermeliyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, ayrıca “Çiftçinin kara gün dostu.” denilen Toprak Mahsulleri Ofisi, depolarındaki ürünü sanayiciye yüzde 1, çiftçiye ise yüzde 8 KDV’yle satıyor. KDV oranlarını hem sanayiciye hem de çiftçiye yüzde 1 oranında uygulamalıyız.

Sonuç olarak, iktidarın yanlış politikaları nedeniyle çiftçi üretemiyor, vatandaş da pahalılıktan tüketemiyor. İktidarın, artık zaman kaybetmeden çiftçi ve üreticiyi destekleyecek politikaları bir an önce hayata geçirmesi gerekmektedir.

Bu nedenle İYİ Partinin vermiş olduğu önergeyi desteklediğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Yunus Kılıç.

Sayın Kılıç, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; Regaip Kandili'nizi kutluyorum öncelikle.

İYİ Partinin, tabii, TMO’yla alakalı birtakım iddiaları var ama özellikle TMO'nun son bir yıldır, pandemi yılında neler yaptığıyla alakalı tekrar bir göz atmalarını kendilerinden istirham ediyorum.

Arkadaşlar, bu regülasyon kurumları; TMO gibi, TÜRKŞEKER gibi, Et ve Süt Kurumu gibi kurumlar aslında piyasada fiyatların kendiliğinden oluştuğu ve üretici lehine oluştuğu dönemlerde normalde piyasada çok gözükmek istemezler, ekonomilerin kendi rayı içerisinde dengesinin buluşmasını beklerler. Fakat geçen yıl, özellikle pandemi yılında girdi maliyetlerinin çok fazla artması, efendim, Türkiye'de kuraklık yaşanması, rekoltelerin düşmesi ve maliyetlerin artmasıyla beraber özellikle kırmızı et sektöründe, beyaz et sektöründe, balıkçılıkta, yumurta sektöründe hatta un sektöründe, makarnada çok ciddi artışlar meydana gelmesi muhtemeldi. TMO bu zamanda kanununda yazmış olduğu yetkiden almış olduğu güçle sahaya girdi, olması gerekeni çok güzel yaptı. Aslında TMO, bu yıl en takdir edilecek icraatları yapan kurumlarımızdan bir tanesiydi ve özellikle yem sanayisini destekledi…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – İthalatı iyi becerdi.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – …et, süt fiyatının artmasını engelledi…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Çiftçiye yüzde 8 KDV veriyorsunuz Başkan.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – …en azından girdi maliyetlerini düşürdü, yumurta sektörünü çok ciddi destekledi…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Yüzde 8 KDV’yle çiftçiye ürün verilmesine ne diyorsunuz?

YUNUS KILIÇ (Devamla) – …ve bunlarda yumurta fiyatlarının belli bir oranda kalmasını sağladı, un sektörünü destekledi. Biliyorsunuz, biz dünyada buğdayı alıp para kazanan ve yurt dışına satan en önemli ülkelerden bir tanesiyiz. Keşke daha fazla buğday ithal edip…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Rusya’dan en fazla ithal eden kim?

YUNUS KILIÇ (Devamla) – …dâhilde işleme rejimiyle ülkemizde katma değere dönüştürüp yurt dışına satabilsek, bunu arzu ediyoruz. Türkiye toplamda 2002 yılından bugüne kadar dâhilde işleme rejiminden 10 milyar dolar çiftçisinin cebine para koymayı becermiştir. Özellikle her dönemde çıkıp anlatıyoruz, Türkiye kendi ihtiyacı için buğday ithal etmiyor, etmiyor, etmiyor, bunu defalarca söylememize rağmen, anlatmamıza rağmen yine “Türkiye kendi ihtiyacı için buğday ithal ediyor.” deyip çıkıyorsunuz buraya. Arkadaşlar, bakın, ben üniversitede hocayım.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Tarım ürünlerinden hep ithalatçı olduk sayenizde.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – Böyle, bir şey anlattıktan sonra cevabı doğru vermeyenleri sınıfta bırakıyoruz, yapmayın etmeyin.

Bir kez daha anlatıyorum ben size: Biz Türkiye’de kendi ihtiyacımız için buğday ithalatı yapmıyoruz, alıyoruz bunu işliyoruz ve yurt dışına satıyoruz. Bakın, TMO’nun bu sektörleri destekleme gayretinden dolayı geçen yıl piyasaya 5 milyon ton ürün vermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYDIN ÖZER (Antalya) – Bu sene gör, bu sene, 2022’de gör, 2022’deki buğdayın rekoltesini gör bakalım, gübresiz üretim yaptı çiftçi.

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – 5 milyon ton ürün vermiştir ve bunun devlete maliyeti 5 milyar liradır ve bu özellikle girdi maliyetlerinin yükselmesinden kaynaklanan piyasayı regüle etmek amacıyla verilen bir destektir.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ya, 3 litre mazot bile yok Başkan, yapma sen bari ya! Sen bari yapma Başkan be!

YUNUS KILIÇ (Devamla) – Bunun sayesindedir ki et fiyatları kontrol altında tutulabilmiştir, beyaz et fiyatları kontrol altında tutulabilmiştir, balık fiyatları kontrol altında tutulabilmiştir.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – 3 litre mazotu bile çok gördünüz çiftçiye.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – Tüketiciyi korumak gibi TMO'nun bir görevi olduğunu unutmayın.

AYDIN ÖZER (Antalya) – Dekara 50 lira para vererek çiftçi desteklenmez.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – TMO’nun sadece üreticiyi değil, lazım olduğu zaman -kanununda sorumluluğudur- tüketiciyi de koruma gibi bir hakkı vardır. Bakın, biz şu anda sizin bu önerinize destek vermiyoruz ama çiftçimize daha geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı, 3,2 milyar lira ilave destek… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – 3 litre mazot alamıyor Sayın Başkan. Sen de biliyorsun ben de biliyorum, aldatmayalım insanları.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – İşte, bunu gübredeki girdi maliyetlerinin yükselmesini karşılamak amacıyla veriyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ne zaman alacak? Ne zaman ödeyeceksin?

YUNUS KILIÇ (Devamla) – Biz önergenize destek vermiyoruz ama çiftçimizi desteklemeye devam ediyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ne zaman vereceksin parayı Sayın Başkan?

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Kaşıkla verip kepçeyle alıyorsunuz. Çiftçi size neler söylüyor, haberiniz yok.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkanım, çiftçi desteği hangi yıl alacak? Bunu söyler misin?

BAŞKAN – İYİ Partinin grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Bir yıl sonra alacak, bak, ne kadar güzel.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bakın, hatip kürsüde hakaret etmedi, sövmedi yani sadece düşüncelerini paylaşıyor. Biraz sabır, biraz müsaade edin ya!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkanım, bana zamanında olmayan desteği ben ne yapayım ki. Ölme eşeğim ölme… 2023’te desteği alacak, 2023; yıl daha 2022.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, 3/2/2022 tarihinde, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve arkadaşları tarafından, enerji krizinde yaşanan sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3/2/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 3/2/2022 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                                                                                  Hakkı Saruhan Oluç

                                                                                                                                                                                                                          İstanbul

                                                                                                                                                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

3 Şubat 2022 tarihinde, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Kenanoğlu ve arkadaşları tarafından verilen 16662 grup numaralı enerji krizinde yaşanan sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 3/2/2022 Perşembe günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Ali Kenanoğlu.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Enerji kriziyle ilgili yaşanan sorun ve bu sorunların ortadan kaldırılması amacıyla vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerinde söz aldım.

Tabii, enerji krizi ilk önce bize şöyle anlatıldı: İran’dan gelen doğal gaz hattında geçtiğimiz günlerde yaşanan teknik arıza nedeniyle Türkiye’ye on gün süreyle doğal gaz verilememesi nedeniyle yaşanan kesintiden kaynaklı olarak bir kriz ortaya çıktı ve bu kriz sadece doğal gazı değil, aynı zamanda elektriği de etkiledi ve çoğunlukla da sanayi tesislerinde yaşanan sorunlara sebep oldu. Peki, İran bu konuda ne diyor yani bu böyle mi? İran da diyor ki: “Böyle bir şey yok. Sadece bir teknik sorun çıktı ve bu, kısa süre içerisinde giderildi. Arkasından, Türkiye tarafında yaşanan bir sorun nedeniyle Türkiye kendisi doğal gazı alamadı.” Yani bizden yapılan açıklama ile İran’dan yapılan açıklama arasında fark var.

Tabii, bu, esasında yaşanan bu krizi ortaya çıkartan bir gerekçe olarak sunuldu ve ciddi anlamda bir kriz olduğu ortaya çıktı. Peki, bu krizin gerçek sebebi neydi? Krizin gerçek sebebi, aslında depolardaki doğal gazın yaz aylarında tüketilmiş olması ve kışa girerken herhangi bir hazırlık yapmadan, depoların boş bir şekilde ya da azaltılmış bir şekilde kış aylarına girilmesi ve yoğun bir kış etkisi de bu krizin yaşanmasına neden oldu. Esasında, tümüyle, bir öngörüsüzlükten kaynaklı bir durumla karşı karşıyayız. Peki, bununla ilgili olarak biz ekim ayında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonunda bir görüşme yapmışız. O zaman Komisyon Başkanı Sayın Elitaş’tı ve bu görüşmelerde Türkiye’nin, daha doğrusu BOTAŞ’ın doğal gaz alımlarını spot piyasadan alabilmesi için de bir kanun teklifi düzenlemesi vardı ve bu görüşmelerde sürekli şu ifade edilmiş bütün muhalefet milletvekilleri tarafından: “Uzun süreli anlaşmalar bitiyor. Buna karşı bir tedbiriniz var mı? Bu kış geliyor, ülke doğal gaz kesintisi ya da sıkıntısı yaşayacak mı? Bir enerji kriziyle karşı karşıya kalacak mı?” Bu BOTAŞ Genel Müdürü açıklama yapıyor Komisyonda ve “Tam da bu sebeple, tam da bizim yapmış olduğumuz bu öngörü nedeniyle bu kanunu çıkartıyoruz ve bu kanun değişikliğiyle beraber biz spot piyasadan daha ucuza doğal gaz alacağız; o nedenle biz bu yasayı istiyoruz.” diyor ve yasa çıkıyor buradan. Ancak görüyoruz ki, ya, işte bu liyakatsizlik, bu öngörüsüzlük tam da onların söyledikleri gibi değil, tam tersi bir şekilde Türkiye’deki enerji krizine sebep oluyor, depolar boşaltılıyor ve oradan kaynaklı olarak da bir enerji krizi yaşanıyor.

Şimdi, tabii, doğal gaz sorunu, doğal gazla ilgili değil. Doğal gaz sorunu aynı zamanda elektriği de etkileyen bir sorun çünkü Türkiye’deki elektrik üretiminin yüzde 32,37’si doğal gaz üzerinden yapılıyor, doğal gaz üzerinden yani doğal gaz kullanılarak elektrik üretimi yapılıyor. Tabii, buradan kaynaklı olarak da bütün sanayi tesislerinde -önce kesintiler yaşanıyor- üretimde azaltmalar yaşanıyor ve arkasından da kesintiler yaşanıyor.

Şimdi, bütün bunlar burada kalacak gibi değil yani tedbirlerin alınmaması hâlinde ve… Bu spot piyasada da BOTAŞ’ın anlattığı gibi de gitmiyor işler, demek ki öyle ucuza falan da alamıyorlar ya da tam da ortada kalabilecekleri sonuçlarla da karşılaşabiliyorlar. Buradan kaynaklı olarak da önümüzdeki günlerde eğer tedbirler alınmazsa ciddi bir şekilde elektrik kesintisiyle de karşı karşıya kalınabilir, doğal gaz kesintisiyle de karşı karşıya kalınabilir.

Burada, hatipler kürsüye çıktıkları zaman ne kadar enerji arzlarının olduğunu, enerjide verimliliği ne kadar artırdıklarını hep ifade ediyorlar ancak bütün bunların hepsinin bir balon olduğu, bir yalandan ibaret olduğu da yaşanılan gerçeklerin, hakikatlerin ortaya çıkmasıyla birlikte görülüyor.

Şimdi, tabii, bunun karşısında ne diyor iktidar ve yandaş medya? “Doğal gaz sıkıntımız yok, Tuz Gölü’nün altında stoklarımız var.” diyor AKP Genel Başkanı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – İşte, zaten sorun şu: O stokları yazın tüketiyorsun ve kışa girerken bunun tedbirini almadığın için de bu sorunlarla karşılaşıyorsun.

Şimdi, yandaş basın da bu işi başka türlü anlatıyor: “Şu kadar metreküp doğal gazımız var ve bu bütün hanelere yetecek.” şeklinde anlatıyor. Peki, hanelere yetecek de sanayi tesisleri ne olacak, elektrik üretimi ne olacak; bütün bunları hesaba katmıyorlar ve buradan kaynaklı olarak da yaşadığımız enerji kriziyle karşı karşıya kalıyoruz. Tabii, bunun tedbiri nedir ya da yapılması gereken nedir? Öncelikle bu tek adam rejiminden kurtulmaktır bunun tedbiri. Çünkü tek adam rejimi olduğu sürece öngörüsüz, liyakatsiz kadrolarla bu işler yürütülüyor ve tedbirler alınmadan da böyle duvara toslanıyor. Netice itibarıyla, bu sonucu da hep beraber değiştireceğiz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına Sayın Ayhan Erel.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Türk İslam âleminin Regaip Kandili’ni kutluyor; zor günlerden geçen ülkemize huzur, barış ve bereket getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Yeni yıla doğal gaza evlerde yüzde 25’e, iş yerlerinde yüzde 50’ye; elektriğe yüzde 125’e kadar gelen zamla uyandık. Memura, işçiye, emekliye, asgari ücretliye yapılan artışlar bir gecede eridi, gitti. Dağıtım şirketleri de bu zamları hemen uygulamaya koyarak ilk faturalara yansıttı. Genel Kurulun olmadığı geçtiğimiz hafta, seçim bölgem Aksaray’da önümüze çıkan her vatandaş hayat pahalılığından, özellikle elektrik ve doğal gaz faturalarındaki artıştan dolayı hayatlarının kendilerine zindan olduğunu feryat ve figan içinde haykırıyorlar.

2.500 lira emekli maaşı alan vatandaş elektrik, doğal gaz, su faturasının yaklaşık 1.000 lira olduğunu, 800 lira da kira verdiğini, torunlarının kendisini ziyarete geldiği günlerde torunlarının cebine koyacak harçlık olmadığı için evden ayrılmak zorunda olduğunu büyük bir üzüntüyle ifade ediyor.

Yine, Sayın Cumhurbaşkanının muhtarların asgari ücret altında ücret almasına vicdanının razı olmadığını duyduklarında, Sayın Cumhurbaşkanının o güzel vicdanının biraz da emeklilerinin durumunu dikkate almasını ve emekli maaşlarını da en az asgari ücret kadar yapmasını arzuladıklarını ve kendilerini Sayın Cumhurbaşkanının vicdanına havale ettiklerini beyan ettiler. Vatandaşlar “Artık bizi elektrik çarpmıyor, elimize aldığımız elektrik faturaları çarpıyor. Üzerine bir de doğal gaz faturası geldiğinde yıldırım çarpmışa dönüyoruz. Ancak zamanında veya erken yapılacak seçimde, biz de AK PARTİ'yi elektrik çarpmışa döndüreceğiz.” diyorlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç gün boyunca yapılan elektrik kesintileri özellikle organize sanayi bölgesindeki fabrikaları çok zor durumda bırakmıştır. Daha önce taahhüt ettikleri tarihte teslim edilmesi gereken malları kesinti nedeniyle teslim edemediklerinden maddi ve manevi kayıplara uğramışlardır. Yapılan araştırmalarda, elektrikte ülkemizde bir saatlik kesinti 18 milyon Türk lirası kayba, zarara neden oluyor. Kesintiler hem üretime hem de ihracatımıza zarar vermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

AYHAN EREL (Devamla) – Aksaray Organize Sanayi Bölgesi’nde orta ölçekli bir işletme sahibiyle yaptığımız görüşmede, daha önce işletmesine gelen 8 bin liralık doğal gaz faturasının 41 bin liraya, 22 bin liralık elektrik faturasının 48 bin liraya yükseldiğini, girdilerin çok arttığını, bu girdiler nedeniyle artık üretimden vazgeçmek zorunda kalacağını ifade ediyor. Önümüzdeki yıllarda, doğal gazda ve elektrikte bu kesintilerin olmaması ve sanayinin, vatandaşımızın mağdur olmaması adına bu araştırmaların yapılarak bu tür sıkıntıların önüne geçilmesi de bizim arzumuzdur diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Ahmet Kaya. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ekranları başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı ve Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, AKP iktidarı döneminde cumhuriyet tarihimizin en büyük yolsuzluklarını yaşadık ve yine AKP iktidarı döneminde cumhuriyet tarihimizin en büyük hukuksuzluklarını yaşadık, adaletsizliklerini yaşadık, en büyük talanlarını yaşadık ve en büyük zamlarını yaşadık. Şimdi de cumhuriyet tarihimizin en büyük enerji krizini yaşıyoruz. Kriz diyorum çünkü gerçekten de bu ülke kurulduğu günden bugüne organize sanayi bölgelerinde enerji kesintisi yapıldığını ben hatırlamıyorum, bilmiyorum hatırlayan var mı?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yok.

AHMET KAYA (Devamla) – Bu oranda bir kesintinin yapılmadığını biliyoruz ve Sayın Genel Başkanımız yaptığı bir konuşmada kara kışın geleceğini, enerji sıkıntısının, enerji kesintilerinin olabileceğini öngörerek AKP Grubunu uyarmıştı. Grup Başkan Vekillerimiz, milletvekili arkadaşlarımız defaatle bu konuda uyarılarını yaptılar ama bu uyarılar maalesef dikkate alınmadı. Eğer bu uyarılar dikkate alınmazsa, böyle devam ederse arkadaşlar, endişemiz odur ki bu kriz bir buhrana dönüşecek, bundan endişe duyuyoruz.

Değerli arkadaşlar, sanayi bölgelerinde, organize sanayi bölgelerinde yapılan kesintiler sonrasında Trabzon Arsin Organize Sanayi Bölgemize gittim, orada sanayicilerimizle görüştüm. Sanayicilerimizin en büyük sıkıntısı belirsizlik, bunu ifade ettiler, belirsizliğin kimyalarını bozduğunu ifade ettiler ve ihracat planlarının olduğunu ama önlerini göremedikleri için bu planları yapamaz olduklarını ifade ettiler ve “Bu şartlarda, bu yönetim altında, bu liyakatsiz kadroların yönettiği ülkede biz dünyayla nasıl rekabet edeceğiz?” diye haklı bir soru sordular.

Evet, vatandaşlarımızla görüştüm; dükkânları, esnafları ziyaret ettim. Ziyaretimde birçok dükkânda esnafın elektriklerini kapatmış olduğunu, ısıtıcılarını kapatmış olduğunu, lambaları yakıyorsa da belli yerlerin lambalarını yakıp kendince tasarruf tedbirleri uyguladığını gördüm.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – İyi, güzel bir şey bu.

AHMET KAYA (Devamla) - Evlerde vatandaşımız battaniyelerin altında montuyla, hırkasıyla oturur oldu.

Tabii, arkadaşımız “Güzel bir şey.” diyor, onların öyle bir derdi yok. Trabzon dönüşü yolda gelirken videosunu da paylaştım, sarayın oradan geçti yolum, sarayın ışıkları ışıl ışıl yanıyordu; saray rejiminin, o rejimi destekleyenlerin böyle bir derdi, sıkıntısı yok tabii, onların tuzu kuru. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

AHMET KAYA (Devamla) - Ama vatandaş bu zor günlerde, bu sıkıntılı günlerde “Faturamı nasıl ödeyeceğim?” diye kara kara düşünüyor.

Bakın elimde bir doğal gaz faturası var bir vatandaşımızın. 3 kişilik bir aile, 926 lira doğal gaz faturası gelmiş. 2.500 lira emekli maaşıyla geçinen bir aile “Ben bu maaşla bu faturayı nasıl ödeyeceğim?” diye kara kara düşünüyor.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Devlet ne kadar destek vermiş ona Ahmet Bey?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Göster, göster.

AHMET KAYA (Devamla) – Şimdi, bakın, faturadaki tüketim bedeli 784 lira 70 kuruş, KDV 141 lira 25 kuruş. Ya, en azından bu zor günlerde vatandaşımızdan bu KDV’yi almayarak vatandaşımıza bir destek olamaz mıyız, bunu yapamaz mıyız? (CHP sıralarından alkışlar) Bir önerge verdik, reddettiniz arkadaşlar. Bir kere de şu milletin, memleketin hayrına elinizi kaldırın. Maalesef bunu yapmıyorsunuz ama buradan bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Sabredin, dayanın diyorum; dayan kardeşim, dayan; dayan milletim, dayan; geliyor gelmekte olan.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Ziya Altunyaldız.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – İsteksiz geldiniz Ziya Bey.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Yok, gayet iyiyim.

Değerli arkadaşlar…

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Ben de olsam istekli gelmem oraya.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ne diyeceksin?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Öncelikle, konuşmacı arkadaşların sözleriyle ilgili şunu söyleyebilirim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ne diyecek?

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – “Sizden hiç elektrik alamıyorum.” diyebilir.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, insan unutmakla malul.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Elektrik faturası sana da geldi Sayın Vekil.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – O yüzden, geçen konuşmamda da ifade etmiştim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Elektrik faturası unutulur mu Sayın Başkan?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Programlı kesintileri AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde bitirdik.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Belli.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – O yüzden, yirmi yıldır böyle bir şey olmadığı için bunu unutmanızı doğal karşılıyorum.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Yaparsa AK PARTİ yapar!

AYDIN ÖZER (Antalya) – Organize sanayiden bahset.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – O yüzden şunu özellikle ifade edeyim ki…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Yaparsa AK PARTİ yapar! Yaparsa AK PARTİ yapar!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, biz, sanayiyi, endüstriyi…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Kuyrukları da getirdiniz, kuyrukları; kuyrukları da getirdiniz, her şeyi getirdiniz.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – …üretimi, hane halklarını, bireyleri hiçbir zaman enerjisiz bırakmadık ve bundan sonra da bırakmayacağız inşallah. (CHP sıralarından gürültüler)

AYDIN ÖZER (Antalya) – OSB’ler ne oldu, OSB’ler?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Sadece, geçende de ifade ettiğim gibi -konuşmacının biraz önce ifade ettiği gibi değil olay- İran tarafından bizzat yazılı bir şekilde verilen, iletim hatlarında ortaya çıkan arıza nedeniyle bir süre gaz akışının durdurulacağına dair çok net bir yazı ve ifade var.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Vekil, bununla ilgili ne diyorsun? Buna bakacaksın, buna. Bak, buraya bak, buraya; vatandaşın hâli bu.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Bunun aksini ifade etmek doğruyu söylememektir; o yüzden, bunu, doğruları ifade etme adına, hepinizin bilmesi adına ifade etmek durumundayım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Depolardaki gazı ne yaptınız, kullandınız mı? Ona bir cevap verin.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Allah’tan korkun, kuldan utanın ya!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Diğer taraftan, değerli arkadaşlar, özellikle -geçen konuşmamda da ifade ettim- biz hane haklarıyla ilgili her türlü tedbiri aldık.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ne aldınız ya? Millet üretim yapamıyor.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Doğal gazda 4 liranın 3 lirasını kamu kaynaklarından karşılıyoruz ve sadece 1 lirasını vatandaşlarımız ödüyor.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Doğal gazın mı?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Maliyetlerden bahsediyorum.

Elektrikte 4 liranın 2 lirasını kamu kaynaklarından karşılıyoruz ve sadece 2 lirasını vatandaşlarımızdan tahsil ediyoruz.

SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Bu faturalar neden asgari ücretin yarısında?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – 2,1 milyon aileye de kamu bütçemizden ayrıca destek veriyoruz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Senin faturan ucuza mı geliyor?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Şunu ifade edeyim, biz şunu yaptık değerli arkadaşlar: Her türlü tedbiri alarak arz çeşitliliğini, kaynak çeşitliliğini sağladık; yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı büyüttük ve bugün dünyada 12’nci, Avrupa’da 5’inci sıradayız.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ya, Sayın Vekilim, şu faturayla ilgili bir şey söylesene lütfen. Şu faturayla ilgili bir şey söyle be! Mübarek günde şu faturayla ilgili bir şey söyle. Razı mısın bu faturaya? Vicdanın rahat mı bu fatura için?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Önümüzdeki dönemde bu çalışmalarımız aralıksız devam edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bakü-Tiflis-Erzurum, Türk Akımı ve TANAP gibi çok özgün projelerle ülkemize boru hatlarıyla gaz teminini sağladık. FSRU ve LNG terminalleriyle kaynak çeşitliliği ilkemiz çerçevesinde çeşitlendirmeyi sağladık.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, razı mısınız bu faturaya?

AHMET KAYA (Trabzon) – Dışarıya bağımlıyız, yenilenebilir enerjiyle ilgili adım atın.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Ayrıca, Silivri ve Tuz Gölü depolama kaynaklarımızla da yine ülkemizin gaz tedarikini teminat altına aldık.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ya, doğal gaz boruları bizden geçiyor, doğal gaz yok, nasıl iştir bu?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Şunu ifade edeyim: Gaz depolarımızdaki gazın yazın bitirilmesi diye bir şey söz konusu değil, bu bilgi eksikliğidir değerli arkadaşlar. Gaz depolarımız dolar ve boşalır.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Borular bizden geçiyor ama doğal gaz yok.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Yani orada depolanır, tekrar verilir yani geri üretim şeklinde tekrar depolanır.

AHMET KAYA (Trabzon) – Olan millete oluyor, olan sanayiciye oluyor.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Dolayısıyla, oralar işleyen mekanizmalardır ve şunu söyleyeyim…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Siz kestiniz mi kesmediniz mi?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – 2023 yılı itibarıyla gaz depolarımızda 10 milyar metreküpe uluşacağız ve günlük akışlar da aralıksız devam edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ya, hikâye anlatmayın, yeter artık. Hikâyeye milletin karnı tok Sayın Vekilim, gerçek bu.

BAŞKAN – Sayın Altunyaldız, teşekkür ederim.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

O yüzden, değerli arkadaşlar, şundan emin olun: Elektrikte, doğal gazda, ülkemizin tedarik güvenliğini sağladık ve kesintisiz sağlamaya devam edeceğiz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Vekilim, gerçekler bak, bu.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altunyaldız.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ziya Bey, gerçek bak, fatura.

BAŞKAN – Evet, Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, öneriyi okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel ile Grup Başkan Vekili Sakarya Milletvekili Engin Özkoç tarafından, temel mal ve hizmetlere yapılan zamların geri alınması ve bu zamlar karşısında ezilen vatandaşların gelirlerinin reel olarak arttırılması amacıyla 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 3/2/2022 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                                                                                       Engin Altay

                                                                                                                                                                                                                          İstanbul

                                                                                                                                                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından temel mal ve hizmetlere yapılan zamların geri alınması ve bu zamlar karşısında ezilen vatandaşların gelirlerinin reel olarak artırılması amacıyla 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (3151 sıra no.lu), diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 3/2/2022 Perşembe günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Ednan Arslan konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA EDNAN ARSLAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Kurulunuzu saygıyla selamlıyorum.

Benden önceki, Adalet ve Kalkınma Partili hatibi dinlerken dehşete kapıldım. Sanki bu ülkede hiçbir kriz yokmuş gibi, ekonomik kriz yokmuş gibi, insanlar elektrik faturalarından dolayı “Covid değil, elektrik faturaları öldürdü." diye camlarına “devren kiralık” “devren satılık” diye ilanlar asmamış gibi, doğal gaz faturaları bu ülkede hiç fahiş gelmiyormuş, insanlar, 80 yaşındaki insanlar ceketlerini giymiş, “Ya, doğal gazı yakamıyorum, o yüzden üşümeyeyim." diye sokaklarda dolaşmıyormuş gibi bir manzara çizdi. Buna ancak ve ancak “El insaf!” denir, başka da bir şey denmez.

Ülkemiz derin bir ekonomik krizin içerisinde ve maalesef, bu derin ekonomik kriz bu tek adam rejimi sonlanmadan da bitecek gibi gözükmüyor. (CHP sıralarından alkışlar) 1 Temmuz 2021 tarihinden bu yana değişmeyen elektrik fiyatlarına yılın son gününde... Ya, insanlar evinde oturuyor -2021 kötü geçti, pandemi var, ekonomik kriz var- iyi bir şeyler umut etmek istiyor. İnsanların umutlarını bile karartacak şekilde bir zam yaptınız ve bu zamla maalesef, insanlar şu an kara kara düşünüyor.

2021 yılında yapmış olduğunuz zamların tamamı şudur: Konutlarda yüzde 72 ila yüzde 159; ticarethanelerde, sanayi kuruluşlarında yüzde 159; tarımsal sulamada yüzde 121. Elektriğe zam demek, enerjiye zam demek, iğneden ipliğe her şeye zam demektir. Bu zamları yaptığımız zaman, ortaya hemen bir kurum çıkıyor, EPDK; bu özel şirketleri hemen koruma altına alıyor ve çıkıp ne diyor bize? Diyor ki: “Dünya spot piyasalarında artan kömür fiyatları ve doğal gaz fiyatlarından dolayı mecburen bizler de zam yaptık. Kömür fiyatlarına 5 kat, doğal gaz fiyatlarına 10 kat zam geldi.” Ama maalesef gerçek bu değil. Evet, kömür fiyatları bir dönem 70-80 dolarlardan 240 dolarlara çıktı ama 2021 yılını 150-170 dolar bandında kapattı yani 5 kat değil, 2 kat bir artış söz konusudur. Benzer bir şekilde, doğal gaz fiyatları da biraz artmış, 2,5 kat civarında ama son düzlükte ise 2021 yılındaki toplam artış 10 kat değil, 1,4 kattır. EPİAŞ yani enerjinin borsası ne diyor? Elektrik satış fiyatlarını belirlerken 1 kilovatsaat elektrik için “100 kuruş” diyor. Ocak ayında en yüksek bedel için ne diyor? “134,5 kuruş” diyor. Yaptığınız zamlar maalesef bunların çok çok üstündedir. Peki, bu da şirketleri kollamak değildir de nedir?

Cumhurbaşkanı, en son Kabine toplantısından sonra çıktı “Bu fahiş elektrik fiyatlarıyla ilgili bir düzenleme yapacağız. 150 kilovatsaat olan ilk kademeyi 210 kilovatsaate çıkaracağız.” dedi ve bu, vatandaşların faturalarında sadece ve sadece 41 liralık indirimdir. Yani faturanız 500 liraysa da bin liraysa da sadece ve sadece 41 liralık bir indirim yapılacak. Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı fahiş faturalardan bahsediyor. Ya, el insaf, yani ilkokul düzeyinde matematik bilen ve biraz vicdanı olan insan bu zamları yapmadan önce bir hesap yapar, faturaların bu kadar yüksek geleceğini öngörürdü. (CHP sıralarından alkışlar) Bu öngörüsüzlüğünüz millete ağır faturalara mal olmaktadır.

Şimdi, 41 lira indirdiniz; peki, ocak ile şubat ayında 38 milyon konut abonesi var, hesapladığınızda 1,6 milyar TL bu şirketlerin cebine girdi. Peki, şubat ayı faturalarında bu şirketlerin cebine giren 1,6 milyar TL’yi vatandaşlarımıza iade edecek misiniz? Bunu soruyoruz buradan.

Bir de, tabii, şöyle bir şey var: Vatandaşa geldi mi suspus ama şirketlere geldi mi onları korumak adına şahin kesilen EPDK, Elektrik Üretim AŞ'nin yani bu milletin vergileriyle kurulmuş olan elektrik santrallerinden üretilen elektriğin kilovatsaatini 31,86 kuruştan bu tedarik ve dağıtım şirketlerinin satın alması kararı aldı. Yani bu şirketler benim ürettiğim, benim vergilerimle oluşturulmuş, kurulmuş santrallerdeki elektriği 31,86 kuruştan bana satın alacak, sonra gelecek benim sanayicime 2,22 liradan satacak, konut abonesine 2,06 liradan satacak, 5-6 kat üstüne katarak gelir elde edecek. Ya, bunu neden yapar bir ülke, niçin yapar bir ülke?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EDNAN ARSLAN (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

EDNAN ARSLAN (Devamla) – Bakın, ülkemiz tarımsal sulamada 10 milyar kilovatsaat elektrik tüketiyor. Bu Elektrik Üretim AŞ marifetiyle bu dağıtım şirketlerine 60 milyar kilovatsaat elektrik satıyoruz. Ya, biz neden çiftçimize tarımsal sulamada kullanması için bu elektriğin kilovatsaatini 31,86 kuruştan vermiyoruz? Neden yapmıyoruz bunu? Bunu yapmamamız için herhangi bir neden var mı; eğer bu şirketleri kollamaktan başka bir gerekçemiz yoksa? Bakın, Ocak 2022’de bir ailenin asgari düzeyde elektrik, doğal gaz, su, internet ve telefon giderleri yaklaşık 1.025 lira yani asgari ücretin dörtte 1’i. 230 kilovat elektrik kullanan, 89 metreküp doğal gaz kullanan ve ayda bir sefer 50 litre benzin alan bir kişinin aylık faturası 2022 yılında 541 lira artmıştır. Bu gerekçelerle, bu önergenin desteklenmesini diliyor, yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Arslan, süreniz tamamlandı.

İYİ Parti Grubu adına Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin elektrik, doğal gaz ve akaryakıt ürününe zam yapılmasıyla ilgili vermiş olduğu Meclis araştırma önergesi üzerinde söz aldım. Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mıza göre, yönetim erkinin vatandaşı ve tüketiciyi koruması gerektiği açıkça belirtilmesine rağmen iktidar ne yapmakta? Halkın cebinden alıp dağıtım şirketlerinin kasasına koyma alışkanlığına devam etmektedir. İki üç yıldır enerji sektörünün uluslararası borçlarını finanse etmek üzere değişiklik yaptınız. Üstüne bir de bu şirketlerin kamuya olan yükümlülüklerini ya ertelediniz ya da affettiniz. Kısaca, vatandaşlarımızın cebinden şirketlere sermaye transferi yapmaya devam etmektesiniz. En son yapılan zamların sosyal patlamalara da neden olabileceğini neden görmemekte ısrar ediyorsunuz? İktidarınızda dağıtım bedeli özelleştirmelerden sonra yüzde 500 artmış, enerji bedeli yüzde 480 artmış; bunlardan alınan vergiler de birinci kademe mesken için yüzde 240, ikinci kademe mesken için yüzde 425 artmış. Son olarak, iktidar 1 Ocak 2022 sabahı elektrik üretimi için kullanılan doğal gaza yüzde 15, konutlarda yüzde 25, sanayide yüzde 50 zam yaptı.

İktidarınızda başkan dayanmayan TÜİK, bugün enflasyon rakamlarını -tüketici enflasyonunu yüzde 48,69; üretici enflasyonunu yüzde 93,53 olarak- açıkladı. Bu, yirmi yılın en yüksek enflasyonu. Fakat vatandaş çarşı, pazar; elektrik, doğal gaz faturalarına bakıyor, bu rakamı gerçekçi bulmadığını da ifade ediyor.

ENAG ise enflasyonu yüzde 114,87 olarak açıkladı. Vatandaşın enflasyonu işte bu. Vatandaş 2018 yılında mazotu 5 lira 65 kuruştan, 2022 yılında mazotu 14 lira 34 kuruştan; 2018 yılında yine benzini 6 lira 28 kuruştan ve 2022 yılında da 14 lira 53 kuruştan alıyorsa vatandaşın enflasyonu yüzde 114,87’dir. Siz gizleseniz de enflasyonu düşük gösterseniz de milletimiz zamlardan bunaldı, “Artık yeter!” diye bağırmakta.

Evet, İYİ Parti olarak biz Anadolu’nun her köşesinde dert dinliyoruz. 20 metrekare döner dükkânı olan bir esnafımızı ziyaretimizde, oturacak bir masası olan, paket servisi yapan dükkânında elektrik faturasını çıkarttı, ocak başında, daha zamlı tarife uygulanmadan önceki elektrik faturası 1.250 Türk lirası, doğal gaz faturası da 1.200 küsur lira.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) – 6 kişi çalıştırırken hepsini işten çıkardığını, eşini ve oğlunu çağırdığını, kendisinin de 55 yaşından sonra motosikletle kuryelik yapmaya başladığını feryat ederek anlattı. Bu yalnızca bir örnek, yüzlercesini dinliyoruz. Sizler duyun diye anlatıyoruz. Özellikle, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin başladığı 2018 tarihinden itibaren, başta elektrik, akaryakıt ve doğal gaz fiyatlarında yapılan zamlarla milletimizi isyan etme noktasına getirdiniz. Tekrar belirtiyorum, Meclis araştırma önergesini desteklediğimizi ifade ediyorum.

Sözlerime son vermeden, milletimizin Regaip Kandili’ni kutluyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Mahmut Toğrul.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de Genel Kurulu, ekranları başında bizleri izleyen sevgili halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Şimdi anlatacaklarımda tabii, AKP’li sözcüler biraz sonra çıkacak buraya, diyecekler ki: “Biz Avrupa’nın, hatta dünyanın en ucuza enerji sağlayan ülkesiyiz. Aslında halkımızın ödeyeceği 4 liranın 3’ünü biz ödüyoruz –sanki babalarının cebinden ödüyorlar- 1 lirasını halkımızdan alıyoruz.” Ama gerçek öyle değil. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi yaşanıyor değerli arkadaşlar. Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönem böyle olmadı. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor; ısınamıyor, barınamıyor, aydınlanamıyor ve en asgari giderlerini karşılayamıyor. Bakın, elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki son artışlar artık herkesi etkilemiş durumda. Sadece son bir yılda elektriğe birinci kademede yüzde 72,5 zam, ikinci kademede yüzde 161,1 olmak üzere ortalama yüzde 88,5 zam gelmiş. Yine, konutlarda kullanılan doğal gaza yüzde 42,3 oranında zam yapılmış. Benzin fiyatları yüzde 101,3 artmış, motorin fiyatları ise yüzde 121,2 oranında artmış. Vatandaş şu anda elektrik ve doğal gaz faturalarını ödeyemiyor, veryansın ediyor.

Bakın, Bingöl’de sizin için bir sergi açılmıştı, elektrik faturaları sergisi. Vatandaş isyan ediyor, diyor ki: “TEDAŞ zulmüne hayır. Ülkede soygun var.” Ama siz maalesef bir algı yaratıyorsunuz ve bu algıya önce kendiniz inanıyorsunuz, sonra da halkın inanmasını bekliyorsunuz. Halk bire bir yaşıyor, bire bir bunun sorumluluğunu taşıyor.

Bakın, sayın vekiller, siz, asgari ücrete yüzde 50 zam yaptınız. Sadece doğal gaza, elektriğe, suya gelen zamlara baktığınızda yüzde 100’ler seviyesinde. Verdiklerinizi daha yılın ilk bir ayında aldınız. Asgari ücretliler böyle de emeklilerin durumu daha vahim. Siz, emekliye yüzde 26 zam yaptınız ama en temel girdilere, doğal gaz, elektrik, su gibi girdilere ise yüzde 100’leri aşan zamlar yapıldı. Bakın, bu gelen zamlar her şeye yansıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Tarıma yansıyor, sanayiye yansıyor, hane halkına yansıyor. Siz istediğiniz kadar güzelleme yapın. Biraz sonra sözcünüzü dinleyeceğiz, ben hiç şaşırmayacağım çünkü gerçekten artık halkın karşısında siz utanma duygunuzu yitirmiş durumdasınız ve bir algıyı yaratıp kendiniz o algıya inanıyorsunuz, halkın da inandığını sanıyorsunuz. İnanın, en kısa zamanda halk sizi götürecek. Artık bunun farkına varın ve halkın temel girdilerinin en azından bir kısmının bu zor dönemde karşılanması için ailelere hane halkı yardımını bir an önce çıkarın.

Gelin, bu araştırma önergesini hep birlikte destekleyelim ve halkımızı bir nebze olsun rahatlatalım diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Taner Yıldız.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Bugün idrak edeceğimiz Regaip Kandili’nizi tebrik ediyorum. Üç aylarınızla beraber sağlık, sıhhat içerisinde hep beraber iyi bir yaşam sürmemizi temenni ediyorum.

Bazı gerçeklerden bu kısa süre içerisinde kısaca bahsedelim diyorum. Dünyada ekonomiler globalleşiyor, politikalar ulusallaşıyor. Özellikle enerji sektörü açık pozisyonun en önemli olduğu sektörlerden bir tanesidir, tehditler ile fırsatların beraberce yönetilmesi gereken bir sektördür ve paradoksları yönetmeniz gereken bir sektördür. Her birine çok kısa örnekler vereceğim. Mesela, üretici sizin, vatandaş sizin, çiftçi sizin, esnaf sizin. Üretici için daima ucuz, tüketici için daima pahalı olan bir kalemden bahsediyoruz; elektrik fiyatları, doğal gaz fiyatları; et böyle, süt böyle, yumurta böyle. Ama üretici de sizin yani öyle bir fiyatlama yapmanız lazım ki o fiyatlamadan Türkiye’de yapılan her türlü yatırım -özel veya kamu ayırımı yapılmaksızın- mutlaka vatandaş tarafından tarife yoluyla finanse edilen yatırımlardır. Modeliniz ister işletme hakkı devri olsun, ister yap-işlet olsun, ister yap-işlet-devret olsun, ister bir finansman modeli olsun, her biri mutlaka vatandaş tarafından tarifeyle finanse edilen bir yatırımdır.

Türkiye, büyüyen bir ülke ama enerji sektörü Türkiye'nin büyüme hızından daha hızlı büyüyen bir sektördür. Doğal gazda geçen yıl yüzde 23 tüketim, elektrikte ise yüzde 8 tüketim büyümesi oldu ve öyle bir metayla karşı karşıyasınız ki azının çok zarar ama çoğunun da az zarar olduğu bir kalemi üretmek zorundasınız. Aynı Türkiye’de son yirmi yıl içerisinde doğal gazın tüketilmediği için “take or pay” dediğimiz “al ya da öde” kalemleri yükümlülüklerinde beş yıl boyunca kullanmayıp da aldığı doğal gaz olmuştur. Şimdi, o yüzden diyorum ki bunun azı çok zarar, çoğu da az zarardır yani öyle bir paradoks yönetmek zorundasınız.

Pandemiyle beraber dünyadaki bütün arz ve talep dengeleri bozuldu arkadaşlar. Türkiye’de sekiz bin yedi yüz kırk saat içerisinde öyle enerji çeşitlendirmesi yapmanız lazım ki bunun içerinde kırk saat enerji kesintisi bile olsa sizin sekiz bin yedi yüz saatlik yaptığınız imalatların her biri tartışılır, hâle gelir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

TANER YILDIZ (Devamla) – O yüzden, çok fazla kalem var ve ben, Grup Başkan Vekilimizden ve arkadaşlarımızdan, bu tehditleri, fırsatları, bu SWOT analizlerini beraberce değerlendirebileceğimiz, daha geniş bir zamanda bunların tartışılabileceği bir ortam talep ediyorum.

Her birinize sevgiyle saygıyla arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Kabul edin o zaman! Kabul edin!

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi oylarınıza….

III.– YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi oylarınıza sunacağım ama öncesinde bir yoklama talebi vardır, önce onu yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Aygun, Sayın Kaya, Sayın Başarır, Sayın Köksal, Sayın Kaya, Sayın Gündoğdu, Sayın Özer, Sayın Özcan, Sayın Hancıoğlu, Sayın Altaca Kayışoğlu, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Zeybek, Sayın Kayan, Sayın Bingöl, Sayın Ünsal, Sayın Şeker, Sayın Sarıaslan, Sayın Kılıç, Sayın Önal, Sayın Şahin.

Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.48

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Pusula veren arkadaşlarımız lütfen ayrılmasınlar.

Bir de elektronik sisteme girebilen arkadaşlarımız eğer pusula verdilerse lütfen geri alsınlar çünkü kontrol ediliyor.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel ile Grup Başkan Vekili Sakarya Milletvekili Engin Özkoç tarafından, temel mal ve hizmetlere yapılan zamların geri alınması ve bu zamlar karşısında ezilen vatandaşların gelirlerinin reel olarak arttırılması amacıyla 2/2/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

4.- AK PARTİ Grubunun, bastırılarak dağıtılan 304 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci sırasına alınmasına ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ve Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerine ilişkin önerisi

3/2/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 3/2/2022 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                                                                                                                       Mustafa Elitaş

                                                                                                                                                                                                                          Kayseri

                                                                                                                                                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 304 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2'nci sırasına alınması ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi, Genel Kurulun 3 Şubat 2022 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde 304 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi, 3 Şubat 2022 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde 304 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması hâlinde 8, 9 ve 10 Şubat 2022 Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri toplanmaması önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneri üzerinde söz talebi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Özkan Yalım'ın.

Sayın Yalım, buyurun.

CHP GRUBU ADINA ÖZKAN YALIM (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza saygılarımı sunuyorum ve de değerli çalışma arkadaşlarımı da selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Ocak 1’den itibaren vatandaşımızın gündemi ekonomi. Özellikle neden ekonomi gündeme geldi bir daha? Çünkü gelen süper zamlardan dolayı, cumhuriyet tarihinin en büyük zamları geldi; yüzde 126’yla iş yerlerinde, yüzde 127’yle de meskenlerde kullanılan elektriğe zam geldi. Peki nere zamdan etkilenmiyor? Tabii ki sizin çok iyi bildiğiniz saray. Bakın, burada hiç elektrik sorunu yok; ne kadar gelmiş, 100 bin lira gelmiş, 1 milyon gelmiş, 2 milyon gelmiş hiç fark etmiyor, ne kadar zam gelirse gelsin burasını hiç etkilemiyor. Sayın Elitaş, ne diyorsunuz, etkiliyor mu? Etkilemiyor. Kesinlikle etkilemediğini siz de biliyorsunuz. Ama vatandaşı etkiliyor.

Ben buradan Sayın Elitaş ve de önceki Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız'a da sesleniyorum: Herhangi bir milletvekili arkadaşınızla Ankara'da sizin belirleyecek olduğunuz herhangi bir caddeye gidelim, 20 esnafın dükkânına girelim… Bakın, hanginiz olursanız olun, AK PARTİ’den hangi milletvekili çalışma arkadaşımla olursa olsun, buyurun, sizin belirleyecek olduğunuz bir caddeye gidelim, 20 esnafın dükkânına girelim, 20 esnafa elektrik zammıyla alakalı veya elektrikle alakalı, ödeyebiliyor mu, ödeyemiyor mu bir soralım. Ben bakın açıkça sizlere söylüyorum Sayın Elitaş, herhangi bir çalışma arkadaşınızı yanıma verin, Ankara’da sizin belirleyecek olduğunuz bir caddeye gidelim. Tabii, bunu kabul eder misiniz, bilmiyorum, kabul edecek misiniz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sokağa çıkamaz, çıkamaz!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Nerede? Nerede?

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Sizin belirleyecek olduğunuz caddede, sizin belirleyecek olduğunuz milletvekiliyle ben gitmeye hazırım. Ama nerede? Gelemezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bu hafta sonu birçok köyü dolaştım. Köylerdeki birçok vatandaşımız sadece 12 ton su kullanıyor ama kullandıkları sudan dolayı muhtar da doğal olarak zammı nüks ettiriyor. Bakın, bir köydeki bir vatandaş 150 TL su parası ödemek zorunda kaldı, bakın, su parası, 150 TL su parası.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Vicdan yok, vicdan!

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Ya, “Köyden kente göçü engelleyelim.” diyorsunuz, siz hâlâ köyden kente göç ettirmek adına su parasının bile tonunu 10 TL'ye, 15 TL’ye çıkarttırıyorsunuz zamdan dolayı.

Bakın, ben size bir vatandaşın ödediği elektrik faturasını göstereceğim: 12’nci ayda yani aralık ayında elektrik faturası 13.449 TL geliyor; 13.449 TL, aralık ayında. Tabii ki ocak ayının sonu, henüz daha netleşmedi, bu gelen zammın yüzde 70’i buraya yansıdı. Şu andaki gelen zamla birlikte yeni gelen elektrik faturası 13 binden 36.126 TL’ye ulaştı, 36 bin TL.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Teşekkür ederim.

AHMET KAYA (Trabzon) – Ayıp ya, çok ayıp, gerçekten çok ayıp!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – İnsaf, insaf…

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Vatandaş dedi ki, bu esnaf dedi ki: “Ödediğim kiranın 2 katı, tam tamına 2 katı.” Yani elektrik faturası bir iş yerinin kirasından 2 kat daha fazla geliyor; insaf diyoruz. Bir an önce, gelin, bu elektrik zamlarını geri çekin. Bunun yanında da “Yüzde 18 olan KDV'yi gelin yüzde 1’e indirelim.” diyoruz, “Sıfırlayalım.” diyoruz. Ama nerede? Sizler vatandaşa destek değil, daha köstek oluyorsunuz. Tabii ki bununla birlikte, bakın, sanayicimizi üç gün kapattınız. Biraz önce Sayın Bakan... Sayın Bakanın zamanında elektrik kesilmedi, niye şimdi kesiliyor? Niye sanayicimizin elektriği kesiliyor? Sanayicinin ödediği çekten, senetten, ne diyeyim, ödediği krediden haberiniz var mı sizin? Nerede... Duymazsınız? Bakın, sanayici, Uşak Organize’deki, sanayideki işverenler diyor ki: “Benim elektrik paramı... Kesildiğinden dolayı, gaz gelmediğinden, elektrik geldiğinden dolayı ben nasıl kredi mi ödeyeceğim?” Ama siz duymuyorsunuz ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Duymayacaksınız!

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Benim konuşmam vardı ama izin vermediniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 60’a göre bir dakika söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Size sataşmadı ki yani size bir şey söylemedi Sayın Yalım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sataşmadan dolayı istemiyorum, başka bir konuda konuşacağım.

BAŞKAN – Ha, buyurun.

Yerinizden bir dakika açayım mikrofonu.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, IŞİD lideri Ebu İbrahim Haşimi el Kureyşi’nin öldürüldüğü haberine ve İzmir gümrükte 2 gencin işsizlikten ötürü intihar girişiminde bulunduğuna ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, dünya basınında çok önemli bir gelişme var, iktidar grubuna bilgi amaçlı da sormak istiyorum. ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray, IŞİD lideri Ebu İbrahim Haşimi el Kureyşi’nin öldürüldüğünü duyurdu ve bütün ulusal ve uluslararası basın-yayın organlarında geçiyor. Haberlere göre, Hatay İskenderun sınırında öldürüldüğü not ediliyor. IŞİD’in daha önceki lideri El Bağdadi de Türkiye denetimindeki bölgede, çok yakın bir bölgede öldürülmüştü ve hatta o zaman Türkiye’nin haberi yoktu, böyle açıklamalar da yapılmıştı. Bu operasyondan haberdar mısınız, olayın ayrıntılarına dair bilginiz var mı? Varsa burada bir açıklama yapmanızı isteyecektim.

Bir de İzmir gümrükten bir fotoğraf aldım. Maalesef, gümrükte 2 genç şu anda üst katlarda ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, sözlerinizi tamamlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Zaman olmadı. 2 genç çatının en üst katına çıkmışlar ve işsizlikten dolayı, yoksulluktan dolayı atlayacaklarını söylüyorlar. Buradan duyurmuş olalım, en azından gerekli önlemler alınsın; vatandaşın içinde bulunduğu durum bu maalesef.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 1’inci maddesi kabul edilmişti.

2’nci madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

                                         Yıldırım Kaya                                                                              Ali Keven                                                                              Serkan Topal

                                              Ankara                                                                                     Yozgat                                                                                      Hatay

                                           Suat Özcan                                                                             Lale Karabıyık                                                                          Burcu Köksal

                                              Muğla                                                                                      Bursa                                                                               Afyonkarahisar

                                                                                                                                     Mustafa Adıgüzel

                                                                                                                                             Ordu

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Ali Keven’in.

Buyurun Sayın Keven. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ KEVEN (Yozgat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi doğrultusunda grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce, içinde yaşamakta olduğumuz Regaip Kandili’nin tüm İslam dünyası için barış ve adalet getirmesini diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyet değerlerinin, laik eğitim sisteminin tam kalbinden vurulmaya çalışıldığı bir dönemde 1,5 milyona yakın öğretmenimizi kapsayan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ni görüşüyoruz. Salı günü Millet Meclisinin önünde öğretmenlerin iteklendiği, tekmelendiği, susturulmak istenildiği bir günü unutmuyoruz. Meclisin kapısı önünde ve Millî Eğitim Bakanlığı önünde bu yasa teklifine karşı yiğitçe direnen, tavır koyan, duruş sergileyen EĞİTİM-İŞ ve EĞİTİM-SEN’in Başkan, yönetici ve üyelerini, sevgili meslektaşlarımı buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden selamlıyorum, onlara saygılar iletiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; getirilen kanun teklifi bu hâliyle, Başöğretmenimiz Atatürk’ün yeni nesilleri emanet edecek kadar güvendiği öğretmenlik mesleğinin hak ettiği yere gelmesini sağlamak bir yana, onları 12 maddelik bir yasaya hapsediyor. Bakınız sayın milletvekilleri, Hâkimler ve Savcılar Kanunu 122 madde olup hâkim ve savcı sayısı Türkiye’mizde 23 bin civarında. Türk Tabipleri Birliği Kanunu 64 madde olup doktor sayısı 170 bin civarında. Öğretmen meslektaşlarımızın sayısı 1,5 milyona yakın ama 12 maddelik bir kanun teklifiyle hiçbir soruna çare olmayan, tamamen dayatma ürünü bir teklifi getiriyorsunuz. Eğitimi, öğretimi ne kadar ciddiye aldığınız görülüyor, ortada.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifi eğitimin paydaşlarının, sendikaların, üniversitelerin, milletin temsilcilerinin görüşleri alınmadan hazırlanmıştır. Bu teklif öğretmenin çalışma koşullarını ve niteliğini artırmaktan uzak olmakla beraber yeni sıkıntılara yol açma potansiyeline sahiptir. Bakınız, kanun teklifi, okuldaki çalışma barışını bozacak ve öğretmenlerimizi kendi arasında bir rekabet sistemine sokacak olup kısır çekişmeler yaratacak ve eğitimde iç barışı bozacaktır. Üstelik, yaptığınız her sınav ve her mülakat bu kadar şaibeli ve şeffaflıktan uzakken meslektaşlarımızı hangi yüzle ve nasıl sınav yapacaksınız merak ediyorum.

Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün, öğretmenlerin tek sorunu uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik midir? Öğretmenlerin sizden talepleri kariyer basamakları mıdır yalnız? 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu madde 43 “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.” demektedir yani öğretmenlik zaten bir ihtisas mesleği olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, tüm öğretmenlerimiz “uzman” olarak kabul edilir. Üstelik, Başöğretmenimiz Atatürk’e verilen “başöğretmenlik” makamının bir kariyer unvanı olarak getirilmesi asla kabul edilemez. Bu ülkenin tek başöğretmeni vardır, o da cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ni hazırlayanlara tavsiyem, bunun adını “öğretmenleri ayrıştırma kanunu” diye değiştirin çünkü sizin amacınız üzüm yemek değil, resmen bağcıyı dövmek. İşte, salı günü yüce Meclisin kapısında gördük, öğretmenleri bu kapıda dövdürdünüz. Neden? Kendileriyle ilgili bir konuda gelip görüş bildirmesinler diye. Böyle bir şey olabilir mi? Öğretmen konuşmayacaksa bu ülkede sevgili arkadaşlarım, kim konuşacak? El insaf!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenlik mesleğinin akademik niteliklerini yükseltmek, kapsamlı bir araştırmayla ve eğitim sendikalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Böyle yarım yamalak bir kanun teklifi olmaz çünkü bu teklifte, özel okullarda asgari ücretle çalıştırılan öğretmenler maalesef yok, halk eğitimde çalışan usta öğretici öğretmenler yok, PIKTES programında çalışan öğretmenlerimiz yok, özel rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlerimiz yok, sözleşmeli öğretmenlerin mazerete dayalı tayin hakları ve özlük haklarıyla ilgili hiçbir şey yok, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verileceği gibi bir madde hiç yok; yani öğretmen yok sevgili arkadaşlarım, öğretmen yok. Bu yasa başından eksiktir, yetersizdir ve eğitimde iç barışı sağlamayacaktır. “Gelin bu meseleyi hep birlikte ortak masada çözelim, istişare edelim yani danışarak çözelim.” diyoruz ama siz “Hayır, bizim zaten sayımız yeterli, istediğimiz gibi dayatırız.” diyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya öğretmenleri açısından bir toplu sözleşme niteliğinde olan ve Türkiye’nin de imzaladığı Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi kararı eksiksiz olarak hayata geçirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ALİ KEVEN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öğretmenlik mesleğini güçlendirecek bu tavsiye kararlarına uymanız birçok sorunu da çözecektir.

Tüm bu tavsiyelerimiz ve eleştirilerimiz dikkate alınmadığı sürece ve öğretmenler Meclisin önünde tartaklandığı sürece bunun adı “Öğretmenlik Meslek Kanunu” değil “öğretmeni ayrıştırma kanunu” olacaktır; Öğretmenlik Meslek Kanunu öğretmenleri ayrıştırma kanunu olarak tarihte yer alacaktır.

Bilesiniz ki tarih yalnız direnenleri yazar, diktatörleri asla değil.

Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 2’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 2- (1) Bu Kanun, eğitim ve öğretim hizmetlerini yürüten kamu ve özel kurumlarda çalışan tüm öğretmenleri kapsar.”

                                         Hasan Subaşı                                                                             Ümit Beyaz                                                                             Yasin Öztürk

                                             Antalya                                                                                    İstanbul                                                                                     Denizli

                                     İmam Hüseyin Filiz                                                              Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                              Fahrettin Yokuş

                                            Gaziantep                                                                                    Adana                                                                                      Konya

                                                                                                                                    Hayrettin Nuhoğlu

                                                                                                                                           İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun, size bir söz vereceğim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Samsun’un İlkadım ilçesinde bulunun Atatürk Onur Anıtı’na yapılan saldırıya ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün Samsun’un İlkadım ilçesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a ayak basmasını temsil eden Onur Anıtı'na bir saldırı yapılmıştır. Bu menfur saldırıyı gerçekleştiren 2 şahıs Samsun Emniyet Müdürlüğü ekiplerince kısa sürede yakalanmıştır.

Şunu bütün dünya bilsin ki: Atatürk, aziz milletimizin millî bir değeridir. Atatürk'e saldıranlar vatan, millet ve cumhuriyet düşmanlarıdır. Bu alçak saldırının planlı ve provokatif bir saldırı olduğunu düşünüyoruz. Saldırganların ardındaki yönlendiricilerin de bir an önce aydınlatılmasını bekliyor, bu çirkin saldırıyı ve millî ve manevi değerlerimizi hedef alan bütün saldırıları şiddetle kınıyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz talebi Sayın Yasin Öztürk'ün.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, öncelikle başta ülkemizin Başöğretmeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, eğitim şehitlerimiz Aybüke Yalçın'ı, Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nu, Necmettin Yılmaz'ı ve bu ülkenin çocuklarını eğitmek yolunda canlarını feda eden bütün şehit öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 2’nci maddesi “Bu kanun; eğitim öğretim hizmetlerini yürüten öğretmenleri kapsar.” hükmünü içermektedir. Kanun teklifi, yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil olmak üzere 12 maddeden oluşmaktadır. Bu zorunlu 2 maddeyi geçin, kalıyor 10 madde. Görüştüğümüz kanun teklifi bir meslek kanunu. Kanun maddelerinin sayısal çoğunluğu bir kriter değildir ama eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmekle görevli öğretmenlerimize ilişkin bir mevzuat da 10 maddeyle sınırlandırılamaz, uygulama çıkarılacak yönetmeliklere bırakılamaz.

Değerli milletvekilleri, ülkeler, eğitim sistemlerini daha iyi, daha kaliteli ve daha verimli hâle getirmek için sürekli bir çaba içerisindedir. Bunun için, en büyük yatırımlarını öğretmenlerine yapıyorlar çünkü bir öğretmen işini severek yapıyorsa, iyi bir çalışma ortamı sağlanmışsa, maddi imkânsızlıklarla boğuşmuyorsa, mesleki gelişimlerinin önünde bir engel yoksa, üzerinde bir siyasi baskı hissetmiyorsa ülke ve gelecek nesiller garanti altındadır.

Ülkemizin en temel sorunu, öncelikle eğitim. Eğitim sorunu çözüldükten sonra önümüzde hangi sorun olursa hepsi çözülür çünkü bugünün doktor olacak çocukları sağlık sistemindeki sorunları; hâkim, savcı olacak çocukları hukuk sistemimizdeki sorunları; mühendis olacak çocukları teknolojik sorunlarımızı; siyasetçi olacak çocukları ise ülkenin her sorununu çözmeye adaydır; yeter ki eğitim sistemimizi doğru kuralım. Bugünden atılacak sağlam temeller ülkenin kaderini belirleyecektir; yeter ki bu konuda uzun vadeli, sabırlı bir devlet politikası oluşturulsun. Dünyada gelişmiş ülkelere bakıldığında, iktidarlar değişse bile eğitim sistemlerinin, müfredatlarının değişmediği görülür. Bu ülkelerde değişen tek şey, kalitenin teknolojik imkânlar doğrultusunda artırılmasına yöneliktir ancak ve ne yazık ki ülkemizdeki eğitim sistemi aynı iktidar döneminde bile defalarca değiştirilmiş, hem öğretmenler hem öğrenciler, deneme yanılma yoluyla sisteme ayak uydurmaya zorlanmıştır. AK PARTİ’si, iktidara geldiği günden bu yana 8 bakan değişmiştir; 16 kez müfredat, sınav sistemi, ölçme değerlendirme değişikliği yapılmıştır; Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği 14 kez değişmiştir. Görüldüğü üzere, bu iktidar döneminde eğitime ilişkin yapılan tüm düzenlemeler hem eğitim sistemimize hem öğretmenlerimize zarar vermiştir. Bu teklif de bu hâliyle zarar hanesinin başında yer almaya mahkûmdur.

Öyle sığ, öğretmenlerin beklentilerini karşılayamayan öyle bir teklif hazırlanmıştır ki teklifte, öğretmenlere özgü hükümler içeren konular bile unutulmuştur. Mesela, özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler, eğitim yöneticileri ve denetçiler kapsam dışında tutulmuştur. 3600 ek gösterge için yıllarca bekletilen öğretmenlerimiz bu kanun teklifinde, seçim yatırımı hesabıyla, bir yıl daha oyalanmaktadır. Bu kanun teklifinde, öğretmen haklarını iyileştirecek maddeler, ek görev ve ders ücretlerini içeren hükümler, nitelikli öğretmen yetiştirilmesine yönelik hedefler, adil bir atanma ve nakil sistemine dair maddeler unutulmuştur. Bu teklifte, kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler arasındaki ayrımın kaldırılmasına dair bir ifade yokken öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen kadroları oluşturularak ayrımcılıkta seviye atlanmıştır. Bu teklifle, güya, adaylık sınavı kaldırılmıştır ama yerine getirilen adaylık değerlendirme komisyonuyla, siyasi kadrolaşma yasal zemine oturtulmak istenmiştir.

Değerli milletvekilleri, genç nesilleri emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz, dağ gibi sorunlarla boğuşmaktadır. Norm kadro, yer değiştirme, sözleşmeli öğretmenlere eş durumu tayini hakkı verilmesi, zorunlu hizmet bölgelerinin teşvik edilmesi, sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılması, ücretli öğretmen sorunu, kayırmacılık, haksız atamalar bu sorunlardan sadece birkaçıdır ve bu teklif, saymaya çalıştığım bu sorunların hiçbirini çözmeyi kapsamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, sözleşmeli ve ücretli öğretmen istihdamını yaygınlaştırarak eğitimde de sömürü düzeninin kapılarını ardına kadar açan iktidar, ülkemizde eğitimin en büyük sorunlarından biri olan öğretmen açığına ve ataması yapılmayan öğretmenlerimize gözlerini kapatıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Bugün, 439.289 öğretmenimiz atama bekliyor. Sayıları neredeyse 55 ülkenin nüfusunu geçen öğretmen kardeşlerimiz bir yandan atama beklerken, diğer yandan işsizlikle boğuşuyor. Peki, öğretmene itibar kazandıracağını söyleyen iktidar ne yapıyor? Ücretli öğretmenlik gibi bir nevi ucuz iş gücü sayılabilecek bir uygulamayı âdeta yaygınlaştırıyor. Bu uygulama ayıptır ve Türkiye bir an evvel bu ayıptan kurtulmalıdır. İtibardan tasarruf edemeyenler eğitimden tasarruf ediyor. Eğitim fakültelerinden öğretmenlik hayaliyle mezun olan ama atanamadığı için psikolojisi bozulan bu gençler ne yapacak; çalışmayacak mı, evlenmeyecek mi, bir yaşam kurmayacak mı; geleceğe güvenle bakmayacaklar mı? Bu genç çocuklar, öğretmen olmak istiyor, torpil ve kayırmacılık kurbanı olmak istemiyorlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde geçen “yürüten” ibaresinin “sürdüren” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                           Oya Ersoy                                                                       Gülüstan Kılıç Koçyiğit                                                     Mahmut Celadet Gaydalı

                                             İstanbul                                                                                      Muş                                                                                        Bitlis

                                         Kemal Bülbül                                                                        Muazzez Orhan Işık                                                        Ömer Faruk Gergerlioğlu

                                             Antalya                                                                                      Van                                                                                       Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, oylamalarda tam el kaldırmadığınız zaman biz ikilemde kalıyoruz burada. Rica ediyorum, en azından Genel Kurulda olan milletvekilleri oylamalara iştirak etsinler.

Önerge üzerinde söz talebi Sayın Oya Ersoy’un.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, AKP kesintisiz olarak yirmi yıldır iktidarda. Bu süreç boyunca nüfusun yarısından çoğu AKP’nin eğitim sisteminden geçti, yaşı 27’den küçük bütün çocuklara AKP tarafından eğitim verildi; tam 17 kez eğitim sistemi, 8 kez de bakan değişti; her değişim bir kaos, yeni çarpıklıklar getirdi. Sonuç, OECD’nin Küresel Eğitim Araştırması’nda Türkiye 76 ülke arasında 41’inci sırada. Evet, 2002’den beri de sürekli gerileme var. Vatandaşların dörtte 3’ü eğitim sisteminin eskiye göre daha da kötüye gittiğini ve öğrencilerin kaliteli eğitime ulaşamadığını ifade ediyor. Asıl sonuç ne biliyor musunuz? Yirmi yıl boyunca milyonlarca genç insanımızın geleceğiyle oynandı ve aklı, bilinci, vicdanı çarpıtıldı.

Peki, AKP bunları yaparken bir sistemden, bir modelden mi hareket ediyor? Elbette hayır, AKP’ye yön veren akıl hocalarının, özellikle de sarayda oturanın fıtratından hareket ediyor. Bugün karşı karşıya kaldığımız yıkım, beş yüz yıl önceki Osmanlı’nın yönetim biçimini ve bin beş yüz yıl önceki dinin toplum ilişkilerini, iki bin beş yüz yıl önceki Orta Asya masallarını yeniden kurma hayalidir; kindar ve dindar nesli yaratma ucubeliğidir; eline mikrofon tutuşturulup Sayın Kılıçdaroğlu’na hakaret ettirilen çocukluktur; “Kanıma dokunuyordu, o yüzden öldürdüm Hrant’ı.” diyen kindarlıktır ve Deniz Poyraz’ı katletme gerekçesi olarak “kutsallarıma küfreden HDP’yi” hedef gösteren dindarlıktır.

Bu toplumun aklını, bilincini ve vicdanını yok ediyorsunuz. Halkların birlikte yaşama, üretme, ortak bir gelecek kurma hedefini yok ediyorsunuz. Size neden gerici diyoruz biliyor musunuz? Çünkü sizler, ta beş yüz yıl geride kalmış Osmanlı’yı, bin beş yüz yıl geride kalmış din esaslı toplum düzenini yeniden hortlatmaya çalışıyorsunuz da ondan.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hayda, ayıp ya, ayıp! Ayıp!

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Buna nasıl müsaade ediyorsunuz Başkanım ya?

OYA ERSOY (Devamla) – Geride olduğunuz için gericisiniz.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sayın Başkan, buna müsaade edemezsiniz. O nasıl bir cümle!

OYA ERSOY (Devamla) – 2002’de devraldığınız iktidarı, bu toplumu daha da geriye götürmek için kullandığınız için gericisiniz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sayın Başkan, dine hakaret ediyor, inançlara hakaret ediyor.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Hadsiz!

OYA ERSOY (Devamla) – Bilim ilerledi, evrensel hukuk ilerledi, akılla, mantıkla hareket etmek başarının ön koşulu oldu.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Hadsiz! Yürü oradan!

OYA ERSOY (Devamla) – Bağırmayın.

Biliyorum, anlamanız zor ama ok atmayı teknolojik olarak ne kadar geliştirirseniz geliştirin Ay’a gönderemezsiniz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Bu mübarek günde İslam’a hakaret edemezsiniz. Yazıklar olsun sana!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Yazıklar olsun!

OYA ERSOY (Devamla) – Biyoloji dersinden evrimi çıkardığınızda Galapagos Adası’nı haritadan silemezsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Bu gece Regaip Kandili. Yazıklar olsun!

OYA ERSOY (Devamla) – Ve felsefenin yerine tasavvufu koyduğunuzda düşüncenin varlığını öne geçiremezsiniz.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Başkanım, uyarır mısınız; İslam’a hakaret ediyor. İslam’a hakaret edemez!

OYA ERSOY (Devamla) – Ve en büyük korktuğunuzla yüzleşelim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Temiz dil kullansın, saldırmasın. Temiz dil kullansın, insanların inançlarıyla oynamasın! İnsanların inançlarıyla oynamasın!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Terbiyesiz!

OYA ERSOY (Devamla) – Biz kadınlar, özgür olabileceğimizi öğrendik ve ne beş yüz yıl ne bin beş yüz yıl öncesine gitmeye hiç niyetimiz yok; götüremezsiniz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sen kabul etmeyebilirsin, inanmayabilirsin ama hakaret edemezsin.

OYA ERSOY (Devamla) – Gelelim teklifinize. Bir eğitim sistemi ancak öğretmenleri kadar iyidir. Ülkelerin eğitim sistemleri incelendiğinde, başarıdaki en önemli anahtarın, en iyilerin öğretmen olarak yetiştirilmesi ve istihdam edilmesi olduğunu gösterir.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Tek sermayeniz saldırmak ve böyle hakaret etmek, başka bir şey yok. Ayıp!

EROL KAVUNCU (Çorum) – Hortlak sensin! Hortlak sensin!

OYA ERSOY (Devamla) – Ya bizim öğretmenlerimiz? Kevser, Halil Mustafa, İsa, Nurcan, Hilal, Güler, Ersin, Mustafa Kaya; ataması yapılmadığı için intihar eden öğretmenlerimiz. Bunun sorumlusu sizsiniz.

EROL KAVUNCU (Çorum) – Hortlak görmek isteyen kürsüye baksın.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Hakaretinizi geri alın!

OYA ERSOY (Devamla) – Siz, gerici, piyasacı, kayırmacı eğitim politikalarınız nedeniyle öğretmenleri intihara sürüklüyorsunuz.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Terbiyesizliğin âlemi yok! Başkanım…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Terbiyesiz!

OYA ERSOY (Devamla) – 700 bin ataması yapılmayan öğretmen var ama teklifte çözüm için tek bir adım yok.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Ne alakası var, İslam’la bunun ne alakası var! Terbiyesiz kadın!

OYA ERSOY (Devamla) – Öğretmenlerimizin ekonomik, sosyal haklarını artıracak, toplumsal itibarını yeniden kazandıracak adımlar da yok. Peki, ne var? Öğretmenliği bir kariyer mesleği yapma çabanız var.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Ayıptır ya! İnanmayabilirsin, inananlara saygı duymak zorundasın.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Saygısız!

OYA ERSOY (Devamla) – Kulaklarınızı açın, sokaktaki öğretmenlere kulak verin.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Kendin inanmayabilirsin, saygısızlık yapamazsın!

OYA ERSOY (Devamla) – “Öğretmenlik mesleği bir kariyer mesleği değil bir ihtisas mesleğidir.” diyorlar, bunu dinleyin. Siz, bu yasa tasarısıyla, eğitim alanında yarattığınız devasa sorunları bugün daha da derinleştiriyorsunuz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Teröristlerin öldürdüğü öğretmenlerden bahset.

OYA ERSOY (Devamla) – En büyük düşman ilan ettiğiniz cumhuriyeti “başöğretmenlik” gibi bir sıfatı sıradanlaştırarak aklınızca alt edeceksiniz.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Cumhuriyetin düşmanı sizsiniz.

OYA ERSOY (Devamla) – Küçük akıllar küçük hesaplar yapar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

OYA ERSOY (Devamla) – Adaylık sınavının yerine değerlendirme komisyonunu koyarak ne yapacaksınız? Liyakatsiz ama AKP yakını torpillilere paye dağıtacaksınız. Amacınız, iktidara her koşulda biat eden molla öğretmenler yaratmak.

Tekrar söylüyorum, tekrar bilgilendiriyorum, 76 ülke içinde 41’inci sıradayız; çözülmesi gereken sorun da budur. Bu sorun, öğretmenleri sınıflandırarak, yeni sıfatlar icat edilerek çözülemez; yapılması gereken, bütün öğretmenleri kadrolu hâle getirmektir. Siz bu yasayı derhâl geri çekin. İnsan ana diliyle felsefe yapar, bilim yapar; Kürtçeyi özgür bırakın. Kadın kendi diliyle özgürleşir; kadınları özgür bırakın. Çocuk, çocukluğuyla gelişir; çocukları özgür bırakın. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Terbiyesiz, utanmaz!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Utanmadan konuşuyor, utanmadan!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Meclis kürsüsünden bu milletin kahir ekseriyetinin inancına açıkça hakaret edilmektedir; bu, bir suçtur, gereği yapılmalıdır.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Doğru bir şey demiyorsun, öyle bir şey söylemedi.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, tutanaklar ortada ya, tutanaklar var ya!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bir inanca hakaret edilecek mevki burası değildir.

OYA ERSOY (İstanbul) – Ne inancı? Ne inancı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bir inanca, Müslümanlığa böyle bir hadsizlik olamaz!

EROL KAVUNCU (Çorum) – Din düşmanı!

ŞAHİN TİN (Denizli) – Müslüman ülkesinde salyangoz satıyor bunlar.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkenin inancına bu yapılamaz!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Bilerek diyor, bu provokasyondur Başkanım.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bu, bir provokasyondur, suçtur, gereği yapılmalıdır!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Gereğini yapın, özür dilesin Başkanım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

OYA ERSOY (İstanbul) – “Din esaslı toplum için…” Bu ne demek ya? Bunun adı “laiklik”tir ya!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Özür dileyecek!

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ceza verin.

BAŞKAN – Divan olarak konuşmacının söylediğini takip edemediğimiz için duymadık. Tutanakları istedim.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Ara verin, bakın o zaman Başkanım.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ara verin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Müsaade edin canım, tutanakları istedim, bakacağım.

OYA ERSOY (İstanbul) – Hadi bakın, hadi, verin, buradan ceza verin de…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hatip, İslami değerlere karşı gereken hassasiyeti göstermemiştir, ötekileyici bir dil kullanmıştır. Müsaadeniz olursa kürsüden cevap vermek isterim.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ne demiştir? Ne demiştir Sayın Başkan?

OYA ERSOY (İstanbul) – Ne dedim, ne dedim? Ne dedim?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Ya, daha ne dediğini bilmiyorsun, ne dediğini! Boş boş konuşuyorsun bir de oradan!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ne dedi, ne dedi? Ya, ne dedi?

OYA ERSOY (İstanbul) – Ne dediğimi söylesin.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ne dediğini söyle!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Haddini bil!

EROL KAVUNCU (Çorum) – Siz iyi biliyorsunuz ne dediğini.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Utanmazlar, bir de utanmadan konuşuyorsunuz!

EROL KAVUNCU (Çorum) – Ne dediğini iyi biliyorsunuz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, tutanakta var, çarpıtıyorsunuz! Bak, konuşma metninde var.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün Regaip Kandili; üç aylara girdik, mübarek günlerdeyiz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Özellikle yapıyor zaten!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Mübarek günlerdeyiz, “bin beş yüz yıl önce” diye geçmişe bir atıf yaparak İslami değerleri hiç kimse aşağılayamaz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Herkes haddini, hududunu, sınırını bilecek.

OYA ERSOY (İstanbul) – Bu ülke laik bir hukuk devletiyse eğer Anayasa’da da bu yazıyorsa herkes bu haddi bilecek!

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – İnanmayabilirsin, saygı göstereceksin!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisinde kutsal değerlerimize kimseye laf ettirmeyiz. Herkes haddini, hududunu bilecek. Eğer maksadını aşmışsa gelsin, burada sözlerini geri alsın...

OYA ERSOY (İstanbul) – Hayır, hayır.

RAMAZAN CAN (Devamla) – …sözlerini vuzuha kavuştursun. Aksi takdirde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu olarak sizi telin ederiz, sizi kınarız, sizi ademimahkûmiyete mahkûm ederiz.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Çarpıtma!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Kimse dinimize küfredemez. Özellikle yapıyor zaten.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – İnanmayabilirsiniz ama saygı göstermeniz gerekiyor!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Bunların hiç kutsalı yok ki. Hiç kutsalları yok. Rezil olmuşsunuz be!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – İnancıma saygı göstereceksiniz!

OYA ERSOY (İstanbul) – Sen de benim inancıma saygı göstereceksin! Bu ülke laik bir hukuk devletidir, inanmayana da saygı göstereceksin, inanana da!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – İnancıma saygı göstereceksin!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Dine küfretmek özgürlük değildir!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – İnancıma saygı göstereceksin, ne biçim konuşuyorsun! Utanmaz! Utanmaz!

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben ayaktayım.

Arkadaşlar, müsaade ederseniz… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, çarpıtıyorlar.

EROL KAVUNCU (Çorum) – Tam da orada işte bak, tam da orada…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Terbiyesiz!

EROL KAVUNCU (Çorum) – Laiklik bana hakaret etmeyi gerektirmiyor. Bunu ihlal ediyorsun. İhlal ettin kürsüden sen! Laik ve hukuk devletini ihlal ettin!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bu mübarek günde dinime hakaret edemezsin sen! (AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, siz kimi tehdit ediyorsunuz ya!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Siz bakanlık yapmışsınız ya.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Grup Başkan Vekili ayakta, onlar da…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bir susarlarsa başlayacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması ile İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir kere, din, inanç, hiç kimsenin tekelinde değil, bu iktidar grubunun tekelinde de değil. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

EROL KAVUNCU (Çorum) – Sövmek…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sövmek ne? Hakaret etmeye hakkınız yok!

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Böyle bir şey yok ya!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sizin “inanç” dediğiniz bizim de inançlarımızdır, böyle bir şey olmaz, böyle bir şeyi kabul edemeyiz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Benim inancıma burada hakaret edildi!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bizim vekilimizin konuşma metni elimizde. Zaten siz de tutanakları istediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Vekilimizin söyledikleri inançla ilgili değil.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Şu milletin hiçbir değerini tanımıyorsunuz ya! Yazıklar olsun size! Utanmaz! Utanmazlar sizi!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Vekilimizin anlatmaya çalıştığı fikirler, politikalar ve bu konudaki toplum düzenine dair düşüncelerdir. Yoksa bir ülkedeki inanca saygısızlık etmek ya da hakaret etmek gibi bir durum söz konusu…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Yaptınız!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Terbiyesiz, bir de el işareti yapıyorsun. Hiç utanman yok! Ahlaksız!

OYA ERSOY (İstanbul) – Bu bile dediklerimi doğru kılıyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, bir önce saygıyı öğrenin ya! Önce saygıyı öğrenin ya!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ya, ne dediğini bir dinleyin, ne dediğini. Tutanaklara bakın. Metinden konuşmadı o, tutanaklarınıza bakın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, kime bağırıyorsunuz siz! Ben ayaktayım, siz kime bağırıyorsunuz ya! Kime bağırıyorsunuz! (AK PARTİ sıralarından “Size bağırıyoruz.” sesleri)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Hakarete sahip çıktınız.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kutsalımıza, değerlerimize, inançlarımıza hakaret edenlere bağırıyoruz!

OYA ERSOY (İstanbul) – “Linç kültürü” dediğim bu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başkan, bir şey söylemeyecek misiniz?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, yakışıyor, yakışıyor. İnsan Hakları Komisyonu Başkanına yakışıyor.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Olabilir. İnancım…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, Komisyon Başkanısın!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Evet, Komisyon Başkanı.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – İnsan Hakları Komisyon Başkanısın ya, ayıp ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ayıp size be! Hiç mi kutsalınız yok!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Milletin, aile bireylerinin değerlerine milletin kürsüsünden hakaret eden burada barınamaz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Evet, şu anda kendinize bir mağduriyet devşirmeye çalışıyorsunuz, inanç üzerinden yine politika geliştirmeye çalışıyorsunuz ama buradan size ekmek çıkmaz, buradan size bir şey çıkmaz. Böyle tepkiyle bir şey kazanamazsınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müsaade edin.

Sayın milletvekilleri, bakın, Grup Başkan Vekili hakaret gibi bir kasıtlarının olmadığını ifade ediyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan Vekili konuşmadı ki Başkanım ya!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, bir inançlı siz misiniz bu ülkede! Bu Mecliste tek inanç sizin mi! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Müsaade edin, cümlelerini bitirsin.

Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Ayrıca maskesiz olarak avaz avaz bağırıyorlar.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, burada bana uyarı yapma hakkınız var ama öncelikle ayakta tehdide varan sözleri kuranları rica ediyorum bir gözlemlemenizi istiyorum. Birincisi, inanç…

EROL KAVUNCU (Çorum) – Ya, her türlü küfrü yap, ses çıkarmayalım!

BAŞKAN – İyi de yani Sayın Meral Hanım ben size ne dedim şimdi? Laflarınızı bitirin dedim, bir şey demedim ki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hiç konuşamadım ki.

BAŞKAN – E, “Buyurun, devam edin.” dedim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hiç konuşamadım ki.

BAŞKAN – Ya, ne istiyorsunuz anlamıyorum ki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yani böyle ayağa kalkmışlar “İnancımıza hakaret ediyorlar.” diye. O inanç sizin tekelinizde değil diyorum.

EROL KAVUNCU (Çorum) – Allah Allah!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu ülkede milyonlarca insanın inancıdır.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ya, bizim inancımız, bizim!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Buna herkes saygı duymak zorundadır.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bizim inancımıza siz laf ettiniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu konuda bir düşünce açıklamasını…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Düşünce açıklaması olamaz. Benim inancıma söverek düşünce açıklayamazsınız. Hadsizler!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …bir politikayı, bir tahlili inanca tahvil ederek kendilerince bir tepki yaratmaya çalışıyorlar, bunu kabul etmiyoruz. Tutanaklar da gelsin. Hatibimizin sözleri elimizdedir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OYA ERSOY (İstanbul) – İşte dil koparmak bu. Özgürce düşüncelerimi burada söylemeyeyim mi?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ayıp ya! Bakanlık yapmışsınız ya! Komisyon Başkanısın ya! İnsan Hakları Komisyonu Başkanısın ya!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Olabilir. Benim inancıma hakaret edilecek, biz de…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – “İnanç kimsenin tekelinde değil.” diye önüne gelen hakaret mi edecek yani!

BAŞKAN – Evet, Sayın Bülbül, buyurun.

32.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, demin yapılan konuşma -ne dersek diyelim- laiklikle savunulabilecek, laikliğe dayanılarak mazur görülebilecek bir konuşma değil kanaatimizce. HDP’li konuşmacı açıkça beş yüz yıl önceki…

EROL KAVUNCU (Çorum) – Bin beş yüz yıl.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Hayır hayır, sırayla.

Beş yüz yıl önceki Osmanlı’nın kurallarıyla, kaidesiyle bin beş yüz yıl önceki birtakım dinî kurallarla ki İslamiyeti tamamen bir dogma kalıplar içerisine sokarak dinimizin hiç olmadığı şekilde gösterilmesine ve “İki bin beş yüz yıllık Orta Asya masalları” denilerek de kültür, medeniyet köklerimizin âdeta neredeyse tamamına yönelik olarak provokatif bir konuşma yapılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım mikrofonu.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Dolayısıyla, burada ifade edilen hususları asla ve asla kabul etmek mümkün değildir. Bu hususta, biz, bu konuşmayı kınadığımızı ifade etmek istiyoruz.

Yine laiklik… Bu inançların, bu memlekette yaşayan herkesin inancının devlet tarafından Anayasa’ya aykırı olmadığı sürece özgürce yaşanması hususunu güvence altına alan bir meseledir laiklik denilen hadise. Şimdi, laiklik adı altında birtakım şeylere… Bunu bir dinsizlik veya din karşıtlığı gibi Türkiye'nin ne yazık ki yıllardan beri uğraştığı ve artık tartışmaktan bıkıp usandığımız meselelerin burada hâlâ ısıtılıp ısıtılıp önümüze konulmasını da kabul etmediğimizi ifade etmek istiyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Bu arada zaten tutanakları istedim, tutanaklar geldiğinde kendim de okuyacağım.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeye geçmeden önce Komisyonun bir söz talebi var.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler'in, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Az önce konuşan hatip, “Başöğretmenliği sıradanlaştırıyorsunuz.” gibi bir ifade kullandı. Tabii, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilen bir unvan olduğu için bunu söylüyor ama maalesef, geçmişi bilmiyorlar. Aslında Komisyonda da bu konuyu açıkladık ama ben size Köy Enstitüleri Kanunu’nu okuyorum. Kabul tarihi, 17/4/1940, madde 15, diyor ki: “Köy öğretmenlerinin işleri, gezici başöğretmenler ve ilk tedrisat…” diye devam ediyor. Sonra geliyoruz, Köy Enstitüleri Kanunu kabul tarihi… Diğeri var, bir dakika, onu da okuyayım. Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilatı Kanunu, kabul tarihi 19/6/1942. 1’inci maddede aynen şöyle okunuyor: “Merkez kazası başöğretmenlerinden bölge ilköğretim müfettişinin…” diye devam ediyor. Aynı ifadeler 2’nci maddede, 3’üncü maddede, 5’inci maddede bütün maddelerde geçiyor. Dolayısıyla bir şeyi eleştirirken…

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Senin eğitimin…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Ne demek istiyorsunuz? Anlamadım, duyamadım.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – O zaman onları getir, konuşalım.

BAŞKAN – Sayın Kayan…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Hayır, “başöğretmenlik” ifadesi, bizim ihdas ettiğimiz bir olay değil, 1940’lı yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında uygulanmıştı.

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Sayın Başkan, sizin getirdiğiniz de bu değil.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Dolayısıyla, kariyer basamakları arasında bunun gelmesinin ne mahzuru var, onu söylemek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Sayın Başkan, sizin getirdiğinizde görev tanımı yok, yetki tanımı yok; sadece parasal farklılık var. Görev tanımı yok, yetki tanımı yok. Var mı görev tanımı?

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 3’üncü madde üzerinde 2’si aynı mahiyette 3 adet önerge vardır.

İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

                                         Yıldırım Kaya                                                                              Ali Keven                                                                              Serkan Topal

                                              Ankara                                                                                     Yozgat                                                                                      Hatay

                                         Lale Karabıyık                                                                             Suat Özcan                                                                       Mustafa Adıgüzel

                                               Bursa                                                                                      Muğla                                                                                       Ordu

                                                                                                                                        Burcu Köksal

                                                                                                                                       Afyonkarahisar

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                 Filiz Kerestecioğlu Demir                                                            Mahmut Celadet Gaydalı                                                                   Kemal Bülbül

                                              Ankara                                                                                      Bitlis                                                                                      Antalya

                                     Muazzez Orhan Işık                                                                 Gülüstan Kılıç Koçyiğit                                                     Ömer Faruk Gergerlioğlu

                                                Van                                                                                         Muş                                                                                       Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz Sayın Suat Özcan’ın.

Buyurun Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

SUAT ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 3’üncü maddesiyle ilgili olarak grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim, öğretmen, öğrenci ilişkisini Çinlilerin bambu ağacını yetiştirmesiyle ilişkilendirdiğimizde önce tohumu ekerler, sularlar ve gübrelerler. Beş yıl boyunca sulanıp gübrelenen bambu beşinci yıla kadar yeşermez, filiz vermez ancak beşinci yılın sonuna doğru yeşermeye başlayıp altı haftada 27 metre boyuna ulaşır. Eğitimin en önemli parçalarından biri olan öğretmenin de eğitim öğretim sürecini bambu ağacının yetişmesine benzetebiliriz. Eğitimde sonuca ulaşmanın koşulu inanmak, çalışmak, sabretmek; veli, çevre ve kamu tarafından desteklenmektir. Öğretmenliğin çok önemli görev ve sorumluluğu herkes tarafından kabul edilirken görüşmekte olduğumuz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi hakkında eğitim sendikaları başta olmak üzere eğitimin tüm bileşenlerinin ve Öğretmenler Odasının görüşleri alınmadığından -karşı olmalarına rağmen- bu ısrara kimse anlam veremiyor. Bu konuda kanunla öğretmenlik mesleği tüm yönleriyle düzenlenmiyor, sadece ilk atama ve kariyer basamakları ve 2023’te yürürlüğe girecek 3600 ek gösterge… Bu kanuna “Öğretmenlik Meslek Kanunu” denebilir mi? 2004 tarihli kanun ile bugünkü kanun teklifi, 1995 tarihli taslağın kötü bir kopyasıdır. Biz, 2018 yılında Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm paydaşlarla bir araya gelerek bir kanun teklifi verdik, teklifimiz hâlâ bekletiliyor.

Öğretmenler, bu Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nden memnun değil; iş barışını sağlamıyor, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri gidermiyor, özlük haklarını, örgütlenme ve sendikal hakları güçlendirmiyor, öğretmenlerin ekonomik sıkıntılarını iyileştirmiyor, aile birliğini sağlamıyor, atanmayı bekleyenleri atamıyor, sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin sorunlarını çözmüyor, engellilere kadro açmıyor, PİKTES öğretmenleriyle ilgilenmiyor. Öğretmen ve öğrencileri yaz saati uygulamasıyla -özellikle ilkokul öğrencilerini- sabahın karanlığında yollara düşürmesi uygulamasına bile seyirci kalınıyor. Mevcut uygulamayla, kadrolu-sözleşmeli-ücretli öğretmen ayrımcılığı varken yeni sorunların ve işsizliğin önü açılacaktır. Sınav odaklı eğitim sistemine öğrencilerden sonra öğretmenler de katılacaktır. Sınav stresi ve buna ayırdığı zamanla öğretmenlerimizin mesleğini olumsuz etkilemeyecek midir? Başöğretmenlik ve uzman öğretmenliğin öğretmenlerin niteliksel gelişimine ve eğitimine ne gibi katkısı olacaktır? Görev aynıyken unvanların alt ve üst ilişkisi biçiminde düzenlenmesi çalışma düzenini bozucu bir etkiye sahip olacaktır. Ücretli öğretmenlerin aldıkları ücreti hangi vicdan kabul edebilir? Teklifin bir maddesi öğretmenliği bir ihtisas mesleği olarak belirtmesine rağmen bir başka fıkrada öğretmenliği kariyer basamaklarına ayırmaktadır, öğretmenler zaten uzmandı. Bu süreçlerde, mülakatta liyakat esas alınacak mıdır? Öğretmenler, kamuda öğretmenlik mesleğine başladıklarında değil öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından mezun olduklarında öğretmendirler. Bu sebeple, “aday öğretmen” diye bir tanım olamaz, istihdam edilmiş bir öğretmen olur.

Teklifin 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “Öğretmenlerin çalışma şartları, eğitimde kalitenin yükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir.” ifadesi belirsizlik içermektedir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de belirlilik ilkesidir. Maddenin bu hâliyle öğretmenlerin çalışma süre ve şekilleriyle ilgili keyfî uygulamaların önü açılacaktır. Teklifin 3’üncü maddesinin (4)’üncü fıkrasında “Öğretmenlik mesleği; aday öğretmenlik döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır.” denmektedir. Anayasa’nın 55’inci maddesinde “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.” denmektedir. Kanun teklifindeki kariyer basamakları görev ve yetki farklılaşmasına dayanmaktadır. Teklifte öğretmenler için öngörülen mesleki ilerleme unvanları, görev ve yetki farklılaşması getirmeksizin farklı ücret elde etme amacına matuftur. Teklif bu yönüyle Anayasa’nın 55’inci maddesinin “Çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri…” hükmü ile Anayasa’nın 128’inci maddesinde yer alan memurların ve diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği kariyer basamakları düzenlemesini içermediğinden 128’inci maddeye aykırıdır.

Bu kapsamda, Millet İttifakı iktidarında öğretmenler statüye ayrılmayacaklar. Öğretmenlerin göreve başladığındaki aylık ücretleri, en yüksek devlet memuru maaşının brüt tutarının yüzde 50’sinden aşağı olmayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

SUAT ÖZCAN (Devamla) – Öğretmenlere 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü ve 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde birer maaş ikramiye verilecek. Emekli ve çalışan öğretmenlerin maaşlarının hesaplanmasında 3600 ek gösterge esas alınıp önceden emekli olanlar da 3600 ek göstergeden yararlanacaklar. Öğretmenlere eğitim öğretim dönemi başında bir maaş tutarında hazırlık ödeneği verilecektir. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin ücretleri, resmî okullarda çalışan aynı hizmet süresindeki öğretmenlerin en düşük maaşından daha düşük olmayacak, öğretmenlere çalıştıkları her dört yıla bir yıl fiilî hizmet zammı verilecek, öğretmenlerin çalışma koşulları ve ekonomik hakları ILO ve UNESCO’nun ilgili tavsiye kararına aykırı olmayacak diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz talebi Sayın Filiz Kerestecioğlu’nun.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenler ne istiyor? Atanmak. Öğretmenler ne istiyor? Eşit işe eşit ücret. Bu teklifte bunlar var mı? Yok. Meslek kanunuyla ilgili olabilecek tek bir yenilik yok, aksine piyasacı bir mantığı okulların içine, öğretmenlerin arasına sokuyorsunuz. Bu düzenlemeyle zaten var olan sözleşmeli, kadrolu, ücretli öğretmen ayrımlarına yenileri ekleniyor, aynı okulda öğretmenler arasında rekabet ortamı tetikleniyor. Onlar “Eşit işe eşit ücret.” dedikçe yaptıkları işler farklı olmasa da uzman öğretmenlere ödenen eğitim öğretim tazminatının yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlere ödenen eğitim öğretim tazminatınınsa yüzde 40’tan yüzde 120’ye yükseltilmesi teklif ediliyor. Ayrıca, yine övünmüş Cumhurbaşkanı, Avrupa'da son yirmi yılda öğretmen maaşlarını en çok iyileştiren bizmişiz. Doğru bir kıyaslama için önce enflasyon oranlarını kıyaslamak gerekir; iyileştirme olup olmadığını da alım gücü değerlendirmesi ortaya çıkarır. Sürekli “Biz iktidara geldiğimizde…” diyorsunuz ama siz iktidara geldiğinizden beri ürünlerin fiyatı tam 7 kat artmış. TÜRK-İŞ’in son raporuna göre, açlık sınırı ile asgari geçim arasında ise 3 kuruşluk bir fark kalmış. OECD’nin 2021 öğretmen maaşlarıyla ilgili hazırladığı verilerde de Türkiye 33 ülke arasında 28’inci sırada. Yani çok iyi yapıyorsunuz, buna devam edin, öğretmenler de sizi alkışlamaya devam edecek!

Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ni okuduğunuzda elinizde sıradan bir kariyer geliştirme broşürü tutuyor gibisiniz; bir dizi sertifika programıyla sadece para odaklı bir motivasyon. İhtisas tanımını kanunla yapamazsınız; öğretmenlerin yaşam koşullarını iyileştirirsiniz ve öğretmenler kendileri uzmanlık geliştirmek istedikleri konuya zaman ve alan ayırabildiklerinde kendilerini zaten eğitirler. Öğrencilere bunu aktarmak, bilimsel bilgiyi doğru ve tarafsız aktarmak da zaten öğretmenlerin temel görevidir.

Bir de eğitim sisteminin felsefesine bakalım. Cumhurbaşkanı öğretmenlere seslenmiş ve “Sizlerden öğrencilerimizi dinamik, açık fikirli, üretken, sorumlu olarak yetiştirmenizi bekliyoruz.” demiş. Burada “dinamik” ve “açık fikirli” kelimeleri dikkat çekici. Daha 1 Aralık 2021’de yapılan Millî Eğitim Bakanlığı Şûrası’nda Okul Öncesi Eğitim Programı’nda din eğitimi eklenmesi tavsiye kararı kabul edilmişti. Henüz soyut düşünme biçimini kazanamamış, ona yüklenen ideolojik eğitimin farkına varamayacak, dolayısıyla bu konuda muhakeme de yapamayacak çağdaki çocuklara okul öncesi -hangi neden ya da gerekçeyle olursa olsun- dinî eğitim verilmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuğun üstün yararı ilkesiyle temelden çelişmektedir.

Öte yandan, tüm kademelerde yazılı ve görsel medyada bir hadsizliktir gidiyor. Ülkenin Millî Eğitim Bakanına bakıyorsunuz, Şanlıurfa'daki okul ziyaretinde okul müdürüne öğrencilerin yanında “Siz ne biçim adamsınız ya, siz ne iş yapıyorsunuz? Para istediniz de para mı vermedik? Gösterdiğiniz okullar böyleyse göstermedikleriniz neler?” diyebiliyor. Bakana soruyoruz, tüm çocukların evrensel ahlak ilkelerini öğrenmesiyle, saygılı bir kişilik kazandırılmasıyla sorumlu biri olarak bu mudur sizin çocuklara örnek olacak davranışınız? Cumhurbaşkanına bakıyorsunuz, o da almış, söylediği lafın anlamını dahi bilmeyen bir çocuğu siyasi malzeme olarak kullanıyor ve incitiyor o çocuğu. Onun ardından da bir yayın kuruluşu çocuğa dün aynısını yapıyor. Ben tek bir şey söyleyebilirim size: Çocuklardan elinizi çekin, bırakın kendi özgür iradelerini kendileri geliştirsinler. Bu tarz ve anlayış maalesef her yere, her kademeye sirayet ediyor.

Bugünlerde, bir de gündüz kuşağı programlarında stüdyoya âdeta mahkeme kuruluyor. Yurttaşlar burada yargılanıyor, azarlanıyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – …mahremiyetleri ihlal ediliyor, zaten travma yaşamış olan insanları şovun figürü olarak kullanıyorlar. İşte, son olarak Esra Erol’un yaptığı; yüzünün görünmesini istemeyen 18 yaşında bir genç kadına canlı yayında hakaret etti, psikolojik şiddet uyguladı, kişilik haklarını ihlal ederek kadının görüntülerini yayınladı. Asıl olan şudur: 18 yaşın altındaki herkes çocuktur ve çocuklara karşı işlenen suçlarda rıza aranmaz. Failden adli kurumlarda hesap sorulacağına, aksine, bu “reality” şovlarda mağdur suçlanıyor ve yaşadıklarından sorumlu tutuluyor, cezalandırılıyor. Bu tutum da şiddet uygulayanı teşvik ediyor ve şiddetle mücadeleyi sekteye uğratıyor. Sonrasında ise özrü kabahatinden büyük, sözde o kızı koruyormuş. İfşa ederek hiçbir çocuğu koruyamazsınız, kendinize gelin.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 3’üncü maddesinin (2) numaralı bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“(2) Öğretmenlerin çalışma şartları ve özlük hakları, eğitimde kalitenin yükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir.”

                                        Fahrettin Yokuş                                                                          Hasan Subaşı                                                        Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                              Konya                                                                                     Antalya                                                                                     Adana

                                      Hayrettin Nuhoğlu                                                                    İmam Hüseyin Filiz                                                                        Dursun Ataş

                                             İstanbul                                                                                   Gaziantep                                                                                   Kayseri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Dursun Ataş’ın.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

DURSUN ATAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, öğretmenlik mesleği kutsal bir meslektir. Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi “Öğretmenlerimiz yeni neslin mimarlarıdır.” Bir millet ancak öğretmenleri kadar güçlüdür. Bu nedenle, öğretmenlerimize reva görülen bu meslek kanunu kabul edilemez. 12 maddelik teklif hiçbir meslek kanununa yakışmayacak şekilde eksiktir. Tek adam sisteminin yansıması olarak her kanunda gördüğümüz “Meclis 3-5 madde çıkarsın, gerisini Cumhurbaşkanına, bakanlığa bırakalım.” anlayışı ne yazık ki bu meslek kanununda da görülmektedir.

Kanun teklifi hazırlanırken öğretmenlerin, sendikaların, akademisyenlerin ve eğitimin diğer paydaşlarının fikirleri dahi alınmamıştır. “Ben yaptım oldu.” anlayışıyla hazırlanan, millî eğitimimiz açısından yeni sıkıntılara yol açacak bu kanun teklifinin önümüze getirilmesi Başöğretmen Atatürk'ün yeni nesilleri emanet edecek kadar yücelttiği öğretmenlik mesleğinin AKP tarafından değersizleştirilmesidir. Bu kanun teklifi hem Meclise hem de öğretmenlere yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Bu ucube partili Cumhurbaşkanlığı sistemi değişmeden, eğitimi yandaş nesil yetiştirme aracı gören anlayışla ne öğretmenlerimizin sorunu çözülebilir ne de millî bir eğitim politikası izlenebilir.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin görüşülen bu maddesi öğretmenlik mesleğinin tanımını yapmış, öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarıyla mesleğe hazırlığını açıklamıştır. Öğretmenlik mesleğinin kariyer basamakları “aday öğretmen” “öğretmen” “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olarak ayrılmaktadır. Yani öğretmenlerin sözleşmeli, kadrolu, ücretli diye ayrıştırılması yetmiyormuş gibi, şimdi de yeni bir ayrıştırma yapılmaktadır. Bu düzenleme, çalışma barışını bozacak, öğretmeni veli ve öğrenci gözünde ayrıştıracak, öğretmene dair haksızca “yeni öğretmen” “iyi öğretmen” “kötü öğretmen” ayrımı oluşacak, bu ayrım, okulun öğrencisinden velisine kadar tüm öznelerini bölecektir. Ayrıca, uzman öğretmen ve başöğretmenin sınavlarının kim tarafından ve nasıl yapılacağı belirsizdir. Cemaatlerden, vakıflardan referansla, torpille listeler oluşturulacak, aynı işi yapan öğretmenler ayrı ayrı ücret alacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de AKP Hükûmetinin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne tam 17 kez eğitim sistemi değişmiş, 8 kez de Millî Eğitim Bakanı değişmiştir. Ancak eğitim her geçen gün daha da kötüye gitmiş, öğretmenlik mesleğinin itibarı yirmi yılda ayaklar altına alınmıştır. Şimdi “müjde” diye yapılan bu 12 maddelik kanun teklifiyle hangi sorun çözülecektir; eğitimin niteliği mi artırılacak, öğretmenlerin sorunları mı çözülecek yoksa mesleğin itibarı mı artırılacaktır? Bu kanun teklifinde, 700 bin civarında yani 55 ülkenin nüfusundan daha fazla olan atama bekleyen öğretmenlerimiz yoktur, ucuz iş gücü olarak görülen özel okul öğretmenleri yoktur, 100 bin ücretli öğretmenin sorunları yoktur, sözleşmeli öğretmenlere kadro yoktur, öğretmenlerin toplu sözleşme hakkı yoktur, yöneticilikte kayırmacılığa son verecek bir düzenleme yoktur, öğretmen atamadaki adaletsizliğe yol açan mülakat sisteminin kaldırılması yoktur, zorunlu hizmet bölgelerinin teşvik edilmesine dair bir madde de yoktur, öğretmenlere yönelik şiddet sorununa çözüm yoktur, eğitimin asli unsuru olan öğretmenlerimize 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde bir maaş ikramiye verilmesi yoktur, 3600 ek göstergenin tüm öğretmenlere verilmesi yoktur, hizmet içi eğitim yoktur, nöbet ücreti yoktur, eş durumundan tayin hakkı yoktur, il emri tayin hakkı verilmesi yoktur, norm kadro sorununa çözüm yoktur; kısacası, bu kanun teklifinde eğitim sisteminin ve öğretmenlerin hiçbir sorununa çözüm yoktur.

Değerli milletvekilleri, milletimizin geleceğini emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin sorunlarını çözmek hem milletimize karşı sorumluluğumuz hem de bizleri de yetiştiren öğretmenlerimize vefa borcumuzdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

DURSUN ATAŞ (Devamla) – Bu nedenle, bu özensizce hazırlanmış kanun teklifinin geri çekilerek, tüm paydaşların görüşü alınarak öğretmenlerimize yakışır şekilde sorunları çözecek kapsamlı bir meslek kanunu hazırlanması gerekmektedir.

Bu vesileyle de şehit öğretmenlerimiz Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz, Neşe Alten, Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

3‘üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde 2’si aynı mahiyette 3 adet önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin kanun teklifinden çıkarılmasını arz ederiz.

                                  Mahmut Celadet Gaydalı                                                                     Ömer Öcalan                                                            Ömer Faruk Gergerlioğlu

                                               Bitlis                                                                                    Şanlıurfa                                                                                    Kocaeli

                                         Kemal Bülbül                                                                        Muazzez Orhan Işık                                                         Gülüstan Kılıç Koçyiğit

                                             Antalya                                                                                      Van                                                                                         Muş

                                                                                                                                      Hüseyin Kaçmaz

                                                                                                                                            Şırnak

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                         Yıldırım Kaya                                                                              Ali Keven                                                                              Serkan Topal

                                              Ankara                                                                                     Yozgat                                                                                      Hatay

                                     İlhami Özcan Aygun                                                                         Suat Özcan                                                                           Lale Karabıyık

                                             Tekirdağ                                                                                    Muğla                                                                                       Bursa

                                         Burcu Köksal                                                                                                                                                                    Mustafa Adıgüzel

                                        Afyonkarahisar                                                                                                                                                                                Ordu

BAŞKAN - Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz Sayın Ömer Öcalan'ın.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, halkımızı, cezaevinde haksızlığa uğrayan yoldaşlarımızı buradan saygıyla selamlıyorum.

Cezaevlerinde büyük hak ihlalleri yaşanmaktadır, çok sayıda hasta tutsak vardır. Mehmet Hanifi Bilgin, otuz yıl cezaevinde kalmıştı, tahliye olmasına dört beş ay kalmıştı, geçen hafta kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi, maalesef tahliye edilmedi. Turgay Deniz, ağır hastaydı ve onun da cenazesi dün tabutla çıktı. Son iki aydır 10 tutsağın tabutlarda cenazesi dışarı çıkmaktadır.

Bakınız, partimiz bu noktada kanun teklifi verdi, birçok girişimde bulundu, görüşmeler yaşanıyor ama cezaevlerinde büyük hak ihlalleri vardır, ağır hasta tutsaklar vardır, buna karşı bir duyarsızlık durumu söz konusudur. Tabii ki cezaevindeki durum süreçle birlikte ağırlaşmaktadır yani siyasi atmosfere göre ortam gerginleşince maalesef cezaevindeki hak ihlalleri daha da ağırlaştırılmaktadır, işkence sürmektedir, hasta tutsakların hastaneye sevklerinde sorun çıkarılmaktadır, ilaç tedarikinde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunların çözülmesi gerekiyor.

Bunlarla birlikte, bu ülke 2013-2015 yıllarında bir çözüm süreci geçirdi. Bu çözüm sürecinde Hükûmet ile heyetler arasındaki görüşmelerde en başta gelen maddelerden biri hasta tutsakların bırakılmasıydı. Hasta tutsaklar bırakılsaydı belki bu iş bir aşamaya gelirdi. Bununla bağlantılı olarak da şu durumu da vurgulamakta yarar var: Cumhurbaşkanı son günlerde konuşuyor, 12 Ocakta da konuştu, 26 Ocakta da konuştu. Bakınız, İmralı’da Sayın Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış bir tecrit devam ediyor. 25 Mart 2021 tarihinde kısa bir telefon görüşmesinden sonra herhangi bir haber alamamaktayız; yaklaşık on ay geçmiştir, on aydan fazla bir süre geçmiştir. Avukatları ise 7 Ağustos 2019 tarihinde Sayın Öcalan’la bir görüşme gerçekleştirdiler, iki buçuk yılı aşan bir durum vardır. Cumhurbaşkanı da konuşuyor, bazen Sayın Öcalan adına da konuşuyor…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Katil Öcalan! Katil Öcalan!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) – …biz bu yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Eğer konuşacaksa Sayın Öcalan konuşmalıdır.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Katil Öcalan!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Yani 100 kere söyleyince “sayın” olmuyor ki, katil, katildir; istersen 500 kere söyle, ne olacak?

ÖMER ÖCALAN (Devamla) – Bakınız, bu ülkenin Cumhurbaşkanı gündeme taşıyor ama yanlış bir zeminde gündeme taşıyor. Bu siyaseti germenin, ortamı germenin bir anlamı yoktur. Bu sorunlar konuşulacak, isteseniz de istemeseniz de konuşulacak. Çözümsüzlüğü isteyenler burayı taziye evine çevirmiştir.

Bakınız, akşam ben baktım yani o gencin de fotoğrafına baktım, bu Meclis üzülmelidir, bu Meclis buna çözüm getirmelidir. İnsanlar yaşamını yitiriyor, öyle, sert söylemlerle çok vatansever olduğunuzu ispatlayamazsınız, yanlış işler peşindesiniz. Bakınız, bu işlerin sonu diyalogla, konuşmakla yapılacak şeyler. Cumhurbaşkanı bu işleri bilir, bu işlerde tecrübesi vardır ama tartışmayı yanlış bir zeminde açıyor. Nasıl bir zeminde açıyor? Hem tecridi uyguluyorsunuz… Biz, ailesi olarak gitmek istiyoruz. Bu ülkenin yasalarından doğan haklarımız vardır. Açın kardeşim; gidelim, görüşmemizi gerçekleştirelim. Sayın Öcalan da bir şey söyleyecekse…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Katil Öcalan!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) – …avukatları aracılığıyla, ailesi aracılığıyla bir şekilde düşüncelerini söyler. Bu temel sorunları, bu ağır sorunları indirgemeci bir yaklaşımla ele alırsanız, seçime indirgerseniz, siyasal güncele indirgerseniz bu işin içinden çıkamazsınız. Bakınız, parti militanı gibi hareket edebilirsiniz, kendinizi çok milliyetçi görebilirsiniz ama bu sorun eninde sonunda diyalogla çözülecek. Cumhurbaşkanı biliyor muhatapların kim olduğunu; aslında kafa bulandırmaya çalışıyor, böyle spekülatif konuşuyor ama Cumhurbaşkanı bu işin nerede çözüleceğini, nasıl çözüleceğini biliyor. Büyük bir hesap içerisindedir, siyaset içerisinde bir algı oluşturmaya çalışıyor; bu da yanlış bir yaklaşımdır.

Bakınız, ülkeyi felakete getirdiniz, siyasi kurumları da taziye evine çevirdiniz. Öyle üst perdeden konuşarak bu sorunları çözemezsiniz. Bakınız, asker de ölüyor, polis de ölüyor, Kürt gençleri de ölüyor, insanlar da tutuklanıyor, büyük bir bedel ödeniyor. Karşılıklı bu savaş bir kör savaştır, bu işin sonu yoktur. Yaşama ve yaşatma siyasetini biz esas almalıyız, bu işi sonuca götürmeliyiz. Buradaki partiler futbol takımı değildir, bu partilere oy veren halk da taraftar değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ÖMER ÖCALAN (Devamla) – “Bu işi çözün.” diye bizi buraya göndermişler, “Tüm bu ağır meseleleri -Kürt meselesinden tutun ekonomik meselelere, ekonomik meseleden tutun inanç meselesine, Alevi meselesine- çözün.” diye. Birçok meseleyi bu kurum çözmek durumundadır ama yanlış yöntemlerle değil, yanlış zeminde değil.

AKP Grup Başkan Vekillerine söylüyoruz: Cumhurbaşkanına söyleyin, aile olarak gitmek istiyoruz kardeşim, hakkımızdır, hakkımız; yasadan doğan hakkımızdır, Anayasa’dan doğan hakkımızdır. Niye engelliyorsunuz? Niye adına konuşuyorsunuz, spekülasyon yaratmaya çalışıyorsunuz? Öcalan, en kritik süreçlerde fikrini söylemiştir, yine de söylemelidir. Bakınız, sakin bir şekilde bu işler tabii ki burada konuşulacak. Ne yaparsanız yapın konuşulacak, olgun bir şekilde konuşulacak.

Halkımızı selamlıyorum, halkımızın Regaip Kandili’ni kutluyorum, barışa ve insanlığa vesile olmasını diliyorum.

Halkımızı tekrardan selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz İlhami Özcan Aygun’a aittir.

Buyurun Sayın Aygun. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizi izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyor, bu vesileyle tüm İslam âleminin Regaip Kandili’ni tebrik ediyorum.

Öğretmenler, cumhuriyetimizin başarıya ulaşmasını, ülkemizin yüksek teknolojiyle çağın gerektirdiği bilgi ve donanımla yetişmesini sağlayan eğitim neferlerimizdir. Atatürk, öğretmenlerin ülkemizin lokomotifi olduğu bilinciyle bu mesleğe büyük önem vermiş, öğretmenlerimizin hak ettiği saygınlığı kazanmasını sağlamıştır. AK PARTİ iktidarında ise bu meslek hem hak ettiği saygıyı görmemiş hem de siyasete alet edilmiştir. Yeni yeni vakıfların, cemaatlerin, derneklerin cirit attığı, eğitim kurumlarının bu vakıflara peşkeş çekildiği, yandaş sendikaya mensup kişilerin yönetici yapıldığı bir yapı oluşturulmuştur. Kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, böyle 3 farklı öğretmen tipi vardır. Haftada otuz saat derse giren ücretli öğretmen yeni zamlı ek ders ücretleriyle birlikte ayda 3.360 lira 64 kuruş maaş alır hâle gelmiştir. Bu ücretle ne kira ödenir ne elektrik, doğal gaz faturası ödenir; bunu vicdanlarınıza bırakıyorum.

Yine, kadrolu öğretmen maaşı ortalama 8.397 lira, sözleşmeli öğretmen maaşı da ortalama 7.350 lira civarındadır. Bu parçalı yapı hem adalete hem eğitim sistemine uygun değildir. Aynı okul, aynı sınıf ve aynı öğrencilerle ders yapan öğretmenlerin ayrı ayrı ücret almalarını ne vicdanen ne hukuken ne de mesleki olarak kabul edemeyiz. Getirilen teklifle öğretmenler arasında “başöğretmen” “uzman öğretmen” “öğretmen” “aday öğretmen” gibi 4 tip unvan geliştirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli vekiller; bu teklif objektif unsura dayanmayan bir kariyer modeli getirmektedir. “Uzman” ve “başöğretmen” unvanı alacak öğretmenlerin nerede, nasıl görev yapacağına, velilerin çocuklarını okullara kayıt ettirirken bu öğretmenlerden ders alma taleplerinin nasıl karşılanacağına, bu kadroların diğer illere, eğitim bölgelerine ve okullara nasıl dağıtılacağına ilişkin hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca, Cumhurbaşkanının “Sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımını kaldırıyoruz.” müjdesi de bu kanunla beraber hayal oldu, hayal.

Evet, bu teklifin 4’üncü maddesi muğlaktır, öğretmenliğin “aday öğretmenlik” diye tanımlanarak başlatılması yanlıştır. Üstelik öğretmen seçilme kriterleri muğlaktır, belirsizdir, yoruma açıktır, torpile kapı aralamaktadır. Son öğretmen atamaları kamuoyu vicdanını, çocuklarını binbir emekle okutan aileleri; alın teriyle, maddi külfetle ve binbir zahmetle okuyan gençlerimizi derinden yaralamıştır. KPSS sınavlarında derece yapan, büyük başarılar elde eden öğrenciler mülakatlarda sizler tarafından elenmiştir. Mülakatlarda eğitimle alakalı olmayan sorular sorulmuştur. KPSS’de düşük puan alan öğrencilere maalesef mülakatlarda yüksek puanlar verilerek KPSS’de en yüksek puan alanlar elenmiş, en düşük alanlar tercih edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu gençlerin yanındayız. Hukuki destek vermek üzere de masa oluşturduk.

Getirdiğiniz düzenleme, mülakat sınavına ilişkin şaibeleri devam ettirecek türdendir değerli arkadaşlar. Zaten mülakat sınavlarına kamera bile koymuyorsunuz; tarikatlardan, vakıflardan, cemaatlerden, yandaş dernek ve sendikalardan gelen listeleri oralarda aynen onaylıyorsunuz, bunu kabul etmiyoruz. Maşerî vicdanda zaten suçlusunuz, bu sebeple mülakatları kaldıran bir düzenleme yapılmalı ve bunu 4’üncü maddeye eklemelisiniz diyorum.

Kendi ilim Tekirdağ’la ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum. İlimiz, eğitim başta olmak üzere maalesef her alanda hak ettiği yatırımı almamaktadır. 2021 yılında Tekirdağ’da kişi başına 13.329 lira vergi ödemişiz ama merkezî bütçeden kişi başına almış olduğumuz rakam tam tamına 364 lira. Sayın vekiller, vicdanlarınıza bırakıyorum bunu da. Ödediği verginin karşılığını alamayan bir Tekirdağ var, vergi ödemesinde ilk 8’de olan bir Tekirdağ var ama yatırımlarda 56’ncı sırada olan bir Tekirdağ’ımız var.

Tekirdağ da deprem kuşağında olan bir ilimiz ve 72 okulun depreme dayanıklılığı maalesef sıkıntılı. 2020 yılında 16 okulumuz boşaltılmış ve buradaki öğrencilerimiz başka okullara nakledilmişlerdi ve maalesef -daha hâlâ ipe un seriyorsunuz- ihaleleri yapılmayan okullarımızdan dolayı çocuklarımız tıka basa okullarda eğitim görmekteler. Bir arpa boyu yol almadınız, bir an evvel Tekirdağ’daki okullarımızın depremsellikle ilgili çalışmalarını yürütün diyorum buradan.

Yine, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Türk Bayrağı ve Atatürk posterini asmayan okullarımız olmuştur. İlgili müdürler, kamuoyu baskısı ve EĞİTİM-İŞ Sendikası Tekirdağ Şube Başkanı Barış Özer’in konuyu gündeme getirmesiyle okullara bayrak ve Atatürk posteri asılması sağlanmıştır. Ve “Soruşturma nasıl sonuçlandı?” derseniz, soruşturmada Barış Özer suçlanmış ama okula bayrak asmayanlar ise alkışlanmıştır değerli vekiller.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Eğitimi ideolojik hesaplaşma noktası yapan AK PARTİ'nin tutumunu artık bizler kabul etmiyoruz. Eğitime hak ettiği değeri göstermeyen, bilimsel yatırım yapmayan toplumlar başka ülkelerin güdümüne girerler. O yüzden, donanımlı, bilimsel bilgiyle donatılmış, vicdanlı, sorgulayan nesiller yetiştirmek zorundayız aksi hâlde bunun bedelini hep birlikte ödeyeceğiz değerli arkadaşlar.

Ayrıca, sözlerimi tamamlarken, dışarıda bekleyen 2 bin engelli öğretmen adayımızın bir an evvel atamasını yapın. 3600’ü yine başka bir bahara bıraktınız “Gelecek yıl, gelecek yıl…” Arkadaşlar, gelin, bir an evvel 3600’ü öğretmenlerimize ve diğer memurlarımıza verelim, onlara hak ettikleri değeri göstermiş olalım.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son veriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 4’üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

“(2) Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkez Başkanlığı tarafından yapılacak yazılı sınavlarda başarı sırasına göre seçilir.”

                                         Hasan Subaşı                                                                             Şenol Sunat                                                                         Fahrettin Yokuş

                                             Antalya                                                                                    Ankara                                                                                      Konya

                                Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                               Hayrettin Nuhoğlu                                                               İmam Hüseyin Filiz

                                              Adana                                                                                     İstanbul                                                                                   Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Şenol Sunat’ın.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerine İYİ Parti Grubu olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, görüştüğümüz 4’üncü madde, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun kaldırılan 45’inci maddesi ama tabii, bu madde 4 paragraftan oluşurken 2 paragrafa indirilmiş. Başlık ne? “Öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi.” Öğretmenlik bir uzmanlık, bir ihtisas mesleği olmasının yanında -dün de söylemiştim- kişilik niteliklerinde uygunluğu gerektiren bir meslektir. Bir başka deyişle öğretmenlik, yalnızca lisans diplomasına indirgenmeyecek kadar değerli ve belirleyici olmalıdır.

Farkında değilsiniz sayın milletvekilleri, iktidar milletvekillerine sesleniyorum; kapatılan öğretmen liselerinin bir an önce açılması gerek. Öğretmenlik yani lisans süreci öncesinde de eğitsel süreçleri gerektiren bir meslek olarak düzenlenmelidir.

Şimdi, bu maddenin (2)’nci fıkrasında “Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından seçilir.” diyor. Burada “Millî Eğitim Bakanlığı” da kaldırılmış. Şimdi, “Nasıl seçilir?” Yok. “Nasıl seçileceği bu maddeyle belirtilmelidir.” diye bu değişiklik önergesini verdik. Yani en azından “ÖSYM tarafından yapılan imtihanlarda başarı sırasına göre seçilir.” diye eklenmelidir ama siz nedense bir türlü mülakattan vazgeçmiyorsunuz. Zaten 5’inci maddenin (1)’inci fıkrasının son cümlesinde de mülakatı ifade eden “Millî Eğitim Bakanlığı ve ÖSYM tarafından yapılır.” diyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, 4’üncü madde olarak düzenlenen yani kaldırılan 45’inci maddede son fıkra olan “Hangi derece ve türdeki eğitim, öğretim, teftiş ve yönetim görevlerine, hangi seviye ve alanda öğrenim görmüş olanların ne gibi şartlarla seçilebilecekleri yönetmelikle düzenlenir.” derken, bu kısım yok edilmiş. Sayın Komisyon Başkanı, yöneticileri, denetçileri öğretmen olmayanlardan mı atayacaksınız? Dün de söyledim, yönetici kadroların okul yönetiminin teftiş durumunun eğitim öğretim hizmeti ve öğretmenlik mesleğiyle olan zorunlu ve gerekli bağlantısı ve eğitim kurumu yöneticiliğinin yasal bir statüye kavuşturulması durumu bu teklifin hiçbir kısmında yok.

Evet, sayın milletvekilleri, öğretmenlerin niteliklerini -başlık öyle olduğu için söylüyorum, “nitelikleri ve seçimi” diyor- nasıl artırmayı düşünüyorsunuz? Yani birkaç cümleyle bunun nasıl artırılacağını ortaya koyamazsınız. Yani, yükseköğretim kurumlarının yeniden ele alınarak eğitim fakültelerinin kontenjanları, sayısı –efendim- yükseltilmesi gereken taban puanı, mesleki ve teknik ortaöğretime öğretmen yetiştirmenin nasıl olacağı, eğitim fakültelerinde olması gereken uygulama okulları bu kanun teklifinin hangi maddesinde, nerede? Burada böyle bir şey yok. Nasıl bir öğretmen beklentisi var zihninizde? Ya, bir eğitim seferberliğine ihtiyaç yok mu bu ülkede? Fırsat eşitsizliklerinin bu kadar arttığı, başarının bu kadar düştüğü bu sistemden bahsediyorum sizlere. Bir eğitim seferberliğine ihtiyacı yok mu bu ülkenin? Bu durumda eğitim seferberliğini “irfan ordusu” dediğimiz öğretmenlerle başaracağız. O zaman, o yüzden eğitime, öğrenciye, öğretmene yapılan yatırım ülkenin sürdürülebilir kalkınması için en önemli adım olacaktır. Yani yaptığınız bir şey yok bu meslek kanununda; 3600’ü öğretmenler zaten hak etti, zaten söz verilmişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Evet, sayın milletvekilleri, yine çok önemli bir mevzuyu çok hızlı bir şekilde tekraren burada ifade etmek istiyorum. İYİ Parti milletvekilleri olarak Sayın Yasin Öztürk’le, üniversiteleriyle ilişiği kesilen ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrenciler için genel bir af için kanun teklifi vermiştik. Devamsızlık, kayıt dondurma, ekonomik sorunlar, Covid salgını ve benzeri nedenlerle yaklaşık 500 bin öğrenci mağdur ve bu mağduriyet giderek artıyor. Bu mağduriyetlerin giderilmesi ve bu gençlerimizin, hayatlarına yeniden dönebilmesi çok önem arz ediyor. Gençlerimizin gelecekleriyle ilgili bu durumu vicdanlarınıza bırakıyorum. Bu öğrencilerin tekrar okullarına dönmeleri için siz getirin bir kanun teklifini, biz kabul edelim diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde 2’si aynı mahiyette 3 adet önerge vardır, önergeleri birlikte okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin kanun teklifinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                  Gülüstan Kılıç Koçyiğit                                                             Mahmut Celadet Gaydalı                                                                   Kemal Bülbül

                                               Muş                                                                                        Bitlis                                                                                      Antalya

                                     Muazzez Orhan Işık                                                                                                                                                      Ömer Faruk Gergerlioğlu

                                                Van                                                                                                                                                                                     Kocaeli

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                         Yıldırım Kaya                                                                              Ali Keven                                                                           Kadim Durmaz

                                              Ankara                                                                                     Yozgat                                                                                      Tokat

                                         Lale Karabıyık                                                                             Suat Özcan                                                                             Burcu Köksal

                                               Bursa                                                                                      Muğla                                                                              Afyonkarahisar

                                       Mustafa Adıgüzel                                                                          Serkan Topal                                                                          Sibel Özdemir

                                               Ordu                                                                                       Hatay                                                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz talebi Sayın Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli halklarımız, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu 5’inci madde belki de bu teklifin en sorunlu maddelerinden bir tanesi. Zaten teklifin gerçekten neredeyse tamamı sorunlu. İlk defa bir temel kanun getirdiniz, iyi bir şey yaptınız ama getirdiğiniz kanun teklifi yüzlerce eksiklikle dolu. En temel eksikliğini başta söyleyelim: Bu alandaki emek meslek örgütlerine, sendikalara sormadınız, bu alanda çalışan akademisyenlere sormadınız, uluslararası literatüre hiç bakmadınız; kendi kafanıza göre, kendi güncel ihtiyaçlarınıza göre, kendi ideolojik yapılanmanıza göre, dinci ve kinci nesil yetiştirme hesaplarınıza göre bir temel kanun getirdiniz ve şimdi bu kanun teklifinin yasalaşması için de burada çalışıyorsunuz.

Birincisi, 5’inci maddede ne var? 5’inci maddede aday öğretmenlikten sonra yapılacak sınavın kaldırılması var. Bu iyi bir şey mi? İyi bir şey ama bu iyi şeyin arkasından ne geliyor? Hemen kötü bir şey geliyor. Ne yapıyorsunuz? “Adaylık Değerlendirme Komisyonu” diye bir Komisyon kuruyorsunuz ve bu Komisyon adaylıktan asalete geçiş sürecini değerlendirecek. Peki, bu Komisyonu kim kuruyor, nerede kuruyor, nasıl kuruyor, bu Komisyonun bileşimi nedir, kimlerden oluşur? Bunlara dair hiçbir belirleme yok. Peki, bu Komisyonun normalde kuruluşunun yasayla belirlenmesi gerekmez mi? Bir hukuk devleti… Anayasa madde 2 hukuk devleti ilkesi; Anayasa madde 7 Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkileri devredilemez yani bu alanda bir yönetmelikle düzenleme yapılamaz. Anayasa madde 128 de “Devlet memurlarının, kamuda çalışanların özlük hakları, görev ve sorumlulukları kanunla düzenlenir.” diyor. Ve siz bütün bu Anayasa maddeleri çok açık bir şekilde ortada olmasına rağmen buna dönük bir düzenleme yapmışsınız ve diyorsunuz ki: “Bu alanda biz yönetmelikle düzenlemeyi yaparız.”

İkinci bir şey, bu Komisyon… Örneğin, deniliyor ki: “İki yıllık adaylık süreci var, iki yıldan sonra asalete geçecek.” Ne üzerinden geçemiyor? Aylıktan kesme cezası alan aday öğretmen ya da kınama cezası alan aday öğretmen asalete geçemiyor. Peki, soruyoruz: Siz kime aylıktan kesme cezası veriyorsunuz? Örneğin, EĞİTİM SEN’in, EĞİTİM-İŞ’in ya da muhalif bir sendikanın eylem çağrısına katılmak bu kınama cezasını gerektirir mi? Sizin açınızdan gerektirir, binlerce örneği var; sendikacılıktan geliyoruz. Ya da farklı bir şey, diyelim ki sosyal medyasında sizin hoşunuza gitmeyen herhangi bir haber paylaşması bu kınama cezasını gerektirir mi? Gerektirir. Yani siz hiçbir şekilde hukuki bir çerçevesi çizilmemiş, keyfekeder bir yaklaşımla insanlara önce ceza vereceksiniz, sonra bu cezalarla da muhalif olan devlet memurlarını, öğretmen adaylarını eleyeceksiniz ve onların haklarını elinden alacaksınız.

Diğer bir mesele, bu iki yıllık süre sonucunda kurul karar vermedi ve asaleten öğretmenliğe geçemedi. Daha kötü bir şey yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Üç yıl boyunca yeniden öğretmenliğe giriş yapamaz.” Neden? Yani bu suçu, diyelim ki bu cezayı asaleten öğretmen olduğunda yapsa, aylıktan kesme cezası alsa hiçbir sonucu yok, sadece aylığından kesiliyor ama aday öğretmenken bu cezayı aldığında üç yıl boyunca devlet memurluğuna girişi engelleniyor. E, bu da kamu hizmetlerine girişteki eşitlik ilkesine tamamen aykırı değil mi arkadaşlar? Aykırı. Yine Anayasa’daki ölçülülük ilkesine aykırı değil mi? Yani bir suçun, daha doğrusu bir cezanın iki farklı sonuç doğurmasından bahsediyoruz. Bir kınama cezası siz aday öğretmenken memuriyete girişi engelliyor ve üç yıl boyunca yeniden memur olamıyorsunuz ama eğer asaleten öğretmenseniz sadece o cezayı almış oluyorsunuz. Buradaki tezadı görmeniz ve bunu giderecek bir yaklaşımı da ortaya koymanız gerekiyor.

Diğer mesele: Şimdi, normalde öğretmenlik yani bütün devlet memurluğu açısından siz mesleğin gerektirdiği nitelikleri haizseniz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, şu bu gibi belirli kuralları yerine getiriyorsanız devlet memurluğuna atanırsınız, sınav koşulu ve benzeri… Siz neyi getiriyorsunuz? Bakın, siz arşiv araştırması ve/veya güvenlik soruşturmasını getiriyorsunuz. Neye göre arşiv araştırması, neye göre güvenlik soruşturması, kime göre arşiv araştırması, kime göre güvenlik soruşturması? Bütün bunlar da belirsiz. Bu da aslında temelde Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisinin gasbedilmesi ve bir yetki devri anlamına geliyor ki bunun da kabul edilmesi mümkün değildir.

Yine bu güvenlik soruşturmasını ve arşiv araştırmalarını da bu ülkedeki muhalifleri kamuya almamak için uyguladığınızı çok iyi biliyoruz. Nereden iyi biliyoruz? Kendimizden biliyoruz ya. Biz sonuçta muhalif olduğumuz için, sendikacı olduğumuz için, sizin düşüncelerinize uygun davranmadığımız için bizi kamudan ihraç ettiniz, bizim gibi binlerce insanı kamudan ihraç ettiniz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

…ve kendi düşüncenize yakın insanların cemaatler eliyle, tarikatlar eliyle kamuya doluşmasını sağladınız. İşte, bugün 2 tane milletvekillinin gönderdiği “Yakınımdır, onlara yardımcı ol.” meselelerinin biz kamuda nasıl işlediğine bire bir tanıklık ettik. O FETÖ zamanlarında, o atamaların, servis değiştirmelerin, sorumlu belirlemelerin, her şeyin nasıl işlediğini ve nasıl sizin tarafınızdan işletildiğini de çok iyi biliyoruz. Onun için gelip burada, buna dönük yaptığınız uygulamanın da sorunlu olduğunu ifade edelim.

Son bir cümle şuna dair olsun: Değerli arkadaşlar, bugün yaptığınız şeyin, yarın bu ülkenin geleceğini baltalayacağını görmemiz gerekiyor. Bugün konuştuğumuz şey eğitim; bu ülkenin geleceği ve çocuklardan bahsediyoruz. Hiçbir partinin, hiçbir zümrenin, hiçbir kesimin ideolojik yapılanmasına göre bir toplum şekillendirilemez. Eğer şekillendirilecekse, özgür düşünce, eleştirel düşünce, bilimsel anlayışa göre bir toplum yaratılır ama ne yazık ki siz bundan çok uzaksınız. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz talebi Sayın Sibel Özdemir’in.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, değerli milletvekilleri, ben de kanun teklifinin 5’inci maddesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifinin belki de en önemli maddesi 5’inci madde çünkü bu madde -az evvelki hatip arkadaşımızın da belirttiği gibi- aday öğretmenlik uygulamasıyla ilgili düzenlemeleri içermekte. Devlet Memurları Kanunu’na ek olarak, öğretmen adayları mezun olduktan sonra, güvenlik soruşturması, arşiv araştırması ekleniyor ve ayrıca malum, bildiğimiz, KPSS sınavı başarısı ve sonra -en temel sorun alanımız olan- mülakat sürecini de geçtikten sonra, tüm bunlara ek olarak bir iki yıl görev yaptıktan sonra içeriği, kapsamı belli olmayan bir eğitime tabi olacaklar ve daha sonra da Adaylık Değerlendirme Komisyonunun kararıyla başarılı olanlar göreve başlayacak. Mülakat sorunu, bugün belki de eğitim sistemimizin, öğretmenlerin en temel sorunu olan, mevcut sistemde öğretmen adaylarımızın mesleğe başlama süreçlerinde ciddi sorun olarak ortada duruyorken şimdi de Adaylık Değerlendirme Komisyonunun yine subjektif, kişisel değerlendirmesi sonrası bu Komisyon, aday öğretmenlerin bu konuda başarılı olup olmadıklarına karar verecek ve daha sonra da görevlerine başlayacak ya da başlayamayacaklar.

Şimdi, Komisyon, maddenin diğer fıkralarında belirtiyor, işte mazeretsiz eğitime katılamayanlar, kademe ilerleme cezası alanlar, adaylık niteliklerini kaybedenler gibi ucu açık, muallak ifadeler sonunda ve yine Komisyonun da kimden oluştuğunu şu an kanunen bilmediğimiz bir süreçte, Komisyona böyle bir yetki vererek -aynı zamanda bugün belki de eğitim sistemimizin en temel sorunlarından biri liyakatsiz yöneticiler- ve bu liyakatsiz yöneticilerin inisiyatifine bırakarak öğretmen adaylarımızın gerçekten uzman olarak atanıp atanamayacaklarına karar verilecek.

Şimdi, bütün bu muallak, ucu açık ifadeler kanun maddesinde sıralanmışken bir de son fıkra ekleniyor ve son fıkraya da şu ibare ekleniyor: “Komisyonun oluşumu ile aday öğretmenlik sürecine ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmeliklerle düzenlenir.” Biz neden bu kanunu yapıyoruz değerli milletvekilleri? Sayın hatip söyledi, biz ısrarla iddia ettik, bir kanunda belirlilik ilkesi var, nesnel kriterlere ihtiyaç var, ki Anayasa Mahkemesinin önceden bu kanunla ilgili bir ret kararı var. Biz, şimdi, yine aynı hataları yapıyoruz, ucu açık, muallak düzenlemeler, kişisel değerlendirmelere açık yönetmeliklere bırakılan ve gerçekten son derece önemli bir meslek; öğretmenlik mesleğine ilişkin böyle sorunlu bir maddeyle karşı karşıyayız.

Yine, mesleğin standartları, görev ve sorumlulukları ortaya konulmuyor. Kademeler belirlenmiş ama hangi özelliklere sahip olacaklarını bilmiyoruz. Oysa yasa yapıcı olarak bizlerin, Meclisin burada nesnel kriterleri belirlememiz gerekiyordu. “Öğretmenlik kariyer basamağı için asgari çalışmaları tamamlamış olmak.” deniyor kanun teklifi maddesinde. Bu da çok ucu açık, yine, muallak ifadeler; biz bunları kabul etmiyoruz. Kariyer kadrolar için hangi çalışmaların yapılacağının açıkça belirlenmesi gerekiyordu. Biz bunların hepsini yönetmeliklere bıraktık. Nasıl bir düzenleme getirecek bu yönetmelikler? Biz yasa yapıcı olarak bunların hiçbirini şu an bilmiyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemize baktığımızda öğretmenlerin yetiştirilmesini, niteliklerini, çalışma koşullarını, özlük haklarını, görevlerini, sorumluluklarını düzenleyen gerçekten ciddi bir öğretmenliğe özgü, çağdaş bir meslek kanununun gerekliliğini biz ısrarla dile getirdik; muhalefet olarak, sendikalar olarak, eğitimin bütün paydaşları olarak bunu ısrarla dile getirdik. Ve bu kanun teklifinden beklenti gerçekten çok fazlaydı çünkü bir meslek kanunu. Aslında bu sadece bir meslek grubunu, öğretmenlerimizi ilgilendirmiyor; bu kanun teklifiyle yaptığımız düzenlemeler 84 milyonu, hepimizi, gelecek nesillerimizi ilgilendiren bir yasal düzenlemeydi. Dolayısıyla öğretmen yetiştirme politikalarındaki temel sorun alanlarını saptamak, bu alanlara dair çözüm önerilerini ortaya koymak, buna göre yasal düzenleme yapmak ve gerçekten ciddi bir sorun olan eğitimin niteliğini artırmak için bu kanun teklifi gerekliydi, önemliydi ve belki de hepimiz için bir fırsattı.

Bu önemli ihtiyaçlar doğrultusunda yine, geniş bir mutabakatla ve ittifakla yasalaşması gereken bir kanun teklifiydi Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi. Ama ne yazık ki bu kanun teklifinin ne hazırlık aşamasında ne de Komisyon aşamasında böyle bir mutabakat sağlanamadı; derinlikli, kapsamlı, gerçekten bir müzakere yaklaşımı ortaya konulamadı. Ve gerçekten sorunlu olan eğitim sistemimizin en önemli aktörleri olan öğretmenlerin sorunlarının detaylı tartışılarak içerikli, dünyanın başarılı örneklerinin -belki- tartışılarak müzakere edilmesini önerdik ama buna gerçekten yanaşılmadı. Mesleğe başlamada fırsat eşitliği güvenceye alınmadı. Sözleşmeli öğretmenlerin mazeret izni çok sorun, bunu bu kanun teklifi içermiyor. Yine, gerçekten, temel bir sorun olan ve bu iktidar döneminde getirilen uygulamalardan olan ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, kadrolu öğretmen ayrımını ortadan kaldırmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Başkanım, izninizle…

BAŞKAN – Tamamlayın.

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Özel sektörde çalışan öğretmenlerin sorunları var, bunu da tartışmadık. Devlet Memurları Kanunu’ndan ayrı bir kanun yapmamız gerekirken yine parçalı yasal mevzuat; bu defa, bunların hepsini yönetmeliklere bıraktık. İşte, en olumlusu ek gösterge dedik ama onu da 2023’e öteliyorsunuz. Şimdi, hangi maddelere olumlu olarak bakacağız biz burada?

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Yirmi yıldır bu ülkeyi yöneten bir iktidar var, 8 Millî Eğitim Bakanı değişti ve gerçekten, biz nitelikli insan yetiştirecek bir eğitim sistemini ortaya koyamadık ve bununla paralel olarak da öğretmenlerin sorunları giderek arttı. Neticede, bizim burada ortaya koymamız gereken, gerçekten öğretmenlerimizin sorunlarıydı, onların niteliğiydi, yaşam koşullarıydı, motivasyonlarıydı, saygınlıklarıydı, mesleğe başlamada yaşadıkları sorunlarıydı ama bunları gerçekleştiremedik. Eğitim fakültelerini ciddi tartışmamız gerekiyordu. Belki bütün bu kademeleri, eğitimleri, sınavları fakülte düzeyine taşıyabilirdik, bunu da gerçekleştiremedik ve bu hâliyle bu kanun teklifi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ve süre de bitti.

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Sürem de bitti.

Bu kanun teklifi bu hâliyle gerçekten Meclisimiz açısından başarılı bir çalışma olmadı ve eğitim sisteminin ve öğretmenlerin sorunlarını çözmeyecektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdemir.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 5’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “Millî Eğitim Bakanlığı ve/veya” ibaresinin madde metninden çıkarılması arz ve teklif ederiz.

                                        Fahrettin Yokuş                                                                          Hasan Subaşı                                                        Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                              Konya                                                                                     Antalya                                                                                     Adana

                                     İmam Hüseyin Filiz                                                                    Hayrettin Nuhoğlu                                                              Aydın Adnan Sezgin

                                            Gaziantep                                                                                  İstanbul                                                                                     Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz talebi Sayın İmam Hüseyin Filiz’in.

Buyurun.(İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerinde İYİ Parti Gruba adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken Türk İslam âleminin Regaip Kandili’ni kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle aday öğretmenlik süresi bir yıldan iki yıla kadar uzatılıyor. Aday öğretmenlerin Millî Eğitim Bakanlığı ve/veya ÖSYM tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olmaları şartı aranmakta ve aday öğretmenlik süresi sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda başarılı olanlar öğretmenliğe atanır denilmektedir. Aday öğretmen yetiştirme programı, Adaylık Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve adaylık sürecine ilişkin diğer usul ve esaslar açıkça belirtilmemiş olup yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür. Öğretmenliğe geçişin mülakatla olması yine kafalarda soru işareti oluşturmaktadır çünkü mülakatlarda ya da sözlü sınavlarda taraf tutularak haksızlıkların yapıldığı yıllardan beri dile getirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, KPSS’den çok yüksek not almalarına rağmen, sözlü sınavlarda 60’ın altında not verilerek elenen çok sayıda öğretmen olduğunu Gazi Mecliste defalarca tartıştık. Gençlerimiz, işsizliğe ilaveten, bir de adaletsiz uygulamalarla karşılaşınca psikolojileri bozulmakta, umutlarını kaybetmektedirler. Hâlen atama bekleyen işsiz öğretmenlerimizin sayısı 700 bin civarındadır. İşsizliğin ruhsal çöküntü yarattığının en son örneği, Şanlıurfa Birecik’te intihar eden 28 yaşındaki Mustafa Kaya. Mustafa Kaya Öğretmen yüzbinlerce meslektaşı gibi dört yıldan beri atanmayı bekliyordu. Biz bunları anlatıyoruz ama iktidara su sesi gibi geliyor. Bu çocukların vebali büyüktür, hatırlatıyorum.

Değerli milletvekilleri, her meslek elbette önemlidir, özellikle gelecek nesillerin şekillenmesinde en önemli görevi üstlenen öğretmenlik daha da önemlidir. Diğer memuriyetlerden farklı olarak mesai saati kavramının olmadığı, ders saatleri dışında evine iş götüren, öğrenci ve velilerle sürekli iletişim hâlinde olan öğretmenlere huzurlu çalışma ortamı sağlamak hepimizin görevi olmalıdır. Bu kanun teklifi sadece öğretmenleri değil, bütünüyle eğitimi ve dolayısıyla nüfusumuzun tamamını çok yakından ilgilendirmektedir.

Öğrenci olmayan ev neredeyse yoktur, ne var ki sorunlar çok olduğu için gidişattan memnun olan da yoktur. Sorunların çözüme kavuşturulması için nelerin yapılması gerektiği konusunda daha geçen ay toplanan Millî Eğitim Şûrası’ndan iyi niyetle faydalanma yoluna gidilmemiştir. Türk millî eğitimine emek ve gönül vermiş onlarca kişinin katılıp katkı vermesine rağmen, bu teklifin yandaş sendikanın ve sarayın isteklerine göre hazırlandığını anlamak zor değildir. Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi hazırlanırken öğretmenlerden, diğer sendikalardan, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarından, akademik çevrelerden, özel eğitim kurumlarından ve velilerden yani bütün paydaşlardan gereği gibi görüş alınmamıştır; muhalefetten bir görüş almak geleneği de maalesef oluşmamıştır.

Değerli milletvekilleri, eğitimin nasıl olması gerektiği Anayasa’da ve Milli Eğitim Temel Kanunu’nda açık bir şekilde belirtilmişken, uzun süredir eğitim sistemiyle oynanmış, istikrar sağlanamamış ama her defasında değiştirilen sınav sistemi olmuştur. Son yirmi yılın Türk milletinin geleceği açısından iyi geçtiği söylenemez. Bir tarafta, yerli ve millî olmaktan bahsedilirken, diğer taraftan, ilk ve ortaöğretim kurumlarında Andımız’ın okunmasına son vermekle kalınmamış, kahramanlık şiirleri bile Türkçe ve edebiyat kitaplarından çıkarılmıştır.

Değerli milletvekilleri, öğretmenlerin ve bütün paydaşların beklentisi öğretmenlikle ilgili kanuni düzenlemelerin bir arada olduğu ve meslekle ilgili hakların ve sorunların çözümünün yer aldığı bir meslek kanunu olması gerekirken, bu teklif, 1739 sayılı Kanun’un 43’üncü ve 45’inci maddelerinin yeniden yazıldığı, 3600 ek gösterge ve tazminatların sağlandığı bir tekliften öteye geçememiştir.

Değerli milletvekilleri, İYİ Parti iktidarında çocuklarımızın geleceği için bilimin ışığında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesine uygun çağdaş eğitim sistemini seferberlik ruhuyla mutlaka gerçekleştireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın sözlerinizi.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” sözünü havada bırakmayacağımızı beyan ederek Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.49

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

İmam Hüseyin Filiz ve arkadaşlarının 5’inci madde üzerinde vermiş oldukları önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde 2’si aynı mahiyette 3 adet önerge vardır, ilk okutacağım 2 önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin kanun teklifinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                  Mahmut Celadet Gaydalı                                                            Ömer Faruk Gergerlioğlu                                                                  Kemal Bülbül

                                               Bitlis                                                                                     Kocaeli                                                                                     Antalya

                                         Musa Piroğlu                                                                        Muazzez Orhan Işık                                                         Gülüstan Kılıç Koçyiğit

                                             İstanbul                                                                                      Van                                                                                         Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                         Yıldırım Kaya                                                                              Ali Keven                                                                            Lale Karabıyık

                                              Ankara                                                                                     Yozgat                                                                                      Bursa

                                           Suat Özcan                                                                              Murat Bakan                                                                            Burcu Köksal

                                              Muğla                                                                                       İzmir                                                                               Afyonkarahisar

                                       Mustafa Adıgüzel                                                                  İbrahim Özden Kaboğlu                                                                     Serkan Topal

                                               Ordu                                                                                      İstanbul                                                                                      Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz talebi Sayın Musa Piroğlu’nun.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, ülke kaynıyor, işçiler ayakta, Yemeksepetinde, Yurtiçi Kargoda, Migros depoda, Bel Karper’de, Lila Kağıtta, hepsiJETte, Scotty’de ve Farplas’ta işçiler kendilerine dayatılan sefalete, kendilerine dayatılan kölece çalışmaya karşı isyanda ve öfkede. Sokaklar onların adımlarıyla ısınıyor; onların sloganları, onların hak talepleri herkesin kulağına geliyor ve bu mücadele, yoksulların öfkesi, işçilerin kararlılığı ve iradesi bu iktidarın sonunu getirecek. Ayağınızın altındaki toprak kayıyor, sonunuz geliyor, bu sonu iyi düşünmeniz gerekiyor.

Öğretmenler kanunu teklifini konuşuyoruz. İktidar dindar, kindar ve uysal bir nesil istiyordu, yolsuzluklarını sessizce karşılayacak, tecavüze ses çıkarmayacak, kadın cinayetlerini alkışlayacak, sömürü ve saltanata biat edecek bir nesil istiyordu ve patronlar, ucuz iş gücü olacak, sömürü politikalarına itiraz etmeyecek, fabrikalarda kölece çalışacak vasıfsız işçiler arıyordu.

El birliğiyle okul sistemini çökerttiniz; okulların önce müfredatını bitirdiniz, bilimi yok ettiniz, cinsiyetçi, bilim dışı, erkek egemen, milliyetçi ve ayrımcı bir müfredat getirdiniz. Devlet okullarında bilimi ve devlet okullarını çökerttiniz. Yetmedi, paralı eğitimi oturttunuz, özel okulları kurdunuz ve zengin çocuklarını bu okullara yolladınız, yoksul çocuklarına sefalet ve yoksulluk dayattınız. Bununla da yetinmediniz, okulun müfredatının çökertilmesi, çocukların geleceğinin elinden çalınması yetmiyordu, öğretmenleri bitirmeniz gerekiyordu; önce okul idarelerini çökerttiniz, yandaşları müdür yaptınız, okul idarelerini yukarıdan aşağıya yeniden kurguladınız ve öğretmenlerin emeğini hiç hâline getirdiniz. Bütün kamu tesislerine yaptığınız işi, kamu emekçilerine yaptığınız işi öğretmenlere de yaptınız ve şimdi, öğretmen kanununu çıkararak bunu kalıcı hâle getirmeye, öğretmenlerin bütün kazanımlarını yok etmeye çalışıyorsunuz. Peki, ne yapmak gerekiyor? Yapılması gerekenler basit: Bir, tüm özel okullar kamulaştırılmalı ve okullar halkın çocuklarına parasız olarak açılmalıdır. İki, okulların yönetimi demokratikleştirilmeli, öğretmenlerin okul yönetimine, okul çalışanlarının tamamının ve öğrencilerin okul idaresine katılmasının imkânları yaratılmalıdır. Üç, çocukları bir yarış atına çeviren sınav sistemine son verilmeli, eğitimin bütün kademeleri parasız bir şekilde halkın çocuklarına açılmalıdır. Dört, müfredat, bilimsel içeriğine kavuşturulmalıdır; cinsiyetçi, ırkçı, ayrımcı içerikler ayıklanmalıdır. Beş, eğitim; bilimsel, ana dilde verilmelidir. Siz tam tersini yapmaya devam ediyorsunuz.

Burada az önce bir milletvekilinin konuşması üstüne yeri göğü yıkanların Ensarın tecavüzleri karşısında hiç sesi çıkmadı.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – PKK’nın tecavüzlerine bak!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Konuşma fazla, geveze!

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Cemaatlerin yurtlarında yaşanan çocuklara yönelen tecavüzler karşısında hiçbir ses çıkmadı.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – PKK’ya bak! PKK’nın tecavüzlerine bak!

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Kimin tecavüz ettiği değil, bu devletin yurtlarında yapılan tecavüze birinizin sesi çıkmıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ahlaksız adam, terbiyesiz!

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Öğretmenleri şehit etti PKK.

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Ve tecavüz ne yazık ki çocuklara devam ediyor.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İnsanımıza laf söyleyemezsin!

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Okul sistemini kendinize insan yetiştirmek için yaptınız ama kaybettiniz çünkü o çocuklar hayatın gerçeğini öğrendi, o işçiler hayatın gerçeğini öğrendi ve size karşı bu öfkeyi yöneltti. Bugün sokaklardan gelen o ses, bugün sokaklara yayılan o ses ve anketlere yansıyan görüntüler kaybettiğinizi, tükendiğinizi, bitmek üzere olduğunuzu gösteriyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Daha çok hayal edersin sen!

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Ve bu bitişinizi getirecek olanlar o işçilerin sesi olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Peki, ne yapmak, nasıl yapmak gerekiyor? Yüz binlerce atanamayan öğretmen var. Yüz binlerce atanamayan üniversite mezunu var. Hakları elinden alınan öğretmenler var. Sefalete iteklenen kamu emekçileri var. Yapılması gereken şeyi sokaktaki Yemeksepeti işçileri, sokaktaki Farplas işçileri, direnişteki Migros işçileri gösteriyor. Adalet arayan, eşitlik arayan, iş arayan üniversite öğrencileri, üniversite mezunları bu işçilerle buluşmadığı sürece haklarını alamayacaklar ama bu da yetmez.

Dün Millî Eğitim Bakanlığının önüne gelip mülakata itiraz edenler yani mülakatla elenen o öğretmen adayları, o kamu çalışanları adayları adalet istiyorlarsa Şenyaşar ailesinin adalet çığlığıyla buluşmak zorundalar ancak o zaman adalet bu ülkeye gelir, ancak direnişle gelir. (HDP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Hangi ülkedensin sen?

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Geliyor, geliyor, rahat ol.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Hayalini kur…

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – O hayal fabrikalardan geliyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Gelir, gelir yanına.

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Ayağınız kayıyor, ayağınız; iyi hazırlanın.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Anlat, anlat. Zevkli oluyor, anlat.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz talebi Sayın Murat Bakan’ın.

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – İyi bas toprağa ayağını.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Anlat, anlat; zevkli oluyor!

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Toprağa iyi bas ayağını, geliyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ne geliyor! Memleketi teröre mi teslim edeceğiz! Memleketi teröre mi teslim edeceğiz!

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Domates geliyor, domates.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

MURAT BAKAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ni görüşüyoruz. İktidar sözcüleri, Grup Başkan Vekilleri “On dokuz yılda millî eğitimde çok büyük işler başardık, devrim yaptık, büyük devrimler gerçekleştirdik." diyorlar. “Şimdi Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu çıkararak Türk millî eğitim sisteminde önemli bir adım atıyoruz." diyorlar. Peki, gerçek öyle mi? Değil. Bunu söyleyen arkadaşlar hakikatle bağını koparmış, kendi gerçekliklerini yaşıyorlar, buna “sanal gerçeklik” deniliyor. Öğretmenler için öğretmenlerin karşı olduğu bir kanun hazırlıyorsunuz. Bu kanunla ilgili düşüncelerini öğretmenlere sordunuz mu “Ne düşünüyorsunuz?” diye. Öğretmenler Meclisin kapısında feryat ediyor arkadaşlar “Bu kanun çıkmasın." diye ve siz öğretmenler için meslek kanunu çıkardığınızı söylüyorsunuz. Bir defa, şu “Eğitimde devrim yaptık.” palavrasından vazgeçin lütfen. Eğitimde devrim falan yapmadınız, tam tersine, sizin döneminizde Türk eğitim sistemi çöktü. 2002-2021 yılları arasında 8 Millî Eğitim Bakanı değiştirdiniz, eğitim sistemini on dokuz yılda 16 defa değiştirdiniz. Eğitimde kadrolaşma sizin döneminizde oldu. İktidara geldiğiniz ilk yılda 1.300 eğitimli, deneyimli bürokratı bir gecede görevden aldınız. 2004 tarihli yasayla öğretmenleri “ücretli, kadrolu, sözleşmeli, uzman, başöğretmen” diye ayrıştırdınız. 2007 yılında sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına gittiniz. 652 sayılı KHK’yle yüz yıllık teşkilat yapısını yıktınız arkadaşlar. Aynı KHK’yle proje okul uygulamasıyla kayırmacı yaklaşımla öğretmen ve yönetici atadınız. 2002-2021 yılları arasında atanamayan öğretmen sayısını 1 milyona ulaştırdınız. Ben bir haftadır mail alıyorum; 1, 2, 3, 5 değil, binlerce öğretmen mail atıyor arkadaşlar, o mailler size gelmiyor mu, merak ediyorum. Onların sesini biz duyuyoruz, siz duyuyor musunuz? Bu öğretmenler haykırıyor, diyorlar ki: “2021 yılında 377 bin 987 öğretmen KPSS’ye girdi.” 2021’de atanan öğretmen sayısı sadece 15 bin. Yani yüzde 3,96’sı atanmış; siz devrimden bahsediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu kahraman millet Çanakkale Harbi’nde, Millî Mücadele’de, cephede, cephe gerisinde vatan için şehit olan öğretmenleri gördü. Köy enstitülerinden mezun olup köyüne gidip kendi okulunu inşa eden ve orada öğrenci yetiştiren öğretmenleri gördü -benim dayım da onlardan biridir, hepsini saygıyla anıyorum- ama intihar eden öğretmen görmedi arkadaşlar. Bu ülke İkinci Dünya Harbi yıllarını yaşadı, soğuk savaş yıllarını yaşadı, büyük ekonomik buhranlar gördü; intihar eden öğretmen görmedi arkadaşlar. Sizin döneminizde öğretmenler intihar ediyor. Tüm sistemi yozlaştırdınız, liyakat bitti. En güçlü referansı olan mülakatı geçiyor. Emek vermenin, çalışmanın hiçbir karşılığı yok. AK PARTİ’de eşi, dostu, yakını olan mülakatta geçiyor; ona duble yol, otoyol, her önü açık ama kimsesi olmayan öğretmeni şosede açlığa, sefalete, yoksulluğa, ölüme mahkûm ettiniz. Öğretmenler ölüyor, öğretmenler intihar ediyor değerli arkadaşlar.

23 yaşında gencecik bir öğretmen Fedai Altun atanamadığı için çalıştığı, boyacılık yaptığı inşaatta elektrik akımına kapılıp öldü. Son sosyal medya paylaşımında kendi fotoğrafını çekiyor ve diyor ki: “83 puanın mükâfatı bu.”

Bir başka öğretmen -burada çokça ismi geçti- Mustafa Kaya, 28 yaşında. Yüksek lisans yapmıştı, diplomasını alamadan hayatına son verdi. Kuzeni, ölen Mustafa öğretmen için diyor ki: “9 yaşından bu yana babasızdı. Annesi ve ağabeyinin desteğiyle, kendi çabalarıyla okulunu bitirdi, yoksuldu. Okulunu bitirince büyük bir umutla atanmayı bekliyordu, atanamayınca maddi sorunları devam etti. Kimse böyle bir şey yapacağını beklemiyordu.” Yurttan arkadaşı, bir avukat, sosyal medyada paylaşım yapmış, diyor ki: “Adı Mustafa Kaya, babasız büyüdü. Kendi çabalarıyla, büyük umutla PDR bölümünü kazandı, devlet yurdunda kaldı. Dört yıl boyunca aynı yeşil montu, aynı siyah ayakkabıyı giydi. Yoksuldu, tek isteği emeğinin karşılığıydı, vermediler.” Gençlerin umutlarını tükettiniz, hayallerini çaldınız. Bir insan hangi çaresizlik içinde yaşamına son verir; gencecik, hayatının baharında bir insan.

Değerli arkadaşlar, işin gerçeği, Mustafa Kaya’nın ölüm nedeni intihar değil. Mustafa Kaya’nın ölüm nedeni cinayet ve bu cinayetin failleri de bu yozlaşmış sistemi kuranlar, yönetenler. Faili uzakta aramayın, aynaya bakın. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Mustafa Kaya cinayetinin faili öğretmen adaylarının sayısının 1 milyona ulaşmasına sebep olanlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MURAT BAKAN (Devamla) – Bu cinayetin faili, öğretmen olmak için eğitim gören gencecik evlatlarımızın inşaatlarda, pazar yerlerinde, taksicilik yaparken neden öğretmen olamadığını sorduğunda, “Herkes öğretmen olmak zorunda değil.” diye pişkince cevap verenlerdir. Bu cinayetin faili, kamunun ihtiyacı olan öğretmen atamasını yapmayanlardır. Bu cinayetin ve iki yılda 50’ye yakın öğretmenin cinayetinin faili bu yaşanan drama sebep olanlar, göz yumanlar ve buraya gelerek kanunlara gözü kapalı oy verenlerdir değerli arkadaşlar.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 6’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 6- (1) Aday öğretmenlik dahil öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunanlara; Mesleki gelişime yönelik 180 saatten az olmamak üzere düzenlenen gelişmiş Öğretmenlik Programını tamamlamış olan, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan, öğretmenlere 1. Kademe Başarı Sertifikası verilir

(2) Öğretmenlikte en az 20 yıl hizmeti bulunan ve 1. Kademe Başarı Sertifikasına sahip, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan öğretmenlere mesleki gelişimi ve öğretmenlik bilgisine yönelik 240 saatten az olmamak üzere düzenlenen eğitim programını tamamlamış olan öğretmenlere 2. Kademe Başarı Sertifikası verilir.

(3) Yüksek lisans eğitimini tamamlayanlar 1. Kademe başarı sertifikası alabilmek için en az 5 yıl; doktora eğitimini tamamlayanlar ise 2. Kademe Başarı Sertifikası için en az 10 yıl öğretmenlikte hizmet vermiş olmalıdır.

(4) Eğitim kurumu yöneticiliği ve sözleşmeli öğretmenlikte geçen süreler öğretmenlik süresinin hesabında dikkate alınır.

(5) 1. kademe başarı sertifikası ve 2. kademe başarı sertifikası alanlara her sertifika için ayrı ayrı olmak üzere bir derece verilir.

(6) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanlar, cezaları özlük dosyasından silindikten sonra sertifika programlarına başvuruda bulunabilir.

(7) Öğretmenlik mesleğinin gelişimi ve ihtisaslaştırıldığı sertifika programlarının içeriği, zamanlaması ve çerçevesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

                                        Ayhan Altıntaş                                                                 Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                  Hasan Subaşı

                                              Ankara                                                                                      Adana                                                                                     Antalya

                                     İmam Hüseyin Filiz                                                                    Hayrettin Nuhoğlu                                                                    Fahrettin Yokuş

                                            Gaziantep                                                                                  İstanbul                                                                                     Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Ayhan Altıntaş’ın.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 6’ncı maddesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken milletimizin Regaip Kandili’ni de kutluyorum.

Bu kanun teklifiyle öğretmenlik mesleğinin tanımlanması ve düzenlenmesi hedefleniyor ancak pek çok teklifte karşılaştığımız gibi bu teklifte de yeterince istişare edilmeden ve irdelenmeden hazırlanmış, tüm paydaşları içermeyen maddeler var. O açıdan yetersiz bir teklif olmuş.

Öğretmenlik işlevini bir sistem kabul edersek bu sistemin girdilerini, çıktılarını ve süreçlerini belirleyerek işe başlamalıyız. Burada girdiler yani öğretmen yetiştirme kaynakları ve aday öğretmen nitelikleri madde 4’te ifade edilmiş ancak bu husustaki tüm yetki Millî Eğitim Bakanlığına devredilmiştir.

Madde 5’te de aday öğretmenlikten öğretmenliğe geçiş tanımlanmış ama orada da en kritik konuda karar verecek olan Adaylık Değerlendirme Komisyonunun teşkilinin keyfiyeti Bakanlığa havale edilerek muğlak bırakılmıştır.

Tabii, girdiler arasında sözleşmeli öğretmenlik, ücretli öğretmenlik gibi farklı kategorilerin unutulması ve özel öğretim kurumlarından hiç bahsedilmemesi ve dolayısıyla girdilerin yeterince tanımlanmamış olması teklifteki en önemli eksiklikler olarak ortaya çıkmaktadır.

Öğretmenlik mesleğinde çıktı nedir? Doğal olarak öğrencilerin iyi eğitim alıp başarılı olmalarıdır ancak bu hususta teklifte neredeyse hiçbir bilgi yoktur.

Konuştuğumuz 6’ncı maddede ise mesleki süreç ve bu süreçteki kariyer aşamaları belirtilmektedir. Burada esas alınan kriter ne olmalıdır? Doğru yanıt, öğretmenin başarısına göre kariyer basamaklarını geçmesidir. Bu teklifte ise yazılı sınav kıstası esas alınmıştır. Bir öğretmenin eğitim başarısı yazılı sınavla nasıl belirlenir ben de merak ediyorum. Her zaman yaptığımız gibi olayı tam değerlendiremeyince sınav silahına sarılıyoruz. Hâlâ sadece sınavda ısrar etmek Nasrettin Hoca’nın fıkrasını hatırlatıyor. Hoca bir gün anahtarını ahırda kaybetmiş ama avluda arıyormuş. Hoca’yı izleyen birisi “Hoca, anahtarını ahırda kaybettiysen neden avluda arıyorsun, ahırda araman lazım.” deyince Hoca cevap vermiş: “Ama ahır çok karanlık.” Bu teklifte de aynı şekilde, eğitimi başka türlü değerlendirmeyi beceremeyince sınava sarılıyoruz. Hâlbuki sınav, öğretmenin eğitim başarısından çok teorik bilgi birikimi hakkında ipucu veriyor. İdeali olan, öğrenciler, veliler, okul yönetimi, sendikalar gibi paydaşlardan geri bildirim almaktır. Geri bildirim almadan sistemin denetim ve değerlendirmesini yapmak mümkün değildir. Tabii, bu bildirimleri öğretmenin koşullarıyla da uyarlamak gerekir çünkü öğretmenlerin maruz kaldığı çalışma koşulları çok farklılık gösterebilir. 50 öğrencili bir sınıf var, 15 öğrencili bir sınıf var, sosyoekonomik seviyesi düşük olanların gittiği okullar var, müreffeh bölgelerdeki okullar var.

Dolayısıyla, olayı sadece sınava bağlarsak öğretmenin öğrencilere projeler yaptırmasını, öğrencilerle bire bir ilgilenmesini de önemsemediğimiz sonucu çıkabilir. Çünkü öğretmen, bu gibi etkinliklerle zaman harcamak yerine sınava çalışmanın kendisi açısından daha avantajlı olduğunu görecektir. Ayrıca “Sınavda başarısız olan bir öğretmenin psikolojisi nasıl etkilenir? Eğitim motivasyonu düşer mi? Velilere karşı savunmaya girer mi?” gibi soruları da dikkate almak lazım. Sınav yerine yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamak da eğitim başarısını tam olarak vermez. Hangi konuda lisansüstü eğitimden bahsediyoruz? Yurt dışı derecelerini kabul edecek miyiz? İnternetten tezsiz yüksek lisans eğitimi mi verilmesini bekliyoruz? Öğretmenlikten önceki lisansüstü eğitimler de geçerli olacakmış gibi detayların iyi düşünülmesi gerekir.

Kısacası, kariyer basamakları olmasına bir itirazımız yok ama seçme ve değerlendirme yöntemi ve sonuçları dikkatle düşünülmelidir. Aksi hâlde, “Yaptık oldu.” gibi siyasi bir gayeye hizmet etmekten öteye geçmez. Eğitim sistemimize de bir faydası olmaz görüşündeyim.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Maddenin oylamasında yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Peki.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunacağım ama bir yoklama talebi vardır.

Sayın Altay, Sayın Aygun, Sayın Kaya, Sayın Köksal, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Tanal, Sayın Kaya, Sayın Kılınç, Sayın Bakan, Sayın Yeşil, Sayın Öztunç, Sayın Erbay, Sayın Altaca Kayışoğlu, Sayın Bülbül, Sayın Sarıaslan, Sayın Tuncer, Sayın Ünver, Sayın Kasap, Sayın Çakırözer, Sayın Demirtaş.

Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.21

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – 302 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 6’ncı maddesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN – Pusula veren arkadaşlar lütfen Genel Kurul Salonu’ndan ayrılmasın.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın Semra Kaplan Kıvırcık? Burada.

Sayın Mehmet Habib Soluk? Burada.

Sayın Müfit Aydın? Burada.

Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır. Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm geçici madde 1 dâhil 7 ila 12’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde ilk söz İYİ Parti Grubu adına Sayın İmam Hüseyin Filiz'in.

Sayın Filiz, buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin yetiştirdiği büyük değerlerden Profesör Doktor Mümtaz Turhan “Toplumun hakiki ihtiyaçlarına uygun bir maarif sistemi meydana getirilmek veya mevcut sistem ıslah edilmek istendiği takdirde işe iyi öğretmen yetiştirmekle başlamak gerekir. Özgür bireyler yetiştirmede en kutsal görevi yerine getiren öğretmenlerimizdir. Dolayısıyla, öğretmenlerimizin çok iyi yetiştirilmiş olması gerekir.” demiştir. Üzerine konuştuğumuz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi bu açıdan çok önemlidir. Ülkemizin geleceğini tayin eden eğitim sisteminin vazgeçilmez uygulayıcıları öğretmenlerimizle ilgili olması bakımından üzerinde titizlikle durulması ve aceleye getirilmemesi gereken önemli bir kanun teklifi olarak görmekteyim.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ'nin 2018 Seçim Beyannamesi’nde öğretmenlik meslek kanunu çıkarılacağı sözü verilmiş olmasına rağmen bu çok önemli konu ancak dört yıl sonra ele alınmıştır. Hemen söylemeliyim ki maddeleri incelendiğinde kanun teklifi, öğretmenlik meslek sorunlarının çözümleri konusunda maalesef çok yüzeysel ve yetersiz kalmıştır. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 40’ıncı ve 45’inci maddeleri biraz değiştirilerek, biraz daha detaylandırılarak yeniden sunuluyor.

Değerli milletvekilleri, kamuoyunun yıllardan beri beklediği Öğretmenlik Meslek Kanunu bu kadar kısır ve kapsamsız olmamalıydı. Böyle bir kanun teklifi, öğretmen yetiştiren kurumların yapı ve işleyişini geliştiren, bu kurumların öğrenci kaynaklarını ve öğrenci alımını yeniden ele alıp düzenleyen, öğretmenlik mesleğinin görev ve sorumluluklarını belirleyen, öğretmenlerin toplumsal statülerini ve saygınlığını yükselten, meslek standartlarını ortaya koyan, nitelikli öğretmen yetiştirilmesinin ve hizmet içi eğitimin esaslarını belirleyen, öğretmenlerin özlük haklarını daha geniş ve bağlayıcı temellere oturtan, adil bir atama ve nakil sistemini ortaya koyan, öğretmenler arasındaki ücretli, sözleşmeli, kadrolu ayrımını ortadan kaldıran, özel eğitim kurumlarındaki öğretmenlerin durumlarını da kapsayan hükümleri içeren bir teklif olmalıydı.

Peki ne var, ona bakalım: Bu teklifte aday öğretmenlik süresi bir yıldan iki yıla kadar uzatılıyor ancak öğretmenliğe geçiş yine hep eleştirdiğimiz mülakatla olacak. Başka ne var: Öğretmenlik; aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen şeklinde basamaklandırılarak atama şartları belirleniyor.

Kanun teklifindeki tek olumlu gelişme, öğretmenlere tanınacak 3600 ek gösterge ve tazminatların sağlanacağı 8’inci maddedir. Ancak bu maddenin 15 Ocak 2023 tarihinden itibaren yani bir yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir ki bunu da anlamak mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, teklifin kabul edilen 6’ncı maddesinde uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için öğretmenlerin onar yıllık hizmetten sonra uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik eğitim programlarını tamamlamaları ve yazılı sınava katılarak sınavdan en az 70 almaları gerektiği belirtiliyor. Bu şartlarla, zaten problemli olan kariyer basamakları konusu daha da içinden çıkılmaz hâle getirilmiş oluyor.

Değerli milletvekilleri, uzman öğretmen ve başöğretmenlik için belli bir süre çalışmış olma şartı prensip olarak doğrudur ve on yıllık süre makul bir süredir. Bunu tartışmıyorum. Gelelim uzman öğretmen ve başöğretmen eğitimi programlarının uygulanmasına. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî kurumlarda görev yapan ve hizmet süresi on yıl ve üzeri olanların sayısı 500 bin, uzman öğretmen sayısı ise 75 bin civarında. Şimdi sormak istiyorum: Yüz binlerce öğretmene yüz seksen ve iki yüz kırk saatlik uzman öğretmen ve başöğretmen eğitimlerini ne zaman vereceksiniz, fiziksel olarak bunu nasıl gerçekleştireceksiniz, bu eğitimleri kimler verecek, on-line eğitim mi vereceksiniz, şu anda hizmet süresi on yıl olan birisi ile yirmi yıl olan arasında adaleti nasıl sağlayacaksınız? Bu konular açıklığa kavuşturulmalıdır.

Sınav konusuna gelirsek; sınav yazılı olacağına göre, akademik bir sınav niteliğinde olması muhtemeldir. Gelişmiş ülkelerde, öğrenciler 8’inci sınıfa kadar sınava tabi tutulmazken ve hatta öğretmenler öğrencilerini notla değerlendirmezken öğrencilerini sınavlarla hayatından bezdiren eğitim sistemimiz öğretmenleri de ayrı bir sınav stresine sokacaktır. Bu durumda sağlıklı eğitimden bahsedilemez. Çok iyi ve başarılı bir öğretici olduğu hâlde sınavdan 69 alarak uzman ya da başöğretmen olamamanın yaratacağı psikolojik durumu ve bu öğretmenin öğrencileri karşısında ne hâle geleceğini düşünebiliyor musunuz? Yıllardır hizmet veren öğretmenlerimizi bu hâle sokmaya hiç kimsenin hakkı yok.

Değerli milletvekilleri, bir hatıramı nakletmek istiyorum. 1986 yılında ODTÜ Gaziantep Mühendislik Fakültesi dekanlığım sırasında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesince hazırlanan lisans tamamlama sınavlarını Gaziantep'te de yaptık. Yaşlı başlı öğretmenlerimizin perişanlıklarını gördüm, sınavda kriz geçirenler oldu, her binanın önünde bir ambulans bulunduruyorduk. Öğretmenleri standart bir memur gibi görme zihniyetiyle bir derece ya da bir kademe vererek maaşlarında birazcık artış yapmak için onları sınav sıralarına oturtmak, çile çektirmek doğru değildi. Şimdi, bu teklifle de benzer şeyler yapılıyor.

Değerli milletvekilleri, yine 6’ncı maddede yüksek lisans yapanlar uzmanlık yazılı sınavından, doktorasını tamamlayanlar ise başöğretmenlik yazılı sınavından muaf tutulmaktadır. Eğer bu teklif yasalaşırsa uzmanlık sınavına girmek yerine çok fazla sayıda öğretmen akademik çalışmanın içine girebilir. O zaman üniversitelerde lisansüstü kayıtları patlama yapacaktır. Bu durumda yüksek lisans konusunun ticari bir meta hâline geleceğinden endişe duymaktayım, YÖK'ü şimdiden uyarıyorum. Eğer akademik çalışmalar ciddi yapılacaksa bir akademik yıl boyunca haftada on iki saat civarında derse girmeleri gerekir. Bu, haftada bir buçuk gün izinli sayılmak demektir. Bir taraftan kendi okulunda derslere girecekler diğer taraftan lisansüstü derslerini yürütecekler ve ayrıca tez ya da proje yapacaklar; sıkıntılı bir süreç olacaktır ve eğitim aksayacaktır. Tez yazım şirketlerinde olduğu gibi uyduruktan yüksek lisans dereceleri verilebilir, ilgilileri şimdiden uyarıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu teklifi sunanlara söylüyorum: Öğretmenliğin basamaklaştırılması, 2006 yılında olduğu gibi, yine öğretmenlerimiz arasında huzursuzluk kaynağı olacak, çalışma barışını bozacaktır; veliler çocuklarını uzman ya da başöğretmenin girdiği sınıflara kaydettirmek isteyecekler, bu da veli, öğretmen ve okul yöneticileri arasında yeni sorunlar ortaya çıkmasına neden olacaktır. “Hatırlatmadınız.” demeyin, bu teklifi geri çekin ve belirli bir süre liyakatle hizmet etmiş, mesleğinde başarılı öğretmenlere kıdemlerine bağlı olarak maddi avantajlar sağlayın.

Millî Eğitim Bakanlığınca tertiplenen kurslara ve hizmet içi eğitimlere katılıp başarılı olan öğretmenlerimize her on hizmet yılı için bir derece verilmesiyle ilgili teklif getirdik yani çocuklarımızı emanet ettiğimiz ve her 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde “eli öpülesi” dediğimiz öğretmenlerimize aylık bin ya da 2 bin TL maddi katkı sağlayalım. Öğretmen camiamızı ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, kadrolu öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere 5 parçaya bölmeyin ama illa da sınıflandırma yapacaksanız ben size şöyle bir sıralama yapayım: Aday öğretmen, öğretmen, yüksek lisanslılara uzman öğretmen, doktora yapanlara doktor öğretmen, okul müdürlerine de eskiden olduğu gibi başöğretmen diyelim, sorun kökünden hallolur.

Değerli milletvekilleri, iktidara seslenmek istiyorum: Gelişmiş ülkeler nesilleri daha iyi yetiştirmek için çareler arayıp yeni sistemler denerken siz öğretmenleri basamaklandırmakla uğraşıyorsunuz. Size tavsiyem: Nitelikli öğretmen nasıl yetiştirilir, eğitim fakültelerinde eğitimin niteliği nasıl artırılır, çalışkan öğrencileri nasıl öğretmen yapabiliriz, onlara bakın. “Kendine güvenen, kul hakkı yemeyen, fikri, vicdanı ve irfanı hür nesilleri nasıl yetiştiririz?” diye çaba sarf edin, düşünmeyi öğretin. Ama her şeyden önce siyasi elinizi eğitimden çekin, kadrolaşmayı bırakın. Sayıları 700 bine varan işsiz öğretmenlerimizin atamalarını nasıl yapacağınızı söyleyin. İşsiz öğretmen sayısı bu seviyeye ulaşırken hiçbir tedbir almadınız. 118 eğitim fakültesi var, büyük çoğunluğunda eğitimin kalitesi düşük, her yıl 40 binin üzerinde kaydolan öğrenci var. İlaveten, fen edebiyat fakülteleri ve diğer bazı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – …fakültelerden pedagojik formasyon alan mezunlarımız ne yapacaklar? Bunlara YÖK’le beraber bir çözüm getirin.

Değerli milletvekilleri, görüyoruz ki iktidar çözmek yerine, sorunları karmaşıklaştırıyor. Biz hazırız, iyi eğitim politikasıyla sorunların üstesinden gelir, Türkiye’yi aydınlığa çıkarırız diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi hakkında grubumun görüşlerini sizinle paylaşmaya çalışacağım.

Öncelikle sizi saygıyla selamlıyorum. Bir selam da cezaevlerinde rehin tuttuğunuz başta hasta mahpuslar olmak üzere, sevgili eş başkanlarımıza, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, partimizin her düzeyde yöneticisine ve devrimci tutsaklara göndermek istiyorum.

Evet, Sayın Orhan Erdem ve 57 milletvekili “Öğretmenlik Meslek Kanunu” adıyla bir teklif hazırlamış ve bunu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş ama bu bir meslek kanunu değil, Öğretmenlik Meslek Kanunu ise hiç değil. Bence bu başka bir şey; ne olduğunu bana sorarsanız “öğretmenlik kariyer basamakları hakkında kanun” olmuş; daha doğrusu, o da olmamış da olmaya çalışmış diyelim çünkü yönetim kademeleri başta olmak üzere, diğer kariyerlerin hiçbiri bu yasada yok. Daha ilgincini söyleyeyim: Öğretmenlerin bir meslek kanunu yok, Millî Eğitim Bakanlığının da bir teşkilat kanunu yok. Eskiden “3797 sayılı Yasa” diye bir yasa vardı, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa; bu yasayı 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kaldırdınız, daha sonra bu yasanın adını değiştirdiniz. Bakın, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un şu anki ismi ne, biliyor musunuz? Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun. Yani henüz Millî Eğitim Bakanlığının bir teşkilat kanunu yok, siz gelmiş bize bir “Öğretmenlik Meslek Kanunu”ndan söz ediyorsunuz.

Geçen hafta bu yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledim, Anayasa’ya aykırılık tartışması yürütmediğimizi söyledim. Şunu çok açık söyleyeyim: Anayasa Mahkemesinin kararına bakın; Anayasa Mahkemesi tarihinin en ayrıntılı, en çok tartışılan kararlarından biridir. Reddedilen kararlar dışında… Ki o reddedilen kısımları var ya, onlar bile Anayasa Mahkemesi üyelerinin 6’ya 5 çoğunluğuyla reddedilmiştir; diğerleri ise -1’i hariç- üyelerin tamamının oylarıyla reddedilmiştir. Dolayısıyla, böyle iptal edilmiş bir yasanın yerine eğer kariyer basamaklarını düzenleyecek bir yasa getiriyorsanız bunu çok daha iyi tartışmanız gerekir. Ben bu tartışmanın yürütülmediğini düşünüyorum. Mevcut yasalarla düzenlense bile… Şu anda herhangi bir boşluk olduğunu düşünmüyorum. Bakın, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat Yasası var, 222 sayılı Yasa var, 657 sayılı Yasa’da da öğretmenliğe dair düzenleme var. Sadece öğretmenlik mesleğinin düzenlendiği 1739 sayılı Kanun’un 43’üncü ve 45’inci maddesi bile bugün getirdiğiniz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nden çok daha ayrıntılı. Bu 43’üncü maddede 14 tane fıkra var. Bunun içerisinde öğretmenlik mesleğinin tanımı var, formasyon var, kariyer basamakları var, aday öğretmenliğe seçim yöntemi var, yer değiştirme var; 45’inci maddede de öğretmenlerin atanması, nitelikleri ve seçimine dair her tür düzenleme var. Şimdi, siz bu 2 maddeyi yürürlükten kaldırıyorsunuz -1739’un 43 ve 45’inci maddelerini- çok daha dar bir düzenleme getirerek “Bir meslek kanunu yaptık.” diyorsunuz. Bu bir meslek kanunu olamaz. Ha, madem bir öğretmenlik meslek kanunu yapıyordunuz, bunu daha iyi tartışarak muhalefetle, eğitim dizgesinin bileşenleriyle çok daha iyi bir meslek kanunu getirmeniz mümkündü. Kaldı ki madem yapıyorsunuz, var olan düzenlemelerdeki öğretmenlere dair hükümleri bile Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’nin içerisine dercetmiş olsanız bu bile bir kazanım olabilirdi, onu da yapmadınız. Örneğin izinler 657 sayılı Yasa’da var ama bu teklifte öğretmenlerin izinlerine dair hiçbir düzenleme yok. Şimdi, ne alan öğretmenleri ne meslek öğretmenleri ne okul öncesi eğitim öğretmenleri ne sınıf öğretmenleri ne rehberlik hizmetlerine dair hiçbir hüküm Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nde yer almıyor. Öğretmenlik mesleğinin ve Millî Eğitim Bakanlığının yönetimine dair temel görevleri yürüten okul müdürleri, müdür başyardımcıları, müdür yardımcıları, teknik müdür yardımcılarına dair hiçbir düzenleme de bu Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nde yer almıyor. Öğretmenliğe, öğretmenlerin görevlerine dair hiçbir düzenleme neredeyse Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin içerisinde yer almıyor. Öğretmenlerin görevleri hâlâ Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde düzenlenmeye devam ediliyor. Madem bir yasa yapacaktınız, bari öğretmenlerin görevlerinin neler olduğunu bu kanunun içerisine koysanız, yönetmelikten alıp buraya yerleştirseniz bile bir öğretmenlik kanununa benzetebilirdiniz. Madem bir öğretmenlik meslek kanunu yapıyorsunuz, yine eğitim dizgesinin en önemli unsurlarından biri müfettişlerdir, eğitimin teftişidir, denetlenmesidir. Bu kanunda teftişe dair, müfettişlerin atanmasına dair de tek bir tane hüküm yer almıyor. Dolayısıyla, böyle bir teklif Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi olamaz. Öğretmenlerin yer değiştirmesine dair hiçbir hüküm yok, öğretmenlerin görevde yükselmelerine dair hiçbir hüküm yok. unvan değişikliğine dair hiçbir hüküm yok ve siz buna “Öğretmenlik Meslek Kanunu” diyorsunuz.

Bakın, ben Komisyonda da söyledim. Şimdi, öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılması meselesi yeni bir mesele değil. Bu, 2004 yılında yine Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından 1739 sayılı Yasa’ya yerleştirildi ve bir kez uygulandı. 2005 yılında bir sınav yapıldı, 2005’ten sonra da hiçbir sınav yapılmadı Anayasa Mahkemesi henüz karar vermediği hâlde. Ama bu arada, öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılmasına dair çok sayıda akademik araştırma yapıldı. Ben bunların örneklerini, tarihlerini Komisyonda anlatmaya çalıştım, dedim ki: Herhangi bir arkadaşımız telefonundan açsın, ayrıntılı araştırmasına da gerek yok “öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılması, akademik araştırmalar” desin, “yüksek lisans” desin, ne derse desin yüzlerce araştırma görecek. Neredeyse her ilde öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılmasına dair saha araştırması yapıldı; Konya’da yapıldı, Eskişehir’de yapıldı, Artvin’de yapıldı, Diyarbakır’da yapıldı, Antalya’da yapıldı, İzmir’de, İstanbul’da, her ilde yapıldı ve bu araştırmaların tamamında öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılmasının eğitime hiçbir yarar getirmediğini uzman öğretmenler ile başöğretmenler söyledi. Hiçbir tanesi “Bu iyi oldu, eğitime yararlı oldu, bizler daha çok katkı sunduk.” demedi bu süre içerisinde. Ama bakın, neler var bunun içerisinde? Öğretmenlerin değerlendirmesi var, sisteme ilişkin görüşleri var, uygulamanın öğretmen motivasyonuna etkisi var, statülere göre yeterliliklerin belirlenmesi var, uygulamanın okuldaki etkileri var; bunun gibi pek çok başlıkta araştırma yapılmış. Hepsi şunları söylemiş: “Ücret artışı dışında başka bir husus yoktur.” “Uygulamanın tam olarak amacına ulaşmadığını düşünüyoruz.” “Uygulamanın sonuçlarını beğenmiyoruz.” “Sınav sistemini olumlu bulmuyoruz.” “Öğretmenler arasındaki ilişki ve motivasyonu bozabilir, benimseyenler de orta düzeyde benimsemiş gibi.” Dolayısıyla, bu akademik araştırmaların hiçbirini göz önünde bulundurmadan sevgili milletvekili arkadaşlarımız bu düzenlemeyi önümüze getirdiler. Ben daha önce de söyledim, her yerde de söylüyorum: Öğretmenlik zaten bir uzmanlık mesleği; “aday öğretmen” “öğretmen” “uzman öğretmen” “başöğretmen” diye bir kariyer yoktur. Dünyanın her tarafında öğretmenlerin sadece bir kariyeri vardır, o da kıdeme göre düzenlenir yani öğretmenlerin kıdemleri arttıkça ücretleri artar, belli bazı görevlere atanırlar.

Bir de başka sorunlar var -şimdi bunu getirdiniz ya- ben size birkaç tanesini söylüyorum; diyorsunuz ki: “Yüksek lisans yapana, doktora yapana ‘uzman öğretmenlik’ ve ‘başöğretmenlik’ unvanı vereceğiz.” Değil mi? Bunun içerisinde var, zaten önceki düzenlemelerde de vardı. Şimdi, bu yasayı okuyan birisi sanır ki Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin yüksek lisans yapmasını, doktora yapmasını teşvik ediyor. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Bakın, Millî Eğitim Bakanlığının cebinden tek bir kuruş çıkmadan bir öğretmen gidip bir üniversitede yüksek lisans yapmak istiyor, doktora yapmak istiyor, bu sınavları kazanıyor, Millî Eğitim Bakanlığına öğrenim özründen atama isteğinde bulunuyor, Millî Eğitim Bakanlığı diyor ki: “Ben bu şekilde sizi atayamam.” Ya, Millî Eğitim Bakanlığı hâlâ öğrenim özrüne dayalı atama yapmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Şimdi, gerçekten, bu koşullar altında diyebilir misiniz “Millî Eğitim Bakanlığı bunu teşvik ediyor.” diye? Daha dramatiğini söyleyeyim: Bakın, bir öğretmen, doktora yapmış bir öğretmen Millî Eğitim Bakanlığından ayrılıp doçent olabilir, aynı öğretmen doktora yaptıktan sonra profesör olabilir ama bu öğretmen on yıl geçmedikçe, bu getirdiğiniz düzenlemeye göre, başöğretmen olamaz. Böyle bir düzenleme olabilir mi ya? Bir öğretmen profesör olabilecek, doçent olabilecek ama on yıl beklemeden, uzman öğretmeni başöğretmen yapamayacaksınız.

Sürem çok kısa. Şunu söyleyeyim: Evet, öğretmenler bir meslek yasası bekliyor ama o yasa bu yasa değil. Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik devam edecek, mülakat devam edecek, 700 bini aşkın atanmayan öğretmen olacak, OHAL KHK’leriyle işten ihraç ettiğiniz öğretmenlere özel okulda bile izin vermeyeceksiniz, sonra “Biz bu düzenlemeyle sorunları çözüyoruz.” diyeceksiniz. Hiç kimseyi inandıramazsınız diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın İbrahim Özden Kaboğlu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; öğretmenlik mesleğinin farkı nedir? Bütün meslek mensuplarını yetiştiren, daha genel olarak, gelecek kuşakların yetiştirilmesinde temel taşı olan öğretmenlik mesleğini tartışıyoruz. Neye göre yetiştirecek? Anayasa’mıza göre, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre. Yasa teklifi de “uzmanlık” diyor; atama, mesleki gelişim ve kariyer basamakları buna göre belirleniyor. Şimdi, buradaki sorun; yasa, aslında Anayasa’dan sonra geliyor, yönetmelikten önce geliyor.

Şimdi, bu yasa, Anayasa’ya göre düzenlenen bir yasa ve yönetmelikler de bu yasaya göre çıkarılması gereken hukuki işlemler. Şimdi, bu açıdan, bu metnin örneğin Anayasa madde 42’ye göre düzenlenmesi gerekiyor, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre. Ama bu yasanın yönetmeliğe bırakacağı hususlar da kendisi tarafından ilkeler belirlendikten sonra bırakılacak olan hususlar olacaktır, olmalıdır. Çünkü yasanın koyduğu ilkelere göre yönetmelik çıkarılmak durumundadır. İşte, bu nedenle, hukuk devletinde, bizde olduğu gibi, Anayasa madde 2’de olduğu gibi, normlar hiyerarşisi temel kavramdır, normlar hiyerarşisi olmadan hukuk devletini ihdas etmek mümkün değildir; Anayasa, kanun ve yönetmelik. Hatta, o kadar önemlidir ki Anayasa madde 137’ye göre, eğer amir Anayasa’ya, kanuna, yönetmeliğe aykırı emir verirse, memur “Bu kanuna aykırıdır.” der. “Efendim, yönetmeliğe aykırı değil.” derse amir, “Hayır, efendim, kanun yönetmelikten üstündür.” der. Anayasa daha üstündür, dolayısıyla üstün olanı memur bilmek durumundadır. Yönetmeliğin ne düzenlediğini memur bilmek durumundadır. Yasa-yönetmelik ayrımı bu bakımdan gerçekten temeldir, hukuk devletinde temeldir.

Şimdi, böyle bir yasanın, öğretmenlik yasasının önemi ise sıradan bir yasanın ötesinde, belirleyici olan bilim -Anayasa’nın belirttiği gibi- öğrenciler açısından insan hakları bilimi, çocuk hakları bilimi -çünkü özgür birey yetiştirecek geleceğe yönelik olarak- ve Anayasa. Yani Anayasa her şey değildir, sonuç olarak bilime göre ve insan hakları bilimine göre yorumlamamız gerekiyor. Şimdi, bu nedenle, zaten bu tür önemli yasalar -bütün yasalarda olduğu gibi- çok titizlikle ve özenle çıkarılsın diye yüce Meclise 3 aşamalı tekelci yetki verilmiş bulunuyor:

1) Öneriyi yalnızca vekiller önerebilir, hazırlayabilir.

2) Komisyonlar 38’e göre Anayasa’ya uygunluğunu inceler.

3) Eğer Anayasa’ya, bilimsel ölçütlere aykırılık varsa Genel Kurul burada ayıklar çünkü çağdaş bilim ve eğitim esasları belirleyicidir. Bu bakımdan, burada iki gündür dile getirilmekte olduğu üzere, Komisyonda da sürekli tartışıldığı üzere temel birtakım sorunlar bu yasanın içeriğinde kendini göstermektedir. Örneğin, tanım olarak tek bir tanım var bu koca yasada, bu temel yasada; öğretmenlik mesleğini “ihtisas” olarak tanımlıyor ama öğretmenleri uzmanlık dışında tutuyor. İşte, yasada, dil de onun için önemli; 3’üncü maddeye “Resmî dil Türkçedir.” diye boşa konulmamış. Yasanın da dili var. Siz bir maddeye, iki maddeye Türkçe, Arapça, Latince, Fransızca, İngilizce sözcükleri yerleştirirseniz o zaman dil bakımından da bu şekilde çelişkiye düşme riskiniz ortaya çıkar, tıpkı burada olduğu üzere. Bu bakımdan, dil yönünden sorunlu, içerik yönünden sorunlu, bu kadar kısa olmaması gereken bir temel yasa -hep dile getirildi- 8 maddelik bir temel yasa olamaz, mümkün değil; bu, başlı başına öğretmenleri aşağılamak demektir. Belki öğretmenlerin sadece mali açıdan tatminine yönelik birtakım sonuçlar doğurabilir, o da seçimleri beklemek kaydıyla.

Şimdi, buradaki ana sorunlar nelerdir? Giriş, adaylık, öğretmenliğe geçiş ve öğretmenliğe geçtikten sonra uzman öğretmen, başöğretmenliğe geçiş. Burada, özellikle Anayasa Mahkemesinin de denetiminde belirlediği üç kural var, üç temel ölçüt. Bu üç temel ölçütten yasada öngörülen sadece kurumdur, değerlendirme kurumu ama kural yok, ilke yok; iki eksik. Peki, hukuk-liyakat diyalektiğinde ise nesnel olması gereği, eşit olması gereği ve uzmanlık bilgisine dayalı olması gereğinden hiçbirinin güvence altına alınması söz konusu olamıyor.

Anayasa sorunu gündeme geldiğinde -komisyonlardan bu yana- şöyle bir tarihsel belleğe -İkinci Meşrutiyet’te olacak- gidiyoruz: “Yok kanun, yap kanun…” Burada da Anayasa dediğimiz zaman: “Git Anayasa Mahkemesine…” Böyle bir yaklaşım, böyle bir mantık yüce Meclisin yüceliğine kesinlikle gölge düşürür. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir mantık olamaz çünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Avrupa modeli üzerine inşa edilen, tam altmış yıl kadar önce çalışmaya başlayan ama denetimi sonradan olan bir mahkemedir. Önceden denetim söz konusu olsaydı o zaman bu anlaşılır bir şeydi ama sonradan, tıpkı burada olduğu gibi. 2004’te yasa çıkarılmış, karar 2008’de verilmiş, sonraki yasa da şimdi yapılıyor. İfrat ve tefrit. İfrat nedir? On sekiz yıllık gecikme. Tefrit nedir? On sekiz saat bile ayırmamak. Bu da yüce Meclisin yüceliğine yaraşmıyor hiçbir biçimde. Peki, o zaman acaba bu yasadaki zaaflar, eksikler yalnızca 2008 kararından mı kaynaklanıyor. Hayır. Yalnızca 2008 kararı değil, Anayasa Mahkemesinin kamu görevlileri konusunda vermiş olduğu kararlarda belirlediği ölçütlerle de bağlayıcı. Nelerdir onlar? Onlar, liyakat temelinde güvenlik soruşturması mesela, hâkim ve savcıların göreve alınması veyahut da bekçiliğe kadar uzanan mesleki bilgi, mesleki liyakat. O nedenle, birçok hatip Anayasa madde 70’i ve 128’i yasayla düzenleme gereğini vurguladı. Ama buradaki bu yasada dile getirilen örnekler hep keyfîliği ve öznelliği, Türkiye'yi âdeta o felakete getiren süreçleri açabilecek riskleri bağrında taşıyan keyfîlikler. Şimdi, bu bakımdan, Anayasa Mahkemesine göre, yasayla düzenleme ölçütünde temel ilkeler, ölçüler ve sınırlar yasayla gösterilecek, uzmanlık ve teknik konulara yönelik ayrıntılar yürütmeye yani yönetmeliğe bırakılacak. Ama burada baktığımız zaman, sayın vekiller, esasen, ilkeler yönetmeliğe bırakılmış, ayrıntılar değil. Bu bakımdan, her zaman çok açıkça “Şu Anayasa’ya aykırıdır.” demek zorunda değiliz. Anayasa yargısının denetimini anlamsız kılan, anlamsızlaştıran bir düzenleme söz konusudur. Bu, Anayasa Mahkemesi kararında açıkça belirtilmiş bulunuyor. (CHP sıralarından alkışlar) İşte bu nedenle, adaylarda aranacak niteliklerin tanımı belirlenmemiştir, genel tanım çerçevesi çizilmemiştir; hukuki belirsizlik söz konusudur, eşitlik ve liyakat bakımından, birçok hatibin belirttiği gibi, Anayasa madde 2, 7, 70 ve 128’e aykırılık söz konusudur.

Şimdi, burada adaylık değerlendirilmesi, komisyon oluşumu, komisyonun değerlendirmesi, bütün bu sorunlar dile getirildi ama kendi içinde de çelişkiler var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Belirttiğim gibi siz öğretmenliği ihtisas mesleği olarak tanımlıyorsunuz, maddelerde “öğretmen ve uzmanlık” diyorsunuz; o zaman, acaba siz “ihtisas” ile “uzmanlık” kavramlarının sinonim olduğunu, özdeş olduğunu bilmeden mi yazdınız? İşte bu, yasanın ne kadar özensiz yazıldığını ve yasa dilinin ne denli önemli olduğunu göstermesi bakımından tipik örnektir veyahut da adaylar ile öğretmenler arasında yaratılan ciddi farklılıklar burada ayrıca dile getirilebilir. Bu bakımdan, Meclisin, sahip olduğu bu tekelci yetkiyi bu şekilde kullanmaması dilenirdi; bizim, Komisyon aşamasından bu yana yaptığımız tartışma, konuşma buna yönelikti ve yorum konusu değil bunlar arkadaşlar. Anayasa’nın sözüne aykırılık söz konusu, Anayasa’nın açık hükümlerine aykırılık söz konusu. Eğer yorum söz konusu olsaydı o zaman tartışırdık hangi yorum yönteminin söz konusu olduğunu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Son söz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Süreniz bitti, uzatma da verdim ama açayım mikrofonu, selamlama yapın.

Buyurun.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim, tamam.

Hukuk devletinde normlar hiyerarşisi var, öğretmenler içerisinde hiyerarşi kurulamaz. Üniversitede kırk yıl kürsü başkanlığı yaptım, bölüm başkanlığı yaptım. Üniversite ile öğretmenlik benzetilemez, aynısı değildir. Öğretmenliği mahvetmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Öğretmenlik öğretmenliktir, orada hiyerarşi yaratmaya kalkışmayın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Evet, demokratik meşruluk eksikliği var, gerekçe yokluğu söz konusu ama bu yasa sayesinde burada bir anayasal demokrasi bloku oluşmuştur; tek olumlu tarafı da budur.

Teşekkür ederim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gruplar adına söz talepleri karşılandı.

Şimdi, şahıslar adına ilk söz Sayın Cemal Taşar’ın.

Sayın Taşar, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CEMAL TAŞAR (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi, tüm öğretmenlerimizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Çalışmalarımızın başarılı ve hayırlı olmasını diliyorum.

Bugün, üç ayların habercisi Regaip Kandili. Buradan, sizlerin ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizin Regaip Kandili’ni ve üç aylarınızı tebrik ediyorum, Mevla kalplerimizi iyiye, güzele ve doğruya meylettirsin, dualarımız kabul olsun inşallah.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle pazartesi günü Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla gerçekleştirilen, ataması yapılan 15 bin öğretmenimizi canıgönülden tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Eğitim alanında çeşitli görevlerde bulunan, yirmi beş yılını bu davaya adayan bir eğitimci kardeşiniz olarak, tarihe not düşülecek böylesine özel bir kanun teklifiyle ilgili burada konuşma yapmanın sevincini ve onurunu yaşıyorum.

Bizler öğretmenlik yaptığımız zamanlarda böyle bir kanun teklifinin gündeme geleceğini hayal bile edemezdik. Bugün göreve başlayan öğretmenlerimizi de görev yapan öğretmenlerimizi de emekli olacak ve emekli olmuş öğretmenlerimizi de ilgilendiren böylesine özel bir kanun teklifinin Meclis Genel Kuruluna gelmesine öncülük eden Sayın Cumhurbaşkanımıza bütün öğretmenlerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Hayaldi gerçek oldu. Öğretmenlerimiz her şeyin en iyisine layık, helalühoş olsun.

“Üzerinde çalışılmadı, kanun teklifi alelacele Meclise geldi.” şeklindeki iddialara ilişkin de şunu söylemek istiyorum: Vicdan, hayatta bize doğru yolu gösteren bir pusuladır. Vicdan eleğimizden geçmeyen hiçbir kanun teklifini buraya getirmiyoruz. Bu kanun teklifini buraya getirmeden önce de hem mantık hem de vicdan eleğimizden geçirdik, içiniz rahat olsun. Bu kanun teklifi bir anda çıkmadı ortaya, Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’yle ilgili bu zamana kadar çok sayıda çalışma yapılmış, hazırlık birçok kanaldan yapılan çalışmalarla yürütülmüştü. AK PARTİ olarak son yirmi yılda başta okullaşma oranları ve teknolojik yatırımlar olmak üzere eğitimin birçok alanında çok önemli mesafeler katettik. Hayal bile değil, gerçek oldu dediğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin içeriğiyle ilgili şunları söylemek istiyorum: Bu kanun teklifiyle sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlik ayrımını ortadan kaldırdık, mecburi hizmet hariç. Bu kanun teklifiyle öğretmenlik Adaylık Kaldırma Sınavı artık yapılmayacak. Bütün öğretmenlerimizin mesleki gelişimine önem veren Bakanlığımız, uzman öğretmen ve başöğretmenliğe giden yolda yeni atanan öğretmenlere ve deneyimi beş yılın altındaki öğretmenlere öncelik verecektir. Yine, Bakanlığımızda görev yapan on yılını doldurmuş 600 bine yakın öğretmenimizin tamamı, herhangi bir kontenjan kısıtlaması olmadan, Bakanlığımızın düzenleyeceği eğitimlere katılabilecek ve ardından uzmanlık sınavına girebilecek, sınavı başarıyla geçen öğretmenler uzman öğretmen olarak hem 1 derece alacak hem de maaşlarında bin lira artış olacak. On yılını doldurmuş bu öğretmenlerimiz yüksek lisans yapmışsa uzman öğretmenlik yazılı sınavından muaf sayılacak. Hâlihazırda 75 bin uzman öğretmenimiz bulunmakta; on yıllık uzman öğretmenler eğitimlerini tamamlayıp sınavda başarılı oldukları takdirde başöğretmen unvanıyla görev yapacaklar ve maaşlarında 2 bin lira artış yapılacak. Doktorasını tamamlamış on yıllık uzman öğretmenler başöğretmenlik yazılı sınavından muaf tutulacak. 1’inci derecedeki öğretmenlerimizin tamamının ek göstergesi 3600 olacak. Ayrıca, 411 bin emekli öğretmenimiz de 3600 ek gösterge düzenlemesinden faydalanacak, emekli maaşları da artacak. Sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlik ayrımını sonlandıracak, Adaylık Kaldırma Sınavı’nı ortadan kaldıracak, öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerine önem verirken sürekli gelişim ve çağın gerçeklerini yakından takip etmelerine imkân sağlayacak bu teklif eleştiriden çok, takdiri hak etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

Buyurun.

CEMAL TAŞAR (Devamla) – Eğitimde mükemmele ulaşma çabası eleştirilecek değil, takdir edilecek, alkışlanacak bir tavırdır. Eğitimle ilgili çalışmalarımızı “yapboz” diye ifade edenler eskinin kazanımlarını korurken yeni bir inşa ve tekâmül sürecinde olduğumuzu neden görmezden gelirler, anlamak mümkün değil.

Peygamber mesleğini icra etmenin hassasiyetini yüreğinde hisseden kişiler olan öğretmenlerimizin, gerçeği yansıtmayan bu eleştirilerle galeyana gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Biz tüm evlatlarımızı geleceğe daha nitelikli, daha kalifiye, daha donanımlı bir şekilde hazırlayan öğretmenlerimize yeni ufuklar, yeni yollar açmanın, bu alanda en iyisini yapmanın çabası içerisindeyiz. Ülkemizin meseleleriyle ilgili yapıcı eleştirilere sonuna kadar açığız. Kimden gelirse gelsin, eğitim öğretim sistemini çok daha ileriye taşıyacak her türlü makul öneriyi değerlendirmeye hazırız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

CEMAL TAŞAR (Devamla) – Ama eğitim sistemimizin temel direği öğretmenlerimiz için önem taşıyan tarihî nitelikteki bu teklifi asılsız ifadelerle eleştirenleri, zihin bulandırmaya çalışanları da milletimizin sağduyusuna ve irfanına havale ediyoruz. Bu kanun teklifine asılsız iddiaların bulaşmasına da izin vermeyeceğiz. Gençlerimizin, öğretmenlerimizin, milletimizin istikbali ve hayallerinin önündeki engelleri kaldırmak için koşmaya, koşturmaya, geceyi gündüze katarak çalışmaya devam edeceğiz.

“Eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır.” demiş Aristo, ne güzel söylemiş. Tatlı meyvelerini eğitim camiamıza sunduğumuz bu tarihî kanun teklifinin hazırlanmasına öncülük eden başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Millî Eğitim Bakanımıza, teklifi hazırlayan vekil arkadaşlarımıza, Komisyon çalışmalarına ve süreçteki çalışmalara katkı sunan tüm arkadaşlarımıza eğitimin kalbi ve ruhu olan öğretmenlerimiz adına teşekkür ediyor, bu kanun teklifinin öğretmenlerimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)           

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru-cevap işlemini yapacağım.

Sayın Ataş…

DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Teşekkürler Sayın Başkan.

TÜRK-İŞ üç gün önce açlık sınırını 4.249 lira 95 kuruş olarak açıklamıştır. Böylece 4.253 lira 40 kuruş olan asgari ücret henüz çalışanın eline geçmeden açlık sınırına takılmıştır. Şu anki asgari ücret açlık sınırının sadece 3 lira 45 kuruş üstündedir. Bu farkla da bir simit dahi alınamıyor. Enflasyonu düşürmeden, her gün gelen zamlara çözüm bulmadan, vatandaşın alım gücünü yükseltmeden, saraylardaki lüksten, şatafattan, israftan vazgeçmeden, yolsuzluğun ve rüşvetin önüne geçmeden ne yaparsanız yapın bu erimeyi durduramazsınız. Bu yüzden, gelin, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener Hanımefendi’nin önerdiği gibi asgari ücreti üç ayda bir enflasyona göre güncelleyecek kanun teklifimize destek verin, bir düzenleme yapalım, çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyelim, vatandaşı açlık ve yoksulluğa terk etmeyelim diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Başkan – Sayın Süleyman Bülbül…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Konseyinin Osman Kavala kararına karşı “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz de tanımayız.” dedi ama şöyle bir geriye gidelim; yıl 2014, sarayın yapımı için yürütmeyi durdurma kararı veren idare mahkemesi için “Güçleri yetiyorsa yıksınlar. Yürütmeyi durdurdular, bu binayı durduramayacaklar; açılışını da yapacağım, içine de girip oturacağım.” demişti.

Yıl 2016, Sayın Erdoğan, Anayasa Mahkemesi için “Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım, o kadar ama onu kabul etmek durumunda değilim; karara uymuyorum, saygı da duymuyorum.” demişti. Kısaca, bugün mahkemeleri sözde savunan saray ve şürekası, Türkiye'nin uluslararası arenada hukuk ve demokrasiden hızla uzaklaşan bir ülke konumuna gelmesinin tek sorumlusudur.

BAŞKAN – Sayın Köksal…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, bilindiği üzere buzağı desteklemeleri için yetiştiricilerden birliklere ve kooperatiflere üye olanlar oralara, üye olmayanlar ise il veya ilçe tarım müdürlüklerine başvuruda bulunuyorlar. Ancak buzağı desteklemesinden yararlanma şartlarında “Bir önceki buzağılama tarihi ile sonraki buzağılama tarihi arasındaki iki yüz otuz ile dört yüz elli gün olmalı.” şartı ile “Buzağılama yaşı 27 aylık olmalı.” şartı yüzünden ne yazık ki birçok üretici, özellikle aile üreticileri desteklemeden faydalanamamaktadır. Bakanlık revize edeceğini belirtmişse de henüz hiçbir adım atılmamıştır.

Ayrıca, seçim bölgem Afyonkarahisar’da hayvanlara brusella ve şap aşısı vurulduğu hâlde, kulak küpesine işlenmediği için de aşısız gibi gözükmektedir. Yani yem zamlarından dolayı zarar gören üreticiler, bir de bu yüzden mağduriyet yaşamaktadır. Bir an önce üreticilerin bu mağduriyeti amasız, fakatsız, lakinsiz bir şekilde giderilmeli ve bu desteklerden faydalanmaları sağlanmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Aygun…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Cumhurbaşkanı Erdoğan tarıma 3,2 milyar destek açıklaması yaptı. Buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikalede dekara 50 lira mazot, gübre destek müjdesi verildi. Destek ne zaman ödenecek? 2023, evet, tam 2023’te ödenecek. Mazota litrede 32 kuruş zam yapıldı. Çiftçi desteği almadan zamlarla geri alınacak. Çiftçi bu 50 liralık destek müjdesiyle ancak 3 litre mazot veya 4-4,5 kilo gübre alabilecektir.

Kendi kendine yeten ülkemizi ithalatta lider konuma getirdiniz. 2021 yılında Rusya'dan tarım ürünleri ithalatında Çin'i geçtik ve 1’inci sıraya oturduk. Buğday, ayçiçeği, arpa, kepek ithalatında Türkiye lider konuma geldi. “Yaparsa AK PARTİ yapar.” Evet, yaptı, ülkemizi ele güne el açar hâle getirdi, net ithalatçı yaptı. Alkışlıyoruz! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Piroğlu…

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Engelliler toplumsal yaşamın her yerinde ayrımcılığa uğramaya devam ediyor. Bu ayrımcılık devlet kadrolarına da sirayet etmiş durumda. Millî Eğitim Bakanı yaptığı bir açıklamada kekemelerin mülakatı geçemeyeceğini ve öğretmen olamayacağını açıkladı. Komisyona sorumdur: Millî Eğitim Bakanı bu açıklamasını engelli kamuoyuna izah edecek mi?

İki: Komisyonun bu konudaki görüşü nedir?

Başka bir sorumsa: Kadıköy'de, Erenköy'de bir okulda otistik öğrencilerin barındığı, eğitim gördüğü özel bir sınıfta hiçbir eğitim almamış bir öğretmenin ders verdiği, otistik öğrencilerin velilerine okul müdürü tarafından sürekli baskı yapıldığı, mobbing uygulandığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Otistik öğrencilerin eğitime ulaşması ve okullarda yaşadığı bu soruna karşı Komisyonun tavrı nedir?

BAŞKAN - Sayın Tutdere…

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an ülkemizin bir numaralı gündemi zamlar ve bu zamlardan da en çok can yakanı elektrik zamları. Türkiye'nin her tarafından sosyal medyaya, basına ve televizyonlara çok ciddi anlamda yüksek faturalar yansımaktadır. Vatandaşlar yaşadıkları mağduriyeti dile getirmek, çekilmez hâl alan bu elektrik zamlarını ve faturaları ifade etmek için Türkiye'nin her tarafından bizlere ulaşmaya çalışıyorlar. Özel elektrik şirketlerinin Türkiye genelindeki soygun düzeni devam ediyor. Buradan Hükûmete ve ilgili Bakanlığa açıkça çağrıda bulunuyorum: Elektrik zamlarını durdurun, vatandaşın bu mağduriyetine son verin diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım Kaya…

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Teşekkürler Başkan.

Sayın Komisyon Başkanınadır sorum: Komisyonda EĞİTİM-BİR-SEN, en yetkili olan sendika, TÜRK EĞİTİM-SEN, EĞİTİM SEN, EĞİTİM-İŞ, Öğretmenler Sendikası, ANADOLU EĞİTİM-SEN, Veli-Der, bunlar çok açık bir şekilde bu yasanın öğretmenlerin sorunlarına çözüm üretmediğini haykırdılar; hepimiz birlikte duyduk. Şimdi, toplam 900 bin üyesi olan bu sendikaların sözünü dinlemediniz, muhalefetin sözünü dinlemiyorsunuz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı da bir belge yayınladı “Öğretmenlik Meslek Kanunu bu olamaz.” diyorlar. TEDMEM’in yayınladığı yayında da benzer bir öneri var, eğitim reformunda da benzer bir öneri var. Söyler misiniz Allah aşkına, sendikaları yok sayıyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, Sayın Komisyon Başkanı ile teklif sahipleri, biz bu teklifte sizin o gerekçenizde belirttiğiniz gibi, gerçekten, öğretmenlerin niteliklerini, motivasyonlarını, bireysel performanslarını, en önemlisi, saygınlıklarını artıracak bir yenilik göremiyoruz. Zaten öğretmenler de -Sayın Kaya da belirtti- bu teklifi desteklemiyorlar. Ama ben şunu sormak istiyorum: Gerçekten, saatlerce -siz saatleri de açıkladınız- konuşmalar yapıldı; muhalefet milletvekilleri, eğitmenler, akademisyenler, öğretmenler çok nitelikli eleştiriler, öneriler, eksiklikleri belirttiler ama bunların hiçbiri dikkate alınmadı. Bugün Genel Kurulda da bunlar dikkate alınmadı. Birazdan oylamaya geçeceğiz ve sadece bu katkıları bir teşekkürle kalacak, teşekkürleri alacaksınız. Bu kanun eksik hâliyle, bu kadar öğretmeni ilgilendiren, gelecek nesilleri ilgilendiren bir kanun bu şekilde geçecek. Ne diyorsunuz bu konuda? Neden bir katkı ya da bir öneri dikkate alınmadı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Komisyon…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün soru soran, bugün cevap vereceğimizi bildirdiğimiz Sayın Okan Gaytancıoğlu’nun Edirne’yle ilgili bir sorusu vardı. Burada kendisini göremiyorum ama ben yine de burada sorusunun cevabını okumak istiyorum: Edirne Öğretmenevi binasını gündeme getirmişti. Bu bina, deprem analiz sonuçlarına göre can güvenliği yönünden tehlike arz ettiğinin belirlenmesi üzerine 2017 yılında yıkılmıştır. Edirne ilinde bulunan öğretmenevi sosyal tesislerinde otel kısmına ihtiyaç duyulduğundan söz konusu projenin devlet yatırım programına alınması planlanmaktadır.

Diğer taraftan, Edirne ziyaretinde Sayın Bakanımızın talimatları doğrultusunda Dr. Sadık Ahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Pansiyonu tamamı 45 oda, 124 yatak kapasitesiyle uygulama oteline dönüştürülmüştür. Ayrıca, Edirne’de düzenlenecek millet bahçesinin içerisinde, Meriç Nehri kenarında bulunan ve öğretmenevi sosyal tesisleri olarak kullanılan alana Çevre ve Şehircilik Bakanlığı TOKİ tarafından çevrenin tarihî ve doğal dokusuna uygun olacak şekilde yapılacak ahşap konaklama evlerinin öğretmenevi olarak kullanılması planlanmaktadır.

Bir diğer sorusu da Edirne Lisesi ek binalarının restorasyonları konusuydu. Bu Edirne Lisesi öğrencilerinin pansiyon ve ek ders ihtiyacının karşılanması amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olan ve Bakanlığa tahsisli Edirne Lisesi ek binaları -eski TEKEL binaları olarak da biliniyor- 2017 yılında restorasyon ve onarıma alınmıştır. Söz konusu binaların restorasyonu devam etmekte olup işin fiziki tamamlanma durumu yüzde 95 seviyesindedir. Onarım ve restorasyon işi yüklenicinin süre uzatım tarihi olan 10/11/2022’de tamamlanacaktır.

Diğer sorular yani Sayın Kaya’nın sorusu kanunla ilgili, Sayın Özdemir de aynı hususları dile getirdi. Tabii, bu imkânlar dâhilinde bugün yapılabilecek iyileştirmeler öğretmenlerimiz için yapılıyor yani siz her ne kadar “Öğretmenlerimiz buradan böyle bir kanun beklemiyor, memnun değiller.” deseniz de bize gelen dönüşlerde bunun böyle olmadığını görüyoruz. Biz bu kariyer basamaklarının doğru bir uygulama olacağını düşünüyoruz. Yani bu, diğer mesleklerde de aynı şekilde vardır. Hekimler, mesela, hepsi hekimdir ama uzmanlık yaparlar, orada da kullanılır biliyorsunuz, her branşta bu tür durumlar söz konusu.

Öğretmenlik mesleğinde de…

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Pratisyen hekim ameliyata girmiyor.

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Yaptıkları işler farklı, kıyaslama doğru değil.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Görevleri farklı. Bak, doktor arkadaşımız konuşuyor.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Bir dakika dinler misiniz.

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Kıyaslama doğru değil, yaptıkları işler farklı yalnız.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Öğretmenlik mesleğinde de yani bu öğretmenlerimizin işte on yıl kıdemi olduktan sonra bu hak veriliyor. Bazıları buradaki sınav meselesini de gündeme getirdiler, dün de söylediler, bir mülakat söz konusu değildir. Herkese açık yapılabilecek -Bakanlık veya artık o sınavı ÖSYM de yapabilir- on binlerce insanın gireceği sınav olacak ve o sınavda 70 puan alanlar, -efendim- uzman öğretmen olabilecek. Aynı zamanda yüksek lisansa teşvik açısından yüksek lisansı olanlar da sınavsız bu uzmanlık belgesini alabilecekler. Doktorası olanlar için de aynı şekilde söz konusu. Dolayısıyla herhangi bir sözlü sınav bulunmamakta.

Bu ihtisas meselesi 1739 sayılı Kanun’da var Sayın Kaya, 1973 yılında çıkmış, biliyorsun biz onun 43’üncü maddesini ilga ediyoruz, oradaki ibareyi aynen buraya aldığımız için “Ta kırk küsur yıllık bir yazım söz konusu.” belki diyebilirsiniz, daha dikkatli yazılabilirdi ama bu şekilde yıllardır uygulanan bir husus.

Bir diğer konuyu da dikkatlerinize sunmak istiyorum. Şu an millî eğitimde Türkiye genelinde 0-25 öğrenci sayısı olan sınıflarımızın sayısı yüzde 52,78 yani yüzde 53 kadar dersliklerde öğrenci sayısı 25’in altında. 26-30 öğrenci oranı bulunan sınıflara baktığımızda yüzde 18,50, 31-35 öğrenci sayısı bulunan dersliklerin oranına baktığımız zaman yüzde 15,1; bunları topladığınız zaman zaten yüzde 80’in üzerindeki bir rakam 30 öğrenci civarında oluyor. 36-40 öğrenci sayısı yüzde 9,20, 41-50 öğrenci sayısı yüzde 4,09. Bunlarda da biliyorsunuz son yıllarda 5 milyona yakın bir göçmen gelmesi söz konusu, özellikle belli illerde bu yoğunlaşma var. Bu rakamlara baktığımız zaman yani yirmi yıllık iktidarımız döneminde eskiden 40-50 kişilik olan sınıfların ortalamasını 25’lere çektiğimiz büyük oranda görünüyor.

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Sayın Başkan, İstanbul’a gidelim, İstanbul’a.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Gel Tekirdağ’a, gel Tekirdağ’a göstereyim sana sınıfları.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Bir başka husus, öğretmen normuna baktığımız zaman, 2003 yılında 589.930 öğretmen var…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, gel Tekirdağ’a gidelim, beraber gezelim sınıfları, gel.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Bir dinler misiniz beyefendi.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Gel sınıfları beraber gezelim, beraber.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – O zamanki net öğretmen ihtiyacı 91.333, Türkiye genelinde toplam öğrenci sayısı 13 milyon 441 bin 765.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Trakya’ya, Tekirdağ’a dedim, Tekirdağ’a, uzağa demedim. Avrupa’ya geleceksin.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Bir dinleyin lütfen.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) –Trakya’ya gel de 25-30’luk sınıfı görelim. 40 kişilik, 50 kişilik sınıflar var ya, insanların gözüne bakarak yalan söylüyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – 2022 yılında -öğretmen normu- 992.480 öğretmenimiz var, net öğretmen ihtiyacı şu an itibarıyla 87.739, öğrenci sayısı ise 17 milyon 10. Dolayısıyla baktığımız zaman burada da çok ciddi bir iyileşmenin olduğunu görürüz.

Şimdi, son bir hususa da dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Tekli eğitim ne oldu, hâlâ çiftli eğitim; nasıl olacak ya? Hani tekli eğitim olacaktı? Tekli eğitim olacaktı Sayın Başkan, ne oldu? Tekli eğitim ne oldu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Beyefendi, bir müsaade eder misiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hocam, siz devam edin, biz dinliyoruz sizi. Millet sizi dinliyor, AK PARTİ Grubu, Türkiye Büyük Millet Meclisi dinliyor.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Bakınız, birinci bölümde 6 madde vardı. Cumhuriyet Halk Partisi vermiş olduğu önergelerin hepsinde 6 maddenin de tekliften çıkarılmasını teklif etti. Biliyorsunuz, bu kanunlar hazırlanırken bir mantık silsilesi içerisinde hazırlanır; bir maddeyi çıkardığınız zaman onun yerine bir şeyler koymanız lazım ama konulmadı; 6 madde. Şimdi 8’inci maddedeki önergeye baktım. Orada da o maddeyi 7’nci maddeyi de tekliften çıkarıyorsunuz. 8’inci maddede ise karşı çıkmış olduğunuz… Uzmanlığa karşı çıktınız, başöğretmenliğe karşı çıktınız ama onlara yönelik ödemelerin -biz 3 kat artırmıştık- siz burada daha fazla artırılmasını teklif ediyorsunuz. Ben de diyorum ki bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Yani hem karşı çıkıyorsunuz ama bu maddeye geldiğiniz zaman neden böyle yaptınız Sayın Yıldırım Kaya? Bunu bir izah etmenizde… Önergeyi açıklarken herhâlde bunu izah etmek durumunda kalırsınız diye bunu da takdirlerinize sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Başkan izin verirse açıklayayım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Önergede açıklarsınız bunu Yıldırım Hocam.

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Başkan, engelliler, engelliler gündeminizde yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Cevap gibi değil ama 60’a göre kısa bir söz talep edeceğim.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden söz verdim, mikrofonunuzu açtım.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler’in 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şimdi, Sayın Bakan, Sayın Komisyon Başkanı, bizim önergelerimizde maddeleri metinden çıkarma teklifimiz çok normal çünkü -siz Bakanlık yaptınız- hiç 10 maddelik bir meslek kanunu olur mu? 1739 sayılı Kanun’dan 2 maddeyi çekmişsiniz -öğretmenlere kimi ekonomik iyileştirmeler var, itiraz etmiyorum- ama bunun adı meslek kanunu değil. Bu, aslında öğretmenliğe yapılmış bir saygısızlık; hiç kusura bakmayın. Yani Bakanlık yapmış biri olarak “Evet, kardeşim, 10 maddelik meslek kanunu olur.” derseniz ayağa kalkıp ya da oturduğunuz yerden, ben daha hiçbir şey de demem. Buyurun söyleyin, 10 maddelik meslek kanunu mu olur ya? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

7’nci madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                                         Yıldırım Kaya                                                                              Ali Keven                                                                        Süleyman Bülbül

                                              Ankara                                                                                     Yozgat                                                                                     Aydın

                                          Serkan Topal                                                                              Suat Özcan                                                                       Mustafa Adıgüzel

                                               Hatay                                                                                      Muğla                                                                                       Ordu

                                         Lale Karabıyık                                                                                                                                                                         Burcu Köksal

                                               Bursa                                                                                                                                                                            Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Süleyman Bülbül’ün.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bakıyorum, yirmi yıllık AKP iktidarında 8 Bakan, 16 sistem değişikliği ve geldiğimiz nokta şu: 10 maddelik Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi. Kanun teklifine bakıyoruz, içinde ücretli öğretmenler yok, sözleşmeli öğretmenler yok. Yani ne var? Sadece kadrolu, kamuda çalışan kadrolu öğretmenlerle ilgili. E, 200 bin kişi var özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmen, onlar öğretmen değil mi arkadaşlar? Yani 90 bin kişi var ücretli öğretmen, onlar öğretmen değil mi? 100 bin kişi var sözleşmeli öğretmen; onlar öğretmen değil mi? Ya, düşünebiliyor musunuz, ücretli öğretmen arkadaşlar geçenlerde Ankara'da bir basın toplantısı yaptılar, toplantıda açıkça öğretmen arkadaş “Biz çocuğumuzun geleceğini boş ver, ailemizin geleceği açısından; aylık 3 bin liraya yakın para alıyoruz, asgari ücretten, 4.250 liradan daha aşağıda, biz geleceği nasıl göreceğiz? Öğretmenlere biraz saygınız yok mu? ‘Ücretli öğretmenlik’ adı altında öğretmenlerin emeklerini niye kenara atıyorsunuz, niye sömürüyorsunuz?” diyor, çağrı yapıyor, adalet istiyor. Adalet sadece mahkemelerde bulunan adalet değil ki. Eğitimde de adalet var, sağlıkta da adalet var; fırsat eşitliği var. Çocuklara bakıyoruz, çocukların fırsat eşitliği konusunda herhangi bir düzenleme yok. Biraz önce Sayın Komisyon Başkanımız diyor ki: “Siz şu madde çıkarılsın, bu madde çıkarılsın.” Bizim kanun teklifimiz var, öğretmenlik meslek kanun teklifimiz var.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Onu da inceledik, bir şeye benzemiyor.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – O meslek kanunu teklifimizi indirmemize hiç izin verdiniz mi? Arkadaşlar, muhalefetin hangi kanunu komisyona indi? Ben üç buçuk yıllık vekilim, bir tek kanun var mı komisyona inen? (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Yok. Her şeyi siz biliyorsunuz ama bildiğinizle geldiğiniz nokta da belli. Geldiğimiz nokta; “Öğretmenlik meslek yasası” adı altında öğretmenleri bu anlamda sömürecek maddeleri getiriyorsunuz.

2023’ün Ocak ayında 3600’ü getirecekmişsiniz. Neden 2023’ün Ocak ayında geliyor? Öğretmenlerin şu anda 3600 ek göstergeye ihtiyaçları yok mu? Var, var ama getirmiyorsunuz, getiremiyorsunuz çünkü kararları Millî Eğitimin hiyerarşisi vermiyor. Kararları sarayda bulunan Eğitim Kurulu veriyor. Sizler karar verme durumunda değilsiniz, sizler de karar verme durumunda değilsiniz. Hukuk reformuyla ilgili bir yasa teklifi geliyor; gelen Adalet Bakanlığı hiyerarşisinden gelmiyor, Meclisten de gelmiyor, yukarıdan geliyor. Nereden geliyor? Hukuk Kurulundan geliyor, Eğitim Kurulundan geliyor. Ya, arkadaşlar, bu, niteliksiz bir yasama. Siz çıkıyorsunuz, bu kanun teklifiyle Anayasa’nın açıkça 2’nci maddesine ve 7’nci maddesine aykırılık teşkil ediyorsunuz. Çıkmışsınız, “değerlendirme kurulu” adı altında bir sistem getiriyorsunuz, bu sisteme göre neyi değerlendireceği belli değil ve Millî Eğitim Bakanlığına yönetmelik hazırlama yetkisini veriyorsunuz. Ya, Anayasa Mahkemesinin verdiği karar açık ve net.

Sayın Komisyon Başkanım, dün siz dediniz ki: “Anayasa Mahkemesinin kararlarına uygun bir teklif getirdik.” Yapmayın, eylemeyin Anayasa Mahkemesi kararı burada, kararda diyor ki: “Kesinlikle yönetmeliklere bırakmayacaksınız.”

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kanunla düzenlenir, kanunla düzenlenir.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – “Anayasa’nın 128’inci maddesine göre, öğretmenlerin özlük hakları ve diğer düzenlemeler kesinlikle kanunla düzenlenir.” diyor, başka bir şey demiyor. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sizler ne yapacaksınız? Kanun dışında düzenlemeler yapacaksınız, yönetmeliklere bırakacaksınız. Alıştınız artık, mülakatlara alıştınız, sınava sokacaksınız, mülakatlarda eleyeceksiniz. Kimlerle beraber çalışıyorsunuz? TÜGVA var. Başka ne var? TÜRGEV var. Başka ne var? İlim Yayma var. Onlar sarayı ele geçirmiş, saraydan yöneteceksiniz Millî Eğitimi. Yok, artık bu işin sonuna geldik.

700 bin öğretmen atama bekliyor. Çıkmışsınız, “Siz 700 bin öğretmeni nasıl atayacaksınız?” diyorsunuz. Yirmi yıldan beri mesleki planlama yapmadınız. Çocukları okullardan mezun ettiniz, ondan sonra çözümsüzlüğü işaret ediyorsunuz ama Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Millet İttifakı’nın iktidarında bu işe kesinlikle biz çözüm bulacağız, kesinlikle biz bulacağız. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, şimdi bakıyorum, beden eğitimi öğretmeni olan Fedai öğretmen, çalıştığı inşaatta elektrik akımına kapılıp hayatını kaybetti. Ya, ataması yapılmayan öğretmenlerin dramlarını hiç düşündünüz mü arkadaşlar? Hiç bilmedikleri işlerde çalışırken iş kazalarında, iş cinayetlerinde ölmelerinden hiç rahatsızlık duymuyor musunuz? Son “tweet”i neydi biliyor musunuz? “Alın size 83 puanın mükâfatı.” demişti öğretmenimiz, “Alın size 83 puanın mükâfatı.” demişti. Yazık değil mi bu arkadaşlara? (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, umudunu yitirmiş öğretmenler, atanamayan öğretmenler intihar ediyor ve intihar ettikten sonra da ailelerine birçok yazılar bırakıyorlar. Sizler de anne-babasınız; çocuklarımızın geleceği için eğitime en büyük katkıyı veriyoruz, üniversitelerde okutuyoruz, büyüyorlar, üniversiteleri bitiriyorlar, ondan sonra bir meslek sahibi olamıyorlar, sizin yirmi yıldan beri yapmış olduğunuz yanlış icraatlar sonucunda annelerine, babalarına bir şey bırakıp intihar ediyorlar. Bunlardan hiçbir şey duymuyor musunuz arkadaşlar? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Vicdanınızın sızlayacağı bir nokta yok mu?

Değerli arkadaşlar, en son şunu söylemek istiyorum: Öğretmenleri ayrıştırmaya gerek yok. Öğretmenleri ayrıştırmaya gerek yok; yok aday öğretmen, yok uzman öğretmen, yok başöğretmen, yok sözleşmeli, yok ücretli öğretmen. Öğretmenlerin millî eğitimde… “Millî”lik de kalmadı, eğitimin “millî”liği de kalmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Bitireyim.

BAŞKAN – Sayın Bülbül, tamamlandı süreniz.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Tamamlayayım Sayın Başkan. Siz çok şey yapıyorsunuz, çok sıkıyorsunuz; biraz milletvekillerine izin verin yani. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Mecburen sıkıyorum, yoksa gönül çok vermek istiyor size de.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Millî eğitimin “millî”si kalmadı, “eğitim”i kalmadı ama Millet İttifakı’nda hem “millî”sini getireceğiz hem “eğitim”ini getireceğiz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 7-(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde; 5/1/1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile diğer kanunların bu Kanun hükümleri ile çelişmeyen hükümleri uygulanır.”

                                        Fahrettin Yokuş                                                                 Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                    Ayhan Erel

                                              Konya                                                                                      Adana                                                                                     Aksaray

                                         Hasan Subaşı                                                                                                                                                                Aydın Adnan Sezgin

                                             Antalya                                                                                                                                                                                    Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Ayhan Erel’in.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 7’nci maddesi üzerine partim İYİ Parti adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle “Öğretmenler yeni nesli siz yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizlerin eseriniz olacaktır.” ülküsüyle öğretmenlerimize çok anlamlı görev yükleyen Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Elinde kurşun kaleminden başka silahı olmayan, bir mum misali etrafını aydınlatırken kendisi eriyen, gittiği bölgeye ve okula ışık saçan öğretmenlerimizden bölücü terör örgütü tarafından katledilen Necmettin Yılmaz, Şenay Aybüke Yalçın, Neşe Alten, Ayşe ve Numan Konakçı, Yasemin ve Bayram Tekin ve öğretmen adayı Fırat Yılmaz Çakıroğlu başta olmaz üzere irfan ordumuzun şehit mensuplarını rahmetle anıyorum. Tüm şehitlerimiz gibi öğretmen şehitlerimizi de unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. Yine, görevi başında olan çok değerli öğretmenlerimize en kalbî sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz; emekli olan öğretmenlerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Öğretmen kutsaldır ana gibi, öğretmen kutsaldır baba gibi. Bana bir harf öğretenin kırkyıl kölesi olurum. Öğretmenlik peygamberlik mesleğidir.” ve buna benzer birçok sözlerle takdir edilen öğretmenlerimize siyasi iradenin sözünü verdiği Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi irfan ordumuzun hiçbir ferdini maalesef memnun etmemiştir.

Öğretmene sorduğumuzda “İşe gidiyorum, işten geliyorum.” demez; “Okula gidiyorum, okuldan geliyorum.” ifadeleriyle karşılaşırız. Okul, öğretmen için bir iş yerinin çok ötesinde, çok daha büyük anlamlar taşır. Öğretmenlik kariyer mesleği değildir; öğretmenliği kariyer mesleği yapmak eğitim ve öğretimin amacını değiştirir. Öğretmen, öğrencisini ve çevresini eğiten, yol gösteren, kılavuzluk eden kişidir. Bu meslekte kariyer yoktur, sadece daha iyi eğitim öğretim sunmak, daha yüksek performans ortaya koymak söz konusudur. Bu manada, hizmet içi eğitimlerin yapılması, öğretmenlerin kendilerini güncellemesi, teknolojik okuryazarlığı ve kullanımı artırması beklenebilir; vizyon, hedef bu olmalıdır.

Okul yöneticilerini, müdür, müdür yardımcılarını, şube müdürlerini, şefleri, Bakanlık yöneticilerini öğretmenlik kapsamına almak, bunları öğretmenliğin kariyer basamağı gibi görmek büyük bir garabettir. Bu makamların görev tanımı farklıdır; öğretmenlik mesleği görev tanımı ile yöneticilerin görev tanımları farklı şeylerdir. Bunların bir yükselme gibi değerlendirilmesi öğretmenliğe yapılan hakarettir.

Öğretmenlerin içinde “uzman öğretmen” “başöğretmen” “aday öğretmen” gibi tanımlamaların yapılması meslek etiğine aykırıdır. Elbette, her mesleğin acemilik, olgunluk süreci vardır ama bunları maaş ve unvanla değerlendirmek, eğitimciler arasında zaten sistemden kaynaklanan mevcut ayrışmayı daha da körükleyecektir.

Uzman Öğretmenlik Sınavı en son 2006 yılında yapıldı, o zamanın koşullarında sekiz yıllık öğretmenler sınava giriyordu; o tarihten bugüne kadar bu sınav yenilenmedi. O sınavın, öğretmeni doğru değerlendirmediği eğitim camiasının bildiğidir. Eğitimde ödül ve cezanın çok dikkatli verilmesi gereği, mümkünse ikisinin de verilmemesi gereği tartışılırken öğretmenler de filleri, zürafaları, aslanları aynı sınavla değerlendiren bir sistemin mahkûmu oldular. Mesela, fen, matematik bilimleri öğretmenleri tarih, coğrafya, rehberlik, edebiyat sorularıyla değerlendirildi. Bu, bütün öğretmenleri aynı torbanın içine koymak demektir; oysa her öğretmenin alanı, uzmanlığı farklıdır. Öğretmenlerin, uzman öğretmen olmaya, başöğretmen olmaya ihtiyaçları yoktur. Bunu maaşla değerlendiren bir sistem, eğitimci seviyesinden bakmıyor demektir.

Görüşmekte olduğumuz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi, öğretmenlerimizin hiçbir beklentisine maalesef cevap vermemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

AYHAN EREL (Devamla) – Öğretmenlerimizin en çok beklediği 3600 ek gösterge maalesef “2023 yılında yürürlüğe girecektir.” denilmektedir ama hani, bir atasözü vardır ya “Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü çıkacaktır.” diyor; hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinde geçen “bulunmayan” ibaresinin “olmayan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Muazzez Orhan Işık                                                                        Musa Piroğlu                                                                            Ömer Öcalan

                                                Van                                                                                      İstanbul                                                                                   Şanlıurfa

                                         Ali Kenanoğlu                                                                                                                                                                        Kemal Bülbül

                                             İstanbul                                                                                                                                                                                   Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Muazzez Orhan Işık’ın.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AKP iktidarının piyasaya teslim ettiği, içini boşalttığı temel kamu hizmetlerinden biri de eğitimdir. Hiçbir dönem eğitimin içi bu kadar boşaltılmamış, öğretmenlik de böyle itibarsızlaştırılmamıştır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ni görüşüyoruz ancak öğretmenlerin yapısal sorunlarını çözmeyen ve hatta görmeyen bir yasa teklifi önümüze getirilmiş durumdadır. Bu teklifle, kamuda sayısı 1 milyon olan, yüz binlercesi özelde çalışan öğretmenlerin sorunlarının çözümü yine ertelenmektedir.

Peki, öğretmenlerin sorunları nelerdir? Atanmamadır; düşük ücretle çalışmadır; mobbingdir; tayin, terfi ve atamalarda liyakatsizlik ve mülakat uygulamalarıdır; eğitime en büyük darbeyi vuran OHAL KHK hukuksuzluğudur. Masumiyet karinesini ihlal eden OHAL KHK’leri AKP’nin nişanesi, adaletsizlik göstergesi olmuştur. OHAL KHK’leriyle AKP 50 bin öğretmeni hukuksuzca işinden etmiştir. Zulmünüze dayanamayıp yaşamdan koparttığınız öğretmenler var, öldükten sonra işe iade edilen öğretmenler var. Kazım Ünlü, Emine Yürükçü, Mehmet Nasır Sönmez, Atilla Yalçıntaş, Gökhan Açıkkollu, Mustafa Çamaş, Yahya Barça ve Salman Taş Öğretmenlerimizin vebali boynunuzadır.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifi, biçimi ve içeriğiyle bir meslek kanunu olmaktan oldukça uzaktır. Bu kanun teklifinde, özel okullar ve kurslarda çalışan ve devlet okullarında çalıştırılan yüz binlerce ücretli öğretmenin haklarına dair bir düzenleme yapılmamıştır. Öğretmenlik mesleği gibi önemli bir konunun, birkaç kanun maddesi üzerinden statü farklılaştırılması ve maaş artışına indirgenmesi kabul edilecek bir şey değildir. Bu kanun yürürlüğe girdiğinde aynı okulda 6 farklı statüde yani ücretli, aday, sözleşmeli, kadrolu, uzman öğretmenler ve başöğretmenler aynı derslere girecek ve farklı ücret alacaktır. Bu durum, öğretmenler arasında iş barışını ve motivasyonu bozacaktır. Zaten bir uzmanlık mesleği olan öğretmenliği hiyerarşik basamaklara ayırmak ilkesel olarak da doğru değildir. Bu düzenlemeyle, eğitimin temel ahlaki ilkelerine aykırı bir rekabet anlayışı geliştirilecek; veli, öğretmen ve okul idaresi arasında sorunlara neden olacak; böylece eğitimin niteliği daha da düşecektir. Öğrencileri sınav sistemiyle bir yarış atına dönüştüren AKP iktidarı, şimdi de öğretmenleri aynı uygulamaya zorlamaktadır. On yıl öğretmenlik yapmış birinin yeniden sınava tabi tutulması, kişinin emeğini yok saymak ve mesleğini itibarsızlaştırmaktır.

Eğitim, süreklilik arz eden bir alandır, iki üç yılda bir yapılan ideolojik düzenlemelerle verim ve nitelik kazandırılamaz. İktidar, eğitim alanını yapboz tahtasına dönüştürmüştür. Eğitimde reform yapmayı bina inşa etmekten ibaret sanan AKP iktidarı bugün eğitimde reformun önündeki en büyük engeldir.

Değerli milletvekilleri, kamuda binlerce öğretmen açığı varken ataması yapılmayan 700 bine yakın da öğretmen var. Öğretmenlerin yüz binlercesi işsiz, bir o kadarının da farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını hatta bu yüzden iş cinayetlerinde hayatlarını kaybettiklerini biliyoruz. Atamayı bekleyen öğretmenlerden KPSS’de yüksek puan alanların mülakatlarda elenerek nasıl mağdur edildiğini de görüyoruz. AKP'nin yapılan bu mülakatlarda yandaşlarını kayırdığını, bunu da yandaş sendika eliyle yaptığını da görüyoruz.

Açıkça bir torpil mekanizması hâline gelecek olan bir diğer uygulama da Adaylık Değerlendirme Komisyonudur. Adaylık döneminin sonunda yapılan yazılı sınav kaldırılarak Adaylık Değerlendirme Komisyonunun getirilmiş olması yine yandaş kayırma amacı gütmektedir. Oluşturulan bu Komisyonla eğitim alanı siyasal müdahalelere daha çok açık hâle getiriliyor. Bu Komisyonun AKP ve yandaş sendikasının etkisinde olacağı da açıktır. İktidarın yandaş sendikasına üye olanlar ile olmayanlar arasında zaten var olan ayrımcılık artarak devam edecektir çünkü yaşanan budur. Bu Komisyonun nasıl kurulacağı, kimlerden oluşacağı, neye göre karar vereceği belirtilmemiştir. Adaylık Değerlendirme Komisyonunun işleyişi ve diğer adaylık süreçlerinin yönetmelikle değil, yasayla düzenlenmesi ve keyfî uygulamalara müsaade edilmemesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Devamla) – Sonuç olarak, öğretmenlerin bu yasayla sorunları çözülmeyecek, öğretmenler işsizlikten ve yoksulluktan kurtulmayacaktır. İktidar ve yandaş sendikasının öğretmenlik mesleğinin itibarını düşüren politikalarına son verilip toplum yararına bir eğitim ve eğitimci politikası oluşturulmalıdır. Eğitim, kurumsal, ana dilde laik, bilimsel ve herkese erişebilir olacak şekilde düzenlenmelidir.

Değerli halkımız, 21’inci yüzyılda bir halkın ana dilini seçmeli dersle öğrenmesinin bu ülke için büyük bir utanç olduğunu söylemek istiyorum ve herkesi Kürtçe dersini seçmeye davet ediyorum. “…”(x) (HDP sıralarından alkışlar)

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Başkanım ne diyor ya? Anlamıyoruz.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Bunlar özellikle yapılıyor Başkan, kasıtlı olarak yapılıyor.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Yahu, masum bir şey söylüyor ya!

ARZU ERDEM (İstanbul) – Ne biliyoruz?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – E, öğreneceksiniz o zaman.

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Evet, özellikle…

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Şehidim var benim, şehidim bugün.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Kürtçeyle şehidinin arasındaki bağlantı nedir?

ARZU ERDEM (İstanbul) – Geçsin tutanaklara, özellikle yapıyorlarmış.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin 1’inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 8– (1) 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin “II-Tazminatlar” kısmının “B-Eğitim, Öğretim Tazminatı” bölümünün birinci fıkrasındaki “%100 üne” ibaresi “%140 ına”, “%95 ine” ibaresi “%125 ine”, “%85 ine” ibaresi “%105 ine” olarak değiştirilmiş ve bölümün son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.”

                                         Yıldırım Kaya                                                                            Burcu Köksal                                                                               Ali Keven

                                              Ankara                                                                                Afyonkarahisar                                                                                Yozgat

                                           Suat Özcan                                                                              Serkan Topal                                                                      Mustafa Adıgüzel

                                              Muğla                                                                                      Hatay                                                                                       Ordu

                                         Lale Karabıyık                                                                                                                                                                          Suzan Şahin

                                               Bursa                                                                                                                                                                                     Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Suzan Şahin’in.

Buyurun Sayın Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)

SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen yıl katlanılamaz hâle gelen hayat pahalılığı 2022’de de devam ediyor. Yeni yıla zam fırtınasıyla girildi. Aldığımız hava hariç her şey dolara endekslendi. Maaşlar yetmiyor, 65 milyon insan geçim sıkıntısı çekiyor, zam üstüne zam geliyor. AKP'nin yalan makinesi hâline gelen TÜİK verilerine göre enflasyon aylık yüzde 11, yıllık yüzde 49 imiş. Vatandaş çarşıya pazara gittiğinde, elektrik, doğal gaz faturaları geldiğinde, aracına yakıt alacağı zaman gerçek enflasyonun ne olduğunu görüyor. Gerçek enflasyon aylık bazda yüzde 15,5’a, yıllık bazda ise yüzde 115’e dayandı. Hazineyi tamtakır hâle getirip milleti kuru soğana muhtaç ettiniz, övünün eserinizle.

Kademeli geçiş diye garabet bir sistemle elektrik faturalarını 3-4 katına çıkardınız. Sosyal medya yıkılıyor, insanlar faturalarını paylaşıp isyan ediyor. Son bir yılda konutlardaki elektrik zammı yüzde 370’i geçti. AKP'li Cumhurbaşkanı lütfederek elektrik faturalarında aylık tüketim sınırının 150 kilovattan 210 kilovata çıkarıldığını söyledi, sözde iyileştirme yapıldı. Birkaç saat sonra BOTAŞ elektrik üretim amaçlı tarifeye yüzde 14 daha zam yaptı, bu da elektrik faturalarına yansıyacak. Tencere tava çalanları, geçim sıkıntısı nedeniyle intihar edenleri, çırılçıplak soyunup sokaklara çıkanları görmüyor, duymuyorsunuz. AKP, kaşıkla verip kepçeyle alıyor; her zamanki gibi halka yalan söyleyerek algı yönetimi yapıyor. Sözde iyileştirmelerinize de yalanlarınıza da bu milletin karnı tok artık. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli üyeler, 320 milyar metreküp doğal gaz rezervi müjdesinin ardından doğal gaza 8 kez zam geldi, zam oranı yüzde 200. Zam partisi oldunuz, zam. Elektrik ve doğal gaz yetmedi, son bir yılda akaryakıta da toplam da 81 kez zam yapıldı. Geçen yıl 395 liraya dolan depo bugün 920 liraya doluyor, eskiden kuruş kuruş gelen zamlar artık lira lira geliyor. Geçinemiyor insanlar, hırsızlık mı yapsınlar, açlıktan ölsünler mi? Bu milletten yana olsaydınız “Elektrik, doğal gaz ve akaryakıttan vergi ile harçlar kaldırılsın.” dediğimiz kanun teklifimizi reddetmezdiniz.

“Ekonomik krizin köpüğünü aldık." diye milleti kandıran, yandaşların kasalarını dolduran sarayların ışıkları ışıl ışıl yanarken millete “Ampulleri söndürüp tasarruf yapın.” “Lokmalarınızı küçültün.” diyerek açlık ve karanlığa mahkûm edenlere bu millet sandıkta ampul nasıl söndürülür gösterecek, az kaldı. Siz gideceksiniz, huzur gelecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, her fırsatta gerçek vatansever olduklarını söyleyenler bugün millî eğitimden “devlet” kavramını çıkarmak istiyor. Ne kadar millî bir bakış açısı değil mi! Öğretmenlere de “mış” gibi kanun yapıyorsunuz. Öğretmenlik, devletin eğitim öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk millî eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak yapmakla yükümlüdür ancak bu durum Cumhur İttifakı’nı rahatsız etmiş olacak ki öğretmenliğin devlet denetiminden uzaklaştırılmasının önünü açacak bu düzenlemeyi az sonra kabul edecekler. Kanundan “devlet” ibaresinin çıkarılması bazı yapıların eğitimdeki gücünü artırmayı amaçlamaktadır.

Bugün burada görüşülen düzenlemeye itirazımız var sayın milletvekilleri. Bu düzenleme öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği ayaklar altına alacak ayıplar içermektedir. Bu teklifte öğretmen atamalarında liyakat sistemi sistematik olarak çiğnenecek, okullardaki çalışma barışı bozulacak, öğretmenler arasında “performans” adı altında ayrımcılık yaratılacaktır. Bu teklifle güvenlik soruşturması meşrulaştırılıyor, suçun şahsiliği ve masumiyet karinesi gibi en temel hukuk ilkeleri ihlal ediliyor, kadrolaşmanın önü açılıyor, görev aynıyken unvanların alt ve üst ilişkisi biçiminde düzenlenmesiyle çalışma düzeni altüst ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

SUZAN ŞAHİN (Devamla) – ILO-UNESCO Tavsiye Kararı esas alınmadığı gibi, bu kanun teklifi Anayasa'mızın eğitim hakkının kullanılmasıyla ilgili başlangıç metnine, hukuk devleti ilkesine ve 7 ayrı maddesiyle çeşitli yasalara aykırılık gösteriyor. Bu kadar kapsamlı ve eğitim sistemini kökünden değiştirecek bu düzenlemenin eğitimin tüm paydaşlarının, meslek örgütleri ve sendikaların fikri alınarak hazırlanması gerekmektedir. Öğretmenliği değersizleştirecek, eğitimi niteliksizleştirecek, okulu tümüyle bölecek, mesleğe yeni engeller getirecek bu kanun teklifinin geri çekilmesini, öğretmenlerin ve ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

Öğretmenler, umudunuzu yitirmeyin; tüm haksızlıklar, hukuksuzluklar son bulacak.

Geliyor gelmekte olan diyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ama öncesinde bir yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Öztunç, Sayın Kaya, Sayın Köksal, Sayın Aygun, Sayın Yeşil, Sayın Kaya, Sayın Şahin, Sayın Şahin, Sayın Topal, Sayın Kayışoğlu, Sayın Süllü, Sayın Yıldız, Sayın Kılınç, Sayın Sarıaslan, Sayın Bülbül, Sayın Adıgüzel, Sayın Özdemir, Sayın Demirtaş, Sayın Kasap, Sayın Ünsal.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.30

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - 8’inci madde üzerinde Suzan Şahin ve arkadaşlarının önergesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Pusula veren arkadaşlar lütfen salondan ayrılmasın.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Semra Kaplan Kıvırcık? Burada.

Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 8’inci maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibarelerinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                        Fahrettin Yokuş                                                                          Hasan Subaşı                                                        Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                              Konya                                                                                     Antalya                                                                                     Adana

                                    Aydın Adnan Sezgin                                                                                                                                                                     Yasin Öztürk

                                              Aydın                                                                                                                                                                                    Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Fahrettin Yokuş’un.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’yle ilgili eğitim sendikalarının tamamı, bu yasa teklifinin bir öğretmenlik meslek kanunu olmadığını, birçok eksikliğinin olduğunu, içinin boş olduğunu, itirazlarını Plan ve Bütçe Komisyonuna kadar getirdiklerini, bütün milletvekillerine ifade etmeye çalıştıklarını söylemelerine rağmen ısrarla bu yasa teklifi, maalesef, çıkarılmak üzere buraya getirildi. Size TÜRK EĞİTİM-SEN’in bu konudaki açıklamasını okumak istiyorum çünkü biz söylüyoruz, dinlemiyorsunuz, belki bunu dinlersiniz diye, bir faydası olur diye; diyor ki TÜRK EĞİTİM-SEN: “‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ adıyla iddialı bir çıkış yapılıyor ise teklifin içeriği de bu iddiaya münasip şekilde doldurulmalıdır. Öğretmen atama, nakil ve istihdam modelinin, yönetici atama sisteminin, yıpranma payı, izin ve ödül sistemi düzenlemesinin, maaş karşılığı ders saatleri düzenlemesinin, şiddete karşı tedbirlerin olmadığı, velhasıl öğretmenlerin muhatap olduğu mevzuat ve süreçlerin tek bir çatı altında toplanmadığı bir kanun, tam anlamıyla öğretmenlik meslek kanunu olamaz. Dileriz, Genel Kurul aşamasında teklif görüşülürken eksikliklerin giderilmesine yönelik verilecek önergelerle kanun olgunlaştırılır. Beklentimiz, başta iktidar partisi olmak üzere tüm milletvekillerimizin, öğretmenlerimizin talepleri doğrultusunda irade ortaya koymalarıdır.”

Evet, devamında da madde madde konuları anlatmaya çalışıyorlar. Mesela diyorlar ki: “Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi mevcut hâliyle beklentileri karşılamaktan çok uzaktır. Kamuoyuna yaptığımız açıklamalar doğrultusunda mesleğin statüsünü yasal bir zemine kavuşturacak, öğretmenliğin saygınlığını koruyacak ve artıracak, öğretmenlerin muhatap olduğu mevzuat ve süreçleri tek bir çatı altında toplayacak bir kanuni düzenleme hayata geçirilmelidir. Özellikle, öğretmenlerin kariyer planlamasının sınav esasına göre tanzim edilmesi kabul edilemez. Öğretmenlik, sadece bilme değil, bildiğini aktarma mesleğidir. Dolayısıyla esas alınması gereken tek ölçüt deneyim olmalıdır. On yılını doldurmuş her öğretmen uzman, yirmi yılını doldurmuş her öğretmen de başöğretmen olarak değerlendirmeli, atanmalıdır.” Devamında “Öğretmenlik mesleği bir özel ihtisas mesleğidir. Ülkemizde kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olmak üzere farklı öğretmen istihdam modelleri bulunmaktadır. Bu ciddi bir problemdir. Bu noktada sözleşmeli, ücretli, kadrolu ayrımı kaldırılmalı; tüm öğretmenler sadece kadrolu olarak istihdam edilmelidir.” diyor.

Devamında diyorlar ki: “Liyakat ve ehliyet yerine kişisel inisiyatifi esas alan, mülakat uygulaması kanunun en büyük çıkmazlarından biridir. Dolayısıyla ilk atamalarda, görevde yükselmelerde ve yönetici atamalarında mülakat tamamen kaldırılmalı, sadece sınav başarısının esas alındığı bir sistem ihdas edilmelidir.” Yine devamında “Sınavla öğrenci alan ve akademik başarısı üst düzey öğrencilerimizin okuduğu proje okullarına yönetici ve öğretmen atama süreci derhâl gözden geçirilmeli, liyakat ve başarıyı esas alan adaletli bir sistem ihdas edilmeli, proje okullarının yönetici atamalarının Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliği, öğretmen atamalarının da Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği kapsamına alınmasını talep ediyoruz.” diyorlar ve birçok talepleri devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, adı “Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi” ancak özel öğretimdeki öğretmenler yok, ücretli öğretmenler yok, sözleşmeli öğretmenler yok; aslında yasa teklifinin içi boş. Olan öğretmenlerin de hakları zamanında verilmiyor. “3600” diyorlar, “Bir sene sonra, bekleyin bakalım.” diyorsunuz. Yetmiyor, eğitim sendikalarını dinlemediğiniz gibi akademisyenleri de dinlemiyorsunuz “Biz bildiğimizi yaparız.” diyorsunuz. Zaten hepiniz biliyorsunuz, yirmi yılda eğitim sistemimizi yazboz tahtasına çevirdiniz. Başarısız oldunuz; ben söylemiyorum, Sayın Erdoğan diyor “Eğitim sisteminde başarısız olduk” diyor ama hâlâ başarısız olmak için, eğitimi batırmak için, gençlerimizin geleceğini karartmak için bu yasayı çıkarıyorsunuz. Bu yasa çıkmamalı diyor, saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde geçen “yer alan” ibaresinin “bulunan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Ömer Öcalan                                                                         Muazzez Orhan Işık                                                       Tulay Hatımoğulları Oruç

                                            Şanlıurfa                                                                                      Van                                                                                        Adana

                                         Ali Kenanoğlu                                                                           Musa Piroğlu                                                                          Kemal Bülbül

                                             İstanbul                                                                                    İstanbul                                                                                    Antalya

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz talep eden Sayın Tulay Hatımoğulları Oruç.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 8’inci maddesi aslında bu kanun teklifindeki en önemli maddelerden bir tanesi ve bu madde “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 152’nci maddesinde değişiklik yapılsın.” diye önermiş oluyor. Bu değişiklikte neler var? Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanını haiz olanların tazminatında iyileştirmeler yapmayı öneriyor. Nasıl iyileştirmeler? Uzman öğretmenlerin tazminatı yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlerinki yüzde 40’tan yüzde 120’ye yükseltilecekmiş ama bu ne zaman olacakmış? Gelecek sene olacakmış. Bununla beraber, tabii, burada öğretmenleri kategorilere ayırarak aslında birçok kamu emekçisinin dört gözle beklemiş olduğu 3600 ek göstergeyi bir kesim için işletmiş oluyorlar. Öğretmenler bu kanun teklifini hiçbir şekilde istememektedir. Öğretmenler 18 milyona yakın öğrencinin eğitimleriyle ilgileniyor ama ne yazık ki bu siyasi iktidar ne öğretmenlik mesleğini ne eğitim sistemini önemsemedi; gerçekten eğitim sistemini bir deneme tahtasına çevirdi ve şu an Türkiye'deki üniversitelere baktığımızda, dünyada ilk 500’ün dahi içinde değil artık; bu eğitim sistemini bu hâle getirdi bu iktidar.

Bir ülkenin geleceği öğretmenlerin elindedir, bu hiçbir zaman unutulmamalı. 3600 ek göstergeyi öğretmen, polis, hemşire ve din görevlileri için bir seçim vaadi olarak AKP defaatle ifade etti ama değil bunu yerine getirmek, sadece öğretmenlerden bir kesime bunu uygun görmüş ve gelecek sene için bunu uygun görmüş. Oysa, olması gereken sadece dört meslek grubu için değil, kamudaki bütün iş kolları için en alt düzey 3600 olmak üzere bu gösterge cetvelinin uygulanmasıdır.

Eğitim emekçilerinin en büyük itirazı, şu an görüşülen 8’inci maddedeki değişikliklerdir ve bunlar kabul edilirse öğretmenler arasında haksız ve hukuksuz bir şekilde yapay statüler oluşturulacaktır ve bunu reddediyorlar. Meslek içi rekabet sadece öğretmenler arasında değil, öğrenciler ve velilere dahi sıçrayacaktır çünkü yarın öbür gün veliler ve öğrenciler öğretmen seçmeye başlayacaklar bununla beraber. Ve bu, öğretmenler arasında dayanışmayı bozar, çalışma barışını bozar, eğitimin kalitesini bozar; bundan derhâl vazgeçilmelidir. Zaten sözleşmeli, kadrolu, ücretli öğretmenlik ayrımı yapılarak öğretmenler arasında bazı kategoriler oluşturulmuştur; bu yasanın geçmesi hâlinde bu kategoriler ve sınıflandırmalar daha da derinleşmiş olacaktır. Uzman, başöğretmen ayrıştırılma çalışma biçimi kesinlikle kabul görmemeli, kadrolu ve güvenceli çalışma esas alınmalıdır. Eğitim sisteminin beyni niteliğinde olan öğretmenlik mesleği önemsenmek zorundadır ve 8’inci madde hatta teklifin tamamı 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ILO ve UNESCO ortak belgesi olan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı esas alınarak yeniden düzenlenmelidir. Bunun için de mutlaka ve mutlaka eğitim emekçileriyle ve bütün eğitim sendikalarıyla, eğitim emekçileri sendikalarıyla bir araya gelerek, onlarla ortak mutabakat sağlanarak bir öğretmenlik meslek kanunu yeniden yazılmalıdır. Bu kanun teklifi derhâl geri çekilmelidir ve -az önce de ifade ettiğim gibi- esas özneleriyle yapılmalıdır. Ve yine, ILO ve UNESCO’nun ortak belgesi olan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı kesin ve net olarak baz alınmalıdır. Eşit işe eşit ücret ilkesi en hakkaniyetli, en adil olanıdır; bu, öğretmenler arasında da öğretmenler için de ve bütün meslek grupları için de eşit işe eşit ücret uygulaması hayata geçirilmelidir; tekrar altını çiziyorum, adil olanı da budur, emeğe saygı da bunu gerektirir.

Rekabet değil dayanışma istiyor öğretmenler, güvenceli iş istiyor, güvenceli gelecek istiyor. O nedenle bu teklif derhâl geri çekilmeli ve yeniden yazılmalıdır. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinden 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde-9 – 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “sözleşmeli öğretmenler” ibaresinden sonra gelmek üzere “can güvenliği, aile birliği ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere” ibaresi eklenmiştir.

                                         Burcu Köksal                                                                         Mustafa Adıgüzel                                                                         Serkan Topal

                                        Afyonkarahisar                                                                                 Ordu                                                                                        Hatay

                                         Yıldırım Kaya                                                                           Lale Karabıyık                                                                             Suat Özcan

                                              Ankara                                                                                      Bursa                                                                                      Muğla

                                                                                                                                          Ali Keven

                                                                                                                                            Yozgat

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Mustafa Adıgüzel’in.

Sayın Adıgüzel… (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Sayın milletvekilleri, “öğretmenlik kanunu” diye getirilen bu düzenleme sınırlı ve sorunlu bir düzenlemedir. Sınırlıdır çünkü 1 milyon 112 bin öğretmeni ilgilendiren bu kanunu gelip 9 maddeye sıkıştırmışsınız. Bu kanun sorunludur çünkü sorun çözmekten uzak, hatta sorun üretmeye adaydır. Hangi sorunu çözecek bu kanun? Öğretmenlerin maaşlarında, ders ücretlerinde, özlük haklarında bir değişiklik mi geliyor? Hayır. Öğretmen açığını mı kapatıyor? Hayır. Atanamayan öğretmenlere ne veriyor? Hiç. Özel okullarda, rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlere bir çözüm var mı? Yok. Sözleşmeli öğretmenler kadroya alınıyor mu, aile birliği sağlanıyor mu? Hayır. Engelli ücretli öğretmenlere, PIKTES öğretmenlerine bir şey vadediyor mu? Yok. Asgari ücretin ancak yarısını alan öğretmenler var, ücretli öğretmenler; bunlar açlık sınırında da değil arkadaşlar, aç, aç. Bunlara bir şey var mı? Yok. (CHP sıralarından “Yok, yok.” sesleri) Bu kanunda öğretmen yok. Ne kadar öğretmen sendikası varsa Komisyonda hepsi açıklamada bulundu -kayıtlarda var- beyanlarını görürsünüz. Peki, ne var bu kanunda? Zaten çeşit çeşit öğretmen vardı, kadrolu, sözleşmeli, ücretli; şimdi, bu çeşitlere birkaç çeşit daha geldi, işte uzman öğretmen, başöğretmen, aday öğretmen. Yani öğretmenlerin tek sorunu buydu da dertleri bitecek mi? Ya, çeşit yapmak eğer sorunu çözüyorsa biraz daha yapalım: Başöğretmen, başaltı, büyük orta, küçük orta, tozkoparan, teşvik boy, minik boy. (CHP sıralarından alkışlar)

Siz sadece öğretmenleri bölmüyorsunuz arkadaşlar, velileri de bölüyorsunuz. Bakın “Efendim, benim çocuğum aday öğretmende olmasın, uzman olsun, başöğretmen olsun.” Hâlbuki hepsi aynı işi yapıyor. Burada bir kariyer yarışı olmayacak, burada torpil yarışı olacak, torpil. Cemaat ve vakıfların kapısını kim aşındırıyorsa o kademe ve kadro alacak. Millî Eğitimde FETÖ döneminde bir uygulama vardı, Millî Eğitim Bakanlığı İzleme ve Değerlendirme Grup Başkanlığı. Daha önce burada sekiz yılı dolduranlar başkan olabiliyordu. Hemen kanunu değiştirdiler -uygulamayı- sekiz yılı bir yıla indirdiler, orayı FET֒cülerle doldurdular; FET֒cüler böylece orada başkan olabildiler. Ben şimdi bunu niye anlattım? Ne zaman bir cemaat yuvalanması, bir kadrolaşması planlanıyorsa hemen kuralları değiştiriyorsunuz; işte bugün, o günlerden biri arkadaşlar.

Erdoğan diyor ki: “Bütüncül bir kanun.” Ağam bizimle eğlenir misali “bütüncül” dediği kanunda aileler bile parça parça. Sözleşmeli öğretmenlerin aile birliği yok. Ana bir yerde, baba bir yerde, boşanmış anne babalar gibi çocuk bunlardan ayrı bir yerde, iki ayrı yerde 2 ev. Aile birliğini korumak devletin en temel görevidir. Hiçbir hükûmet veya zümre bu hakkı hiçbir gerekçeyle yok sayamaz. Yok efendim, göreve gelirken kabul etmiş. Anayasa’ya aykırı bir durumu bir vatandaş kabul etse de devlet kabul edecek mi yani? Her şeyden öte Genel Başkanınız söyledi, buradan ben Sayın Erdoğan'ın sözlerini aynen okuyorum: “Sözleşmeli öğretmen, kadrolu öğretmen ayrımını da kaldırıyoruz. Mecburi hizmet hariç, atamaları, özlük hakları, mazeret tayinleri başta olmak üzere sözleşmeli öğretmenlerimiz kadrolu öğretmenlerimizle aynı haklara sahip olacaklar.” Siz burada ısrar ederek Genel Başkanınız Erdoğan'ı öğretmenleri kandıran, sözünde durmayan kişi durumuna sokuyorsunuz.

Bugün bu çatı bir şeye şahit olacak. Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi ve sözleşmeli öğretmenlerin aile birliğinden yana olan tüm partileri ve milletvekillerini bu tutanaklar yazacak. Anne ve babasından ayrı, gözü yaşlı çocuklara, baba hasreti çeken, kalbi kırık, boynu bükük yavrulara sebep olanları da bu tutanaklar yazacak. Sakın ola bu maddeye “evet” için elini kaldıranlar, bugünden sonra aileden, hak ve özgürlüklerden bahsetmeye kalkmasın; bugünü hatırlatacağız. Bir daha Sayın Erdoğan aileden, kadın, çocuk haklarından konuştuğunda bugünü hatırlatacağız. Bir kürsüden bir çocuğa mikrofon verildiğinde, kucağına da bir oyuncak kamyon konulduğunda bugünü hatırlatacağız. Türkiye'yi anne babası sağ iken yetim büyüyen çocuklar ülkesine çevirdiniz. Şu 9’uncu maddeye 2 kelime, “aile birliği” eklemek bu Meclisin görevidir ama samimi değilsiniz. Samimi olsanız “Bu durumda kaç aile var?” diye sorardınız, biriniz dahi sormadınız.

Ama sözleşmeli öğretmenlerim, hiç umudunuzu kırmayın. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunu iktidara gelir gelmez çözeceğiz, size bu konuda söz veriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) 3600’ü yıllardır söylüyoruz, destekliyoruz ama neden bir yıl bekliyoruz? Şimdi kanunu çıkaracaksınız, bir yıl sonra uygulamaya geçecek, öyle mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) – Ya, siz geçen, doktorlara oy birliğiyle çıkardığımız maaş düzenlemesiyle ilgili kanunu daha buradan çıkmadan geri çektiniz, daha salondan çıkmadan. Bir yıl sonra gelecek olan 3600’ü siz o bir yılda 3.600 kere geri çekersiniz, iptal edersiniz.

İşte, az önce söyledik; Sayın Erdoğan sözleşmeli öğretmenlere aile birliği sözü verdi, bir ay ancak geçti. Söz tutuldu mu, işte burada görüyoruz; hayır. Size neden güvensin ki öğretmenler? Tecrübeyle sabit.

Şimdi, bir de okulların durumuna değinmek istiyorum. AKP iktidarlarında 8 defa Bakan değişmiş. Artık müfredat, çağdaş, bilimsel eğitim; bunlardan geçtik, okullarda güvenlik, sağlık ve temizlik arar hâle geldik. Okullarda temizlik görevlisi, sağlık ve güvenlik görevlisi eksiğini tamamlayınız çünkü okulları pislik götürüyor. 1.200 öğrenciye 1 hizmetli bakıyor. Sağlık görevlisi pandemide yok. Okullarda çocuklarımızın güvenliği Allah’a emanet.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 9’uncu maddesinde yer alan “can güvenliği ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere” ibaresinin “can güvenliği, sağlık ve aile birliği mazeretleri hariç olmak üzere” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                        Fahrettin Yokuş                                                                          Hasan Subaşı                                                                            Yasin Öztürk

                                              Konya                                                                                     Antalya                                                                                     Denizli

                                          Behiç Çelik                                                                        Aydın Adnan Sezgin                                                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                              Mersin                                                                                      Aydın                                                                                      Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Behiç Çelik’in.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi için verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu, büyük Türk milletini ve eğitim camiasını saygıyla selamlıyorum. Ayrıca, eğitim şehitlerini rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, medeniyetin dayanağı eğitimdir. Güçlü millet, güçlü devlet demek, güçlü eğitim demektir. Bugün burada eğitimin mimarları olan yaklaşık 1 milyon 200 bin öğretmeni ilgilendiren bir teklif üzerinde görüşüyoruz. Ancak ne yazık ki Komisyon aşamasında dahi tartışmalarla geçen, Anayasa’ya aykırılık iddialarının, tavsiyelerin, uyarıların hiçe sayıldığı, kasıtlı olarak hukuki boşluklar içeren, öğretmenleri ayrıştıran bir teklif var karşımızda. Toplumun her bir ferdinin hayatına dokunan, geleceğe ışık tutan öğretmenlerimiz için ne yazık ki bir meslek kanunumuz yoktur. Ayrıca, görüşmekte olduğumuz teklifin de bu ihtiyacı karşılayamayacağını üzülerek görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de eğitim o kadar çamura saplanmış ki yeni baştan ele alınarak ana sınıfından üniversiteye kadar her dalda ve her alanda yeni bir teşkilatlanma, yeni bir değerler manzumesi oluşturma ve yeni bir gelenek ve kültür yaratma noktasındayız. Bunu derken Türk eğitim sisteminin bütünüyle çöktüğünü de itiraf edelim. AKP’nin yirmi yıllık iktidarı zorluklar içerisinde olan Türk eğitim sistemini başta sulandırarak genetiğini bozmuş daha sonra ise tasfiye etmiştir. Bunu ilköğretimde, ortaöğretimde, yükseköğretimde ve diğer bütün eğitim sistemlerinde; kurum ve kuruluşlarında da müşahede ediyoruz. Bu ifadelerimizi teyit eden PISA ve PIAAC tabloları herkesin malumudur.

1997’de başlayan sekiz yıllık kesintisiz eğitim, ülkenin ihtiyacı olan ara iş gücünü bütünüyle yok etmiştir. 2002’den sonra ise AKP iktidarlarının Millî Eğitim yöneticileri 4+4+4 metodunu getirmiş böylece ara iş gücü elemanının temininde yine zorluklarla karşılaşılmıştır.

Değerli arkadaşlar, millî eğitim politikası, ülkemizin temel yapı taşıdır. Yerli veya yabancı herhangi bir kişiye ya da kuruma emanet edilemeyecek kadar önemlidir. Bu alanda yetişmiş, temayüz etmiş, mütefekkir eğitimcilerimizin varlığı hepimizce bilinmektedir. Bu hocalarımızın yetkilendirilmesi hâlinde eğitimin bütünüyle ayağa kalkacağına dair inancımız tamdır. Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun da fonksiyonu artırılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, her alanda yakan yıkan, dejenere eden, lağveden iktidarın millî eğitime millî gözle bakması beklenemez. Bunun için biz İYİ Parti olarak Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin bu hâliyle eğitime ve camiaya bir katkısının olacağını düşünmüyoruz. Zaten Andımız’ı, TC ibaresini kaldıran, Atatürk’ü ya dönüştüren veya silen bir iradenin güven sorunu olduğu açıktır. O hâlde öğretmenlik mesleğine ayrı bir değer atfetmek ve cazip hâle getirmek, sıkı denetlemek doğal olarak her neslin kalitesini artıracaktır. Biz diyoruz ki: İrfan ordumuz öğretmenlerimizle eğitim seferberliği başlatacağız. İyileştirilmiş eğitim sistemiyle fırsat eşitliğini, kaliteyi, denetimi tesis edeceğiz. Şunu yapacağız: Bir, millî eğitim politikası yeniden canlandırılacak. Kurumları ve okulları işlevsel kılacağız. İki, köylerimizi okula kavuşturacağız. Üç, ara iş gücü elemanı temininin önünü açacağız. Dört, dünyayla yarışan örgün eğitimi ve yükseköğretimi tesis edeceğiz. Beş, Rüzgârgülü Projesi’yle okul çağındaki bütün evlatlarımızı eşit beslenme hakkına sahip kılacağız. Altı, öğretmen akademilerini bir an önce hayata geçireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, eğitimci sıfatıyla Yeni Eğitim Reformu’nda bu hususları kamuoyuyla paylaşmıştı; aslında dahası da var ancak süre kısıtından ötürü şimdilik bu kadarıyla yetiniyorum.

İYİ Parti olarak, değişiklik talep ettiğimiz 9’uncu maddeye gelince; bu maddeyle sözleşmeli öğretmenlerin can güvenliği ve sağlık mazeretleri nedeniyle yer değiştirebilecekleri hüküm altına alınmaktadır. Ancak, eş durumundan yer değişikliği kabul edilmemektedir. Ailenin bütünlüğüne ilişkin Anayasa hükmü açıktır. Bu hükme ters düşen bu maddeyi tasvip etmemiz de mümkün gözükmemektedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde geçen “ibaresinden sonra” ibaresinin “ibaresinin ardından” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                         Erdal Aydemir                                                                       Muazzez Orhan Işık                                                                       Musa Piroğlu

                                              Bingöl                                                                                       Van                                                                                       İstanbul

                                         Ali Kenanoğlu                                                                           Kemal Bülbül                                                                            Ömer Öcalan

                                             İstanbul                                                                                    Antalya                                                                                   Şanlıurfa

                                                                                                                                Ömer Faruk Gergerlioğlu

                                                                                                                                            Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben yasa teklifi üzerinde konuşmayacağım çünkü bu yasa teklifi iktidara uygun öğretmen yetiştirmeye çalışan bir yasa teklifi. Ben öğretmenlik hakkı gasbedilen öğretmenlerimizin haklarını burada gündem edeceğim.

KHK’yle ihraç edilen on binlerce öğretmen, 35 bin öğretmen var; KHK’yle kapatılan okullarda sadece ve sadece öğretmenlik yaptığı için çalışma izni iptal edilen 20 bin öğretmen var; üniversitelerden akademisyen olarak ihraç edilmiş 7 bin akademisyen var; çok büyük bir sayı. “Ülke niye böyle eğitim açısından kötü bir hâlde?” diye soruyorlar; işte, en büyük nedenlerinden biri bu. Ülkenin ilmine, irfanına en başta baltayı iktidar vurdu. Ve yine tutuklu öğrenciler var, öğretmen bile olamıyorlar; ataması yapılmayan öğretmenler var, yüz binlerce evladımız.

Bakın, KHK’yle ihraç edildiği yetmedi, neler yapıldı? Gökhan Açıkkollu, bir tarih öğretmeni; darbe sonrası İstanbul Emniyetine alındı, acımasızca işkence yapıldı, işkence altında hayatını kaybetti ve cenazesinin ancak ve ancak hainler mezarlığına gömüleceği söylendi. Hakkında hiçbir yargı kararı yoktu, yargısız infazla ihraç edilmişti ve işkence altında hayatını kaybetmişti. İmamın bile cenaze namazı kıldırmasına izin vermediler ve köyünde onu yakınları toprağı verdi; iktidarınızın elinden ancak böyle kurtuldu.

Bakın, bir başka öğretmen, Kazım Ünlü. EĞİTİM SEN’li bir öğretmen, ihraç edildi, hiçbir adli durumu yoktu ve gencecik yaşta hayatını kaybetti. Daha sonra iade edildi, devlet “Pardon.” dedi.

Gökhan Açıkkollu’yu da iade etti devlet, “Pardon.” dedi. Hainler mezarlığına gömmek istediği bu öğretmeni de iade etti, “Pardon.” dedi, hiç utanmadı, sıkılmadı.

Devam ediyoruz; Kazım Ünlü’nün oğlu bakın ne diyor, Ozan Ünlü babası için ne diyor? Bunu analar, babalar lütfen dinlesin. Ölümünden sonra Facebook sayfasına yazmış. “Öfkeliyim baba, kızsan da bana öfkeliyim. Sen gittin, dört yıl iki ay oldu. Yarısı yaşanmamış bir ömür bıraktın geride baba, gerçekleşmemiş hayaller de vardı bavulunda. Sen gittin ve kalbinin artık bu yüke dayanmadığı saatte devlet sana ‘Pardon.’ dedi baba, ‘Kusura bakma, hata yapmışız.’ dedi baba. Gece gece midemin ortasına bir yumruk yedim baba. Sevinmeli miyim, üzülmeli miyim iade edilmene baba?” diyor.

Bitmedi, bakın, daha böyle pek çok öğretmen var. İbrahim Söylemez, bir fizik öğretmeni -cenazesini görüyorsunuz- beraat etmişti ama ihraçtı ve OHAL Komisyonu “ret” verdi bütün bunlara rağmen; daha sonra kahrından vefat etti bu fizik öğretmeni ve yine sonunda iade edilen bir öğretmen oldu.

Yine, Kazım Kurnaz, bakın, ihraç edilen bir öğretmen. Öğretmenlikten başka ne bilebilirdi ki? Aç, susuz bırakılmıştı, bir inşaatta çalışmaya başladı ve inşaatta asansörden düştü. İnşaatçılığı nereden bilsin öğretmenler? Ama onu buna mecbur kılmışlardı.

Bitmedi, Muzaffer Özcengiz, bir din dersi öğretmeni, cezaevinde, ağır hasta, hak ihlali yapılarak yoğun bakıma yatırılması gerekirken hastaneden hücreye gönderildi ve orada hayatını kaybetti.

Halime Gülsu, bir İngilizce öğretmeniydi, cezaevinde hayatını kaybetti. Ağır bir sistemik lupus eritematozus hastasıydı ama düşman ceza hukukunun mağdurlarındandı, iktidarınızın kurbanlarındandı.

Tacettin Toprak, 2 çocuk babasıydı, ihraç edilmişti, hapiste kahrından şu gencecik yaşında kanser oldu ve hayatını kaybetti bu gencecik yaşında.

Bitmedi, bakın, atanamayan öğretmenler de var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Fedai Altun, şu, görüyorsunuz, gariban bir ananın çocuğu, anası ve babası yoktu, onu amcası yetiştirmişti, büyük fedakârlıklarla yetişmişti. En son Facebook sayfasına şunu yazmıştı: “Beden eğitimi mezunuyum, 80 puan aldım, sizin yüzünüzden atanamıyorum.” demişti. “Sizin yüzünüzden, aile baskısı yüzünden ağır şartlarda çalışmak zorundayım, bunun vebalini acaba kim ödeyecek? Ben hakkımı size helal etmiyorum.” diyordu. Bütün bunları diyordu ama bu arada, işte, bakın, sizin Bitlis Vekiliniz Vahit Kiler, Ağrı Vekiliniz Ekrem Çelebi, böyle notlarla, hem de müftülüğe torpil ve iltimasla atama yaptırıyordu “Mülakatta onu koruyun, kollayın.” diyordu. Ya, Allah’tan korkun, büyük veballer aldınız, büyük ahlar aldınız; yüz binlerce gencin ahını aldınız. Bu hayatını kaybetmiş ve daha sonra iade edilmiş öğretmenlerin, beraat ettiği hâlde çalışma izni verilmeyen insanların ahını aldınız. (HDP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Süreniz tamamlandı Sayın Gergerlioğlu.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bitti mi?

BAŞKAN – Bitti, evet.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

                                         Yıldırım Kaya                                                                           Lale Karabıyık                                                                          Burcu Köksal

                                              Ankara                                                                                      Bursa                                                                               Afyonkarahisar

                                            Ali Keven                                                                                Suat Özcan                                                                       Mustafa Adıgüzel

                                              Yozgat                                                                                     Muğla                                                                                       Ordu

                                          Fikret Şahin                                                                                                                                                                           Serkan Topal

                                            Balıkesir                                                                                                                                                                                   Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergeden önce Sayın Usta’ya bir söz vereceğim.

Sayın Usta, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği’nin uygulanış şeklindeki yanlışlıklar sebebiyle esnafın mağdur olduğuna ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Esnaflar tarafından bize çok sık iletilen bir şikâyetle ilgili olarak Genel Kurulu bilgilendirmek istiyorum Sayın Başkan. Şimdi, konu şu: 28 Mayıs 2020 tarihinde Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği diye bir yönetmelik -Ticaret Bakanlığının bir yönetmeliği- çıkmış. Buna istinaden Ticaret Bakanlığı, il ticaret müdürlüklerine yazıyor, oradan da belediyelere talimat gidiyor. Talimat nedir? İşte, esnaf kesimi üzerinde fahiş fiyat denetimleri yapın.” şeklinde bir talimat verilmiş. Mesela, bana Samsun'dan da bu tür şikâyetler geldi, elimde bununla ilgili tutanaklar filan da var. Hakikaten, bakıyorsunuz, çok anlamlı bir şey gibi gözükmüyor. Şimdi, bir esnafı düşünün, 5 lira olan bir mala 6 lira demesi durumunda bir esnafın o malı satması mümkün değil. Yani, esnaflar arasında hizmet sektöründe olsun, bakkalda olsun, tam rekabet var yani milletin alım gücünün bu kadar düştüğü bir ortamda, 50 kuruş fazla söylerseniz malınızı satamazsınız. Esnafın fahiş fiyat uygulaması diye bir şey olamaz. Esnafı canından bezdirmemek lazım. Zaten esnaf burnundan soluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ERHAN USTA (Samsun) – İstenilen şey şu: Mesela, tutanakta “Son üç aya ilişkin alış ve satış faturalarınızı getirin.” diyor. Ya, zaten bu faturalar devletin başka bir biriminde var, Maliye Bakanlığında var, vergi dairesinde var. Millete de zulmetmemek lazım. Yapılan iş doğru olsa bile yapılış şeklinde bir yanlışlık var. O zaman, gidersiniz Maliye Bakanlığında o faturalara, alış faturalarına, satış faturalarına bakarsınız, bir inceleme yaparsınız, bir sıkıntı varsa gidersiniz o esnafa yönelik olarak bir işlem yaparsınız. Bunlar yanlış uygulamalar, esnafı daha fazla sıkıntıya sokmamamız gerekiyor. Hakikaten bu anlamda Ticaret Bakanlığının bu uygulamasını gözden geçirmesi lazım. Kaldı ki bir de bize gelen bilgilere göre belediyeler bunu objektif de yapmıyor Sayın Başkan, istediği esnafa gidiyor, diğerine gitmiyor, dünya kadar cezalar yazılıyor ve esnaflarımız mağdur oluyor, bu konuda daha dikkatli olmak lazım.

Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Fikret Şahin'in.

Buyurun Sayın Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gelecek nesilleri yetiştiren öğretmenlerimizle ilgili bir yasal düzenleme üzerinde konuşuyoruz. Dolayısıyla bu yasa ülkemizin geleceğini de yakından ilgilendirmekte. Fakat, öğretmenlerimizin tamamı ve öğretmen sendikalarımızın da büyük bir çoğunluğu -hatta tamamı diyebiliriz- bu yasaya onay vermiyorlar. Hatta Komisyondaki görüşmelerde bu düzenlemenin seçime yönelik olduğunun dahi itiraf edildiğini gördük maalesef. Keşke bu yasa seçime yönelik değil de ülkemizin geleceğine yönelik olarak yapılmış olsaydı. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi buradan size sormak istiyorum: Bu yasa öğretmenlerin hangi sorununu çözecek? Atanamayan öğretmenler atanabilecek mi? Öğretmenlerin tamamına kadro verebilecek misiniz? Sözleşmeli öğretmenlik son bulacak mı? Veya sözleşmeli öğretmenlerin bozulan aile bütünlüğü yeniden sağlanabilecek mi? Ve büyük haksızlıklara sebep olan mülakat sistemi son bulacak mı? Tabii, bunların hepsine “Evet, bu yasayla bunlar çözümlenecek.” demek isterdik ama maalesef bu sorunlar ortada ve bu sorunlar hâlen devam edecek. Aksine, sorunlu olan ve AKP iktidarının da yirmi yıla yakın zamandır çözemediği ve daha da karmaşık bir hâle getirdiği millî eğitim sistemini daha da zora sokacak olan bir yasal düzenleme. Öğretmenler arasındaki dayanışmayı bozacak, ayrışmaya neden olacak, aynı işi yapan öğretmenlere farklı statü ve ücret verilecek, çalışma barışı bozulacak hatta öğretmen odalarında dahi bölünmelere neden olabilecek bir yasal düzenleme. Artık eğitim fakültelerinden mezun olan öğrenciler “Öğretmen olacağım.” diyemeyecek bu yasa sonrasında, sadece öğretmen aday adayı olabilecekler. Ve yasada pek çok noktada belirsizlik var, objektif kriterlerden uzak. Mesela, aday öğretmenlik sınavını kim yapacak; Bakanlık mı, ÖSYM mi? Aday öğretmenliğin süresi ne kadar olacak; bir yıl mı, iki yıl mı? Aday öğretmenlikten öğretmenliğe geçiş değerlendirmesini yapacak olan Adaylık Değerlendirme Komisyonu kimlerden oluşacak? Bunların tamamı belirsiz. Komisyon, objektif kriterlere göre değerlendirme yapabilecek mi? Zannetmiyorum, daha önceki örneklere baktığımız zaman, bunun mümkün olamayacağı açık. Yaşadığımız bir FETÖ sorunu önümüzde dururken bu düzenlemeyle millî eğitim cemaat ve tarikatlara teslim edilmiş olacak. Falanca cemaat mensubu, efendim, filanca sendika üyesi aday öğretmenlikten kısa sürede öğretmenliğe daha sonra da uzman ve başöğretmenliğe getirilecek.

Bu düzenleme, esasen liyakati hiçe sayan, haksız mülakat sistemine bir kılıf yaratan düzenlemedir ve biraz önce ifade ettiğim gibi, millî eğitimi birtakım cemaat ve tarikatlara teslim etmenin yolu açılmaktadır. Düzenleme bu hâliyle kabul edildiğinde zaten sorunlu olan millî eğitim sistemi daha da sorunlu hâle gelecek ve içinden çıkılmayacak bir hâl alacaktır. Hakkaniyetli bir düzenleme yapılmak isteniyorsa öğretmenlere hiçbir sınıflama yapmadan, gelin, diyelim ki on yıllık hizmet süresi olana uzman öğretmenlik hakkını verelim -uzman öğretmen de demeyelim, öğretmen diyelim- yirmi yıllık hizmetini doldurana başöğretmenlik hakkı, ne veriyorsanız onu da verelim ve öğretmenlere eşit şekilde bir muamele yapalım. Öğretmenlik mesleğinin de saygınlığını bu şekilde korumuş olalım.

Bakın, biraz önce Komisyon Başkanı “Efendim, hekimlerde de uzmanlık var.” diye bir savunmaya geçti. Ben de bir uzman hekim olarak ifade etmek istiyorum. Uzman hekimin yaptığı iş ile pratisyen hekimin, aile hekiminin yaptığı işler farklıdır Sayın Başkan. Dolayısıyla da burada bir eşit işe eşit bir ücret veya statü söz konusu değildir.

Eğitimde de kariyer vardır, eğitim fakülteleri vardır, isteyen orada kariyer yapabilir, doçent, profesör olabilir. Bu getirdiğiniz teklif, inanın, millî eğitim sistemimiz içine konulan bir bombadır. Bu nedenle gelin, buradan vazgeçin diyoruz.

Bir öğretmen eşi olarak da buradan sesleniyorum. Bakın, çıkarken yine eşime sordum ve bana dedi ki: “Biz sadece 3600’ü istiyoruz, başka hiçbir düzenleme istemiyoruz.” Yani bu öğretmenlerin sesini buradan dile getirmek istiyorum. Bu, uygun bir yasa değildir. Gelin, bu yoldan vazgeçin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi tutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 10’uncu maddesinde yer alan “kaldırılmıştır” ibaresinin “çıkarılmıştır” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                        Fahrettin Yokuş                                                                 Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                  Hasan Subaşı

                                              Konya                                                                                      Adana                                                                                     Antalya

                                    Aydın Adnan Sezgin                                                                                                                                                                     Yasin Öztürk

                                              Aydın                                                                                                                                                                                    Denizli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Hasan Subaşı'nın.

Sayın Subaşı, buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

HASAN SUBAŞI (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Regaip Kandili'nin tüm İslam âlemine huzur, refah ve barış getirmesini diliyorum.

302 sıra sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin 10’uncu maddesi hakkında konuşmak için partim adına söz aldım. Bu madde, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda bulunan 43’üncü ve 45’inci maddelerin yürürlükten kaldırılması hususunu düzenlemektedir.

İktidarınızın kanun teklifini takdim ve tanıtımınızdan ötürü öğretmen camiasında büyük bir beklenti olmuştu. Ne oldu? Yine her zamanki gibi dağ fare doğurdu. Bu yeni hazırlanan taslakla yürürlükten kaldırılan 43’üncü ve 45’inci maddelerdeki düzenlemelere ek ne getirmiş oluyorsunuz? Eksiği var, fazlası yok. 700 bin civarındaki atanamayan öğretmene imkân mı tanıdınız? 100 bin sözleşmeli öğretmene kadro mu sağladınız? Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını mı artırdınız? Zorlu şartlarda görev yapan öğretmenlere ek gelir mi sağlandı? Konut sorunu olan yerlerde lojman mı verdiniz? Özlük hakları mı düzeldi? Engelli öğretmenler için ne var? Farklı olarak ne sağladınız? Hiçbir şey. Sadece göstermelik olarak yıllardır söz verip uygulamadığınız 3600 ek gösterge teklifte yer almış. Oysa onu yürürlükten kaldırdığınız maddeye de ekleyerek çözebilirdiniz. Gerçi çözüm yok, sadece 2023 yılı hedef gösterilmiş, seçimlere endekslenmiş bir görüntü. Sanki “Oy verirseniz çözülür.” mü denmek isteniyor; belli değil. Liyakate değer vermediğinizi biliyoruz. Bu kanun teklifinde de eğitimi, öğretimi önemseyen önemli yatırım alanımız insan olmalıyken insanımızı yetiştiren öğretmenlerin yetişmesi için gerekli düzenlemelerin hiçbirini teklifte görmüyoruz, hiçbirini. Ayrıca “öğretmen” “uzman öğretmen” “başöğretmen” gibi kayırma kuşkusu yaratacak yöntemlerle mevcut öğretmenleri huzursuz ederek çalışma barışını olumsuz etkiliyorsunuz. Nasıl ve hangi yöntemle aday öğretmenler ve diğer basamaklar oluşturulacak? Liyakat olmayacağı kesin çünkü hiçbir uygulamanızda değer vermediniz. Her zamanki uygulama biçiminiz, liyakat yerine sınav sisteminizle biat edecek benzerlerinizi kadrolara yerleştireceksiniz. Kadrolar onların kazanılmış hakkı olacaktır. Sanki bu kanun teklifinin asıl amacı bu gibi görünüyor. Sizden sonraki hükûmetlere düzeltme ve iyileştirme alanı açmamak için yapılmış bir kadrolaşma harekâtı gibi. Oysa liyakate önem vermeden benzerlerinize güvenerek atama alışkanlığınız, hatırlarsınız, geçmişte nelere mal olmuştu. FET֒ye devleti tam da o nedenle teslim etmiştiniz. Ders aldığınız söylenemez çünkü benzer yöntemleri sürdürüyorsunuz. Bir öğretmen kaymakamın odasına girerek elini uzatıp “Hoş geldiniz.” dediği için kaymakam tarafından odasından kovulmuştu. Geçenlerde öğrencilerin içinde Millî Eğitim Bakanının okul müdürünü nasıl azarladığı hepimizin hafızalarında, unutmadık. Ne yaparsanız yapın, eğitime, öğretime, öğretmene gerekli değeri vermiyorsunuz. Oysa en önemli yatırımımız, geleceğimiz olan gençlerimiz ve onları yetiştiren öğretmenlerimizdir. Öğretmenimizi en iyi şekilde yetiştirmek, mutlu ve huzurlu kılmak, gençliğimizi de o sayede iyi yetiştirmek en önemli amacımız olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Bugün, doktorlarımız, mühendislerimiz çaresizlikten ülkemizi terk etmek, başka ülkelerde istikbal aramak peşindedir. Eğer öğretmenler de yabancı ülkelerde iş bulabilecekleri alanda eğitilmiş olsalar inanın, büyük çoğunluğu ülkeyi terk ederdi.

Üzerinde düşünmemiz gereken çok şey var. Nereye gidiyoruz? Neden gittikçe kötüleşiyoruz? Neden gencecik öğrenciler, insanlarımız intihar ediyor? Neden çocuklara ve gençlere gençliğini yaşatmak, mutlu olmalarını sağlamak yerine iradelerini teslim almaya çalışıyorsunuz?

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinde geçen “ve” ibaresinin “ile” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                         Abdullah Koç                                                                        Muazzez Orhan Işık                                                                       Musa Piroğlu

                                               Ağrı                                                                                         Van                                                                                       İstanbul

                                         Ali Kenanoğlu                                                                           Kemal Bülbül                                                                            Ömer Öcalan

                                             İstanbul                                                                                    Antalya                                                                                   Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Abdullah Koç’un.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli halkımız; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, öğretmenlik mesleğine dair olan bu kanun teklifinin ötesinde, gerçekten, Türkiye’de artık çok ciddi sorun hâline gelen bir meseleyi gündemimize almak istiyorum. Kürt’ü inkâr, Kürtçe dilini yok sayma ve asimilasyon politikaları hızla devam ediyor. İstanbul İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik yapan bir grubun şarkı söylemesi engellendi, buna karşı ortaya çıkan tepkilere karşı Emniyet Genel Müdürlüğü bir açıklamada bulundu: “Oluşan kalabalık yüzünden şikâyetler olmuş ve Kürtçenin yasak olduğuna dair bir algı oluşturulmak istenmiştir, esefle karşılıyoruz.” deniliyor. Ne hikmetse aynı Emniyet Müdürlüğü, Van’da Kürtçe şarkı söyleyen gruba müdahale etti ve etmeye de devam ediyor.

Bu iktidar, aynı zamanda, Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olan DİAYDER’in yöneticilerine Kürtçe hutbe okuduğu ve Kurmanci lehçesinde olmadığı ve örgüt tarafından kullanıldığı gerekçesiyle -“…”(x) gibi kelimelerden dolayı- örgüte üye olmamakla birlikte, yardım etmek ve üye olmak suçlamasıyla on beş yıla kadar hapis cezası isteniyor bu iddianameyle. Dernek yöneticileri yedi gün gözaltında kaldı, 23 kişi hakkında dava açıldı ve 9 kişi tutuklandı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Kürtçeyi yasaklayacak şekildeki bu iddianameyi kabul etti ve mevcut olan duruşma 18 Şubatta görülecek değerli arkadaşlar. Bunların hepsi yasak değil mi? Bunlar nedir peki?

Bir de buna benzer bir örnek daha var. İran Kürdistan eyaletinde Kürtçe ders verdiği için Zara Mohammadi devlet karşıtı grup kurmakla suçlandı, on yıl ceza aldı ve neticede, cezası beş yıla indirildi, 8 Ocak 2022 tarihinde cezaevine konuldu. Bu, size tanıdık geliyor mu? Uygulamalar ne kadar tanıdık değil mi? Bakın, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi, demokratik hak talebinde bulunan, dil hakkı talebinde bulunan her Kürt’ün -tırnak içerisinde- terörist ilan edildiği gibi. Bunların hepsi tanıdık değil mi sizlere? Aynı mesele İran'da da yaşanıyor ne yazık ki.

Bakın, bu bölgede, coğrafyada, 50 milyonu aşan nüfusuyla otoriter rejimlerin müdahalesine maruz kalan bir Kürt halkından bahsediyoruz. Başka örnekler mi istiyorsunuz? 40 milletvekilinin dokunulmazlığı sırf bu demokratik taleplerde bulundukları için kaldırıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu yönde mevcut olan kanunlarıyla hak ihlali olduğuna dair karar verdi.

Bakın, yine cezaevlerinde bulunan milletvekilleri Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve başta Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olan Adnan Selçuk Mızraklı ve binlerce arkadaşımız sırf bu nedenden dolayı cezaevinde, Kobani kumpas davasında olduğu gibi demokratik haklarını kullanan partimiz MYK'sinin ve diğer arkadaşlarımızın rehin tutulduğu gibi, milletvekilleri ve parti yöneticileri olarak yapmış olduğumuz açıklamalarda propaganda suçlamasıyla karşı karşıya kaldığımız gibi. Bu uygulama ve inkâr, asimilasyon politikalarınızla Kürt düşmanlığı yapıyorsunuz. Bakın, bir halkı bu şekilde yok sayıyorsunuz. Mevcut olan bu halkın dilini kullandıkları andan itibaren engelliyorsunuz ve müdahale ediyorsunuz. Bütün bunlara rağmen halkımızın mücadelesi devam edecek ve bizim mücadelemiz bu konuda devam edecek. Demokratik bir ülke için Kürt dilinin resmen tanınması ve eğitim dili olarak tanınması, pedagojik, iktisadi, kültür alanında dilin öğretilmesi ve bu yönde derhâl yasal düzenleme yapılması gerektiğini biz buradan belirtiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz. Bu bağlamda, yeterli olmamakla birlikte, bütün yurttaşlarımızın Kürtçe seçmeli dili seçmesini biz öneriyoruz ve son gün 7 Şubattır ve muhakkak bu yapılmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH KOÇ (Devamla)- Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

ABDULLAH KOÇ (Devamla) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; yine bu seçmeli dille ilgili, Erzurum Karayazı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün Kürtçe seçmeli dersin tercih edilmemesi için seçmeli ders müfredatından Kürtçeyi çıkardığına ilişkin yurttaşlarımızdan bize şikâyetler gelmektedir.

Bu yanlışlıktan derhâl dönülmesi ve bu mevcut olan yasa dışı uygulamadan derhâl vazgeçilmesi gerektiğini belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 1 üzerinde 2 adet önerge vardır, önergeleri okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin geçici 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Geçici Madde 1- (1) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren uzman öğretmen veya başöğretmen unvanına sahip olanlar, bu Kanunun sağladığı haklardan yararlanır.”

                                        Fahrettin Yokuş                                                                 Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                    Ayhan Erel

                                              Konya                                                                                      Adana                                                                                     Aksaray

                                    Aydın Adnan Sezgin                                                                       Hasan Subaşı                                                                           Feridun Bahşi

                                              Aydın                                                                                     Antalya                                                                                    Antalya

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Ayhan Erel’in.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin geçici 1’inci maddesi üzerine partim İYİ Parti adına söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, geçtiğimiz hafta, on gün önce, kötü hava şartları yüzünden Aksaray’da yolda kalan yolcuların okullarımızda, yurtlarımızda barınmasını, beslenmesini sağlayan başta Sayın Vali olmak üzere, Millî Eğitim çalışanlarına, diğer kamu çalışanlarına o yolcular adına bir teşekkürü borç biliyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifi öğretmenlerimizin beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır. Teklif -mesleği sadece bazı yönleriyle ele alması- Yükseköğretim Personel Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu gibi muadil düzenlemelerin çok gerisinde kalmıştır. Yaklaşık 1 milyon 200 bine varan sayılarıyla öğretmenlerin özlük hakları, meslek kanunu sadece 10-11 maddeye sıkıştırılmak istenmektedir ki bu kadar acele edilmesini de anlamak mümkün değil. Burada öğretmenleri ilgilendiren en önemli gösterge 3600 ek göstergenin uygulanması, öğretmenler bunu heyecanla bekliyor. Bu ise “2023’ün başında yürürlüğe girecek.” deniliyor, bu kadar acele etmenin, sıkıştırmanın bir anlamı olmadığını görmekteyiz.

Yine, kanun teklifine baktığımızda, sanki, Millî Eğitim Bakanlığı, sadece kadrolu öğretmenlerin bakanlığı izlenimini vermektedir. Bu kanun teklifinde özel okullarda çalışan öğretmenlerimiz yoktur, halk eğitimde çalışan usta öğretici öğretmenlerimizin adı dahi geçmemektedir, PIKTES kapsamında göçmen çocuklara canla başla eğitim öğretim vermeye çalışan öğretmenlerimiz maalesef yoktur. Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlerimizin bu düzenlemede adı dahi geçmemektedir. Yine, ücretli öğretmenlerle ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenler arasında bir adaletsizlik ve eşitsizlik meydana getirmiştir.

“Sözleşmeli öğretmen” kavramının kaldırılacağına Sayın Cumhurbaşkanı söz vermesine rağmen, bu kanun teklifinde sözleşmeli öğretmenlerle ilgili sadece 2 düzenleme var nakil yönetmeliğinde. Oysa sözleşmeli öğretmenlerin Anayasa’dan kaynaklanan aile birliğinin korunması yönündeki haklarına bu kanun teklifinde rastlamak mümkün değil. Sözleşmeli öğretmenlerden birisi Adana’da, diğeri Ardahan’da çoluğuna çocuğuna hasret bir şekilde hayatını devam ettirme zorluğu içerisindedirler. Oysa yapılacak bir planlamayla bu öğretmenleri eş durumundan birbirine kavuşturmak, çoluk çocuk hasretine son vermek devletin başlıca görevlerinden bir tanesidir.

Yine, dört yıl boyunca eğitim fakültelerinde veya diğer öğretmen yetiştiren kurumlarda yetiştirdiğimiz gençlerin hayalleriyle, düşleriyle biz bir nevi alay etmekteyiz, onların düşlerini, hayallerini, ileriye dönük sevdalarını ve türkülerini yok etmekteyiz. Atanamayan öğretmenler bas bas bağırmaktadır, feryat etmektedir. En azından bu ücretli öğretmenlerle kapatılan öğretmen açığına şubat ayında 50 bin atama yapılarak bu gençlerin feryadına, figanına kulak vermek gerektiğini düşünmekteyiz.

Yine, engelli öğretmenlerden 2 bin atama sözü verildiği hâlde, engelli öğretmenlerimizin ataması yapılmamaktadır. Günümüzde uygulanmakta olan mülakat, gerçekten, gençlerin devletle olan gönül bağının zayıflamasına ve devlete olan güvenin sarsılmasına sebep olmaktadır. Geçen hafta Aksaray’da bir kamyon şoförünün oğlunun -öğretmen- yeterli puanı aldığı hâlde kendisi tarafından bilinmeyen bir nedenle mülakat notu, sözlü notu 60’ın altında verilerek atanmasının önüne geçilmiştir. Kendisine sorduğumuzda… Yani devletin aleyhine herhangi bir girişiminin olması mümkün değil; Aksaray, vatanına, milletine, bayrağına sevdalı insanların yaşadığı, vatanına, bayrağına ihanet edecek insanların olmadığı, evliyalar ve enbiyalar diyarıdır, buradan vatan haini çıkmayacaktır, çıkmaz da ama bu gencecik çocuk hâlâ niçin 60’ın altında mülakat notu aldığını bilememektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

AYHAN EREL (Devamla) – Aynen şöyle feryat etmektedir: “Biz yıllarca KPSS’ye çalışmaktayız, eğer beni öğretmen olarak atamayacaklarsa ‘Kardeşim, bu dönemde sen öğretmen olamazsın, boşuna KPSS’ye çalışma, dirsek çürütme, defter, kitap eskitme, gelme buraya.’ desinler, biz de önümüze bakalım, yolumuza bakalım.” Mülakatta neden düşük not verdiğinizi gençlerimize açıklarsanız -güvenlik gerekçesiyle mi, fiziksel gerekçeyle mi, zihinsel bir engeli mi var- o çocuklar da bundan sonra hiç olmazsa dershanelerde kitaplarla, şunlarla bunlarla uğraşmasınlar; ayakkabı mı boyayacak, limon mu satacak, inşaatta mı çalışacak, kendilerine bir yol çizsinler. Ya mülakatı kaldırın ya da mülakatta neden az not verdiğinizi bu gençlere açıklayın.

Daha bir yığın notumuz vardı ama süre yetmedi. Öğretmenlerin gerçekten bir yığın derdi, bir yığın problemi var. Getirdiğiniz bu kanun teklifiyle bu dertleri, bu problemleri çözmek mümkün değil.

Hepinize saygılar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Geçici Madde 1 – (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte uzman ve başöğretmen unvanına sahip olanlar, bu Kanunun sağladığı haklardan yararlanır.”

                                         Yıldırım Kaya                                                                            Serkan Topal                                                                               Ali Keven

                                              Ankara                                                                                      Hatay                                                                                      Yozgat

                                         Burcu Köksal                                                                              Suat Özcan                                                                           Lale Karabıyık

                                        Afyonkarahisar                                                                                Muğla                                                                                       Bursa

                                                                                                                                        Veli Ağbaba

                                                                                                                                           Malatya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Veli Ağbaba’nın.

Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, öğretmen meslek yasası görüşülüyor, öğretmen meslek yasası görüşülürken, görüşülmeye başlanmadan önce salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde, daha önce gördüğümüz manzaralara benzer manzaralar gördük ve bu, ülke açısından utanç verici. Elinde silahı olmayan, sopası olmayan öğretmenler tartaklanmak istendi, öğretmenlerin söz hakları ellerinden alınmak istendi. Bunu yapanları ve bu emri verenleri kınıyorum yani AKP’yi burada huzurlarınızda kınıyorum Sayın Elitaş. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, tam bir şiddetle karşı karşıya kaldı öğretmenler. Bu öğretmen yasasına, meslek yasasına bilin ki 4 sendikanın 4’ü de net olarak karşı, destekleyen bir tek öğretmen yok.

Şimdi, değerli arkadaşlar, memlekette atanamayan öğretmenler intihar ediyor. Şanlıurfa’da en son Murat Kaya intihar etti, hâlâ ülkenin birçok yerinde atanamayan mühendisler, birçok çocuğumuz psikolojik tedavi görüyor. Bu insanlar intihar ederken, iş bulamazken birileri dayı buluyor, Ankara’da dayı buluyor; ya işe giriyor ya da üç beş maaşla devletin en güzel makamlarında, belediyelerde, kamuda yedi sülalesine garanti hayat yaşatıyor. Bizim gençlerimiz yaşam savaşı veriyor, bunlar hayatını yaşıyor. “Bizimkiler iş beğenmiyor.” diye laf atanlar ömür boyu garanti maaş güvencesiyle yaşıyor, kul hakkı yiyor. Tam bir çiftçilik, tam bir çiftlik.

Çiftlik demişken bir çiftliği söyleyeyim size: Tarım Kredi Kooperatifleri çiftliği; Başkanı eski milletvekili, yönetiminin tamamı AKP eski milletvekili, eski il başkanı, eski seçim kurulu başkanı. Burada 150-160 bin lira maaş aldılar, İran’dan maaş aldılar; karısının binasını Tarım Kredi Kooperatiflerine kiraya verdiler, hesap vermeden devrildi. Bu çiftliğin başına, yine bu çiftlikte daha önce görev almış Ziraat Bankasının eski Genel Müdürü getirildi. Bu kim? Bu da orayı çiftlik gibi yöneten bu adam, Demirörene fakirin fukaranın, çiftçinin 750 milyon dolar parasını peşkeş çekenler. Bunların hesabını soracağız; çiftçinin, fakirin fukaranın hesabını soracağız. (CHP sıralarından alkışlar) Tam bir çiftlik.

Değerli arkadaşlar, bakın, onlarca mesaj geldi, size de mesaj gelmiştir. Geçtiğimiz gün, Diyanet İşleri Başkanlığında bir alım var; alım var, kadro var, para var, ek bütçe var, Diyanetin parası da var ama ne yok? Fakir fukara için torpil yok, torpil. 2 milletvekili yazı yazıyor “Yakınlarıma, akrabalarıma öncelik tanıyın.” diyor. Değerli arkadaşlar, mülakatta dayısı olmayan herkes elenmiş, mülakatta dayın yoksa devlet kademesine giremiyorsun. Bakın, ne diyor milletvekili? “Hemşehrilerimin kurumunuzda girecekleri mülakatta yardımlarınızı beklerim.” Arkadaşlar, burada yapılanlara bakınca, bu çocukların, gençlerin hakkını gasbedecek kadar insanlar utanma duygusunu, ahlak duygusunu kaybetmişler. (CHP sıralarından alkışlar) Maalesef, bunu da torpil yapanlar için söylüyorum.

Şimdi, bir kadın -ismini vermeyeyim, onu da sürersiniz ya da devlete hiç giremez- diyor ki: “Merhaba Veli Bey. Sesimi duyurmak adına her yere yazdığım gibi size de yazmak istiyorum. Hafızım, hafızlıkta Türkiye 5’incisiyim, İç Anadolu Bölge 1’incisiyim. Yüksek lisans öğrencisiyim. Beni Kur’an mülakatında elediler. Daha ne yapayım?” Değerli arkadaşlar, belgeler var. Bakın, bu kıza kim vermiş belgeyi? Diyanet vermiş. Türkiye'de 5’inci olmuş, bölgesinde 1’inci olmuş ama milletvekillerinin yakınları üzülmesin diye Bingöl’deki, Kayseri’deki, Doğubeyazıt’taki gençlerimiz kan ağlıyor, gençlerimiz ağlıyor. Bu gençleri ağlatan, buraya da torpili sokanlara lanet olsun diyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Diyanette kul hakkı yeniyor. Yazık, günah!

Değerli arkadaşlar “Çok muhafazakârız.” diyorsunuz ya, aslında tam tersi. Ya, böyle bir şey olur mu? Devletin her kademesinde mülakat var, devletin her kademesinde, AKP’li vekil bulamıyorsan devlete giremiyorsun; kendi yandaşın olsa bile, sana oy vermiş olsa bile giremiyorsun. Kim olması lazım? Yeğen olması lazım.

Başka neler var değerli arkadaşlar? Bakın, birisi daha yazmış, diyor ki: “Tüm sorulara eksiksiz yanıt verdim, 79 vermişler. Ben bunu hak edecek ne yaptım?”

Değerli arkadaşlar, din, iman, bunların hepsi yalan; tek dava, tek gerçeklik para, torpil, talan. Önce Diyanette işe başlatmak için torpil yapacaklar, işe başlayınca “Allah’ım affet beni, tek günah kul hakkı diyecekler.” Tam AKP’lik bir durum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Şimdi, bir başka şey değerli arkadaşlar, şu resme iyi bakın. Diyorsunuz ya günlerden beri “Ekrem İmamoğlu balık yemiş.” Ekrem İmamoğlu balık yemiş ama haram yememiş, haram yememiş, haram yememiş. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Bir bakar mısınız kiminle yemiş? İngiliz büyükelçisiyle.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Ya, şu tabloya bakar mısınız? Bunlar nasıl şanslı insanlar. Bunlar nasıl şanslı insanlar, bakın bu tabloya, çıkın, “Yalan.” deyin. Çıkın “Burs almadık.” deyin; çıkın “İstanbul Büyükşehir Belediyesinin parasıyla okumadık.” deyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Oradan bağıracağınıza bunlara itiraz edin, bunlara! Utanın, utanın hâlâ bunu savunuyorsanız! İstanbul Belediyesini babanızın çiftliği gibi yönettiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sadece bu değil, sadece bu değil. Siz de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin makam araçlarına bindiniz mi? Onun için mi bağırıyorsun? Herhâlde onun için… (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) İstanbul Büyükşehir Belediyesinin makam aracına AK PARTİ Gençlik Kolları Başkanı biniyor, Kadın Kolları Başkanı biniyor, AK PARTİ’nin yönetimindekiler biniyor. Niye saldırıyorsunuz biliyor musunuz? Kimyanız bozuldu kimyanız. Daha çok kimyanızı bozacağım, daha çok. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, sağ olun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Daha çok bozacağım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sen de bindin herhâlde çok bağırdığına göre, siz de bindiniz arabaya.

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Geçici Madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde 1 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

“Madde-11 Bu Kanun hükümleri Resmi Gazetede yayınlanmasıyla birlikte yürürlüğe girer.”

                                         Sibel Özdemir                                                                            Serkan Topal                                                                      Mustafa Adıgüzel

                                             İstanbul                                                                                     Hatay                                                                                       Ordu

                                           Suat Özcan                                                                             Lale Karabıyık                                                                          Burcu Köksal

                                              Muğla                                                                                      Bursa                                                                               Afyonkarahisar

                                         Yıldırım Kaya                                                                                                                                                                             Ali Keven

                                              Ankara                                                                                                                                                                                    Yozgat

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi Sayın Serkan Topal’ın.

Sayın Topal, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bizleri ekranları başında izleyen bütün vatandaşlarımıza ve emektar öğretmenlerimize; buradan selamlarımızı, saygılarımızı iletiyoruz.

İktidar, öğretmen arkadaşlarımıza diyor ki: “Bu kanun teklifinden sonra bir soğuk su için.” Biz önce bir su içelim. Belki bu kanun teklifini onaylamadan önce ellerini vicdanlarına koyarlar.

Şimdi -Sayın Komisyon burada- Komisyonda çok tartıştık. Sayın Bakan da Sayın Cumhurbaşkanı da AK PARTİ’nin değerli milletvekilleri de hep şunu söylüyorlardı: “Biz, kanun teklifini getirmeden önce herkesin görüşünü alıyoruz. İlgili kuruluşların da temsilcilerin de sendikaların da görüşünü alıyoruz.” Sayın Komisyona -Sayın Maviş burada, Emrullah Bey burada, Hasan Bey burada- şunu soruyorum: Komisyonda 7 sendika temsilcisi konuşma yaptı ve orada 6 kişi özellikle altını çizerek vurguladı; 6 sendika temsilcisinin hangi fikrini, hangi düşüncesini göz önünde bulundurdunuz? Bir tek kurumun, bir tek sendikanın fikrine değer verdiniz mi arkadaşlar? Hayır. Hadi muhalefeti bıraktık, öğretmen arkadaşlarımızın, emektar arkadaşlarımızın? Ya, arkadaşlar -hani Komisyonda da bunu söyledim arkadaşlar- dedim ki: Millet size bu görevi verdi, millet sizi sevdi oy verdi ama siz, milleti sevmiyorsunuz, milleti sevmiyorsunuz arkadaşlar. Seviyorsanız, bakın, 6 sendikanın söylediklerini o zaman uygulayın. Niye uygulamıyorsunuz? Ben, tek tek açıklayacağım. Son konuşmacı olduğum için “Son söz emekçilerin.” derler ya, belki iki üç dakika verir, zaten 12’nci maddeyi çektik, Sayın Başkanım verirler.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Pazarlık yok, pazarlık.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Şimdi, bakın, aile birliğiyle ilgili defalarca milletvekili arkadaşlarınız kürsüde dile getirdiler, niye bunu, bu sorunu çözmüyoruz? Ya, arkadaşlar, sözleşmeli arkadaşlarımız boşanma noktasında, intihar noktasında, yapmayın arkadaşlar! Ya, bunu lütfen çözelim ya.

Bakın, bunu defalarca dile getirdim: Biz bunu savunuyoruz, başöğretmenlik Mustafa Kemal Atatürk’e aittir, nokta. Ama bugün düşünün, yirmi yirmi beş yıllık öğretmenin uzman öğretmen olabilmesi için on yıl, peki, başöğretmen olabilecek mi? Bu sorunu niye çözemiyorsunuz, niye değiştirmediniz? Ya, Allah aşkına ya, Sayın Başkanım, ya, Allah aşkına ya. Ya, bunu bile, bunda bile -tamam mı- muhalefet yapmadık, “Gelin, bunu çözelim.” dedik, çözmediniz.

Bakın, şimdi, biz çok iyi biliyoruz ki bu komisyonlarda, mülakatla ilgili komisyonlarda 96 puan, 95 puan, 91 puanı alan birçok öğrenci maalesef mülakatta eleniyor. Sebebi ne? Bakın, arkadaşlar, vallahi de billahi de tillahi de günaha girersiniz. Sayın Grup Başkan Vekili, gelin, bu yanlıştan dönün, daha 12’nci madde var, bir geçici madde siz verin, biz destek verelim.

3600 ek göstergeye gelince, 2018 yılında, 2021 yılında Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde kanun teklifi vermiştik zaten, biz bunu istiyoruz. Peki, neden 2023 Ocak? Yani bize mantıklı bir açıklama söyleyin, deyin ki: “Bu yüzden biz 2023 Ocak diyoruz.”

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Para yok Serkan Hocam, para yok.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Mantıklı bir açıklama yok, yok arkadaşlar, yok.

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Para yok, para.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Gelin, yürürlüğe girdiğinden itibaren, yarından itibaren, onaylandıktan itibaren alsınlar. Neden peki vermiyorsunuz?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Seçim yatırımı.

SERKAN TOPAL (Devamla) – “Seçim yatırımı.”

Bakın, değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanı ne diyor? Diyor ki… Avrupa’dan örnekler veriyor. Peki, ben şu soruyu soruyorum: Avrupa’da öğlen arası aç kalan bir öğrenci var mı?

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Yok.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Avrupa’da 15-20 kilometre yol yürüyen bir öğrenci var mı?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Yok.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Okulları kapanan köy okulları var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Yok.

BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Şimdi, ayrıca Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanı şunu söylemiş: “Önceliğimiz okul öncesi eğitim. 40 bin anaokulu açacağız.” Biz destek veriyoruz, mükemmel bir proje, gerçekten mükemmel bir proje. Ancak bunu açabilmek için en azından 30 bin, en az 30 bin ya da 15 bin okul öncesi öğretmeniyle birlikte… Bakın, Sayıştay raporuna göre 138 bin açık var. 138 bin öğretmen, 15-20 bin okul öncesi öğretmeni ihtiyacı olmasına rağmen siz sadece 15 bin öğretmen ataması yapıyorsunuz. Nedir bu arkadaşlar? Gelin, bakın, ben 700 bin demiyorum, rapora göre 138 bin atama yapın, biz hepimiz destek vereceğiz. Getirin 138 bini biz de destek verelim. Ben demiyorum, Sayıştay raporuna göre diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, ama 12’nci maddeyi biz çektik. Son dakika, son bir dakika.

BAŞKAN – Benim böyle bir pazarlığım yok.

Teşekkür ederim.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika vermeniz lazım.

BAŞKAN – Sayın Topal, teşekkür ediyorum.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, öğretmenlerle ilgili, gerçekten bitiremedim.

BAŞKAN – Sayın Topal, rica ediyorum, lütfen…

SERKAN TOPAL (Devamla) – Ama bitirmedim.

BAŞKAN – Sayın Topal, böyle bir usul yok.

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Başkan, biz kabul ediyoruz, söz ver.

BAŞKAN – Efendim?

SERKAN TOPAL (Devamla) – Bakın, gerçekten Sayın Başkanım…

Sayın Başkanım, 12’nci maddeyi çektik ya!

ERHAN USTA (Samsun) – Ver, istiyoruz Başkanım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Çok ısrar etti Başkanım, verelim.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Biz Komisyon olarak istiyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Arkadaşlar, böyle bir şey yok. Müsaade edin yani. Komisyon hakkı diye de bir şey yok yani.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Serkan Bey’i seviyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Serkan Bey’i ben de sizden daha çok seviyorum, onda bir sıkıntı yok.

SERKAN TOPAL (Devamla) – O zaman son bir dakika verin, tamamlayayım, 30 saniye…

BAŞKAN – Laflarınızı bitirin, peki, sözünüzü bitirin.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Evet, teşekkür ediyorum.

Bakın, ne dedim ben az önce? Doğruya doğru diyoruz. Sayın Bakanın açıkladığı projeyi destekliyoruz ama bu projeyi hayata geçirebilmesi için en az 138 bin öğretmen açığını atamaları gerekiyor. Biz de bu yüzden ek atama diyoruz, ek atama diyoruz.

Ben bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

(Gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, müsaade eder misiniz lütfen. Efendim, bir müsaade eder misiniz, daha işleme devam ediyorum, müsaade edin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce geçici 1’inci maddede önerge üzerinde…

BAŞKAN – Arkadaşlar, duyamıyorum Sayın Elitaş’ı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Geçici 1’inci madde üzerinde konuşma yapan milletvekili kürsüden sayın milletvekilimize…

BAŞKAN – Ravza Hanım söz istedi zaten sataşmadan, söz vereceğim ben kendisine.

Buyurun Sayın Kavakcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İsim verdi mi Veli Bey?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Fotoğraf gösterdi ya!

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; gecenin bu vaktinde böyle bir gündemle vaktinizi aldığım için üzgünüm.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Biz de üzgünüz, bizim vaktimizi harcıyorsunuz.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Ama biraz evvel Sayın Ağbaba, 3 tane çok da özenle seçilmiş fotoğrafı buradan göstererek “Haram yememiş.” iddiasında bulundu.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Yediniz mi?

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – “Haram yememiş.” deyip “Yedi.” demek istedi.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Yediniz mi?

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Cevap vereceğim eğer sabredip dinlerseniz.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Yediyseniz itiraf edin yani bir şey olmaz.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Kimin haram yiyip yemediğini, onu gayet net biliyoruz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Söyleyin o zaman!

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Kim biliyor, kim?

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SERMİN BALIK (Elâzığ) – Dinle, dinle!

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Beyler, ayıp oluyor.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Benim bildiğim kadarıyla, burs almak…

Sayın Başkan…

Tahammülünüz yok anlaşılan, ben söylemeye devam edeceğim. Ben arkadaşlarıma anlatıyorum, dinleyen duyar.

BAŞKAN – Sayın Kan, siz dinlemeyeceksiniz, konuşacaksınız.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Sağ olun Başkanım.

Ben çalışıp burs almanın ve bursun neticesinde doktora yapmanın, burslu olarak doktora yapmanın kanun dışı olduğunu bilmiyordum, bunun bir usulsüzlük olduğunu bilmiyordum, usulsüzlük neresinde, onu da bilmiyorum. Günlerdir sosyal medyada, aylardır farklı yerlerde bağırıyorlar.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Usulsüzlük yok, zorunlu hizmet var, zorunlu hizmet. Eğitim kadar çalışmanız gerekiyor.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Usulsüzlüğü göstersinler. Usulsüzlük yok.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Aldığınız eğitim kadar çalışmanız gerekiyor.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Bir, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde 1994’ten itibaren -İstanbullular bilir- Akbil, Akıllı Bilet Projesi’nde çalışmış bir mühendis olarak, Büyükşehir Belediyesi burslu olarak doktora ve yüksek lisansa yurt dışına göndermek istediğini e-maille duyurduğunda, bütün çalışanlar gibi ben de başvurdum, kabulümü aldım, doktoramı tamamladım, 4 üzerinden 4’le tamamladım. Ha, mecburi hizmetimin eksik kalanını da milletvekilliğim bittiği gün gidip tamamlayacağım. [CHP sıralarından gülüşmeler (!)] Bunun neresi usulsüzlük? “Haram yedi.” diyemezsiniz. Helali haramı gelip de burada sizin tekelinizde değil bize anlatmak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kan.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Ortada bir usulsüzlük yok, varsa ispat edin, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, size bir sataşmada bulunmadı ki.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, söylediklerimi…

BAŞKAN – Efendim…

(Gürültüler)

Arkadaşlar, duyamıyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Söylediklerimin doğru olmadığını, iftira attığımı…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, siz hanımefendiyi haram yemekle suçladınız, o da böyle bir şey olmadığını, burs almanın haram olmadığını söyledi. Burada size bir sataşma mı var? Yapmayın Allah’ınızı severseniz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, söylediklerimin yanlış olduğunu…

BAŞKAN – Kusura bakmayın ya, gecenin on birinde böyle bir şey olmaz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay ama burada bir sataşma yok ki. İnsafınıza sığınıyorum artık ya.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Doktora yaparken orada mıydınız, siz de mi biliyorsunuz o süreci? Allah aşkına, şu Twitter’daki seviyesizliğinize bakın, onu söylemedim, utandım, utandım kürsüde.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama bu sataşma değil, meramını anlattı…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilim de Veli Ağbaba’nın ortaya attığı iddiaların…

BAŞKAN – Efendim, ortaya iddia atmadı, direkt olarak sataştı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğru olmadığını söyledi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, ortaya attığı iddiaların yalan olduğunu söyledi.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – “Haram yedin.” dedi, “Haram yediniz.” dedi.

BAŞKAN – Efendim, yalan olduğunu söylemedi, sadece şunu söyledi: Eğer “Sayın Ağbaba yalan söylüyor.” dediyse ben söz vereceğim, tutanaktan isteyeceğim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 60’a göre yine izahat gerektirir bu.

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, 60’a göre yerinden vereyim bir dakika.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Hiç “Yalan söylüyor.” demedim, o ağır bir itham. İnsanlara yalan söylüyor demem burada.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, şimdi…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Delillerinizi gösterin benimle alakalı, hadi!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ben, şimdi Sayın Kavakcı’nın bu bursu alırken kiminle yarıştığını merak ediyorum, kimleri geçti, kaç puanla bu bursu aldı, merak ediyorum.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Üniversitelerden kabulümü mü getireyim size?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ayrıca, almış aldığı burs, burs değil, bir servet almış, servet. Bakın, almış olduğu para 2 milyon 161 bin 291 TL. Kiminle yarışmış, hangi puanla almış, bunu merak ediyorum ben. Bu, doğru değil. Bakın, bizde de bir sürü milletvekili var, yurt dışına gidip doktora yapan var.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Belediye sizde, bakın, belgelerin hepsi orada, hepsi orada!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Biri burs almış mı, bir sorun bakalım, biri burs almış mı?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Burs almak yasak mı? Ayıp!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bu burs, tamamen bir siyasi partiye, bir siyasetçiye yakınlıktan dolayı alınmış. Bunun iddiaları da var, haklarında suç duyurusunda bulunuldu. Bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – 2 milyon burs mu olur be?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkanım…

Doğru olmadığını, bursu haksız yere aldığımı…

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Kâtip üyenizin ödediği telefon faturası değil, Amerika’daki doktorası.

BAŞKAN – Arkadaşlar, bakın, duyamıyorum arkadaşınızı.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, bursu haksız yere aldığımı ifade etti Sayın Ağbaba.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Haksız yere” değil. “Kiminle yarıştı, kaç puanla aldı.” dedi.

BAŞKAN – Haksız yere aldığınızı söylemedi canım, kiminle yarıştığınızı sordu.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Onları sordu.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden açıklama için söz vereyim, cevaplayacaksanız.

37.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesine 1994’te girdim dedim. Ben orada düz mühendis, sözleşmeli mühendis kadrosunda çalıştım ve sözleşmeli mühendis kadrosunda herhangi bir başka idari sıfatı olmayan bir insan, kendisini belirli yerlere zorla gönderemez. Bunu Sayın Ağbaba da bilir, herkes de bilir. Onun haricinde, onu bir kenara bırakalım, gerekli prosedür neyse, bursu alabilmek için öncelikle yurt dışından, üniversitelerden kabul almanız gerekiyordu. Bütün dünyadaki üniversiteler böyledir, Türkiye'de de böyle.

(Uğultular)

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Bağırtılardan dolayı tam duyuluyor muyum emin değilim ama Amerika’dan 2 ayrı üniversiteden kabul aldım, sonra da yabancı dil imtihanına girmek gerekiyordu, onları yaptım, 4 üzerinden 4 ortalamayla da bitirdim, tamamladım.

ERHAN USTA (Samsun) – Onlar zaten gerekiyor, yapmayın Allah aşkına ya. Onu zaten alman lazım yani. Torpil burada dönüyor, Amerika’da torpil yok. Torpil burada, seni gönderenlerde torpil var.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu anda belediye sizde, bütün evrakları inceleyebilirsiniz.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Bütün Belediye sizde. Evet, bütün evrakları inceleyin, buyurun. İftira atmayın! İftira atmayın! Onları göstermeyin bana, ben biliyorum onları.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/4125) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 304) (x)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 2’nci sıraya alınan Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

Komisyon? Yerinde.

Komisyon Raporu 304 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde söz talebi? Yok.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Emrullah İşler, sizin bir söz talebiniz vardı, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Ankara Milletvekili Emrullah İşler’in, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun 302 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde soru-cevap kısmındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Oradan, Komisyon Başkanı olarak açıklama yapmak istedim ama şimdi buradan açıklayayım: Sayın Piroğlu’nun bir sorusu cevapsız kaldı. Cevabı geldiği için onu Genel Kurulun takdirine sunuyorum. Sayın Piroğlu’nun kendisi burada yok. Bildiğiniz gibi, sorusunda, Kadıköy Erenköy’de otistik öğrencilerin olduğu bir sınıfta hiçbir eğitim almamış bir öğretmen olduğunu söyledi. Bu konuda gelen bilgi şudur: Özel eğitim sınıflarımızda görev alan öğretmenler seksen saatlik özel eğitim sertifikasına sahip olanlar arasından seçilmektedir. Bu kapsamdaki okullarımızdan biri olan Erenköy’deki Mediha Turhan Tansel Özel Eğitim Okulunda tüm öğretmenlerimizin sertifikası bulunmaktadır ve bu okulda otistik öğrencimiz bulunmamaktadır. Diğer okulumuz olan Şöhret Kurşunoğlu Özel Eğitim İş Okulunda da tüm öğretmenlerimiz kadroludur. Kamuoyuna yansıyan sorun Erenköy Zihnipaşa İlkokulu özel eğitim sınıfında yaşanmıştır ve bu okuldaki öğretmenlerin tamamı kadroludur…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Bitireyim efendim müsaadenizle.

BAŞKAN – Buyurun, son kez.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Evet, sözü edilen sorunla ilgili veliyle görüşülmüş ve şikâyeti alınmıştır. Alınan şikâyet çerçevesinde soruşturma açılmıştır.

Diğer bir konu da Sayın Bakanın bir röportajında ”kekeme” kelimesini kullandığını söyledi, bu doğru bir bilgi değil. Röportaj yapan gazetecinin kullandığı bir kelimedir, daha sonra yazısında da gazeteci yazar arkadaşımız bu konuyu ifade etmişlerdir. Ben Genel Kurulun takdirine, bilgilerine sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/4125) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 304) (Devam)

BAŞKAN - 1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ ARASINDA MÜTTEFİKLİK İLİŞKİLERİ HAKKINDA ŞUŞA BEYANNAMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- (1) 15 Haziran 2021 tarihinde Şuşa’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesi”nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşme henüz daha tamamlanmadı, Genel Kurul çalışmalarına devam ediyor. Bütün milletvekillerimizi sükûnete davet ediyorum. Lütfen…

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yayın hâlâ devam ediyor.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi açık oylama sonucunu açıklıyorum:

“Kullanılan oy sayısı                     :        277

Kabul                                                   : 266

Ret                                                :          11   (x)

                            Kâtip Üye                               Kâtip Üye

                       Bayram Özçelik                          Necati Tığlı

                              Burdur                                   Giresun”

Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Hayırlı uğurlu olsun.

Gündemimizdeki konular tamamlanmıştır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, görüyorsunuz…

BAŞKAN – Kayıtlara geçiriyorum Sayın Altay.

Alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 15 Şubat 2022 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 23.21



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) 302 S. Sayılı Basmayazı 20/1/2022 tarihli 49’uncu Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 304 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.