13 Ekim 2021 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER:  İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

 

 

 

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, bugün, Kurtuluş Savaşı’mızın millî mücadelenin karargâhı, Türkiye’nin kalbi olan Ankara’mızın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümü. Bu vesileyle başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yılını kutluyorum.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Nevin Taşlıçay’a aittir.

Buyurun Sayın Taşlıçay. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

NEVİN TAŞLIÇAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yılı münasebetiyle gündem dışı söz aldım. Yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Yağmura susamış bozkırdı bizi bağrına basan. Bizi yani hürriyete susamış, istiklale susamış, ümide susamışları. Ötüken’in yeşile bürünmüş kudreti sarmalıydı sarı benizli bu toprakları. Karabulutları yararcasına yeşermeliydi umutlar ve gölgesini uzatmalıydı Söğüt’te kök salan çınar. Gündüzümüzde tuğ gibi yükselmeliydi güneş, gecemizde hilale el uzatmalıydı yıldızlar. 1915’te dünyayı karşısına alan irade 1919’da toprağı vatan kılacak mücadele ve 1923’te bir kutlu müjde. Devlet olma kudreti bir merkezde toplanmalıydı, bizi biz yapan cevher bir merkezde parlamalıydı. Yağmura susamış bozkırdı bizi bağrına basan. Bizi yani sevince susamış, birliğe susamış, dirliğe susamışları.

Havza’da başlayan adanmışlık, Amasya’da karar kılan bağımsızlık, Erzurum’da reddedilen mandacılık ve Sivas’ta haykırılan kararlılık. Sineyimillette vücut bulan yeni kurulacak Türk devletinin esasları bir kilim motifi gibi gönüllere nakşedilmiştir.

Bu sürecin yol başçısı, bu gönül seferberliğinin nakkaşı, bu stratejinin devlet aklı hiç şüphesiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür ve bu kutlu devletin merkezi, ilan edilecek cumhuriyetin başkenti 13 Ekim 1923’te Ankara olarak belirlenmiştir.

Ankara, dağılan karabulutların ardından yüzümüzü ve yönümüzü ışıtan ufkun bağrıdır. Vatanın bağımsızlığını, bayrağın rüzgârını, aydınlığın ferahını koruyandır. Ankara, Ötüken’in ardıdır. Ankara, Taşkent’tir, Buhara’dır. Ankara, Yesevi’den el alan Hacı Bayram’dır. Ankara, Bumin Kağan’dan el alan Gazi Paşa’dır.

Destansı bir mazinin kuşattığı ilhamla 13 Ekim 1923’te sıçrama yapılacak merkez belirlenmiştir. Devlet geleneğinin devamını sağlayacak irade perçinlenmiştir. Türklüğü yaşatacak asil ruhun tecelligâhı işaretlenmiştir. 1071’de Malazgirt’te açılan kapılar 1923’te Ankara’da son kez mühürlenmiştir. Mazluma umut, zalime korku salacak karargâh Ankara seçilmiştir.

Batı Trakya’dan Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Musul’a giden yolların kesişme noktası Ankara’dır. Ankara, Türk ve Müslüman gönülleri birbirine bağlayan köprünün adıdır. Ankara, Mostar’ın kilit taşıdır. Porsuk Çayı’nı Selenge’ye akıtan aziz su yatağıdır. Dikmen sırtlarını Tanrı Dağı’na yaslayandır. Mogan ile Aral’ı bir tutandır. Bağlamanın bam telini kopuza bağlayandır. Ankara, bir güzel ülkünün kalpgâhıdır.

Millî Mücadele’nin ardından yeni Türk devletinin başkentinin neresi olması gerektiğine dair birtakım tartışmalar yaşansa da Gazi Mustafa Kemal Atatürk Ankara’da karar kılmış; geleceğe uzanılırcasına, atalar ruhunu anarcasına tuğu Ankara’ya dikmeyi planlamıştır. Büyük Gazi’nin en büyük dayanağı da Ankara halkı olmuştur. Yollar ve binalar yeniden yapılmış, ıslah çalışmalarıyla bataklıklar kurutulmuş, sıtma ortadan kalkmış, “Burada bir şey yetişmez.” denilen çorak araziler yeşile doyurulmuş, üretimde hız artmış, Ankara’nın bağları yeniden nam kazanmıştır.

Değerli milletvekilleri, Ankara, bir ülkünün eseridir. Ankara, Millî Mücadele’nin kutlu nişanesidir. Ankara, Ergenekon’da dağı eriten demircinin iradesini yaşatırcasına esaret zincirlerinin eritildiği yerdir.

Sözlerimi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” isimli eserinde yer alan “Ankara” başlıklı yazısının şu cümlesiyle bitirmek istiyorum: “Bundan böyle her zincir kırılışının başında Ankara’nın adı geçecek ve her hürriyet mücadelesi Sakarya’da, İnönü’de, Afyon’da, Kütahya ve Bursa yollarında ölenlerin ruhuna kendiliğinden ithaf edilmiş bir dua olacaktır.”

Duamızın baki kalması dileğiyle Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yılını kutluyor, başta Ankaralılar olmak üzere yüce Türk milletini ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Ayhan Altıntaş’a aittir.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

 

 

 

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın mağlup tarafındaydı, Sevr neticesinde topraklarının önemli bir bölümü düşman devletlerce işgal edilmişti. İzmir’e Yunan çizmesi değdikten sonra Mustafa Kemal düşmana “Dur.” demek ve milletini kurtarmak için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Bu süreçte milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararının kurtarması için millî iradeye dayalı bir hükûmet kurmak gerekliydi. Bütün illerden temsilcilerin toplanacağı bir meclis kurulmalıydı. Bütün illere telgraflar çekildi, her şehrin halkı kendileri için bir temsilci seçecekti. Temsilciler seçildikten sonra sıra toplanacak yere geldi. Ev sahipliğini Ankaralılar üstlendi, Mustafa Kemal’i ve temsilcileri Ankara’ya davet ettiler.

Ankara’nın konumu Kurtuluş Savaşı’nı yürütmek için idealdi. Öncelikle Ankara bütün cephelere yaklaşık eşit mesafedeydi. Karadeniz’de İnebolu, Akdeniz’de Antalya Limanlarıyla irtibatı vardı. Demir yolu ve telgraf altyapısı vardı ama önemli bir husus daha vardı: 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal, Dikmen sırtlarına geldiğinde kendisini karşılayan kalabalıkta bütün Ankaralılar vardı, kendi tabirleriyle millet yolunda can vermeye gelmişlerdi.

Ankara’nın ulusal kurtuluş mücadelemizin merkezi olmasının üzerinden yüz yıldan fazla bir zaman geçti. Kurtuluş Savaşı boyunca fiilen başkentlik yapan Ankara ülkemiz işgalden kurtulduktan sonra 13 Ekim 1923’te İsmet Paşa ve arkadaşlarının Ankara’nın başkent olması için Türkiye Büyük Millet Meclisine verdikleri kanun teklifiyle resmen başkentimiz oldu. Bu kararla, küçük bir Anadolu kasabası olarak görünen Ankara, Kurtuluş Savaşı’mızın simgesi olduktan sonra genç cumhuriyetin başkenti de olmuş, devletin ağırlık merkezi İstanbul’dan, ana vatan topraklarının büyük kısmının bulunduğu Anadolu’ya kaymıştır. Bugünse Ankara’nın devletimizin başkenti olmasının 98’inci yılı, kutlu olsun.

Değerli arkadaşlar, Ankara başkent olduğunda bazı yabancı büyükelçilikler Ankara’ya taşınmamıştı. Özellikle İngiliz diplomatlar Ankara’nın en fazla iki yıl başkent olarak kalabileceğini söylemişlerdi. “Saltanat diriltilirse İstanbul yine başkent olacaktır.” diye Londra’ya bildiriyorlardı. Dönemin İngiliz elçisi Lindsay, kendinden gayet emin “Şunu cesaretle söyleyebilirim ki günün birinde İstanbul’un tekrar Türkiye’nin başkenti olacağı hemen hemen kesindir.” demişti. İngiltere büyükelçiliğinin hiçbir zaman Ankara’ya taşınmayacağını ilan etmişlerdi. Yedi yıl kadar da propaganda kampanyası sürdürmüş, başkentin İstanbul’a taşınması için Ankara kararını yanlış göstermek istemişlerdi. Aynı dönemde, diplomatik olarak etkili hamleler yapan Mustafa Kemal de “Ankara merkezî hükûmettir ve ebediyen merkezî hükûmet kalacaktır.” demişti. Tarih, bu devletleri haksız, Mustafa Kemal’i haklı çıkardı. Ancak ne yazık ki bugünlerde iktidarın Merkez Bankasını İstanbul’a taşıma çabasını görüyoruz. İstanbul’un finans merkezi olmasına bir itirazımız yok ama Merkez Bankasının bu bahaneyle buraya taşınmasına itirazımız var. Dünyanın –bir iki istisna hariç- hiçbir yerinde merkez bankaları başkent dışında değilken açıkçası bu çabanız art niyetli değilse tuhaf.

Bakın, Ankara, dönemin yöneticilerinin çekiliş yaparak falan karar verdiği bir başkent değildir. Ankara, Kurtuluş Savaşı’mızın istiklal ve bağımsızlığının simgesidir. Bu süreçte tüm halkımız büyük bedeller ödemiştir, böyle tuhaf politikalarla bu bedellere leke sürmenize bu millet müsaade etmeyecektir. Dün, İngilizler başta olmak üzere, yedi düvel yaklaşık yedi yıl kadar denedi ama bu başkenti değiştiremedi. “Cumhuriyeti ve onun simgesi olan Ankara’nın başkent oluşunu sürdüremezler.” diye beklediler ama elleri boş kaldı. Bugün de yarın da kim gelirse gelsin, yine değiştiremeyecekler.

İnanıyoruz ki dün olduğu gibi, gelecekte de Mustafa Kemal Atatürk haklı çıkacak ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Yine Türkiye Cumhuriyeti yaşayacak, yine Ankara başkent olarak kalacaktır.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Sayın Hocam, kim değiştirmek istiyor ya?

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – O zaman tuhaf!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Bilinçaltında bir şey var senin Ayhan.

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök’e aittir.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara’mızın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümünü kutluyoruz.

Türkiye, çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun üzerine 29 Ekim 1923’te kurulmuş bir cumhuriyettir. Cumhuriyetin kurucuları dört yıl süreyle Osmanlı İmparatorluğu’nu işgal eden ülkelerle savaşmak zorunda kalmışlardır. Erzurum ve Sivas Kongresi’nde millî mücadelenin kararlarını alan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bütün koşullar aleyhinedir. 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya gelen Mustafa Kemal Paşa’yı Dikmen sırtlarında seğmenler karşılarlar. Mustafa Kemal Atatürk Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra ilk defa halkla karşılaşacaktır ve o yüzden de çok tedirgindir, çok düşüncelidir. Dikmen sırtlarını tırmanan Mustafa Kemal Atatürk arabasından inip kendisini bekleyen seğmen alayına ve Ankaralılara sorar: “Nasılsınız Ankaralılar?” der. O an Atatürk için geçmez, hâlbuki cevap süresi bir saniyedir ama o bir saniye dakikalara, saatlere dönüşmüştür Mustafa Kemal Paşa için. Halk Millî Mücadele’nin neresindedir onu görmek istemektedir ama Ankaralılar ve seğmen alayı Mustafa Kemal Paşa’yı bekletmezler. “Nasılsınız Ankaralılar?” diyen Mustafa Kemal Paşa’ya Ankaralılar çok net, çok gür bir cevap verirler: “Sağ ol Paşam, seni görmeye geldik, uğrunda ölmeye geldik.” (CHP sıralarından alkışlar) İşte, Millî Mücadele’nin kesin kararı o an verilir. Ankara, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını bağrına basar. Kurtuluş Savaşı Ankara’dan yönlendirilir. 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi her olayın odak noktası olur.

Millî Mücadele’de Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına en güç zamanda en büyük desteği veren Ankara için Mustafa Kemal Atatürk “Benim gönlümde Ankara’nın ve Ankaralıların ayrı bir yeri vardır.” demiş ve Ankara’nın konumunu ve Millî Mücadele’ye verdiği desteği düşünerek İsmet İnönü ve arkadaşları tarafından verilen “Türkiye devletinin makarrıidaresi (başkenti) Ankara’dır.” şeklindeki tek maddelik bir önergeyle 13 Ekim 1923’te Ankara başkent yapılmıştır. Bağımsızlık savaşımızın en büyük destekçisi yoksul bir bozkır kasabası Ankara, artık Türkiye devletinin  başkentidir. İstanbul’da kalmak isteyen tüm yabancı elçilikler sırayla sonunda Ankara’ya gelirler.

Değerli milletvekilleri, Ankara kentinin kimliğini uygarlık tutkusu, hoşgörü ve cumhuriyetçilik gelenekleri oluşturur. Hacı Bayram Veli 1427 yılında, bundan tam altı yüz yıl önce ünlü camisini yaptırırken hemen yanı başındaki Roma İmparatoru Augustus’un anıtına dokunmamış, cami ile bir tapınağın kalıntıları bir arada, bir hoşgörü anlayışının en güzel simgesi olarak yüzyıllardan beri yaşamaya devam etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gelinen noktada Ankara’nın tarihî kimliği, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşantısı tehdit altındadır. Türkiye’deki ilçeler arasında gelişmişlik düzeyi bakımından en son sıralarda Ankara’nın dış ilçeleri yer almaktadır. Besicilik ve çiftçilik yok olma noktasına gelmiştir, Atatürk Orman Çiftliği her gün talan edilmekte ve Atatürk’ün mirası çiğnenmektedir.

Merkez Bankasının taşınması Ankaralı için bardağı taşıran son damladır değerli milletvekilleri. Merkez Bankasının Ankara’dan İstanbul’a taşınmasıyla Ankara’nın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı büyük bir darbe alacaktır. Bu konuda Ankara Büyükşehir Belediyesinin ve Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’ın idare mahkemesinde Merkez Bankasının taşınmaması yönünde açmış olduğu dava ne yazık ki husumet yönünden reddedilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu şekilde Ankara, Merkez Bankasının taşınmasıyla âdeta bir boş kent hâline çevrilecektir. Ankara, Kuvayımilliyecilerin karargâhı, emperyalizme karşı halkımızın verdiği savaşın simgesi ve cumhuriyetimizin ebedi başkentidir. Ankara, bizi bir arada tutan tüm değerlerin başkentidir. Ankara ve Türkiye’yi laik, çağdaş Atatürk ilkelerinden uzaklaştıracak her adıma karşı milyonlarca yurtsever göğsünü siper etmeye kararlıdır. Ankara'nın Başkent oluşunun 98’inci yılında Atatürk'ü, İsmet İnönü'yü ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Çelebi…

 

 

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, askerin siyasete müdahale etmesi kabul edilemez; asker siyasetin emrinde olmalıdır, bu net. 28 Şubat kararları başkadır, 28 Şubat davası başkadır. 28 Şubat davasında 28 Şubat kararları gündeme hiç gelmemiştir. İddianameyi yazan Savcı Mustafa Bilgili, kozmik odaya girişin başaktörüdür, FETÖ'den 17 yıl ceza almıştır. Savcıya belge veren Yüzbaşı Tamer FETÖ nedeniyle ihraçtır. Usul esasın kapısıdır. Savcısı, tanığı, bilirkişisi FETÖ olan bir davada usule uygun yargılamayı istemeyenler adaletten hiç bahsetmesin. Anayasa Mahkemesi ne iş yapar? Bu Meclisin hukukçu vekilleri neden susar? İnsanlar öldükten sonra mı harekete geçeceksiniz? Yeniden yargılama kararı alınmalıdır, adil yargılama herkesin hakkıdır. 80 yaşındaki insanlara FETÖ kurgusuyla eziyet etmeyin diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Karaduman…

 

 

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Konya'mızda Taşkent-Balcılar arasında bulunan 26 kilometrelik yol bölgede inşa edilen ve hâlâ inşaatı süren Afşar Barajı dolayısıyla sular altında kalacaktır. Yerine yapılması planlanan yol ise mevcut mahalleleri zora sokacak bir güzergâhtan geçmektedir. Üstelik tüm mahalle sakinlerinin itirazına rağmen maalesef bu güzergâh değiştirilmemiştir. Yapılması planlanan yol Afşar Mahallesinde Gökçegedik, Balcılar Mahallesi’nde “Yellibel” denilen bu sarp yerlerden kışın yürüyerek bile aşılması zor bir bölgeden geçmektedir. Bölge halkının kaygı ve endişelerini defalarca dile getirmesine rağmen bir muhatap bulamamış olması ciddi bir sorundur.

Balcılar’da defalarca söz verildiği hâlde her şeye para bulunurken para yok gerekçesiyle ertelenen, yapımı geciken bu yol, arazi şartları ve bölge insanının beklentileri dikkate alınarak acilen yapılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu.

 

 

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Partimizin yayınladığı ve AKP’li siyasilerin sözlerini içeren “FET֒nün Siyasi Ayağı” kitapçığı nedeniyle bugün Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinde Genel Başkan Yardımcımız Gökçe Gökçen’in yargılandığı duruşmaya katıldık. İsnat edilen suç: Cumhurbaşkanına fiilî saldırıydı. Evet, yanlış duymadınız “FET֒nün Siyasi Ayağı” kitapçığımız nedeniyle Cumhurbaşkanına fiilî yapıldığı iddia edilmiş. Neyse ki mahkeme görevsizlik kararı verdi. Duruşma sonrası Genel Başkan Yardımcımız Seyit Torun’la birlikte kamuoyunu bilgilendirmek için yapmak istediğimiz basın açıklaması da engellenmeye çalışıldı. Meclisin 2’nci büyük partisinin yayınladığı kitapçık nedeniyle Genel Başkan Yardımcısının yargılandığı, basın açıklamasının engellenemeye çalışıldığı bu hukuksuz, bu kara komedi günleri elbet geçecek ve hiçbir baskınız bizi bu mücadeleden vazgeçiremeyecektir.

BAŞKAN – Sayın Şeker.

 

 

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Azaltılması Günü. Ülkemizin afet risklerinin belirlenmesi, tedbir alınarak önlenmesi ve azaltılması için neyin, ne zaman, kim tarafından, nasıl yapılacağı önem arz etmektedir. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı illerin afet riskini ortaya koymak için tüm illerin il afet risk azaltma planlarını tek tek hazırlıyor. Bu planlarda kriz yönetimi değil, risk yönetimi modeli uygulanarak a’dan z’ye her türlü senaryo ele alınıyor. Bugün itibarıyla 72 ilin afet planları tamamlanırken 9 ilin planı da yıl sonuna kadar belirlenecek. Seçim bölgem Kocaeli’de İl Risk Azaltma Planı 30 Eylül 2021 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmişti. Başta Valimiz Sayın Seddar Yavuz olmak üzere, risk planlarının hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydemir…

 

 

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Değerli Başkanım, çok teşekkür ederim.

Ankara’nın başkent oluşunu ben de canıyürekten tebrik ediyorum ve özellikle Levent Gök Başkanıma da ayrıca teşekkür ediyorum çünkü Erzurum Kongresi’ne vurgu yaptı. Erzurum Kongresi bu işlerin vira bismillahıdır. Orada dadaşların çok büyük bir katkısı vardır Ankara’nın başkent oluşuna, cumhuriyetimizin ihdasına. Ve orada bir bayrak isim, bugün darıbekaya uğurladığımız bir isim: 5’inci Diyanet İşleri Başkanımız Ömer Nasuhi Bilmen. Hakikaten dadaşlık kıvamı çok yüksekti, bulunduğu her yerde iyi ahlakı, düzgün insan olmayı öğütlemiş ve zemine, cumhuriyet zeminine, vatanseverlik kaydını düşmüş bir isimdi. Rahmetle minnetle anıyorum ve bu neviden güzel günlerde, şahika günlerde özellikle dadaşlara da buralardan böyle teşekkür edilmesini de canıyürekten diliyorum, hepinize saygı sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Dadaşlara bütün Türkiye teşekkür ediyor.

Sayın Aydın…

 

 

 

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Başkanım.

Seçim bölgem Bursa’da dağ ilçelerinden Orhaneli’nin -ki 4 dağ ilçesine merkezlik yapmakta olan- Orhaneli Devlet Hastanesinin bir buçuk aydır ambulansı maalesef yok. Sorulduğunda “Bakımda, kısa sürede gelecek.” deniyor ancak hastalarda büyük bir mağduriyet yaşanıyor hatta edindiğimiz bilgiye göre devlet hastanesine 500 metre uzaklıktaki ambülans helikopterin geldiği yere bile hasta nakil etmek için Bursa merkezden ambülans çağrılarak 500 metrelik mesafeye hasta nakil ediliyor. Tekrar araştırdığımızdaysa en erken yıl başında ambülans geleceği söyleniyor. 112’nin de 4 dağ ilçesine hizmet etmesinden dolayı o ambülansları da kullanamıyor. Şimdi buradan bir kez daha soruyorum: “Sağlıkta devrim yaptık.” diyerek on dokuz yıldır bunun ekmeğini yiyenler, bir hastaneye -ki tam teşekkülü bir hastane- ambülansı niçin gönderemiyorlar? Bu konunun takipçisi olacağız.

BAŞKAN – Sayın Gündoğdu…

 

 

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tam yirmi yıldır çarşı pazardan habersiz, elektrik, su doğal gaz faturası ödemeyen; taksiye, otobüse, dolmuşa, tarifeli uçağa dahi binmeyen AKP Genel Başkanı halktan tamamen kopmuştur. Ocak ayında 1 milyon 37 bin olan elektrik faturası ödeyemeyen vatandaş sayısı dört ay sonra nisanda 5 milyon 166 bine çıkmış, 2.825 lira alan asgari ücretli, 3.049 lira açlık sınırının altında gelire mahkum edilen milyonlarca çalışan, siftahsız kepenk kapatan esnaf sefalet hayatı yaşıyor. Saraydan bakınca herkes sarayda yaşıyor zannediyor, milletin alın teriyle kazanıp ödediği vergilerle bedava yaşayıp eş, dost, yandaş zenginleştirenlerin düzeni de önümüzdeki günlerde son bulacaktır.

Millet artık helalleşmek için değil hesaplaşmak için sandığı bekliyor.

BAŞKAN – Sayın İlhan…

 

 

METİN İLHAN (Kırşehir) – Teşekkür ederim Başkanım.

AK PARTİ iktidarı, on dokuz yıllık tarımsal ekonomi sürecinde Türk çiftçisini tartışmasız bir şekilde maalesef çok trajik bir noktaya getirmiştir. Tarımsal hasılanın millî gelir içindeki yıllar boyu süre gelen azalışı ve çiftçimizin kanuni hakkı olan desteklerin, örneğin 2020 yılı sertifikalı tohum ve aynı yılın ikinci  dönem buzağı desteklerinin bile hâlâ verilmemesi bunun en temel göstergesidir. Buradan açık bir şekilde söylüyorum ki çiftçinin traktörüne el koyan bir tarım politikası iflas etmiştir. Alım gücü düşen orta sınıf üzerine kurgulanan bir ekonomik modelin geçerliliği kalmamıştır. Üretimden uzaklaşmış bir ülkenin çekirdek enflasyon gibi teknik oyunlarla günü kurtarmaya çalışması ise ne yazık ki nafile bir çabadır. Tarımsal girdi indeksi tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Tarım ülkesi olan Türkiye’de borç sarmalındaki çiftçimize ödeyemeyeceği borcunu çok yüksek faizlerle yapılandırıp bunu da müjde ve destekmiş gibi açıklamak çiftçimizin aklıyla alay etmektedir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Akın, buyurun.

 

 

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, vatandaşlarımız hayat pahalılığıyla birlikte bir de enerji buhranıyla mücadele ediyor. Son bir yılda elektrik 3, doğal gaz 8 kez zamlandı. Pompa fiyatlarına yansıyacak şekilde akaryakıt zamlarının sayısı ise tam 20, şimdi yeni zamların da eli kulağında. AK PARTİ iktidarının yarattığı enerji buhranı ne yazık ki balıkçılık sektörünü de iflasa götürüyor. Balıkçılarımız beş yıl önce 4 lira olan mazotu ÖTV’siz yarı fiyatına alabiliyordu, şimdi mazot 8 liraya dayandı, ÖTV’siz mazot oldu 6,5 lira. Zamlar yüzünden balıkçılarımıza verilen ÖTV’siz mazot uygulaması da iflas etti. Balıkçılarımızın alın terinin karşılığını alması vatandaşlarımızın da ucuz balık tüketmesi için çok önemlidir. Enerji faturalarına zam yapmanın yolunu değil, vatandaşa ucuz enerji sağlamanın yolunu arayın.

BAŞKAN – Sayın Ceylan…

 

 

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dünyada yılda ortalama 415 milyon ton pirinç üretiliyor ve büyük bölümü üretildiği ülkelerde tüketiliyor. Türkiye’de kişi başına yıllık pirinç tüketimi 8,5 kilo civarında. Ülkemiz çeltik üreticisi olup ülke ihtiyacını karşılayacak miktarı üretme kapasitesine sahiptir. Ancak iktidarın çiftçiyi terbiye etmek için hasat dönemlerinde uyguladığı ithalat politikası nedeniyle piyasada arzu ettiği fiyatı bulamayan çiftçi üretimden uzaklaşıyor. TMO 2021 dönemi alım fiyatlarını 4 bin ila 5.500 lira arasında açıkladı. Son bir yılda gübre fiyatları ortalama yüzde 150, mazot yüzde 30, zirai ilaçlar yüzde 70 ila yüzde 120 arasında artmışken TMO’nun açıkladığı alım fiyatları üreticide hayal kırıklığı yaratmıştır. TMO’nun açıkladığı fiyatlar çiftçiye çıkaran çizmeleri artık üretmeyin demektir. Çeltik çiftçisi acilen ciddi şekilde desteklenmelidir.

BAŞKAN – Sayın Ekinci…

 

 

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Kıymetli Başkanım.

Belediyecilik ak kadroların işidir. Bu kapsamda Sivas Belediyemiz şehri imar ederken gelecek nesilleri de ihya etmenin gayretinde oldu. Pandemi sürecine kadar 9 farklı kültür merkezimizde 115 farklı branşta açılan kurslarımızda yaklaşık 5.250 öğrencimiz eğitim gördü. Çocuklarımızın okuma alışkanlığının artırılması adına 100 bin kitap dağıtıldı. 4 bin öğrencimize 12 milyon TL değerinde tablet ve internet desteği sağlandı. 5 bin öğrencimize kırtasiye ihtiyaçları için 1 milyon TL nakit desteği sağlandı. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise öğrencilerimize yönelik 1.660 aileden 3.141 öğrenci kardeşimiz için toplamda 663 bin lira değerinde nakit desteği sağlandı. Sivas merkezdeki 70 okulda öğretmenler odasının standartları yükseltildi. Ayrıca Sivas Belediyemiz çöpten elektrik üretim tesisinde yıllık 10 bin hanenin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

 

 

 

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çiftçiler soruyor: Ne olacak bu gübre fiyatları? Sorunun cevabını vermesi gerekenler susup market geziyor. Gübre fiyatları son bir yılda yüzde 200’den fazla zamlandı. Bu zam yağmuru altında çiftçimiz tarlasına gübre atamayacak ve korkarım ki önümüzdeki yıl tarımsal üretimimiz azalacak. Devletin çok ivedi bir şekilde gübre fiyatlarındaki artışa bir çözüm getirmesi gerekiyor. Eğer çözüm getirilmezse bunun bedelini sadece çiftçimiz değil, bütün yurttaşlarımız acı bir şekilde ödeyecek. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında gübreye sübvansiyon uygulayacağız, çiftçimize gübreyi ucuza vereceğiz, hiçbir çiftçinin aklı gübre fiyatlarında, mazot zamlarında, elektrikte olmayacak, üretimde olacak. Üretmeden tüketmeye kalkarsanız AKP gibi duvara çarparsınız. El çabukluğu marifet, rant amaç olursa dünyanın pazarı olursunuz, vatandaşınız her şeyi ateş pahasına almak, daha doğrusu alamadığı için bakmak zorunda kalır. Birileri çıkıp sorumluluk alsın.

BAŞKAN – Sayın Başevirgen…

 

 

 

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Manisalı üzüm üreticileri iktidarın kendilerine destekleme primi vermesini bekliyor. Her yıl ağustos ayında açıklanan müdahale alım fiyatları bu sene çok geç açıklandı. Borçlu üretici ise tüccara mahkûm kaldı. TMO ve TARİŞ’in alımlarının gecikmesi de eklenince üretici tümden piyasanın insafına bırakıldı. Üretici en az 16 TL fiyat beklerken TMO geçen yılki fiyata yalnızca 50 kuruş zam yaparak 9 numara üzüme 13 TL fiyat açıkladı, Manisalı üzüm üreticisi büyük zarara uğradı. Buradan Manisalı Tarım Bakanına bir kez daha sesleniyoruz: Açıklanan fiyat kabul edilebilir değil. Girdi maliyetlerindeki yüzde 100’ü aşan fiyatlar nedeniyle üretici borcunu ödeyemiyor. Çektiği kredinin faizi altında eziliyor. Zor durumda olan üzüm üreticisine kilogram başına en az 2 liralık prim verilmesini bir kez daha talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Güneş…

 

 

 

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda üniversite yurtlarıyla ilgili gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan beyanatlarda bulunarak halkımızın yanlış bilgilendirilmesine neden olduğunu görmekteyiz.

AK PARTİ iktidarlarında yükseköğretime önem verilerek, üniversite sayısı 77’den 207’ye yükseltilerek öğrenci sayısı 3 milyon 801 bini örgün eğitim olmak üzere 8 milyona ulaşmıştır. Öğrencilerimizin barınmasına da büyük önem verilmiş, yurt yatak kapasitesi 190 binden 724 bine çıkarılmakla kalmamış, öğrencilerimizin kendilerini pek çok alanda geliştirmesini sağlayacak sosyal donatılarla da donatılmıştır.

Uşak Üniversitesinde de yeni hizmete giren 2.500 yataklı kız öğrenci yurduyla beraber öğrenci yurt yatak kapasitesi sayımız 9.777’ye ulaşmıştır, başvuran kız öğrencilerimizin tamamı yerleştirilmiştir. Hem Uşak’ımızda hem de ülkemizde pek çok yurt yapılmasında büyük emekleri olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na, emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Köksal…

 

 

 

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, seçim bölgem Afyonkarahisar ili Kızılören ilçesine bağlı Yenibelkavak köyünde bir çiftçi borçlarını ödeyemediği için canına kıydı. Bunun sorumlusu, geçtiğimiz yıl patatesten zarar eden çiftçinin feryadını duymayanlardır. Bunun sorumlusu, 1 ton DAP gübresini 6.500 liraya çıkaranlardır. Bunun sorumlusu, çiftçiye 1 litre mazotu 7 lira 30 kuruşa satanlardır. Bunun sorumlusu, tarımsal sulamada çiftçiye yüksek fiyatlarla elektrik verenlerdir. Bunun sorumlusu, haşhaş kabuğunda beş yıldır aynı fiyatla alım yapanlardır. Bunun sorumlusu, çiftçinin 1’inci sınıf buğdayına 2,5 lira fiyat biçenlerdir. Bunun sorumlusu, çiftçinin borçlarının faizini silmeyip, borçları uzun süreli taksitlere bölmeyip çiftçiyi her geçen gün borca batıranlardır.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

 

 

 

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ahilik, ticari ve sosyal hayatta ahlaki değerleriyle meslek ilkelerini birleştiren köklü bir manevi terbiye ocağıdır. Ahilik teşkilatının günümüz temsilcileri esnaf ve sanatkârlarımızdır.

 AK PARTİ olarak on dokuz yıllık iktidarımızda esnaf ve sanatkârlarımızın lehine birçok düzenleme gerçekleştirdik. Perakende sektörünü esnaf ve sanatkârların talepleri doğrultusunda düzenleyen kanun çıkardık. Vergi mevzuatında düzenlemeler yaptık. Salgın döneminde, Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında esnaf destek paketlerini ve işletme kredisi paketlerini hayata geçirdik.

AK PARTİ olarak esnafımızın yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bu vesileyle tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Kültür Haftası’nı kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayan...

 

 

 

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yıldız Dağları’nın dörtte 3’ü Türkiye’dedir. Bu dağların bitki örtüsü meşe başta olmak üzere kayın, gürgen ve çam ağaçlarından oluşmaktadır. Yer yer ağaç olmayan bölgelerde çiftçilerimizin keçi ve koyun gibi hayvanlarını beslemek için kullanılmaktadır. Çiftçilerimiz, hayvanlarını bu bölgelerde otlatarak halkımızın et ve süt ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar.

Bu bölgede bulunan 4 çimento fabrikası kapasitelerini gün be gün artırmaktadır. Yıldız Dağları’ndaki taş ocakları alanlarını da her gün artırmaktadırlar. Yıldız Dağları’nın dörtte 1’i bugün taş ocağı hâline gelmiştir. Taş ocaklarından malzeme, dinamitle patlatılarak alınmaktadır. Bu da hemen çiftçilerimizin yaşam alanlarını dağıtmakta, dinamit patlatılan yerlerde derin çatlaklar oluştuğundan dolayı bu çatlaklardan süzülen yağmur suları daha derinlere gidip bu bölgedeki kaynakları tamamen kurutmaktadır. Bu bölgede bulunan şehirlerimizin içme ve kullanım suları tamamen bu kaynaklardan alınmaktadır ve bu kurumuştur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Baltacı...

 

 

 

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

11 Ağustosta Batı Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sel felaketi Kastamonu’nun 10 ilçesinde büyük yıkıma neden olmuştur. Ülkemizin yaşadığı her felakette birlik ve beraberlik vurgusunda bulunanlar 9 ilçemizi Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi ilan ederken Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetilen ve ana su isale hattında yaklaşık 2 milyon lira zarar meydana gelen Cide ilçemizi kapsam dışı bırakmıştır. Cide’miz, afet bölgeleri için düzenlenen yardım kampanyasında toplanan 996 milyon liradan tek bir kuruş bile almamıştır. Cide’ye bu süreçte adım dahi atmayanlar, 2019’da halkçı belediyeciliği tercih eden Cideli hemşehrilerimizi cezalandırmıştır. Belediyemizin bir hafta süren geceli gündüzlü çalışmasıyla, büyükşehirlerimiz başta olmak üzere belediyelerimizin dayanışmasıyla zor günleri aşan Cideli hemşehrilerimiz yapılan bu ikiyüzlülüğü unutmayacaktır.

BAŞKAN – Sayın Kan…

 

 

 

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün ebedî istirahatgâhına uğurladığımız, AK PARTİ kurucularımızdan İstanbul Milletvekilimiz, kıymetli büyüğümüz İsmet Uçma Beyefendi’ye Allah’tan rahmet diliyorum; ailesine, meclisimize, milletimize başsağlığı diliyorum, başımız sağ olsun.

Geçen hafta Mecliste ben yokken, Türk Grubu Başkanlığını yürütmekte olduğum Parlamentolararası Birliğin PRE-COP 26 parlamenter toplantısına iştirak için yoldayken Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sayın Hasan Baltacı Beyefendi ismimi zikrederek tekzip edilmiş bir yalan haber üzerinden algı yapmaya çalışmıştır. Muhalefet iftira, yalan ve algı demek değildir, muhalefet yapmak böyle olmaz; bu bir acziyettir, bu bir ucuz siyasettir. Cumhuriyet gazetesinin birçok yalan haberini manşetten tekzip ettirmiş birisi olarak rica ediyorum, ilkeli siyasete davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

 

 

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Artvin il ve ilçelerindeki devlet hastanelerinde koroner anjiyografi ünitesi bulunmadığından hastalarımız zorunlu olarak en yakın anjiyografi ünitesi olan hastaneye, en az iki saat mesafede olan illere sevk edilmektedir. Normal şartlarda, anjiyo yapıldıktan sonra, tanı konulduktan, acil müdahale yapıldıktan sonra gerekli görüldüğü şartlarda daha donanımlı bir hastaneye sevk yapılırken, Artvin’de anjiyografi ünitesi olmadığından, gerçekten kalp krizi geçiren, sadece şüphesi olan, göğsü ağrıyan, damar tıkanıklığı yaşayan, en ufak benzeri sıkıntısı olan herkes için direkt en yakın Rize, Trabzon, Erzurum illerinde sevk edilecek hastane arayışına girilmektedir. Artvin’de bir hastanın, sadece anjiyografi ünitesi eksikliği nedeniyle Rize’ye, Trabzon’a veya Erzurum’a zorunlu şekilde sevk edilmesi demek hayata tutunmasının engellenmesi, ağır kalıtsal hasarlara neden olunması ve örneklerle sabit olunduğu gibi canından olması demektir. Artık Artvin iline komşu illerimiz bile yetersiz kalmakta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

 

 

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Suriye’den atılan ve sınırı geçen 3 havan mermisi Gaziantep’imizin Karkamış ilçesindeki Lojmanlar Mahallesi’ndeki bir evin çatısına, ilçe merkezinde bir parka, askerî bölgedeki alana ve boş arazilere düşmüştür. Ölüm veya yaralanmanın şans eseri olmadığı bölgeye atılan havan mermileri vatandaşlarımızı oldukça tedirgin etmiştir. Havan mermileri, yaşam alanının olduğu bir bölgeye düşseydi çok büyük bir can ve mal kaybı yaşanacaktı. Millî Savunma Bakanlığı konuyla ilgili ivedilikle bir araştırma başlatmalı, bundan sonra olası herhangi bir saldırı için acilen önlem alınmalıdır.

Karkamışlı hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bir daha böyle bir olayın yaşanmamasını temenni ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Dursun Müsavat Dervişoğlu’na ait.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Bugün Ankara’mızın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Başta cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyor, Ankara’nın başkent oluşunun yıl dönümünü en samimi duygularla kutluyorum.

Ülkemizde hekimler yoğun çalışma saatlerinden, maaşların düşüklüğünden ve şiddete maruz kalmaktan şikâyetçidirler. Aile Hekimleri Derneği verilerine göre her saat başı bir doktorumuz şiddete maruz kalırken sağlık çalışanlarının yüzde 72,6’sının sağlık sektöründe çalıştıkları süre boyunca en bir kere şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddette saptanan rakamların yüksekliğine rağmen basit görülen şiddetin kanıksandığı ve vakayiadiye sayıldığı, bunun hekimlerin özgür ve bağımsız karar vermesini engellediği, dolayısıyla ciddi bir hak sağlığı sorunu olarak da geri döndüğü ortadadır. 2020 yılı için hazırlanan raporda Kamu Denetçiliği Kurumu kendisine ulaşan başvuruları inceleyerek Türkiye'de ve dünyada Covid-19 salgınıyla mücadeleyi takip etmiştir. Bu kapsamda bazı tespitler yapılmış ve öneriler sunulmuştur. Gelen başvurular çoğunlukla sağlık çalışanlarının hak ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik taleplerdir. Fedakârca görev yapan sağlık çalışanlarının ve hekimlerimizin özlük hakları ve maddi ek prim desteği mutlaka verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, AK PARTİ seçim beyannamesinde sağlık çalışanlarına 3600 ek gösterge imkânı verileceğini açıklamasına rağmen, konuyla ilgili şimdiye kadar önemli bir adım atılmamıştır. İYİ Parti olarak, ek göstergeyle ilgili Meclise verdiğimiz önergeler ise AK PARTİ oylarıyla reddedilmiştir. Bu sorunların tartışılması ve çözülmesi, özellikle içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde canı pahasına görev yapan sağlık çalışanlarımızın hakkını teslim edecek ve pandemiyle mücadelelerine moral ve motivasyon sağlayacaktır.

AK PARTİ, iktidara geldiğinden bu yana tam 62,3 milyar dolarlık özelleştirme yapıp stratejik öneme sahip birçok şirketimizi “özelleştirme” adı altında satmıştır, şimdi de gözünü barajlarımıza ve elektrik santrallerimize dikmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Akköprü Barajı ve elektrik santraliyle başlayan satış furyasına, son olarak Ordu'daki Topçam Barajı ve elektrik santrali de eklenmiştir. Daha da tehlikelisi, ülkemizin çok önemli iki stratejik kurumu olan Türkiye Petrolleri ve BOTAŞ için de Varlık Fonuna devrederek özelleştirme adımları atılıyor ve bununla alakalı olarak da çeşitli öngörüler kamuoyunda paylaşılıyor. Aynı, TÜRK TELEKOM özelleştirmesinde olduğu gibi yabancı sermayeye satılmak istenmektedir bu stratejik kurumlarımız. Petrol ve doğal gaz üretiminin devlet kontrolünden çıkması, ülkemizin millî çıkarlarına aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Bitmek bilmeyen rant sevdası uğruna sadece bizlerin değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da geleceklerine ipotek koyulmaktadır.

Buradan uyarıyoruz: Giderek ayak daha önce rant uğruna satarak zarara uğrattığınız millî kurumlarımızda olduğu gibi stratejik kurumlarımızda da bu hatayı yapmayın. Bilin ki bunun takipçisi olacağız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sıra MHP Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay’da.

Buyurunuz Sayın Akçay.

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünkü Genel Kurul konuşmamda mesleki eğitim konusunda bazı değerlendirmelerde bulunmuştum. Mesleki eğitimin teşvik edilmesi, özendirilmesi konusunda mevcut projeleri, politikaları destekleyecek mahiyette daha önce çeşitli açıklamalarımız bulunmaktaydı.

Bu kapsamda yine bazı önerilerimiz olacak. Öncelikle, mesleki eğitimin teşvik edilmesine ve özendirilmesine yönelik âdeta bir millî seferberlik başlatılmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, sendikalarımız ve konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla bu millî bir politika hâline getirilmelidir. Ayrıca, mesleki eğitimin ortaöğretim içindeki payı şu anda yüzde 35’lerden yüzde 65’lere, hatta 70’lere yükseltilmeli. Geleneksel çıraklık, kalfalık, ustalık eğitimi veren mesleki eğitim merkezleri teşvik edilerek sayıları artırılmalıdır. Yine mesleki eğitimin kalitesi artırılmalı, mesleki eğitim merkezleriyle sanayi ve KOBİ’ler arasında sektörel bağ kuran bir yapı oluşturulmalıdır. Meslek okulları ve mesleki eğitim merkezleri, sektörün olduğu yerlerde, sektörün ihtiyacına göre bir kümelenme sağlanmalıdır. Öğrenci ve velilerin mesleki eğitime yönlendirilmesine ve özendirilmesine ilkokuldan itibaren başlanmalı, mesleki okullar sınavlarda yüksek puanlar alan öğrencilerimizin tercih ettiği bir okul hâline getirilmelidir. Üniversite sınavlarında kendi alanlarını tercih edecek öğrencilere ek puan uygulaması yapılmalıdır. Mesleki eğitim kurumlarında başarılı öğrencilere burs desteği sağlanmalı, mezunlara istihdamda öncelik verilmelidir. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarıyla meslek yüksekokulları arasında program bütünlüğü sağlanmalı, iş hayatıyla mesleki teknik eğitim arasında ilişki geliştirilmelidir. Müfredat ve zamanın koşulları göz önüne alınarak meslek liselerinin tüm cihaz ve makinelerinde yenilik yapılmalı, atölyeler ve laboratuvarlar modern bir hâle getirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)           

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Mesleki eğitim programlarının içeriklerinin belirlenmesinde, öğrencilerin rehberlik ve yönlendirilmesinde organize sanayi bölgelerinin ve meslek odalarının etkinliği artırılmalıdır. Meslek lisesine veya mesleki eğitim merkezlerine devam eden gençlerimizi istihdam eden esnaf, zanaatkâr ve işletmelere vergi ve sigorta primi indirimi ile faizsiz kredi verilmesi gibi teşvik ve kolaylıklar sağlanmalı ve sağlananlara da devam edilmelidir.

Mesleki eğitim merkezlerini teşvik etmek için 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda düzenleme yapılmalıdır ki bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız 11 Ekim’de bu hususu dile getirmiştir. Mesleki eğitim veren okullar ve eğitim merkezleri sayı ve nitelik itibarıyla artırılmalı, mesleki eğitim veren, teknolojiyle iç içe öğretmenler istihdam edilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Özel Manisa Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MOSTEM), sanayi işletmeleri, organize sanayi bölgesi, iş insanları, devlet, okul ve aile iş birliğinin önemli bir örneği olmuştur. MOSTEM’de 194’ü yatılı olmak üzere 1.952 öğrenciye çağın teknolojileriyle donatılmış simülasyon sınıflarında, laboratuvar ve atölyelerde mesleki eğitim verilirken; öğrenciler, 2.500 kişilik spor salonunda, 600 kişilik amfi tiyatroda ve sosyal donatılarla sosyokültürel faaliyetlerle de bulunmaktadır. MOSTEM, İş Arayan Değil İş’te Aranan Nesil Projesi’ni hayata geçirmiş; ruhu idealist, aklı realist insanların eseridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – MOSTEM modeli meslek okullarının yaygınlaştırılmasıyla sanayi ve üretim ivme kazanacak, üreten ülke Türkiye ve güçlü ekonomi, güçlü sanayi hedeflerine ulaşılacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Meral Danış Beştaş’ta.

Buyurun Sayın Beştaş.

 

 

 

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dolar rekor kırıyor, evet, son günlerin temel meselesi, açıkçası AKP-MHP ittifakı ekonomik krizi artık günlük şoklarla besliyor, döviz şokları her saat başı Türkiye halklarını, yurttaşlarını biraz daha yoksullaştırmaya devam ediyor. AKP Genel Başkanı her göründüğünde yeni bir döviz rekoru,  yeni bir yol yoksullaşma dalgası toplumun başına bela oluyor. Oy kaybı yaşayan, ekonomik krizle baş edemeyen, sokağa çıkmaya cesaret edemeyen, siyasi hikâyesini açıkçası kaybeden AKP Genel Başkanı dün yine oy yok, savaş var; kriz yok, savaş var; siyasi hikâye yok, savaş var gürültüleriyle konuşurken dolar yeni bir rekor kırarak, 9,02 oldu. Dün yine yurt içi piyasalar kapandıktan sonra 90,2 seviyesini görerek yeni bir rekora daha imza attı ve bu sabaha da yeni bir rekorla başladı, dolar bugün saat on itibarıyla 9,03 olarak yeni bir rekoru daha kırdı. Açıkçası AKP Genel Başkanı ekranda göründüğü ilk andan terk ettiği ana kadar -şu an elimizde bir rakam var- Türkiye’nin brüt dış borç stoku TL bazında 17 milyar TL arttı. Konuşan Erdoğan, borcu yüklenen ve borcu artan esnaf, işçiler,  gençler, kadınlar yani hepimiziz; kazananlar ise yabancı sermaye ve tabii ki yandaşlar. Hani başkaları için diyorlardı ya: “Ya, milleti bir günde cahil bıraktınız.” diye, gerçekten onlar da milleti bir gecede aç ve yoksul bırakıyorlar, her gün yeni rekorlarla. Evet, siyasi ömürlerini tüketmek üzereler ama tarihe karıştıklarında yanlarında bu açlık ve yoksulluk mutlaka yazılacak.

Sayın Başkan, cezaevleri meselesi hiç gündemden düşmedi, düşmüyor, düşürülmüyor. Her gün mektup alıyoruz, söylüyoruz ziyaretlerde avukatlardan, ailelerden çok sayıda başvuru var ve 12 Eylül uygulamaları  yeniden sahneye konuldu ve açıkçası insanlık suçlarını da artık işlemeye başladılar. “Hukuk” diyeceğiz yok, “adalet” diyeceğiz yok, “empati” diyeceğiz o zaten hiç olmadı yani lütuf değil cezası bitenler tahliye edilmiyor. On beş yıl cezaevinde kalmış, yirmi yıl cezaevinde kalmış, otuz yıl cezaevinde kalmış kişilere pişmanlık dayatılıyor. Ya, otuz yıl pişman olmayan bir yurttaştan siz otuz yılın sonunda ne pişmanlığı bekliyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yani, böyle bir akıl olamaz, dışarıdakileri içeriye tıkmaya, açık cezaevinden, kapalı cezaevine göndermeye içeride kalanları da içeride tutuklu olan, hükümlü olanları da dışarı çıkarmamak üzerinden bir infaz rejimi var ve cezaevi idareleri gözlem kurulları mahkeme gibi karar veriyor size örnek: Kurum kütüphanesinden kitap almadığı için altını çizerek söylüyorum kurum kütüphanesinden kitap almadığı için Tevfik Kalkan’ın otuz yılın sonunda bir yıl daha infazı ertelendi. Kime ne ya? Kurum kütüphanesinden kitap almak zorunda mı? O kütüphaneden kitap okumak zorunludur diye bir yasa hükmü mü var? Cezaevi idaresi hangi yetkiyle bunu yapıyor ve diğer bir gerekçe, efendim, oda ve yerleşim planına uyumsuz olduğu. Oda ve yerleşim planı dedikleri ne? Üst katta yatak var, alt katta mutfak gibi bir şey var, bütün cezaevlerinde burada. Ne yapabilir ki dört kapı arasında?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ve otuz yılın sonunda tıpkı Hamdin Kıran gibi Tevfik Kalkan’ın da ertelendi ve aynı cezaevinde Şakir Bülbül, Aydın Akdoğan, İsmail Yakın’ın da durumları aynıymış.

Yine, Kocaeli F Tipi Cezaevinde bulunan Enes Özalp, infazını tamamlamasına rağmen “suça meyilli” diye tahliye edilmiyor. Kim karar veriyor ya? Cezaevi idareleri psikolog mu oldu, psikiyatr mı oldu, neye göre karar veriyorlar? Bu açıkça bir suç pratiğidir ve şunu söylemek istiyorum: Bu işkencedir. Adalet Bakanına buradan her gün sesleniyoruz, bugün bir daha sesleniyorum: Lütfen bu işkenceyi, insanlık suçunu durdurun.

Başka bir hasta mahpus, Şakran 4 No.lu Kapalı Cezaevinde -mektubu elimde- 86 doğumlu adli bir mahkûm Tuncay Süslü; kanser hastası, 80 kilodan 50 kiloya düşmüş, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin raporuna göre yüzde 87 engelli raporlu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

BAŞKAN – Sayın Beştaş, tamamlayabilir miyiz?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ailesi hacca gitmemiş, parasını tedavi için harcamış ve tek talebi var: “Öleceksem yakınlarımın yanında öleyim.”

Sayın Başkan, diğer önemli bir mesele, Babacan çok önemli açıklamalar yaptı, ne dedi? “OHAL döneminde boş kağıtlara imza atıyorlarmış.” Hukuksuzluğun dibi varsa herhâlde diplerden biri bu. 100 binin üzerinde memur işten atılıyor, orada ne mahkeme kararı var ne yargılama, sadece KHK’ler değil, birçok konuda bakanlar boş kağıtlara imza atıyor, sonra bu kağıtlar genelge, KHK şeklinde Erdoğan imzasıyla Resmî Gazete'de yayınlanıyor. Bakın, bu dönemde daha referandum da yok, tek adam rejimi önceden inşa edilmiş aslında; bunların tümü hukukta yok hükmündedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Tamamlayacağım Başkan.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, son kez açıyorum.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hoşgörünüze dayanıyorum, sığınıyorum; nasıl kabul ederseniz. Önemli iki konu kaldı. 

Hakkâri'ye dair bir başvuru var Sayın Başkan, Yüksekova'da 2015’ten bu yana süren bir yol yapım çalışması var. İnsan Hakları Derneği Hakkâri Şubesi bütün kurumlarla -İMO ve TMMOB içinde- görüşerek bir rapor hazırlamış ve bu rapor çok vahim, altı yıldır Hakkâri sokakları, caddeleri bir şantiyeye dönüşmüş ve esnaf mağdur, sökülen ağaçların akıbeti belli değil, trafiğin yarattığı sıkıntılar ayrı bir yerde, çevre kirliliği ve tozdan insanlar nefes alamıyor. Yüksekova Tümen Komutanlığının tek taraflı olarak kapattığı tarihî İpek Yolu’nun Esendere mevkisinin kullanılmaması da ayrıca bir sorun, trafiğe açılması lazım ve açıkçası, Yüksekova'daki bu yolu bitirin artık. O kadar para yediniz ki kayyumlarla beraber, o kadar büyük yolsuzluklar var ki vatandaşın…

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum izninizle Başkan.

BAŞKAN - Yalnız süreniz, biliyorsunuz iki, artı, bir şeklinde biz üç, artı, bir şekilde kullandırıyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben kendim de tutuyorum. Son, son…

BAŞKAN – Peki, son kez açıyorum.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yüksekova halkını daha fazla mağdur etmeyin.

Miraç Miroğlu panzerin ezdiği ve öldürdüğü bir çocuktu. Dün itibarıyla anma yapanlar, evet, anma yapanlar hakkında soruşturma açıldı. Ya, hukuksuzluğun -hani ne diyeyim- bir sınırı olmalı diyeceğim. Bu karar, soruşturma açılması “Panzerler çocukları öldürmeye devam etsin.” demektir, cezasızlık politikasının zirvesidir artık. Burada, savcı, kişiye ve kimliğe göre düşmanlık üretmiştir. Savcılık bizzat bu soruşturmayla halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor ama bizim partililerimizi ananları “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten soruşturuyor. Ben, Miraç’ı öldüren polisin serbest olduğu bir siyasal ve toplumsal iklimde anma yapanların soruşturulmasının faşizmin temel bir resmi olduğunu söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç’ta.

Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Edirne’nin İpsala ve Meriç ilçelerine bağlı bazı köylerde toplam 20 bin dekar arazi dün ve dün gece yağan aşırı şiddetli dolu nedeniyle büyük zarar görmüştür. Bunun, ilgili milletvekillerimizle ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak takipçisi olacağız. Ancak iktidardan da buradaki vatandaşlarımızın zararlarının bir an önce telafi edilmesini, yaralarının da sarılmasını istiyoruz.

Bugün, Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümü. Ankara 13 Ekim 1923’te başkent oldu. O zaman bazı misyonlar cumhuriyetin yıkılıp yok olacağını, kurulamayacağını düşündüklerinden Ankara’ya taşınmamışlardı. Bozkırı bir modern kente dönüştürdü cumhuriyet ve teker teker genç cumhuriyetimizi tanımak, Ankara’ya gelmek zorunda kaldı yabancı misyonlar. Ankara’mız bu yüzden cumhuriyetin kalbidir, cumhuriyetimizi kuran kadronun gücünü, kararlılığını ve büyük başarısını simgeler; başkent ilan edilişini tekrar kutluyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bugün Vergi Usul Kanunu’yla ilgili maddeler görüşülürken 15’inci maddede Türkiye basınının yüzde 91’ini oluşturan yerel basınla ilgili bir yasa yasallaşacak. Yerel basının 72 milyonluk bir gelirden yoksun olmasına yol açan; devletin yani şu anki mevcut iktidarın, gazetelerde yayınlanması gereken resmî ilanların, tebligatların internet sitesinde yayınlanması, yerel gazetelerde yayınlanmasının önüne geçilmesi kararı neticesinde bu yasa geliyor.

Şunu ifade etmek istiyorum: Yerel gazeteler Türkiye’deki bütün sorunları ilk başta ve en acil bir şekilde halkımıza ulaştıran gazetelerdir. Çok güçlük altında çalışıyorlar. Onların bu gelir kaynağını kesmek yerel gazetelerin tamamen kapanmasını sağlamak demektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidardan, bu maddenin derhâl geri çekilmesini istiyoruz, bütün siyasi partilerin de buna destek vermesini istiyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biz teşekkür ederiz.

Söz sırası AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Cahit Özkan’da.

Buyurun Sayın Özkan.

 

 

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, aziz milletimiz tarih boyunca; zamanın, zeminin şartları çerçevesinde ülkesine, milletine ve bütün insanlığa karşı vazifelerini yerine getirmek üzere dün, geçmişte sırasıyla Konya, Bursa, Edirne, İstanbul’u başkent yapmış ve dünyada adaleti ve barışı egemen kılmıştır. Ve tabii, vatanımızın kurtuluş mücadelesinin karargâhı, ülkemizin istiklali ve istikbali için alınan kararların sevk ve idare merkezi, ülkemizin yönetim birimlerinin ev sahibi Ankara’mızın başkent ilan edilişinin yıl dönümünü kutluyoruz, kutlu olsun.

Geçmişte küçük bir yerleşim yeri olan Ankara, cumhuriyetimize, gelişim mücadelesine ortak olmuş, sanayi, eğitim ve altyapı imkânlarıyla Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri hâline gelmiş ve dünyanın önde gelen başkentleri arasında yerini almıştır. Bu onurlu ve anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin kahramanlarını, tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve şükranla yâd ediyor, Ankara’nın başkent ilan edilişinin yıl dönümünü kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasimiz, cumhuriyetimizle birlikte 100’üncü yılına giderken, hamdolsun, tekâmül eden demokratik anlayışımız, toplumsal birliğimiz, barışımız ve uzlaşımız bugün çok daha güçlü, kararlı ve emin adımlarla geleceğe yürüyor. Özellikle, 2017 yılında hayata geçirdiğimiz ve 2018 yılında ete kemiğe büründürdüğümüz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sayesinde milletimiz, kendisine, ülkesine ve bölgesine karşı, bütün insanlığa karşı vazifelerini çok daha güçlü bir şekilde yerine getirmektedir ve hamdolsun, milletimizin refah, istikrar, diplomatik, bölgesel ve küresel olma mücadelesinin çok daha hızla kendi yolunda devam ettiğine tanık oluyoruz. 2020 yılında, salgın ortamında bütün dünya ekonomileri küçülürken hamdolsun Türkiye olarak bizler 1,8 yani pozitif büyüme ile yılı kapatan birkaç ülkeden biri olduk.

Yine, salgının dünyayı kasıp kavurduğu 2021 yılında, ilk çeyreğinde yüzde 7,2 büyüme oranıyla OECD ve G20 ülkeleri arasında rekor kırdık ve yine ikinci çeyrekte yüzde 21,6 büyüme oranıyla 19 milyar dolar ihracat hedefine aynı ay oranıyla ulaştık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İnşallah, 2021, bu noktada 210 milyar dolar ihracata ulaşmak suretiyle büyük rekorlara imza attığımız bir yıl olacaktır. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun, kutlu olsun. Tabii Türkiye olarak bir taraftan salgınla mücadele ederken diğer taraftan da Turkovac yani yerli ve millî aşımızın çalışmaları da devam ediyor. Faz 3 çalışmaları 30 merkezde tamamlandı ve özellikle 1,5 milyon gönüllü vatandaşımızın talip olduğu aşılama talebi 40 bin gönüllü üzerinde gerçekleştirildi. Sinovac’dan daha etkili olduğu, İngiliz varyantına karşı çok daha etkili olduğu görüldü. İnşallah, yerli aşımız Turkovac acil kullanım onayına müracaat edilebilecek seviyeye geldi, 3 tesiste üretimi için gerekli çalışmalar da yapıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) –  Günde 300 bin doz üretimi gerçekleşecek olan Turkovac’ın inşallah ülkemize ve milletimize şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Diğer taraftan da teknoloji yarışında Türkiye’yi gerçekten dünya uygarlığı içerisinde çok önemli bir noktaya ulaştıracak, 2022 yılı TOGG’un seri üretime başlanacağı yıl olacaktır. Bu çerçevede, fabrika inşaat çalışmaları devam ediyor, makine parkuru kuruluyor ve arabanın prototiplerinin testleri devam ediyor. Çarpışma testleri ve kış testleri başarılı sonuçlar vermiş durumda. 2022 yılı sonunda seri üretim bandından çıkacak ve 2023 yılının ilk çeyreğinde yollarımızı süsleyecek olan TOGG arabasının milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İnşallah vergi usul kanununu da biraz önce sayın grup başkan vekillerimizin de ifade etmiş olduğu uzlaşı içerisinde çıkarmayı temenni ediyor, hayırlı ve başarılı bir çalışma takvimi diliyor; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

13/10/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13/10/2021 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                 Lütfü Türkkan

                                                                                                      Kocaeli

                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 19 milletvekili tarafından, üniversite mezunlarının işsizlik sorununu çözmek, iş gücü piyasasına dâhil olmalarını sağlamak ve yeni istihdam alanlarının açılması amacıyla 12/10/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 13/10/2021 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Örs.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi olarak bugün gündeme gelen üniversite mezunlarının işsizlik sorununu çözmek, iş gücü piyasasına dâhil olmalarını sağlamak ve yeni istihdam alanlarının açılmasına imkân vermek adına vermiş olduğumuz önergeyle ilgili konuşma yapmak üzere huzurunuzdayım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde üniversite mezunu sayısı her yıl artarken bu mezunların iş gücü piyasasına dâhil olma oranı giderek azalmaktadır. İş gücü piyasasına dâhil olma imkânı yakalayan üniversite mezunlarının büyük kısmı ise özel sektörde asgari ücretle işe başlayabilmektedir. İstatistiklere bakıldığında üniversite mezunu istihdam oranında Avrupa’da sonuncu olduğumuz da bir gerçektir. Türkiye İstatistik Kurumunun açıklamış olduğu Ağustos 2021 verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının istihdama katılma oranı yüzde 66,3 seviyesindedir. Açıklanan bu oran yükseköğrenim mezunlarımızın yüzde 34’nün işsiz olduğunu göstermektedir yani iki ya da dört yıllık üniversite mezunu her 100 kişiden 34’ü işsizdir arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, geçen yıl 21 Ekim tarihinde, yine bu kürsüden atanamayan öğretmenlerimizin sorunlarına ilişkin vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerinde yaptığım konuşmadan sonra AK PARTİ Grubuna mensup bazı arkadaşlar sloganik sözlerle yarayı deşmekle beni suçlamışlardı. Değerli arkadaşlar, biz burada işsiz gençlerimizin sorunlarını dile getiriyoruz, bu gençlerimizin tarafımıza iletmiş oldukları mağduriyetlerini anlatıyoruz. Bu gençlerimiz torpil istemiyor arkadaşlar, bu gençlerimiz iltimas istemiyor, kartvizit istemiyor; eğitimini aldıkları alanlarda meslek sahibi olmak istiyorlar, bu gençlerimiz atanabilecekleri kadroların ilan edilmesini istiyorlar; bunlar, imtiyaz değil, adalet istiyorlar ama AK PARTİ’si her zaman olduğu gibi bu taleplere kulaklarını tıkamakta, çeşitli algılarla hayal satmakta ve üniversite mezunu işsiz gençlerimizi görmezden gelmektedir. AK PARTİ döneminde işsizler içindeki üniversite mezunu oranı katlanarak artmıştır. 2002’de işsizler içindeki üniversite mezunu oranı yüzde 10,8 iken 2020’de bu oran yüzde 23,5’e çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunlarının durumu ortada. 500 binden fazla İİBF mezunu işsiz gencimiz var, atanamayan öğretmenlerimiz var. Yanlış politikalarınız yüzünden ülkemizde atanamayan öğretmen sorunu kanayan bir yara hâline gelmiştir. Özellikle öğretmen ihtiyaçları ile mezun ve mezun olacak öğrenci sayısı arasındaki uçurum kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Bunun yanında, hepimizin malumu, iş arayan mühendislerimiz, hemşehrilerimiz, sağlıkçılarımız var.

Değerli arkadaşlar, üniversite kontenjanının artırılması, ihtiyaç olmayan alanlarda ikinci öğretim programlarının açılması; kampüs, yurt gibi üniversite imkânlarının olmadığı il ve ilçelerde siyasi kaygılarla fakültelerin açılması, hem yükseköğretimde kaliteyi aşağı çekmekte hem de üniversite mezunlarının iş gücü piyasalarına dâhil olma oranının azalmasına sebep olmaktadır. Yaşanan bu süreç, üniversite mezunlarının iş bulamaması, iş bulanlarınsa asgari ücret seviyesi işlerde çalışmak zorunda kalmaları gibi sonuçlara sebebiyet vermektedir.

Üniversiteleri yalnızca binadan ibaret gören, bina sayısının artmasını başarı hikâyesi gibi sunan bir yükseköğrenim politikasıyla geldiğimiz noktada her üç üniversite mezunundan 1’i maalesef işsizdir. Altyapısı olmadan açılan birçok yeni üniversitenin sayı ve bölümlerinin artması, üniversite mezunu işsizler ordusunda ciddi bir büyümeye sebep olmaktadır. Eğitim sistemi ile emek piyasası arasındaki uyumsuzluğun ortadan kaldırılması için elzem olan üniversite-sanayi iş birliği konusunda da dünyanın çok gerisinde kaldığımızı ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) - Değerli arkadaşlar, AK PARTİ’ye mensup arkadaşlar özellikle size sesleniyorum: Düzeltilmiş TÜİK verileriyle algı yaratmaya çalışıyorsunuz ama millet artık buna inanmıyor. TÜİK’e göre enflasyon düşüyor, işsizlik azalıyor, Türkiye büyüyor ama çarşı pazar öyle söylemiyor arkadaşlar, mutfak öyle söylemiyor. Biz size diyoruz ki: Arkadaş, enflasyonu kontrol altına alın. Siz TÜİK’i kontrol altına alıyorsunuz. Biz size diyoruz ki: İşsizlik artıyor, aman şuna bir el atın, kontrol altına alın bunu. Siz gidip TÜİK’i kontrol altına alıyorsunuz. Ama artık TÜİK de gerçekleri saklayamıyor.

Geçtiğimiz pazar günü telefonuma son dakikada bir mesaj geldi. Mesaj şu idi: 2021 yılı Ağustos ayı istatistiklerini TÜİK açıklamış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve yukarı yaştaki kişilerde işsizlik sayısı, ağustos ayında bir önceki aya göre 11 bin kişi artarak 3 milyon 965 bin kişi olmuştur diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden İzmir Milletvekili Sayın Murat Çepni.

Buyurun Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız, evet, işsizlik Türkiye’nin en temel problemlerinden bir tanesi ve işsizlikten en çok etkilenen kesimlerin başında da gençlik geliyor. Üniversite mezunları açısından bu sorun bir kangrene dönüşmüş durumda çünkü Türkiye’de üniversite sayısı artıyor. Tıpkı AKP’nin “Ekonomi büyüyor.” dediği gibi, evet, Türkiye’de üniversite sayıları artıyor fakat üniversite ve üniversite kültürü küçülüyor. Her 10 üniversite mezunundan 4’ü işsiz durumda.

Şimdi, tabii, Türkiye’de üniversite yani eğitim sistemi sistematik bir saldırı altında. Bu sistematik saldırı, bir taraftan üniversitelerin içinin boşaltılması, geleceğin antidemokratik bir muhtevada iktidarın arka bahçesi hâline getirilmesi saldırısı var, bir taraftan da üniversitede gelişen özgür düşünceye karşı, akademik demokratik üniversite, özerk demokratik üniversitesi mücadelesine karşı da çok sistematik bir saldırı gerçekleştiriliyor. Boğaziçinde kayyum rektöre karşı mücadele veren üniversite öğrencilerine karşı geliştirilen saldırılar bunun en tipik son dönem örnekleriydi. Şimdi, tabii üniversite mezunları işsizler ve çoğu da bitirdiği bölüm dışında başkaca işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Bunlar nedir? Mesela diyelim ki motorlu kuryelik yapıyor üniversite mezunları ya da marketlerde çalışan işçi hâline geliyorlar ya da -en son yine gündemimize gelen- atık kâğıt işçisi olarak çalışmak zorunda kalıyorlar. Yani üniversite mezunları kendi bitirdiği bölümlerde çalışamaz hâldeler. Başka bir iş kolunda çalışıyorlar fakat orada da yine açlığa mahkûm ediliyorlar. Atık kâğıt işçilerinin karşı karşıya kaldığı saldırılar buna tipik bir örnektir. Yani üniversiteyi bitiriyor, bitirdi anında işe giremiyor, başka bir alanda çalışıyor, orada da sarayın saldırılarına maruz kalıyor.

Tabii, son dönemde yine yurt meselesi de buna ekleniyor. Örneğin, üniversite bitiriliyor, sonrasında KYK bursları faiziyle geri isteniyor öğrencilerden. Tabii orada da KYK yurt meselesi çok sayıda gündeme geldi. Burada da yine artan yurt sayısıyla AKP övünüyor fakat orada gerçekler şöyle: AKP gençliğini yaratmak, dinci, kinci bir nesil yaratmak açısından esasen özel yurtlara, vakıf yurtlarına öğrenciler yönlendirilmeye çalışılıyor. Tekrar gündeme geldi bunlar, burada tabii biz şunu da söylüyoruz: Güvenlik soruşturmaları kaldırılmalıdır. Yine KYK borçları tümden silinmelidir ve üniversite gençliğinin en temel sorunlarından bir tanesi olan atanmayan öğretmenlerin sorunu çözülmelidir, öğretmenler atanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –  Tamamlayalım lütfen.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Hem atanmayan öğretmenleri hem de işsizlik girdabı içerisinde ayakta kalmaya çalışan başta atık kâğıt işçileri olmak üzere tüm arkadaşlarımızı buradan selamlıyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Zonguldak Milletvekili Sayın Ünal Demirtaş.

Buyurun Sayın Demirtaş. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ankara’nın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümünü de kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz çok ağır bir ekonomik buhran yaşamaktadır. Zaten AK PARTİ hükûmetleri ülkeyi kötü yönetiyordu ama tek adam rejimiyle birlikte kötü yönetim zirve yaptı ve tek adam rejimi pandemi sürecini de maalesef yönetemedi. Döviz kurları, enflasyon fırladı, hayat pahalılığı arttı, vatandaşların alım gücü düştü, işsizlik patladı, kriz de ekonomik buhrana dönüştü. Tek adam rejiminin yöneticileri ve yandaşları saraylarda lüks ve debdebe içerisinde yaşarken kötü yönetmenin faturasını ise dar gelirliler ağır bir şekilde ödemeye başladılar. En ağır faturayı ödeyenler de işsizler, özellikle genç işsizler; insanlar iş bulamadıkları için, geçinemedikleri için ve umutlarını yitirdikleri için intihar etmeye başladılar.

Değerli milletvekilleri, TÜİK bundan iki gün önce iş gücü istatistiklerini yayınladı; işsizliği yüzde 12,1, işsiz sayısını ise 3 milyon 965 bin olarak açıkladı. Gerçek işsizlik rakamı bu mu? Elbette değil. Sadece temmuz, ağustos, eylül aylarında -üç ayda- İŞKUR’a 518 bin kişi işsizlik maaşı için başvurdu. TÜİK, saraydan aldığı talimatla sarayın beceriksizliği ortaya çıkmasın diye istatistik oyunlarıyla gerçek işsizlik rakamlarını gizlemektedir. Ülkemizde gerçek işsizlik rakamı en az 8 milyondur yani TÜİK'in açıkladığı rakamın en az 2 katıdır. TÜİK'e göre çalışabilir nüfusumuz 63 milyon  831 bin kişidir. İş gücüne dâhil olmayanlar yani iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar ve iş bulma ümidi olmayanlar ise 31 milyon 160 bin kişidir. Türkiye, iş gücüne dâhil olmayan nüfus sıralamasında Haziran 2021 Eurostat araştırmasına göre yüzde 45’le Avrupa'da ilk sıradadır ama TÜİK bu kişileri işsiz saymamaktadır. Çünkü TÜİK'e göre işsiz sayılmak için son dört hafta içinde aktif bir şekilde iş aramış olmak gerekiyor; TÜİK, sizi, ancak o zaman işsiz saymaktadır.

Değerli milletvekilleri, işsizlik oranı gençlerde ise çok daha yüksektir, her 3 gençten birisi işsizdir. Her yıl işgücü piyasasına 1 milyon genç kişi girmektedir. Bu 1 milyon gencimize iş bulamadığınız gibi mevcut işsizlere de iş bulunamamaktadır. Değerli arkadaşlar, “İş gücüne dâhil olmayan nüfus” dediğimiz, bu ülkenin geleceğine umut olan gençlerdir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Devamla) – Ama TÜİK verilerinden bile  gençlerin oranı 2019 yılında yüzde 26’yken 2021’de bu oran yüzde 28,3’e yükselmiştir. 2019-2020 eğitim yılında 1 milyon 112 bin genç üniversiteden mezun olmuş ancak sadece yüzde 66,3’ü iş bulabilmiştir. 2020 Eurostat verilerine göre ise Avrupa ülkelerindeki ortalama 84’tür. Bu verilerle, bu rakamlarla Avrupa sonuncusuyuz maalesef. Öte yandan, iş bulmayı başaran gençlerimiz de insanca bir yaşamaya yetecek kadar ücret alamamaktadırlar. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin verilerine göre üniversite mezunlarının büyük bir bölümü asgari ücret civarında ücretlerle işe başlamaktadırlar. Mühendislik gibi bölümlerde asgari ücretle işe giriş oranı yüzde 40’lar civarındadır, sosyal bilimlerde yüzde 60’ları bulmaktadır. Yani gençler ya iş bulamıyor ya da asgari ücretle ancak iş bulmaktadırlar. Düşünün, dört yıl eğitim almışsınız gelecekle ilgili büyük umutlarınız var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Demirtaş.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın Orhan Yegin.

Buyurun Sayın Yegin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN YEGİN (Ankara) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; İYİ Parti Grubunun vermiş olduğu öneri üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

 Rahmetirahman'a kavuşan kıymetli büyüğümüz, ağabeyimiz, mütefekkirimiz, Milletvekilimiz İsmet Uçma’ya Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

 Millî Mücadele'nin sevk ve idare merkezi, İstiklal Savaşı'nın karargâhı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kalbi olan Ankara'mızın başkentimiz oluşunun 98’inci yıl dönümü bugün. Bir Ankara Milletvekili olarak bu onurlu ve anlamlı günde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Millî Mücadele kahramanlarımızı, tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve şükranla yâd ediyor, Ankaralı hemşehrilerimiz başta olmak üzere aziz milletimizi ve onu temsil eden Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

 Kıymetli milletvekilleri, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin uğraştığı en önemli sorunların başında gelen işsizlik, sadece belli ülkelerin sorunu olmaktan çıkıp artık tüm dünyanın temel sorunlarından biri hâline gelmiştir. Bugün, dünyada küresel bir işsizlik sorunundan söz edilmektedir. Teknoloji gelişirken üretim sistemleri de buna bağlı olarak değişmekte ve iş gücünün bu gelişmelere ayak uydurması zorlaşmakta, nüfus artışına bağlı olarak artan iş gücüne istihdam imkânları oluşturmak bu değişimler dolayısıyla da giderek zorlaşmaktadır.

Diğer yandan, yaklaşık iki yıldır Covid salgını tüm dünyada istihdam piyasalarını derinden etkilemiştir  hiç şüphesiz ve işsizlik oranlarında ciddi sıçramaların yaşanmasına neden olmuştur. Salgın sebebiyle ortaya çıkan ekonomik sorunlar daha önce hiçbir krize benzemeyecek şekilde derin yaralar açtı. Bu süreçte istisnasız tüm ülke ekonomilerinin hem arz hem de talep cephesi çok  katmanlı bir şekilde krize girdi. Tüm dünyada üretim azaldı, işsizlik arttı, maliyetler ve fiyatlar aldı başını gitti. Bugün gelinen noktada her ülke kendi önlemleriyle bu sorunu en düşük seviyeye indirmenin derdindedir. Aşılanmayla salgının ölümcül gücünün azalması ve hayatın her alanında yavaş yavaş normale dönülmesiyle birlikte ekonomide ortaya çıkan olumsuz durumlar da inşallah yavaş yavaş ortadan kalkacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, nüfusu genç olan bir ülkedir, hâlen 8 milyondan fazla üniversite öğrencimiz bulunmaktadır. Genç nüfusumuzun bize getirdiği avantajların yanında bu durum elbette ki bizim omuzlarımızdaki yükü de ağırlaştırmaktadır. Beşerî sermayemiz olan gençlerimizin eğitim hakkından yararlanması için sarf ettiğimiz çabanın daha çoğunu gençlerimizin istihdama katılabilmeleri, iş bulabilmeleri için sarf ediyoruz, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu grup önerisinden önce de işsizlik, genç işsizliği, kadın istihdamı gibi konularda benzer ithamlarla, ben sözlerle çok grup önerileri verildi. Özellikle gençlere yönelik istihdam politikalarında sanki Hükûmet hiçbir şey yapmıyormuş, kulağını gençlere tıkamış, gençler kaderine terk edilmiş gibi bir algı yapılmaya çalışıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ORHAN YEGİN (Devamla) – Biz de her seferinde bunların doğru olmadığını söyledik ve on dokuz yıldır neler yaptığımızı madde madde bütün programlarıyla beraber açıkladık.

AK PARTİ olarak bizim kalkınma politikalarımızın merkezinde daima istihdam yer almıştır. İşsizlikle ilgili gerekli adımları atarken gençlerimizin istihdama katılabilmeleri için büyük bir çaba sarf ediyoruz ve bütün uygulamalarımızda bunu esas alıyoruz.

Kıymetli milletvekilleri, dünyada zaten yaşanmakta olan genel ekonomik sıkıntılar salgın nedeniyle birlikte daha da ağırlaşırken Türkiye en az kayıpla bu süreci yönetmeye çalışıyor. Buna rağmen, ısrarla ekonomimizi kötüleyerek sanki sadece bizim ülkemizde ekonomik sıkıntılar varmış ve tüm ekonomik olumsuzlukların doğrudan sebebi hükûmetmiş gibi olayları yansıtmanın da en hafif tabiriyle selden odun kapmak olarak tanımlanan duruma düşmek olduğunun altının çizmek gerekiyor ve altını tekraren çizerek söylüyoruz: Milletimize verdiğimiz her sözü yürekten inanarak ifade ettik, bu sözleri yerine getirmek için bütün gücümüzle gece gündüz çalıştık, çabaladık. Bugüne kadar pek çok alanda ülkemizi hedefimize ulaştırdığımız gibi… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yegin.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Gelir uçurumunda son on bir yılın zirvesindeyiz Orhan Bey.

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… İYİ Parti grup önerisi kabul edilmemiştir.

60’a göre yerlerinden 3 sayın milletvekiline söz vereceğim.

İlk söz Sayın Özcan, buyurun.

 

 

 

SUAT ÖZCAN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün seçim bölgem Muğla ili Milas ilçesinde tarımsal üretimin önemli merkezlerinden olan bölgede Derince, Kandak, Selimiye Mahallelerinde aşırı yağış, şiddetli fırtına ve hortum evlerin hasar görmesine, bağ, bahçe, tarlalarda maddi hasar meydana gelmesine sebep olmuştur. Olayın hemen akabinde Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat bölgeye giderek hasar tespiti ve yardım çalışmalarını başlatmıştır. Selimiye, Derince, Kandak Mahallelerindeki hemşehrilerime geçmiş olsun diyorum. 

 

 

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

 

 

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Dün İstanbul Milletvekilimiz Sayın İsmet Uçma ağabeyimizi Hakk’a yolcu ettik. Rabb’im mekânını cennet eylesin.

“…”(x) diye bir Fatiha okumak istiyorum:

(Hatip tarafından Fatiha suresinin okunması)

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Rabb’im İsmet Uçma ağabeyimize ve tüm ölülerimize  rahmet eylesin.

BAŞKAN – Âmin.

Sayın Özen…

 

 

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Teşekkürler Başkan.

Geçenlerde Isparta’da Alevi canların lokmalarıyla bir cemevi yapıldı. Açılışına AKP’li belediye başkanı, vali de katılmıştır. Alevi kurum başkanları eşit yurttaşlık taleplerini, cemevlerinin ibadet yeri sayılmasını konuşmalarında talep etmişlerdir. Belediye başkanı ve vali “Bunlar siyasi taleplerdir. Ben de çimento ve demir verdim…” Sanki kendi cebinden vermiş gibi açılışa müdahale etti ve provoke etti. Tüm Alevi kurumların başkanları ve kanaat önderleri protesto ederek alanı terk ettiler. Burada birçok sefer söyledik, Alevilerin üzerinden ellerinizi çekin, herkes hakkını ve haddini bilsin. Bu belediye başkanı ve vali derhâl görevinden alınsın.

Teşekkürler.

 

 

 

BAŞKAN –Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

                                                                                                      13/10/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13/10/2021 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               Meral Danış Beştaş

                                                                               Siirt

                                                                               Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

13 Ekim 2021 tarihinde, İstanbul Milletvekili Sayın Serpil Kemalbay Pekgözegü ve arkadaşları tarafından, katı atık emekçilerinin yaşadığı sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan, 14829 grup numaralı Meclis Araştırma Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak, görüşmelerinin 13/10/2021 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin gerekçisini açıklamak üzere söz talep eden İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Sayın Başkan, sayın vekiller; öncelikle katı atık işçileri ekmeğini kazanmak için, geçimini sağlamak için bu işi yapıyorlar. Aynı zamanda yaptıkları işin hem ekonomiye hem ekolojiye de büyük faydaları var.

Yeniden değerlendirilebilir atıkları geri dönüşüm sektörüne kazandırarak inkâr edilmez bir fayda sağladıkları ortada. Ne var ki böylesine önemli bir görev üstlendikleri hâlde 500 bine yakın katı atık işçisi sağlıksız koşullarda çalışıyor, sosyal güvenceden yoksun, düşük gelirle ve düşük ücretle çalışıyor, sosyal dışlanmaya maruz kalıyor. Şimdi de İstanbul Valiliği tarafından kriminalize ediliyor. Anayasa’nın 49’uncu maddesi “Çalışmak herkesin hakkıdır.” diyor ve devletin buradaki görevini hatırlatıyor. Devlet işsizliği önlemek için elverişli ekonomik ortam yaratmakla görevlidir. Hükûmet bu görevi yapmıyor fakat daha fazla katı atık işçilerini mağdur ediyor. Atık işçileri kendimizi bildik bileli varlar, şimdi neden istenmez oldular, aslında buna bakmak gerekiyor. Neden bu alanı düzenleyip emekçileri insana yakışır iş koşullarında çalıştırmıyorsunuz?

“Sıfır atık, çevreyi korumak vs.” ağzınızdan düşmeyen şeyler ama yaptığınıza bakın. Neden aklınıza polis müdahalesi geliyor, zabıta müdahalesi geliyor? İstanbul Valiliği kararıyla Ümraniye’de, Bahçelievler’de, Sancaktepe’de, Bakırköy’de, bu ilçelerde 200’e yakın atık deposunu bastınız ve 240 emekçiye ceza kestiniz, 145’i Afganistanlı göçmen 286 kâğıt işçisine de idari ceza işlemi uyguladınız. Afgan göçmenler sınır dışı edilmek üzere Tuzla Geri Gönderme Merkezine gönderiliyor yani Taliban’ın kucağına mı atacaksınız Afganistanlı göçmenleri?

Önceki gün Dünya Kız Çocukları Günü’ydü, 17 yaşındaki kız çocuğu Dursun Güllü çekçeğiyle Bahçelievler’de çöpten atık topluyor, gene genç kız zabıta tarafından darp ediliyor, raporu var; çekçeğine el konuluyor. Sizin kız çocuklarına reva gördüğünüz yaşam standardı bu mu? Ortada kimsenin göze alamayacağı, kirli, tehlikeli, yoğun bir emek var. Kadın, çocuk, genç, yaşlı vatandaşlar gece yarıları, şafak vakitleri çöpten gelir elde etmeye çalışıyor. Nasıl bir mecburiyettir hiç düşündünüz mü? Çöpten çıkarılanlar ekmek, süt, kiraya dönüşüyor. Çöpten elde edilen gelir elektrik, su, doğal gaz ve hatta 2 kattan fazla olan kömür faturaları için harcanıyor.

İstanbul Valisi sözde kayıt dışı, sağlıksız koşullarda izinsiz, ruhsatsız olduğu için denetim yapıyormuş. Hadi oradan diyorum. Ruhsat verdiniz de almadılar mı? Sağlıklı koşullar yarattınız da kabul etmediler mi? Bakın, kâğıt işçileri diyor ki: “Ne yaptık size? Alın terimizle ekmeğimizi kazanıyoruz, kimin malına göz diktik, atıklarımıza devlet göz koymuş.” Bilmiyorum, sosyal medyada gördünüz mü? 74 yaşındaki bir amca şöyle diyor: “Çalışmak zorundayız. Ameliyat oldum, parmağım kesildi, sancı içindeyim ama çalışıyorum.” ağlayarak bunu anlatıyor. Bu utanç sizin utancınız.

Belki aranızda bazılarınız bir zamanlar yoksulluk içinden buraya gelmiştir ama şimdi mağrur oldunuz, garibanı da, fakiri de hor görür oldunuz çünkü siz, zengini zengin, yoksul yoksul yapmayı iyi biliyorsunuz. Söyleyin, çöpleri şirketlere mi ihale edeceksiniz? Şirketler daha çok rant kazansın, kâr kazansın diye mi katı atık emekçilerine düşman oldunuz? Kaç yıldır çalıştaylar yaptınız dostlar alışverişte görsün diye, hiçbir sorunu çözmediniz. Geri dönüşüm işçilerini yasal statüye kavuşturmadınız, onların taleplerine gözlerinizi tıkadınız. Sizin çözümünüz depoları basmak, polis göndermek, depodaki mallara el koyup bir de o malları satmak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – Bakın, ekim ayındaki baskınları yakından izledik. İstanbul vekillerimiz depolara gittiler.

Bir dakika?

BAŞKAN – Evet, tamamlayalım lütfen.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla)  – İstanbul vekillerimiz depolarda nöbet tuttu. Ekonomi Politik Komisyonu olarak atık emekçileri için görüşmeler yaptık, katı atık işçilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini konuştuk; onların talepleri şunlar: İstanbul valiliği talimatı geri çeksin. Tutuklanan kâğıt işçileri serbest bırakılsın. El konan motorlu çekçekler iade edilsin. Geri dönüşüm işçilerine yasal statü verilsin, sigorta ve emeklilik hakları verilsin; işçilerin iş güvencesi ve iş güvenliği koşulları düzenlensin, çalışma ve barınma koşulları iyileştirilsin. Yapılması gerekenler baskınlar değil, yapılması gerekenler katı atık emekçilerinin sorunlarını çözmektir. Şirketlere değil, katı atık emekçilerine zamanınızı ayırmanız gerekiyor.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli)  – AK PARTİ, sessiz dünyanın gür sesi, kimsesizlerin kimsesi, mazlumların hür sesidir.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)  – Ya, evet, evet!

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Aksaray Milletvekili Sayın Ayhan Erel.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerimin başında AK PARTİ Milletvekili İsmet Uçma Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum; yakınlarına, ailesine, sevdiklerine ve AK PARTİ camiasına başsağlığı diliyorum.

Yine, Millî Mücadele'mizin karargâhı, bağımsızlığımızın nefesi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün ebedî istirahatgâhı olan Ankara'nın başkent oluşunu da kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; atık toplayıcılar geri dönüşüm ekonomisinin ayrılmaz parçasıdır. Geri dönüşüm, plastik, cam, kâğıt, metal, demir, çelik, bakır, kurşun, kauçuk gibi pek çok artık ürünlerin geri kazanılıp yeniden değerlendirilmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple, doğal kaynaklarımızın tüketimi azalmakta, büyük oranda ekonomik tasarruflar sağlanmaktadır.

Türkiye'de 2019 verilerine baktığımız zaman, kâğıt atıkların yüzde 43’ü, plastik atıkların yüzde 27’si, cam atıkların yüzde 12’si, tekstil atıklarının yüzde 8’inin geri dönüşümünün sağlandığı görülmektedir. Bu geri dönüşümde de bugün ekmeği elinden alınmak istenen kâğıt toplayıcılarımızın veya “çekçekçi” diye tabir edilen vatandaşlarımızın katma değeri çok büyük. Kendileriyle görüştüğümüzde, kendilerine bir meslek tanımının yapılmasını istiyorlar; eğer devletin, bu insanlar arasında devletin güvenliğine, vatandaşın mal ve canına olumsuz yönde etki edecek insanların varlığından dolayı endişeleri varsa bunların bir statüye kavuşturulmasını, kendilerine kimlik verilmesini, gerekirse devlet tarafından tek tip kıyafet giydirilmesini ve bu işi yapacak insanların da tıpkı devlet memuriyetine alınır gibi bir güvenlik araştırmasından geçirilmesini de talep ediyorlar. Zira onlar diyorlar ki: “Biz ekmeğimizi buradan kazanıyoruz, çoluğumuzun çocuğumuzun nafakasını buradan temin ediyoruz. Eğer bunu elimizden alırsanız yapacak başka bir işimiz kalmaz.” Sayın Bakan da “Bu işi yapan insanlar, Sıfır Atık Hareketi'ne tam destek veren, yeşil ekonomiye en büyük katkı sağlayan emekçi insanlardır.” diyerek onların yaptıkları işin kutsallığını da belirtmektedirler. Başta da dediğim gibi bunları eğiterek, çeki düzen vererek ve devletin kontrolü altına alarak ekmeklerini elinden almayalım ama amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekse de onu da bilemiyorum, bunun takdirini de yüce Türk milletine bırakıyorum.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, kürsüye bunlarla çıkılmasa iyi olur ama.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çöpçülerin topladığı çöp bu.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Meclisten mi topladınız bunları?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet, sizin katlarınızda bulunan çöpleri topladım, getirdim buraya İbrahim Bey.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Son günlerde İstanbul Valiliğinin talimatıyla ilgili olarak kâğıt toplayıcılarına yönelik operasyonlar yapılıyor. Neler yapılıyor? Depolarındaki malzemeler toplanılıyor, “çekçekler” diye tabir edilen el arabalarına el konuluyor. Bu insanlardan ne istiyorsunuz? Başkaları gibi hırsızlık mı yapsınlar, uyuşturucu mu satsınlar, rüşvet mi yesinler, belediye araçlarıyla kaçakçılık mı yapsınlar? Belediye araçlarıyla kaçakçılık Şırnak ili, İdil ilçesi AK PARTİ’li Sırtköy Belde Belediyesi Başkanının basına yansıyan haberlerle belediye aracıyla gayet rahat kaçakçılık yaptığı iddia ediliyor; iki saat gözaltına alınıyor, serbest bırakılıyor ama garibim, çöp toplayan, kâğıt toplayan insanlar cezaevinde Sayın Başkanım. Yani cezaevinde olması gereken kaçakçılar dışarıda dolaşıyor, ekmek parası için kâğıt toplayanlar cezaevine gönderiliyor.

Değerli arkadaşlar, bu insanlar alın teriyle birkaç kuruş para kazanmak için gece gündüz demeden çalışıyorlar; aslında bu insanlara teşekkür etmek lazım. Anayasa’mızın 2’nci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti devleti bir sosyal devlettir.” deniliyor; 5’inci maddesinde “Devletin vatandaşın önündeki ekonomik engelleri kaldırması gerekir.” deniliyor ancak sizler bu vatandaşlarımızın önündeki engelleri kaldırmak yerine bizzat engel koyuyorsunuz. Her gün kâğıt toplayıcılarının, yoksul durumda olan vatandaşlarımızın sayısı artıyor. Neden artıyor, bunu sormanız gerekiyor. Hani 2002’de “Biz 3Y’yle geldik; yoksulluğu bitireceğiz, yasakları bitireceğiz, yolsuzlukları da bitireceğiz” diyordunuz ya, 2002’deki başladığınız yere geldiniz arkadaşlar yani bir ilerleme yok. Bu insanlar işsiz. Türkiye’de ekonomiyi batırdınız. Bu insanlar iş bulamadıkları için çöpten ekmek çıkarma telaşının içerisine girmişler, bunların hiçbir güvencesi yok. Kâğıt toplayıcılarının elinden tutmanız gerekir, emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Yasal düzenleme eksik; buyurun, biz size Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu desteği veriyoruz, bu vatandaşları güvenceye kavuşturalım. Hep “Şeyh Edebali şöyle der: ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’” diyorsunuz ya, gelin, bu çöp toplayan vatandaşlarımızı yaşatalım ki devlet yaşasın. Peki, sizin bu “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” 5’li çete için mi söyleniyor? Yok, 84 milyon insan için söyleniliyor. Gelin, bu insanlarımızı da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Başkanım, özür dilerim.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, yoksulluk arttığı için çöp toplayanların sayısı artıyor ve burada siz 30 milyon doları karşılıksız Somali’ye göndereceğinize, bunu, benim ülkemde bulunan fakir fukaraya, yoksula verelim.

Onun için 84 milyon insana sesleniyoruz: Asla umutsuzluğa kapılmayınız. Cumhuriyet Halk Partisi herkesin umududur; 84 milyon insanın umududur, işçinin umududur, kâğıt toplayıcının umududur, esnafın umududur, EYT’lilerin umududur, tüm çalışanların umududur. Asla ve asla umutsuzluğa kapılmayın. Ülkeyi kötü yönettiğiniz için kâğıt toplayıcılarının sayısı arttı; bunun kabahati sizin değerli arkadaşlar. Eğer ülke iyi yönetilmiş olsaydı, bu kadar kâğıt toplayıcıları olmazdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) – Sizin çöplerinizde bulunan ne arkadaşlar? Burada kutular bulundu, efendim, burada şu poşetler bulundu. İnsanlar bunu toplayarak para kazanıyor, evine ekmek götürmeye çalışıyor, namerde muhtaç olmamak için çalışıyor arkadaşlar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bunlara bir imkân tanıyın.

Teşekkür ederim.

Saygılarımı sunuyorum.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Grubumuza dönük tüm iddiaları reddediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanal.

Adalet ve Kalkınma Partisi grubu adına söz talep eden Bursa Milletvekili Sayın Muhammet Müfit Aydın.

Bir saniye Sayın Aydın, Mahmut Bey işini bitirirse sizi kürsüye alacağız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben, bir izin verirseniz Muhammet Beyin yanında şöyle…

BAŞKAN – Öyle bir usulümüz yok Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir ilki başlatalım yani dostumdur, iyi bir ağabeyimizdir.

BAŞKAN – Gelecek sefer…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani Muhammet’e dilerim gerçekleri savunur, onu seviyorum çünkü.

BAŞKAN – Gelecek sefer birlikte çağırırım kürsüye.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani adalette ayrım yapmayacak…

BAŞKAN - Sayın Tanal, teşekkür ediyoruz.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Tanal, bunların çoğunluğu Suriyeli, siz bunları geri gönderecektiniz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Abi MHP konuşsaydı, niye konuşmadınız? Bunlar ülke sorunu mu değil mi?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ebedî hayata yolcu ettiğimiz İstanbul Milletvekilimiz İsmet Uçma bilgi birikimiyle irfan ve üstat bir ağabeydi. Farklılaştırmadan farklı düşünmenin bir zanaat olduğunu hissedeceğiniz bir kişiliğe sahipti. Ailesine, sevenlerine ve camiamıza sabırlar diliyorum; Allah rahmet etsin, ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)          

Ankara’nın başkent oluşunun yıl dönümünü tebrik ediyor, payitahtımızın ilelebet devamını diliyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Payitaht ne demek?

MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Devamla) – Payitaht başkent demektir hanımefendi, çok iyi biliyorsunuz.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Onu da mı bilmiyorsunuz?

MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Devamla) – Zorla bizi tahrik etmenizin bir manası yok.

Ülkemizde hızlı ekonominin büyüme, kentleşme, nüfus artışı ve refah seviyesinin yükselmesi giderek artan miktarda atık üretimine yol açmaktadır. Bu atıklar insan ve çevre sağlığı açısından potansiyel tehlike oluşturmakta. Atıkların çevreye zarar  vermeden bertaraf edilmesi başta çevre ve insan sağlığı olmak üzere ekonomiyi de yakından ilgilendirmektedir. Dünyadaki birçok ülkenin başlıca sorunu olan katık yönetimi ülkemizde de özenle yürütülen çalışmaların başında yer almakta olup bu çalışmalar toplumsal ve siyasi duyarlılığın artmasıyla birlikte on yılda çok ciddi bir gelişme göstermiştir. Özellikle, AB  üyelik süreci de bu çalışmalarımızı önemli oranda tetikleyen bir unsuru olmuştur. Planlama çalışmalarında ortaya çıkan önemli hususlardan biri de atılacak adımlarda tüm paydaşların ve vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleşeceği gerçeğidir. Yerel yönetimler başta olmak üzere gerek kamu gerekse sanayi ve bireylerin üstlendiği sorumlulukların çevre ve kaynak ekonomisi içerisinde hayata geçirilmesi gerekmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatımıza göre, hizmet akdine bağlı olarak bir veya birden fazla işveren yanında çalışanlar sigortalı sayılmaktadırlar. Bir diğer sigortalılık statüsü olarak da kendi nam ve hesabına çalışanlar sayılabilirler. Geri dönüşüm tesislerinde faaliyet gösteren bir firma bünyesinde çalışanlar, diğer tüm sektörlerde çalışanlar gibi 5510 sayılı Kanun'un 4/A statüsünde sigortalı sayılırlar. İşverenleri bu çalışanları SGK'ye bildirerek adlarına prim ödemektedirler. Çalışma hayatının denetimini gerçekleştiren Sosyal Güvenlik Kurumunun sektörel denetim programlarına hurda ve katı atık sektöründe çalışanlar da dâhildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir işverene bağlı olmaksızın katı atıkları toplayıp geri dönüşüm tesislerine getiren ve satanlar ise kendi adlarına çalışmakta olup bir işveren tarafından sigortalanmaları mümkün değildir. Bu şekilde çalışanlar ancak vergi mükellefi oldukları takdirde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Devamla) - …kanunun 4/B statüsüne sigortalı sayılacak ve sigorta primlerini kendileri ödemek durumunda kalacaklardır. Katı atık toplayıcılarının İş Kanunu ile Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamındaki haklarından faydalanabilmeleri her şeyden önce kayıt altına alınmalarına bağlıdır. Katı atık toplayıcılarının bir iş yerine bağlı ve ücret karşılığında sigortalı olarak çalışmaları hâlinde ücret, çalışma süresi, yıllık izin gibi İş Kanunu'nda yer alan haklar bakımından diğer işçilerden herhangi bir farkları da bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yürütülen mevzuat ve teknik çalışmaların yanı sıra büyük oranda toplumumuzda bu alanda gerçekleştireceğimiz kültür değişime bağlı olduğunun da farkındayız. Bu bağlamda okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar her seviyedeki öğrencilerimize ulaşma hedefiyle Millî Eğitim Bakanlığımız ve 38 üniversiteyle imzalanan  iş birliği protokolleri çerçevesinde iş sağlığı ve güvenliği… 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Devamla) – …kültürel gelişimi sağlamak için çalışmalarımız devam etmektedir.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Mevzuat okuyorsunuz bize mevzuat, sorularımıza da böyle cevap veriyorsunuz.

MUHAMMET MÜFİT AYDIN (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, zaten bu kâğıt toplayıcıları diyorlar ki: “Kardeşim, bizi kayıt altına alın.” Ama İstanbul Valiliği kayıt altına almıyor, İstanbul Valiliği de “Efendim, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da böyle söylüyor.” diyor. Yani, İstanbul Valiliği: “Bu kâğıt toplayıcılarının ekmek yememesi için, çöp toplamaması için bize bu talimatı AK PARTİ’nin Çevre ve Şehircilik Bakanı verdi.” diyor.

BAŞKAN – Sayın Tanal kürsüde ifade ettiniz, teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sağ olun.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

 3 sayın milletvekiline yerinden 60’a göre bir dakikalık söz vereceğim.

 İlk söz Sayın Aksoy’un.

 Buyurun Sayın Aksoy.

 

 

 

HÜSEYİN AVNİ AKSOY (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karabük ilimiz son yıllarda özellikle kış aylarında giderek artan hava kirliliğiyle karşı karşıyadır; başta insan hayatı olmak üzere bitki ve hayvan yaşamı üzerinde de zararlı etkilerini göstermektedir. Karabük’te meydana gelen asit yağmurları sonucu şehir ve orman ağaçlarının yanı sıra tarımsal ürünlerde kuruma, sararma, bozulma gibi durumlar yaygın olarak görülmeye başlamıştır. Mevcut hava kirliliği insan sağlığını doğrudan tehdit ederek akciğer kanseri, kalp damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, erken yaşlılık, erken ölüm gibi son derece önemli hastalıklara yol açmaktadır. Açlığa on gün, susuzluğa üç gün dayanıp havasızlığa beş dakika dayanamayan bir insan için saatte 30 metreküp temiz havaya ihtiyaç vardır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a sormak isterim: Karabük halkının sağlığı için ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Topal…

 

 

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Seçim bölgem Hatay’da özellikle çiftçilerimiz perişan durumda. Özellikle Amik Ovası’nda 80 bin, 90 bin, 100 bin liralık elektrik faturası geliyor. Hani iktidar sürekli diyor ya “Çiftçilerimiz mutlu, biz çiftçilerimizin yanındayız.” Hangi çiftçilerin yanında? Traktörüne haciz geliyor, arazisini satıyor ve ürünü tarlada kalıyor; kimileri de ekemiyor. Bu yüzden iktidara, bakanlara bir kez daha sesleniyoruz: Çiftçilerimizin sesini lütfen duyun.

Ayrıca, Samandağ ilçemizden havaalanına sadece bir üst geçit var. Onlarca kilometre trafik sıkışıyor, insanlarımız işlerine yetişemiyor. Ya, dağın olmadığı yerde tünel yapıyorsunuz, Samandağ ilçemizden havaalanına bir tane üst geçit yapamıyorsunuz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Açanal…

 

 

ZEMZEM GÜLENDER AÇANAL (Şanlıurfa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sözlerime başlamadan önce vefat eden değerli dava büyüğüm, milletvekilimiz, merhum İsmet Uçma’ya Allah’tan rahmet diliyorum.

Ahilik teşkilatı; iyi ahlak, doğruluk, kardeşlik, yardımseverlik gibi değerler üzerinden yüzümüzü ağartan, başımızı dik kılan bir medeniyet projesidir. Ahilik, bilginin hikmetle, ticaretin edeple buluşmasıdır. Evimizden dışarı çıktığımızda karşımıza bakkal, manav, berber, terzi, kasap, hırdavatçı, lokantacı, ayakkabıcı, tuhafiyeci, tamirci, şoför olarak çıkan tüm esnaf ve sanatkâr kardeşlerime saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEMZEM GÜLENDER AÇANAL (Şanlıurfa) - Bu vesileyle, emek ve alın terini vatanseverlik duygularıyla birleştiren esnaf ve meslek kuruluşlarının Ahilik Haftası'nın birlik ve beraberlik içerisinde geçmesini temenni ediyor, atalarının mirasına sahip çıkan esnaf ve sanatkârlarımıza şükran ve saygılarımı sunuyorum.

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet Baltacı, dinliyorum.

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Sayın Başkanım, az önce Sayın Ravza Kavakcı benim ismimi kullanarak ve partimizi hedef alarak şöyle bir ifadede bulundu: “Muhalefet iftira, yalan ve algı demek değildir; muhalefet yapmak böyle olmaz, bu bir acziyettir” dedi. Yerimden bir cevap vermek istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Evet, “ucuz siyaset”i de ekledi.

Buyurun.

 

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçen hafta kürsüde yapmış olduğum konuşmada şöyle demiştim: “Ravza Kavakcı’nın Amerika'daki eğitim masraflarını karşılarken yıkılmadıysa bu devlet, tüm afetzede çocukların da eğitim masraflarını karşılayacak, onlara karşılıksız burs verecek kadar da güçlüdür.” Buna karşılık Sayın Kavakcı bugün şöyle bir ifadede bulundu: “Muhalefet iftira, yalan ve algı demek değildir; muhalefet yapmak böyle olmaz, bu bir acziyettir, bu ucuz bir siyasettir.” Ve Cumhuriyet gazetesinde yayınlatmış olduğu tekzibi göstermiştir. Ne tesadüf ki o tekzip kararını veren hâkim AKP yönetiminde 2011-2018 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İETT’de avukatlık yapmış bir hâkimdir. Bütün konuyu kürsüde tartışmak üzere sözlerime burada son veriyorum. Şunu söylemek istiyorum: Şıracının şahidi bozacı olmuş, kadılar yoldan çıkmış, düzen bozulmuş. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

                                                                                                     

 

13/10/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13/10/2021 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                  Engin Özkoç

                                                                                                     Sakarya

                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal ve arkadaşları tarafından, öğrencilerin ve velilerin taşımalı eğitimde yaşadıkları sıkıntıların araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla 13/10/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 13/10/2021 Çarşamba günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Burcu Köksal.

Buyurun Sayın Köksal, süreniz beş dakika. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim için çok zor bir konuşma, burada birçok kez konuşma yaptım ama en zor konuşmalarımdan biri.

Geçtiğimiz pazartesi günü seçim bölgem Afyonkarahisar ili İscehisar ilçesine bağlı Çatağıl köyünde öğrenci servisinin kaza yapması sonucu 4 öğrencinin yaralanıp 5 ana kuzusunun hayatını kaybetmesi bize taşımalı eğitimin acı gerçeğini bir kez daha göstermiş oldu. Yıllardır söylüyoruz ama hep kulak arkası ediyorsunuz, okul öğrencinin bulunduğu yerde olmalı! İşte, okul olmadığı için bu yavrular hayattan koparıldı. Şimdi, diyeceksiniz ki “Köy okulları maliyetli, öğretmen sıkıntısı var.” bir sürü bahanenin arkasına sığınacaksınız ama biliyorum ki bunların hepsi fasarya. Çünkü son altı yılda taşımalı eğitime 16,3 milyar lira para harcadınız, bu parayla köy okullarının tamir, bakım, onarımını, tadilatını yapabilirdiniz, bu parayla, atama bekleyen yüz binlerce öğretmeni bu okullara öğretmen olarak atayabilirdiniz. Okulu açmadınız, öğretmeni atamadınız; bugün, maalesef, o açmadığınız okulun bahçesinde 5 yavrumuzun cenaze namazını kıldırdınız. Kapalı olan okulun sıraları bu küçücük bedenlere musalla taşı oldu.

Köy muhtarı “Defalarca gittim, dilekçe verdim, ‘Okulu açın, öğretmen gönderin.’ dedim ama ‘Maliyetli olur.’ dediler, açmadılar.” diye ağlıyor. Hadi okulları açmadınız, köydeki çocuklarımızın öğrenci servislerini doğru dürüst denetleyebilirdiniz. Çatallı köylüleri, çocukların aileleri diyor ki: “İhaleye giren araç başka, taşıyan araç başka. İhaleyi alan şoför başka, taşıyan şoför başka. İhale şartnamesine göre kiralık araç çalıştırılıp çalıştırılmayacağı belli değil. Aracın arkasında ‘okul taşıtı’ yazmıyor.” Okul taşıtı olarak fennî muayeneden geçti mi geçmedi mi, belli değil. Kazanın yapıldığı yolu kim yaptı, mıcır neden temizlenmedi; bu soruların cevabı yok. Kapısı çuval ipiyle bağlanan, emniyet kemeri olmayan, hız kontrolü yapılmayan aracın denetleyeni de yok. Bu bir cinayettir, cinayet! Bu çocuklar göz göre göre ölüme gönderildi. Aileler, öncesinde şoförün çocuklara kötü davrandığını, tekme atarak araçtan indirdiğini, kış akşamlarında uzakta bıraktığını, bu durumu da defalarca jandarmaya şikâyet ettiklerini söylüyorlar. Sonuç ne? Sorunlara kayıtsız kalan bir il millî eğitim müdürü ve sorunları görmezden gelen İscehisar Kaymakamı ve giden 5 küçük can. Kaymakam Bey kendi görev alanına bakmaktan ziyade, köylülerin, muhtarların hangi muhalefet milletvekiliyle görüştüklerini takip ediyor. Bu konuya da ileride ayrıca değineceğim.

Kazanın olduğu gün, ölen çocuğumuz Melisa’nın babaannesi diyor ki: “Sabah çocukları aldı, tozu dumanı katarak gitti. Arkasından ‘Yavaş.’ diye bağırdık.” Aileler, aracın şoför tarafından pazarcı aracı olarak kullanıldığını ve o gün de İscehisar ilçe pazarı olduğu için şoförün o ilçe pazarına yetişmek için özellikle hızlı kullandığını, biran önce çocukları Alanyurt’taki okula bırakıp o pazara gelmek için uğraştığını söylüyorlar.

Özellikle, bakın, köydeki öğrencileri taşıyan öğrenci servislerinin kontrolü düzenli bir şekilde yapılsaydı, araçlara araç takip sistemi takılarak hız ve güzergâhı denetlenseydi, kontrol altında tutulsaydı bugün belki bu kaza olmayacaktı, bu çocuklar hayattan koparılmayacaktı. Bunlar veteriner olmak istiyordu, öğretmen olmak istiyordu, hemşire olmak istiyordu.

Ben, pazartesi gününden bu yana uyuyamıyorum geceleri, bu çocukların, ailelerin görüntüsü aklımdan çıkmıyor ama bunun vebali sizin üzerinizde; denetim yapmadığınız için, kayıtsız kaldığınız için, bile bile ölüme gönderdiğiniz için. Onun için elinizi bir kez olsun şu vicdanınıza bir koyun, geleceğimiz olan çocuklarımız için vermiş olduğumuz bu önergeyi kabul edin. Gelin, birlikte araştıralım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Melisa, İsmail, Damla, Nisa ve Teslimelerin ölmemesi için elimizden geleni yapalım. Ben de bir anneyim ve bunu bir anne olarak sizden istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İyi Parti Grubu adına söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın İbrahim Halil Oral…

Buyurun Sayın Oral.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin taşımalı eğitim hakkındaki grup önerisi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu yasama yılındaki ilk konuşmam olması hasebiyle yeni yasama yılının hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinde yaşanan okul taşıtı kazası hepimizin yüreğini dağlamıştır. Kıymetli milletvekilinin az önce yaptığı konuşma hepimizin yüreklerinde unutulmaması gereken bir yer almıştır. Öncelikle kazada hakkın rahmetine kavuşan masum evlatlarımıza, canlarımıza rahmet diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza şifalar, acılı ailelere ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum. Bu tarifi olmayan acının telafisi asla yoktur. Daha hayatının baharında bile diyemeyeceğimiz kadar küçük yaşta evlatlarımızın vefat ettiği bir hadisenin sebeplerinin araştırılması için bu çatıdan daha doğru bir yer yoktur. Onun için hiç uzatmadan şunu ifade etmek istiyorum: Bu mesele partilerüstü bir meseledir. Gelin oy birliğiyle bir araştırma komisyonu kuralım, taşımalı eğitimin köy okullarının durumunu tartışalım. Böylece yeni göreve gelen Sayın Millî Eğitim Bakanımıza da çok kritik bir konuda alan açmış ve yol göstermiş oluruz.

Kıymetli milletvekilleri, çetelesini tutamaz hâle geldiğimiz Bakan ve sayısını bilemediğimiz sistem değişimleriyle pandemide eğitim sürecinin belirsizlikleri üst üste geldiğinde AK PARTİ'nin eğitim politikalarının hem sistemsel olarak hem de zihniyet olarak maalesef çökmüş olduğunu görmekteyiz. Küçük yerleşim yerleri ve köylerde kapatılan okulları ikame etmek için yaygınlaştırılan taşımalı eğitim sürekli sorun yaratmaktadır. Taşımalı eğitim politikası denetlenemeyen standartları, tutturulamayan okul servisleri artık bir politik hata olmaktan öteye geçmiş, bir cinayetin sebebi hâline gelmiştir. Âdeta bir cinayetin kurbanı hâline gelmiş küçücük çocuklarımızın vebalini nasıl taşıyacaksınız? Her gün yerel basında okul servisi kazalarını okuyoruz, daha kaç evladımızın canı yanmalı? Bir an önce 5’li çeteyi, rant baronlarını doyurmak yerine okul sayısını artırmalı ve hızla öğretmen atamalarını yapmalısınız. Eğitimi köye, mezraya kadar sokmak devletin asli görevidir. Siz yapmazsanız and olsun ki ilk seçimde biz geleceğiz ve eğitimi Türkiye'nin her karışına yayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Ne yanlış?

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Evlatlarımız can pazarına değil okullarına gidecekler.

Bu düşüncelerle teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

Ve bu arada, benim “ant olsun ki” sözümü eleştiren sayın milletvekillerine demek isterim ki bunu yüreğinde hissetmek lazım.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – “Ant olsun ki biz geleceğiz.” dedin.

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) –  Bunun için azimli, gayretli olmak lazım ve ben “ant olsun ki” diyorum, sizin yapmadığınız, vicdanen rahatsızlık duyduğunuz hatayı biz gelip telafi edeceğiz.

Saygılarımı sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – “Ant olsun ki biz geleceğiz.” dedin.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Evet, ant olsun ki biz geleceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Oral.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, bu kavramlar beyefendilerin tekelinde ya…

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Tabii…

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Kemal Bülbül.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle, ben, sadece eğitim almak amacıyla, en temel insan haklarından biri olan eğitimi almak amacıyla bunca cefaya katlanırken yaşamını yitiren Melisa’yı, İsmail’i, Damla’yı, Nisa’yı ve Teslime’yi sevgi ve saygıyla anıyor, önlerinde sevgiyle saygıyla eğiliyorum.

Bir öğretmen olarak, yıllarca öğretmenlik yapmış bir insan olarak bu acının tarifsiz olduğunu, tarif etmenin mümkün olmadığını söylüyorum. Aslında bu konu çok farklı boyutlardan ele alınabilir ama vakanın acılığı ve vahameti açısından sadece bunun üzerinde durmak istiyorum ben.

Hiç kuşkusuz bu önergeyi destekliyoruz ve bu “taşımalı eğitim” denen yani pedagojik olarak, insani olarak, eğitimin temel amaçları olarak, eğitimin sonuçları olarak her açıdan saçma ve zararlı olan… Ha, taşıma şöyle olabilir: Evet, yıllarca ben de köy okullarında görev yaptım, köy okulları 1980-90 yıllarında çok önemli oranda kapatıldı. Bazı okulların kapatılma gerekçesi vardır, doğrudur, öğrenci sayısı 30’un altına düştüğünde kapatılıyor. Fakat, öyle bir uygulama yapılmalı ki merkez köyler oluşturulmalı ve ulaşılacak köyden mesafesi uzak olmamalı, yakın olmalı. Yani ulaşımında bir yolu, yöntemi; bir izana, bir mizana bağlı olması gerekiyor.

Bunun yanında, tabii, bu aslında eğitim midir? Yani çocuk gidiyor, orada beslenmesini, yiyecek ihtiyacını; çok farklı ihtiyaçlarını tuvalet ihtiyacından -yani çocuklarımızın yaş grubu dikkate alındığında- bir başka ihtiyaca kadar karşılamakta güçlük çekiyor ve başka bir köyde, başka bir yerde. Siz hatırlayınız, teneffüslerde evinize giderdiniz. Hatırlayınız, birleştirilmiş sınıflarda okuyan arkadaşlarımız vardır. Ve bugün dünya çapında pedagoglar, eğitim bilimciler birleştirilmiş sınıf uygulamasının tekrar getirilmesini söylüyorlar. Birleştirilmiş sınıf uygulaması, çocukların yaş kategorisine bakılmaksızın etkileşim içerisinde olduğu, birbirinden öğrendiği, birbirine öğrettiği; hem sosyal, hem kültürel, hem eğitsel açıdan fonksiyonel bir ortamın olduğu bir eğitim ortamıdır. Dolayısıyla, bütün bunlar dikkate alınmalı.

Yine, örnekte verildiği gibi sadece taşımalı eğitime harcanan parayla birçok sorun giderilebiliyor. Atanamayan öğretmenden tutalım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu atanamayan öğretmen değil, atanmayan öğretmen. 3600 ek göstergesinden,  öğretmenlik meslek yasasından, öğretmenin şu anda  bu içinde bulunduğu sosyopsikolojik durumdan, ekonomik durumdan, bunun öğrenciyi, velisini, eğitimin paydaşlarını etkilemesinden ve sonuçta bu tür kazaların… Kaza değil, bu bir katliamdır. Depremde önlem almamanın getirdiği sonuç katliam, madende önlem almamanın getirdiği sonuç katliam ve ulaşımda da önlem almamanın getirdiği sonuç katliam. Trafik bulgusuna göre mıcırlı yolda araç kaymış. Niye mıcırlı o yol? Niye çocukların da geçtiği gözetilerek gerekli yol düzenlemesi, yol kaplaması yapılmıyor? Bunların hepsi, tamamı suç ve gerçekten araştırılması gerekiyor bunun. Neyini reddedeceksiniz? Bunun reddedilecek bir şeyi yok ki. Reddedilecek bir şey varsa uygulamanın kendisidir, yoksa önerinin kendisinde reddedilecek bir şey yok.

Sevgi ve saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Hacı Ahmet Özdemir konuşacak.

Buyurun Sayın Özdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) - Sayın Başkan, böyle bir konuyla bu kürsüde bulunmak beni gerçekten üzüyor. Elbette burada 5 çocuğumuzun can kaybını mazur gösterecek hiçbir şey yoktur. Biz o çocuklarımızın hakkını savunacağız, ailelerinin hakkını savunacağız ve her türlü araştırmayı yapacağız; Meclise zaten bu görev düşer, Hükûmet de bunun üzerinde durur.

Şimdi, bunun dışında, taşımalı eğitim uygulamasını sanki AK PARTİ getirmiş gibi burada sayın konuşmacılar, hatipler konuştular. İlk defa 1989-90 yılında Yıldırım Akbulut’un Anavatan Hükûmeti zamanında Millî Eğitim Bakanı Avni Akyol’ken deneme uygulamasına başlanmış, 1990-1991 eğitim öğretim yılında Yıldırım Akbulut ve Ahmet Mesut Yılmaz ardından gelen Anavatan hükûmetleri zamanında yine Avni Akyol’un bulunduğu dönemde yaygınlaştırılmış, 1992-1993 eğitim öğretim yılında 43 ile ve 325 ilçeye genişletilmiş.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Siz yaygınlaştırdınız, köy okullarını kapatan sizsiniz.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) - Süleyman Demirel Hükûmeti iktidardadır, Doğru Yol Partisi ile Sosyal Demokrat Halkçı Partinin ortaklaştığı koalisyon hükûmetinde bu iş devam ettirilmiştir. Sonrakileri kısaca geçiyorum, Tansu Çiller Hükûmetleri ve Nahit Menteşe Bey zamanında ve diğer, Mesut Yılmaz, Anavatan, DSP, bugün artık adını unuttuğumuz DTP (Demokrat Türkiye Partisi) zamanında yine devam ettirilmiştir.

Bu bir kaza ve kazanın olmaması için de yönetmeliği çıkaran -2013 yılında- yine AK PARTİ’dir. Ben size biraz da bu konuda yapılan bilimsel araştırmalardan bahsetmek istiyorum: Bilimsel araştırmaların sonuçları çok açık, YÖK’ün Tez Tarama Merkezine girerseniz 20-25 kadar araştırmanın bu konuda doktora ve yüksek lisans araştırmasının yapıldığını göreceksiniz, orada çocukların bu taşımalı eğitim uygulamasıyla alakalı kanaatleri tek tek istatistiklere dökülmüştür.

Şimdi, çocuklar eğitim yaşantılarını sürdürebildikleri için mutludurlar. Bir başka araştırmada istatistiki sonuç, velilere sorulduğunda “Taşımalı eğitim olmadığında çocuklarınızı okutabilir miydiniz?” denildiğinde yüzde 96’sı “Okutamazdım.” cevabını vermiştir. Yoldaki tehlikelerden korunduklarını söylüyorlar. Şimdi yoldaki tehlikelerden nasıl korunuyorlar?

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ben, yaya olarak komşu köylere okumaya gittiklerindeki sıkıntılardan söz ediyorum. Yol yürümediklerini, üşümediklerini, ıslanmadıklarını, diğer arkadaşlarına göre kendilerini şanslı hissettiklerini söylüyorlar ve öğleyin verilen yemeklerden dolayı da ayrıca memnuniyetlerini dile getiriyorlar. Sağlık taramalarının düzenli olarak yapılmasından da ayrıca bahsediyorlar.

Taşımalı eğitim bir alternatiftir. Taşımalı eğitime katılmak istemeyen öğrencilere ve velilerine de ayrıca yatılı olarak kalma imkânı sağlanmıştır ki bu da hakikaten çok önemlidir.

Bir hatibimiz burada dedi ki: “Birleştirilmiş sınıflar.” Öğrencilerimiz asla birleştirilmiş sınıflarda eğitim görmek istemediklerini özellikle ifade etmektedirler. Dolayısıyla gelişen şartlar altında modern dünyanın bize getirdiği hususlara inanarak, güvenerek bu uygulama devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ara sıra bu tip müessif olayların olması taşımalı eğitimi kötülemeyi gerektirmemektedir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – AK PARTİ’de 30 kişi var, biz burada 100 kişi varız. Nasıl oluyor bu?

BAŞKAN – Saydım ben.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın hatip “Taşımalı eğitimi biz getirmişiz gibi söyledi konuşmacı.” diyor. Bu konuyla ilgili bir sataşma var, ben söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Burcu Hanım, bir sataşma yok, yalnız yerinizden 60’a göre bir söz vereyim.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Tamam.

BAŞKAN – Hassas bir konu olduğu için veriyorum, bir sataşma yok.

Buyurun.

 

 

 

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın hatip diyor ki: “Taşımalı eğitimi biz getirmişiz gibi konuştunuz.” Biliyoruz taşımalı eğitimin 1989-1990 yıllarında ilk uygulamaya konulduğunu ancak taşımalı eğitimi yaygınlaştıran, hatta 2012-2013 yıllarında liseler için de taşımalı eğitimi getiren Adalet ve Kalkınma Partisidir. Köy okullarının kapatılmasını Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında sıkça gördük.

Biz şunu söylüyoruz: Madem o köy okullarını açın, öğrencinin bulunduğu yerde okul olsun ya da açmıyorsanız eğer okul servislerinin adam gibi denetimini yapın. İhale şartnamesine uyuyor mu? Kemer var mı? Hız kontrolü yapılıyor mu? Bu araçlar, okul taşıtı olarak fenni muayeneden geçiyor mu? Şoförlerin psikoteknik, SRC gibi belgeleri var mı? Denetimleri, kontrolleri düzenli bir şekilde yapılıyor mu? Bunların cevabını verin, bunları yapın lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki.

Sayın Esgin, buyurun.

 

 

 

MUSTAFA ESGİN (Bursa) –  Öncelikle İsmet Uçma ağabeyimize, büyüğümüze rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Türkiye pandeminin ağır etkileri yönüyle dünyadan pozitif ayrışan bir ülke oldu. Küresel salgın sürecinde üretim ve tedarik zincirini yine koruyan bir ülke olduk. Bu küresel tehdide karşı en başından bu yana gerek sağlık altyapısındaki gücüyle gerekse üretim ve tedarik süreçlerini devam ettirmesiyle dünyada en iyi kriz yönetimi sergileyen ülkelerin başında yer aldık.

Yine, aşılamada dünyanın ilk 7 ülkesi arasına girdik. Son on iki ayın ihracatı toplam 212 milyar doları aştı. Turizm gelirlerimiz 20 milyar doları aşarak dünyada ilk 5’e girdi. Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Ceyhan’da 1,7 milyarlık bir yatırımla Polipropilen ithalatımızı yüzde 20 azaltacak bir tesisin temelini attık. IMF’ye göre büyüme oranı tahmini 5,7…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gürer, buyurun.

 

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ülkemizde yalnız ve yaşlı kişilerin bakım hizmeti sorunu yaşanmaktadır. Belediye ve kamu tarafından sağlanan hizmetler vardır ancak sürekli aynı evde kalacak, hastanede olduğu süreçte refakat edecek, belgeli, eğitimli kişi sorunu mevcuttur. Özellikle yurt dışından gelip ülkemizde bu alanda kayıt dışı hizmet verenler bulunmaktadır. Huzurevleri de bir alternatiftir, ne var ki evinde yaşayıp bakım için başkasının desteğine dayanak duyanlar için de bir çalışma yapılmalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kadrosunda istihdam edilerek, kamu kontrolünde, talebe göre, ücretli, bu bağlamda çalışmayı isteyenler için düzenleme sağlanmalıdır. Eğitimli, istekli, kayıtlı, görevli, sürekli yalnız ve yaşlı kişilerin evinde kalabilecek kişilerle hem istihdam hem yaşlılar için bir hizmet ağı oluşturulmalıdır. Yalnız kişilerin bakacak bakıcılarla yaşadığı sorunlar da bu anlamda çözülecek ve yaşlılar için de bir hizmet alanı oluşturulacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Sümer…

 

 

 

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Adana KYK yurtlarında kalan öğrenciler barınma konusunda yaşadıkları sorunları dile getirdiler. Öğrenciler “Temizliğin çok önemli olduğu bu dönemlerde odalarımıza sıvı sabun konulmuyor, odalarımız temizlenmiyor ve maske verilmiyor. Temizlik malzemelerini bizim karşılamamız bekleniyor, bunlar bizi maddi olarak zorluyor. Ayrıca odalarımızda olması gereken askılar kantinde satılıyor.”

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Yalan, hepsi yalan bunların ya!

ORHAN SÜMER (Adana) – Yurtta yapılan zamlar zaten bütçelerini zorlarken bir de temizlik malzemelerinin ve odanın eksik eşyalarının alınması kendilerinden bekleniyor. “On-line dersliklerimize katılmamız için yurtlarımızdaki internet yeterli değil, çoğu öğrenci internete bağlanamıyor. Sabahları üniversiteye kalkan ringlerin tıklım tıklım dolu olması da öğrencilerin coronavirüse yakalanması ihtimalini artırıyor.” açıklamasında bulundular. Tüm öğrencilerin sağlığı için odalar düzenli olarak temizlenmeli, hijyen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Hepsi yalan! Hepsi yalan!

BAŞKAN – Birleşime 15 dakika ara veriyorum.

                                                                                Kapanma saati: 16.18

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER:  İshak GAZEL (Kütahya), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince denetim konularını görüşme ve gündemin kanun teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işler kısmına geçiyoruz.

Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 49 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3854) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’na kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

 

1.- Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 49 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3854) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 280) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi birinci bölümde yer alan maddeler, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Sayın milletvekilleri, 1’inci madde üzerinde 3 önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

         Kemal Bülbül                    Mahmut Celadet Gaydalı           Ömer Faruk Gergerlioğlu   

             Antalya                                      Bitlis                                      Kocaeli

       Nusrettin Maçin                          Kemal Peköz                            Rıdvan Turan

            Şanlıurfa                                    Adana                                      Mersin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 

                Cavit Arı                           Abdüllatif Şener                   İlhami Özcan Aygun

                 Antalya                                   Konya                                   Tekirdağ

                     

 

 

 

  Emine Gülizar Emecan                   Süleyman Girgin                                  

             İstanbul                                     Muğla                                          

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Dursun Müsavat Dervişoğlu                 Ayhan Erel                             Orhan Çakırlar

               İzmir                                      Aksaray                                     Edirne

       Fahrettin Yokuş                           Dursun Ataş                        Abdul Ahat Andican

              Konya                                     Kayseri                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılamıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerin ilkinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Dil bilgisel düzenleme yapılmıştır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen, Muğla Milletvekili Sayın Süleyman Girgin.

Buyurun Sayın Girgin. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yıl 1930, cumhuriyet yeni kurulmuş. 1930 yılında Umumi Hıfzıssıhha Kanunu yayımlanıyor ve orada diyor ki, madde 76 ve 83: “Salgın hastalık nedeniyle cebri tecride tabi tutulan meslek zanaatkârlarının kendilerinin ve ailelerinin iaşesi Hükûmetçe ödenir.” Yıl 1930 ve aradan doksan bir yıl geçiyor, doksan bir yıl geçtikten sonra AKP iktidarının esnafa, zanaatkârlara bakış açısı ve yıl 1930, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bakış açısı.

Değerli milletvekilleri, esnaf özellikle pandemi döneminde iktidarı göremedi yanında. “Kapat.” demesi kolay, iyi de bu dükkânın kirası var, stopajı var, vergisi var, sigortası var; ne yiyip ne içecek; ailesini, evini nasıl geçindirecek? Bu konuda maalesef iktidar esnafı yalnız bıraktı. Esnaf biterse, arkadaşlar, ekonomi biter, bunu unutmayalım. Getirilen teklifle basit usulde vergilendirilen mükelleflerin kazançları gelir vergisinden istisna tutulacak. Küçük esnaf olarak ifade edilen ve 835 bin civarında olan bu mükellef grubunun kazançlarının istisna edilmesiyle yıllık beyanname vermemeleri sağlanmış olacak.

Değerli milletvekilleri, sosyal devletin özellikle pandemi ve ekonomik kriz koşullarında vatandaşa el açmak yerine el uzatması gerektiğini defalarca söyledik. Bas bas bağırdık ama maalesef iktidar esnafa el uzatmadı, tam tersi el açtı. Muhalefetin bu konularda vermiş olduğu kanun tekliflerini niçin yok saydınız? Demokratik bir kültürün gereği olarak neden teklifleri birleştirmiyorsunuz? Basit usulün vergi dışı bırakılmasına bir itirazımız yok ancak bu maddedeki düzenleme bu hâliyle eksiktir. Gelir Vergisi Kanunu’nun basit usulün hududu başlıklı 51’inci maddesinde kimlerin basit usulden yararlanamayacağı açıklanmıştır. Maddenin 12’nci bendinde basit usulden yararlanamayacak olan mükelleflerin belirlenmesi için Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Bu kapsamda, yine Gelir Vergisi Kanunu’nun 51’inci maddesine ilişkin olarak Bakanlar Kurulu kararına göre büyükşehir belediye sınırlarında alım, satım ve imalat faaliyetlerinde bulunan mükellefler basit usulden yararlanamamaktadır. Bu Bakanlar Kurulu kararına göre Kütahya’daki bir bakkal basit usulden yararlanırken Ankara’daki bakkal yararlanamayacaktır. Başka bir ifadeyle aynı faaliyeti yapan ve aynı iş hacmine sahip 2 esnaftan büyükşehir belediye sınırlarında olanlar basit usulden yararlanamazken diğer illerde olanlar yararlanabilmektedir. Bu konu dikkate alınarak mutlaka düzenleme yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, salgının cefasını en çok çeken kesimlerden olan esnaf ve zanaatkârlarımızın biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli altı ay geri ödemesiz ve uzun vadeli can suyu kredisi mutlaka verilmelidir. Esnafın tek borcu vergi ve SGK primleri değil kapanma döneminde bankalara, tedarikçilere borçları var, çek ve senetlerini de maalesef ödeyemedi. İşlerin yeni açıldığı bu dönemde hem güncel vergi ve prim hem de yapılandırma borçlarını ödemeye çalışması esnafın üzerinde baskı yaratmaktadır. Borçlarının bir kısmını ödeyebilmek için tüm birikimini tüketen esnafın kalanını kısa sürede kapatması mümkün değildir. Dolayısıyla yapılandırma başvuru süresi de yıl sonuna kadar uzatılmalı, taksit ödemeleri de 2022 başında başlamalıdır. Bu da esnaflarımızın bir talebidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de yüzde 21,7’lik büyüme olduğu söylenen bu dönemde en az 61 bin esnaf kepenk kapatırken 2021 yılının Ocak-Ağustos aylarında ise 48 bin şirket ve gerçek kişi ticari işletmesi de iflas ederek kapandı. Bunun sorumlusu kim? Sizsiniz. Türkiye'de bir kriz vardır ve bu krizin sebebi ne zincir marketlerdir ne soğandır ne patlıcandır, sorumlusu AKP’dir, tek adam sistemidir. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Erdoğan ne diyor? “5 zincir market piyasayı altüst ediyor.” Erdoğan her soruna bir günah keçisi buluyor arkadaşlar. Ülkeyi yöneten kendisi ama bu pahalılığın sorumlusu zincir marketler! Bu zincir marketleri kuran sen değil misin, bu marketleri kuran AKP’nin kurucusu değil midir? Gerçek enflasyon yüzde 40’a dayanmış, gıda enflasyonu yüzde 29; ürünler niye pahalı? Gübre pahalı, ilaç pahalı, mazot pahalı, dolar her gün artıyor; sorumlusu kim? CHP. Bir Cumhurbaşkanı raflardaki fiyat artışının sorumlusu olarak zincir marketleri gösteriyor. Dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini kullandırırsan fiyatlar da artar. Türkiye’deki krizin sebebi ne zincir marketlerdir ne soğandır ne patlıcandır; sorumlusu AKP’dir, tek adam sistemidir, Türkiye’yi 2018’de bu yönetime mahkûm edenlerdir.

Saygıyla selamlıyorum Genel Kurulu.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz talep eden Kayseri Milletvekili Sayın Dursun Ataş.

Buyurun Sayın Ataş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşülen kanun teklifi iktidar tarafından kamuoyuna “vergi reformu” şeklinde aktarılmaya çalışılsa da vergi sisteminde reform olmaktan çok ama çok uzaktır. Vergi Usul Kanunu’nda köklü değişikliklere ihtiyaç vardır. Ancak AKP, sorunu temelden çözmek yerine yine geçici pansuman düzenlemelerle sorunun üstünü örtmeye çalışmaktadır. Görüşülen teklif, vatandaş ile idare arasında mahkeme sürecine sebep olan bazı hususları düzenlemekle birlikte çoğunlukla teknik konuları düzenleyen bir tekliftir. Yirmi yıllık AKP iktidarının sonunda her alanda adına “reform” denilen ancak hiçbir soruna merhem olmayan düzenlemeler ardı ardına getirilmektedir. İktidar, artık kendi yarattığı sorunların altında kendi ezilmektedir. İktidar, ülkemizi her alanda reformlara ihtiyaç duyan, sistemi bozulmuş, bürokrasisi çökmüş, adaleti yok olmuş, hukuk sistemi yozlaşmış, dış politikası başarısız olmuş, ekonomisi rantçılara teslim edilmiş, tarımı bitme noktasına gelmiş, eğitimde iflas etmiş bir ülke hâline getirmiştir.

Kanun teklifinin görüşülen maddesi de başarısızlığın ispatıdır, düzenlemeyle basit usulde vergilendirilen yaklaşık 835 bin küçük esnafın gelir vergisinden muaf tutulmasını öngörmektedir. Zor bir dönemden geçen esnafımızın vergisel açıdan desteklenmesine hiçbir şekilde karşı değiliz ancak karşı olduğumuz esnafın vergi veremeyecek kadar zor duruma düşürülmesidir. Karşı olduğumuz, esnafın gelirleri düşerken hiçbir önlem almayıp iktidarın destekliyormuş gibi görünme çabasıdır. Karşı olduğumuz, binlerce esnaf kepenk kapatırken, birçok esnaf geçim sıkıntısından hayatına son verirken hiçbir şey yapmayanların bugün esnafa 150, 200 lira yarar sağlayacak düzenlemeyi “reform” diye pazarlamasıdır. Karşı olduğumuz, esnafı pandemide kapatıp, destek vermeyip açlığa mahkûm ederken lebalep kongreler yapan, mitingler düzenleyen anlayıştır. Esnaf kirasını ödeyemezken esnafın gözünün içine baka baka yalnızca İstanbul Havaalanı için bir şirkete 1 milyar euro kira desteği veren, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne fazladan 1,8 milyar dolar ödeyen zihniyete karşıyız.

Sonuç olarak görüşülen teklif ne bahsedildiği gibi esnafa destek olacak ne de ekonomiye bir katkı olacaktır. Sorunları çözme iradesi olmayan iktidar; kaçınılmaz son olan gidişini yavaşlatma, çok alıştıkları saray yaşamına biraz daha devam edebilme, geçinemeyen vatandaşın cebinden aldıkları parayla kendi müteahhitlerinin, şirketlerinin zenginlerine zenginlik katmaya devam edebilme çabasındadır.

Değerli milletvekilleri, özetlemek gerekirse kendi şirketlerinin, her devlet ihalesini alan beşli çetenin, devletin bankalarının içini boşaltan iş adamlarının bir kalemde milyonlarca liralık vergi borcunu silen iktidar, esnafa vereceği katkı 150-200 lirayla sınırlı olan bir düzenlemeyi sanki çok büyük bir iş yapıyormuş gibi pazarlamaktadır.

Ekonomide reform, İYİ Partinin açıkladığı “Artagan” gibi projelerle olur, esnafı açlığa mahkûm edip sonra destek oluyormuş gibi görünmekle değil. Ekonomide reform, Genel Başkanımız gibi esnafı dükkânına gidip, derdini dinleyip ona göre çözüm üretmekle olur; esnafından işçisine, memurundan çiftçisine, emeklisinden gencine refah içinde bir hayat sunmakla olur.

Değerli milletvekilleri, vatandaşımız iktidarın bu oyunlarına inanmıyor, verdiği yetkiyi geri almak için gün sayıyor. Vatandaş biliyor ki, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan tek adam rejiminin yaşattığı sorunlar bitmiyor. Bu ucube partili Cumhurbaşkanlığı sistemiyle açlığa mahkûm ettiğiniz esnaf, işsiz bıraktığınız genç, yoksulluğa sürüklediğiniz işçi, kimsesiz bıraktığınız emekli, enflasyona ezdirdiğiniz memur, ekmeğe muhtaç ettiğiniz asgari ücretli, üretemez hâle getirdiğiniz çiftçi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

DURSUN ATAŞ (Devamla) – …ekonomik çıkmaza soktuğunuz üretici, ölümü reva gördüğünüz madenci, atanamadığı için ailesinin eline bakan üniversite mezunu, ilacını karşılayamadığınız hasta, 3600 sözü verip tutmadığınız polis, öğretmen, sağlık çalışanı, din görevlisi, yandaşlarınıza üçer beşer maaş verirken hakkını gasbettiğiniz EYT’li, kısaca zor duruma düşürdüğünüz vatandaş ilk seçimde verdiği tüm yetkiyi elinizden alıp yirmi yıllık saltanatınıza son vermeyi sabırsızlıkla bekliyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde 3 önerge vardır, ilk önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 2’nci maddesinin kanun teklifinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Rıdvan Turan                                   Kemal Peköz                          Mahmut Celadet Gaydalı

                      Mersin                                              Adana                                                Bitlis

       Ömer Faruk Gergerlioğlu                        Nusrettin Maçin

                      Kocaeli                                           Şanlıurfa

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden, Halkların Demokratik Partisi Adana Milletvekili Sayın Kemal Peköz.

Buyurun Sayın Peköz. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL PEKÖZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ilgili kanun teklifinin 2’nci maddesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Maddeyle, sosyal medya platformları üzerinden kazanç sağlayanlara dönük yapılan bir düzenleme bulunmakta. Bu düzenleme genel anlamıyla olumlu olmakla birlikte, vergi adaleti açısından ciddi sakıncalar içermektedir çünkü vergilendirme dilimi olarak yüzde 15’lik bir dilim seçilmiştir. Oysaki kamu emekçileri, kamuda çalışan ya da işçi olarak emekçilerin çalıştıkları dönemlerde 8’inci aydan itibaren vergilendirme yüzde 20’lik bir dilim içerisine verilmektedir. Dolayısıyla, burada bir adaletsizlik söz konusudur, bunun giderilmesi lazım. Buradaki oranın yükseltilmesi, emekçiler üzerindeki oranın ise azaltılması, küçültülmesi gerekir.

Değerli arkadaşlar, son zamanlarda Türkiye’de gerçeğe aykırı, son derece iktidar tarafından çokça açıklama yapılmakta. Bu açıklamaların her biri yapıldığında, örneğin, Cumhurbaşkanının son 11 konuşmasında dövizdeki kur artışı nedeniyle kayıp 130 milyar dolara ulaşmış, bununla yetinilmemiş, Türkiye, Avrupa ülkeleriyle kıyaslanmıştır. Örneğin, Almanya’da, Fransa’da, Hollanda’da kuyrukların olduğu, insanların açlık ve sefalet içinde olduğu ifade edilmiştir. Bunu merak ettim doğrusu, Hükûmetin başındaki insanın doğru söylemiş olabileceğini düşünüp Avrupa’daki arkadaşları aradım, dostları aradım; dediler ki: “Almanya’da fert başına düşen millî gelir 55.200 dolar, Türkiye’de 9 bin dolar civarında -8 bin küsur, 9 diyelim, yuvarlak olarak söyleyelim- Türkiye’de asgari ücretle 50 kilo bile et alınamazken Almanya’da asgari ücretle 300 kilo et alınabilmekte. Türkiye’de işsizlik, resmî rakamlara göre yüzde 12, Avrupa’da yüzde 3, yüzde 5 arasında değişiyor ve bu işsizlik oranları döneminde de asgari ücretli olanların aynı zamanda devletten destek aldıkları ifade ediliyor dendi. Ama dediler ki: “Cumhurbaşkanı bu kadar bizimle ilgilenmiş, bizi düşünmüş, buradaki yoksulluğumuza, sefaletimize bir çözüm aramış demektir. Onun için bize el attığı için kendilerine teşekkür ediyoruz, vasıtanızla bunu kendisine iletin.” ve arkasından bana bir şey anlattılar, dediler ki: “Beterin de beteri var. Siz bu beterden korunmuş olmanız umuduyla bunu da kendilerine aktarın.”

2 kişi oturmuş sohbet ediyorlarmış –işleri olmadığı için olsa gerek- birisi demiş ki: “Benim dedem vardı, dedem o kadar varlıklı bir insandı ki bir ahırımız vardı, içindi büyükbaş hayvanları besliyorduk, hayvanları tohumladıktan sonra hayvanları ahıra sürer öteki ucundan çıkartırdık, öteki ucundan çıktığı zaman hayvan doğum aşamasına gelirdi.” Diğeri bunun altından kalmamak için demiş ki: “Bu da bir şey mi? Benim dedemin bir sopası vardı, bulutlar güneşin önüne gelip güneşi kapattıklarında uzatırdı, bulutları oradan kenara çekerdi, güneşlenir, işi bittiği zaman da tekrar bulutu yerine götürür koyardı.” demiş. Öteki bunun altında kalmamak için demiş ki: “Peki, bu deden bu bastonu nereden saklıyordu.” “Vallahi, o bastonu senin dedenin ahırında saklıyordu.” demiş.

Şimdi, dolayısıyla, gerçeğe aykırı şeylere başladığınız zaman bunları her zaman çok daha fazla abartmak, bir noktaya kadar götürmek ve içinden çıkılmaz bir noktaya getirmek mümkün. İktidara bir an önce gerçeklerle yüzleşmesi ve Türkiye'deki yoksulluğun, sefaletin üzerine gitmesi ve bunun için bir çözüm aramasını tavsiye ediyorum. Tabii, bunun için de öncelikle bugüne kadar beslediği “Türk parasına yatırım yapın, Türk parasını koruyalım. Döviziniz varsa paraya çevirin.” derken bu şirketlere döviz üzerinden ödeme yapılmasına karşı çıkması ve bunları bir an önce düzenlemesi ve insanların sefalet içerisinde yaşamasına müsaade etmemesi lazım. Eğer müsaade ederse de zaten yakın bir zamanda kendisi gidecek, bunu yapacak olanlar yerine gelecek ve Türkiye’nin düzenini yeniden kuracaklardır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

            Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Eklenmiştir.” ibaresinin “İlave edilmiştir.” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

  Dursun Müsavat Dervişoğlu          Ayhan Erel                           Fahrettin Yokuş

            İzmir                         Aksaray                      Konya

    Orhan Çakırlar                            Abdul Ahat Andican      Hüseyin Örs

          Edirne                         İstanbul                      Trabzon

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

  

      Cavit Arı   Süleyman Girgin                          Abdüllatif Şener

       Antalya           Muğla                                       Konya

Emine Gülizar Emecan   İlhami Özcan Aygun     Onursal Adıgüzel

      İstanbul                                Tekirdağ                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen İYİ Parti Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 2’nci maddesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

 

Değerli milletvekilleri, ilgili kanun teklifinin 2’nci maddesiyle sosyal ağ içerik üreticileri ve mobil cihazlar için uygulama geliştiricilerin elde ettikleri gelirlerin 650 bin TL’ye kadar olan kısmının banka tarafından tebligat yoluyla, bu tutarı aşan kısım için ise beyanname verilerek vergilendirilmesi düzenlenmektedir. Eşik değer olan 650 bin TL’nin aşağı çekilmesi vergi adaleti açısından daha uygundur diye düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugün, burada, Vergi Usul Kanunu üzerinde konuşuyoruz. Vatandaşlarımız tarafından bizlere iletilen, özellikle vergi dilimleriyle ilgili yaşanan mağduriyeti dile getirmek istiyorum. Memur ya da işçi vatandaşlarımızın maaşlarından kesilen vergi dilimleriyle ilgili birçok şikâyet ve talep bizlere ulaşıyor. İktidara mensup arkadaşlar, her ne kadar adil bir uygulama olduğunu söylüyor olsa da kamu görevlileri de başta olmak üzere tüm ücretlilerin ağır bir vergi yükü altında ezildiği gerçeği ortadadır. AK PARTİ’li arkadaşlar aksini söylese de periyodik olarak yapılan toplu sözleşmelerde karar altına alınan artışların günümüz ekonomik şartları ve enflasyon karşısında iki üç ay içerisinde eridiği ve özellikle kamu çalışanlarının yıl içerisinde aylık gelir toplamları dikkate alındığında en az 2 defa vergi dilimine dâhil oldukları gerçektir. Bunun yanında, asgari ücretli vatandaşlarımız, ağustos ayında 2’nci gelir vergisi dilimine girerek yüzde 20 vergilendiriliyorken çok yüksek miktarlarda faiz geliri elde edenlerin vergiden muaf tutulması, iktidar desteğiyle iş yapan şirketlerin vergi borçlarının silinmesi Vergi Usul Kanunu’ndaki yapısal sorunları derinleştirmekte ve gelir adaletsizliğine yol açmaktadır. Vergiye esas gelir dilimleri adil bir şekilde millî gelire göre artırılsın, dilim dilim mağduriyete son verilsin, kamu çalışanlarının aldıkları zam ve enflasyon farkları girdikleri vergi dilimleri nedeniyle eriyip yok olmasın istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugün bir başka hususu da burada arz etmek istiyorum. Malumlarınız olduğu üzere, demokrasilerde basın, yasama, yürütme ve yargının yanında vazgeçilmez bir kuvvettir. Bilhassa yerel basın yerel sorunların, talep ve beklentilerin gündeme getirilmesinde hatta ulusal gündeme mal olmasında son derece önemli bir yer tutmaktadır. Yerel basınımız tirajın ötesinde, daha çok ilan ve reklamlarla ayakta durmaktadır. Bu kanunun 15’inci maddesi yerel basınımızın gelir kaynaklarına önemli bir darbe vurmaktadır. Maddeyle ilan yoluyla yapılan tebligatların belli bir rakamı aşması durumunda idarenin internet sitesi aracılığıyla da yapması düzenlenmektedir.

“Yerel basın” deyip geçmemek lazım. Örneğin, benim şehrim olan Trabzon’da 5 tanesi günlük, 10 tanesi aylık ve haftalık olmak üzere 15 tane yerel gazete yayın yapmaktadır. Bu gazeteler zaten zor şartlarda yayın hayatlarını sürdürmektedir. Bu gazetelerin çalışanları var, bu gazetelerin maliyetleri var, sabit giderleri var. Bugün itibarıyla ülke genelinde yayın yapan yerel gazetelerin sayısı 925’tir. Bu rakam geçen yıl 1.084 idi yani bir yılda 159 yerel gazetemiz kapanmıştır. Bu düzenlemeyle gelirlerinin bir bölümünü daha kaybedecek olan yerel basınımız daha da kan kaybedecektir. Bu teklifin gerekçesine göre tebligata konu olan ilanlar daha önce yerel ve ulusal basın yoluyla yapılıyorken bundan böyle artık kurumun kendi resmî internet sitesinde yayınlanarak hem teknolojik imkânlardan yararlanacak hem de tasarruf yapılacaktır deniliyor. Biz teknolojinin kullanılmasına da tasarrufa da karşı değiliz. Bize göre bu ülkede tasarruf en yukarıdan başlamalı, devlet ve hükûmet tasarrufta öncü ve örnek olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Araç saltanatı, uçak saltanatı ve saray saltanatı sürerken Anadolu’daki bir yerel gazetenin yılda alacağı 8-10 bin lirayı tasarruf diye sunmak abesle iştigaldir. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti yerel basın ilanlarını keserek mi tasarruf yapacaktır? Bize göre vergi idaresi ilanlarını hem kendi internet sitesinde yayınlasın hem de yerel ve ulusal basında yayınlatsın. Böylece hem ilan birçok platformda yayınlanmış olsun hem de bilhassa yerel basınımızın önemli bir gelir kaynağı kesilmesin. Yerel basın yaşasın, ulusal basın yaşasın, demokrasi rahat bir nefes alsın diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖKER (Burdur) – Hüseyin Hocam, bir konuştun kara maddeyi çektiler.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz talep eden Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Onursal Adıgüzel…

Buyurun Sayın Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 2’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2’nci madde, sosyal medyada içerik üreticilerinin elde etmiş olduğu kazançların vergilendirilmesini içeriyor, biz de bunu olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Öncelikle bunu söylemek isterim. Ama tabii ki sosyal medyada kazanç elde edenler de diğer vatandaşlarımızın aynı sorumluluğunu almak zorunda ve vergi ödeme yükümlülüğündeler.

Vatandaşın ödevi, vergi ödemek. Peki, devletin ödevi ne? Devletin ödevi, bir: Verginin adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamak. İki: Toplanan vergilerin nasıl harcandığının hesabını vermek.

“Hesap vermek” dediğimizde, Adalet ve Kalkınma Partisinin on dokuz yılda en sevmediği iş hesap vermek, onların lügatinde hesap vermek yok. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı da “Bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok.” diyor. Bilemem, zamanınız mı yok, işinize mi gelmiyor, bunu 83 milyona havale ediyorum.

SALİH CORA (Trabzon) – 19 seçimdir hesap veriyoruz Onur Bey ya.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Ama diğer taraftan, eğer vatandaştan, halktan, adaletten korkmuyorsanız “Her şeyin hesabını veririz.” diyorsanız, hodri meydan!

SALİH CORA (Trabzon) – Kaç seçimdir hesap veriyoruz ya.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Buradan soruyorum: 128 milyar dolar nerede? Tekrar soruyorum: 128 milyar dolar nerede? (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Merkez Bankasında.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Değerli milletvekilleri, şu yasayı bir reform olarak anlatıyorsunuz. Tabii, saraydan gelen her talimat sizin için bir reform, bunu görüyoruz. Ama alelacele hazırlanmış, günü kurtarmaya odaklanmış, hiç bir yapısal değişiklik içermeyen bu teklifi eviriyorum çeviriyorum, şaştım kaldım, burada bir reform göremiyorum. Sadece bir gerçeklik var ortada, saraydan talimat geliyor, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri muhalefete dayatıyor. Bu da bir gelenek hâline geldi.

Değerli arkadaşlar, beşer şaşar ama arşiv yanılmaz. Bir yıl, bir buçuk yıl önce bir sosyal medya yasa teklifi getirdiniz, ortağınızın gazını almak için de bir gecede geçirdiniz. Ne çıktı ortaya? Bir yıl sonra “Beceremedik, yeniden dezenformasyonla ilgili bir sosyal medya yasa teklifi getirmek zorundayız.” dediniz. Şimdi, biz söylemiştik diyeceğim, bir buçuk yıl önce dedik ki: Gelin, Dijital Mecralar Komisyonu kurulmuş, bu meseleyi komisyonda çalışalım, yeni yasama yılında çözelim. “Hayır, biz çözeceğiz.” dediniz. Bildiğiniz yanıldığınıza yetmedi, bugün yine çıktınız “Sosyal medyada dezenformasyonla mücadele için yeni bir sosyal medya yasası getiriyoruz.” diyorsunuz. Önce eteğinizdeki taşları dökeceksiniz, Genel Başkanınızın yalan yanlış bilgileri yaymasını engelleyeceksiniz. Ne dedi Cumhurbaşkanı? “İngiltere’de 100 sterline aşı var.” dedi. Daha geçen hafta Cumhurbaşkanı “Almanya’da, Fransa’da ekmek bulamıyorlar.” diyordu. Kapıda vatandaş kumanyaları kapmak için yarış içinde.

Yine, çıktı Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki: “Almanya’da, Fransa’da benzin yok.”

SALİH CORA (Trabzon) – İngiltere’de benzin istasyonlarındaki krizi biliyor musun? Hadi cevap ver buna.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Ya, aklımızla dalga mı geçiyorsunuz? Her gün zam yapıyorsunuz, vatandaşın cebinde benzin alacak para yok, zaten benzini koyacağı arabası da yok.

Değerli arkadaşlar, yine, bir buçuk yıl önce yeni bir yasa teklifini savunurken şöyle bahsettiniz, dediniz ki: “Unutulma hakkı çok önemli bir hak. Biz unutulma hakkını, vatandaşın unutulma hakkını çok önemsiyoruz.” Biz de bakalım altından ne çıkacak dedik, bir yıl içinde anladık altından ne çıktığını. Yandaşın yolsuzluklarının ve usulsüzlüklerinin üstünü kapatmak için, unutulması için bu yasa çıkmış. Biz yine şunu söylemiştik bütün muhalefet olarak: Bakın, gelin, milletvekillerini, siyasileri, yöneticileri bu kapsamın dışında tutalım. Yine, anlamamazlıktan geldiniz. Geldiğimiz nokta da ne oluyor biliyor musunuz? Medya Araştırmaları Derneği bir araştırma yayınladı, diyor ki: “İçeriklerin kaldırılmasıyla ilgili en çok talep iki başlıktan geliyor.” Hiç şaşırmayacaksınız söyleyince: Birinci talep, yolsuzluk ve usulsüzlük; ikinci talep de görevin kötüye kullanılması.

Yine, İfade Özgürlüğü Derneği bir rapor hazırlamış. Ben de bir, iki örnek derledim çünkü Adalet ve Kalkınma Partililer yalanlamayı çok severler, gerçek örnekleri görsünler istiyorum: AKP’li İBB Meclis üyesinin birçok belediye ile kamu kurumundan ihale aldığının iddia edildiği haberler engellenmiş. “Beykoz ve Tuzla’daki ihaleler AK PARTİ’lilerin şirketlerine.” haberi. Niye engellediniz bunu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)           

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Yine,  başka bir haber: “Çok sayıda kamu ihalesi alan AKP’li Arol’un Müdür Yardımcısı olduğu şirkete verilmiş.” Haberler, haber bu.

Yine, çok önemli bir haber, başka bir haber, bu da engellenmiş. “Soylu’nun kuzeni 15 TL’lik ürünü SGK’ye bin TL’ye satmış.” Ben bundan rahatsız olurum, bu haberlerin engellenmesini değil, araştırılmasını eğer iktidar partisi milletvekili ve yöneticisi olsam. Geldiğimiz noktada siz aslında “Biz dezenformasyonla mücadele edeceğiz, vatandaşın unutulma hakkını koruyacağız.” derken aslında kolektif hafızanın yok edilmesine sebep oluyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, biz her fırsatta söylüyoruz. Biz, otosansür ve sansür getirecek düzenlemelerin karşısında oluruz ama bunun dışında eğer gerçekten samimim bir şekilde düzenlemeler yapmak istiyorsanız bu Meclisin bütün partilerini çağırın, hep birlikte çalışalım, dezenformasyonla da mücadele nasıl olur gösterelim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati : 17.13

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER:  İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

 

 

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Tacikistan Cumhuriyeti Temsilciler Meclis Başkanı Sayın Mahmadtoir Zokirzoda Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

 

 

1.- Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 49 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3854) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (S. Sayısı: 280) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 3’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Ayhan Erel                                   Fahrettin Yokuş                      Dursun Müsavat Dervişoğlu

                     Aksaray                                             Konya                                                İzmir

                Orhan Çakırlar                             Abdul Ahat Andican                                        

                      Edirne                                             İstanbul

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                    Cavit Arı                                    Süleyman Girgin                              Abdüllatif Şener

                      Antalya                                              Muğla                                               Konya

         Emine Gülizar Emecan                      İlhami Özcan Aygun                                        

                     İstanbul                                           Tekirdağ                                                 

 

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen İYİ Parti Konya Milletvekili Sayın Fahrettin Yokuş.

Buyurun Sayın Yokuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 3’üncü maddesinde tarımsal destekleme ödemelerinin gelir vergisinden istisna tutulması öngörülüyor ve doğru bir karar. Çoğu çiftçinin şahsi tapusu yoktur, hisseli tapuya sahiptirler. Hisseli tapuya sahip olan çiftçilerin sorunları mahkemelerde yıllardır çözüm beklemektedir. Ülkemizde yaklaşık 9 milyon hektarlık tarım alanında intikal işlemleri ve ecrimisil sorunu yüzünden çiftçiler hibe desteklerinden yararlanamıyorlar. İntikal için bir araya gelemeyen ve bu olumsuzluklara rağmen ekim yapmayı sürdüren çiftçilere kolaylık sağlanmalıdır. 9 milyon hektar tarım alanına ekim yapan çiftçiler, yaşanan bir afet karşısında sigorta yaptıramadığı için mağdur oluyorlar, hiçbir destek alamadıkları hâlde toprağı işleyen çiftçilerin de tespiti yapılmalı, şartları kolaylaştırılmalı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne alınmalı, hibe desteklerinden ve sigortadan faydalanmaları sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, özellikle Akdeniz Bölgesi'nde seracılık yapan çiftçiler Millî Emlakin yüksek miktarda kiraya çıkardığı arazilerin fiyatlarını karşılayamıyorlar, bu çiftçilerimiz ecrimisil karşılığında ekim ve dikim yaparak üretmeye devam ediyorlar. Olumsuz hava koşullarının etken olduğu bölgede yaşanan bir felaket nedeniyle hasarı karşılanamayan çiftçiler zarara uğruyorlar. Özellikle sera bölgeleri için çiftçilerin desteklenmesi ve Millî Emlakin kira fiyatlarının düşürmesi gerekmektedir. TARSİM de sigorta konusunda bu çiftçilere destek olmalıdır. Hisseli tapuya sahip olan, intikal yapamayan çiftçilerimiz zor durumda. Bu çiftçilerimiz toprağı işliyor, ekiyor, dikiyor, üretim yapıyor. Üreten çiftçilerimize gereken kolaylıkların sağlanacağı düzenlemelerin yapılması elzemdir.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz maddede, yaklaşık 3 milyon civarında çiftçimize 600 milyon liralık, tabiri caizse, vergi indirimi geliyor ya da verdiğimiz desteklerden artık vergi almayacağız. Herhâlde bu durum dünyada bir başka eşi benzeri olmayan bir şey. Devlet hibe veriyor, para veriyor ama verdiği parayı bir kazanç gibi görüp gelir vergisi kesiyordu. Bu yanlıştan dönmeniz doğrudur, doğru olduğunu kabul ediyoruz.

Ancak, iktidar olarak yanlışınız nerede? 2006 yılından bu yana yani 5488 sayılı Yasa’yı çıkardığınız, 21’inci maddesine koyduğunuz “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.” maddesini on beş yıldır çiğniyorsunuz. Kendi çıkardığınız kanunu çiğneyerek şu ana kadar yani on beş yılda çiftçilerimize vermeniz gereken 222 milyar lirayı vermediniz, tabiri caizse gasbettiniz ve şu anda biliyor musunuz çiftçilerimizin Ziraat Bankasına, özel bankalara, hatta diğer tüccara, Tarım Krediye toplam borcu da aşağı yukarı bu miktarda. Eğer siz çiftçinin hakkını on beş yıldır kendi koyduğunuz kanunu çiğneyerek elinden almasaydınız bugün Türk çiftçisinin hiçbirinin borcu olmayacaktı, hiçbir çiftçi icralık olmayacaktı, traktörüne el konmayacaktı. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Ama siz adalette, hukukta, ayrımcılıkta sınır tanımadığınız için kendi koyduğunuz kanunu, yasayı on beş yıldır çiğniyorsunuz ve geliyorsunuz burada bir de diyorsunuz ki “Biz çiftçiyi çok seviyoruz.” Haydi oradan! Çiftçiyi seven, emeği seven, nasırlı elleri seven hakkını yer mi, hukukunu çiğner mi? Ama siz bunu yapıyorsunuz.

Başka bir şey daha yapıyorsunuz, ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Vergi kaçıran, vergisini zamanında vermeyen 17 tane şirketin… Kim bunlar, TÜVTÜRK; kim bunlar, Exsa Export; kim bunlar, meşhur Cengiz Holding.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Yahu, bu kadar vicdansızlık nasıl olur, bu kadar ayıbı nasıl işlersiniz. 3 milyar 106 milyonluk vergi kaçağı var ve bu yüzden 17 tane şirketin vergi cezası var. Ama siz ne yapıyorsunuz, 3 milyar lirayı siliyorsunuz, almaktan vazgeçiyorsunuz, yüzde 97,5’unu siliyorsunuz, sadece yüzde 2,5’unu alıyorsunuz. O zaman çiftçinin faiz borçlarını niçin silmiyorsunuz, emeklinin faiz borçlarının niye silmiyorsunuz, işçinin, memurun faiz borçlarını, vergi borçlarını niye silmiyorsunuz? Sizin vicdanınıza ne oldu, size ne oldu ya kardeşim! Niye bunu yapıyorsunuz? İşte bu çirkin tablo size yeter.

17 şirketle beraber inşallah yok olur gidersiniz. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz talep eden Tekirdağ Milletvekili Sayın İlhami Özcan Aygun.

Buyurun Sayın Aygun. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Başkanım. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Aynı zamanda, cumhuriyetimizin kalbi Ankara’nın başkent oluşunun da 98’inci yılını kutluyorum.

Evet, maddeyle, Tarım Bakanlığının çiftçinin üretim yapması için verdiği tarımsal desteklerden ve belediyelerin yaptığı her türlü destek ödemelerinden gelir vergisi kesintisini kaldırıyorsunuz. Bugüne kadar çiftçilerimizden kesmiş olduğunuz vergi giderlerini de paralarını da nasıl iade etmiyorsunuz, onu da merak ediyorum. Bir an evvel de o paraları iade etmeniz gerektiğini ifade ediyorum.

Çiftçi yıllardır mağdur. Devletin kendi verdiği tarımsal destekten kendi eliyle vergi kesmesi de akla, vicdana sığmıyor. Çiftçi yıllarca feryat figan etti, kapımıza geldi, kör, sağır, dilsiz oldunuz; ne bizim ne çiftçimizin sesine kulak verdiniz. 5’li çetenin borçlarını silerken, çiftçiye verdiğiniz desteklerden ise vergi aldınız. Oysa, çiftçinin üretimde kalması için verilen destekten vergi almak tarımsal desteklemenin amacıyla tamamen çelişmektedir. Bu, üretimde devamlılığı engellemektedir. Yıllardır mazot desteği, gübre desteği fark ödemelerinden yüzde 4 kestiniz, süt desteğinden ise yüzde 2 kestiniz. Çiftçinin mağduriyetini gidermek için 3 Eylül 2020 tarihinde –evet, 3 Eylül 2020 tarihinde– tam bir yıl önce vermiş olduğum yasa teklifi işte burada. Siz, bunu görmediniz, Plan ve Bütçe Komisyonundan tali komisyon olan Tarım Komisyonuna geldi. O günden bugüne kadar işte, durdu ve ne zaman Şanlıurfalı Ali Maktele Efendi mahkemeye gittikten sonra Şanlıurfa Vergi Mahkemesi reddetti ama Danıştay vermiş olduğu kararda dedi ki: “Çiftçinin desteklemelerinden stopaj kesilemez.” Ta ki Danıştaya kadar… Şimdi soruyorum: Neden mahkemeyi beklediniz? On beş yıldan beri çiftçilerimizden kesmiş olduğunuz o tarımsal desteklerden stopajları bir an evvel geriye iade edin diyoruz.

Yine, bakınız, Tarım Kanunu'na göre tarımsal desteklerden 2006’dan bugüne kadar biriken çiftçimizin alacağı 222 milyar 621 milyon lira. Ben, şimdi buradan tüm çiftçilerimize sesleniyorum, diyorum ki: Çiftçi kardeşim, Danıştaya git, hakkını ara, Tarım Kanunu’ndan hakkını AKP vermez, ancak Danıştay verir. Nasıl? Tarımsal desteklerdeki stopajı hak ettiysen kanundan gelen hakkını da yine mahkemelerden hak edeceksin, bir an evvel davanı aç.

Sayın Başkan, değerli vekiller; evet, getirdiğiniz teklif yerinde ama eksik bir düzenleme. Tarımsal desteklemelerden vergi kesintisinin kaldırılması yetmez; bunun için değişiklik önergesi verdik, “Geçmişte çiftçiden aldığınız vergilerin de parasını iade edin.” diyoruz. Desteklemelerin dışında yine bir kanun teklifimiz var -tarımsal desteklere, traktörüne, ekipmanına haciz konulamaz ama siz  çiftçimizin üretim kaynaklarının hepsine haciz koyuyorsunuz- o kanun teklifini bir an evvel getirelim, hep beraber çiftçimizin ürünlerini işleyeceği ekipmanlardan ve desteklerden haczi kaldıralım diyorum.

Yine, bakınız, Sayın Komisyon, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde -ya, siz bizi aptal yerine koyuyorsunuz, evet- “3 milyon çiftçi.” dediniz, evet; 600 milyon lira da katkı sağladığınızı söylüyorsunuz. Ya, hadi gidin oradan! İşte, Tarım Bakanlığının kaynakları burada; en yüksek çiftçi sayısı 2003’te 2 milyon 760 bin, bugün ise Tarım Bakanlığının 2021’de vermiş olduğu tarımsal destek alan çiftçi sayısı 2 milyon 103 bin arkadaşlar. Siz kiminle dalga geçiyorsunuz? Anladık, TÜİK, rakamları süslüyor, aynı, sizler de süslemişsiniz; 3 milyon çiftçiye 600 milyon lira bağışlamışsınız, rakam 2 milyon. Ya, arkadaşlar, saymayı da mı unuttunuz? Evet, işte, gerçekler ortaya çıkıyor.

Arkadaşlar, gelin, bir an evvel çiftçimizin yanında olalım diyoruz.

Sayıştaya bile sizin yanlışlarınızı bulmaktan artık gına geldi. Bizler de sizin yanlışlarınızı bulmak için mücadele ediyoruz.

Atatürk “Sakarya düşerse Ankara ve Türkiye düşer.” demişti, ben de diyorum ki: Çiftçi düşerse, milletimiz düşer. Gıda fiyatları aldı başını gitti, dolar uçtu. İşte, gübre fiyatı ortada; üre gübresi olmuş 6.850 lira, DAP gübresi 7.150 lira. Çiftçi nasıl üretim yapsın? Demek ki seneye gıda fiyatlarında en az yüzde 100 artış var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidarına sesleniyorum: Aklınızı başınıza alın diyorum; ithalatı bırakın, yabancı çiftçileri değil, kendi çiftçini destekleyin.

İşte, hasat dönemi, mısır hasadı var ama ortada taban fiyat yok, TMO ise dışarıdan fiyat araştırması yapıyor. Sen önce çiftçinin kendi ürününü almayı taahhüt et, ona taban fiyatı ver, dışarıyı bırak. Nasıl ayçiçeğinde, buğdayda, arpada yaptıysanız, şimdi de mısır çiftçisini küstürmeye bakıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Ve geldiğimiz noktada, bakınız, 2002 yılının toplam ithalatı yüzde 3,89 tarım ithalatıyken 2020’ye geldiğimizde ise bu rakam yüzde 7’ye ulaşmış, demek ki nereden baksanız yüzde 78’lik bir artış var. Bu da AK PARTİ iktidarlarının tarımı uçurduğunun göstergesi. Uçurdunuz tarımı, evet, yüzde 78, çiftçimizi de ithalatımızı da coşturdunuz.

Geldiğimiz noktada bu şekilde tarım sürdürülemez. Bir an evvel gübre, mazot ve ilaçla ilgili, çiftçinin üretimde kalması için acil olarak çiftçiye can suyu verin.

Bakınız, geçtiğimiz hafta sonu İzmir Bayındır Fırınlı’daydık; Tarım Krediden satılık köy tabelası verdiler bize, Tarım Krediden satılık köy. Ayın 20’sinde çiftçinin malını satıyorlar. Yazıktır, günahtır, çiftçinin malını satarsanız bu çiftçi nasıl üretim yapacak? İşte, buradan sesleniyorum: Biran evvel çiftçimizin Ziraat Bankasına, Tarım Kredi Kooperatiflerine ve diğer bankalara olan borçlarını yapılandırmamız gerekiyor. Gidip 5’li çetenin değil, üretenin, efendinin borçlarını yapılandıralım, faizlerini silelim, onun önünü açalım diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyor, yüce Meclise teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aygun.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinde yer alan “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rıdvan Turan                            Mahmut Celadet Gaydalı           Ömer Faruk Gergerlioğlu

Mersin                                                    Bitlis                                      Kocaeli

Nusrettin Maçin                                 Kemal Peköz

Şanlıurfa                                                Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Halkların Demokratik Partisi Mersin Milletvekili Sayın Rıdvan Turan.

Buyurun Sayın Turan. (HDP sıralarından alkışlar)

RIDVAN TURAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; size önce şöyle bir kitap tanıtımı yapayım. Kitabın adı: Agroekoloji Başka Bir Tarım Mümkün, kapağında bu yazıyor. Bu, dünyanın muhtelif alanlarında endüstriyel tarımsal uygulamalara karşı tamamen doğadan yana olan          -tamamen organik demeyeceğim çünkü o kavram da iyice kirlendi- tamamen doğanın kendisini onarması temeline dayalı bir tarımsal üretim modeli. Bu model aynı zamanda küresel ısınmanın, iklim değişikliğinin, istihdam azlığının, sistemin yaşamış olduğu krizlerin, vesair sorunların da çözümü olarak gösteriliyor. Ben okumanızı öneririm, iyi bir akademik kadro bunu çalışmış, bunu buraya koyayım. Konuşmamın ilerleyen kısımlarında zaten bununla rabıtasını kuracağım.

Şimdi, devletin en önemli alametifarikalarından bir tanesi vergi toplamak, bu biliniyor. Hatta antropolojik olarak devletin, devlet öncesi toplumlardan en önemli ayrım noktalarından bir tanesinin vergi toplamak olduğu söylenir. Ne zaman ki bu vergi toplama hadisesi de süreğen, sistematik bir durum arz ederse orada artık devlet iyice kurumsal bir yapıya kavuşur ve modern devlet ortaya çıkar. Ya, şimdi, bu böyle tabii de ama bazı şeyler var, yani sizin vergiyi nasıl topladığınız, kimden topladığınız, hangi yöntemlerle topladığınız, ne zaman topladığınız, nasıl topladığınız… Uzatmak mümkün. Sizin devletinizin de karakterini ya da iktidarınızın karakterini ortaya koyar. Şimdi, burada, bu 3’üncü maddede çiftçilere verilen desteğin vergiden muaf olduğuna ilişkin bir düzenleme var. Aslına bakarsanız yani bana çok zül geliyor bu konuda konuşmak. Şundan zül geliyor: Yav, kardeşim, şimdi bu memleket bir affedilen vergiler cenneti hâline dönüşmüş. Hatta sermaye kesiminin görülmeyen vergileri, işte, panama belgeleri açıklandı. Burada iktidarın destek kıtası hâline gelmiş birtakım firmaların kaçırdığı paralar, yasal olarak kaçırdığı paralar, bunların vergi takibatının yapılmaması, bunlardan vergi alınmaması, bu moda adıyla 5’li çete denilen ekibin üst üste affedilen vergileri… Şimdi, bunları insan düşündüğünde böyle çıldırası geliyor bazen. Oraya yazılmış desteklerden vergi alınmayacak. Ya, alıyorsan zaten ayıp, bu zaten olmaz, olacak bir şey değil. Bu zamana kadar da ne yazık ki oluyordu. Yani bir tarafta böylesine olağanüstü bir vergi refahı sağlanmışken birilerine diğer taraftan verginin kahir ekseriyetinin yoksulların sırtından karşılanıyor olması çok utanılacak bir hadise ve çok ahlaksızca bir hadise aynı zamanda. Şimdi, bakın bunu niye söylüyorum? Yahu vergi toplamak devletin insanlardan para alması falan değildir, vergi toplamak aynı zamanda devletin olmazsa olmaz fonksiyonlarından bir tanesi olan servetin dağıtımı ve yeniden dağıtımı fonksiyonuyla da alakalıdır. O nedenle işte vergiyi kimden aldığınız ve nasıl aldığınız devletin karakterini belirler. Bu aynı zamanda sosyal refaha değgin bir şeydir. Aynı zamanda devletin önceliklerinin yani iktidarı yöneten elitin, iktidarı yöneten sınıfın önceliklerini gösteren bir hadisedir. Yani mevzuya bu zaviyeden bakıldığında bu tasarı alabildiğine vatandaşı, onun da en alt gelir grubuna dâhil olanları söğüşleme tasarısı gibi görünüyor, görünüyor değil öyle. Yoksa bu, bu şekilde olmazdı yani vergi adaleti diye kastedilen şeyin kazanca göre olmasının gerekli olduğu… Ya, hadi bunları geçtim, asgari ücretten aşağı yukarı 500 lira vergi kesiliyor ve bu çok ayıp bir şey gerçekten, çok ayıp bir şey. Şimdi ondan sonra da ne bekliyoruz? İşte bütün bu vergi adaletsizlikleri üst üste konulduğunda, bütün bu sıkıntılar ortaya konulduğunda yani bu teklifin bir reform niteliği taşımadığını, bunun sosyal adaleti sağlamakla uzaktan yakından alakasının olmadığını; vergiyi tabana yayan, çok kazanandan çok, az kazanandan az mantığına hizmet etmeyen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Söz talebiniz var mı?

RIDVAN TURAN (Devamla) – Evet, lütfen.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Tam tersine bu eşitsizliği yani sınıflar arasındaki bu gelir dağılımı eşitsizliğini daha da derinleştirecek bir niteliği haiz olduğunu görüyoruz. Şimdi bu şeyle, çiftçilikle ilişkilendirilmiş. Ya, bugün çiftçilerin 40 milyon dönüm civarında toprağı haczedilmiş durumda, 220 milyar lira civarında da çiftçi borcu söz konusu. Şimdi, bu devasa sorunu çözmeden gerçi geçtiğimiz aylarda bir teklif geldi buradan geçti ama onun da çiftçinin borçlarına, derdine derman olacak hiçbir tarafının olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Hâl böyle iken bu çiftçi borçlarını temel almayan, çiftçilerin, özellikle kırsalın yeniden yapılanmasını ve kalkınmasını hedef almayan bir vergi mevzuatının zerre miskal kadar memlekete bir hayrı olmayacak. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde aynı mahiyette 2 önerge vardır, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

Cahit Özkan                            Erkan Akçay                       Mehmet Doğan Kubat

   Denizli                                    Manisa                                    İstanbul

Osman Boyraz                                                                     Zülfü Demirbağ

   İstanbul                                                                                  Elâzığ

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Dursun Müsavat Dervişoğlu         Ayhan Erel                          Orhan Çakırlar

             İzmir                                   Aksaray                           Edirne

Abdul Ahat Andican                   Fahrettin Yokuş                    Şenol Sunat

         İstanbul                          Konya                    Ankara

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – İlk önerge için gerekçe lütfen.

Gerekçe: Önergeyle birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinde işin bittiği yıl tespit edilen gelirin beyanının verilme zamanının değiştirilmemesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz talep eden İYİ Parti Ankara Milletvekili Sayın Şenol Sunat.

Buyurun Sayın Sunat. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, Ankara millî mücadele demek, Ankara bağımsızlık demek, Ankara cumhuriyet demek. Cesur yüreklerin, isimsiz kahramanların Anadolu’nun her köşesinden akın akın Ankara’ya geldiği, işgal altındaki vatanın kurtulması için yeminler ettiği, bir olmanın, taşın altına yüreklerini koymanın heyecanını yaşadığı ve Türk milletinin yeniden dirilişinin, ölümüne direnişinin destansı şehri Ankara. Başkentimizin 98’inci yılı kutlu olsun. Bu vesileyle cumhuriyetimizin banisi başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Evet, değerli milletvekilleri, üzerinde konuşmakta olduğumuz 4’üncü maddenin çekilmesini bir kere daha bu kürsüden sizlere tekrar etmek istiyorum çünkü önergemiz o şekilde. Genel anlamda -inşallah, çekerseniz- vergi reformu olarak sunduğunuz bu teklifin sadece tek mükellefler ile idare arasındaki bazı teknik konuları içerdiği ortada. Şunu söylemek isteriz ki: Bu bir vergi reformu değil, bu, kamuoyunu aldatma yoluyla günübirlik alınan kararları ortaya koyan bir teklif mahiyetindedir. Bu teklif vergi sistemimizdeki yapısal sorunları maalesef çözmemektedir. Vergilendirme ilkeleri olan genellik, eşitlik, adalet, mali güce göre vergilendirme ilkelerini yirmi yıldır yerle bir ettiniz. Oluşturulan imtiyazlı sınıf servetlerine servet katarken diğer taraftan emeğiyle geçinmeye çalışanlar, siftah yapamayanlar, esnaf, ticaret erbabı, üretmeye çalışan işletmeler, sanayiciler, çiftçiler, geniş halk kitlesi vergiler altında ezilmektedir; yirmi yılın bilançosu budur.

Evet, sayın milletvekilleri, tevkif suretiyle toplanan gelir vergisinin çoğunluğunu ücretlerden kesilen vergiler oluşturmaktadır. Analiz edildiğinde birçok gelir vergisi mükellefinin beyan ettiği aylık kazancın asgari ücretten düşük olduğu görülmektedir. Yani bu ülkede milyonluk dairelerin, villaların, lüks otomobillerin, yatların, katların sahipleri, yurt içinde, yurt dışında tatiller yapanlar asgari ücretliler midir? Bu durum vergi adaleti bakımından ne kadar kötü bir performans sergilendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir asgari ücretli, brüt ücreti olan 3.577 lira üzerinden yapılan kesintilere ilave olarak harcamaları üzerinden ödediği dolaylı vergiler de dikkate alındığında yaklaşık gelirinin üçte 1’ini vergi olarak ödemektedir.

Değerli milletvekilleri, verginin de vergisini ödeyen gelir düzeyi düşük insanlar neredeyse nefes alırken bile vergi öder hâle gelmişlerdir. Aynı zamanda harcama vergileri fiyatlar üzerinden alınması nedeniyle fiyatların artmasına sebep olmuş ve tam rekabet koşullarını da zedelemiştir. Lüks, sağlığa ve çevreye zararlı malları vergilendirmek ve gelir adaleti sağlamak gerekçesiyle çıkarılan özel tüketim vergisi vergi adaletsizliğinin en önemli araçlarından biri hâline gelmiştir. Pırlantadan, lüks yat ve teknelerden, kürklerden alınmayan tüketim vergisi ama çocuk mamasından çocuk bezine kadar tüketim malzemesi olarak bu vergi vergilendirilmiştir. Geleceğimiz olan çocuklarımızın daha iyi bakıma ve gelişimi için harcanması zorunlu ihtiyaç maddelerinden vergiyi sıfırlamayı düşünmüyor musunuz? Köylünün, çiftçinin kullandığı mazottan özel tüketim vergisini kaldırmayı düşünmüyor musunuz? Ama inşallah İYİ Parti iktidarında bu köylümüzün, çiftçimizin kullandığı mazottan özel tüketim vergisini de kaldıracağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Tamamlıyorum.

Şimdi, sayın iktidar milletvekillerine buradan sesleniyorum. Rantları çok seven iktidara bir önerimiz olduğunu ifade etmek istiyorum. Faiz lobisine vergiyi sıfırlayıp mağlup oldunuz ama kendinizi göstermeniz için bir fırsat sunuyoruz. Hadi, hep birlikte imar planı değişikliğine dair değer artış vergisi getirelim, ne diyorsunuz? Birçok gelir, kazanç, harcamalar üzerinden vergi alınırken emeksiz edinilen imar rantlarından vergi alınmaması büyük bir çelişki değil mi? Rant ekonomisinden, üretim ekonomisine dönüş için de önemli bir adım olacağını buradan bir kere daha vurgulamak istiyorum. İmar rantlarının vergilendirilmesi aynı zamanda kamu gücünün kötü yönde kullanılarak kişi ve kurumlara haksız kazanç sağlanmasının önünde önemli bir bariyer olacaktır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece kabul edilen önerge doğrultusunda 4’üncü madde teklif metninden çıkartılmıştır. Bir karışıklığı mahal vermemek adına teklifin görüşmelerine mevcut madde numaralarından devam edeceğiz. Madde numaraları Başkanlığımızca kanun metninin yazımı sırasında teselsül ettirilecektir.

5’inci madde üzerinde 1 önerge vardır, önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

 

Cavit Arı                                         Abdüllatif Şener                     İlhami Özcan Aygun       

Antalya                                                  Konya                                    Tekirdağ               

Süleyman Girgin                         Emine Gülizar Emecan                    Lale Karabıyık           

Muğla                                                   İstanbul                                     Bursa

MADDE 5- 193 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmış, fıkrada bulunan "Bu usulde vergilendirilenler,” ibaresi "Kazançları bu usulde tespit edilenler,” şeklinde, üçüncü fıkrasında bulunan "Basit usulde vergilendirilen” ibaresi "Kazançları bu usulde tespit edilen” şeklinde, beşinci fıkrasında bulunan "göre vergilendirileceği,” ibaresi "tabi olacağı,” şeklinde, altıncı fıkrasında bulunan "edilenler hiçbir suretle basit usulde vergilendirilmezler.” ibaresi "edilenlerin kazançları hiçbir suretle basit usulde tespit edilmez." şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Anlaşılması için bir kez daha söyler misiniz?

 PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Önerge üzerinde söz talep eden Bursa Milletvekilli Sayın Lale Karabıyık.

Buyurun Sayın Karabıyık. (CHP sıralarından alkışlar)

LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; şimdi yine 64-65 maddelik bir vergi teklifiyle karşı karşıyayız. Bunu algı yönetimiyle aslında bir vergi reformu olarak görmek son derece yanlış, bu algıyı yaratmak yanlış. Çiftçiye yılda 200 lira vergi geliri sağlayacak, bir fayda sağlayacak. Bir taraftan basit usule bir istisna getiriliyor ama bunun da zaten tüm vergi gelirleri içerisinde binde 1 payı var. Hani, bunlarla bir vergi reformu olmaz ancak kanun teklifinin gerekçelerine baktığımız zaman gerekçelerinde aslında gerçek ihtiyaçları yazıyor ama gerçek ihtiyaçlara çözüm olacak maddelerde hiçbir şey yok ya da yeterli seviyede yok. Yalnız şunu hemen ifade edeyim: Amaçlar ve hedefler kısmında “Verginin tabana yayılması.” diyor. Tabana yaymak değil, vergi tabanını genişletmek olarak düşünmek lazım. Zaten ücret geliri az olanın üzerinde vergi yükü daha fazla.

Şimdi, ne denmişti? Kurumlar vergisi ve gelir vergisi bir yerde birleştirilecek, adil bir vergi reformu yapılacaktı. Ama bunların hiçbirisi maalesef olmadı.

Kanun teklifi 7’si vergi kanunuyla ilgili -bir de diğer kanunlarla ilgili- 8 maddede, 8 kanunda değişiklik getiriyor aslında. Şimdi, şunu düşünelim: Adil bir vergi reformunun olması için öncelikle rantiye sınıfının korunduğu ama üreticinin ve asgari ücretlinin cezalandırıldığı bir vergi sisteminin olmaması gerekiyor. Bu son derece yanlış. Eğer bu hatalar düzeltilirse ancak vergi reformundan söz edilebilir. Mesela 3.577 lira asgari ücretli olan vatandaş ağustos ayı geldiğinde yüzde 20’lik vergi dilimine hemen giriyor ama bir taraftan kentsel rantlardan vergi alınmadığı gibi vergisiz cennetlere vergisiz olarak bir yığın paraların kaydığını da biliyoruz.

Bir taraftan Anayasa’nın amir hükmünü hatırlayalım. Ne diyor? “Mali güce göre vergilendirme; çok kazanandan çok, az kazanandan az.” Ama maalesef bizde böyle bir sistem yok. Bir taraftan rantiyeciler korunuyor, diğer taraftan asgari ücretli ve gelir yetersizliği içinde olanlardan daha çok vergi alınıyor. Vergiye baktığınızda dolaylı vergiler zaten doğrudan vergilerin çok daha üstünde. Yüzde 65’lik bir paya sahip olan dolaylı vergi ortamında adaletli bir, adil bir vergi sisteminden söz etmek de zaten doğru değil değerli milletvekilleri.

Bir taraftan, vergi ve SGK borçlarına yapılandırma getirildiğini biliyoruz ama şu anda başvurulara baktığınızda, üçte 1’i başvurdu, çok cüzi. Aslında doğru bir vergi politikası olmuş olsa vergi uyumunun sağlanması çok daha kolaylaşmış olacak.

Bir de şunu unutmayalım değerli milletvekilleri: İstihdam için 23 paket yapıldı; 23 paket yapıldı, sonuç boş. Aslında, istihdam teşviki için en önemli şey asgari ücretin üzerindeki vergi yükünü kaldırabilmek. Bunu yapmak zor değil. Hem kayıt dışı istihdamı ortadan kaldırmış, azaltmış olursunuz hem de bir taraftan istihdamı da artırmak konusunda bir çaba sarf edilmiş olur. Ama maalesef, böyle bir adil sistem getirilmiyor. Diğer taraftan, vergilendirme sisteminde eğer köklü bir değişiklik yapılmazsa düzenli olarak vergi aflarının da kaçınılmaz olarak devam edeceğini de biliyoruz, bu da bir gerçek. Oturacağız, yılda 1 kere, 2 kere -yılda 2 kere yaptığınız dönemler de var- sürekli vergi affı getireceğiz.

Ve değerli milletvekilleri, şunu unutmayalım ki: Az kazanandan çok vergi almanın ama rantiyecileri bir tarafa bırakmanın ve korumanın büyük bir vebali var. Ve yine unutmayalım ki: Aslında vergi politikaları, yönetenlerin zihniyetinin aynası, bu zihniyeti yansıtıyor ve yönetenlerin kimden yana olduğunu gösteriyor vergi politikaları. İşte, bu vebali unutmayalım ve adil bir vergi sistemini getirmek için gereken neyse bunun yapılmasını sağlayalım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 6 – 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde bulunan “veya basit usulde vergilendirilen” ifadesi madde metninden çıkarılmış ve (15) numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

              Abdüllatif Şener                           İlhami Özcan Aygun                      Emine Gülizar Emecan

                       Konya                                             Tekirdağ                                            İstanbul

                    Cavit Arı                                    Süleyman Girgin                                Mehmet Göker

                      Antalya                                              Muğla                                               Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Burdur Milletvekili Sayın Mehmet Göker.

Buyurun Sayın Göker. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖKER (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle az önceki “İngiltere’de benzin yok.” sataşmasına bir cevap vermek istiyoruz. Tabii, bu konu sizlerin çok yabancı olduğu bir konu. İngiltere’de benzin yok değil, benzini taşıyacak kamyon şoförü yok çünkü grevdeler ve Brexit anlaşması çerçevesinde bu öngörülmüş bir vaziyetti. Getirdiğiniz sistemde greve ve özlük haklarının savunulmasına yabancı olduğunuz için bunu bilmiyor olabilirsiniz.

Bir diğer konu, yasa teklifiyle getirilen 15’inci maddede yer alan yerel medya gelirlerinden vergi alınmasının geri çekilmiş olması bizce olumlu bir gelişmedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının genel gerekçesine bakıldığında, mükelleflerin vergiye uymalarını gözeten, vergi güvenliğini artıran, sosyal adaleti ve rekabeti güçlendiren, yatırımları teşvik edip ithalatı sonlandıran değişikliklerin hayata geçmesi amacıyla vergi kanununda değişiklik yapılması ihtiyacı duyulmuştur. Peki, bunca laf kalabalığının yanında içeriğinde ne var? İçeriğinde 835 bin esnafın faydalanacağı söylenen 235 milyon liralık vergi muafiyeti var yani esnaf başına 280 lira. Yine, 3 milyon çiftçimizin faydalanacağı öngörülen 600 milyonluk bir vergi affı var yani çiftçi başına 200 lira. Yanlış anlaşılmasın, esnafımıza ve çiftçimize uygulanan her türlü desteğin yanındayız, ancak adı büyük kendisi küçük vergi muafiyeti günümüz koşullarında yeterli değildir.

Dün burada, kürsüde bir vekilimiz bizim bu tezimizi çürütmeye yönelik dedi ki: “Bu çok büyük bir meblağ.” Değil arkadaşlar. Şimdi, asgari ücretlinin bir yılının 122 gününü vergi olarak ödediği bir dönemde, Cengiz İnşaatın 2018 yılında hiç vergi ödemediği bir düzende, Doğuş İnşaatın son üç yılda sıfır kurumlar vergisi ödediği bir sistemde, yine Limak İnşaatın son iki yılda sıfır vergi ödediği düşünülürse bu yasa teklifinde öngörülen miktar son derece küçüktür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duruma nasıl geldik? Evet, bu duruma rejime kasteden Anayasa değişikliği nedeniyle geldik. Ütopik bir ekonomik politika, sorgulanmayan, kararları tartışılmayan tek adam rejimi bizim sonumuz oldu. (CHP sıralarından alkışlar) Sonuçta ne mi oldu? 128 milyar dolar çarçur edildi; Türk lirası itibar ve değer kaybını yaşadı; ülke kaynakları bir avuç faiz lobisine ve 5’li çeteye peşkeş çekildi. Az önce bir “tweet” attım “Dolar 9,08; tarihî rekor.” diye. Ben “tweet”ime noktayı koymadan dolar 9,09 oldu. Doların durumunu özetlemek gerekirse, daha doğrusu sizlerin Türkiye’yi getirdiği ekonomik durumu özetlemek gerekirse, dünden kötüyüz ama yarından iyiyizdir. Bunu da algı mekanizması olarak kullanabilirsiniz, benim size bir hediyem olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, ülke genelinde 995 bin esnaf destekten yararlanamamıştır. İlim Burdur’da ise 12.070 esnafımızın sadece 6.221’ine 24 milyon 769 bin lira gelir desteği yapılmıştır. Sonuç ise dolar 9 lira, dış borç 447 milyar dolar; fakirlik artmış, işsizlik tarihin en büyük seviyesinde; yüksek enflasyon, yüksek vergi. Bakınız, “Öldü bitti.” dediğiniz Amerika’da enflasyon 5,30; İngiltere’de 3,2; Fransa’da 2,1; Türkiye’de sizin rakamlarınıza göre 19,56 ama çarşıya, pazara çıksanız bunun artık hesabı bile yapılamıyor. Yine, TÜİK’e göre 28,8 olan gıda enflasyonu Amerika’da 3,7. Maalesef, çizdiğiniz, daha doğrusu çizmeye çalıştığınız pembe tabloda gerçekler bunlar.

Ne mi yapılmalı? Türkiye bir an önce yaşam kalitesini ve üretkenliğini artırabilmek adına politikalar üretmeli, işsizliği azaltabilmek adına yatırım planı yapılmalı, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmeli, verginin adaletli dağıtılması, gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderilebilmesi için tüm partiler ve taraflarla birlikte ortaklaşa kapsamlı bir vergi reformu çalışması acil olarak hayata geçirilmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MEHMET GÖKER (Devamla) – Son olarak da seçim bölgem Burdur’da, dün ulusal basında da yer aldığı üzere, Burdur Gölü kurumaya devam ediyor. 2015 yılından itibaren yetkililerin yani sizlerin verdiği sözler ortada ve Burdur Gölü kuruyor. Lütfen sözlerinizi tutun, Burdur Gölü kurumasın.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kaldırılmıştır” ibaresinin "çıkarılmıştır” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Dursun Müsavat Dervişoğlu                 Ayhan Erel                          Fahrettin Yokuş                              İzmir                                    Aksaray                                   Konya            Orhan Çakırlar                    Aydın Adnan Sezgin                Abdul Ahat Andican                          Edirne                                     Aydın                                    İstanbul               

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Aydın Milletvekili Sayın Aydın Adnan Sezgin.

Buyurun Sayın Sezgin. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) 

AYDIN ADNAN SEZGİN (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Teklifin 1’inci maddesiyle basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançları gelir vergisinden muaf tutulmaktadır. 6’ncı madde ise 1’inci maddede yapılan bu değişikliğe uyum maddesidir. Bu düzenlemeyle terzi, taksici, dolmuşçu, berber, kuaför, kaportacı, mobilyacı gibi 835 binin üzerindeki esnafımız gelir vergisi beyannamesi vermeyecekler, gelir vergisi ödemeyecekler. Esnafımız lehine her adımın yanındayız, İYİ Parti olarak bu düzenlemeyi de destekliyoruz.

Bu kapsamda yer alan 835 bin mükellef geçen yıl 230 milyon lira vergi ödemiş, bu da demek oluyor ki mükellef başına ortalama 265 lira tutarında bir vergiyi kaldırıyoruz. Böylelikle basit usulde vergilendirilen vatandaşlarımız güncel döviz kuruyla yılda 28-29 dolarlık bir vergiden muaf hâle getirilmiştir. Hayırlı uğurlu olsun. Tek bir müteahhidin 303 milyon dolarlık vergi borcu silinirken esnafımızın 28 dolarlık mükellefiyetini silmek fazlasıyla geç kalmış, hatta çok yetersiz bir adımdır. Vergilendirmedeki adaletsizlik ne yazık ki artarak devam etmektedir. Bir vergi uzmanının ifade ettiği gibi ülkemizdeki vergi sistemi küçük sinekleri yakalayan ama büyük arıların delik deşik ettiği bir örümcek ağı hâline gelmiştir. Evet, vergi adaleti acilen sağlanmalıdır. Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin gelirlerini artıracak güvenilir ekonomi politikaları geliştirilebilmelidir. Ayrıca, bu mükelleflerin defter tutma gibi yükümlülükleri de yeniden düzenlenmeli, bunun yarattığı bürokrasi de ortadan kaldırılmalıdır.

Bu kadar çok sayıda kanunda değişiklik yapan bir teklif de vergi mükelleflerinin uzun yıllardır düzelmesini beklediği bazı temel sorunlar maalesef ele alınmamıştır. Ankara Milletvekilimiz Sayın Durmuş Yılmaz'ın dün belirttiği gibi hâlâ kısa vadecilik devam etmektedir, uzun vadeli ve makro bir perspektif sunulamamaktadır. Örneğin, gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri için farklı vergi oranları uygulanmakta, bu fark gelir vergisi mükelleflerinin aleyhine işlemektedir. Kurumlar vergisinde yüzde 25 oranında sabit olarak uygulanan, 2023’e kadar kademeli şekilde 20’ye düşürülmesi öngörülen vergiye karşılık, gelir vergisinde gelir dilimlerine göre yüzde 15 ile yüzde 40 oranında vergi alınmaktadır. Yıllık geliri 1 milyon lira olan bir gelir vergisi mükellefi yüzde 40 oranında vergi öderken aynı durumdaki bir kurumlar vergisi mükellefi yüzde 25 oranında vergi ödemektedir. Uygulanmakta olan gelir vergisi dilimleri ise öyle çarpıktır ki asgari ücretliler bile sekizinci aydan itibaren yüzde 15 yerine yüzde 20 gelir vergisi ödemek zorunda kalacaktır. Evli ve çocuklu asgari ücretlilerin gelir vergisindeki dilimindeki artıştan dolayı yıllık kaybı 177 Türk lirasıyla 624 Türk lirası arasında değişmektedir. Son on yıl içerisinde neredeyse üç yılda bir vergi affı veya vergi barışı adı altında yapılan düzenlemelere son verilmelidir. İyi niyetli mükellefi cezalandırmayan etkin bir vergi idaresine ve denetim düzenine geçilebilmelidir. Vergi oranları, vergiden kaçınma davranışına neden olmayacak ödenebilir düzeye indirilmelidir. Kayıt dışı ekonominin küçültülmesinde polisiye tedbirler yerine teşvik edici uygulamalara ağırlık verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

AYDIN ADNAN SEZGİN (Devamla) – Teşekkürler.

Vergilendirmede adaletin tesis edilmesi sayesinde gelir dağılımındaki muazzam eşitsizlik de azalacak böylelikle toplumsal barışa, siyasi istikrara ve demokrasiye de katkı sağlanmış olacaktır. Bu vesileyle vergi, devlet bütçesi ve demokrasi arasındaki temel bağlantıyı tüm politikalarıyla birlikte iktisadi politikası da iflas eden iktidara bir daha hatırlatmış olayım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6’ncı madde kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde 4 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Dursun Müsavat Dervişoğlu             Fahrettin Yokuş                            Ayhan Erel

İzmir                                                       Konya                                   Aksaray

Bedri Yaşar Orhan Çakırlar

Samsun                                                 Edirne

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce AK PARTİ İstanbul Milletvekili İsmet Uçma Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum. AK PARTİ camiasına da başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Teklifin bu maddesinde, geçici verginin kaldırılmasıyla birlikte gelir vergisi beyannamesinin verilme süresi mart ayından şubat ayına çekilmektedir.

Bir başka maddede yapılan düzenlemede ise kurumlar vergisi beyannamesi verilme süresi nisan ayından mart ayına çekilmektedir. Geçici verginin kaldırılması son derece yerinde bir karar olmuştur.

Yine, buna paralel olarak gelir kaybını önlemek amacıyla yapılan gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin bir ay önceye çekilmesi uygulaması mali müşavirler tarafından itiraza konu olmuştur. Mali müşavirler “Bir ayda ortalama 17 tane beyan ve bildirim vermekteyiz ve biz artık bunları yetiştiremez duruma geldik. Beyanname verecek gücümüz ve takatimiz kalmadı.” diyerek tepkiyi göstermişlerdir. Aynı şekilde, kendi özlük haklarına yönelik talepleriyle ilgili maalesef bu kanun teklifinde de hiçbir şey yoktur, onlar da kendi haklarıyla ilgili bir an önce kanun teklifinin hazırlanmasını talep ediyorlar.

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari gelirlerinin gelir vergisinden muaf tutulması konusunda esnaf kesiminde tartışma yaratmaktadır. Özellikle büyükşehirlerdeki mükellefler düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Bu düzenleme sadece büyükşehirlerin dışında kalan mükellefleri içermektedir, bunların sayısı da -arkadaşlarımız ifade etti- yaklaşık 835 bin civarında. Hâlbuki kanunun eşitlik ilkesi var yani siz büyükşehirde esnafsanız bundan istifade edemiyorsunuz. Yani Samsun’daki bir esnaf bundan istifade edemiyor ama Çankırı’daki bir esnafımız bundan istifade ediyor, burada bir adaletsizlik olduğunu düşünüyoruz, bunun behemehâl düzeltilmesi lazım.

 Aynı şekilde pandemiyle ilgili yardımlarda da tüzel kişiler ve gerçek kişiler arasındaki uygulamadan kaynaklanan sebeplerden dolayı da yaklaşık 300 bin esnafımız maalesef pandemideki yapılan yardımlardan istifade edememiştir. Tabii, bu rakamla yaklaşık 200 bin TL civarındaki bir vergi siliniyor, aynı şekilde 3 milyon çiftçinin de 600 milyon lira tutan vergisi siliniyor. Biz, prensip olarak bunu destekliyoruz. Özellikle pandemi döneminde esnafın zaten vergi ödeyecek gücü yok ama bunun adil ve adaletli bir şekilde büyükşehirlerdeki esnafa da uygulanması lazımgelir, onu da yeri gelmişken buradan uyarıyoruz, tekrar bir daha bu işi gözden geçirin diyoruz.

Tabii, pandemi süreciyle esnafın durumu ortada, bugünkü fiyatlar ortada, rakamlar ortada. Akşamdan sabaha maalesef gittiğimiz her yerde özellikle hammadde fiyatları dâhil, sabahtan akşama kadar müteahhitler dâhil, fiyat artışlarıyla ilgili ciddi talepleri var. Özellikle ham madde fiyatlarıyla ilgili müteahhitlik sektöründe bir iyileştirme yapılmadığı takdirde firmaların toplu olarak battığını, özellikle TOKİ müteahhitlerinin çok ciddi sıkıntılar yaşayacağını ben buradan ifade ediyorum. Tabii, 5 tane firmadan bahsetmiyoruz, onların yüzde 90’ı zaten 21/b’yle, özel tekliflerle aldığı işler olduğu için onların bu konuda bir talepleri olacağını düşünmüyorum ama onun dışında rekabetle iş alan müteahhitlerin önemli bir kesimi -ham madde fiyatlarının, demirin, çimentonun, hazır betonun, alüminyumun, MDF’nin, kablonun, bütün fiyatların tamamı zaten yüzde 100’ün üzerinde- bu konuyla ilgili bir iyileştirme bekliyorlar.

Yine, aynı şekilde KDV iadeleriyle ilgili bundan önceki kanun tekliflerinde de konuştum. Şimdi, KDV iadesi için siz müracaat ediyorsunuz, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra -ki bu bir yıldan önce zaten bitmiyor- mükellefler diyor ki: “Tamam, KDV’den olan alacağımızı SGK borçlarımıza sayın, SGK primlerimize sayın. Eğer yaptığınız incelemenin sonucunda farklı bir şey cereyan ederse o zaman hesaplaşırız ya da en azından KDV’den doğan alacaklarımızın yüzde 60’ını, yüzde 70’ini SGK borcuna sayın. Hiç olmazsa devletten alacağımıza daha fazla uğraşmayalım. Devlete olan borcumuzu devletten tahsil edeceğimiz rakamlarla ödeyelim.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Toparlıyorum.

Yine, buna paralel özellikle afet bölgelerinde en son bir esnafımızın talebi vardı. Bozkurt’ta fabrikasının tamamı sel altında kalmıştı. Talebi şuydu, diyordu ki: “Hiç olmazsa borçlarımız öteleniyor ama ödeyeceğimiz SGK borçlarında ilk defa işe girenlerle ilgili belli iskontolar yapılıyor. Çalışamadığımız dönem içerisindeki SGK borçlarımızla ilgili de böyle bir indirim uygulanabilir mi? Bu, bizim için önemli, istihdam açısından önemli.” diyor, o da bizden bu konuyla ilgili haber bekliyor. Maalesef tabii, orada mağdur olan çalışanlar var, onların da üç aydır maaşları daha ödenmedi. “Bu, özellikle sel bölgelerindeki maaşlarla ilgili de meseleyi tekrar gündeme Mecliste getir.” dedi, ben de ona vekâleten burada gündeme getirmiş oluyorum.

Ben, kanunun hayırlı uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinde yer alan “halinde” ibaresinin “durumunda” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

         Rıdvan Turan                            Zeynel Özen                    Mahmut Celadet Gaydalı

              Mersin                                    İstanbul                                      Bitlis

 

Ömer Faruk Gergerlioğlu                  Nusrettin Maçin                          Kemal Peköz

             Kocaeli                                   Şanlıurfa                                    Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Zeynel Özen.

Buyurun Sayın Özen. (HDP sıralarından alkışlar)

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Teşekkürler Başkan.

Sayın milletvekilleri, 7’nci madde üzerinde söz aldım, huzurunuzdayım.

Bu maddede bir takvim yılında elde edilen gelirlerin şubat ayının başından, 25’inci akşamına kadar yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının gelir vergisi istisnası kapsamına alınması beyanname vermelerini düzenleyen hüküm, madde metninden çıkarılmaktadır. Birçok konuşmacı da söyledi, bu da çok gülünç olarak yıllık 270-280 liraya tekabül eden bir indirimdir.

İktidar, her zaman olduğu gibi palyatif yöntemlerle çözüm bulmaya çalışıyor. Bu kanun teklifinin tek bir maddesinde bile vergi adaletiyle ilgili bir şey yoktur. Bu kadar çok madde arasında vergi adaletini sağlamakla ilgili tek bir madde bulunmamaktadır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacağına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Oysa, vergi yükü emekçilerin sırtındadır.

Türkiye’de vergi dağılımı emeğiyle geçinen yurttaşların aleyhinedir. Bunu, 2020 yılı Merkezî Yönetim Bütçesi vergi giderlerinden okumak mümkündür. 2020 yılında merkezî yönetim, yaklaşık 833 milyar vergi toplamıştır; bu rakamın 159 milyarı gelir vergisidir, beyana dayanan vergi geliri ise ancak bunun yüzde 5’idir. Bu birkaç veri bile en çok vergiyi emekçilerin ödediğini göstermektedir. Çünkü tıpkı asgari ücrette olduğu gibi henüz emekçiler maaşlarını almadan, kaynağında vergi kesintisi yapılmaktadır.

Her ne kadar son yıllarda asgari ücretle çalışan işçi sayısı resmî olarak açıklanmıyor olsa da çeşitli hesaplamalara göre her on kişiden 1’i asgari ücretle çalışıyor. Şimdi asgari ücret 2.825 liradır. Gelir vergisi ve damga vergisini hesapladığımızda bu tutar yaklaşık 500 liraya tekabül etmektedir. HDP olarak asgari ücretliden alınan vergiyi asla kabul etmiyoruz. Asgari ücretten yaklaşık 500 lira vergi kesilirken lüks tüketim mallarından ya hiç vergi alınmıyor ya da yüzde 1 alınıyor. Asgari ücretin vergiden muaf kılınmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyoruz ve bir an önce rantın vergilendirilmesi, rant vergisi getirilmesini savunuyoruz.

Ülkede en çok vergiyi emekçiler ödemektedir. Buna karşılık sermayeye sürekli çeşitli vergi kıyakları yapılmakta, devasa şirketlerin borçları silinmektedir. Arkadaşlar, deniz bitti, kara gözüküyor; iktidarın da günleri sayılıdır. “Son çeyrekte yüzde 7 büyüdük.” diyorsunuz. Bunu gerçek olarak da kabul etsek iki, üç yıla kadar kişi başına millî gelirin 12-13 bin dolar olduğunu söylüyorduk, bugün 7 bin doların altına düştü. Bu ne demektir? Bir avuç yandaş, 5’li çetenin ve sarayın çevresinin zenginleştiği, halkımızın yoksullaştığı, fakirleştiği anlamına geliyor.

Şimdi, AKP Genel Başkanı EYT’liler gündeme geldiğinde şunu söyledi: “İskandinav ülkeleri EYT’den dolayı iflas etti.” Bize de öyle bir iflas nasip olsa. Ben biliyorum İskandinav ülkelerinde en az kişi başına gelir 45 bin dolar ve üstündedir ve şimdi de “İngiltere, Almanya, Amerika yiyecek kuyruğunda.” diyor. Arkadaşlar, olur olur da böyle kuyruklu yalanlar olmaz, bu kuyruklu yalanlara kimse inanmıyor. Ailelerinizde mutlaka Almanya’da olan biri var, akrabalarınız var, bir sorun, buna gülüp geçiyor herkes.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bir de, biliyorsunuz, tarihi biliyorsunuz, bir Goebbels vardı, Propaganda Bakanı. Şimdi, bizim de, sarayın da bir propaganda bakanlığı var: Diyanet

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) - Diyanet kendi işleriyle uğraşmıyor,  yoksulluğu kutsuyor, işte, deniz ürünleri yiyeceğinin helal mi haram mı  olduğunu şey yapıyor. Hırsızlığın, arsızlığın, yolsuzluğun, vergi kaçırmanın, yurt dışına para çıkarmanın haram olduğunu söylemiyor yani mevcut Diyanet artık bir propaganda bakanlığına dönüşmüştür.

Değerli arkadaşlar, şimdi, hep ırkçılık ve din üzerine siyaset yapıyorsunuz ama bu karın doyurmuyor. İnsanlarımız yoksul, aç, fakir. Onun için biz diyoruz ki: Vergi kanunlarını palyatif hamlelerle çözemezsiniz. Vatandaşın vergi yükü altında ezilmemesi için kalıcı ve istikrarlı çözümlere ihtiyaç vardır. Halkların Demokratik Partisi emeğin ve alın terinin lehine yapılacak tüm düzenlemeleri kabul eder ve destekler.

Teşekkür ederim, sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz

Saygılarımızla.

Madde 7- 193 sayılı Kanun’un 92’nci maddesinin birinci fıkrasında bulunan “Mart” ibaresi “Şubat” şeklinde değiştirilmiş ve “, gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticarî kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının başında yirmibeşinci günü akşamına kadar ifadesi,” madde metninden çıkarılmıştır.

 

   Abdüllatif Şener                  İlhami Özcan Aygun                Emine Gülizar Emecan

     Konya                                     Tekirdağ              İstanbul

   Cavit Arı                               Utku Çakırözer                          Süleyman Girgin

     Antalya                                   Eskişehir              Muğla

 

 BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Önerge üzerinde söz talep eden Eskişehir Milletvekili Sayın Utku Çakırözer.

Buyurun Sayın Çakırözer.(CHP sıralarından alkışlar)

 UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. Bu hafta kaybettiğimiz AK PARTİ Milletvekili İsmet Uçma’ya Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine ve AK PARTİ camiasına başsağlığı diliyorum.

Söz aldığım maddeyle ilgili konuşmadan önce acil bir konuya değinmek istiyorum: Az önce Eskişehir'den üniversite öğrencileri aradılar, sadece 2 kredi yurtlar kurumunda Doğan Aslan Bey ve Gündüzalp yurtlarındaki 100’ün üzerinde öğrencinin bugün Kredi Yurtlar Kurumu tarafından yurtlardan çıkarıldığını ve geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalacaklarını anlattılar. Sordum, Amasya'dan, Malatya'dan, Yalova'dan, İstanbul'dan gelmişler. Sizlerin şehirlerinizdeki  KYK yurtlarında kalan belki binlerce öğrenci de şu anda aynı durumda. Gerekçe; eylül ayı yurt bedellerini yatırmamış olmaları. Öğrencilerle konuştuk, ilk yılları neyi, nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. 3 Ekimde yurda gelmişler, şimdi kalmadıkları eylül ayının parası isteniyor, bu konuda öğrencilere, ailelerine bilgilendirme yapılmamış, bu sabah kahvaltı için yemekhaneye indiklerinde yurttan atıldıklarını öğrenmişler. Bugün saatlerce bekledikten sonra Eskişehir Valisiyle görüştüler ama dertlerine çare bulabilmiş değiller, kendilerine  sağlık raporu alın tavsiyesinde bulunmuşlar. Buradan Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Kasapoğlu'na çağrıda bulunuyorum; Sayın Başkan, sizden de aracılığınızı rica ediyorum, iktidar partisi Grup Başkan Vekillerinden de rica ediyorum; sadece Eskişehir’imizde değil, Türkiye'nin dört bir yanında öğrencilerimiz böyle ayıplı bir durumla karşı karşıya. Derhâl bu hatadan, bu vicdansızlıktan dönülmeli “ülkemizin geleceği” dediğimiz bu evlatlarımız, bu gençlerimiz yağmurda, soğukta yersiz yurtsuz bırakılmamalıdır. İlk arada bu konuda yardımlarınızı rica ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, aslında az sonra görüşülecek ve yerel basına kamu ilanlarını kesen 15’inci madde üzerinde konuşacaktım “Bu hâliyle geçerse Anadolu basınımızın ölüm fermanı olacak.” diyecektim. “‘Yerel basın kentlerimizin, hemşehrilerimizin gözüdür, sesidir, kulağıdır.’ diyorsanız ‘Anadolu basını yaşamalı, güçlü olmalı.’ diyorsanız bu maddeyi geri çekin.” diyecektim. Az önce Sayın Grup Başkan Vekilimiz Sayın Engin Özkoç maddenin partilerin uzlaşısıyla geri çekileceğini söyledi. Bu değerli uzlaşı için hem Sayın Özkoç’a ve diğer partilerin Grup Başkan Vekillerine hem de Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasından beri mücadele veren partimizden ve diğer partilerden milletvekillerine gazeteci kimliğimle ve Anadolu basını adına teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu maddenin iptal edilmesiyle Anadolu basınının sıkıntıları ortadan kalkmış değildir. Saraydan başka herkesin uyması istenen tasarruf genelgesi hâlâ yürürlüktedir, bu genelgeyle kamu kurumlarının gazetelere abonelik ve ilan verme uygulamasına yasak getirilmiş durumdadır. Bu konuda da hatadan dönülmesi gerekmektedir. Sadece bu genelge yüzünden şehirlerimizde her bir gazetenin sadece abonelik iptalleri nedeniyle yaklaşık 80-100 bin liralık gelir kaybı bulunmaktadır. Bu nedenle gazeteler zor durumdadır, son birkaç yıl içinde sayıları 1.800’ü bulan yerel gazete sayısı önce binlere, şimdi 900’lere düşmüş durumdadır. Anadolu’nun pek çok yerinde artık, hafta sonu gazeteler çıkmıyor, sayfalar azaltıldı. Son iki yılda 1.500 yerel basın emekçisi işini kaybetti, çalışabilenler ise asgari ücret dahi alamamakta. Yerel televizyonların sayısı 100 civarındaydı, şimdi 50’ye düştü döviz üzerinden belirlenen uydu bedellerini ödeyemedikleri için. Yani Anadolu basını maalesef batmak üzeredir, bitmek üzeredir. Bugün yerel basının lehine olan bu olumlu uzlaşının devamı niteliğinde gazetelere yönelik abone ve ilan yasaklarının tasarruf genelgesi kapsamından çıkarılması, uydu ücretlerinde de mutlak surette indirim yapılması gereklidir.

Değerli arkadaşlarım, bu teklifin Komisyon görüşmeleri sırasında bürokratlar tarafından yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çok önemli bir açıklama yapıldı. Vatandaşlarımızın erteleme talep ettiği otomatik bilgi değişimi anlaşmasının geriye dönük olarak yürürlüğe sokulması yurt dışındaki 7 milyon kardeşimizi çaresiz bırakmıştır. Bu kardeşlerimiz kara paracı, kaçakçı değildir; on yıllardır gurbet kapısında alın teri dökmüş, dişinden tırnağından biriktirdiğini de vatanında değerlendirmiştir. Şimdi, siz, onlardan habersiz, tüm bu hesapları Almanya’ya, Fransa’ya, Hollanda’ya, onların maliyelerine bildirmektesiniz hem de bir yıl değil, iki yıl geçmişe dönerek. Bu yapılan, yurt dışında yaşayan Türklere büyük haksızlıktır, adaletsizliktir. Şimdi, bu vatandaşlarımız o ülkeler tarafından çağrıldığında, maliyeleri, vergi daireleri tarafından çağrıldığında çok büyük mağduriyetler doğabilecektir ve bu büyük haksızlığın, bu mağduriyetlerin vebali bu iktidarın boynunadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Neden? Çünkü bu kürsüden, geçtiğimiz aralık ayında, gelin bir araştırma komisyonu kuralım dedik. İYİ Parti ve HDP grupları destek verdi ama iktidar bloğunu oluşturan partiler desteklemediği için bu komisyon kurulmadı. Bizler, yurt dışındaki gurbetçiler “Vatandaşlarımız bilgilenene kadar bu anlaşma ertelensin.” dedik ama maalesef bu da sağlanmadı ve şu anda 7 milyon yurttaşımız çok büyük mağduriyetlerle karşı karşıyadır.

Değerli arkadaşlarım, “Avrupalı Türkler” dediğimiz insanlar yabancılar değildir; anamız babamız, halamız, amcamızdır, komşumuzdur, hemşehrimizdir. Onları Türkiye’deki kâr-zarar hesaplarınızın objesi olarak görmemelisiniz; tam tersine, hizmet verilmesi gereken birinci sınıf Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Onların mavi kartlılar konusunda, emeklilik konusunda, sağlık konusunda, askerlik konusunda, Türkçe eğitimi konusunda yaşadıkları çok büyük sıkıntılar vardır; bu sıkıntıların çözümü konusunda Gazi Meclisimiz en kısa sürede harekete geçmelidir.

Bu duygularla hepinizi selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 7- 193 sayılı Kanun’un 92 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “,gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticarî kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır”

                  Cahit Özkan                             Mehmet Doğan Kubat                            Ramazan Can

                      Denizli                                             İstanbul                                           Kırıkkale

               Ahmet Özdemir                            Fehmi Alpay Özalan

              Kahramanmaraş                                        İzmir

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçe…

 

Gerekçe:

Önergeyle yıllık gelir vergisi beyannamesinin şubat ayında verilmesine ilişkin hüküm teklif metninden çıkarılmakta, böylece mükellef alışkanlıkları dikkate alınarak yıllık beyannamenin mart ayında verilmesine devam edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, kazançları basit usulde tespit edilen mükelleflerin ise beyanname vermelerine ilişkin, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan hükmün çıkarılmasına ilişkin kısım ise korunmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 8: 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında bulunan (11) numaralı bendin (d) alt bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

Abdüllatif Şener          İlhami Özcan Aygun                Emine Gülizar Emecan

       Konya                          Tekirdağ           İstanbul                            

    Cavit Arı                 Okan Gaytancıoğlu                     Süleyman Girgin

     Antalya                    Edirne                   Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Edirne Milletvekili Sayın Okan Gaytancıoğlu.

Buyurun Sayın Gaytancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani gazetelerde okuyanlar bizi arıyor. Dün bir esnaf arkadaşımız aradı “Sayın Vekilim, bizimle ilgili bir şeyler varmış.” dedi. “Yok. Ya, sizinle ilgili ne olsun? Ne zaman bu esnafı hatırladılar, ne zaman çiftçiyi hatırladılar? Sadece biraz kolaylıklar sağlanıyor, o da size düşmez yani sizin Esnaf Kefalete olsun, diğer bankalara, Halk Bankasına olan borçlarınızda bir yapılandırma, bir faiz düşüşü yok.” dedim. Çiftçiler beni aradı “Ya, bizimle ilgili bir şeyler varmış” dedi. “Ya, var. Desteklemeler için her zaman yüzde 4 kesinti yapılıyordu ya; hani, sen kahveye gittiğin zaman bakıyordun ‘5 bin lira destek alacağım.’ 4.200 lira alıyordun. Onu, Urfa’da bir çiftçi arkadaşımız müracaat etmiş, yargıya başvurmuş, Danıştayda kazanmış; onu uyguluyorlar. Yoksa, AKP’nin sizi düşündüğü mü var? Çiftçiyi, esnafı düşündüğü mü var?” dedim. Yani sadece yargı kararlarını uyguluyor. Yoksa, şu maddelerin tamamında dişe dokunur bir şey yok.

Ha, sosyal medyadan vergi alacaksınız ya -aslında onu vergi kılıfına uyduruyorsunuz- onun için Meclisi çalıştırıyorsunuz. Dar gelirliye bir şey yok, yoksula bir şey yok, işsizlere bir şey yok, emekliye bir şey yok, çiftçiye bir şey yok; e, ne var? Çiftçi bundan sonra desteklemeleri yüzde 4 biraz fazla alacak. Fazla mı alacak? Çiftçinin zaten dünya kadar alacağı var. Siz, çiftçiyi kandırdınız, dediniz ki: “Size destek vereceğiz.” 211 milyar lira alacağı var.

Çiftçinin başka işi yok; üretmeye devam ediyor, ürettikçe borçlanıyor. Borçlandıkça, siz, traktörünü haczediyorsunuz, ahırdaki ineğini haczediyorsunuz, tarlasını satışa çıkarıyorsunuz; arazileri, bahçeleri, tarlaları varsa satışa çıkarıyorsunuz. 31 Ekimden sonra inşallah, geçen seneki görüntüleri görmeyiz ama tekrar burada uyarıyorum sizi: Gübreye gelen bu zamlar çiftçinin taban gübre kullanmasını engelliyor. Çiftçimiz şu anda gübreyi hem bulamıyor hem de çok pahalı; eskiden veresiye alıyordu, şimdi peşin para istiyorlar. Ya, çiftçide peşin para nerede? Geçen sene üre gübre 1.800 liraydı, şu an 6.500 liralarda, o da yok. DAP gübre, taban gübre, o da yok, 7.000 liralara ulaştı. 20.20 gübre 2.000 liraydı 4.500-5.000 liralara yaklaştı. Yani siz tabii ki, bize o zaman gülüyordunuz, “Devlet gübre satar mı?” Keşke gübre fabrikaları, Türkiye Gübre Sanayi Anonim Şirketi kalsaydı da en azından bir fabrikada şu anki gübre krizini devlet önleseydi.

“Devlet süt satar mı?” dediniz, süt hayvancılığını bitirdiniz. Keşke bir tane süt fabrikamız olsaydı da süt piyasasını dengeleseydi.

1 milyon süt ineği kesildi, haberiniz var mı? Yok çünkü sizin tarımla, çiftçiyle bir ilginiz yok, gerçekten yok. Yoksa yemin kaç para olduğunu bilirdiniz, bir çuval yem geçen sene 70-80 liraydı, şimdi 170-180 lira. Bize soruyorlar “Neden bu kadar pahalı ya, ne var bu yemin içerisinde, altın mı var acaba, bundan dolayı mı artıyor?” Bakın, arkadaşlar, yem hammaddelerinin tamamını ithal ediyoruz yani yemin içinde buğday var, arpa var, kepek var, küspe var, soya var, mısır var; bunların hepsini biz ithal ediyoruz. Zaten dolar artıyor yani döviz artıyor, 8 liraydı, 9 liraları geçti; bir de dünya fiyatları artıyor. Pandemide bütün dünya tarıma yatırım yaptı, siz hariç; siz tarımsal destekleme bütçesini artırmadınız. Size söyledik “Ya, gelecek tarımda; küresel iklim krizi var, artık yağışlar öyle yavaş yavaş yağmıyor, yağarsa çok hızlı yağıyor, dolu yağıyor, birdenbire kuraklık oluyor. Yani bunun önlemini alalım, Türkiye su fakiri bir ülke; var olan barajlarımızı koruyalım, var olan nehirlerimizin yanlarına güzel barajlar yapalım.” dedik ama siz dinlemediniz, sizin işiniz gücünüz ithalat. Yani gümrük vergilerini sıfırlayarak kime para kazandırıyorsunuz? Ben söyleyeyim, başka ülkelerin çiftçilerine. Bir de yandaşlarınız kazanıyor, yandaşlarınız bağlantılar yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Bakın, dün Tarım Bakanlığı nedense Devlet Denetleme Kurulunun müfettişlerinin raporunu uygulamaya koymuş. Artık, kendi içinizde ranta düştünüz yani kim kazanacak? Kendi içinizdeki yandaşlarınız birbirini şikâyet ediyor, ses kasetlerini yetkili kurullara gönderiyor. Yani şunu anlatmak istiyorum: Türkiye üreten bir ülkeyken sizin sayenizde üretemez bir ülke hâline geldi ama artık çok sorunları anlatmaya gerek yok. Yani sizin de suyunuz ısındı, çok yakında gideceksiniz, Türkiye’de yeniden üreten bir iktidar gelecek. Yeniden üreten, çiftçiye destek veren, üreticiyi koruyan, üreticinin hakkını koruyan, planlı bir ekonomiyle nerede, ne kadar ekeceğiz, kaç tane mühendis istihdam edeceğiz, kaç tane veterineri ahıra göndereceğiz mantığıyla çok güzel projeler yapacağız ve çiftçiye hak ettiği desteği bütçeden vereceğiz ve Türkiye gerçekten üretici bir ülke olacak. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde yer alan “numaralı” ibaresinin “sayılı” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nusrettin Maçin                                 Rıdvan Turan                    Mahmut Celadet Gaydalı                Şanlıurfa                                    Mersin                                       Bitlis Ömer Faruk Gergerlioğlu                    Kemal Peköz                                                                         Kocaeli                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Sayın Nusrettin Maçin.

Buyurun Sayın Maçin. (HDP sıralarından alkışlar)

NUSRETTİN MAÇİN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu’nda yapılan bazı değişiklikleri görüşüyoruz. Aslında yine rötuş ve algıyla meşgul ediliyoruz. Ne bizim ne de vatandaşın bunu yutmadığının meşruluğu kalmayan iktidar tarafından da iyi bilinmesi gerekir.

Desteklemeler gelir vergisinden düşülecektir. Bu desteklemeler zaten gelir, kazanç değiller ki. Devlet çiftçiye diyor ki: “Sen üretim yap, ben de seni destelerim.” Verilen destek zaten üretim sürecinde harcanan paradır; üreticinin cebine kazanç, gelir olarak girmiyor.

Değerli milletvekilleri, köylümüz isyanda, çiftçimiz isyanda, esnaf ve çalışan kesim isyanda. Acil koduyla halkımız iktidar değişikliğini istiyor. Biz bu durumu görmemezlikten gelemeyiz.

Değerli vekiller, ben eylül ayının son haftasında Şanlıurfa ilinde toplam 20 köy ve 3 muhtar derneğini ziyaret ettim il ve ilçe örgütlerimizle birlikte. Hepsinin ortak eleştirisi ve şikâyeti budur. “Tarımda girdiler yüzde 100 ile 150 arasında arttı. Mazot, tohum, ilaç, elektrik ve sulamada, kullandığımız su faturalarındaki artışla birlikte tarım bitti.” diyorlar. Köy yolları hâlen toprak, yol yapılmıyor. Müracaat yapılan köylerde ise “Bütçede para yok.” diye durdurdukları söyleniyor.

En ilginç olanı da Suruç’a bağlı Ömerk köyünün daha önce asfaltlı olduğu hâlde yenisini yapma vaadiyle asfaltı kaldırılmış ancak aradan dört-beş yıl geçmesine rağmen hâlâ yol yapılmamış. Tarımsal sulamada su Kürt köylerine dönüm başı 250 TL iken Arap köylerine 90 TL’den veriliyor. Bunun iki nedeni var: Bir, Kürt düşmanlığı; ikincisi, yandaş ve kutuplaştırma siyasetidir. Yine, Suruç’un Perepere köyü ve ona bağlı 15 köyün su seviyesi yüksek olduğundan dolayı su evlerin içine sızıyor. Suruç, birçok köy bu durumda, soruna el atan yok arkadaşlar. Yine, Siverek’e bağlı Karacadağ Mahallesi’nde bir hayırsever vatandaşın kendi imkânlarıyla yaptığı gölet 3-4 köyün pirinç sulama işlerinde kullanılıyordu ancak hiç temizlenmediği için gölet de kurumuş oldu. Bu sene Karacadağ’da pirinç üretilemedi o köylerde.

Toplumun isyan noktasına gelmesinin temel nedeni iktidarın yolsuzluk, rüşvet ve ranta bulaşmış olmasıdır, sarayın akıl almaz harcamalarıdır. Hâlâ 128 milyar doların hesabını vermediniz. Ticaret Bakanınız Bakanlığa kendi aile şirketinden dezenfektan sattı, bunun hesabını vermediniz. Devlet Denetleme Kurulu Tarım Bakanınız hakkında soruşturma açtı. Soruşturma dosyasının konusu nedir? Uruguay’dan gelen hayvanların rüşvet alınarak ülkenin içine sokulmasıdır. 200 bin dolar üzerinden yapılan pazarlık sonucu 120 bine anlaşılmıştır. Herhâlde AKP iktidarı ilk kez kendi bakanı hakkında böyle bir iddiayla soruşturma başlatacaktır.

Halkların Demokratik Partisi vekili olarak ben bu köylerimiz adına, halkım adına bundan sonra bu kürsüde konuşacağım. Bu 20 köyün ismini size saymak istiyorum: Haliliye ilçesi İckara, Aktaş, İkiağız; Bozova ilçesi Ürünülü, Örgülü, Dutluca, Büyükhan, Bozova Muhtarları Yardımlaşma Derneği, Yaylak Muhtar Derneği, Bozova Muhtarlar Derneği, Şanlıurfa Suruç ilçesinde Ömerk Köyü, Ağaci, Çengök, Perepere Köyü’ne bağlı 15 köy, Şanlıurfa Siverek ilçesinde bağlı olan köyler, Xirabreş, Bab, Uçquyi, Kerteş, Qaynak, Qerebahçe, Ermeli, Demirci, Şexuli. Bu Ermeli Köyü ve istikametinde bulunan Gürakar mahallaleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

NUSRETTİN MAÇİN (Devamla) – Bu köyler kışın resmen şehre inmiyorlar, toprak yollar o kadar bozuk ki şehre inemiyorlar ve ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Bizim buradan size çağrımız, halkımızın bu isyanına kulak verin. Halkımız isyandadır, esnafımız isyandadır, işçi isyandadır, öğrenci, gençlik isyandadır, çiftçi isyandadır. Özellikle tarımın yoğun olduğu tarım kentleri bu tarım politikasıyla biz her şeyi dışarıdan ithal etme durumuna geleceğiz ve bu ithal edilen ürünler de mafyanın denetiminde olacak, mafya müdahale edecek ve bakanlıklarınız tarafından da rüşvet karşılığında şey yapacaklar. Buna bir son vermek hepimizin görevidir, toplumun sesini duyun.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kaldırılmıştır” ibaresinin “çıkarılmıştır” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

  Dursun Müsavat Dervişoğlu              Fahrettin Yokuş                          Ayhan Erel

                  İzmir                                     Konya                                   Aksaray

           Orhan Çakırlar                          Aylin Cesur                       Abdul Ahat Andican

                 Edirne                                   Isparta                                   İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Isparta Milletvekili Sayın Aylin Cesur.

Buyurun Sayın Cesur. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bütçe dönemi yaklaşıyor, evet, biz bir vergi kanununu görüşüyoruz. Vergi, aslında bizim, sadece bütçede değil, çok sıklıkla dile getirdiğimiz de bir konu. Nesini dile getiriyoruz biz verginin? Bütçeyi tartışacağız, evet, önümüzdeki günlerde. Bütçe vatandaşın vergilerinin nereye harcandığının aslında bir muhasebesi, hesabı.

Şimdi, ülkemizde maalesef vergi dağılımı adaletsiz, vergi kaçırma ve kayıt dışılık son derece yaygın. Yani sistemin ciddi bir reform ihtiyacı var ve maalesef, bu teklif derde derman olmayı bırakın, merhem bile olacak bir teklif değil.

Sürekli vizyondan inmeyen rakamlarla değil, sahaya gittiğinizde halkın feryadıyla da görüyorsunuz ki artık iktidarın ekonomi yönetme ve düzeltme kabiliyeti yok ve vizyonu da yok. Maalesef görüyoruz ki yirmi yıldır aslında bir vergi reformu yapma vizyonu da yok, çok üzülerek söylüyorum.  İktidar milletten kopmuş, büyük bir kesim ekonomik baskılar altında ezilirken bir yandan çok küçük bir gruba da bol keseden vergi affı dağıtılıyor.

Şimdi, bakın, ben ne demek istiyorum sayılarla biraz bunu size anlatayım: 2021 bütçesinde gelir vergisi vergi gelirlerinin yüzde 21’i, kurumlar vergisi yüzde 11’i; dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı da yüzde 70. Yani ne demek istiyorum? Sadece KDV ve ÖTV vergileri vergi gelirlerimizin yüzde 52’si. Şunu demek istiyorum: Dolaylı vergilerin uygulandığı mal ve hizmetlerin düşük gelirli vatandaşlarımızın bütçesindeki payı yüksek gelirlilere göre çok fazla. İşte tam bu yüzden sabit ve dar gelirli vatandaşlarımız üzerlerindeki vergi yükünün altında eziliyorlar. İşte bu yüzden yoksullaşıyoruz ve yoksul daha da yoksul hâle geliyor.

ÖTV vergi adaletsizliğinin en önemli araçlarından biri hâline gelmiş. Gazozdan saç spreyine, kadın hijyen araçlarına kadar hepsinden özel tüketim vergisi alınıyor; pırlantadan ve lüks yatlardan alınmıyor. Şimdi ben soruyorum: Bu kabul edilebilir mi?

Çiftçimize tarım desteği veriyorsunuz, çok güzel, vermemiz lazım. Verdiğimiz destekten senelerdir tekrar vergi alıyorsunuz. Ya, bu kabul edilebilir mi destek diye verilen bir şeyden tekrar vergi almak?

Evet, bugün bir araba, bir telefon, bir bilgisayar almaya kalkarsanız eğer, bir tane de devlete almak zorunda kalıyorsunuz. Dünyanın en pahalı telefonu Türkiye’de, en pahalı arabası Türkiye’de; bu kabul edilebilir mi?

Peki, dünyanın gelişmiş ekonomilerinde bu durum nasıl? Türkiye’de gelir ve kazançlardan alınan vergilerin millî gelire oranı yüzde 5,6; OECD ülkelerinde bu oran yüzde 11,4. Türkiye’de özel tüketim vergisi olarak toplanan miktarın millî gelire oranı yüzde 3,6; gelişmiş ekonomilerde, OECD ülkelerinde bu yüzde 2,4. Bizde dolaylı vergilerin oranı yüzde 68, evet, bu çok önemli işte, OECD ülkelerinde yüzde 33 yani bu, şu demek: Ekonomisi gelişmiş ülkeler zenginlerini kazançları üzerinden daha çok vergilendiriyor, tüketim maddeleri üzerinden az vergi topluyor. Bu ne oluyor, biliyor musunuz? Sonuçta dar gelirli vatandaşlarının daha kolay tüketim yapmasını sağlıyor. Siz bunun tam tersini yaptığınız için dar gelirli git gide daha da çok yoksullaşıyor. İşte, aslında hadise bu.

Şimdi, turpun büyüğü heybede, sadece bununla da bitmiyor iş. Vergi, aslında devletin ihtiyaç duyduğu geliri vatandaşlarının sağladığı bir para toplama aracı değil sadece; gelir adaletsizliğini düzenleyen ve sosyal adaleti sağlayan bir yeniden dağıtım aracı aslında vergi. Vergi, herkesin gücü oranında pay vererek işleyen, sağlıklı ve güçlü bir devlet ve toplum kurmayı amaçlayan, bunu sağlayan bir sistemin aracı aslında. İşte, sizin yönettiğiniz Türkiye’de maalesef, yıllardır vergi bu amaçlarını yitirdi. 3 Kasım 2002’den bu yana geçen on dokuz yılda tam 9 defa vergi affı yapıldı, bunların son 5 tanesi de beş yılda. Vergisini zamanında ödeyen kaybetti “Aman canım, nasıl olsa af çıkar.” diyenler yani bir nevi vergi kaçıranlar daha şanslı hâle geldiler. Yüksek vergiler ve vergi adaletsizliği dağılımı sonucu ne oldu? Vatandaş kayıt dışına geçti, yoksa postu deldirecek; hani, tabii ki tasvip etmiyorum ama mecbur kaldı bir yerde. Mesela ne oldu? Dar gelirlilerden alınan, asgari ücretli çalıştırmak için ödenmesi gereken vergiler sebebiyle 9 milyona yakın kayıt dışı istihdam oluştu. Bir ülkenin çalışanlarının yüzde 29,4’ü kayıt dışı ise bu kabul edilebilir mi? Evet, her 3 çalışandan biri kayıt dışı iken emeklimize nasıl hak ettiği geliri sağlayacaksınız? Avrupa’da 4 sigortalıya bir emekli düşüyor; bizde 1,8 sigortalıya bir emekli düşüyor. Üstelik Avrupa’da yaş ortalaması, yaşlılar çok daha fazla, yani bu kabul edilebilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

AYLİN CESUR (Devamla) – Son on sekiz yılda 42,1 milyar dolarlık kamu ihalesi alan Cengiz İnşaat için 30, Kolin İnşaat’a 36, Makyol İnşaat’a 24… 36,6 milyar dolarlık kamu ihalesi alan Kalyon İnşaat’a 19, Limak İnşaat’a 19 kez vergi istisnası yapıldı bu son on yılda. Onlarda kendilerini güvende hissetmiyorlar, paralarını başka yere götürüyorlar. Bakınız “Pandora papers” nokta nokta. Vergi ödemeyenin yakasına yapışmamız lazım, evet ama bir anda da bu tablo kabul edilemez bir tablo.

Bir de vergiler nereye gidiyor konusu var, şimdi ona girmeye maalesef vaktim yok, vaktim bitti ama değerli arkadaşlar, kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmazmış. Bilmem nereye gittiğinizin farkında mısınız siz? Şimdi ben size çok yüklendim, o yüzden lafı hoş tamamlayayım bu ilk konuşmamda. Adam trene binmiş gidiyor, kondüktör geliyor kontrol etmeye, diyor ki: Senin biletin İstanbul ama bindiğin tren Ankara’ya gidiyor, sen İstanbul’a gitmek istiyorsun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLİN CESUR (Devamla) – Bir cümle yapacağım Başkanım.

BAŞKAN – Maalesef.

AYLİN CESUR (Devamla) – Adam, kendinden emin bir şekilde soruyor: Peki ama makinist nereye gittiğinin farkında mı?

Şimdi, ben, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarken nereye gittiğinizin siz farkında mısınız bilmiyorum ama yani gidiyorsunuz, ben bunu söylemek istiyorum.

Hepinize sevgiler saygılar. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederiz Sayın Cesur.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

9’uncu maddede 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Dursun Müsavat Dervişoğlu                 Ayhan Erel                            Fahrettin Yokuş

               İzmir                                      Aksaray                                     Konya                 

Behiç Çelik Orhan Çakırlar            Abdul Ahat Andican

   Mersin                                                Edirne                                     İstanbul 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik.

Buyurun Sayın Çelik. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine konuşma yapmak için söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, prensip olarak başta Vergi Usul Kanunu’nda değişiklik yaparak halk adına müspet adımlar atma iradesinin gösterilmesi takdir edilecek bir durumdur. Ancak hem içerik olarak teklifte yanlışlıkların olması hem de geç kalınmış olması AKP’nin milletten ne kadar uzak düştüğünün de bir kanıtıdır. Bunu olumluya çevirmek, halkı önceleyen iktisadi politikalar üretmek iktidar için artık çok geçtir çünkü kopuş keskin ve geri dönülmezdir. Ülkenin kaymağına dadanmış bir haramzade grubunun her makroekonomi düzenlemesiyle kayırılmış olması ve kamu kaynaklarının birlikte üleşilmekte olması siyaset biliminin acı kurallarını hatırlamamıza vesile olmaktadır. Bu, ekonomik iktidarın siyasal iktidarı belirlemesi ve ardından siyasal iktidarın ekonomik iktidarla özdeşleşmesi anlamına gelir; Türkiye’de yaşanan budur. Batı’nın uzun mücadelelerle ve bedel ödeyerek geldiği merhale, sosyal politikaların ve halka dönük desteklerin öne çıktığını da göstermektedir ama biz Batı’nın iki yüzyıl önce kendi halkına reva gördüğü vahşi kapitalizm sarmalına indirgendiğimizi anlıyoruz. Aslında kapitalizm kendi içinde tutarlı bir ideolojik örgüdür. Bir burjuva sınıfının doğmuş olması, aristokrasinin burjuva karşısında gerilemesi yeni düzeni göstermesi açısından önemlidir. Üzülerek diyebilirim ki: Bu, on dokuz yıllık AKP döneminin ekonomi politikasının hiçbir felsefi, ilmî, ahlaki temelinin olmadığını göstermektedir. Soygun, talan, vurgun, rant, yolsuzluklar aslında kesinlikle kapitalizm değildir. İslam’ın hiçbir kaynağında da benzer rezillikler olumlanmadığı gibi, şiddetli müeyyideler belirtilmiştir. Değerli arkadaşlar, bu kokuşmuşluğa Türk milleti de müstahak değildir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde vergi mükellefiyeti vatandaş açısından tam bir zulme dönüşmüştür. İktidarın tercihi buna sebep olmuştur. Bugün gelir vergisinin, kurumlar vergisinin genel vergi gelirleri içerisindeki payının son yıllarda gerilemiş olması, bunun yerine KDV’nin yüzde 70’lere dayanmış olması tam bir zulümdür. Ezilen dar gelirli kesimlerin, yarı aç yarı tok yaşamaya çalışması bir utançtır. Bu şekilde yaşayan 16 milyon vatandaşımızın olduğunu unutmayalım.

Değerli milletvekilleri, diğer taraftan özel tüketim vergisi özellikle alt ve orta gelir grubunu menfi etkilemekte, geniş halk kitlelerinin refah seviyesini aşağı çekmektedir. Özel tüketim vergisinin gelişmiş birçok ülkede olmadığını biliyoruz, olanlarda ise düşük düzeyde tutulmaktadır. En fazla ÖTV oranı Türkiye’dedir, işte bu da bir zulümdür. O hâlde ne yapılmalı? Dolaylı vergileri aşağı çekmek lazım bir kere, ÖTV’nin minimuma indirilmesi gerekiyor, ekonomik büyümeye ve üretime önem verilmesi gerekiyor, geniş halk kitlelerinin refah düzeyinin artırılması gerekiyor, gelir dağılımının düzeltilmesi gerekiyor. İlkesel olarak bunlar benimsenebilir.

Değerli arkadaşlar, maliye politikası deyince iktidar şunu anlıyor: Bütçe benim, dilediğim gibi harcarım, kimseye hesap vermem, yandaşlarımı beslerim, istediğim vergi borcunu sıfırlarım, kaynakları yandaşlarıma transfer ederim, bankaların kredi potansiyelini yakınlarıma pompalar, böylece bankaların sıkıntıya girmesine yol açabilirim, akla bu geliyor. Bu, nasıl bir tutumdur? Ülkede kayıt dışılık azami düzeye çıkmıştır, kayıt dışılığın olduğu yerde siz vergi tarhiyatı da yapamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, biz mükelleflerimizin, esnafımızın refah düzeyini artırmak zorundayız, onları yokluğa mahkûm etmemek zorundayız. Bu sebeple de vergiden istisna uygulaması getirmemek gerekir. Bu ne demektir? Bu uygulamalarla ancak biz toplumumuzda öfkeyi ötelemiş oluruz.

Konuşmama son verirken önergemizin kabulünü diler, hepinize saygılar sunarım. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 9 - 193 sayılı Kanunun 117 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yıllık beyanname ile bildirilen gelir üzerinden tahakkuk ettirilen gelir vergisi, mart ve temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenir.”

          Cahit Özkan                      Mehmet Doğan Kubat                      Ramazan Can

             Denizli                                    İstanbul                                   Kırıkkale

       Ahmet Özdemir                                                                     Fehmi Alpay Özalan

       Kahramanmaraş                                                                               İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe: Önergeyle gelir vergisi beyannamesiyle tahakkuk eden verginin ödeme sürelerine ilişkin taksitlerin mart ve temmuz ayları olmak üzere belirlenmesi sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde 1 önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Dursun Müsavat Dervişoğlu                 Ayhan Erel                             Orhan Çakırlar

               İzmir                                      Aksaray                                     Edirne

 

       Fahrettin Yokuş                     Abdul Ahat Andican                        Yasin Öztürk

              Konya                                     İstanbul                                    Denizli

 

        Feridun Bahşi

             Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Feridun Bahşi.

Buyurun Sayın Bahşi. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 280 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Vergide adalet demek az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması demektir. Nitekim, Anayasa’nın 73’üncü maddesi “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.” demektedir. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’de yıllardır bütün vergi yükü ücret geliriyle yaşam mücadelesi veren dar gelirlinin omuzlarındadır. Bu ülkede asgari ücretten bile vergi alınmaktadır. Asgari ücret bir kişinin yaşamını idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu en az ücrettir. Ülkemizde açlık sınırı 3.049 lirayken, asgari ücret 2.825 liradır yani asgari ücret açlık sınırının bile altındadır. Üstelik bundan bir de vergi alınmaktadır ki varın asgari ücretlinin hâlini siz düşünün. Şimdi, “Burada adalet nerede?” diye sormak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, diğer bir konu vergiye uyumu artırmaya yönelik çalışmaların artırılması gerekliliğidir. Neredeyse her yıl çıkarılan af yasaları sayesinde vergiye uyum oldukça fazla zarar görmüştür. 2002 yılından bu yana yapılandırma, matrah, vergi artırımı, stok-kasa affı, kayıtların düzeltilmesi konularında bir veya birkaçını ya da tamamını düzenleyen, kamuoyunda “vergi affı” olarak nitelendirilen düzenlemelerin sayısı ve sıklığı vergi sistemine ve devlete olan güveni zedeleyen bir sorun hâline gelmiştir. O kadar çok yapılandırma yasası çıkıyor ki vergi ödeyenlerin artık kendilerini “enayi” gibi hissetmesi kaçınılmaz hâle geldi. Borcunu zamanında ödeyemeyenlere uygulanan gecikme zammı ise komik durumda olup caydırıcılığı kalmamıştır çünkü herkes “Nasıl olsa af çıkar.” diye düşünüyor.

Değerli milletvekilleri, elektrikten petrole, doğalgazdan iletişime, yiyecekten giyeceğe, sigaradan içkiye tüm tüketim maddeleri üzerinde belirtilen ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerin yükü doğal olarak nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan yine dar gelirlilerin omuzundadır.

Genel olarak vergi kanunları hükûmet politikalarının mali anlamda bir ifadesidir. Elde edilen verginin adil bir biçimde, toplumun her kesimi arasında adilce ve eşitçe paylaşılıp paylaşılmaması vergi politikalarının en önemli unsurudur. Türkiye’de mevcut vergi politikaları tamamen güçlüyü daha güçlü kılmak, yoksulu da daha yoksul hâle getirmek üzere düzenlenmiştir. İşte, emeklilerimizin hâlini görüyorsunuz. Yılarca hizmet ettikten sonra geçim kaygısı duymadan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi imkânsız hâldedir. AK PARTİ emeklilere maaş artışı yerine harçlık vermektedir. Harçlık verirken de emekliler arasında ayrım yapılmaktadır. Bu çifte standarta, bu iki uygulamaya son verilmeli ve emeklilere bir bütün hâlinde bakılmalıdır. Devlet herkes için eşit hak ve yükümlülükler içeren bir sosyal güvenlik kurumu kurgulamak zorundadır. Devlet herkes için eşit hak ve yükümlülükler içeren bir sosyal güvenlik sistemi kurgulamakla yükümlüdür ancak bugün birçok vatandaşımız mağduriyet yaşamaktadır. Emeklilikte yaşa takılanlar, emeklilikte prim gün sayısına takılan ve emeklilik için staj ve çıraklık süresini saydıramayan dolayısıyla emeklilikte AK PARTİ’ye takılan milyonlarca vatandaşımız eşitlik ve adalet beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde çalışan insanların yarısı asgari ücretlidir. Emeklilerin durumunu konuşmaya bile gerek yoktur. Üniversite mezunu gençlerimizin yüzde 30’u işsizdir. Şimdi, şöyle bir ortamda diyorsunuz ki: “Herkes mutlu, herkes gül gibi geçinip gidiyor.” Şimdi, sormak istiyorum: Emeklilerimizin geçim derdini ne zaman ortadan kaldıracaksınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Bahşi.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Asgari ücretlinin gelirini ne zaman artıracaksınız? Asgari ücreti ne zaman vergi dışında bırakacaksınız? İşsiz kardeşlerimize iş temin edebilecek misiniz? SGK primi dahi ödeyemeyen esnafımızın, çiftçimizin derdine çare olabilecek misiniz? Kredi borçlarının altında ezilen vatandaşımızın yükünü hafifletmeyi düşünüyor musunuz?

Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci maddeye geçmeden önce Sayın Komisyon üyelerinden sisteme girmelerini rica ediyorum. Bütün milletvekili arkadaşların önlerinde bulunan sisteme girmelerini rica ediyorum. Hem komisyon sistemini test etmiş olacağız hem Komisyon üyelerinin burada olup olmadıklarını böylece elektronik olarak sisteme geçirmiş olacağız.

Evet, 11’inci madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 11- 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%5’i” ibaresi “%10’u” ibaresi ile, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

“2. (I) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde kesinleşmiş olması koşuluyla vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Kesinleşen tarhiyatların,  İndirimin  hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl için geçerli olan,  maddenin birinci fıkrasındaki indirim tutarı sınırının %1 ini aşmaması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),”

 

  Dursun Müsavat Dervişoğlu              Fahrettin Yokuş                          Ayhan Erel

                  İzmir                                     Konya                                   Aksaray

           Orhan Çakırlar                     İbrahim Halil Oral                  Abdul Ahat Andican

                 Edirne                                    Ankara                                   İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz talep eden, Ankara Milletvekili Sayın İbrahim Halil Oral.

Buyurun Sayın Oral. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 280 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 11’inci maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, geçtiğimiz günlerde vefat eden İstanbul Milletvekili merhum İsmet Uçma’yı rahmetle anarak başlamak istiyorum, mekânı cennet olsun.

Sayın milletvekilleri, yaklaşık elli yıl önce Ankara’ya Ahlat'ın yoksul bir evladı olarak gelmiş ve bugün bu sıralarda oturabilmiş bir kardeşiniz olarak cumhuriyetin ve onun başkenti Ankara’nın kıymetinin ne kadar büyük olduğunu ifade etmek istiyorum. Bozkırın ortasında, görece gelişmemiş bir kasabada bir araya gelen vatansever insanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki iradeleriyle Millî Mücadele’yi kazanmış ve bu şehri başkent ilan etmiştir. Bu vesileyle, Ankara’mızın başkent oluşunun 98’inci yıl dönümünü kutluyor, Ankara’ya hak edilmiş payenin  verilmesinde büyük emeği olan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve o gün Gazi Meclis çatısı altında yer alan milletvekillerimize şehit ve gazilerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyorum, Allah onlardan razı olsun.

Saygıdeğer milletvekilleri, teklifin genelinde olumlu düzenlemeler yer alırken bu olumlu düzenlemelerin bile büyük bir kısmı bir itiraf niteliğindedir, devlet pek çok vatandaştan alacağı vergilerden vazgeçerek vatandaşı rahatlatmayı seçmektedir. Bu içinde bulunduğumuz şartlarda doğrudur ancak içinde bulunduğumuz o şartları konuşmak asıl meselemizdir. Vatandaşın alım gücünü artırmak, gelir adaletini sağlamak, ülkede üretimi güçlendirmek, bununla birlikte vergi ahlakını ve disiplinini sağlamak yerine devletimiz vergilerden vazgeçmeyi seçmektedir. Vergi borçlarını ödeyemeyenlere senede 2-3 kere yapılandırma, matrah artırımı gibi haklar tanımaktadır sonra da vergisini disiplinli şekilde ödeyenleri ödüllendirmek için düzenlemeler yapılmaktadır. Siz de burada bir gariplik görmüyor musunuz? İnsanımızda ödeyecek para yok ki bunları kullansın. Ödeme gücü olan ya da kamu kaynaklarıyla zenginliklerine zenginlik katan 5’li çeteye ya da şehirleri esir almış Rusya’daki oligarklara benzeyen siyasi iş adamlarına vergi muafiyetleri tanımak, borç silmek yerine onların gelirlerini vergilendirmeyi neden seçmiyorsunuz? Kayıt dışı ekonomiyi azaltmak, dolaylı vergileri en düşük seviyeye getirmek ve böylece hem devletin vergi gelirlerini kaybetmemesini sağlamak hem de vatandaşı ezmemek için neden adımlar atmıyorsunuz? Bakın, İYİ Parti   “Artagan” diye bir proje açıkladı, bu projeyi hiç incelediniz mi, yoksa uçuşa geçen dolar kuru sebebiyle başka bir şey inceleyemez hâle mi geldiniz, mecaliniz mi bitti? Türk lirasının değersiz bir kâğıt hâline gelmeye başladığı bir dünyadayız, aldığınız vergilerin her geçen gün değer kaybettiğini hiç mi düşünmüyorsunuz? Her ağzınızı açıp konuştuğunuzda dolar zirve yapıyor, ekonomi şarampole yuvarlanıyor. Bence bu Meclisin, AK PARTİ'nin ekonomi hakkında konuşmaması için bir suskunluk yasası çıkarsak bu kadar maddeli bir düzenlemeyi yapmaya hiç de ihtiyaç kalmayacak. AK PARTİ’li iktidarın ekonomi kurmaylarına tavsiyemdir, şu fotoğrafı ofislerine asmayı tavsiye ederim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

 Kıymetli milletvekilleri, 11’inci maddedeki düzenleme olumludur ancak sık sık yapılandırma ve af yasaları çıkarılması vergiye uyumu azaltmaktadır. Vergiye uyumlu mükellefin ödüllendirilmesi amacıyla uygulanan indirim oranının yükseltilmesi vergi uyumunu artıracaktır. Bu sebeple uygulanan yüzde 5 oranındaki indirimin yüzde 10’a çıkarılması yerinde olacaktır. Bu hususta Komisyona tarafımızca önerge verilmiş ancak AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisi oylarıyla reddedilmiştir. Bu hususun yeniden değerlendirilmesini diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 11’inci maddesinde yer alan “veya” ibaresinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Mahmut Celadet Gaydalı                          Rıdvan Turan                          Ömer Faruk Gergerlioğlu

                        Bitlis                                               Mersin                                              Kocaeli

               Nusrettin Maçin                                 Kemal Peköz

                    Şanlıurfa                                            Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım, sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Evet, bir Vergi Usul Kanunu’nun görüşmelerine daha devam ediyoruz. Hükûmetin bitmek bilmeyen düzenlemelerle âdeta delik deşik ettiği bir kanun. Vergi hususunda ne zaman bir düzenleme yapılsa sosyal adalet, rekabet ortamı gibi üst perde kavramlar havada uçuşuyor fakat iş uygulamaya geldiği zaman ortada ne sosyal adalet ne de güçlendirilmiş bir rekabet ortamı var. Sosyal adalet ve rekabet ortamı herkesin geliri oranında vergi ödediği bir ortamda sağlanabilir. Fakat öyle bir çark kurulmuş ki ne kadar çok kazanırsan o kadar az vergi ödediğin hatta çok kazanıyorsan vergi bile ödemediğin bir düzenek kurulmuş. Geri dönüşüm için sokaklarda çöplerden kâğıt toplayan işçiler “Haksız kazanç elde ediyor, vergi ödemiyor.” diye güvenlik güçlerince her türlü baskı ve şiddete maruz bırakılırken Pandora Kâğıtları’nda adı geçen, milyonlarca doları vergi cennetlerine transfer eden zenginlere hiçbir işlem yapılmıyor. Daha da kötüsü iktidara yakınlığıyla bilinen zengin patronlar, örneğin iktidarın 5’li çetesi vergi cennetlerinde zenginliklerine zenginlik katarken gariban esnafımız Türkiye’de, vergi cehenneminde âdeta kıvranıyor. Küçük işletmeler ufak bir fatura yanlışı yapsa Maliye tepelerine biniyor, ceza kesiyor, âdeta kıskaca alarak söke söke parasını alıyor. Diğer bir yanda da ülkede girmediği rant kapısı kalmamış şirket sahipleri paralarını vergi cennetlerine kaçırırken, utanmasalar, üstüne üstlük madalyası takılacak kadar övgüyle yâd ediliyorlar. Sosyal adalet bu işin neresinde?

Bu ülkede sosyal adalet yok, sosyoekonomik adaletsizlik var. Daha başlangıçtan adaletsiz olan bir vergi sisteminden bahsediyoruz. Yani 11’inci madde bu çarpık düzeni nasıl düzeltebilir; bu madde bu uygunsuzlukların, haksızlıkların, talan düzeninin önüne nasıl geçebilir? Madde vergiye uyumu içeriyor yani “Vergini düzenli veriyorsan -bu zor şartlarda da nasıl ödenecek artık- seni vergi indiriminden yararlandırırım.” diyor. Bu ülkede 3 milyon gelir ve kurumlar vergisi mükellefi var ve bunun sadece 65 bini uyumlu mükellef; geriye kalanın büyük bir kısmı zaten ödeyemiyor. Bunun içinde istisnalar tabii ki var; bunlar çeşmenin başını tutan büyük holdingler, patronlar. Bunların ödemeleri gereken verginin yüzde 95’i zaten siliniyor, ödemiyorlar. Çünkü onlar biliyorlar ki devlet her yıl hatta bazen yılda 2-3 kere bu kanunu çıkaracaklar. Yine gariban “Ödeyeyim, kurtulayım.” derdine düşecek, patronlar yine sallamayacak, yine ödemeyecek ve onlar kârlı çıkacak.

Vergiye gönüllü uyum konusu G20 ülkelerinde uygulanan bir yöntem değil. Bunun en önemli sebeplerinden biri o ülkelerde her yıl vergi aflarının çıkarılmıyor olmasıdır. Burada uygulanan vergi affı yöntemi vergi ahlakını da bozuyor. Bu sebeple, bu tarz düzenlemeler yapılarak büyük sermaye gruplarının eli her yıl rahatlatılıyor. Nasıl kasabı, bakkalı, manavı, tuhafiyesi vergisini ödüyorsa o şirketler de ödeyecek, devletin iş bilmezliğini kendi konfor alanına çevirmeyecekler. Kaldı ki devlet, zaten bu şirketlerden alması gerekeni alsa küçük gelir düzeyi esnaftan vergi almasına bile gerek yok. Bir de, bir defa da 5–6 sermaye grubunun vergilerini sileceğinize küçük ve orta ölçekli işletmenin vergisini sıfırlayın.

Bu ülkede alın teri, emek arttıkça üzerine binen vergilerin miktarı da artıyor. Gerçi, siz pandemi döneminde dahi elinizi taşın altına sokmaktansa esnafı kayaların altına bırakmış bir iktidarsınız. Eziyeti esnafa, keyfi büyük patronlara yaşatmış bir iktidarsınız. Sizin küçük işletmeler için büyük şeyler yapmanızı beklemek mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – Değerli milletvekilleri, sağlıklı vergi sistemi herkesin geliri oranında yükümlü olduğu vergi sistemidir. Bunun dışında kalan tüm uygulamalar, sadece ama sadece insanlara birer ekonomik pranga vurmaktan başka bir şey olmayacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan teklifte konu kanunun Komisyon metninde bulunmayan ancak teklifle çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerine yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerine görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne 11’inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddelerin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 12 - 193 sayılı Kanuna geçici 91 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“MADDE 12 - 193 sayılı Kanuna geçici 91 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 92- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tarımsal destek ödemeleri üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, çiftçilerin düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca, tahsil tarihinden itibaren aynı Kanunun 112 nci maddesinin (4) numaralı fıkrası hükmüne göre hesaplanacak faizi ile birlikte red ve iade edilir.

Bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak daha önce verilmiş ve kanun yolu tüketilmemiş kararlar uyarınca, taraflara tebliğ edilip edilmediğine bakılmaksızın işlem yapılmaz, idarece de açılmış davalar sürdürülmez, faiz, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmez, hükmedilmişse ödenmez. Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunanların iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.””

 

          Cahit Özkan                             Erkan Akçay                       Mehmet Doğan Kubat                    Denizli                                     Manisa                                    İstanbul                Dursun Müsavat Dervişoğlu                Garo Paylan                              İshak Gazel                             İzmir                                    Diyarbakır                                  Kütahya                        Ramazan Can                   Zemzem Gülender Açanal                                                               Kırıkkale                                  Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Değerli Başkanım, salt çoğunluğumuz vardır. Yeni madde ihdasını öngören önergeye salt çoğunluğumuzla katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görüşülmekte olan Kanun Teklifinin 3’üncü maddesiyle kamu kurum ve kuruluşlarınca çiftçilere yapılan tarımsal destekleme ödemeleri vergiden istisna edilmektedir. İstisna hükmünün düzeltme zamanaşımı süresi içinde yapılmış kesintilere de şamil olmasını sağlamak ve bu konuda oluşabilecek olası ihtilafların önüne geçilmek üzere önergeyle, başvuru üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tarımsal destek ödemeleri üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin ret ve iadesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Yeni madde kabul edilmiş ve teklife yeni bir madde eklenmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Oy birliğiyle.

BAŞKAN – Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için bundan sonra maddeler üzerindeki önerge işlemlerini mevcut sıra sayısı metnindeki madde numaraları üzerinden devam edilecektir. Kanunun yazımı esnasında maddenin numarası teselsül ettirilecektir.

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Oy birliğiyle Başkanım.

BAŞKAN – Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.29

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER:  İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı birleşiminin Dördüncü oturumunu açıyorum.

280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

12’nci madde üzerinde 2 önerge vardır. İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 12- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 4 üncü maddesinde bulunan ikinci fıkranın ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Hazine ve Maliye Bakanlığı, gerekli gördüğü hallerde; mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye, bağlı olunan vergi dairesi tarafından yapılan işlemlerin diğer vergi daireleri tarafından yapılabilmesine ve vergi dairesince yapılan işlemlerin elektronik ortamda yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

 

Emine Gülizar Emecan                          Cavit Arı                             Abdüllatif Şener                       İstanbul                                    Antalya                                     Konya                      İlhami Özcan Aygun                     Süleyman Girgin                         Sibel Özdemir                        Tekirdağ                                     Muğla                                     İstanbul                                 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Sibel Özdemir.

Buyurun Sayın Özdemir. (CHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum değerli milletvekilleri.

Sözlerime birlikte görev yaptığımız ve vefatı nedeniyle de büyük üzüntü duyduğum Değerli Milletvekilimiz İsmet Uçma’ya rahmet dileyerek başlamak istiyorum; mekânı cennet olsun.

Ben 12’nci madde üzerine söz aldım. Maddeme geçmeden önce genel bir değerlendirme yapacak olursam, söz alan bütün hatiplerin de değindiği gibi, 65 maddeden oluşan ve daha çok bürokrasinin talepleri doğrultusunda hazırlanan ve büyük çoğunlukla Vergi Usul Kanunu’nda teknik değişiklikler içeren bu teklifle ülkemizin, vatandaşlarımızın karşı karşıya kaldığı ekonomik ve özellikle de vergi politikaları konusunda yapısal sorunlara bir çözüm getirilememektedir.

Teklifin geneline baktığımızda, küçük esnafın ticari kazançlarının gelir vergisinden istisna tutulması, sosyal içerik üreten, mobil cihazlarda uygulama geliştirerek gelir elde edenlerin belli koşullarda kazançlarının vergilendirilmesi, elektronik ortamda vergi dairelerinin oluşturulması, yurt dışında bulunan vatandaşlarımızla ilgili düzenlemeler, vergi ödemelerinde bir takvim değişikliği öngörüyor -çok konuşuldu- çiftçilerle ilgili, çiftçilerin desteklenmesi için destekleme ödemelerinin gelir vergisinden istisna tutulmasıyla ilgili düzenlemeler var.

Ancak yasama yılının, değerli milletvekilleri, ilk Komisyon toplantısı bu kanunla başladı ve bugün de Genel Kurul gündemine geldi. Yaklaşık 850 bin küçük esnaf için özellikle de pandemi döneminde ve öncesinde başlayan, pandemiyle birlikte artan kira stopaj ödemeleri, sabit masraflarının giderek artması ve ancak esnafın kendi geçimine yetecek kadar gelir elde ettiği bir süreçten geçerken bu kanun esnaf için onların beklediği bir düzenleme getirmedi. İşte, dün açıklandı, günlük 85 kuruşluk bir vergi istisnası öngörüldü esnafa bu kanunda. Çiftçiler için ise çok detaylı tartışıldı, çiftçinin gerçekten çözülmesi gereken sorunları bu kanun içerisinde yer almıyor, sadece destek ödemeleri bir istisnaya tabi tutuldu, çok cüzi bir ücret. Baktığımız zaman kamu, özel banka, Tarım Kredi Kooperatiflerine 160 milyar lira bir borç yükü var çiftçinin ama bugün çiftçi bizden, Meclisten özellikle artan girdi maliyetleriyle ilgili -mazot, gübre, yem, elektrik, bu maliyetlerle ilgili- bir düzenleme beklemektedir ancak bu kanun buna cevap vermiyor.

Değerli milletvekilleri, baktığımız zaman, adaletsiz bir vergi politikasının uygulandığı ülkemizde dolaylı ve dolaysız vergi oranlarındaki artan dengesizliğe bir çözüm üretmeden, servet dağılımı sorunu varken       -bugün Rusya’dan sonra ikinci en sorunlu ülkeyiz, en varlıklı yüzde 1’in toplam servetten aldığı pay yüzde 45 düzeyinde, böyle bir sorun varken- bu dengesizliğe bir çözüm üretmeden, enflasyon ve şu an en çok sorun olan hayat pahalılığı karşısında geçim mücadelesi içinde olan tüm vatandaşlarımızın artan bu kronik işsizliğe çözüm beklentisi karşılanmadan yapılan bu düzenlemeler maalesef sınırlı ve eksik kalacaktır.

Değerli milletvekilleri, benim üzerinde söz aldığım 12’nci maddede elektronik ortamda vergi dairelerinin kurulması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına bir yetki verilmekte. Evet, baktığımız zaman gelişen bilişim sektörü ve teknolojiye uyum noktasında da böyle bir düzenleme yapılabilir, mükelleflere daha hızlı ve etkin bir hizmet sunulmuş olabilir. Bu konuda bizim de bir sorun görmediğimiz bir düzenleme ama benim dikkat çekmek istediğim, teklifin genel gerekçesine baktığımız zaman şöyle bir ibare var: “Vergi güvenliğini artıran, sosyal adaleti güçlendiren bir düzenleme olması amaçlanıyor.” Ama baktığımız zaman çiftçiden, esnaftan, açlık sınırının altındaki asgari ücretliden düzenli vergi toplanırken, artan hayat pahalılığı karşısında bir çözüm üretmezken dahası, vergi cenneti ülkelere taşınan servetin vergilendirilmesi konusunda adım atmayanlardan vergi ve adalet beklentisi de mümkün değildir. Başka ülkelerde tutulan ve herhangi bir vergilendirme yapılmayan bu paraların, bu iktidar döneminde tam 7 kez çıkarılan “varlık barışı” adı altında ülkemize getirilmesiyle mi siz vergi adaletini sağlayacaksınız?

Bakın, bu iktidar döneminde 2006 yılında Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinde düzenlenen hükmün uygulanması için “vergi cenneti” olarak tabir edilen ülkelerin açıklanması gerekiyordu. Ama ne oldu? Bu liste henüz açıklanmadı ve açıklanmadığı için de yaklaşık on beş yıl geçmiş olmasına rağmen bir kararname çıkarılmadı ve yurt dışından gelmiş olan kaynağı belirsiz bu paraların vergilendirilmesi noktasında bir adım atılmamaktadır. İşte, malum belgeleri hepimiz biliyoruz. Bakın, bu belgelerde ülkemizden yaklaşık 250 kişinin isminin geçtiği belirtiliyor ve diğer bütün ülkeler, kendi ülkeleriyle ilgili bir soruşturma süreci başlatırken bizim ülkemizde herhangi bir hukuki süreç başlatılmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, elbette, eğer bugün biz Mecliste vergi kanunlarında bir düzenleme, Vergi Usul Kanunu’na dair bir değişiklik yapacaksak mutlaka bu belgelerde yer alan iddiaları, bu vergi cennetleriyle ilgili yapılan ilgili soruşturmaları mutlaka gündemimize almamız gerekiyor.

Evet, sonuç olarak, benim söz aldığım madde teknik, bürokrasinin talep ettiği bir madde, ihtiyaç bir madde. Ancak, benim vurgulamak istediğim, bürokrasinin talepleri doğrultusunda hazırlanan bu kanun teklifi, vergi adaletini sağlayamamakta, sosyal adaleti güçlendirmemekte, dolaylı vergiden en çok etkilenen vatandaşlarımızın, esnafın, emeklinin, çiftçinin, milyonlarca asgari ücretlinin ama en çok da dikkat çekmek istediğim değerli milletvekilleri, işsiz gençlerimizin talep ve sorunlarına yanıt vermemekte diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

  Dursun Müsavat Dervişoğlu              Fahrettin Yokuş                          Ayhan Erel

                  İzmir                                     Konya                                   Aksaray

           Orhan Çakırlar                        Hasan Subaşı                     Abdul Ahat Andican

                 Edirne                                   Antalya                                  İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Hasan Subaşı.

Buyurun Sayın Subaşı. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kaybettiğimiz mesai arkadaşımız İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’ya Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum.

280 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 12’nci maddesi hakkında konuşmak üzere söz aldım.

12’nci maddeyle, Hazine ve Maliye Bakanlığı elektronik ortamda vergi dairesi kurulması yetkisini haiz oluyor. Mükelleflere hızlı ve etkin hizmet verilmesi amaçlanmış. Olumsuz bakmadık, doğrusu teknolojiye dijital ortamda uyulmasını olumlu bulduk ama genel olarak kanun teklifinin gerekçesine baktığımızda genel gerekçede şöyle geçiyor: “Mükelleflerin vergiye uyumlarını gözeten, vergi güvenliğini artıran, sosyal adaleti ve rekabet ortamını güçlendiren” diyerek başlayarak devam eden çok ideal cümlelerle kurgulanmış ama “mükelleflerin vergiye uyumları” dediğimiz zaman hemen hemen her yıl bir vergi affının çıktığı ortamda bu uyumun sağlanamayacağını gayet iyi biliyoruz.

Yine, “vergi güvenliğini artıran sosyal adaleti ve rekabet ortamını güçlendiren” dediğimiz zaman sosyal adaletle de bu hazırlanan teklifin hiçbir ilgisinin olmadığını söyleyebilirim. Eğer Türkiye’de 2020 bütçesine baktığımızda vergi gelirlerinin yüzde 65’ini dolaylı vergilerle sağlıyorsak, dar gelirli tüketiciden alınan vergilerle, ayrıca neredeyse 158,8 milyarlık gelir vergisinin de 85 milyarını işçi, emekçi, bordroludan kaynağında kesilerek elde ediyorsak bizim vergi sistemimizde adaletten söz etmemiz hiç mümkün olamaz.

Şimdi, bu yasa teklifinin ilk paragrafına baktığımız zaman, birinci paragrafında 850 bin küçük esnafımıza sözde bir avantaj sağlanmış, bunlar ki hepimizin bildiği gibi hem kötü yönetimin hem de pandeminin mağdurları. 850 bin civarındaki, basit usulde vergilendirilen küçük esnaf grubuna sağlanan avantaj 235 milyon TL ve kişi başına 280 TL’lik bir avantaj sağlıyor yılda. Bu 280 TL’yi bu esnaflar ödeyebilirdi de ama keşke siz defter tutma mecburiyetini ortadan kaldırsaydınız, ondan çok daha makbule geçerdi.

Şimdi, bu yasa teklifinin en başına bunu koyduğunuza göre bu 65 maddelik teklifte hiçbir şey yok demektir. Hemen ardından çiftçilere, 3 milyon çiftçiye sağladığınız destekten söz ediliyor. Ne sağlanmış? Gerekçede şöyle geçiyor: “Tarım ve hayvancılığın desteklenmesi için Tarım Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuata göre çiftçilere çok sayıda destek ödemesi yapılmaktadır.” diyerek başlıyor ve desteklerde tevkifat yoluyla kesilen 600 milyon TL’nin bundan sonra kesilmeksizin çiftçilere intikal edileceğinden bahsediyorsunuz. O da nedir? Yılda tam 200 TL’yi karşılamaktadır. Bu yüzde 150 gübreye zammı düşünürsek, yüzde 100’ün üzerinde mazot zammını, elektrik zammını düşünürsek çiftçinin büyük ölçüde mağdur olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün, toprağından küsmüş, tarımdan küsmüş yüz binlerce çiftçimiz mağdur durumdadır ve Ziraat Bankası ile Tarım Krediye milyarca borcu olmasına rağmen hepimiz biliyoruz ki iktidarın bir medya değişikliği için 750 milyar dolar bir holdinge Ziraat Bankasından para verdiğini ve bu paranın ödenmediğini çok iyi biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Şimdi 200 liralık, 300 liralık avantajlarla bunun karşılığında bir holdinge, bir medya değişikliğinde 750 milyar doların hâlâ akıbetini bilmiyoruz. Bu desteklerin mutlaka ekim dikimden önce verilmesi gerekir, onu da eklemek istiyorum. Ayrıca, bu vergi teklifinde mutlaka 359’uncu maddeyle ilgili, Vergi Usul Kanunu’yla ilgili 359’daki mağduriyetin mutlaka giderilmesi gerekirdi fakat hiç söz edilmemiş. Vakti olmadığı için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Subaşı.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12’nci madde kabul edilmiştir.

13’üncü maddede önerge yoktur. 13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 13’üncü madde kabul edilmiştir.

14’üncü maddede 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde yer alan “ile” ibaresinin “birlikte” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

        Züleyha Gülüm                          Rıdvan Turan                    Mahmut Celadet Gaydalı

             İstanbul                                    Mersin                                       Bitlis

Ömer Faruk Gergerlioğlu                  Nusrettin Maçin                          Kemal Peköz

             Kocaeli                                   Şanlıurfa                                    Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Mersin Milletvekili Sayın Fatma Kurtulan.

Buyurun Sayın Kurtulan. (HDP sıralarından alkışlar)

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 14’üncü maddesine yönelik verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, vergi adaletsizliğini sürekli derinleştiren düzenlemelere ve para toplamayı kolaylaştırma amacından öteye gidemeyen bu kanun teklifine karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Vergide şeffaflık, adalet, eşitlik, tarafsızlık ve kamudan yana bir vergilendirme sistemi şarttır. Ancak iktidar vergilendirme sisteminde vatandaşı gittikçe yoksullaştırdığı, tüketim kalemlerinden özellikle de temel tüketim malzemelerinde fahiş vergilendirmelerin süreklileştiği, yurttaşın kazancına göz dikildiği bir ekonomik politika yürütüyor. Öyle adaletsiz bir vergilendirme sistemi içerisindeyiz ki asgari ücretle geçimini sağlayan her yurttaşın gittikçe pula dönüşen parasının neredeyse altıda 1’i vergi olarak alınıyor. Yurttaşın ulaşmasına imkân olmayan yatların, pırlatanların, neredeyse tüm lüks tüketim mallarının vergileriyse ya yok ya da yüzde 1’lik oranda tutuluyor.

Az kazanandan çok, çok kazanandan az alma, yurttaşı sömürüp yandaşı semirtme, 5’li çeteyi ihya etme amacı üzerine kurulu bu vergi sistemini, bu ekonomik düzeni kabul etmiyoruz.

Değerli arkadaşlar, son dönemde sadece seçim bölgem olan Mersin’de 1 Mart 2020’den 24 Haziran 2020’e kadar yani sadece dört aya yakın bir zamanda 766 esnaf ve sanatkâr kepenk kapattı. Zaten vergi borçları, krediler altında ezilen, kaderine terk edilmiş olan esnaf çok daha ağır bir süreçte, salgın sürecinde siftah yapamadı, borç içinde kaldı. “Salgın döneminde vergi borçları silinsin, kredileri ertelensin, kiralara, faturalara destek olunsun, gerçekten derman olabilecek destekler verilsin.” diye çağrılar yaptık ama derde derman olmayan bir meblağ bazı işletme sahiplerine verilebildi. O 2 kuruş da sanki çok ciddi bir meblağmış gibi abartılarak anlatıldı. Oysa gerçek şuydu ki: Binlerce işletme kapandı, yüz binlerce insan işsiz kaldı, işsiz ordusu büyüdü, yoksulluk arttı ama yandaş için öyle mi? Vergi cennetlerine aktarılan paraların haddi hesabı yok. En son da kaçak sarayı yapanlar Pandora’nın kutusundan çıktı. On beş yıldır ısrarla açıklanmayan vergi cenneti listesi yine yandaş müteahhitlere yaradı. Yüzde 30 oranında vergi kesintisinin yapılmamasından faydalanan talan düzenin temsilcileri, Türkiye gibi bir para kaçırma, yurttaşın sırtından geçinme cennetinden gelirlerini artırdıkça artırdı. Kaynağı belirsiz paralar, yandaşa verilen ve kamunun  katmerlice borçlandırıldığı ihaleler, uygulanmayan  yasalar bir yanda, başta Mersin Limanı olmak üzere gemilerle gelen tonlarca kokain bir yanda ki hâlâ bu uyuşturucunun sahibi kim açıklanmıyor, biz bilmiyoruz en azından ama sizlerin bildiğini ve buna ortak olduğundan dolayı sakladığınızı biliyoruz. Bırakmak istemediğiniz bu iktidar düzeni, uyuşturucunun, savaş ekonomisinin, vergi cennetlerine para aktarmanın kan üzerinde hep birlikte zenginleşmenin düzenidir. Ekmek derdinde olan yurttaşa her seferinde saldırmanın nedeni, gözünü atık kâğıt işçilerinin ekmek kavgasına dikip Orta Doğu’ya silah satmanın, Venezuela’dan kokain rotasının hâkimi olmanın verdiği açgözlülüktür.

Değerli arkadaşlar, bu talan düzeninin sonu geliyor. Bu talan düzeninin sonunu demokrasi ittifakı etrafında kenetlenen, ayrımcı politikalarınıza karşı duran tüm kesimlerle birlikte getiriyoruz. Açlıkla terbiye etmeye çalıştığınız yurttaş sayısı arttıkça, saraylarınızdan bakıp hor gördüğünüz ama size sözünü söylemekten çekinmeyenlerin sayısı arttıkça talan siyasetinizin alanının daraldığını görüyorsunuz. Ortalığa saçılan yolsuzluklarınızın, TÜGVA’yı belediyeler, valilikler üzerinden ihya edip her alanda kadrolaşma, paralel yapılaşma hırsınızın sonu geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Söz talebiniz mi var?

FATMA KURTULAN (Devamla) – Evet.

BAŞKAN – Peki, tamamlayalım lütfen.

FATMA KURTULAN (Devamla) – Saldırılarınız, bu yüzden hedef göstermeleriniz, bu yüzden yargıyı sopa olarak kullanma hırsınız, yersiz yurtsuz bıraktığınız, tarikatların pençesine düşürmeye, geleceklerden umutlarını kesmeye çalıştığınız gencecik öğrencileri dahi kriminalize etme çabalarınız bu yüzdendir. Şiddeti azmettirme siyasetinizle, savaş ve kırım üzerinden varlık sürdürme anlayışınızla birlikte gideceksiniz. Ne yaparsanız yapın ortak mücadelemizle talan düzeniniz yıkılacak. Bu talan düzeninizi Deniz Poyraz ve daha nice insanın yoldaşları olarak bizler yıkacağız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkürler Sayın Başkan. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "eklenmiştir" ibaresinin "ilave edilmiştir" ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 

        Orhan Çakırlar                         Fahrettin Yokuş                            Ayhan Erel                            Edirne                                      Konya                                     Aksaray

Dursun Müsavat Dervişoğlu                                                          Abdul Ahat Andican

               İzmir                                                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Edirne Milletvekili Sayın Orhan Çakırlar.

Buyurun Sayın Çakırlar (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ORHAN ÇAKIRLAR (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 14’üncü maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Geçtiğimiz gün hayatını kaybeden İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’ya yüce Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum.

Ülkemizin pirinç ihtiyacının yüzde 50’sinin karşılandığı Edirne’de çeltik hasadı zamanı girdi maliyetlerinin yüksekliği, yaşanan hastalık sebebiyle verimin düşük ve verilen fiyatların maliyet artışının altında olması üreticiyi yeterince mağdur etmiştir. Bu yetmiyormuş gibi dün sabah saatlerinde İpsala’da yaşanan dolu felaketi büyük bir kısmı Sarıcaali köyünde olmak üzere Balabancık, Paşaköy, Sultanköy ve civar köylerde  10-12 bin dönüm çeltik alanının hasar görmesine, ürün alınamaz hâle gelmesine sebep olmuştur. Çiftçimizin gerekli zararının tespit edilerek bölgemizin afet bölgesi ilan edilmesi için yardım beklenmektedir.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifini vergi reformu olarak addetmek toplumda algı yaratamaya yönelik bir hamledir. Fakat maalesef reformdan uzak olan bu kanun teklifi yapısal sorunu çözmekten ziyade mevcut durumun neden olduğu sorunları bir nebze düzeltmeye çalışmıştır.

Ülkemizde özellikle son yıllarda tartışılan en önemli konulardan biri vergi adaletsizliği konusudur. Birçok sermaye grubunun vergi kaçırdığı iddialarının olduğu bu dönemde vergi adaletsizliğinin son mağdurları da otomotiv üreticisi bir firmanın çalışanları olmuştur. Firma Gebze Şekerpınar’da yer alan fabrikanın kapatma kararı sonrası iş görenlere yüksek miktarda ikramiye ödeyecek gündeme gelmişti, fakat iş görenlerin ikramiyeleri gelir vergisindeki adaletsizlikten dolayı kesintiye uğramış ve ikramiyelerinin yüzde 30’unu vergiye teslim etmek zorunda kalmışlardır. Anayasa’nın 73’üncü maddesinde “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.” ifadesi yer almaktadır. Art arda gelen zamlar sonrasında artan hayat pahalılığı her geçen gün asgari ücretin alım gücünün etkisini eritmektedir. Bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda asgari ücret ve bu ücrete yakın maaş alan işçilerimiz için gelir vergisinde yaşadıkları adaletsizliğin önüne geçilecek adımlar atılmalı. Yüksek gelir grupları daha yüksek oranda vergilendirerek ve ülkemizdeki gelir dağılımı bozukluğunu göz önünde bulundurarak verginin gelir adaletine olumlu yönde katkısı sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde Türkiye İstatistik Kurumu ağustos ayına ilişkin işsizlik rakamlarını açıkladı. İşsizlik oranı ağustos ayında bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 12,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ne acıdır ki rakamlarla oynayarak ve gerçek verileri göstermeyerek milletimizin nezdinde güven duygusunu kaybeden TÜİK’in açıkladığı işsiz sayısı bile Gürcistan’ın nüfusunu aştı. 5-6 kişinin istihdam edileceği bir yere dahi binlerce başvuru oluyorsa, üniversite mezunları işletmelerde valelik yapmaya çalışıyorsa, esnaf kepenk kapatıyorsa sizin rakamlarınız sokakla uyuşmuyor demektir. Kurumlara güvenin yitirildiği bir ortamda ekonomik düzen asla sağlanamaz.

Değerli milletvekilleri, Pandora Belgeleri adı altında ortaya atılan iddiaların olduğu bu dönemde Türkiye’nin 2006 yılında Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesini değiştirerek vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 stopaj alınması kararlaştırılmıştır. Ancak aradan geçen on beş yıldan bu yana bahsi geçen ülkelerin belirlenmemiş olması sebebiyle bu durum uygulanmamakta ve ülkemizden sermaye çıkışına neden olmaktadır. Sermaye açısından büyük sorunlar yaşanan bir ülke olmamız sebebiyle bu durum ekonomimize zarar vermekte, derhâl gerekli önlemler alınarak ilgili liste açıklanmalı ve vergi kaybı önlenmelidir.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 14’üncü madde kabul edilmiştir.

15’inci maddede bir önerge vardır, okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Madde 15 – 213 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir:

“4. İlan yolu ile yapılan tebliğin konusu her biri için ayrı ayrı olmak üzere 3.600 Türk lirasından fazla vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilan ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri açısından Gelir İdaresi Başkanlığının, diğerleri için ilgili idarenin resmi internet sitesinde de duyurulabilir.”

“Hazine ve Maliye Bakanlığı, birinci fıkranın (4) numaralı bendinde yer alan tutarı on katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, duyurunun kapsamı, şekli, zamanı ve süresi ile maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

 

          Cahit Özkan                       Mehmet Doğan Kubat                      Ramazan Can

             Denizli                                    İstanbul                                   Kırıkkale

 

       Ahmet Özdemir                                                                          Yavuz Subaşı

       Kahramanmaraş                                                                             Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle ilan yoluyla yapılan tebliğin konusu her biri için ayrı ayrı olmak üzere, 3.600 Türk lirasından fazla vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilanın ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri açısından Gelir İdaresi Başkanlığının diğerleri için ilgili idarenin resmî internet sitesinde de duyurulabilmesi ve Hazine ve Maliye Bakanlığının söz konusu tutarı on katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, duyurunun kapsamı, şekli, zamanı ve süresiyle maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olması temin edilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 15’inci madde kabul edilmiştir.

16’ncı maddede 1 önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Dursun Müsavat Dervişoğlu                 Ayhan Erel                             Orhan Çakırlar

               İzmir                                      Aksaray                                     Edirne

 

       Fahrettin Yokuş                     Abdul Ahat Andican                      Ayhan Altıntaş

              Konya                                     İstanbul                                    Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Ayhan Altıntaş.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 280 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 16’ncı maddesi hakkında İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle, standart işlemler ve hata yapma olasılığı düşük olan düzelteme işlemlerinde yetki devri yapılabilmesine izin verme konusunda Gelir İdaresi Başkanlığının yetkilendirilmesi amaçlanıyor. Bu madde hakkında herhangi bir olumsuz görüşümüz yoktur.

Değerli arkadaşlar, ben bugün gençlerimizin gündemini, ülkemizin geleceğini konuşmak istiyorum. İYİ Parti olarak hedefimiz, Türkiye’nin bilişim ve iletişim teknolojilerinde en ileri ülkelerin seviyesine ulaşmasını sağlamaktır. Bilişim teknolojileri ve alt yapısı, toplumun bu teknolojilere erişebilirlik düzeyi toplumların gelişim hızlarını belirleyen en önemli kriterlerden sayılmaktadır. Bu teknolojiler ticari, sosyal ve siyasi hayat kadar eğitim ve sağlık sektörünü de derinden etkilemektedir. Örneğin, bu teknolojilerin kullanımı Covid-19 pandemisi sürecinde o kadar hızlı ve ani yaygınlaştı ki, iki yıl önce hayal bile edilemeyecek derecede kabullenildi. Eğitimin önemli bir kısmının, toplantıların hemen hepsinin internet üzerinden yapılması normal düzen hâline geldi. Hepimizin öğrendiği mottoyla birçok alanda hayat eve sığdı.

Robotik sistemler, yapay zekâ platformları ve uygulamaları, büyük veri ve analitiği, kurumsal, sosyal yazılım, yeni nesil güvenlik uygulamaları gibi teknolojiler sektörde büyümeyi tetikliyor. Son on yılda Türkiye, bu gelişimi yeteri kadar takip edemedi. Orta gelir tuzağına takılıp kalan ve hatta geriye düşen Türkiye’nin çıkış yolu genç kuşağın çok iyi eğitilip bilişim ve iletişim teknolojilerinde etkin olmasından geçiyor. Çünkü bugünün ve geleceğin dünyasında ekonomik ve sosyal refah için en değerli girdi veri, bilgi ve bunları etkin ve uygun kullanan bilişim teknolojileridir. Tarım, inşaat, maden gibi sektörler yoluyla da gelişime katkı sağlanabilir ama orta gelir tuzağını aşacak güçte sürdürülebilir bir kalkınmayı, bilişim ve iletişim sektöründeki gelişmeler olmadan sağlamak zor görünmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti bu konuda iyi bir örnektir. 2001 yılında Çin’in kişi başı millî geliri 1.053 dolarken 2020 yılında 10.050 dolar olmuş. Bizim, 2001 yılındaki kişi başı millî gelirimiz 3.300 dolarken 2020’de 8.500 dolar olmuş. Hatta sığınmacıları ve son aylarda artan dolar kurunu da hesaba katarsak 8.500 dolardan da hayli geriye düşeriz. Yani 2001 yılında ortalama bir Türk vatandaşı, ortalama bir Çin vatandaşından 3 kat daha varlıklıyken bugün fert başına gelirimiz bir Çin vatandaşının yarısına gerilemiş. Kısacası övünecek bir durum yok maalesef. Buradaki geriye düşmenin en önemli nedeni yüksek teknoloji ürünlerinde zayıf oluşumuz. Bunun bir sonucu da ihracatımızın kilo değerinin düşük olması. Bizim ihracatımızın kilosu yaklaşık 1.3 dolar. İhracatımızı yıllık 500 milyar dolar yapabilmek için bu rakamı 3 dolara yükseltmemiz gerekecek. Bu da nasıl olacak? En kolayı ihracatımızdaki ileri teknoloji ürün payını artırarak olacaktır ama yaklaşık yüzde 4 olan bu oran maalesef yıldan yıla artmıyor ve hatta azalıyor. Bu durumdan kurtulmanın en temel yolu millî gelirin              AR-GE’ye ayrılan kısmının artırılması. Uzun gayret ve teşviklerle bu rakamı yüzde 0,4’ten yüzde 1 civarına çıkardık ama yetmez. OECD ortalaması yüzde 2,5, Avrupa Birliği ortalaması 2 olan bu rakam Güney Kore, İsrail gibi ülkelerdeyse yüzde 4-5 aralığında. Biz hâlâ Arjantin, Meksika, Güney Afrika gibi ülkelerle beraber gidiyoruz. Katma değeri çok yüksek, sermaye yatırımı az, insan yatırımı çok olan bilişim ve iletişim teknolojileri sektörlerinde genç nüfusumuz nedeniyle ülkemiz için önemli bir fırsatımız var. Bu fırsatı doğru kollamak için atılacak adımların doğru atılması önemlidir ancak her yıl beyin göçüyle kaybettiğimiz nitelikli gençler yalnız ekonomik ve siyasi sebeplerle değil, aynı zamanda gerekli yatırım yokluğu ve zayıf sektör yapısı sebebiyle de ülkemizden ayrılıyorlar.

Bilişim ve iletişim teknolojileri alanında gerekli dönüşümü sağlayamadığımız, devlet olarak gerekli teşvikleri sunamadığımız ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

AYHAN ALTINTAŞ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

…bu teknolojilerin ülkemizin bütün sektörlerine yayılmasını sağlayamadığımız sürece, eğitim kurumlarımız ne kadar iyi olursa olsun, iyi yetiştirdiğimiz gençlerimiz geleceklerini yurt dışında aramaya devam edeceklerdir.

Gençliğimize sahip çıkalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir.

17’nci maddede 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

       Ömer Faruk Gergerlioğlu                         Rıdvan Turan                          Mahmut Celadet Gaydalı

                      Kocaeli                                             Mersin                                                Bitlis

               Nusrettin Maçin                                 Kemal Peköz                                  Züleyha Gülüm

                    Şanlıurfa                                            Adana                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Züleyha Gülüm.

Buyurun Sayın Gülüm. (HDP sıralarından alkışlar)

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Merhabalar.

Evet, yine sermaye gruplarının vergi borçlarının silinmek istendiği ama asıl emekçilerin, çalışanların görülmediği ya da oyalama taktikleriyle bir  şekilde iktidarın yaptıklarının üstünün kapatıldığı bir yasayla yine karşı karışayız ama bu karşın, verginin daha işçilerin cebine girmeden alındığı işçilerin hayatlarına bir bakmak gerekiyor, işçiler neler yaşıyor?

Ülkenin dört bir yanında işverenler tarafından işçiler sendikalı oldukları için, toplu sözleşme görüşmeleri yapmak istedikleri için işverenlerin baskısına maruz kalıyorlar, işten atılıyorlar. Peki, bu gücü nereden buluyorlar? Tabii ki iktidardan buluyorlar. İktidar arkasında olduğu sürece işveren sendika hakkını da tanımıyor işçiyi de işten atıyor, haksız hukuksuz işten çıkarmalarla şu an bu ülkenin gerçek sahipleri, emekçiler karşı karşıya bırakılıyor.

Birkaç örnek sıralamak lazım. Mitsuba  işçileri hak, hukuk tanımadan -sendikalaştıkları için, haklarını talep ettikleri için- işten atıldılar, buna karşı direnişe geçtiler “Ya haklarımızı verirsiniz ya da biz fabrikadan ayrılmayız.” dediler. Bu direnişe karşı işveren geri çekilmek zorunda kaldı, sendika hakkını tanıdı, şu an görüşmeler başladı ama ilginç olanı neydi? Direnen işçilerin karışında her zaman olduğu gibi patron, vali, polis yan yana dizilerek sermaye gruplarını, zenginleri savundular, onların yanında yer aldılar. Şaşırdık mı? Elbette ki hayır. Çünkü iktidarın tarafının uzun zamandan beri sermaye olduğunu hep biliyoruz. Urfa'da Uğur Tekstil’de DİSK Tekstil yetki aldı. 300 işçinin çalıştığı bir fabrikadan bahsediyoruz. Sendikayla toplu sözleşme süreci başladı ama işveren tabii ki toplu sözleşmeye yanaşmadı, bütün işçileri de Kod 18’le işten attı. Buna karşı Çalışma Bakanlığından bir ses var mı ya da iktidardan bir ses var mı? Elbette ki yok.

Yine, bir diğer direnen işçi bölgesi Tekirdağ. Tekirdağ Çorlu’da Bel Karper ve işçileri var; işverenin toplu iş sözleşmesine oturmaması sebebiyle grev çadırında çok uzun süredir direniyorlar, sendikal haklarını talep ediyorlar ve şirketin sahibi Fransız bir şirket. Şimdi, çok ilginç bir şey: Bu Fransız şirket Avrupa'daki iş yerlerinde sendika hakkını tanıyor, toplu sözleşme hakkını tanıyor ama ne hikmetse Türkiye'ye gelince ne sendika hakkını tanıyor ne toplu sözleşme hakkını tanıyor ne de yasa tanıyor. Niye? Çünkü iktidar arkalarında. İktidar zaten yabancı firmalara “Gelin, gelin, bizim ülkemiz ucuz iş gücü, istediğiniz gibi kullanın, hiçbir hak vermek zorunda da değilsiniz.” dediği için bu Fransız şirket kendi ülkesinde bunları yapamazken Türkiye'ye geldiğinde bütün hukuksuzluğuyla işçilerin haklarını gasbediyor. Aynı şirket bu tutumu sergileyebiliyorsa iktidar bir dönüp kendisine bakmak zorunda.

Yine Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde Adkoturk işçileri var. Bunlar da sendikalı oldukları için toplu sözleşme görüşmelerine işvereni çağırdıkları için maalesef haklarından mahrum bırakıldılar. İşçilerin bir kısmı işten atıldı, işveren masaya oturmayı kabul etmiyor. Niye? Çünkü diyor ki “Nasıl olsa iktidar arkamda, sorun yok, masaya falan oturmak zorunda değilim.” Bunlar da yetmedi Bel Karper işçileri ve Adkoturk işçileri sorunlarının çözümü için Tekirdağ Valiliğinin önüne gittiler, görüşme yapmak istediler. Valilik ne yaptı? Polise “Süpürün.” talimatı verdi. Kimi, nereden süpürüyorsunuz? Süpürme sözcüğü kimin için kullanılır, buradan bir kez daha sormak istiyorum. Ve Valinin talimatıyla, polisin amiriyle “Süpürün.” denilen işçiler Valiliğin merdivenlerinden yerlere atıldılar, sürüklendiler ve gözaltına alındılar. Vali kimin valisi buradan sormak lazım; sermayenin valisi misiniz, gerçekten halkın valisi misiniz? Aslında yaptığınız şeyle kimin valisi olduğunu açıkça ortaya koymuş oldu.

İktidar yandaşlarına, sermaye çetelerine milyarları aktarırken yoksul kadınlar çöpten yiyecek toplamaya mecbur bırakılıyor bu ülkede. Ülkedeki kadınlar işsiz, gelirsiz, güvencesiz; Kod 29 uygulamalarıyla kadınlar işten atılıyor, kadınların bu toplum tarafından, erkek egemen anlayış tarafından yargılanmasıyla sonuçlanıyor. Kadın işsizliği yüzde 35,7’ye tırmanmış; eğitim hakkımız elimizden alınıyor, barınma hakkımız elimizden alınıyor, sağlık haklarımız elimizden alınıyor ve aslında yaşam haklarımız elimizden alınıyor. Uzaktan çalışma adı altında kadınların emekleri çok daha fazla sömürülüyor. Tekstilde parça başı iş yapan kadınların çalışma saatleri artarken aldıkları para çok daha fazla azaldı. Müzisyen kadınlar parasızlıktan enstrümanlarını satmak zorunda kaldı; seyyar satıcı kadınlar zabıta şiddetiyle baş başa bırakılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Çalışırken tacize, mobbinge, sırf kadın oldukları için her türlü eşitsizliğe ve zorbalığa maruz kalıyorlar. Tekstil işçisi, emekçi bir kadın şöyle diyor: “Tozun, pisliğin içinde çalışıyoruz, çoğu zaman tuvaletlerde sabun bile bulunmuyor, üç kuruşluk sabunu bile çok görüyorlar bize patronlar, fazla mesai yapılacağı zaman bırakın bize sormayı çıkış saati gelinceye kadar bundan haberimiz bile olmuyor.” Bu nedir biliyor musunuz? İnsanlık dışı köle koşullarında işçileri çalışmaya zorlamaktır, bunun da tabii ki iktidarın göz yummasıyla, onlara yandaş olmasıyla gerçekleştiğini görmek gerekiyor. Patronlar bütün bunları yaparken, yoksul bırakırken, işçiye her türlü muameleyi reva görürken elbette ki iktidarın korumasıyla, kollamasıyla yaptığını çok iyi biliyoruz. Ama buna karşı da milyonlarca insan “Kaderimiz değil yoksulluk, kapitalizmden kaynaklı, bunu çok iyi biliyoruz…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Son cümlemi bağlayabilir miyim.

BAŞKAN – Bitirin lütfen.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – “…on dokuz yıldır uygulanan politikaların sonucu olarak gerçekleştiğini çok iyi biliyoruz. Her türlü baskıya rağmen direnmeye devam edeceğiz.” diyor ve şunu söylüyor: “Birleşe birleşe, direne direne kazanacağız.” (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gülüm.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla. 

MADDE 17- 213 sayılı Kanunun 139 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “incelemeye tabi olanın iş yerinde” ifadesi “dairede” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, üçüncü fıkrasında yer alan “Bu takdirde incelemeye” ifadesi “İncelemeye” şeklinde, dördüncü fıkrasında yer alan “İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen” ifadesi “İstenilen” şeklinde, “daireye getirmesi” ifadesi “ibraz etmesi” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“İncelemenin dairede yapılması, incelemeye tabi olanın iş yerinde tespit yapılmasına ve çalışmalarda bulunulmasına mani değildir.

Mükellef ve vergi sorumlusunun talep etmesi ve iş yerinin müsait olması halinde inceleme iş yerinde de yapılabilir.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

         Emine Gülizar Emecan                         Abdüllatif Şener                              Süleyman Girgin

                     İstanbul                                             Konya                                               Muğla

                    Cavit Arı                                 İlhami Özcan Aygun                            Bülent Kuşoğlu

                      Antalya                                            Tekirdağ                                            Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesi üzerinde söz aldım, hepinizi bu vesileyle tekrar saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce çok değerli arkadaşımız İsmet Uçma’ya Allah’tan rahmet diliyorum, hepinize uzun ömürler diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu, Vergi Usul Kanunu’nda bir değişiklik öngörüyor bildiğiniz gibi. İncelemeye tabi olanın incelemelerinin iş yerinde yapılmasını, vergi incelemesinin iş yerinde yapılmasını şimdiye kadar esas olarak öngörüyordu Vergi Usul Kanunu. Bu değişiklikle dairede yapılması esas olabilecek ancak iş yerinde de tespit yapılması, çalışma yapılması mümkün olabilecek. 

Şimdi, incelemenin -ben eski bir inceleme elamanıyım, denetim elamanıyım Maliye Bakanlığından- iş yerinde de yapılması, dairede de yapılması sonucu çok fazla etkilemiyor, önemli olan incelemenin yapılmasıdır. Son yıllarda maalesef, incelemeler, vergi incelemeleri yapılması gerektiği kadar yapılmıyor. Özellikle son beş altı yıldan beri inceleme sayısında tespit edilen matrah ve vergi farkıyla ilgili düşüklükler var, geriye gidiş var. Bunda tabii, vergi aflarının da çok önemli bir payı var. Ancak denetimde, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde yakaladığımız başarının, kurumsallaşmanın yok edilmesinin payı çok önemli. Vergiyle ilgili üst kurulların kapatılmasının çok önemli bir sonucu olarak maalesef, vergi incelemelerinde düşüklük söz konusu olmuş vaziyette, sıkıntılar var.

Arkadaşlarımız, geneli üzerinde, bölümler üzerinde yaptıkları konuşmalarda da belirttiler, bu değişiklikler, bu 65 madde değişikliği pratik önerileri kapsıyor; bir reform niteliğinde değil. 7 vergi kanununda, bir de Bankacılık Kanunu’nda değişiklik getiriyor bu torba kanun teklifi ama reform niteliğinde değil. Vergi kanunlarının sık sık değişmemesi lazım, istikrarlı olması lazım ancak vergi kanunlarında da değişiklik yapıldığında, temelli olması lazım, reform niteliğinde olması lazım. Türk vergi sistemi bir reforma muhtaç, yapılması gerekiyor; bunu iktidarıyla muhalefetiyle hepimiz kabul ediyoruz. Geçmişte, reform çalışmalarına yedi, sekiz yıl önce teşebbüs edildi ama yapılamadı maalesef, becerilemedi, bugünlere gelindi. Sonuçta bunlar piyasanın istediği bazı değişiklikler. Bu değişikliklerle bizim vergi yapımızın değişmesi mümkün değil. Özellikle neyi kastediyorum? Bu dolaylı, dolaysız vergi ayrımını kastediyorum. Şu anda biz beyana dayalı vergilerde maalesef çok düşük sıralardayız. Gelir vergisinde beyana dayalı ve kamudan da alınanları çıkarırsak yüzde 7-8 oranında bir vergi alabiliyoruz aslında. Bu çok düşük bir rakam, çok komik bir rakam. Vergi dairelerini kapatsak, vergi idaresini kapatsak daha fazla vergi alırız, daha kârlı oluruz ama vergi bir devletin egemenliğinin temelidir, çok önemli bir konudur. Vergi dairelerinin kapatılması diye bir şey söz konusu olamaz, etkin çalışması, çalıştırılması söz konusu olması lazım, bunu başarabilmemiz lazım.

Vergiyle ilgili bu konuları, bu 65 maddeyi görüşüyoruz, hızlı bir şekilde görüşüyoruz ama devlet otoritesinin, egemenliğinin, devlet ciddiyetinin yansıması gereken yerdir vergi, vergi daireleri ve Maliye Bakanlığı. Asıl tesis edilmesi gereken konular da, uygulamalar da bunlar, bu konular üzerinde durmamız lazım asıl bizim. Vergiyi adil bir şekilde alabilmemiz lazım. Biz ağırlıklı olarak dolaylı vergiler aldığımız için mesela, 2021’le ilgili 900 küsur milyar bir vergi alınmasını öngörüyoruz, bunun hemen hemen yüzde 70’e yakını dolaylı vergiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edecek misiniz Bülent Bey?

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Evet Sayın Başkanım, müsaade ederseniz bir dakika daha devam edeyim.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim.

Dolaylı vergilerde adaletsiz vergilerdir. Herkesin yaptığı harcamalar sırasında, tüketim sırasında ödediği vergilerdir. Gelire göre değil, harcamaya göre ödenen vergilerdir, adaletsizdir. Bu adaletsizlikleri bizim gidermemiz, konuşmamız lazım; asıl burada konuşmamız gereken ve düzeltmemiz gereken konular bunlar. Neden bilmiyorum, iktidar bu konuyla ilgili gereken hazırlıkları bir türlü yapmadı, cesaret edip de bu konuları getirmedi. Şunu kabul ediyorum, bir seçim öncesi bunu yapmak da kolay değil ancak yıllardan beri yapılmamasını özellikle eleştiriyorum. İnşallah, bundan sonrasıyla ilgili olarak yeni dönemde oluşacak olan iktidar bunları halledebilir.

Hepinize bu vesileyle saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 17’nci madde kabul edilmiştir.

18’inci maddede 1 önerge vardır, okutup işleme alacağım.

      Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 

Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Ayhan Erel                       Fahrettin Yokuş

               İzmir                                           Aksaray                              Konya

    İmam Hüseyin Filiz                       Orhan Çakırlar                     Abdul Ahat Andican 

           Gaziantep                                    Edirne                                   İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Gaziantep Milletvekili Sayın İmam Hüseyin Filiz.

Buyurun Sayın Filiz (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesiyle ilgili olarak İYİ Parti Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle, 213 sayılı Kanun’un 140’ıncı maddesinde değişiklik yapılarak vergi incelemelerindeki prosedürünün azaltılması, mükellef açısından ticari ve mali iş ve işlemlerde denetçi açısından da kamu faaliyetlerinde aksamalara neden olabilecek gecikmelerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır; bu maddeye olumlu baktığımızı belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifi iktidarın on dokuz yıl içinde önümüze getirdiği vergilere ilişkin 37’nci tekliftir. Bu teklifin tümü incelendiğinde birkaç madde haricinde sadece şeklî değişiklikler olduğu görülmektedir. Adil bir vergi sisteminin oluşturulmasıyla ilgisi yoktur.

Değerli milletvekilleri, Gelir İdaresi Başkanlığının verilerine göre, AK PARTİ Hükûmetinin gelir kaynağı olarak gördüğü 46’sı ceza, 253’ü vergi olmak üzere tam 299 kalem alacak vatandaşın sırtına borç olarak yüklenmiştir. Vergi türlerine baktığımızda, 2020 yılı verilerine göre, gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerin toplam gelire oranı yüzde 31  civarındadır. Buna karşılık KDV ve ÖTV'den elde edilen toplam dolaylı vergi geliri yüzde 53 oranındadır. Bu değerlendirmelerden anlaşılıyor ki vergi yükü dürüst mükellefler ve dolaylı vergi ödeyenler üzerinde kalmaktadır. Mevcut vergi sisteminde ücretli çalışanlar ücretlerinden kesilen vergilerle şirket sahiplerinden çok daha ağır bir vergi yükü taşıyorlar. 2020 yılında tahsil edilen 158 milyar liralık gelir vergisinin yaklaşık 85 milyarı ücretli çalışanlardan toplandı yani mevcut vergi sisteminde çok kazananlardan değil, adaletsiz bir şekilde daha çok çalışanlardan vergi alınmaktadır.

Değerli milletvekilleri, son yıllarda dolaylı vergilerden KDV tahsilatında düşüş trendi görülmektedir. Dâhilde alınan KDV'nin tahsilat tahakkuk oranı ise maalesef yüzde 40 olarak gerçekleşti, bu da yurt içindeki KDV'nin her 100 liralık  kısmının ancak 40 lirası tahsil edilebilmiş demek oluyor ki vatandaşın ödediği KDV'yi devlete ödemek zorunda olan bir grup aracı mükellef bu tutarları bir nevi finansman aracı olarak kullanıyor. Böylece maliye uzun vadede tahsilat kabiliyetini yitirmiş hem mükellefler zor durumda kalmış hem de vergiye gönüllü uyum ciddi anlamda zedelenmiştir. Bu durumların sonucu olarak 2000’li yıllarda yüzde 91 civarında olan tahsilat tahakkuk oranımız 2020 yılında yüzde 77’lere kadar  düşmüştür.

Değerli milletvekilleri, bu teklifle 850 bin esnaftan vergi alınmayacak olması, esnaf açısından olumlu, biz de destekliyoruz ama sonuçta bir esnaf 300 TL’lik  ödemeden kurtulsa da hayat pahalılığı zaten belini ikiye bükmüş durumda.

Yine, kanun teklifinde çiftçiye destek ödemeleri üzerinden yüzde 4 oranındaki vergi kaldırılıyor, destekliyoruz ama elektrik, akaryakıt gübre ve yem fiyatlarındaki olağanüstü artışlar çiftçiyi hayatından bezdirmiştir.

Değerli milletvekilleri, kayıt dışı ekonomiyi ve vergi kaçakçılığını önleyen sağlıklı bir vergi sisteminin olmaması, toplanan vergilerin sadece dürüst mükelleflerle sınırlı kalması ve bazı şirketlere tanınan özel avantajlar ve kıyaklar da huzursuzluk yaratmaktadır. Çalışanların yüzde 50’sini meydana getiren asgari ücretliler vergiye tabi tutulurken bazı firmaların vergi borçları siliniyor ve hatta sıfırlanıyorsa bu ülkede adaletten bahsetmek mümkün değildir. Elinizi vicdanınıza koyun ve bu şirketleri düşündüğünüz kadar asgari ücretliye de vergi muafiyeti sağlayın. Yapılan bu haksız ve adaletsiz uygulamalar unutmayınız ki vatandaşın devlete olan güvenini kökünden sarsmaktadır.

Değerli milletvekilleri, anlaşılan odur ki AK PARTİ Hükûmeti vatandaşlarımıza layık gördüğü adaletsiz vergi sistemini sürdürecektir. Düzeltmek ise bize düşecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) - İYİ Parti iktidarında liyakatli kadrolarla adil bir vergi sistemi kurulacak, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak, rantın her türlüsü engellenecek, kimsenin düzenbazlığına müsaade edilmeyecek diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 18’inci madde kabul edilmiştir.

19’uncu maddede 1 önerge vardır, okutup işleme alacağım.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 19- 213 sayılı Kanuna 170 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bildirim:

MADDE 170/A Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu Kanuna göre mükelleflerin bildirmeye mecbur olduğu bilgilerin, kamu kurum ve kuruluşları tarafından Bakanlığa yazılı veya elektronik olarak bildirilmesi durumunda, bu bildirimi mükellefler tarafından yapılmış bildirim olarak kabul etmeye, bu şekilde kabul edilecek bildirimleri faaliyet konusu, gelir unsuru ile mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerini ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak tespit etmeye ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından bakanlığa yapılan bildirimler, bakanlık tarafından mükellefe yazılı olarak bildirilir.”

      Dursun Müsavat Dervişoğlu                         Ayhan Erel                                   Fahrettin Yokuş

                        İzmir                                              Aksaray                                             Konya

                Orhan Çakırlar                             Abdul Ahat Andican                          Hayrettin Nuhoğlu

                      Edirne                                             İstanbul                                            İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Hayrettin Nuhoğlu.

Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım, selamlarımı sunarım.

Beşinci Yasama Yılında uluslararası iklim değişikliğiyle ilgili Paris Anlaşması’ndan sonra görüşülen ilk kanun teklifinin torba kanun olmaması dolayısıyla, içinde farklı konular olmadığı, sadece vergiyle ilgili 8 ayrı kanunda değişiklik yapılmasını kapsadığı için memnuniyetimi dile getirerek başlamak istiyorum. Ne var ki iktidarın teklifi vergi reformu şeklinde sunmaya kalkışmasını da son derece yanlış bulmaktayım. Reform olma niteliklerini taşımaktan çok uzak olan bu teklif, çok önceden yapılması gereken, mükellefler ile idare arasındaki mahkeme süreçlerine sebep olan, genellikle usul hükümleriyle ilgili bazı hususları düzenlemekten ibarettir.

Diğer taraftan, bu teklifle vergi sistemimizdeki yapısal sorunların çözülemeyeceği ortadadır. Eğer böyle bir iddiaları varsa ve devam ederse, iktidarın, sorunun sebeplerini doğru tespit edemediği hatta bunun için bir çaba göstermediği de ortaya çıkar.

Gerçek bir vergi reformu yapılmak istendiği zaman kapsamlı bir çalışmanın bütün paydaşlarıyla birlikte tartışılarak yapılması gerektiğini hatırlatmak isterim. Aceleye getirilmeden, ilgili kamu kuruluşlarının detaylı çalışmalarına, sektör temsilcilerinin, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak bütüncül bir yaklaşım sağlamanın önemli olduğunu da ilave etmek isterim. Reformun en önemli göstergesi sistemin vergi adaletini sağlamış olmasıdır. Aynı zamanda, kimseye ayrıcalık ve koruma sağlamayan, çalışanların haklarını koruyan, adil ve uygulanabilir olması gerekir.

Değerli milletvekilleri, 19’uncu maddeyle 213 sayılı Kanun’a 170’inci maddeden sonra gelmek üzere bir madde eklenmektedir. Eklenen bu maddeyle mükelleflerin bildirmeye mecbur olduğu bilgilerin kamu kurum ve kuruluşları tarafından Bakanlığa yazılı veya elektronik olarak bildirilmesi durumunda bu bildirimi mükellefler tarafından yapılmış bildirim olarak kabul etmeye, bu şekilde kabul edilecek bildirimleri faaliyet konusu gelir unsuru ile mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerini ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak tespit etmeye ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmektedir. Bu maddeye “Kamu kurum ve kuruluşlarının yaptıkları bildirimler aynı zamanda, ilgili mükellefe de bildirilir.” cümlesinin eklenmesinin yerinde olacağını düşünmekte ve teklif etmekteyiz.

Bu kanun teklifinin içinde olumlu maddeler olmakla birlikte, yapısal sorunlara çözüm getirmekten uzak olduğu anlaşılmaktadır. Getirdiği yeni istisnalar sebebiyle de yeni adaletsizliklere yol açacağını öngörmekteyiz. Bu sebeplerle teklife karşı olduğumuzu beyan ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, şimdi de güncel bir konu olan mavi vatana kısaca değinmek istiyorum. Bilindiği gibi, mavi vatan, son zamanlarda önemi çok artan, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı bir hakkın kullanılmasıdır. Bu konuda Türkiye–Libya Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması ülkemizin başarısı olarak görülmekteydi. Anlaşma uyarınca, Oruç Reis gemisi sondaj faaliyetlerine başlamıştı. Son günlerde sessiz sedasız bir şeyler olduğu hissedilmekteydi ki birdenbire faaliyetler de meydan okumalar da kesildi. Türkiye, artık Libya anlaşmasının arkasında durmuyor mu acaba sorusu haklı olarak sorulmaya başlandı. İlan edilen yeni NAVTEX’in yunan tezleriyle örtüşen, Türkiye'nin reddettiği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – … Sevilla haritasıyla aynı olduğu iddia edilmektedir. Şimdi “Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin istediği gibi Yunan tezlerini kabul etmiş mi olduk?” diyenler haksız mı? Bu yeni durum Türkiye'ye dayatılan deniz yetki alanı sınırlarını kabul etmek olmaz mı?

Millî Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle imzalanan Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’yla uyumlu oldukları beyan edilmiş, Libya Anlaşması’na hiç değinilmemiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle yapılan anlaşma, Libya’yla yapılan anlaşmadan çok önce, 2011’de imzalanmıştı. Konunun uzmanları “Türkiye kendi tezini imha etmiş oluyor, tüm kazanımlar yok oluyor.” demektedirler. Türk milletinden gizlenen nedir?

Bu konuda yeni ve kapsamlı bir açıklama beklediğimizi ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...  19’uncu madde kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde 3 önerge vardır.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinde yer alan “durumunda” ibaresinin “halinde” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Rıdvan Turan                             Murat Çepni                    Ömer Faruk Gergerlioğlu

              Mersin                                       İzmir                                      Kocaeli                 Mahmut Celadet Gaydalı                  Nusrettin Maçin                          Kemal Peköz                            Bitlis                                     Şanlıurfa                                    Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden İzmir Milletvekili Sayın Murat Çepni.

Buyurun Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız; evet, bu Mecliste işçinin, emekçinin, halkın lehine henüz bir yasa yapabilmiş değiliz; açlığa, yoksulluğa, işsizliğe çare üretebilecek bir düzenleme yapabilmiş değiliz. Hemen hemen yaptığımız bütün düzenlemeler, yasalar esasen adrese teslim yasalar; şirketler istiyor, burada da iktidar bloğu bunları geçirmek için çaba harcıyor.

Şimdi, AKP Genel Başkanı Erdoğan 7/24 propaganda yapıyor; on dokuz yıllık iktidarında yaptıklarını, ettiklerini anlata anlata bitiremiyor ve basının da neredeyse yüzde 90’ı elinde olmasına rağmen, 7/24 konuşan Erdoğan, derdini bir türlü tam olarak anlatamıyor. Oysa soruyu tersten sorduğumuzda; on dokuz yıllık iktidarda, cumhuriyetin tarihinde görülmediği oranda bir başarı elde edilmişse, bu halka refah getirilmişse, bütün sorunların derdi, çaresi bu dönemde üretilmişse 7/24 anlatmanıza ne ihtiyaç var, niye bu kadar telaş içerisindesiniz, niye hâlâ kendinizi ikna etmeye, halkı ikna etmeye çalışıyorsunuz? Evet, bunun cevabı çok açık; çünkü ortada bir yalan imparatorluğu var. Bu yalan imparatorluğu ancak manipülasyonlarla, yalanlarla ve şiddetle ayakta kalabiliyor.

Evet, hiçbir korku, halk korkusuna benzemez. İşte, iktidarın içinde bulunduğu bugünkü korku, tam bir halk korkusudur.

Evet, AKP’li yıllarda belki de tarihte eşi benzerine çok az rastlanır bir yolsuzluk, hırsızlık düzeni inşa edildi. Evet, bu öncekilerden kuşkusuz birçok boyutuyla farklıydı. Bir kere, en başında pişkinlik imparatorluğu bu, bir yalan imparatorluğu bu.

Bakın, şimdi de karşımıza TÜGVA çıktı, hemen öncesinde Pandora karşımıza çıktı hatta bunlara bile gelmeden düşünün ki bakanların içerisinde olduğu yolsuzluklar ortaya serildi. İçişleri Bakanı, “suç işleri bakanı” uyuşturucu trafiklerinin, yolsuzluğun bizzat içerisinde olduğu ortaya serilmesine rağmen bu Bakan bırakın bunlara  yanıt üretmeyi öğrencileri terörist ilan etmekten başka yapacak hiçbir işi yok. Sokağa çıkan işçiye, emekçiye, gence saldırmaktan başka hiçbir iktidar araçları yok, böylesine bir bakanlar sistemiyle karşı karşıyayız. Yani 5’li çete, yandaşlar ve benzeri, bunlara gelmeden iktidarın kendisi bu sistemin doğrudan içerisinde.

Bakın, pandemi sürecinde büyüyen tek şey şirketlerin kârları oldu ve yine pandemi sürecinde Türkiye’de milyoner sayısı 85 bin arttı. İşçilerin, emekçilerin ölümle uğraştığı, can derdine düştüğü, işsizlikle boğuştuğu, açlıkla boğuştuğu bir pandemi döneminden bahsediyoruz ve bu dönemde AKP’giller zenginleştiler, yoksullar çok daha fazla fakirleştiler ve yetmedi şimdi aç karınlarıyla kafalarını sokacakları evlerinden bile olmak durumundalar. Çünkü artan maliyetler, ev kiraları insanları neredeyse kapıya bırakmış durumda.

Şimdi, bunları şundan dolayı söylüyoruz: Biz, burada sözümüzü işçilere, emekçilere, halklara, halkımıza söylüyoruz. Burada bizim muhatabımız bu sorunun kaynağı olan yüzde 1’in iktidarı değil. O yüzden, bugün, buradan halkımıza bunun bir kader olmadığını, bunun olağan bir süreç olmadığını, bunun kötü bir yönetim olmadığını, bunun bir tercih olduğunu söylüyoruz. Yani iktidarın, yüzde 1’in iktidarı olduğunu söylüyoruz. Bundan dolayı açlık ve yoksulluk var. Hırsızlık olduğu için açlık ve yolsuzluk var.

Şimdi, buradan, direnen işçi sınıfına, emekçilere, halklarımıza bir kez daha şu çağrıyı yapıyoruz: Kurtuluş bizim ellerimizdedir. Biz yan yana geldiğimizde, bileştiğimizde bu zulüm ve talan düzenini yıkabiliriz, bizim olanı alabiliriz. Buna bizim gücümüz var.

Son olarak, 24 Ekimde İstanbul Kartal’da işçi, emekçi mitingi yapılacak. Onlarca sendika, parti, kurul, direnişçi işçiler bu mitingde buluşacaklar. Bu mitingde KHK’lere karşı, işsizliğe karşı, sendikal örgütlenme önündeki engellere karşı, Kod 29’a karşı, kölelik koşullarında çalışmaya karşı işçi sınıfı, emekçiler, emeğin dostları Kartal mitinginde buluşacaklar. Buradan bir kez daha biz de bu çağrıyı yineliyoruz.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Tamamlıyorum.

24 Ekimde Kartal’da işçi, emekçi mitinginde buluşalım. Emek düşmanlarına karşı, halk düşmanlarına karşı gücümüzü birleştirelim.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – 1’inci önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 20- 213 sayılı Kanuna 226 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde ilave edilmiştir.

"Elektronik olarak tutulan defterlerde tasdik:

MADDE 2261A- 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan yetki kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığınca müştereken belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde elektronik ortamda tutulan defterler için berat alınması, elektronik ortamda tutulan diğer defterlerin ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde onaylanması bu Kanun uygulamasında tasdik hükmündedir.

Berat ve onayın belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde alınmaması veya yapılmaması durumunda defterler tasdik ettirilmemiş sayılır.”

         Emine Gülizar Emecan                         Abdüllatif Şener                              Süleyman Girgin

                     İstanbul                                             Konya                                               Muğla

                    Cavit Arı                                 İlhami Özcan Aygun                         Neslihan Hancıoğlu

                      Antalya                                            Tekirdağ                                           Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Samsun Milletvekili Sayın Neslihan Hancıoğlu.

Buyurun Sayın Hancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

NESLİHAN HANCIOĞLU (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 20’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeye istinaden söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yapılan düzenleme 213 sayılı Kanun’a eklenen maddeyle fiziki ortamda tutulan defterlerde bulunan tasdik zorunluluğuna benzer şekilde elektronik ortamda tutulan defterler için de tasdik zorunluluğu getirmektedir. Bu kanundaki usul ve esaslarla ilgili tüm düzenlemeler için Hazine ve Maliye Bakanlığına da yetki verilmekte, Bakanlığın onaylamasıyla tasdik işlemi de gerçekleşmiş sayılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin tümü üzerinde bir değerlendirme yapmak istiyorum. 65 maddelik bir kanun teklifini görüşüyoruz, yine torba yasa mahiyetinde bir düzenleme. Pek çok vergi düzenlemesi getirilmiş. Teklifin yasama sürecinde yine eski alışkanlıklar karşımıza çıktı, nedir bu alışkanlık? Teklif apar topar Meclise sunuldu, komisyonda yeterli ve verimli irdeleme süreci işlemedi, ilgili meslek kuruluşlarından faydalanılmadı ve hızla Genel Kurula getirildi.

Değerli milletvekilleri, vergi sistemimizdeki sorunlar, tıpkı ekonomide olduğu gibi yapısal niteliktedir ve palyatif düzenlemelerle, yamalı bohçaya dönen mevzuatla çözülecek bir durumda değildir. Bugün Genel Kurulda müzakere ettiğimiz bu teklif, özünde her ne kadar önemli bir düzenleme olsa da bu alandaki politikaların bütünü sorunlu olduğundan vergi sisteminin yapısal sorunları var olmaya devam edecektir. Bu sorunların başında da vergide adalet sorunu yer almaktadır.

Teklifin genel gerekçesinde vergi uyumunu gözeten, vergi güvenliğini, sosyal adaleti, rekabeti güçlendiren, yatırımları teşvik eden düzenleme olduğu vurgulanmakta. Peki, hazırlanan 65 maddelik düzenleme bütün bu ihtiyacı karşılayacak mı? Yani teklif yasalaşınca vergi uyumu sağlanacak mı ve yatırımlar artacak mı? Vergide adalet sağlanmadan bunların hiçbiri mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, aslında iktidarın vergi adaletinden ne anladığını şöyle örnekleyebiliriz; bu iktidar 2008 yılından bu yana tam 7 kez varlık barışı diye bir uygulama yaptı. Birilerinin kayıt dışı paraları, varlıkları vergisiz sorgusuz sisteme dâhil edildi. Asgari ücretliden vergi alınırken çiftçimizin traktöründe kullandığı mazot vergilendirilirken kayıt dışı yollarla servet edinenler vergiden muaf tutuldu. Böyle bir sistemi inşa edenlerden vergi adaleti beklemek mümkün mü sizce? Bugün, iktidarın Türkiye'de uyguladığı vergi politikası emeğin ve üretenlerin cezalandırıldığı, rantçıların, kara para aklayanların bir dediğinin iki edilmediği bir sistemdir. Bu sistem değişmeden, herkesin kazancına göre vergi vereceği bir sistem inşa edilmeden bugün görüştüğümüz kanunlar hiçbir işe yaramayacak, sorunları da çözmeyecektir.

Değerli milletvekilleri, bakın, bugünlerde off-shore listeleri yine gündemde. Hükûmetten döviz garantili ihale alıp milletin parasıyla ihya edilen müteahhitlerin Türkiye'de kazandıkları paraları yurt dışındaki vergi cennetlerine kaçırdığına dair iddialar bu belgelerde yer alıyor. Birilerinin Türkiye'de kazandığı parayı vergi cennetlerine kaçırması hangi vicdana, hangi izana sığar? Buna göz yuman, yol veren iradeye iktidar denebilir mi? On beş yıldır hangi ülkelerin vergi cenneti olduğuna dair liste yayınlanacak; bu liste neden yayınlanmaz? Eğer bir düzenleme yapacaksak bu listeleri yayınlayalım ve oraya para götürenlere yüzde 30 vergi kesintisi yapalım.

Değerli arkadaşlar, parti tabelasına adalet yazmak yetmiyor, o adaleti her alanda egemen kılmak gerekir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 20’nci madde kabul edilmiştir.

21’inci maddede önerge yoktur.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22’nci maddede önerge yoktur.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 22’nci madde kabul edilmiştir.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.23

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER:  İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Şimdi, ikinci bölüm görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 23 ila 45’inci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Memet Bülent Karataş.

Buyurun Sayın Karataş. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEMET BÜLENT KARATAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz teklifle mükelleflerin vergiye uyumlarını gözeten, vergi güvenliğini artıran, sosyal adaleti ve rekabet ortamını güçlendiren, yatırımları teşvik eden, ihtilafları sonlandıran ve vergi uygulamalarında öngörülebilirliği sağlayan değişikliklerin hayata geçirilmesi amacıyla, çeşitli vergi kanunlarında değişiklikler yapılması amaçlanmaktadır. Böylece gider pusulasının, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren, azami yedi gün içinde düzenlenmesi ve düzenlenme zorluluğunun bulunduğu durumlara açıklık getirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, ödemelerin yapıldığı banka, ödeme kuruluşu ve PTT tarafından düzenlenen belgeler ile bu kanunun uygulanmasında belge düzenleme yükümlülüğü bulunmayan, kamu kurum ve kuruluşlarının tabii oldukları diğer ilgili mevzuat dâhilinde düzenledikleri belgelerin gider pusulası yerine kabul edilmesi sağlanacaktır. Elektronik defter beratı ve elektronik muhasebe fişi tanımları madde metnine eklenmekte ve defter ile belgelerin elektronik ortamda ibraz edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, vergi mahremiyetine ilişkin hükümlerin elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, imzalanması, iletilmesi ve saklanması hususlarından herhangi biri için hizmet verme konusunda yetkilendirilen mükelleflerin, ortak yönetici ve çalışanları hakkında da uygulanması hedeflenmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığınca, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikrofilm, mikrofiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanmasının yanı sıra mikrofilm, mikrofiş ve elektronik bilgi ve kayıt araçları ile ibraz edilmesi hususunda, izin verme ya da zorunluluk getirme konusunda yetki verilecektir. Görüşülmekte olan teklifle, kanun kapsamında yer alan değerleme ölçüleri arasına alış bedelinin de eklenmesi amaçlanmaktadır. Kanun kapsamında yer alan maliyet bedeline girmesi zorunlu olan ve olmayan unsurlar belirlenmektedir. Kanun kapsamında yer alan alış bedelinin tanımı yapılmaktadır.

Teklifle yapılacak diğer düzenlemelerle tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği hesap dönemlerinin sonu itibarıyla bilançolarına dâhil bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerini veya bunlar üzerinden ayrılmış olan amortismanları yeniden değerleyebilme imkânı getirilmektedir. Mükelleflerin amortismanı, tabi iktisadi kıymetleri Hazine ve Maliye Bakanlığının belirleyeceği oranlar üzerinden itfa etmelerinden yine Hazine ve Maliye Bakanlığının iktisadi kıymetler için belirlediği faaliyetler ile faydalı ömürlerden kısa olmamak üzere amortisman süresini serbestçe belirleyebilmesine imkân verilmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığınca amortisman oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi durumunda söz konusu oranların bu imkândan faydalanmak için yapılan müracaat tarihinden itibaren geçerli olması öngörülmektedir. Mükelleflerin Hazine ve Maliye Bakanlığının iktisadi kıymetler için belirlediği faydalı ömürlerden kısa olmamak üzere amortisman süresini her yıl için aynı oran olmak kaydıyla serbestçe belirleyebilmesine olanak sağlanmaktadır.

Borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük olan vergi alacaklarına ilişkin azami tutar belirlenecektir. Bu konudaki belirsizlik giderilmekte ve şüpheli alacak hükümlerinin işletme hesabı esasında defter tutan mükellefler açısından da uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı hâlinde satıştan doğan kârın satışın yapıldığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta tutulabilmesi sağlanmaktadır. Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce alınan sigorta tazminatıyla tamamen veya kısmen zarar gören amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabında tazminat fazlasının tazminatın alındığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta tutulacaktır.

Kesinleşen bir cezadan sonra maddede yer alan süreler içerisinde yeniden ceza kesilmesi durumunda, madde gereğince bu ceza üzerine eklenecek olan artırımın tutarı kesinleşen cezadan fazla olmamak üzere kesilen cezanın yüzde 50’si olması öngörülmektedir. Kâğıt ortamında yapılan, tutulan kayıt ve defterlere yönelik olarak kayıt nizamına ilişkin hükümlere uyulmaması durumunda kesilecek cezalar ile elektronik kayıt ve defter uygulamalarındaki kayıt nizamına uyulmaması fiillerine uygulanacak cezaların aynı mahiyette ve fiillere karşılık olarak da birinci derece usulsüzlük cezası kesilmesi öngörülmektedir. Gider pusulasının hiç düzenlenmemiş sayıldığı durumlarla bağlı olarak ve tasdik kapsamına alınan konularla ilişkin olarak ibraz edilmesi gereken yeminli mali müşavir tasdik raporunun belirlenen sürede ibraz edilmemesi durumunda ibraz ve yükümlülüğü yerine getirmeyen mükellef adına özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi öngörülmekte ve belge basımı ile ilgili bildirim yükümlülüğüne yönelik ceza hükmünde mükellef lehine değişiklik yapılmaktadır. Elektronik ortamdaki kayıtlar ve elektronik cihazla belge düzenlemeye ilişkin kurallara uyanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesi düzenlenmemektedir. Mükelleflerin haklarında yapılmakta olan vergi incelemesi ya da yapılan takdire sevk işlemine ilişkin vergi türünden farklı vergi türü için pişmanlıkla beyanname verebilmesi mümkün hâle gelmemektedir. Uzlaşma ve tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamına alınan 5 bin Türk lirasını aşmayan usulsüzlük cezaları için kanunda belirlenen indirim oranının yüzde 50 artırımlı olarak uygulanması sağlanmaktadır. 5 bin Türk lirasını aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin olarak uzlaşma talep edilebilmesi ve söz konusu tutarı aşmayan usulsüzlük cezaları içinse kanunda belirlenen indirim oranının yüzde 50 artırımlı olarak uygulanması sağlanmaktadır. 5 bin Türk lirası aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamına alınmaktadır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu teklif vergi güvenliğini artırması yanı sıra sosyal adalete de hizmet etmesi açısından son derece önemlidir. Bizler halkın temsil makamı olarak yaşamın her alanında vatandaşlarımızın sesi olmak ve temsil etmekle görevliyiz. Dolayısıyla, sosyal adaleti sağlayacak her çalışmanın içerisinde aktif olarak bulunmaktayız. Düstur edindiğimiz bu görevi ülkemiz, milletimiz ve lokal olarak temsil ettiğimiz seçim bölgelerimizde de yerine getirmeli, sorunların çözümü için elimizi taşın altına koymaktan geri durmamalıyız. Bu bağlamda seçim bölgem ve ülkemizin 17 milyon nüfusuna sahip kenti İstanbul’umuzun sorunlarıyla ilgili yaptığımız çalışmalardan kısaca bahsetmek istiyorum. Vatandaşlarımızın talepleri ve yerinde yaptığımız incelemeler sonucunda kentimizin sorunlarını çözüme kavuşturmak adına hazırladığımız yazılı soru önergelerimizi Meclisimize sunduk. Genellikle ulaşım, trafik ve altyapı sorunlarını ele aldığımız yazılı soru önergelerimizde vatandaşlarımızın huzur ve refahını sağlamak konusunda hükûmetlerin olduğu kadar yerel yönetimlerin de görevli ve sorumlu olduğu konularına değindik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MEMET BÜLENT KARATAŞ (Devamla) – Yerel yönetimlerin çalışmalarını detaylıca inceleyerek hizmet noktasında yapılan ihmalleri, yetersizlikleri ve hizmet yoksunluğunu farklı konu başlıkları altında ele aldık. Görev süresimiz boyunca da ele aldığımız sorunların çözümü noktasında yapılan tüm çalışmaların takibi titizlikle yapılacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak söz konusu kanun teklifini olumlu değerlendiriyor, destekliyor; vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Yüce Divanınızı ve Başkanlığımızı selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın Durmuş Yılmaz.

Buyurun Sayın Yılmaz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan, değişik vergi yasalarında değişiklik yapan kanun teklifinin ikinci bölümü -23’ten 45’inci maddeye kadar olan bölüm- üzerinde İYİ Partinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Buraya gelen hatip arkadaşların da söylediği üzere, ikinci bölümde yer alan 23’üncü madde, gider pusulasının düzenleneceği durumları yeniden belirlemekte. Başta bankalarca düzenlenen dekontlar olmak üzere bazı belgelerin gider pusulası yerine geçmesini düzenlemekte.

Madde 24’te, e-defterlerin düzenlenmesiyle ilgili düzenleme yapılmakta. Elektronik ortamda tutulan defterler için berat alınması veya defterlerin onaylanmasının tasdik yerine geçeceği belirlenmektedir.

Madde 26 ve 28’de, bazı varlıkların değerlendirilmesinde kullanılan alış bedeli ölçütü kanuna eklenmekte ve tanımı yapılmaktadır.

Madde 27’de, maliyet bedeli tanımı yapılmakta. Maliyet bedeline ilişkin farklı maddelerde yer alan hükümler belli bir sistematikle yeniden düzenlenmekte, maliyet bedeline zorunlu olarak veya seçimlik olarak dâhil edilecek gider ve maliyet unsurları yeniden düzenlenmektedir.

Bu bölümün bence en önemli maddesi 31’inci madde. 31’inci madde, geçici düzenlemeler çerçevesinde geçmişte yapılan ve hâlen uygulaması devam eden amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yeniden değerlenmesi uygulamasını sürekli hâle getiriyor. Daha önce mükelleflerin lehine olan birtakım düzenlemeler vardı. Söz konusu düzenlemeler, maliyet artımı, yeniden değerleme ve son giren ilk çıkar gibi birtakım muhasebe standartlarıyla ilgili düzenlemelerdi.  2003 yılında yapılan bir düzenlemeyle “Artık bunlardan vazgeçilerek enflasyon düzeltmesi uygulamasına geçilecek.” denildi ve geçildi. Tabii, bu yasanın o günkü şartlarda bu şekilde düzenlenmesiyle 90’lı yıllarda yüzde 70, yüzde 80, hatta bir ara üç haneye yaklaşan enflasyon nedeniyle işletmelerin yüklendikleri ilave yüklerin bertaraf edilmesi ve dolayısıyla enflasyondan arındırılmış değerlerin vergilendirilmesi hedefleniyordu ki burada da güven şundan kaynaklandı: 2001 krizinden sonra uygulanan politikalarla enflasyon yüzde 60’lı, 70’li seviyelerden yüzde 7 gibi tek haneli seviyelere düştü ve bunun bu şekilde devam edeceği varsayıldı. Fakat bugün gelinen noktada enflasyon tekrar hortladı ve dolayısıyla 2003’ten önceki düzenlemeler de ortadan kalktığı için şu anda işletmeler ve yurttaşlar enflasyondan dolayı, kazanmadıkları kazancın vergisini öder hâle geldi. Buradan çıkarılan sonuç şu: Bu düzenleme bunu kalıcı kıldığı için herhâlde iktidar, bundan sonra artık enflasyonu düşüremeyeceğini, enflasyonun kalıcı olduğunu düşünüyor.

Madde 34’te yeni edinilecek varlıklar için günlük esasta amortisman uygulanabilmesi hakkı veriliyor, faydalı ömür tanımı yapılıyor ve belirli süreler belirleniyor. Diğer bazı düzenlemeler de var. Bütün bu düzenlemeler, vergi mükellefinin vergi uyumunu daha iyi sağlayabilmesi için vergi mükellefi ile idare arasındaki yönetişimin, iletişimin daha sağlıklı hâle gelmesini, rıza üretmeyi, gönüllülüğü artırmayı ve dolayısıyla daha az maliyetle daha fazla vergi toplayabilmeyi ve dolayısıyla topluma daha fazla hizmet edebilmeyi amaçlıyor. Gelinen noktada şunu görüyoruz, inşallah bunlar gerçekleşir fakat bugün itibarıyla şunu görüyoruz: Bu yapılan düzenlemelerle idare ile mükellef arasında oluşacak iyileştirmelerle elde edilecek ilave gelir, bence, bugün öğleden sonra iki üç saat içerisinde berhava edildi. Ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum ve bu konuyla da çok ilgili: Maliye ve Hazine Bakanlığı bugün öğleden sonra bir duyuru yaptı, bu duyuruda döviz talep edenlerin kimliklerinin belirlenmesi zorunluluğunu getirdi. Bunun yanında pazartesi günü -dün de söyledim- Sayın Merkez Bankası Başkanı Plan Bütçe Komisyonuna geldi ve burada bir sunum yaptı. Bu sunumda iki şey söyledi, bunlardan bir tanesi malum ezberi tekrar etti, dedi ki: “Faiz enflasyonun sebebidir, dolayısıyla bizim şu anda aldığımız faiz kararıyla ilgili olarak dövizin değer kaybetmesinin bir ilişkisi yoktur.” Buna ilave olarak da ilk defa yeni bir aksiyon türetti, aynen “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur.”a benzer yeni bir aksiyon türetti; o da şu: “Cari açık enflasyonun sebebidir.” dedi. Tabii, bunun üzerine, bugün, piyasa, önümüzdeki günlerde yapılacak olan Para Politikası Kurulunda “Merkez Bankası ne yapar?” sorusunu sorarak bir beklenti anketi yaptı. Bu anketten çıkan sonuca göre, piyasa, Merkez Bankası Başkanının bu iletişimden sonuç çıkararak dedi ki: “Merkez Bankası faizi düşürecek.” Ve bunun sonucunda da bugün, öğleden sonra dolar 9 lira seviyesinden 9,09 kuruşa, 9,10 kuruşa geldi. Bu 9 kuruşluk artışın an itibarıyla maliyeti 40 milyar TL’nin üzerinde. Eğer bu kur bu seviyelerde kalırsa, aşağıya geri dönmezse biz bu bedeli ödeyeceğiz. Dolayısıyla, şu anda yapmakta olduğumuz yasa ve bu yasada ortaya koymaya çalıştığımız iyileştirmelerin, düzenlerin bütün etkisi üç saatin içerisinde maalesef sıfırlandı. Dolayısıyla, şu anda geldiğimiz noktada şunu aklınızdan çıkarmayın: Enflasyon ve kur, rayından çıkmıştır. Bunun kontrol altına alınabilmesi için yapılması gerekenler tabii ki var, çok tavsiyelerde bulunuldu ama Sayın Cumhurbaşkanı bu tavsiyeleri kabul etmedi, uymadı; hâlâ da uymamaya devam ediyor. Bugün saat 20.24 itibarıyla Sayın Merkez Bankası Başkanı Cumhurbaşkanlığına çağırıldı veya kendisi gitti. Şu anda ne konuşuldu ne söylendi bilmiyoruz, herhangi bir açıklama yok. Eğer buradan Sayın Cumhurbaşkanına gidişten bir güven tazelemesi çıkarsa belki kısa süreli bir güven ortamı çıkabilir, bu kurlardaki yükselme hafif yavaşlayabilir ama bilmiyorum, şu an itibarıyla eğer görevden af vesaire gibi bir şey çıktıysa, böyle bir şey varsa o zaman bu yangının üstüne benzin dökmekten başka hiçbir şey değildir, bunu da önümüzdeki birkaç saatte görebiliriz. Umarım Sayın Merkez Bankası Başkanı Cumhurbaşkanına güven tazelemeye gitmiştir ve oradan böyle bir PR çıkar.

Bugüne kadar iktidar tarafından getirilen yasa tekliflerinin çoğunda gerekçe olarak “Yurttaşlarımız tarafından bize iletilen talepler doğrultusunda şu şu şu değişiklikleri yapıyoruz.” Bütün kanunların gerekçelerinde bunlar var. Şimdi bu kanunla ilgili olarak da yurttaşlarımızın çok önemli talepleri var, eminim her milletvekiline gelmiştir bu, gelmeye de devam ediyor, özellikle 359’uncu maddeyle ilgili olarak sosyal medyada hepimize bu mesaj geliyor, dolayısıyla bu bir teknik konu. Mükelleflerin söylediğine göre devletin buradan zarar görmemesi lazım ama  bu düzenleme de adaletsiz. Dolayısıyla bir suç için idare mahkemesine gittiğinizde diyorlar beraat alabiliyorsunuz, adli mahkemeye gittiğinizde ceza alıyorsunuz veya da tam tersi oluyor. Dolayısıyla bu 359’uncu maddeyle ilgili aynı suçun her yıl tekrarlanması üzerinden yapılan cezalandırmada otuz beş, kırk yıla yakın ceza alan insanlar varmış. Dolayısıyla bu son derece önemli bir sorun. İhtisas sahibi bürokrat arkadaşların siyasilere konunun ne olduğunu açık ve net olarak izah etmeleri… Ama burada bir de hukuksuzluk var. Bu konuyla ilgili olarak mutlaka bir düzenleme yapılmalıdır diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, tamamlayalım lütfen.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Dolayısıyla yapılması gereken şey; buradaki bu sıkıntının aynen diğer yasalarda “Vatandaşlarımızdan gelen talepler doğrultusunda oldu.” diye gerekçe gösterilerek yapılan açıklamaların burada da yapılması dolayısıyla da şu andaki var olan beklentilere “Evet, bir yanlışlık var, düzeltelim.” denilmesi veyahut da buradan kamunun bir zararı ortaya çıkacaksa ”Kusura bakmayın, biz düzenlemeyi yapamayız.” denilmesi. Bürokrat arkadaşların siyasetçilere, özellikle AK PARTİ’lilere bunu söyleyip bu konuyla ilgili olarak bu yasa görüşülürken burada bir ek önergeyle bu konunun düzenlenmesi şart gibi görünüyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Züleyha Gülüm.

Buyurun Sayın Gülüm. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Evet, şimdi ülke ne durumda? Aslında insanlar açlıkla, yoksullukla karşı karşıya. Tabii, bir kesim var hayatlarından çok memnun, saraylarda yaşayan, böyle dertleri olmayan, dışarıda da ne yaşandığının umurunda olmadığı bir zenginler kesimi var, bunlardan bahsetmiyoruz elbette ki, halkın çoğunluğundan bahsediyoruz. Ülkeyi öyle bir noktaya getirdiniz ki insanlar çöplerden ekmek toplamak zorunda kalıyor ama sizin derdiniz bu değil. Tabii ki bu vergi paketinin asıl hikâyesi gerçekten yoksullara bir miktar da olsa destek sunmak falan değil, herhâlde para sıkıntısı yaşıyorsunuz, sermayedarlarınıza, yandaşlarınıza, kendinize kaynak sıkıntınız başladı “Acaba bir vergi yasası çıkarıp, işte biraz indirimlerle biraz görüntüyü kurtarıp nasıl para toparlarız?” bunun derdine düşmüşsünüz gibi gözüküyor.

Şimdi, pandemiyle birlikte emeğiyle geçinen halkın büyük kısmı, işçiler, esnaf, çiftçiler, gündelik çalışanlar yoksulluğa sürüklendi. Şimdi ise vergi adaletsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler yerine yine günü kurtarmaya çalışan -aslında kendinizi kurtarmaya çalıştığınız- bir düzenlemeyi önümüze getirdiniz. Sermayedarlardan, patronlardan almanız gereken vergiyi emekçilerin, yoksul halkın cebinden alıyorsunuz, bu yoksul halkın cebine elinizi atmaktan bir türlü vazgeçmiyorsunuz. Meşhur simit hesabını bile karşılayamayan, 2.825 lira olan asgari ücretten 500 lira vergi alıyorken yetmiyormuş gibi halkın aldığı her şeyden de vergi üstüne vergi almaya çalışıyorsunuz ama ne hikmetse zenginlere gelince hiçbir vergi yok.

Gelir dağılımı adaletsizliği bu ülkede zengin ve yoksul arasındaki makası her geçen gün artırıyor. Şöyle bir bakın, tabii siz görmek istemediklerinize bakmazsınız o ayrı ama biz yine de hatırlatalım: Pandora belgeleri diye belgeler yayınlandı, 117 ülkeden 600’den fazla gazeteci inceledi bu belgeleri. Yüzlerce politikacı ve sermayedarların nasıl vergi kaçırdıklarını şu an tüm dünya konuşuyor, ne hikmetse bir tek bizim iktidar konuşmuyor ve tabii ki iktidarın yandaş medyası konuşmuyor. Çünkü aslında sizin semirttiğiniz sermaye gruplarıyla ve yandaşlarınızla bu ülkede vergi kaçırıldığını çok iyi biliyorsunuz, halkın cebinden çıkan paralarla, kamu ihaleleriyle zenginliklerini kat kat artırıp sonra da vergi cennetlerine nasıl bu paraları kaçırdıklarını çok iyi biliyorsunuz; Rönesans Holding, Cengiz Holding, Demirören Holding, Çalık Holding; tek bir soruşturma bile yürütmüyorsunuz, zira, zaten ortaksınız. Hırsızlığı kılıfına uyduruyorsunuz da ondan oluyor bunlar. Bu para kaçırmanın önündeki yasal engeller bilerek işletilmiyor. Bu yandaş sermayedarlar burada ödemesi gereken vergiden kaçınarak vergi cennetlerine para aktarıyorlar.

Mevzuatta, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin (7)’nci fıkrasında “Vergi cenneti olarak görülen ve Türkiye’yle bilgi değişimi yapmayan ülkelere Türkiye’den çıkacak her paradan yüzde 30 stopaj kesilir.” diye bir hüküm var. Bunun sebebi de şu: Buradaki paranın düşük vergili veya hiç verginin olmadığı ülkede kalmasını önlemek yani vergi kaçırmayı önlemek. Bu mevzuatın devamında bu vergi cenneti olan ülkelerin listesinin yayımlanmasını gerektiği söyleniyor. 2006’dan beri bu yayımlanmıyor, Bakanlar Kurulu oldu, yayımlamadı, Cumhurbaşkanlığı sürecinde de yayımlanmadı; ilan edilmediği sürece de hangi ülkeye bu mevzuatın uygulanacağı konusunda bir netlik oluşamıyor. 2006 yılından beri var olan bir kanun var ortada güya vergi kaçırmayı engellemeye yönelik ama kanunu uygulayacak düzenlemeleri yapmadığınız için aslında bu kanun uygulanmıyor ve aslında siz bilerek verginin yurt dışına kaçırılmasına yol açıyorsunuz; o yüzden de bu kanun kadük bırakılıyor. Bu liste bugün yayımlanmış olsaydı “Şu ülke vergi cennetidir ve bizimle bilgi alışverişi yapmamaktadır.” denilebilirdi ve sermayedarların vergiden kaçınması engellenebilirdi. Yani iktidar vergi güvenlik müessesini bilerek ortadan kaldırıyor. Ülkeler bununla mücadele ederken Türkiye’de ise bunun yollarının yasal düzenlemeyle önü açılıyor üstelik de. Hani birçok şeyi hukuka aykırı olarak yaparsınız da, bir de bunu yasal düzenleye kavuşturup bu yolda “Aman suç da oluşmasın, kimseyi de yargılamayayım.” diye yolunu da açmış durumdasınız.

Vergileme rejimi, sizin adaletsizlik politikalarınızdan kaynaklanıyor. Vergileri kaçırmalarına göz yumuyorsunuz çünkü sizin ve yandaşlarınızın paraları da işletiliyor bu cennetlerde ama öte yandan işsizlik maaşından bile damga vergisi alıyorsunuz. Mutfak tüpünden bile özel tüketim vergisi alıyorsunuz. Bu ülkede sermayedarlar vergi kaçırırken, sorumlusunun iktidar olduğu derin ekonomik krizde ve yaklaşık iki senedir yaşadığımız pandemi sürecinde, hayatını emek gücüyle kazanan ve zaten yoksullukla mücadele eden insanlar tamamen açlığa mahkûm edildi.

Salgın herkesi eşit etkilemedi elbette ki. Zenginler hayatlarına zenginlik katarken, yoksullarsa gıdaya erişemediler, insani koşullarda barınma ve ısınma haklarından mahrum edilerek sağlık hakkına erişemeden aslında ölümle karşı karşıya yaşamak zorunda bırakıldılar. Sermayedarlar sizin sayenizde vergilerini kaçırırken, salgın boyunca faaliyetleri durdurulan esnafa gerçek bir destek vermediniz. Enflasyon, liranın sürekli değer kaybetmesi, hammadde fiyatlarının devamlı artışı, vergi zamları derken esnaf iş yerlerini kapatmaya mecbur bırakıldı, iflasın eşiğine sürüklendi. Sadece 2021 yılında, üstelik ilk beş ayında, 40.005 esnaf iflas etti ama sizin umurunuzda mı? Elbette ki değil.

Yine, sermayedarlar vergi kaçırırken çiftçiler tarımsal alanlarını terk etmek zorunda bırakıldı, üretim araçlarından mahrum bırakıldı, açlığa mahkûm edildi. Artan girdi maliyetleri ve zor şartlara rağmen üretime devam etmeye çalışanlar ise borç batağına sürüklendi. Çiftçilerin toplam kayıtlı kredi borcunun 150 milyarı aştığı belirtiliyor. Üstelik bu borçlara tarımsal elektrik ve tarımsal sulama borçları da dâhil değil. Tarım Kredi Kooperatifine, bankalara olan borcunu ödeyemediği için icralık olan binlerce çiftçi var. “Çiftçiye destek.” diyorsunuz ama borcu yapılandırmak için bile yüzde 30 peşinat istiyorsunuz. Zaten borç batağında olan çiftçi size nereden ödesin yüzde 30 peşinatı.

Yine sermayedarlar vergi kaçırırken bu iktidar tarafından pandemide halkın sağlığının nasıl hiçe sayıldığını, sağlık politikalarının nasıl tutarsız olduğunu hep birlikte izledik. Şimdi de 15 Ekimden itibaren “Sağlık Uygulama Tebliği” adı altında halk tarafından sıklıkla kullanılan tam 52 ilaç SGK’nin geri ödeme kapsamından çıkarıldı. Tam da salgınların, hastalığın yaygın olduğu, boğaz enfeksiyonlarına sık rastlanıldığı bu dönemde boğaz spreyleri, ağrı kesiciler, kas gevşetici krem ve merhemler SGK’nin geri ödeme listesinde olmayacak. Bebek diş jeli bile çıkarıldı listeden el insaf. Diş çıkaran bebeklerin ağrılarını azaltan ilaçlara halkın para ödemesi bekleniyor, hangi parayı ödeyecekler? Yoksul halk, bu ilaçlara para verebilecek durumda değil. Sadece bu da değil. Karar kapsamında eş değer ilaç taban fiyatları da değiştirildi. SGK’liler yüzde 5 daha fazla ilaç farkı ödeyecek. Bu düzenlemeyle reçetesiz ilaç kategorisi genişletilerek halkın sağlık ve ilaç hakkı gasbediliyor. Zaten alım gücü düşen halkın, ilaçlara erişmesi daha da zorlaşıyor. “İtibarda tasarruf olmaz.” diyenler, “İlaçta tasarruf edeceğiz.” diyor, “Sağlıkta tasarruf edeceğiz.” diyor. Halk sağlığını yok sayıyorsunuz zira sizin sağlığınız önemli olan.

Halka reva görülen bunlarken sermayedarlar vergi kaçırıyor. KDV alınmıyor bolca teşvikler sunuluyor ve tabii ki vergi borçları siliniyor ama öğrencilerin KYK borçları silinmiyor. İşverenin bu kadar vergi borcunu silenler acaba neden iş bulamayan, işsizlikle karşı karşıya kalan öğrencilerin KYK borçlarını silmeyi akıllarının ucundan geçirmiyor? Üniversiteyi bitirenler iş bulamazken Bilal Erdoğan’ın Başkanı olduğu TÜGVA âdeta tam bir soygun düzeniyle çalışıyor. Devletin her kurumuna usulsüz işe alımlar, kayırmalar, tacizler, suçu örtbas etmeler; ne ararsanız var, bugün dökülen belgelere bakın. TÜGVA Başkanı Enis Eminoğlu katıldığı canlı yayın programında belgelerin doğruluğunu itiraf ediyor. Eski TÜGVA yöneticisi Tamer Özsoy tarafından “Adalet Bakanlığında 100’ün üzerinde TÜGVA’lı var, paylaşılan kadrolaşma listelerinin tamamı doğru. ‘Vatan, millet, Sakarya.’ denilerek daha neler yapıyorsunuz acaba? Bu daha bir kısmı. Genel merkezde şirket kurmuşlar.” diye açıklamalar yapılıyor. Bu usulsüzlüklerle, suçlarla ilgili bir soruşturma açmaya niyetiniz var mı, yoksa daha öncekiler gibi üstünü kapatmaya devam mı edeceksiniz? TÜGVA’lılar torpille sıyrılırken öğrencilerin en temel hakları olan ücretsiz eğitim ve barınma hakları açıkça gasbediliyor. Üniversite öğrencileri “Barınamıyoruz.” diyor, dertlerini anlatmaya çalışıyor. Kredi ve Yurtlar Kurumunun kapasitesi mevcut öğrenci sayısını karşılayamıyorken, öğrenciler yedek listelerde sıra beklerlerken, 8 milyonu aşmış öğrenci varken, KYK yurtlarında 700 bin kişilik yer varken siz diyorsunuz ki “Olay çarpıtma.” Özel yurtlar ateş pahasıyken, ev kiraları 3-4 kat artmışken, her yıl sayısı öğrenci ev bulamadığı için, yurt bulamadığı için okullarını bırakmak zorunda kalırken siz diyorsunuz ki “Yok böyle bir şey.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Bir dakika rica edeceğim.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Ailelerden biri şöyle diyor: “Yaşamaktan nefret ettim. Üniversiteli çocuğuma aylarca ev arayıp 3 bin liraya bodrum kat buldum. Cumhurbaşkanı sadece bir gün bizim hayatımızı yaşasın.” duyuyor musunuz acaba?

Sağlık hakkı ve eğitim hakkıyla iç içe geçmiş olan barınma hakkı, temel bir insan hakkı olmasına rağmen siz, bunu talep edenleri de maalesef terörist ilan ettiniz. Bu haklı talepleri duymak yerine Cumhurbaşkanı diyor ki: “Öğrencilikle alakası olmayan kişiler parklarda poz veriyor, hayatın doğal akışı içinde yaşanan hadiseler abartılıyor.” Hangi doğal akıştan bahsediyorsunuz? İnsanların hayatlarıyla oynuyorsunuz. Asıl abartı varsa, ortada bir abartı varsa gerçekten sizin bin odalı saraylarınız, yaşadığınız lüks yaşamın kendisidir.

İşçiler, emekçiler, çiftçiler, gençler, kadınlar, engelliler, LGBT+’lar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – …ötekileştirdiğiniz tüm kesimler, yok saydığınız tüm kesimler, sizin yok edici, talancı, sömürücü düzeninize itiraz ediyor. Yeni yaşamı inşa ederek, enerjiyle, umutla, dirençle…

BAŞKAN – Sayın Gülüm, teşekkür ediyoruz.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Son cümle efendim.

Öyle yaratmaya çalıştığınız korku duvarları falan da işe yaramayacak. Boşuna o sözleri de kullanmayın. Eşit, özgür bir dünyayı hep birlikte yaratacağız, biz kazanacağız. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Grubumuzu hedef alan tüm iddiaları reddediyoruz, iade ediyoruz, kabul etmiyoruz.

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Bugünküleri oku, görürsün neyi reddettiğini.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) –  90’dan…

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Bir oku bugünküleri…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Kahvehane sohbetinden pek farklı değildi ama eğlendik.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden İzmir Milletvekili Sayın Kamil Okyay Sındır.

Buyurun Sayın Sındır. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle aramızdan ayrılan İstanbul Milletvekilimiz, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili Sayın İsmet Uçma’ya Allah'tan rahmet, değerli ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum; mekânı cennet olsun.

280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Söz konusu kanun teklifi, üzerinde görüştüğümüz kanun teklifi yine bir torba teklif de olsa torba teklif eleştirisini Komisyonda dile getirmedik çünkü ilk defa, böyle bir torba içerisinde sadece bir alan üzerinde yoğunlaşan, farklı vergi kanunlarında değişiklikler öngören bir torba anlayışı var. Aynı konu üzerinde yoğunlaştığı için ve ilk defa bir etki analiziyle birlikte Komisyona sunulduğu için bunu da olumlu karşıladığımızı belirtmek isterim.

Şimdi, bu teklifle, mükelleflerin vergiye uyumunun artırılması, vergi güvenliğinin artırılması, kayıt dışılıkla mücadelenin etkinleştirilmesi, sosyal adaletin ve rekabet ortamının güçlendirilmesi, yatırımların teşvik edilmesi, ihtilafların sonlandırılması ve vergi uygulamalarında öngörülebilirliğin artırılması gibi hedefler konmuş ancak içeriğine baktığınızda bunlara pek fazla yer verilmediğini görüyorsunuz.

Teklifin bir torba tekliften uzak olması olumlu. Daha önce 20-30’a varan değişik kanunda değişiklik öngören torbalar geliyordu, onlarda içerik çok yoğun geliyordu fakat şimdi ise içeriğinin zayıf olduğunu söylemek gerekir. Tabii, bu yapılan değişikliklerin büyük bir kısmını her ne kadar destekliyor olsak da bu teklifin bir felsefesinin, bütünsel bir anlayışının, bütünsel bir hedefinin ve yapısal değişiklikleri de öngören bir hedefinin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Örneğin, vergi adaletini sağlayabiliyor mu? Bunu söylemek mümkün değil. Tabii, ayrıca iktidarın bir vergi reformu gibi tanımlamaya çalıştığı bu düzenlemenin                  -içinde bulunduğumuz yüksek kur, ağır vergiler, zamlar, artan girdi fiyatları, yüksek enflasyon altında ezilen esnaf, çiftçi, köylü, sanayici, ağır vergiler, zamlar- bırakın reformu, çözüm üretmekten de çok uzak olduğunu, ülke ekonomisine bir katkı sağlayacağını söylemekten uzak olduğunu, hele hele vergi adaleti getirmekten çok uzak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Tabii, ülkede tüm sosyal kesimler eziliyor, yok oluyorken, örneğin asgari ücret açlık sınırının dahi altındayken… Ben pek cari değerler üzerinden karşılaştırma yapmayı sevmiyorum, doğru değil, enflasyon, kur farkları, faiz değerleri, reel faiz üzerinden konuşarak veri vermek gerekir ama Cumhurbaşkanımız bir dönem, geçenlerde, asgari ücretin örneğin 16 kat arttığını söylemiş idi 2002 yılına göre bugün. Tabii, duyan 16 katı çok değer olarak görebilir, düşünebilir oysaki şunu da hesaplamakta fayda var. Çiftçinin borcu ne kadar artmış diye baktım. Çiftçinin borcu 83 kat artmış cari değer üzerinden. Peki, vatandaşın kredi borcu ne kadar artmış aynı dönemde? 139 kat artmış. Asgari ücret 16 kat artmış; övünebilirsiniz, vatandaş yok olurken, açlık ve sefalet içerinde sürünürken.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi üzerinde söylenecek çok şey var. Tabii, kamu maliyesinin üç temel amacından bahsedilir; ekonomik dengenin sağlanması, gelir dağılımında adaletin sağlanması, ekonomik kalkınma, büyüme ve gelişmenin sağlanması. Dolayısıyla, bu üç amaca yönelik devletin görevi de ekonomik, mali politikalara yön vermektir. Şimdi soruyorum size: Bunların hangisi AKP iktidarında bugün sağlandı diyebiliyoruz? Ekonomik denge mi, gelir dağılımında adalet mi, ekonomik kalkınma, büyüme ve gelişme mi sağlandı ve sağlanmaya devam ediliyor? Tabii “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” diyerek ekonomiye doğrudan müdahil olan bir tek kişinin, sarayın bir telkiniyle yönetilmeye çalışılan Merkez Bankası, sürekli Başkanı değiştirilerek kararlarında nüfuzunu kullanan bir Cumhurbaşkanı var ise ülkede bunların sağlanması, kamu maliyesinin bu üç amacının sağlanması pek mümkün görünmüyor.

Tabii, kamu gelirlerinin içinde en büyük paya sahip olan vergi gelirleri de önemli bir yer alıyor. Dolayısıyla, kamunun yatırım ve hizmet üretebilmesi için yapacağı harcamaları karşılayabilecek bir gelire gereksinimi olduğunu da söyleyebiliriz. Ancak vergi gelirleri, bu bağlamda, ülkemizde genel bütçe gelirleri içerisinde yaklaşık yüzde 85’e varan en büyük paya sahip. Gayet iyi biliyoruz, vergi, dolaylı ve doğrudan ya da dolaysız vergi olarak iki ana başlık altında değerlendiriliyor ki gelir ve servet üzerinden alınan vergiler dolaysız yani doğrudan vergiler, harcamalar üzerinden alınanların da dolaylı vergiler olduğunu biliyoruz. Dolaylı vergiler aslında harcamalar üzerinden alınır ama yüksek veya düşük gelirli herkesten eşit olarak alınan bir vergi türüdür, zenginle yoksul arasındaki vergi adaletini sağlamaktan uzaklaşır. Oysaki, bu vergi türlerinin ülkemizdeki dağılımına baktığımızda doğrudan vergi gelirlerinin, toplam vergi gelirleri içerisindeki payının yüzde 33,7 olduğunu, dolaylı vergi gelirlerinin ise yüzde 66,1 olduğunu görebiliriz. Gelişmiş Batı ülkelerinde, AB üyesi 28 üyenin ortalamasına baktığımızda ise bunun tam tersine dolaylı vergilerin yüzde 35, doğrudan vergilerin yani gelirden ve servetten alınan vergilerin yüzde 65 düzeyinde olduğunu, tersine bir ilişkinin olduğunu görüyoruz. Burada, bu vergi adaletini sağlamanın en temel görev olması gerekirken bunun sağında, solunda, etrafında dolaşan, işte, bugünkü kanun teklifiyle “Bir şey yapıyorum ve vergide bir reform yapıyorum.” algısı üzerine getirilen tekliflerden öte bir yere gitmiyoruz. Tabii vergi adaletinin temel amacı vergi yükünün vatandaşlar arasında eşit ve adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamak. Bu bağlamda mali güç yaklaşımından yararlanılıyor. Vergi adaletinin sağlanmasında başka birtakım araçların da olduğunu biliyoruz gerçi. En az geçim indirimi, artan oranlı tarifeler, ayırma ilkesi, muafiyetler, istisnalar. Bu araçların ne amaçla ve hangi kesimlere uygulandığı sorusu da doğal olarak en temel soru. Ülkemizde mali güç yaklaşımı, sosyal devlet anlayışı temelinde en önemli vergi adaleti aracı. Buna göre mükelleflerin gelir, servet ve harcama düzeyleri birbirinden farklı olduğu anlayışıyla, herkesin mali gücüne göre vergilendirilmesi esas; hem yatayda hem dikeyde adalet sağlamak gerekiyor. Buradan şunu da söyleyebiliriz: Mali gücü olmayan bireyler vergilendirilmeyecektir, vergilendirme ödeme kapasitesine göre yapılmalıdır. Peki, böyle mi? Bu, aynı zamanda anayasal bir görevi devletin yani Anayasa’nın 2’nci maddesi sosyal hukuk devletini tanımlıyor, 10’uncu maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğunu, hiçbir zümreye ve sınıfa ayrıcalık tanınamayacağını söylüyor. Bunu söylemek mümkün mü ülkemizde? 55’inci maddesine göre ücrette adaletin sağlanması amacıyla, devletin çalışanların adaletli bir ücret elde etmeleri ve sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alması gerektiği, bu sağlanıyor mu? Ya, asgari ücretten, açlık sınırının bile altında olan bir ücretten vergi alıyorsanız bunu sağlayabildiğinizi söylemeye el insaf deriz. Tabii, Anayasa’nın 73’üncü maddesi de herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğunu, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının bir sosyal amacı olduğunu söylüyor. Peki, bu ifadelere yer verilirken, vergi adaletini sağlamak anayasal bir görev iken bunun gerçekleştiğini söyleyebiliyor muyuz?

Vergi afları, vergi barışı, varlık barışı; bunlarla çok karşılaştık. Tabii ki vergi aflarının veya varlık barışının yaşanan ekonomik, mali ve hatta siyasal bunalım dönemlerinde başvurulan bir yöntem olması bir derece kabul edilebilir ancak bu yöntemlere yönetim ve denetim zafiyetiniz nedeniyle başvuruyorsanız ve sık sık başvuruyorsanız bu ülkeye, ekonomiye yarardan çok zarar getiriyor anlamını taşır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Tabii, vergi affı beklentileri yaratarak vergi ödevlerinin yerine getirilmesine neden olduğunuz, vergisini zamanında ödeyen mükellefler aleyhinde haksız rekabete neden olduğunuzu da ve vergi sistemini sarsmakla, denetimleri zayıflatmakla kayıt dışı ekonomiye de yol açtığınızı söylemeden geçemeyeceğim.

Değerli arkadaşlar, tabii, bu Pandora belgelerinde, 11 milyon 900 bini aşkın belgede, iş dünyasından 5’li çete üyelerinin de aralarında bulunduğu holding sahiplerinin, KÖİ projelerinde iktidarın gözbebeği iş insanlarının da bulunması sözde “varlık barışı” adı altında ülkemizi para aklama ve vergisiz kazanç cenneti durumuna düşürdüğünü de söylemek isterim.

Evet “Vergi adaleti.” mi demiştiniz? “Varsıldan çok, yoksuldan az vergi.” mi demiştiniz? Buna olsa olsa vergi soygunu denir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) - Artık paçalarınızdan, eteklerinizden dökülmeye başladı bu soygun düzeninizin görüntüleri.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İkinci bölüm üzerinde grupların söz talepleri karşılanmıştır. Şimdi şahısların taleplerine geçiyoruz.

İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Çelebi.

Buyurun Sayın Çelebi.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Memleket Partisi olarak bu kürsüden ilk konuşmamız, 3 milletvekilimizle yüce Meclisi saygıyla selamlıyoruz.

Memleket partisi olarak köklerimizi cumhuriyetimizin antiemperyalist, kamucu, halkçı, devrimci ve laik dünya görüşünden alıyoruz. Gövdemizi çağdaş, demokratik ve bilimsel dünyanın evrensel değerleri oluşturuyor. Dallarımızdaki çiçekler ise Anadolu’nun hümanist ve kadim aşk bilgeliğiyle hayata kucak açıyor. Bizim duruşumuzu 6 ilke belirliyor ve bu ilkeler yolumuzu aydınlatıyor. Bizim partimizde Atatürk’ü tartışamazsın; tartışanlar var, oraya gidebilirsin. Terörün her türlüsünü kınayacaksın. Bakın, bize kimse “hoca efendi” dedirtemedi, Türkçe olimpiyatlarında yağ çektirtemedi, bize kimse “İmralı’yı muhatap al.” da diyemez. Biz her türlü ayrımcılığın karşısındayız; din, dil, ırk, kadın, erkek, cinsiyet. Biz camide de cemevinde de kamplaşıp milletin bölünmesini istemiyoruz, her türlü ayrımcılığa karşıyız. Doğaya ve çevreye saygılı olmak, siyasetten rant elde etmemek, kadına şiddeti ve çocuk istismarını yüksek sesle kınamak da diğer 3 ilkemiz.

Önceliğimiz, cumhuriyetimizin kurucu felsefesi, ulusumuzun birliği, ülkemizin bölünmez bütünlüğüdür. “Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan, gök vatan bir bütündür, parçalanamaz.” diyoruz, bu nedenle de Anayasa ilk 4 madde kırmızı çizgimizdir.

Biz farklıyız, Türkiye'nin en demokratik partisiyiz, parti içi demokrasi var. Partide demokrasiyi yaşatmayanlar ülkeye demokrasi getirmez, kimseyi kandırmayın burada. Bir: Genel Başkanı üyeler seçiyor; seçti, yolu açtık. İki: Genel Başkanın görev süresi bizde belli, 2 dönem, 1’inci parti yaptı yaptı, yapamadı gidiyor. Üç: Kadına değer… Kota falan yok bizde, hangi yöntem uygulanırsa uygulansın aday belirlemede eşit temsile dayalı fermuar sistemi, bir kadın bir erkek veya bir erkek bir kadın. Dört: Cumhurbaşkanı adayını tüm üyelerin katılımıyla ön seçimle seçeceğiz. Demokrasi budur.

Felsefemize gelince, Memleket Partisi cumhuriyetçi demokrat bir felsefeyi benimsemektedir. Ne demek cumhuriyetçi demokrat? Cumhuriyetin eşitlik ilkesi ile demokrasinin özgürlük felsefesini birleştiren felsefe cumhuriyetçi demokrat felsefedir. Millî iradenin hâkim kılınması, tek adam değil, halkın yönetiminin kurulmasıdır. Sadece kanun önünde değil, eğitimde, sağlıkta, siyasette, refahın bölüşümünde, yarışta,  hayatı güzel yaşamada, güvenli gıda ve barınmada halkların, fırsatların ve ortamların eşitliğini sağlamak demektir. Cumhuriyetçi demokrasi anlayışı devletlerin sadece bir gözlemci ya da hakem konumundan çıkarak insanlığın karşılaştığı sorunlar karşısında belirleyici ve aktif bir tutum sergilemesini öngörmektedir. Etkin bir kamu-özel sektör dengesi gözeten planlı demokratik anlayışını sergilemektedir. Evrensel aklın bu kadim aşk  geleneği ve dostluk yüreğiyle harmanlandığı büyük Türkiye hümanizmi  fikridir. Cumhuriyetçi demokrasi millî ekolojik duyarlılıktır. Yeşil devrimlerle mavi vatanı, yeşil vatanı, gök vatanı koruma ve geliştirme,  hepsini birlikte cennet vatan yapma iradesidir.

Bu düşüncelerle biz 3’üncü yolu açtık: “Ne cumhur ne millet tek yol memleket.” diyoruz. Biz kimsenin yanında değiliz, ittifaklarla yola çıkmıyoruz, biz mavi vatanın yanındayız, biz Azerbaycan’ın yanındayız, biz Atatürk cumhuriyetinin yanındayız, ulus, üniter, laik devletin yanındayız, Mehmetçik’in yanındayız biz, ittifakımızı halkla yapacağız dolayısıyla Türk milletinin yanındayız. Rengimiz mavi, hayalimiz toplumsal barış ve mutluluğumuzun gökyüzü enginliğinde toplumsal adaletimizin de deniz duruluğunda mavi olduğu bir Türkiye’dir. Partimiz büyük Türk milletinin zorlukları ve engelleri her zaman aşmasını bilmiş çelikten iradesinin yansımasıdır. Bu nedenle vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara memleket, adalet, vicdan, iş yani mavi diyerek bir aydınlık yanıt veriyoruz. Memleket Partisi bu hayali hayata geçirmenin iradesi ve kudreti olarak karşınızdadır. Bizler yürekli, onurlu insanların yaşadığı, mutlu, barış içinde ve adil bir memleketin hayalini canlandıracağız, o hayal için hep birlikte çalışacağız ve halkımızla birlikte geleceğimizi geri alacağız diyoruz, yarınlar hepimizin diyoruz, vatana millete hayırlı olsun.

Saygılarımla.

 BAŞKAN – Şahıslar adına ikinci söz Bursa Milletvekili  Sayın Ahmet Kılıç’a ait.

Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET KILIÇ (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’mizin ikinci bölümü üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken önceki gün toprağa verdiğimiz İstanbul Milletvekilimiz çok değerli ağabeyimiz İsmet Uçma’yı rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, dün itibarıyla Bursa'mızda Kestel ilçemizde çok üzücü bir olay yaşandı, bir fabrikada bir patlama meydana geldi ve bu patlamada hayatını kaybeden Özkan Deniz kardeşimize Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifimizle birlikte binlerce küçük esnafımızı ilgilendiren vergi düzenlemesinin yanı sıra sosyal medya platformlarından gelir elde eden vatandaşlarımızı ilgilendiren vergilendirmelere, maliyet bedeline dâhil edilecek hususların netleştirilmesine, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin amortismana tabi kıymetlerinin yeniden değerlendirilmesine kadar birçok husus yer almaktadır. Bunun yanında defter tutma, belge düzenleme, beyan ve bildirimde bulunma, ceza ve uzlaşma hükümlerinde değişiklikler yapılmasına dair öneriler de Kanun Teklifi’mizde bulunmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nda belirtilen kayıt, belge ve defter tutma hükümlerinde zamanın şartlarına uygun olarak elektronik defter ve belge uygulamalarından faydalanıyoruz yani defter ve belgelerin elektronik ortamda ibraz edilmesine olanak sağlıyoruz. Böylece, kayıt dışılık azaltılacak, mükelleflerin vergiye olan uyumları artacak, mükelleflerin bildirim yükümlülükleri azaltılacak, vergi inceleme süreleri etkinleştirilecektir.

Kanun teklifimizle Vergi Kanunu’nda farklı maddelerde yer alan maliyet bedeline dâhil olan hususlar netleştirilerek maliyet bedelini düzenleyen 262’nci maddede tek tek sayılmak suretiyle belirsizlik giderilmektedir. Yine, bu düzenlemeyle hangi unsurların maliyet bedeline eklenmesinin zorunlu olacağı, hangi hâllerde ihtiyari olarak maliyet bedeliyle ekleneceği düzenlenmektedir.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 31’inci ve 52’nci maddede yapılan düzenlemeyle tam mükellef olan ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine bilançolarında yer alan amortismana tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerleme imkânı getiriliyor. Böylece, 31/12/2021 tarihine kadar yapılacak değerlemeler için sadece yüzde 2 vergi alınacak, 1/1/2022 tarihinden sonra yapılacak değerlemelerden ise vergi alınmayacak. Bu düzenlemeyle hem kayıt dışılığın önüne geçilecek hem de mükellefler ağır bir vergi yükünden kurtulmuş olacak. Yapılacak bu düzenlemeden bilanço hesabına göre defter tutan yaklaşık 1 milyon 700 bin mükellef etkilenecek ve dilerse faydalanacak.

Teklifimizin bir diğer maddesinde amortismanla ilgili yeni bir imkân karşımıza çıkıyor. Hepimizin bildiği gibi, amortismana ayırmada Hazine ve Maliye Bakanlığının belirlediği faydalı ömür süresi esastır yani bir malın amortisman süresi Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmiştir. Düzenlemeyle artık şirketler dilerse bu süreleri 2 katına kadar uzatabileceklerdir.

Kanun teklifimizle yapılacak yeni düzenlemeyle, yapılan protesto veya yazıyla 1 defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş, dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklara dair tutar belirlenmiştir. 3 bin TL’yi aşmayan alacaklar için belirlenen bu miktarla kanundaki belirsizlik giderilmiş olacak, yine bahsettiğimiz gibi bu 3 bin TL tutarı her sene yeniden değerlendirilecektir.

Yine, kanun teklifimizle elektronik defter ve belge uygulamalarına ilişkin olarak fiil ve bu fiile istinaden uygulanacak cezanın ne olacağı konusunda uygulamada yaşanan tereddütleri giderecek düzenlemeler  öngörülmektedir.

Çok Değerli Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu’nda yer alan pişmanlık müessesesinden mükelleflerimizin daha etkin bir şekilde yararlanmasına yine bu teklifle imkân sağlanacaktır. Mükellefler, mevcutta bir vergi türünden incelemeye alınmaları durumunda farklı vergi türlerinden pişmanlık hükümlerini kullanamıyordu. Yapılan düzenlemeyle, bir vergi türünden incelemeye alınan mükellef artık başka farklı vergi türlerinden de pişmanlıkla beyanname verebilecek. Pişmanlıkla beyanname veren vergi mükellefinden de vergi ziyaı yani söz konusu verginin 1 katı tutarında ceza kesilmeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

AHMET KILIÇ (Devamla) – Düzenlemeyle kolaylık sağlanan bir başka husus da belge basımıyla ilgili bildirim görevini süresinde yerine getirmeyen matbaa işletmecileriyle ilgili. Yasal bildirim süresini geçiren işletmeciler bu sürenin dolmasından sonra otuz gün içinde bildirimlerini yaparlarsa ceza tutarında yüzde 50 indirim uygulanacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 bin TL’yi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamına alıyoruz. 5 bin TL’yi aşmayan bu cezalar için hâlihazırda yüzde 50 olarak uygulanan indirim oranını da yüzde 75’e çıkarmayı teklif ediyoruz.

Kanun teklifimizin ikinci kısmı ana hatlarıyla bu başlıklardan ibarettir.

Kanun teklifinin vergi mükellefleri ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerinde soru-cevap talebi yoktur.

60’a göre, bir arkadaşımıza söz vereceğim.

Sayın Gülüm…

 

 

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – İstanbul Anadolu Yakası’nın en büyük 2’nci yeşil alanı olan Validebağ Korusu ranta ve talana açılmak isteniyor. 2018 yılında Millet Bahçesi Projesi’yle gündeme gelen koruya dair tüm rant projeleri Validebağ Savunması ve Validebağ Gönülleri olarak örgütlenen mahalle halkının verdiği direniş sonucu engellenmişti. Son olarak, “Validebağ Korusu Düzenleme ve Rehabilitasyon Projesi” adı altında yapılaşmaya, betonlaşmaya açılmak isteniyor. Üstelik mahkemenin defalarca projeye ilişkin yürütmeyi durdurma kararına rağmen.

Validebağ Savunması ve Validebağ Gönüllüleri Validebağ Korusu’nun yeşil, doğal ve bir bütün olarak gelecek nesillere aktarılması için yüz on beş gündür direniyor. Onların direnişini buradan selamlıyoruz.

Validebağ Korusu’ndan elinizi çekin. Validebağ korudur, koru olarak kalacak.

Teşekkürler.

 

 

1.- Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 49 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3854) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 280) (Devam)

BAŞKAN – İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Sayın milletvekilleri, 23’üncü madde üzerinde 2 önerge vardır; aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Serpil Kemalbay Pekgözegü                Murat Çepni         Nusrettin Maçin

          İzmir                               İzmir                           Şanlıurfa

Mahmut Celadet Gaydalı                     Ali Kenanoğlu   Kemal Bülbül

          Bitlis                                     İstanbul          Antalya

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Abdüllatif Şener               Cavit Arı           Emine Gülizar Emecan

    Konya                           Antalya                            İstanbul

Süleyman Girgin            Selin Sayek Böke  İlhami Özcan Aygun

    Muğla                            İzmir                               Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz Antalya Milletvekili Sayın Kemal Bülbül’e aittir.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Herkese iyi geceler.

Neydi? 2/3854 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesi. Vay, ne alengirli cümle yani bunu dinleyen der ki: Memleket kurtuldu vallahi yani düze çıktık, ekonomi kurtuldu, işte, şahlandı vesaire. Velhasılıkelam, üzerine bir şey söylemek lazım tabii. Vergi Usul Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören bu kanun teklifinin mükelleflerin vergi uyumlarını gözetmek, vergi güvenliğini artırmak, sosyal devleti ve rekabet ortamını güçlendirmek, yatırımları teşvik edip ihtilafları sonlandırmak, vergi uygulamalarında öngörülebilirliği sağlamak gibi amaçları olduğu iddia ediliyor ama bu iddialara, iddia makamının kendisi de çok büyük ihtimalle inanmıyor.

Şimdi, torba yasa mı, zorba yasa mı, hurda yasa mı; nedir? Böyle karmakarışık şeyler getiriliyor ve tam da hangi dönemde yapılıyor? Pahalılığa, açlığa, pahalılığa fahiş fiyat, fahiş fiyatın sorumlusunun da olmadığı… Sanki başka bir güç var memleketi şey yapan “fahiş fiyat” diye bir şey çıkarıyor. Efendim “Bu fahiş fiyata müdahale edeceğiz.” Bilinmeyen bir rakibi var Hükûmetin, fahiş fiyata müdahale edilecek.

Efendim, hani, bir isim koymuşlardı vaktiyle: “çıraklık” “kalfalık” “ustalık” Bu, çıraklık, kalfalık, ustalık neyle devam ediyor şimdi? Pahalılık, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk. Efendim, vergi… Şimdi, vergiden söz edilirken bu vergi kaçırmanın ayyuka çıktığı, artık bir yöntem hâline geldiği, ayakkabı kutusundan pandora kutusuna… Limak, Kalyon, Kolin, Rönesans Holding, Demirören Holding, Cengiz Holding, Çalık Holding; bunlar, tutmuşlar -ayakkabı kutusundan pandoranın kutusuna- el ele Sayın Başkanım; kutu kutu pense oynuyorlar. Şimdi, bu kutu kutu pensede kim arkasını dönse acaba? Arkasını dönen kim olacak ve bu arkasını dönme vakasının altından ne çıkacak?

Efendim, şimdi, bakın, üstelik bu kadar millîlikten, yerlilikten dem vurulduğu, millî duyguların ayyuka çıkarılmaya çalışıldığı, “en millî olan yarışması” yapıldığı bir yerde, paranın tamamına yakını, devlet bütçesine yakın paranın yurt dışına kaçırılmasına… Ya, bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir millîliktir, bu nasıl bir yerliliktir, bu nasıl bir ekonomiye sahip çıkmadır? Aslında, bunun üzerinde konuşmaya değmez ama burada bulanmanın bir gereği olarak da konuşacağız bunu, değerlendireceğiz.

Şimdi, sevgili Dertli Divani’yi duymuşsunuzdur, insanıkâmildir. Bakın, bunu ne güzel anlatıyor, diyor ki:

“Yaşanılası şu dünyanın / Ne tadı ne tuzu kaldı / Ömür denen şu zamanın / Çoğu gitti azı kaldı / Çalışmadan yiyenlerin / Derimizi giyenlerin / Nice benim diyenlerin / Ne izi ne tozu kaldı / Çürük ökçe yırtık taban…” Buraya lütfen dikkat. “Çürük ökçe yırtık taban / Kurdu kuşu ettik çoban / Gariban daha gariban / Ne çulu ne bezi kaldı / Bizden geçinen kalleşler / Döner geri bizi taşlar / Sıvıştı yaren yoldaşlar / Ne sözü ne özü kaldı / Cahiller kendini aklar / Kamiller özünü yoklar / Kurudu çaylar ırmaklar / Serçeşme'nin gözü kaldı.” diyor. “Serçeşme’nin gözü” Hacı Bektaş. “Dertli Divani'nin varı / Canandır canın öz yâri / Geçti bu devrin baharı / Ne yazı ne güzü kaldı.” diyor ama şu ikisi çok önemli: “Çürük ökçe yırtık taban / Kurdu kuşu ettik çoban / Gariban daha gariban / Ne çulu ne bezi kaldı / Bizden geçinen kalleşler / Döner geri bizi taşlar / Sıvıştı yaren yoldaşlar / Ne sözü ne özü kaldı.” Aslında insanikâmil, Dertli Divani tam da bunu anlatmış.

Saygılar sunuyorum.

İyi geceler. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz İzmir Milletvekili Sayın Selin Sayek Böke’ye aittir.

Buyurun Sayın Böke. (CHP sıralarından alkışlar)

SELİN SAYEK BÖKE (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İçinden geçtiğimiz derin ekonomik buhran koşullarında Türkiye'nin ekonomik ve sosyal sorunlarının başında vergilendirmedeki adaletsizlik ve eşitsizlik geliyor. Bu yasa teklifinin bir iddiası da gerekçede vergideki adaletsizlikleri azaltmak. Oysa, neredeyse her yıl, yasama yılında, biz bu Genel Kurulda yeni birtakım vergi düzenlemeleri konuşuyoruz, görüşüyoruz ama vergideki adaletsizlikler bırakın giderilmeye günden güne artarak sürüyor. O zaman şu soruya yanıt vermek gerekiyor: Neden? Neden bunca vergi yasası buraya gelmesine rağmen bu adaletsizlikler artarak sürüyor? Nedeni açık çünkü vergi politikaları iktidarların açık siyasi tercihleri ile şekillenirler ve bugünün tek adam hükûmet sisteminde tercihler çok açık. Yani “Neden?” sorusunun yanıtı “Çünkü iktidar böyle istiyor.” Birkaç gerçeklik esasında iktidarın bu ortaya koyduğu siyasi tercihleri de çok netleştiriyor. Mesela, toplanan verginin üçte 2’si dolaylı vergilerden geliyor. Yani yoksulu da zengini de aynı oranda vergi ödüyor. Gelirde uçurum var ama vergi ödemeye gelince ikisi aynı görülüyor. Oysa, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı OECD ülkelerinde ortalama yüzde 33 yani bizde 2 katı yüklenilmiş dolaylı vergilere. Üstelik, mesela, gelir vergisinin daha ağırlıklı yükü de emekçiden alınıyor. 2020 yılında tahsil edilmiş olan 159 milyar liralık gelir vergisinin 85 milyar lirası maaşlı çalışandan toplanmış. İktidarın siyasi tercihi açık ve bu teklifte bu tercih değişmiyor.

Buzdolabının, klimanın, bulaşık makinesinin, çamaşır makinesinin, tıraş makinesinin ÖTV’si yüzde 7, deodorantın, tırnak makasının ÖTV’si yüzde 20 ama yatın, teknenin, kotranın, taksi plakası için alınan otomobil plakasının, elmasın, yakutun, pırlantanın ÖTV’si yok. İktidarın siyasi tercihi açık ve bu tercihler bu teklifte değişmiyor. Neden? Çünkü iktidarın siyasi tercihi bu düzenin, bu adaletsiz düzenin devam etmesi yönünde. Neden? Çünkü yüzde 99’un cebinden alıp yüzde 1’in cebine koyarak kendisini var eden bir küçük grubun, imtiyazlı azınlığın ekonomik düzenini sürdürmeyi tercih eden bir rejim var karşımızda. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu teklif de işte bu adaletsizlikleri gidermekten çok ama çok uzak. Hatta bugün içinde bulunduğumuz bu derin ekonomik buhranı yaratıyor olan düzeni de devam ettirmenin teklifiyle karşı karşıyayız. Sosyal eşitsizlikler daha da derinleşirken bu adaletsiz vergi sistemi bu teklifle yeniden yeniden karşımıza çıkıyor. Öyle ki açlık sınırının altında kalan asgari ücret bile yüzde 20 oranında vergilendiriliyor ama öte yandan rantçı yandaşın vergi borçları tek kalemde siliniveriyor. 5’li çeteye son on yılda 128 kez -128- vergi indirimi yapılmış, asgari ücretli hem gelirinden vergi ödemiş hem de gelirinin hepsini enflasyonun altında ezildiği için temel ihtiyaçlarına harcamış, bir de oradan dolaylı vergi ödemiş. Bir kalemde yandaş rahatlatılmış ama emekçinin omzundaki vergi yükü değiştirilmemiş. Neden? Çünkü iktidar böyle tercih ediyor. 5’li çeteden 1’inin, sadece 1’inin 425 milyon liralık vergi borcu sıfırlanmış, bir diğerinin 9,5 milyarlık tutarı vergiden muaf tutulmuş ve iktidar, 5’li çeteden almadığı vergileri şimdi dönüp ÖTV ve MTV artırma yetkisiyle vatandaştan almaya kalkıyor; açık bir siyasi tercih. Bir şirketin, tek bir şirketin 9,5 milyar liralık gelirini vergiden muaf tutarken bir çiftçiye yıllık 280 lirayı, bir esnafa yıllık 200 lirayı, sadece 200 lirayı müjde diye pazarlıyorsunuz. Oysaki o vergileri rantçı yandaştan toplasaydınız, muaf tutmasaydınız 10 katını bugün çiftçiye, 10 katını bugün esnafa vermemiz mümkün olurdu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

SELİN SAYEK BÖKE (Devamla) – Tamamlıyorum.

Oysa açık ki bugün yaşanıyor olan ağır tablo yapılan bu yanlış politikalar nedeniyle yaşanıyor. Biz bu düzeni değiştireceğiz. Vergide adalet bir siyasi tercihtir, bizim tercihimiz açık. Açılıyor olan Pandora’nın kutuları. Varlıklarını vergi cennetlerine aktaranlar tek tek ifşa oluyorlar, ülkemizden de birçok isim var, pek çoğu da saraya yakın, pek çoğu da kamu bankalarından bizim paramızı kullanıp bunları vergi cennetlerine kaçırmış. Ülkemizde vergilendirilmesi gereken milyonlarca dolar, vergi cennetlerine kaçmışlar. Oysa mevcut kanuna göre yüzde 30 vergiyi buraya ödemiş olmaları gerekirdi. Ödemiş olsalardı esnafa, çiftçiye bugün gerçek müjdeyi veriyor olurduk ama bunun yapılabilmesi için neye ihtiyaç var? Bir kararnameye. On beş yıldır vergi cennetlerini ilan etmiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

SELİN SAYEK BÖKE (Devamla) – Biz ilan edeceğiz ve gerçek müjdeyi seçimden sonra halkımıza veriyor olacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Böke.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

24’üncü maddede 3 önerge vardır.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 24’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 24- 213 sayılı Kanunun mükerrer 242 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraflar ilave edilmiş son paragrafında yer alan "tutulması ve düzenlenmesi” ibaresi "tutulması, düzenlenmesi ve ibraz edilmesi” şeklinde ve "tutulmasına ve düzenlenmesine” ibaresi "tutulmasına, düzenlenmesine ve ibraz edilmesine” şeklinde değiştirilmiş ve paragrafın son cümlesine "çalışanları” ibaresinden sonra gelmek üzere "ile elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, imzalanması, iletilmesi ve saklanması hususlarından herhangi biri için hizmet verme konusunda yetkilendirilenlerin ortak, yönetici ve çalışanları” ibaresi ilave edilmiştir.

Elektronik defter beratı, elektronik ortamda tutulan defterlere ilişkin olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen standartlara uygun bilgileri içeren ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından onaylanmış elektronik dosyayı ifade eder.

"Elektronik muhasebe fişi, şekil hükümlerinden bağımsız olarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen standart ve içeriğe uygun olarak elektronik ortamda düzenlenen, imzalanan, muhafaza ve ibraz edilebilen muhasebe fişine ait elektronik kayıtlar bütünüdür.”

   Abdüllatif Şener                             Cavit Arı                     Orhan Sarıbal

         Konya                                        Antalya                                Bursa

Emine Gülizar Emecan                       Süleyman Girgin

           İstanbul                                                                Muğla

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz talep eden Bursa Milletvekili Sayın Orhan Sarıbal.

Buyurun Sayın Sarıbal. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve gecenin bu saatinde bizlerle birlikte burada duran Büyük Millet Meclisinin çalışanları, emekçileri, hepinize merhabalar. Elbette merhaba iyilik getirir, dostluk getirir, bizden kimseye kötülük gelmez anlamını taşır.

Bir Vergi Usul Kanunu tartışıyoruz. 2003’den 2020’ye 6 trilyon 782 milyar bir vergi toplanmış, buna karşılık bunun son on beş yıllık dolar değeri 2 trilyon 50 milyar dolar iktidarın topladığı para. Bu paradan 5 milyon çiftçi ailesine ve 90 milyon insanın karnını doyuran tarım kesimine ayrılan toplam para 157 milyar olmuş. Peki, bunun yanında ne yapmış iktidar? Tarımın temel ihtiyacı olan desteklemeler açısından çıkardığı kanuna uymayarak -214 milyar da hâlâ çiftçiye borcu var ama- topladığı vergiden çiftçinin hakkını ödemeyen, aynı zamanda çıkardığı yasaya uymayan iktidar, kendi döneminde çiftçinin borcunu tam 83 kat artırarak 2,4 milyardan ne yazık ki 200 milyarların üzerine çıkarmış durumda. Sevgili ülkemde en zengin yüzde 20 toplam gelirin yüzde 47,5’unu alırken, en yoksul yüzde 20’lik kesim ne yazık ki sadece yüzde 5,9’unu almış; fark 8 kat. Hani iktidar hep söyler ya “rekor”, rekor kırmaya devam ediyorlar.

Bir sistem, bir Vergi Usul Kanunu ya da toplanan bir vergi küçük bir azınlığın mutluluğu için büyük çoğunluğun yoksulluğu olamaz ve bu, sürdürülebilir bir kavram değildir. Ülkenin vergi sistemi -sevgili ülkemin yani- küçük sineklerin yakalanmasını sağlayan ama eşek arılarının darmadağın ettiği örümcek ağlarına benzemektedir. 5 inşaat sektörü yani kamuoyu tarafından bilinen 5’li çete -söylendi- 128 defa vergi indirimine, vergi muafına tabi olmuş; Cengiz 30 defa, Kolin 36 defa, Makyol 24 defa, Kalyon 19 defa, Limak 19 defa vergi muafiyetine tabi tutulmuş. 2018’de vergi affı yapılan firmalardan bir tanesi, hemen ardından 62 milyon dolara uçak satın almış.

Son zamanlarda ortaya saçılan belgelerde, bu ülkede para kazanıp bu paraları yabancı ülkelere götürenlerin hem de bu ülkenin yöneticilerinin çıkardığı kanunlarla yapmasıyla da ayrıca özellikle bir önem taşımaktadır. Ekonomide bunca buhran yaşanırken sizin yandaş şirketleriniz bile size güvenmiyorlar, parayı yurt dışına götürüyorlar ama yandaş şirketlerle olan ortaklık galiba bu işin en önemli paydası olarak ortaya çıkmaktadır. Sonra siz ortaya çıkıp “Aldatıldık, kandırıldık.” diye laf ediyorsunuz. Ortada bir kandırılma, ortada bir aldatılma yok, olsa olsa ortada sahici bir iş birliğinin olduğunu gerçekten çok net bir şekilde paylaşmak durumundayız. Yani yüzde 99’dan topladığınız vergileri bir avuç yandaşa dağıtmak konusunda ustasınız ve bunu bu kanunla da sürdürmeye devam ediyorsunuz.

Sabahattin Ali ne demişti? “Biz istiyoruz ki bu memlekette yapılan her iş 3-5 kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.” Ama sizler milyonların üzerinden topladığınız vergileri 3-5 yandaşa sunma konusunda ne yazık ki bayağı başarılısınız. Bizler Cumhuriyet tarihinde gördük ki yedi yıldır üst üste kişi başına millî gelir sürekli düşmektedir. Aslında kısaca söylenecek şey şu: Bu kanun teklifiyle getirilmek istenen, yeni düzen. Aslında, bütünüyle, zengini zengin yapan, yoksulu yoksul yapan bu düzen, bizim itiraz ettiğimiz düzen; bu düzeni değiştirmek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bu kanun teklifiyle, getirdiğiniz kanun teklifiyle de bakalım yoksulların ekonomik durumu düzeliyor mu? Hayır. İşsizlik düzeliyor mu? Hayır. Çiftçilerin ekonomisi düzeliyor mu? Hayır. Kadına şiddet ve cinayetler bitiyor mu? Hayır. Üniversite öğrencilerinin aldıkları kredilerin faizleri ya da kendileri çözülüyor mu? Hayır. Yani aslında rekorlar zincirine, yeni rekorlar katan bir Kanun Teklifi. İşsizlik rekor kırmaya devam ediyor mu? Ediyor, rekor. Yoksulluk büyüyerek devam ediyor mu? Ediyor, rekor. Gençler işsizlik oranında en yüksek düzeyde temsil ediliyor mu? Rekor. Kadına şiddet ve cinayet devam ediyor mu? Rekor. Yani AKP toplumun aleyhine rekorlar kırmaya devam ediyor. Elbette bu düzene razı değiliz, elbette itiraz ediyoruz, değiştireceğiz bu düzeni, bu düzeni dayanışmayla, dostlukla, kardeşlikle devirip; bunun yerine halkçı, demokratik, bir yeni düzeni hep birlikte kuracağız. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olup, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 24’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

Serpil Kemalbay Pekgözegü                Murat Çepni                           Nusrettin Maçin

               İzmir                                        İzmir                                     Şanlıurfa

Mahmut Celadet Gaydalı                   Ali Kenanoğlu

               Bitlis                                      İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Arslan Kabukcuoğlu                            Behiç Çelik                               Bedri Yaşar

            Eskişehir                                    Mersin                                     Samsun

         Yasin Öztürk                           Orhan Çakırlar

             Denizli                                     Edirne

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz talep eden Adana Milletvekili Sayın Tulay Hatımoğulları Oruç.

Buyurun Sayın Oruç. (HDP sıralarından alkışlar)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen bu kanun teklifinin asıl amacını bu kürsüden benden önce konuşan hatipler aslında bayağı dillendirdiler. Şunu söylemek gerekiyor: Teknik bir düzeltmeyle, bir makyajlamayla, ödeme kolaylıkları, cüzi ödeme kolaylıkları düzenleyerek vergi sisteminde ciddi bir değişiklik yapıldığını iddia edemezsiniz. Buradaki amacın para toplamak olduğunu sanırım bilmeyen yok.

Çarşıda pazarda fiyatlar el yakıyor. Bugün burada iktidar partisinin sıralarından bir milletvekili, hatırlarsınız, geçen dönemdeki bütçe görüşmeleri sırasında “Kuru ekmek yesinler.” demişti ve kuru ekmek gerçekten şimdi bu iktidarın yarattığı işsizlik ve yoksulluğu en iyi tanımlayan, aynı sıralardan sarf edilmiş, alay etmek için sarf edilmiş olan sözlerdi. Bugün insanlar gerçek manada -mecazen değil- kuru ekmeğe muhtaç, böyle bir dönemden geçiyoruz.

Vergi ve sigorta prim ödemelerinde kısmi ertelemeler getirilerek günü kurtarma anlayışı bir kez daha hayata geçirilmiş oldu. Gelir vergisi, kurumlar vergisi elbette köklü bir değişim yaşamak zorundadır ama şimdiki makyajlama bu derde deva değildir. Köklü bir değişime var mısınız? Olmadığınızı biliyoruz ama toplumun ihtiyacı olan, köklü bir değişimdir. Bakın, işçiler, emekçiler üzerinden sağlanıyor vergilerin en önemli bölümü ve birçok madde var bu kanun teklifinde ama vergi adaletini sağlayacak bir tek madde yok. Vergi adaleti nedir? Çok kazanandan çok, az kazanandan az. Benden önce konuşan hatipler çok detaylı ifade etti, bugün “Pandora Belgeleri”nden dökülenler, saçılanlar yandaş sermayenin vergi cennetlerine paralarını nasıl götürdüğünü, bu topraklardan aldıkları paraları yerli olan paraları… Sizin deyiminizle, yerli ve millîyi ağzınızdan hiç düşürmüyorsunuz ya ama iş kâr etmeye ve kazanmaya gelince bütün paraları vergi cennetlerine uçurmalarına da müsaade ettiniz, hiçbir şey demediniz.

Bakın, Türkiye'de her on kişiden 4’ü asgari ücretle yaşamak zorunda. Asgari ücret 2.825 TL ve bu ücretten 492 TL tutarında vergi kesiliyor. Peki, bu vergiyi buradan kesmek adil midir, vicdanlı mıdır? Cengiz Holdingler dururken bir işçinin günde 1 simit ve 1 çay almasına yetmeyen parasını kesmek hangi adalete sığar, hangi vicdana sığar; biz bunu bilemiyoruz. Bakın, vergi sistemi tarafsız, adil, uygulanabilir olmalı ve hiç kimseye bir ayrıcalık tanımamalıdır ama bu vergi sistemi zengine, sermayeye ayrıcalık tanımaktadır ve devletin kendi parasını da peşkeş çeken bir sistem bu dönemde, sizin iktidarınız döneminde daha da derinleştirildi. Tabii, diyeceksiniz ki “Geçmiş dönemde yok muydu bu yolsuzluklar?” Geçmiş dönemde de vardı ama hiç bu kadar büyük olduğunu ben hatırlamıyorum rakamlar bağlamında değerlendirdiğimizde. Bakın, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) “Geçinmek istiyoruz.” diye 5 maddeyle çıktı toplum karşısına, bu vergi yasasıyla ilgili verdiği mesajlar… Ben buradan onları paylaşmak istiyorum, diyor ki: “Gelirde adalet, vergide adalet.” Gelirde ve vergide adalet sağlanması için biz tabii ki şunu çok iyi biliyoruz, bu bir siyasi tercihe bağlıdır. Bir ülkeyi nasıl yönetme, bir kamucu yönetim anlayışının olup alınmamasıyla ilgilidir doğrudan, bunu bilerek devam ediyorlar. “Asgari ücretle bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergi ve kesintileri sıfırlansın ve net ödensin, böylece tüm ücretler yaklaşık 750 lira arttırılsın.” diyor DİSK. “Asgari ücret sonrası ilk vergi diliminde uygulanan tarife oranı yüzde 10’a indirilsin. Vergiye esas gelir dilimleri millî gelire göre artırılsın.” diyor. “En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine çekilsin; elektrik, su, doğal gaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun.” diyor. “Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Devamla) – Bakın özellikle gıda ürünlerinde, özellikle pandemiyi yaşadığımız dönemde zaten mevcut olan ekonomik krizle insanlar hiçbir şekilde geçinemezken, açlık ve yoksullukla boğuşurken özellikle temel gıda ürünlerinde sadece vergi kalkmamalı; adil, vicdanlı bir yönetim anlayışı, adaleti merkezine alan bir yönetim anlayışı aynı zamanda gıdayı da sübvanse etmelidir. Gıdanın vatandaşa, yurttaşa ucuz bir şekilde gitmesini sağlamalıdır. Bakın, bugün, 9 milyona dayanmış geniş manada ki işsizlik. Bu işsizler ne yiyecek, ne içecek? Bugün asgari ücretli bile geçinemezken işsizler nasıl geçinecek? Bunu düşünmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir ve bu görev milletvekillerinin vicdanına yüklenmiştir. O yüzden talep edilecekse köklü bir değişim üzerinde çalışılmalıdır. Bu görevi de layıkıyla normal şartlarda bu Millet Meclisi yerine getirmelidir ama ne yazık ki iktidar sıraları, buna yanaşmak bir yana, tam tersi politikada ısrar ve dayatmayla ülkeyi uçurumun kenarına getirmedi, zaten şu an ülke uçurumdan yuvarlanıyor.

Ben de katılıyorum, bu sistem değişmek zorunda.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergenin üzerine söz talep eden Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 24’üncü maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kamu hizmetinin bir maliyeti vardır. Vatandaş, devletten alması gereken hizmetlerin maliyetini ödediği vergiler üzerinden yapmaktadır. Devlet de kamu adına topladığı vergiler üzerinden harcama yetkisini elinde bulundurmaktadır. Harcama yetkisi kaynakların doğru ve etkin dağılımıyla birlikte hesap verme yükümlülüğünü de devlete yüklemektedir. Yani vergi iki taraflı bir yükümlülüktür. Vatandaş pek çok kanuna göre vergi, harç, fon, ceza, zam ve pek çok farklı adla devlete ödeme yapmaktadır. Bir de temsilsiz ve adaletsiz vergi olarak tanımlanan enflasyonla her geçen gün alım gücünü yitirmektedir. Ve ne yazık ki adına “vergi” denilen bu gider kalemleri ücretli kesimi, ücreti elinden alınmış hâle getirmektedir. Asgari ücretinden, yetmeyen maaşından alınan gelir vergisi, işini kaybeden vatandaşın işsiz maaşından alınan damga vergisi, devlet baba şefkatine ihtiyaç duyan bu vatandaşlarımızın üzerinde bir yükümlülük olarak devam etmektedir.

Bazı vergilerin bir ödeme takvimi varken asgari ücretli bir vatandaşın günlük ya da aylık vergi takvimi yoktur. Bu kesim nefes aldığı her dakika için vergi ödemektedir. Devlet vergi gelirlerinin yarısından fazlasını oluşturan KDV ve ÖTV gibi 2 dolaylı verginin de zorunlu yükümlüsü olan ücretli kesim, vergi rekortmenleri tablosunun isimsiz kahramanlarıdır.

Harcamalar üzerinden alınan adaletsiz, dar gelirlinin üzerine binmiş bir vergi sistemi kabul edilebilir değildir ama mevcut vergi sistemindeki adaletsizliği değiştirmeye iktidar partisi yanaşmamaktadır. Bilinen bir sözü burada tekrarlamak istiyorum: “Her amel sahibine göre değerlendirilir yani ameller niyetlere göredir.” Madem niyet, bazı kesimlerin üzerindeki vergi yükünü azaltmak; o zaman hep beraber bir düzenleme daha yapalım, bir ticari kazanç olmayan asgari ücret üzerindeki vergi de gelir vergisinden istisna tutulsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çağımız bilgi çağı. Teknoloji hem hızlı gelişiyor hem de aynı hızda değişiyor. Bu yeni sistem, muhasebe yöntem ve tekniklerine de farklı bir bakış açısı getirerek muhasebe uygulamalarını da hızla değiştirmekte, dünya dijital muhasebe uygulamalarına hızla geçiş yapmaktadır. Kanun teklifinin 24’üncü maddesi de dijital muhasebe uygulamalarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Gelir İdaresi Başkanlığının uzun süredir elektronik muhasebe uygulamalarına yönelik çalışmalarına ağırlık verdiği ve altyapı çalışmalarını da bu alana kanalize ettiği bilinmektedir. Elektronik belge uygulamalarının zorunlu kılındığı bu dönemde, kanun teklifinde görüştüğümüz üzere dijital vergi daireleri de hizmete açılacaktır. Bu düzenlemeler işlemleri hızlandırmak, müşavir ve mükellefin yükünü azaltmak için yerinde bir düzenleme olarak kabul edilebilir ancak sistemin sorunsuz işlemesine yönelik altyapı konusu akıllarda kalan soru işaretleridir.

Gelir İdaresi Başkanlığı bir süredir interaktif vergi dairesi sistemiyle, dijital vergi dairesi uygulamasını test etmekteydi ancak uygulama sistemsel sıkıntılar nedeniyle zaman zaman devre dışı kalmıştır. Özellikle elektronik belgelerin, beyannamelerin, Gelir İdaresi Başkanlığının bazı ticari faaliyet gösteren firmalar için zorunlu kıldığı defter beyan sisteminin ve interaktif vergi dairesinin kullanıcı sayısı arttığında veya yoğun belge gönderdiği durumlarda sistemlerinin çöktüğü veya çok yavaş çalıştığı sık sık gözlemlenmektedir. Altyapı,  veri depolama ve hizmeti sunma kısımlarında sık yaşanan aksilikler karşısında sorunu çözüme ulaştırabilecek muhatap bulunamaması mükellefleri deneme sürecinde bile zor durumda bırakmıştır. Dolayısıyla dijital vergi dairesinin kurulması yerinde ve doğru bir karar olmakla beraber e-uygulamalar nedeniyle ihtiyaç duyulan altyapının tam olarak oluşturulması ve işlerlik kazandırılması  daha öncelikli bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sayıştay Başkanlığı 2020 raporlarından biri de kendisine kanunla, devlet alacaklarının tahsilini sağlamak ve bu konuda gerekli tedbirleri almak görevi verilen Gelir İdaresi Başkanlığı üzerine. Konu kamu alacağı olunca, devlet geliri olunca görevli kurumun muhasebe sisteminin de diğer kurumlara göre hatasız işlemesi beklenir, aynen devlet malını kullananların kamu malını harcarken kendi malından daha dikkatli harcamasını beklediğimiz gibi. Sayıştayın  denetimleri göstermiştir ki devlet malının savrulduğu gibi alacakları da savruk hesaplamalara kurban gitmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Sayıştay, denetimlerini sadece cari yıla ilişkin yapmamaktadır. Geçmiş dönemde yaptığı denetimdeki bulguların gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini de raporunda belirtmektedir. Muhasebeleştirme yöntemiyle mükelleflere örnek olması gereken bir kurumu bakınız Sayıştay hangi konularda uyarmış, zamanımın azlığı nedeniyle sadece birkaç başlığı burada paylaşmak durumundayım ama rapor Sayıştayın resmî sayfasında mevcut: Gelir İdaresi Başkanlığına ait olmayan gelir ve alacakların mali tablolarda yer alması, faaliyet alacaklarının vade tarihi dikkate alınmaksızın muhasebeleştirilmesi, kişilerden alacaklar hesabının farklı kurumların alacaklarını içermesi ve takibinin yapılmaması ve bu gibi birçok eksik. Tekrar söylüyorum: Bunlar tespitlerin sadece birkaçı, kurum ortada, durum ortada.

Konuşmamın başında dile getirmiştim: Vatandaşın vergi vermek gibi bir yükümlülüğü varsa kamunun da vergi gelirlerini kullanırken hesap verme gibi bir yükümlülüğü olmalı. Hesap vermenizi geçtik, bari doğru hesaplayıp devleti zarara uğratmayın diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.11

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 23.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER:  İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

25’inci madde üzerinde 2 önerge vardır.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesinde yer alan “veya” ibaresinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Serpil Kemalbay Pekgözegü                             Murat Çepni                          Filiz Kerestecioğlu Demir

                        İzmir                                                 İzmir                                               Ankara

               Nusrettin Maçin                                 Ali Kenanoğlu                          Mahmut Celadet Gaydalı

                    Şanlıurfa                                           İstanbul                                              Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli vekiller; Meclis Beşinci Yasama Yılına girerken baktık ki halılar ve ışıkların yanında Meclis TV de değişmiş. Bilmem farkında mısınız? Manidar bir seçimle Genel Kurul aralarındaki müziklere meşhur Titanik filminin müziği de eklenmiş, âdeta ülkece battığımızı hatırlatmak üzere herhâlde eklenmiş bu müzik. Evet batıyoruz, hem bireyler hem devlet büyük bir borç batağında. Yurttaşların bankalara ve finans kuruluşlarına borçları sadece 24 Eylül ve 1 Ekim tarihleri arasında yani sadece bir haftada 4,4 milyar arttı. Merkez Bankasının döviz rezervinin erimesinden Hazine kasasının tam takır kalmasına iktidarın attığı her bir adımın acı reçetesini yaşıyoruz maalesef. Hâl böyleyken görüşmekte olduğumuz teklif gibi günü kurtarmayı hedefleyen düzenlemelerden “vergi reformu” diye bahsetmek de açıkçası abesle iştigal etmek oluyor.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz pandora belgelerinde Türkiye’den şirketler de yer alıyor, çoğunluğu da iktidar döneminde kamu ihaleleri dolayısıyla zenginleşen holdingler. Kamu ihalelerinin baş davetlisi ve Kamu İhalesi Kanunu dışında tutulan, şehir hastanelerinin üstlenicilerinden biri Rönesans Holding. Kamu projeleriyle bir yandan servet edinirken 210 milyon doları Virjin Adaları’na aktarıp vergiden kaçınmış, 210 milyon doları. Ben böyle rakamları çok da telaffuz edemem ama gerçekten herhâlde halkımız da bunları anlamakta güçlük çekiyor.

Başka kimler var? Özelleştirmelerde aslan payını alan, TOKİ ihalelerinden enerjiye, tekstile, medyaya kadar tüm sektörlerde kârına kâr katmaya devam eden, daha önce “Paradise Papers”da da ismi geçen Çalık Holding. Bir de Demirören var ki o zaten belli, Ziraat Bankasından çektiği 750 milyon dolar krediyi ödememesiyle bilinir. Tabii ki Londra’da gayrimenkuller satın almak varken kim çektiği krediyi ödemeyi düşünsün.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir ülkede eğer vergi adaleti yoksa hiçbir adaletten söz etmek mümkün değil. Yandaş şirketlerin vergileri affedilirken vatandaşa reva görülen ise şu: Bu holding ve patronlardan alınmayan vergiler sabit ve dar gelirli yurttaşın her harcamasına yansıtılıyor. Asgari ücretli daha maaşını eline almadan yaklaşık 500 lira gelir vergisi ödüyor. Bir ailenin ödeyeceği ortalama faturalara bakarsak örneğin; 200 liralık bir elektrik faturasının 39 lirası enerji tüketim vergisi, enerji fonu, TRT payı ve KDV. 150 liralık bir su faturasının 13 lirası KDV ve çevre tüketim vergisi. 300 liralık bir doğal gaz faturasının 54 lirası KDV, 150 liralık bir internet faturasının 32,36 lirası KDV, özel iletişim vergisi. Erdoğan’ın alışveriş yaptığı -hani abur cuburdan ibaret bir alışveriş yapmıştı- bu fiyat artışlarında orada da yaşanan hani 5 zincir marketi sorumlu tuttuğu ve halkı yönlendirmeye çalıştığı Tarım Kredi Kooperatiflerindeki iki yıllık fiyat artışına bakarsak, sadece atıştırmalık alarak 1.002 lira ödediği alışverişi eğer iki yıl önce yapsaydı Erdoğan 572 lira ödeyecekti. Bakın, 5 litrelik zeytinyağı 2019 yılında 99 liraydı, bugün 182 lira, 2019’da 13 lira olan yarım kilo çay bugün 30 lira, Erdoğan’ın aldığı gofretin tanesi 1,5 liradan bugün 2,10 kuruşa çıkmış. Şimdi, bu ülkenin yurttaşları vergi, harç, fon, katkı payı, ceza, zam, gecikme faizi gibi pek çok isimde tam 532 -evet 532- çeşit ödeme yapıyorlar. Vatandaşın her nefesi vergi, attığı her adımda da bütçeyi var eden aslında yurttaşlarımız ve 2021’de bütçeye 1 trilyon 82 milyar lira katkı yapacak olan da yine vatandaşlarımız ve gerçekten bu asla adil değil, üstelik adil olmadığı gibi ahlak dışı, ahlak dışı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Bugüne dek ekonomi, vergi, yargı reformu diye önümüze sunulan tekliflerin hiçbiri sorunlara kalıcı çözüm getirmedi; getirmedi çünkü atılması gereken adımlardan sürekli kaçınıldı. Oysa yapılacak olan belli, imtiyazlı ve ihtiraslı burjuvalardan vergi alacaksınız, temel gelir ve tüketim ihtiyaçlarını ise vergi dışı bırakacaksınız; yapılması gereken bu. Ama sevgili vatandaşlara ben sadece seslenmek istiyorum: İktidarın -dediğim gibi, Titanic müziğiyle anlaşıldığı üzere- zaten seslenilecek bir yanı kalmadı, bunları yapmayacağı aşikâr. O hâlde gelin, hem bu iktidarı hem de bu düzeni hep birlikte değiştirelim diyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Madde 25 – 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendine “ortamlarında saklanması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ibraz edilmesi” ibaresi eklenmiştir.

 

       Abdüllatif Şener                     İlhami Özcan Aygun                Emine Gülizar Emecan

              Konya                                    Tekirdağ                                   İstanbul

            Cavit Arı                             Süleyman Girgin                           Ahmet Akın

             Antalya                                     Muğla                                     Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Akın.

Buyurun Sayın Akın. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; 25’inci madde üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, maddelerin gerekçelerini okuduğumuz zaman, baktığınızda güzel bir ekonominin amaçlandığı, hizmet edecek hedeflerin olduğu konular var. Nedir bunlar mesela? Efendim, vergiye uyumların artırılması, kayıt dışılıkla mücadele, sosyal adalet, rekabet ortamının oluşturulması, yatırımların teşvik edilmesi; güzel şeyler ancak bunu AK PARTİ yapar mı? Zor, yapmaz. Neden yapmaz? Çünkü on dokuz yıldır bunları başaramayanlar şimdi ne olacak da bunları yapacak, hem de giderayak? Onun için yaparsa AK PARTİ anca zam yapar, onu düşünüyoruz, çünkü gördüğümüz tablo o. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, Türkiye’de gerçek anlamda bir ekonomik buhran var. Bu ekonomik buhranı bütün vatandaşlarımız hissediyor, yaşıyor. Bunun yanında da son üç yıldır yine vatandaşlarımızın yaşadığı bir enerji buhranıyla karşı karşıyayız. Peki, AK PARTİ ne yapıyor? İzliyor, seyrediyor; umursamıyor.

Şimdi, AK PARTİ iktidarının yanlış politikaları nedeniyle vatandaşlarımızın yaşadığı enerji buhranını size rakamlarla anlatmaya çalışacağım. Akaryakıttan başlayalım. Mesela, kur artışlarının ÖTV üzerinden karşılandığı eşel mobil sistemi 20 Mayıs 2021’de iflas etti ve ÖTV’ye de rekor zamlar yapıldı. Benzin, motorin, LPG ve bazı akaryakıt ürünlerinden alınan ÖTV yüzde 58, yüzde 78 ve yüzde 189 oranında arttı. Sözde fedakârlık naraları atarken, maşallah, vatandaşa zamda rekor üstüne rekor kırdırıyorsunuz. Anlayamadığımız müjdeyi zam yaptınız, fedakârlığı zam yaptınız; Allah aşkına müjde de demeyin, fedakârlık da demeyin, millete hizmet edin yeter. (CHP sıralarından alkışlar)

Seyrediyorsunuz, vatandaşımız zor durumda kalıyor. Eşel Mobil’de akaryakıt ürünlerinden alınan ÖTV sıfır noktasına kadar geriledi; LPG ve mazotta pay kalmadı, benzinde 23 kuruş. Bu ne demek? Bundan sonra 1 kuruş zam gelse pompaya yansıyacak şekilde 83 milyon vatandaşımız bunu ödeyecek. Yanlış politikalarının sonucuyla enerji buhranını vatandaşlarımız üç yıldır yaşıyor. Peki, elektrik, doğal gaz? Bunlara baktığımızda hatırlarsanız “Ekonomi uçacak.” dediniz. Ne uçtu? Faturalar uçtu. Aynı zamanda temel bir hak olan enerjiye ulaşma konusu da sizlerin vasıtasıyla zam üstüne zam binerek gerçekleşti. Eskiden hatırlarsanız elektrik çarpardı şimdi sayenizde faturalar milleti çarpıyor. AK PARTİ iktidarında milyonlarca vatandaşımızın elektrik faturalarını da ödeyemez duruma geldiği bir gerçek. Bakın, sizin döneminizde neredeyse her 12 haneden 1’i maalesef muhtaç duruma düştü. Bunu kim diyor? AK PARTİ'li Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık söylüyor. Vatandaşlarımız elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemiyor. Nasıl? Ocak ayında 1 milyon abonenin elektrik faturasını ödeyemediği zamandan dört ay sonra 5,5 milyon abone elektrik faturasını zamanında ödeyemiyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Yani mesken abonesinin beşte 1’i faturasını ödemek için denkleştirecek parayı bulamıyor, ödeyemiyor. Bu durum da vatandaşlarımızı yoksullaştırdığınız net olarak göstergesidir.

Arkadaşlar, AK PARTİ eşittir zam, nokta. (CHP sıralarından alkışlar) Yaptığınız başka bir şey yok. Bakın, bir kez daha görüyoruz ki iktidarın elektrik, enerji, doğal gaz vesaire faturalarını düşürecek bir politikası yok. Yaptığı şu, tüm politikasının özeti şu: 83 milyon vatandaşımızı müşteri gibi gören bir zihniyet var. Bu çok ayıp, yazık, günahtır. (CHP sıralarından alkışlar) Yapmanız gereken, temel ihtiyaç olan, enerji faturalarının ödenebilir ve aynı zamanda ulaşılabilir olması lazım. Enerji politikalarınız dâhil, politikalarınızın özetinde sadece zam yapmak var ama göreceksiniz, Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle önümüzdeki ilk seçimde millete hizmet nasıl yapılır, faturalar nasıl indirilir, nasıl halktan yana politikalarla vatandaşımızın yanında olunur, hep birlikte göreceğiz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Nasıl yapacağını anlatmıyor ki…

AHMET AKIN (Balıkesir) – Onu geçen hafta anlatmıştım.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Nasıl yapacağını anlat ya.

AHMET AKIN (Balıkesir) – Vallahi, tane tane anlattım geçen hafta.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 25’inci madde kabul edilmiştir.

26’ncı madde üzerinde 1 önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 26’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 26- 213 sayılı Kanun’un 261’inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent ilave edilmiştir.

“9. Alış bedeli.”

         Emine Gülizar Emecan                               Cavit Arı                                     Abdüllatif Şener

                     İstanbul                                            Antalya                                              Konya

                 Suzan Şahin                                 Süleyman Girgin                           İlhami Özcan Aygün

                       Hatay                                               Muğla                                             Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Hatay Milletvekili Sayın Suzan Şahin.

Buyurun Sayın Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)

SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP sayesinde Türkiye'de adaletsiz bir vergi politikası ve adaletsiz bir gelir dağılımı bulunmaktadır.

Bugün görüşülen Vergi Usul Kanun değişikliğindeki düzenlemelerin büyük bölümünün gerekli ancak yetersiz olduğu görülmektedir. Toplumun yüzde 1’lik kesimi ve Hükûmetin yandaşı konumunda olan, rantla beslenen bir sınıf korunuyor, alın teriyle üretenler âdeta cezalandırılıyor.

Lüks, israf ve yolsuzluklarla içi boşaltılan Hazineye kaynak yaratmak için ağır zam ve vergilerle sırtına bindikçe binilen, geçim sıkıntısı içinde hayat mücadelesi veren milyonlarca vatandaşı ezen vergi politikalarının acilen düzeltilmesi gerekmektedir.

Oyları gittikçe eriyen ve oy devşirme adına vatandaşına ağzına bir parmak bal çalan AKP, 3.577 liralık asgari ücretten yüzde 20 vergi alıyor ama kentsel rantlardan beslediği 5’li çetesini ve yandaşlarını dengi vergi indirimleri hatta vergilerini silme yoluyla kayırıyor.

Diğer yandan, açlık sınırı 3.049 lira olmuşken, açlık sınırının da altında olan asgari ücretten vergi almak hangi adalete sığar? Bu, 8 milyon asgari ücretliyi açlığa mahkûm etmek değil midir? AKP’nin yanlış politikaları sonucu ortaya çıkan derin ekonomik kriz ortamında aylarca dükkânını açamamış, devletinden yardım alamamış esnaflar, olumsuz etkilenmiş, maliyetlerin yüksekliği ve piyasalardaki talep daralmasına bağlı olarak açlık ile iflas arasında sıkışıp kalmış durumdadır.

KOBİ’lerin en önemli sorunlarından biri de vergilendirmedeki adaletsizliktir. Bu adaletsizlik KOBİ'lerin kaynaklarını sınırlandırarak büyümesine ve gelişmesine engel olurken, diğer yandan kayıt dışı ekonomiye kaçışı hızlandırarak devletin vergi kaybına uğramasına yol açmaktadır. Hedefi olmayan, çok sayıda muafiyet ve istisnanın olduğu, uluslararası vergi cennetlerine yani off-shore hesaplara aktarılan kaynakların vergilendirilmediği ancak işçiyi, memuru, esnafı, çiftçiyi ezim ezim ezen bir vergi sistemine sahip bulunmaktayız.

Bugün önümüze konan kanun değişikliğiyle AKP, çıkarmış olduğu mevcut ekonomik kriz koşullarında bazı kolaylaştırıcı teknik düzenlemelerle para toplama derdindedir. Bu düzenlemeyle, yaklaşık 836 bin mükelleften 235 milyon liralık vergi alımından vazgeçiliyor yani mükellef başına yıllık sadece 280 lira. Ekonomik kriz, pandemi ve enflasyon ortamında güç koşullarda ayakta kalan, AVM ve zincir mağazalarla da rekabet etme durumunda bulunan esnaf için çok komik bir rakam 280 lira. AKP, bir parmak bal çalarak esnafa bunu reva görüyor. Çiftçilere yapılan destekleme ödemelerinden gelir vergisi stopajının kaldırılmasıyla da 3 milyon çiftçiden toplanacak 600 milyon liradan feragat edilerek çiftçi başına yıllık sadece 200 TL destek getiriliyor. Evet, AKP yıllık 200 lira indirim yaparak tarım kesimine büyük ölçekte bir kaynak aktarımı yapmış gibi gözükmek istiyor; vay. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak bir düzenleme yapmak varken, tam tersine AKP küçük esnaf ve vatandaştan kaşıkla verip kepçeyle alma derdinde; tam bir AKP kurnazlığı.

Kanun teklifiyle Cumhurbaşkanına ÖTV ve MTV’de 3 katına kadar vergi artışı yetkisi verilmesi ülkenin tek adam rejimine teslim edilmek istenmesinin vesikasıdır. AKP daha adil olan beyana dayalı dolaysız vergileri yani gelir ve kurumlar vergisini istediği gibi toplayamadığı için tüketimi zorunlu olan ürünler üzerine ÖTV gibi ağır vergiler koyarak içini boşalttığı hazineye kaynak yaratmak istiyor. 50 bin liralık arabayı 200 bin liraya satarak yarattığı kaynağı yandaş müteahhitleriyle, yazlık, kışlık saraylarıyla, yolsuzluklarla ördüğü kamu ihaleleriyle yandaşları ile kendi cebine indirmek isteyen AKP, vatandaşın alın teri olan vergi ve zamları gün geçtikçe daha da ağırlaştırıyor.

3 liralık salatalık için halleri basıp “8 liraya nasıl satılır?” diye ceza kesip milletin tepesine çöken AKP, 1 otomobil alana 2 otomobil de kendine aldırtıyor. Bunun sorumlusu kim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SUZAN ŞAHİN (Devamla) – Hani “Oy verin, faizi düşüreyim, dövizi sabitleyeyim.” diyordunuz.  Ne oldu? Döviz 9 lira. Milleti mi kandırdınız? Rezerv yeterliymiş. Neden TL kaybına seyircisiniz o zaman? Hani ekonomi uçacaktı, ortada uçan bir ekonomi yok ama çöken bir ekonomi var; eserinizle övünün. Millet verdi yetkiyi, gördü etkiyi.

 Arkadaşlar, AKP iktidara geldiği günden bu yana vergileri düşürüp sürümden kazanarak vergi toplamak varken vatandaşın sırtına binerek vergilemede rant sağlayıp birilerinin cebini doldurmak yoluna giden bir politika izlemiştir. Siyaset millet için yapılır, millet yani bireyler siyasetin kölesi değildir, köle gibi sömürmenin adı siyaset değil ranttır. Yönetemiyorsunuz artık, millet bıktı rantınızdan, vergilerinizden, zamlarınızdan; bu sömürü ve rant düzeni CHP iktidarında son bulacak, ilk seçimde mazlumun ahı gönderecek şahı. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 26’ncı madde kabul edilmiştir.

27’nci maddede önerge yoktur.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 27’nci madde kabul edilmiştir.

28’inci maddede önerge yoktur.

28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 28’inci madde kabul edilmiştir.

29’uncu maddede önerge yoktur.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 29’uncu madde kabul edilmiştir.

30’uncu maddede 1 adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesinin (1)’inci fıkrasında yer alan “kaldırılmıştır” ibaresinin “çıkarılmıştır” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Zeki Hakan Sıdalı                          Arslan Kabukcuoğlu                               Behiç Çelik

                      Mersin                                            Eskişehir                                            Mersin

                  Bedri Yaşar                                     Yasin Öztürk                                  Orhan Çakırlar

                     Samsun                                             Denizli                                              Edirne

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurun Sayın Sıdalı. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan, Azerbaycan seçimlerinde beraber gözlemcilik yaptığımız AK PARTİ İstanbul Milletvekili merhum İsmet Uçma’ya Allah’tan rahmet, ailesine ve AK PARTİ camiasına da başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifi günlerdir kamuoyuna vergi reformu olarak yansıtılıyor, içeriğe baktığımızdaysa reform değil, idare ve vatandaş arasındaki ihtilaflı konuların giderilmesine yönelik küçük adımlar; hepsi bu. Yalnızca kör düğümü çözmek hevesiyle yine anlık kısa vadeli müdahale var, yine vizyon yok, kalıcı çözüm hiç yok. Anayasa’mıza göre herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü ancak on dokuz yıldır asıl ödemesi gerekenlerden vergi almadığınız gibi tüm yükü ücretli, dar gelirli vatandaşlarımızın sırtına yüklediniz, yetmedi bu ülkeyi KHK’yle, şirkete özel vergi indirimiyle tanıştırdınız. Böylece, iktidarınızda verginin temel ilkeleri genellik, eşitlik, adalet ve mali güce göre vergilendirme kavramları yok edildi. Kısaca ne geldi? Adaletten uzak bir vergi sistemi. Vergi uygulamalarınız vatandaşımızı da ne derece önemsediğinizi gösterir. Dolaylı vergi geliri yüzdesinin, dolaysız vergi gelirlerinin iki katından fazla olduğu bir ülkede iktidar vatandaşını gözden çıkarmış demektir. 2020 yılında toplam verginin yüzde 52,5’i yalnızca ÖTV ve KDV, toplam vergi gelirlerindeki dolaylı vergi oranı ise -defalarca buradan söylendi- yüzde 67. Yani iktidar kazanandan değil, tüketenden vergi alıyor. Bunun adı mali anestezidir. Bu teoride vatandaş, farklı farklı alınan dolaylı vergileri hissetmez ancak bizde işin daha acı yanı şu: Milletimiz vergi sağanağını iliklerine kadar hissediyor, pazarda, markette, mutfakta, faturalarda, aldığı her nefeste hissediyor. Peki, bu hissiyatla ilgili soruyorum, samimiyetle, lütfen, vicdanen cevap verin kendinize: Beraber yürüdüğünüz, beraber ıslandığınız müteahhit arkadaşlar da bunu hiç bu şekilde hissettiler mi? Millet kendini özellikle dolaylı vergiler üzerinden para kasası olarak gören iktidardan bezdi. “Vergi”, “harç”, “fon”, “katkı payı”, “zam”, “ceza başlıkları” adı altında 532 farklı kalemde bedel ödüyor. Tüm yaratıcılığınıza rağmen, vergi tahsil oranları düşüyor; 2000’lerde yüzde 91’lere varan tahsilat oranları, 2020 itibarıyla yüzde 77. Bu gerileme aynı zamanda mali disiplini bozuyor. Mali disiplin bozulunca ne oluyor? Vatandaşın cüzdanına daha fazla faiz yükü, daha yüksek enflasyon olarak dönüyor. Ücretli çalışanların maaş artışını yağmur gibi yağan zamlar alıp götürüyor. Kaşıkla verip kepçeyle alıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, iktidarın yanlış politikaları neticesinde ülkemizde asgari ücret bugün ortalama ücret oldu. Neredeyse 2 kişiden 1’i asgari ücretle çalışıyor. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 3.049 liraya ulaşmışken asgari ücretin 2.825 lira olması yazıktır, günahtır. Asgari ücretli yani çalışanların neredeyse yarısı bırakın doymayı, giyinmeyi, ısınmayı ay ortasını getiremez duruma geldi. Bir de bu kuş kadar maaştan gelir vergisi ve damga vergisi, toplamda 500 lira alıyorsunuz.

Son üç yılda elektrik yüzde 122, son iki yılda doğal gaz yüzde 63 zamlandı. Müjdesini verdikten sonra doğal gaza gelen zam sayısı 9. Temel gıda fiyatlarına gelen zamları artık sayamıyoruz bile. Aynı ürünü iki hafta üst üste aynı fiyata almak artık sadece güzel bir anı. Ekonomistleri hayran bırakan “faiz sebep, enflasyon sonuç” denkleminize şimdilerde “fahiş fiyatlar sebep, enflasyon sonuç”u eklediniz. Denklemdeki değişkenlerle ne kadar oynarsanız oynayın sonuç değişmeyecek. Ben size denklemi de çözümü de söyleyeyim: Kötü yönetiminiz sebep; hayat pahalılığı, ekonomik kriz, fakirlik, fukaralık sonuçtur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

Çözümse çok basit: Önümüzdeki ilk seçimin ardından devlet yönetimini iş bilen liyakatli kadrolara devretmeniz. Sonrasında vergi sisteminin yapısal sorunlarını giderecek kapsamlı ve gerçek bir vergi reformu hazırlayacağız, gelir adaletine olumlu katkı sağlayacak, vergiye uyumu artıracak, vergisini düzenli ödeyenleri mağdur etmeyecek, vergi tabanını genişletecek düzenlemeler yapacağız, vatandaşlarımızın zorunlu ihtiyaçlarına ayırdıkları geliri vergiden muaf tutacağız. İktidarımızda aziz Meclisimizin yetkisine kimse ipotek koyamayacak. İktidarımızda iyilerin ellerinde Türkiye eşitlenecek, Türkiye iyileşecek.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

30’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 30’uncu madde kabul edilmiştir.

31’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 31’inci maddesinin başlangıç cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Madde 31 – 213 sayılı Kanunun mükerrer 298’inci maddesinin başlığı “Enflasyon düzeltmesi, yeniden değerleme oranı ve yeniden değerleme.” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

 

  Emine Gülizar Emecan                   Süleyman Girgin                             Cavit Arı

             İstanbul                                     Muğla                                      Antalya

      Abdüllatif Şener                     İlhami Özcan Aygün                                

              Konya                                    Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyorum mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Emine Gülizar Emecan.

Buyurun Sayın Emecan. (CHP sıralarından alkışlar)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Öncelikle, kaybettiğimiz AK PARTİ İstanbul Milletvekilimiz İsmet Uçma’ya Allah’tan rahmet, sevenlerine ve yakınlarına da başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşülen teklifin 31’inci maddesiyle tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yönelik olarak yeniden değerleme uygulaması getirilmektedir. “Yeniden değerleme” ne demek? Bu şirketlerin amortismana bağlı iktisadi kıymetlerinin, işte gayrimenkullerinin enflasyon karşısında eriyen değerini bugünkü gerçek değerine çıkarmak demektir. İlk kez 1963 yılında getirilip 2003 yılında kaldırılan bu düzenleme Türkiye ekonomisinin uzun sürecek bir enflasyon sarmalına girdiğinin göstergesidir, itirafıdır değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Enflasyon sarmalına nasıl girildi? Şimdi, vergi düzenlemelerini konuşuyoruz. İktidarınızın vergi politikasıyla vergiler, vergilerin yüzde 60’ını oluşturan dolaylı vergiler yoluyla tabana yayıldı, kamu harcamaları giderek yoksullaşan halk kesimlerinin sırtına yüklendi. Yüksek gelir sahibi sermayedarların vergi yükü azaltıldı, zenginleşen yandaş şirketler paralarını vergi cennetlerine taşıdılar, gözümüzün önünde vergi kaçırdılar, siyaseti finanse ederek her türlü teşvikten yararlandılar. Bu şirketlere gelir garantili kamu ihaleleri verdiniz, milletin sırtına daha fazla borç yükü bindirdiniz, milletin gelirleri enflasyon karşısında eridi de eridi, işsizlik ve yoksulluk arttı, bugün 8 milyon vatandaşımız, gencimiz işsiz, geleceksiz ve umutsuz. Partinizin genel başkanının “Faiz sebep,  enflasyon sonuç.” tespitiyle ekonomi yönetimi altüst oldu, döviz kuru yükseldikçe enflasyon artıyor, yoksul daha yoksul olurken zengin daha fazla zenginleşiyor. Ekonomi iç ve dış piyasalardaki güvensizlikten o kadar kırılgan bir hâle geldi ki “Ben ekonomistim.” diyen Cumhurbaşkanı ve Merkez Bankası Başkanı açıklamalarıyla doları 9 TL bandına yukarı çıkardılar, Türk lirası pul oldu, enflasyon yüzde 45’ dayandı, üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki makas açıldı, yüzde 25’lere çıktı, bu da gelecek zamların ayak sesleridir değerli arkadaşlar.

Bakın, Cumhurbaşkanının “Amerika, İngiltere benzin bulamıyor,  Almanya'da kuyruklar var, yiyecek bulamıyorlar.” dediği Almanya’nın otuz sene sonra enflasyonu ilk kez yüzde 4’ün üzerine çıkmış, İngiltere’ye bakın, enflasyon yüzde 3, bizdeyse biz yüzde 45’leri konuşuyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu maddedeki yeniden değerleme düzenlemesi işte bu sebep olduğunuz koşullar altında, evet, gerekli bir düzenleme ancak bizlerin görevi Parlamento çatısı altında halkın ekonomik darboğazını  aşmak için daha kapsayıcı çözümler üretmek olmalı ama maalesef bunun yerine anlık, palyatif çözümlerle sorunlar aşılmaya çalışılıyor. Vergi düzenlemesi yaptığınızı iddia ediyorsunuz bir vergi düzenlemesi yapılacaksa önce  adil ve eşit bir vergi dağılımı yapılması ve vergi adaletinin sağlanması gerektiğini biz defalarca vurguladık. Bunun yolu da bir an evvel vergi reformu çalışması başlatmaktır. Ayrıca şeffaflık sağlanmalı hazır “Pandora'nın Kutusu” da açılmışken kara delik hâline gelen vergi cennetlerinin listesini de yayınlamalısınız. Şimdi, madem bir düzenleme yapıyoruz, o zaman Komisyonda verdiğimiz önergeler neden kabul edilmedi? Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak 7 adet önerge verdik, AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedildi değerli arkadaşlar. Şimdi, açlık sınırının altında kalan asgari ücret vergi dışı bırakılsın dedik, reddettiniz; küçük esnafın iş yeri kiralamalarında yaptıkları kira ödemeleri gelir vergisi stopajından muaf olsun dedik, reddettiniz; konut abonelerine elektrik tüketiminde uygulanan yüzde 18 oranındaki katma değer vergisi yüzde 1’e düşürülsün dedik, reddettiniz; elektrik enerjisi bedeline yansıtılan TRT payı kaldırılsın dedik, reddettiniz; zirai amaçlı kullanılan motorin özel tüketim vergisinden muaf tutulsun, çiftçimiz rahatlasın dedik, reddettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) – Tamamlıyorum. Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumuna başvuruda bulunan ancak yurt çıkmayan öğrencilere her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısı kadar her ay karşılıksız kira yardımı burs verilsin dedik, bunu da reddettiniz; “Vergi Usul Kanunu'nun ‘Kaçakçılık Suçları ve Cezaları’ başlıklı 359’uncu maddesi yeniden düzenlensin ve aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda suçun her yıl için ayrı ayrı oluşması yerine tek suç kabul edilerek bir cezaya hükmedilsin ve mağduriyetler giderilsin.” dedik, işte, onu da reddettiniz; hepsi sizler tarafından reddedildi.

Özetle, derin bir krizin içindeyiz, kara kış yolda; hemen seçim, derhâl seçim diyoruz çünkü bu sorunları siz çözemezsiniz, çözemeyeceksiniz; bu görünen bir şey. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz çözeceğiz, kriz yaratmakta sizler ne kadar ısrarcıysanız biz de çözmekte o kadar ısrarcı olacağız.

Teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 31’inci madde kabul edilmiştir.

32’nci madde üzerinde 1 önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 32’nci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 Serpil Kemalbay Pekgözegü                           Murat Çepni                                  Nusrettin Maçin

                        İzmir                                                 İzmir                                              Şanlıurfa

       Mahmut Celadet Gaydalı                Ömer Faruk Gergerlioğlu                         Ali Kenanoğlu

                        Bitlis                                               Kocaeli                                             İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talep eden Kocaeli Milletvekili Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu.

Buyurun Sayın Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben konuşmama AK PARTİ Grubuna bir soru sorarak başlayacağım, bakalım bu soruyu bilebilecekler mi? Bir şiir okuyacağım: “Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul; / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. / Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” Kimdir bunun yazarı ve ne anlatmaktadır? Bakın, Necip Fazıl’ın “Destan” şiirinden bir alıntı yaptım. AK PARTİ’liler yıllarca bu şiiri okuyarak halka “Biz sosyal adaleti sağlayacağız.” diyerek geldiler, şimdi bu şiirdeki “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” ifadesinin tam tersi her vukuatı işlediler. İşin doğrusu, kurttan bile beter oldunuz. Bakın, sabahtan beri ben anlayamıyorum arkadaşlar, bakın, şu gecenin bu saatinde buradayız. Onlarca vekil size Pandora belgelerini soruyor, büyük skandalı soruyor, kollanan şirketleri soruyor ve tek bir cevabınız yok. Aylardır biz size talan edilen bütçeyi soruyoruz, o yapılan köprülerden geçen arabaların nasıl paralarının patronlara verildiğini soruyoruz, yapılan hava alanlarına o inen uçakların parasının nasıl boş yere -inmeyen daha doğrusu- uçakların parasını nasıl olur da patronlara verildiğini soruyoruz, çıt yok. Ya, gerçekten anlamıyorum, niye konuşmuyorsunuz arkadaşlar? Bu bir vicdan meselesi. Reddedebiliyor musunuz? Hayır, reddedemiyorsunuz. Pandora belgelerini reddedebiliyor musunuz? Hayır. 5’li çetenin 128 defa vergi silinmesi olayını reddedebiliyor musunuz? Hayır. Nasıl vicdanınız kabul ediyor bunu? Olacak iş mi bu? Nasıl susabiliyorsunuz bunlara? Daha çok şeye sustunuz siz, her şeyi susarak geçiştiriyorsunuz.

Ruhsar Pekcan: Ya, dolandırıcılık yaptığı apaçık belli olan bir bakan anında görevden alınıyor, hakkında hiçbir işlem yok. Tek biriniz çıkıp tek bir kelam etmiyorsunuz.

10 bin dolar alan siyasetçiyi biz mi söyledik, sizin Bakanınız söyledi, Süleyman Soylu söyledi. Kim bu insan, neden çıkartılmıyor ortaya? O zaman yalan olduğu söylensin. “Hayır, var.” Peki, savcılar nerede? Hiçbiri yok ortada, hiçbiri yok ortada.

Daha dün Sedat Peker ölüm listelerinden bahsetti ya, ölüm listelerinden. Bir aralar Sedat’çılar kullanılıyordu, şimdi de SADAT’çılar kullanılıyor. Neredesiniz, niye susuyorsunuz? Bilmiyor muyuz, bilmiyor muyuz, Sedat’çıların kullanıldığını bilmiyor muyuz? Niye susuyorsunuz bunlara?

POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) – Yavaş yavaş!

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Öyle yok. Biz soracağız, halk adına, millet adına soracağız. “Sus.” demek yok Sayın Milletvekili, “Sus.” demek yok.

POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) – Bağırmadan…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bu sorulara cevap veremeyip oradan “Niye bağırıyorsun.” deme. Ben burada millet adına bağırıyorum. “Bu paralar niye talan edildi?” diye soruyoruz.

İşte bakın, son örnek, Tarım ve Orman Bakanlığında ne dolaplar dönmüş. Allah aşkına ya, hayvan ithalatı yapılmış Uruguay’dan ve ardından orada birtakım maddi çıkarlar dönmüş, rüşvetler dönmüş hatta en sonunda Devlet Denetleme Kurulu Bakanlık hakkında soruşturma başlatmış ya. Bakın, iktidarınızda ilk defa oldu bu, şu ana kadar her şey sümen altıydı, her şey sümen altında. Devlet Denetleme Kurulu Bakanlık hakkında soruşturma başlattı. Nasıl susuyorsunuz buna? Hani “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.” Vallahi kurttan beter oldunuz, vallahi kurttan beter oldunuz, başka bir şey değil.

Güya vergi adaletiyle ilgili bir şeyden bahsediyorsunuz. A'dan Z'ye tüm maddelerde burada vergi adaletiyle ilgili hiçbir hususun olmadığı apaçık ortada. Ya, asgari ücretliden 500 liraya yakın para kesiyorsunuz ama bakıyorsunuz lüks tüketim maddelerinden hiç vergi alınmıyor. Zenginin, patronun vergileri siliniyor, gariban, ücretliden stopaj kesiliyor ve daha sonra biz bütün bunları söylediğimiz zaman hiçbir şekilde cevap veremiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bakın, ben Kocaeli Milletvekili olarak ilçelerimde yüzlerce esnafımla konuştum. Gerçekten o kadar büyük feryatlar var ki insanlara sordum, not da aldım. Alım gücü yok insanlarda. “İnsanlar alamayınca biz de üzülüyoruz.” diyor esnaf. Çok sıkıntı var, küçük esnaf bitti şu an, insanlar çok zor durumda. “Küçük esnaf olduğunuz zaman halkla berabersiniz. Büyük mağazalar halkı bilemez, biz insanlarla konuşuyoruz Vekilim, biz biliyoruz her şeyi.” diyor, küçük esnaf bize bunu söylüyor. “Her şey 2 misli, alım gücü düştü, bizim işler de durgun, eskiden daha iyiydi ama idare ediyoruz. Kiralar çok arttı, sigorta primleri çok yüksek, stopajdan şikâyetçiyiz.” diyor, feryatlar yükseliyor insanlardan. Elektrik faturalarından bahsediyorlar, ayrımcılıktan bahsediyorlar ve diyor ki: “Doların hâli nedir?” İşte, dün Merkez Bankası Başkanı sorumsuz açıklamalar yaptı ve bugün, her şey ortada, 9,10 oldu ve sonuçta ekonomi yine, perişan durumda.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Gergerlioğlu.

 

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Grubumuzu hedef alan haksız, mesnetsiz iddiaları aynen iade ediyoruz, reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Eğlenceli, komik bir konuşmaydı, teşekkür ediyoruz!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Ya, sizinki çok eğlenceliydi!

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Vicdanın olmadığı için gülüyorsun! Vicdanın olsa gülmezdin! (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 32’nci madde kabul edilmiştir.

33’üncü maddede önerge yoktur.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 33’üncü madde kabul edilmiştir.

34’üncü maddede önerge yoktur.

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 34’üncü madde kabul edilmiştir.

35’inci maddede önerge yoktur.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 35’inci madde kabul edilmiştir.

36’ncı maddede 1 önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 280 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 36’ncı maddesinde yer alan “veya” ibaresinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Serpil Kemalbay Pekgözegü                Murat Çepni                           Nusrettin Maçin                          İzmir                                        İzmir                                     Şanlıurfa                Mahmut Celadet Gaydalı                   Ali Kenanoğlu                                                                           Bitlis                                      İstanbul                                        

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söze talep eden İzmir Milletvekili Sayın Serpil Kemalbay.

Buyurun Sayın Kemalbay. (HDP sıralarından alkışlar)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Sayın Başkan, sayın vekiller; Türkiye İstatistik Kurumu her yıl yenilediği Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın 2020 sonuçlarını geçen haziranda yayımladı. Buna göre, pandemi koşullarında Hükûmetin izlediği sermaye yanlısı politikalar sebebiyle zengin ile fakir arasındaki uçurum daha da büyüdü. Artan işsizlik, tırmanan enflasyon karşısında toplumun alt ve orta kesimlerinde geçim sorunu baş edilemez bir  duruma geldi. En zengin yüzde 5 ile en yoksul yüzde 5 arasındaki eşitsizlik 23 kattan 30 kata çıktı, Gini katsayısı büyüdü. Eşitsizliklerin bu kadar artmasının sebebi, Hükûmetin alt gelir grubuna sosyal transferlerden kaçınması olmuştur. Pandemi yılında artması beklenen sosyal transferler, bir önceki yıla göre artmamış, azalmıştır. Gelir bölüşümünde adaletsizlik ve bunun sonucu olarak yoksulluk derinleşirken pandemide Hükûmetin devlet desteği, halkı daha fazla borçlandırmak, kredi vermek olmuştur. Bir de tabii, işsizlik fonlarının boşaltılması oldu.

Konut alımı ve masrafı dışındaki borç ya da taksit ödeyenler yüzde 58,3’tür. Nüfusun yüzde 18,8’i bu borçlarını ödeyememektedir.

Türkiye ekonomisinin ve vergi sisteminin çözüm bekleyen acil, yapısal sorunları ortada duruyor. O yüzden, reform yapmak için ne yapılabilir? Paradise belgelerinden başlanabilir, “Panama papers”tan başlanabilir, Pandora’nın Kutusu’ndan başlanabilir, kimler vergi cennetine vergi kaçırmış, buradan başlanabilir ama siz oradan başlamıyorsunuz; ortaya saçılan belgelere karşı susuş kumkumasındasınız, 3 maymunu oynuyorsunuz, bu utanç verici durumu değiştirmiyorsunuz. Soruyorum, bir kez de ben sorayım, biraz önce de vekilimiz sordu. Söz konusu şirketler için Türkiye etkili soruşturma yürütecek mi? Pandora belgeleriyle ilgili Türkiye etkili bir soruşturma yapacak mı? Lütfen söyleyin. Pandora belgelerinin derhâl bununla ilgili kurumlar vasıtasıyla harekete geçilmesini istiyoruz, iddiaların doğruluğunun araştırılmasını istiyoruz, gereğinin yapılmasını istiyoruz, kamuoyunun da bilgilendirilmesini istiyoruz; AKP milletvekilleri, AKP Grubu. Asgari ücretten 500 liraya yakın vergi alınırken yandaş şirketlerin vergi borçlarını siliyorsunuz. Şirketler, kurumlar yaptıkları her harcamayı vergiden düşebilirken işçi, emekli, KHK’li, işsiz, EYT’li, ev işçisi, atık işçisi, kadınlar herkes, her harcamada vergi ödüyor.

Bakın, bu Mecliste neden servetten vergi alarak çalışanlar ve yoksul halk lehine kapsamlı ve radikal bir vergi reformu yapmayalım. Mesela, biz HDP olarak bunu öneriyoruz. Gelir vergisinin büyük bölümü ücretlilerden alınıyor, bize göre asgari ücretliden vergi kaldırılmalıdır, ücretli çalışanların yüksek vergi oranları düşürülmelidir, işsiz halkımıza ya iş ya da temel gelir sağlanmalıdır. İnsanların açlıkla imtihan edildiği bir yerde siz rant gelirlerinden vergi almıyorsunuz, vergilendirmiyorsunuz. Bize göre bu Meclisin en acil çıkarması gereken yasalardan bir tanesi de rantın vergilendirilmesidir. Bu kanun teklifi de yine rantı vergilendirmiyor.

Bu teklifte küçük esnafın gelir vergisi istisnası kapsamında desteklenmesi olumlu bir şey ama hepi topu 835 bin esnafı kapsayan 235 milyon liradan bahsediyoruz. Yani yılda verilecek bu desteğin günde karşılığı 1 lira bile etmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – Yani esnafa verilen destek trajikomik, 1 lira.

Şimdi, reform olarak sunduğunuz bu kanun teklifi hangi sorunu çözecek, size sormak istiyorum. Bu çarpık ve adaletsiz vergi sisteminin neresini düzeltiyorsunuz? Bu kanun teklifi dostlar alışverişte görsün teklifidir. Bu kanun teklifi reform falan değil, bir PR çalışmasıdır.

İnanıyorum ki Kod 29’la işten atılanlar, işsiz bıraktığınız gençler, yurtsuz bıraktığınız öğrenciler, geçinemeyenler, katı atık işçileri, kadınlar, sahte reformlarınızı koltuğunuzun altına koyarak sizi o koltuktan indirecekler ve bu sömürü düzeni mutlaka değişecek. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 36’ncı madde kabul edilmiştir.

37’nci maddede önerge yoktur.

37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 37’nci madde kabul edilmiştir.

38’inci maddede önerge yoktur.

38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 38’inci madde kabul edilmiştir.

39’uncu maddede önerge yoktur.

39’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 39’uncu madde kabul edilmiştir.

40’ıncı maddede önerge yoktur.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 40’ıncı madde kabul edilmiştir.

41’inci maddede önerge yoktur.

41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 41’inci madde kabul edilmiştir.

42’nci maddede önerge yoktur.

42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 42’nci madde kabul edilmiştir.

43’üncü maddede önerge yoktur.

43’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 43’üncü madde kabul edilmiştir.

44’üncü maddede önerge yoktur.

44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 44’üncü madde kabul edilmiştir.

45’inci maddede önerge yoktur.

45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 45’inci madde kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Gündemimizdeki konular tamamlanmıştır.

Alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 14 Ekim 2021 Perşembe günü saat 14:00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 00.15

 



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı         üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

 

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 280 S. Sayılı Basmayazı 12/10/2021 tarihli 5’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir