TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           32’nci Birleşim

                                                                                       15 Aralık 2020 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, bütçe görüşmeleri uzun sürdüğünden konuşmacıların kendilerine ayrılan sürede konuşmalarını tamamlamalarını rica ettiğine ve süre uzatmayacağına ilişkin açıklaması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, son yıllarda yerli ve millî üretimin en başarılı örneklerinin savunma sanayisinde hayat bulduğuna, bir devlet görevlisinin ABD’nin Hazine Bakanlığınca yaptırım listesine alındığına, bunun doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne kesilmiş bir ceza olarak algılanması gerektiğine, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ve Türk bürokratların maruz kaldığı bu muamelenin milletçe tepkiyle karşılandığına ilişkin konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Uşak ilinde pazar günü başlayan doğal gaz sorununun devam ettiğine, iki evde meydana gelen patlamalarda 5 vatandaşın yaralandığına, AFAD’ı göreve davet ettiğine, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yardım ve desteğini beklediğine ilişkin açıklaması

2.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’e onurlu duruşu için teşekkür ettiğine, yapılan eleştirilerde belli bir hacim aşıldığında inandırıcılığın kaybedildiğine, tarif edilen bir sistem olduğuna ve bir virt gibi gösterilmeye çalışılan bu sistemi reddettiklerine, vatandaşın algısının son derece yüksek olduğuna, yasama ve yürütmenin ayrı olduğuna, dalga geçilen Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinin yüzde 1’le öğrenci aldığına, yetmiş dakikalık konuşmalara cevap vermek için iki dakikalık sürenin çok az olduğuna ilişkin açıklaması

3.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Sayıştay raporlarına göre Varlık Fonu borçlarının 63,7 milyar TL olduğuna, imam-hatipleri, ilahiyat fakültesini ve Diyanet İşleri Başkanlığını kuranın CHP olduğuna, Fetullahçı terör örgütü gibi dini siyasete alet edenlere karşı olduklarına ilişkin açıklaması

4.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, FETÖ terör örgütüne üye olmaktan cezaevinde olan birinin kardeşi elçi olarak atanıyorsa iktidarın bu konuda kendilerine ders vermeye hakkı olmadığına ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Cumhur İttifakı olarak açık, pazarlıksız, mertçe bir ortaklıkları olduğuna, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde yetkilerin tek elde toplanmadığına, çok başlılığı ortadan kaldırdığına, MHP’nin ilkeli, sorumlu, çözüm üreten, aktif ve aksiyonel bir siyasi parti olduğuna ilişkin açıklaması

7.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in, Ordu ilinin pandemide çok kritik bir noktaya geldiğine, yeni yapılan valilik binasının ve boşaltılan diş hekimliği fakültesi binasının hastaneye çevrilmesini teklif ettiklerine ama yanıt alamadıklarına, Ordu iline acilen yoğun bakım cihazı ve personel gönderilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

9.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, on sekiz ay içinde Tank Palet Fabrikasında BMC’nin ilk tankı üretip teslim edeceğinin ifade edildiğine, bu tankın üretilip üretilmediğini öğrenmek istediklerine, Türk ordusunun ürettiği FIRTINA obüslerinden neden Ethem Sancak ve Katar ordusunun kâr ettiğinin açıklanmasını rica ettiğine ilişkin açıklaması

10.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Rusya’yla yapılan S-400 füze anlaşmasına HDP olarak karşı tutum aldıklarına, ABD’yle ikili ilişkilerin Trump’la kurulan şahsi ilişkilere indirgenmesi yaklaşımını eleştirdiklerine, Türkiye’ye karşı alınan yaptırım kararının sorumlusunun Hükûmet olduğuna, Hükûmetin antidemokratik, hukuksuz politikalarının uluslararası alanda ülkenin itibarını ciddi şekilde sarstığına, yaptıkları uyarılar dikkate alınmış olsaydı ülkenin bu noktada olmayacağına, yaptırım kararına karşı çıkmanın yolunun iktidarın arkasında hizalanmak değil karşısında durmak olduğuna, bu tabloya sebep olanların sorumluluğu dış güçlere atmasının ikiyüzlü politikanın devamı olduğuna, eleştirilerini ülkeyi bu duruma düşüren iktidara yönelttiklerine ilişkin açıklaması

11.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Manisa Milletvekili Tamer Akkal’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

18.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Tank Palet Fabrikasında çalışan işçilerin maaşlarını Millî Savunma Bakanlığının mı yoksa BMC şirketinin mi ödediğini öğrenmek istediğine, Burdur ilinin en sulak alanının Burdur Ceza İnfaz Kurumu kampüsünün su ihtiyacı için su deposu yapılmak üzere hazineye devredildiğine, bunun bölgede tarımı bitirmekle eş değer olduğuna ilişkin açıklaması

19.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yaptığı açıklamalar için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a teşekkür ettiğine, Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’nin mücadele verdiği her alanda karşısında yer aldığına, ülkenin uyguladığı politikalarla kurulan tüm oyunları bozduğuna, ABD’nin yaptırım kararına Türkiye Büyük Millet Meclisinin gereken cevabı verdiğine, savunma sanayisi projelerinde emeği geçen herkese Türk milleti adına bir kez daha teşekkür ettiklerine, teröre karşı başarılı operasyonlara imza atan MİT’i tebrik ettiğine, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin ve görüşülen bütçelerin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

25.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde CHP, HDP ve İYİ PARTİ adına söz alan hatiplerin konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, sürekli bakanların atanmış olduğuna ilişkin vurgu yapılmasını doğru bulmadıklarına, bakanların bürokrat olmadığına ilişkin açıklaması

30.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Batman Milletvekili Ziver Özdemir’in, İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel’in 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BİLDİRİLER-DEKLARASYONLAR

A) Bildiriler

1.- Başkanlıkça, Amerika Birleşik Devletleri’nin 14 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’ye karşı açıkladığı yaptırım kararı dolayısıyla AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ’nin ortak görüşleri doğrultusunda hazırlanan metin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bildirisi olarak Genel Kurulun bilgisine sunulması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu teşrif eden Asya Parlamenter Asamblesi Başkanlık Divanı toplantısı nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin davetlisi olarak ülkemizi ziyaret eden Bahreyn, Endonezya, Irak, İran, Rusya Federasyonu parlamento temsilcileri ile Asya Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Mohammad Reza Majidi’ye “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in, Bakanlığa bağlı binalarda elektrik hizmetinin alımı için bir şirketle anlaşma yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/36835)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Ağrı ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Aksaray ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Ardahan ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Batman ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Bayburt ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Diyarbakır ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Çankırı ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Bolu ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Bitlis ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Bingöl ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Erzurum ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Düzce ili için ayrılan ödenek miktarına,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından Erzincan ili için ayrılan ödenek miktarına,

İlişkin soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/36947), (7/36948), (7/36949), (7/36950), (7/36951), (7/36952), (7/36953), (7/36954), (7/36955), (7/36956), (7/36957), (7/36958), (7/36959)

15 Aralık 2020 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün sekizinci turdaki görüşmeler ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin ilk 2 maddesinin oylamasını ve 4’üncü madde dâhil 4’üncü maddesine kadar olan maddelerin görüşmelerini yapacağız.

Sekizinci turda, Cumhurbaşkanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığının bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (X)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (x)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti gruplarına ve İç Tüzük’ün 62’nci maddesi gereğince istemi hâlinde görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye yetmişer dakika söz verilecek, bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek ve şahsı adına yapılacak konuşmaların süresi ise beşer dakika olacaktır. Ayrıca, konuşmalar tamamlanınca soru-cevap işlemi, on dakika soru, on dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak yerinden sorulacaktır.

Bilgilerinize sunulur.

Sekizinci turda siyasi parti grupları, yürütme ve şahısları adına söz alanların adlarını sırayla okuyorum:

Halkların Demokratik Partisi Grubu: Sezai Temelli, Rıdvan Turan, Mehmet Ruştu Tiryaki, Hüda Kaya, Sait Dede, Murat Sarısaç.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu: Faik Öztrak, Tekin Bingöl, Bülent Tezcan, Yüksel Mansur Kılınç, Burak Erbay, Ali Haydar Hakverdi, Özgür Karabat, Atila Sertel, Özgür Ceylan.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu: Abdullah Doğru, Gülay Samancı, Hasan Çilez, Ali Cumhur Taşkın, Yalçın Akdoğan, İmran Kılıç, Niyazi Güneş, Erol Kavuncu, Hülya Nergis, Tuba Vural Çokal, Zehra Taşkesenlioğlu Ban, Mustafa Canbey, Selman Özboyacı, Selman Oğuzhan Eser.

İYİ PARTİ Grubu: Yavuz Ağıralioğlu, Behiç Çelik, Dursun Ataş, Ümit Dikbayır, Metin Ergun, Ümit Beyaz, İbrahim Halil Oral.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu: Mustafa Kalaycı, Yaşar Yıldırım, Mustafa Hidayet Vahapoğlu, Mevlüt Karakaya, Mustafa Baki Ersoy.

Şahıslar: Lehinde Tamer Akkal, aleyhinde Arslan Kabukcuoğlu.

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesini okutuyorum:

Gelir ve finansman

MADDE 2- (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 1.082.029.040.000 Türk lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 16.546.924.000 Türk lirası öz gelir, 104.563.767.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 121.110.691.000 Türk lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 8.267.484.000 Türk lirası öz gelir, 168.772.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 8.436.256.000 Türk lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

(2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 240.515.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, bütçe görüşmeleri uzun sürdüğünden konuşmacıların kendilerine ayrılan sürede konuşmalarını tamamlamalarını rica ettiğine ve süre uzatmayacağına ilişkin açıklaması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, malumları olduğu üzere bütçe turları üzerindeki görüşmeler uzun sürmektedir. Ayrıca bugün 2 maddenin görüşmesi ve 4 maddenin oylaması yapılacaktır. Bu nedenle konuşmacıların kendilerine ayrılan sürede konuşmalarını tamamlamalarını rica ediyorum. 2016 yılında alınan mutabakat kararı gereğince konuşmacılara ek süre vermeyeceğimi bilgilerinize sunmak istiyorum. Sataşmadan söz isteyen Grup Başkan Vekillerine, sıra kendinde olan siyasi parti grubunun tüm konuşmaları bittikten sonra iki dakika söz vereceğim ve sözlerini tamamlamaları için de bir dakika ek süre vereceğim ve bir daha da söz sürelerini uzatmayacağımı baştan belirtmek isterim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, bir şey sorabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Efendim, bu, Grup Başkan Vekillerinin sataşmada söz almamaları nerede karara bağlandı? İç Tüzük’ün ilgili hükümlerine aykırı bir…

BAŞKAN – Değil, 2 artı 1 dakika.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tamam, o artı 1 dakika ama bir sataşma varsa konuşmanın bitip ondan sonra konuşmamız…

BAŞKAN – Sataşmadan söz isteme hakkı var, o ayrı yani.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Var.

BAŞKAN – Tabii, tabii.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tamam. Yani şey bittikten sonra değil, sataşmada konuşabiliriz.

BAŞKAN – Bir kere, Sayın Özkoç, yani senden gelen bir teklife benim hayır demem zor da işte, bir süreçle ilgili… (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ederim, saygılar sunarım efendim.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Özkan Yalım…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Uşak ilinde pazar günü başlayan doğal gaz sorununun devam ettiğine, iki evde meydana gelen patlamalarda 5 vatandaşın yaralandığına, AFAD’ı göreve davet ettiğine, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yardım ve desteğini beklediğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, acil söz talebime verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ederim.

Uşak’ta pazar günü başlayan doğal gaz sorunu, maalesef devam etmektedir. Dün 2 tane evde patlama oldu, 5 yaralı vatandaşımız var, birinin durumu oldukça ağır. Bugün sabah -biraz önce, yarım saat önce- bir evde daha patlama oldu maalesef. Vatandaşlarımız -evde yokken- işlerine gidiyor ancak bu arada açılan doğal gazlardan dolayı, unutulmuş olan vanalardan vesaire, evin içi gazla dolmaktadır. Daha sonra, işten geldikten sonra vatandaşın elektrik düğmesini açması vesaire gibi konulardan dolayı maalesef patlamalar devam etmektedir.

Ben buradan daha önce de Enerji Bakanına seslenmiştim. Uşak’a daha fazla ekibin gelmesini; bilinçli, profesyonel ekibin gelmesini ve de doğal gaz vanalarının profesyonel bir şekilde reaktive edilmesini acil talep ediyorum. AFAD’ı göreve davet ediyorum. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, sizden destek bekliyorum, Uşak’la ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Bu patlamaların devam etmesinden ciddi anlamda tedirginim. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, özellikle sizden, daha fazla çevre…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ilk söz Sezai Temelli’ye ait.

Buyurun Sayın Temelli. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

HDP GRUBU ADINA SEZAİ TEMELLİ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Cumhurbaşkanlığına 2021 yılında ayrılan bütçe ödeneği 4 milyar lira ama bizim üzerinde konuşacağımız rakam yaklaşık 1,4 trilyon lira. Bugün, 2021 merkezî yönetim bütçesinin bir bütün olarak içine gizlenmiş Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerine konuşacağız çünkü bu bütçe, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin bütçesi ve bu sistemin bütçesi, parlamenter sistem içinde hazırlanmış, onun teamülleriyle oluşmuş bir bütçe değil.

Bütçe, her şeyden önce kapsamlı bir ekonomi politik metindir. Bu iktisadi ve siyasi belge sadece ekonomiyle sınırlı değildir, bundan öte toplumsal sınıf ve kesimler üzerinde siyasi iktidarın kararlarının etkisini de yansıtır. Bu nedenle politiktir ve doğası gereği sınıfsaldır. Bütçenin toplumsallığından, sınıfsal karakterinden bahsediyorsak o zaman ilk başta bütçe hakkından bahsetmeliyiz.

Sayın vekiller, bütçe hakkının tarihi Magna Carta’yla başlar; 1215’te ilk kez kralın vergi toplama ve harcama yetkileri kısıtlandı ve yerelin denetimine açıldı. Magna Carta, aynı zamanda kralın savaş çıkarma yetkilerini de kısıtladığından, barışın da ilk belgelerinden sayılır çünkü barış, vergiye olan ihtiyacı azaltır. Bu bağlamda bütçe hakkına sahip çıkmak sadece demokrasiye değil barışa da sahip çıkmaktır. Meclis, her şeyden önce toplum adına bütçe hakkını savunan, demokrasinin gereği olarak onu var eden biricik yapı olmak zorunda. Kısıtlı temsiliyetin, demokrasinin gelişmesinin önünde bir engel olduğunu tabii ki biliyoruz. Buna rağmen Meclis, meşruiyetini bu temsiliyetten alıyor ve bu temsiliyetin dayandığı en önemli toplumsal referans kuşkusuz bütçe hakkı. Bizler, hepimiz toplumun bütçe hakkını temsil etmek için buradayız, bütçe hakkını yani bu hakkı devretmek için değil.

Mevcut, partili Cumhurbaşkanlığı rejimi bütçe hakkını yok saymaktadır. Sistemin yürürlüğe girmesinden kısa süre sonra Meclis işlevsizleştirilmiş, yetki ve görevlerini hızlıca kaybetmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama yapan, bütçe yapan bir yapı olmak yerine Cumhurbaşkanının talimatlarını yerine getiren bir yapıya dönüşmüştür. Parlamentonun bütçeye müdahale etme yolları kapatılmış, Meclis yalnızca onay işlevi görmeye başlamıştır. Öte yandan, Çöktürme Planı ve OHAL uygulamalarıyla yaratılan istisna hâli süreklileşirken partili Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi totaliter karakteriyle faşizmin kurumsallaşma sürecine Meclisi de dâhil etme peşindedir.

Değerli milletvekilleri, siyasi ve toplumsal muhalefetin öncüsü olan HDP’ye yönelik nefret söyleminin, saldırganlığın arkasında işte bu zihniyet yatmaktadır. HDP, faşizme karşı toplumu savunmaya, onun bütçe hakkına sahip çıkmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, aslında hiçbir sisteme benzemiyor. Burada “Bize özgü.” retoriği yerli ve millî araba kadar safsatadır. Siyasal ve toplumsal olanın inkâr edilmesi anlamına gelen bu sistem kanuni hâle gelmiş olsa da demokrasi, eşitlik, özgürlük ekseninde meşruiyet sorunu yaşamaktadır. Denge ve denetleme ağları lağvedilmiştir. Kurumsal özerklikler etkisizleştirilmiş, âdeta kurumsal kimlikler yok sayılmaktadır. “Özerklik” deyince demokratik bir toplumun vesayete karşı kendisini koruyabileceği kurumlardan bahsediyoruz. Merkez Bankası, Sosyal Güvenlik Kurumu, belediyeler ve hatta -size ilginç gelebilir- Bakanlıklar özerkliklerini kaybettikçe sadece siyasal, toplumsal kriz büyümüyor, beraberinde rejim krizi de ortaya çıkıyor. Tabii, siz “Sistemin bir rejim krizi sorunu yok.” diyebilirsiniz ama bu sistemin kendisi zaten başlı başına bir kriz.

Değerli milletvekilleri, bu bir kayyum sistemidir, bütçe hakkının kayyum eliyle gasbıdır. Bizim belediyelerimize kayyum atandığında yerel yönetim anlayışımıza saldıranlar, Bakanlar sosyal medya üzerinden aflarını istediklerinde kayyum rejiminin ne olduğunu, özerkliğin ne kadar kıymetli olduğunu idrak edebildiler.

Değerli arkadaşlar, bütçe hakkı yok, bütçe hukuku da yok, mevcut bütçe yasasının bir ihlalini izliyoruz. Bütçe teklifinin Meclise sunulması için öngörülen anayasal süreye uyulmadı, Anayasa çiğnendi. Meclisin bütçe hakkına diğer saldırı da bütçede öngörülen borçlanma limitlerine uyulmaması ve Meclise sunulmadan bir torba yasayla borçlanma limitlerinin arttırılmasıydı. Bu da yetmiyormuş gibi bütçeleme esasları torba yasayla değiştirilerek iktidarın kamu-özel iş birliği adı altında yürüttüğü projelere ayrılan kaynak gizlendi. Bu gidişle gelecek yıl bütçe bir torba yasa içinde gelirse hiçbirimiz şaşırmayacağız. Bütçe hakkının olmadığı yerde bu hakkın yoksunluğunun yarattığı tahribatları, krizleri ve bu süreci takip eden çöküşleri izliyoruz. Bütçe hakkı tüm toplumsal hakların aslında bir bileşkesini bize anlatır. Örneğin, Adalet Bakanlığı bütçesini konuştuğunuzda adalet meselesini tüm boyutlarıyla konuşursunuz. Bu ülkede adalet yok, adaletsizlik her yeri kuşatmış durumda. Gerçek bir hukuk reformu yapamayacak kadar bir adaletsizlik çarkının içine sürüklenmiş durumdayız. Adalet sisteminin, hukuk sisteminin nasıl buraya sürüklendiğine şaşırmamalıyız çünkü istisna hâlinin hukuku tecrittir. Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit sadece Kürt meselesini çözümsüzlüğe mahkûm etmedi, hukuk devletinin de yıkımını gerçekleştirdi. Bu ülkede tecrit varsa hukuk devletinden, adaletten söz edemeyiz. Cezaevlerinde açlık grevleri var, cezaevlerinde kötü muamele var, hak ihlalleri var, işkence var, bu ülkede siyasi tutsaklar var, tutuklu gazeteciler var. Artık, sokağa çıktığınızda soluduğunuz hava tecritleştirilmiş bir mapushane havasıdır. Kim adalet istese, özgürlüklerden bahsetse, “demokrasi, barış” dese Cumhur İttifakı korosu başlıyor “zillet ve terör” nakaratlı şarkıya. “Demirtaş terörist, 805 aydın zillet ittifakının içinden…” Hayır, hiçbiri terörist değil, hiçbir arkadaşımız terörist değil; bütün arkadaşlarımız, başta Selahattin Demirtaş olmak üzere, bu ülkede hukuku, adaleti, demokrasiyi ve barışı savundu, savunmaya da nerede olursa olsun devam edeceklerdir. (HDP sıralarından alkışlar) Murdar söz sahibi bir ağaç gibidir, onun kökü yerin üstünden koparılmış, tutunma imkânı kalmamıştır.

Sayın milletvekilleri, bu ülkede güvenlik de yok. Bütçeye baktığınızda; hatta bütçeye değil, doğrudan Bakana baktığınızda, neden bu ülkede güvenliğin olmadığını görmeniz mümkün. Bu ülkenin en temel meselesinin Kürt meselesi olduğu ve bu meselenin çözümünün de güvenlikçi politikalarla değil, siyasal ve toplumsal barış politikalarıyla çözüleceği artık küresel boyutta da ortaya çıkmışken “güvenlik” adı altında tüm toplumun nasıl şiddet ve baskı altına alındığını izliyoruz. Güvenlikçi politikaların stratejisi batıda “kibar faşizm” doğuda “garnizon devlet” olmuştur.

Hatırlarsanız yakınlarda AKP Genel Başkanı yaptığı bir konuşmada “Kürt sorunu yoktur.” dedi. Gelirken bu sorunu tanıyan ve çözmeye talip olanlar giderken “Kürt sorunu yoktur.” derler. Demek ki gidişiniz yakın. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın vekiller, bütçe hakkına sahip çıkmak sadece demokrasiye değil, barışa da sahip çıkmaktır. 2021 yılı bütçesi de barışı görmezden gelmekte, yayılmacı politikalarla savaşa ve şiddet merkezli güvenlikçi anlayışa fazlasıyla kaynak ayırmaktadır. 2002’de askerî sanayi alanında 59 firma varken bugün bu sayı 1.456’ya ulaştı. Sayının büyüklüğünün en önemli nedeni, kuşkusuz, teşvikler. İktidara yakın isimlerin kurduğu firmaların çokluğu nedeniyle sayı böylesine dramatik bir şekilde arttı. On Birinci Kalkınma Planı’na göre, 2023 yılında savaş sanayisinin 27 milyar dolarlık bir ciroya ulaştırılması yani dört yıl içinde net 4 kat büyütülmesi hedefleniyor. Savaşa dayalı büyüme modeliyle Türkiye aşırı borçlanmakta, içinden çıkılmaz bir finans krizine sürüklenmektedir. Dış politikasızlığın başlıca nedeni de yine bu büyüme modelidir. Bir gün AB’ci, bir gün Avrasyacı savrulmalar bu nedenden dolayıdır. Savurgan, militarist harcamalar ülkeyi döviz ve faiz sarmalında yerden yere vurmaktadır. Savaş zulümdür, yıkımdır, ölümdür, yerinden yurdundan edilmektir. Bugün Suriye’de yerinden yurdundan edilenler, toprağından koparılanlar, sığınmacı ve mülteciler insanlık dramını tüm çıplaklığıyla bizlere gösteriyor.

Bir kez daha ısrarla söylüyoruz: Kürt meselesinin çözümünden kaçmak, eşit yurttaşlık temelinde siyasi çözümü görmezden gelmek, savaş politikalarıyla ayakta durmaya çalışmak ülkeyi, bölgeyi ve bölge halklarını büyük bir felakete sürüklemeye devam ediyor.

Sayın vekiller, savaş yoksulluktur. Bütçe hakkıyla en çok yoksulların hakkı korunmak zorundadır. Önceliği savaş olmayan, yoksullukla mücadele olan emeğin bütçesini yapamadığımız sürece bütçe hakkı hiçbir zaman tam anlamına kavuşamayacaktır. 6 Ekim 2020’de Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda konuşan Erdoğan “Müminin görevi, varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir.” demiş. Bunun meali: Yoksula iman, zengine mekân. (HDP sıralarından alkışlar) İktidarın küçük parçası da yoksullara askıda ekmek kampanyası yaptı. Yani, acıdan bal, askıdan ekmek, daha ne olsun? Bu bonkörlükle Türkiye halklarını şımartıyorsunuz!

Yanlış siyasi ve ekonomik tercihlerin ortaya çıkardığı ağır faturanın bedeli topluma yoksulluk ve sefalet olarak yansıyor. Türkiye, son yetmiş yılın en büyük yoksulluğunu yaşıyor, yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfus 30 milyonu aştı. Bütçe hakkı çalışma hakkıdır. Yoksulluğun en belirgin nedeni olan işsizlik almış başını gidiyor. Yalan istatistikler kurumuna göre işsizlik düzeyi gerilemiş, 12,7’ye düşmüş; oysa Covid-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı bugün yüzde 28’lerde. TÜİK’e rağmen bundan daha kötüsü şu: Mardin, Batman ve Şırnak’ta işsizlik yüzde 30’un üzerinde. Bunlar resmî rakamlar, resmî olmayan rakamları varın siz tahmin edin. Çalışma yaşamında ayrıca toplumsal cinsiyet eşitsizliği de büyüyor, kadın yoksulluğu derinleşiyor. Ücretli kadın ve erkekler arasında gelir eşitsizliği de büyüyor. Kendi hesabına çalışan erkekler kadınlardan neredeyse yüzde 80 daha fazla gelir elde ediyor.

Değerli milletvekilleri, insan onuruna yakışır bir ücret hakkı aynı zamanda bütçe hakkıdır. Asgari ücret tartışmaları aslında bize algısal bir oyun oynuyor; yukarıya değil, aşağıya bakıyoruz. Türkiye’de aşırı bozulmuş gelir ve servet dağılımı bu yoksulluğun ve sefalet ücretlerinin başlıca nedeni. İktidar, aşırı ve haksız zenginleşmeyi azaltmak, bu adaletsizliğin kaynağını kurutmak yerine asgari ücretle emekçilere asgari yaşamı dayatmaya devam ediyor. Türkiye’de 10 milyon civarında işçi asgari ücret altında veya asgari ücret civarında ücretle çalışıyor. Asgari ücret giderek ortalama ücret hâlini aldı. İşverenlere sürekli vergi indirimi yapılırken ağır bir vergi yükü altında emekçiler eziliyor. Üstelik, vergi dilimleri de başlı başına adaletsizliği destekliyor. İstihdam vergisi işçilerin belini büküyor. Vergide adalet olmadan ücrette adalet olmaz. Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır. Asgari ücret hesabında sadece işçinin kendisi değil, ailesi de esas alınmalıdır.

Değerli milletvekilleri, toplumu sadece size oy verenlerle sınırlayan ama onların haklarını da yok sayan anlayışınız toplumun geniş kesimlerini yoksulluğa mahkûm etti. Emekliler bugün yoksulluğun ana bileşeni âdeta, sosyal güvenlik haklarını gasbettiniz. 13,2 milyon emekli ve hak sahibinin yüzde 60’ı asgari ücretin altında aylık gelire mahkûm oldu. Bu utanç verici rakamlar yaygın bir emeklilik yoksulluğunu yaratmış durumda.

Sayın vekiller, eğitim bir haktır ve bütçenin belki de en fazla hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir kalemdir. Oysa öğretmen maaşlarını yük gören bir zihniyet var karşımızda.

Eğitimin çok sorunu var ama son döneme de bakarsak ekonomik krizle birlikte yoksullaşan Türkiye toplumunda şimdi dijital eşitsizlikler de derinleşiyor. Devlet okullarına devam eden milyonlarca öğrencinin internet erişimi yok, bilgisayar ve akıllı telefona sahip değiller. Dijital eğitim engelsiz çocuklara daha uygun, ya engelli çocuklar? Ne var ki, uzaktan eğitim, özel eğitime gereksinim duyan çocuklar için sayısız engel barındırıyor. Evde Kürtçe konuşan yaşı küçük öğrenciler dijital engellerin yanı sıra dil engeliyle de karşılaşıyor. Ana dilinde eğitim hakkını yok sayan bir anlayış eğitim hakkından söz edebilir mi?

Sağlık bir haktır ama pandemi süreci gösterdi ki on sekiz yıllık AKP dönemi bu hakkı âdeta imha etmiştir. AKP iktidarının sermaye merkezli Sağlıkta Dönüşüm Programı iflas etmiştir. Sağlık sistemini çökertip sağlık sektörünü yaratanlar, pandemiyle birlikte yaratmış oldukları büyük kötülükle yüzleşmiş oldular. Covid-19 aşısını bile ticari bir mal olarak ele alan iktidarın tek derdi toplumun sağlığı değil, şehir hastaneleri müteahhitlerinin kazançlarıdır.

Sayın vekiller, yoksullukla mücadele etmek yerine yoksulluğu kalıcılaştıran, derinleştiren bu iktidar bütçeden patronlara kaynak aktarmaya devam ediyor. Ahbap çavuş-akraba kapitalizmi üzerine kurulan bir siyasal rejim sürekli vergi borcunu yapılandırıyor, ha bire varlık barışı peşinde koşuyor. Varsıllara barış, yoksulların payına da savaş düşüyor. 500 milyar liralık bir kamu alacağı yapılandırıldı -alınmayan verginin tahsilatı- yapılandırılmayan borçların boyutuna bakın, yapılandırılmaya dâhil edilmeyen en önemli borç kalemi çiftçilerin borçları. Bitiremedikleri sulama projesinin hesabını vermek yerine Urfalı, Mardinli, Diyarbakırlı çiftçilere elektrik faturalarıyla ekonomik şiddet uygulayan bu iktidar, tarımı desteklemek yerine tarım ithalatıyla çiftçileri yoksulluğa mahkûm ediyor, daha kötüsü bu tarım politikaları gıda yoksulluğunu da büyütüyor.

Varlık affı 7’nci kez sahnede. Bu gerçek ve tüzel kişilere “Serveti nereden buldun?” sorusu sorulmayacak, bu servetler üzerinden herhangi bir vergi alınmayacak ve herhangi bir adli soruşturmada geriye dönük vergi incelemesi de yapılmayacak ama Türkiye’de esnafa, çiftçiye haciz işlemleri devam edecek.

Sayın vekiller, bugün Türkiye demokrasisinin önünde en önemli temel 2 sorun: Kürt sorunu ile yoksulluktur. Kısaca, bunun çerçevesini çizmeye çalıştım. Bu 2 sorun birlikte hareket etmektedir, diğer birçok yapısal sorunda da ilk elden kaynağı yine bu 2 sorun yaratmaktadır. Bugün, iktidarın bu 2 soruna yaklaşımı çözüm odaklı değil, tam tersine bu sorunlardan beslenmeye yöneliktir. İktidar, Kürt sorununa demokratik siyaset içinde, çözüm odaklı yaklaşmak yerine savaş ve şiddet politikalarıyla yaklaşmaktadır, yoksulluk sorununun büyüyüp yaygınlaşması da neoliberal politikalara olan bağımlılığından gelmektedir. Bunlar iktidarın politik tercihi olmasının yanı sıra, karakterinin de özelliğidir. Tekçi, otoriter bir anlayışa sahip bu iktidar kırılgan bir ekonomiyle aşırı borçlanarak, emeği daha fazla sömürerek, doğayı talan ederek, yolsuzluğu meşrulaştırarak, Kürt düşmanlığıyla toplumu baskı altına almaya çalışarak çıkmaz sokakta yol almaya çalışmaktadır.

Çözüm Türkiye’nin demokratikleşmesinden, Kürt meselesinin çözümünden, emeği, doğayı ve kadınları merkeze alan bir siyasetten geçiyor. Bu, demokrasi mücadelesinin radikalleşmesidir, radikal demokrasinin iktidar perspektifidir. HDP, radikal demokrasi anlayışıyla yerel demokrasi temelinde çoğulcu, laik, demokratik cumhuriyet mücadelesiyle bugün ceberut devlete ve kapitalist anlayışa karşı en güçlü yanıtı vermektedir. Ezilen halkların özgürlük, işçi sınıfının eşitlik mücadelesiyle Türkiye’yi bu cendereden mutlaka çıkaracağız. Bizden kurtulmak yegâne siyasi malzemesi olanlar şunu asla unutmasın: Vardık, varız, var olacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Rıdvan Turan’a ait.

Buyurun Sayın Turan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli vekiller ve ekranları başında bizleri seyretmekte olan kıymetli halkımız; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Aynı zamanda, zindanlarda tutsak edilmiş olan Halkların Demokratik Partisinin bütün üyelerine, milletvekillerine, eş başkanlarına, belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine, il başkanlarına, ilçe başkanlarına, hülasa partinin tüm emekçilerine; saygılarımı, sevgilerimi iletiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, geçen hafta Halkların Demokratik Partisinin İstanbul il örgütünde şu gördüğünüz böcekler ortaya çıktı. Bakın, bunlara iyi bakın, hatta şöyle birazcık dursun bunlar. O kadar zavallı bir durum ki “Kürt meselesi benim meselem.”den başlayan güzergâh, “Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır’dan geçer.” siyasi söylem, en sonunda Erdoğan’ın “Bu meseleyi mutlaka çözeceğim.” iradesinin gelip dayandığı nokta Halkların Demokratik Partisinin İstanbul il örgütüne böcek yerleştirmek. Çok zavallı bir durum, halkımız adına çok utanılası bir durum.

Siz burada teknik bazı malzemeler görüyorsunuz muhtemelen, biz burada bir halkın gasbedilmiş haklarını görüyoruz değerli arkadaşlar; bir tarihsel haklılığı, bir siyasi sürekliliği, bir direnişi görüyoruz. Sizin gördüğünüz şey, yalnızca bunu buraya yerleştiren büyük olasılıkla MİT ya da Emniyet istihbaratının belki de övünülecek bir faaliyetiyken, biz, burada bir halkın mahrum edilmiş, verilmemiş tarihsel haklarını, siyasal haklılığını ve bugün de süren bu mücadeleyi görüyoruz. Bunda ne zaman ki baktığımızda aynı şeyi görmeye başlarsak işte, o zaman gerçekten bu ülkenin en kadim meselesi olan Kürt meselesinin belki de çözümü için en büyük adımı atmış olacağız.

Değerli arkadaşlar, MİT üzerine söz aldım. Kuşkusuz, MİT üzerine söz söyleyebilmek, özelde MİT, genelde de istihbarat örgütlerinin faaliyetlerine yön veren esas efkâr nedir, bunlardan söz etmeyi zorunlu kılıyor. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin konfigürasyonu, dizilişi, temel mantığı, kurumsal mimarisi güvenlik temeli üzerine kurulmuş. Güvenlikçi siyaset, bütün kamu yaşantımızı, bütün insani ilişkilerimizi, kamunun örgütlenişini, devletin bütün genetiğini belirler bir hâl hâline gelmiş durumda. Kuşkusuz, bunun birtakım tarihsel sebepleri, birtakım siyasi sebepleri var. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna gidecek olursak, bir Osmanlı bakiyesi olarak kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ulus devlet projesi olarak örgütlendirilmiş olması, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran askerî ve sivil bürokrasinin tercihleri bugünkü güvenlik anlayışını da şekillendiriyor. Ne o? Diyoruz ya “Osmanlı’nın bakiyesidir Türkiye Cumhuriyeti.” diye, o kadar bakiyesidir ki Osmanlı Meclis-i Mebusanının son görüştüğü yasa tasarılarından bir tanesi aynı zamanda Cumhuriyet Meclisinin ilk görüştüğü tasarılardan bir tanesidir. Bu kadar kopuş değil, bir tarihsel ve siyasal sürekliliktir söz konusu olan ve bu tarihsel ve siyasal süreklilik değerli arkadaşlar, aynı zamanda güvenliğe, güvenlik bürokrasisine ve bir bütün olarak güvenlik algısına bakışı da şekillendirmiş. Osmanlı, bir halklar mozaiğiydi ve Osmanlı bölünmeye başladığında ortaya çıkan şey, bundan bir ulus devlet yaratma projesi söz konusu olduğunda birtakım zorluklardı ve Türk olmayan bütün kesimlerin varlığına şüpheyle, hatta yer yer düşmanca bakma siyasi sonuçlarını doğurdu. Bu zor bir projeydi, bir halklar mozaiğinden bir ulus devlet çıkarma yaklaşımı. Bunun sonucunda Ermeniler, Rumlar çeşitli tarihsel dönemlerde toplumsal, siyasal ve ekonomik olarak tasfiyeye uğradılar, bir Kürtler kaldı biliyor musunuz? Yani şimdi bu bölücülük teraneleri çok anlatılıyor, oysa bir Türk olarak söylüyorum: Kürtler kurtuluş mücadelesinin ya da Millî Mücadele’nin başladığı ve en zorlu olduğu dönemde dahi kendi kaderlerini Türkiye’yle, Türk halkıyla beraber gördüler ve yan yana oldular. Şimdi birileri diyor ya: “Bunların kökü dışarda, bunlar dış mihrak.” Eğer böyle bir tercih olsaydı, Kürtler zamanında bizleri yalnız bırakırlardı. Bu tercih, bu süreklilik, hâlâ bir biçimiyle devam ediyor olduğu hâlde, ne yazık ki güvenlik bürokrasisi önce Ermeni’yi, Rum’u, ardından da şu an geldiğimiz noktada Kürt’ü, Kürt’ün taleplerini bir “öteki” olarak nitelendirmek suretiyle derdest etmeye çalışıyor, yok etmeye çalışıyor.

Çağlar Keyder’e atıfla söyleyeyim: “Millî Mücadele 1912’de başlar, 1920’ye kadar sürer.” diyor. Balkan Savaşı, ardından “Birinci Paylaşım Savaşı” ardından Millî Mücadele. Onu tahsis etmek haddime düşmez ama ben birtakım zihinlerde bu Millî Mücadele anlayışının Kürtlere karşı ve Halkların Demokratik Partisine karşı hâlâ sürdüğünü düşünüyorum; hâlâ arınmacı, nasyonal sosyalizminden ya da Franco faşizminden ya da Mussolini İtalyasından referansla hâlâ arınmacı, hâlâ saf Türk’ü iktidar etmek isteyen, bunu yaparken de ne yazık ki toplumsal ve siyasal farklılıklarımızı, zenginliklerimizi ortadan kaldıran bir yaklaşım ne yazık ki bu Parlamentonun çatısı altında da oldukça güçlü biçimde devam ediyor.

Şimdi, MİT faaliyetleri, işte, bu bölünme, parçalanma paranoyasından bağımsız olarak ele alınabilecek şeyler değil. O tarihsel dönemde cumhuriyetin kuruluşunun zorlukları ve güvenlik riskleri ne ise, 1920 model bir güvenlik anlayışıyla şu anda ülkemizin güvenlik ve istihbarat kurumları, Millî İstihbarat Kurumu başta olmak üzere, işine devam ediyor. Bunu niye söylüyorum? Şundan söylüyorum: Bakın, ben aynı zamanda bu Komisyonun üyesiyim de. Şimdi, Millî İstihbarat Teşkilatı ya da diğer örgütler, bir defa kamuya eşit mesafede değil ve -tırnak içinde- ürettikleri kamusal hizmet yalnızca bir azınlığın beka sorununu çözmeye dönük; iktidarı ve sarayı kastettiğim anlaşıyor. Böyle olmasaydı, örneğin, yıllardır sündürülen Hrant Dink davasında bir sonuç çıkardı, Tahir Elçi davasında bir sonuca yaklaşılabilirdi. Diyarbakır katliamı, Gar katliamı herkesin gözü önünde oldu, herkes bunun tanığı ve iktidar bunun sanığı. Millî İstihbarat Teşkilatı -şimdi, bizden, bütçesini görüştüğümüz Millî İstihbarat Teşkilatı- acaba neden bu istihbaratları, önleyici hizmetleri zamanında, bütün halkı kendi halkı olarak görerek, bu mantıkla, bu perspektifle bu hizmetleri üretmedi? Burada çok açık bir şey: Bir taraf makbul olan, diğer taraf makbul olmayan.

Halkların Demokratik Partisinin anayasal güvence altına alınmış olan hakları, bir istihbari mesele olarak görülüyorsa değerli arkadaşlar, boş verin gerisini konuşmayı ya! Otomatik olarak bu memleketin 20 milyonunu “terörist” olarak görüyor, niteliyor ve istihbar ediyorsa bir örgüt, boş verin gerçekten başka şeyleri konuşmayı, bizim, çok ciddi meselemiz var demektir. Bundan daha büyük bir mesele yok. Her şeyin üstünde işte, bu mesele var demektir. Bu kafa değişmedikten sonra, bu istihbari anlayış, bu güvenlik anlayışı değişmedikten sonra, belki de 1921 mantalitesine tekrar dönmedikten sonra, orada Kürdistan eyaletinden gelen vekillerin kendilerini bir eşit özne olarak gördükleri gibi bir tarihsel ve siyasal vasat oluşturulmadıktan sonra, böyle, MİT’i konuşmak “Şu kadar önleme yaptık, bu kadar dinleme yaptık; bak ne güzel HDP’nin binasına dinleme aleti koyduk.”la bu işler olacak biçimde değil. İnsan Hakları Derneği rapor yazmış, diyor ki: “Bu yıl 160 kişi kaçırıldı.” Bunların önemlice bir kısmı MİT kimliğini göstererek bu kaçırmayı yaptı. Bir kısmı bizim üyelerimiz, bir kısmı gençlik meclisi yöneticilerimiz. Bunlar ajanlaştırılmaya kalkılıyor. Ya, kardeşim, ajan ihtiyacınız varsa gidin başka yollardan nasıl çözüyorsanız çözün. (HDP sıralarından alkışlar) Bizim partimizin üyelerini ne tasallut altında bırakıyorsunuz. Yani uzun lafın kısası şu: MİT zaten istihdamını bizim üzerimizden sağlıyor bir de bizden ekstra para istemesin, biz bu bütçeye razı değiliz değerli arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, söz sırası Mehmet Ruştu Tiryaki’ye ait.

Buyurun.(HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; televizyonları başında ve sosyal medyadan bizi izleyen, dinleyen tüm vatandaşlarımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Geçen gün İçişleri Bakanı “Ne o artık Selahattin Demirtaş’tan bahsetmiyorsunuz!” diyordu. Kendince aramıza nifak tohumları ekmeye çalışıyor, bu konuda onu da kırmayalım, onu da bu konuda kandırdıklarını söyleyelim. Eş Genel Başkanımız sevgili Selahattin Demirtaş’ı, şahsında bütün devrimci tutsakları, yurtseverleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Ben, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesi üzerine konuşacağım. Bakalım, bu Genel Sekreterlik gerçekten güvenliğimizi sağlıyor mu?

Bakın, neredeyse her gün bir Kürt vatandaşı -çoğunlukla bu, Kürt köylüsü oluyor- kamu adına vatandaşın güvenliğini sağlamakla görevli asker veya polis kurşunuyla yaşamını yitiriyor ya da askerin, polisin kullandığı zırhlı bir aracın altında kalarak yaşamını yitiriyor ya da tepesine bombalar yağıyor ve topluca yaşamını yitiriyor. Bu kürsüden defalarca bu cinayetleri dile getirdik. Bazı arkadaşlar, kendilerini bizden daha vatansever sayan bazı arkadaşlar hop oturup hop kalkıyorlar “Askerlerimiz vatan için çarpışıyor, polislerimiz vatan için canını veriyor…” Sanki biz bunu tartışıyoruz. Empati yapın ve düşünün, aynı şeyin başınıza geldiğini düşünün. Allah göstermesin, en sevdiğinizin, can parenizin panzer altında kalarak can verdiğini, biricik evladınızın bir askerin, bir polisin kurşunuyla can verdiğini düşünün ve bu dikkatsiz, pervasız askerin, polisin hakkında bir soruşturma başlatılmadığını, başlatılsa bile cezalandırılmadığını düşünün. Evet, işte, Kürtler her gün tam olarak bunu yaşıyor. Her gün bir asker kurşunuyla, polis kurşunuyla ölüyor ama bunu yapanlar elini kolunu sallayarak aramızda dolaşmaya devam ediyor. Ve kamu yöneticilerinin bu konuyla ilgili yaptığı açıklamalar var, en çok da onlar yer alıyor. Bakın, ben size 3 tanesini okuyacağım.

2 Ağustos 2019: "1 Ağustos günü Kuzey Irak sınırımızdan ilimiz Derecik ilçesi sınırına 2 kilometre mesafede sınırlarımız dışında ülkemizin sınırına, terör örgütü tarafından yoğun olarak kullanılan bölgeye kaçak yollarla girmeye çalışan şahıslara sınır birliklerimiz tarafından “Dur!” ihtarında bulunulmuştur. Ancak “Dur!” ihtarına uymayarak sınırımıza doğru Kuzey Irak tarafından ilerleyen şahıslara angajman kuralları gereği uyarı ateşi yapılmıştır. Bölgenin engebeli ve kayalık olması sebebiyle seken mermi çekirdeği bir vatandaşımızın yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Yaralı vatandaşımız olay yerinde bulunan hudut birliklerimize ait araçlarla Derecik Sahra Hastanesine kaldırılmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen, maalesef, hayatını kaybetmiştir." Seken kurşun… Soruşturma var mı? Yok. Ceza var mı? Yok.

Bir başka örnek: 2 Kasım 2020 “Bazı basın yayın organları tarafından yayınlanan Hakkâri ili Yüksekova ilçesine bağlı Esendere beldesinde 1 kişinin evinde askerler tarafından öldürüldüğü şeklindeki asılsız haberler karşısında aşağıdaki açıklama yapılma gereği duyulmuştur.” Uzun uzun anlatıyor, en son diyor ki: “Olay yerinde yapılan arama tarama faaliyetinde daha önceden uyuşturucu, uyarıcı madde imalatı ve ticareti suçundan kaydı bulunan Şerali Dereli’nin hayatını kaybettiği görülmüş olup konuyla ilgili araştırma yapılmıştır.” Yani şöyle olmuş: Askerler metamfetaminle çatışmaya girmişler, arama sırasında bir cenaze bulmuşlar. Aynen böyle bir açıklama yapılmış. Bir soruşturma var mı? Yok. Ceza var mı ? Yine yok.

Bir başka örnek: 30 Kasım 2020 “30 Kasım 2020 günü saat 14.30 sularında Derecik ilçesi Yeşilova Mahallesi sınır hattı askerî yasak bölgesindeki mücavir alanda yurt dışından yurt içine kaçakçılık maksadıyla girmeye çalışan şüpheli şahıslara karşı görevli hudut birliğimiz tarafından sözlü olarak yapılan ikazlara cevap verilmemesi üzerine havaya yapılan uyarı ateşi sonucunda 1 vatandaşımız yaralanmış olup Derecik Sahra Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat etmiştir.” Evet, arkadaşlar, askerler havaya ateş açıyor ama yerdeki köylü ölüyor. Soruşturma var mı? Yok. Ceza var mı? Yok.

Şimdi ben size birkaç tane örnek vereceğim, bu cezasızlık politikasıyla ilgili benzer bir sürü olay oluyor. 90’lı yıllardan beri biz bunları her gün, her gün yaşıyoruz ve bunlar ya soruşturulmuyor veya soruşturma davaya dönüştürülüyor ama bu davaların neredeyse hiçbiri cezalandırmayla sonuçlanmıyor.

Kamuoyunda “JİTEM dosyası” olarak adlandırılan bir dosya vardı; cinayetlerin neredeyse tamamı hakkında ayrıntılı ifadelerde bulunan bir özel harekât polisinin beyanları yok sayıldı, bütün sanıkların beraatine karar verildi. Bu dosya devlet eliyle, devlet görevlileri eliyle işlenen cinayetlerde verilen ilk beraat kararı değildi, daha önce de pek çok dosyada beraat kararı verildi ve cezasızlık politikası bu Hükûmet döneminde de sürdürüldü. Dolayısıyla, geçmişle ve hakikatle yüzleşme şansını bu davalar nedeniyle kaybetmiş olduk.

Bakın, Kızıltepe JİTEM davası: 1992-1996 yılları arasında 22 kişinin infaz edilmesi ve zorla kaybedilmesiyle ilgili dava zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Bu davada 4’ü asker, 5’i korucu 9 sanık yargılanıyordu.

Yine, Mart 1994’te Şırnak’a bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köyleri tanık ifadelerine göre 2 savaş uçağı ve 1 helikopter tarafından bombalandı, 38 köylü yaşamını yitirdi. Genelkurmay “O gün uçuşumuz yok.” dedi, soruşturma başlatılınca “Uçuş kaydına rastlanmamıştır.” denildi. Soruşturma sonucu “menşesi belirlenemeyen patlama” denilerek görevsizlik kararı verildi. Toprağı bol olsun, bu davayı Tahir Elçi takip etti. En sonunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hava saldırısı emri vermek, yeterli soruşturma yapmamak, insan yaşamını dikkate almadan bombalamak ve uçuş kayıtlarını gizlemekten 300 bin euro tazminata hükmetti. O zaman gazeteler aynen şöyle bir manşet attılar; ne dediler, biliyor musunuz? “Bomba düşmesi sonucu şu kadar vatandaş yaşamını yitirmiştir.” Bir uçaktan bomba düşmesi sonucu; sanki patates taşıyorsunuz da kamyondan bir patates çuvalı düşüyor.

Şimdi, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, 1993’te, 11 köylü kaybedildi; yıllar sonra bir dava açılabildi ve bu davada yargılanan askerler de cezasızlık politikasından yararlandırıldı çünkü bu dava da zaman aşımı gerekçesiyle reddedildi.

1993’te, Cizre’de 21 kişi gözaltına alındı, bir daha bu insanlardan haber alınamadı; bundan on altı yıl sonra Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde soruşturma bir iddianameye dönüştürülebildi ancak dosya 2014’te Şırnak’tan Eskişehir’e alındı, 2015’te sanıkların bir kısmına beraat kararı verildi, bazı suçlamalar da zaman aşımıyla düşürüldü.

1995’te, Hakkâri Yüksekova’da köylü Nezir Tekçi gözaltına alındı, bir daha kendisinden haber alınamadı; 2011’de ancak bir iddianame hazırlandı, dava Eskişehir’e nakledildi, 2015’te beraatla sonuçlandı.

1993’te, Şırnak Görümlü’de, köye yapılan operasyondan sonra gözaltına alınan 6 kişiden bir daha haber alınamadı; 2013’te Bölge Komutanı Mete Sayar ve emrindeki askerler hakkında dava açıldı, dava Ankara’ya nakledildi, 2015’te beraatla sonuçlandı.

1993’te, Lice’de Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Uzman Çavuş Yüksel Bayar ve 14 kişi öldürüldü; 2013’te bir iddianame düzenlenebildi, dosya 2014’te Eskişehir’e, Diyarbakır’a, İzmir’e, oradan oraya gönderildi, 2018’de de bu dosya beraatla sonuçlandı.

1993’te, Muş Kızılağaç’ta boşaltılan köylerinden eşyalarını almaya giden köylüler gözaltına alındı, bir kısmı serbest bırakıldı, bırakılmayan 4 kişinin cenazeleri bulundu; 2013’te bir iddianame düzenlenebildi, dosya Muş-Van arasında gidip geldi ve 2014’te sanıklar delil yetersizliğinden beraat etti.

Yine, 1993’te, Muş’un Vartinis beldesinde evleri ateşe verilen 7’si çocuk 8 kişi yanarak yaşamını yitirdi; 2013’te dava açıldı, bu dava da güvenlik gerekçesiyle batıya, Kırıkkale’ye sevk edildi, sanıkların tamamı 2016’da beraat etti. Bunlar uzadıkça uzuyor, ben süremin sonuna geldim.

Şimdi, bakın, bu Mecliste en az 130 hukukçu var, bir o kadar da hukuk eğitimi almış milletvekili var. Şimdi, hukukçular bilir, hukuk eğitimi almış olanlar bilir “kusursuz sorumluluk” diye bir kavram var, yani bazı durumlarda kusursuz da olsanız sorumlu olursunuz ve mutlaka bunu tazmin etmeniz gerekir. Eğer bir aracınız varsa, araç sahiplerinin mutlaka kusursuz sorumluluğu vardır; kusurunuz olmasa da verdiği zarardan sorumlu olursunuz. Hayvan sahibi olanlar, hayvanlarınız etrafını çevirdiğiniz bir ağıldan kaçıp bir başka tarlaya zarar verse, hiçbir kusurunuz olmasa da o zararı karşılamak zorunda kalırsınız. Sivil havacılık işletmesi sahibiyseniz o sivil havacılıktan dolayı oluşacak zararlardan sorumlu olursunuz. Yanında birileri mi çalışıyor -hukukta “Adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu.” derler- onun verdiği zarardan sorumlu olursunuz. Ama eline silah verdiğiniz askerin, eline silah verdiğiniz polisin veya bomba yüklü uçağın verdiği zarardan sorumlu tutulamayacağını nasıl düşünebiliriz arkadaşlar?

İşte, bizim söylediğimiz, her gün tekrar ettiğimiz şu: Kimin bir kusuru varsa sorumlu tutulmalı ve cezalandırılmalıdır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Söz sırası, Sayın Hüda Kaya’ya ait.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Genel Kurul; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sistemin her kurumunda adaletsizlikler yaşanıyor; evet, ama insanların inanç adına bir ehliyet atfettikleri Diyanet Kurumu diğer tüm kurumlardan daha fazla bir vebal, haksızlık, bağnazlık, adaletsizlik ve çürümüşlük içerisindedir.

13 Bakanlığı aşan bütçesiyle, yüz binlerce kadrosuyla Diyanet, 83 milyon insanımızı temsil ediyor mu ki böylesine devasa bir bütçeye sahip? Elbette bu bütçe Diyanete boşuna verilmiyor; bu çarpık düzenin, tahrip olmuş dinciliğin temsilcisi olarak Diyanetin varlığı saraylar için bir beka meselesidir; halk için, millet için değil, kendi saltanatları için bir beka sorunudur. Diyanete tahsis edilen ödenekte bütün vatandaşlarımızın hakkı vardır ama Diyanet sadece Sünni ve Hanefi geleneği üzerine bir tedrisata sahiptir. Türkiye’de Hristiyan, Yahudi, Ezidi, Süryani, Alevi, Caferi, Şafii hatta inanmayan tüm vatandaşlarımız, herkes gibi onlar da vergilerini vermektedirler. Camiye gidenden de gitmeyenden de bu vergi zorla alınmaktadır. Bu, halkımızın razı olmadığı bir bütçedir ve onların helal etmediği bir bütçedir.

Arkadaşlar, devletin dini, mezhebi olmaz. Devletin dini de mezhebi de adalettir, o kadar. Diyanetin tek bir mezhebe hizmet ettiği bir toplumda eşit vatandaşlıktan bahsedemeyiz, adaletten bahsedemeyiz. Dünyada 208 ülke var. Bu kadar aç ve yoksul insan varken tek bir mezhebe 10 bakanlıktan fazla para veren bir başka ülke yok arkadaşlar. Gerçekleri tahrif ederek, bir karşı darbe yaparak elçilerin kaldırmaya çalıştığı cahiliyeyi bir din hâline getirerek kurumsallaştırmasının bugünkü temsiliyeti Diyanet Kurumudur. Yüzyıllardır işte bu kurumlarla Müslüman toplumlara düşünmeyi, sorgulamayı haram olarak, aklını kullanmadan kayıtsız şartsız biat etmeyi de helal olarak öğrettiler ve insanları köleleştirmeye çalıştılar. İşte bu kurumlarla Allah adına yetki almışlar gibi yazarak, konuşarak dinî hayata egemen olan bu “Ferisigiller” sınıfı ile saraylar, saltanatlar ve onların zulümleri, katliamları meşrulaştırıldı. Emevi saltanatı döneminde camilerde hutbelerde yüz elli yıl ehlibeyit ve destekçileri halka terörist olarak anlatılmış ve dualarda lanetler okunmuştu, bugün de aynı anlayışın temsilcileri halkımızı bin yıllardır gittikleri camilerden uzaklaştıran uygulamalarıyla hiç de atalarından geri kalmadıklarını gösteriyorlar. Saraylar, saltanatlar yaşasın diye, kurdukları dinci konforları bozulmasın diye hem dinî hem siyasi düşünen, konuşan insanlara yaşam hakkı tanımıyorlar; insanlar hapsediliyor, meslekleri engelleniyor, geçinme, çalışma, güvenlik hakları yok ediliyor. Tam da bu çarpıtılan din anlayışı ve kurumları hakkında konuşurken, bu vesileyle başta dini devlet kurumu hâline getiren, saray dini hâline getiren Emevi zulmüne karşı direnen Kerbelâ yoldaşları, Afganistan’da dinci, bağnaz cahiller tarafından linç edilen Ferhunde Malik Zade ve Türkiye'de Gonca Kuriş şahsında tarih boyunca tüm bu zihniyetler tarafından zulmedilen, katledilen bütün kadınları ve tüm canları saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bugün de maalesef aynı anlayışlar kendilerinden farklı düşünen herkese karşı aynı tahammülsüzlüğü, linci yaşatmaya devam ediyor. Son dönemlerde yaşanan dinci, bağnaz lince uğrayanlardan sadece iki örnek vereceğim: Biri, Marmara Üniversitesindeki görevinden ayrılmak zorunda kalan Mustafa Öztürk Hocadır. “Tarihselci yorumlarına katılmıyoruz.” diye bir ilim insanının onurunu incitmek, işinden etmek, tehdit etmek, ülkesinde yaşayamayacak hâle gelmesine sebep olacak atmosfere yol açmak yerli bir engizisyondur. Diğer bir örnek ise Fatma Yavuz; Diyanetten ihraç edilen Fatma Yavuz’un, bakın, ihraç edilme sebebi: “Ehlisünnet çizgisindeki Müslümanları kastederek dinci, şeriatçı gibi tahkir edici ifadeleri, İslam fıkhı, İslam şeriatı ve din konusunda cinayet fıkhı, saçma sapan hukuk, böyle dine inanacağıma çöp tenekesine inanmayı tercih ederim gibi, yeşile boyanmış faşizme karşı mücadeleyi görev addederim gibi eleştiri sınırlarını aşan, küçük düşürücü, aşağılayıcı niteleme ve beyanları, tarihteki İslam âlimlerini aşağılayacak nitelikte sözleri ve sahih hadisleri ihtiva eden Buhari ve Müslim'i değersizleştiren, önemsizleştiren, hadislerin itibarını zedeleyen ifadeleri, İslam adap ve ahlakına aykırı olup haram ve günah olduğu gibi toplumun kahir ekseriyet örf, âdet, kültür, gelenek, ahlak anlayışına zıt tercih, cinsel tercihlere sahip LGBT bireyleri savunan küfür ve cinsellik içeren yazıları, KHK'lilerle devlet aleyhine faaliyette bulundukları için kamudan ihraç edilen; sosyal medyada bu paylaşımları sebebiyle…” deniliyor ve “…bu eyleminizle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddesini ihlal ettiğiniz anlaşılmıştır.” denilerek bir kadın, düşünen bir kadın da Diyanetten ihraç edildi bugünkü bu yapıda.

Evet, aldığı onca bütçeye rağmen Diyanette neden gerçek ilim insanları yetişmiyor, bu ortada.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, geçen hafta cuma günü Diyanet çok önemli bir görev yerine getirdi. Nedir bu görev? Türkiye’de tüm camilerde bir yağmur duası gerçekleştirdi, Meteorolojinin yağmur uyarısını fırsat bilip yağmur duası çağrısıyla bir uyanıklık yapmaya çalıştı. “Kıyamet koptuğunu görseniz bile elinizdeki fidanı dikin.” tavsiyesini hiç bilmiyorlarmış gibi milyonlarca ağacı katledenler, insanları yağmur duasına çağırdı. Daha da önemlisi, ağacı ve ormanı kesenlerle mücadele etmektir, gerçek yağmur duası ağaç dikmektir ama kime karşı verecekler bu mücadeleyi? Zaten o ormanları, milyonlarca ağacı burada maden şirketleri için el kaldıranlar kesti. Doğa, çağırmak, davet etmek demektir. Evrenin yasaları bellidir; yağmur duası doğal yaşamdır, ağaç dikmektir, ormanları, suyu savunmaktır ama ormanları, suyu savunanlara cezalar keseceksiniz, saldıracaksınız sonra da -Meteorolojinin ikazıyla- insanları yağmur duasına davet edeceksiniz!

Evet, bu kürsüden –vaktim kalmadı- milyonlarca vatandaşın iradesini temsil eden seçilmişlere “Haysiyetsizler!” diyenler oldu. Bunu söyleyenlerin kendileri en büyük haysiyetsizdir!

Buradan son bir kez şunu söylemek istiyorum: Arkadaşlar, ey iktidar sahipleri ve destekçileri, ey ülkeyi talan edenler; sizler için artık son yıllarınız bile demiyorum çünkü artık yıllarınız yok, aylarınız kaldı; bunu kendiniz de çok iyi biliyorsunuz, teşkilatlarınıza “Artık gidiyoruz, temizlik yapın.” dediğinizi de biliyoruz ama öyle çok suça bulaştınız ki, bu halka öylesine kötülük yaptınız ki elbette korkmakta haklısınız.

Bizleri zindanlarda, şantiyelerde, atölyelerde, meydanlarda, sokaklarda dinleyen bütün halkımıza buradan bir kez daha selam ediyorum. Umudunuzu kaybetmeyin, iyilerle olun, iyi olun, gelecek bizimdir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sait Dede’ye ait.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SAİT DEDE (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığına bağlı Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı ve Devlet Arşivleri Başkanlığının 2021 yılı merkezî bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bizleri izleyen tüm halklarımızı saygıyla selamlıyorum.

Günlerdir, burada, arkadaşlarımız, bu bütçenin sarayın, yandaşın, savaşın bütçesi olduğunu, halkı esas alan bir bütçe olmadığını dile getirdiler; dile getirmeye de devam edeceğiz. Bu bütçe, sarayda hazırlanan, halka uzak, STK’ler ve ilgili kurumlar bir yana, Parlamentonun dahi bütçeye müdahale etme şansının olmadığı ve Meclise sadece prosedür gereği, onay için gönderilen bir saray bütçesidir.

Bütçeye baktığımız zaman, önceki yıllara oranla dikkat çekici artışlar olduğunu görüyoruz. Şu an Genel Kurulda konuştuğumuz Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı bütçesi de bu anlamda, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri içerisinde yüzde 273,4’le en fazla artışın yapıldığı kurumlardan biridir.

Yoksulun, emekçinin, halkların alın teri uçan, yüzen, yüz binlerce metrekare kamu arazisini işgal eden saraylar ve şatafat için harcanmaktadır. İnsanlarımızın büyük bir kısmının açlık sınırında yaşadığı ortadadır. Bakın, TÜİK’in şaibeli rakamlarında bile, 2019 yılı itibarıyla, son beş yılda ekonomik sıkıntılar yüzünden intihar eden kişi sayısı 1.370 ve bu, TÜİK verilerine göre. Daha geçen gün Samsun’da bir insanımız eline “iş-aş” yazarak yaşamına son verdi. Böyle acı manzaraların yaşandığı bir ülkede, sarayın yaptığı harcamalara bakalım: 2020 yılında saraya ayrılan bütçeye göre, sarayın bir günlük harcaması 8,6 milyon TL’nin üzerindedir. Bu rakam, 3.715 asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk gelmektedir. Yine, 2020 yılında asgari ücretle çalışan bir emekçinin bir aylık maaşı 2.324 TL iken, sarayın bir dakikalık gideri 7.675 TL’dir. Sadece bu yıl, Cumhurbaşkanlığı saraylarının yapım ve onarımı ile araç alımlarına 610 milyon lira yatırım harcaması yapılması beklenmektedir, bu rakam yaklaşık olarak 265.217 asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk gelmektedir. Su, ısıtma gideri, elektrik gideri, internet aboneliği harcaması gibi kalemlerden oluşan tüketime yönelik mal ve malzeme alımları 25,5 milyondan 40,9 milyon liraya yükselmiştir. Sarayın mal ve hizmet alımına harcanan para 428 milyon TL’dir, bu rakam yaklaşık olarak 184 bin asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk gelmektedir. İnsanların eve ekmek götüremediği için intihar ettiği bir süreçte sarayın mutfak için harcadığı para 5 milyon 311 bin liradır, bu rakam yaklaşık olarak 2.284 asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk gelmektedir. “Balık baştan kokar.” derler ya, evet, balık baştan kokuyor. Hukuku, temel hak ve özgürlükleri askıya alan, kendinden olmayana yaşam hakkı tanımayan bir iktidarla ve onun zalimane uygulamalarıyla karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, yaşam hakkı en temel haktır, diğer tüm hakların kullanımı ve varlığı bu hakka bağlıdır. Yaşama hakkı aynı zamanda öldürülmeme hakkıdır. Başka bir ifadeyle, devlet, insan yaşamına saygı göstermek, aynı zamanda insan yaşamını etkili olarak korumak, bunun ihlal edilmesi hâlinde caydırıcı cezalar vermekle yükümlüdür. Hakkâri’de bu yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmeyen bir devletle karşı karşıyayız. Öyle ki yaşam hakkı ihlallerini tüm resmî kurumlar el birliğiyle örtbas etmeye çalışmaktadır. Her cinayetten sonra Hakkâri Valiliğinin duyuru şablonu hazırdır, kopyala-yapıştır yapılır sürekli. Açın bakın Hakkâri Valiliğinin internet sitesine, tüm açıklamalar bu minvaldedir: “Güvenlik kuvvetleri tarafından yapılan ikazlara cevap vermemesi üzerine havaya yapılan uyarı atışı sonucunda bir vatandaşımız ölmüştür.” Bütün havaya yapılan uyarı atışlarında bir vatandaş hayatını kaybediyor. Hatta bazı açıklamalarda çok daha ileri gidilerek soruşturmayı yürütecek adli makamlara telkin ve tavsiyede bulunan bir Valilik. Daha çocukların cansız bedenleri olay yerindeyken hemen Valilik “Dur!” ihtarı yapıldığını ve kaçakçılık suçunun işlendiğini ilan ediyor. Ayrıca, çoğu çocuk ve yaşlı olan bu insanlarımızın hiçbiri kaçakçı değildir -birazdan anlatacağım- veya kaçakçı bile olsa -ki yine söylüyorum, değiller- kaçakçılığın cezası görüldüğü yerde hemen infaz edilmek midir? Bu cinayetlerde insanın kanını donduran diğer önemli bir nokta, bu yurttaşlarımızın neredeyse tamamı yaralı hâlde olay yerinde bekletiliyor, müdahale edilse yaşama şansları belki olabilecek. Yanı başında bekleniliyor hatta kimsenin yardım etmesine dahi izin verilmiyor.

Şimdi, size son birkaç yılda sadece Hakkâri’de güvenlik güçleri tarafından öldürülen yurttaşlarımızdan, yetkili kurumların olayı nasıl örtbas ettiklerinden ve yargıyı nasıl etkilemeye çalıştıklarından bahsedeceğim. Bakın, Sürmi İnce, 55 yaşında bir anne. 18 Temmuz 2016’da Yüksekova ilçesine bağlı Büyükçiftlik beldesinde ot biçen çocuklarına yemek götürürken asker kurşunuyla katlediliyor; yerel mahkeme, failine üç yıl dört ay ceza veriyor, yalnız, üst mahkeme, yani istinaf mahkemesi bu cezayı çok buluyor, sorumluluğu kaldıran nedenlerle verilen üç yıllık cezayı bile çok görüyor. Ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran neden ne? Sürmi İnce’nin Kürt olması, Hakkâri’de olması. (HDP sıralarından alkışlar)

Bakın, yine, 8 Ekim 2016’da Hakkâri Yüksekova’da, güpegündüz, çarşı merkezinin ortasında 4 insan kobra tipi zırhlı araçtan ateş açılması sonucu hayatını kaybediyor. Faili ne kadar yatıyor biliyor musunuz? Bir yıldan az, 4 insanın faili bir yıldan az cezaevinde kalıyor. Bugün, sırf düşüncelerini söylediklerinden dolayı, muhalif olduklarından dolayı insanlar yıllarca cezaevinde kalabiliyor ama 4 kişinin katili bir yıldan az cezaevinde kalıyor. (HDP sıralarından alkışlar)

Sertip Şen, 46 yaşında bir çoban. Yine Yüksekova’da, onbaşılar köyünde, üstelik askerî bölgeden izin alarak hayvanlarını otlatmaya gittiği yerde katlediliyor ve saatlerce ona müdahale edilmiyor, orada bekletiliyor. Pancar toplamaya giden kadınlar Sertip Şen’i sırtına alarak köylerine getiriyorlar. Ambulans bekletiliyor ve Sertip Şen de kan kaybından hayatını kaybediyor. Babası biliyor musunuz ne diyor? “Hakkâri’de bir çoban vurulmuş, kimin umurunda.” Sertip Şen cinayetinde yine balistik inceleme sonucu olayın faili bulunmuş. Fail, silahın çalışıp çalışmadığını kontrol ederken silahın ateş aldığını beyan etmiş ve bu şahıs adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, faili dışarıda kol geziyor. (HDP sıralarından “Yuh! Yazıklar olsun!” sesleri, alkışlar)

Vedat Ekinci, 14 yaşında bir çocuk. 1 Ağustos 2019 tarihinde, Derecik ilçesine bağlı Çemekurk köyünde, Vedat Ekinci, askerler tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybetmiştir. Hakkâri Valiliğinin olaya ilişkin açıklamasında yine şablon, kalıp olan bir açıklama; “Dur!” ihtarı yapıldığını, “Dur!” ihtarına uyulmaması sonucu havaya ateş açıldığını… Bu insanlar, tabii, orada havada yaşıyor, ne zaman havaya ateş açılsa insanlar vuruluyor, yer çekimi yok Derecik’te(!) Bu olay da bu şekilde yine.

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’nın öldürdüklerini asker öldürdü gibi göstermek istiyorsunuz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Cora, buna da mı itiraz ediyorsun?

SAİT DEDE (Devamla) – Valiliğin kendisi itiraf etmiş, yargılananlar var bundan.

Şerali Dereli, 61 yaşında. 29 Ekim 2020 tarihinde, Yüksekova ilçesi Esendere beldesinde, 61 yaşındaki Şerali Dereli evinin hemen yanında askerler tarafından açılan ateş sonucu yaşamını yitiriyor. Bu kan donduran olayda Şerali Dereli altı saat boyunca olay yerinde bekletiliyor, kendisine tıbbi müdahale yapılmıyor, akrabalarının ve köy halkının yaralıya müdahalesine izin verilmiyor. Şerali Dereli’nin oğlu Sultan Dereli’nin, olaya ilişkin, insan olanın yüreğini burkan anlatımı aynen şöyle: “Askerin kurduğu barikatı aşmaya çalıştık, babamın atının olduğu yere gittiğimizde atın cesediyle karşılaştık ama orada babamı göremedik. Yukarıdan sesler geliyordu ‘Rahat dur!’ diyorlardı. Meğer babam o sırada yaralı ve ellerindeymiş. Seslerin geldiği yöne gitmek istedik, asker engel olmak için ateş açtı. Vakit gece yarısını geçince köyden gelen akrabalarımla birlikte babamın olduğu yere gidebildik, o sırada babamın cansız bedeniyle karşılaştım.” Ve şöyle devam ediyor: “Babam akşam yedi sıralarında vurulmuş. Vakit artık gece yarısını geçmişti. Zorla, babamın olduğu yere daha çok yaklaştık ve yerde babamın cansız yatan cesedini gördük. Yetmedi, bize hakaretler, tehditler savurdular; sabah beşe kadar babamın cenazesini de orada beklettiler, bize vermediler.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAİT DEDE (Devamla) – Başkanım, tamamlıyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başkan, bir istisna yapsanız, cümlelerini bitirse.

BAŞKAN – Bozmayacağım şeyi; hayır, süre vermeyeceğim Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bizim iki dakika alacağımız var önceki konuşmadan.

SAİT DEDE (Devamla) – Şimdi, bugün, yaşanılan bütün bu cinayetlerin sebebi faillerin korunmasıdır. Geçmişten bugüne Kürtlere yönelik tüm katliamlarda ve cinayetlerde olayı sözde aydınlatmakla görevli kurumlar el birliğiyle bu cinayetlere yasal kılıf bulmuş; bu da yetmemiş, failleri ödüllendirmişlerdir. Evet, oh çekerek Kürt halkının çocuğuna, kadınına, yaşlısına reva gördüğünüz muamele bu. Bu masumların kanında, bu annelerin ahında boğulacaksınız; işte, bu da sizin sonunuz olacak.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Murat Sarısaç’a ait.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MURAT SARISAÇ (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle ekranları başında bizi izleyen sevgili halkımızı ve tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

AKP iktidarı devletin bazı kurumlarını âdeta bir manipülasyon ve psikolojik operasyon merkezi hâline getirmiş durumda, bunlardan bir tanesi eğer RTÜK ise diğeri de kesinlikle İletişim Başkanlığıdır çünkü Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında bugün 154’üncü sıraya gerilemiş durumda. Yani gazeteciler büyük bir yargı baskısı altında ve onlarca gazeteci de bugün tutuklu bulunuyor.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – 60’ıncı ülke hangi ülke?

MURAT SARISAÇ (Devamla) – Söyleyeceğim birazdan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bekleyin biraz, görürsünüz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sabır, sabır.

MURAT SARISAÇ (Devamla) – Bugün, yüzlerce gazetecinin sarı basın kartı yok ya da ellerinden alınıyor çünkü sarı basın kartı alabilmek için makul bir gazeteci olmanız gerekiyor. En belirgin özelliklerden bir tanesi de bugün basına yapılan çok büyük baskılar. Sadece geçtiğimiz iki ay içerisinde Van’da 5 gazeteci tutuklandı; Adnan Bilen, Cemil Uğur, Şehriban Abi, Nazal Sala ve sonrasında da Dindar Karataş da tutuklandı. Tutuklanma sebebiyse helikopterden atılıp işkenceye uğrayan 2 yurttaşımızın yani Servet Turgut ve Osman Şiban olayını ortaya çıkarmak. Bir de devlet bununla ilgili de çok güzel bir açıklama yaptı, “Devlet aleyhine toplumsal olayları haber yapmak.” diye bir gerekçeyle bunları tutukladı. Sonra, yine geçtiğimiz günlerde Ayşegül Doğan altı yıl üç ayla cezalandırıldı. Biliyorsunuz, 1990’larda JİTEM’ci kafa rahmetli Orhan Doğan’a on beş yıl ceza vermişti, şimdiki AKP iktidarı da kızı Ayşegül Doğan’a gazetecilik yaptığı için altı yıl üç ay ceza veriyor. Peki, şimdi soruyoruz: Bu, özgür basına düşmanlık değil de nedir? (HDP sıralarından alkışlar)

Yine, AKP iktidarında büyük zalimliklere de tanıklık ettik. Çoğu çocuk olmak üzere 33 Kürt Roboski’de bombalandı, failleriyse Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybedildi. Yine, Cizre bodrumlarında 177 insan katledildi, yakılarak katledildi. Yine, Van’da Osman Şiban ve Servet Turgut helikopterden atılıp işkenceye uğradılar, sonrasında da Servet Turgut katledildi. 2017 “Nevroz”unda da yine Kemal Korkut göz göre göre katledildi ama failleri bir şekilde yine AKP tarafından serbest bırakıldı. Bunlar Kürt düşmanlığı değil de nedir diye soruyoruz tekrar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinleyelim şimdi: “Peygamber Efendimiz insana insan olduğu için saygı duyar. Mesela, Medine’de bir Yahudi’nin cenazesi defin için götürülürken saygı için ayağa kalktığında etraftakiler Peygamber Efendimiz’e niçin böyle yaptığını sorarlar. Peygamber Efendimiz’in cevabı çok anlamlı: ‘O bir insandır.’ diyerek günümüze de ışık tutan bir mesajla davranışını izah eder.” Amenna, çok güzel. Peki, o zaman, Kilyos’ta 261 cenazeyi neden kaldırımlara gömdünüz mademki böyle bir anlayıştasınız? Mademki böyle güzel düşünüyorsunuz -İslamiyete göre de insana değer verilmesi gerekiyor, cenazelere değer verilmesi gerekiyor, insanların defin ve yas tutma hakkı vardır- o zaman hangi vicdanla bu anneye evladının kemiklerini bir posta kutusuyla gönderdiniz? Şimdi buradan AKP’ye gerçekten soruyorum: Yoksa siz “Ama onlar Kürt.” mü diyorsunuz? (HDP sıralarından alkışlar)

2016 Eylülünde belediyelerimize kayyumlar atadınız ama onurlu halkımız 31 Martta bunun cevabını size verdi. Sonra, siz yine 48 belediyemizi gasbettiniz. MYK üyemiz, gençlik meclisi üyemiz Serhat Aktemur’u sokak ortasında kaçırdılar, Van’ın en işlek caddesinde Büşra Kuyun sokak ortasında kaçırıldı. Yine, aynı şekilde, Meclisin daha önce görüşlerine başvurduğu Demokratik Toplum Kongresini kriminalize ettiniz, kapatmaya çalıştınız, türlü iftiralarla onu yıpratmaya çalıştınız. Bahaneleriniz ve gerekçeleriniz hiçbir zaman bitmedi, gerekçe üstüne gerekçe yarattınız. En sonunda da altı yıl önceki Kobani olaylarını gerekçe yaparak onlarca siyasetçimizi cezaevine attınız. Peki, soruyoruz tekrardan: Bu, Kürtlerin demokratik siyaset yapma hakkına bir düşmanlık değil de nedir o zaman?

Atadığınız kayyumlar ilk iş olarak Kürt’ün diline, kültürüne, hafızasına ve kimliğine saldırdı çünkü kayyumlar, siyasi iktidarın Kürtlere yönelik asimilasyon ve düşmanlık politikasının bir aparatı hâline dönüşmüş durumda. Seçim bölgem Van’dan birkaç örnek vereyim. Mesela, Erciş’te Kürt aydınlarının, Kürt yazarlarının isimlerini taşıyan tabelalar direkt kütüphanelerden söküldü; yine aynı şekilde, Muradiye’de Ayşe Şan Kitap ve Konukevi kapatıldı; Van İpekyolu’nda Nuda Kültür Merkezi kapatıldı; Çaldıran’da ise Kürtçe tabelalar yerinden söküldü. Bu, Kürtçeye düşmanlık değil de nedir?

Biraz da kayyumlarınızın halk düşmanlığına bakalım. Mesela, kayyum işe başlar başlamaz, hemen KHK’yle binlerce işçiyi işinden etti. Özellikle 306 işçi var ki mahkeme tarafından 3 defa davayı kazanmalarına rağmen mülakatlarda bunların tek birisi bile başarılı olamadı, 3 defa mahkemeyi kazandılar ama hiçbiri işe alınmadı. Yine aynı şekilde, yüzlerce KHK’li kişi aileleriyle birlikte açlığa mahkûm bırakıldı. Yine, Samsun’da eline “iş-aş” yazarak intihar eden Samsunlu yoksul gibi Mesut Babat da kayyum tarafından işinden atıldı ve o da geçim sıkıntısından dolayı intihar etti. Peki, buradan bütün halkımıza tekrar soruyoruz, sadece AKP’ye değil: Bu, Kürt’ün emeğine, alın terine düşmanlık değil de nedir o zaman? (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, AKP zulmü o kadar artmış ki gözaltı ve tutuklamalara artık cezaevi yetiştiremiyorlar. Bugün 591’i ağır olmak üzere, 1.564 hastamız var cezaevlerinde, sadece bu yıl içerisinde yani bir yılda 49’u öldü. Ama AKP tabii bunları görmüyor çünkü şimdiye kadar mafya babalarını ve suç örgütleri liderini affetmekle meşguldü. Yine bunun en iyi göstergesi Sayın Abdullah Öcalan üzerine uygulanan tecrittir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bölücübaşı.

MURAT SARISAÇ (Devamla) – Oysaki tecrit yokken ülkemizde gündem demokrasi ve özgürlüklerdi, ülkenin her köşesinde barış rüzgârları esiyordu, Türkiye halkları sahiplenmiştir barışı. Buna rağmen, Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın bütün umutlarını bir iktidar menfaati uğruna harap ettiniz. Şimdi, bu, barışa düşmanlık değil de nedir diye soruyoruz tekrar.

Vaktim kalmadı, Başkan da zaten ekstra süre vermiyor.

Son olarak, AKP’lilere de şunu söylüyorum: Şimdi, AKP’liler uzun zamandır -daha önceki partiler gibi- tek çareyi sürekli bizim partimizi kapatmakta bulmuş durumdalar. Birkaç sır vermek istiyorum bununla ilgili, şimdi, biz yanlışınızı şöyle görüyoruz: Sizin yanlışınız nedir, biliyor musunuz? Sizin yanlışınız, kendinizden yola çıkarak bizi yorumlamak, bizi değerlendirmek; bizler sizler değiliz. Biz çok köklü bir tarihe, çok büyük bir mücadele geleneğine sahip bir partiyiz. Yani sadece bir iki örnek vererek bitireyim. Mesela, sizin sadece Genel Başkanınız gitse siz üç güne kalmaz dağılırsınız. (HDP sıralarından alkışlar) Mesela, sizin halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarınızın yerine kayyum atanırsa siz onun yerine kayyum olmak için birbirinizle yarışırsınız. (HDP sıralarından alkışlar)

Yine, aynı şekilde, sizin bugün “Yol arkadaşı” dediğiniz kişiler, dün sizi yok etmek için yemin eden Süleymanlar, size “Karun” diyen Kurtulmuşlardır. Ama bizim yoldaşlarımız ise Sebahatlerdir, Figenlerdir, Selahattin Demirtaşlardır, bizim yoldaşlarımız Gültan Kışanaklardır, bizim yoldaşlarımız İdris Balukenlerdir. (HDP sıralarından alkışlar)

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Faik Öztrak’ın. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken Amerika Birleşik Devletleri’nin dün açıkladığı ülkemize yaptırım kararını derin bir endişeyle karşıladığımızı ve şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bu karar, NATO ittifakının savunma kapasitesini zayıflatacak bir karardır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorunun aşılmasında gösterilecek her çabanın yanında olacağız.

Değerli milletvekilleri, son iki buçuk yıldır ekonomik, siyasal ve toplumsal hayatımız iç içe geçmiş üç krizle sarsılıyor: Ülke yönetimini felç eden devlet krizi, mutfaktaki tencereyi boşaltan ekonomik kriz ve hepimizi canımızla cüzdanımız arasına sıkıştıran Covid-19 krizi. Tüm bunların sonucunda da ülkemiz derin bir buhran yaşıyor.

Saygıdeğer milletvekilleri, bugün, hepimizin vicdanlarının merkezi olan milletimiz hiç olmadığı kadar ızrar hâlinde. Esnaflarımız perişan, kapanan dükkânının çatısında “Bari bize ekmek verin.” diye feryat ediyor. Tarlasını, traktörünü, ahırdaki ineğini icraya kaptıran çiftçi kara kara düşünüyor. İşsiz görünmesin diye zorunlu izne çıkarılan yüz binlerce çalışanımız günde 39 liraya talim ediyor, işini kaybeden yüz binlerce sigortasız emekçimiz ise o 39 lirayı dahi bulamıyor. Ülkemizin geleceği gençlerimiz ümitsiz, “Karın tokluğuna, yol parasına çalışırım.” diyor. Çöp konteynerlerinden karnını doyuran vatandaşlarımızın görüntüleri hepimizin herhâlde yüreklerini parçalıyor. Milletimiz yokluktan cinnet geçiriyor, eline yazdığı “iş-aş” mesajıyla, ülkeyi yönetenlere canıyla ihtarname çekiyor; aynı gün, bir havuz müteahhidi 47 milyon dolara Fransız jeti alıyor.

Salgında her gün binlerce yurttaşımız hastalanıyor, yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybediyor ama ülkeyi yönetenler hasta ve vefat sayılarını milletimizden gizleyerek salgınla mücadele ettiklerini sanıyorlar. Gerçeği öğrenemeyen yurttaşlarımız da salgını hafife alıyor; salgın büyüyor, bu sefer, suçlu, vatandaşlarımız oluyor. Milletimizin feryadı 1.150 odalı sarayın duvarlarını bir türlü aşamıyor.

Milletimizin yazgısına, dertlerine, sorunlarına sahip çıkacak yegâne çatıya, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve onun her bir saygın üyesine bu durumda önemli görevler düşüyor. “O parti, bu parti” demeden, Gazi Meclisimizin üyeleri olarak, emanetini aldığımız milletimizin sesine ses, derdine derman olmak, bunun için çalışmak zorundayız. Bugün varlık sebebini unutmuş Hükûmete, şahsını devlet sanma gafletine düşenlere gerçek yerlerini ve asli vazifelerini hatırlatmak zorundayız.

Hükûmet edenlerin varlık sebebi ve asli görevi nedir? Milletin canının ve malının güvenliğini, huzur ve refahını sağlamaktır. Bugün ülkemizde herkes canından, malından emin mi? Memlekette huzur ve refah kaldı mı? Ben vicdanlı kalplerin cevabını duyar gibiyim. Peki, bu duruma nasıl düştük? Bunu serinkanlılıkla bu çatı altında tartışmak zorundayız. Yaşadığımız devlet krizinin nedeni ne? İki buçuk yıl önce hayata geçen, devlette denge ve denetimi yok eden, yetkileri tek elde toplayan, istişareyi bitiren, tek adamın iki dudağına bakan bu vesayet düzeniyle ülkemiz oradan oraya savruluyor.

İlk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle, Cumhurbaşkanlığı, büyük bir ulusun erdemini, yönünü, uygun niteliklerini belirleyen makamın adıdır. O nedenle de Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturanlar, çok partili yaşamın emekleme dönemleri de dâhil, tarafsız olmaya her zaman özen göstermişlerdir. Anayasa’mızda Anayasa’nın uygulanması, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin görevi Cumhurbaşkanına verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamı, anayasal ve siyasal sistemimizde devletin sigortası olarak vurgulanmıştır. Cumhurbaşkanı işte bu nedenle bu kürsüde tarafsızlık yemini etmiştir. Ancak Cumhurbaşkanı bu tarafsızlık yeminine rağmen parti genel başkanı koltuğuna oturunca bu makam işlevsiz kalmıştır, devletin sigortası yanmıştır. Daha etkili, daha hızlı, daha istikrarlı olacağı söylenen tek adam vesayet düzeni, devlet yönetimimizde büyük bir kaos ve kargaşaya yol açmıştır. 9 Temmuz 2018’de hayata geçen bu sistemde Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerini Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanı atamaktadır, yargı bağımsızlığı raftadır. Bu HSK’nin atadığı alt mahkemenin hâkimleri ise bir milletvekili arkadaşımızın dokunulmazlığını umursamadan kendisini mahkûm etmiştir. Bu, aslında Meclisimizin hukukunu tanımamaktır. Anayasa Mahkemesi bu mahkemeye “Milletvekilinin hakkını ihlal ettin, bu kararı düzelt.” demiştir ama alt mahkeme Anayasa Mahkemesinin bu kararına uymamıştır, dinlememiştir; Anayasa’yı ihlal etmiştir. Peki, Anayasa’nın uygulanmasını teminle görevli Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanı ne yapmıştır? Hiçbir şey; bu, bir devlet krizidir.

Cumhurbaşkanının atadığı İçişleri Bakanı devletin yerleşik teamüllerini hiçe sayıp Twitter üzerinden istifasını vermiştir. Tek taraflı bir irade olan istifa bile AK PARTİ Genel Başkanının vesayeti altına alınmıştır ve istifasına izin verilmemiştir. Devleti gayriciddilik virüsü sarmıştır. Bu defa atama Hazine ve Maliye Bakanı Instagram’dan istifa etmiştir, Türkiye bir ekonomik buhran yaşarken istifa geçerli mi değil mi, devletin hazinesinin, maliyesinin başında birileri var mı yok mu anlamak için tam yirmi yedi saat millet beklemiştir. Devletin kurumları arasında uyumu sağlamakla görevli Cumhurbaşkanı artık kendi Kabinesinde bile uyum sağlamakta zorlanmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, bir devlet krizi değil midir?

Bir başka örnek, “Hızlı karar alacağız.” diyerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama yetkisine yürütme organı ortak edilmiştir. Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin fiilen uygulamaya geçmesiyle tam tamına 68 tane Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılmıştır ama bunun 40 tanesi önceki kararnamelerde değişiklik yapan kararnamelerdir yani çıkarılan her 10 kararnameden 6’sı daha önce çıkarılmış olan kararnameleri düzeltmiştir. Bu, devlet krizi değil midir?

Devleti şirket gibi yönetmek için devletteki kariyer kurumları birer birer kapatılmıştır. Oysa devletler, kurumlarıyla var olur. Nitelikli kurumlara sahip devletler etkili, verimli ve iyi çalışır. Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Personel Başkanlığı, Kanunlar Kararlar Genel Müdürlüğü, Maliye Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu gibi pek çok köklü kurum artık yoktur ama Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanı dara düşünce, kapattığı bu kurumların yetiştirdiği bakanları iş başına getirmek zorunda kalmıştır. Bu, devlet krizi değil midir?

Yine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gibi bağımsız bir kurumda iki yılda 2 başkan değişmiştir; birincisi “söz dinlemiyor” diye, ikincisi de “söz dinliyor” diye. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kasasındaki 128 milyar dolar bu arada buharlaşıp gitmiştir. Bu paralar nereye gitmiştir, bu paralar kimlere gitmiştir, bu para nasıl geri yerine konacaktır? Meclisimiz kaybolan bu dövizlerin hesabını sorabiliyor mu? Hayır. Bu, bir devlet krizi değil mi?

Ana Muhalefet Partisi Liderini, sarayın küçük ortağının delaletiyle serbest bırakılan bir mafya bozuntusu tehdit ediyor. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanının etrafında sinek uçsa dava açan savcılar havaya bakıp ıslık çalıyor. Davayı biz açıyoruz, üstünden haftalar geçiyor ama bu zatın hâlâ daha ifadesi alınamıyor. Bu, devlet krizi değil mi? (CHP sıralarından alkışlar)

Bütçe görüşmelerinde Genel Kurula bütçeyi anlatmak, milletin vekillerine bilgi vermek ve gerekirse de hesap vermek için gelen sarayın atadığı memur bakanlar, milletvekillerine bu kürsüden fırça atmaya cüret edebiliyorlar. Bu, yıllarca karşı çıktığınız, atanmışın seçilmiş üzerindeki vesayetinin daniskası değil mi? (CHP sıralarından alkışlar) Bunlar, devlet krizi değil mi? Buna, bunlara benzer, daha onlarca örnek verebilirim. Zaten, yaşadıklarımızın sonucunu görmek için de âlim olmaya gerek yok.

Tek adam vesayet rejiminin düğmesine basılan 2014 yılından bu yana uluslararası karşılaştırmalarda baş aşağı gidiyorduk, tek adam parti devleti rejimine fiilen başladıktan sonra ise kötü gidiş çok daha belirginleşti. Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 2017’de 101’inci sıradaydık, 2020’de 6 basamak birden düştük, 107’nci sıraya indik. Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2017’de 81’inci sıradaydık, daha yenisi çıkmadı ama 2019’da, sadece bir yılda, 10 basamak birden düşerek 91’inci sıraya geldik. İnsani Özgürlük Endeksi’nde 2017’de 84’üncü sıradaydık, 2019’da 38 basamak birden kötüleşerek 122’nci sıraya düştük. Dünya Mutluluk Endeksi’nde 2017’de 69’uncu sıradaydık, 2020’de 24 basamak birden düşerek 93’üncü sıraya geldik. Şimdi, bu küresel karşılaştırmalara itiraz etmek mümkün mü? Bunları görmezden gelmek mümkün mü?

Şu açık: Tek adam parti devleti rejimi bizi, diğer ülkelerin gerisine düşürüyor. Bugün, yabancı sermaye bu ülkeye gelmekten imtina ediyorsa gelecek olan yatırımcılar, yatırım kararlarını iptal ediyorsa nedeni işte bu verilerde ve bu verilerin müsebbibinde aranmalıdır. Uluslararası yatırımlar gelmiyorsa bunun sebebi hukuk devletini ve demokrasiyi hızla yıpratan, piyasa ekonomisi yerine kumanda ekonomisini uygulayan tek adam parti devleti rejimidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer milletvekilleri, bugün, sadece bir devlet krizi yaşamıyoruz, devlet kriziyle iç içe geçmiş derin bir ekonomik krizi de yaşıyoruz. Ekonomiyi dış kaynak ve borçla şişirme stratejisi 2007’de uyarı sinyalleri vermeye başlamıştı, büyüme modelindeki tıkanma 2013 yılından itibaren çok daha görünür hâle geldi ve 2018’den beri ülke ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. Bu yıl buna bir de salgın eklendi. 2018’de tek adam vesayet rejimi hayata geçtiğinde millî gelirimiz 892 milyar dolardı, bu yılın üçüncü çeyreği itibarıyla millî gelirimiz 736 milyar dolara düştü. Yani, bir başka ifadeyle, bu yeni sistem, bu ucube tek adam parti devleti rejimi milletin cebinden şimdilik 156 milyar dolar alıp götürdü. Uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin gelecek yıl ilk 20 büyük ekonomi liginden düşeceğini tahmin ediyorlar. İktidarı aldıklarında kriz vardı ama ilk 20 ekonomi içindeydik, şimdi, önümüzdeki yıl ilk 20’den düşeceğiz. Peki, yerimize kim gelecek? 20’nci sırayı 24 milyon nüfuslu Tayvan’a bırakacağız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Yazıklar olsun.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Bu vesayetçi parti devleti rejimiyle ülkemizin ekonomik dinamizmi de bitmiştir. Türkiye ekonomisinin 1923-2017 arasında yüzde 4,9 olan büyüme hızı 2018-2020 döneminde ortalama yüzde 1,4’e düşmüştür. Hani, yeni yönetim Türkiye’yi uçuracaktı? Maalesef, yeni sistemle uçan, borçlarımız ve döviz kurları oldu, Türk parası pul oldu. Kamunun borç stoku 2018 Haziranında 967 milyar liraydı yani devletin borcu 967 milyar liraydı tek adam parti devleti rejimi fiilen hayata geçtiğinde, bugün 1 trilyon 935 milyar lira. E, yirmi sekiz ayda kamu borcu yüzde yüz arttı, bu görülmüş bir şey değil. Neye rağmen? Hini hacette kullanılacak Merkez Bankasının yedek akçelerinin silinip süpürülmesine rağmen, 128 milyar döviz rezervinin bir yılda kullanılmasına rağmen.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kasası tam takır. 2018 Temmuzunda swaplar hariç net döviz rezervlerimiz 31 milyar dolardı, bugün Merkez Bankası kasası 47 milyar dolar eksi bakiye veriyor. Atalarımızın dediği gibi “Arpacıya borç eden, ahırını tez satar.” Bugün krizde devletin ve milletin malı mülkü el değiştiriyorsa, sebebi buralarda aranmalıdır. Bir ekonomi yönetiminin başarısı çalışmak isteyen yurttaşlarına ne kadar iş verebildiğiyle, ne kadar istihdam yaratabildiğiyle ölçülür. Bıraktık yeni iş ve istihdamı, son yirmi sekiz ayda iş güç sahibi 1 milyon 642 bin yurttaşımız işini kaybetmiş, mevsim etkilerinden arındırılmış rakamlarla gerçek işsiz sayımız 10 milyon 249 bin kişiye ulaşmış. Milletin aşını, işini arttıramayan bir hükûmet sistemine başarılı diyebilir miyiz? Elbette diyemeyiz.

Değerli milletvekilleri, ortada bir hakikat var: Ne bu sistem Türkiye’yi taşıyabiliyor ne de Türkiye bu sistemi. Bu sistem revize, restore veya rehabilite edilemez. Yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin tek elde toplandığı bir sistemde hürriyet de olmaz, özgürlükler de olmaz. Montesquieu’nün iki yüz yetmiş iki yıl önce söylediği gibi “Müstebit olmak isteyen yöneticiler bütün idare otoritesini kendi kişiliklerinde birleştirmekle işe başlarlar.” İki yılı aşan tecrübemiz, yanlıştan ne kadar hızlı dönersek millet için o kadar iyi olacağını gösteriyor. Hem devlet krizini hem ekonomik krizi aşmak için atılacak ilk adım bellidir; o da yasama, yürütme ve yargının birbirini dengeleyip denetleyebildiği, güçlendirilmiş demokratik parlamenter rejimi bu ülkeye getirmektir. Biz bunu başaracağız, cumhuriyetimizi gerçek demokrasiyle taçlandıracağız.

Sözlerimi bitirmeden önce, dün açıklanan esnafa destek paketine de kısaca değinmek istiyorum. Dün, 1 milyar 239 bin esnafımıza üç ay boyunca toplam 5 milyar destek verileceğini açıkladı saray ve bunun çok büyük bir destek olduğu izlenimi verildi.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bakın, bu yılın ilk on bir ayında sadece havuz müteahhitlerine 12,8 milyar Türk lirası ödenmiş. Ne karşılığında? Geçmediğimiz köprüler, uçmadığımız havaalanları, geçmediğimiz tüneller karşılığında. 12,8 milyar nerede -5 müteahhide bunu ödüyorsunuz- 1 milyon 239 bin esnafa ödenen 5 milyar nerede? Gerçekten, bu tek adam parti devleti rejiminde sarayda oturanlar milletin sesini duymuyor, milletin derdini görmüyor, milletin sıkıntısını anlamıyor.

Bu düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, 2021 yılı bütçesinin ve yeni gelen yılın ülkemize ve milletimize hayır ve esenlikler getirmesini diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztrak.

Söz sırası Sayın Tekin Bingöl’e aittir.

Buyurun Sayın Bingöl. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2021 bütçesi, rakamlarıyla hiçbir gerçeklik ifade etmiyor. Bunu niçin söylüyorum? Sarayın güdümünde olan bazı kurumların açıkladığı rakamlardan hareket ederek söylüyorum. Örneğin, İŞKUR; İŞKUR’un işsizlik rakamı hiç kimseye inandırıcı gelmiyor. Örneğin, TÜİK; TÜİK’in sadece enflasyon rakamlarına baktığımızda inanın en fanatik AKP’li kardeşlerim bile bu rakamlara inanmıyor. Çünkü bu rakamları pazar yalanlıyor, bu rakamları market yalanlıyor, bu rakamları konfeksiyon dükkânları yalanlıyor. Başka bir örnek, Sağlık Bakanlığı; işin başından beri açıkladıkları hiçbir rakam doğru değil. Kayıplarımızı bilmiyoruz, hasta sayımızı bilmiyoruz, böyle bir çaresizlik içerisinde vatandaşlarımız bu badireden kurtulmaya çalışıyorlar. Onun için bu ülkenin onurlu insanlarının alın terinin her damlasının yansıdığı bu bütçe halkın bütçesi değil. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bütçe 1,3 trilyona bağlanmış, güzel ama bu bütçenin finansmanının 1,1 trilyonu vergilerle karşılanıyor. Ne acıdır ki AKP’nin on dokuz yıldır hazırladığı bütçelerde olduğu gibi bu vergi gelirlerinin üçte 1’inden fazlası da benim emekçi kardeşlerimin alın terinden kesilen vergilerden karşılanıyor. İşte, böyle bir bütçe hazırlanıyor.

Başka bir şey, bir bakalım, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden önce neydi, sonra ne oldu? Önce bütçe açıklarına bakalım: Yıl 2017, bütçe açığı 48 milyarla kapanıyor. Yıl 2018, anlı şanlı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi başlıyor, öngörülen bütçe açığı 66 milyar ama sonuçta 73 milyarla kapanıyor. Sonra 2019 yılına geliyoruz, öngörülen bütçe açığı 80 milyar, 123 milyarla kapanıyor. Yıl 2020, 139 milyar bütçe açığı öngörülüyor ama daha yılın dokuzuncu ayında 140 milyar; göreceğiz, bu yılın sonunda bütçe açığı en az 2 milyarı aşacak ve nihayet 2021… Görüşülen bütçede bir rekor var, AKP’nin bir rekoru var ve bu rekor tarihimizde ilk kez; 1,3 trilyonluk bütçenin 245 milyar açığıyla başlayan bir bütçe yani öngörülen bütçenin beşte 1’i bir açık söz konusu. Bununla kalacak mı? Mümkün değil. Yine 2021’in sonunda göreceğiz, yaşayarak göreceğiz ki bu açık 300-400 milyarları bulacak. Sakın ha, sakın ha, bu açığı pandemiyle ilişkilendirmeyin. Niçin? E, biner lira yardım ettiniz, IBAN’la topladınız; e, kısa çalışma ödeneği ödediniz, İşsizlik Fonu’ndan karşıladınız. Bütçeyle alakası yok ama bir şey yaptınız; güzel, yapalım, hayır hasenat işleri çok iyi. Mesela 156 ülkeye maske ve dezenfektan dağıttık, mesela Tunus’a 5 milyon dolar hibe ettik, mesela Somali’ye 3,5 milyon dolar hibe ettik. Sizi tanımlayan öyle güzel bir atasözü var ki: “Kendi himmete muhtaç dede, nerede kaldı vatandaşa himmet ede.” İşte, sizi bu tanımlıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Ya, benim 17 milyon yoksulum var, benim çöp konteynerinden ekmek toplayan vatandaşım var, benim işsizim var, benim çaresizim var; önce kendi kapımızın önünü süpürelim.

Şimdi, AKP iktidarı başlarken yoksullukla mücadele edecekti, güzel, müthiş bir şey. Bir hadis var ki yirmi dört saat unutmamanız gereken bir hadis: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Müthiş bir şey, müthiş bir hadis. Bu, sözüm ona mücahitken söylenen sözlerdi, sonra müteahhitlerle yol arkadaşlığı başladı, sonra da müsait olundu. Yanlış anlamayın, bu bir alıntı, bu benim değil, Sayın Numan Kurtulmuş’un sözü. (CHP sıralarından alkışlar) “Mücahit, müteahhit, müsait…” Bir şey sorulacaksa, özellikle hesap sorulacaksa dönüp Sayın Kurtulmuş’a soracaksınız.

Başka bir şey; bu bütçede ne var? Mademki Cumhurbaşkanlığı bütçesini konuşuyoruz, Cumhurbaşkanlığının 4 milyar 39 milyon bütçesi var, Meclisin 1,9 milyar. E, olsun, burası Meclis; orası saltanatın sürdüğü saray, fazla olacak elbette. Bununla sınırlı mı? Değil. Bir başka bütçesi var Cumhurbaşkanlığının. Ne? O da Strateji ve Bütçe Başkanlığının içinde yedek ödeneğin de olduğu 10,1 milyar liralık bütçe. Üç: Millî Saraylar bütçesi var, 230 milyar. Dört, çok önemli: İletişim Başkanlığının 422 milyon bütçesi var. Bitti mi, mümkün mü? Turpun büyüğü heybede. Hiç kimsenin sorgulayamayacağı örtülü ödenek var, ört ki ölem! Kime ne gidiyor belli değil; 6,6 milyar. Toplam 21,5 milyar Cumhurbaşkanlığının ödeneği var. Ya, şimdi, diyeceksiniz ki “Bu kadar değil.” Haklısınız çünkü bütçenin tamamını zaten tek adam kontrol ediyor, bununla sınırlı değil ki. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhurbaşkanlığı bütçesine ayrılan 21,5 milyarın günlük harcaması 59 milyon, garibanın 39 lira. Bakın, bu 59 milyon var ya, bir gündeki 59 milyon tam 25 bin asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk düşüyor. İşte, saray, işte sefahat, işte saltanat!

Başka ne var? Şimdi, Sayıştay sayılmalı önemli. Sayıştayın üyelerini kim atıyor? Meclis. Ağırlıklı olarak nasıl atandığı biliyoruz hepimiz. Sayıştay on yıldır bıkmadan usanmadan bir uyarı yapıyor, diyor ki: “Ey saray, ey kurumlar; ya, şu derneklere, vakıflara, birliklere yaptığınız para aktarılmasını açıklayın.” On yıldır açıklamıyorlar, başta saray açıklamıyor. E, balık baştan kokar, saray açıklamazsa… Tam 134 kurum ve belediye dernek ve vakıflara yaptıkları bağışları açıklamıyorlar. Ya, korkmayın açıklayın. TÜRGEV’e ne verdiniz, TÜGVA’ya ne verdiniz, Ensara ne verdiniz; açıklayın, şeffaf olun. Onun için, bu bütçe şeffaf değil, eşitlikçi değil, paylaşımcı değil. Bu bütçenin başka bir özelliği var, o da şu: Şimdi Sayıştay takmıyor, saray takmıyor. Başka bir şey var; ya, ben Kızılayla ilgili CİMER’e bir soru yönelttim 2 kez, bana verilen cevabı söyleyeceğim, akıllara zarar. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı duysun, bu soruyu şimdi ben ona yönelteceğim.

Sayıştayın yönelttiği soruyla birlikte 2 temel sorum var: 1) Birliklere, vakıflara, cemaatlere, derneklere aktardığınız paraları açıklayın.

2) Kızılay, hepimizin koruyup kollaması gereken bir kurum. Bu kurumda ne oldu biliyor musunuz? Son bir yıldır tartışılıyor yolsuzluk, usulsüzlük. Ya diyorum ki: “Bu kurumu tartışmalı ortamdan çıkaralım.” Bunu CİMER’e yazıyorum, CİMER İçişleri Bakanlığına yazıyor, İçişleri Bakanlığı CİMER’e yazıyor. Son söz: “Bu soruların cevabı için Kızılayın internet sitesine bakın.” Ya, bizim aklımızla alay etmeyin. Biz Kızılayın internet sitesine bakmayı düşünemiyor muyuz? Siz kaçıyorsunuz. Ben bunu CİMER’e niye soruyorum? Çünkü Kızılayın Onursal Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, onun için soruyorum, onun için soruyorum ama cevap yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bu bütçeden hayır gelmiyor, hiçbir işinizden hayır gelmiyor çünkü çok ah aldınız. Adalet arayanların ahını aldınız, hak arayanların ahını aldınız, intihar edenlerin ahını aldınız. O kadar çok ah aldınız ki heybenizde kıyamet kadar ah var, onun için yaptığınız işten de bu bütçelerden de hayır gelmiyor.

Son söz; şimdi giderayak olağanüstü ihale... İhale yapmıyorsunuz da adrese teslim iş veriyorsunuz, fütursuzca davranıyorsunuz; hırçın ve gerginsiniz. Diyorsunuz ki: “Ne yaparsak yapalım, nasılsa gidiyoruz, bizden sonra tufan.” Sizden sonra tufan olmayacak çünkü bu yağma ve talan düzeni... Kurulacak olan halk iktidarıyla birlikte refaha kavuşacak ülke. Tıpkı Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, Mersin’de, Hatay’da, Aydın’da, Tekirdağ’da olduğu gibi her şey çok ama çok güzel olacak diyorum, sizlere saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Bülent Tezcan’a aittir.

Sayın Tezcan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tek adam rejiminin 3’üncü bütçesini yapıyoruz. O zaman, hep beraber, bir, saray fotoğrafına bakmamız elzem. Bir bakalım, nasıl bir tablo var.

Bakın, Cumhurbaşkanlığı makamı, devletin organlarının uyum içerisinde, düzenli bir biçimde çalışmasını gözetmekle görevli, öyle tarif edilmiş. Devletin uyum ve düzenli bir şekilde çalışmasını gözetmekle görevli olan Cumhurbaşkanlığı makamı bugün ne yazık ki bir husumet makamına dönüşmüştür, husumet makamı. Kendinden olmayan herkesi, her kurumu, her şeyi hasım gören bir Cumhurbaşkanlığı makamıyla karşı karşıyayız, onun bütçesini yapıyoruz. Cumhurbaşkanının tarafsız olması lazım, herkes bunu söylüyor, Anayasa da bunu yazıyor. Peki, durum ne? Şeklen tarafsızlık yemini etmiş ama aslen husumet andı içmiş bir Cumhurbaşkanıyla karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar) Öyle değil mi arkadaşlar?

Bakın, değerli arkadaşlar, bu Parlamentoda, uzun zaman, siyaset kurumu “Darbe hukukundan nasıl arınırız?” diye kafa yordu. “Darbe hukukundan arınalım.” diyorduk, ne oldu? 20 Temmuz sivil darbesiyle Türkiye'de yeni bir darbe hukuku inşa ettiniz. 20 Temmuz darbesiyle Türkiye'de, kurumları çalışan bir demokrasi değil, bütün yetkilerin tek kişiye verildiği, tek adamın elinde bütün yetkilerin toplandığı bir Türkiye yaratıldı. Yeni bir darbe kültürüyle, yeni bir darbe hukukuyla şu anda hesaplaşmak durumundayız.

Değerli arkadaşlar, kuvvetler bir kişinin elinde toplanmış. Dönüyorsunuz, devletin her kurumunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarı ayaklar altında, milletvekillerinin itibarı ayaklar altında. Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülüyor, Cumhurbaşkanının, sarayın önünde temenna etmek için sıraya girmeye çalışan iktidar milletvekillerinin sıraları boş. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yargı bağımsızlığı ayaklar altında. Bugün hâkimler ve savcılar karar verirken sarayın hışmından korkuları ya da saraya yaranma telaşları adalet duygusunun önüne geçmiş. Adliye koridorlarında adalet duygusu yok, sarayın hışmı ve saraya yalakalık yapma yarışı var; böyle bir Türkiye yaratıldı. (CHP sıralarından alkışlar) Düşünebiliyor musunuz, Cumhurbaşkanı danışmanına danışan mahkeme başkanları var. Heyet duruşmaya çıkacak, mahkeme başkanı odada Cumhurbaşkanı danışmanıyla konuşuyor; bunu da mahkeme üyeleri ikrar ediyor, böyle bir adliye düzeni. Bugün Anayasa Mahkemesi kararına uymayan hâkimler var. Nereden türedi bunlar, tombaladan mı çıktı? Kim cesaret verdi bunlara? “Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum.” diyen Recep Tayyip Erdoğan cesaret vermedi mi bu adaletsizliğe, bu hukuksuzluğa? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bu tek adam rejiminin maliyeti sadece hukukun, adaletin, demokrasinin kaybedilmesi değil. Bu tek adam rejiminin maliyetini saydı arkadaşlarımız, sadece iki şey daha söyleyeceğim: İki buçuk yıl olmadan bu tek adam rejiminin maliyeti 156 milyar dolar millî gelirin eksilmesi, 12,5 milyon işsiz vatandaşımız, 30 milyona dayanan yoksul vatandaşımız; bunun maliyeti bu. Bu, sıradan bir demokrasi, adalet söylemi değil; romantik bir demokrasi, adalet söylemi değil; bu, ekmek meselesi; bu, çocuğuna ekmek götüremeyen vatandaşın açlıkla imtihanına karşı itiraz etme meselesi. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yeni bir vesayet düzeni kuruldu. Bu saray düzeni yeni bir vesayet düzeni kurdu, sandığa saygısı olmayan bir vesayet düzeni. İstanbul seçimlerini -13.500 oy olmazmış- kaybetmeyi kabul etmediler. Ondan sonra Yüksek Seçim Kurulunun tepesine çöktüler, İstanbul seçimlerini iptal ettirdiler, millet bu sefer 806 bin tekme vurarak sandığı kafalarına geçirdi. (CHP sıralarından alkışlar)

Vatandaş belediye başkanı seçer, belediye başkanını görevden alırsınız, yerine valiyi, kaymakamı atarsınız; kayyumlarla belediyeleri idare etmeye kalkarsınız. Bu tek adam rejimi on sekiz yıl önce sandıkla geldi, sandıkla bugüne kadar devam etti. Şimdi, sandıkla gideceği gün gelmeye başlayınca sandığa saygı göstermeyip kalmanın peşinde ama kimse o hesabı yapmasın, saygı göstermediğiniz bu sandık, inşallah sizi gönderecek yeniden. Yeniden, bu saygı göstermediğiniz sandıkla gideceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, liyakat düzeni yok edildi. Şimdi, düşünebiliyor musunuz; rüşvet zanlısı, mahkemede aklanmamış, büyükelçi tayin ediyorsunuz. Fotoğrafa bir bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ediyor; bir elinde ayakkabı kutusu, bir elinde çikolata kutusu, altında devletin arabası, Türkiye Cumhuriyetinin Bayrağı’nı takmış, büyükelçilik arabasıyla geziyor; dünyaya verdiğiniz fotoğraf bu.

Ya başka bir şey… Cumhurbaşkanlığında bir şahsiyet var, en ziyade müsaadeye mazhar şahsiyet, Bakanların üstünde -Sayın Cumhurbaşkanından bahsetmiyorum- propaganda başkanı, (CHP sıralarından “Goebbels” sesleri) propaganda başkanı Goebbels. Şimdi, bu beyefendi her şeyin üstünde, 5 maaş alıyor, ya, ortaya çıkınca büyük bir pişkinlikle çıkmış, diyor ki: “Ben bunu hayır hasenata harcadım.” Vay anasını! Ya, beyler, bu devletin parası sizin cennetinizin teminatı mı? Devletin parasıyla mı cennete gireceksiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Haram paradan hayır hasenat olur mu? Beytülmal, sizin, cennetin kapılarını açacak aracınız mı? Beytülmalin üzerinden kurduğunuz köprüden mi gireceksiniz cennete? Bu nasıl bir iş, bu nasıl bir anlayış? Haram parayla hayır hasenat olmaz. Hayır hasenat yapacaksanız gelin, ayda 1.168 liraya, günde 39 liraya geçinmek zorunda bıraktığınız; sefalete, açlığa, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz 2 milyon 200 bin vatandaşımıza insanca yaşayacağı bir yaşam, bir ücret, bir para, bir gelir garanti edin. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, başka bir şey daha var liyakat deyince; Kartal İmam Hatip mezunları devlette çok itibarlı bir yere geldi. Önce şunu söyleyeyim: Kartal İmam Hatip mezunları devlette bir yere gelmesin demiyorum, haşa. Hak eden nerenin mezunu olursa olsun gelsin ama Kartal İmam Hatip mezunu olmak, özellikle, Sayın Cumhurbaşkanının mahdumuyla beraber aynı devre olup da Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette bütün kapıları açan anahtar hâline geldi, liyakat hak getire. Yani İbrahim Tatlıses’in kulakları çınlasın, hani, bir ara derdi ya: “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” diye; şimdi sorsalar İbrahim Tatlıses’e “Urfa’da Kartal İmam Hatip vardı da biz mi gitmedik?” diyecek. Bu hâle getirdiniz, bu hâle. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir Bakanın istifasını 1.780 televizyon kanalından 5 tanesi ancak verebildi, böyle bir, medya üzerinde vesayet düzeni kuruldu. Cumhuriyet gazetesine 55 ilan cezası ve sarayın propaganda bakanıyla ilgili haber yaptı diye hapis cezası; mahkemede yargılanıyor, ceza davası açıldı. Basın İlan Kurumu olmuş basın infaz kurumu ve son noktada, şimdi, İstanbul İl Başkanımız hakkında beyefendinin kaçak yapılarını takip etti diye on buçuk yıl hapis cezası isteniyor. Bakın, buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum, saray rejimine sesleniyorum: Değil İstanbul İl Başkanımıza, 81 il başkanımıza, seksen bir bin yıl ceza isteseniz de konuşmaya devam edeceğiz, söylemeye devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, şımarıkların bütçesidir ve biz, bu şımarıklığın ortağı olmayacağız.

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın Yüksel Mansur Kılınç’a ait.

Buyurun Sayın Kılınç. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL MANSUR KILINÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Savunma Sanayii Başkanlığı bütçeleriyle ilgili söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Vatan savunması gibi kutsal bir görev uğruna hayatını kaybeden şehitlerimizi saygıyla anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Başta, teröre karşı mücadele veren Mehmetçiklerimiz olmak üzere görevleri başında bulunan güvenlik güçlerimize de başarılar diliyorum.

Bu arada, ABD’de ülkemiz aleyhine bir yaptırım kararı açıklandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin, Savunma Sanayii Başkanlığımız üzerinden ülkemizi hedefleyen yaptırım kararını asla kabul etmiyor ve tanımıyoruz. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, 2021 yılı bütçesinden savunma, güvenlik ve istihbarat kurumlarımıza yedek ödeneklerle birlikte yüzde 11 pay ayrılmış, toplam bütçe 148 milyar liraya yükselmiştir. Savunma ve güvenlik kurumlarımızda personel sayımız ise 1 milyona yaklaşmaktadır. Güvenlik ve savunmamız için büyük bir insan gücü ve büyük bir bütçe kullanıyoruz. Diğer taraftan, güvenlik, asayiş ve terör sorunlarına da kaynaklık eden yoksulluk ve işsizlikle mücadeleye 2021 yılı bütçesinde yer verilmemiştir. Ülkemizin diğer kurumlarında olduğu gibi güvenlik kurumlarımız da yönetilememektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Yıldız İstihbarat Teşkilatına özenerek güvenliği sağlayamazsınız. AKP sözcüsünün boy gösterdiği yeni MİT binası açılışında partili MİT görüntüsü vererek güvenliği sağlayamazsınız. MİT’in dış ülkelerdeki faaliyetlerini miting meydanlarına malzeme yaparak güvenliği sağlayamazsınız. Muhalefet liderini sözüm ona tehdit eden bir adli suçlunun isminin MİT’le yan yana getirilmesine izin vererek güvenliği sağlayamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Yasal olmayan telefon dinlemelerini engellemek yerine, telefonlarının dinlendiğini açıklayan muhalefet liderine cevap olarak “Savcılığa şikâyet edin.” gibi ciddiyetsiz bir tavırla güvenliği sağlayamazsınız ve daha da vahimi FETÖ soruşturmalarında adı geçenleri seçim kampanyalarınıza bağış yapmaları karşılığında FET֒cülükten aklayan tutumunuzla güvenliği sağlayamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Millî savunma sanayimizin neredeyse tümünü aile şirketinize teslim ederek güvenliği sağlayamazsınız. Tank Palet Fabrikasını yabancı bir devlete peşkeş çekerek güvenliği sağlayamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Dış politikada diplomasinin önemini gölgeleyen istihbaratçı yaklaşımınızla güvenliği sağlayamazsınız. Bilgi, istihbarat ve istihbarata karşı koyma gibi önleyici faaliyetleri operasyonlarla yan yana gösteren tutumunuzla güvenliği sağlayamazsınız. Ülkemizi Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nden yoksun bırakan anlayışınızla güvenliği sağlayamazsınız. Güvenlik ve istihbarat faaliyetlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından denetlenmesini engelleyerek güvenliği sağlayamazsınız. Hak arama mücadelesi veren emekçilerin, sendikacıların, madencilerin eylemlerini güvenlik sorunu hâline getirerek güvenliği sağlayamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhurbaşkanı eleştirildiği için 10 bine yakın vatandaşımızın mahkûm edildiği tek adam anlayışıyla güvenliği sağlayamazsınız.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki güvensiz ortam ve güvenlik sorunları en son yayınlanan kitaplarda en öne çıkan konu olmaya başladı. “Cendere” “Kozmik Albay” “Baronlar Savaşı” “Dayının Casusları” gibi kitaplar en çok satanlar listesinde en önde. Bu bile gösteriyor ki güvenlik alanı alarm veriyor, yönetilemiyor, savruluyor. Artık, şimdi görev bize düşüyor. Şimdi görev, savunma, güvenlik ve istihbarat alanını tek adam iktidarının ve kesin olarak cemaatlerin ve siyasetin etkisinden arındırarak sadece millî güvenliği esas alan kurumlar hâline getirmektir. Şimdi görev, tek adam iktidarının elinde güvensiz hâle gelen güvenlik alanını ilk seçimlerden hemen sonra güvenli hâle getirmektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Burak Erbay’a ait.

Buyurun Sayın Erbay. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BURAK ERBAY (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, pandeminin ülkemizi sardığı bu zor koşullarda bütçe yapmaya çalışıyoruz. Bu salgın sürecinde, yıllarca vergisini vermiş esnafımız zor durumda; kafe, kahvehane, lokanta sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor; okul servisçileri, kantinciler hayatta kalmaya çalışıyor; internet kafe işletmecileri, seyyar satıcılar ve TEKEL bayisi sahipleri can çekişiyor, milyonlarca vatandaşımız aç ama çare bulması gereken saray ve yandaşları maalesef doymak bilmiyor.

Açıklanan destek paketleri yeterli değildir. Esnafımızın ve çiftçimizin vergi, sigorta ve BAĞ-KUR prim borçları, kredileri faizsiz bir şekilde ertelenmeli ve çok daha kapsamlı destek paketi açıklanmalıdır.

AKP'li vekillere seslenmek istiyorum: Bütçe görüşmelerinde yaptığınız konuşmaları izledim. Vatandaşın içinde bulunduğu durumu görmüyorsunuz. Yaptığınız ucube sistemle halktan kopmuşsunuz ve güç zehirlenmesi yaşıyorsunuz.

Bakın, bir fotoğraf göstermek istiyorum: Yıllar evvel bir seçim kampanyası, mütevazi bir kamyonda Sayın Erbakan ve Tayyip Erdoğan bir seçim kampanyası yürütüyor.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bizim hocamız, gurur duyuyoruz onunla.

BURAK ERBAY (Devamla) – Evet, hocanız.

Şu anda ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Milyon dolarlık araçlarla cuma namazına gidiyorsunuz, cuma namazına. (CHP sıralarından alkışlar)

Dediniz ki: “Zulüm gördük, özgürlükler için mücadele edeceğiz.” Özlem Başkanım, siz de çok kullandınız bu kelimeyi. Evet, millet de inandı, size oy verdi, iktidara geldiniz. Şimdi ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Şimdi siz zulmediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, baro başkanlarımıza zulmediyorsunuz, maden işçilerine zulmediyorsunuz. Daha birkaç gün önce doktorlara yaptığınız zulüm, işte, maalesef bu durumda. Yani söylediklerinizle Özlem Başkanım, yaptıklarınız tutmuyor.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Kılıçdaroğlu hangi arabaya biniyor, bir söylesene.

BURAK ERBAY (Devamla) – Bakın, bu fotoğraflarda ne var biliyor musunuz? Lüks var, şatafat var, israf var, koltuk hırsı var, koltuk sevdası uğruna ülkeyi peşkeş çekmek var, peşkeş çekmek. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sizin arabanızın markası ne?

BURAK ERBAY (Devamla) – Çok değerli vekiller, Diyanet İşleri Başkanlığının 7 bakanlıktan büyük bütçesi var, 13 milyarlık bir bütçe bu. İçinden geçtiğimiz bu karanlık günlerde insanlık için umut olan 2 tane şirketten söz etmek istiyorum. Biri Pfizer, biri de BioNTech. Bakın, 175 ülkede faaliyet gösteren bu Pfizer’de 96 bin kişi çalışıyor. 2 Türk doktorun sahip olduğu BioNTecH’de ise 1.300 kişi çalışıyor. Peki, soruyorum: Diyanette kaç kişi çalışıyor biliyor musunuz? 131.789 kişi çalışıyor yani Diyanetin personel sayısı BioNTecH’in 100 katı arkadaşlar. Bakın, salgınla mücadele en çok ihtiyaç duyulan bu tıbbi tekniker ve sağlık personeli atama beklerken ne yaptık biliyor musunuz? Diyanete 5 bin ilave personel verdik, arkadaşlar, 5 bin.

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Yetmiyor, yetmiyor.

BURAK ERBAY (Devamla) – İşte, ülkeyi bu anlayışınız batırıyor, iflas noktasına getiriyor.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bak, araştır, camilere uğra imam yok, camilerde imam yok.

BURAK ERBAY (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakın, 2021 bütçesinde, çocukların taciz edildiği yurtlara, diri diri yandığı yurtlara 81 milyon 891 TL ödenek ayırdık. Bu derneklere harcanan paralarla 1 milyon 637 bin esnafa 50’şer bin liralık destek verilebilirdi. (CHP sıralarından alkışlar) Bir iktidarın halka bakış açısı, işte, bu bütçelerden belli olur. Sizin yaptığınız bu bütçelerde cemaatler ve tarikatlar var. İşte, Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olduğunda ne olacak biliyor musunuz? Bu bütçe devletin gerçek sahibi halka verilecek, halka! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bakın, içinde lüks olan, israf olan, şatafat olan bu bütçede ne yok biliyor musunuz? Alevi yurttaşlarımız yok. Kısa bir süre önce Almanya’da Aleviler ve cemevleri anayasal hakka kazandırıldı. Ancak geldiğimiz bu çağda, maalesef, Türkiye’de cemevleri ibadethane statüsünde değil, bu karanlığın da çözülmesi lazım bir an önce.

Değerli milletvekilleri, Diyanetin bütçesini incelediğimizde de akıl almaz harcamalarla karşılaştık. Diyanet İşleri Başkanlığının, hatırlıyorsunuz, bir sözü vardı “Meyve sebze almak için akşamı bekleyin.” demişti. İşte o Diyanet Başkanlığı ne yapıyor biliyor musunuz? Bakın, Diyanette bir yüksek ihtisas merkezi yapıyor. Bunun bedeli 40 milyon lira.

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – O camiye karşı mısın sen?

BURAK ERBAY (Devamla) - Burada ne var biliyor musunuz? Hamam var, sauna var, biliyor musunuz arkadaşlar? Daha yeni bir ihale yapıldı, bunun bahçesini düzenlemek için 2 milyon 749 bin lira para ayırmışsınız. Başka ne var bu Diyanetin bütçesinde? Elâzığ’da 90 milyon liraya yapılan Harput Diyanet Külliyesi var arkadaşlar. Daha deprem konutları bitmedi, buna, külliyeye ne gerek var arkadaşlar? Bunları araştırırken daha geçen gün, tesadüf, seçim bölgem Bodrum Ortakent’te gene 100 milyon liraya bir külliyenin yapıldığını öğrendik. Daha Bodrum’daki hastanenin yüzde 40’ı tamamlanmadı arkadaşlar, bu ne acele?

Bakın, bir söz var; Hazreti Muaviye Şam’da kendine bir görkemli saray yaptığında Hazreti Ebu Zer’e soruyor: “Sarayımı nasıl buldun?” diyor. Ebu Zer cevap veriyor: “Eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır, halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir, haramdır.” diyor. İşte, bu yapılanlar ihanettir, haramdır haram, arkadaşlar! (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bodrumda nerede oturuyorsun sen?

BURAK ERBAY (Devamla) - İslam dini ön planda aklı tutar.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Villada oturursun, gelip konuşursun.

BURAK ERBAY (Devamla) - Bakın, ülkemizde yaşanan kuraklık devam ederken, geçen, meteoroloji yağmur yağacağını açıklamıştı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili, teşekkür ederim.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Teşekkür etti.

BURAK ERBAY (Devamla) - Diyanet ne yaptı? “Yağmur duası” dedi.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yağmur da yağdı; dua etti, yağdı.

BURAK ERBAY (Devamla) - Yüz yüze eğitim yasaklanırken Kur’an kurslarında yüz yüze eğitim devam etti. Hele hele Diyanet Başkanı ne yaptı? Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden fesli bir meczubu ziyaret ederek Diyanete büyük leke düşürmüştü. Köklü bir kuruma zarar veriyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, buyurun, teşekkür ederim.

BURAK ERBAY (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Bitir ya, bitir haydi.

BURAK ERBAY (Devamla) – Bunları görünce Neyzen’in bir dörtlüğü aklıma geldi: “Esir iken mümkün müdür ibadet?/ Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et./ Sizin gibilerin yüzünden,/ Dininden de soğuyacak bu millet.” diyorum ve cumhuriyet sevdalılarını, bağımsızlıktan ve özgürlükten yana olan tüm yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Öztrak, Sayın Bingöl, Sayın Tezcan tecrübeli siyasetçiler, bir saniye geçirmeden atlatıyorlar. Dolayısıyla milletvekillerimiz buradan söz isteyince üzülüyorum, onu belirtmek için söylüyorum.

Ali Haydar Hakverdi, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Devlet Arşivleri üzerine söz aldım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ben devletimizin değil de kendisini devlet sanan “şahsım” devletinin on sekiz yıllık arşivini sizinle paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) “Yolsuzluğu, yoksulluğu ve vesayeti bitireceğiz.” diye geldiniz, ucube başkanlık sistemiyle koskoca devleti tek adamın vesayeti altına aldınız. “Şahsım” devleti iktidarında maalesef teröristler Genel Kurmay Başkanımızı tutukladı, hapse attı. Devletin sırları kozmik odayla teröristlere teslim edildi, ne istedilerse onlara verildi. Yolsuzluk iddialarına karşın 4 Bakan parmak çoğunluğunuzla aklandı, hâlâ milletin vicdanında bu yara durur. O dönem Zarrab’ın önüne yatıldı, uyuşturucu baronu Zindaşti tahliye edildi, mafya arkalandı. “Şahsım” devleti zamanında askerimizin kafasına çuval geçirildi, Süleyman Şah Türbesi kaçırıldı, Uludere’de Roboski katliamı yapıldı, “öfkeli çocuklar” dediğiniz katil ve yobaz sürüsü Ankara Garı’nda 102 canımızı katletti. “Şahsım” devleti zamanında sınav soruları çalındı, “şahsım” “Tatmin oldum.” diye açıklamalar yapıp onlara da arka çıktı. Referandumda ölülere “Oy kullanın.” çağrısı yapıldı, başka birinde mühürsüz oylar sayıldı, atı alan Üsküdar’ı geçti. Deprem vergileri iç edildi, şehit ve gaziler için toplanan paralar iç edildi; Deli Dumrul vergisiyle geçmediği köprüye, uçmadığı havaalanlarına vatandaşın cebinden zorla paralar alındı. Yandaşa kamu ihalesi verebilmek için tam 191 kez Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yapıldı. On sekiz yılda maalesef 432 faili meçhul cinayet işlendi, “Bunlar soruşturulsun.” dediğimizde, sizin tarafınızdan, bu Mecliste 22 kez reddedildi ve 59 nefret cinayeti işlendi. Meşruiyetin merkezine kendinizi koydunuz, istişareyi ve demokrasiyi bitirdiniz. Sadece bu dönemde, 27’nci Dönemde 2.147 kanun teklifimizden 1’ini dahi kabul etmediniz. Belediyelere hukuksuz ve keyfî kayyumlar atadınız. Sadece başka partilerin değil, kendi belediyelerinize de bunu yaptınız. Gökçek, Topbaş, Balıkesir neden görevden alındı? İçinizde bunu bilen bir milletvekili arkadaşımız var mı? Bunlar yolsuzluk mu yaptı, bunlar parsel parsel mi verdi, yoksa sadece başarısız mıydı? Siz, bu işin neresindeydiniz? İçinizden bilen varsa gelsin anlatsın, bizler de vatandaş da bilsin. (CHP sıralarından alkışlar)

“Şahsım” devletinde, AK PARTİ’li il, ilçe başkanları ve yöneticiler hâkim, savcı olarak atandı. Hukuk, iktidarın sopası hâline geldi, adaleti bitirdiniz. Millet adına vicdanıyla karar veren mahkemeler artık saray adına vicdansızca karar vermeye başladı, yargıya olan güveni bitirdiniz. Yap-işlet-devret modeliyle vatandaşın rızkını yüzde 600 kârla yandaşa peşkeş çektiniz. Biz, hizmete karşı değiliz. Şimdi, diyeceksiniz ki: “CHP yola karşı, köprüye karşı.” Hayır. Hizmet sırasında yapılan soyguna karşı Cumhuriyet Halk Partisi, hizmet sırasında yapılan soyguna karşı. (CHP sıralarından alkışlar) Biz “Çalıyorlar ama çalışıyorlar.” düzenine karşıyız; biz “Çalmadan, namusluca çalışıyorlar.” düzenini savunuyoruz. Millet açken, işsizlikten intihar ederken, eşiyle birlikte beşer beşer maaşlar alıp bal tutup parmağını yalayan bürokratlar atadınız. O bal sizinse diyeceğimiz bir şey yok ama halkınsa o parmağınızla yaladığınız bal haramdır, haram; siz kavanozuyla götürdünüz. (CHP sıralarından alkışlar)

“Şahsım” devletinin arşivinde israf var, zulüm var. Halkı açken sarayında lüks içinde yaşayan bizden değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Söz sırası, Özgür Karabat’a ait.

Buyurun Sayın Karabat. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı üzerine söz aldım. Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı ne zaman Cumhurbaşkanlığına geçti? Temmuz 2018 yani başkanlık sistemine geçtikten bir ay bile olmadan geçti. Peki, buradaki milletvekilleri, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde olan millî sarayların Cumhurbaşkanlığına devredilmesiyle ilgili bir ses çıkardınız mı? Neden o zaman “Reisim, çok yaşa!” dediniz. Değerli milletvekilleri, neden Türkiye Büyük Millet Meclisindeydi o saraylar, biliyor musunuz? Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti kurduğunda saltanat rejimine karşı “Saraylar halkındır.” dediği için Türkiye Büyük Millet Meclisindeydi. Siz şimdi o sarayları aldınız külliyeye verdiniz, işte sizin yönetim anlayışınız; işte, sizin yönetim anlayışınız bu, değerli milletvekilleri.

Bir başka mesele şu: Cumhurbaşkanlığında Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Finans Ofisi, Yatırım Ofisi, Dijital Dönüşüm Ofisi, bir sürü paralel ofis var değerli milletvekilleri. Ne iş yapar bunlar? Bir başka bakanlığın yaptığı işleri yapar. Bakın, tehlikeli bir noktayı işaret ediyorum; daha önce paralel yapıyı gördük şimdi yeni paralel yapılar oluşturuyorsunuz. “Devlette iki başlık olmaz.” diyordunuz ya, sözünüzü tekrarlıyorum: Devlette iki başlılık olmaz, bu paralel ofislerden vazgeçin; bunu özellikle söylüyorum.

Peki, değerli milletvekilleri, bu ofisin, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığının başında kim var? Yasin Yıldız. Kim bu? Gezi direnişi sırasında “Camide içki içtiler.” yalanını konuşan kişi.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sahtekâr.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Şimdi, böyle millî olan bir kuruluşun başına, üstelik bu yalanı Fetullah Gülen basınıyla provoke eden birisini koymak doğru mudur? Hani millî bütünlük, nerede millî sarayların saygınlığı, sormazlar mı adama? “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” derler ama değerli milletvekilleri, değerli Hükûmet siz yalancının boğazına floresan takmışsınız, floresan. Bunu görüyor musunuz?

Şunu söylemek isterim ki: Bu bütçe kimseye çare değil. Bütçeyle ilgili soruyoruz: Bütçe bütçe, bize ne getirdin diyoruz; diyor ki bütçe “İnci boncuk.” “Kime kime?” diyoruz. “Saraya ve reise” diyor. Soruyoruz tekrar: Bütçe bütçe, ne getirdin? “Faiz gelirleri, ballı ihaleler getirdim.” diyor. Soruyoruz: Kime kime? “Vallahi, 5’li çeteye.” diyor; durum bu. (CHP sıralarından alkışlar) Bütçeye soruyoruz: Bu bütçeyi kim yaptı? “Bakan yaptı.” Bakan nerede? “Eve kaçtı.” Bakan nerede? “Eve kaçtı.” Değerli milletvekilleri, hikâye böyle devam ederse, masal böyle devam ederse, iktidarınız bir yıl daha devam ederse “Memleket ne oldu?” diye sorarsak “Yandı, bitti, kül oldu.” deriz değerli milletvekilleri; durum bu. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu bütçede ne emekliye ne EYT’liye ne öğrenciye ne öğretmene ne polise çare yok; vatandaşın derdine çare olamayan biçare bir Hükûmetiniz var, biçare bir Hükûmetiniz var.

Şunu söylemek isterim ki: Seçim zamanı gelir, sandığı koyarlar, yaptıklarınızı tartarlar, bir tarafa kredi borcunu ödeyemeyen öğrencileri koyarlar, diğer tarafa sizin 5’li çetenizi koyarlar.

Bir tarafa EYT’lileri, problemlerini koyarlar, diğer tarafa ballı ihalelerinizi koyarlar.

Bir fotoğraf koyarlar, Kanal İstanbul Proje’sini, Katar Emiri’ni ve “İstanbul’a ihanet ettik.” sözünü asarlar, diğer tarafa “Her şey çok güzel olacak.” diyenleri koyarlar değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir tarafa, Suriye’deki 34 şehit askerimizin resmini koyarlar, diğer tarafa, Putin’in kapısında bekleyen Cumhurbaşkanınızın fotoğrafını koyarlar değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar) Sorarlar, burada bağıra bağıra “Biz oyun kurucuyuz.” diyen bakanlarınızın fotoğrafını koyarlar bir tarafa; diğer tarafa, tezgâh bile kuramayan esnafın fotoğrafını koyarlar.

Değerli milletvekilleri, bir tarafa, Kaz Dağları’nın, ovalarımızın, dağlarımızın resmini koyarlar ve peşkeş çektiğiniz uluslararası şirketleri koyarlar, diğer tarafa “Çanakkale geçilmez.” diyen Mehmetçikleri koyarlar değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir tarafa “Mutlu saray, mutlu reis; yaşasın saray.” diyenleri koyarlar, diğer tarafa “Hedefimiz mutlu Türkiye.” diyen muhalefeti koyarlar değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Atila Sertel’e ait.

Buyurun Sayın Sertel.

CHP GRUBU ADINA ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye'nin başına ne geldiyse işte bu iki şapka yüzünden geldi. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, AKP Genel Başkanı şapkası, etiketini de sökmedim “Londra” yazıyor, tefecilerin; bu da partili Cumhurbaşkanı şapkası. Şimdi, Türkiye aslında bu sıkıntı içerisinde kavrulurken Grup Başkan Vekillerimiz bana “İletişim Başkanlığıyla ilgili çık, konuşma yap.” dediler. İletişim Başkanı Fahrettin Altun… Benden önce Bülent Tezcan söylediği için onun maaşına, 5 maaşına, yaptığı o hayırlara falan girmeyeceğim ama bir konuya girmek istiyorum. Bu arkadaş Türkiye'de küçük bir Recep Tayyip Erdoğan olmuş ve öyle davranıyor. İstediğine basın kartını veriyor, istediğine vermiyor, istediğini iptal ediyor. Örneğin, benim çok sevdiğim, Aksaray’da Uluırmak gazetesinin de sahibi Cengiz Tarhan vardı, rahmetli oldu kısa bir süre önce, bu arkadaşımızın sürekli basın kartı vardı, iptal ettiler. Yine, hayatını gazetecilikten başka hiçbir işte geçirmemiş olan Merdan Yanardağ gibi onur abidesi bir insanın iki yıldır kartını vermeyen bir yapı var. Bunlar küçük Recep Tayyip Erdoğan olmuşlar, hepsi kendilerini bir yere koymuşlar. Bu pergolacı hazine arazisine kaçak pergola yaparken İl Başkanımız Kaftancıoğlu’nun emriyle bir arkadaş fotoğrafını çekti diye, İl Başkanımız Sayın Canan Kaftancıoğlu’na on buçuk yıl hapis cezası istiyorlar, on buçuk yıl. Sen hazine arazisine kaçak yapacaksın…

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Pergola yapacaksın!

ATİLA SERTEL (Devamla) - Evet.

…kaçağı meşru kılacaksın ve devletin tepesindeki bir adam olarak bunu içine sindireceksin, sonra onu resimleyene on buçuk yıl… Dedim ya, bu şapkanın sahibi, partisini hiç kimseye teslim edemedi, hiç. Davutoğlu’na bir ara bıraktı, baktı ki Davutoğlu gerçekten bir şeyler yapmaya çalışıyor, Davutoğlu’nu aşağı attı. Sonra İzmir’de aday yaptığı, İstanbul’da aday olarak gösterdiği, hep seçimlerde başarısızlığa uğrayan Binali Yıldırım’ı yaptı; olmadı. AKP’nin Genel Başkanı şapkasını hiç bırakmadı ve bırakmayacak ama bu şapkayla birlikte tarih onları bu seçimde eski partilerin mezarlıklarına gömecektir, onu biliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili arkadaşlarım, Recep Tayyip Erdoğan, bu şapkasıyla Kemal Kılıçdaroğlu’na ve bütün muhalefet liderlerine, HDP’ye, İYİ PARTİ’ye Cumhuriyet Halk Partisine, diğer partilere, herkese inanılmaz hakaretler yağdırıyor ama kendisine yanıt verildiğinde bu şapkayı hemen kafasına takıyor “Hâkimler, savcılar, koşun gelin, bunlar bana hakaret ediyor. Ne yapıyor bunlar? Dokunulmazlığım var benim.” diyor. Senin bu iki şapkayı birlikte kullanman, aslında Türkiye’de bütün sorunların temel nedeni bu. (CHP sıralarından alkışlar) Eskiden cumhurbaşkanları bütün milletin Cumhurbaşkanı olurdu.

Recep Tayyip Erdoğan emekliyi sevmiyor, onları hapse tıkmış gibi evlere tıktı ve sonuçta, bütün emeklilerin, 13,2 milyon emeklinin 9 milyonu asgari ücretin altında maaş alıyor. Utanın, sıkılın! Köylüyü sevmiyor. İşçiyi hiç sevmiyor. Maden işçileri çalışmışlar, alacaklarını istiyorlar; ya arkadaş, üstüne jandarma yolluyor, polis yolluyor. Bu kadar vicdansızlık olur mu? (CHP sıralarından alkışlar) Ve köylüyü hiç seviyor. Tarım kesimine bakın, köylü ne ekerse eksin dert biçiyor, ne ekerse eksin dert biçiyor. Çıkmış dün Tarım Bakanı nelerden bahsediyor; sarayda var ya, sarayda. Saraydan bakınca hayat öyle güzel ki, hayat öyle güzel ki, hele bir 5 maaş, 10 maaş ceplere koyarsan, bütün eski bakanların, eski milletvekillerinin kimini büyükelçi, kimini rektör, kimini yönetim kurulu üyesi, kimini Bakan Yardımcısı yaparsan. Sevmiyorsunuz; gençleri sevmiyorsunuz, emekliyi sevmiyorsunuz, PTT memurunu sevmiyorsunuz, itfaiyecileri hiç sevmiyorsunuz, onları meslek olarak dahi kabul etmiyorsunuz; hiç kimseyi sevmiyorsunuz. Neyi seviyorsunuz biliyor musunuz? Küçücük bir aileyi. AKP milletvekillerini bile sevmiyorlar, sevseler kendi arkadaşlarını böyle takır takır harcarlar mıydı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bunları Bakan bile yapmıyor ya.

ATİLA SERTEL (Devamla) – Sadece ailesi ve kendisi var. Recep Tayyip Erdoğan, bu seçimde, yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın Özgür Ceylan Bey’e ait.

Buyurun Sayın Ceylan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile gelir bütçesi üzerinde partim adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, maalesef, sarayın mutfağında hazırlanmış, yıllarca şikâyet ettiğiniz faiz lobisinin değirmenine su taşıyan bir bütçeyi görüşüyoruz. Sayın Erdoğan, 19 Haziran 2018’de yaptığı konuşmada: “Bu kur filan, bunların hiçbirisi bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil, bizim geleceğimizi biz belirleyeceğiz. 24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla, bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz.” dedi, hepiniz hatırlamışsınızdır bu konuşmayı. 2014 seçimlerinde de “Bize oy verin, Türkiye’yi uçuracağız.” demişti; peki, uçtu mu?

Kısa bir karşılaştırma yapmak istiyorum: 1980’lerde Güney Kore ve Türkiye'nin ekonomik göstergeleri benzerdi. Hatta o tarihlerde Türkiye'nin gayrisafi yurt içi hasılası Güney Kore’den tam yüzde 33 fazlaydı. Bizde kişi başına millî gelir 2.169 dolar, Güney Kore’de ise 1.711 dolardı. 2019’da bizde kişi başına millî gelir 9.042 dolar, Güney Kore’de ise 31.762 dolardır. Güney Kore insana, üretim ekonomisine yatırım yapmış ve geldiği yer ortada. Bizde durum ne? Saray, kamu-özel iş birliği projelerine, yandaş müteahhitlere yatırım yapmış, 1 liraya mal edilecek iş 5 liraya gerçekleşmiş. Türkiye'nin değil ama yandaşın uçtuğu kesin. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı bütçe sunuşunda “Strateji ve Bütçe Başkanlığı kalkınma yolculuğumuza yön veren rotayı temsil etmektedir. Bütçenin girdilerden ziyade sonuç odaklı bir yaklaşımla hazırlanmasını hedefledik.” dedi. Peki, bu rotayla gemiyi karaya oturttuğunuzu görmeniz için daha ne yapmamız gerekiyor? Bu bütçeyle sözde karşı olduğunuz faiz lobisini besliyorsunuz. Faiz ödemeleri 180 milyara, bütçe açığı 245 milyara gelmiş dayanmış, bütçe açığı millî gelirin yüzde 4’ünü aşmış. Türkiye, yüksek faizle borçlanan bir ülke hâline getirilmiş. Neyi var neyi yoksa mirasyedi evlat gibi yok pahasına elden çıkarılmış bir ülke hâline getirdiniz Türkiye’yi. Aynı hataları tekrarlayarak farklı sonuçlar elde edemezsiniz. Yaptıklarınız Osmanlı Dönemi’nde tekrarlanan hataların benzeridir. 1800’lerin ikinci yarısından itibaren neredeyse kapitülasyon verilmeyen ülke kalmamıştı, 1860’tan sonra “borcu borçla kapatma” anlayışıyla devlet borçlandırılmıştı. Sonuç ise genç cumhuriyetin sırtına binen Düyun-ı Umumiye olmuştur.

Değerli arkadaşlar, tüketici kredisi ve kredi kartı borçları yılbaşından bu yana 239 milyar lira arttı. Döneminizde vatandaşın kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle bankalara ödediği toplam faiz 591 milyar liraya ulaştı. Erbakan yaşasaydı size ne derdi biliyor musunuz? “Sizi gidi faizciler sizi.” derdi. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, sonuç odaklı mı olmak istiyorsunuz? Sonuç: İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı 2003 yılında 587 bin iken 2019’un Ekiminde 4 milyona çıkmıştır. Sonuç: Vatandaşın bankalara olan borcu 2002 yılında 6 milyar lira iken Kasım 2020’de 829 milyara çıkmıştır. Sonuç: İktidara geldiğiniz 2002 yılında 95 bin çift boşanırken 2019 yılı sonunda 155 bin çiftin boşanmasıdır. Sonuç: Kasım 2002’de 1,67 lira olan doların bugün 7,86; 1,66 olan euronun 9,56 olmasıdır; on sekiz yılda Türk lirasının yağ gibi erimesidir. Ve sonuç: Yükselen enflasyon, artan işsizlik nedeniyle vatandaşımızın karşı karşıya olduğu yoksulluk, umutsuz gençlik, mutsuz esnaf, mutsuz çiftçi, mutsuz emekli ama mutlu yandaşlardır. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu bütçe israfın, lüksün ve şatafatın yani uçan, kaçan, yüzen yazlık ve kışlık sarayların bütçesidir. Bu bütçe “İtibardan tasarruf olmaz.” diyen ve vatandaşını açlığı mahkûm eden bir Cumhurbaşkanlığının bütçesidir.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Zengin, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’e onurlu duruşu için teşekkür ettiğine, yapılan eleştirilerde belli bir hacim aşıldığında inandırıcılığın kaybedildiğine, tarif edilen bir sistem olduğuna ve bir virt gibi gösterilmeye çalışılan bu sistemi reddettiklerine, vatandaşın algısının son derece yüksek olduğuna, yasama ve yürütmenin ayrı olduğuna, dalga geçilen Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinin yüzde 1’le öğrenci aldığına, yetmiş dakikalık konuşmalara cevap vermek için iki dakikalık sürenin çok az olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, Sayın İsmail Demir buradalar, dün, tabii, Türkiye için önemli bir gündü, bu manada, ben kendisine ülkemize ettiği hizmetler için teşekkür etmek istiyorum. Onurlu duruşu için ayrıca, hassaten, hem grubumuz adına hem milletimiz adına teşekkür ediyorum çünkü Savunma Sanayii Başkanlığı olarak yaptığı şeyler Türkiye için fevkalade önemli. Sadece Türkiye değil aslında dünyadaki sisteme olan itirazın da bence bir neticesidir, gelinen bir noktadır. Bu manada, buradakinden farklı olarak, dün akşam siyasi parti gruplarının yaptığı açıklamalar da birlik, beraberlik adına fevkalade önemliydi, önce bunu ifade etmek istiyorum, teşekkür etmek istiyorum Sayın Başkan.

Tabii ki, hayır olsun bugün yapacağımız çalışmalar.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, tek tek cevap vermek tabii ki çok zor, uzun konuşmalardan geçtik ama birkaç şeyi söylemek istiyorum, şu sebeple: Şimdi bu yapılan eleştirileri iki boyutuyla düşünmek lazım. Şimdi, yapılan eleştirilerde belli bir hacim aşıldığı zaman iki temel sorun ortaya çıkıyor. Birincisi, inandırıcılığını kaybediyor. Bir diğer önemli mesele, siz bütün bu itiraz ettiğiniz şeylere kendiniz talipsiniz yani ben iktidar olmak istiyorum, ben vatandaşın reyini almak istiyorum derken ben tek adam olmak istiyorum diyorsunuz o zaman. Yani, siz eğer Cumhurbaşkanlığına talipseniz, sizin tarif ettiğiniz bir sistem var, sürekli tekrar ediyorsunuz, bir virt gibi bunu tekrar ediyorsunuz -ki bunları biz şiddetle reddediyoruz- bunlar sizin birer kodlamanız yani işe, böyle anlatılan konuşmalardaki tekerlemelere falan bakınca da vatandaşın algılama düzeyini ilkokul seviyesinde zannediyorsunuz. Vatandaş sizi, bizi sulu götürür susuz getirir, vatandaş ordinaryüs...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Özlem Hanım, son bir dakika veriyoruz.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O kadar kısa mı Başkanım? Ama, lütfen Başkanım.

Yani vatandaşımızın algılaması, hayatı değerlendirmesi böyle bir zeminde değil, son derece yüksek düzeyden değerlendirme yapıyor. Bu kullandığınız ifadelerle aslında siz, bunlara kendiniz de talipsiniz yani bunları unutmadan bu ağır sözleri, ifadeleri kullanmak lazım. Yani, hakikaten inanılmaz bir doz aşımıyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

Şimdi, tekrar ediyorsunuz, yasama, yürütme tek kişinin elinde. Ya, buna kim inanır, buna kim inanır yani? O zaman siz de mi onun içerisindesiniz? Ne demek? Türkiye’de yasama, yürütme ayrı; bizim başından itibaren her daim altını çizdiğimiz bir şeydir.

Ah almaktan bahsediyorsunuz. Bu, sizin için söylenen bir şeydir yani halk arasında hep bu söylenir. Dolaşın bakalım ne deniliyor acaba? Bu kadar yani on sekiz yıldır sandığa atılan oylar tekme atmak mıdır? İnanamıyorum yani. Sandıkta bir kanaat belirtmek ne zamandan beri tekme atmak? O zaman, bu dediğim şekilde bakıldığında vatandaş size tekme mi atıyor? Bunu mu ifade ediyorsunuz? Yani, bu, hakikaten olacak iş değil. Ha, gidiyorsunuz milletin evini dikizlemeye. Ya, ne zaman… Bakın, eğer ortada bir suç varsa, buna inanıyorsanız İstanbul Büyükşehir Belediyesi sizin elinizde. O zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, yani bilmiyorum, böyle…

BAŞKAN – Özlem Hanım, baştan açıklamayı yaptık.

Teşekkür ederim.

Sayın Özkoç…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, bir saniye… O zaman bir usul var, ben sevmiyorum ama kayda geçsin, iki şey söylemem lazım.

Şu imam hatiple alakalı mesele. Bakın, bugün Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesiyle dalga geçiliyor. Bu okul şu anda Türkiye’de yüzde 1’le öğrenci alıyor hatta bu sene kapatması yüzde 0,7 yani yüzde 1’in de üstünde puanla öğrenci aldı. Yani bu şuna benziyor: Galatasaray Lisesi öğrencileri hiçbir yere gelmesin. Bu, herhâlde hâlâ devam eden imam hatip fobisinin devamı diye düşünüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Diğer imam hatipler…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çünkü o okul da aynı yüksek puanla öğrenci aldığı için bundan kaynaklanıyor, ismiyle alakalı bir şey değil. Bu şuna benziyor yani: Neden Galatasaray Lisesinden 10 tane daha yok? O okuldan 1 tane var, bununla alakalı, başarının, çıtanın yüksek olmasıyla alakalı.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, bir saniye Başkanım, bir şey daha söyleyeceğim.

Bakın, biz yaşadığımız şeyleri anlatırken kürsülerde, bir hikâye olarak anlatmıyoruz, bir suistimal olarak, bunlardan istifade etmek için değil, vakanın bizatihi kendisini anlatıyoruz.

Bir de Başkanım yani iki dakika, bu kadar, yetmiş dakikalık konuşmaya iki dakika gerçekten çok az. Kurallara evet ama fevkalade az. Bunu biraz aşmamız lazım diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

3.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Sayıştay raporlarına göre Varlık Fonu borçlarının 63,7 milyar TL olduğuna, imam-hatipleri, ilahiyat fakültesini ve Diyanet İşleri Başkanlığını kuranın CHP olduğuna, Fetullahçı terör örgütü gibi dini siyasete alet edenlere karşı olduklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Özlem Hanımla aynı fikirdeyim, bu iki dakika bize yetmez.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Evet, yetmez.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şunu söyleyeyim: Hiç birbirimizi kırmak istemiyoruz ama neyi görüşüyoruz, Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. Cumhurbaşkanlığı bütçesinde… Cumhurbaşkanı bugün kalkıyor “Kiralarla ilgili 750 lira ve 1.000 lira yardım yapacağız.” diyor. Bakın arkadaşlar, şu nasıl söylenebilir? Ben söylemiyorum, 2019 Sayıştay Raporu’nu okuyorum size: “Sarayın gıda harcamaları 3 milyon 82 bin TL.” diyor. Ne yapacağız? “Giyecek mefruşatı 13,4 milyon lira.” diyor. Ne diyeceğiz millete? “İçecek için harcanan para 1,3 milyon.” diyor. Nasıl anlatacağız insanlara? “Taşınmaz ve hizmet binası giderleri 10 milyar TL.” diyor. Ne diyeceğiz yolda yürüyen, otobüslerde giden insanlara? “Varlık Fonu borçları 63,7 milyar TL.” diyor. Ne yapacağız? Atatürk Havalimanı için ödenen tazminat, usulsüzlükten dolayı ödenen tazminat 3 milyar lira. Geçilemeyen köprülerin bedeli 98,5 milyar lira. Ya, hepsini bırakıyorum, içim acıyor; saraya ek binalara 2020 yılı sonuna kadar toplam 748 milyon dolar harcanmıştır, 748 milyon. Okluk Koyu’ndaki yazlığa kaç para harcandı, biliyor musunuz arkadaşlar? 105 milyon dolar. Ahlat Köşkü’ne 22 milyon dolar harcandı. Şu anda bu saraylara harcanan toplam para 211,8 milyar TL arkadaşlar. Şimdi, vatandaşa dönüp de “Biz bize yeteriz.” dersen vatandaş sana ne der? (CHP sıralarından alkışlar) “Biz bize yeteriz de bizi rahat bırak.” der.

Arkadaşlar, imam-hatiplerle ilgili birbirimizin canını acıtmayalım. İmam-hatipleri kuran Cumhuriyet Halk Partisidir. (CHP sıralarından alkışlar) İlahiyat fakültesini kuran Cumhuriyet Halk Partisidir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Engin Bey, kapayan kim?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Katsayı kimin, katsayı?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Diyanet İşleri Başkanlığını kuran Cumhuriyet Halk Partisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, son bir dakika, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biz imamlarımız doğru yetişsin diye, camilerimizde gürül gürül insanlarımız olsun, ezanlarımız susmasın, cemaate şıha, şeyhe değil…

FET֒cü terör örgütüne sizin yaptığınız anlatmak istemiyorum arkadaşlar. Burada, tutanaklarda var, FETÖ terör örgütünün komisyonunda bundan önceki Emre Başkan diyor ki: “Biz devleti uyardık.” Soruyor Başkan “Peki, uyardınız da niye olmadı?” “Orasını ben bilemem Başkan.” diyor. Orası, bugüne kadar onları idare edenle aralarındaki bir pazarlık mevzusudur. Bugüne kadar iyi geçiniyorlardı, hangi pazarlıktan dolayı geçinemedi…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İmam-hatibe gelin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Katsayı yasağı nereden çıktı, katsayı yasağı?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Burada, tutanaklarda. Orada “Bu onların arasındadır.” diyor. Biz işte, Fetullahçı terör örgütü gibi dini siyasete alet edenlere karşı olduk ama Allah’ın ezanı bu memlekette hiç susmasın diye Kurtuluş Savaşı’nı kazandık. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bir sataşma…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Engin Bey, katsayıya bir şey demediniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sataşma, evet.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Nerede sataştım Sayın Başkan?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne dedi de sataştı Başkanım ya?

BAŞKAN – Buyurun.

4.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, şimdi, problem şu: Şimdi, söyledikleri amenna, evet, siz kurdunuz, amenna, Diyanet de öyle, aslında Diyanetin tarihçesiyle ilgili keşke açıp baksak. Peki, ezan niye Türkçe okundu bu memlekette on üç sene? Neden imam-hatip liseleriyle ilgili bütün Millî Eğitim sistematiğini altüst edecek şekilde yasaklar getirdiniz? Neden imam-hatip lisesi mezunları hiçbir yere girmesin diye uğraştınız, çaba gösterdiniz?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Genelkurmayın Genel Sekreteri bile imam-hatip mezunuydu ya!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yani o yüzden, bunlar aynen gerçek, her kelimesi gerçek ama -bu noktaya gelmiş olmaktan dolayı biz tabii memnuniyet duyuyoruz, biraz geç de olsa Türkiye buraya geldi- eğer bu yasaklamalar olmasaydı bu terör örgütleri böyle işlerin içerisine giremeyeceklerdi.

Bakın, bunu unutmayın, insanları bu yöntemlerle ikna ettiler, normal olarak… Düşünün, insanlar lavabolarda abdest alıp oralarda namaz kılmak zorunda kaldılar, kendilerini gizlemek zorunda kaldılar.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – On sekiz yıldır iktidardasınız, madde bağımlılığı patladı ya!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O yüzden, değerli arkadaşlarım, bence bu imam-hatip meselesine hiç girmeyin, arkadaşlarınız da hiç açmasın, bu konuyu kapatalım. Bunda sizin söyleyecek bir sözünüz olmadığını düşünüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – On sekiz yıldır madde bağımlılığı patladı, yapmayın ya!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ara vereceğim, onun için…

Buyurun.

5.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, FETÖ terör örgütüne üye olmaktan cezaevinde olan birinin kardeşi elçi olarak atanıyorsa iktidarın bu konuda kendilerine ders vermeye hakkı olmadığına ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gayet iyi gidiyoruz ama…

Efendim “Bu konuyu kapatsın.” filan… Benim ne konuşacağıma da Özlem Hanım karar vermesin, rica ediyorum, böyle yapmayalım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben size söylemiyorum, kürsüye söylüyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Fetullahçı terör örgütünün… CNN Türk’te Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a soru soruluyor, diyor ki: “‘Bu Fetullahçı terör örgütü sizin zamanınızda büyüdü.’ diyorlar, buna ne diyorsunuz?” Çok açık bir şekilde diyor ki: “Evet, bunu kabul ediyorum, bizim zamanımızda büyüdü, ne istedilerse verdik.” (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, hayır, öyle söylemiyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – CNN Türk’te… Açın, açın arkadaşlar, hiç benimle tartışmayın, açın, “CNN Türk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan” deyin, orada çıkar.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Katsayı, katsayı…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şimdi, ne istedilerse verirseniz, onların bütün kapılarını açarsanız, sadece jandarmada, yüzde 70 kurmaylarına, Fetullahçı terör örgütüne göz yumarsanız, ağabeyi FETÖ terör örgütünden cezaevinde yatan generali orada tutarken kardeşini elçi olarak atarsanız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – …ondan sonra da gelip de bize bu konuda ders vermeye hakkınız yok, haddiniz yok. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Akçay…

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Cumhur İttifakı olarak açık, pazarlıksız, mertçe bir ortaklıkları olduğuna, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde yetkilerin tek elde toplanmadığına, çok başlılığı ortadan kaldırdığına, MHP’nin ilkeli, sorumlu, çözüm üreten, aktif ve aksiyonel bir siyasi parti olduğuna ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, konuşmacıları dinledik; efendim “tek adam rejimi” “saray rejimi” “iktidarın küçük parçası” “sarayın küçük ortağı” ifadelerini bolca sarf ettiler. Biz Cumhur İttifakı’yız; açık, şeffaf, pazarlıksız, yiğitçe, mertçe bir ortaklığımız var. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama siz, ortaklığınızdan, birbirinizden utanıp sıkılıyorsunuz, bunu açıkça deklare edemiyorsunuz, bir.

İkincisi, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, yetkileri tek elde toplamıyor, çok başlılığı ortadan kaldırıyor ve sizler hâlâ vesayet makamlarını savunuyorsunuz ve ayrıca pasif muhalefetsiniz, edilgen muhalefetsiniz çünkü kendi gündeminiz yok, sadece iktidar karşıtlığına odaklanmışsınız ve ayrıca çok tuhaf bir şekilde, iktidarın diline de mahkûm olmuşsunuz -çok affedersiniz- değirmencinin köy beygiri gibi, iktidarın dilinin etrafında dönüp duruyorsunuz.

“Saray” dediğiniz Cumhurbaşkanlığı makamıdır, biz Cumhur İttifakı’yız ama Milliyetçi Hareket Partisi size çok büyük geliyor “Küçük ortak” diyorsunuz ya, Milliyetçi Hareket Partisi size çok büyük geldiği için bu acıyı yaşıyorsunuz çünkü Milliyetçi Hareket Partisi, ilkeli, sorumlu, sorun çözen, çözüm üreten, inisiyatif sahibi, gerektiğinde hamle yapan, aktif ve aksiyonel bir siyasi partidir; siz ise ABD Beyaz Saray’dan iktidar dilenen Beyaz Saray dilencilerisiniz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

7.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teessüf ederim Sayın Başkan. MHP bize nasıl büyük geliyor; siz nerede oturuyorsunuz, biz nerede oturuyoruz baksanıza. (CHP sıralarından alkışlar) Millet, kimin büyük olduğuna, kimin olmadığına oylarıyla karar veriyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Müsavat Bey alınıyor ama.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bu tarafa gelince, onlara da bir sözüm var. Bakın muhalefet sıralarına, muhalefet muhalefetliğini yapıp muhalefetin yanında dursaydı millet bu durumda olmazdı. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Doğrunun yanında duruyorlar işte.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Doğrunun yanında, doğrunun yanında!

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, son yıllarda yerli ve millî üretimin en başarılı örneklerinin savunma sanayisinde hayat bulduğuna, bir devlet görevlisinin ABD’nin Hazine Bakanlığınca yaptırım listesine alındığına, bunun doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne kesilmiş bir ceza olarak algılanması gerektiğine, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ve Türk bürokratların maruz kaldığı bu muamelenin milletçe tepkiyle karşılandığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, egemen bir devlet olmanın gerekliliğini yerine getirmekte ve kendi teknolojisini üretmek için çaba göstermektedir. Son yıllarda yerli ve millî üretimin en başarılı örnekleri de savunma sanayisi alanında hayat bulmaktadır. Öte yandan, Türkiye’nin bu bağımsız ve başarılı hamlesini cezalandırmak, yükselen ivmesini kesintiye uğratmak için birtakım adımlar atılmaktadır. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’e ve aynı sahada çalışan başka bürokratlarımıza yönelik Amerika Birleşik Devletleri’nin aldığı keyfî karar bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir devlet görevlisi, sırf Türk milletine karşı vazifesini yerine getirmeye çalıştığı için ABD’nin Hazine Bakanlığınca cezalandırılıp yaptırım listesine alınıyor. Diplomatik nezakete veya evrensel hukuk normlarına zarar veren bu had bilmezlik, bir şahsa değil, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne kesilmiş bir ceza olarak algılanmalıdır. Şahsi kanaatim, Sayın İsmail Demir ve Türk bürokratlarının maruz kaldığı muamele milletimiz tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Bunu da duyurmak istiyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.54

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Abdullah Doğru’da. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH DOĞRU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçe kanun teklifi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; FET֒nün düzenlediği 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Türkiye düşmanlarına karşı oluşturduğumuz Cumhur İttifakı sayesinde Pensilvanya’dan Avrupa’ya kadar gözlerini birlik ve beraberliğimize diken dâhilî ve haricî bütün ihanet çetelerine rağmen büyük ve güçlü Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz.

2017 yılında yapılan ve aziz milletimizin yüzde 86 gibi yüksek bir katılım oranıyla taçlandırarak dünyaya âdeta bir demokrasi dersi verdiği referandumla, millî şuurun tezahürü olan Cumhur İttifakı sayesinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi ülkemizde kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kabul edilen yeni sistem sayesinde AK PARTİ hükûmetleriyle yükselmekte olan ülke grafiğine ivme kazandırmış, ulusal ve uluslararası arenadaki gücünü tahkim etmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle, sınırsız yetkili ve sorumsuz Cumhurbaşkanı dönemi sona ermiş, milletimize hesap veren bir Cumhurbaşkanlığı makamı oluşmuştur. Bağımsızlık aşığı aziz milletimiz Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı kendisine lider olarak seçmiştir. Millî iradenin tecelli edişiyle seçilen Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik “Tek adam rejimi” ve “diktatörlük” söylemleri hem büyük bir siyasi cehaletin örneği hem de milletimizin iradesine karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Bu açıklamalar maalesef terör örgütlerine selam vermekte, darbecilerin ekmeğine yağ sürmekte ve emperyal güçlerin ellerini ovuşturmalarına imkân sağlamaktadır.

Türkiye, üzerinde oynanan hain oyunları Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin getirmiş olduğu hızlı karar alabilme kabiliyetiyle her defasında savuşturmuştur. Sınırlarımızın ötesinde terör devleti kurmayı hayal ederek millî güvenliğimizi tehdit eden alçakların hevesleri kursaklarında bırakılmıştır. Ülkemizde ve sınırlarımızda devletimizin istiklal ve istikbaline düşman terör unsurları yok edilmiş, Türkiye’de terörün âdeta beli kırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin getirmiş olduğu istikrar sayesinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hain emellerinin maşası zanneden ihanet çeteleri ümitlerini tamamen kaybetmiş, Türkiye’de darbeler döneminin kapandığını bütün dünyaya ilan etmiştir. Dışarıda ve maalesef içeride ülkemizin ilerleyişine ucuz tehditler ve yalan siyasetiyle sekte vuracağını zanneden zavallılar Türkiye’nin gücü karşısında çabalarının beyhude olduğunu öğrenmişlerdir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle Türkiye’de refah, kalkınma, güvenlik gibi kavramlar daha sağlam zeminlere oturtulmuş, Türkiye’nin üniter yapısı ve bekası aziz milletimiz tarafından tam manasıyla koruma altına alınmıştır.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ve yine dünyanın içerisine sürüklendiği kaos ortamına rağmen Türkiye’nin yükseliş başarısındaki temel faktör dünya lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı duruşudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Türkiye, AK PARTİ hükûmetleriyle eskinin karanlığından kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle yeni ufuklara güçlenerek yelken açmıştır. Sağlıktan ulaştırmaya, tarımdan ekonomiye, savunma sanayisinden sosyal politikalara kadar milletimizin menfaatleri doğrultusunda atılan devrim niteliğindeki adımlar sonucunda ortaya çıkan aydınlık tablo 2023 hedefimiz doğrultusunda ilerlediğimiz yolun doğruluğunu ispatlamıştır.

Türkiye’yi karanlık bir cenderenin içerisine sokmaya çalışanlar şunu çok net bir şekilde öğrenmelidirler ki bu kadim devlet, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Allah’ın izni ve aziz milletimizin desteğiyle 2023 hedeflerine ulaşacak, aynı zamanda da 2053 ve 2071 vizyonlarını gelecek nesillere en güçlü miras olarak bırakacaktır. İnşallah AK PARTİ hükûmetlerimizin 19’uncu ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 3’üncü bütçesini yani milletimizin bütçesini milletimizin Meclisinde kabul edeceğiz.

2021 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurula ve aziz milletimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Gülay Samancı’ya aittir.

Buyurun Sayın Samancı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA GÜLAY SAMANCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var; karanlığın ardında nice güneşler var.” sözleriyle bizler için umutsuzluğun kapısını kapayan, Hakk’ın rahmet ve merhametinin sonsuz olduğunu ifade eden Mevlâna Celâlettin Rûmi hazretlerinin 747’inci Vuslat Yıl Dönümü vesilesiyle Hazreti Pir’i ve tüm manevi mimarlarımızı rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Değerli milletvekilleri, siyasi tarihimize baktığımızda parlamenter sistemlerde sürekli tecrübe edilmiş olan bu krizlerden kaynaklanan istikrarsızlıklar ülkemizin gelişmesi hususunda da hep engel teşkil etmiştir. 2007 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan sıkıntılar ülkemizi yeni bir seçim ve hükûmet sistemi düzenlemesi ihtiyacıyla karşı karşıya bırakmıştır. O günkü Genel Kurulda ve akabinde Anayasa Mahkemesinin kararı neticesinde yaşanan kriz ülkeyi siyasi ve ekonomik olarak büyük sıkıntılara sokmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi çağımızın gerekleriyle ve Türk idari gelenekleriyle çelişmeyen yapısıyla geçmişte yaşanan azınlığın çoğunluğa tahakkümünü ve sık yaşanan siyasi açmazları sona erdirmiştir. Yeni sistemle daha hızlı, daha esnek, daha şeffaf karar alma mekanizması hayata geçirilmiş oldu. Yasama ve yürütme kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış, kuvvetler ayrılığı prensibi net olarak ortaya konmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu durumda Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin iradesini temsilen yasama faaliyetini sürdürürken, yürütme ise bu amaçla Cumhurbaşkanlığına doğrudan bağlı olarak oluşturulan politika kurullarının da desteğiyle politika ve hizmet üretme üzerinde yoğunlaşmaktadır. Aynı şekilde yeni hükûmet sistemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi daha da güçlenmiş, milletin vekillerinin doğrudan yasa teklifinde bulunma hakkı pekiştirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ’nin tek başına iktidarıyla gelinen süreçten günümüze kadar dışlanmış, hakları gasbedilmiş kesimlerin hakları iade edilmiş, bütün vatandaşlarımızın dil, inanç ve etnik kökenine bakılmaksızın eşit bir şekilde kamu hizmetlerinden istifade etmesi sağlanmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Üretim ve ekonomide kalkınma hedeflerimiz ile sosyal alanda gerçekleştirilen reformlar, fikir ve düşünce özgürlüğünün hayata geçirilmesi, demokratikleşme alanında verilen mücadele ve ulaşımda, sanayileşmede, sağlık alanında modern teknolojinin ülkemize kazandırılması, aynı zamanda şehirlerimizin imar ve mamur edilmesiyle ilgili pek çok alanda yapılan hizmetler halkımızın takdirini kazanmıştır. Tüm bu yatırım ve hizmetler ülkemize kazandırılırken diğer taraftan iç ve dış destekli terör faaliyetleriyle, antidemokratik eylemlerle, eski sistemin getirdiği bütün dayatma ve sıkıntılarla mücadelemizi sürdürdük. 15 Temmuzda istikbalimize kasteden hain kalkışmaya hep birlikte şahit oluk. Hamdolsun Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde milletimizin azmiyle bu zilletten de selametle çıkarak ülkemizin hedeflerine emin adımlarla yürümesinin önündeki bütün engeller bertaraf edildi.

Sayın milletvekilleri, ekonomik ve siyasi bakımdan değişimin içinde bulunan dünyada amacımız ülkemizi hedeflerimiz doğrultusunda kalkındırmak ve geliştirmektir. Ancak dünyada ve bölgemizde yaşanan çalkantıların yanı sıra pandemi sürecinin de ülkemiz ekonomisine olumsuz etkileri olmuştur. Bu durumdan etkilenen esnafımızın, işçilerimizin ve işverenlerimizin gerek doğrudan ödemelerle gerekse sağlanan teşviklerle yükü azaltılmakta, sosyal devlet ilkesi gereği Hükûmetimiz bu alanda vatandaşımıza destek olmaya devam etmektedir. Bu bütçe iddia edildiği gibi israf bütçesi değil, aksine işçimizin, esnafımızın, çalışanlarımızın, kısacası yediden yetmişe tüm milletimizin bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı gibi tüm kamu kurumlarımız ve ilgili kesimlerle iş birliği ve diyalog içerisinde ekonomi ve hukuk alanında yeni bir reform dönemi başlatacağız. Bu reformlarla aynı birlik ve beraberlik içinde ülkemizi ileriye, daha ileriye götüreceğimize inancımız tamdır.

Her alanda olduğu gibi, vatan savunmasında da dünyanın en köklü askerî gücü olan kahraman ordumuzla sınırlarımızda ve sınırlarımızın dışında dostlarımıza güven, düşmanlarımıza korku salan bir Türkiye var. Savunma sanayimizin son dönemde geliştirdiği sistemlerle bölünmez bütünlüğümüze yönelik her türlü girişim başarılı bir şekilde etkisiz hâle getirilmektedir.

Tüm dünyayı ve ülkemizi tehdit altında bulunduran Covid-19 salgınının bir an önce son bularak yeniden sağlıklı günlere dönülmesini temenni ediyor, bu süreçte hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, tedavi görenlere acil şifalar diliyorum.

Cumhurbaşkanlığı bütçemizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Hasan Çilez’e aittir.

Buyurun Sayın Çilez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sizleri, aziz ve asil milletimizi en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Rabb’imin rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun. (AK PARTİ sıralarından “Amin” sesleri)

Cumhurbaşkanlığımızın 2021 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. 2020 yılı salgın hastalık, deprem, sel ve kuraklığın olduğu zor ve çetin bir yıl oldu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu musibetlerle başarıyla mücadele ettik. Bu süreçte, Ayasofya Camisi’nin ibadete açılması, Karabağ’ın işgalden kurtulması, Maraş’ın yerleşime açılması ve doğal gaz keşfi milletimize moral olmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 3’üncü bütçesi olan 2021 yılı bütçemiz, Cumhur İttifakı’nın gücüyle 2023, 2053, 2071 hedeflerine koşan milletimiz için hayırlara vesile olur inşallah. Bütçenin yapılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Bütçe üzerinde söyleneceklerin hemen hemen tamamı söylendi, eleştiriler yapıldı, eleştirilere saygılıyız ancak bütçe eleştirisinden çok siyasi söylemler, çarpıtılmış, eksik ve doğru olmayan iddialar çoğunluktaydı, hakaretler de cabasıydı. Kürsüye çıkan bazı milletvekilleri sosyal medya için YouTube’luk konuşmalar yaptılar. Aslından uzak videolarla, yanlış “tweet”lerle algı oluşturulmaya çalışıldığını da gördük. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hatta partilerindeki taciz ve tecavüzleri doğrulayarak devamının olacağını söyleyenler de oldu. Kendini âlim sanıp AK Parti Grubumuza “cahiller” diyen densizler de oldu, “kurşun asker” diyenler de. Hepsinin cevabını verdik. Kendini âlim sanana, ilmiyle amel etmeyen âlimin hükmünü hatırlattık. “Kurşun asker” diyen Sayın Kılıçdaroğlu’nu ise biraz heyecanlandırdık. “Aday mısınız?” sorumuza şaşırıp duraksayan Kılıçdaroğlu’nun heyecanlı cevabına CHP Grubu da ayağa fırlayarak ortak oldu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kurşun asker meselesine gelince… Sayın Kılıçdaroğlu, sadece ben ve AK Parti Grubu değil, bütün vatanperver milletimiz yeri geldiğinde hem kurşundur hem askerdir. “Her Türk asker doğar.” sloganı kalbimize, aklımıza ve ruhumuza nakşedilmiştir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) “Kurşun” ifadesi ise… Her birimiz yeri geldiğinde düşmanın, hainin, fitnecinin alnına saplanacak birer kurşunuzdur. Bizler “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” deyip anadan, babadan, yârden, evlattan ve candan geçenleriz; biraz tarih okuyanlar, bu milleti tanıyanlar bilir.

Muhalefet partileri, iktidara gelmek için yapıcı muhalefet, eleştiri, çözüm önerileri gibi metotları kullanırlar, demokratik sınırlar içerisinde hareket ederler; okyanus ötesinde seçilen ABD Başkanı Biden’dan medet ummazlar, iktidarı ele geçirmek için onlarla dostluk kuramazlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İpi başkalarına vererek bu ülke yönetilemez, millî ve yerli politikalar ve duruşlarla ülke yönetilir. Örtülü ittifaklar, gizli anayasa çalışmaları, milletin değerlerine ve ezanımıza yapılan saldırılar ile darbe çığırtkanlığı yaparak bir yere varamazsınız. Bu milletin hâliyle hallenip derdiyle dertlenecek, sevincine ortak olacaksınız.

Peki, bu bütçe kimin? Bu bütçe, geleceğin büyük ve güçlü Türkiyesi için ortak geleceğini ve kaderini bir bilen vatanperverlerin bütçesidir. Bu bütçe “Biz birlikte Türkiye’yiz.” diyenlerin, 83 milyonun bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Evladını vatana şehit olarak veren, bağrına taş basıp “Vatan sağ olsun.” diyen anaların, babaların bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu bütçe, vatanımızın bölünmez bütünlüğü için hudut boylarında nöbet bekleyen; teröristlerle, düşmanlarla amansız mücadele veren, askerinden generaline Türk ordusunun bütçesidir. Bu bütçe, ülkemizin dört bir yanında toprağı işleyip binbir çeşit nebatatı üreten; Amasya’mızda elmayı, bamyayı, kirazı, soğanı, şeker pancarını üreten çiftçilerimizin bütçesidir. Bu bütçe, fabrikalarda alın teriyle ürettiklerini dünyanın dört bir yanına ihraç eden iş insanlarımızın ve işçilerimizin bütçesidir. Bu bütçe, tüm vatan sathında yerin yüzlerce metre altından madenleri çıkarıp işleyen; Soma’da, Zonguldak’ta ve Amasya Çeltek madenlerinde çalışan madenci kardeşlerimin bütçesidir. Bu bütçe, üretilen ürünleri gece gündüz, kar yağmur demeden, şehirden şehre, ülkeden ülkeye nakleden şoför kardeşlerimin bütçesidir. Bu bütçe, besmeleyle iş yerini açan, helal rızık için çalışıp çabalayan esnaf kardeşimin bütçesidir. Bu bütçe “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturuyla hizmet eden kamu görevlilerimizin bütçesidir. Bu bütçe, Covid-19’la mücadelede cephenin önünde göğsünü siper eden sağlık ordumuzun bütçesidir. Bu bütçe, her şartta yavrularımıza eğitim vermek için çaba sarf eden, her birimizi yetiştirip üzerimizde emeği olan öğretmenlerimizin ve bilim insanlarımızın bütçesidir. Bu bütçe, geleceği emanet edeceğimiz yavrularımızın ve gençlerimizin bütçesidir. Bu bütçe, mavi vatanda doğal gaz ve petrol arayıp hak ve menfaatlerimizi koruyanların, İHA, SİHA, tank, top, tüfek, helikopter, yerli oto üreten mühendislerimizin bütçesidir. Bu bütçe, şanlı bayrağımızı gönderlerde dalgalandırıp İstiklal Marşı’mızı okutan sporcularımızın bütçesidir. Bu bütçe, yüreği engel tanımayan engelli kardeşlerimin bütçesidir. Yine, bu bütçe, bu memleketi emanet bırakan, ağzı dualı bereket kaynağımız büyüklerimizin ve emeklilerimizin bütçesidir.

Bu vesileyle, 2021 yılı bütçemizin aziz ve asil milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, Gazi Meclisi saygı ve hürmetle selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Ali Cumhur Taşkın Bey’e ait.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2021 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; istihbarat, kadim dönemlerden bu yana devletlerin varlıklarını sürdürebilmeleri için hayati öneme sahip bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Tarihî tecrübeler göstermiştir ki devlet denilen karmaşık mekanizmanın istihbarat desteği olmadan işlemesi ve ayakta kalması mümkün değildir. Devletimizin bekası için vazgeçilmez olan istihbarat çalışmalarını yürüten Millî İstihbarat Teşkilatı, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu çerçevesinde, millî menfaatlerimizin korunmasına yönelik çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında başarıyla sürdürmekte, üstlendiği görev ve sorumluluğun gereği olarak ülkemizin millî güvenliğini ve çıkarlarını hedef alan tehditlere karşı zamanında ve etkin şekilde cevap verebilen, dünya ölçeğinde bir servis olma vizyonu ile faaliyet göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılı tüm ülkeler açısından oldukça zorlu bir yıl olmuştur. Covid salgını başta olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin küresel rekabeti, Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’da İsrail’i önceleyen politikaları ile İran’a yönelik “maksimum baskı” stratejisi, ABD’deki seçimler, Orta Doğu’da İsrail’in yeni iş birliklerine yönelmesi, Yukarı Karabağ’da otuz yıldır dondurulmuş krizin sıcak çatışmaya dönüşmesi ve Azerbaycan’ın topraklarına kavuşması, Doğu Akdeniz’de yeni bloklaşmalar gibi uluslararası güvenlik dinamiklerini derinden etkileyen ve ülkemizi de doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren gelişmeler yaşanmıştır.

Küresel ve bölgesel aktörlerin, Suriye, Irak, Libya ve Yemen gibi çatışma bölgelerinde yürüttükleri vekâlet savaşları, ülkemizin menfaatleri açısından yakından izlenmesi ve reaksiyon gösterilmesi gereken alanlardır. Bu süreçte Millî İstihbarat Teşkilatı; Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya’da hem sahada hem de masada oyun değiştirici hamleler yapmıştır. Bölgesel ve uluslararası güçler açıkça görmüşlerdir ki artık bu bölgede Türkiye’siz oyun kurulamaz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Artık eski Türkiye yok. Figüran değil, aktör bir Türkiye var. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kirli oyunları bozan, oyun kuran, güçlü, büyük, lider bir Türkiye var. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; istihbarat olmadan terörle mücadelede başarılı olmak mümkün değildir. Ülkemiz; PKK, FETÖ, DEAŞ, El Kaide ve DHKP-C gibi farklı ideolojilere ve kaynaklara sahip silahlı terör örgütleriyle eş zamanlı mücadele etmektedir. Baktığımızda bu kadar fazla tehditle aynı anda karşı karşıya kalan ülke sayısı çok azdır. Millî İstihbarat Teşkilatı, terörle mücadelede, örgütleri yönlendiren ana omurgayı etkisiz hâle getirme ve hedefi kaynağında yok etme stratejisiyle PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelede ciddi başarılara imza atmıştır.

Yine, FET֒yle mücadelede haberleşme gizli uygulaması byLock’u çözmüş, örgütün Emniyet arşivi ve mahrem yapılanmasını deşifre ederek karanlık yüzlerini ortaya çıkarmıştır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarih göstermiştir ki güçlü devletlerin arkasında güçlü istihbarat kuruluşları bulunmaktadır. Bu itibarla, Millî İstihbarat Teşkilatının yeni teknolojileri kazanması ve dünya ölçeğinde servislerle rekabette bir adım öne geçmesi için gerekli yatırımları yapmasının ve imkânlara sahip olmasının teşvik edilmesi, millî güvenliğimiz açısından önem arz etmektedir. Ülkemizin güvenliği ve menfaatleri için özveriyle çalışan, milletimizin gurur kaynağı Millî İstihbarat Teşkilatına verdiği destekle dünyanın sayılı istihbarat servisleri seviyesine çıkaran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu vesileyle minnet ve şükranlarımızı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Son olarak, kuruluşundan bugüne Millî İstihbarat Teşkilatımız bünyesinde ülkesine ve milletine hizmet eden tüm isimsiz kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyor, görevleri sırasında canlarını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.

2021 yılı bütçesinin devletimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın Yalçın Akdoğan’a ait.

Buyurun Sayın Akdoğan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YALÇIN AKDOĞAN (Ankara) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin kuruluşu 1933 yılına dayanıyor. O dönemdeki millî seferberlik konseptine uygun olarak oluşturulan Yüksek Müdafaa Meclisi ve Umumi Kâtipliğine dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, tabii, çok şeyler değişti; millî savunma konsepti ön plana çıkınca bu sefer ismi “Millî Savunma Yüksek Kurulu” olarak değiştirildi, sonrasında bütün dünyada “millî güvenlik” kavramı ağırlık kazanınca Türkiye’de 1961 Anayasası’yla Millî Güvenlik Kurulu ve Genel Sekreterliği oluşturuldu.

Böyle bakınca, Kurulun ve Genel Sekreterliğin isim değişikliği, aslında millî güvenlik olgusunda yaşanan değişimle eş zamanlıdır. Ülkelerin maruz kaldıkları tehdit ve riskler, meydan okuma ve tehlikeler “millî güvenlik” kavramının sadece sahip olunan askerî güç ve kapasiteyle ele alınamayacağını, aynı zamanda daha çok yönlü stratejiler, daha bütünlüklü güvenlik konseptleri oluşturmalarını gerektirmiştir. Buysa, Silahlı Kuvvetlerin değil sadece, ülkenin toplam gücünü oluşturan tüm kurumların eş güdüm hâlinde çalışmalarını, tüm birimlerin en üst düzey koordinasyonla hareket etmelerini gerektirmiştir.

Millî güvenliğin ve millî menfaatlerin bir bütün olarak ele alınması, Kurulun ve Sekreterliğin zamanın gereklerine göre görev ve yetkilerle donatılmasını gerektirmiştir. 2945 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde “millî güvenlik” şöyle tanımlanıyor: “Milli Güvenlik, devletin anayasal düzeninin, milli varlığının, bütünlüğünün, milletlerarası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dâhil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması ve kollanmasıdır.” Bu noktada, Genel Sekreterlik de bu koordinasyon görevini yürütmektedir.

Tabii, çok değişiklikler yapıldı, 2003 yılında Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde birtakım kanunlarda köklü değişiklikler yapıldı. 2017 yılında halkoyuna sunulan 6771 sayılı Kanun’da değişiklik yapıldı. Bütün bunlarla, Millî Güvenlik Kurulunun görevi “Devletin, millî güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanmasıyla ilgili tavsiye kararlarının alınması, gerekli koordinasyonun sağlanması konusunda Cumhurbaşkanlığına görüşleri bildirmek.” olarak tanımlandı.

“Millî güvenlik” kavramı, sadece askerî veya terörist tehditler ve konularla, risk ve tehditlerle ilgili değil, siber güvenlik, enerji arz güvenliği, gıda güvenliği, iktisadi güvenlik gibi yeni kavramlar, millî güvenliğin daha geniş kapsamda ele alınmasını gerektirmektedir. Genel Sekreterlik de hem kendisine Kurulun verdiği görevleri yapmakta hem de millî güvenlik konseptiyle ilgili analizlerde, incelemelerde, değerlendirmelerde bulunmaktadır. Genel Sekreterliğin 2020 yılı bütçesi 34,7 milyondu, 2021 yılında da 38 milyon olarak öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlar, Millî Güvenlik Kurulunun muadilleri, Avrupa Birliği ülkelerinde de var, dünyanın birçok ülkesinde de var. Bu açıdan bakıldığında, esas olan, bu kurulların anayasal zeminde ve demokrasinin ruhuna uygun olarak faaliyet göstermeleridir. Bir dönemler vesayet kurumu olarak algılanan Millî Güvenlik Kurulunun, Türkiye’de son dönemde asker-sivil ilişkilerinin normalleşmesine uygun olarak asli fonksiyonlarını yerine getirdiği söylenebilir. Yani bir zamanlar Yüksek Askerî Şûra, Millî Güvenlik Kurulu toplantıları, devir teslim törenleri, mezuniyet törenleri birtakım gerilimlere, krizlere konu olurken bugün sağlanan normalleşmeyle tüm kurumlar, etkili bir şekilde asli görevlerini yerine getirmektedir ve bu sayede Türkiye, bölgesel bir güç hâline gelmektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yani bu uyum ve koordinasyonun sağlanmasıyla Türkiye, birçok bölgede aynı anda askerî operasyon yapabilmektedir, terörle etkili bir mücadele ortaya koyabilmektedir, Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya Kafkaslara kadar millî menfaatlerini koruyabilmektedir -yani “hard power” ve “soft power”- yumuşak ve askerî gücün aynı anda kullanılması, Türkiye’yi bölgesel bir güç hâline getirmiştir. Bu uyum ve koordinasyon sayesinde Barış Pınarı, Fırat Kalkanı, Bahar Kalkanı, Zeytin Dalı Harekâtı yapılmıştır ve Türkiye’nin bölgesel güç hâline gelmesi birilerini rahatsız ettiği için Avrupa Birliği bir taraftan Amerika Birleşik Devletleri bir taraftan yaptırım kuyruğuna girmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, önce Patriot ve F35’ler konusunda gerekeni yapmayarak büyük bir yanlış işlemiştir. Şimdi ise ikinci büyük bir yanlış olarak yaptırım kararı almıştır. Bütün bunlara karşı Türkiye, millî güvenliğini ve millî menfaatlerini aynı anda koruma başarısını yine sergileyecektir diyorum.

Bütçemiz hayırlı olsun, hepinizi yürekten saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın İmran Kılıç’a ait.

Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz, çok kıymetli hazırun; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Anayasal görevi, dinî işleri yürütmek, halkı din konusunda aydınlatmak, ibadet yerlerini yönetmek ve millî birlik ve beraberliğin temini istikametinde çalışmak olan Diyanet İşleri Başkanlığımız, Osmanlı’daki Meşihat Dairesinden bugüne evrilerek gelmiş ve cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuştur. 1993’teki 1’inci Din Şûrası’nda, Başkanlığın tedricen ilmî, idari ve mali yönden özerkleştirilerek Cumhurbaşkanlığına bağlanması konusu gündeme gelmiş ve öyle de olmuştur. Kur’an, sünnet, doğru bilgi, tarihî tecrübe ve birikimler ışığında, birlik, beraberlik, kardeşlik, eşitlik, adalet, yardımlaşma, dayanışma, sevgi, saygı, hak, hukuk kavramlarının gelişmesi ve halkımız içerisinde yaygınlaşması hususunda üzerine düşen görevi yapma çabasında olmuştur. Bir taraftan da gerek cami hizmetleri gerekse de cami dışı kendisine verilen hizmetleri yurt içinde ve yurt dışında yapmanın çabasında olmuştur.

Başkanlık üzerinde her dönemde ve bugün hep tartışmalar olmuştur. Bir kesim “Laik yönetimde dinî bir kurum olamaz.” demiştir; bir kısım dindarlar da “Laik devlete bağlı bir din olamaz.” demişlerdir; halk çoğunluğu da devlet içerisinde disipline edilmiş, her türlü imkânlar sağlanmış bir kurumun tedricen özerkliğe giden bir yolda olmasının birlik açısından, beraberlik açısından ve devletimizin, milletimizin bekası açısından olmazsa olmaz bir gerçeklik, gereklilik olduğunu hep savunmuştur.

Elbette kurum olarak Diyanet İşleri Başkanlığının, din görevlilerinin eksikleri olabilir, hataları olabilir, yanlışları olabilir, artıları da olabilir. Bize göre, inancımıza göre tartışılmaz ve bize rol model olacak tek kişi vardır; Hazreti Muhammet Mustafa (SAV) Efendimiz. Onun dışında herkesin hatası da olabilir, kusuru da olabilir. Yoldan çıkanların ve çıkarılanların yapmış olduğu yanlışlıklar, büyük Müslüman çoğunluğa mal edilemez. Çünkü bütün peygamberler ve Peygamber’imiz; dinin, canın, aklın, malın ve neslin korunması için mücadele vermişlerdir. İnsanlığa saygıyı emretmiş, zulmü yasaklamışlardır; bilgiyi yüceltmiş, bağnazlığı yasaklamışlardır. Kadın-erkek, büyük-küçük, insanlar arasında ayrım yoktur; hepimiz, Âdem’in çocuklarıyız. Ne ırk farkı ne dil farkı ne renk farkı; beyazı da siyahı da şu ırkı da bu ırkı da yaratan, Allah’tır. Lisanlar, Allah’ın kalemleridir; yasaklanamaz, hiçbir zaman yasaklanamaz, hiçbir yerde yasaklanamaz.

İktisat emredilmiş, tembellik yasaklanmıştır. Ruhban sınıfı yoktur, din adamı sınıfı yoktur, din görevliliği yoktur. Diyanet ve din görevlileri eleştirilebilir ama bunun üzerinden dine saldırı yapılamaz, Müslümanlara saldırı yapılamaz. Aksi takdirde, devrisabıkta din görevlilerinin horlandığı, Müslümanların adam yerine konulmadığı, camilerimizin yıkılıp satıldığı, ibadetlerimizin yasaklandığı, 1932’den 1950’ye kadar ezanımızın susturulduğu dönemleri biz unutmadık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMRAN KILIÇ (Devamla) – Kimse de bunların böyle olmadığını iddia edemez. Halkımız o zaman şöyle bir serzenişte bulunmuştu: “Çıkamaz meydanlara,/ Camide mahpus iman!” Ama şu haykırışını da hiçbir zaman kesmemişti: “Zamanı kokutanlar, mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.”

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın Niyazi Güneş Bey’e ait. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİYAZİ GÜNEŞ (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe görüşmeleri kapsamında grubumuz adına Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla ve hürmetle selamlıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dininin itikat, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri deruhte etmek, halkımızı doğru dinî bilgiyle aydınlatmak, ibadet yerlerini yönetmek üzere kurulmuştur. Başkanlık, kurulduğu günden itibaren İslam dininin iki temel esası olan Kur'an-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz’in sahih sünnetini esas almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının değişmeyen temel görevi, dinimizin aydınlık mesajını halkımıza ulaştırmaktır ve Başkanlık için bu hususlar vazgeçilmeyecek hassasiyetlerdir. Asra yakın tecrübesiyle kuruluşundan itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı, ana çizgisini hep koruyagelmiştir. Kuruluşundaki imkânsızlıklardan bugüne birçok önemli hizmete imza atmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığının ülkemizin her köşesinde görevlisi bulunmaktadır. En ücra yerleşim yerine kadar hizmet veren devletimizin tek kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Ülkemiz dışında ise 7 kıtada 100’e yakın ülkede 2.177 din görevlisiyle ülkemizin gönül elçiliğini yapmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, yurtdışındaki insanımız için sadece bir din hizmetinin değil, âdeta bir kimlik ve özüyle var oluş mücadelesinin adıdır. Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan ve halkımızın istifadesine sunulan görsel, yazılı ve sesli yayınların toplumdaki itibarı, memnuniyet vericidir. Başkanlığın uzun zamandır gündeminde bulunan ve geçen yılki konuşmamda da hatırlattığım Diyanet Akademisi konusundaki yasal çalışmaların bir an evvel gerçekleşmesi, temel arzumuzdur.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde 24 Temmuz 2020 Cuma günü büyük bir hadiseye şahit olduk. Ayasofya Cami-i Kebir’i, seksen altı yıl aradan sonra asli hüviyetine kavuşturularak Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edildi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fethin sembolü olan Ayasofya, öncelikle bir mabettir ve vakıf eseridir. Ön yargılardan ve bazı saplantılardan sıyrılıp düşününce, Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması, herkesin memnun kalacağı bir karar olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha milletimiz adına Meclis kürsüsünden şükranlarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, burada üzülerek ifade etmek isterim ki son yıllarda Avrupa’da İslamiyete ve Müslümanlara karşı sistemli bir düşmanlık yapılmaya çalışılıyor. Camilere, mescitlere, ibadet yerlerine ve Peygamber Efendimiz’e yönelik çirkin saldırılara göz yumulmaktadır. Batı, İslamiyetin tanımını kendi çıkarlarına göre yapmak istiyor fakat her ne yaparlarsa yapsınlar İslamiyetin hak ve hakikati asla değişmeyecek, güneş balçıkla sıvanamayacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bugün, başta yakın ve civar komşularımız olmak üzere birçok İslam ülkesinde üzülerek izlediğimiz kaos ortamı, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumun ne anlama geldiğini yeterince anlatmaktadır. Bu sebeple, Diyanet İşleri Başkanlığının niçin kurulduğunu fark edersek niçin olması gerektiğini anlamış oluruz. Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi; yatırım bütçesi değil, personelinin maaş bütçesidir. Üstlendiği bu önemli görevleri toplumumuzun huzuru, birlikteliği ve bir arada yaşama gayesi için yürüten Diyanet İşleri Başkanlığının her kademesindeki mensuplarına şükranlarımı arz ediyorum. Öyle ki 15 Temmuz gecesi okuduğu selalarla ve ezanlarla milletimize moral ve cesaret vermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİYAZİ GÜNEŞ (Devamla) – Sözlerime son verirken ilk Başkan Börekçizade Rifat Efendi’den Profesör Doktor Ali Erbaş’a kadar riyaset makamında bulunan ve bütün kademelerde görev alanlardan hayatta olanlara sağlık, afiyet diliyorum, ebedî hayata göçenlere Cenab-ı Hakk’tan rahmet diliyorum.

2021 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize ve Diyanet İşleri teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla hürmetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın Erol Kavuncu’ya ait.

Buyurun Sayın Kavuncu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EROL KAVUNCU (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyanet İşleri Başkanlığının 2021 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Gurubumuz adına söz almış bulunuyorum, Genel Kurulumuzu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, halkın dinî konulardaki talep ve beklentilerini karşılamak maksadıyla 3 Mart 1924 yılında Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Gelinen nokta itibarıyla, dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve sünnete dayalı sağlam bilgiyi esas alan Müslümanların on dört asırlık dinî tecrübelerini de ihmal etmeyen Diyanet İşleri Başkanlığı, ülkemizde bugün toplumsal huzurun en önemli mimarlarındandır. Bu kapsamda, yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla dünyanın dört bir yanında ve Türkiye'nin 81 vilayetinde il ve ilçe müftülükleri aracılığıyla 130 bini aşkın nitelikli personeliyle hizmetlerine devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığı, zorlu Millî Mücadele yıllarımızdan 1940’lı yılların yokluk, kıtlık, baskı dönemlerine; 15 Temmuz FETÖ ihaneti darbe kalkışmasından içerisinden geçtiğimiz zorlu Covid salgını sürecine kadar hep aziz milletimizin yanında yer almıştır ve almaya da devam etmektedir. 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasındaki “Ezanları susturan darbelerden darbeleri susturan selalara.” misyonuyla imam ve müezzinlerimizin diriliş ve kıyam selalarını unutmamız asla mümkün değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugün Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı, milletimizin en büyük imkânlarından biri hâline gelmiştir. Bugünlere kolay gelinmemiştir; tek partili yıllar boyunca, Türkçe ezan zulmü, Kur’an ve kurslarının kapatılması, yasaklanması, dinî değerlerin, dindarların toplumsal hayattan tümüyle soyutlanması gibi uygulamalarda Diyanetten ya sessiz kalması istenmiş ya da yapılan bütün bu uygulamaları meşrulaştırması istenmiştir. Ancak 1930’lu yıllarda Türkçe ezana fetva vermeyen Diyanet, 28 Şubat döneminin başörtüsü yasağına da, dayatmasına da karşı durmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde AK PARTİ iktidarının devlet, millet barışını sağlamasıyla ülke her yönüyle normalleşirken Diyanet de kendi mecrasını bulmuştur.

Değerli arkadaşlar, aziz milletimizin göz bebeği Diyanet İşleri Başkanlığını herhangi bir genel müdürlükten farklı göremeyenler, elbette ki gelinen bu durumdan rahatsız olacaklardır; hâlbuki o eski Türkiye günleri artık gerilerde kalmıştır. Bu aziz milletin çocuklarına 15 yaşına kadar Kur’an öğrenmeyi yasaklayan o zihniyet, ebediyen tarihin çöp sepetine atılmıştır. Hamdolsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Profesör Doktor Ali Erbaş’ın cuma hutbesinde “İslam, zinayı en büyük haramlardan biri kabul ediyor, Lutiliği, eş cinselliği yasaklıyor. Bunun hikmeti, hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir.” açıklamasına karşı kınama yayınlayan bazı baro ve destekçileri, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktadırlar. Bu akıllara ziyan açıklamaya karşı söylenebilecek en hafif ifade “hadsizlik”tir, “had bilmezlik”tir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, İslam dini, milletimizin en kıymetli müştereği, en vazgeçilmez değeridir. Dinle problemi olanların Diyanetle problemi olmasını da anlayabiliyoruz ancak sözde demokrat geçinen, dillerinden hoşgörüyü düşürmeyenler, her ne zaman dine ve dindarlara dair bir bahis açılsa hemen militanlaşmakta ve âdeta ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışmaktadırlar. Hâlbuki dini, dindarları hayatın dışına çıkarmak isteyenlerin kaderi binlerce yıldır hiç değişmemiştir, kendileri hayatın dışına itilmekten kurtulamamışlardır. Netice olarak onlar istemeseler de Allah, nurunu tamamlayacaklardır diyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Allah’ın Kur’an’da Müslümanlara bir sorumluluk olarak yüklediği iyiliği yaymak ve kötülükten uzaklaştırmak görevini ifa ederken mihrapları imamsız, minberleri hatipsiz ve minareleri ezansız bırakmayan Sayın Diyanet İşleri Başkanımızdan teşkilatın bütün kademelerine kadar fedakârca görev yapan din görevlilerine şükranlarımı sunuyor, 2021 yılı bütçemizin hayırlı hizmetlere vesile olmasını diliyor, Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Hülya Nergis Hanımefendi’nin.

Buyurun Sayın Nergis. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜLYA NERGİS (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmeleri kapsamında Devlet Arşivleri Başkanlığı hakkında söz almış bulunmaktayım.

Her millet tarihî bir mirasa sahiptir. Arşivler, bir ülkenin tapu senedidir; bir milletin kimliği, hukuku, hatıratı ve en önemlisi bir devletin hafızasıdır. Osmanlı Devleti’nde modern arşivcilik 1846’da Hazine-i Evrak Nezaretinin kurulmasıyla başlıyor olsa da geçmişte arşiv belgelerinin altın, gümüş, akçe ve değerli eşyalarla birlikte hazineyi âmirede yani devlet hazinelerinin arasında korunuyor olması, ecdadın bu konuya vermiş olduğu ehemmiyetin göstergesidir. Barındırdıkları belgelerin muhtevası açısından birer bilgi merkezi konumunda da olan arşivler, devletlerin ve milletlerin geleceğinin inşasında stratejik bir güç merkezidir. Sahip olduğumuz tarihî servet yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya, Avrupa ve Afrika’daki Osmanlı toprakları üzerinde kurulmuş 45 ülkenin tarihinin gün yüzüne çıkarılabilmesi ve günümüzde bu coğrafyada yaşanan olayların anlaşılabilmesi için birincil kaynak niteliğindedir. Bu hayati önemi haiz belgeler tarihte her zaman korunmaya çalışılmışsa da istenmeyen olaylarla da karşılaşılmıştır. Mayıs 1931’de Maliye Bakanlığı tarafından, Bulgaristan’da faaliyet gösteren İsviçre asıllı, Ermeni Berger ailesine ait kâğıt fabrikasına 96 milyon belge ve 374 bin defterin satışı yapılmış, olayın duyulması üzerine dönemin Manisa Milletvekili Refik Şevket’in Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği önerge üzerine Hükûmet tarafından yayımlanan genelgeyle satışı durdurulmuştur.

Devlet Arşivleri Başkanlığı, elinde bulunan eşsiz mirası tüm dünya kamuoyunun istifadesine sunmuştur. Yerli ve yabancı herkes araştırma yapmak için arşivlere başvurabilmektedir. 66 milyon belge elektronik ortama aktarılmış olup bunların 42 milyonu internet ortamında -pandemi süreci de dikkate alınarak- araştırmacıların erişimine açılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildikten sonra, gelişen teknolojik ilerlemelerle birlikte, bilgisayarın ve interaktif sistemlerin kullanılmasıyla beraber dijitalleşme artmıştır. Bu dönüşümü tamamlamak için 2023 yılında bitirilmesi amaçlanan Birleşik Arşiv Sistemi Projesi’ne başlanmıştır. Araştırmaya açılan arşivlere tek merkezden erişim sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından üretilmiş belgelerin bir sistem içerisinde saklanacağı ve kontrollü bir şekilde erişilebileceği Devlet Arşiv Veri Merkezi çalışmaları devam etmektedir. Söz konusu proje nihayete erdiğinde devletimizin arşiv belgeleri tek merkezden yönetilebilecektir. Millî stratejimizin belirlenmesinde, politikalarımızın uygulanmasında, ülkemizin tarih temelli tezlerinin güçlendirilmesine yönelik belgeye dayalı yayınların hazırlanması son derece önemlidir.

Toplumları tarihî köklerinden kopararak kimliksizleştirmek emperyalist güçlerin 20’nci yüzyılda küreselleşme adına icat ettikleri yeni sömürü yöntemidir. Buna karşı “Geçmişini bilmeyen geleceğine sahip çıkamaz.” şuuruyla geçmişten intikal eden her şeye sahip çıkmak ve geleceğe nakletmek tarihî sorumluluğumuzdur.

Devlet Arşivleri Başkanlığı, yurt içi faaliyetlerin yanı sıra yurt dışı faaliyetlere de büyük önem vermekte olup bu kapsamda 4 farklı kıtada bulunan 53 ülkeyle imzalanan Arşiv Alanında İşbirliği Protokolü’nün 5 adedi 2020 yılında gerçekleştirilmiştir. Protokoller kapsamında yurt dışında başta Balkanlar olmak üzere ülkemizi ilgilendiren milyonlarca belge örneği tespit edilerek dijital ortamda arşivimize kazandırılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜLYA NERGİS (Devamla) - Kurum bünyesinde hizmet veren Ankara’da Cumhuriyet Arşivi yerleşkesi, özellikle İstanbul’daki Osmanlı Arşivi Külliyesi devlet geleneğimizin ne denli köklü ve büyük olduğunun anlaşılması açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Köklü devlet geleneğimizin idraki, tarihteki yerimizin anlaşılması ve bu mirasa sahip çıkılması adına gençlerimize devlet arşivlerinin tanıtılması ve bunlara yönlendirilmesi gerektiğine inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Nergis.

Söz sırası Sayın Tuba Vural Çokal’a ait.

Buyurun Sayın Çokal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TUBA VURAL ÇOKAL (Antalya) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir milletin varlığının devamlılığı onun hafızasının devamlılığıyla mümkündür ve o milletin hafızası “medeniyet” kavramına bu zamana kadar katkılarıyla ölçülür. Müslüman Türk, medeniyetin sancağıdır; yarattığı medeniyet, sancağı altında herkesi uzlaştırma medeniyetidir.

Dünya tarihinin oluşturduğu üç bölge vardır. Göç coğrafyalarından dolayı binlerce yıldır Balkanlar, Kafkaslar ve Mezopotamya karmaşıktır ve yine binlerce yıl savaştan barışa kaçmak isteyen herkes kendisine göç yeri aramıştır. Ne zamanki atam Alparslan’la Anadolu’ya Türkler gelmiş, binlerce yıl o coğrafyalardan Anadolu’ya göçle savrulanlar, Türk’ün kurduğu devletle bu topraklarda huzur bulmuş, Anadolu’nun şefkatli ocağına sığınmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Zor iştir mazlumlara kalkan olmak. Bunun için hanlar, imaretler, medreseler, külliyeler lazımdı; sevk ve idareyi medeniyete armağan edecek saraylar lazımdı ve ne zamanki saraylar külliyelere döndü, âleme nizam veren Türkler devlet buldu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben bir doktorum ve her doktor bilir ki canlılar “vital ilke” denilen yaşam ilkesine sahiptir, yaşamak ister, hayata devam etmek ister. Devletler de canlı gibidir, onlar da yaşamak, baki olmak ister. İşte, biz bu isteğe “devlette devamlılık ilkesi” diyoruz. Külliyelerde devlet bulan ecdadımız, devlette devamlılık ilkesini “devleti ebet müddet” olarak tarif etmiştir. O sebeple, medeniyetimizin biricik göz bebeği, iki bin iki yüz yıldır devam eden devletimizin medeniyet sembolü saraylarımız hakkında bilgi vermek için huzurlarınızdayım.

İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun dört bir tarafında, her biri medeniyetimizin büyüklüğünün, âleme nizam veren karakterimizin birer nişanesi ve devasa abideleri olan tarihî eserlerimiz yükselmektedir. Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, bünyesindeki saray, köşk, kasır, müze ve tarihî fabrikaların uluslararası müzecilik ve konservasyon standartlarına uygun olarak idaresi, bakımı, onarımı, restorasyonu ve müze olarak işletilmesiyle ve uhdesinde bulunan tarihî mirası yerli ve yabancı ziyaretçilerin hizmetine açık tutmakla görevlidir.

Kültürel mirasımız o kadar büyük ve o kadar önemli ki başta Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı olmak üzere millî saraylar envanterinde yer alan tarihî ve kültürel mirasımız, her yıl dünyanın tüm bölgelerinden milyonlarca ziyaretçi almaktadır. 2019 yılında, toplamda 2 milyon 685 bin 326 ziyaretçi kabulüyle turizm gelirine önemli ölçüde katkı sağlamış olan millî saraylar, bu yıl Covid-19 salgını nedeniyle 15 Mart-1 Haziran tarihleri arasını kapalı geçirmesine rağmen 1 milyon 103 bin ziyaretçi sayısına ulaşmıştır.

Kültürel mirasımızı korumak için yapılan çalışmalar 2021 yılında da devam edecek, Topkapı, Yıldız ve Dolmabahçe Sarayları başta olmak üzere tarihî yapılarımızda bir dizi restorasyon çalışması gerçekleştirilecektir. Bunun yanında, önemli müzecilik faaliyetleri ve kültürel etkinlikler planlanmaktadır. Yaklaşık 1.500 parçalık nadide bir cam eserler koleksiyonu barındıracak Türkiye’nin en kapsamlı cam ve billur müzesi, Beykoz Abraham Paşa Korusu içindeki tarihî mekânlarda hizmete açılacaktır. Ayrıca, içinde Osmanlı saray tablolarının sergileneceği Millî Saraylar Resim Müzesi ve Topkapı Sarayı’nın eşsiz porselen koleksiyonları müstakil bir müze olarak ziyarete açılacaktır. Topkapı Sarayı içinde çok önemli eserlerin yer aldığı galeriler de oluşturulacaktır.

Sayın milletvekilleri, devletleri devlet yapan unsurlardan biri de tarihi, medeniyeti ve kültürüdür. Kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan, Anadolu’da yaşayan ve Türk İslam medeniyetinin mirasçıları olan bizler yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarihî ve kültürel mirasa hassasiyeti yüksek olan Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde mirasımıza sahip çıkacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu zamana kadar Adriyatik’ten Çin Seddi’ne tüm medeniyet akrabalarımızın, Türklerin ve kaderini Türklerle birleştirenlerin beklediği politikalara imza atarken gücünü yüce Türk milletinden alan Cumhurbaşkanımızla beraber bizi biz yapan değerleri koruyacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İsabetli karar alan bilgelerin ittifakında, onları yöneten dirayetli liderlerin öncülüğünde millet bütünleşir, milliyet ihya olur.

Batı paradigmalarından farklı ve Müslüman Türk’ün sahibi olduğu bu medeniyet kavramında taviz vermeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerimi sunup Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Zehra Taşkesenlioğlu’nun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 2021 yılı merkezî yönetim bütçe görüşmeleri kapsamında Strateji ve Bütçe Başkanlığı hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2021 bütçesi “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla çalışan AK PARTİ hükûmetlerinin 19’uncu bütçesidir. Aynı zamanda milletin amir, devletin memur olduğu bir yönetim anlayışıyla geliştirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 3’üncü bütçesidir.

AK PARTİ hükûmetleri olarak reformist ve insan odaklı kalkınma yaklaşımımız çerçevesinde on sekiz yıl boyunca halkımızın refahını önceledik. 2002-2019 döneminde yıllık ortalama 5,4’lük reel büyümeyi başardık. Bakınız, sadece 2013-2019 döneminde yani yedi yıllık dönemde dâhili ve harici bedhahlara, manipülatif kur oyunlarına rağmen, gayrisafi yurt içi hasılamızı reel olarak yıllık ortalama yüzde 4,9, cari olarak da yüzde 15,4 artırmış olduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi’nde 2002 yılında 85’inci sırada olan ülkemizi 59’uncu sıraya, en yüksek insani gelişmişlik sınıfına çıkardık, Dünya Bankasının verilerine göre üst orta gelir grubuna yükselttik. Ülkemiz ekonomisini dünyanın en büyük 18’inci ekonomisi hâline getirdik. Yine, Dünya Bankasının 2019 verilerine göre satın alma gücü bazında 13’üncü sıraya kadar yükselttik. Sadece son on yılda 7,5 milyon ilave istihdam gerçekleştirdik. 2002 yılında 193 olan OSB sayımızı, 2019 yılına gelirken 323’e çıkarmış olduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ülkemizi uluslararası doğrudan yabancı yatırımcıların cazibe merkezi hâline getirdik. Yine, sadece 2011-2020 dönemi arasında toplam 128 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çekmeyi başardık ve başarmaya da devam ediyoruz.

Bütçemiz bir faiz bütçesi değildir, bütçemiz bir harcama bütçesidir. Yine 2002 yılında bütçe harcamaları içerisinde faiz ödemelerinin payı yüzde 43,2’yken yani 2002 yılı öncesindeki iktidarlar bütçenin 43,2’sini faize harcarken, AK PARTİ iktidarları döneminde -sadece 2020 yılı rakamını vereceğim- yüzde 11,3’ünü faiz harcamalarına ayırmış olduk yani faiz yerine millete harcanan bir bütçe hâline getirdik. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişimin ve gelişimin öncüsü olan AK PARTİ, gelişmiş ülkelerin kullandığı en ileri düzey bütçeleme sistemi olan performans esaslı program bütçesini gerçekleştirdi. Performans esaslı program bütçesi sistemiyle, toplumumuzun ihtiyaç ve beklentilerinin daha net bir şekilde bütçede yer almasını sağlayacağız, kamu kaynakları ile kamu hizmetleri arasında doğrusal bağı güçlendireceğiz, mali saydamlığı ve hesap verilebilirliği de yine bütçe sistemi içerisinde güçlendirmeye gayret edeceğiz.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 2021 yılı bütçe teklifimiz Yeni Ekonomi Programı’mızda ifade edilen mali disiplinden taviz vermeden, ekonomide dönüşüm ve değişim sürecini esas alarak, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi hedefleyen kamu maliyesi alanında bugüne kadar elde edilen kazanımlarımızı koruyacaktır. 2021 yılı bütçesini insan odaklı ihracatları gerçekleştirecek, kalkınmayı toplumun tüm katmanlarına dâhil edecek bir bütçe olarak gerçekleştirdik. Bu yaklaşımla sosyal nitelikli harcamalarımızın büyüklüğünü 2019 yılına göre yüzde 17 artırarak 2021 yılında 81,2 milyar TL’ye çıkarmış olduk. 2021 yılı bütçemizi herkese eşit ve kaliteli eğitim imkânı sunulması amacıyla -bir bütçe sistemi- çıkardık. Bu kapsamda, sadece birkaç başlık vereceğim eğitimimizle ilgili: Parasız yatılı öğrencilerimize barınma ve iaşe destekleri için 1,3 milyar TL, FATİH Projesi için 1 milyar TL, ortaöğretim öğrencilerine ücretsiz ders kitabı desteği olarak 500 milyon TL ayırmış olduk. 2021 bütçesiyle, harç alan bir devlet anlayışı yerine öğrencisine 5,9 milyar TL burs veren bir devlet anlayışını getirdik. Bu bütçede göz bebeğimiz olan engelli evlatlarımızın her engeli aşmaları için 4,8 milyarlık bir eğitim bütçesi ayrılmış oldu. Yine, çiftçilerimize 42,4 milyarlık bir destek ayırmış olduk.

2021 bütçesi daha fazla istihdam, daha fazla aş demektir. Bu kapsamda, istihdam programımıza 35,5 milyar TL ayırmış olduk. Biz, sözde değil, özde demir ağlarla, hava yollarıyla, bölünmüş yollarla, tünellerle, köprülerle örüyoruz ana yurdumuzu dört bir baştan.

Daha fazla üretim daha güçlü Türkiye demektir. Bu anlayışla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın yatırımını ve istihdamını artırmaya yönelik 2 milyar liralık teşvik bütçesini ihdas ettik. 2021 yılı bütçemiz, milletimize hizmeti şiar edinen AK PARTİ ve Cumhurbaşkanımızın liderliğinde üretimin, ihracatın, istihdamın bütçesi olacaktır. 2021 yılı bütçesi yenilikçi AR-GE ve dijital dönüşümümüzün bütçesi olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Devamla) – Büyüyen ve güçlenen bir Türkiye’yi oluşturmak için memurumuzun, esnafımızın, işçimizin, çiftçimizin analarımızın ak sütü gibi helal olan alın terleriyle oluşmuş olan 2021 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Mustafa Canbey’e ait.

Buyurun Sayın Canbey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerimizde İletişim Başkanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz aldım. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İletişim, bilginin ve haberin iyice karmaşıklaştığı ve çok boyutlu olduğu günümüz dünyasında yönetilmesi gereken en önemli unsurlardan, alanlardan biri olarak öne çıkmaktadır.

İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte, yeni dönemin ruhuna uygun olarak devletimizin iletişimini yönetmek için kurulmuş bir çatı kuruluşudur. Dünyadaki gelişmeleri anbean takip eden İletişim Başkanlığı, büyük ve güçlü Türkiye’nin hem içeride hem de dışarıda sesi olarak devletimizin tüm iletişim, eylem ve stratejisinin uygulanmasında sorumluluk sahibidir ve yeni sistemin en önemli kurumlarından birisidir.

“Türkiye” markasını güçlendirme misyonuyla yola çıkan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, stratejik iletişim yaklaşımıyla, ulusal ve uluslararası düzeydeki temel meselelere ilişkin Türkiye’nin tezlerini ve iddialarını ortaya koymak, ülkemizin tanıtımını yapmak ve kamuda söylem birliğini tesis etmek, kamu diplomasisi çalışmalarını yürütmek için kamusal iletişim politikalarını belirleyen ve yürüten bir çatı kuruluş, merkez hâline gelmiş ve ortaya çok büyük bir vizyon koymuştur. Bugün, gelişen teknoloji, yapay zekâ, büyük veri ve elde edilen verilerin depolanması, işlenmesi, elektronik para sistemlerinin hayatımıza girmesi, medyanın çeşitlenmesi gibi büyük değişimlerle karşı karşıyayız. Bugün, gelişmiş ülkeler diziler, filmler, sosyal medya üzerinden viral reklamlarla tüm dünyada istedikleri algıyı oluşturuyorlar. Bizim bir savunma mekanizması oluşturmamız, sadece savunma da değil, kendi fikrimizi, kendi algımızı dünyaya yaymamız noktasında proaktif iletişim stratejileri belirlememiz su götürmez bir gerçektir.

Bugün, kendimizi ifade edecek, kendi medeniyetimizi ve kültürümüzü doğru anlatacak kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. İşte İletişim Başkanlığı bu kurumlardan birisidir. İletişim Başkanlığı, iç ve dış kamuoyuna yönelik olarak, başta terörle mücadele, sınır ötesi askerî operasyonlar, Covid-19, mülteciler, Doğu Akdeniz, Karabağ ve benzeri uluslararası meselelerde kamu diplomasisinin araç ve yöntemlerinden yararlanarak Türkiye'nin politikasını, tezlerini, haklarını, duruşunu ve başarısını ortaya koyan çeşitli stratejik iletişim çalışmaları gerçekleştirmekte ve farklı dillerde birçok enstrüman ortaya koymaktadır. Yine, ülkemize karşı yürütülen kara propaganda, manipülasyon ve dezenformasyon faaliyetlerini engellemek, devlet makamları ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek için yoğun bir çaba sarf etmektedir.

İletişim Başkanlığı, özellikle CİMER konusunda katılımcı demokrasiyi ortaya koyan, vatandaşlarımızın taleplerini dinleyen gerçekten çok önemli hizmetler yapmaktadır. Sarı basın kartı konusunda da bugün yaklaşık 15 milyon kişiye sarı basın kartı verilmiştir. Az önce burada bir konuşmacı sarı basın kartlarının verilmediğini iddia etti. Arkadaşlar, bu doğru değildir, sarı basın kartları verilmektedir. Bunun kuralı bellidir ve İletişim Başkanlığı bu kurala göre bunu yapmaktadır. Sarı basın kartı üzerinden ifade özgürlüğü söz konusu ediliyor, basın özgürlüğü söz konusu ediliyor.

Özellikle Cumhuriyet Halk Partisinde, bugün, geçtiğimiz günlerde televizyonda konuşan, gazetecilik yapan, eski milletvekili Barış Yarkadaş, arkadaşlar, Halk TV’den konuştuğu için kovulmuştur. Şu anda Barış Yarkadaş Halk TV’den kovulmuştur. Niçin kovulmuştur? Barış Yarkadaş CHP’nin taciz olaylarını gündeme getirdiği için, “Bu olaylar ortaya çıksın.” dediği için kovulmuştur.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – KRT’ye geldi, KRT’ye. Yer değiştirdi, KRT’ye geldi.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – KRT’ye değil. Şimdi “basın özgürlüğü” diyorsunuz, “ifade özgürlüğü” diyorsunuz ama siz daha muhalefetken insanları televizyondan kovduruyorsunuz, iktidar olsanız ne olacak belli değil yani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – KRT’ye geçti, KRT’ye.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Şimdi, sizi dinliyoruz, hep sesinizi yükseltiyorsunuz. Sesinizi yükseltmeyin, sözünüzü yükseltin, fikrinizi yükseltin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fikrinizi yükseltin, insanlar da sizi takdir etsinler.

Şimdi, değerli arkadaşlar, İletişim Başkanlığı gerçekten bu zamana kadar çok önemli görevleri yerine getirdi, bundan sonraki süreçte de inşallah 2021 yılında da bunları yerine getirmeye devam edecek. Bizler AK PARTİ milletvekilleri olarak İletişim Başkanlığının yaptığı hizmetleri de görüyoruz, Sayın Başkanımız Fahrettin Altun’a da yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Selman Özboyacı’ya aittir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SELMAN ÖZBOYACI (Konya) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; İletişim Başkanlığı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Cumhuriyet tarihimizin en önemli atılımlarından birisi olan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin hayata geçmesiyle birlikte Türkiye’nin marka değerini hem içeride hem de dışarıda artırmak için kurulan İletişim Başkanlığı ülkemizin en yeni kurumları arasında yer almaktadır. Başkanlığımız “Türkiye” markasını güçlendirmek hedefini temel alarak devletimizin tüm kurum ve kuruluşlarıyla koordineli bir süreç yürütmektedir. Milletimizin iradesiyle kurulan yeni sistemin ilk düzenlemelerinden birisi olan İletişim Başkanlığı, ülkemizin uluslararası platformlarda doğru ve güvenilir bir şekilde lanse edilmesini, içeride ve dışarıda Türkiye aleyhinde kara propaganda faaliyetlerinin önlenmesini de görev olarak üstlenmiştir.

İletişim, hayatımızda büyük bir yere sahip olan ve yüzyıllardır gelişmeye devam eden en önemli araçlardan bir tanesidir. Gelişen teknolojiyle birlikte iletişim çağına ayak uydurmak da ülkelerin vazgeçilmezi hâline gelmiştir. Aslında, ülkemiz iletişim konusunda köklü bir geçmişe sahiptir. 1862 yılında Matbuat Müdürlüğü yani bugünkü adıyla Basın Müdürlüğü kurulmuştur. Süregelen zaman diliminde bu müdürlük, 23 Nisan 1920 tarihinde Meclisimizin çatısı altında yeni bir yapılanmaya girmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kaleme aldığı kanunla yeniden yapılandırılarak Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi kurulmuştur. Bu kuruluş Millî Mücadele’nin en çetin yıllarında iç ve dış yayınlar aracılığıyla toplumu aydınlatma ve ülkemizin aleyhine yürütülen çalışmalarla ilgilenme görevlerini üstlenmiştir. İşte, bu önemli görevi bugün İletişim Başkanlığımız aynen yürütmektedir.

Geçmişte olduğu gibi bugün de millî mücadelemiz her alanda devam ediyor. Nitekim bu mücadeleyi, devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla hem sahada hem de masada güçlülükle sürdürüyor. Verilen her mücadelenin gerek milletimize gerekse tüm dünyaya doğru aktarılması oldukça önemlidir. Türkiye’nin atılımlarının, haklarının, yatırımlarının ve büyümesinin tüm mecralarda, en doğru materyallerle anlatılmasına kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum.

Hepinizin bildiği üzere Türkiye, Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar her alanda hakkını savunmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde terörün kökünü kazımak için ilk günden bu yana etkin bir çalışma yürütülüyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Başkanlığımız ise bugün sınır ötesinde tüm terör örgütlerine karşı yapılan operasyonların iletişim süreçlerini en az sahadaki mücadele kadar kuvvetli bir şekilde gerçekleştiriyor.

Kıymetli milletvekilleri, dünyada birçok bölgede dijital mecralar üzerinden başlatılan kara propagandalar ve örgütlenmeler antidemokratik eylemlere kadar uzanmıştır. Yine, darbe heveslileri de bu mecraları günümüzde maalesef bir silah olarak da kullanmaktadır. Adına “Arap Baharı” denilen bir süreç, birçok bölgeyi darbe, karşı devrim, iç savaş ve dış müdahalelerle âdeta kışa döndürmüştür. Buna Fransa’dan, Amerika’dan ve daha birçok farklı ülkeden örnekler de verebiliriz. Amacı ne olursa olsun başlatılan bu eylemler süreç içerisinde sosyal medyada üretilen dezenformasyonlarla yerini demokrasiden vazgeçişe, tükenişe, âdeta yok oluşa bırakmıştır. Bu ve buna benzer olaylara demokratik yönden katkı sunmak isteyen ülkeler iletişimin ne kadar önemli bir araç olduğunu çok daha iyi anlamıştır. İşte bu yüzden mecrasında provokasyona fırsat vermeden, doğru bilgiyi en hızlı şekilde milletimize ulaştıran İletişim Başkanlığının değeri ve önemi hepimizin malumudur. Bu konuda Başkanlığımızın tüm girişimlerini sonuna kadar destekliyor, milletimizin hukukunu korumaya devam edeceğini biliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Uluslararası mecralarda Türkiye’nin savunucusu ve sunucusu olan İletişim Başkanlığı, ülkemizin harcını oluşturan her bir vatandaşımızın soru ve sorunlarına hızlı bir şekilde yanıt vermektedir. Yalnızca soru ve sorun çözümü değil aynı zamanda fikir ve düşünce paylaşımını da kapsayacak bir iletişim bağlamı devlet ve millet arasındaki hızlı ve çözüm odaklı iletişimin ana damarını oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Gazi Mustafa Kemal önderliğinde kurulan ve Millî Mücadele’de çok önemli bir rol üstlenen bu kurum şimdiyse Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu sayesinde yeniden etkin hâle getirilerek Türkiye’nin 2023, 2053 ve 2071 süreçlerine ilerlemesine katkı sunuyor ve sunmaya da devam edecektir. Tüm bu süreçlere emek harcayan, bu kıymetli altyapıyı gelecek nesillere taşımak için çalışmalarına devam eden Fahrettin Altun Başkanımıza buradan teşekkür etmek istiyorum.

Son olarak, milletiyle hiçbir zaman iletişimini koparmayan AK PARTİ’mize 19’uncu kez bütçe hazırlama yetkisini veren aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum. Bu kadrolar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletiyle hiç bağını koparmayacak, iletişimini de daha da güçlendirerek yoluna emin adımlarla devam edecektir inşallah.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Son söz Selman Oğuzhan Eser Bey’e ait.

Buyurunuz Sayın Eser. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SELMAN OĞUZHAN ESER (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Savunma Sanayii Başkanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce ABD’nin almış olduğu yaptırım kararını şiddetle kınıyor, Savunma Sanayii Başkanımızı ve çalışma arkadaşlarını sonuna kadar desteklediğimizin bilinmesini istiyorum. Bu millet asırlardır hür yaşadı, ekonomik, siyasi veya askerî esaret altına girmedik, esaret altında yaşamaktansa hür öleceğiz, hür öleceğiz, hür öleceğiz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Savunma Sanayii Başkanlığı, devleti oluşturan ve devamlılığını sağlayan asli unsurların muhafaza edilmesinde, millî değerlerin korunmasında etkin mücadelesiyle dünyanın en güçlü birlikleri arasında yer alan Türk Silahlı Kuvvetlerimize sağladığı lojistik desteğiyle önemli bir vazife görmektedir.

Savunma Sanayii Başkanlığının çalışmalarından ve bu alandaki gurur verici gelişmelerinden kısa zaman zarfında söz etmek mümkün değil. Bu alandaki çalışmaları işitince, kimilerinin rahatsızlık duyacağı ancak vatan evlatlarının hoşnut olacağı bazı gelişmeleri kısaca ifade etmek istiyorum.

MİLGEM’lerimiz; dünyada kendi gemisini tasarlayan, inşa ve idamesini yapan 10 ülkeden biriyiz. Yeni Tip Denizaltı’lar, Milli Muharip Uçak, eğitim uçakları, HÜRKUŞ ve HÜRJET, İHA ve SİHA’larımızla bu teknolojide dünyanın sayılı ülkeleri arasındayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Akıncı İHA, İHA KARGU’lar, İHA SONGAR’lar, döner kanatlı mikro İHA SERÇE’ler ve GPS’ten bağımsız, otonom İHA sürü KERKES’ler. Milletimiz, bunların hepsine birden kısaca “Ebabil” diyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar). GÖKBEY ve ATAK helikopterleri, ALTAY ana muharebe tankı, Kirpi, EJDER, YALÇIN, Vuran, Pars, Kıraç gibi çeşitli konfigürasyondaki zırhlı araçlar; insansız kara araçları İKA’lar… Daha birçoğu, düşmanlarıyla tanışacağı güne hazırlanıyor.

Yerli motorlarımız, hava savunma sistemleri, mühimmat, füze ve roketlerimizle artık yerli ve millîyiz. Geliştirme çalıştırmaları devam eden lazer silah sistemleri ve elektromanyetik fırlatma sistemlerimizle geleceğin teknolojilerini günümüze taşıyoruz. Dünya üzerinde herhangi bir bölgeden askerî istihbarat amaçlı, yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilmesine imkân tanıyacak, aynı zamanda da pek çok sivil faaliyet alanında görüntü ihtiyacını karşılayacak GÖKTÜRK-1 ve GÖKTÜRK-2 uyduları, yörüngesinde akıp gidiyor. Geliştirilen Hibrit Uzay Roket Motoru’yla ilk yerli sonda roketi 130 kilometre irtifaya çıkarak uzayın sınırı kabul edilen 100 kilometre çizgisini aştı ve uzaya çıkan ilk aracımız oldu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bunlar, bahsedebileceklerimizin sadece bir kısmı. Cebinde, ay yıldızlı kimliği taşıyıp da bütün bu gurur verici gelişmelere sevinemeyen varsa sadece üzülmesinler, korksunlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal Atatürk “Bundan sonrası için bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve harp hava sanayimizin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi iktiza eder. Hava Kuvvetlerinin aldığı ehemmiyeti göz önünde tutarak, bu mesaiyi planlaştırmak ve bu mevzuyu lâyık olduğu ehemmiyetle milletin nazarında canlı tutmak lâzımdır.” demişti. Savunma Sanayii Başkanlığı da işte, tam öyle yaptı; tüm bunları Türkiye olarak birlikte ürettik. Kırıkkale, Bursa, Kocaeli, Yozgat, Ankara, İstanbul, Sivas, Gaziantep, daha 50’ye yakın şehrimizde 1.500’den fazla sanayicimiz alın teriyle üretti. Yakın zamanda savunma sanayi alanında bütün şehirlerimizi kapsayan geniş bir tedarik zinciri oluşacağına inanıyoruz.

2002 yılında dünyanın en büyük savunma şirketleri arasında tek bir firmamız bulunmazken, bugün dünya devleri arasında 7 firmamızla yer alıyoruz. 2002’de 248 milyon dolarla başlayıp bugün 3 milyar doları aşan savunma sanayi ihracatımızla 7 kıtada artık biz de varız. ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Fransa, Almanya, İngiltere, Japonya, Güney Kore, İtalya ve İsrail gibi ülkelerden sonra Türkiye, savunma sanayi harcamalarında 16’ncı sıradadır. Hâl böyleyken bile terör örgütlerine yaslanıp silahsızlanmaktan ve barıştan bahsedenlere tek sözümüz, mesele vatansa gerisi bu millet için teferruattır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ya, hep birlikte millet olacağız ya da teferruat olarak kalacaksınız.

Değerli milletvekilleri, millî savunma hikâyemizin milletimizden ayrı bir tarihi olmamıştır. O sebeple savunma tarihimizin milletle bağı derin bir meseledir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELMAN OĞUZHAN ESER (Devamla) – İstiklal mücadelesi yıllarından bugüne ihtiyaç duyduğumuz millî savunma gücü çağımızın gelişmiş imkânlarıyla birlikte yükselmektedir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Milletvekilim.

SELMAN OĞUZHAN ESER (Devamla) – Tamamlıyorum Başkanım.

Bugünkü iftihar tablosu bize birlikte nelerin başarılabileceğini gösterirken, aynı zamanda da büyük bir geleceğe ortak olmanın hissini uyandırmaktadır.

Bu başarıların mimarı milletimize ve liderimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a minnet ve saygılarımı sunuyor, 2021 yılı bütçesinin ve görüşülen kamu bütçelerinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in, Ordu ilinin pandemide çok kritik bir noktaya geldiğine, yeni yapılan valilik binasının ve boşaltılan diş hekimliği fakültesi binasının hastaneye çevrilmesini teklif ettiklerine ama yanıt alamadıklarına, Ordu iline acilen yoğun bakım cihazı ve personel gönderilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Ordu ili pandemide çok kritik bir noktaya gelmiştir, günlerdir meslektaşlarımdan ve hastalardan yardım çağrıları alıyorum. Biraz önce aldığım bilgiye göre, şu anda 112’de tam 36 hasta yoğun bakım yatak yeri bekliyor, acillerde entübe bir şekilde hastalar bekliyor. Defalarca uyardım, Ordu ilinde yeni yapılan bir valilik binası var ve boşaltılan bir diş hekimliği fakültesi var “Hızlı bir şekilde buraları hastaneye çevirelim.” dedik, henüz yanıt alamadık. Sizden bu yüce çatının altında bir milletvekili olarak halkım adına rica ediyorum, bir hekim olarak da hastalarım adına yalvarıyorum: Lütfen, derhâl yoğun bakım cihazı ve personel gönderin ve orada yoğun bakımlar oluşturalım. Hastalarımız ölüyor.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun efendim.

9.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, on sekiz ay içinde Tank Palet Fabrikasında BMC’nin ilk tankı üretip teslim edeceğinin ifade edildiğine, bu tankın üretilip üretilmediğini öğrenmek istediklerine, Türk ordusunun ürettiği FIRTINA obüslerinden neden Ethem Sancak ve Katar ordusunun kâr ettiğinin açıklanmasını rica ettiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Efendim, teşekkür ederim.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın konuşmasından önce, AKP Grubunun konuşmaları bittikten sonra, bir soruyu netleştirmek için, onun konuşmasında hiç olmazsa cevap verir anlayışıyla söz almış bulunuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, Savunma Sanayii Başkanlığımız on sekiz ay içerisinde Tank Palet Fabrikasında BMC’nin ilk tankı üretip teslim edeceğini net bir şekilde ifade etmişti. Bu tank üretildi mi, teslim edildi mi? Teslim edilmediyse iki yıl geçmesine rağmen biz bu Tank Palet Fabrikasını neden -sizin için 250 milyon dolar, bizim için 20 milyar dolar- BMC’de Ethem Sancak ve Katar ordusuna yirmi beş yıllığına bedavaya verdik.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Yok öyle bir şey.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Var, burada var, arkadaşlar.

İkincisi: Hem Cumhurbaşkanı hem de Savunma Sanayii Başkanlığının söylediği gibi “FIRTINA obüsü orada üretilmiyor.” denmişti. FIRTINA obüslerini üreten bizim ordumuz, tasarlayan bizim ordumuz; asker bizim, ordu bizim, fabrika bizim, işçi bizim, biz üretiyoruz, onlar tank üretemiyorlar. FIRTINA obüslerinin üzerine artı yüzde 12,5; artı, maliyet giderlerini yüzde 25’e getirerek Türk ordusunun yaptığı bir topta neden Katar ordusu ve Ethem Sancak kâr ediyor? Açıklamasını rica ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi İYİ PARTİ Grubu adına Sayın Yavuz Ağıralioğlu.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Arşivleriyle ilgili konuşacağım. Bu arşiv, arşivleme, arşivleme üzerinden hafızamızda tekabül eden sorumluluklarımızı, işte, Sayın Cumhurbaşkanın kendilerine söylemiş olduğu bir perspektifle vizyon ve misyonlarına eklemiş olan kurum üzerinden Hükûmetle ilgili, bütçeyle ilgili mülahazalarımı sizinle paylaşacağım.

Kürsüye bizden önce çıkan arkadaşlarımız da arşivin tekabül ettiği toplumsal hafızanın, tecrübenin, bu tecrübenin yarınlarımız adına ifade ettiği kuvvetin ne anlama geldiğine dair güzel cümleler kurdular. Ben de hem AK PARTİ Grubu adına konuşan arkadaşlarımızın hem bu mevzuda eleştiride bulunan arkadaşlarımızın mufassal hâle getirmiş olduğu çerçeve içerisinde bir bütçe eleştirisi de yapmak istiyorum. Yani uzun tarihimiz boyunca -misyon ve vizyon bölümünde var Devlet Arşivlerinin- efendim, arşivlerine dayanılarak ki -40 ülkenin tarihinin yazılabildiği zengin bir ülke- bu kadar uzun bir geçmiş içerisinde ilk elde hafızamıza gelen, ilk elde güce dönüşen kuvvet şudur: Ne yapınca ayağa kalktığımızı, ne yapamayınca yıkıldığımızı; neyi doğru yapınca ülkenin müreffeh olduğunu, neyi kötü yapınca ülkenin yıkıldığını görme imkânı verir; arşivcilik bu. Şimdi, buradan çok şey söylenebilir ama mevzuyu güne bağlamak, bütçeye bağlamak, bütçe sorumluluğunu hatırlatmak kastıyla söylüyorum, kastım: AK PARTİ’nin kendi iktidar döneminde arşivciliğimiz sadece on sekiz yıla tekabül etse yahut arşivciliğimizin çerçevesi, yılı, zamanı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin millete vadetmiş olduğu çerçeve içerisindeki üç yıla tekabül etse, yirmi sekiz aya tekabül etse, bu arşivin size hatırlatacakları üzerinden bütçeyi tenkit etmek istiyorum.

Biz, bütçeyle ilgili tenkitlerimizi iktidara duyurmaya çalışırken -mutlaka fark ediyorsunuzdur- iktidarın bize sunmuş olduğu bu metnin içerisindeki niyetlerle ilgili itiraz taşımıyoruz. Orhan Bakanımız -eski Millî Eğitim Bakan Yardımcımız, şimdi Konya Mebusumuz- Mesnevi’yle ilgili, Mesnevi’den sözleri kart şekline dönüştürmüşler. O kart şeklindeki Mesnevi’den sözlerin her birinden günlük hikmet ihtiyacını karşılamak için birini çekip okumayı tercih ediyorum; çok kıymetli bir şeydir. Bu da hikmetli bir metindir, bu metin. Bu 2021 bütçesini okuduğunuz zaman, bu, sanki Mesnevi gibi bir kitap. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Şu yüzden Mesnevi gibi bir kitap: Hiç bakmadan kart çekiyorum, hiç bakmadan açıyorum; açtığım her sayfada hikmet var, hikmetli sözler var burada: Verimlilik, millîlik, yerlilik, kapasite kullanım oranlarının artırılması, istihdam, vizyon, misyon, kararlılık, irade, ahlak, toplumsal aidiyet, bağlılık, geçmişe hürmet, geleceğe vizyon; aklınıza gelen her şey var, burada her şey var. Bu iktisadi programın, kriterlerinin dışına çıktığınız zaman, bu metin, bu tür metinler, 2021 vizyonu yahut Onbirinci Kalkınma Planı, programı bir niyet beyanı olarak çok güzeldir. İktidar adına konuşan arkadaşlarımızın politik çerçevesini belirlemeye çalıştığı için niyet kısımlarında hiçbir sıkıntı yoktur ama bizim başımıza ne gelmişse zaten bu söylediklerimizi yapamamak yüzünden gelmiştir. Yani iktidarın vazifesi güzel söylemek değildir, güzel yapmaktır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini tenkit ederken aslında bir sistemden çok, bir iradeyi sonucuyla tenkit ediyoruz biz. Neyi tenkit ediyoruz? Biz, bugün sizin karşınızda, size hatırlatmaya çalıştığımız, duyurmaya çalıştığımız, ihtiyaçlarını, taleplerini fark edin diye bağırdığımız ne kadar iş varsa; bu, sizin milletinize verip de tutamadığınız sözler. Yani arşivciliğin içerisine girerseniz, bakarsınız ki ihtişamlı dönemlerimizde ne yapmışız görülür. Kendi siyasi arşivinize girerseniz orada da görürsünüz, AK PARTİ’nin uzun iktidar dönemleri “Ne doğru yapılınca ne oluyor, ne yanlış yapılınca başa ne geliyor”u görmek için müstesna bir imkân veriyor. Yani siz aslında biliyorsunuz, neyi yapınca memlekette ne olduğunu, neyi kötü yapınca başa ne geleceğini biliyorsunuz siz. O yüzden partinizin adını “Adalet ve Kalkınma Partisi” koydunuz. Aslında Adalet ve Kalkınma Partisi koyarak tarihe, arşive, millete, milliyete, dine, imana, mukaddesata, geleceğe dair sorumluluğunuzu kodladınız siz, dediniz ki: “Biz adaleti kalkınmanın mihmandarı yapacak bir iradeyle geliyoruz. Ne vadediyoruz? Biz işsizlerin olmadığı bir ülke vadediyoruz. Asgari ücretin açlık sınırıyla belirlendiği bir utançtan bu ülkeyi kurtarmayı vadediyoruz.”

Bunca asgari ücretlinin içerisinde, onlara hakkı olan parayı vermek için belirlediğimiz kritere bakın arkadaşlar, “açlık sınırı”ymış. İslam yurdunda, Türk yurdunda birilerine hakkını vermek için kriter olarak açlık sınırını zikretmek utanmazlıktır arkadaşlar. Bu utançtan kurtulmayı vadettiniz bize aslında. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

KANİ BEKO (İzmir) – Bunları konuşalım.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – “Biz adaletle ayağa kalktığımız dönemleri hatırlatıyoruz size, adaletle ayağa kalktığımız dönemlerde, en iftihar ettiğimiz şey şuydu: Mahkemelerimizle itibar ediyorduk, liyakati istihdam etmekle itibar ediyorduk. Biz bu memlekette hak duygusunun, devlete itimat duygusunun idarenin tasarruflarında asla örselenmediği bir müesses nizam vadediyoruz.” demiş oldunuz aslında.

Ortaya koyduğunuz perspektifin iktisadi hiçbir hedefini tutturamadınız. Efendim, 2023 vizyonunuz var, baktınız, mutlaka biliyorsunuz; 2023 vizyonunuzda 2 trilyon dolar gayrisafi millî hasıla var, 25 bin dolar kişi başına millî gelir var, 500 milyar dolar ihracat var, işsizliğin olmadığı bir ülke var, terörün bittiği bir memleket var, adalete itimat edilen bir memleket var, ifade hürriyetinin kurumsallaştığı bir memleket var. Şimdi yirmi yıl geçmiş -bir sürü şey sayabilirim size- yirmi yıllık iktidarın finalinde diyorsunuz ki: “Adalet ve kalkınma perspektifiyle yeniden ekonomide reform, yeniden demokraside kurumsal icraatlar yapacağız.” Bu, on sekiz yıldır millete verdiğiniz sözü tutamadığınızın ifşasıdır.

Şimdi motivasyonunuza bakıyorum. İktidar eskiden yaptıklarıyla, millete verdiği sözleri tutmasıyla itibar bulurdu, şimdi muhalefetin sizin bunca yanlışınıza rağmen iktidarı devralamıyor olmasından mutlusunuz sadece, sadece oraya motive oluyorsunuz. Kendinize, milletinize verdiğiniz sözleri tutmaktan kaynaklanan bir itibar alanı bulmak yerine, efendim, Cumhurbaşkanlığı sürecinde sizin için kolay aday olduğunu düşündüğünüz Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday etmeye teşebbüs ederek motive oluyorsunuz. Bu ne motivasyon? Bu ne motivasyon? Bakın, bu şöyle motivasyon: Bunu, siz zannediyorsunuz.

ÖZNUR ÇALIK ( Malatya) – Ayıp oluyor(!)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Hanımefendi, biz memleketi “Kim yönetsin?”le konuşmuyoruz, siz öyle zannediyorsunuz. Biz “Ülkeyi Tayyip Erdoğan mı yönetsin, Kemal Kılıçdaroğlu mu yönetsin, Meral Akşener mi yönetsin?” demiyoruz. Sesimizi duyun. Biz diyoruz ki “Memleketi, ahlak yönetsin. Memleketi yetimin hakkını, hukukunu bilme duygusu yönetsin, liyakat yönetsin. Memleketi, ortak akla riayet etme üslubu yönetsin. Memleketi, istişare yönetsin. Memleketi, kendinden olmayan herkesi bu memleketin zenginliği sayacak bir üslup yönetsin.” (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Yani bizim aslında duyurmaya çalıştığımız şey şu: Biz, bu memlekette “Kim?” kavgasının değil, “Ne?” sevdasının partisiyiz, “Ne?” sevdası. Bu ülkeyi ne yönetsin? Nasıl bir ülke hayal ediyoruz, tasavvurumuz ne? Siz, ısrarla mevzuyu şahıslar üzerinden bir rekabete, siyasal olarak avantaja dönüştürmeye çalışıyor olabilirsiniz. Biz, memleketi siz abad ederseniz size dua etmesini de oy istemesini de biliriz. Eğer siz, milletinize verdiğiniz sözleri tutarsanız, biz sizin tuttuğunuz sözlerin içerisinde huzurla, güvenle yaşayacak bir memlekette evlerimize çekilip size dua etmesini de biliriz. Siyaseti bırakıp “Allah razı olsun, hamdolsun sözlerini tutmuş, memleketi adalete teslim etmiş, kalkınmış, müreffeh bir ülke kurdular bize; artık siyaset yapmaya ihtiyacımız yok.” demek, bugün yaptığımızdan çok daha kolaydır bizim için, asla imtina etmeyiz. Siz, memleketinizi, çocuklarınızın ümidini bu topraklara bağlarsanız, üniversitelerden mezun ettiğiniz çocuklarınızın hepsine iş bulmak zorunda mıyız gibi bir savurganlıktan siyasal sorumluluk alanınızı herkese iş bulmak sorumluluğuyla buluşturursanız, siz çiftçinin yüz akı, siz dar gelirlinin iftiharı olursanız, siz esnafın dar günlerinde yardımına koşan iradeyi temsil ederseniz, siz memleketinizi ayağa kaldırırsanız biz siyaseti bırakırız. “Allah’a hamdolsun, artık siyaset yapma ihtiyacı kalmayan bir memleketteyiz biz. Herkesin huzurla yaşayacağı, memleketin istikbaline en iyi yaptığı işleri yapmak için, yeni siyasi meşgalelere değil, yeni ciddi işlere, yeni ciddi sorumluluklara koşuşturulsun, artık siyaset yapma ihtiyacı kalmamıştır.” dedirtmeniz lazımdı; dedirtemediniz. Şimdi sokaklarda geziyoruz. Eğer biz, sokaklarda milletin bize “Sesimizi duyurun.” çığlıklarını size söylemezsek millete verdiğimiz söze ihanet etmiş oluruz. Biz milletten eskiden, 2002’de, 2003’te, 2005’te şöyle şeyler duyardık: “Allah’a hamdolsun, bereket var, bolluk var. Allah’a hamdolsun, memlekette eskiden olduğundan daha fazla hizmet var, konfor var.” duyardık bunları. Şimdi sokaklarda geziyoruz -siz de geziyorsunuz aslında- görüştüğümüz herkes bize diyor ki: “Geçinemiyoruz, yetinemiyoruz, yetiştiremiyoruz, çocuklarımızın yüzüne bakamıyoruz. Çocuklarımızın işsizliğinden muzdaribiz, mahcubuz; onları böyle bırakıp ölmekten korkuyoruz.” Herkeste şikâyet var. Size hak talebi olarak duyurulan şeyleri lütfen, bir siyasi partinin taassubuyla size söylediğimizi zannetmeyesiniz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Birkaç dakikam var mı Başkanım?

BAŞKAN – Yok.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Bitti mi?

BAŞKAN – Bitti evet.

Teşekkür ederim.

Söz sırası Sayın Behiç Çelik’te. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî İstihbarat Teşkilatının bütçesi üzerinde konuşma yapmak için söz aldım. Şahsım ve İYİ PARTİ Grubu adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

MİT, devlet yapımızın belkemiğini oluşturan önemli bir teşkilatımızdır. Geldiği seviye olarak mükemmel olmasa da yine de takdiri hak ettiğini düşünüyorum. İstihbarat ve siyaset, hayatımızın her veçhesinde yapılmalıdır; bu, başarının kaçınılmaz bir gereğidir, bilgi sahibi olmadan galibiyet ummak hayaldir.

Değerli arkadaşlar, millî savunma, hariciye, adliye, mülkiye, askeriye, emniyet ve istihbarat devlet örgütlenmesinde hep iç içe geçmiş halkalar gibidir. Öyle ki istihbarat, dış politikada, savunmada, ulusal güvenlikte ve hatta ekonomide dahi olmalıdır ve vardır da. İstihbarat vardır ama bunun örgütlenmesi ve fonksiyonu, misyonu nasıl çalışmaktadır? Diğer taraftan, başka istihbarat teşkilatlarıyla iş birliği veya istihbarata karşı koyma faaliyetleri nasıl işlemektedir? Evet, bu sorular öyle zannediyorum ki ufkumuzu açıcı ipuçlarını öngörmektedir. Acaba istihbarat niçin yapılır? Hedef, ülkü, gaye nedir? Unutmayalım ki bir devletin kutsal, ulvi addettiği hedefleri vardır. Hedefe götürecek her vasıta özenle seçilmeli, yoksa temin edilmelidir. Olabilecek her engel sabır ve dirayetle aşılmalı, düşmanın her tuzağı tespit edilerek imha edilmelidir. Bu sonuç, bizi millî politikalara götürür. Politikanın özü zaten siyaset belgesinde kayıt altına alınmıştır. Ne var ki Türk devletine karşı soğuk ve acımasız bakan, tüm organlarına acımasızca saldıran iktidar hükûmetleri büyük zafiyetlere yol açmıştır. Bu zafiyetlerin bir sonucu olarak tahribatlara neden olmuştur, bu durum önlenememiştir. Özellikle 2007 yılından sonra daha da pervasızlaşan iktidarın millî yapımızda yarattığı yıkım haddinden fazladır. Bir kere devletin temel kurumları ya yozlaştırılmış ya da lağvedilmiştir. MİT de bundan nasibini almıştır. MİT’e sızmış olan ajan unsurlar 15 Temmuza kadar varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır.

Değerli arkadaşlar, Selçuklu’dan Osmanlı’ya tevarüs eden bir Türk istihbarat ve bilgi toplama faaliyetinin olduğu bilinmektedir. Tüm istihbarat ve bilgi toplama faaliyetlerinin modern anlamda ilk ortaya çıkışı henüz belki yüz elli yıllıktır. Teşkilat-ı Mahsusadan bugünkü MİT’e kadar gelen süreç -bunlara değinmek istemiyorum ama- en son Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle MİT Müsteşarlığı Başkanlık hâlini almıştır.

Değerli milletvekilleri, genel istihbarat faaliyetini yürüten MİT’in yanında, askerî istihbarat birimleri, polis istihbaratı, Jandarma, MASAK gibi birimleri sayabiliriz. Tüm bu istihbarat birimleri dışında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine dayalı olarak Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü de tesis edilmiştir. Bunları niye anlatıyorum? Çünkü bitmek bilmez bir iştihayla istihbaratı ele geçirme şehveti AKP’nin temel hedefi hâline gelmişti çünkü istihbarat birimleri ele geçirilmeden tatmin olmak mümkün değildi. O zaman “personel sok, yozlaştır, dağıt” taktiği uygulandı, sonra dönüp kamuoyuna bunlar “berbat” denildi; neticede “kapat ve yeniden kur” ilkesi uygulandı.

Değerli arkadaşlar, sadece istihbaratta değil tüm devlet kurumlarında bu yöntem kullanılmıştır. MİT, FETÖ sızmasına maruz bırakılmıştır. İnfiltrasyon dediğimiz bu girişim öyle bir hâle geldi ki 2013’te, neredeyse MİT Müsteşarını alarak, sözde yargılamayı müteakip tutuklama niyeti taşıyorlardı. Zaten Kozmik Oda hikâyesiyse baştan sona bir rezalettir; bu rezaleti tevil etmek de mümkün değildir. Türk ordusuna husumeti iliklerine kadar işlemiş kişilerin nasıl bir içtihatla saldırdıklarını bizler ve gelecek nesiller asla unutmayacağız.

Değerli milletvekilleri, Sun Tzu ünlü Çinli filozof, iki bin beş yüz yıl önce “Harp Sanatı” adlı eserinde “Kendini bilir ve düşmanını da bilirsen zafer kaçınılmazdır.” diyor. Türk Silahlı Kuvvetleri için bu söz bugün o kadar önemli ki. AK PARTİ ne yapıyor? Ordudan istihbarat faaliyetini buduyor, MİT’i ordu içine sokarak karıştırıyor, ordunun tesislerini, okullarını vesairesini kapatıyor, emir komutayı bozuyor, Jandarma ile TSK bağlılığını çok aşırıya kaçarak tahrip ediyor. Ya, şimdi, öyle düşünün ki bu ordu 30 Ağustosunu bile kaybetti, 30 Ağustosunu. Daha fazla konular sayabilirim ama sanırım maksat hasıl olmuştur. O sebeple, zayıflayan askerî istihbarat zayıflayan ordu demektir. Örselenmiş, yetki alanları daraltılmış bir ordunun ulusal güvenliğe yapacağı katkı kuşkusuz dar olacaktır. Evet, ordumuzun diğer mağduriyetlerinden olan EMASYA, YAŞ, MGK konuları farklı konular; bunlara ayrıca hatırlama babından değiniyorum. Millî hukukumuzun alaka ve menfaatlerimizin yüksek duyarlılıkla korunması ve savunulması için Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine demirleyecek bir siyasal iradeye ihtiyaç olduğu açıktır. Nitekim, 22 Kasımda Roseline gemisine yapılan müdahale, egemenlik hakkımıza bir tecavüz olarak değerlendirilmelidir. İstihbaratımız, Türk Silahlı Kuvvetleri burada nerede, onu da sormak gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, tekrar MİT’e dönersek, Millî İstihbarat Teşkilatımız, güçlü Türk Silahlı Kuvvetleri, güçlü Emniyet ve Jandarma, güçlü politika yapıcılarla ancak hedefine yaklaşabilir.

Değerli arkadaşlar, kuşkusuz bir devletin mevcudiyeti birçok unsurun bir araya gelmesinin yanında, var olan ve süreklilik arz eden ekonomisiyle mümkündür. Güçlü ekonomik yapı tesis edemeyen devletlerin bağımsızlıklarını ve egemenliklerini sürdürebilmeleri görülmemiştir. Tam bir talan, soygun ve vurgunun yaşandığı Türk ekonomisinin ayağa kaldırılması çok zordur. Nitekim, Sayın Tatlıoğlu ve Sayın Erhan Usta’nın paylaştığı rakamlar, bu acı gerçekleri bize ifade etmiştir. Pembe tablolarla, hayallerle devlet gemisi yüzdürülemez. Yeni bir ekonomi ve hukuk reformu yapma vaadi bana göre “Firavun imanı” gibidir; son lahzada, on sekiz yıldan sonra reform teşebbüsünde bulunmak insanı ancak acı acı güldürebilir.

Değerli arkadaşlar, insanlar aç, tekrar ediyorum, kitleler aç. Hiç olmazsa, acilen kamuda israfı kaldıralım, Sayın Akşener’in belirttiği gibi, 3 bin TL’yi asgari ücretliye net olarak verelim.

Bu bütçe teklifiyle toplumu bozan, ayrıştıran ekonomik uygulamalarla güvenlikten, bekadan, millî ahlaktan, hak ve hukuktan, adaletten nasıl söz edebiliriz? Böyle bir ekonominin işaret ettiği toplumda istihbaratın işi kuşkusuz daha da zorlaşmaktadır.

Değerli milletvekilleri, dünyada ve Türkiye’de küreselleşmenin kan kaybettiği, pandemi vakalarının yoğun bir şekilde yaşandığı, kitle imha silahlarının yayıldığı, enerji arz güvenliğinin tehdit altında olduğu, çevre sorunları ve ekolojik krizlerin yaşandığı, organize suçlarda artış olduğu, yoğun iltica akımlarının olduğu, siber güvenlik, teknolojik güvenlik ve finansal güvenliğin tehdit altında olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bu hengâmeden Türkiye’yi salimen çıkarmak için MİT’in özverili çalışmasına ihtiyacımız olduğu muhakkaktır. Bu anlamda millî dayanışma içinde olmamız şarttır.

Değerli milletvekilleri, Merkez Bankası örneğinde de görüleceği üzere teknik hizmet üreten kurumlara partizanlık illeti, nepotizm bulaştıkça, kurumsallık çökmekte, bütünüyle devlet krizine dönüşmektedir. Bu vahameti MİT yaşamıştır. Temennimiz, alınan dersler kulağa küpe olur, bir daha hataya düşülmez; MİT de görevini bihakkın yapar.

Teşkilattan olan tüm şehitlerimize, ebediyete intikal edenlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum; tüm teşkilata selam ve saygılarımı sunuyorum. MİT bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Dursun Ataş’a ait.

Buyurun Sayın Ataş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2021 yılı bütçesi hakkında İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2021 yılı bütçesi önceki yıla göre 3 milyon artarak 35 milyondan 38,1 milyon Türk lirasına yükselmiştir. Devletimizin varlığı ve bağımsızlığı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü, milletimizin huzuru ve güvenliği açısından Millî Savunma Bakanlığının, Emniyet Genel Müdürlüğünün, Jandarma Genel Komutanlığının ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının bütçelerinin takipçisi olup İYİ PARTİ olarak “evet” oyu vereceğimizi beyan ettik ve “evet” oyu verdik. Sözlerimin başında belirtmek isterim ki işlevselliğini ve etkisini tamamen kaybeden, siyasi bir kuruma dönüşen Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin bütçesine “hayır” oyu vereceğiz.

Değerli milletvekilleri, 1938 yılından 2004 yılına kadar üst düzey askerî personel tarafından temsil edilen Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği makamı 2004’ten itibaren sivil bürokratlar tarafından temsil edilmeye başlanmıştır. Tıpkı Yüksek Askerî Şûranın yapısıyla oynandığı gibi Millî Güvenlik Kurulunun da yapısıyla oynanarak siyasallaştırılmıştır. Yüksek Askerî Şûrada 2016 yılı öncesi 15 üyenin 13’ü askerden oluşurken, yapılan değişikliklerle, şu anda, Cumhurbaşkanı dışında 7 Hükûmet üyesine karşılık sadece 4 asker üye kalmıştır. Düşünebiliyor musunuz, Adalet, İçişleri, Dışişleri, Hazine, Millî Eğitim Bakanları generaller ve amirallerin yükselme veya emeklilikleriyle ilgili kararlar vermektedir. Soruyorum sizlere: Öğretmen ataması yapılıp yapılmayacağı sorulduğunda “Cumhurbaşkanımız bilir.” diyen Millî Eğitim Bakanının, Hazine Bakanının ve Adalet Bakanının orada ne işleri var? Hâkimler ve Savcılar Kurulunda Kara Kuvvetleri Komutanının üye olması ne kadar abesse Adalet Bakanının YAŞ’ta üye olması da o kadar abestir. AKP, iktidara geldiğinden beri askerî kurumlarımızın ve tüm devlet kurumlarımızın içini maalesef boşaltmıştır. MGK, YAŞ gibi organlar Bakanlar Kuruluna çevrilmiştir. Rahmetli Süleyman Demirel’in “Bakanlar Kurulu siyasi bir müessesedir ama Millî Güvenlik Kurulu devlettir.” sözünü de burada hatırlatmak isterim. AKP askerî vesayet söylemleriyle iktidara gelmiş, sonunda, askerî kurumlar başta olmak üzere her kurum üzerinde siyasi vesayet oluşturmuştur. Kurumlarımızın daha fazla yıpranmaması ve yozlaşmaması için siyasi baskılardan bir an önce vazgeçilmeli, beş bin yıllık Türk devlet geleneklerine uygun hareket edilmelidir.

Değerli milletvekilleri, Millî Güvenlik Kurulu kurulduğu günden beri belki de en önemli tespitlerinden birini 2004 yılında yapmıştır. Kurul, 2004 yılında, FET֒nün faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanması yönünde tavsiye kararı almış ve bu kararı şimdiki iktidara bildirmiştir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) İktidar bunu dikkate almamış, tam tersi hareket ederek FET֒yle kol kola girip, aynı yağmur altında ıslanmış, beraber yol yürümüştür. “Muhterem Hoca Efendi…” diye başlayan “Ne istediler de vermedik?” diye isyan edilen ve 15 Temmuz hain darbe girişimiyle sonuçlanan bu süreçte en büyük zararı devletin bu tür millî kurumları görmüştür. MGK’nin şimdiki yapısı düşünüldüğünde, 2004’te olduğu gibi devlet aklıyla karar verecek bir yapı kalmış mıdır sizce?

Değerli milletvekilleri, merkezî yönetim bütçesine de biraz değinmek istiyorum. Merkezî yönetim bütçeleri, yıl içinde gelirlerin kimlerden, ne kadar ve nasıl toplanacağı; toplanan bu gelirlerin nerelere, nasıl harcanacağını gösterir yani bütçede iki taraf vardır, bu bütçede gelirlerin kimden toplanacağı, toplanan gelirlerin kimlere aktarılacağı gayet açıktır. Yoksulluk altında ezilen vatandaştan, memurdan, emekliden, işçiden toplanacak; ülkenin bütün kaynakları AKP’nin çıkarları doğrultusunda yerli ve yabancı sermayeye, yandaşa, yoldaşa, akrabaya aktarılacaktır.

2021 yılı bütçesinde vatandaşın parası Cumhurbaşkanının her konuşmasında düşman ilan ettiği faiz lobisine gitmektedir. Faiz giderleri önceki yıla göre yüzde 30’dan fazla artarak yaklaşık 180 milyar TL’ye ulaşmıştır. Vergi gelirlerinin beşte 1’i faize gidecektir yani bu bütçede her bir Türk vatandaşı tam 2.168 Türk lirası faiz ödeyecektir. Buna karşın, bu bütçedeki yatırımlar toplam bütçenin sadece yüzde 1,8’ini oluştururken faiz ise yüzde 13,3’ünü oluşturmaktadır. Vatandaşın açlık sınırını belirleyen iktidar bu bütçede de yandaşın ve 5 müteahhidin doyma sınırını belirleyememiştir.

Değerli milletvekilleri, saray tarafından hazırlanan bu bütçe vatandaşın beklentisinden oldukça uzaktadır. Toplumun çözülmeyi bekleyen sorunları bu bütçede de yer almamıştır. Vatandaşın önüne acı reçete olarak konulan bu bütçede pandemi sürecinin kahramanları sağlık çalışanlarımız yok, sayıları 600 binleri bulan atama bekleyen sağlıkçılarımız yok, sayılarını bile bilmediğimiz atanamayan öğretmenlerimiz yok; siftah yapamayan, devletten destek göremeyen “Al, keyif çayı iç.” dediğimiz esnafımız yok, hayatta kalma mücadelesi veren sanayicimiz ve KOBİ’lerimiz yok; bunun sonucu olarak da en önemlisi, istihdam yok; Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara borcunu ödeyemeyen, traktörü, ürünü, hayvanı haczedilen çiftçimiz yok; kısa çalışma ve işsizlik ödeneğine mahkûm edilen, faturalarını ödeyemeyen, ay sonunu getiremeyen çalışanımız yok; açlığa mahkûm edilen asgari ücretli işçimiz yok; ailesini ve kendini geçindiremediği için eline “iş-aş” yazarak intihar eden işsizimiz yok; aldığı üç kuruş maaşla zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan emeklilerimiz yok; “Erken emekli olacak, gidecek başka bir işte çalışmaya devam edecek.” dediğiniz EYT’lilerimiz yok; ekmeğin askıya çıkarıldığı bu bütçede her seçim söz verip tutmadığınız 3600 ek gösterge bekleyen öğretmenimiz, polisimiz yok; üniversiteyi binbir zorlukla bitiren, kredi borcunu ödeyemediği için evine, hesabına haciz gelen işsiz gencimiz yok; yaşama güvencesi olmayan “Bizden önce ismi yoktu.” dediğiniz kadınlarımız yok; yaşıtları parkta oynarken ailesine bakmak zorunda kalan, küçük yaşta çalışan çocuklarımız yok; sokakta yaşamak zorunda kalan evsizlerimiz, kimsesizlerimiz yok yani IBAN gönderdiğiniz, enflasyon ve ağır ekonomik koşullar altında ezilen, acıyı bal eyleyen, “Hâline şükret.” dediğiniz çaresiz vatandaşımız yok ancak gelir adaletsizliğini daha da artıran, haramzadelerin iştahını kabartan bu bütçede Somali’nin 3,5 milyon dolar IMF borcu var; Tunus’a giden 5 milyon dolar var, Suriyelilere harcanacak milyarca dolar var, 156 ülkeye ve 9 uluslararası kuruluşa maddi ve ayni yardımlar var, birkaç kurumdan maaş alan liyakatsiz yoldaş ve akrabalar var, servetine her gün servet katan yandaşlar var; parsel parsel satanlar, katar katar satın alanlar var; sonuç olarak, bütçede yandaş var, vatandaş yok.

Değerli milletvekilleri, bu bütçede, şanlı Türk ordusunun kahraman personelinin sorunlarına da çözüm yok, binbaşılarımıza söz verdiğiniz makam tazminatı yok, sözleşmeli subay ve astsubaylarımızın sorunlarına çözüm yok, Türk Silahlı Kuvvetlerinin belkemiğini oluşturan, ordunun en kritik noktalarında görev yapan astsubaylara defalarca söz verilen derece ve hizmet tazminatı yok; her fırsatta “Hakları ödenemez.” dediğimiz ama haklarını bir türlü ödemediğimiz uzman çavuşlarımızın kadro ve 3600 ek gösterge başta olmak üzere birçok sorunları vardı, bunlara da çözüm yok. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Sivil memurluğa geçirilip zorla emekli ettirilen, 6000 sayılı Kanun mağduru uzman çavuşların sorunlarına çözüm yok; vatanın bölünmez bütünlüğü uğruna 1.800 şehit, 3 bin gazi veren korucularımızın sorunlarına çözüm yok; kanun hükmünde kararnamelerle açığa alınmış, mahkemelerce suçsuz bulunmuş ve beraat etmiş askerî personelimizin hakları yok; çözülmeyi bekleyen diğer bir konu olan, dört yıldır bekletilen 12. Dönem astsubay kursiyerlerinin sorunlarına yine çözüm yok yani bütçede vatandaşa olduğu gibi, askerimize de bir şey yok.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, bu bütçeyle, zaten büyük sıkıntı yaşayan vatandaşlardan geçen yıla göre yüzde 16,4 oranında daha fazla vergi alınacaktır. Bu bütçeyle, vatandaşın parası faiz lobilerinin, yandaş müteahhitlerin, saray soytarılarının cebine gidecektir. Bu bütçeyle, işsizlik rekorlar kırmaya devam edecek, enflasyon daha da yükselecek, ekonomiye güvensizlik daha da artacaktır yani bu bütçeyle, milletin parası 2021 yılında da vatandaşa değil, yandaşa gidecektir diyor Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- BİLDİRİLER-DEKLARASYONLAR

A) Bildiriler

1.- Başkanlıkça, Amerika Birleşik Devletleri’nin 14 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’ye karşı açıkladığı yaptırım kararı dolayısıyla AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ’nin ortak görüşleri doğrultusunda hazırlanan metin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bildirisi olarak Genel Kurulun bilgisine sunulması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir ortak açıklama vardır, okuyorum:

ABD’nin Ülkemize Karşı Açıkladığı Yaptırımlar Hakkında

Ortak Açıklama

ABD yönetiminin 14 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’ye karşı açıkladığı yaptırım kararını reddediyoruz.

Türkiye, millî güvenliğinin gerektirdiği hiçbir adımı atmaktan çekinmez. Bu konuda, tehdit ve yaptırımlar karşısında geri adım atacak bir ülke değildir.

Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu anlayışıyla, millî menfaatlerimiz doğrultusunda adım atarken sadece aziz milletimize hesap veririz.

ABD’nin attığı bu yanlış adım müttefiklik ruhuyla bağdaşmaz. Karşılıklı saygı temelinde ileri götürülmesi gereken ilişkilerimize de bir fayda sağlamayacağı açıktır.

Türkiye, dış politikasında barış ve istikrara katkıda bulunmak için üzerine düşeni yapan bir ülkedir. NATO’nun saygın ve vazgeçilmez müttefikleri arasında yer almaktadır.

Çıkar gruplarının dar görüşlü ve hasmane ajandalarının Türkiye-ABD ilişkilerini rehin almasına müsaade edilmemelidir. Türkiye’yi dışlayan bir bakış açısının dünya barışına katkı sunması mümkün değildir. Bu tavır, NATO’nun müttefiklik ruhuna aykırıdır.

Bu nedenlerle, ABD’yi bu vahim yanlıştan bir an evvel geri dönmeye davet ediyoruz.

                              Özlem Zengin Engin Özkoç

                           AK PARTİ Grubu CHP Grubu

                              Başkan Vekili Başkan Vekili

                                        

                              Erkan Akçay Dursun Müsavat Dervişoğlu

                               MHP Grubu İYİ PARTİ Grubu

                              Başkan Vekili Başkan Vekili

(AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Ümit Dikbayır’a ait.

Buyurun Sayın Dikbayır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Değerli milletvekilleri, konuşmamın başında, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen yaptırım kararına değinmek istiyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisinin politikalarına, uygulamalarına ve yanlışlarına karşı yıllardır mücadele eden bir siyasetçiyim ancak bunlar bizim iç meselemizdir. Siyasi ahlak ve ilkelerimiz, milliyetçi duruşumuz gereği Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarını kimsenin ameliyat masasına yatırtmayız, yöneticilerini de elin oğluna dövdürmeyiz, bizim devletimizi kimsenin terbiye etmesine asla müsaade etmeyiz. Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptırım kararını kınıyor, kararın hedefi olan devletimizin yanında dimdik durduğumuzu ayrıca belirtmek istiyorum.

Ayrıca, şunun da bilinmesini isterim ki, biz benzer yaptırımları daha önce de gördük ve bu süreçlerden güçlenerek çıktık. İşte, memleketim olan Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası da böyle bir yaptırımın sonucudur. 1974 Kıbrıs çıkarmasında uygulanan yaptırımdan sonra Sakaryalı bir hayırsever hemşehrim tarafından arazisi bağışlanmış ve içerisindeki 2 tesis Sakarya halkından toplanan bağışlarla yapılmıştır. Bağımsız, yerli ve millî savunma sanayisinin temelleri o günlerde atılmıştır. Ancak maalesef devriiktidarınızda Türk Silahlı Kuvvetlerine bağışlanan bu çok değerli fabrika 50 milyon dolarlık yatırım bahane edilerek ve kılıfına uydurularak Katarlılara peşkeş çekilmiştir. “Peşkeş çektiniz.” dediğimizde itiraz ediyor ve kızıyorsunuz. Bir kere daha ifade edeyim: Eğer Tank Palet Fabrikası gibi çok değerli bir fabrikayı 50 milyon dolar yatırım yapacak diye ve burada oturan hiçbir milletvekilinin, hatta iddia ediyorum, Savunma Sanayii Başkanının bile bilmediği bir sözleşmeyle verebiliyorsa bunun adı “peşkeş çekmek” demektir. İşte Sayın İsmail Bey burada, eğer elinde sözleşmesi varsa açsın bize burada göstersin.

Mesela ne dediniz? “50 milyon dolar yatırım lazım.” “Bu parayı biz buluruz.” dedik, “Devletin hayırsever iş adamları var, ferasetli milleti var, sizin bütün israflarınıza ve beceriksizliklerinize rağmen ordusu için bileziğini getirecek milletimiz var.” dedik; “Hayır.” dediniz. Mesela “Acil 40 tane tanka ihtiyacımız var.” dediniz, biz de “40 tane tank bu fabrikada yirmi beş yılda mı yapılacak?” diye sorduk, cevap vermediniz. “Adamlar bizim fabrikamızda bizim makinelerimizle, bizim teknolojimizle, bizim mühendis ve çalışanlarımızla tank yapacak, üzerine yüzde 12,5 kâr koyacak ve yine bize satacak.” dedik; “Özelleştirmedik, işletme devri yaptık.” dediniz.

Şimdi ben bir daha soruyorum: Bu canım fabrikayı kuran biz, geliştiren biz, Afrin’de kahramanlık destanı yazan askerimizin kullandığı 280 tane FIRTINA obüsü ve bu obüslere mühimmat taşıyan POYRAZ araçlarını yapan biz işletemedik de daha dün devlet olmuş, kendisine tabanca yapamayan Katar işletecek, öyle mi? Yazıklar olsun!

Yirmi dört ay önce devrettiğiniz fabrika on sekiz ay sonra ilk parti tankları teslim edecekti yani altı ay önce teslimat başlamış olacaktı. Şimdi bir daha soruyorum: Tanklar nerede? Tanklar nerede arkadaş? Eğer teslim edemediyseniz ne cezai şart ödeyeceksiniz, belli değil. İçimizde bilen var mı? Yok. Çünkü saray size “Elinizi kaldır.” dedi, kaldırdınız. Peki vebali? Şimdi, bunun günahını, vebalini ahirette ödeyeceksiniz, o sizin probleminiz. Bizim hedefimiz ise iktidara gelir gelmez o Katarlıları ve ortaklarını ensesinden tuttuğumuz gibi kapının önüne koyup Tank Palet Fabrikasını ait olduğu yere Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edeceğiz. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, Katar Sayın Erdoğan’ın dostu olabilir ancak Türkiye Cumhuriyeti devletinin dostu değildir. Biz sermayede renk arayanlardan değiliz ancak şu gerçeği de unutmadık ve görmezden gelemeyiz: Bugün, Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum kesimiyle birlikte sondaj çalışması yapan ülke Katar’dır. Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi üzerinden Rum kesimiyle ilk diplomatik ilişkiyi kuran ülke Katar’dır. Ticaretimiz başka, millî stratejik bir kurumumuza ortak etmek başka iştir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye için en ciddi beka sorunlarının başında işte bu keyfiyet gelmektedir. Bütün kararları bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştıran bu sistem ve sonuçları, en az millî savunma güç ve imkânlarında yaşanabilecek zaaf kadar ciddi bir sorundur. Varlık Fonu üzerinden milletin hazinesini aile şirketine çeviren zihniyet ülkemiz için ciddi bir savunma ve beka sorunudur. Ekonomik güç, bağımsızlık artık en önemli güçtür. Ülkenin en önemli stratejik fabrikalarını, bankalarını bugün Akdeniz’de boğuştuğumuz ülkelere çatır çatır satıyorsanız memleketin tapusunu pazara çıkardınız demektir. Bizim görevimiz ve sorumluluğumuz -milletimizin bize emri de odur ki- gerçeği yüzünüze yüzünüze haykıracağız. Gerçeği yüzünüze yüzünüze haykıracağız ki milletin hakkını hukukunu korumak zorundayız. İktidar ar etmiyor diye susacak değiliz. İktidar milletin malını, beytülmali babasının çiftliği zannediyor diye kabullenecek değiliz. Bizler, devletine ve milletine hizmet etmeyi, devletin ve milletin çıkarlarını kollamayı ibadet sayanlardanız. Türk milletinden, Türk milletinin devletinden, o devletin kurumlarının denetiminden kaçırdığınız her işi, her peşkeşi, her tezgâhı bütün dikkat ve sorumluluğumuzla takip ediyoruz. Ne yaptığınızı, ne yapmadığınızı, neyi yapıyormuş gibi yaptığınızı aziz milletimize anlatacağız, anlatmaya devam edeceğiz. Zamanı geldiğinde de Allah’ın izniyle tek tek hesabını soracağız.

Değerli milletvekilleri, milletimizin tek bir ferdi yatağına aç giriyorsa orada büyük bir beka sorunumuz var demektir. Milletimizin tek bir ferdi ülkesinden ve yarınından umudunu kesmişse, başka ülkelerde gelecek arıyorsa ağır bir beka sorunumuz var demektir.

Bizim inancımız şudur ki: Tek bir genç bazen her şeydir. Çünkü biz inanırız ki dövülen ateşte tek bir çivi bile önemlidir. Çünkü bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir askeri, bir asker bir orduyu, bir ordu da bir milleti kurtarır. İşte o asker, kurduğu cumhuriyet sayesinde hepimizin bu koltuklarda oturmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bize istatistikler anlatıp rakamlar üzerinden ikna etmeye çalışanlara sesleniyorum: Bu pandemi günlerinde tek bir evladımız bile televizyonu olmadığı, tableti olmadığı için, interneti olmadığı için eğitimden mahrum kalıyorsa işte her şeyin başı olan o çivi çıkmış demektir. O nalın çivisi çıkarsa her şeyin çivisi çıkar. Bırakın tek bir çiviyi, bugün 2 milyonun üzerinde evladımız uzaktan eğitimden mahrum kalmıştır yani eğitimde korkunç bir haksız rekabet var demektir. O sebeple, o çivi çıkarsa askerî teknolojiye, silaha milyarlarca lira harcamanızın bir kıymeti yoktur. Memleketin çivisi çıkmış demektir, cumhuriyetin temel taşıyla oynamış olursunuz.

Millî Savunma bütçemiz kıymetlidir. O yüzden, Millî Savunma bütçemizi konuşalım, artıralım, güçlendirelim. Evet, Millî Savunma bütçemizi konuşurken şu gerçeği de unutmayalım: Peygamber ocağımızı konuşurken eğitim ordumuzu, onun neferlerini de konuşalım. Mehmetçik’imiz er meydanlarında yeri göğü inletirken eğitim ordumuzun neferleri pazar tezgâhlarında üç kuruşun peşinde koşmak zorunda kalıyorsa mesele büyük demektir. Mehmet’imiz dağı taşı düşmana, haine dar ederken eğitim ordumuzun neferleri çaresizliğe mahkûm ediliyorsa zaferler taçsız demektir.

2021 bütçesinde müteahhitlere 30 milyar lira ayrılırken milyonlarca çiftçimize 22 milyar lirayı layık gören bir bütçe ayıplı bir bütçedir. Eğitim ordusuna ve bugünlerde canını dişine takan sağlık ordumuza, polislerimize 3600 ek göstergeyi vermezken KDV’yi sıfırlayarak Millî Piyangoyu işleten yandaş şirketin cebine milyarlar koyan bir anlayışla bu bütçe ayıplı bir bütçedir. Eğitim ordumuz ay sonunu getirmek için ek iş peşinde koşarken, dükkânı kapalı esnafımızdan alacağınızı her kuruşuna kadar isterken yandaş iş adamına 9,5 milyar liralık vergi avantajı sağlayan vicdansızlıkla bu bütçe ayıplı bir bütçedir.

Çok sevdiğim bir sözdür: “Memleketini en çok seven, işini en iyi yapandır.” Memleketi sevmek milletini sevmekle başlar. Milletini sevmek, onun duygularını sömürmek için ordusu üzerinden nutuklar atmak demek değildir. Biz İYİ PARTİ olarak “Şehit ailelerine TOKİ’den bir daire verelim.” diye bu Meclise teklif getirdiğimizde “hayır” oyu verirken yüzünüz bile kızarmadı. Milleti sevmek, o tek bir çivi gibi, her bir ferdinin bugününü ve yarınını güvence altına almak için çabalamaktır. Özellikle, iktidar ve ortağına sesleniyorum: Bu sözlerim gerçeğin ta kendisidir. Vicdanınızla baş başa kaldığınızda sizin de “Haklı.” diyeceğinizi biliyorum. Haklı olduğunuz hâlde susmayın. Ülkemizin geleceğini ipotek altına alan, evlatlarımızın geleceğini ipotek altına alan bu düzenin, bu garip bütçesine ses çıkarın. On dokuz yıldır yapmadığınızı yapın, bu defa “Önce millet, önce devletimiz." deyin. Bari bu defa, kendinizle baş başa kaldığınızda içinizdeki sese kulak verin, vicdanınızı dinleyin.

Vicdanlarınızı saygıyla selamlıyor, 2021’in devletimiz, milletimiz için iyi bir yıl olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Metin Ergun’a aittir.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA METİN ERGUN (Muğla) – Millî Saraylar İdaresi Başkanlığının bütçesi üzerinde İYİ PARTİ adına görüşlerimizi ifade etmek için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin dört bir yanında millî saraylarımız gibi çok kıymetli nice tarihî eser vardır. Konuşmamı daha ziyade bu eserlerin restorasyonu, kelimenin gerçek anlamıyla restorasyon rezaletleri üzerine bina edeceğim.

Ülkemizin değişik yerlerinde, milletimizin ve medeniyetimizin sanat ve estetik anlayışını, dünya görüşünü yansıtan çok sayıda tarihî yapı ve sanat eseri korunmaya ve iyileştirilmeye muhtaç durumdadır. Söz konusu tarihî mirasın korunması konusunda, mevcut iktidarın şimdiye kadar başarılı bir performans ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir; tam tersine, iktidar bu konuda sınıfta kalmıştır. İktidar, birer mücevher gibi Anadolu’yu tezyin eden bu sanat eserlerinin korunmasını ve restorasyonunu sadece rant ve yandaşa para kazandırma aracı olarak görmektedir. Hâlbuki tarihî eserleri korumak, her şeyden önce, ince bir sanat zevkine sahip olmayı, tarihî ve kültürel birikimi gerektiren bir iştir.

Tarihî eserleri korumak, aynı zamanda, o eserlerdeki sanat ve sanatçının zevkini korumaktır. Mevcut iktidar için ise tarihî eserlerin restorasyonu yandaşa para kazandırmak anlamı taşımaktadır. Bundan dolayı da müteahhitlik mantığıyla bu eserlerin restorasyon ihaleleri yapılmaktadır. İşte bu da biraz sonra örneklerini vereceğimiz üzere, Anadolu’da “restorasyon” adı altında tarih, kültür ve sanat tarihi cinayetlerine sebep olmaktadır çünkü restorasyon ihalelerini alan yandaş firmaların neredeyse hiçbirinin bünyesinde bir tek sanat tarihçisi ve restoratör bile yoktur. Kaldı ki bu işler için sadece bir sanat tarihçisi değil, tarihî eser hangi dönemin eseriyse o alanda uzmanlaşmış bir heyete ihtiyaç vardır veya bir heyetten danışmanlık hizmeti alınmalıdır.

Sayın milletvekilleri, tarihî yapıların korunması ve restorasyonuyla ilgili en önemli metin olan Venedik Tüzüğü’nün 9’uncu maddesinde şöyle denilmektedir: “Restorasyon, uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihî değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Restorasyon, kendine temel olarak aldığı özgün malzeme ve güvenilir belgelere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yerde restorasyon durmalıdır.” Venedik Tüzüğü’ndeki uyarılara rağmen, iktidar, tarihî ve kültürel mirasımıza rakam ve rant olarak bakmaya devam etmektedir. Böyle bakıldığı içindir ki iktidarın “restorasyon” adı altında temas ettiği paha biçilemeyen birçok tarihî ve sanatsal yapı tahrip edilmiştir. İktidarın tarihî yapı ve eserlere yönelik “restorasyon” diye takdim ettiği bir çok eylem, tarihî yapılara kimliğini kaybettiren, üslubunu yok eden, onları bozan, deforme eden son derece başarısız birer kaba inşaat işi olarak göze çarpmaktadır. Çünkü iktidar için önemli olan, tarihî yapının aslına uygun şekilde restore edilmesi ve korunması değil, bir an önce söz konusu restorasyonların projelendirilmesi ve yandaş firmalara ihale edilmesidir. Bu anlayış bu şekilde devam ettiği sürece, şimdiye kadar restorasyon kılıfıyla iktidarın gazabına uğrayan birçok yapı gibi bundan sonra da çok sayıda tarihî ve sanatsal eseri kaybetmemiz maalesef kaçınılmazdır.

Muhterem milletvekilleri, müsaadenizle bu restorasyon cinayetleri konusunda sizlere birkaç örnek sunmak istiyorum: Mesela, İstanbul’da Süheyl Bey Camii. Bu cami, 1591 yılında Süheyl Bey tarafından Mimar Sinan'a inşa ettirilmiştir. Esasında, sekizgen planlı ve kubbeli bir görünüme sahip idi, geçirdiği sözde restorasyondan sonra ise cam kaplanmış ve sekizgen yapısı bozulmuştur. Bu hâliyle, cami maalesef üçüncü sınıf bir alışveriş merkezine benzetilmiş ve bu önemli kültür mirası bir ucube hâline getirilmiştir. İşin en trajik yanlarından biri ise o dönem iktidar mensuplarının bunu -tırnak içerisinde- bir ihya projesi olarak gördüklerini ifade etmesidir. Aslı şu, restorasyon edilmiş hâli bu.

Yine, Eskişehir’de Seyyid Battal Gazi Külliyesi de benzer bir akıbete uğramıştır. Eskişehir'de Selçuklu Sultanı I. Alâettin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatun tarafından 1207 yılında yaptırılan Seyyid Battal Gazi Külliyesi bulunmaktadır. Bu Külliye de benzer şekilde sözde bir restorasyona ve ihya girişimine maruz kalmıştır. Restorasyon sırasında Külliye’nin içine Amerikan mutfak eklenmiş, normalde mermer olan sütunlar yerine de beton sütunlar yapılmıştır. Ayrıca, Külliye’ye modern tuvaletler dâhil edilmiştir. Bu şekilde bir tarih katliamı yapılmıştır: Aslı bu, restore edilmiş hâli bu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir başka katliam da yine İstanbul’da Atik Valide Külliyesi’nde yaşanmış durumdadır. Mimar Sinan’ın son eseri olarak bilinen, yaklaşık dört yüz elli yıllık Atik Valide Külliyesi’nin şifahanesi de iktidarın -tırnak içinde- ihya girişimlerinden yani sanat katliamından nasibini almıştır. Şifahanenin iç bahçesine bakan revakların önü tamamen camla kaplanmış, iç bahçeye otomatik kapılar yapılarak kafeteryaya çevrilmiş ve tarihî dokusu yok edilmiştir; bu şekilde.

Diğer bir rezalet ise Sivas’ta Kurşunlu Hamamı ve Behram Paşa Hanı’yla ilgilidir. Sivas’ta bulunan, Osmanlı klasik hamam mimarisi örneklerinden Kurşunlu Hamamı ve Behram Paşa Hanı, zamanın Sivas Valisi Behram Paşa tarafından 1576 yılında yaptırılmıştır. İki yıl önce bu iki tarihî yapının restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Yan yana bulunan bu iki yapının tam arasına gelecek, ortasına gelecek şekilde ucube bir yapı, künefeci dükkânı eklenmiştir. Bu ucubenin künefelerinin tadını bilmiyoruz ama tarihe karşı bir zevksizliğin ve tatsızlığın timsali olduğu da görülmektedir.

Bu ve benzeri örnekleri Anadolu’nun her beldesinde, her köşesinde görmek mümkündür. Her yerden, benzer zevksiz örnekler, sanat tarihi ve kültür katliamı haberleri gelmektedir. Bu örneklerin, ne bizim tarih ve medeniyet şuurumuz ile ne de evrensel sanat ve estetik anlayışıyla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır.

Muhterem milletvekilleri; korunması gereken tarihî yapılara ve sanat eserlerine karşı âdeta bir kuyumcu hassasiyetiyle yaklaşmak gerekmektedir. Dolayısıyla, iktidarın şimdiye kadar izlediği koruma ve restorasyon politikası yanlıştır. Bu alan, iktidarın yandaş firmalara ihale vermek için kullandığı bir alan hâline gelmemelidir. Çünkü koruma ve restorasyon işi bir uzmanlık ve tecrübe işidir; sanattan, estetikten ve mimariden uzak, gözlerini kâr hırsı bürümüş yandaş firmalar tarihî yapıları aslına uygun şekilde restore edemezler. Bu sebeple İYİ PARTİ olarak sizlere samimi tavsiyemiz şu: “Restorasyon” adı altında sanat ve tarih katliamı yapmak yerine bunlara hiç dokunmamanız daha faydalı olacaktır. Zira, bu tarz yapılar ve sanat eserleri bir kez tahrif edilirse geriye dönüşü mümkün olmaz.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu teşrif eden Asya Parlamenter Asamblesi Başkanlık Divanı toplantısı nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin davetlisi olarak ülkemizi ziyaret eden Bahreyn, Endonezya, Irak, İran, Rusya Federasyonu parlamento temsilcileri ile Asya Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Mohammad Reza Majidi’ye “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Asya Parlamenter Asamblesi Başkanlık Divanı toplantısı nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin davetlisi olarak ülkemizi ziyaret eden Bahreyn, Endonezya, Irak, İran, Rusya Federasyonu parlamento temsilcileri ile Asya Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Genel Kurulu teşrif etmiştir, kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Ümit Beyaz’da.

Buyurunuz Sayın Beyaz.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÜMİT BEYAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve İletişim Başkanlığının 2021 yılı bütçesi hakkında İYİ PARTİ adına söz almış bulunuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Strateji ve Bütçe Başkanlığının kuruluş gerekçelerinde bütçe yapımı ve yönetiminin daha etkili yürütüleceği, bütçe planlamasının daha verimli hâle getirileceği ve bütçe performansının daha yakından izlenerek bütçe disiplininin pekiştirileceği öngörülmüştü ama 2020 yılı rakamlarına baktığımızda, bırakın bütçenin disiplininin sağlanmasını, ortaya çıkan bütçe açığı dikkate alındığında bütçe planlamasının bile yapılamadığını görüyoruz. Daha da ötesi, oluşturduğunuz bütçe hedeflerinizin daha Meclisimize gelmeden çöktüğüne inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ilk günden bu yana âdeta bir propaganda bakanlığı gibi çalışıyor. Muhalefete söz yetiştiriyor, polemiğe giriyor, agresif bir dil, siyasete müdahil olma gayreti, akreditasyon politikaları, tartışmalara konu olan Başkanıyla İletişim Başkanlığı ne yazık ki iletişim kurmakta zorlanıyor. İletişim Başkanlığı, 1.500 çalışanı, 18 bölge müdürü, 36 basın müşaviri ve 8 daire başkanlığıyla dev bir kurum. Bir propaganda teşkilatına dönüştürülen İletişim Başkanlığı, çizgisinden memnun olmadığı gazetecilerin basın kartlarını iptal eden, basın kartlarını iptal edemediği gazetecileri akredite etmeyen, gazetelerin resmî ilanlarından pay almasını engelleyen, medya üzerinde denetim kuran bir ağır baskı mekanizmasına dönüşmüş durumda. İletişim Başkanlığının, geçmişte MGK bünyesindeki Toplumsal İletişim Başkanlığından, 28 Şubat sürecindeki Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesinden hiçbir farkı yoktur. Vesayeti kaldırdıklarını söyleyenlerin kendisi vesayet organlarını kurmuştur.

Değerli milletvekilleri, İletişim Başkanlığına geçen sene 344 milyon 531 bin TL tahsis edilmiştir. Bu tahsisin önemli bir bölümü, bünyesindeki dev kadroya gitmiş. Bu 1.500 kişinin ne iş yaptığını öğrenmek isteriz. Bir de sosyal medyaya ayrılan 47 milyon TL var. Sürekli sosyal medyadan şikâyet eden AK PARTİ, sosyal medyaya neden böyle bir dev bütçe ayırıyor? Bu para sosyal medyada nerelere, kimlere harcanacak? Elinizden gelse kapatacağınız bir mecra için neden bu milletin vergilerini heba ediyorsunuz? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugün sosyal medya, milletin kısmen özgürce kendisini ifade edebildiği tek mecra. Havuz medyasına çevirdiğiniz yazılı ve görsel medyaya milletimiz artık güvenmiyor, bari sosyal medyaya dokunmayın. Bu özgürlük yarın size de lazım olacak. Bakın, Instagram olmasa partinizin bakanları istifasını açıklayacak mecra bulamayacak. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yarın öbür gün batan gemiyi terk ederken istifanızı sosyal medyadan da duyuramayacaksınız. Bugün, bütçe ayırdığınız troller, gelir orada sizi boğmaya çalışır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomik bakımdan çok zordadır. Milletimiz âdeta var olma mücadelesi vermektedir, büyük bir buhran yaşıyoruz, işsiz sayısı ise her geçen gün artıyor. Enflasyonda gıdanın ağırlığını düşürüp, enflasyonu düşük gösteriyorsunuz. Vatandaştan topladığınız parayı hoyratça harcıyorsunuz. İnsanımız o kadar umutsuz ki iş aramaktan vazgeçmiş durumda. Size bir şey söyleyeyim mi? Bir devlet yöneticisinin itibarı, içinde oturduğu saraya, bindiği arabaya değil; milletin ona duyduğu güvene ve milletin refah düzeyine bağlıdır. Vatandaşı çöpten yemek toplayan bir hükûmetin itibarını saraylar, lüks arabalar ve uçaklar kurtaramaz; millet yoksul ama siz itibarlısınız, millet aç ama siz dünyaya meydan okuyorsunuz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sadece bugün milletten topladığınız parayı harcamıyor çocuklarımızın geleceğini de harcıyorsunuz. “Öğretmenim, annemin interneti bitiyor o yüzden derse giremeyeceğim” diyen evlatlarımızın durumu bize uyku uyutmuyor. Siz ise kılınızı kıpırdatmıyor 3 liralık işi 30 lira hazine garantisi vererek bir avuç yandaşı zengin ediyorsunuz. Salgından etkilenen esnafa destek veremiyorsunuz ama hazine garantisi verdiğiniz köprüleri, otoyolları, tünelleri yapanlara avuç dolusu paralar ödüyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı “Türkiye’nin kaynaklarını krizden ve kaostan beslenen çevrelere yedirmemekte kararlıyız.” diyor. Bütün Türkiye’nin 5 müteahhide çalışıyor olmasını nasıl açıklayacaksınız?

Bakın, Dünya Bankasının raporunda dünyanın en fazla devlet ihalesi alan firmalar listesinde ilk 10’un içerisinde 5 Türk firması bulunuyor, bu ibretlik bir listedir. Eğitimde, sporda, bilimde, millî gelirde ilk 10’a yaklaşamadığımız başarı listesinde, peşkeş çekme alanında âdeta damga vurmuşuz. ODTÜ, Bilkent alanında ilk 10’a girememiş ama Cengiz İnşaat girmiş; Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş finallere kalamamış ama Limak Holding kalmış; Türkiye millî gelirinde atılım yapamamış ama Kolin İnşaat yapmış. İşte, on sekiz yıldır Türkiye’yi yöneten AK PARTİ iktidarı budur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, değerli arkadaşlar, uyguladığınız ekonomik politikalar, başarısız salgın yönetiminiz toplumda yıkıcı etki yaratıyor; vatandaşlarımız borç batağı içinde, yaşam koşulları kötüleşmiş durumda, insanımız geçinmekte zorlanıyor, ne yastıkaltı bıraktınız ne birikim bıraktınız, vatandaşımız kaderiyle baş başa kalmış durumda. Bakın, bu yılın ilk altı ayında 1 milyon 665 bin vatandaşımızın -ödeyemediği için- elektrik ve doğal gazı kesilmiş. Salgını durdurma ümidini eve hapsettiğiniz vatandaşa bağlıyorsunuz ama evdeki vatandaşın elektriğini, doğal gazını kesiyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, üzerinde konuştuğumuz bütçe, milletin yok sayıldığı, işçinin, memurun, emeklinin, esnafın, çiftçinin yüküne yük bindirecek eşitsiz, adaletsiz bir bütçedir. Bu bütçe, “İtibardan tasarruf olmaz.” diyerek saraydan, lüks araçlardan tasarruf yapmayan ama Türk milletini tasarrufa çağıran bir bütçedir. Bu bütçe, eşitsizlikleri derinleştirecek, vatandaşlarımızı daha da fakirleştirecek bir bütçedir. Bu bütçe, bütün ihalelerini dolarla yapan, kendi vatanında bile Amerikan dolarıyla borçlanan bütçedir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu bütçede gönül isterdi ki neredeyse bir yıla yakındır salgınla mücadele eden sağlık çalışanlarımıza pay ayrılmış olsaydı, gönül isterdi ki anlata anlata bitiremediğiniz sağlık sisteminin gerçek kahramanları sağlıkçılarımızın talepleri bir nebze karşılansaydı. Hiç olmazsa, bu milletin sağlığı için canını dişine takan sağlık emekçilerine insan onuruna yakışacak bir yaşam ve emeklilik imkânı sağlansın ama milletini hiç düşünmeyen bu bütçe tabii ki sağlık çalışanını da düşünmemiştir. AK PARTİ iktidarı sağlık çalışanlarına böyle bir dönemde hakkını teslim etmeyerek aslında Türk milletine verdiği değeri ortaya koymuştur.

Arkadaşlar, bakın, elimdeki bir sağlık çalışanımızın bu ayki maaş bordrosu. Gelirler toplamı 5.073 TL, kesinti toplamı 2.367 TL, kalan net aylık maaşı 2.706 TL’dir yani maaşının yarısı kesilmiştir. El insaf diyorum arkadaşlar. Bu, insanoğluna yakışan bir ücret midir? Bu, devletin babalığına yakışan bir kesinti midir? Gelin, bu vicdansızlığa birlikte “Dur.” diyelim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Covid mikrobuyla mücadele eden sağlık çalışanımızı enflasyon canavarının şerrinden kurtaralım diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın İbrahim Halil Oral’a ait.

Buyurun Sayın Oral. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasını bizzat sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ilk Diyanet İşleri Başkanımız, Millî Mücadele kahramanı Rifat Börekçi’nin şahsında ahirete intikal etmiş bütün Diyanet İşleri Başkanlarımızı rahmet ve dualarla anarak başlamak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığı herhangi bir kurum değildir. Türk devletinin bekası ve İslam’ın bu topraklarda ebediyen yaşaması açısından stratejik bir kurumdur. Çünkü Diyanet, Türk milletinin Hoca Ahmet Yesevi’den, İmam-ı Azam Ebu Hanife’den gelen İslam geleneğinin bir mirasçısıdır. Çünkü Diyanet, Anadolu insanının irfanını, İslam’ı yaşayış ve anlayış biçimini sapık akımlara karşı müdafaa etmekten sorumludur. Yani Diyanet, öğretilerini Kahire’den Vehhabî ve Selefi zihniyetinden alanlara karşı bir fikrikale olmalıdır. Çünkü Diyanet, Maide suresinin 54’üncü ayetindeki “Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihat ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar.” müjdesine mazhar olmuş, yüzlerce yıl İslam’a sancaktarlık yapmış, benliğini İslam inancıyla yoğurmuş Türk milletinin kimliğini geleceğe taşıyan çatıdır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bu çatı bütün sahih mezhep ve inançların, hatta Hristiyanların, Musevilerin, kısacası inancın koruyucusu olmalıdır. Ancak, bugün maalesef bazı şeyler ters gitmektedir.

Değerli milletvekilleri, İslam, düşünceye, araştırmaya ve yoruma açık evrensel bir dindir. Türk milletinin bu bağlamda kendine has bir İslami yorumu vardır; bu yorum pergelin ayağı gibi bir tarafını yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim’e, bir tarafını da onun ete kemiğe bürünmüş hâli olan sünnete dayamıştır. Ancak, AK PARTİ iktidarları döneminde bu yoruma iki çarpık zihniyet şiddetli bir şekilde saldırmaktadır ve bu zemini maalesef bulmuştur. Biri FETÖ gibi dinimizi meşruiyet aracı kullanarak paralel devlet yapıları ve terör eylemleri yapan örgütler, diğeri ise Anadolu insanına yabancı yozlaşmış ve İslam’ın evrensel mesajlarından uzak anlayışlardır. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu çarpık zihniyetlerle mücadelede maalesef geri kalmıştır. Bunun bir örneği IŞİD terör örgütü meselesidir. Diyanet İşleri Başkanı Sayın Erbaş, IŞİD ve benzeri örgütlerin din dışı etkenlerle ortaya çıktığını sıklıkla ifade etmektedir. Bu, son derece yanlıştır ve eksiktir. Bu terör örgütlerinin bir ideolojisi vardır, bu ideoloji İslam’ın mesajını çarpıtarak kendisine meşruiyet kaynağı olarak almaktadır. Radikalizmle mücadele yine İslam’ın doğru bilgi kaynaklarıyla yapılmalıdır. İşin başında 2015 yılında Diyanet tarafından bir DAEŞ raporu yayımlanmıştır. Bu rapor radikal Selefi terör örgütlerinin birinci ideolojik kaynakları olan İbni Teymiyye ve ona ait Moğol ve Mardin fetvalarının savunma metnidir. Yani, Selefi ideolojinin fetvalarının temeli işte budur. Moğollar, Cengiz Han yasasını uyguladıkları için kâfirdirler, Şiiler kâfirdirler. Amelin imandan bir parça olduğunu kabul etmeyenler kâfirdirler yani İslam dünyasının tamamına yakını aslında kâfirdir ve onlara karşı cihat ve savaş etmek farzdır. Yani aynı Suriye’de ve Irak’ta olduğu gibi “Müslümanlar Müslümanları öldürebilirler.” denmek istenmektedir. Allah aşkına bunun neresi savunulabilir ve bunun neresini savunuyorsunuz? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Genel Başkanımız Meral Akşener Hanımefendi sıklıkla iktidarın ideolojisinin Kahire öğretisi olduğunu vurgulamıştır. AK PARTİ iktidarları “Dindar nesil yetiştireceğiz.” diye Hasan el Benna, İbni Teymiyye gibi, Müslüman Kardeşler yaklaşımı gibi bize yabancı olan fikirleri taassupla topluma kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Biz Türk milleti olarak Selefi Kahire öğretisinin değil, Yesevi tasavvufunun İmam Mâtürîdî’nin akılcılığının, Ebu Hanife’nin, İmam Şafii’nin içtihadının davasını gütmeliyiz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Biz, Abdülvehhâb’ın değil Hacı Bektaş Veli’nin öğretisini savunmalıyız. Biz, her türlü mezhep ve meşrebiyle Müslümanların ve inananların birliğini savunmalıyız. İşte, gerçek yerlilik ve millîlik budur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar

Şunu da eklemek istiyorum: Diyanet, gerek açıklamalarıyla gerekse hutbelerinde Filistin’i, Kudüs’ü anlatıyor, Macron’un yaptığı terbiyesizlikleri işliyor. Bütün samimiyetle bu hususlarda kendilerini tebrik ediyorum ama ne hikmetse Çin’in “Biz İslam’ı Çinlileştireceğiz.” diye ortaya koyduğu asimilasyon politikalarına ağzını dahi açmıyor. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Allah aşkına cuma hutbesinde ne zaman Doğu Türkistan lafzını duyacağız? Ne zaman Çin’in İslam’a saldırılarına, cami yıkımlarına karşı söz söyleyeceksiniz?

Saygıdeğer milletvekilleri, özetlediğim bu yanlışlara bir de iktidarın dinî aidiyetleri politik ranta alet etmesi meselesi eklenmelidir. Bakın, Yüce Allah Nisa suresinde şöyle buyuruyor: “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” diye buyuruyor. Peki, siz devleti kimlere emanet ediyorsunuz? Şu cemaatin adamı rektör, bu tarikatın adamı daire başkanı… “Bu vakfa ayrıcalık verelim.” diyorsunuz. İslam’ın adalet emrini hiçe sayıyorsunuz değerli milletvekillerimiz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bu yaklaşım, taraflı bir inanç anlayışını ortaya koyuyor, insanımız arasında güvensizliğe sebep oluyor, üstüne, İslam’ın idrakine sunmayan, sadece hikâyelerle yorumlayan bir bakış açısını hâkim kılıyorsunuz. Sonuç ne oluyor? Türkiye’de ateizm ve deizm yükseliyor.

Saygıdeğer milletvekilleri, bunu ben, bir Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Fuat Oktay’a sorduğumda şöyle cevap geldi, aynen okuyorum: “Ateizmin ve deizmin yaygınlaştığını iddia edenlerin ellerinde bilimsel bir veri bulunmamaktadır.” Şimdi bilimsel verileri sunuyorum, bakın, bilimsel veriler ne diyor: 2010 yılı ile 2019 yılını karşılaştıran KONDA’nın araştırmasına göre ateizm yüzde 1’den yüzde 3’e çıkmıştır. Themis Araştırmanın çalışmasına göre kendisini ateist ya da inançsız olarak niteleyenlerin oranı yüzde 6’ya çıkmıştır. Daima referans gösterdiğiniz Abdurrahman Dilipak Bey’in köşesine aldığı, MAK Araştırmanın verilerine göre, ülkemizde deist yüzde 6, ateist yüzde 4, agnostik yüzde 4’tür. Metropoll Araştırmanın bu yıl yaptığı bir araştırmaya göre de ülkemizde ateist oranı yüzde 5’tir. Bunlar bilimsel veri değil de nedir Allah aşkına?(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Hiç merak ettiniz mi, bu veriler 2002’de neydi, 2020’de ne olmuştur? 2018 yılında Konya Millî Eğitim Müdürlüğünün bir çalıştayında bunlara benzer sonuçlar çıkmıştı, Sayın Cumhurbaşkanı AK PARTİ Grubunda Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ı kürsüye çıkarıp deyim yerindeyse âdeta azarlamıştı. İnkâr etmekle bu gerçekler yok olmuyor.

Değerli milletvekilleri, gelin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bir “inanç araştırma komisyonu” kuralım. Partilerüstü her kesimden insanın değerlerinin yansıyacağı, diyanet ve ilahiyat fakültelilerinin aktif katılacağı bilimsel bir araştırmanın öncüsü olalım. İşte, bu ortamda Türk milletinin dinî yapısı yara alırken, ateizm artarken siz, Denizli’de peyzaja milyonlar harcıyorsunuz, milyonluk arabalara biniyorsunuz, bir de üstüne üstlük müşaviriniz çıkıp “Bütçemiz yetmiyor.” diyebiliyor. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Siz, bunu yaparsanız Diyanet de Diyanetin bütçesi de hedef tahtası hâline gelebilir.

Bakın, Sezai Karakoç ne diyor: “Sen İslam’ı öyle yaşa, öyle yaşa ki seni öldürmeye gelen sende hayat bulsun.” Maalesef siz, İslamiyet’i işte böyle, İslamiyet’i, yaşayamıyorsunuz. Siz ve uygulamalarınızı gören İslam’dan kaçıyor, İslam’dan soğuyor, sonra birileri de çıkıyor “Diyanet kapatılsın.” diyor. Bu zihniyeti de şiddetle kınıyor ve hatta acıyorum. Diyanet, vazgeçilmez bir kurumdur. Diyanet, inanç ve gönül dünyamızın devlet nezdinde somutlaşmış, zirveleşmiş adıdır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bizim derdimiz üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Diyanet, doğru yönetilenlere karşı -zabıtlara geçsin istiyorum- doğru yönetilene kadar da yapıcı ve tarafsız eleştirilerimi sürdüreceğim. Diyanet, siyasetin esaretinden kurtulana kadar da devam edeceğim.

Bu duygularla hepinizi selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Rusya’yla yapılan S-400 füze anlaşmasına HDP olarak karşı tutum aldıklarına, ABD’yle ikili ilişkilerin Trump’la kurulan şahsi ilişkilere indirgenmesi yaklaşımını eleştirdiklerine, Türkiye’ye karşı alınan yaptırım kararının sorumlusunun Hükûmet olduğuna, Hükûmetin antidemokratik, hukuksuz politikalarının uluslararası alanda ülkenin itibarını ciddi şekilde sarstığına, yaptıkları uyarılar dikkate alınmış olsaydı ülkenin bu noktada olmayacağına, yaptırım kararına karşı çıkmanın yolunun iktidarın arkasında hizalanmak değil karşısında durmak olduğuna, bu tabloya sebep olanların sorumluluğu dış güçlere atmasının ikiyüzlü politikanın devamı olduğuna, eleştirilerini ülkeyi bu duruma düşüren iktidara yönelttiklerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Şimdi, yaptırımlara ilişkin biraz önce ortak bildiri okundu, imzalamama gerekçemizi Türkiye kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz:

Rusya’yla yapılan S-400 füze anlaşmasına HDP olarak karşı tutum almıştık, diğer taraftan ABD’yle diplomasiyi ve ikili ilişkileri ABD Başkanı Trump’la kurulan şahsi ilişkilere indirgeyen Hükûmetin tutarsız yaklaşımını da sürdürülemez olduğu yönünde eleştirmiştik. Suriye savaşı ve sonrasında Afrin pazarlıklarıyla birlikte anılan S-400 anlaşmasının basit bir askerî ticari anlaşma olmadığını da ifade etmiştik. Rusya’dan askerî malzeme alan ülkelere 2017’den beri otomatik uygulanan CAATSA yaptırımlarının geleceği daha o zamanlarda biliniyorken, şimdi, beklenmeyen bir gelişmeymiş gibi bir yaklaşım sergilemeyi hiç de samimi ve akılcı bulmuyoruz. Türkiye’ye karşı alınan yaptırım kararlarının sorumlusu bizatihi bu Hükûmettir. Hükûmetin antidemokratik, hukuksuz ve saldırgan politikaları Türkiye’yi uluslararası alanda yalnızlaştırmış, itibarını ciddi bir şekilde sarsmıştır. Şimdiye kadar yaptığımız uyarıların, dile getirdiğimiz eleştirilerin sadece yüzde 1’i dikkate alınmış olsaydı bugün Türkiye bu noktada olmayacaktı. Elbette Türkiye’nin bu duruma düşürülmüş ve yaptırımlara maruz bırakılmış olması Hükûmetin ciddiyetle üzerinde düşünmesi gereken bir durumdur.

Son olarak şunu da belirtmek istiyorum: Yıllardır iktidarın mevcut politikalarını eleştirip karşısında yer alırken aynı zamanda Türkiye’nin böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmamasının mücadelesini veriyorduk, bugün de aynı tutumumuzu sürdürüyoruz. Yaptırım kararlarına karşı çıkmanın yolu, iktidarın ülkeyi uçuruma sürükleyen politikalarının arkasında hizalanmak değil, karşısında durmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum Başkanım, son cümlem.

BAŞKAN – Tamamlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu tabloya sebep olanların büyük bir hicap duyması gerekirken sorumluluğu dış güçlere atması ikiyüzlü politikanın devamıdır. Bu oyuna ortak olmuyoruz ve eleştirilerimizin yönünü yaptırımların asıl sorumlularına, Türkiye’yi bu duruma düşüren iktidara yöneltiyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Zengin…

11.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; bu, bir oyun değil zaten yani bu, Türkiye’nin ve dünyanın gerçeği. Burada itham ettiğiniz sadece AK PARTİ değildir, 4 tane de başka siyasi parti grubundan imzalayan arkadaşlarımız var, daha doğrusu onlar Grup Başkan Vekili arkadaşlarım, kendi grupları adına imzaladılar, teşekkür ediyorum.

Buradaki meseleyi çok net görmek lazım. Yani bu konuyla alakalı kararların Türkiye’de verilmesi, icrası, buna muhalefet etmek başka bir şey, dışarıdan bir başka ülkenin Türkiye’nin egemenlik hakkıyla alakalı, kendi karar verme hakkıyla alakalı bir yaptırım ortaya koyması bambaşka bir şey. İşte, burada, Türkiye’nin özgür, bağımsız bir devlet olarak nereden, neyi, nasıl alacağına, nasıl harcayacağına dair bir başka ülkenin yaptırım kararı almasına karşı durmamak hakikaten çok hüzünlü bir tablodur. İşte biz “Yerli ve millî muhalefet.” derken de bunu kastediyoruz. Ben diğer siyasi partideki arkadaşlarıma hassaten teşekkür ediyorum. Burada mesele, Türkiye’ye karşı ortaya konan tavırdır ve en azından bir kez olsun, bir kez olsun HDP Grubundan Türkiye'nin yanında durmasını Türkiye bekliyor diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil galiba bunlar.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Hayır, Türkiye ayrı…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Türkiye'nin yanında olmak başka, AKP’nin yanında olmak başka.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

12.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, biz iktidarın her türlü politikasının arkasında hizalanmak zorunda değiliz.

BAŞKAN – Tamam, onu söylediniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz asıl, bu tutumumuzla Türkiye halklarının yanında olduğumuzu gösteriyoruz. Bu ceza Türkiye’ye değil, bu iktidarın politikalarına verilmiştir. Bu, Türkiye’ye gelen cezanın müsebbibi de bizzat kendileridir, asıl Türkiye dostu biziz ve bu cezaya sebep oldukları için kendilerinin sorumluluk duyması gerekiyor. Bu konuda Türkiye halklarına bizim “Türkiye’ye yaptırım uygulansın.” gibi bir sözümüzün olduğunu ima ediyor ama yanlış. Şu akıl dışılığa işaret ederek bitiriyorum: Bir yandan “S-400’ümüz olsun.” bir yandan “F-35’imiz, F-16’mız olsun; S-400’ler diğerlerini düşürsün, NATO bize karışmasın.” Yani sonuçta uluslararası hukukun da diplomasinin de kuralları vardır, her oyunu kurallarına göre oynamak lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Dünyanın aklıyla alay edemeyeceklerini aslında deneyimliyoruz, aynı zamanda Türkiye’de de herkesin aklıyla alay ediyorlar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Zengin, buyurun.

13.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, bir cümle ilave etmem lazım. Yani dünyanın aklıyla biz mi alay ediyoruz, dünya mı bizim aklımızla alay ediyor, ben anlayamadım yani. Dünya, paşa gönlü ne isterse, istediğine göre tavır alabiliyor, istediği yerde haksız, adaletsiz tutum sergileyebiliyor; işine geldiği zaman başka bir ülkenin yanında, işine geldiği zaman bir başka ülkenin yanında olabiliyor. Türkiye için hangi çıkarları gerekiyorsa, Türkiye müstakil bir ülkedir, dış politikasını müstakil olarak belirler, kendi sanayisini oluşturur, savunma sanayisi için de böyledir, diğerleri için de böyledir ve bunları yaparken de hiç kimseden izin, icazet almak zorunda değildir. Ha, zaten biz size şaşırmıyoruz, bugüne kadar Türkiye’yle alakalı hiçbir konuda, hiçbir konuda ülkenin yanında olmadınız, ülkemizin, Türkiye'nin yanında olmadınız. Bu da bunun teyididir, kamuoyu da zaten bunu görüyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, kayıtlara geçsin.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Böyle bir usul yok bu Mecliste. O iktidarı temsil ediyor, biz muhalefeti. Bir bildiri yayınlandı, biz bildiriye neden imza atmadığımızın gerekçesini açıklıyoruz burada.

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Partilerüstü bir bildiri bu, partilerüstü!

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Oradan bizi bu şekilde itham etmeleri kabul edilemez.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, bu izahı yaparken bize saldırmadan yaparsa usulde bir sorun yok, tabii ki imzalamayabilirler.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Siz Türkiye değilsiniz, siz Türkiye değilsiniz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ayrıca, Özlem Zengin Türkiye olmadığı gibi, AKP de Türkiye değildir yani böyle bir şey yok.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Biz nezaketle gittik, sorduk; imzalamamak en tabi hakları ama bunu bizi itham ederek yapamaz, bizi suçlayarak yapamaz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz, sağ olasınız.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Mustafa Kalaycı’da.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı bütçesi ile bağlı kuruluşları İletişim Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı ve Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle, yüksek heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi hürmetle selamlıyorum.

ABD’nin Türkiye’ye karşı tek taraflı yaptırımlar içeren, her türlü izandan, hukuki ve teknik dayanaktan yoksun kararını kınıyor ve reddediyoruz. Kuşku yok ki Türk milleti, haklarında keyfî karar alınan Savunma Sanayii Başkanımız ve diğer bürokratlarımızın yanındadır. Türkiye Cumhuriyeti tam bağımsızdır, böyle de kalacaktır. Türkiye, millî güvenliğini ve millî bekasını müdafaa etmek için gerekli tedbirleri almaya ve savunma sanayisinde destan yazmaya devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, Covid-19 salgını, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik ve toplumsal hayatı olumsuz etkilemiştir. Türkiye, salgının ekonomi ve toplum kesimleri üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak amacıyla bir dizi tedbiri süratle uygulamaya koymuştur. Bununla birlikte, salgından dolayı iş yapamaz hâle gelen, toplam sayısı 1 milyon 239 bin 438 kişiyi bulan esnafımıza ayda bin lira gelir kaybı desteği ve büyükşehirlerde aylık 750 lira, diğer illerde 500 lira kira desteği verilmesi; iş yeri kiralama hizmetleri, KDV oranında ve gayrimenkul kirası, stopaj oranında yapılan indirimler ile konaklamadan yeme içmeye, yolcu taşımacılığından bakım, onarıma kadar birçok sektörü kapsayan KDV indirimine dair uygulama süresinin 1 Hazirana kadar uzatılması; salgın döneminde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımızın kadrolarına göre vazife malullüğü veya meslek hastalığı statülerinin hızla sonuçlandırılması suretiyle vazife malulü sağlık çalışanlarımızın ailelerinin maaştan ek ödemeye, faizsiz konut kredisinden çocuklarına eğitim, öğretim yardımına, istihdam hakkından fatura indirimlerine kadar pek çok imkâna kavuşturulması konusunda dün verdiği müjdelerden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Bu konularda Milliyetçi Hareket Partisi olarak tam destek veriyoruz.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısında Cumhurbaşkanına bağlı 9 politika kurulu, 4 ofis, 1 İdari İşler Başkanlığı ve 10 bağlı kuruluş yer almaktadır. Cumhurbaşkanlığının bağlı kuruluşlar hariç 2019 yılı bütçe harcaması toplamı 3,9 milyar lira olmuştur. 2021 yılı bütçesinde 4,4 milyar liralık ödenek tahsisi öngörülmektedir.

Cumhurbaşkanına bağlı İnsan Kaynakları Ofisinin görevi Türkiye’nin vizyonu, hedefleri ve öncelikleri doğrultusunda insan kaynağının geliştirilmesini sağlamaya yönelik projeler üretmek, kamu istihdamında liyakat ve yetkinliğin artırılması için gerekli çalışmalar yapmaktır. İnsan Kaynaklar Ofisi staj faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, üniversiteli gençlerin yarı zamanlı istihdamı ve büyük projelerle ilgili farkındalık kazandırılması yönünde çalışmalar yürütmektedir. Üniversite öğrencilerine yönelik staj programı, OECD’nin 2020 Gençlik ve Kuşaklar Arası Adalet İçin Yönetişim Raporu’nda, kamu insan kaynağı ve kariyer yönetimi alanında örnek uygulama olarak gösterilmiştir.

Ülkemizde sağlıklı bir insan gücü planlamasıyla eğitim istihdam ilişkisi kurulması konusunda gerekli düzenlemeler hızla yapılmalıdır. Kamuda ehliyeti ve liyakati esas alacak, statü ve istihdam karmaşasını giderecek, ücret adaletini sağlayacak, topluma kaliteli hizmet sunan, değişen koşullara uyum yeteneği yüksek ve daha verimli bir kamu personel sistemi oluşturulmalıdır. Sözleşmeli, geçici, vekil, fahri ve ücretli personel çalıştırılması çok özel hâller dışında son bulmalıdır. Asli devlet hizmetlerinde çalışanlar kadrolu hâle getirilmelidir. Yardımcı hizmetler sınıfı kaldırılmalı ve bu sınıfta görev yapan personel genel idare hizmetleri kadrolarına alınmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi; Dijital Türkiye Portali, büyük veri, siber güvenlik ve yapay zekâ alanında çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Ülkemizde E-Devlet Kapısı’ndan sunulan hizmet sayısı Kasım 2020 itibarıyla 5.287 olup 2021 yılında 5.500’e yükselmesi hedeflenmektedir. E-Devlet Kapısı kayıtlı kullanıcı sayısı ise Kasım 2020 itibarıyla 51,5 milyon kişi olup 2021 yılında 57 milyon kişiye ulaşması öngörülmektedir.

Türkiye, Birleşmiş Milletler 2020 yılı E-Devlet Gelişmişlik Endeksi’nde 193 ülke arasında, Çevrimiçi Hizmet Endeksi’nde 22’nci, E-Katılım Endeksi’nde 23’üncü sıraya yükselmiştir. Diğer taraftan, AB 2020 yılı e-devlet endeks çalışmasının genelinde ülkemiz 26’ncı sıradan 13’üncü sıraya yükselmiştir.

Kamu hizmetlerinin kullanıcı talep ve ihtiyaçlarına uygun olarak değer üretecek şekilde tasarlanması, elektronik ortamda sunulması ve kullanımının artırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmelidir. Kamuda siber güvenliğin koordinasyonunun tek çatı altında toplanarak etkinliği artırılmalı, kamu verisinin paylaşımına yönelik gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Kamu kurumlarının bilgi iletişim teknoloji yatırımlarında yerli katma değeri artırmaya ilişkin usul ve esaslar belirlenmeli, bu amaca yönelik kurumsal tedarik planları hazırlanmalıdır.

2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde 5G ve ötesi bağlantı teknolojileri, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, robotik ve otonomi, nesnelerin interneti, büyük veri ve veri analitiği, siber güvenlik ve blok zincir alanlarını içerecek şekilde odak teknolojilerde millî ve özgün ürün ve hizmetler geliştirmeye yönelik yol haritalarının oluşturulması planlanmıştır. Bu kapsamda, yapay zekâ stratejisi Dijital Dönüşüm Ofisi ve ilgili kuruluşlarla koordineli şekilde hazırlanmıştır. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve STK’ler arasındaki iş birliği geliştirilerek dijital dönüşüm ekosistemi oluşturulmalıdır. Ayrıca, sanayide dijital dönüşümün sağlanmasına destek olacak dijital dönüşüm merkezleri kurulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Türkiye’de yatırım yapılmasını özendirmeye yönelik çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur, uluslararası düzeydeki yatırım ortamı tanıtım faaliyetleri kapsamında koordinasyon sağlamak, yatırım ortamının iyileştirilmesine ilişkin reform sürecine katkı sağlamak ve öneriler geliştirmek ofisin görevleri arasındadır. Son yıllarda, ülkemizde iş ortamının iyileştirilmesi konusunda reform niteliğinde çeşitli düzenlemeler hayata geçirilmiş ve bu alanda ilerleme kaydedilmiştir. Dünya Bankasının İş Yapma Kolaylığı Raporu’nda, Türkiye genel sıralamada 190 ülke arasında 2017 yılında 58’inci, 2018 yılında 43’üncüyken 2019 yılında 33’üncü sıraya kadar yükselmiştir.

Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye’ye giren uluslararası doğrudan yatırım 2019 yılında 9,1 milyar dolar olmuştur, 2021 yılında 12,5 milyar dolar olması hedeflenmektedir. Uluslararası doğrudan yatırım içinde Türkiye’nin payı 2019 yılında yüzde 0,55 olup 2021 için yüzde 0,80’e çıkarılması hedeflenmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Türkiye’nin yatırım alanında cazibe merkezi hâline getirilmesi için yapılan çalışmaları ve başlatılan yatırım seferberliğini destekliyoruz. Uygulanmakta olan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nı önemli buluyoruz. Hukuk normlarında, vergilemede ve bürokratik işlemlerde yatırım için her bakımdan öngörülebilir, istikrarlı ve güvenilir bir ortam oluşturulmasını, daha fazla uluslararası doğrudan yatırımların ülkemize çekilebilmesi için etkin bir tanıtım yapılmasını savunuyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak yatırım amaçlı gelen sermayenin kimin olduğuna, ülkesine bakmayız. Bizim için önemli olan Türkiye’nin millî menfaatleridir. Bizim için asıl olan, yerli ya da yabancı sermayeyle yapılan yatırımların teknolojik getirisi, katma değeri, üretim ve istihdama katkısı, özellikle de üretilen ürünlerin yerli ve millî olmasıdır.

Ülkemizde, yerli ve millî üretim konusunda, yerli ve yabancı sermayeyle gerçekleştirilen birçok uygulama söz konusudur. Bunlardan, başta savunma sanayisinde gerçekleştirilen ürünler dünya çapında örnek gösterilmekte, gıpta edilmektedir. Türk savunma sanayisi, Türkiye’nin küresel güç vizyonu doğrultusunda inşa edilmektedir. Türkiye’nin, savunma sanayisi alanında şampiyonlar liginde yer almasından milletimiz gurur duymaktadır. Türk mühendisleri tarafından tasarlanıp imal edilen millî helikopter motoru, İHA’lar, SİHA’lar, gemiler, zırhlı araçlar ve silahlar milletimizin göğsünü kabartmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, ulusal ve uluslararası bankacılık ve finans sektörünü izlemek ve analizler yaparak raporlamak, Türkiye’nin finans piyasaları içindeki konumunu raporlamak, finansal kaynakların çeşitlendirilmesi ve uluslararası fonların ülkemize gelmesini sağlayıcı çalışmalar yapmak ve İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Projesi’ni yürütmek üzere kurulmuştur.

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Projesi’nin 2022 yılında hayata geçirilmesi planlanmaktadır. İstanbul Finans Merkezi’nin yatırımcılar için cazip hâle getirilmesi, ayrıca ülkemizde finansal teknoloji alanındaki ekonomik, akademik faaliyetlerin ve organizasyon faaliyetlerinin artırılması amacıyla İstanbul Finans ve Teknoloji Üssü kurulmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Reel sektörün finansman ihtiyacına düşük maliyetle cevap verebilen, farklı nitelikteki finansal araçları güvenilir kurumlar aracılığıyla geniş bir yatırımcı tabanına sunabilen, kurumsal yapısı güçlü bir finansal sektörün oluşturulmasını çok önemli görüyoruz. Firmalara fırsat eşitliği sağlayan güvenli bir finansal teknoloji ekosisteminin ülkemizde gelişmesine yönelik yol haritası oluşturulmalı, bu konuda strateji belgesi çalışmaları tamamlanmalıdır. Finansal piyasaların derinleştirilmesi ve bankacılık dışı kesimin büyütülmesi konusunda alternatif finansal işlemler dünyada süratle yayılmaktadır. Tasarrufların ekonomiye kazandırılması ve sürdürülebilir ekonominin desteklenmesi konusunda Katılım Finans Sistemi önemli rol oynamaktadır. Katılım Finans Sistemi’nin ülkemiz finans sistemindeki yeri güçlendirilmeli, katılım finans alanında ürün ve hizmet çeşitliliği ile insan kaynağı geliştirilmeli, politika geliştirme süreçlerini destekleyecek araç ve mekanizmalar oluşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte, özellikle kamu diplomasisi ve stratejik iletişim alanlarını da kapsayan yeni bir vizyonla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kurulmuştur. İletişim Başkanlığının 2019 yılı bütçe harcaması 377,8 milyon liradır. 2021 yılı bütçesinde 422,8 milyon lira ödenek tahsisi öngörülmüştür. İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdüren CİMER’e yapılan başvuru sayısı 2020 yılının 10 ayında yaklaşık 5 milyon olmuştur. Devlet-millet etkileşimi ve katılımcı demokrasi noktasında tüm dünyaya adını duyurmuş örnek bir çalışma olan CİMER, Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği tarafından düzenlenen yarışmada kamu işleri alanında Altın Küre Mükemmellik Ödülü kazanmıştır.

Ülkemizin yer aldığı coğrafyanın siyasal, ekonomik, kültürel ve toplumsal anlamda riskli fakat fırsatları geniş bir bölge olması enformasyon ve ağ toplumu olarak adlandırılan günümüz dünyasında iletişimin önemini güçlü bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede, ülkemizin doğru bilgilerle ve millî menfaatlerimiz doğrultusunda tüm yönleriyle tanıtılması, Türkiye markasının hak ettiğimiz şekilde üst seviyede tutulması, ulusal ve uluslararası toplumla pozitif bir iletişim ve etkileşim geleneğinin kurumsallaştırılması için kamu diplomasisi strateji belgesi hazırlanmalı, kamu diplomasisi faaliyetleri bütüncül bir anlayışla eş güdüm içerisinde yürütülmeli ve bu faaliyetler yoğunlaştırılmalıdır.

Son yıllarda Türkiye hakkında dezenformasyon ve kara propaganda faaliyetlerine sıklıkla maruz kalıyoruz. Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde artan etkinliği, tehdit, baskı ve dayatmalara karşı dik duruşu ve millî menfaatlerimizi koruma kararlılığı Türkiye’ye yönelik hasmane kampanyaların bizzat devletler eliyle yürütüldüğü bir süreçle karşılaşmamıza yol açmıştır. İletişim Başkanlığı, Türkiye’ye yönelik dezenformasyon ve kara propagandayla mücadele etmek, devlet ve vatandaş ilişkisini daha da güçlendirmek gibi görevleriyle üstlendiği sorumluluğu kendi alanında başarıyla yerine getirmekte, ulusal ve uluslararası toplumla doğru bilgileri belgeleriyle birlikte paylaşmaktadır. Türkiye’nin yükselişi, barış ve çözüm odaklı politikaları, insani değerleri ve evrensel adaleti merkezine alan haklı yaklaşımı, insanlığı tehdit eden birçok terör örgütüyle mücadelesi tüm dünyaya anlatılmaktadır. İletişim Başkanlığı, ayrıca, gerek ulusal ve yerel basının gerekse ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası basın mensuplarının faaliyetlerini kolaylaştırıcı iş ve işlemleri gerçekleştirme sorumluluğuyla demokrasimizin daha da gelişmesine doğrudan katkı sağlamaktadır.

Basın ve yayın kuruluşlarımız ile basın çalışanlarının bazı sorunları bulunmaktadır. Basın çalışanları kendilerine özgü bir meslek yasasına sahip değillerdir. İnternet haberciliği de göz önüne alınarak gerekli düzenleme yapılmalıdır. Basın ve gazetecilik mesleğinde çalışanların tanımı yapılmalı ve tamamı yıpranma payı hakkından yararlanmalıdır.

Covid-19 salgını medya sektörünü de olumsuz etkilemiştir. Sektöre ve özellikle, zor durumda olan yerel medyaya yönelik ek tedbirler alınması gerekmektedir. Yerel medyaya kamu reklamlarından daha fazla pay verilmelidir. Yerel medyaya uygun koşullarda kredi desteği sağlanmalı; bu destek, teknolojik gelişim ve yatırım ihtiyaçları göz önüne alınarak uzun vadeli olmalı ve sektörde istihdamı desteklemelidir. Basın sektöründe reklamlar ile resmî ilanlara uygulanan katma değer vergisinde indirime gidilmeli, gümrük vergilerinde gazetelere kolaylıklar getirilmelidir.

Son yıllarda Türk tarihiyle ilgili yerli ve millî içerikli filmlerin televizyon kanallarında yer alması memnuniyet vericidir. Bu konuda başta TRT Genel Müdürümüz ile çalışma ekibine ve diğer televizyon kanallarımızın yöneticilerine hassaten teşekkür ediyoruz. Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez. Geçmişi kucaklamadan geleceğin köprülerini kuramayız. Tarih şuuruna sahip toplumların, geleceği kavrama iradesini haiz milletlerin çağın gerisine düşmeleri, olayları geriden takip etmeleri aklın doğasına aykırıdır. Aleme nizam veren, Allah’ın adını ve adaletini dünyaya yayan Türk devletlerini, ceddimizi, devlet büyüklerimizi, manevi önderlerimizi ve kahramanlarımızı konu alan filmlerin yapımı ve televizyonlarda gösterimi artırılmalı ve bu çalışmalar özel olarak desteklenmelidir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde kamu kurum ve kuruluşlarıyla şahısların elinde bulunan belgelerin tespiti, arşive kazandırılması ve istifadeye sunulmasında yetkili kurum Devlet Arşivleri Başkanlığıdır. Uhdesinde Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi arşiv belgelerinin bulunduğu Devlet Arşivleri Başkanlığı ulusal ve uluslararası tarihin doğru anlaşılması için dünyadaki otorite kurumlardan biridir. Yurt içi ve yurt dışında farkındalık çalışmaları yapılarak bu durumun daha iyi anlaşılmasının sağlanması gerekmektedir. Devlet Arşivleri Başkanlığının 2019 yılı bütçe harcaması 99,4 milyon lira olmuştur, 2021 yılı bütçesinde 172,7 milyon lira ödenek tahsisi öngörülmüştür.

Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığının yönetiminde bulunan saray, köşk, kasır, müzeler ve tarihî fabrikalar ile bunların bünyesinde yer alan kültür varlıklarının bakımını, muhafazasını, restorasyonunu, yönetimini ve işletilmesini yapmakla görevli bulunmaktadır. Millî Saraylar İdaresi Başkanlığının 2019 yılında 130 milyon lira olan bütçe harcamasının 45,7 milyon lirası merkezî yönetim bütçesinden, 90,3 milyon lirası da özel bütçeden karşılanmıştır. Başkanlığın 2021 yılı bütçesi için 230,4 milyon lira ödenek tahsisi öngörülmüştür.

Değerli milletvekilleri, Konya’da gerçekleştirilen Hazreti Mevlâna’nın 747’nci Vuslat Yıl Dönümü Anma Törenleri kapsamında perşembe akşamı Şebiarus merasimi icra edilecektir. Bu vesileyle Hazreti Mevlâna’yı rahmetle, minnetle, şükranla anıyor; Şebiarus’un hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek verdiğimiz Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2021 yılı bütçelerinin hayırlı ve bereketli olmasını diliyor, sizlere ve aziz milletimize saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Yaşar Yıldırım’a ait.

Buyurun Sayın Yıldırım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA YAŞAR YILDIRIM (Ankara) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Diyanet İşleri Başkanlığımızın bütçesi hususunda söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 3 Mart 1924 tarihinde, 429 sayılı Kanun’la, İslam dininin inanç ve ibadetle ilgili işlerini yürütmek ve dinî kurumlarını idare etmek üzere kurulmuş bir teşkilattır.

İslam 5 temel değeri korur: Canı korur, malı korur, aklı korur, nesli korur, dini korur. Bu cümleden olarak, Diyanet İşleri Başkanlığının en önemli görevi İslam’ı korumasıdır, dini korumasıdır. Dinin korunmaya ihtiyacı var mıdır? Allah dinini korur. Kulu bundan bir ecir alırsa ne âlâ.

Peygamber Efendimiz, açık tebliğe başladığı günden itibaren İslam’ın düşmanlarıyla karşılaşmıştır. Mekke’de müşriklerce yurdundan çıkarılmış, Medine’ye gelmiştir, Medine’de de Medineli Yahudilerle karşılaşmıştır; arkasından, şu ana kadar da devam eden Haçlı Seferleri… Peygamber Efendimiz (ASV) Medine’ye geldiği andan itibaren hazırlıklarına başlamış ve Haçlılar Tebük’e gelmişlerdir. İşte, ilk Haçlı Seferi, Herakleios tarafından 50 bin kişilik orduyla Tebük’e, Şam’a gelmiştir. Yani o gün bugündür Haçlı Seferleri durmamıştır ve Haçlı Seferleri devam etmektedir. Bu coğrafyaya yapılan Haçlı Seferlerini Selahaddin Eyyubiler, Kılıçarslanlar, Alparslanlar, Osman Gaziler, Mustafa Kemaller, hep ters yüz etmiştir, göğüs germişlerdir, coğrafyayı çiğnetmemişlerdir. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugünümüzde de Haçlı Seferleri devam etmektedir ama Haçlı Seferleri, şekil değiştirmiştir, kılık değiştirmiştir. En son Haçlı Seferi bu ülkeye 15 Temmuz gecesi yapılmıştır. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) FETÖ terör örgütü, bizim insanımızı devşirmiştir; en zeki insanlarımızı bulmuş, milletten parayı toplamış, kırk yıl, elli yıl özenle yetiştirmiş ve bir gecede bu ülkeyi zapt etmeye kalkmışlardır. İşte, o gecede Haçlı Seferlerine ilk darbeyi vuran siyasi lider, Değerli Genel Başkanımız, liderimiz Devlet Bahçeli’dir. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yine, o gece selalarla, ezanlarla Türkiye’yi ayağa kaldıran, kıyama kaldıran, Haçlıya karşı direnci artıran Diyanet İşleri Başkanlığının bütün kadrolarına, müezzinlerine, imamlarına, başkanlarına ayrıca burada teşekkür ediyorum. Yine, bununla birlikte, o gece bu Gazi Meclis 2’nci “gazi” unvanını almıştır. Burada direnen, tavır koyan bütün milletvekili arkadaşlarıma candan teşekkür ediyorum, hepsinden Allah razı olsun. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Haçlı Seferleri devam eder, beşinci kol faaliyetleriyle de daha girift bir hâl alır.

Bakarsınız, her yerden bir İslami terör örgütü çıkıyor. İslam ile terörü yan yana getirmenin mantığı ve manası yoktur. Bir bakıyorsunuz ki Boko Haram, bir yerde DEAŞ, bir yerde IŞİD. Ne yapıyor bunlar? Müslüman Müslümanı kesiyor; Hristiyan’a, Yahudi’ye bir zararları yok. Kesen “Allahuekber” ölen de “Allahuekber” diyor. Yakalıyorsunuz IŞİD’ciyi Avusturya’ya gönderiyorsunuz. Ne yapıyor Avusturya? Serbest bırakıyor. Niye serbest bırakıyor? Terör eyleminde bulunsun, İslamofobi dünyaya yayılsın diye. Bunlara müsaade etmememiz gerekir.

Diyanetin en önemli görevlerinden birisi de terör örgütlerinin insan kaynağını kesmektir; merdiven altındaki Kur’an kursları, ne idiği belirsiz derneklerin veya vakıfların faaliyetlerine engel olmak ve denetlemektir.

Bu hususta, her geçen gün dünyada İslam’a olan saldırı devam ediyor. Nerede devam ediyor? Avrupa’da devam ediyor. Yıllardır Peygamber Efendimiz’e (ASV) Fransa’da hakaret ediliyor. En son, Fransa Devlet Başkanı Macron, Parlamentoya ilahî dinî beşerileştirmek üzere bir teklif getirdi ve teklif geçti. Bu nedir? Bu Allah’a savaş açmaktır. Macron Nemrut gibi, Macron Firavun gibi Allah’a savaş açmıştır. Firavun’un da Nemrut’un da akıbetleri bellidir. Hazreti İsa’nın, Hazreti Musa’nın da akıbeti bellidir, Hazreti İbrahim’in de akıbeti bellidir; Macron’un da akıbeti belli olacaktır. Bununla birlikte, dönüyor, bakıyorsunuz; Orta Doğu’ya geliyoruz... Orta Doğu’ya gelmeden evvel, Macron’un bizim zihnimizi karıştıran faaliyetlerinin içerisinde en önemli meselesi, İslam ülkelerinin liderlerinin gelip Fransa’dan en büyük nişanı almasıdır. Bu bir zihin karışıklığına neden oluyor mu? Oluyor. Mısır Devlet Başkanı Sisi bu hadiseler devam ederken geldi, Macron’dan, Allah’ın düşmanından en büyük nişanı aldı.

Orta Doğu’ya geliyorsunuz… Müslümanların 3 tane haremi vardır: Haremeyn Mekke, Medine’dir; bir diğer haremimiz Kudüs’tür. Kudüs bugün Yahudilerin işgali altındadır, Müslümanların gidemeyeceği bir belde hâline gelmiştir. Ama bakıyoruz, Birleşik Arap Emirlikleri’nin liderleri düne kadar irtibat kurmadıkları İsrail’le beraber protokol yapmaya, ticaret yapmaya, anlaşmalar yapmaya başladılar. İşin enteresan tarafı, dün Karabağ savaşları devam ederken Dubai’nin bütün binalarına Ermeni bayraklarını getirdiler, astılar; Ermeni bayraklarıyla Dubai’yi süslediler. Bir cephe var, bu cephenin bir amacı vardı “Türkiye altı yedi yerde cephede savaşıyor, bir cephe daha açalım, o cepheyle zayıflasın.” diye. Herkesin bir hesabı vardır, Allah’ın da bir hesabı var. Ne oldu? Kırk dört günde, Ermenilerin yirmi sekiz yıldır işgal ettiği Türk toprakları ele geçirildi. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Allah’ın hesabı budur.

Şimdi, işin enteresan tarafı, bunlar bir araya gelip hepsi Türkiye'ye düşman, Türk milletine düşman. Macron Türkiye'ye düşman, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a düşman. Allah’ın düşmanının bize düşman olması, bizim en büyük onurumuzdur, şerefimizdir, haysiyetimizdir; Allah bu onurdan ve şereften bizi mahrum etmesin. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kıymetli milletvekilleri, zaman zaman, bu kürsüden de olmak üzere “Diyanet kapatılsın, camilere para vermeyelim, bu camiler ne işe yarar, bu Diyanet şöyle kötü, böyle kötü…” Bazı kurumların tartışılmasının kimseye faydası yoktur; ne Kızılayın ne Diyanetin tartışılmasının faydası kimseye yoktur. Şunu biliyoruz ki: Camiler, Allah’ın zikredildiği yerlerdir; camiler, o beldenin kimliğidir; camiler, o beldelerin simgesidir; ezanlar, bağımsızlığın nişaneleridir. Camiye ayrılan bir para yoktur bütçeden. Camiyi halk yapar, cemaat yapar, vatandaş yapar, dernek yapar, vakıflar yapar. Diyanet Vakfı cami yapar mı? Elbette ki yapar. Yapıyor mu? Yapıyor ve Diyanet Vakfının topladığı para zaman zaman camilerde 1’er liradır, 10’ar liradır, 20’şer liradır; o, öyle bir bereketli paradır ki arkasında dev eserler bırakır. Geçen sene bu kürsüden açıklamıştım: Diyanet Vakfına 10 lira veren vardır, bin lira veren vardır, milyar veren vardır. En büyük parayı verenlerden bir tanesi de rahmetli Başbakanımız Bülent Ecevit’tir. Dedesinin, Emin Paşa’nın Medine’deki 300 milyon dolarlık servetini Diyanet Vakfına bağışlamıştır. Bu nedir? 300 tane camiidir. Bu nedir? Bu, bize verilen bir mesajdır. Dolayısıyla, camiye laf etmenin, Diyanet Vakfına laf etmenin, camiye sövmenin kimseye faydası yoktur.

Kıymetli milletvekilleri, bizim inancımız şudur ki: Bu coğrafya, Ümmetimuhammed’in son sığındığı yerdir; bu coğrafya, dünyadaki bütün Müslümanların sığınacağı en son kaledir. Türk milleti dünyadaki Müslümanların ağabeyidir. Onun içindir ki, Diyanet Vakfı, Diyanet İşleri Başkanlığı dünyanın her yerine teşkilatını kurar, dünyadaki Müslümanların ağabeysidir. Bu, Cenab-ı Allah’ın bize bir lütfudur, ihsanıdır, keremidir. Cenab-ı Allah bu lütuftan, bu ihsandan bizi mahrum etmesin.

Kıymetli milletvekilleri, Diyanet dedikten sonra Diyanetin hac ve umre hizmetlerini söylemeden geçersek, burada, Diyanet İşleri Başkanlığına haksızlık etmiş oluruz. Hacca gidenleriniz bilir, milyonlarca insan aynı anda aynı yerlerde bulunmak mecburiyetindir, çok büyük organizasyonlar ister. Dolayısıyla, Diyanetin oradaki yaptığı bu organizasyonlar diğer İslam ülkeleri arasında göze çarpan en önemli unsurdur. O yüzden, Diyanet İşleri Başkanımızın hacla, umreyle görevlendirdiği bütün görevlilere ve Diyanet personeline çok çok teşekkür ediyoruz.

Kıymetli milletvekilleri, Diyanetin kendi personel politikasında vekil imamlar var, sözleşmeli imamlar var ve benzeri imamlar var. İmamın vekili olmaz, imam asıldır. Biz, dini imamlardan öneriyoruz, çocuğumuzu Kur'an kursuna gönderiyoruz, çocuk doğuyor imamı çağırıyoruz “Kulağına ezan oku.” diye, Hakk’ın rahmetine kavuşuyoruz “Gel imam, bunu yıka.” diyoruz, yine, musallaya koyuyorlar bizi “Gel imam, bunun namazını kıldır.” diyoruz, yani doğuyoruz imamla, ölüyoruz imamla, doğuyoruz İslam’la, ölüyoruz İslam’la. Dolayısıyla, imamın vekili olmaz, imamlar asıl olmalıdır. Yarım imam dinden, yarım doktor candan eder. Bunun içindir ki, Diyanet İşleri Başkanlığının Sayın Başkanı, Hükûmet yetkilileri; imamlarımıza sahip çıkın, imamlarımız vekil olmasın, imamlarımız asıldır. Biz, onları seviyoruz, arkalarında namaz kılıyoruz, gittikleri yoldan gidiyoruz. Vekil imam kendisinde bir mahzunluk görmesin, çoluğunda çocuğunda bir mahzunluk görmesin; bunlar Allah’ın dinini yaymak, Allah’ın dinini öğretmek için hayatını vakfetmiş insanlardır, imamlarımıza sahip çıkmamız gerekir.

Ben buraya gelirken bir arkadaşım mesaj atmış: “Diyaneti eleştir.” diye. Başta söylediğim gibi, bazı kurumların eleştirilmesinde hiç fayda yoktur. Bu kadar Haçlı üzerimize gelirken bu Haçlılarla mücadelede en önemli kurum olan Diyanetin eleştirilmesi Haçlılara yardımdır, Haçlılara destektir. Dolayısıyla biz -Diyanetin elbette ki vardır eksiği gediği, elbette ki- istiyoruz ki Diyanet İşleri Başkanımızdan imamına kadar herkes hâl, hareket, davranış biçimine dikkat etmelidir çünkü yürüdüğü, geçtiği, yediği, kalktığı her yerde Müslümanları temsil eder, İslam’ı temsil eder.

Vakit bitti; kıymetli milletvekilleri, konuşacak çok şey vardı, yarım bırakıyoruz.

Bütçemizin ülkemize, devletimize hayırlı uğurlu olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz eder, saygılar sunarım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Sayın Mustafa Hidayet Vahapoğlu’na ait. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Kesin Hesap ve 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi’nin Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce ya da konuşmamın başında ABD’nin hasımlarıyla yaptırım yoluyla mücadele etme yasası konusuna kısaca bir değinmek istiyorum. Bilindiği kadarıyla, Savunma Sanayii Başkanımız Sayın İsmail Demir Hoca’ya ve 3 personeliyle, çalışma arkadaşıyla ilgili mal varlıklarını dondurma ve vize yasağı getirildi ve Savunma Sanayii Başkanlığının Amerika Birleşik Devletleri ve uluslararası mali kuruluşlardan borç alması yasaklandı. Değerli arkadaşlar, ben Savunma Sanayii Başkanlığında bu uygulamaya maruz kalan -tabii ki bu 4 isim üzerinden Türkiye cezalandırılıyor- 4 arkadaşımıza, 4 kamu görevlisine, elinizin tersiyle itin bu kararı diyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Çünkü bir devletin kimden silah alacağını bir başka devlet belirleyemez. Artı, Amerika Birleşik Devletleri’ne bu konuda cesaret veren bizim içinde bulunduğumuz NATO birlikteliği de buna imkân sağlamaz. Çünkü NATO’nun hiçbir belgesinde, Amerika Birleşik Devletleri Türkiye Cumhuriyeti devletinin tek tedarikçisi olarak gösterilmemektedir. Biz bağımsız bir devletiz; istediğimizden, istediğimiz şekilde alırız, ihtiyacımız neyse. Hiç kimse bize rol biçmesin; bu, Amerika Birleşik Devletleri de başta olmak üzere. Türkiye'nin hiçbir şekilde, hiçbir uluslararası metinde de bir taahhüdü bulunmamaktadır.

Ayrıca, şu uygulanabilir mi diye Büyük Millet Meclisimizin değerli üyelerinin de düşünmesi lazım, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet kabinesinin de düşünmesi lazım: Biz madem hasımlarıyla yaptırım yoluyla mücadele kapsamında değerlendiriliyoruz, Amerika Birleşik Devletleri bizi hasım görüyorsa biz onları nasıl göreceğiz; bunun değerlendirilmesi lazım.

Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri, özellikle NATO ülkelerinin hemen hemen yüzde 80 askerî ihtiyacını karşılayan tek tedarikçisi konumundadır, alınacak mal ve malzemelerin yurt içinden temin edilmesi yolunun, en azından bir süre, araştırılması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü onlara verilecek en güzel cevap, onlara akacak paranın musluğunu kesmektir. Bunların hepsi mal satmak maksadıyla yapılan uygulamalardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletimizin 3 önemli, kilit kurumunun çalışmaları, fedakârlık, cesaret ve feragat örnekleriyle doludur. Bu 3 kurum hakkındaki konuşmama bu kurumların görev alanını ilgilendiren ortak birkaç hususa değinerek başlamak istiyorum. Birinci, İkinci Dünya Savaşlarından, hatta postmodern üçüncü dünya savaşından bahsediliyor. İnsanlar sokaklarda rahatça gezebildiği, sosyal, ekonomik, kültürel ve benzeri yaşantılarını arzuladığı şekilde gerçekleştirebildiği sürece hâkimiyet savaşlarının bittiği, hayatın normalleştiği sanılıyor. Hâlbuki savaşlar, ekonomik, kültürel, diplomatik veya terör yoluyla, açık ya da vesayet ve hibrit şeklinde devam ediyor.

Genellikle savaş denildiğinde Hollywood filmlerini hatırlıyoruz biz. Savaşın, çatışmanın dehşetini yaşamadığımız için, ne gibi önem arz ettiğini bilmiyoruz ve onun için rehavet içerisindeyiz, asıl savaşı fark edemiyoruz. Hâlbuki savaşlar sürekli devam ediyor ve dost bildiğimiz çoğu ülkenin el altından bizim düşmanlarımızı desteklediklerini ve bizlerle dolaylı yoldan savaştıklarını da biliyoruz.

Mesela -bizimle savaşıldığını değil, başka yolla nasıl savaşıldığını göstermek açısından örnek veriyorum- Almanya örneğini ele alalım. Almanya İmparatorluğu’nun Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği topraklarını ve nüfuz alanını bugün sahip olduğu ekonomik, kültürel ve politik gücüyle geri almakla kalmadığını, Alman İmparatorluğu’nun ve Hitler Almanyasının kılıç, tank, topla egemenlik kurmaya çalıştığı Polonya, Çekya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Karadağ gibi ülkelerin hemen hemen tüm irili ufaklı sanayi tesislerini, AR-GE şirketlerini, bankalarını, sigorta şirketlerini, marketlerini, lojistik firmalarını, hatta pastanelerini, postanelerini, ekmek fırınlarını, kırtasiye dükkânlarını bile satın aldıklarını görüyoruz ve bunlar, kural belirleyen psikolojik baskısıyla, hiç fark ettirilmeden yapılıyor.

Bir başka alan ise insanların, insan beyninin ve algısının kontrolü konusudur. Burada da silah ve mühimmat yoktur. Medya, eğitim kurumları ve etki ajanları vasıtasıyla bu işlemler yapılmaktadır. Fransa, İngiltere, ABD, hatta İtalya; Ön Asya'daki, Afrika'daki, Uzak Asya'daki ülke yöneticilerinin hemen hemen tamamının çocuklarını teslim almıştır ve bu çocuklar bunlara teslim edilmiştir. Bu ülkelerde yönetici sınıfı da bürokrat sınıfı da teknokrat kesimi de bu yabancı ülkeler yetiştirmektedirler. Eleman yetiştirdikleri alanlar sadece kamuyla, ekonomiyle sınırlı kalmamaktadır, din alanında da eleman yetiştirmektedirler. Örnek: İslam ülkesi olmayan İngiltere, İslam dünyasının “en büyük âlim” diye geçinen insanlarını yetiştirebilmektedir dinî konularda. Hedef ülkeler, zihinleri işgal edilmiş bu nesiller vasıtasıyla teslim alınmakta ve en zahmetsiz şekilde gasbedilmektedirler.

Postmodern gaspta silah yoktur, asker yoktur, askerî personelin, araç ve gerecin kaybı söz konusu değildir; ülkenize gönderilen bayrağa sarılı tabutlarla gelen asker cenazeleri olmadığı için de toplumdan tepki de gelmemektedir. Kimi zaman yönetici, kimi zaman kamuoyu oluşturucu, kimi zaman akademisyen, kimi zaman asker, kimi zaman medya mensubu, hatta siyasi kılıklı işbirlikçiler sahaya sürülerek onlar üzerinden ülkelerin iradeleri, beyinleri kontrol altına alınmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüz savaşlarında sivil uzmanların geliştirmiş olduğu teknolojiler askerî stratejilere hizmet edecek şekilde kullanılmaktadır. Bu nedenle, cepheye sürülecek kalabalık insan gücüne fazla ihtiyaç kalmamıştır ve bunları yapan ülkelerin hemen hemen tamamı mermi atmadan ülkeler üzerinde hâkimiyet kurmaktadırlar. Mermi atmadan ülkeler üzerinde hâkimiyet kuran ülkelerin bugün korkulu rüyası, bir iki mikrobiyoloğun, kimyagerin, bilgisayar “hacker”inin sebep olabileceği yıkımlar ile toplu ölümlere sebebiyet verecek kirlenmeler, hastalıklar ve doğal afetlerdir. Bir yazılım ya da bir virüs yoluyla ülkeleri evlerine hapsedebiliyorsunuz artık bugün.

Bazı ülkeler muhtemel gelişmeleri kontrol altına alabilmek için -Amerika Birleşik Devletleri gibi- hâlâ biyolojik harp, silah ve araçları üretmektedirler masum isimler altında, parantez içerisinde söylüyorum. Fransa Silahlı Kuvvetleri Etik Kurulu, askerin acı duyma hissini köreltecek, strese dayanıklı hâle getirecek, uzun süre uyanık kalmasını sağlayacak, fiziksel ve psikolojik kapasitesini artıracak ilaç ve ameliyatlara müsaade etmiştir, askere çip takılmasına izin veren kararı onaylamıştır. Çin biyonik asker testlerine başlamıştır.

ABD ve bazı ülkeler telekomünikasyon ve mobil telefon üreticisi Çin firmalarını ülkelerine zarar verebilecekleri gerekçesiyle, düşüncesiyle ülkelerinin dışına çıkarmaya zorlamaktadırlar.

ABD, İngiltere, Rusya, Singapur, Çin Halk Cumhuriyeti ve Polonya gibi ülkeler, içinde uzayın da bulunduğu bir siber savunma gücü oluşturmaktadır. Bunu detaylandırarak sunmam, elimdeki zaman nedeniyle… Sayın Başkan da zaman uzatmadığı için burada keseceğim.

Bu hususların tamamı Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından Millî Güvenlik Siyaset Belgesi kapsamında değerlendirilmeli, MİT Müsteşarlığı bunlarla ilgili araştırmaları yapmalı, Savunma Sanayii Başkanlığı da bunlara destek verecek hazırlıkları, altyapıyı kurmalıdır diyorum. Yani, günümüz artık klasik mücadelenin dışına çıkmıştır, dünyayı çok yakinen takip edip klasik yöntemlerden günümüzün ilerisindeki yöntemlere Türkiye geçmek zorundadır diyorum; saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

Söz sırası Sayın Mevlüt Karakaya’nın.

Buyurun Sayın Karakaya. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 yılı merkezî gelir bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. 2021 yılı bütçesinin yüce devletimize ve büyük Türk milletine hayırlar ve güzellikler getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bütçe, aslında iki kefeli bir terazi gibidir. Bütçeleme ise bu iki kefenin makul ve mantıklı bir biçimde dengelenmesini esas alan öngörüye dayalı faaliyetler bütünüdür. Devlet, üzerine düşen görevleri, kendisinden beklenen işlevleri yerine getirebilmek için gider yapmak, harcamalarda bulunmak zorundadır. Bu nedenledir ki bütçede giderler veya harcamalar öncelikle sunulur. Aslında gider ve harcama kavram olarak birbirinden farklı şeyler ama şu an o farklılıklar üzerinde duracak değilim. Bütçeleme yaparken biz, öncelikli olarak giderleri ya da harcamaları terazinin bir kefesine yerleştiririz, bunu belli bir sistematiğe göre yaparız. Giderleri belli amaç ve hedefler doğrultusunda, eş zamanlı olarak, türüne, işlevine, ekonomik sınıfına, ilişkili olduğu programa göre sınıflandırır, gruplandırır, terazinin bir kefesine yerleştiririz. Bu kefeyi gider bütçesi olarak ifade ederiz. Giderin veya harcamanın teorik olarak bir sınırı yoktur, istediğiniz kadar bu kefeyi doldurabilirsiniz. Burada “ihtiyaçların sonsuzluğu” teorisine dayalı olarak ihtiyarilik söz konusudur. Bütçelemede esas olan, gider ve harcamalarla doldurulan bu kefeyi oturduğu zeminden kaldırıp bir dengeye getirmektir. Bunun için terazinin diğer kefesine bir şeyler koymak gerekir. İşte, terazinin bu kefesine de “gelir bütçesi” diyoruz. Biz milletvekillerinin toplumun değişik kesimleri adına yaptığımız istek ve talepler çoğunlukla terazinin gider ve harcama kefesinde yoğunlaşır. Terazinin diğer kefesini doldurmak ve bunu dengeye getirmek hükûmetlerin işidir deriz ancak bu da çok kolay değildir. Burada “kaynakların kıtlığı teorisi” devreye girer. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, terazinin gider ve harcama tarafında ihtiyarilik söz konusu iken gelir tarafında ekonomik şartlar, ekonomik döngüler kendisini daha fazla hissettirir. Buraya kadar anlattığım bütçe ve bütçeleme mekanizmasının basit bir tasviridir. Bu tasvir kapsamında 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine bir göz atacak olursak terazinin bir kefesine 1 trilyon 346 milyar TL, diğer kefesine de 1 trilyon 101 milyar TL koymuşuz ve gider tarafı, gelir tarafına göre 245 milyar TL ağır basıyor. Bu da “bütçe açığı” olarak ifade ediliyor ve bunun kaynağı da borçlanma. Kefeler arasındaki bağlantı ve ilişkiler yani gider ve harcamanın gelir, gelirlerin gider ve harcamalar üzerindeki etkileri, bunların zamanlaması, nakit akışları, üretim ve paylaşım politikalarıyla ilişkileri, ekonomik döngülere duyarlılığı gibi hususlar devreye girdiğinde bu yapı elbette karmaşıklaşır.

Değerli milletvekilleri, bu mekanizma hepimizin malumları. Maksadım, meramımı daha kolay anlatabilmekti. Şimdi, 2021 gelir bütçesini biraz açmaya çalışalım. Gelir bütçemizin büyüklüğü, biraz önce de ifade ettiğim gibi, 1 trilyon 101 milyar TL. Bizim 2021 yılı için hedeflediğimiz gayrisafi yurt içi hasıla ise 5,6 trilyon TL. Ne demek bu? Bu şu demek: Biz, bütçe kanunu teklifiyle önümüzdeki yıl ekonominin tüm birimleriyle yani kamu, şirketler, hane halkının çalışmalarıyla elde edilecek gayrisafi yurt içi hasılanın -millî gelir diyelim- millî gelirin yüzde 19,5’luk bir kısmını yani 1,1 trilyonluk kısmını toplamak ve bütçenin geliri kısmına koymak üzere bir yetki veriyoruz. Bütçe görüşmelerinde en önemli tartışma alanlarından birisi de burada. Yani, tabiri caizse, burada dananın kuyruğu kopuyor. Birincisi, millî gelirin ne kadarlık kısmını toplayacağız? Bu önemlidir çünkü global olarak ekonomik birimlerin kasasına ve kesesine ne kadar dokunacağımız burada belirlenir. Geçmiş yıllarda bu oranlara baktığımızda, ortalama yüzde 22-23 civarlarında olduğunu görürüz. Konjonktürel olarak bu oranlar çok daha yüksek seviyelerde de gerçekleşmiştir. En son 2019 yılına baktığımızda, bunun yüzde 20,3; 2020 yılı için de aşağı yukarı bu seviyelerde olacağını görüyoruz. 2021 yılında ise -biraz önce de ifade ettim- yüzde 19,5. Bu oran ne kadar yüksek olursa gelirlerin giderleri karşılama oranı da o ölçüde artacak, bütçe açığı da azalacak. Ancak şunu da ifade etmemiz gerekir ki, yıllardır PKK, DEAŞ ve son yıllarda da FETÖ başta olmak üzere terör örgütleriyle yapılan mücadeleleri, küresel güçlerin öncülüğünde kur ve faiz üzerinden ekonomimize yapılan saldırıları, küresel Covid-19 salgınının yapmış olduğu tahribatları dikkate aldığımızda, bu seviyenin önceki yılların gerisinde tutulmuş olması gelir bütçesinde dikkat çekilmesi gereken olumlu bir durumdur. Bu olumlu durumun olumsuz tarafının ise daha yüksek bir bütçe açığı olduğu elbette gerçektir.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle -biraz önce bu kürsüden grubumuz adına arkadaşlarımız da ifade etti- ABD’nin ekonomik yaptırım konusunda almış olduğu kararı da buradan kınadığımı ifade etmek istiyorum. Biliyorsunuz, ABD 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra böyle bir karar almış, bir ambargo uygulamasına gitmişti ama bu ambargo uygulaması, biliyorsunuz, bizim millî savunma sanayimizin temellerinin oluşmasına neden oldu; bugün tüm dünyada gıptayla bakılan bir seviyeye geldik. Onun için, bu bir yara değil ancak öldürmeyen yara her zaman için güçlendirecektir; Allah’ın izniyle öldürecek yarayı da açmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Bizim, bütçe tarafına baktığımızda, kimin kasasına, kimin kesesine ne adla, ne ölçüde ve ne şekilde dokunacağımız gelir bütçesinin ikinci önemli ayağı ya da tarafıdır. Bu, bizi gelir bütçesinin kaynaklarına götürür. “Nedir peki bu kaynaklar?” diye baktığımızda, gelir bütçesinde -genel bütçe içerisinden baktığımızda- iki kalem karşımıza çıkar; bunun biri vergilerdir, diğeri de vergi dışı gelirlerdir. Tabii, bu işin aslı ve esasının da vergiler olduğunu ifade etmek istiyorum. 2021 yılı gelir bütçesi teklifine baktığımızda 1,1 trilyon TL gelirin 922,7 milyar TL’sinin vergilerden karşılanacağını ve bunun da toplam gelirler içerisindeki payının yüzde 84 civarında olduğunu görüyoruz. Geri kalan yüzde 14’lük kısmının vergi dışı gelirlerden yani KİT’lerin kârlarından, sermaye gelirlerden, cezalardan oluştuğunu ve bunların dışında da yüzde 2’lik kadar bir kısmının da özel bütçeli idarelerden ve denetleme, düzenleme kurumlarının gelirlerinden oluştuğunu görüyoruz.

Bütçe gelirlerinin sağlam ve sağlıklı olmasının temel dayanağının vergiler olması gerektiği hepimizin malumudur. Gelişmiş ekonomilerde bütçe gelirlerinin bizdekinden çok daha yüksek seviyelerde vergilerden oluştuğunu ifade etmeliyim. Ancak şunu da eklememiz lazım: Vergi gelirlerinin iktisadi döngülere duyarlılığı tüm ülke ekonomilerinde bütçe performansı üzerinde belirleyici bir öneme sahip. Genel olarak iktisadi döngülerin tüm vergi kaynaklarını da aynı oranda etkilemediği bir gerçektir.

Değerli arkadaşlar, bizim bütçe performansıyla ilgili temel sorunlarımızın başında vergi sistemimizle alakalı eksiklik ve aksaklıkların yer aldığı, yine, hepimizin ifade ettiği bir husustur. Vergi sistemimizdeki sorunlar, sonuçları itibarıyla ikili bir yapıda ele alınmalıdır. Bunlardan birincisi, beyan edilmeyen gelirlerdir yani kaçırılan vergiler. Bu konuda kapsamlı ve etkili bir çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bütçe gelirlerinin artışı noktasında yeni vergiler ihdas etmek yerine, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin esas alınması temennimizdir. İkincisi ise beyan edilmekle birlikte ödenmeyen vergilerdir. Son yıllarda, tahakkuk eden vergi miktarı ile tahsil edilen vergi miktarı arasındaki makas giderek açılmıştır. Tahsilatın tahakkuk edilen vergilere oranının mayıs itibarıyla yüzde 55’ler seviyesine geldiği ifade edilmekte -şu andaki en son durumu bilmiyorum ancak- bu, önemli bir vergi tahsilat alacağının olduğu anlamına gelmektedir. Bu durumun telafi edilmesi için kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması sıklıkla uygulanan bir yoldur. Bize göre bunun çözümü, vergi tahsilatının kolaylaştırılması için 6183 sayılı Kanun’da reform yapılmasıdır yani gecikme faizi, gecikme zammı gibi, ödemede yük oluşturan faiz politikası yeniden düzenlenmelidir.

Bu arada, konuyla bağlantılı olarak, 2020 yılı içerisinde yapılan vergi ve SGK borçlarının yapılandırılması, pandemi dönemiyle ilgili tedbir ve teşvikler dolayısıyla yapılan düzenlemelerle ilgili duyulan memnuniyeti de aktarmak istiyorum.

Yine, pandemi nedeniyle zor günler geçiren iş dünyasına bir nefes daha aldıracak, vergi idaresi ile vergi mükellefleri açısından yeniden bir kucaklaşma ve kamu hazinesine gönüllü ve taze bir kaynak girişi sağlayacak, matrah artırımını da içeren bir düzenleme yapılması yönünde yoğun talep ve istek bulunduğunu da buradan ifade etmek istiyorum.

Gelir ve kurumlar vergisi çerçevesinde vergileme anlayışında yapısal bir değişiklik zaruret hâline gelmiştir. Gelir vergisinde, verginin üniter yapısı yeniden sorgulanarak üniter vergilemenin devam edip etmeyeceğine karar vermek gerekir. Gelir vergisinde üniter vergilemenin devam etmesi istenirse üniter vergilemenin koşulları mutlaka yeniden belirlenmelidir.

Kurumlar vergisinde kazancın tespiti de önemlidir. Bunun için Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan ticari kazanç belirleme usul ve esaslarının uygulanmasından vazgeçilerek sermaye şirketleri açısından “ticari kazanç” tanımı yeniden yapılmalıdır.

Gelişen dijital ekonomiye ve e-ticarete uygun bir vergi yapısının oluşturulmasına ihtiyaç vardır; muafiyet ve istisnaların kapsamı daraltılmalı, buna bağlı olarak da vergi oranları düşürülmelidir.

Değerli arkadaşlar, tabii ki bu konuyla ilgili birçok sorun var, bunları sürekli olarak gündeme getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz.

Ben bu vesileyle 2021 yılı bütçesinin yüce Türk milletine hayırlar getirmesini bir kez daha ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Mustafa Baki Ersoy’a ait.

Buyurun Sayın Ersoy. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 yılı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milletinin tüm fertlerini saygılarımla selamlıyorum.

Siyasi ve toplumsal uzlaşmanın ortaya çıkardığı, millî iradenin doğrudan tecelli etmesine vesile olan ve kutlu değerlerin buluşma noktası hâline gelen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, büyük Türk milletinin bugününe sahip çıkmaya, geleceğini ise kurmaya devam edecektir. Çünkü bu sistemin ana omurgasını güçlü devlet, güçlü yönetim, demokratik istikrar gayeleri oluşturmaktadır. Bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 3’üncü bütçesi olma özelliği taşıyan 2021 yılı bütçemizin hazırlanmasında emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum.

2020 yılı bizlere bir kez daha göstermiştir ki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi hızlı karar alma mekanizmalarıyla; Türkiye’yi hedef alan oyunları bir bir bozmuş, Türk milleti üzerinde yapılan hesapları tek tek bertaraf etmiştir. Bunun son örneği ise Amerika Birleşik Devletleri’nin aciz çırpınışlarla almış olduğu yaptırım kararıdır. Buradan bu vesileyle de Amerika Birleşik Devletleri’nin S-400 yaptırım kararıyla savunma sanayimizi abluka altına alma çabalarını kınıyor, bu kararı tanımıyor, ulusal çıkarlarımız ve savunma sanayimiz için attığımız adımlardaki kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini ziyadesiyle önemsiyoruz. Çünkü atılan her millî adım Türk’e kin besleyenleri rahatsız etmekte, gösterilen her millî duruş Türkiye Cumhuriyeti’ne hasım olanları alaşağı etmekte, Türk milletinin çıkarlarını korumaya yönelik beyan edilen her irade zilletin membasını kurutmaktadır.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle siyasi ve ekonomik bakımdan küresel bir yeniden yapılanma sürecinde olduğumuz bir dönemde 2021 yılı bütçe teklifinin sistemin getirdiği hız ve istikrardan beslenmekte olduğunu ve Türkiye ekonomisinin yoluna daha da güçlenerek devam etmesini amaçladığını da görmekteyiz. Dünyadaki dengelerin değiştiği böylesine hassas bir dönemde ülkemizin küresel sebeplerin dışında maruz kaldığı ekonomik saldırılara, baskı ve dayatmalara verdiği güçlü karşılığın kaynağının Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi olduğu da inkâr edilemeyecektir. Tüm bu avantajlarına rağmen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini itibarsızlaştırma gayretinde olanları, Türk milletinin devletiyle birlikte verdiği mücadeleyi sekteye uğratmaya çalışanları da ibretle takip ediyoruz. Şüphesiz ki bu kesime cevap Suriye’den, Libya’dan, Irak’tan, Kıbrıs’tan, Kafkaslardan, Doğu Akdeniz’den, Ege’den ve Karadeniz’den fazlasıyla gelmektedir. Türk milleti bu sese sahip çıkmakta kararlıdır. Türk milleti, verilen mücadeleyle kazançlı çıkanın bayrak, devlet, vatan ve millet olduğunun farkında, korunanın millî namus ve kendisinin haysiyeti olduğunun bilincindedir. Bu sebepledir ki kendi sesi hâline gelen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin bu millet sonuna kadar arkasındadır.

Değerli milletvekilleri, Türk milleti onlarca yıldır kan emici terör örgütleriyle mücadele etmektedir ancak son yıllarda terör örgütlerinin hedef birlikteliklerini eylem birlikteliğine döndürdüğü de ortadadır. 15 Temmuz FET֒cü hain darbe girişiminin hemen ardından bir düğmeye basılmışçasına hareket eden terör örgütleri bu işbirlikçi yapılarıyla harekete geçmiş ve bu, defalarca teyit ve ispat edilmiştir. Böyle bir ahvalde güvenlik güçlerimizin devletleri kendisine hayran bırakan bir mücadele sergilemesi hepimizi gururlandırmakta, umudumuza umut katmaktadır. Suriye’nin kuzeyinde ihanetin bağrına hançer olup saplanan, Irak’ın kuzeyindeki sapıkların inlerine gözlerini kırpmadan giren, Karabağ’da terörist devlet, işgalci Ermenistan’a varlığıyla dahi korku salan, Doğu Akdeniz’de gözümüz, Karadeniz’de umudumuz, Ege’de ise gururumuz olan güvenlik güçlerimize en kalbî duygularımla selamlarımı gönderiyor, hepsini ayrı ayrı Allah’a emanet ediyorum.

İnşallah, bir gün Türk birliği mutlaka kurulacaktır. Bu vesileyle de Tanrı Türk’e yâr olsun, Turan ellere selam olsun diyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Ayrıca, bir takdiri daha adresine teslim etmek istiyorum. Türk savunma sanayisinin son yıllarda gösterdiği başarı takdire şayandır. Üretilen yerli ve millî silahlarımız bir sonucun ürünü olmaktan çıkmış, dünyanın dört bir yanında sonucu belirleyen silahlar hâline gelmiştir. Bu gurur hepimizindir, bu onur büyük Türk milletinindir. Ben Kayseri Milletvekili olarak bu noktada Kayseri ilimizde de savunma sanayisi altyapısının olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Savunma sanayisi alanında yapılacak yatırımların devletimizin destek ve teşvikleriyle şehrimizde yapılmasına talip olduğumuzu da bir kez daha belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin beşeri ve iktisadi varlıklarını değerlendirerek mali istikrarın korunması, yurt içi tasarrufların artırılması, rekabet gücü yüksek bir üretim yapısına ulaşılması, altyapının geliştirilmesi, çevrenin korunması, doğal kaynakların rasyonel kullanımı ve yönetimi, nitelikli kentleşme, afet risklerinin azaltılması, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması ve kırsal kalkınmanın sağlanması gibi toplumun refahı üzerine doğrudan etkisi olan alanlarda sürdürülebilir, bütüncül bir bakış açısının geliştirilmesi geleceğimiz için büyük önem arz etmektedir.

Ben de bu vesileyle tüm Türkiye'de ve seçim bölgem olan Kayseri’de yapılan ve yapılacak olan tüm yatırımlar için şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. Kayseri’mize yapılan yatırımlarla birlikte yapımı yarım kalmış birtakım projeler bulunmaktadır. Tamamlanmasının öncelikli olması gerektiğini düşündüğümüz Boğazlıyan-Felâhiye Yolu, Kayseri-Sivas Yolu, Bünyan yolu, internet altyapısı bulunmayan ve hane sayısı az olan mahallelerimize internet hizmeti sağlanması, Develi Devlet Hastanesine 150 yatak kapasiteli ek bina yapımı, Yahyalı Devlet Hastanesi, Bünyan Devlet Hastanesi, Sarız İlçe Entegre Hastanesi inşaatlarının tamamlanması için ödenek sağlanması Kayseri’miz için oldukça önem arz etmektedir. Bunlarla birlikte doğal gaz arzı için Sarıoğlan ilçemize 2022 yılı için tarih verilmiş olsa da Pınarbaşı, Akkışla, Felâhiye, Özvatan ve Sarız ilçelerimize de doğal gaz arzı çalışmalarının başlaması öncelikli beklentilerimiz arasındadır.

Değerli milletvekilleri, Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2018 Türkiye genel seçimleri sonrası Kalkınma Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının Bütçe Genel Müdürlüğü birleştirilerek Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulmuştur, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yürürlüğe girmesiyle birlikte faaliyete geçmiştir. Başkanlık, Cumhurbaşkanı tarafından alınan kararlarla oluşturulan politika çerçevesinin hızlı ve etkili bir şekilde uygulamaya geçirilmesini ve izlenmesini sağlamayı, ekonomide büyüme ve gelişme odaklı hedeflere ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede temel politika belgelerinin hazırlanması, merkezî yönetim bütçesinin hazırlanması ve uygulanması hizmetlerini yürütmektedir. Ayrıca sektörel ve tematik politika ve stratejiler geliştirilerek bu doğrultuda kamu kaynaklarının tahsis edilmesi, kamu personel istihdamına ilişkin çalışmaların yürütülmesi, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimî Komitesi sekretarya hizmetleri ile uluslararası kalkınma iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin görev ve sorumlulukları yerine getirmektedir. Başkanlığın faaliyet programını incelediğimizde bir kez daha ülkemizi sarmalayan zorlu küresel ve bölgesel ekonomik ve siyasi koşullara, etrafımızda cereyan eden terör olaylarına ve 15 Temmuz hain darbe girişimine rağmen gerçekleştirilen yapısal reformlar ve özellikle uygulanan politikalar sayesinde ülkemizde ekonomik istikrar ve güven ortamının korunmuş olduğunu, büyüme ve kalkınma sürecinin kararlı bir biçimde sürdürüldüğünü görmekteyiz.

Şüphesiz, dünya ekonomileri ve ülkelerin sosyoekonomik yaşam şartları değişmekteyken önemli olan krizi fırsata çevirebilmektir. Önce kendi kendine yeten, daha sonra ise dost ülkelerin imdadına yetişen ülke olabilmek geleceğimiz açısından da oldukça önem arz etmektedir.

2021 yılı bütçemizin de bu kapsamda uluslararası bir bütçe olarak karşımıza çıkması bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Ben de bu vesileyle Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay’a teşekkür ediyor, Strateji Bütçe Başkanlığının bütçe teklifini olumlu değerlendiriyor, bu duygu ve düşüncelerle 2021 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Söz talebim var.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, hatip Hidayet Vahapoğlu konuşmasında “Diyanet’in eleştirilmesi Haçlılara yardımdır.” dedi ve devam etti. Diyanet bütçesini konuşan Vekilimiz Hüda Kaya’ya doğrudan sataşmada bulunmuştur. Sataşmadan kendisine söz istiyoruz.

İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) - Hidayet Vahapoğlu öyle bir şey söylemedi yalnız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben not aldım.

İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) – Hayır, inceletin.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) - Başkanım, adım karıştırıldı.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ha, isim karıştı işte, sizden önceki…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sadece isim karışmadı yani…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yaşar Yıldırım… Bir dakika…

Siz Hidayet Bey misiniz? Kusura bakmayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Yaşar Bey söyledi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yaşar Bey söylemiş o zaman.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

Sayın Beştaş, oturun, size de söz vereceğim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hayır, ben anlamadım “Cümleyi söylemedi.” mi diyorsunuz?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yok, siz konuşmasını da yanlış anlamışsınız, ben izah edeceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, konuşmacımız Sayın Yaşar Yıldırım Diyanet’e ilişkin görüşlerini ifade etti. Buna katılmak zorunda değil kimse. Dolayısıyla daha evvel HDP’nin konuşmacısına da bir cevap vermiş falan da değil veya bir sataşma da söz konusu değil. Bu, genelde yapılan bir tartışmadır. Milliyetçi Hareket Partisi adına arkadaşımız görüşünü söylemiştir. Eğer biz bu Genel Kurulda bütün konuşmalara ilişkin kendi görüşlerimizi ifade edecek olursak vallahi -gün yirmi dört saat ama- iki yüz kırk saat yetmez.

BAŞKAN – Doğru.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – O nedenle konuşmacımızın…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Herhangi bir sataşma söz konusu değildir.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, yerinizden söz vereyim.

Buyurun, ifade edin, gündemimize devam edelim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, ben kendime söz istesem konuşacağım da hatibimize istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Akçay’ı dinledim. Sonuçta bizim hatibimiz Diyaneti eleştiren ve önerilerini sunan bir konuşma yaptı. İsim geçmedi, onu demedim zaten ama şunu söyledi, ben not aldım yani kulağıma güvenirim, isterseniz tutanaklara bakın: “Diyanetin eleştirilmesi Haçlılara yardımdır.” “Yerli iş birlikçileri” kavramını da ekledi. Yani bu konuda, bu zaman kaybı yerine iki dakika söz istiyoruz.

BAŞKAN – Yerinden söz vereyim bir dakika.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HÜDA KAYA (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın konuşmacı Diyanetin ve Kızılayın tartışılmazlığından bahsetti. Diyanet de ve devlete ait herhangi bir kurum da tartışılmaz değildir. Kurumlar, ilahî kurumlar değildir; altmış yıllık laik sistemin kurumlarından bir tanesidir. Kaldı ki peygamberlik, elçiler bile eleştirilmiştir, ikaz edilmişlerdir. Bu anlamda, yanlış yapılıyorsa eleştiri hakkı her zaman olacaktır. Kaldı ki bütün elçiler de mücadele ettikleri dönemlerde hep Allah adına ahkâm kesen dinci sınıflarla mücadele etmişlerdir. Bunun dikkate alınmasını istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ben de yerimden, bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun.

15.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın konuşmacımızın, Sayın Yaşar Yıldırım’ın sözleri, Diyanetin Türkiye’nin temel kurumlarından biri olduğundan hareketle, kurumların yıpratılmaması maksadına yöneliktir. Yoksa Türkiye’de tartışılmayan kurum yoktur ama kurumların yıpratılmaması ayrı bir bahistir, üzerinde durduğumuz bir husustur. Diyanet, tüm millet olarak hepimizi temsil eden, önemli hizmetler gören ve tarihî özellikleri de olan, önemli bir kurumumuzdur; tartışılması başka, yıpratılmaması başkadır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, çok kısa, çok kısa…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Çok kısa…

BAŞKAN – Amacına uygun ifadelerinizi kullandınız, bunu devam ettirmeyelim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Tutanaklara geçsin.

Sayın Başkan, bizim hiçbir eleştirimiz hiçbir kurumu yıpratmaya yönelik değildir. Aksine, biz eleştirimizle yapıcı olarak o kurumların hakiki görevlerine dönmesi gerektiğini savunuyoruz. Yoksa amacımız yıpratmak değil, muhalefetiz biz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN - Lehte Sayın Tamer Akkal.

Buyurun Sayın Tamer Akkal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TAMER AKKAL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, yüce Türk milleti; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay’a da buradan hoş geldiniz diyorum.

Sizlere bugün şahsım adına 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin sekizinci turu üzerine konuşma yapmak üzere huzurunuzdayım. Tabii ki de bu kısa zaman zarfında AK PARTİ hükûmetlerinin yapmış olduğu yatırımları ve icraatları anlatmam mümkün olmasa da millî ve yerli sermayenin son beş yıl içerisinde nerelerde nasıl izler bıraktığını kısaca hatırlatmakta fayda var. Binlerce projeden AR-GE çalışmaları bir yandan tamamlanırken şu anda aktif kullanımda olan İHA ve SİHA’larımız sadece sınırlarımız içindeki hainlerin inlerini yerle bir etmekle kalmamış; Suriye, Libya ve en son ise Dağlık Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtulma mücadelesinde Azerbaycan ordusunun kontrolünde göğsümüzü kabartmış ve Türk dünyasına büyük bir zafer armağan etmiştir. Bizler, güçlü ordumuzun, savunma sanayimizin yaptıklarıyla gurur duyarken üzülerek söylüyorum ki Türkiye’deki muhalefet partileri Türkiye’nin Karabağ’a yabancı savaşçı gönderdiğini iddia edecek kadar, ordusuna “satılmış” ifadesini kullanacak kadar şirazeden çıkmış, geçmişini unutmuş, aklını yitirmiştir.

Ey Cumhuriyet Halk Partisi; iki bin iki yüz yıllık bir tarihe ve bu süreçte sayısız zafer ve fetihlere imza atan Türk Silahlı Kuvvetlerini ne satabilecek ne de satın alabilecek bir güç yoktur. Herkes haddini bilsin!

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partili Ünal Çeviköz, Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni yönetiminden demokrasi dilenip âdeta ülkemizi şikâyet ederek partilerinin ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerinde durduğu “Manda ve himayecilik kabul edilemez.” anlayışından ve tüm ilkelerinden ne kadar uzaklaştıklarını bir kere daha gözler önüne sermişlerdir. Yapılan her yerli ve millî yatırıma karşı çıkan başta Cumhuriyet Halk Partisi ve ortakları kendi ülkesine muhalefet eden trajik siyasal var oluşlarıyla ülkemizde taş üstüne taş koyanları karalayıp kötülemek için var gücüyle çalışmaktadır. Hatırlatıyorum, muhalefetin asli görevi iktidarın her yaptığını eleştirmek değildir, “Biz daha iyisini yaparız.” diyebilmek, çözüm önerileri sunmaktır. Ancak kendi Başkanlarının da dediği gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine oturarak bu işler maalesef olmuyor.

MEHMET GÖKER (Burdur) – Bizim sayemizde vekil oldun konuşuyorsun ha!

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Konuş, konuş!

TAMER AKKAL (Devamla) – Ona da cevap vereceğim, ona da cevap vereceğim.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Transferle gittin, transfer!

TAMER AKKAL (Devamla) – Üzülerek görüyoruz ki Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisinin yalanın da kurgunun da genel merkezi olduğunu en son Cumhurbaşkanı adayları Sayın Muharrem İnce ekranlarda açıkça dile getirdi, “Çete var içerde çete.” dedi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖKER (Burdur) – Varmış işte, var, doğru, geçti sizin oylarla!

TAMER AKKAL (Devamla) – Libya’ya yardım götüren gemimize haydutların yaptığını meşru gören bir Genel Başkan kime hizmet etmektedir hem de yalan ve yanlış bilgilerle?

AYDIN ÖZER (Antalya) – Sen kime hizmet ediyorsun?

TAMER AKKAL (Devamla) – Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasının ardından Yunan gazetesi Greek City Times’ın ertesi günkü manşetinde…

AYDIN ÖZER (Antalya) – Sen bizim…

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Bir daha Manisa’da vekil olma şansın yok, şansın yok.

TAMER AKKAL (Devamla) – Dinler misiniz lütfen?

…“Türk muhalefeti yaptığı açıklamada Yunan komutanın Libya’ya giden gemide arama yapmakta haklı olduğunu söyledi.” yazısını görünce mutlu oldunuz mu? Yazık, hem de çok yazık! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYDIN ÖZER (Antalya) – Sana yazık!

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sana yazık! CHP oylarıyla vekil olunca mutlu oldun mu sen?

TAMER AKKAL (Devamla) – Bu yalan söylemlerin kimin işine yaradığını, kime hizmet ettiğini Yunan medyası başta olmak üzere tüm yabancı basına baktığınızda anlayabilirsiniz.

MEHMET GÖKER (Burdur) – Mazbatayı alırken mutlu oldun mu?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Parayı alırken mutlu oldun mu?

TAMER AKKAL (Devamla) – Ulusal konularda bile ülkesini kötüleyen bir zihniyetin Türkiye’yi yönetmeye talip olması ise tam bir çelişkidir.

MEHMET GÖKER (Burdur) – Üç ayda bir para yatıyor.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Ne oldu, borçların mı silindi senin, borçların mı?

TAMER AKKAL (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı katıldığı bir televizyon programında “YPG/PYD bize mi saldıracak?” dedi. Bunu aklı başında bir insanın nasıl zikredebildiğini anlamak mümkün değildir, böyle bir düşünce olamaz. Bunu ana muhalefet partisi lideri diyemez. Bu, muhalefet etmek değil, resmen eli silahlı, şereften yoksun, soysuz katilleri aklamaktır. Ama merak etmeyin Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefli ordusu hepsinin canını okumaya, leşlerini sermeye devam ediyor. İçerde bitiyorlar, nefes alamıyorlar; dışarıda da bitecekler, siyaseten de bitecekler. Türkiye’ye kafa tutmanın, ihanet etmenin bedelini herkes ödeyecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz diyoruz ki: PKK’nın sözcüleriyle ortaklık yapmayın; haydi yapıyorsunuz, o zaman dürüst olun, seçmeninizi kandırmayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYDIN ÖZER (Antalya) – Sen dürüst ol, sen!

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sen dürüstlüğe bak, dürüstlüğe, “Seçmenini para için sattı.” diyorlar sana.

TAMER AKKAL (Devamla) – Ama onu da beceremiyorlar.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Bak Manisalılardan mesaj geliyor “Para için sattı seçmenini.” diyorlar.

TAMER AKKAL (Devamla) – Neden? Çünkü korkuyorlar. Korkmayın efendiler, korkmayın. Çıkın, siz PKK’nın sözcülerinin…

BAŞKAN – Teşekkürler Tamer Bey.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Ver, ver, Başkanım, beş dakika daha ver.

TAMER AKKAL (Devamla) – Sayın Başkan, toparlayayım.

BAŞKAN - Söz vermiyorum, kimseye vermedim. Size niye vereyim ya?

TAMER AKKAL (Devamla) – Saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖKER (Burdur) – Dürüst ol, seçmenini kandırma!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özkoç.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Manisa Milletvekili Tamer Akkal’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Aslında cevap vermeye değmez ancak söylediği bir söz gerçekten dikkate değer, o yüzden ona değineceğim. “Seçmeninize saygı gösterin.” diyor. Cumhuriyet Halk Partisinin de desteğini alarak İYİ PARTİ’den milletvekili olup ondan sonra gittiği yerde yüzü kızarmadan konuşan bir insana bizim söyleyecek sözümüz yoktur, Allah ıslah etsin. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

TAMER AKKAL (Manisa) – Cevap verebilir miyim? Sataşma var.

BAŞKAN – Bir dakika…

Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

17.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, sayın milletvekilimiz biraz evvel kendi düşüncelerini ortaya koymuş ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kamuoyuna yansımış sözlerinden hareketle, kendi sözlerinden hareketle haklı sorular sormuştur. Bundan gocunacak herhangi bir durum yoktur, bunların cevabını kamuoyuna tatmin edici bir şekilde vermek gerekir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

TAMER AKKAL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.22

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Söz sırası, yürütmeye ait.

Buyurun Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Cumhurbaşkanlığı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların 2021 yılı bütçeleri ve 2019 yılı kesin hesaplarını Gazi Meclisimizin takdirine sunuyoruz.

Gün boyunca düşüncelerini ifade eden, yapıcı eleştirileriyle katkı veren milletvekillerimize, Cumhurbaşkanlığı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların bütçeleri, kesin hesapları, faaliyetleri ve projeleri hakkında ifade ettikleri görüşleri için teşekkür ediyorum.

Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptırım kararını 4 siyasi partinin imza koyduğu ortak bir bildiriyle kınayarak millî birlik ve beraberliğimizi yansıtan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bilhassa imza atan siyasi parti gruplarımıza şükranlarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sözlerimin başında Amerika’nın aldığı haksız yaptırım kararını bir kez daha şiddetle kınıyorum. Savunma Sanayii Başkanlığı Başkanı İsmail Demir, Başkan Yardımcısı Faruk Yiğit; Hava Savunma ve Uzay Dairesi Başkanı Serhat Gençoğlu ve Grup Müdürü Mustafa Alper Deniz; sizlerle gurur duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Milletimiz ve devletimiz adına sizinleyiz, yanınızdayız, Savunma Sanayiinde ve ilgili birimlerde çalışan tüm arkadaşlarımızın, kurumlarımızın yanındayız. Bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum hepinize. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, on sekiz yıldır daha müreffeh yarınlar, daha güçlü Türkiye idealine doğru büyük ve emin adımlarla ilerlemektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki bu yolculuk, gerektiğinde kendi göbeğini kendi kesen, gerektiğinde bedel ödeyen ama bağımsız politikalarını hayata geçirme konusunda asla taviz vermeyen büyük Türkiye yolculuğudur.

On sekiz yıldır elde ettiğimiz başarıları siyasi çekişmeler, belirsizlikler, istikrarsızlıklar içinde çırpınan bir parlamenter sistemle, ekonomide hatta ülke savunmasında bile dışa bağımlı bir Türkiye’nin gerçekleştirmesi mümkün müydü?

Özellikle Sayın Öztrak, eleştirilerinizi dinledim, tamamen temelsiz bir şekilde eleştiriyorsunuz. Siz iyi hatırlarsınız aslında parlamenter günlerin hepsinde… Herkes çok iyi hatırlar, biz de iyi hatırlarız. Ama kimsenin o günleri hatırlamak aslında işine gelmiyor. İstikrarlı bir Türkiye’yi mi istemiyoruz, onu anlamıyoruz biz. Akıbeti belirsiz koalisyon hükûmetleriyle, askerî ve bürokratik vesayetlerin prangalarıyla üstesinden geldiğimiz zorluklar aşılabilir miydi bugün, onu sormak isterim? Mümkün değil, aşılamazdı.

YUNUS EMRE (İstanbul) – Hangi sorunun üstesinden geldiniz?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – En küçük bir sarsıntıda, en ufak bir manipülasyonda dengesini kaybeden, dışımızdaki güçlerin tuzaklarına düşürülmeye çalışılan bir Türkiye’yle bugünlere gelebilir miydik? Asla gelemezdik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dünyanın gıpta ettiği Türkiye’den bahsediyorum, dünyanın gıpta ettiği Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUNUS EMRE (İstanbul) – Eline mektup verilerek mi oluyor?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Elini vicdanına koyan herkes; gücü, tecrübesi ve ağırlığıyla bir dünya lideri olan Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye’nin bölgesel güç hâline geldiği ve küresel güç olma yolunda da ciddi yol aldığını kabul etmektedir. İsteseniz de istemeseniz de siz de bunu bir gün kabul edeceksiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, önce yüce Meclisimiz, sonra da halkımızın istek ve iradesiyle kabul edilmiş bir sistemdir.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Ucube sistem.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Herhangi bir kimsenin değil, Meclisimizin ve milletimizin irade ve kararına dayanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, kuvvetler ayrılığına dayanan bir sistemdir ve demokratiktir. Siz hâlâ bugün dahi bakanlar gelmediğinde “Nerede bu bakanlar?” diyen, geldiğinde hâl⠓atanmış veya seçilmiş” şeklinde kibirli bir yaklaşımınızla konuşmaya ve eleştirmeye devam edin. Milletin verdiği kararı, Meclisin verdiği kararı hazmetmemeye devam edin, hiçbir şeyi değiştirmeyecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Seçilmişlere “kibirli” diyor, herkes susuyor. Bu, nasıl bir ifade ya!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – “Denge ve denetim yok.” diyorsunuz. Yürütme olarak günlerdir yine yüce Meclisimizin önünde harcanan ve harcanacak her bir kuruş için burada hesap veriyoruz, bunları kurala bağlıyor, açıklamasını yapıyoruz. Hesabını veriyoruz. (CHP sıralarından gürültüler) Bu, bir denge ve denetim mekanizması değil de nedir? Parlamenter sistemde bu, farklı mıydı arkadaşlar?

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sizi denetleyecek bir güç kalmadı, sizi denetleyecek bir güç yok.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Bu konuda sistem değişikliği öncesine göre farklılık nedir, bana söyler misiniz? Yürütmenin de yasamanın da iradesi, bağımsız mahkemelerce denetlenmekte midir? Denetlenmektedir. (CHP sıralarından gürültüler) Yürütmenin kararları, idare mahkemeleri ya da Danıştay tarafından iptal edilmekte midir? Edilebilmektedir, edilmektedir. Görevini istismar eden kamu görevlileri, adli yargıda yargılanmakta mıdır? Kanunlar, Anayasa’ya aykırı bulunduğunda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmekte midir? Evet.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Alt mahkemeler ne yapıyor?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Bu konuda ya hiç mi Resmî Gazete’yi okumuyorsunuz? Ya daha bu sabah bakın, bir kanun, yine Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Kim tanıyor Anayasa Mahkemesini?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Alt mahkeme de onu tanımaz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Normal, edilebilir çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti de sistemi de demokratik bir sistemdir ve aynı zamanda da hukuk devletidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak mı hukuk devleti oluyor?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Aslında, ayrıca, şunu da ifade edeyim, Anayasa’mız gerektiğinde yüce Meclisimize yani sizlere yürütmeyi fesih yetkisini de vermektedir; bu da sizde.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Kaç imzayla?

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ne yani, iki imzayla mı bekliyordun yani?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Ülkemizde bir rejim sorunu söz konusu değildir arkadaşlar, bir rejim sorunu söz konusu değildir. (CHP sıralarından gürültüler)

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – İktidara gelirsen yaparsın.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Cumhurbaşkanlığı sistemiyle -rejimi değil- yürütme görevini yerine getirecek organlarla ilgilidir bu sistem, rejimle ilgili bir değişiklik yok ortada. Sadece yürütme sistemiyle, organlarla, kurumlarla ilgili bir değişiklik.

BURAK ERBAY (Muğla) – Adil bir seçim yapın, ne olacak o zaman.

ATİLA SERTEL (İzmir) – 10 milyonluk arabaya biniyorsun!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Kuruluşundan bu yana rejimimiz demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayanmaktadır, bugün de öyle.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – İstanbul seçimleri neden tekrarlandı Sayın Cumhurbaşkanı Vekili? Madem hukuk vardı…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – YSK kararı gereğince.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Rejim sorunu olsa olsa muhalefetin, sizlerin milletimizden gizli kapalı kapılar ardında hazırladığı karanlık Anayasa taslaklarında gündeme gelebilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yoksa bizimle bir alakası yok bunun.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Saraydan gelip ‘kibirli’ diyemezsin bize. Burada kimseye ayar veremezsin. Seçilmişlere ayar vermeye hakkınız yok. Git sarayda konuş o kibri.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle yapılan, yürütmeye istikrar kazandırma ve ülkenin çok şey kaybettiği koalisyonlar batağını tekrar yaşamasını önlemektir ve önlemiştir de. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İnsanlar kendini yakıyor Meclis kapısında.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Yani hazmedemediğiniz buysa ben ne yapayım, biz ne yapalım? Oradan oraya savrulan, memleket değil, devlet hiç değil, halkın verdiği muhalefet görevini dahi layıkıyla yerine getiremeyen, muhalefetin ta kendisidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Siz muhalefet değilsiniz. Bize ayar veremezsiniz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ne memleketi ne de devleti sorgulayın, kendinizi sorgulayın.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Devlet mi kaldı?

HALİL ETYEMEZ (Konya)- Dinleyin ya!

HÜDA KAYA (İstanbul) – 83 milyonun güya sarayından geliyorsun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhalefet ülkenin karşılaştığı tehdit ve zorlukları algılamaktan uzaktır.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Bu tehdit sizsiniz, siz.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Basiretsiz basiretsiz, konuşmaya bakın.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Dinliyoruz yani haftalardır dinliyoruz, bugün de dinledik sabahtan beri.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Bir de siz dinleyin.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Kibir akıyor, kibir.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Çok masal dinledik.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Dinle, dinle!

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Dinleriz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - 15 Temmuz herhangi bir terörist kalkışmanın çok ötesinde, hain bir girişimdir. Sadece hain bir darbe girişimi bile değil, onun çok ötesinde bir girişimdir.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – O hainleri siz yetiştirdiniz, siz.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, Grup Başkan Vekillerinin yanında laf atmanızı doğru bulmuyorum. Grup Başkan Vekilleri gerekli cevabı vereceklerdir, sabırlı olun. Değerli milletvekilleri, karşıya yönelik konuşmanız doğru değildir.

Buyurun Sayın Cumhurbaşkanı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - 15 Temmuz… Milletin emanet ettiği silahlar, bir terör örgütü tarafından milletin kendisine doğrultulmuştur. Bu, tarihimizde bir ilktir ve son olması için de Anayasa’nın ve yasaların emrettiği ve izin verdiği şekilde yine olağanüstü şartlarda mücadele zarureti doğmuştur. “20 Temmuz ve sonrası” diye ifade ettiğiniz dönem, işte, o dönem, bu mücadelenin başladığı tarihtir, 15 Temmuzdan sonra çok daha yoğun olarak başladığı tarihtir; niye rahatsız oluyorsunuz bundan? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – O grupları alan kimdi? Devleti onlara teslim eden kimdi onu söyle ama.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - O dönemde çıkarılan tüm kanunlar, o dönemde çıkarılan tüm kanun hükmünde kararnameler yüce Meclisimize, sizlere sunulmuş ve tarafınızdan da uygun görülenler kanunlaştırılmıştır. Kullanılan tüm yetkiler yine Anayasa’da öngörülen merciler tarafından ve öngörülen usullere göre yerine getirilmiştir. Bugün yürütme görevi ve de yetkisi, Anayasa’da yerini bulan şekliyle, seçilmiş ve millet iradesine dayanan Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır. Ülkemizde “tek adamlık” kavramı bugünün değil, tek parti döneminin, 1940’lı yılların şef dönemlerinin konusudur, bugünün değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) Hafızalarınızı tazelemek istiyorsanız o günlere gidebilirsiniz.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemimizde tek adam değil…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sen bütçeden bahset, bütçeden. 10 milyonluk arabaya biniyorsun. 10 milyonluk arabaya biniyorsun, 10 milyon. Millet aç, aç!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – …istişare vardır, katılımcı demokrasi vardır, hızlı ve etkin karar alma mekanizmaları vardır ve biz bunları birer birer uyguluyoruz.

ATİLA SERTEL (İzmir) – 10 milyonluk arabayı iade et, iade et.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Siz, kendi içinizde bunları uygulayamıyorsanız bu sizin sorununuz, bizim değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Arabanı iade et, arabanı iade et, arabanı iade et.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) –Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde tek adam değil -tekrarlıyorum- istişare vardır, katılımcı demokrasi vardır.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Arabanı iade et.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Arabanı iade et, arabanı. Birazcık vicdanın varsa o arabayı ver, arabayı.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Birazcık vicdanın varsa arabayı iade et.

ATİLA SERTEL (İzmir) – 10 milyon, 10 milyon o araba. Yazık! Bu fakir fukaranın vergileriyle alıyorsun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – O tek adam dönemleri -biraz önce ifade ettim- Millî Şefler, tek parti dönemleri ve de güdümlü demokrasi ancak sizin genetik kodlarınızda mevcuttur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Arabanı iade et.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ve bunlar hiçbir zaman da geri gelmeyecek şekilde tarihin karanlık sayfalarında kalmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Yazık, yazık! İnsanlar aç, aç! İnsanlar aç! 10 milyonluk arabaya biniyorsun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) –Dolayısıyla o günlere de o sistemlere de özlemi bırakın, bugüne dönün ve geleceğe bakın artık.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sen 10 milyonluk arabanı anlat, 10 milyonluk.

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – Saygıyı öğren be, saygıyı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Cumhurbaşkanımızı doğrudan millet seçmiştir, milletimiz seçmiştir ve egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Arabanı anlat, arabanı!

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – 10 milyonluk arabanı anlat!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Gazi Meclisimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünü idrak ettiğimiz 2020 yılından cumhuriyetimizin 100’üncü yıl dönümü olan 2023’e her alanda daha da gelişmiş bir şekilde ulaşmakta kararlıyız. Cumhurbaşkanlığı bütçemiz bu doğrultuda daha müreffeh…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sırat köprüsünden geçirmez o araba seni.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Merak etmeyin, bizim araçlar sizinkilerden çok daha güçlüdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Birazdan gireceğim ne tür araçlar olduğuna, hiç merak etmeyin. Biraz önce ifade ettiniz zaten, yani “Başka bir şeyi motive ediyorsunuz.” diye.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Tabii, tabii.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – “Başka bir şeyi motive ediyorsunuz.” diye ifade ettiniz açıkça. Bizim, hiç kimsenin Cumhurbaşkanlığı adaylığını falan motive ettiğimiz yok, merak etmeyin.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Garibanları mahvettiniz, mahıv.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – “Zayıflık vesaire.” diye kendiniz ifade ettiniz, bizim araçlar da sağlam, her şeyimiz sağlam.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Aç bıraktınız insanları, insanları aç bıraktınız.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Adamlar aç, aç!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Biz, kendimize sonuna kadar güvenen bir iktidarız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ve aynı zamanda da sonuna kadar güvenen de -her şeyi açık şekilde- bir ittifakız. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sokağa çıkın, sokağa; sokakta ne var bir de onları görün.

İRFAN KARTAL (Van) – Kıskanmayın, kıskanmayın.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Cumhurbaşkanlığı bütçemiz bu doğrultuda daha müreffeh Türkiye vizyonumuzu…

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Gelin, beraber çıkalım.

İRFAN KARTAL (Van) – Kıskanmayın.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - …ete kemiğe büründürecek…

BAŞKAN – Bir dakika, bir dakika…

Sayın milletvekilleri, şimdi, biraz daha bağırırsanız bir de hareket, kavga mavga olacak.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – İşte, grupları bağırıyor Başkanım.

BAŞKAN – Ya, dövüşecekseniz…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bırakmıyorlar ki konuşulsun Sayın Başkan ya.

BAŞKAN – Bakın, geçen söyledim, bağıranların isimlerini okuyup dışarıya davet edeceğim; kim kime bağırıyorsa dışarı çıksın, birbirine bağırsın.

ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Uyarın bunları.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekilleri kendi partilerini savunabilecek güçte arkadaşlarımız, bunu ben söylüyorum, çok da dikkatle takip ediyorlar; sabırlı olun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bunlar, AKP’liler Genel Başkanımız konuşurken aynısı yapmadılar mı?

BAŞKAN – Sen Niğde’ye selamını kuvvetli ver. Sen sabırlı ol güzel kardeşim.

Buyurun Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Cumhurbaşkanlığı bütçemiz daha müreffeh Türkiye vizyonumuzu ete kemiğe büründürecek, hedeflerimizi fiilî neticelere dönüştürecek şekilde hazırlanmıştır. Bütçemizi doğrudan milletimizin hür iradesiyle seçilmiş olan Cumhurbaşkanımızın bağlı başkanlıklar, kurumlar, politika kurulları, ofisler ve tüm diğer ilgili birimlerle ve yine, bütün bunlarla ahenk içerisinde çalışmasını temin edecek şekilde hazırladık. Bugün de ahenk içinde çalışıyoruz, hiç merak etmeyin.

Cumhurbaşkanlığı bütçesi, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle devletimize kazandırdığımız kamuda iyi yönetişim uygulamalarının da dayanağını oluşturmaktadır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Kamunun yarısı vekâletle yönetiliyor, yarısı vekâletle yönetiliyor. Sorduğumuz zaman, vekâletle yönetilen bir kamu var.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yani “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” derken bir şeyi de söylemeden geçemeyeceğim. Eleştirilerde sürekli dile getirdiniz ya hep “Bir bakanın istifa etmesinden sonra yirmi yedi saat…” diye, aslında bu, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine olan güveninizin doğrudan ifadesidir, başka bir şey değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Hatta, dolar bile düştü, dolar!

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Bakansız, dolar düştü.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yani, aslında, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin toplamda bir gün içerisinde bunların tamamını çözecek dinamizmde ve güçte olduğunu bildiğiniz için bu beklenti içindesiniz ve öyle de oldu zaten.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Bakan istifa edince döviz nasıl düştü.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Haber yapmaya korkar oldu medya.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yani Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde bakanlıklar değişebilir, milletin verdiği yetki Cumhurbaşkanındadır, dolayısıyla bütün kararlar yirmi dört saatte, yirmi yedi saatte alınmıştır.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Bakan yokken döviz düştü.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – İstikrar hiçbir şekilde zerre bir şey görmemiştir…

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Bakan gitti döviz yüzde 10 düştü, demek ki Cumhurbaşkanı istifa etse yüzde 50 düşecek.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - …tüm kararlılığıyla devam etmiştir. Yani önceden parlamenter sisteme şöyle bir bakın, aylar süren belirsizliklerden…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Kurulamayan hükûmetlerden.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - …kurulamayan hükûmetlerden, karar verilemeyen bakanlıklar arasındaki sıkıntılardan şimdi toplam bir gün içerisinde her şeyin çözülmesini bekliyorsunuz, haklısınız da zaten, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi de zaten bunun için var ve gereğini de yapmıştır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Berat Bey diyor ki: “At izi it izine karıştı.” Onu da anlat bakalım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ve yine kararlarıyla pek çok yapısal değişikliği, reform, icraat ve değişim temelli bir anlayışla uygulamaya koyan Cumhurbaşkanlığımızın bütçesidir. Bütçemiz bünyesinde barındırdığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve İletişim Başkanlığı gibi kurumlarla hem kamu hizmetlerini her geçen gün artan şekilde dijital dünyaya taşıyan hem de ülkemizin dijital mecralardaki marka değerini güçlendiren Cumhurbaşkanlığımızın bütçesidir. Cumhurbaşkanlığı bütçesi; Savunma Sanayii İcra Komitesi, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu, Coğrafi Bilgi Sistemleri Kurulu, Bürokrasinin Azaltılması ve Dijital Türkiye Koordinasyon Toplantıları’yla yine konu bazlı ve odaklı strateji önceliklerimizi eş güdümle hayata geçiren bir bütçedir. Tarihimizin emanetleri olan, kültürel ve mimari eserlerimizi ayakta tutan Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı ve köklü devlet arşivimizi geleceğe aktaran Devlet Arşivleri Başkanlığımızın da yine bütçeleri bu bütçemize dâhildir. Onurlu ve bağımsız politikalarımızın sahadaki teminatlarından Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımız ile her bir projesiyle yine millî teknoloji hamlemize güç katan ve hiçbir yaptırımın engelleyemeyeceği, hızını kesemeyeceği Savunma Sanayii Başkanlığı bütçeleri de yine Cumhurbaşkanlığı bütçemizin içerisindedir. Cumhurbaşkanlığı teşkilatında yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu da yine dâhil olmak üzere tüm bağlı ve ilgili kuruluşlarıyla Cumhurbaşkanlığı bütçesi, tamamıyla aziz milletimizindir ve toplumumuzun her kesiminin beklenti ve hassasiyetleri göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı bütçesi için ayrılan her bir kuruş milletimizin menfaatleri yönünde kullanılmıştır -farklı şekillerde anlatılmaya çalışılıyor, algı oluşturulmaya çalışılıyor olsa bile- bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Bu bütçenin sağladığı imkân ve fırsatlar sayesinde yasama ve yargı organlarıyla da uyumlu bir şekilde çalışarak milletimizin gönlündeki yerini korumayı ve birlik beraberliğimizi perçinlemeyi sürdüreceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı merkez birimlerinin yanı sıra 7 başkanlık, 1 genel sekreterlik, 4 ofis ve 9 politika kurulunu bünyesinde barındıran Cumhurbaşkanlığı bütçesinde artış görüldüğüne dair yine değerlendirmeler yapıldı. Yine bu noktada dikkatlerden kaçırılmaması gereken husus, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişimizle birlikte Cumhurbaşkanlığının yürütmenin merkezi hâline gelmiş olduğudur. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yüzde 51’i devralınan ve yeni kurulan birimlere aittir ve ödenek aktarma yoluyla ilgili kurumlara aktarılan kalemler bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 1,5 milyar lirası İçişleri ve Millî Savunma Bakanlığınca kullanılan barışı destekleme ve koruma hizmetlerine -yani Cumhurbaşkanlığının harcamalarıyla alakası yok- 175 milyon lirası acil destek giderlerine, 384 milyon lirası ise Cumhurbaşkanlığı ofisleri bütçesine aktarılmak üzere ayrılmıştır. Barışı destekleme giderlerinde yüzde 50 oranında, hane halkına yapılan transferlerde ise yüzde 35 oranında artış öngörülmüştür. Cumhurbaşkanlığı bütçesini yüzde 50 niye mi artırıyoruz, özellikle barışı destekleme fonunu? Kahraman Mehmetçik’imiz 780 bin kilometrekare vatan toprağında ama onun ötesinde Libya’dan Suriye’ye, Bosna Hersek’ten Kosova’ya tüm gönül coğrafyamızda huzuru, güveni baki kılsın diye artırıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dalgalandığı yerde ne korku ne de keder bırakmayan bayrağımız dünyadaki mazlum ve mağdurlara umut olsun diye artırıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu bize tarihimizin yüklediği bir sorumluluktur. Dünyanın dört bir yanında bayrağımızı ve Mehmetçik’imizi sevinçle ve dualarla karşılayan mazlumlar var. Libya’da, Somali’de, Bosna’da, Suriye’de niye bulunduğumuzu anlayamayanlar bu bütçeyi niye artırdığımızı da anlayamazlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Barışı destekleme ve koruma hizmetlerine ayırdığımız her bir kuruş Türkiye’yi bu bölgelerden kuşatmaya çalışanların gayretlerini boşa çıkarma hamlesidir. Bundan sonra da bu alanda gerekeni yapacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bütçemizin önemli gider kalemlerinden birisi de Cumhurbaşkanlığına bağlı ofislere aittir. Yine, eleştiriler geldi “Bakanlıklarla paralel yapılar.” şeklinde. Ben sadece burada -eğer müsaadeniz olursa- tek bir ofisimizin yaptıklarını biraz anlatayım. Bu ofislerimizin günlük hayatımıza nasıl katkı sağladığını belki ben biraz daha net anlatmış olurum, belki anlaşılması da biraz daha kolay olur.

Dijital Dönüşüm Ofisimiz, çağın ötesinde bir yaklaşımla kamu hizmetlerinin dijital ortamlarda en etkin ve verimli şekilde sunulması ve teknoloji altyapımızın gelişimi yönünde çalışmakta bu ofisimiz. Yarınların rekabetçi ekonomisinde var olabilmek ancak zamanın ve şartların getirdiklerini doğru yorumlayan dinamik bir yönetişim anlayışıyla mümkün olmakta. Teknoloji altyapımızın gelişmesi, kamu hizmetlerinin dijital ortamda sunulması, bir bütün olarak çağın gerektirdiği dijital dönüşümü sağlamak ve Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi yine öncelikli hedeflerimizden. Bugün itibarıyla 700 kuruma ait 5.336 adet kamu hizmeti E-Devlet Kapısı olarak bildiğimiz Dijital Türkiye Portali üzerinden sunulmakta. Hani şu Covid döneminde aldığımız, her birimizin aldığı kamu hizmetleri var ya, işte buradaki çalışmaların sonucu.

Hayatımızı ve alışkanlıklarımızı etkileyen Covid-19 salgını, telekomünikasyon altyapısıyla birlikte dijital kamu hizmetlerinin ne denli önemli olduğunu hepimize bir kez daha gösterdi. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu işlemlerin birçoğunu Dijital Türkiye Portali üzerinden yapabilmeleri Covid-19’la mücadelede sosyal izolasyonun sağlanmasında yine çok çok önemli bir rol oynamıştır.

Salgın sürecinde seyahat izin belgeleri, pandemi sosyal destek başvuruları, HES kodu üretme ve listeleme dâhil olmak üzere birçok kamu hizmeti dijital olarak sunulmaya başlanmıştır. Ayrıca elektrik, su, doğal gaz, telefon ve internet gibi birçok hizmete ilişkin abonelik başvuru ve feshi işlemlerinin yine Dijital Türkiye Portali üzerinden yapılması vatandaşlarımızın ve her birimizin hayatını büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Yani önceden gidip belki onlarca belgeyle saatlerinizi veya günlerinizi harcadığınız birçok işlem şimdi tek bir tıkla, belki hiçbir belge alınmadan… Sosyal yardım ödemeleri, emekli maaşları, kısa çalışma ödeneği ve doğum yardımı gibi PTT üzerinden yapılan kurum ödemelerine ait sorgulamalar da yine artık e-devlet üzerinden yapılabilmekte. Bu yıl 51,7 milyonu aşkın aktif kullanıcısı olan Dijital Türkiye Portali’ne 2 milyarın üzerinde giriş yapılmıştır, 2 milyar.

“turkiye.gov.tr” adresi üzerinden sunulan hizmetlerin mümkün olan en geniş kitleye ulaşabilmesi ve erişilebilirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarımız da yoğun şekilde devam etmektedir. E-Devlet’te Engel Yok Projesi kapsamında da yine hayata geçen engelsiz çağrı merkeziyle işitme engelli vatandaşlarımız işaret dili bilen çağrı merkezi çalışanlarıyla görüntülü olarak görüşme imkânına kavuşmuştur. Diğer yandan, adrese teslim şifre başvurusu hizmetinin pilot uygulaması neticesinde de 65 yaş üstü olup daha önce e-devlet şifresi almamış vatandaşlarımıza da yine başvurmaları hâlinde de şifrelerini evlerde teslim ettiğimizi ben bir kez daha hatırlatmak isterim.

Dijital dönüşüm sadece kamu hizmetlerinin elektronik ortama aktarılmasını değil, iş süreçlerinin sadeleştirilmesini yani bürokrasinin azaltılması sonucunu da doğurmaktadır. Bu kapsamda, sıfır belge hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyor, bürokrasiyi azaltarak kamu hizmetlerinin sunulma süreçlerini kolaylaştırıyoruz. Yürütülen çalışmalar neticesinde, 2018 yılında 3,47 seviyesinde olan kamu hizmeti başına düşen ortalama belge sayısını yani kamudan, devletten bir hizmet istediğinizde sizden “Şu, şu, şu belgeleri de getir.” denilen her bir kamu hizmetine bedel yaklaşık 4 belgeyi şu anda 0,17’ye indirmiş durumdayız. Aslında, şöyle de hatırlatayım çünkü bunu önceki bütçeler döneminde de konuştuğumuzu hatırlıyorum: 42 bin belge istiyordu devlet vatandaşından, verdiği yaklaşık 10-12 bin kamu hizmeti vardı; 42 bin belgeydi, yanlış hatırlamıyorsam rakamı tam. Yani ortalama 4 belge şu demek: Bir kamu hizmetini istediğinizde, bir kuruma gittiğinizde, 4 belge istediğinde bir başka kamu kurumundan almak gerekiyorsa gittiğiniz yer de 4 belge istiyor, gittiğiniz yer de 4 belge istiyor. Dolayısıyla “Kapı kapı dolaşıyorum.” dediğimiz -yüzyıldır, belki ondan öncesinde de bir yüzyıl vardı- şikâyet edilen konu buydu; “yapısal çözümler” dediğimiz şeyler de bu bizim.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Arabayı iade et.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Vallahi ayıp ya!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Dolayısıyla şimdi, 0,17’ye inmiş durumda yani binin altına indi, 700 civarına indi, hedefimiz bunu sıfıra indirgemek, bizde yani kamuda, devlette olan hiçbir bilgiyi vatandaşımızdan belge olarak talep etmeme hedefimizi sıfıra varana kadar da devam ettireceğiz.

Yine, Dijital Türkiye Portali’ne entegre olan kurum sayısının 700’e, kayıtlı kullanıcı sayısının 51 milyon 732 bine ulaşması kamuda dijitalleşmenin vatandaşımız tarafından ne denli olumlu karşılandığını da yine ortaya koymakta.

Yine, soruyorsunuz zaten burada da gün boyu, öncesinde de sonrasında da bu sorular hep devam edecek “Ne yaptınız?” “Ne yapıyorsunuz hükûmetler olarak?” diye. Buyurun, sadece bir ofisimizin ne yaptığını anlattım, sadece Dijital Türkiye Projesi çerçevesinde ne yaptığımızı anlattım. Bunu, biz yapıyoruz. Evinizde oturduğunuz yerden, telefonunuzdan, tabletinizden, hatta buradan rahatça yaptığınız o işlemler var ya -vatandaşımızı rahat ettirme hedefimiz var- onları hep birlikte yine biz yapıyoruz. Burada gelecek vizyonumuz var, dijitalleşme var, yapay zekâ var, “Siber Vatan” var bu çalışmaların ötesinde.

Biz “turkiye.gov.tr” gibi bir mega platform kurmuşuz. Kamu hizmetlerine hem güvenli hem de hızlı bir dijital kapı açmışız. E-devlete eklediğimiz kamu hizmetleriyle de yetinmiyor, hizmetleri yine bu kamu hizmetlerini tek ekranda... Yani artık onunla da yetinmiyoruz, artık kendi hedefimizi de egale ediyoruz. Orada, sanal âlemde, kapı kapı dolaşmanızı da fazla görüyoruz, bunu da bürokrasi olarak görüyoruz. Dolayısıyla, bunları da tek bir kapıda buluşturalım diyoruz, “tek pencere” diye ifade ettiğimiz şey.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – İnterneti olmayan çocuklar ne olacak Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Burada, e-devlete eklediğimiz kamu hizmetleriyle de yetinmiyoruz, bunları tek ekranda vatandaşımızın kullanımına daha etkili nasıl sunarız, bunun peşindeyiz.

Haziran ayında, E-Devlet Kapısı’ndaki yine ilk “bütünleşik hizmet” olan “Araçlarım”ı kullanıma açtık, bunu biliyorsunuz. Bugüne kadar 70 milyondan fazla kullanıldı. “Araçlarım”la kullanıcılar araçlarına ait sigorta, ceza, muayene, otoyol geçişi ve borç durumu bilgileri başta olmak üzere tamamını tek ekranda görüntüleyip ödeme işlemlerini yapabilmekte. Hayatı kolaylaştırıyoruz yani. Yine önümüzdeki dönemde de kişinin çalışma hayatıyla ve ikametgâhıyla ilgili her konuyu da “Çalışma Hayatım ve İkametgâhım” gibi “daha fazla sayıda bütünleşik hizmet” diye ifade ettiğimiz bu “tek pencere” “tek kapı” modellerinde yine Dijital Türkiye üzerinden sunarak vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırmaya da devam edeceğiz.

Tüm bu çalışmalar, kamu hizmetlerinin dijital mecralar üzerinden sunumunda ülkemizi en üst lige çıkarmıştır.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ya, nasıl ekmek bulacak insanlar?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Temmuz ayında yayımlanan 2020 yılı Birleşmiş Milletler e-Devlet Gelişmişlik Endeksi’ne göre -burada da zikredildi- ülkemiz Çevrimiçi Hizmet Endeksi’nde 27’nci sıradan 22’nci sıraya, e-Katılım Endeksi’nde ise 37’nci sıradan 23’üncü sıraya yükselmiştir ama yeter mi? Yetmez diyoruz. 23 Eylül tarihinde yayımlanan “AB 2020 Yılı e-Devlet Endeks Çalışmaları”nda yine “kullanıcı odaklılık” başlığında 36 ülke arasında 4’üncü olmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ayrıca bu endeksin genelinde 26’ncı sıradan 13’üncü sıraya yükselmiş bulunmaktayız ki yine hedefimiz bu tür endekslerde ilk 10 sıra içerisinde yer almak ve bunu sürdürülebilir kılmaktır.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; dijital dönüşüm sadece bir teknoloji dönüşümü değil, özünde insan ve iş süreçlerinin olduğu kültürel ve organizasyonel bir dönüşümdür. Şirketlerin, dolayısıyla ekonominin sağlıklı ve gelişmiş olması yenilikçi fikir ve teknolojilere adapte olmaya bağlıdır. Otomasyon, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin oluşturacağı ekonomik fayda ve sosyal değişimler neticesinde gelecek on yıl içerisinde Türkiye’de 3,1 milyon kişiye iş imkânı artışının burada da oluşacağını öngörmekteyiz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayal.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Öngörülen yetenek dönüşümü gerçekleştiği takdirde en büyük yetkinlik gelişiminin 2030 yılında yüzde 63 oranıyla teknoloji yetkinliklerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Yükseköğretim Kurulu da yine bu yönde Geleceğin Meslekleri Projesi’yle lisans ve lisansüstü programlarını güncellemektedir.

Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, desteklediği projelerle bakanlıklarımız ve tüm kamu kurumlarında dijital teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesi, ayrıca ekonomik ve sosyal refahın artırılmasına yönelik insan, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında bütüncül dijital dönüşümü hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimiz, ülkemizin sunduğu yatırım fırsatlarını küresel iş dünyasına tanıtmakta ve yatırımcılara Türkiye’ye yapacakları yatırımın her aşamasında destek vermektedir. Ofis, özellikle teknoloji yoğun, katma değeri yüksek, nitelikli ve yüksek istihdam oluşturan yatırımların ülkemize kazandırılması için çalışmalar yürütmektedir.

Yatırım Ofisi, 2006-2019 yılları arasında toplam tutarı 23,3 milyar doları bulan yatırıma destek olmuştur. Bu yatırımlarla yaklaşık 48 bin kişilik istihdam sağlanmıştır. Ülkemizin 2019 yılında 576 milyon dolarlık yatırım kazanmasını sağlayan ofis, 2020 yılında ise salgın kaynaklı olumsuz şartlara rağmen 506,5 milyon dolar tutarında yatırım yapılmasına önayak olmuştur. Bugün itibarıyla, Yatırım Ofisi, 17,6 milyar dolarlık yatırım tutarına sahip, yaklaşık 40 bin istihdam oluşturma potansiyeli olan toplam 173 yatırım projesini takip etmektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu yatırım projeleri arasında; otomotiv, kimya ve petrokimya, lojistik, bilgi iletişim teknolojileri ve elektronik gibi katma değeri yüksek sektörlere yönelik olanlar ön plana çıkmaktadır.

Biz, tabii, sizin gibi bu yatırım kimden, nereden geliyor diye ayırmayız, ülke ayrımına, renk ayrımına, din ayrımına sermayede gitmeyiz, ırk ayrımına hiç gitmeyiz. Bu yatırımlar istihdam demek, bu yatırımlar teknoloji transferi, “know-how” paylaşımı demek.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Kara parayı aklamanın yolunu da bulmuşsunuz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Katkısıyla milletimize dönecek her türlü yatırım özellikle salgın sonrası dönemde Türkiye’nin elini güçlendirecektir. Önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz ilave reformlarla yatırım ortamını daha da iyileştiriyor olacağız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İsrail’le ticari ilişkileri geliştirmiyorsunuz o yüzden.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Diğer taraftan, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisimiz ise küresel finans piyasalarında ülkemizin önemli bir aktör olmasını sağlama yönünde çalışmalarını sürdürmektedir. Finans Ofisi, özellikle İstanbul Finans Merkezi Projesi’ne odaklanarak varlığa dayalı finansmanı öne çıkaran katılım finansıyla, FİNTEK finans teknolojisi ekosisteminin ülkemizde güçlendirilmesi için yoğun çaba sarf etmektedir. Bu vesileyle, Borsa İstanbulun Türkiye Varlık Fonu uhdesindeki yüzde 10’luk hissesinin Katar Yatırım Otoritesine satılmasıyla ilgili değerlendirmelere de yine, bir kez daha açıklık getirmek isterim. Burada konuşuldu, Plan ve Bütçede konuşuldu, başka yerlerde de konuşuluyor; açıklasak da gene devam edecek bu konuşmalar belki ama ben bir kez daha bir açıklık getirmek istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde, uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye çekmek için azami gayret sarf ediyor ve aynı zamanda Türk yatırımcıların yurt dışında yatırım yapmalarını da destekliyoruz. Ülkemize değer katan dış yatırımcıları kendi iş insanlarımızdan ayırmadan ülkemizde iş yapmalarını kolaylaştıracak adımları attık, atıyoruz, atacağız da.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimiz, Türkiye Varlık Fonumuz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulumuz, Türkiye’ye daha fazla doğrudan dış yatırım çekme yönünde çalışmalarını sürdürmektedir. Uluslararası sermaye yatırımlarının, hem yatırım yapan ülkeye hem de yatırım yapılan ülkeye ekonomik fayda sağladığı açık bir gerçektir. Katar Yatırım Otoritesinin geçtiğimiz günlerde Borsa İstanbula ortak olması ülkemiz için bir kazanımdır ve bu iş birliği, milletimize kazanç olarak dönecek bir iş birliğidir. Bundan korkmanıza gerek yok, burada başka şeyler aramanıza gerek yok; yapabiliyorsanız teşvik edin artırmak için.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Türkiye, yurt dışına parayı çıkarmakta dünyada 1 numara olmuş.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Sayın Kılıçdaroğlu da aslında bu konuda bazı şeyleri ifade etmişti yine. O da hesabı kitabı iyice karıştırmış olacak ki -hatırlıyorum söylediğini- bir de buraya geldi, bu kürsüden milletimizi de üstüne üstlük yanlış bilgilendirdi. Biz zaten Sayın Kılıçdaroğlu’nun yanlış hesapların uzmanı olduğunu önceden biliyoruz, SSK’den. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Şu an SGK’nin durumunu anlatsana, kaç TL borcu olduğunu anlatsana!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Senin gibi 10 milyonluk arabaya binmedi.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Bak, şunu söyledi, söyleyeyim o zaman, Sayın Kılıçdaroğlu aynen şunu söyledi, bakın: “Borsa İstanbulun kârlılık oranı yüzde 52. Bu kâr oranıyla satın alan fon, ödediği parayı on beş yirmi ay sonra çıkaracak. Hiç mi vicdanınız yok?” falan diye de devam etti, diye biliyorum, öyle hatırlıyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Evet, evet, doğru söyledi.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Değil mi? Yahu, nasıl bir matematik bu?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Doğru, doğru.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Nasıl bir matematik bu, nasıl bir hesap uzmanlığı bu? Anlatsak siz yine anlamak istemeyeceksiniz, onu biliyorum, biraz önce de ifade ettim. Ben burada milletimiz için bunu bir kez daha, tekrar, tane tane anlatmak istiyorum, Dijital Dönüşüm Ofisinde olduğu gibi.

TURAN AYDOĞDU (İstanbul) – Fettah Tamince gelsin, anlatsın.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Dinleyin, dinleyin arkadaşlar.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – On bir ay önce Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasından 122,5 milyon dolara alınan yüzde 10’luk hisse… EBRD, öbür türlü anlamak istiyorsanız.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Tamince anlatsın o zaman, siz anlatmayın, masada o vardı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası yüzde 10’luk hisseyi 122,5 milyon dolara almış. Biz sizden, hiç kimseden bir şikâyet duymadık o zaman, “Borsa elden gitti, öldük, bittik, mahvolduk.” Hiç kimseden hatırlamıyoruz böyle bir şeyi. Bu hisse, geçtiğimiz günlerde 200 milyon dolara yani hisseyi devrediyor, tam alıyoruz; sonrasında aynı hisseyi 200 milyon dolara Katar Yatırım Ofisine de devrediyoruz, devrediliyor; olay bu. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar(!)] Birincisine ses çıkarmayanların ikincide ses çıkarmalarının anlamını anlamakta zorlanıyorum.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Hayır, Tamince’nin ne işi var orada?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Birilerinin sözcülüğünü mü yapıyoruz?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bravo(!) Bravo(!)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Tamince, devleti mi temsil ediyor?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ben anlamıyorum.

Devam ediyorum, matematik hesabınıza devam ediyorum. Borsa’nın yüzde…

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Tamince’yi anlat, Tamince’yi anlat. (CHP sıralarından gürültüler)

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Niye? İşinize mi gelmedi? İşine mi gelmedi? Bütçeyi anlatıyorum zaten. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar(!)]

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Tamince’yi anlat, Tamince’yi anlat.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bravo(!) Katar’ı harika savunuyorsun. [(CHP sıralarından “Bravo(!)” sesleri, alkışlar(!)]

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Borsanın yüzde 10 hissesine karşılık bu sene dağıtılan temettüyü söyleyeyim: Borsanın yüzde 10 hissesine karşılık -hani aldılar ya- dağıtılan temettü yaklaşık 10 milyon dolar. 2 milyar dolar şirket değerlemesi üzerinden yapılan Katar Yatırım Otoritesi iş birliği… [AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar(!)] İstemeseniz de bunu anlatacağız, istemeseniz de milletimiz bunu duyacak. Nasıl yanlış hesap yaptığınızı duyacaklar. Nasıl matematiğinizin sıfır olduğunu görecekler, nasıl hiç bilmediğinizi görecek milletimiz. Bağırsanız da çağırsanız da, nereye vurursanız vurun, biz bunu anlatacağız; size değil zaten, milletimize anlatacağız. (CHP sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Matematiğiniz doğru olduğu için garantilere 61 milyar para ödediniz!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Tekrar söylüyorum, tane tane anlatıyorum: “On beş yirmi ayda geri dönecek.” diyordu ya, 2 milyar dolar şirket değerlemesi üzerinden yapılan Katar Yatırım Otoritesi iş birliği Sayın Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği gibi on beş ayda değil ancak yirmi senede kazanılacak kâra karşılık gelmektedir bugünkü şartlarda.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Zarar etti yani, Katar zarar etti.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) –On beş ay nerede, yirmi sene nerede? Bu nasıl bir hesap.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Zarar etti Katar. Niye girdi Katar o zaman?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ya, sabahtan beri siz konuşuyorsunuz ya “Katar, Katar, Katar…” Geldiğimiz ilk günden beri bunu söylüyorsunuz her tarafta.

BURHANETTİN BULUT (Adana) – İhaleye başka kim girdi?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Katar’ı da kandırmışsınız.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Katar’ı kazıklamışsınız be! Katar’ı da kandırdınız.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Katar’ı anlatıyoruz “Niye Katar’a girdin?” diyorsun. Bakın, ben size söyleyeyim bunun niye olduğunu: Uzun süre muhalefete mahkûm olunca artık ayları yıllarla karıştırıyorsunuz anlaşılan. Ben bunu anlıyorum. Onu da biz bilemeyiz, onu siz bilirsiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Yani siz Katar’a kazık mı attınız?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yine, ayrıca, şunu da söyleyeyim: Daha önce benzer yöntemle borsadan Amerikalı şirket NASDAQ veya Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasına –biraz önce de ifade ettim- yapılan hisse devirlerine hiç ses çıkarmamıştınız.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sessiz kaldınız yani! Vay be! Sessiz kalmışsınız bakın!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ben buradan milletimizin vicdanına sesleniyorum, bunu milletimize emanet ediyorum. Size bir yatırımcı beğendiremedik gitti yani yatırımcıyı bir de geldikten sonra gelip size mi beğendirmemizi istiyorsunuz? Ben anlamadım yani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – “Kuru ekmekle karnı doydu.” diyenleri…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Peşkeş çektin, peşkeş!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Oraya da geleceğiz, merek etmeyin.

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Uçağa gel, uçağa!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Oraya da geleceğiz, hiç merak etmeyin.

Devam ediyorum, aynı Katar Yatırım Otoritesi dünyanın en büyük borsalarından biri olan Londra Borsasının da yüzde 10,3’üne de ortak durumda.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kaç paraya?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Kaç paraya aldılar?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – İngiltere’den bugüne kadar, biz, kimsenin çıkıp da “Borsanın tapusunu şu aldı; yok bu aldı, şu ülke aldı, bu ülke aldı.” diye sayıkladığını hiç görmedik.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Kaça aldı, kaça?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Kaça aldığını da söyleyin.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Siz de önceden böyle bir şey demiyordunuz, şimdi ne oldu? Dış yatırım, bir ülkeye duyulan güvenin somut bir göstergesidir ve bunu birazcık ekonomi bilen, bilgisi olan herkes bilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Milletimizin çıkar ve menfaatlerine düşman olmayı bırakın artık arkadaşlar.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Düşman olan sizsiniz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ya bırakın şu düşman olmayı!

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – 7 uçakla Kıbrıs’a gidiyor ya!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Bir kere de sevinin, bir defa da olsa sevinin şu milletimizin hayrına atılan adımlara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tank Paleti peşkeş çektiniz, nasıl sevinelim?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Nasıl sevinelim, bizim otoyolları… Dört yılda 62 milyar para ödediniz ya yandaşlara! Halkın parasını götürüyorsunuz, sevinelim mi?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Bir şeyin de ucundan tutun “Ne güzel.” deyin. Gelin “Daha fazla ne yapabiliriz, biz de yapalım.” deyin ve biz de o zaman muhalefet ve iktidar iş birliği, el birliği nasıl yapılabilir bütün dünyaya gösterelim. Bu satışı eleştirenler, ülkemize güven duyulmasından, bundan mı rahatsız oluyorsunuz, ben anlamadım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Şeffaf olun, şeffaf değilsiniz, çok da gizli, farklı işler yapıyorsunuz. Şeffaf değilsiniz, gerçekleri anlatmıyorsunuz. Çiftçiye, besiciye…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ülkeye güven duyulmasa niye yatırım gelsin? Borsa İstanbulun uluslararası bir değer olarak kabul görmesini mi içinize sindiremediniz, bunu da anlamadım. Yani ne rahatsız eder sizi burada? Burada rahatsız olunacak ne, bunu da anlamadım. Her şey açık, her şey seçik, her şey milletin önünde.

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Değil değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tank Palet…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yani sizin ittifak görüşmeleri gibi de değil, sizin Anayasa çalışmalarınız gibi de değil. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Her şeyi açık seçik yapıyoruz biz. Yani niye rahatsız oluyorsunuz, anlamıyorum ben.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tank Palet, Tank Palet…

ULAŞ KARUSU (Sivas) – Varlık Fonunu denetime aç.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Arkadaşlar, eğer bunlardan dolayı uykunuz kaçıyorsa daha çok uykunuz kaçacak demektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, yine “kazan kazan” ilkesini esas alan iş birliklerine imza atacağız ve doğrudan yatırımlarla ülkemize değer katmayı sürdüreceğiz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – “Kazan kazan!”

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir başka konu var, sürekli üzerinde durdunuz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – KDV’leri kaldırdınız!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Bakın, Türkiye Varlık Fonu…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Nasrettin Hoca’nın kazanına benziyor, kazan kazan!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Millî Piyango…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ya, cevap verdikçe bir başka konu diyorsunuz, ben ne yapayım ki yani? Verin bana süre, günlerce burada oturayım, anlatayım hepsini de.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Konuşun konuşun!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ama onu da anlamayacaksınız ki gene oradan da bir başka yere gideceksiniz, ben ne yapayım yani? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Türkiye Varlık Fonu: Ülkemizde kamu iktisadi teşebbüslerinin modern yönetim yaklaşımıyla en iyi biçimde değerlendirilerek…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Anlamak istemiyorlar.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Senin anlattıklarını AK PARİT Grubu bile dinlemiyor, 50 kişi var burada.

BAŞKAN – Sayın Başkan, bir dakika.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – 50 kişi var burada.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Turan Bey, bir dakika.

Sizin konuşmalarınızı, tepkinizi kamuoyu izlemiyor, ne yazık ki burayı yoruyoruz yani dolayısıyla bir de…

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Vekili vücut diliyle de diliyle de bizi aşağılıyor.

BAŞKAN - Turan Bey, bir dakika.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Buna tahammül gerekmez.

BAŞKAN – Turan Bey, bir dakika.

Yani sevdiğim bir arkadaşsınız.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Meclisi aşağılama hakkı yok!

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) – Sen kendi vücut dilini görüyor musun?

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Meclisi aşağılamayacak.

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) – Sen de bizi aşağılıyorsun.

BAŞKAN - İki üç tane arkadaşın burada bağırarak çağırarak alınabileceği bir sonuç yok, bağırmayla alınacak bir sonuç yok. Ayrıca, Türk siyaseti bu bağırmayı çok geride bıraktı; bir.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, Meclisi korumakla siz mükellefsiniz.

BAŞKAN - İki: Ben uzun yıllardır siyasetin içindeyim, çok bağıranlar önümüzdeki listelere de çok zor giriyorlar. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, ben bağırmıyorum.

BAŞKAN - Dolayısıyla sabırlı olun: Sayın Özkoç orada, Sayın Oluç orada, Erkan Akçay Bey, Levent Bey burada.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Meclisi korumakla siz mükellefsiniz.

BAŞKAN - Grup Başkan Vekilleri partinizin haklarını koruyabilecek güçte Grup Başkan Vekilleridir.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Efendim, siz koruyacaksınız.

BAŞKAN - Bağırarak Meclisimizi yormayalım. Size de söylüyorum arkadaşlar, AK PARTİ Grubundaki arkadaşlar, hepinize söylüyorum; dolayısıyla.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – 50 kişi gelmişler tabii, 50 kişi bile yok.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Arkadaşlar, siz soruyorsunuz, ben anlatıyorum, niye rahatsız oluyorsunuz, ben anlamıyorum yani?

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sen de rahatsız oluyorsun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Türkiye Varlık Fonu: Ülkemizde kamu iktisadi teşebbüslerinin…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Arabayı anlat arabayı!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Bakın, siz sesi yükselttiğiniz için ben daha yüksek sesle konuşmak zorunda kalıyorum.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Araba kaç vites, onu anlat?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ülkemizde kamu iktisadi teşebbüslerinin modern yönetim yaklaşımıyla -Türkiye Varlık Fonunu söylüyorum- en iyi biçimde değerlendirerek ekonomiye katkı yapmasını sağlamak üzere çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye Varlık Fonu; cari açığı azaltma, yurt içi tasarrufları artırma, özel sektörün girmediği stratejik sektörlere uzun vadeli sermaye çözümleri sunma ve portföyündeki şirketlerin değerini artıracak stratejiler üretme hedefleri çerçevesinde faaliyetlerini yürütmektedir.

Adana İskenderun Körfezi’nde kurulması planlanan petrokimya kümelenmesi, Afşin-Elbistan Enerji Santrali gibi mega projeler Varlık Fonunun cari açığı azaltma yönündeki somut adımlarına sadece birkaç örnektir. İskenderun Körfezi’ndeki petrokimya kümelenmesi projesi hem cari açığı azaltacak hem de bölgede ciddi oranda iş imkânı sağlayacak büyük bir adımdır. Önümüzdeki yıl inşallah göreceksiniz, hep birlikte bundan da gurur duyacağız. Bu yıl da önümüzdeki yıl da bu projede çok ciddi adımlar, çok önemli ilerlemeler sağladığımızı yine hep birlikte göreceğiz.

Yurt içi tasarrufları artırmaya yönelik bir diğer adım da “Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik”in kurulmasıdır. Türkiye Sigortayla uluslararası alanda bir sigorta markası oluşturmada önemli bir aşama kaydetmiş durumdayız, bu da son derece önemli aslında. Yani burada aslında içeride değil daha çok uluslararası alanda bir marka oluşturma arzumuz var. Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbankın sigorta ve hayat emeklilik alanlarındaki iştiraklerini bir çatı altında birleştirerek bununla yurt içi tasarrufları daha etkin şekilde artırıyor olacağız.

Türkiye’nin önemli işler ortaya koyan her kurumuna yaptıkları gibi Türkiye Varlık Fonunu da -yine, ne yazık ki bunu sizler getirdiniz- yine muhalefet gerek Plan ve Bütçede gerek bütçedeki sunuşumuzdan bugüne kadarki birçok ortamda diline dolamış durumdaydı, Türkiye Varlık Fonuyla ilgili.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – TÜRK TELEKOM.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Yine, muhalefetimiz yayınlanan raporların içeriğini tam okumadan, yine elma ile armudu karşılaştırarak Varlık Fonuna “Denetlenmiyor.” diye de çamur attı, atıyor.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Kim denetliyor?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sorularımıza cevap vermiyor “Çamur attılar.” diyor. Sorularımıza bile cevap vermiyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yine şunu da ifade ettiler -bunun kim olduğu benim kayıtlarımda var, büyük ihtimalle de yine Sayın Kılıçdaroğlu olabilir- Türkiye Varlık Fonunun üzerinde borcunun astronomik oranda arttığına dair ifadeler de kullanıldı burada. Türkiye Varlık Fonunun denetlenmediği ifade edildi. Türkiye Varlık Fonu, çok katı ve kapsamlı bir denetime tabidir. Saygınlığı uluslararası piyasalarca kabul görmüş şirketler tarafından yapılan bağımsız denetimi Devlet Denetleme Kurulu Denetçiliğinin yaptığı denetim izlemekte…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Meclis de denetlesin, Meclis.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - …ve süreç ülkemizin en üst denetim merci olan Meclisimizde, yine sizde, Meclis denetimiyle bitmektedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayıştay niye denetlemiyor?

ATİLA SERTEL (İzmir) - Paralel bütçe gibi kullanıyorsunuz orayı, paralel bütçe!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Sayıştay dediniz. Türkiye Varlık Fonu çatısı altında bulunan ve daha önce Sayıştay denetimi devam eden tüm kuruluşlarımızın aynı şekilde Sayıştay denetimi de devam etmektedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Değil, değil.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Kim yönetiyor bu Varlık Fonunu?

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Yeni kurulan şirketlerin Sayıştay denetimini konuşun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Borçluluk konusu; arkadaşlar, bu da doğru değil ya yani yalan demeye artık, inanın, yani bunu yediremiyorum. Yani bu kelimeyi kullanmak istemiyorum ama doğru değil.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Denetleyemiyoruz. Varlık Fonuna devredilen şirketler denetlenemiyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Yine Sayın Kılıçdaroğlu, bakın “2017’de 26 milyar liraydı, 2019’da Türkiye Varlık Fonu kısa vadeli borçları 26 milyar liradan 951 milyar liraya çıktı.” dedi, bu da tutanaklardadır. Türkiye Varlık Fonunun 2017 yılındaki finansal tablolarına henüz tüm şirketler değil, sadece 2 şirket konsolide edilmişti. 2018 yılında ise Fon bünyesindeki diğer şirketler de Türkiye Varlık Fonu finansal tablolarında konsolide olarak yer almaya başladı. Konsolidasyonun ne olduğunu Sayın Kılıçdaroğlu’nun da çok iyi bilmesi lazım hesap uzmanı olarak, sizlerin de çok iyi bilmesi gerekiyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sen ondan daha iyi biliyorsun!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - 2017 yılında 2 şirket varken, 2018’de 13 şirketin eklenmesiyle bu konsolide raporda doğal olarak fark oluşacaktır. Bağımsız denetçi bunu raporunda zaten açıkça yazmıştır. Ayrıca, yine, OECD standartlarında borçlanmanın varlıklara oranının yüzde 22 seviyelerinde olması kabul görürken -hatta 20-25’lere kadar çıkan oranlar kabul görürken- Türkiye Varlık Fonunun borçluluk oranı sadece yüzde 3’tür, sadece yüzde 3’tür bakın. Bağlı şirketlerin konsolidasyondan kaynaklanan borçlarını Varlık Fonunun borçları gibi yansıtmak kadar haksızlık olmaz arkadaşlar. 2 şirket ile 13 şirketi kıyaslamak kadar da yani bu kadar da acemilik olmaz; bu da başka bir yanlış hesabınız.

Varlığa dayalı kalkınma fonumuz Türkiye Varlık Fonunu karalamaya çalışanlara yine en güzel cevap fonun uluslararası yatırımcılardan gördüğü rağbettir. Türkiye Varlık Fonu stratejik bir yatırım kolu olarak ülkemizin gelecek vadeden projelerine, şirketlerine ve iş birliklerine yatırım yapmayı sürdürecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın Başkanı oldukları İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) çalışmaları da yine uluslararası temsile uygun ve ülkemizin itibarına yaraşır bir şekilde Strateji Bütçe Başkanlığı tarafından yürütülmektedir, Covid-19 döneminde de bu çalışmalar tüm hızıyla devam etmiştir.

İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi kurulmasına yönelik gösterilen çabalar doğrultusunda Ev Sahibi Ülke Anlaşması yine Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde 35’inci İSEDAK Toplantısı’nda imzalanmıştı. Önümüzdeki dönemde de yine İslam İşbirliği Teşkilatı Tercihli Ticaret Sistemi, İSEDAK Altın Borsası, İSEDAK Gayrimenkul Borsası ve S&P İSEDAK Endeksi gibi projelere ilişkin çalışmalara da yine hız vererek bu alanlarda somut neticeler almayı sürdüreceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İletişim Başkanlığı ulusal ve uluslararası düzeydeki meselelere ilişkin ülkemizin tezlerini ve imajını güçlendirmek amacıyla yıl boyu stratejik iletişim çalışmalarını yürütmüş, sosyal medyanın doğru ve etkili kullanımı konusunda da projeler gerçekleştirmiştir. Türkiye-Azerbaycan medya platformu ve İslamofobiye karşı Türkiye-Malezya-Pakistan ortaklığında güçlü bir uluslararası medya ve iletişim merkezi kurulması gibi önemli iş birliklerine de imza atmıştır. İletişim Başkanlığımız ülkemizin marka değerini her platformda daha da yükseltmek için kamu diplomasisinde öncü ve etkin rolünü ısrarla sürdürecektir.

Sayın İletişim Başkanı üzerinden de yine kurumları “3 maaş alıyordu, 5 maaş alıyordu, 15 maaş alıyordu.” diye… (CHP sıralarından “Almıyor mu?” sesleri) Bunu önceden açıkladım burada. Onun için diyorum, ben size değil, milletimize anlatıyorum diye çünkü ne kadar açıklarsak açıklayalım duymak istemiyorsunuz.

Bakın, size söyledim, şimdi tekrar söylüyorum: Ne İletişim Başkanı ne başka birisi, kamuda çalışan hiç kimse, hiç kimse… Önceden, istediği yerden istediği kadar yönetim kurulu üyelikleri alabiliyorlardı veya nerede görev yapıyorsa huzur hakları veya ücretler alabiliyorlardı; biz kendi dönemimizde bunu engelledik, bunu engelleyen biziz, siz değilsiniz. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından gürültüler, alkışlar(!)]

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ya, İbrahim Eren TÜRKSAT’ta, İbrahim Kalın TÜRKSAT’ta, orada onar bin lira para alıyorlar. Ya ne kadar yalan ya!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ve şunu söyledik: Kaç tane kurulda veya nerede görev yaparsanız yapın, sadece bir tanesinden huzur hakkı alabilirsiniz, başkasından hiçbir şey alamazsınız ve bu herkes için böyledir; bunun bir istisnası söz konusu olamaz, olsa zaten yasaya aykırı, böyle bir şey yok. Ben bu vesileyle bunu bir kez daha anlatayım, duyar mısınız, bilmiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ne kadar yalan ya! TRT Genel Müdürü TÜRKSAT’tan alıyor, İbrahim Kalın TÜRKSAT’tan alıyor; onar bin lira para alıyorlar.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyanet İşleri Başkanlığımız 129 bin mensubuyla yine, hem yurt içinde hem de yurt dışında ilim ve irşat çalışmalarını sürdürmekte.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hepsi alıyor, hepsi!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) –Başkanlığın, din hizmetlerinin yanı sıra, toplumsal birlik ve beraberliğe katkı yapan, sosyal ve kültürel içerikli faaliyetleri son derece önemli. DEAŞ, FETÖ gibi birçok hain terör örgütünün kol gezdiği ve İslam’ın yanlış yorumlandığı bir ortamda Diyanet İşleri Başkanlığımızın rolü son derece önemlidir.

ATİLA SERTEL (İzmir) – RTÜK Başkanı Halkbanktan alıyor, İbrahim Eren TÜRKSAT’tan alıyor, İbrahim Kalın TÜRKSAT’tan alıyor.

BAŞKAN – Atila Sertel Bey, ben size söz vereyim, gelin burada rahat… Bağırmayın, sesiniz bozulur; yapmayın arkadaş ya!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, bilgilendiriyorum arkadaşı; unutmuş o, hafıza gitmiş!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkanım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Milletimizin en zor anlarında daima yanında olan Diyanet İşleri teşkilatı yine vefa destek gruplarıyla da milletimizin yanında olmuştur.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Kendini yakanların yanında olmadınız…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yine, toplumun tüm kesimlerine hitap eden anlayışla, Alevi Bektaşi Klasikleri seti gibi eserlerin yayımlanmasına, Muharremiye ve Kerbelâ şehitlerini anma programları düzenlenmesine ve ülke genelinde gerçekleştirilen aşure etkinliklerine de bizzat öncülük etmiştir.

Bütçesine gelince de… Başkanlığın bütçesinin yüzde 96,2’sini en zor anlarda yine milletimizin yanında olan Diyanet personelinin maaş ve prim giderleri oluşturmaktadır.

Orman yangınlarından bahsedildi ve yağmur duasından bahsedildi, hatırlıyorsunuz. Ya, Allah’tan korkun!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Siz korkun, siz!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Yani siz bizim çevreciliğimizi sorgulayamazsınız ya. Yani hele siz, bizim ormanlarla ilgili…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ya, bütçeyi anlat, siyaset yapma!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Ormanlarla ve ağaç sevgimizle ilgili, bunu sorgulayacak en son sizin olmanız lazım, en son sizsiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bütçeyi anlat, şov yapma!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ne gereği vardı onca ağacı kestiniz?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Ormanların azalması iddiası gerçeği yansıtmamakta, biliyorsunuz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bütçeyi anlat!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Şov yapıyorsunuz!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığı 2,1 milyon hektar artırılarak…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, nasıl böyle bakıp söylüyorsunuz? Ya, bu ne öz güven!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - …2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara çıkarılmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ormanları yakıp yıkıyorsunuz!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Son on sekiz yılda 5,4 milyon hektar ağaçlandırma yapılarak 5,1 milyar adet fidan toprakla buluşturulmuştur. 2023 yılına kadar 7 milyar fidan toprakla buluşacaktır; isteseniz de buluşacak istemeseniz de. (CHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Siyaset yapma!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Size gelince; biz ekiyoruz, siz harap ediyorsunuz. Biz üretiyoruz, siz karalıyorsunuz. PKK’nın yok ettiği ormanlara gelince ses çıkarmayan sizler, ağaç diken ve ormanları koruyan bize dil uzatmaya çalışıyorsunuz, çevrecilikten bahsediyorsunuz bize. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yalan söyleme!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Söyleyeyim isterseniz, bu, sadece sayabildiklerimiz, PKK’nın yok ettiği orman varlığı; sadece sayabildiklerimizden bahsediyorum.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Siz imara açıyorsunuz!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - 10 milyon sayıda ağaç; bu, sadece sayabildiklerimiz. Ağaç sevgisi olanlar neredesiniz?

AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Biz buradayız, siz saraydasınız!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Buradaysanız, sesinizi çıkarın o zaman, buradaysanız sesinizi çıkarın. Ormanları, ağaçları yakan PKK’ya karşı, terör örgütlerine karşı sesinizi çıkarın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri… (CHP sıralarından gürültüler)

AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Biz buradayız, görmüyorsunuz!

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Kaz Dağları’nı söyle, Kaz Dağları’nı.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ne oldu, niye rahatsız oldunuz?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) - Siz ne yaparsanız yapın, biz inşa etmeye, ağaç dikmeye, ormanları korumaya, çevreyi güzelleştirmeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Millî Saraylar İdaresi Başkanlığımız, tarihî eserlerimizi ve yapılarımızı kültürel ve tarihî arka planlarına sadık kalmak suretiyle ihya ederek yerli, yabancı ziyaretçiler tarafından modern müzecilik anlayışı içinde ziyaret edilmelerini sağlamakta.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Başkan, gruplara bakıyorsunuz ama hatip gruplara sataşıyor, ona müdahale etmiyorsunuz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Böylece ekonomimiz açısından da yine stratejik önemi haiz turizm sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırmaktadır.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Hatip sesini yükseltip kendisi tahrik ediyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Burada, aslında vakit darlığından dolayı ben buraları geçmek istiyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Duyalım onları, duyalım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Özellikle restorasyonu yapılan birçok tarihî eserimiz var. Bunları isterseniz tek tek yazılı olarak da ifade edebilirim. Yani Beykoz Camdan tutun da Ankara Palasa kadar birçok tesisimiz, yine Topkapı Sarayı’ndan Dolmabahçe ve Yıldız Saraylarına kadar…

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Yakında onları da satarsınız.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Yine, bütün bu hizmetleri yapan Millî Saraylar Başkanlığına ve Başkanına yapmış olduğunuz bu iftiradan dolayı da ben üzüntü duydum -açıkça ifade etmek istiyorum- hiç şık olmadı.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ya, bize ahlak dersi verme.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Millî Saraylar Başkanlığımız, tarihî ve kültürel mirasın korunup geliştirilmesi için fedakârca çalışmaktadır. 15 Temmuz sürecini bahane ederek ve aynı şekilde, Gezi olaylarını bahane ederek Millî Saraylarımıza veya Başkanımıza dil uzatmak, en hafif tabiriyle üzüntü vericidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; savunma sanayisi, bağımsızlığımızı korumak ve her alanda ülkemizin, vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için güvenlik güçlerimizin ihtiyaç duyduğu teçhizatı geliştirme yeteneğine sahip kuruluşların tümünü içinde barındırır. Sanayi kolları, üniversiteler ile özel sektör ve kamu kuruluşları karşılıklı etkileşim içinde ulusal savunma sanayisine katma değer sunarlar. Savunma sanayisine katkı veren bu aktörler arasında sağlanan eş güdüm ve koordinasyon tam bağımsız savunma teknolojilerine sahip olmak açısından hayati öneme sahiptir. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığımız, işte bu stratejik sorumluluğu üstlenmiş, belirlediği hedefler ve iş birliğini güçlendiren yapısıyla Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türk savunma sanayisini ileriye taşımaktadır. Son on sekiz yılda savunma sanayisi sektörümüzün büyük gelişim gösterdiğini tüm dünya kabul etmektedir. Hâlihazırda sektör, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde dost ve kardeş ülkelerin de bu alandaki taleplerine cevap verebilecek hâle gelmiştir hamdolsun. Yürütülen 700’ü aşkın sayıda proje ve diğer ilgili faaliyetlerin sonucunda gelinen noktada yıllık 11 milyar dolar sektör cirosu ve 3 milyar dolar seviyesinde ihracat tutarına ulaşılmıştır. Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketleri arasında bugün 7 Türk şirketi bulunduğunu zaten yine hepimiz biliyoruz. Kara ve deniz savunma araçlarında dünyada kendi zırhlı araçlarını, savaş gemilerini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise dünyanın ilk 3 veya en fazla 3-4 ülkesi arasındayız. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Yurt içinde gerçekleştirdiğimiz başarılı terör operasyonlarıyla, Barış Pınarı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi sınır ötesi operasyonlarımızda insansız hava araçlarımız başta olmak üzere millî savunma ürünlerimiz kahraman ordumuzun gücüne güç katmıştır. Bugün tüm dünyanın gıptayla takip edeceği ve Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtaracak gelişmiş hava savunma sistemlerini de geliştiriyoruz ama daha da geliştireceğiz. Bize uygulamaya çalıştıkları yaptırımlar geliştireceğimiz sistemleri biraz daha önce geliştirmemizi sağlayacaktır, başka hiçbir zararı olmayacaktır bize. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Hamdolsun, millî güvenliğimizi millî teçhizatlarla sağlıyoruz. Karada; ALTAY, EJDER ve Pars. Mavi vatanda; MİLGEM. Havada; ATAK, GÖKBEY, Akıncı, AKSUNGUR ve ANKA’yla. Elektronik harp sistemlerinde; KORAL ve SOJ. Ülkemize gök kubbede siper olacak hava ve füze savunma projelerimiz; HİSAR, KORKUT ve SİPER’le savunma imkânlarımızın gücüne güç katıyoruz. Zalimler var ya, hani o kalleş terör örgütleri de var ya, her gün onların o tepesine tepesine indiğimiz, vatandaşlarımızın, mazlumların haklarını korumak için, işte, bu yerli ve millî teçhizatlarımızla onların tepesine iniyoruz biz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Rahatsızlık duyanlar, yaptırım uygulamaya çalışanlar da bundan dolayı yaptırım uyguluyorlar, yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Hükûmetinin, milletinin iş bilmediğinden veya uluslararası camiayla nasıl iş kuracağını, o kurallara nasıl uyup uymayacağını bilmediğinden değil, bizim mücadele ettiklerimizden rahatsız oluyorlar.

Sınır ötesinde en zorlu şartlarda gerçekleştirdiğimiz harekâtlarda tek bir sivilin kılına dahi biz zarar vermedik, sahip olduğumuz savunma sanayisi teknolojileri sayesinde hiç birine hem de. Hepsine son derece dikkat ettik. Bunun en son örneklerini bakın, sadece biz bile değil Azerbaycan’ın yaptığı operasyonlarda gördük, yine bizim, burada, teknolojilerimizin verdiği imkânları da gördünüz orada. Ermeniler neler yaptı gördünüz, orada, Türk milleti neler yaptı onu da gördünüz; özellikle siviller için ifade ediyorum.

Şu da ilginç; biz bunu çok net görüyoruz da bunu milletimizin de net gördüğünü biliyoruz. Biz eli kanlı teröristleri vuruyoruz, onları inlerinde vuruyoruz, zalimleri vuruyoruz; sesi Fransa’dan geliyor, sesi Batı ülkelerinden geliyor. Sesin geldiği yerlere baktığımızda, içeriden de geliyor, içeriden onların sözcülüğünü yapanlardan da geliyor. Sesin geldiği yerlere baktığımızda, aslında biz doğru yolda olduğumuzu görüyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ses nereden gelirse gelsin, biz doğru bildiğimiz yolda ilerleyeceğiz. Teröristlere karşı milletin yanında, zalimlere karşı mazlumların yanında yer almaya devam edeceğiz. Onlardan medet uman ve onların dünyadaki uşakları da dâhil bize ses verenlere söylüyorum: Onlar nereden, ne ses verirlerse versinler, umurumuzda bile olmaz; biz bildiğimiz yolda ilerleriz ve ilerlemeye de devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Milletimiz bizimle olsun yeter ve milletimiz de bizimle olduğunu zaten her fırsatta ifade ediyor.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Millet sizinle değil, hiç kimse sizinle değil artık!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; savunma sanayisinde kazandığımız yetkinliklerin diğer sanayi kollarına sirayet etmesi ve AR-GE çalışmalarında yenilikçi yaklaşımlara da son derece önem vermesi, aslında bizim bu alandaki çalışmalarımızı da yoğunlaştırmamıza sebep veriyor. Değişen küresel şartlara uyum içinde yeni savunma sanayi konseptlerini, geleceğimiz için önem arz eden biyogüvenlik, siber güvenlik ve gıda güvenliği gibi alanları da çalışıyor, gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. Havacılık malzemeleri ve prosesleri, sensörler, ölçüm cihazları ve bileşenleri, veri analitiği, güvenli haberleşme, enerjik malzemeler, lazer ve elektromanyetik silah sistemleri gibi birçok kritik ve yenilikçi alanda yatırımlarımıza da devam ediyoruz.

Sürem var mı?

BAŞKAN – Bu bağırtılardan dolayı zaman zaman sizin sözünüzü kestim ben, aşağı yukarı bir buçuk dakikaya tekabül etti. Ben son iki dakika süre vereyim size, toparlayın Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bizi de kestiler, bize süre vermediniz. Başkanım, bize süre vermediniz. Onun arabası var ondan mı Başkanım?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Peki, konuşacağımız çok şey vardı ama ben toparlayacağım.

Özellikle bu Arifiye’deki Tank Palet Fabrikasıyla ilgili iftiralar, bunu da yine biz defalarca açıkladık, tank konusuna da defalarca değindik, bir kez daha anlatacağım. Size deyip, gene ben milletimize sesleniyorum. Eğer anlatabilirsek, eğer anlayabilirseniz size sesleniyorum. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ya, çok ayıp ediyorsunuz! Gerçekten çok ayıp ediyorsunuz! Yani böyle olmaz, çok ayıp ediyorsunuz! Size saygıyla burada konuşuyoruz. Böyle konuşulmaz. Ne biçim bir konuşma tarzı bu!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Anlamıyorsunuz!” diyor ya.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Öyle bir üslup yok yani. Öyle bir üslup yok. “Anlayabilirseniz...” ne demek?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çok ayıp ediyorsunuz! Size saygıyla davranıyoruz. Hak etmediğimiz bir şekilde böyle konuşulur mu? “Anlayabilirseniz...” ne demek?

BAŞKAN – Bir dakika... Bir dakika... Sayın Özkoç, bir dakika... Tepkinizi anlayamıyorum.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ülkemizin millî menfaatleri ne kadar gerektiriyorsa savunma sanayisine ayrılan payı da o kadar artırmaya devam edeceğiz.

Arkadaşlar, prototipi üretilmiş bir tankın seri üretiminden bahsediyoruz. Seri üretimin ön şartı, güç sistemi yani motor transmisyon ve yan aksamı dâhil bileşenleri...

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Anlayabilirseniz...” ne demek?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Anlatabilirsem anlatmaya çalışacağım, anlayabilirseniz anlayın. Anlamazsanız devam edeceğiz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Öyle demedin, öyle demedin, yalan söyledin! Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı hiç yakıştıramadım, hiç yakıştıramadım! Öyle değil, hiç yakıştıramadım!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Çünkü defalarca bunu anlattık, biz tekrar tekrar aynı sorularla karşılaşıyoruz, ondan dolayı bunu söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Defalarca söyledim ama bakın, bunu hakaret anlamında kullanmıyorum. Tüm iyi niyetimizle biz bunu anlatıyoruz, Cumhurbaşkanımız da bunu anlatıyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tabii ki anlatacaksın, iktidarsın. Çok ayıp ediyorsun!

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Özür dile, özür!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Her seviyede anlatıyoruz, duymuyorsunuz ki!

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Özür dile!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Prototipi üretilmiş bir tankın seri üretiminden bahsediyoruz. Seri üretimin ön şartı, güç sistemi yani motor, transmisyon ve yan aksamı dâhil bileşenlerin sorunsuz şekilde zamanında temini. Özellikle güç sistemi maalesef ilgili ülkenin ihraç müsaadesi çıkarmaması nedeniyle gerçekleşmemekte. Ya, orayı eleştireceğinize dönüp bu tarafı eleştirmeye başlıyorsunuz. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Düzgün konuşmayı bilmiyorsunuz. Kibirlisiniz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Tank nerede, tank? Tank yok ortada! Fabrika nerede? Katar’da.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Lütfen, lütfen buraya dikkat edin. Prototip geliştirme aşamasında sorun çıkarmayan ilgili ülke seri üretim aşamasında sorun çıkarıyor, acaba neden? Ben onu takdirlerinize bırakıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Atanmışsın sen, atanmış!

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Tank nerede? Tank yok. Fabrika kimde? Katar’da.

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Atanmışsın sen! Özür dile!

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Her şeye rağmen… Yani biz, kim ne sorun çıkarırsa çıkarsın, bu güç sistemlerini de motorları da yerli üretimi de sağlayacağız ve o tankı da üreteceğiz, zamanında da üreteceğiz. On sekiz ayda da yapılacak bir tank. Bu engel aşılır aşılmaz yapılacaktır.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özlem Hanım, ben süre uzatımında size söz vermedim. Dolayısıyla, iki dakika süre uzattım.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biz süre verilmesi taraftarıyız efendim. Süre verebilirsiniz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Tank nerede? Tank yok. Fabrika kimde? Katar’da. Araba nerede? Araba yok.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Hepsine cevap verebiliriz, süre olmadığı için…

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY (Devamla) – Ben, hepinizi tekrar sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Göker…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Tank Palet Fabrikasında çalışan işçilerin maaşlarını Millî Savunma Bakanlığının mı yoksa BMC şirketinin mi ödediğini öğrenmek istediğine, Burdur ilinin en sulak alanının Burdur Ceza İnfaz Kurumu kampüsünün su ihtiyacı için su deposu yapılmak üzere hazineye devredildiğine, bunun bölgede tarımı bitirmekle eş değer olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkanım, öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına bir iki tane sorum olacak.

Birincisi: Tank Palet Fabrikasının işletme hakkını BMC’ye devrettiniz. Buradaki işçiler Millî Savunma Bakanlığının işçisi midir? Maaşları Millî Savunma Bakanlığı mı yoksa BMC şirketi mi ödemektedir?

İkinci sorum: Burdur Valiliği tarafından, Burdur’un en sulak yeri olan alanın, Burdur Ceza İnfaz Kurumu kampüsünün su ihtiyaçlarını karşılamak için su deposu yapılmak üzere hazineye devri gerçekleştirilmiştir. Buraya yapılacak olan su deposu bölge tarımını bitirmekle eş değerdir. Burada tarım gören Kurna, Çatağıl, Sala, Çine, Kayaaltı, Bayındır köylerimiz bu tarımı yapamayacaklardır. Bu projeyi tekrar gözden geçirmenizi…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun.

19.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Milletimizin dikkatine sunuyorum, yetmiş dakikalık bir eleştiriden sonra maalesef üç dakikalık bir cevap hakkım var, milletimizin bilmesini istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Birincisi: Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı dedi ki: “Ben yalan söylemek istemiyorum.” Ben de “Yalan söylediniz.” demek istemiyorum ama siz dediniz ya “Varlık Fonunu Sayıştay denetliyor.” diye. Bakın, Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş ne diyor? Ben onun sözlerini aynen okuyorum: “Bu kapsamda Türkiye Varlık Fonu Yönetim Anonim Şirketi tarafından kurulan, kurulacak olan ait şirketler de Sayıştay denetimine tabi değildir.” Sayıştay Başkanı… Tamam mı? Bu, bir.

İkincisi: “Türkiye’nin ekonomisi çok düzeldi:” diyorsunuz. Şu anda Türkiye’nin ekonomisi -damadı atadınız, ısrarla dedik ki, yanlıştır- 47 milyar dolar ekside, 128 milyar doların nereye gittiğini bilmiyoruz.

Değerli arkadaşlarım “En çok korkmamız gereken şey faizdir.” Öyle diyorsunuz, ben de katılıyorum. Türkiye saatte 2,4 milyon dolar faiz ödüyor, saatte. Bunu ben söylemiyorum, siz söylüyorsunuz. Günde 57,8 milyon dolar ödüyor, ayda 1,8 milyar dolar para ödüyor, faize ödüyor. Bunu ben demiyorum, siz diyorsunuz. İslam’ın temeli adalettir; İslam, hepimizin dinidir. AKP iktidarı on sekiz yılda bu ülkede adalet duygusu bırakmamıştır. İsraf, dinimizce haramdır. On sekiz yılda bu israf sayesinde bu faizleri ödüyoruz. İktidarın başındaki Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 1 değil, 2 değil, 12 sarayın içinde oturuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, son bir dakika…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yüzen saraylar, uçan saraylar, araç filoları, hizmetlerindeki insanlar, sofralarındaki efuliler; israf iktidarsızlıktır, kul hakkı büyük bir günahtır, Cenab-ı Hak “Benim yanıma kul hakkıyla gelmeyin.” diyor. Sınav sorusu çalınan çocukların hakkını helal etmiyoruz! (CHP sıralarından alkışlar)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – İftira da günahtır.

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – İftira da günahtır, yalan söylemek de günahtır.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Torpille devlet kapısından elenen gençlerin hakkını helal etmiyoruz! Ciğeri yanan annelerin hakkını helal etmiyoruz! Paraların üzerine konduğunuz hele ki şehit ailelerinin hakkını hiç helal etmiyoruz! (CHP sıralarından alkışlar) Tazminatlarını ödemediğiniz maden işçilerinin hakkını helal etmiyoruz! Kuru ekmeğe mahkûm ettiğiniz milyonların hakkını helal etmiyoruz! Bunların hepsi haramdır. Adrese teslim ettiğiniz ihaleleri, peşkeş çektiğiniz devlet mallarını, insanı kuru ekmeğe mahkûm ettiğiniz milyonların hakkını helal etmiyoruz!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Başkasının hakkını siz helal edemezsiniz zaten, onlar edebilir. Ne derin bir bilginiz var maşallah(!)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Harama boğuldunuz, Müslüman kanının dökülmesine alet oldunuz, Büyük Ortadoğu Projesi’nde katledilen Müslümanların sayısı 3 milyon 750 bindir.

HALİL ETYEMEZ (Konya) - Sen hâlâ orada mısın ya?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Hadi oradan, hadi! Konuştuğun lafa bak.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Uyuşturucu, fuhuş, kadına şiddet, taciz sizin iktidarınız döneminde gelmiştir.

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – Hadi oradan! Taciz mi?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ama Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, her şeye dil uzatabilirsiniz ama bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve arkadaşlarına dil uzatmaya ne haddiniz var, ne de hakkınız var diyorum.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkoç.

Sayın Oluç, buyurun.

20.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, evet, çok kibirli bir sunum izledik, kibir, her tarafından kibir akıyor; ilk defa da değil bu. (HDP sıralarından alkışlar)

Ya, “Dünya Türkiye'ye gıptayla bakıyor.” dediniz, hangi Türkiye'ye gıptayla bakıyor? Bütün komşularıyla düşman olmuş Türkiye'ye mi gıptayla bakıyor? Bütün Batılı müttefikleriyle kavgalı hâle gelmiş Türkiye'ye mi gıptayla bakıyor? Ekonomik, sosyal ve siyasal kriz yaşayan, çoklu kriz yaşayan Türkiye’ye mi gıptayla bakıyor? Milyonlarca işsizi olan, yoksulu olan, enflasyonu patlamış olan, borçları patlamış olan, döviz kuru yükselmiş, parası pul olmuş olan Türkiye’ye mi gıptayla bakıyor? Siz Türkiye’yi bu hâle getirdiniz. Demokrasisi kalmamış olan, hukukun üstünlüğü olmayan Türkiye’ye mi gıptayla bakıyor? İnsan haklarını çiğneyen, özgürlükleri çiğneyen, işkenceyi usul hâline getirmiş olan Türkiye’ye mi gıptayla bakıyor dünya? Dünya Türkiye’ye gıptayla bakmadığı için bu durumdayız, bir kere bunu tespit edelim.

İkincisi, Türkiye'nin karşılaştığı tehdit ve zorluklardan söz ediyorsunuz, bunların hepsini sizin iktidarınız yarattı; 15 Temmuzu “Ne istedilerse verdik.” dediğiniz, on iki yıl boyunca iktidar ortaklığı yaptığınız cemaat yarattı, siz yarattınız, başkası değil. (HDP sıralarından alkışlar) Bugün, Türkiye eğer her taraftan yaptırımlarla karşı karşıyaysa bunu sizin yanlış dış politikanız yarattı, başkası değil, siz yarattınız.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Bir de PKK’dan bahset, PKK’nın yarattıklarından bu ülke…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, yok efendim, Türkiye'nin karşılaştığı tehdit ve zorluklarmış, yok böyle bir şey.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – PKK’yla ilgili de konuşun, onların yarattıklarından da bahsedin; onların tacizlerinden, onların işkencelerinden.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Kuvvetleri tek bir kişide birleştirdiniz, denge denetleme mekanizmasını altüst ettiniz, hukuk devleti değil, buyruk devleti yarattınız.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – PKK’dan niye bahsetmiyorsun?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bağırmadan konuş.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yürütme, hukuk üzerinde buyruk veren bir yürütme hâline geldi. Bunu siz yarattınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son bir dakika.

Buyurun.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bağırmadan konuş, sakin sakin. Kulaklarımız patladı.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sen de oradan bağırıyorsun.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – PKK’nın tacizlerinden, PKK’nın yaptıklarından… Onları niye konuşmuyorsun? Kırk yıldır bu ülkeye zulüm çektirenlerden niye bahsetmiyorsun?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, bırakın bunları, ne zaman işsizlikten, yoksulluktan söz etsek bu.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Zorunuza gidiyor değil mi? Yapılan yeni SİHA’lar, İHA’lar PKK’nın başına patladığı için.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ya, bir tek fideyi bile yakan kim varsa lanetledik, Allah belasını versin ama şu ağaçları kesmiş olan, Kaz Dağları’nda maden aramak için, rant için şu ağaçları kesmiş olan, Bodrum Güvercinlik’te rant için bu otelleri yapmış olanlar, onların da Allah belasını versin. Bunları da siz yarattınız, bu iktidar yarattı. (HDP sıralarından alkışlar)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Marksist, Leninist, nihilist bir yapının yanındasın, resim gösteriyorsun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, bunların hepsini konuşacağız ama sizin bu kibrinizi de bu halk mutlaka ama mutlaka sona erdirecek, bundan da emin olun. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Eruh’ta şehit edilenlerin de resmini koyun, 1983 yılında şehit ettiklerinizin resmini koyun oraya.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yakanıza yapışacak tüm bunlar.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Onları da koyun, PKK’nın katlettiklerini de koyun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Çık oraya, konuş, çık! Senin Grup Başkan Vekilin yok mu cevap verecek? Âciz mi onlar?

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Sensin o! Âciz siz misiniz?

BAŞKAN – Ya, sayın milletvekilleri, niye bağırıyorsunuz burada ya? Özlem Hanım söz istiyor.

Buyurun Sayın Zengin.

21.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; uzun bir günden geldik.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Onlar bağırırken siz âciz misiniz? Onlar bağırırken siz âciz misiniz?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz onlara “Durun!” dedik, arkadakilere; ama siz müdahale etmiyorsunuz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Abdullah Bey, rica ediyorum…

BAŞKAN – Bir dakika Özlem Hanım, yeniden başlatayım ben.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Bu nasıl bir konuşma ya!

BAŞKAN – Ya, Abdullah Bey, Özlem Hanım konuşuyor.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Dayanamıyor, dayanamıyor…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Abdullah Bey, rica ediyorum…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ayıp bir şey yani, öyle konuşma mı olur?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Değerli arkadaşlarım, uzun bir günden geldik. Doğrusu, geçtiğimiz günlere göre sakin bir gün geçirdiğimizi düşünüyordum. Tabii, Sayın Başkanımızın söz vermemesinin bunda çok büyük etkisi var. “A” diyorsunuz süreniz bitiyor.

Şimdi, tabii, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız kürsüde konuşurken atılan lafları dinlediğinizde, Sayın Oluç, yani normal kalabilmek çok zor. Yani elbette ki sorular… Dinleyelim, sorularınızı istediğiniz gibi sorabilirsiniz -bütün arkadaşlarımız için diyorum- ve sakin sakin cevap verir. Yani sizler, bu kadar şey söylerken, saldırgan laf atarken sizi dinleyen insanların, insan değilmiş gibi davranmasını bekliyorsunuz. Herkes insan ve herkes iyi niyetle, yaptığı işleri anlatmaya çalışırken bir nebze olsun saygıyı hak ediyor. O yüzden önce neden bu hâle gelindiğine bakmamız lazım.

Şimdi, dünyayla ilgili söylüyorsunuz; şu çok beğendiğiniz ülkelere bir bakalım, Amerika’ya bir bakalım ne yapmış yani: Güney Amerika’yı darmadağınık etmiş, Suriye’yi darmadağınık etmiş, Afganistan’ı darmadağınık etmiş, Myanmar’ı darmadağınık etmiş. İngiltere, Hindistan’ı mahvetmiş, daha dün okudum Mahatma Gandi’nin anlattıklarını. Yani şimdi, bakıyorsunuz o övdüğünüz “A, hukuk devleti.” falan dediğiniz ülkelerde hukuk mukuk yok, sadece kendileri için var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Biz, birinci sınıf bir ülke olmaya çalışıyoruz, birinci sınıf! Sürekli aynı şeyi söylüyorsunuz: “Yasama, yürütme aynı.” Bakın, şu anki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde, siz halkın önüne gidin, burada çoğunluğu alarak gelin; o zaman yürütmenin gıkını çıkaramazsınız. Siz, kendi alamadığınız oyu… Biz, iktidar olarak buradayız, çoğunluk bizde; hâl böyle olunca, siz milletten alamadığınız hakkı, hukuku kullanmak istiyorsunuz ve bunu “yetki gasbı” olarak ifade ediyorsunuz. Bu, bu ülkeyi tanımamaktır, bu ülkenin hukuk düzenini tanımamaktır. Buraya gelen her milletvekilinin halkın reyiyle geldiğini unutmamanız lazım; yürütme de bu güçle konuşuyor, yasama da bu güçle konuşuyor, bunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Yargıya gelince, yargının -bakın, bizler hukukçuyuz- ne kadar zor bir iş yaptığını gayet iyi bilen birisiyim ve bizim bütün yargı camiasındaki arkadaşlarımızdan ricamız vicdanlarıyla, hakka hukuka riayet ederek vermeleridir. Bugün burada çok İslami…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Bu ricaya neden gerek duyuyorsunuz?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, bir cümle söyleyeceğim.

BAŞKAN – Son bir dakika.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Enteresan buluyorum, yani böyle, “haram” kelimesini seviyorsunuz yani. Haram bence hakikaten fevkalade önemli bir kelimedir. Kimin için? Bu değerleri hayatına geçiren, önemseyen insanlar için “haram” kelimesi önemlidir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Elbette, biz de öyleyiz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ha, bu manada bakıldığında, eğer bir hâkim, bir savcı o literatürü kullandığınız için… Ben onu kullanmayan insanlardanım; bakın, burada ben hiç “haram” demem. Neden? Benim dünyam için anlam ifade ediyor. Ben hukukla alakalı kavramlar kullanıyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bizim için etmiyor mu?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hukukla alakalı kavramlar kullanıyorum, tamam mı?

Buradan baktığımız zaman da -ben şuna inanıyorum ki- Türk yargı camiası vicdanıyla, hukukla, gerçek hukuk devleti mantığı içerisinde karar vermeli. Eğer vermeyen varsa o zaman aldıkları para helal değildir, haramdır, sizin mantığınızla söylüyorum. Öyle karar versinler.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Haramdır, o boğazlarında kalsın!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Öyle karar versinler, cesur insanlar bunu yaparlar, cesur insanlar; öyle yapmalarını biz onlardan bekliyoruz. (CHP sıralarından gürültüler)

Devamında da şunu söyleyeceğim, lütfen değerli arkadaşlarım, şimdi biz burada bu konuları konuşurken birbirimizi itham etmenin bir sınırı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bu, arabayla ilgili bağırmanızı anlayamıyorum. Ya, biz Grup Başkan Vekilleri hangi arabaya biniyoruz? Size vermediler mi? Farklı bir araba mı verdiler? Size farklı bir araba mı verdiler? Size, size, size; nedir bu kardeşim ya, nedir! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Oluç, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Devletin verdiği imkânları kullanıyorsunuz ya! Sanki Cumhurbaşkanı olsanız bisiklete bineceksiniz ya! Onu da biraz tuhaf buluyorum ya! Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, bu ülkenin Cumhurbaşkanı Yardımcısının bildiği araba mıdır yani mesele olan? Önemli olan kendi fiziki varlığıdır. Ya, arabadan güç alan insan mı var? (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından “İnsanlar açsa…” sesi)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

Sayın Oluç, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç de alakası yok efendim, onun ilgisi mi var ya!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Nedir yani? Onunla ilgili yok Beyefendi ya! Nasıl bir şey bu, araba, araba, araba…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir dinlerseniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bakın, biz de biniyoruz, devlet vermiş. Benim sadece 30 bin liralık şahsi arabam var, 1 tane. Dönerim, 1 tane kendi arabama binerim, bu kadar basit. İstiyorsanız hep beraber bırakalım. Hem kendiniz bırakmıyorsunuz, hadi beraber bırakalım o zaman.

BAŞKAN – İsterseniz tartışmayı bu çerçevede süresiz bir hâle getireyim, sabaha kadar tartışalım. Aynı konuları konuşa konuşa Türkiye yoruldu, siz de yoruldunuz. Dönüyorsunuz, dolaşıyoruz, konuşmalar hep aynı noktalarda devam ediyor.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hakikaten öyle.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Siz binmeyin kardeşim, geldiğinizde binmezsiniz.

22.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tekrar başlatabilir misiniz Sayın Başkan.

Teşekkür ederim.

Sayın Özlem Zengin üslubumu isim vererek eleştirdiği için bir şey söylemek istiyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Son cümleyi duyamadım, özür dilerim. Ne geliştirmesi?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Zengin, üslubumu eleştirdiğiniz için bir şey söylemek istiyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Evet.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, bakın, biz bütçe tartışıyoruz değil mi? Tabii, doğal olarak iktidar yaptıklarını abartarak da olsa anlatacak, doğal, bir şey demiyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Siz de abartarak eleştireceksiniz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – E, muhalefet de doğal olarak yapılmayanları anlatacak.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Abartarak eleştireceksiniz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Eksik olanları zaman zaman da abartarak, ona da bir şey demiyoruz. Fakat buradaki sorun ne biliyor musunuz? İktidar dinlemeyi bilmiyor, sorun bu.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Muhalefet çok dinliyor. Araba, araba, araba… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ama sizi dinledi o.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben sizi dinledim, ben sizi dinledim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Amma dinlediniz ya, vallahi, hakikaten. Dinlemekten bir hâl oldunuz. Bir kulağımda araba sesi kaldı benim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bakın, neden dinlemeyi bilmiyorsunuz? Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada konuşurken “Yani anlatıyorum ama anlayabilecek misiniz belli değil.” diyor.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Araba, evet, araba. Bundan sonra duyacağım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yani en kibarıydı bu. Daha önce başka bakanlar geldi; bağırıp çağırıp konuştular, hakaret ettiler falan. Yani sorun şu ki, hepimiz için geçerli olabilir bir müzakere geleneğine sahip olmamamız, hepimiz için geçerlidir bu belki.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Evet, doğru diyorsunuz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ama burada siz de üstünüze düşen payı alın, bir bunu söylemek istiyorum.

İkincisi, yani tahammülsüzsünüz eleştiriye. Biraz fazla eleştirince de, mesela, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada çıkıyor, muhalefeti kastederek “Karanlık ilişkileriniz var.” “Kapalı kapılar ardında ne yaptığınız belli değil.” diyor.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – Doğru.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ya, bu çok ağır bir itham. Şimdi, buna cevap olarak, mesela, insan şunu demek istiyor: “Ya, karanlık ilişkiler bizde mi yoksa mafyayla ilişki kurmuş olan iktidarda mı?” diyesi geliyor insanın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ne ilişkisi ya? Hiç yok. “Tecavüzcü” diyor şimdi, sizin vekilleriniz bize bunu söylüyor Sayın Oluç, lütfen… Yani kendi içinizde olmuş her şey, bize laf atıyorsunuz ya, dönüp bir kendinize bakın ya.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Dolayısıyla, yani iktidar da üslubuna, seçtiği cümlelere dikkat edecek ki muhalefet de dikkat edecek. Yani buradaki sorun birinci olarak iktidardan kaynaklanıyor. Bunu görmek istemiyorsunuz. Siz iktidar olarak hesap vereceksiniz, biz de muhalefet olarak hesap soruyoruz. Ama bu böyle kibirle, küçümseyerek, bağırıp çağırarak olmaz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kibir değil de her şeyin bir dozu var ya, her şeyin bir dozu var!

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Oluç.

Sayın Dervişoğlu buyurun.

23.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Her akşam yaşadığımız şey bugün de tekrarlandı. Siyasi parti temsilcilerimiz konuşmalarını yaptı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıt yok, münakaşa yok ya da maksadı aşan ifadeler yok ama yürütmeyi temsilen konuşulunca siz de takdir edersiniz ki burada tartışma çıkıyor. Oysaki yürütme zaten kendisini savunma ihtiyacı hissetmemeli burada çünkü yürütme bütçeyi önümüze koyuyor. Biz yürütmenin önümüze koyduğu bütçenin ne virgülünü değiştirebildik ne noktasını değiştirebildik. Ne diyorsanız yapıyorsunuz. O zaman, bu tartışmanın arkasında yatan gerekçe ne? Bu kabil tartışmalardan bu iktidar besleniyor maalesef ve maatteessüf. Ben böyle bir işe alet olmamaya özen göstereceğim.

Şimdi, hiç tahmin ettiğiniz gibi bir muhalefet yok Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Biz Amerika Birleşik Devletleri’ni de birlikte kınıyoruz. Biz de imza atıyoruz, siz de atıyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisi de atıyor, Milliyetçi Hareket Partisi de. Fransa’yı birlikte kınıyoruz, Ayasofya kararını birlikte alkışlıyoruz, Azerbaycan’ın zaferini de birlikte kutluyoruz. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde siz muhalefete dönüp “Efendim, biraz da teröristlere doğru konuşun.” “İşte bu tepkinizi ona gösterin.” diyerek illiyet bağı oluşturmak suretiyle hepimizi töhmet altında bırakıyorsunuz. Benim de size diyesim geliyor: Teröristlere karşı sükût etmeyi sizin iktidarınız moda etti. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Devletin valisine talimat verip “Görmeyin, duymayın.” diyen, devletin elini kolunu bağlayan, gözünü kör, kulağını sağır eden biz değiliz ki.

Şimdi, buraya geldiniz, kapalı kapılar ardında, karanlık ilişkilerle Anayasa hazırlığı yaptığımızı ifade ettiniz, bunu biz yalanladık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Dervişoğlu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bunu defaatle yalanladık, Cumhuriyet Halk Partisi yalanladı, HDP yalanladı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İkrar etti. HDP yalanlamadı.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bu iddiayı ortaya atan… E, işinize geliyor, uymayacağım size. Ben sizin soru-cevap algoritmanızı çözdüğümü önceden söyledim. Bu kadar kişi tarafından yalanlanmış bir iftirayı Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne taşımasını hem kınıyorum hem de protesto ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ayıp ediyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Söylenecek çok şey var… (İYİ PARTİ sıralarından “Yuh!” sesi, AK PARTİ sıralarından “Sana yuh!” sesleri)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Olmaz, o yok.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ayıp ayıp, sana yuh!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bana dedi “yuh”u bana. Bana yuh, bana. Çünkü gerçeği ben söylüyorum, bana yuh.

Şimdi, sadece bugün değil, dün de çıktı bir Bakanımız, konuşuyor. Lisanımünasiple de cevaplar veriyor muhalefet. “Biden’a mı güveniyorsunuz?”, yok işte, “Darbe mi bekliyorsunuz?” İktidar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Ya, Biden söylemiyor onu, Biden ya.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ben bağırarak konuşamadığım için mikrofonu açalım.

BAŞKAN – Ama kimseye süre vermedim yani hiç kimseye.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – O zaman ayağa kalkayım.

“Biden’dan mı medet umuyorsunuz? Darbe mi bekliyorsunuz?” Ya, bizim medet umduğumuz ve sırtını dayadığımız bir tek yer var; biz Allah’a inanırız, millete güveniriz. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Onun dışında bir şey yok. O sebeple, ithamkâr sözlerinizi hiç olmazsa dile getirirken lafın ucunun nereye dayandığını üç aşağı beş yukarı kestirerek telaffuz ediniz. Bizim, mazimizle ilgili ne size ne de bir başkasına ispat edecek hiçbir şeyimiz yoktur. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Bütün siyasi mücadelemiz mazimizin kefaleti altındadır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akçay…

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yaptığı açıklamalar için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a teşekkür ettiğine, Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’nin mücadele verdiği her alanda karşısında yer aldığına, ülkenin uyguladığı politikalarla kurulan tüm oyunları bozduğuna, ABD’nin yaptırım kararına Türkiye Büyük Millet Meclisinin gereken cevabı verdiğine, savunma sanayisi projelerinde emeği geçen herkese Türk milleti adına bir kez daha teşekkür ettiklerine, teröre karşı başarılı operasyonlara imza atan MİT’i tebrik ettiğine, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin ve görüşülen bütçelerin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Bize “Yuh!” diyen arkadaşı da kınıyorum.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – O kadarı olacak Abdullah Bey, o kadar olacak.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, sürem harcanıyor. Arkadaşlardan da istirhamım…

BAŞKAN – Bir dakika, başlamayın.

Ya, sizin ta oradan buraya laf atmanız doğru değil.

Buyurun Sayın Akçay.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – O kendisini futbol maçında zannediyor, normaldir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanlığı bütçesinin görüşmelerini tamamladık. Biraz sonra oylamalarını gerçekleştireceğiz. Öncelikle, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a yaptığı açıklamalar için teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ayrıca, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Savunma Sanayii Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığının da bütçelerinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

15 Temmuz hain FETÖ darbesiyle emellerine ulaşamayan Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'nin mücadele verdiği, hakkını savunduğu her alanda karşımızda yer almıştır. PKK terör örgütüne her türlü sinsi desteği veren ABD, Suriye'nin ve Irak’ın kuzeyindeki terör örgütlerine binlerce uçak ve tır dolusu silah vermiştir. Ekonomik operasyonlarla Türkiye'ye yön vermeye çalışan ABD, Libya’da Hafter’i, Karabağ’da Paşinyan’ı, mavi vatanda Türkiye düşmanlarının yanında yer almış, FETÖ elebaşını himayesine almıştır. Türkiye, attığı adımlarla, uyguladığı politikalarla ve savunma sanayimizdeki büyük atılımlarla birlikte, kurulan tüm oyunları bozmuştur. Bunun üzerine, ABD’nin ve Avrupa Birliğinin bazı ülkeleri bir süredir savunma sanayimize karşı, Türkiye'ye karşı örtülü yaptırım uygulamaktadır. ABD, önce, Türkiye'yi ortağı olduğu F-35 programından çıkaracağını söyleyerek, sonra, S-400’leri engellemeye çalışarak ülkemizin savunma sanayisini engellemeye çalışmaktadır. ABD, bu kararıyla, Türkiye'ye yönelik örtülü yaptırımlarını resmiyete kavuşturarak Türkiye'nin hasmı olduğunu ilan etmiştir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi de gereken cevabı vermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, son bir dakika.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yeni olan bir şey yok, 1950’lerde savunma sanayi projelerimizi engelleyen, 1974’te Kıbrıs için ambargo kararı alan, terör örgütlerini destekleyen ABD, şimdi de Türkiye'ye hasımlığını bir kez daha göstererek savunma sanayimizi engellemeye çalışmaktadır. Savunma sanayi yatırımlarına daha çok kaynak aktarılarak, ABD’nin yaptırım kararlarının nezdimizde bir hükmü olmayacaktır, Türkiye başka ülkelerin himmetine muhtaç olmayacaktır. Türkiye bağımsız ve onurlu bir ülkedir.

Türkiye'yi düşman olarak gören ABD bilmelidir ki, tarih Türkiye'yi düşman olarak karşısına alanların hazin emsalleriyle doludur. Çakalın fermanını bozkurdun hükmü bozacaktır. (MHP sıralarından alkışlar) Türkiye 2023, 2051, 2071 hedeflerine kararlılıkla yürüyecektir. Savunma sanayisinde büyük başarılara imza atan, günümüzün alperenleri olan Savunma Sanayii Başkanı Sayın İsmail Demir ve Selçuk Bayraktar ile bu projelerde emeği geçen herkese yüce Türk milleti adına bir kez daha teşekkür ediyoruz. Sizlerle gurur duyuyoruz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ayrıca, güvenlik güçlerimizle birlikte terör örgütlerine karşı başarılı operasyonlara imza atan Millî İstihbarat Teşkilatını ve tüm çalışanlarını tebrik ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin ve bugünkü görüştüğümüz bütçelerin ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Özlem Hanım, söz talebiniz var mı?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir cümle, evet Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Bir cümle, buyurun.

25.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben Sayın Müsavat Dervişoğlu’na şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Başkan, ben sizin hassasiyetinizi anlıyorum. Siz kendi hassasiyetinize kendi hayatınıza dair şeyler ifade ediyorsunuz fakat bizi anlamanız lazım. Bakın, siz konuşurken bile arkadan gelen çok çirkin bir ses var, tekrar etmeyeceğim. Burada çok tabii olarak, sizin partinizde gördüğümüz o farklı seslere binaen biz bunları işitiyoruz ve işittiğimiz şeyler üzerinden de çok tabii olarak bizlerin, Cumhurbaşkanı Yardımcımıza sorusu sorması ve buna dair -ne diyelim- “Ne oluyor?” diye kamuoyuna ifade etmesinden daha tabii bir şey olamaz. Bunlar şahsi saldırılar değildir, onu ifade etmek istiyorum.

Son olarak ben de Cumhurbaşkanlığımızın bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, aslında devam edip bitirebiliriz çok az kaldı.

BAŞKAN – Devam ediyoruz, durmadan devam ediyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çok teşekkür ediyorum, sağ olunuz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Oktay, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, bir dakika.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

26.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Arkadan bir ses gelmiştir, ben hep şey yapıyorum, tansiyon olabilir. Efendim, biz zaman zaman konuşurken…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Arkadaş futbol sahası zannetti burayı, olabilir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bak hâlâ geliyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Arkadaş futbol sahası zannetti burayı, olabilir, normaldir yani.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz zannetmiyorsunuz sanki.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Olabilir ağabey, belki de ondandır. Sen tecrübelisin benden.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Futbol sevgisi vardır, alışkanlığı vardır, olabilir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Zaten, ne söylüyorsun, anlayıp anlayamayacağıma dair de tereddüt…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Diyorum ki futbol sahası zannetti burayı arkadaş.

BAŞKAN – Nereden geldin gardaş sen buraya? Bir dur ya, Allah aşkına ya! (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Dervişoğlu ya.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Herhâlde şey için söylüyor. Acaba Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızdan sonra Özlem Hanım’ın söylediklerini anlayıp anlayamadığıma dair bir tereddüt yaşıyor olsa gerek ki ben daha konuşmaya başlamadan oradan saldırıya başlıyor maşallah, çok çok iyi, tebrik ediyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – “Anlayamıyoruz.” diyorsun, ne diyeyim?

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ben Türkiye Büyük Millet Meclisinde yuhalamaların, laf atmaların, maksadı aşan ifadelerin her zaman karşısında olduğumu ifade ettim.

BAŞKAN – Doğru, doğru.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Üslubumun şahidi öncelikle sizlersiniz. O sebeple, bakın, zaman geçiyor, gerginlik oluyor. Ben grubumda konuşuyorum, benim grubumdan yanımda, arkamda arkadaşlar da konuşuyor. Neden? İşte, ışıklar ezici, renkler boğucu; e, tartışmalar sıcak, o zaman ifadeler de bazen maksadı aşacak hâle geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ama herkes biliyor, millet de bilsin; ya, biz dostuz, kardeşiz ve burada Türkiye’nin sorunlarını konuşuyoruz.

Sabrınız için teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, gayet güzel.

Çok teşekkür ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kürsüye gelip rica etmiştim, 69’a göre, Sayın Faik Öztrak’ın adı geçerek, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız…

BAŞKAN – Doğru.

Ben söz vereyim, buyursun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Peki efendim, sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Öztrak, süreniz iki dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce Sayın Oktay burada eleştirilerimin tamamen temelsiz olduğunu ifade etti. Hangi eleştirim acaba temelsiz, buna bir kısaca huzurlarınızda bakmak istiyorum değerli milletvekilleri.

“Tek adam rejimi” dedim; bunu benim demem bir şey ifade etmiyor, zaten şu anda Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanı “Her işin sorumlusu benim, ben.” diye açıkça ifade ediyor, ikide birde “şahsım” diyor. Zaten tek adam kendisi, kendi söylüyor. (CHP sıralarından alkışlar)

“Parti devleti rejimi” dedim; e, parti devleti rejimi.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Değil efendim, değil. Nereden çıkarıyorsunuz? Değil.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Yani valiler, kaymakamlar, bugün, partinin il başkanları, ilçe başkanları gibi. Bunu her gün gazetelerde boy boy çıkan haberlerde görüyoruz.

“Vesayet rejimi” dedim; evet, veyaset rejimi. Yani yargı, Hâkimler Savcılar Kurulunun neredeyse tamamı Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanı tarafından atanıyor.

İki: Yine, baktığınız zaman, yasama organı. Yasama organında ben bugüne kadar görmediğim bir manzarayla karşı karşıya kalmış vaziyetteyim.

Değerli milletvekilleri, bizi millet seçiyor, sizi millet seçiyor, hepimizi millet seçiyor.

SERAP YAŞAR (İstanbul) – Cumhurbaşkanını da millet seçiyor.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Cumhurbaşkanını millet seçiyor ama Cumhurbaşkanı Yardımcısını millet seçmiyor, bakanları millet seçmiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Anayasa’ya göre…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Anayasal hak…

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Kim seçiyor? Cumhurbaşkanı seçiyor, Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan AK PARTİ Genel Başkanı seçiyor. Olmaz, öyle bir vesayet yok.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Seçerken millet yetkiyi veriyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hepsinin kaynağı millet, hepsinin kaynağı millet!

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – E, o zaman Genelkurmay Başkanı da geçmişte atanıyordu, niye vesayete laf söylüyordunuz “Şunun vesayeti var, bunun vesayeti var.” diyordunuz? Vardı vesayet, doğruydu. O vesayete karşı çıkıldı “Bu vesayet rejiminden kurtuluyoruz.” dendi, bugün, karşımızda vesayetin daniskası var. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Hem de öyle bir vesayet var ki bugün artık Cumhurbaşkanı kendi kendine bile vesayet koymuş vaziyette Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı olarak. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, şunu açıkça ifade edeyim: Burada, hiçbir atanmış bakanın, hiçbir memurun kalkıp da yüce heyetinize “Anlıyorsunuz, anlamıyorsunuz…” Bu lafları söyleme hakkı yoktu.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Öztrak.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Alakası yok, alakası yok. Bakanlar memur değildir.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Memur, memur…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aynı haklara sahiptir, eşit haklara sahiptir.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Siz milletin verdiği oya sahip çıkacaksınız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz. Sağ olun.

Şimdi, bu süre konusu beni de üzüyor ama bütçede böyle bir karar aldık. Dolayısıyla Sayın Öztrak’a da teşekkür ediyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Başkanım, söz alabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Zengin, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, şimdi, problem şu: Sayın Öztrak konuşmasında bunları söyledi. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız bize söz vermediğiniz için kendisi cevap verdi. Tekrar cevap üzerine gelip burada söylediği şeyi aynen tekrar etti. Şimdi, o zaman ne yapmamız lazım? Yani milletvekili seçilmeyle ilgili Anayasa’nın verdiği hakları tanıyor, aynı Anayasa’nın Cumhurbaşkanı seçilmeyle alakalı haklarını tanıyor fakat aynı Anayasa’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçilmesiyle alakalı kurallarını, haklarını tanımadığını ifade ediyor. Böyle bir mantık olamaz ki, bu nasıl bir mantıktır? Aynı şekilde, yasamayla ilgili de çok büyük bir -hani, ben de “yalan” kelimesini söylemeyeyim- tevil etme söz konusu çünkü yasamayla alakalı, yüksek yargıyla alakalı nasıl seçim yapılacağını hepimiz biliyoruz. Bir kısmını bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi Cumhurbaşkanı, bir kısmını da Türkiye Büyük Millet Meclisi seçiyor. Yani, siz buradaki seçimleri böyle tevil ettiğiniz zaman ortada hiçbir şey kalmamış oluyor. Yani tevil tevil üstüne ve bunu tekrar etmenin de hiçbir faydası olmadığını düşünüyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Oktay, buyurun.

28.- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde CHP, HDP ve İYİ PARTİ adına söz alan hatiplerin konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben birkaç konuya değineceğim: Varlık Fonuyla ilgili bir eleştiri vardı, ben söylediğimi aynen tekrar ediyorum. “Türkiye Varlık Fonu, katı ve kapsamlı bir denetime tabidir.” dedim ben ve denetim boyutuna baktığımızda bağımsız denetim, Devlet Denetleme Kurulu denetçilerinin yaptığı denetim ve üzerine de Meclis denetimi. Sayıştayla ilgili söylediğim de “Türkiye Varlık Fonu çatısı altında bulunan ve daha önce Sayıştay denetimi devam eden tüm kurumlarımızın aynı şekilde Sayıştay denetimi devam etmektedir.” dedim.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Yeni kurulan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kesinlikle yok efendim.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Dolayısıyla, sizin yaptığınız açıklamayla ters düşen bir şey yok.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ben yapmıyorum, Sayıştay Başkanı yapıyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Yani Sayıştay Başkanının yaptığı açıklamayla da ters düşen bir şey yok burada.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayıştay Başkanı yapıyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Dolayısıyla kurumların, üye olan kurumların denetimi aynen devam etmektedir.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Yeni kurulan şirketler?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Merkez Bankası rezervleriyle ilgili belki soru-cevapta verebilirim onu.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Alt şirketler?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Yine, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’le alakalı herhangi bir yorumda, hele hele negatif yorumda bulunduğumu hiç hatırlamıyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Silah arkadaşlarıyla ilgili.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Nasıl öyle bir zorlama yoruma gittiniz? Yani bu tür yorumlar sizden geliyor, bizden gelmiyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Silah arkadaşları…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Yani ismini tam söyleriz, söylemeyiz tartışmaları sizde. Bizde böyle bir sorun yok, uzaktan yakından böyle bir sorun yok, konuşmanın hiçbir tarafında da bunu ima edecek hiçbir şey yok. “Tek parti dönemi” dediğimde de neleri kastettiğimi, neyi kastettiğimi de çok net anladınız diye ümit ediyorum, tutanaklarda da belli zaten.

Yine, uluslararası ilişkiler boyutuna baktığımızda da ben şunu bir kez daha ifade etmek isterim: Türkiye’yi merkez alan bir politika uyguluyoruz biz. Ve bağımsız, kendimizi, ayağımızı sağlam bastığımız yer Türkiye’dir. Dolayısıyla ülkemizle ve bölgeyle ilgili hesapları olan emperyal güçler varsa ve bundan rahatsız olanlar varsa bunun bizi rahatsız edecek hiçbir şeyi yok. Bizim yaptıklarımızdan da mutlu değillerse bu bize ancak gurur verir, başka bir şey değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Son bir dakika…

Buyurun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Kibir konusuna gelince, aslında biraz önce ifade edilenler kibir konusunda tam da benim ifade etmek istediğim bir şeydi. Bu kavramı ben kullandım, Plan ve Bütçe Komisyonunda başladım bunu kullanmaya. Tam da bunu kastediyorum, özellikle muhalefetteki arkadaşlarımızın… Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi dediğimiz şey… Öncesinde de farklı değildi, 3 farklı erkten bahsediyoruz. Muhalefetteki arkadaşlarımız ne yazık ki tutumlarında, davranışlarında, konuşmalarında böyle bir atanma, yok seçilme, vesayetinden böyle tam bir kibirle Kabine üyesi arkadaşlar üzerinde…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Seçilmişler niye ağrınıza gidiyor ya?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Yani siz kibarca şunu söylüyorsunuz: “Biz Anayasa’yı tanımayız. Millet onay verse de Meclis onay verse de Anayasa’yı tanımayız.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Öyle bir şey yok. Çarpıtıyorsunuz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Biz de diyoruz ki: Siz tanısanız da tanımasanız da biz Anayasa’nın çerçevesinde, Anayasa’nın çizdiği Türkiye Cumhuriyeti çerçevesinde bütün yürütme işlerimizi devam ettireceğiz.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Uymayan sizsiniz ya! Anayasa Mahkemesi kararlarını yerel mahkeme uygulamıyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Mevlüt Bey’in yorumuna gelince… Buradan bir de “Yuh!” sesi geldi, çok üzüldüm yani Meclisten böyle bir sesi duymak istemezdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Mevlüt Bey’in yorumu… “Bütçenin ikinci kısmını biz kullanacağız, dikkat edin.” deyince biraz da böyle şakavari dönüp “Hayırdır, darbe beklentiniz falan mı var?” şeklinde bir şey… Yani biz zaten buna karşıyız, zaten Meclis de buna karşı, biz de karşıyız. “Milletin iradesine saygılıyız.” diyorsanız burada bir sorun yok zaten. Seçim 2023’tedir. Seçimin 2023’te olduğu bir ülkede siz gelecek yıl bütçenin ikinci kısmını kullanacağınızı iddia ediyorsanız, sizin bildiğiniz, bizim bilmediğimiz bir şey varsa söyleyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla biz de Allah’a inanırız, biz de Allah’a ve milletimize güveniriz.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Özkoç, görüşmelere devam edelim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hemen bitiriyorum, kayıtlara geçsin diye.

Sayın Başkanım, bir seçim olmuştur, bir karar alınmıştır, elbette ki Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm siyasi partiler buna uyar, “Tanımıyoruz.” diye bir kavram yoktur.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Allah razı olsun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - “Doğru bulmuyoruz.” başka bir şeydir. Biz bakanların bir bürokrat gibi görev yapmasını doğru bulmuyoruz, biz bakanların bir kişinin iki dudağı arasında görevlendirilmesini doğru bulmuyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çeliştiniz, çeliştiniz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Bakanlar bürokrat değil zaten.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Bakanlar milletin vekilleri içerisinden seçilmeli ve millete karşı hesap vermeliler, saraya karşı değil.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Bakanlar ne yapıyor? Siyaset yapıyor ya.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Saraya hesap veriyorsun, millete değil.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Burada size hesap veriyoruz, siz saraysanız…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Böyle hesap vermek mi olur Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, rica ederim ya.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Nasıl olacak başka ya?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hiçbir belge yok, hiçbir bilgi yok, soruya cevap yok. Varlık Fonu denetleniyor mu? Lütfen. Burada “Denetleniyor.” diyorsunuz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ya bir buçuk saattir cevap veriyor, yapma ya.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama denetlenmiyor hocam, seni de kandırıyor, vallahi denetlenmiyor, billahi denetlenmiyor. “Cumhurbaşkanlığı” diyor, Cumhurbaşkanı aynı zamanda başkan ya, olmaz ki öyle.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Bırakmadınız ki dinlesinler.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Akçay, buyurunuz.

29.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, sürekli bakanların atanmış olduğuna ilişkin vurgu yapılmasını doğru bulmadıklarına, bakanların bürokrat olmadığına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, bakanların sürekli atanmış olduğuna ilişkin vurgu yapılmasını doğru bulmuyoruz. Bakanların statüsü Anayasa’da belirlenmiştir ve Cumhurbaşkanı tarafından atandıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde yemin etmektedirler ve ayrıca, işledikleri suçlar itibarıyla da Yüce Divana karşı sorumludurlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı sorumludurlar. Ve ayrıca bakanlar bürokrat değildir, bizatihi siyasi kişilikleri de vardır. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Tabii ki, Mecliste yemin ettiler, bakanlar Mecliste yemin etti.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN - Sayın Arslan Kabukcuoğlu, aleyhte konuşma yapmak üzere buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bütçe görüşmelerinin sekizinci turunda şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Diyanet İşleri Başkanlığı için Anayasa’mızın 136’ncı maddesinde “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.” hükmü yer almaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yaklaşık 132 bin personel vardır ve bütçeden aldığı 13 milyarlık payla 9 bakanlıktan daha da güçlüdür. Öncelikle şunu söylemek zorunluluktur: Diyanet İşleri Başkanlarının, Sayın Cumhurbaşkanı, başkanların bilim ve vicdanlarına göre değil de kendi istekleri doğrultusunda çalışmasına izin veriyor gibi durmaktadır. Bu amaca yatkın kişileri başkan yapma eğilimindedir. Örneğin, Diyanet İşleri Başkanının görevden alınmasında bir tarikat etkili olabilmektedir. Bir imam, Hükûmet yanlısı görüş belirtmediği için görevinden alınabilmektedir.

Sosyolojik araştırma sonuçlarında da Diyanet İşleri Başkanlığının durumu iyi değildir. Örneğin, 2014 KONDA araştırmasında Diyanet İşleri Başkanlığından memnuniyet yüzde 66’dır. Kadir Has Üniversitesi araştırma verisinde ise Diyanet İşleri Başkanlığının güven derecesi 2017’de yüzde 45 iken, 2018’de yüzde 43’e düşmüştür. 2017 yılında Kadir Has Üniversitesinin yapmış olduğu başka bir araştırmada polise, jandarmaya, orduya güven yüzde 60 iken, yargıya güven yüzde 48, Diyanete güven yine yüzde 42 çıkmıştır. 2019 yılı Ipsos araştırmasına baktığımızda en güvenilen mesleklerin sıralaması şöyledir: Bilim insanlarına güven yüzde 70, doktorlara güven yüzde 51, öğretmenlere güven yüzde 59, din adamlarına güven yüzde 12 -beterin beteri var- politikacılara güven ise yüzde 11 çıkmıştır. Son olarak, Artıbir şirketinin 2020 Türkiye gündemi araştırmasında en güvenli kurum sıralaması şöyledir: Türk Silahlı Kuvvetleri için yüzde 30, Cumhurbaşkanlığı için yüzde 21, polis teşkilatı için yüzde 7, siyasi partiler için yüzde 3 ve Diyanet için binde 7 yani yüzde 1 bile değil. Maalesef AK PARTİ’nin siyaset hırsı, siyasi düşünceleri, Diyaneti yedi bitirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığının ülkemizdeki çok parçalı görünümdeki dinî dağılımın toparlanması için öncülük etmesi, vatandaşların birlik ve beraberliği için son derece önemlidir. Geçmişte gördüğümüz inanç anlaşmazlıklarının ortadan kaldırılması polisiye tedbirlerle değil, toplumsal konsensüsle olmalıdır. İşte, burada, nüfusun yüzde 99’unun Müslüman olduğu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığına büyük görevler düşmektedir.

Bizim kültürümüzde din adamlarına güvenilir, inanılır ve sözüne önem verilir. Din adamları dürüsttürler, Rabb’imizin kulları için emrettiği şeyleri söylerler, nasihatleri dinlenir. Bu kimlikleriyle din adamları toplumda fazla açığa çıkmayan mikro anlaşmazlıkları çözer, huzursuzlukları giderir ve kırgınlıkların ortadan kalkmasını sağlar.

Diyanet İşleri Başkanlığı, personeline karşı tarafsız ve liyakate önem veren bir tavra sahip olmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, hem kendi müktesebatı hem de Anayasa’mızda yazılı şekliyle “Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek…” çalışır. Bu, unutulmamalı ve yerine getirilmelidir ama maalesef günümüzde bunun çalıştığını söylemek çok zor. Bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalmıyorlar, Türk toplumuna daha iyi bir hizmette bulunamıyorlar. Oysaki Türk toplumuna daha iyi hizmette bulunacak başka bir anayasal kuruluş da maalesef yoktur. Veya Diyanet İşleri Başkanlığı yarattığı güvensizlik ortamında illegal örgütlenmeler topluma hâkim olmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığının 132 bin personeli vardır ama Eskişehir’de 180 din adamı açığı aylarca devam etmektedir. Eskişehirliler başka köylere, başka camilere taşınmak zorunda kalmaktadırlar.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.47

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 21.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Emine Sare AYDIN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, sekizinci turdaki konuşmalar tamamlanmıştır. Şimdi soru ve cevap işlemlerine geçiyoruz.

Sayın Kayışoğlu…

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Sayın Oktay konuşmasında dedi ki: “Muhalefet anlamadığı için millete anlatıyorum.” Ben de diyorum ki: İktidar anlamadığı için sorularımızı, ben de milletimiz duysun diye söylüyorum: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın kendisini mal varlığıyla tehdidine neden rest çekmemiştir, rest çekti de biz mi duymadık?

İki: Kazan-kazan ilkeniz kapsamında satılan 128 milyar dolardan kim kazanmıştır? On sekiz yılda Londra’daki tefecilere ödenen 192 milyar dolar faizden kim kazanmıştır?

Üç: Anayasa Mahkemesi ve yüksek yargı mensuplarını doğrudan ya da dolaylı atayan bir Cumhurbaşkanının olduğu yerde kuvvetler ayrılığı ve demokratik devlet olduğumuzu nasıl iddia edebiliyorsunuz?

Ve son olarak, 1940’lı yıllarda tek adamlıktan bahsettiniz. Ömrünü cephelerde ülkenin bağımsızlığı için harcamış, oğlunun ölüm haberini bile cepheden dönünce aylar sonra öğrenmiş, diplomasiyle İkinci Dünya Savaşı’na bizi sokmamış ve o koltuğu borçlu olduğunuz İsmet İnönü’ye böyle sataşmanızdan dolayı da sizi kınıyorum.

BAŞKAN – Sayın Güzel…

SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türkiye’de yerel mahkemelerin OHAL Komisyonu kararlarına eş güdümlü olarak verdiği kararları mahkûm eden son AİHM kararına rağmen 23 Ocak’ta süresi bitecek olan OHAL Komisyonunun çalışma süresini uzatacak mısınız? Yüzde 88 ret kararı veren OHAL Komisyonunu lağvetmeyi düşünüyor musunuz?

Ana akım medya programlarına katılacak isimlerin, konuşulacak konuların belirlendiği kamuoyuna yansımıştır. Son olarak gazeteci Şirin Payzın programlara katılmayacaklar listesinin Ankara temsilciliğinden gönderildiğini belirtmiştir. Medya kanallarına böyle bir liste gönderildiği doğru mudur? Bu listeleri kimler, neden hazırlamaktadır?

Türkiye destekli Suriye’deki silahlı gruplara Savunma Sanayii Başkanlığından harcanan bütçe var mıdır, varsa hangi yapıya ne kadar harcanmıştır? Savaş politikalarında ısrarla birlikte bütçenin büyük bir kısmı savaş sanayisine harcanmaktadır. S-400, F-16, SİHA, “drone”lara 2020 yılı içerisinde ne kadar ödenek ayrılmıştır?

2020 yılında asgari ücretle çalışan bir emekçinin bir aylık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Topal…

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Hatay halkı coronadan ölüyor.

Soru 1) Hatay ilini karantinaya alacak mısınız?

2) Alacak mısınız Hatay ilini karantinaya?

3) Karantinaya alacak mısınız Hatay ilini?

4) Hatay’da karantina ilan edecek misiniz?

5) Hatay ilini neden karantinaya almıyorsunuz?

6) Hatay halkı coronadan ölüyor, haberiniz var mı?

7) Ölen Hatay halkını düşünüyor musunuz?

8) Hatay halkını düşünüyorsanız neden önlem almıyorsunuz?

9) Sorunu anlatmak için daha başka hangi ifadeleri kullanmamı istiyorsunuz?

10) Sayın Cumhurbaşkanı “Ey Hatay halkı sizi coronaya teslim etmeyeceğiz, Hatay’ı karantinaya alacağız.” diyecek mi?

11) Tank Paletin işçilerinin parasını, maaşını kim veriyor, Millî Savunma Bakanlığı mı, BMC mi?

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Çepni…

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Diyanet İşleri Başkanlığı tüm toplumdan topladığı bütçesini sadece bir kesime harcamaktadır, diğerlerine ise yine bu bütçeyle sistematik asimilasyon uygulamaktadır. AİHM ve Danıştay kararlarına rağmen, Alevilerin ibadethane olarak kabul ettiği cemevleri ibadethane kabul edilmemektedir. Aynı durum hastalıklı görülen, renkleri yasaklanan, linç edilen LGBT+ bireyler için de geçerlidir. Soruyoruz: Makbul görmediklerinizden aldığınız vergiler helal midir? İnsanlık suçu niteliğindeki bu politikalardan vazgeçmeyi ve özür dilemeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle bugün görüşülmekte olan Millî İstihbarat Teşkilat Başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı bütçesinin ülkemize, milletimize ve kurumlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay’a Plan ve Bütçe Komisyonundaki ve Genel Kuruldaki bütçe sunumlarından dolayı teşekkür ediyorum.

Sosyal hizmetlerle ilgili sorularım olacak.

2021 yılında sosyal yardımlar ve hizmetler için ne kadar kaynak ayırdınız? Engellilere yönelik sunulan hizmetlerdeki artışlar nasıl olmuştur?

Teşekkür ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ersoy…

AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Diyanet teşkilatımızda kadrolu, sözleşmeli, vekil, fahri, geçici gibi çeşit çeşit statüler bulunmaktadır. Görevleri aynı olmakla birlikte aldıkları maaş, hakları ve imkânları farklıdır kurum içinde aynı işi yapan çalışanların. Vekil ve geçici statüde çalışan imam-hatip ve müezzin kayyumlar ile vekil ve fahri olarak çalışan öğreticiler kadroya alınmayı beklemektedir. Bu sorunların çözüme kavuşturulması hususunda herhangi bir çalışma yapılıyor mu?

Yerli ve millî İHA’lar, İKU’lar, SİHA’lar, TİHA’lar, ATAK helikopter, FIRTINA obüs, gemiler ve zırhlı araçlar göğsümüzü kabartmaktadır. Emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz, minnettarız.

BAŞKAN – Sayın Gergerlioğlu…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Fuat Oktay, niye inkâr ediyorsunuz? Öldürülen Kürtleri, binlerce faili meçhulleri vekillerimiz size bugün sordu; niye bunlara cevap vermiyor, inkâr ediyorsunuz? Kaçırılan, işkence edilen yüzlerce insanı sorduk “MİT Yasası’nda böyle bir suç yok.” dediniz. İyi de biz size “Yasalara uyun, hukuka, Anayasa’ya uyun.” diyoruz.

Bakın, size şu fotoğrafını gösterdiğim… Sayın Fuat Oktay, bakınız, beş yüz gündür kaçırılmış olan Yusuf Bilge Tunç’un fotoğrafını gösteriyorum, niye bakmıyorsunuz? Bir suçluluk psikolojisiyle mi bakmıyorsunuz? Beş yüz gündür Türkiye Cumhuriyeti’nde bir insan kaçırılmış, niye bu insan hakkında bir bilgi verilmiyor? Böyle bir skandal olamaz. Niye insanlar susuyor buna? Geçen sorduğumda, bu konunun cevabı için polemiğe sığınmıştınız ve suç örgütü…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

(HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kenanoğlu…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vesayet altına almak ve toplumu din üzerinden kontrol etmek amacıyla kurulmuş ve kuruluşundan bu tarafa da iktidarların siyasetlerine bağlı salladığı kılıçla, verdiği fetvalarla bunu yeterince ispat etmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu tarafa iktidarlar değişse de değişmeyen bir Diyanet gerçeği vardır ki bu da Hanefi İslam inancının mensupları dışında yer alan inançlara ve inanç mensuplarına yönelik uyguladığı asimilasyon politikalarıdır. Bir taraftan “Dinde zorlama yok.” derken diğer taraftan da Alevi köylerine cami politikaları, Hanefi Müslüman köylerde din görevlisi açığı varken onları görmezlikten gelip camide değil, cemevinde ibadet eden Alevi köylerine din görevlisi atamayı önceliğine alan Diyaneti biz iyi biliyoruz.

Yeryüzü sofrasıyla kamuoyunun da tanıdığı antikapitalist Müslümanların çıkışı, söylemleri ve pratikleri de Diyanetin foyasını o mahallede ortaya dökmüştür. Siyasal İslamcıların atası olan Emevi İslamı’nın günümüzdeki temsilcisi olan Diyanet, topluma yüktür, israf ve vesayet kurumudur. Kapatılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aycan…

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına sormak istiyorum: Planlama etkinliktir, verimliliktir. Kalkınma hedefleri doğrultusunda yapılacak stratejik planları destekliyoruz. Kalkınma planlarının bir bileşeni de insan gücü planlamalarıdır. Gerekli sayıda nitelikli insan gücü yetiştirmek ve istihdamını sağlamak üretimin gereğidir. Ayrıca insan kaynağını doğru kullanmak, israfı önlemek açısından önemlidir. Bu kapsamda Türkiye'de ihtiyaç duyulan meslekler ve bunların sayısı nedir? Fazlalık olan meslekler nelerdir? Bu konuda YÖK’le iletişime geçilmekte midir? Buna göre program kontenjanları ayarlanmakta mıdır? Kamu kurumlarında, kamu personel planlaması nasıl yapılmaktadır? 2021 yılında kamu kurumlarına ne kadar personel alınacaktır? Bunların meslek ve illere göre dağılımı nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ilk gün sunuşunuzun altmış dakikasında, bugün yetmiş dakikada Tank Palet Fabrikasıyla ilgili sorulan sorulara nedense sürenizin son otuz saniyesinde gelebildiniz ve cevaplamadan kürsüden ayrıldınız ve bugün de “Anlamıyorsunuz." dediniz. Siz ne anlattınız? Biz neyi anlamadık?

İkinci sorum: Öngördüğümüz gibi, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin keyfî uygulamalarının siyasi ve ekonomik maaliyetleri her geçen gün artıyor. Çıkarılan kararnamelerle kamu kaynakları siyasi iktidara yakın çevrelere maalesef peşkeş çekiliyor. İşte, en son örneği 3 Aralık tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’yla İstanbul Silivri’de bazı alanlar Sancak ailesine ait olan Maxicells İlaç Sanayi Şirketine tahsis edilmiştir. Silivri halkının, Parlamentonun gündeminden kaçırılarak bu özel tahsis yapılırken hangi gerekçeler dikkate alındı ve nasıl bir kamu yararı olacaktır burada?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Asgari ücret 2.324 lira, açlık sınırı 3 bin liraya dayandı, yoksulluk sınırı 11 bin liralarda. Cumhurbaşkanlığının 2021 bütçesi 4 katrilyon, günlük gideri 10 milyon 958 bin lira. Saray tok, vatandaş aç. Saray şatafattan ödün vermezken vatandaş kuru ekmeğe muhtaç. Vatandaşın kuru ekmek yemesi gücünüze gitmiyor, üstüne “Aç değillermiş.” diye dalga geçiyorsunuz. Emin olun, akıllarıyla dalga geçtiğiniz vatandaşlarımız sizi ilk seçimde sandığa gömecektir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Şimdi, sözü yürütmeye bırakıyorum.

Buyurun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben en son sorudan veya yorumdan, vatandaşlara tepeden bakma olayından başlamak istiyorum. Biz vatandaşlarımıza hiçbir zaman tepeden bakma değil; tam tersi, biz onlara hizmetkâr olarak görürüz kendimizi. Vatandaşlarımız da, milletimiz de bunu bildiği için bize on dokuz yıldır yetki vermişlerdir, vermeye de devam edeceklerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

“Tank Paleti niye en son saniyeye bırakıyorsunuz?” dediğiniz için ben, müsaade ederseniz, ilk ondan başlayayım. Özellikle, yine “On sekiz ayda tank yok.” olayı… Onu konuşma metnimde de söylemiştim ama “Bakım onarım tesislerinin işletmesi neden BMC’ye verildi?” de bunun içerisindeydi aslında geçmişten gelen sorular itibarıyla da.

Şimdi, BMC bir Türk firması, yabancı bir firma değil. Ortaklık olayı var; ortaklık, bir yabancının bir hissedarlığı var ama bir Türk şirketi yani diğer şirketlerde olduğu gibi bir Türk şirketi, bunun bilinmesinde fayda var. BMC’nin azınlık hissesi Katar yatırım şirketinde olan bir Türk şirketi, bunun bilinmesinde de fayda var; hani, belli oranlarda Amerikan, İngiliz, Alman, Çinli ortakları olan diğer bazı savunma sanayi şirketleri gibi onlar da Türk şirketi. Tank Palet Fabrikası; paleti, fabrikası, bedeli, arazisi, binası ve makineleri dâhil her şeyiyle aslında belki 250 milyon doları bile bulmayan bir rakam; siz bunu 20 milyar dolar gibi bir rakam zikrettiniz, bunu Sayın Kılıçdaroğlu da zikretti, farklı yerlerde de zikrediyor. Bunun ben bir kez daha, yanlış hesap olduğunu ifade etmek isterim. Fabrikanın mülkiyeti Millî Savunma Bakanlığımızda kalmak üzere -Millî Savunma Bakanımız da bu açıklamayı yaptılar- BMC’ye yirmi beş yıllığına işletme devri yapılmıştır yani mülkiyeti devredilmemiştir, sadece işletme devri. Tesislerin yine özel sektör eliyle daha verimli, daha düşük maliyetle hizmet veren hâle gelmesi ve gerekli ilave yatırımların yapılması, bunun yanında yine tank üretiminin -ALTAY tankı üretimi de bunun içerisinde- sıfırdan kuracağı üretim hattında gerçekleşmesi amacıyla da bu işletme hakkı veriliyor ama işletme devri, satış değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Maaşları kim veriyor?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Efendim?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Maaşlar?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Yani yine Arifiye’deki işçiler Millî Savunma Bakanlığı işçileri, dolayısıyla yapılan ödemeler de ilgili firmaya fatura ediliyor yani ilgili firma ödemiş oluyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yani Millî Savunma Bakanlığı ödüyor, ilgili firmaya mı…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Şimdi, diğer tarafta, ben devam ediyorum, Beşiktaş’taki…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Cevabı alamadık efendim. Millî Savunma Bakanlığı ödeyip şirkete mi fatura ediyor?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Şirket, bunun faturasını ödüyor yani şirket normalde şeyi ödemiş oluyor, çalıştırdığı işçilerin bedelini şirket ödemiş oluyor tabii ki, tüm şirketler gibi.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yani maaşı Millî Savunma Bakanlığı ödüyor, değil mi efendim?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Süremiz kısıtlı olduğu için sonra da devam edebiliriz isterseniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Anladım efendim, tamam.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Beşiktaş’taki terör saldırısıyla ilgili cevap vermediğimi söylemiştiniz, ben buna da cevap vereyim yine. Yine Sayın Kılıçdaroğlu’nun sorusuydu bu. Burada “Beşiktaş’ta şehit olan bir polisimizin ailesine 121 TL ödenmiştir.” diye… Buna cevap verdiğimi hatırlıyorum ben o gün. O zaman “Ya, biz onu demedik.” dediniz. Yani ben bir kez daha hatırlatıyorum: Terör eylemi veya terörle mücadele kapsamındaki görevleri nedeniyle hayatını kaybeden şehitlerimiz yasal boyutta baktığımızda vazife malulü olarak sayılmakta. Vazife malulü olan kamu görevlisinin hak sahiplerine, görevdeki emsalinin almakta olduğu aylıktan az olmamak üzere, aylık bağlanmakta. Buna göre, şehit polisin veya aynı çerçevede, askerimizin yakınına 6.150 TL verilmekte. Öte yandan, şehit yakınlarımıza yani polisse, kamu görevlisi ise veya askerî personelse, terörle ilgili alanda görevliyse minimum 6.150 TL… Öte yandan, şehit yakınlarımıza vazife malullüğünde sağlanan ilave haklar var. Bu da yine vazife ve harp malullüğü kapsamındaki TSK mensubu ve güvenlik görevlilerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarına 2, malul olanlara 1, vazife malullüğü kapsamında bulunan diğer kamu görevlilerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarına veya malul olanlara 1, terör mağduru sivil vatandaşlardan terör eylemleri nedeniyle hayatını kaybedenlerin yakınlarına da yine 1 istihdam hakkı tanıyoruz. Yine, ilave haklar var. Vazife ve harp malullüğü kapsamında değerlendirilen şehitlerimize, vatandaşlarımıza toplu konut kredisi, eğitim yardımı, ücretsiz seyahat kartı, elektrikte yüzde 40 indirim, suda yüzde 50 indirim ve diğer başlıklarda toplamda 49 ayrı imkân sunulmaktadır ve bunların çoğunluğu da bizim dönemimizde şehit yakınlarımıza ve gazilerimize verilen fırsatlardır.

Beşiktaş’ta, terör saldırısında hayatını kaybeden Berkay Akbaş kardeşimize gelince: Olay mahallinde… Bu kardeşimiz kamu personeli değil yani olay mahallinde görevlendirilmiş bir personel, kamu personeli değil ama terör saldırısı anında olay mahallinde hayatını kaybeden bir sivil vatandaşımız. Bu vatandaşlarımızın yakınlarını da yine yalnız bırakmıyoruz, burada da ilk defa yine 2004 yılında tazminat hakkı verilmiş durumda. Tazminat boyutunda da bugün itibarıyla -notlarımda yok ama- zannediyorum 54 bin civarında bugünkü rakam ve bu vatandaşımızın yakınına da ailesine de yaklaşık, o günkü değerle 33 bin TL civarında -küsuratı da var- bir tazminat ödendiğini biliyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ödenmedi.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Geriye kalan maaş boyutuna gelince de hak sahiplerine -2012 yılında geçen bir mevzuat bu da- yani burada eş, çocuklar, anne, baba var, belirli oranlarda paylaştırılmak üzere -mirasçılarına yani- 1.526 TL’lik de bir maaş ödemesi var. Yine, bu kardeşimizin ailesine de bu çerçevede anne, babaya düşen miktar kadar kendi mirasçıları çerçevesinde bu hak ödenmiştir; 33.620 lira da yine tazminat ödenmiştir.

Merkez Bankasıyla ilgili bir soru vardı, ben yine rezervlerle alakalı… Döviz rezervleri 46,4, altın rezervleri 40,3 milyar olmak üzere toplam uluslararası rezervler 86,6 milyar TL seviyesinde bugün itibarıyla ve bu da kısa vadeli yükümlülüklerimizi yerine getirmemiz çerçevesinde yeterli bir seviye.

Sosyal yardımlarla ilgili bir soru vardı ama ondan öncesinde yine “Ölenlerle ilgili sorduk, niye cevap vermediniz?” konusu… “Havaya ateş açarken ölen, öldürülen.” vesaire şeklinde güvenlik güçlerimize veya askerimize dil uzatılması son derece yakışıksız ithamlar ve iftiradır.

ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) – İnsanlar ölüyor, insanlar!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Ölümlerle ilgili bir şey görmek istiyorsanız ben size söyleyeyim. Yani güvenlik güçlerimizin ne yaptığını söyleyeyim ben size, nereye ateş açtığını söyleyeyim; size rakamları vereyim, siz anlarsınız nereye ateş açtığını.

22 Ocak 1987’den günümüze, tamamen sivillere yönelik -tamamen sivillere yönelik diyorum bakın- olmak üzere katliam yapılıyor. Bu katliamlarda 5.706 sivil vatandaşımız hayatını kaybediyor, 11.351 vatandaşımız da yaralanıyor. Güvenlik güçlerimiz ne mi yapıyor? Güvenlik güçlerimiz, buyurun, bunu yapıyor; soruyorsunuz ya, piknik yapana gidip de ateş etmiyor güvenlik güçlerimiz. Buyurun, resimleri görmek istiyorsanız; 94, Tunceli, Mazgirt Darıkent beldesi katliamı. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – 94 mü?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Evet, 90’lardaki şeyleri anlatıyorsunuz…

DERSİM DAĞ (Diyarbakır) – 2020’den, 2019’dan bahsediyoruz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – …ve orada da gördünüz ki 90’larda olanları da 2000’lerde yine biz adalet önüne getirmişiz. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – 2020’ye bak, 2020’ye!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Ve bakın, 93’ten itibaren geliyor, bugüne kadar da geliyor.

DERSİM DAĞ (Diyarbakır) – 94’te siz mi vardınız?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Çat Yavi beldesi katliamı; buyurun, resimler... Güvenlik güçleri bunlarla mücadele ediyor, havaya ateş etmiyor.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Demogoji yapmayın!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Devam edeyim…

Demagoji değil, bakın, bunlar… Resimlerini gösteriyorum ve belgelerini söylüyorum size. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, Roboski sizin zamanınızda oldu, 94’e niye gidiyorsunuz? Roboski’yi anlat!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Hoşunuza gitmedi mi? Vicdanınız mı sızladı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne biçim konuşuyorsunuz ya? “Hoşunuza gitmedi mi?” ne demek ya?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Roboski’yi anlatsana!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sizde sızlayacak vicdan görmüyorum ama gene de göstereyim ben. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; HDP sıralarından gürültüler) Bahçesaray katliamı, buyurun…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Böyle bir üslup yok!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – İsterseniz, süremiz varsa devam edelim.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sorularımıza cevap ver, bize hikâye anlatma! 94’te siz yoktunuz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Tatvan Sütlü mezrası katliamı… Burada çocuklar var, kadınlar var, yaşlılar var, elinde silah olmayan çocuklar var; buyurun çocuğu. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, cevabınız var mı, cevabınız?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Buyurun, Gercüş Seki Köyü katliamı…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, Roboski’yi söyle Roboski’yi!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Kiminle mücadele ettiğini gördünüz mü güvenlik güçlerimizin, askerimizin ve polisimizin?

Devam edeyim isterseniz; Pazarcık katliamı, Kahramanmaraş, buyurun… (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Hakkâri’yi anlat Sayın Başkan, Hakkâri’yi anlat! Servet Turgut’u anlat, Osman Şiban’ı anlat! 94’e niye gidiyorsun? Roboski’yi anlat! Cemile Çağırga’yı anlat! Verecek cevabınız var mı? Yok!

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Bunları artırabiliriz, günümüze kadar getirebilirim isterseniz.

Taşköy katliamı; devam, Pınarcık köyü katliamı; istediğiniz kadar devam ederim. (HDP sıralarından gürültüler)

Güvenlik güçlerimiz havaya ateş açmaz, biz sivillere ateş açmayız; biz, sivillerin yanında ve mazlumların yanında olacağımızı söyledik, terör örgütünün karşısındayız, bundan sonra da karşısında olmaya devam edeceğiz. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ya, evet, evet! Verecek cevabı olmayanlar 90’lara kadar gitti, 90’ları yaşadılar.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Süre verirseniz, devam ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Berkay Akbaş’ın parası ödenmiştir.” dediniz az önce, 33 milyar lira… Babası telefonda “Hayır, ödenmemiştir.” diyor. İstiyorsanız babasıyla görüştüreyim, kesinlikle ödenmediğini, bununla ilgili hiçbir anlaşma yapılmadığını kendisi söylüyor babası.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Ne diyorsunuz, tazminat hakkı mı diyorsunuz?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Evet.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Tazminat hakkı kendisinindir ve hakkıdır.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şimdi, “Ödendi.” dediniz efendim, “33 milyar para ödendi.” dediniz.

ALİ KEVEN (Yozgat) – “Ödendi.” dediniz, “Ödendi.” dediniz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Arkadaşlar, bu hakkıdır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Hakkı ama ödemediniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Az önce “Ödendi.” dediniz. Aynı, bu Sayıştay gibi, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım.

Saygılar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Bana gelen…

Sayın Başkanım, bu soruya cevap verebilir miyim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

31.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sekizinci tur görüşmelerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bu üslubu, bu yöntemi ve bu dili reddediyoruz. Anadolu’dan Görünüm programı sunuyor âdeta, 90’lı yıllarda nasıl bir sunum varsa şu anda aynısını söylüyor “Bunlar hoşunuza gitmedi mi?” diyor. (HDP sıralarından alkışlar) Bu “kibir” dedik, kibri reddetti, kibrin âlâsını uyguluyor. Halkın iradesini reddediyor. Biz vekilleri aşağılamaya çalışıyor ama fark etmediği bir şey var, bizim söylediğimiz her şeyin belgesi var, o fotoğrafları getirerek hiçbir şey ispatlayamaz. Bizim hatiplerimiz buradan tek tek, olay yeri vererek, valilik açıklamasıyla, emniyet açıklamasıyla, savcılık soruşturmasıyla, mahkeme kararlarıyla konuştular; bize gelip hamaset yapmasın. Ben, size 3 tane isim veriyorum: Özcan Erbaş, 16 yaşında; piknik yapmaya giderken piknikte öldürülmüş, arkasından, tek kurşunla ve bu, valilik açıklamasında yine, seken kurşun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kürtleri vuran bütün kurşunlar ya sekiyor ya havaya ateş açılıyor. Size 50 tane valilik açıklaması getirebilirim. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada bizimle değil, halkla alay ediyor, halkla. Şu anda Özcan Erbaş’ın annesi ne hissediyor dersiniz?

REFİK ÖZEN (Bursa) – Şehit annelerimiz ne hissediyor?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 33 tane Roboskili genç öldürüldü savaş uçaklarıyla, onların ailesi ne hissediyor? Hiçbir cinayeti kabul etmedi, bunu kabul edemeyiz. Size Şerali Dereli’yi burada defalarca söyledik, Servet Turgut’u söyledik, Ceylan Önkol’u söyledik, Uğur Kaymaz’ı söyledik; sayarak bitiremeyeceğimiz kadar cinayet var ortada; bu şekilde reddederek… Bütün konuşmalarınız böyle asılsız ve yalan, yalan üzerine konuşuyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkanım, Sayın Başkanım...

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, sırasıyla, sekizinci turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ile kesin hesaplarına geçilmesi hususu ile bütçelerini, kesin hesaplarını ayrı ayrı okutup oylarınıza sunuyorum.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Ama Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Sayın Özkoç’la konuş kardeşim önce.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sayın Başkan, cevap vermem lazım.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkanım, ben saat on birden beri buradayım.

BAŞKAN – Cumhurbaşkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Bir soru sormak için buraya geldim; sadece tutanaklara geçirmek için değil.

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz?

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkanım, üçüncü sırada soruyu sormama rağmen... Çin’in Wuhan kentine dönüşen Hatay halkıyla ilgili soru sordum, önemli bir soru sordum. Onun cevabını istiyorum ya! Ama çok önemli bir soruydu. İnsanlar Hatay’da ölüyor Sayın Başkanım. Arz ediyorum, lütfen.

BAŞKAN - Genel toplamı okutuyorum:

CUMHURBAŞKANLIĞI

1) Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM    4.039.453.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Kesin Hesabı

(A)   CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                   4.032.557.335,16

Bütçe Gideri                                                                                                                        3.919.821.641,61

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                112.735.693,55

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM    2.628.749.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A)   CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                   2.401.444.198,47

Bütçe Gideri                                                                                                                        2.400.464.173,33

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                       980.025,14

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                      135.044,87

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM         38.097.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A)   CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                        32.341.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                             31.391.385,16

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                       949.614,84

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM  12.977.926.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 10.237.198.444,58

Bütçe Gideri                                                                                                                      10.211.680.416,34

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                        121.467,98

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  17.867.684,43

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                   7.771.811,79

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Arşivleri Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM       172.663.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Devlet Arşivleri Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Devlet Arşivleri Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                      119.008.173,00

Bütçe Gideri                                                                                                                             99.359.097,13

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  19.649.075,87

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Devlet Arşivleri Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM       230.408.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                      211.692.979,49

Bütçe Gideri                                                                                                                           136.041.735,51

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  74.855.600,03

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                      795.643,95

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM  10.121.775.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                      883.327.206,00

Bütçe Gideri                                                                                                                           833.472.921,33

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  49.854.284,67

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

İletişim Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI

1) İletişim Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM       422.754.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İletişim Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

İletişim Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                      395.531.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                           377.799.517,40

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  17.731.482,60

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İletişim Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Savunma Sanayii Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                GENEL TOPLAM       120.063.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM   120.063.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Savunma Sanayii Başkanlığının 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Savunma Sanayii Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                      107.933.413,13

Bütçe Gideri                                                                                                                           106.967.352,16

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                       966.060,97

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                87.822.000,00

Tahsilat                                                                                                                                   121.063.689,66

Ret ve İadeler                                                                                                                                    1.443,08

Net Tahsilat                                                                                                                            121.062.246,58

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Savunma Sanayii Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece, sekizinci turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ve kesin hesapları kabul edilmiştir, hayırlı olmalarını temenni ederim.

Sekizinci tur görüşmeleri tamamlanmıştır.

Böylece, 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin 1’inci maddeleri kapsamına giren kamu idarelerinin bütçeleri ve kesin hesapları ile 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin gelir ve finansmanla ilgili 2’nci maddesinin görüşmeleri tamamlanmış bulunmaktadır.

Şimdi, program uyarınca, sırasıyla 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin maddelerini görüşüp oylamalarını yapacağız.

2021 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin gider bütçesiyle ilgili 1’inci maddesini tekrar okuttuktan sonra oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

2021 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Gider, Gelir, Finansman ve Denge

Gider

MADDE 1- (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 1.328.254.386.000 Türk lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 119.877.971.000 Türk lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 8.436.256.000 Türk lirası,

ödenek verilmiştir.

BAŞKAN - 1’inci maddeyi daha evvel kabul edilmiş bulunan cetvelleriyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir bütçesine ilişkin 2’nci maddeyi tekrar okutuyorum.

Gelir ve finansman

MADDE 2- (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 1.082.029.040.000 Türk lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 16.546.924.000 Türk lirası öz gelir, 104.563.767.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 121.110.691.000 Türk lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 8.267.484.000 Türk lirası öz gelir, 168.772.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 8.436.256.000 Türk lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

(2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 240.515.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, 2’nci maddeye bağlı cetvelin bölümlerini okutup ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

B – CETVELİ

Kodu

Açıklama

2021 Yılı Bütçe Geliri

            01                                                             Vergi Gelirleri                                                           1.058.733.147.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

            03                                                             Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                      57.975.453.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

            04                                                             Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                   13.823.591.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

            05                                                             Diğer Gelirler                                                                 75.333.582.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

            06                                                             Sermaye Gelirleri                                                           13.080.399.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

            08                                                             Alacaklardan Tahsilat                                                      1.405.743.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                             Toplam Bütçe Geliri                                                  1.220.351.915.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

            09                                                             Ret ve İadeler (-)                                                          138.322.875.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                             Net Bütçe Geliri                                                        1.082.029.040.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi kabul edilen ekli cetveliyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi 3’üncü maddeyi okutuyorum:

Denge

MADDE 3- (1) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen, İYİ PARTİ Grubu adına Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurun Sayın Sıdalı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cari açık, bütçe açığı, yatırımlar, Merkez Bankası rezervleri, devletin kurumlarının borç ve alacakları, mali durumları, kamu bankalarının borçlulukları, işsizlik rakamları bize gösteriyor ki maalesef 2000 öncesine dönüş bütçesiyle karşı karşıyayız.

Sürdürülebilir ekonomik istikrar istiyorsanız önemli göstergelerin başında cari açık gelir. Bütçede ekonomi, istikrar ve sürdürülebilirliği aynı cümle içinde kullanabilmek iktidarınızın bu döneminde imkânsız. Neden? Ekonomi kötü. Ve cari işlemlerdeki değişiklikler ekonominin gidişatı için göstergedir zira iktisadi kararların ve beklentilerin şekillenmesinde belirleyicidir.

Cari açıkların gayrisafi yurt içi hasılaya oranı çok yüksek seviyelere ulaştığında -ekonomiden anlayanlar için- bu, ekonomi canavarıdır. 2000 öncesi gazetelerdeki enflasyon canavarını hatırlarsınız. Kaldı ki ekonomik krizlerdeki rolü bu benzetmeyi haklı kılar. Cari açık hep tehlikelidir ama ne zaman başa büyük bela olur? Para yatırıma değil, tüketime, israfa giderse. Bunu büyüme rakamlarına bakarak anlarız, eğer cari açıkla beraber üretim artıyorsa açığı kapatabilirsiniz. “Borç yiğidin kamçısıdır.” deriz ama kaynaklar bugünkü gibi israfa giderse, uçaklara ve şatafatlı binalara, lüks tüketime giderse borcunuz artar, geliriniz düşer, en nazik tabirle çıkmaz sokağa girersiniz.

Gelin, bakalım, ne yaptık bu kaynakları? Mesela, Türkiye orta ileri teknoloji ülkesi mi oldu? Katma değerli ürünler açığımızı kapayacak mı? Nüfusu 1 milyondan fazla kentlerin tamamı ucuz toplu ulaşım aracı metroya mı kavuştu? Ulaşım, nakliye maliyetlerimiz düştü ve vatandaş bütçesinin fazlasının bir kısmını tasarrufa ve tüketime mi ayırabiliyor? İhracatımızı artıracak, lojistik altyapımızı güçlendirecek Çandarlı Limanı, Mersin Ana Konteyner Limanı, Filyos Limanı mı bitti? Buraların gelirleriyle borç ödeyebiliyor muyuz? Doğu, Güneydoğu Anadolu’da ve Karadeniz’de küresel piyasaları entegre edecek çözümler mi oluşturuldu? Yeni alanları üretime mi açtık? Orta Doğu, Afrika, Avrupa’yla hızlı ihracatımızı artıracak Çukurova Havaalanı mı bitti? Yılan hikâyesine dönen koster filomuzu yeniledik mi? Enerjide, imalat sanayisinde yerli teknoloji kullanım oranımız mı arttı? Enerjiyi daha verimli kullanarak daha rekabetçi mi olduk? Yurt dışına enerji bağımlılığımız mı azaldı? Tarımda; iklim, su, akıllı tarım teknolojileri mi kullanır olduk? Hollanda gibi ufacık bir ülkeyi tarım ihracatında geçtik mi? Kullanılmayan tarım alanlarımızı tarıma kazandırarak ihracat merkezine mi dönüştük? Geçtim onu, tarım ithalatımız mı düştü? Çiftçimize teknoloji mi kazandırdık? Maliyetlerini düşürüp rekabet gücümüzü mü artırdık? Borçlarını azaltmak için doğrudan ödemelerini mi artırdık? Hiç olmazsa, borçlarını mı üstlendik?

Hayır, bunların hiçbiri olmadı. Daha fazla dışa bağımlı kılınan enerji politikası ve inşaata dayalı perspektifinizle Türkiye, borca, betona, asfalta, fosil yakıta saplanıp kaynağı verimsiz kullandı. Enflasyonu ve işsizliği artırdık, bütçe açığını patlattık, kamu bankalarını inanılmaz boyutta borçlandırdık ve döviz kurunu çıldırttık. Üreticinin en çok korktuğu gibi, bir gün 8,5 lira oldu, ertesi gün 7,5 lira. Bir de tabii faiz lobisine 135 milyar dağıttık.

Faiz ile cari açık arasında akreple kurbağanın meşhur ilişkisi vardır. Bizim gibi tasarrufları düşük, tüketimi yüksek ülkelerde yatırımlar için finansman açığı dış kaynaklarla karşılanır. Saadet zinciri kurarsınız, borçlanır, ithalatı artırır, suni bir refah yaratır ve borcu borçla kapatırsınız, ta ki kaynak bulamayana kadar. İşte, bugün olan da tam budur. İktidarınıza güvenip kimse size daha fazla borç vermiyor, iyi ki de vermiyor, yoksa kalkınmaya odaklanmayan iktidar bizi daha büyük bir borç batağına sürükleyecek, iktidara geldiğimizde kalkınma için kullanacağımız kaynaklar çarçur olacak. Akrep doğasının gereğini yapmıştır, saadet zinciri son bulmuştur.

Saygıdeğer milletvekilleri, cari açığı artıran başlıkları inceleyelim. Dış ticaret açığı mesela. 2019’da toplam 31 milyar dolar dış ticaret açığını ağırlıklı olarak artık bir bölgesel ekonomik iş birliğine dönüşen Asya ülkelerine veriyoruz, neredeyse 28 milyar dolar Birliğe, Hindistan dâhil olursa açık daha da yukarılara çıkacak. Demek ki demokrasinin, serbest piyasanın, hukuk düzenin öncelikli olduğu Avrupa Birliğine dış ticarette fazla, illiberal yönetimlerin beşiği Asya’ya açık veriyoruz, hem de bu açığı Batılı faiz lobisinden alıyoruz; çift taraflı kıskaca girmiş durumdayız. Bu, sürdürülebilir değil. Üretimin katma değerli olmazsa bir de ihracatın ithalata bağımlı olursa olacağı da budur.

Bu arada, Batı’da küresel ticareti yakından etkileyecek piyasa regülasyonları düzenleniyor. Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat’la rekabetçi, yeşil, dijital ekonomi hâline gelirken pazarını korumak için sınırda karbon vergisi düzenlemelerine odaklanıyor. Biz ne yapıyoruz? Hiçbir şey. Bir kıskaç da burada ve yakında bizi daha da sıkıştıracak. Cari açığımızı yönetmek istiyorsak dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalamayız. Ya ihracatımızın yarısını yaptığımız Avrupa Birliğinin öngördüğü demokratik, hukuki ve yeşil düzenlemeleri yapacağız ya da lojistik ve maliyet dezavantajlarımızla ithalatımızın fazla olduğu Asya’ya girmeye çalışacağız. Bu kararı ivedilikle verip proaktif önlemler almak iktidarın sorumluluğundadır zira hem sağa hem sola aynı arabayla gidemeyiz.

Değerli milletvekilleri, cari açığımızın bir diğer unsuru da enerjideki dışa bağımlılığımız. Bu durum aslında iktidar için bir zorunluluk değil, tamamen politik bir tercihtir çünkü AK PARTİ, enerji politikasıyla kendi seçkinlerine sermaye aktarıyor. Enerji verimliliğini artırmak, enerjiyi yönetmek, kişi başına düşen enerji yoğunluğunu azaltmak yerine, HES’ler ile dünyanın vazgeçtiği termik santralleri kurdurtarak enerji yatırımlarının verimli geri dönüşünü maalesef sağlayamıyor.

Ulaşım politikası da enerjideki cari açığı artıran uygulamalarla dolu. AK PARTİ iktidara geldikten sonra ulaşımda demir yolunun payı azalırken, toplu taşıma gerileyerek, vatandaşı kendi aracını kullanmaya yönlendirdi. Elbette, bu araçlarla ulaşmak için, geçilmese de ödenecek, maliyetinin üzerinde mal edilen köprü ve yolların inşası tamamlandı. Bu kadar aracın tüketeceği fosil yakıt da cari açığı tırmandırır, ilaveten bütçede 34 milyar KÖİ’den dolayı kaynak harcarsınız fakat bunlar sizin için önemli değil, önemli olan vatandaştan alınan KDV, ÖTV, MTV’dir. Ne de olsa yüzde 73 gelirini dolaylı vergilerden toplayan Hükûmetin, vatandaşın cebini düşünecek hâli yok, hazinesini ve KÖİ yatırımcılarını düşünmesi lazım. İşte, tam bu sebeple, ortaya çıkan cari açık zorunluluk değil, politik bir tercihtir.

Cari işlemler açığını doğru yönetimle sürdürebilirsiniz. Bunun için enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmalı, ihracat artırılıp ithalat azaltılarak dış ticaret açığı düşürülmeli, ham madde ve ara malların yurt içinde üretimi daha fazla teşvik edilmeli, yeni yabancı yatırımcı çekilmeye çalışılmalı, ülkede faaliyet gösteren yabancı yatırımcıların kârlarını transfer etmek yerine tekrar burada yatırıma dönüştürmeleri teşvik edilmelidir. Tüm bunlar için de istikrarlı siyasi politika zaruridir. Büyüyen bir ekonomide cari açığın doğal olduğu savunulabilir fakat bizimkisi gibi çatırdayan bütçede cari açık büyük bir sorundur. Ülkemize ağır faturaları olacak hesapsız kitapsız adımlardan uzak duruyoruz derken “Milletin cebinden bir kuruş çıkmayacak.” denilen araç ve hasta garantisi verilerek yaptırılan köprü ve otoyollar bütçenin kara deliği oldu. Herhâlde kasıt, eğer garanti rakamlarına ulaşılırsa devletin kasasından bir kuruş çıkmayacağıdır. Çünkü vatandaş, garantilere ulaşılsa bile, maliyetinin kat kat fazlasını o yolları kullanırken ödeyecek. Vatandaş devletin sahibidir, unutmayın; cebinden çıkan her kuruş devletin de cebinden çıkmış demektir. Bu bütçe, nazarımızda, hedefi olmayan, kalkınma umutları sönmüş, günü kurtarma telaşına düşmüş, 2000’lerin öncesine dönüş bütçesidir. Ama tarih unutmaz, fukaralıkla sınanan vatandaş bu günleri affetmez, affetmeyecektir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Mehmet Taytak.

Buyurun Sayın Taytak. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin “Denge” başlıklı 3’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçe, bir devletin demokratik niteliğinin ilk şartı olup, parlamento yoluyla, millet adına hükûmeti denetleme araçlarından birisidir. Bütçe, toplumsal gerçekleri kavramalı ve Türk milletinin beklentilerine cevap vermelidir.

2021 yılı bütçemizde bütçe giderleri 1 trilyon 348,1 milyar, bütçe gelirleri 1 trilyon 101,1 milyar, bütçe açığı ise 245 milyar TL olarak öngörülmüştür.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz 2020 yılında başta Covid-19 salgını, doğal afetler, ekonomik saldırılar olmak üzere, Suriye’den Libya’ya, Ege’den Doğu Akdeniz’e, Orta Doğu’dan Kafkaslara kadar ülkemizi hedef alan pek çok tehditle mücadele etmiştir. Covid-19 salgınıyla, ülke ekonomisinde lokomotif görevi gören pek çok sektör ağır yara almış, ithalatın ve ihracatın durmasıyla ekonomide denge sağlanamamıştır. 2020 yılı 151 vatandaşımızın hayatını kaybettiği -depremler, sel felaketleri, çığ düşmesi, PKK’nın yaktığı ormanlar- pek çok afetin yaşandığı bir yıl olmuştur. Kurumlarımız yaraları sarmak için canla başla mücadele ederek tüm birimleri seferber etmiştir.

Devletimiz bu gelişmelerin yanında, sınır ötesi operasyonlarda, terörle mücadelede, iç ve dış güvenliğimizi korumak için üretilen yerli silahlarımız, insansız hava araçlarımız, sismik araştırma gemilerimiz ve donanmamızla millî bekamızı güvence altına almak için çetin bir mücadele içerisindedir. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı ruhuyla terörle mücadelede, uluslararası meselelerde, iç ve dış güvenlik tehditlerine karşı dün olduğu gibi bugün de ön şartsız, milletin ve devletin yanındadır, olmaya da devam edecektir.

Bu vesileyle, bu vatan toprakları için canını feda eden tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve huzur dolu ömürler diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar ilimiz termal otellerinden mermer sanayisine, tarımdan hayvancılığa, sağlık turizminden tarih turizmine kadar pek çok sektörü olan, tarihin, termalin, lezzetin ve mermerin başkenti, kurtuluş mücadelemizde Türk milletinin kaderinin değiştiği ve cumhuriyetin kazanıldığı topraklardır. Afyonkarahisar ilimizin başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlimiz patates üretiminde Türkiye'de 3’üncü sıradadır fakat üreticilerimizin depolama alanları oldukça sınırlıdır. Satışları talep fazlası olan döneme denk geldiğinde çiftçilerimizin kazancı düşük kalmaktadır. Bu nedenle, Sandıklı Akın köyünde olduğu gibi, Şuhut ve Dinar ilçelerimizde de doğal depolama alanları oluşturulmalıdır.

Afyonkarahisar toprakları haşhaş üretiminin Türkiye'deki en önemli üretim sahasıdır. Daha çok Dinar, Sandıklı ve Bolvadin ilçelerimizde üretilen haşhaş ekimi için ekim alanı kotalarının mutlaka ama mutlaka artırılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, ilimizde daha çok Sultandağı ve Çay ilçelerimizde yetiştirilen bir diğer tarımsal ürün ise Napolyon kirazıdır. Bu sene yaklaşık 30 bin ton ihracatı yapılmış ve ülkemize 1 milyar dolar ihracat geliri sağlanmıştır.

Bölgede yeterli sayıda meyve tasnif ve paketleme tesisi bulunmamaktadır. Bu tesislerin kurulması hem ilimizden yapılan ihracatı artıracak hem de istihdama olumlu etkisi olacaktır.

Afyonkarahisar ilimiz yumurta üreticiliğinde ülkemizde yüzde 25’le önemli bir paya sahiptir. Gider kalemleri olan mısır, soya, ayçiçeği için Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından belirlenen taban fiyatlarının uygulanamaması, taban fiyatın 1,35 lira olması, serbest piyasada 2 liraya kadar çıkmış olması, soya fiyatlarının 380 dolardan 680 dolara kadar yükselmiş olması, lisanslı depo maliyetleri, oluşan kur farkı, yumurta fiyatları artmasına rağmen üreticilerin zarar etmesine neden olmuştur ve 2020 yılında yumurta üretimi yüzde 20 azalmıştır. Çözüm için ham madde giderlerinin sürdürülebilir hâle gelmesi gerekmektedir.

Hayvancılıkla ilgili olarak da yetiştiricilerimizin özellikle kaliteli damızlık ihtiyacının karşılanması ve sürü kalitesinin yükseltilmesi için Tarım Kredi Kooperatifleri gibi kuruluşlar tarafından damızlık çiftlikleri kurulması faydalı olacaktır. Köylerde yaşayan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza devletimizin hibeyle küçükbaş hayvan temin etmesi yararlı olacaktır.

Değerli milletvekilleri, genel anlamda bölge ve ülke hayvancılığına katkı sağlayacağını düşündüğümüz istihdam ve kalkınmaya yönelik tarım lisesi projemizi, tarımın kalitesini artırmak için ilimizde minimum 100 kişi kapasiteli hayvancılık, bitkisel üretim, seracılık ve meyvecilik alanlarında uygulamalı eğitimler verecek çiftçi eğitim merkezi projemizi, üstün nitelikli damızlıklar üretecek 300 baş anaç kapasiteli model koyun barınağı projemizi Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli Bey’le paylaştık, kendisinden de bu konuda destek sözü aldık. İnşallah, önümüzdeki dönemlerde gerçekleşmesi temennimizdir. Bütün bunların yanında, çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine birikmiş borçlarından kaynaklanan hacizlerinin ertelenerek borçlarını faizsiz olarak uzun vadeli şekilde yapılandırmaları çiftçimize nefes aldıracaktır.

Değerli milletvekilleri, 2020 yılı büyüme hızlarının gerçekleştirilebilmesi açısından KOSGEB desteklerinin ve diğer teşvik sistemlerinin artırılması ve gözden geçirilmesi önem arz etmektedir. Afyonkarahisar merkez dışında İscehisar, Sandıklı, Bolvadin, Dinar ve en son Sinanpaşa KOSGEB ilçe temsilcilikleriyle hemşehrilerimize verilen KOSGEB destek miktarı 8 milyon TL’dir. İlçe temsilciliklerimizin açılması, girişimcilerimizin bulunduğu ilçede gerekli ön bilgi alabilmesi ve zaman külfetinden kurtulması açısından önemlidir. Desteklerinden dolayı KOSGEB Başkanımız Cevahir Uzkurt Bey’e ve yönetici arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. KOSGEB destek miktarlarının Afyonkarahisar ilimiz için artırılmasını da talep etmekteyim.

Bu duygu ve düşüncelerle 2021 bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, Gazi Meclisi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taytak.

Madde üzerinde söz isteyen Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Pero Dundar. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA PERO DUNDAR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerine partim adına söz almış bulunmaktayım.

Baştan söylemek istiyorum: Özellikle bu bütçenin halkın bütçesi olmadığını belirtmek isterim. Kadınlar, çocuklar, işçiler, emekçiler yoktur bu bütçede. Bu bütçe sarayın ve yandaşların bütçesidir.

Bakın, tüm dünyada yaşanan bir pandemi süreci var. Pandemi süreciyle birlikte var olan ekonomik kriz ve bunun yarattığı yoksulluk daha da derinleşti. Bugün ülkede 400 binden fazla esnaf kepenk kapattı. Başta Mardin olmak üzere her taraftan küçük esnaf âdeta ölmüş durumda. Bunun tek nedeni, sizin rant uğruna esnafı değil, sermayedarı koruyan politikalarınızdır. Pandemi sürecini lütuf olarak gördünüz, “sosyal yardım” adı altında insanları AKP’ye üye yaptınız. Özellikle Mardin ve Van’da bunun çok açık örnekleri var. Bakın, Mardin Artuklu HDP meclis üyemiz haberi olmadan, kendisine sorulmadan AKP’ye üye yapılmıştır yardım karşılığında.

Yine yaşanılan kriz ve yoksulluğun en ağır faturasını kadınlar ve çocuklar ödüyor. Bu süreçte en fazla işten çıkarılan kesimlerin başında kadınlar geliyor. “Evde kal.” çağrılarıyla birlikte kadına yönelik şiddet de katbekat artmıştır. Bakın, sadece Mardin’de on ayda 10 kadın katledildi. Erkek egemen iktidarınızın kadına yönelik şiddetle mücadele, kadın istihdamını artırma gibi bir derdinin olmadığını çok iyi biliyoruz ancak siz de şunu çok iyi bilin ki kadınlar haklarından da kazanımlarından da asla vazgeçmeyecekler.

Değerli arkadaşlar, bu bütçede işçi, emekçi, çiftçi yok diyoruz. Bakın, DEDAŞ, 2013 yılından bu yana, başta Mardin olmak üzere, birçok ilde elektrik sağlayıcısı konumundadır. Bölge halkı için son yıllarda DEDAŞ başlı başına bir sorun hâline gelmiştir. Hani Diyanet Başkanı yağmur duasına çıktı ya, dün de Urfa’da halk elektrik duasına çıktı, “Barajda su birikip sonra enerjiye dönüşür, Urfa’ya da belki elektrik olarak döner.” diye. Bunu da belirtmek isteriz yani. (HDP sıralarından alkışlar)

Pandemi süreci gözetmeksizin borçlar gerekçe gösterilerek elektrikler kesilmiş, âdeta halka zulmedilmiştir. Defalarca bu kürsüde açıkladık, soru ve araştırma önergeleriyle gündeme getirdik. Çiftçinin birinci ürünleri yandı, eğer önlem alınmazsa ikinci ürünler de yanacak dedik. Ve sonuç şu: Tarlaların yüzde 60’ında ekin yapılamadı, yetersiz sulama nedeniyle bölgede verim yüzde 20 oranında düşmüş ve çiftçiler mağdur edilmiştir. Umurunuzda mı? Tabii ki değildir.

Yine, uzun süre elektrik kesintileri pandemi koşullarında elzem hâle gelen uzaktan eğitimi de oldukça olumsuz etkilemiştir. Bu durum, eğitime ulaşmada bölgeler arasında var olan eşitsizliği derinleştirmiştir. Bakın, Mardin ve ilçeleri, öğrencilerin EBA’ya erişiminin çok az gerçekleştiği yerler olmuştur. Bırakın evlerde interneti, elektriği yok, şebeke yok, insanların evinde akıllı telefon yoktur.

Mardin halkı bu zulmü yaşarken DEDAŞ İl Müdürü Mehmet Bulut yolsuzluktan tutuklanıyor. Mehmet Bulut, kamu zararı olarak belirlenen 1 milyon 700 bin TL’yi ödeyip etkin pişmanlık yasasından yararlanarak tahliye edilmiştir. Ben gerçekten sormak istiyorum: Bir devlet memuru bu kadar yüksek bir meblağı nasıl ödeyebiliyor ya da buradaki vekiller ödeyebiliyor mudur? (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yolsuzluk ve usulsüzlükler bitmiyor. Çok değil birkaç gün önce bu kürsüde kayyum politikalarını savunanlara seslenmek istiyorum: Kayyum yönetiminde olan Mardin Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluklardan neden bahsetmiyorsunuz? Mardin Büyükşehir Belediyesinin önceki dönem kayyumu Mustafa Yaman’ın yaptığı usulsüzlükler Sayıştay raporlarına yansırken bu kişi hakkında neden hiçbir cezai yaptırım uygulanmadı? Burada alınan da verilen de hepsi de Mustafa Yaman gibi suçludur ve hepsinin mutlaka yargının önüne çıkarılması gerektiğini burada bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bakın, şu anda Mardin Büyükşehir Belediyesinde yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle Genel Müdüründen Genel Sekreterine kadar hepsi tutuklu ve yine hepsinin ifadesinde Mustafa Yaman’ın adı geçiyor. Ne hikmetse bu kadar tutuklama gerçekleştirilirken Mustafa Yaman’a dokunulmuyor. Ben buradan sormak istiyorum: Belediyeyi milyonlarca lira borca sokan bu adam hakkında neden bir soruşturma dahi açılmamıştır? Mustafa Yaman’ı kim koruyor, kimler arkasındadır? Gasp ve talanla halk kaynaklarını sömüren kayyumların marifetleri saymakla bitmiyor. Kayyum yönetiminde olan Kızıltepe Belediyesi her gün halı desenli yol reklamını yaparken en küçük bir yağmurda Kızıltepe’de yollar çamurlar içerisinde kalmaktadır.

Yine, Mardin’in birçok ilçesinde de aynı durum söz konusudur. Kızıltepe ile Ceylânpınar yolları arasında yapımdan kaynaklı birçok trafik kazası gerçekleşmektedir. Bu yola özellikle de sürekli yama yapıldığından ve dar olduğundan dolayı her yıl yüzlerce kaza burada meydana gelmektedir. Bu da bir kez daha şunu iyi gösteriyor ki kayyumlarınızın da sizler gibi halka hizmet götürme gibi bir derdi yok; halkın da sizden bir beklentisi yok.

Değerli arkadaşlar, yine bir diğer konu, bakın, Sağlık Bakanı bütçe konuşmasında Mardin’e 750 yatak kapasiteli şehir hastanesi yapılacağını söyledi. Şehir hastanelerinin durumu ortada. Sağlık emekçisi arkadaşlarımız da defalarca dile getirdi. Ben o yüzden şunu söylemek istiyorum: Mardin’in şehir hastanesine değil, tıp fakültesine, eğitim araştırma hastanesine, kaliteli bir sağlık hizmeti sunmak için yeterli sağlık personeline ve sağlık hizmetleri için gerekli lojistik desteğe ihtiyacı vardır ve bizler Mardin halkının bu taleplerinin yerine getirilmesi için bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz. Bakan 2023’te bitirileceğini söyledi, biz de bunun takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

“Yargı reformu” dediniz, yargının gerçekten bir reforma ihtiyacı olduğunu biz ezelden beri söylüyoruz. Her şeyden önce vesayet altında olan bir yargı değil, bağımsız ve tarafsız bir yargı olmalıdır. Mutlaka bu çatı altında bulunan tüm partilerle, STK’lerle ve halkla yapılacak tartışmalar, öneriler üzerine bu yargı reformunun yapılması gerektiğini bir kez daha bu kürsüde belirtmek isteriz. (HDP sıralarından alkışlar) Haksız ve keyfî uygulamalarla değil gerçek, adil ve şeffaf bir yargılama düzenine geçilmelidir. Toplumun aklıyla dalga geçer gibi “yargı reformu” dedikten sonra il ve ilçe başkanlarımızı, yöneticilerimizi, bize selam verenleri, bizden selam alanları şafak operasyonlarıyla gözaltına alıp tutuklamakla yargı reformu olmaz. Parti binalarımızı dinleme cihazlarıyla doldururken hangi reformlardan bahsediyorsunuz. Bakın, tutuklu bulunan Mardin İl Eş Başkanımız Perihan Ağaoğlu ve yöneticilerimizin çoğunun aylardır iddianamesi dahi hazırlanamamaktadır. Yine birçok yöneticimizin iddianameleri uydurma gerekçelerle ve gizli tanık beyanlarıyla hazırlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 yılına yine cezaevlerinde açlık grevleriyle giriliyor. Cezaevlerinde tutsaklar ciddi sağlık sorunları yaşamakta, çıplak arama, çift kelepçe, tecrit koşullarına maruz kalmaktadır. Cezaevlerinde siyasi tutsaklara yönelik keyfî disiplin cezaları veriliyor. Tutsaklar cezaevi görevlileri tarafından darp ve işkenceye maruz bırakılıyor. ATK’nin vermiş olduğu “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen, ağır hasta tutsaklar cezaevlerinde tutularak âdeta ölüme mahkûm ediliyor. Bakın, Serdal Yıldırım, Mehmet Emin Özkan ve Abdullah Turan bu ağır hasta tutsaklardan sadece birkaçı. Burada soruyorum: Ağır hasta tutsakları tahliye etmek için daha ne bekliyorsunuz? İmralı tecridi ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı 27 Kasımdan bu yana siyasi tutsaklar açlık grevine başlamışlardır. Açlık grevleri çok daha vahim sonuçlar doğurmadan önce tutsakların talepleri derhal yerine getirilmelidir. Aksi takdirde yaşanacak her olumsuzluktan başta iktidar olmak üzere hepimiz sorumluyuz.

Değerli milletvekilleri, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki Mardin farklı etnik kökenler, kültürler ve inançlara sahip halkların bir arada yaşadığı tarihî ve kültürel mirasa sahip bir kenttir. Kentin tarihsel ve kültürel dokusuna sahip çıkmak başta iktidarın görevidir ancak bizler, iktidarın tarihsel ve kültürel miraslara nasıl sahip çıktığını Hasankeyf’in sular altında bırakılmasından çok iyi biliyoruz! Tarihî ve kültürel miraslara sahip çıkma gibi bir derdiniz varsa mülkiyeti şahsa ait olan ve sürekli internet üzerinden satışa çıkarılan bin yedi yüz yıllık Mor Yuhanna Kilisesi Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunmaya alınmalıdır.

Son olarak, siz, daha geçen gün Samsun’da eline “iş ve aş” yazarak hayatına son veren vatandaşın hakkını yediniz. Siz bölgede savaş mağduru ve geçim sıkıntısı çeken, evine ekmek götüremediği için intihar edenlerin vebaline girdiniz. Bu vebal, ne yaparsanız yapın sizin üstünüzdedir. Ne halk bu hakkını size helal eder ne de çaldığınız, yediğiniz halkın bedelini ödeyemeyeceğinizi belirtmek istiyoruz ve yediğiniz her lokmanın sizin boğazınızdan geçmeyeceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

Sözlerimi bitirmeden net olarak ifade etmek istiyorum: Kadını yok sayan, yandaşa sermaye aktaran, savaşı kutsayan, emeği sömüren bu bütçeye halklar adına onayımız yoktur ve olmayacaktır.

Genel Kurulu selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel.

Buyurun Sayın Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FETHİ AÇIKEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi ve bizleri izleyen yurttaşlarımızı en içten duygularımla saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Covid-19 pandemisi süresince sansürlenen gerçek sayıların Bakanlıkça henüz itiraf edildiği maalesef yıkıcı bir dönemden geçiyoruz. Buradan salgınla mücadelede fedakârca çalışan, Refik Saydam’ın, Nusret Fişek’in, Türkan Saylan’ın izinde ilerleyen cumhuriyetimizin yüz akı tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Sağlıkçı şehitlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Covid-19’un bir an önce meslek hastalığı olarak kabul edilmesi talebimizi yineliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 bütçe teklifi, AK PARTİ’nin on sekiz yıllık kötü yönetiminin, bizzat Sayın Cumhurbaşkanının itiraf ettiği bir acı reçete bütçesidir; hatta acı reçeteden de öte bir baldıran zehri bütçesidir. Devletimizi, ekonomimizi, diplomasimizi vesayet altına sokan, genç kuşakların geleceğini ipotek altına alan bir bozuk düzenin bütçesidir.

Değerli milletvekilleri, Covid-19 salgını bizlere sosyal devletin, ihtiyat akçelerinin ve kendine yeterliliğin önemini bir kez daha göstermiştir. Bütçede sağlıkta, eğitimde, teknolojide ve tarımda yeterlilik önem kazanmıştır ancak maalesef bu bütçe yetersizliklerin bütçesidir. Bu bütçe, Türkiye'nin içi boşaltılan kurumlarının, tasfiye edilen liyakatli kadrolarının, cumhuriyetimizin inşa ettiği KİT’lerin ve sanayi tesislerinin özelleştirmelerle tasfiye edilmesinin bütçesidir. Milletimizi iflasa sürükleyen yüksek faizle borçlanmanın bütçesidir. Bu bütçe, devletin değil, içinden geçtiğimiz fetretin bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, aziz halkımıza imtiyazlı aile şirketlerinin, kayırılmış zümrelerin, asgari ücretliye en az 3.100 lira maaşı çok gören saray oligarşisinin bütçesidir.

Değerli milletvekilleri, bu bütçe saray rejiminin Düyun-ı Umumiyesi’nin, kapitülasyonların, yeni nesil mültezimlerin, imtiyazlı sözleşmelerin bütçesidir. Bu acı bütçe, iflas yüzyıllarının bütçesidir, cumhuriyetimizin 2’nci yüz yılında asla milletimize layık bir bütçe değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, dara düşen yurttaşlarına sahip çıkan devletin değil, milletin vergilerine, alın terine ve ekmeğine göz diken kuzgunların bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu bütçe, Sayıştay raporlarına göre 138 bin açık olmasına rağmen ataması yapılmayan öğretmenlerimizin, hacizle boğuşan KYK borçlusu gençlerimizin, atama bekleyen veterinerlerin, psikolojik danışmanların, mühendislerin ve idari bilimler mezunlarının bütçesi değildir. Bu bütçe, 3600 ek gösterge bekleyen sağlıkçıların, öğretmenlerin, kamu çalışanlarının bütçesi hiç değildir. Bu bütçe, elektriği kesilen 2,5 milyon hanenin, doğal gazı kesilen 600 bin evin bütçesi değildir. Bu bütçe, evinde interneti ve bilgisayarı olmayan çocukların ve ailelerin bütçesi değildir. Bu bütçe, 2 milyon esnafın bütçesi asla değildir. Bu bütçe, onur kırıcı biçimde, sözde destek vadedilen kültür, sanat emekçilerinin bütçesi hiç değildir. Bu bütçe, traktörü, tarlası, ineği haczedilen çiftçinin, orman köylüsünün, muhtarların, apartman görevlilerinin bütçesi de değildir. Ezcümle bu bütçe, değerli milletvekilleri, 9,5 milyon asgari ücretlinin, 10 milyon işsizin, 13 milyon emekli, dul ve yetimin, aile desteğine muhtaç milyonların bütçesi değildir. Bu bütçe, halkın, hakkaniyetin ve hakikatin bütçesi değildir.

Değerli milletvekilleri, bu bütçe, halkımız ekmek kuyruklarında beklerken Somali’ye, Tunus’a milyonlarca dolar bağış yollayanların bütçesidir. Bu bütçe, yandaşını İsveç’ten özel uçakla taşırken Batman’da 1,5 yaşındaki evladımıza hastanelerde yatak bulamayanların bütçesidir. Bu bütçe, gençlerimiz KYK borçlarını ödeyemezken TÜRKEN Vakfına New York’ta ENSAR Vakfı bağışlarıyla lüks yurtlar yaptıranların bütçesidir. Bu bütçe, emekçilerin değil, Türkiye’yi ahtapot gibi saran, kaynaklarını sömürüp tüketen, Yargıtaya ve Sayıştaya hesap vermeyen tek adam rejiminin mültezimlerinin bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar) Sıkışınca “hayır ve hasenat” diyen sarayın atanmışlarının cezasızlık, hesap vermezlik ve pişkinlik bütçesidir.

Değerli milletvekilleri, bu bütçe, TÜRK TELEKOM'u Lübnanlılara, Sevda Tepesi’ni Suudlara, milletimizin göz bebeği Tank Palet Fabrikasını Katarlılara peşkeş çekenlerin bütçesidir. Bu bütçe, milletimize izlettiğiniz Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman’ın maalesef bütçesi değildir, havuz medyasının pembe ekranlarında henüz göstermeye cesaret edemediğiniz tükeniş Erdoğan’ın, memleketi borca batırmış hanedanın bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, Anadolu’yu bizlere yurt kılan Ertuğrul ve Osman Gazi’nin yanı sıra Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş Veli’nin, Mevlânâ’nın, Pir Sultan Abdal’ın ve her şeyden önemlisi Kurucu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün mütevazı, kapsayıcı, hümanist ideallerinin çok ötesinde, yurttaşlarımızı yoksulluğa ve borçluluğa mahkûm eden bir zihniyetin bütçesidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, maalesef, vicdanları kanatan bir hukuksuzluk ve demokrasi krizi yaşamaktadır. Anayasa Mahkemesi kararları yerel mahkemelerce kale alınmamaktadır. Parti genel başkanlarının, gazetecilerin, aydınların hukuksuz biçimde cezaevinde tutulduğu, kayyumların vesayet aracı olarak kullanıldığı, mafyanın siyasileştiği, siyasetin ise âdeta mafyalaştığı bir dönemden geçilmektedir. 80 yaşındaki büyüklerimizi dahi sosyal medyadaki yorumlarından ötürü karakollara ve mahkemelere sürükleyen, Anadolu adabıyla ve terbiyesiyle bağdaşmayan bir hoyratlık hüküm sürmektedir. Bu hukuksuzluğun ve medeniyetsizliğin gölgesinde, İstanbulluların kent hakkını savunan İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu dahi hukuksuz biçimde yargılanmaktadır. Türkiye, şirazesinden çıkmış bu keyfîlikler yüzünden Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 128 ülke içinde 107’nci sıraya, otoriter, özgür olmayan ülkeler sırasına düşürülmüştür.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarında Türk dış politikası büyük bir itibar kaybına uğramıştır. Bugün de bağımsızlığına düşkün aziz milletimiz, haksız ve mesnetsiz ambargolara maruz bırakılmıştır. AK PARTİ’nin Orta Doğu’daki ihvancı ve maceracı politikalarının yüzünden Türkiye nitelikli nüfusunu beyin göçü olarak Batılı ülkelere kaptıran, Orta Doğu ve Orta Asya’dan niteliksiz göç alan bir ülke konumuna sürüklenmiştir. İktidar, bizzat Sayın Erdoğan’ın telaffuz ettiği 4 milyon Suriyeli mülteci için harcanan 40 milyar dolarlık kaynağı ne Suriyeli sığınmacıların sorunlarını ne de Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının şikâyetlerini çözebilmek için kullanamamıştır. AK PARTİ, mülteci krizindeki basiretsizliği yüzünden Türkiye’yi mülteci kadınların ticaretine, çocuk evliliklerine, fuhuşa, kayıt dışılığa, gettolaşmaya, insan kaçakçılığına, radikal silahlı çetelerin ise sokaklarda kol gezdiği âdeta bir tampon ülke konumuna dönüştürmüştür. (CHP sıralarından alkışlar) AK PARTİ’nin yanlış politikaları yüzünden AB’ye tam üyelik perspektifi tamamen kaybedilmiş, bırakın imtiyazlı ortaklığı, mülteci kampı bekçiliğine bile razı olan, onur kırıcı bir imtiyazsız ortaklık statüsü âdeta zımnen kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu buhran ve zorluklar karşısında dahi aziz milletimiz, emektar halkımız asla kedere ve umutsuzluğa kapılmasın. 2’nci yüzyıla girerken bu bozuk düzeni değiştireceğimizden, tüm yurttaşlar için demokratik bir uygarlığı inşa edeceğimizden, yurttaşlarımıza layık güçlendirilmiş bir parlamenter sistemi hayata geçireceğimizden kimsenin tereddüttü olmasın. Tam da bu nedenle halkımızın menfaatleri için bu fetret bütçesine “hayır” oyu vereceğimizi tarihe not düşüyoruz. 1919 ve 1923 ruhuyla, kurucumuz Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, vatan mutlaka selamet bulacaktır, milletimiz mutlaka mutlu olacaktır.

Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi kuruluşun, kurtuluşun, kucaklaşmanın ve kalkınmanın yurtsever demokrat kadroları adına saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Bursa Milletvekili Refik Özen.

Buyurun Sayın Özen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

REFİK ÖZEN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, dün akşam Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkemizle ilgili almış olduğu yaptırım kararlarını kınıyorum ve bunun sadece bir S-400 meselesi olmadığını, son dönemde Türkiye’nin gerek Doğu Akdeniz’de gerekse bölgesinde hâkim güç olmasının ve özellikle savunma sanayisinde elde ettiğimiz kazanımların meydana getirdiği rahatsızlığın dışa vurumu olarak görüyorum. Şunu herkes bilsin ki ülkemiz diyalog ve diplomasiye olan inancını koruyacak ve millî politikalardan asla taviz vermeyecektir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, savaştan çıkmış olmanın getirdiği yokluğa rağmen Aziz Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyonla temelleri atılan savunma sanayisindeki kazanımlarımızı, özellikle 1940’lı yıllarda o dönemin yöneticileriyle yaptıkları anlaşmalarla kapattıranların bugün bu tür tehdit ve yaptırımlarla netice alamayacaklarını bu vesileyle ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı sonunda ortaya çıkan coronavirüs maalesef tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılarak salgına dönüşmüş ve ülkelerin hem sağlık sistemlerini hem de ekonomilerini derinden etkilemiştir. Salgına yönelik alınan kısıtlayıcı tedbirler ve buna bağlı olarak üretim faaliyetlerinin yavaşlaması ekonomik aktiviteyi olumsuz etkilemiş, dünyanın tüm ülkeleri bu salgın karşısında birçok can kaybı vermiş ve büyük ekonomik daralmayla karşı karşıya kalmıştır. Dünyanın ekonomik bakımdan en güçlü ülkelerinin sağlık sistemleri bu süreçte sınıfta kalırken ülke olarak sağlık altyapımız ve insan kaynağımız sayesinde başarılı bir süreç yönetmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ekonomisi rekabete dayalı, piyasa ekonomisi geleneğine sahiptir. Bu anlayışı merkeze alarak ve güçlendirerek iktisadi politikalarımızı oluşturmaktayız. Şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verme bu anlayışın en önemli unsurlarıdır. Salgınla mücadelede en önemli destek unsuru AK PARTİ iktidarları döneminde bütçe disipliniyle elde etiğimiz kamu mali alanının büyüklüğü ve kamu borcumuzun düşük seviyesidir. Bu nedenledir ki ülkemiz güçlü ekonomisi sayesinde salgının şok dalgasından küresel ölçekte en az hasarla çıkan ülkeler arasında yer alacaktır. OECD’nin 16 Eylül’de yayınladığı raporda Türkiye G20 ülkeleri arasında Çin ve Güney Kore’nin ardından gayrisafi yurt içi hasıla değişimleri itibarıyla pandemiden en az etkilenecek ülke olarak gösterilmiştir. Tüm bu veriler dâhilinde Türkiye ticaret performansı bakımından pandemi şartlarında önemli bir direnç sergilemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bütçe görüşmelerimizin 9’uncu günündeyiz. Bu süreç içerisinde özellikle bazı muhalefet milletvekillerinin -ki benden önce konuşan vekilimiz de dâhil olmak üzere- bu kürsüde sürekli, hazırlanan bütçeyle ilgili “Sarayın bütçesi, savaş bütçesi” gibi haksız ve yersiz ithamlarına muhatap olduk, oluyoruz. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki bu bütçe bizim dönemlerimizde daha önce hazırlanan 18 bütçe gibi milletimizin bütçesidir, imar bütçesidir, sağlık bütçesidir, çalışanın bütçesidir, hülasa toplumumuzun her kesimine destek bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ancak bizler şunu net biliyoruz: Bizi her seferinde “Kürt düşmanı” diye suçlayan Türkiye düşmanlarının, bu coğrafyada yıllardır kardeş olarak yaşadığımız tüm halkların kardeşliğine düşman olanların, bu milletin hayrına olan ne varsa karşısında olanların, okulları yıkan, Aybüke Öğretmen, Necmettin Öğretmen gibi yüzlerce öğretmenin canına kıyan, kahraman güvenlik güçlerimizi şehit edenlere sırtlarını dayayanların, Türkiye’yi Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi kuşatma altına almaya çalışanlarla aynı ağzı konuşanların, Türkiye’nin Suriye’de bulunması için “Haklı bir gerekçesi yoktur.” diyenlerin, “Türkiye, Azerbaycan’a silah ve cihatçı yardımı yapıyor.” diye şikâyet edenlerin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kapalı Maraş’ın açılmasını desteklemediklerini söyleyenlerin, yurt dışında verdikleri beyanatlarla Amerika’dan sözde demokrasi yardımı dilenenlerin, şehir hastanesine karşı olanların, salgınla mücadeleyi iskambil kâğıtlarına indirgeyenlerin bu bütçeyi anlamalarını beklemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Allah’ın izni, inayeti ve milletimizden aldığımız destek ve güçle oluşturduğumuz bu bütçeyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tam bağımsız Türkiye olma yolundaki kararlı yürüyüşümüzü Cumhur İttifakımız’la birlikte içeride ve dışarıdaki birçok engellemelere rağmen sürdürmeye devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu vesileyle 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Gecenin bu saatinde doğrusu çok uzun yanıt vermeyeceğim, farkındayım. Ancak birçok söz söyledi hatip, bir tanesi “Türkiye düşmanları”ydı. Şunu söyleyeyim: Türkiye düşmanları, halk sefalet içindeyken, açlıktan kırılırken, ekmek için intihar ederken şatafat ve lüks içinde yaşayanlardır, halkın sözünü duymayanlardır. (HDP sıralarından alkışlar)

ZAFER IŞIK (Bursa) – Niye üstünüze alınıyorsunuz?

BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Düzce Milletvekili Sayın Ümit Yılmaz.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi “Denge” üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

ABD Hazine Bakanlığının Savunma Sanayii Başkanımız ve ülkemiz aleyhine almış olduğu kararı kınıyorum.

2021 yılında merkezi yönetim bütçesinin 3’üncü maddesine göre “Denge” bölümünde 246 milyon 225 bin 346 TL borçlanma görünmektedir. İnşallah, önümüzdeki sene bütçede bunu açık olarak değil, artı değerle kapatacağımıza inanıyorum ben Hükûmetimizin. Ancak, benim bugün, burada bahsetmek istediğim denge, mali verilerden çok, seçim bölgem olan Düzce’nin çevresinde yaşadığı komşu illerle arasındaki dengesizlik.

Şimdi, Düzce’yi birçoğunuz biliyorsunuz, birçoğunuz tanıyorsunuz, tanımayanlarınızın da birçoğunun en azından otobanından geçtiği kanaatindeyim. Doğal güzellikleri açısından baktığımız zaman -çok fazla zamanınızı almayacağım ama- Efteni Gölü Kuş Cenneti, Kardüz Yaylası, Balıklı Yaylası, adını sayamayacağım daha 19 tane yaylamız var. Torkul, Kurugöl göletlerimiz, işte Konuralp’ta bulunan Prusias ad Hypium Antik Kentimiz, amfi tiyatromuz, arkeoloji müzemiz ve birçok eserimiz var. Akçakoca, gerçekten Karadeniz’in incisi, muazzam bir tatil beldesi. Binlerce güzelliğini sayabileceğimiz Akçakoca’nın sadece mavi bayraklı plajları, Fakıllı Mağarası, efendime söyleyeyim mesire alanları; Yığılca’da yine Sarıkaya Mağarası var, Cumayeri’nde Melen Çayı’nda rafting imkânı var, belki de rafting yapanlarınız da vardır aranızda.

E, şimdi diyeceksiniz ki: “Bunu niye anlatıyorsun, niye bunları söylüyorsun?” Şimdi, burada da bir dengesizlik var. Nedir dengesizlik? Şimdi, bakın, bizim komşu ilimiz Bolu. Bolu, bizim eski vilayetimiz. Biz, Bolu’dan ayrıldık 1999 depreminden sonra. En genç iliz. Nüfusumuz 392 bin, Bolu’nun nüfusu 316 bin. Yani bizden nüfus olarak yüzde 25 civarında daha küçük bir vilayetimiz. Bolu’nun Abant Gölü var gerçekten orası da tabiat olarak çok güzel, birbirinden güzel mesire alanları var. Ama Bolu’da sadece Abant’a giden turist sayısı, bizim Düzce’ye gelen turist sayısının 3 katı. Al sana bir dengesizlik.

Şimdi, dedik ki: Ya, bunu düzeltelim. Bunu nasıl düzelteceğiz? Turizm teşvik alanı olarak ilan edelim Düzce’yi dedik ama turizm teşvik alanı olarak hâlâ daha hazırlanmadı. E, başka bir dengesizlik, ikinci bir dengesizlik, söyledim 392 bin bizim, Bolu’nun 316 bin nüfusu var. 2020 yılında baktık yatırım bütçesinden ne kadar pay almışız diye? 126 milyon 880 bin TL pay almışız. Bolu, 182 milyon 665 bin TL pay almış. E, al bir dengesizlik daha. Zaten bizim bir sürü eksiğimiz var, nasıl olacak, dengeyi nasıl bulacağız? Olmuyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, dedik ki: TELEKOM altyapısı berbat. Adam yeni site yapıyor, 500 haneli site yapıyor, TELEKOM’unu bağlatacak, internet bağlatacak. Adam konutları satmış, telefon bağlanmıyor, internet bağlanmıyor. Al bir dengesizlik daha. E, bizim vatandaşlarımız, Düzceli hemşehrilerimiz hep bu dengesizlikle karşılaşıyor. E, geçen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız buradaydı, dedik ki: Elektrik altyapısı çok kötü, merkezde bile trafolar yetmiyor bırak köyleri. Bu dengesizliği düzeltelim. İnsanlar gittiği zaman çamaşır makinesini, bulaşık makinesini çalıştıramıyor köylerde. (CHP sıralarından alkışlar) Bu dengesizlikleri düzeltelim.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız buradayken bizim beklentimiz var, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığından beklentimiz var. Biz artık bu dengesizlikleri Düzce olarak yaşamak istemiyoruz.

Sağlıkta bir sürü dengesizlik var, zamanım yetmedi, zamanımız kısıtlı ama geçen gün Türk Dil Kurumu tuğla kadar bir sözlük gönderdi, “denge”yi açtım, baktım neymiş: “Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.” Daha çok tanımları da var. Ya, bizim ayakta kalmamız için, devrilmemiz için bizim yapacağımız tek şey var Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Düzce’ye daha pozitif yaklaşın, daha fazla yatırımlardan pay verin istiyoruz Düzceliler olarak, sizden bunu bekliyoruz ve saygılar sunuyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP, CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi soru-cevap işlemini yapacağız.

Beş dakika soru, beş dakika cevap olacak.

Sayın Karahocagil…

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

On sekiz yıldır iktidarda olan AK PARTİ’miz, hamdolsun 3 Kasım 2002 seçim ve çalışmalarında söylediğimiz “Delikleri tıkayıp hortumları devletin hazinesine yönlendirirsek bu ülkeyi en kısa zamanda abat ederiz.” sözlerini bugün bire bir yaşıyoruz. Üniversiteleriyle, hava alanlarıyla, hastaneleriyle, savunma sanayisiyle, barajlarıyla, hızlı trenleriyle, duble yolları, köprüleri, tünelleriyle, bugün geldiğimiz nokta gözler önünde. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi: “Bizim yaptıklarımıza onların hayali dahi yetişemez.” AK PARTİ olarak “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır.” sözünü her zaman milletimizle paylaşıyoruz. Muhalefet için de aynı sözü söylüyoruz. “Yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır.”

Bu duygularla, Cumhurbaşkanlığımızın 2021 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Ayrım.

ŞAMİL AYRIM (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Öncelikle, milletimizin bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum.

ABD’nin yaptırım kararını şiddetle kınadığımızı ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Azerbaycan-Türkiye arasında önemli bir proje için bugün imzalar atıldı. Iğdır-Nahçıvan doğal gaz boru hattı, yeni anlaşmayla devreye girdi. Anlaşmayı Azerbaycan Enerji Bakanı ve Enerji Bakanımız Fatih Dönmez imzaladı. Nahçıvan doğal gaz ihtiyacını karşılayacak yılda 500 milyon metreküp, günde 1,5 milyon küplük bu projenin Iğdır’ımıza, Nahçıvan’a hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye-Nahçıvan doğal gaz boru hattı, Karabağ zaferinin doğurduğu bir istikrar projesidir. Proje, Nahçıvan ekonomisinin ateşini yakacak, bölgede birçok girişim ve yatırımların önünü açacak, Türkiye-Azerbaycan kardeşliği bu projeyle daha güçlü, daha stratejik bir ortaklığa dönüşecek, Nahçıvanlı kardeşlerimiz evlerine, okullarına rahatça gidebilecekler.

BAŞKAN – Sayın Demir…

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

2002 yılından bugüne hazırladığımız tüm bütçeler, kamu hizmetlerinin milletimize en iyi, en etkin şekilde ulaştırılacağı biçimde hazırlanmıştır. Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki Hükûmetimizin 2021 yılı bütçesi; eğitim, sağlık, adalet, güvenlik ve enerjiden tarıma, ulaştırmadan sanayiye etkin ve sürdürülebilir ilerleme vizyonuyla hazırlanmıştır. Yaşadığımız pandemi sürecinde özellikle sağlık alanında yeni hastanelerimiz hizmete girmiş, yoğun bakım yatak sayıları artırılmıştır. Ülkemiz, ABD’nin yaptırımlarına sağlam ve güçlü ekonomi altyapısıyla karşı koyacaktır. Bütçemizin imkânsız veya zor olarak görülen yatırımları mümkün hâle getireceğine inanıyor, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, Kahramanmaraş, özellikle tekstilde ve çelik mutfak eşyalarında Türkiye’de önemli bir sanayi merkezidir. Yeniden sanayi hamleleri yapmak istiyoruz fakat organize sanayi bölgelerimizin kurulmasında sorun vardır. Özellikle organize sanayi bölgelerini teşvik etmek lazım. Böylece arıtma tesisleri olan merkezler olması daha sağlıklı, daha disiplinli bir sanayileşmedir. Özellikle Gıda Organize Sanayi Bölgesi, Tomsuklu Sanayi Bölgesi ve Elbistan’da hayvancılıkla ilgili sanayi bölgelerinin oluşması için finansman ihtiyacı vardır; finansman ihtiyaçlarının giderilmesini bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Etmeyez…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay’a Genel Kuruldaki bütçe sunumu ve konuşmasından dolayı teşekkür ediyor, 2021 bütçesinin hayırlar getirmesini diliyorum.

Ben üç soru soracağım. Birincisi: İlim irfan düşmanı PKK’nın bugüne kadar şehit etmiş olduğu öğretmen ne kadardır? İkincisi: Yeşil ve çevre düşmanı PKK, bugüne kadar ne kadar orman yangınına vesile olmuştur? Üçüncüsü de Avrupa’da ve dünyada tarımsal hasılada ne durumdayız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Şimdi cevap için yürütmeye söz vermeden Serkan Topal’a söz vereceğim.

Buyurun Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, ben bir soru sormuştum. Gerçekten de Hatay’da vaka sayısındaki artış oranı yüzde 125 değil, yüzde 400. 10 Eylül ile 10 Aralık arasındaki ölüm oranı bunu kanıtlıyor Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Şimdi, bu konuda da gerçekten, on beş günlük karantina süreci olması gerekiyor. Biz, bunu yani Hatay halkı da bunu talep ediyor ve bugün benim telefonlarım susmadı. Sabah saat 11.00’den beri ben buradayım, Hatay halkının sesini duyurmak için buradayım. Bu konuyu değerlendirmenizi ve gerçekten önlem almanızı arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Evet, buyurun Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben tekrar notlarıma bakıyorum. Hatay’la başlamak istiyorum ben özellikle.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Hatay’da vakaların sayısı düştü Başkanım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY - Vekilimize de teşekkür ediyorum tekrar gündemimize getirdiği için de. Şimdi Sağlık Bakanımızla da görüştüm. Toplamdaki, Hatay’da şu anda yoğun bakım yatak sayımız 622 ve bu hafta itibarıyla 82 yoğun bakım ilave edilmiş durumda. Dolayısıyla yine, bugün için söylüyorum, bu hafta için söylüyorum, yoğun bakımda herhangi bir sıkıntımız yok. Şimdi, alınan tedbirler sonucunda da yine şu andaki nihai verileri söylüyorum size. Filyasyon ekibi -biliyorsunuz son derece önemli, olayların azaltılmasıyla alakalı- 350’ye çıkarılmış durumda Hatay’da yani her bir ekipte 3 kişi var. Dolayısıyla 1050 kişilik bir filyasyon ekibi şu anda faaliyette. Alınan tüm tedbirler, bu kısıtlama tedbirleri de dâhil hafta sonu üçte 1 oranında azalmış durumda şu anda Hatay’da. Azalma eğilimi devam etmekte, hafta sonu ve gelecek hafta daha da azalacağını tahmin ediyoruz. Yine, Sayın Bakanımızla da konuştuk bu hafta içerisinde, en geç bir hafta içerisinde Hatay’a kendisi bizzat gidecek ve şu anda da bizzat kendisi Hatay’la da ilgileniyor. Ben bunu özellikle size de bildirmek istedim.

Teşekkür ediyorum tekrar konuyla ilginizden dolayı da.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Başkanım, iki gün önce zaten Sağlık Bakanımız, Sayın Serkan Topal vekilimizle de görüştü burada, beraber görüştük.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Tamam, yani tamamen, yakinen ilgileniyoruz, durum bu. Tüm şehirlerimizle de zaten aynı çerçevede yakinen ilgileniyoruz. Yine, müsaade ederseniz şu biraz önceki konuyu ben netleştirmek istiyorum. Yani buradaki amacı da anlamış değilim. “Olay yerinde bulunan bir vatandaşımızın, bir kardeşimizin ailesine herhangi bir şey ödenmemiştir.” dedirtmeye mi çalışıyorsunuz devlet olarak?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayır.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Yani “Devlet üzerine düşeni yapmıyor mu?” demek istiyorsunuz?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayır.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Ya arkadaşlar, bunu her defasında söylüyorum, Allah aşkına bunu yapmayın diye.

Bakın, şimdi ödendi, ödenmedi vesaire ama. Şimdi, olay olduktan sonra bir kez daha ifade ediyorum, biraz daha detay olarak ifade ediyorum. Bu olayla ilgili tazminatın ödenebilmesi kısmını söylüyorum şimdi de. Bununla ilgili bir başvuru ve karar alınması gerekiyor. Bu tespitler yapılıyor, her türlü işlemler tamamlanıyor, karar alınıyor; belgesi burada imzalarıyla birlikte. Yani: “Sivil mağdurdur ve bu 33 bin küsur lira ödenecektir, tarih 17/02/2017.” Sayısını da söyleyebilirim ama vakitten dolayı bunu size şey yapabilirim. Sonrasında, bu arkadaşımıza, yakınlarına, kardeşimizin yakınlarına, anne-babaya yine tazminat ödenmesine karar veriliyor bu doğrultuda. Aile Bakanlığımız bunu tahakkuk ettiriyor ve Komisyon kararıyla yine Sinop Valiliği aracılığıyla aileden dolayı, 28/03/2017 tarihinde de tebliğ ediliyor, ilgili şahıslara. Yani, telefonda görüştüğünüz yakınımızın ailesi için söylüyorum. Tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde de yine bunun ödenebilmesi için de bir sulhname imzalaması gerekiyor, bu da yasayla alakalı.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ne demek o?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sulhname, yani ibralaşıyor, yani “aldım” şeklinde.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yani ben bu parayı…

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Aile, bunu kabul etmediğini ifade ederek bir uyuşmazlık tutanağı düzenleniyor, uyuşmazlık tutanağı da burada ve sonrasında da çok yüksek miktarla -ben o miktarı burada ifade etmek istemiyorum- tazminat davası açıyor ve şu anda da bu süreç devam ediyor. Bakanlık orada “bizden tahakkuk edildi” anlamında bize not da gönderdi, “tahakkuk ettirildi, ödendi” vesaire gibi söylüyor, durum bu. Yani, devletin, şehit yakınlarıyla ilgili veya gazilerle ilgili, şehitlerimizle ilgili bir konuda tek bir şey…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Biz ödenmemeye yönelik değil, şehitlerimizle ve gazilerimizle ilgili tamamen ödenemeyecekse bile ne yapıp edip ödenebilme yolunda -tüm kurumlarımız ve bakanlarımız dâhil, bizler dâhil- bu çerçevede gayret sarf ederiz. Dolayısıyla yani burada bana ısrarla “Devlet, Hükûmet şunu yapmıyor.” dedirtmeye çalışıyorsanız yani devletimize yazık olur.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Ödendi.” dediniz Sayın Oktay.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Yani o Bakanlığın şeyini ifade ediyorum burada; durum budur, bütün belgeler de buradadır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oktay.

Ziver Bey, bu saatte ne söyleyeceksiniz?

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Batman Milletvekili Ziver Özdemir’in, İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel’in 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, bazı düzeltmeler gerekiyor, düzeltmeyi yapmak için ben de söz aldım gecenin bu saatinde, doğrudur ama biraz önceki hatip, Batman’la ilgili yanlış bir beyanda bulundu. Bu, birkaç seferdir bu Meclis kürsüsünde değişik hatipler tarafından dile getirildiği için, düzeltme ihtiyacı duyduğum için söz aldım. Teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.

On sekiz aylık bir bebeğimizin vefatıyla ilgili sürekli bu kürsülerde “Yoğun bakıma konulmadan, işte, yoğun bakım kapısında vefat etti.” deniyor. Böyle bir şey gerçek dışıdır, doğru değildir. Bu kardeşimiz üç gün yoğun bakımda yattıktan sonra, yoğun bakımdayken vefat etti; bu birincisi.

İkincisi de İsveç’ten bir hasta getirme meselesiydi. Evet, o hasta Batmanlıydı ve Batmanlı olduğu için de birilerine herhâlde çok dokundu. Birkaç seferdir hem Sağlık Bakanlığımızı eleştirerek bu konuyu gündeme getiriyor hem de bu kürsüden…

HABİP EKSİK (Iğdır) – Sayın Başkan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.49

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)

2.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Şimdi, 3’üncü madde üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime bir dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:22.51

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka iş bulunmadığından, programa göre 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin 4 ila 13’üncü maddelerini sırasıyla görüşmek üzere 16 Aralık 2020 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.53



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) 230, 231 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek Cetvelleri 7/12/2020 tarihli 24’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.