TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          79’uncu Birleşim

                                                                                   8 Nisan 2020 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde yaşanan terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden 5 yurttaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü lanetlediğine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutladığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Genel Kurul Salonu’nda maske takılması uygulamasına yönelik tüm Türkiye’den olumlu mesajlar geldiğine, milletvekillerinin örnek olunması açısından yaptıkları konuşmalar esnasında da maske takmasına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, temsilde adaletin sağlanması açısından söz talep eden milletvekillerinin taleplerinin yerine getirildiğine ve Meclisin mehabetine uygun temiz bir dil kullanılması gerektiğine ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Meclisin konuşmasından yana olduğuna ancak açıklamaların karşılıklı diyaloglar çerçevesinde gerçekleşmesinin esas gündeminin görüşülmesini geciktireceğine ilişkin konuşması

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Dışişleri Bakanının yurt dışındaki vatandaşların ülkeye getirilmesi konusunda çalışma yapıldığına ilişkin kendisine bilgi verdiğine ve konunun takipçisi olacağına ilişkin konuşması

6.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılamakta büyük bir özen ve saygı gösterdiğine, zamanın ekonomik kullanılması gerektiğine ilişkin konuşması

 

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal’ın, 3 Nisan Karabük Demir Çelik Fabrikaları ile Karabük’ün kuruluşunun 83’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, ülkede yaşanan salgın hastalıklar ile coronavirüs salgınına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, 5 Nisan Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası verilişinin 95’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nü kutladığına, millet için gece gündüz çalışan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlara, kamu görevlilerine, sağlık çalışanlarına, sanayiciye, esnafa, çiftçiye, işçiye ve “Evde kal.” çağrısına uyanlara teşekkür ettiklerine ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, coronavirüsle mücadelede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koordinasyonunda önemli çalışmalar yapıldığına, Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkelerine göre salgının yayılmasını önlemeye yönelik tedbirleri çok daha erken aldığına, Diyarbakır ilinde yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

3.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, mart ayında ataması yapılan öğretmenlerin yaşadıkları mağduriyetin giderilebilmesi için göreve başlatılmaları hususunda gerekli işlemlerin yapılmasını Millî Eğitim Bakanından talep ettiklerine ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, coronavirüs salgınının ülkeyi ve insanlığı tehdit etmeye devam ettiğine, ülkenin en önemli tarım havzalarından olan Mersin ilinde virüs sebebiyle çiftçilerin yaşadığı olumsuzlukların giderilmesi gerektiğine ve Diyabakır ili Kulp ilçesinde teröristlerce şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

5.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, Aydın ili Özel Ege Liva Hastanesinin faaliyetlerine son verilmesi kararının doğru olup olmadığını ve bu karar ile Sağlık Bakanlığının 27 Martta yayınladığı genelgenin ihlal edilip edilmediğini Sağlık Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

6.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde teröristlerce şehit edilen vatandaşlara Cenab-ı Allah’tan rahmet dilediğine, teröristleri ve terör örgütlerini desteleyenlerini lanetle kınadığına, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nü, Sağlık Haftası’nı ve Polis Haftası’nı kutladığına ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, yaşanan salgının üstesinden gelecek imkân, moral ve kararlılığa sahip olunduğuna ve her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak tedbirlerin hayata geçirildiğine ilişkin açıklaması

8.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ilinde vatandaşların maskeye ulaşmada yaşadıkları mağduriyetin giderilebilmesi için Sağlık Bakanlığı ile ilgili makamların gerekli tedbirleri alması gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün, kadın katilleri ve tecavüzcülere izin hakkı getirilmesi karşısında kadınları koruyacak mekanizmaların kurulup kurulmadığını öğrenmek istediğine, 6284 sayılı Kanun ile İstanbul Sözleşmesi gereği hayata geçirilmesi gereken önlemlerin alınmadığına, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklanarak infazda eşitlik sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in, Covid-19 salgını nedeniyle “Evde kal.” çağrılarının yapıldığı süreçte kadınların erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığına ve katledildiğine, hayatın eve sığabilmesi için ekonomik ve sosyal önlemlerin alınması, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklanarak infazda eşitlik sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık’ın, ceza infaz yasa teklifinde kadınlara yönelik “erkek adalet” yaklaşımının devam ettiğine, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklanarak infazda eşitlik sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in, AK PARTİ Grubunun hazırladığı ve kısa sürede Genel Kurul gündemine getirilecek olan düzenlemeyle sağlıkta şiddetle ilgili atılacak adımların net olarak ortaya konulacağına ilişkin açıklaması

13.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, Covid-19’un küresel bir musibet olduğuna, iklim danışma kuruluşu Ember’in 2020 raporuna göre dünyadaki ilk 10 rüzgâr ülkesi arasına giren Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisindeki pay arttıkça elektrik ithalatının da o nispette azalacağına ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, sağlık alanında şiddetin önlenmesi için hazırladıkları kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergenin reddedildiğine, Covid-19’a yakalanan sağlık çalışanlarının doğrudan meslek hastalığı ve iş kazası tanımına alınıp alınmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

15.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, Diyarbakır ilinde yaşanılan terör saldırısında şehit olan ve coronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, Erzincan ilinde sağlık sisteminin eksiksiz çalışmasını sağlayan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere son Başbakan Binali Yıldırım’a, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ve alınan tüm kararları eksiksiz uygulayan Erzincanlı hemşehrilerine teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, devlet millet dayanışmasının en güzel örnekleri sergilenerek yaşanılan coronavirüs salgını sürecinin başarılı şekilde atlatılacağına, Diyarbakır ilinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine ve 31 Mart 2015’te şehit edilen Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle yâd ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde teröristlerce şehit olan 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, PKK terör örgütünü ve destekleyenleri lanetlediğine ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, 10 Nisan Türk polis teşkilatının kuruluşunun 175’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

19.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, 10 Nisan Türk polis teşkilatının kuruluşunun 175’inci yıl dönümünü ve Polis Haftası’nı kutladığına ilişkin açıklaması

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, HDP ve ortağının “eşit infaz” söylemiyle teröristlerin savunulmasını istediği bugünlerde Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından 5 vatandaşın şehit edildiğine, masumları katleden teröristleri ve uzantıları olan terör sevicilerini lanetlediğine ve şehit olan vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, terörle mücadelelerinin devam edeceğine ilişkin açıklamas

21.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, Covid-19 salgınına karşı toplumun her kesimine fayda sağlayacak önlemlerin alındığına, millî dayanışma kampanyasının hedef kitlesine küçük işletmeler ile özel sektörde çalışan işçilerin de dâhil edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 Kürt vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, ceza infaz yasa teklifinin görüşüldüğü bugünlerde hiç kimsenin PKK’lı katillerin affını bu Meclisten beklememesi gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terör örgütünü lanetlediğine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

24.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Adalet Bakanlığının coronavirüs vakalarını gizlediğine, Bafra Cezaevinde üç yıldır yatan Mehmet Yeter’in öldüğü haber verilmeksizin cenazesinin toprağa verildiğine ilişkin açıklaması

25.- Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan sağlık işçilerinin 1 Ocak 2019 tarihinde sona eren toplu iş sözleşmelerinin sonuçlandırılmaması nedeniyle yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

26.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, coronavirüs salgını nedeniyle öğrencilerin uzaktan eğitim gördüğü süreçte görme ve işitme engelli çocuklar ile otizmli çocukların da eğitim programlarının sürdürülmesi, yaşlı ve kronik hastaların evlerine bakım ve sağlık hizmetlerinin götürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız’ın, Covid-19’la mücadele kapsamında aşı ve ilaç geliştirme çabalarının devam ettiğine, bilgisini, emeğini, vaktini esirgemeyen bilim insanlarına ve onlara her türlü desteği sunan AK PARTİ Hükûmetine şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

28.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Hükûmetin yaşanılan coranavirüs salgını nedeniyle çiftçilerle ilgili de tedbir alması gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, terör örgütü ve destekçilerini lanetlediğine, Türk İslam dünyasının lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Amasya ilinin Doğu Karadeniz Projesi’ne dâhil edildiğine ilişkin açıklaması

30.- Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Aydın ili Sultanhisar ilçesi çilek üreticilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

31.- Çorum Milletvekili Erol Kavuncu’nun, coronavirüs salgını dünyayı esir almışken devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların yanında olduğuna, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, eli kanlı terör örgütünü ve iş birlikçilerini nefretle kınadığına ilişkin açıklaması

32.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terör örgütünü bir kez daha lanetlediğine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutladığına, coronavirüs salgınının yayılmaya devam etmesi nedeniyle tedbirlerin artırılarak tam karantinanın ilan edilmesi gerektiğine, açıklanan yeni tedbirler kapsamında İstanbul Yeşilköy ve Sancaktepe’de kurulması planlanan sahra hastaneleri yerine Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar alanı ile Yeşilköy’deki fuar merkezinin kullanılabileceğine, coronavirüs nedeniyle çeklerin ibraz sürelerinin mayıs sonuna kadar ertelenmesiyle piyasada nakit akışının durma noktasına geldiğine, turizm sektörünün sıkıntılarını giderecek tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından başarılı operasyonlarla köşeye sıkıştırılan terör unsurlarının saldırılar düzenlediğine, devlet millet anlayışıyla güçlüklerle mücadele edilen bu dönemde terör örgütlerinin kökünün kazınacağına, Emniyet mensuplarının çalışma koşullarının, mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi çalışmalarının ertelenemez bir mesele olarak gündemlerinde olduğuna, Polis Haftası’nı kutladığına ve görevleri başında şehit olan polislere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Mecliste düzenledikleri basın toplantısında söylediklerini bir kez daha ifade etmek istediğine, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde 5 yurttaşın yaşamını yitirdiği saldırıyı en sert biçimde kınadıklarına, halkın yaşam hakkına yönelik saldırıları kabul edilemez bulduklarına ve hayatını kaybedenlere rahmet dilediklerine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne, Mecliste corona virüse karşı korunaklı şekilde çalışmaların sürdürüldüğüne ancak aynı şartlarda bulunmayanlara yönelik önlemlerin alınması gerektiğine, işçilerin yaşam ve sağlık hakkına saygı gösterilene kadar coronavirüs vakası yaşandığı hâlde üretimin devam ettiği fabrika ve iş yerlerin isimlerini konuşmaya devam edeceklerine, Samsun Bafra Cezaevinde tutuklu bulunan ve coronavirüs tanısıyla yaşamını yitiren Mehmet Yeter’in cenazesinin morgda bekletilmesinin toplum sağlığı açısından sakınca doğuracağı ifade edilirken cezaevlerinde çok sayıda insanın koğuşlarda tutulmasının akıl alır gibi bir durum olmadığına, Batman Cezaevinde çıkan yangın nedeniyle tutukluların herhangi bir önlem alınmaksızın Diyarbakır Cezaevine sevk edildiğine ilişkin açıklaması

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediklerine ve saldırıyı lanetlediklerine, 8 Nisan 24’üncü Dönem Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’i ölümünün 2’nci yıl dönümünde rahmetle andıklarına ve Dünya Romanlar Günü vesilesiyle Romanların sosyal, ekonomik ve çalışma hayatında yaşadıkları güçlüklerin, kendilerine karşı kullanılan ayrımcı dilin ele alındığı ve çözüm önerilerinin tartışılacağı Stratejik Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaştıklarına, 6-12 Nisan Polis Haftası’nda polislere verilen 3600 ek gösterge sözü tutulmayacaksa ne gün tutulacağını öğrenmek istediklerine, polisler başta olmak üzere öğretmenlerin, hemşirelerin, infaz koruma memurlarının, kapsam dışı kalan Silahlı Kuvvetler personelinin mağduriyetinin giderilmesi konusunda tam bir dayanışma ve iş birliği teklif ettiklerine, Sağlık Bakanı tarafından paylaşılan illere göre coronavirüs yoğunluk haritasına, yerel yönetimleri dışlamanın doğru olmadığına, Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen yardım kampanyasının Burdur Valiliği tarafından iptal edildiğine, hediye olarak dağıtılan maskelerin vatandaşların hakkı olduğuna ilişkin açıklaması

36.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, askerle, polisle mücadelede zorlanan PKK’nın sivil vatandaşları hedef seçtiğine ve Diyarbakır ilinde şehit edilen vatandaşları rahmetle yâd ettiğine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın coronavirüs salgınının başladığı andan itibaren şeffaf bir süreç yönetimi sergileyerek virüsün merkezinin İstanbul ili olacağını ifade ettiğine ve önlemlerin hızlı bir şekilde alınarak ölüm sayısını düşürme konusunda koordinasyon içerisinde gayret sarf edildiğine, sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik kanun teklifini Meclis Başkanlığına sunduklarına, sunulan hizmetlerin her bir vatandaşın hayat kalitesinin bir adım daha ileriye geçmesi için olduğuna ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki “kandırılan” kelimesini şiddetle reddettiğine, ölüye karşı yapılan haksızlık ve hukuksuzluğun suç olduğuna, Samsun Bafra Cezaevinde yaşanılan hadisenin takipçisi olacağına, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin açıklaması

37.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Tokat Milletvekilleri Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sağlık Bakanı ile siyasi partilerin sağlıkçı milletvekillerinin Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda bir araya gelerek sağlıkta şiddetin önlenmesine cevap verecek bir metnin ortaya çıkarılabileceğine, bir partinin siyasi duruşunu ifade edebileceği tek yerin kürsü olduğuna ilişkin açıklaması

 

39.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, Polis Haftası’nı ve 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü tebrik ettiğine, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası’na, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK saldırısı sonucu hayatını kaybeden Kürt kökenli 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, PKK’nın siyasi sözcülüğünü yapanların acaba bu 5 masum insanı öldüren teröristler için de “free” kampanyası başlatıp başlatmayacağını öğrenmek istediğine, Büyük Birlik Partisi olarak kişilerin kişilere karşı işlediği suçlarla ilgili af ya da ceza indirimi getirilmesini doğru bulmadıklarına, ceza infaz teklifiyle yeni mağduriyetler oluşmasına fırsat verilmemesi, terör veya şiddete bulaşmamış, terör propagandası yapmamış fikir ve düşünce suçlarının öncelikli olarak kapsama alınması gerektiğine, teklifin kapsamının yüksek mahkeme tarafından genişletilmesi endişesini taşıdıklarına ilişkin açıklaması

40.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın yaptığı açıklamasında sarf etmiş olduğu hakaretleri misliyle kendisine iade ettiklerine, erkek vekillerin şiddet dili kullanarak kadın vekillere yönelik davranışlarını kınadıklarına ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin ortak imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören üç maddelik kanun teklifinin üzerinde parti gruplarıyla uzlaşı sağlanabilmesi hâlinde görüşülen ceza infaz paketine eklenebileceğine ilişkin açıklaması

42.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Samsun Bafra Cezaeviyle alakalı bilgi vermek istediğine ve şu ana kadar Covid-19 tespit edilen cezaevi bulunmadığına ilişkin açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

44.- İzmir Milletvekili Cemal Bekle’nin, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin açıklaması

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde gerçekleştirilen saldırıda yaşamını yitiren Alaattin Yıldız, Hacı Akdeniz, Burhan Tanrıkulu, Sedat Hazar ve Ahmet Erboğa’ya Allah’tan rahmet dilediğine ve saldırıyı lanetlediğine ilişkin açıklaması

46.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in, Burdur Belediyesi tarafından başlatılan yardım kampanyasının Burdur Valiliği tarafından iptal edildiğine, herhangi bir soruşturmanın söz konusu olmadığına ve yapılan yardımların şahıslara iadesinin gerçekleştirileceğine ilişkin açıklaması

47.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, yurt dışında hem mağdur hem de mahsur durumda olan vatandaşların ülkeye getirilmesi konusunda iktidara seslendiklerine ilişkin açıklaması

48.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, yurt dışındaki vatandaşların ülkeye getirilmesiyle ilgili gayretlerinin devam ettiğine, Tarım Kredi Kooperatiflerinin yardım kampanyası yapamayacağına, usulle alakalı bir problem olduğuna ilişkin açıklaması

49.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, cezaevlerinden ölüm haberlerinin gelmeye devam ettiğine ilişkin açıklaması

50.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Şakran Çocuk Cezaevinde bulunan 17 yaşındaki Ali Erdoğan’ın intihar ettiği yönünde iddialar olduğuna ve Ödemiş Cezaevinde bulunan Mehmet Salih Filiz’in mağduriyetine ilişkin açıklaması

51.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin CHP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasında konuyu bütün boyutlarıyla ortaya koyduğuna ve hem bir özel mağduriyet durumu hem de bir Anayasa ihlalinin var olduğuna ilişkin açıklaması

52.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Cihat Sezal’ın, 5 Nisan Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası verilişinin 95’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

53.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, Tarım ve Orman Bakanı tarafından 21 ile stratejik ürünler için yüzde 75 tohum desteği yapılacağının açıklandığına, tarımsal üretimde önemli yer tutan Balıkesir ilinin de hibe programına dâhil edilmesini Balıkesirli üreticiler adına talep ettiğine ilişkin açıklaması

54.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, salgın nedeniyle insanların eve kapanmak zorunda kaldığı bir süreçte kadına yönelik şiddet vakalarının artış gösterdiğine, HSK’nin aldığı şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılmasını zorlaştıran ve şiddeti teşvik eden kararının iptal edilmesi, İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı Yasa’nın etkin biçimde uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

55.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, Aydın ili Özel Liva Hastanesinin tadilat yapılabilmesi için geçici olarak kapatıldığına, çiçek üreticilerinin pandemi nedeniyle yaşadığı kaygılara yönelik Tarım Bakanının gerekli çalışmaları başlattığına ilişkin açıklaması

56.- Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in, “Evde kal.” politikasıyla görünmeyen kadın emeğinin katbekat arttığına, salgın sebebiyle ülkede artacağı kaçınılmaz olan kadına karşı şiddete yönelik herhangi bir önlemin alınıp alınmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

57.- Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in, görevden alınarak yerine kayyum atanan Iğdır ili Halfeli Belediye Eş Başkanı Hasan Safa’nın hukuksuz şekilde gözaltına alınarak tutuklanması olayını kınadıklarına ilişkin açıklaması

58.- Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in, Mardin ilinin tohumun yüzde 75’inin hibe edileceği destek programının dışında tutularak Mezopotamya Ovası’nda tarımın öldürülmeye çalışıldığına, Mardinli çiftçilerin sorunlarının çözümü için adım atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

59.- Muş Milletvekili Şevin Coşkun’un, Afyonkarahisar ve Bayburt Cezaevlerinde coronavirüs salgınına dair herhangi bir tedbirin alınmadığı bilgisine ulaşıldığına, konuyla ilgili önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

60.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, coronavirüsle mücadelede bilgi ve iletişim teknolojileriyle birlikte özel bir yazılım kullanarak proaktif bir yöntem izleyen Sağlık Bakanlığına ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiklerine ilişkin açıklaması

61.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın görüşülmekte olan 207 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

62.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

63.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın, Muş Milletvekili Şevin Coşkun’un yaptığı açıklamasında Afyonkarahisar Cezaevinde coronavirüs salgınına dair herhangi bir tedbir alınmadığı yönündeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin açıklaması

64.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın görüşülmekte olan 207 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

65.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, yapılan her konuşmada sürekli aynı şeyleri söylemenin bir anlamının bulunmadığına, kadın ve çocuk meselesinin kendileri için fevkalade önemli bir mesele olduğuna ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

 

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ve 19 milletvekili tarafından, turizm sektöründe korona virüsü nedeniyle yaşanması beklenen sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2749) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ve 19 milletvekili tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanmaya başlanan uzaktan eğitim sisteminde karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2751) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından, karşılıksız çek düzenleme cezasının hapis olması nedeniyle yaşanan sorunların tespit edilmesi ve karşılıksız çek suçunun infaz yasa teklifi kapsamına alınmaması nedeniyle ortaya çıkacak eşitsizliklerin incelenmesi amacıyla 8/4/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile 57 Milletvekilinin Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2762) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 207)

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Giresun Milletvekili Necati Tığlı'nın, Giresun'da kurulacağı ifade edilen yeni çay fabrikasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26460)

2.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, kredi borcunu ödeyemediği için takibe alınan ve icra uygulanan çiftçi sayısına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26461)

3.- İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır'ın, sulamada kullanılan elektrik borçları nedeniyle tarımsal destekleme ödemesinden yararlanamayan çiftçilere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26462)

4.- Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli'nin, Tarım Kredi Kooperatiflerinde usulsüz işlemler yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26463)

5.- Yozgat Milletvekili Ali Keven'in, Yozgat ilinin Yerköy ilçesindeki şekerpancarı üretimine ve çiftçilerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26465)

6.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan'ın, radon gazının olumsuz etkilerine yönelik tedbir alınmasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26466)

7.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan'ın, Bakanlık tarafından organik tarımı desteklemeye yönelik teşviklere ve çiftçilere kullandırılacak olan düşük faizli kredi uygulamasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26467)

8.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan'ın, kamu bankaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından tarımsal üretimi desteklemeye yönelik düşük faizli kredi kullandırma ve borçlarının yapılandırılması önerisine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26468)

9.- Eskişehir Milletvekili Metin Nurullah Sazak'ın, şekerpancarı üretiminde kota uygulamasına ve Eskişehir ilinde tarımsal üretimi desteklemek için uygulanan projelere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/26469)

10.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç'un, Ağrı, Van, Diyarbakır ve İzmir'de ticaret odalarına kayıtlı üyelerin borçlarının yapılandırılması ve vergi affı sağlanması önerisine ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/26569)

11.- Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin'in, bir firmanın konkordato sürecine ve bu süreçte yaşanan mağduriyetlere ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/26879)

12.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in, 2015-2020 yılları arasında konkordato başvurusunda bulunan şirketler ile ücret garanti fonu verilerine ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/26883)

13.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz'ın, TSK bünyesindeki askerler için koronavirüse karşı alınan önlemlere ve bu kapsamda yeterli malzeme ve ekipman bulunup bulunmadığına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cevabı (7/27070)

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, sokakta yaşayan insanların koronavirüs salgınından etkilenmemesi için alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cevabı (7/27085)

8 Nisan 2020 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde yaşanan terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden 5 yurttaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü lanetlediğine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bu sabah Diyarbakır Kulp’tan gelen acı bir haberle hepimiz büyük bir üzüntü yaşadık. Hain bir terör saldırısı sonucunda 5 yurttaşımızın hayatını kaybettiğini öğrendik. Hain terör saldırısı sonucunda hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum; sevenlerine, yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyorum ve terörü bir kez daha bu kürsüden lanetliyorum.

Bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Dünya kültür mozaiğinin en önemli ve renkli bir halkasını oluşturan Roman yurttaşlarımızın Romanlar Günü’nü kutluyorum.

Değerli milletvekillerimiz, gündeme geçmeden önce 3 değerli milletvekilimize gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 3 Nisan Karabük Demir Çelik İşletmeleri ve Karabük’ün 83’üncü kuruluş yıl dönümü nedeniyle söz isteyen Karabük Milletvekilimiz Sayın Cumhur Ünal’a aittir.

Buyurun Sayın Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal’ın, 3 Nisan Karabük Demir Çelik Fabrikaları ile Karabük’ün kuruluşunun 83’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

CUMHUR ÜNAL (Karabük) – Başkanım, maskeyi çıkartabilir miyiz? Buhar yapıyor da gözümde.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Genel Kurul Salonu’nda maske takılması uygulamasına yönelik tüm Türkiye’den olumlu mesajlar geldiğine, milletvekillerinin örnek olunması açısından yaptıkları konuşmalar esnasında da maske takmasına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, dünkü maske uygulamamız konusunda tüm Türkiye’den çok olumlu mesajlar geldi. Bazı haberlerde özellikle maske çıkartılmadan konuşulması üzerine de çok önemli yorumlar yapıldı. Bütün Türkiye bizleri takip ediyor. Bu konuda örnek olmamız açısından maskelerimizi konuşurken de takmaya devam edeceğiz çünkü dün bunu başardık, yapabildik. Ben tüm arkadaşlarımızın bu özen ve dikkati göstermesini istiyorum. Çünkü tüm Türkiye’ye örnek olan bir davranış sergiliyoruz şu anda.

Buyurun.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

1.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal’ın, 3 Nisan Karabük Demir Çelik Fabrikaları ile Karabük’ün kuruluşunun 83’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması (Devam)

CUMHUR ÜNAL (Karabük) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle Diyarbakır Kulp’ta yaşanmış olan hain terör saldırısını kınadığımı beyan diyorum.

3 Nisan 1937 tarihinde yani bundan seksen üç yıl önce temelleri atılan KARDEMİR Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük’ün kuruluşu nedeniyle söz almış bulunmaktayım. Sayın Başkanı ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Berat Kandili’nizi tekrar kutluyor, tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını temenni ederken tüm dünyayı etkisi altına alan corona virüsten vefat edenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, tedavi görenlere acil şifalar diliyorum. Bakanımızdan doktoruna, hemşiresine, kısacası tüm sağlık çalışanlarımıza gösterdikleri özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her kentin kendi tarihini yazarken o kent için hayati önem taşıyan ve anlam ifade eden tarihleri ve simgeleri vardır. 3 Nisan 1937 tarihi de Karabük için böylesine önemli ve anlamlı bir tarihtir. Çünkü bu tarih, modern Türkiye’nin endüstriyel atılımlarına öncülük eden Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve 78’inci il olan Karabük’ün de temelinin atıldığı tarihtir.

Çeltik tarımından çelik endüstrisine geçmesiyle 13 hanelik bir köyden merkez nüfusu 120 bine ulaşmış bir il doğmuştur. Sanayileşme hareketini başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve ülkemizin bu ilk ağır sanayi tesisi olan KARDEMİR Karabük Demir Çelik Fabrikalarının kurulmasında ve bugünlere kadar yaşatılmasında emeği geçenlere minnet ve şükran duygularımızı Karabük halkı adına ifade etmek istiyorum.

KARDEMİR kuruluşundan itibaren hızlı bir şekilde büyümüş, ülkemizin yıllardır inşaat demirinden profiline, demir yolu rayından demir çelik döküm mamulüne, çelik konstrüksiyonuna kadar her türlü demir çelik ürün ihtiyacını karşılamış; üretmiş olduğu ürün ve mühendislik hizmetleriyle ülkemizin inşasında çok büyük katkılar sağlamıştır. Bünyesindeki sürekli kütük döküm fabrikasıyla hem kendi ihtiyacını karşılamış hem de Karabük’te bulunan irili ufaklı haddehanelerin de çalışmasına katkıda bulunmuştur. 1965 yılında Ereğli’de kurulan ERDEMİR ve 1977 yılında İskenderun’da kurulan İSDEMİR’in doğmasında önemli rol oynamıştır.

150 bin tonluk kapasitesiyle üretim yolculuğuna başlayan KARDEMİR, üretimin 1 milyon tona çıktığı dönemleri de yakalamasına rağmen, 2002’ye gelindiğinde üretimin 300 bin tonlara düştüğü, kömür ve cevher stoklarının eridiği, borç batağı içinde ücretsiz izinlerin de başladığı kâbus dönemini yaşamaya başlamıştır. İşte tam bu döneme gelindiğinde, AK PARTİ Hükûmetinin işbaşına gelmesiyle hedefler koyabilen bir fabrika hâline gelmiş, kâbus dönemleri geride kalmıştır. Yani 3 Kasım 2002 tarihi KARDEMİR’in yeniden doğduğu tarih olmuştur. Bugün KARDEMİR, 72 metre boya kadar ray üretebilen tek sanayi kuruluşu hâline gelerek Devlet Demiryollarımızın başlattığı demir yolu ulaşım seferberliğinde yerini almıştır. Ray, profil ve tren tekeri gibi katma değeri yüksek ürün çeşitliliğini artıran, çevre yatırımlarına da önem veren KARDEMİR yılda 3 milyon ton kapasiteye ulaşmıştır.

Ne mutludur ki artık bugün KARDEMİR sosyal sorumluluklarını da yerine getirebilmekte, Karabük Üniversitesine katkılar vermektedir. KARDEMİR’in de yaptığı fakülte binalarıyla güç bulan Karabük Üniversitesi büyümekte ve ülkemizin sayılı üniversiteleri arasında yerini almaktadır. Bu vesileyle, Karabük Üniversitesine fakülte ve yüksekokullar kazandıran KARDEMİR yönetimine ve çalışanlarına, ayrıca şehrimizin değerleri olan Sayın Türker İnanoğlu’na, Sayın Mehmet Şefik Dizdar’a, Sayın Kamil Güleç’e ayrı ayrı teşekkür ediyor; rahmetli Mutullah Yolbulan’ı da rahmetle anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1953 yılında ilçe, 1995 yılında il olan Karabük ilk sanayi şehri olmasının yanında, UNESCO tarafından Dünya Miras Kenti Listesi’ne alınmış Safranbolu, dünyanın en nadide ağaç türlerini bünyesinde barındıran Yenice, Hadrianapolis Antik Şehri’yle Eskipazar, kaya mezarlarıyla Ovacık ve insanları büyüleyen doğal zenginlikleriyle Eflâni ilçesiyle öne çıkmaktadır.

Gerek AK PARTİ hükûmetlerinin üniversite, tıp fakültesi, doğal gaz, yol, su, hastane, yüzme havuzu, yurt binaları, hizmet binaları, DSİ yatırımları, stadyum, enerji, KÖYDES ve Keltepe Kayak Merkezi gibi önemli yatırımlarıyla gerekse özel sektör yatırımlarıyla her geçen gün gelişen ve büyüyen Karabük, üniversitesiyle de eğitim ve bilim alanında geleceğe emin adımlarla yürüyen bir kenttir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

CUMHUR ÜNAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Diğer taraftan yakın takibimizde olan, ülkemizi ve Karabük ilimizi yakından ilgilendiren, ekonomimize yüksek katkı veren ve istihdamın da artmasında önemli rol oynayacak olan Zonguldak’ın Filyos bölgesinde kurulmakta olan Filyos Limanı ve Filyos Endüstri Bölgesi Projesi’nde de artık sona yaklaşılmaktadır.

Karabük ilimize ve bölgemize önemli eserler kazandıran AK PARTİ hükûmetlerimize ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey’e Karabüklüler adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu vesileyle, KARDEMİR ve Karabük’ün kuruluşunun 83’üncü yılını kutluyor, daha nice yıllar bölge ve ülke ekonomisine hizmet etmesini temenni ediyorum. KARDEMİR yöneticilerimize, ÖZÇELİK-İŞ sendikamıza ve emekçi KARDEMİR’de çalışan arkadaşlarımıza sağlıklı mesailer diliyorum. Bugünün heyecanını sizlerle paylaşırken tüm Karabüklülerin yüce Meclisimize selam ve saygılarını iletiyorum. Şahsım ve Karabük milletvekili arkadaşlarım adına Karabük ve KARDEMİR’in kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın son cümlenizi.

CUMHUR ÜNAL (Devamla) – Sayın Başkanım, sizlere ve yüce Meclisimize saygılar sunuyorum.

Sağlımız ve geleceğimiz için lütfen evimizde kalalım, kurallara uyalım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gündem dışı ikinci söz, tarihimizdeki salgın hastalıklar ve coronavirüs hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hayati Arkaz’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Arkaz.

2.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, ülkede yaşanan salgın hastalıklar ile coronavirüs salgınına ilişkin gündem dışı konuşması

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, Diyarbakır’da hain terör örgütü saldırısında şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, terör örgütünü lanetliyorum.

Coronavirüsle mücadele sırasında yaşamını yitiren Değerli Hocalarımız Profesör Doktor Cemil Taşcıoğlu ve Profesör Doktor Feriha Öz’e ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, bütün hastalarımıza şifalar diliyorum.

Tarihimizde görülen salgın hastalıklardan, coronavirüsle mücadelemizden bahsetmek istiyorum. Son iki asırda kolera, tifo, tifüs, polios, kızamık ve çiçekten milyonlarca insanımızı kaybettik. Birinci Dünya Savaşı sırasında, sonrasında 1918’de görülen İspanyol gribi bunlardan en önemlisidir. Yani İspanyol gribi İspanya’da çıkmış -daha öncesi de var- fakat 50 ila 100 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. O zaman dünya bu kadar global değildi fakat teknoloji de çok geriydi. İstanbul’da 10 bin kişinin öldüğü söyleniyor İspanyol gribinden.

Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre “normal grip” dediğimiz hastalığa Türkiye’de ve dünyada yıl içerisinde 2 kişiden 1’i mutlaka yakalanıyor. Sebebi şu: Dünya nüfusunu 7-7,5 milyar kabul edersek yılda ortalama 4,5 milyar insan zaten grip oluyor. Ölüm sayısı 650 bin yani normal influenza gribi bile ölüme sebep oluyor.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde cumhuriyetin ilk yıllarında bulaşıcı hastalıklara karşı çok büyük mücadeleler verilmiş ve dernekler kurulmuştur. Bunlardan biri Tevfik Sağlam hocamız, veremle savaşı başlatmış; Refik Saydam, Hıfzısıhha Enstitüsünü kurmuş; Sadi Irmak, büyük çalışmalar yapmış; yine Türkan Saylan Hanımefendi, cüzzama karşı savaş açmıştır; hepsine rahmet diliyorum.

Şu an ülkemizde çok iyi enfeksiyon, mikrobiyolog, patolog, patoloji uzmanı hekim arkadaşlarımız var ve bilim insanları var. 1 milyonu aşan sağlık çalışanı, 165 bini doktor olmak üzere çok güçlü bir sağlık ordusuna sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanının müjdesini verdiği Atatürk Havalimanı ve Sancaktepe’de kurulması düşünülen sağlık kompleksini destekliyoruz. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak insan sağlığı için yapılan her işin sonuna kadar yanında ve arkasındayız.

Bu arada, 12 Aralık 2019’da coronavirüsün Çin’de görülmesinden itibaren ülkemizde gerekli tedbirler, alanında uzman kişilerin oluşturduğu Bilim Kurulu öncülüğünde alınmıştır. Yani bilim adamları bir araya gelmiş, karar öyle alınmıştır. İlave tedbirlerin de Bilim Kuruluyla alınması takdir toplamıştır ve bu çok önemli bir karardır.

Aşı çalışmaları başlamıştır, antiviral ilaçların ithalatı yapılmıştır, yoğun bakımlarımız gözden geçirilmiştir. Şu anda dünyada coronavirüse yakalananların sayısı 1 milyon 400 bini bulurken vefat edenlerin sayısı 70 bini aşmıştır. Ülkemizde 34.109 vaka varken 720 kişi maalesef hayatını kaybetmiştir, Allah’tan rahmet diliyorum.

Şunun altını çizmek istiyorum: Coronavirüs, bir grip türü değildir, bir grip değildir; Coronavirüs, direkt akciğerleri tutan viral bir pnömoni, viral bir zatürredir. Coronavirüsün yüksek risk taşıdığı kişilerden, kısaca onlardan bahsetmek istiyorum: Birinci sırada maalesef sigara içenler; ülkemizde bu oran yüzde 25. Şunu da eklemek istiyorum: Coronavirüsün yaşla alakası yok; ilave rahatsızlığı olan, kronik rahatsızlığı olan insanlarda çok etkili oluyor. KOAH olanlar, ağır organ yetmezliği olanlar, kanser hastaları, kemoterapi görenler, diyabet hastalığı olanlar ve de hipertansiyonu olanlar risk grubunda.

Korunma yolları ise sosyal izolasyon, mesafe koyma, evde kalma ve hijyendir. Ayrıca, sağlıklı beslenmek, kaliteli uyku, düzenli egzersiz bağışıklık sisteminin güçlenmesi için şarttır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

HAYATİ ARKAZ (Devamla) – Burada şunu ilave etmek istiyorum: Arkadaşlar, herkes kendini koruyacak, her insan kendi kendinin doktoru olacak. Benim bir önerim var, “6S” diyorum buna, yani sağlığın “S”si, soğan, sirke, sarımsak, spor, su ve sabun. Bunlardan uzak durmayacağız; soğan, sirke, sarımsak, spor, su ve sabun.

Test sayıları şöyle: Şu an 20 bin civarında test yapılmaktadır, bunlar yakın zamanda 30 bine çıkacak. Bu bizim için, ülkemiz için çok önemlidir. Bu anlamda İtalya, İngiltere, İspanya, Fransa ve ABD’den daha öndeyiz, gurur verici büyük bir çalışma yapıyoruz. Türkiye'de 35 bin civarında yoğun bakım yatağımız var; şu anda yeterlidir, ilaveleri yapılmaktadır.

Şu anda Türkiye'deki Sağlık Bakanlığının çalışmalarını dünya gıptayla seyretmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Selamlayalım.

HAYATİ ARKAZ (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

Bu anlamda, Sağlık Bakanlığımıza ve bütün sağlık çalışanlarına Türk milleti adına teşekkür ediyorum.

“Geleceğin için evde kal Türkiye” diyor, sağlıklı günler diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hepinize çok teşekkür ediyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası verilişinin 95’inci yılı nedeniyle söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Ali Öztunç’a aittir.

Buyurun Sayın Öztunç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, 5 Nisan Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası verilişinin 95’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle Diyarbakır’da yaşanan terör saldırısında yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, tüm Diyarbakırlı hemşehrilerimize başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, 5 Nisan 1925 Kahramanmaraş için önemli bir gün. 5 Nisan 1925 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası gönderdi, İstiklal Madalyası verdi. Bakın, Kurtuluş Savaşı’nın hemen ardından Ankara’dan Maraş’a bir yazı gidiyor. Deniyor ki yazıda: “Ey Maraşlılar! Bize İstiklal Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na katılanların listesini gönderin, biz bunlara İstiklal Madalyası vereceğiz.” Maraşlılar bir araya geliyorlar, toplanıyorlar, tartışıyorlar, konuşuyorlar ve cevaben şunu yazıyorlar Ankara’ya: “Maraş’ta kurtuluş mücadelesine katılmayan tek bir fert bile yoktur.” diyorlar. Bunun üzerine bu yüce Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kahramanmaraş’a kırmızı şeritli İstiklal Madalyası’nı yolluyor. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kahramanmaraş’la gurur duyuyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Biz de seninle gurur duyuyoruz.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Kahramanmaraş’ın İstiklal Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na katkılarını hiçbir zaman unutmuyoruz. Sadece Kahramanmaraş’a değil aynı zamanda Antep’e de yardım etmiştir. Karayılan, Antep savunmasının önemli isimlerinden Karayılan, aslen Maraşlı’dır, Maraş’tan Antep’e de desteğe gidilmiştir.

Peki, Kurtuluş Savaşı’nda bu kadar mücadele eden, İstiklal Madalyası sahibi olan şehrimiz bugün istediği hizmetleri alabiliyor mu? Maalesef, yıllardır -sadece bu hükûmet dönemini söylemiyorum- Maraş hep geri planda tutuldu ama özellikle 2002 yılından bu yana AK PARTİ’nin çok oy aldığı Kahramanmaraş oy vermeye gelince veriyor ama maalesef hizmette sıkıntı yaşıyor. Bakın, en son geçen hafta Tarım ve Orman Bakanlığı, Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi Programı’nı başlattı. Bu kapsamda 21 ile tohumların yüzde 75’i hibe edildi yani 21 ildeki çiftçiye yüzde 75 hibe verildi. Komşu ilimiz var, Kayseri; Kırıkkale’si var, Kırşehir’i var, Maraş maalesef yok. Niye Kahramanmaraş yok? Neden Kahramanmaraş’a karşı böyle bir yargı var? Bunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Ben özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin yöneticilerinden, Hükûmetin yetkililerinden, Hükûmetin üyelerinden Kahramanmaraş’a biraz daha destek vermelerini talep ediyorum.

Gelelim coronaya. Ben doktor değilim, corona konusunda çıkıp da burada ahkâm kesecek hâlim yok, birkaç nokta dile getireceğim.

Bir: Az önce Dünya Sağlık Örgütünün bir açıklaması oldu, diyor ki: “Türkiye’deki vaka sayılarında ciddi bir artış vardır.” Kim? Dünya Sağlık Örgütü söylüyor. Bakın, özellikle son günlerde ciddi artışlar yaşanıyor. Bir direnç var, özellikle İstanbul’da artışın had safhada olduğu söyleniyor. Değerli milletvekilleri, İstanbul’da bir an evvel sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli. Bunu siyaset olsun diye söylemiyorum, bunu tamamen bir öneri, bir uyarı olarak söylüyorum. Geç kalınıyor, geç kalıyorsunuz. Bakın, bu gidişle İstanbul çok büyük sıkıntıya girecek. İstanbul’un gireceği büyük sıkıntı bütün Türkiye’yi kapsar. Bu, bir uyarıdır; bu, siyasi bir uyarı değildir. Hepimizin yaşadığı bu ülkede İstanbul’da bir an evvel sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sağlık çalışanlarımızı hep birlikte alkışladık, onlarla gurur duyuyoruz, çok ciddi fedakârlık yapıyorlar. Balkonlara çıktık, günlerce saat 21.00’de hep birlikte sağlık çalışanlarımızı alkışladık. Sayın Cumhurbaşkanı da eşi hanımefendiyle birlikte çıktılar, alkışladılar. Ama dün buraya bir yasa teklifi geldi, sağlıkta şiddet yasası teklifi. Maalesef, o gün balkona çıkıp doktorları alkışlayanlar, dün burada sağlıkta şiddetle ilgili yasa teklifinin görüşülmesine “ret” oyu verdiler. Bu, yanlış olmuştur. Eğer samimiyet varsa doktorların sıkıntılarının giderilmesi gerekiyor.

Bakın, rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenler var, sözleşmeli öğretmenlere bir bütçe ayrıldı ama rehabilitasyon merkezlerinde çalışan 45 bin öğretmen perişan durumda. Millî Eğitim Bakanlığımızın bu konuyu da gündemine almasını talep ediyorum.

2020 yılı benim açımdan da kötü başladı. Ben 2020 yılının ilk günü babamı toprağa verdim. 2020 yılında savaş oldu, savaşı gördük; efendime söyleyeyim, deprem oldu, depremi yaşadık; şimdi bu corona var, başımızda bu bela var, corona sıkıntısını yaşıyoruz yani 2020’de bir uzaylılar gelmedi, o da gelse tam olacak.

İnşallah, 2020 yılının sıkıntısız, sorunsuz, belasız bitmesini temenni ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) - AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Özlem Zengin Hanım şu anda burada yoklar. Geçtiğimiz hafta Kuveyt’te çalışan Türk işçileriyle ilgili kendisinden destek istemiştik ve kendisi sağ olsun devreye girmişti, Kuveyt’te çalışan Türk işçilerimizin bir kısmı Türkiye’ye getirildi. Ben, Kahramanmaraş Milletvekili olarak orada çalışan Maraşlı işçilerimiz adına da kendisine teşekkür ediyorum ama şunu da söylemek istiyorum: Hâlâ, özellikle Kuveyt’te Limak firmasında çalışan 6 bin işçi var; işçiler ayrılmak istiyorlar, izin verilmiyor. Bu işçiler 6 kişilik koğuşlarda 12-13 kişi yatıyorlarmış, sıkıntı yaşıyorlar; bu konuda da Hükûmetin devreye girmesi gerekiyor, Dışişleri Bakanlığının devreye girmesi gerekiyor. Kuveyt’ten ve Cezayir’den de telefonlar geliyor, ciddi sıkıntılar var, Cezayir’de çalışan işçilerimiz var; onlar da vize sorunu yaşıyorlar, gelemiyorlar. Bu konuların Dışişleri Bakanlığımız tarafından da gündeme alınmasını istiyorum.

Tekrar yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası verilmesinin 95’inci yıl dönümünde bütün Kahramanmaraşlı hemşehrilerime saygılarımı sunuyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi, sisteme giren değerli milletvekillerimize yerlerinden birer dakika söz vereceğim.

Sayın Taşkın…

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nü kutladığına, millet için gece gündüz çalışan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlara, kamu görevlilerine, sağlık çalışanlarına, sanayiciye, esnafa, çiftçiye, işçiye ve “Evde kal.” çağrısına uyanlara teşekkür ettiklerine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya genelinde yaşanan bu zorlu süreçte sağlığın kıymetini hepimiz daha iyi anladık. Sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesinde “herkes için sağlık” ilkesiyle, özveriyle görevlerini icra eden tüm sağlık çalışanlarına şükranlarımı sunuyor, Dünya Sağlık Günü’nü kutluyorum.

Bireysel sağlığımız toplum sağlığıyla bir bütündür, bu amaçla “Evde kal.” çağrısına uyan yaşlılarımıza, hanımlara, çocuklara teşekkür ediyoruz. Sokağımızı, mahallemizi temizleyen temizlik görevlilerine de teşekkür ediyoruz. Güvenlik güçlerimize, polisimize, askerimize ve jandarmamıza çok teşekkür ediyoruz. Gıda ve ihtiyaç malzemelerinin halkımıza ulaşmasını sağlayan esnafımıza, şoförümüze, kargocumuza, üretimi devam ettiren çiftçilerimize, sanayicimize ve işçilerimize çok teşekkür ediyoruz. Tabii en çok da millet için gece gündüz çalışan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere tüm bakanlarımıza ve kamu görevlilerine de teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, coronavirüsle mücadelede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koordinasyonunda önemli çalışmalar yapıldığına, Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkelerine göre salgının yayılmasını önlemeye yönelik tedbirleri çok daha erken aldığına, Diyarbakır ilinde yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde coronavirüsle mücadele için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında ve Sağlık Bakanımız Doktor Fahrettin Koca’nın koordinasyonunda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Coronavirüsün yayılmasını önlemeye yönelik, Türkiye, Avrupa ülkelerine göre çok daha erken tedbirler aldı. Avrupa ülkeleri, coronavirüs salgınında ilk vakayı gördüklerinden itibaren otuz dokuz-elli dört gün sonra tedbir almaya başlarken, Türkiye iki-üç gün içinde harekete geçerek tedbir almaya başladı. Örneğin, ilk vakadan bir gün sonra okulların ve üniversitelerin eğitimlerine ara verildi, kamuya açık toplu etkinlikler kısıtlandı, iki gün sonra kapsamlı seyahat ve ulaşıma kısıtlama getirildi, dört gün sonra insanların toplu bulunduğu mekânlar geçici olarak kapatıldı. Alınan tedbirlere “Hayat eve sığar.” deyip evde kalarak sağlık sistemimize ve çalışanlarımıza destek veren vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Diyarbakır’da piyon terör örgütünün hain saldırısında hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özcan Özel… Yok.

Sayın Ali Şeker… Yok.

Sayın Erel…

3.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, mart ayında ataması yapılan öğretmenlerin yaşadıkları mağduriyetin giderilebilmesi için göreve başlatılmaları hususunda gerekli işlemlerin yapılmasını Millî Eğitim Bakanından talep ettiklerine ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Mart ayında yaklaşık 20 bin öğretmenimizin ataması yapıldı. Ataması yapılan öğretmenler büyük bir sevinç ve coşkuyla görev yerlerine gittiler, buralarda ev kiraladılar, büyük bir bölümü de atandıklarından dolayı çalıştıkları iş yerinden ayrıldılar ama bugüne kadar, maalesef, bu öğretmenlerimizin göreve başlatılmaları hususunda gerekli işlemler yapılmadı. Atamanın sevincini yaşadılar ama özlük haklarına kavuşmadıkları için çok zor durumdalar. Bir an önce ataması yapılan bu öğretmenlerimizin göreve başlatılmasını, Millî Eğitim Bakanlığından bu öğretmenler adına talep etmekteyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

4.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, coronavirüs salgınının ülkeyi ve insanlığı tehdit etmeye devam ettiğine, ülkenin en önemli tarım havzalarından olan Mersin ilinde virüs sebebiyle çiftçilerin yaşadığı olumsuzlukların giderilmesi gerektiğine ve Diyabakır ili Kulp ilçesinde teröristlerce şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Corona virüsü ülkemizi ve insanlığı tehdit etmeye devam etmektedir. Birlik, kardeşlik ve dayanışma içinde bu zor günleri atlatacağımıza olan inancımızı diri tutuyor, aziz milletimizin her bir ferdini tedbirli olmaya davet ediyorum.

Coronavirüs toplumsal yaşamın hemen her alanını olumsuz etkilemiş bulunmaktadır. Ülkemizin en önemli tarım havzalarından biri olan Mersin’imiz de bu olumsuzluğu yaşamaktadır. İhracat kısıtlaması çiftçilerimizin mahsullerinin ellerinde kalmasına yol açmış; limon, muz, domates gibi ihraç ürünleri depolarda kalmıştır. Tedarikçi ve market arasında fiyat farkları artarak devam etmiş, kâr marjı ciddi bir sorun olmuştur. Bu olumsuzlukların giderilmesi, çiftçilerimizin adına en büyük beklentimizdir.

Bu vesileyle, Diyarbakır Kulp’ta hain teröristlerce şehit edilen vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, ailelerinin acılarını yürekten paylaşıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

5.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, Aydın ili Özel Ege Liva Hastanesinin faaliyetlerine son verilmesi kararının doğru olup olmadığını ve bu karar ile Sağlık Bakanlığının 27 Martta yayınladığı genelgenin ihlal edilip edilmediğini Sağlık Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Sağlık Bakanına sormak istiyorum: Aydın’da faaliyet gösteren Özel Ege Liva Hastanesinin 31 Mart tarihinde faaliyetlerine son verilmiştir, 70 sağlık çalışanı işsiz kalmıştır. Nedeniyse Bakanlık tarafından tadilat yapılması ve bu süreçte faaliyetin durdurulması kararıdır. Bu tadilat zorunlu olmadığı… Yaşanılan ortam gereği, salgın açısından gerekli tedavi için kullanılabilecek ekipman ve tesisata sahip olan bir hastanenin faaliyetlerine son verilmesi kararı doğru mudur? Bu kararla, Sağlık Bakanlığının 27 Martta gönderdiği genelgede “Özel ve kamuda hiçbir şekilde sağlık çalışanları ayrılmayacak, hizmetin devamlılığı sağlanacak.” kuralı ihlal edilmemiş midir? Acilen bu yanlıştan dönülmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Güneş…

6.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde teröristlerce şehit edilen vatandaşlara Cenab-ı Allah’tan rahmet dilediğine, teröristleri, terör örgütlerini ve destekleyenlerini lanetle kınadığına, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nü, Sağlık Haftası’nı ve Polis Haftası’nı kutladığına ilişkin açıklaması

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, Diyarbakır ilimiz Kulp ilçesinde teröristlerce şehit edilen vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Teröristleri, terör örgütlerini ve destekleyenlerini lanetle kınıyorum.

Coronavirüsle mücadele ettiğimiz şu günlerde ülkemizin dört bir yanında, gece gündüz demeden kutsal görevlerini fedâkarca yerine getiren bütün sağlık çalışanlarımızın Dünya Sağlık Günü’nü ve Sağlık Haftası’nı kutluyorum, şükranlarımı arz ediyorum.

Vatan ve milletimizin güvenliği, bekası ve huzuru için gece gündüz sürekli hizmet veren değerli Emniyet mensuplarımızın ve polislerimizin Polis Haftası’nı kutluyorum. Kendilerine hayırlı ve sağlıklı görevler ve ömürler diliyorum.

Diğer taraftan, İstanbul’da sokağa çıkma yasağından bahsettiler fakat ilk önce İstanbul ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin pazar yerlerini düzenlemeleri lazım. Pazarları kendi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

7.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, yaşanan salgının üstesinden gelecek imkân, moral ve kararlılığa sahip olunduğuna ve her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak tedbirlerin hayata geçirildiğine ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Millet olarak yaşanan salgının üstesinden gelecek imkân ve aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa ve rehavete kapılmadan her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiriyoruz. Devletimiz vatandaşlarımızın her birinin temel ihtiyaç malzemelerine ulaşma konusunda sıkıntıya düşmemesi için gerekeni yapıyor. Ayrıca, salgın sebebiyle çalışmaya ara veren işletmelerimizi, istihdamı korumaları şartıyla kısa çalışma ödeneği ve vergi ötelemesinden krediye kadar her türlü araçla destekliyoruz. Vatandaşlarımıza ücretsiz maske ulaştırıyor, günlük kazancıyla hayatını sürdürmek zorunda olan veya hiçbir geliri olmayan vatandaşlarımızı destekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

8.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ilinde vatandaşların maskeye ulaşmada yaşadıkları mağduriyetin giderilebilmesi için Sağlık Bakanlığı ile ilgili makamların gerekli tedbirleri alması gerektiğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün bahsetmiştim, dün ne yazık ki Arhavi ilçemizde maskeyle alakalı sorunlar vardı. Biraz önce Arhavi ilçemizle tekrar görüştüm, bu konuyla alakalı sorun hâlen devam etmekte. Bunu bir kere daha buradan iletmek istiyorum.

Bunun haricinde, özellikle eczanelerle alakalı, eczanelerde satış yapılmamasıyla alakalı talimat verilmiş ama ne yazık ki vatandaşlar, yurttaşlarımız, bu talimat verilmesine, bu denetimler eczanelere yapılmasına rağmen diğer yerlerde denetim -yapılıyor, yapılmıyor- konusunda bir sorun olduğunu belirtiyor. Artvin’de, seçim bölgemde vatandaşlar maskeye ulaşmakta büyük zorluk çekiyorlar. Bu konularda gerekli izinlerin verilmesi, yurttaşların maskeye ulaşmasındaki bu engellerin kaldırılması için bir an evvel ivedilikli önlemlerin alınmasıyla alakalı kamuoyunda yoğun bir talep var. Bu talebin yerine getirilmesi için Sağlık Bakanlığının ve ilgili makamların bir an önce tedbirleri alarak ve gerekli talimatları vererek maskelerin mağduriyet yaşanan, talep edilen yerlere ulaştırılmasıyla alakalı ivedilikle işlemlerin yapılması konusunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gülüm…

9.- İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün, kadın katilleri ve tecavüzcülere izin hakkı getirilmesi karşısında kadınları koruyacak mekanizmaların kurulup kurulmadığını öğrenmek istediğine, 6284 sayılı Kanun ile İstanbul Sözleşmesi gereği hayata geçirilmesi gereken önlemlerin alınmadığına, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklanarak infazda eşitlik sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – İnfaz yasa teklifi komisyon görüşmeleri sırasında Nafaka Hakkı Kadın Platformu ve TCK 103 Kadın Platformu toplantılara katılmak istedi ancak kabul edilmedi. Sonradan anlaşıldı ki kamuoyuna her ne kadar “Kadına yönelik suçlara ilişkin af getirmiyoruz.” dense de aslında kadına şiddet uygulayanlara, şantaj uygulayanlara, tehdit edenlere af geldiği çok açıktı.

Yine 53’üncü maddeye gelen bir ek önergeyle kadın katillerine, tecavüzcülere de izin hakkı getirilerek dışarı bırakılacak. Şimdi, bu durumda kadınları koruyacak mekanizmalarınızı kurdunuz mu? 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi gereği hayata geçirilmesi gereken önlemleri aldınız mı? Hayır. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan kadına bildirme ve kadını koruma, şiddet uygulanan kadını koruma gibi önlemler var mı? Yok.

Buradan bir kez daha seslenelim: Kadınların hayatı için acil eylem planı açıklansın. Yaşam için eşit infaz sağlansın diyoruz.

BAŞKAN – Sayın Koçyiğit…

10.- Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in, Covid-19 salgını nedeniyle “Evde kal.” çağrılarının yapıldığı süreçte kadınların erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığına ve katledildiğine, hayatın eve sığabilmesi için ekonomik ve sosyal önlemlerin alınması, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklanarak infazda eşitlik sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Covid-19 salgını nedeniyle herkesin “Evde kal.” çağrıları yaptığı bu süreçte kadınlar, erkekler tarafından her gün şiddete maruz kalıyor ve katlediliyor. Basına yansıdığı kadarıyla 1 Mart 2020 ile 1 Nisan 2020 tarihleri arasında 25 kadın ve yanlarındaki 2 erkek, erkekler eliyle öldürüldü. Erkekler, martta en az 46 kadına şiddet uyguladı, 83 kadını seks işçiliğine zorladı, 23 çocuğa cinsel istismarda bulundu ve en az 10 kadını da taciz etti. Yani, kadınlar için hayat eve sığmıyor. Hayatın eve sığması için ekonomik ve sosyal önlemlerin ivedilikle alınması gerekiyor. Bu nedenle, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklansın.

Yaşam için infazda eşitlik sağlansın.

BAŞKAN – Sayın Orhan…

11.- Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık’ın, ceza infaz yasa teklifinde kadınlara yönelik “erkek adalet” yaklaşımının devam ettiğine, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklanarak infazda eşitlik sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yaşamını savunmak için öldürmek zorunda kalan kadınlar, yargılama süresince “erkek adalet” nedeniyle meşru müdafaa haklarından yararlandırılmadılar, müebbet de dâhil ağır cezalara mahkûm oldular. Oysaki devlet onları korumadığı için kadınlar kendi hayatlarını korumak zorunda kalmışlardır. Bugün de bu yasayla kadınlara yönelik “erkek adalet” yaklaşımı devam ediyor. Yasa teklifinde bu konuda hayatlarını korumak zorunda kalan kadınlar için hiçbir düzenleme yapılmadı. Bu yüzden, kadınların hayatı için acil eylem planı açıklansın.

Yaşam için eşit infaz istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Esgin…

12.- Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in, AK PARTİ Grubunun hazırladığı ve kısa sürede Genel Kurul gündemine getirilecek olan düzenlemeyle sağlıkta şiddetle ilgili atılacak adımların net olarak ortaya konulacağına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ESGİN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kutsal saydığımız sağlık hizmetini verirken amacı insanlara hizmet olan fedakâr sağlık çalışanlarımıza yönelik şiddet, sadece sağlıkçılara yönelik olarak değil, bütün insanlar için hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği ve sonuna kadar mücadele edilmesi gereken bir sorundur. Hastanın güvenle hizmet alabileceği, hekimin de güvenle hizmet vereceği ortamı oluşturmak en öncelikli hedeflerimizdendir. Bu amaçla, 2013 ve 2018 yıllarında, Sağlıkta Şiddeti Önleme Eylem Planı ve Sağlık Çalışanını Koruma Programı’nı daha önce ortaya koymuştuk.

Ülke olarak büyük bir pandemik salgınla mücadele ederken ana muhalefet partisi, kahraman hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız üzerinden yine bir provokasyona imza attı.

Buradan tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza sesleniyorum: Sağlıkta şiddetle ilgili, AK PARTİ Grubumuzun hazırladığı ve kısa bir süre içinde Genel Kurula getireceğimiz düzenlemeyle sağlıkta şiddetle ilgili atılacak adımları net bir şekilde ortaya koyacağız. Kahraman sağlık çalışanlarımızın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydemir…

13.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, Covid-19’un küresel bir musibet olduğuna, iklim danışma kuruluşu Ember’in 2020 raporuna göre dünyadaki ilk 10 rüzgâr ülkesi arasına giren Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisindeki pay arttıkça elektrik ithalatının da o nispette azalacağına ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

Covid-19 küresel bir musibet, bu doğru, ne ki bunu naksedecek güzel gelişmeler de var. Ülkemizi de ilgilendiren birini not düşelim.

İklim danışma kuruluşu Ember’in 2020 raporuna göre, dünyadaki rüzgâr ve güneş enerji üretimi ciddi artış göstermiş. Daha iyisi, Türkiye dünyadaki ilk 10 rüzgâr ülkesi arasına girmiş. Formül malum, temiz bir çevreye ancak temiz enerjiyle ulaşılabilir. İktisadi zaviyeden bakıldığında da rüzgâr ve güneş enerjisindeki payımız arttıkça dışarıya bağlı elektrik ithalatımız da o nispette azalacaktır.

Bu noktada bir teklifte bulunalım: Her iki enerji potansiyeli bakımından çok mümbit olan Doğu Anadolu’ya, münhasıran da Erzurum’a hem Enerji Bakanlığımız hem de bu alandaki yatırımcılarımız özel bakış açısı geliştirsinler. Bu sayede kazanan, ülkemiz ve yatırımcılar olacaktır.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan…

14.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, sağlık alanında şiddetin önlenmesi için hazırladıkları kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergenin reddedildiğine, Covid-19’a yakalanan sağlık çalışanlarının doğrudan meslek hastalığı ve iş kazası tanımına alınıp alınmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Dün, bu salonda, partimizce verilen, sağlık çalışanlarının şiddete uğramasına ilişkin yasa teklifinin öne alınması teklifi iktidarın iki ortağının parmaklarıyla reddedildi.

Şimdi yine sağlık çalışanlarıyla ilgili bir başka konuyu gündeme getiriyorum: Covid-19 tanısıyla karşılaşan sağlık çalışanları var, şu andaki mevzuatımıza göre bunun bir meslek hastalığı ve iş kazası olarak ancak MEDULA sistemine bildirilmesiyle beraber sıradan bir tazminat süreci işlemektedir. Hâlbuki devletin bu çalışanlara karşı sorumlulukları vardır.

Şimdi, yönetenlere soruyorum: Covid-19’a yakalanan sağlık çalışanlarının, bundan sonra ne kadar kalıcı hasarla karşılaşacakları ya da yaşamlarını kaybedip kaybetmeyecekleri belli olmayan bir sürecin içerisinde oldukları açıktır; doğrudan meslek hastalığı, iş kazası tanımına alınacaklar mıdır?

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Karaman…

15.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, Diyarbakır ilinde yaşanılan terör saldırısında şehit olan ve coronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, Erzincan ilinde sağlık sisteminin eksiksiz çalışmasını sağlayan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere son Başbakan Binali Yıldırım’a, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ve alınan tüm kararları eksiksiz uygulayan Erzincanlı hemşehrilerine teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Sayın Başkan, Diyarbakır şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca, dünyayı kasıp kavuran coronavirüs dolayısıyla hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hastalarımıza şifa diliyorum.

Sayın Cumhurbaşkanının liderliğinde Sağlık Bakanımıza, Bilim Kurulu kararlarına uyarak aldığı tüm tedbirler için teşekkür ediyorum. Dünyada birçok ülkede sağlık sistemi sıkıntıya girerken ülkemiz sağlık sistemi dimdik ayaktadır. Bunda şehir hastanelerinin etkisinin büyük olduğunu hepimiz biliyor ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Seçim bölgem Erzincan’da da yeni yapılan ek hastane çok yararlı olmuştur. İlimiz sağlık sistemi, sağlık çalışanlarımızın da olağanüstü katkılarıyla aksaksız çalışmaktadır. İlimizde sağlık sistemimizin eksiksiz çalışması için talimatlarla yol gösteren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, son Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’a, Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’ya teşekkür ediyorum.

En büyük teşekkürüm tabii ki tüm kararları eksiksiz uygulayan Erzincanlı hemşehrilerimedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kavakcı…

16.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, devlet millet dayanışmasının en güzel örnekleri sergilenerek yaşanılan coronavirüs salgını sürecinin başarılı şekilde atlatılacağına, Diyarbakır ilinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine ve 31 Mart 2015’te şehit edilen Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle yâd ettiğine ilişkin açıklaması

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün gece idrak ettiğimiz Beraat Gecesi’nde, coronavirüs salgını başta olmak üzere, insanlığın bütün bela ve sıkıntılardan kurtulabilmesi için hep birlikte dua ettik. Global ölçekte yaşamakta olduğumuz bu zorlu günlerde Türkiye olarak, millet-devlet dayanışmasının en güzel örneklerini sergileyerek bu imtihanlı süreci başarılı bir şekilde atlatabileceğimize inancımız tamdır.

Biz, virüsle mücadeleye devam ederken maalesef insanların ruhlarını enfekte etmiş olan terör virüsü can almaya devam ediyor. Bu vesileyle, bu sabah hain terör örgütü PKK tarafından şehit edilen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyorum.

Bu vesileyle tekrar, 31 Mart 2015’te şehit edilen savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı da rahmetle yâd ediyorum.

Bütün vatandaşlarımızı evinde kalmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Eronat...

17.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde teröristlerce şehit olan 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, PKK terör örgütünü ve destekleyenleri lanetlediğine ilişkin açıklaması

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu sabah 6.30’da Diyarbakır Kulp ilçemiz Güleç köyü yakınlarında teröristlerce yola döşenen el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 5 sivil vatandaşımız şehit olmuştur. Sivil katliamlarını zevk hâline getiren PKK terör örgütünü ve destekleyenleri lanetle kınıyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Arkaz...

18.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, 10 Nisan Türk polis teşkilatının kuruluşunun 175’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Büyük bir devlet olabilmenin en temel özelliği köklü ve gelenek sahibi teşkilatlara sahip olmaktan geçer. Türk devletinin güçlü ve gelenek sahibi teşkilatlarının başında Türk polis teşkilatı gelmektedir. Bundan yüz yetmiş beş yıl önce kurulan Türk polis teşkilatının asli görevi, Türk milletinin can ve mal güvenliğini korumak, asayişi sağlamaktır. Güvenliğin teminatı olan Türk polis teşkilatımızın kuruluş yıl dönümünü kutluyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu...

19.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, 10 Nisan Türk polis teşkilatının kuruluşunun 175’inci yıl dönümünü ve Polis Haftası’nı kutladığına ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde PKK’lı teröristlerin döşedikleri el yapımı patlayıcı sonucu şehit olan 5 sivil vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabırlar diliyorum.

Polis teşkilatımızın 175’inci yıl dönümünde aziz milletimizin huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden çalışan tüm polislerimizin ve ailelerinin Polis Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

Hakka, hukuka, vicdana ve ahlaka uygun şekilde üstün bir vazife anlayışıyla milletimizin can ve mal güvenliğinin sağlanması için fedakârca görev yapan emniyet güçlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Tüm vatandaşlarımızın korkmadan başvurabileceği şefkat kapısı hâline gelen Emniyet teşkilatımız, kurulduğu günden bugüne edindiği bilgi ve tecrübelerin yanı sarı, halkımızın güveni, desteği ve iş birliği sayesinde hizmet kalitesini her geçen gün artırmıştır.

Sözlerime son verirken şehit polislerimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimizi minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Öçal…

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, HDP ve ortağının “eşit infaz” söylemiyle teröristlerin savunulmasını istediği bugünlerde Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından 5 vatandaşın şehit edildiğine, masumları katleden teröristleri ve uzantıları olan terör sevicilerini lanetlediğine ve şehit olan vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, terörle mücadelelerinin devam edeceğine ilişkin açıklaması

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

HDP ve ortağının “eşit infaz” söylemiyle teröristlerin savunulmasını istediği bugünlerde PKK’lılar Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 5 masum vatandaşımızı şehit etmiştir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bu nasıl bir konuşma ya! Saygılı olun biraz ya! Terbiyesizler!

NURAN İMİR (Şırnak) – Saygısızlık yapmayın.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – HDP ve ortağı terör örgütüne açıktan destek veren sözde sanatçılara güzellemeler yaparken terör seviciler hâlâ halkların kardeşliği türküsünü söylemeye devam mı edecekler? (HDP sıralarından gürültüler)

Terörle mücadelemiz, gerek şahsında İçişleri Bakanımızca gerekse güvenlik kuvvetlerimizce soylu bir şekilde devam edecektir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bu nasıl bir şey ya! Sayın Başkan, müdahale edin, böyle bir şey olamaz. Sayın Başkan, müdahale edin bu konuşmaya.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Masumları katleden değer tanımaz teröristleri ve uzantıları olan terör sevicileri lanetliyor ve şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, aziz milletimizin başı sağ olsun diyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kabul etmiyoruz böyle bir konuşmayı. Kabul etmiyoruz, böyle bir konuşma olamaz.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) - Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, bir saniye…

Sayın Oluç… Sayın Oluç… (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kimse bize burada terörist diyemez.

BAŞKAN - Arkadaşlar, bir susar mısınız lütfen. Değerli arkadaşlarım, bir saniye lütfen…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Böyle bir dil kullanamaz!

NURAN İMİR (Şırnak) – Herkes haddini bilecek! Bize terörist diyemezler. Bize terörist diyenin kendisidir terörist.

BAŞKAN - Arkadaşlar, bir saniye…

Sayın Oluç, Grup Başkan Vekilleri adına söz verdiğimde bu konuda söz hakkınız ayrıca saklıdır. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Hayır Sayın Başkan, hakaret ediyor, böyle bir şey olamaz. Böyle bir şeyi kabul etmiyoruz.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, Grup Başkan Vekilinize…

NURAN İMİR (Şırnak) – Konuşturmayacaksınız bunları!

BAŞKAN - Bir dinler misiniz lütfen.

NURAN İMİR (Şırnak) – Biz böyle bir dili dinleyemeyiz. Biz böyle bir yaklaşımı kabul etmiyoruz.

BAŞKAN - Grup Başkan Vekilinize söz verdiğimde bu konudaki söz hakkını saklı tuttuğumu ifade ediyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sayın Başkan, oraya gelmeden kesmeniz gerekirdi.

BAŞKAN – Sayın Kaşlı…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bize terörist diyor, oraya gelmeden kesmeliydiniz.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, bunun cevabını Sayın Grup Başkan Vekiliniz verecek, ben kendisine ifade ediyorum. Rica ediyorum… (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sayın Başkan, terörist olmamızı bekliyor bizim.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, bakın, hatibin konuşmasını sataşma olarak gördüğüm için Sayın Grup Başkan Vekilinize söz vereceğimi ifade ediyorum. Konuşma hakkını saklı tutuyorum bu konuda.

Sayın Kaşlı…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Temiz bir dile davet edin Sayın Başkan.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Herkes o zaman istediğini söyleyebilir. Biz de söyleyeceğiz o zaman.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Grup Başkan Vekilinize ben cevap hakkınızı tanıyacağımı ifade ediyorum.

Sayın Kaşlı…

21.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, Covid-19 salgınına karşı toplumun her kesimine fayda sağlayacak önlemlerin alındığına, millî dayanışma kampanyasının hedef kitlesine küçük işletmeler ile özel sektörde çalışan işçilerin de dâhil edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

RAMAZAN KAŞLI (Aksaray) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Küresel bir tehdit hâline gelen Covid-19 salgınına karşı verilen mücadelede toplumumuzun her kesimine fayda sağlayacak nitelikte önlemler alınmaktadır. Başta esnaf, işçi ve çiftçilerimiz olmak üzere üretimde rol alan sektörlere mali açıdan iyileştirici düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak bunun yanında, Millî Dayanışma Kampanyası’nın hedef kitlesine, bu süreçte kepenk kapatan küçük işletmeler ve özel sektörde çalışan işçiler de dâhil edilmelidir. Verdiğimiz bu mücadelede amacımız, bu süreci en az zararla atlatmaktır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in de ifade ettiği gibi, bunu millî birlik ve kardeşlik içerisinde başaracağız. Türkiye güçlü bir ülkedir, Türk milleti dualı bir millettir. Ufkumuzu saran sis bulutu yakında dağılacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Enginyurt…

22.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 Kürt vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, ceza infaz yasa teklifinin görüşüldüğü bugünlerde hiç kimsenin PKK’lı katillerin affını bu Meclisten beklememesi gerektiğine ilişkin açıklaması

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkan, bugün Diyarbakır’da 5 Kürt vatandaşı kancıkça bir pusuda, şerefsiz katiller tarafından hayatlarını kaybetmişlerdir. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

İnfaz yasasının görüşüldüğü bugünlerde Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili olarak, bir Türk milliyetçisi olarak bütün Türkiye’ye duyuruyorum ki hiç kimse PKK’lı hainlerin, katillerin affını bu Meclisten beklemesin, bu Meclis böyle bir affı asla gerçekleştirmeyecektir. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, temsilde adaletin sağlanması açısından söz talep eden milletvekillerinin taleplerinin yerine getirildiğine ve Meclisin mehabetine uygun temiz bir dil kullanılması gerektiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bu bir dakikalık görüşmelerde tüm konuşmacıların, özellikle Grup Başkan Vekillerinin konusu olan ve sataşma doğuracak konuşmalardan kaçınmalarını özenle rica ediyorum ve bir temiz dil kullanma gerekliliği çok açıktır herkes açısından. Biz burada temsilde adaletin sağlanması açısından, söz isteyen tüm arkadaşlarımızın söz taleplerini yerine getiriyoruz ama tüm arkadaşlarımız da Meclisin mehabetine uygun bir konuşma dilini sergilemelerinde yarar var. Bu konudaki sataşma haklarını ben saklı tuttuğumu ifade ediyorum ama bu özenin gösterilmesi önemli çünkü bir dakikalık söz alan arkadaşlarımız kendi adlarına yaptıkları konuşmayla hem kendi gruplarını hem de diğer grupları bir başka tartışmanın içine çekecek konuşmalardan kaçınmaları gerekir. Bence herkesin dile getireceği çok önemli, özel konular vardır.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Başkanım, herkesin hakkıdır, öyle şey olur mu ya.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Nasıl hakkıdır?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım…

(Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in üzerine yürümesi)

BAŞKAN – Sayın Enginyurt… Sayın Enginyurt…

(HDP ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar… Değerli arkadaşlar, lütfen…

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.48

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Sayın Minsolmaz...

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terör örgütünü lanetlediğine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Kırklareli) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Diyarbakır Kulp’ta hain terör örgütü PKK tarafından el yapımı patlayıcıyla 5 sivil vatandaşımız şehit edilmiştir. Hain terör örgütü PKK’yı lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 8 Nisan ve Dünya Romanlar Günü. Dünyanın ve ülkemizin zor günlerden geçtiği bu süreçte Dünya Romanlar Günü’nü kutluyorum. 83 milyon vatandaşımız, herhangi bir ayrım olmaksızın bu ülkenin asli unsurları olarak ay yıldızlı bayrağımız altında kardeşçe yaşıyor ve yaşamaya devam edecektir. Bu duygularla milletine, bayrağına, vatanına ve devletine yürekten bağlı Roman kardeşlerimizin 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü tebrik ediyor, sağlık dolu yarınlar dileğiyle Gazi Meclisimizden selam ve saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Gergerlioğlu...

24.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Adalet Bakanlığının coronavirüs vakalarını gizlediğine, Bafra Cezaevinde üç yıldır yatan Mehmet Yeter’in öldüğü haber verilmeksizin cenazesinin toprağa verildiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adalet Bakanlığı coronavirüs vakalarını gizlemekle meşgul. Daha bugün duyurduğumuz bir haber: Oğlu Ferhat Yeter beni aradı. Babası Mehmet Yeter on üç yıldır akciğer kanseri hastası bir kişi. Bafra Cezaevinde üç yıldır yatıyor ve bacağı kesiliyor hastanede, ardından da vefat ediyor, hem ameliyatından hem de ölümünden haber verilmeksizin cenaze toprağa veriliyor. Bu inanılmaz bir durum, Adalet Bakanlığı işte bu hâlde. Cezaevlerinden hastaneye gönderdiği kişileri duyurmamaya çalışıyor, onlar vefat edip toprağa verildikten sonra bile kişi bir başka mahpustan bu haberi alıyor. Adalet Bakanlığı halkın haber alma hakkını çok ağır bir şekilde çiğniyor. Buna benzer birçok vakanın olduğu Şakran Cezaevinde de ikinci doktor corona müspet vaka olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

25.- Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan sağlık işçilerinin 1 Ocak 2019 tarihinde sona eren toplu iş sözleşmelerinin sonuçlandırılmaması nedeniyle yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan sağlık işçilerinin 1 Ocak 2019 tarihinde sona eren toplu iş sözleşmeleri HAK-İŞ Konfederasyonuna bağlı ÖZ SAĞLIK-İŞ Sendikasıyla Sağlık Bakanlığı arasında hâlâ sonuçlandırılmamıştır. Taslak metinden sağlık işçilerinin haberi olmadığı gibi son oturumun Covid-19 salgını nedeniyle belirsiz süreli dondurulduğu duyurularak sağlık işçilerinin mağduriyetleri katlanmıştır.

Ülke olarak etkilendiğimiz salgın hastalık herkesin malumudur. Hükûmet yetkililerinin sağlık personellerine ödemeyi vadettiği ek ödenekler kapsamına sağlık işçileri dâhil edilmemiştir. Hem mahkûm edilmeye çalışıldıkları ekonomik buhranlar hem de toplu olarak mücadele etmeye çalıştığımız Covid-19 salgınının sosyal, psikolojik ve ekonomik etkileri altında ezilen sağlık işçileri adına sesleniyorum: Sağlık işçilerinin toplu iş sözleşmeleri hakkını bir an önce verin. HAK-İŞ Sendikası ve Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu problemi bir an önce çözmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kadıgil…

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Vazgeçtim.

BAŞKAN – Vazgeçtiniz, peki.

Sayın Aycan…

26.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, coronavirüs salgını nedeniyle öğrencilerin uzaktan eğitim gördüğü süreçte görme ve işitme engelli çocuklar ile otizmli çocukların da eğitim programlarının sürdürülmesi, yaşlı ve kronik hastaların evlerine bakım ve sağlık hizmetlerinin götürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan; görme, işitme engelli ve özel çocuklarımız da bu dönemde evde. Millî Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitimi sürdürüyor ama özellikle görme ve işitme engelli çocuklara yönelik eğitim programları da uygulamak gerekir. Tabii çok daha önemlisi özel çocuklarımız, otizmli çocuklar da evde. Bunlara özel eğitim programlarını sürdürmek gerekir. Özellikle otizmli çocukların eğitimi çok önemlidir. Bir ölçüde eğitim onların tedavisidir ve gelişmesi açısından önemli bir konudur. Bunun üzerinde de çalışmak gerekir ve bu çocuklara bu dönemde de eğitimleri ulaştırmak lazım.

Bir diğer riskli grup; yaşlı ve kronik hastalar. Bunlar da bu dönemde evde, evde kalmaları gerekiyor ama yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilere yönelik evde bakım ve evde sağlık hizmetlerini de götürmek gerekiyor. Hatta bu dönemde sağlık ocaklarına, aile hekimliğine gitmemesi önemli ama sağlık hizmetlerini evlerine götürmemiz gerekir.

BAŞKAN – Sayın Yıldız…

27.- Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız’ın, Covid-19’la mücadele kapsamında aşı ve ilaç geliştirme çabalarının devam ettiğine, bilgisini, emeğini, vaktini esirgemeyen bilim insanlarına ve onlara her türlü desteği sunan AK PARTİ Hükûmetine şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Covid-19’la mücadele kapsamında aşı ve ilaç geliştirme çabaları devam etmekte. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı nezdinde TÜSEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde TÜBİTAK çatısı altında Türkiye Covid-19 Yüksek Teknoloji Platformu bünyesinde aşı ve ilaç geliştirilmeye yönelik çalışmalar devam ediyor.

Sağlık Bakanımızın da duyurduğu üzere Ankara Üniversitesinden Profesör Doktor Aykut Özkul ile Erciyes Üniversitesinden Profesör Doktor Aykut Özdarendeli virüsü izole etmeyi başardılar. Yine Malatya İnönü Üniversitesinden Turgut Özal Tıp Merkezinde Covid-19 tedavisinde hiperimmun plazma yöntemi kullanılmaya başlandı. Başka ülkelerden teknoloji transferine gerek kalmaksızın tam bağımsız bir biçimde kendi bilim insanlarımızın emeğiyle ulaşılan tedavileri kullanarak tüm insanlığın hizmetine sunmak değerli bir gayret.

Ben bilgisini, emeğini, vaktini esirgemeyen tüm bilim insanlarımıza ve onlara her türlü desteği sunan AK PARTİ Hükûmetine bir vekil olmanın ötesinde bir vatandaş olarak şükranlarımı sunuyorum. Bir genç olarak ülkemle ve ülkemin bilim insanlarıyla gurur duyduğumu bir kere daha belirtmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

28.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Hükûmetin yaşanılan coranavirüs salgını nedeniyle çiftçilerle ilgili de tedbir alması gerektiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Hükûmetimiz, esnafımızla ilgili, şirketlerimizle ilgili, vatandaşlarımızla ilgili, kredi kartı ve borçlarla ilgili erteleme, faiz indirimi ve borç silme işlemleri yapmaktadır. Yalnız, şu ana kadar yapılan çalışmalarda çiftçi borçlarının ertelenmesiyle ilgili Tarım Bakanımız tarafından bir bilgi paylaşılmamıştır. Çiftçilerimiz, şu anda, en az sağlık çalışanlarımız kadar, polislerimiz kadar, güvenlik görevlilerimiz kadar, tarlada ekip insanlarımızın yiyeceğini içeceğini temin etme noktasında büyük bir gayret göstermektedirler.

Bu noktada şimdiden yapılacak olan basittir: Krediler ertelensin, başta limon olmak üzere sebze meyve ihracatı serbest bırakılsın, son ödeme gününde ödenmeyen bütün kredi ve kredi kartları üç ay ertelensin, bankalar keyfî uygulama yapmasın. Hükûmetimiz veya Bakanımız bir açıklama yapıyor ama vatandaş bankaya gittiği zaman farklı bir durumla karşılaşıyor: “Vergi dairesine borcun var mı?” “Sigortaya borcun var mı?” “Başka bir yere borcun var mı?” diye soruluyor. Dolayısıyla vatandaş krediye ulaşmakta güçlük çekiyor.

Bununla ilgili tedbir alınmasını talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Karahocagil…

29.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, terör örgütü ve destekçilerini lanetlediğine, Türk İslam dünyasının lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Amasya ilinin Doğu Karadeniz Projesi’ne dâhil edildiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Ben de Diyarbakır’da terör eylemiyle şehit olan kardeşlerimize rahmet diliyor, terör örgütünü ve destekçilerini lanetliyorum.

Türk İslam dünyasının lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Amasya’mız, kısaltılmışı DOKAP olan Doğu Karadeniz –kalkınma- Projesi’ne dâhil edilmiştir. DOKAP, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanlarımızın gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgeler arası ve bölge içi farklılıkları gidermeyi, ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine katkıda bulunmayı amaçlayan bir bölgesel kalkınma projesidir.

DOKAP Eylem Planı kapsamında turizm ve çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik kalkınma, altyapı, kentsel gelişme, sosyal gelişme, yerel düzeyde kurumsal kapasitenin geliştirilmesi olmak üzere 5 ana eksen, 20 alt eksen, 128 ana eylem ve 325 alt eylem tasarlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, buyurun.

30.- Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Aydın ili Sultanhisar ilçesi çilek üreticilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Türkiye’deki çileklerin yüzde 50’si Aydın Sultanhisar ilçemizde üretilmektedir. Yaklaşık 20 bin dekarda 100 bin ton çilek üretiliyor. Özellikle bu dönemde yüzde 50’sini ihraç ediyordu Rusya ve Ukrayna’ya ama maalesef şu an çilek üreticileri zor durumda, bir hafta sonra mahsuller ortaya çıkacak. Bu konuda -sizin aracılığınızla- Tarım Bakanının acilen Sultanhisar’daki çilek üreticilerine bir çözüm bulması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız S-400’ler için 2,5 milyar dolar Rusya’ya para ödedi, bu konuda da Rusya ve Putin’le devreye girmesi ricasında bulunuyorum. Bizim bu çileklerimizi ihraç etmemiz gerekiyor.

Bu vesileyle hepinize teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Kavuncu…

31.- Çorum Milletvekili Erol Kavuncu’nun, coronavirüs salgını dünyayı esir almışken devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların yanında olduğuna, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, eli kanlı terör örgütünü ve iş birlikçilerini nefretle kınadığına ilişkin açıklaması

EROL KAVUNCU (Çorum) – Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan corona salgını bütün dünyayı esir almışken devletimiz, âdeta, seferberlik ilan etmişçesine bütün kurum ve kurullarıyla, kerim devlet vasfıyla vatandaşının yanındadır. Güçlü devletimizin desteği ve aziz milletimizin dayanışması her türlü takdirin üzerindedir. Apoletleri sökülmüş küresel güçlerin çaresiz kaldığı bu süreci ülkemiz –hamdolsun- bütün kurum ve kurullarıyla yüksek bir özveri ve başarıyla yürütmektedir. Bu olağanüstü süreci fırsata çevirmek, fitne, dedikodu salgını oluşturmak isteyenlere karşı güçlü devletimiz, aziz milletimiz gereken cevabı verecektir.

Bu vesileyle Diyarbakır’da hain PKK saldırısında şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hain, eli kanlı terör örgütü ve onun iş birlikçi ortaklarını şiddet ve nefretle kınıyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, mümkün olduğu kadar çok sayıda arkadaşımızın talebini yerine getirdik. Şimdi, Değerli Grup Başkan Vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Destici, sizin de sisteme girdiğinizi görüyorum. Size de daha sonra daha uzun bir süre söz vereceğim.

Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Biraz evvel ki sataşmayla ilgili hakkım bakidir. Tutanakları beklediğim için söz almadım. Lütfen onu diğer konuşmalardan ayrı tutalım.

BAŞKAN – Tabii tabii, öyle yapacağım. Zaten onu siz talep etmeden ben sizin hakkınızın saklı kaldığını ifade etmiştim. Elbette.

Söz sırası İYİ PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Türkkan’da.

32.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terör örgütünü bir kez daha lanetlediğine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutladığına, coronavirüs salgınının yayılmaya devam etmesi nedeniyle tedbirlerin artırılarak tam karantinanın ilan edilmesi gerektiğine, açıklanan yeni tedbirler kapsamında İstanbul Yeşilköy ve Sancaktepe’de kurulması planlanan sahra hastaneleri yerine Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar alanı ile Yeşilköy’deki fuar merkezinin kullanılabileceğine, coronavirüs nedeniyle çeklerin ibraz sürelerinin mayıs sonuna kadar ertelenmesiyle piyasada nakit akışının durma noktasına geldiğine, turizm sektörünün sıkıntılarını giderecek tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sabah Diyarbakır’dan acı bir haber aldık. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde hain terör örgütü PKK’lı teröristlerin döşedikleri el yapımı patlayıcı sonucu odun toplamaya giden 5 masum sivil vatandaşımız şehit oldu. Vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yaşadığımız salgın nedeniyle zaten zor günler geçiriyoruz. Bu zor günlerde bile, hainlikte her zaman olduğu gibi, yine hız kesmeyen hain terör örgütünü bir kez daha lanetliyorum.

Bugün Dünya Romanlar Günü. Sadece bugün ve seçim zamanı aklımıza gelen Romanların günü bugün. Bugün bir farkındalık günü aslında ve bugünün amacı Romanların yaşadığı sorunlara dikkat çekmek ve toplumun ön yargılarının giderilmesine vesile olmaktır. Kadim bir geleneğe sahip olan Romanlar, yerleşik toplumlardan farklı bir yaşam tarzına sahip olmakla birlikte yoksulluklarına ve yaşadıkları tüm sıkıntılara rağmen renkli kültürleriyle, neşeli kalabilen, devletine bağlı, milletine bağlı güzel insanlardır. Bu vesileyle ülkemizdeki ve tüm dünyadaki Romanların 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutluyorum.

Coronavirüs salgını, maalesef, her geçen gün daha da ciddileşmeye devam ediyor. Dün Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın yaptığı açıklamalardan da test ve vaka yüzdesinde ciddi bir artış olduğunu gördük. Birkaç gündür yüzde 15’lerde seyreden test/vaka ortalaması dün yüzde 19’a çıkmıştı. Yoğun bakım ve entübe hasta sayısı da düne göre yükselişe geçti. Yaklaşık bir ay önce, henüz ülkemizde hiçbir tedbir alınmamışken 11 Mart Çarşamba günü yine buradan ikaz etmiş, bu işin şakası yok demiştim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – O gün bizi dinleyip gerekli ve kesin tedbirleri erkenden alsaydınız bugün bunca can kaybetmeyecektik. Sokağa çıkma konusunda aldığınız taksit taksit kısıtlayıcı tedbirler de yeterli değil. 20 yaş altı ve 65 yaş üstü için risk olan bir virüs, 20 ila 65 yaş arasındakiler için risk değil midir? Bu yaş grubu sokaktan aldıkları virüsü eve getirip evde karantinada olanlara bulaştırdıktan sonra, koyduğunuz kısıtlayıcı tedbirlerin ne anlamı kalıyor? Bakın, en başından beri söylüyorum ve burada bir kez daha tekrarlıyorum: Tedbirler daha da artırılmalı, tam karantina ilan edilmelidir. Hükûmet eğer tam karantina kararı ilan etmekte daha fazla gecikirse vakaların ardı arkası kesilmeden artacaktır.

Açıklanan yeni tedbirler kapsamında, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan coronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında İstanbul Yeşilköy ve Sancaktepe’ye 2 sahra hastanesi kurulacağını duyurmuştu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

LÜFTÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu konuda ben bir öneride bulunmak istiyorum: TÜYAP var Büyükçekmece’ye yakın, Beylikdüzü’nde İstanbul’da; CNR var ve Kurtköy’de Crowne Fuar Merkezi var. Bu yerleri sahra hastanesi olarak kullanabiliriz. Zira bu yerlerin elektrik, havalandırma, ısıtma, soğutma, iletişim altyapıları hepsi hazır; otoparkı var, lokantası var, yolu var. Boşta duruyor, birkaç günde devreye alınabilir. Kırk beş gün beklenilmesine de gerek yok. Bakın, Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar alanı 120 bin metrekare, Yeşilköy’deki fuar merkezi 249 bin metrekare, bir yatak çevresi itibarıyla 10 metrekare, 2 fuar alanı da kapalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

LÜFTÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Şimdi, ben sormak istiyorum: Hazır her 2 fuar alanıyla 30 bin yatak kapasiteli bir alan varken yepyeni 2 prefabrik hastane yapmak uygun mu? Bunların yapımı için beklemeye gerek var mı?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum: Coronavirüs nedeniyle çeklerin ibraz sürelerinin mayıs sonuna kadar ertelenmesiyle birlikte piyasada nakit akışı durma noktasına geldi. Karar sonrası parası olanlar da çeklerini ödememeye başladı. Özellikle turizm sektörü açısından ciddi tedirginlikler var. Turizm şirketleri, özellikle acenteler çeklerini geri çekmeye başladı, çeklerini yazdırmak istemiyorlar ve bu tarihleri uzatıyorlar. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy geçtiğimiz günlerde turizm sezonuyla ilgili olarak “Bizim öngörümüz mayıs sonuna ertelenecek ve şu andaki gidişat onu gösteriyor.” demişti. Ancak turizm firmaları bu açıklamadan tatmin olmadı çünkü hâlâ belirsizlik var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bitti Başkanım.

Bu konuda Hükûmeti ve Sayın Bakanı, turizmcileri daha tatmin edecek, onların sıkıntılarını giderecek tedbirler almaya davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Akçay’da.

Buyurun Sayın Akçay.

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından başarılı operasyonlarla köşeye sıkıştırılan terör unsurlarının saldırılar düzenlediğine, devlet millet anlayışıyla güçlüklerle mücadele edilen bu dönemde terör örgütlerinin kökünün kazınacağına, Emniyet mensuplarının çalışma koşullarının, mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi çalışmalarının ertelenemez bir mesele olarak gündemlerinde olduğuna, Polis Haftası’nı kutladığına ve görevleri başında şehit olan polislere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu sabah Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde terör örgütü PKK tarafından orman işçilerini taşıyan araca bombalı saldırı düzenlenmiştir. Bu menfur saldırı sonunda 5 vatandaşımız şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Ocak ayından bu yana Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından başarılı operasyonlarla köşeye sıkıştırılan terör unsurları alçak ve sinsi saldırılar yapmaktadır. Bugün, bir kez daha bu terör örgütünün sivil ve savunmasız insanlara da kasteden, gözü dönmüş bir terör örgütü olduğunu görmüş olduk. Bir kez daha alçaklıklarına, fırsatçılıklarına, korkaklıklarına müsaade ettik. PKK’yı terör örgütü değil de sanki kanarya sevenler derneği gibi sempatik göstermeye çalışanların bu hain saldırıya ne diyeceklerini merak bile etmiyoruz. PKK terör örgütü, güvenlik güçlerimiz tarafından her gün inlerinde vurulmaktadır. Korku ve panik içindedir ve çözülmeler başlamıştır. Son dört ayda birçok elebaşı enterne edilen örgüt mensupları güvenlik güçlerimize teslim olmaktadır.

Devlet-millet anlayışıyla güçlüklerle mücadele ettiğimiz bu dönemlerde ordu-millet anlayışıyla terör örgütlerinin kökü kazınacaktır, buna şüphemiz yoktur.

Sayın Başkan, bütün sağlık çalışanlarımız cansiparane 7/24 çalışırken Emniyet ve güvenlik mensuplarımız da mesai mefhumu gözetmeden milletimizin huzur ve güvenliği, birlik ve beraberliği için görevlerini ifa etmektedir. Güvenlik olmadan özgürlük olmaz. Türk polisi huzurun, güvenliğin, hukukun, özgürlüğün, insan haklarının teminatıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türk polisinin başta terör ve bölücülük olmak üzere suç ve suçluyla yürüttüğü mücadele tüm dünyaya örnek olmuştur. Vatan, millet ve devlet sevgisiyle gece gündüz demeden görev yapan polislerimiz bizim için çok kıymetlidir, her biri tek tek iftihar kaynağımızdır. Emniyet mensuplarımızın çalışma koşullarının, mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi çalışmaları ertelenemez bir mesele olarak gündemimizdedir. Bu düşüncelerle tüm polislerimizin Polis Haftası’nı kutluyor, hepsine en içten dileklerimizi, sevgilerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz. Görevlerini icra ederken hain saldırılar sonucunda şehit olan tüm kahramanlarımıza da Allah’tan rahmet, gazi polislerimize sağlıklı bir ömür diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Oluç’ta.

Buyurun Sayın Oluç.

34.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Mecliste düzenledikleri basın toplantısında söylediklerini bir kez daha ifade etmek istediğine, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde 5 yurttaşın yaşamını yitirdiği saldırıyı en sert biçimde kınadıklarına, halkın yaşam hakkına yönelik saldırıları kabul edilemez bulduklarına ve hayatını kaybedenlere rahmet dilediklerine, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne, Mecliste corona virüse karşı korunaklı şekilde çalışmaların sürdürüldüğüne ancak aynı şartlarda bulunmayanlara yönelik önlemlerin alınması gerektiğine, işçilerin yaşam ve sağlık hakkına saygı gösterilene kadar coronavirüs vakası yaşandığı hâlde üretimin devam ettiği fabrika ve iş yerlerin isimlerini konuşmaya devam edeceklerine, Samsun Bafra Cezaevinde tutuklu bulunan ve coronavirüs tanısıyla yaşamını yitiren Mehmet Yeter’in cenazesinin morgda bekletilmesinin toplum sağlığı açısından sakınca doğuracağı ifade edilirken cezaevlerinde çok sayıda insanın koğuşlarda tutulmasının akıl alır gibi bir durum olmadığına, Batman Cezaevinde çıkan yangın nedeniyle tutukluların herhangi bir önlem alınmaksızın Diyarbakır Cezaevine sevk edildiğine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, bugün saat 13.00’te yani bundan yaklaşık iki buçuk saat önce Grup Başkan Vekilleri ve milletvekillerimizle beraber Meclisin basın kapısının önünde bir basın toplantısı düzenledik ve orada söylediklerimizi burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Bugün Kulp’ta meydana gelen ve 5 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği saldırıyı en sert biçimde kınıyoruz. Halkın yaşam hakkına yönelik ve yaşam hakkını ortadan kaldıran bu saldırıları kabul edilemez bulduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz.

Bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Romanlar tarih boyunca birlikte yaşadıkları halkların kültürlerine, yaşamlarına sanat ve zanaatlarıyla sayısız katkı sunmuşlardır. Yaşamlarının her alanında karşı karşıya kaldıkları çeşitli sorunlar, baskılar, ayrımcılık, yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlik karşısında Roman yurttaşlarımızla bugüne kadar beraber olduk ve yan yana olduk, bundan sonra da beraber ve yan yana olmaya devam edeceğiz. Bütün Roman yurttaşlarımızın 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutluyoruz.

Şimdi, bu coronavirüs salgınıyla ilgili konuşuyoruz, dün de konuştuk. Biz burada gerçekten korunaklı bir durumda çalışmalarımızı sürdürüyoruz ama öyle olmayanlara dair her zaman ve her an dikkatli davranmamız gerekir, konuşmamız gerekir ve önlemlerin alınması gerekir.

Şimdi, bakın, dün de söyledim burada, zorunlu sektörler dışında üretim hâlen devam ediyor ve çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Türkiye’nin her tarafında böyle bir durumla karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ben, şimdi, özellikle coronavirüs salgınının yaygınlaşmış olduğu iki ilden örnekler vermek istiyorum; bir tanesi Kocaeli, diğeri İstanbul. Şimdi, bakın, üretim nerelerde devam ediyor ve ne tür sorunlar görünüyor, tek tek isim de sayacağım burada. Arçelik-LG; vaka var, pozitif çıkmış, fabrikada üretim devam ediyor. Arçelik Çayırova Fabrikası; vaka var, 4 işçide test pozitif çıkmış, üretim devam ediyor. TÜPRAŞ; taşeron şirket Tekfende pozitif çıkan işçiler var, üretim devam ediyor. POSCO; pozitif test çıkmış işçi var, üretim devam ediyor. Sarkuysan; 12 işçinin testi pozitif çıkmış, işçiler sendikaları BİRLEŞİK METAL-İŞ’le on dört gün süreyle çalışmaktan kaçınma hakkını kullanıyorlar. İNFORM; 14 işçinin testi pozitif çıkmış, üretim devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Makina Takım; 1 işçinin testi pozitif çıkmış, işçiler sendikaları BİRLEŞİK METAL-İŞ’le çalışmaktan kaçınma hakkını kullanıyor. Cavo Otomotiv; keza pozitif test var ve işçiler sendikaları BİRLEŞİK METAL-İŞ’le çalışmaktan kaçınma hakkını kullanıyorlar. Fontana’da pozitif test sonuçları var, aynı durum söz konusu. Diler Demir Çelik 13 işçide pozitif çıkmış, fabrikada üretime devam ediliyor. Koton Gebze Deposu’nda 3 işçinin testi pozitif çıkmış, üretime devam ediliyor. Çolakoğlu Metalurji Limanı’nda 1 işçinin testi pozitif çıkmış, üretime devam ediliyor.

İstanbul’da da var, çok sayıda var ama ben birkaç tanesine değinmek istiyorum. Polen Tekstil, İstanbul Bahçelievler’de; Kormetal, İstanbul Avcılar’da. Aytim Tekstil, Mata Otomotiv bunlarda da pozitif çıkmış testler, üretim devam ediyor. Tersanelerde aynı durum söz konusu; Tuzla’da Sedef ve Desanda, REMAX Tersanesi’nde pozitif vakalar var, mesaiye devam ediliyor. BETA’da aynı şekilde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim, tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, bunları, bu isimleri niye saydım? Yani yarın daha fazlasını da saymaya devam edeceğiz.

Şimdi, bu, çok büyük sorumsuzluktur. Özellikle iş yerini yönetenlere ve o iş yerlerinin patronlarına sesleniyoruz, o şirketlere sesleniyoruz: İşçilerinizin arasında pozitif test çıkmasına rağmen, insanlık dışı bir durum söz konusu olmasına rağmen zorunlu olmamanız durumunda da bu üretimi devam ettirmeniz kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. İsimlerinizi burada Meclisten dile getireceğiz, kürsüden söyleyeceğiz, basın toplantılarında söyleyeceğiz, ta ki siz, sizin üretim birimlerinizde çalışan işçilerinizin yaşam ve sağlık hakkına saygı gösterene kadar. Daha fazla para kazanmak için değil, insanların yaşam ve sağlık hakkına saygı göstermek için adım atana kadar teker teker bunları konuşmaya devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bu bölümü tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tamamlayacağım.

Son değinmek istediğim konu -konuşmaya bugün de devam edeceğiz- cezaevleri. Bakın, Samsun Bafra Cezaevinde üç yıldır tutuklu bulunan 70 yaşındaki Mehmet Yeter coronavirüs tanısıyla yaşamını yitirdi ve cenazesi kaldırıldı. Ben bunun Samsun Bafra Cezaevindeki bir durum olarak kayıtlara geçmesini istiyorum fakat daha önemli bir şey var: Cumhuriyet Savcısı Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğüne bir yazı göndermiş ve yazıda diyor ki: “Mehmet Yeter isimli hükümlü Covid-19 hastalığına bağlı nedenlerden dolayı vefat etmiştir. Kişinin ailesine ulaşılamamıştır. Şahsın bulaşıcı salgın hastalık sebebiyle vefat etmiş olması sebebiyle morg gibi ortak sağlık kullanım alanlarında uzun süre bekletilmesinin toplum sağlığını riske sokması…” filan diye devam ediyor. Yani cezaevinde hayatını yitirmiş bir kişi morgda bile tutulmazken cezaevlerinde 30, 40, 50 ve daha fazla sayıda insanın koğuşlarda tutulması gerçekten akıl alır bir durum değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bu konudaki son sözleri alalım Sayın Oluç, lütfen

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu konuda iktidar partileri gerçekten son derece sorumsuz davranmaktadırlar, bunu söyleyelim.

Bir örnek daha var: Biliyorsunuz, Batman Cezaevinde adli tutukluların bulunduğu bölümde 4 Nisan akşamı bir yangın çıktı. Bizim vekillerimiz de yakından izlediler olayı. Batman’dan aynı akşam Diyarbakır’a sevkler yapıldı, 400 civarında tutuklu ve hükümlü Batman’dan Diyarbakır 4 No’lu T Tipi Cezaevine sevk edildi. Nasıl? Ring araçlarıyla, herhangi bir önlem alınmaksızın. Üstelik de sosyal mesafe kuralının hiçe sayıldığı ve tutuklu ve hükümlülerin darbedildiği ring araçlarında sevkler yapıldı. İşte bu, bu koşullarda cezaevlerinde bulunan insanların durumudur. O nedenle bunun dikkate alınmasını bir kez daha söylüyoruz, vurguluyoruz ve bugünkü tartışmalarda da dile getireceğiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Bu, diğer konuyla ilgili…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tutanağı bekliyoruz.

BAŞKAN – Peki, siz o zaman bana işaret ettiğiniz zaman, olur.

Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Özel’de.

Buyurun Sayın Özel.

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediklerine ve saldırıyı lanetlediklerine, 8 Nisan 24’üncü Dönem Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’i ölümünün 2’nci yıl dönümünde rahmetle andıklarına ve Dünya Romanlar Günü vesilesiyle Romanların sosyal, ekonomik ve çalışma hayatında yaşadıkları güçlüklerin, kendilerine karşı kullanılan ayrımcı dilin ele alındığı ve çözüm önerilerinin tartışılacağı Stratejik Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaştıklarına, 6-12 Nisan Polis Haftası’nda polislere verilen 3600 ek gösterge sözü tutulmayacaksa ne gün tutulacağını öğrenmek istediklerine, polisler başta olmak üzere öğretmenlerin, hemşirelerin, infaz koruma memurlarının, kapsam dışı kalan Silahlı Kuvvetler personelinin mağduriyetinin giderilmesi konusunda tam bir dayanışma ve iş birliği teklif ettiklerine, Sağlık Bakanı tarafından paylaşılan illere göre coronavirüs yoğunluk haritasına, yerel yönetimleri dışlamanın doğru olmadığına, Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen yardım kampanyasının Burdur Valiliği tarafından iptal edildiğine, hediye olarak dağıtılan maskelerin vatandaşların hakkı olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Diyarbakır Valiliğince yapılan açıklamayla Kulp ilçesinde PKK tarafından düzenlenen saldırıda 5 vatandaşımızın şehit olduğunu üzülerek öğrendik. Bu saldırıyı kınıyoruz ve lanetliyoruz. Kulp ilçesinin Güleç Mahallesi kırsalında sabah 06.30 sıralarında ormana ağaç kesimine giden sivil vatandaşların bulunduğu bir araca PKK mensuplarınca el yapımı patlayıcıyla düzenlenen bu saldırıda şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, yakınlarının acısını paylaşıyoruz ve grubumuzun bu konudaki üzüntüsünü tüm kamuoyuyla da bir kez daha paylaşıyoruz.

Sayın Başkan, birlikte 24’üncü Dönemde milletvekilliği yaptığımız, sizin de bizim de arkadaşımız, ağabeyimiz, büyüğümüz, Isparta Milletvekilimiz Ali Haydar Öner’in ölüm yıl dönümü bugün. Ölümünün 2’nci yılında kendisini bir kez daha rahmetle ve özlemle anıyoruz.

Bugün, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Bugün İzmir Milletvekilimiz Özcan Purçu’dan, Türkiye’deki Romanların sorununu Parlamentoya taşıyan, uzun süredir bu konuda mücadele veren milletvekilimizden, az önce, Meclisimize selamlarını, saygılarını, sevgilerini ileten bir telefon aldım. Kendisi tüm vatandaşlarımız adına Meclisi selamlıyor.

Beş yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi “Romanların sorunlarına çözüm paketi.” diye bir dizi öneriyi Meclise sunmuştu. O konuda Özcan Vekilin büyük gayretleri var ama hâlen daha bir çözüme ulaşmayan çok sayıda sorunları için de Meclise bir kez daha görevlerini hatırlatıyor.

Bu arada, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugün açıklanmak üzere, Roman Strateji Eylem Planı’nı son parti meclisimizden geçirmiştik. Bu, bir siyasi partinin stratejik eylem planı olarak -Romanların sorunlarını ele aldığı- bir ilk örnek. Sayın Özcan Purçu da parti meclisine teşekkür konuşması sırasında bunu dile getirmişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Konuya duyarlılığımızı ifade ediyoruz ve Romanların sosyal yaşamlarında, ekonomik hayatta, çalışma hayatında ve şehirlerde sürdürdükleri hayatta yaşadıkları güçlüklerin, çocuklarının çektiği sıkıntıların, eğitimdeki eşitsizliklerin, bazen fark etmeden, bazen bilerek kendilerine karşı kullanılan ayrımcı dilin, nefret söylemine varan bazı söylemlerin, bunların hepsinin ele alındığı ve çözüm önerilerinin tartışılacağı Stratejik Eylem Planı’mızı bugün kamuoyuyla paylaştık, paylaşıyoruz, konuyu Meclisin de dikkatine sunuyorum.

6-12 Nisan Polis Haftası. Şehit olduklarında ardından hep beraber gözyaşı döktüğümüz, her olayda ilk aklımıza gelen, ilk sarıldığımız; seçim olur, eve gitmezler; gezi olur, aylarca kasklarının üstünde yatarlar; darbe olur, mesai saatleri 2 katına çıkar, eve uğramazlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...maç olur, eve gitmezler; bayram olur, eve gitmezler; miting olur, eve gitmezler; lider gelir, eve gitmezler; bakan gelir, eve gitmezler; en çok çalışan ve maalesef siyaset kurumu tarafından en çok kandırılan meslek grubu polisler. Her seçim özellikle -hem de en son seçimde artık çok kesin bir dille- 3600 ek gösterge sözü veriliyor onlara. Parti grupları polisi seviyor, Parlamento seviyor, liderler seviyor, Cumhurbaşkanı 3.500’üyle bir geziyor, her mitingde söz veriyor ama miting bitiyor, seçim bitiyor, 3600 ek gösterge yok. Yazıktır, günahtır! Polis Haftası’nda kuru kuruya bir şeyler söylemek yerine, iktidar partisi grubuna söylüyoruz: Buradayız, maskemiz var, emeğimiz var, gücümüz var. Verilen böyle bir sözü bugünlerde tutmayacaksak ne gün tutacağız? Getirin 3600 ek göstergeyi bir günde yukarıda geçirelim, bir saatte de burada geçirelim ama polisler başta olmak üzere söz verdiğiniz öğretmenlerin, hemşirelerin, infaz koruma memurlarının, kapsam dışı kalan Silahlı Kuvvetler personelinin bu eksiğini hızla yerine getirelim. Aynen hekime karşı şiddet meselesinde olduğu gibi bu konuda tam bir dayanışma ve tam bir iş birliği teklif ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, İstanbul’daki yoğunluk haritası nihayet Sayın Bakan tarafından paylaşıldı. 6 ilin paylaşıldı, Türkiye’nin paylaşıldı. Yoğunluk haritası korkunç ve bu yoğunluk haritasına bakınca ve dönüp de bu yoğunluk haritasını gördükten sonra şunu anlıyorsunuz: Ekrem İmamoğlu bu haritayı bilmez. Ankara’dan baktığınızda, İstanbul’un durumunu Bakan açıklamasa biz bilmeyiz. Ama Ekrem İmamoğlu on gün önce dedi ki: “İstanbul’da inanılmaz vaka var, hiç olmazsa İstanbul için acil karantinaya ihtiyaç var.” Çok yapıcı bir dille bunu çağırdı ama maalesef buradan çıkarılacak 2 ders var: Bakın, biri, bilgisayarların çıkardığı şeyi, yerel yönetici yüreğinde hissediyor çünkü orada yaşıyor, görüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Virüs mücadelesinde, böyle bir pandemiyle mücadelede yerel iradeyi, yerel yönetimleri dışlamak kadar büyük bir hata olmayacağı ortaya çıkmıştır. On gündür İstanbul’da karantina olsa dört gün sonra bu tablo bambaşka bir şey olacakken şimdi önünün nasıl alınacağını herkesin kara kara düşündüğü bir yayılma hızı var.

Türkiye için de rakamlar çok. Vefat sayısının düşük olması büyük umut. Bütün sağlıkçılara teşekkür ediyoruz. Ama İstanbul için o yoğunluk, o sıkışıklık karantinasız olmayacak.

Ama bu ölümlerin bir sebebi var. Bu ölümlerin sebebi şu: 301 Soma maden işçisini, Ermenek’i ne öldürdüyse bu insanları da o öldürüyor, üretim baskısı. Hiç ihtiyaç olmayan sektörlerde pozitif çıkmış birçok vaka -hepimizin bildiği- güldür güldür çalışacak, fabrika para kazanacak. Bugün çalışmasına ihtiyaç olan fabrika gıdadır, ilaçtır, maskedir, dezenfektandır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlıyoruz…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …onun dışında kapanacağız ve bu hastalığı ancak öyle yeneceğiz.

Bakın, dünyada 3 tür sistem uygulanıyor: Biri, işte Çin’in, Güney Kore’nin başardığı gibi “bastırma, kapatma, karantina”; iki, İngiltere’nin deneyip eline yüzüne bulaştırdığı “sürü bağışıklığı”; üçüncüsü, Türkiye’de “sınıf bağışıklığı” sistemi.

Parası olan evde oturup korunuyor, parası olmayıp çalışmak zorunda olan gariban dışarı çıkıyor ya bağışıklık kazanıp kurtarıyor ya hastalanıp ölüyor. Bu “sınıf bağışıklığı” Türkiye’de yapılan iş, bu tabloya rağmen kabul edilebilir bir mesele değil.

Ekrem Bey’i dinleyin, İstanbul’un yerel aktörlerini dinleyin, kendi belediye başkanlarınızı dinleyin, yetkilendirin, iş birliği yapın; bu sorunları hep beraber çözelim.

Bir örnek, Sayın Başkanım, sabrınıza teşekkür ederek, Burdur Belediyemiz. Kampanyayı o da başlattı, Belediye Başkanımız Ali Orkun Ercengiz. Kampanya durduruldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen son cümlelerinizi alalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yağmur gibi talep geliyor. Böyle bir çözüm bulmuş: Tarım Kredi Kooperatifi. Tarım Kredi Kooperatifi tüm çiftçinin malını satıyor. Onun hesap numarasını duyurmuş, “İsteyen gitsin o hesaba para yatırsın, açıklamasına da ‘erzak’ yazsın; ben alacağım, dağıtacağım garibana.” demiş. Hatta dün Burdur Milletvekilimiz kendi maaşından bağışını yapmış, o kadarlık koliyi, sembolik bir koliyi koymuş. Yazı yollamış Vali, harekete geçmiş ve Tarım Kredi Kooperatifine “Bu kampanyayı durdurun.” diyor. Ya böyle bir şey olur mu? Paraya değmiyorsun, gidiyorsun, Tarım Kredi Kooperatifine para yatırıyorsun, o parayla… Vatandaş gitse, koliyi alsa, çıkışta gelse belediyeye kadar beli ağrıya ağrıya yaşlı amcam getirse, onu verse suç mu bu? Onu yapıyor ya “Sen parayı yatır, ben erzakını götüreyim.” diyor. Buna nasıl… Burdur Valiliği bir de soruşturma açmak için İçişleri Bakanlığına bilgi, müfettiş talep ediyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitireceğim Sayın Başkanım, kusura bakmayın.

BAŞKAN – Bir cümle Sayın Özel, lütfen…

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, ve öyle bir noktaya geliyor ki iş, bu iş artık siyaseti yönetenlerin, yürütenlerin içindeki partizanca durumla “Efendim, tek aktör ben olayım.” Hepimizin parasıyla maske dağıtıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan. Altına hediye… Ne hediyesi yahu? Kimin parasıyla kime hediye veriyorsun? (CHP sıralarından alkışlar). Oğlanın sünnetinde takılan altınları, eşinizin bileziklerini mi bozdurdunuz o maske için? 65 yaş üstü işçi emeklisi dünyanın en yüksek vergisini ödedi asgari ücretinden. Hak mı? Sosyal devlette bir kolonyanın… Bir madde, imza atmış hediyedir diye. Ne hediyesi? Hakkımız, insanların hakkı, onların verilmeyen haklarıyla çok azını verip de algı yönetimini yapan, kendine itibar kampanyası yapanlara da yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Zengin’de.

Buyurun Sayın Zengin.

36.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, askerle, polisle mücadelede zorlanan PKK’nın sivil vatandaşları hedef seçtiğine ve Diyarbakır ilinde şehit edilen vatandaşları rahmetle yâd ettiğine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın coronavirüs salgınının başladığı andan itibaren şeffaf bir süreç yönetimi sergileyerek virüsün merkezinin İstanbul ili olacağını ifade ettiğine ve önlemlerin hızlı bir şekilde alınarak ölüm sayısını düşürme konusunda koordinasyon içerisinde gayret sarf edildiğine, sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik kanun teklifini Meclis Başkanlığına sunduklarına, sunulan hizmetlerin her bir vatandaşın hayat kalitesinin bir adım daha ileriye geçmesi için olduğuna ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki “kandırılan” kelimesini şiddetle reddettiğine, ölüye karşı yapılan haksızlık ve hukuksuzluğun suç olduğuna, Samsun Bafra Cezaevinde yaşanılan hadisenin takipçisi olacağına, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Grup Başkan Vekillerinin konuşması artık başka bir boyut kazandı. Öyle görüyorum, başı yok sonu yok, engin bir derya yani. Neresinden başlayayım? Bin tane şey var. Ben de o bin tane şeye alabildiğim notlardan cevap vereceğim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ama bu formül doğru değil. Geçtiğimiz günlerde Meclis Başkanımız bize kim ne kadar konuşuyor diye bir şey çıkarmış. Şimdi, bütün Meclis sanki Grup Başkan Vekillerine tahsis edilmiş gibi oluyor. Ben şahsen bunu yapmak istemiyorum fakat şu an mecburum. Bir kamyon laf duyuyorum bütün gruplardan.

BAŞKAN – Buyurun, siz devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır bir saniye...

Bu kadar kamyona benim de hiç olmazsa iki kürekle bir şey söylemem lazım.

Şimdi, Sayın Başkanım, elbette ben de önce sivil vatandaşlarımızın şehadetini rahmetle yâd ediyorum. Uzun zamandır sivil şehitlerimiz yoktu. Yani her şey tekrar başa dönüyor galiba. Artık askerimizle, polisimizle mücadelede zorlanan PKK, öyle anlaşılıyor ki sivil vatandaşlarımızı kendine hedef seçmiş. Bunun daha katmerli bir suç olduğunu düşünüyorum. Tamamen savunmasız, sivil insanları patlayıcıyla patlatmak yani bu hiçbir kelimeye sığmayacak bir şey. Allah onları bildiği gibi yapsın, yerle yeksan etsin -böyle söyleyeceğim- öyle de oluyor zaten. Kendilerini rahmetle yâd ediyorum, ailelerine de çok derin sabırlar Rabb’im nasip etsin.

Şimdi, sağlık çalışanlarıyla alakalı, biraz evvel arkadaşlarımız bir tablo gösterdiler. Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca bu süreç başladığından itibaren son derece şeffaf bir süreç yönetimi götürüyor. Hatta bu süreç başladığı zaman, henüz uçuşlar durmadan evvel İstanbul’a her gün yaklaşık 1 milyon 650 bin yeni insan geliyor idi yurt dışından. Bu sayı muazzam bir sayı ve tabii ki nüfusun çok yoğun olduğu bir yer İstanbul.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Daha o tarihlerde yani hemen başlar başlamaz zaten “Bu corona virüsünün merkezi İstanbul olacak.” dedi Sayın Bakanımız. Öyle olması sayıyla alakalı, girişlerle alakalı ve kendisinin verdiği pek çok tablodan… Bu tabloyu da koymak lazım yani Sayın Bakanın gösterdiği şey, İstanbul’a dair mesele şeffaflığın bir tezahürüdür, olayın gelişi zaten böyle. O kadar hızlı önlemler alındı ki mesela İran’la sınırın kapatılması, Çin’le uçuşların hemen durdurulması, arkasından Güney Kore’yle durdurulması, Avrupa’yla durdurulması, İngiltere’yle durdurulması ve akabinde de Amerika’yla ve daha sonra da bütün uçuşların duruyor olması. Tabii, devamında, Türkiye özellikle sıtma tedavisinde kullanılan, bizim bildiğimiz, halk arasındaki adıyla kinin temin ederek, hem dünyadan bunlarla alakalı yaklaşık 500 bin kutu ilaç toplayarak hem de şimdi -çok yeni- Macaristan’dan ham maddesini satın alarak, hastalara özellikle hastalığın başlangıç safhasında bunu vererek ölümlerin sayısını düşürmek konusunda büyük bir gayret sarf etti, bunun da neticesini aldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şimdi, bu işler yapılırken büyük bir koordinasyon içerisinde yapılıyor. Tüm bakanlar, özellikle başta Sağlık Bakanımız ve elbette Sayın Cumhurbaşkanımız, hep birlikte. Tabii siz olaya kendi cephenizden baktığınız için, bu kelimelerle, bunları bu şekilde ifade ederek siz kendiniz siyasi rant sağlamaya çalışıyorsunuz. Yani burada yapılan şey… Başka bir yer yok. Bakınız, biraz evvel bana Londra’dan arkadaşlarım yazmış: “Londra dökülüyor. Dökülüyor dökülüyor dökülüyor şu anda. Raflar boş.” (HDP sıralarından gülüşmeler) Evet gülünüz, hakikaten gülünecek bir durum.

Şimdi, insanların nasıl maske bulamadığı anlatılıyor. Burada bir hibeden, bir bağıştan bahsedilmiyor. Çok tabii olarak devlet bir hizmet olarak, bütün vatandaşlarına ücretsiz hizmet, evet tarif budur, hizmet olarak ücretsiz olarak maske veriyor. Bu fevkalade bir şeydir. Bir tarafıyla biz Mecliste de hepimiz, sağ olunuz sizin de Başkanlığınızda her birimiz örneklik teşkil etmeye çalışıyoruz bu manada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bunlarla ilgili yapılan şeyleri değersizleştirerek kimse siyasi bir rant elde edemez. Bu bir ekip çalışması, bunu hep beraber yapacağız. Tek bir ismin öne çıkacağı değil, herkesin eşit rol alacağı bir şeyden bahsediyoruz. Şimdi, bunu şuraya bağlayacağım: Dün sağlık çalışanlarıyla alakalı… İstiyoruz ki bu hafta bunu yapalım. Yani ben, şimdi, dün görüyorum Twitter’da işte 37’nci maddeyle ilgili olarak efendim “Ellerini hayır oyu için kaldırdılar.” Ya, bizim “Hayır.” dediğimiz kanun mu? Ya, bu Mecliste hiç kimse ilkokul çocuğu değil. Herkes bu işlerin nasıl yapıldığını biliyor. Bütün gruplarımıza sorduk “Gelin arkadaşlar, beraber yapalım.” “Yok, olmaz, istemezük.” O zaman bugün saat üç buçukta inşallah Sayın Bülent Turan basın açıklaması yapacak. Sağlık çalışanlarımızla alakalı kanun teklifimizi Meclis Başkanlığımıza veriyoruz. Veriyoruz, destek veren verir; vermeyen… Biz zaten bugüne kadar olduğu gibi siz destek verseniz de vermeseniz de yapmamız gerekenleri bu ülke için yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Birkaç şey daha yapacağız.

Şimdi “kandırmak”, Allah’ım beni delirten bir kelime kandırmak. Kimse kimseyi kandırmıyor. Her mesleğin kendince –tırnak içinde- bir raconu var, bir yapma şekli var. Polis olan arkadaşlarımız mesleklerini icra ederken bunun nasıl bir şey olduğunu biliyor. Efendim, siz futbol maçı varken nereye gideceksiniz, herkes uyurken siz sabaha kadar gezeceksiniz, siz nöbetle çalışacaksınız… İnsanlar bu bilinç içerisinde burada, doktorlarımız da aynen öyle, işçilerimizin, her birimizin hayatı yaşarken bir iş yapma bilinci var. Bunu biz de inşallah yapacağız gücümüz oranında ama şu anda görüyorsunuz memleket, bütün dünya bambaşka bir form içerisinde. Bu işin sağlık boyutu var, ekonomik boyutu var ve gücümüz yettiği oranda, her manada bütün hizmetler her bir vatandaşımızın hayat kalitesinin bir adım daha ileriye geçmesi içindir, bütün gayretlerimiz bunun içindir. O yüzden, bu “kandırmak” kelimesini de şiddetle reddediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Son bir şey söyleyeceğim Sayın Başkanım, gündeme geldiği için. İnşallah daha sağlıklı bir bilgi alacağım, prensip olarak sorulan soruları kale alıyorum, ciddiye alıyorum ve bunlarla ilgili cevapları da paylaşacağım. Samsun Bafra’da hayatını kaybeden insanımızın coronadan vefat ettiği söyleniyor ama bana gelen bilgi öyle değil. Fakat tam olarak netleştiğinde de bu bilgiyi burada, Genel Kurulda paylaşacağım, gerçek ölüm sebebini. İnsanlar hayattayken kıymetlidir, vefat ettikten sonra da aynı kıymeti haizdir. Zaten ölüye karşı yapılan haksızlık, hukuksuzluk da bir suçtur aynı zamanda. Bizim hayattaki takibimiz kadar, onların vefatından sonraki süreçlerin de hukuka uygun olması bizim borcumuzdur. Bunu da buradan muhakkak ki ifade edeceğim, açıklayacağım ve takip edeceğim.

Roman vatandaşlarımızı da ben bu manada, 8 Nisan hasebiyle… Onlarla Türkiye bambaşka bir anlam kazanıyor.

Son bir şey, geçtiğimiz günlerde, çok sevdiğim bir Roman kardeşimin annesi vefat etti, cenazesine iştirak ettim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – İşte Kulaksız Mahallesi’nde, o mahallede ne kadar çok sevildiklerini, ne kadar böyle yoğun bir gözyaşı içerisinde insanların kucaklaştığını gördüm. İstanbul için özellikle, Türkiye’nin her yerinde öyle, İstanbul’da, İzmir’de, tabii daha yoğun yaşadıkları yerler var Roman kardeşlerimizin. Bizim hayatımızda ne kadar büyük bir yer tuttuklarını gördüm, iyi ki varlar. Tekrar onların da bu günlerini yâd ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz bir cümle ilave etmek istiyorum, mümkün mü efendim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

37.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Efendim, AK PARTİ Grup Başkan Vekili arkadaşımız, sağlık çalışanlarının gördüğü şiddete ait Ceza Kanunu’nda uygulanan cezaların artırılmasına yönelik teklif hazırladıklarını ifade etti. Bakın, daha önce Cumhuriyet Halk Partisi vermişti, bizim de 31 Mart’ta verilmiş sağlık çalışanlarının gördüğü şiddete dair bu cezaların artırılmasını öngören bir kanun teklifimiz var, Mecliste bekliyor. Yani siz muhalefeti yok sayıp daha sonra herhangi bir şey lazım olduğunda “Gelin hep beraber yapalım.” dediğinizde ciddiye alınmayı bekliyorsanız, bizim, sizin de içinde müşterekleriniz olan kanun tekliflerimizi lütfen buraya getirin. “Hayır, sizinki duracak, biz hazırlayacağız, biz getireceğiz.” Bu kibir, bu ego sizi yedi bitirdi biliyor musunuz? Biraz daha milletin yanında olun.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkanım, ben de konuyla ilgili bir katkı yapmak istiyorum.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Böyle olursa gündeme geçemeyiz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Meclisin konuşmasından yana olduğuna ancak açıklamaların karşılıklı diyaloglar çerçevesinde gerçekleşmesinin esas gündeminin görüşülmesini geciktireceğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, özellikle Grup Başkan Vekillerimizin… Şöyle başlayayım aslında, Meclisimizin idaresi konusunda, Genel Kurulumuzun idaresi konusunda Başkanlık Divanımızın kararları var. Tabii bizim Başkanlık Divanı kararlarımız daha önce, Anayasa değişikliğinden önce alınan kararlar çerçevesinde olduğu için 550 milletvekiline göre, hükûmetin temsil edildiği bir ortama göre alınmış kararlardı bunlar. Bu yeni sistemle beraber doğal olarak Meclisimizin milletvekili sayısı arttı, hükûmetin temsili belli hâllerde ancak Mecliste görünür olmaya başladı. Bu nedenle, aslında, bu Grup Başkan Vekillerimizin konuşmaları ve diğer konularda siyasi parti gruplarıyla görüşerek, Başkan Vekilleriyle görüşerek bir genel uygulamayı hayata geçirmek mümkündür. Doğal olarak, değerli arkadaşlarım, bu anlayış çerçevesinde, özellikle Grup Başkan Vekillerimizin partilerini temsilini de dikkate alarak her zaman söz haklarına riayet ettiğimizi biliyoruz ancak Sayın Grup Başkan Vekillerimizin de bu konuşmalarını belirli bir süreyle hasretmelerini ben kendilerinden özellikle rica ediyorum ve özellikle karşılıklı diyaloglar çerçevesinde geliştiği zaman Meclisimizin esas gündem maddelerinin de görüşülmesinin gecikmesinde bir rol oynadığı da ortada. Sayın Grup Başkan Vekillerimizin buna özen göstermeye çalıştığını görüyorum ama gündem maddeleri uzun olunca her konuda doğal olarak bir fikir söyleme ihtiyacı içerisinde olunuyor. Biz Meclisin konuşmasından yanayız ama bu hassasiyetin özellikle herkes tarafından bir dikkate alınmasını ben tekrar hatırlatma lüzumu içerisindeyim.

Bir cümle size vereceğim.

Sayın Oluç, ben size sataşmadan dolayı söz vereceğim ama…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yo, başka bir şey.

BAŞKAN – Öyle mi? Sayın Özel’e söz vereyim, ondan sonra size söz vereyim.

Buyurun Sayın Özel.

Bir cümle, bunlar yalnız birer dakika, uzatmıyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sağlık Bakanı ile siyasi partilerin sağlıkçı milletvekillerinin Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda bir araya gelerek sağlıkta şiddetin önlenmesine cevap verecek bir metnin ortaya çıkarılabileceğine, bir partinin siyasi duruşunu ifade edebileceği tek yerin kürsü olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şunu söyleyeyim: Sağlıkta şiddetle ilgili bir teklifleri olacağına göre, aman sevk etmeden önce şunu söyleyelim, sonra da neden… Tutup bunu sadece Adalet Komisyonuna ya da Sağlık veya Adalete ama Sağlık toplanmayacak değil. Bütün partilerin sağlıkçı milletvekilleri toplansın Sağlık Komisyonunda, Sayın Bakan ya da Yardımcısı gelsin ve gerçekten ihtiyaca cevap verecek bir şey yapalım. O eldeki saraydan gelen metin metin değil, çok kötü.

İkincisi, eskiden sadece grup önerileri onar dakikaydı Sayın Başkan. İktidar partisi grup önerisinde çıkıyordu bir grup başkan vekili, örneğin Sayın Akif Hamzaçebi’nin ya da Bekir Bozdağ’ın ya da Oktay Vural’ın varıp da gündeme dair bir şey demediği yoktu ki ama onların sırf iktidar grup önerisinde on dakika söz hakkı vardı. Onu kıstılar, bunu kıstılar, böyle bir fiilî duruma mecbur kalındı. Geçmiş tutanak hakkında söz isteyip üç dakika kürsüden konuşmak vardı. Her şeyi kaldırdınız. Bir partinin siyasi duruşunu söyleyeceği tek yer bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ondan sonra da “Neden Grup Başkan Vekili çok konuşuyor?” Bu doğru bir şey değil Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, Sayın Oluç, siz de buyurun...

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Ne konuşuyorsun sabahtan beri!

Başkanım, böyle bir şey olmaz ya!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ne doğru, gel de buradan konuş ya, duyulmuyor oradan.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen…

Buyurun Sayın Oluç, siz de…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan…

Sayın milletvekilleri…

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Ne oluyor!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne olacak? Bana mı diyorsun?

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Sana demiyorum! Seninle muhatap olmam ben. Sen kimsin! Seninle ne muhatap olacağım!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen nesin ya? Sen ne biçim konuşuyorsun?

BAŞKAN – Hayır hayır, lütfen… Rica ediyorum değerli arkadaşlarım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Elini kolunu indir ya, terbiyesize bak! Sen ne yapıyorsun ya! Terbiyesiz!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bir sessiz olalım lütfen.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Ben seninle muhatap olmadım, sen kendin her tarafa saldırıyorsun. Ne saldırıyorsun?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen haddini bil önce. Olacak şey mi!

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Kendine gel kendine. Kendine gel.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, niçin karşılıklı… Rica ediyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, başka gruptan konuşuyorlar, bize kızıyorsunuz.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Ben seninle muhatap olmadım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Laf atan sizsiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Size bir şey söylemedi.

BAŞKAN – Sayın Özel… Değerli arkadaşlarım… Bir sakin olalım, bir sakin olalım.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - Ne bağırıyorsun ya, ne bağırıyorsun ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Niye el kol yapıyorsun ya! Sen kimsin?

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Sen kimsin?

BAŞKAN – Sayın Yayman, arkadaşımıza bir rica edelim, arkadaşımıza bir rica edelim, bir rica edelim.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Ben telefona bakıyordum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Beni muhatap almıyor bilmem ne!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Yanlış anlaşıldı.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, Sayın Güler, Sayın Güler, Sayın Özel, değerli arkadaşlarım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kimsin sen? Beni muhatap almıyor… Sen kimsin?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Size bir şey söylemiyor arkadaşım ya!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Bir dakika… Yanlış anlaşılıyor. Yanlış anlaşılıyor.

BAŞKAN - Yahu rica ediyorum değerli arkadaşlarım! Sayın Emir, Sayın Güler, Sayın Güler…

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.53

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın Destici, bir söz talebiniz vardı; onu yerine getiriyorum. Bir partinin genel başkanı olmanız sıfatıyla da üç dakika olarak sürenizi açıyorum.

Buyurun.

39.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, Polis Haftası’nı ve 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü tebrik ettiğine, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası’na, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK saldırısı sonucu hayatını kaybeden Kürt kökenli 5 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine, PKK’nın siyasi sözcülüğünü yapanların acaba bu 5 masum insanı öldüren teröristler için de “free” kampanyası başlatıp başlatmayacağını öğrenmek istediğine, Büyük Birlik Partisi olarak kişilerin kişilere karşı işlediği suçlarla ilgili af ya da ceza indirimi getirilmesini doğru bulmadıklarına, ceza infaz teklifiyle yeni mağduriyetler oluşmasına fırsat verilmemesi, terör veya şiddete bulaşmamış, terör propagandası yapmamış fikir ve düşünce suçlarının öncelikli olarak kapsama alınması gerektiğine, teklifin kapsamının yüksek mahkeme tarafından genişletilmesi endişesini taşıdıklarına ilişkin açıklaması

MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Özellikle, Mecliste görüşülmekte olan infaz yasası hakkında partimin düşüncelerini ifade etmek için söz istemiştim lakin ona geçmeden önce, öncelikle, kahraman polislerimizin, polis teşkilatımızın Polis Haftası’nı tebrik ediyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar niyaz ediyorum.

Tabii, aynı zamanda bu hafta Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası. Tüm milletimiz için sağlıklı günler dileyerek özellikle bu süreçte kafalarını değil, bedenlerini taşın altına koyarak hayatları pahasına cansiparane çalışan bütün sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde de bütün Roman vatandaşlarımızın gününü tebrik ediyorum.

Sayın milletvekilleri, önceliklerimizden bir tanesi de bu sabah saatlerinde PKK saldırısı sonucu Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, sadece odun toplamaya giden Kürt kökenli 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. Öncelikle kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum.

Teröristbaşı Öcalan için “free” kampanyası başlatan, PKK’nın siyasi sözcülüğünü yapan bazı milletvekilleri acaba bu 5 masum insanı öldüren teröristler için de “free” kampanyaları yapacaklar mı, bunu da merak ediyorum.

Kıymetli milletvekilleri, Büyük Birlik Partisi olarak ilkesel anlamda, kişilerin kişilere karşı işlediği suçlarla ilgili, devletin ya da Meclisin af yetkisi ya da ceza indirimi getirmesini doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Özellikle suçun mağduru durumunda olup faillerin serbest kalacağını düşünen, tekrar aynı suça maruz kalacaklarına dair endişe, korku duyan ve adaletin tecelli etmediği düşüncesiyle şikâyetlerini dile getiren vatandaşlarımız var. Yani yapılacak düzenlemeye suça hedef olanlar, suçun mağdurları açısından da bakılmalı ve yeni mağduriyetler oluşmasına fırsat verilmemelidir. Ayrıca, her ne kadar teklifte terör, örgütlü suçlar, uyuşturucu satıcıları, kadına ve çocuğa yönelik suçlar, kasten öldürme kapsam dışına bırakılmış olsa da geçmişimizde, 2000 yılında benzer “şartlı salıverme” adıyla bir düzenleme yapılmıştı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen Sayın Destici.

Bir dakika daha ekliyorum.

MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) – …fakat bunun kapsamı yüksek mahkeme tarafından genişletilmişti. Aynı endişeyi taşıyoruz ve bunun olmayacağının garantisini kim verebilir, diyoruz.

Teklifin, gerekçelerde kamuoyuna iyi anlatılmadığını görüyorum. Özellikle, virüs salgını sebebiyle cezaevlerinde yoğunlaşmayı azaltmak için bu düzenleme şartsa -ki böyle olmadan da farklı çözümler bulunabileceğine inanıyorum- o zaman suç grupları daha titiz seçilmeliydi ve devlet, kişilerin kişilere karşı değil de özellikle kendisine karşı işlenen suçlarla ilgili bir tercih yapmalıydı ve özellikle de terör veya şiddete bulaşmamış, terör propagandası yapmamış fikir ve düşünce suçları öncelikli olarak kapsama alınmalıydı diye düşünüyor, size teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Oluç, buyurun.

40.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın yaptığı açıklamasında sarf etmiş olduğu hakaretleri misliyle kendisine iade ettiklerine, erkek vekillerin şiddet dili kullanarak kadın vekillere yönelik davranışlarını kınadıklarına ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu, az evvelki konuyla ilgili bir şey söylemek istiyordum, bir sataşma hâli olduğu için. Öncelikle, bize yönelik -tutanaktan da okuduğum kadarıyla- bir vekilin yapmış olduğu hakaretleri aynen kendisine iade ediyoruz, misliyle, onu söyleyeyim.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Herhangi bir hakaret yok ya!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Böyle bir dilin, insanların canı üzerinden siyaset yapma anlayışının, insanların ölümleri üzerinden siyasete bir konu çıkarma anlayışının da demokratik siyaset açısından doğru olmadığını, bu konuda hassas olduğumuzu ve bu konudaki hassasiyetimizi; her fırsatta, bize yönelik bu tür sataşmalarda cevap vereceğimizi de bir kez daha vurgulamış olayım; birinci konu bu. Dediğim gibi, iade ediyoruz misliyle.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Hangi kelimeden rahatsız oldun, ben merak ediyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – İkincisi, şunu da vurgulamış olayım: Genel olarak baktığımızda, erkek vekillerin kadın vekillerin üzerine dövme amaçlı, şiddet dili kullanarak yürümelerinin de bir erkeklik olarak değerlendirilemeyeceğini düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bunu da kınıyoruz, bu tür davranışlardan da utandığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Akçay, buyurun.

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin ortak imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören üç maddelik kanun teklifinin üzerinde parti gruplarıyla uzlaşı sağlanabilmesi hâlinde görüşülen ceza infaz paketine eklenebileceğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Malumunuz olduğu üzere, bir infaz düzenlemesini görüşüyoruz ve bilhassa bu coronavirüs hadisesinin dünya gündemine de gelmesiyle birlikte, daha önce de hemen hemen bütün partilerimizin de gündeminde olduğu sağlık çalışanlarına şiddete yönelik düzenlemeler hususu da yine Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemindedir. Diğer parti gruplarında olduğu gibi Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili arkadaşlarımızın da sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi ve bunlara ilişkin verilecek cezaların da artırılmasına yönelik kanun teklifleri var idi. Bugün itibarıyla da Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören 3 maddelik kanun teklifimizi de Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin ortak imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiş bulunmaktayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Diğer bütün parti grupları olarak da bu konuda bir anlaşma ve uzlaşmayı temin etmemiz hâlinde bu infaz paketine bu maddeyi eklemenin en seri ve kısa yol olacağını düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bilgi amaçlı bir şey söyleyebilir miyim Sayın Başkan? Bir dakikanızı istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zengin.

42.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Samsun Bafra Cezaeviyle alakalı bilgi vermek istediğine ve şu ana kadar Covid-19 tespit edilen cezaevi bulunmadığına ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, söz verdiğimiz için Samsun Bafra Cezaeviyle alakalı bilgi vermek istiyorum.

Şimdi, hayatını kaybeden Sayın Yeter aslında ciddi bir şeker hastası; hastaneye kaldırılıyor, hastanede bir ayağı kesiliyor, başka rahatsızlıkları da var. Bu rahatsızlıklarından sonra kendisi… Şu anda cezaevinden hastaneye giden hiç kimse tekrar aynı yere alınmıyor, başka bir yerde tutuluyor çünkü hastaneden mikrop alma tehlikesine binaen ve oradayken kendisinin durumu ağırlaşıyor, hastaneye götürülüyor. Hastanede 2 defa Covid-19’la alakalı test yapılıyor, ikisi de negatif çıkıyor, iki test. Fakat hastanede -hatta tıp fakültesine kaldırılıyor yani ameliyat olduğu hastaneye değil, tıp fakültesine- hayatını kaybediyor. Hayatını kaybettikten sonra ölüm raporu verilirken “Covid-19’la alakalı bulgular olabilir.” deniyor, “bulgular olabilir.” Aslında testleri negatif çıkmış ve savcı buna binaen oğlunu arıyor, oğluna ulaşılamıyor. Doktorun böyle bir rapor vermesine binaen de bekletilmek istenmiyor yani derhâl defin yapılmak isteniyor ve nihayetinde defin gerçekleşiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kusura bakmayın Sayın Başkan, bitiriyorum.

Gerekirse bu test sonuçlarını da aileyle paylaşabileceklerini söylediler. Belirtmek isterim.

Yani şunu önemsiyorum: Cezaevindeki insanlarımızın hayatını korumak için, kesinlikle, hastaneye giden -hangi rahatsızlıkla ilgili olursa olsun- hiç kimse tekrar koğuşuna alınmıyor. Durumuna göre farklı bir karantina içerisinde korunuyor. Şu ana kadar da ifade ettiğim gibi Covid-19 çıkan bir cezaevimiz yok. Buradaki durum da aynen böyle. Zaten pek çok rahatsızlığı var; şeker, tansiyon… Olay aynen böyle. Test sonuçlarını da ulaştırırım ben kendilerine istiyorlarsa.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, bence görüşerek…

Sayın Oluç, bir şey mi ifade edeceksiniz?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Evet, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

43.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, aslında tam da konuştuğumuz böyle bir konu yani hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için konuşurken tam da böyle bir durumu zaten değerlendiriyoruz. Yani 70 yaşında, doğru, şeker hastalığı var. Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için zaten sizin infaz teklifinizde herhangi bir uygulama olmadığı için de buna işaret ediyoruz.

Bir şey daha söyleyeyim ben size, polemik yapmak için değil: Elimde iki tane belge var şu anda. Bir tanesi, cumhuriyet savcısının Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğüne gönderdiği yazı. Çok açık biçimde orada “Mehmet Yeter isimli T.C. kimlik numaralı hükümlü Covid-19 salgın hastalığına bağlı nedenlerden dolayı vefat etmiştir.” diyor ve ikinci belge de var elimizde, onu da verebilirim. Yani sonuç: Böyle bir durum var. Biz de zaten bu duruma işaret edip cezaevlerinde yaşanabilecek sorunların ne kadar hızlı büyüyebileceğini hasta ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hakkı Bey, zaten testinin negatif çıktığını ama doktorun böyle yazdığını söyledim.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Evet, tamamlıyorum efendim.

Yani zaten işaret etmek istediğimiz nokta da bu konuda cezaevlerinde hem yaşlı ve hasta tutuklu ve hükümlülerin hem de diğer tutuklu ve hükümlülerin ne kadar ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceklerine dair örnekler olduğu için bu örnekleri veriyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, değerli milletvekilleri, bugün bildiğiniz gibi 8 Nisan Romanlar Günü. Gözüm kendisini aramıştı ama daha yeni gördüm; söz vermek istiyordum Meclisimizdeki Roman Milletvekillerimiz adına. Sevgili Özcan Purçu’yla beraber Meclisimizde İzmir Milletvekilimiz Sayın Bekle de görev yapıyor. Ben bu bölümün son konuşmacısı olarak Sayın Bekle’ye duygu ve düşüncelerini ifade etmek üzere bir söz hakkı vermek istiyorum.

Buyurun Sayın Bekle.

44.- İzmir Milletvekili Cemal Bekle’nin, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin açıklaması

CEMAL BEKLE (İzmir) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu hemen söyleyeyim: Her bir gruba ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Tüm Grup Başkan Vekillerimiz, Romanların 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutladı. Bu konuda da birçok telefon aldım. Tüm arkadaşlarım adına, tüm gruba, tüm Meclise, yüce Meclise teşekkür etmek istiyorum.

Bilindiği üzere, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü ilk kez 1971’de Romanların kendilerine yönelik önyargıları ve sorunlarını tartışmak için İngiltere Londra’da bir araya gelen bir konferans sonucunda başlatılmış, 1990’da da ilk toplantı gününe atıf yapılarak 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kabul edilmiştir. Ben sözlerime şöyle devam etmek istiyorum: İnşallah Rabb’im 2021 yılında 14 Mart, 8 Nisan ve 2 Ağustosla ilgili, Romanlar adına çok daha coşkulu konuşma yapmayı bana nasip etsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Bekle. Size bugün bir ayrıcalık tanıyacağız.

Buyurun.

CEMAL BEKLE (İzmir) – Çok sağ olun Kıymetli Başkanım.

Konuşmamın bundan sonraki kısmını ülkemizde yaşadığımız corona virüsüyle ilgili devam ettirmek istiyorum. Birçok ilden birçok arkadaşımız arıyor. Takdir edersiniz ki yoksulluk noktasında en çok mağduriyetin yaşandığı, altyapı ve üstyapı sorunlarının çok yoğun olduğu mahallelerdir Roman mahalleleri ve buna çok da hazırlıksız yakalanan kesimdir Romanlar. Şunu çok iyi bilsinler ki Sayın Vekilimiz Özcan Purçu’yla beraber, ortak akılla, istişareyle her anlamda, bakanlarımızla, yerel yönetimlerle, valilerle, kaymakamlarımızla; müzisyenlerimizin, günübirlik gündeliğe giden kadınlarımızın, çiçekçilerimizin, hayatın her alanında hayata dört elle tutunmaya çalışan tüm vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili, devam eden süreçte dinamik bir şekilde hareket ediyoruz, bunların farkındayız.

Sözlerimin sonunda da bugün Mecliste gördüğümüz, Romanlar adına gördüğümüz bu birlikteliğin bugüne özel… Akran evliliğiyle de ilgili bugün konuşma yapacağımı tahmin eden onlarca akran evliliği mağduru kardeşim beni aradı. Mahinur bir cümle kullandı bana: “Çocuklarımızın babasız geçirdiği en güzel zamanları bize kim verecek, Cemal Vekilim?” dedi. Mahinur kardeşime de buradan selam ediyorum. Akran evliliği mağdurları konusunda Meclisimizin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son cümlenizi alalım Sayın Bekle.

CEMAL BEKLE (İzmir) – Çok teşekkür ediyorum Kıymetli Başkanım.

Akran evliliği konusunda da Meclisimizin bugünkü ortak aklını bir kere daha hayata geçirmesini diliyorum.

Romanlar Günü’nü kutlayan tüm gruplara bir kere daha teşekkür ediyorum.

Çok sağ olun bu fırsatı verdiğiniz için. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hepimiz birer Roman’ız zaten Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ve 19 milletvekili tarafından, turizm sektöründe corona virüsü nedeniyle yaşanması beklenen sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2749) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

8/4/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 8/4/2020 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                  Lütfü Türkkan

                                                                                                                                        Kocaeli

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Aksaray Milletvekili Ayhan Erel tarafından coronavirüsün turizm sektörü üzerindeki etkilerinin araştırılması ve turizm sektöründe yaşanacak olan krizin önüne geçilmesi amacıyla 20/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 8/4/2020 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adına Aksaray Milletvekilimiz Sayın Ayhan Erel. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Erel.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; turizm sektöründe corona virüsü nedeniyle yaşanacak olan krizin önüne geçilmesi amacıyla İYİ PARTİ olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Diyarbakır’da hain ve alçakça bir saldırı sonucunda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza ise acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyada coronavirüsün hızla yayılması turizmin de aralarında olduğu birçok sektörü olumsuz yönde etkilemiştir. Aksaray; Kapadokya’nın giriş kapısı, Türkiye’yi doğudan batıya, kuzeyden güneye bağlayan kara yollarının birleştiği bir yer. Turistik tesislerin çoğu kapalı, oteller kapalı, lokantalar kapalı, in cin top oynuyor, bekçiler dışında kimse yok. Kapadokya dediğimiz Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Avanos diyarında ise hiçbir kimseden ses seda yok; geçen yıl buraya yaklaşık 3,5 milyon turist gelmişti.

Aksaray’dan yolu geçen herkesin uğradığı bir tesis vardır, yaklaşık altmış yıldır bu yol güzergâhında bir marka olarak vatandaşlarımıza hizmet vermektedir; 300 kişi buradan iş ve aş sahibi idi. Sahibi 86 yaşında, muhterem Orhan Ağaçlı, dünyalığını tamamlamış, bir beklentisi olmayan ama ülkemize katma değer, yöre insanımıza iş ve aş verme azim ve inancıyla yirmilik bir delikanlı gibi iş yerinin başındaydı ama şimdi kapalı; tıpkı Abaylar, Otel Aksaray, Hanifi Yılmaz ve diğer tesisler gibi. Tabii ki bu kapanmadan sadece iş yeri sahibi etkilenmiyor. Bakın, buraların kapanmasından işçi aileleri, bu tesislere sebze, meyve, süt, yoğurt, peynir verenden tutun da kasabı, fırını, balıkçısı, rehberlere varıncaya kadar her çeşit üretici, iş yeri ve çalışan etkilenmektedir. Bu, özelde Aksaray’ın genelde ise ülkemizin sorunudur. Tek başına Sayın Cumhurbaşkanının bu sorunların üstesinden gelmesi mümkün değildir. Bir insana da bu kadar yük yüklenmesi bize göre doğru değildir. Gelin, hep birlikte milletin vekilleri olarak, bu salgın hastalığın her alanda meydana getirdiği sorunları, sektörlerin içinde bulunan, çilesini çeken, o sorunu bire bir yaşayan insanlarla, meslek kuruluşlarıyla konuşarak, tartışarak çözüm yollarını bulalım ve yürütmeye sunalım; insanımız rahat etsin. Siz, köylünün, işsizin, dükkânını kapatan berberin, kuaförün, lokantacının, kahvecinin, esnafın ve hasılıkelam tüm insanlarımızın dertlerinin, sorunlarının çözülmesini istemez misiniz? “İlgili bakan ve kurumlar var, çözsün.” derseniz, onların tam çare olamadıkları maalesef ortada.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; salgın kaygısı nedeniyle seyahat planları yapılamamakta, insanlar yaptıkları seyahatlerden vazgeçmektedirler. Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler için dış ticaret açığının kapanması, dövizin girişi, yeni istihdam olanaklarının yaratılması açısından turizm sektörü çok önemli. Bakın, resmî kayıtlara göre 2019 yılında ülkemize 52 milyon turist gelmiştir, bu turistler yaklaşık 34,5 milyar dolar bir girdi sağlamışlardır fakat bu yıl yaşanan virüs nedeniyle ülkemizde turizm sektörü çökmek üzeredir, çökmüştür. Geçtiğimiz ay, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından turizm sektörüne 3 maddelik bir paket açıklanmıştı ama buraya baktığımızda bunların fiilen uygulanması mümkün değil çünkü uçaklar kalkmıyor, vatandaşlar şehirler arası bile seyahat edemiyor, dolayısıyla bu önlemler sadece kâğıt üzerinde kalmaktadır. İşletmelerin en büyük gideri personele yapılıyor, bu yönde desteklerin artarak devam etmesi gerekiyor. Sezonluk işçi çalıştıran işverenlerin ödemek zorunda kaldıkları vergilerin, sosyal güvenlik primlerinin ertelenmesi gerekmektedir.

Yine, Türk ekonomisinde bugün, esnaf, tüccar, serbest meslek erbabı çek kullanan, senet düzenleyen vatandaşlar çeklerini ödeyememektedir, senetlerinin edimini yerine getirememektedir. Dolayısıyla, çeklerinin yazılması, senetlerinin protesto edilmesi kaygısıyla geceleri gözlerine uyku girmemektedir. Hükûmetten, vatandaşımız, tüccarımız, esnafımız, karşılıklı olarak hem vatandaşların birbirine hem de vatandaşın devlete olan borçlarının bu bela defedilinceye kadar karşılıklı olarak ertelenmesini büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla beklemektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Erel.

AYHAN EREL (Devamla) – Yoksa, çeki yazılan, senedi protesto edilen esnaflar -onların tabiriyle- kara listeye girecekler ve bundan sonra banka sektöründe, finansman dünyasında elde etmek isteyecekleri kredileri alamama gibi bir durumla karşı karşıya kalacaklardır.

Turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin kullandıkları kredilerin faizsiz olarak ödenmesi de bir çare olarak akla gelmektedir.

Yine, yurt içi turizmi destekleyecek rezervasyon artırıcı önlemlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. SGK kayıtlarına göre turizm sektöründe 1 milyon 86 bin kişi, yaz aylarında ise 1,5 milyon kişi çalışmaktadır. Çalışanların yüzde 9’u turizm sektöründedir. Böyle bir durum da 1,5 milyonun bu yaz aç kalması, işsiz kalması, ekmeksiz kalması demektir. Hükûmetimizin de bu insanların derdine çare olacak önlemleri alması gerekmektedir diyorum, saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Sayın Serpil Kemalbay. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Kemalbay.

HDP GRUBU ADINA SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Değerli halklarımızı ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Diyarbakır’da orman işçilerinin yaşamını yitirdiği saldırıyı kınıyor, ailelerine, halklarımıza başsağlığı diliyorum.

Bu saldırıdan yola çıkarak HDP’yi terörle itham edenlerin de siyasi ahlaktan yoksun ifadelerini aynen iade ediyor, kötü söz sahibine aittir diyorum.

Değerli arkadaşlar, corona bütün dünyada büyük bir salgın ve coronayla mücadele ise son derece yaşamsal bir öneme sahiptir. Fakat Türkiye’de corona salgınıyla gerçek anlamda etkili bir mücadele yürütüldüğünü söylemek mümkün değil. Çünkü AKP sürekli olarak corona günlerinde yaptığı faaliyetleri stilize ederek anlatsa da Türkiye’de derin, ağır sorunlar yaşayan, ciddi sorunlar yaşayan sektörler, çalışanlar sorunlarına cevap bulamadılar. “Evde kal.” diye telkinlerde bulunulurken bugün, çalışanlar, emekçiler, işçiler ne yazık ki evde kalamamaktadır, çalışmaktadır ya da evde kalabilmek için işinden ayrılmaktadır, işten atılmaktadır ya da iş yerleri kapatıldığı için çalışamamaktadır.

Turizm sektörü bu dönemde en büyük darbeyi alan sektör oldu. Oteller, kafeteryalar, eğlence yerleri, hatta spor tesislerine kadar kapatıldı. “Kapatılan bu iş yerleri nasıl devam edecek, buna dair herhangi bir çözüm üretildi mi?” diye baktığımızda hiçbir çözümün üretilmediğini görüyoruz. Kapatılan iş yerlerinde çalışanlar ne yapıyor, ne yiyor, ne içiyor, bileniniz var mı? Hayır. Çalışanlar ya ücretsiz izne çıkarıldılar ya senelik izinlerini zorunlu olarak kullanıyorlar ya da askıdalar –“askıda olmak” gibi bir kavram da turizm sektöründe var- yani çağrılacaklar bir gün, beklemeleri gerekiyor, ücretsiz izindeler anlamında kullanılıyor. Askıda çalışma da yine bir çeşit ücretsiz izin ve işten çıkarılmayla eş değer. Dolayısıyla turizm sektöründeki işletmelerin kapatılması hem işsizliği kalıcı olarak tehdit ediyor hem de hâlihazırda işten atılan, ücretsiz izne çıkartılan ya da geçici olarak işten uzaklaştırılan bütün çalışanlar, emekçiler belirsizliğe terk edilmiş durumda ve corona günlerinde tek başlarına, yalnız bırakılmış durumdalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –Tamamlayın Sayın Kemalbay.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – Teşekkürler.

Oysaki coronayla mücadelede bu sektörlerin desteklenmesi, ileriye dönük olarak, açık ve şeffaf olarak hangi çözümlerin üretildiğinin, bu sektörlerin nasıl devam edebileceğine dair planlamaların halkla, bu sektörde çalışanlarla ve sektör sahipleriyle görüşülerek anlatılması gerekiyor. Bakın, işten atılanların sayısı her gün milyonlarca kişi artmaya başladı. Sizden, her gün işten atılan işçilerin, sokağa atılan işçilerin durumuna dair hiçbir haber gelmiyor. Size şunu sormak istiyoruz: Turizm sektöründe çalışan işçilere neden İşsizlik Fonu’ndan güvence sağlanmıyor, neden iş güvencesi verilmiyor? İşsizlik Fonu’ndaki 130 milyar TL neden bütün çalışanların iş güvencesi için kullanılmıyor? Neden bunlara cevap alamıyoruz? Hepsinin cevabını sizlerden bekliyoruz.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Aydın Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Yıldız’a aittir.

Buyurun Sayın Yıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’nin 2019 turizm geliri 34,5 milyar dolardı ve burada Turizm Bakanı çıktı, bunu övünerek söyledi. Bu corona virüsü çıktıktan sonra maalesef en büyük zararı turizm sektörü gördü.

Değerli arkadaşlar turizm öyle bir sektör ki, en az 36 tane birbirine bağlantılı üretici var; tarımı ilgilendiriyor, balıkçılığı ilgilendiriyor, eğlence sektörünü ilgilendiriyor. Şu an önümüzdeki 2020 yılında turizm sektörü yok sayılıyor. Neden yok sayılıyor? Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladığında, yani 15 milyar açıklandığında teşvik, hiçbir yerinde turizmci yoktu.

Değerli arkadaşlar, bir turizmci olarak, bu sene yıllık 40 milyar dolar para bekliyordunuz. Bu turizm sektörü devlet eliyle yapılan bir iş değil, özel sektörün 200 milyar dolar yatırımı var, 1,5 milyon insan çalışıyor. Yani, önümüzdeki 2020 yılında turizmde çalışan o 1,5 milyon insan işsiz kalacak.

Değerli arkadaşlar, özellikle turizm ilçeleri de zor durumda. Turizm bölgesinde yazın olduğu zaman oranın restoranları, kafeleri, otelleri, tarımla ilgilenen tarım bölgeleri vesaire geçim kaynaklarını bundan sağlıyorlar. Şimdi, turizm başladı, maalesef uçaklar kalkmıyor, ulaşım yok corona virüsünden dolayı. Yapacağınız tek şey var; biliyorsunuz otelciler, genellikle oradaki limitet şirketler, özellikle yılbaşından itibaren çekleri keserler, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos aylarında mal almak için belirli firmalara çek keserler. Bu çeki de neden erkenden kesiyorlar? Malları garantiye alıyorlar. Çünkü “Her şey dâhil” sisteminde bunu yapmadığınız takdirde o işin içinden çıkamazsınız. Bir: Nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos ve eylül ayının çekleri hangi bankalarda kullanılıyorsa o bankalardan ödenmesi gerekiyor, yani işletmecilere uzun vadede kredi sağlamanız gerekiyor. İki: O ilçe belediyelerinin geliri düşük olduğu için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yani genel bütçe olarak oraya bir pay göndermeniz gerekiyor. Çünkü orada yazlıklar da var, yani nüfusu kışın 70 bin, yazın 200-300 binlere çıkıyor. O yüzden altı ay boyunca belediyelere ek bütçe vermek zorunluluğunuz var. Üç: Değerli arkadaşlar, buradan özellikle Turizm Bakanına sesleniyorum. Bir an önce çıkın, turizmde nasıl bir önlem alacağınızı anlatın. İnsanlar ateşin üzerinde, insanlar aç, susuz. Burada İşsizlik Fonu’nda 135 milyar TL olduğunu hepimiz biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, tamamlayın.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Geçen sene çalışan işçilere yani turizmde çalışan 1,5 milyon insana o fondan dokuz ay boyunca ücret ödemek zorundasınız. Aksi takdirde 2021’de o personeli de bulamazsınız, zaten yeterince yetişmiş turizm elemanı olmadığı için o elemanları bari kaçırmayalım. Buradaki, bütün turizm bölgelerindeki esnaflara sonuna kadar kredi açmak zorunluluğunuz var. Aksi takdirde önümüzdeki 2021’de de Türkiye turizmini toparlayamaz, buradan özellikle uyarıyorum.

Son bir konu, değerli arkadaşlar, Türkiye, çilek ihracatının yüzde 50’sini Aydın’ın Sultanhisar ilçesinden yolluyor. Bir hafta içinde olgunlaşıyor, bir hafta sonra 100 bin ton çilek -temmuza kadar- üreteceğiz. Buradan demin söylemiştim, şimdi de söylüyorum. Cumhurbaşkanının, Tarım Bakanının, acilen, Ukrayna’ya ve Rusya’ya ihracatı yapılan çilekle ilgili Sultanhisar’ın üreticisine sahip çıkma sorumluluğu var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Hatay Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Yayman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Yayman.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Ekranları başında bizleri izleyen çok değerli vatandaşlarıma saygılarımı gönderiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ PARTİ grup önerisinin üzerine söz almış bulunmaktayım. Sözlerimin başında, bu hafta Polis Haftası, öncelikle, şehit olan polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Tüm polislerimize ve polis ailelerine Türkiye Büyük Millet Meclisinden saygılarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz.

Diğer taraftan, bugün PKK terör örgütü tarafından Diyarbakır’da şehit edilen sivil vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Sürpriz mi? Sürpriz değil. Türkiye’nin ve dünyanın en zor günlerden geçtiği bir dönemde, terör örgütünün kendisine yakışanı yaptığını ve terör örgütünün insanları katletmeye devam ettiğini görüyoruz ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altından bunu kınıyoruz ve lanetliyoruz.

Diğer taraftan, bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Evet, Türkiye’nin ve dünyanın en güzel renklerinden biri olan Roman vatandaşlarımızın ve Romanların 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutluyorum. Türkiye’nin en güzel renklerinden ve kadim kültürümüzün, medeniyetimizin bileşenlerinden bir tanesi olan tüm Roman vatandaşlarımıza saygılarımı, sevgilerimi gönderiyorum.

Yine, ayrıca dünyanın başına bela olan corona virüsüyle ilgili de tüm sağlık çalışanlarımıza buradan saygılarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Gerçekten insanüstü bir gayretle çalışan sağlık emekçilerine şükranlarımızı sunuyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm, gerçekten bacasız sanayidir. Türkiye dünyanın en büyük turizm ülkelerinden bir tanesidir, Türkiye dünyanın açık hava müzesidir, Türkiye dünyanın en büyük turizm ülkesidir. Dünyada en çok turist gelen 6’ncı ülke Türkiye’dir, gelir bakımından ise 12’nci sıradadır ve 2023 için konulan hedef 75 milyon turist ve 65 milyar dolar gelir elde etmektir ve bu konuda Bakanlığımız, Hükûmetimiz gerçekten bir ortak akıl içerisinde, yönetişim prensibiyle tüm sektörle iş başında ve gerçekten büyük bir sorumluluk içerisinde süreci takip etmektedir. Gerekli tedbirler alınmıştır ve alınmaya devam edilmektedir. Bakanımızın ifadesiyle, inşallah mayısın sonuna doğru sezon açılmış olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Yine Bakanlığımızın aldığı tedbirler bağlamında, vergi ödemelerinin ve SGK primlerinin ertelenmesi kapsamında şubat, mart, nisan dâhil olmak üzere altı ay ertelenmiştir. Asgari ücret desteği devam etmektedir. EXIMBANK ve KGF kredilerinin takibi yine bu dönemde Bakanlığımız tarafından sürdürülmektedir. Konaklama vergisi 2020 yılında alınmayacaktır. Yine otel kiralamalarına ilişkin irtifak hakkı bedellerinin hasılat payı ve ecrimisil ödemeleri altı ay ertelenmiştir. Yine iç hava taşımacılığıyla ilgili yüzde 18’den yüzde 1’e inen bir vergi indirimi bulunmaktadır.

Biz inanıyoruz ki Türkiye, 2023 turizm hedefine yine sektörle dayanışma içerisinde devam edecektir ve ben bu konuda özellikle Turizm Tanıtım Ajansının Türkiye için çok büyük bir kazanç olduğunu düşünmekteyim. Kapadokya’dan Hatay’a, Hatay’dan Antalya’ya, Muğla’ya, Dalaman’a, İstanbul’a…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son sözleri alalım Sayın Yayman.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Nezaketinize çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Önemli bir konu, evet, turizm, gayrisafi millî hasılanın yüzde 10’unu, Türkiye istihdamının yüzde 12’sini ve dolaylı olarak 50’ye yakın mesleği ilgilendirmektedir ve bu bağlamda, Türkiye, gerçekten turizm alanında da diğer alanlarda da her türlü tedbiri, kamusal politikaları takip etmektedir.

Şunun altını bir kez daha çizmek lazım: İnsanların hayatında öncelikler olduğu gibi devletlerin hayatında da kamu yönetiminde de öncelikler vardır. Tabii ki turizm sektörü çok çok önemlidir, buradaki sorunlar bizim sorunlarımızdır. Bunları bu yüce Meclisin çatısı altında takip edeceğiz ama Türkiye’de gerçekten coronaya karşı insan hayatının korunması ve gerekli tedbirlerin alınması hususunda sağlık politikalarının devamı da çok çok önemlidir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Öneriyi okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ve 19 milletvekili tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanmaya başlanan uzaktan eğitim sisteminde karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2751) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

8/4/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 8/4/2020 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                               Meral Danış Beştaş

                                                                                                                                           Siirt

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

23 Mart 2020 tarihinde, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ve arkadaşları tarafından, coronavirüs salgını nedeniyle verilen uzaktan eğitim sisteminin altyapısının yeterliliğinin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan 5918 sıra numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak, görüşmelerinin 8/4/2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşmelere başlayacağız ama bir arkadaşımıza söz verecektim. Onu bir yerine getireyim.

Sayın Tanrıkulu buyurun, sizin bir açıklamanız olacaktı, bana önceden bildirmiştiniz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır ili Kulp ilçesinde gerçekleştirilen saldırıda yaşamını yitiren Alaattin Yıldız, Hacı Akdeniz, Burhan Tanrıkulu, Sedat Hazar ve Ahmet Erboğa’ya Allah’tan rahmet dilediğine ve saldırıyı lanetlediğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Bugün sabah, memleketim Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde gerçekleştirilen saldırıda Alaattin Yıldız, İnkaya (Kanika) köyünden, yine Hacı Akdeniz, İnkaya (Kanika) köyünden ve Burhan Tanrıkulu, Akçasır köyünden ve Sedat Hazar, Kayacık (İnika) köyünden ve Ahmet Erboğa, Saltuk (Malamelke) köyünden yaşamlarını yitirmişlerdir. Ben bu saldırıyı lanetliyorum ve kınıyorum. Yaşamını yitiren hemşehrilerime Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Herkesin başı sağ olsun.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ve 19 milletvekili tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanmaya başlanan uzaktan eğitim sisteminde karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2751) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Mahmut Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Toğrul.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Yine, Genel Kurulun sevgili emekçileri bu zor koşullarda bize destek sunuyorlar, onlara da teşekkürlerimizi ifade etmek isterim. Televizyonları başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı da buradan saygıyla selamlıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu coronavirüs pandemisi açıklandıktan sonra tabii ki hayatın birçok normal akışı bir anda değişti. Ülkelerin gündemi değişti. Hemen hemen yaşamın her alanı tabii ki bundan etkilendi. Bu etkilenen alanlardan bir tanesi de eğitim alanı. Biliyorsunuz, 23 Martta Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk “Türkiye’deki eğitimin 23 Marttan itibaren uzaktan eğitim şeklinde verileceğini” ifade etti.

Değerli arkadaşlar, tabii ki bu konuda da ciddi sorunlar yaşanıyor çünkü Türkiye’de çok ciddi sayıda öğrencimiz var. 18 milyon civarında öğrencimiz var ve bu 18 milyon civarındaki öğrenciye hizmet edecek internet altyapısı yok. Yapılan çalışmalara göre öğrencilerin yüzde 20’si internet olanaklarına ulaşamıyor. Hatta çoğu evde televizyon yok değerli arkadaşlar. Bunlar önemli sorunlar. Yine, özellikle şu noktada ciddi bir sorun yaşanıyor: Biliyorsunuz, Türkiye’de 1 milyon 300 bin civarında taşımalı öğrenci var ve bunlar genelde kırsalda yaşıyorlar ve genelde çalışmak durumundalar. Dolayısıyla bunların koşulları zaten bu uzaktan eğitim imkânına sahip değil. Bu anlamda da ciddi sorunlar yaşanıyor.

Bir diğer önemli nokta değerli arkadaşlar, özellikle bölgede, böylesi durumlarda, uzaktan eğitimde, öğretmen olmadığı için yardımcı olacak kesim ebeveynler. Özellikle, bölgede dil bilmediği için çocuğuna yardımcı olamayan ciddi sayıda yurttaşımız var ve bu anlamda da çocukların eğitimi eksik kalıyor. Bu anlamda da aslında ana dilinde eğitimin ne kadar önemli olduğunu buradan tabii ki vurgulamak isterim. Bilgisayarı olmayan, hatta televizyon kanalını ayarlayamayan birçok velinin olduğunu biliyoruz değerli arkadaşlar. Uzaktan eğitim ciddi bir dezavantajdır ve bunların etkisinin azaltılması noktasında hepimizin ciddi yapacakları olmalıdır diye böyle bir konuyla ilgili Meclisin bir araya gelmesi ve ciddi önlemler alması gerekir.

Değerli arkadaşlar, ilk ve ortaöğretimde yaşanan sorunların benzeri üniversitelerde de yaşanıyor. Biliyorsunuz, birçok üniversite yine internet üzerinden uzaktan eğitim yapıyor ama internet altyapısı yok ve interneti en düşük hızda kullanan ülkelerden bir tanesiyiz. Öğrencilerimiz bulundukları yerlerde evler kiralamışlardı, yurtların veya özel üniversitelerin ücretlerini çoğu velimiz peşin ödemişti. Şimdi öğrencilerin bu eğitimden mahrum kalması ve orada hâlâ kira ödemeye devam etmeleri ciddi bir sıkıntı, zaten ekonomik zorluk yaşayan yurttaşlarımızın üzerine ikinci bir yükün binmesine neden oluyor.

Değerli arkadaşlar, alınması gereken önlemler noktasını da kısaca özetlemek isterim: Kamusal eğitimin eşit, ücretsiz ve ulaşılabilir olması özelliklerinden hareketle Eğitim Bakanlığının bilgisayar ve televizyon gereksinimi olan öğrencilerin ihtiyacını hızlı bir şekilde karşılaması gerekir.

Ocak 2020 dönemi olarak 20 bin civarında öğretmenin ataması yapılmış ama göreve başlatılmamıştır. Bu öğretmenler ciddi geçim sıkıntısı çekiyorlar. Bu öğretmenlerin derhâl göreve başlatılması gerekiyor.

Uzaktan eğitim sistemi sebebiyle özellikle Kürt illerinde yaşayan çocuk ve gençlerin eğitim hakkına erişimde yaşadığı sorunlar katlanarak artmıştır. Bu sebeple sisteme tüm öğrencilerin sağlıklı bir şekilde ulaşması için gerekli altyapının sağlanması ve ana dilinde eğitim verilmesi konusunda siyasi iktidar tarafından samimi adımların bir an evvel atılması gerekir.

Hükûmet, üniversitelerde uzaktan eğitim konusunda kapsamlı bir eylem planı ortaya koymalıdır. Öğrencilerin bilgisayar ve internet altyapı yoksulluğuna karşı YÖK’ün “Kayıt dondurabilirler.” şeklindeki açıklaması gerçekten çok abestir, bu ülkenin gençliğini kaderine terk etmek anlamına gelir; bunun yapılmaması gerekir. Bu ülkenin geleceği için çok önemli bir anlam ifade eden üniversite öğrencilerine uzaktan eğitim sürecinde ekonomik destek sunmak, yurt ve kredi borçlarını ertelemek hatta faiz ödemelerini silmek sosyal devletin bir gereği olarak yapılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

YÖK, üniversite özerkliğini bitirmek ve akademik özgürlüğü yok etmek için harcadığı mesaiyi öğrenciler için harcamalıdır. Bu kapsamda da bütçesinden öğrencilere ekonomik destek, teknolojik altyapı sağlamalıdır. Hiçbir şey yapamıyorsa ek internet bağlantıları oluşturabilir, internet kotalarını artırabilir. Öğrencilerin taleplerine ve şikâyetlerine “Kayıt dondurma hakkı tanıdık.” gibi bir gerekçe asla kabul edilemez.

Değerli arkadaşlar, özellikle bu internet altyapısının zayıflığı ve kotanın aşımı noktasında aileler, öğrenciler evde ama kapılarına internet ücreti faturaları geliyor. Bunların da ertelenmesi gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekilimiz Sayın Ali Mahir Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır Sayın Başarır.

CHP GRUBU ADINA ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün Diyarbakır’da hain bir terör saldırısında yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde ve dünyada yaşanan corona virüsünün etkisinden dolayı 3 Martta Millî Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitim sistemine geçmiş bulunmaktadır. Evet, 2 şekilde insanlar uzaktan eğitime erişebilmekte: İnternet ve TRT. Ülkemizde 18 milyondan fazla öğrenci bulunmakta ama üzülerek görüyoruz ki 5 milyon çocuğumuz uzaktan eğitime erişememekte. Sayın Millî Eğitim Bakanına sorduğumuz zaman 3 milyon 400 bin öğrencinin uzaktan eğitim sistemine erişemediği cevabını vermiştir.

Şimdi, neden erişemiyorlar? Bugün, kırsalda, köylerde hatta köylerin birçoğunda internet altyapısı yok, internet yok, çocuklarda akıllı telefon yok, hatta çok çok az olsa da televizyonu olmayan köyler bulunmakta. Sayın Millî Eğitim Bakanı, bu sistemi getirirken özellikle çocuklarımızı, evlatlarımızı düşünmek zorundaydı. En azından bu üç aylık süreçte 20 yaş altı çocuklarımıza internetin üç ay ücretsiz olarak verilmesini devlet sağlayabilirdi. Bu ülkedeki valiler, belediyelerin mutfaklarına mühür koyacağına, kolilerini toplayacağına, bu köylerdeki çocuklara tablet dağıtabilirdi, televizyonu olmayan evlere televizyon verebilirdi. Bana göre valinin, devletin birinci görevi buydu ama üzülerek söylüyorum ki bu çocuklarımız bu yüzyılda internet olmadığı için eğitimlerinden uzak kalmakta.

İkinci bir sorun, 20 yaş altı çocuklarımız için sokağa çıkmaya yasağı getirildi. Peki, engelli çocuklarımız, otizmli bireylerimiz, evlatlarımız; onlar, annesi babası olmadan sokakta yürüyemiyor, eğitimini onlarla alıyor. Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu çocuklarımız için Millî Eğitim Bakanlığının özel bir uzaktan eğitim programı var mı? Yok. Peki, bu çocukların annesi, babası işte, izin veriliyor mu bu süreçte? Hayır. Bu, düşünülemez bir durum, kabul edilemez bir durum. Eğer bu ülkedeki engelli çocuklarımızı düşünmüyorsak, eğitimle ilgili önlemleri ilk olarak onlar için almıyorsak gerçekten uzaktan eğitimin bir anlamı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, özellikle erişim çok önemli. Eğer ki bu sistem, bu süreçte disiplinli, erişilebilir hâle getirilmezse; internet çocuklar için, 20 yaş altı evlatlarımız için ücretsiz hâle getirilmezse; talep, televizyon sorunları çözülmezse olası haziran ve temmuz aylarındaki sınavlarda çocuklarımız için her şey bir felaket olabilir. Biz, onların bir saat bile eğitimden uzak kalmalarından büyük üzüntü duyarız. Bu insani bir durum. Tekrar tekrar söylüyorum, internet onlar için üç ay ücretsiz olsun, kontör mü veriliyor telefonlar için, verilsin ve valiler, devlet, tablet, televizyon eksiği olan çocuklarımızın bu eksikliğini gidersin.

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Konya Milletvekilimiz Sayın Orhan Erdem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Erdem.

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ERDEM (Konya) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Diyarbakır’da hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Teröre destek olan yandaşlarını, terör örgütünü lanetleyerek tekrar konuşmama başlamak istiyorum.

HDP Grubunun verdiği önerge hakkında söz aldım. Önergede, uzaktan eğitime dönük iki konuya değiniliyor içeriğine baktığımızda. Birincisi, uzaktan eğitim sistemi içerisinde yoksul aile çocuklarının TV ve internet ulaşımının olamaması durumunda nasıl eğitim alacakları; ikinci konu da uzaktan eğitim takip sistemi ve mekanizmasının yeterli olmadığı.

Bunlara şöyle cevap verebiliriz: Küresel bir sorun yaşıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi, çok şükür, çok hızlı kararlar almış, mevcut altyapısının da buna uygun olması nedeniyle, başta EBA (Eğitim Bilişim Ağı) sistemini hizmete koymuş. Bu zaten bir destek eğitim portalıydı. Buradan 50 bin öğrenci bir anda girebilirken bunu 500 bine çıkarmanın yollarını aramış. Şu an 4-5 milyon öğrencinin aynı anda eğitim almasına uğraşmakta. Asıl önemli olan, 18 milyon öğrencinin eğitim alabilmesi için TV’yi devreye koymuş, TRT ile EBA birlikte bu işe, zaten hazır olan içerikleri güçlendirerek başlamış durumda.

Şunu demek istiyorum: Bu, eğitim sisteminin içerisinde yaşadığımız soruna dönük bir destek eğitim modelidir; bu, eğitim vermek için yapılmış bir uygulama değildir. İnşallah bu sorun çözüldüğünde Millî Eğitim Bakanlığı telafi eğitimini yapacaktır. Büyük bir ihtimalle yaz aylarında, tatil döneminde bu eğitim tamamlanacak.

Dünyaya baktığımızda, Türkiye'nin yaptığı bu modeli gelişmiş ülkeler bile yapamadı. Belçika ailelere mail göndererek “Şu derslere yardımcı olun.” diyor. Birçoğunda hiçbir şey yapılmadı. Bunu anlatmak isterim. Ülkemiz yine bu konuda çok önemli adımlar atmış ve öncelikli işler yapmıştır.

İkinci konu: Uzaktan eğitimin takip sistemi ve mekanizması. Bakanlık hemen bütün il müdürleriyle videokonferans sistemiyle görüşmeler yapmış, öğretmenlerin öğrencilerini bire bir takip etmesi konusunda telefonla takibini sağlayacak talimatları vermiş, ayrıca zaten öğretmenlerimizin her birine birer bilgisayar dağıtıldığı için, imkânı olan, sistemi kurabileceklerin de videokonferansla derslerine katkı vermesinin önünü açmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Erdem.

ORHAN ERDEM (Devamla) – Teşekkür ederim.

En önemli şey de Cumhurbaşkanımızın açıkladığı üzere, uzaktan eğitimi alacak bu öğrencilerimize 10 gigabayta kadar ücretsiz internet sağlanması da bütün iletimi sağlayan taraflarca oluşturulan bu dönemdeki uygulamaların içerisine alınmıştır.

Kısacası, zor bir dönemden geçiyoruz, inşallah bir an önce sonuçlanır. Normale döndüğünde Millî Eğitim Bakanlığı telafi eğitimine başlayacaktır. Bu süreçte de öğrencilerimiz, destek eğitimiyle, eğitimden geri kalmamak, soğumamak, bilgilerini unutmamak adına bir eğitim alıyorlar. Bu bakımdan, böyle bir çalışmaya gerek olmadığını belirtmek istiyor, tüm heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Özel, size söz vermeden önce, Sayın Özçelik Burdur’la ilgili bir bilgi aldı, onu aktarmak istiyor.

Sayın Özçelik, siz görüştünüz Burdur’la, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in, Burdur Belediyesi tarafından başlatılan yardım kampanyasının Burdur Valiliği tarafından iptal edildiğine, herhangi bir soruşturmanın söz konusu olmadığına ve yapılan yardımların şahıslara iadesinin gerçekleştirileceğine ilişkin açıklaması

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Evet, çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Genel Kurulda gündeme geldi. Burdur Belediyesinin başlattığı bağış kampanyasında, Tarım Kredi Kooperatifinden bir koli talebi olmuş ve bunun üzerine koli talebi karşılanmış. Fakat Burdur Belediyesi, hem Tarım Kredinin ismini kullanarak hem de hesap numarasını kullanarak bağış kampanyası başlatmış. Bunun üzerine, Tarım Kredi bunu fark edince, bu kampanyanın uygun olmadığı ifade edilmiş. Bunun yanında İçişleri Bakanlığı genelgesine, yardım toplama kararına aykırı da hareket edilmiş ve bunun üzerine bu bağış kampanyası durdurulmuş. Bir soruşturma söz konusu değil. Ayrıca, yapılan yardımların şahıslara iadesi gerçekleşecek.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Özel, sizin bir açıklamanız olacak, buyurun.

47.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, yurt dışında hem mağdur hem de mahsur durumda olan vatandaşların ülkeye getirilmesi konusunda iktidara seslendiklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, aslında başka bir şey için söz aldım ama buna da bir şey söylemem gerekiyor çünkü bana cevaben söyledi.

Böyle bir yanlışlık olabilir mi? Bir belediye, yoksulları biliyor, nakit para toplamıyor “Tarım Kredi Kooperatifinin hesabına gidip parayı yatırırsan erzakını ben ulaştırırım.” diyor. Bunda ne zarar var? Şimdi, Burdur Milletvekili diyor ki: “Bağış yapanlara da iade yapılacak.” Ya, adam bağış yapmış, erzak var, Tarım Kredi zaten kendi ürününü satsın ister; kaybeden kim? Belediye, vatandaşına sahip çıkıyor; Tarım Kredi, çiftçinin malını satmış oluyor; gariban, ihtiyaç sahibi vatandaşın da boğazından Tarım Kredinin ürettiği mal geçiyor. Sen de Burdur Milletvekili olarak bu kampanyaya katkı ver. Ne var yani, Burdur’da bu kampanyayı yapan düşmanımız değil ki. Burdur Belediyesi AK PARTİ’de olsa Tarım Kredinin ürününü almaya yasak mı getirecek? Olacak iş değil.

Sayın Başkan, söz almakla ilgili esas talebim şuydu, daha doğrusu söz alma gerekçem şuydu: Yurt dışında birçok vatandaşımız hem mağdur hem de mahsur durumdalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Suudi Arabistan’da, Katar’da, Umman’da, Dubai’de, Kıbrıs’ta, Libya’da ve birçok ülkede hâlâ mahsur kalmış ve mağdur durumda vatandaşlarımız yardım bekliyor. Bu konuda Hatay Milletvekilimiz Serkan Topal, Kahramanmaraş Milletvekilimiz Ali Öztunç daha önce bu talepleri seslendirmişti. Bir kez daha buradan yetkililere sesleniyoruz, iktidara sesleniyoruz, Dışişleri Bakanlığına sesleniyoruz: Bu ülkelerdeki vatandaşlarımızın getirilmesi için, uçaksa uçak, ne tedbir alınması gerekiyorsa yapılmalı, büyükelçilerimiz bu vatandaşlarımıza sahip çıkmalı. Geldikten sonra karantinayla ilgili bir endişe varsa, Hatay’da Büyükşehir Belediyemiz inisiyatif almaya, mekânları sağlamaya hazır olduklarını da söylüyorlar. Bu konuda bir an önce Suudi Arabistan’da, Katar’da, Umman’da, Dubai’de, Kıbrıs’ta ve Libya’daki vatandaşlarımızın sesinin duyulmasını istiyoruz.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Dışişleri Bakanının yurt dışındaki vatandaşların ülkeye getirilmesi konusunda çalışma yapıldığına ilişkin kendisine bilgi verdiğine ve konunun takipçisi olacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bu konuda ben de önceki gün Sayın Dışişleri Bakanıyla bir görüşme yaptım. Sayın Dışişleri Bakanıyla yurt dışındaki yurttaşlarımızın getirilmesi konusunda bir görüşmemiz oldu. Bana bazı bilgiler verdi, çalışma yaptıklarını anlattılar ama hep beraber bu konunun da takipçisi olalım.

Sayın Zengin...

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

48.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, yurt dışındaki vatandaşların ülkeye getirilmesiyle ilgili gayretlerinin devam ettiğine, Tarım Kredi Kooperatiflerinin yardım kampanyası yapamayacağına, usulle alakalı bir problem olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; yurt dışındaki vatandaşlarımızla ilgili muhakkak gayretlerimiz devam ediyor, daha evvel -milletvekili arkadaşlarım da biliyorlar- Kuveyt’teki arkadaşlarımızla ilgili bir gayretimiz oldu; inşallah devam edecek, tamamlayacağız bunu.

Şimdi, Tarım Kredi Kooperatifleriyle ilgili şunu söylemek istiyorum: Tabii ki yardımdan yanayız ama her şeyin bir usulü var. Yani buradaki problem şu: Belediye, Tarım Kredi Kooperatifinden belli sayıda paket almak üzere talepte bulunmuş. Yani, örneğin, ben 100 koli mal alacağım, bedelini Belediye olarak ben ödeyeceğim. Şimdi, bu yaptığı kampanyada, vatandaş -tek tek ödeyerek- Tarım Kredi Kooperatifine onun adına ödemeleri yapsın istiyor Belediye. Buna teknik olarak imkân yok. Yani, burada meseleyi hukuken yapmamız gerekiyor. Yardıma elbette hiç kimsenin itirazı yok ama usulle alakalı bir problem var. Tarım Kredi Kooperatifleri kendileri yardım kampanyası yapamazlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Zengin, gündeme geçelim.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Belediyenin nasıl yapacağı zaten belli. O sebeple, burada, bu meselede lütfen elma ile armut mukayesesi yapmayalım, farklı bir şeyden bahsediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Beştaş…

49.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, cezaevlerinden ölüm haberlerinin gelmeye devam ettiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Maalesef, cezaevlerinden ölüm haberleri gelmeye devam ediyor, üzülerek bunları ifade ediyoruz.

Bu arada, bizi cezaevinden izleyenlerden özür dileyeyim, ne diyeyim bilmiyorum. Çok üzgünüz bu kötü haberleri vermekten ama 17 yaşında, Şakran Çocuk Cezaevinde bulunan Ali Erdoğan’ın intihar ettiği yönünde bir iddia var. Şimdi ailesi aradı ve telefon görüşmesini bize aktardılar. İktidar Grup Başkan Vekili araştıracaktır. “On dört günde bir almam gereken kanser ilacım bulunmuyor. İğnem Türkiye’de bulunmadığı gibi, hasta olmama rağmen takibim de olmuyor. Üç aydır buradayım ve hiçbir kontrolüm yapılmadı. Hiçbir dezenfektan olmadığı için hastaneye götürülmüyorum. Hastaneye götürülmeme sebebim ise karantina altına alınacak olmam oluyor. Ben kolon kanseri hastasıyım, verem tedavisi görmekteyim. Artrit, kemik erimelerim var, omurilik kemiği erimelerim var; bunlarla ilgili tedavi görmekteyim. Bunlardan kaynaklı kanamam oluyor. Dün dışarıdan bir genel cerrah doktor geldi kuruma. Hiçbir şekilde önlem alınmadığı gibi, doktorun kendisi de önlemsiz bir şekilde gelmişti.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum.

“Doktora hastalıklarımı söyledim. Doktorum, benim kesinlikle kendisinin alanına girmediğimi fakat acilen hastaneye götürülmem gerektiğini söyledi. Cezaevi idaresiyse Yeşilyurt Devlet Hastanesine götürülemeyeceğimi söyledi. Bundan kaynaklı da ölümle yüz yüze kalmış durumdayım. Kamuoyunun durumumla ilgili…”(x) İşte, İnsan Hakları Derneği de bugün… Dün saat onda bunu söylerken yaşıyor, sonra intihar ettiğine dair haberler geliyor. Yani çok vahim bir tablo var ortada. Bu nedenle, kamuoyunu bilgilendirmek açısından söz aldım. Çok üzgünüz. Ailesine başsağlığı diliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından, karşılıksız çek düzenleme cezasının hapis olması nedeniyle yaşanan sorunların tespit edilmesi ve karşılıksız çek suçunun infaz yasa teklifi kapsamına alınmaması nedeniyle ortaya çıkacak eşitsizliklerin incelenmesi amacıyla 8/4/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, öneriyi okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

8/4/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 8/4/2020 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                     Özgür Özel

                                                                                                                                        Manisa

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından, karşılıksız çek düzenleme cezasının hapis olması nedeniyle yaşanan sorunların tespit edilmesi ve karşılıksız çek suçunun İnfaz Yasa Teklifi kapsamına alınmaması nedeniyle ortaya çıkacak eşitsizliklerin incelenmesi amacıyla 8/4/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1727 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 8/4/2020 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

50.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Şakran Çocuk Cezaevinde bulunan 17 yaşındaki Ali Erdoğan’ın intihar ettiği yönünde iddialar olduğuna ve Ödemiş Cezaevinde bulunan Mehmet Salih Filiz’in mağduriyetine ilişkin açıklaması (x)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – İntihar ettiği iddia edilen, Şakran Çocuk Cezaevinde bulunan 17 yaşındaki Ali Erdoğan -gazetelere de düştü- fakat hasta olan ve mektubunu okuduğum -yani görüşmesini okuduğum- ise Mehmet Salih Filiz, Ödemiş Cezaevinde. Yani bu yaşıyor, Ödemiş Cezaevinde, şu anda ağır hasta; diğeri ise maalesef ölmüş yani intihar ettiği iddiası var.

Teknik bir hata yaptım, kusura bakmayın.

BAŞKAN – Estağfurullah.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından, karşılıksız çek düzenleme cezasının hapis olması nedeniyle yaşanan sorunların tespit edilmesi ve karşılıksız çek suçunun infaz yasa teklifi kapsamına alınmaması nedeniyle ortaya çıkacak eşitsizliklerin incelenmesi amacıyla 8/4/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken bu sabah Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde terör örgütü tarafından şehit edilen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum; terörü lanetliyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün önemli bir gündem maddesi var. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da değişiklik öngören bir kanun teklifinin görüşmelerine devam edilecek. Bu kanun teklifinin kendi içinde birçok eşitsizliği, birçok haksızlığı barındırdığını hepimiz biliyoruz. Örneğin, sosyal medya paylaşımları nedeniyle, köşe yazısı nedeniyle, düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilebilecek birtakım açıklamalar nedeniyle hâlen cezaevinde bulunan ya da haklarında soruşturma yürütülen kişilerin bu yasadan yararlanamıyor olması doğrusu çok büyük bir eşitsizlik. Genel Kurul görüşmelerinde şüphesiz bunlar konuşulacak ancak bunun yanında ben önemli bir haksızlığı, eşitsizliği sizlere ifade etmek için kürsüye geldim.

Konumuz karşılıksız çekler. Önce hukuki çerçeveyi çok kısaca özetlemek istiyorum. 5941 sayılı Çek Yasası’na göre, düzenlenen çekin karşılıksız çıkması hâlinde banka tarafından o çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılır ve hamilinin yargıya başvurması hâlinde de yargı tarafından adli para cezasına hükmolunur. Yine aynı yasaya göre ve atıfta bulunduğu 5275 sayılı Kanun’a göre, bu adli para cezasının süresinde ödenmemesi hâlinde de ceza hapis cezasına dönüşür ve kişi cezaevine girer. Şimdi, bu yasada bu yok.

Önce şunu söyleyeyim: Bu hapis cezasına dönüşme eylemi, dönüşmesi yönündeki yasa hükmü bizim Anayasa’mıza aykırı arkadaşlar. Anayasa’mızın 38’inci maddesine 2001 yılındaki Anayasa değişiklikleri sırasında eklenen sekizinci fıkraya göre “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getirememiş olmaktan dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” Anayasa’nın bu amir hükmü, Türkiye’nin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 4 No.lu Protokol’ün 1’inci maddesi hükmüdür de aynı zamanda. Bu protokolü Türkiye 92 yılında imzalamış, 94 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi bu imza keyfiyetini de bir yasayla onaylamıştır. Esasen 2001 yılındaki Anayasa değişikliği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek bu hükmün iç hukuka taşınmasından ibarettir arkadaşlar. Çekte hapis cezası olmaz.

Bu kürsüden söylemiştim, bir kez daha söylemek istiyorum: Siyasal Bilgiler Fakültesi 1’inci sınıfında borçlar hukuku hocamız Profesör Doktor Safa Reisoğlu -Allah selamet versin- ilk dersinde bize şunu söylemişti: “Çocuklar, borçtan şahıs ile sorumluluk yoktur. Hiç kimse, borcunu ödememiş olmaktan dolayı cezaevine konulamaz.”

2001 yılındaki bu Anayasa hükmü çerçevesinde 2012 yılında 5941 sayılı Çek Yasası değişti ve çekte hapis cezası kaldırıldı. Sayın Erdoğan bunu o zaman büyük bir müjdeyle açıkladı. Ancak, çok uzun sürmedi, 2016 yılının Temmuz ayında kabul edilen bir başka yasayla tekrar eskiye dönüldü, 2012 öncesine dönüldü.

Arkadaşlar, “Karşılıksız çekte hapis cezası istenilen sonucu vermiş mi?” diye rakamlara baktığımızda, ben böyle bir şeyi görmüyorum. Yani hapis cezasının kaldırıldığı dönemde karşılıksız çeklerde bir patlama yok, hapis cezasının olduğu dönemde de karşılıksız çeklerde bir azalma yok. Örnek veriyorum: 2009 yılında 25 milyon adet çek düzenlenmiş -kriz yılıdır 2009 yılı, ekonomi yüzde 4,7 oranında küçülmüştür, yüzde eksi 4,7- bu 25 milyon çekin 1 milyon 756 bini karşılıksız çıkmıştır, bunun sayısal olarak oranı yüzde 6,8’dir; çekte hapis cezası vardır. 2014 yılı, çekte hapis cezası yok; düzenlenen çek sayısı 23 milyon, bunun 673 bini karşılıksız çıkmış, toplama oranı yüzde 2,9. Yıl 2009, çekte hapis cezası var; toplam 16,8 milyon çek düzenlenmiş -ekonomik kriz nedeniyle düzenlenen çek sayısı azalmış- bu çeklerin toplam 542 bini karşılıksız çıkmış, oran yüzde 3,2.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ne zaman kriz var, insanlar çeklerini ödeyememiş arkadaşlar.

Şimdi, denilecek ki: Efendim, biz 25 Mart tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir yasa kabul ettik, yasayı geçirdik, Sayın Cumhurbaşkanının da onaylaması sonucu bu 26 Mart tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre, karşılıksız çek nedeniyle cezaevine girmiş olanların cezalarının infazları durduruldu, hemen tahliyeleri yapıldı ancak bir şart koşuldu: “Üç ay içerisinde çek bedelinin yüzde 10’unu ödeyeceksin, sonra, ikişer aylık dönemler hâlinde, toplam 15 taksitte de kalanı ödeyeceksin.” Bu üç ay içerisinde yüzde 10’luk ödemeyi yapmazsa alacaklının şikâyeti üzerine kişi hapse girecek.

Değerli arkadaşlar, burada birçok ceza affediliyor; hırsızlar, dolandırıcılar, başka suç işleyenler affedilirken bu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım.

Buyurun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, alacaklılar ne alacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın “Alacaklılar ne alacak?” diyor, çok teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim bu soruyu sorduğunuz için; ben esasen o konuya girecektim.

Arkadaşlar, bu adaletsiz. Şimdi, arkada şöyle bir düşünce var: “Ya kardeşim, adam çek kesmiş, muhtemelen bu dolandırıcı.” Peki, dolandırıcılar da affediliyor mu şimdi bu yasayla? Affediliyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Affedilmiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Dolandırıcı… Örnek veriyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Affedilmiyor, infazı erteleniyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Efendim, örnek vereyim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Affedilmiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Zamanım geçiyor, size cevap vermeyeceğim.

Şimdi, bir dolandırıcı Ceza Kanunu’na göre eğer beş yıl hapis cezası almışsa… Nitelikli dolandırıcılıkta bu on yıla kadar çıkabiliyor. Diyelim ki altı yıl hapis cezası aldı, bu yasaya göre, 1/2 oranında infaz süresi kısalıyor, üç yıl; kalan üç yılda, geçici 6’ncı maddeye girdiği için tahliye oluyor. Cezaevinde yatmayacak, belki usulen bir iki gün cezaevine girip çıkacak. Dolandırıcıya yapılan bu işlemi neden bu insanlara yapmıyorsunuz sevgili arkadaşlar?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, çok suistimal ettim. Genel Kurulun da affına sığınıyorum.

Sevgili arkadaşlar, önlemler alınıyor. Ne deniyor? “Evinizden çıkmayın.” İş yerleri kapalı. Bu insanlar üç ay içerisinde çıkıp bu parayı nereden bulacak arkadaşlar, nereden bulacak? Yapmayın. Krediler açılmaya çalışılıyor, vergi borçları erteleniyor, beyannameler erteleniyor, İşsizlik Fonu’ndan kısa çalışma ödeneği miktarı artırılmaya çalışılıyor, işte “Ekonomiye şu kadarlık paket sunuyoruz.” diyorlar. Peki, bu insanlar ne zaman, nerede çalışacak da bu parayı, bu borcu ödeyecekler? Arkadaşlar, yapmayın, bu adaletsiz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Altı ay…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Efendim, yapmayın. “Altı ay” diyor şimdi arkadaşımız, bu bir pazarlık konusu değil. Bir kişi piyasayı 100 milyon lira dolandırıp ortadan kaybolmuşsa, sırra kadem basmışsa affediyorsunuz; çek düzenleyen kişiden bunu esirgiyorsunuz.

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, İYİ PARTİ Grubu adına Samsun Milletvekilimiz Sayın Bedri Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Yaşar.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Diyarbakır’da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yüce Türk milletine de başsağlığı diliyorum ve bunu yapanları şiddetle, nefretle kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde çek konusu Türk Ticaret Kanunu’yla düzenlenmiş, çek bir ödeme aracı hâline gelmiştir. Düzenlenen bu kanuna göre, çekin üzerinde düzenleme tarihi olarak ne yazılı olursa olsun, çek bankaya ibraz edildiğinde ödenmesi gerekmektedir. Fakat daha sonra yapılan düzenlemeyle keşide tarihi ödeme tarihi olarak esas alınmış, buna göre, daha önceki ödemeler, erken ödemeler iptal edilmiştir. Geçen hafta çıkardığımız bir kanunla özellikle bu karşılıksız çek konusunda ciddi sorunlar yaşandı. Biliyoruz ki biz, ticaretin de şekli var, şemaili var, kuralı var, adabı var ama her çekini ödemeyene de dolandırıcı gözüyle bakarsak bir miktar yanlış yapmış oluruz.

İkincisi -tabii, geçtiğimiz hafta bunlar salıverildi- üç ay içerisinde yüzde 10’unu ödemeleri gerekiyor. İçinde bulunduğumuz durum itibarıyla, yaşadığımız günler itibarıyla bunun ödenmesi de çok fazla mümkün görünmüyor.

Ben, bir başka konuya da dikkatinizi çekmek istiyorum. Özellikle son dönemde, ayın 13’ü ile 30 Nisana kadar olan çeklerin ödenmemesi konusunda, corona virüsü kapsamında bir yasa çıkardık. Değerli arkadaşlar, bakın yani “13’ü ile 30 Nisan arasındaki çeklerin ödenmemesi” demenin ekonomide çok ciddi sıkıntılara sebep olacağını bilmek için kâhin olmaya gerek yok. Biliyorsunuz, bu çeklerin çoğu bankalara teminat olarak verildi, bu teminatlar karşılığında da krediler kullanıldı. Bu çekler ödenmediği takdirde bankaların, kime krediyi vermişse krediyi verdiği firmaların muhakkak yakasına yapışacağı konusunda hiç tereddüddünüz olmasın. Dolayısıyla buna muhakkak bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Yani bu dönem içerisinde ödenmeyen çekler 4’üncü ayın 30’undan itibaren nasıl ödenecek? Bunların arkası da yazılamayacak. Her iki taraf da mağdur.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu yasayı çıkarırken, bu kararnameyi çıkarırken muhakkak çok taraflı düşünmemiz gerekiyor, çok taraflı karar vermemiz gerekiyor. Bu işin tarafında devlet yok yani devlet bu çekleri ödemiyor. Karşısında kim var? Alıcı var, satıcı var. Ama devlet olarak siz ortaya bir irade koyduğunuz zaman, o çek ödenmiyorsa, böyle bir iradeyi orta yere koymuşsanız, onun muhatabına da bir çözüm yolu önermeniz lazım. O çeki tahsil edemeyen üreticinin, esnafın, tahsil edemediği çekin karşılığını ödeme mecburiyeti var ticari itibarını korumak açısından.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Yaşar, lütfen.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Diğer bir konu -bugün Ankara’daki milletvekillerimiz de muhakkak aranmıştır- otomotivcilerin bir talebi var, diyorlar ki: “Biz, 5607 sayılı Kanun’un geçici 10 ve 11’inci maddeleri kapsamında ceza davalarına konu olan 20 bine yakın araçla ilgili olarak ödenmesi gereken ÖTV matrahının yüzde 25’ine tekabül eden kısmını ilgili gümrük saymanlık müdürlüklerine yatırdık. Gümrük kaçakçılığına konu olduğu iddia edilen araçlar kanundan faydalanmış ve sahiplerine iade edilerek trafik sicili üzerine konulan tedbirler kaldırılmıştır. Yargılamalara konu araçların ithali esnasında meydana geldiği iddia olunan kamu zararı fazlasıyla karşılanmıştır. Bu duruma rağmen yargılamalar devam etmekte olup ithalatçı firmalar ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.” Diyorlar ki: “Biz yükümlülüğümüzü yerine getirdik ama ceza davaları devam ediyor.”

Bu çıkan yasaya -iktidar-muhalefet hepimizi arıyorlar, bu önemli bir konu- bunu da ilave edersek bu mağduriyetler de ortadan kalkmış olur diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Tiryaki.

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Karşılıksız çek keşide edenlerin hapis cezasıyla karşı karşıya bırakılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen araştırma komisyonu kurulması önergesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, karşılıksız çek düzenlemek adli bir suç olmaktan çıkarıldı ancak ve hâlâ karşılıksız çek keşide edenler hapis cezasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa bu durum hem –hatipler de söyledi- Anayasa’nın 38’inci maddesine hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 4’üncü Protokolü’nün 1’inci maddesine açıkça aykırı. Neden? Bir kimse yalnızca sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getiremediği için hapis cezasıyla cezalandırılamaz. Neden? Çünkü bu bir toplumsal sözleşmenin parçası olarak görülmüyor ve bu yüzden, karşılıksız çek keşide ettiği için bir kimsenin hapis cezasıyla cezalandırılması temel insan haklarına aykırı olarak görülüyor.

Peki, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne hem de Anayasa’ya aykırı olduğu hâlde karşılıksız çek keşide edenler nasıl hapis cezasıyla cezalandırılıyor? Kanuna ve Anayasa’ya karşı -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı- hile yapılarak. Karşılıksız çek keşide etmenin hapis cezası yok, ne var? Adli para cezası var. Adli para cezasını ödemezseniz ne var? Hapis cezası var. Karşılıksız çek keşide ettiniz dolayısıyla borcu ödemediniz, hapis cezası yok; adli para cezasını ödemediniz, hapis cezası var. Peki, bu adli para cezası tahsil edildiğinde alacaklıya mı veriliyor? Hayır. Kime veriliyor? Hazineye gelir kaydediliyor. Bu ne demek? Tam, dün görüşmeye başladığımız infaz yasasıyla aynı mantık. Kişilere karşı işlenen suçlar konusunda çok cömert bu Hükûmet ama devlete karşı işlenen suçlar konusunda çok ketum. Yani bir kimse borcunu ödemediği için hapis cezasıyla cezalandırılmıyor ama ondan dolayı adli para cezasını ödemediği için hapis cezasıyla cezalandırılıyor. İnfaz yasasına da hâkim olan ruh bu.

Şimdi, infaz yasası teklifinizde üç başlığın daha yer alacağı söyleniyordu, bu basından aldığımız bilgiler. Adalet Bakanlığının yaptığı hazırlıklarda, Cumhurbaşkanlığına yaptığı sunumlarda üç konu daha yer alacaktı: Deniliyordu ki bir tanesi: “Karşılıksız çek keşide etmeye hapis cezası kaldırılacak.” Yani bunu ortadan kaldıracaktınız. İkincisi: Çocuk yaşta evliliklere ilişkin düzenleme yapacaktınız. Aradaki yaş farkı 5’ten azsa ve 20 yaşın altındaysa bunu kısmen düzenlemeye sokuyorsunuz. Ve son olarak: Nafakayla ilgili bir düzenleme yapmayı planlıyordunuz. Özellikle kadınların yaşına, ekonomik durumuna göre bu nafakayı belirli bir süreyle sınırlandırmayı düşünüyordunuz. Şimdi, iyi ki kadın örgütleri var, iyi ki güçlü kadın örgütleri var, iyi ki ses çıkardılar; bunu infaz yasasına koymadınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Ama bu karşılıksız çek keşide edenleri hâlâ hapis cezasıyla cezalandırmak istemenizi anlayamıyoruz çünkü bütün dünya artık ekonomik suçların hapis cezasıyla cezalandırılmaması gerektiğini tartışıyor. Bütünü için değil; rüşvet de parasal ceza olarak, ekonomik suç olarak görülebilir, irtikâp da görülebilir fakat orada toplumsal bir zarar olduğu için hâlâ bu kapsamda olduğunu düşünenler var ama karşılıksız çek keşide ettiği için bir kimsenin hapis cezasıyla cezalandırılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Şimdi, bu önergeyi büyük olasılıkla Adalet ve Kalkınma Partisi ile MHP, karşı oylarıyla reddedecekler ama önümüzde bu komisyonun kurulmasından daha önemli şöyle bir fırsat var: İnfaz kanunu teklifini dünden itibaren görüşmeye başladık, konulacak, eklenecek bir maddeyle bunu hapis cezası olmaktan çıkarabiliriz diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Abdullah Güler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Güler.

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Çok Saygıdeğer Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, 25/3/2020 tarihli 7226 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme arasında doğan eşitsizliklerin incelenmesi ve çekleri karşılıksız çıkan kişilere verilen hapis cezasının devam etmesi hâlinde ortaya çıkan sorunların ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Melis araştırması açılmasına dair grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında, bugün Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde PKK terör örgütünün alçakça saldırısı sonrası şehit olan 5 vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum ve geride kalanlara da sabır diliyorum.

Ayrıca, bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü, bu vesileyle de tüm Roman kardeşlerimizin bu özel gününü de tebrik ediyorum.

Çok değerli milletvekilleri, bu öneriyi incelediğimizde Türk Ticaret Kanunu’nun çok yerleşik kambiyo evrakı olarak çekin bir ödeme aracı olması, güçlü bir tedavül kabiliyetinin bulunması ve ticari hayatımızın da çok önemli bir merkezine oturması nedeniyle çeke karşı olan güvenin artırılması gerekli kılınmış ve bu vesileyle de geçmişte, 19/3/1985 tarihinde mevzuatımızda ilk defa karşılıksız çek düzenleme suçunu cezalandıran bir özel hüküm konulmuştur. Bu tarihten önce çekle ilgili herhangi bir düzenleme yoktu ve genel olarak da Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçu kapsamı içerisinde değerlendiriliyordu. Daha sonra, 19/3/1985 tarihinde 3167 sayılı bu düzenlemeden sonra ikinci düzenlememiz 14/1/1993 tarihinde 3863 sayılı Kanun’la yapılmış, daha sonraki bir düzenleme 26/2/2003 tarihinde 4814 sayılı Kanun’la getirilmiş, daha sonra 14/12/2009 tarihinde 5941 sayılı Çek Kanunu düzenlenmiş, daha sonra ise 31 Ocak 2012 tarihinde 6273 sayılı Çek Kanunu’yla ilgili düzenleme yapılmış, daha sonra 15/7/2016 tarihinde de 6728 sayılı düzenlemeyle bu çekle ilgili değerlendirmeler ticari hayatımıza girmiştir ve en son da 25/3/2020 tarihinde yapmış olduğumuz 7726 sayılı Kanun’la da farklı bir düzenlemeyi Türk Ticaret Kanunu kapsamı içerisinde hayatımıza geçirmiş oluyoruz.

Biraz önceki hatiplerimiz belirttiler; bu çekle ilgili yapılan mevcut düzenlemelerin sonucunda, özellikle 5941 sayılı Kanun’da çeke verilen adli para cezasının mevcut fail tarafından ödenmemesi hâlinde adli para cezası ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH GÜLER (Devamla) – Bir dakika daha alıp tamamlasam…

BAŞKAN – Buyurun.

ABDULLAH GÜLER (Devamla) - …beher günü, ilgili mevzuatta açıklandığı üzere hapis cezasıyla sonuçlandırılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, keşke bu kıymetli değerlendirmelerinizi, bu önerilerinizi, bu katkılarınızı madde ihdası olarak bizim 25/3/2020 tarihinde yapmış olduğumuz kanuni düzenlemede sağlasaydınız. Diyor ki değerli arkadaşlarımız: “Efendim, şu anda, bu üç ay içerisinde, bu arkadaşlarımız bu yüzde 10’luk ödemeyi alacaklıya nasıl ödeyecek? Ödemediği takdirde, alacaklı tekrar şikâyet edildiğinde bu durumda ne yapacağız?” Keşke bu değerli katkılarınızı bu madde ihdasında sağlasaydınız. Bizim ilk önerimiz altı aylık bir öneriydi ve daha sonraki dönemler içerisinde taksitler hâlinde ödenmesiydi ama maalesef, siz değerli arkadaşlarımızın bu konuda hiçbir katkısını göremedik. Ama şimdi, bu öneriyle beraber farklı bir düzenlemenin hayata geçirilmesini teklif ediyorsunuz ve biliyorsunuz ki -değerli hatipler belirtti- geçmişten bugüne çekin bir kambiyo evrakı olarak Türk Ticaret Kanunu kapsamı içerisinde güçlü, güvenilir, itibarlı ve ticari hayatımızın herhangi bir şekilde aksamaya yer vermeksizin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH GÜLER (Devamla) – Peki, ben bu kadar yeterli görüyorum.

Çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz bir katkı sağlayayım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

51.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin CHP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasında konuyu bütün boyutlarıyla ortaya koyduğuna ve hem bir özel mağduriyet durumu hem de bir Anayasa ihlalinin var olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, biraz önce Sayın Akif Hamzaçebi konuyu bütün boyutlarıyla ortaya koydu, zaten hepsi de grubumuzun görüşlerini yansıtıyor.

Hem bir özel mağduriyet durumu var hem de bir Anayasa ihlali var dolaylı olarak. Ecza kooperatiflerimiz var, bunların 7 tane yöneticisi var, hepimiz adına görev yapıyorlar. Herkesin böyle görevleri olmuştur. Sonra, ilaç sanayisi, kooperatiflerden şahıs çeki almadan ilaç vermiyor. Öyle olunca, bu çekleri, hepimizin, 5 bin üye adına imzalayan arkadaşlar, örneğin EDAK Ecza Kooperatifi battı diye, şu anda ödeyemeyecekleri miktarda parayla ve hapis cezasıyla karşı karşıyalar. Oysa böyle bir tedbir bütün eczacıları kooperatiflerden uzaklaştırıyor çünkü battığında çek cezası ve hapis cezası geliyor. Anayasa’nın 171’inci maddesi kooperatifçiliğin özendirilmesini, güçlendirilmesini ödevlerken, bu yüzden hem Çek Kanunu’ndaki bu hapis cezası…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir cümleyle tamamlayayım efendim.

BAŞKAN – Lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …Sayın Hamzaçebi’nin söylediği eşitsizlikler, adaletsizlikler hem de ecza kooperatiflerinin yöneticilerinin bu konuda uğradıkları mağduriyetler ve hiç hak etmedikleri hâlde, hepimiz mal alabilelim diye zorla bir çeke imza attıkları için, işler kötü gittiğinde hapse düşmesi olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bunu ekleyerek katkıda bulunmak istedim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki.

Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından, karşılıksız çek düzenleme cezasının hapis olması nedeniyle yaşanan sorunların tespit edilmesi ve karşılıksız çek suçunun infaz yasa teklifi kapsamına alınmaması nedeniyle ortaya çıkacak eşitsizliklerin incelenmesi amacıyla 8/4/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 8 Nisan 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Sezal, bir söz talebiniz vardı.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

52.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Cihat Sezal’ın, 5 Nisan Kahramanmaraş’a İstiklal Madalyası verilişinin 95’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

5 Nisan 1925 yılında, Kahramanmaraş’a kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın ardından, Millî Mücadele’ye katkısından dolayı Kahramanmaraş’tan bu mücadeleye katılanların listesi istenir. Şehrin ileri gelenleri bir araya gelerek durum değerlendirmesi yapar ve Ankara’ya “Kahramanmaraş’ta Millî Mücadele’ye katılmayan tek fert yoktur.” cevabı verilir. Bunun üzerine, 5 Nisan 1925 tarihinde toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal’in de onayıyla madalyanın tüm şehir halkına verilmesini kararlaştırır. Millî Mücadele’nin ilk kurşununu atan Sütçü İmam’dan Rıdvan Hoca’ya, Senem Ayşe’den Abdal Halil Ağa’ya; canını vatanı ve bayrağı için ortaya koyan tüm ecdadımızı bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şahin, sizin de bir söz talebiniz vardı.

Buyurun.

53.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, Tarım ve Orman Bakanı tarafından 21 ile stratejik ürünler için yüzde 75 tohum desteği yapılacağının açıklandığına, tarımsal üretimde önemli yer tutan Balıkesir ilinin de hibe programına dâhil edilmesini Balıkesirli üreticiler adına talep ettiğine ilişkin açıklaması

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tarım ve Orman Bakanlığı ekilebilir tüm arazileri üretime kazandırmak için Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi’ni açıklamıştır. Bu programla hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkiler gibi stratejik ürünlerde rekolte artışı sağlanması, aynı zamanda üreticimizin bu dönemde üretime yönlendirilmesi hedeflenmekte olup uygulamayla, belirlenen 21 ilde üreticimize tohum bedelinin yüzde 75’i hibe verilecektir. Bu kapsamda hibe verilecek 21 il içinde, bir tarımsal üretim ili olan Balıkesir’in olmaması üzüntü vericidir. Ülkemizin tarımsal üretiminde önemli bir yer tutan Balıkesir’in de bu hibe programına dâhil edilmesini Balıkesirli üreticiler adına talep ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Taşdemir, buyurun.

54.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, salgın nedeniyle insanların eve kapanmak zorunda kaldığı bir süreçte kadına yönelik şiddet vakalarının artış gösterdiğine, HSK’nin aldığı şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılmasını zorlaştıran ve şiddeti teşvik eden kararının iptal edilmesi, İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı Yasa’nın etkin biçimde uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Teşekkür ederim Başkan.

Mücadelemiz sonucu, kadınları şiddetten korumaya dönük İstanbul Sözleşmesi imzalanmış ve 6284 sayılı Yasa çıkarılmıştır. Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi, gerçek anlamıyla asla uygulanmamıştır. Yine, 6284 sayılı Kanun’un çıkarılmasının üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen etkin şekilde uygulanmamış ve kadına yönelik şiddet artarak devam etmiştir.

Salgından dolayı insanların eve kapanmak zorunda kaldığı bu süreçte kadına yönelik şiddet vakaları artış göstermektedir. Biz “Kadına yönelik şiddet artıyor, Hükûmet bir an önce İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı Yasa’yı etkin uygulasın, ekstra önlemler alsın.” diye ısrar ederken HSK, şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılmasını zorlaştıran, 6284 sayılı Yasa’nın altını boşaltan ve şiddeti teşvik eden bir karar çıkardı. Bu karar, her şeyden önce salgın bahane edilerek kadın katliamlarına göz yumulmasıdır. HSK’nin aldığı bu kararın acilen iptal edilmesi ve İstanbul Sözleşmesi’yle birlikte 6284 sayılı Yasa’nın etkin biçimde uygulanması gerekmektedir. Kadınların hayatı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erim…

55.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, Aydın ili Özel Liva Hastanesinin tadilat yapılabilmesi için geçici olarak kapatıldığına, çiçek üreticilerinin pandemi nedeniyle yaşadığı kaygılara yönelik Tarım ve Orman Bakanının gerekli çalışmaları başlattığına ilişkin açıklaması

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Aydın’da Özel Liva Hastanesi resen kapatılmamıştır, hastane ortaklarının talebi üzerine tadilat yapılması için geçici olarak kapatılmıştır. Aydın Sağlık Müdürlüğü coronavirüs salgını nedeniyle ihtiyaç duyarsa kullanabilecektir. Sayın Süleyman Bülbül Vekilimizin sözlerine istinaden bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur.

Ayrıca, Aydın’da çiçek sezonu başladığı için üreticinin pandemi nedeniyle kaygıları var çünkü ihracatta bir azalma gözleniyor. Az önce Tarım Bakanımızla görüştüm, gerekli, ilgili çalışmalara başladıklarının, bu konuda iyi, olumlu yol alınacağının bilgisini aldım. İnşallah, en az zararla, kısa zamanda atlatırız bu pandemiyi.

Hepinizi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Pekgözegü? Yok.

Sayın İmir…

56.- Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in, “Evde kal.” politikasıyla görünmeyen kadın emeğinin katbekat arttığına, salgın sebebiyle ülkede artacağı kaçınılmaz olan kadına karşı şiddete yönelik herhangi bir önlemin alınıp alınmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

NURAN İMİR (Şırnak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu corona günlerinde önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum ben de. “Evde kal.” politikasıyla görünmeyen kadın emeği katbekat artmıştır. Evde kalan erkek, hem kadının iş yükünü artırmakta hem de şiddete elverişli bir ortam yaratmaktadır. Her gün onlarca kadına şiddet vakasının yaşandığı ülkemizde salgın sebebiyle şiddetin artacağı kaçınılmazdır. “Evde kal.” politikası kapsamında kadına karşı işlenen bu şiddete yönelik herhangi bir önlem alınacak mı veya buna yönelik bir çalışmanız var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Eksik…

57.- Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in, görevden alınarak yerine kayyum atanan Iğdır ili Halfeli Belediye Eş Başkanı Hasan Safa’nın hukuksuz şekilde gözaltına alınarak tutuklanması olayını kınadıklarına ilişkin açıklaması

HABİP EKSİK (Iğdır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Iğdır’ın Halfeli beldesi Belediye Eş Başkanımız Hasan Safa’nın yerine, coronavirüsün bir pandemiye dönüştüğü ve toplumun sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği bu dönemde AKP iktidarı tarafından absürt bir gerekçeyle kayyum atanmış, Belediye Meclisi feshedilmiş, sömürgeci iktidar anlayışı hukuksuz bir şekilde Halfeli halkının iradesini çalmış, gasbetmiştir. Eş Başkanımız Hasan Safa kayyum atanmadan önce coronavirüs nedeniyle bir konu hakkında Valiliğe davet edilmiş, Valilikçe yerine kayyum atandığı söylenmiş ve halkı yatıştırması için bir açıklama yapması istenmiş, bu açıklamayı yapmayı reddeden Hasan Safa Valilik çıkışında hukuksuz bir şekilde maalesef, gözaltına alınmış ve dört gün sonra da tutuklanmıştır. AKP’nin bu uygulamasını Iğdır halkı adına kınıyoruz ve halkın iradesini çalan, hukuksuzluğu meşru gören bu uygulamayı da kabul etmiyoruz, reddediyoruz, kınıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Çelik…

58.- Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in, Mardin ilinin tohumun yüzde 75’inin hibe edileceği destek programının dışında tutularak Mezopotamya ovasında tarımın öldürülmeye çalışıldığına, Mardinli çiftçilerin sorunlarının çözümü için adım atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

TUMA ÇELİK (Mardin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Salgına karşı mücadele devam ederken Hükûmetin açıkladığı ekonomik paket sadece kendi yandaş sermayesini kurtarmayı amaçlıyor. Dolayısıyla işçiler, çiftçiler yine zor durumda. Bütün ülke ve Mardin’deki çiftçiler ayakta durmakta zorlanırken Tarım ve Orman Bakanlığı tohumun yüzde 75’ini hibe edeceği destek programını açıklamış ancak Mardin bu illerin dışında tutulmuştur. Bu şekilde, zengin bir tarım bölgesi olan Mezopotamya Ovası’nda tarım öldürülmeye çalışılmaktadır hem de çok ciddi bir salgınla karşı karşıya olduğumuz bir dönemde.

Bu arada, hatırlatmakta fayda var, Mardin’deki çiftçilerin diğer desteklerine de Dicle Elektrik Anonim Şirketi tarafından el konulmuştur. Salgınla ilgili tedbirler de dikkate alındığında, Mardin’deki çiftçilerin ve ailelerinin bu şartlar altında salgından korunması, temel ihtiyaçlarını karşılaması ve üretime devam etmesi mümkün değildir. Bu nedenle Bakanlığa çağrıda bulunuyoruz: Mardin’deki çiftçilerin sorunlarının çözümü için adım atılmalı ve Mardin ili tarımsal destek kapsamına alınmalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Coşkun…

59.- Muş Milletvekili Şevin Coşkun’un, Afyonkarahisar ve Bayburt Cezaevlerinde coronavirüs salgınına dair herhangi bir tedbirin alınmadığı bilgisine ulaşıldığına, konuyla ilgili önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

ŞEVİN COŞKUN (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Tarafıma ulaşan bilgiye göre, Afyonkarahisar ve Bayburt Cezaevlerinde coronavirüs salgınına dair herhangi bir tedbir alınmamıştır. Afyonkarahisar Cezaevinde en az 10 gardiyanın birlikte koğuşlara girerek ayakta sayımı dayattığı ve uygulamayı kabul etmeyen tutukluların yerlerde sürüklendiği ve tartaklandığı söylenmekte. Virüse karşı gerekli temizlik malzemelerinin verilmediği ve tutukluların limonla virüse karşı kendini korumaya çalıştığı belirtildi. Bayburt Cezaevinde de infaz koruma memurlarının her vardiyada maske ve eldiven takmadığı yönünde benzer sorunlar var. Ayrıca, cezaevlerindeki tutuklulara yatırılan paranın geç verildiği ve yine, kantinde temizlik malzemelerinin fahiş fiyata satıldığı bildirildi. Konuyla ilgili acil önlem alınması ve bizlerle de paylaşılması elzemdir.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Demir…

60.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, coronavirüsle mücadelede bilgi ve iletişim teknolojileriyle birlikte özel bir yazılım kullanarak proaktif bir yöntem izleyen Sağlık Bakanlığına ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiklerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sağlık Bakanlığımız corona virüsüyle mücadelede bilgi ve iletişim teknolojileriyle birlikte özel bir yazılım kullanarak proaktif bir yöntem izlemektedir. Coronavirüs teşhisi konulan kişilerin temas ettiği kişiler ve onların temaslı olduğu kişiler belirlenmekte ve kendilerine ulaşılmaktadır.

Cumhurbaşkanlığımızın öncülüğünde başlatılan sağlıkta dönüşümle hizmete giren aile hekimliği aracılığıyla oluşturulmuş sağlık kayıtları incelenerek corona virüsün seyrini ağırlaştıracak ikincil ve üçüncül hastalıklara sahip olan vatandaşlarımıza ulaşılmakta ve önleyici ilaç tedavisi desteklenmektedir. Muhtemel hastalığın seyrinin bu şekilde ağırlaşması engellenmektedir.

Sağlık Bakanlığımıza ve tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.48

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile 57 Milletvekilinin Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile 57 Milletvekilinin Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2762) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 207) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Değerli milletvekilleri, dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 207 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına yapılacak konuşmada kalınmıştı.

Şimdi söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Siirt Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş’a aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika Sayın Beştaş.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, yıllardır toplumda büyük bir umutla beklenen ve kuşkusuz gerçekten üzerinde ciddi değişiklikler yapılmasını dayatan infaz yasasını belki de dünyada eşi görülmedik bir şekilde, son derece olağanüstü koşullarda görüşüyoruz.

Şu anda TBMM TV’de “Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.” diye bir alt yazı geçiyor. Kamuoyuna bilgi vermek istiyorum: Hayır, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmadı. Biz 3’üncü grup olarak tümü üzerindeki görüşlerimizi şimdi paylaşıyoruz.

Ayrıca, cezaevlerinde tutulan mahpusların tümünü, özellikle milletvekili, belediye eş başkanları ve düşüncelerinden dolayı, sadece düşüncelerinden dolayı içeride tutulan, rehin olanları saygıyla sevgiyle selamlamak istiyorum. Burada söyleyeceklerimizi sizi endişelendirmek için söylemiyoruz, sizin hayatınızı korumak için ifade ediyoruz, bunu da anlayışla karşılayacağınızı umut ediyoruz.

Evet, Covid-19 salgını maalesef dünyanın dört bir yanında can almaya ve hızla yayılmaya devam ediyor ve bu salgının her yeri kasıp kavuracağı da aralık ayından belliydi. Tüm dünya önlem alırken Türkiye’de “Bu virüsten nasıl fayda sağlarız.”ın hesapları yapıldı çünkü burada yani iktidarın fıtratında insan hayatının bir değeri yok.

Geçen hafta da Genel Kurulda göstermiştim, bir daha işin önemine binaen gösteriyorum, şubat ayında yandaş medyanın başını çektiği Sabah gazetesinin manşeti: “Dünyayı vuran virüs Türkiye’ye yarıyor.” Türkiye’ye yaradığını iddia ediyorlardı. Yine, Sanayi Bakanı Varank’ın “Siparişler Türkiye’ye gelecek.” diye çokça manşet var elimizde. Bu tablo varken “Türkiye nasıl faydalanırız?”ın hesabını yapıyordu. Ve ayrıca tabii ki Türkiye “Suriye’de nasıl pay sahibi olurum?” hesaplarıyla enerjisinin tümünü savaşa yoğunlaştırıyordu. Sınırda hareketlilik devam ederken tek bir önlem almak bir yana, göçmenler sınırlara yönlendiriliyor, diğer tarafta IŞİD’liler cirit atıyordu. Bizler burada bangır bangır ekonomik gidişatın ne denli canlar yaktığını dile getirirken, krizden, yoksulluk intiharlarından söz ederken iktidar kendi bekasının devamı uğruna savaş propagandası yapıyor, elinde olan son ekonomik imkânları da S-400’lere, bilumum silahlara yatırıyordu. Şayet o dönem belki ekonomi bir nebze düzgün idare edilebilseydi ne sağlık sistemi bu denli sorun yaşardı ne de işinden gücünden olan insanlar açlığın, yoksulluğun pençesine bu kadar kolay düşerdi. Şimdi ise dünyayı mahveden ölümcül bir virüsten medet umarcasına bu krize tutundular. Utanmasalar “Hedef Covid-23” diyecek kadar da pervasızlar.

Ve kuşkusuz, insanlık tarihi boyunca canlar alan pek çok salgın hastalık dönemleri yaşandı. “Tarih tekerrürden ibarettir.” diye bir söz vardır. Kuşkusuz, bu boş bir söz değildir; tarih tekerrür eder, bu nedenle tarihi iyi bilmek ve tarihten dersler çıkararak önlemler almak elzemdir. Fakat Türkiye’de tarih yalnızca hamasi söylemlerin bir öznesi olarak hatırlanmakta ve bu hamasi söylemlerin altını dolduracak kadarıyla bilinmektedir.

Bakınız, sene 1918, Osmanlı Mebusan Meclisinde Ahmet Rıza Bey diyor ki: “Memleketimizde tifüsün az görülmesinde iki sebep vardır. Bu sebeplerden biri, kendilerinin itiraf ettikleri veçhile, doktorların tifüs salgınını gizlemeleridir. Niye? Çünkü hastaneler yeterli değil ve hastaneye gitmek demek ölümle eş değer.” Demek ki tarihten dersler çıkarmak “Diriliş: Ertuğrul” demek değil, geçmişte salgın hastalıklar nelere sebep olmuş, can kayıpları yaşanmasın diye neler yapmak gerekiyor diye düşünmekmiş. Demek ki 1918’lerde de salgınlar gizleniyormuş, şimdi de başka nedenlerle, sırf iktidar ayakta kalsın diye toplumdan hakkı olan şeffaflık gizleniyor.

Önümüzde, AKP’nin gündeminde aslında son günlere kadar da bir pandemi yoktu maalesef. Gündemde hâlâ rant, hâlâ beka, hâl⠓Hedef 2023” dedikleri otoriter rejim hayalleri var. AKP’nin gündeminde pandemi olsaydı şayet, halka sundukları tek şey IBAN ve infaz olmazdı. Her şeyi çok iyi bildiğinizi sanıyorsunuz, oysa çok az şey biliyorsunuz. Birçok konuda olduğu gibi son pandemide de görüldüğü üzere plansız, programsız ve az bilgili olduğunuz, muhalefetin kuyruğuna takılarak bu süreci yönetmeye çalıştığınız ortaya çıktı. Sağlık emekçilerinin alkışlanmasını kalemşor köşe yazarlarınız “nifak” olarak tanımlayıp muhalefet hamlesi olarak gördüler ancak Cumhurbaşkanı sarayın balkonundan alkışlamak zorunda kalınca geri adım atmak zorunda kaldılar. Dışarıda yardım kampanyaları başlayınca “Ne gerek var? Bizim her şeyimiz var ve ihtiyaç yok.” diye yaklaşıldı. Daha sonra “Yapılacaksa siyasi iktidar dışı kurumlar değil, biz yaparız.” diye bağışı zorunlu hâle dönüştürerek insanlardaki yardım ve dayanışma duygusunu öldürmeye hizmet ettiniz. Bilim çevreleri, sivil toplum örgütleri, toplumsal muhalefet yani sizin dışınızdaki herkes sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin salgının kontrol altına alınmasına hizmet edeceğini söylediği hâlde önce kökten reddettiniz, şimdi de ülkenin nüfusunun yüzde 80’ini oluşturan 31 ilde şehir karantinaları ilan etmek zorunda kaldınız.

Nefesim kesiliyor, özür diliyorum, böyle konuşmak çok zor benim için.

Ücretsiz maske dağıtımı konusunda “Çok gerekli değil.” dediniz. Daha sonra kabul ederek önce paralı olmasını, daha sonra toplumsal beklenti ve muhalefet artınca, ücretsiz dağıtmayı kabul etmek zorunda kaldınız. Her şeyi çok iyi bildiğini sanan oysa çok az bildiğini gösteren örnekleri şüphesiz çoğaltabiliriz. Bu infaz yasasındaki siyaset ve adalet körlüğü de bunlardan biridir. Aldığınız kararların size siyasi ve ekonomik rant sağlaması dışında hiçbir şey bilmiyor ve düşünmüyorsunuz. Oysa ülkenin ve halkımızın gündemi, sizin ruhunu ranta teslim etmiş gündeminden çok farklı seyrediyor. Ağızlarından çıkan tek şey IBAN numarası ve görüşmelerine başlanan bu infaz paketi oldu. IBAN çıktı çünkü devletin kasasında tek bir kuruş dahi kalmamıştı.

Şunu da söylemek istiyorum: Bu paket yeni hazırlanmadı. Dün altı yedi ay dendi ama yıllar önce hazırlandığını biliyoruz. 11 temel kanunda değişiklik yapan bu paketin çok önceden hazırlandığı bir sır değil. Sadece “Bunu ne zaman getiririz?”in fırsatı kollanıyordu, uygun zaman bekleniyordu ve maalesef, pandeminin can aldığı, insanların canı derdine düştüğü, herkesin evde kalmak zorunda olduğu, sokakların zaruretten boşaldığı, toplumsal muhalefetin sosyal mesafe kuralları nedeniyle bir araya gelemeyeceği can alıcı bir dönemde, can alıcı bir infaz yasası Meclis gündemine getirildi. İktidarın fırsatçı “vurkaç” taktiğiyle ülke yönettiği, burada da gün yüzüne çıkmış oldu.

Bu tabloyu 15 Temmuzdan da gayet iyi biliyoruz. Fırsat bilinerek, Allah’ın lütfu kabul edilerek OHAL ilan edildi, KHK’lerle ülke yönetildi. Binlerce muhalif, milletvekilleri tutuklandı, belediyelere kayyum atandı, insanlar ihraç edildi. Şimdi de OHAL’e gerek duymazken, herkes can derdindeyken, tüm dünya Covid-19’a kilitlenmişken yine kayyumlar atanıyor, yine insanlar cezaevine atılıyor, yine daha fazla insan cezaevine girsin diye bu infaz rejimi hazırlanıyor. Şimdi, buna ilişkin dünyanın içinde bulunduğu bu olağanüstü şartlardan yararlanarak rejimin daha bir otoriterleşmeye dönüştürülmesi çabasından başka hiçbir şey değildir.

Cinsel suçlar, uyuşturucu, rüşvet, irtikâp, kaçakçılık ve benzeri suçlardan cezaevlerinin boşaltılması, tahliye edilmesi ve muhaliflerin cezaevine doldurulması temel amaç olarak önümüzde duruyor. Şimdi, tutuklu ve hükümlü ayrımının yapılmaması kanun teklifinin en ayrımcı, ayırt edici özelliğidir. Her şeyden önce burada tutuklulara ilişkin hiçbir düzenleme yok. Oysaki tutukluların tahliye edilmelerinin önünde CMK açısından hiçbir engel yoktur. Biz sunmuş olduğumuz öneri paketinde de Ceza Muhakemeleri Kanunu 100’üncü maddeye, salgın dönemlerinde, afet dönemlerinde, sağlık koşulları sebebiyle bir fıkranın eklenebileceğini ifade etmiştik. Ama hâlihazırda “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” düzenlemesi Anayasa’nın 38’inci maddesinde duruyor. Yani, tutuklular Anayasa’ya göre hüküm kesinleşinceye kadar suçsuzdur ve tutuksuz yargılama kural, tutuklu yargılama ise istisnadır. Bu teklifte tutuklular görülmemiş ve şu anda on binlerce tutuklu, hüküm almamış tutuklu Covid-19 salgınında her an yaşamlarını yitirebilirler. Ben halkın ve Meclisin bu konuya da dikkatini özellikle çekmek istiyorum. Gerçek suçlular ile siyasi suçlular arasında derin bir ayrımcılık yapılmıştır ve daha vahimi “terör suçları” diye ifade ettikleri, kapsam dışında tutulmuştur ve Anayasa ihlal edilmiştir. 3 ayrı infaz rejimi düzenlenmiştir: 1/2, 2/3, 3/4. Siyasilere dörtte 3’lük bir infaz uygulaması getirilmiştir, bu da aslında niyetin ne olduğunu açıkça ele vermektedir.

Şimdi, şunu da ifade etmek istiyorum: Çok önemli bir düzenleme var, bu teklifte boşalt-doldur taktiği yasaya yedirilmiştir. 90 bin diye ifade ettikleri hükümlü tahliye olacak, onun yerine muhalifler, AKP’li olmayanlar, AKP’ye biat etmeyenler doldurulacak. Öyle bir düzenleme getirilmiş ki yüzde 40 oranında ceza infaz kurumunda kalınması şartı getirilmiştir. İlk görüşmede de söylemiştik, 1/2'sinin 1/5’inin denetimli serbestlikle geçirildikten sonra yüzde 40’ının yatırılması kamu vicdanını tatmin edecekmiş. Burada tatmin olan kamu vicdanı değil, tatmin olan AKP’nin kendi muhaliflerini daha fazla yatırmasıdır. Ne yapacak? Uyuşturucu sanığını çıkaracak, tecavüzcüyü izinli sayacak, cinsel saldırı suçlusunu izinli sayacak; Cumhurbaşkanına hakaret edeni, suç ve suçluyu öveni, “propaganda yaptım” diyeni cezaevinde -aslında hiç yatmaması gerekirken- altı yedi ay, bir yıl yatırmanın yolunu burada düzenlemişler.

220’nci maddede ceza artırıyorlar. 11 kanundan bir tanesinin ve 220’nci maddenin altı ve yedinci fıkralarının özellikle düşünce ve ifade hürriyetini doğrudan ilgilendirdiğini ve etkilediğini biliyorum.

Şimdi, infaz hâkimliğinin yetkileri artırılmış ve tabii ki burada biat koşulları değerlendirilerek bazı mahkûmların cezasını çektiği hâlde yine de cezaevinde kalmalarının yolları çok ustalıkla, çok sinsice düzenlenmiştir. Nasıl? İyi hâl değerlendirme kıstasları arasına kişinin cezaevi dışındaki tutumu da eklenmiş. Bu ne demek biliyor musunuz? Bir hasta mahpus gidiyor, doktora diyor ki: “Ben kelepçeli muayene olmak istemiyorum.” Bu, ihlal sayılacak, infazı yakılacak, disiplin cezası alacak ve bu yolla daha fazla ceza çektirilecek. Ayrıca, infaz koruma memurları ya da güvenlik personelinin tutacağı tutanaklarla disiplin cezaları hayli artacaktır.

Çok vahim bir düzenleme daha var. Aile bireyleri farklı cezaevlerinde ise iç görüşme dediğimiz bir görüşme yapabiliyorlardı bir veya üç aylık şey getirilmiş burada, haberleşme ve iletişim cezası verilmesi. Bu ne oluyor? Haftada bir görüşen ailelerin haberleşme hakkını da tamamen ortadan kaldırıyor.

Şimdi, modern ceza infaz sistemlerinde -dünyanın her yerinde böyledir- çağ dışı hücre cezasının kaldırılması tartışılıyor ve infaz asla ayrım yapmaz. İnfaz kanununun, infaz adaletinin temel ilkesi ırk, dil, din, cinsiyet, siyasal düşünce ayırmadan herkesin aynı infaz koşullarına sahip olmasıdır çünkü hedef insandır. Hedef biat ettirmek ya da işkence yapmak değildir ama burada, mesela şu anda İmdat Bingöl tek başına Beşikdüzü Cezaevinde, -iyi biliyorum- Trabzon’da hücrede tutuluyor ve üç haftadır açlık grevinde. Onun gibi yüzlerce hükümlü olduğunu biliyorum.

Belirli suçlar açısından 1/2 indirim koşulları getirilmiş ve şöyle bir şey, bu Parlamentodaki bütün üyelere sesleniyorum: Bu vicdan dışı, etik dışı gerçekten siyasi ahlakla bağdaşmayan bu ayrımı geçirmemek bu Parlamentonun vicdani ve etik sorumluluğudur.

Şimdi, şunu da unutmadan söyleyeyim: Cezaevinde olanlar için, bu kapsama girmeyenler için dışarı çıkmama, çıkarmama öngörülmüştür. İçeride de tutuklu ve hükümlüye “Bana biat edeceksin, her dediğimi yapacaksın, yapmazsan infazını yakarım, ceza veririm, ailenle görüştürmem, süreni uzatırım…” Bir ay önce Urfa’da yapılan bir operasyonda yirmi beş yıldır içeride olan hükümlülere yeni tutuklama kararları verildi. Bu ne demek? İçeride de olsa, bu düşman hukuku devam ettiriliyor. Önümüzde ne var? Kasten insan öldürme, cinsel dokunulmazlığa ilişkin suçlar, uyuşturucu, özel hayatın gizliliğini ifşa, çıkar amaçlı suç örgütleri; bunlar infaz indirimine tabi tutuluyor ama terör diye ifade ettikleri, aslında siyasi suçların, muhalefetin indirimi olanaksız kılınıyor, dörtte 3 olarak görüyor. Zimmet, irtikâp, hırsızlık, rüşvet bu kapsamda, tabii ki bunlar ödüllendiriliyor.

Çok dikkat etmenizi istediğim bir nokta var. Devlet rüşvet alacak bu kanunla. Nasıl? Kaçakçılık suçu… Son derece ağır bir suç. Diyor ki kanun: “Belirli bir oranda devlete ödeme yapması durumunda cezasında indirim yapılması…” Bu kanun metnine girmiştir yani kaçakçılık yapabilirsiniz ama “Bana bir kısım para ödersen ‘adli para’ adı altında, ben seni serbest bırakırım, cezanı indiririm.”

Peki, bunu hangi akıl, hangi vicdan ve hangi ahlak anlayışına sığdıracağız? Öğrenciler, avukatlar, demokratlar, siyasetçiler, gazeteciler, ölüm koridorlarında ölümü beklemeye mahkûm edilirken kaçakçılar kaçakçılıktan elde ettiği gelirin bir kısmını devlete ödediğinde cezasında indirim yapılacak, öyle mi?

Şimdi, başka bir mesele var, kadın meselesi. Birleşmiş Milletler de çağrı yaptı. Bu kadınlara yönelik suçlarda… Eminim cevap verecekler, diyecekler ki: “Hayır, biz indirim yapmadık.” Yaptınız, izin veriyorsunuz, izin, cezaevinden evine gitmesine izin veriyorsunuz. Kadınlara karşı yaralama, tehdit, şantaj suçları af kapsamında. Son dakika önergesiyle kadın katillerine, tecavüzcülere izin veriliyor ve “Kadınları kim koruyacak?” sorumuzun yanıtı verilmiyor. Şu anda fiilen Alo 183 şiddet hattı çalıştırılmıyor, var olan tedbirler uygulanmıyor, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’la ilgili kararlar alınamaz bu dönemde, corona varmış ama kadınlar öldürülsün, önemli değil HSK’ye göre, yargıya göre. Adliyeler kapalı, nöbetçiler çalışmıyor ve zorlaştırılıyor. Şimdi, bu durumda erkeklerin taciz ettiği, tecavüz ettiği, şiddet uyguladığı kadınla baş başa evde kalması isteniyor.

Peki, bu cinayetlerin hesabını kim verecek? Hangi tedbiri aldınız? Siz Sebahat Tuncel’i içeride tutmaya devam edeceksiniz, Osman Kavala’yı, Aziz Oruç’u, Figen Yüksekdağ’ı, Selahattin Demirtaş’ı, İdris Baluken’i içeride tutmaya devam edeceksiniz, kadın katillerini, tecavüzcüleri, uyuşturucu baronlarını, mafya liderlerini serbest bırakacaksınız, izinli yapacaksınız ya da cezasını indireceksiniz. İşte bu, bozuk düzeni devam ettirmek için getirilen bir infaz yasasıdır.

Tutukluluk meselesine zamanım yetmeyecek. Çok özel bir bölüm ayırmıştım. Tutukluluk meselesi burada yok ama bu çok hayati bir mesele çünkü bu kanunla cezaevinde tutulanların bir bölümü ölüme mahkûm ediliyor -ilk gün de söylemiştim- bir bölümü ise dışarı çıkarılarak yaşam hakkı kendilerince sağlanmış oluyor.

Şimdi, şöyle tamamlayacağım, umarım Sayın Başkan hoşgörü gösterir. Özetle söylüyorum, bizim hatiplerimiz, milletvekillerimiz ayrıntılarını tartışacaklar, bu yasa teklifiyle neleri anladık önce onu söyleyelim: Sizin bir muhalefet fobiniz var, anladık. Bir Kürt fobiniz var, bunu da anladık. Bir de HDP korkunuz var, bunu da anladık. HDP’den bu kadar korkmanız anlaşılır bir şeydir çünkü HDP bütün hegemonik ve otoriter heveslerinizin panzehri oldu şimdiye kadar. Kürt fobiniz ve HDP korkunuz üzerinden toplumu ırkçılık, kamplaştırma ve ötekileştirmeyle zehirlemeye çalışmanız, bu ülkeye yapmaya çalıştığınız en büyük kötülüktür ve bu da bizim bütün bedelleri ödeyerek engellemeye çalıştığımızdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayalım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bu pandemi musibeti bütün toplumun ihtiyaç duyduğu diyalog, toplumsal uzlaşı ve barış gerekçesi olabilecekken hâlâ bu koşullarda bile bu salgını neredeyse Allah’ın lütfu olarak görüp kaybettiğiniz iktidarınızı yeniden tahakküm etmek için kullanmanız olsa olsa gözü dönmüş iktidarcı art niyetiniz olabilir.

Görüşülmekte olan bu yasadaki ayrımcı ve adaletsiz yaklaşımınızın nedeni de sahip olduğunuz Kürt fobisi, HDP kâbusu ve muhalefet fobisidir. Sahip olduğunuz Kürt düşmanlığı üzerinden bizim dışımızdaki toplumsal muhalefeti de bu yasayla haksızca ve vicdansızca cezalandırmaya çalıştığınızı biliyoruz. Utanmasanız bu yasanın uygulama maddesine neredeyse “Kürtler hariç, siyasetçiler hariç, gazeteciler hariç, düşünceleri dolayısıyla cezaevinde olanlar hariç.” diye yazacaksınız. Biz yargıda ve infazda eşitlik ve adalet diyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – …siz “toplumsal kamplaştırma ve düşmanlaştırma” diyorsunuz; biz tedbir diyoruz, siz “Kanal İstanbul” diyorsunuz; biz hızlı ve adil yargılama diyoruz, siz “apar topar mahkeme toplayıp Haydarpaşa Tren Garı itirazına ret” diyorsunuz; biz evden çıkmayın diyoruz, siz “uçaklarda KDV’yi yüzde 1’e indirdik” diyorsunuz; biz üretimden kopan ihtiyaç sahiplerine yardım diyoruz, siz “para getirin” diyorsunuz; biz dayanışma ve ortak yaşam diyoruz, siz “hep bana Rabbena” diyorsunuz. Biz de sonuç olarak size şunu söylüyoruz: Mal mülkte, siyasi hırs, ihtiras, egoda Allah gözünüzü doyursun emi! (HDP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül, kısa bir açıklamanız mı olacak?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Açıklamamız olacak efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

61.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın görüşülmekte olan 207 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Kanun teklifiyle alakalı düzeltilmesi gerektiğini düşündüğümüz hususlar var. İmza sahiplerinden de olduğumuz için bunu ifade etme gereği hissettik.

Şimdi, bir defa, konuşma sırasında “Siyasilere 3/4 oran getirilmiş, infaz oranı getirilmiş.” diye bir ifade söz konusu oldu. “Siyasiler” diye tanımlanan bir suç şekli yok Ceza Kanunu’muzda. Bunlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlar. Bu suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlar, bu düzenleme teklif öncesinde de 3/4 infaza tabiydi, şu anda da 3/4 infaza tabi olarak devam edecek. Dolayısıyla burada herhangi bir indirim olmadığı gibi herhangi bir artış da söz konusu olmamıştır; birincisi bu.

İkincisi “Boşalt doldur taktiğiyle cezaevleri doldurulacak.” diye bir öngörüde bulundular. Bunu kabul etmek de mümkün değil çünkü cezaların yüzde 40’ının yatırılması imkânı getiriliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ediyorum.

Normalde zaten böyle bir yatış imkânı söz konusudur ama onun öncesinde alınabilecek farklı infaz metotları vardır. Mahkeme karar verirken erteleme kararı verebileceği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar da verebilir. Mahkemelerin paraya çevirme gibi birtakım imkânları da mevcuttur. Dolayısıyla alınan her az cezanın direkt hapis cezasına dönüşeceği gibi bir algı yaratmak haksızlıktır.

Bu arada “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu, TCK 299’da belirlenen suç bu kanun kapsamına dâhildir. Yani hem infaz indiriminden hem de denetimli serbestliğin artırılması süresinden yararlanmaktadırlar 299 kapsamında suç işleyenler, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işleyenler. Bu da bir istismar meselesiydi, onu da açıklığa kavuşturalım.

BAŞKAN – Peki.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, bunların düzeltilmesi mecbur.

Ayrıca, şimdi, iyi hâl komisyonuyla alakalı olarak birtakım ifadelerde bulundu. Bu kanunla cinsel suçların, uyuşturucu, kasten adam öldürme suçlarının infaz indirimine uğradığı gibi bir ifade kullanıldı; bu kesinlikle doğru değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Bülbül, lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Cinsel suçlar, uyuşturucu, kasten adam öldürme suçlularının infaz indiriminden yararlandığı ifadesi kesinlikle doğru değildir. Bunlar ne infaz indiriminden ne de denetimli serbestlik sürelerinin artırılmasından faydalanamamaktadırlar.

Şimdi, açık cezaevleriyle alakalı olarak bir ifade kullanıldı “Bunların izinli olarak çıkmasına sebep oluyorsunuz.” dendi. Açık cezaevinden çıkacaklarla alakalı olarak herhangi bir suç ayrımı yapılmamıştır. Bunlar iyi hâlleri sebebiyle cezalarının son noktalarına, infazlarının son dönemine girdikleri için açık cezaevine giren kişilerdir ve bunlar bu zamana kadar zaten izin kullanan kişilerdir. Bu zamana kadar kullanılan izinlerle alakalı tek kelime edilmemesine rağmen şimdi Covid ve bu salgın hastalık sebebiyle alınan, bu dönemsel ve son derece açık olan ve son derece haklı olan bir tedbirle alakalı böyle bir tanımlama yapmanın da uygun olmadığı kanaatindeyiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bilgilendirme yapmam gerekiyor çünkü benim konuşmama atfen gerçek dışıymış gibi söyledi.

BAŞKAN – Buyurun, sizin de mikrofonunuzu açalım, siz de toparlayarak devam edin.

Daha kanunu çok tartışacağız, zamanları var, ben grupların özellikle konuşmalarını bitirmelerini bekliyorum kendilerinden.

Buyurun Sayın Beştaş.

62.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben ne dediğimi gayet iyi biliyorum, kanun metnini de gayet iyi okudum. Kamuoyu yanıltılıyor, daha da vahimi şu anda cezaevinde tutulan 294 bin insan yanıltılıyor. Doğrudur, dörtte 3 artırılmadı, indirilmedi de; bu konuda özel af kapsamına da alınmadı. Bunu söyledim, 3 ayrı infaz rejimi var dedim. 1/2 yeni bir düzenleme, 3/2 cinsel suçlar, uyuşturucu, insan öldürme yine indirildi fakat siyasi suçlara dokunulmadı.

Terör dediği mesele de… Terör tanımının ve terör suçlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ve diğer yüzlerce karara göre Türkiye’deki terör tanımının ne kadar geniş olduğunu, ne kadar büyük mağduriyetler yarattığını ve herkesin “terörist” yaftasıyla karşı karşıya kaldığını defaatle ifade ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu nedenle “terör suçu” diye bir suç, onların ne kadar geniş yorumladıklarına bağlı olarak değişir. Size 4 isim vereyim, bizim milletvekili ve belediye başkanlarını da çıkarayım: Şu anda Barış Terkoğlu terör suçlusu, şu anda Aziz Oruç terör suçlusu, şu anda Ahmet Altan terör suçlusu, şu anda Osman Kavala terör suçlusu. Ellerine silah mı aldılar? Bir örgüte üyeler mi? Bir şey mi söylediler? Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında söylenen her şey terör suçu olarak kabul ediliyor. Bu Parlamentonun çok iyi tanıdığı bir ismi örnek vereceğim: Sevgili İdris Baluken. Burada üç dönem grup başkan vekilliği yaptı. Basın açıklamaları toplanarak örgüt üyeliğinden ceza verildi. Parlamento da mı örgüt üyeliği yapıyordu? Hangi örgüte üyelik yapıyordu? Şu anda savcılar yeni bir formül geliştirdiler, birden fazla açıklama yapmışsanız “Sen üyesin.” diyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Peki, lütfen tamamlayalım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu konuda binlerce iddianame örneği getirebilirim. Avukat arkadaşlarımız temin ediyorlar, konuşmalarımızda kullanacağız.

Son olarak da, bu yüzde 40’ın -biz gayet eminiz- ileride göreceğiz nasıl uygulandığını “boşalt doldur” olduğunu. Zaten, Adalet Bakanlığı, daha geçenlerde 2020’de kaç cezaevi açacağını söyledi. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda da önce açık cezaevine, sonra eve gönderiyorlar, izinli olarak. Kadınların yaşamı, can güvenliği, vücut bütünlükleri tehlike altına giriyor. Biz bunu bilerek söylüyoruz.

Teşekkürler.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, tutanaklara geçsin: Ben açıklamalarımda sebat ediyorum, ısrarcıyım efendim.

BAŞKAN – Peki.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bu yalan Sayın Başkanım. Bu yalan, arkadaşlarımız cevap verecek. Doğru değil, bu kesinlikle yalan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Doğru, izin veriyorsunuz.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, çok kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Sonra söz vereyim, grupları bir alayım.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Afyon Cezaeviyle ilgili bilgi vereceğim.

BAŞKAN – Öyle mi?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Evet.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç öyle bir şey yok.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – İzin veriliyor.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç yok, Meral Hanım, lütfen kesinlikle...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Niye yalan atayım ya?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, yok, kesinlikle doğru değil, hiçbir af yoktur.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sizin bu yaptığınız aftır ya.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, lütfen, karşılıklı olmasın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Olamaz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Oldu.

BAŞKAN - Bakın, gruplarımızın konuşmalarını dinliyoruz. Arkadaşlarımıza ben gerekli açıklamalar için de olanak tanıyorum. Yani bu tartışmaların yapılmasına da ihtiyaç var, ona da inanıyorum. O yüzden birbirimizi anlayışla karşılayarak, mutedil bir dil kullanılmasını özenle tavsiye ediyorum çünkü infaz gibi bu teknik konuları kamuoyunun tamamının bilmesini bekleyemeyiz. Dolayısıyla bunları daha makul açıklamalarla, herkesin anlayacağı dilde anlatılmasında sayısız yarar görüyorum. O nedenle zaten grup konuşmalarının da bugüne kalmasını dün özellikle arzu ettim ki herkes birbirini güzelce dinlesin, cevaplar da verilsin ama itham etmeden, karşılıklı anlayış çerçevesinde bunları sürdürmenin bir yolunu bulmaya çalışıyoruz.

Sayın Özkaya, sizin Afyon Cezaeviyle ilgili bir değerlendirmeniz olacak herhâlde. Size bir dakika süre veriyorum.

Buyurun.

63.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın, Muş Milletvekili Şevin Coşkun’un yaptığı açıklamasında Afyonkarahisar Cezaevinde coronavirüs salgınına dair herhangi bir tedbir alınmadığı yönündeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin açıklaması

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekillerimiz; az önce Afyonkarahisar Cezaevinde zorla Covid bulaşsın diye sayım yapıldığıyla ilgili bir iddia burada dile getirildi. Sayın Başsavcımızla görüştüm, böyle bir konu asla söz konusu değil. Sayım yapmak için özellikle kamerayla sayıma gayret sarf ediyorlar, kameranın karşısına, görüş açısına gelmesini arzu ediyorlar. Yalnızca bir tek koğuştaki hükümlüler kameranın karşısına gelmemek için ısrar ediyorlar. Bunların sayımıyla ilgili gayret sarf edilmiş, yoksa hiçbir şekilde koğuşlara girilmiyor. Sağlıklarını ve sıhhatlerini korumak için de üst kattan alt kata merdivenden yürüyerek onları görüyorlar. Afyonkarahisar’a başka cezaevlerinden 74 tutuklu ve hükümlü nakledilmiş. Satılan ürünlerin tamamı Adalet Bakanlığınca belirlenen konsinye satışlar ve hepsi UYAP’ta kayıtlı, bütün Türkiye'deki aynı fiyattır, hiçbir farklı uygulama yoktur.

Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile 57 Milletvekilinin Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2762) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 207) (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Zeynel Emre… (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Emre, süreniz yirmi dakika.

CHP GRUBU ADINA ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan infaz kanunuyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir defa, bizim birinci önceliğimiz vatandaşımıza doğruyu söylemektir. Bu bir infaz kanunu değildir, bu bir af kanunudur. Siyaha beyaz demenin kimseye hiçbir faydası yoktur. Bakın, Türk Ceza Kanunu’nun 65’inci maddesi açıktır. 65’inci maddenin (1)’inci fıkrası genel affı düzenler, (2)’nci fıkrası özel affı düzenler. Özel afta infaz indirimleri özel af olarak tarif edilir. Bu konuda doktrindeki bütün kitaplara, açıklamalara bakabilirsiniz. Şu an yapılmakta olan toplu özel aftır dolayısıyla Anayasa’nın 87’nci maddesine göre beşte 3 çoğunlukla çıkması lazımdır, 360 milletvekilinin oyuna ihtiyaç vardır. Ben değerli milletvekillerinden rica ediyorum, açsınlar, bu söylediklerime ilgili kanunda baksınlar, en son da Anayasa’nın 81’inci maddesine baksınlar. Tüm milletvekilleri bu kürsüden Anayasa’ya sadakat yemini ettik, namusumuz ve şerefimiz üzerine sadakat yemini ettik. Herkesi bu yemine uygun davranmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, af nedir? Af hangi ülkelerde çıkar? Neden böyle düzenlemeler yapmaya ihtiyaç duyulur? Hukuk devletinin oturduğu, hukukun evrensel ilkelerinin uygulandığı hiçbir ülkede af çıkmaz, ceza indirimi olmaz. Biri bir ceza alıyorsa ne kadar yatacağını o suçun mağduru da bilir, herkes de bilir. En son nerede af çıktı? Ben size söyleyeyim, Kuzey Kore’de kuruluşunun 70’inci yılı nedeniyle af çıktı. Bakıyorsunuz, Suriye'de af çıktı; bakıyorsunuz, Doğu Asya ülkelerinin, Güney Afrika ülkelerinin birçoğunda zaman zaman af çıkıyor çünkü orada yaşayan insanlar da biliyor, orayı yöneten diktatörler de biliyor ki o ülkelerde hukukun evrensel ilkeleri uygulanmıyor, kamu vicdanı yaralanmış durumda ve zaman zaman bu düzenlemeleri yapıyorlar.

Türkiye tarihine bakıldığında, 1960 yılında darbe oldu, Adnan Menderes ve bakanlar haksız bir şekilde idam edildi, devamında onun gibi on binlerce hukuksuz işlem olunca 1966’da af kararı vermek durumunda kaldılar. Niye? Kamu vicdanı yaralanmıştı. 1971’de muhtıra verildi, sıkıyönetim mahkemeleri kuruldu, Deniz Gezmiş ve arkadaşları asıldı, binlerce insan haksız yere cezaevlerine gönderildi, mahkûm oldu, 1974’te af çıktı; 1980 yılında Türkiye'de 12 Eylül darbesi oldu, yine sıkıyönetim mahkemeleri kuruldu, yine çok haksız uygulamalar oldu, belki bugün Mecliste yer alan birçok insan o mahkemelerin mağduru oldu, 1991’de af çıktı. Devam ettik, devlet güvenlik mahkemeleri uygulamaları, yaygın hukuksuzluklar; 1999’da başka gerekçelerle bir af düzenlemesine ihtiyaç oldu.

Bakın, bugün geldiğimiz noktada, AKP’nin iktidara geldiği 2002’de 50 binin üzerinde tutuklu, hükümlü varken bugün 6 kat arttı ve 300 bin oldu. Kimse şu bahanenin arkasına sığınmasın: “Rahşan affı çıktı.” Çıkmadan evvel 70 bin kişi vardı, siz teslim aldığınızda 57 bindi. “Bunun nedeni ne?” derseniz; en başta hiç kimseyi dinlemeden, her şeyi ben bilirim bakış açısıyla baktığınız 2005’ten bugüne kadar Ceza Kanunu’nda, Ceza İnfaz Kanunu’nda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda aklınıza estiği gibi düzenlemeler yaptınız; “2010 Anayasa değişikliğini yapmayın.” dedik, dinlemediniz, yaptınız; 2016’dan sonra “Yaygın hukuksuz uygulamaları yapmayın.” dedik, onların birikimi de yaşandı bugün; 2017’de “Bu rejim değişikliğini gerçekleştirmeyin, bunlar çözüm üretmiyor.” dedik, bunu gerçekleştirdiniz. Hepsinin sonucunda ne oldu? Bir ülkede suç oranı neden artar arkadaşlar? İşsizlik varsa, ekonomik dengesizlik varsa, bu ülkenin çok büyük bir çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyorsa sosyal patlamalar yaşanır, suç oranı artar. Böyle palyatif düzenlemelerle bu işin önüne geçemezsiniz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye’de, bize oy versin vermesin, hangi siyasi görüşten olursa olsun, tüm Türkiye’de yaşayan yurttaşların adaletini savunmakla yükümlü hissederiz kendimizi. Biz büyük bir adalet yürüyüşü gerçekleştiren, Ankara’dan İstanbul’a dünyanın en büyük adalet yürüyüşünü gerçekleştiren bir siyasi partinin temsilcileri olarak adaleti her alanda savunmakla yükümlüyüz. Biz infaz adaletini savunuruz, biz geçmişteki Anayasa Mahkemesi kararlarının bize yol gösterdiği gibi yasama organı üyeleri olarak suçların cezasını artırabiliriz, suçların cezasını düşürebiliriz. Ama biz genel düzenleyici işlemler yapabiliriz. Biz infaza düşmüş mahkûmlar arasında istisnaları sınırlı tutmakla yükümlüyüz, bu bizim yükümlülüğümüz. Yol gösterici olacağız. Biz herkese karşı, tüm Türkiye’ye karşı yaptığımız işle diyeceğiz ki: İçeride kalan şunun için kaldı, çıkan şunun için çıktı. Dolayısıyla herkesin adaletini savunmakla yükümlüyüz.

Değerli arkadaşlar, ben şimdi size soruyorum, diyorum ki: Bu düzenlemeyle somut olarak rüşvet suçunu işleyen…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Zeynel Bey, burnunun üstüne al daha rahat konuşursun, böyle burnuna da çekersen daha rahat konuşursun.

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakikam gitti şunu düzeltirken, sonuna ilave edersiniz. Alışık değilim vallahi, zorlanıyorum.

BAŞKAN – Sayın Emre, sıkıldığınız zaman yavaş yavaş, tam açmamak kaydıyla nefesinizi alın. Ben biliyorum ama kurallara da uymakta hepimiz örnek olalım.

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Tamam.

Şimdi, değerli milletvekilleri, zor koşullar altında bir yasa çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu layıkıyla yapmak hepimizin tarihî sorumluluğu.

Şimdi, ayrı ayrı sorsak belki buralarda değil de kuliste: “Kardeşim, rüşvet yemek, almak mı daha büyük suç, irtikâp mı daha büyük suç, dolandırıcılık mı daha büyük suç yoksa konuşmak, yazı yazmak mı daha büyük suç?” dediğimizde, eminim hepiniz ilk söylediğimi tercih edersiniz. Mermi mi daha tehlikeli yoksa bu kalem mi daha tehlikeli değerli arkadaşlar? Eğer “Bu kalem daha tehlikeli.” diyorsanız, size söyleyecek sözüm yok.

Değerli arkadaşlar, bakın, şunu çok net bir şekilde ortaya koymamız lazım: Türkiye terörden çok çeken bir ülke. Dolayısıyla yasama organının terörü önleme konusunda her türlü olağanüstü tedbiri alma sorumluluğu vardır. Ama bununla birlikte, terörizmle mücadelenin sağlıklı olabilmesi için gerçekten terör suçu işleyen ile işlemeyenin de doğru bir şekilde ayıklanması lazım. Dünyada uygulanan temel kriterler nedir? Değerli arkadaşlar, bakın, terör örgütü üyeliği için bir hiyerarşik yapıya dâhil olacaksınız, astınız üstünüz olacak, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda hareket edeceksiniz, örgütte herkes kod isim kullanıyorsa sizin de bir kod isminiz olacak; uluslararası kriterler bunlardır.

Terör örgütü propagandası için “nedir” diye baktığımızda, geçmişten bugüne kadar aslında bizim Yargıtayımızın verdiği kararlar da o doğrultudaydı. Neydi bunlar: Konuşma sonrasında açık ve yakın bir tehlike oluşuyor mu; bir isyan, bir kalkışma ortaya çıkıyor mu; bir suç işlenmesini teşvik edici bir şey oluyor mu -değil mi- ya da terör örgütlerinin silahlı eylemlerini övücü açıklamalar meydana geliyor mu?

Şimdi, ben size soruyorum: Geçen gün bir kampanyaya başlandı. Doğrudur, değildir; kampanyaya insanlar bağış yapar, yapmaz. Vatandaş, AKP’nin daha önce yaptığı kampanyalarda topladığı parayı doğru kullanmadığını düşünüyor, biz de öyle düşünüyoruz. Defalarca söyledik, şehitlerle ilgili para topladınız, gazilerle ilgili, gereğini yapmadınız. Bir hukuk devletinde yönetenler, hangi gerekçeyle vergi toplayıp hangi gerekçeyle bağış topluyorsa sadece o alanda kullanabilir.

Şimdi, vatandaşın teki “Zırnık yok kardeşim size.” demiş, terörle mücadele ekipleri gidip bunu gözaltına alıyor. Tır şoförü “Kardeşim, bana ‘Çıkmayın sokağa.’ diyorsunuz. Ben sokağa nasıl çıkmayayım? Açlıktan ölürüm. Beni corona öldürmez, bu düzen öldürür.” diyor, efendim, ona hemen gözaltı işlemi yapılıyor. İlginçtir, İçişleri Bakanı “Arkasına bakmamız lazımdı.” diyor. Ya, bir hukuk devletinde İçişleri Bakanı gözaltı talimatı verebilir mi? Savcılar verir bunun talimatını, soruşturma açar. İhbar varsa savcı, gözaltı kararı verir, hâkim uygular. Nasıl hukuk devleti bu? Şu an Türkiye’de cezaevinde 300 bin insan var, bunun 40 bini tutuklu, 40 bini hükümözlü, gerisi hükümlü.

Bir defa, tutuklularla ilgili düşüncemiz net değerli arkadaşlar: Birlikte bir çözüm bulalım. Salgın hastalık var, belli bir ceza miktarına kadar belli bir suç tipi kararlaştıralım, salgın hastalık durumunda elektronik kelepçeyle eve gideceğini karar altına alalım. Buna illa bizim dediğimiz olsun demiyoruz, birlikte bunu yapalım değerli arkadaşlar.

Şimdi, ikincisi, hükümlülerle ilgili biz diyoruz ki, bu ülkedeki gazeteciler, yazarlar, çizerler fiilen cezaevinde olmuş, olmamış böyle bir düzenleme yapıldığında bunları kapsam dışında tuttuğunuzda vatandaş der ki: “Ya, siz nasıl yasa yaptınız? Bu nasıl adaletti?” Bunu kimseye anlatamazsınız.

Bugün, Çorlu’da tren kazasında 10 yaşındaki torunu Oğuz Arda ortadan ikiye ayrılmış, hayatını kaybetmiş. Bunun gibi yüzlerce yaralı, hayatını kaybeden insan var. Biz Oğuz Arda’nın dedesine ne diyeceğiz? Biz yasa çıkardık, taksirli suçlar oldukça bundan yararlanıyor. Biz yasama organı olarak hangi suç kötü, hangisi en kötü, hangisi biraz daha kötü gibi kriterlerle hareket edemeyiz. Kapsayıcı düzenlemelere ihtiyacımız var değerli arkadaşlar.

Bakın, gelen teklifte… Türkiye’de kanayan bir yara var, kadına karşı işlenen suçlar. Türk Ceza Kanunu’nda “kadına karşı işlenen suç” diye bir madde yok, bir bölüm yok. Bir madde ihdas edebiliriz pekâlâ, bunu kararlaştırabiliriz. Bizim önerimiz oldu Komisyonda. Bunu da birlikte yapmaya hazırız. Özel olarak bir suç kadına karşı işlendiğinde nasıl işlem yapılacağına karar verebiliriz.

Cezaevlerine giren mahkûmların hangi koşullarda ıslah olup olmayacağına oradaki kurumda yetkilendirilen, usulünce oluşturulan kurullar karar verebilir. Bu, birçok Batı ülkesinde de dünyada da vardır. Zaman zaman oralardan gelen raporlara göre kararlar verilebilir. Ancak değerli arkadaşlar, şu anda burada gelen 32’nci maddede çok açık bir şekilde cezaevine girecek gazete ve kitaplara ambargo konuyor. Hangi gazetenin mahkûmları nasıl iyileştireceğini, iyileşmesine nasıl engel olacağını bir tarif eder misiniz? Hangi gazeteler iyileştirir, hangileri hasta eder? Böyle bir kriter olur mu? Türkiye’de basılan gazeteler cezaevinde de okunur. Kim hangisini isterse onu okur.

Hukukun temel prensiplerinden biridir, 100’den fazla hukukçu var Mecliste, bir dosyada bir hâkim karar verdikten sonra o dosyadan el çekmiş olur ya. O dosyayla ilgili Allah aşkına bir daha karar verebilir mi, dosyayı bir daha ele alabilir mi? Dosya istinaf aşamasına gitmiş, dosya Yargıtay aşamasına gitmiş, Yargıtaydan önce karar veren hâkim dosyayı alacak “Ben bunda karar vereceğim.” diyecek. Böyle hukuk olur mu değerli arkadaşlar?

Şimdi, bakın, Türkiye’de 2007’de başladı, uzunca bir süre devam etti; çok ciddi kumpaslarla, kumpas davalarıyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Dönem değişti, kumpas oldukları ortaya çıktı, FET֒cülerin yaptığı, gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Bu dosyalarda yeniden yargılama oldu, beraat etti. Ama bu FET֒cü diye ihraç edilen 5 bin hâkim, savcının baktığı dosyalarla ilgili bir düzenleme yapılması düşünülemez mi değerli arkadaşlar? Garibanın dosyası ne olacak? Kimsenin tanımadığı, bilmediği insanlar bize mektup gönderiyor, diyor ki: “Ya vekilim, benim dosyama bakan savcı, davayı açan savcı FET֒cü çıktı, mahkeme heyetinin hepsi FET֒cü çıktı, soruşturanlar da FET֒cü çıktı. Ben yirmi yıl, otuz yıl ceza aldım. Madem bunlar teröristti, ya benim dosyama bir daha bakılması gerekmez mi?” Bu haksız bir talep değil değerli arkadaşlar. Bunu muhakkak karşılamak lazım.

Türkiye’de yargıya güvenin yerlerde olduğu, bizatihi yetkililer tarafından yüzde 30’un altında olduğunun beyan edildiği bir ortamda yargıya güveni artırmak zorundayız. Bunu sadece Cumhur İttifakı yapamaz, sadece AKP iktidarı yapamaz çünkü on sekiz yıllık yaygın uygulamalarınız yargıya güveni bu hâle getirdi. Türkiye’de sadece AKP ve MHP yok. Ben size Cumhuriyet Halk Partisinin Adalet Komisyonu Sözcüsü olarak söylüyorum: On sekiz saatlik Adalet Komisyonu toplantısında, benim ve arkadaşlarımın ileri sürdüğümüz tespitler sonucunda bir tek virgül değişmedi, olduğu gibi geldi buraya. Şimdi de göreceğiz Genel Kurulda ne olacağını. Böylesine hassas bir konuda dahi “Ben bilirim her şeyi, ben yaparım.” derseniz Türkiye’deki adaletsizliği daha fazla derinleştirirsiniz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin en büyük problemi -önce şu gerçeği tespit edelim- yargı bağımsız değil, yargı Tayyip Erdoğan’ın emrinde kardeşim, hiç bunu inkâr etmeyelim. Bir mahkeme bir karar veriyor -karar doğrudur, yanlıştır- AKP Genel Başkanı çıkıyor, grup konuşmasında diyor ki: “Biliyorsunuz bütün karanlık işlerde işte şu şahıs var. Bir manevrayla onu beraat ettirmeye kalktılar.” Ya karar doğru olur, yanlış olur, yargı incelemesi vardır. Bir iktidarın başındaki kişi bunu söyleyebilir mi? O mahkeme başkanı hemen soruşturma geçirip, o mahkeme kararının uygulanmadığı bir hukuk düzeni olabilir mi? Kararın doğruluğu yanlışlığı başka bir şey ama son birkaç senedir yaygın olarak mahkeme kararlarının uygulanmadığını, kritik davalarda mahkemenin verdiği bir tahliye kararından sonra Tayyip Erdoğan’ın da tahliye kararı vermesi gerektiği gerçeği var Türkiye’de, bunu inkâr etmeyelim. Değerli milletvekilleri, tersi de var; bir mahkeme biriyle ilgili tutuklu kalmasını düşünebilir, şayet Tayyip Erdoğan yabancı devlet başkanlarına söz verdiyse onu hemen bırakırlar. (CHP sıralarından alkışlar) Burada da kimse bize bağımsız yargıdan bahsetmesin.

Türkiye, Anayasa’sında yer aldığı gibi insan haklarına duyarlı, laik, demokratik bir hukuk devletiyse bunun gereğini yerine getirecek. Mahkûm olan bütün vatandaşlarımızın sağlığı devlete emanettir. Birincisi: Orada yayılacak bir salgından, yaşanacak kayıplardan devlet sorumlu olur. Onun için, her türlü önlemi almak zorundayız. Alınabilecek azami her türlü önlem alınacak, burada bir siyasi bakış açısıyla bakamayız. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına duyarlı bir hukuk devletiyse, insan haklarının ilk maddesi yaşam hakkıdır, yaşam hakkını savunmak zorundayız.

Ben şu hususu dikkatinize bir kez daha sunmak istiyorum değerli milletvekilleri: Ordu’da katledilen Ceren Özdemir’in katline sebebiyet veren o şahıs, sizin “ben bilirim”ci anlayışınız nedeniyle, yanlış düzenlemeleriniz ve uygulamalarınız sonucunda cezaevinden serbest kaldı, yapılması gereken yapılmadı, gitti pırıl pırıl bir genç kızımızı katletti. Taksim’de İTÜ öğrencisi, 23 yaşında, emekli bir polisin oğlu olan Halit kardeşimizi katleden kişi de -bizatihi soruşturmalarda ortaya çıkıyor ki- tahliye olmaması, serbest kalmaması gerektiği hâlde serbest kaldığı için gitti o işi yaptı. Öyleyse, değerli milletvekilleri, bu kadar gerçek ortadayken hâl⠓biz biliriz, biz yaparız” şeklindeki bir anlayıştan uzak durun.

Türkiye böylesine kritik bir evrede her alanda birlik olmalı, birlikte hareket edebilmeli ama uzlaşmak için fedakârlık da lazım. Kendi düşüncelerinizin hepsini karşınızdaki gruplara dayattığınız zaman bir uzlaşma olmaz. Türkiye Cumhuriyeti kendi geleceğini de koruyabilir, mevcut corona salgınını en az hasarla da atlatabilir, dünyada bu konudaki en şanslı ülkelerden biri de olabilir çünkü en genç nüfus bize ait, dünyada bu alanda 2’nciyiz; birçok iş yapılabilir ancak şu andaki gidişat tamamen tersi değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın, Sayın Emre.

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Tamamlıyorum.

Gerek alınan önlemler gerek buradaki yaklaşım gerek salgınla mücadelede izlenen prosedür, oradaki partizanlık gerekse bu tip düzenlemelerdeki bakış açısı bu ortaklaşmaya engel oluyor. Bakın, corona virüsünün bile bir adaleti var; Ağrı’nın köyündeki adamı da vuruyor, İngiltere Başbakanını da vuruyor.

Değerli arkadaşlar, yapacağımız düzenleme en azından objektif kriterlere uysun. Yasada mecbur kılınan çoğunluk, bu uzlaşma ortamı aransın diye getirilmiştir. Yasanın etrafından dolanarak Türkiye’deki adaletsizliği daha fazla derinleştirecek, vicdanları kanatacak bir düzenleme yapmayın diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Denizli Milletvekilimiz Sayın Cahit Özkan’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika Sayın Özkan.

AK PARTİ GRUBU ADINA CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partilerinin ortak kanun teklifi olan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin geneli hakkında AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlarım.

Öncelikle, bugün Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde odun toplamaya giden vatandaşlarımıza saldırı gerçekleştiren hain PKK terör örgütünü lanetliyorum. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize sabrıcemil niyaz ediyorum.

Diğer yandan, toplumsal yapımıza, kültürel zenginliğimize renkli kişilikleriyle içten, samimi, vatansever duruşlarıyla ahenk katan tüm Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü’nü kutluyorum. Onların hayatımıza kattığı renklerle daha biriz, birlikteyiz, hep beraber büyük Türkiye’yiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa teklifiyle ilgili çok iddia ileri sürüldü. Aslında yasa teklifinin geneli hakkında bilgiler vermeyi arzu ediyordum. Ancak o kadar iddia söz konusu oldu ki bunları yanıtlamanın daha doğru olduğu kanaatindeyim. Her şeyden önce yaklaşık bir yıla sari olan süreç zarfında, AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisi grupları olarak aynen Meclisimizin duvarında yazdığı şekliyle “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla milletimizin sinesinde, vicdanında var olan o arzuyu, o yasal düzenleme iradesini yakalama gayretiyle uzun bir çalışma yaptık. Bu çalışmalarımızda öncelikle konunun uzmanı olan hukuk akademisyenleriyle görüşmeler yaparak, uygulayıcılarla, hâkim, savcı, avukat, yüksek yargı mensuplarıyla, istinaf ve Yargıtay üyesi hâkimlerle görüştük. Ve tabii basın mensuplarının da burada grubu bulunan siyasi parti temsilcilerinin de bildiği üzere, bütün siyasi parti gruplarına katılımcı demokrasinin gereği olarak ziyaretler gerçekleştirdik

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şekilci demokrasi.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) - Bu çerçevede ortaya çıkan tabloda diğer siyasi parti gruplarıyla bir uzlaşma zemini yakalanamayınca AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisi gruplarıyla beraber 2 grup olarak milletimizin vicdanında karşılık bulacak “de lege ferenda” olması gereken ideal hukuku ifade eden bir anlayışla kanun teklifimizi hazırladık.

Biliyoruz ki infaz düzenlemesi zor bir alandır. Çünkü, nizalı kaza, çekişmeli yargı dediğimiz alanda, toplumda menfaatleri, hukuki yaklaşımları taban tabana zıt olan sosyal çevrelerin, bir davanın taraflarının aralarındaki hukuki ihtilaf konusunda karar vermek zorundasınız. İşte böylesi bir manzarada elbette yapılan düzenlemenin zorluğu da ortadadır. Yaptığınız her düzenlemede, ortada duran bir davanın taraflarından birisini memnun ederken diğerini de rahatsız etme olasılığıyla karşı karşıyayız. İşte bu düzenlemeyi yaparken çağdaş ceza infaz sistemlerinde var olan ilkeleri dikkate aldık. Bunlar nelerdir? Suçluların topluma kazandırılması, ıslah, caydırıcılık, suçla ortaya çıkan kamu düzeninin bozulmasını ortadan kaldırarak yeniden kamu düzenini inşa etmek ve suçtan zarar gören vatandaşlarımızın vicdanını yeniden mutmain ve tatmin etmek.

Bu duygu ve düşüncelerle paketimizi hazırladık ve burada bize rehberlik eden aziz milletimizin gösterdiği istikamet ışığında pakete son şeklini vererek Meclis Başkanlığımıza sevk ettik.

Bakınız, arkasından geçen hafta cuma günü tam on sekiz buçuk saatlik Komisyondaki görüşmeler çerçevesinde paket Genel Kurulun huzuruna geldi. Şu anda gerek Komisyonda gerekse Genel Kurulda ileriye sürülen iddialara baktığımız zaman bu uzlaşının yani AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisi Gruplarının uzlaşısının dışında diğer gruplarda bir uzlaşının olamadığını görüyoruz.

Bakınız, Genel Kurulda ortaya sunulan iddialarla ilgili birazcık açıklık getirmek istiyorum. Her şeyden önce bir Anayasa’ya aykırılık iddiası var. Düşünün, eğer bir infaz düzenlemesinde mutlak surette Anayasa’daki af düzenlemesi olduğundan bahisle nitelikli çoğunluk aranıyor olsaydı o zaman Anayasa’da yazardı; infaz düzenlemeleri ister infaz indirimi ister infaz artırımı olsun mutlak surette Anayasa’nın afla ilgili düzenlemeler bağlamında hayata geçmesi lazım denirdi, hâlbuki böyle bir durum yok. Gerek Parlamento hukukumuzda gerek tarihte yer alan benzer düzenlemelere baktığımız zaman gerek Anayasa Mahkemesinin denetiminden geçmiş süreçler gerekse bu ülkede ortak aklın eseri olarak yapılan bu tür düzenlemelerin tamamında bir teamül vardır, bu da bugün Genel Kurulda yaptığımız benzeri bir şekilde yapılır. Bu noktada, zaten Anayasa’ya aykırılık iddiaları varsa ilgili kişilerin Anayasa’da yazılan esaslar çerçevesinde Anayasa Mahkemesine gitme usulleri bellidir, bu çerçevede yüksek yargının denetimi zaten açıktır.

Evet, gelen düzenlemeyle ilgili 4 ana başlıkta çalışma yapılmıştır. Bunlardan bir tanesi genel düzenleyici işlem yani bugüne kadar işlenmiş suçlar değil, bugüne kadar ve bundan sonra işlenmesini arzu etmediğimiz suçlar dâhil olmak üzere tüm suçlara ilişkin genel düzenleyici işlemdir.

Bir diğeri, geçici düzenlemedir. Bu geçici düzenleme de geçmiş Anayasa teamüllerinden ve Parlamento hukukundan gördüğümüz üzere asla üzerinde Anayasa’ya aykırılık olmadığı tespit edilmiş benzer düzenlemelerdir.

Bir diğeri, infaz hukukuna ilişkin, infaz süresi içerisinde infazın tarzı icrasıyla ilgili, iyi hâl değerlendirmeleriyle ilgili ve infazda olası bir hukuka aykırılık söz konusu olursa bunların teminatı, hâkim teminatına bağlanmasına ilişkin düzenlemelerdir.

Bir diğeri de Covid’le ilgili. Müsaade ederseniz, bu yasal düzenlemenin bu hâle gelmesinde, hani eski dilde ifade ettiğimiz esbabımucibe, rasyo veya genel gerekçesine baktığımız zaman, dünyada bütün parlamentolar Covid salgınıyla ilgili benzer çalışmaları da yapıyorlar. Bakınız, Çin’de başlayan bu salgın 11 Mart tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın, pandemi olarak ilan edildi ve arkasından gerek Dünya Sağlık Örgütü gerekse Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri bütün dünya devletlerine, uluslararası topluma, kamuoyuna bir çağrıda bulundu, bütün dünya devletlerine dediler ki: “Salgın nedeniyle cezaevlerindeki sayıyı azaltın.” Michelle Bachelet bunu ifade ediyor ve bu çerçevede AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Parti grupları olarak bizler çalışmamızı yaparken uluslararası hukukta, uluslararası toplumda var olan bu hususu da dikkate alarak düzenlememiz içerisine koyduk.

Bakınız, dünya devletleri coronavirüs önlemleri kapsamında uluslararası örgütlerin yaptıkları çağrılara uyarak üç başlıkta değerlendirme ve düzenlemelere girişmişlerdir. Bunlardan bir kısmını sayıyorum: ABD, Belçika, İran, İspanya, İtalya ve Belçika. Bu devletler tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, bugün yaptığımız gibi denetimli serbestlik vesaire gibi -mevzuatları çerçevesinde- cezaevlerinde hükmü infaz edilenlerle ilgili bugün yaptığımız düzenlemelerin benzerlerini hayata geçirmeye gayret ediyorlar. Diğer taraftan, İngiltere, Fransa, Avustralya, Finlandiya… Bu devletler ise sağlık tedbirleri uygulayarak yine bugün idari olarak bakanlığın, ceza ve tevkifevleri genel müdürlüğünün kontrolünde, mevzuatın müsaade ettiği hususlarda çalışmalar yapıyorlar. Belçika, Brezilya, Avusturya, Bulgaristan, Hollanda, İsveç gibi ülkeler de koruyucu tedbirler almak ve yine denetimli serbestlik benzeri düzenlemeleri hayata geçirmekle uluslararası toplumun bu çağrısına uyma gayreti içerisinde.

Evet, infazla ilgili getirdiğimiz düzenleme… Bakınız, biz aziz milletimize sesleniyoruz çünkü biz demokrasinin, millî iradenin tecelligâhının ancak ve ancak milletimizle omuz omuza, kalp ve vicdan bütünlüğü içerisinde olmakla olabileceğine inanıyoruz. İşte bugün Meclisimizin duvarında yazan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla biz milletimize anlatıyoruz.

Getirilen düzenlemede, düzenleme kapsamı dışında bırakılan suçları ifade ediyorum:

1) Terör suçları

2) Cinsel suçlar

3) Kasten adam öldürme

4) Uyuşturucu madde imal, ithal ve ticareti yapan baronlar, aynı şekilde vicdanlarımızı yaralayan kadın cinayetleri ve yine FET֒nün itibar suikastlarında kullanmış olduğu özel hayatın gizliliğine ilişkin suçlar da bu düzenleme kapsamında istisna olarak tutuluyor. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Evet, terörle ilgili biraz önce çok garip iddialar ileri sürüldü. Bakınız, biz milletimizin gösterdiği istikamette, çizdiği rotada siyaset yapmak zorundayız çünkü temsilî demokrasinin anlayışı “Seçildikten sonra buraya gelen milletvekilleri kafasına göre ne isterlerse yapar.” değil, seçim içerisinde de iki seçim arasında da millet ne istiyor, milletin arzusu, vicdanında var olan irade ne emrediyor, ona bakarak siyaset yaparız. Onun için, terör tanımını yumuşatmaya asla müsaade etmiyoruz diyoruz. Terörle, kanunlarımızda, mevzuatlarımızda yazdığı şekliyle, milletimizden almış olduğumuz yetkiyle sonuna kadar mücadele hedefimiz de vardır, olmaya da devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ha, buraya çıkıp da ağzının kenarıyla FETÖ goygoyculuğu yaparken diğer taraftan da “Efendim, yazı yazmış.” “Tweet atmış.” Kim inanır buna? Kimse inanmaz, milletimiz inanmıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Buna müsaade edemeyiz.

Arkadaşlar, 15 Temmuz hain FETÖ terör örgütüyle ilgili bir yumuşama isteniyorsa, sözde düşünce ve ifade hürriyeti açıklaması kapsamında kalacağından bahisle PKK, FETÖ, YPG, DHKP-C, DEAŞ gibi terör örgütlerine propagandayı suç kapsamı dışında bırakalım isteniyorsa biz bunların sonuna kadar karşısındayız. Bunun altını çizmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, diğer taraftan, özellikle cinsel istismar suçlarıyla ilgili, tutanaklar ortada, Komisyon çalışmaları aşamasında defaatle anlattık, burada bu…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir daha söyleyelim.

SALİH CORA (Trabzon) – Bir daha söyleyin onu.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Bir daha söyleyin.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Cinsel istismar suçlarıyla ilgili Komisyon aşamasında defaatle anlattık. (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, karşılıklı konuşmayın lütfen, sayın hatibi dinleyelim.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Milletvekilleri çıktı; bunu, cinsel istismarı bir siyasi istismar vesilesiyle kullanmak istediler. Arkadaşlar, burası gerçekten ortak aklın eseri olarak ortak düzenlemeleri hayata geçirebileceğimiz bir merciyse o zaman buradan cinsel istismardan siyasi istismar suretiyle iktidar devşirmeye kimse kalkışmasın; bunun yolu kapalı.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – İktidarınızda kadın cinayetleri yüzde 1.400 arttı.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Ben milletime konuşuyorum.

BAŞKAN – Lütfen arkadaşlar…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bakınız, dediler ki Komisyonda: “Efendim, biz falan maddeyi böyle anlıyoruz. Buradan böyle anlam çıkarsa, 250 gram da oradan şu gelirse, buradan da bu olursa iş oraya gider.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Öyle yok ki. Anlattık maddeleri, maddeleri anlattık, anlattık. Evet, en nihayetinde dediler ki… Bakın, tutanaklardan bahsediyorum, burada kayıtları da. (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, değerli arkadaşlarım, lütfen dinleyelim.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – “Sizin bu meseleyi anlatmanız çok iyi oldu, iyi ki anlattınız, anlatmasaydınız yanlış anlaşılırdı, teşekkür ediyoruz.” dediler.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – 53’üncü madde, 53.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) - Sonra cümle nasıl devam ediyor: “Ya öyleyse?”

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – 53’üncü madde, 53’e ek yaptığınız gece yarısı önergeniz…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) - Arkadaşlar, bir fobi var mı, bir korku mu var? Bakınız, fobiniz, korkunuz bu yasal düzenlemelerin olması gerektiği istikamette çıkmasına engel olamayacaksınız. (HDP sıralarından gürültüler)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman ) – Gece yarısı önergenizden dolayı.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, lütfen… Sayın hatibi dinleyelim değerli arkadaşlar. (HDP sıralarından gürültüler)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, şirretlik, başka bir şey değil.

BAŞKAN – Sayın hatibi dinleyin, rica ediyoruz. Böyle bir usul yok.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Cinsel istismarla ilgili, bakınız, sadece yetişkinler değil.(HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Özkan.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, görüyorsunuz.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, sizlerden de rica ediyorum, lütfen susun.

Değerli arkadaşlarım, bakın, her grup bir konuşmasını yapıyor; beğenirsiniz beğenmezsiniz değerli arkadaşlarım, birbirimize tahammül edeceğiz. Bunlara gerektiği zaman cevaplarınızı verirsiniz. Ama lütfen sayın hatipleri dinleyelim değerli arkadaşlarım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hepsini dinledik biz hiçbir şey yapmadan. Bu nasıl bir usuldür?

BAŞKAN – Lütfen değerli arkadaşlarım… Lütfen, sessizlik istiyorum.

Buyurun Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bakınız, bizim asla ve asla kabul etmediğimiz bu 4 suç kategorisi, 2 de suç tipi olmak üzere… Biliyorsunuz, ceza mevzuatında, korunan hukuki menfaat dikkate alınarak cinsel bütünlüğe karşı suçlar istisna; terör suçları kategorik olarak istisna; uyuşturucu madde imal, ithal ve ticaretini yapan baronlar, tüccarları istisna; kasten adam öldürme, burada yumuşama isteyenler oldu; baktık, değerlendirdik, asla kabul edemeyiz. Zira kasten adam öldürmeyi de tahrik nedeniyle eğer biz bu kapsama alacak olursak kadına karşı şiddet nedeniyle bugün cezaevlerinde yatanlara da küçük bir kapı aralamış oluruz. Buna da müsaade etmedik.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ha, diyorlar ki “Yahu bu özel hayatın gizliliği ne olacak? Bununla neyi murat ettiniz?” Arkadaşlar, ben öncelikle bu konuda bazı siyasi partilerin hassasiyetle destek vermesini arzu ederdim. Çünkü bu ülkenin tarihinde maalesef, FETÖ terör örgütü, böceklerle, efendim, telekulakla devlet içerisinde yapılanmış derin ve paralel uzantılarıyla pek çok dinleme yaptı. Bunlar, âdeta rafine edilmeyi bekleyen noktada, çok ciddi miktarda.

Şimdi, özellikle itibar suikastlarını da kullanan FETÖ terör örgütü, bir taraftan silahlı, bir taraftan da kasetli bu ülkede komplolar ve kumpaslar düzenlerken, elbette bunun mağdurlarının da bu hususta hassasiyetle durması gerekir. Onun için, bu iki suçu da ayrı tuttuk.

Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, gündem dışında da pek çok konularda itirazlar ve iddialar ileri sürüldü.

Bakınız, şunun altını çizelim: AK PARTİ hükûmetleri döneminde, bugün Cumhur İttifakı’yla beraber yapmış olduğumuz yasal düzenlemelerin arka planında, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesi hedefinin üzerine çıkarma gayretimiz vardır. Bunun için, reformlarımızı, aziz milletimizin hak ettiği ilkeler ve değerler olarak yukarıya çıkarmaya Allah’ın izniyle kararlıyız.

Yapılan bu düzenlemede iyi hâlle ilgili de iddialar ileri sürüldü. Denildi ki “Yahu, bunları muhalifleri tasfiye etmek için, cezaevindeki hükümlerini teselsül ettirerek ilanihaye devam ettirmek için, onlara gün yüzü göstermemek için yaptınız.” Hayır, iyi hâl indirimi öyle bir şey değil. Her zaman Batı’ya dönüyoruz ya yönümüzü, muasır medeniyetler seviyesine. Bakın, çağdaş ceza hukuku sistemlerinde Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa Birliği üyesi ülkelere baktığımız zaman orada gördüğümüz bir manzara var. Diyorlar ki “Eğer bir kişi hüküm aldı, cezaevine girdi mi, orada yapıp ettiklerinden gerçek anlamda inceleme yapılsın.” Yani giren aynen bir bantta ilerler gibi önce açık cezaevine, oradan denetimli serbestlik ve şartlı salıverilme sürelerine girmesin; bu otomatik sistem. Ne olsun? Bakınız, özellikle Batı uygarlıklarında, Avrupa uygulamasında çok nettir: İyi hâlle ilgili adil bir değerlendirme yapılmak suretiyle her aşama değerlendirilsin, ona göre hükümlüler aşama aşama ilerlesin ve topluma salınsın, ıslah gerçekleşerek salınsın. Biz de bu bağlamda, ıslahla ilgili, iyi hâlle ilgili değerlendirme noktasında, cezaevlerindeki bu otomatik geçişi bir kenara bırakarak bir komisyon kuruyoruz; denetim ve gözetim komisyonu. Başsavcı ve/veya göstereceği cezaevi savcısı aynı zamanda konunun uzmanı olan sosyal uzman, psikologlar, Aile Bakanlığının temsilcisi oturup belirli dönemlerde değerlendirme yapacaklar her hükümlüyle ilgili. Nerede bakacak? Cezaevinde, hastaneye gitti hastanede, adliyeye duruşmaya gitti adliyede. Bütün süreçlerde ve bütün zamanlarda durumları tespit etmek suretiyle iyi hâlle ilgili değerlendirmesini yapacak.

İnsan, ola ki yanlış yaptı, ne yapıyoruz? İnfaz hâkimliği müessesesi getiriyoruz yani hâkim teminatı getiriyoruz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Eminiz.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bu gözetim ve denetim komisyonu değerlendirme yapıp bunun raporunu ortaya koyduktan sonra bir mağduriyet yaşanmasın diye infaz hâkimliği müessesesiyle -ki bunlar da tecrübeli hâkimlerden oluşacak- onların da kararlarından geçsin, bu teminat çok önemli. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi özellikle çift kademeli yargısal denetimi önemsiyor, orada da infaz hâkimliğini getiriyoruz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – AİHM’in kararını uygulayın, boş atıp…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Ola ki infaz hâkimliği de yanlış yaptı, olabilir ve burada da ne getiriyoruz? Bir üst müracaat yolu, itiraz müessesesini getiriyoruz. Soruyorum: İtiraz müessesesinde de bir yanlışlık olursa… O zaman bireysel müracaatla Anayasa Mahkemesine de gidecek. Orada da bir şey olursa uluslararası yol zaten açıktır. Bu bağlamda, yapılan düzenlemenin kesinlikle vicdan, adalet ve toplumsal talepler çerçevesinde hazırlanmış bir paket olduğunun altını çizmek gerekir.

Bakınız, biraz önce ileriye sürülen hususları söyleyeyim. “Halka sunduğunuz tek şey IBAN ve infaz.” Arkadaşlar, böyle değil. Biz bugüne kadar reformları yaparken maalesef zaman zaman zor anlar yaşadık, yalnız kaldık ve bugün halkımıza böylesi bir salgın karşısında, dünya milletleri muvazenesinde manzarayıumumiyeye baktığımız zaman, hamdolsun, sağlık altyapısı olarak en iyi ülkelerden biriyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Mükemmelsiniz, süpersiniz! Hiçbir sorunumuz yok, dört dörtlük, her şey süper!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) – Ondan rahatsız oluyorsunuz.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla bütün uluslararası toplum bu stratejik planlamayı yapamazken bugün, hamdolsun, aziz milletimizle bizler, Cumhur İttifakı olarak milletimizin huzurunda başımız dik, omzumuz yüksektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yine, aynı şekilde, sürem bitiyor çok vakit yok ancak biraz önce maalesef çok üzücü hadiseler ifade edildi. Terörü yumuşatamayız, infaz düzenlemesi nedeniyle dahi yapamayız. “Muhalefet fobiniz var, Kürt fobiniz var, HDP fobiniz var.” dediler.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Yok mu?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Var.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bakınız, bütün uluslararası topluma ifade ediyorum: Evet, bugün Kandil’deki PKK terör örgütünün ve onun tüm uzantılarının bir Cumhur İttifakı, bir AK PARTİ fobisi vardır.

Yine “Kürt fobisi var.” diyorlar. Hayır, Kürt vatandaşlarımız… İşte, bugün hayatını kaybeden vatandaşlarımız oldu.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Onun için iradesini gasbediyorsunuz.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Zavallı vatandaşlarımız, odun toplamaya gidiyordu ve onların bugün PKK fobisi var, PKK’dan korkuyorlar ve yine “HDP fobisi…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – HDP fobisi yok.

MURAT SARISAÇ (Van) – HDP düşmanlığı var.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, laf atmayalım lütfen.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – HDP fobisi yok.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Var, var, var.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – HDP’nin… Millî ve yerli duruşla, bu ülkenin istiklal ve istikbal mücadelesini veren, aziz milletimizin gösterdiği istikamette, çizdiği rotada yol alan Cumhur İttifakı var, AK PARTİ var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Ne millîliğiniz kaldı ne iriliğiniz ne diriliğiniz kaldı.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Minibüste dolar bozduracak kadar millîsiniz. Otobüslerde dolar bozduracak kadar millîsiniz. Biz çok iyi biliyoruz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, rica ediyorum, rica ediyorum değerli arkadaşlarım. Bakın, bir müzakere süreci yürütüyoruz. Yani ben her partinin de görüşlerini serbestçe ifade etmelerine olanak tanıyorum. Zaten çok sayıda konuşmacı olacak arkadaşlarım yani herkesin görüşlerini rahatlıkla ifade edeceği bir kanun teklifini görüşüyoruz.

Sayın Beştaş, bir talebiniz oldu, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

64.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın görüşülmekte olan 207 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, iktidar partisi hatibini dikkatle dinledim. Hamaset her zaman gerçekleri yansıtmıyor, genellikle yansıtmıyor. İşledikleri ağır suçları bu şekilde gizleyeceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Her şeyden önce bizim burada, Parlamentoda halka gerçekleri anlatma sorumluluğumuz mevcuttur, bu bir sorumluluktur.

Şimdi diyor ki: “Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara dair bir indirim yapmadık.” Ben 53’üncü maddeye ekledikleri (6)’ncı fıkrayı önemle, tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum ve açıkça şunu söylüyorlar, hepsini okuyacağım: “Devlete karşı suçlar ve -onların deyimiyle- terör suçları hariç olmak üzere toplam hapis cezası on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve daha fazla olanlar ise üç ayını kapalı cezaevi kurumunda geçirmiş olan iyi hâlli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumundan ayrılmalarına, bir yıl veya daha uzun süreli kalanlar…” diye devam ediyor. Bir kere açık ceza infaz kurumuna alıyor, oradan izin veriyor Sayın Başkan, izin. Bizim söylediğimiz budur işte ve burada Berfin Özek’e kezzap atanlar serbest kalıyor. Neden, neden?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yalan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Cumhurbaşkanının bile bu konuda özel açıklaması vardı, vicdanlara seslenmişti -onu hatırlatmak istiyorum- terör, Anayasaya aykırılık ve benzeri konularda. Ya, bunu söylerken gerçekten hicap duyuyorum ama dün bile burada, usul tartışmasında çıkıp bir Anayasa Mahkemesi kararının numarasını verdiler. Benim konuşurken onu bulma olanağım yoktu, sonra çıkardım. Anayasa Mahkemesi kararı ne demiş? Bir kere o karar sayısı bende, 2009/149 sayılı Karar. Orada afla, tartışmayla ilgisi olmayan bir karar zikredilmiş.

BAŞKAN – Toparlayın lütfen Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Toparlayacağım da Sayın Başkan, çok önemli bir şey konuşuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Aksine 2002/99 esas sayılı Karar’da, 2001/4 esas sayılı Karar’da Anayasa Mahkemesi diyor ki “Çekilen cezadan indirim yapan yasalar, toplu özel af yasasıdır.”

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yirmi dakika konuşma yapıldı burada.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir kere panik hâldesiniz, bunu anlıyoruz. Şu anda özel bir af yasası çıkarıyorsunuz, yandaşlarınıza çıkarıyorsunuz. Terör, terörizm üzerinden bunu gizleyemeyeceksiniz. Şu anda, biliyor musunuz, insanlığa karşı suçlar bile cezasız bırakılıyor. Madenlerdeki işçi katilleri özel af yasasında, Gezi direnişçilerinin katilleri özel af yasasında, Madımak katilleri bile -Ahmet Turan Kılıç, o da affedildi zaten- af yasasında. Kadın, çocuk katilleri, tecavüz ve tacizcilere izin sistemiyle, özel indirimlerle yine bu özel af yasasının kapsamına alınmış.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Aladağ’daki çocuk katillerini, uyuşturucu baronlarını devre dışı bıraktık.” diyorlar ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, bakın…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlarım…

Bakın, ben hiçbirinizi kırmamaya özen gösteriyorum ama sizler de lütfen sözlerinizi makul sürede toparlayın değerli arkadaşlar.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Herkes için söylüyorum bunu çünkü bakın, gruplar adına konuşmalar var, arkadaşlarınız konuşacaklar…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Biraz önce konuştular zaten Başkanım, aynı şeyleri söylediler.

BAŞKAN – Tekrar tekrar söz alarak süreci uzatmak da çok uygun değil.

Son cümlenizi alalım lütfen, son defa…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan “terör suçlusu” deyip durmasınlar. Onların “terör suçlusu” dedikleri, yüzde 99,9 AKP’ye olan muhaliflerdir.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Hadi be oradan, hadi!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bask Bölgesi’ne bak, IRA’ya bak!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Her iktidar kendi suçlusunu, kendi teröristini yaratıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Şu anda onlar da iktidarlarını devam ettirmek için her söz söyleyene, her yazı yazana, her “tweet” atana, her gösteri yapana, her mitingde konuşana “terör suçlusu” diyorlar.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Benim oğlumun katili de terörist değil mi?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Böyle şey mi var ya! Bask Bölgesi’nden, İspanya’dan, İngiltere’den bir dünya karar var; İspanya’da, İngiltere’de bir dünya uygulama var.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yarın öbür gün yeni bir iktidar gelecek, onları terörist ilan edecek; o zaman hep birlikte göreceğiz.

Teşekkür ediyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Bizi “terörist” ilan etmeye kimsenin hakkı yok, kimsenin haddi de yok! (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Zülfü Bey, lütfen oturun.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Tansiyonun yükseldi senin, git bir hava al sen!

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Bizi terörist ilan etmek sizin haddinize mi; senin haddine mi ki sen söylüyorsun!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, değerli arkadaşlarım…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Akbilci, geldin yine buraya. Karıştırma buraları, karıştırma; bir otur yerine ya!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Yürü git be! Yürü git be!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Akbilci, bir otur orada ya!

BAŞKAN – Sayın Zengin, siz buyurun.

65.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, yapılan her konuşmada sürekli aynı şeyleri söylemenin bir anlamının bulunmadığına, kadın ve çocuk meselesinin kendileri için fevkalade önemli bir mesele olduğuna ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, önce bir usuli itiraz yapmak istiyorum.

Şimdi, burada, uzun bir kanun teklifi görüşmesi yapıyoruz. HDP’nin Grup Başkan Vekili Sayın Meral Danış Beştaş çıkıyor, konuşuyor; arkasından arkadaşımız Zeynel Bey, arkasından Cahit Bey… Söylediği her şeyi kürsüde zaten söylüyor. Arkasından biz grup olarak kanaatlerimizi, fikrimizi söylüyoruz. Sanki gruptaki insanlar kimseyi dinlememiş gibi, bir de bağıra bağıra aynı şeyi bir daha bize söylüyor. Sayın arkadaşımız konuşurken HDP Grubu, maşallah, saldırılarıyla, konuşmalarıyla boğmaya çalışıyor.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sizinkiler çok sakin!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Biz saldırmayız Sayın Zengin!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şimdi, bir defa şunu söylemek istiyorum: Ben şöyle bir şey olduğunu gözlemliyorum…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Saldırmak ne demek!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Müsaade eder misiniz, rica ederim…

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben zaten öyle yapıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen, bakın…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sayın Başkan “saldırıyorlar” diyor ama.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Kendi grupları sataşınca hiç problem yok, kendisi bile sataşıyor Grup Başkan Vekili olarak.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç saldırı yok, hiç saldırı yok.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, konuşurken bir izin verelim ama lütfen.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşımız konuşurken üslubu gördünüz. Meral Hanım konuşurken grubunuzdan ses çıkmadan dinliyorsunuz, kendi arkadaşımız konuşurken bağırılıyor.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Ama siz Grup Başkan Vekili olarak sürekli laf atıyorsunuz insanlara.

BAŞKAN – Birbirimizi sakince dinleyelim değerli arkadaşlar, rica ediyorum.

Buyurun Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Benim ricam şudur: Uzun görüşmeler var, tekrar tekrar aynı şeyleri söylemenin manası yok. En azından hatipler… Biraz sonra bir sürü konuşmacımız var, saysam 50 konuşmacı var belki. Gelen arkadaşlarımız bu konuya dair kanaatlerini söylerler. Şimdi, bir söz var yani: “‘Bal, bal, bal.’ diye diye ağzı tatlanmıyor insanın.” “Cinsel suçlar, cinsel suçlar…” Yani bu memlekette cinsel suçlarla ilgili rahatsızlık bir tek onların mıdır?

BAŞKAN – Peki.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, tamamlayacağım sözümü.

Bir defa, bizim hayatımız kadın davasıyla geçti. Kadın meselesi, çocuk meselesi bizim için fevkalade önemli bir meseledir. Daha siz yokken biz bunların kavgasını veriyorduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

O sebeple, ben güzel bir tablo yaptırdım, mükemmel bir tablo oldu. İsterseniz dağıtabilirim tek tek, şu anda bahsettiğiniz suçlarla ilgili.

“Af” kelimesini de zinhar reddediyoruz, bu bir infaz düzenlemesidir. İnfaz kapsamında bunlarla alakalı, bir tane dediğiniz suçlardan yoktur. Şimdi uzatmamak için tek tek saymayacağım ama ileriki saatlerde, yarın, öbür gün, bitene kadar bunları tek tek, tek tek sayacağım; yoktur, yoktur, yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Var, var, var.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yok, yok, yok.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Var. Var olduğunu biliyorsunuz, vicdanınız kabul etmiyor.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hâlâ yok!

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Parmak sallama, indir şu parmağını!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Siz “Yok.” deyince yok olmuyor.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

6.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılamakta büyük bir özen ve saygı gösterdiğine, zamanın ekonomik kullanılması gerektiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bakın, bir kanun teklifini müzakere ederken arkadaşlarımızın yerinden birbirlerine laf atmasının yanında konuşacakları çok sayıda madde var. Bence bunu kullanmakta yarar var.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Grup Başkan Vekilleri laf atmaz normalde de…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O zaman dinle, laf atmayız.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Artık benim Grup Başkan Vekilim bile laf atıyor.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, lütfen…

Yani, birbirimizi incitmeden götürmek durumundayız bu müzakereleri; sizlerden ricam, karşılıklı olmasın. Bakın, kürsüyü herkes kullanıyor, buna da riayet ediyoruz. Biraz sakin olalım, biraz rahat olun arkadaşlar yani kimse konuşmayacak diye bir şey yok ki, herkes konuşuyor.

Şimdi, gündemimizi yürütelim ama bir tespiti ben de yapmak istiyorum: Özellikle her konuşmadan sonra belli bir açıklama yapma gereğini elbette arkadaşlarımız duyabilir ama bunları artık bir dakikadan fazla da düşünmeyelim değerli arkadaşlarım çünkü benim, özellikle Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılamakta her zaman büyük bir özen ve saygı gösterdiğimi biliyorsunuz. Ama zamanı da ekonomik kullanmak hepimizin bir görevi yani bir söz alıp ondan sonra arkasını daha da uzun sürelere bağlamanın da yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bakın, değerli arkadaşlar, ben son derece sakin ve son derece nezaketli bir açıklama yaptım yani buna itiraz edecek bir nokta var mı acaba?

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Yok Başkan, teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Yok. Herkes için söylüyorum bunları, bütün parti grupları için söylüyorum, herkesi ilzam ediyor. Birbirimizi dinleyelim, herkes de fikrini kürsüden açıklasın.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile 57 Milletvekilinin Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2762) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 207) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi değerli arkadaşlarım, teklifin tümü üzerinde şahıslar adına söz taleplerini karşılayacağım.

Şahıslar adına ilk söz, Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Muharrem Erkek’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Erkek.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, maalesef Diyarbakır’da PKK terörü yine can aldı, yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun, ailelerine de sabır diliyoruz.

Bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü, dünyanın ve ülkemizin yaşadığı olağanüstü durum sebebiyle ülkemizdeki tüm Roman mahalleler de -ki hemen hemen her ilimizde vardır- bu zor dönemde sosyal devleti yanlarında, mahallelerinde görmek istiyor.

Değerli milletvekilleri, aslında konuştuğumuz, samimi olmak gerekirse örtülü bir af, bunun adı “örtülü af” çünkü yalnızca bu dönemde değil, cumhuriyet tarihi boyunca benzer düzenlemeler geldiğinde bunu hukukçular, herkes hep tartıştı. 2018 yılında yine infaz kanunu değişiklikleri gündeme geldiğinde, AK PARTİ Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan “Benim bir ilkem var, ilkem de şudur: Devlet ancak kendisine karşı işlenen suçlarda affedici olabilir. Kişilere karşı işlenen suçları bizim af yetkimiz yoktur.” demişti. O zaman da infaz kanunu görüşülüyordu.

Bu bir örtülü aftır ama bir taraftan da şu da bir gerçek, suçluyu kazıyınca altından insan çıkar. Bu dengeyi çok iyi kurmak zorundayız.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde 268 kapalı cezaevi, 83 açık cezaevi, 4 çocuk cezaevi toplam 355 cezaevi var ve 355 cezaevinde de tutuklu ve hükümlü olarak toplam 300 bin insan kalıyor, 300 bin. Bizimle aynı nüfusa sahip Almanya’da tutuklu ve hükümlü sayısı toplam 62 bin. 300 bin-62 bin. Avrupa’da her 100 bin insanda ortalama 100 kişi ceza infaz kurumlarında, 100 bin insan içerisinde ortalama 100 kişi ceza infaz kurumlarında, bizde 350 yani 3 katından daha fazla. Demek ki ciddi sorunlarımız var. Asıl sorunumuz adalet, devletin temeli olan, hayatın temeli olan adalet. Çünkü adalet çürüdüğü zaman, adalet yok olduğu zaman huzur da yok, mutluluk da yok, aş, iş, ekmek de yok ve tabii ki böyle bir ortamda suç oranlarını azaltmak da mümkün değil.

Şimdi, geçici düzenlemelerle cezaevlerini boşaltmak, rahatlatmak gerekiyor çünkü kapasitenin çok çok üzerinde insan maalesef tutuklu ve hükümlü olarak cezaevlerinde. Peki -geçici düzenlemeler- ne olacak sonuçta? Birkaç yıl sonra göreceksiniz maalesef cezaevleri yine dolacak ve yine ağır infaz sorunlarıyla karşı karşıya kalacağız. Çünkü, on sekiz yıllık tek başınıza iktidarınızda adalette de yapısal reformlara el atamadınız, gerçekleştiremediniz.

Şimdi, düzenleme Genel Kurulda kabul edilip yürürlüğe girince tabii, örneğin, rüşvetten veya başka bir suçtan altı yıl ceza almış biri bir gün bile cezaevinde kalmayacak, üç yıl denetimli serbestlik infaz rejimiyle dışarıda olacak. On yıl ceza alan bir kişi iki yıl yattıysa derhâl tahliye olacak. Öbür türlü, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra işlenen suçlarda, mesela, altı yıl alan bir kişi yaklaşık iki buçuk yıl yatacak. Bugün alan hiç yatmayacak, yarın alan iki buçuk yıl yatacak. Veya hakaret suçundan on ay hapis cezası aldınız, ertelenmedi, paraya çevrilmedi; dört ay yatacaksınız. Bu tip düzenlemelerle karşı karşıyayız.

Eğer Meclis cumhuriyetin ve devletin en önemli organı olarak, yasama organı olarak infaz düzenlemesinde ceza indirimini kişilere karşı işlenen suçlarda, topluma karşı işlenen suçlarda bir hak olarak görüyorsa kendisine karşı işlenen suçlarda da bir düzenlemeye gitmeli. Belli suçları dışarıda tutarsınız -silahlı terör örgütü gibi, darbeye teşebbüs, hükûmeti devirmeye teşebbüs gibi- ondan sonra, devlete karşı işlenen suçlarda da bir infaz indirimine gidersiniz ama buna cesaret edemediniz ve büyük bir eşitsizlik ve adaletsizlik yarattınız. Onun için, bu teklifte vicdan ve adalet yok.

Değerli milletvekilleri, çok önemli çelişkiler var, vaktim sınırlı olduğu için kısa kısa değineceğim. Örneğin, Türk Ceza Kanunu’nun 220’nci maddesindeki dörtte 3’lük infazı üçte 2’ye indiriyorsunuz -ki biliyorsunuz, 220’nci madde terör örgütü değil, çıkar amaçlı suç örgütleri- ama öbür taraftan da alt sınırı ve üst sınırı artırıyorsunuz Türk Ceza Kanunu’nda. Bir tarafta artırıyorsunuz, bir tarafta infazda lehe düzenleme yapıyorsunuz; derin bir çelişki. Hâkim karar vermiş, dosya istinafta ya da Yargıtayda, hükmü veren mahkeme sanık tutukluysa tahliye edebilecek. Bu da ciddi sorunlara yol açacak uygulamada, düzeltilmesi mutlaka gerekiyor.

En önemlisi değerli milletvekilleri, geçici bir düzenlemeyle açık cezaevindeki tüm hükümlüler, hiçbir suç ayrımı olmadan ya da kapalıda olup da açık cezaevine geçmeye hak kazanan tüm hükümlüler Covid-19 sebebiyle geçici tahliye ediliyor. Hükümlülerle ilgili geçici düzenlemeyle bunu getiriyoruz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – İzin alıyorlar.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Evet, Covid-19’lu ise bile geçici tahliye, izinli kabul ediliyor.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – İzin diyelim.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Peki, tutukluları niye geçici bir düzenlemeyle izinli kabul etmiyorsunuz, geçici tahliye etmiyorsunuz? Neden?

Değerli milletvekilleri, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan niçin cezaevinde? Gündemdeki bir konuyu, kamuoyunun bildiği bir konuyu gazetecilik gereği haber yaptıkları için. Murat Ağırel niçin cezaevinde? İktidarı rahatsız eden, gerçekleri ortaya koyan bir kitap yazdığı için. Fatih Portakal? Fatih Portakal bir “tweet” atıyor, vatan işgal altındayken uygulanan Tekalif-i Milliye, Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirildiği için –ki hiç doğru değil getirilmesi, hiç doğru değil- onunla ilgili ironi yapıyor, eleştiri yapıyor -güzel de bir anlatımla yapıyor- hem Sayın Cumhurbaşkanı suç duyurusunda bulunuyor hem de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu. Ona da talimat veriliyor; talimatla bağış toplanıyor, talimatla suç duyurusu yaptırılıyor, bunlar doğru değil. Bakın, bir gazeteci, kutsal din duygularını istismar ettiği için iki hafta önce tutuklandı ama “Bakara makara” diyen biri, büyükelçi yapıldı. Bu zihniyet doğru değil, bu anlayış doğru değil. Yasaklarla, bu tip uygulamalarla adaleti tecelli ettiremeyiz.

Osman Kavala; tutukluluğu iki buçuk yılı geçti. Bakın “tutukluluk” diyorum. Hakkında verilmiş bir ceza yok, hüküm yok, bir de aksine beraat hükmü var. İki buçuk yılı geçmiş bir tutukluluk olur mu? Siz yargıyı silah olarak kullanıp özel bir husumetle birine karşı kullanırsanız adaleti yok edersiniz, infaz rejimini de düzeltemezsiniz, hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Onun için nasıl açıktaki hükümlülerle ilgili geçici bir düzenlemeyle, geçici bir tahliye getiriliyorsa Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenecek geçici bir düzenlemeyle de belli suçlar ayrı tutularak geçici tahliye ya da adli kontrol getirmelisiniz. Başka türlü bu düzenleme kamuoyunun vicdanında yer bulmaz. Tutuklu gazeteciler var, avukatlar var, sosyal medyada düşüncelerini, eleştiri amaçlı düşüncelerini sert bir şekilde paylaştığı için cezaevinde olan insanlar var. Bunlar içeride kalmaya devam ederken birçok suçluyu dışarıya çıkarmak kamuoyu vicdanında yer bulmaz değerli milletvekilleri. Daha çok konu var ama şimdi onlara yer vermemiz mümkün değil.

Çok değerli hukukçular var bu çatının altında, ben de yirmi yıl ceza avukatlığı yaptım. Biraz önce de söyledim, suçluyu kazıyınca altından insan çıkar. Tabii ki böyle düzenlemeler bir zorunluluk arz ettiği zaman getirilebilir ama eşitliği, hakkaniyeti ve adaleti sağlamamız mutlaka gerekiyor. Ömer Hayyam’ın çok güzel bir sözü var, “Adalet, kâinatın ruhudur.” der. İşte bu teklifin ruhu yok, bu teklifin içinde adaletin ruhu yok, onun için kamuoyu vicdanında tam anlamıyla yer bulmuyor, onun için adaleti tecelli ettirmiyor. Bu şekliyle kabul edilirse sakat doğacak. Gelin bu eksiklikleri giderelim, gelin birlikte çalışalım, ivedi bir şekilde adaleti, hakkaniyeti, eşitliği tesis edelim diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şahıslar adına son konuşmacımızı davet edeceğim ama bir açıklama yapmak istiyorum. Şahıslar adına konuşma taleplerini karşıladıktan sonra yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağım. Sisteme giren arkadaşlarımızı görüyorum, ben hepsine sırayla söz vereceğim ama -görüşülen kanunun özelliği ve arzu ettiğiniz- kafalarınızda olan soru işaretlerini Komisyon Başkanı buradayken sormanızı rica ediyorum. Yani, sorulacak soruların kanuna ilişkin olması, bu konularda Komisyonun da açıklayıcı bilgi vermesi bu müzakerenin yürümesi açısından sağlıklı olacaktır. Sisteme giren arkadaşlarımız, son konuşmacıyı davet ettikten sonra konuşmalarını ve sorularını buna göre hazırlarlarsa bence yararlı bir iş yapmış oluruz.

Şimdi, şahıslar adına son konuşmacı Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Ali Özkaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Özkaya.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimiz; öncelikle bugün sabahleyin -sürekli af ve bir an önce cezaevinden derhâl çıksın denilen- terör örgütü mensupları tarafından 5 vatandaşımız şehit edildi, onlara Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, ben siyasi bir konuşma yapmayacağım. Mümkün olduğu kadar bu konuyu, infaz hukukunu vatandaşımız daha kolay anlasın diye anlatmayı, teknik, hukuki olarak cevap vermeyi arzu ediyorum. Bu kanun niçin hazırlandı? Yaklaşık yedi sekiz aydır bu kanunu hazırlayan komisyonun içinde bulunan bir milletvekili olarak arz etmek istiyorum. 2005 yılında Ceza Kanunu’muz ve Ceza İnfaz Kanunu’muz yürürlüğe girdi. Bir önceki 765 sayılı Kanun ve 647 sayılı İnfaz Kanunu’nda kural olarak infaz 1/2, her ay için de altı gün indirildiğinde yüzde 40 hapiste yatardı kişi aldığı cezadan. 2005 yılından itibaren hem ceza miktarlarında -Ceza Kanunu’nda- hem de infazda artışlar oldu. İnfaz kural olarak 2/3, belirli suçlar açısından da 3/4 oldu. Bunun sonucu olarak şöyle: Kasten adam öldürme, eskiden dokuz yıl yedi ay hapiste yatarken şimdi yirmi dört yıl yatıyor. Nitelikli yağma, iki yıl sekiz ay yatarken şimdi beş yıl dört ay yatıyor. Uyuşturucu ticareti, bir yıl yedi ayken altı yıl sekiz aya; cinsel saldırı, iki yıl dokuz aydan sekiz yıla; cinsel istismar dört yıldan on yıl sekiz aya çıktı; yüzde 170 ile yüzde 300’e yakın artışlar oldu. Yalnızca terör örgütü üyeliği dört yıldan beş yıla çıktı, yüzde 25 civarında bir artış oldu. Akabinde, 2016 yılında istinaf mahkemelerinin de yürürlüğe girmesiyle birlikte ceza yargılaması da daha hızlandı ve hızlı bir şekilde mahkeme kararları kesinleşti. İnfaz hukuku kesinleşmiş ceza kararlarının uygulandığı bir mahkûmiyet hukukudur, tutuklulukla ilgili kısımlar infaz hukukunun kural olarak ilgi alanının dışındadır.

İnfaza girildiğinde bugün, şimdi, biz dedik ki: Bir, bu işte 3/2’yi süreler çok uzadığı için 1/2'ye indirelim. Genel bir infaz düzenlemesi yapalım. Belli bir suçlar açısından 3/2, kırmızı çizgi olarak tespit ettiğimiz suçlar açısından da 4/3. Bunun sonucu ne oluyor? Denetimli serbestlikte de bugün maktuen bir yıl yani bir yıl ceza alsa da bir kişi denetimli serbestlikle bir yıl dışarıya çıkıyor, otuz yıl ceza alsa da bir yıl uygulanıyor. Bunu makul görmediğimiz için 1/5 oranında koşullu salıvermesinin dörtte 5’ini yattığı zaman bakiye 1/5’ini dışarıda geçirsin arzu ettik.

Buradan bütün milletimize de göstermek istiyorum. Böyle olunca, bunu yüzde 100 kabul ettiğimizde yüzde 50’si 1/2, yüzde 40’ı yüzde 50 koşullu salıverme. Koşullu salıvermeyi hak eden o yüzde 10’luk kısım da yüzde 40 da denetimli serbestliğe çıkıyor. 2/3’te yüzde 67’sini hapiste, kapalıda ve açıkta geçiriyor. Koşullu salıverme hakkını kazandığında yüzde 60’a kadar denetimli serbestlikle dışarıya çıkıyor, daha sonraki kısmını da koşullu salıverme süresinde devam ediyor. 4/3’te yüzde 75 ve yüzde 60’ını koşullu salıverme ve denetimli serbestlik sürelerinde geçirmiş oluyor. Bu süreleri, denetimli serbestlik süresini tamamladığında da infaz edilmiş oluyor. Eğer kişi bu koşullu salıverme süresinde tekrar suç işlerse buna mükerrer suç diyoruz. İkinci defa mükerrer suç işlerse ikinci mükerrer... Birinci mükerrer mevcutta 3/4’tü. Bunu indiriyoruz 2/3’e ancak ikinci kere mükerrer olur ise orada koşullu salıvermeden yararlanamaz. Fakat ikinci mükerrerlikte kamuoyunda bilinen “İnfazım yandı.” diye bir husus vardır cezaevinden çıkanların çok korktuğu; burada bazen haksız uygulamalar da olabiliyordu. Mesela, kişinin on yıl koşullu salıverilmesi var, dışarı çıktığında bir yıllık bir suç işlediğinde on yılın hepsi yanıyordu. Şimdi diyoruz ki ikinci suç işlediğinde, ikinci suçun 2 katından fazla yatmasın ama o koşullu salıverme miktarını da geçmesin. Böyle genel, doğru düzenlemeler yaptığımız kanaatindeyim.

Denetimli serbestliği de bir yıldan üç yıla çıkarıyoruz. O bir yılı geçici olarak -az önce 1/5’i söylemiştim- 2016 yılında 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de iki yıla çıkarmıştık, şimdi onu üç yıla çıkarıyoruz, bir kısım suçları istisna ediyoruz. Bu suçlar nedir? Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ve terör örgütünün faaliyeti ve amacı doğrultusunda işlenen suçlar, cinsel dokunulmazlık suçları, adam öldürme suçları, uyuşturucu madde suçları, kişisel verilere karşı suçlar, devlet güvenliği aleyhine işlenen suçlar gibi belirli suçları, burada, kanun teklifinin geçici 6’ncı maddesinde belirtilen suçları istisna edip bunun dışında denetimli serbestlik veriyoruz.

Bir de az önce konuşuldu, kanuni izin, 5’inci fıkra var. Arkadaşlar, şunu iyi bilmek lazım anlattığıma göre: Herkes, cezaevine giren herkes -yalnızca terör örgütlerinin ağırlaştırılmış müebbet suçuna mahkûm olanların dışında- belirli süreler, en fazla kırk yıl olmak kaydıyla dışarı çıkar yani bir insan hangi ağır suçu işlerse işlesin -az önce söylediğim suç dışında- dışarıya çıkar. Bir kişi denetimli serbestlikte açıkta ise… Bugün Türkiye’de de 75 bin açıkta mahkûm var. Bunların 45 bini denetimli serbestlik ve koşullu salıvermenin inmesinden yararlanarak çıkıyor. Geriye kalan 30 binini de kanunla izinli sayıyoruz. Burada suç ayrımı bir istisna dışında yapmıyoruz. Diyoruz ki: Siz lütfen gidin, herkes evinde geçirsin covid nedeniyle. Eğer Sağlık Bakanlığı önerirse 3 defa daha Adalet Bakanlığımıza izin veriyoruz. Niçin? Meclisin açıldığı tarihe yetişebilsin diye çünkü bunun kanunla düzenlenmesi gerekir.

Cezaevi boşaldı, açıkta kimse kalmadı ama açık cezaevlerinde işi gören insanlar var. Tarım cezaevi var, hayvancılık var, tavuklar var. Bizim mesela Afyon Sandıklı’da sera cezaevi var. O domatesler yetişecek, bunları birisinin yapması lazım. Diyoruz ki: Mevcut açığa çıkmasına bir yılı kalmış olanlardan -burada yönetmeliği de dikkatle okumak lazım çünkü yalnızca kanuna bakarsak yanlış sonuca da gidebiliriz, yönetmelikte açık şartlarını da belirlemiş- isteyenleri açığa çıkaracağız. Bunlara covid iznini uygulamayacağız ve bunlar orada hizmetleri görecek. Fakat 8’inci ayda bu kişinin denetimli serbestlik hakkı gelmişse elbette ki çıkacak çünkü sonuçta hiç kimse ölesiye kadar cezaevinde kalmayacak.

Bunu kanunla düzenlediğimiz, belirlediğimiz hususlarda bir eşitlik ve adalet var. “Efendim, bu Anayasa’ya aykırı mı?” Anayasa Mahkemesinin değişik verdiği kararlar, kendi içinde de çelişkili kararlar olmakla birlikte en son verdiği kararlarda eğer cezanın koşullu salıvermede bir miktarını silmek şeklinde bir düzenleme varsa bu, Anayasa’ya aykırı ama biz silmek şeklinde bir düzenleme yapmıyoruz. Diyoruz ki: Denetimli serbestliğin süresini ve koşullu salıvermenin oranını değiştiriyoruz. Bu, asla Anayasa’ya aykırı olan bir husus değildir, Meclisin takdirindedir. Anayasa Mahkemesinin kararları da bu yöndedir ve Anayasa Mahkemesinin kararları doğrultusunda da inşallah, yasalaştığında Anayasa Mahkemesine gitse de aksi yönde bir karar çıkmayacağı kanaatindeyim. Bu, tabii bir görüştür, düşüncedir.

Anayasa Mahkemesi diyor ki: “Eşitlik; eşit olanlar içinde eşit muameleyi, eşit olmayanlar içindeyse eşit olmama durumuna göre eşit muameleyi gerektirir.” Terör örgütü üyeliği suçu ile tehlikeli vasıta kullanmak bir suç mudur? Veya uyuşturucu ile cinsel saldırı suçu bir midir? Asla değildir. Bunlar farklı farklı kategorik suçlardır, birbiriyle benzer suç değildir.

Sık sık dile getiriliyor: “Efendim, rüşvetçi affedildi.” Hiç kimse affedilmiyor. Hiç kimsenin suçundan bir şey silinmiyor. Yalnızca dışarı belirli bir dönemde denetimli serbestliğe çıkması sağlanmış oluyor. Ben sordum, acaba, bu 300 bin kişide kaç tane TCK 250’den tutuklu ve hükümlü var? TCK 250’den, irtikâptan 36 kişi. TCK 247’den zimmetten 217 kişi. Binde 1 bile değil, binde 1.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 1 kişi olsun.

ALİ ÖZKAYA (Devamla) – Dolayısıyla şimdi, azıcık, bir miktar iniyor. Efendim, bütün kişiler, sanki herkes tahliye ediliyormuş... Diyor ki: “Yandaş, yandaş… Yandaşa kanun çıkarılıyor.” Yandaşı nasıl belirlediniz? Kanundan istisnalar: Terör, uyuşturucu, cinsel suçlar. Bunlar kimin yandaşı? Bu suçlar kimin yandaşı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayan Özkaya.

ALİ ÖZKAYA (Devamla) – O zaman sorarlar “Acaba bu kimin yandaşıdır?” diye. Bu kanun teklifi şunun veya bunun için değil, cezaevindeki herkes için. Bizden bu teklifi bekleyenler için söyleyeyim, bu teklif çıkacak. İnşallah inanıyorum ki bu teklif çıktıktan sonra cezaevindeki huzur ve rahatlık bir nebze daha iyileşecek ve ondan sonra bizim Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak belki bir adım sonra Ceza Kanunu’nu oturup, baştan aşağı tarayıp kendi içinde çelişkili maddeleri düzelten, çok daha iyi bir kanun yapan bir Meclis de inşallah bize nasip olur diyorum. Bunu da yapmayı arzu ederek, temenni ederek, dua ederek bütün Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. Kanun teklifinin herkese hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi, soru-cevap işlemine başlayacağız. Yirmi dakikalık sürenin yarısını sayın milletvekillerimiz kullanacak, yarısını da Sayın Komisyon kullanacak. Arkadaşlarımızın az önce açıkladığım çerçevede soru sormalarını dileyerek soru-cevap işlemine başlıyorum.

Sayın Karahocagil… Yok.

Sayın Turan… Yok.

Sayın Pekgözegü…

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

“İnfaz paketini corona salgını için mi getirdiniz yoksa başka bir nedeni mi var?” diye sormak istiyorum.

“Ceza Kanunu’nda siyasi suçlar tanımı yok.” ifadesine sığınarak düşünce ve siyasi duruşlarından dolayı cezaevinde bulunanları kapsam dışı bıraktınız. Peki, bu, düşüncelerinden ve siyasi duruşlarından dolayı tutuklu ve hükümlü olanların suçu mudur? İnfaz paketi, bu eksiği gidermek için ne yaptı? Ne tür bir çalışma yapıldı? Muhalefetten gelen 100’ü aşkın önergeyi neden reddettiniz? AKP’den gelen 5 önergeyi niye kabul ettiniz? Tepkilerin çığ gibi büyümesi, corona günlerinde sosyal medya eylemlerinin “trend topic” olması Komisyonu hiç mi ilgilendirmemiştir?

BAŞKAN – Sayın Orhan Işık…

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bilindiği üzere, Covid-19 salgını nedeniyle tüm yurttaşlara “Evde kal.” çağrıları yapıyoruz. Ancak geçim sıkıntısı olan ve sermayedarları ayakta tutmaya zorlanan işçiler başta olmak üzere birçok yurttaş evde kalacak koşullara sahip değildir. Evden çıkmak zorunda olan bir kesim de birçoğu 65 yaş üstü olan, denetimli serbestlik kapsamında imza için karakollara her gün gitmek zorunda olanlardır. Hukuksuzluklara sessiz kalmadıkları, iktidarı eleştirdikleri için haksız ve hukuksuzca gözaltına alınan, haklarında aylardır hatta yıllardır herhangi bir iddianame hazırlanmayan, muhalif olmaktan başka hiçbir suçu olmayan büyük bir kitleden söz ediyoruz. Sayıları 500 bine yakın olan bu yurttaşların hem kendi sağlıkları hem ailelerinin hem de toplumun sağlığı risk altındadır. Bu nedenle denetim imza zorunluluğuyla ilgili bir tedbir düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Koçyiğit…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şu anda İnfaz Kanunu’nda değişikliğe dair bir düzenleme gelmiş bulunuyor. Bu düzenlemede TMK’nin tamamen kapsam dışı kaldığını görüyoruz. Bunun Anayasa’daki eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığını Komisyona sormak istiyorum.

Ayrıca Komisyonun her aşamasında ilk olarak gelen teklifi Anayasa’ya aykırılık açısından değerlendirmesi gerekirken niçin bunu resen yapmadıklarını sormak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, 5 Nisan 1925, Kahramanmaraş’a kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmesinin yıl dönümüdür. Bu, Kurtuluş Savaşı sırasında Kahramanmaraş’ın topyekûn mücadeleye katılması gerekçe gösterilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilmiş ve kahramanlığını bir kez daha tescil etmiştir. Tek istiklal madalyalı şehirdir Kahramanmaraş ve bunu gururla taşımaktadır. Bunda emeği geçen tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyorum.

Bir de Atatürk’ün Kahramanmaraş’a verdiği, kendisinin çizerek hediye ettiği bayrak tutan bozkurt simgesi vardır. Bu, kalemizde bir süre dalgalandıktan sonra şu an yerinde değildir. Atatürk’ün bu hediyesini de yaşatmak adına bir an önce bozkurdumuzu kalede görmek istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkanım.

26 Mart tarihinde Cumhurbaşkanlığınca bir infaz yönetmeliği hayata geçirilmiştir. Çok ilginçtir ki, bu yönetmelikle beraber getirilen her türlü hüküm aynı zamanda bugün buraya getirmiş olduğunuz yasa teklifini içermektedir. Yani, Sayın Cumhurbaşkanı kanalıyla Anayasa’daki erkler ayrılığı doğrudan iğfal edilmiş, yetki gasbı yapılmış, sizler de bu yetki gasbını ve bu iğfali bir yasaya kavuşturmak anlamında hukuk hiyerarşisini altüst ederek bu yasayı buraya getirmiş bulunmaktasınız. Yayınlanan yönetmeliğin bir yasaya dayanması gerekirken önce yönetmeliğin yayınlanması, sonra da bu yasanın aynı mahiyette buraya getirilmiş olması bir rastlantı mıdır? Hukuk hiyerarşisini yok sayarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine bu şekilde bir iğfali açıklar mısınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Yılmaz Bey, Türk Ceza Kanunu’nun 65’inci maddesinin (2)’nci fıkrası aynen şu şekildedir: “Özel af, kesinleşmiş hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden vazgeçilmesi veya cezaevinde infaz edilecek sürenin azaltılması veya hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini sağlayan bir ceza hukuku kurumudur.” diyor. Ancak bu infaz yasası, bu özel kanun bu kapsama girmiyor mu? Biz hep diyoruz. Siz diyorsunuz ki: “Bu bir özel af değil, infaz yasası.” Peki, Türk Ceza Kanunu’nun 65’inci maddesinin (2)’nci fıkrası bu tanımlamayı getiriyor, buna ne diyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çepni.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılığına itiraz ediyoruz. İktidar koalisyonu ise kendince riskli gördüklerini dışında tutuyor. Türkiye’de hukuk, güçlünün hukukuna dönüşmüş hâldedir. Daha dün adalet, cemaatten soruluyordu ve onu eleştirmek vatan hainliğiyle suçlanıyordu. Koltuk kavgasından darbe ortaya çıkınca hukuk bu sefer de saraya bağlandı. Ancak cemaatin yargıladığı insanlar hâlen içeride tutulmaya devam ediyor; seçilmişlerimiz, eş başkanlarımız, belediye başkanlarımız ve partililerimiz. Hâl böyle olunca, yapılmak istenen hukukun üstünlüğünü kurmak mıdır yoksa sarayın hukukunu inşa etmek midir?

BAŞKAN – Sayın Gülüm…

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığının coronavirüs ölümlerini uygun kodlamayla Dünya Sağlık Örgütüne bildirmediğini söylüyor. Bilgisayarlı tomografi veya klinik bulguları hastalığı desteklemiş olmasına rağmen PCR testi pozitif olmayan hastalar yaşamlarını yitirdiğinde kayıtlara Covid-19 olarak geçirilmiyor. Bunun yerine “viral pnömoni”, “doğal ölüm” veya “bulaşıcı hastalık” olarak geçiriliyor. Doğrulanmış olgu sayıları ile ölüm sayıları arasındaki paralellik de bu gerçekliği açığa çıkarıyor. Aslında bugün konuştuğumuz Bafra Cezaevinde yaşanan ölüm de bu açıklamayı destekleyen bir açıklama. Şeffaflık bir an önce gerçekleşmeli, gerçekleri gizlemekten de vazgeçilmeli diye söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın Gergerlioğlu…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İnsanın en önemli özelliği olan düşüncesini 7/(2) maddesiyle terör örgütü propagandası olarak niteleyen, yine legal davranışları üyelik olarak nitelendiren 314/(2)’yi değiştirmeyen, yine masum Harbiyeli öğrencileri darbeci ilan edip defalarca müebbet hapis cezasına çarptıran bu acımasız, vicdansız duruma itiraz edip adil bir yasa oluşturma yerine boyunduruk altına aldığınız yargıyı devam ettiriyorsunuz. Yarın öbür gün bu yasa teklifinin sizi de legal davranışlarınızdan dolayı yargılamayacağından emin misiniz?

BAŞKAN - Sayın Taşdemir…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Teşekkür ederim Başkan.

Görüşülen infaz yasası düzenlemesine göre, bir tutuklunun mahkemede yaptığı savunmadan dolayı soruşturma açılabilecek. Bunu savunma hakkının ihlali olarak görüyor musunuz? Buna neden gerek duyuyorsunuz?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Yaşar…

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ankara Motorlu Araç Satıcıları Kooperatifi Başkanı Aydın Erkoç diyor ki: “5607 sayılı Kanun’un geçici 10 ve 11’inci maddeleri kapsamında ceza davalarına konu 20 bine yakın araçla ilgili olarak ödenmesi gereken ÖTV matrahının yüzde 25’ine tekabül eden kısmı ilgili gümrük saymanlık müdürlüklerine yatırılmak suretiyle gümrük kaçağına konu olduğu iddia edilen araçlar kanundan faydalanmış ve sahiplerine iade edilerek trafik sicili üzerine konulan tedbirler kaldırılmıştır. Yargılamalara konu araçların ithali esnasında meydana geldiği iddia olunan kamu zararı fazlasıyla karşılanmıştır. Bu duruma rağmen yargılamalar devam etmekte olup ithalatçı firmalar ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Yapılacak yasal düzenlemeyle, 5607 sayılı Kanun’un geçici 11’inci maddesine bir fıkra eklenmek suretiyle, kamu zararı da kalmadığından, ceza davalarının düşmesi de mümkündür.”

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Allah’tan Komisyon yakınınızda Sayın Yaşar.

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Komisyon geçici 11’inci maddeye ek yapmayı düşünüyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Altıntaş…

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Komisyon Başkanına soruyorum: Bu yasanın af yasası olmadığını, infaz yasası olduğunu ifade ediyorsunuz. 2000 yılında çıkarılan, kamuoyunda “Rahşan affı” olarak bilinen, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da birçok kez “Rahşan affı” olarak atıf yaptıkları yasanın adı af yasası mıdır yoksa Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası mıdır?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Çelik...

TUMA ÇELİK (Mardin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şu anda acil ihtiyaç olarak bütün dünyayı ve bu arada ülkemizi de etkileyen coronavirüs salgını nedeniyle cezaevlerinde çok kötü koşullarda olan mahpusların hayatı konusunda tedbir alınması ve bu konuda bir kanun çıkarılması gerekirken neden bu salgının ilgisi olmayan konuları da bu yasanın içerisine koydunuz? Bu bir fırsatçılık değil midir?

BAŞKAN – Sayın Çoşkun…

ŞEVİN COŞKUN (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Coronavirüs salgını nedeniyle hamile ve çocuklu kadınlar açısından infaz ertelemesi getiriliyor ancak bunda bile Terörle Mücadele Kanunu istisna kabul ediliyor. Cezaevlerinde ortaya çıkabilecek olumsuz bir durumun sorumlusu olacağınızı biliyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Erel…

AYHAN EREL (Aksaray) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Düzenlemede yaşlılar lehine bazı düzenlemeler var ancak bunun yaşlıların, orada yaşayan mahkûmların ihtiyaçlarına cevap vermeyeceği düşüncesindeyiz. Dolayısıyla 75 yaşın 70’e, 70 yaşın 65’e, 65 yaşın 60’a çekilmesini düşünüyor musunuz?

Ayrıca, Aksaray’a yeni yapılan cezaevinin birçok ihtiyacı var. Bunlardan bir tanesi de infaz koruma memurları 20 kilometre uzaklıkta olan infaz kurumuna gidip gelmelerinde büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Acilen servis ihtiyaçları olduğunu ilgililere duyuruyorum, gereğini yapmalarını da rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Söz sırası Komisyonda.

Sayın Tunç, buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Soru soran değerli milletvekillerimize de teşekkür ediyorum.

Sayın Pekgözegü, Sayın Koçyiğit, Sayın Gergerlioğlu, Sayın Çepni, Sayın Gülüm benzer sorular sordular. “Siyasi suçları neden kapsamıyor?” dediler. Terör suçlarıyla ilgili sorular sordular. “Terörle Mücadele Kanunu’ndan kaynaklanan suçlar neden kapsam dışı?” diye sorular sordular. Evet, burada kanun teklifinin kapsamına baktığımız zaman gerek Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen gerekse Terörle Mücadele Kanunu’nda düzenlenen terör suçları kapsam dışı tutuldu. Tabii, terör suçlarının yanı sıra cinsel saldırı suçları, uyuşturucu ticareti suçları ve biraz önce konuşmalarda da zikredilen toplumsal hassasiyeti dikkate alarak birçok suç bu teklifte kapsam dışı bırakıldı. Tabii ki terör suçlarını siyasi suç olarak nitelendirmek doğru değil. Komisyonumuz öncelikle bu teklifi Anayasa'ya aykırılık bakımından İç Tüzük’ümüzün 38’inci maddesi gereğince inceledi ve inceledikten sonra da Komisyon üyelerimize ve Komisyon toplantısına katılacak uzmanlara gündemi gönderdi. Komisyon toplantısı başında da geneli üzerinde görüşmeler yapılırken Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunulan bir önerge de HDP Grubu tarafından verildi. Tüm bunlar tartışıldı ve Anayasa’ya aykırılık önergesi reddedildi, daha sonra tabii ki maddelere geçerek görüşmelere devam ettik.

Öncelikle, bu teklif Anayasa’ya uygun bir teklif, bu teklif bir af düzenlemesi değil. Sayın Tanal’ın sorduğu soruya da bu çerçevede cevap vermek gerekirse, bir genel af değil, özel af da değil, Türk Ceza Kanunu’nun 65’inci maddesinde belirtilen özel afla da bağdaşmayan bir teklif. Bu teklif, koşullu salıverme ve denetimli serbestlik sürelerinde değişiklik yapan infaz düzenlemesi. İnfaz düzenlemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde diğer kanunlar nasıl görüşülürse… Bu sürelerin belirlenmesi noktasında da zaten takdir yetkisi kanun koyucu, yasa koyucu Türkiye Büyük Millet Meclisinin. Ve genel af ile özel af karıştırılıyor; genel af, cezayı tüm sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir müessese.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Karıştırmıyoruz, biz de onu söylüyoruz. Aynısını söylüyoruz.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Özel af da cezanın bir kısmını tüm sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir müessese.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hayır, hayır.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bu, doktrinde bu şekilde tartışılıyor…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – TCK 35’e bakın lütfen.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – …ve teklife baktığımız zaman cezayı tüm sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir tek madde yok.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – TCK 35.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Koşullu salıverme sürelerindeki bir değişiklik cezayı ortadan kaldırmaz. Koşullu salıverme süresinde hükümlü suç işlediği takdirde o ceza tekrar geriye gelir -“İnfaz yanar.” dediğimiz müessese- hükümlü tekrar o cezasını çekmek zorundadır. Denetimli serbestlikte de aynı şekilde. Denetimli serbestlik kurallarını ihlal ettiğinde yeniden cezaevine girer. Afta böyle değildir; genel afta da özel afta da aynı şekilde ceza, eğer affetmişseniz, cezanın tamamını affetmişseniz tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. “Özel af” diyorsanız, bir kısmını affetmişseniz, o kısım tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Dolayısıyla, bu müesseseyi afla karıştırmamak gerekir; bu, bir koşullu salıverme ve denetimli serbestlik süreleriyle alakalı bir husustur ve kişi koşullu salıvermeyi ya da denetimli serbestlik kurallarını ihlal ettiğinde afta geri gelmeyen ceza burada geriye gelir. Dolayısıyla, burada Anayasa’ya aykırı bir durum söz konusu değildir.

“Siyasi suç”, “terör suçu”, bu da çok ifade ediliyor ve sorular da genelde bu şekilde geldi. Bir kere, terör suçlarını “devlete karşı işlenen suçlar” olarak ifade edebiliriz ama terör suçu sadece devlete karşı işlenen bir suç değildir, terör suçu; millete karşı, insana karşı, yaşam hakkına karşı da işlenen bir suçtur. Bugün 5 vatandaşımızı, masum vatandaşımızı teröre şehit verdik. Yaşam hakkının ihlalidir. Terör suçları aynı zamanda milletimize karşı işlenen suçlardır. Darbe suçlarının hedefinde devlet var gibi gözükür ama hedefinde millet vardır, millet iradesini ortadan kaldırmak vardır.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Sorulara cevap verin.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Eğer siz darbeciyi kaleminizle desteklerseniz o kalem silahtır, o kalem tanktır, o kalem darbecinin silahıdır. Yazı gibi görünebilir, düşünce açıklaması gibi görünebilir ama o, düşünce açıklaması değildir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Düşünce açıklaması eğer şiddeti teşvik ediyorsa... (HDP sıralarından gürültüler)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – O zaman sizin müebbet almanız lazım, müebbet.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım...

Bir saniye Sayın Tunç.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Fetullah Gülen’i siz yapmadınız mı iktidar?

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım...

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Fetullah Gülen’i iktidar siz yapmadınız mı?

BAŞKAN - Sayın Çepni...

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Bir saniye, sürenizi ben devam ettireceğim, bekleyin bir saniye.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Fetullah Gülen’i kim iktidar yaptı bu ülkede?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Çok yanlış bir içtihat yapıyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Kaya, rica ediyorum.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – O zaman sizin müebbetle yargılanmanız lazım, müebbetle.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, çok yanlış bir içtihat yapıyor burada.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bir saniye lütfen. Bakın, bir soru-cevap işlemini gerçekleştiriyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sorulara cevap versin Sayın Başkan.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Sayın Başkan, sorulara cevap versin.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sorulara cevap versin.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Cevap veriyorum, soru sordunuz.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Tunç.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yani cevabı beğenmek zorunda değilsiniz.

BAŞKAN – Sayın Tunç, Sayın Tunç…

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İlla sizin beğeneceğiniz cevabı mı vermek zorundayız?

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Halka karşı sorumluluklarınızı yerine getirin.

BAŞKAN – Sayın Tunç, lütfen karşılıklı değil. Siz sorulara cevap verin. Salonun idaresinden ben sorumluyum.

Değerli arkadaşlarım, bir soru-cevap işlemini gerçekleştiriyoruz. Eğer yeterli olmuyorsa cevaplar, daha açıklayıcı cevaplar da isteyebilirsiniz. Bir bekleyelim bakalım, Sayın Komisyon konuşmasını bitirsin, daha süresi var.

Buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Düşünce açıklaması eğer şiddeti teşvik ediyorsa, açık ve yakın tehlike kriterlerini ihlal ediyorsa elbette ki dünyanın bütün demokratik hukuk devletlerinde korunmaz, suçtur. Oradaki yazı eğer şiddeti teşvik ediyorsa o, bütün hukuk düzenlerinde yasaktır, suçtur ve ceza mevzuatında da bunun yeri vardır. Dolayısıyla, kanun teklifinde Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki terör suçları kapsam dışında bırakılmıştır.

Sayın Işık “Covid salgını nedeniyle ‘Evde kal.’ çağrısı yapılıyor ama işte, çalışanlar…” Evet, Covid salgını nedeniyle evde vatandaşlarımız. İnşallah bu tehlikeyi en kısa sürede insanlık ve ülkemiz atlatır ama biz de çalışanlar olarak bugün buradayız. Çalışmak zorunda olan kesimler açısından da elbette ki tedbirleri elden bırakmadan çalışamayanlara devletimiz sosyal devletin gereği yardımlarını yapmaya devam ediyor ve bu noktada da zaten devletin tüm kurumları teyakkuz hâlinde görevlerinin başında.

Sayın Aydoğan: “26 Mart tarihinde yayımlanan İnfaz Yönetmeliği’ndeki hükümler kanuna mı alınıyor?” dedi. 26 Mart tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yayımlanan İnfaz Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı. Sayın Aydoğan, artık Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde tüzük yok, tüzükler kaldırıldığı için tüzük yerine İnfaz Yönetmeliği yayımlandı ve mevcut tüzükte ne varsa aynı şekilde İnfaz Yönetmeliği’ne aktarıldı. İnfaz Yönetmeliği’ne tüzükte olmayıp da hükümlüler lehine aktarılan hususlar da var. 2005 yılında infaz kanunu değiştiği için infaz tüzüğü de 2006’da kabul edilmişti. O sebeple tüzük hükümleri yönetmeliğe aynen alındı ve hükümlüler lehine de orada düzenlemeler söz konusu.

Sayın Pekgözegü “İnfaz paketini corona için mi getirdiniz?” dedi. Hayır, bu kanun teklifinin kamuoyundaki tartışmaları coronavirüs salgınından çok önceleri başladı. Biliyorsunuz, 2018 yılında Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Feti Yıldız’ın ceza indirimiyle ilgili bir teklifi vardı. Daha sonra bu teklif kamuoyunda tartışıldı, sonra Milliyetçi Hareket Partisi ve AK PARTİ birlikte kalıcı bir infaz düzenlemesi noktasında çalışmalar gerçekleştirdiler ve daha sonra böyle bir teklif gündemimize geldi diğer siyasi partilerin görüşleri de alınarak.

Sayın Gülüm yine Terörle Mücadele Kanunu’yla ilgili bir soru sordu.

Sayın Erel “Yaşlılar lehine düzenlemeler daha da genişletilsin.” dedi. Evet, kadınlarla alakalı, çocuk hükümlülerle ilgili yani suça sürüklenen çocuklarla ilgili, doğum yapan kadınlarla ilgili, 0-6 yaş grubu çocuğu olan kadınlarla ilgili, 65 yaş üstü, 70 yaş üstü, 75 yaş üstü yaşlılarla ilgili, onların cezaevi şartlarını kolaylaştıran…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – …kadınların, çocukların ve yaşlıların koşullu salıverme süreleri ve denetimli serbestlik süreleriyle alakalı -tabii ki bunların istisna edilen suçları da var- teklif bu yönde olumlu düzenlemeler içeriyor mevcut düzenlemeye göre. Sayın Erel’in teklifi, biraz daha genişletilsin yönünde. Tabii ki onlar da kanun görüşmeleri sırasında değerlendirilebilir.

Bir kez daha ifade edelim: Bu teklif af düzenlemesi değildir. Teklifle koşullu salıverme sürelerinde değişiklik yapılırken de… Bir kere, ağırlaştırılmış müebbet; infazı otuz yıldır, bunda hiçbir değişiklik yok. Müebbet hapis cezası; yirmi dört yıldır, bunda hiçbir değişiklik yok. Zaten kanun bunları koşullu salıverme süresini belirlemiş. Darbe suçları, kadın cinayetleri, kasten öldürme bu kapsamdadır. Bunlarda hiçbir değişiklik söz konusu değil. Ayrıca, koşullu salıvermesi dörtte 3 olan suçlar bakımından, biraz önce bahsettiğimiz terör suçları, cinsel saldırı suçları, uyuşturucu ticareti suçlarından mahkûm olanlar bakımından da dörtte 3’lük oran korunmaktadır. Kasten öldürmenin süreli hâle gelmesi durumunda -tahrik ve benzeri unsurlarla- burada da 1/2’ye düşmesin diye -genel suçlar bakımından 1/2’ye düşüyor- bu da teklifte 2/3’te tutulmuştur. İşkence ve eziyet suçları yine üçte 2’de tutulmuştur. Casusluk ve devlet sırlarına karşı suçlar, yaralama, eşe karşı şiddet, özel hayatın gizliliğini ihlal, bunlar üçte 2’de tutulan suçlardır. Diğer suçlar bakımından 2/3 olan uygulama 1/2’ye gelecek. Yani, 2005 yılındaki infaz kanunumuzdaki 1/2’lik sisteme benzer bir düzenleme söz konusudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Tunç.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Evet, sorusunu cevaplayamadığımız… Sayın Yaşar’ın bir sorusu vardı, onunla alakalı, evet çok teknik, ona biz cevap vereceğiz.

Sayın Başkanım, ben teklifin hayırlı olmasını diliyorum. Soru soran milletvekillerimize de çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki.

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Benim soruma cevap vermediniz.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Benim sorumun cevabı yok.

BAŞKAN – Evet, değerli arkadaşlarım, soru-cevap işlemi bitmiştir.

Arkadaşlar, bundan sonra diğer bölümlerde de soru-cevap işlemlerini yapacağız. Yani bu kanun teklifi yürüdüğü müddetçe kafalardaki her türlü sorunun giderilmesini istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Maddelerine geçilmesine oylarınıza sunacağım, ancak bir yoklama talebi var.

Sayın Beştaş, Sayın Oluç, Sayın Kaya, Sayın Koçyiğit, Sayın Toğrul, Sayın Çepni, Sayın Taşdemir, Sayın Tiryaki, Sayın Kemalbay, Sayın Gergerlioğlu, Sayın Hatımoğulları Oruç, Sayın Aydeniz, Sayın Koç, Sayın Başaran, Sayın Gülüm, Sayın Turan, Sayın İmir, Sayın Dağ, Sayın Çelik, Sayın Orhan.

Değerli arkadaşlar, yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.26

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - 207 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddelerine geçilmesinin oylanmasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, pusula gönderen arkadaşlarımız lütfen salondan ayrılmasınlar, ihtiyaç hasıl olursa onları okuyacağım ve gözlemleyeceğiz.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, yapılan ikinci yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 9 Nisan 2020 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.43



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı Üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) Bu ifadeye ilişkin düzeltme bu tutanak dergisinin ………. sayfasında yer almaktadır.

(x) Bu düzeltmeye ilişkin ifade bu birleşim tutanak dergisinin ………. sayfasındadır.

(x) 207 S. Sayılı Basmayazı 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.