TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           15’inci Birleşim

                                                                                   7 Kasım 2019 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda otizmli çocuklarla ilgili vicdanları yaralayan olayın münferit bir hadise olarak kalması ve toplumumuzun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Dünyaya gelen çocuğundan dolayı Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’yu tebrik ettiğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün,  Plan ve Bütçe Komisyonunda Bütçe Kanunu Teklifi üzerinde yapılan görüşmelerde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün yaşadıklarının dilekçeyle Meclis Başkanlığına iletilmesi hâlinde gerekli tahkikatın yapılacağına ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, TBMM’de 4/D statüsünde çalışan personelin mağduriyetiyle ilgili konuyu Meclis Başkanına tekrar hatırlatacağına ilişkin konuşması

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda yaşanılan olayla ilgili gerekli soruşturmanın yapılıp kamuoyu vicdanının rahatlatılması gerektiğine ilişkin konuşması

6.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Mevlid-i Nebi Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın, Samsun-Sivas demir yolu hattına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinde yaşanılan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, bir ilin sorunları araştırılacaksa yaşanılan güvenlik zaafiyetleri ve bölgenin içinde bulunduğu kritik durum nedeniyle Hatay ilinin bunu fazlasıyla hak ettiğine ilişkin açıklaması

2.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, muharip gazilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, ekim ayında “Kentleşme ve Mutlu Şehir” başlığı altında 3’üncüsü düzenlenen Kartepe Zirvesi’ne ilişkin açıklaması

4.- Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu’nun, Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan şehit annesi Pakize Akbaba’nın beraat ettiğine ilişkin açıklaması

5.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Çin'den yola çıkan “China Railway Express”in Marmaray'ı kullanarak Avrupa'ya geçen ilk yük treni olarak tarihe geçtiğine ve   Mevlid-i Nebi Haftası’na ilişkin açıklaması

6.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, çiftçilerin bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının yapılandırılması ve ertelenmesiyle ilgili bir çalışmanın olup olmadığını Tarım ve Orman Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

7.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı başta Onkoloji Hastanesi olmak üzere hastanelerdeki personel eksikliğinin giderilebilmesi için yetkilileri göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

8.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Süleyman Şah Türbesi’nin 22 Temmuz 2015 tarihinde neden Türk topraklarından kaçırıldığını, neden gereken müdahalenin yapılmayarak IŞİD terör örgütüne teslim edildiğini, Sakarya ilindeki Tank Palet Fabrikasının kâr garantili ve ihalesiz olarak BMC firmasına verildiğinin doğru olup olmadığını, ihale ilanının nerede yayımlandığını, 15 Temmuz şehit ve gazilerine yardım için kurulan vakfın adresini, yönetim kurulunda kimlerin olduğunu ve yardım için toplanılan 309 milyon Türk lirasının akıbetini kamuoyu adına öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, bankalara ve kredi kooperatiflerine olan borçlarını ödeme güçlüğü çeken çiftçilerimizin borç batağından kurtarılabilmesi için önlemler alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Mevlid-i Nebi Haftası’na ilişkin açıklaması

11.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Burdur ili Yeşilova ilçesine bağlı Salda Gölü’ne sahip çıkılması gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, çini atölyelerinin kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına, iç pazar ve uluslararası pazarda rekabet gücününün azalmaması için Kütahya çinisinden alınan KDV oranının düşürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle tüm milletvekillerini ve milletimizi organlarını bağışlayarak hayat kurtarmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

14.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, daha yeşil bir Türkiye için “Geleceğe Nefes Ol” kampanyasına destek verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

15.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, şehit anaları sehven yargılandığına, Atatürk Koşusu sehven duyurulup çocuklar engellendiğine göre o koltuklarda da sehven mi oturulduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

16.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Mevlit Kandili’nin Türk İslam âlemine hayırlar getirmesini niyaz ettiğine, 15 Temmuz darbesine iştirak eden herkesin mahkeme önünde hesap vermesi, suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılması, askerî okulların kapatılması sonucu mağdur olan  öğrencilerin durumlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, Türkiye'nin 6’ncı büyük ilçesi Turgutlu’da araç muayene istasyonu kurulabilmesi için Ulaştırma Bakanlığının harekete geçmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

18.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Gaziantep ili Araban ilçesi ekonomisinin itici gücü olacağı düşünülen Çat Boğazı Barajı Projesi’nin tamamlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

19.- Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun, Soma maden işçilerinin eylemlerinin olumlu sonuç verdiğine ve verilen sözlerin takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

20.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, çok sayıda vatandaşın cezaevlerinde tahliye kararını,  devlet memurlarının 3600 ek göstergeyi, primini doldurup emekli olamayan vatandaşların da en azından sağlık hizmetlerinden faydanabilmeyi beklediğine ilişkin açıklaması

21.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, tarım kredi kooperatiflerinin çiftçiye verdikleri kredilerin tarımsal kredi statüsünde değerlendirilmesi ve kooperatiflere borcu olan çiftçilerin korunması gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden İYİ PARTİ Yozgat İl Başkanı Seyfi Bayrak ile Yozgat İl Başkan Yardımcısı Ahmet Şükrü Karabacak’a

Allah’tan rahmet dilediğine, Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan şehit annesi Pakize Akbaba’nın beraat ettiğine, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında öğrencileriyle birlikte Türk bayrağıyla yaptığı gösteri sebebiyle hedef gösterilen öğretmen Seçil Yıldız’ın koruma altına alınması, polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerimize verilen 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi, EYT sorunu ile atanamayan öğretmenlerin sorunlarına çözüm bulunması gerektiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Kasımda ABD Başkanı Donald Trump’la yapacağı görüşmenin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ettiğine ilişkin açıklaması

23.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların yaşadığı talihsiz olayla ilgili soruşturmanın başlatıldığına ve konunun takipçisi olacaklarına, adli kolluk görevlilerinin yararlandığı ekonomik ve sosyal haklardan mahrum olan orman muhafaza memurlarının emniyet hizmetleri sınıfına dâhil edilmeleri hâlinde mağduriyetlerinin giderileceğine ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda gereken çalışmaları başlattıklarına, 8 Kasım Cuma günü idrak edilecek olan Mevlit Kandili’nde hayırlı duaların kabul olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, İstanbul ili Fatih ilçesinde cereyan eden 4 kardeşin toplu intihar olayının ülkede yoksulluğun, işsizliğin geldiği noktayı gösterdiğine, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların yaşadığı talihsiz olayın organize olup olmadığının, okul yönetiminin buna dâhil olup olmadığının ortaya çıkarılması gerektiğine, her çocuğun olduğu gibi otizmli bireylerin de eğitim alma hakkının anayasal bir hak olduğuna ve  hiçbir kurum, kuruluş veya aile tarafından bu hakkın engelenemeyeceğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevindeki IŞİD’li sayısına dair paylaştığı rakamlara, Plan ve Bütçe Komisyonunda Bütçe Kanunu Teklifi üzerinde yapılan görüşmelerde konuşma yapan Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün sözlerinin sansürlendiğine ilişkin açıklaması

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların ve ailelerinin karşılaştıkları kötü muameleyi otizm  farkındalığına dönüştürebilmek için katkı sağlayacaklarına, 7 Kasım İlhan Erdost’un ölümünün 39’uncu, 12 Eylül Anayasası’nın halkoyuna sunulmasının 37’nci yıl dönümüne, iktidar partisinin af konusuna hassasiyetle yaklaşması gerektiğine, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün Plan ve Bütçe Komisyonunda yaşadıklarına yönelik TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün açıklamalarından memnuniyet duyduklarına, TBMM’de 4/D statüsünde çalışan personelin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine, Mevlit Kandili’ni kutladıklarına ve bu mübarek günde “Bu toplum nereden geldi nereye gidiyor, biz kimiz, hangi değerlerimiz aşındı, gelir adaletsizliğine nasıl sessiz kalıyoruz?” sorularına Meclisin tüm üyelerinin cevap aramasının en faydalı ibadet olacağına ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocuklara yönelik muameleyi kabul etmelerinin mümkün olmadığına ve gerekli tahkikatın başlatıldığına, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptğı açıklamasındaki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, her zaman memleketin, milletin hayrına durduklarına ve milletvekillerine karşı kullanılan dile, üsluba dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, grup başkan vekillerinin birbirlerine cevap vermelerinin demokratik bir tavır olduğuna ama bunun karşılıklı hâle getirilmesinin kanun yapmak üzere, denetleme yetkisini kullanmak üzere burada bulunan milletvekillerine haksızlık olduğuna ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, işin kaba kuvvet değil akıl, söz ve yürek olduğuna ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda yaşanılan olayın 2 veli arasındaki tartışmadan ibaret olduğuna, otizimli çocuklarımıza karşı antisempatik bir durumun söz konusu olmadığına, Aksaray Valisi ile Millî Eğitim Müdürünün olayın takipçisi olduklarına ilişkin açıklaması

33.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

34.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

35.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

38.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine, İstanbul ili Fatih ilçesinde intihar eden 4 kardeşe Saadet Partisi adına Allah’tan rahmet dilediğine, intiharın geride kalanlara yöneltilmiş ağır bir suçlama olduğuna ve gelecekten ümidini kesmiş gençliğin devlet için beka sorunu hâline geldiğine ilişkin açıklaması

39.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Hatay Miletvekili Suzan Şahin’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında Milliyetçi Hareket Partisinin “hayır” oylarıyla LÖSANTE Hastanesine ilişkin araştırma önergesinin reddedildiğini ifade ettiğine ve özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

40.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, LÖSANTE Hastanesiyle ilgili sorunun cari mevzuatımız ile LÖSANTE Hastanesinin fiziki durumu arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklandığına ve meselenin takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Hatay Miletvekili Suzan Şahin’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki ifadelerinden dolayı özür dilemesini talep ettiklerine, LÖSANTE Hastanesiyle ilgili meselenin hâlli için iyi niyetli çalışmalara dâhil olduklarına fakat araştırma önergelerinin toplumu ilgilendiren hassas meselelerde siyasi malzeme hâline getirildiğine ilişkin açıklaması

43.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Milliyetçi Hareket Partisinin lösemili çocuklar için, EYT’liler için getirecekleri önergelere Cumhuriyet Halk Partisi olarak “evet” oyu vermeye hazır olduklarına ilişkin açıklaması

44.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dilinin Türkçe olduğuna, AK PARTİ iktidarı olarak bütün yerel dillerde propaganda serbestliğini getirdiklerine, televizyon kurulmasının, özel okullar ile kursların açılmasının önünü açtıklarına ilişkin açıklaması

46.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki  bazı ifadelerine, farklı ana dillerin olmasının zenginlik olduğuna ve insanların ana dillerini konuşmasına, ana dillerinde eğitim talep etmesine itiraz edilmemesi gerektiğine, yapılan suçlamaları reddettiklerine ilişkin açıklaması

47.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

48.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, Adana ili Saimbeyli ilçesindeki mahkeme binasının kapatılması nedeniyle bölge halkının mağduriyet yaşadığına ilişkin açıklaması

49.- Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, bölge halkının tarım ve hayvancılık açısından önemli potansiyeli bulunan Hatay ili Arsuz ilçesine tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi kurulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

50.- Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın, İstanbul ili Fatih ilçesinde cereyan eden 4 kardeşin toplu intiharı olayının sorunlarımızın medya gücüyle örtülecek boyutları aştığını gösterdiğine, Hükûmetin ve tüm yerel yönetimlerin insana, topluma, sosyal devlet projelerine sarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

51.- Mersin Milletvekili Rıdvan Turan’ın, 7’nci Uluslararası Narenciye Festivali düzenlenen Mersin ilindeki birinci sınıf tarım alanlarının kentsel servis alanına dönüştürülerek yok edildiğine ilişkin açıklaması

52.- Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık’ın, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesinin içme suyu, kanalizasyon ve ulaşım sorunlarının devam ettiğine ilişkin açıklaması

53.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın, ülke genelinde olduğu gibi Denizli çiftçilerinin de ağırlaşan tarımsal girdi maliyetleri altında ezildiğine ilişkin açıklaması

54.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, öğretmenlerin Kamu Personeli Seçme Sınavı puanının geçerlilik süresinin bir yıla indirilerek atanamayan öğretmenlerin gelir kapısı yapılmaya çalışıldığına ilişkin açıklaması

55.- Antalya Milletvekili Rafet Zeybek’in, Türk çiftçisinin ve tarımının yanında olması gereken Toprak Mahsulleri Ofisine sınırsız ithalat izni verilmek istenmesinin AK PARTİ’nin tarım politikasının resmî iflası olduğuna ilişkin açıklaması

56.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, İzmir Aliağa Belediyesinde ekonomik kriz bahanesiyle işçiler işten çıkarılırken memurların da sürgüne gönderildiğine ilişkin açıklaması

57.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, kurtuluş günü kutlamalarının 1 Kasımda Kırklareli ili Vize ilçesinde başladığına ilişkin açıklaması

58.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, gazilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

59.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, Artvin ili Hopa ilçesi Atatürk Ortaokulunda oynanması düşünülen “Anlatılan Senin Hikâyendir” oyununun Hopa Kaymakamlığı tarafından uygun olmadığı gerekçesiyle engellendiğine ilişkin açıklaması

60.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, YÖK’ün yeni meslekler için program açmasını doğru bulmadıklarına ve plansız açılan okulların her meslekte fazlalık oluşturduğuna ilişkin açıklaması

61.- Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek’in, devlete, vatana, millete bağlı olan Zazaların mertliğinin, cömertliğinin takdire şayan olduğuna, AK PARTİ iktidarının üniversitelerde Zaza enstitüleri oluşturduğuna ilişkin açıklaması

62.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, uluslararası kültür ve medeniyetler şehri olan Hatay ilindeki yetersiz uçak seferleriyle ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

63.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın, Müslümanların Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine, Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından öldürülen YPG/PKK’lı bir teröristin daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilip basın toplantısı düzenlenmesi olayını kınadığına ilişkin açıklaması

64.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu birleştirici siyasetle dini, dili, ırkı, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkede yaşayan her bir vatandaşı kucakladıklarına ilişkin açıklaması

65.- Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven’in, İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

66.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz’un, gerek ekonomik kriz gerekse Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle zor durumda olan Şanlıurfa ili Akçakale ve Ceylanpınar ilçeleri esnaf ve çiftçilerinin BAĞ-KUR ve SGK prim yükünün hafifletilmesi, elektrik faturalarında düşük fiyatlar uygulanması, Ziraat Bankası ve kooperatiflere olan borçlarının faizleri kaldırılarak yapılandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

67.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, noterlerin yargı paketinde kendilerine de yeşil pasaport verilebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması beklentisi içinde olduklarına ilişkin açıklaması

68.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı pamuk üreticilerinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

69.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, süt üreticilerinin mağduriyetine ve yem fiyatları artarken süt fiyatlarının gerilediği bir başka ülkenin olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

70.- Niğde Milletvkili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde ilindeki engelli ve 65 yaş aylığı alan yurttaşların maaşlarının neden kesildiğine ilişkin sorularının yanıtlanması yönünde Meclis Başkanlığınca girişimde bulunulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

71.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, polislere 3600 ek gösterge verilebilmesi için hazırladıkları kanun teklifleriyle ilgili Meclis Başkanlığından destek beklediklerine ilişkin açıklaması

 

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2272) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti’nin Beyanlarla Birlikte Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1801) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Tarafından Kurulan Ortak Komite'nin Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın ‘Menşeli Ürünler’ Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemleri Hakkında Protokol II'sini Değiştiren 1/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1364) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 33)

 

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, yurt dışı görevlendirme ve yurt dışı ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/18482)

2.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, havalimanlarındaki aletli iniş sistemlerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/19609)

3.- İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlü'nün, faturası TBMM tarafından ödenen milletvekili GSM hatlarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/19764)

4.- Adana Milletvekili Ayhan Barut'un, Meclis Haber Dergisi'ne ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/19766)

7 Kasım 2019 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İsmail OK (Balıkesir),

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda otizmli çocuklarla ilgili vicdanları yaralayan olayın münferit bir hadise olarak kalması ve toplumumuzun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekilimize gündem dışı söz vereceğim ama benim de kısa bir değerlendirmem olacak.

Bugün sabah duyduğum bir haberle canım acıdı. Olayın üzüntüsünü ve acısını hâlâ yaşıyorum. Aksaray’da bir okulda otizmli öğrencilerimizle ilgili yaşanan sorun beni derinden üzdü. Meclisimizin tüm partilerinin otizmli çocuklarımız, diğer engelli yurttaşlarımızla ilgili ne denli duyarlı olduğunu biliyorum ama anlaşılıyor ki toplumumuzda daha yapacağımız çok işler var.

Değerli milletvekilleri, bizim ülkemiz, özellikle engelli yurttaşlar konusunda bütün yurttaşlarımızın tam bir vicdani birlik içerisinde hepsine yardımcı olması üzerine güzel gelenekleri ve değerlendirmeleri olan bir ülkedir. Aksaray’da yaşanan bu olayın münferit bir hadise olarak kalmasını ve toplumumuzun bu konuda daha fazla eğitimi konusunda hepimizin çok daha fazla çalışması gerektiğini düşünüyorum.

Otizmli çocuklarımızın ailelerine seslenmek istiyorum. Sizler yalnız değilsiniz, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütün milletvekilleriyle sizin yanınızdadır. O çocuklar hepimizin çocuklarıdır. Diğer ailelerin de yarattığı olumsuz tabloyu gidermek hepimizin görevidir. Bu konu bir eğitim ve bilinçlenme politikasıyla da çözülmesi gereken bir konudur ve mutlaka çözülmesi gereken bir konudur. Bu olay belki de farkındalık yaratmak açısından yeni açılımlara da neden olabilir.

Umuyorum ve diliyorum ki bu tür olaylar tekrarlanmaz ve hiçbir otizmli çocuğa sahip aile, engelli ailelerimiz kendilerini yalnız hissetmezler. Türkiye Büyük Millet Meclisi 600 milletvekiliyle arkanızdadır. (Alkışlar)

Değerli milletvekilleri, gündem dışı ilk söz, Mevlit Kandili nedeniyle söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın İmran Kılıç’a aittir.

Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Mevlid-i Nebi Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; Peygamber’imiz (SAV) Efendimiz’in dünyayı teşriflerinin 1.448’inci yıl dönümü olan Mevlid-i Nebi’yi ve takip eden Mevlid-i Nebi Haftası’nı kutluyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Peygamber’imiz de bir insandı. Mekke’de doğmuştur. Altmış üç yıl yaşayıp bir insanın başına gelebilecek her türlü şeyler onun da başına gelmiş olarak dünyasını değişmiştir. Bir insan olmasının yanında, aynı zamanda kendisinden önceki Âdem, İbrahim, Musa, İsa ve diğer peygamberler gibi bir peygamberdir ve aynı zamanda son peygamberdir. Gönderiliş amacını kendisi, güzel ahlakı tamamlamak olarak nitelemiştir. En büyük mucizesi Kur’an’dır. Kur’an bütün insanlara bir öğüttür. Bizden önce gelip geçmiş milletlerin kıssaları, çağdaşlarımızın uyduklarında mutlu olacakları hayat prensipleri ve düsturları ve bizden sonra gelecek olan insanların da bir kısım haberleri mevcuttur Kur’an’da. Kur’an’daki bir ayette şöyle buyruluyor: “Aklı al, iyiliği teşvik et, cahillikten ve cahillerden yüz çevir.” Peygamber’imiz (SAV) Efendimiz bizlere bir hayat yaşayarak model olmuş ve uyduğumuzda mutlu olacağımız düsturlar söylemiştir. O, iyi niyetli olmamızı, harama helale, hakka hukuka riayet etmemizi, kendimize ve başkalarına zarar vermekten kaçınmamızı, boş sözleri, boş işleri ve faydasız davranışları terk etmemizi tavsiye etmiştir. Aynı zamanda, ortaya koymuş olduğu en önemli düsturlar birlik, kardeşlik, eşitlik, adalet, yardımlaşma ve dayanışma düsturlarıdır. Bu düsturlar üzerinde, onun ümmeti Müslümanlar, geçmişte bütün insanlığa örnek olacak güzel tablolar sergilemişler, güzel yaşayışlar yaşamışlardır. Fakat en sonunda kendi içimizden kaynaklanan ve bir kısmı da dışımızdan dayatılan birçok olumsuzluklarla yüz yüze kalmışız hem de birkaç asırdan beri süren olumsuzluklar, sorunlarla. Bu sorunların başında ırk ayrımı gelmektedir; kadın-erkek ayrımı gelmektedir; insan haklarına, kadın haklarına, hayvan haklarına, çevreye karşı duyarsızlıklarımız ve olumsuzluklarımız da gelmektedir. Hâlbuki onun ortaya koymuş olduğu prensipler yaratıcıya itaat, yaratılmışlara şefkat üzerine dayanmaktadır. Allah’la barış içerisinde olmak, hemcinslerimiz olan insanlarla barış içerisinde olmak, doğayla, tabiatla barış içerisinde olmak, bitkilerle, hayvanlarla barış içerisinde olmak, müsalemet üzere yaşamak prensiplerini ortaya koymuştur. Hâlbuki biz İslam dünyası olarak genelde bütün bu prensiplerin epeyce uzağındayız ve bu prensiplerin uzağında olmamızın da sıkıntılarını yaşamaktayız, sorunlarını yaşamaktayız.

Mevlid-i Nebi Haftası’nın her yıl bir teması olduğu gibi bu yılki teması da aileydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Kılıç.

İMRAN KILIÇ (Devamla) – Aileyle ilgili de Peygamber Efendimiz birçok mutluluk prensipleri ortaya koymuştur ve kendisinin de bir ailesi vardır, ailesi ehlibeytidir, Hatice’dir, Aişe’dir, Ali’dir, Fatıma’dır, Hasan’dır, Hüseyin’dir. Kendi ailesi içerisindeki bütün aile bireylerine, fertlerine karşı davranışları ve tavırları kıyamete kadar gelecek olan mutlu aile prensiplerinin de nasıl olduğunu ortaya koymuştur.

Bu duygularla, Mevlid-i Nebi Haftası’nı ve Mevlit Kandili’ni tebrik ediyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Samsun-Sivas (Kalın) demir yolu hattıyla ilgili söz isteyen Samsun Milletvekilimiz Sayın Bedri Yaşar’a aittir.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

2.- Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın, Samsun-Sivas demir yolu hattına ilişkin gündem dışı konuşması

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yenileme çalışmaları dört yıldır süren ve bir türlü tamamlanamayan Samsun-Sivas demir yolu hattıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine, yüce Türk milletinin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Samsun-Sivas demir yolu tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bu demir yolunun yapımı 12 Eylül 1924 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk kazmayı vurmasıyla birlikte başlamıştır. Samsun’dan başlayarak Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Kalın köyüne kadar uzanan 378 kilometrelik demir yolu hattı 30 Eylül 1931 tarihinde tamamlanmış ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından yolcu ve yük taşımacılığına açılmıştır. Böylece, Karadeniz Bölgesi ile Anadolu arasındaki ilk yolcu ve yük taşımacılığı da başlamıştır. Hükûmet ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa alınan kararla bu güzergâh üzerinde 24 Haziran 2014 tarihinde yenileme çalışmaları başlatılmıştır. Bu amaçla, 12 Haziran 2015 tarihinde Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı ile ihaleyi alan girişimci firma arasında yenileme çalışmalarının hangi şartlarda ve ne şekilde yapılacağına dair sözleşme imzalanmıştır. Dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı imza töreninde yapmış olduğu konuşmada, projenin 220 milyon avroluk kısmının Avrupa Birliği fonlarından hibe olarak karşılanacağını belirtmiştir. Ulaştırma Bakanı, çalışmanın 39 milyon avroluk bölümünün kendi öz kaynaklarımızdan karşılanacağını açıklamıştır. Bakan, ayrıca, yenileme çalışmalarının 2017 yılının sonunda tamamlanarak hattın bu tarihte hizmete açılacağını da duyurmuştur. Böylece, Samsun-Sivas demir yolu hattında seksen sekiz yıl aradan sonra yenileme çalışmaları başlamış ve hat 29 Eylül 2015 tarihinde ulaşıma kapatılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılında “Kuzeyi güneye, Türkiye’yi geleceğe taşıyoruz.” sloganıyla başlatılan ve 2017 yılı sonunda tamamlanması planlanan yenileme çalışmaları üzerinden bugüne kadar dört yıl geçmesine rağmen hat bir türlü trafiğe açılamamıştır. Yenileme çalışmaları uzadıkça uzamış, açılış günü ve tarihi iyice şaşmıştır. Yapılan açıklamalara rağmen hattın açılışı ağustos ve eylül aylarında da ne yazık ki yapılamamıştır. Böylece, Samsun-Sivas demir yolu hattının açılışı neredeyse yılan hikâyesine dönmüştür.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin ilk yıllarında her türlü imkânsızlık ve yoklukların yaşandığı, teknolojinin neredeyse hiç bulunmadığı bir dönemde kazmayla kürekle yedi yılda yolcu ve yük taşımacılığına açılan demir yolu hattının bu dönemde her türlü imkân ve ekipmanlara rağmen dört yıl gibi uzunca bir sürede yenilenerek hizmete açılmayışı ülkemiz adına büyük bir talihsizlik olmuştur. Yenileme çalışmalarının uzaması yalnızca bu hat üzerinde yapılan yolcu taşımacılığını etkilememiştir; gecikme, yolcu taşımacılığının yanı sıra bu güzergâh üzerindeki bütün ticari faaliyetleri de etkilemiştir. Kara yolu taşımacılığı, demir yolu taşımacılığına göre daha pahalı olduğundan bu güzergâh üzerinde neredeyse ticaret bitme noktasına gelmiştir. Ticaretin yeniden canlanması ve eski günlerine kavuşması, kapsamlı bir çalışmanın yanında çok güçlü bir hükûmet desteğine kalmıştır.

Ayrıca, burada yaşanan gecikmeden yalnızca Samsun ekonomisi değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisi de büyük zarar görmüştür. Bu hat, Karadeniz’in Anadolu’ya açılan iki demir yolu hattından biridir. Demir yolu hattı daha fazla gecikme yaşanmadan bir an önce hizmete açılmalı ve bugüne kadar meydana gelen ekonomik zararlar telafi edilmelidir. Bilindiği gibi, Samsun, Türkiye ekonomisi içerisinde ilk 10 sıradayken bugün 36’ncı sıraya düşmüştür.

Demir yollarının kentler üzerindeki gelişmelerini anlatmayla bitiremeyiz. Bugün sadece Kars hattına baktığınız zaman Doğu Ekspresin’de bir ay süreyle biletler neredeyse doludur. Dolayısıyla, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde sadece ve sadece Samsun’un demir yoluyla bağlantısı vardır; bu hattın bir an önce bitirilmesi de elzemdir. Bırakın bir an önce bitirmeyi, 2015 yılında hat trafiğe kapatılmış, 2015 yılından bu tarafa da herhangi bir taşımacılık faaliyeti olmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Yaşar.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ümit ediyorum ki; 2019 yılı bitmeden Samsun-Sivas demir yolu açılır, Samsun da eski şöhretli günlerine geri döner diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Hatay’ın sorunları hakkında söz isteyen Sayın Serkan Topal’a aittir.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

3.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinde yaşanılan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün günlerden ne? Elbette bugün günlerden Hatay. Yüzyıllardır bütün ülkelerin, bütün medeniyetlerin, bütün uygarlıkların her günü aslında Hatay’la geçiyor çünkü bugün dahi Suriye’nin kuzeyini ve Irak’ın kuzeyini sömürmek isteyen emperyalist güçlerin bile gününde yine Hatay var. Bugün bütün terör örgütlerinin de hedefinde yine Hatay var ama yüzyıllardır her bir Hataylının, Hatay’ın 15 ilçesinde yaşayan her bir Hataylının şu bileğini kestiğinizde, o damarı kestiğinizde o fışkıran kan barış yazar, dostluk yazar, kardeşlik yazar, vatan yazar, Türkiye yazar, Mustafa Kemal Atatürk yazar. (CHP sıralarından alkışlar) İşte, o emperyal güçlerin, teröristlerin aşamadığı güç Hatay halkıdır. Evet, bizler de her zaman milletvekilleri olarak AK PARTİ’li arkadaşlarla da bir araya geliyoruz, kardeşliğin simgesi Hataylılar olarak bir araya geliyoruz, Hatay’ın sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Sağ olsunlar, ellerinden geleni yapıyor AK PARTİ’li arkadaşlar ama onlara yetki vermiyor yönetim; Hükûmet onlara yetki vermiyor, ellerinde bir şey yok.

Hatay’ın sorunlarını bu kürsüde defalarca dile getirdim, çözülünceye kadar defalarca dile getirmeye devam edeceğim ve Hatay’da bulunan bütün kamu personeline, bütün polis arkadaşlara, asker arkadaşlara, bütün Hatay halkına, kaymakamlara, belediye başkanlarına ve Değerli Valimize buradan selamlarımı, saygılarımı iletiyorum; kendilerine de başarılar diliyorum ama bu kardeşliğe, bu barışa Hükûmet ne yapıyor? El uzatmıyor, görmezlikten geliyor. Diyorlar ki: “Biz yol yaptık, yol yaptık.”

Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, Suriye savaşından en çok etkilenen il Hatay, terör örgütlerinden en çok etkilenen il Hatay. Sınır kapıları kapandı, ekonomi çöktü, ciddi anlamda işsizlik sorunu var ama bu soruna çözüm üretemeyen bir Hükûmet var. Şimdi bu eleştiriyi burada yaptığım zaman tabii ki bazı arkadaşlarımız hakikaten doğru söylemediğimi söyleyebilirler. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hep doğruları söylüyorsun.

SERKAN TOPAL (Devamla) - Ben de buradan şunu söylüyorum: Gerçekten gelin -bunu defalarca dile getirdik- Hatay’ın sorunlarını araştırabilecek bir komisyon kuralım ve Hatay’ın sorunlarını birlikte çözelim.

Değerli arkadaşlar, bakın, Hatay’da 400 bin Suriyeli var ve bu 400 bin Suriyeli yüzünden gerçekten şu anda her 3 kişiden 1’i işsiz. Yani işsizlik o sanıldığı gibi yüzde 15’lerde, 16’larda falan değil, Hatay’daki işsizlik değerli arkadaşlar, yüzde 35, samimi bir şekilde söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, bakın, Hatay’da özellikle ovada bir sıkıntı var. Şimdi, çiftçinin Ziraat Bankasındaki kredi borçlarının ötelenmesi noktasında söz verildi ama yerine getirilmedi. Bakın, pamukta rekolte düştü, pamuk 3 liraya düştü ve girdiler çoğaldı, mazot 7 lira oldu. Yani oraya giden bakan arkadaşlarımız sağ olsunlar geliyorlar, ziyaret ediyorlar, hoş gelirler ama pamuk üreticisine, çiftçimize tamamen bir çözüm bulamıyorlar ve şu anda çiftçimiz gerçekten perişan durumda. Mesela Altınözü’nde, zeytin üreticisi gerçekten çok zor durumda. İhracat nedeniyle Afrin’den gelen zeytinler maalesef iç piyasada tüketiliyor ve oradaki bizim zeytin üreticisi zor durumda kalıyor.

Değerli arkadaşlar, sınır kapıları kapalı, biz defalarca dile getirdik bunu. Şimdi, Yayladağı Sınır Kapısı, sadece ticaret kapısı değil, sadece gönül kapısı değil, barış kapısı değil Orta Doğu’ya uzanan. Gerçekten, bütün dünya da Türkiye de Hatay halkı da o kapının bir an önce açılmasını istiyor, biz de buradan bir daha talep ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, her ilçemizin ayrı ayrı sorunları var beş dakikaya sığdıramayacağım. Mesela Samandağ’da duble yol hâlâ bitirilemedi, Samandağ’da çevre yolu bitirilemedi; Antakya-Altınözü duble yolu bitirilemedi; Antakya-Reyhanlı yoluna beton asfalt yapılacaktı, yapılamadı; Antakya-Yayladağı duble yolu hâlâ bitirilemedi. Bir de şimdi, Hükûmet her defasında açıklama yapıyor “Biz Hatay’a yatırım yaptık." diye.

Değerli arkadaşlar, Hatay’a hangi yatırımı yaptınız? Mesela, Hatay’da şu ana kadar son on yedi yıldır bir tane fabrika var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yok.

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Mesela, Hatay’da şu ana kadar bir tane fabrika kurulmadı, istihdam sağlayacak bir tane fabrika yok değerli arkadaşlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Cezaevi açıldı.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar, İskenderun’da bir limanımız var ama oraya...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Anguslar geliyor.

SERKAN TOPAL (Devamla) – ...Anguslar geliyor, koku çıkıyor Sayın Tanal’ın dediği gibi. Yani geliri başka illere gidiyor maalesef.

Değerli arkadaşlar, burada yine hazine arazileri sorunu var.

Ayrıca, Reyhanlı Gültepe Mahallesi Muhtarımız Sayın Hüseyin Bey beni aradı, Toprak Mahsulleri Ofisinin bir arsası var, Millî Eğitime hibe edilmesini istiyor. Buradan kendilerine selam gönderiyoruz, bütün Reyhanlı’ya, bütün ilçelerimize.

Değerli arkadaşlar, son olarak şunu söylemek istiyorum: Hatay’da çok ciddi sıkıntılar var, Hatay’ın sorunları çözülünceye kadar burada dile getirmeye devam edeceğim. Gelin, bir komisyon kuralım ve 2020 yılının bütçesinde ek bir bütçe, ek bir ödenek, bütün 15 ilçeye ayrım yapmaksızın bunu yapalım.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bir cümle kurmam mümkün mü?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, bir ilin sorunları araştırılacaksa yaşanılan güvenlik zaafiyetleri ve bölgenin içinde bulunduğu kritik durum nedeniyle Hatay ilinin bunu fazlasıyla hak ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bugün grup önerilerimiz yok. Ayrıca, grup önerileri geldiğinde iktidar partisi bir şartlı refleks olarak muhalefetten gelen bütün grup önerilerini reddediyor ama zaman zaman bu tip öneriler, partilerin milletvekilleri ve grupları arasında görüşüldüğünde daha kolay şekilde bu araştırma komisyonları kurulabiliyor.

Herhâlde bir ilin sorunları konuşulacaksa ve araştırılacaksa Hatay bunu çok hak ediyor hem yaşadığı çeşitli güvenlik zafiyetlerinden hem de içinde bulunduğu kritik bölgeden dolayı. Biz buradan bütün partilerin Hatay milletvekillerine bir çağrıda bulunalım. Kendileri bir araya gelsinler, olgunlaştırsınlar, biz de iktidar partisinin sayın grup başkan vekilleriyle ve diğer partilerimizle temas edelim ve daha sonra belki yine sizin bir nöbetinizde böylesine hayırlı bir komisyonu kurma imkânı olur.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Değerli milletvekilleri, şimdi sisteme giren değerli milletvekillerimizin söz taleplerini, daha sonra da grup başkan vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz, Sayın Çelebi’nin.

2.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, muharip gazilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Muharip gazilerimiz bizlere kırgın, sorunlarının düzeltilmesini bekliyorlar. Şeref aylıkları, sosyal güvenceleri olup olmamasına göre farklı yatmakta; ayırt edilmeden hepsine tam yatmalıdır ve bu aylık artırılmalıdır. Diğer gazilerimiz gibi faizsiz konut kredisinden faydalanma imkânı, evi olmayan muharip gazilerimiz için yaratılmalıdır. Orduevlerinde yeme içme imkânları var ama konaklama imkânları yok, konaklama imkânı sağlanmalıdır. Kıbrıs Barış Harekâtı’na dair muharip gazilerimize Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızca verilmesi planlanan madalyaların yarısı teslim edilmişti, bu eksiklikler tamamlanmalı diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

3.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, ekim ayında “Kentleşme ve Mutlu Şehir” başlığı altında 3’üncüsü düzenlenen Kartepe Zirvesi’ne ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Seçim bölgem Kocaeli’de Karamürsel Alp’in fethettiği Samanlı Dağlarının eteğinde ve Sapanca Gölü’ne manzaralı Kartepe’de Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği ve entelektüel dünyanın yeni buluşma adresi Uluslararası Kartepe Zirvesi’nin 1’incisi 2017 yılında “15 Temmuz ve Darbeler”, 2’ncisi 2018 yılında “Göç, Mültecilik ve İnsanlık” temasıyla yapıldı. Zirvelerin sonuç deklarasyonları Birleşmiş Milletlerin gündeminde. Kartepe Zirvesi’nin 3’üncüsü “Şehircilik ve Mutlu Şehir” temasıyla ekim ayında yapıldı.

Konu “mutlu şehir” olunca Hacı Bayram Veli’yi anmadan geçmek olmaz. Hacı Bayram Veli der ki: “İnsan, şehri inşa ederken aslında taşın toprağın arasında kendini inşa eder. Gönülde her ne var ise şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş; gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur.”

Mutlu şehirlerin çoğalması dileğiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bankoğlu…

4.- Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu’nun, Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan şehit annesi Pakize Akbaba’nın beraat ettiğine ilişkin açıklaması

AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Türkiye’de yaklaşık 20 bin vatandaşımız Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanıyor. Bugün de bir şehit annesi Pakize ana Cumhurbaşkanına hakaret ettiği için hâkim karşısına çıktı ve suç unsuru oluşmadığı için ilk duruşmada beraat etti. Cumhurbaşkanlığı avukatı sehven şikâyet edildiğini söyledi ama bakın Pakize ana ne diyor: “Hakkımı helal etmiyorum, susmuyorum, daha çok konuşacağım. Yalakalık mı yapayım?” Ve devam ediyor “Ben bir cumhuriyet kadınıyım.” diyor. Bakın, Türkiye bu tabloyu hak etmiyor, biz bunu hak etmiyoruz. Bu utanç tablosu bir an önce sona ermeli diyorum. Bugün bir şehit annesini Cumhurbaşkanına hakaret ettiği için adliye koridorlarına getirenlere yazıklar olsun diyorum. Pakize anne Türkiye'dir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

5.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Çin'den yola çıkan “China Railway Express”in Marmaray'ı kullanarak Avrupa'ya geçen ilk yük treni olarak tarihe geçtiğine ve   Mevlid-i Nebi Haftası’na ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Çin’den yola çıkıp Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Kars üzerinden Türkiye'ye giriş yapan, toplam uzunluğu 820 metre olan, 42 konteyner yüklü vagonla hareket eden “China Railway Express” Çin Demiryolları ekspres treni, Marmaray’ı kullanarak Avrupa'ya geçen ilk yük treni olarak tarihe geçti.

2 kıta, 10 ülke, 2 denizi aşarak, 11.483 kilometrelik yolu on iki günde katederek kıtaları birleştiren bu dev projede emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, dönemin Ulaştırma Bakanı ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ı, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürü Sayın Süleyman Karaman’ı ve şu an görevde olan Genel Müdürümüz Sayın Ali İhsan Uygun Bey’i tebrik ediyor, teşekkürlerimi sunuyorum.

8 Kasım günü idrak edeceğimiz Mevlid-i Nebi’nin kardeşliğimizin güçlenmesine ve insanlığın huzuruna vesile olması dileğiyle milletimizin ve İslam âleminin Mevlid-i Nebi haftasını tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Karasu…

6.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, çiftçilerin bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının yapılandırılması ve ertelenmesiyle ilgili bir çalışmanın olup olmadığını Tarım ve Orman Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ULAŞ KARASU (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Avrupa Birliğinin aday ve potansiyel aday ülkelere destek amacıyla yürüttüğü katılım öncesi yardım aracı IPARD programı dâhilinde Sivas ili Şarkışla ilçesinde çok sayıda üretici 2014-2020 dönemini içeren programa dâhil olmuştur. Bu kapsamda, süt üretimini artırmak için bugüne kadar Şarkışla’da 76 damızlık hayvan çiftliği kurulmuştur. Yüzde 40 hibe desteğiyle kurulan bu çiftliklerin üreticiye maliyeti 5-6 milyon TL arasında değişmektedir. Ancak, büyük umutlarla atılan adım bir süre sonra hüsrana dönmüş, döviz kuru, girdi maliyetleri ve kurulum ücretlerinin yükselmesiyle birlikte çiftçilerimiz ardı ardına iflas açıklamıştır.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye soruyorum: Çiftçilerimizin bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının yapılandırılması ve ertelenmesiyle ilgili bir çalışma yapacak mısınız?

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Dünyaya gelen çocuğundan dolayı Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’yu tebrik ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, az önce konuşan Sivas Milletvekilimiz Sayın Ulaş Karasu’nun kısa bir süre önce güzel bir çocuğu dünyaya geldi. Sevgili yavrumuza Allah'tan uzun ömürler diliyorum. (Alkışlar) Sizlere anneyle beraber, çocuğunuzla beraber mutlu, güzel, sağlıklı bir yaşam diliyorum ve sizi kutluyorum. İyi ki doğdun Deniz Cömert. (Alkışlar)

Sayın Köksal…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı başta Onkoloji Hastanesi olmak üzere hastanelerdeki personel eksikliğinin giderilebilmesi için yetkilileri göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Seçim bölgem Afyonkarahisar ilinde Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı başta Onkoloji Hastanesi olmak üzere, hastanelerde ciddi anlamda temizlik personeli ve güvenlikçi eksiği vardır. Bu konudaki personel yetersizliği gerek Üniversite Rektörü gerekse Başhekim tarafından ilgili yerlere iletilmiş olmasına rağmen hâlâ bu sorun giderilememiştir. Bu durumda da tedavi için gelen hemşehrilerimiz, hastalar mağdur olmaktadır. Bu sıkıntının en kısa sürede giderilerek temizlik ve güvenlik personeli alımı yapılması hem hastane için sorunu çözecek hem hasta mağduriyetini önleyecek hem de iş bekleyen bir sürü Afyonkarahisarlı hemşehrimiz için de iş kapısı olacaktır. Yetkilileri bu konuda göreve davet ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Aygun…

8.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Süleyman Şah Türbesi’nin 22 Temmuz 2015 tarihinde neden Türk topraklarından kaçırıldığını, neden gereken müdahalenin yapılmayarak IŞİD terör örgütüne teslim edildiğini, Sakarya ilindeki Tank Palet Fabrikasının kâr garantili ve ihalesiz olarak BMC firmasına verildiğinin doğru olup olmadığını, ihale ilanının nerede yayımlandığını, 15 Temmuz şehit ve gazilerine yardım için kurulan vakfın adresini, yönetim kurulunda kimlerin olduğunu ve yardım için toplanılan 309 milyon Türk lirasının akıbetini kamuoyu adına öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kamuoyunun da cevaplarını merak ettiği aşağıdaki soruların cevabını yürütmeden acil olarak bekliyorum.

Süleyman Şah Türbesi 22 Şubat 2015 tarihinde neden Türk topraklarından kaçırılmış ve neden gereken müdahale yapılmamış ve IŞİD terör örgütüne teslim edilmiştir.

Yine, Sakarya’da ordumuza ait Tank Palet Fabrikası hangi ihaleyle BMC firmasına verilmiş, ihale ilanı nerede yayınlanmıştır? Tank Palet Fabrikasının kâr garantili, ihalesiz olarak BMC firmasına verildiği doğru mudur?

Yine, 15 Temmuz şehit ve gazilerimize yardım için kurulan vakfın adresi nerededir? Yönetim kurulunda kimler vardır? Yardım için toplanan 309 milyon Türk lirası ne oldu? Harcandıysa kimlere ve nerelere harcandı? Bunları merakla bekliyoruz. Acil olarak cevaplarını istiyoruz.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

9.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, bankalara ve kredi kooperatiflerine olan borçlarını ödeme güçlüğü çeken çiftçilerimizin borç batağından kurtarılabilmesi için önlemler alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Çiftçilerimiz bankalara ve kredi kooperatiflerine olan borçlarını ödeme güçlüğü içindedirler. Çiftçiler ve besicilerin borçları ertelenmelidir, faizler bir an önce silinmelidir. Tohum, gübre, ilaç, yem fiyat artışları, elektrik ve mazot zamları çiftçinin, besicinin belini bükmüştür. Çiftçi destekleri yetersizdir. 2018 destekleri 2019 yılında kısmen ödense de destekler zamanında verilmemektedir. Destekler zamanında verilmelidir. Çiftçi, besici borç sarmalıyla icralıktır. Çiftçi nüfusu giderek yaşlanmakta, genç nüfus tarımdan uzaklaşmaktadır. Bu gidiş, gidiş değildir. İthale dayalı tarımla üretici tükenmektedir. Bu süreçte üretici daha pahalı ürüne mecbur kalacaktır. Üretim düşerken, tarım alanları daralırken çiftçiyi borç batağından kurtarmak, önlemler almak iktidarın görevidir. Bunu yerine getirmelidir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

10.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Mevlid-i Nebi Haftası’na ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yarın gece, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in dünyayı teşriflerinin seneidevriyesini idrak edeceğiz. Bu vesileyle milletimizin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Mevlit Kandili münasebetiyle her yıl Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından organize edilen Mevlid-i Nebi Haftası’nda bu sene “Peygamberimiz ve Aile” teması işleniyor. Aile, bir toplumun temeli ve geleceğidir. Geleceğini düşünen milletler aile kurumuna önem vermelidir. Yüce dinimiz İslam, ailede adaletin, ahlakın, fedakârlığın, sorumluluk bilincinin, karşılıklı anlayışın hâkim kılınmasını, eşlerin birbirine güven duymasını ve bağlılık göstermesini, sevinç ve kederlerinin paylaşılmasını istemektedir. Daha iyi bir hayat için muhtaç olduğumuz temel değerler öncelikle ailede hayat bulacak, oradan topluma ve dünyaya huzur katacaktır. Sevgili Peygamber’imizin hayatı aile konusunda da bizim için çok güzel örnek olacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Göker…

11.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Burdur ili Yeşilova ilçesine bağlı Salda Gölü’ne sahip çıkılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkanım, iki milyon yılda oluşagelen Salda Gölü maalesef iki yılda TOKİ eliyle yok edilmek istenmekte. Çevrenin, çevre korumasının partilerüstü ve siyasetüstü olduğu gerçeğinden hareketle, ilimiz Yeşilova ilçesine bağlı Salda Gölü’nün Kayadibi Mahallesi, kenarları ve kıyısıyla imara açılmak istenecek ve imarı kolaylaştıracak bir halk oylamasına götürülmek istenmekte. Burdur Valiliğinin “olur”larıyla Yeşilova Kayadibi Mahallesi, yapılacak halk oylamasıyla mahalle statüsünden çıkarılıp köy statüsüne çevrilmek üzere. Bu anlamda Kayadibi mahallelilerine söylüyorum: Geleceğe mirasımız olan Salda Gölü’ne sahip çıkın, iktidarın yapmak istediği bu katakulliye geçit vermeyin. Oyunuzu “ret” olarak kullanın. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kasap…

12.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, çini atölyelerinin kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına, iç pazar ve uluslararası pazarda rekabet gücününün azalmaması için Kütahya çinisinden alınan KDV oranının düşürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Doğal gaza yüzde 32, elektriğe yüzde 30 zam yapıldı. Avrupa Birliğinin geleneksel el sanatlarındaki KDV oranı yüzde 5’tir. Kütahya çinisinden alınan KDV oranı ise yüzde 18’dir. İç pazar ve uluslararası pazarda rekabet gücünü azaltmaktadır. KDV oranının çinide en az yüzde 8, gerekirse yüzde 5’e indirilmesi gerekmektedir. Yüzde 18 KDV oranı pazar kaybına ve kayıt dışı üretime sebep olmaktadır. Çini atölyeleri kapanma tehlikesi altındadır.

Çini sektörünün en önemli halkalarından biri olan Kütahya’da çini üretimi 14’üncü yüz yıldan beri kesintisiz olarak devam etmektedir. 417 atölye ve 48 Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı mevcuttur, 6 bine yakın kişi ve 800 ustanın ekmek kapısıdır. KDV oranının en kısa zamanda yüzde 5’e düşürülmesi gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

13.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle tüm milletvekillerini ve milletimizi organlarını bağışlayarak hayat kurtarmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

(CHP sıralarından “Bir Bağış, Bir Hayat” yazılı pankartlar açılması)

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bu hafta, Organ Bağışı Haftası. Bizim ya da sevdiklerimizden birinin organ nakline ihtiyacı olsa ne yaparız, hiç düşündük mü? Bir gün daha yaşaması için her şeyimizi feda ederiz değil mi? Bugün ülkemizde binlerce insanımız organ nakli bekliyor fakat organ bağışı yaygın olmadığı için bulamıyor. Bunu değiştirebiliriz. Organ nakli bekleyen gözü yaşlı insanlarımıza umut olabilir, organlarımızı bağışlayarak hayatlarını kurtarabiliriz. (CHP sıralarından alkışlar)

Milletimize birçok konuda öncülük eden Meclisimiz, bu hayati konuya da öncülük edebilir. Bir hayatı kurtarmanın bütün insanlığı kurtarmak olduğunu bilen bizler kendimize şunu sormalıyız: Umutla bekleyen insanlarımıza can olmak varken, onca insanımız organ nakli beklerken biz sağlıklı organlarımızı nasıl olur da toprağa gömeriz?

Ben, buradan, tüm organlarımı bağışladığımı açıklıyorum ve tüm milletvekili arkadaşlarımı ve milletimizi hayat kurtarmaya, organlarını bağışlamaya davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

14.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, daha yeşil bir Türkiye için “Geleceğe Nefes Ol” kampanyasına destek verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türkiye’de ağaç ve orman sevgisini geliştirmek, toplumun çevreye olan duyarlılıklarına katkı sağlamak, özellikle son aylarda çıkan orman yangınları sonucu zarar gören alanların yeniden ağaçlandırılması ve çevre konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 81 ilde eş zamanlı olarak öğrencilerden askerî birliklere, sivil toplum örgütlerinden kamu kurum ve kuruluşlarına, esnafından işçisine, kısacası yediden yetmişe toplumun tüm kesimlerinden katılacak vatandaşlarımızın katkılarıyla 11 Kasımda ülke genelinde 11 milyon adet fidanı toprakla buluşturacağız. Daha yeşil bir Türkiye için “Geleceğe Nefes Ol” kampanyasına destek verelim.

Tarım ve Orman Bakanlığımız başta olmak üzere bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, hayırlı kandiller diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

15.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, şehit anaları sehven yargılandığına, Atatürk Koşusu sehven duyurulup çocuklar engellendiğine göre o koltuklarda da sehven mi oturulduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün Pakize annenin duruşmasında Erdoğan’ın avukatı “Katılma dilekçesini sehven vermişiz.” diyerek şikâyetinden vazgeçti ve milletin vicdanında zaten suçlu olmayan Pakize Akbaba beraat etti. Ne tesadüftür ki yine bugün Bursa Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürü, on üç yıldır Atletizm Federasyonuyla düzenlenen ve her yıl okullara duyuru için bildirdiği koşuyu bu yıl “10 Kasım Atatürk’ü Anma Koşusu” olduğu için son dakika okullara yazı yazarak ilk duyuruyu sehven yaptığını bildirip koşuya hazırlanan çocukları hayal kırıklıklarıyla evlerine gönderdi. Soruyorum: Her işi sehven yaptığınıza göre, şehit analarını sehven yargıladığınıza göre, Atatürk Koşusu’nu sehven duyurup çocukları son anda sehven engellediğinize göre o koltuklarda da sehven mi oturuyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

16.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Mevlit Kandili’nin Türk İslam âlemine hayırlar getirmesini niyaz ettiğine, 15 Temmuz darbesine iştirak eden herkesin mahkeme önünde hesap vermesi, suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılması, askerî okulların kapatılması sonucu mağdur olan  öğrencilerin durumlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın idrak edeceğimiz Mevlit Kandili’nin Türk İslam âlemine hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında 669 sayılı KHK’yle askerî okullarından çıkarılan, masumiyetleri anlaşıldığı hâlde haklarına kavuşamayan askerî öğrencilerin ve ailelerin feryatları ortadayken Ergenekon, Balyoz gibi davalarda birçok değerli ismi hedef gösteren, toprağın bile kabul etmeyeceği Nazlı Ilıcak, Mehmet ve Ahmet Altan gibi hain FET֒cülerin dışarıda olması millî vicdanları sızlatmaktadır, şehitlerimizin, gazilerimizin ve milletimizin ahı alınmaktadır. Darbeye iştirak eden herkesin mahkemeler önünde hesap vermesi en büyük beklentimizdir. Ancak suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılması da hukukun temelidir. Askerî okulların kapatılması sonucu mağduriyet yaşayan KHK’li askerî öğrencilerin durumları yeniden gözden geçirilmelidir.

BAŞKAN – Sayın Başevirgen…

17.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, Türkiye'nin 6’ncı büyük ilçesi Turgutlu’da araç muayene istasyonu kurulabilmesi için Ulaştırma Bakanlığının harekete geçmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Turgutlu Trafik Şube Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2019 tarihi itibarıyla ilçemizde 64 bin motorlu taşıt bulunduğu tespit edilmiştir. Turgutlu’da TÜVTÜRK araç muayene istasyonu bulunmadığından vatandaşlarımız araç muayeneleri için Manisa merkez ve Salihli ilçelerimize gitmek zorunda kalmaktadır. Bu durum hem vatandaşımızın zaman kaybetmesine hem gidilen şubelerde yoğunluk olmasına hem de verilen hizmet kalitesinden azalma yaşanmasına neden olmaktadır. İlçemizde ticari ya da hususi maksatla taşımacılık yapan otomobil, kamyon, otobüs gibi araçların akaryakıta gelen yüksek zamlardan sonra neredeyse bütün günlerini çevre istasyonlara giderek harcamaları, yüksek oranda maddi kayıp ve zaman kaybı yaşatmaktadır. 190 bin nüfusla Türkiye'nin 6’ncı büyük ilçesi olan Turgutlu’da bir TÜVTÜRK araç muayene istasyonu kurulması zorunlu hâle gelmiştir. Turgutlu Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odamız ve Turgutlu halkı olarak Ulaştırma Bakanlığının bir an önce bu konuyla ilgili olarak harekete geçmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

18.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Gaziantep ili Araban ilçesi ekonomisinin itici gücü olacağı düşünülen Çat Boğazı Barajı Projesi’nin tamamlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem Gaziantep’in Araban ilçesinde vatandaşlarımız ilçenin ekonomisinin itici gücü olacağını düşündükleri Çat Boğazı Barajı Projesi’nin tamamlanmasını ve inşaat çalışmalarının bir an önce başlamasını istiyor. Araban ilçesinde tek gelir kaynaklarının tarım olduğunu dile getiren vatandaşlar Türkiye'nin en kaliteli makarnalık sert buğdayını, sarımsağını, karpuzunu ve kavununu ürettiklerini belirterek bu üretimlerin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için bölgenin sulu tarıma kavuşturulması çağrısında bulunmaktadır. Çat Boğazı mevkisine yapılması planlanan barajın bir an önce inşaatına başlanarak hayata geçirilmesi, Araban Ovası’nda kuru tarım yapılan 137.280 dönüm arazinin sulanmasını ve yılda 2 ürün alınmasını sağlayarak çiftçimize ve yöre insanına nefes aldıracaktır.

Tarım ve Orman Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne duyuruyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakırlıoğlu…

19.- Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun, Soma maden işçilerinin eylemlerinin olumlu sonuç verdiğine ve verilen sözlerin takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Soma maden faciasından sonra işten atılan madencilerimiz otuz üç gün boyunca sürdürdükleri eylemlerine dün son verdiler. Beş yıl boyunca tazminatlarını alamayan işçilerin Bakanlıkla yaptıkları son görüşmeden mutabakat çıktı. Buna göre Eynez Ocağı’nda çalışıyorken işten çıkarılan ve bugüne kadar tazminatlarını alamayan işçilere alacakları TKİ tarafından faiziyle birlikte, en geç şubat ayına kadar ödenecek. Ayrıca, Işıklar, Atabacası gibi redevansla işletilen ocaklardan alacağı olan madencilerle ilgili gereken yasal düzenleme en kısa sürede hazırlanacak.

Ben, öncelikle, otuz üç gün boyunca zor şartlarda kararlılıkla eylem yapan işçilerimizi bu onurlu mücadelelerinden dolayı kutluyorum. Ayrıca, bu sürece katkı veren tüm milletvekillerimize ve Bakanlık çalışanlarına teşekkür ediyor, verilen sözlerin ve konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

20.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, çok sayıda vatandaşın cezaevlerinde tahliye kararını,  devlet memurlarının 3600 ek göstergeyi, primini doldurup emekli olamayan vatandaşların da en azından sağlık hizmetlerinden faydanabilmeyi beklediğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Meclisin gündemi ne olursa olsun çarşıda pazarda, köyde kentte vatandaşın gündemi aynıdır. Yüz binlerce vatandaş cezaevlerinde tahliye beklemektedir, şartlı ceza indiriminin acilen Meclis gündemine alınmasını beklemektedir.

Öğretmen, polis, imam ve sağlık çalışanları 3600 ek gösterge beklemektedir; yalnız, bütün devlet memurlarının da bu kapsama alınmasını beklemektedir; sadece öğretmen, polis ve sağlık çalışanlarıyla sınırlı kalmamasını beklemektedir. Emeklilikte yaşa takılan, primini doldurup emekli olamayan vatandaşlarımızın acilen en azından sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanmalıdır. Çok sayıda kanser hastası, diyabet hastası vatandaş primini doldurmasına rağmen emekli olamadığı için sağlık hizmetlerinden de faydalanamamakta ve tedavisini yaptıramamaktadır. Bu vatandaşlarımız için acilen bir orta yol bulunmalı, bu sorun kökten çözülmelidir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Son olarak, Sayın Tutdere…

21.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, tarım kredi kooperatiflerinin çiftçiye verdikleri kredilerin tarımsal kredi statüsünde değerlendirilmesi ve kooperatiflere borcu olan çiftçilerin korunması gerektiğine ilişkin açıklaması

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İşsizlik ve yoksulluk nedeniyle toplu intiharların yaşandığı ülkemizde çiftçilerimiz ve tarım sektöründe çalışan milyonlarca kişi de zor günler geçirmektedir. Ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikaları ve krizin yanında bir de tarım kredi kooperatiflerinin uygulamaları çiftçileri mağdur etmektedir. Tarımı geliştirmek, üretimi artırmak için kurulan kooperatifler son günlerde çiftçinin kâbusu olmaya başladı. Kooperatifler çiftçilere kullandırdıkları kredilerde ticari krediler seviyesinde faiz uygulamaktadır.

Buradan ilgili bakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına çağrıda bulunuyorum: Tarım kredi kooperatiflerinin çiftçiye verdikleri kredilerin tarımsal kredi statüsünde değerlendirilmesi için gelin hep birlikte bir çalışma yapalım, kooperatiflere borcu olan çiftçilerimizi koruyalım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi değerli grup başkan vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz İYİ PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Türkkan’da.

22.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden İYİ PARTİ Yozgat İl Başkanı Seyfi Bayrak ile Yozgat İl Başkan Yardımcısı Ahmet Şükrü Karabacak’a Allah’tan rahmet dilediğine, Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan şehit annesi Pakize Akbaba’nın beraat ettiğine, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında öğrencileriyle birlikte Türk bayrağıyla yaptığı gösteri sebebiyle hedef gösterilen öğretmen Seçil Yıldız’ın koruma altına alınması, polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerimize verilen 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi, EYT sorunu ile atanamayan öğretmenlerin sorunlarına çözüm bulunması gerektiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Kasımda ABD Başkanı Donald Trump’la yapacağı görüşmenin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ettiğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün sizlerle paylaşmıştım, geçirdikleri bir trafik kazası sonucu Yozgat İl Başkanımız Seyfi Bayrak kardeşimizi olay yerinde, kaza anında ağır yaralanan Yozgat il yöneticimiz Ahmet Şükrü Karabacak kardeşimizi de daha sonra kaybettik. Bugün toprağa verdiğimiz kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum; ailelerine, sevenlerine, yol arkadaşlarımıza sabrıcemil niyaz ediyorum; ruhları şad, mekânları cennet olsun. Aynı kazada yaralanan arkadaşlarımıza da Allah’tan acil şifalar diliyorum.

2017 yılında davet edildiği bir toplantıda yaptığı konuşma nedeniyle, dört yıl hapis istemiyle hakkında dava açılan Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba’nın ilk duruşması bugün Ankara Adliyesinde yapıldı. Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener ve milletvekili arkadaşlarımız da bugün Pakize anayla beraber Ankara Adliyesindeydiler. Atatürk’e hakaret edenlerin yargılanmak bir yana âdeta taltif edildiği, itibar gördüğü günümüz Türkiyesinde yargıçlar şehit annesini yargılıyorlar. 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada, bugün Sayın Cumhurbaşkanının şikâyet dilekçesini geri almasıyla Pakize Akbaba’nın davası da beraatle sonuçlanmış oldu. Genç yaştaki aslan gibi evladını vatan ve bayrak uğruna güneydoğuda şehit vermiş bir anne için verilen bu kararın bizi oldukça mutlu ettiğini ifade etmek istiyorum. Biraz empati yapmanızı istiyorum. Bizim aramızda şehit anası bir milletvekili arkadaşımız daha var, Oya Eronat. Oya Eronat’ın yarın öbür gün bir mahkemede böyle bir şekilde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – …sanık sandalyesinde oturması bizim vicdanlarımızı çok rahatsız eder. Biliniz ki öyle bir şey olduğu anda biz Oya Eronat’ın arkasında heykel gibi dikiliriz kıpırdamadan Allah’ın izniyle.

Ana sınıfı öğretmeni Seçil Yıldız Şırnak’ın İdil ilçesinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında öğrencileriyle birlikte Türk Bayraklı bir gösteri yapıyor. Bunun için de sosyal medyada kendini gazeteci diye tanıtan kripto terör örgütü mensupları tarafından linç ediliyor, hedef gösteriliyor. Seçil öğretmen Türk kadınının, Türk öğretmeninin bayraklaştırılmış hâlidir. Çocuklara bayrak taşıttı diye bu kadar açıktan tehdit edilirken Hükûmetimiz güneydoğuda cesurca vatan görevi yapan bu öğretmenlerimizi mutlaka koruma altına almalıdır. Daha önce şehit verdiğimiz öğretmenlerimiz var, canlarımız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, tamamlayalım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Onların kayıpları yüreğimizi fazlasıyla yakmıştır. Bizim hain PKK terörüne verecek yeni bir cana daha tahammülümüz yoktur.

AK PARTİ, seçim beyannamesinde polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerimize ek gösterge imkânı vereceğini açıklamıştı, bunu bütün partiler seçim beyannamelerine koymuşlardı. Seçimin üzerinden on yedi ay geçti ama bu konuyla ilgili en ufak bir adım dahi atılmadı. Oysa on yedi aylık süre iktidar olan bir partinin 3600 ek göstergeyi çıkarması için fazlaca mümkün bir zamandır. Oy isterken hepimizin ağzından çıkan bu sözler iktidar olunca unutuluyorsa bunun adı vatandaş kandırmaktır. Süreci daha fazla uzatmayın, Meclise gelecek ilk torba yasaya 3600 ek göstergeyi koyun, bunu yasalaştıralım. Sözlerimizi tutalım, memurları da rahatlatalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, bugün yoracağım sizi, kusura bakmayın.

Aynı şekilde, emeklilikte yaşa takılanlar konusu var. Emeklilikte yaşa takılanların yakarışları da çığ gibi büyümeye devam ediyor. Milyonlarca vatandaşımızı ilgilendiriyor bu emeklilikte yaşa takılanlar konusu. Bunun da bir an önce Meclise getirilmesi ve insanların haklarının iade edilmesi gerekiyor.

Biz İYİ PARTİ olarak milletimizin menfaatine olan her şeye destek vermeye ve verdiğimiz sözlerin, verdiğiniz sözlerin takipçisi olmaya yılmadan devam edeceğiz.

Geçtiğimiz günlerde Millî Eğitim Bakanı Sayın Selçuk öğretmenler için tasarlanan beyaz önlükleri tanıttı. Sayın Selçuk’un eğitim camiasından gelmesi öğretmenlerin sorunlarına, öğrencilerin sorunlarına çok güzel çözümler bulacağı konusunda bizleri ciddi anlamda umutlandırmıştı ama Bakanlık koltuğuna oturduğundan kısa bir süre sonra baktık ki Sayın Selçuk da devrin adamı olmuş, bu konuda yapılacak olumlu hiçbir adımı atmamaya devam etmiştir, bula bula en sonunda eğitimde devrim olarak beyaz önlüğü bulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ya, Türkiye 21’inci yüzyılda OECD ülkeleri arasında eğitimde son sıralarda bulunurken Sayın Ziya Selçuk’un eğitimde devrim diye bulduğu beyaz önlük devrim değil, olsa olsa makamda oturmanın yolunu aramaktır, vakit geçirmektir, beyhude zaman harcamaktır. Oysa sayıları yarım milyona ulaşan atanamayan öğretmenler var, sözleşmeli öğretmenlerin sorunları var, bunlarla uğraşmak yerine beyaz önlüğe sıra geldiyse eğitimin vay hâline.

Sayın Cumhurbaşkanının Amerika seyahati var 13 Kasımda, “Gidecek mi, gitmeyecek mi?” diye ciddi anlamda kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştı. Sayın Cumhurbaşkanı dün Trump’la yaptığı görüşme sonrasında Amerika’ya gitmeye karar vermiştir. Bu seyahatin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ama soykırım tasarısının Meclisten geçmesinden sonra, ekonomik ve Sayın Cumhurbaşkanına yönelik yaptırımların akabinde bu seyahatin olması bizi bir anlamda tedirgin de etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanına tehdit manasında çıkarılan bu tasarıların Sayın Cumhurbaşkanının önüne uzatılması hâlinde Cumhurbaşkanından birer taviz istenmesi durumunda biliniz ki Türk milleti Sayın Cumhurbaşkanının arkasında olacaktır. Bu tavizi vermeden -asla ve kata- uzatılan bu tehdit kararlarının masadan muhatabına iade edilmesini Sayın Cumhurbaşkanımızdan talep ediyoruz. Zira, orada verilecek her taviz Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüz yılını götürebilecek bir taviz olacaktır. Bu konuda, Sayın Cumhurbaşkanının kendisinden talep edilen bu tavizler noktasında dik durmasını özellikle salık vermek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Bülbül’de.

23.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların yaşadığı talihsiz olayla ilgili soruşturmanın başlatıldığına ve konunun takipçisi olacaklarına, adli kolluk görevlilerinin yararlandığı ekonomik ve sosyal haklardan mahrum olan orman muhafaza memurlarının emniyet hizmetleri sınıfına dâhil edilmeleri hâlinde mağduriyetlerinin giderileceğine ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda gereken çalışmaları başlattıklarına, 8 Kasım Cuma günü idrak edilecek olan Mevlit Kandili’nde hayırlı duaların kabul olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aksaray Merkez Mehmetçik İlkokulunda özel eğitim gören otizmli çocuklar okul çıkışında yuhalanmış ve okul içerisinde ufak çaplı arbede meydana gelmiştir. Otizm, bir hastalık değil rehabilite edilebilen bir davranış bozukluğudur. Türkiye’de şu anda çok basit testlerle tespit edilebilen bu vakalar, doğru rehabilitasyon programlarıyla tedavi edilebilmekte ve evlatlarımız hayata adapte olabilmektedirler. Aksaray’da yaşanan bu talihsiz olayla alakalı Millî Eğitim Müdürlüğümüz, Valilik ve Millî Eğitim Bakanlığı incelemeleri başlatmıştır. Soruşturmanın tüm detaylarıyla, derinlemesine yapılması en büyük arzumuzdur. Konunun bu noktada takipçisi olacağımızı buradan bildirmek istiyorum.

Sayın Başkan, orman muhafaza memurları, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında koruma, sınırlandırma ve yangınla mücadele görevinin yanında Tarım ve Orman Bakanlığı iç çalışma sistematiğinde tanımlanmamış pek çok görevde, mesai mevhumu olmadan 7/24 esasıyla çalışan cefakâr devlet memurlarıdır. Ormanlarımızın yasa dışı faaliyetlerden korunması, işletilmesi ve her türlü muhafazasından sorumlu olup en zor arazi şartlarında ve her türlü tehlikeye karşı cansiparane görev yapmaktadırlar. Gerek orman yangınlarıyla mücadele gerekse kaçakçılık ve diğer kanun dışı girişimleri önleme adına bugüne kadar orman muhafaza memurları onlarca şehit vermişlerdir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 77’nci maddesi gereğince silah taşımaya yetkili orman muhafaza memurları, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 164’üncü maddesi gereğince de adli kolluk görevlisi olarak tanımlanmaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ancak, çalışma ortamı ve şartlar gereği adli kolluk görevi verilen orman muhafaza memurları, diğer adli kolluk hizmetlilerinin yararlandığı ekonomik ve sosyal haklardan mahrumdurlar. Bu emekçilerimizin çalışma şartları ve mesai saatleri dikkate alındığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı maddesinin yedinci fıkrası gereğince emniyet hizmetleri sınıfına dâhil edilmesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan sıkıntıları giderecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak orman muhafaza memurlarımızın sıkıntılarının çözümü noktasında takipçisi olduğumuzu ve bu konunun bir an önce çözülmesi için gereken çalışmaları başlatmış olduğumuzu söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, 8 Kasım Cuma günü yani yarın Mevlit Kandili’ni idrak edeceğiz. Dünyaya güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz (SAV)’ın dünyayı şereflendirdiği bu günde edilen bütün hayırlı duaların, niyazların kabul olmasını temenni ediyor, bütün insanlığın onun ahlakıyla ahlaklanmasını diliyorum.

Saygılar sunarım.

BAŞKAN – Söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Oluç’a aittir.

Buyurun.

24.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, İstanbul ili Fatih ilçesinde cereyan eden 4 kardeşin toplu intihar olayının ülkede yoksulluğun, işsizliğin geldiği noktayı gösterdiğine, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların yaşadığı talihsiz olayın organize olup olmadığının, okul yönetiminin buna dâhil olup olmadığının ortaya çıkarılması gerektiğine, her çocuğun olduğu gibi otizmli bireylerin de eğitim alma hakkının anayasal bir hak olduğuna ve  hiçbir kurum, kuruluş veya aile tarafından bu hakkın engelenemeyeceğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevindeki IŞİD’li sayısına dair paylaştığı rakamlara, Plan ve Bütçe Komisyonunda Bütçe Kanunu Teklifi üzerinde yapılan görüşmelerde konuşma yapan Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün sözlerinin sansürlendiğine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, dün de biraz üzerinde durdu değişik partilerden vekiller, Fatih’te 4 kardeşin intihar etmesinden söz etmek istiyorum. On beş yıldır aynı evde oturdukları söylenen, yaşları 45 ile 60 arasında değişen 4 kardeş maalesef intihar etti. Çok elim bir durumla karşı karşıyayız. Ve ortaya çıktı ki ölü bulunan 4 kardeşin bakkaldaki veresiye defterinde 2.260 lira borçları varmış, bir de 607 lira elektrik borçları varmış ve üstelik de evi geçindiren, işi olan tek kardeşin de maaşına haciz konulmuş.

Yine -yani hakikaten insan söylerken bile sıkıntı duyuyor- BEDAŞ yani elektrik şirketi ekipleri geliyor, olay yeri inceleme ekiplerinin hemen ardından 607 liralık elektrik faturasının iki aydır ödenmediği gerekçesiyle elektriği kesiyor. Son derece vahim bir tabloyla karşı karşıyayız ve Fatih’te 4 kardeşin geçinemedikleri için intihar etmesi bu ülkede yoksulluğun ve işsizliğin geldiği korkunç noktayı göstermektedir. 2 emekçinin bulunduğu bir ailedir ve özellikle dar gelirlilerin, emekçilerin, işçilerin, işsizlerin ne tür sorunlarla, nasıl bir ruh hâli içinde bulunduğunu gösteren çok vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. İnsanların bu ülkede yaşamaya dair umudunu yitirdiğini gösteren bir örnektir esas itibarıyla ve yani elbette ki iktidarın ekonomi politikalarına bakmak gerekiyor bu konuları tartıştığımız zaman. Yani, dedim ya, 4 cenazenin olduğu bir evin elektriğini “Borcu var.” diye kesmek de utanç verici bir durumdur. Tek örnek değildir, son günlerde çok yaşanıyor bu tür örnekler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Çocuğuna istediği kıyafeti alamadığı için intihar eden baba örneğini yaşadık, kanun hükmünde kararnameyle sivil ölü hâline getirilen ve intihara sürüklenen insanları yaşadık, Güvenpark’ta kendini yakmaya çalışan bir işçiyi yaşadık. Bu sayıların ve vakaların bu kadar fazla olması tesadüfi değil ve giderek daha sık görmeye başladığımız bu intihar vakalarının ortak noktası -dediğim gibi- yokluk ve yoksulluktur. Bu da iktidarın ekonomi politikalarından kaynaklanmaktadır. Buna bir kez daha işaret etmek istiyoruz.

İkinci değinmek istediğim konu Aksaray’daki otizmli çocukların yuhalanmasıyla ilgili. Bir ilkokulda otizmli çocuklarla aynı binada eğitim gören diğer çocukların velilerinin otizmli çocukları yuhaladığına dair haberler çıktı. Daha vahim olanı okul müdürünün de bu korkunç tepkiyi desteklediği iddia edildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu vahim durumun organize olup olmadığı, okul yönetiminin buna dâhil olup olmadığı acilen ortaya çıkarılmalıdır. Her çocuğun olduğu gibi otizmli bireylerin de eğitim alma hakkı başta Anayasa olmak üzere yasalarımızca düzenlenmiştir. Hiçbir kurum, kuruluş veya aile tarafından bu hak engellenemez. Bu tutum insanlık açısından da çok vahim bir tabloyu ortaya koymuştur, gerçekten, büyük bir şuursuzluk vardır. Şimdi, bunları biz söylüyoruz, biraz sonra iktidar partisi “Valilik açıklama yaptı, böyle bir şey yokmuş.” diyecek. Valilik, aynı açıklamasında “Konuyla ilgili gerekli inceleme de başlatılmıştır.” diyor yani böyle bir olay yoksa niye aynı açıklamada gerekli incelemenin başlatıldığını söylüyor; o da bilinmez bir durumdur. Bizim talebimiz, Millî Eğitim Bakanlığı konuyla ilgili derhâl inceleme başlatmalıdır, okul müdürünün, bu duruma dâhil olup olmadığı konusunda bir soruşturma başlatılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, Macaristan ziyareti öncesinde bir basın toplantısı yapmıştır ve IŞİD’lilere dair bazı rakamlar paylaşmıştır, demiştir ki: “Bugüne kadar Türkiye’ye giriş yasağı konulan DEAŞ’lıların sayısı 76 bin, sınır dışı edilenlerin sayısı 7.550, hapishanelerimizde şu anda 1.149 militan var.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Ekim tarihinde bir konuşma yapmıştır -yani bundan yaklaşık yirmi küsur gün önce- orada da “Cezaevindeki IŞİD’li sayısı 5.500.” demiştir. Şimdi, yirmi küsur gün arayla yapılan bu iki açıklamadaki rakamların farklılığı son derece büyük bir çelişkidir. Hangisi doğrudur yani şu anda cezaevlerinde 1.149 IŞİD’li mi vardır, yoksa 5.500 IŞİD’li mi vardır? Bu rakamların hangisinin doğru olduğunu gerçekten merak ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu yanlış bilgileri Cumhurbaşkanına verenler kimlerdir acaba? Bunların, bu çelişkili durumu ortaya çıkaranların da kimler olduğunu çok merak ediyoruz.

Son bir noktaya kısaca değinmek istiyorum. Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeler sürüyor ve Batman Milletvekilimiz Necdet İpekyüz’ün dün başına gelmiş bir olayla ilgili bir durumun kayıtlara geçmesi için konuşmak istiyorum. Meclis tutanakları elimizdedir ve aynı zamanda, Meclis TV’nin verdiği video önümüzdedir. Çok tuhaf bir şekilde Meclis tutanaklarında olan bazı cümleler Meclis TV’nin verdiği videoda yer almamaktadır. Biz bunu sorduk, Meclis TV’deki yetkili kişiler tam o sırada bir kaset değiştirme olayının olduğunu söylediler fakat çok tuhaf bir şekilde, o kadar isabetli bir şekilde kesilmiş ki cümleler, cümlenin başı kesilmiş, bir de cümlenin sonu kesilmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yani biz bunun bir sansür adımı olduğunu düşünüyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşma yapan bir vekilin konuşmasının bu şekilde sansürlenmesinin asla kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Dolayısıyla, bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Bir kaset değişimiyle alakası olmadığı kanaatindeyiz çünkü cümle de rahatsız edici bir cümledir iktidar açısından, onun için kesilmiş olduğunu düşünüyoruz. Bunun da kayıtlara geçmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün,  Plan ve Bütçe Komisyonunda Bütçe Kanunu Teklifi üzerinde yapılan görüşmelerde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün yaşadıklarının dilekçeyle Meclis Başkanlığına iletilmesi hâlinde gerekli tahkikatın yapılacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Oluç, bu konudaki talebinizi Meclis Başkanlığına bir dilekçeyle lütfen başvurun, ben de Meclis Başkanımıza konuyu arz eder, o konuda gerekli tahkikatı yapıp sizlere bilgi veririz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkürler.

BAŞKAN - Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Özel’de.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların ve ailelerinin karşılaştıkları kötü muameleyi otizm  farkındalığına dönüştürebilmek için katkı sağlayacaklarına, 7 Kasım İlhan Erdost’un ölümünün 39’uncu, 12 Eylül Anayasası’nın halkoyuna sunulmasının 37’nci yıl dönümüne, iktidar partisinin af konusuna hassasiyetle yaklaşması gerektiğine, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün Plan ve Bütçe Komisyonunda yaşadıklarına yönelik TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün açıklamalarından memnuniyet duyduklarına, TBMM’de 4/D statüsünde çalışan personelin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine, Mevlit Kandili’ni kutladıklarına ve bu mübarek günde “Bu toplum nereden geldi nereye gidiyor, biz kimiz, hangi değerlerimiz aşındı, gelir adaletsizliğine nasıl sessiz kalıyoruz?” sorularına Meclisin tüm üyelerinin cevap aramasının en faydalı ibadet olacağına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Aksaray’da otizmli çocuklara yapılan ve hepimizi üzen, utandıran muameleye değinerek başlamak isterim. Tabii, bütün Aksaray halkını, Aksaraylıları töhmet altında bırakmak doğru olmaz ancak yurdun neresinde, dünyanın neresinde olursa olsun böylesine aşağılık bir davranışın tasvip edilmesi mümkün değildir. Bu konudaki soruşturmayı yakından takip edeceğimizi, konuyla ilgili Meclisin kurmuş olduğu komisyonda görevlendirdiğimiz arkadaşların meseleyi yakından takip ettiklerini ve otizmli çocukların ve ailelerinin karşılaştıkları bu kötü muameleyi, onların yaşadıkları sorunların farkındalığına dönüşebilecek bir imkâna çevirmek için bir toplumsal duyarlılığın yaratılmasına katkı sağlayacağımızı açıkça ifade etmek isterim.

Bugün 7 Kasım, İlhan Erdost’un ölümünün yıl dönümü. 12 Eylül faşist darbesinin gerçekleşmesinden elli beş gün sonra Onur Yayınlarının ve İlkyaz Basımevinin sahibi İlhan Erdost kardeşi Muzaffer Erdost’la birlikte gözaltına alındı. Mamak Cezaevinde A Bloktan C Bloka götürüleceği 200 metrelik mesafede yirmi beş otuz dakika araç içinde tutuldu, dövüldü ve koğuşuna konulduktan sonra da hayatını kaybetti. Buradan kendisini bir kez daha saygıyla, rahmetle anıyoruz. O günden bugüne o personelin yargılanması ve ceza alması mümkün olmamıştı. Bu cezasızlık kültürü 12 Eylül döneminden sonra yerleşti ve hâlen daha, maalesef, on yedi yıllık AKP iktidarında da devam etmektedir.

Ne acı bir tesadüftür ki aynı zamanda 7 Kasım, 12 Eylül faşist darbesinin dayattığı Anayasa’nın halk oylamasının da yıl dönümüdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 7 Kasım 1982 günü yapılan halk oylamasında yüzde 91,3 “evet” oyu almıştır 12 Eylül Anayasası. Bugün, o Anayasa’ya “Evet.” diyen hemen hemen hiç kimse o Anayasa’yı ve verdiği “evet” oyunu savunamamaktadır. Rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle 16 Nisanda, yüzde 91,3’le değil yüzde 50’nin biraz üzerinde bir oyla ve halkı, olağanüstü hâl koşullarında, referandumun öncesinde, sırasında ve sonrasındaki olanca hukuksuzlukla ve çok küçük bir farkla verilen “evet”i, bu kararı milletin verdiği… “O yüzden partili Cumhurbaşkanlığına devam, o yüzden bakansız Meclise devam, o yüzden hesap sorulamayan milletin değil sarayın bakanlarına devam.” diyenler, emin olun, nasıl 12 Eylül Anayasası yüzde 91,3’le “evet” oyu almışsa ama bugün kimse savunamıyorsa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …16 Nisanın rejime kasteden Anayasa değişikliğini -ki bugün yapılan anketler, yüzde 70’le partili Cumhurbaşkanlığına milletimizin artık “Hayır.” dediğini ortaya koymaktadır- ilerleyen günlerde hiç kimse bunu savunamayacaktır.

Sayın Başkan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın pazartesi günü yaptığı toplantıdan anlıyoruz ki büyük bir beklenti hâline dönüşmüş olan af ya da yargı indirimi ya da infaz düzenlemesiyle ilgili çalışmalar ikinci yargı paketinde de yer almayacak. Oysa yargı paketleri, önce 24 Haziran seçimlerinin istismar konusu yapılmış -af beklentisi- sonra 23 Haziranda İstanbul’un -hukuksuzca ve Anayasa’ya aykırı şekilde- tekrarlanan seçiminde de bir beklenti olarak istismar edilmiştir. Bugüne gelindiğinde o yargı paketindeki af beklentisi birincide olduğu gibi ikincide de boşa çıkmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Af konusu bir toplumsal mutabakat meselesidir. Bunun aranması gerekirken, yetmiş beş gün Meclisi tatile sokup, nereye gidiyorsunuz dememize rağmen buradan ayrılıp gidenler yetmiş beş günü de boşa geçirmişler. Meclis açıldığından beri bugüne kadar, bu otuz beş, otuz altı günlük sürede de toplumun önüne somut hiçbir şey koymamışlardır. “Biz yaptık oldu.” diye infaz değişikliği olmaz, af beklentisi bir toplumsal mutabakattır. Suçtan zarar görenin de düşünülmesi, suç işleyenlerin, şu anda içeride olanların ve kader kurbanlarının ailelerinin de düşünülmesi gerekir. Bu konuya iktidar partisinin hassasiyetle yaklaşması, yarattığı bu beklentiyi boşa çıkarmanın vicdan muhasebesini de yapması gerekmektedir.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sizin yönettiğiniz bir oturumda dile getirmek çok uygun olacak; biraz önce Plan ve Bütçede yaşananları takip edeceğinizi söyledik, o konuyu tekraren dile getirmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yapmış olduğunuz açıklamadan da memnuniyet duyuyoruz.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde 4/D’li personeller var ve bunların sorunları var. TBMM’de farklı statüde çalışan personelin sorunları TBMM’de çalışırken taşerondan 4/D statüsüne geçirildikleri için oluyor. Ciddi problemler var, en başta ücret adaletsizliği var. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop bu yönde çözüm için çalışma yaptıklarını söylemiştir. Geçen bunca zamana rağmen hiçbir iyileşme olmamıştır. 4/D’li personeller, aynı işi yaptıkları kadrolu personelin neredeyse üçte 1’i kadar maaş almakta, 4/B’li personelin neredeyse yarısı kadar ücret almakta, daha yüksek fiyatlara yemek yemekte ve kıyafet parası gibi ödemeleri alamamaktadırlar. Mağduriyet ve eşitsizliğin yanında ayrıca sorun sanki kendilerindeymiş gibi onlardan kurtulmak için amirleri tarafından mobbinge uğramaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz 4/D’li personele Meclis Başkanının nasıl bir çözüm üreteceğinin takipçisiyiz. Onu da sizin demokrat, adil yaklaşımınızla takip edeceğinize ve bu sorunu en kısa zamanda çözüme kavuşturacağınıza inanıyoruz Sayın Başkan.

Son olarak, yarın İslam âleminin Mevlit Kandili. Kandili şimdiden kutluyoruz. Mevlit “doğum zamanı” demek. Her peygamberin ümmeti peygamberinin doğum gününü kutlar. İslamiyet açısından da bu son derece önemli bir gecedir. Bu gece için din adamları, bu gecenin nasıl geçirilmesi gerektiğini soranlara elbette Kur'an okunmasını, elbette bol bol ibadet edilmesini, eksik namazların tamamlanmasını salık verirler ve bu geceye ilişkin en önemli tavsiyelerden, önerilerden bir tanesi de bu gecede tefekkür etmektir.

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu gecede elbette Kur'an okumak, elbette namaz kılmak, her türlü ibadeti yapmak, küskünleri barıştırmak ve yapılabilecek en iyi şeyleri yapmak ve hissetmek önemlidir. İslam âlimleri der ki: “Bu gecedeki en iyi ibadetlerden biri de tefekkürdür.” Tefekkür “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” sorularına cevap aranmasıdır. Bu aranacaksa bugün Aksaray’da yaşananları, dün konuştuğumuz, hepimizin vicdanını yaralayan 4 kardeşin siyanürle intiharını, bu kardeşlerin açlığını, yokluğunu, sefaletini, ölümlerinden iki saat sonra borçtan dolayı elektriklerinin kesilmesini, yoksulluk içinde kıvranıp, bu acıya dayanamayıp, 4 kardeşin toplu hâlde intiharını düşünüp bu Meclis “Bu toplum nereden geldi, nereye gidiyor? Biz kimiz? Hangi değerlerimiz aşındı?”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Son bir cümle…

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Biz ne kadar para kazanıyoruz? Bizim ne kadar paramız var, varlığımız var? İnsanlar ne durumda? Toplumun en zengin yüzde 1’i yüzde 90’ı, geri kalan yüzde 99,9 yüzde 10’u nasıl paylaşıyor? Biz bu gelir adaletsizliğine nasıl sessiz kalıyoruz? Biz milletvekilleri olarak memleket bu hâldeyken nasıl duruma tahammül edebiliyoruz.”u? yarın akşam bu Meclisin tüm üyelerinin düşünmelerinin hepimiz için de toplum için de en faydalı ibadet olacağını düşünüyor, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, TBMM’de 4/D statüsünde çalışan personelin mağduriyetiyle ilgili konuyu Meclis Başkanına tekrar hatırlatacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Özel, Meclis personeliyle ilgili ifade ettiğiniz hususlar Başkanlık Divanının değişik toplantılarında bütün siyasi partilerdeki temsilci arkadaşlarımız tarafından da dile getirildi. Sayın Meclis Başkanımızın da bu konuda duyarlı olduğunu biliyorum çünkü kendisinin konuşmalarına da tanık olduk. Ben, Sayın Başkanımızın Maliye Bakanlığı ve diğer kurumlarla yapılacak görüşmelerle bir çözüm bulma konusunda bir irade sergilemeyi düşündüğünü biliyorum. Sayın Başkanımız bugün itibarıyla yurt dışında, geldiği zaman kendisine tekrar bu konuyu hatırlatır ve umarım olumlu bir sonuca da ulaştırabiliriz.

Şimdi, söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Muş’ta.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocuklara yönelik muameleyi kabul etmelerinin mümkün olmadığına ve gerekli tahkikatın başlatıldığına, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptğı açıklamasındaki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de İslam âleminin kavuşacağı Mevlit Kandili’ni şimdiden tebrik ediyorum, mübarek olsun diyorum.

Aksaray ilinde yaşanan otizmli öğrencilere yönelik muameleyi kabul etmemiz mümkün değildir. İnsan olan hiç kimsenin buna gözlerini kapaması söz konusu olamaz. Zaten devletin ilgili kurumları gerekli tahkikatı, gerekli idari soruşturmaları başlatmış durumdalar. Biz de AK PARTİ Grubu olarak oradaki gelişmeleri yakından takip edeceğimizi Genel Kurulda ifade etmek isteriz.

Çok fazla sözlerimi uzatmayacağım. “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle alakalı destek yüzde 30’a düştü, yüzde 70 bunun karşısında şu an.” denildi, kamuoyu yoklamaları varmış. Bunu söyleyen mevkidaşıma şunu söylerim: Gözünüz aydın, böyle bir durum varsa hiç beklemeyin, hemen anayasa taslağınızı getirin. 1982 Anayasası’na da zaten toplumda belli bir alerji var, siz de hemen anayasanızı işbu fırsat getirin, yüzde 70’le getirdiğiniz anayasa vatandaş tarafından onaylanır, siz de muradınıza ermiş olursunuz. Bunu defaatle söylememize rağmen hâlen getirmediler. Bekliyoruz, getirin taslağınızı, sunun Parlamentoya; milletvekilleri burada değerlendirsin, kararı millet versin, madem böyle yüzde 70’lik bir desteği arkanıza almışsınız.

Bir ana muhalefet düşünün, daha elinde iddiasını doğrulayacak, ortaya koyabileceği bir metni yok, konuşuyor. Ne konuşuyorsun? Konuştuğunun bir karşılığı var mı? Yok, sırf laf. Bir şeyi ortaya koyması lazım ana muhalefetin. Madem bu iddianız var, getirirsin anayasanı. Ne düşünüyorsun üniter sistemle alakalı, Türkiye’nin geleceğiyle alakalı, temel hak ve hürriyetlerle alakalı eleştirileriniz var ya, yazarsınız eleştirilerinizi, getirirsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Efendim, burada toplumsal mutabakat lazım.” Şimdi, bu toplumsal mutabakat nasıl oluşacak? Metninizi ortaya çıkaracaksınız, millete gideceksiniz anlatacaksınız, orada mutabakat oluşturacaksınız yoksa her gün aynı yerden, otomatik sayar gibi “Yüzde 70 bunun karşısında, destek yüzde 30’a indi.” Efendim “Millet bundan memnun değil. 1982 Anayasası da şöyleydi.” Getirebiliyor musunuz? Getiremezsiniz. Bakın buradan söylüyorum, iddia ediyorum: Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir şey getiremez, yapamaz, böyle bir kabiliyeti yok.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel, Sayın Muş’un son cümlesine herhâlde bir atıfta bulunacaksınız.

Buyurun.

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, kongreye gidiyorduk, AK PARTİ’den bir milletvekili arkadaş dedi ki: “Yahu siz nasıl partisiniz, partinin genel başkanına rakip çıkan parti mi olur?” Böyle döndüm baktım tamam mı! Yahu demokrasi anlayışı... Şimdi, demokrasiye AK PARTİ’nin varoluşu, yükselişi ve devamı olarak baktıkları için varoluşsal bir sorun yaşıyorlar. Mesela çoklu seçmeli yarışları bir dezavantaj olarak görüyorlar çünkü diyorlar ki: “Olmaz.” Mesela partinin Başbakanı, il başkanı, ilçe başkanı atama yetkisiyle ilgili yetkilerinin elinden alındığını görünce gidiyor; o Başbakanı, yüzde 49 oy almış Başbakanı ensesinden tutup kapı önüne koyuyorlar, hep beraber bir başkasını seçiyorlar, bir tek adam ne derse o oluyor.

Şimdi, bu anlayış “Anayasa nasıl yapılır?” dediğinde de şöyle diyor: “Anayasa’nın nasıl yapılacağını topluma sormazlar…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kime sorarlar?

BAŞKAN – Sayın Özel, tamamlıyoruz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Halk kendisi mi oturup yazacak?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Anayasa’nın nasıl yapılacağı topluma sorulmaz, akademiye sorulmaz, hukuk insanlarına sorulmaz, sivil topluma sorulmaz, bize bile sorulmaz. Biz neyiz? Biz parmak askeriz. Bize derler ki: ‘Metin bu, virgülüne dokundurtmayacağız.’ Ondan sonra pul verirler elimize, oraya sabit koyarız, onlara göstere göstere oy atarız -ki liderimiz bile güvenmiyor- her birimiz bu Anayasa’ya karşı çıkıyor olabiliriz, Allah korusun, kripto kripto FET֒cü olabiliriz.” Orada bile onları yalnız bırakmazlar.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bunlar böyle anayasa yaptıkları için bizden de öyle hazırlanmış anayasa metni…

Şimdi size söylüyorum: İki noktası var Sayın Başkan.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet…

BAŞKAN – Lütfen toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir: 16 Nisan rejime kasteden Anayasa değişikliğini geri alacak, yetmeyecek; 12 Eylülle hesaplaşacak, 12 Eylülün tortularını kazıyacak, yetmeyecek…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet, ne zaman…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …kadını, engelliyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son sözlerinizi alıyorum Sayın Özel, lütfen…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ne getireceksiniz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen konuşurken ben bıdı bıdı yapsam. “İnsicamı bozuyorsun…”

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, birbirinizin… Hiç gerek yok bunlara.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bak, bıdı bıdı sen konuşuyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, istiyorlar, diyor ki: “Bir metin getir.” Bizim metnimiz 16 Nisanla da 12 Eylülle de hesaplaşan, doğayı, çevreyi, dezavantajlı grupları gören gerçek bir uzlaşı metni olacak. Kiminle? Milletle. Nasıl? Bugünkü senin şu beklentini biliyorum ben: “CHP getiremez.” Neden? Aman aman, getirsek, 50+1’den bunları kurtaracak bir metin olsa balıklama atlayacaklar, balıklama. (CHP sıralarından alkışlar) Neden? Çünkü mevcut Anayasa onları iktidar olmaktan menetti. Hangi vadeye? İlk seçime kadar. İlk seçim yapılacak, Mehmet Muş’a bay bay, Recep Tayyip Erdoğan’a bay bay. (CHP sıralarından alkışlar) Onu bildiği için bir metin istiyor hararetle.

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Metin, milletle beraber, millet için, milletin en menfaatine olduğu gün gelecek, sen 16 Nisanda verdiğin oydan, nasıl Recep Tayyip Erdoğan 12 Eylül oyundan utanıyorsa utanacaksın “Ben vermemiştim.” diyeceksin.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Muş.

Değerli arkadaşlar…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 12 Eylülde hepiniz “evet” oyu verdiniz.

BAŞKAN – Sayın Özel, Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yemin edin vermedik diye…

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, değerli arkadaşlarım…

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Yüzde 90’ın içinde solcular var mıydı, yok muydu?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hepsi vardı.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım…

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Yüzde 90’ın içinde?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hepsi “hayır” dedi.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Sayın Özel…

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Yüzde 10’mu solcular bu ülkede? Cumhuriyet Halk Partililer yüzde 10 mu?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar….

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Yüzde 10 mu?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gitmediler, gitmediler!

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Yüzde 10 mu? Solcular, CHP’liler yüzde 10 mu?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hepiniz “evet”… İsmail Bilen, yemin et “hayır” oyu verdiğine. 12 Eylül Anayasası’na “evet” oyu verdin sen, aynen Recep Tayyip Erdoğan gibi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

Sayın Muş’a söz veriyorum.

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Yüzde 10’muydunuz, yüzde 10 musunuz? Bunu mu kabul ediyorsunuz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen…

BAŞKAN – Sayın Özel, rica ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 12 Eylüle “evet” verdiniz.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kenan Evren’in çocukları!

BAŞKAN – Sayın Muş…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Muş…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kenan Evren’in askeri!

BAŞKAN – Sayın Muş, toparlayalım.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kenan Evren’in askerisin sen!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kenan Evren’in çocuklarısınız!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kenan Evren’in askerisin sen!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kenan Evren’in…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sıkıştığın zaman böylesin! Getiremiyorsun değil mi? Yüreğiniz yetmez sizin ya! Faşist!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, kanun teklifi bekliyor. Lütfen toparlayın; bitirelim artık.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ağzından çıkan kelimeleri duyacaksın Özgür Özel. Anlatabiliyor muyum?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 12 Eylüle verdiğiniz oyu savunamıyorsunuz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ağzından çıkan lafı duyacaksın Kenan Evren’in askeri!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen duyacaksın!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kenan Evren’in askerisin sen!

BAŞKAN – Sayın Muş…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kenan Evren’in evlatları!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sen Kenan Evren’in askerisin. Faşist!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Vermedi” de, “Recep Tayyip Erdoğan ‘hayır’ oyu verdi.” de. Hepiniz “evet” oyu verdiniz.

BAŞKAN – Sayın Muş...

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kemal Bey’e git sor, ne vermiş?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hepiniz “evet” oyu verdiniz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Git, Kemal Bey’e sor önce.

BAŞKAN – Bakın…

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Siz yüzde 10 muydunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz Amerikan donanmasının karşısında secde duran adamlarsınız!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Git, önce Genel Başkanına sor, ne vermiş?

BAŞKAN – Sayın Muş, böyle…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Genel Başkanından öğren ne verdiğini.

BAŞKAN – Sayın Muş, lütfen siz Genel Kurula hitap edin, karşılıklı tartışmaya gerek yok. Siz açıklamalarınızı yapın ama sizlerden de ricam, yani kanun teklifinin görüşülmesine fırsat verecek bir ortam yaratalım.

Toparlayın lütfen.

Buyurun.

28.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, her zaman memleketin, milletin hayrına durduklarına ve milletvekillerine karşı kullanılan dile, üsluba dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, biz gayet seviyeli bir şekilde cevaplarımızı söylüyoruz.

Şimdi, hem bir taraftan sistemi eleştireceksiniz… O zaman biz de size şunu söyleriz: Eleştiriyorsanız karşısını getirin Parlamentoya, görelim ne istiyorsunuz. Ne istediğiniz belli değil. Ondan sonra efendim “Donanmaya secde etmişler.” Ya, onları siz bilirsiniz; siz esas duruşa geçmeyi de bilirsiniz, secde etmeyi siz bilirsiniz. Onlar bizim kitabımızda yok. Biz her zaman memleketin, milletin hayrına dururuz.

Kenan Evren’in çocukları burada değil kendi içinizdedir. Kenan Evren’e selam çakan da ona askerlik yapan da sizlersiniz. Ağzından çıkanı bir daha iyi duy Özgür Özel!

İkincisi, meseleleri şahsileştirip arkadaşlarımıza böyle kişisel olarak saldırı yapmasını da anlayabilmiş değilim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O saldırınca…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Her sıkıştığın yerde meseleyi çıkartıp…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hemşehrim benim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - …insanların şahsiyetine saldırma. Haddini bil!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O saldırınca ben de ona saldırdım.

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Saldırmadım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Saldırdın.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – İlla kimin ne oy vereceğini…

BAŞKAN – Sayın Muş, toparlayın lütfen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bir saniye Sayın Başkan…

BAŞKAN – Toparlayın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Bir saniye Sayın Başkan, lütfen…

BAŞKAN – Ben kanuna geçmek istiyorum.

Toparlayalım lütfen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Haddini bilecek bu arkadaş.

BAŞKAN – Toparlayın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Politikalarına bir şey demiyoruz, fikirlerine bir şey demiyoruz ama burada herhangi bir arkadaşımıza şahsileştirerek gelirsen haddini öğretiriz sana.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hadi öğretin!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – İkinci konu şu: Efendim, “Sen ne oy verdin?” Git, Genel Başkanından başla, genel başkan yardımcılarına kadar parti grubuna sor, ne vermişler öğren onlardan. Bizim ne yaptığımızı, bizim politikalarımızı milletimiz biliyor, görüyor. Git babana sor, o ne oy vermiş? İki de bir milletvekillerine, Genel Başkanımıza “Siz hangi oyu verdiniz?” Sen kendi ailenden başla, arkadaşlarından başla, Genel Başkanından başla, sor bakalım ne oy vermişsiniz? Eczacılar Birliğinde beraber çalıştığın arkadaşlarına sor, hangi oyu vermişler, onlardan öğren.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer bir konu, burada şunu ifade etmek isterim: Milletvekillerimize karşı, arkadaşlarımıza karşı kullandığınız dile, üsluba dikkat edin, sizi buradan bir daha uyarıyorum.

Politikalarla alakalı bir şey söylediğimiz yok ama insanın bir sabrı var, sabrımızı taşırma Özgür Özel, haddini bil! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika Sayın Başkanım…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Müsaadenle…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama bana sataşıldı.

BAŞKAN – Bir saniye…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkan, şunun cevabını vereyim şimdi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne cevabı ya! Cevap verecek hâl mi kaldı sende?

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Müsaade eder misiniz.

BAŞKAN - Sayın grup başkan vekilleri, bakın, dünden beri yaptığımız tartışmalarda, Başkanlık Divanının olağanüstü çabasına rağmen belki bugün bitmesi gereken kanun teklifinin daha 3’üncü, 4’üncü maddelerindeyiz. Meclisimiz bir yasama faaliyeti yaparken aynı zamanda elbette tartışma yapacak ama bunları makul bir düzeyde bırakmamız da gerekiyor. Ben özellikle konuşmalarda, karşılıklı sataşmayı doğurmadan cevap verilmesinin en uygun yöntem olduğunu düşünüyorum, bunları size öneriyorum. Yani elbette konuşmalarınızın içeriğine katılamam ama bu Meclisin bir de yürüteceği işlemler var. Şimdi, doğal olarak hem iktidar partisine hem de diğer milletvekillerimize, grup başkan vekillerimize önemli sorumluluklar düşüyor.

Şimdi, son kez birer dakikalık söz verip ondan sonra bir ara vereceğim, kanuna başlamamız gerekiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bu laflara cevap vermeden olmaz.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Özel, söz vereceğim ama sizden önce Sayın Türkkan söz istemişti, Sayın Türkkan’a söz vereceğim.

Buyurun Sayın Türkkan.

29.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, grup başkan vekillerinin birbirlerine cevap vermelerinin demokratik bir tavır olduğuna ama bunun karşılıklı hâle getirilmesinin kanun yapmak üzere, denetleme yetkisini kullanmak üzere burada bulunan milletvekillerine haksızlık olduğuna ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, sayın grup başkan vekillerinin birbirlerine cevap vermeleri çok demokratik bir tavırdır. Bunun da doğru olduğuna inanıyorum ama bunun cevap verme noktasından çıkıp orta oyunundaki bir tuluata çevrilmesine de şiddetle karşı çıkıyoruz. Yani bu, Meclisi meşgul etmektir. Bunun, diğer milletvekillerine kanun yapmak üzere, denetleme yetkisini kullanmak üzere burada bulunan milletvekillerine bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Netice itibarıyla her Meclis toplantısı başladığında bunu karşılıklı olarak seyrediyoruz. Bunun bir an önce sona ermesi konusunda bir talebimiz var. Bu artık cevap vermekten çıkıp bir orta oyununa dönmeye başladı. Bu da bizleri rahatsız etmeye başladı, istirham ediyorum.

Bunun dışında bir talebim daha olacak. Aksaray’da cereyan eden bu son hadiseyle alakalı kamuoyunda farklı bilgiler var. Aksaray Milletvekilimiz bölgede yaptığı görüşmeler neticesinde Meclisi birkaç cümleyle bilgilendirmek istiyor eğer müsaade ederseniz. Bu konuda Aksaray Milletvekilimize de söz vermenizi talep ediyorum.

BAŞKAN – Vereceğim.

Değerli milletvekilleri, şimdi sizlerden ricam, tartışmayı bitirecek şekilde cümlelerinizi söylemenizdir ve ondan sonra diğer yasama faaliyetlerine başlayacağız.

Sayın Özel, buyurun.

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, işin kaba kuvvet değil akıl, söz ve yürek olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Mehmet Muş konuşurken dakikalarca dinledim. Tutanaklar ortada, sizin gözünüz gözümüzün üstünde, bir kelime etmedim.

Bizimle girdiği tartışmalarda nasıl bir psikolojiye giriyorsa, söz bana geldikten sonra -hatta kendisi de söyledi- bir yandan vıdı vıdı vıdı sürekli konuşarak beni tahrik etmeye çalışıyor. Bir yandan da diğer arkadaşları bu meseleyle ilgili ayrı ayrı laf attılar. Ha, laf atınca cevabı alırsın.

Sen, 1980 öncesi, solcu gençler “6’ncı Filo defol!” derken, solcu gençlere saldıran, sonra da seccadeyi serip 6’ncı Filoyu kıble yapıp ona karşı namaz kılan bir ekolden geldiğin için, o lafı duyduktan sonra da vücudundaki adrenalin düzeyi arttı, ne dediğini şaşırdın. Had bildirmekse en iyisini yaparız; seni terbiyeye davet etmekse en iyisini yaparız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özel, bu tartışmayı artık sonlandıralım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sözle baş edemeyip de kaba kuvvete başvurmaksa 300 milletvekilinle saldırdığın zamanları da biliriz, arkadan saldırdığın zamanları da biliriz. İş, kaba kuvvet değil; iş, akıldır. İş, sözdür; iş, yürektir. Biz sizin gibi Amerikan emperyalizmine secde durmuş bir siyasi geleneğe pabuç bırakacak adamlar değiliz, Kuvayımilliyecileriz biz. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Böyle bir üslup var mı ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben de toparlayacağım.

BAŞKAN – Sayın Muş, lütfen siz de toparlayın, bundan sonra söz vermeyi düşünmüyorum değerli arkadaşlar. Başkanlık Divanının bir iyi niyeti de bir yere kadar, bunu sizlerin de sürdürmesi gerekiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sataşırsa cevabını alır Başkanım.

BAŞKAN – Tartışmayı fazla sürdürmeyelim Sayın Muş.

Buyurun.

31.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, dikkat ederseniz, biz tartışmanın sürdürülmesi tarafında değiliz, biz politikayla alakalı fikirlerimizi söylüyoruz. Çünkü bakıyorum “vicious cycle” diye bir şey vardır, boş döngü. Gerçekten olabildiğince onun içerisine girmemeye gayret ediyoruz. Biz burada çok medeni şekilde, Anayasa değişikliğiyle alakalı ortaya koyduğumuz bir kanaatten dolayı gelen eleştirilere cevabımızı veriyoruz. Fakat bu oradan alınıp 6’ncı Filoya secde etmelerdi… Bak, orada Lütfü Türkkan oturuyor, Grup Başkan Vekili. 1980 öncesinde neler olduğunu o çok iyi bilir. Çıkışta arkada Lütfü Bey size anlatsın neler olmuş 1980 öncesinde. Ben 1982 doğumluyum. Onları yaşamış birisi, bir sor bakalım neler olmuş anlatsın sana.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 1960 darbesini de sen MHP’yle otur konuş. 1960 darbesini de MHP’yle konuş o zaman.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yok, sizinle de konuşabilir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Onu da sizin 2’nci şefinize sormak lazım, 1960 darbesini.

BAŞKAN – Sayın Muş, toparlayalım, lütfen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bizim burada tepki gösterdiğimiz diğer bir konu şu: Fikriyle alakalı hiçbir şey söylemedim ama sürekli milletvekillerimizin şahsiyeti hedef alındığı vakit gerekeni, karşılığını bizden alacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Efendim, arkadan vurdular bana, 300 kişiyle saldırdılar.” Sayın Özel, merak etme, sana kimse burada saldırmaz, ona tenezzül etmez; sen zaten milletin vicdanında gereken yeri almışsın. Tekraren söylüyorum, burada fikrinizi ortaya koyun ama ne zamanki bu işi şahsiyete çevirirseniz, milletvekillerimizin şahsıyla uğraşmaya başlarsanız size karşılığımız çok sert olur, bunu bilmenizi bir kere daha arzu ederim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sertlikten uzak müzakere en iyi yoldur diye herkesi uyarmak istiyorum. Müzakere yapılsın, konuşmalar yapılsın. Bizim Mecliste varacağımız en iyi nokta diyalog ve tartışmadır değerli arkadaşlarım, bunun ötesinde başka bir yol olmaz.

Sayın Erel, ben size bir söz vereyim bu konuda, Aksaray’la ilgili; ondan sonra kısa bir ara vereceğim.

Buyurun.

32.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda yaşanılan olayın 2 veli arasındaki tartışmadan ibaret olduğuna, otizimli çocuklarımıza karşı antisempatik bir durumun söz konusu olmadığına, Aksaray Valisi ile Millî Eğitim Müdürünün olayın takipçisi olduklarına ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

“Maharet, güzeli görebilmektir/ Sevmenin sırrına erebilmektir/ Cihan, âlem, herkes bilsin ki şunu/ En büyük ibadet sevebilmektir./” diyen Yunus Emre’nin sevgisinin, Mevlâna’nın hoşgörüsünün, Somuncu Baba’nın bereketinin egemen olduğu Aksaray’da, aslı astarı olmayan bir hadise, maalesef, görsel medyada ve sanal âlemde değişik boyutlara kadar ulaşmıştır. Sayın Valimizden ve Millî Eğitim Müdürümüzden aldığım bilgilere göre beş yıldır bu çocuklar birlikte eğitim ve öğretim yapmaktadırlar. Özel eğitimli çocuklarla diğer çocuklar beş yıldır kardeşçe eğitim ve öğretimine devam etmekteyken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Erel.

AYHAN EREL (Aksaray) – …2 veli arasında meydana gelen bir hadisenin tüm Aksaray halkına mal edilmesi, bizce yanlış bir tutumdur. Başta zatıaliniz olmak üzere Mecliste grubu bulunan tüm partiler, bu olayın gerçeğini iyice kavrayıp bununla beraber bir açıklama yapmış olsalar daha verimli olacağı inancındayım. Bu vesileyle bir kez daha diyorum ki Aksaray’da bugüne kadar 400 bini aşkın nüfusuyla, engellisi, engelsizi hep birlikte kardeşçe yaşamışlardır. O çocuklar hepimizin çocuklarıdır.

Sayın Valimiz, Millî Eğitim Müdürümüz olaya el koymuştur. Ben videoları takip ettim, kesinlikle bir yuhalama, o çocuklarımıza karşı antisempatik bir durum söz konusu değildir. Sadece arz ettiğim gibi, 2 veli arasındaki tartışma, koskoca Aksaray’a mal edilmiştir. Olayın aslı bundan ibarettir. Arz ettiğim gibi, o çocukların tamamı bizim çocuklarımızdır. Oradaki veliler de olaya bu gözle bakmaktadır.

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda yaşanılan olayla ilgili gerekli soruşturmanın yapılıp kamuoyu vicdanının rahatlatılması gerektiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Erel, Aksaray’ımızın bu konuda en ufak bir dahli yoktur. Soruşturma bir an önce yapılıp kamuoyu vicdanı da rahatlatılmalıdır. Bütün çocuklar bizimdir, bütün veliler bizimdir. Konuşma yapan tüm konuşmacılar, son derece dikkatli bir şekilde konuyu gündeme getirdiler ve özellikle soruşturmanın bir an önce yapılması konusunda da herkes hemfikir. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. Herkes soruşturmanın sonucunu bir an önce beklemeli ve kamuoyu vicdanı az önce dediğim gibi, tatmin edilmelidir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Grup başkan vekillerini odama bekliyorum.

Kapanma Saati: 15.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İsmail OK (Balıkesir),

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

6.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, önceki dönem milletvekillerimizden, Mersin Milletvekilimiz Sayın Ali Rıza Öztürk’ün annesinin vefatını üzüntüyle öğrendik. Ali Rıza Öztürk kardeşimize ve ailesine başsağlığı diliyorum, annesine de Allah’tan rahmet diliyorum.

Bugün, az önce aldığımız bir haberle de AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesinin vefat ettiğini üzüntüyle öğrendik. Cenaze programı daha henüz kesinleşmemekle beraber… Sayın Akbaşoğlu’nun da ailesine, kendisine başsağlığı dileklerimi iletiyorum, Allah’tan rahmet diliyorum.

Her iki arkadaşımın da üzüntülerini paylaşıyorum.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Başkanım, müsaadenizle biz de bir başsağlığı dileyebilirsek…

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekillerimizin de başsağlığı dileklerini alalım.

Sayın Türkkan…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, 24’üncü Dönemde birlikte görev yaptığımız Ali Rıza kardeşimizin annesinin ahirete intikal ettiğini öğrendik. Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailesine, sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Yine, Muhammet Emin Akbaşoğlu kardeşimiz, annesini kaybetmiş, Allah’tan rahmet diliyoruz. Annesini çok yakın bir zamanda kaybeden bir adam olarak, bir erkek çocuğu için -yaşı kaç olursa olsun- annesinin ne kadar önemli olduğunu hâlâ yüreğinde hisseden bir adam olarak arkadaşlarımıza sabır niyaz ediyorum. Anneler insan hayatında çok önemli, erkeklerin hayatında çok daha önemli. Kızlar hep böyle annelerine çok düşkün gibi görünürler ama erkek evlatlar annelerinden sonra kolay kolay toparlayamazlar. Arkadaşlarımıza sabır niyaz ediyorum. Acılarını yakın bir zamanda çok daha fazla hissedeceklerini de buradan hatırlatmak istiyorum. Rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

34.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24’üncü Dönem Mersin Milletvekilimiz Sayın Ali Rıza Öztürk’ün ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Çankırı Milletvekilimiz Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun validelerinin vefat haberini almış bulunuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak merhumelere Allah’tan rahmet dilerken sayın milletvekillerimize, ailelerine, sevenlerine ve camialarına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Oluç…

35.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, hem geçmiş dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün hem de şimdi birlikte çalıştığımız AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annelerinin vefat ettiğini üzülerek öğrendik. Hem merhumelere Allah’tan rahmet diliyoruz hem de kendilerine, ailelerine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Özel…

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Mersin Milletvekilimiz Ali Rıza Öztürk’ün annesinin vefat haberini ve AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesinin vefat haberini birkaç dakika arayla öğrendik. Her iki milletvekilimize ve ailelerine sabır diliyoruz, değerli annelerine Allah’tan rahmet diliyoruz. Daha önce annesini kaybetmiş olan herkesin yüreğindeki duygulara Sayın Lütfü Türkkan tercüman oldu. Yaşayan annelerin herkes kıymetini bilsin. Annelerin üzülmemesi, gözlerinden yaş akmaması bütün Meclisimizin sorumluluğundadır. İkisinin de mekânı cennet olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Muş…

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grup Başkan Vekilimiz, yol arkadaşımız Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun muhterem annesi ebediyete irtihal etti, Rahmetirahman’a kavuştu. AK PARTİ camiasının başı sağ olsun, Muhammet Emin Bey’in başı sağ olsun, merhumenin mekânı cennet olsun.

Aynı şekilde, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Ali Rıza Öztürk Bey’in de anneleri, Rahmetirahman’a kavuşmuş, onun da haberini aldık. Hem Ali Rıza Öztürk Bey’e hem de Cumhuriyet Halk Partisine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz, acılarını paylaşıyoruz. Merhumeye Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, kanun tekliflerine geçmeden önce Sayın Karaduman’ın bir söz talebi var. Saadet Partisi temsilcisi olarak kendisinin mikrofonunu açıyorum.

Buyurun.

38.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün annesi ile AK PARTİ Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun annesine, İstanbul ili Fatih ilçesinde intihar eden 4 kardeşe Saadet Partisi adına Allah’tan rahmet dilediğine, intiharın geride kalanlara yöneltilmiş ağır bir suçlama olduğuna ve gelecekten ümidini kesmiş gençliğin devlet için beka sorunu hâline geldiğine ilişkin açıklaması

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Teşekkür ederim.

Ben de öncelikle, Saadet Partisi adına Sayın Öztürk ve Sayın Akbaşoğlu’nun vefat eden annelerine Allah’tan rahmet diliyorum ve milletvekillerimize de sabır niyaz ediyorum.

Tabii, dün Fatih’te 4 kardeş, yoksulluk sebebiyle intihar etti. Öncelikle, yine onlara da Allah’tan rahmet diliyorum. Ancak, unutulmamalıdır ki intihar, geride kalanlara yöneltilmiş ağır bir suçlamadır. Bu hadise, açıklanan tek haneli enflasyon rakamları ile sokağın gerçekliklerinin örtüşmediğinin en bariz göstergesi olmuştur. Yine, bu acı hadise ortadayken hâlâ ekonominin iyiye gittiğini iddia etmek, en büyük yalan ve en büyük aldatmaca olmaktadır.

Bir ülkede intihar ile yoksulluk doğru orantılıdır. Son dönemlerde artan intihar vakaları, derinleşen ve büyüyen yoksulluğa işaret etmektedir. Bir ülkede büyüme oranındaki aslan payı hangi sektördeyse, o, devletin bizatihi politikasıdır. Bugünkü öncü sektörler bankacılık ve inşaat sektörleridir. Bu demektir ki devletin politikası, faiz ve rant politikasıdır. Bu hâlde, yoksulluğa kurban verdiğimiz hayatların failleri, gelir dağılımında adaleti sağlamak yerine faizci ve rantiyeci düzeni devam ettirenlerdir.

Yine, diğer taraftan, TÜİK verilerine göre, iktidarın belirlediği genç işsizlik oranı yüzde 27’ye dayanmış, her 4 gencimizden 1’isi işsiz durumdadır. Bir ekonomi için, üretmeye yatkın, dinamik nüfusunun 4’te 1’inin işsiz olması hezimettir. Gelecekten ümit kesmiş bir gençlik, devlet için en büyük beka sorunudur.

“Gençler iş beğenmiyor.” deniyor ama bunları söyleyenler, sokağın gerçekliklerinden habersizdir. Eğer sokağa çıkarsanız üniversite mezunu gençlerin garson, çaycı ve kasiyer olarak çalıştığını göreceksiniz.

“Herkes iş bulacak diye bir şey yok.” diyorsunuz. Anayasa’mızın 49’uncu maddesi aynen şunu ifade etmektedir: “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek, çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam oluşturmak için gerekli tedbirleri alır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Karaduman.

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Buradan hareketle ve özetle ifade ettiğimiz hakikat şudur ki: Hukuk tanımaz iktidarınızın geleceği elbette ki yoktur. Ama gençlik bu ülkenin geleceğidir ve politikaların özellikle bu kapsamda tatbik edilmesi gerektiğini buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2272) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 3’üncü maddesi kabul edilmişti.

Şimdi 4’üncü maddede verilen önerge işlemlerinden devam edeceğiz.

Sayın milletvekilleri, 4’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, ilk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            İmam Hüseyin Filiz                      Bedri Yaşar                 Ayhan Erel

                  Gaziantep                               Samsun                        Aksaray

                Feridun Bahşi                         Hasan Subaşı

                    Antalya                                Antalya

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

               Bülent Kuşoğlu                        Orhan Sümer Emine Gülizar Emecan

                    Ankara                                  Adana                        İstanbul

             Sevda Erdan Kılıç                     Lale Karabıyık

                     İzmir                                   Bursa

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Aksaray Milletvekilimiz Sayın Ayhan Erel. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Erel.

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 4’üncü maddesi üzerine partim İYİ PARTİ adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

6493 sayılı Kanun’a eklenen ek 1’inci maddeyle ödeme ve elektronik para kuruluşlarının kendi aralarındaki müşterek ihtiyaçlarının karşılanmasını, mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılmasını, mesleğin genel faaliyetlere uygun olarak gelişmesinin sağlanmasını, meslek mensuplarının birbirleriyle ve ödeme hizmeti kullanıcılarıyla olan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin hâkim kılınmasını, mesleki disiplin ve ahlakın korunmasını teminen oluşturulan ve üyeliğin zorunluğu kılındığı Türkiye ödeme ve elektronik para kuruluşlarının birliği bu maddeyle kurulmaktadır. Biz bu maddeyi desteklemekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, iktidardan milletvekili arkadaşlarımız kürsüye gelerek diyecekler ki: “Önemine gönülden inandığımız bu kanun, Türkiye için çok önemli.” Milletin Meclisinde görüştüğümüz bu kanunun millette ne karşılığı var? Açıkçası ben de anlamış değilim, sokaktaki vatandaş da çok anlamış değil. Şurada yoldan geçene soralım, kanunu sorun, anlamadıkları gibi diyecekleri de bir şey yok. Millet ekonomik krizle, işsizlikle, yoksullukla boğuşuyor. Gelir adaletsizliği başını almış gidiyor. Kış gelmiş, son olarak doğal gaza, elektriğe yılda 10 kez zam yapılmış. Vatandaşlar yüzde 50’ye yaklaşan bu zamlarla, gelecek doğal gaz zammını, elektrik parasını, su parasını nasıl ödeyeceklerini düşünüyor. Ekim ayı enflasyonu siparişle, ısmarlamayla 8,55 olarak açıklanmış. Artık ekonomi uzmanı olan, asgari ücretle geçinmeye çalışan kardeşlerimiz soruyor: “Enflasyon 8,55 olarak açıklanmasına rağmen bu zamlar neden yüzde 50’lere varmaktadır? Temel tüketim malları zamlandığı hâlde enflasyon nasıl düşmektedir? Enflasyonu neye göre, kime göre hesap etmektesiniz? Acaba sizlerle bizler farklı memleketlerde, farklı ülkelerde mi yaşamaktayız? Esnaf, market sizlere ayrı fatura, bizlere ayrı fatura mı sunmaktadır?” Açıkçası, bilemiyoruz. Mademki enflasyon 8,55 neden vergilere, cezalara, harçlara yaptığınız zammı 8,55 olarak değil de 22,8 oranında yapıyorsunuz? Vatandaşla dalga mı geçiyorsunuz? Asgari ücret, memur ve emekli maaş zamlarını düşük yapmak için mi enflasyonu bu oranda düşürmeye çalışıyorsunuz? Vatandaşımız da açıklanan enflasyon rakamlarından şüphe etmekte çok haklı çünkü vatandaş enflasyonu iliklerine kadar yaşamaktadır. İşsiz sayısı 4,5 milyonun üzerindedir. İşsizlik son aylarda sürekli -geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon kişi civarında- artmaktadır. 2004’te 97.545 olan üniversite mezunu işsiz sayısı artık günümüzde 1 milyon 34 bine yükselmiştir. Bu da üniversite mezunu işsiz sayısının on beş yılda 9,6 kat arttığı anlamına gelmektedir, artış oranı yüzde 960’tır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çanakkale’de 250 gencimiz kanlarıyla, canlarıyla cumhuriyetin ön sözünü yazarak gençliklerini, hayatlarını feda etmişlerdir, heba etmişlerdir. Günümüzde yaklaşık 1,5 milyon gencimiz üniversite mezunu olduğu hâlde maalesef iş bulamamaktadır. Anasının babasının yüzüne gözüne bakamaz hâle gelmiştir. Yani 1,5 milyon gencimizin enerjisi, sinerjisi, okuduğu, aldığı eğitimi öğretimi maalesef heba olmaktadır. Gelin, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, yönetmeliklerle düzenlenecek olan mevzuatı bir tarafa bırakalım, toplumun, milletin gerçek sorunlarını ele alalım. Atanamayan öğretmenlerin yaşadığı hadiselere, atanamayan ortaöğretim mezunu hemşirelerin çektiği çilelere, atanamayan mühendislerin yaşadığı ıstıraplara sorunlarına çözüm yollarını hep birlikte tartışalım.

Yine, çiftçilerimizin hâli perişan. Geçen burada AK PARTİ’li Grup Başkan Vekili arkadaşımız çiftçilerin hâlinden memnun olduğunu söyledi. Bir vatandaşımız diyor ki: “Biz kara sabanla tarım yaptığımızda daha mutluyduk, dışarıdan hiçbir şey almıyorduk, her şeyimizi üretiyorduk ama AK PARTİ iktidarıyla beraber artık tarlamızı ekemez, traktörümüzü çalıştıramaz hâle geldik.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Erel.

AYHAN EREL (Devamla) – Ve yine aynı arkadaşımız diyor ki: “Vatandaşın evinde traktörleri son model.” Doğrudur, çoğunun kapısında traktör son model ama traktörünün üzerinde rehin, tarlasındaysa ipotek vardır. Bu ipotek ve rehinden dolayı gece gözüne uyku giremez bir hâle gelmiştir.

Yine söylüyorum, herhâlde AK PARTİ’li milletvekilleri ile bizlerin yaşadığı memleketler veya gezdiği çarşı pazar farklı diyor, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekilimiz Sayın Burhanettin Bulut. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Bulut.

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Meclisin en önemli görevlerinden biri bütçeye onay vermektir. Meclise böyle bir görev verilir, anayasal bir görevdir. Hatta bu görev verilirken de Anayasa’nın 73’üncü maddesinde de bu bütçeyi nasıl yapacağımızı da tarifler. Tarif de şöyle: Anayasa’nın “Vergi ödevi” başlıklı 73’üncü maddesi “Kamu giderleri için mali güce göre vergi alınız.” der. Peki, bugün gündemimizde olan, Plan ve Bütçe Komisyonunun bir orada, bir Komisyonda yaptığı çalışmalarda önümüze gelen bütçe böyle bir bütçe mi? Hayır, değil. 2018’de getirilen bütçe de böyle değildi, 2019’daki bütçe de böyle değildi, 2020 de böyle değil. Yani, uzun sözün kısası, bu bütçe yine hiç kimseye fayda sağlamayacak bir teklif hâlinde önümüze gelmiş durumda.

Neden bütçe önemli diyoruz? Çünkü böylesi bir krizin olduğu bir dönemde çıkartılan bütçeyi tüm toplumların kucaklaması gerekiyor, tüm toplumların bu konuda bir onay vermesi gerekiyor. Baktığımızda sarayın 5 müteahhidi bile bu krizden etkileniyor. Sarayın 5 müteahhidinin aldığı krediler ödenemez hâle gelmiş durumda. Çünkü bugünkü kriz 2001’deki krizden farklı, 1994’teki krizden de farklı. 1994’teki kriz daha çok kamuyla alakalıydı, 2001’deki daha çok bankacılıkla alakalıydı. Ama bugünkü kriz, 2018’deki kriz çoğunlukla özel sektörün aşırı borçlanmasından kaynaklı. Hâl böyle olunca da kurdaki artış özellikle kamuyu, özellikle özel sektörü müthiş derecede etkiledi. Peki, bununla kamunun ne alakası var diye baktığımızda, bu Hükûmetin özellikle son dönemde sürekli dile getirdiği kamu-özel ortaklığı planlaması çıkıyor ortaya; hasta garantili şehir hastanesi, geçiş garantili köprü, yolcu garantili havalimanı, ödeme garantili finans merkezleri bu kamu-özel ortaklığının örnekleridir. Tabii, kur bu kadar artınca hâliyle bu ödenemez hâle geldi. Bunun yanında da işte Varlık Fonu’nun 1 milyar 650 milyon lirayla Finans Merkezine ortaklıkları ya da Sanayi Bakanlığının 220 milyon lirayla Sağlık Bakanının eski hastanesine verdiği teşvikler de var. Peki, bu bütçe bunlara aktarılırken kimden alınıyor diye baktığımızda, en önemli iki kesim var. Bir tanesi esnaflar, 1 milyon 800 bin kişiyi bulan esnaflar. Bunların durumu nedir diye baktığımızda, sadece rakamsal olarak gittiğimizde, geçen yıl ile bu yıl arasında KOBİ borçlarının, ertelenen borçların 2 katına çıktığını, ödenemeyen borçların da 2 katına çıktığını görüyoruz.

Diğer önemli kesim kim? İşçiler. 14 milyonu bulan işçilere baktığımızda, bunun 10 milyonu fakirlik sınırının altında. Yani zaten geçinmekte zorlanan işçi kesiminden bunlar alınıyor. Peki, bunlar nasıl alınıyor? Direkt kesintinin yanında, sizlerin sürekli “haram” diye ifade ettiğiniz sigara ve alkolden, ÖTV’den, cezalardan. Yani bu bütçenin içeriğinde istihdama yönelik, ticaret yapanlara yönelik hiçbir şekilde bir katkı yok, aksine, onlardan sürekli alıp bu biraz önce bahsettiğim kesime kaynak aktarmanın üzerine gidiyor.

Bu bütçenin, ekonominin belkemiği olan, yüzde 80’lik ekonomiyi ayakta tutan esnafa ilişkin mutlaka yeni ilaveler, yeni ekler getirmesi gerekiyor. Neler mi? En önce, yapacağımız vergi sisteminin çağdaş ve adil olması gerekiyor. Bir diğeri, biraz önce bahsettiğim gibi, büyük bir kesimin, açlık sınırının altında yaşayan bu kesimin asgari ücretlerinden alınan verginin oranını düşürmek gerekiyor. Esnafa ilişkin de en önemli sorun, Çek Yasası’nı değiştirmek gerekiyor çünkü sicil affı getiremediğimiz durumda borcunu ödeyemeyen vatandaşı hapse atacağız, borcunu alma ihtimalimiz de kalmayacak. Dolaylı vergileri bir an önce düşürmek gerekiyor. Esnafa kredi vermemiz gerekiyor. Her şeyden önce esnafa, en azından KOBİ’lere, sosyal güvenlik açısından, yanında çalıştırdıkları işçi açısından katkı vermek gerekiyor; en azından 1 işçiyi devletin finanse etmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

BURHANETTİN BULUT (Devamla) – Son söz olarak, bu bütçenin, sarayın etrafındaki üç beş müteahhidin bütçesi değil, halkın bütçesi olması gerektiğini, bu yüce Meclisin de bu konuda irade göstermesi gerektiğini ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinde bulunan “Birliğini” ibaresinin “Birliği’ni” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Oya Ersoy                          Mahmut Toğrul Garo Paylan                        

                    İstanbul                               Gaziantep                   Diyarbakır

                 Zeynel Özen                         Rıdvan Turan  Mehmet Ruştu Tiryaki

                    İstanbul                                 Mersin                         Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Oya Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Ersoy.

OYA ERSOY (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, bugün Türkiye'nin gerçek sorunu, Fatih’te 4 kardeşin birlikte intihar etmesidir. Aylardır ödeyemedikleri faturalar ve yaşanan maaş hacizleri nedeniyle intihar etti bu 4 kardeş. Bu herhangi bir olay değil, bu herhangi bir intihar vakası değil; bu, AKP iktidarının Türkiye toplumunu getirdiği noktayı gösteriyor. Bu bir intihar değil, bu bir cinayet, bu açıktan bir cinayet ve bu cinayet göz göre göre geldi.

Bakın, senelerdir özellikle İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin açıkladığı veriler var: 2013’te 15, 2014’te 25, 2015’te 59, 2016’da 90, 2017’de 89, 2018’de 73 yani toplam 351 emekçi geçim sıkıntısı, borç ve işsizlik nedeniyle yaşamına son verdi.

Şimdi, cenazelerin evden çıkmasının hemen ardından, cinayet mahalline BEDAŞ gitti ve 607 liralık bir elektrik borcu nedeniyle elektriği kesmeye gitti. BEDAŞ’ın sahibi kim? Cengiz Holding ve Kolin İnşaat. AKP döneminde sermayesine sermaye katan ve ülkenin dört bir yanında, Cerattepe’den üçüncü havalimanına kadar bütün yağma ve talan projelerinin altından çıkan, milletin anasına küfreden Cengiz Holding. Yağma ihalelerinde iktidarın göz bebeği olan ve girdiği ihalelerin çoğuna da Kolin ve Limakla birlikte giren, hiç zorlanmadan aldığı ihaleler nedeniyle sermaye çevrelerinde “ihale kralı” olarak adlandırılan Cengiz Holding. AKP ile Cengiz Holdingin dostluğu sadece ihalelerde kendini göstermiyor, biz bunu aynı zamanda, vergi indirimlerinde, affedilen o vergi borçlarında da görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, sürekli artan faturalar, kredi kartı ve banka borçları bu hayatı halk için çekilmez kılıyor, artık yaşanamaz oluyor ve tencereler kaynamaz, evler ısınmaz hâle geldi. Bakın, bir yılda elektriğe yüzde 100, doğal gaza yüzde 53,8; otoyola, köprülere, PTT’ye yüzde 20 zam yapıldı. Peki, bu zamlar kimin yararına? Bu zamlarla enerji şirketlerinin borçları halka fatura ediliyor. Yetmiyor, şirketlerin vergi borçları siliniyor. Bu zamların tek bir anlamı var, iktidarın beslediği şirketleri ve onlara kredi veren uluslararası bankaları kurtarmak için halkı yoksullaştıran zamlardır bunlar.

Peki, neden bu ülkede bir gün olsun, bir kere olsun asgari ücretlinin, çiftçinin ya da kredi kartı borcu olanın, bir öğrencinin borçları affedilmiyor? Halkın artık bu borçları sırtlayacak mecali kalmadı, takati de tahammülü de kalmadı. Bu kanun teklifinin de, iktidar tarafından bundan önce getirilen, bunun gibi “teknik” adı altındaki bir sürü kanun teklifinin de halkın boğuştuğu bu borç, güvencesizlik ve geleceksizlik dertlerine bir çözümü yok. Yani halkın gerçek sorunlarına çözüm üretmeyen tekliflerdir bunlar.

Değerli milletvekilleri, böyle bir ortamda damat Bakan geçenlerde bir açıklama yaptı, çıkmış “yüzde 7” diye bir enflasyon oranı açıklıyor. Halkımız o enflasyonun hesaplandığı çarşıyı, pazarı arıyor, bulamıyor. Faturalardaki hesap damat Bakanın enflasyonuna uymuyor. İnsan merak ediyor: Bu ülkede “paralel enflasyon” diye bir şey mi var? Siyaset yapmaya gelince enflasyon yüzde 8; işçiye, emekçiye ücret artışına gelince yine yüzde 8 ama devletin aldığı vergiye, harca, cezaya gelince yüzde 22,5. Merak ettiğimiz konu şu: Paralel enflasyon, damat Bakanın açıkladığı enflasyon mu yoksa yeniden değerleme oranı olarak belirlenen enflasyon mu? Yüzde 8 mi paralel, yüzde 22 mi? Paralel yapılar konusunda eşsiz deneyimleri olan iktidar, herhâlde bu paralel enflasyon konusunda bir açıklama getirir.

Değerli milletvekilleri, iktidar, ekonomik krizi inkâr ediyor ve “Ekonomi uçuşa geçti.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

OYA ERSOY (Devamla) - Evet, uçuşa geçen bir şeyler var ama o da ekonomi değil, işsizlik, zamlar ve vergilerdir. Bu memlekette devletin topladığı verginin dörtte 3’ünü emekçiler veriyor. Buna rağmen, halka, Hazine ve Maliye Bakanı çıkıp “Vergiyi tabana yayacağız.” diyor.

Arkadaşlar, vergiyi tabana değil, tavana yayma günüdür bugün. Biz şuradan sesleniyoruz: Artık elinizi halkın cebinden çekin, vergide adaleti sağlayın, vergiyi tabana değil, tavana yayın. Ve şunu söylüyorum: Kâr ve faiz gelirlerini, serveti vergilendirin, emekçilerin ücretinden elinizi çekin.

Niyetiniz belli. Geçenlerde IMF’yle yaptığınız görüşmeden sonra açıklanan rapordan gördüğümüz niyetiniz şu: Beklenen enflasyonu yüzde 8-9 olarak açıklayacak, sonra da kendinizin belirlediği bir oranı işçilere dayatacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERSOY (Devamla) – Son kez…

BAŞKAN – Peki, tamamlayalım.

OYA ERSOY (Devamla) – Çarşıda, pazarda, faturalarda yüzde 30-40 artış olmuşken milyonları yoksulluğa mahkûm edeceksiniz.

Bizler hem bu kürsülerden hem milyonlarla birlikte sokaklardan, meydanlardan kendi sesimizi, milyonların sesini, bu halkın çığlığını söylemeye, duyurmaya devam edeceğiz diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 4’üncü madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

“MADDE 5- 6493 sayılı Kanunun 5inci maddesinde bulunan üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.”

               Bülent Kuşoğlu                        Orhan Sümer Emine Gülizar Emecan

                    Ankara                                  Adana                        İstanbul

             Sevda Erdan Kılıç                     Lale Karabıyık            Polat Şaroğlu

                     İzmir                                   Bursa                         Tunceli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Tunceli Milletvekilimiz Sayın Polat Şaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Şaroğlu.

POLAT ŞAROĞLU (Tunceli) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Doğal güzellikleri, kültürel ve tarihî değerleri ile zengin bir doğa turizmi potansiyeline sahip, kutsal ocaklara ev sahipliği yapan, çağdaş, ilerici ve hoşgörülü insanların yaşadığı, evliyalar diyarı Munzur’umuzun ve Tunceli’mizin sorunlarını değerlendirmek istiyorum.

İlimizin temel sorunlarından hiç şüphesiz ülkenin genelinde de olduğu gibi işsizlik sorunudur. İlimizin istihdam alanlarının sınırlı olması, kamu yatırımlarının yeterince gelmemesi ilimizde genç nüfusu göç etmeye zorlamaktadır. Bilindiği üzere Tunceli’miz eğitim düzeyi en yüksek illerin başında gelmektedir. Tunceli’deki genç nüfus, işsizlik ve istihdam sorunu sebebiyle ilimizi terk etmekte fakat bu durumla ilgili genel bir çözüm önerisi getirilmemektedir. Bu durumdan kaynaklı olarak da son dönemlerde intihar olayları gittikçe artmaktadır.

İlimiz konusunda önemli bir istatistik ise vergi tahsilatı oranında Türkiye'de ilk üç il içinde yer almasıdır. İlimiz, Maliye Bakanlığımızın verilerine göre, vergi tahsilat oranında ilk üç il içerisinde yer almıştır. İlimizde bu yönüyle vergi borcuna sadakat varken maalesef kamu yatırımlarından ve istihdam projelerinden yeterince faydalanamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanan ilimizde maalesef üreticilerimiz devlet hibe ve teşviklerinden yeterince faydalanamamaktadır. Hatta aynı şekilde Avrupa Birliğinin tarımsal kalkınmayı destekleme programlarında hiçbir zaman yer almamıştır.

İlimizin en temel ve en önemli geçim kaynaklarından bir diğeri olan arıcılıkla ilgili de maalesef, Türkiye'de arı hastalıklarıyla ilgili ilaçların merdiven altında üretilmesi, kontrolsüz bir şekilde yapılan bal mumu imalatı, meraların yeterince açılmaması ve teşviklerin artırılmaması gibi konularda arıcılarımızın çözüm bekleyen sorunları vardır.

Değerli milletvekilleri, ilimize dair diğer önemli bir sorun da ulaşım sorunudur. Elâzığ ve Pertek ilçesi arasındaki araba feribotu insanların ihtiyacını karşılayacak durumda değildir. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin bölgeye gelmesiyle birlikte uzun araç konvoyları olmakta, bu da ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır. Öte yandan, 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Elâzığ'da gerçekleştirdiği mitingde, Pertek Köprüsü'nün yatırım programına alındığını açıklamış ve en kısa sürede bu sorunun çözüleceğini söylemişti. Kendilerine bu sözü yerine getirmesi çağrısında bulunuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Tunceli-Erzincan kara yolu yapım projesi de yıllardır çözülemeyen bir sorun olarak beklemektedir. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni Doğu Karadeniz'e bağlayan en kısa yol olan Tunceli-Pülümür-Erzincan bağlantılı 90 kilometrelik yol projesine 2018’de başlanacağı Hükûmet tarafından açıklanmasına rağmen maalesef hâlihazırda, şimdiye kadar hiçbir ses çıkmamıştır.

Değerli milletvekilleri, son yıllarda ülkemizde sayıları hızla artan HES ve baraj projeleri enerji açığı gerekçesiyle hayata geçirilmekte; dağlar, dereler, vadiler yatırıma açılmakta ve tarım arazileri yok edilmektedir. Bunlardan bir kısmı da Munzur Vadisi Millî Parkı üzerinde yapılması planlanan baraj ve HES projeleridir. Bu konuda verilen hukuk mücadelelerinin bir kısmı projenin iptali yönünde sonuçlanmıştır. Örneğin, Munzur Vadisi Millî Parkı üzerinde yapımı planlanan Kaletepe HES projesine karşı açılan davada, idare mahkemesince, Milli Parklar Kanunu'na aykırılık, ekosistem dengelerinin bozulması ve yaban hayatının tahrip edilmesi gerekçeleriyle iptal kararı verilmiştir. Alınan bu karar hem Munzur Vadisi üzerinde yapımı planlanan diğer HES ve barajlar için emsal teşkil etmesi hem de bölge halkı tarafından kutsal olarak kabul gören inanç merkezlerinin sular altında kalarak inançsal ve kültürel açıdan bir yıkıma yol açmasına engel olması sebebiyle büyük öneme sahiptir.

Değerli milletvekilleri, sözlerimi tamamlarken, ilimizin yetiştirmiş olduğu en önemli isimlerden biri olan ve Meclis çatısı altında uzun yıllar ilimizi başarılı bir şekilde temsil eden kıymetli büyüğümüz Kamer Genç'i anmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Rahmetli Genç, her zaman inandığı değerleri savundu. Birilerinin duymak istemediği gerçekleri haykırdığı için yeri geldi bu kürsüde fiilî saldırıya uğradı ancak doğruları konuşmaktan hiçbir zaman geri adım atmadı. Onu buradan saygı, rahmet ve özlemle anıyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 5’inci maddesinde yer alan “yürürlükten kaldırılmıştır” ibaresinin “madde metninden çıkartılarak yürürlükten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 7/11/2019

                 Ümit Yılmaz               Metin Nurullah Sazak Ali Muhittin Taşdoğan

                     Düzce                           Eskişehir                         Gaziantep

              Ayşe Sibel Ersoy                  Baki Şimşek                  Olcay Kılavuz

                     Adana                             Mersin                              Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Ali Muhittin Taşdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Taşdoğan.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, “bitcoin” markasıyla popüler olan kripto para ya da sanal para birimlerinin sayısı olağanüstü düzeyde artmış ve hâlihazırda 2.400’e ulaşmıştır.

Geleneksel ödeme yöntemlerinin ve diğer biriktirme yöntemlerinin dışında bir gelişim seyri bulunan bu para birimleri özellikle “rezerv para” olarak tanımlanan paralar karşısında alternatif bir ödeme aracı hâline gelmeye başlamıştır.

Üç yıl önce Genel Merkezimiz tarafından yapılan çalışmayla Genel Başkanım Sayın Devlet Bahçeli Bey’in gündeme aldığı raporda, kripto para sistemi hakkında yasal mevzuat ve çalışmaların bir an önce yapılması gerektiği belirtilmişti. Bugün bu konudaki temel kanun teklifiyle tam bu çalışmayı yapmaktayız.

Sayın milletvekilleri, ilk bakışta “rezerv para” olarak kabul edilen ve uluslararası ödemelerde genel kabul gören para birimleri karşısında alternatif gözüken kripto paraların dünya ödeme sistemini baştan sona değiştirecek bir potansiyel barındırdığı iddiaları seslendirilmektedir. Ancak buradaki temel sorun, kripto paraların sayısının hızla artması ve menşesinin belirsizliğidir. Elbette ki söz konusu paraların kullanımının yaygınlaşması ve gelişen teknoloji sayesinde, kontrolünün zorlaştığı açıktır. Bu paraların alternatif bir ödeme aracı ve ödeme sistemi yarattığı gerçeğinden hareketle yapılan düzenlemelerin önemli olduğu kabul edilmelidir.

Burada dikkat çekmek istediğim iki husus bulunmaktadır. Geleneksel para tanımı içinde düşünüldüğünde, bir para biriminin geçerliliği, genel kabul görme şartına ve para biriminin herhangi bir merkezî otorite tarafından güvence verilerek tedavüle sokulmasına bağlıdır. Kripto paralarda ise problem bu şartların esnemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Arkasında merkezî bir otoritenin olup olmadığı bilinmeyen, genel kabul şartı sanal ortamda yaratılan, arz ve talep dengesine son derece duyarlı olan bir ödeme aracı için yapılan düzenlemelerin sorunların üstesinden gelebileceği düşüncesinde temkinli olunması gerektiği kanaatindeyim.

Kripto paraların genel kabul görmesi şartı oldukça esnektir. Doğal olarak spekülatif ataklara son derece açık olması bakımından finansal istikrar için bir tehdide dönüşme potansiyeli bulunmaktadır. Geçmiş verilere bakıldığında, özellikle 2008 yılından itibaren bazı kripto paraların değerindeki olağanüstü değer artışlarının nedenleri muğlaklığını korumaktadır. Söz konusu paraların emtia fiyatlarıyla ters yönlü ilişkisi ilk bakışta bu paraları alternatif para ve yatırım aracı olarak öne çıkarmış olsa da kripto paraların dramatik değer değişimleri bu paralar hakkındaki güvensizliği pekiştirmiştir.

İkinci husus ise, söz konusu paraların blok zincir ağını kullanması, paraların kendisinden ve değerinden çok daha önemli hâle gelen blok zincir teknolojisi ve tabii, bu teknolojideki gelişmelerdir.

Sayın milletvekilleri, herhangi bir merkezî otoriteye bağlı olmayan, şimdilik kontrolünün mümkün olmadığı kabul edilen bu teknolojiyle, ödeme sisteminde aracılık eden kurumların işlevini yitirmesi söz konusudur. Daha açık ifade etmek gerekirse, geleneksel bankacılık sisteminin devre dışı bırakıldığı, bankaların bilinen görevlerini yerine getiremeyeceği bir durumla karşı karşıya kaldığımız bilinmelidir. Daha şimdiden blok zincir ağıyla sayısı 2.400’e ulaşan ve yakın gelecekte belki de on binleri geçecek bir kripto para enflasyonuyla karşılaşma ihtimalimiz oldukça yüksektir.

Hâl böyle iken yapılan düzenlemelerin geleneksel para sisteminin iz düşümü şeklinde tasarlanmış olması, yakın gelecekte ilave düzenlemelere de ihtiyaç duyulacağının habercisidir.

Sayın milletvekilleri, kontrolü şu an için dahi mümkün olmayan bir ödeme sistemini denetim altına alabilme çabalarının, mutlaka geleneksel para sisteminden farklı olmasında yarar bulunmaktadır. Bu minvalde Merkez Bankasının gücünün artırılması çabası tek başına yeterli olmayacaktır. Bu çabalara ek olarak, uluslararası bir çabanın da yapılacak düzenlemelerin etkinleşmesi açısından bir zorunluluk olduğu düşünülmektedir.

Sonuç olarak, hiçbir ülkenin tek başına kontrol edemeyeceği ve uluslararası bir uzlaşıyla çözüm getirilmesi gereken bir meseleyle karşı karşıya kaldığımız unutulmamalıdır.

Sayın milletvekilleri, otizm bir eksiklik değil, farklı bir yetenektir diyor; Gaziantep gibi gazi olan Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kaldırılmıştır” ibaresinin “çıkarılmıştır” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ayhan Erel                      Bedri Yaşar                  Feridun Bahşi

                    Aksaray                           Samsun                             Antalya

             Tuba Vural Çokal                 Hasan Subaşı            Zeki Hakan Sıdalı

                    Antalya                           Antalya                              Mersin

                                                      Yasin Öztürk

                                                         Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekilimiz Sayın Zeki Hakan Sıdalı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Sıdalı.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifi “Dediğimi yapmadı, Başkanını görevden aldım.” dediğiniz Merkez Bankasına kuruluşlara hissedar olma hakkını tanıyor. Merkez Bankasını, denetlediği ve gözetimine tabi olan bir kuruluşa ortak yapmak Banka için büyük bir itibar ve otorite riskidir. Bu, Merkez Bankasını güçlendirmez, ticari banka seviyesine çeker. Bu türden uygulamaların Endonezya, Brezilya, Meksika, Arjantin gibi ülkelerde uygulandığını siz itiraf ettiniz. Bu uygulama, yolsuzluk liginin müdavimi olan ülkelerde yaygın, Türkiye’yi bu lige çekmek yazıktır; bu ülkeyi on yedi yıldır yöneten Hükûmet açısından da ciddi bir başarısızlık itirafıdır.

Anayasa’dan güç alan devlet kurumları ülkenin en itibarlı kuruluşlarıdır. İtibarı olmayan ve zedelenen kuruluşlar ne beklentileri karşılayabilir ne de güven verebilir. Şimdi hayalinizdeki Merkez Bankasına baktığımızda, devletin en önemli finansal yapısının içinin boşaltılmış vaziyette olduğu görülmektedir. Bağımsız olması gereken Merkez Bankası Başkanını “Dediğimi yapmıyor.” diye görevden aldığınızda bu Banka bağımsız olamaz. Hadi bu kuruma güvenin!

Ülkeye dair alınacak her kararı tek imzaya endekslediniz. “Hâkim biz olalım, ne olursa olsun gücü kaybetmeyelim.” anlayışıyla hareket ediyorsunuz. Gücünüz azaldıkça da devletin kurumlarını güçsüz hâle getirelim, günü kurtaralım derdindesiniz. Devlet dediğimiz yapı, tüm vatandaşlarının kendisini güvende hissettiği kurumlar özelinde yaşar. Dünya toplumları içerisinde devlet geleneği en köklü milletlerden biriyiz. Kısacası, Türk devletinin dünya üzerindeki tüm toplumlar nazarındaki yeri farklıdır, tarihte hep örnek olmuştur. Binlerce yıllık Türk devletini bakın ne hâle getirdiniz, teker teker bakalım.

Örneğin, 31 Mart seçim gecesinde yaşanan devlet kurumlarına ait bilgi kirliliğini hatırlıyor musunuz? Anadolu Ajansını öyle bir hâle getirdiniz ki sonuçlar iktidarın istediği gibi gitmiyorsa Ajans şalter indiriyor. Hadi bu kuruma güvenin!

Bir de Yüksek Seçim Kurulu var ki son seçimlerde gördük, “güven” kelimesiyle yan yana gelemiyorlar, aldığı karar gerekçelerine “Bu kadar da olmaz.” dedirtiyor. Aynı gerekçeli bir itiraza “evet”, bir itiraza “hayır” diyebiliyor. Hadi bu kuruma güvenin!

Eski dönemlerde, TÜİK neyi hesaplıyorsa bağımsız olarak açıklardı ve inanırdık. Şimdi, yine açıklıyor ama sizin istediğinizi açıklıyor. Ne oluyor? Kimse inanmıyor ve güvenmiyor, siz de dâhil. “Enflasyon canavarını öldürdük.” dediniz, rakam canavarı yarattınız. Hadi bu Kuruma güvenin!

Millî Eğitim Bakanlığına bakıyoruz. Her dönem başında sistem değişiyor, her yıl sınav adı, yapısı değişiyor. Her Bakan geldiğinde enkaz devraldığını söylüyor, daha büyük bir enkazla devrediyor. Bu kadar hızlı değişen bir sisteme vatandaş nasıl güvensin, çocuğunu nasıl emanet etsin? Hadi bu kuruma güvenin!

Dışişleri Bakanlığının asırlık geleneklerini “monşer” kelimesiyle yok ettiniz. Hâlbuki küçümsediğiniz mantık, diplomasi kültürünün ocağıydı, liyakat esasının en net uygulandığı kurumdu. Kurumsal kültürü yok sayarak önünüze geleni büyükelçi atadınız.

İtiraf ediyorsunuz, “Dünyaya kendimizi anlatamıyoruz.” diyorsunuz. Atadıklarınızın diplomatik dil bilmesini geçtim, yabancı dili yok. Hadi bu kuruma güvenin!

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, en yüce kurum Meclistir.” dedik. Siz bir sistem getirdiniz, kanunların yerini kararnameler, milletvekillerinden oluşan bakanların yerini atanmışlar aldı. Milletin seçtiğiyle değil, sarayın seçtiğiyle ülke yönetiliyor. Duyuyoruz, siz de bu durumdan rahatsızsınız, seçilmişlerin yönetimden uzaklaştırıldığını görüyorsunuz, atanmış bakanlara sizler bile ulaşamıyorsunuz. Hadi bu kuruma güvenin!

Bu yönetim tarzı demokrasiyle ve çağdaş yönetim anlayışıyla bağdaşmıyor. Pratikleşeceğiz derken zaten ağır işleyen bürokrasiyi daha da hantal hâle getirdiniz. İçinde bulunduğumuz, tek elden tüm kontrol sistemi, hem devletimiz hem de milletimiz için ciddi çıkmazlara sebep oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Tamamlıyorum.

Yeni sistemle kurduğunuz devlet yapısı çatırdıyor. Hadi kurduğunuz bu yeni sisteme güvenin!

Çözüm yolu bellidir, ivedi şekilde devlet kurumlarına yeniden itibar kazandırılmalı ve kuvvetler ayrılığının gerçekten uygulandığı parlamenter sisteme geçişin önü bir an önce açılmalıdır.

Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 6- 6493 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir

“Bankanın gözetim yetkisi; sistem işleticisi, sistem katılımcıları, mutabakat kuruluşu, bağlantılı diğer sistemler ile dış hizmet sağlayıcıları gibi faaliyetleri sistemin çalışmasıyla yakından ilgili tüm tarafları kapsar.”

"(2) Banka, gözetim faaliyetlerinin kapsamına giren kuruluşların gerçekleştirdiği bütün işlemlere ilişkin kayıt, bilgi ve belgeyi, gerekli gördüğü durumlarda anlık ve işlem bazında olmak üzere talep edebilir. Gözetim faaliyetlerinin kapsamına giren kuruluşlar, her türlü kayıt, bilgi ve belgeyi gizli dahi olsa Bankaca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde Bankaya tevdi etmek ve Bankanın gözetimine hazır hâle getirmekle yükümlüdür."

               Bülent Kuşoğlu                          Cavit Arı                Orhan Sümer

                    Ankara                                 Antalya                         Adana

          Emine Gülizar Emecan                Sevda Erdan Kılıç        Lale Karabıyık

                    İstanbul                                  İzmir                           Bursa

Aynı mahiyetteki önergenin imza sahipleri:

                  Ayhan Erel                           Yasin Öztürk               Bedri Yaşar

                    Aksaray                                Denizli                        Samsun

                Feridun Bahşi                                                     Ayhan Altıntaş

                    Antalya                                                                   Ankara

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen, Antalya Milletvekilimiz Sayın Cavit Arı. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Arı.

CAVİT ARI (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesiyle ilgili olarak grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.

Söz konusu teklifte, ödemeler alanına ilişkin olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ait bazı yetkilerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verilmesi amaçlanmakta. Finans sektöründe ödeme sistemleriyle ilgili düzenleme ve denetim yetkisi konusunda birtakım teknik hükümleri içeren teklifi, Merkez Bankasını ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu ilgilendiren hususlar oluşturmaktadır. Bu hususların en önemlilerinden bir tanesi de değerli arkadaşlar, 6’ncı maddedir. 6’ncı maddenin ilgili fıkrasında değerli arkadaşlar “Banka, sistemlerin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş ve kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilir.” hükmü getirilmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, biliyorsunuz ki son dönemde bağımsızlığını kaybeden kuruluşlardan bir tanesi de Merkez Bankası olmuştur. Önceki Merkez Bankası Başkanının görevden alınmasıyla birlikte Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmiş durumdadır. Merkez Bankası, ülkemizin en önemli kurumudur, şimdi bağımsızlığını kaybetti. Bugün neredeyse ekonominin kötülüğünü faize, faizin sorumluluğunu da görevden alınan önceki Merkez Bankası Başkanına yükleyen bir anlayışla karşı karşıyayız.

Şöyle bir bakarsak: Ekim ayı enflasyon oranı yüzde 8,55 olarak açıklandı. Oysa sokaktaki, pazardaki enflasyonun hiç de öyle olmadığını açıkça görebiliyoruz. Kaldı ki devlet eliyle de esasen, bu enflasyonun böyle olmadığı da ilan edildi. Şöyle ki 2020 yılı kamu mal ve hizmetleri ile vergi ve harç artış oranı yüzde 22,58. Değerli arkadaşlar, mademki bu ülkede enflasyon yüzde 8’lerde, 9’larda, hadi diyelim 10’larda; peki, kamu mal ve hizmetleriyle ilgili 2020 yılında uygulanacak olan bu oranlar niye yüzde 22,58? Demek ki gerçek oranlar sizin ifade ettiğiniz gibi değil.

Şimdi, Merkez Bankasının sistemik öneme sahip şirketlere hissedar olabileceğine dair bu hüküm getirilirse ben sormak istiyorum: Öncelikle, Merkez Bankası neden hissedar olacak yani kimlere avantaj sağlayacak? Çünkü Merkez Bankasının hissedar olduğu bir şirketin ticari itibarının bundan sonra sınırı olmayacak değerli arkadaşlar. “Merkez Bankası para koymayacak.” denilmekte. İyi de Merkez Bankasının itibarı var, kredisi var, ismi var. “Sistem işleticilerine hissedar olabilir.” deniyor. Oradaki “sistem işleticileri” ne demek, ne anlama geliyor? Bunlar yurt içi kuruluşlar mı, yurt dışı kuruluşlar mı? Özel hukuk hükümlerine mi tabi, kamu hukukuna mı tabi? Şu an böyle bir kuruluş var mı? Kaç firma var? Değerli arkadaşlar, bu uygulama rekabete aykırı bir uygulamadır. “Sistemik” tanımına Merkez Bankası karar veriyor; Sistemik öneme sahip sistem işleticisine hissedar olabilir ya da yeni kurulacak olana hissedar olabilir. Bağımsızlığını kaybetmiş bir Merkez Bankasından da doğru bir tercih, doğru bir ortaklık beklemenin bundan sonra mümkün olmayacağını hep beraber ifade edebiliriz. “Kesintisiz ödeme sistemini garanti etmek Merkez Bankası yoluyla sağlanacaktır.” denilmekte. Zaten Merkez Bankasının böyle bir asli görevi var değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Arı.

CAVİT ARI (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

Bu düzenleme, sonuç itibarıyla, Merkez Bankasına zarar verecek niteliktedir, haksız rekabet yaratacak niteliktedir. Bu sebeple bu düzenlemeden vazgeçilmesi öncelikle Merkez Bankasının geleceği yönünden önemli olacaktır diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde söz isteyen, Ankara Milletvekilimiz Sayın Durmuş Yılmaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Yılmaz.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün, görüşmekte olduğumuz kanunun geneli üzerinde partim adına konuşma yaparken bu yasayı esas ve özü itibarıyla desteklediğimizi söylemiştim. Dünyada olana bitene baktığımızda, ödeme sistemlerinin, menkul kıymet mutabakat sistemlerinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunda mı olması gerekiyor yoksa Merkez Bankasında mı olması gerekiyor konusunda dünyada iki yüz-üç yüz yıllık bir tarihe baktığımızda değişik versiyonları, uygulamaları var. Dolayısıyla şu anda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan bu yetkinin alınıp Merkez Bankasına verilmesinin arkasında herhangi bir şey aramamak lazım. Ülkemizde bir yanlış iş olup da “Sen beceremedin dolayısıyla buraya veriyorum.” diye de bir şey yok. Bu, şu anda, Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamak için getirilen bir düzenleme. Evet, destekliyoruz fakat teklifin 6’ncı maddesinin (4)’üncü fıkrasını doğru bulmuyoruz, açıkça söylemek gerekirse.

Görüşmeler esnasında Sayın Merkez Bankası Başkan Yardımcımız ısrarla buna ihtiyaçları olduğunu söyledi, işin sahibi onlar. Dolayısıyla, “Bizim buna itibar etmemiz gerekir mi?” diye düşündüğümüzde, evet, işin sahibi diyorsa itibar edilir. Fakat uygulamada bence başlarına bir sorun alıyorlar. Her şey düzgün gitse, her şey yapılsa, hiçbir şey olmasa bile bu, kurumu sıkıntıya sokacaktır, sokabilir.

Merkez Bankası, Uluslararası Ödemeler Bankasının hissedarı, SWIFT ödeme sisteminin -kooperatif bir sistemdir- hissedarı ama biz oralardan hizmet alıyoruz. Şimdi, kendi kontrol ve denetimi altında olan ve kendisinin yetkilendirdiği bir kuruluşa Merkez Bankasının ortak olmasının hiçbir mantığı yok, açığını söylemek gerekirse. Burada hiçbir yolsuzluk, hiçbir usulsüzlük olmasa bile, böyle bir yaklaşım Merkez Bankasını lekeler diye düşünüyorum ben. Bankalar itibar kuruluşları, güven kuruluşları; üzerlerine giydikleri elbisenin üzerinde toplu iğne başı kadar bile lekenin olmaması gerekir. Çünkü bankalar, merkez bankaları özellikle, beklenti yönetirler ve bu yönetimin arkasında da itibarları vardır. Dolayısıyla bu düzenleme Merkez Bankasının itibarını zedeleyecektir, hiçbir şey olmasa bile. Gerekçe olarak şunu söylüyorlar: “Banka, sistemlerin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş ve kurulacak olan sistem işleticilerine…” “Sistemik öneme sahip bankacılık kuruluşları” şu demektir: Bu 2007 krizinden sonra, Uluslararası Ödemeler Bankası nezdinde Finansal İstikrar Kurulu var, onun altında da bir Bankacılık Düzenleme Komitesi var; o komitede bu uzun boylu tartışıldı. Dünyanın bugün geldiği nokta itibarıyla, sayısı belli bankalar var; bu bankalar günün birinde iflas ederse sistemin topyekûn çökeceği konusunda bir kanaat ortaya çıktığı için… Bu bankalara “too big to fail” deniyor yani iflas ettirilemeyecek kadar büyük bankalar. Sonuç itibarıyla, bu bankaların varlıklarının devam ettirilmesi gerektiği konusunda bir inanç var. Bunları da liste olarak yayınladılar, dünya şu anda bu bankaların hangileri olduğunu biliyor. Dolayısıyla şu anda ortada kurulmuş, 5 tane lisans almış şirket var. Bunların hangisinin zaman içerisinde sistem için vazgeçilmez olacağı sistem için tehlike oluşturacak noktada büyüklüğe ulaşacağı konusunda bir bilgi yok, kurulacak olanların da ne olacağını bilmiyoruz. Dolayısıyla eğer günün birinde böyle bir ihtiyaç doğar ise Merkez Bankası Yasası’nın 3’üncü maddesinde, Merkez Bankasının yurt içindeki bir şirkete değil ama yurt dışında kurulacak olan ve ülkemizin de menfaatinin olduğu bir yere katılabilmesi için devletten izin almak suretiyle girebilme, katılabilme, ortak olabilme imkânı var; o imkânı kullanıyor. Ben Merkez Bankasının yerinde olsam, bu yetkiyi almam ve siyasetçi olarak lütfen, siz de bu yetkiyi Merkez Bankasına vermeyin. Çünkü günün birinde ihtiyaç doğarsa onun yerine getirilebilecek düzenleme zaten var. Bu, Merkez Bankasının itibarını zedeler ve dolayısıyla da son tahlilde hepimiz bundan zarar görürüz.

Sonuç itibarıyla, yapılması gereken şey olarak, bu düzenleme bu güzel teklifin içerisinden çıkarılsın diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük madde 60’a göre söz talebinde bulunan arkadaşlarımız salondan ayrılmasınlar. Bugünkü çalışma takvimimizin gerektirdiği bölümü bitirdikten sonra arkadaşlarımızın söz taleplerini karşılayacağım ama bir çalışma takvimi uyguladıktan sonra.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6'ncı maddesinde bulunan “amacıyla” ibaresinin “gayesiyle” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mahmut Toğrul                    Ayşe Acar Başaran           Garo Paylan

                  Gaziantep                               Batman                    Diyarbakır

                 Zeynel Özen                    Mehmet Ruştu Tiryaki       Rıdvan Turan

                    İstanbul                                Batman                         Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Batman Milletvekilimiz Sayın Ayşe Acar Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Başaran.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun üzerinde birçok değerlendirmeler yapıldı, ben bunu bir tarafa bırakarak AKP iktidarının bir mega projesinden söz edeceğim: Ilısu Barajı.

Ilısu Barajı’nın elli yıllık ömründen söz etmeyeceğim, sonrasında ortaya çıkaracağı tahribattan söz etmeyeceğim ama ilimin ilçesi olan Hasankeyf’te yarattığı tahribattan ve Hasankeyf’ten biraz söz edeceğim. Görenler görmüştür, görmeyenler, maalesef, bir daha Hasankeyf’i özgünlüğüyle göremeyecekler. Hasankeyf’e Batman’dan gittiğiniz zaman Suçeken köyüyle başlardınız, bir tarafta binlerce yıllık insanlığa, medeniyete ev sahipliği yapmış mağaraları görür, ilerlerdiniz; şimdi maalesef, yerinden edilmiş, bir ucube kentin ortasına konulmuş olan bu Zeynel Bey Türbesi’ni görürdünüz. Yine, biraz daha ilerlediğinizde tepedeki kaleyi, kalenin etrafındaki güzellikleri, tarihî eserleri görürdünüz. Bu şekilde görebilirdiniz ama maalesef, bunların hiçbirini şu anda göremiyoruz.

Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, Hasankeyf’in tarihi milattan önce 8000 yılına kadar dayanıyor. Yani binlerce yıllık tarihi olan, onlarca medeniyete ev sahipliği yapan, hatta bu medeniyetlere başkentlik yapan, o dönemde, Orta Çağ Dönemi’nde Bağdat ve Şam gibi önemli şehirlerden biri hâline gelmiş bir kenttir. Bu kentlere, bu medeniyetlere gelen giden hiçbir medeniyet hiçbir şekilde, Moğollar hariç -Moğollar işgal ettiğinde, istila ettiğinde yerle bir etmişler- Hasankeyf’in dokusunu bozmamış, gelmişler, kendi kültürlerini de oraya ekleyerek aslında binlerce yıllık medeniyeti, ortak bir medeniyeti ortaya çıkarmışlar.

Bilinen tarihî eserleri vardır ama bilinmeyenleri de sayacağım. Bilinenler: Kale, kale üzerindeki Ulu Camisi, Büyük Saray, Küçük Saray, Taş Köprü, El-Rızk Camisi, Koç Camisi ve az önce gösterdiğim Zeynel Bey Türbesi. Ama bunların haricinde Hasankeyf’te, ayrıca, kime ait olduğu bilinmeyen tarihî kaya mezarlar, kaya evler, Orta Çağ’a ait 3 üniversite kalıntısı, kiliseler, gizli geçitler, kale, kentin genelinin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmış su yolları, yörede yakın zamana kadar tüm bölgenin buğdayının öğütüldüğü 30’u aşkın kayaya oyulmuş değirmen, eyvanlar, kaleden Dicle’ye inmek için kullanılan ve kayanın yontulmasıyla oluşturulmuş 200 basamaklı merdiven ve bunun gibi daha yüzlerce tarihî eser var.

Şimdi, arkeologların yaptığı değerlendirmelere göre, bu tarihte buranın tümünde, etki alanında, 37.750 hektarlık alanda bir kazı çalışması, arkeolojik çalışma yapılması gerekiyor ama maalesef, sadece 7 bin hektarda bu çalışmalar yapılmış. Burada 300’ü aşkın arkeolojik kalıntının 83’ü sular altında kalıyor ama dediğim gibi, 30.750 hektarlık alanda henüz bir çalışma yapılmamış arkadaşlar.

Şimdi, bakın, Hasankeyf’in tarihi Kalkolitik Çağ’a, Tunç Çağı’na ve en önemlisi Neolitik Çağ’a ait bulgulara ulaşılabilmesi açısından çok önemli. Siz bunları burada görebiliyor ve aslında, tarihi bir şekilde yaşayabiliyordunuz.

Şimdi, arkadaşlar, AKP iktidarının mega projesinden sonra Hasankeyf’in geldiği durumun kısa görüntülerini sizlerle paylaşacağım. Bu birincisi arkadaşlar, işte iktidarın mega projesinin Hasankeyf’i getirdiği durum. Burada da dün çekilmiş görüntüler var. Emniyet aslında görüntülerin bir kısmına el koymuştu ama basın mensupları bunları geri getirmiş. Bu da aslında oradaki, tarihî yapı içerisindeki çarşının yıkım görüntüsü. Yine bir görüntü daha arkadaşlar. İşte, mega projelerimiz ve yine bir görüntü daha arkadaşlar.

Şimdi, binlerce yıllık bir tarih elli yıllık bir süreç için sular altında bırakılıyor. Hiçbir mega proje tarihi yok etmeyi açıklayamaz arkadaşlar. Bize bu tarihî, bizden önce yaşayan medeniyetler bıraktı ama biz maalesef, ileriye taşıyamıyoruz.

Ben geçen günlerde, birkaç gün önce Hasankeyf’teydim. Hasankeyf’in tarihî çarşısını gezmek istedim ama maalesef, zorla, emniyet güçleri tarafından çarşıdaki esnaflar yerlerinden çıkartılıyordu. Ağlayarak, bazıları protesto için kendi dükkânlarını, mallarını yakarak çıktılar oradan ama şu anda artık Hasankeyf’e geçiş yok, kapatılmış durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başaran.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum.

Tekrar belirtiyorum arkadaşlar: Hiçbir mega proje binlerce yıllık bu tarihi yok etmeyi açıklayamaz, hiçbir proje bu kadar büyük bir insanlık mirasını sular altında bırakmayı gerekçe olarak gösteremez. Henüz geç değil. Buna benzer projeler, son dakika olsa bile, en son dakikada durdurulmuş projelerdir. Ben, iktidarın gelecek nesillere bir utancı bırakmaması gerektiğini düşünüyorum. Bakın, tekrar ediyorum, üç yıl sonra, elli yıl sonra, yüz yıl sonra hiç kimse “İktidar Ilısu Barajı’nı yaptı.” demeyecek ama “Bu iktidar, AKP iktidarı Hasankeyf’i yok etti, Hasankeyf’i boğdu, bir tarihi sular altında bıraktı.” diyecekler, bununla da yaşamak zorunda kalacaksınız.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 6’ncı madde kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 7- 6493 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde bulunan yedinci fıkra aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(7) Sistem işleticisi, sistemdeki işlemlerin herhangi bir sebeple sonlandırılamaması veya katılımcının sistemdeki yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda kullanılmak üzere katılımcılardan teminat talep edebilir. Teminatlar ayrı bir hesapta izlenir. Bu teminatlara üçüncü fıkradaki tedbir ve kararlar uygulanmaz. Bu madde kapsamında sermaye piyasası araçlarının teminat olarak alınması hâlinde 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 47 nci maddesi uygulanır. Bu madde kapsamında sermaye piyasası araçları haricindeki varlıkların teminat olarak alınması hâlinde, sistem işleticisi sistem kuralları çerçevesinde sistemdeki işlemlerin sonlandırılması ve katılımcının sistemdeki yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için herhangi bir ihbar veya ihtarda bulunma, süre verme, adli veya idari merciden izin ya da onay alma, teminatı açık artırma ya da başka bir yol ile nakde çevirme gibi herhangi bir ön şartı yerine getirme yükümlülüğü olmaksızın bu teminatları nakde çevirebilir ve kullanabilir.”

          Emine Gülizar Emecan                  Bülent Kuşoğlu            Orhan Sümer

                    İstanbul                                Ankara                         Adana

                Türabi Kayan                        Lale Karabıyık      Sevda Erdan Kılıç

                   Kırklareli                                Bursa                           İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kırklareli Milletvekilimiz Sayın Türabi Kayan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kayan.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Kanun teklifi, İç Tüzük’e uygun bir şekilde getirilmemiştir. Tali komisyona gönderildiği hâlde, görüşü alınmadan Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür. Aceleniz var, bir telaş içerisindesiniz, kanun yapmada, yapılan kanunu uygulamada telaşınız var. Bu telaşınız niye? Her şeyi süratle yapmak istiyorsunuz. Aceleniz niye? Aceleyle yapılan her işte bir aksaklık vardır, bunu bilmeniz lazım. “Parlamenter sistemde işler çabuk olmuyor.” diye bir sürü eksiği ve yanlışıyla Cumhurbaşkanlığı sistemini getirdiniz. Hızlı yürüyelim derken yaptığınız yanlışlıkları düzeltmek için tekrar başa dönüp, düzeltmeye çalışıp daha fazla zaman kaybediyorsunuz. Aceleyle yaptığınız, eleştirileri hiç dikkate almadan yaptığınız düzenlemeler sonrasında Türkiye ekonomisi, dış politika, eğitim, güvenlik çok tehlikeli boyutlara gelmiş vaziyettedir. Ekonomi dibe vurmuştur. Esnafımız, sanayicimiz, çiftçimiz, aldığı borçları ödeyememekte, bütün mal varlığını satsa borcunun kalan kısmına yetmemektedir. Devletin elinde bulunan, seksen yıl boyunca gelmiş geçmiş bütün iktidarların yaptıklarını haraç mezat sattınız; yerine hiçbir şey, hiçbir fabrika, liman kurmadınız. Kredi ve teşvik vererek özel sektöre de bir fabrika vesaire kurdurmadınız, yoldan başka hiçbir şey yapmadınız. Bu paralar nereye gitti? On sekiz yıldır iktidardasınız, on sekiz yıldır bu toplum üretiyor, vergi veriyor, seksen yılda yapılanları satıyorsunuz; yine de on sekiz yılın sonunda geldiğiniz nokta iflas. Halktan aldığınız vergiler nerede? Sizden önceki hükûmetlerin dişini tırnağına katarak çalışıp, tasarruf edip yaptığı fabrikaları sattınız; peki, bu satışlardan elde edilen gelir nerede? Çok iyi şeyler yaptığınızı söylüyorsunuz; peki, bu kriz nereden çıktı?

Dış politikada Yüce Önder Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” politikasını bir kenara itip komşuların mevcut iktidarını tanımayarak fetih söylemleriyle “Şam’da Emevi Camisi’nde namaz kılacağım.” laflarıyla “Büyük Orta Doğu’nun eş başkanlarından bir tanesiyiz.” teraneleriyle Orta Doğu bataklığına bodoslama daldınız, şimdi bu bataklığın içinde debeleniyorsunuz. “900 kilometrelik sınırı kontrol altına alacağız.” dediniz, Atlantik ötesinden bir düdük çalınca olduğunuz yere mıhlandınız. Kendi toprağımız olan Süleyman Şah Türbesi’ni koruyamayıp yurda kaçırdınız.

Eğitimimizi dünyanın en ileri ülkeleri klasmanından alıp en sonuncusu yaptınız. Çağdaş eğitim alan insanlarımız bilimde ve sanatta Nobel Ödülü alırken yaptığınız yanlış uygulamalarla dünyaya rezil olacak duruma getirdiniz.

Yetiştirdiğimiz sporcular altın, gümüş ve bronz madalya alıyorlardı; bugün, sizin sayenizde, dopingle ödül almaya çalışırken yakalanıp ceza alıyorlar.

Ülke güvenliğini ve toplum güvenliğini tehlikeli bir hâle getirdiniz; bitmiş olan terör eylemlerini yürüttüğünüz yanlış politikalarla tekrar hortlattınız. Güney komşularımızla uyguladığınız yanlış politikalarla sınırlarımızı kevgire çevirdiniz. Komşularımızdaki teröre ve iç savaşlara müdahil olarak sınır güvenliğimizi tehlikeye soktunuz.

Sağlık konusuna gelince: Devasa şehir hastaneleri kurdunuz, yaptığınız hastanelerde ilaç yok.

“Nasıl oldu bütün bunlar?” diye soracak olursak bir diktatörün her istediğini yerine getirmekle yaptınız.

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) – Diktatör sizde, bizde yok.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Sayın AKP vekilleri, sözüm önce sizlere, ondan sonra size destek verenlere: Türkiye doğru bir yoldayken, rotası düzgün şekildeyken Türkiye'nin rotasını şaşırttınız. Türkiye çağdaş uygarlıklara emin adımlarla yürürken sizler, maalesef, bu emin adımlarla yürümeyi, bu topluma çağdaşlığı çok gördünüz; çok gördüğünüz için geriye çevirmekte büyük bir gayret içindesiniz. Peki, bu gayretiniz bu topluma reva mı? Bu yaptıklarınız bu topluma reva mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Kayan.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Nereye gitti bu iş, nereye gitti, sizlere soruyorum; dünyanın en gerisine ama sizin yapacağınız da bu kadardır diyorum. Başka bir şey de sizlerden beklenmez ama bu toplum size cevabını verdi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir daha verecek!

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Bundan sonra en kısa zamanda daha da çok verecektir diyorum, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresi şeklinde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ayhan Erel                           Bedri Yaşar                Behiç Çelik

                    Aksaray                                Samsun                         Mersin

                Feridun Bahşi                         Yasin Öztürk             Hasan Subaşı

                    Antalya                                 Denizli                        Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Mersin Milletvekilimiz Sayın Behiç Çelik. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Çelik.

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, dün ve bugün hayatını kaybeden yakınlarımız oldu, onlara Allah’tan rahmet diliyorum, geride kalanlarına başsağlığı diliyorum.

Diğer taraftan, Atatürk’ün ebediyete intikalinin 81’inci yıl dönümünü idrak edeceğiz pazar günü, dolayısıyla Atatürk’e karşı bir vecibemizi yerine getireceğiz. Bugün varlığımızı borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk’e minnet ve şükran hislerimizi dile getirmek, manevi huzurunda bir Fatihalık ihtiram hepimize bir borçtur diye düşünüyorum. Atatürk’e hakaret edenlerin, onu aşağılayanların, namusuna ve şerefine dil uzatanların büyük kısmı hepimizce malumdur. Kısaca “Atatürk düşmanlığı” demek “Türk milleti düşmanlığı” demektir.

Değerli arkadaşlar, finansal güvenlik, elektronik ödeme yöntemleri, finansal istikrar, elektronik para kuruluşları ve hizmet sağlayıcıları, menkul kıymet mutabakat esaslarının yeniden ele alınarak ağırlıklı olarak BDDK’den alınıp Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verilmesi bu teklifin esasını oluşturmaktadır. Özellikle 7’nci maddeyle, ödeme sistemlerinde mutabakatın sorunsuz gerçekleşmesini sağlamak için aranan teminatın sorumlusu olması hâlinde, mevcut sorunların giderilmesi de amaçlanmaktadır.

Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1991 yılından sonra yeni dünya düzeni konseptinin ileri bir aşaması olan küreselleşme ve yerelleşme, yeni ideolojik yapıyı önümüze getirmiştir. Böylece dünyada ekonomi boyutuyla malların, hizmetlerin ve finansın serbest dolaşımının önü açılmıştır. Küreselleşmenin bu belirgin vasfının 2008’li yıllardan itibaren dominant ekonomilerin aleyhine çalışmaya başlaması korumacılık politikasına yeniden geri dönüşü ortaya çıkarmıştır. Amaçlanan entegrasyon tersine dönmüş, finans piyasaları ABD aleyhine biçim almıştır. Ayrıca, yerelleşme yani lokalizasyon, küreselleşmenin bir bileşeni olarak ulus devlet karşıtı bir ideoloji formunda yerini almıştır. Hem globalizasyon hem de lokalizasyon yani küreselleşme ve yerelleşme yarattığı algıyla bütüncül düşünmeye, şeffaflığa, mal, hizmet ve finansta dolaşım serbestliğine, antiotarşizme ve ulus devlet karşıtlığına herkesi sevk ediyor.

Evet, böyle bir ideolojik çerçevede paranın seyri bizi ilgilendiriyor. Paranın sahibi yani özellikle rezerv para sahibi, aleyhine gelişen uluslararası ticarette kendi ticaretini ve parasını korumaya alıyor yani dolar karşısında alternatif bir para yaratılmasını denetlemeye çalışıyor yani Amerika Birleşik Devletleri. Kaybeden kendisi olunca her şey mubah hâle geliyor.

Değerli milletvekilleri, fiziki paranın yanında elektronik gelişmelerle birlikte “dijital para” ve “kripto para” adında iki farklı para birimi ortaya çıkıyor. Kripto paraların kara para aklamada ve vergi kaçırmada kullanılabileceği düşünüldüğünden devletler bu paraya şimdilik soğuk bakmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliğinin kurulması da isabetlidir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu üzerinde olan 6493, 5411, 5464 sayılı Kanunlardaki birtakım yetki ve görevler Merkez Bankasına devrediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Yegâne para politikası yapıcısı olan Merkez Bankasının statüsünü savunmak hepimizin ödevidir ancak iktidar, bu hassasiyete birçok kez uymayarak Merkez Bankasının itibarıyla oynamıştır.

Değerli arkadaşlar, 7’nci madde üzerine verdiğimiz değişiklik önergesinin kabulünü diler, hepinize saygılar sunarım. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinde bulunan “sebeple” ibaresinin “nedenle” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Semra Güzel                        Mahmut Toğrul Mehmet Ruştu Tiryaki

                  Diyarbakır                             Gaziantep                       Batman

                Erdal Aydemir                        Rıdvan Turan            Ali Kenanoğlu

                     Bingöl                                  Mersin                        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Batman Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin değiştirilmesi teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 7’nci maddesi de tıpkı diğer maddeler gibi, daha çok teknik bir içeriğe sahip. Burada da teminata ilişkin bir dizi düzenleme yapılmış. Sermaye Piyasası Kanunu’na koşut bir düzenleme yapıldığı görülüyor. Dolayısıyla, genel olarak burada bir itirazımız yok fakat yeri gelmişken ekonomiye dair birkaç şey söylemek istiyorum.

Şimdi, Türkiye’de ekonomi iyiye gitmiyor; enflasyon çift hanede, TÜİK’e güven azaldı. Gerçek enflasyon rakamları ne, bilmiyoruz çünkü enflasyondan sorumlu olan Başkan Yardımcısı görevden alındı. Bu arada “Tek haneye düştü.” diyeceksiniz ama ben kasım, aralık ayı enflasyonunu beklemenizi öneririm; gerçek rakamlar o zaman ortaya çıkacak.

İşsizlik rakamı yüzde 14’lerde fakat şöyle bir ayrıntı var: Anladığım kadarıyla “İş olsa çalışırım.” diyenler bu işsizlik rakamının içerisine dâhil edilmiyor. Dolayısıyla gerçek işsizlik rakamı bunun çok daha üstünde. Üstelik nitelikli iş gücü açısından işsizlik oranları çok çok daha yüksek. Benim milletvekili olarak seçildiğim Batman ilinin dâhil olduğu 4 ildeyse işsizlik rakamları yüzde 27 yani Türkiye ortalamasının neredeyse 2 katı yüksek.

Bütçemiz 130 milyar dolar ve bu, bir Google etmiyor çünkü Google’ın 136 milyar dolar civarında cirosu var ama biz kendimizi Süreyya’da sanıyoruz. Hane başına düşen borç miktarı tarihin en yüksek seviyelerinde, kısa vadeli borç miktarı 120,7 milyar dolar, yüzde 5 artmış. Yüzde 5 küçücük bir rakam gibi gözükebilir ama 120 milyar doların yüzde 5’i 30 milyar TL’ye denk geliyor, dolayısıyla büyük bir artış söz konusu. Yetmiyor, bir de salma salar gibi yeni vergiler için hazırlık yapıyorsunuz. “Burası çok önemli, şurası çok önemli. Bakın, burası çok önemli.” deyince ekonomik sorunlar çözülmüyor.

Bugün bir şey daha öğrendim. Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi 2’nci sıraya düşmüş. Uzun yıllardır bütçede 1’inci sırayı alan Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2020 itibarıyla 2’nci sıraya düşmüş, 1’inci sıraya Sağlık Bakanlığı çıkmış. Siz sakın sağlığa ayırdığımız bütçenin arttığını düşünmeyin, bu yeni yapılan şehir hastanelerine “Nasıl olsa hasta gitmese de para vereceğiz.” diye borçlandık ya 1’inci sıraya çıkmasının büyük olasılıkla ilk nedeni budur. Millî Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesiyse artık neredeyse yok. “Sen bir kurşunun fiyatının ne kadar olduğunu biliyor musun?” derken eğitiminden de bir anda vazgeçmiş olduk, artık yakın bir plan içerisinde ikili eğitimi bitirmek neredeyse yok. “Okul öncesi eğitim zorunlu olmalı.” tartışmasını da yine rafa kaldırdık, nitelikli eğitimi hiç tartışmıyoruz bile.

Yeni vergilerin bir tek nedeni var: Ekonomi iyiye gitmiyor. Savaş ekonomisi ve bütçe açığı var. Bu yüzden bu yeni vergiler de buna çare olmayacak.

Otellere konaklama vergisi getiriyorsunuz. Otellere konaklama vergisi evet, dünyanın başka yerlerinde de var fakat bu getirdiğiniz düzenlemeyle 3 kuruş vergi artıracağım derken 10 kuruşluk gelirden olabilirsiniz. Neden mi? Çünkü Türkiye’nin turizm açısından cazip olmasının temel nedenlerinden biri, fiyatların ucuzluğudur. Eğer “Yeni vergi alacağım, yeni salma salacağım.” diye otellere dair vergiyi artırırsanız emin olun hem yurt dışından hem yurt içinden turist sayısında ciddi azalmalar olacak.

Yine gelir vergisinin üst dilimini geliri 500 bin TL olanlar için yüzde 35’ten yüzde 40’a çıkarıyorsunuz. 500 bin TL’ye kadar geliri olanların, bu gelir sahiplerinin önemli bir kısmı emin olun beyaz yakalılar, nitelikli iş gücüne sahip olanlar. Bakın, Türkiye'nin beyin göçü gibi ciddi bir sorunu var; etrafınızdaki herkese sorun, herkes çocuklarını yurt dışına göndermeye çalışıyor. Bunu yüzde 35’ten yüzde 40’a çıkararak inanın beyin göçünü de artıracaksınız.

İki şey söylemek istiyorum Sayın Başkan, müsaade ederseniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Biri, bu kayyum siyasetiyle ilgili: Gasbettiğiniz belediye sayısı 15 oldu, son olarak Kızıltepe Belediyesini gasbettiniz ve hâlâ, üzülerek söylüyorum, aynı yalanı tekrar ediyorsunuz, diyorsunuz ki: “Terör örgütüne yardım ediyorlar.” Kanıt var mı? Yok. Belge var mı? Yok. Ne gam! Nasıl olsa inanan çok, söyleyin gitsin. Bir de diyorsunuz ki: “Biz Kürt düşmanı değiliz, Kürtçe düşmanı değiliz.” Bakın, gasbettiğiniz belediyelerde yaptığınız ilk şey, Kürtçeye ilişkin çalışma yapan kurumlar varsa kapatıyorsunuz, Kürtçe tabelalardan 3 tanesinin 2 tanesini indiriyorsunuz. Halkı karşınıza alıyorsunuz, çok kalp kırıyorsunuz; bu, yürüttüğünüz siyasete katkı sunmayacaktır. Ortaklığınızın devamı için bile yapıyorsanız, en az o kadar kalbi kırdığınızı bilmenizi isterim.

Sayın Başkan, izin verirseniz son olarak, bir konudaki görüşümü paylaşmak isterim. Geçen gün Batman’da 11 yaşındaki bir çocuğa polis müdahalesi sosyal medyaya düştü.

Birkaç cümleyle toparlayacağım Sayın Başkan, müsaade ederseniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkan.

Sosyal medyaya düştü diyorum çünkü gerçekten, haber kanallarında bu tür haberleri görmek artık imkânsız. Neden? İktidarın hoşuna gitmeyecek herhangi bir haberin haber değeri yok, hiçbir şekilde göremiyorsunuz; sadece sosyal medyada var. Bu sosyal medyanın bir parça etkisi var; Valilik bir açıklama yaptı, dedi ki: “Bu çocuğa ışıklarda cam sildiriliyordu, bu çocuk ve benzeri çocuklar dilendiriliyor, bu yüzden müdahale ediyoruz.” Peki, etraftaki hiç kimse niye böyle algılamıyor? Niye o çocuk böyle algılamıyor? Niye o çocuk kurtarılmış gibi hissetmiyor kendini? Niye o çocuk bu işten kurtarıldığı için minnet duymuyor? Çünkü öyle bir bakış yok. Görüntüyü görseniz; güvenlik görevlisinin elinde telefon, çocuğun kolundan tutmuş, çekiyor. Bu görüntüler iyi görüntüler değil.

Ayrıca, bu ülkenin her kentinde artık ışıklarda çocuklar var, dilenen çocuklar var. İnanın bunda bu ülkeyi yönetenlerin birinci derecede sorumluluğu var. Her çocuğun dilenmesinden hepimiz sorumluyuz diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 7’nci madde kabul edilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Böyle kanunlar geldikçe bunu kayda geçirmeyi önemli bir görev biliyoruz.

Bu kanun teklifi 19 maddelik bir kanun teklifi Sayın Başkan ama -hazır Grup Başkanı Sayın Bostancı da buradayken bunu kayda geçirmeyi çok önemsiyoruz- İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak ele alınarak görüşülüyor. Temel kanun şudur: Bir konuda 900-1.000 maddelik, 1.200 maddelik kanun olur -Vergi Usul Kanunu gibi- bu alanı toplu hâlde değerlendiren kanunlar olur; böyle kanunlar için İç Tüzük 91 “Otuzar maddeyi aşmamak üzere bölümlere ayrılabilir.” der ve “O şekilde müzakere edilir.” der. Bu, İç Tüzük’ün çok uzun kanunlar için Meclise tanıdığı bir istisna hak. Bunun dışında, kanunlar İç Tüzük’ümüzün öngördüğü şekilde, her bir madde üzerinde müzakere açılarak ve eğer değişiklik önergesi gerekiyorsa önergeler verilerek görüşülür. Eskiden bu böyleydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında, 22’nci Dönemde de kanunların çok önemli bir kısmı İç Tüzük’ün normal kurallarına göre görüşüldü; sadece çok büyük kanunlar, o dönemki Cumhuriyet Halk Partisiyle de anlaşılarak temel kanun olarak görüşüldü ve çok ciddi yasal çalışmalar yapıldı. 23’üncü Dönemde yüzde 10’u, 24’te yüzde 50’si derken bu sene, bu dönemde temel kanun olmadan görüşülen -uluslararası anlaşmalar hariç- 1 kanun ya var ya yok.

Şu anda ne yapmak zorunda muhalefet partileri? Biraz önce de gördük, birazdan da dinleyeceksiniz; “sebep” kelimesi yerine “neden” kelimesini önereceğiz. Niye? Çünkü Mecliste o madde üzerindeki müzakere hakkımız gasbediliyor ve mecburen, bir önerge vermek suretiyle konuşma icat ediyoruz. Maddeye katılsak da bütününü değiştirmeyen ama anlamda küçük bir değişiklik yapan bir önerge veriyoruz ya da noktalı virgülü virgül yapıyoruz, konuşmaya çalışıyoruz. Otuz sene kırk sene sonra bu tutanakları okuyanlar bu önergeleri ayıplayabilir. Bunu, Milliyetçi Hareket Partisinin geçen haftaki önergesinde de söyledim. Hangi partinin olduğunun bir önemi yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Buradaki ayıplı durum, bir an önce geçirmek için de… Esas şu: Uzlaşmadan geçirmek için. 22’nci Dönem Adalet ve Kalkınma Partisinin -kendilerinin de kendilerine yakın çevrenin de değerlendirdiği şekliyle- en başarılı dönemiyse en önemli özelliği, Parlamentoda uzlaşma aramalarıydı. Şimdi “Bu kadar olursa bu sefer muhalefetin bazı dediklerini kabul etmek zorundayız yoksa engelleme yaparlar.” diye düşünerek temel kanun yapıyorlar ve İç Tüzük’ün bir istisna olarak tanımladığı bir hakkı suistimal ederek Meclisi yasama fabrikasına çevirmeye çalışıyorlar. Buna itirazımızı tarih önünde kayda geçirmek için söz aldım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – 8’inci madde üzerinde 4 önerge bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 8- 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler ilave edilmiş, ikinci fıkrasının (l) bendinde yer alan "Kurulca” ifadesi "Bankaca” şeklinde, üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar ilave edilmiştir.

"(f) Ödeme hizmeti kullanıcısının isteği üzerine başka bir ödeme hizmeti sağlayıcısında bulunan ödeme hesabıyla ilgili sunulan ödeme emri başlatma hizmetini,

(g) Ödeme hizmeti kullanıcısının onayının alınması koşuluyla, ödeme hizmeti kullanıcısının ödeme hizmeti sağlayıcıları nezdinde bulunan bir veya daha fazla ödeme hesabına ilişkin konsolide edilmiş bilgilerin çevrim içi platformlarda sunulması hizmetini,

(ğ) Ödemeler alanında toplam büyüklük veya etki alanı açısından Bankaca belirlenecek seviyeye ulaşan diğer işlem ve hizmetleri,”

"(3) Ödeme hizmetlerine, ödeme hizmetleri kapsamında tarafların hak ve yükümlülüklerine, ödeme hizmetine ilişkin sağlanacak bilgi ve koşullar ile çerçeve sözleşmeye ilişkin usul ve esaslar, Mali Suçları Araştırma Kurulunun görüşünün alınması suretiyle Bankaca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

"(4) Banka, ödeme hizmeti kapsamındaki belirli bir işlem türüne ilişkin olarak herhangi bir isim altında işlemin taraflarından birinin aldığı ücret, masraf, komisyon ve diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir.

(5) Banka, ikinci fıkranın (h) bendinde yer alan işlemlerin toplam büyüklük ve etki alanı açısından Bankaca belirlenecek seviyeye ulaşması durumunda, bu Kanun kapsamında ödeme hizmeti olarak değerlendirilmesine karar verebilir.

(6) Ödeme hizmeti sağlayıcılarının bu Kanuna tabi faaliyetleri nedeniyle taraf oldukları hukuki ilişkiler Banka tarafından izlenir. Banka, ödeme hizmeti sağlayıcılarının bu Kanuna tabi faaliyetleri nedeniyle taraf oldukları hukuki ilişkiler kapsamında, ödemeler alanının gelişimini olumsuz etkileyebilecek nitelikte uygulamaların bulunduğunu tespit etmesi durumunda, ödeme hizmeti sağlayıcılarının bu Kanuna tabi faaliyetleri nedeniyle taraf oldukları hukuki ilişkilerle ilgili olarak uyulması gereken usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

(7) Banka, bu Kanuna tabi faaliyetler kapsamında ödemeler alanının gelişimini olumsuz etkileyebilecek nitelikte durum ve uygulamaların bulunduğunu tespit etmesi durumunda, konu ile ilgili çalışma komiteleri kurmaya, bu komitelerin çalışma usul ve esaslarını ilgili tarafların görüşlerini alarak belirlemeye ve bu komitelerde alınan kararların uygulamaya geçirilmesi için gerekli iş ve işlemleri yapmaya yetkilidir.”

               Bülent Kuşoğlu                        Orhan Sümer       Sevda Erdan Kılıç

                    Ankara                                  Adana                          İzmir

               Lale Karabıyık                  Emine Gülizar Emecan

                     Bursa                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Sevda Erdan Kılıç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kılıç.

SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifi kadar önemli olan birkaç konuya ben de değinmek istiyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak AKP iktidarı dönemindeki yolsuzlukları Sayıştay raporları üzerinden incelemeye devam ediyoruz. Bu çerçevede Sayıştay; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştayın 2018 yılı denetim raporlarında önemli tespitlerde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi raporuna baktığımızda 2 milyon 455 bin liralık temsil ve tanıtma giderine rastladık. Bir de Yargıtayın raporuna bakalım dedik, 439 bin liralık temsil ve tanıtma gideriyle karşılaştık. Hadi bir de Danıştayın raporunu okuyalım dedik ki orada da 193 bin liralık temsil ve tanıtma giderini gördük. Sayın milletvekilleri, peki, bu kurumlar bu kadar tanıtım giderini nereye harcamışlardır? Böylesi önemli, herkesin adalet aradığı zaman ilk aklına gelen bu 3 kurum neden bir tanıtıma ihtiyaç duymuştur? Temsil giderlerine de bakarsak bu kurumlar hangi heyetleri ağırlamışlar ve neler ikram etmişlerdir? Tabii, ikram deyince bizim aklımıza hemen saraydaki ejder meyveli “smoothie”ler ve doğal olarak efuli çayları geldi.

Değerli milletvekilleri, sonra raporları incelemeye devam ettik. Anayasa Mahkemesi gibi adaletin en tepesinde olan kurum SGK primlerini zamanında ödememiş ve dolayısıyla 4.566 liralık gecikme cezası ödemiştir. Şimdi buradan soruyoruz: Anayasa Mahkemesi gibi bir kurum bile SGK primlerini gecikmeli öderse yoksulluk içinde olan bu vatandaş ne yapsın? Esnaf kepenk kapatıyor, sokaktaki her 3 kişiden 1’i işsiz, sanayici kan ağlıyor, çiftçi üretemez olmuş, toplumumuzun her kesimi yoksullukla boğuşuyor.

Vatandaş yoksullukla boğuşurken devletin bir başka kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı dün sosyal medyada gündeme geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal medyada dün bir video yayınladı, videonun başlığı da “Telefonun değil, eşinin yüzüne bak!” Yahu, her şey bitti bu ülkede, bütün sorunlar çözüldü, döndük dolaştık sosyal medyayla uğraşmaya başladınız hem de yine kadın üzerinden uğraşmaya başladınız! Videoya göre Diyanet İşleri Başkanlığının gözündeki kadın profili sadece eşine çay ve kek ikram eden bir kadın. Dikkat çekmek istiyorum, yine döndük dolaştık çay ve keke geldik. Ha, biz de biliyoruz, vatandaş yoksulluktan dolayı sadece çay ve kek alabilir durumda ama inanın, hep beraber tüm ülkede, hepimizde çay ve kek fobisi oluştu sayenizde.

Tabii, burada, bu videoda bilinçaltına sokulmak istenen, on yedi yıldır yapmak istediğiniz, kadını eve kapatıp sadece eşine hizmetkârlık eden bir kadın profili çizmek. Artık bırakın kadınlarla uğraşmayı. Devlet kurumları, kadınların daha çağdaşlaşması, sosyalleşmesi ve üretime katkı sunması için projeler üreteceği yerde bilinçaltına hitap eden bu tür videolar çekip bunu da utanmadan sosyal medyada yayınlıyorlar; bu da hepimizi derinden üzüyor. (CHP sıralarından alkışlar) Sadece üzülüyoruz çünkü şaşırmıyoruz, her şeyi bekliyoruz artık.

Şimdi size Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim.’ diyemez.” demiş. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, on yedi yılın sonunda kadın-erkek eşitliği konusunda ne durumdayız diye sorarsanız, ne acıdır ki Tanzanya ve Kenya gibi ülkelerle aynı ligdeyiz. Şimdi, Türk kadınını kurtuluşun ve zaferin bir parçası olarak gören bir önder tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kadın konusunda geldiği bu noktadan dolayı, ben, bir cumhuriyet kadını, bir Anadolu kadını olarak utanıyorum. Sizler, milletin vekili olarak utanıyor musunuz?

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sen utan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin (1)’inci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ayhan Erel                           Yasin Öztürk     İmam Hüseyin Filiz

                    Aksaray                                Denizli                     Gaziantep

                 Bedri Yaşar                          Feridun Bahşi

                    Samsun                                Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Antalya Milletvekilimiz Sayın Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Acı bir trafik kazasında hayatlarını kaybeden İYİ PARTİ Yozgat İl Başkanı Seyfi Bayrak ve İl Başkan Yardımcısı Ahmet Şükrü Karabacak’ı rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Yakınlarının, sevenlerinin ve İYİ PARTİ camiasının başı sağ olsun.

Yine, bugün, Ankara Adliyesinde çok farklı bir dava vardı. Şehit anası, Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hâkim önüne çıkarıldı. Duruşmaya Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener ve bizler de katıldık.

Bugün, sarayda oturanlar bu ülke için canını, canının yarısını toprağa vermiş bir anayı sanık olarak hâkim karşısına çıkardılar. Yüreğimiz sızladı. Pakize Anamız şehidimizin anası, bu ülkenin değeri ve gururudur. Başta Pakize Anamız olmak üzere tüm şehitlerimizin emanetleri olan analarımızın her zaman yanındayız, yanında olacağız.

Değerli milletvekilleri, ağır ekonomik kriz devam etmektedir. Krizin yansımaları ise yine çok ağır şekilde devam etmektedir. En son, İstanbul’da yaşları 48 ila 62 arasında değişen 4 kardeş ödeyemedikleri borçlar sebebiyle bunalıma girmiş ve intihar etmişlerdir. Sağlık sorunlarıyla birlikte ağır depresyonları olan ve ödeyemedikleri yüksek miktarda borçları olan 4 kardeştir bunlar. Tüm kayıtlar tarandığı hâlde sosyal yardım talebinde bulunmadıkları anlaşılmıştır. Merhumlara rahmet diliyorum, ruhları şad olsun. Yoksullar konusunda gerekli tedbirler alınmazsa korkarım bu tür olaylar yaşanmaya devam edecek.

Değerli milletvekilleri, bakınız, sayın bakanların “Yıl sonuna kadar zam yapılmayacak.” dedikleri konularda bile -elektrik, doğal gaz, benzin, köprü geçiş ücretleri, Devlet Demiryolları ve posta pulu ücretlerine- birkaç gün içinde yüzde 15-20 civarında zam geldi. Son bir yılda elektrik ve doğal gaza toplam 5 kez zam yapıldı. Sadece bunlara yapılan zamlar yüzde 50’yi geçti. Dolayısıyla, zaten zor durumdaki vatandaşları zamla, cezalarla yormaya devam ediyorsunuz.

Enflasyonu yüzde 8 açıklıyorsunuz ama elektrik ve doğal gaza yüzde 50’nin üzerinde zam yapıyorsunuz, trafik cezalarına yüzde 22,58. Bütün bunların anlamı nedir? Bunu açıklayacak bir yetkili var mıdır? Kime sorsanız bin ah işitiyorsunuz. Hiç kimse sesini çıkarmıyor, çıkaramıyor. Büyüyenler sadece iktidara sırtını dayayan yandaşlar. Başarısız politikalarınızın cezasını milletimiz çekmektedir. Onların sesine birazcık kulak verin ne olur. Millet bu ekonomik başarısızlıklarınızın faturasını kendisine çıkarmanızdan artık bıktı, usandı.

Bugün Antalya Kumluca ilçesi Ziraat Odası eski Başkanı Zeki Öztürk aradı, diyor ki: “Sabah 500 kilo patlıcan topladım. Önce hale götürdüm, zararına dahi alan yok. Komşulara dağıttım ki ineklerine yedirsinler.” Domates, biber fiyatları ve alımı da hiç farklı değil. Yanlış politikalar bizi bu hâle getirdi. Ne diyeyim ki?

Fakirlerin açlık sınırlarını belirlediniz ama yandaşlarınızın ve zenginlerinizin doyum sınırlarını belirleyemediniz. Bizler milletvekili olarak, memurun, işçinin, asgari ücretlilerin, esnafın, çiftçinin, sanayicinin, hatta emeklilerimizin daha çok nasıl üretime katkı sağlayacağını, nasıl kazanacağını, millî gelire daha fazla nasıl katkısı olacağını, bunları düşünmeli ve yoğunlaşmalıyız.

Değerli milletvekilleri, öncelikle temel vergi politikası, harcayandan değil de kazanandan vergi toplamak şeklinde değiştirilmelidir. Beyanname veren mükellef sayısı artırılmalı ve böylece, bazı indirim ve avantajlardan maaş kaynağından kesilen ücretliler de yararlandırılmalıdır. Etkin ve tarafsız bir vergi denetimi uygulanmalı, kayıt dışılığın önüne geçilmelidir. Hükûmet yanlış politikalar sonucu oluşan bütçe açığını, bu olumsuz süreçte hiçbir dahli olmayan fakir fukaranın yediği ekmekten, içtiği sudan, sofradaki zeytin peynirden çıkarmamalıdır. Bundan vazgeçilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle her ne kadar ticareti geliştirmeyi düşünseniz de yaptığınız eylemler bunun tam tersini göstermektedir. Ticaretle uğraşan yatırımcılarımız ve esnaflarımız kâğıt üzerinde yapılan düzenlemelerden çok vergi indirimlerine ve yatırım teşviklerine ihtiyaç duymaktadır. Özellikle KOBİ’lerimiz borçlarının yapılandırılması konusunda beklenti içerisindedir. Milyon dolarlık spor kulüplerinin ve yandaş iş adamlarının batık şirketlerinin borçlarını yapılandırma gücünüz varsa küçük esnafımızın da borçlarını lütfen yapılandırın.

Bu vesileyle, Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde bulunan “isteği” ibaresinin “talebi” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Habip Eksik                          Semra Güzel           Mahmut Toğrul

                      Iğdır                                Diyarbakır                   Gaziantep

                Erdal Aydemir                        Ali Kenanoğlu            Rıdvan Turan

                     Bingöl                                 İstanbul                        Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Iğdır Milletvekilimiz Sayın Habip Eksik. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Eksik.

HABİP EKSİK (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, saraydan gelen bu kanun teklifini gördükten sonra, bir de Sayın Özgür Özel’in yasamanın yasamayı nasıl yapacağıyla ilgili deminki konuşmasını dinledikten sonra, İstanbul’da bir derneği ziyaret ederken bir amcamızla aramızda geçen sohbeti aktarmak istiyorum. Derneği ziyaret ederken Ali Haydar amca bana şu soruyu yöneltti, dedi ki: “Ankara’da, Mecliste ne var ne yok?” Şimdi, bu soru üzerine ben döndüm, amcamıza şunu anlattım: Hepinizin malumudur, rivayet olunur ki Hazreti Ali ile Muaviye arasında bir deve muhabbeti vardır, hikâyesi vardır. Kûfeli bir adam bir gün devesini alır ve Şam’a ticarete gider. Şam’ın pazarına ulaştıktan sonra bir Şamlı gelir “Bu deve benimdir.” der. Kûfeli itiraz eder, “Hayır, bu deve benimdir; bak, dişidir, benim devemdir.” der. Şamlı “Yok, bu deve erkektir ve benimdir.” der. Bunun üzerine tartışma büyür, halk toplanır ve olay Şam’ın o dönemki Valisi Muaviye’ye intikal eder ve Muaviye’nin yanına varırlar. Şamlı der ki: “Ya Muaviye, bu deve erkektir ve benimdir.” Kûfeli de der ki: “Ya Muaviye, görüyorsunuz, deve dişidir ve benimdir, yuları da benim elimdedir.” Muaviye dönüp halka doğru der ki: “Deve erkektir ve Şamlınındır.” Kûfeli şaşırır, şoka girer, der ki: “Ya Muaviye, koskoca valisin, halkın hepsi de görüyor, bu deve dişidir ve benimdir. Halka soralım.” ve halka sorar, halk der ki: “Deve erkektir ve Şamlınındır.” Kûfeli boynu bükük bir şekilde oradan ayrılır, 30-40 metre ilerledikten sonra Muaviye çağırır, Kûfeli gelir. Kûfeliye der ki: “Git Ali’ye söyle, Şam’da Muaviye’ye 10 bin kişi biat eder. Muaviye’nin dişi deveye erkek deve dedi diye buna itiraz etmeyen 10 bin adamı var ve ayağını denk alsın.” Şimdi, ondan sonra -tabii rivayet olunur ki- Kûfeli gider, olayı Hazreti Ali’ye aktarır. Hazreti Ali döner, der ki: “Tabii, Muaviye bilmez ki bu dava, 3-5 inanan insanla başlamış ve yine Muaviye bilmez ki o 10 bin kişi, Muaviye’nin o gücü elinden gittiği zaman Muaviye’ye en çok isyan edenler olacaktır.”

Şimdi, ben de o amcamıza şunu söyledim, dedim ki: Sevgili Ali Haydar amcam, maalesef, Ankara’da, Mecliste, sarayın gönderdiği her kanuna “evet” diyen, ateşkese ateşkes diyemeyen, savaşa savaş diyemeyen...

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Ne savaşı ya!

HABİP EKSİK (Devamla) – ...sarayın her dediğine biat eden bir iktidar var maalesef. O da şunu söyledi, dedi ki: “Doğru, bu iktidar maalesef iradesini saraya ipotek etmiş. Ama 90’lı yıllarda evimizi barkımızı yıktılar, köylerimizi yaktılar ve o iktidarlar bizi metropollere göç etmek zorunda bıraktılar. Göç ettik, metropollere geldik fakat bize parmak sallayan ‘Ya bitecekler ya bitecekler.’ diyen o iktidarların hepsi siyasetin çöp tenekesine gittiler.”

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bitecek olan PKK, karıştırma; PKK bitecek, PKK.

HABİP EKSİK (Devamla) – “Eminiz, bu iktidar da siyasetin çöp tenekesine gidecektir ve bu da yine bizim elimizden olacaktır.” dedi.

Burada tekrar dile getirmekte fayda var, ne yaparsanız yapın, bütün belediyelerimize el koysanız da, sarayın bütün dediklerine “evet” deseniz de HDP var olduğu sürece, Kürt siyasal hareketi var olduğu sürece sizler siyasetin çöp tenekesine gideceksiniz…

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sensin çöp tenekesi.

HABİP EKSİK (Devamla) – …ve bu yaptığınız yanlışlardan dolayı da hepiniz yargılanacaksınız. Buna hiç kimsenin şüphesi olmasın arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, çok kısa bir… Tutanaklara geçmesi için…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Konuşmacı, biraz önce, sanıyorum Tansu Çiller’in konuşmasına atıf yaptı “Ya bitecekler, ya bitecekler.” diye. Tansu Çiller -hafızam beni yanıltmıyorsa- terörü kastetmişti.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Teröristleri kastetti Hocam.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Yapmış olduğu konuşmanın bağlamından, o kastettiği teröristlerle, konuşmacı kendisi arasında “biz” diyerek bir özdeşleşme yarattı. Yanlış anladığımı düşünüyorum, kendisi de tashih ederse yerinde olur çünkü maalesef, geçmişte de bugün de mücadele edilen kesim teröristlerdir.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) – Doğru, üstlerine alınmaları normal.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sayın Başkanım, doğru.

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlar, Grup Başkanınız konuşuyor.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) - Tahmin ediyorum, kendilerinin de teröristlere karşı olmaları gerekir çünkü meşru bir zeminde siyaset yürütüyorlar.

O bakımdan, böyle bir özdeşleşmeye -tahmin ediyorum- itiraz eder diye düşünüyorum ve bir açıklama bekliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 8’inci maddesiyle 6493 sayılı Kanun’un 12’nci maddesine eklenen beşinci fıkrada yer alan “(h) bendinde” ibaresinin “(b) ve (h) bentlerinde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Mehmet Muş                     Mehmet Doğan Kubat    Hüseyin Yayman

                    İstanbul                                İstanbul                         Hatay

               Abdullah Güler                     Selman Özboyacı            Habibe Öçal

                    İstanbul                                 Konya               Kahramanmaraş

         Ceyda Bölünmez Çankırı

                     İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutalım?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul)- Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Önergeyle maddenin ikinci fıkrasının (h) bendinde belirtilen işlemler yanında, (b) bendinde düzenlenen "ödeme işleminin, gönderen ya da alıcı namına mal veya hizmet pazarlığına ya da alım satımına yetkili olan ticari temsilci aracılığıyla yapılması” yönündeki işlemlerin de toplam büyüklük ve etki alanı açısından Bankaca belirlenecek seviyeye ulaşması durumunda, bu Kanun kapsamında ödeme hizmeti olarak değerlendirilebilmesi mümkün kılınmaktadır.

Uygulamada özellikle elektronik ortamda gerçekleşen bazı ödeme işlemlerinin gönderen ya da alıcı namına mal veya hizmet pazarlığına ya da alım satımına yetkili olan ticari temsilci aracılığıyla yapılması uygulamasının tercih edilebildiği ve bu tür işlemlerin etki alanı açısından önemli seviyelere ulaşabildiği görülmektedir.

Bu kapsamda, gelecekte bu tür işlemleri ödeme hizmeti kapsamında değerlendirme ihtiyacı doğması durumunda bu tür bir adımın atılması aşamasında herhangi bir hukuki duraksamaya neden olmamak üzere önerge verilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 9’uncu maddede 2 önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde bulunan “yer alan” ibaresinin “bulunan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Semra Güzel                        Mahmut Toğrul          Erdal Aydemir

                  Diyarbakır                             Gaziantep                       Bingöl

                Ali Kenanoğlu                        Rıdvan Turan

                    İstanbul                                 Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerine söz isteyen, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Semra Güzel. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Güzel.

SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşülen kanun teklifinin 9’uncu maddesi Merkez Bankasına, ödeme hizmeti başlatma ve hesap bilgisi sağlama faaliyetleri kapsamında, başka bir ödeme hizmeti sağlayıcısıyla paylaşılmasına ilişkin usul ve esası belirleme yetkisi vermektedir. Bu şekilde borç ödeme takvimi sürekli ertelenerek kriz görünmez kılınmaya çalışılmaktadır. Bu noktada bu teklifteki ödeme sistemlerinin Merkez Bankası tarafından denetlenmesi isteği aslında borç yönetimiyle krizi yönetmeye çalışmaktır. Bu, bir süre daha halkın karşısına “Ekonomimiz iyi.” masallarıyla çıkmanın bir başka yoludur.

Değerli milletvekilleri, bu kürsüden ülkenin ahvali iktidar tarafından her şey güllük gülistanlıkmış gibi anlatılıyor. Ekonomik güç, kadının özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, her şey çok yolunda ama biz kadınlara emekçiye, Kürt’e bunlar birer masalmış gibi geliyor.

Ben sizlere gerçek bir hikâye anlatacağım. Bundan yaklaşık elli yıl önce Uruguay’da “Tupamaros” isimli bir solcu grup kurulur. 1970’lerde askerî darbeyle bu örgütün 3 militanı tutsak edilir ve on iki yıl boyunca mahkemeye çıkarılmadan, mağara benzeri yerlerde askerî himayede özgürlüklerinden alıkonulur ve ağır işkenceye maruz kalırlar. Hiçbir şekilde görüşmecileri olamaz, kitap ve kıyafetleri olmaz. Darbeci komutanlardan biri, tutsaklardan birine bir gün şöyle söyler: “Burada siyasi bir tutsak değil birer rehinesiniz, buna göre muamele göreceksiniz.” Bu söylediği kişi 2009 yılında Uruguay Devlet Başkanlığına seçilen Sayın Jose Mujica’dır.

Değerli milletvekilleri, bunu anlatmak istedim çünkü o dönem bu askerî darbeyi yapanlar devlet aygıtlarıyla, darbe hukukuyla bütün toplumun üzerinden birer panzer gibi geçtiler. Şimdi de aynısı bizlere yaşatılmaya çalışılıyor. Önceki dönem milletvekillerimizin ve eş genel başkanlarımızın rehin alınmasının üzerinden üç yıl geçti. Siyasi temsilcilerimiz ve parti yöneticilerimiz gözaltına alınmaya ve tutuklanmaya devam ediyor. Haklarında bir mahkeme tahliye kararı verirken jet hızıyla bir diğer mahkeme “Tutukluluğuna devam.” diyor. 4 Kasım siyasi darbesinin yıl dönümünde bunu canlı canlı yaşamaya devam ediyoruz.

Bu süreç içerisinde bizleri hem şaşırtan ama aslında bu sistemin erkek egemenliğini göz önüne aldığımız zaman pek de şaşırtmaması gereken bir diğer konu eş başkanlık sistemimiz. Bugün rehin olanların neredeyse yarısından fazlası kadın arkadaşlarımız. Bizler kadın özgürlüğü için her mekanizmamıza yüzde 50 kotasını uygularken iktidar bu kotanın çok daha üstünü tutuklarken uyguluyor. Şu anda eş başkanlık kayyum atamalarına gerekçe yapılıyor. Neymiş? Anayasa’da yokmuş. E, getirelim o zaman. Siyasi Partiler Kanunu’nda eş başkanlık bu Meclisten geçti. Parti olarak eş genel başkanlık düzeyinde bir sistem şu anda yasal. Madem kadın özgürlüğü diyoruz, cinsiyet eşitliği diyoruz, yasalaştıralım o zaman, toplumun bütün mekanizmalarına uygulayalım bunu. Tabii, sorun sadece buysa. Ama eğer sorun sadece bu değilse sizi rahatsız eden ne? Kadınların siyasi temsilci olmasından mı, belediye eş başkanı olmasından mı, özne olmasından mı rahatsızsınız?

Değerli milletvekilleri, eş başkanlık nedir biliyor musunuz? Herhangi bir kurum veya kuruluşta kültürden sanata, siyasetten yerel yönetime kadar yaşamın her alanında tüm karar ve planlama süreçlerinde kadın ve erkek eşitliğinin sağlanmasıdır. Eş Başkanlık, cinsiyet eşitliğine dayanan bir toplumsal modeldir. Maalesef ki ülkemizde karar mercilerinin ve toplumsal yapıların yüzde 90’ında erkeklerin söz sahibi olduğu bir sistem var. Mecliste bile bu böyle. Bu devlet başta Medeni Yasa olmak üzere İstanbul Sözleşmesi’ne, CEDAW Sözleşmesi’ne, Meclis bünyesinde çalışmalarını yürüttüğü kalkınma grubunun feyz aldığı Kahire Sözleşmesi’ne üye ve bu sözleşmeler diyor ki: “Kadınların güçlendirilmesi için, taraf olan devletler toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmek, sosyal mekanizmalar geliştirmek zorundadır.” Devletin teşvik edip uygulaması için politikalar üretmesi gereken konuları biz kadınlar yapıyoruz ama önümüzdeki en büyük engel yine devletin kendisi oluyor. Uluslararası sözleşmelere, taraf olduğunuz sözleşmelere uymayarak suç işliyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, yaşanabilir bir ülke ancak kadın-erkek eşitliğinin sağlanabildiği bir ülkedir. Tarihin en onurlu sayfalarında yer alacak ve çoğu eş başkan olan tutsak siyasetçilerimiz toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi veren arkadaşlarımızdır. Uruguay’daki askerî darbeyi yapanları ve işkence uygulayanların ismini burada şu an kimse bilmiyor ama Jose Mujica bütün dünyanın parmakla gösterdiği, mütevazı yaşamıyla örnek olan ve insan haklarına saygılı bir lider olarak tarih sayfalarında çoktan yerini aldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

SEMRA GÜZEL (Devamla) – Hakikat ne cezaevi duvarlarına ne işkence odalarına ne de siyasi ve askerî darbe hukukuna boyun eğmez. Tarih bunu er ya da geç gösterecek.

Jose Mujica’nın hayatını anlatan “Saraysız Başkan” kitabını herkese tavsiye ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde geçen “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

               Bülent Kuşoğlu                     Sevda Erdan Kılıç Emine Gülizar Emecan

                    Ankara                                  İzmir                         İstanbul

               Lale Karabıyık                       Cengiz Gökçel             Orhan Sümer

                     Bursa                                  Mersin                         Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekilimiz Sayın Cengiz Gökçel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Gökçel.

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere buradan Mersin’in talihsizliğini ve AKP tarafından uğradığı haksızlığı anlatmak istiyorum.

Mersin kamu yararına olan yatırımları alamaz hâle geldi. Mersinliler olarak yılda 14 milyar liranın üstünde vergi ödüyoruz ama yatırım yapmaya gelince sadece 500 milyon liralık kamu yatırımı yapılmış. Bu adaletsizlik değil mi? Bunu yüce Meclise, sizlere soruyorum.

Mersin bunu hak ediyor mu, elinizi vicdanınıza koyun ve bir düşünün. Çeşmeli-Taşucu Otobanı, Antalya yolu, havalimanı, Kazanlı turizm bölgesi, Pamukluk Barajı ve konteyner aktarma limanı; bu saydıklarımın hepsi iktidarın Mersin’e söz verdiği projeler. Hangisi bitirildi, hemşehrilerimin hizmetine sunuldu derseniz, hiçbiri. Yani ses var, görüntü yok. Ancak Allah kimseyi hastalandırmasın, zaten hastaneye ulaşmak için de vatandaşlar binbir çile çekiyor, uyguladığınız sağlık politikalarının ne hâle geldiği de ortada. Ancak söz konusu halk sağlığını hiçe sayan, çevreyi kirletecek, Mersin’i yaşanmaz hâle getirecek olan projeler olunca ses de var, görüntü de var. Bir Mersinli olarak merak ediyorum, 321 kilometre sahiliyle cennetten bir köşe olan, tarihi ve kültürüyle St. Paul’ün doğduğu şehir olan Mersin’e bu kadar zarar vermeyi AKP olarak nasıl içinize sindiriyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

Geçen hafta bu kürsüden, Mersin Marina’da Bakanlık eliyle işleticiye sağlanan haksız kazancı dile getirmiştim. Biz Mersinliler olarak marinanın yat limanı olmaktan çıkartılıp alışveriş merkezi olmasına hâlâ bir anlam vermiş değiliz. Şimdi, yeni sorunumuz, Akdeniz ilçemizin ve Mersin’in kalbine hançer sokacak polipropilen tesisi yani plastik ham maddesi üretecek bir tesis.

Değerli arkadaşlar, bu tesis plastik ham maddesi üreteceği için çevreye ve insan sağlığına çok büyük zararı olacak bir tesis. Şehrin kalbine bu üretimi yapacak tesisi reva görenlere inşallah Mersinliler de zamanı geldiğinde gereken cevabı verecekler.

Yine, Bakanlık, kitabına uydurarak, hukukun arkasından dolanarak 550 dönümlük bir araziyi özel endüstri bölgesi ilan etmeye çalışıyor. Buradaki işleticinin ayrıcalığı ne? Bunu yüce Türk milletine ve yüce Meclisimizdeki parlamenterlere soruyorum: Binlerce insanın yaşadığı, Akdeniz’in incisi Mersin’imize yıllık 500 ton üretim kapasiteli bir zehir fabrikası nasıl yapılabilir? Halk sağlığını hiçe sayıyorsunuz, çevrenin kirletilmesine göz yumuyorsunuz. Hazine arazisini ayrıcalıklı şirketlere peşkeş çekiyorsunuz. Mersin’in yaşanılmaz bir yer olmasına olanak tanıyorsunuz. Şehrimizin ekonomik gelişmesine büyük katkısı olacak konteyner limanının yerine plastik fabrikası kurulması için Mersin’in kalbinden 550 dönüm araziyi söküp alıyorsunuz.

Arkadaşlar, mesele sadece polipropilen tesisiyle sınırlı değil. Karaduvar ile serbest bölge arasında bulunan bu değerli yer özel endüstri bölgesi ilan edilirse gübre fabrikasının kenti zehirleyen 23 bin ton kapasiteli amonyak depolama tesisi de büyütülecek, daha çok üretim için daha çok azot depolanacak. Mersin âdeta bir saatli bombanın üzerine oturacak. Bu şehrin kalbine böyle bir tesisin kurulmasına hangi gerekçeyle olur verilir? Bu, Mersin’e yapılacak en büyük ihanettir.

Değerli arkadaşlar, bu yılın Temmuz ayında On Birinci Kalkınma Planı’nı görüştük. Konteyner aktarma limanıyla ilgili tartışma yaşandı çünkü 10’uncu Kalkınma Planı’nda açıkça Mersin’e yapılacağı yer alan bu konteyner limanı 11’inci Kalkınma Planı’nda yer almıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Gökçel.

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – “Doğu Akdeniz’e yapılacak liman” yazılarak Mersin’den kaçırılıyor.

Değerli arkadaşlar, bir kentin gelişmesi için o kente kamunun yapacağı yatırımlar çok önemli. Evet, ülkemizin dünyaya açılan en yakın ve en kârlı deniz ulaşımının yapıldığı yer Mersin Limanı, Çukurova bölgesi.

Değerli arkadaşlar, siz 10’uncu Kalkınma Planı’nda bunu görüp 10’uncu Kalkınma Planı’na işleyip daha sonra bir polipropilen tesisi için, sizin yandaşınız olan bir şirketin menfaati için Mersin’in, Çukurova’nın, ülkemizin çıkarlarına nasıl dur dersiniz? Bunu yüce Meclisin şahsında bütün Türkiye’ye soruyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Bu haksızlığı yapanlardan da elbet hesap sorulacağının bilinmesini istiyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 9’uncu madde kabul edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, 10’uncu maddeyi görüştükten sonra -üç konuşmacımız var- 60’a göre söz taleplerini karşılayacağım, arkadaşlar lütfen salonda olsun.

10’uncu madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır; önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinde geçen “ibaresi” kelimelerinin “ifadesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Bülent Kuşoğlu                  Emine Gülizar Emecan     Lale Karabıyık

                    Ankara                                İstanbul                         Bursa

                 Orhan Sümer                      Sevda Erdan Kılıç           Suzan Şahin

                     Adana                                   İzmir                           Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hatay Milletvekilimiz Sayın Suzan Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2-8 Kasım tarihleri arası Lösemili Çocuklar Haftası’dır ve kapsamda LÖSEV öncülüğünde “Yaşama el ver.” konulu etkinliklerle farkındalık yaratma adına çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu nedenle LÖSEV’in kampanya sloganı olan “Maskemi takarım, farkındalık yaratırım.” diyerek sözlerime başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın üyeler, halk arasında kan kanseri olarak bilinen, çocukluk çağı kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemide son yıllarda artış yaşanmaktadır. Türkiye'de her yıl yaklaşık 4.250 yeni akut lösemi vakası görülmesi söz konusudur. Bunun yanında, hastanelerimizde, bin kişiye düşen yatak sayısı OECD ülkelerinde ortalama yüzde 4,2’yken ülkemizde bu oran yüzde 2,4’te kalmaktadır. LÖSEV tarafından Avrupa’nın ilk, Türkiye'nin en donanımlı LÖSANTE Çocuk ve Yetişkin Hastanesi 2016 yılında tamamlanmış ve Sağlık Bakanlığı tarafından 400 yataklı olmasına rağmen sadece 75 yatak için ruhsatlandırılmış, bu nedenle de yüzde 20 kapasiteyle çalışmaktadır. Hastanedeki 10 ameliyathanenin ise sadece 3’ü kullanılmakta, 7 ameliyathane çürümeye terkedilmiş durumdadır. LÖSEV milyonlarca lira yatırımla binden fazla kişiye iş imkânı, on binlerce hastaya şifa sağlayacakken tam ruhsatı alamamaktadır. AKP Hükûmeti sırf yabancı diye bazı firmalara kapıları sonuna kadar açarken, yerli ve millî bir hastaneye ısrarla ruhsat vermemektedir.

LÖSANTE Hastanesi yüz binlerce duyarlı vatandaşımızın topladığı bağışlarla inşa edilmiş, iskân ve işletme ruhsatını almış, tıbbi araçlarının tamamı en yeni teknolojiye hâkim, çağın şartlarına uygun ve yeterli kapasitede faaliyete hazır tam teşekküllü bir hastanedir. Sağlık Bakanlığı diğer özel hastanelere haksızlık yapılacağını belirten trajikomik bir açıklamayla 400 yatak kapasiteli hastaneye “Sen 75 yatakla hizmet verebilirsin.” demiştir. Türkiye’de birçok hastanenin en büyük sorunu yatak kapasitesidir. Her gün sizleri kaç kişi arayarak hastane konusunda yardım talep ediyor?

Sayın üyeler, bir düşünün, kanser hastalıklarındaki ciddi artış yatak ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Hastalar aylarca randevu ve yatak sırası beklemek durumunda kalmaktadır ki bir kanser hastası için bırakın aylarca beklemeyi, bir saatin bile büyük önemi vardır. Hastanelerin yatak kapasitesi sorununu aşmak üzere planlanan hastanelere ise Hükûmet maalesef izin vermemektedir. Neymiş efendim, diğer hastanelere haksızlık olurmuş. Konuyla ilgili olarak LÖSEV tarafından Sağlık Bakanlığına yapılan başvurulara verilen 30 Ocak 2019 tarihli yanıtta, hastanenin özel hastane hükümlerine tabi olduğu, tüm sağlık hizmetlerinin bir kamu hastanesi gibi hiçbir ilave ücret almaksızın sunulması taahhüt edildiği takdirde taleplerinin yeniden değerlendirileceği yanıtı verilmiştir. Bu taahhüt kabul edilmesine rağmen ve zaten tüzüğünde ücretsiz olduğu yazılıyken LÖSANTE’nin tam kapasite olarak kullanılamaması umutla bekleyen birçok çocuğun ve hastanın tedaviye erişimini zorlaştırmaktadır.

Sayın üyeler, onca kanserli çocuk tedavi beklerken, ülkenin en kapsamlı ve son teknolojiyle hizmet vermeye hazır hastanesine ruhsat vermemek lösemi hastalarını ölüme terk etmek değil de nedir? (CHP sıralarından alkışlar) Bu vicdansızlığın sorumluları kimlerdir? Tedavi bekleyen ve anlamsızca tedavisi geciken çocukların sorunlarını çözmek ve duyarlı vatandaşlarımızın mütevazı katkılarıyla inşa edilen bu hastanenin tam kapasiteyle çalışmasını sağlamak amacıyla CHP Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi, iki gün önce, bu Mecliste, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Hiçbir siyasi amaç gütmeyen, lösemi hastası çocukların tedavisi için attığımız bu adımı toplumun vicdanını sızlatan bir kararla reddeden vekilleri Allah'a ve yüce milletimize havale ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli üyeler, Sayıştay raporlarıyla tespit edilen onlarca zarara, şaibeye, yolsuzluğa, hukuksuzluğa ve kamu zararına rağmen korumakta olduğunuz; tüm zararları görerek, bilerek kabul ettiğiniz ve külfetini milletimizin sırtına yüklediğiniz şehir hastanelerine gösterdiğiniz özveri ve ilginin milyonda birini lösemili çocuklar için gösterin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Şahin.

SUZAN ŞAHİN (Devamla) – Kanserli çocukların derdine derman olacak bu hastaneye ruhsat vermeniz için hastanenin adı illa “LÖSANTE şehir hastanesi” mi olmak zorunda? O zaman mı hoşunuza gidecek de ruhsat vermeme politikanızdan vazgeçeceksiniz? (CHP sıralarından alkışlar)

Ruhsat vermeyerek her gün tedavi edilmeyi bekleyen onlarca kanser hastasının hayatını tehlikeye atmaktan vazgeçin. Gelin, 5 parti grubu el ele bu sorunu çözelim. Bugüne kadar birçok kişiye umut olmuş ve yetkililerin gösteremediği hassasiyeti içtenlikle göstermiş olan LÖSANTE’nin saçma sapan sebeplerden dolayı bürokrasi engeline takılıp ruhsat alamamasına son verelim. Gelin, bu anlamsız inattan vazgeçip kanserli çocuklara el uzatalım. Ümit ediyoruz ki Bakanlık yetkilileri vicdanının sesini dinler ve hastaneye hakkı olan ruhsatı verir; çocuklar güler, kanser ağlar. Şehit anası Pakize anayı mahkemeye vereceğinize, gelin, hayırlı bir iş yapın; LÖSANTE can verecek, yeter ki siz ruhsat verin.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Bülbül.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Hatay Miletvekili Suzan Şahin’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında Milliyetçi Hareket Partisinin “hayır” oylarıyla LÖSANTE Hastanesine ilişkin araştırma önergesinin reddedildiğini ifade ettiğine ve özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, hatip konuşmasında Milliyetçi Hareket Partisinin “hayır” oylarıyla LÖSANTE Hastanesine ilişkin vermiş oldukları araştırma önergesinin reddedildiğini ifade etmiştir. Şimdi, ben kendisinden “hayır” oyu verdiğimize dair elinde ne tür bir delil var, Meclise sunmasını istiyorum, Genel Kurula da. Sunamadığı takdirde de Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan özür dilemesini istiyorum hemen, lütfen.

BAŞKAN – Sayın Muş…

40.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, LÖSANTE Hastanesiyle ilgili sorunun cari mevzuatımız ile LÖSANTE Hastanesinin fiziki durumu arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklandığına ve meselenin takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu hafta başında bu meseleyle alakalı bir araştırma önergesi verilmişti. Orada da ifade ettik, bir konunun aydınlığa kavuşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, hastane inşaatı yapacağınız zaman bir, belediyeden izin alıyorsunuz, bir de Sağlık Bakanlığından yapacağınız kapasiteye uygun şekilde izin alıyorsunuz. Bu hastanenin izni 75 yatak kapasitesi yani Sağlık Bakanlığına yapılan müracaatta ortaya konan, düzenlenen ruhsat 75 yatakla sınırlı. Daha sonra hastane defakto bir durum oluşturarak 400 yatak kapasitesine çıkartıyor, 400 yatak kapasiteli bir hastane yapılıyor.

Şimdi, cari mevzuatımız ile hastanenin fiziki durumu arasında bir uyuşmazlık var. Biz o gün araştırma önergesi verildiği zaman da bu, Meclisin araştırmasıyla alakalı bir şey değil, idari bir mesele… Dolayısıyla bununla alakalı biz de meseleyi takip edeceğiz ama olayın böyle bir boyutu var. Yani hastane yapılıyorken 400 almış olsa, 400 yapacaktı; 75 alıp 400 yaptığı için sorun var ortada.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Siz de bu konuda zaten takipçisi olacağınızı ifade etmiştiniz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, bu, şu an sosyal medyada beddualarla dönen bir meseledir, anlatabiliyor muyum? Dünden bugüne kadar…

AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Ne oy verdiğinizi siz açıklayın o zaman.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yok, “Hayır oyu verdin.” diye iddia eden, iddiasını ispatla mükelleftir. Hukukçusunuz.

Dolayısıyla, ne oy verdiğimizi söyleyecekler. Eğer öyle değilse, Milliyetçi Hareket Partisi olarak da bir özrü hak ediyoruz herhâlde!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Siz söyleyin, biz düzeltelim. Siz çekimser oy mu verdiniz?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Niye? Beraber değil miydiniz efendim?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Evet” verdiniz mi?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben niye söyleyeceğim? Siz söyleyin. “Hayır” iddiasında bulunan sizsiniz. Eğer değilse, özür dilemeye davet ediyorum.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, kayıtlar zaten bellidir.

Sayın Özel, bir açıklama mı yapacaksınız bu konuda?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi, ısrarla vekilimizden açıklama istediği için…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Çok ağır bir şekilde dile getirdiği için söylüyorum.

BAŞKAN – Açıklamayı siz mi yapacaksınız Sayın Özel?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi, salı günü çok nazik bir konuyu görüştük. Lösemili çocuklar geldiler, grubumuzda bulundular, bütün grupları ziyaret ettiler ve sorunlarını anlattılar. Sonra da Sayın Tekin Bingöl araştırma önergesinde konuştu. Geçmişte Sayın Devlet Bahçeli’nin konuya hassasiyet gösterdiğiyle ilgili elimizde bilgiler, belgeler de vardı. Sayın Bahçeli’nin mevcut durumunun nezaketine de dikkat ederek onu oradan dile getirmedik ama MHP Grubuyla da paylaştık çünkü geçmişte bu konuda verilmiş çok ciddi bir destek var ve bence kıymetli bir destek LÖSANTE Hastanesine veya LÖSEV’e verilmiş destek. Ama bunu biz siyaset konusu, siyasette polemik konusu yapıp “Böyle diyordunuz, hadi ‘evet’ oyu verin.” falan demedik Sayın Bahçeli’nin de, meselenin de çok hassas bir süreçte olmasından dolayı ve öyle geçti. Milliyetçi Hareket Partisi kendisinin kanun teklifi olduğu konularda bile AKP’yle birlikte “hayır” oyu verdiği için, Sayın Vekil -ben şimdi kendisiyle de istişare ettim- kabul edilmediğine göre MHP’nin de “hayır” oyu verdiğini düşünüyor.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Düşünüyor mu, tespit midir?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama ben MHP’nin de verdiği oyları takip ediyorum ve çekimser kaldılar o oylamada. Eğer “evet” oyu verdilerse söylesinler, ben çekimser kaldıklarını gördüm, gözlemledim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, iddia sahibisiniz, iddianızı niye açıklığa kavuşturmuyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şunu söyleyelim mi?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Söyleyin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben sizin çekimser oy kullandığınızı gördüm.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Açabilir misiniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayalım ama.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Normal şartlarda, genel tutumunuz gereği “evet” oyu vermeniz gerekirdi, bu konuda daha önce yaptığınız birçok açıklama var ama siz, EYT’ye de kanun teklifi verip oylama sırasında “hayır” oyu veren, “evet” oyu veren Grup Başkan Vekilini de görevinden azleden bir partisiniz. Bunu duymak istiyorsanız bunu söyleyeyim o zaman size, böyle yaptınız. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Hemen cevap vereyim sana.

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Söz vereceğim.

Değerli arkadaşlar, konu aslında basit, çok da fazla sağa sola çekilecek bir konu değil yani zaten tutanaklar da ortadadır. Bunu bir polemik konusu hâline getirmeyelim.

Buyurun Sayın Bülbül.

42.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Hatay Miletvekili Suzan Şahin’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki ifadelerinden dolayı özür dilemesini talep ettiklerine, LÖSANTE Hastanesiyle ilgili meselenin hâlli için iyi niyetli çalışmalara dâhil olduklarına fakat araştırma önergelerinin toplumu ilgilendiren hassas meselelerde siyasi malzeme hâline getirildiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, düzeltilsin ve özür dilensin istiyorum. Bu, bu kadar…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne özrü ya!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Niye özür dilemeyeceksiniz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Evet” oyu mu vermişsin? Ne özrü?

BAŞKAN - Sayın Bülbül, Sayın Özel…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Tutanakları getirin “hayır” oyu verenlerle ilgili olarak ne söylediği ortada. Ben bunlar söylendikten sonra, eğer “hayır” oyu verdiysem her şeye razıyım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne oyu verdiğini de söyle!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ama eğer “hayır” oyu vermediysem gereğini yapın. Şimdi, kalkıp da… Ben Cumhuriyet Halk Partisinin LÖSANTE’yle ilgili araştırma önergesine “evet” veya “hayır” oyu vermek mecburiyetinde değilim. Milliyetçi Hareket Partisinin bu konudaki tavrını bu araştırma önergesinin sahibi olan Sayın Tekin Bingöl gayet yakından bilmektedir. Dün bu noktada elimizden gelen temasları kurduk, bu meselenin halli için iyi niyetli çalışmaların içerisine dâhil olduk. Fakat daha öncesinden ifade ettiğimiz gibi, araştırma önergelerinin Türkiye’de bazı meselelerde, toplumu ilgilendiren hassas meselelerde farklı bir siyasi malzeme hâline getirildiğini gördüğümüz bir ahvalde ve bizzat kendi bu teklifi veren partilerin kendi tekliflerinin arkasında on kişilik oylarla durduğu bir ahvalde, kalkıp milletin içerisinde “Bu cambaza bak.” oyununun içerisine MHP’nin dâhil olmayacağını baştan şerh etmiş bulunmaktayız.

Genel Başkanımız ifade etmiştir, demiştir ki: “Bu verilen araştırma önergeleri bizim için yok hükmündedir.” Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi kendi gündemine hâkimdir. Fakat LÖSANTE meselesinde ve lösemili çocuklarla alakalı olarak böyle bir duygu sömürüsü noktasında Milliyetçi Hareket Partisine bühtanda bulunulmasına, iftira atılmasına karşı olduğumuzu dile getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ve bu noktada “hayır” oyu verdiysek ispat edin, eğer vermediysek de özür dileyin diyorum, başka bir şey söylemiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Konu anlaşılmıştır.

Diğer önergeyi okutuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan… Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Müsaadenizle biz de herhâlde bu kadar sözün üstüne iki cümle söyleyelim.

BAŞKAN – Sayın Özel, kapatalım artık.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam, kapatalım.

BAŞKAN - Yani Sayın Grup Başkan Vekili oylamada “hayır” oyu vermediklerini ifade ediyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Verebiliriz de ya… Bu haksızlık yapılmasın artık ya!

BAŞKAN – Kayıtlar da bellidir. Bu tartışma konusunu artık bitirelim.

Buyurun.

43.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Milliyetçi Hareket Partisinin lösemili çocuklar için, EYT’liler için getirecekleri önergelere Cumhuriyet Halk Partisi olarak “evet” oyu vermeye hazır olduklarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, ben salı günü nasıl bir dikkat sarf ettiğimizin bizzat tanığıyım. Tekin Bingöl de bu konuda çok hassas davrandı. Ben zaten itiraz geldiği anda dedim ki: “Konuşacağım, geleceğim ve gerekli açıklamayı yapacağım.” Ama bu tutum, bu tavır doğru bir tavır değil.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Konuşmayı okuyun, siyaset yapmayın!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Size o zaman şunu söylerim: Getirin gelecek salı önergeyi, biz Milliyetçi Hareket Partisinin önergesine, lösemili çocuklar için de, EYT’liler için de “evet” oyu vermeye, iki elimizi birden kaldırmaya hazırız. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Siyaset yapmayın, doğruları söyleyin!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben bunu söylüyorum!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Doğrular üzerinden siyaset yapın!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Doğrular üzerinden yapıyoruz!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – 10 kişiyle oylama yapıyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz vereceğiz oyu, biz vereceğiz. Siz getirin, iki elle oylayalım.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, konu önemli…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Lösemili çocukların arkasında kaç kişiydiniz siz? Geçen ayarlarınız bozuldu, kendi Genel Başkanınıza 46 kişi sahip çıktınız.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, git Allah aşkına ya!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sen git Allah aşkına!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Millete şov yapmaktan başka işiniz yok. İcraat yapın, icraat yapın. 140 kişi gelin, sahip çıkın. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.16

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.32

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İsmail OK (Balıkesir),

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2272) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

10’uncu madde üzerindeki önerge işlemlerinde kalınmıştı.

Sıradaki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmesi” şeklinde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ayhan Erel                           Yasin Öztürk             Hasan Subaşı

                    Aksaray                                Denizli                        Antalya

                Feridun Bahşi                          Bedri Yaşar

                    Antalya                                 Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Sayın Hasan Subaşı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Subaşı.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

117 sıra sayılı Yasa Teklifi’yle ilgili İYİ PARTİ Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimiz Sayın Durmuş Yılmaz ve Sayın İsmail Tatlıoğlu’nun ayrıntılı açıklamaları olmuştu. Bu nedenle, teklif hakkında farklı bir açıklama gereği duymuyorum.

Su ürünleri yasa teklifi görüşmeleri sırasında, Demre Kekova Koyu ile Kaş ilçemizdeki basınç odası ihtiyacından ve zararlı göçmen balıklara karşı alınacak tedbirlerden söz etmiştim. Zaman darlığı nedeniyle Elmalı ilçemizde bulunan ulusal önemi haiz, sulak alan olarak tescil edilen Avlan Gölü’nde su tutulması için tedbirlerden söz edememiştim.

Sık sık kuraklık yaşanan Elmalı ilçemiz esasen su zenginidir. Elmalı Ovası Antalya’nın en büyük ovalarından biridir. İlçede yer alan Karagöl 1950’li yıllarda muhacirlere iskân amacıyla tahsis edilmişti. Ama Karagöl Elmalı Ovası’nda en düşük kotta yer aldığı için kış aylarında göl oluşur, yaz aylarına doğru göl çekildikçe kısmen tarım imkânı bulunurdu. Bundan rahatsız olan çiftçiler yıllarca mücadele vererek kurutma çalışması yapılması için dönemin Hükûmetine karar aldırdılar. Hükûmet, Finike’ye tünel açarak biriken suları boşaltma yoluna gitmişti. Böylece 70’li yıllarda Karagöl ve dolayısıyla Avlan kurutulmuş oldu. Kuraklık nedeniyle Avlan’ın çevresindeki sedir ormanlarında hastalık başladı, tarımda kalite düştü ve gölün tekrar su tutması için çalışmalar başladı. Ancak Elmalı’da taşkın koruma çalışmalarına devam edildiği için Avlan’da su tutmak mümkün olmuyor, yer altı suları çekiliyor ve havzada kuraklık devam ediyor.

6 Haziran 2016 tarihinde ulusal önemi haiz sulak alan olarak tescil edilen Avlan’da doğal hayat dengesi bozulmuştur. 100 milyon metreküpün üzerinde su altı ay süreyle düdenler vasıtasıyla yer altına deşarj edilmektedir gölleri kurutma adına. Oysa bu suyun yarısıyla Avlan Gölü’nün beslenmesi mümkün olabilir ve Elmalı Ovası’ndaki yüz binlerce dönüm tarım alanı sulanabilir. İlk aşamada Avlan’ın su tutması sağlanmalı, ikinci aşamada tarım alanlarının sulanması için proje çalışmaları yapılmalıdır.

6 Aralık 2018 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Ekrem Pakdemirli’ye verdiğimiz soru önergemize henüz cevap verilmedi. Önergede yer alan sorular şunlardı: “Elmalı’da uygulanan su politikasının değiştirilmesi noktasında yapılan ya da yapılması planlanan bir çalışmanız var mıdır? Doğal hayatı ve çevreyi korumak amacıyla 6 Haziran 2016 tarihinde ulusal önemi haiz sulak alan olarak tescil edilen Avlan Gölü’nün su tutması ve beslenmesi için Bakanlığınızın yapılan ya da yapılması planlanan çalışmaları var mıdır?” Bu sorulara cevap gelmedi ama bu soruları sürekli sormaya devam edeceğiz. Böyle bir su israfı her gelişmiş ülkede insanlık suçu sayılır.

Geçtiğimiz aylarda Avlan’ın su tutması için Elmalı Belediye Başkanımız Halil Öztürk, Kaymakamımız Fatih Ahmet Kurt, DSİ ve Millî Parklar yöneticilerinin yaptıkları çalışmalar sonucunda, yer altına deşarj edilen suların mevcut kanal yoluyla Avlan’a ulaşması için proje geliştirildi. Ancak projenin, DSİ Genel Müdürlüğü ya da Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından mı yapılacağı konusunda görüş ayrılığı bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Taşkın koruma ve kurutma projelerini yapan ve uygulayan, kanal yoluyla Avlan’ın beslenmesi için projeyi geliştiren DSİ olduğuna göre projenin bence DSİ tarafından yapılması doğru olanıdır. Ayrıca, Millî Parklar Genel Müdürlüğünün tasfiyesi gündemde olduğuna göre, zaman kaybetmeden bu su israfına ve çevre zararına son verilmelidir. Tarım ve Orman Bakanlığı duyarlılık göstermeli, DSİ Genel Müdürlüğüne gereken destek verilerek proje başlatılmalıdır. Hemşehrilerimizin beklentisini buradan Sayın Bakanlığa iletmek istedim.

Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinde bulunan “bahsi geçen” ibaresinin “sözü geçen” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Semra Güzel                        Mahmut Toğrul           Ali Kenanoğlu

                  Diyarbakır                             Gaziantep                      İstanbul

                Erdal Aydemir                        Rıdvan Turan

                     Bingöl                                  Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bingöl Milletvekilimiz Sayın Erdal Aydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Aydemir.

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – “…”(X)

(MHP ve İYİ PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın Aydemir… Sayın Aydemir, bir saniye…

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Başkanım, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Devletin resmî dili Türkçe.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – “…”(X)

BAŞKAN – Sayın Aydemir… Sayın Aydemir, bir saniye…

MUHAMMED LEVEND BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, müdahale edin.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – “…”(X)

(MHP ve İYİ PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın Aydemir… Sayın Aydemir…

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Ne anlatıyor bu?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bir saniye…

Sayın Aydemir, lütfen, herkesin anladığı ortak dilimizle konuşalım.

Buyurun…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, ben de çıkıp Arnavutça mı konuşayım? Ne yapacağız? Böyle bir şey olur mu ya! Allah Allah! Provokasyonun Allah’ı!

MUHAMMED LEVEND BÜLBÜL (Sakarya) – Müdahale edin!

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – “…”(X)

BAŞKAN – Sayın Aydemir… Sayın Aydemir, lütfen… Sayın Aydemir, lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Terk ediyoruz Meclisi Başkan. Ne bu ya! Hadi arkadaşlar! Böyle bir şey var mı ya!

(İYİ PARTİ milletvekillerinin Genel Kurul salonunu terk etmesi)

MUHAMMED LEVEND BÜLBÜL (Sakarya) – Burası Türk milletinin Meclisi.

BAŞKAN – Sayın Aydemir, lütfen…

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda bütün parti gruplarında Zaza -Dımılki, Kırdki konuşan- milletvekillerimiz var, AKP Grubunda da var, CHP Grubunda da var, MHP’nin tarihine geçmiş, seçilmiş belediye reisleri de var.

MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) – Burada da var, tarihte değil, şimdi de var şimdi, var yani.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Bunlar, Dımılki, Kırdki, Zazaca konuşurlardı. O yüzden buradaki Zazaca, Dımılki, Kırdki merhabalamam bu kadar tepkinize sebep olmamalı.

MUHAMMED LEVEND BÜLBÜL (Sakarya) – Merhabana değil, konuşmanın devamına, konuşmanın devamına.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Sayın Meclis, ATV televizyonunda Müge Anlı diye bir sunucunun yapmış olduğu programa canlı yayında Zazaca konuşan bir aile katıldı. Maalesef ki merkez ve yandaş medyanın bu temsilcisi âdeta Türkiye'de konuşulan bütün ana dilleri inkâr ve tekçi bir zihniyetle naklen yayını, canlı yayını kesti. “Burası Birleşmiş Milletlerin halklar meclisi değil.” diye tepkisini ortaya koydu. Bu ülkede Zazacayı konuşan yaklaşık 4 ile 6 milyon kişi var. Dolayısıyla bu yapılan muameleye karşı bu ülkede yaşayan bütün Zazalar infial hâlinde ve yoğun bir tepki içerisindeler. Bundan dolayı, 2020’nin bütçe görüşmeleri yapılırken özellikle bu ülkede konuşulan ana dillerini eğitim hakkı olarak benimseyen, talep eden ve isteyen bütün kesimlerin bu taleplerini bırakalım karşılama yerine, bırakalım onlara kaynak ayırma yerine, hiçbir şekilde bu tekçi ve inkârcı bütçede yer almamıştır.

İşte, buradan bir kez daha ana dilimde yapmış olduğum bu konuşma -tıpkı Müge Anlı’nın canlı yayında yaptığı gibi- eğer Meclis tutanaklarına da “bilinmeyen bir dil” veya “bilinmeyen x dili” olarak geçerse, hem Müge Anlı’yı hem de eğer bu uygulama yapılırsa buradan, bu kürsüden Meclis tutanaklarını veya Meclis tutanaklarından sorumlu olan bütün herkesi kınamayı Zazaca konuşan, Dımılki konuşan, Kırdki konuşan bütün herkes adına kendimde bir hak olarak görüyorum.

Arkadaşlar, Zazalar, başta Bingöl Merkez, Genç ilçesi, Solhan ilçesi, Elâzığ Palu, Dersim, Erzincan, Urfa Siverek, Diyarbakır’ın kuzey ilçelerinin hemen hemen tümü, Kulp, Lice, Hani, Piran, Ergani, Eğil, Çermik, yine Sivas’ın aşağısından tutalım Erzincan sınırlarına kadar yoğun bir şekilde yaşamakta ve burada Zaza dili konuşulmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) – Bölücülük yapma!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Zazalar sizi sevmiyor! Zazalar sizi sevmiyor!

BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen…

Sayın Hatip, buyurun.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Zazalar sizi sevmiyor! Zazalar sizi sevmiyor!

BAŞKAN – Sayın Eronat, lütfen.

Tamamlayın Sayın Aydemir.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Elbette Sayın Başkanım.

Tabii ki Zazacayı konuşurken, Zaza dilini konuşurken, rahmetliyi anmadan geçmek olmaz; tüm Zazaların gönlünde taht kurmuş, Zaza ozanımız, Rençper Aziz’e Allah’tan rahmet diliyorum, nur içinde yatsın ve onun bir özdeyişiyle “…”(x) (HDP sıralarından alkışlar)

MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) – Türkçesini de söyle!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Zazalar sizi sevmiyor! Sizi sevmiyor Zazalar!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, kısa bir cümle; polemik değil.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, biz bu memleketi, Türkiye Cumhuriyeti devletini, hatibin de ifade ettiği, saydığı kim varsa, bu memlekette yaşayan, 82 milyonluk Türkiye’yi, Türk milletini oluşturan bütün yapıları, bütün bölgeleri dâhil etmek suretiyle, hepsinin ortak iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak kurduk; bu, çok önemli bir iradedir.

Şimdi, bu memlekette sanki kökeni Zaza olan, kökeni işte Türkmen olan, Yörük olan, efendime söyleyeyim, Arnavut olan, Boşnak olanlarla, bunlarla sanki bir problem varmış gibi, bunlar sanki toplumda ikinci sınıf bir muamele görüyorlarmış gibi, öteleniyorlarmış veyahut da bu şekilde konuşuyor diye bu memlekette ikinci sınıf vatandaşmış gibi devletten muamele görüyorlarmış gibi, sanki tahsillerine engel olunuyormuş gibi, yükselişlerinde, kariyerlerinde, devlet imkânlarından faydalanmalarında, bürokraside yer almalarında, seçilip milletvekili olmalarında, başbakan olmalarında sanki bir engel varmış gibi, burada belli bir politika dâhilinde ve sadece yüce Meclise değil yalnızca Türkiye’ye karşı farklı birtakım çalışmalar içerisinde olan, özellikle Batı’da bu hesapları güden yapılara, mahfillere delil oluşturmak maksadını taşıyan, çok sistematik bir üslup veya tarzda bu konuşmaların şahidi oluyoruz biz bu Mecliste. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bunlar Türkiye'nin sosyal gerçeklerine, tarihî gerçeklerine aykırı bir durumdur. Bu noktada 82 milyon Türkiye'nin, Türk milletinin iradesi hilafına yapılan ve bizzat ırkçılığın ta kendisi olarak değerlendirdiğimiz böyle davranışların Türkiye'de insan hakları, demokrasi ve kardeşlik kılıfı altında sunulmasını şiddetle kınadığımızı ifade etmek istiyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Muş…

45.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in 117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dilinin Türkçe olduğuna, AK PARTİ iktidarı olarak bütün yerel dillerde propaganda serbestliğini getirdiklerine, televizyon kurulmasının, özel okullar ile kursların açılmasının önünü açtıklarına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa’mıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir. Anayasa’mızda bu yazmaktadır. Burada da Türkçe konuşuruz. Şimdi, siz başka bir dille konuştuğunuz zaman Parlamentoda bulunan 600 kişiden belki 10 kişi anlamıştır sizi. Şimdi, başka bir hatip geldi, Arapça konuştu, kim anlayacak onu? Sonra hepimiz birbirimize bakıyoruz, “Ne diyor, ne anlatıyor?” diye. Buradaki mesele, Zazaca da bizim, Kürtçe de bizim, diğer yerel diller de bizim, hepsi bu ülkenin zenginlikleri. Kaldı ki biz AK PARTİ iktidarı olarak bütün yerel dillerde propaganda serbestliğini getirdik, televizyon kurulmasının önünü açtık, özel okullar açılmasının önünü açtık, kursların açılmasının önünü açtık. Bunları biz yaptık. Fakat buradan hareketle “Şimdi, göreceksiniz tutanaklara bilinmeyen bir dil olarak geçecek.” Şimdi, siz buradan Rusça konuşsanız da bilinmeyen bir dil olarak algılanacak, İngilizce konuşulsa bu aynı şekilde kayıt altına alınacak çünkü buranın resmî dili Türkçedir. Dolayısıyla, buradan hareketle insanlar sanki bir dile karşıymış gibi, bir dile düşmanlıkları varmış gibi bir algı oluşturmak, bu tip ifadeler kullanmak doğru değil. Bu, Türkiye'de iç içe geçmiş insanların arasına nifak tohumu ekmekten başka bir şey değildir, bunu doğru bulmuyoruz.

Müge Anlı’nın programıyla alakalı mesele de şudur: Bir vatandaşımız katılıyor, vatandaşımız Zazaca konuşuyor -ana dili olabilir, belki başka dil bilmiyor olabilir- fakat stüdyoda kimse anlamıyor, bilmiyor, o anda bir çeviri imkânı yok. RTÜK kurallarına göre de ya bir çevirmen, tercüman bulmanız lazım orada ya da anlaşılabilir hâle getirmeniz gerekiyor. Kanal bunu yapamıyor. Dolayısıyla da “Yayını kesmek zorundayım.” diyor. Şimdiye kadar bunun, buradan alınıp efendim, Zazacaya düşmanlıkmış gibi bir algı oluşturmanın da manası yok.

Bak, ben bunun benzerini daha önce bir konuşmamda ifade ettim. Sanırım Batman ili olması lazım. Şikâyet geliyor, 2 defa şikâyet ediyor vatandaş. Sesli müzik var, alkollü bir ortam var. Polis oraya şikâyet üzerine gidiyor ve orada sesli müzik olduğu için -ruhsatları yok- müdahalede bulunuyor. Fakat bu nasıl anlatıldı? Kürtçe şarkı söylendiği için yapıldı. Hayır, orada Fransızca şarkı söylense de Türkçe şarkı söylense de aynı müdahale yapılacak. Şimdi, Ankara’da siz istediğiniz yerde canlı müzik yapabilir misiniz? Canlı Türkçe müzik yapabilir misiniz? Yapamazsınız. Ruhsat almanız lazım.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bitiriyorum, toparlıyorum…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Mehmet Bey, başka bir örneği var mı Türkiye’de? Şarkı söylerken gidilip, müdahale edilip, kapatıldığı başka bir örnek var mı?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Yok!

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Yok. Çünkü Kürtçe söylediği için…

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir saniye lütfen… Tartışmayın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sonra şarkıcı, o şarkıyı söyleyen insan, o şarkıyı söyleyen vatandaş çıktı “Ya benimle hiç alakası yok, işletmeyle alakalı bir sorun, ben de zor durumda kaldım.” diyor.

Dolayısıyla, bunu şunun için söylüyorum: Arkadaşlar, samimi olmakta fayda var.

BAŞKAN – Toparlayın lütfen Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Samimi olalım. 82 milyonun arasına nifak tohumu ekmeyin.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Siz yapıyorsunuz! Kürt düşmanısınız!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sürekli yaptığınız, belli bir bölgeyi milletin tamamından koparmak, ayrıştırmak için… Hiçbir ilkeniz yok, Makyavelist bir anlayışla, “Bir bölgeyi bu ülkenin tamamından nasıl ayırırız?”ın hesabı içerisindesiniz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Ama siz yapacaksınız onu. Az kaldı, böyle devam edin, yapacaksınız.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Yazık ediyorsunuz. Kendinize de yazık ediyorsunuz, ülkeye de yazık ediyorsunuz.

Ama şunu unutmayın: Sizden önce başkaları da vardı.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Mehmet Bey, siz böyle devam edin, yapacaksınız.

HABİP EKSİK (Iğdır) – Siz yapıyorsunuz, siz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Onlar başaramadı. Siz de başarmayacaksınız. Size de nasip olmayacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Vallahi siz devam edin, yapacaksınız kimsenin yapamadığını.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

FEYZİ BERDİBEK (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika değerli arkadaşlarım, işlem yapıyoruz. Grup Başkan Vekilleri söz istiyor. Sayın milletvekilleri Grup Başkan Vekili söz istediği zaman biraz geride kalsınlar. Ben birazdan 60’a göre zaten sözler vereceğim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Önce şu işlemi bir tamamlayayım Sayın Oluç, size söz vereceğim.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Bütün başkan vekillerine verdikten sonra!

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2272) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN – En son önergeyi oylamıştık, önerge kabul edilmemişti.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 10’uncu madde kabul edilmiştir.

Buyurun Sayın Oluç.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki  bazı ifadelerine, farklı ana dillerin olmasının zenginlik olduğuna ve insanların ana dillerini konuşmasına, ana dillerinde eğitim talep etmesine itiraz edilmemesi gerektiğine, yapılan suçlamaları reddettiklerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, önce, bazı ithamlarda bulundu değerli vekiller; ben ona ilişkin kısaca bir şey söyleyeyim.

Yapılan işin ne nifak tohumu serpmekle ne bir bölgeyi bu ülkeden kopartmakla ne halkı birbirinden ayrıştırmakla alakası yoktur, hiç alakası yoktur. Şimdi, bu ülkede -bunu daha evvel de konuştuk, konuşmaya da devam etmeliyiz bence, bu sağlıklı bir şeydir- farklı ana diller var, birçok yani Kürtçe, Zazaca, Gürcüce, Abhazca, saymakla bitmez, çok var. Bu bir zenginliktir ve bu iyi bir şeydir. Buna kimse karşı çıkmamalıdır. İnsanların ana dillerini konuşmasına, ana dillerini kullanmalarına, ana dillerinde eğitim talep etmelerine, radyo-televizyon yayınlarının olmasına kimse itiraz etmemelidir çünkü bu kötü bir şey değildir.

Şimdi buradaki mesele şu: Aslında Meclis eğer gerçekten bu topluma bir demokratik kültürü, politik kültürü yaygınlaştırmak isteyen bir yerse -ki öyle olmalıdır, maalesef biz henüz o noktada değiliz ama öyle olmalıdır diye düşünüyorum- o zaman ana dilinde bir selamlama yapan ve sözünü bitirirken de yine ana dilinde bir selamlamayla bitiren bir vekile -başka vekiller de olabilir- buna, bu kadar büyük bir tepki göstermek, bunu hele hele nifak tohumu serpmek, ırkçılık vesaire gibi laflarla nitelendirmek gerçekten kabul edilebilir bir şey değildir. Ben bunu bir kez daha söylemek istiyorum ve bu, dediğim gibi, insanların ana dillerini -ister Zazaca ister Gürcüce olsun- konuşmalarının önündeki engellerin aşılması Meclisin ve demokrasinin en önemli meselelerinden bir tanesidir. Bunu bir kez daha vurgulamış olalım. Yoksa, iddia edildiği gibi, üstümüze atılmaya çalışılan suçlamaların hepsini elbette ki reddediyoruz ve geriye gönderiyoruz.

Teşekkür ederim.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2272) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN- Değerli milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, sisteme giren arkadaşlarımızın -makul bir sayıda- 60’a göre söz taleplerini yerine getireceğim.

Sayın Ümit Yılmaz…

Sayın Ceylan…

Sayın Bülbül…

Arkadaşlar, parti grupları işaret ederlerse “var” “yok” diye ben ona göre devam edeyim.

Sayın Gazel…

Sayın Cora…

Sayın Karahocagil…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Hazreti Peygamber’imizin can dostu Hazreti Ebu Bekir’in babası Ebu Kuhafe Mekke’nin fethedildiği gün İslam’ı kabul etti. Gözlerini kaybetmiş, yaşlıydı. Hazreti Ebu Bekir Müslümanlığını ilan edip biat etmesi için onu alıp son elçinin yanına getirdi ve o gün yaşlı adamın huzuruna getirildiğini gören Sevgili Peygamber’imiz şöyle ferman etti: “Keşke getirmeseydiniz, biz yanına gitseydik.” Hazreti Ebu Bekir “Sizler yanına gelinmeye daha layıksınız Ya Resulullah.” dedi ve ağlamaya başladı. Etraftakiler ona “Bugün mutluluk günü, niye ağlıyorsun?” diye sordular. Hazreti Ebu Bekir “Bugün Allah’ın resulüne biat edenin babam değil de Ebu Talip olmasını daha çok isterdim çünkü bu, onu daha çok mutlu ederdi.” dedi. İşte, Peygamber sevgisinin en güzel bir örneği.

Peygamber’imizin doğum gecesi Mevlit Kandili’nizi tebrik ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kabukcuoğlu…

Sayın Şevkin…

48.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, Adana ili Saimbeyli ilçesindeki mahkeme binasının kapatılması nedeniyle bölge halkının mağduriyet yaşadığına ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adana’nın Saimbeyli ilçesindeki mahkeme binasının kapatılması nedeniyle bölge halkı büyük bir mağduriyet yaşamaktadır. Adana merkeze 168 kilometre mesafede ve kiraz üretimiyle, ihracatıyla ekonomiye büyük katkısı olan bir ilçemiz olan Saimbeyli’de bu mahkeme binasının kapatılması mağduriyet yaşatmaktadır. 25 köy ve merkezde 3 mahalleye sahip Adana’nın toprak bakımından en büyük ilçesinde yaşayan vatandaşlarımız ödüllendirileceği yerde cezalandırılmış oluyor. Öte yandan, Adana Bölge İdare Mahkemesi kapatılmış, Akdeniz’deki 5 il Konya Bölge İdare Mahkemesine bağlanmıştır. Kapatılan mahkemenin yıllık ortalama esası 11 bin olup Konya Bölge İdare Mahkemesinin esası ise sadece 4 bindir. Adana Bölge İdare Mahkemesi iş yükü anlamında Türkiye'nin 3’üncü bölge idare mahkemesidir. Adana Bölge İdare Mahkemesinin kaldırılmasına dair kararın iptali gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ünsal…

Sayın Şahin…

49.- Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, bölge halkının tarım ve hayvancılık açısından önemli potansiyeli bulunan Hatay ili Arsuz ilçesine tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi kurulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bitkisel ve hayvansal üretimin teşvik edilmesi amacıyla kurulması planlanan tarıma dayalı ihtisas yani sera organize sanayi bölgeleriyle tarım-sanayi entegrasyonunun kurulması hedeflenmiş, bu çerçevede birçok ilde kurulması yönünde 2017 yılında Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeler Yönetmeliği yayımlanmıştır.

Tarım ve hayvancılık açısından önemli bir potansiyeli bulunan Hatay’ın Arsuz bölgesinde bir sera organize sanayi bölgesi kurulması bölge halkının öncelikli talepleri arasındadır. Üretilen ürünlerin işlenmesi, muhafazası ve pazarlanmasına yönelik kurulacak sanayi tesislerine yeterli kalitede ham madde temini amacıyla tarım ve sanayi entegrasyonunun geliştirilmesi adına Hatay’da bir tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi kurulması yatırım programına alınmalıdır.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Subaşı…

50.- Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın, İstanbul ili Fatih ilçesinde cereyan eden 4 kardeşin toplu intiharı olayının sorunlarımızın medya gücüyle örtülecek boyutları aştığını gösterdiğine, Hükûmetin ve tüm yerel yönetimlerin insana, topluma, sosyal devlet projelerine sarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün İstanbul Fatih’te 4 yetişkin kardeşin siyanür içerek intihar etmeleri çok sarsıcı bir olaydır. Borçlarını ödeyemeyen, faturasını ödeyemedikleri için elektriği kesilen bu insanların dramı tam bir faciadır. Hepimizin, herkesin, başta Hükûmetin her şeyi yeniden gözden geçirmesi ve düşünmesi zorunluluk hâline gelmiştir. Sorunlarımız medya gücüyle örtülecek boyutları çoktan aşmıştır. Peş peşe facialar yaşanabilir. En başta Hükûmet ve tüm yerel yönetimlerin mega projeleri, çılgın projeleri bir yana bırakıp insana, toplumumuza, sosyal devlet projelerine hiç zaman kaybetmeden sarılması gerekmektedir. Keşke dünyanın en büyük havalimanı ve başkanlık sarayına sahip olmasaydık da bu tür olaylar hiç yaşanmasaydı.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Turan…

51.- Mersin Milletvekili Rıdvan Turan’ın, 7’nci Uluslararası Narenciye Festivali düzenlenen Mersin ilindeki birinci sınıf tarım alanlarının kentsel servis alanına dönüştürülerek yok edildiğine ilişkin açıklaması

RIDVAN TURAN (Mersin) – Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sesleniyorum: Geçtiğimiz hafta Narenciye Festivali düzenlenen Mersin’de birinci sınıf tarım alanları kentsel servis alanına dönüştürülerek yok ediliyor. Seçim bölgem olan Mersin ili Mezitli ilçesi 75. Yıl ve Anayurt Mahalleleri’nde DSİ’ye ait 2 sulama kanalı arasındaki birinci sınıf tarım arazisinde sulu tarım yapılmakta, 35 bin adet özel bir limon türü olan dikenli limon ve 10 bin adet zeytin ağacı yetiştirilmektedir. Ne yazık ki bu çok özel tarım alanına sanayi sitesi yapılmaktadır.

Toprak Koruma Kanunu ve Tarım ve Orman Bakanlığının kamu spotunda belirtildiği gibi, bu alanlar betonlaşmaya açılmaz, açılmamalıdır. Bu alan hem çiftçimiz açısından geçim kapısı hem ekosistem açısından büyük bir değer hem de çok kıymetli bir tarım alanıdır.

Bir tarafta her yıl Narenciye Festivali düzenlenecek, diğer tarafta böylesi bir tarım alanı yok edilecek. Bunun akılla, mantıkla izahı mümkün değildir. Böyle giderse önümüzdeki yıllarda Narenciye Festivali ithal narenciyeyle kutlanacaktır.

Bu sebeple, Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı Değişikliği iptal edilmeli, ilgili bölge tarım alanı olarak tescil edilmelidir.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Aydınlık…

52.- Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık’ın, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesinin içme suyu, kanalizasyon ve ulaşım sorunlarının devam ettiğine ilişkin açıklaması

AZİZ AYDINLIK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hilvan ilçemizde yaşanan içme suyu ve kanalizasyon sıkıntıları hâlâ devam ediyor. Uzun süredir devam eden içme suyu arıtma tesisinin durumu belirsizdir. 21’inci yüzyılda insanların içme suyu sıkıntısı yaşaması hangi akla, hangi mantığa sığar?

Bazı kırsal mahallelerimizde yaşanan ulaşım sıkıntısı da artık çözüme kavuşmalıdır. Asfalt yol, kırsalda yaşayan insanlarımızın da hakkıdır. Hemşehrilerimize çamur yollar reva görülemez.

Hilvan Belediyesi ve büyükşehir belediyesinin iktidar partisinin yönetiminde olduğu Şanlıurfa’da hâlen daha bu sorunların yaşanıyor olması iktidarın Şanlıurfa’mıza nasıl bir değer verdiğini gözler önüne sermektedir. Ancak herkes şunu bilsin ki bu devran bir gün dönecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Karaca…

53.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın, ülke genelinde olduğu gibi Denizli çiftçilerinin de ağırlaşan tarımsal girdi maliyetleri altında ezildiğine ilişkin açıklaması

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülke genelinde olduğu gibi, Denizlili çiftçilerimiz de ağırlaşan tarımsal girdi maliyetleri altında ezilmektedir. Buldan, Güney, Bekilli, Çal ilçelerimizdeki üzüm üreticilerimiz geçtiğimiz yıl 180 liradan almış oldukları bağ külleme ilacını bu yıl 400 liradan, domates üreticisi Honazlı hemşehrilerim geçtiğimiz yıl 325 liradan aldıkları tohumu 475 liradan, damlama gübresini 150 liradan almaktayken 250 liradan almak zorunda kalmışlardır.

Ağırlaşan bu mali külfetin altında dahi üretmeye ve alın teriyle topraklarını sulamaya devam etme mücadelesi vermektedirler ancak aldıkları bir bilgiyle kendilerine biraz nefes aldıracak olan iyi tarım uygulama desteklerinin ekonomik kriz nedeniyle yüzde 50 düşürüldüğünü öğrenmiş bulunmaktadırlar. Unutmamalıyız, bu köylülerimiz, bu çiftçilerimiz üvey evlat değildir. Üretirlerse ülkemiz kazanacak, üretirlerse ekonomik kriz sona erecek diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

54.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, öğretmenlerin Kamu Personeli Seçme Sınavı puanının geçerlilik süresinin bir yıla indirilerek atanamayan öğretmenlerin gelir kapısı yapılmaya çalışıldığına ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Her gün yeni vergiler getiren AKP bununla da yetinmiyor. Her 3 gençten 1’i işsiz iken AKP tam da kendine yakışanı yaptı ve atanamayan öğretmenleri de gelir kapısı yapmaya çalışıyor. Bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, öğretmenlerin Kamu Personeli Seçme Sınavı puanının geçerlilik süresi bir yıla indirildi. Millî Eğitim Bakanlığı geçen yıl yaptığı değişiklikle bu süreyi iki yıla çıkarmıştı. Bugün yayımlanan yönetmelikle birlikte süre tekrar bir yıla indirildi. Niye çıkarmıştınız, niye indirdiniz? Göz dikmediğiniz bir atanamayan öğretmenlerin cebi vardı, ona da mı göz diktiniz? İnsaf, o cepler bomboş, delik. Siz atanamayan öğretmenleri yandaşlarınızla mı karıştırdınız? Para arıyorsanız yandaşlarınıza bakın. Düşün artık bu milletin yakasından.

BAŞKAN – Sayın Zeybek…

55.- Antalya Milletvekili Rafet Zeybek’in, Türk çiftçisinin ve tarımının yanında olması gereken Toprak Mahsulleri Ofisine sınırsız ithalat izni verilmek istenmesinin AK PARTİ’nin tarım politikasının resmî iflası olduğuna ilişkin açıklaması

RAFET ZEYBEK (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

“Ofis çiftçinin kara gün dostudur.” şiarıyla Türk çiftçisinin ve tarımının yanında olması gereken Toprak Mahsulleri Ofisine yerli ürünleri yok sayarak sınırsız ithalat izni verilmek istenmesi AK PARTİ’nin tarım politikasının resmî iflasıdır. İthalat izniyle birlikte gümrük vergilerine de düşüş getirilmesi durumunda yakın gelecekte, sadece Antalya özelinde, Gazipaşa’dan Aksu’ya kadar geniş bir alanda yapılan muz seralarına yatırım yapan üreticilerin tamamı iflas edecektir. Yirmi yıl sonra ise tarlasını eken çiftçi bulunamayacaktır. Ülkenin verimli tarım arazileri şirketlerin tekeline girecektir. Tarım Bakanlığı Türk çiftçisini değil, yabancı çiftçileri ve aracı şirketleri zengin etmeyi amaçlamaktadır. Bu yanlıştan mutlaka dönülmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Beko…

56.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, İzmir Aliağa Belediyesinde ekonomik kriz bahanesiyle işçiler işten çıkarılırken memurların da sürgüne gönderildiğine ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yerel seçimlerin ardından İzmir Aliağa Belediyesinde ekonomik kriz bahanesiyle yüzlerce işçi işten çıkarılmış durumdadır. Memur olanlar ise sürgüne gönderilmiştir. Belediye işçilerinin anayasal hakları ellerinden alınarak büyük bir sosyal cinayet işlenmiştir. Bu işçi kıyımının ardında esas amacın sendikal haklar olmadığı, toplu iş sözleşmesiz, ucuz, esnek, kuralsız, güvencesiz işçi çalıştırmak olduğunu hepimiz biliyoruz. MHP’li Belediye Başkanının “Aliağa halkı bana yetki verdi, istediğimi alırım, istediğimi atarım.” cümlesini ise kabul etmemiz mümkün değildir. Bu nedenle yüz yetmiş beş gündür hukuki ve sosyal hakları için mücadele eden yaklaşık 250 işçi ve memur arkadaşımızın yanında olduğumuzu ve derhâl bu haksızlığa son verilerek tekrar işe alınmaları için gerekli adımların atılmasını beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayan…

57.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, kurtuluş günü kutlamalarının 1 Kasımda Kırklareli ili Vize ilçesinde başladığına ilişkin açıklaması

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şirin Trakya’mızın Kırklareli ilinin bu hafta bütün ilçelerinin kurtuluş günleri. 1 Kasımda Vize ilçemizde başlayan bu kurtuluş günleri yarın Lüleburgaz, Pınarhisar, Kofçaz, Babaeski, Pehlivanköy, Büyükmandıra, Kırklareli ve Demirköy’de kutlanacaktır.

Değerli arkadaşlar, 1920’den 1922’ye kadar iki yıl Yunan esaretinde kalan bu bölgemizde kurtuluşun bugün 99’uncu yılını kutlamaktayız. Bütün hemşehrilerime, Türkiye’ye ve dünyanın bütün mazlum uluslarına bu kurtuluş günleri kutlu olsun diyorum ve bu bayramımızı da kutluyorum. Ama aynı zamanda AKP’nin kulağına da küpe olsun diyorum; kendi yarattıkları Frankenstein’dan kurtulmak değil, bir düşmandan kurtulmanın törenlerinin kutlanmasıdır bu. Kutlu olsun diyorum.

BAŞKAN – Sayın Çelebi…

58.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, gazilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Pakize anaya dava açmayı bırakın da onların sorunlarına çözüm kapısı açın. Zaten yaşam kalitesi azalmış gazilerimizin erken emeklilik hakları ellerinden alınmış durumda. Bu ayıbı ivedi düzeltmeliyiz.

ÖTV’siz araç hakkı yüzde 90 üzerinde sakatlık oranı olan gazilere veriliyor. Bizim engelli olduğu için değil, gazi olduğu için bu hakkı vermemiz gerekir. Bu yanlıştır. ÖTV’siz aracı şehidimizin eşi veya çocuğu alırsa ana veya babası alamıyor, onların da alması önemlidir. Havalimanlarında devlet övünç madalyası sahiplerine VIP hizmeti veriliyor ama Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları bunu aksatıyor; bu, genelgeyle düzeltilmelidir.

Faizsiz konut kredisi 137 bin lira, bu rakam artırılmalıdır. Şehit ailelerine TOKİ’den hibe ev verilmelidir. Şehit yakınları ve gazilerimiz sağlık hakkından hiçbir katkı payı alınmadan, hiçbir sınırlama olmadan yararlanmalıdır. Gazi ve şehit yakınları arasındaki maaş, tazminat farkları düzeltilmelidir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ersoy…

59.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, Artvin ili Hopa ilçesi Atatürk Ortaokulunda oynanması düşünülen “Anlatılan Senin Hikâyendir” oyununun Hopa Kaymakamlığı tarafından uygun olmadığı gerekçesiyle engellendiğine ilişkin açıklaması

OYA ERSOY (İstanbul) – Bugün Artvin Hopa’da, Hopa Halkevinin düzenleyeceği bir oyun, Sevgili Levent Üzümcü tarafından “Anlatılan senin hikâyendir.” oyunu oynanacaktı. Atatürk Ortaokulunda oynanacaktı bu oyun ancak kaymakamlığın kamu binalarında oynanmasını uygun görmediğine dair kararı nedeniyle oyun bu akşam bir düğün salonuna alındı tarafımızdan. Ben buradan şunu sormak istiyorum: Bu bir tiyatro gösterimi, sizi niye bu kadar çok korkutuyor? Kamu binası, adı üstünde kamu binasıdır, halkın binalarıdır. Halkın binalarında halkın tiyatro izlemesinin önünde nasıl bir engel görüyorsunuz, bunu sormak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

60.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, YÖK’ün yeni meslekler için program açmasını doğru bulmadıklarına ve plansız açılan okulların her meslekte fazlalık oluşturduğuna ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, YÖK bu hafta yeni mesleklerle ilgili toplantı yapmış ve yeni programlar açma hazırlığı yapmıştır. Yeni meslekler için program açmasını prensip olarak doğru buluyoruz fakat bu, ülkemizde insan gücü planlaması esaslarına göre yapılmalıdır. Plansız açılan okullar ve abartılı kontenjanlar her meslekte fazlalık oluşturmuştur. Yükseköğrenim görmüş gençlerde işsizliğin yüzde 27 olması, 550 bin sağlık personeli, 700 bin öğretmen, binlerce mühendisin iş araması bunun en açık göstergesidir. Plansızlık her yönüyle kayıptır, yeni mesleklere de yazık olmasın.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Berdibek…

61.- Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek’in, devlete, vatana, millete bağlı olan Zazaların mertliğinin, cömertliğinin takdire şayan olduğuna, AK PARTİ iktidarının üniversitelerde Zaza enstitüleri oluşturduğuna ilişkin açıklaması

FEYZİ BERDİBEK (Bingöl) – Evet, değerli Meclis, biraz önce hatip Zazalarla ilgili yorumunu yaparken biz zaten geçenlerde bu konuyla ilgili Müge Hanımefendi’nin açıkladığı şeye göre gereken cevabı verdik ben de, sayın genel başkan yardımcımız da kendilerine bu konuda, Zazaların varlığı noktasında ama Zazaların farklı bir varlığını anlattık. Devlete, vatana, millete bağlı olan Zazalar hiçbir zaman ötekileştirme noktasında kendilerini bir yere koymamışlardır; her zaman alçak gönüllülükleriyle, mütevazılıklarıyla, yiğitlikleriyle, mertlikleriyle taht kurmuşlar gönüllere. Bu konuda merkezi Bingöl olmak üzere çeşitli yerlerde Zazalar yaşamaktadır ama gidilen her yerde Zazaların cömertliği, kişiliği, mertliği de takdire şayandır. Biz Bingöl’e bütün arkadaşlarımızı davet ediyoruz. Zazaların nasıl cömert, mert, yiğit oldukları noktasında bunu biz her zaman toplumun bir parçası olarak, bu üniter yapı noktasında ve devlete, vatana, millete olan bağlılığımız adına her zaman bu memleketin bir çamuru, bir çimentosu olmuşuzdur, inşallah çimento olmaya da devam edeceğizdir ama Zazalar noktasında yorumlar da yapılırken... AK PARTİ bu dönemde en güzellerini yapmıştır. Ne yapmış? Üniversitelerde Zaza enstitüleri, Kürdoloji enstitüleri oluşturmuştur, yerelde birtakım haklar vermiştir, her konuda, yapılması gereken ne varsa yapmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Berdibek, Sayın Aydemir’le beraber planlayacağınız bir geziye ben katılmaya hazırım; beraber, hep beraber dolaşırız.

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Şeref duyarız Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Tokdemir...

62.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, uluslararası kültür ve medeniyetler şehri olan Hatay ilindeki yetersiz uçak seferleriyle ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

İSMET TOKDEMİR (Hatay) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hatay ilimiz uluslararası bir kültür ve medeniyetler şehridir ancak buna rağmen maalesef Hatay’a ulaşmak kolay değildir. Hatay’a uçak sayısı ve destinasyon yetersizdir. Hatay Havalimanı’ndan gelen ve giden uçuş seferlerinin artırılması, günde en az 2 direkt uçuş sağlanması konusunda talebimizi yineliyor, Ulaştırma Bakanlığını göreve davet ediyoruz.

Hatay ilimizin ticaret, kültür ve gastronomi kenti olması dikkate alındığında bunun ne kadar elzem ve haklı bir istek olduğunu herkes bilmelidir diyor, bu konuda acil çözüm bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özkaya...

63.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın, Müslümanların Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine, Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından öldürülen YPG/PKK’lı bir teröristin daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilip basın toplantısı düzenlenmesi olayını kınadığına ilişkin açıklaması

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, yarın akşam, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (AS)’ın doğum yıl dönümü. Bütün Müslümanların Mevlit gecesini tebrik ediyorum.

İki gün önce Suriye’de YPG’li, PKK’lı bir terörist Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından öldürüldü. Söz konusu teröristin daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilip basın toplantısı düzenlendiğini üzülerek görmüş oluyoruz. Burası demokrasinin kalbidir, demokratik düzenin kalbidir. Demokratik düzenin kalbine teröristlerin veyahut da teröre destek olanların, şiddet eylemlerine destek olanların hiçbir şekilde gelmemesi gerekiyor. Bunu yapanları kınadığımı belirtiyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

64.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu birleştirici siyasetle dini, dili, ırkı, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkede yaşayan her bir vatandaşı kucakladıklarına ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, liderimiz Genel Başkanımız, Türkmen Beyimiz Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu birleştirici siyasetle bu ülkede yaşayan dini, dili, ırkı, mezhebi, etnik kökeni, kömeci ne olursa olsun her bir vatandaşımızı kucaklıyoruz. Herkes anasının dilini konuşabilir.

Mecliste yapılan görüşmelerde bazı konulardaki görüşleri hayretle karşılıyoruz. Dün bir sayın milletvekili, çıkan bir dergiyle ilgili “Alevi vatandaşlarımız bu dergiye sahip çıksın. Kürtlerin şusu var, diğerlerinin busu var.” Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her bir vatandaşımız Türk vatandaşıdır. Bunların hiçbirisini etnik ve mezhepsel olarak ayırmak, bunlara çağrıda bulunmak doğru değildir. Ben buradan, bu kürsüden rahmetli Kamer Genç’in bir sözüyle seslenmek istiyorum. “Ulan madem Türk değilsiniz ne işiniz var milletin Meclisinde? Kimin adına Anayasa yapıyor, kimin adına çözüm arıyorsunuz?”

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yurdunuseven…

65.- Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven’in, İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yarın gece âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in dünyayı teşriflerinin seneidevriyesini idrak edeceğiz. Bu vesileyle milletimizin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyor, bu mübarek gecede yapılan duaların, edilecek ibadetlerin Hak katında makbul olmasını temenni ediyorum. Rabb’imden bu mübarek gece vesilesiyle İslam dünyasının birliğini, beraberliğini, dayanışmasını güçlendirmesini, tüm insanlığın yürek acılarını ve gözyaşlarını dindirmesini niyaz ediyorum.

Hazreti Muhammed (SAV), Yüce Allah’ın bütün insanlığa rahmet ve hidayet vesilesi olarak gönderdiği son peygamber ve rehberdir. O, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiştir. Dolayısıyla Peygamber’imizin sünnetini göz ardı ederek İslam’ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özyavuz….

66.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz’un, gerek ekonomik kriz gerekse Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle zor durumda olan Şanlıurfa ili Akçakale ve Ceylanpınar ilçeleri esnaf ve çiftçilerinin BAĞ-KUR ve SGK prim yükünün hafifletilmesi, elektrik faturalarında düşük fiyatlar uygulanması, Ziraat Bankası ve kooperatiflere olan borçlarının faizleri kaldırılarak yapılandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Güneydoğu’da ve özellikle Şanlıurfa’da ekonomik krizden dolayı esnafın üzerindeki BAĞ-KUR ve SGK prim yükünün hafifletilmesi, elektrik faturalarında düşük fiyatlar uygulanması, bölgenin ekonomisine çok büyük bir katkı yaratacaktır. Esnaf ve çiftçilerin Ziraat Bankası ve kooperatiflere olan borçlarının ötelenmesi ve borçların faizlerinin kaldırılarak yapılandırılması esnaf ve çiftçimiz için çok önemlidir.

Millî güvenliğimiz için kahraman askerlerimizin icra ettiği Barış Pınarı Harekâtı’ndan dolayı özellikle Akçakale ve Ceylanpınar esnafı bir ay süreyle iş yapamamıştır. Bu ekonomik durgunluğun amorti edilebilmesi için Akçakale ve Ceylanpınar esnafının SGK prim ödemelerinin bir aylık da olsa devlet tarafından karşılanması bölgeye katkı sunacaktır. Bölgemizin elektrik kurumu olan DEDAŞ’a çiftçimizin borçlarından dolayı elektrik sulama ücretleri 35 liradan 70 TL’ye çıkarılmıştır. Bu borçların yapılandırılması veya silinmesi, çiftçilerimizin üzerindeki yüksek sulama ücretlerinin düşürülmesi hususu çok önemlidir.

Genel Kurula ve size teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

67.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, noterlerin yargı paketinde kendilerine de yeşil pasaport verilebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması beklentisi içinde olduklarına ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlk yargı paketi içerisinde getirilen düzenlemeyle belli bir süre görev yapan avukatlara yeşil pasaport düzenlemesi getirilmişti. Önümüzdeki günlerde Meclise gelmesi muhtemel olan 2’nci yargı paketinde Noterlik Kanunu’yla alakalı bazı değişiklikler olmasına rağmen -noter sayılarıyla alakalı özellikle- noterlere yeşil pasaport verilmesiyle alakalı herhangi bir düzenleme olmadığına ilişkin bilgiler gelmektedir. Türkiye’deki noter sayısı 2 bin rakamına ulaşmayan bir rakamdadır. Bunların içerisinde de noterlerin bir bölümü daha önce emekli hâkim veya hazine avukatı olduğu için yeşil pasaporttan yararlanmaktadır. Buradan Adalet Bakanına bir kere daha sesleniyorum: Türkiye Noterler Birliği ve noterler kendilerine devletin en çok güvendiği memurlardır ve ellerinde mühür olduğu için yeşil pasaport konusunda ciddi beklentileri bulunmaktadır. Bu nedenle, önümüzdeki günlerde gelecek olan yeşil pasaportlarla alakalı düzenlemelerin Noterler Birliğinin ve noterlerin beklentisi olduğunu belirtiyor, bu konuda Adalet Bakanının ve yasayı hazırlayanların gerekli girişimlerde bulunmasını yüce Parlamentodan bir kere daha seslendiriyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

68.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı pamuk üreticilerinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçilerin üretim girdileri 2019 yılında ilaçta yüzde 100, gübrede yüzde 80, tohumda yüzde 55, mazotta yüzde 35 oranında artmıştır. Bunun dışında biçer, su parası, işçi yevmiyesi girdileri de artış göstermiştir. Pamuk hasadı Tarsus’ta ve Çukurova’da yüzde 80 oranında tamamlanmıştır. Taban fiyat politikası olmadığından, tüccar dökülen pamuğun kilosunu 3 TL’den fiyatlandırmaktadır. Geçen yıl pamuk kilogram fiyatı 4 TL iken bu yıl yüzde 28 gerileyerek 3 TL’den satılmaktadır. Girdi fiyatları bu kadar bariz artarken fiyatın inmesi ve yaşanan rekolte düşüklüğü çiftçimizi zor durumda bırakmıştır. Bu nedenle pamuk priminin kilogram başına en az 1 TL verilmesi ve ÇKS’ye kayıtlı olan pamuk üreticilerinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi çiftçilerimizin acil beklentisidir. Köylümüze, çiftçimize sahip çıkmak zorundayız. Çiftçilerimiz üretimin dinamosu, memleketin can damarıdır.

Konuyu dikkatlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ceylan…

69.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, süt üreticilerinin mağduriyetine ve yem fiyatları artarken süt fiyatlarının gerilediği bir başka ülkenin olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – 31 Mart yerel seçimleri öncesinde Tarım ve Orman Bakanı çiğ süt priminin litrede 15 kuruşluk artışla 25 kuruşa çıkarılmasını müjde olarak duyurmuştu. Mayıs-Haziran dönemi primleri henüz ödenmeden Bakanlık bütçeyi gerekçe göstererek çiğ süt primini hem de Mayıs 2019’dan geçerli olacak şekilde yeniden 10 kuruşa düşürdü yani üretici zamlı fiyattan destek ödemesi alamadan ağa verdiğini geri aldı. Üstelik ağalık yaparak sorunu çözülmez. Bu yöntemle süt ineklerinin kesilme, gönderilme sürecini hızlandırırsınız, sonra da çözümü hep yaptığınız gibi ithalatta ararsınız. Bu durum zaten sıkıntı çeken süt üreticisini daha da zora sokacaktır. Yem fiyatları artarken süt fiyatlarının gerilediği başka bir ülke var mıdır? Sayın Bakan “Süt üreticileri olmasa Bakanlığı ne güzel yönetirim.” demek mi istiyor?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Gürer…

70.- Niğde Milletvkili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde ilindeki engelli ve 65 yaş aylığı alan yurttaşların maaşlarının neden kesildiğine ilişkin sorularının yanıtlanması yönünde Meclis Başkanlığınca girişimde bulunulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

65 yaş maaşı alan ya da engelli olan yurttaşlarımızın Niğde’de son dönemlerde maaşlarının kesildiği yönünde şikâyetler gelmekteydi. Bununla ilgili, Çalışma Bakanına bir soru önergesi verdim. 65 yaş maaşı ve engellilerin maaşlarının neden kesildiğini sorduğumda, Sayın Bakan böyle bir uygulamanın bulunmadığını ifade etti ancak bölgede Edikli, Beyağıl, Alihoca köylerinde isim isim bu kişileri saptadım. Niğde merkezle birlikte kendisine isimlerle soru önergesini tekrar yönelttim. Şu ana kadar bu konuda bir yanıt alamadım. 65 yaş maaşını yıllardır alanların, engelli olarak yıllardır maaş alanların maaşlarının kesilmesi kabul edilebilir bir durum değildir, mağdurdurlar. Bu nedenle, Başkanlığınız tarafından sorularımızın yanıtlanması yönünde girişimde bulunulmasını talep ediyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Tanal, sisteme girmişsiniz, sizin de mi talebiniz var?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Vallahi, izin verirseniz Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, sizi de kırmayalım.

Bu son konuşma değerli arkadaşlar.

71.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, polislere 3600 ek gösterge verilebilmesi için hazırladıkları kanun teklifleriyle ilgili Meclis Başkanlığından destek beklediklerine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çok teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Hepinize iyi akşamlar diliyorum.

Değerli Başkanım, tabii, çok kanun teklifi de verdik ama… Emniyet mensuplarına 3600 ek gösterge verilmesi için biz bir kanun teklifi verdik ancak AK PARTİ iktidarı tarafından Meclis Genel Kuruluna getirilmiyor. Tabii, sizin yetkiniz ne kadar, nasıl yardımcı olabilirsiniz bize bilemiyorum ama polislere yönelik 3600 ek göstergenin Genel Kurula getirilip en azından oylanmasını istiyoruz. Polislerin çalışma koşulları çok kötü ve mesai ücreti almıyorlar; bu çalışma koşulları nasıl düzeltilecek? Verdiğimiz kanun teklifleriyle ilgili sizden bir destek istiyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Peki.

Değerli milletvekilleri, tüm katkıları için herkese teşekkür ederim. Umarım yararlı bir uygulama oldu. (CHP sıralarından alkışlar) Vaktimiz vardı, değerlendirdik.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.21

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İsmail OK (Balıkesir),

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile 74 Milletvekilinin Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2272) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

88 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti’nin Beyanlarla Birlikte Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1801) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

33 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Tarafından Kurulan Ortak Komite'nin Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın ‘Menşeli Ürünler’ Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemleri Hakkında Protokol II'sini Değiştiren 1/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1364) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 33)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Değerli milletvekilleri, gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 12 Kasım 2019 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.24



(x) 117 S. Sayılı Basmayazı 6/11/2019 tarihli 14’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(X) Bu bölümlerde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

 

 

(X) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.