TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          10’uncu Birleşim

                                                                                   24 Ekim 2019 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, 19 Ekim Bosna-Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in vefatının 16’ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, düzensiz göç konusunda yapılan çalışmalara ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürütülen Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik Türkiye ile ABD arasında anlaşmaya varılan mutabakat metnine ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık’ın, Barış Pınarı Harekâtı sebebiyle ekonomik açıdan sekteye uğrayan Ceylânpınar, Akçakale, Suruç, Nusaybin esnaf ve çiftçilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, her 3 gençten 1’inin işsiz olduğuna ve iş bulamayan gençlerin KYK kredi borçlarını ödeyemedikleri için yaşadıkları mağduriyete ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı sürecinde ABD'den sonra Rusya’yla da mutabakata varılmasıyla oyun bozucu ve oyun kurucu gücünü dünyaya gösterdiğine ilişkin açıklaması

4.- Giresun Milletvekili Necati Tığlı’nın, yaşanılan trafik sıkışıklığı ve karmaşanın son bulabilmesi için Giresun Güney Çevre Yolu Projesi’ne başlanılması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Serap Yaşar’ın, 20 Şubatta 5 partinin ortaklaşa verdiği önergeyle kurulan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonunun raporunu Meclis Başkanlığına sunduğuna ilişkin açıklaması

6.- Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz’ın, mısır üreticilerinin zor durumda olduğuna, Düzceli mısır üreticilerinin  Düzce’ye de depolama tesisi kurulmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

7.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

8.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, er Zekeriya Altınok şehit olmasaydı kendisine “terörist” denilmeye devam mı edileceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde-Bor yolunda karşıdan karşıya geçerken araç çarpması sonucu vefat eden üniversite öğrencileri Fatma Gül Uzun ile Kader Karaca’ya Allah’tan rahmet dilediğine,  araç geçişleri için kavşaklarda düzenleme yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafının hem maddesel hem de enerji olarak kaynak kayıpları yaşanılmasına sebep olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, şehit yakını ve gazilerin taleplerine ilişkin açıklaması

12.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, Türk milletinin devletiyle bölünmez bir bütün olduğuna, PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak görmeyenlerin sonuna kadar karşısında olduklarına ilişkin açıklaması

13.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

14.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, bu yıl için ödenecek tarımsal desteklerle çiftçilerin dayanabilme şansının olmadığına ilişkin açıklaması

15.- Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün, Eskişehir ilinde maaşlarını alamadıkları için açlık grevi başlatan ve basın açıklaması yapmak isteyen işçilere polisin biber gazıyla müdahale ettiğine, emekçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’nun, Erzincan ili Tercan ilçesinde bir banka çalışanı tarafından mağdur edilen çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Sivas Milletvekili Ahmet Özyürek’in, hakem hataları nedeniyle Sivasspor’un puan kaybetmesinin taraftarlarını üzdüğüne, Türkiye Futbol Federasyonunu maçların adaletli yönetilmesi konusunda uyardıklarına ilişkin açıklaması

18.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın, açıklanan 2019 yılına ait tarımsal destekleme tutarlarının çiftçinin beklentisini karşılamadığına, çiftçilerin borçlarının yapılandırılması ve destekleme oranlarının yükseltilmesi hususunda Genel Kurulu göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

19.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, 25 Ekim İYİ PARTİ’nin kuruluşunun 2’nci yıl dönümüne, Ağrı ili Doğubayazıt ilçesinde PKK’lı teröristlerin askerî araca düzenlediği saldırıda yaralanarak şehit olan Er Zekeriya Altınok’un KHK mağduru olduğuna, mahkeme tarafından suçsuzluğu kararlaştırılan KHK’lilerin görevlerine iadesinin yapılarak mağduriyetin giderilmesi gerektiğine, bizim “terörist” olarak gördüklerimize yabancı devletlerin siyasi figür gibi davranmasını kınadıklarına, ABD Devlet Başkanı Trump’un devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan mektubunu içlerine sindiremediklerine ve cevabının verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

 

 

20.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümü vesilesiyle MHP Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’ye vekâleten Osmaniyeli hemşehrilerinin yıl dönümünü kutladıklarına, 24 Ekim Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun 74’üncü yıl dönümüne, Barış Pınarı Harekâtıyla Türkiye'nin hem sahada hem de masada temin ettiği başarının takdire şayan olduğuna ve hamlelerinin bölgede barışa, komşularının toprak bütünlüğüne hizmet ettiği gerçeğinin yakın zamanda anlaşılacağına ilişkin açıklaması

21.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, katı atık toplayıcılarının topladığı atıklar sayesinde doğa ve ülke kaynakları korunurken petrol ve döviz konusunda dışa bağımlılığın da azaldığına, katı atık toplayıcılarının mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 24 Ekim Dünya Bilgi Geliştirme Günü’ne ilişkin açıklaması

23.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, halka hizmet fikriyle hareket etmesi gereken Mersin Büyükşehir Belediyesinin performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işçilerin işine son verdiğine ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 24 Ekim Türkiye’nin Paris eski Büyükelçisi İsmail Erez’in katledilişinin 44’üncü, Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümü ile Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal’ın hapse mahkûm edilişinin 47’nci yıl dönümü vesilesiyle başta İbrahim Kaboğlu olmak üzere FETÖ örgütünün hedefinde olmuş akademisyenlerin kürsülerinden, üniversitelerinden uzaklaştırılmasının kabul edilemez olduğuna, İç Tüzük değişikliğiyle Meclis araştırması komisyonlarının ortaya koyduğu raporların Genel Kurulda dönemi içinde görüşülmemesi hâlinde kadük olmasının önüne geçilebilmesi gerektiğine, 25 Ekim İYİ PARTİ’nin kuruluşunun 2’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

25.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümünün hayırlı olmasını dilediğine,  Barış Pınarı Harekâtı’nın Türkiye'nin askerî, diplomatik ve siyasi zaferiyle sonuçlandığına, dünya halklarının Türkiye’nin insanlığın umudu, vicdanı olduğunu yüksek sesle haykırdığına, İsmet İnönü’nün sarf ettiği “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünyada yerini alır.” cümlesinin ete kemiğe büründüğüne ilişkin açıklaması

26.- Antalya Milletvekili Feridun Bahşi’nin, sağlık alanında eğitim veren liselerden mezun olan öğrencilerin torba kanunla değiştirilen unvanları ile görev tanımlarına uygun devlet kadrolarının açılması ve bu öğrencilerin bölümleriyle ilgili ön lisans programlarına yerleştirilebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılıp yapılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, siyaset üstü mesele olan Rabia Naz Vatan başta olmak üzere şüpheli çocuk ölümlerinin araştırılması amacıyla kurulan Komisyonun Başkanlık Divanı oluşturulurken CHP’nin “Toplantıya katılan siyasi partilerden 1’er kişiye görev verilsin.” önerisini kabul etmeyerek Meclisi kucaklayamayan iktidarın Türkiye’yi nasıl kucaklayacağını öğrenmek istediğine ve AK PARTİ Sözcüsü Ömer Çelik’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, AK PARTİ Sözcüsü Ömer Çelik’in haklı açıklamalarının eleştirilmeye çalışıldığına ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, iddianın delillendirilmesi ya da mahcup olunduğunda susulması gerektiğine ilişkin açıklaması

35.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Kahramanmaraş ilinin şehir merkezindeki trafik akışını düzenleyebilmek için alt geçitli kavşakların bitirilmesi ve park sorununun giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Adalet ve Kalkınma Partisinin kanun tekliflerini temel kanun olarak görüşerek Meclisteki müzakerelerin önünü kesen bir yasama yöntemini benimsediğine ilişkin açıklaması

37.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, Fransız Le Point dergisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ithamlarına ilişkin açıklaması

38.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan’ın, ülkemiz ihracatı için önemli olan Antalya Limanı ve Serbest Ticaret Bölgesi’nin büyütülebilmesi için destek beklediklerine ilişkin açıklaması

39.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, pamuk üreticilerinin alması gereken destekleme priminin takipçisi olacaklarına, birinci sınıf tarım arazilerine kurulan çırçır fabrikalarına gösterilen hassasiyetin Aydın ilinde kurulan jeotermal elektrik santralleri için de gösterilip gösterilmeyeceğini Çevre ve Şehircilik Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

40.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, İstanbul seçmeninin verdiği karara kafa tutan anlayışa, ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının Haydarpaşa ve Sirkeci gar alanlarının ihalesine ilişkin açıklaması

42.- İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hakkında Kıbrıs’la ilgili sözlerinden dolayı disiplin soruşturması başlatılıp başlatılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

44.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, yargıya taşınan Haydarpaşa ve Sirkeci gar alanlarının ihalesiyle ilgili karara saygı gösterilmesi gerektiğine, Kıbrıs’la ilgili sözlerinden dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

46.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, gündem değiştirilerek Haydarpaşa ve Sirkeci gar alanlarıyla ilgili ihalenin üstünün örtülemeyeceğine ilişkin açıklaması

47.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, ABD Devlet Başkanı Trump’ın Türkiye’ye gönderdiği devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan mektubunu kınadığına ve AK PARTİ’li yetkililerin neden bu konuda cumhuriyet savcılarını göreve davet etmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

48.- İzmir Milletvekili Bedri Serter’in, İzmir Milletvekili ve son Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir ilinde yaptığı konuşmalarına ve AK PARTİ iktidarları döneminde gençlerin neden sahiplenilmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

49.- Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş’ın, Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında Komisyonu itham altında bıraktığına ilişkin açıklaması

50.- Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen ceza indirimi ile ikinci fıkrasında belirtilen ceza indirimi arasındaki dengesizliğe vurgu yaptığına ilişkin açıklaması

51.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Avrupa Parlamentosunun Türkiye’yi yürüttüğü Barış Pınarı Operasyonu’yla uluslararası hukuku ihlal ettiği, bölgede istikrar ve güveni zedelediği, sivillerin yerlerinden olmasına yol açtığı, IŞİD’in yeniden doğuşuna katkı sağlayabileceği gerekçeleriyle kınadığına dair kararına ilişkin açıklaması

52.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Avrupa Birliğinin yeni dünyada kendine yer bulmak istediğine ilişkin açıklaması

53.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Avrupa Parlamentosunun Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik yürüttüğü askerî operasyonla ilgili kararını İYİ PARTİ olarak kınadıklarına ve TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin ortak bir metinle Avrupa Parlamentosunu kınama kararı almasını tavsiye ettiğine ilişkin açıklaması

54.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Avrupa Parlamentosunun aldığı karar metninin kabul edilmesinin mümkün olmadığına, tarihimiz boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarının kimseye ezdirilmediğine ilişkin açıklaması

55.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, muhalefet partileri tarafından iktidarın hataları ifade edildiğinde AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin yeni tartışmaların oluşmasını engelleyecek üslubun mümessili olması gerektiğine ilişkin açıklaması

56.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanına yönelik ifadelerinden dolayı özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

57.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasının içeriğine cevap verdiğine ve sözlerinin kendi bağlamında değerlendirilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

58.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki ifadelerini İsmet Paşa’nın manevi şahsiyetinden özür olarak kabul ettiklerine ilişkin açıklaması

59.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, her sözünün kendi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

60.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

61.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in, Suriye’nin kuzeyinin kim kimin komşusu belli olmayan bir duruma getirildiğine ilişkin açıklaması

62.- Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, sözleşmeli gümrük muhafaza memurlarının kadroya alınması ve kaçakçılığı ortaya çıkaran gümrük personeline ikramiye ödemesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğine, 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen ifadenin değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

63.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Trabzon ilinde Yanbolu-Santa Grup Yolu üzerinde yapılmakta olan içme suyu ve arıtma tesisi inşaatı nedeniyle yaşanılan mağduriyetin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

64.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili oyunun rengini belirtmek üzere aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

65.- Manisa Milletvekili Mehmet Ali Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili oyunun rengini belirtmek üzere aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, ABD Devlet Başkanı Trump’un YPG’nin yöneticisi Mazlum Kobani’ye yönelik “General Mazlum” ifadesini kullanmasının generallere hakaret olduğuna ilişkin konuşması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu teşrif eden Sırbistan Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Zarko Obradovic ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

B) Tezkereler

1.- (10/1058, 1071, 1108, 1220, 1288, 1369, 1464, 1559, 1560) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/914)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Antalya Milletvekili Feridun Bahşi ve milletvekilleri tarafından, Göreme Vadisi’nin millî park olmaktan çıkarılmasının sebeplerinin ve bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültürel ve doğal varlıklarımızın korunması için alınacak önlemlerin araştırılması amacıyla 24/10/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, orman yolları ve yangın emniyet yollarının durumunun incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/583) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan’ın, Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’ncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti’nin Beyanlarla Birlikte Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1801) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

 

X.- BİLDİRİLER-DEKLARASYONLAR

1.- AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ gruplarının, Suriye’nin kuzeyindeki terör odaklarına karşı icra edilen Barış Pınarı Harekâtı hakkında Avrupa Parlamentosunda kabul edilen kararı, yüce milletimiz adına Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bütünüyle reddedip kınadıklarına ilişkin ortak bildirisi

 

XI.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 104) Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin oylaması

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi'nin, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen iller arası kız voleybol karşılaşmalarının kaldırılmasının nedenine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/18828)

24 Ekim 2019 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER:, Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Aliya İzzetbegoviç’in 16’ncı ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’a aittir.

Buyurun Sayın İslam. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, 19 Ekim Bosna-Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in vefatının 16’ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; 16’ncı ölüm yıl dönümü münasebetiyle rahmetle andığımız İzzetbegoviç’i “Bilge Kral” olarak ananlar var. Ben kişisel olarak buna bir itiraz koyuyorum. Aslında, sürekli hakkı, adaleti, eleştirel düşünceyi ve itirazı önemseyen rahmetli İzzetbegoviç’in dünyasında krallara da bir yer bulamazsınız. Mesela, krallar hakkındaki düşüncelerini bu itirazcılar dilinden şöyle ifade eder: “O itirazcılar ki geçimlerini hükümdara borçlu olduklarını kabul etmeyip bilakis, hükümdarı da kendilerinin beslediklerini iddia ederler.” İşte, rahmetli İzzetbegoviç’in meşruiyeti kendinden menkul otoriteye karşı tutumu açıkça budur.

Çok değerli arkadaşlarım, burada asıl karşı çıkılan şey, elbette insanın insana tahakkümünü reddetmesi ve Allah’tan başka herhangi bir otorite tanınmamasıyla doğrudan alakalıdır. Bunun tamamen insani fıtratına, onun İslam inancına ve Müslüman kimliğine ait olduğunu müşahede ediyoruz.

Eski Yugoslavya’da, bildiğiniz gibi, rahmetli İzzetbegoviç 12 arkadaşıyla beraber İslami bir düzen tesis etmeye çalışmak suçlamasıyla otoriter eski Yugoslavya tarafından yargılanmıştı. Mahkemeye çıkarıldığında, kararları zaten peşinen belli olan mahkeme heyetinin yüzüne karşı açıkça otoriteyi sevmediğini ancak ve ancak zorunluluktan dolayı itaat edebileceğini ama İslam’ın kendisi için iyinin, doğrunun ve uğrunda yaşanabilecek olan her şeyin bütünü olduğunu ifade edebilmişti.

Çok değerli arkadaşlarım, İzzetbegoviç’i biz savaş dönemindeki tutumundan da hatırlıyoruz yani Saraybosna’nın kuşatma altında olduğu, bombalamalarla kitlesel ölümlerin yaşandığı bir dönemde dahi o Saraybosna’yı işgal etmek isteyen açıkça “Sırp faşistleri” diyebileceğimiz Çetniklerin yayın organları, televizyonları, radyoları dahi yayınına ara vermedi. Aslında, o tür olağanüstü bir hâli dünyanın hiçbir yerinde görmek mümkün değildi. Bu uygulaması üzerine, aslında yakın çevresinden de bir eleştiri aldı ama savunduğu daima şu oldu: “Ancak hakikati tartışırsak, doğru ile yanlış açıkça ortaya konabilirse bizler doğruyu ve hakikati bulabiliriz.” Açıklaması kısaca buydu. Sonunda haklı çıktı, savaş bittiğinde, kara propagandayla Bosna direnişi aleyhinde yayın yapanlar özür dilemek zorunda kaldılar.

Yine, o dönemde tatsız bir olay yaşanmıştı. Tecavüzlerin, katliamların olduğu bir dönemde tepkisel, bireysel bir cinayet olarak 2 papaz katledildi. Bunu hiçbir zaman refleksle açıklamanın arkasına sığınmadı, hemen televizyonlara çıktı ve kendi halkına savaşın ortasında şöyle seslenebildi: “Bizler de zalimlerden olursak zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Karşımızdaki caniler yani Çetnikler, bizlerin öğretmeni mi olacak? Hayır, her şartta kitaba uyacağız.”

Çok değerli arkadaşlarım, rahmetli İzzetbegoviç yine Saraybosna’nın en sıkışık anlarında dahi herhangi bir terör eylemine cevaz vermedi ve ulvi hedeflere hiçbir zaman aşağılık vasıtalarla ulaşılamayacağı hakkında kendi toplumunu daima ve daima uyardı.

İzzetbegoviç’i bir kez daha rahmetle anıyorum çok değerli arkadaşlar.

Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkürler efendim, sağ olun. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, İstanbul’daki yabancıların memleketlerine dönüşleriyle ilgili yapılan çalışmalar hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Mustafa Demir Bey’e aittir.

Buyurun Sayın Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, düzensiz göç konusunda yapılan çalışmalara ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yılların moda söylemi olarak dilimizden düşürmediğimiz küreselleşmenin önemli sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Bu sonuçlardan biri de göçtür. Biz millet olarak dil, din, ırk, cinsiyet, hiçbir ayrım gözetmeden mazlum olanın, ihtiyacı olanın hep yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

Göç, sadece bizim ülkemizin sorunu değildir, bütün dünyanın ortak ve önemli bir problemi hâline dönüşmüştür. Bölge veya ülkelerdeki istikrarsızlık, gelir dağılımı, temel yaşam kaynaklarına ulaşım zorluğu, terör, çatışmalar, enerji ihtiyacı gibi dengesizlikler aşırı göç dalgalarını ortaya koymuştur.

Göçün bizi ilgilendiren en önemli nedeni şüphesiz terördür. Sadece Suriye iç savaşında yaklaşık 2 milyon insan PKK/YPG terörü tarafından yurtlarından edilerek sürgün edilmişlerdir. Baktığımızda tüm terör örgütleri, PKK/YPG, DEAŞ, FETÖ aynı kaynaktan beslenmektedirler ve aynı fabrikanın ürünü olduklarını rahatlıkla görebiliyoruz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımız 24 Eylülde Birleşmiş Milletler toplantısında yaptığı örneği olmayan tarihî konuşmasında, Suriye’nin kuzeyini teröristlerden temizleyeceğimizi ve güvenli bölge oluşturacağımızı ilan etmiştir. 9 Ekimde başlatılan Barış Pınarı Harekâtı, Cumhurbaşkanımızın gösterdiği dirayet ve kararlılık, kahraman ordumuzun alandaki olağanüstü başarısıyla sonuç vermeye başlamış, Ankara ve Soçi Mutabakatlarıyla da kayıt altına alınmıştır.

Biz bu harekâtta hiçbir toplumun doğal kaynağı, alın teri, emeği ve kanı üzerinden hesap yapmadık. Bu toprakların asıl sahiplerinin yurtlarına geri dönmeleri, orada güven ve huzur içerisinde yaşamaya devam etmeleri temel hedeflerimizden bir tanesiydi.

Değerli milletvekilleri, Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle 6 milyon 700 bin Suriyeli mülteci durumuna düşmüştür. Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana 3 milyon 674 bin Suriyeli ülkemize sığınmıştır. Bizler, Avrupa ülkeleri gibi çeşitli bahaneler öne sürerek yaşanan mülteci dramlarına kayıtsız kalmadık.

Ülkemize gelen yabancıların yoğun olarak yerleşmeye yöneldiği yer İstanbul’umuzdur; toplam 1 milyon 99 bin yabancı kayıtlı olarak İstanbul’da yaşamaktadır. İstanbul’da, hâlihazırda geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayısı yaklaşık 550 bindir.

Diğer ülke vatandaşı olup da İstanbul’da kayıtsız olarak bulunduğu tespit edilen kişilerden gerekli şartları sağlamayanlar hakkında sınır dışı süreci başlatılmıştır. 2019 yılında İstanbul’da yakalanan düzensiz göçmenlerin toplam sayısı yaklaşık 80 bin kişidir. Bu kişiler ülkelerine gönderilmek üzere geri gönderme merkezinden alınıp yaklaşık 75 bini ülkelerine geri gönderilmiştir. Ayrıca, başka illere kayıtlı olup da İstanbul’da yaşayan yaklaşık 72 bin göçmen de kendi merkezlerine, kayıtlı olduğu kamplarına geri gönderilmişlerdir.

Sınır dışı edilecek göçmen sayısı arttığından, 2014 yılında yalnız 1.740 olan geri gönderme merkezi kapasitemiz şu an itibarıyla 20 bini bulmuştur. Bu, tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerin toplam kapasitesi kadardır. İstanbul’da 3 tane geri gönderme merkezimiz bulunmaktadır. Ayrıca Arnavutköy’de 150 bin metrekarelik alanda yeni bir geri gönderme merkezi yapma çalışmalarına başlanmıştır.

Değerli milletvekillerimiz, İçişleri Bakanlığımız tarafından Düzensiz Göç Stratejisi Belgesi ve Ulusal Eylem Planı 2015 yılında hazırlandı. Sahada uluslararası korumaya ilişkin tüm sorumluluk Göç İdaresi Genel Müdürlüğü yetkisinde toplandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MUSTAFA DEMİR (Devamla) – Ve 22 kamu kurumuyla entegre çalışan GÖÇNET Bilişim Sistemi kurularak bu kurumlar arasında bilgi paylaşımı gerçekleştirildi.

Suriyeli göçmen çocukların eğitimde okullaşma oranı bizim ülkemizde yüzde 96,3’tür. Bu oran, Avrupa’da yabancıların çocuklarında ancak yüzde 61 civarındadır.

Değerli milletvekilleri, düzensiz göç konusunda hızlı ve doğru karar almak durumundayız. Bu yüzden tüm kurum ve kuruluşlarımız ortak hareket etmektedirler. Biz şu ana kadar, bu sorunu insanlığın temel değerleri üzerinden çözmeye gayret ettik, ediyoruz. Bu ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden devam edeceğiz. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi, Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Suriye’nin kuzeydoğusunda devam eden Barış Pınarı Harekâtı hususunda ABD ile Türkiye arasındaki üzerinde anlaşılan 13 maddelik mutabakat metni hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Mustafa Destici’ye aittir.

Buyurun Sayın Destici.

3.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürütülen Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik Türkiye ile ABD arasında anlaşmaya varılan mutabakat metnine ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) – Kıymetli Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Barış Pınarı Harekâtı’nda ve terörle mücadelede, diğer sahalarda şehit olan Mehmetçiklerimize bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralı gazilerimize acil şifalar niyaz ediyorum ve kahraman güvenlik güçlerimize de üstün muvaffakiyetler diliyorum.

Tabii Türkiye, hem içeride hem de dışarıda terör belasını defetmek üzere güçlü harekâtlar düzenledi, bunun sonuncusu Barış Pınarı Harekâtı. Biz de başından itibaren hem bu harekâtın yapılması gerekliliğini hem de desteklediğimizi çok açık ve net bir şekilde ifade ettik. Gazi Meclisimizin siyasi bölücüler dışındaki bütün kesimleri de zaten bu harekâtı destekledi, tezkereye “evet” verdi.

Yine, ABD ve Rusya’yla yapılan anlaşmalardan sonra da ben şahsen bu birlikteliğin devam etmesinin hem ülkemiz, milletimiz açısından hem de geleceğimiz açısından çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.

Dış politika, hepimizin bildiği gibi, siyaset üstüdür ve millî bir politikadır. Dolayısıyla bu, kim tarafından bir iç siyaset malzemesi hâline dönüştürülürse şahsen bunu doğru bulmadığımızı da ifade ediyorum. Buradan, özellikle harekâtın ve bundan sonraki süreçlerin kazanımı açısından da devletimizi, devleti yönetenleri, harekâtı yönetenleri yıpratmamanın, dışarıya karşı elinin güçlü olması açısından da çok önem arz ettiğini ifade etmek istiyorum.

Tabii, iki ülkeyle yapılan müzakereler sonucunda ortaya şu çıkmıştır: Terör örgütleri üzerinden vekâlet savaşı yürüten ve bölge haritasını yeniden çizme hayalini kuranların hevesleri bu harekâtla birlikte kursağında kalmıştır, terör koridoru yerle bir edilmiştir. Bu bölgede Türkiye’ye rağmen politika üretilemeyeceği bir kez daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ülkemize yönelik yaptırım tehditlerinin ve ambargoların da işe yaramayacağı görülmüştür.

Sözde demokrasinin beşiği ülkelerin sözde özgür medyasının iftiraya dayalı, kendi kamuoylarını yönlendirmeyi amaçlayan propagandist iletişim tuzakları ellerinde patlamıştır. Lakin buna karşı biz de sınıfta kaldık, haklı davamızı Türkiye olarak tam anlamıyla anlatamadık. Hem sahada hem masada güçlü bir Türkiye gerçeğini herkes hem görmüş hem de kabullenmek zorunda kalmıştır. ABD ve Rusya’yla yapılan müzakereler ve bunların sonuçları da bunun göstergesidir. Terör örgütleri sivil halkı kalkan yaparken kahraman Mehmetçik’imiz sivillere kalkan olmuştur ama maalesef, bunu dahi anlatmakta zorlanmışız ve sanki harekât Kürtlere karşı yapılıyormuş gibi bir algı dünyada yaygınlaşmıştır. Hâlbuki harekâtın amacının tamamen teröre ve teröriste yönelik olduğu bir gerçektir.

Kendi halkına demokrasiyi çok görenlere ve otoriter rejimlere karşılık hakkı ve hukuku savunan Türkiye gerçeği gözler önüne serilmiştir. Milyonlarca masum ve mağdur insana kucak açan şefkat adası, insanlığın sığınağı Türkiye algısı pekişmiştir. Kendi içinde fikir birliğine varamayan, karar alamayan Avrupa Birliği, kapıda beklettiği Türkiye'den hem askerî hem de siyasi ders almıştır; ABD ve Rusya anlaşmasından sonra da açığa düşmüştür. Sınırlarını korumak için meşru müdafaa hakkını kullanan üyesinin yanında yer almaktan âciz NATO bir kez daha sınıfta kalmıştır. Stratejik ortağı yerine terör örgütünün safında yer alan ABD’nin petrolün bekçiliğinden öte bir vizyonunun olmadığı, bizzat Trump’ın ağzından açıklanmıştır. Türkiye ile Rusya, bölgenin iki lider ülkesi olarak uzlaşma, iş birliği yapma ve sorun çözme kapasitelerini dünya önünde teyit etmiştir. Bu arada, İran da sınıfı geçemeyenler kategorisinde yer almıştır.

Tabii, bu anlaşmaların eksiklikleri, noksanlıkları da vardır. Örneğin, Süleyman Şah Türbesi’nin geleceği ne olacaktır? Bu, net bir şekilde ifade edilmemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Destici.

MUSTAFA DESTİCİ (Devamla) – Bir başka husus: Bize göre, sığınmacıların geri dönüşüne ilişkin tam bir netlik burada görülmemektedir. Güvenli bölgeye sığınmacıların yerleştirilmesi, terörden temizlenmesi kadar bize göre önemlidir. İdlib konusu: Özellikle Rusya ve Suriye, sivillere yönelik bir hassasiyet gösterecek midir? Ayrıca, oradaki Suriye Millî Ordusunun mensuplarının akıbeti ne olacaktır? YPG’liler çekilirken ağır silahlarının ne olacağı, ABD’yle yapılan müzakerelerde açıklığa kavuşturulmuştur ama Rusya’yla varılan mutabakatta bu netliği göremedik. Ayn el Arap ve Kamışlı’nın stratejisiyle alakalı varılan mutabakat da uzun vadeli, ciddi riskler taşımaktadır çünkü bölgenin Rusya ve Suriye rejimi, PYD/YPG’lilerin Suriye Ordusu üniforması giydikten sonraki gelecekleriyle ilgili de bir netlik yoktur. Yani görünen odur ki bizim hedeflemelerimiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA DESTİCİ (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Destici.

MUSTAFA DESTİCİ (Devamla) – Bitiriyorum, evet.

Bizim hedeflemelerimiz 480 kilometre uzunluğunda 30 kilometre derinliğindeyken şu anda 120 kilometre uzunluk ve 30 kilometre derinlikle sınırlı kalındığı gözükmektedir. Diğer bölgeler, Rusya ve Suriye rejimi güçlerine emanet edilmiştir. İnşallah, buralarla ilgili hem gelecekte terör tehdidi var olmaya devam etmez hem de bu bölgeler yine, ülkemiz içindeki Suriyeli sığınmacılar için bir güvenli bölge hâline dönüştürülür. Beklentimiz ve temennimiz budur.

Bir kez daha harekâta ve bu süreçlere olan desteğimizi yineliyor, şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. Hayırlı çalışmalar diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Buyurun Sayın Aydınlık.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık’ın, Barış Pınarı Harekâtı sebebiyle ekonomik açıdan sekteye uğrayan Ceylânpınar, Akçakale, Suruç, Nusaybin esnaf ve çiftçilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AZİZ AYDINLIK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, Barış Pınarı Harekâtı sebebiyle bölgemizde alınan önlemler, yetkililer tarafından bölge halkımızın daha güvenli noktalara çekilmesi Ceylânpınar, Akçakale, Suruç ve Nusaybin’deki esnaf ve çiftçimizi ekonomik açıdan sekteye uğratmıştır.

Bu süreçte iş yapamayan sınır ilçelerimizin esnaf ve çiftçilerinin tek bir talebi vardır: Tüm bankalara, Tarım Kredi Kooperatiflerine ve esnaf odalarına olan kredi borçlarının, devlet kurumlarına olan tüm borçlarının, çek ve senetlerinin koşulsuz bir yıl ertelenmesi.

Tüm Hükûmet yetkililerini, sayın bakanları bu konu üzerinde gerekli çalışmaları başlatmaya çağırıyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Akın…

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, her 3 gençten 1’inin işsiz olduğuna ve iş bulamayan gençlerin KYK kredi borçlarını ödeyemedikleri için yaşadıkları mağduriyete ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Genç işsizlik oranı resmî verilere göre yüzde 27,1 yani neredeyse 3 gençten 1’isi işsiz durumda, iş sahibi gençlerimizse yoksul durumda. İş ve aş yaratamayan bir iktidarla karşı karşıyayız ve yıllar içinde borçlu da mezunlar yaratan bir iktidar. Öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen üniversite mezunu sayısı 5 milyonu buldu. Hasbelkader bir iş bulmuş yeni mezunların da maaşlarına haciz konuluyor. Bugüne kadar 217 bin gencimizin maaşı hacizli durumda.

Öğrenim kredisi borçlarının silinmesi için defalarca buradan iktidara seslendik. Verdiğimiz kanun teklifleri reddediliyor, işleme alınmıyor. Bu kanayan yaraya pansuman olacak çözüm önerilerimize kulak tıkıyorsunuz. Gençlerimiz bir gecede vergi borçları silinen yandaş şirketlerden daha değerlidir.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

3.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı sürecinde ABD'den sonra Rusya’yla da mutabakata varılmasıyla oyun bozucu ve oyun kurucu gücünü dünyaya gösterdiğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Barış Pınarı Harekâtı’yla bölgede oynanan oyunları ters yüz eden Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğiyle ve kararlı duruşuyla, Soçi’de diplomatik alanda tarihî bir başarıya daha imza atmıştır.

ABD’den sonra Rusya’yla yapılan bu 10 maddelik anlaşma, Türkiye'nin bütün güney sınırlarını kapatma niyeti taşıyan terör kuşağı projesini tamamen başarısızlığa uğratmış, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını uluslararası ölçekte kabul ettirme sonucunu doğurmuştur.

Türkiye oyun bozucu ve oyun kurucu gücünü hem bölgeye hem bütün dünyaya göstermiştir. Bu gerçek, ülkemizi devler ligine taşımıştır. Artık, ister bölgesel ister küresel olsun, o masada Türkiye her zaman olacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Tığlı…

4.- Giresun Milletvekili Necati Tığlı’nın, yaşanılan trafik sıkışıklığı ve karmaşanın son bulabilmesi için Giresun Güney Çevre Yolu Projesi’ne başlanılması gerektiğine ilişkin açıklaması

NECATİ TIĞLI (Giresun) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Güney Çevre Yolu Ordu ili geçişinin hizmete girmesiyle buradaki geçiş hızlanmış, trafik yoğunluğu Giresun’a taşınmıştır. Giresun ilinde şehir içi ve transit geçişin birleştiği noktalarda trafik sıkışıklığı ve karmaşası her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu sebeple, muhalefet olarak Güney Çevre Yolu Ordu etabı devam ederken Giresun geçişinin inşaatının başlamasını acileyetle istiyoruz. Artık, günü kurtarma projelerinden vazgeçip iktidarın söz verdiği gibi, bir an önce Giresun Güney Çevre Yolu Projesi’ne başlaması gerekmektedir. Bu projenin tüm Giresunlular adına takipçisiyiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Yaşar…

5.- İstanbul Milletvekili Serap Yaşar’ın, 20 Şubatta 5 partinin ortaklaşa verdiği önergeyle kurulan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonunun raporunu Meclis Başkanlığına sunduğuna ilişkin açıklaması

SERAP YAŞAR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

20 Şubatta Mecliste grubu bulunan 5 partinin ortak olarak vermiş olduğu önergeyle Hayvan Hakları Araştırma Komisyonunu kurduk. Komisyonumuz 8 Mayısta çalışmalarına başladı. Bu hafta, Komisyon üyelerimizle birlikte raporumuzu Meclis Başkanımıza sunduk. Hayvan haklarını partilerüstü bir mesele olarak kabul ederek büyük bir uyum içinde ve hassasiyetle konunun tüm taraflarını dinledik ve raporumuz bu şekilde şekillendi. Mecliste temsil edilen tüm partilere mensup milletvekili arkadaşlarımızla hayvan haklarının birleştiriciliğinin güzel bir örneğini yaşadık. Bu konuda çok sayıda hayvansever, doğasever dernekler, STK’ler, aktivistler ve ilgili bölümlerin öğretim üyelerinden de görüş alışverişinde bulunduk. Pek çok ülkenin karşılaştırmalı hukuk metinlerinden faydalandık ve metnimizi olabildiğince geniş katılımlı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

6.- Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz’ın, mısır üreticilerinin zor durumda olduğuna, Düzceli mısır üreticilerinin Düzce’ye de depolama tesisi kurulmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gerek ülkemizde gerekse Düzce’de mısır üreticileri son yıllarda büyük sorunlar yaşamaktadır. Artan girdi maliyetleri karşısında mısırdaki fiyat artışları yetersizdir. Özellikle Düzce gibi TMO’nun depolama ve kurutma tesisinin olmadığı illerdeki fiyatlar, TMO bulunan illere göre 15-20 kuruş daha geridedir. Düzce, 50 bin tonun üzerinde mısır, 210 bin tonun üzerinde silaj üretimi yapmasına rağmen TMO’nun depolama ve kurutma tesisi olmayan bir üretim merkezidir. Hükûmet tarafından sezon başında 1 lira 15 kuruş olarak açıklanan mısır fiyatları şu anda 30 randıman mısırda 75 kuruşa kadar düşmüştür. 70 kilometre uzaklıktaki Sakarya’da bile fiyat 90 kuruşken TMO’nun Düzce’de tesisi olmadığı için fiyat 15 kuruş daha ucuzdur.

Tarım Bakanlığından Düzceli mısır üreticisinin beklentisi, bir an önce TMO’nun Düzce’ye depolama tesisi yapmasıdır. Depolama tesisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya…

7.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Osmaniye’mizin il oluşunun 23’üncü yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunmaktayım. Osmaniye’miz köklü tarihi, kültürel mirası, zengin doğal güzellikleri ve bereketli topraklarıyla birçok medeniyete ev sahipliği yapan, kaleler ve ozanlar şehridir. Osmaniye’miz 24 Ekim 1996 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kanunla Türkiye Cumhuriyeti’nin 80’inci ili olmuştur. Yirmi üç yıl içinde üniversitemizle, gelişmiş organize sanayi bölgeleriyle, hizmet standardı yüksek kamu binalarıyla, altyapı çalışmalarıyla her alanda oldukça büyük gelişim ve değişim göstermiştir. Özellikle ekonomik alanda her geçen yıl ülke ekonomisine daha da fazla katkı sunmaktadır. Osmaniye’mizin il olmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu kadim şehre, Cebelibereket’e Osmaniye Milletvekili olarak hizmet etmekten gurur duyduğumu ifade ederek Osmaniye’mizin il oluşunun 23’üncü yıl dönümünü kutluyor, Osmaniyeli hemşehrilerime saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Karaduman…

8.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, er Zekeriya Altınok şehit olmasaydı kendisine “terörist” denilmeye devam mı edileceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Bu fotoğrafa iyi bakınız. Bu fotoğrafta gördüğünüz masum bakışlı çocuk, babası polis memuruyken KHK’yle ihraç edilen, daha sonrasında askerlik vazifesini yerine getirirken şehit olan, kısa bir süre içerisinde terörist kabul edilecek kadar tehlikeli, şehit düşecek kadar vatansever olan Burak Zekeriya Altınok’un yaşadığı zulmü anlatan çocuklarının bakışıdır. Bu fotoğraf, iktidarda kalmak pahasına insanların hayatını mahveden adaletsizliğin ve ahlak tanımazlığın fotoğrafıdır. Zekeriya Altınok şehit olmasaydı kendisine “terörist” demeye devam mı edecektiniz? Bu fotoğrafı görüp de vicdanı sızlamayanlara “Biz ne yapıyoruz?” diye sormayanlara şunu hatırlatmak istiyorum: Hesap vereceksiniz, tarihin önünde olmasa da Allah’ın önünde hesap vereceksiniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

9.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde-Bor yolunda karşıdan karşıya geçerken araç çarpması sonucu vefat eden üniversite öğrencileri Fatma Gül Uzun ile Kader Karaca’ya Allah’tan rahmet dilediğine, araç geçişleri için kavşaklarda düzenleme yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde-Bor yolunda öğrenci yurdunun bulunduğu yerde karşıdan karşıya geçmek isteyen üniversite öğrencileri Fatma Gül Uzun ve Kader Karaca araç çarpması sonucu can vermişlerdir.

Gençlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.

Bu yol güzergâhında daha önce de üniversite öğrencileri ve yurttaşlar canlarını yitirdiler. Dönemin Bakanına Niğde-Bor yolu üzerinde yaya ve araç geçitleri yapılması için önerge verdim. Bakan yanıtında “Kaza tespit tutanaklarında yoldan kaynaklanan bir sorun yok.” dedi. Son kaza sonrası Valilik de eylülde 738, ekimin ilk on sekiz günü 396 sürücüye hız ihlal cezası kesildiğini açıkladı. Sorun ceza kesmekle sona ermiyor. Yolda yaya ve araç geçişleri için üst geçitler farklı bölgelerde yapılmalıdır. Kaza yeri ile üniversite, organize bölgesi, Bor TOKİ ve Altunhisar Kavşağı ve Kayseri yolu Aktaş Kavşağı’nda mutlaka araç geçişleri için düzenleme yapılmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

10.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafının hem maddesel hem de enerji olarak kaynak kayıpları yaşanılmasına sebep olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına sebep olmaktadır. Dünya üzerindeki nüfus ve hayat standartları artarken tüketimde de kaçınılmaz şekilde bir artış yaşanmakta ve bu durum doğal kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırarak dünyanın dengesini bozmakta, sınırlı kaynaklarımız artan ihtiyaçlara yetişememektedir. Bu anlamda “Sıfır Atık, Sıfır Kayıp” uygulamasının büyük avantajlar sağlayacağı kesindir çünkü bu uygulamayla verimlilik artar, temiz ortam sağlanır, israf önlenir, maliyetler azalır, çevresel riskler azalıp çevre koruma bilincine sahip duyarlı tüketiciler çoğalır; çevreci davranışlarımız ulusal ve uluslararası çevrelerde saygınlığımızı artırır.

Çevre, bize atalarımızdan kalan bir miras değil, gelecek nesillerimizden aldığımız bir emanettir.

BAŞKAN – Sayın Keven…

11.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, şehit yakını ve gazilerin taleplerine ilişkin açıklaması

ALİ KEVEN (Yozgat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şehit yakını ve gazilerimizin, devletimizin sunduğu bazı hakların yanında çeşitli sorunları ve talepleri vardır ve acil ele alınmayı beklemektedir. Şehitlerimizin yakınlarına sunulan 2 kişilik kamuda istihdam desteği çocuklar arasında bir sorun oluşturmayacak şekilde artırılmalıdır. Gazilere istihdam desteği 2 kişi olmalıdır. Gazilerimize 3000 prim gününde emekli olma hakkı verilmelidir. Şehit yakınlarının ve gazilerin yararlandığı sağlık hakları milletvekillerine sunulan haklar düzeyinde olmalıdır. Şehitlerimizin birinci derece yakınlarına kamu eliyle ücretsiz konut yapılarak tahsis edilmelidir. Bütün şehit yakını ve gazilerimize yeşil pasaport verilmelidir. Gazilerimizin tamamına ÖTV’siz araç hakkı verilmelidir. Vücudunda fiziksel ve psikolojik etkilerin uzun yıllar sürebileceği tespit edilen ama “gazi” unvanı verilmemiş olan gazilerimize bir an önce “gazi” unvanı tanınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEVEN (Yozgat) - Gazi sayılmayan 20 bin yurttaşımız acil gazilik unvanı bekliyorlar.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Osmanağaoğlu…

12.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, Türk milletinin devletiyle bölünmez bir bütün olduğuna, PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak görmeyenlerin sonuna kadar karşısında olduklarına ilişkin açıklaması

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sahada PKK/YPG ve diğer terör örgütlerine karşı ulusları kendisine hayran bırakan bir mücadele sergileyen ülkemiz, son bir hafta içinde masada da terörle mücadele konusundaki kararlılığını göstermiştir. Müşterek bir millî ruhla hareket eden, asıl gayelerine ve yüksek ideallerine ulaşmak için sağlam adımlarla ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti, içinde bulunduğu coğrafyada dökülen mazlum kanını durdurmak için çözüm üretme kabiliyetini sonuna kadar kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı şehit kanlarıyla karılmış, Türk milletinin devletiyle birlikte bölünmez bir bütün olduğu hükmü doksan altı yıl önce bu çatı altında verilmiştir. Bu sebeple tartışmaya kapalı bir hükmün gereğini yapan devletimizin sonuna kadar yanında olduğumuzu, PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak görmeyenlerin de sonuna kadar karşısında olduğumuzu beyan ederiz.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

13.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

24 Ekim 1996 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 4200 sayılı Kanun’la Türkiye Cumhuriyeti’mizin 80’inci ili olan Osmaniye’miz, ülkemizin doğusu ile batısını birbirine bağlayan tarihî ve kültürel dokusuyla genç bir il olmakla birlikte coğrafi konumuyla önemli bir yere sahiptir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, 2002 yılından bu yana eğitimden sağlığa, altyapıdan ulaştırmaya, tarım ve hayvancılıktan çevre, orman ve KÖYDES projelerine, enerjiden sanayiye, iki organize sanayi bölgemiz ve üniversitemizle Kadirli, Düziçi, Bahçe, Sumbas, Hasanbeyli ve Toprakkale ilçelerimizi tüm Türkiye’ye örnek bir hâle getirmek için gece gündüz çalışmaya kararlıyız. Binlerce yıllık tarihi, geleneksel halk kültürü, muhteşem doğal güzellikleriyle her türlü turizm çeşitliliğine sahip ülkemizin nadir illeri arasında yer alan Osmaniye’mizin il oluşunun 23’üncü yılını Gazi Meclisimizde kutlama şerefini bizlere veren tüm Osmaniyeli hemşehrilerimize sonsuz teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Başevirgen…

14.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, bu yıl için ödenecek tarımsal desteklerle çiftçilerin dayanabilme şansının olmadığına ilişkin açıklaması

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çiftçisine destek olmak yerine köstek olmayı kendine vazife edinen iktidar, yıl biterken tarımsal destekleri açıkladı. Hayvancılık yine yok sayılmış; gübre desteği sadece buğday, arpa, çavdar, tritikale ve yulaf ürünlerinde var, diğer ürünlerde yok. Primde buğday, arpa, çavdar ve yulaf üreticisi için de bir önceki yıla göre oldukça az miktarda destek var. Mazot desteğiyse ancak çiftçinin mazot giderinin yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor. Çiftçinin girdi maliyetlerine göre bu destekler çok düşük. Mazot, gübre, ilaç, sulamada kullanılan enerjideki artış hemen hepsinde yüzde 50’nin üzerinde. Çiftçi yine yok sayılmış, üretememesi için ne gerekiyorsa yapılmış. Çiftçinin bu şartlar altında dayanabilme şansı yok. İthalat kapıları ardına kadar açılıyor; bu, ülke tarımına ve çiftçiye ihanettir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Süllü…

15.- Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün, Eskişehir ilinde maaşlarını alamadıkları için açlık grevi başlatan ve basın açıklaması yapmak isteyen işçilere polisin biber gazıyla müdahale ettiğine, emekçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Eskişehir’de beş aydır maaşını alamayan 500 işçi, iki günlük açlık grevi ardından bu sabah basın açıklaması sırasında polisin biber gazlı saldırısına uğradı; 29 işçimiz gözaltına alınırken BİRLEŞİK METAL-İŞ Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ve işçilerimiz hastanelerde. Haklarını arayan emekçilerimize yapılan bu müdahale kabul edilemez. 2009 yılında TMSF tarafından el konulan ve hatalı yönetimiyle zarar eden şirketler, borç yüküyle haziran ayında Zeytinoğlu Holdinge geri iade edilmişti. İşçiler işlerine geri dönebilmek için Sayın Cumhurbaşkanı ve TMSF’ye seslerini duyurmak istiyor: “Dev fabrikalarınız var, holdingsiniz. Ne olur yanınıza 5-10 işsiz insanı alsanız.” diyerek istihdam yaratmak için sanayicilere seslenen Sayın Cumhurbaşkanı ve TMSF, emekçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için gereğini yapmalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak işçilerin haklı mücadelesinin sonuna kadar yanında olmaya devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İlhami Bey, size söz vereyim.

16.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’nun, Erzincan ili Tercan ilçesinde bir banka çalışanı tarafından mağdur edilen çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Erzincan Tercan’da bugün itibarıyla 54 çiftçimiz Ziraat Bankasında bir banka çalışanı tarafından maalesef ki sahte imzayla dolandırılmış, banka çalışanı bankanın parasını zimmetine geçirmiş. İlgili çalışan böyle bir suçlamaya karşın önce başka bir şubeye gönderilmiş, sonra da savcının yürütmüş olduğu soruşturma neticesinde altı ay hapis cezası yatmış ve bugün serbest bırakılmış. Şimdi tüm imzalar da kriminal incelemeye gönderilmiş. Bakın, çiftçilerimiz banka çalışanı tarafından yapılan dolandırıcılık sebebiyle icralık olmuş ve hayatını kaybedenler var. Tablo giderek karanlıklaşıyor. Tercan Cumhuriyet Savcılığı konu üzerinde… Buradan görevini yapmakta olan savcımıza teşekkür ediyorum. Banka çalışanıyla ilgili bugüne kadar Ziraat Bankasının müdahil olmadığını öğrendik, üzüldük. Bugün Genel Müdürü aradım. Genel Müdür Hüseyin Aydın konudan yeni haberdar olduğunu söyledi, çiftçilerin mağdur edilmesine asla izin vermeyeceğini söyledi ancak geldiğimiz noktada mağduriyet var. Bu mağduriyetin giderilmesi konusunda Genel Müdürden ve göndereceği müfettişlerden istirhamımız bir an evvel sorunun çözülerek ilgili çiftçilerimizin mağduriyetinin giderilmesi için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özyürek…

17.- Sivas Milletvekili Ahmet Özyürek’in, hakem hataları nedeniyle Sivasspor’un puan kaybetmesinin taraftarlarını üzdüğüne, Türkiye Futbol Federasyonunu maçların adaletli yönetilmesi konusunda uyardıklarına ilişkin açıklaması

AHMET ÖZYÜREK (Sivas) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sivas’ımızın çok önemli bir markası olan Sivasspor’umuz Süper Lig’e çok iyi bir başlangıç yaparak lig 2’nciliğine kadar yükseldi ama ne var ki Rizespor ve Alanyaspor maçından sonra, İstanbul’da oynanan Sivasspor-Galatasaray maçıyla yine hakem hatalarının Sivasspor aleyhine olmasının sonucunda çok değerli puanlar kaybettik. Hakem hatalarının devam etmesi ve Sivasspor’umuzun da burada çok önemli puanlar kaybetmesiyle Sivasspor’umuz ve Sivassporlu taraftarlar çok üzgündür. Bizim isteğimiz, Futbol Federasyonuna uyarımız şudur: Hak ve adaletli bir maç yönetilmesini ve gerçekten sahada kim hak ediyorsa ve 3 puanı alnının akıyla kim alıyorsa galibiyetin ona verilmesini istiyoruz. Futbol Federasyonu bilsin ki İstanbul’da ve Türkiye genelinde 5 milyon Sivaslı vardır, onun için protesto etmek istemiyoruz. Hak ve adaletle galibiyetin gerçekten de sahada hak edene verilmesini istiyoruz.

BAŞKAN – Dursun Ataş Bey, buyurun.

18.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın, açıklanan 2019 yılına ait tarımsal destekleme tutarlarının çiftçinin beklentisini karşılamadığına, çiftçilerin borçlarının yapılandırılması ve destekleme oranlarının yükseltilmesi hususunda Genel Kurulu göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Çiftçilerimizin dört gözle beklediği 2019 yılına ait tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bugün itibarıyla yayınlanmıştır. Açıklanan desteklemeler çiftçilerimizin beklentilerinin çok altındadır. Desteklemelere yapılan artışlar üretim maliyetlerine gelen zamların da çok altındadır. Ekonomik krizi en derinden hisseden ve yerli üretime katkıları üst seviyede olan çiftçilerimiz akaryakıta, gübreye, ilaca ve tohuma peş peşe gelen zamlar yüzünden üretim yapamaz hâle gelmişlerdir. Çiftçilerimiz bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarını ödemekte zorlanmaktadırlar. Milyon dolarlık spor kulüplerinin ve büyük ölçekli batık şirket borçlarını yapılandıran devlet bankalarımızın çiftçilerimizin borçlarını yapılandırma güçleri de vardır. Çiftçilerimizin borçlarının bir an evvel yapılandırılması ve destekleme oranlarının yükseltilmesi hususunda Genel Kurulu göreve davet ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Şimdi söz talep eden Grup Başkan Vekillerine söz vereceğim.

Sayın Türkkan…

19.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, 25 Ekim İYİ PARTİ’nin kuruluşunun 2’nci yıl dönümüne, Ağrı ili Doğubayazıt ilçesinde PKK’lı teröristlerin askerî araca düzenlediği saldırıda yaralanarak şehit olan Er Zekeriya Altınok’un KHK mağduru olduğuna, mahkeme tarafından suçsuzluğu kararlaştırılan KHK’lilerin görevlerine iadesinin yapılarak mağduriyetin giderilmesi gerektiğine, bizim “terörist” olarak gördüklerimize yabancı devletlerin siyasi figür gibi davranmasını kınadıklarına, ABD Devlet Başkanı Trump’un devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan mektubunu içlerine sindiremediklerine ve cevabının verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin iyi ve cesur evlatları ile aziz milletimizin inancı ve desteğiyle kurduğumuz İYİ PARTİ’mizin yarın 2’nci kuruluş yıl dönümünü kutlayacağız. Kutlu olsun. Cenab-ı Hakk’a hamdolsun ki bu kısa sürede “değişmez” denileni değiştirdik, güçlü ve mutlu bir Türkiye'nin yolunu açtık. Kuruluş yıl dönümümüz ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olsun. Unutmayın: Yılmayacağız, yıkılmayacağız, güneşi görene kadar yorulmayacağız.

Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde PKK’lı teröristlerin askerî araca düzenlediği saldırıda yaralanan 5 askerden 1’i olan Er Zekeriya Altınok kardeşimiz ne yazık ki tedavi gördüğü hastanede dün şehit oldu. Şehit Altınok’un KHK’yle meslekten atılan eski bir polis memuru olduğu ortaya çıktı. Altınok’un FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle 2017 yılında 701 sayılı KHK’yle mesleğinden ihraç edildiği, on altı ay da cezaevinde tutuklu olarak yargılandığı ve sonunda da beraat ettiği ortaya çıktı. “Terörist” diye peşinen on altı ay hapis yatırdığınız adam vatan, bayrak uğruna şehit oldu. Bu konuyu daha önce de gündeme getirmiştik. “Terör örgütü üyesi” suçlamasıyla görevlerine son verildiği hâlde yargılaması bittikten sonra mahkeme tarafından suçsuzluğu kararlaştırılan KHK’lilerin görevlerine iadesi, OHAL Komisyonu tarafından bir an önce yapılmalıdır. Hem vatandaşlarımız hem de aileleri gerçekten mağdur durumdadır. Bu ailelerden karşımıza her gün başka bir trajik hikâye çıkmaktadır. Bu mağduriyeti gidermek devletin öncelikli vazifesidir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla üç bin yıldır varlığını devam ettiren Türk devletini bugün yönetenler artık daha fazla vatandaşını mağdur etmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Amerika Birleşik Devletleri Devlet Başkanı Trump’un Türkiye Cumhuriyeti’ne hakaret ettiği mektubu önce, sakladığınızı; sonra da çöpe attığınızı ifade ettiniz. Buruşturulup çöpe atıldı mı, atılmadı mı; saklandı mı, saklanmadı mı onları bilmiyoruz ama bu konuda hâlâ net bir açıklama yok. Hiçbir emperyalist ülkenin başkanı Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı o ifadeleri kullanamaz, kullanıyorsa da en sert şekilde cevap verilmelidir.

Yabancı devletlerin bizim bugün “terörist” diye gördüklerimize siyasi bir figür gibi davranmasını, bizler de sizin gibi kınıyoruz ancak size bu konuda birkaç kelamım olacak. Kimseyi kandırmaya kalkmayın, Oslo’da karşınıza alıp görüştüğünüz andan itibaren onları terör örgütü kategorisinden siz kendi ellerinizle çıkardınız. Bugün Trump’a kızıyorsunuz ama aynı adamları Oslo’da karşınıza oturtup pazarlık ettiğiniz, görüştüğünüz gün bu teröristleri terörist kategorisinden çıkaran Trump’tan önce sizdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çözüm sürecinde, PYD’ye destek için peşmerge silahlı güçlerine eşlik ederek topraklarımızdan Suriye’ye girişlerine yardımcı oldunuz, sadece ve sadece muhafazakâr Kürt oylarına talip olmak için onları aranıza aldınız.

Trump, küstah ifadeler içeren mektubun mürekkebi henüz kurumadan, kerameti kendisinden menkul bir teröriste önce “general” diye hitap etti, sonra da en kısa sürede görüşme arzusunu ifade etti.

Şimdi, buradan soruyoruz: Türkiye Cumhuriyeti’ne hakaret eden bir adamın bu davranışını siz nasıl içinize sindiriyorsunuz? Biz sindiremedik. Sizden, bu adama gerekli cevabın gerektiği şekliyle verilmesini bekliyoruz, beklemeye de devam edeceğiz; vermezseniz, bunu bütün milletimize anlatmaya devam edeceğiz.

Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, ABD Devlet Başkanı Trump’un YPG’nin yöneticisi Mazlum Kobani’ye yönelik “General Mazlum” ifadesini kullanmasının generallere hakaret olduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Generallere de bir hakaret ona “general” demek. “General” diye ifade ediyorlar, ben de basından takip ediyorum. Bu da generalliğe hakaret, kedi gibi kaçıp Amerika’nın himayesinde bir zavallı. “General” ifadesi bile insanı incitiyor.

Sayın Bülbül…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümü vesilesiyle MHP Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’ye vekâleten Osmaniyeli hemşehrilerinin yıl dönümünü kutladıklarına, 24 Ekim Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun 74’üncü yıl dönümüne, Barış Pınarı Harekâtıyla Türkiye'nin hem sahada hem de masada temin ettiği başarının takdire şayan olduğuna ve hamlelerinin bölgede barışa, komşularının toprak bütünlüğüne hizmet ettiği gerçeğinin yakın zamanda anlaşılacağına ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümüdür. Burada, daha önce diğer partilerden Osmaniye milletvekillerimiz kuruluş yıl dönümünü kutlarken, Milliyetçi Hareket Partisinin Osmaniye Milletvekili Sayın Genel Başkanımız olduğu için biz de Genel Başkanımıza vekâleten bütün Osmaniyeli hemşehrilerimize selamlarımızı dile getirirken kuruluş yıl dönümlerini de kutladığımızı ifade etmek istiyoruz.

Osmaniye, Çukurova’nın son derece mümtaz insanlarının yaşadığı büyük bir Türkmen şehridir. Allah, sonuna kadar onları var etsin diyorum.

Sayın Başkan, bugün, 24 Ekim 1945’te resmen faaliyete geçmiş olan Birleşmiş Milletlerin kuruluş yıl dönümüdür. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı galip devletlerinin öncülüğünde kurulan ve yaşanmış olan büyük savaşların, güvenlik tehditlerinin bir daha yaşanmaması ile birlikte uluslararası barışı muhafaza gayelerine hizmet eden önemli bir kuruluştur. Faaliyete geçtiği 1945 yılından bu yana dünyada cereyan eden hadiseler dikkate alındığında, Birleşmiş Milletlerin etkinliği ve uluslararası barışa hizmet edebilme kapasitesi konusunda hayal kırıklığı yaratan bazı gelişmelerin yaşandığı da görülmektedir. Savaş, çatışma ve insanlık dramlarının yaşandığı süreçlerde Birleşmiş Milletlerin fonksiyon ifa edememesinde yapısal yanlışlıkların etkisi büyüktür. “Yapısal yanlışlık”tan kastımız, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin teşkilatın omurgası olarak değişmeyen daimî 5 üyeden müteşekkil olmasıdır. Bu 5 üye, dünyada yaşanan önemli hadiselerde çoğunlukla menfaat çatışması içinde olduğundan, Birleşmiş Milletlerin inisiyatif alabilme şansı oldukça sınırlı kalmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu çerçevede, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Birleşmiş Milletler son Genel Kurulunda dünyaya bir defa daha dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür.” ifadesini gönülden desteklediğimizi belirtmek istiyoruz. Dünyada barış ve güvenliğin korunmasında norm koyabilme imkânına sahip olan ve uluslararası meşruiyeti temsil eden Birleşmiş Milletlerin yapısında, başta Güvenlik Konseyi olmak üzere, önemli değişikliler yapılması kaçınılmaz hâle gelmiştir. Gittikçe içinden çıkılmaz hâle gelen, kuralsızlığın kural hâline geldiği, güçlünün haklıya galebe çaldığı dünya düzeninde adaletin hâkim kılınması ve huzurun kalıcı olarak temin edilmesi hayati bir meseledir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, tarihinde olduğu gibi, hiçbir gizli gündemi, gizli ajandası olmadan hasbi duygularla huzura ve adalete katkı sağlayarak dünyada âdeta bir rol model olmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bitiriyorum.

Türkiye'nin bu tavrı ve duruşu kuşkusuz dünyadaki hâkim güçleri rahatsız etmektedir. Bugün coğrafyamızda yaşanan gelişmeleri, ülkemize yönelen muhasım faaliyetleri ve saldırıları bu kapsamda da değerlendirmek gerekmektedir.

Türk devleti, tarih boyu bitmeyen bu hesapları altüst etmeye muktedir olmuş ve olacaktır. Bunun en canlı ve yakın örneği Barış Pınarı Harekâtı ve arkasından gelişen mutabakat süreçleridir. Türkiye'nin hem sahada hem masada temin ettiği başarı takdire şayandır. Bu noktada, bu başarıya imza atılmasında emekleri geçen, başta şanlı ordumuz olmak üzere, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve değerli Hükûmet üyelerine teşekkürleri burada bir borç biliriz.

Her türlü kara propagandaya rağmen Türkiye’nin hamlelerinin bölgede barışa ve komşularının toprak bütünlüğüne hizmet ettiği ve her türlü teröre muazzam bir darbe vurduğu yakın zamanda anlaşılacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Cenab-ı Allah Türk milletini ve Türk devletini ebediyen var etsin.

Saygılar sunarım.

BAŞKAN – Şimdi söz isteyen sayın milletvekillerine de söz vereceğim.

Buyurun Sayın Beko.

21.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, katı atık toplayıcılarının topladığı atıklar sayesinde doğa ve ülke kaynakları korunurken petrol ve döviz konusunda dışa bağımlılığın da azaldığına, katı atık toplayıcılarının mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Katı atık toplayıcıları, ülkemizin ve dünyamızın ortak sorunu olan iklim değişikliğiyle mücadele konusunda topladıkları atıklarla büyük bir görevi yerine getirmektedirler. Ekonomiye yıllık 20 milyarlık katkısı olan bir sektördür bu. Toplanan atıklar sayesinde hem doğa ve ülke kaynakları korunurken hem de petrol ve döviz konusunda dışa bağımlılık azalmaktadır. Ancak ülkemizde 500 bin kâğıt toplayıcısının yüzde 20’si ne yazık ki çocuk. Bunlar engellenmeli. Barınma yerleri genelde kâğıt topladıkları yerler. Çalışanların tamamı kayıt dışı, sosyal güvenceleri yok. Yüzde 15’i ise yabancı uyruklu; Türkmenistan, Suriye, Afganistan gibi ülkelerden gelenler. Talepleri ise şunlar: Yasada tanımlanmak istiyorlar, statülerinin olmasını ve sosyal güvence altında olmak istiyorlar. Konuyu gündeminize almanızı talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Filiz.

22.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 24 Ekim Dünya Bilgi Geliştirme Günü’ne ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

24 Ekim Dünya Bilgi Geliştirme Günü olarak kabul edilmiş. Bilgi, insanın karanlıktan çıkışı için tek anahtardır. Onun için bir ayette “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?” denmiştir. İnsanlık bugünkü durumuna bitmek bilmez bir enerji ve bilgi aktarımıyla gelmiştir. Bilgiyi besleyen kaynak ise bizzat hayatın kendisidir. Hayatı iyi okuyan, takip eden ve geliştiren insan, bilgisini de zenginleştirmiştir. Bir buluş başka bir buluşun habercisi iken bir bilgi diğer bilginin payandası olmuştur. Bilginin zenginleşmesi insanlığın bilgi kütüphanesini de büyütmüştür. Bu kütüphaneden doğru ve yeterince beslenen insanlar çağı yakalarlar.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in dediği gibi, geride kalmak ile güçlü olmak arasındaki farkı belirleyen unsur bilgidir diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

23.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, halka hizmet fikriyle hareket etmesi gereken Mersin Büyükşehir Belediyesinin performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işçilerin işine son verdiğine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce birçok işçiyi işten çıkaran, yüzlercesini de sürgün eden Mersin Büyükşehir Belediyesi, 400’e yakın işçi kardeşimizin işine son vermiştir. Sözde “performans düşüklüğü” gibi komik gerekçeler sunularak işten edilen kardeşlerimiz, kendilerine verilen işi en iyi şekilde yerine getirmişler ama ne yazık ki kapının önüne konulmuşlardır. Okulların açıldığı, kış hazırlıklarının başladığı bir dönemde işçilerin mağdur edilmesi hiçbir makul gerekçeyle izah edilemeyecektir. Mersin Büyükşehir Belediyesi, kendi işçilerine karşı daha adil ve daha insani davranmalı, partizanca duygulardan sıyrılarak belediyeciliğin temel gereği olan tarafsızlık ve halka hizmet fikriyle hareket etmelidir.

İşten çıkarılan kardeşlerimizin daima yanında olduğumuzu ve bu süreci yakından takip edeceğimizi vurgulamak istiyorum. Hiçbir işçi kardeşimiz yalnız değildir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özel…

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 24 Ekim Türkiye’nin Paris eski Büyükelçisi İsmail Erez’in katledilişinin 44’üncü, Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümü ile Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal’ın hapse mahkûm edilişinin 47’nci yıl dönümü vesilesiyle başta İbrahim Kaboğlu olmak üzere FETÖ örgütünün hedefinde olmuş akademisyenlerin kürsülerinden, üniversitelerinden uzaklaştırılmasının kabul edilemez olduğuna, İç Tüzük değişikliğiyle Meclis araştırması komisyonlarının ortaya koyduğu raporların Genel Kurulda dönemi içinde görüşülmemesi hâlinde kadük olmasının önüne geçilebilmesi gerektiğine, 25 Ekim İYİ PARTİ’nin kuruluşunun 2’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

24 Ekim 1975’te, Paris Büyükelçimiz İsmail Erez terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmişti. Başta ölüm yıl dönümü olan İsmail Erez olmak üzere, 31 diplomatımızı ve 58 aile mensubunu bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyoruz.

24 Ekim tarihi, Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal’ın “Anayasaya Giriş” kitabında Marksizm propagandası yaptığı iddiasıyla Ankara Sıkıyönetim Askerî Mahkemesince altı ay hapse mahkûm edildiği gündür. Ara rejimlerde, demokrasiyi özümsemeyen rejimlerde bilim adamlarına, akademisyenlere baskıların yapılmasına çok sık tanık olduk.

Adalet ve Kalkınma Partisi, serbest seçimlerle gelmiş olduğu iktidarda ilan ettiği OHAL sonrasında takındığı tutumla, ara rejimlerin, darbe sonrası dönemlerin tutumlarını tekrar etmekte ve bunu siyasi tarihimize kara bir leke olarak sürmektedir.

Mümtaz Hocanın mahkûm edilişinden yıllar sonra, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, bir başka Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu’nu rejime kasteden Anayasa değişikliğine karşı tutumu nedeniyle görevinden ihraç etmiştir. Ele alınan OHAL yetkisiyle “FET֒yle mücadele edeceğiz.” derken FETÖ terör örgütüyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan, doğal olarak bu örgütle taban tabana zıt politikaları savunan ve bu örgütün hedefinde olmuş çok sayıda akademisyenin kürsülerinden, akademiden, üniversiteden uzaklaştırılmış olması kabul edilebilir değildir. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin almış olduğu karara rağmen, hâlâ görevlerine dönüşlerin yapılmaması da Adalet ve Kalkınma Partisinin kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne nasıl yaklaştığını gözler önüne sermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bugün 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun yıl dönümü. Geçtiğimiz sekiz yıl boyunca -beşi yılında resmen, sekiz yılında da fiilen- Osmaniye milletvekilimiz olmadığı için orada fahri milletvekilliği görevini yapmış birisi olarak -burada, Osmaniye’nin il olmasını hep kutluyorduk- ne mutlu ki bana artık, Osmaniye’ye sadece ziyaret için gitmek durumundayım, yılın on iki ayında ayın iki gününü orada geçirmiyorum çünkü yapmış olduğumuz siyaset ve partimizin Türkiye’de yakaladığı yüksek başarı, partimize gösterilen yüksek teveccüh Osmaniye’den Baha Ünlü’yü Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine kazandırdı. Son seçimlerde Osmaniye’nin Cumhuriyet Halk Partisine de bir temsil görevi vermesinin Osmaniye halkının ve Türkiye halkının CHP’nin ortaya koyduğu siyasete nasıl yaklaştığı yönünden çok önemli olduğunu görüyor ve Osmaniye halkını bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yarın Meclis kapalı, çalışmayacak ve son seçimlerdeki ittifak ortağımız İYİ PARTİ’nin kuruluş yıl dönümü. İyi insanların partisi İYİ PARTİ. Bir itiraz kültüründen geliyor, yaşananlara duyduğu tepkiyi ve duruşunu değiştirmeden siyasetini sürdüren insanların kurmuş oldukları bir parti. Biz, onlarla yaptığımız ittifakın bugün de Meclis çatısı altında karşılıklı iyi ilişkilerle sürüyor olmasından son derece memnunuz ve İYİ PARTİ’ye uzun yıllar siyaset hayatında başarılar diliyoruz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, çok önemli gördüğümüz bir konuyu hem sizin vasıtanızla Başkanlık Divanına hem de diğer siyasi partilerin dikkatine sunmak isterim. Yapmış olduğumuz bir çalışma var. Biliyorsunuz, Meclis araştırması komisyonları kuruluyor, Meclisteki bütün partiler temsil oranlarına göre yer alıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ciddi harcamalar yapılıyor; yurt içi, yurt dışı ziyaretler gerekiyor. Stenografından tüm Türkiye’den görevlendirilen uzmanlarına kadar, harcırahlara kadar, konaklama bedellerine kadar önemli harcamalar yapıldığı gibi çok ciddi emekler veriliyor. Sonra, bir rapor ortaya çıkıyor. Bu raporun Genel Kurulda değerlendirilmesi lazım ancak İç Tüzük’ümüze göre o dönem içinde rapor görüşülemezse bir sonraki dönem bu rapor görüşülemiyor. Bu, ne sonuç doğurdu? Örneğin, Adana’nın Aladağ ilçesindeki kız öğrenci yurdundaki yangını hep birlikte araştırdılar, raporlarını çıkardılar ama o raporu burada görüşemiyoruz. 24’üncü Yasama Döneminde, Soma maden faciasını araştıran komisyonun raporu, mevsimlik tarım işçilerinin ölümlerini araştıran komisyonun raporu, doping araştırma komisyonunun raporu, toplumsal barış ve darbeleri araştırma amacıyla kurulan komisyonun raporu dâhil, 6 tane rapor görüşülemeden kadük kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının tamamında, 2002’den bugüne kadar 63 komisyon kurulmuş, bunların 20’sinin raporu ele alınamamış Sayın Başkan. Bunda milletin vergileriyle harcanan para, milletin vekillerinin emekleri var. Üç ay boyunca bazen haftada beş gün, günde on iki saate, on dört saate varan çalışmalar rapor hâline geliyor ama görüşülemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin bir muhasebe yapması gerekirse çok eleştirdiği, koalisyonların en yoğun olduğu dönem 20’nci Yasama Döneminde -baktım ben- 4 ayrı koalisyon 29 araştırma komisyonu kurmuş, 26’sının raporunu görüşmüş. Adalet ve Kalkınma Partisi 63’te 20. Biri yüzde 90 oranında başarmış, biri yüzde 59-60’larda kalmış. Bu, Meclise duyulan saygının bir göstergesi. Bu kadar emeğe karşılık bunları gündeme almamak kötü. Bunun için bir İç Tüzük değişikliği öneriyoruz. Bunu hep birlikte yaparsak çok daha doğru olur.

Ortaya çıkmış raporlar bir sonraki dönem Danışma Kurulu kararıyla ele alınabilsin. Biz, Aladağ yangınının o koca raporunu burada niye görüşemeyelim, dopingi niye görüşemeyelim, Soma faciasının raporunu niye görüşemeyelim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Bunların görüşülmesi yapılacak küçük bir İç Tüzük değişikliğiyle olur. Ha kaygı… “Efendim, darbe raporu da oluşturuldu ama biz oluşmamış kabul ediyoruz, o da gündeme gelir.” diyorsanız, darbe raporu meselesini ayrı bir yere koyalım, onu ayrı konuşalım ama 20 tane hazır rapor varken bundan, bu birikimden bu Meclis mahrum olmasın diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu teşrif eden Sırbistan Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Zarko Obradovic ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ülkemize resmî bir ziyarette bulunan Sırbistan Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Zarko Obradovic ve beraberindeki heyet Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

Sayın Akbaşoğlu…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 23’üncü yıl dönümünün hayırlı olmasını dilediğine, Barış Pınarı Harekâtı’nın Türkiye'nin askerî, diplomatik ve siyasi zaferiyle sonuçlandığına, dünya halklarının Türkiye’nin insanlığın umudu, vicdanı olduğunu yüksek sesle haykırdığına, İsmet İnönü’nün sarf ettiği “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünyada yerini alır.” cümlesinin ete kemiğe büründüğüne ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, bugün Osmaniye’nin il oluşunun yıl dönümü. Ben bu münasebetle bütün partilerimiz nezdinde milletvekillerimiz üzerinden ve tabii ki bilhassa MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de Osmaniye Milletvekili olması münasebetiyle Sayın Genel Başkanın ili, CHP’nin, AK PARTİ’nin, MHP’nin seçilmiş olan milletvekilleri üzerinden bütün Osmaniyelilere hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Cenab-ı Hak bütün illerimizin güzelliklerini hep beraber yaşamayı bizlere nasip etsin.

Değerli arkadaşlar, malum, Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde başlattığı harekât sonucu Amerika’nın ve Rusya’nın Suriye’deki PKK/YPG terör örgütünün sınırlarımızdan 30 kilometre aşağıya çıkarılmasını ve güvenli bölge kurulmasını kabul etmeleri Türkiye'nin büyük bir askerî, diplomatik ve siyasi zaferidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Ya istiklal ya ölüm!” kararlılığıyla yürüttüğü liderliğinin neticesinde Türkiye bu tarihî zaferle birçok sonuç elde etmiştir. Kırk yıllık PKK/YPG terörünün tamamen yok edilmesinin ve ülkemize sızmaların önlenmesi için bütün sınırımız boyunca güvenliğin sağlanmasının, aynı zamanda, misafir ettiğimiz Suriyelilerin kendi topraklarında oluşturulan güvenli bölgeye yerleştirilmelerinin yolu açılmıştır. Gerek Amerika’ya gerek Rusya’ya PKK/YPG’nin bir terör örgütü olarak bütün sınırlarımızdan 30 kilometre aşağıya çekilmesi sorumluluğu kabul ettirilmiş ve imza altına alınmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Terör koridorunda kurulması planlanan terör devleti geçişli, Nil’den Fırat’a Büyük İsrail Projesi de çökmüştür. Tüm insanlığın gözü önünde yaşanan bu süreç, aynı zamanda, Batılı değerlerin tam bir çöküş içinde olduğunun ve maskeli balonun sona ererek yeni bir dönemin eşiğinde bulunduğumuz hususunun herkesçe görülmesidir. Bu yeni dönem, zulüm ve sömürü üzerine, ikircikli ve sahte bir düzen değil; adalet üzerine, ilkeli, sahici ve samimi bir düzendir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye “Dünya 5’ten büyüktür.” mottosuyla bu hakikati tüm dünyaya haykırmaktadır. İlkemiz: Kendimiz için istediğimizi bütün insanlık için istiyoruz, kendimiz için istemediğimizi bütün insanlık için de istemiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Son olarak toparlıyorum.

Barışın, huzurun, güvenliğin formülü ve anahtarı işte bu anlayış ve bu ilkeli duruştur. Erdoğan liderliğindeki Türkiye bütün dünyaya bunu ispat etmiştir. O sebeple, dünya halkları, Türkiye’nin insanlığın umudu ve vicdanı ve kendilerinin gür sesi olduğunu yüksek sesle haykırmaktadırlar. Vaktiyle İsmet İnönü’nün yıllar önce sarf ettiği “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünyada yerini alır.” cümlesi bugün ete kemiğe bürünmüş, Türkiye’nin liderliğinde yeni bir dünyanın kurulma safhası başlamıştır. Aziz milletimizin öncülüğünde insanlık, adil ve merhametli yeni dünya düzenine inşallah kavuşacak, yepyeni bir dönem başlayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, çalışmalarımızın hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bahşi, buyurun.

26.- Antalya Milletvekili Feridun Bahşi’nin, sağlık alanında eğitim veren liselerden mezun olan öğrencilerin torba kanunla değiştirilen unvanları ile görev tanımlarına uygun devlet kadrolarının açılması ve bu öğrencilerin bölümleriyle ilgili ön lisans programlarına yerleştirilebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılıp yapılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Mesleki ve teknik Anadolu liseleri içerisinde sağlık alanında eğitim veren liselerden mezun olan öğrencilerin 18/1/2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan torba kanun kapsamında unvan ve görev tanımları değiştirilmiştir ve hemşire yardımcılığı, ebe yardımcılığı ve sağlık bakım teknisyenliği unvanları verilmiştir. Ancak Sağlık Bakanlığı Kanunu’nda bu verilen unvanlara ait kadro açılmamıştır. Birçoğu Anadolu’nun gelir düzeyi düşük ailelerinin çocukları olan bu evlatlarımız için kanunla verilen unvanların ve görev tanımlarına uygun devlet kadrolarının açılması için bir çalışmaları var mıdır? Meslek derslerinin yoğunluğu nedeniyle üniversitelere yerleşme oranları oldukça düşük olan bu öğrencilerin en azından bölümleriyle ilgili ön lisans programlarına yerleştirilmeleri için yeni düzenlemeler yapılması düşünülüyor mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Araştırma Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimine ilişkin bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Tezkereler

1.- (10/1058, 1071, 1108, 1220, 1288, 1369, 1464, 1559, 1560) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/914)

23/10/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz; Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 23/10/2019 Çarşamba günü saat 16.00'da toplanmış ve kullanılan 11 adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                               Hayrettin Nuhoğlu

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                          Komisyon Geçici Başkanı

Başkan:                Cengiz Aydoğdu                (Aksaray) (7) oy

Başkan Vekili:        Osman Mesten                  (Bursa) (6) oy

Sözcü:                  Zeynep Gül Yılmaz            (Mersin) (6) oy

Kâtip:                   Ahmet Özdemir                 (Kahramanmaraş (6) oy

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, siyaset üstü mesele olan Rabia Naz Vatan başta olmak üzere şüpheli çocuk ölümlerinin araştırılması amacıyla kurulan Komisyonun Başkanlık Divanı oluşturulurken CHP’nin “Toplantıya katılan siyasi partilerden 1’er kişiye görev verilsin.” önerisini kabul etmeyerek Meclisi kucaklayamayan iktidarın Türkiye’yi nasıl kucaklayacağını öğrenmek istediğine ve AK PARTİ Sözcüsü Ömer Çelik’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Rabia Naz Komisyonu... Bütün Türkiye’nin yüreği sızladı, değil mi, hepimiz üzüldük, hepimiz kahrolduk. Bütün partiler ortak hassasiyet gösterdiler, Mecliste görüştük, bir komisyon kurulmasına karar verdik. Komisyona baktım, tüm siyasi partiler kadın milletvekilleri görevlendirdiler, hukukçu milletvekilleri görevlendirdiler, Giresun milletvekilleri görevlendirdik, Giresun’da milletvekili olmayanlar yakın illerinkini görevlendirdiler. Önemli bir Komisyon.

Dün sizin çağrınızla saat 16.00’da toplantıya gitti, toplantıda bu Komisyona başkan, ikinci başkan, sözcü seçilecek. Cumhuriyet Halk Partisi şöyle bir öneride bulundu: “Bütün toplantıya katılan siyasi partilerden 1’er kişiye bu görevi verelim.” “En yaşlı üye başkan olsun.” dedi “En genç üye olsun.” dedi “AK PARTİ’den olsun.” dedi “İkinci başkanlık MHP’den olsun.” dedi veya diğer bütün kombinasyonlar.

Sonuç ne biliyor musunuz arkadaşlar? Rabia Naz Komisyonu 4 AK PARTİ’li Başkanlık Divanı üyesinden oluşturuldu. Şimdi, uzlaşı, siyasetüstü mesele.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bugün Sayın Ömer Çelik televizyonda diyor ki: “Efendim, Kılıçdaroğlu’dan şöyle bir konuşma beklerdik: ‘Ordumuz sınır ötesi operasyonda, ben bu hafta grup konuşmamda iktidarı eleştirmeyeceğim.’ Bu sorumluluğu beklerdik.” diyor.

Kardeşim, bizden bu sorumluluğu… Ana muhalefet partisi bu kadar yanlışınızı görmesin, birlik olalım, beraber olalım, muhalefet görevini bıraksın… Ordu üzerinden kendi hatalarınızı temize çekme gayreti.

Rabia Naz Komisyonu ya! Küçücük bir evlat, neler yaşadı, nasıl öldü? Komisyonu kuruyoruz, başkanı AK PARTİ’den, 2’nci başkan AK PARTİ’den, sözcüsü AK PARTİ’den, yazmanı AK PARTİ’den. Diyoruz ki: “MHP’li sayın üyeyi getir göreve, 1, 2, 3, 4 paylaşalım.” Ona bile ret oyu veriyorlar. Kabul edilecek bir şey değil. Nasıl bir yaklaşım? Sonra nasıl bir uzlaşı kültürü ya? Bunu bir AK PARTİ’li nasıl savunabiliyor? Rabia Naz Komisyonunun tüm yönetimini, Meclisteki yüzde 46’lık temsilinizle yüzde 100’ünü ele almayı nasıl içinize sindiriyorsunuz? Örnekleri var, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda paylaşılıyor mecburen, kanun öyle çıkmış, siz çıkarmamışsınız. KEFEK, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda örneği var. Bu paylaşımdan doğal bir şey yok. Bu adımı nasıl atamıyorsunuz?

Ve siz, millî meselelerde, Rabia Naz gibi bir kızın ölümü üzerine kurulan komisyonda Meclisi kucaklayamıyorsanız Türkiye’yi nasıl kucaklayacaksınız? Gerçekten ne desem boş.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun, okuyun:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Antalya Milletvekili Feridun Bahşi ve milletvekilleri tarafından, Göreme Vadisi’nin millî park olmaktan çıkarılmasının sebeplerinin ve bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültürel ve doğal varlıklarımızın korunması için alınacak önlemlerin araştırılması amacıyla 24/10/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

24/10/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 24/10/2019 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                  Lütfü Türkkan

                                                                                                                                        Kocaeli

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Antalya Milletvekili Feridun Bahşi ve milletvekilleri tarafından, Göreme Vadisi’nin millî park olmaktan çıkarılmasının sebeplerinin ve bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültürel ve doğal varlıklarımızın korunması için alınacak önlemlerin araştırılması amacıyla 24/10/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 24/10/2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, İYİ PARTİ Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Feridun Bahşi.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Göreme Vadisi’nin millî park olmaktan çıkarılmasının sebeplerinin araştırılması amacıyla vermiş olduğumuz grup önerisi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılmış bir bölge olan Kapadokya havzası, doğa ve tarihin birleştiği bir yerdir. Geçmişten beri meydana gelen doğa olayları peri bacalarını oluşturmuş, dönemine göre insanlar da ev, kilise, cami veya otel yaparak kullanılmak üzere içlerini oymuş, kendilerine yaşam alanı oluşturmuşlardır.

Kapadokya, Pers dilinde “Güzel atlar ülkesi” demektir. Türk turizmine öncülük eden Kapadokya bölgesinin tam ortasında Göreme Vadisi, yani Göreme Millî Parkı vardır. Göreme Millî Parkı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde hem kültürel hem de doğal miras olarak yer almaktadır ve 1986 yılında ise Bakanlar Kurulu kararıyla millî park ilan edilmiştir.

Göreme Vadisi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Kapadokya bölgesi, içindeki Göreme Millî Parkı, Erciyes ve Hasan Dağı volkanlarıyla oluşan eşsiz jeolojik güzellikleri ve bu jeolojik yapılarda yaşanmış kültürel zenginliklerle birlikte bugüne kadar gelebilmiştir. Bu kültürel ve doğal zenginliğin bugüne kadar korunmasında ise en önemli etken, millî park oluşudur. Şimdi, soruyorum: Göreme Vadisi’nin millî park özelliğinin kaldırılmasındaki amaç nedir? Bölge imara, ranta, yapılaşmaya mı açılacaktır? Bölgenin imara açılması hâlinde bölge turizminin tamamen yok olacağının farkında değil misiniz? Doğal ve kültürel varlığın tamamen talan edileceğini, yağmalanacağını bilmiyor musunuz? Kısaca, buraları kime peşkeş çekeceksiniz? Hangi yandaşınızı zengin edeceksiniz? Ülkenin doğal ve kültürel varlığını, statülerini değiştirip ranta kurban ederek nereye kadar gideceksiniz?

Bundan daha birkaç gün önce, iki yıl öncesine kadar 3 bin lira maaşla İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışan birine kurdurduğunuz, milyonlarca sermayeli, bu sermayeyi nereden bulduğunu dahi sormadığınız, Sayın Bakanla fotoğrafı olan şirket sahibine Haydarpaşa Garı’nı peşkeş çekmediniz mi? Daha bu olay hafızalarımızda tazeliğini korurken bu yeni adım neyin nesi? Doymadınız mı? Doymayacak mısınız? Harun gibi gelip Karun gibi zengin oldunuz; yetti artık, yeter artık!

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz yasama döneminde, bildiğiniz gibi, Kapadokya Alan Komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi görüşülerek yasalaştı. Bu teklifle, Kapadokya bölgesinin birden fazla koruma statüsüne sahip olduğunu, bunun da planlama ve koruma sorunları oluşturduğunu söylediniz. Biz de bu gerekçelerinizi olumlu bularak yapılan düzenlemenin kaçak yapılaşmaya engel olacağını ve bu bölgenin gelişimine olumlu katkı vereceğini düşündüğümüzden İYİ PARTİ olarak bu yasa teklifine destek verdik. Ama bu son kararla yani millî park statüsünün kaldırılmasıyla, bırakın kaçak yapılaşmayı önlemeyi; yağma, talan düzeninin önü açılmaktadır.

Kaçak yapılaşmanın sonuçlarını Trabzon Uzungöl’de gördük. Arkadaşlar, bu fotoğrafa bir bakın. Uzungöl’ün öncesi, yapılaşmaya açıldıktan sonraki Uzungöl.

Yine, Van Gevaş’taki Halime Hatun Kümbeti yanına yüksek TOKİ evleri yapan zihniyet, Göreme Vadisi’ne daha fazlasını yapacaktır. Arkadaşlar, yine kümbet ve sonraki, TOKİ evleriyle birlikteki fotoğrafı.

Kaz Dağları yine bilindiği gibi gündemde, gündemden düşmüyor. Kaz Dağları’nın son hâli arkadaşlar bu fotoğrafta görülmektedir. Okluk Koyu’na hiç girmiyorum bile.

Değerli arkadaşlar, bu ve benzeri binlerce örnek dururken tekrar soruyorum: Göreme Millî Parkı’nın statüsünün kaldırılmasına neden gerek duyulmaktadır? Hangi oğula, hangi yeğene ya da hangi yandaşa peşkeş çekilecektir? Bütün insanlığın ortak mirası olan kültürel ve doğal varlıklarımızın koruma statülerinin kaldırılmasıyla ne amaçlanmaktadır? Sayın Bakan tarafından yapılan “Göreme bölgesine sahip çıkma adına yetki karmaşasını önlemek için millî park statüsünden çıkarılmıştır.” gibi bahaneler, önceki örnekler akla gelince kimseyi ikna etmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayınız.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Göreme Vadisi’nin millî park statüsünün kaldırılması kararı derhâl geri alınmalıdır.

Bu vesileyle grup önerimize desteklerinizi bekliyor, Gazi Meclisimiz ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Nevşehir Milletvekili Sayın Faruk Sarıaslan’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Sarıaslan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FARUK SARIASLAN (Nevşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Göreme Vadisi, dünyada eşi benzeri olmayan bir vadidir. 30 Ekim 1986 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Göreme Vadisi ve çevresindeki alan millî park olarak ilan edilmiştir. Göreme Vadisi aynı zamanda 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Alanı olarak kabul edilmiştir, dünyada başka bir benzeri de bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bu alan millî park statüsünden çıkarılmıştır. Hani denir ya düğün değil, bayram değil neden? Turizm Bakanı bu kararnameyle ilgili basına bir açıklama yapmış ve demiş ki “Bu kararnamenin çıkarılmasındaki amaç yetki karmaşasının önüne geçilmesidir.” Sayın Bakana soruyorum: Biz bu Mecliste çok kısa bir süre önce karmaşanın önüne geçmek amacıyla Kapadokya Alanı Hakkında Kanun’u çıkardık ve çok başlılığı önledik. Demek ki bu gerekçe gerçeği yansıtmıyor. Kapadokya bölgesinden, Nevşehir’den milletvekili 2 arkadaşım da burada. Bu alan yasasının çıkarılmasıyla ilgili kendileriyle görüştüğümüzde bazı maddelerin değiştirilerek kabul edileceğini, bunun da bölgemize faydalı olacağını söyledim. Bu Mecliste de destekledik. Zaten maddenin amacına baktığınız zaman, gerekçesine baktığınız zaman gerekçesinde de kargaşayı önlemek var. Yani ortada, kargaşanın önlenmesi için çıkarılmış bir yasa var. Demek ki bu gerekçe, Bakanın söylediği gerekçe doğruları yansıtmıyor. Ben size gerçeği söyleyeyim: Kapadokya’ya turist akımı başladı, oda fiyatları arttı, kâr marjı yükseldi, yandaş sermayenin de doğal olarak -bunlarda alışkanlıktır- iştahı kabardı; okçular, damatlar devreye girdi. Buranın imara açılması için millî park statüsünden çıkarılması gerekiyordu çünkü millî parklar statüsündeki bir yere çivi dahi çakamazsınız. Böylelikle birinci aşamayı tamamlamış oldunuz. Şimdi geldi ikinci aşama. Kısa bir süre içerisinde yandaş sermayedarlarınıza otel inşaatı ruhsatı verip yeteri kadar nemalandıracak, sonra da çekip gideceksiniz. Kapadokya bölgesi mahvolacak, turist sayısı düşecek, en çok zararı da bölge insanı görecek. Turistler gelmemeye başlayınca başlayacaksınız “dış güçler” demeye. Sizin, bütün kabahati dış güçlere atmakta maharetiniz var. Ecdadımızın bize vatan yaptığı bu toprakları ve coğrafyayı mahvedeceksiniz, sonra da kalkıp “Coğrafya kaderdir.” sözüne sığınmaya çalışacaksınız.

Şimdi Mevlâna’nın bir sözüyle size cevap vermek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Ufak bir sözünü söyleyeceğim Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Mevlâna diyor ki: “Niyeti kötü insanlardan değil, niyetinin kötü olduğunu gizleyen insanlardan korkunuz.”

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz Nevşehir Milletvekili Sayın Mustafa Açıkgöz’e aittir.

Buyurun Sayın Açıkgöz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Mustafa, anlat bakalım şu Göreme’yi, dinleyelim.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sayın Başkanım, çok kıymetli Divan, değerli milletvekili arkadaşlarım, aziz milletim; hepinizi saygıyla sevgiyle muhabbetle selamlıyorum.

Tabii, aslında dinlerken, özellikle Nevşehir Milletvekilimizi dinlerken niyet okumasını tebrik ediyorum gerçekten, kalplerden geçeni, akıllardan geçeni okumak böyle bir marifet olsa gerek. Çok hayretler içerisinde dinledik yani bunu.

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Örnek vereceğim, örnek…

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Tabii, aslında günümüzün de bir modası oluştu: Gerçek dışı algılar, hakikatin ve doğrunun önüne geçmeye başladı bu dünyada, yurt içinde, Göreme’de olduğu gibi. Maalesef algı yönetimiyle kafalar, beyinler sulandırılmaya çalışılıyor.

Değerli milletvekillerim, hem Komisyonda hem de Mecliste defaatle anlattık. Yetki kargaşasını, bakanların, kurulların, kurumların birçok etkenin bölgede bir yetki kargaşasına ve karmaşasına sebep olduğunu, dolayısıyla da etkili bir korumanın, etkili bir tanıtımın ve etkili bir gelişmenin sağlanmadığını burada kabul ettik. Sayın Vekilimiz de, Nevşehir Vekilimiz de buna destek verdiğini söyledi, lakin, fakat bir CHP zihniyetinin gereği hemen Anayasa Mahkemesine koştular. Bölgede Alana destek olduğunu söylüyor ama maalesef arkadan kendi yaptığı işi kendi de biliyor zaten.

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Neyle gittik, merak ettim. Öyle bir şey yok.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Alan yönetiminin iptaliyle ilgili Anayasa Mahkemesine başvurmadınız mı Sayın Vekilim? Başvuruldu.

Neyse, orayı geçelim.

Şunu söylemek istiyoruz arkadaşlar: Dolayısıyla millî parkların amacı korumak, kollamaksa bunu Alan yönetimiyle zaten beraber yapıyoruz. Çıkardığımız kanunla, hep beraber destek verdiğiniz kanunla amacımız korumak ve ilk önce amacımız korumak. Bunu zaten sağlayacağız. Dolayısıyla birçok kurulun, kurumun, kuruluşun yetkisi bir yerde toplanıp etkin bir korumayı sağlayacağız.

Bizler biliyoruz ki buradaki bütün vekil arkadaşlarımızın ve bölge insanımızın amacı, bu dünya güzeli harika yeri gelecek nesillere aktarmak. Amma velakin, Nevşehirli hemşehrilerimizin, o misyonu, vizyonu farklı, balonlarıyla, butik otelleriyle turizme katkı sağlayan Nevşehirli hemşehrilerimizin rızıkları, geçimleri ve emekleri hep bu bölgede. Dolayısıyla biz bölgeye gözümüz gibi bakarız hiç merak etmeyin.

Bir de soruyorum ya: Yüzde 96’sı özel mülkiyet olan bir yerden nasıl rant sağlayacaksınız? Feridun Vekilim, acaba Göreme’yi gezmiş midir? Derinkuyu’yu, Kaymaklı’yı gezmiş midir?

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Gezdik tabii…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Davet ettiniz de gitmedik mi?

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Davet edeceğim… Davet edeceğim…

Nasıl ranta çevirdik arkadaşlar? Ya, çok merak ediyorum gerçekten.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çağır, gidelim.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Yani gerçek dışı algıyla siyaset yapılması, gerçek dışı algıyla böyle hüküm sürmesi bizi çok üzüyor.

O yüzden, bizim tek amacımız var: Bu bölgeyi koruyup, bu bölgeyi geliştirmek ve dünya ortak mirasını geleceğe aktarmak arkadaşlar. Hiç merak etmeyin, bunu zaten bölge insanı yapar çünkü bölge insanının turizm görüşü, öngörüsü çok yüksektir. Benim turizmcim buradan geçim sağlıyor, ekmeğini kazanıyor, rızkını kazanıyor. Dolayısıyla gözünden ve canından daha kıymetlidir Kapadokya onun için ve bizler için, hiç merak etmeyin. Asla ve kata bu şekildeki suçlamaları kabul etmiyoruz. Tek amacımız var: Korumak, geliştirmek ve bölüşmektir. Hepinizi bekliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Size değil bölge insanına mı güvenelim, ne yapalım yani? Size de güvenelim mi bölge insanıyla beraber?

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Arkadaşlar, her anlamda güvenebilirsiniz. Gerçekten, tekrar söylüyorum: Bizim tek bir amacımız var, korumak. Korursak, insanın geçim kaynağı olan yerleri biz korursak bu insanlarımız buradan geçimini sağlayacaklar.

Ben bütün milletvekillerimizi davet ediyorum, bekliyorum ama şunu asla unutmayın.

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Kaz Dağları’na geldiniz mi?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Mustafacığım, Selçuklu kümbetini gördünüz mü?

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Sadece bir algı operasyonu üzerine siyaset yapılmaya çalışılıyor. Tabii, UNESCO’yla olan anlaşmamız zaten devam ediyor. UNESCO’yla ilgili anlaşma feshedilmedi arkadaşlar, etmedik, devam ediyoruz. Bir tek amacımız var: Koruyup geliştirmek, büyütmek. 70 milyon turisti hedefleyen bir ülkenin 7 milyonluk bir hedefi olan Kapadokya’daki insanların geçim kaynağı olan yere, hiç merak etmeyin, canından, gözünden daha iyi bakacaklardır.

Ben bütün vekillerimizi Kapadokya’ya bekliyorum ve lütfen, alanda söylenen, Nevşehir merkezde yapılan siyaset ile burada yapılan siyasetin farklı olması riyakârlıktır arkadaşlar, çok üzülüyoruz biz buna. Ve ben, buradan, sahada, masada, her alanda, dünya lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve anlı şanlı, kahraman Türk ordumuza selamlarımı iletiyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, sayın hatip konuşmasında “İlde yapılan siyaset ile Mecliste yapılan siyasetin farklı olması riyakârlıktır.” diyerek doğrudan hatibimize ve kendi seçim bölgesindeki milletvekilimizin şahsına sataşmıştır. İç Tüzük 69’a göre cevap hakkı kullanmak gerekiyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, bir şey söyleyeceğim sadece müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Sayın Türkkan...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Şimdi, şu fotoğrafı arkadaşım gösterdi demin, siz de daha iyi göresiniz diye ben gösteriyorum. Bakın, Selçuklu mezarlarının yanı burası, Selçuklu kümbeti. Hemen yanına da “Boş arsa var.” diye TOKİ ev yapıyor. Yani koruma anlayışınız buysa vay Göreme’nin başına geleceklere! Böyle koruyacaksanız Göreme’nin işi çok zor.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Allah ömür verirse yirmi yıl sonra görüşelim, Allah ömür verirse on yıl sonra görüşelim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yani bölge halkına güveniyoruz ama size güvenemiyoruz, problem orada.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Hiç merak etmeyin, her konuda güvenebilirsiniz.

BAŞKAN – Ama bir şey söyleyeyim tecrübeyle -vereceğim söz- vilayet milletvekillerinin birbirleriyle geçinmeleri daha çok puan getirir, haberin olsun. Yani birbirinize…

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Ya, öyle bir şey yok. Benim böyle, sataşma gibi bir niyetim yok. Sadece açıklayacağım, öyle bir niyetim yok.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan’ın, Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Şimdi, değerli arkadaşlar, ben, Alan yasası geldiğinde -beraber oturduk konuştuk- destekleyeceğimi de söyledim, destekledim, oyumu da böyle kaldırdım, açık net. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak Anayasa Mahkemesine götürmemiz iptaliyle ilgili değil, daha iyi hâle getirilmesiyle ilgili yani var olanın dışında değil.

İki: Şimdi, ikiyüzlü… Benim Nevşehir’de farklı, burada farklı söylediğim söyleniyor. Benim kimliğimi, kişiliğimi bilen herkes bilir, Nevşehir’de ne söylüyorsam burada da aynısını söylerim, söylemeye de devam ederim.

Bakın, size bir şey söyleyeyim: Diyor ki: “Biz ne söylediysek arkasındayız, biz taraf tutmayız.” 13/12/2018 tarihinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne müracaat ederek balonla ticari havacılık faaliyeti yapmak için ön izin isteyen bir şirket -şimdi adını söylemeyeyim, çökersiniz adamın başına- Genel Müdürlüğe müracaat ediyor. Genel Müdürlük 24/5/2019 tarih ve 291/56034 sayılı yazıyla reddediyor. Ret gerekçesi uzun, anlatmayayım. “Bu kapsamda bölge işletme ve uçuş konuları sınırlandırılmıştır.” deniyor. 20 tane müracaat var bununla ilgili, hepsi reddediliyor aynı gerekçeyle.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sayı daha fazla.

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Şimdi, daha sonra bir yandaş müracaat ediyor. O müracaat eden yandaşa siz aynı gerekçeler gösterildiği hâlde… Bakın, gerekçeleri de burada size söyleyeyim çünkü tehlikeli: “2013 yılından itibaren Kapadokya bölgesinde Genel Müdürlük tarafından çeşitli tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda bölge işletme ve uçuş konuları sınırlandırılmıştır.” dediği hâlde kendi yandaşlarınıza bundan altı ay sonra 2 tane izin belgesi verdiniz. Yani siz konu yandaş olduğu zaman ülke çıkarlarını, doğa çıkarlarını değil, öncelikle yandaş çıkarlarını koruyorsunuz. Nevşehir’de bir anket yapın bakalım, hangi milletvekili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Sizler de mertsiniz, sizler de kişilik sahibisiniz, asla öyle bir laf etmem, ondan adınız kadar emin olun. Ben hiç kimsenin kimliğiyle, kişiliğiyle ilgili bir söz etmem ama ülke çıkarları, Nevşehir’in çıkarları için dünyanın her yerinde, çekinmeden söylemeye devam ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Antalya Milletvekili Feridun Bahşi ve milletvekilleri tarafından, Göreme Vadisi’nin millî park olmaktan çıkarılmasının sebeplerinin ve bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültürel ve doğal varlıklarımızın korunması için alınacak önlemlerin araştırılması amacıyla 24/10/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun okuyun.

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, orman yolları ve yangın emniyet yollarının durumunun incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/583) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

24/10/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 24/10/2019 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                     Özgür Özel

                                                                                                                                        Manisa

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan orman yolları ve yangın emniyet yollarının durumunun incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/583) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmesinin Genel Kurulun 24/10/2019 Perşembe günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Suzan Şahin’e söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SUZAN ŞAHİN (Hatay) - Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye’de özellikle yaz aylarıyla birlikte korkulan orman yangını haberleri peş peşe geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamaya göre 2019’un başından bugüne kadar toplam 1.965 orman yangınına müdahale edilmiş ve orman bitkileri ile hayvanlarının telef olduğu bu yangınlarda toplam 5.469 hektar vatan toprağı kül olmuştur. Hükûmetin politikaları maalesef yangınlar çıktıktan sonra müdahale etmek üzerine kuruludur. Yüzde 96’sı insan kaynaklı çıkan orman yangınlarının önlenmesi adına, insan ve orman arasında, ormanları koruma politikaları izlenilmeliyken aksine bundan uzaklaşıp orman yakmayı teşvik eden hükümler düzenleniyor. Farkında mısınız sayın milletvekilleri, son yargı paketiyle, Anayasa’ya aykırı olarak, seri muhakeme usulünün uygulanacağı katalog suçlar kapsamına kasten orman yangını çıkarma suçu, TCK 170 de alınmıştır. TCK 170 katalog suçlar kapsamındayken taksirle işlenen suçlar yani TCK 171 kapsam dışında bırakılmıştır. Niçin, kim için? Yani kasten orman yakana daha az ceza, taksirle yangın çıkarana daha çok ceza verilmesi düzenlenmiştir. Orman yolu açmak yerine orman yakmaya yol mu açıyorsunuz? Bu resmen sağlıklı çevre, sağlıklı yaşamın yağmalanmasına göz yummak, âdeta teşvik etmektir.

Rant amaçlı orman yangınları ve bu yangınlar sonucu yandaş müteahhit ve iş insanlarının yanan alanlara otel, konut yapması konusu Türkiye’nin kanayan yaralarından biridir. Halkı orman yangınları konusunda bilinçlendirme, sonra yasaya rağmen orman yangın yolunu yapmamakta diren. Yetmedi, yangına havadan müdahale edecek uçak, helikopter ihalesini siyasi hırs uğruna Türk Hava Kurumu yerine ondan 34 milyon TL daha pahalıya yandaş firmaya ver. Yangınlar sürerken Türk Hava Kurumunu acil durum çerçevesinde ısrarla göreve çağırma. Sonra, özellikle turizm bölgelerinde çıkan yangınlar sonrası zarar gören alanları, teşvik eder gibi, imara aç. Gelecek nesillere mirasımız olan ormanların beton çöplüğü hâline gelmesine göz yum. Her yangın haberiyle ciğerimiz yanıyor, nefesimiz kesiliyor; sizin vicdanınız sızlamıyor mu? Yangınların kasten çıkarıldığını düşünmek istemiyoruz. Hadi, yangındır, çıktı diyelim, ancak yangına geç müdahale edilmesi ve zarar gören alanın fazla olmasının en büyük nedeni, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı olan orman müdürlüklerinin sorumluluğunda olan orman yangın yollarının yetersizliğidir. Neden yapılmıyor? Yol yok diye ekipler yangına ya geç müdahale ediyor ya da yangın bölgesine ulaşamıyor. Bu da kül olan alanı artırıyor.

1937 tarihli 3116 sayılı Orman Kanunu’yla orman yolları, yangın emniyet yol ve şeritlerinin orman yangınlarının önlenmesindeki işlevleri belirtilmiş ve yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, aradan geçen seksen bir yılda bu tesislerin inşası henüz tamamlanamamıştır. Tarım Bakanlığının mevcut yapım programı ve 2018 verilerine göre yılda bin kilometre yangın yolu inşa edilirse kırk yedi yıl sonra yani 2065 yılında bu yollar ancak bitirilebiliyor. Aynı şekilde, yangın emniyet yollarının inşası da yılda 200 kilometre yol inşa edilirse yirmi yedi yıl sonra yani 2045 yılında tamamlanabiliyor.

Anayasa’ya göre, ormanların korunması devletin güvencesi altında ama devlet, 2065 yılına kadar çıkacak yangınlarda çaresiz olacak. Bu ülkenin bu kadar zamanı yok değerli milletvekilleri. Orman yolları, yangın emniyet yol ve şeritlerinin genel planlama ve uygulama esasları içerisinde, orman yangınlarına en hassas bölgelerde yoğunlaşmak üzere, en kısa sürede bitirilmesi gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Vekil.

SUZAN ŞAHİN (Devamla) – Türkiye sınırları içerisinde son beş yılda çıkan 11.713 orman yangınında toplam 35.111 hektar alanın zarar gördüğü gerçeği gözler önündeyken yangına maruz kalan alanlarda yapılaşma izni verileceği endişesi milletimizde büyük endişe yaratırken orman yangınlarının engellenmesi ve erken müdahale amaçlı bir Meclis araştırması şarttır.

Değerli milletvekilleri, toplum ve çevre sağlığı, yaban hayvan ve bitki hayatının korunması, yaşamın hayat kaynağı olan su ve bitki popülasyonunun dengesi konuları siyasetüstü, partilerüstü konulardır. Gelecek nesillerin bizlere emaneti, ülkemizin akciğerleri olan ormanlara bu yüce Meclis çatısı altındaki 600 vekilin de dört elle sarılması gerekmektedir. Bugün bu önergeye vereceğiniz kabul oyu çocuklarınıza, torunlarınıza bırakacağınız en büyük miras olacaktır. Açıkladığımız üzere doğa tahribatının önlenmesi, birtakım doğal afetlerin engellenmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SUZAN ŞAHİN (Devamla) – Bir cümleyle toparlıyorum efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika daha alabilir miyiz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şahin.

SUZAN ŞAHİN (Devamla) – …orman yolları ve yangın emniyet yollarının inşası faaliyetlerinin araştırılarak tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin belirlenmesi ile yüce Meclis ile halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ediyoruz.

Yüce Meclisi ve siz değerli milletvekillerinin vicdanlarını saygıyla selamlıyorum.

Teşekkürler Sayın Başkanım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, biraz önce Kapadokya konusunda sayın hatip Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Mahkemesine başvurduğunu söyledi. Sayın hatibimiz de “Biz itiraz olarak değil ama daha iyisi için bazı başvurularımız oldu." dedi. Sayın Grup Başkan Vekili de dedi ki: “Öyle olmaz, iptal için olur, daha iyisini yapamazsınız.” Önümde var başvurumuz. Şimdi, başvuru bir kere şuna itiraz ediyor: 1 Haziran 2019 tarihinde biz kanun çıkarıyoruz, aynı tarihte Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarıyorlar. “Kanunla düzenlenen konu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmez.” ilkesinden dolayı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iptaline… Gerekçemiz: “Oradaki hususlar düzenlenecekse kanunla düzenlenecek.” diyoruz, bir.

İkincisi, kanundaki itiraz ettiğimiz nokta komisyonun gündemiyle ilgili, meslek odalarının idarenin davetiyle toplantıya gözlemci olarak katılması hususunda, “idarenin davetiyle” ifadesinin çıkarılmasını istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yani orada vali isterse çağıracaktı ya, burada günlerce söyledik “Yahu, niye idarenin davetiyle? Sivil toplum örgütleri gelsin ve doğrudan gözlemci olarak Kapadokya Alan Başkanlığının toplantılarına katılsın.” diye, kabul etmediniz ya “idarenin davetiyle” ifadesinin Anayasa’ya aykırılığına… Devam edeyim: “İdareye aktarılacak gelirlerden belirtilen pay oranının 2 katına kadar çıkartılmasının Cumhurbaşkanınca uygun görülmesi durumunda”ya, “Cumhurbaşkanınca uygun görülmesi durumuna…” Yani doğrudan o gelirin 2 katına kadar çıkarılmasını teminen gibi, 5 maddede, kelimelere…

Burada önergemiz var ya Sayın Başkanım, diyoruz ki: Yahu, niye valiye bu yetkiyi veriyorsun, mimarlar odası doğrudan gelsin, Kapadokya’yla ilgili. O önergemizin arkasında durup o ifadeye itiraz ediyoruz. Sayın hatip diyor ki: “Orada ‘Destekleyeceğim.’ dediniz, burada ‘Anayasa Mahkemesi…’ diyorsunuz.” Bak, bak, bak. Faruk Sarıaslan’ı tutanaklar önünde tebrik ediyor, kendisini de seçmen önünde küçük düşürmeye çalışan bu kumpası Kapadokya’yı seven, Türkiye’yi seven, Nevşehir’i seven herkese şikâyet ediyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

29.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biraz evvel CHP Grubu Başkan Vekilinin söylediği sözü şöyle doğrultmak gerekir. “İptal davası için değil, iptali için değil, daha iyi olması için bir dava açıldı.” deyince biz “Davanın ismi iptal davasıdır.” dedik, o kadar. Bir, davanın ismi iptal davasıdır.

İki, bu konuyla ilgili çelişkili açıklamalar ortadadır. Aynı zamanda, sayın hatip biraz evvel Ömer Çelik Bey’in, parti sözcümüzün açıklamalarına ithafen bazı hususları dile getirdi, metin önümde, söylediği cümleleri metinden aynen okuyorum: “Bizim açımızdan yok hükmündeki mesajı grup konuşmasında söz konusu ederek siyasi sabotajı gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Eğer gerçekten samimiyse CHP Genel Başkanı, terör örgütünün yanında olan partiye yönelik bir eleştiri getirmelidir. Türkiye’nin haklı tezi dünya tarafından kabul edilmiş ancak CHP bu olgunluğu gösterememiştir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - “Kendisi 7 tane soru sormuş. Onun şimdiye kadar bu makama karşı hürmetkâr tutum içerisinde olmadığını biliyoruz. Mektubun sızdırılması tüm bu diplomatik başarı süreçlerini sabote etmek için kullanılmak istendi.

Kılıçdaroğlu, aynı grup konuşmasında, FETÖ ve PKK tarafından bir yalan olarak ortaya koyulan ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin teröristlere yardım ettiği’ şeklindeki propagandayı dillendiriyor. Bunu, Mehmetçik sınır ötesinde konuşlanmışken yapıyor. Zamanlama da manidardır. Türkiye’nin yaptığı şey, Orta Doğu halklarını terörün pençesinden kurtarmaktır. Terör örgütlerini meşrulaştıran sözler söyleyenler, eğer siyasi namustan bahsediyorsa önce kendi sözleri konusunda öz eleştiri vermelidir. Yaptığı konuşmalarda namustan bahsedip duran Kılıçdaroğlu, seçim döneminde verdiği ‘Hiçbir işçi çıkarılmayacak, namus sözü veriyorum.’ sözlerini unuttu mu?” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Dolayısıyla, değerlendirme bu minval üzeredir, bunu başka noktaya çekmek doğru değildir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şaşkınlık içinde bir acziyeti izliyoruz.

Dediler ki: “Kapadokya Başkanlığıyla ilgili iptal başvurusu yaptınız.” Dedik ki: “Yok, bir iki itirazımız var, iyileştirmek için başvuru yaptık.” Çıktı mesele ortaya, ondan sonra diyor ki: “Ben dedim ki: ‘Dilekçenin adı iptal dilekçesi…” falan.

Sonra, Ömer Çelik’in açıklamalarını okuyor bana. Ben şunu söylüyorum: Ömer Çelik dedi ki: “Efendim, sınır ötesi operasyon varken keşke bizi eleştirmeseydiniz.” Şunu söylüyoruz: Birliktelik, beraberlik diyorsunuz ya, bugün, Rabia Naz Komisyonu kuruldu -dün dedim- Başkan, Başkan Yardımcısı, Yazman, Kâtip üye, bunların tamamını AK PARTİ’ye aldınız; böyle bir işte bile bu Meclisle ortaklaşamıyorsunuz, sonra ana muhalefet partisine “Bize muhalefet etme, sınır ötesi operasyon var, bekle.” diye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …kendi eksikliklerinizi Mehmetçik’e olan sevgimiz, saygımız, hürmetimiz üzerinden temize çekmeye çalışıyorsunuz. Sizin Genel Başkanınız il başkanları toplantısı yapıyor operasyon başladıktan on saat sonra -esas onu iptal etmek lazım, iç siyasi faaliyet en üst düzeyde- sonra da diyor ki: “Bütün milletimi AK PARTİ’de birleşmeye çağırıyorum.” Ya, böyle bir iş olur mu? Bu mu birliktelik? Bu mu beraberlik? Parti devleti, devlet partisi… Sen ama bu konuda, Rabia Naz meselesinde söylediğim meseleyi bir cevapla bakalım. Böyle, bir evladımızın hayatını kaybetmesinde, bir acıda ortaklaşıyoruz, diyoruz ki: “MHP, İYİ PARTİ, CHP, AKP hep birlikte olalım, Komisyonun yönetiminde.” Onda bile makam mevki ya, “4’ü de benim, 4’ü de benim.” Allah gözünüzü doyursun ya! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

31.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, AK PARTİ Sözcüsü Ömer Çelik’in haklı açıklamalarının eleştirilmeye çalışıldığına ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim.

Mesele sadece Rabia Naz konusuyla ilgili çerçevelenseydi ona cevap verirdik ancak Rabia Naz üzerinden aslında Ömer Çelik Bey’in haklı açıklamaları eleştirilmeye çalışılıyor.

Komisyonu hep beraber kurduk, bütün partilerin ortak iradesiyle ve Komisyon özgür iradesiyle seçimini yaptı, herkes görevlendirildi. Bu, ayrı bir meseledir, ayrı ayrı tartışılabilir, talepler olabilir, değerlendirilebilir ama onun üzerinden harekâta yönelik ve AK PARTİ’ye yönelik oradan bir çıkarsamada bulunduğunuz için bunu hatırlatıyorum.

Aynı zamanda, iptal davasıyla ilgili de, bakınız, bir kanun çıkardık, kanunun uygulanması kararnameyle olur, kararname, uygulanmasını gösterir, kanun, çerçeveyi çizer, kararname de yürütülmesinin nasıl olacağının detaylarını ortaya koyar. Hiçbir çelişkili durum yokken ve konu geçmişken, geçmişe dönerek bir önceki oturumda elde edilen konuları, sonuçlanan konuları tekrar açmak…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aynı oturumdayız, aynı oturumdayız.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Aynı oturum da, hayır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aynı oturumdayız, oturum olarak aynı da bahis geçmiş, başka bir konuya geçecekken tekrar geriye dönmek anlamsız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu kadar da olmaz ya!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Ben de dolayısıyla sizin çelişkilerinizi ortaya koymak mecburiyetindeyim.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, toparlayalım isterseniz.

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, olur da bu kadar olmaz. Daha Birinci Oturumdayız, televizyonlarının başındaki herkes görüyor, Birinci Oturum, bir.

İki, geriye dönen biz değiliz. Hatibiniz diyor ki: “İptali için gittiniz.” Ben ne yapacağım? Arayacağım grup danışmanımı, “Bana iptal dosyasının bir örneğini yolla.” diyeceğim. Üç dakika içinde yetişmemiş. Ee, gelince benim bunu açıklamaktan doğal bir hakkım olur mu? Bakıyoruz, aynen bizi doğruluyor, Faruk Sarıaslan’ı doğruluyor. Bunu söyleyince “Efendim ‘İptale başvurdunuz.’ dedik ama adını söyledik…” deyip sonra bambaşka bir yerden bambaşka bir şey söyleyip haklılık çıkarmaya çalışıyor. Bakın, bir işi ya çalışın, gelin dört dörtlük, enine boyuna hâkim olun, savunun alnınızın akıyla, beceremiyorsanız bu yetersizliğinizi başka bir şey üzerinden örtmeye çalışmayın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Değerli Başkanım, son olarak…

BAŞKAN – Bir cevap hakkı doğurmadan lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Son olarak, bilgi olması bakımından söyleyeceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

33.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ben bir konuşma da yapmadım, sadece, konuşma yapılırken “adı iptal davası” diye kendisine, hiçbir kimsenin duymayacağı şekilde bir söz söyledim, belki tutanaklara bile geçmemiştir. Yani buradan bu konuşmaya…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Adı iptal davası” demedin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet “Adı ‘iptal davası’” dedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Dava iptal için açılır.” dedin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İptal davası, davanın adı “iptal davası.” Arkadaşımız, konuşmacı milletvekilimiz de diyor ki: “İptal davası açtınız.” bu kadar. Yani kimsenin duymadığı bir sözden kendisine bu kadar konuşma yapmaya mehaz, kaynaklık teşkil edecek o kadar, bir dolu söz söylüyorsunuz; biz kendimizin haklı gerekçelerini, ne söylediğimizi açıklayalım diye söz alırken de bu noktayı çarpıtma olarak nitelendiriyorsunuz. Bu yaklaşımın bizatihi kendisi çarpıtma. Değerli arkadaşlar, ben de bu tespiti yapıyorum.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, iddianın delillendirilmesi ya da mahcup olunduğunda susulması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Vicdanı olan herkes kendi düşünsün, aynı seçim bölgesinden bir milletvekili çıkmış, Faruk Sarıaslan karşısında, diyor ki: “Önce ‘Kapadokya’yı destekleyeceğiz.’ dersiniz, sonra kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine gidersiniz. Bu, siyasi riyakârlıktır.” Bu lafa karşı bizim “Biz kanunu iptale gitmedik, daha iyileştirmek için gittik.” dememizden… Ve siz “Öyle bir dava yok, iyileştirme davası yok, iptalini istiyorsunuz.” dediğinizde, bu kanıt kapı gibi ortaya çıktığında bunu söyleyelim mi, oturup susalım mı? Ya iddianızı gerçekten delillendireceksiniz ya da böyle mahcup olduğunuzda bütün mahcuplar gibi susacaksınız.

Teşekkür ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Herhangi bir mahcubiyetimiz söz konusu değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Daha ne olacak, daha ne olacak!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hiçbir mahcubiyetimiz söz konusu değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Daha ne olacak!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir mahcubiyet söz konusu değil.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ben Nevşehir’den yanayım. Nevşehir’le ilgili güzel şeyler olur diye düşünüyorum. Nevşehir bizim için anlamlı, değerli bir yer. Nevşehir’e saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, orman yolları ve yangın emniyet yollarının durumunun incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/583) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın Muhammet Naci Cinisli’ye söz veriyorum.

Buyurun Sayın Cinisli. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç dakikaya sığmayacak çok önemli bir konuyla ilgili yüce Meclisimize açıklamalarda bulunmaya çalışacağım.

Her şeyden önce, ormanların idaresinin yanlış bir bakanlık organizasyonu içinde olduğunu söylemem gerekiyor. Masabaşı kararlarıyla idare edilmeye çalışılan Tarım ve Orman Bakanlığının ormanlarımıza yaklaşımına en baştan bakmak lazım.

Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener Hanımefendi ve İYİ PARTİ milletvekillerimizle Kaz Dağları’nın durumunu gidip yerinde inceledik, faciayı yerinde gördük.

Esas soru, ormanlarımızı korumak istiyor muyuz? Son dönemde yüzlerce hektar orman arazimiz yok olmuş, canlılarımız zarar görmüştür. Yalnızca bu yıl Ocak-Ağustos döneminde 1.345 orman yangını çıkmış, bu yangınlarda 2.987 hektarlık orman alanı küle dönmüştür.

Yangınları söndürebilmenin birinci çaresi Türk Hava Kurumu uçaklarını uçurma iradesini gösterebilmek. Türk Hava Kurumunun envanterinde bulunduğunu ilan ettiği Avrupa’nın en büyük özel uçak yangın hava söndürme filosu uçakları, Dalaman, Göcek ve İzmir’de yerleşim yerlerini tehdit edecek kadar büyüyen orman yangınlarında kullanılmadı.

Doğal kaynaklar içinde en önemlilerinden biri olan ve ulusal ekonomideki değerleri gün geçtikçe artan ormanların geliştirilmesi ve korunması kaçınılmaz bir zorunluluk hâline geldi.

Değerli milletvekilleri, ormanlarımızın sahiplerinin orman köylüleri olduğunu idrak etmeliyiz. Ormanlarımıza âdeta ebeveynlik yapan orman köylülerimizi hırsız gibi görmemeliyiz. Sadece orman muhafaza memurlarıyla ormanlar korunamaz. Herhangi bir orman yangınında ihbarı yapan orman köylülerimiz oluyor. Orman yangınlarında ilk ihbarı yapanın ve orman yangınlarının söndürülmesi için canhıraş çalışanların da onlar olduklarını unutmayalım lütfen.

Bu vesileyle, ormanların korunması için düzenlemeler yapılırken doğal yaşamın ve canlıların da dikkate alınmasının şart olduğunu belirtmek isterim. Bu bağlamda, ormanın olmazsa olmazı keçiyi yasaklamak ormanların sağlığı açısından son derece yanlış bir masabaşı uygulaması. Yeni orman sahalarına üst sürgünlere erişemeyecek duruma gelene kadar keçilerin girmemesi tabii ki sağlanmalı ancak eski ormanlarda keçilerin yasaklanması yarar değil; aksine, zarar veriyor. Keçi ormana faydalıdır, tırnaklarıyla toprağı kazır, işler, gübreler ve tohumları gömer. Ayrıca, alt filizleri yiyerek, fidanları seyrelterek ağaçların büyümesini sağlar.

Bir ormanın yetişmesinin neredeyse bir insan ömrü kadar olduğunu dikkatlerinize sunarak Genel Kurulumuzu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Aycan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Kahramanmaraş ilinin şehir merkezindeki trafik akışını düzenleyebilmek için alt geçitli kavşakların bitirilmesi ve park sorununun giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Kahramanmaraş şehir merkezinde alt geçitli kavşak inşaatları bir türlü bitmemektedir. Bu da şehrin içinde trafiğin akışını etkilemekte, sıkışıklığa ve sıkıntıya sebep olmaktadır. Bir an önce kavşakların bitirilmesini bekliyoruz.

Kahramanmaraş’ta kavşaklar dışında da genel olarak şehir içi ulaşımda sıkıntı yaşanmaktadır. Bir türlü bu sıkıntılar giderilememektedir. Şehir merkezi, Trabzon Caddesi harcanan milyonlarca paraya rağmen rahatlamamış; tersine, eski hâlini aratır hâle gelmiştir. Şimdi yeni projeden söz edilmektedir. Korkarım ki düşünülen proje yine çözüm olmayacak, yapılacak harcamalar boşa gidecektir. Şehir merkezinde park sorunu çözülmeden trafiğin akışını düzenlemek mümkün görünmemektedir.

Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, orman yolları ve yangın emniyet yollarının durumunun incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/583) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın İbrahim Aydın.

Buyurun Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri, aziz milletimiz; öncelikle sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Başkanımız bir orman mühendisi, Meclisimizde 3 orman mühendisi var. Onun Başkanlığında orman yangınları ve orman yollarıyla ilgili konuşma yapmaktan onur duyduğumu belirterek konuşmama başlıyorum.

Orman yangınlarının önlenmesi ve yangınlarla mücadelede yangın emniyet yol ve şeritleri öteden beri önem arz etmektedir. CHP Grubunun vermiş olduğu araştırma komisyonu kurulması önerisi üzerinde, otuz yıl orman mühendisliği yapmış ve Antalya, Muğla, İzmir gibi orman yangınlarında birinci derece hassas olan bölgelerde görev yapmış orman mühendisi olarak grubum bu konuşmayı bana verdi.

Evet, ülkemiz her konuda geliştiği gibi özellikle de orman teşkilatı, Orman Genel Müdürlüğü son yıllarda büyük gelişmeler yaptı, kendini çok geliştirdi. Özellikle orman yangınları konusunda… Daha önce mükellefler tırmıkla, tahrayla yangına giderken şimdi ise güçlü bir orman teşkilatı kuruldu orman yangınlarıyla ilgili ve eskiden kırk beş dakikada yangınlara ulaşılırken bu, şimdi, son yıllarda on iki dakikaya düştü.

Evet, orman yollarının planlaması 1960’lı yıllarda yapıldı. O zaman “300 bin kilometre yola ihtiyaç var.” denildi, onun büyük bölümü, 275 bin kilometresi yapıldı. Ama ormancılık faaliyetleri yapılırken, yangında birinci derece hassas olan bölgelerde buna dayalı olarak 25 bin kilometre yangın emniyet şeritleri yapıldı. Tüm bu orman yangınlarında hassas olan bölgelerde özellikle orman yangınlarına dayanıklı bir şekilde orman kurma peşindeyiz, tüm çalışmalarımız ona bağlı.

Yine stratejimiz, yangınları önleme ve eğitim çalışmaları; ikincisi, erken ve etkin müdahale; üçüncüsü, yanan alanların rehabilitasyonu.

Şimdi, biz gerçekten erken ve etkin müdahale yapabiliyoruz çünkü bizim ilk müdahale ekip sayımız; 1.173 noktada 281 adet su tankeri, 1.076 adet arazöz, 586 adet ilk müdahale aracı, 182 adet dozer, 25 adet hava araçlarımız ile kuleden anında görüp yani otuz saniye içerisinde görüp, harekete geçip on iki dakikada erken ve etkin müdahale yapabiliyoruz.

En çok konuşulan konu, son yıllarda yanan alanların rehabilitasyonu konusu. Bölge müdürlüğüm sırasında da hep bunlar konuşuldu. “Yanan alanlar ağaçlandırılmıyor, imara açılıyor, otel yapılıyor…” Hiç böyle bir şey yok. Ben 3 bölge müdürlüğünde, yangına hassas olan bölgelerde çalıştım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili, buyurun.

İBRAHİM AYDIN (Devamla) - Şu ana kadar, yanmış 1 metrekare yoktur ki oraya otel yapılsın ve orası imara açılsın. O konuda müsterih olun.

Son yıllarda orman yangınları konusunda ülkemiz çok başarılı bir şekilde... Son on yıllık ortalamaya baktığımız zaman, Türkiye’de 6.665 hektarken bu rakam Yunanistan’da 25 bin hektar, Portekiz’de 90 bin hektar, İspanya’da 11 bin hektarı bulmuştur. Ben, bu mücadeleyi yapan Orman Genel Müdürlüğü personelini, özellikle orman köylüsünü ve orman yangın personelinden, kuledeki işçisinden dozercisine kadar, mühendisinden işçisine hepsini tebrik ediyorum. Şu ana kadar 117 şehit verdik, şehitlerimize de Allah rahmet eylesin diyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.59

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’nci sırada yer alan, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 7’nci maddenin önerge işlemlerinde kalınmıştı.

7’nci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“MADDE 7

1. Gümrük mevzuatı uyarınca, gümrük vergilerinin veya diğer amme alacaklarının ödenmesini sağlamak üzere bir teminat verilmesi gereken hallerde, bu teminat söz konusu vergiler ve diğer amme alacakları tutarı kadar yükümlü veya yükümlü olması muhtemel kişi tarafından verilir.”

                                     Ümit Yılmaz                                                Esin Kara                                             Olcay Kılavuz

                                          Düzce                                                       Konya                                                       Mersin

                                   Mustafa Kalaycı                                                                                            Ali Muhittin Taşdoğan

                                          Konya                                                                                                                     Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinde değişiklik yapılması için söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Barış Pınarı Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçiklerimize ve Suriye Millî Ordusu mensubu kardeşlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar, görev başındakilere de başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Düzce ili, bulunduğu bölgede 4 tane aktif organize sanayi bölgesi, 1 tane kurulmuş ama faaliyete geçmemiş organize sanayi bölgesi ve orman ürünleri entegre kooperatif sitesi itibarıyla sanayi üretiminin oldukça fazla olduğu bir şehrimizdir. Bu organize sanayi bölgelerinde toplamda 200’e yakın firma faaliyet göstermekte, 10 binin üzerinde işçi çalışmaktadır. Eylül 2019 itibarıyla Düzce’nin ihracat rakamı 165 milyon dolardır ve bu rakam aslında firmaların muhasebelerinin başka vergi dairelerinde tutulması nedeniyle gerçek rakamın dörtte 1’i kadardır. Düzce, önümüzdeki yıllarda organize sanayi bölgelerinin tam olarak dolması ve yarım organize sanayi bölgelerinin yüzde 100 faaliyete geçmesiyle gerek firma sayısında gerek istihdam sayısında gerekse de ihracat rakamlarında bu açıkladığımız değerlerin birkaç katına çıkması muhtemel olan önemli bir sanayi bölgesi ve sanayi şehri olacak kapasitededir.

Organize sanayi bölgelerinin yanı sıra, Düzce, önemli bir tarım ihraç ürünü olan fındık üretim ve işleme merkezi olarak da göze batmaktadır. 2018 yılında Düzce’den ihraç edilen fındık miktarı 13.797 tondur. Fındığın yanı sıra, 5.580 ton diğer tarım ürünü Düzce’den Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilmiştir. 2019 yılının ilk sekiz ayında ise 5.273 ton fındık Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilmiştir. 2019 yılında fındık ve mamullerinden elde edilen ihracat geliri 2 milyon 100 bin dolar civarındadır. Aslında bu rakamlar gerçek rakamların oldukça altındadır. Zira, Düzce, yaklaşık 60 bin ton fındık üretilen, bunun da yaklaşık 30 bin tonunun iç fındık olarak işlendiği bir merkezdir.

Bütün bu üretim ve ihraç rakamlarına göre, Düzce’de maalesef gümrük müdürlüğü yoktur. Gümrük müdürlüğünün olmaması gerçek ihracat rakamlarının kâğıt üzerine yansımasını engellemekte, bu da Düzce ve Düzce gibi gümrük müdürlüğü olmayan illerin rakamlarının düşük görünmesine sebep olmaktadır. Düzce’nin yarısı kadar ihracat rakamı olan bir komşu ilimizde bile gümrük müdürlüğü varken Düzce ilimizde müdürlüğün olmamasının izah edilebilir bir tarafı yoktur. Bu yüzden bir an önce Düzce’ye gümrük müdürlüğünün kurulması, Düzceli sanayici ve fındık ihracatçılarının haklı talebidir. Ayrıca, Düzce ve Düzce gibi illerimizde gümrük müdürlüklerinin olmaması, şehrin elde etmesi gereken gümrük vergilerinden alması gereken payı da almamasına sebep olmaktadır. Önemli bir gelir kalemi olan gümrük vergisi kaybı şehrin gelirini düşürmekte ve şehre yapılacak yatırımların önünü kesmektedir.

Düzce ve Düzce ölçeğindeki illerin diğer bir önemli sorunu da şirket merkezleri başka illerde olan firmaların muhasebe kayıtlarının merkezdeki illerde tutulması ve vergilerin de şirket merkezi olan illere yatırılmasıdır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14’üncü maddesinin (4)’üncü fıkrasındaki ayrı beyanname verilmemesi hükmü bu türden illeri vergi gelirinden mahrum bırakmaktadır. Düşünün ki Düzce’de 10 bin metrekarelik fabrikasında 200’e yakın çalışanı olan firmanın, merkezi İstanbul olan ofisinde 5-6 çalışanı olmasına rağmen bütün vergileri İstanbul’un hanesine yazılmaktadır. Bu durumda fabrikanın olduğu il, katma değer vergisi, kurumlar vergisi gibi gelirlerin yanı sıra işçilerin yatan stopajından bile yararlanamamaktadır. 5520 sayılı Kanun’da yapılacak olan bir değişiklik veya düzenlemeyle, firmaların, asıl üretimini yaptığı yer dikkate alınarak bulunduğu ildeki vergi dairesine vergi ödemelerini yapmaları şeklinde düzenlenmesi sağlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

ÜMİT YILMAZ (Devamla) – Bu şekilde yapılacak bir düzenlemeyle, firmaların vergilerini üretim yaptığı şehrin vergi dairesine yatırmaları bölgemiz ve şehrimiz açısından büyük bir katma değer vergisi yaratacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Adalet ve Kalkınma Partisinin kanun tekliflerini temel kanun olarak görüşerek Meclisteki müzakerelerin önünü kesen bir yasama yöntemini benimsediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Düzce’nin Değerli Milletvekilini dinledik. Burada önemli bir noktaya temas etmek gerekiyor. Biz burada bir kanun teklifi görüşüyoruz, kanun teklifini normalde İç Tüzük’ün 81’inci maddesine göre görüşmemiz lazım. Ama istisna olarak tanımlanan temel kanun maddesi “Bin maddelik Vergi Usul Kanunu’nu görüşüyorsan bunu 30-30 böl, 30 maddeymiş gibi görüş.” diye bir imkân tanıyor. Bu, istisna; beş yılda 2 kere, 3 kere başvurulacak bir yol. Adalet ve Kalkınma Partisi bunu 22’nci Dönemde 10 kez kullandı, 23’te 100 kez kullandı, şimdi istisnayı temel hâline getirdi ve ne sonuç doğuyor? Değerli milletvekili Gümrük Kanunu’nda konuşmak ve Düzce’ye gümrük müdürlüğünün kurulmasını talep etmek istiyor son derece haklı olarak. Bunu nerede konuşacak? Bu maddede konuşacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Konuşabilir mi? Temel kanun olduğu için konuşamaz. Ne yapması lazım Grup Başkan Vekilinin? Biz de aynı şeyi yapıyoruz. Maddedeki “ve” kelimesini “veya” ile değiştirmişler. Mecbur yapacaklar, biz de yapıyoruz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun yaptığında hiçbir anormallik yok. Konuşma icat ediyor beş dakika “ve”yi “veya” yapıp çıkıyor, meramını anlatmaya çalışıyor milletvekili olarak. Oysa İç Tüzük 81’e göre nasıl yapmamız lazımdı? Bu madde geldiğinde her partinin söz hakkı var, temel kanunda yok. Her parti bu maddede konuşacak olsa önergeyle söz icat etmeye çalışmayız ne biz ne İYİ PARTİ ne MHP ne HDP. Burada yasamayı kalitesizleştiren ve “istisna” olarak tanımlanan bir durumu kaideye çevirme durumu var. Bunu tutanağa geçirmek ve bunun sağlıksız yasama yaptığını göstermek… Çünkü yirmi yıl sonra birisi tutanağa bakınca der ki: “Ya, Düzce milletvekiline bak, ‘ve’yi ‘veya’ yapalım diye konuşma yapmış.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oysa hepimizin başında bu. Bizi tutanaklar önünde otuz sene sonra mahcup edecek işler yapıyoruz. Bizim de önergelerimizin yarısı bu şekilde. Sorumlusu, Adalet ve Kalkınma Partisinin İç Tüzük 81 yerine temel kanun yapıp Meclisteki müzakerelerin önünü kesen bir yasama yöntemini benimsemesidir.

Tarihe not düşmek için ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tutanaklara geçmesi için ifade edeyim ki: İç Tüzük’ün amir hükümleri çerçevesinde hangi usuller belirlenmişse o usullere uyulmaktadır.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanağa geçsin.

Bu ifade külliyen yalandır.

Teşekkür ederim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu ifade külliyen yalandır, evet.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Halil Bey, sizin bir mazeretiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, Fransız Le Point dergisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ithamlarına ilişkin açıklaması

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, Fransız Le Point dergisi bu haftaki sayısının kapağına Sayın Cumhurbaşkanımızın resmini koyarak kendisini etnik temizlik yapmakla itham etmiş ve Avrupa’nın buna izin vermemesini yazmıştır.

Her seferinde teröre destek veren Fransız politikası, aklınca Kürt kardeşlerimizin haklarını savunduğunu iddia etmektedir. Suriye’yi işgal ettiği dönemde Türkiye’den Suriye’ye kaçan teröristleri himayesine alarak onları bize karşı örgütleyen Fransa değil midir? 1927, Kürt ve Ermeni teröristlere ülkemize karşı Hoybun terör örgütünü kurduran yine Fransa değil midir? Tarihinde Orta Afrika’da gerçekleştirdiği etnik temizlikle anılan ve bilinen Fransa, Barış Pınarı Harekâtı’yla Suriye’deki eski ortakları bozguna uğrayınca saldırganlaşıyor ve seviyesizleşiyor. Avrupa, bu şovenist kafadan ve anlayıştan sıyrılamadığı sürece içten içe kendini kemirmeye mahkûm olacaktır. Türkiye dosta güven, düşmana korku vermeye devam edecektir.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“MADDE 7-4458 sayılı Kanunun 202 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.”

“1. Gümrük mevzuatı uyarınca, gümrük vergilerinin ve diğer amme alacaklarının ödenmesini sağlamak üzere bir teminat verilmesi gereken hallerde, bu teminat söz konusu vergiler ve diğer amme alacakları tutarı kadar yükümlü veya yükümlü olması muhtemel kişi tarafından verilir.”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                 Feridun Bahşi                                             Bedri Yaşar

                                          Adana                                                      Antalya                                                     Samsun

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                                                                                 Yasin Öztürk

                                           İzmir                                                                                                                         Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yeterli çoğunluğumuz olmadığından katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Denizli Milletvekili Yasin Öztürk.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir önceki konuşmamda da dile getirdiğim üzere gümrük eşittir, dış ticaret. Dünya ticaretinde var olmak istiyorsak öncelikle bürokrasiyi azaltmak ve mevzuatı bu doğrultuda düzenlemek zorundayız. Dünya ticaretinde gözlemlenen serbestleşme eğilimi ülkelerin eski korumacılık modelinden yavaş yavaş vazgeçmelerine sebep olmaktadır. Günümüzde dünya ticaretinde dikkati çeken en belirgin özellik ülkelerin tarife ve tarife dışı dış ticaret politikalarından vazgeçmeleri veya yumuşama eğilimi içine girmeleridir. Bu nedenledir ki dış tacirlerin tercihi makul vergiler ve asgari bürokrasidir. Ancak ülkemizin bürokrasisi ve vergi oranlarının yüksekliği dünya ticaret endekslerine bakan bir dış yatırımcıyı anında vazgeçirebilecek bir görüntü sergilemektedir.

Bakınız, ülkemiz, sınır ötesi dünya ticaretinde 71’inci sırada yer almaktadır. Sıralama yaparken bazı kriterler belirliyorlar. Ne var bu hesaplamaların içinde? Önce ihracat verilerine bakalım. Gümrükleme süresi OECD ülkelerinde 12,7 saat, ülkemizde ise 16 saat; gümrükleme maliyeti OECD ülkelerinde ortalama 150 dolar, ülkemizde ise 376 dolar; belge hazırlama maliyeti OECD ülkelerinde 35 dolar, ülkemizde ise 87 dolar. Konuyu rakamlara boğmak istemiyorum. Özetle, ülkemizde ithalatta da ürküten bir tablo söz konusu. Türkiye, yabancı bir yatırımcı için hem zaman hem de para açısından maliyetli bir ülke.

Her ülke tacirini korumak zorundadır ancak bu da bir tercihtir. İsterseniz ekonominizi ithalata dayalı bir sistem üzerine oturtursunuz, isterseniz kendi ürününüzü ve üreticinizi kalkındırmaya yönelik ihracatı ön plana çıkarırsınız ya da ara mal ithal edip ihracatınızı yüksek gösterirsiniz ama dış ticaretteki hedef ne olursa olsun, önce bürokrasiyi azaltıp maliyetleri en aza indirmelisiniz. Bunun ilk adımı nedir? Bunun için Roma’yı tekrar keşfetmeye gerek yok, dünyadaki gelişmiş sistemler örnek alınabilir. İhracat ve ithalatta elektronik beyan sistemine geçmek, otomasyonu sağlamak ve mevzuatı sadeleştirmek. Bu neden yapılmalıdır? İhracat beyannamesindeki verilerin taşımacı tarafından yeniden manuel ortamda girişinin yapılması mükerrer veri girişine, mükerrer kontrole, zaman kaybına ve ilave maliyete sebep olmaktadır. Öte yandan, hatalı veri girişlerinde taşımacı firmalar gümrük cezalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. İhracat beyannamesinin onay aşamasındaki kullanımı için otomatik kod oluşturulması ve bu kod üzerinden ihracat beyanname verilerinin otomatik transferine imkân sağlanması hem bu hataları önler hem de sistemin işlerliğini kolaylaştırır. Ayrıca, sınır kapılarındaki bekleme sürelerinin uzunluğu ve yarattığı sorunlara da bir an evvel düzenleme getirilmesi gerekmektedir. Gümrük sürecinin basitleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması, kurumlar arası mesai uygulama ve farklılıklarının giderilmesi de başlı başına zamanı verimli kullanmak için alınabilecek tedbirlerdendir. Tır işlemleri için gümrüklü sahaların genişletilmesi, peron sayılarının artırılması, akaryakıt satış istasyonlarının saha dışındaki tır parkı alanlarına kaydırılması, giriş çıkış yapacak ticari araçların önceden tasnif edilerek ayrı koridorlar üzerinde gümrük işlemlerinin tamamlanması da sağlanabilmelidir.

Değerli milletvekilleri, Ticaret Bakanlığı haziran ayında ihracat ve ithalat rakamlarını açıkladı. Rakamlar müthiş. İhracatımız, mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 11,46 oranında artarak 16 milyar 813 milyon dolara yükselmiş; 2019’un beşinci ayında ihracatımız yine yüzde 5,7 artışla 76,6 milyar dolara ulaşmıştır. Yapılan açıklamanın altı çizili en dikkat çekici kısmı ise bu rakamın aynı zamanda cumhuriyet tarihimizin en yüksek ilk beş aylık ihracat rakamı olmasıymış.

Yine, aynı dönemde ithalatımız yüzde 19,85 azalarak 18 milyar 588 milyon dolara gerilemiş. Hâl böyleyse ülkemiz açısından sevindirici bir durum var. Ancak hepinizin malumu, bütün sektörlerin ortak gideri elektriğe, doğal gaza ve iğneden ipliğe her şeye yapılan zamlar ortadayken, firmalar, esnaflar kapısına kilit vururken, banka kredilerinde geri dönüşümün gerçekleşmediği malumken enflasyon yüzde 9 olarak açıklanınca Hükûmetin açıkladığı her resmî rakam da şüphe uyandırıyor. İstatistik rakamlarla oynama sanatıdır, doğru ama istatistiklerle halkı yanıltmak ne kadar doğru. İhracat rakamlarının içine ara ürün ithal edip işleyerek ihraç ediyorsanız bunu “İhracatta rekor kırdık.” diye açıklayamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - İhracatta gerçek rekor ancak Türk üreticisinin kendi malı, kendi emeğiyle ürettiği bir ürünü dışarıya pazarlayabiliyorsanız işte o zaman kırılır.

Değerli milletvekilleri, kontrolsüz dış ticaret olmaz. Ama kontrolü işini düzgün yapan firmaların ticaretine zarar verecek şekilde yoğunlaştırırken kaçakçılara da göz yummamak gerekir. Tekel ürünlerine yapılan zamlar terör örgütlerinin en büyük finansman kaynağı sigara kaçakçılığını teşvik edecek düzeyde. Güneydoğuda sınır kapıları güvenli değil, hallaç pamuğu gibi. Gemilerde Türk Bayrağı yok, uluslararası sulara çıkıldığı anda başka ülkelerin bandırası takılıyor, hatta öyle ki Turizm Bakanının tur şirketinin gemilerinde de usul aynı.

Bu nedenledir ki yapmamız gereken, ticaretimizi millîleştirmek, bayrağımızı tüm dünyada dalgalanabilir kılabilmek diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinde geçen “veya” ifadesinin “ya da” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Süleyman Bülbül                                      Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın

                                           Aydın                                                       Adana                                                     Balıkesir

                                    Tahsin Tarhan                                           Tacettin Bayır                         Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu

                                         Kocaeli                                                       İzmir                                                       Manisa

                                   Turan Aydoğan                                         Hüseyin Yıldız                                            Aydın Özer

                                         İstanbul                                                      Aydın                                                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yeterli çoğunluğumuz olmadığından katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünden sonra 20 Temmuz 2016’da OHAL ilan edildi. OHAL’le birlikte 37 kanun hükmünde kararname yayımlandı. Bu kararnamelerin numaraları 668’den başlıyor 701’e kadar ve en önemlisi 27 Temmuz 2016 tarihli 667 sayılı KHK’de kurumların kararlarıyla kamu görevlileri ihracı yapıldı ve kurumlar dışında da “terör örgütlerine mensubiyet ve devletin millî güvenliğine karşı faaliyet” gibi nedenlerle, genel ifadelerle “mensubiyet ve devletin millî güvenliğine karşı faaliyetleri” gibi açıklamalarla, ilgili ve ilişkisi olmayanların birçok kurumdan amirleri tarafından ihraçları yapıldı.

Bu KHK’lerin en büyük özelliği, olağanüstü hâl süresince uygulanmak üzere, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda düzenlemeler yapılması gerekiyordu ama bildiğiniz gibi, TOKİ’den tutun kış lastiklerine kadar birçok madde bu KHK’lerin içine girdi. Tabii, bununla birlikte Anayasa’daki hak ve özgürlükleri ihlal eden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni, Birleşmiş Milletler sözleşmelerini ihlal eden KHK düzenlemeleri ve uygulamaları yapıldı, birçok aile mağdur oldu. Bu çerçevede anayasal hak ve özgürlüklerin özüne dokunuldu, suçun şahsiliği ilkesi ihlal edildi, masumiyet ilkesi ihlal edildi, yeterli inceleme yapmaksızın, keyfî, savunma hakkı tanınmaksızın yapılan ihraçlarla ağır hak ihlalleri oluşturuldu, kişilerin Anayasa’dan kaynaklanan lekelenmeme hakkı ihlal edilmiş oldu, yargıya erişim hakkı engellendi. Yani sivil bir darbe yaşandı, KHK’lerle iktidara muhalif olan binlerce kişi işten atıldı, ekonomik yaşam dışına itildi, eve kapatıldı, yurt dışına çıkış yasağı konuldu, pasaportları iptal edildi, olağanüstü hâl uygulamaları 2 milyon kişiyi etkiledi, yaygın hak ihlalleri ve mağduriyetler yaşanmaya başlandı.

OHAL KHK’leriyle 125.678 kişi kamu görevinden çıkarıldı, 131.922 tedbir işlemi uygulandı. Olağanüstü hâl kapsamında yayımlanan KHK’lerle 33.695 öğretmen ihraç edildi, 5.740 akademisyen ve 405 barış akademisyeni ihraç edildi, en az 46 KHK’li maruz kaldıkları baskı, umutsuzluk ve zor yaşam şartları nedeniyle intihar etti. OHAL mağduriyetlerine deva olarak da takdim edilen Olağanüstü Hâl İşleri İnceleme Komisyonu etkin bir başvuru yolu olmadı, aksine hak mağduriyeti yaşayan kişilerin yargısal başvuru yollarını tıkama işlemi hâline geldi.

29/8/2019 itibarıyla OHAL Komisyonuna 126.200 başvuru oldu, 6.700 kabul, 77.600 ret olmak üzere 84 bin karar verildi, devam eden başvuru sayısı 40.900 rakamında kaldı. Aileler mağdur kaldı, adalet sağlanamadı, adalet çığlıkları duyulamadı.

Birkaç yaşam örneği vermek istiyorum arkadaşlar. Burak Zekeriya Altınok, önceki gün Doğbeyazıt’ta teröristlerin haince saldırısı sonucu şehit edilen er. OHAL KHK’siyle, 701 sayılı KHK’nin ek listesinde polis olarak görev yaparken ihraç edilmişti. On altı ay hapis yattı, beraat etti, çıktı ama mesleğine iade edilmedi, bedelli parası bulunmadığı için askere gitti ve şehit oldu, dün Kayseri’de şehit töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Vildan Altınok diyor ki: “Benim eşim tertemizdi.” Eşinin ve 2 çocuğunun çektiği acıyı nasıl anlatabiliriz? Vicdanınız buna ne der? 5 yaşındaki oğlu Ahmet Eren’e, 3 yaşındaki oğlu Gökdeniz’e ne anlatabilirsiniz? “Baban KHK’liydi, beraat ettiği hâlde görevine dönemedi”yi nasıl anlatacaksınız? Nasıl bir vicdan bu? “Sizin adaletiniz batsın.” derlerse ne diyeceksiniz? Bu çocuğa ne anlatacaksınız? Anlatılacak hiçbir şey yok arkadaşlar.

Bir örnek daha vermek istiyorum: Yine, 29 Ekim 2016 tarihli 675 sayılı KHK’yle, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya temsilcisi, eski Başkanı Bülent Uçar ihraç edildi; ailesine bakmak için çay ocağında çalışmaya başladı, işten çıkarıldı; özel hastaneye girdi, baskı yapıldığı bahanesiyle işten çıkarıldı ve o gün İŞKUR’a gitti ama olumsuz yanıttan sonra kalp krizi geçirdi, öldü. Tam iki yıl önce öldü ama 26 Eylül 2019’da -yani bir ay önce- OHAL Komisyonu işe iade kararı verdi. Ailesi perişan oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Ailesi perişan oldu ama kime ne? Dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım demişti ya “Kurunun yanında yaş da yanar.” Esas hukuk devletinde, adil yargılanma hakkının bulunduğu yerde kurunun yanında yaş yanmaz. Hukuk devletinde “Yakacağınıza, yargılayın.” der. Ne oldu? Aileler perişan oldu. Görevlere iade etmediniz, aileler perişan oldu, aç ve açıkta kaldılar.

Arkadaşlar, çözüm ne? Çözüm açık. OHAL KHK’leri ile TCK, TMK ve TMK’da yapılan değişiklikler ele alınmalı, anayasal hak ve özgürlüklere yönelik OHAL hak ve ihlallerine son verilmeli. Bu çerçevede, 27’nci Yasama Döneminin ilk kanunu olan 7145 sayılı OHAL rejiminin devamı niteliğindeki Yasa yeniden düzenlenmeli. Tüm OHAL KHK’li mağduriyetler giderilmeli, yoksa OHAL nedeniyle yaygın mağduriyetler giderilmeden yargı reformu gerçekleştirilmez, “adalet” çığlıkları devam eder, vicdanlar susar ama bir gün adaletsizliklerin hesabı sorulur.

Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın Başkan, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan’ın, ülkemiz ihracatı için önemli olan Antalya Limanı ve Serbest Ticaret Bölgesi’nin büyütülebilmesi için destek beklediklerine ilişkin açıklaması

ABDURRAHMAN BAŞKAN (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Serbest ticaret bölgeleri ülkemiz ihracatı için çok önemlidir. Türkiye'de serbest ticaret bölgesine imkân veren yasanın 1985 yılında çıkmasından bu yana Türkiye’de 21 serbest ticaret bölgesi kurulmuştur. Bunlardan 2’ncisi olan Antalya Serbest Ticaret Bölgesi 14 Kasım 1987 tarihinde faaliyetine başlamıştır. Şu an 607.130 metrekarelik bir alanda faaliyet gösteren Antalya Serbest Ticaret Bölgesi, Antalya’mızın Konyaaltı ilçesi sınırları içinde bulunmaktadır. Antalya Serbest Ticaret Bölgesi’nin işletmesi Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 36’sı kamuya, geri kalan yüzde 64’lük kısmı Antalya Serbest Ticaret Bölgesi AŞ’ye verilmiştir. Bu sene 9 Martta Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan Antalya Limanı’nı ve Serbest Ticaret Bölgesi’ni ziyaret ederek çalışmaları inceledi ve Antalya Limanı’nın ve Serbest Ticaret Bölgesi’nin büyütülmesi için toplantıya katıldı ve bilgi aldı. Bu konuda Antalya’mız için desteklerinizi beklemekteyiz.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – 8’inci madde üzerinde 2 tane önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 8- 4458 sayılı Kanunun 216 ncı maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“MADDE 216- 1. Gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ödenir.

2. Geri verme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde idarece söz konusu kararın uygulanmaması halinde, ilgilinin talebi üzerine, tebliğ tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ödenir.”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                           Ayhan Altıntaş                                   İbrahim Halil Oral

                                          Denizli                                                      Ankara                                                      Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Çoğunluğumuz olmadığından katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 8’inci maddesi, gümrük idareleri tarafından fazla tahsil edilen vergileri yükümlülere yani firmalara geri vermeyi düzenlemektedir. Mevcut durumda idare geri verme işleminde sadece vergi tutarını ödüyordu fakat aradan geçen süre için faiz ödemesi yapmıyordu. Firmalar bu konuyu dava edince Anayasa Mahkemesi firmaların haklı olduğuna hükmetti ve vergi tutarının faizinin de verilmesi gerektiğine karar verdi. “Teklifteki geri verme işlemi yükümlünün hatası ise geri verme başvurusu tarihinden itibaren, gümrük idaresinin hatası ise fazla verginin tahsil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’a göre faiz uygulanır.” ibaresiyle firmalara geri verme işleminde faiz ödenmesi düzenlenmektedir. Kısaca, devlet, fazla aldığı vergiyi geri öderken firmaya faizini de ödeyecektir. Bu madde firmaların lehine Anayasa Mahkemesi kararına göre düzenlenmiş olduğundan bu madde üzerinde bir itirazımız bulunmamaktadır fakat teklif tamamen destekleyeceğimiz bir teklif değil.

11’inci ve 12’nci maddede verilen cezalar iyi niyet çerçevesinde yeniden değerlendirilmeli, hata yapmış fakat iyi niyetli mükellefler cezalandırılmamalı, cezalandırılsa da bu cezanın mümkün olduğu kadar düşük tutulması gerekmektedir. Hatayı kısa süre içerisinde herhangi bir ikaz olmadan fark eden mükelleflerin iyi niyeti görülmelidir. Bu iyi niyete karşı ceza uygulanması mükellefleri içinde bulundukları hatayı gizleme uğraşına itecektir, bundan kaçınmak gerekir. Devletin görevi, doğruluğu ve dürüstlüğü desteklemek olmalıdır.

Aynı şekilde, 17’nci maddede de muğlaklıklar söz konusudur. Hükûmetin yaptığı birçok kanunda muğlak ifadeler kullanılması daha sonra sıkıntılar doğurmaktadır. Mevcut mevzuatta gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının belgeleri gümrük yetkilileri tarafından alıkonulabiliyor. Bugün bu alıkonmanın sınırı yokken bu maddeyle altı aylık bir sınırlandırma konulmaktadır. Bu sınırlandırmayı olumlu karşılıyoruz. Bu maddede itiraz edeceğimiz nokta “Gerek görülmesi hâlinde” ibaresidir. Muğlak bir ifade olan “Gerek görülmesi hâlinde” derken neyin kastedildiği, hangi sınırların içerisinde olduğu belirtilmelidir. Hangi gerekçeler belgenin alıkonulmasına neden olacaktır? Bunlar belirtilmezse, bahsi geçen bu kavram yoruma son derece açıktır, zaman zaman kötü niyetli kullanımlara sebep olacaktır. Bizim burada amacımız, vatandaşlarımızın ve firmalarımızın mağdur olmasını engellemek olmalıdır ancak bu şekilde insanlar işlerinde ve gündelik hayatlarında huzurlu yaşayabilir.

Hükûmetimizi bir an önce halkın ekonomik gündemine davet ediyorum. Halkımız ekonomik sıkıntılarla bu denli boğuşurken önceliği işsizliğe, yoksulluğa, açlığa vermek gerekmez mi? Hatırlarsınız, geçtiğimiz günlerde TÜİK, işsizlik rakamlarını açıkladı. Resmî rakamlara göre işsizlik oranı temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre 3,1 puan artarak yaklaşık yüzde 14 oldu. İşsiz sayısı bu dönemde 1 milyon 65 bin kişi arttı ve 4 milyon 600 bini buldu. Genç işsizlik oranı resmî rakamlara göre yüzde 27’nin üzerine çıkmıştır, yani resmî rakamlara göre yaklaşık 3 gençten 1’i işsiz durumdadır. Bu gençliğe biz nasıl umut olacağız? Son dönemde işsizliğin arttığını gözlemlediğimiz ekonomik koşullarda yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin de işsizler ordusuna katılmasını üzüntüyle izliyoruz.

Yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri, 2008 yılında yapılan düzenlemeyle, dış ticarette kullanılan raporları hazırlama ve gümrük antrepolarını denetleme yetkisi alarak şirketler kurmuş, yüzlerce kişiye istihdam sağlamıştır ancak Bakanlığımızın 3 Ocak 2019 tarihli Gümrük Yönetmeliği’nde yapmış olduğu değişiklikle, 65 yaşını aşmış yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin elinden hem yetkileri hem de kurdukları şirketler alınmaktadır.

Hükûmeti bu yönetmelikte sebep olduğu mağduriyeti bir an önce gidermeye davet ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde geçen “veya” ifadesinin “ya da” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Tahsin Tarhan                                        Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın

                                         Kocaeli                                                      Adana                                                     Balıkesir

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                   Özkan Yalım                                          Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                       Uşak                                                         İzmir

                                    Hüseyin Yıldız                                         Turan Aydoğan                                            Aydın Özer

                                           Aydın                                                      İstanbul                                                     Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Uşak Milletvekili Özkan Yalım.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlarıma ve de bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza en içten duygularımla saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

104 sıra sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde söz aldım. 8’inci maddesi, biraz önceki vekil arkadaşımın da belirttiği gibi -gümrük memurlarının- bir şekilde, hatayla fazla tahsil edilen rakamların hem firmalara hem de şahıslara geri iadesiyle alakalı. Bu maddenin kesinlikle destekçisiyiz çünkü vatandaşlarımızın lehine olan her türlü kanunun her zaman yanındayız.

Şimdi, tabii ki bu fazla tahsilatların bir an önce çabuklaştırılması lazım. Bunlar aylara, yıllara varan süreçlerdi, bunların bir an önce de geri dönmesi lazım. Tabii ki haksız yere alınan bu verginin, bu tahsilatın faiziyle birlikte vatandaşımıza verilmesinin kesinlikle doğru olduğunun ve de bir an önce yapılmasının da özellikle altını çiziyoruz. Tabii ki bu maddenin açılımı bu şekilde. Ancak esas Türkiye'de yaşayan çok sayıda gümrük memurumuz var. Şimdi, Türkiye'de toplam 26 tane sınır kapısı var. Bu sınır kapılarında 4.659’u kadın, 11.516’sı erkek olmak üzere toplam 16.175 gümrük memurumuz var. Peki, bunların nasıl sorunları var? Birçokları bana defalarca ulaştılar ve onlarla görüştüğümde başlıca 3-4 tane ana hatlarda sorunları var. Bunları bu maddeyle konuşurken onların da altını çizmek istiyorum.

Bir kere, biliyorsunuz, Hükûmet 2018 Haziran seçimleri öncesi “İlk yüz günde yapacağız." diye bir söz verdi. Tabii ki bu da nedir? “Yüz gün içerisinde 3600'ü çıkaracağız." dediler. Ben buradan tekrar Hükûmete sesleniyorum, saray Hükûmetine, AK PARTİ Genel Başkanı ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Vermiş olduğunuz sözün arkasında durun. “Yüz gün içinde 3600'ü çıkaracağız." dediniz. Bunun yanında daha da çok sözleriniz vardı ama özellikle bunun altını çizmek istiyorum, 3600'ü bir an önce uygulamaya geçirin.

3600’ün gümrük memurlarımıza uygulanmasını istiyoruz, bir.

İki: Gümrüklerde çalışan yaklaşık 17 bin memurumuzun hiçbir sosyal tesisten faydalanma hakkı yok. Daha önceleri Adalet Bakanlığının sosyal tesislerinden faydalanıyorlardı, maalesef son birkaç yıldır bu haklarından da mahrum oldular. Onun için buradan özellikle belirtiyorum, gümrüklerde çalışan vatandaşlarımızın en azından senelik izinlerinde kullanabilecekleri bir sosyal tesise ihtiyacı var.

Bir de biliyorsunuz, gümrüklerde çalışan arkadaşlarımız, memurlarımız olası bir yoğunlukta değil sekiz saat, dokuz saat; on saat, on beş saat, yirmi saat hatta tam gün çalışıyorlar. Bunlarla ilgili en ufak bir fark da ödenmemektedir, bunun da altını çizmek istiyorum.

Diğer bir taraftan, gümrüklerde çalışan gümrük memurlarımız -diğer vatandaşlarımızda olduğu gibi- EYT’li durumdalar yani emeklilikte yaşa takılmaktadırlar. Bunların da bir an önce sorunlarının giderilmesi gerekiyor, emeklilikte yaşa takılan tüm çalışanlar gibi.

Bir de gümrük memurlarımız gerçekten aynı güvenlik görevlilerimiz gibi ciddi derecede risk içindeler. Nedir bu? Gümrüklerde, biliyorsunuz, her türlü kaçakçıyla karşı karşıyalar yani -eroin, esrar, vergi kaçakçılığı da var- ürünlerini kaçak sokmaya çalışıyorlar, hatta kaçak insan bile sokmaya çalışıyorlar. Onun için bu çalışanlarımızın güvenliği söz konusudur. Görev yaptıkları süre içerisinde kendilerini koruyabilmektedirler ama emekli olduktan sonra da bu haklardan mahrum kalmamak ve bunların kendilerini koruması adına da gerekli şartların, gerekli koşulların oluşturulması gerektiğinin de altını çiziyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii ki gümrüklerimizde başka sıkıntılarımız da var. Özellikle nakliyeci arkadaşlarımızın, nakliyedeki lojistik sektöründeki işveren arkadaşlarımızın… Rusya’ya biliyorsunuz ihraç yapıyoruz, özellikle sebze ve meyve dalında. Ancak, sebze ve meyve dalında, biliyorsunuz frigorifik dediğimiz buzdolaplı araçlar var, römorklarla nakliyatlar gerçekleştiriliyor. Ancak Rusya’ya verilen “dozvola” dediğimiz, araçların geçiş adedi 9 bindi. Geçen yıl bu rakam yetmedi, bu yıl benim de Sayın Ulaştırma Bakanıyla görüşmelerimden sonra da 2 bin artarak, kota 11 bine yükseldi. Ancak hâlâ Rusya’ya… Madem ekonomimiz kötü, ekonomimizin daha iyileştirilmesi adına bu kotanın -11 binde değil- en az 20 bine çıkarılmasını talep ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Üreten bir Türkiye’yi ancak bu şekilde yaratırız diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun, okuyun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 9- 4458 sayılı Kanunun 227 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘d) Taksirli suçlar hariç olmak üzere; affa uğramış olsalar dahi, ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira gibi yüz kızartıcı suçlar ile resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörün finansmanı, Devlet sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçları ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamı suçlar ile örgütlü suçlardan hüküm giymemiş olmak.’”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                     Hayrettin Nuhoğlu

                                          Adana                                                     Aksaray                                                    İstanbul

                                     Feridun Bahşi                                            Yasin Öztürk                                    İbrahim Halil Oral

                                         Antalya                                                     Denizli                                                      Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu.

Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasında Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerine konuşacağım. Selamlarımı sunarak başlıyorum.

Bu maddeyle gümrük müşaviri yardımcısı olabilmek için gereken şartlara Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ile örgütlü suçlardan dolayı hüküm giymemiş olma koşulu eklenmektedir. Geç kalınmış olsa da bizce yerinde bir değişikliktir.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünü Barış Pınarı Harekâtı’na ayırmak istiyorum.

Anladığımız kadarıyla, Barış Pınarı Harekât’ı derin dondurucuya kaldırılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerleşim konumu çembere alınmış, YPG terörist olmaktan çıkarılıp ayrılıkçı bir siyasi hareket hâline getirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu harekâtına tam destek verdik, millet olarak birlik ve beraberliği en üst düzeyde gösterdik. Ne var ki ülkemizi yönetenlerin verilen bu önemli desteğe rağmen bilhassa küstah Amerika Birleşik Devletleri Başkanına ve ülkemize gelen heyete karşı dik duruşunu göremedik. Amerika Birleşik Devletleri Başkanının “Daha önce ekonomini yerle bir ettim, yine ederim.” ve “Okul bahçesindeki çocuklar gibi kavga etmeleri gerekiyordu; bıraktım, kavga ettiler, sonra da ayırdım.” sözleri asla karşılıksız kalmamalıdır. Her ne kadar kendi şahsiyetini ve devlet adamlığından yoksun, küstah ve kabadayı tavrını gösterse de Türk milleti bu tavırdan hazzetmez. “Mektubu yırtıp çöpe attık.” ifadesi çok sık tekrarlansa da az sayıdaki Adalet ve Kalkınma Partili ve yandaş medya dışında herkes böyle bir tepkinin anlam taşımadığını bilmektedir. Mektuba mektupla cevap verilmeli ve bu mektupta yazılanlar kamuoyuna da açıklanmalıdır. “Tweet”leriyle meşhur olan Amerika Birleşik Devletleri Başkanının bizi ilgilendiren “tweet”lerine de benzer üslupla cevap verilmelidir.

Bir başka tavır da Ankara'ya gelen heyete başkanlık eden Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısıyla yapılan müzakere şeklidir. Binlerce yıllık Türk devlet geleneğinde hiçbir Türk devlet başkanı -ister kağan olsun isterse hakan, isterse de hükümdar, padişah, sultan veya Cumhurbaşkanı- diğer devletlerin başkan yardımcısını kendisine eşit saymamış, aynı hizada müzakere masasına oturmamıştır. Bizim heyete de Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlık etmesi uygun olmaz mıydı? İşte, böyle durumlarda itibardan taviz verilmemesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, Barış Pınarı Harekâtı vesilesiyle ülkelerin dostluklarını da daha iyi görmemiz ve anlamamız gerekir. Harekât kararıyla birlikte, dostluk mesajı vermesini beklediğimiz çok sayıda devlet vardı, destek beklerken hiç de öyle olmadı. Özellikle bu devletlerin ikisinden bahsetmeden geçmek olmaz. Birincisi: Yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden, Annan Planı artığı, kansız, ruhsuz, nankör kişiliktir. Pişmanlığını ve özür dilediğini duymadığım için diyorum ki: Bu şahıs görevinden ayrılmalı ve Kıbrıs’ı terk etmelidir.

Diğeri de uzun yıllardır Türk devletinin birinci önceliklerinden olan Filistin’dir. Bu devleti yönetenler, yüz yıl önce olduğu gibi, Türk milletini arkadan hançerlemekten çekinmemiştir. Onları da lanetliyorum.

Arap ülkelerinin yöneticileri Müslüman halklarına rağmen ağababalarının yanında saf tutarak Birinci Dünya Savaşı yıllarına dönüş yapmışlardır. Dostluklarını gösteren Türk dünyasının bütün ülkelerine; Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile her zamanki gibi dost olduğunu bu defa da gösteren Pakistan’a, Avrupa Birliği üyesi Macaristan’a ve Arap Birliğine rağmen desteğini açıklayan Katar’a teşekkür etmeyi de bir görev sayıyorum.

Değerli milletvekilleri, Barış Pınarı Harekâtı’na verilen ara ve sonrası Rusya’yla yapılan anlaşmayla gelmiş olduğumuz bu durumu her yönüyle değerlendirmeliyiz. Güvenli bölgenin kontrol edilmesi ve teröristlerin elindeki silahların toplanması gibi hususların Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmesi önemle gerekirken, bu görevin Rusya’yla birlikte yapılma kararını uygun bulmak mümkün değildir. Esasen öngörülen güvenli bölge bu hâliyle zaten Türkiye’nin güvenliği için yeterli görülemez. Güvenli bölge Suriye’nin tamamıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın Sayın Nuhoğlu.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – ABD ve Rusya Federasyonu’yla ayrı ayrı yapılan mutabakat metinlerinde de belirtildiği gibi bölgesel istikrarın temel şartı Suriye’nin toprak ve siyasal bütünlüğüdür. Bu bütünlüğü sağlamak için gereken politika değişikliği cesaretle yapılmalıdır. PKK ve beraber çalıştığı terör gruplarına bölge tahsisi yapılıp koruma altına alma planları kesinlikle bozulmalıdır. Barış Pınarı Harekâtı’nın başarı göstergesi olarak beklentimiz, Türk milleti için, incinen ecdat ruhunun huzura kavuşması için Süleyman Şah Türbesi’nin de devralındığı yere, tarihî mekânına dönmesinin sağlanmasıdır.

Değerli milletvekilleri, sizlere son olarak Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilir? Tarih böyle bir durumu kaydetmemiştir.”

Bu harekât sonuçlanıp geri dönünceye kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün mensuplarına Allah’tan yardım niyaz ediyor, hepsinin evlerine, yuvalarına, sevdiklerine sağ salim kavuşmalarını diliyorum. Allah Türk’ü korusun ve yüceltsin. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Amin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi açısından bir şeyi ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın konuşmacı tabii kanaatlerini ortaya koydular. Ben sadece kayıtlara geçmesi açısından… Suriye’yle ilgili, Suriye’deki durumla ilgili hem Amerika hem de Rusya’yla yapılan mutabakat muhtıraları elimde. Burada net bir şekilde şu ifadeyi okumak istiyorum: “Rusya ve Türkiye, terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar.” diyor. Aynı zamanda “Menbiç ve Tel Rıfat’tan bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır.” diyor. 7’nci maddede de “Her iki taraf terörist unsurların sızmalarının önlenmesinin temini için gerekli tedbirleri alacaktır.” diyor. Dolayısıyla bütün sınır hattımız boyunca inşallah bu husus beraberce deruhte edilecektir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Allah yardımcımız olsun. Milletimiz bu işte başarılı olacaktır inşallah.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde geçen “hapis ya da” ifadesinin “hapis veya” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Tahsin Tarhan                                            Ahmet Akın                                     Müzeyyen Şevkin

                                         Kocaeli                                                    Balıkesir                                                     Adana

                                    Tacettin Bayır                                            Özcan Purçu                          Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu

                                           İzmir                                                         İzmir                                                       Manisa

                                      Aydın Özer                                            Hüseyin Yıldız                                       Turan Aydoğan

                                         Antalya                                                      Aydın                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İzmir Milletvekili Özcan Purçu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÖZCAN PURÇU (İzmir) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Gönül arzu ederdi ki tek adam rejiminin bakanları olsun, bürokratları olsun, gelsin, vatandaştan uzak durmasın. Biz milletvekilleri olarak vatandaşların seçtiği kişileriz. Vatandaştan aldığımız sorunu geliriz Mecliste paylaşırız. E, burada kiminle paylaşacağım ben? Kiminle paylaşacağım? Tek adam rejiminin bakanı var mı burada? Ben kime neyi söyleyeceğim?

Vatandaş, çiftçi diyor ki: “Ben mazot alamıyorum ey vekilim! Kredi çekmem için Ziraat Bankasını arar mısın?” Üniversiteyi bitirmiş öğrenci diyor ki: “Ey vekilim! Ben iş istiyorum.” Biri diyor ki: “Ey vekilim! Ben battım, ne yapacağım?” Ben kime derdimi anlatacağım? Sayenizde damadı olmayan bir düğün gibi oldu Meclis, bravo size.

Şimdi, tek adam -2014’te başladı bu projeniz- rejiminin sonucunda hangi zararları gördük son dört yılda, biliyor musunuz, araştırdınız mı? Ben size söyleyeyim istiyorsanız. Bakın, 2014’te bu projeyi ortaya attınız, tek adam rejimi projesini. Kimseyi de göremiyoruz muhatap. Türkiye 2014 ile 2019 arasında 950 milyar dolarlık bir gelirden –ne kadara düşmüş?- 722 milyar dolara düşmüş. Sizin rejiminizin sayesinde Türkiye Cumhuriyeti 228 milyar dolar zarar etmiş.

Yine aynı şekilde zararları anlatıyorum, bu tek adam rejiminin zararlarını; krizin sebebi aslında bunlar. Krize girdik bu sistem sayesinde. Dünyada 188 ülke içerisinde vatandaşına en yüksek enflasyonu yaşatan 16’ncı ülkeyiz arkadaşlar, haberiniz olsun.

Şu an icra dairelerinde ne kadar dosyamız oldu biliyor musunuz? Esnaf, çiftçi, memur, işçi, hepsi batakta. 22 milyon dosyamız var arkadaşlar icra dairelerinde, haberiniz var mı? Vatandaş, memur, işçi, emekli, ne yiyeceğini düşünüyor bugün. Tenceresini kaynatamıyor, haberiniz var mı bundan? (CHP sıralarından alkışlar)

Çiftçiler hapse giriyor arkadaşlar. Çiftçi üretemiyor. Bir iktidarın başarısının altında nitelikli insan yetiştirmek ve üretim yapmak gelir. Çiftçisinin ürettiği, sanayicisinin ürettiği bir ülke yaratabiliyorsan başarılısın demektir. Siz çiftçiyi de batırdınız, sanayiciyi de batırdınız, nitelikli insan da yetiştiremediniz. Eğitimi de yerle bir ettiniz. 15 defa eğitim sistemini değiştirdiniz.

Tarım ülkesiyiz. Bu Anadolu topraklarında, tarım devrimi yapılmış bir yerde; bir bölgede yaşıyoruz. Siz 2003 ile 2019 yılları arasında 97,5 milyar dolarlık tarım ürünü ve hayvan ithalatı yapmışsınız. Yazıklar olsun! Dört mevsimi yaşayan bir ülkede mısırı, fasulyeyi, bulguru dışarıdan alıyorsunuz, dışarıdan alıp vatandaşa yedirtiyorsunuz.

Tarım Bakanı ne işe yarıyor? Yıllık planlama niye yapmıyor? Hangi ürünü ne zaman ekeceğini neden tespit etmiyor? Bu kadar bürokrata, bu kadar çalışana, memura neden planlama yaptırıp yönlendirmiyor? Neden görev vermiyor?

Arkadaşlar, bu tek adam rejiminin eksikliklerini daha sayayım size: Türkiye’de şu an 8,5 milyon işsiz var. Kim önlemini alıyor, kim çaresini arıyor? Hiç kimse. Şu an dünyanın maalesef en pahalı 8’inci ülkesiyiz. Bakın, size bir istatistik vereceğim arkadaşlar. Yazıklar olsun, vatandaşın üzerine yükü yüklüyorsunuz “Ne yaparsan yap! Ben parayı bekliyorum, ben parayı Ankara’da bekliyorum. Vergi versin vatandaş, ezilsin, isterse tenceresi kaynamasın, bana ne!” “Bana ne?” diyorsunuz çünkü neden biliyor musunuz? Burada bir bakanınız dahi yok sizin. Milletin vekillerinin vatandaşın sorunlarını dillendirdiği bir ortama bakan niye gelmez ya, Hükûmetin yetkilisi niye gelmez? (CHP sıralarından alkışlar) Vatandaştan uzak bir yönetim tipi işte. Tek adam rejimi böyle maalesef.

Bakın, bu yıl ne yapmışsınız biliyor musunuz? Vatandaş karnını nasıl doyuracağını düşünüyor, bakın siz ne yapmışsınız? Bir yılda bulgura yüzde 30 zam, limona yüzde 29 zam, yine sarımsağa yüzde 176 zam yapmışsınız. Bu, enflasyonun sonucu. Bir de bunun yanında ne yapmışsınız söyleyeyim size.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Vatandaş otoyolu kullanıyor ya, siz bu yıl ulaşıma yüzde 120 zam yapmışsınız. İnsaf ya! Memurun maaşına yüzde 120 zam yaptınız mı, emeklinin maaşına yüzde 120 zam yaptınız mı, işçinin maaşına yüzde 120 zam yaptırdınız mı? Hani enflasyon oranında zam yapacaktınız memura, işçiye, emekliye? Onun sözünü de tutmadınız. Felakete doğru gidiyoruz, sayenizde felakete doğru sürükleniyoruz. Bir an önce önlem alın, bir an önce vatandaşa yakınlaşmaya çalışın şu son döneminizde, vatandaşın sorunlarını dinleyecek mekanizmalar oluşturun. Nöbetçi bir bakan getirdiniz biz yüzünü göremiyoruz ki, nöbetçi bakanı da göremiyoruz. Ben burada derdimi, vatandaşın derdini anlatamadıktan sonra nöbetçi bakanın burada ne işi var? Sizin özel işinizi takip etsin diye mi gönderildi bakan? Gelsin şurada vatandaşın sorununu dinlesin arkadaş. Mecbur da gelecek, milletin vergisiyle maaşını alıyorsa gelecek, burada bizim sorunlarımızı, vatandaşın sorununu dinleyecek.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederim.

“MADDE 10- 4458 sayılı Kanunun 231 inci maddesine aşağıdaki fıkralar ilave edilmiştir.

‘3. Gümrük vergilerine ilişkin idari yaptırım kararları ve bu kararlara yönelik itirazlar hakkında bu Kısım ve Onikinci Kısım hükümleri uygulanır.

4. Mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilen eşyanın bulunamaması halinde kaim değer olarak eşyanın gümrüklenmiş değerinin kamuya geçirilmesine karar verilir.

5. Gümrük idaresi tarafından yükümlüye yazı ile yanlış izahat verilmiş olması halinde bu Kısım hükümlerine göre idari para cezası ve faiz uygulanmaz.’”

                                     Feridun Bahşi                                 Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel

                                         Antalya                                                      Adana                                                     Aksaray

                                     Yasin Öztürk                                                                                                              Hüseyin Örs

                                          Denizli                                                                                                                      Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Antalya Milletvekili Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 104 sıra sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, “insanların yaşamlarını devam ettirebilmesi için temel ihtiyaçlarını karşılamada acze düşme durumu” olarak tarif edilen yoksulluk, ülkemizin en önemli gündem maddelerinden birisidir. Adaletsiz gelir dağılımı, ranta dayalı, yatırımdan uzak, istihdam yaratmayan ekonomik politikalar, gelir dağılımındaki dengesizlik, başarısız genel politikalar sebebiyle yoksulluk, ülkemizin en büyük sorunu hâline gelmiştir.

Yoksulluğun en önemli sebeplerinden biri, belki de en önemlisi istihdam artırıcı politikaların geliştirilememesi sonucu ortaya çıkan işsizliktir, özellikle de genç işsizlik. TÜİK rakamları bile cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranına ulaşıldığını göstermektedir. TÜİK ne kadar güvenilir, onu ayrıca tartışmak gerekir. TÜİK verilerine göre, temmuz ayı işsizlik verilerinde genç işsizlerin oranı 7,2 puan artarak yüzde 27’yi aşmış durumdadır. Resmî işsiz sayısı sadece son bir yılda 1 milyon 65 bin kişi büyüyerek 4 milyon 569 bine ulaşmıştır. Sadece temmuz ayında bir önceki aya göre, bir ayda yüzde 1’e yakın artmıştır işsizlik.

İstatistiki veriler ve araştırmalar göstermektedir ki nüfusumuzun önemli bir kesimi için yoksulluk ve dolayısıyla işsizlik kronikleşmiştir ve artarak devam etmektedir. Sosyal yardımlarla yaşamaya çalışan vatandaşlarımıza bu cefayı reva görmek mümkün değildir. Ekonomik yönünün yanı sıra sosyolojik ve psikolojik boyutları da bulunan yoksulluk gerçeğinin bir bütün olarak incelenmesi şarttır. İnceleme sonucuna göre ise yoksulluğu azaltma ya da yok etme konusunda çalışmalar yapılması, yoksulluğun sebep olduğu olumsuzlukların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması kaçınılmazdır.

Değerli milletvekilleri, dış ticaretteki aktörlerin gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde rekabet edebilmesi açısından gümrük ve ticaret operasyonlarının kesintisiz ve etkin bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bu ise öncelikle gümrük uygulamalarının titizlikle takibi, muhtemel risklere karşı gerekli iç ve dış kontrol ve denetim sistemlerinin ve uygulamalarının tesis edilmesiyle mümkündür. Günümüzde gümrük ve dış ticaret işlemlerinin giderek karmaşık hâle getirilmesi, gümrük ve dış ticaret mevzuatının sürekli değişiklik göstermesi ve gümrük işlemlerinde yapılan hatalar nedeniyle firmalar ciddi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Örneğin zaman aşımı problemleri: Gümrük idarelerince alınan idari para cezaları belirli bir sürenin geçmesiyle beraber zaman aşımına uğramaktadır ancak ne var ki hukukun temel ilkelerinden biri olan zaman aşımı konusu gümrük işlemleriyle meşgul olan kişilerin bile üzerinde anlaşmaya varamadığı bir bilmecedir. Bundan dolayı bir cezanın vergi alacağına bağlı olmasına, nispi veya maktu olup olmamasına göre zaman aşımı değişmekte, hangi cezanın vergi alacağına bağlı olduğu, hangi cezanın nispi olduğu net bir biçimde ortaya konamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, 4458 sayılı Kanun’un 231’inci maddesine eklenen fıkralarla gümrük vergileri ve para cezalarının tahsilinde uygulamada tereddüt oluşturan hususlara açıklık getirilmesi amaçlandığı söylenebilir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere hukuk güvenliği ilkesi hukukun, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesini, devletin de hukuk normlarında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.

Hukuk devletinin hukuk güvenliği ilkesinin vergilendirmede de belirliliği koruması gerekir. Belirlilik ilkesi yükümlünün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, hukuk normlarının ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir şekilde düzenlenmesini ve uygulanmasını gerektirir. Bu kanun teklifinin AB’yle uyumlu, kapsamlı ve günün koşullarına uygun bir Gümrük Kanunu değişikliği yapmaktan ziyade özellikle cezalar yönüyle dış ticaret erbabının uzun süredir cezaların ağır ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – …yıkıcı olmasına vurgu yapılan şikâyetlerin giderilmesini amaçladığı, bu yönüyle beklentileri tam karşılamamakla beraber olumlu bir düzenleme olduğu söylenebilir.

Bu vesileyle yüce Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanunu Teklifi’nin 10’uncu maddesinin (4)’üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın                                           Tahsin Tarhan

                                          Adana                                                     Balıkesir                                                    Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                   Faruk Sarıaslan                                         Hüseyin Yıldız                                            Aydın Özer

                                        Nevşehir                                                     Aydın                                                      Antalya

4. “Mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilen eşyanın bulunamaması hâlinde kaim değer olarak gümrük vergileri tutarı kadarının kamuya geçirilmesine karar verilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, gerekçeyi okutalım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

"Gümrüklenmiş değer” deyimi, uluslararası kıymet sözleşmesine göre belirlenecek, ithal eşyası için eşyanın CIF kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile gümrük vergileri toplamını ifade etmektedir.

Önergeyle maddede “gümrüklenmiş değer” yerine “gümrük vergileri tutarı” ifadesinin kullanılmasıyla ödeme yükünün azaltılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Süleyman Bey, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, pamuk üreticilerinin alması gereken destekleme priminin takipçisi olacaklarına, birinci sınıf tarım arazilerine kurulan çırçır fabrikalarına gösterilen hassasiyetin Aydın ilinde kurulan jeotermal elektrik santralleri için de gösterilip gösterilmeyeceğini Çevre ve Şehircilik Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Aydın ili Söke ilçesinde bulunan 5 adet çırçır fabrikası birinci sınıf tarım arazisine kurulduğu için Bakanlık emriyle Aydın İl Tahkim Kurulunun 16/10/2019 tarih (2019/3) sayılı kararıyla fabrikaların işletme ruhsatları iptal edilmiştir. 5 fabrikaya pamuk veren yaklaşık 500 üretici çiftçinin yaklaşık 25 bin ton pamuk için verilmesi gereken destekleme primlerinin alınmasının takipçisi olacağız.

Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanına sormak istiyorum: Birinci sınıf tarım arazisine kurulan çırçır fabrikalarına gösterilen hassasiyeti Aydın’da birinci sınıf tarım arazisine kurulan jeotermal elektrik santrallerinde de gösterecek misiniz?

Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN - Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 11 ila 21’inci maddeleri kapsamaktadır.

Teklifin ikinci bölümü üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Sayın Enez Kaplan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kaplan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ENEZ KAPLAN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde İYİ PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Komisyonumuza getirilen, gümrük işlemlerinde yaşanan eksiklikleri ve aksaklıkları giderebilmek için Gümrük Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören bu kanun teklifini genel olarak olumlu görmekle beraber bazı maddeleriyle ilgili muhalefet şerhimizde de belirttiğimiz gibi çekincelerimiz vardır. Gümrükler, uluslararası ticareti düzenleyen, bütün ekonomik ve ticari faaliyetler içerisinde değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, ticaret için çeşitli nedenlerle engelleyici olmaktan çok kolaylaştırıcı bir işleme sahip olmalıdır. Gelişmiş ülkelerin dışında birçok ülkede gümrüklerin varlığı hissedilmeden, gerekli yasal takipler mükellefin işini zorlaştırmadan dış ticaret yapılabilmektedir. Gümrükler, gelişen dünya ticaretinde özellikle gelişmiş ülkelerde engelleyici unsur olmaktan çıkmıştır, Türkiye’de de çıkmak zorundadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gümrüklerde ticareti kolaylaştıran, yeniden yapılanma süreci içinde gümrüklerin imajının düzeltilmesi yönünde adımlar atılması da zorunluluk arz eder hâle gelmiştir. Gümrük işlemleri sırasında sehven yapılan hataların düzeltilmesi için de çeşitli imkânların tanınması kanaatindeyiz. Yine, muhalefet şerhimizde belirttiğimiz gibi, teklifin 12’nci maddesinde de 11’inci maddesinde olduğu gibi idari para cezaları öngörülmüş ve eşyanın ithali yasaklanmış eşya olduğunun tespiti hâlinde gümrüklenmiş değerinin 4 katı idari para cezası verileceği ifade edilmiştir. Bu maddede de 11’inci maddede olduğu gibi, idarenin tespitinden önce beyan sahibi tarafından iyi niyet çerçevesinde yapılacak düzeltmelerde beyan sahibine on beş günlük bir süre tanınmalı, bu süre içinde yapılacak düzeltmelerle ilgili cezai işlem uygulanmamalıdır. Böylelikle beyan sahibi tarafından sehven yapılan hataları düzeltmek için bir imkân sağlanmış olacaktır. Aynı zamanda, bürokrasinin azaltılması, idari para cezalarının hem ülkemize hem de vatandaşımızın lehine düzenlenmesi yönünde çabaların gümrüklerimizin üzerindeki kötü imajın değişmesi açısından faydalı olacağını düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, bir de teklifin 17’nci maddesine göre, Gümrük Kanunu ve gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerine aykırı hareketleri görülen gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının izin belgelerinin Ticaret Bakanlığı müfettişleri ve gümrük ve dış ticaret bölge müdürleri tarafından gerek görülmesi hâlinde tedbir mahiyetinde en fazla altı ay süreyle geçici olarak alınıp gümrüklerde iş takip etmelerine izin verilmeyeceği ifade edilmiştir ancak burada “mevzuat hükümleri” ifadesi çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Usulsüzlük de bir mevzuat ihlalidir, kıymet bildirimini eksik doldurmak da bir mevzuat ihlalidir. Böyle geniş bir ifadenin kanun maddesinde yer alması ilgili görevlilerin tamamının yetki belgelerinin alınabileceği ihtimalini doğurmaktadır. Bu sebeple, izin belgelerinin hangi hâllerde geçici olarak alınabileceğinin çerçevesi net olarak çizilmelidir. Aksi takdirde, bu meslek yapılamaz bir hâle gelecektir. Şahsi anlaşmalardan kaynaklı mağduriyetlerin doğmaması için insanların mesleki kariyerleri denetim yapan kişilerin insafına bırakılmamalıdır. Bu maddede yer alan “mevzuat hükümleri” ibaresi yerine “mevzuat hükümlerine kasıtlı olarak menfaat sağlamak amaçlı aykırı hareket etme” gibi daha net bir anlayışla ibarenin değiştirilmesi gerekmektedir.

Gümrük işlemleri ve gümrüklerimiz konusu gündeme geldiğinde gümrük müşavirlik mesleğinin sorunlarına da değinmeden geçmenin büyük bir eksiklik olduğu kanısındayız. Devlet ile özel sektör arasında köprü görevi üstlenen gümrük müşavirlik mesleğinin sorunları ciddi bir biçimde ele alınması ve sektörün yeniden yapılanması kaçınılmazdır. Sektörün bilgi ve imaj eksisinin giderilmesi mesleğin onuru ve geleceği açısından önemli diye düşünüyoruz. Gümrük müşavirlerinin arzu ettiği odalaşma faaliyetleri bu millete vadedip de yapmadığınız onlarca konu arasında bulunmaktadır. Bu konunun da hızlanması gerektiği çok aşikârdır.

Değerli milletvekilleri, gümrüklerdeki en büyük sorunların başında gümrük işlemlerinde ikinci bir resmî kurumla ilgili olan problemler gelmektedir. Örneğin tarım müdürlüğü veya çevre müdürlüğü tarafından yapılması gereken numune kontrolleri; bir araçta, tırda, trende, gemide bulunan malın kontrolü, onayı dijital ortama geçtiğiniz gümrük sistemlerinde ortalama asgari on beş-yirmi gün sürüyor. Bu da işin aksamasına, gümrükle çalışan firmaların maddi olarak zarara uğramasına neden oluyor. Aynı zamanda bazı beyanlar, ticaret odasının onayı dijital ortamda isteniyor. Zaman zaman bu onay bir saniyelik iş iken saatler ya da günlerce sürdüğü gözlemlenmektedir. Yine gümrüklerde beyannamenin elektronik ortamda düzenlenmesi, beyannameyle ilgili diğer evrakların taratılarak elektronik ortama aktarılması sonucunda memurların her türlü elektronik ortamda bunları onaylaması ya da reddetmesi gerekiyor. Fakat ekranda gördükleri evrakları basılı olarak da istemesi bazı memurlarımızın elektronik ortama hazır olmadığını göstermektedir.

Sayın milletvekilleri, Gümrük Yönetmeliği’nin 196’ncı maddesinde hangi eşyanın Türkiye'ye girişte zorunlu olarak tahlile tabi tutulacağı, hangi durumda sadece numune olarak varış gümrüğüne sevk edileceği, emsal analiz raporlarının hangi durumlarda kabul edileceği düzenlenmişken bazı gümrüklerde yönetmelik hükümlerine aykırı işlemler yapıldığı, yükün tahlile gönderileceği gerekçesiyle mükelleflerden menfaat temin edilmeye çalışıldığı belirtilmiştir. Gümrüklerde tahlil ve analizle ilgili sorunlar da yaşandığı tarafımıza bildirilmiştir. Türkiye’nin dış ticaretinin gelişmesi açısından gümrüklerimizin modernizasyonu konusunda çalışmalar yapılması, konuyla ilgili bütün kesimlerin bir araya gelerek ortak platformda sorunları masaya yatırması gerektiğinin altını bir kere daha çiziyorum. Gümrük yazarımız Sayın İhap Subaşı’nın o veciz sözünü bir daha hatırlatmak istiyorum: “Gümrükler bir ülkenin namus kapısıdır.”

Değerli milletvekilleri, şimdi, kısaca başka konulara değinmek istiyorum. İktidarın “Başkanlık gelirse ekonomi uçacak.” sözü buhar oldu. Millet hayat pahalılığı, geçim darlığından boğuluyor. Millet aş istiyor, millet iş istiyor, millet ekmek istiyor. İktidarın “Tarımda Avrupa 1’incisiyiz.” lafı havada kaldı. Bırakın 1’inci olmayı bu verimli topraklarda, güzel ülkemde millet karnını doyuramaz oldu. Buğdayı, kırmızı eti ve canlı hayvanı, pamuğu, mısırı, neredeyse bütün gıda ürünlerini ithal eder olduk, hatta ve hatta samanı bile ithal ediyoruz. Vatandaş karnını doyurmak için, biraz daha ucuz gıdaya ulaşmak için kuyruklarda sefil oldu. Bunun adını da ne yazık ki “varlık kuyruğu” olarak adlandırdınız.

Ekonomiden sorumlu Sayın Bakanınız Yeni Ekonomi Programı’nı açıkladı. Yine değişen hiçbir şey yok; bütün yük yine memura, işçiye, çiftçiye, esnafa, çalışana yani milletimize yüklendi. Yine aynı Sayın Bakan ekonomiyle ilgili olarak geçenlerde yapmış olduğu konuşmanın birinde “Nisan marttan daha iyi olacak.” dedi. Nisan geçti, mayıs geçti, bırakın onu, yaz geçti ama hiçbir şey daha iyi olmadı, hatta daha daha kötü oldu.

TÜİK, geçenlerde, eylül ayı enflasyon oranının tek haneye düştüğünü açıkladı. İlgili Sayın Bakan da hem TÜFE’de hem ÜFE’de hedefin tuttuğunu söyledi. Enflasyonla mücadelede aşama kaydedildiğini belirtmiş ama maalesef aynı akşam elektriğe yüzde 14,9 zam gelmiş ve o günden bugüne maalesef zam haberleriyle uyanıyoruz.

Sayın milletvekilleri, Gümrük Kanunu’nda yapılan değişikliğin ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Özgür Karabat.

Buyurun Sayın Karabat. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanunu Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, ne gümrüklerde meydana gelen sorunları çözecek ne uluslararası ticarete bir katkı sunacak ne de kaçakçılıkla ilgili mücadeleyi etkin bir şekilde engelleyecek, ne ihracatı artıracak ne de ithalatı düşürecek, ne sanayiyi geliştirecek ne de üretimi artıracak bir teklif olarak gözükmüyor. Bunların hiçbiri olmayacak. Peki, bu kanun teklifiyle ne olacak? Bazı maddelerle cezalar artırılacak, bazılarıyla düşürülecek, her şey hallolmuş, bitmiş gibi gümrük memurlarının emeklilikten sonra silah harçları kaldırılacak.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, yeni sistemde artık kanun teklifleri bakanlar aracılığıyla değil milletvekilleri eliyle hazırlanıyor. “Bu durumda, vatandaşın ihtiyaçlarına daha net çözümler üretilecek.” deniyordu ancak gelinen noktada, teklifi hazırlayan ve altında imzası bulunan 86 iktidar mensubu milletvekili arkadaşımız var ancak birçoğunun sadece teklife imza atarak katkı koyduğunu üzülerek gözlemlemekteyiz.

Gümrük Kanunu’yla ilgili teklif Sanayi Komisyonuna geldiğinde aslında “yeni sistem” denen şeyin ne olduğunu da anladık değerli milletvekilleri. Anladık ki hiç kimseye sorulmamış, konunun muhataplarıyla görüşülmemiş ve milletvekillerine ise bir noter görevi verilmiş değerli milletvekilleri.

Bugün, kime sorarsanız sorun “gümrük” deyince, ülkemizde milletin aklına vergi ya da ceza gelmektedir.

Her fırsatta kapısını çaldığınız Suudi Arabistan’da sırf Türkiye’den geldiği için yüzlerce tır gümrüklerde bekletiliyorsa, Türkiye'nin taşıyıcı kolonu olan otomotiv sektöründe milyonlarca euro değerinde araç yanlış uygulamalar sonucunda pazara giremiyorsa burada sorun var demektir ve bu kanun ne yazık ki bu sorunları çözmemektedir değerli arkadaşlar.

Sorunumuz sadece bu değil, güncel bir soruna da değinmek istiyorum değerli arkadaşlar, gargaraya getirilsin istemiyoruz. Haydarpaşa Garı ve Sirkeci Garı’nı Türkiye'nin kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz. Haydarpaşa ve Sirkeci Garı’yla ilgili Türkiye'nin gözü önünde şaibeli bir ihaleye tanıklık etmekten duyduğumuz üzüntüyü bütün Türkiye kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu, ilgili bakana verdiği cevapta “İstanbul’u tanımıyorsun.” ifadesini kullandı. Aslında bütün Meclise buradan bir çağrı yapmak istiyorum değerli arkadaşlar: Bu ihale nezdinde İstanbul’u biraz tanımak gerektiğini sizlerle paylaşmak gerekiyor.

Tabii, İstanbul’u tanımak için sadece Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini okumakla yetinmemek lazım; biraz tarih bilmek lazım, biraz vicdan sahibi olmak lazım. Eğer böyle olursa, bir kentin sadece ve sadece binalardan ibaret olmadığını, bir kentin ruhunun olduğunu ve bunun tuz ruhuyla alakasının olmadığını bilmemiz gerekir. Bir kent eğer küçük bir kentse o kente ruhunu veren şey tarihidir, meydanlarıdır. Her kentin bir meydanı vardır, o meydanında özgürlüğü temsil eden güvercinleri vardır ve hepimizin bildiği, tanıdığı meşhur delileri vardır. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bir kent tarihiyle, kimliğiyle kent olur, sadece binalarıyla değil. Eğer bakanın yaptığı gibi olaya sadece rant anlayışıyla yaklaşırsak, olaya sadece para anlayışıyla yaklaşırsak İstanbul’u anlayamayız.

Değerli arkadaşlar, Haydarpaşa ve Sirkeci Garı bir bellektir ama milyonlarca insanın aynı zamanda anısıdır; sadece bir gar değildir, sadece bir bina değildir; sayısız tarihî olaya tanıklık etmiştir. Sirkeci Garı, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Balkanlardan göç edenlere tanıklık etmiştir, hepimizin anısıdır.

Yaşlı bir amca şöyle anlatıyor, “Ben, Sirkeci Garı’na gelen bir trenden trenin penceresinden indim ve buraya her geldiğimde bunu hatırlıyorum.” diyor o adam. Bu hafızayı, bu anıyı yok etmeye kimsenin hakkı yoktur. Şüphesiz ki bu hafızaya en iyi şekilde kamu kuruluşları sahip çıkar. Eğer söz konusu olan yer İstanbul’daysa buna en iyi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sahip çıkar değerli arkadaşlar. Hepinizi biraz düşünmeye davet ediyorum. Nazım Hikmet şiirinde diyor ki:

“Haydarpaşa garında, 1941 baharında, saat on beş.

Merdivenlerin üstünde güneş, yorgunluk ve telaş.

Bir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek.”

Şimdi, hepiniz düşünün değerli arkadaşlar, o düşünen adam belki de sizin anneniz, belki de babanız, belki sizin çocukluğunuz; Haydarpaşa Garı’nda merdivenlerden geriye bakın ve oradaki saate bakın; bir vicdani karar verin. O saat dönmeye devam ediyor ama o saatin aynı zamanda sizin için dönmesini de istiyorsanız değerli arkadaşlar, vicdani bir şekilde bu karardan hızlı bir şekilde vazgeçin. Aksi, zaman için; aksi, saat de zaman da sizin için duracaktır değerli arkadaşlar. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

O Haydarpaşa Garı’nda Anadolu’dan işsiz gelen bir çocuk geleceğini düşünüyordur. O Haydarpaşa Garı, Sirkeci Garı birçok Türk filmine sahne olur. Bütün hikâye orada başlar Türk filmlerinde, Haydarpaşa Garı’nda başlar. “Salak Milyoner”i orada biliriz, “Bu Adam Nereye Bakıyor”u orada biliriz”, “Cilalı İbo”yu orada biliriz; hepimizin çocukluğu, gençliğidir Haydarpaşa Garı. Çocuklar biraz saftır, gençler idealisttir. Ben şimdi iktidar mensubu milletvekillerini gençliklerindeki gibi idealist düşünmeye çağırıyorum değerli arkadaşlar.

Şüphesiz ki iktidar partisi mensubu milletvekillerimizin -elbette- vicdanı var ama sadece vicdan sahibi olmak da yetmiyor; biraz da cesaret sahibi olmak gerekiyor, söz söylemek gerekiyor, cesur olmak gerekiyor. Eğer durumu özetlersek durum net bir şekilde şu değerli arkadaşlar: Attilâ İlhan’ın şiirinde dediği gibi Sirkeci Garı tren çığlıklarıyla bıçaklanmış, Haydarpaşa Garı ise intihar dumanları içinde. Bunu bilerek söylüyorum. Neden dumanlar içinde? Haydarpaşa Garı’nda çıkan yangınları hatırlıyor musunuz? Hepimiz bu yangınları hatırlıyoruz. Peki, o zaman kamuoyuna ne dedik? “Haydarpaşa Garı’nın yerine acaba bir otel mi yapılacak, buraya ne yapmak istiyorlar?” diye hepimiz sorduk. Şimdi, ben soruyu biraz daha genişletiyorum: Burayı alan arkadaşımız, bu ihaleyi alan firma, Gar’ın yanındaki Toprak Mahsulleri Ofisi arsası ve yeniden tadil edilen bina, hemen oraya yapılan üst geçitleri de düşündüğümüzde, acaba Toprak Mahsulleri Ofisi ve arsasını da alıp buraya başka bir şey yapacak mıdır, bütün Türkiye kamuoyuna ve sizin vicdanınıza soruyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Ve bir şey daha soruyorum: Tesadüf müdür ki bu ihaleyi alan firmanın bulunduğu adreste iki firma daha var ve tesadüf müdür ki bu iki firma da hem Ulaştırma Bakanlığından iş alıyor hem Büyükşehirden iş alıyor hem Enerji Bakanlığından iş alıyor hem de Okçular Vakfıyla alakası var.

Şimdi, “müteselsilen ve müştereken” lafının yerine başka bir laf kullanıldığı için ihale iptal edilmiş ya, ben size müteselsilen ve müştereken sorumlu olanları söyleyeyim değerli arkadaşlar. Elbette ki bu işten Ulaştırma Bakanlığı sorumlu, değerli arkadaşlar, elbette ki AKP Grubu da bu işten müteselsilen ve müştereken sorumlu çünkü ihale alan arkadaşınız, aynı zamanda AKP’nin Sürekli Eğitim Merkezinin Yönetim Kurulu üyesi. Dolayısıyla, bunun altından kalkamazsınız değerli arkadaşlar. Milletin tarihine ok atmaktan vazgeçin, milletin tarihine sahip çıkın, ecdadımızın tarihine sahip çıkın.

Bakın, ben size ecdadımızdan örnekler vereyim: Sultan II. Abdülhamit’in tuğrası ve onun adı altında bir yazı var Sirkeci Garı’nda, diyor ki: “Ulu hakan himmet ederek buyruk verdi, demir yolu için bu gönül çeken istasyonu yaptırdı. “ Gönül çeken istasyon değerli arkadaşlar. Siz de “gönül belediyeciliği” diyordunuz ya hani, şimdi gönül kıran olmayın, gönül yapan olun, bakın, padişahımız öyle diyor, tarihinize ihanet etmeyin.

Sultan Abdülaziz diyor ki: “Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım.” (CHP sıralarından alkışlar)

Ve şimdi, bunu ne zaman söylüyor? Rumeli demir yolu hattı Topkapı’dan Sirkeci’ye kadar uzatıldığı zaman söylüyor ve sarayın bahçelerini tren yoluna veriyor.

Şimdi, siz ne yapıyorsunuz değerli arkadaşlar? Saraya milletin hafızasını teslim ediyorsunuz. Bu hak mıdır değerli arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar)

Siz, milletin bahçelerini saraya teslim etmek istiyorsunuz ve bu hak değildir, bunu vicdanlarınıza havale ediyoruz değerli arkadaşlar.

Bir şeyi daha anlatmak isterim: Değerli arkadaşlar, ben sizin vicdanınıza sesleniyorum. Şüphesiz siz yine “Padişahım çok yaşa!” diyeceksiniz ama yine de sesleniyorum. Şairin dediği gibi, “Gelmeyeceğini biliyorum da/Her yıl bugün/Dönecekmişsin gibi seni bekliyorum/Haydarpaşa Garı’nda” diyor ya, yine de vicdanlarınıza sesleniyorum. Kalmışsa eğer, vicdanlarınıza sesleniyorum değerli arkadaşlar.

Ben bir başka hatırayı daha anlatmak isterim: Haydarpaşa Garı; Mustafa Kemal Atatürk Haydarpaşa Garı’nda işgalci donanmaları görür ve Haydarpaşa Garı’ndan “Geldikleri gibi giderler.” der değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) – Bir dakika daha alabilir miyim Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) – Şimdi, bu milletin size “Gidin.” dediğini biliyoruz. O yüzden bir kez daha vicdanınıza sesleniyoruz. Şüphesiz, değerli arkadaşlar, bütün Türk filmlerinde Haydarpaşa Garı buluşma anıdır, vedalaşma anıdır. İstanbul büyük bir şekilde Ekrem İmamoğlu’yla ve onun yeni nesil belediyecilik anlayışıyla buluşmuştur ve siz şunu tercih etmeyin: Bu milletle buluşmak yerine, bu milletle vedalaşmayı tercih etmeyin. Haydarpaşa Garı’yla ilgili oturun, düşünün ve size tavsiyem, değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden daha çok biraz da tarih okuyun ve karar verin.

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bravo Özgür Başkan, AKP’ye ders verdin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biraz evvel kürsüde yapılan konuşmada Haydarpaşa Garı üzerinden grubumuza yönelik bir sataşma söz konusu oldu ve müteselsilen sorumlu olunduğuyla ilgili bir beyanda bulunuldu.

Evet, şunu ifade etmek isterim: Üç gündür temcit pilavı gibi bu husus gündeme getiriliyor. Konumuz başka -başka konular üzerinden mesajlar verilmeye ve bir algı oluşturulmaya çalışılıyor- algı başka, gerçek başka, o olgu bambaşka. Dolayısıyla, bu konuyla ilgili, Ulaştırma Bakanımız gerekli açıklamayı yaptı. Muhatapları bellidir ve mahkemeye de intikal etti. Yargı kararını verecektir. Eski dönemde de AK PARTİ döneminde de Büyükşehir Belediyesi bu yerlerle ilgili talepte bulunmuş, o zaman da Ulaştırma Bakanlığı kendilerine buraları vermemiş. Şimdi de istenmiş, vermemiş; bu sefer İmamoğlu diyor ki: “Ben alacağım; zoraki, mutlaka alacağım.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Akrabalara verdiniz, hısımlara verdiniz; AK PARTİ’li akrabalara verdiniz; açıklasana onları.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ama daha dosyayı tekemmül ettiremeyen bir Büyükşehir yönetimi var.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 3 bin lira maaş alan adama verdiniz. Resmen bir gasp var, gasp!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hukuk bilmeyen bir yönetim var. Dosyayı hazırlamaktan aciz bir yönetim var. Aynı şekilde, daha düşük teklif verdiği hâlde, 100 bin lira teklif verdiği hâlde, 300 bin lira teklif veren için “Hayır, daha fazla verene vermeyeceksin; ben Büyükşehirim, ben daha az verdim, bana vereceksin.” diyen, böyle mızıkçılık yapan çocuk gibi bas bas bağıran bir durum var.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bir çocuğa, 30 yaşında bir çocuğa ihaleyi vereceksin, İstanbul’un en değerli yerini vereceksin…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şimdi, sonuç itibarıyla, değerli arkadaşlar, bakın, asıl gerçek ne biliyor musunuz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Mızıkçı çocuk kimmiş bak bakalım, mızıkçı kim bak bakalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, şu daha önce AK PARTİ döneminde bitirildiği hâlde ve bizzat kendimin de gezdiği yer olan Kemerburgaz Kent Ormanını “İmara değil, halka açıyoruz.” diye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tosun cumhuriyetiyiz, biz tosun cumhuriyetiyiz! Mehmet Aydın gibi yönetiyorsunuz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – …bir algı yönetimi yapmaya çalışıyor ama Mevlüt Uysal Bey’in zamanında bitirilmiş bir olay.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Mehmet Aydın’la ne alakanız var sizin, Mehmet Aydın’la? Çiftlik Bank’tan ne farkınız var?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Öbür taraftan da gördüğünüz şu yeşilliği -Beşiktaş Dikilitaş’ta şu ağaçlar yerine- ihaleye çıkaran bir Büyükşehir Belediyesi yönetimi var ancak buna Büyükşehir Meclisi mâni oldu ve şu yeşilliği park alanına dönüştürdü.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İşin zor valla, işin zor. Böyle bir pisliği savunmak… İşin zor valla, işin zor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, aslında yeşillikleri imara açmak isteyen ve parkı imara açmak isteyen, CHP’li Büyükşehir Belediyesinin kendisidir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir yüzsüzlüğü savunmak kolay değil!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aynı zamanda, biliyorsunuz, Büyükşehir Belediyesi, Sayın İmamoğlu “Makam araçları var.” diyerek kamyonetleri Yenikapı’ya dizmişti.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Arabaları, arabaları.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – “Bunlar israf.” demişti ve sonra da eski parayla 1 trilyonun üzerinde bir ihaleye çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Valla bu yolsuzluğu, haksızlığı savunmak kolay değil.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hem de kendisinin “israf” diyerek “fazlalık” dediği taşıtları da devam ettirmek suretiyle.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Haydarpaşa’ya gel Haydarpaşa’ya! Tren kalkıyor, Haydarpaşa’ya gel!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dolayısıyla, bu konuda siz kendi vicdanlarınıza hem İmamoğlu’nun algı yönetimini, yalanlarını hem de şu günlerde…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Çiftliğe gel! 3 bin lira maaşlı çocuğa koca çiftlik arazisi verdiniz mi vermediniz mi, onu söyle.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – …Kıbrıs’la ilgili, CHP’li İzmir Belediyesinin yapmış olduğu, Mehmetçik’imize, Türkiye’ye hakaret içeren yaklaşımı vicdanlarınıza sorun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tosuna, tosuncuğa verdiniz mi vermediniz mi? Tosuncuğa verdiniz mi vermediniz mi, onu söyle.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Boş boş konuşuyorsun!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, sonuç itibarıyla şu Tunç Soyer diyor ki Tunç Soyer: “Filler tepişir.” Rahmetli Erbakan ile Ecevit’in beraberce Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptıkları zamanda şehit olan Mehmetçik’imizin kemiklerini inciten Tunç Soyer’e ne cevap vereceksiniz, size soruyorum. Evet… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Anlayan var mı seni?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Dinle, dinle!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tosuncuğa cevap ver, tosuncuğa.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ya sussan da bir dinlesek, adam anlatıyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tosuncuğa cevap ver. Çiftlik cumhuriyeti! Tosuncuğu geçtiniz, tosuncuğu! Mehmet Aydın’ı geçtiniz!

BAŞKAN – Ali, senin gibi çalışkan bir milletvekili laf atar mı ya!

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Ne yapayım Başkanım, sürekli laf atıyor.

BAŞKAN – Ya olur mu ya!

Veli Baba, laf atma Veli Baba.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Mehmet Aydın’a…

BAŞKAN – Veli Baba, laf atma, laf atma.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 30 yaşındaki bir çocuğa, tosuncuğa Türkiye’nin en değerli arazilerini verdi bunlar, peşkeş çektiler. Nasıl söylemeyelim?

BAŞKAN – Grup Başkan Vekili söz istiyor.

Sayın Özel…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siz sadece slogan atarsınız böyle, boş boş işte. Konuş konuş, boş boş konuş. Dinlemesini bilmiyorsun, konuşuyorsun.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili söz istiyor.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, karşımızdaki anlayış “Oylar bana verildiğinde millî irade, bana verilmediğinde kirli irade” diyen…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hiç alakası yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dinle! Ben seni dinledim, dinleyeceksin!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Alakası yok ama.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Nerede dinlediniz, dinlemediniz ya! Adam oradan bağırdı devamlı. Ağbaba bağırmadı mı orada? Niye bağırıyor?

ORHAN SÜMER (Adana) – Sen de bağırıyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 13.600 oyu…

BAŞKAN – Bir dakika Özgür Bey, bir dakika…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siz bağırttınız ama orada bizim Grup Başkan Vekili konuşurken. Niye susturmadın yanındaki adamı?

BAŞKAN – Niye laf atıyorsunuz Sayın Milletvekili? Sayın Milletvekili… Ya böyle şey olur mu?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Biraz önce Başkan konuşurken bağırdı oradan.

BAŞKAN – Ya, sizin Grup Başkan Vekiliniz var, o cevap verir, bekle, sabırlı ol. Bu bağırmayla…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Arkadaşlar, cevabı ben vereceğim.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Grup Başkan Vekili konuşurken orada Veli Ağbaba bağırdı.

BAŞKAN – Ona da söyledim ben, Veli Bey’e de söyledim.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Veli Bey, gerçekleri söylüyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Değerli arkadaşlar, ben cevap vereceğim, rahat olalım.

Buyurun, sizi dinliyoruz, buyurun...

ŞAHİN TİN (Denizli) – Dinlemesini bileceksin!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Nezaketle dinleyelim.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Nezaket yok.

BAŞKAN – Arkadaşlar, Veli Bey’e de söyledim, Ali Bey’e de söyledim, size de söylüyorum; bu bağırmayla çağırmayla, laf atmayla sonuç almak mümkün değil.

Buyurun Sayın Özel.

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, İstanbul seçmeninin verdiği karara kafa tutan anlayışa, ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının Haydarpaşa ve Sirkeci gar alanlarının ihalesine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bu anlayış, İstanbul’un iradesine kafa tutan anlayış. Bu anlayış, seçilmiş belediye başkanının seçildiği karara, İstanbul ilinin verdiği karara, İstanbul seçmeninin verdiği karara kafa tutan anlayış; 13.600 fark varken seçimi yargı üzerinde baskıyla iptal ettirip İstanbul halkından üç ay sonra 806 binlik farkı yiyen, demokrasi tokadını yiyen ama akıllanmayan anlayış. Bu anlayış ne yapıyor biliyor musunuz Sayın Başkan? Bu anlayış, Belediye Kanunu’nda değişiklik hazırlıyor, emlak vergileri belediyeye giderken “lüks konut vergisi” diye vergi alıp onu genel bütçeye koyuyor ki İstanbul, Ankara Büyükşehir Belediyeleri CHP’nin elinde diye hizmet etme imkânları ortadan kalksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu anlayış, belediyeler kendisindeyken belediyenin gelirini artırmaya çalışırken belediyeler elinden gidince, sanki o belediye 16 milyon İstanbulluya hizmet etmiyormuş gibi, onun imkânlarını daraltıp İstanbulluyu İmamoğlu üzerinden cezalandırmaya çalışan anlayış. Bu anlayış, üç gündür Trump’ın mektubuna cevap verememeyi savunamayan, titreye titreye hamaset yapan anlayış; şimdi, eline Tunç Soyer’in iki buçuk yıl önce söylediği sözleri alıp “Ona cevap verin.” deyip Özgür Karabat’ın tarihsel ve güncel tahlilleri karşısında ezilen anlayış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi, bu anlayış şuna cevap veremiyor: Haydarpaşa Garı’nı veya Fransa’da, İtalya’da, İngiltere’deki şehirlerle özdeşleşmiş binaları, önlerindeki meydanları o belediyelere mi veriyorlar, yoksa Macron’un veya İngiltere’yi yöneten şimdiki Başbakanın çocuğunun vakıflarına mı veriyorlar? Türkiye’de böyle bir meydanın işletilmesinde, böyle bir mekâna sahip çıkmada bir belediye çıkıp da “Ben buna talibim.” diyorsa, ülkeyi ve şehri yönetenler, o şehri seviyorlarsa o belediyeye bırakırlar orayı. Ama ne yapıyorsunuz? İmamoğlu’nu Binali Yıldırım yenemedi; Bakan, kudretli Başbakan, Meclis Başkanını koydunuz, yenemedi. Şimdi, bir aile saltanat düzeni üzerinden, oğlanın yönettiği vakfın genel müdürlüğünü yapmış, İstanbul Belediyesi sizin arpalığınızken 3 bin lira maaşa layık gördüğünüz adama trilyonluk ihaleyi veriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Başkanım.

Peki, nasıl vereceğiz biz bu ihaleyi? İstanbul Büyükşehir Kültür AŞ, bir kültür ve tarih yatırımı yaparak o meydanı o şehre kazandırmak istiyor, Okçular Vakfının Genel Müdürüne vereceksiniz, nasıl eliyorsunuz İmamoğlu’nu? “Müştereken ve müteselsilen kelimelerinin Türkçesini yazdı.” diye eliyorsunuz ve göz göre göre milletin mekânında, Meclisinde diyorsunuz ki: “Daha düşük olana mı...” Oysaki bir sonraki ihale aşaması, tarafların çağrılıp açık artırma yapılarak en üst fiyatı verene verilecekken, Kültür AŞ’yi kelime oyunuyla eleyip adamı oraya çağırıp, dönüp “Ya, bu kadar vermişsin ama şu kadar ver hadi sende kalsın, bir tek sen kaldın.” diyorsunuz. Kültür AŞ orada olsa İstanbul’un hatırına o meydanı o yandaşa, o piyona...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Sayın Başkan, son.

O meydanları, o tarihî mekânları hanedana, oğlana, damada yani sizin taşeronunuz, piyonunuz olarak 3 bin lira maaş alan adama “Bilmem kaç trilyonluk envanter varmış.” diye gösteren, onu da ortaklardan borçlanarak sermaye artırımı yapan, kâğıt üzerinde ekonomik ve ticari hülle yapan birilerine verme şeytanlığını savunuyorsunuz ya, bu tutanaklar, bu yüce çatı bunu unutmaz, Türk milleti sizi affetmez. İstanbulludan yediğiniz demokrasi tokadının fevkinde bir tokadı ilk seçimde milletten yiyeceksiniz, mahkûm olacaksınız. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Milletvekili, Özgür Bey’in anlattıklarına ne ekleyeceksiniz siz? Size soruyorum.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Zaten öğrendiler nasıl dinlenir, siz de dinleyin şimdi.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Şimdi şöyle…

BAŞKAN – Özgür Bey anlattı işte her şeyi.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Benim söylediklerime cevap vermediği gibi, yalan beyanda bulunduğumdan bahsetti. Ben kısa bir açıklama getirmek istiyorum. Sataşma sebebini hiçbir şekilde açıklamadı.

BAŞKAN – Buyurun.

42.- İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Şimdi Sayın Grup Başkan Vekili “Müteselsilen ve müştereken bizi, grubumuzu sorumlu tuttu.” diye söz aldı ancak hiç buraya değinmedi. Sebep şuydu herhâlde: Ben, ihaleyi alan firmanın ve ilaheyi alan firmanın adresinde bulunan firmaların sahiplerinin aynı zamanda AKP’de görevli olduğundan bahsettim, dolayısıyla buradan bahisle de müştereken ve müteselsilen bir sorumluluktan bahsettim. Buraya hiçbir şekilde değinilmedi, bunu belirtmek isterim.

Onun ötesinde, yine söz aldığı şekilde, kamyonetlerden bahsetti ama bugün mesela KİPTAŞ’ta bir müzayede oldu -takip etti mi, bilmiyorum- sadece 1 aracın 500 bin liraya satıldığını da belirtmek isterim, bugünkü KİPTAŞ’taki müzayedede. Dolayısıyla, kamu kaynaklarını kollamak önemlidir.

İkincisi: Yeşil alanla ilgili bir fotoğraf gösterdi, Beşiktaş’ta bir fotoğraf gösterdi. Şimdi sormak istediğim soru şudur: Orada bir imarlı alan var ve yeşil alana çevrilmek isteniyor. Peki, bu imarlı alanı kim daha önce düzenlemiş? Birincisi bu. Bunu sormamız lazım. İkincisi: İlgili Belediye Başkanından bahsetti, Sayın Mevlüt Uysal’dan. Sayın Mevlüt Uysal’ın… (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

43.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hakkında Kıbrıs’la ilgili sözlerinden dolayı disiplin soruşturması başlatılıp başlatılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biraz evvel La Fontaine’den masallar dinledik. Hamasetle üstünü örtmeye çalıştı, evet…

AHMET KAYA (Trabzon) – Gerçekler acı olur maalesef.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şimdi şöyle, bakınız, bütün basına da yansıyan bir hakikat: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Genel Sekreteri olarak bir şirketten görevlendirdiği kimsenin kendi şirketinden üç aylığına 1 milyon 152 bin 810 liralık bir ihale yapıyor.

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Ulaştırma Bakanlığı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Hani israftı araçlar? İhalesi burada, evet.

Sonuç itibarıyla, değerli arkadaşlar, biraz evvel söylediklerimi gayet açık bir şekilde ifade ettim, hepsi kayıtlara geçmiştir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Haydarpaşa’yı yanıtla.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Onlar hikâye de asıl mesele, şu yavru vatan Kıbrıs’la ilgili, Türkiye'nin en hassas konularından, kırmızı çizgilerinden biri olan bu konuyla ilgili.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Haydarpaşa’ya gel!

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şehitlerimizi, Mehmetçik’imizi ve Türkiye’mizi gerçekten üzen, hakaret eden ve “Bunu ben iki yıl önce söylemiştim.” diye tornistan yapan CHP Büyükşehir Belediye Başkanının, bunu 14 Ekimde söylediği net bir şekilde ortaya çıktı, yalanı da ortaya çıktı. Siz, şimdi, şehitlerimize hakaret eden, Kıbrıs’la ilgili bu kadar ciddi suçlamalarda bulunan, “tepişen filler” diye Türkiye’yi nitelendiren kendi üyeniz ve Belediye Başkanınızla ilgili özür dileme ve disiplin soruşturması başlatma girişiminde bulunacak mısınız, bulunmayacak mısınız? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Haydarpaşa’ya gel!

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Ne alakası var! Haydarpaşa Garı’na gelmemek için başka bir şey anlatıyor cevap olarak.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, Özgür Bey, sizin konuşmanızla ana gündemimize geçelim.

Buyurun.

44.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bir dakikayı uzatmanızı dahi istemeden şu kadarını söylüyorum: Karşımızdaki acziyet bir mahkûmiyete dönüştü. Haydarpaşa meselesinde suçüstü yakalandılar, rezalet paçalardan akıyor. Zaten bu işleri gizli kapaklı yapıyorlardı. Allah’tan, İmamoğlu geldi çarka çomağı soktu; bu vakitten sonra İstanbullunun hakkını size yedirmiyor, damada, oğlana peşkeş çektirmiyor.

Buna cevap veremeyip “Tunç Soyer’in ifadesi…” Gelirsin, Tunç Soyer bahsi açarsın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Açtım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her türlü cevabı da alırsın ama sana, Haydarpaşa konusunda cevap veremediğinizin ve rezil rüsva duruma düştüğünüzün üstünü örttürmem kardeşim, bunu gör. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hadi, bir dakikada baş et, düello teklif ediyorum.

45.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, yargıya taşınan Haydarpaşa ve Sirkeci gar alanlarının ihalesiyle ilgili karara saygı gösterilmesi gerektiğine, Kıbrıs’la ilgili sözlerinden dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Minderden kaçmak için, Tunç Soyer’in sözüne maalesef cevap veremediğin için Haydarpaşa’ya çekiyorsun ama…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Haydar, Haydar!

ORHAN SÜMER (Adana) – Konu zaten Haydarpaşa ya. Konu Haydarpaşa zaten.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Haydarpaşa’yla ilgili biz konumuzu söyledik. Ve baştan aşağıya büyükşehir belediyesinin hakikaten dosya hazırlama konusunda bile beceriksiz kaldığı ve verdiği tekliflerde kesinlikle daha az teklif verdiği hâlde…

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Daha az teklif diye bir şey yok.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – …kesin itibarıyla daha yüksek teklif veren bir firmaya bırakıldığı ortada. Aynı zamanda mahkemeye de intikal etmiş bir husus, yargının vereceği karara herkes saygı gösterecek. (CHP sıralarından gürültüler)

ŞAHİN TİN (Denizli) – Başkanım, müdahale etseniz ya.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Haydarpaşa Garı, hukuka, mahkemeye intikal etmiş bir konu. Neticelenecek, herkes eyvallah diyecek. Bununla beraber…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, toparlıyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Pazarlık usulünü bilmiyor. Sayın Başkan, pazarlık usulü yapılır bu.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Ayıp!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, bununla beraber değerli arkadaşlar, bakın, burada belediyelerin yapmış olduğu faaliyetlerden vesairelerden bahsedildi. Kıbrıs’la ilgili daha önceki konuşmacılar atıfta bulundu. Bugün ve dün gazetelerde çıkan bu haberle ilgili siz belediyenin bu imkânlarını başka noktada peşkeş çekmeye çalışan ve siyasi olarak da hakikaten kırmızı çizgilerimizle ilgili, Ecevit ve Erbakan’ın, Mehmetçik’in kemiklerini sızlatan bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz, bunu soruyorum size.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Haydar, Haydar!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, grup başkan vekilleri kendi düşüncelerini ifade ettiler ama aynı konuyu tekrardan başka bir şey söylenmiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aynı kanaateyim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Cevap bekliyoruz, özür dileme bekliyoruz Tunç Soyer’den.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika, bir dakika…

BAŞKAN - Dolayısıyla bana göre Özgür Bey, bir dakikayla, bir cevap hakkı çıkartmadan bu işi toparlayalım.

Buyurun.

46.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, gündem değiştirilerek Haydarpaşa ve Sirkeci gar alanlarıyla ilgili ihalenin üstünün örtülemeyeceğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi bir muhalefet partisi, kürsüyü etkili kullanan hatipleri var. Özgür Karabat, daha önceki arkadaşlar ve bundan sonrakiler gibi çıktı kürsüye -tanınmış hak- konuştu, Meclisin gündemine Haydarpaşa’yı dün ve evvelsi gün olduğu gibi bomba gibi oturttu, aslanlar gibi. Verecek bir tek cevap yok. Önünüzde konuşma hakkınız var. Bir tane İzmir milletvekili çıkarırsın kürsüye, bu meseleyi gündeme getirir, ben de sana Tunç Soyer meselesinde cevabı veririm ama ben bu oltaya gelecek acemilikte değilim, Haydarpaşa pisliğinin üstünü gündem değiştirerek örtemezsin. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şimdiye kadar çoktan vermiş olurdun ama cevabı veremedin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çık konuş.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Evet, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Arzu Erdem konuşacaklardır.

Şahıslar adına da söz talebiniz var. Sayın Erdem, konuşma sürenizi birleştiriyorum. Süreniz on beş dakikadır.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ARZU ERDEM (İstanbul) – Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubum ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte Gümrük ve Ticaret ile Ekonomi Bakanlıklarının Ticaret Bakanlığı olarak birleştirilmesiyle ihracat ve ithalat işlemleri, gümrük hizmetleri ve ticarete yönelik politikaların tek bir elden yürütülmesine yönelik uygulamaların daha etkili ve kapsayıcı icra edilmesine imkân tanınmıştır. Böylelikle, Ticaret Bakanlığı tarafından izlenen etkin ve dinamik politikalar çerçevesinde, Bakanlıkça yürütülen işlemlerin teknik, uygulama ve mevzuat yönünde bir araya getirilmesiyle işlemler hız kazanmıştır ve maliyetler azalmıştır. Ticaret Bakanlığı, ihracatın ve ithalatın, kalkınma planları ve yıllık programlarındaki ilke, hedef ve politikalar yönünde desteklenmesi ve geliştirilmesi ve özellikle ihracatın bu politikalar çerçevesinde ülke ekonomisi yararına düzenlenmesi yönünde çalışmalarına etkin olarak devam etmektedir. Buna ilaveten, gümrük hizmetlerinin hızına, güvenlik ve kaliteli bir şekilde yürütülmesine, gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesine ve basitleştirilmesine yönelik çalışmalar gümrüklerde hızla sürdürülmektedir. Bu kapsamda, yapılan çalışmalara örnek vermek gerekirse ihracata yönelik devlet yardımları artırılmış, kaçakçılıkla mücadele kapsamında etkin denetimler gerçekleştirilmiş, dış ticarete konu belgelerin elektronik ortamda alınması çalışmaları başlatılmış, kâğıt ortamındaki teminat mektupları elektronik ortama taşınmıştır. 459 güvenilir kuruma gümrük işlemlerinde birtakım kolaylık ve imtiyazlar tanıyan yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası verilmiştir. İhracat işlemlerine ilişkin tüm süreçlerin elektronik ortamda yürütülmesi sağlanmış, Konteyner ve Liman Takip Sistemi bazı limanlarda uygulamaya alınmış, Serbest Bölgeler Bilgi Sistemi, SEBİS, tüm serbest bölgelerde uygulanmaya başlanmıştır. Varış öncesi gümrükleme projesi hayata geçirilmiştir. Başta Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu olmak üzere, birçok platformda dile getirilen Gümrük Kanunu’ndaki cezaların işlenen fiille orantılı olması gerektiği yönündeki taleplerin karşılanması, kanunun uygulanmasında karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi ve ihracatçılarımızın önündeki engellerin kaldırılması yönünde çalışmalar yürütülmüştür ve bu konuyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisinin hassasiyeti de vardır ve bu çalışmaları desteklemektedir. Bu kapsamda, gümrük işlemlerinin daha etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla Gümrük Kanunu ve Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hazırlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, söz konusu kanun teklifinde Gümrük Kanunu’nda yer alan idari para cezalarına ilişkin usul hükümleri, ceza miktarları ve pişmanlık hükümleri yeniden değerlendirilerek uygulanacak cezalarda günümüz ekonomik koşullarına uygun olarak fiilin ağırlığı göz önünde bulundurulmak suretiyle hakkaniyet sağlanması amaçlanmıştır. Gümrükte eşyanın tasfiye sürecinden daha etkin işlenmesi amacıyla tasfiye hükümlerinde düzenlemeye gidilmiştir. Teminat uygulanmasının birçok gümrük işleminin vazgeçilmez bir unsuru olması nedeniyle gümrük idaresince teminat alınması gereken durumlarda yüzde 20 fazla teminat alınması uygulaması yürürlükten kaldırılarak günümüzün ekonomik koşullarında teminatların ticaret erbabı açısından işlem maliyetlerini düşürücü bir unsur olması hedeflenmiştir.

Transit rejiminde rejim hak sahibinin “asıl sorumlu” dediğimiz gümrük idaresine karşı mali yönden sorumluluğu açıkça belirtilmiş, cezai açıdan sorumluluğunun belirlenmesinde ise işlenen fiile dahlinin bulunup bulunmadığına dair araştırılma ölçütü getirilmiştir.

Mülga Savunma Sanayii Müsteşarlığı Cumhurbaşkanlığı makamına bağlanmış olduğundan uygulamada yaşanan tereddütlerin giderilmesini teminen ithal edilecek eşyaya ilişkin gümrük muafiyeti uygulanacak kurumlar arasına Savunma Sanayii Başkanlığı eklenmiştir.

Anayasa Mahkemesince fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde faiz ödenmeyeceğine ilişkin kuralın yükümlülükleri belli bir dönem için faiz gelirinden mahrum kalması sonucunu doğuracak kurumsal yarar ile bireysel yarar arasındaki dengenin bozulmasına neden olduğu gerekçesiyle Gümrük Kanunu’nda yer alan “Yetkili idareler tarafından gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde idarece faiz ödenmez.” hükmünün iptal edilmesiyle birlikte oluşan boşluğun giderilmesini gümrük vergileri ile bunların ödemelerine bağlı olarak fazla tahsilatın geri verilmesi, idarece geri verilecek tutar üzerinden hesaplanacak faizin ilgililere ödenmesi amaçlanmıştır.

Uzlaşmanın yükümlü ile idare arasında ihtilafın daha hızlı bir şekilde giderilmesine yönelik bir süreç olduğundan yükümlü veya ceza muhatabına süresi içerisinde olmak ve itirazın sonuçlanmamış olması kaydıyla itirazından vazgeçerek uzlaşma talep etme hakkı tanınarak uzlaşmanın yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Ayrıca uzlaşma sonucunda hesaplanacak gecikme zammı oranında gecikme faizinin uygulanmasında dikkate alınacak süre daha net ifade edilmiştir.

6136 sayılı Kanun’da yapılan düzenlemeyle, silah taşıma yetkisine sahip personelimize diğer kolluk birimlerinde olduğu gibi görev silahlarını zati silah olarak edinebilme ve emeklilikte harç ödemeksizin silah ruhsatı alabilme imkânı sağlanmıştır. Bu ve bunun gibi birçok sebepten yola çıkarak söz konusu kanun teklifimizin vatanımıza, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin 9 Ekim 2019 saat on altı itibarıyla başlatmış olduğu Barış Pınarı Harekâtı’yla Suriye’nin kuzeyi terörden temizlenmiştir. Harekât, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını, özellikle de terörle mücadeleye yönelik kararları ve Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak suretiyle icra edilmiştir. Fırat Kalkanı Harekâtı ve Zeytin Dalı Harekâtında olduğu gibi harekâtın planlama ve icrasında sadece ve sadece hain teröristler ile onlara ait barınaklar, sığınaklar, mevziler, silahlar, araç ve gereçler hedef alınmıştır. Sivil ve masum kişilerin, harekât bölgesinde tarihî, kültürel, dinî yapılar, altyapı tesisleri ile bölgede bulunan muhtemel dost ve müttefik ülke unsurlarının zarar görmemesi anlamında her tür dikkat, özen ve hassasiyet gösterilmiştir. Hudutlarımızın güvenliğini sağlamak, sınırlarımızın güneyinde bir terör koridoru oluşturulmasını engellemek, DEAŞ, PKK, YPG ve diğer terör unsurlarının tamamını, güvenliğimizle ilgili tehdit oluşturan tüm terör örgütlerini ve teröristleri etkisiz hâle getirmek, yerinden edilmiş Suriyelilerin evlerine ve topraklarına dönüşleri için uygun şartları sağlamak amacıyla yürütülmüş olan Barış Pınarı Harekâtı’nda mücadele eden kahraman Mehmetçiklerimize minnetlerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine sabır diliyorum, gazilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletip bu anlamda uzun, sağlıklı ömürler diliyorum. Barış Pınarı Harekâtı’yla PKK, YPG ve tüm terör unsurları ilga edilmiştir, imha edilmiştir, dağıtılmıştır, silahlar alınmıştır, istismar ettiği insanlar örgütten kurtarılmıştır -başta Kerkük, Irak- tartışmalı bölgelere sızarak yeni etkiler üretmesi engellenmiştir. Barış Pınarı Harekâtı küresel konjonktürde de büyük yankı ve dalgalanmalara sebep olmuştur. Küresel çetelerin ülkemiz üzerinde yürütmüş olduğu kirli çalışmaların tamamının karşısında -başta Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin uzun senelerden beri Fırat’ın doğusunda oluşturulması gereken bir güvenlikli bölgenin, hilal şeklindeki bir güvenlikli bölgenin uyarısıyla- birlikte yürütülmüş olan bu harekâtla aslında küresel çetelerin tamamına kadim devletimiz gerekli meydanı da okumuştur. Harekâtın neden olacağı olası sonuçlardan korkan ve çekinen küresel güçler Türkiye’yle masaya oturmak zorunda kalmıştır. Her iki küresel güçle böylesine hassas bir ortamda anlaşma yapmak bile başlı başına anlamlı, değerli ve önemlidir. Bu açıdan, bu harekâtla ilgili farklı yorumların, Mehmetçik’imize, bu açıdan yürütmüş oldukları mücadelede sadece Mehmetçik’imize değil tüm güvenlik güçlerimize, bu topraklar altında yatan, canını bir çakıl parçası için vatanı uğruna feda etmiş olan, yine bedenini silahların karşısına siper etmiş olan, terör örgütlerinin karşısına siper etmiş olan gazilerimize yapılacak olan olumsuz yorumların tamamı birer hakaret niteliğindedir ve bizler tarafından da yok hükmündedir. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin dediği gibi, Fırat’ın doğusunda hilal yükselmelidir, terörle yaşamaya da alışılmayacaktır. Hamdolsun hilal yükselmiştir, hamdolsun ay yıldızlı al bayrak dalgalanmaktadır. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu vesileyle, tüm güvenlik güçlerimize, askerimize, emniyet mensuplarımıza, korucularımıza Allah güç, kuvvet versin.

Terörle mücadelede, devletten maaş almadan yıllarca gönüllü olarak, PKK’nın çok yoğun tehdidi altında olduğu hâlde devletten yana safını belirleyen, özellikle Güneydoğu Anadolu coğrafyasında, evde sayısızca çocuğunu bırakıp giderken helalleşen ve güvenlik korucusu olarak zor imkânlarla görevini yürüten kahramanlarımızı da ben buradan selamlamak istiyorum.

Burada yürütülmüş olan mücadele, tabii ki başta Mehmetçik’imiz olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, emniyet teşkilatımız, Jandarma Özel Harekâtımız, Polis Özel Harekâtımız ve bunların yanında korucularımızla birlikte yürütülmektedir ve yine sınır ötesine korucu kardeşlerimiz de gerekli müdafaayı yapmak üzere sevk edilmişlerdir. Yirmi altı yıl arayla -korucularımızla ilgili biraz detaylı bilgi de vermek istiyorum- babadan oğula şehadeti geçen, aynı yaşta, aynı zamanda şehit olan korucularımız var ve bununla ilgili örneği aslında hepimizin örnekleyip şunu görmemiz gerekiyor: Bakın, terörle mücadele etmek çok zor bir şey aslında ama bir taraftan da çok kolay. Devlet politikası olarak yaparsınız ama o mücadeleye giden herkesin ağzından çıkan tek bir söz var: “Biz düğüne gidiyoruz. Biz Kızılelma’ya gidiyoruz.” Elini bozkurt yapıp bu mücadeleye giderken gülümseyerek gidebilmek, anasına kavuşmayacağını bilmek, bacısına kavuşmayacağını bilmek, babasına kavuşmayacağını bilmek, bu anlamda geri dönüşünün olmadığını bile bile o sefere çıkabilmek ayrıca bir yürek işi. Bu açıdan da yapılmış olan mücadelenin kıymeti orada mücadeleyi yürüten tüm Mehmetçiklerimiz açısından ve tüm Emniyet teşkilatımız açısından, Polis Özel Harekâtımız açısından, güvenlik korucularımız açısından çok önemli.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak korucularımızla ilgili… Korucularımızın ayrı bir kanunu yok, sayı olarak da aslında çok yüksek bir sayı olmamasına rağmen mutlak ve mutlak kanunla düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuyla ilgili olarak vermiş olduğumuz kanun teklifinde bir korucu kanunuyla haklarının düzenlenmesi ve bu anlamda özlük hakları başta olmak üzere maaş düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili kanun teklifimizin de yine Cumhur İttifakı’mızla birlikte ve tüm milletvekili arkadaşlarımızla birlikte aynı hassasiyet içerisinde yürütüleceğine ben inanıyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Arzu Hanım, biz destek oluruz.

ARZU ERDEM (Devamla) – Ve bu açıdan özellikle güvenlik korucularımızla ilgili getirmiş olduğumuz kanun teklifinin kıymetli olduğunu düşünüyoruz.

Bakın, çok önemli bir şey var; ülkemizi etnik unsurlar üzerinden bölmek, Türk milletini ayrıştırmaya çalışmak isteyenlere de buradan seslenmek istiyorum. O bölgede şu an, Türk askeri, çoğunluğu Kürt kökenli olan korucularla birlikte aslında PKK’nın zulmüne uğramış Kürtlere yardıma yetişti, onları orada kurtardı. Ananın askerimizin gözüne bakıp bir kurtarıcı melekle karşı karşıya olduğunu görünce aslında etkilenmemesi mümkün değil. Bu açıdan bu süreç çok önemli. Rabb’im Türk milletinin birlik beraberliğini daim eylesin, Rabb’im devletimizin üniter yapısını bozmasın. Bir çakıl taşımızı bile haine teslim etmeyeceğiz, bir çakıl taşımızı bile PKK’lıya teslim etmeyeceğiz. Her kim ki onların arkasında da duruyorsa, her kim ki onların diliyle de konuşuyorsa onlar da yok hükmündedir.

Ben hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahıslar adına başka söz talebi yoktur

Soru-cevap işlemi talebi yoktur.

İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeler varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Buyurun Sayın Tanal.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, ABD Devlet Başkanı Trump’ın Türkiye’ye gönderdiği devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan mektubunu kınadığına ve AK PARTİ’li yetkililerin neden bu konuda cumhuriyet savcılarını göreve davet etmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben çok teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Değerli milletvekilleri, öncelikle Trump’ın Türkiye'ye göndermiş olduğu mektuptan dolayı Trump’ı kınıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanına hakaret etmiştir, Türkiye Cumhuriyeti devletinin organlarını, hükûmetini, devletini aşağılamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bunu şikâyet ettik, AK PARTİ’li yetkililer neden şikâyetçi olmuyor, neden bu cumhuriyet savcılarını göreve davet etmiyor? Bir üniversite öğrencisi Cumhurbaşkanını ağır eleştirdiğinde, ağır bir “tweet” attığında hepiniz mahkemenin, karakolun yolunu tutuyorsunuz ama Trump’a gelince sus pus yerinizde duruyorsunuz. Sizden rica ediyorum: Öğrenciler nedeniyle nasıl karakollara, nasıl savcılığa şikâyet ediyorsanız Trump’ın yapmış olduğu ahlaksızca mektup nedeniyle de sizin şikâyet etmeniz gerekiyor, aksi takdirde siz Trump karşısında ezik bir vaziyette durmaya devam edeceksiniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Serter, buyurun.

48.- İzmir Milletvekili Bedri Serter’in, İzmir Milletvekili ve son Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir ilinde yaptığı konuşmalarına ve AK PARTİ iktidarları döneminde gençlerin neden sahiplenilmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

BEDRİ SERTER (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İzmir Milletvekili, son Başbakan, eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Binali Yıldırım’ı burada, Genel Kurulda göremiyoruz ama kendisi burada yapmadığı siyaseti İzmir’de üniversite üniversite gezerek yapıyor. Kendisi sadece siyaset yapmakla kalmıyor, mensubu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi sanki on yedi yıldır iktidarda değilmiş gibi, bu süreçte beyin göçünü hiç duymamış gibi davranabilmektedir. Bugün İzmir’deki konuşmasında Silikon Vadisi’ne yaptığı ziyaretten söz edip orada ciddi yatırım ve buluşlara imza atan Türk bilim insanları için “Keşke o beyinler orada değil, burada olsalardı.” diyebiliyor. Sorarlar insana: Bunca yıllık iktidarınızda bu gençleri neden sahiplenmediniz? Soruyorum, Amerika Birleşik Devletleri’nden geri gelsin dediğiniz gençler kime güvenecek? “Her üniversite mezunu iş bulmak zorunda değil.” diyen Cumhurbaşkanına mı “Kamu bütün üniversite mezunlarına istihdam sağlamayabilir.” diyen son Başbakana mı? Bundan dolayı, artık hamaset ve boş konuşmalar son Başbakana yakışmamaktadır.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – 11’inci madde üzerinde 3 önerge vardır; önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 11’inci maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederim.

MADDE 11 - 4458 sayılı Kanun’un 234’üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde ve üçüncü fıkrasında yer alan "on beş” ibaresi "on” şeklinde değiştirilmiştir.

"2. Dahilde işleme rejimi, gümrük kontrolü altında işleme rejimi ve tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimi hükümlerine tabi eşyaya ilişkin olarak yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; birinci fıkrada belirtilen farklılıkların tespiti durumunda vergi farkının yarısı tutarında idari para cezası verilir. Beyana aykırılık durumun, idarenin tespitinden önce ve beyan tarihinden itibaren 15 gün içerisinde beyan sahibi tarafından idareye bildirilmesi hâlinde herhangi bir cezai işlem uygulanmaz.”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                                                                                     Zeki Hakan Sıdalı

                                          Denizli                                                                                                                       Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekonomimiz büyük bir çöküntü içinde; yapılan tüm YEP’ler, yapılanmalar başarısız oluyor. Nüfus artışının çok altında büyüyoruz. Her geçen ay işsizlik artıyor, işsizlikle birlikte içeride satın alma gücümüz de erozyona uğruyor; insanlarımız temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Küçülen ekonomiyle ölçek ekonomisinden de uzaklaşıyoruz, rekabet gücümüzü kaybediyoruz. Peki, çözüm nedir? İhracata yönelik her imkânı kullan, inşaat ekonomisinden üretim ekonomisine geç. Peki, sizin çözümünüz nedir? İthalatı zorlaştır aman cari işlem açığı vermeyelim ama bunu ihracatı artırarak değil, ithalata cezalar vererek yapalım. Hep sopa. Hâlbuki sanayici sizden havuç istiyor. Dün Sayın Durmuş Yılmaz anlattı, on sene öncesine göre portakalı yüzde 44, mandalinayı yüzde 37, limonu yüzde 28, greyfurtu yüzde 32 daha ucuza ihraç ediyoruz.

Bakın, ithalat malları ülkeye giren sadece tüketim mallarını değil ara mallar, ham maddeler sanayicilerin üretim yapabilmesi için envaiçeşit ürünleri de kapsıyor. Görüşmekte olduğumuz bu 11’inci madde büyük ölçüde ihracat yapmak için ithal edilen ara mal ve ham maddelerle ilgili. Yani bu ithal mallarla sanayici üretim yapacak ve neticesinde ihracat gelirlerine katkı sağlayacak. Bu sebeple bizim burada çıkaracağımız kanunlar sanayicinin, üreticinin işini kolaylaştırmalı, teşvik etmeli ve önünü açmalıdır. Üreticinin beklediği malların gümrüğe takılması, sehven yaptığı beyan hatalarından yüksek cezalar alması bu ülkeye hiçbir fayda sağlamaz. Sanayici hata yapmış, kendisi fark etmiş. Biz ne yapıyoruz? Hop, gel buraya, öde cezayı. Bizim görevimiz Türk mallarının ihracattaki rekabetçi gücünü artırmaktır. Küçük hatalara büyük cezalar keserek suyunu çeken yerle bir ettiğiniz bütçemize can suyu pompalamak değil. Konu hakkındaki önergemiz, ilgili kanun maddesinin daha kapsayıcı, teşvik edici ve beyan sahibi tarafından sehven yapılabilecek bir hatayı önleyebilecek düzeltmelere sahiptir. Hatalı işlemin idarenin farklılığı tespit etmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilmesi hâlinde kendisine ceza kesilmesini doğru bulmuyoruz. Yanlışlığı bildiren beyan sahibine on beş günlük bir tadilat süresi tanınması ve bu hatalı beyan için herhangi bir cezai işlem uygulanmaması hataların düzeltilmesini teşvik edecektir. Bırakın sanayici işini yapsın, çökerttiğiniz ekonomiye can suyu olsun. Gelin, bu ceza maddesini hep beraber kaldıralım.

Sayın milletvekilleri, dâhilde işleme rejimi, ülkeden temin edilemeyen malzemelerin yurt dışından getirilmesine olanak sağlayarak girdi maliyetlerini azaltmak ve ihraç mallarının rekabet gücünü artırmak amacı gütmektedir. Ancak bu rejim, ihracatı ithalata bağımlı kılmakla birlikte yerli üreticiyi de olumsuz etkilemek gibi birtakım sakıncaları bünyesinde barındırıyor. Ticarette zorlama olmaz, teşvik olur. İhracatçıya yerli alternatif kullanması hâlinde teşvik vermeli, onu ödüllendirmeliyiz.

Dünyanın her yerinden ülkemize karşı yaptırım tehditleri ihracat kalemlerimizi de doğrudan hedef alıyor. İhracatçılarımızı ve sanayicilerimizi başta pelüş saçlı olmak üzere, bu tehditlerden nasıl koruyacaksınız? Ürün satacak, ham madde alacak alternatif pazarlar yaratacak mısınız? Yoksa bazı firmaları batmaktan kurtarıp diğerlerini kendi kaderine mi terk edeceksiniz? Keşke Varlık Fonu’muz, inşaatçı kurtaracağına, ihracatçı KOBİ desteklese. Ama nerede!

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerinde dâhilde işleme rejimi kullanımı yüzde 5 civarında seyrederken Türkiye’nin ihracatının yüzde 43’ünü karşılamakta. İlgili mevzuatlara baktığımızda dâhilde işleme rejiminin her sektörde uygulanabildiği görülüyor. Uygulama değiştirilerek Türkiye’de üretilmesi mümkün olmayan ham madde ve ara malı kullanımının gerekli olduğu sektörle sınırlandırılması yerli üretim bağlamında bir ivme sağlayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı kalemlerin ara mallar ve ham madde olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak yerli üreticinin ve millî ekonominin zarar görmemesi adına, gerekli tedbirler alındığı takdirde ihracata dayalı ekonomik büyümenin daha sağlıklı ilerleyeceğini göreceksiniz, tabii o gözle bakmak isterseniz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinde yer alan “on” ibaresinin “beş” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın                                           Tahsin Tarhan

                                          Adana                                                     Balıkesir                                                    Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                    Hüseyin Yıldız                                            Aydın Özer                                   Deniz Yavuzyılmaz

                                           Aydın                                                      Antalya                                                   Zonguldak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz.

Buyurun Sayın Yavuzyılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özü ve özeti itibarıyla Gümrük Kanunu’ndaki bu değişiklik teklifi Türkiye’nin ekonomisi açısından çok tehlikeli bir tekliftir. Bu teklif kaçakçılığı teşvik etmektedir. Bu teklif kaçakçıları cesaretlendirmektedir. Gümrük muhafaza görevlilerinin yerli imalatçıların koruması gereken kalkanlarını yok etmektedir. Eşit rekabet imkânlarını ortadan kaldırarak yerli imalatçıları iflasa sürükleyecek olan bir tekliftir. Kısacası bu teklif, doğuracağı sonuçlar itibarıyla gayrimillî bir tekliftir.

Şimdi, 11’inci maddeyi bu tespitlerin ışığında birlikte inceleyelim. 11’nci madde Türkiye’yi yabancı plakalı araç cehennemine çevirecek olan maddedir. 11’inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen tam muafiyet suretiyle geçici ithal rejim hükümlerine tabi eşyadan kasıt, aynı zamanda Türkiye’deki yabancı plakalı araçlardır.

Bu teklifle mevcut kanunun 234’üncü maddesine göre usulsüzlüklere verilen ceza en az yüzde 400 azaltılmaktadır. 11’inci maddeye göre, çifte pasaport sahibi olup gerçekte Türkiye’de yerleşik olduğu hâlde yurt dışında yerleşikmiş gibi beyanda bulunan bu kişinin hak sahibi olmadığı anlaşıldığında aracın gümrük vergilerinin 1/2’si kadar ceza verilmesi öngörülmektedir. Eğer bu madde bu hâliyle yasalaşırsa ülkemizdeki sıfır kilometre ve ikinci el araç piyasası büyük bir krize girecektir. Araç sahibi olmak için kanunlara göre vergisini ödeyen vatandaşımızsa en kibar ifadeyle mağdur edilmiş olacaktır.

Yine 11’inci maddenin (2)’nci fıkrasında dâhilde işleme rejiminden kasıt, ihracat yapmak üzere ithal edilen ürünlerin rejimidir. Örnek olarak, gömlek üretip ihraç etmek için Çin’den bin metre kumaş ithal ettiğini beyan eden bir imalatçının aslında bin değil, daha fazla, 1.300 metre kumaş getirdiği anlaşıldığında şu anki kanuna göre fark olan 300 metrenin ithalat vergileri ve ayrıca bu vergilerin 1,5 katı ceza alınmaktadır. Fakat 11’inci madde kanunlaşırsa artık bunun cezası sadece, fark 300 metre kumaşın vergi farkının yarısı kadar olacaktır. Bu durumda ithal edilen çoğu ürünün piyasadaki kâr oranı ceza olarak ödenecek bedelden çok daha yüksek olacaktır, bir de buna gümrüğün en iyimser yaklaşımla 100-200 kaçaktan sadece birini tespit ettiğini eklersek 11’inci madde ve müteakip maddeler çok düşük riskle yüksek kazanç sağlama altyapısını hazırlamış olacaktır. Bu durumda bir imalatçıyı talihsiz bir cezadan kurtarırken onlarca imalatçının piyasaya bu şekilde ürün girmesi nedeniyle iflas etmesinin yolu açılmış olacaktır. Daha da anlaşılmaz olan, 4458 sayılı Kanun’un 244’üncü maddesinde uzlaşma müessesesi düzenlenmiştir ve iyi niyetli sanayicilere uzlaşma görüşmelerinde daha müsamahalı yaklaşılması imkânı vardır. Gümrük idaresi ve şirketler arasında yapılan uzlaşma kapsamına sadece şirketlere kesilen cezalar değil, vergi farkları da girmektedir. İşte, tam bu noktada AK PARTİ Hükûmeti uzlaşma müessesesini de istismar etmektedir.

Bakın, bu istismarı Sayıştay nasıl tespit etmiş? Elimde gördüğünüz Sayıştay Raporu, Ticaret Bakanlığı 2018 Yılı Denetleme Raporu’dur. “Bulgu 5: Gümrük Vergileri Ek Tahakkuk ve Ceza Tutarlarının Muhasebeleştirilmemesi” yani diyor ki: “Gümrük müdürlüklerince kesilen ek tahakkuk ve ceza tutarları ile bunlardan takibe alınan ya da tecil edilenlerin muhasebeleştirilmediği görülmüştür.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) – 2010 yılı Sayıştay Raporu’nda da burada aynı bulgu var. Ne demek bu? Sayıştay raporlarından alınan rakamlara göre, 2018 yılı ek tahakkuk ve ceza toplamı 3,2 milyar TL, tahsilatı sadece 710 milyon TL, aradaki fark 2,49 milyar TL; bunlar tahsil edilememiş ve uzlaşma müessesesinde silinen cezaları içermektedir. Sayıştay bas bas bağırıyor kendi üslubunca: “Uzlaşma müessesesinde silinen cezaları denetleyemiyorum. Hangi şirketlerin cezalarının sıfırlandığını denetleyemiyorum.” diyor. Dolayısıyla usulsüzlüklerin AK PARTİ bürokratları tarafından sistematik bir şekilde yapıldığı anlaşılmakta ve komisyonculuk yapıldığı iddiaları bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) – Toparlayabilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sesiniz iyi, devam edin.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bir diğer nokta da aynı zamanda yapılmak istenen kanun değişikliği teklifiyle bu liyakatsiz ve kullanılan kavramlarının anlamlarının nereye gideceği dahi hesap edilmeden hazırlanmış bu kanun teklifi de, nasıl narkotik polislerinin sözleşmeli kadroyla görev yapmalarına müsaade edemeyeceksek aynı şekilde gümrük muhafaza memurlarının da sözleşmeli olarak görev yapmaması gerektiğini ifade etmediği için büyük bir eksiklik içermektedir.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, söz verir misiniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş’ın, Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında Komisyonu itham altında bıraktığına ilişkin açıklaması

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili konuşmasında AK PARTİ Grubunu itham ederken aslında Komisyonumuzu büyük bir itham altında bırakmaktadır. Sanki bu metin yolsuzluğa ve yolsuzluk yapmak isteyenlere büyük bir imkân verecek gibi ifade edilmektedir.

Bakın, daha önce 234’üncü maddenin (3)’üncü fıkrasında pişmanlık münasebetiyle farklılıklar beyan edildiği takdirde yüzde 15 alınması gereken oran bizim metnimizde yüzde 10 olarak değiştirilmiştir. Sizin önergenizde bu yüzde 10’luk oran yüzde 5’e düşürülmektedir. Komisyonda değerli milletvekili arkadaşlarımız, bunun yüzde 10 mu, yüzde 5 mi olması konusunda kanaat beyan etmişler, en son yüzde 10 şeklinde, Komisyonumuzun üyelerinin büyük bir çoğunluğuyla bu ortaya çıkmıştır.

Bakın, Değerli Milletvekilim, 234’üncü maddede bu konuların neler olduğu beyan edilmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 234’üncü maddede herhangi bir eksiklik, yanlışlık denetleme anında ortaya çıktığı takdirde bunun nasıl cezalandırılacağı (2)’nci, (3)’üncü fıkralarda belirlenmiş. Eğer bu yapılan işlemler, farklılık varsa, miktar cinsinden farklılıklar varsa 238’inci madde hükmüne tabi olarak cezalandırılması gerekir. Siz kanunu sadece 234’ten değerlendirerek ve verdiğiniz önergenin de hilafına bir konuşma yaparak aslında bütün Komisyonumuzu töhmet altında bırakmaktasınız. 238’inci maddeye baktığınızda, bunların, yapılan bir yanlışlığın, kötü niyetli bir yanlışlık varsa onun da nasıl cezalandırılacağı anlatılmaktadır. Lütfen, Kanun’un 238’inci maddesine bakarsanız değerlendirmiş olursunuz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum…

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Başkanım… Başkanım…

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.38

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

11’inci madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesiyle 4458 sayılı Kanun’un 234’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik maddesinde yer alan “verilir” ibaresinin “uygulanır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Lütfi Kaşıkçı                                      Metin Nurullah Sazak                                 Muharrem Varlı

                                           Hatay                                                     Eskişehir                                                     Adana

                                    Yaşar Karadağ                                         Hasan Kalyoncu                           Ali Muhittin Taşdoğan

                                            Iğdır                                                         İzmir                                                     Gaziantep

BAŞKAN – Sayın Yavuzyılmaz…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

50.- Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen ceza indirimi ile ikinci fıkrasında belirtilen ceza indirimi arasındaki dengesizliğe vurgu yaptığına ilişkin açıklaması

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, biraz önce görüştüğümüz 11’inci maddenin birinci fıkrasında ifade edilen ceza indirimi ve ikinci fıkrada belirtilen ceza indirimleri arasındaki dengesizlik hususuna ben özellikle vurgu yaptım. Madde kendi içinde hem ceza vermeli hem de caydırıcılığın bir dengesini oluşturmalıdır. Maddenin her fıkrası eğer aynı şeyi söyleyecekse bir maddede zaten birden çok fıkra olmazdı.

Aynı zamanda, madde 238’le ilgili bir cezanın yine bu maddeye dayanarak verileceğini söylediniz ama 2013 yılı öncesi gümrüklenmiş bedelin 2 katı olan para cezasını 11/4/2013 tarihinde yapılan değişiklikle zaten siz gümrük vergileri tutarının dörtte 1’ine indirmiştiniz, zaten onu kuşa çevirmiştiniz. Dolayısıyla ben bunu ifade etmedim. Bunu hatırlattığınız için teşekkür ediyorum.

Aynı zamanda yaklaşımınızı da çok popülist bulduğumu da ifade etmek istiyorum.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu Sayın Başkan?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan.

Buyurun Sayın Taşdoğan.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan verilere göre seçim bölgem Gaziantep’te 2019 yılı Ağustos ayında geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 7,7 oranında artışla 554 milyon 148 bin dolar ihracat yapılmıştır. Rakamları değerlendirdiğimizde Türkiye’nin ağustos ayı ihracatı yüzde 1,7 artarken Gaziantep ihracatı yüzde 7,7 artışla ülke ortalamasının 4,5 katı olmuştur. Bu yılın ilk sekiz ayında yaptığımız ihracat rakamları ile geçen yılın ilk sekiz ayında yapılan ihracat rakamlarını birbirine oranladığımızda Türkiye ihracatı yüzde 2,9 artarken Gaziantep’imizin ihracatının yüzde 9’la ülke ortalamasının 3 katını geçtiğini memnuniyetle belirtmek isterim. İhracat yaparak ülkemize ve Gaziantep ekonomisine katkı sağlayan müteşebbislerimize, Gaziantep sanayisinin bu güzide işletmelerinin sahiplerine ve ihracatçılarına ne kadar teşekkür etsek azdır.

2019 yılının Ağustos ayındaki verilere baktığımızda ülkemizde en fazla ihracat yapan ilk 10 il arasında Gaziantep’in 6’ncı sırada olduğunu görmekteyiz. Gaziantep’in sanayi ve üretimdeki ihracat potansiyelinin yüksekliği memnuniyet vericidir. Gaziantep’in ihraç ettiği ürünler halı, tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, tekstil ve ham maddeleri, kimyevi maddeler ve mamulleri; mobilya, kâğıt ve orman ürünleri, deri ve deri mamulleri; çelik, hazır giyim ve konfeksiyon, yaş meyve ve sebze mamulleri, makine ve makine aksamlarından oluşmaktadır. Gaziantep’ten en fazla ihracat yaptığımız ülkeler ise Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık, İran, Libya başta olmak üzere özellikle komşu ülkeler ve yakın ülkelerdir. Dolayısıyla bölgemizde oluşturacağımız huzur, güvenlik ve istikrar ortamının aynı zamanda komşu ülkelerle yapacağımız ticarete katkısı çok daha büyük olacaktır. Bu nedenle terörle mücadeleyi ve bölgenin istikrara kavuşmasını en çok da Gaziantep arzu etmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı Gaziantep sanayisi ve ihracatçıları için gümrük iş ve işlemleri önemli bir konudur.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliğinin yeni gümrük kanunu Birlik Gümrük Kodu 1 Mayıs 2016 tarihi itibarıyla AB’de yürürlüğe girmiştir. Birlik Gümrük Kodu’yla gümrük işlemlerinin standartlaştırılması, basitleştirilmesi ve kolaylaştırılması, tüm gümrük işlem ve süreçlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesinin sağlanması, tüm üye ülkelerin elektronik sistemlerinin uyumlaştırılması, güvenilir firmalara -yetkilendirilmiş yükümlü statüdeki firmalar deniyor- önemli kolaylıklar getirilmesi ve teminata konu gümrük işlemlerinin genişletilmesi amaçlanmaktadır.

Sanayicinin ve ihracatçılarımızın isteği, ülkelere yaptığı mevcut ihracatımızı daha da artırmasını sağlayacak yasal düzenlemelerdir. Gümrük işlemlerinin daha sade ve hızlı olmasını düzenleyecek olan bu değişiklik sayesinde, sanayicilerimizin gümrük iş ve işlemlerinde karşılaştığı birçok sorunun bertaraf edileceğini düşünmekteyiz. Yeni gümrük kanunuyla getirilecek yeni basitleştirmenin, özellikle ticaret erbabı için maliyetleri azaltacağı ve gümrük işlemlerinin daha öngörülebilir olmasını sağlayacağını düşünmekteyiz. Özellikle bilgi teknolojilerine dayanan gümrük işlemleri ve kontrollerinin hızlandırılacağı ve uluslararası ticari faaliyetleri artırarak küresel olarak komşu ve diğer ülkelerle entegrasyonu geliştireceği de unutulmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, gümrük idarelerinin, denetim fonksiyonundan ziyade gözetim fonksiyonunu ön plana çıkaran bir anlayışa sahip olduğu, değerlendirdiğimiz kanun değişikliğinin uluslararası ticaretin akışında gümrük idarelerinin eşyanın mutat akışını durdurmadan gerekli denetimleri yaptığı gümrük işlemleri dolayısıyla ortaya çıkabilecek öngörülemeyen risklerin ve envanter maliyetlerinin asgariye indirildiği bir yaklaşıma sahip olduğu aşikârdır. Birlik Gümrük Kodu’yla uyumlu olarak yeni gümrük kanunuyla getirilecek yeni uygulamaların ve basitleştirmelerin temel itibarıyla yetkilendirilmiş yükümlü statü sahibi firmalar için getirileceği anlaşılmaktadır.

Yapılacak olan kanun değişikliği teklifinin, memleketimize ve ihracatçılarımıza hayırlı olmasını diler, Gaziantep gibi gazi olan Gazi Meclisimizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın Bülbül sizin bir talebiniz var, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

51.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Avrupa Parlamentosunun Türkiye’yi yürüttüğü Barış Pınarı Operasyonu’yla uluslararası hukuku ihlal ettiği, bölgede istikrar ve güveni zedelediği, sivillerin yerlerinden olmasına yol açtığı, IŞİD’in yeniden doğuşuna katkı sağlayabileceği gerekçeleriyle kınadığına dair kararına ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Avrupa Parlamentosu Türkiye’yi Suriye’nin kuzeydoğusunda gerçekleştirmiş olduğu operasyon nedeniyle, Barış Pınarı Operasyonu nedeniyle şiddetle kınadığına dair bir karar almıştır. Ben bu kararla alakalı olarak söz almış bulunuyorum.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’yi uluslararası hukuku ihlal ettiği, bölgede istikrar ve güveni zedelediği, sivillerin yerlerinden olmasına yol açtığı, IŞİD’in yeniden doğuşuna katkı sağlayabileceği gerekçeleriyle derhâl harekâtın durdurulmasını Türkiye’den talep etmiş ve Türkiye’yi şiddetle kınamıştır. Avrupa Parlamentosu ilk defa aday statüsünde bir ülkeye karşı ekonomik ve siyasi yaptırım da talep etmiştir. Burada, hedefli birtakım yaptırımlar talep edip ayrıca Türkiye’deki bir kısım yöneticilere, devlet adamlarına karşı da aynı şekilde birtakım yaptırımlar düzenlenmesine ve hatta Gümrük Birliği Anlaşması’nın askıya alınmasına yönelik de birtakım tavsiye niteliğinde kararlar verdiği görülmektedir.

Avrupa Parlamentosunun çifte standartlı, ikircikli ve haksız kararlarına yenisinin eklendiğini görüyoruz. Bu noktada, Avrupa Parlamentosunun kararını, Dışişleri Bakanlığımızın da isabetli bir şekilde ifade ettiği üzere, bizler de kınıyoruz. Bu bakış açısı Türkiye’de Müslüman Türk milletine Avrupalının özellikle şark politikası çerçevesinde ortaya koyduğu ve yüz yıllardan beri ne yazık ki değişmeyen bir bakış açısının parçasıdır. Bu konuda çok pembe tablolar çizmemize gerek yok. Gerçeği görelim, ona göre kendimiz buna dair tedbirler üretelim.

Bu konuda kısaca bir alıntı yapmak istiyorum, bir hatıradan bahsetmek istiyorum. Mithat Cemal Kuntay “Mehmet Akif” adlı eserinde bir hatırasından bahseder Mehmet Akif’in. Kuntay, Tevfik Fikret’in meşhur “Halûk’un Amentüsü” şiirindeki “Milletim nevi beşerdir, vatanım ruyizemin” mısrasında Akif’in çok sinirlendiğini yazar. Bir gün bu mısrayı hatırlattığında Akif “Sen de bu yalana inanıyor musun?” dedikten sonra şunları söyler: “Avrupa’nın nevi beşerine, ruyizeminine Türkler ile Müslümanlar dâhildir sanıyor musun? Biz umumi harpte 3 kişi Berlin’e gittiğimiz zaman Alman Hükûmeti bize ne dedi bilir misin? ‘Türklerle ittifak ettik diye Reichstag’ta Katolik mebuslar bağırıyorlar: Müslümanlar ve Türkler gibi vahşilerle medeni Alman milleti nasıl birleşir?’ Makaleler yazınız da Türklerin ve Müslümanların da insan olduklarını bu adamlara karşı ispat edelim." dedi. Mithat Cemal hayretini “Acayip” diye ifade edince…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …Akif “Bundan daha acayibi var." der ve 1. Dünya Harbi sırasında Viyana’da olduğunu, bir gece çanların çalmaya başladığını, otelin penceresinden bakınca caddede her elde bir mum, herkesin haykırdığını, kendi kendine “Müttefiklerimiz galiba cephede yeni bir zafer kazandılar." diye düşünerek sokağa fırladığını ve bir dükkâncıya “Bir zafer haberi mi var?” diye sorduğunu anlatır. Adam Akif’e şu cevabı verir: “Zafer de söz mü, İngilizler Müslümanlardan Kudüs'ü aldılar. İngiliz ordusu Allenby’nin kumandasında Kudüs’e girdi, mukaddes şehir aydan kurtarıldı, haça kavuştu." der.

Mehmet Akif’in hatıralarında yer alan bu örneklerle birlikte cumhuriyet tarihimiz boyunca karşılaştığımız muameleler ve Batı’nın bu ikiyüzlü tavırlarına bu yaşadığımız son hadise de yenisini eklemiş olmaktadır. Bu noktada Türkiye'nin yapacağı şey…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bitiyor efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada bizim yapacağımız şey birilerine karşı düşmanca hislerle nesillerimizi yetiştirmek değil ama tarihimizde yaşadığımız bu gerçekleri unutmadan, büyük bir şuur içerisinde, geleceğe çok daha güçlü, kuvvetli, kudretli ve öz güven sahibi nesilleri Atatürk’ün veciz şekilde ifade ettiği gibi “Türk övün, çalış ve güven.” dediği gibi yetiştirmektir diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu…

52.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Avrupa Birliğinin yeni dünyada kendine yer bulmak istediğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli Grup Başkan Vekilimizin ortaya koyduğu hususlar çerçevesinde, ben de aynı şekilde Avrupa Parlamentosunun almış olduğu bu kararı kınıyorum ve keenlemyekûn olarak tarihe geçeceğini de ifade etmek istiyorum. Bu konuda Avrupa Birliği yeni bir dünyanın kurulduğunu görüyor, kendisi de bu dünyada kendine bir yer bulmak istiyor ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne ve uluslararası hukuka aykırı bir tutum ve davranış içerisinde hareket ediyor. Aslında bir asır önce merhum Akif en güzel cevabı vermiş:

“Tükürün ehlisalib'in o hayasız yüzüne!

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahluku görün,

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!”

Teşekkür ederim. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – 12’nci madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin 6’ncı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“6. Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen aykırılıkların gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilmesi durumunda ilk 15 gün içinde beyan edilmesi halinde ceza uygulanmaz, 15 günden sonra bildirilmesi durumunda bu fıkralara göre hesaplanan cezalar yüzde 10 oranında uygulanır.”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                 Feridun Bahşi                                           Yasin Öztürk

                                          Adana                                                      Antalya                                                     Denizli

                                       Ayhan Erel                                                                                                                Bedri Yaşar

                                         Aksaray                                                                                                                      Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Samsun Milletvekili Bedri Yaşar.

Buyurun Bedri Bey. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de grubum adına Avrupa Parlamentosunun almış olduğu bu kararları şiddetle, nefretle kınıyorum; inşallah Parlamento olarak hep bir araya gelir, hep beraber de kınarız. Sözlerime böylece başlıyorum.

Sayın Başkanım, Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle de yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 12’nci maddesi genel olarak idari para cezaları konusunda düzenlemeleri öngörmektedir. Önergemizde, idarenin tespitinden önce beyan sahibi tarafından iyi niyet çerçevesinde yapılacak düzeltmelerde beyan sahibine on beş günlük bir süre tanınması öngörülmektedir. Böylece bu süre içerisinde yapılan düzeltmelerle ilgili cezai işlem uygulanmayarak kişiye sehven yapılan hataların düzeltilmesi için bir imkân sağlanmış olacaktır.

Gümrük işlemlerinde ortaya çıkan aksaklıkların ve eksikliklerin giderilmesi, kaçakçılığın önlenmesi, iç ve dış ticaretimizin geliştirilmesi açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bunun yanında, ayrıca, gümrüklerin hızı çok büyük önem taşımaktadır. Özellikle yaz aylarında gümrüklerin önünde oluşan yığılmalar bu devirde çok da hoş görüntüler oluşturmuyor. Ümit ederiz ki bunlarla ilgili de gerekli tedbirler alınır, gümrükteki bu yığılmalar da önlenir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin içine düştüğü bu ekonomik kriz ortamında yapılan bu küçük değişiklikler kesinlikle yeterli değildir. Hükûmetin ekonomiye dönüp küçük ve orta boy işletmelere yönelik uygulanan politikaları yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, yaşanan bu krizler nedeniyle ülkemizde ticaret yapacak kurum ve kuruluş kalmayacağı gibi, vergi ödeyecek vergi mükellefleri de kalmayacaktır.

Yaşanan krizler yüzünden ülkemizde ticaret her geçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. Ekonomik alanda ortaya çıkan daralma, işletmecilerimiz başta olmak üzere bütün üreticilerimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye’de hemen hemen her alanda güven kaybı yaşanmaktadır. İç talepte ciddi daralmalar meydana gelmiştir. Üretim azalmış, işsizlik artmıştır. Genç nüfustaki işsizlik oranı TÜİK verilerine göre yüzde 7,1’e yükselmiştir.

Ülkemizde bugün birçok işletmede yaşanan krizler nedeniyle borçlar ödenemez hâle gelmiştir. Birçok şirket borçlarından dolayı batmakta, konkordatoya gitmekte, seri iflaslar yaşanmaktadır. 2018 yılında 12.564 şirket kapanmıştır. Kapanan bu şirketler nedeniyle binlerce kişi işsiz kalmıştır. Yine, Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre 2018 yılında toplam 938.198 senet protesto olurken 588.297 çek karşılıksız çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, yine, 2018 yılında 902.918 kişi kredi borcunu ödeyemezken, 806.709 kişi de kredi kartı borcunu ödeyememiştir. Toplamda 1 milyon 388 bin 673 kişi kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemez duruma düşmüştür. Hükûmetimizin…

Bu Parlamentoda çıkardığımız yasalar daha çok büyük firmaların sorunlarını çözmeye yönelik, bankalarla ilgili çıkardığımız yasa da onların borçlarını yapılandırmaya yönelik. Eğer biz küçük ve orta boy işletmelerin sorunlarını çözmeye yönelik formüller üretemezsek bu problemlerin altından kalkmamız mümkün görünmüyor. Aynı şekilde, geçmiş dönemde yapılan vergi, SSK, KDV borçlarının yapılandırılması ciddi oranda şu an ödenemez duruma düşmüştür. Yıl sonu geliyor. Vergi Kanunu’nun da geldiğini biliyorum, burada da yeniden bir yapılandırmaya ihtiyaç vardır. Mevcut faizlerle borçları yapılandırmanız bir anlam ifade etmiyor. Borcun anası ödenemezken faiziyle beraber yapılan taksitlendirmelerle bunların ödenmesi de mümkün olmamaktadır. Bir keze mahsus, sadece borçların anasının ödenmesine yönelik yapılanmaya, özellikle küçük ve orta boy işletmeler açısından çok ciddi oranda ve tez zamanda ihtiyaç vardır.

Yine e-haciz yöntemiyle de bir sürü mükellefin hesapları bloke edilmiş vaziyettedir. Eğer biz bu problemlere çözüm üretemezsek, bırakın vergilerin ödenmesini, gelecekte ülkemizi çok daha ciddi problemlerin beklediğini buradan bir kez daha hatırlatmak isteriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

Yine aynı şekilde, özellikle bu Parlamentoda farklı konularda habire didişip duruyoruz.

Arkadaşlar, ben şahsen şunu söylüyorum: Tunç Soyer’in söylediklerine katılmadığımız gibi, aynı dönemde Rauf Denktaş’a yapılanlara da katılmadığımızı, aynı şekilde Sirkeci Garı’nın ihalesinin de vicdanlarda yerini bulmadığını buradan hatırlatmak istiyorum. Bizler yanlışa yanlış demediğimiz sürece bu işlerin altından kalkamayız. Yanlışa yanlış deme erdemini herkesin göstereceğine inanıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin a) bendinde bulunan “gümrüklenmiş değerinin dört katı” ifadesinin “gümrük vergilerinin iki katı”, c) bendinde bulunan “gümrüklenmiş değerin iki katı” ifadesinin “gümrük vergileri tutarı kadar” şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın                                           Tahsin Tarhan

                                          Adana                                                     Balıkesir                                                    Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                    Hüseyin Yıldız                                            Aydın Özer                                               Necati Tığlı

                                           Aydın                                                      Antalya                                                     Giresun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Giresun Milletvekili Necati Tığlı.

Buyurun Sayın Tığlı. (CHP sıralarından alkışlar)

NECATİ TIĞLI (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu madde, Gümrük Kanunu’nun 235’inci maddesi yani ithalatı yasak olan eşyaların yurdumuza girerken tespit edilmesi hâlinde uygulanacak para cezalarını düzenliyor. İthal ürünler için getirilen bu düzenlemeyle kaçakçılığın önüne geçilmek istense de küçük ihtiyaçları için yurt dışından alışveriş yapan birçok vatandaşımızı olumsuz yönde etkileyecektir. Hepiniz hatırlarsınız, geçtiğimiz dönem yapılan bazı düzenlemelerde kanun yapılmamış âdeta yurt dışından alışveriş yapan vatandaşın cebindeki son paranın nasıl alınacağı tasarlanmıştı. Cep telefonu getirme süresinin üç yıla çıkması, yurt dışı kargosunda vergi muafiyetinin kaldırılması ve ÖTV getirilmesi gibi düzenlemelerin tamamı vatandaşın aleyhine olan düzenlemelerdir. Artık yurt dışından 1 euroya da 22 euroya da aldığımız her bir ürün için vergi veriyoruz. Hatırlarsınız önceden 22 euronun altındaki ürünler için vergi yoktu. Adı geçen gümrük vergisi oranları Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ürünler için yüzde 18, diğer ülkelerden gelen ürünler için yüzde 20’dir. Gerek görüldüğü şartlarda bu vergi kalemlerinin artırılarak ve adına da ÖTV denilerek fatura edilmesi mümkün olacaktır. Durum böyle olunca, yurt dışından alışveriş yapanlar yüksek vergi vermemek için alışveriş yaptıkları firmalardan aldıkları ürünün değerinin düşük gösterilmesini talep edebiliyorlar. Burada vatandaşa kızmak yerine, verginin de vergisini almaya çalışan sistemin yenilenmesi gerektiğini unutmamak gerekir.

Saygıdeğer milletvekilleri, konuyla ilgili sizlere kısa bir örnek vermek istiyorum. Mesela 50 euroluk bir eşya kargo paketi üzerinde 10 euro gösterilirse Hazine ve Maliye Bakanlığı vergiden kaynaklı bir gelir kaybına uğramış gibi görünse de düzenlenen bu 12’nci maddede ceza sistemiyle birlikte hem aradaki gümrük vergisinin farkını alıyor hem de ürünün gümrüklendirilmiş değeri üzerinden 4 kat ceza kesiyor. Yani her hâlükârda Hazine ve Maliye Bakanlığı vergi payını ve ceza miktarını kasasına koyarken posta ve kargo yoluyla yurt dışından günlük ihtiyaçları için küçük alışverişler yapan birçok kişi gümrük kaçakçısı konumuna düşüyor. İktidar tarafından yapılan bu düzenlemenin amacı, acaba günlük ihtiyaçları için küçük alışverişler yapan yurttaşlarımızın ithal ürünlere olan ilgisini ve talebini kısmak ya da azaltmak mıdır yoksa vatandaştan ne kadar vergi koparırsam kârdır diyerek yapılmış düzenlemeler midir, onu yurttaşlarımın takdirine sunuyorum.

Konuştuğumuz bu 12’nci madde ithal edilen ürünler üzerine olunca hâliyle insanın aklına hemen ithal edilen tarım ürünleri geliyor. Evet, bildiğimiz saman; siz saman ithal ettiniz ama Tarım ve Orman Bakanı çıktı “Samanı ihtiyaçtan ithal etmedik.” dedi. Peki, ne için ettiniz? Siz büyükbaş hayvan ithal ettiniz, hepsi hasta çıktı; ölenleri denize attınız, sağ kalanları mezbahada kuşbaşı oldu. Siz önce Avrupa’dan çöp ithal ettiniz, sonra çıkıp “Market poşetleri zararlı.” deyip çevreciyiz şovu yaptınız. Siz petrol ithal ettikçe hem benzine hem mazota zam üstüne zam yaptınız. Seçim öncesi “Doğal gaz yatakları bulduk.” dediniz ama doğal gazı yine ithal ettiniz ve siz doğal gaz ithal ettikçe zam yaptınız, zam yaptıkça da vatandaşı tezek yakma noktasına getirdiniz.

İki şey daha eklemek istiyorum. Tarımda kendi kendine yeten ülkemiz AKP iktidarıyla birlikte Rusya’dan buğday, mısır, pirinç; Kanada’dan mercimek; Meksika’dan kuru fasulye ve nohut; Almanya’dan incir; İran’dan üzüm; Suriye’den zeytinyağı ithal etti. Üretim olmayınca ithal edersin, ithal edersen muhtaç olursun, muhtaç olursan elin adamı gelir, bir gün sana yaptırım uygulamaya kalkar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en adi mektubunu yollar, sen de sesini çıkaramazsın. (CHP sıralarından alkışlar)

Güçlü ekonomi, güçlü tarım, güçlü dış ilişkiler için çözüm üretemeyenler kaos üretir, mutsuzluk üretir, çatışma üretirler. Ülkede üretim olmayınca tüm vergisinin ithal edilen bu ürünlere harcandığını gören vatandaşımız, cebindeki son meteliğe de göz dikilirse hâliyle çileden çıkar. Gelin, siz siz olun vatandaşımızı çileden çıkarmayın. Saray ahalisi için yapılan zamları görmezden gelmeyin ve artık “Dur!” deyin. Buraya 82 milyonun menfaatini korumaya geldiğimiz için bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

53.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Avrupa Parlamentosunun Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik yürüttüğü askerî operasyonla ilgili kararını İYİ PARTİ olarak kınadıklarına ve TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin ortak bir metinle Avrupa Parlamentosunu kınama kararı almasını tavsiye ettiğine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Avrupa Parlamentosunun Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askerî operasyonunu kınayan kararını İYİ PARTİ olarak biz de şiddetle kınıyoruz. Gümrük birliğinin askıya alınması başta olmak üzere, birçok yaptırım talebini de beraberinde getiren bu kararın kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu Türkiye’yle ilgili ilk kez karar almıyor, yaşadığımız coğrafyayla ilgili ne zaman olağan dışı bir gelişme söz konusu olsa benzer müdahalelerde bulunup karşı cephede saf tutmayı alışkanlık hâline getirmişlerdir. Onlara göre insan hakları sadece kendileri içindir, onların insan hakları anlayışı içinde Türk’ün hak ve hukukunun korunması yoktur. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesi kapsamında, sınır güvenliğini korumak ve kendi güvenliğini sağlamak amacıyla tamamen meşru ve hukuki bir hakkı kullanan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı takınılan bu tavrı bir kere daha İYİ PARTİ olarak kınıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi kınadı, Adalet ve Kalkınma Partisi kınadı.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan bütün siyasi partilerin ortak bir metin üzerinde Avrupa Parlamentosunu kınama kararı almasını tavsiye ediyor, saygılarımı sunuyorum efendim. (İYİ PARTİ, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel…

54.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Avrupa Parlamentosunun aldığı karar metninin kabul edilmesinin mümkün olmadığına, tarihimiz boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarının kimseye ezdirilmediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Avrupa Parlamentosunun aldığı kararın metni incelendiğinde Türkiye’yle ilgili yaptıkları tanımlamalar ve kullandıkları dil kabul edilebilir değildir. Avrupa Parlamentosunda bu kararın altına imza atanlara, Türkiye’nin sınırında oluşmuş terör unsurlarına karşı kendinin meşru müdafaa hakkını kullandığını ve o Parlamentonun mensubu olan hangi ülkenin ülkesinin sınırlarında ya da komşu bir ülkenin sınırları içerisinde ülkesine böyle bir tehdit içeren terör unsurları bulunduğunda buna kayıtsız kalabileceğini hatırlatmak lazım.

Başta gümrük birliğiyle ilgili tehdit olmak üzere, Türkiye üzerindeki çeşitli, yaptırım andıran tehditlerin tamamını reddettiğimizi ifade etmek istiyoruz. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti’nin Trump tarafından da olsa Avrupa Parlamentosu tarafından da olsa Türkiye’nin dışındaki kim tarafından tehdit edilirse edilsin tarihimizin bu tip tehditlere pabuç bırakmayan, karşımızda Johnson mektubuna karşı dik duran İsmet Paşa’dan gelen geleneğimiz ve Ecevit’in en ağır ambargo tehditlerine karşı ortaya koymuş olduğu kararlı duruşu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyaya antiemperyalist mücadelenin nasıl verildiğini gösteren lider tavrını hatırlatıyor, tüm bu liderlerin ve tarihimiz boyunca Türk dış politikasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını kimseye ezdirmemiş olan adını sayamadığım tüm siyasetçilerin bugünkü siyasetçilerimize örnek teşkil etmesini ümit ediyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biz de Divan olarak grup başkan vekillerimizi kutluyoruz. Türkiye bu birlik beraber içerisinde Allah’ın izniyle her şeyin üstesinden gelecek, Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – 13’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 13- 4458 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘5. Eşyanın gümrük antrepo rejimine tabi tutulmasına ilişkin beyanının kontrolü veya muayenesi neticesinde antrepo beyannamesinde beyan edilenden belirgin bir şekilde farklı cinste eşya olduğunun tahlil, teknik inceleme ve araştırmaya gerek olmaksızın tespiti halinde;

a)       Farklı çıkan eşyanın gümrük vergileri toplamının beyan edilen eşyanın gümrük vergileri toplamından fazla olması durumunda farklı çıkan eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin iki katı idari para cezası verilir.

b)       Farklı çıkan eşyanın beyan edilen eşyadan farklı şekilde, ithalinin lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması durumunda farklı çıkan eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.’”

                                   Fahrettin Yokuş                               Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel

                                          Konya                                                       Adana                                                     Aksaray

                                     Feridun Bahşi                                                                                                            Yasin Öztürk

                                         Antalya                                                                                                                       Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Dün de ifade etmeye çalıştığım gibi, bugün de özelinde gümrük yasa teklifini, genelinde Ticaret Bakanlığı çalışanlarının sorunlarını anlatmaya gayret edeceğim.

4458 sayılı Kanun’un 221’inci maddesi kapsamında; personele fazla çalışma ücreti ödenmesinde tavan katsayısının 5 bin uygulamasından tüm personel faydalandırılmalı, gümrük muayene memurları kariyer meslek grubuna alınmalı, kurumun ihtiyacı olan uzman ve muayene memuru gibi kadrolar öncelikle tecrübe ve birikim sahibi olan kurum personelinden karşılanmalı, kaptan, gemici, makinist gibi unvanlarda görev yapan personele silah verilmeli, yeni ihdas edilen Gümrük ve Ticaret Denetmenliğine gümrük ve muhafaza ayırımı yapılmaksızın şartları tutan personelin yapılacak özel yazılı sınavla geçişleri sağlanmalı, özellikle kaçakçılığa teşebbüsün olduğu ve mükelleflerle ihtilafın çok yaşandığı gümrük kapılarındaki personelin gerek iş yerinde gerekse özel hayatındaki güvenliğini sağlayacak tedbirler alınmalı ve tüm sınır kapılarında görev yapan personelin can güvenliği sağlanmalı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve il müdürlüklerinde görev yapan personelin anonim şirketlerin genel kurullarında Bakanlık temsilcisi olarak görevlendirilmeleri temin edilmeli, eğitim ve sınav açılmalı, temsilci ihtiyacı kurum içinden karşılanmalı, gümrük ve ticaret uzmanlığı için kurum çalışanları özel yazılı sınav açılmak suretiyle kadrolara atanmaları sağlanmalı, Bakanlıkta açık bulunan avukat, istatistikçi, kimyager, eğitim uzmanı gibi kadrolara yapılan açıktan atamalarda öncelik hakkı şartları taşıyan kamu kurumu personeline verilmeli, Bakanlıktaki 4/B’li ve diğer sözleşmeli çalışan tüm personel kadroya geçirilmeli, deniz araçlarında çalışan personele iaşe bedeli ödenmesi yönünde düzenleme yapılmalı, aday memurlukta geçen sürenin tamamı bu sürenin geçtiği bölgenin hizmetinden sayılmalı, Ticaret Bakanlığı idari personelinin ticaret uzman kadrolarına atanabilmesi için belirlenecek kriterlere göre kurum içinde geçiş imkânı sağlanmalı, ürün denetmenlerinin unvanları “ticaret denetmeni” olarak değiştirilmeli, gümrük muhafaza memurlarına yıpranma hakkı verilmeli, yine muhafaza personelinin silah tazminatı hakkı teslim edilmeli, muhafaza memurları genel idare hizmetleri sınıfından çıkarılmalı, müstakil bir sınıf oluşturulmalıdır. Geçici görevlendirmelerdeki keyfiyet ortadan kaldırılmalıdır. Bazı sınır kapılarında iş hacmi düşük olduğu gerekçesiyle memurlara yolluk verilmemektedir, çalışanların bu mağduriyeti giderilmelidir. Mükelleflerin beyanlarını inceleyen, denetleyen muayene memurlarına, müdürlerine, şeflerine gümrük müşavirlik karnesinin imtihansız verilmesi, diğer memurlara da müşavir yardımcı karnesi verilmesi sağlanmalıdır. Ticaret Bakanlığı tasfiye işlemlerinde çalışan memurlar, maaşlarını satılan malzemelerden yani döner sermayeden değil diğer kurumlar gibi devletten almalıdır. Döner sermayeden ikramiye dağıtılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, yukarıda saydığım, gümrük çalışanlarının ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmediğimiz sürece gümrük çalışanlarından verimli hizmet almamız mümkün değildir. Daha da önemlisi gümrükte kaçakçılık ve yolsuzlukları önleme imkânımız yoktur diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin a) bendinde bulunan “gümrük vergilerinin iki katı” ifadesinin “gümrük vergileri tutarı kadar”, b) bendinde bulunan "gümrüklenmiş değerin iki katı” ifadesinin "gümrük vergilerinin 2 katı kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın                                           Tahsin Tarhan

                                          Adana                                                     Balıkesir                                                    Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                  Tacettin Bayır                                        Hüseyin Yıldız

                                          Manisa                                                       İzmir                                                        Aydın

                                   Turan Aydoğan                                            Aydın Özer                                              Veli Ağbaba

                                         İstanbul                                                     Antalya                                                     Malatya

                                                                                                     Alpay Antmen

                                                                                                           Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Malatya Milletvekili Veli Ağbaba.

Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, gündemimize bir bomba düştü. Cumhuriyetin 96’ncı yıl dönümüne günler kala daha önce tarihimizde hiç yaşamadığımız bir rezaletle Türkiye Cumhuriyeti karşı karşıya kaldı. ABD Başkanı Türkiye Cumhurbaşkanına bir mektup yazdı. Bu mektup gelince dokuz gün sustu mektubun muhatapları, sakladılar mektubu, o mektubu yuttular, mektup ABD tarafından basına sızdırılınca suçüstü yakalandı Hükûmet. Bu mektubun kamuoyundan gizlenmesi de ayrı bir rezalet, ayrı bir kepazeliktir. Ne diyor mektupta? “Ekonominizi yok etmek istemem ama istersem yaparım. Terör örgütüyle otur anlaş. Senin bazı sorunlarını çözdüm.” Hangi sorunlarını çözdüğünü de merak ediyoruz. “Sert adam olma. Eğer dediklerimi yapmazsan tarih seni şeytan olarak görür. Aptallık etme!” diyor. En sonunda “Ben seni sonra ararım.” diyor.

Değerli arkadaşlar, bu sözler kavgada söylenmez. Bu sözler mahallede söylense kavga çıkar, bu sözleri ben burada okusam burada herhâlde bana atmadığınız laf kalmaz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Okudun zaten.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu mektup tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir ve tarih bu mektubu alanları, dokuz gün saklayanları ve cevap vermeyenleri de büyük bir utançla anacaktır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Mektubu yazanları…

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu mektuba en sert cevabı başta Genel Başkanımız olmak üzere partimiz veriyor, vermeye de devam ediyor. Sokakta biri size “Aptallık etme.” dese, örneğin Ramazan Can’a, Ramazan Can herhâlde durup düşünmez, herhâlde bir laf söyler, susup gitmezsiniz ama Trump söyleyince ne yapıyorsunuz? Süt dökmüş gibi kedi gibi sesiniz çıkmıyor, hiçbir şey söyleyemiyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Trump’a bir şey söyler.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – El ovuşturuyordunuz ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Şimdi ben burada birine -demem de hiç kimseye demem de- “Şeytanlık etme.” desem ne yaparsınız? Saldırırsınız.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Siz de el ovuşturdunuz, el ovuşturdunuz!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Trump’ı görünce süt dökmüş kedi gibisiniz! “Aptallık etme!” diyor, susuyorsunuz ya! İnsan vallahi, biraz utanır, utanır, utanır! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) – Johnson’ı görmedin mi?

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Barış Pınarı Operasyonu’nda belli olmuyor mu…

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bu mektubu yazan Trump olduğu için susuyorsun. Bana laf atıyorsun ya, keşke Trump’a da laf söylesen. (CHP sıralarından alkışlar) Keşke bir de Trump’a laf söylesen. Şöyle yiğitliğinizi bir de Trump’a karşı gösterin. “Ey Hollanda” “Ey bilmem ne” diyorsunuz ya, keşke bir de Trump’a “Ey Trump” deseniz.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Siz de el ovuşturdunuz!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Niye diyemiyoruz? Onu da söyleyeceğim, söyleyeceğim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, size bu mektubu Kemal Kılıçdaroğlu yazmış olsaydı 2 milyon liradan dava açardınız, il, ilçe örgütlerini ayağa kaldırırdınız ama Trump deyince ne yapıyorsunuz? Bir daha söyleyeyim, süt dökmüş kedi gibisiniz, kedi! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bunu bir gazeteci yazsa cezaevine atarsınız. Bunu birisi Facebook’ta paylaşsa ne yaparsınız? Dava açarsınız, cezaevine atarsınız. Trump yazınca ne yapıyor? Süt dökmüş kedi gibisiniz!

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) – Trump’ın sesi oluyorsunuz.

TAMER DAĞLI (Adana) – Verilen cevap sizi şok etti, şok.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakın, birkaç örnek vereceğim: Evrensel yazarı Ender İmrek’e “Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet gizlenebilir mi?” yazısı nedeniyle dava açılıyor, Psikiyatri Doktor Ahmet Koyuncu “Facebook”ta “Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin ortalamasıdır.” diyor, cezaevine atılıyor, Cumhuriyet muhabirleri cezaevine atılıyor. Bakın, değerli arkadaşlar, ama Trump deyince ne oluyor? Süt dökmüş kedi gibisiniz!

Bakın değerli arkadaşlar, Cumhuriyet çizeri Musa Kart’a, 17 Aralık yolsuzluk karikatürü nedeniyle dava açanlar, 69 yaşındaki Nuri Kurtcebe’yi cezaevine atanlar, Penguen çizerlerine -Erdoğan saraya çıkınca- karikatürleri nedeniyle on bir ay ceza verenler Trump’ın “şeytan” benzetmesine sessiz kalıyorlar, âdeta süt dökmüş kedi gibiler!

Bakın, ancak sessizliğin bir sebebi var. Bakın, Halk Bankası var, Erdoğan’ın ailesinin mal varlığının araştırılması var ya, şantajı, bir şantaj yapıyor; ne zaman mal varlığı gündeme gelse düşmanıyla bile anlaşıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Ne şantajı?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Çünkü bakın, anlatayım, hatırlatayım: Rusya krizi çıktı, uçak düştü; Başbakan “Ben düşürdüm.” dedi, Cumhurbaşkanı “Hayır, ben düşürdüm.” dedi, sonra kıvırttılar “Biz yapmadık, FETÖ yaptı.” dediler. Niye biliyor musunuz? Rusya dedi ki: “Erdoğan’ın ailesi Irak’tan kaçak mazot getirip satıyor. Bunların belgesini Birleşmiş Milletlerde sunum yapacağım.” Hemen ışık hızıyla özür mektubu yaptınız, Rusya’yla anlaştınız, Rusya’yla!

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Yalan konuşuyorsun, yalan!

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bu kadar seviyesizlik olmaz ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, niye? Çünkü mal varlığı gelince her şey gidiyor.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Sürekli yalan konuşuyorsun!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, bunu yüzünüze vuracağız. Bu tarihe geçecek bir yanlış, bir ayıp.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Söz vermeye gerek yok, zaten…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Yeter Başkanım, uzatma.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bu kadar düşürme seviyeyi ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Ayrıca birkaç şeyinizi daha yüzünüze vurayım. Suriye’de kahramanlık hikâyeleri yapıyorsunuz ya.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Zoruna mı gitti, zorunuza mı gitti?

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Zoruna mı gitti, hayır zoruna mı gitti?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Suriye’yi bu batağa sokan da sizsiniz, bunun sorumlusu sizsiniz.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Çok zorunuza gitmiş.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Kılıçdaroğlu ne diyordu? “Esat’la görüş kardeşim, Suriye yönetimiyle otur.” “Yok.” dediniz.

Putin dün akşam dedi, asker selamı çaktınız Putin’e.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Sana mı dokundu?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Hazır ola geçtiniz Putin’in karşısında, utanın biraz! (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün Suriye bataklığı varsa, IŞİD varsa, hepsinin sorumlusu sizsiniz. IŞİD’i büyütenler de sizsiniz, Orta Doğu bataklığını büyüten de sizsiniz. Bugün Türkiye’yi düşmüş olduğu duruma da getiren sizsiniz.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Zoruna mı gidiyor?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Zorunuza gitse de Türkiye’yi batağa soktunuz, Türkiye’yi uçuruma yuvarladınız, bunun sorumlusu sizsiniz, siz!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Senin derdin ne?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Sizsiniz!

Bakın söylesenize “IŞİD’i biz büyütmedik.” deyin “Bu Orta Doğu bataklığına Türkiye’yi biz sokmadık.” deyin.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Hadi oradan, hadi oradan!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Ölen askerlerimizin, bu işin sorumlusu AKP’dir, bu politikaları yürütenlerdir.

HACI TURAN (Ankara) – “Ölen” değil, “şehit” olan. Asker şehit oldu, ölmedi.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Sağ olun Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biraz evvel hatip grubumuza sataşmıştır, kürsüden söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’ncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel bir hezeyanın yansımasını, bir iftiranın, bir acziyetin yansımasını gördük. Yazık! Erdoğan ve AK PARTİ düşmanlığı, millî meselelerde gerçekten teröristlerin ağzıyla konuşma züllünü size yaşatmamalıydı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, olan biten nedir, biz burada gösterdik. 9 Ekimde bir mektup gelmiş, ekleri de varmış. Mektubu ve eklerini Sayın Cumhurbaşkanımız yırtıp çöp sepetine atmış. “Suriye’ye girmeyeceksiniz.” denmiş, girilmiş, dokuz gün harekât yapmışız ve sonra tıpış tıpış Beştepe’ye gelmişler, masamıza oturup bizim tezlerimizin altına imza atmışlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ya, bu başarı hepimizin başarısı arkadaşlar. Yazık ve ayıp, ayıp!

Bak, Jeffrey ne diyor Sayın Ağbaba? “Ey Amerika, ey aziz milletim...” ABD Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey Senato Dış İlişkiler Komitesinde konuştu, Barış Pınarı konusunda itirafta bulundu ve dedi ki: “ABD çekilmeseydi bile Türkiye bu harekâtı yapardı. Erdoğan ‘Çekilin.’ dedi, biz de çekildik.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Veli Ağbaba, sana, ne yazık ki, Jeffrey cevap veriyor. Çok yazık ya, çok yazık, gerçekten yazık!

Bakın, bir sürü sataşma oluyor, ben buraya, karşınıza çıkıp konuşma talebinde bulunmuyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Bütün yaptırımları da geri çektiler Sayın Başkanım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sataşmaya da sadece kayıtlara geçsin diye, yarın, yüz yıl sonra bile kayıtlara bakıldığında hakikat ortaya çıksın diye yerimden söz alıp bazı gerçek dışı beyanlarınıza cevap veriyorum. Hiç olmazsa şu millî meselede biraz dik durun ya! Teröristlerden değil, kendi ülkenizden, kendi milletinizden yana durun ya! Yazık, yazık! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, bak, yaptırımları tıpış tıpış geri aldılar mı? Geri aldılar. Halkbank Genel Müdür Yardımcısını İstanbul Borsa Genel Müdürü olarak atadık mı? Atarız.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Hayırlı olsun!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Niye? Çünkü biz Türk milletinin temsilcileriyiz. Biz 82 milyon insanın tamamının selameti açısından aynı gemide olduğumuzun şuuruyla hareket ederiz. Erdoğan ve AK PARTİ düşmanlığı vesilesiyle millî meselelerde sizin gibi yalpa yapmayız, yamuk yapmayız. Dolayısıyla, Kıbrıs’a nasıl sahip çıktıysak, Kıbrıs nasıl büyük bir zaferse…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …1699 Karlofça Antlaşması’ndan bu tarafa nasıl büyük bir zafere milletçe imza attıysak… Gerçi Tunç Soyer bu konuda maalesef hepimizi üzen, şehitlerimizi üzen beyanatlarda bulundu ise ve bununla ilgili herhangi bir cevap da vermemiş olsanız, sonuç itibarıyla şunu ifade edeceğim.

TACETTİN BAYIR (İzmir) – Yapmayın, açıklama yaptı adam, ayıptır ya!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Başkan, kürsüyü işgal ediyor hatip.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tutanaklara geçsin diye bak, ilave ettirmiyorum -sizin arkadaşlarınız da yapıyor- Sayın Başkanımızı da zorlamıyorum.

Son cümle olarak şu değerli milletvekilim, değerli arkadaşlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Karlofça’yla ne ilgisi var?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, lütfen millî meseleleri parti düzleminde değerlendirmeyin. Muhalefet kin ve öfkeyle millî meselelere ihanet etme işlevi asla değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, çok teşekkür ederim.

Özgür Bey, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, aslında izaha hiç gerek olmadığı şekilde sayın hatip biraz önce konuşma yapan Sayın Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba’ya terör örgütünün ağzıyla konuşmak gibi kabul edilemez bir hakarette bulunmuştur. İç Tüzük 69’a göre kürsüden buna cevap hakkını kullanacak.

BAŞKAN – Veli Bey, bir sataşmaya meydan vermeden düşüncelerinizi ifade edin. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; teröristin ağzıyla konuşanların Allah belasını versin! Amin! (CHP ve AK PARTİ sıralarından “Amin!” sesleri) “Amin!” demeye devam. Allah tacizci, tecavüzcü, MİT’in ve Emniyetin kırmızı bültenle aradığı tecavüzcü Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkarıp konuşturanların da Allah belasını versin! (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar) İstanbul seçimlerinde, İstanbul seçimlerini kazanmak için “teröristbaşı” dediğiniz Abdullah Öcalan’ın mektubunu TRT’de yorumlayanların da Allah belasını versin! (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Omuz omuza yürüyenlerin de!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Dolmabahçe’de yan yana, diz dize terör örgütü temsilcisi olduğunu iddia ettiğiniz insanlarla oturanların da Allah belasını versin! (CHP sıralarından alkışlar)

Başka? Bugün, PYD’nin başkanı dediğiniz Salih Müslim’i kırmızı halıyla karşılayıp devlet konukevinde yatıranların Allah belasını versin! (CHP sıralarından alkışlar)

Başka söyleyeyim mi?

TAMER DAĞLI (Adana) – Vatan hainleriyle kol kola gezenlerin de Allah belasını versin!

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Aynen.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – HDP’lilerle kol kola gezenlerin de Allah belasını versin!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Barzani’yi çağırıp kongrede konuşturan, paçavra dediğiniz Kürt bayrağının önünde Türk askerini selam durduranların Allah belasını versin! (CHP sıralarından alkışlar)

Başkan, Sayın Akbaşoğlu, ben sana söyleyeyim: Sen Jeffrey misin? Jeffrey cevap vereceğine sen cevap ver yüreğin yetiyorsa. Yüreğin yetiyorsa “Jeffrey, ey ABD, ey Amerika…” diyeceğine sen söyle. Diyor ki: “Cumhurbaşkanımız mektubu aldı, çöpe attı.” Şahit kim, şahit? Şahit kim? Fahrettin Altun. Şahide bak. Yüreğiniz yetiyorsa, alırsın mektubu -Cumhurbaşkanının her imkânı var- çıkarsın dersin ki: “Ey Trump, bu mektubu kabul etmiyorum.” Devlet arşivine sokmazsın. Bu mektubu devlet arşivine sokanların Allah belasını versin! (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Kandili niye söylemiyorsun? Kandili söyle, Kandili.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – “Kandilin de belasını versin!” deseydin.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Seviye bu. Seviyenizi tebrik ediyoruz!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, sataşmayı üstüne mi alındılar?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Başkanım, muhatap olma.

4.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; gerçekten şunu söylemek istiyorum: Mektuba en güzel cevabı sahada verdik ve mutabakatla… (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, onlar bize mektup yazdılar ve dediler ki: “Sakın girmeyin.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, sataşmayı üstüne mi alındılar?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Johnson mektubunu alıp da harekâttan tornistan yapanlar gibi davranmadık. Biz mektubu aldık, çöpe attık, harekâtı başlattık.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Şahit kim?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Şahit mi? Millet, millet; şahit millet, şahit dünya.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Devlet arşivine soktu o mektubu, o mektubu devlet arşivine soktu. Fahrettin Altun’un şahitliğinde çöpe atmış…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Türkiye hem Rusya’yla hem Amerika’yla kendi tezlerini onlara kabul ettirmek suretiyle uluslararası hukuk çerçevesinde, PKK ve YPG’nin sınırımızdan 30 kilometre öteye ötelenmesiyle ilgili, 444 kilometrelik sınır içerisinde 30 kilometre derinlikte güvenli bir bölgenin oluşmasına ve bu güvenli bölgeye de 4 milyon Suriyelinin yerleştirilmesine dair taahhüdünü imza altına almıştır. Bu, büyük bir zaferdir. Bu zaferi hazmedemeyenlere yazıklar olsun! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Mektubun cevabı “Koydum mu oturturum.”du ve girdik, koyduk, oturttuk. Cevap böyle verilir! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ne diyorsun?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Koyduk mu oturturuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Grup Başkan Vekili…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Anca gidersin, anca gidersin! Yürü taş arabası!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Buradayım, burada. Ben fazla muhatap olmak istemiyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Anca gidersin! Yürü, yürü!

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu, buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yine…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Gitme, gitme!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Yürü, anca gidersin!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ne yapacağım, sabaha kadar seni mi bekleyeceğim yani?

BAŞKAN – Bir dakika, bir dakika…

Sayın milletvekilleri…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Anca gidersin, yürü! Taş arabası!

TAMER DAĞLI (Adana) – Koskoca Genel Başkan Yardımcısısın “yürü” diyorsun adama, ayıp! CHP bu mu ya!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Grup Başkan Vekiline söz verdim.

Sayın milletvekilleri, ya, laf atmayı bırakın, laf atma hiç kimseye yakışmaz, bir milletvekiline hiç yakışmaz.

Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

55.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, muhalefet partileri tarafından iktidarın hataları ifade edildiğinde AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin yeni tartışmaların oluşmasını engelleyecek üslubun mümessili olması gerektiğine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulun yine harareti yükseldi. Siyasi partilerimizin grup temsilcilerinden de ayrı olarak ana muhalefet partisinin Genel Başkan Yardımcısı Genel Kurula hitap etti. Bugün Silahlı Kuvvetlerimiz, şayet sınır ötesinde kendi güvenliğini sağlamak üzere bir operasyon gerçekleştiriyorsa bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin aldığı ortak kararla sağlanmıştır. O sebeple gerek iktidar grubunun gerek muhalefet grubunun bu operasyonla alakalı tezkeresindeki tutarlılığı ve kararlılığı nazarıitibara alarak konuşmamız lazım. Sayın hatip, iktidar partisi tarafından elbette ki kabul edilmesi çok zor olan, belki de bir itirafı ve öz eleştiriyi beraberinde getirmesi muhtemel olan geçmişe yönelik bazı hatalardan bahsetti. Tamamdır, doğrudur, elbette ki Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekili, Cumhuriyet Halk Partisinin hatibinin sözlerine cevap verecek ama bunun yeni tartışmalara zemin oluşturmasını engelleyecek üslubun da mümessili olması gerektiği hususunu biz kendisine hatırlatıyoruz. Bu partinin, iktidarın geçmişe yönelik birtakım hataları ifade edildi. Bugün başka bir siyasi partinin sözcüsü ve belediye başkanı üzerinden “siz de şunu yapıyorsunuz” demeyi çok anlamlı bulmuyorum. Geçmişe yönelik iktidarın aldığı kararlar var. Bu kararlar ve uygulamalar dış politika açısından kendi içinde tutarsızlıklar barındırıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika… Açıyorum mikrofonu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – “Keşke yapmasaydık” demek yerine karşılıklı atışmalara vesile olabilecek bir üslubun benimsenmemesi kanaatini taşıyorum. Yüce Meclisi de saygıyla selamlıyorum efendim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, rica ediyorum, bir sataşma olmadan düşüncelerinizi ifade ederseniz sevinirim.

56.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanına yönelik ifadelerinden dolayı özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Akbaşoğlu’na zaten en iyi cevabı Sayın Veli Ağbaba verdi, orada bir eksiklik yok ama Sayın Akbaşoğlu başka bir şey konuştu sonra. Bu konuştuğu mesele bugünün siyasetine, bu ülkenin kurucu kadrolarını… Ki dünyanın hiçbir demokrasisi hangi siyaset olursa olsun o ülkenin kurucu kadrolarıyla -kimisi “kurucu babalar” diye nitelendirir- onlarla uğraşmaz güncel siyasette ama cümle arasında -tutanaklardan bulacağım birazdan- diyor ki: “Johnson mektubunu alıp da tornistan edenler…” Bu, İsmet Paşa’nın Johnson’dan mektup geldiğinde Amerika’yla bütün diplomatik ilişkileri de kesmek de dâhil olmak üzere “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır.” sözü ve o konuda Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı gösterdiği dirayet ve bunun üzerinden yaşanan süreç ve Türkiye'nin kazanımları bütün diplomatlarca malum. Alsın telefonu, gitsin arkaya, güvendiği hariciyecilerden birini arasın. Dünya siyaset tarihi o cevabı, o tutumu, o duruşu övüyor. Türkiye 1974’e kadar giden süreçte, oradaki mezalimi durdurmak için diplomasiyi de sonuna kadar zorladı, uluslararası kuruluşları da zorladı, en sonunda ambargo tehditlerine de boyun eğmeden Ayşe’yi tatile çıkardı ve soydaşlarımızı kesenler gökyüzüne bir baktılar hava indirme tugayı, yukarıdan aşağıya, Türkiye’de Kıbrıs’ı izleyen annelerin gözyaşlarına karşılık olarak gözyaşı gibi, yağmur gibi iniyordu beyefendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bunu yapanlara ve bu dış politikayı getirenlere, Türkiye'nin kazandığı savaştan sonra Sevr’i yırtıp atıp Lozan’da masadaki mermeri kıranlara minnet edeceksiniz, rahmet okuyacaksınız. Onlara karşı kullanılan bu iftira dilini, bu Meclisin çatısı altında, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2’nci Cumhurbaşkanı hak etmez. Türkiye Cumhuriyeti’nin 2’nci Cumhurbaşkanına yapılan bu iftira, bu hakaret, iddia ediyorum, yarın AKP’yi dış politikada destekleyen ve yönlendiren kişilerle de konuşulsa “CHP’ye veya İsmet Paşa’ya her şeyi söyle ama ‘Johnson mektubunda korktu, tornistan yaptı.’ gibi lafları ağzına alma.” derler.

Sizi böyle bir ifadeden men ederim. Alacağınız sözün de özür dileme mahiyetinde olduğunu ümit ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, Akbaşoğlu, gündemimize dönmek üzere…

57.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasının içeriğine cevap verdiğine ve sözlerinin kendi bağlamında değerlendirilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tabii…

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, evet, sonuç itibarıyla, burada, CHP Genel Başkan Yardımcısının üslubu ve konuşmasının içeriğiyle ilgili mektup meselesi üzerinden cevap verilmiştir. Evet, burada şahıslarla ilgili, Sayın İnönü’yle ilgili en ufak bir şey söylenmiş değil. Johnson mektubu…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Johnson mektubunda tornistan yapan” dediğin kim?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - “O gün harekât yapılmamıştır.” manasında. Biz mektubu aldık ve harekâtı yaptık.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır “Johnson mektubunda tornistan yaptı.” dediğin kim?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Ve sabahleyin ilk söz aldığımda -bakarsanız benim ilk konuşmama- grup başkan vekillerinin ilk açıklamalarında şunu demiştim: Sayın İnönü’nün “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de burada yerini alır.” sözü şu anda, Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye’de ete kemiğe bürünmüş ve yeni bir dünyanın kurulması safhasına geçilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Toparlıyorum efendim.

Ve Türkiye'nin öncülüğünde yeni bir dünya kurulacaktır. Bu dünya ikircikli, zulüm düzenine ilişkin, Avrupa’nın kendi ortaya koyduğu sömürüye, ikircikli yapıya değil de adalet, merhamet ve huzura, güvene, barışa dayalı bir dünya olacaktır. Bu dünya da Türkiye'nin liderliğinde kurulacaktır. Adil ve merhametli yeni bir dünyanın kurulmasına hepimiz tanıklık edelim diye kanaatlerimizi ifade ettik.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz, sağ olun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bu hususun tutanaklardan da görülebileceğini ifade ediyor, sözlerimin kendi bağlamında değerlendirilmesini rica ediyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, çok kısa lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bana bir dakika yeterli olacak.

BAŞKAN – Buyurun.

58.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki ifadelerini İsmet Paşa’nın manevi şahsiyetinden özür olarak kabul ettiklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, biraz önce “Johnson mektubunu alıp da tornistan edenler” lafından “‘Bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır.’ noktasında hareket ediyoruz, İsmet Paşa’yı kendimize örnek alıyoruz, önder kabul ediyoruz.” dış politikasındaki noktasına dönüşü, bu Meclis kürsüsünde yapılmış önemli bir öz eleştiri ve İsmet Paşa’nın manevi şahsiyetinden özür olarak kabul ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

59.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, her sözünün kendi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Şöyle: Bakınız… Sayın Başkanım, her sözü kendi bağlamında değerlendirmek gerekir. Söylediğim söz çok açık ve nettir, ortadadır. Sabah yaptığım konuşma da ortadadır, şimdi de söylediğim husus ortadadır. Bu konunun da kendi bağlamı çerçevesinde değerlendirilmesini de ifade etmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinin belli gruplarının sınırda abdest almış, şehitlik için yarışırken bizi de takip ettiklerini dikkate almak gerekir.

Biraz evvel Grup Başkan Vekillerinin Avrupa’daki bazı gelişmelere karşı koymuş oldukları ortak tavrı tebrik ediyorum.

Taslak hazırlanıyor mu?

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Hazırlanıyor.

BAŞKAN – Hazırlanıyor, peki.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin (a) bendinde bulunan “eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı” ifadesinin “gümrük vergilerinin iki katı”, 2’nci fıkrasındaki “gümrük vergileri tutarında” ifadesinin “gümrük vergilerinin yarısı tutarında” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Ali Mahir Başarır                                      Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın

                                          Mersin                                                       Adana                                                     Balıkesir

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                    Hüseyin Yıldız                                            Aydın Özer                                           Tahsin Tarhan

                                           Aydın                                                      Antalya                                                     Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dün ve bugün bazı Mersin Milletvekillerimiz Mersin Büyükşehir Belediyesinde işçi kıyımlarının olduğuna ilişkin iddialar ortaya attı. Mersin Milletvekili olarak buna cevap verme zorunluluğum doğdu.

Öncelikle, bir iddia ortaya atıyorsak bununla ilgili elimizde somut verilerin, en azından sayıların olması gerekiyor.

Mersin’de 31 Mart seçimlerinden hemen önce 205 işçi alındı, seçimden üç gün önce. Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu işçilerin hepsi işten çıkartıldı. İşe gelmeyen, belediyenin yolunu bilmeyen, hayatında çalışmamış 154 bankamatik işçisi vardı, bunlar işten atıldı ve toplam 374 işçi çıkmış. Şimdi, bu altı yedi aylık süreçte bunların yerine 375 işçi alınmış, bunlardan 223’ü kadın. Bakın, bu kadınların işe girerken yeterliliğine baktık, liyakatine baktık, bir de ihtiyaç sahibi olup olmadığına baktık.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – İnanalım mı?

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – İnanın, inanın, pek inancınız yok ama inanın.

Şimdi, öyle insanlar geldi ki AKP’li, MHP’li, İYİ PARTİ’li, HDP’li; gerçekten ihtiyacı olan kadınları işe aldık. “İnanalım mı?” dedi, bir örnek vereyim: Bakın, ismini, soy ismini de verebilirim, AK PARTİ’ye oy vermiş, 2 çocuk annesi, yakın bir zamanda eşini kaybetmiş bir hanımefendi geldi. Bakın, bunu kendisi söyledi, dedi ki: “AK PARTİ’liyim. İşe ihtiyacım var, sokaktayım çocuklarımla.” Aldım, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e götürdüm, ne iş yaparsın dediğimizde “Otobüs kullanırım.” dedi. Ehliyeti, bilgileri, yeterliliği vardı, sınavı geçti ve işe girdi. Belki de o 374 işçiden en çok mutlu olduğum kişi oydu. Kesinlikle Mersin’de partili-partisiz, Alevi-Sünni, Kürt-Arap, hiçbir ayrım yapılmıyor ama 2014’te de belediye değişti. Bakın, seçimden önce, Kurban Bayramı öncesi 1.150 işçi kapının önüne konuldu.

ABDULLAH DOĞRU (Adana) – Sen şimdiye bak, boş ver.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bakın, Belediye Başkanı pazar günü seçimi kaybetti, salı günü görev teslimi yapılacaktı, pazartesi eşyaları çuvalın içine konuldu, plaketler falan evine yollandı. Bizde ayrımcılık yok, Mersin Belediyesinde ayrımcılık yok. Mersin Belediyesi hiçbir işçiyi partisinden dolayı, inancından dolayı mağdur etmedi. Bunu yapan bir parti varsa on yedi yıldır AKP iktidarıdır, kesinlikle.

ABDULLAH DOĞRU (Adana) – Keşke inanabilsem.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Ya inanıp inanmamakta serbestsin, dediğim gibi inançta bir sorun var zaten. Sizinle biz aynı şeye inanmıyoruz, aynı şeyleri düşünmüyoruz, sizde var.

Şimdi, bakın, bizi insanlar arıyor, en insani sorun… Öğrenciler, birçok öğrenciye yurt çıkmadı. Bir hanımefendi aradı –numarası da yok- “Bir haftalık bir yurt istiyorum.” dedi. Yurt müdürünü aradım, “Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ben.” dedim. “Hangi parti?” dedi. “Allah kahretsin seni.” dedim. Çünkü o vatandaşa ben hangi partiye oy verdiğini sormamıştım. İşte sizin bürokratlarınızda bu var. Mersin’de, Adana’da, Antalya’da, İstanbul’da böyle bir şey yok.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – İzmir, İzmir! İzmir’de var.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bakın, belediyeyi aldığımızda maalesef bankamatik işçileri, milyarlarca lira borç, kimin eli kimin cebinde belli değil. Şu anda Mersin kâr yapan bir belediye, şu anda Mersin’de en azından kadın işçiler çoğunlukta ve bunu yaparken de ayrım yapmıyoruz. Lütfen, ben, iddiayı yapan milletvekili Tarsuslu, Baki Şimşek benim değerli bir arkadaşımdır, ona yanlış bilgi verdiklerini düşünüyorum. Biz Mersin söz konusuysa Hacı Özkan olsun, Cumhur Bey olsun, Baki Bey olsun, hepimiz bir konuda oturur anlaşırız. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Alpay’ı ayırma.

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Beni unutma.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Alpay Bey de olsun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Cengiz’i de unutma.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Eğer ki gerçekten bir hata varsa, bir işçi mağdur edilmişse, birisi hakkında yanlış bilgi varsa Baki Bey gelir, beraber Vahap Seçer’e gideriz bu sorunu çok rahat çözeriz. Sorun Mersin’se, sorun Türkiye’yse, sorun işçilerse, sorun emekçilerse, sorun evine ekmek götüren insanlarsa hiç problem yok, biz bunu çözeriz ama Mersin Büyükşehir Belediyesinde kasten, bilinçli bir işçi kıyımı yok, olmadı, olmayacak.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Sana yanlış bilgi vermişler.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Ya, bu konuda laf atıyorsun ya, ne diyeyim ben sana.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Yanlış bilgi vermişler.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Allah seni bildiği gibi yapsın, yemin ediyorum ya. Ya, ne dedim ya? Ya, oraya geçiyorsun, insanları taciz ediyorsun sadece sen.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ya, sıkan mı var, niye bağırıyorsun?

BAŞKAN – Ya, siz niye tahrik ediyorsunuz Meclisi arkadaş ya?

EDNAN ARSLAN (İzmir) – Sen niye bağırıyorsun, seni sıkan mı var?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – E, onun bağırmasına bağırıyorum.

BAŞKAN – Size tecrübeyle ilgili bir şey söyleyeyim: Çok bağıranlar seçimlerde pek Meclise gelmiyorlar, haberiniz olsun. (Gülüşmeler) Tecrübeyle söylüyorum bak, samimi söylüyorum. İşte, Özgür Bey de burada. Eski arkadaşların hepsi bilirler, her seçimde Parlamentonun yüzde 65’i gidiyor ama ilk gidenler de bağıranlar, ben size söyleyeyim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, AK PARTİ’de bakan oluyor çok bağıran.

BAŞKAN – Bak, o Niğde Milletvekili alkışlıyor beni.

Buyurun Levent Bey.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

60.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, şimdi, Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekilinin konuşmasını dinledik. Bu dün de gündeme geldi, arkasından karşılıklı olarak söz alarak meseleyi belli bir düzleme koyduğumuzu düşünüyorum zaten. Ama tabii ki Mersin’deki işten çıkarmalarla alakalı kendi ellerindeki bilgileri Meclisimizle paylaşmalarından dolayı da teşekkür ediyorum ama burada verilen sayılar, rakamlar açısından, işte, bir kısmının bankamatik işçisi olduğu ifade edildi, bir kısmının da başka sebeple işten çıkarıldığı söylendi, 350 civarında bir işçi çıkarıldığı ifade edildi. 150-160 civarında bir sayıyı bu şekilde izah ettik, onun dışında kalanların da sözleşmesi feshedilirken mutlaka belli birtakım gerekçeler gösterilmiştir. O gerekçelerin gerçekten hukuken var olup olmadığı yaşanacak yargılama süreçlerinde ve özellikle zorunlu ara buluculuk geldikten sonra da önce ara buluculuk sürecinde ve arkasından yargı sürecinde de ortaya çıkacaktır. Bizlerin de görevi Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Mersin’de bu süreçleri milletvekillerimiz vasıtasıyla, oradaki teşkilatlarımız vasıtasıyla takip etmek olacaktır. Bu konuyla alakalı gelişmeleri de Meclisimizle de süreç içerisinde paylaşacağız diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Gayet makul, güzel.

Teşekkür ederim.

Bir şey daha söyleyeyim değerli arkadaşlar, önergeyi merak edenler konuşmacıları takip ederken onların da değerlendirmelerini merak etmeniz lazım. Önergeyle ilgili hiçbir şey konuşulmuyor yani bugün.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin ilk fıkrasında yer alan “eklenmiş” ibaresi “ilave edilmiş” ibaresiyle değiştirilerek madde metninin yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                 Feridun Bahşi                                           Yasin Öztürk

                                          Adana                                                      Antalya                                                     Denizli

                                       Ayhan Erel                                                                                                  Aydın Adnan Sezgin

                                         Aksaray                                                                                                                       Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYDIN ADNAN SEZGİN (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanunu’yla ilgili yeni düzenleme dış ticaretimizin geliştirilmesine ne katkı sağlayacak onu tam göremiyoruz. Ancak dış ticaretimizin durumu hiç de iç açıcı değil, bunu berrak şekilde görüyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Sayın Ticaret Bakanı TÜİK tarafından hazırlanan verileri kamuoyuyla paylaştı ve bu rakamlar âdeta müjdeymiş gibi sunuldu. Birkaç gün önce yayınlanan 2019 yılı dış ticaret beklenti anketine göre son çeyrekte ihracat beklentisi bir önceki çeyreğe göre yüzde 14 düşmüş durumda. Yani dış ticarette söz sahibi olan firmaların yakın geçmişe ve mevcut duruma ilişkin değerlendirmeleri olumsuz olduğu için gelecek döneme yönelik beklentileri de düşmüş durumda. Nitekim geçen hafta TÜİK tarafından açıklanan rakamlara göre ağustos ayında dış ticaret açığı yüzde 1,2 artarak 2,5 milyar dolar şeklinde gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat rakamları ise 2019 Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,5 azaldı; buna karşılık, ithalat yüzde 0,4 arttı. İhracatın niteliğine baktığımızda ortaya çıkan manzara daha da vahim, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı sadece yüzde 3 yani bugün karşımızda 19’uncu yüzyılda sanayileşmeyi ıskalayan Osmanlı dönemine benzer bir ekonomi anlayışı var.

Ekonomi bütün unsurlarıyla giderek uçuruma doğru yuvarlanırken iktidar vatandaşı muhtelif yöntemlerle oyalamaya devam ediyor. Bu sırada da gizli bir IMF programı uygulandığı izlenimi giderek güçleniyor. Geçtiğimiz haftalarda verdiğim bir soru önergesinde iktidarın özellikle pamuk politikasından yola çıkarak 1999 yılındaki IMF stand-by anlaşması ve 2002 yılında Dünya Bankasıyla imzalanan bir anlaşmaya paralel bir tarım politikası uyguladığını belirtmiştim. Önergemden birkaç gün sonra açıklanan Yeni Ekonomi Programı, sadece tarımda değil, ekonominin genelinde gizli bir IMF programı uygulandığı kanaatini kuvvetlendirdi. İki hafta önce açıklanan IMF Türkiye raporunda belirtilen önerilerin programda hemen hayata geçirildiğini gördük. Açıklanan programa göre, ücret artışları beklenen enflasyona göre yapılacak, asgari ücret ve memur maaşı artışlarında enflasyon beklentisi düşük olacak.

Sayın milletvekilleri, İYİ PARTİ’nin ordumuzun Barış Pınarı Harekâtı’na dair tutumu malum. Ordumuz, iktidarın 2011 Ağustos ayından beri izlediği berbat ve mağlup Suriye politikasının hasarını kısmen onarmak için üzerine düşeni yaptı. Ancak bugün bazı sözcülerin ifade ettiği gibi, ABD ve Rusya’yla varılan mutabakatlara zafer demek düpedüz büyük bir hatadır. O metinlerde olumlu bazı unsurlar olabilir ama aslında bu görüşmeler ve mutabakatlar yanlış Suriye politikasının mağlubiyetini, millî güvenliğimiz üzerinde yarattığı cumhuriyet tarihinin en büyük tehditlerini, zararlarını hafifletme çabalarıdır. Bunu sınırımızın başına uzaklardan gelmiş devletlerle ve onlara tabi olarak yapıyoruz maalesef. Olay budur, süreç de bitmemiştir. Süreç devam ederken zafer naraları ayrıca zararlıdır. 2011 koşullarını arıyoruz, bu hedef ne yazık ki şimdilik çok uzaklardadır.

Genel Kurula saygılarımı sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 15- 4458 sayılı Kanunun 241 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (ı) bendi yürürlükten kaldırılmış ve altıncı fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘d) 11 inci madde hükmüne göre yazılı olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile 13 üncü madde hükmü uyarınca beş yıl süreyle saklanması gereken belgelerin gümrük kontrolü sırasında ibraz edilmemesi.’”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                                                                                               Aylin Cesur

                                          Denizli                                                                                                                       Isparta

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Isparta Milletvekili Aylin Cesur.

Buyurun Sayın Cesur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gümrük Kanunu’nu görüşüyoruz. 20’nci yüzyılın ikinci yarısından bu yana, gelişmiş ülkeler gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarıyla tarım sektörlerini korumuşlar ve gene yüksek oranlarda iç destek sağlamışlardır. Bu destekler, üretim miktarı, fiyatı ve girdi kullanımına bağlı belirlendiği için genellikle aşırı üretime neden olmuş ve gelişmiş ülkelerin dünya pazarındaki yüksek payları nedeniyle dünya fiyatları düşmüş ve sektörlerini koruyamayan ihracatçıların dünya ticaretlerindeki payları da azalmıştır. Çiftçimizin bitkisel üretimde en önemli sorunu, gübre ve mazot gibi temel girdi maliyetlerinin yüksek olması maalesef.

Yüzde 57’si tarım ve hayvancılıkla uğraşan Isparta’mızın en önemli tarım gelirlerinden biri ve aslında bizim sembolümüz güldür. Dünyada yılda yaklaşık 15 bin ton gül çiçeği üretimi yapılıyor. Türkiye gül çiçeği üretimi yapan en önemli ülkelerin başında. Ülkemizdeki üretimin de yüzde 80’e yakını Isparta’da yapılmakta. Bunun büyük kısmı ihraç ediliyor. Pazarı hazır bir ürün aslında gül çiçeği ve hâl böyle iken, bu sene gül üreticisi 10 lira bandında bir fiyat beklerken, fiyat belirleyici konumunda olan GÜLBİRLİK gül çiçeği alım fiyatını 7,80 lira olarak açıkladı. GÜLBİRLİK bu sektörde faaliyet gösteren önemli bir üretici kuruluş. Aslında biz GÜLBİRLİK’imizle gurur duyarız Ispartalılar olarak. Birlik uygulamaları gül çiçeği piyasasının oluşumunda önem arz eder. Girdiler misli artarken, dolar yerinde durmazken, gül çiçeğinin kilosuna biçilen 7,80’lik fiyat 2016 fiyatıyla yaklaşık aynı ve birim fiyat olarak 2016 fiyatının da neredeyse yarısına eşit. 2016’da verilen 7,65 lira 2,28 dolar, 2017’de verilen 8,70 lira 2,41 dolar, 2018’de verilen 9,20 lira 1,53 dolarken bu sene verilen 7,80 lira 1,32 dolara denk gelmektedir ve bu rakam 2004’teki birim fiyattan daha da düşük.

Isparta Ziraat Odası Başkanı Mustahattin Can Selçuk bağırıyor, seslenmiyor, bağırıyor, diyor ki: “10 lira bandında bir fiyata bile biz razıydık üreticimiz için, GÜLBİRLİK 7,80 bandında bir fiyat açıkladı. Bu, geçen yıldan 1,40 lira daha düşük, gelin hep beraber bunu çözelim.” Isparta bölgesinde 50 bin kişi geçimini gülden sağlıyor. Bununla beraber gül üreticisine doğrudan destek, girdi desteği, prim ödemesi, ihracat desteği uygulaması yapılmıyor. Oysa, gül üretimi konusunda en büyük rakibimiz olan Bulgaristan’da gül üreticisi ciddi şekilde desteklenmekte. Bulgaristan’daki üreticilere sağlanan destek karşısında Türkiye için çok özel bir yeri olan gül çiçeği üretiminin desteklenmesi ve dünya pazarında rekabet gücünün artırılması gerekiyor. Bizde bırakın desteklemeyi üretici, gerek kilo başına hakkı olan fiyatı verilmeyerek gerekse artan enflasyonun girdilere çok yüksek oranda yansıması nedeniyle âdeta ezdiriliyor. Türkiye’de sadece Isparta’da ve çevresinde yetiştirilen gül çiçeği bir kültür ürünü olarak ele alınmalı ve bu kapsamda devlet desteği ve korumasına tabi olmalı. Yağ gülü endüstri bitkilerine dâhil edilmiş ancak bu, üreticiye yeterli bir yardım sağlamamış; 2019 yılında da tarım havzaları destekleme modeline alınmamış, böylece üreticiler prim, teşvik ödemesinden de mahrum bırakılmış.

Değerli arkadaşlarım, ülkede uygulanan tarım politikaları sonucunda tarımda belirgin bir küçülme var ve bu küçülmeden Isparta gülü de olumsuz etkilenmekte. Girdi maliyetleri artarken gelir azaldı, gelir ile gider arasındaki makas belirgin daraldı. Ne mi yapmalı? Özellikle çiftçiye girdi desteği sağlanmalı; ucuz akaryakıt, ucuz gübre, ucuz ilaç verilmeli; devlet desteği sadece üreticiyle sınırlı kalmamalı, birlikler ve sektördeki firmalar da desteklenmeli; pazar payını artırmaları ve ihracatı artırmaları konusunda teşvikler verilmeli; mevcut fabrikaların revizyonu ile yeni fabrikaların kurulması için hibe desteği verilmeli. Sonuç olarak gül üreticisine doğrudan destek, girdi desteği, prim ödemesi ve ihracat desteği sağlanmalı. Bu konuda harekete geçerek acil adımlar atılmalı. 15 olması gereken ama 10 liraya, karın tokluğuna gönlü zengin bizim çiftçimizin razı olduğu bu duruma 7,80’lik fiyat açıklanınca hâliyle buna ilişkin görüşlerimi açıkladım Isparta basınında ve “Gülü toprağa gömdünüz.” dedim. Buna iktidar partisi ve ortağı içerlemişler ve söz birliği edip beyanlar verdiler ardı ardına. Dediler ki, sloganları da şu: “Gülü siyasete alet etmeyin.” “Bu ihanetinizi size ödetiriz.” diye tehdit de ettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLİN CESUR (Devamla) – Sayın Başkan, ek süre rica edebilir miyim.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

AYLİN CESUR (Devamla) – Beyler, ne zamandan beri, çiftçinin sorunlarını söylemek, köylüyü ezdirmeyin demek siyasete alet ettirmek oluyor, ben şimdi bunu size soruyorum buradan. Ayrıca, bizim siyaseti yapma amacımız zaten, bizi seçip buraya getiren vatandaşlarımızın derdine derman olmak, siyaset bu zaten. Hem Isparta’mızı hem Türkiye’mizi hem de çiftçilerimizi biz burada temsil ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz sizin tehditlerinize rağmen.

Sormuşlar madem önerilerimizi, söyledik az önce, tekrar okuyup dinlesinler buradan. Araştırma önergesi sunacağım, kanun teklifi sunacağım, niye mi? Çünkü GÜLBİRLİK yetkilileri, fiyat neden düşmüş, bunu açıklarlarken o sıkıntılı ve utanır hâlden kurtulsunlar diye. Niye mi? Köylümüzü ezilmekten, gülümüzü de toprağa gömülmekten kurtaralım diye.

Kendilerinden ve hepinizden destek bekliyor, saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinde geçen “beş yıl” ifadesinin “beş sene” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Faruk Sarıaslan                                       Müzeyyen Şevkin                                      Tahsin Tarhan

                                        Nevşehir                                                     Adana                                                      Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                    Ahmet Akın                                           Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     Balıkesir                                                      İzmir

                                   Turan Aydoğan                                            Aydın Özer                                          Hüseyin Yıldız

                                         İstanbul                                                     Antalya                                                      Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan.

Buyurun Sayın Sarıaslan. (CHP sıralarından alkışlar)

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilim ve eğitim üzerine beş dakikalık kısa bir konuşma yapacağım.

Bilim, otoritelerin gerçeğine değil, gerçeğin otoritesine hizmet etmektir. Bilimin reddettiği otorite sadece şahıslarınkini değil, ideolojilerin otoritesini de kabul etmez. Sosyalist bilim, kapitalist bilim, İslam ve Hristiyan bilimi olmaz. Bilim ön yargılardan uzak olmaktır. Hele ülke yönetimi bilimin, aklın dışına çıkmışsa o ülke felakete gidiyor demektir. Tarihte de, günümüzde de bunun örnekleri var. Nazi Almanyasının “İngilizler de Aryan’dır, bizimle savaşmaz.” deyip ülkeyi felakete sürükledikleri gibi ya da yeni yaşadığımız, bizim de “Bütün Müslümanların desteğini alırız.” deyip Birleşmiş Milletlerde boyumuzun ölçüsünü aldığımız gibi.

Sayın milletvekilleri, bilime ulaşmanın yolu elbet eğitimden geçer. Türkiye OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en az para harcayan 2’nci ülkedir. Türkiye gibi nüfus artışı ve genç nüfus oranı OECD ortalamasının çok üstünde olan bir ülke eğer doğan çocuklarına dünyayla rekabet edebilecek becerileri kazandırmak istiyorsa OECD ortalamasının çok üstünde bir kaynağı eğitime ayırmak zorundadır. Yani yüzde 5 harcama, öğrenci oranı bizden düşük ülkeler için yetiyor olabilir ama bizim için yetmez. Finlandiya’nın eğitim başarısının kökeninde 1990’larda diğer bütçe kalemlerini kısıp eğitim bütçesini 2 katına çıkarmış olması gerçeği yatmaktadır. Unutulmamalıdır ki hiçbir mucize kendi başına ortaya çıkmaz.

Eğitim araştırmalarının ortaya çıkardığı tartışmasız gerçek şudur ki: Eğitimde başarıyı belirleyen temel girdi öğretmen kalitesidir; önemli olan, mesleğine tutkuyla bağlanmış öğretmenlerden oluşan bir kadro kurmak. Türkiye, öğretmen kadrosu en genç 2’nci ülkedir. Bu kendi başına bir avantaj değil ama ciddi bir potansiyeldir. Bilginin ve bilgiye ulaşma yönteminin bu kadar hızla değiştiği bir dünyada yeni yetişmiş genç öğretmen kadrosu doğru yönlendirmeyle çok ciddi bir reformun dinamosu olabilir.

Bugün, açılan okullara gelen 19 milyon çocuğumuza dünyayla rekabet edecek becerileri kazandırmaktan çok uzak bir eğitim sistemimiz var. Eğitimde acil olarak yapılması gereken, siyasetin günlük akışına göre değil, veriye dayalı bir reform programı üzerinde toplumsal bir uzlaşma aramaktır. “Çocuklarımızı dünyayla rekabete nasıl daha iyi bir şekilde hazırlarız?” sorusuna hep beraber cevap vermemiz gerekir. Türkiye’nin önünde iki seçenek var; ya “akıl ve bilim” diyeceğiz ya da olduğumuz yerde debeleneceğiz. Tarih bize iklim ya da coğrafya ile ekonomik başarı arasında basit ya da kalıcı bir başarı olmadığını göstermiştir. Dünyada bütün araştırmalar göstermiştir ki eğitimde başarının sırrı okul öncesi eğitimden geçmektedir. Bugün Türkiye’de okul öncesi eğitim sayısı azdır. Her mahallede belediye ve milletin iş birliğiyle beraber bu konu çözülebilir. Bunun dünyada da örnekleri vardır.

Bugünkü iktidarın önceliği üniversite sayısını artırmak olmuştur. Ne yazık ki sayı arttıkça eğitimde nitelik düşmüştür. Bu nedenledir ki üniversiteli işsiz sayısı artmıştır. Yurt dışına master, doktora yapmak için giden gençlerimizin yüzde 77’si ülkesine dönmek istememektedir. Bu ülkenin geleceği yetişmiş insan gücünün artmasıyla orantılıdır.

Değerli milletvekilleri, Mecliste konuşma yapacağımı duyan hemşehrim sağ olsun bize bir belge göndermiş. Ben aslında Nevşehir konusunu bundan üç beş saat önceki yaptığım konuşmada dile getirmiştim, Nevşehir konusuna girmek istemiyordum ama ancak önemli bulduğum için… Hani şair de diyor ya: “Şikâyetim var cümle yasaktan/Dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz.” Şimdi, şu an elimde bir belge var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Başkanım, bir dakika daha…

BAŞKAN – Buyurun.

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Şu an, FETÖ/PDY terör örgütü şüphesiyle pasaportuna el konulmuş bir şahıs, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde dekanlık yapıyor. Şimdi bizi hep FET֒yle mücadele etmemekle, sizi desteklememekle suçluyorsunuz ya, ismini vereyim size Mehmet Öcal, siz bu şahsın “FET֒cüdür” diye pasaportuna el koymuşsunuz. Şimdi ben diyorum ki eğer bu FET֒cüyse bunu orada dekan yapmayın, eğer bu FET֒cü değilse pasaportundaki tahdidi kaldırın. O zaman da başkalarını suçlamak yerine önce kendinizi suçlayın.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinde geçen “vergileri ve cezalarına” ifadesinin “vergileri ile cezalarına” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Ömer Fethi Gürer                                          Ahmet Akın                                           Tahsin Tarhan

                                           Niğde                                                      Balıkesir                                                    Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                      Aydın Özer                                          Müzeyyen Şevkin                                     Hüseyin Yıldız

                                         Antalya                                                      Adana                                                       Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanunu’nda kısmi düzenlemeler yapılıyor. Esasında Gümrük Kanunu’nun bütünü üzerinde dünya ülkeleri standartlarında değişikliklerin gerçekleşeceği bir temel yasanın çıkması ülke için ihtiyaç. Bu tür yapılanlar ihtiyacı tam anlamıyla karşılamıyor. Şimdi gümrükle ilgili düzenleme yapılınca herkesin aklına farklı şeyler geliyordur, benim aklıma da doğal olarak tarım ürünleri geliyor çünkü ülkemizde ithal edilmeyen ürün kalmadı. Ama bundan daha vahim olan bir şey var, ithal edilen ürünlerle ilgili yapılan düzenlemeler genelde ya üretici ürün ekerken yapılıyor ya da hasat dönemi yapılıyor. Örneğin buğdayı hasat edecek çiftçi, bir bakıyorsunuz gümrük sıfırlanıyor. Öyle olunca, üretici, çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Bugün TÜİK verileri açıklandı, yine buğdayda yüzde 9’lara varan üretim azalması bekleniyor. Bunun için gümrük girişinde gümrüğü sıfırlanan ürünlerle Türkiye’de çiftçiyi vuran anlayıştan vazgeçmemiz lazım. Kendimize yeten bir ülkeyken bugün ithalatçı bir ülke olduk. Tabii, ben, milletvekili olunca bu gümrüğü sıfırlanan ürünleri de takibe başladım ve bu Mecliste milletvekili olarak “bardo” diye bir hayvanın varlığını da yurt dışından ithalatı sıfırlanınca öğrendim. Ya, bu hayvan nedir diye baktım, katırın kuzeniymiş. Onun bile sakatatının bu ülkeye girmesinin gümrüğü sıfırlandı. Ama daha vahim bir durum var: Türkiye’ye ithalat yapanların, gümrükten ürün sokanların kim olduğunu bakanlara soruyoruz, “ticari sır” diyorlar. Türkiye’ye et getirenin, buğday getirenin ticari sırrı nedir? Şimdi bunları öğrenmek istiyoruz. Acaba kimler buradan vurgun vuruyor? Çünkü ülkemizde üretilen ürünler varken, kendi çiftçimize destek verip bu bağlamda sorunları aşmamız olasıyken, tam üretici ürünü ekerken gümrüğü sıfırlayıp diğer ülkelerin ürününü Türkiye’ye sokmak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun için de birilerinin bu işin içinde olması gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Bakana sordum: “2018 yılında ne kadar nohut ithal ettiniz?” Çünkü bizim orada nohut geçen yıl depoda kalmıştı. Bakandan yanıt: “2018 yılında nohut ithal edilmedi.” Sonra TÜİK verilerini açtım baktım, 160 bin ton nohut ithal edilmiş. E, şimdi biz kime güveneceğiz? Bakan diyor ki: “Nohut ithal edilmedi 2018 yılında.” TÜİK diyor: “2018 yılında nohut ithal edildi.” Yani, bakanlıkların verileri TÜİK’le örtüşmüyor. Onun için son dönemlerde bakanlara soru önergesi veriyoruz, bize yanıt şu: “TÜİK’te var.” Biz Bakanlıktan soruyoruz. Soracak olsak TÜİK’in değerlerini biz de biliyoruz. Çünkü artık rakamlar dahi örtüşmüyor.

Bunun yanında hastalıklı hayvanlar gümrükten geçip Türkiye’ye giriyor. Tabii, bunun yanında ülkemize Akdeniz sineği gibi ya da domates güvesi gibi ithal yoluyla hayvan hastalıkları da giriyor, ürün hastalıkları da giriyor ama bunlar yurt dışına ithal edilirken başka ülkelerin gümrüğünden geçmiyor. Nasıl oluyor da bizim ülkemize domates güvesi, Akdeniz sineği olan ürünler laboratuvar incelemelerine rağmen gümrükten geçip girip de bizim yerli üreticimizi vuran hastalıkların varlığına neden oluyor? Bu da benim gümrükle ilgili kafamı karıştıran bir olay. Et; biz bu konuda sorduk, dedik ki yurt dışından gelen etlerde hastalık var. “Yok, böyle bir şey.” dediler. Sonra bir baktık, aradan altı ay geçti, o etlerin hastalıklı olduğu kabul edilip Bakanlık imhasına karar verdiğini açıkladı. Yani gümrüklerin giriş ve çıkışında bizden giden ürün detaylı incelenip o ürünle ilgili başka ülke alım yapmayarak iade ederken biz başkasının hastalıklı tohumunu bu ülkeye sokuyoruz. Patates ürünü; patateste “siğil” denilen hastalık yani patates kanseri nedeniyle 27 ilde üretim alanları daraldı. Patatesin tohumuyla gelen hastalığı bizim gümrüklerimizden gelen tohumlardan ülke topraklarına taşıdık. Neden bunlar yeterince incelenmedi? Şu anda patateste büyük sorun yaşıyoruz. Yurt dışına satışı için teşvik gerekiyor, şu ana kadar da verilmedi. Üreticinin elindeyken bu teşviki versek de yurt dışı satışının yolunu açsak olmaz mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Şu anda patates 50 kuruş, maliyeti 90 kuruş.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Patates üreticileri para kazanıyor, değil mi?

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Bunu önümüzdeki hafta detaylı olarak hem de verileriyle anlatacağım. Çiftçimiz o konuda mağdur ama bugün gümrükle ilgili söyleyeceklerim olduğu için patates konusunu haftaya bıraktım. Ama yine söylüyorum, gümrükle ilgili düzenleme yapılacaksa bu ülkeye giren ürünlerin doğru dürüst kontrolleri yapılsın. Neden ve niye onlar ithal ediliyor, yurttaş bilsin, sıfırlanan gümrüklerle kimler ticari sır kapsamında vurgunu vuruyor; bunları da herkes görsün istiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin ilk fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilerek madde metninin yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                               Arslan Kabukcuoğlu                                                                                                       Yasin Öztürk

                                        Eskişehir                                                                                                                      Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu.

Buyurun Sayın Kabukcuoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu değişiklik teklifiyle Gümrük Kanunu’nun 317 kelimelik 244’üncü maddesinde bir kelimeye çok atıfta bulunulmaktadır: Gizlilik. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “gizli” “Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen; başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan” anlamına gelmektedir. Bu kanun değişikliğiyle saklanmak istenen nedir?

Madde metninde 2011’de olduğu gibi düzenlenen işlem, gümrük vergilerinde uzlaşma yoluyla indirimdir. Bu değişiklikle yapılan pazarlık sonucu kimlere ne kadar menfaat sağlandığı gizlenmek istenmektedir. Bu gizliliğin çerçevesi ise muğlak bırakılmıştır. Bu madde gümrük vergilerinde ve cezalarında uzlaşma kurumunun yasal dayanağıdır. Bu yüzden muhteviyatında gizlilik yerine olması gereken daha önemli ilkeler vardır. Bu ilkeler vergilemede adalet ilkesi, hukuk güvenliği ilkesi ve eşitlik ilkesidir. Uzlaşma kurumuyla gümrük idaresinin gümrük vergilerinin ve cezalarının bir bölümünden vazgeçmekte olduğu görülmektedir. Bu durum, gümrükte vergilendirme yetkisinin yasama organı yerine yürütme organı tarafından kullanıldığı izlenimi yaratmaktadır. İşte, az önce bahsettiğim o üç ilke bu izlenimi, bu yetki gasbını ortadan kaldırmak adına önemlidir.

Gümrük vergilerinde ve cezalarında uzlaşma kurumunun hangi kriterlere göre uzlaşacağı ve uzlaşılacak vergi ve para cezasının miktarının alt ve üst sınırının bu maddede yer almaması esneklik ve keyfilik doğurmaktadır. İdare, uzlaşma görüşmelerini yaparken yasa koyucunun sınırlarına bağlı kalmalıdır ki kurallarda istikrar ilkesi bozulmasın.

Uzlaşma kurumu iyi niyet sahibi olmayan kişiler tarafından suistimal edilebilir; eşya yurda ithal edildiğinde yüzde 30 gümrük vergisine tabi tutulması gerekirken sehven oranın yüzde 20 olarak uygulanmasının ardından aradaki fark uzlaşma konusu yapıldığında asıl ödenmesi gereken vergi doğal olarak eksik tahsil edilecektir. Bu durumun süreklilik arz etmesi sakıncalıdır. Bu sakıncayı ortadan kaldırmak için daha önce gümrük idaresiyle benzer konularda ihtilaf yaşamış mükelleflerin sicil kaydı tutulmasına yönelik düzenlemenin yasalarda yer alması gerektiğini düşünmekteyiz.

Uzlaşma kurumuna 2011 yılından 2015 yılına kadar toplam 13 bin başvuru olmuştur. Bu başvurulardan 11.800’ü görüşülmüş, 11.100’ünde uzlaşma sağlanırken, 700 başvuruda uzlaşılamamıştır. Kurumun yargı yükünü hafiflettiği doğrudur ancak burada uzlaşmayı yapan idarenin nasıl davranacağının ve hangi miktarlarda uzlaşı sağlayacağının çerçevesi çizilmediği için Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine aykırı durumlar da yaşanmış olabilir ve ileride yaşanabilir. Bu çerçevenin yasa koyucu tarafından çizilmemiş olması aynı hukuki konumda bulunan iki muhatap açısından uzlaşmaların farklı sonuçlar doğurmasına sebebiyet verebilir. Diğeri hakkında eşitsizlik oluşturacak, birisi için uzlaşma miktarı çok yüksek, diğeri için ise az olabilir.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan bu maddenin geri çekilerek milletimizin endişelerini ortadan kaldıracak şekilde, eşitlik ilkesine uygun ve tüm tarafların katılımıyla çerçevesi belirginleşmiş, yeniden gözden geçirilmiş bir madde hazırlanmasının uygun olacağını düşünmekteyiz.

Yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 17’nci maddesinde değiştirilmesi planlanan 4458 sayılı Kanun’un geçici 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının 9 numaralı bendinde yer alan "bu kanuna ve gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerine” ibaresinden sonra gelmek üzere "kasıtlı olarak menfaat sağlama amaçlı” ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                                                                                              Hüseyin Örs

                                          Denizli                                                                                                                      Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 17’nci maddesi üzerinde konuşmak üzere İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan evvel bir hususu da arz etmek istiyorum. Bugün biraz evvelki oturumda söz alan Sayın Kahramanmaraş Milletvekilimiz çok değerli Sefer Bey Kahramanmaraş’taki Trabzon Caddesi’ndeki trafik problemini dile getirmişti. Sefer Hocam, Trabzon’da da bir Kahramanmaraş Caddesi var, maalesef bizde de aynı trafik sıkıntısı var. Ben bu vesileyle Kahramanmaraş’taki sevgili vatandaşlarımıza, kıymetli vatandaşlarımıza saygılarımı iletiyorum. İnşallah, Trabzon’daki Kahramanmaraş Caddesi’nin trafik problemi de çözülür, Kahramanmaraş’taki Trabzon Caddesi’nin de problemi çözülür diyorum, hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer milletvekilleri, teklifin 17’nci maddesinde Gümrük Kanunu ve gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerine aykırı hareketleri görülen gümrük müşavirleri ile gümrük müşavir yardımcılarının izin belgeleri Ticaret Bakanlığı müfettişleri ve gümrük ve dış ticaret bölge müdürleri tarafından gerek görülmesi hâlinde tedbir mahiyetinde en fazla altı ay süreyle geçici olarak alınarak gümrüklerde iş takip etmelerine izin verilmeyeceği ifade edilmiştir. Ancak buradaki “mevzuat hükümleri” ifadesi çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu sebeple izin belgelerinin hangi hâllerde geçici olarak alınabileceğinin çerçevesi net bir şekilde çizilmelidir diyorum. Çünkü bu durum şahsi anlaşmazlıklardan mağduriyetler yaratabilir. İnsanların mesleki kariyerleri denetim yapan kişilerin insafına bırakılmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, mevzuattaki değişikliklerle ilgili ihracatçılarımızla yapmış olduğum görüşmeler sırasında tarafıma iletilen bazı sıkıntıları da bu vesileyle arz etmek istiyorum. İhracatçılarımız gümrüklerde kendilerinden tahsil edilen ve mesai saatleri dışında yapılan çalışmalar için fazla çalışmada bulunan kurum personellerine ödenen miktarın ihracatçı için büyük bir maliyet artışına sebebiyet verdiğini söylemişlerdir.

Yine, ihracatçılarımız, ülkemizdeki tüm kamu kurumlarında mesai saatleri dışında yapılan çalışmalarda çalışan memur veya görevlilere ödenen fazla mesai ücretleri ilgili kurumun kendi bütçesinden ödenirken -yani karşılanırken- genel bütçeden ayrılan ödeneklerle ödenirken, gümrük idarelerinde yapılan bu kabil çalışmalarda fazla çalışma ücretinin mükelleften, iş insanlarından tahsil edilmesinin büyük bir çelişki olduğunu ifade etmişlerdir. İhracatçılarımız bu çifte standardın kaldırılması, fazla çalışma ücretinin kurumun bütçe kaynaklarından personele ödenmesi veya gümrüklerde gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi yirmi dört saat esasına göre vardiyalı çalışma sisteminin getirilmesini talep etmektedirler.

İhracatçılarımızın bir başka talebi de kâğıtsız ihracat işlemleriyle ilgilidir. Gümrüklerde kâğıtsız ortamda işlemler yürüsün diye kâğıtsız ihracat işlemleri başlatılmış, artık mükellefler kâğıt ortamında gümrüğe beyanname ibraz etmeksizin beyanlarını dijital ortamda bilgi işlem üzerinden yapabilir uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulama güzel bir uygulamadır, yerinde bir uygulamadır ancak burada şunu da izah edeyim: Daha önce kâğıt ortamında verilen ve gümrüğün basımını yaptığı beyannameler için 3 TL ücret alınırken, kâğıtsız ortama geçilen ve herhangi bir kâğıt ortamında evrak düzenlenmeyen işlemler için bu ücretin 5 TL’ye çıkarılmasının çok mantıklı bir izahı yoktur diyorum.

Değerli milletvekilleri, son olarak da bölgemdeki uluslararası nakliyecilerin bir sorununu burada dile getirmek isterim. Nakliyecilerimiz, Rusya’ya ve Rusya üzerinden diğer ülkelere gerçekleştirilen taşımalarda geçiş belgesi kotalarının yetersizliğinden çok şikayetçidirler. Bu belgelerin yetersizliğinden dolayı taşımalar aksamakta ve dolayısıyla ihracatımız da sekteye uğramaktadır. Bu sorunun giderilmesi hususunda yetkilileri göreve çağırıyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanunu Teklifi’nin 17’nci maddesinde geçen “gerek görülmesi halinde” ifadesinin “soruşturmanın resmi olarak başladığı tarihte” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                            Saliha Sera Kadıgil Sütlü                                Müzeyyen Şevkin                                      Tahsin Tarhan

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                    Aydın Özer                                              Ahmet Akın

                                          Manisa                                                     Antalya                                                    Balıkesir

                                    Tacettin Bayır                                          Turan Aydoğan                                       Hüseyin Yıldız

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                      Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 104 sıra sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyor, bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddedeki değişiklik, bakanlık müfettişleri ve müdürlerine gümrük mevzuatını ihlal eden ya da hakkında Terörle Mücadele Kanunu’nun şu meşhur 7’nci maddesinin ikinci fıkrası nedeniyle kovuşturma açılan kişilerin izinlerini askıya alma yetkisi vermektedir. Birincisi: “Gümrük mevzuatı” denen şey, kanunları, tüzükleri, yönetmelikleri ve hatta genelgeleri kapsayan, ucu bucağı olmayan bir tabirdir. En küçük bir maddi hata nedeniyle dahi müşavirlerin izin belgelerinin askıya alınabilmesi yönündeki düzenlemede ısrarcı olunması kabul edilemez. Madde revize edilecekse, sürede olduğu gibi, koşullarda da daha net bir çerçeve çizilmeli, insanların ekmeğiyle oynamak bu denli kolay olmamalıdır.

İkincisi ve daha mühimi ise TMK madde 7/2’ye ilişkin hukuksuz ve asli niyeti âdeta paçalarından akan önermedir. Terörle Mücadele Kanunu’nun bu maddesi, vesayet altındaki bazı yargıçların pek sevdiği, son zamanlarda âdeta sık kullanılanlarına eklediği bir kanun maddesi olup tüm muhaliflerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır. Zira geldiğimiz noktada suçlu, hain, terörist ilan edilebilmek için bir terör örgütüne üye olmak ya da şiddet çağrısı yapmak dahi gerekmemektedir. Günümüz Türkiyesinde bu madde çerçevesindeki yaptırımlar sözde terör, özde iktidarı kaybetme korkusu nedeniyle kontrolsüz ve denetimsiz tek kişi rejiminin gölgesinde bir hayli dallanıp budaklanmıştır. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti, bitmek bilmez bir paranoya hâliyle âdeta yarı açık bir cezaevine dönüştürülmüştür. Terör örgütü üyesi olmak bir yana, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek, yardım etmemekle birlikte örgüt propagandası yapmak, propaganda yapmamakla beraber terörle iltisaklı, irtibatlı olmak ve hatta iltisaklı, irtibatlı olmamakla beraber terör örgütü destekçileriyle dirsek temasında olmak gibi yepyeni suçlar icat edilmiştir. Bugün Türkiye ifade özgürlüğü konusunda öyle içler acısı bir hâldedir ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2018 yılında verdiği 77 ifade özgürlüğü hakkı ihlali kararının tam 40 tanesi Türkiye’yi mahkûm eden kararlardır. Ülkemiz, ifade özgürlüğü hakkını ihlal etme hususunda birinciliği ne acı ki kimselere kaptırmamaktadır. Hiçbir şiddet çağrısı olmayan en küçük bir muhalif ses, herhangi bir düşünce açıklaması ve hatta bir haberi sosyal medya hesaplarından paylaşmak dahi cübbesinin onurunu ayaklar altına alan sözde savcı ve hâkimler tarafından “suç” adı altında cezalandırılmaktadır.

Üzerinde konuştuğumuz teklifte bahsi geçen madde öyle saçma, öyle hukuksuz bir kullanım alanı açmıştır ki iktidar dahi “reform” adı altında Meclisten geçirdiği yargı makyajı paketinde ilgili maddeye “İfade açıklamak ve habercilik suç kabul edilemez.” gibi son derece absürt bir değişiklik yapma lüzumu hissetmiştir. Yalnızca fikirlerini beyan eden akademisyenler, mesleğini yapan gazeteciler, adalet isteyen avukatlar, siyasi parti temsilcileri, hakkını arayan öğrenciler, “Çocuklar ölmesin.” diyen öğretmenler, ilgili madde bahane edilerek hukuksuzca mahkemelerde süründürülmekte, hapse atılmakta, işlerinden olmaktadır. Azıcık aykırı ses çıkartanın kafasına bu madde balyoz olup inmektedir. Seçilmiş belediye başkanlarını dahi milyonların gözü önünde tutuklamaktan ar etmeyen bir anlayışın kendi istediği gibi hareket etmeyen bir gümrük müşavirine bu maddeye dayanarak neler yapabileceği hepimizin malumudur.

Bir kişinin suçlu olup olmadığına bürokratlar değil, mahkemeler karar verir. (CHP sıralarından alkışlar) Hukukun en bilinen, en evrensel, en önemli ilkelerinden biri şudur: Suçu ispatlanıncaya dek herkes masumdur. Oysa bu değişiklikle, henüz kavuşturma aşamasında olan kimseler ya da gümrük mevzuatının herhangi bir köşesini ihlal ettiği iddia olunan kişiler ekmeklerinden edilecek, aylar boyu işsizliğe mahkûm edilebilecektir. Gerçi on binlerce insanın hukuksuz KHK’lerle âdeta sivil ölüme mahkûm edildiği bir ülkede böyle bir teklifin Meclise getirilmiş olması da çok şaşırtıcı değildir. Ancak defalarca yaptığımız gibi, bir kez daha altını çizerek hatırlatmak gerekir: Hukuku kendi işine geldiği gibi eğip bükmeyi marifet sananlar unutmamalıdırlar ki aynı hukuk bir gün mutlaka kendilerine de lazım olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Dün Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla Türk ordusunun şerefli subaylarını Silivri zindanlarında mahkûm edenlerin akıbeti her ne olduysa, bugün kendi ikbali için milletin ikbalini hiçe sayanların akıbeti de aynı olacaktır. Ancak merak etmesinler, o gün gelip çattığında adil yargılanmaları için elinden geleni yapacak olanlar, yine, “Adalet mülkün temelidir.” anlayışını kendisine kılavuz belleyenler yani bu ülkenin gerçek vatanseverleri olacaktır.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18’inci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                    Tahsin Tarhan                                            Ahmet Akın                                     Müzeyyen Şevkin

                                         Kocaeli                                                    Balıkesir                                                     Adana

                                    Tacettin Bayır                                           Jale Nur Süllü                         Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu

                                           İzmir                                                      Eskişehir                                                    Manisa

                                      Aydın Özer                                            Hüseyin Yıldız                                       Turan Aydoğan

                                         Antalya                                                      Aydın                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 18’inci madde vesilesiyle yakın geçmişte yaşananlarla sizleri düşünmeye davet ediyorum.

Esenyurt’ta dayısının silahıyla kendisini vuran Caner 6 yaşında, Elâzığ’da dedesinin iş yerinde kendini vuran Kuzey henüz 10 yaşındaydı.

Antakya’da 15 ve 16 yaşlarındaki 2 kuzenin oynadıkları tabancanın ateş almasıyla Ç.S hayatını kaybetti, S.A ağır yaralandı.

Boşandığı eşi tarafından öldürülen Ayşe Acar 2019 yılında 25’i ateşli silahlarla eş, eski eş, sevgili cinayetine kurban giden 49 kadından sadece 1’iydi. Pendik’te okul çıkışı internetten aldığı pompalı tüfekle vurulan Helin’i de unutmayalım. Yüreğir’de kucağında 5 yaşındaki çocuğuyla motosiklet üzerinde vurulan Hayati Özkaya adaleti kendi arayanların kurbanıydı, tek suçu oradan o anda geçmekti. Gaziantep’te terasta dedesiyle televizyon izlerken 11 yaşındaki Emin, Karabük’te düğünde Yunus Yıldız, serseri kurşunlarla ölenlerin sayısına ekleniverdi. Daha geçen ay 23 yaşındaki Nadira Kadirova milletvekilinin ruhsatlı silahıyla yaşamını yitirmedi mi?

Her yıl Türkiye’de ateşli silahlarla ortalama 4.500 kişi ölüyor. Arkalarında kanayan yürekler bırakarak televizyon yayın arşivlerinde ya da solup giden gazete satırlarında kalıyor isimleri. Oysaki hepsinin yaşayacakları günleri vardı, yaşamdan birden koparılıverdiler patlayan silahlarla. Anton Çehov’un dediği gibi “Sahnede silah varsa o silah patlar.” Çehov’un silahı bir gün bir yerde hepimize doğrulabilir. (CHP sıralarından alkışlar)

Gencecik bir fidanken arkadaş kurşunuyla hayattan kopan Umut’un anısına kurulan ve tüm hayatını Umut’un anısına silahsızlanmaya adayan Umut Vakfının araştırmasına göre korunmak için edinilen silahların yüzde 57’si silah sahibinin en yakınına doğrulmaktadır. Vakfın Ocak 2019 raporuna göre silahlı şiddet son dört yılda yüzde 69 artış sağlamıştır. 2018 yılında 3.679 kişi ateşli silahlarla yaşamını yitirmiş, 3.762 kişi yaralanmıştır. Ancak bireysel silahlar, yaşam hakkı, toplumsal barış ve huzur ortamı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Özel Güvenlik Dairesinin 2017 raporuna göre son yıllarda ruhsatlı silahların sayısı azalırken ruhsatsız silahların sayısı artmaktadır. Ruhsatsız silahlarla işlenen suçlar ruhsatlı silahlarla işlenen suçların tam 6 katıdır. Bu da kontrol mekanizmalarının zayıfladığına, kayıt dışılığın arttığına ve kolay silah sahibi olunabildiğine işaret etmektedir. Silah alımının kolaylığıyla birey potansiyel şiddet kaynağı hâline gelmektedir.

Son 17 yılda AKP yönetiminde yaşanan şiddet olaylarındaki artış silah artışlarıyla ilintilidir. Makine Kimya Endüstrisinde silah fiyatlarında indirime gitmek, 2018’deki yönetmelikteki değişiklikle mermi hakkının 200’den bine çıkarılması ve belli gruplara silah taşıma yetkisinin tanınması gibi düzenlemeler bireysel silahlanmayı artırıcı rol oynamaktadır. Bireysel silahlanmanın devlet eliyle artırılmasının önüne geçilmelidir.

Halkın sağlığı için özel araçlarda sigara içilmesi yasaklanıp, içki satışına saat ve yaş sınırı getirilirken 18 yaşından küçükler bile av bayilerinden kolaylıkla ateşli silah satın alabilmekte, sosyal medyadaki reklamlarla kargoyla kapıda ödemeli silah satışları yapılmaktadır. Televizyonda sigara görüntülerine cezalar verilirken dizilerde silah kullanımını ve şiddeti özendiren sahneler engellenmeden yayınlanmaktadır. Bir dizinin tek bir bölümünde bile sayısız cinayetler, katliamlar işlenmekte , dizi kahramanları evlerinde iyi baba, iyi eş, iyi evlat rolünde, öyle ki suçun cezasız kalacağı imajıyla izleyiciye sunulmaktadır. Dolayısıyla silah sahibi olmak ve kullanmak sıradanlaştırılmakta, özendirilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika rica edebilir miyim.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Otoriterleşmenin giderek arttığı, adalet ve yargı kurumlarına güvenin azaldığı ülkemizde silahla kendi adaletini sağlama arayışı yaygınlaşmıştır. Toplum olarak kan donduran şiddet ve ölüm haberleriyle karşılaşmaktan yorgun düştük. Toplumsal barış ve huzurumuz bozulduğu gibi, yaşam hakkımız da tehdit altındadır. Vatandaşların yaşam hakkını ve can güvenliğini korumak için bireysel silahlanmada tedbirler almak devletin en öncelikli görevidir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Genel Kurulu, bireysel silahlanmanın yarattığı tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik yasaları hayata geçirmeye davet ediyorum. Unutmayın, sahnede silah varsa o silah er ya da geç patlar. Silahları toplumsal yaşamın bütün sahnelerinden bir an önce çıkarmazsak şiddet ve ölüm haberlerine her gün bir yenisi eklenecek ve bunun sorumluluğu hepimizin olacak.

Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Adıgüzel, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

61.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in, Suriye’nin kuzeyinin kim kimin komşusu belli olmayan bir duruma getirildiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Suriye’nin kuzeyi bugünlerde tıpkı “puzzle” parçaları gibi, parsel parsel, kim kimin komşusu belli olmayan bir duruma getirilmiştir. Ankara’da ise ABD Başkan Yardımcısı, Sayın Erdoğan’la, bir masanın eş başkanı olarak oturtulmuştur. Teröristlerin muhatap alınmadığı söylenmiştir ama YPG/PYD’ye on binlerce tır silah gönderen, Pensilvanya’daki zatın ev sahibi olan ABD, Türkiye düşmanlarının hem hamisi hem sözcüsü olarak muhatap alınmıştır. Üstelik teröristler masada yoktur ama telefonun ucundadır. Ankara’dakiler daha masadan kalkmadan sözde ateşkesi dünyaya duyuran ise henüz cevap verilmeyen küstah mektubun yazarı bir Twitter manyağıdır. Ankara’nın göbeğinde, bu Atlantik havasından kısa süre sonra şimdi de Rusya’dan gelen soğuk kuzey rüzgârlarının etki alanına girmiş bulunuyoruz. Kısacası Türkiye, uzak görüşü olmayan bir kaptanın elinde uluslararası sularda savrulmaktadır. Rotası belirsiz yabancı bandıralı gemilerde seyahat edenlere inatla diyoruz ki: Kuvayımilliyeciler, Cumhuriyet Halk Partililer olarak biz hâlâ Bandırma Vapuru’ndayız, sizler de gelin, o kutlu öyküyü bir daha yazalım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 18’inci maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederim.

MADDE 18- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (B) alt bendine "f) Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından,” ibaresi eklenmiş, üçüncü fıkrasına "kayıt ve belgeler ile” ibaresinden sonra gelmek üzere "birinci fıkranın (4) numaralı bendinin (B) alt bendinde sayılan Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarındaki personelin,” ibaresi ilave edilmiştir.

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                                                                                      Yasin Öztürk

                                                                                                           Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 104 sıra sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 18’inci maddesi üzerinde söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, madde üzerindeki görüşlerimize geçmeden önce toplumsal birkaç konuya değinmek istiyorum. Birinci konu EYT, hep EYT diyoruz, EYT, EYT… Biliyoruz ki EYT konusunun gündeme getirilmesinden AK PARTİ sıraları çok rahatsız. İstiyorsunuz ki yaşanan mağduriyetler, çaresizlikler hiç gündeme gelmesin ve siz rahatça yaşamaya, mağduriyetler de yaşanmaya devam etsin. Ancak biz sizi başta EYT olmak üzere, toplumumuzun sıkıntı yaşadığı her konuda rahatsız edeceğiz, etmeye devam edeceğiz. Ne zamana kadar? Sorunlar kökten çözüme kavuşana kadar. Genel seçimlerde her partinin vaadi EYT konusunda çözümdü. Oylar alınıncaya kadar çaresizlik içindeki EYT’liler kandırılıp aldatıldı, oylar alındıktan sonra AK PARTİ tarafından unutuldu. İYİ PARTİ milletvekillerince defalarca soru önergesi ya da teklif verdik. Teklif ve önergelerimiz ya Genel Kurula indirilmedi ya da reddedildi. Daha önce de ifade ettik: “Bizim yasa tekliflerimizi beğenmiyor olabilirsiniz, saygı duyarız. O zaman buyurun, teklifi siz getirin, biz destek olalım ve hukuksuz olarak mağdur olmuş bu insanlarımızın sorunlarını çözelim.” dedik, yine ses yok. Burada bu teklifimizi yineliyoruz: Buyurun, teklifi getirin, biz destekleyelim ama siz çözüm üretme taraftarı değilsiniz. Burada yandaş rantı yok, çözmek için çaba harcamazsınız.

Diğer bir konu ise kamuda A ve B kadrolarına memur olarak girişte aranan 35 yaş sınırının kaldırılması. 657 sayılı Yasa’da sayılan memurluk kadrolarına girişte belirlenen 35 yaş sınırını Avrupa Birliği ve gelişmiş ülkelerdeki sınıra uygun hâle getirmek gerekir. Liyakat sahibi, kamu ve özel sektörde iş tecrübesine sahip kişilerin bu kadrolarda daha fazla istihdamına imkân sağlanmalıdır.

Arkadaşlar, biraz sessiz olursak… Gürültü çok fazla.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Milletvekili.

Recep Bey, arkadaşlarla bir ilgilen bak, orada sohbet ediyorlar yani sorumluluk al.

Değerli milletvekilleri, özellikle sizin için AK PARTİ’li milletvekili kardeşlerimiz gürültü yaptığınızı söylüyorlar, kardeşimiz burada.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Buyurun, dinliyoruz Başkanım.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Teşekkür ederim dinleyenlere.

Ayrıca, hâkim ve savcılık mesleğinin gerektirdiği bilgi birikimi ve tecrübeye sahip daha fazla hukukçunun hâkim adaylığı başvurularına girebilmesi için ve yargıya olan güven duygusunun artırılması için de bu 35 yaş sınırının kaldırılması gerekir. Bu konuyla ilgili kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Bir an önce gündeme alınmasını vatandaşlarımız da beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde özel eğitim ve iyileştirme merkezlerinden, eski tabirle “rehabilitasyon merkezlerinden” destek alan öğrencilerimiz mevcuttur. Özel eğitim ve iyileştirme merkezlerinde özel eğitim bölümünden mezun olan özel eğitim öğretmenleri, zihinsel engelliler, işitme engelliler öğretmenleri, görme engelliler öğretmenleri ve bunlar dışında özel eğitim bölümü mezunu olmayıp özel eğitim sertifika programını tamamlayan öğretmenler de çalışmaktadır. Özel eğitim ve iyileştirme merkezlerinde çalışan özel eğitim bölümü mezunu olmayan öğretmenler çalıştıkları kurumlarda birçok sorunla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunların başında da kadro sorunu gelmektedir. Bu öğretmenlerimize yaz tatili uygulaması dahi yoktur. Haftada kırk saat derse giren bir öğretmen hem fiziki hem de ruhen yıpranmaktadır.

Değerli arkadaşlar, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenlerimizin de benzer sorunları vardır. Hızla toplumsal değişmeyle çocuk ve gençlerin uyuşturucu ve şiddete yönelme, evden kaçma, okul başarısızlığı ve okula devamsızlık gibi problemlerinde artma olmuştur. Bundan dolayı psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ülkemizin geleceği açısından çok önemlidir. Okullarda rehberlik personeli yetersizdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bahşi.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Bu yetersizliğe rağmen atama sayıları çok düşük tutulmakta ve bu eksiği tamamlamak için kanunsuz görevlendirmeler yoluna gidilmekte, rehberlik hizmeti aksatılmaktadır. Bu yüzden görev yapmakta olan tüm rehber öğretmenlerin psikolojik danışman kadrolarına aktarılması ve yeni atamalar yapılması gerekmektedir.

Yine, diğer bir konu, ülkedeki tarım politikaları sorunu. Türkiye'nin tarımda söz sahibi olması ve rekabet edebilir düzeye erişebilmesi için tarımın devam edegelen yapısal sorunlarının çözülmesi gerekir. Tarımsal üretim ve ticaret politikaları güçlendirilmeli, kırsal kalkınma politikaları tarım politikalarıyla bütünleştirilmelidir. Tarımsal desteklemeler amacına uygun olarak sürdürülmeli ve etkileri artırılmalıdır. Tarım sektörünün sürdürülebilir rekabet gücü ve küçük üreticilerin yaşayabilmesi için tarımsal üretim için kullanılan mazottaki özel tüketim vergisini kaldırmak, hatta yatta uygulanan mazot indiriminin küçük çiftçiye de uygulanması gerekmektedir.

Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 18’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                         Muhammet Emin Akbaşoğlu                            Bekir Kuvvet Erim                                          Salih Cora

                                          Çankırı                                                       Aydın                                                      Trabzon

                                    Selim Gültekin                                           Ramazan Can                             Mehmet Doğan Kubat

                                           Niğde                                                     Kırıkkale                                                    İstanbul

                                                                                           Muhammed Levent Bülbül

                                                                                                          Sakarya

MADDE 18- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7 nci maddesi aşağıdaki şeklide değiştirilmiştir.

“MADDE 7 - Ateşli silahları ancak;

1. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar,

2. Özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar,

3. Cumhurbaşkanı kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları,

4. A) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar, 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Kanunun 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkartılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli,

B) Disiplin kurulları veya mahkeme kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere,

a)       Vali, vali muavini, kaymakam ve bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden,

b)       Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu meslekten sayılanlardan,

c)       Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden,

d)       MİT hizmetleri mensuplarından,

e)       Büyükelçi unvanlarından,

f)        Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından,

g)       Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından,

ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılarından,

h)       Orman muhafaza memurları ve orman bölge şeflerinden,

Emekli olanlar.

5.        Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar,

6.        442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre görevleriyle ilişikleri kesilenler,

7.        Yapılan soruşturma sonucu veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış bulunanlar,

Taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler.

Birinci fıkranın (4) numaralı bendinin (A) alt bendinden istifade edenler ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığının kayıtlarına geçmek ve bu makamlarca verilen belgelere işlenmek şartıyla ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler. Bu şekilde düzenlenen belgeler, taşıma veya bulundurma izin belgesi yerine geçer.

Birinci fıkranın (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan kişilere ait silahların, (6) ve (7) numaralı bentlerde sayılan kişilerin edinecekleri en fazla bir adet silahın, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesine, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 2453 sayılı Yurt Dışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 2566 sayılı Bazı Kamu Görevlilerine Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna, 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanuna ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre aylık bağlananlara ait silahların, barışta veya olağanüstü hallerde iç güvenlik ve asayişin sağlanmasına yönelik her türlü faaliyet, eğitim, tatbikat ve manevralar ile birlik veya grup halinde intikaller sırasında veya bu harekat ve hizmetlerin sebep ve etkileri ile hayatlarını kaybedenler ve silah ruhsatı alamayacak derecede malul olanların ana, baba, eş ve çocuklarına bu kişilerden intikal eden ateşli silahlar ile yukarıda sayılan kanunlara göre aylık bağlanmamış olsa bile bu şekilde yaralananlara ait ateşli silahların taşınmasına veya bulundurulmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Barışta veya olağanüstü hallerde iç güvenlik ve asayişin sağlanması amacıyla yürütülen her türlü faaliyet, eğitim, tatbikat ve manevralar ile birlik veya grup halinde intikaller sırasında bu harekat ve hizmetlerin sebep ve etkileriyle vefat edenlerden (şehit, er, erbaş ve malûl gaziler dahil) intikal eden silah bulunmaması durumunda; bunların ana, baba, eş ve çocuklarından sadece birinin, bir ateşli silahla sınırlı olmak kaydıyla, silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.

Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.

8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yeterli çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle; mecburi hizmetini tamamlayarak ayrılan genel kolluk personeline tanınan haklardan Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personelinin de yararlanmasının sağlanarak genel kolluk kuvvetleri personeli arasında yeknesaklığın sağlanması, yaptıkları görevler nedeniyle güvenlik riski taşıyan bazı kamu görevlilerinin görevli iken sahip oldukları harçsız silah ruhsatı hakkına emekliliklerinde de sahip olmalarının sağlanması ve Kıbrıs ve Kore gazilerine harçsız silah ruhsatı hakkının sağlanması amaçlanmaktadır.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile hiçbir şekilde silah ruhsatı verilmemesi, bunun dışında sayılan suçlardan hüküm giyenlere memnu hakların iadesi kararı alınması ve mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra silah ruhsatı verilebilmesi amaçlanmıştır.

Ayrıca, kadın ve çocuklara karşı şiddetin önlenmesine ilişkin tedbirler kapsamında, haklarında tedbir kararı verilenlerin ateşli silahlara erişimlerinin derhal engellenmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

18’inci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederim.

MADDE 19 - 6136 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasına "çarşı ve mahalle bekçilerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere "Ticaret Bakanlığınca satın alınan tabanca ve mermiler, Ticaret Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında silah taşıma yetkisini haiz personele,” ibaresi ilave edilmiştir.

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                                                                                              Dursun Ataş

                                          Denizli                                                                                                                      Kayseri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 19’uncu maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ticaretin yaşamsal döngüsü olan nakitte ciddi sıkıntılar var. Firmalar ve esnaf tahsilat yapamaz durumda. Bir ticari firmanın veya esnafın ana hedefi kâr etmektir. Kâr, yaşamak için gerekli olan katma değerdir. Kâr ne kadar önemli? Belki de daha önemli bir başka husus da nakit akışıdır. Nakit akışlarında da sorunlar yaşanmakta yani tahsilat yapamama ve ödeme taahhütleri yerine getirilememektedir. Bunun sonucunda iflasa kadar giden önemli sıkıntılar ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde ticaretin finansmanı, ağırlıklı olarak firma ve tüccarların karşılıklı olarak birbirlerine ve son olarak da tüketiciye yaptıkları daha çok vadeli satışlarla sağlanmaktadır. Bunların önemli bir kısmı da açık hesaplardır. Senet ve çekler de vadeli alışverişlerin en önemli araçlarıdır. Vadeli alışverişlerin özü ise güven ve itibardır. Ekonomide her geçen gün artan sıkıntılar nedeniyle vatandaş borcunu ödemekte güçlük çekmekte, hatta tamamen ödeyemez duruma gelmektedir. Bu durum, artık ticareti bitirme noktasına getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin sınırı, hududu o ülkenin namusu ve şerefidir. Sınır bizim için sadece hayalî bir çizgi değildir. Günümüzde ulus devletlerinin sınırları milletlerin büyük mücadeleleriyle kazanılmış, ecdatlarının kanlarıyla çizilmiştir. Ancak AK PARTİ tarafından uygulanan yanlış dış politikalar neticesinde maalesef sınır kapılarımız ve sınırlar delik deşik edilmiş durumdadır. Özellikle güney sınırlarımızda uzun zamandır güvenlikten söz etmek artık mümkün değildir. Sınırlardan teröristler rahatça geçerken her türlü kaçak mal da ülkeye girebilmektedir. Sınırdan geçen teröristler kadar tehlikeli olan bir şey varsa o da yine teröristlerin ya da kaçakçıların getirdiği kaçak mallardır. Akaryakıt, alkollü içecekler, tütün, çay ve şekerde kaçak getirme oranı tahminlerin çok üzerindedir.

Ankara’nın göbeğinde, özellikle Ulus bölgesinde kaçak sigara tezgâhları, her türlü kaçak alkollü içki satışı, şehirler arası yollarda bulunan adını ilk defa duyduğumuz petrol istasyonlarında satılan kaçak mazotun çokluğu artık hem ekonomik hem de vergi açısından zarar verici noktalardadır. Bir istasyonda 6,70 lira olan mazot, bir sonraki istasyonda 5,60 liraya satılabilmektedir. Sahte ve kalitesiz olarak ülke piyasasına giren bu mallar fiyatlarının ucuzluğu münasebetiyle halk tarafından ilgi görmekte, tercih edilmekte ve maalesef, toplum sağlığını ve mazot açısından kullanılan araçların sağlamlığını tehdit etmektedir.

Sınırlardaki güvensizlik ve denetimsizlik sonucunda ülkemize her çeşit uyuşturucu sokulduğu da unutulmamalıdır. Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde üretilen uyuşturucunun Avrupa’ya geçiş güzergâhında bulunan ülkemizde uyuşturucu kullanımı da günden güne tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Bu maddeleri tüketen gençlerimizin ve ailelerin hayatları da kararmaktadır.

Bunun yanında, ülkemize bu maddeleri sokan, ticaretini yapanların büyük bir kısmı ise bölücü terör örgütü mensuplarıdır ve kazandıkları paralar da askerimize, polisimize kurşun olarak geri dönmektedir. Bu yüzden, AK PARTİ’nin dış politikaları ülkemizi hem dıştan hem içten çürütmektedir. Sınırlarımıza, gümrüklerimize ne pahasına olursa olsun sahip çıkılmalı, bu yüzden politikalar öncelikle oluşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, gündeme getirmek istediğim diğer bir konu ise 3600 ek gösterge sorunudur. Memurlara 3600 ek gösterge verilmesiyle düzenleme yapılacağı sözünü vermiştiniz. Seçimin üzerinden tam on beş ay geçti. Bugüne kadar birinci parti tarafından sorunun çözümü konusunda hiçbir somut adım atılmadı. Biz ise sadece imamlar, öğretmenler, hemşireler ve polislere değil, başta adliye ve maliye personeli dâhil tüm kamu personeline 3600 ek gösterge verilmesini öneriyoruz. Milyonlarca kamu çalışanını ilgilendiren 3600 ek gösterge düzenlemesi bir an önce hayata geçirilmelidir.

Bu düşüncelerle Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanunu Teklifi’nin 19’uncu maddesinde yer alan “Ticaret Bakanlığınca” ibaresinin “Ticaret Bakanlığı tarafından” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Hasan Baltacı                                             Ahmet Akın                                           Tahsin Tarhan

                                       Kastamonu                                                 Balıkesir                                                    Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                      Aydın Özer                                          Müzeyyen Şevkin                                     Hüseyin Yıldız

                                         Antalya                                                      Adana                                                       Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı.

Buyurun Hasan Bey. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle seçim bölgemle ilgili bir konuya, ithalat vergisiyle ilgili bir konuya değineceğim, sonra da iktidar partisinin bir eleştirisine buradan cevap vereceğim.

Birinci olarak şundan bahsetmek istiyorum: İthalat vergisiyle son zamanlarda, Kastamonu’da üretilen, coğrafi işareti olan Taşköprü sarımsağının üretimine ağır darbe vurulmuştur.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz ki son dönemlerde -pazarda karşılaştığınız ürünlerde- enflasyonun en fazla arttığı ürünlerden biri Taşköprü sarımsağı olmuştur. Ama Taşköprü sarımsağının fiyatının artmasının en önemli sebebi Kastamonu’da, Taşköprü’de art arda yaşanan dolu felaketleri olmuştur. Şimdi, bu dolu felaketinin yaraları sarılmadan Hükûmetiniz, iktidarınız sarımsağa uygulanan ithalat vergisinden bin dolar düşürmüştür. Hâlbuki bizim yapmamız gereken, sarımsak üreticisini korumak, daha fazla destek vermek, Çiftçi Kayıt Sistemi’ni düzelterek çiftçilerin tarım sigortasını genişletmekken biz ithalat vergisinde indirime giderek Taşköprü sarımsağına ağır darbe vuruyoruz. İthalat vergisinin bir an önce kaldırılmasını diliyorum.

İkinci olarak şöyle bir eleştiri var iktidar partisinden -bu eleştiriye katılmamak mümkün değil ama bu eleştirinin altındaki bir gerçeği de vurgulamak istiyorum- deniliyor ki: “Biz burada Gümrük Kanunu’nu konuşuyoruz, biz burada Gümrük Kanunu’nu konuşurken muhalefet milletvekilleri çıkıyor kürsüye kendi gündemlerini konuşuyorlar.” Evet, doğru, eğer kaliteli bir yasama faaliyeti yürütmek istiyorsak burada, buraya gelen, Meclise gelen kanun teklifleri üzerine konuşmamız gerekir ama şöyle bir sayı var elimde: 1 Ekim 2019 tarihi itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine 27’nci Dönemde AKP 163 tane kanun teklifi vermiş, Cumhuriyet Halk Partisi 1.530 tane kanun teklifi vermiş, MHP 169 tane vermiş, HDP 82 tane vermiş, İYİ PARTİ 131 tane vermiş, TİP 2 tane vermiş, Saadet Partisi 1 tane kanun teklifi vermiş. Ama muhalefetin verdiği hiçbir kanun teklifi bu kürsüde konuşulmamış. Eğer muhalefeti yok sayarsanız bu kürsüde elbette ki muhalefet halkın gerçek gündemini konuşacak değerli arkadaşlar. Siz toplumun beklentilerini, toplumun ihtiyaçlarını, toplumun taleplerini gözeten kanun tekliflerini buraya getirmediğiniz sürece, biz de önergeler vererek burada toplumun gerçek sorunlarını konuşmaya devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu uyarıyı niye yapıyorum değerli arkadaşlar? Eğer bir toplum kendi Meclisinde kendi sorunlarını konuşamazsa çözümü başka mecralarda arar değerli arkadaşlar. Bugün dünya üzerinde bunun örnekleri var; Şili’deki örneği görüyorsunuz, Lübnan’daki örneği görüyorsunuz.

Bunun üzerine, Türkiye’den 2 tane örnek vermek istiyorum değerli arkadaşlar: Bugün Zeytinoğlu bünyesindeki Entil, Hapalki ve Tarkon fabrikalarında çalışan ve dört aydır maaşlarını alamayan, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş işçiler basın açıklaması yapmak istedi Eskişehir’de. Basın açıklaması yapmak isteyen o işçilerin üzerine gaz sıkıldı, 3 işçi yaralandı, 29 işçi de gözaltına alındı değerli arkadaşlar. Eğer bu Meclis işçilerin, emekçilerin, köylülerin, gençlerin, işsizlerin gerçek sorunlarını tartışmazsa toplum kendisine konuşacak başka mecralar bulur, sokaklar gittikçe hareketlenir. Bugün durdurmuş olabilirsiniz değerli arkadaşlar. Size sadece şunu söylüyorum: Kulak verin, bu işçilere kulak verin istiyorum. Eğer bugün Eskişehir’deki işçilerin taleplerine kulak vermezseniz, dün Soma’daki işçilerin taleplerine kulak vermeyip yollarını keserseniz işçilerin ayak seslerini daha çok duyarsınız değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün önünü kesmiş olabilirsiniz ama şunu belirtmek istiyorum: İşçi sınıfı kendi hak mücadelesini engelleyenlere her zaman tarihsel olarak cevabını vermiştir, yine de verecektir. Bu gelen, işçilerin ayak sesleridir değerli arkadaşlar, yavaş yavaş, ağır ağır ama kendinden emin bir şekilde Ankara’ya doğru geliyor. Dün Soma’da durdurdunuz, bugün Eskişehir’de durdurdunuz ama Ankara’ya gelişini bu gidişle durduramayacaksınız değerli arkadaşlar. Onun için gelin, bu kürsüde bu ülkenin gerçek sorunlarını konuşalım, kaliteli yasama faaliyetini de bunun üzerine inşa edelim.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                         Muhammet Emin Akbaşoğlu                            Bekir Kuvvet Erim                                     Selim Gültekin

                                          Çankırı                                                       Aydın                                                        Niğde

                              Mehmet Doğan Kubat                                        Salih Cora                         Muhammed Levent Bülbül

                                         İstanbul                                                    Trabzon                                                    Sakarya

                                   Bayram Özçelik                                                                                                         Ramazan Can

                                          Burdur                                                                                                                      Kırıkkale

“MADDE 19- 6136 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Cumhurbaşkanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğündeki koruma personeline ve bunların amirlerine; Milli Savunma Bakanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay, astsubay ve uzman erbaşlara; Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, kendi bünyelerindeki subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara; Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermiler, emniyet hizmetleri sınıfı personeline; Ticaret Bakanlığınca satın alınan tabanca ve mermiler, Ticaret Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında silah taşıma yetkisini haiz personele, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati demirbaş silah olarak satılır.””

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Önergeyle Cumhurbaşkanlığınca temin edilen tabanca ve mermilerin Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğündeki koruma personeline ve bunların amirlerine zatî demirbaş silah olarak satışına imkân sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

19’uncu maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak teklifle çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddelerde belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım, Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne çerçeve 19’uncu maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                         Muhammet Emin Akbaşoğlu                                  Özgür Özel                        Muhammed Levent Bülbül

                                          Çankırı                                                      Manisa                                                     Sakarya

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                          Mehmet Doğan Kubat                                Bayram Özçelik

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                     Burdur

                                       Fahri Çakır                                                                                                                 İffet Polat

                                          Düzce                                                                                                                       İstanbul

"MADDE 20 - 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun’a aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 1- 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere, tedbir kararı süresince bu Kanun kapsamındaki yivsiz av tüfekleri, spor ve nişan tüfek ve tabancaları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların bu Kanun kapsamında ellerinde bulunan yivsiz av tüfekleri, spor ve nişan tüfek ve tabancaları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır.””

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Yeni madde kabul edilmiş ve teklife yeni bir madde eklenmiştir.

Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için, bundan sonra maddeler üzerindeki önerge işlemlerine mevcut sıra sayısı, metindeki madde numaraları üzerinden devam edilecek, kanunun yazımı esnasında madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Komisyon bir redaksiyon talep ediyor.

Buyurun.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, biraz önce kabul ettiğimiz önerge doğrultusunda kanun metninde bulunmayan başka bir kanun ilave edildiğinden dolayı teklifin başlığı ve içeriği arasında bir uyumsuzluk oluştu. Kanun yapım tekniğine daha uygun olması bakımından, teklifin başlığının “Gümrük Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” şeklinde değiştirilmesine dair redaksiyon talebimizi takdirlerinize saygıyla arz ederiz.

BAŞKAN – Redaksiyon talebiniz kayıtlara geçmiştir. Görüşülen teklifin kabul edilmesi hâlinde redaksiyon işlemi Başkanlığımızca gerçekleştirilecektir.

X.- BİLDİRİLER-DEKLARASYONLAR

1.- AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ gruplarının, Suriye’nin kuzeyindeki terör odaklarına karşı icra edilen Barış Pınarı Harekâtı hakkında Avrupa Parlamentosunda kabul edilen kararı, yüce milletimiz adına Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bütünüyle reddedip kınadıklarına ilişkin ortak bildirisi

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda hazır bulunan siyasi parti gruplarının imzaladığı ortak açıklama Başkanlığımıza ulaşmıştır.

Şimdi, bu açıklamayı okuyorum:

“Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda hazır bulunan siyasi parti grupları olarak ülkemizce Suriye'nin kuzeyindeki terör odaklarına karşı icra edilen Barış Pınarı Harekâtı hakkında bugün Avrupa Parlamentosunda kabul edilen kararı, yüce milletimiz adına Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bütünüyle reddediyor, kınıyoruz. (Alkışlar)

Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51’inci maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkımız ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin terörizmle mücadeleye ilişkin kararları uyarınca uluslararası hukuk temelinde yürütülen harekat, PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG unsurları ile bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçleri hedef almıştır. Sivillerin ve sivil altyapının zarar görmemesi için azami hassasiyet gösterilmiş, gereken her önlem uygulanmıştır. Esasen bu hususlar ilgili kurumlarımız tarafından yapılan açıklamalarla da her vesileyle kamuoyuna duyurulmuştur. Avrupa Parlamentosunun kararındaki iddiaların tamamı, bugüne kadar defalarca uluslararası kamuoyu nezdinde ve yabancı muhataplarımızla en üst düzeydeki temaslarımızda ilgili makamlarımızca yalanlanmış veyahut gereken izahat getirilmiştir.

Terörle mücadelesinde Türkiye'yle dayanışma göstermek yerine, bir terör örgütünün safını tutmayı ve gündemine hizmet etmeyi tercih eden Avrupa Parlamentosuna, PKK'nın Avrupa Birliği ve NATO tarafından da terör örgütü olarak kabul edildiğini bir kez daha hatırlatma gereğini duyuyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarını hedef alan bu tür kararları hiçbir şekilde kabul etmediğimizi, bu kararın Avrupa'nın ortak çıkarları için en ciddi düzeyde sorun doğurma kapasitesinde gördüğümüzü, bu kararın bağlayıcı olması için atılmış ve atılacak her tür adıma karşı milletimizin ortak kararlılığını ve dayanışmasını ifade ettiğimizi, icra organının uluslararası mütekabiliyet çerçevesinde gereken karşılığı vermesinin hak olduğunu kamuoyuna duyururuz.” 24 Ekim 2019

                         Muhammet Emin Akbaşoğlu                                                                                                   Özgür Özel

                                          Çankırı                                                                                                                       Manisa

                           Adalet ve Kalkınma Partisi                                                                                 Cumhuriyet Halk Partisi

                               Grubu Başkan Vekili                                                                                           Grubu Başkan Vekili

                          Muhammed Levent Bülbül                                                                           Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                         Sakarya                                                                                                                        İzmir

                            Milliyetçi Hareket Partisi                                                                                                      İYİ PARTİ

                               Grubu Başkan Vekili                                                                                           Grubu Başkan Vekili

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – 20’nci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 20- Bu Kanun yayımı tarihinden 10 gün sonra yürürlüğe girer.”

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                                                                                   İmam Hüseyin Filiz

                                          Denizli                                                                                                                    Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Filiz.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gümrük Kanunu’ndan bahsedilince eski Gümrük ve Tekel Bakanı, devlet adamı Gün Sazak Bey’i anmadan geçmek olmaz diye düşündüm. Gümrük ve Tekel Bakanıyken yolsuzluklara, kaçakçılığa karşı geniş tedbirler almış, sıkı bir mücadele başlatmış ve her kesimin takdirini kazanmıştı ama Gün Sazak Bey, Bakanlığı döneminde bazı mafya tipinde özellikle kaçakçılık ya da gümrükteki rüşvet üzerinden gelir elde eden grupların, imtiyazlarına dokunulan vatan hainlerinin Dev-Sol taşeronlarınca 27 Mayıs 1980 tarihinde şehit edilmiştir. Kendisini rahmet, minnet ve duayla anıyorum, mekânı cennet olsun.

Değerli milletvekilleri, şu ana kadar bütün maddeler tartışıldı, onların üzerinde durmayacağım ama gümrük müdürlerinin özlük haklarıyla ilgili birkaç konudan bahsedeceğim.

Merkezde, uzman ve üstü “müşavir” unvanı alıyorken taşradaki müdürlere yani bu işi denetleyen, yönlendiren gümrük müdürlerine bu hak verilmemektedir. Bu, adil değildir.

Bir diğer konu silah taşımayla ilgili. 18’inci madde biraz önce değiştirilmiş ise de bu kanuna esas teşkil eden gümrük personellerinden genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı, merkez ve taşra teşkilatında görevli kaçakçılık ve istihbarat müdürü, bölge amiri, kısım amiri ve gümrük muhafaza memuru unvanlarına sahip olanların faydalanması önerilmiş. Gümrük muhafaza memurlarının silah taşıması anlaşılabilir bir durum ama diğerlerine silah verilmesi anlaşılamamıştır. Unvanlarını saydığım kişilere silah gerekiyor ise aynı tarzda çalışan gümrük müdürü listede niye yok, onlara neden bu hak tanınmıyor bunu sormak isterim.

Değerli milletvekilleri, üzerinde değişiklik yapılan 4458 sayılı Yasa 27 Ekim 1999 tarihinde çıkarılmış ama bugüne kadar 25 kere değiştirilmiş. Bazen ihtiyaçtan kaynaklanan değişiklikler olsa da yasalar çıkarılırken muhatapların ve uygulayıcıların görüşlerinin alınmasına azami dikkat etmek gerekmektedir.

Bir diğer konu, yasanın alandaki uygulayıcılarının liyakatli olması gerekmektedir, aksi takdirde rüşvet ve kaçakçılık olayları devam eder. Yandaşlık anlayışı terk edilmez ve liyakat esas alınmazsa nasıl bir sistem kurarsınız kurun, nasıl bir kanun çıkarırsanız çıkarın başarı sağlamanız mümkün değildir. Aslına bakarsanız, liyakat, bu milleti yüz yıllardır Anadolu topraklarına hâkim kılmıştır ve liyakat Türk medeniyetinin temelidir. Liyakatli insanlar yetiştirmek için güçlü bir eğitim öğretim sistemine, güçlü üniversitelere ihtiyaç vardır. Güçlü üniversiteler nitelikli eğitim ve nitelikli araştırma yapan kurumlardır ama üniversiteler sorunludur. Siyasetin bulaşmaması gereken üniversiteler, maalesef, bu konuda başarılı değiller, bunun örneklerini sıklıkla görmekteyiz.

Türkiye'de bilim yapma arzusu, teknoloji geliştirme heyecanı hızla ortadan kayboluyor. Bugün birçok bilim adamı, akademisyen ve iş bulamama endişesi içinde olan gençlerimiz Türkiye'nin dışında yaşamanın yollarını arıyorlar. Türkiye artık kendi bilim adamını, aydınını yetiştirme zeminini kaybetmek üzere.

Değerli milletvekilleri, gümrük konu edilince ithalat ve ihracat akla geldiğine göre her iki husus da üretimle ilgilidir. Yerli ve millî üretim sistemini kurmamışsanız, üretiminiz ithalata bağlı ve dolayısıyla ihracatı da ithalata dayandırmışsanız ihracat rakamlarının yüksek olması bir şey ifade etmez, fakirliğimizi de ortadan kaldırmaz. Söylemek istediğim şey: Tarımda, sanayide üreten Türkiye olmak durumundayız. Ama yıllardan beri uygulanan yönsüz, ufuksuz, vizyonsuz, plansız eğitim öğretim ve ekonomi politikalarının sonucu olarak Türkiye artık üretemiyor.

Değerli milletvekilleri, teknoloji odaklı sanayi, dijital teknoloji ve Endüstri 4.0 sistemine girmenin, tarımda teknoloji uygulamanın yolları bulunmadıkça, sanayicilerimiz ve çiftçilerimiz desteklenmedikçe başka ülkelerin potansiyel pazarı olmaktan kurtulamayız. Üretemiyoruz ama harcıyoruz, israfımız da had safhada. Türkiye israftan vazgeçmek zorundadır. İsrafın tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı olduğu unutulmamalı, başta Külliye bu konuda örnek olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, geride kalmak ile güçlü olmak arasındaki farkı belirleyen yegâne unsurun bilimde ve teknolojide aldığınız mesafe olduğunu bir defa daha belirtiyor, Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Yavuzyılmaz…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

62.- Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, sözleşmeli gümrük muhafaza memurlarının kadroya alınması ve kaçakçılığı ortaya çıkaran gümrük personeline ikramiye ödemesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğine, 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen ifadenin değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, sözleşmeli narkotik polis memuru olamayacağı gibi, sözleşmeli gümrük muhafaza memuru da olamaz. Bu kanun teklifi veya bir sonraki kanun teklifinde tümü mutlaka kadroya alınmalıdır. Ceza ve kaçakçılığı meydana çıkaran gümrük personeline ikramiye ödemesi 2009 yılında yapılan değişiklikle kaldırılmıştı. Bu madde mutlaka yeniden düzenlenmelidir.

Teklifin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen “idare tarafından tespit edilmeden önce” ifadesi “muayene veya denetime başlanacağına dair bildirim yapılmadan önce” ifadesiyle değiştirilmelidir. Aksi takdirde örnek olarak muayene memurunun liman sahasına konteyneri açtırmaya gittiğini anlayan bir beyanname sahibi yakalanacağını anlayınca kendini ihbar ederek cezayı yüzde 10’a indirmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinin “Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Alpay Antmen                                        Müzeyyen Şevkin                                      Tahsin Tarhan

                                          Mersin                                                       Adana                                                      Kocaeli

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                    Aydın Özer                                              Ahmet Akın

                                          Manisa                                                     Antalya                                                    Balıkesir

                                    Tacettin Bayır                                          Turan Aydoğan                                       Hüseyin Yıldız

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                      Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Alpay Antmen. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif’in 20’nci ama madde eklenince 21’nci maddesi üzerine partim adına söz almış bulunmaktayım.

Bu madde teklifin yürürlük maddesi. Bu bağlamda, Gümrük Kanunu’nu konuşurken gümrük çalışanları ve gümrüğe emek veren emekçi kardeşlerimizin sorunlarından da bahsetmek gerekiyor. Örneğin gümrük müşavirleri hâlen dernek şeklinde örgütlenmekte olup bir meslek odası olarak örgütlenmelerine her nedense olanak sağlanmamaktadır. Hatta On Birinci Kalkınma Planı’nda gümrük müşavirlerinin meslek odalarının kurulması, Onuncu Kalkınma Planı’nın aksine planlamadan çıkartılmıştır. Bu durum, gümrük müşavirliği mesleğinin disipline edilmesi anlamında son derece yanlıştır. Bu bağlamda, bir an önce gümrük müşavirlerinin meslek kanunlarının çıkartılması zorunludur. Kaldı ki gümrük müşavirlerinin yaptıkları işlemlerle ilgili olarak müteselsil sorumlu olmaları da kendileri için büyük haksızlıklara yol açmaktadır. Keza gümrüklerde ihracatta olduğu gibi bir an önce ithalatta da kâğıtsız ortama geçilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, Ticaret Bakanlığı bünyesinde bulunan gümrük çalışanlarının, tüm kamu emekçilerinin olduğu gibi, çözüm bekleyen ama ısrarla çözülmeyen birçok sorunu bulunmaktadır. Bunların başında eş, sağlık ve engellilik durumuna göre talep edilen tayinlerin pek de dikkate alınmaması ve bölgeler arası sürelerden kaynaklanan dengesizlikler büyük önem taşımaktadır.

Maalesef her kamu görevinde olduğu gibi, AK PARTİ iktidarlarında, görevde yükselme sınavında kısım amiri, şef gibi unvanlara veya görevde yükselmelerde mülakat uygulamasında liyakat tamamen devre dışı bırakılmış ve partizanca tutum kesinlikle uygulanmaya devam edilmiştir. Tüm kamu personel alımlarında görüldüğü gibi, yazılı sınavdan yüksek not alan pek çok personelin sözlü sınavda partili olmadığı için düşük not verilerek elenmesi sağlanmaktadır.

Esasen tek adam rejiminde sorunlar dağ gibi büyüyor ve büyüdükçe çözülme olağanı da ortadan kalkıyor sayın milletvekilleri.

Tek adam ve saray rejimi, güzel ülkemizi ekonomiden eğitime, adaletten üretime her yerde akamete uğratmaktadır. Adil ve bağımsız yargının olmaması yabancı yatırımcıyı ülkemizden kaçırmaktadır. Yabancı yatırımın olmaması ekonomimizi darboğaza sokmaktadır.

Ayrıca, gördük ki, ekonomik olarak güçlü olmamamız nedeniyle, açıkça iddia ediyorum, sosyal medya ve kendi seçimlerinde algı yönetimi sayesinde ABD Başkanı olan mektupçu şahıs fütursuzca ülkemizle dalga geçmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türk milleti olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bu fütursuz şahsa, AK PARTİ iktidarının özellikle mektup konusunda haddini bildirmesini ısrarla talep ediyoruz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Yapılması gereken ilk şey, tek adam rejimine son verilerek ülkemizin ortak akılla yönetilmesinin yolunun açılması ve özellikle yargının, AKP üyeliğinden gelen hâkim ve savcılar yerine tarafsız ve bağımsız hâle getirilmesinden ibarettir.

Sayın milletvekilleri, AKP iktidarında patatesi, soğanı, buğdayı bile ithal eder hâle geldik.

Bakınız, AKP iktidarından önce çocuklarımıza Türkiye’yi anlatırken “Dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik.” derdik ve bununla gurur duyardık ama şimdi bütün ülkeler bizimle dalga geçiyor ve AKP iktidarı sonrasında “Dünyada kendi kendini yiyen ülke oldu.” diyorlar.

Değerli milletvekilleri, son olarak şunu da eklemek istiyorum: Sözde yargı reformu yapmak istiyorsunuz ya, bakınız, Ulu Önder, Ebedî Başkomutan, Büyük Devlet Adamı Mustafa Kemal Atatürk yaklaşık yüz yıl önce ne diyor, okuyun lütfen: “Devlet hâlinde teşkilatlanmış bir insan toplumu Anayasasında, adalet kuvvetinin bağımsızlığının önemini açıklamaya gerek yoktur. Milletlerin yargı hakkı bağımsızlığının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez.” İşte, bunu şiar edinin.

Hepinizi en derin sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

BAŞKAN – Sayın Kaya, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

63.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Trabzon ilinde Yanbolu-Santa Grup Yolu üzerinde yapılmakta olan içme suyu ve arıtma tesisi inşaatı nedeniyle yaşanılan mağduriyetin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Trabzon’da Yanbolu-Santa Grup Yolu üzerinde içme suyu ve arıtma tesisi inşaat işlerini yapan firmanın araç yolunu kapatması ve çalışırken kullandığı paletli iş makinelerinin İşhan, Üçpınar, Yolaç, Atayurt, Başdurak, Maden, Kılıçlı, Çamlıyurt ve Tandırlı Mahallelerimize hizmet eden yola büyük zararlar vermiş olması bu yolu kullanan vatandaşlarımızı çok mağdur etmiştir.

Ayrıca, 22 okul servisi iki aydır büyük zorluklar altında 243 öğrencimizi bu tahrip edilmiş yolu kullanarak okula taşımaya çalışmaktadır. Sorunu çözebilmek için iki aydır uğraşan ve yaptıkları başvuruları karşılıksız kalan servis şoförleri soruna dikkat çekmek için üç gün boyunca öğrencileri okula taşımama kararı almıştır. Buradan Trabzon Büyükşehir Belediyesi yetkililerini göreve çağırıyor, Santa-Yanbolu yolunu kullanan vatandaşlarımızın haklı sesine kulak verilmesini, yolun trafiğe kapatılmadan çalışma yapılmasını ve tahrip edilmiş yolun ivedilikle düzeltilerek asfaltlanmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

BAŞKAN – 20’ci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

21’inci madde üzerinde 2 önerge vardır, aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gümrük Kanunu Teklifi’nin 21’inci maddesinin “Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Serkan Topal                                         Müzeyyen Şevkin                                         Ahmet Akın

                                           Hatay                                                       Adana                                                     Balıkesir

                            Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu                                 Turan Aydoğan                                         Tacettin Bayır

                                          Manisa                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                    Hüseyin Yıldız                                            Aydın Özer                                           Tahsin Tarhan

                                           Aydın                                                      Antalya                                                     Kocaeli

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                   Ayhan Erel                                            Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Aksaray                                                     Antalya

                                     Yasin Öztürk                                                                                                               Şenol Sunat

                                          Denizli                                                                                                                      Ankara

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FAHRİ ÇAKIR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili Feridun Bahşi.

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 104 sıra sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa Teklifi’nin 21’inci maddesi yani yürütme maddesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, devletin sınırları ve bu sınırlarının korunması o ülkenin namusudur. Gümrük muhafaza memurları ise bu ülkenin bu anlamda uç beyleridir, ülkemize gelen insanların ilk muhatap olduğu kişilerdir; devletin gelirini, halkın sağlığını, ülkenin güvenliğini korurlar. Gümrük Muhafaza teşkilatının yıllardır ihmal edilen sorunları bir an önce giderilmelidir.

Teşkilat çalışanlarının yüzde 92’sinin lisans, yüzde 8’inin yüksek lisans mezunlarından oluştuğu açıklanmıştır ancak ek göstergeleri başka kurumlardaki birçok lise hatta ortaokul mezunlarının bile altındadır. Gümrük muhafaza memurlarının mesai saatleri uzundur, ayrıca sınır kapılarının yerleşim yerlerine uzak olması nedeniyle fiilî hizmet tazminatının verilmesi gerekir. Silahlı ve resmî üniformalı olarak görev yapan muhafaza memurlarının genel idari hizmetler sınıfında istihdam edilmesi doğru bir uygulama değildir. Güvenlik hizmetleri sınıfları gibi müstakil bir hizmet kategorisinde değerlendirilmesi ve bu kapsamda hizmet tazminatlarının da yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Gümrük muhafaza personelinin yer değiştirmeye tabi bir sınıf olmasından ve 5 ayrı bölgede görev yapmasından dolayı görev yapılan yerlere uyum sağlama sorunları yaşanmaktadır. Bundan dolayı birçok gümrük muhafaza memuru ailesiyle ayrı yaşamak zorunda kalmaktadır. Rotasyon uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi ve sınır kapısından diğer sınır kapısına tayin edilenler ile geçici görevlendirmelerin yeniden düzenlenerek bölge sayısının azaltılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, gümrük muhafaza memurlarının çalışma saatleri de çok uzundur. Anayasa’nın 49’uncu maddesine göre devlet çalışanların hayatını geliştirmek için çalışanları korumak zorundadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23’üncü maddesine göre her şahsın çalışmaya, adil ve elverişli çalışma şartlarına hakkı vardır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 24’üncü maddesine göre her şahsın dinlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette tahdidine hakkı vardır. Yasaya aykırı çalışma sisteminin getirdiği fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik sorunlara meydan vermeden çalışma şartları yeniden düzenlenmelidir. İşten çıktıktan sonra dinlenebilmek, bayramlarda izin yapabilmek, ailesiyle zaman geçirmek, stressiz bir şekilde, yarının ne olacağını düşünmeden yaşamak gümrük muhafaza memurlarının da en tabii hakkıdır. Bunu sağlayacak yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, diğer bir sorun, defalarca dile getirdiğimiz bir sorun, sigortalılık öncesi doğum yapan kadınlara borçlanma hakkı tanınması konusu. Bunu tekrar dile getirmek istiyorum. Bu konuyla ilgili gerek sosyal medya hesaplarımdan gerekse telefon yoluyla birçok mesaj almaktayım. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, doğum yapmadan önce SSK’ya kayıtlı olarak çalışan kadınlara doğum sebebiyle çalışma hayatından ve sosyal güvenceden yoksun kaldıkları süreleri borçlanma yoluyla kapatabilecekleri bir imkân tanımıştır. Sigortalılık statüsü fark etmeksizin bütün kadın sigortalılar doğum borçlanma hakkından yararlanmaktadır. SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı mensubu kadın çalışanlar doğum borçlanması yapabilmektedir. Ancak, kadın sosyal güvence şemsiyesine katılmadan önce doğum yapmışsa borçlanma hakkına sahip değildir. Sayıları toplam 600 bin kişidir. Yetkili makamlar, doğumdan önce sosyal güvenlik kaydı olmayan annelerin doğum borçlanmasını neden kabul etmemektedirler? Konuyla ilgili mahkemelere yapılan müracaatlarsa mevcut yasalar sebebiyle davacının aleyhine sonuçlanmakta, açılan davalar reddedilmektedir. Bu durumsa hem anayasal hak olan eşitlik ilkesine aykırı olmakta hem de anneleri mağdur etmektedir. Annelere sigorta öncesi doğum borçlanma hakkının verilmesi büyük bir ihtiyaçtır. Bu konu hakkında partimizin birçok milletvekili gibi bizim de kanun teklifimiz vardır, hatta bu konudaki teklifimizin doğrudan Genel Kurula indirilmesi konusunda müracaatımız vardır. İnşallah önümüzdeki günlerde Genel Kurula gelir ve tüm partilerin desteğiyle yasalaşır.

Bu vesileyle Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Serkan Topal.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Gümrük Kanunu’nun 21’inci maddesi üzerinde partim adına söz aldım, bir kez daha hepinize saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, kanunlar aslında toplumsal ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak milletin talepleri göz önünde bulundurulur ve ona göre Mecliste tartışılır, değerlendirilir ve ona göre oylanır. Şimdi, gerçekten, bu kanun hangi acil ihtiyaçtan doğdu, hangi sorunları çözüyor; ekonomiye, ticarete ne getiriyor? Burada gerçekten somut anlamda bir şey yok değerli arkadaşlar. Zira, teklifin sahipleri neyi amaçladı, kimlerle görüştü bu belli değil.

Şimdi, kanuna baktığımızda değerli arkadaşlar, gümrük cezaları azaltılıyor, ithalattaki kimi yaptırımlarda indirime gidiliyor. Aslında burada amaçlanan ne, gerçekten bir çelişki var. İthalat mı artırılmaya, ihracat azaltılmaya; yoksa ihracat artırılmaya, ithalat mı azaltılmaya çalışılıyor, burada gerçekten bir çelişki var değerli arkadaşlar.

Mesela, bakın, Afrin’den ihraç kaydıyla Hatay’a zeytinyağı getiriliyor ama maalesef ihraç edilmiyor, iç piyasada tüketiliyor ve şu anda Hatay’da zeytin hasadı başladı, üretici zor durumda. Bundan dolayı da zeytinyağı yüzde 30, yüzde 40 inanın düştü, litresi 20 TL iken 13-14 liraya düştü. Bu konuda önlem var mı? Maalesef yok, değerli arkadaşlar.

Şimdi, 21’inci madde yürütme maddesini düzenliyor. “Bu kanunun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.” diyor. Zaten Sayın Cumhurbaşkanının yürütmediği bir kanun maddesi oldu mu? Biz sürekli “tek adam rejimi” dediğimiz zaman AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarımız bizi eleştiriyor. Şimdi soruyorum, çok açık ve net: Sayın Cumhurbaşkanının yürütmediği bir kanun var mı, tek başına karar vermediği bir hüküm var mı? Maalesef yok.

Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanı bu kanun hükümlerini Anayasa’nın eşitlik ilkesine, Cumhurbaşkanının tarafsızlığı yeminine maalesef uygun uygulamıyor. Bunu burada bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Örneğin, Sayın Cumhurbaşkanı Belediye Kanunu hükümlerini uygularken eşit davranıyor mu? Belediyeleri topal ördeğe benzetirken kanun hükümlerini de “topal ördek” mantığıyla mı uyguluyor, yoksa gerçekten yasada yazdığı üzere, hükümleri tarafsızlık içerisinde mi uyguluyor? Yine, kanun hükmünde kararnameyle atılan ve mahkeme sonucuyla yeniden iade edilen bütün kamu personellerini Anayasa’ya uygun olarak iade ediyor mu? Hayır. Ya da özelleştirme ihalelerinde Sayın Cumhurbaşkanı Kamu İhale Yasası’nın hükümlerini adaletle uyguluyor mu? Hayır. En basit örneği Haydarpaşa Garı ihalesi. Ne yazık ki yürütme yetkisini bulunduran Sayın Cumhurbaşkanımız ne Anayasa’nın ne de kanunlarımızın hükümlerini yürütmede maalesef adaletli davranmıyor ve kendisine verilen tarafsızlık görevini yerine de getirmiyor.

Şimdi, bu kanunun hükümlerini yürütme yetkisi, Gümrük Kanunu’nun hükümlerine eşit bir şekilde şu ana kadar uygulandı mı? Mesela gümrüklerde ne kadar cezalar kesildi, ne kadarı affedildi, affedilen kimlerdi, bunlar açıklanmıyor tabii ki.

Değerli arkadaşlar, şimdi, önemli olan kanun çıkarmak değil, nitelikten çok nicelik önemli ve en önemlisi, gerçekten, kanunlar yapılırken milletin yararına yapılıyor mu, yapılmıyor mu; burada yeterince tartışılıyor mu, tartışılmıyor mu, onu burada tartışmak gerekiyor. Aslında taktik belli: Dışarıda bürokratlar hazırlıyor, buraya sunuyorlar, bu teklif oluyor ve burada maalesef bütün milletvekili arkadaşlarımız sadece el kaldırıp indiriyor, başka yok.

Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, yeterince tartışılmadığı için, bu kanunda herhangi bir yenilik olmadığı için işte “c bendinden ‘ç’ harfi mi olsun, ‘d' harfi mi olsun?” açıkçası Komisyon tutanaklarına baktım onlar da var değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkan, son bir dakika, son olarak yürütme olduğu için…

BAŞKAN – Buyurun.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, kanun yapma tekniği açısından aslında belki bundan sonra yürütme maddelerini “Bu kanunun hükümlerini Cumhurbaşkanı tarafsızlık içinde yürütür.” şeklinde düzenlemenin daha doğru bir yaklaşım olacağı kanaatindeyim çünkü gerçekten çok önemli bir şey söyleyeceğim arkadaşlar, Cumhurbaşkanı ülkenin en kritik döneminde bile o dönemi bir kenara bırakıp Millet İttifakı’nı dağıtma girişimini kamuoyuna açıklamaya çalışıyor. Aslında burada bile tarafsızlık içinde olmadığının bir göstergesidir.

Değerli arkadaşlar, burada Sayın Cumhurbaşkanına yeminini ve anayasal görevlerini hatırlatarak, tarafsızlık ilkesine uyarak kanun hükümlerini uygulamaya bir kez daha kendilerini davet ediyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre oyunun rengini belirtmek üzere lehte, aleyhte birer kişiye söz vereceğim.

İlk söz, lehte olmak üzere Samsun Milletvekili Sayın Fuat Köktaş’a aittir.

Buyurun Sayın Köktaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmeleri tamamlanan Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine şahsım adına lehte söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kanunlarda, yönetmeliklerde güncel ihtiyaçları karşılamak, tarafların beklentilerini karşılamak üzere geçmiş dönemlerde de bugün de değişiklikler yapılmış, yarın da değişiklikler yapılarak yoluna devam edecektir. Bu kanun hazırlanırken sanayicimizle, iş adamlarımızla, gümrükte çalışan gümrük müşavirlerimizle, bütün paydaşlarıyla azami derecede irtibat kurulmuş, görüş alışverişinde bulunulmuş ve sorunları gidermek için çalışmalar yapılarak Plan ve Bütçe Komisyonuna ve Ticaret Komisyonuna gelmiştir ve orada da gerekli çalışmalar yapılmıştır.

Bu kanun, burada iddia edildiği gibi, kaçakçılığın önünü açan bir kanun değil; bu kanunun, sanayicimizin, tüccarımızın, ihracatçımızın önünü açmak üzere dâhili işlemde ithal edilecek mallarımızı kolaylaştıran, esnafımızın, sanayicimizin yükünü azaltan bir kanun olarak bugün Genel Kurulda görüşmeleri tamamlanmıştır. Aynı zamanda bu kanun, serbest dolaşım rejimine girmemiş, transit taşımacılıkta da yaşanan problemleri ortadan kaldırmak üzere değişiklikler getirmiş ve tarafları mutlu eden bir kanundur. Aynı zamanda silah taşıma güvenliğini gümrük muhafaza memurlarımıza sağlayan bir kanun olarak da gündeme gelmiştir. Kısacası dâhilde işleme rejiminden başlayarak serbest dolaşımda dürüst esnafı koruyan bir kanun, bir o kadar da kaçakçılığa meyilli, suistimale meyilli kişileri de cezalandıran bir kanun. Bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Gerek Komisyonumuzda gerek Genel Kurulumuzda olumlu katkı sağlayan, kanunun daha iyi çıkması için görüş veren herkese, bütün milletvekillerimize teşekkür ediyoruz.

Bu kanunda oyumuzun renginin kabul olduğunu beyan ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İkinci söz aleyhte olmak üzere Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel’e aittir.

Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu kanunda bir ilk yaşayacaktık, hevesimiz kursağımızda kaldı. Uzun süredir ilk kez torba kanun yapmıyorduk, kanun torba kanuna dönüştü, hevesimiz kursağımızda kaldı. Sanayi Komisyonu yapısı gereğince iletişimi kuvvetli bir komisyon, ülkenin ve sanayicinin faydasının birlikte gözetildiği bir komisyon. O komisyon uyum içinde çalışmıştı, kanunda istediğimiz birçok düzeltme ve düzenleme yapılmıştı. Kanuna evet oyu vereceğimizi teyitleşmiştik Komisyon Sözcümüz Tahsin Tarhan’la -bir cenaze için Kocaeli’ne gitti- ama hevesimiz kursağımızda kaldı. Ne oldu?

Bu kanuna Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından, bireysel silahlanmayı son derece geliştiren bir madde eklendi. Belki maddenin içinde bu konuda beklentisi olan bazı haklı gruplar, “Onlara veriliyor, bize verilmiyor.” diyen haklı gruplar olabilir ama sonuçta bireysel silahlanmayı genişleten bir madde eklendi. Biz buna ilkesel olarak karşıyız. Neden karşıyız? Ne kadar çok silah, o kadar çok kadın cinayeti, o kadar çok çocuk cinayeti, o kadar çok töre cinayeti, o kadar çok kaza kurşunu, o kadar çok maganda kurşunu. Örneklerinin hepsini Sayın Jale Nur Süllü söyledi ve dedi ki: “Çehov’un dediği gibi, sahnede, piyeste duvarda bir silah asılısıysa eninde sonunda patlar.” Silah sayısını artırdık, duvarlara asılan silah sayısını artırdık. Bu yönden, bu kanunun tümüne şeklen aleyhte ama esasen lehte oy kullanacağız deme imkânından mahrum kaldık. Konu hakkında da anayasal denetim görevimizi yerine getireceğimizi ve bu bireysel silahlanma ve yaşam hakkı tecavüzüne karşı partimizin sosyal demokrat bir parti olarak duyarlılıklarının takipçisi olacağımızı burada açıkça ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Doğru bir iş de yaptık hep birlikte. Doğru iş olunca, milletvekilimiz kalktı, gitti, Komisyonun ortasına gocunmadan oturdu, destek verdi. Neye destek verdik? “Kadın cinayetlerinden yargılananların, varsa başka silahlarının ruhsatları dondurulsun, el konulsun ve masumiyetleri kesinleşene kadar onların silahla temasını keselim.” dediler. Hemen gelir oy veririz dedik, tutumumuz bu yönde oldu.

Bir başka konuya değinmek durumundayım burada. Adalet ve Kalkınma Partisinin bir sayın milletvekili, Soma Milletvekili, hemşehrim -bugün burada yok- Mehmet Ali Özkan kalktı, Soma’ya gitti.

MEHMET ALİ ÖZKAN (Manisa) – Buradayım.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Soma’da bir basın toplantısı yaptı. Yanına kimi aldı? Yanına Türkiye Maden-İş’in Başkanı Nurettin Akçul’u aldı, Soma’nın Belediye Başkanını aldı, kendi ilçe başkanını aldı ve müjde veriyorlar, diyorlar ki: “Somalı işçilerin sorununu çözüyoruz.” Kimle? Sarı sendikayla. Şimdi dinleyin bakalım, bu sendika neler yapmış?

Maden faciası olmuş, 2.800 işçi işten atılmış, tazminatlarını alamamışlar, meseleyi konuşmuşuz. Daha önce de söyledim, MHP’nin Sayın Grup Başkan Vekili Erkan Akçay ve benim ısrarlarım, Sayın Doğan Kubat’ın gayretleriyle özel kanun çıkarmışız. TMSF tarafından bu Soma AŞ’nin malına el konulmuş. Soma AŞ’nin kocaman bir gökdeleni var, satılıp alacaklar tahsil edilecek ama bir yolunu bulup sattırmıyorlar. Biz burada 4 parti kanun çıkardık geçen sefer ve dedik ki: “Soma AŞ’nin TMSF’nin elindeki malı satılacak, öncelikle bu işçilerin alın teri, bu işçilerin tazminatları ödenecek.” O tazminatlar dört yıldır ödenemiyor. Sebep ne biliyor musunuz? Bugün sorunu çözüyoruz diye himayenize aldığınız sarı sendika Maden-İş, TMSF’ye -soru önergelerime cevap alamamıştım, Bilgi Edinme Kanunu’yla TMSF’den aldım, gösterdim- diyor ki: “Biz işçiler adına firmayla anlaştık, gökdeleni satmayın, otuz altı taksitte ödeyecekler.” Bunu 3 kez yapıp 3 kez uygulamadılar, sadece üç taksit aldılar, otuz üç taksit yok, canına tak etti çocukların; zaman aşımına bir süre kala yollara düştüler. Soma’dan Kaymakam çıkarmadı, mahkeme “Anayasal haktır.” dedi, yürüttü. Kırkağaç’ta Manisa Valisi bir daha durdurdu. O günden bugüne orada direniyorlar ama bir hakkı teslim edeceğiz. Ben bunu böyle anlatınca Özlem Zengin -Sayın Mevkidaşımız- dedi ki: “Bir dosya verir misiniz Özgür Bey?” dedi. Orada oturuyordu, kalktı geldi “Bu işte vebal var Özgür Bey, bu işi çözmemiz lazım.” dedi. Ve oradan 5 temsilci buraya geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Özgür Bey.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Naci Bostancı’nın da katkılarıyla bütün gruplarla görüştüler ve bu sorunun çözülmesi için Bakan Yardımcısına gittiler. Özlem Hanım’la 2 kez daha görüştüler, günde 3-4 kez telefonda görüştüler ve sonuçta bu işçiler… Ama kim bu işçiler? Türkiye Maden-İş’ten istifa etmiş sayın vekil, Bağımsız Maden-İş diye bir sendika kurmuş. “Bu vampirler kanımızı emdi…” Onlar kim biliyor musunuz? Onlar, Soma faciasından önce, inancına göre, gelen müfettişi önceden haber alıp “rakı balık, Ayvalık” diye götürüp denetimi geciktirenler bunlar, Soma Komisyonunda var. Eğer içki içen birisi değilse müfettiş onun da hevesine göre, onun da inancına göre onu oyalayan ama denetimdeki aletleri gizleyen, ibreleri bozanlar var ya, onlar bunlar. Ve bugün maden işçileri diyor ki: “İnanamıyoruz.” Özlem Hanım’ın katkısı var, Doğan Kubat’ın katkısı var, tüm siyasi partilerin grup başkan vekillerinin katkısı var ama lanet olası sarı sendikanın katkısı yok bu işte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkanım, konu mühim, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Lanet olası sarı sendikanın yok. “Biz orada oturup da Kırkağaç’ta dururken ‘Ne içersiniz, ne yersiniz?’ diye sormadı bize sayın vekil.” diyorlar. “On beş gündür bize selam vermemiş, gelmiş geçmiş; bugün sarı sendikayı almış gitmiş ‘Sorunu çözdük.’ diyor.”

Bakın, sorun çözülürse ki teşekkür niteliğinde bir konuşma yaptım, daha fevkinde bir konuşma yapacağım sorunun çözümünde katkı sağlayan herkese. 2.830 kişi işsiz kaldı ve alacaklarına çöktü o namussuzlar ve iş birlikçileri buna engel oluyordu. Bugün onları himaye etme işi sizin işiniz değil sayın vekil. Son derece yanlış bir işin içindesiniz. İşte burada, sizin bu ziyaretinizden sonra “Milletvekilini, patronları arkanıza almakla olmuyor bu işler, beş senedir neredeydiniz?” demiş maden işçisi Sami Yavuz ve “Bizim bunca emekle ördüğümüz bu sürecin üzerine çökmek isterlerse eğer, Somalı maden işçileri bunun hesabını soracaktır.” demiş.

Şimdi, bunu söylüyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bu alın terine, emek mücadelesine katkı sağlayan her siyasete eyvallah; o sarı sendikadan istifa edip mücadele eden, o yollarda duran ve bir tanesi o sendikanın üyesi olmayan işçilere selam olsun, sarı sendikayı arkalayanlara da yazıklar olsun.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ ÖZKAN (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

64.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili oyunun rengini belirtmek üzere aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Özel ve diğer milletvekili arkadaşlar dinlerse memnun olurum. 7 Ekim 2019 tarihinde Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Milletvekilimiz biz Antalya’da toplantı hâlindeyken Sayın Ahmet Akın, Sayın Abdurrahman Başkan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve ilgili bakan yardımcısı arkadaşlarımız oradayken bu konu gündeme geldi; gerekçesini araştırdık, nedir, ne değildir diye inceledik. Türkiye Kömür İşletmelerinin bu tazminat hakkına sahip olan, kıdem ve ihbar tazminat hakkına sahip olan kişilere mahkeme kararıyla yaptıkları, haklar karşısında bir ödeme var. Bu, Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından, mahkemenin verdiği karar doğrultusunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kömür İşletmeleri, henüz mahkeme kararı sonuçlanmadan bir kısım işçi kardeşimizin hak ettikleri kıdem ve ihbar tazminatını ödemişler ama bu ara, Sayıştay denetçisinin “Bireysel hak niteliğindeki bu hakkın mahkeme kararı olmadan herkese ödenmesi doğru değildir.” diye bir yazı almasının üzerine, eleştiri getirmesi üzerine, Kömür İşletmeleri Genel Müdürü bunu ödemekten vazgeçmiş. Biz bunu Sayın Ahmet Akın’la paylaştık, Sayın Bakanımızla paylaştık, Sayın Bakanımızla paylaştık. Dedik ki: Mahkemeye gidilsin, mahkemeyle ilgili toplu avukat tutulması varsa hep birlikte bu arkadaşlarımızın davası görülsün ve bir an önce mahkeme bitsin ve kurum da itiraz müessesesini, temyiz müessesesini çalıştırmasın, bir an önce, hak sahibi olan bu işçi kardeşlerimiz alacaklarına kavuşsun diye ifade ettik.

Şimdi, siyasi partilerdeki hukukçu milletvekillerine düşen en önemli görevlerden birisi, hukukçu milletvekili arkadaşlarımız bu konunun nasıl hızlanacağıyla ilgili, süreç neyse onu ortaya çıkarmaları ve Bakanlığın bu konuda hazır olduğunu ifade etmek istiyorum.

Yüce heyetinizi bilgilendirmek istedim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanağa geçsin.

Ben birçok ismi anarken Sayın Başkanın olumlu katkılarını biraz önce söylemedim, çok önemli katkıları var.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ALİ ÖZKAN (Manisa) – Sayın Başkanım, az önce, oylamaya geçmeden önce söz istedim. İsmim zikredilerek Sayın Özel tarafından açıklamalar yapıldı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yerinden bir açıklama yapmak istiyor.

BAŞKAN – Söyleyin, geçsin zabıtlara.

MEHMET ALİ ÖZKAN (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

65.- Manisa Milletvekili Mehmet Ali Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in 104 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili oyunun rengini belirtmek üzere aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ ÖZKAN (Manisa) - 13 Mayıs 2014’te bir elim kaza yaşadık Manisa Soma’da, hepimizin malumu. Ben kırk sekiz yıldır o şehirde yaşayan, o şehirde doğmuş bir insanım. Kazanın olduğu tarihte AK PARTİ’de aktif siyaset yapıyordum, AK PARTİ İlçe Başkanıydım. O süreçte bütün olayların merkezinde olan insanlardan bir tanesiydim. Kaza sonrasında orada devletimiz, milletimiz, hayırsever insanlarımız, STK’lerimiz gerçek manada bir iş birliğiyle hem orada vefat eden, şehit olan 301 madencimizin ailelerinin, yakınlarının mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında önemli adımlar attılar. Daha sonra orada ocakların kapanmaması, üretimin, istihdamın devamı için devletimiz, Enerji Bakanlığımız, Türkiye Kömür İşletmeleri büyük yükümlülükler aldılar, büyük özveriyle çalıştılar, hem istihdam arttı hem üretim devam etti hem arttı. Ayrıca 2014’ten bu yana geride kalan 5,5 yıllık zaman zarfında Enerji Bakanlığı ve Türkiye Kömür İşletmeleri sırf orada maden ocakları kapanmasın diye bugüne kadar yaklaşık 1 katrilyon lira sübvansiyon uyguladılar. Yani o madenlerin zararını Türkiye Kömür İşletmeleri beş buçuk yıl boyunca kendi nam ve hesabından ödedi.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2213) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 104) (Devam)

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Açık oylamanın sonuçlarını okutuyorum arkadaşlar.

Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 85 Milletvekilinin Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi açık oylama sonucu:

“Kullanılan Oy Sayısı                   :              282

Kabul                                            :              245

Ret                                                :                37   (x)

 

                                       Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                          Nurhayat Altaca Kayışoğlu                               Bayram Özçelik

                                           Bursa                                                      Burdur”

BAŞKAN - Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı olsun.

2’nci sırada bulanan, 88 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti’nin Beyanlarla Birlikte Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1801) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 30 Ekim 2019 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatılıyorum.

Kapanma Saati: 22.29



(x) 104 S. Sayılı Basmayazı 23/10/2019 tarihli 9’uncu Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.