BIM 2 8 2004-07-23T12:28:00Z 2004-07-23T12:28:00Z 106 61119 348379 TBMM 2903 696 427833 9.3821 0 6 nk 6 nk 0

DÖNEM : 22        CİLT : 55       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

110 uncu Birleşim

6 Temmuz 2004 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Çorum Milletvekili Agâh Kafkas'ın, Ahıska Türkleri 1 inci Uluslararası Kurultayına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ahıska Türklerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

3.- Kırıkkale Milletvekili Murat Yılmazer’in, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamanın yıldönümü münasebetiyle, kurumun sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Kanadı Dışpolitika Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/613)

2.- Portekiz Parlamento Başkanı Mota Amaral ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/614)

3.- Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın (6/1130) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/205)

4.- İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Komisyonun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde olduğu dönemde de çalışmasına ilişkin tezkeresi (3/615)

5.- Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın Macaristan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/616)

6.- Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın Yemen, Oman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt'e yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/617)

7.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; Hollanda ve Belçika'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/618)

8.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; Amerika Birleşik Devletlerine yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/619)

V.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

4.- Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)

5.- Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/827) (S.Sayısı:618)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616)

 

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, 2002-2004 yılları arasındaki iç ve dış borca ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/2574)

2.- Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ'in, ASKİ'nin bir ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/2619)

3.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, ülkemizdeki yakıt üretimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/2626)

4.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, TBMM'de akıllı kart uygulamasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/2641)

5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-İznik İlçesinde bulunan Beştaş Anıtının korunmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2661)

6.- Hatay Milletvekili İnal BATU'nun, Romen vatandaşlara vize uygulanmasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/2677)

7.- Antalya Milletvekili Tuncay ERCENK'in, Antalya'da bir imar plânı değişikliği uygulamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/2685)

8.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın DSİ'nin kuruluş yıldönümü harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/2688)

9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-İnegöl-Kurşunlu beldesinin doğal ve tarihi değerlerinin korunmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2698)

10.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, araştırma komisyonlarının önerilerinin uygulanmasına ve geçici komisyonların çalışma esaslarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/2771)

11.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziğinin geliştirilmesine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2800)

12.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Bandırma'ya nakledilen Alsancak Sigara Fabrikası işçilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2827)

13.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, SSK'nın sözleşme yaptığı özel hastanelere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/2829)

14.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL’in, SSK ve Bağ-Kurlu hastaların ilaç bedellerinin düzenli ödenmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/2830)

15.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, ABD ile karşılıklı uygulanan gümrük vergisi oranına ilişkin Maliye Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/2832)

16.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, bölünmüş yol çalışmalarına ve Çanakkale'nin kapsama dahil olup olmadığına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/2842)

17.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Meclis araştırması komisyonunda görevlendirilen bir kamu görevlisine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/2844)

18.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'da bir siyasi parti yöneticisi, milletvekili ve ilde görevli bürokratların katılımıyla yapıldığı iddia edilen toplantıya ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/2848)

19.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir Meclis araştırması komisyonu raporunda yer alan bazı konulara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/2854)

20.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, kaçakçılığa ve gümrük çalışanlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/2865)

21.- Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Ergani Barajı yapım çalışmalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/2866)

22.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Alanya'daki bir taşocağına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/2867)

23.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, küçük ilçe ve köylerde düzenlenen şenliklerin kültür turizmi açısından geniş kitlelere duyurulmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2874)

24.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, Anayasa Mahkemesinin bir iptal kararı nedeniyle yasal düzenlemenin yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/2880)

25.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, nitelik bakımından orman vasfının kaybedilmesinin ölçütlerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/2891)

26.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan KAPLAN'ın, Karayolları Genel Müdürlüğü 1 inci ve 17 nci Bölge Müdürlüklerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/2906)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak üç oturum yaptı.

İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun, barış, demokrasi ve insan hakları konularına ilişkin gündemdışı konuşmasına Adalet Bakanı Cemil Çiçek, görüşleriyle katkıda bulundu.

Erzurum Milletvekili, Mücahit Daloğlu, yasadışı yollardan yurda kaçak hayvan girişinin önlenmesine ve,

Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan, Erzurum'un sosyoekonomik ve kültürel yapısına ve ekonomik kalkınma için,

Alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

5186 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Antalya Milletvekili Mehmet Dülger'in (6/1166) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sorunun geri verildiği bildirildi.

Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 24 milletvekilinin, medyanın sorunlarının çağdaş demokrasi çerçevesinde araştırılarak bağımsız ve tarafsız bir medya için gerekli yasal düzenlemelere zemin hazırlanması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/204) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Arjantin Parlamentosu arasında Parlamentolararası Dostluk Grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi;

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 26 ncı sırasında yer alan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının bu kısmın 6 ncı sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine, çalışma süresinin ise bugünkü birleşimde 14.00-21.00 saatleri arasında olmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi;

Kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı: 152),

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305),

Görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması (1/731) (S. Sayısı: 349),

5 inci sırasında bulunan, Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması (1/827) (S. Sayısı: 618),

Hakkında Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

6 ncı sırasına alınan, Belediye Kanunu Tasarısı (1/766) (S. Sayısı: 616) 15 inci maddesine kadar kabul edildi, birleşime verilen aradan sonra, ilgili Komisyon yetkililerinin Genel Kurulda hazır bulunmadıkları anlaşıldığından, müzakereleri ertelendi.

6 Temmuz 2004 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.41'de son verildi.

                            Nevzat Pakdil

                              Başkanvekili

 

Ahmet Küçük

 

Enver Yılmaz

 

Çanakkale

 

Ordu

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

     No. : 161

II. - GELEN KÂĞITLAR

2 Temmuz 2004 Cuma

Tasarılar

1.- Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu Tasarısı (1/847) (Adalet; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.7.2004)

2.- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/848) (Plan ve Bütçe; İçişleri, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.7.2004)

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lüksemburg Büyük Dükalığı Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/760) (S. Sayısı: 625) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Sağlık Bakanlığı ile Kosova Geçici Özyönetim Kurumları (Sağlık Bakanlığı) Adına Görev Yapan Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetimi Arasında Sağlık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/762) (S. Sayısı: 626) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sırbistan ve Karadağ Bakanlar Kurulu Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/799) (S. Sayısı: 627) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanında İşbirliğine Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/800) (S. Sayısı: 628) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

5.- Adli Yardım Taleplerinin İletilmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/812) (S. Sayısı: 629) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/813) (S. Sayısı: 630) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

7.- Kimberley Süreci Sertifika Sistemine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/816) (S. Sayısı: 631) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

8.- Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/557) (S. Sayısı: 632) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

9.- Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/621) (S. Sayısı: 633) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

10.- Antalya Milletvekilleri Fikret Badazlı, Mehmet Dülger, Mevlüt Çavuşoğlu, Osman Akman ile Burhan Kılıç'ın; Antalya İli Kale İlçesi Adının "Demre" Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekilleri Osman Kaptan, Atila Emek, Osman Özcan, Tuncay Ercenk, Feridun F. Baloğlu, Hüseyin Ekmekçioğlu ve Nail Kamacı'nın Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/60, 2/69) (S. Sayısı: 634) (Dağıtma tarihi: 2.7.2004) (GÜNDEME)

     No. : 162

5 Temmuz 2004 Pazartesi

Tasarı

1.- Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/849) (Plan ve Bütçe; Adalet ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 5.7.2004)

Raporlar

1.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 58 milletvekili ile Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin Türkbank ihalesi sürecinde malın satımında ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla eski Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeleri ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/5, 6) (S.Sayısı: 621) (Dağıtma tarihi: 5.7.2004)

2.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 64 milletvekili ile Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin Bakanlığı sırasında enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların yapılmasına yol açtığı, Devlet alım satımına fesat karıştırdığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında uyguladıkları yanlış ve usulsüz enerji politikalarında ilgili kurum ve kuruluşların uyarılarını dikkate almayarak kamuyu zarara uğrattıkları, DSİ Genel Müdürlüğünde usulsüz uygulamalara onay verdikleri ve bu suretle görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma fiillerini işledikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230, 240 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla  Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeleri ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/4,7) (S.Sayısı: 622) (Dağıtma tarihi: 5.7.2004)

3.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/825) (S. Sayısı: 635) (Dağıtma tarihi: 5.7.2004) (GÜNDEME)

4.- Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/744) (S. Sayısı: 636) (Dağıtma tarihi: 5.7.2004) (GÜNDEME)

5.- Ankara Milletvekili Oya Araslı ve 10 milletvekilinin; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ve 9 milletvekilinin; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/211, 2/221) (S. Sayısı: 637) (Dağıtma tarihi: 5.7.2004) (GÜNDEME)

 


     No. : 163

6 Temmuz 2004 Salı

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, bazı vakıfların kuruluş amaçları dışında faaliyet yaptıkları iddiasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) sözlü soru önergesi (6/1181) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Isparta karayolu üzerine kurulacak "Dünya Ormanı" projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1182) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

3.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur YAKA'nın, Muğla-Fethiye'de çevre kirliliğine neden olan batık bir gemiye ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1183) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

4.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Korkuteli İlçesinin sulama suyu sorununa ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1184) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

5.- Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, sağlık çalışanlarının özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunda ne gibi çalışmalar yapıldığına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1185) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

6.- Mersin Milletvekili Hüseyin GÜLER'in, SSK'nın açmış olduğu bir ihaleye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1186) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

7.- Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL'in, özürlü memur alımı sınavına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1187) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

8.- Balıkesir Milletvekili Orhan SÜR'ün, Halk Bankasından kredi kullanan bir firmaya ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) sözlü soru önergesi (6/1188) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

9.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, ilaç sektöründeki bazı sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1189) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

10.- Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL'in, Bandırma sahil bandı ve balıkçı barınağı projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1190) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S.KESİMOĞLU'nun, T.B.M.M.'de Akıllı Kart uygulamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2641) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.2004)

2.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, araştırma komisyonlarının önerilerinin uygulanmasına ve geçici komisyonların çalışma esaslarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2771) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.6 2004)

3.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Meclis Araştırma Komisyonunda görevlendirilen bir kamu görevlisine  ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2844) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.6 2004)

4.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Fas-Türkiye ilişkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2921) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

5.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya-Tekirova Belediye Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2922) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

6.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, elma ve patates ihracatındaki teşvik uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2923) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

7.- Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın, bir vatandaşın Romanya Gümrük Kapısında karşılaştığı haksızlığa ve konsolosluğun tutumuna ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2924) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

8.- Hatay Milletvekili İnal BATU'nun, AB üyesi bazı ülkelerin Türk vatandaşlarına vize alımında çıkardıkları sorunlara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2925) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

9.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, G-8 zirvesine katılan Başbakanın üst düzeyde karşılanmadığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2926) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bakanlıkta çalışan arkeolog sayısına ve ek göstergelerine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2927) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

11.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Zeugma mozaiklerinin taşınması sırasında zarar gördüğü iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2928) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

12.- Antalya Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, turistlerin alışverişlerinin seyahat acentalarınca yönlendirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi(7/2929) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

13.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Kırklareli'ne cezaevi yapımı ve bir tarihi eserin cezaevine dönüştürüleceği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2930) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

14.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Harmancık İlçesinin adli merkez olarak Kütahya-Tavşanlı'ya bağlanmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2931) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

15.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Suriye gezisine ve bu geziye bir yargıcın katılıp katılmadığına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2932) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

16.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, Balda Destekleme Projesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2933) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

17.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya Tarım İl Müdürlüğüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2934) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

18.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2935) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

19.- İzmir Milletvekili Canan ARITMAN'ın, İshakpaşa Sarayının onarım çalışmalarına yönelik bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/2936) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

20.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, ulusal televizyon kanallarının yayın ağına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/2937) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

21.- İzmir Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, Tarişbank borçlusu çiftçilere ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2938) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

22.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, sokak çocuklarının sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal AKŞİT) yazılı soru önergesi (7/2939) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

23.- İstanbul Milletvekili Gürsoy EROL'un, saç ithalatındaki haksız rekabet iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/2940) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

24.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, bölünmüş yol projesiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2941) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

25.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, KAR Programında görevli personelin mesai ücretlerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2942) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

26.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Muğla-Dalaman-Akköprü Baraj inşaatı ve kamulaştırma çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2943) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

27.- Samsun Milletvekili Musa UZUNKAYA'nın, eğitim uçuşu yaparken düşen askeri uçaklara ve bazı iddialara ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2944) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

28.- Iğdır Milletvekili Yücel ARTANTAŞ'ın, Türkiye Kızılay Derneğindeki bazı görev değişikliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2946) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

29.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, makam araçlarına ve giderlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2947) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

30.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, kapatılan bankaların ve özelleştirilen kurumların personeline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2948) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

31.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Safranbolu'nun tarihi dokusunun korunmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2949) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

32.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, mesaiye gelmeden maaş aldığı iddia edilen kamu personeline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2950) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

33.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Boston'a düzenlenen seyahatin resmi olup olmadığına ve masrafına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2951) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

34.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Marmara Bölgesinde olası bir deprem için alınan tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2952) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

35.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya-Kemer duble yol inşaatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2953) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

36.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Kamu İhale Kanununun kapsamına ve bu konuda yeni bir düzenleme ihtiyacına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2954) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

37.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Haberleşme Yüksek Kurulunun toplanamamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2955) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

38.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya'da yapılması planlanan bir toplantının başka bir şehre alındığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2956) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

39.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, 4916 sayılı Yasanın uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2957) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

40.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, ABD'ye yapılan seyahate ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2958) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

41.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, Et ve Balık Kurumunun özelleştirilme çalışmaları ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2959) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

42.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Koruma Müdürü ile bir polis memuru hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2960) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

43.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, tarımsal üretimin sevkinde bürokratik işlemlerin azaltılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2961) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

44.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT'ın, İstanbul'da yapılacak olan uluslararası toplantılar için doğal afetlere karşı önlem alınıp alınmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2962) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

45.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Tuz Gölü ile ilgili Meclis Araştırması Raporunda yer alan bazı sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2963) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

46.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, TMSF'nin el koyduğu bir grubun yayın organlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2964) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.6.2004)

47.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, ana muhalefet partisi liderine tazminat davası açan ilk ve son Başbakanın kim olduğuna ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2965) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

48.- Trabzon Milletvekili Şevket ARZ'ın, Trabzon'a bağlı bazı ilçe adliyelerinin kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2966) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

49.- Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, Aksaray-Ankara arasındaki bölünmüş yolun ihale, keşif artışı ve maliyetine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2967) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

50.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-İnegöl-Kurşunlu içmesuyu projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2968) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

51.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İli Büyükorhan-Harmancık karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2969) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

52.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, G-8 zirvesine katılan Başbakanın üst düzeyde karşılanmadığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2970) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

53.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, G-8 zirvesine katılan Başbakanın üst düzeyde karşılanmadığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2971) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

54.- İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, bazı TRT çalışanlarına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/2972) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

55.- İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, iki TRT çalışanı ile ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/2973) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

56.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, BAĞ-KUR'un esnaf ve sanatkârlarla, tarım sigortalılarından prim alacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2974) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

57.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, SSK ve BAĞ-KUR primlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2975) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

58.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün personel ihtiyacına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2976) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

59.- Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Ergani Çimento Fabrikasının bacalarına filtre takılmamasının nedenlerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2977) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

60.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Kıyıköy ya da İğneada'dan Saros Körfezine döşenmesi planlanan petrol boru hattına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2978) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

61.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Çakıt suyunun ıslah çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2979) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

62.- İzmir Milletvekili Canan ARITMAN'ın, İshakpaşa Sarayının onarım çalışmalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2980) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

63.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, kapalı tutulan müzelere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2981) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

64.- İstanbul Milletvekili İrfan GÜNDÜZ'ün, Devlet Tiyatrolarında yapılan bazı uygulamalarla Devletin zarara uğratıldığı iddialarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2982) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

65.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Büyükorhan-Derecik Köyünde bazilika kalıntıları bulunan arazilerin kamulaştırılıp kamulaştırılmayacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2983) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

66.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Büyükorhan-Derecik Köyündeki bazilika kalıntıları bekçisine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2984) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

67.- Iğdır Milletvekili Yücel ARTANTAŞ'ın, Meclis Lojmanlarının satışına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2985) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

68.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, TÜRK TELEKOM'a ait gayrimenkullere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2986) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

69.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya-Selçuklu-Aşağıpınarbaşı köyünde bulunan bir hazine arazisinin belediyeye tahsisine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2987) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

70.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2988) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

71.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, vergi barışından yararlanan kamu kuruluşlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2989) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

72.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan Tekel Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğünün bina ve personel ihtiyacına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2990) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

73.- Edirne Milletvekili Nejat GENCAN'ın, ilköğretimde başarı ve eğitim kalitesinin artırılması ile Edirne'de Anadolu ve Fen Lisesi açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2991) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

74.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, Din Bilgisi ve Ahlâk Derslerine giren bir öğretmenin ifadelerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2992) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

75.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun teknik öğretmenlere fiili hizmet zammı verilmesine son verilmesine dair kararına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2993) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

76.- Uşak Milletvekili Osman COŞKUNOĞLU'nun, öğrencilere Bakanlıkça dağıtılacak kitaplara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2994) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

77.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, kredi borcunu ödemeyen üniversite mezunlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2995) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.6.2004)

78.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, küçük sanayicilerin aldığı "Kapasite Raporu" işlemlerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2996) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

79.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, hipermarketlerin küçük esnafın satışları üzerindeki etkilerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2997) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.6.2004)

80.- Iğdır Milletvekili Yücel ARTANTAŞ'ın, TCDD demiryolu bakım onarım ihalesini kazanan firmaya ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2998) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

81.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, ADSL hizmetine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2999) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

82.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, demiryolu projelerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3000) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

83.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, DHMİ'ye bağlı havaalanlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3001) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2004)

84.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, mobil telefon işletmecilerinin Hazineye olan borçlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3002) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.6.2004)

85.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, psiko-somatik düzenleyici bazı ilaçlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3003) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

86.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, üzüm üreticilerinin Tarişbank'a olan borçlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru önergesi (7/3004) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2004)

87.- Ankara Milletvekili Ersönmez YARBAY'ın, Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3005) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2004)

88.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, Yalova Sivil Savunma Müdürlüğünün personel ve araç ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3006) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

89.- Ankara Milletvekili Yakup KEPENEK'in, ithal edilen palm yağı ile ilgili bazı iddialara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3007) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

90.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Süper Lig kulüplerinin yıllık hasılatlarına ve ödedikleri vergilere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/3008) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2004)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK'in Sivas katliamı sanıklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2312)

2.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in Bursa-Ray Projesine ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2443)

3.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in büyükşehir belediyelerinin kullandıkları kredilere ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2512)

4.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun Çanakkale Şehitleri Abidesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2569)

5.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun Çanakkale Şehitliği'nin bakımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2575)

6.- Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un 2003 yılı Dış Ticaret Açığına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2591)

7.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in Kamu Bankalarının İstihdam Dışı Kalan Personeline ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2592)

8.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Adanalı sanayicilerin teşviklerden yararlandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2617)

9.- Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ'in, ASKİ'nin bir ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2619)

10.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Adana İlinin yatırım ve istihdam teşviki kanunu kapsamının dışında tutulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2620)

11.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, KKTC ile ilgili Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi toplantısına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2622)

12.- Malatya Milletvekili Muharrem KILIÇ'ın, Başkonsolosluk hizmetlerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2623)

13.- Muğla Milletvekili Fahrettin ÜSTÜN'ün, iç ve dış borçlara ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2637)

14.- İstanbul Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in, kamu bankalarının özelleştirilmesi ile ilgili danışman firmalarla anlaşma yapılıp yapılmadığına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2647)

15.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Halk Bankasının ve Ziraat Bankasının takipteki alacaklarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/2648)

16.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Arpaçay ve Susuz ovalarının sulama projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2653)

17.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Ankara'da meydana gelen bir mahalle kavgasıyla ilgili gelişmelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2656)

18.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, bazı polis karakollarında şiddet uygulandığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2658)

19.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin ücretlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2683)

20.- İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL'un, Türkiye'de işkence merkezleri olduğu iddiasına ve Türkiye'nin Irak politikasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2684) 

21.- Edirne Milletvekili Necdet BUDAK'ın, İğne Ada-Saros arasında yapılması planlanan boru hattı projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2692)

22.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, teknik öğretmenlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2700)

23.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, ilköğretim öğrencilerine ücretsiz ders kitabı dağıtılmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2702)

24.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, özel bir televizyonda yayınlanan ayin törenine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2715)

25.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, ders kitaplarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2720)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

6 Temmuz 2004 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, 1 inci Uluslararası Ahıska Türkleri Kurultayı hakkında söz isteyen, Çorum Milletvekili Agâh Kafkas'a aittir.

Buyurun Sayın Kafkas. (AK Parti sıralarından alkışlar)

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Çorum Milletvekili Agâh Kafkas'ın, Ahıska Türkleri 1 inci Uluslararası Kurultayına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ahıska Türkleri 1 inci Kurultayı nedeniyle söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

29 Haziran-4 Temmuz tarihleri arasında Azerbaycan'ın Bakû kentinde 1 inci Uluslararası Ahıska Türkleri Kurultayı toplanmıştır. Türk dünyasının yetimleri olan, yurtsuz ve bugüne değin sahipsiz Ahıska Türklerinin onlarca yıldan beridir devam edegelen insanlıkdışı dramlarına çare bulmak, maddî manevî yaralarını sarmak amacıyla toplanan bu kurultaya, iktidar ve muhalefetten olmak üzere, 16 milletvekili arkadaşımızla katıldık.

Değerli milletvekilleri, 1578 yılında, Osmanlı Sultanı III. Murat Han zamanında Osmanlı topraklarına katılan Ahıska bölgesi, bugün, Ardahan İlimize 48, Posof İlçemize 12 kilometrelik mesafededir. Ahıska, 1578-1828 yılları arasında tam 250 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. 28 Ağustos 1828 tarihinde Ahıska'nın Rusların hâkimiyetine geçmesiyle birlikte de dram başlamıştır ve 1917 komünist ihtilaliyle birlikte, Türk ve Müslüman nüfusa zaman zaman baskı uygulama, sürgüne göndermeler de başlamıştır.

Bu arada, İkinci Dünya Savaşı patlak verir. Bu savaşta, Stalin, Ahıska'dan eli silah tutan 40 000 insanı silah altına alır. Geriye kalan kadınlar, kızlar da demiryollarında çalıştırılır. Bilmezler, bilmezler ki o kadınlar, kızlar, o demiryolları, bir gün onların sürgün yolları olacak. Erkeklerin kimi askerden dönmüş, kimi dönmemiştir.

Bir gece, 14 Kasımda, zemheri kış gününde, bir gecede, bütün Ahıska bölgesindeki 91 000 kişi, Ortaasya'ya sürgüne gönderilir; iki saat içerisinde hayvan vagonlarına sıkış tepiş itelenerek doldurulurlar. Aylarca süren yolculukta 40 000'i Kazakistan, 30 000'i Özbekistan, 16 000'i Kırgızistan ve 5 000'i de diğer yerlere olmak üzere, Ahıska'dan boşaltılırlar, âdeta Ortaasya'ya serpilirler. Bu sürgünde 17 000 kişi hastalıktan, açlıktan ve soğuktan Allah'ın rahmetine kavuşmuştur. Bunlar mezarsızdırlar. Bunların toprağa gömülmesine bile izin verilmez, kara gömerek yollarına devam etmeleri sağlanır.

Bu kanlı olay, 1944-1956 yılları arasında yaşanmıştır. Sürgün gören bu insanların o bölgede köyden köye gitmeleri bile yasaklanmıştır.

Ahıskalılar, başta Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve diğer yerleşim birimlerinde, kısa da olsa, huzurlu bir yaşam içerisindeyken, 4 Haziran 1989'da komünist Rusya, Özbekistan'ın Fergana ve Taşkent İllerinde kardeşçe yaşayan Özbek ve Ahıska Halklarını birbirine düşürür, kardeş kanı dökülür bu kez de; 100'ün üzerinde insan ölür, 1 000'in üzerinde insan yaralanır, 1 200 ev yakılır. Yine, Ahıskalılara sürgün yolu gözükmüştür ve 160 000 Ahıskalı, bu kez de Özbekistan'dan sürülürler, topraksız, yurtsuz, çoğunluğu Azerbaycan'a giderler. Şu anda sayıları 400 000'in üzerinde Müslüman Ahıskalı Türk, Ermenistan dışında, başta Rusya olmak üzere, Bağımsız Devletler Topluluğunun 11 cumhuriyetinde, 4 263 köy ve kasabada göçmen olarak yaşamaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kafkas.

AGÂH KAFKAS (Devamla) - Gürcistan Devleti, Ahıskalıların öz vatanlarına dönmeleri konusunda devamlı olarak çekimser kalmaktadır ve gereğini bir türlü hayata geçirmemektedir.

Sizlerin de bildiği gibi, 2 Temmuz 1992 tarihinde, 3835 sayılı Kanunla, Ahıskalı Türklerin Türkiye'ye kabul edilmeleri sağlanmıştır; ancak, Türkiye'ye göç etmek isteyenler, turist olarak gelmek zorunda kalmışlardır. Ankara ve güzel yurdumuzun İstanbul, İzmir, Antalya, Konya gibi çeşitli il ve ilçelerine yerleştirilmişlerdir. On yıldan beri, ikâmet tezkereleriyle yaşamaktadırlar. Türkiye'de yaşayan bu insanların ne durumda olduklarını sizlere anlatmaya gerek görmüyorum.

Değerli milletvekilleri, 1 inci Uluslararası Ahıska Türkleri Kurultayında Dışişleri Komisyonu, Kültürel İşler Komisyonu, Sosyal ve Çalışma Komisyonu, Ekonomi ve  Tarım Komisyonu olmak üzere 4 ayrı çalışma komisyonu kurularak, bu konuya ilişkin, Ahıska Türklerinin sorunları ve çözüm önerileri üzerinde titiz bir çalışma yapılmıştır. Bu komisyonlarda, Ahıska Türklerinin kendi yurtlarına dönüş probleminin hallinde davanın uluslararası kuruluşlara anlatılması gerekliliğine işaret edilmiştir. Ahıska Türklerinin ülkelerinden zorla başka yerlere sürüldükleri, onların vatanlarına dönme haklarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle tanınmış en tabiî hakları olmasına ve Stalin tarafından sürgüne gönderilen toplulukların hemen hemen tamamının kendi vatanlarına dönmüş olmalarına rağmen, yalnız Ahıska Türklerinin bu haktan mahrum kaldığı gerçeği bütün dünya tarafından bilinmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kafkas toparlar mısınız.

Buyurun.

AGÂH KAFKAS (Devamla) - Toparlayacağım Başkanım.

Avrupa Konseyi, Gürcistan Denetim Raporunda, Ahıskalıların anavatanlarına dönmeleri için gereken kanunun çıkarılması ve gereğinin yapılmasını istemesine rağmen, sorun hâlâ çözülememiştir. Bu konuda Yüce Meclisimizin Avrupa Konseyi üyesi değerli milletvekili arkadaşlarımızın çok olumlu katkılarını ve girişimlerini biliyoruz. Ahıska Türklerinin siyasî, sosyal ve ekonomik meselelerinin kültürel kimliklerine  bağlı olduğu, dolayısıyla kültürel ve eğitim problemlerinin çözüme kavuşturulmasına öncelik verilmesi delegeler tarafından ortak kanaat olarak ifade edilmiştir.

Üniversite mezunu, yetenekli Ahıskalı gençlere lisansüstü eğitim ve öğretim için, Türkiye ve diğer ülkelerde imkân tanınması ile orta ve yükseköğrenimin tamamlanmasında Ahıskalı Türk öğrencilerin denklik problemlerinin bulunduğu ve üçüncü ülkelerde diplomaları geçerli olacak şekilde bu problemin çözülmesi talep edilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kafkas, teşekkür eder misiniz.

Buyurun.

AGÂH KAFKAS (Devamla) - Sayın Başkan, izin verirseniz toparlıyorum.

Ahıska Türklerinin Gürcistan'da kalan vatan topraklarındaki maddî, kültürel varlıklarının -cami, medrese, han gibi- mutlaka, UNESCO'da, dünya kültürel mirası olarak kaydedilmesi gerektiği ortadadır.

Değerli dostlar, ben şöyle toparlamak istiyorum: Birçok insan kendi topraklarında kimliksizleşirken, Ahıskalılar, yetmiş yılda üç sürgün yemelerine rağmen, kimliklerini bir bayrak gibi taşımışlardır. Hıngâllarıyla, örtmeleriyle, bişileriyle, toylarıyla, kimliklerini yüreklerinde, belleklerinde, onurlarında taşımışlardır. Onlar biziz, onlar bizim insanlarımız ve biz onlarız.

Ahıska Türklerinin Ahıska'ya dönmesi, vatan hasretinin bitmesi, gözyaşının ve acının dinmesi temennisiyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarken, Ahıska, işgal, çile, sürgün, gözyaşı ve yeniden yeşeren umutların adıdır diyorum.

Hepinizi, tekrar,  saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kafkas.

Gündemdışı ikinci söz, Ahıska Türklerinin sorunlarıyla ilgili söz isteyen, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'e aittir.

Buyurun Sayın Öğüt.

2. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ahıska Türklerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçen hafta Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilen Ahıska Türkleri Kurultayıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Kurultayımıza, Meclis Başkanvekilimiz Sadık Yakut'un başkanlığında 16 milletvekili katıldı. Sayın Başkana ve bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum, emeği geçen herkese de teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, konuşmama başlamadan önce, bir şey açıklayacağım. Şu fotoğrafa bir bakar mısınız; bu hayvan, Türkiye'de yaşıyor mu?! Bu hayvan, Hindistan'da yaşayan bir hayvan; İran ve Irak üzerinden, Türkiye'ye kaçak geliyor. Sayın Bakanıma da göstereyim; hörgüçlü bir hayvan. Ben, bunun resmini, geçen hafta, sekiz gün önce, Ardahan'da çektirdim. Türkiye'de, hayvancılık sıfıra inmiş, korkunç derecede kaçak hayvan geliyor; hükümetten rica ediyorum -Sayın Bakanım da buradayken- bunu önleyelim; bu, çok önemli, hayvancılık için, çiftçimiz için çok önemli.

Değerli arkadaşlar, 14 Kasım 1914'te, hayvan vagonlarına doldurularak, hayvan muamelesi yapılarak, Ortaasya'ya sürgün edilen Ahıska Türkleri, ne yazık ki, halen vatanlarına dönememişlerdir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, bütün milletler, kendi vatanlarına dönmüş, kendi memleketlerine dönmüş, cumhuriyetini kurmuş, özerk yapısını kurmuş; sadece ve sadece Ahıska Türkleri hiçbir yerde temsil edilemiyor.

Şimdi, burada, insan hakları söz konusu. Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz. Küreselleşen dünyada, insan hakları, özgürlükler, eşitlik, çok önem taşıyor. Özellikle Avrupa Birliğinin statüsünde, bu çok önem taşıyor. Türkiye'de de bunu yaşıyoruz; Türkiye'deki halkların da kardeşliği için, bu Meclisten, bu kürsüden, birlik, beraberlik ve eşitlik olması için, her zaman, Büyük Millet Meclisi, görüş birliğiyle, bir görüş tezi çıkarmıştır. Ancak, Ahıska Türkleriyle ilgili, 1992'de çıkarılan bir yasa dahi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yürürlüğe doğru dürüst konulmamıştır.

1999'da, Gürcistan Avrupa Birliğine girmek için müracaat ettiğinde, Avrupa Birliği, Gürcistan'a, Ahıska Türklerinin de özerk bir yapısı olması ve insan hakları çerçevesinde mültecilerin topraklarına geri dönmesi için bir şart koyuyor; Gürcistan da "üç yıl içerisinde, Ahıska Türklerinden gelmek isteyenleri topraklarına yerleştireceğim" diyor; ama, beş yıl geçmesine rağmen, halen yerleştirilmediler. Ancak, 20 Mayısta, Gürcistan Cumhurbaşkanı Sayın Saakashvili Türkiye'yi ziyaret ettiğinde, bütün Ahıska Türkü dernekleri, vakıfları kendisiyle görüştü, bizzat ben de görüştüm; kendisi, bize iyi bir haber verdi "Osetya Eyaletindeki karışıklıktan sonra, Ahıska Türklerinin sorunlarını ele alacağım ve Ahıska Türklerinin yurda dönmeleri ve topraklarına yerleşmeleri için elimden geleni yapacağım" dedi. Bu, bizim için çok önemli bir adımdır. Ben, buradan, Gürcistan Cumhurbaşkanı Sayın Saakashvili'ye teşekkür ediyorum Ahıska Türkleri adına.

Değerli arkadaşlar, küreselleşen dünyada, kimse kimseye düşman olmamalı, kimse ırkçılık yapmamalı, bulunduğu yerde, bulunduğu devletin kanunlarına ve vatandaşlık görevlerine sadık kalmalıdır. Bu, Ahıska Türkleri için de geçerlidir. Yani, Ahıska Türkleri, gidip Gürcistan'da bir devlet kurmak peşinde değiller; sefil, sefalet içerisinde, mağdur bir biçimde yaşayan insanlar var. Şu anda, Rusya'da, 32 000, kimliksiz, vatansız, boşlukta olan Ahıska Türkü var. Bunlar, topraksız, vatansız ve kimlikleri yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Öğüt.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Toparlıyorum Başkanım.

Bu insanlar "bize toprağımızı versinler, toprağımızı işleyelim" diyor; çünkü, çok çalışkan bir millet, uyumlu bir millet; ılımlı bir millet, kendi örf, âdet, gelenek, görenek, kültürüne de sahip bir millet. Yıllardır ezilmesine rağmen, kültürünü, inanç yapısını kaybetmemiştir. Orada, sizden bizden daha iyi Türkçe konuşan insanlar var, gidin göreceksiniz. Böyle bir milletin kendi topraklarına dönmesi için, komşumuz ve dostumuz Gürcistan'la iyi geçinmemiz gerekiyor, oraya gidecek Ahıska Türklerinin de Gürcistan kanunlarına riayet etmesi gerekiyor; onlara da buradan sesleniyorum. Gürcistan'ın büyümesi, kalkınması, gelişmesi için de, elimizden gelen her şeyi yapmak mecburiyetindeyiz.

Bir kere, Gürcistan, Ardahan'ın sınırı; Posof kapısı var, tam çalışmıyor, onun tam kapasite çalışması lazım; Çıldır-Aktaş kapısı var, kesinlikle, derhal açılması lazım; Kars-Tiflis demiryolu var, derhal yapılması lazım. Kars-Tiflis demiryolu ve Çıldır-Aktaş kapısı, tarihî İpek Yoludur arkadaşlar. Bu yol yapılırsa, hem Gürcistan kalkınacak hem Türkiye faydalanacak ve Türk cumhuriyetlerine, eski Sovyetler Birliğine, Çin'e kadar uzanan bu yol, 1 500 000 000 insanı Türkiye'ye bağlayacaktır ve Gürcistan kalkınacak, Gürcistan'ın ekonomisi geliştiği zaman Türkiye'nin ekonomisi de gelişecek.

Bu nedenle, Ahıska Türklerinin vatanlarına yerleşme aşamasında Ahıska Türklerine yakın ilgi gösteren Gürcistan yetkililerine de teşekkür etmek gerekiyor ve mutlak surette onların tezlerine sahip çıkmak gerekiyor. Avrupa Birliği platformunda da bu işin en iyi şekilde, uzlaşmacı bir yöntemle, en uygun bir şekilde çözümlenmesi ve Gürcistan'a, Ahıska bölgesine, Ahıska Türklerinin yerleştirilmesi gerekiyor. Eğer Ahıska Türkleri oraya yerleşmezse, Gürcistan'ın gelecekte oradaki 500 000 Ermeni'yle başı belaya girecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öğüt, toparlar mısınız.

Buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Sayın Başkanım, toparlıyorum.

Şu anda Ermenistan'ın hayali, Ermenistan'dan, Acaristan üzerinden Karadenize ulaşmaktır; ama, Ahıska Türkleri buraya gelir yerleşirse, Ermenistan zayıflayacak, oradaki Ermeni lobisi zayıflayacak, Türk lobisi Gürcistan'a destek verecektir, Gürcistan siyasî anlamda güçlenecektir.

Bu nedenle, hükümetimizden istirhamım var. Hükümetin yapması gerekenler:

1.- 3835 sayılı Ahıska Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskânına Dair Kanuna göre, onlara kimlikleri ve yerleşim alanları verilmesi lazım.

2.- Acil olarak, Ahıska Türklerine, dünyanın neresinde olursa olsun, çifte pasaport verilmesi lazım; çifte pasaport verilirse, Türkiye'yle yakın ilişkileri olur ve kendi haklarını daha iyi savunurlar.

3.- Ahıska Türklerine, iş bulana kadar -şu anda mevcutlara- eğitim ve sağlıkta ücretsiz hizmet verilmesi lazım.

4.- En önemlisi, şu anda, 32 000 Ahıska Türkü boşlukta, perişan bir şekilde Rusya'da bekletiliyor. Bu insanların derhal Türkiye'ye getirilmesi, geçici ikamet verilmesi, bunların burada barındırılması lazım. Bu, insan hakları için, insanlık için, adalet için, din için, iman için -neye sayarsanız sayın- elzemdir, bunlara hizmet etmek de en büyük ibadettir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, Ahıska Türklerinin sorunlarını giderecek şekilde 3835 sayılı Yasayı işletmesini; ağustos ayında Gürcistan'a gidecek Sayın Başbakanın, Gürcistan yetkilileriyle bu konuyu görüşüp, bir an evvel, Ahıska Türklerinin sorunlarına çözüm bulmalarını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öğüt.

Gündemdışı konuşmalara, Hükümet adına, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın cevap verecektir.

Buyurun Sayın Aydın. (Alkışlar)

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve Ahıska Türklerinin sorununu, bir bakıma bir insanlık dramını dile getirdikleri için de arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

İzin verirseniz, Ahıska Türkleriyle ilgili konuya gelmeden önce, Gürcistan'la ilişkilerimiz konusunda birkaç noktaya temas etmek istiyorum; çünkü, buna Sayın Milletvekilimiz de temas ettiler.

Malumunuz olduğu üzere, bizim şu anda bütün komşularımızla ilişkilerimiz, pozitif olmak şartıyla, en iyi düzeydedir, en iyi düzlemdedir. Bizim Gürcistan ile olan ilişkilerimiz de, hakikaten, son derece iyi bir durumdadır; askerî ilişkilerimiz son derece iyidir; gerek eğitim ve öğretim konusunda gerek başka alanlarda, elimizden gelen yardım önemli ölçüde yapılmaktadır. Bu sene benim bizzat gittiğim ve Türkiye'de organize ederek taşıdığımız çok miktarda -hakikaten çok miktarda, kelimenin her anlamıyla çok miktarda- yardımı bizzat götürdük ve orada, ilgililerle beraber, bunun dağıtımına, paylaşımına katkıda bulunduk. Bu yardım, Gürcistan'ın şimdiki Cumhurbaşkanının göreve başlamasından önceydi. Kendisi dahil, hepsiyle görüştük. Türkiye'nin yardımı konusunda da, zaten, başından beri, milletimize, devletimize, Hükümetimize karşı son derece müteşekkir durumdadırlar ve bu iyi ilişkilerimiz zaten devam edecek, etmek durumundadır.

Arkadaşlarımın da söylediği gibi, Özbekistan'ın Fergana bölgesinde yaşanan, olaylardan sonra uluslararası kamuoyunun gündemine gelen Ahıska Türkleri, 1990'lı yılların başından itibaren Türkiye'ye göç etmeye başlamışlar; bu süreç halen devam etmektedir. Aslında göç, halkın deyimiyle, 93 Muharebesinden itibaren zaten peyderpey devam ediyor; ama, 1990'lı yıllardan sonra bu gözle görülür bir biçimde artmıştır. Nitekim, bu sürecin bir sonucu, 30 000'i aşkın Ahıska Türkü, bugün, ülkemizde, Türkiye'de yaşamaktadır.

Bu süreç zarfında ülkemize gelen Ahıska Türklerine, bulundukları ülkelerde yaşayan, orada yaşamaya devam eden Ahıska Türklerine ve anayurtları Ahıska'ya dönenlere, dönmek isteyenlere, Türk hükümetleri ellerinden gelen her türlü yardımı yapmışlardır, yapmaya da devam ediyorlar.

Yine, arkadaşımızın bahsettiği, 1992 yılında çıkan 3835 sayılı Ahıska Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskânına Dair Kanun, aslında önemli ölçüde yürürlüğünü devam ettirmiştir. Bu kanuna dayanılarak, Türkiye'ye 150 aile getirilmiş ve iskâna tabi tutulmuştur; ama, esasında, burada öngörülen miktar, tabiî, 150 ailenin üzerinde, 500 civarında ailenin iskânıyla ilgilidir. Farklı sebeplerden dolayı -onların bir kısmına temas edeceğim, bir kısmına temas etmeye vaktim yok- bu 500 ailenin getirilmesi imkânı, maalesef, gerçekleşememiştir.

Yine, 1994 yılından itibaren, bugüne kadar, 17 000 civarında Ahıskalı soydaşımızın, dağılan Sovyetler Birliği üyesi ülkelerden ülkemize geldiği ve geri dönmedikleri bilinmektedir; çünkü, özellikle Rusya Federasyonunca, Ahıska Türklerinin elinde bulunan pasaportlara "işbu pasaport sahibi Rusya Federasyonu vatandaşı değildir" şeklinde bir not konulduğu, bir kaşe basıldığı "daimî ikametgâh çıkışlı" damgası vurulduğu için geriye dönemiyorlar ve bu bakımdan da ciddî sıkıntılarla karşı karşıya geliyorlar.

Ahıska Türklerinin Türkiye'de karşılaştıkları sorunlar oldukça çoktur; ama, bunları dört ana başlıkta toplamamız ve değerlendirmemiz mümkündür. Bunlardan ilki, eski Sovyetler Birliği ülkelerinde çalışarak emeklilik hakkı kazanmış ve Türkiye'de emekli yaşını doldurmuş kişilerin emekli sayılması; ikincisi, Türkiye'ye gelmiş olanlardan, mezun olan öğrencilerin diploma geçerliliğinin sağlanması, üçüncüsü, çalışma izninin sağlanması ve diğeri de, ikamet izniyle ilgili sorunların giderilmesi. Bugüne kadar, bu cümleden olmak üzere, 29 779 kişiye ikamet izni verilmiştir.

Türkiye'ye göç eden Ahıska Türklerinin Türkiye'deki diğer hemşerileriyle birlikte kurdukları 16 dernek -buraya dikkatinizi çekmek istiyorum- ve 2 adet de federasyon bulunmaktadır. Burada üzülerek ifade edeyim ki, bu derneklerin çokluğu, bilgi akışını düzenleme bakımından her zaman olumlu sonuç verememekte ve birtakım sıkıntılara da sebep olmaktadır. Yine, pek çok soydaşımızla ilgili, sivil toplum kuruluşlarında olduğu, derneklerde olduğu gibi, burada da bazen birbirleriyle çelişen bilgiler gelebilmekte ve her zaman çok olumlu olmayan birtakım rekabetlerin olduğu da gözden kaçmamaktadır. Bunların düzelmesi için de, biz, zaten sürekli olarak bu derneklerle işbirliği içerisindeyiz ve kamu açısından, kendileri açısından yararlı olan hedeflere doğru işbirliği içerisinde yürümek bakımından da çabalarımız sürmektedir.

Iğdır İlinde iskâna tabi tutulan Ahıskalıların bir de tarım arazisi talepleri vardır; o konuyla ilgili mevzuatın imkân vermesi halinde, kanunun tekrar ele alınarak, Iğdır İlinde iskâna tabi tutulan Ahıska Türklerine tarım arazisi tahsisinin çok yerinde olacağı, yararlı olacağı Bakanlığımız tarafından ilgili kurumlara iletilmiştir.

Ahıskalılar arasında -demin de söylediğim gibi- hedef birliği sağlanamaması, bir bakıma, Bakanlık olarak, bizim, karşı karşıya bulunduğumuz sıkıntıların başında gelmektedir. Ahıska Türkleri arasında; 1.- Türkiye'ye göç etmek ve dolayısıyla, Türkiye'ye gelip, yerleşmek isteyenler vardır.

2.- Nihai hedef olarak, bugünkü Gürcistan sınırları içinde yer alan yurtlarına, yani Ahıska'ya geri dönmek isteyenler vardır. Buradaki toprakların da önemli bir kısmı, maalesef, özellikle Ermeni nüfus tarafından fiilî işgal altındadır; dolayısıyla, Gürcistan Hükümetinin, aynı zamanda bu konuda maddî bir sıkıntısı olduğu da gözlenmektedir ve o konuda yardım talebi vardır.

3.- Mülteci olarak kabul görmek isteyen ve Ahıska sorununun, böylece, Birleşmiş Milletler gündeminde daha rahat yer almasını sağlamaya çalışan gruplar vardır.

4.-Bir de, bütün bunlara rağmen, bulundukları ülkelerde tam vatandaş olarak, yurttaş olarak bu hakkı alıp, orada kalmak isteyenler vardır.

Bu arada bir şey daha ilave edeyim; bir de, Amerika'ya göç gibi, en azından 5 000 kişiyi ilgilendiren bir projenin de şu sıralarda konuşulmakta olduğunu ifade etmek istiyorum.

Son olarak, Türk cumhuriyetlerinden, Türk ve akraba topluluklarından, öğrenci getirme projesi çerçevesinde de Türkiye'ye getirilen Ahıska kökenli öğrencilerin durumuna bir iki cümleyle temas edeyim. Mevcut öğrenci sayısı 596'dır, bu, nüfusa göre, aslında, oldukça iyi bir rakam sayılır. 2004-2005 yılı için ayrılan kontenjan da 80'in üstündedir; bunların 20'si Azerbaycan, 20'si Kazakistan, 20'si Kırgızistan, 20'si de Rus federasyonunda yerleşik olan veya demin anlattığım şartlar altında orada kalan Ahıska Türkleridir ve bir de Ukrayna'daki Ahıska Türklerine verilmiş olan kontenjanlardır.

Bu konuda, aslında, imkânlarımız vardır, imkânlarımız açıktır -eğer, gerekiyorsa- biz, bu Ahıska kökenli öğrencilerin taleplerine daha sıcak bakabilmekteyiz; gerek lisans gerek yükseklisans ve gerekse doktora düzeyinde kapılarımızın açık olduğunu tekrar ifade etmek istiyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamanın yıldönümü münasebetiyle söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Murat Yılmazer'e aittir.

Buyurun Sayın Yılmazer.

3.- Kırıkkale Milletvekili Murat Yılmazer’in, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamanın yıldönümü münasebetiyle, kurumun sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MURAT YILMAZER (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemdışı söz alarak, kısaca, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun tarihinden ve Makine Kimyada meydana gelen patlamalardan bahsetmek istiyorum.

Özellikle bugünü seçmemdeki maksat, 3 Temmuz 1997'de Makine Kimyada meydana gelen büyük bir patlama yedinci yılını doldurmuş durumda; şehirde sürekli anılan bir patlama, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini üç gün işgal etmiş bir patlama.

Bu patlama, Kırıkkale'de, 3 Temmuz 1997'de sabah saat 8.50'de meydana geldi. Makine Kimyanın mühimmat fabrikasının imla işletmesinde bir TNT atölyesinin alev alması neticesi TNT'de yangın meydana gelmiş, akabinde de patlamalarla, TNT depolarına sıçramış, bu sektörde, bu üretim sahasında çok büyük çapta sayılacak bir hal almıştı.

Kırıkkale, o zamanlar, perişan günler geçirmiş ve iki gün tamamen boşaltılmıştı. Patlamalar, birinci günün akşamüstü kontrol altına alınmıştı. Allah'a çok şükür ki, ölüm fazla olmadı; tesislerde 1, şehirde de, şarapnel tesiriyle gerçekleşen 3 ölüm oldu. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Ucuz atlatıldı; ama, bunun parasal faturası, 1997'nin değerleriyle, Makine Kimyaya ve ülkemize 55 trilyon liraya mal olmuştur.

Makine Kimya, tabiî, kendi fabrikalarında, işletmelerinde meydana gelen yarayı en kısa zamanda sarmaya çalıştı. 1997'de patlayan o imla tesisini, 12,7 trilyon lira harcayarak, tekrar 1999'da işletmeye aldı.

Makine Kimya, 1925 yılında Kırıkkale'de kurulmuş, Türkiye'nin en büyük entegre tesislerinden biri olarak, 1930'lu yıllarda 13 işletmeye ulaşmıştır. Bunun 6 tane fabrikası Kırıkkale'de mevcut ve halen de Kırıkkale'de üretime devam etmektedir. Burada, 1930'ların teknolojisiyle yerleşmiş bir işletmeye hâkim.

Makine Kimyanın ana gayesi, ülkenin savunma sanayiine yönelik olarak, mühimmat, silah, mermi, top vesaire üretimini yapmaktır. Makine Kimya, askerî ihtiyaçlara, polisin ihtiyaçlarına yönelik üretim yapmaktadır. Bunların parlayıcı ve patlayıcı özellikleri de vardır. Makine Kimya, 1930'ların teknolojisiyle, demir-çelik ve demirdışı metaller sektöründe, 1930 yılından 1985 yılına kadar, Türkiye'nin yükünü taşımış, Türkiye'de bir okul görevi görmüş, çalışan mühendisiyle, işçisiyle, teknik personeliyle Türkiye'de bir özel sektörün de oluşmasında en büyük paya sahip olmuş; ama, kendini, bir türlü, dünyada bu sektörde gelişen teknolojiye göre yenileyememiş, sadece, 1955-1960 yılları arasında bir yenileme ve genişleme projesi uygulamış, onun dışında teknolojiye ayak uyduramamış; bugünkü durumu da aynı. Tabiî, bu patlamaların nedenlerinin başında eski teknoloji ve emniyetsizlik önde geliyordu. Yeni kurulan imla tesisinde ise, bu, tamamen giderilmiş durumda; ama, diğer bütün işletmelerinde de acil modernizasyona ihtiyaç var. Ülkenin sanayiinin bulunduğu konum neyse, Makine Kimya da aynı durumda; dünyada gelişen teknolojiye ayak uyduramamış. Ülkenin ekonomik ve sanayisel kalkınmasının çizgisini Makine Kimya da yaşıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yılmazer, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

MURAT YILMAZER (Devamla) - Dünya, bu sektörde birkaç defa teknoloji değiştirmiş; ama, Makine Kimya henüz bulunduğu yerde sayıyor. Makine Kimya, maliyeti yüksek üretim yapmakta, dolayısıyla, sipariş noksanlığı çekmekte; çok büyük bir makine parkına sahip, şu anda çok üretimi terk etmiş durumda. Ben, burada, işadamlarımıza, ilgili sanayicilerimize de sesleniyorum; Makine Kimya, bugünlerde, kiralama yöntemi adı altında yeni bir sistemle, atıl duran tezgahlarını ve yerlerini de kiraya vermekte, bazı kolaylıklar da sağlamaktadır; ilgilenen sanayicilerimizin Makine Kimya yönetimiyle diyalog kurmalarının iyi olacağı kanaatindeyim; bu tesisimizin bir an önce ayağa kalkması lazım. 1960-1970 arasında 17 000 kişiyi istihdam eden Makine Kimyada, bugün, 6 700 kişi çalışmakta; 13 fabrikasının 6'sı Kırakkale'de, 2'si Ankara'da, 2'si Elmadağ'da, 1'i de Çankırı'da bulunmaktadır. Böyle bir güzide, teknik, arşiv ve bilgi birikimine sahip bu entegre tesis, ülkemizin gelişmesine orantılı olarak, savunma sanayiinin  dünyadaki değişimine orantılı olarak bir an önce, inşallah, tekrar modernize olacaktır; bu konuda çalışmalar içerisinde olduğunu yakinen de takip ediyorum; tekrar ayağa kalkacağı kanaatindeyim.

Makine Kimya demek, aynı zamanda Kıkrıkkale demek, Kırıkköyü'yle başlayan bu macera, Kırıkkale'yi vilayet yapıyor. Şu an nüfusu 220 000 olan bir şehir ve tam bir Türkiye mozaiği var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT YILMAZER (Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika daha eksüre rica ediyorum...

BAŞKAN -Buyurun Sayın Yılmazer.

MURAT YILMAZER (Devamla) -İstihdam için ülkemizin her vilayetinden insanımız oraya gelip yerleşmiş. Ayrıca, Kırıkkale'de ticaret ve ekonomi, tamamen Makine Kimyayla artıyor, eksiliyor. Şu anki konumu itibariyle, şehir de, Makine Kimyanın düştüğü sıkıntıyı yaşıyor; Kırıkkale'de de  hep  bu konuşuluyor.

Ben, ileride, Makine Kimyayı, daha özel bir gündemle gündeminize getireceğim. Patlamalar dolayısıyla bu sözü almıştım. 5 patlamada 15'e yakın insanımız can vermişti; kendilerini ben rahmetle anıyorum. 1986'da 8 itfaiyeci, 1997'de de 1'i Makine Kimyalı, 3'ü dışarıdan olmak üzere, 4 insanımızı kaybetmiştik. Allah, bir daha, böyle felaketleri ülkemize göstermesin diyorum. Makine Kimyada şehit olan bu kardeşlerimize Allah rahmet eylesin.

Selam ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -Teşekkür ediyorum Sayın Yılmazer.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım.

Birinci tezkereyi okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Kanadı Dışpolitika Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/613)

     2.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

TBMM Başkanlık Divanının 10 Ekim 2003 tarih ve 19 sayılı kararıyla, İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Kanadı Dışpolitika Komisyonu Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyareti uygun bulunmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

  Nevzat Pakdil

           Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

2.- Portekiz Parlamento Başkanı Mota Amaral ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/614)

    2.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Portekiz Parlamento Başkanı Mota Amaral ve beraberindeki heyet, 19-23 Temmuz 2004 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunacaktır.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

  Nevzat Pakdil

           Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Sözlü sorunun geri alınmasına dair 1 önerge vardır; okutuyorum:

3.- Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın (6/1130) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/205)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 475 inci sırasında yer alan (6/1130) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

            Ümmet Kandoğan

             Denizli

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

4.- İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Komisyonun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde olduğu dönemde de çalışmasına ilişkin tezkeresi (3/615)

     1.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuzun 22 nci Dönem ikinci Yasama Yılının 24 Haziran 2004 tarihli 17 nci toplantısında, ülkemizde ve dünyada meydana gelebilecek, Komisyonun görev alanına giren gelişmelere ivedilikle müdahale edilebilmesini sağlamak amacıyla, Komisyonun, TBMM'nin tatilde olduğu dönemde de çalışmasına ve bu hususta Komisyon Başkanına yetki verilmesine karar verilmiştir.

TBMM İçtüzüğünün 25 inci maddesi uyarınca gereğini müsaadelerine arz ederim.

           Mehmet Elkatmış

          Nevşehir

       Komisyon Başkanı

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş 4 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Birinci tezkereyi okutuyorum:

5.- Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın Macaristan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/616)

     1.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'ın, Dördüncü Avrupa Sağlık ve Çevre Bakanları Konferansına katılmak üzere, bir heyetle birlikte 22-25 Haziran 2004 tarihlerinde Macaristan'a yaptığı resmî ziyarete, Muş Milletvekili Dr. Medeni Yılmaz'ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

Recep Tayyip Erdoğan

         Başbakan

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

6.- Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın Yemen, Oman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt'e yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/617)

     2.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın'ın, görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 28 Mayıs-1 Haziran 2004 tarihleri arasında Yemen, Oman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt'e yaptığı resmî ziyarete, Ankara Milletvekili Mustafa Said Yazıcıoğlu'nun da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

Recep Tayyip Erdoğan

         Başbakan

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Üçüncü tezkereyi okutuyorum:

7.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; Hollanda ve Belçika'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/618)

     2.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 15-16 Haziran 2004 tarihlerinde Hollanda'ya ve AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesine katılmak üzere 17-18 Haziran 2004 tarihlerinde Belçika'ya yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

Recep Tayyip Erdoğan

         Başbakan

Liste

Ömer Çelik                                (Adana)

Tuncay Ercenk                                (Antalya)

Hacı İbrahim Kabarık                                (Bartın)

İrfan Rıza Yazıcıoğlu                                (Diyarbakır)

Yücel Artantaş                                (Iğdır)

Egemen Bağış                                (İstanbul)

Sinan Özkan                                (Kastamonu)

Beşir Hamidi                                (Mardin)

Şaban Dişli                                (Sakarya)

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Dördüncü tezkereyi okutuyorum:

8.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; Amerika Birleşik Devletlerine yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/619)

     2.7.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

G-8 Zirve Toplantısına katılmak ve görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 8-13 Haziran 2004 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletlerine yaptığım resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

Recep Tayyip Erdoğan

         Başbakan

Liste:

Ömer Çelik                                (Adana)

Egemen Bağış                                (İstanbul)

Şaban Dişli                                (Sakarya)

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

V.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 6.7.2004 Salı günü (bugün) yapılan ilk çağrıda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu temsilcisinin katılmaması nedeniyle toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

  Sadullah Ergin

AK Parti Grup Başkanvekili

Öneri :

1- Genel Kurulun 6.7.2004 Salı günkü (bugün) birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının, 7.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise sözlü soruların görüşülmemesi,

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklileri ile Komisyonlar Gelen Diğer İşler" kısmının 29 uncu sırasında yer alan 624 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 7 nci sırasına, 28 inci sırasında yer alan 623 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 37 nci sırasında yer alan 632 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, 38 inci sırasında yer alan 633 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, 27 nci sırasında yer alan 619 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına alınması, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 636 ve 635 sarı sayılı kanun tasarılarının ise 48 saat geçmeden bu kısmın 12 nci ve 13 üncü sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun çalışma sürelerinin, bugünkü birleşimde 616 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılması, 7.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise saat 14.00'te toplanması ve 619 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılması, 8.7.2004 Perşembe günü de saat 14.00'te toplanması ve 635 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılması,

2- 13.7.2004 Salı günü Genel Kurulun saat 14.00'te toplanması ve bu birleşimde, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan 621 ve 622 sıra sayılı Meclis soruşturması komisyonları raporlarının görüşmelerinin yapılması, sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmemesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, çocukları sokağa düşüren nedenlerle sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/111, 160 ve 180) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, daha önceki toplantıda başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapamamıştı. Bu komisyona seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 6.7.2004 Salı günü (bugün) saat 17.00'de Anabina Zemin Kat PTT karşısındaki Meclis Araştırması Komisyonları Toplantı Salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum. Komisyonun toplantı, yer ve saati ayrıca ilan tahtalarına asılmıştır.

Alınan karar gereğince, sözlü soruları ve diğer denetim konularını görüşmüyor, gündemin  "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihi Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini erteliyoruz.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.-  Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S. Sayısı: 349)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Tasarının müzakeresi ertelenmiştir.

Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5.- Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/827) (S. Sayısı: 618)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Tasarının müzakeresi ertelenmiştir.

Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Kâtip Üyenin oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum:

Belediyenin yetkileri ve imtiyazları

MADDE 15.- Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır:

a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.

b) Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, emir vermek, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek.

c) Gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili olarak kanunlarda belirtilen izin veya ruhsatı vermek.

d) Özel kanunları gereğince belediyeye ait vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarının tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak; vergi, resim ve harç dışındaki özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken doğalgaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacakların tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak veya yaptırmak.

e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.

f) Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.

g) Hafriyat toprağı ve moloz döküm alanlarını, kum, çakıl, odun, kömür ve hurda depolama alanlarını ve satış yerlerini belirlemek; bu alan ve yerler ile taşımalarda çevre kirliliği oluşmaması için gereken tedbirleri almak; katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak.

h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde taşınmaz malları almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.

i) Borç almak, bağış kabul etmek.

j) Toptancı ve perakendeci halleri, otobüs terminali, fuar alanı, yat limanı ve mezbaha kurmak, kurdurmak, işletmek, işlettirmek veya bu yerlerin gerçek ve tüzel kişilerce açılmasına izin vermek.

k) 1.5.2003 tarihli ve 4856 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (ı) bendine göre oluşturulacak kural ve standartlara uymak kaydıyla motorlu taşıt muayene ve emisyon ölçümü yapmak veya yaptırmak.

l) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı yirmibeş milyar Türk Lirasına kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların, anlaşmayla tasfiyesine karar vermek.

m) İkinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek.

n) Beldede ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi ve kayıt altına alınması amacıyla izinsiz satış yapan seyyar satıcıları faaliyetten men etmek, izinsiz satış yapan seyyar satıcıların faaliyetten men edilmesi sonucu, cezası ödenmeyerek iki gün içinde geri alınmayan gıda maddelerini gıda bankalarına, cezası ödenmeyerek otuz gün içinde geri alınmayan gıda dışı malları yoksullara vermek.

o) Reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirmek.

Belediye, (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştayın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebilir; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla yerine getirebilir.

Büyükşehir ve il belediyeleri, meclis kararıyla il sınırları içinde; turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve üniversitelerin su, termal su, kanalizasyon, doğalgaz, yol ve aydınlatma gibi alt yapı çalışmalarını faiz almaksızın on yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yapabilir veya yaptırabilir, bunun karşılığında yapılan tesislere ortak olabilir; ilde turizmi geliştirecek projelere İçişleri Bakanlığının onayı ile ücretsiz veya düşük bir bedelle amacı haricinde kullanılmamak kaydıyla arsa tahsis edebilir.

Belediye, belde sakinlerinin belediye hizmetleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini tespit etmek amacıyla kamuoyu yoklaması ve araştırması yapabilir.

Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş sayılır.

Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Çanakkale Milletvekili İsmail Özay; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZAY (Çanakkale) - Sayın Başkanım, değerli Meclis üyeleri; Türkiye'de belediyelerimiz yetmişdört yıldan bu yana, bildiğimiz, 1580 sayılı Yasayla yönetiliyor. Hiç tartışmasız, günümüz koşulları altında bu yasanın artık yetersiz kaldığı bir gerçek; ama bir şeyin altını ayrıntısıyla çizmek istiyorum. Bu yasa yaşayan bir yasa, halen uygulanmakta olan bir yasa. Bunu şunun için söylüyorum. Yasayı koyanlar, cumhuriyetin ilk döneminde görev yapan insanlar, o kadrolar bu yasayı hazırlarken o kadar önemli bir öngörü içerisinde bulunabilmişler ki, yetmişbeş yıl sonra da kullanabildiğimiz bir yasa halen yürürlükte bulunabiliyor. Yeni yasamızı yaparken bu öngörünün, bu uzak görüşlülüğün hâkim olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, aslında yerel yönetim yasaları otuz yıldan bu yana bu ülkede konuşuluyor, yeni değil, sadece bugünün ihtiyacı değil; ama bu sürece baktığımızda, bu dönemdeki üçüncü denememiz. Bundan önce 1979 yılında Cumhuriyet Halk Partisi İktidarında bir kez denemede bulunduk; Cumhurbaşkanından bu denememiz döndü. Baktığımızda, incelediğimizde, 1979 yılında yeterli katılımın olmadığı, ortak aklı bulma konusundaki endişelerin Cumhurbaşkanından dönmesine neden olduğu bir gerçek. Burada katılım ve ortak aklı 1979'da bulamadık ve yasayı yürürlüğe koyamadık. Daha sonraki denememiz 1984 yılında, Sayın Özal döneminde. Bu dönemde de, biraz önce aradığımız o öngörüyü, uzak görüşlülüğü bulma imkânını bulamadık. Aslında, özde gerçekten tutarlı değişiklikler yapıldı, yerel yönetimlere önemli yetkiler verildi; ama ortak aklı bulamamanın gereği, o yasanın bir süre sonra kadük olduğunu gördük. Örneğin, imar konusunda yerel yönetimlere verdiğimiz yetkileri, bir müddet sonra bakanlıkların kullandığını, Toplu Konut İdaresinin kullandığını, başka kurumların, merkezî idarelerin kullandığını gördük. Bu şekilde, yetki paylaşımı dağılmış oldu. Örneğin, Belediye Gelirleri Yasası, evet, çağdaştı, 1984 yılında doğru bir yaklaşımdı; ama, enflasyona yönelik baskıyı bir türlü ortadan kaldıramadık.

Değerli arkadaşlarım, bunu şunun için söylüyorum: Ortak aklı bulamadığımız zaman ya Anayasa Mahkemesinden dönen ya da işlemesi söz konusu olmayan yasaları çıkarıyoruz. O nedenle, bu yasanın da -ortak aklı bulma konusunda enerji harcamadığımız inancı içerisinde- çok uzun süreli olacağına inanmıyorum. Zaman zaman, kuliste çeşitli belediye başkanı  arkadaşlarımızla, her partiden arkadaşlarımızla konuşuyoruz; bu tasarının da yeterli olmadığı, eksik olduğu genel olarak ortaya çıkan bir gerçek; ama, burada yapılan eleştirilerle bazı düzeltmelerin olabileceğine, ortak akla yakın bir değerlendirmeye kavuşabileceğimize inanmak istiyorum.

Bu arada, müsaade ederseniz, küçük bir sitemimi İçişleri Bakanımıza yöneltmek istiyorum. Özellikle kamu yönetiminin yapılanması konusunda zaman zaman gelen yasalarda hep şu sözcükten bahsediliyor: Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı. Değerli parlamenterlerimiz, bu, gerçekten çok önemli bir özerklik şartı; ama, bunu, sadece sözde bırakıyoruz. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartını 1988 yılında kabul etmişiz, 1991 yılında Parlamentomuzdan geçirmişiz; 3 bölüm, 18 maddeden oluşan bir yasa, en önemli hususları birinci bölümdeki 10 maddeden oluşuyor, 31 fıkra, yüzde 40'ına çekince koymuşuz; yani, Bakanlar Kurulunun Meclisten aldığı yetkiye göre, sadece Bakanlar Kurulunda kabul edilmesiyle gerçekleşecek olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartını, Bakanlar Kurulu daha gündemine almıyor; ama, söz söyleme sırası geldiğinde de, sürekli olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına atıfta bulunuluyor.

Bakın, çekince koyduğumuz maddeler neler; katılımı düzenleyen 4 üncü maddesi, denetimi düzenleyen 8 inci maddesi, malî yetki ve özerklik konusundaki 9 uncu maddesi, uluslararası ilişkilerde özerklik konusundaki 10 uncu maddesi.

Değerli arkadaşlarım, sözünü yerine getiriyoruz; ama, eylemi konusunda -hükümetin, sadece bir Bakanlar Kurulu kararıyla uyma gereği olan- bir uluslararası anlaşmayı yerine getirmiyoruz. Bu ayrıntıyı, bu detayı İçişleri Bakanımızın bilgisine sunmak istiyorum.

Türkiye'nin, artık, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına çekincelerini ortadan kaldırma dönemi gelmiş ve geçmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu örgütlenmeyi gerçekleştiriyoruz, bu yerel yönetim yasa tasarısını yürürlüğe koyacağız; ama, hangi ölçekte, nasıl bir yerel yönetim örgütlenmesi yaptığımız konusunda da net değiliz. Nasıl net değiliz; bakın, yaklaşık 3 215 belediyemiz var. 3 215 belediyeyle ilgili, önümüzdeki günlerdeki, bu belediyelerin ölçek bazındaki durumları net değil. Mesela, yüzde 10 belediyemiz, 340 belediyemiz, 2 000 nüfusun altında ve üstelik tasarıyı 2005 yılında bunların sona erip ermeyeceği konusunda bir boşluk içerisinde yürürlüğe koyuyoruz. Birbuçuk yıl, ülkenin yüzde 10 belediyesinde yerel yönetim hizmetleri zaafa uğrayacaktır. Ölçek açısından, Türkiye'nin tanımlayamadığı bir nüfus, yüzde 10 belediye içerisinde vardır.

Örgütlenme konusunda başka bir ölçek sıkıntımızı ortaya koyalım. Eğer, bu tasarı kanunlaşacak olursa, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 100 nüfuslu belediye görevine devam edecek; ama, 4 000 nüfuslu büyük bir köyde köy kanunları geçerli olacak. Bu çelişkiyi, bu yanlışlığı, Türkiye sürekli olarak yaşayacak. O anlamda, örgütlenme bakımından farklı bir belediye yapısı ortaya çıkıyor.

Mesela, mücavir alanlarla ilgili -yanılmıyorsam, bir tek 14 üncü maddeye Plan ve Bütçe Komisyonunda bir fıkra ilave edildi- hiçbir ifade yok. Mücavir alanlarda, yaklaşık, özellikle kıyı kesiminde 1 000 000 insanımız yaşıyor. Burada, özellikle mücavir alan, belediyelerin rant kapısı, çeşitli insanların rant elde ettikleri, imar yönetimine yönelik bir yapılanmayı içeriyor; ama, Türkiye, mücavir alanlarını tanımlamalı.

Bakın, mücavir alanlarda yaşayan bu insanlarımız yerel seçimlerde oy kullanma hakkına sahip değiller. Yine, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 3 üncü ve 4 üncü maddesine aykırı bir hüküm. Bunlardan hiç bahsetmiyoruz.

Mesela, mahalle ölçeği, yerel yönetimlerin temelini, tabanını oluşturan bir yapı; 100 nüfuslu mahallemiz de var 100 000 nüfuslu mahallemiz de var. Bunları gözönüne almadan, ölçek boyutundaki değerlendirmelerimizi yapmadan oluşturacağımız bir yerel yönetim yasasının çok başarılı olacağına inanmıyorum.

Değerli arkadaşlarım, şüphesiz ki, bu tasarı, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması konusunda iyi niyetli yaklaşımları gerçekleştiriyor; ama, tek başına, yetkileri artırmak için kanun maddelerine birkaç sözcük ilave etmekle yetkiler artmaz. Yetkilerin artabilmesi için, bunun kaynak boyutunun da ortaya çıkması lazım. Zaman zaman, hükümet temsilcileri, gelirler yasasının arkadan geleceğini söylüyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bakın, mevcut çerçeve içerisinde belediyelerin yetkileri var. Örneğin, imar yetkisi, 1984'ten beri, yaklaşık yirmi yıldır kullanılıyor; ama, Türkiye'deki belediyeler hâlâ daha koruma imar planını yapamıyorlar. Mesele yetkiyi vermek değil, bu yetkiyi yapabilecek erki ve kaynağı gerçekleştirebilmek.

Örneğin, şimdi, okulların bakım ve onarımını, eski eserlerin onarımını vermeye çalışacağız; ama, kaynakları iyi tarif etmeden bu yetkileri vermemiz çok doğru bir yaklaşım değil. Yerel yönetimlere yetki bombardıman ederek çok çağdaş olunmaz.

Bence, ortak aklı şöyle bulabilmeliyiz: Türkiye'de yapmamız gereken, özellikle kentsel yaşam standardı kavramını belirlemeliyiz ve buna göre de kentlerimizin yaşam standardını oluşturabilmeliyiz. Buna göre, her şeyden önce bir yerel yönetim envanterine sahip olabilmeliyiz. Kentlerimizde ne var? Acaba, çağdaş yaşam kalitesine uygun hangi hedeflerimiz olabilmeli? Şüphesiz ki bunların malî kaynaklarını oluşturabiliriz ve ona göre de bir kaynak planlaması yaparak, ancak belediye gelirleri yasasını çıkararak başarıya ulaşabiliriz ve bununla ilgili de zaman koyarak, Türkiye'de tüm kentlerdeki yaşam standardını yükseltebiliriz.

Artık, günümüzde kişi başına düşen millî gelirin yüksek olması, bir ülkenin gelişmiş olduğunun ispatı değildir. Bir ülkenin kentlerinde sosyolojik anlamdaki yaşam standardının yüksek olması da gelişmişlik çizgisidir.

Değerli arkadaşlarım, sürem daraldığı için biraz hızlanıyorum. Bence, tasarının 15 inci maddesinde, gerçekten, yerel yönetim yasalarına yönelik, önümüzdeki dönemde yerel yönetimlerin iflasına yönelik bir zemin hazırlanıyor. Bu, tüm belediye gelirlerinin haczedilmesine yöneliktir.

Şu yaklaşım söylenebilir; başarısız belediyeler, har vurup harman savuran belediyeler tabiî ki cezalandırılmalı, alacaklar alınmalı denilebilir; ama, değerli arkadaşlarım, burada, şu çelişki var: Bir belediyenin batması, bir belediyenin iflasa sürüklenmesi, sadece borçlanmayla olmaz, kötü yönetimle de olur. Sadece borçlanmaya yönelik, tasarının 68 inci maddesinde bir hüküm getiriliyor, 240 ıncı maddeye sokuluyor, görevi kötüye kullanmaya sokuluyor; yani, yasa dışında borçlanırsanız, suçlusunuz.

Peki, kötü yönetimi gerçekleştirirseniz, vergilerinizi ödemezseniz, işçinizin parasını ödemezseniz, bu şekilde borçlanırsanız?.. Ona, herhangi bir müeyyide yok. Kendi içerisinde bu çelişkileri taşıyan bu tasarıdaki bu hüküm, önümüzdeki dönemde, belediyelerde, iflasa doğru giden bu yapıyı ortaya çıkaracaktır.

Değerli arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri; gerçekten, bu yasa tasarısının iyi yönleri de var; ama, çok alelacele hazırlanmış, uygulamada sıkıntılarla karşılaşacağımız hükümleri içeriyor. Türkçeleştirilmiş; o yönüyle gerçekten çok önemli. Öztürkçeleştirilmiş; bu, olumlu bir yaklaşım. Örneğin, ütücü, sütnine, kayıkçı, eczane açmak gibi sorumluluklardan belediyeyi kurtarmış, artık böyle sorumluluklar yok.

Şimdi, ben, bu yasa tasarısına baktığımda, eski bir siyasî liderimizin değerlendirmesini anımsatmak durumundayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özay, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

İSMAİL ÖZAY (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan; toparlıyorum.

Bu yasa tasarısını inceledikten sonra, eski bir siyasî liderimizin değerlendirmesini anımsatmak istiyorum, aklıma o geliyor; eski liderimiz "sizi gidi taklitçiler sizi; bu, pansuman yasası" derdi. Değerli milletvekilleri, gerekten bir pansuman yasasını gözden geçiriyoruz.

Daha sağlıklı bir şekilde, topluma yarar getirecek bir yasayı çıkarabilecek ortak aklı bulmaya tüm Parlamentoyu davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özay.

Madde üzerinde, şahsı adına, Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel; buyurun.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

SEDAT PEKEL (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Belediyeler Kanunu Tasarısının 15 inci maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, varlık sebepleri toplumların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, toplumun ve bireylerin güvenliğini sağlamak olan kamu yönetiminin halka en yakın kesimi yerel yönetimlerdir.

Ülkemizde yerel yönetimler, üçlü bir yapıdan oluşmaktadır; belediyeler, il özel idareleri, köyler. Ancak, yerel yönetimler deyince, akla, önce belediyeler gelmektedir; çünkü, ülke nüfusunun yüzde 80'i belediyelik alanlarda yaşamaktadır.

Hepinizin bildiği gibi, belediyeler birer demokrasi okuludur. Sosyoekonomik koşulların gerçekleştirilmesinde giderek artan oranda söz ve yetki sahibi olan belediyeler, bu bakımdan, önemli işlevler yüklenmektedirler. Örneğin, merkezî yönetimlerin özellikle 1980 sonrasında uyguladıkları liberal politikalarla birlikte, çokuluslu dünya firmalarının giderek artan tekelci etkinlikleri karşısında yerel halkın ekonomik savunmasının yapılması daha da bir önem kazanmış, tüketicinin tekelci ve spekülatif kesimlere karşı korunması sorumluluğu daha da artmış ve bu görev, demokratik kuruluşlar olan yerel yönetimlere düşmüştür.

Çağdaş belediyecilik anlayışında, belediyelerin yurttaşlara verdiği hizmet çok çeşitlilik içermektedir. Az önce sözünü ettiğim örneğin yanı sıra, belediyeler, sadece tüketiciyi koruma göreviyle sınırlı kalmamakta, ayrıca, genç işsizlerin istihdam sorunlarını çözme yükümlülüğünü üstlenebilmekte ve istihdamı geliştirme projeleri uygulamaktadır.

Kentsel nüfusun giderek artması, yerel yönetimleri ve yerelden verilen hizmetleri giderek daha önemli kılmaktadır. Çağdaş kentlerin oluşumunda, yerel yönetimlerin yadsınamaz bir rolü vardır. Özetle, belediyeler, yurttaşlara, doğumdan ölüme, geniş bir hizmet yelpazesi içinde hizmet vermektedirler.

Değerli milletvekilleri, hızla değişen bir dünyada, içinde bulunduğumuz ekonomik, toplumsal ve siyasal sorunlar giderek derinleşmektedir. Bu gelişmeler, kaçınılmaz bir biçimde yerel yönetimlere de yansımaktadır. Yaklaşık 7 milyar dolar malî kaynak kullanan ve yine yaklaşık 300 000 personelin çalıştığı kurumlar olan belediyelerin daha etkin, verimli ve kaliteli hizmet üretmeleri, kentlerimizin gelişimi, toplumun huzuru açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, fonksiyonları hem nitelik hem de nicelik olarak genişleyen belediyelerin, genişleyen bu fonksiyonları yerine getirebilmesi için malî kaynakların yeterince sağlanması gerekmektedir. Anayasa, belediyelere, görevleriyle orantılı olarak, gelir kaynaklarının merkezî idare tarafından sağlanacağını hükme bağlamışken, hepimizin bildiği gibi, yürürlükteki kanunlar hızla gelişen yerel yönetimlerimizin malî kaynak sorunlarına çözüm getirememekte, hatta, zaman içinde yerel yönetimlerin elini kolunu bağlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, görüşmekte olduğumuz tasarı, yerel yönetimlerin gelirlerini artırıcı hükümler içermektedir; ancak, bunun nasıl gerçekleştirileceği tartışma konusudur.

Sayın milletvekilleri, tasarının 15 inci maddesinin son fıkrasında "belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez" denilmiştir. Bu hükümden, belediyelerin, kamu hizmetlerinde fiilen kullanılmayan mallarının haczedilebileceği anlaşılmaktadır. 1580 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin yedinci fıkrasında "belediye daire ve şubeleri, bahçeleri, umuma ait akar olmayan açık ve kapalı mahalleri emlak vergisinden müstesna olmak, belediye vergi ve resimleri ile hidematı ammeye muhtas ve akar olmayan emval ve eşyası üzerine haciz konulmamak" hükmü yer almaktadır. Yani, bu düzenlemeye göre, haczedilebilirlik için doğrudan doğruya kamu hizmetinde kullanılmama ve gelir getirmeme koşulları birlikte aranmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Pekel, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

SEDAT PEKEL (Devamla) - Oysa, tasarı, bu doğrultuda bir düzenleme getirmediği gibi, aksi bir durum yaratmaktadır.

Sayın milletvekilleri, haciz kurumu, arkasından iflas kurumunu getirir. Bu taslağın benimsediği mantığı uygulamaya koyan ülkelerde yerel yönetim iflas yasalarının da çıktığı bilinmektedir. Bu hüküm, yerel yönetim sistemini, iflas kurumuna açacak hükümdür. Söz konusu gelirler, o idarenin gördüğü kamu hizmetinin karşılığıdır. Bu gelirlerin haczinin öngörülmesi, o idarenin kamu hizmeti görememesi anlamına gelmektedir. Bunun ne anlama geldiği çok açıktır; az önce sözünü ettiğim ülke nüfusunun yüzde 80'inin belediyelik alanlarda yaşadığı ülkemizde, yurttaşlara doğumdan ölüme geniş bir hizmet yelpazesi içinde verilen hizmetin iflas etmesi söz konusu olacaktır. Ortaya çıkacak karışıklık nedeniyle, yoksul yaşam alanlarının daha fazla yoksullaşması, birçok yurttaşın kamusal mal ve hizmetlerden yararlanamaması, sosyal hakların yok edilmesinin yanı sıra, demokratikleşme sürecinin de zarar görmesi kaçınılmaz olacaktır.

Sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekel.

Madde üzerinde 6 adet önerge vardır.

Önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin son fıkrasındaki "malları" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sadullah Ergin

Nevzat Pakdil

Asım Aykan

 

Hatay

Kahramanmaraş

Trabzon

 

Ünal Kacır

 

Mustafa Ataş

 

İstanbul

 

İstanbul

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 

Mehmet Akif Hamzaçebi

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

 

 

Trabzon

İzmir

İzmir

 

Ali Kemal Kumkumoğlu

 

Mehmet Küçükaşık

 

İstanbul

 

Bursa

"Belediyenin proje karşılığı borçlanma yolu ile elde ettiği gelirleri, vergi, resim, harç gelirleri ve şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez."

BAŞKAN - Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Belediyeler Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin (h) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Gazalcı

Hakkı Ülkü

Haluk Koç

 

Denizli

İzmir

Samsun

 

Salih Gün

 

Mesut Özakcan

 

Kocaeli

 

Aydın

"h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, taşınmaz mallar almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, takas etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek,"

BAŞKAN - Dördüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasının; (e) bendinin sonuna "kaynak sularını işletmek veya işlettirmek," ibaresinin eklenmesini; aynı fıkranın (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve fıkraya aşağıdaki (p) bendinin eklenmesini, (m) bendindeki "ikinci ve üçüncü sınıf" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını, aynı maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve aynı maddenin mevcut üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sadullah Ergin

Muzaffer Baştopçu

Hüseyin Tanrıverdi

 

Hatay

Kocaeli

Manisa

 

Hamit Taşcı

 

Ahmet Kambur

 

Ordu

 

Tekirdağ

"g) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak,"

"p) Hafriyat toprağı ve moloz döküm alanlarını; sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) depolama sahalarını; inşaat malzemeleri, odun, kömür ve hurda depolama alanları ve satış yerlerini belirlemek; bu alan ve yerler ile taşımalarda çevre kirliliği oluşmaması için gereken tedbirleri almak"

Önerilen yeni ikinci fıkra:

"m) bendinde belirtilen gayri sıhhî müesseselerden birinci sınıf olanların ruhsatlandırılması ve denetlenmesi, büyükşehir ve il merkez belediyeleri dışındaki yerlerde il özel idaresi tarafından yapılır."

Üçüncü fıkra:

"İl sınırları içinde büyükşehir belediyeleri, belediye ve mücavir alan sınırları içinde il belediyeleri ile nüfusu 50 000'i geçen belediyeler, meclis kararıyla; turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve eğitim kurumlarının su, termal su, kanalizasyon, doğalgaz, yol ve aydınlatma gibi altyapı çalışmalarını faiz almaksızın on yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yapabilir veya yaptırabilir, bunun karşılığında yapılan tesislere ortak olabilir; sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve turizmi geliştirecek projelere İçişleri Bakanlığının onayı ile ücretsiz veya düşük bir bedelle amacı dışında kullanılmamak kaydıyla arsa tahsis edebilir."

BAŞKAN - Beşinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin metinden çıkarılması ve bu değişiklik doğrultusunda bentlerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Haluk İpek

Sadullah Ergin

T.Ziyaeddin Akbulut

 

Ankara

Hatay

Tekirdağ

 

Asım Aykan

Mustafa Açıkalın

Taner Yıldız

 

Trabzon

İstanbul

Kayseri

BAŞKAN - Altıncı ve en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı tasarının 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

M. Akif Hamzaçebi

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

 

Trabzon

İzmir

İzmir

 

Ali Kemal Kumkumoğlu

 

Mehmet Küçükaşık

 

İstanbul

 

Bursa

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?

HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Anılan hüküm, belediyelerin üçüncü kişilere ait birtakım ticarî yatırımlarının altyapı ihtiyaçlarının belediye bütçesinden gerektiğinde karşılıksız olarak karşılanmasını öngörmektedir. Kamu kaynaklarının bir esası ve politikası olmaksızın karşılıksız olarak üçüncü kişilere aktarılması sonucunu yaratacak olan bu hükmün tasarıdan çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

HALUK KOÇ (Samsun) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım Sayın Koç.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 16.26
İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.38

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

616 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 15 inci maddesi üzerinde verilmiş önergenin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, Trabzon Milletvekili Âkif Hamzaçebi ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin metinden çıkarılmasını ve bu değişiklik doğrultusunda bentlerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Haluk İpek (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Araç muayene hizmetleri, 22.9.2003 tarih ve 2003/64 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla özelleştirme programına alındığından, bu hizmetin yürütülmesi özel sektöre devredileceğinden, söz konusu bendin çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, (k) bendinin çıkarılmasına ve diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesine dair az önceki önerge kabul edildiğinden, şimdiki önergeyi, içinde atıfta bulunulan bentleri teselsül ettirerek okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin sonuna "kaynak sularını işletmek veya işlettirmek" ibaresinin eklenmesini; aynı fıkranın (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve fıkraya aşağıdaki "o" bendinin eklenmesini; (l) bendindeki "ikinci ve üçüncü sınıf" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını; aynı maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve aynı maddenin mevcut üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sadullah Ergin (Hatay) ve arkadaşları

g) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanmasıyla ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak,

o) Hafriyat toprağı ve moloz döküm alanlarını; sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) depolama sahalarını; inşaat malzemeleri, odun, kömür ve hurda depolama alanları ve satış yerlerini belirlemek; bu alan ve yerler ile taşımalarda çevre kirliliği oluşmaması için gereken tedbirleri almak,"

Önerilen yeni ikinci fıkra:

l) "(l) bendinde belirtilen gayri sıhhî müesseselerden birinci sınıf olanların ruhsatlandırılması ve denetlenmesi, büyükşehir ve il merkez belediyeleri dışındaki yerlerde il özel idaresi tarafından yapılır."

Üçüncü fıkra:

"İl sınırları içinde büyükşehir belediyeleri, belediye ve mücavir alan sınırları içinde il belediyeleri ile nüfusu 50 000'i geçen belediyeler, meclis kararıyla; turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve eğitim kurumlarının su, termal su, kanalizasyon, doğalgaz, yol ve aydınlatma gibi altyapı çalışmalarını faiz almaksızın on yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yapabilir veya yaptırabilir, bunun karşılığında yapılan tesislere ortak olabilir; sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve turizmi geliştirecek projelere İçişleri Bakanlığının onayıyla ücretsiz veya düşük bir bedelle amacı dışında kullanılmamak kaydıyla arsa tahsis edebilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Belediyelere kaynak suyu işletme yetkisi verilmektedir. Beldenin temizliği ve esenliği bakımından önem arz eden malzemelerin (kömür, çakıl, hafriyat toprağı, LPG depolama alanları) belediye tarafından tespit edilecek alanlarda depolanması bir zorunluluktur. Belediyenin yetkili olduğu alanlardaki gayri sıhhî müesseselerin tümüne ruhsat vermesi ve denetlemesi görevleri içinde olması gereken bir husustur. Altyapı hizmetlerinin sadece üniversiteleri değil de bütün eğitim kurumlarını kapsaması, maddeyle güdülen amaca daha uygun düşmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Belediyeler Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin (h) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Gazalcı (Denizli) ve arkadaşları

h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, taşınmaz mallar almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, takas etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek,

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Koç?..

HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Belediyeler, hizmetleri ve görevleri nedeniyle, bazen, belediye sınırları ve mücavir alan sınırları dışındaki taşınmazlardan yararlanmak durumunda kalmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Baratalı (İzmir) ve arkadaşları

Belediyenin proje karşılığı borçlanma yolu ile elde ettiği gelirleri, vergi, resim, harç gelirleri ve şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

15 inci maddenin son fıkrasıyla getirilen düzenlemeyle, belediyelerin vergi, resim ve harçlarının haczedilmesi olanaklı hale gelmiştir.

Vergi, resim ve harç gelirlerinin haczedilmesi yolu açıldığında üçüncü şahıs ihbarnameleriyle, daha, mükellef vergisini belediyeye ödemeden haciz alacaklısına ödemek zorunda kalacağı için, vergi ödeme mükellefiyetinin yerine getirilip getirilmediğiyle ilgili anlaşmazlıklar ortaya çıkacaktır.

Öte yandan, belediyelerin vergi, resim ve haçlarının haczedilmesi, olanağı, belediyelerin daha kolay bir şekilde borçlanmalarına ve kamu borç stokunun hızla artmasına yol açacaktır.

Bir kamu idaresinin vergi, resim ve harç gibi kamu alacakları, o idarenin gördüğü kamu hizmetinin karşılığıdır. Bu alacakların haczedilmesi, o idarenin kamu hizmeti görememesiyle eş anlamlıdır. Belediyeleri kamu hizmeti göremez hale getirmemek için madde metnine "vergi, resim ve harçlar" ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 15 inci maddesinin son fıkrasındaki "malları" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Sadullah Ergin (Hatay) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Ergin?..

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Belediyelerin, kamu hizmetlerinin yapımı sırasında parasal sıkıntıya düşerek hizmetleri aksatmaması için.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi, kabul edilen önergeler doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum:

Belediyeye tanınan muafiyetler

MADDE 16.- Belediyenin kamu hizmetine ayrılan veya kamunun yararlanmasına açık, gelir getirmeyen taşınmaz malları ile bunların inşa ve kullanımları her türlü vergi, resim, harç, katılma ve katkı paylarından muaftır.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Aydın Milletvekili Sayın Mesut Özakcan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz, şahsınız adına da söz istediğiniz için, 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 16 ncı maddesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimler deyince, kuşkusuz, akla, öncelikle belediyeler gelmektedir ve bu da kaçınılmazdır; çünkü, ülke nüfusumuzun önemli bir kısmı belediyelik alanlarda yaşamaktadır. Belediyelerin tabi olduğu yasalar güncel ihtiyaçlara cevap vermemektedir. Kentsel yapının ve ihtiyaçların değişimine karşın, yerel yönetimlere yönelik çıkarılan yasaların oldukça eski tarihlere dayanması, yereldeki değişime uygun yeni yasal düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır.

Merkezî idarenin, belediyeler üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanan ağır vesayet yetkisi söz konusudur ve bu durum, belediyelerin hareket alanını giderek daraltmaktadır. Kendi kaynaklarını yaratan, ihtiyacına cevap verecek kaynakların aktarıldığı, kendini yöneten belediye yapısı halen kurulamamıştır; bu düzenlemelerle de kurulamayacaktır. Merkezden belediyelere aktarılan paylar yetersizdir ve bu payların dağılımında bile çeşitli yöntemlerle yıllardır partizanlıklar yapılmakta, muhalif olan belediyeler cezalandırılmakta ve yerel yönetimler arasında yapılan ayırımcılık belediyeler arasındaki dengesizlikleri artırmaktadır. Bütün bu gelişmeler sonucu kentsel yapı bozulurken, kentsel hizmetler de istenilen düzeyde verilememektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüze gelen "yerel yönetimler reformu" adı altındaki bu yasalar, düzenlemeler, ülkemizin, ulusumuzun onlarca yıllık geleceğini şekillendirecek önemli yasalardır. Belediyeler Kanunu Tasarısı da, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmıştır. Oysa, bu tasarı, pek çok hükmüyle Anayasaya aykırılıklar içermektedir. Aynı mantıkla ele alınan Belediyeler Kanunu Tasarısında da doğal olarak Anayasaya aykırı düzenlemelere yer verilmiştir. İl Özel İdaresi Kanununda, Belediyeler Kanunu Tasarısında ve Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısında çok sayıda yetki ve görev tekrarı bulunmaktadır. Böyle bir düzenleme, tasarılar yasalaştığında pek çok bürokratik işlemin doğmasına, yetki ve görev karmaşasına ve kavgasına sebep olacaktır.

Değerli milletvekilleri, şunu belirtmek gerekir ki, Belediyeler Kanunu Tasarısı da, bundan öncekiler gibi, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, İl Özel İdaresi Kanunu ve önümüzdeki günlerde gelecek Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı gibi tümüyle katılımdan uzak, çoğulcu, katılımcı demokrasi anlayışımızdan uzak, geniş halk kesimlerinin, üniversitelerimizin, siyasî partilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, yerel yönetimlerimizin, sendikalarımızın katkı ve katılımlarından uzak bir şekilde hazırlanmıştır; dolayısıyla, toplumsal bir mutabakat söz konusu olamadığı için, demokratik bir katılım süreci söz konusu olmadığı için, yasaların yapılanma gerekçeleri olarak sunulan demokratiklik, şeffaflık, katılımcılık gibi iddiaların gerçekçi olmadığı, hazırlık süreçlerinde gösterilen yaklaşımlarla ortaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimlere yönelik hazırlanan bu tasarılar yanında, önemli tasarı olarak, belediye ve il özel idareleri gelirleri kanunu tasarısı henüz kamuoyuna açıklanmış değildir. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi iddiasıyla hazırlanan bu yasa tasarılarıyla, yerel yönetimlerin bu hizmetleri yerine getirecek malî olanaklara sahip olup olmayacağı net bir şekilde belli değildir.

Belediyeler Kanunu Tasarısının genel gerekçesinde "belediyeler, sorumluluklarında bulunan hizmetleri görmek için yeterli kaynaklara da sahip değillerdir" denilmektedir. Yerel yönetimlere devredilen alanlar itibariyle, genel bütçelere bakıldığında, yerel yönetimlere önemli oranda kaynak aktarımının yapılması gerektiği görülmektedir. Bunun yapılmaması durumunda, yerel yönetimlere, belediyelere, borçlanma, özelleştirme dışında seçenek bırakılmayacaktır. Bu yasalar görüşülürken, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinde yer alan "mahallî idarelere yetki, görev ve sorumluluklarıyla orantılı gelir kaynakları sağlanır" ifadesinin ne ölçüde yerine getirileceğinin de bilinmesi, dolayısıyla, bu paket yasaları içerisinde belediye ve il özel idareleri gelirleri kanunu tasarısının da bulunması gerekirdi; böylelikle, tasarılar bütünlüklü olarak ele alınmış olur, ne yaptığımızı bilerek, görerek ortaya koymuş olabilirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısına baktığımız zaman, büyükşehir belediyesi, il özel idaresi, yetki, imtiyaz, görev ve sorumluluklarında örtüşen birçok benzerlik bulunmaktadır; kimin, neyi, nasıl yapacağının ayrıntılı olarak sınırları belli değildir. Değerli arkadaşlar "iki ebeli çocuk şaşı doğar" diye hepinizin bildiği bir halk deyimi vardır. Eğer, bu yasalar Anayasa Mahkemesinden dönmez ve bu şekliyle uygulanacak olursa, vatandaş da, yerel yönetimler de ne yapacağını şaşar hale gelecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediyelerin sorumlulukları, görevleri, yetki ve imtiyazları arasında, hizmetlerin özel kişi ve kurumlar tarafından yaptırılmasına olanak sağlayan "kurdurmak", "işlettirmek", "yaptırmak" ifadeleri hemen her maddede yer almaktadır. Bu düzenlemeyle, kamusal nitelikli hizmetler, yerel yönetimler tarafından değil, özel sektöre yaptırılacaktır.

Belediye meclisinin görevleri arasında, belediyeler adına imtiyaz verilmesine ve belediye yaptırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeliyle yapılmasına, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek de sayılmaktadır. Belediyeler Kanunu Tasarısında, belediyelerin görev ve sorumlulukları içerisinde "belediye, öncelikle, imar, su ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans, şehiriçi trafik, defin ve mezarlıklar -bunun altını çizerek tekrarlıyorum; defin ve mezarlıklar- ağaçlandırma, park ve yeşilalanlar, konut, kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, sosyal hizmet ve yardım, evlendirme, meslek ve beceri kazandırma, ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır" denilmektedir.

Değerli milletvekilleri, tabiî ki, il özel idareleri, büyükşehir belediyeler ve belediyeler ve gelirleriyle ilgili yasa tasarıları, bir bütünün parçalarıdır; bunların hepsini de bir paket olarak değerlendirmek durumundayız.

Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumluluklarının yer aldığı 7 nci maddeye bakarsak, 7 nci maddenin fıkraları, bentleri, alfabenin (z) harfine kadar gitmektedir. Aynı 7 nci maddede "ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve yetkileri şunlardır" denilerek, (e) bendinde "defin ile ilgili hizmetleri yürütmek" ifadesi yer almaktadır. Bu 7 nci maddenin (s) bendinde, büyükşehir belediyesinin görev ve yetkileri içinde "defin ile ilgili hizmetleri yürütmek, mezarlık alanlarını tespit etmek, mezarlıklar tesis etmek ve işletmek, işlettirmek" hükmü yer almaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aynı madde içerisinde, büyükşehir ile ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasında bu görev ve sorumluluklar örtüşmekte; ancak, büyükşehir belediyesinin, fazladan, "mezarlıkları tesis etmek ve işletmek, işlettirmek" gibi bir yetkisi bulunmaktadır.Yani, mezarlıkları işletme haline getirir ve işlettirirseniz, elbette, mezarlığı işleten, kâr amacıyla size hizmet sunacak, ömrü, açlık sınırının altında, zorluklarla geçmiş vatandaşın, cenazesi bile müşteri muamelesi görecektir; yani, vatandaşın, dirisi değil, ölüsü de müşteri haline getirilmiş olacaktır. Sosyal devletin yok edilişinin çok somut bir örneğidir bu.

Değerli arkadaşlar, tasarının bir önceki maddesinin son fıkrasını da özellikle vurgulamak, buna dikkatleri çekmek istiyorum. "Belediye vergileri, resimleri, harçları ve proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirleri, şartlı bağışlar ile kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez" denilmektedir.

Bu hükümden, belediyelerin kamu hizmetlerinde fiilen kullanılmayan mallarının haczedilebileceği anlaşılmakta. Bu hüküm, yerel yönetim sisteminde iflas kurumunun önünü açacak bir düzenlemedir. 1580 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 7 nci fıkrasında yer alan düzenlemede, haczedilebilirlik için, doğrudan doğruya kamu hizmetinde kullanılmama ve akar, gelir getirmeme koşulları birlikte aranmaktadır. Tasarıdaki düzenlemenin bu şekilde düzeltilmesine ihtiyaç vardır.

Yine o son fıkradan bir önceki fıkrada, "Belediye mallarına karşı suç işleyenler devlet malına karşı suç işlemiş sayılır" ifadesi yer almakta. Şimdi, belediyenin malına karşı bir suç işlendiğinde "devlet malı" olarak nitelendiriliyor; ama, kullanılmayan mallar haczedilebiliyor; yani, devlet malının haczinin önü açılıyor. Aynı madde içerisinde bu çelişkiler yaşanıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî ki, bu tasarılarla, yerel yönetimlere, belediyelerimize, yetkiler, sorumluluklar, kaynaklar aktarılacaktır. Burada önemli olan, zihniyetin de değişmesidir.

Bakınız, bundan onbeş gün kadar önce, Aydın İlimizin Karacasu İlçesinin Geyre Beldesiyle ilgili bir olay yaşadım. Hepinizin bildiği gibi, Geyre Harabeleri olarak da bilinen Aphrodisias Antik Kenti, bizim bölgemizde turistlerin en çok ziyaret ettikleri bir uğrak yeridir.

Belediye, kendi ismiyle anılan bu antik kentte otopark ve tuvaleti işletme talebinde bulunmuş; fakat, Bakanlığımız, bunun işletmesinin Bakanlık tarafından yapılacağını bildirerek, ücretlerin belirtilip, biletlerin bastırılıp gönderileceği ifade etmiştir.

Otoparklarda, örneğin, otobüslerden 10 000 000, minibüslerden 6 000 000, otomobillerden ise 4 000 000 TL otopark ücretinin alınmasına diye, Döner Sermaye İşletme Merkez Müdürlüğü karar almış ve makama, Sayın Bakanın onayına sunmuş ve Sayın Bakanımız da onaylamışlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlar mısınız Sayın Özakcan.

Buyurun.

MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum; bitiriyorum.

Aphrodisias Müzesine gönderilecek biletlerle, otoparkın işletmesinin bile, hâlâ, Bakanlığımız tarafından yürütülmesi kararlaştırılıyor ve ismiyle anılan belediyeye dahi o yetki ve görev verilemiyor.

Değerli milletvekillerimiz, bu tasarılarla birlikte zihniyetin de değişmesine, elbette ihtiyacımız vardır.

Yüce Meclisimize saygılar sunuyorum, hepinize teşekkür ediyorum; sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özakcan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

17 nci maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ KISIM

Belediyenin Organları

BİRİNCİ BÖLÜM

Belediye Meclisi

Belediye meclisi

MADDE 17.- Belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 17 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, bir tek satırla yazılmış olan; ama, önemi çok büyük olan bir madde. Maddede deniliyor ki: "Belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur."

Şimdi, buradan yola çıkarak, geçmişe yönelik olarak bakıldığında, yasa çıkarma tekniğinde bazı öneriler olmuş; örneğin, geçmiş yasama döneminde. "Eğer, bir ülkede kanun çıkararak o ülkenin sorunları halledilmiş olsa, yeryüzünde sorunlu hiçbir toplum ve hiçbir devlet kalmaz. Demek ki, mesele, sadece kanun çıkarmak değil, kaliteli kanun yapmaktır. Yasama Meclisi olarak bizim dikkat etmemiz gereken husus, nasıl olursa olsun bir kanunu çıkarmak değil, değiştirmeye çalıştığımız kanundan daha mükemmelini yapmaktır ve toplumun ihtiyaçlarını uzun süre karşılayacak bir tasarıyı yasalaştırmaktır. Mesela, 1580 sayılı Belediyeler Kanunu gibi. Bu kanun da, uzunca bir süredir toplumun ihtiyaçlarını karşılıyor. Dolayısıyla, bizim, bunca yıldır gündemde olan ve toplumun bir ölçüde ihtiyacını karşılayan bir kanunu değiştirirken, ondan daha modern, daha çağdaş, daha problemleri çözen bir tasarıyı getirmemiz gerekir."

Bu sözler, 18 Kasım 1999 tarihinde bu kürsüden şimdiki Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek tarafından söylenilmiş olan sözlerdir. Peki, önümüze gelen bu tasarı böyle mi?

Bu tasarıyı hem İçişleri Komisyonunda hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda birçok arkadaşımızın ve kuruluşun katkı ve görüşleriyle bu aşamaya getirmiş bulunuyoruz. Biraz daha gerilere gidersek, bu tasarının bu hale gelmesi için, geçmişten bu yana, Bakanlığın, belediye birliklerinin, sendikaların, üniversitelerin, baroların, meslek odalarının ve diğer birçok demokratik kitle örgütünün de uğraş verdiği ve en son Türk Belediyeler Birliği tarafından belki de yirmisekizincisini tartıştığımız taslaklardan birisi de budur diyebiliriz. Nihayet diyebiliriz; ama, doğrusunu söylemek gerekirse, 1580 sayılı Yasa 163 maddeden ibaretti, bu yasa da 89'u esas, 8'i geçici olmak üzere 97 maddenin bir araya gelmesinden başka çok fazla bir şey ifade etmeyen bir yasa diye düşünülebilir. Çünkü, belediye başkanlarının istemi ile burada üzerinde durduklarımız arasında çok fazla bir bağıntı yok. Belediye başkanlarının ne istediklerini biraz sonra 19 uncu maddede söz aldığımda sizlere madde madde sıralayacağım; ama, onu bir kenara bırakarak şunları söylemek istiyorum: Belediyecilik yirmidört saat görev yapılması gereken önemli bir mevkidir. Çünkü, bir belediye başkanı 7 kocalı Hürmüz'den beterdir. Olayın teknik yönü bir tarafa, belediye başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ona bağlı olan genel müdürlük ve müdürlükleri, valilikleri ve kaymakamlıklarıyla, Bayındırlık Bakanlığıyla ona bağlı müsteşarlık, genel müdürlük ve müdürlükleriyle, Çevre ve Orman Bakanlığıyla, onun il müdürlükleriyle, Maliye Bakanlığı ve ona bağlı olan genel müdürlükler, müdürlükler ve hatta şefliklerle, Adalet Bakanlığıyla ve ona bağlı savcılıklar ve hâkimlerle, Kültür Bakanlığı ve ona bağlı olan müdürlükleri ve özellikle de SİT kurullarıyla, Çalışma Bakanlığı ve ona bağlı olan SSK'yla, sendikalarla, diğer demokratik kitle örgütleriyle, muhtarlıklarla ve akla gelmeyen birsürü dernek ve kuruluşlarla muhataptır. Bu nedenle, belediye başkanlarının birçoğu, bizim bu konuştuğumuz şimdiki dile aşina değillerdir. Onlar, günlük, somut yaşadıklarından yola çıkarak, sorunların çözümünü de somut olarak isterler. Zaten, yasaların yapılmasının nedeni nedir ya da niçin yapılır yasalar; o beldede, o ülkede halkın refahını artırmak, daha iyi bir yönetim, işsizlik ve yoksulluğa çare bulmak ve genişletilmiş demokrasi için.

Kesinlikle kimseyi eleştirmek için söylemiyorum. Şimdi, bırakalım 5 000 metreleri, 10 000 metreleri veya pergelleri de, Türkiye'de yerel yönetimler nasıl olmalıdır, belediyecilik deyince ne anlıyoruz, kentleşme için ne yapmak gerek? Bu konuda, tasarının kendi anlayışı çerçevesinde, elbette maddeler var; ama, biz, bu bağlamda, ülkenin tümünün belediyelik olmasını ve bunun için de "alan yönetimi" adı altında yeni bir yönetim biçimini öneriyoruz; çünkü, metrelerle uğraşıldığında aksaklıklar çıkıyor.

Hele göç alan bir kentin belediye başkanı iseniz, kent, o dediğiniz metreler yüzünden kuşatılıyor, saçaklar oluşuyor, sağlıksız yerleşim başlıyor. Eğer, sanayi kentiyseniz, çarpık sanayileşme kendini gösteriyor. Eğer, organize sanayi bölgesi içerisindeyseniz, Sanayi Bakanlığının çıkarmış olduğu organize sanayi bölgesi yönetmeliklerine göre, yönetimlerine giremiyorsunuz ya da ne bileyim, referandum yapsanız soruşturmaya uğruyorsunuz, toplantı yapıp halkla görüşlerinizi paylaşmak isteseniz, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkındaki yasalara göre dava açılabiliyor. Bakanlıklarla eşgüdüm halinde çalışmak alabildiğine zor; çünkü, partizanca davranılıyor; imzasız bir mektup başınıza iş açabiliyor, aylarca mahkemelere gidip geliyorsunuz memurlarınızla birlikte, bütün bu işlerin altından kalkamıyorsunuz.

Şimdi, burada, Sayın Bakan, katılımcılıktan dem vurdu konuşmalarında; tabiî ki, son zamanlarda çokça moda olan ve kulağa da hoş gelen, katılımcı demokrasi, performans yönetimi, saydamlık, şeffaflık gibi kavramları da dile getirdiler. Bunlara katılmamak mümkün değil; ama, bunlar yeni şeyler değil.

Hatırlarsanız, İstanbul'da, 1996 yılında, İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat) adı altında toplantılar yapıldı. Bu toplantılardan sonra "İstanbul Deklarasyonu" adı altında bir bildiri yayımlandı; üstelik, epeyce de uzun. Bu bildirinin "Yerel yönetimlerin ve onların birliklerinin/ağlarının ademimerkezîleştirilmesi ve güçlendirilmesi" başlığı altındaki "yapılacak işler" bölümünün maddeleri içerisinde, sadece memurların performans ölçütlerini değil, aynı zamanda "kamuya ait malların ve kamu hizmetlerinin sunum, işletim ve bakımı, halkın gereksinimlerinin sağlanması ve kentlerin malî ve diğer potansiyellerinin değerlendirilmesi alanlarındaki yenilikçi uygulamalar hakkında cinsiyete, yaşa ve gelir düzeyine göre ayrıştırılmış bilgilerin toplanması, bunların karşılaştırmalı analizlerinin yapılması ve elde edilen bilgilerin yayılması yoluyla yerel yetkililerin başarı ve performansını artırmalı" denilmektedir.

Yine bir başka maddesinde, "halk katılımı" ve "kentli bağlılığı" kavramları geliştirilmiştir. İşte, burada da, yerel düzeyde gereksinmeleri yanıtlayabilen geniş tabanlı katılım ile saydam ve hesap verebilen yönetimler gündeme getirilmektedir. Politika, program ve projelerin uygulanmasında, kaynak seferberliğinden mahalle tabanlı eylem planlaması dahil olmak üzere, katılımcı mekanizmaların kurulması ve güçlendirilmesi önerilmektedir.

Yerel yönetimlerin ve sivil toplumun katılımını Habitat gündeminde etkin uygulama olarak sunan yetkililer "yerel yönetimler, semt kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının eğitim, sağlık, yoksulluk, insan hakları, sosyal bütünleşme, altyapı, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, yardım ve rehabilitasyon alanlarında güçlendirilmesine ve politikaların üretilmesine, uygulanmasına yapıcı bir biçimde katılabilir kılınmasını gerektirmektedir" diyerek, bu amaçla, bir dizi kuruluş ve onlara bağlı alanları da saydıktan sonra, semtleri ve mahalleleri de katarak, işçi sendikalarını, adil koşullar altında iş olanakları yaratılmasına, eğitim, sağlık ve diğer temel yerleşmelerin gerçekleştirilmesine ve bunların kolaylaştırılmasına, ekonomik ortamın geliştirilmesine katkıda bulunmaya teşvik ederek, akademik kurumların...

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ülkü, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Kısa kesmek zorunda kalıyorum.

Bunlardan başka da, belki de en önemlisi, başarı değerlendirmesi, göstergeler ve en iyi uygulamalar anlamında bildiride altı çizilmesi gereken görüşlere yer verilerek, Birleşmiş Milletlere rapor edilecek şekilde hükümetleri bağlamıştır.

Biz de, her düzeydeki bu çalışmalarımızı -başka örnekler de verecektim; ama, zaman yetmediği için kısa kesmek zorundayım- bu karakteristik öncelikleri, bu sıralamaya çalıştığım öncelikleri dikkate alarak, her yılın sonunda Birleşmiş Milletlere bildirmeye deklare etmeye yönelik çalışmaları yapıyoruz, yapmaktayız, yapmak durumundayız.

Bu da gösteriyor ki, çok uzun zamandan beri tartışılan Belediye Kanunu Tasarısı, birçok uluslararası süzgeçten geçtikten sonra, bugünkü konumuna gelmiş, şimdi de Genel Kurulda tartışılıyor olmuştur. Her yasa maddesi görüşülürken yinelediğimiz gibi, keşke, biz de, kendimize özgü ve ülkemizin kendi özelliklerini dikkate alarak, yasaları daha özerk, daha bağımsız; ama, Avrupa Birliği normları çerçevesinde çıkarabilme olanağına sahip olsaydık.

Bunu söylemek istemezdim, üstelik içim de acıyor; ama, bir Antalya örneği var ki yürekler acısı. Özetleyemiyorum; ama, şunu diyebilirim ki, Arjantin, Antalya örneği gibi nedenle batmış ve halen düzelememiştir. Antalya'da kanalizasyon işlerini yapmak isteyen, su işlerini yapmak isteyen bir firma, kanalizasyonu da bahane ederek, Antalya'nın gelecek yirmibeş yılına ipotek koymuştur. Yasalar hazırlanırken bunların da dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Bu düşüncelerle saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ülkü.

Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen İstanbul Milletvekili Hasan Fehmi Güneş; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 17 nci maddesiyle ilgili bir iki önerimi dikkatinize sunmak için söz aldım.

17 nci madde belediye meclisinin oluşumundan söz etmekte ve genel bir ifadeyle belediye meclisinin, belediyenin karar organı olduğunu ileri sürmektedir. Bu tasarı, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir iddianın bir parçası olarak gündeme gelmiştir; kamu yönetiminin daha modern, daha çağdaş, daha verimli, daha iyi çalışabilir bir hale gelmesi için bir hazırlıktır, paketin hedefi budur. Öyleyse, belediyede de bu doğrultuda yenilikler getirmesi gerekir, reform yapması gerekir. Zaten, sunulurken, bunun bir reform paketi olduğu ileri sürülmüştü; ama kabul etmeliyiz ki, Belediye Yasası 1580'e göre reform niteliği taşıyan çok ciddî yenilikler getirmemektedir.

Belediye meclisi nasıl oluşmaktadır; o kentteki nüfusa göre çıkacak belediye meclisi üyesi sayısı kadar adayı bütün partiler listelerine yazmakta ve onlar seçilmektedir. Temsil edilen kimdir; genel olarak kent halkı. Halbuki, belediye bir yerel yönetim birimidir. Kent, tek başına bir birim değildir, kent başka birimlerden oluşmaktadır ve bunun tüzelkişiliği ya da yönetim birimi olarak ele alınacak ilk ünitesi mahalledir. O halde, belediye meclisinin mahalleleri temsil etmesi, kente yapılacak hizmetlerin dengeli, adil, verimli ve yaygın (genel) olmasını sağlayacaktır; yani, belediye meclisi, mahalleleri temsil eden üyelerden oluşmalıdır. Böyle bir yenilik getirilebilirdi bu tasarıyla ve o zaman, bir anlamda bir reform niteliği taşıyabilirdi; onu yapmadık.

Benim dileğim şudur: Belediye meclisi seçimleri, belediye organları ve meclisleri seçimleri ayrı bir yasayla düzenlenmektedir; 2927 sayılı Yasayla. 2927 sayılı Yasayı ele almalıyız ve 2927 sayılı Yasayı, belediye meclislerinin, mahalleleri temsil edecek biçimde oluşmasını sağlayacak bir düzenleme haline getirmeliyiz. Ancak o zaman, daha yeni, daha çağdaş, daha ileri bir belediye meclisi kurduğumuzdan söz edebiliriz.

Hemşeri hukukundan söz ediyoruz bu tasarıda. Hemşeri hukukunu, hemşeri hakkını adil olarak belediye meclisine kim yansıtacak? Öyle oluyor ki, bir kentte -İstanbul'da var; İstanbul'da belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımız var burada, benden çok daha iyi biliyorlar- bir mahalleden, meclis üyelerinin hemen hemen çoğu çıkıp geliyor, diğer mahalleler temsil edilemiyor; diğer mahallelerin ihtiyaçları, hizmet dağılımından yararlanmaları sağlanamıyor, adil olunamıyor.

O halde, bir mahalle büyüklük ölçekleri standartlaştırılarak, bir ölçek ayarlaması, eşitlemesi yapılarak, mahalle temsili esasına dayanan bir belediye meclisi konseptini geliştirmekle, hem demokrasinin yerelleşmesi hem kent halkının yönetime katılması sağlanır. Demokrasinin özü katılımdır, onu sağlamalıyız. Onu da, bu tür düzenlemelerle sağlayabiliriz. Mahalle mecliste temsil edilemiyorsa, mahalleli "benim temsilcim sensin, bu mahallenin şu ihtiyaçlarını niye programa aldırmadın, şu İmar Yasası değişikliği yapılırken, bizim mahalledeki şu sorunu niye gündeme getirmedin" diyebilmelidir; onu diyecek bir muhatap bulmalıdır ve onu o seçmiş olmalıdır, onun sicil amiri o olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bunu dikkatinize sunmak istedim. Bu, daha sonra 2927'de ve diğer düzenlemelerde yerine getirilebilir.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güneş.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum...

HALUK KOÇ (Samsun) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Arayacağım Sayın Koç.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.23
ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.35

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

616 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 17 nci maddesinin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, 17 nci maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.

18 inci maddeyi okutuyorum:

Meclisin görev ve yetkileri

MADDE 18.- Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Stratejik plan ile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek,

b) Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak,

c) Belediyenin imar planlarını görüşmek ve onaylamak,

d) Borçlanmaya karar vermek,

e) Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi yirmi beş yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek,

f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek,

g) Şartlı bağışları kabul etmek,

h) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beş milyardan yirmibeş milyar Türk Lirasına kadar, dava konusu olan belediye alacaklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek,

i) Bütçe içi işletme ile Türk Ticaret Kanununa tabi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek,

j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek,

k) Encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek,

l) Norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek,

m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek,

n) Meydan, cadde, sokak ve parklara ad vermek,

o) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek,

p) Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı işbirliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek,

r) Fahrî hemşehrilik payesi ve beratı vermek,

s) Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak,

t) Mücavir alanlara belediye hizmetlerinin götürülmesine karar vermek.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Birgen Keleş; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Keleş, şahsınız adına da söz talebiniz olduğu için, konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın milletvekilleri; Belediyeler Yasası Tasarısının 18 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kendi adıma söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısı, merkezî idare ile yerel yönetimler arasında yeni bir görev, yetki bölüşümü yapmaktadır ve hem mahallî idareleri hem de merkezî idareyi yetkilendirmektedir; kamu hizmetlerinin özel kişiler tarafından görülmesi açısından yetkilendirmektedir.

Belediyeler Yasası Tasarısı da, bu Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısına uygun olarak hazırlanmıştır ve öngördüğü yapı, Anayasada öngörülen yapıya aykırıdır. Anayasaya göre, yerel yönetimler, il, belediye ve köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak için kurdurulmaktadır. Oysa, tasarıda, yerel yönetimler genel yetkili, merkezî idare de özel yetkili konumuna getirilmiştir ve bu durum, Anayasanın 126 ncı ve 127 nci maddelerine aykırıdır. Ayrıca, tasarıyla, yerel yönetimlere verilen görevlerin yapacağı hizmetler, çoğu kez, mahallî müşterek ihtiyaç tanımından uzaktır.

Anayasa Mahkemesi kararları da, imar planı yapımı gibi yerelliği tartışılmayan alanlarda bile bu görevin yerellik niteliğinin, mahallî müşterek ihtiyaç olarak nitelendirilemeyeceğini kabul etmektedir; çünkü, yerel planların, ülke ve bölge planlamalarıyla, çevre düzeni planlarıyla uyumlu olmasını öngörmektedir. Dolayısıyla da, bu nedenle, yerel niteliği olsa da, mahallî müşterek ihtiyaç olarak değerlendirilemez demektedir aldığı kararlarda.

Şimdi, incelemekte olduğumuz tasarı, kamu hizmetlerinin piyasaya gördürülmesi açısından da Anayasaya aykırılıklar içermektedir.

Değerli arkadaşlarım, kamu hizmetlerinin görülmesi için piyasadan mal ve hizmet alınması başka bir şeydir, kamu hizmetlerinin görülmesi işini özel sektöre devretmek başka bir şeydir. Anayasanın 128 inci maddesi, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yapacakları hizmetlerde kamu personelinin kullanılmasını zorunlu görmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre de bu böyledir. Oysa, incelemekte olduğumuz tasarıda, belediye meclisleri, belediyeler adına imtiyaz verilmesine, bazı yatırımların yap-işlet, yap-işlet-devret yöntemiyle yapılmasına, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine, hiçbir sınır gözetmeden karar verebilmektedir. İşte, bu yönden de Anayasanın 128 inci maddesine aykırıdır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre, kamu hizmetlerinin özel girişimcilere devredilmesi konusunda eğer herhangi bir ilke koymuyorsanız, bunun yöntemini belirlemiyorsanız, o zaman, yapılan iş, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine de aykırıdır. Yürütme organının yasayla yetkilendirilmesi, görevin yasayla tanımlanması anlamına gelmemektedir. O nedenledir ki, Anayasanın 8 inci maddesinde, yürütme, görevini Anayasaya ve yasalara göre yürütür denilmektedir ve belediyelerin uygun gördükleri hizmetleri, özel sektöre, herhangi bir tanımlama yapmadan, sınırlama yapmadan, olduğu gibi devretmesi de, Anayasanın, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini belirleyen 7 nci maddesine ve idarenin yasallığı ilkesini belirleyen, içeren, 123 üncü maddesine aykırıdır.

Şimdi, aslında, bu belediyeler tasarısında karşılaştığımız hizmetlerden birçoğu, görevlerden birçoğu Anayasaya aykırıdır; ama, ayrıca, bir kısmı, verilen yetkilerin bir kısmı gerçekçi olmaktan uzaktır, geçersizdir ve birbirleriyle ve başka tasarılardaki hükümlerle de çelişkilidir.

Şimdi, izin verirseniz sayın milletvekilleri, buna biraz açıklık getirmek istiyorum. Örneğin, imar planlarının görüşülmesi ve onaylanması belediye meclislerinin görevi olarak belirlenmiştir; ama, bu, bunların tek başına alacağı bir karar değildir; çünkü, imar planları konusunda il özel idareleri de yetkilidir, büyükşehir belediyesi yetkilidir, Toplu Konut İdaresi yetkilidir, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bile yetkilidir. Nitekim, son zamanlarda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, mesela, Bakırköy Belediyesinin yetkilerini gasbetmiş ve yeşilalanları, herhangi bir kural tanımadan, istediği kişilere satmaya başlamıştır. Aynı konuda farklı kurumların görevlendirilmesi ve bunların aralarında koordinasyon sağlayacak bir birim olmaması, verilen görevleri gerçekçi olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Şimdi, tek tek kurumlar tarafından yapılacak olan stratejik planların bir bütün oluşturması savı da, yine aynı şekilde gerçekçi değildir; çünkü, bu mümkün değildir.

Yine, taşra teşkilatı dağıtılan bakanlıkların dağıtılan taşra teşkilatlarındaki görevlilerinin yerel yönetimlerde görevlendirilmesi, yerel yönetimlere verilen norm kadro düzenlemesi göreviyle de bağdaşmamaktadır; onun için de gerçekçi değildir.

 Belediye meclisinin görevlerini belirleyen 18 inci maddede yer alan bazı görevler de, ulusal hedefler açısından geçerli değildir sayın milletvekilleri. Örneğin, yatırımları belediyelerin ayrı ayrı teşvik etmesi öngörülmüştür. Şimdi, belediyelerin, yatırımları ayrı ayrı teşvik etmesi ve bina ve arazi tahsis etmesi, teşvikten beklenen yararların elde edilmesini mümkün kılmayabilir; çünkü, belediyeler, eğer sadece kendi sınırları içerisinde bir değerlendirme yaparlarsa, o açıdan bir değerlendirme yaparlarsa, o zaman yaptıkları değerlendirme sonucunda kaynaklar verimsiz kullanılabilir, arz-talep dengesi olumsuz etkilenebilir, büyük ölçekli yatırımların sağlayacağı teknoloji avantajından ve ölçek avantajından yararlanılması mümkün olmayabilir ve genel teşvik sistemine aykırılıklar ortaya çıkabilir, ekonomik dengesizlikler artırılabilir.

Sayın milletvekilleri, ayrıca, ayrı ayrı yapılan teşvikleri izlemek, bunların, yatırımı, istihdamı artırmak, bölgeler arasında dengesizliği gidermek gibi genel teşvik hedefleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını anlamak ve Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği normları çerçevesinde bunları değerlendirmek de mümkün olmayacaktır.

Belediye meclisi görevleri arasında yer alan bazı maddeler de birbirleriyle ve tasarının diğer maddeleriyle çelişkilidir demiştim. Örneğin, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısındaki büyük şehirlerin görevleri ile ilçe belediyelerinin görevleri birbirleriyle çakışmaktadır. Ayrıca, ilçe belediyelerine Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısında verilen görevler ile normal olarak Belediyeler Kanunu Tasarısında verilen görevler birbirlerinden çok farklıdır. Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısında ilçe belediyelerinin hemen bütün görevleri büyükşehir belediyelerine alınmış ve ilçe belediyeleri, âdeta bir büro durumuna indirgenmiştir.

Ayrıca, biliyorsunuz, belediyeler ile il özel idareleri arasında, görevlerde, belediye sınırı içinde, dışında diye bir ayırım söz konusudur ve bunlar, kendi görevlerine bir öncelik verirken, malî durumlarına, görevin, ihtiyacın önemine ve de görev yapılacak olan yerin gelişmişlik durumuna göre değerlendirme yapacaklardır. Bunlar kendi kendilerine bu görev değerlendirmelerini yaparken arada boşluk kalması, bazı görevlere il özel idarelerinin de, belediyelerin de talip olmaması, onun sonucunda, o görevin yapılamaması pekâlâ mümkündür. Valilere verilen koordinasyon yetkisiyle, bunun aşılması da mümkün değildir; çünkü, yeni getirilen Malî Yönetim Kanunu Tasarısında yer alan hükümlere göre, eğer bir bütçede harcama yer almıyorsa, o zaman, o bütçe yılı içinde yer almayan harcamanın yapılması -yeni yasaya göre- mümkün olmayacaktır.

Sayın milletvekilleri, tabiî, taşra teşkilatı dağılan bakanlıkların kendilerinden alınan taşra görevlerine artık el atamayacakları konusunda kesin bir hüküm bulunması da, boşluk yaratılmasını daha mümkün hale getirmektedir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, belediyelerin yarısı, nüfusu 2 000'den az olan belediyelerdir ve bunlar da diğer belediyeler gibi, sanki kapasiteleri aynıymış gibi, aynı görevlerle yükümlü kılınmışlardır. Bu, tasarının en önemli açmazlarından bir tanesidir.

Tasarının diğer büyük açmazı da, getirilen değişikliğin malî portesinin belli olmamasıdır. Neye mal olacağı belli olmadığı için, neler yapılması gerektiği de çok açık değildir. Yani, malî portesi belli olmayınca, kaynakları ne kadar artırmanız gerektiği de çok bilinmemektedir.

Tasarıda, ayrıca, kültür ve tabiat varlıklarının, tarihî eserlerin korunması, bakım ve onarımının yapılması, korunması mümkün olmayan yerlerde yeniden inşaı görevi de belediyelere verilmiştir. Bu da, birkaç nedenden, doğru bir yaklaşım değildir. Bir defa, Kültür Bakanlığına bağlı olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun görev yapamamasının bir nedeni, kaynak eksikliğidir. Belediyelerde de kaynaklar çok bol değildir, kaynak eksikliği vardır.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, asıl önemli neden şudur: Bunların bakımı, tamiri veyahut da yeniden inşaı, son derece özel bilgi, birikim, deneyim isteyen şeylerdir ve bu bilgilerden, deneyimlerden yoksun olan kişilerin bu işleri görmesi veyahut da yönlendirmesi mümkün değildir.

Ayrıca, sadece tabiat varlıklarının korunması gibi bir görevi bile belediyelere vermek çok anlamlı olmayabilir; çünkü, belediyeler, bu konularda en büyük baskılara maruz kalacak olan birimlerdir. Tabiat varlıklarını korumaktan vazgeçilmesi ve o alanların inşaata açılması için büyük siyasî baskılarla ve yöreden gelen baskılarla karşılaşacakları açıktır.

Sayın milletvekilleri, aslında, incelemekte olduğumuz tasarıların zamanlamasının da çok doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Avrupa Birliği, gelişmiş ülkelerden oluşan, gelişmiş ülkelerin kaldırabileceği politikaları benimseyen, sanayileşmiş ülkelerin meydana getirdiği bir topluluktur ve hem Topluluktaki ülkelerin ulaştığı gelişmişlik düzeyi hem de sayılarının çok artması sonucunda, aday ülkelere yapılan destek de eskisinden çok daha farklı boyutlardadır, çok daha aza indirgenmiştir. Böyle bir durumda, ülkelerin kendi kapasiteleri ve kendi yaptıkları uygulamalar çok önem taşımaktadır.

Türkiye, Avrupa Birliğinden yardım almadan, tek başına ve üye olmadan gümrük birliğini gerçekleştirmiş tek ülkedir; ama, tabiî, bunun büyük maliyeti de olmuştur. Örneğin, tarım ürünleri dışalımının serbestleştirilmesi, tarım desteklerinin kaldırılması, tarım üreticisine büyük darbe vurmuştur; gümrük birliği uygulaması da, Türkiye'nin büyük dışticaret açıkları vermesine sebep olmuştur. Diğer politikalarla birlikte yatırımlar düşmüş, işsizlik ve borçlar artmıştır. Özelleştirmede ısrar edilmesi ve ne pahasına olursa olsun sürdürülmesi de, teknolojinin ilerlemesini engellemiş ve sanayileşme gündem dışına çıkarılmıştır. Şimdi, biz, böyle bir durumdayken, tam aday ülke olarak çok güçlü olmamız gerekirken, üniter devlet yapısını zayıflatabilecek ve kamu yönetimini en azından bir süre felce uğratabilecek değişiklikler yapmaktayız.

Sayın milletvekilleri, radikal kararlar almak, Parlamentoda çoğunluğa  sahip olan partiler için çok önemli ve övünülecek bir iş değildir. Önemli olan, alınan kararların ne derece doğru olduğu ve ülke yararına sonuç verip vermeyeceğidir. Örneğin, tam üye olmadan tarım üreticisinin korunması, güçlendirilmesi, Avrupa'daki ziraatçılarla, tarım üreticileriyle rekabet edebilir düzeye getirilmesi fevkalade önemliyken, biraz önce değindiğim gibi, ters yönde adımlar atılmıştır; şimdi yine o adımları atmaya devam ediyoruz; iktidarınız zamanında da ediyoruz. Örneğin, 1980'li yıllarda TİGEM'e bağladığımız devlet üretme çiftliklerini özelleştiriyoruz ve bu tasarılarla Tarım Bakanlığının taşra teşkilatını kaldırarak, tarım üreticisini Avrupalı üreticiler karşısında iyice savunmasız hale getiriyoruz. Merkezî idarenin görevlerini sınırlamak, onu özel görevli konumuna getirmek ve birçok bakanlığın taşra teşkilatını, bölge teşkilatını kaldırmak, bakanlıklar tarafından görülen kamu hizmetlerini kapasitelerine bakmadan belediyelere vermek ve dolaylı olarak da özel girişimcilerin kâr etmek amacıyla alacakları kararlara terk etmek -çünkü "belediyeler yapamadıkları işleri veyahut da istedikleri işleri özel sektöre yaptırabilir" diyorsunuz - Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda olumsuz sonuçlar verecek olan gelişmelerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Keleş, toparlayabilir misiniz.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, çünkü, bu dönemde borçları hızla artan, borçlarını borç alarak ödeyen, konsolide bütçe içerisindeki yatırımları tarihindeki en düşük düzeye inen Türkiye, kaynaklarını etkin bir şekilde kullanmalıydı; bunun da yolu, merkezî idare kanalıyla, toplumun çeşitli kesimlerini yönlendirmek, en uygun politikaları benimsemek ve tam üyeliğe ekonomik açıdan da hızla hazırlanmayı sağlamaktı; ama, yaptığımız iş tam ters yöndedir.

İncelemekte olduğumuz tasarının bu açıdan olumlu katkı yapacağına inanmıyorum; Türkiye'nin sorunlarının çözümünü ve tam üyeliğe hazırlanmayı kolaylaştıracağını düşünmüyorum. Böyle bir dönemde, tasarının, üniter devlet yapısını zayıflatmasını ve federatif bir yapının altyapısını hazırlamasını da fevkalade tehlikeli buluyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Keleş.

Madde üzerinde, şahsı adına, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan söz istemiştir.

Buyurun Sayın Kandoğan.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan kanun tasarısının 18 inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum.

1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı Belediye Kanununun 1930 yılından beri Türkiye'de görmüş olduğu işlev, yerine getirmiş olduğu fonksiyonlar ve kanunun, 1930 yılında çıkarılmış haliyle, ne kadar ileri görüşlü bir kanun olduğu, Türkiye'nin dertlerini, problemlerini çözme konusunda bugüne kadar büyük görevler yerine getirdiği hepimizin malumudur. Ancak, daha sonra çıkarılan birçok kanunla, 1580 sayılı Kanunla belediyelere verilen görevler merkezî idareye aktarılmış ve bu nedenle de, belediyeler, içinde bulunduğumuz günlerde, artık, görevlerini, fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremez hale gelmişlerdir.

İşte böyle bir ortamda Meclis gündemine getirilen bu kanun tasarısının, belediyeler için gerçekten bir reform olmasını, belediyelerin 2000'li yıllardaki problemlerini gerçekten çözebilecek nitelikte bir kanun tasarısı olmasını arzu ederdik. Ancak, bu kanun tasarısı, mahallî idarelerin merkezî idarenin vesayetinden kurtarılması, özerkleştirilmesi, mahallî ve müşterek ihtiyaçların yerinden yapılması gerekçesinden yola çıkılarak Meclis gündemine getirildi. Ancak, bu kanun tasarısının ilgili maddelerini tek tek ele alacak olursak, getirilen bu gerekçeden çok farklı olarak, hâlâ birçok konuda yerelleşmenin, özerkleşmenin ve halkın bizatihi katılımının çok fazla gerçek olmadığını da görüyoruz. Bu kanun tasarısının uygulanması noktasında, sivil toplum örgütlerinin, vatandaşların ve kamu görevlilerinin son derece kısıtlı katılımlar içerisinde olduğunu görüyoruz. Örneğin, mahalle muhtarlarının, sadece ihtisas komisyonlarında fikirlerini beyan edebileceklerini, ancak, oylamada bile söz sahibi olamayacaklarını, yine, bu kanun tasarısında görüyoruz. Ancak, gönül isterdi ki, bütün sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ve seçilmiş diğer kişiler, bu belediye meclislerinde bizatihi görev alarak, hatta, görüşlerini açıklayarak birçok konuda katkı ve fayda sağlayabilsinler.

İdarî vesayetten kurtarıyoruz derken, yaklaşık 30'a yakın maddede, valilerin onayı ve görüşü, yine aynı şekilde, istenilmeye devam ediliyor. Eğer biz, gerçekten, mahallî idarelerin idarî vesayetten kurtarılmasını arzu ediyorsak ve bu kanun tasarısının getirilişinin ana gerekçesi de bu ise, bu kanun tasarısının içerisindeki birçok hususun bu şekilde yer almasını izah etmenin de mümkün olmadığı düşüncesindeyim.

Yine, bu kanun tasarısıyla, nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde atanmış 4 görevlinin, nüfusu 100 000'in altında olan belediyelerde de  atanmış 3 kişinin belediye encümenlerinde işinin ne olduğunu da Yüce Meclise sormak istiyorum. Eğer, biz, gerçekten, idarî vesayetin fazlalığından şikâyetçi isek, merkezî idarenin vesayetinden şikâyetçi isek, belediyelerin sadece seçilmiş kişi ve organlardan müteşekkil olmasını istiyorsak, belediye encümenlerinde, hâlâ, atanmış kişilerin -belediye başkanını da gözönüne alacak olursak- seçilmişlerden daha fazla olduğunun izahını da yapmanın zor olduğu düşüncesindeyim.

Yine, bu kanun tasarısıyla, kamuoyunda BİT'ler olarak bilinen ve Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri olan KİT'lerin yanında, belediye iktisadî teşebbüslerinin de hayata geçirilmesi noktasında açık hükümlerin konulmasıyla, önümüzdeki günlerde, belediyelerin bünyesinde de -aynen KİT'lerde olduğu gibi- lüzumsuz şirketlerin, haklarında birçok dedikoduya mahal verecek birçok şirketin olmasının da, hem mevcut hükümetin hem de içerisinde bulunduğumuz günlerde dünyanın, genel stratejisine aykırı olarak BİT'lerin kurulmasının ve yaşatılmasının da haklı ve mantıklı bir izahının yapılması kesinlikle mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yine, idarî vesayetten şikâyet ederken, hizmetlerin aksaması halinde, İçişleri Bakanının, aksayan hizmetlerin yerine getirilmesi noktasında valiye görev vermesini de nasıl izah edeceğiz?! Seçilmiş kişilerin önplanda olmasını arzu ediyoruz, seçilmiş organların mahallî yönetimlerde görev almasını arzu ediyoruz; ancak, böyle bir durumda, İçişleri Bakanının bir baskı unsuru olarak, bir belediyenin görmediği veya göremediği, belki çeşitli sebeplerle yapamadığı hizmetleri, o ilin valisinin, belediye başkanı yerine geçerek, onun yerine, onun adına o hizmetleri yapmasını da izah etmek kolaylıkla mümkün değildir arkadaşlar.

Yine, bu Belediyeler Kanunu Tasarısıyla getirilen ve büyük bir ihtimalle Cumhurbaşkanının bozma gerekçesi olarak öne sürebileceği bir maddeyi de, tutanaklara geçmesi açısından, huzurlarınızda ifade etmek istiyorum. 15 inci madde, büyükşehir belediyelerinin il sınırları içinde... Dikkatinizi çekmek istiyorum, Belediye Kanununun 3 üncü maddeside "beldenin ve belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçları" deniliyor. Belde ve belediye sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerini görmek üzere kurulan belediyeler... Ancak, 15 inci maddede önergeyle bir değişiklik de yapıldı; büyükşehir belediye başkanları, il sınırları içerisinde, meclis kararıyla, turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve eğitim kurumlarının su, termal su, kanalizasyon, doğalgaz, yol ve aydınlatma gibi altyapı çalışmalarını yapacak veya yaptıracak. Hani, belediyeler, belde sınırları içerisinde mahallî müşterek ihtiyaçları görmek için kuruluyordu; oysa, büyükşehir belediyelerine, il sınırları içerisinde -dikkatinizi çekiyorum, belediye sınırları içerisinde değil- bu tür yatırımları yapmayla ilgili bir yetki veriliyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Eğer bu maddenin bu fıkrasında değişiklik yapmayacak olursak, büyük bir ihtimalle, hem Anayasaya aykırı olmasından hem de Belediye Kanununa aykırı olmasından dolayı, bu maddenin ilgili hükmünün mutlaka Cumhurbaşkanı tarafından veya Anayasa Mahkemesine giderse Anayasa Mahkemesi tarafından bozulacağının bilinmesini Yüce Meclisin bilgilerine sunuyor, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Madde üzerinde 6 adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sırasıyla okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin başına "Meclis başkanlık divanını ve" ibaresinin eklenmesini ve aynı fıkranın (n) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Haluk İpek

Ahmet Işık

Asım Aykan

 

Ankara

Konya

Trabzon

 

Ahmet Yeni

Ömer Özyılmaz

Muzaffer Gülyurt

 

Samsun

Erzurum

Erzurum

 

Yüksel Çavuşoğlu

 

Mevlüt Çavuşoğlu

 

Karaman

 

Antalya

"n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek; beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek,"

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 nolu kanun tasarısının 18 inci maddesinin (n) bendinin "parklara" ibaresinden sonra "ilgili belde, sokak, cadde sâkinlerinin onayı alındıktan sonra" şeklinde ilave yapılmasını arz ederiz.

                 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Halil Ünlütepe

Feridun Ayvazoğlu

 

 

Malatya

Afyon

Çorum

 

Mustafa Gazalcı

 

Feridun Baloğlu

 

Denizli

 

Antalya

BAŞKAN - Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin sonuna "Büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni planını kabul etmek" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Haluk İpek

Cavit Torun

Mehmet Çerçi

 

Ankara

Diyarbakır

Manisa

 

Mehmet Kerim Yıldız

Ömer Özyılmaz

İbrahim Çakmak

 

Ağrı

Erzurum

Tokat

 

 

Resul Tosun

 

 

 

Tokat

 

BAŞKAN - Dördüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci maddesine (t) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"u) İmar planlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek."

 

Erdal Karademir

Orhan Sür

R. Kerim Özkan

 

İzmir

Balıkesir

Burdur

 

Mehmet Kartal

Halil Tiryaki

Nadir Saraç

 

Van

Kırıkkale

Zonguldak

BAŞKAN - Beşinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin (j) bendindeki "belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

A. Kemal Kumkumoğlu

 

İzmir

İzmir

İstanbul

 

Mehmet Küçükaşık

 

M. Akif Hamzaçebi

 

Bursa

 

Trabzon

BAŞKAN - En aykırı ve son önergeyi okutup, işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin (o) bendinin, Anayasaya aykırılığı nedeniyle madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

A. Kemal Kumkumoğlu

 

İzmir

İzmir

İstanbul

 

Mehmet Küçükaşık

 

Nadir Saraç

 

Bursa

 

Zonguldak

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Baratalı?..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Gerekçeyi okutalım efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe

Tasarının 18 inci maddesinin (o) bendi hükmüne göre "diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek" belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Anayasanın 127 nci maddesinin son fıkrasında "Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izniyle birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idareyle karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir" denilmiştir. Görüldüğü üzere, mahallî idarelerin birlik kurabilmeleri için "Bakanlar Kurulunun izni" Anayasal bir zorunluluktur. Bu nedenle söz konusu (o) bendi Anayasaya açıkça aykırıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin (j) bendindeki "belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Bülent Baratalı (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Belediyeler Kanununun 18/j maddesinde belediye meclisine, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar verme yetkisi verilmiştir.

4046 sayılı Kanunun kapsam başlıklı 1 inci maddesinin (e) bendine göre, belediye ve il özel idarelerine  ait ticarî amaçlı kuruluşlarla pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının özelleştirilmelerine ilişkin esasları bu kanun kapsamında düzenlemiştir. Aynı kanunun 3 üncü maddesine göre, kanunun 1 inci maddesinde sayılan kuruluşların "özelleştirme kapsamına" alınmasına Özelleştirme Yüksek Kurulu karar verir.

Diğer bütün kamu kurum, iştirak ve işletmelerinin özelleştirme kararlarını Özelleştirme İdaresi verirken, belediye şirketlerinin özelleştirme kararlarını belediye meclisi verecektir. Ayrıca, bilindiği gibi belediye şirketleri Bakanlar Kurulunun izni olmadan kurulamaz. Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmasına karar verilen bir şirketin belediye meclisinin kararıyla özelleştirilmesi ve Bakanlar Kurulunun onayına ilişkin gerekçeler ortadan kalkmadan meclis kararıyla özelleştirmeye karar verilmesi hukuka uygun değildir.

Öte yandan, yürürlükte olan bir kanunu ortadan kaldırmadan, o kanunda yer alan hususları dikkate almaksızın ve tamamen yürürlükteki kanunun aksine bir hüküm getirilmesi, bir hukuk devletinde asla kabul edilmeyecek bir durumdur; çünkü, böyle bir durum, hukuk düzeninden beklenen belirliliği engeller.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, belediye meclisine, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar verme yetkisi verilmesi, Anayasanın hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci maddesine (t) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

u) İmar planlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek.

                Erdal Karademir (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İmar Kanununun 10 uncu maddesinde belediye meclislerine verilen bu görev, yapılan imar planlarının uygulanması açısından gerekli ve zorunludur. İmar planlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte, planların yaşama geçmesi, imar programlarının hazırlanması gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, kabul edilen önergedeki bendin (c) bendinin arkasına eklenmesi, kanun tekniği bakımından daha uygun olacaktır. Uygun görülürse, o şekilde bir redaksiyon yetkisi istiyoruz.

BAŞKAN - Önerge kabul edildi.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin sonuna "Büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni planını kabul etmek" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Haluk İpek (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Ergin?..

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Genel Kurulda kabul edilmiş olan 5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununda, il çevre düzeni planının, il özel idaresi ile büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde il merkez belediyesi tarafından ortaklaşa hazırlanacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, çevre düzeni planının kabulünün meclisin görevleri arasında sayılması uygun olacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 nolu kanun tasarısının 18 inci maddesinin (n) bendinin "parklara" ibaresinden sonra "ilgili belde, sokak, cadde sakinlerinin onayı alındıktan sonra" şeklinde ilave yapılmasını arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN -Sayın Aslanoğlu, gerekçe mi?..

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bazı sokak ve caddeler var ki, o şehirle özdeşleşmiştir; insanların çocukluğundan beri o sokak, o cadde, o meydan, o şehirde onunla anılıyor. Siz, İzmir'de Dokuz Eylül Meydanını herhangi bir isimle değiştirseniz bile, herkes orayı  Dokuz Eylül Meydanı olarak bilir. Maalesef oldu; Sayın Bakanım, Sayın Komisyon, katılmadınız; ama, Malatya'da İnönü Parkının ismi Hürriyet Parkı oldu, Hürriyet Parkı olarak değiştirildi. İnönü, Malatya'yla özdeşleşmiş, bu ülkenin İkinci Cumhurbaşkanı. İnönü Parkının adını değiştirmek hiç kimsenin cüretinde değildir; ama, maalesef, oldu. Onun için, lütfen, o yörede oturan insanların bir bilgisine başvurun. "Ben değiştirdim oldu" mantığıyla, Sayın Bakanım, bazen, o şehrin bazı konularda özdeşleşmiş isimleri gidiyor. Bizim istirhamımız bu; yani "ben değiştirdim, oldu" değil, şehirle özdeşleşmiş...

Trabzon'da Faroz Meydanının ismini değiştirebilir misiniz?

ASIM AYKAN (Trabzon) -Orası Yalı Mahallesidir; ilgisi yok.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Nasıl ilgisi yok Asım Bey?..

ASIM AYKAN (Trabzon) -Orası Yalı Mahallesidir, Faroz değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)- Ama, efendim, ben Malatyalıyım...

Sayın Başkanım, ben Malatyalıyım; Faroz Meydanı, benim için, Trabzon'da bir... "Faroz" kelimesi...

ASIM AYKAN (Trabzon) - Mahallî isim, resmiyette yok.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet efendim, mahallî isim. Resmî olan şeyleri söylüyorum.

BAŞKAN -Sayın Aslanoğlu, Genel Kurula hitap eder misiniz.

Buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU(Devamla) - Onun için, efendim, bizim istirhamımız bu.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin başına "Meclis başkanlık divanını ve" ibaresinin eklenmesini ve aynı fıkranın (n) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Haluk İpek (Ankara) ve arkadaşları

"n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek; beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek,"

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu ?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) -Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)-Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe:

Mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi ile beldeyi tanıtıcı amblem ve flamanın tespitine ilişkin kararlar da ilgili maddelerde belediye meclisinin görevleri arasında sayıldığından, bunların belediye meclisinin görevlerini belirten madde içerisinde de belirtilmesi uygun olacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda 18 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

19 uncu maddeyi okutuyorum :

Başkanlık divanı

MADDE 19.- Belediye meclisi, seçim sonuçlarının ilânını takip eden beşinci gün belediye başkanının başkanlığında kendiliğinden toplanır. Meclis bu toplantıda, üyeleri arasından, gizli oyla meclis birinci ve ikinci başkan vekili ile iki kâtip üyeyi ilk iki yıl için görev yapmak üzere seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı yapılacak ilk mahallî idareler seçimlerine kadar görev yapar.

Başkanlık divanı seçimi üç gün içinde tamamlanır.

Meclise belediye başkanı, katılamaması durumunda meclis birinci başkan vekili, onun da katılamaması durumunda ikinci başkan vekili başkanlık eder. Ancak yıllık faaliyet raporunun görüşüldüğü meclis toplantısı meclis başkan vekilinin başkanlığında yapılır.

Başkanlık divanında boşalma olması durumunda kalan süreyi tamamlamak üzere yenisi seçilir.

Meclis başkanı, meclis çalışmalarında düzeni sağlamakla yükümlüdür.

Meclisin çalışmalarına ve katılıma ilişkin esas ve usuller İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Ülkü, aynı zamanda şahsınız adına da söz istediğiniz için, konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 19 uncu maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önceki konuşmamda, aslında, konuştuğumuz konuların belediye başkanlarını çok fazla ilgilendirmediğini, belediye başkanlarının ne istediklerinin önemli olduğunu ve bunları 19 uncu maddede söz aldığımda sizlere aktaracağımı söylemiştim.

Uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış bir kişi olarak ve arkadaşlarımızdan gelen bazı önerileri de dikkate alarak, bir belediye başkanı ne ister denildiğinde, bunları, sizlere, alt alta sıralamak istiyorum. Elbette, belediye meclisi başkanlık divanı oluşturulması hakkında bazı şeyler söyleyeceğiz; ama, ona geçmeden önce, basite indirgemek anlamında, bir belediye başkanının derdi, çıkacak olan bu yasanın teknik boyutları değil de, kendi yaşamış olduğu sorunlarından yola çıkarak, onun kendi istemleri doğrultusunda, ortak bir uzlaşmanın nasıl olabileceğine ilişkindir. Gerçi, daha, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Yasasının değiştirilmesine ilişkin herhangi bir tasarı veya teklif gündeme gelmiş değil, komisyona da gelmiş değil; ama, geldiğinde, bu konuları daha sık görüşeceğiz gibi geliyor. Neyi; belediye başkanlarının daha fazla ödenek istediklerini. Belediye başkanlarının derdi bu; daha fazla ödenek.

Belediye başkanlarının başka derdi nedir: Özlük haklarında güvence; bakanlıklarla ilişkilerde partizanca davranılmaması; imzasız dilekçelerle başının ağrıtılmaması; Hazine, vakıf ve Arsa Ofisi gibi kurumların arazi, arsa ve binalarının belediyelere devri; yazışmalarda serbestlik -yani, bir belediye başkanı, rahatlıkla, herhangi bir makama yazı yazabilmeli, o yazı, İçişleri Bakanlığına valilik kanalıyla gitmediği için geri dönmemeli- kullanacağı otonun "hizmet otosu" adı altında değil "makam otosu" olarak tabir edilmesi, tariflenmesi; çevre düzeni planları hariç, tüm planların kendilerince yapılması; katılımcılığı kendi yerel özelliklerine göre saptamalarının serbestliği; eleman alımındaki serbestlik ve bununla ilgili olarak vali onayı gibi birtakım kısıtlamaların kaldırılması; zorunlu ve ihtiyarî görev diye, belediyelerin görevlerinin sayılmaması; kentiçi trafiği gibi önemli bir konunun belediyeler tarafından düzenlenmesi; Çevre Yasasıyla ellerinden alınan yetkilerin geri verilmesi ve bu anlamda belediyelerin yaptırım uygulayabilmesi; organize sanayi bölgelerinin yönetiminde zorunlu olarak yer almaları; denize kıyısı olan belediyelerin denizlerde yetkili kılınması ve gıda maddeleri üretim yerlerinin belediyeler tarafından denetlenmesinin sağlanmasıdır.

Peki, bunları söyledikten sonra, belediyeler neler yapmamalı, belediye başkanları neler yapmamalı diye düşünürsek, ilk akla gelen şunlar oluyor: Tüm siyasî partilerimiz, kendi seçim bildirgelerinde, kendi anlayışları çerçevesinde, belediye seçimlerine giderken bazı şeyler söylemektedirler elbette; ama, önemli 2-3 maddenin, parti ayırımı olmaksızın, tüm belediyelerce uygulanması şarttır. Bir defa, bağış alınması yasaklanmalıdır. İmar planında yeşilalan olarak görülen yerlerin üzerinde oynanması ağır suç kapsamında değerlendirilmelidir. SİT alanlarına dokunulmamalıdır. Kendi bütçelerini zorlayacak borçlanmalara girmeleri önlenmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bunların, belediye başkanları açısından yaşamsal sorunlar olduğunu unutmayalım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddeye gelince, okuduklarımdan da anlaşılacağı üzere, madde, bakıldığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün belediyelere de uygulanmasını beraberinde getirmiştir; yani, Başkanlık Divanında süreler nasıl ilk iki yıl için farklı ve ondan sonraki yıllar için farklı olarak tanımlanmışsa, burada da böyle tanımlanmıştır ve kabul edilebilecek olan bir maddedir.

Biraz bu maddeyi de vesile ederek, demin de söylemiş olduğum gibi, 89'u esas, 8'i geçici olmak üzere toplam 97 maddelik bu yasa tasarısının, 1930 tarihinde çıkmış olan 1580 sayılı Yasadan -bir önceki maddede yaptığım konuşmada belirttiğim, hatta, bir arkadaşımın da burada ifade ettiği gibi- daha fazla bir şey getirdiğini de söylemek mümkün değil; ama, şunu itiraf etmeliyiz ve övünçle söylemeliyiz ki, yasa, gerçekten de, Türkçeleştirilmiştir; sadeleştirilmiştir, Türkçeleştirilmiştir. Bunun ötesinde, çok fazla köklü bir değişiklik yoktur.

Dünyanın bunca hızlı değişime uğradığı bir dönemde, eğer halen, bu demin söylediklerimi bir kenara bırakarak başka bazı şeyleri söylemek gerekirse, ben sizlere, inandığım, düşündüğüm ve yerel yönetimlerde özellikle uygulanmasını arzu ettiğim, temsilî demokrasiden doğrudan demokrasiye geçiş aşamalarında, içerisinde bulunduğumuz durumu da irdeleyerek, bazı teorik bilgiler sunmak istiyorum.

Temsilî demokrasi şu anda büyük bir kriz geçiriyor. Bu da, doğrudan, demokrasinin önemini gösteriyor ve önünü de açıyor. 1923'te ilan edilen cumhuriyetimiz 1950'de çokpartili yaşama adım atabildi ve temsilî demokrasi bütün eksikliklerine rağmen uygulanmaya başlanıldı. Ülkenin parlamenter demokrasi deneyi, hiçbir zaman, olması gereken genişliğe ve kaliteye sahip olamadı. Onun sınırlarını genişletmek, gelişmiş sanayi toplumlarındaki standartlara ulaştırmak için epey uğraş verildi; ama, onarmakla, sağını solunu çekiştirerek genişletmeye çalışmakla dikiş tutmuyor.

Gelişmiş ülkelerde temsilî demokrasi dar gelmeye başladı. O nedenle, bütün bunlar dünyanın gündeminde. Demokrasinin demokratikleştirilmesi ya da demokrasinin yerelleştirilmesi ve derinleştirilmesi gerekiyor. Bunun yeri ve yönü, tabiî ki, Ömer Dinçer yasaları değil. Bunu, şu nedenle hatırlatıyorum: Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı tartışmaları esnasında, Müsteşar Ömer Dinçer şöyle diyor : "Globalleşen dünyada ulus devletin gücü zayıflıyor; globalleşme, evrensel kültür ve hayat tarzı empoze ediyor; ancak, globalleşme, başka bir kutbun da, varlığını sürdürülebilmek için ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu da, mahallî bir kültürdür; dolayısıyla, globalleşmenin olduğu her yerde, mahallî kültürlerin geliştiğini görüyoruz. Bizim ülkemiz de söz konusu olduğunda, mahallî kültür İslamdır. Globalleşme ne kadar artarsa, İslam da o kadar çok artacaktır." Ve devamla: "Laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyet gibi temel ilkelerin, yerini, ademimerkeziyetçi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zamanı geldi" diyor. Bunları daha dün gazete sütunlarında okumuştuk bildiğiniz gibi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, belediyelerin demokratikleşmesini ve doğrudan demokrasinin uygulamalarını bu çıkacak olan yasalarla getirmek isterken, yönetimin dinselleştirilmesi anlamını taşıyan böylesi yaklaşımların da bizleri ürküttüğünü özellikle söylemek istiyorum.

Sanayi toplumlarında, sanayi toplumu olmadan temsilî demokrasi de olamazdı, temsilî demokrasi toplumu olmadan da sanayi toplumu gelişemezdi. Sanayi toplumu geliştikçe, sayıları artan ve hareketlenen işçi sınıfının ve diğer çalışan kesimin çıkarlarının temsilcilerinin de siyasî rejim içinde yerlerini alması kaçınılmazdı. Batı'nın muhafazakâr, liberal, sosyalist, sosyaldemokrat, komünist ve benzeri partileri bu süreç içinde ortaya çıkıp temsilî demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve taşıyıcıları olmuştur doğal olarak. Kısacası, tanımlarsak, neydi temsilî demokrasinin esası; seçmenler siyasî kararları doğrudan kendileri alamazlar, bu kararları kendi adlarına alacak kişileri seçerler. Bu yetki devri, belirli aralıklarla yapılan seçimlerle gerçekleşir. Bu şekilde oluşan parlamentolar, teorik olarak, birbirlerine rakip güçlerin temsilcilerinin temsil ettikleri kitleler adına birbirleriyle pazarlık yapıp ulaştıkları kurumlardır, şimdi olduğu gibi. Bu sistem, yaşama ve çalışma koşulları bakımından sanayi toplumuna da denk düşüyor. Sanayi toplumunun yavaş yavaş aşılmasıyla, bunun yolu, yaşam biçimleri, çalışma ve değer yargıları, siyasî talepleri hızla değişebilen farklı bir yapı ortaya çıkmaya başlamıştır. Artık, olmayan kitleleri temsil etmek iddiasındaki temsilî demokrasi, bunun temel kurumları yavaş yavaş farklı bir yapıya bürünmeye başlamıştır. Politikacılar bile, bırakalım geniş seçmen kitlelerini, kendini dahi temsil edemez hale gelmeye başlamıştır. Bunu, genel olarak algılarsak, sanayi devriminin gerçekleşmemesi, onun getirdiği sınıfların oluşmaması ve yeteri kadar sermaye birikimi olmaması denilebilir; ama, gelinen noktada, temsil krizi, ülkemizde de yaklaşık aynıdır. Hatta, diyebiliriz ki, sanayi toplumu olamadığımız için temsilî demokrasiye de yeteri kadar sahip olamayan ülkemiz, şimdi de, bilgi toplumuna doğru çok ciddî adım atabilmiş değildir. Küreselleşmenin yarattığı sancıları derinlemesine yaşayan bir ülke konumundayız.

Yeni, en yeni iletişim teknolojileri anında ülkemize giriyor. Dağ başında yaşayan insanlar dünyada neler olup bittiğinin farkına varabiliyor. Seçmen kitleleri, popülist politikaların sonuna gelindiğini yaşayarak görüyor. Daha dün yapılan anketlerde, halk, politikacılara olan güvensizliğini rakamlarla ifade ediyor ve güvenmiyor.

Temsil yeteneğini yitiren, kendisine güvenmeyen politikacı, yeniden seçilebilmek uğruna, seçmen gruplarının inançlarıyla, kutsal değerleriyle oynuyor, çeşitli ikiyüzlülüklere başvuruluyor, sistemin yenilenmesi dile getiriliyor; hemen arkasından, başkanlık mı, yoksa yarı başkanlık mı diye tartışma açılıyor. Hatta, açılmakla kalınmıyor, çeşitli ülkelere, bu konuda araştırma yapılması için heyetler gönderiliyor ya da tek dereceli mi iki dereceli mi seçim yapalım konusu gündeme geliyor.

Oysa, son zamanlarda, sandığa gidenlerin azalmasını önlemek için çare aranırken, böyle entrikalar yerine, Seçim Yasasında, Siyasî Partiler Yasasında yapılacak olan değişikliklerle seçmenlerin politikadan uzaklaşmalarına engel olunabilir; onları, doğrudan sorunlarına sahip çıkan vatandaş haline getirebiliriz.

Temsil krizini derinleştiren bir başka şey daha var; bu da, temsilî demokrasinin artan karar yükü altında ezilmesidir. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen küreselleşme, aynı hızla sonuçlandırılması gereken karar yükünü sürekli artırıyor. Hantal bürokrasi, aşırı merkezî yapı vesaire gibi bilinen nedenlerle, artan bu kadar karar yükünün altından kalkılamıyor. Bu durum, güven bunalımı yaratıyor. Kuşkusuz, ülkenin tamamını ilgilendiren sorunlar yerel kararlarla çözülemez; ama, sadece belirli bir yöreyi, ili, ilçeyi, mahalleyi ilgilendiren sorunlar da ulusal düzeyde çözülemiyor. Ülkemizde bütün kararlar, sadece ulusal düzeyde ve merkezde alınıyor. Bunun yerelle paylaştırılması, ama, dikkatli ve ülke bütünlüğünün gözönüne alınacağı şekilde olması lazım.

Biz, toplumda çeşitlenme eğilimini bir tehdit olarak algılamıyoruz. Bu hususta geçmişte hazırlanmış epey raporlarımız da var. Toplumdaki siyasî yabancılaşmayı çok önemli buluyoruz. Çünkü, güven eksikliğini ortadan kaldıramayan, toplumun enerjisini, katılımını geliştiremeyen bir rejim yalnızlaşır, dış güçlerin baskısı ve olası komplolarına daha açık hale gelir, ekonomik ve siyasal bağımlılığı artar. Rüşvet, sahtecilik, devlet kaynaklarının hortumlanması, devlet içinde çeteleşme, mafyalaşma...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ülkü, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Toparlıyorum efendim.

...engellenemez, şeffaflık sağlanamaz. Bu durum da, toplumun enerjisini, yaratıcılığını, coşkusunu umudunu tüketir; korkutucu olan da budur.

Temsilî demokrasiyi aşmak büyük bir ihtiyaçtır; bir başka deyimle, doğrudan demokrasiye geçmek demektir. Demokrasi, bilindiği gibi, toplumun kendisini temsilcileri aracılığıyla değil, doğrudan kendisinin yönetmesidir. Demin de bahsettiğim gibi, temsilî demokrasi, madem, birçok tıkanmalara yol açıyor, madem, değişik kesimler arasında uzlaşma sağlayamaz hale geliyor, o halde, hiç değilse, yerelde bu uygulamanın başlatılması, ama, gerçekten başlatılması şart.

Hızla bilgi toplumuna doğru gidiyoruz. Denilebilir ki, çok ütopik bir durumdur bu, hatta, imkânsızdır. Oysa, geçen son on yıla bakarsak, gerçekleşen göz kamaştırıcı ilerlemeler, teknik engelleri bütünüyle ortadan kaldırmıştır. İşte, internet, uydular, cep telefonları, fiberoptik kablolar, banka kartları; bunları kullanmak ve öğrenmek istemek artık çocuk oyuncağıdır. Eğer siyasî kararlar konusunda beceri, bilgi ve deneyim gerekir itirazı söz konusu olacaksa, o, bir tercih meselesidir ve onu da bu bilgi çağında yapmak çok zor olmasa gerek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğrudan demokrasi bir çırpıda hayata geçmez, önce yerel düzeylerde sınanması lazım. Belediye başkanlığı seçiminde, belediye meclislerinin kararlarının oluşumunda, yetkilerin belirlenmesinde, karar üretme tarzlarında, belki de aynı şekilde mahalle ve köy muhtarlığı ile ihtiyar heyeti kurumlarında doğrudan demokrasi uygulaması başlatılabilir. Bunu başlatmış ve büyük ölçüde başarılı olmuş belediyeler de vardır. Mesela, kendi ilçemden kent parlamentosunu örnek olarak verebilirim. Yurtdışından örnek verirsek, Brezilya'nın Porto Allegra Kentinde uygulanan katılımcı bütçe, doğrudan demokrasinin güzel bir örneğidir.

Devletin tepeden alacağı bir kararla doğrudan demokrasinin uygulanamayacağını hepimiz biliriz; ama, siyasî partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin doğrudan demokrasinin yerleşmesinde büyük görevi vardır ve bunlar demokratikleşmede çok önemli bir adımdır. Geçmişten bugüne kadar Türk belediyecilik tarihine bakıldığında, belediye başkanlarımızın, özellikle sosyaldemokrat belediye başkanlarının çeşitli modeller ürettiğine tanık olmaktayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ülkü, toparlar mısınız.

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Toparlıyorum efendim; teşekkür ediyorum.

Bunlar, yapısal değişikliğin ve yerinden yönetimin güçlendirilmesinin çerçevelerini az çok belirlemektedir zaten; ancak, sosyal olayların yavaş gerçekleştiğini ve görünmez olduğunu dikkate alırsak, bu değişimleri de bu şekilde yorumlamak doğru olsa gerek.

İdarî yapımızın paralelinde yönetim oluşturmak istenildiğine göre -ki, bu bizim de arzumuz- elbette, Prens Sabahattin modeli değildir bu; elbette, bu model, nihaî amaçta bizi yetki genişletilmesi yerine farklı bir örgütlenmeye götürür. Bunun adı, Prens Sabahattin'in kendi deyimiyle, cemaatleri, tarikatları güçlendirmektir; bu da bilimi reddeder. Oysa, bilimin öncülüğünde yapılanmış, çağdaş, katılımcı ve ülkemiz koşullarına göre örgütlenmiş, onu besleyen kararları açık tutmuş, saydam bir yönetimin gerçekleşmesini öngören bir yönetim modeli öneriyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ülkü.

Maddeyle ilgili 1 önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 19 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki "ikinci başkanvekili ile" ibaresinden sonra gelmek üzere "en az" ibaresinin ilavesini arz ve teklif ederiz.

 

Haluk İpek

Hasan Ali Çelik

Soner Aksoy

 

Ankara

Sakarya

Kütahya

 

Mevlüt Çavuşoğlu

Yüksel Çavuşoğlu

Ahmet Koca

 

Antalya

Karaman

Afyon

 

 

Şemsettin Murat

 

 

 

Elazığ

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu önergeye?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: İki kâtip üye, meclis çalışmalarında zaman zaman yetersiz kalmaktadır. Kâtip  üye sayısının 3'e çıkarılması bu bakımdan daha uygun olacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

HALUK KOÇ (Samsun) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Arayacağım Sayın Koç.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Karar yetersayısı yoktur; birleşime 10 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 18.38

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.51

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

616 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 19 uncu maddesi üzerinde verilen önergenin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, Ankara Milletvekili Haluk İpek ve arkadaşlarının önergesini tekrar oylayacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 19 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

20 nci maddeyi okutuyorum:

Meclis toplantısı

MADDE 20.- Belediye meclisi, her ayın ilk haftası, meclis tarafından önceden belirlenen günde, mutat toplantı yerinde toplanır. Ekim ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır.

Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok yirmi gün, diğer toplantıların süresi en çok beş gündür.

Mutat toplantı yeri dışında toplanılmasının zorunlu olduğu durumda üyelere önceden bilgi vermek kaydıyla meclis başkanının belediye sınırları içerisinde belirlediği yerde toplantı yapılır. Ayrıca, toplantının yeri ve zamanı mutat usullerle belde halkına duyurulur.

Meclis toplantıları açıktır. Meclis başkanının veya üyelerden herhangi birinin gerekçeli önerisi üzerine, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kapalı oturum yapılmasına karar verilebilir.

Meclis görüşmeleri görevlilerce tutanağa geçirilir, başkan ve kâtip üyeler tarafından imzalanır. Toplantılar, meclisin kararıyla sesli ve görüntülü cihazlarla da kaydedilebilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Muğla Milletvekili Ali Arslan; buyurun.

Sayın Arslan, şahsınız adına da söz istediğiniz için, konuşma süreniz 15 dakikadır.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 20 nci maddesi üzerinde, şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum; görüşlerimi belirtmeden önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Belediyeler Kanunu Tasarısı, yıllardan beri ekonomik anlamda darboğaza girmiş, birçoğunun, bırakın rutin işleri, personel harcamalarını bile karşılamakta güçlük çektiği 3 215 belediyemizin yanında, nüfusumuzun neredeyse yüzde 80'ini ilgilendiren çok önemli bir tasarı.

BAŞKAN - Sayın Arslan, bir saniye.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurul Salonunda büyük bir uğultu var; sayın hatibi dinler misiniz.

Buyurun Sayın Arslan.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Bu tasarı, 1930 yılında çıkarılan ve halka hizmetteki engin ileri görüşlülüğü yanında, demokrasimizin gelişmesine, yerleşmesine büyük katkıda bulunan, belediyeleri âdeta birer demokrasi okulu, birer kamu yönetimi fakültesi haline getiren; ancak, 1960'lı yıllardan başlayarak, değiştirilmesi için çok uğraşılmış, hele 1970'li yılların ortasından itibaren, küreselleşme rüzgârlarının tüm dünyayı etkilemesiyle, toplum kesiminin neredeyse tümünün ikna edilerek, değiştirilmesi konusunda büyük bir istek olan 1580 sayılı Yasayı değiştirecek olan bir tasarı. Elbette, yetmişdört yıllık bir yasada eksiklikler olması, değişim ihtiyacı kaçınılmazdır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının önsözünde de belirtildiği üzere, yerel yönetimler, her türlü demokratik rejimin temellerinden birisidir. Vatandaşların, kamu yönetiminin sevk ve idaresine katılma hakkı, çağdaş yönetim sisteminin en temel ilkesi olmalıdır ve bu hakkın en doğrudan kullanım alanı yerel yönetimlerdir. Daha nitelikli demokrasi için, yerel yönetimler aracılığıyla, vatandaşların, yönetime en etkin ve mümkün olan en doğrudan katılımının sağlanması, çıkaracağımız yasanın en önemli hedefi olmalıdır.

Yerel yönetimlerde katılımın sağlanabileceği, vatandaşın denetiminin sağlanabileceği en önemli organ belediye meclisleridir. Bu tasarıyla, belediye meclislerinin yapısına bazı yenilikler getiriliyor gibi görünse de, aslında, dağ fare doğurmuştur.

Tasarıda, meclis üyelerinin beşte 1'i oranında, muhtarların kendi aralarından belirleyeceği temsilciler, belediye meclislerinin fahrî üyesidir deniliyor; ancak, belediye meclisi üyesi gibi sunulan muhtar temsilcileri, sadece ihtisas komisyonları toplantılarına katılıp, görüş belirtebiliyorlar. Yine, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversite ve sendikalar ile gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oy kullanma hakkı olmaksızın, kendi görev ve yetki alanına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilecekler ve görüş belirtebilecekler.

Değerli arkadaşlarım, bunun neresi reform, neresi yenilik?! 1580 sayılı Yasamıza göre, komisyonlar, ihtiyaç duydukları zaman zaten bu kişilere, bu kurumlara görüş soruyorlardı. Katılımı sağlamada yenilik diye sunulan bu haklar yeni değildir, reform hiç değildir. Sayın Bakanın tasarıyı sunuş konuşmasında belirttiği gibi, olsa olsa, katılımcılık konusunda atılan bir adım olarak değerlendirilebilir; ancak, adım, ileri adım mıdır geri adım mıdır, yoksa yerinde sayma mıdır, tartışılabilir. Katılımı sağlama hedefine bu düzenlemelerle ulaşmak mümkün değildir. Katılım, belediyelerin daha demokratik, daha saydam ve hizmet sunumunda yetkinliğini sağlayacak en temel öğe olarak algılanmalı ve çıkaracağımız yasayla, vatandaşın yönetime katılımı mümkün olan en doğrudan yöntemle sağlanmalıdır. Toplumun eğitim düzeyi en yüksek kesimi olan kamu çalışanlarına, mutlaka, belediye meclislerinde görev alabilme hakkı sağlanmalıdır.

Bir başka yenilik, 1580 sayılı Yasaya göre yılda üç defa yapılan olağan meclis toplantılarının, her ay, ayda 1 defa ve en çok 5 gün yapılmasını sağlayan düzenleme. Ancak, olağanüstü meclis toplantıları kaldırılıyor. Mevcut halde de olağanüstü toplantılarla bunu sağlamak mümkündü; yani, mevcut yasa, belediye meclisi toplantılarının her ay yapılması hususunda bir engel koymamıştı. Bunu da, yepyeni, harika bir değişiklik olarak görmemiz mümkün değil; bu da olsa olsa geri bir adım olarak değerlendirilebilir.

Değerli arkadaşlarım, belediye meclisi toplantıları, mutlaka, en etkin yollarla vatandaşa duyurulmalı; halkın, meclis toplantılarına gözlemci olarak katılması mutlaka sağlanmalıdır. Bilişim çağında yaşadığımız bu dönemde, hepimizin bildiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, tutanakları internet ortamında yayımlıyor; aynı şekilde, belediye meclisi toplantıları da internet ortamında yayımlanmalı; bu yasa bunu mutlaka sağlamalıdır.

Katılımın yanında, halkın doğrudan denetimi, hatta, referandum yoluyla belediye yönetiminin geri çağrılmasının yolu açılmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, iki dönem belediye meclisi üyeliği yapmış bir arkadaşınız olarak, görev yaptığım sırada, halk denetiminin ne kadar önemli olduğuna tanık oldum.

Bildiğiniz gibi, kentlerin ortak çıkarları ile bireysel çıkarlar zaman zaman çelişmektedir. Bir mahalleye yapılacak bir okul ya da bir yeşilalan, o mahallenin ortak faydasınadır; ancak, o mahallede arsa sahibi olan bir ya da birkaç kişi, arsasını kaybetmek durumunda kalmaktadır.

Bildiğiniz gibi, 1985 yılında, imar planı yapma yetkisi belediye meclislerine verilmiştir. İlk bakışta çok olumlu gibi görünen bu uygulamanın, kentleri nasıl beton yığınına çevirdiğine, hep birlikte, içimiz sızlayarak tanık olduk. Kentin yararına, ancak, kentlerde yaşayan bazı kişilere zarar verecek ve çağdaş kentlerde bulunması gereken okul, okul yeri, yol, yeşilalan gibi birçok enstrümanın fütursuzca kaldırılışına hepimiz tanık olduk ve engel olamadık. Merkezî yönetim, denetimini ya zamanında yapamadı ya da partili belediye başkanını korumak amacıyla etkin denetim yapamadı. Halkın denetimi ise, bildiğiniz gibi, ancak beş yılda bir yapılan yerel seçimlerle mümkün. Beş yıl sonra hesap zamanı geldiğinde, kentler, çoktan beton yığınına dönüşmüştü, iş işten geçmiş, yapılacak hiçbir şey kalmamıştı. O açıdan bakılınca, halk denetiminin sürekli ve etkili biçimde yapılmasının sağlanması, bu yasanın temel hedeflerinden olması gerekir diye düşünüyoruz. Bu yöndeki düzenlemeler, mutlaka, yasada yer almalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu yasada, katılım, denetim ve şeffaflığı sağlamak amaç edinilmiş gibi görünse de, küreselleşmenin dayattığı neoliberal ideoloji doğrultusunda, çokuluslu sermayenin ve onun işbirlikçilerinin önündeki engellerin, yerel yönetimler aracılığıyla kaldırılması hedeflenmektedir. Ulus devletin güçlü kurumlarıyla rekabet edemeyen açgözlü uluslararası tekelci sermaye, yerel yönetimler aracılığıyla özelleştirilen ulus devletin bu onur abidesi kurumlarını bir bir ortadan kaldıracak, kentli, kamu hizmetlerinin tümünü parayla satın almak zorunda bırakılacaktır. Belediyenin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen maddesine bakınca, bunu çok net olarak görüyoruz. Neredeyse, tüm belediye hizmetlerini "yapar ve de yaptırır" denilerek, özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın önü açılmaktadır.

Bu tasarı, performansa dayalı personel değerlendirmesiyle de, belediye çalışanlarının iş güvencelerini ortadan kaldıracak, çalışanları sendikasızlaştırmanın önünü açacaktır. Emekçilerin yüz yıldan beri binbir güçlükle elde ettiği birçok hak ellerinden alınacaktır. Belediye çalışanları, belediyede iktidara sahip partinin insafına terk edilecektir.

Yerel yönetimde reform iddiasındaki bu tasarı, iş güvencesini tehdit eden bu haliyle, baskıcı bir yasa olacaktır. Bu tasarı, bugün, belediyelerin en çok sıkıntı çektikleri belediye gelirlerine açıklık getirmemektedir. Her ne kadar, Sayın Bakan sunuş konuşmasında, bu düzenlemenin ayrı bir yasa tasarısıyla yapılacağını bildirmişse de, her iki yasa tasarısının eşgüdümlü olarak görüşülmesi, daha objektif değerlendirmeler yapmamızı sağlamış olacak, muhalefet olarak, biz de, belediyelere verilen birçok görevin hangi kaynakla yapılabileceğini değerlendirmiş olacaktık.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, bu haliyle, yerel yönetimler aracılığıyla demokrasinin gelişmesi, katılımın sağlanması, halk denetimi ve hizmetlerin etkin sunulmasını sağlamaktan uzak; ancak, IMF ve Dünya Bankasının dayatması ile çokuluslu şirketlerin önünü açmaya yönelik bir tasarıdır. Yerel yönetimde yıllardan beri duyulan reform ihtiyacı gerekçe gösterilerek, halkın tüm hizmetleri parayla satın alma ilkesine göre düzenlenmiş ve ne yazık ki, çok ihtiyaç duyulan yerel yönetimlerde reform yapma olanağını heba etmiştir.

Bu düşüncelerle, Yüce Meclisi, yeniden, saygıyla selamlıyor, tüm olumsuzluklarına ve yetersizliklerine rağmen, yasanın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arslan.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Birinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 20 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Haluk İpek

Afif Demirkıran

Ahmet İnal

 

Ankara

Batman

Batman

 

Maliki Ejder Arvas

Hikmet Özdemir

Kemalettin Göktaş

 

Van

Çankırı

Trabzon

"Belediye meclisi, kendisi tarafından belirlenecek bir aylık tatil hariç, her ayın ilk haftası, meclis tarafından önceden belirlenen günde, mutat toplantı yerinde toplanır. Ekim ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır."

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 20 nci maddesinin son fıkrasına aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

Ali Kemal Kumkumoğlu

 

İzmir

İzmir

İstanbul

 

M. Akif Hamzaçebi

 

Mehmet Küçükaşık

 

Trabzon

 

Bursa

"Kapalı yapılmayan toplantıların tutanakları isteyen herkese verilir ve varsa görüntüleri ile birlikte elektronik ortamda yayımlanır. Görüntü kasetlerinin kopyaları maliyet bedeli karşılığı isteyenlere verilir."

BAŞKAN - Üçüncü ve en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 20 nci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

Ali Kemal Kumkumoğlu

 

İzmir

İzmir

İstanbul

 

Mehmet Küçükaşık

 

M. Akif Hamzaçebi

 

Bursa

 

Trabzon

"Önemli ve acele bir iş çıkarsa belediye başkanının yazılı çağrısı veya üyelerden 1/3'ünün gerekçeli teklifi ile belediye meclisi olağanüstü toplanır."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Koç?..

HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

1580 sayılı Kanunda düzenlenmiş olan olağanüstü toplantı şekli tasarıda kaldırılmıştır. Bu düzenleme, özellikle kentleşme sürecinin hızlı yaşandığı il, metropol ilçe ve büyükşehir belediyelerinde karar üretim sürecini sınırlayacaktır.

Merkezî yönetimin bazı görev ve sorumluluklarını yerel yönetimlere aktarma düşüncesi, belediyelerin karar organı olan meclislerinin çalışma süresini sınırlamakla çelişmektedir.

Tasarının hem genel gerekçesinde hem 20 nci maddesinin gerekçesinde "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uygunluğu sağlama açısından meclislerin sık sık toplanması ve mahallî hizmetleri kendi içerisinde müzakere etmesinde fayda görülmektedir" denilmesine rağmen, olağanüstü toplantıların kaldırılmasıyla bu yaklaşımın tam tersi bir uygulama ortaya çıkacaktır.

Olağan toplantı günlerini, bütçede en çok 20, diğer aylarda en çok 5 günle sınırlamak, meclislerin yılda sadece 12 gün toplanmasına yol açabilecek bir sonuç doğurabilecektir.

Bu durum, çok nüfuslu belediyelerde belediye meclisini devredışı bırakmak anlamına geldiği için değişiklik önergesi hazırlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 20 nci maddesinin son fıkrasına aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Baratalı (İzmir) ve arkadaşları

"Kapalı yapılmayan toplantıların tutanakları isteyen herkese verilir ve varsa görüntüleri ile birlikte elektronik ortamda yayımlanır. Görüntü kasetlerinin kopyaları maliyet bedeli karşılığı isteyenlere verilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının genel gerekçesinde katılım ve saydamlığa vurgu yapılmakta, madde gerekçesinde de, toplantıların aleniyeti ve kararların halka duyurulacağı öngörülmektedir. Saydamlığın gerçekleşmesinin temel koşullarından biri de, toplantı tutanaklarının isteyenlere verilmesi ve ilgililerin bilgi edinmelerinin sağlanmasıdır. Kanun tasarısı metninde bu nitelikte bir düzenleme bulunmadığından, önerilen düzenlemeyle bu eksiklik giderilmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 20 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Haluk İpek (Ankara) ve arkadaşları

"Belediye meclisi, kendisi tarafından belirlenecek bir aylık tatil hariç, her ayın ilk haftası, meclis tarafından önceden belirlenen günde, mutat toplantı yerinde toplanır. Ekim ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Efendim, uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz?..

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun tasarısında belediye meclisinin her ay toplanacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla, bir yıl içerisinde belediye meclis üyelerinin tatil yapma imkânı bulunmamaktadır. Meclisin kendisi tarafından belirlenecek ayda bir aylık tatil yapması bu bakımdan uygun olacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 20 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyon) - Sayın Başkan, bir sorum vardı. Daha önce işaret etmiştim; ama...

BAŞKAN - Sayın Ünlütepe, görüşmeler bitmeden önce işaret etmişsiniz; ama, kusura bakmayın.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyon) - Bir sonraki maddede de sorabilirim Sayın Başkan.

BAŞKAN - 21 inci maddeyi okutuyorum:

Gündem

MADDE 21.- Gündem, belediye başkanı tarafından belirlenir ve üyelere en az üç gün önceden bildirilir. Ayrıca çeşitli yöntemlerle halka duyurulur.

Meclis üyeleri de belediyeye ait işlerle ilgili konuların gündeme alınmasını önerebilir. Öneri, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kabul edildiği takdirde gündeme alınır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun.

Sayın Gazalcı, şahsınız adına da söz talebiniz olduğu için, konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüştüğümüz Belediyeler Yasası Tasarısının 21 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kişisel olarak söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, bu madde, belediye meclislerinin gündemiyle ilgili bir madde. Belediye başkanı bir gündem yapıyor; üç gün önceden belediye meclisi üyelerine duyuruyor çeşitli yollarla; katılanların çoğunluğu karar alırsa, gündem değişiyor.

Şimdi, sözde, bir reform tasarısı görüşüyoruz. Bundan önce de aynı şey oluyordu bu konuda, yeni bir değişiklik yok. Zaten, bu tasarı, kamuoyuna sunulduğu gibi ne belediyelerin uzun süreli sorunlarını çözüyor ne de güncel sorunlarına bir çözüm getiriyor. Biraz dil Türkçeleştirilmiş, keşke daha da Türkçeleştirilmiş olsa; ama, öze yönelik, içeriğe yönelik bir sıkıntıları giderme tasarısı değil.

Örneğin bu maddenin, yani, gündemle ilgili maddenin, gerekçesinde birsürü güzel şeyler sıralanmış; katılımcılık, açıklık falan diye. Peki, nasıl bir katılımcılık var eskiye göre; yurttaşlar, doğrudan, kendisini ilgilendiren konularda, gelip görüşlerini açıklayabiliyor mu; hayır.

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimler, gerçekten, demokrasinin başladığı yerdir. Orada insanlar kendi sorunlarına en iyi şekilde çözüm bulursa, sağlıklı bir çevrede yaşarlar. Tersi de olur; kendisiyle ilgili, imar konusunda, bir başka konuda karar alınır; ama, yurttaşın, eli kolu bağlanır. O yüzden, özellikle belediye meclisi gündeminin yalnız yurttaşlar tarafından izlenmesi değil, belediye meclisi karar alırsa, o konuda, o gündemde, o yurttaş doğrudan kendi derdini anlatabilmelidir, yasa da buna olanak vermelidir.

Değerli arkadaşlar, bakın, perşembe günü, 14 maddesi oldubittiye geldi. Daha önce, Türkiye'de 340 belediyemizin nüfus nedeniyle belediyelik hakkı için bir teklif verilmişti bir sevgili milletvekili tarafından; ama, o, büyük tartışmalara yol açmıştı, Cumhurbaşkanı geri göndermişti. Ne zaman olmuştu bu; 2003 yılının aralık sonunda ve biz üç ay sonra bir seçim yaptık 28 Mart 2004'te. Orada insanlar gittiler, belediye başkanlarını seçtiler, belediye meclisi üyelerini seçtiler. Şimdi, bir yasa düzenlemesi yapıyoruz, diyoruz ki: "Sizin belediyelik haklarınızı biz yine alıyoruz; her ne kadar, siz, seçime gittiniz, belediye başkanlarını, belediye meclisi üyelerini seçmiş olsanız bile, gelecek seçimden başlayarak sizin tüzelkişiliğinize son veriyoruz." Değerli arkadaşlar, devlet, yurttaşına güven vermelidir.

Bakın, nüfus değişkendir. 2000 yılında yapılan bir nüfus sayımını ölçü olarak alıyoruz burada. Yıl 2004... Bir yıl sonra, sözde, nüfus sayımı yapılacak. Niçin, 2004'te bulunduğumuz halde, 2005 yılında yapılacak nüfus sayımı değil de, geriye doğru giderek, yapılmış bir nüfus sayımını ölçü alıyoruz? Ben, bunun bir haksızlık olduğuna inanıyorum. Denizli'de 29 belediye vardır nüfus nedeniyle belediyeliklerine son verilecek, tüzelkişiliklerine son verilecek. Bir tarihin, bir kimliğin, belediyenin yok edilmesine ilişkin bir karardan 29 belediyemiz etkileniyor; bütün Türkiye'de de 340 belediye. Değerli arkadaşlar, yeni kurulacak belediyeler için bir ölçüt konulmuş; 5 000 nüfus... Tamam, bu doğru; ama, geriye doğru, geçmişte yapılmış bir nüfus sayımından yola çıkarak "senin nüfusun 2 000'in altında kaldı..." Öyle belediyeler var ki, şimdi, nüfusu ikiye katlanmış. Bir de 5 kilometre içerisinde olan belediyeler yutuluyor; onda da, belediye sınırı, bir tartışma götürür. Yaz aylarında, özellikle... Bir Karahayıt Belediyemiz var bizim, Pamukkale'nin yakınında, 15 000 nüfusu var. O nüfus sayımından sonra... Geçende örnek vermiştim; bir Yassıhöyük Belediyesi var, 2 tane fabrika kurulmuş, nüfus sayısı ikiye üçe katlanmış.

Değerli arkadaşlar, şimdi, oldubittiye getirmeyelim. AKP halka hizmet götüreceğine, kazanılmış hakları alıyor, hizmetleri geri alıyor. Bakın, geçen gün, burada, Meclisi, Türkiye'nin birçok ilçesinden gelmiş insanlar doldurdu. Niçin gelmişti onlar; "bizim adliyemizi geri alıyorsunuz; hayır, biz adliyemizi istiyoruz, biz yargılanmak istiyoruz" diye geldiler.

Şimdi, bir Serinhisar İlçemiz var bizim. Değerli AKP'liler, Serinhisar İlçesinde 4 yargıç, 1 savcı ve yeteri kadar dosya da var; Sayın Bakana da söyledim.

Değerli arkadaşlar, ilçeleri kurutuyoruz, belediyeleri kurutuyoruz. Sevgili AKP'liler, bu rüzgâra, bu modaya, özellikle dıştan gelen bir küreselleşme rüzgârına tutulup yurttaşa yıllarca getirilmiş bir hizmeti geri alıyorsunuz. Bakın, önce bankaları kapattınız; yetmedi, Telekomun şubeleri gitti; yetmedi, adliyeleri, yargılanma hakkını alıyorsunuz; adam gitsin başka yerde kullansın, tasarruf diyorsunuz; yetmiyor, şimdi de, belediyeliğini alıyorsunuz; siz mahalle olacaksınız, köy olacaksınız diyorsunuz. Peki, niçin onları belediye yaptık o zaman?!

AHMET YENİ (Samsun) - Yanlış yapmışlar!..

MUSTAFA CUMUR (Trabzon) - Hepsi yanlış!..

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Yanlış yapmışsak, izin verin, şimdi alan yönetimi... Yanlışın bedelini halkımız çekmez.

Bakın, değerli arkadaşlar...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibin sözünü kesmeyelim.

Buyurun Sayın Gazalcı.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - ...kentleşme o belediyelerde yerleşmiştir. Bu ilgili maddede... Arkadaşlarım da söyledi, bizim öyle belediyelerimiz var ki -örneğin Başkarcı Belediyesi elli yıllık belediye, bir başka belediye, otuz yıllık belediye- nüfusu değişiyor. Şimdi, diyorsunuz ki: "5 000 nüfusu olanlara biz belediyelik hakkı vereceğiz." Bu tamam; ama, geriye dönüyorsun; tam dört yıl önce yapılmış bir nüfus sayımından yola çıkarak, "ben senin belediyelik hakkını alıyorum arkadaş" diyorsun. Ne gerekçe gösteriyorsun; "bunlar yük" diyorsun.

Şimdi, ben, size tersini söyleyeyim. Bakın, elimde bir dosya var; bu Çivril'in Işıklı Belediyesi; hem bu belediyenin yönetimi de sizde. Burada 2 000'in üzerinde imza var; bakın, gösteriyorum. Bu belediyemiz, yani Işıklı Belediyesi o kadar güzel, o kadar büyük bir yer ki, tarih orada, kültür orada, turizm orada. Belediyenin yaptığı birtakım hizmetlerden birkaçını okumak istiyorum arkadaşlar. Burada, belediyenin işlettiği 2 adet gazino var, 1 çay bahçesi var, soğukhava deposu, akaryakıt istasyonu, belediye hizmet binası, 2 adet otobüs, 2 adet iş makinesi, 2 adet kamyon, 1 adet itfaiye aracı var. Burada belediyede 80 000 ton elma üretimi var değerli arkadaşlar ve bakın, başka neler var: Sağlıkocağı, ilköğretim okulu, jandarma karakolu, tarım kredi kooperatifi, ziraat teknisyenliği, belediye spor kulübü, avcılık ve atıcılık kulübü, tarımsal sulama kooperatifi ve kalkınma kooperatifleri var. Burası, milattan öncesine uzanan 4 000 yıllık bir yerleşim yeri; Bergama Krallığından, Roma İmparatorluğundan geliyor. 16 ncı Yüzyılda Kütahya'ya bağlı bir kaza Işıklı; 1972'de belediye olmuş. Hani şu Halikarnas Balıkçısının anlattığı "Hey Koca Yurt " diye.

Değerli arkadaşlar, şimdi, masabaşında, halkın iradesiyle ilgili burada, bir karar veriyorsunuz, bürokratlar karar veriyor. Onlar da gidip görmemişlerdir Işıklı'yı, biz de bilmiyoruz. Bakın, burada, ekonomik yaşam olarak, tarih olarak, kültür olarak bir kimliği yok ediyorsunuz.

Şimdi, izin verin, hiç olmazsa, bu kurulmuş belediyeleri, kazanılmış bir hak sayın ya da alan belediyecilik anlayışıyla, çevreyle birleştirin. Orada "5 kilometre" demeyelim "10 kilometre" diyelim. Bundan sonra için -"yanlış yapılmış" diyen arkadaşlara söylüyorum- doğru yapalım; ama, bu kimlikleri yok etmeyelim, bunları öldürmeyelim, geçici maddede bunları düzeltelim.

Değerli arkadaşlar, bu belediyeler -eğer, nüfus tek ölçütse- çevresiyle birleştirilmelidir. O sınırı -5 kilometrede olmuyorsa- 10 kilometreye çıkarmalıyız kurulmuş belediyeler için. Aksi halde, bu insanlar devletine küserler.

Bakın, borç bir gerekçe değildir; Türkiye de borçlu, büyük kentler de borçlu, Ankara Belediyesi, belediyelerin en borçlusu. Şimdi, o küçük belediyelerin kendi olanaklarıyla hizmeti var. Burada, Işıklı örneğinde söylediğim gibi -dosyayı görmek isterse, Sayın Bakana göstereyim; fotoğraflarıyla göndermişler. Üstelik, AKP'li bir belediye. Ben, işin partisinde değilim- 29 belediyemiz, aynı şekilde böyle yok ediliyor.

Değerli arkadaşlar, Çorum'da var 12 tane. Onlar da burayı doldurmuşlardı. İnsanlar ağladılar, dertlendiler. Biz "kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir" geç o maddeyi... 8 böyle geçti, 11 böyle geçti, şimdi böyle geçiyor. Halkın iradesi... Biz, halkın iradesini temsil ediyoruz. Peki, onlar, o seçime girerken, orada bir halk iradesi yok muydu?! Kırk yıllık, elli yıllık belediye...

Değerli arkadaşlar, bakın, yerelleşme diyorsunuz; çelişiyorsunuz, kurulmuş belediyeleri yok ediyorsunuz. Devlet, köyüne kentine hizmet götürmek zorunda değil mi?! Bir yandan, öğretmenler rütbe istemiyor onlara zorla rütbe veriyorsunuz, öbür taraftan, köy, kent olmuş, belediye olmuş, o belediyelik hakkını alıyorsunuz... Şimdi, bu bir çelişkidir. Bir yandan açıklık, yerelleşme, katılım diyorsunuz, insanlar katılmışlar, gelmişler belediyelerini kurmuşlar, çoğunun da borcu yok; bakın, burada verdiğim örnek gibi.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Örnekler yanlış.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Değerli arkadaşlar, gelin, kazanılmış hakları koruyalım, devlete olan güveni sürdürelim; yoksa, her çoğunluğu elde eden, bakmadan, adliyenizi kaldırdım, belediyenizi kaldırdım... Peki, siz nesiniz, ne yaparsınız?! Yalnız vergi mi toplarsınız, yalnız vatandaşa zam mı yaparsınız?!

AHMET YENİ (Samsun) - Vatandaş zammı unuttu.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bırakın, hiç olmazsa kazanılmış haklara dokunmayın. O yüzden, ben, bu konuda ısrarcıyım.

Değerli arkadaşlar, gelin, kazanılmış hakları koruyalım. Belediyelikleri, kimlikleri yok etmeyelim. Böyle, Işıklı gibi, Muğla'da belediyeler var. Sayın Cumhur Yaka anlattı 11 inci maddede; "nüfusu ikiye üçe katlanmış" dedi. Hiç olmazsa bir inceleme fırsatı verin. İçişleri Bakanlığı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, toparlayabilir misiniz...

Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ben, bütün arkadaşlarımdan tekrar bunu düşünmelerini, geçici bir madde halinde buna çözüm bulmalarını, 2000 yılının nüfus sayımını değil, hiç olmazsa, bir yıl sonra yapılacak, 2005 yılındaki nüfus sayımının ölçüt olmasını, bu birleştirmede bunlara biraz daha hoşgörülü bakılmasını, 5 kilometre yerine 10 kilometre olmasını, hiç olmazsa borçsuz belediyeleri, hiç olmazsa on yılı geçmiş belediyeleri... Bakın, bir ölçü tutun. Burada, tutuyorsunuz, diyorsunuz ki, 2000 yılında nüfusu şu olanlar... O zaman 1 900'müş, şimdi ikiye üçe katlanmış.

Yeniden söylüyorum, bu karar düzeltilmelidir ve filizlenmiş belediyecilik anlayışıyla orada oluşan katılımcılığı, demokrasiyi öldürmemelidir diyorum.

Tümünüze saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.

Madde üzerinde 10 dakika süreyle soru cevap işlemi yapılacaktır.

Buyurun Sayın Ünlütepe.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyon) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana, 20 nci madde ve görüştüğümüz 21 inci maddeyle ilgili soru sormak istiyorum.

Bilindiği gibi, 20 nci maddeyle belediye meclislerinin toplantısı düzenlenmektedir. Ülkemiz hızlı bir kentleşme süreci yaşamaktadır. Nüfusumuzun çoğunluğu kent merkezlerinde oturmaktadır. Önümüzdeki birkaç yılda kent merkezlerinde oturan nüfusun yüzde 70'leri bulacağı, artık, düşünülmektedir. Kentli, demokratik katılımını kullanarak meclis toplantılarını takip etmek isteyecektir. Madde metninin üçüncü fıkrasında "toplantının yeri ve zamanı mutat usullerle belde halkına duyurulur" denilmektedir.

Şimdi, katılım ve şeffaflık yönünden önem taşıyan, halkın katılımını temin için, belde halkına, belediye meclisi toplantısının duyurusunu kim, hangi yollarla yapacaktır; duyuru yapılmazsa yaptırımı nedir?

21 inci maddeyle ilgili sorum da, aynı gerekçeyle devam etmektedir. 21 inci maddenin ilk fıkrasında da "ayrıca çeşitli yöntemlerle halka gündem duyurulur" denilmektedir.

Yukarıda belirttiğim gerekçeyle aynı şeyi soruyorum: Gündem, kim tarafından, hangi yollarla duyurulacaktır; duyuru yapılmazsa yaptırımı ne olacaktır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünlütepe.

Buyurun Sayın Gazalcı.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bu, birleştirme, yakın çevresinde olan köyleri, o ilgili belediyeye sokma... Özellikle, yok olacak belediyelerle ilgili olarak şimdiden çalışmalar başlatılsa, çevresiyle birleştirilse... Bu konuda, Bakanlığınız bir birleştirme çalışması düşünmekte midir?

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, maddeyle ilgili sorar mısınız...

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Peki Sayın Başkanım.

İkinci sorum: 2005 yılı nüfus sayımını ölçüt almayı düşünmez misiniz? Çünkü, 2004, 2005'e daha yakın, 2000'e daha uzaktır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Son sorum: Gündemde, yurttaşların, kendi konusunda konuşmalarıyla ilgili bir hazırlığınız var mı? Yasada belirtmemişsiniz; ama, ileride çıkarılacak bir yönetmelikle, vatandaşın doğrudan gelip belediye meclisinde konuşması için bir önlem alıyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gazalcı.

Buyurun Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tabiî, belediye meclisi toplantılarının duyurulması görevi, belediye başkanınındır. Ayrıca, belediye meclislerinin çalışma usulüyle ilgili yönetmelik de yayımlanacak. Orada, mutat vasıtaların ne olduğu, nasıl yayınlanacağı daha detaylı bir şekilde anlatılacak, sıraya konulacaktır; ama, asıl görev, belediye başkanınındır. Çıkarılacak yönetmeliğe göre, belediye başkanı duyuracak; duyurmadığı takdirde, görevini yerine getirmediği için de, tabiî ki hakkında işlem yapılabilecek, yani, yapılacak.

Birleştirme çalışmaları konusuna gelince; dikkatle incelenirse, bu birleştirmeler bundan sonraki seçimde işleme konulacağı için -o seçime kadar da herhalde bir dört yıldan fazla süremiz vardır- bu süre içerisinde bazı hazırlıklar yapılabilir.

Nüfus sayımına gelince: 2005 yılı değil de 2010 yılıdır.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - 2010 yılıymış...

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Devlet İstatistik Enstitüsüne yeniden nüfus tespitleri yaptırılabilir.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Bunu bir güvence alabilir miyiz Sayın Bakanım?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Tasarıda hüküm koymuşuz zaten, var.

Son sorunuz, vatandaşın doğrudan konuşması... Bu, düşünülmemiştir; çünkü, belediye meclisleri, vatandaşa, herkese açık, izleyebilirler; ama, o konu henüz düşünülmemiştir.

Teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Maddeyle ilgili 1 önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı yasa tasarısının 21 inci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini dileriz.

"Belediye meclis üyelerinin kararıyla toplantıya katılan yurttaşlar görüşlerini açıklayabilir."

 

Mustafa Gazalcı

Hakkı Ülkü

Halil Ünlütepe

 

Denizli

İzmir

Afyon

 

Sıdıka Sarıbekir

 

Ali Arslan

 

İstanbul

 

Muğla

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Katılımcılığın gereği, yurttaşlar kendi görüşlerini belirtebilmelidir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Birleşime, 20.35'e kadar ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 19.35


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.35

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

616 sıra sayılı kanun tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 22 nci maddesini okutuyorum:

Toplantı ve karar yeter sayısı

MADDE 22.- Belediye meclisi, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Salt çoğunluk belli bir sayının yarısından az olmayan çoğunluğu ifade eder. Oylamada eşitlik çıkması durumunda meclis başkanının bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Gizli oylamada eşitlik çıkması durumunda oylama tekrarlanır, eşitliğin bozulmaması durumunda meclis başkanı tarafından kur'a çekilir. Ancak, karar yeter sayısı, üye tam sayısının dörtte birinden az olamaz.

Meclisin toplanmasında, üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde başkan, gün ve saatini belirleyerek en geç üç gün içinde toplanmak üzere meclisi tatil eder. Gelecek toplantı, hazır bulunan üyelerle yapılır.

Görüşmeler sırasında başkan veya üyelerden birinin talebi üzerine yapılacak yoklamada karar yeter sayısının bulunmadığı anlaşılırsa, ikinci fıkradaki hükümler uygulanır.

Üyeler oylarını bizzat kullanır. Gizli oy kullanmaya fizikî bakımdan engelli üyeler, tayin edecekleri kişi eliyle oy kullanabilirler.

Oylama gizli, işaretle veya ad okunarak yapılır. Oy verme kabul, ret veya çekimser şeklinde olur.

Kararlar, meclis başkanı ve kâtip üyeler tarafından imzalanır ve bir sonraki toplantıda üyelere dağıtılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Hasan Aydın söz istemiştir.

Buyurun Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Aydın, aynı zamanda şahsınız adına da söz istediğiniz için konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HASAN AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Doğrusu, çok önemli bir maddeyi tartışıyoruz; fakat, o kadar hızlı tartışıyoruz ki, bu yasa tasarısı, zaten, Parlamentodaki milletvekili arkadaşlarımızın bile ilgilendiği, katkı yaptığı, destek olduğu bir yasa olamıyor; zira, eğer Parlamentodaki arkadaşlarımız bu yasa tasarısına katkı yapıyor olsalardı... İnsanların kendilerinin katkı yapmış oldukları şeylere de ilgi duyması gerek. Çok temel bir yasa yapıyoruz, çok önemli bir yasa. Gerçekten, ismiyle özdeş olarak değerlendirdiğimizde bir reform tasarısı olarak da değerlendirebiliriz. Peki, gelişmeler böyle mi; önce, bir usul hatırlatması yapmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, iktidarsınız -ben, bu konuşmayı hazırlamak için odamda televizyonu izledim- muhalefet ne zaman önerge verse, Komisyon Başkanımız ve Sayın Bakanımız, çok klasik bir alışkanlıkla "katılmıyoruz" diyorlar.

İLYAS ARSLAN (Yozgat) - Komisyonun çoğunluğu olmadığı için katılamıyor.

HASAN AYDIN (Devamla) - Sizin için takdire bırakıyor.

"Katılmıyoruz" diyorlar; yani, bir alışkanlık. Burada verilen önergeler, sanki, mutlak surette, doğru tarafın Adalet ve Kalkınma Partisinin olduğu kesin; yanlış tarafının da Cumhuriyet Halk Partisi olduğu kesin, öyle bir kanaat oluşmuş; hatta, öyle bir psikolojik durum var ki, acaba, Cumhuriyet Halk Partisinin bir önerisini kabul etsek, televizyonları başında da insanlar izlese, kötü duruma düşer miyiz psikozunu taşıdığını düşünüyorum; çünkü, sonuçta, bu yasa, ülkemizde hepimiz için geçerli olan bir yasa...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Kabul ettiklerimiz de var.

HASAN AYDIN (Devamla) - Efendim, kabul ettikleriniz var da, o da, bir zahmet, öyle bir sivri, öyle bir çıplak, öyle bir açık ki... O tür olayları, değişiklikleri kabul etmediğiniz zaman da çok büyük bir zorlukla karşı karşıya kalabileceğiniz durum söz konusu.

Arkadaşlar, yasalar, toplumu yönetmek için yapılır. Eğer, toplumu yönetecekseniz, toplumun fertleri, bireyleri, o yasayı ne kadar benimsiyor, ona ne kadar ihtiyaç duyuyor, o çıkarmış olduğunuz yasayı ne kadar sahiplenebilecek, ne kadar benimseyebilecek esasını gözetmek zorundasınız. Eğer, toplumun ilgili kesimleri, hiç olmazsa, bu yasanın yapımı süresinde taslağı süresinde katkı yapmayacaksa, onların düşünceleri alınmayacaksa, onların fikirleri alınmayacaksa, acaba, o insanlar, kendi yaşamıyla ilgili kendi sorunlarını masabaşında oturan bürokratlardan daha mı az biliyorlar?.. Yani, daha mı az ilgili olmalılar?.. Yasalar çıkarılırken, dünyanın her yerinde, oradaki hassasiyetler gözönünde bulundurulur, ilgili kesimler, o yasanın yapılış sürecinde, mutlaka, içindedirler, düşünceleri içindedir, katkıları içindedir, katılımları içindedir, yasalar çıkar ve uzun yıllar yeni bir değişime ihtiyaç duyulmadan yürür.

Adalet ve Kalkınma Partisinin enteresan bir huyu oluştu; jet yasa, otomatik yasa çıkarma, fabrikasyon yasa... "Bugün bu yasa bitene kadar çalışacağız..."

AHMET YENİ (Samsun) - İş bitireceğiz, iş.

HASAN AYDIN (Devamla) - İş bitirmek böyle olmaz. İş, niteliği; iş, kalitesi; iş, üzerinde çalışmışlığı; iş, ona el kaldıracak olan milletvekillerinin fikirlerinin orada olduğu, o konuda önerilerinin alındığı ve bu noktada bir rahatlığı, bir eminliği koyduğu takdirde iş vasfını kazanır; aksi takdirde, iş yapmış gibi, ya da işgüzarmış gibi görülmeye başlarsınız ve Türkiye'de, aslında -sadece Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti döneminde değil- bir yasanın ne kadar ciddîye alınması gerektiği, toplumun, vatandaşın ne kadar benimsemesi gerektiği, onunla ne kadar paylaşılması gerektiği, maalesef, bugüne kadar, bir gelenek haline gelemedi.

Sevgili arkadaşlarım, bir şey daha söylemek istiyorum. Bazı yasalar çıkarıyoruz; güya, yani güya, belediyelerin, yerel yönetimlerin etkinliğini artırıyoruz. Öylesine çelişkiler var ki içerisinde... Yerel yönetim; adı üzerinde; eğer, yerel yönetimleri yere kadar indirebilirseniz, tanıma uygun bir iş yapıyorsunuz demektir. Bu ne demektir; vatandaşın en rahat ulaşabildiği, vatandaşla en rahat iç içe olabilen, vatandaşın duygularını, beklentilerini, onunla birlikte yaşamış olduğu için, en iyi tanıyan kurumlardır yerel yönetimler; ama, burada, bir taraftan devletin küçülmesi, devletin, kamunun, yerel yönetimlerin içinden elini çekmesi, devletin hizmete dönüşmesi gibi savlar söz konusu iken, bir taraftan da, böyle, şişik belediyeler; yan taraftakinin ana merkeze eklenmesi, nüfusu şu kadar olanların belediye olmaktan çıkarılması...

Bir yetki veriyoruz... Ben, yerel yönetimlere yetki verilmesinin prensip olarak, ilke olarak çok doğru olduğu inancındayım; ama, bir adama otomobili verdiğiniz zaman, kendi başına kullanması gereken bir araba için bile ehliyet istemektesiniz; bir insan bir hedefe koşacaksa, bir sınavdan geçmesi gereği söz konusu. Yerel yönetimlere bizim yetki vermiş olmamız demek, her yiğit kendine göre soğan yesin demek değildir. Bir ülkenin insanları bir ortak felsefeyi paylaşacaklar, bir ortak anlayışın eğitimini görmüş olacaklar. Bu, bir günde, iki günde kavranılabilecek bir şey değildir; belli bir süre içerisinde bunların eğitimleri, belli bir süre içerisinde bunların alışkanlıkları oluşturulacak, yasa ağır ağır işlemeye başlayacak.

Bu bizim muhasebe yasalarına benziyor. Bir zamanlar hızlı muhasebe yasaları çıkıyordu. Bir muhasebeci diğer muhasebeciye "senin haberin yok, bu yasa değişti" dediğinde "yahu, bu yasa daha iki ay önce çıktı, iki ay önce çıkan bir yasa nasıl olur da değişebilir!.." Bu yasa da böyle olacak. Yani, müthiş bir cüretkârlıkla, sayısal çoğunluğun vermiş olduğu inanılmaz derecede yiğitlik ve içgüvenle, hiçbir şeye dikkat etmeden, söylenenleri ciddîye almadan "sen ne söylersen söyle kardeşim, ben, bildiğimi yaparım, ister Cumhurbaşkanından döner, ister Anayasa Mahkemesinden döner..."

Değerli arkadaşlarım, bakınız, oturumlar için burada harcamış olduğunuz paralar, aynı zamanda insanlarımızın haklarının ve yetim haklarının burada harcanmasıdır. Bu kadar kolay, bu kadar ucuz; gidiyor, geri geliyor; gidiyor, bozuluyor; tekrar oturuyoruz, tekrar toplanıyoruz... Halbuki, bu yasa toplumla birlikte yapılacaksa... Kaldı ki, eskiden belediye başkanı olan arkadaşlarımız var. Ben, belediye başkanı olan arkadaşlarımızın -sizin parti de dahil olmak üzere- bu yasanın ne kadar derme çatma olduğunu, bu yasanın ne kadar sağdan soldan koparma olduğunu, Türkiye'nin realitesine çok uygun olmadığını ve bir maddenin diğer maddeye ne kadar karşı olduğunu... Bir vakıa, bir olgu. Anayasaya uyacaksın. Anayasaya ne kadar yanlışlıklar ve karşıtlıklar taşıdığını, okumasını azıcık bilen bir insan, Anayasa maddeleriyle yan yana koyduğu zaman anlar. Bu inat niye acaba; yani, bu neyin inadı?..

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hangisi?..

HASAN AYDIN (Devamla) - Onun hangisi olduğunu, Anayasa Mahkemesinden döndüğü zaman, o zamanki oturumda -ben, yine söz alacağım- söyleyeceğim size.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Şimdi söyle de düzeltelim.

HASAN AYDIN (Devamla) - Ne yazıyor... Yani, biz, burada defalarca söyledik; göndermiş olduğunuz yasaların yarısı Anayasa Mahkemesinden dönerken ve Cumhuriyet Halk Partisi "yapmayın, bunu doğru yapmıyorsunuz" diye ısrar ederken; sonuçta, hükümet "katılmıyoruz" deyip  "kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir... Geçtik 2 nci maddeye" felsefesiyle ülke yönetilmez.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, demokrasiden söz ediyoruz, yerel yönetimlere yetkiyi aktardığımızda demokrasinin daha da gelişeceğinden söz ediyoruz. Eğer, böyle bir mesele varsa, bu noktada, yasa yapıcıların öncelikle kendi zihinlerini düzeltmeleri gerekir. Bir İktidar Partisi, Anamuhalefet Partisinin bile katılımını reddediyor, Anamuhalefet Partisinin bile o konudaki katkılarını ciddîye ve dikkate almıyor "biz böyle yapacağız, siz bunu kabul ederseniz ne âlâ, etmezseniz, biz bildiğimizi yapacağız" diyorsa, Parlamentoda 550 milletvekilinin katılımının olmadığı bir yasada toplumun katılımının sağlanıyor olması mümkün olabilir mi?! Yasa çıkarıyoruz... Ben böyle bir şey görmedim; böyle bir komedi olur mu ya?! Peki, bunun malî kaynakları, bunun imkânları nasıl sağlanacak; onu arkadan getiriyoruz... Neyi arkadan getiriyorsunuz?! Yani, bir yasanın bütünlüğü söz konusudur. Bir yasayı çıkarıyorsunuz, yetkiyi veriyorsunuz; peki, yetkiyi kullanması noktasında ihtiyaç duyduğu kaynakları nereden bulacak; bekleyin, biz, önce yasayı çıkaralım, arkasından islimi gelir... Böyle bir mantık olabilir mi yasada?! Bu, özgüven; arkadaşlar, samimiyetle ifade ediyorum, bu, sayısal çoğunluğun vermiş olduğu yapay bir özgüven ve bu özgüvenin ülkeye katkı sağladığı kanaatinde değilim. Bütün meseleleri böyle götürmeye çalışıyorsunuz.

Şimdi, belediye meclislerine katılım... Ben İstanbulluyum; İstanbul'da 80 000 nüfuslu mahalleler var. Maltepe'nin Bağlarbaşı Mahallesinin nüfusu 80 000'dir. Bu yasada, belediye meclisi üyelerinin nasıl temsil edileceği, hangi mahalleden geleceği, hangi kriterlere göre ortaya konulacağı, kimi temsil edeceği var mı; yerel yönetim reformundan bahsediyorsunuz?! Bugünkü belediyelerin durumu nedir; belediye meclisi üyeleri seçiliyor, bir bakıyorsunuz ki, bir ilçenin 30 mahallesinin 20 tanesinden 1 adet belediye meclisi üyesi bile yok. Yani, koca bir mahalle, belediyeye gittiğinde -karşısında belediye başkanı oturuyor- kendi mahallesinden 1 belediye meclisi üyesiyle karşılaşamamaktadır. Değerli arkadaşlarım, biz, yasa yapıcıyız. Kim temsil edecek? Biz, birimleri küçültecek miyiz küçültmeyecek miyiz?

Benim doğduğum ilçe 10 000 nüfuslu, 10 000 nüfusta kaymakam var, belediye başkanı var, emniyet müdürü var, zabıta var, jandarma var; ama, 80 000 nüfuslu bir mahallede mahalle muhtarı dışında kamuyu temsil eden bir tek insan yoksa, bu nasıl iştir ki 80 000 nüfuslu mahalle, 2 000 nüfuslu mahalle, 5 000 nüfuslu mahalle... Önce, idarî yapılanma noktasında, şu ortaya koymuş olduğunuz yasada hiçbir şey var mı; bundan sonra, mahalleler şöyle olacaktır, mahallelerin nüfusu şu kadar olacak, geçtiği zaman bölünecektir gibi... Belediye başkanlarına inisiyatif tanıyorsunuz; isim değiştirebilir, mahalleleri birleştirebilir... Bunun bir temel kuralı olur, herkesin ezbere okuduğu temel bir ilkesi olur -Türkiye'nin herhangi bir yerinden, hangi belediye başkanına sorarsanız sorun- yerel yönetim noktasındaki yaklaşımlarımızı paylaşan ortak bir dil olur. Bir kurumlaşma, bir çağdaşlaşma hareketi ancak böyle gerçekleşebilir.

Sana da verdim Adana'daki arkadaşım yetkiyi, sana da verdim Sivas'taki, Erzincan'daki, Trabzon'daki, İstanbul'daki arkadaşım yetkiyi, kullan!.. Her biri farklı bir alandan gelmiş; belediye başkanı olmuş olması, onun, o alanda eğitilmiş olmasını, tecrübeyle donanmış olmasını falan göstermiyor, bunların da bir eğitime ihtiyacı var.

Peki, belediye başkanı geldikten sonra valiyle birlikte nasıl bir ilişki içinde olacak?.. Valinin belediye başkanı üzerinde ne kadar yaptırımı olacak?.. Vali, hangi nedenle belediye başkanının almış olduğu kararı onaylamak durumunda kalacak?..

Sevgili arkadaşlarım, eğer, biz, meseleyi bu yanıyla irdelemez ve değerlendirmezsek; biz, bu yasaları yaparız; ama, yasalar, daha uygulamaya girmeden önce dökülmeye başlar, tekrar toplanıp, tekrar yasa yapmaya çalışırız.

Bu noktada, bir kere, mahallelerin küçültülmesi, birimlerin küçültülmesi, yerel yönetimlerin vatandaşa yaklaştırılması, vatandaşın yerel yönetim sorumlusuna ulaşırken 40 tane badireden geçmemesi, bu barikatların kaldırılması, vatandaşa doğrudan katılım yolunun açılması, vatandaşın ve yerel yöneticilerin göz göze gelmeleri sağlanarak yanlış kararların alınmasının engellenmesinin ortamının yaratılması... Bunları yasayla yapabilirsiniz.

Biz, burada söylüyoruz; arkadaşlarımız çok rahatlar; nasıl olsa kabul edilecek... Bazı arkadaşlarımız samimiyetle dinliyor, bazı arkadaşlarımız da, ya bu, biz bu işe alıştık; zaten, işte, CHP'liler çıkar konuşurlar, biz de onları biraz, böyle, hafif gülümsemeyle, hafif, böyle, işte, hadi konuş, ne yapalım; aslında, kısa kesseniz de, şimdi şunu sabaha kadar sürdürmesek; ne konuşuyorsun be kardeşim, yani, şimdi sabaha kadar bizi ne bekletiyorsun gibi bir ruh haliyle ve psikozla dinliyor ülke böyle yönetilemez.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sadra şifa bir şey söyle!

HASAN AYDIN (Devamla) - Yahu kardeşim, senin işin bu mu?! Yani, laf atmazsan orada çatlarsın! Yarım kilo verdim ben burada, 10 dakikadır konuşuyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ama, bu maddeyle ilgili bir şey söyle.

HASAN AYDIN (Devamla) - Yahu, şu kürsü herkese açık, bu maddeyi, şu maddeyi... Ben, bütünlüğü üzerinde, mantığı üzerinde, zihniyeti üzerinde, felsefesi üzerinde, yaklaşımı üzerinde konuşuyorum sevgili dostum! Benim bu söylediğimin felsefesini niye almıyorsun; niye demiyorsun ki, Hasan Aydın, söylüyorsun da; doğru mu?! Sen de benim bölgemdensin; 80 000 nüfuslu mahalle var. 80 000 nüfuslu mahalleden 1 belediye meclisi üyesi yok. Bu senin söylemiş olduğun kamu yönetimi reformu tasarısının buna bir çözüm getirmesi gerekmez mi?! Yok bir şey...

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bu, seçim yasasıyla gelecek.

HASAN AYDIN (Devamla) - Yahu, ne yasası arkadaş, mahallenin bölünmesi seçim yasasıyla mı ilgili?! Mahalleler bölünüyor, mahalleler birleştiriliyor... Sanki karşımda, Fransa'dan gelmiş, Türkiye Cumhuriyeti yasalarını bilmeyen bir vatandaş orada oturuyor!.. Seçim Yasası!..

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Temsil işini Seçim Yasasında çözersin, burada çözülmez.

HASAN AYDIN (Devamla) - Sevgili dostum, şunu anlatmaya çalışıyorum: Yerel yönetim reformu ve yasa tasarısını getiriyoruz gündeme; bir sürü yanlışı var, birbiriyle çelişen bir sürü maddesi var. Milletvekillerince okunmasına fırsat verilmeyen, milletvekillerinin ilgisine sunulmayan... Türkiye'de bir gelenek var tabiî; milletvekilleri, Parlamentoda noter görevini yaparlar, onların fazla bir şey okumalarına gerek yoktur, onların iyi bilen arkadaşları okumuşlardır, komisyonlarda değerlendirmişlerdir, Parlamento bir noterdir, oraya gelir, eğer iktidar partisi getiriyorsa, elleri kaldırırlar ve görevlerini, ülke yönetme görevlerini ifa etmiş olurlar; onların başkaca, okumak, tartışmak gibi görevleri yoktur. Hepimiz için geçerli olan bir şey söylüyorum; kapıdan girerken, biz ret mi veriyorduk, kabul mu veriyorduk noktasındaki bir milletvekili profilinden bahsetmeye çalışıyorum. Bunu değiştirelim, bu yaklaşımı değiştirelim.

AHMET YENİ (Samsun) - Sizin grup öyle mi?

HASAN AYDIN (Devamla) - Yok canım, bizim grup öyle de, sizinki, tövbe yani, öyle şey olur mu; sizin grup çok mükemmel, 550 milletvekilinin içerisinde sizin grup bu yasayı incik cincik okumuştur, bu noktada şerhlerini koymuştur, komisyonlara düşüncelerini iletmiştir!..

HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Okuduk...

HASAN AYDIN (Devamla) - Sen hariç; bak sen okumuş olabilirsin, ona bir itirazım yok.

Kastettiğim şudur arkadaşlar: Türkiye'de idarî yapılanmada ciddî bozukluklar vardır. Yerel yönetim meselesi ciddî bir meseledir. Bu çıkarmış olduğumuz yasaların onlarca yıl gitmesi gerekir, bundan önce çıkan yasa gibi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aydın, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

HASAN AYDIN (Devamla) - Tamam efendim, bitiriyorum.

Bu nedenle, bu yasayı bir gözden geçirin, şu birbuçuk yılı aşan süredeki alışkanlıklarınızın bir kısmını bir değiştirin, muhalefetin, katkı yapmak amacıyla bazı önerilerde bulunacağını ve bunu dikkate almak gerektiğini, bunu Meclis binasında değiştirmenin sizleri küçültmeyeceğini, daha da büyüteceğini, bir ortak akılla bazı ülke meselelerini çözebileceğimizi bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Sağ olun. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum...

HALUK KOÇ (Samsun) - Önerge var Sayın Başkan...

BAŞKAN - 1 önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Haluk İpek

Ahmet Rıza Acar

Zeki Karabayır

 

Ankara

Aydın

Kars

 

Osman Akman

M. Atilla Maraş

Mehmet Özlek

 

Antalya

Şanlıurfa

Şanlıurfa

 

 

Mustafa Zeydan

 

 

 

Hakkâri

 

"Belediye meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Ancak, karar yeter sayısı, üye tam sayısının dörtte birinden az olamaz. Oylamada eşitlik çıkması durumunda meclis başkanının bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Gizli oylamalarda eşitlik çıkması durumunda oylama tekrarlanır, eşitliğin bozulmaması durumunda meclis başkanı tarafından kura çekilir.

Meclisin toplanmasında, üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde başkan, gün ve saatini tespit ederek en geç üç gün içinde toplanmak üzere meclisi tatil eder. Gelecek toplantı, üye tamsayısının dörtte birinden az olmayan üye sayısı ile yapılır."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu önergeye?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Ergin?..

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN -Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe:

Mahallî idarelerin karar organlarının toplanma ve karar almalarına ilişkin esas ve usullerin birbirine benzer olması uygulamada kolaylık sağlayacaktır. Daha önce Genel Kurulda kabul edilen 5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununda il genel meclisi için öngörülen esas ve usullerin belediye meclislerinin toplanma ve karar almalarında da geçerli olması sağlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN -Maddeyi oylamadan önce, bir yoklama talebi vardır, okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 22 nci maddesinin oylanmasına geçilmesinden önce, İçtüzüğün 57 nci maddesi gereğince yoklama yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN - Şimdi, yoklama isteyen sayın üyelerin Genel Kurul salonunda hazır bulunup bulunmadığını tespit edeceğim.

Haluk Koç?..Burada.

Mehmet Yıldırım ?..Burada.

Osman Özcan?..Burada

Bihlun Tamaylıgil?..Burada.

Kemal Demirel?..Burada.

Ufuk Özkan?..Burada.

Mehmet Parlakyiğit?..Burada.

Nurettin Sözen?..Burada.

İsmail Değerli?..Burada.

Vezir Akdemir?..Burada.

Feridun Ayvazoğlu?..Burada.

Hüseyin Ekmekcioğlu?..Burada.

Abdulaziz Yazar?..Burada.

Mustafa Özyürek?..Burada.

Oğuz Oyan?..Burada.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu?..Burada.

Muhsin Koçyiğit?..Burada.

Birgen Keleş?..Burada.

Oya Araslı?..Burada.

Osman Coşkunoğlu?..Burada.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum. Adlarını okuduğum sayın üyelerin, yoklama için elektronik cihaza girmemelerini rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (Devam)

BAŞKAN - 22 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

23 üncü maddeyi okutuyorum:

Meclis kararlarının kesinleşmesi

MADDE 23.- Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir.

Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.

Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir.

Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallîn en büyük mülkî idare amirine gönderilir. Mülkî idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.

Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir.

Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Mersin Milletvekili Sayın Mustafa Özyürek; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 23 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce, değerli arkadaşımız Hasan Aydın konuşurken, kanunların yeteri kadar dikkat edilmeden hazırlandığını ifade etmişti ve onun üzerine de, iktidara mensup arkadaşlarımızın bazı itirazları oldu.

Şimdi, tabiî, oylandı, geçti; ama, tespit açısından şunu söylemek istiyorum: 22 nci maddeye bir göz atarsanız, orada "salt çoğunluk belli bir sayının yarısından az olmayan çoğunluğu ifade eder" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bir belediye yasasında ve toplantı ve karar yetersayısıyla ilgili bir düzenlemede, bu tanımı buraya koymanın hiçbir manası yoktur. Bu tanım, pek çok yerde geçer, hukukun temel tariflerinden biridir. Birisi yazarken, herhalde kafasına takılmış, salt çoğunluk ne demektir demiş, açmış bir metni, bulmuş ve oradan da buraya geçirmiş. Eğer, salt çoğunlukla ilgili bir tanımı bu kanun tasarısının içine koymak istiyorsanız, başına bir tanımlar maddesi açarsınız, oraya koyarsınız. Bu maddenin içine, bunu yerleştirmenin, gerçekten, kanun yapma tekniği açısından hiçbir anlamı yoktur. Denilebilir ki, ne sakıncası var, ne zararı var; ama, kanunların, eski deyimle, efradını cami, ağyarını mâni olması gerekir; yani, neyi anlatmak istiyorsanız, tam olarak onu belirtmeniz lazım. Gereksiz ifadelerden, haşivden her zaman kaçınmak gerekir.

Bunu şunun için söylüyorum: Ne yazık ki, alelacele hazırlanan, hükümetten alelacele gelen, komisyonlarda yeteri kadar değerlendirilemeyen, ne yazık ki, buradaki çalışmalarımızda da hem yeterli çoğunluğun olmaması hem yeterli zamanın bulunmaması nedeniyle iyi bir şekilde irdeleyemediğimiz kanunlarda bu şekilde yanlışlar oluyor.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz tasarı, gerçekten, çok önemli bir tasarı. Dünyanın her yerinde belediyeler çok önemli kurumlardır, halkın katılımı, halkın yönetime iştiraki açısından son derece önemli örgütlerdir.

Bu örgütlerin başarılı olabilmesi için, çeşitli unsurların bir araya gelmesi gerekir. Bu unsurlardan birisi kadrodur, bir diğeri kaynaktır, bir diğeri zihniyettir. Tabiî, uygun bir çerçevenin, hukukî çerçevenin bulunması da gerekir; ama, hukukî çerçeveyi ortaya koyduk diye, belediyelerin sorunlarını çözdüğümüzü düşünemeyiz.

Hepimiz biliyoruz ki, belediyelerimizin çok büyük bir kaynak sorunu var. Yasa tasarısının gerekçesinde ifade edildiği ve bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz belediye borçlarının tahkimiyle ilgili yasa teklifinde de açıkça belirtildiği gibi, belediyelerimizin 14 katrilyon liradan fazla borcu vardır. Böylesine büyük bir borç yükü altında ezilen belediyelerin nasıl hizmet yapacağı, hepinizin aklına mutlaka takılıyordur. Şimdi, yeni kaynak ihtiyacı olan, tazepara ihtiyacı olan belediyeler, böylesine büyük bir borç yükü altında nasıl hizmet yapacaklar? Özellikle seçimden yeni çıkmış, halka pek çok vaatte bulunmuş belediyelerimiz, öncelikle acı bir gerçekle, kaynak yokluğuyla karşı karşıya kaldılar.

Şimdi, bu belediyeler tasarısı buraya getirilirken, Belediye Gelirleri Yasasında değişiklik öngören bir tasarıyı da birlikte getirmek lazımdı. İşte, hükümet, bize hep ne dedi; kamu yönetimi tasarısı başlıbaşına bir reform, arkasından, il özel idaresi tasarısı bir reform, belediye tasarısı bir reform, büyükşehir belediye tasarısı bir reform. Peki, bu reformların, belediyelere verdiğiniz yeni hizmetlerin, görevlerin karşılığı nerede; finansmanı nasıl sağlanacak? Sürekli, kanun tasarısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne gelen hükümet, bu konuda suskundur.

Bu kanunu tasarısıyla, mutlaka, birlikte getirilmesi gereken belediye gelirleri kanunu tasarısı ortada yoktur. Zaten belediyelerimizin yeteri kadar yükü var, görevi var; bu tasarıyla da yeni yükler, yeni görevler, yeni sorumluluklar yüklüyoruz. Bunun nasıl finanse edileceğine dair soruların cevabı ise yok. Belki, Sayın Bakan, biraz sonra kalkacak "ileride bunu da getireceğiz" diyecektir; ama, böylesine bir tasarıyı görüşürken, bunun kaynağının ne olduğunun, kimlerden, nasıl vergi alınacağının, hangi kaynakların vergilendirileceğinin -hemşerilik vergisi mi alınacak, otellerde kalanlardan mı vergi alınacak, köprüden geçenlerden vergi üstüne vergi mi alınacak- konuşulması lazım. Bunları konuşmadan, sadece, işte, Avrupa Birliğinde bu işler böyle yapılıyor, Amerika Birleşik Devletlerinde şöyle yapılıyor diye, bir tasarıyı kabul etmemiz çok gerçekçi değil, yeterli değil.

Değerli arkadaşlarım, kaynak konusu böyle. Kadro konusu nedir; bu kadrolarla ilgili, norm kadrolarla ilgili, bu tasarıda da önemli düzenlemeler var, bizim personel kanunlarımızda da yeterli düzenlemeler var; ama, bir belediyeye gittiğiniz zaman, büyük projeleri yapacak, imar planlarını yapacak yeterli teknik eleman olmadığını hepimiz görürüz, biliriz. Niçin yoktur yeterli teknik eleman; çünkü, o insanların kariyerine, ihtisasına uygun bir ücret düzeni yoktur.

Ayrıca, ne yazık ki, iktidarlarımıza arız olan bir hastalık, belediye başkanlarımızda da vardır. Her belediye başkanı, kendi kadrosunu getirme arzusuyla, biraz iş bilen, plandan anlayan, projeden anlayan, imar planı bilen teknik kadroları hızlı bir şekilde değiştirirler, geriye, yeni, acemi kadrolar getirirler; onlar tam işi öğreneceği zaman yeni seçim gelir, tekrar acemiler... Sürekli bir öğrenme aşamasından geçen, acemiliğinin faturasını o yörede yaşayan belde sakinlerine çıkaran bir kadrolaşma anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu kanun tasarısı da, kadrolaşma yönünden önemli bir yeniliği ne yazık ki getirmemektedir.

Kaynak yok, kadro açısından yeterli imkânlarımız yok; acaba, zihniyet, yaklaşım, mantalite açısından ne var? Elbette, bu, sadece kanunla verilecek bir iş değil. Herkesin, her belediye başkanının, her belediye meclisi üyesinin, o yörede yaşayan insanlara, nasıl olur da daha iyi hizmet verebilirim anlayışı içinde olması gerekir. Ne yazık ki, belediyelerimizin pek çoğunda bu anlayış da yoktur. Sağda solda, iyi niyetli, gerçekten hizmet aşkıyla yanan; ama, biraz önce söylediğim gibi, yeterli kadro bulamadığı için, yeterli kaynak sağlayamadığı için o hizmeti de veremeyen belediye başkanlarıyla karşı karşıyayız. Onun için, bu kanun elbette bir adımdır, bir aşamadır; ama, bu kanunu çıkardık, belediyelerimizi rahatlattık, belediyelerimizin sorunlarını çözdük anlayışı doğru değildir değerli arkadaşlarım.

Hemen arkasından, bizim beklentimiz, belediye gelirleri kanunu tasarısının getirilmesidir. Yine, bu kanunun geçici maddelerinde öngörülen, belediyelerin borçlarının taksitlendirilmesiyle ilgili düzenlemenin de daha gerçekçi bir şekilde yapılması, hiç yoksa, mevcut borç yükünden belediyelerimizin bir ölçüde kurtarılması gerekiyor. Bunları yapmadığımız takdirde, bu kanunla getirdiğimiz yenilikleri hayata geçirme şansımız yoktur.

Şimdi, üzerinde konuşmakta olduğum 23 üncü maddeyle ilgili olarak da bir şeyler söylemek istiyorum. Burada deniliyor ki: "Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir." Bu, şu anda yürürlükte bulunan kanunda yer almayan bir hüküm. Acaba, niçin böyle bir hükme ihtiyaç duyulmuştur? Zaten, belediye başkanı, o meclisin başkanı. Belediye başkanının havale etmediği konuların -istisnalar dışında, meclis üyelerinin belli sayıda önerge vermesi dışında- gündeme alınıp görüşülmesi, çok görülen bir olay da değil. Öyleyse, belediye başkanı, başkanı olduğu, esas unsuru olduğu bir belediyenin kararlarını niçin tekrar meclise iade etme yetkisine sahip olsun?! Bu, bana göre, son derece gereksiz bir düzeltmedir.

Şimdi, bu maddeyi yazanlar, bu maddeyi hazırlayanlarda öyle bir anlayış, öyle bir psikoloji var ki, meclisler hep yanlış ve hukuka aykırı kararlar verirler; öyleyse, belediye başkanı buna bir baksın, hukuka aykırıysa iade etsin... Peki, kararlar meclisten çıkarsa ne olsun; onu da kaymakama veya valiye gönderelim, o da bir baksın; hukuka aykırı görürse, o da, gitsin, mahkemede dava açsın.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, seçilmiş organlara güvenmek zorundayız. O nedenle, durmadan, böyle bir yargı kıskacı altında belediye meclislerini tutmak çok doğru bir yaklaşım değildir. O bakımdan, ben, burada, belediye başkanının, belediye meclisi kararlarını tekrar mecliste görüşülmek üzere iade etmesini gereksiz görüyorum. Belki denilebilir ki, valinin, kaymakamın yargıya gitmesi, zaten o kararların uygulamasını geciktirmeyecek; bir de yargı süzgecinden geçsin. Böyle bir yaklaşım olabilir; ama, o da çok gerekli bir yaklaşım değildir.

Şimdi, tabiî, meclislerde, belediyelerde, o belde halkının sorunlarını bire bir algılayan, çözümlemesi gereken, karar vermesi gereken insanlar görev yapıyorlar; onun için, o kişileri olabildiği kadar serbest bırakmamız gerekir. Tabiî, bu tasarının diğer maddelerinde düzenlenmiş; ama, yeterli değil. Önemli olan, halkla iç içe olmak, o yörenin insanlarının taleplerini karşılamaktır. Bizim getirdiğimiz, bizim öngördüğümüz belediye düzenlemelerinde -tabiî, küçük belediyelerden kaçınıyoruz, küçükleri kapatıyoruz; oysa, Fransa'da uygulanmakta olan belediye sistemi semt belediyeleri sistemidir; belediye başkanı, halkla, yöre halkıyla iç içe olan kimsedir- bir Çankaya Belediye Başkanını, bir Yenimahalle Belediye Başkanını, bir Kadıköy Belediye Başkanını halkın görmesi mümkün değildir. Zaten belediye başkanının da halkla temas için yeteri kadar vakit bulması söz konusu değildir.

O bakımdan, belediyelerin mümkün olduğu kadar küçük, mümkün olduğu kadar halka bire bir hizmet veren ve halkın denetleyebildiği boyutta, büyüklükte olması gerekir. Bizim öngördüğümüz, bu yasa tasarısıyla öngördüğümüz belediyecilik ise, olabildiği kadar büyük boyutlarda, olabildiği kadar, bir anlamda, halkın denetiminden uzak yapılardır. Bu yapılarda da arzuladığımız hesap verebilirliği, saydamlığı sağlama şansımız yoktur.

Ben, bu maddeyle ilgili görüşlerimi, bu vesileyle sizlerle paylaşmak istedim. Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özyürek.

Madde üzerinde 2 adet önerge vardır.

Önergeleri, önce sırasıyla okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı yasanın 23 üncü maddesinin 5 inci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilave edilmesini arz ederiz.

                 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

İsmail Değerli

Nurettin Sözen

 

 

Malatya

Ankara

Sivas

 

Orhan Sür

 

Şevket Arz

 

Balıkesir

 

Trabzon

"Belediye başkanı ve mülkî idare amirinin hukuka aykırı gördüğü ve idarî yargıya başvurduğu kararlar yargı kararının sonuna kadar uygulanmaz."

BAŞKAN - İkinci ve aykırı olan önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilave edilmesini arz ve talep ederiz.

"Meclisin ısrarıyla kesinleşen kararlar hakkında meclis görüşmelerinde karar aleyhine konuşmuş veya aleyhte oy kullanmış belediye meclis üyeleri de aynı süre içinde idarî yargıya başvurabilir."

 

Halil Ünlütepe

Nurettin Sözen

Canan Arıtman

 

Afyon

Sivas

İzmir

 

Yaşar Tüzün

Mustafa Gazalcı

Hakkı Ülkü

 

Bilecik

Denizli

İzmir

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim; zaten meclis üyeleri gidebiliyor.

BAŞKAN - Sayın Koç, konuşacak mısınız?

HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Meclis toplantısına katılan belediye meclis üyelerinin hukuka aykırı olduğuna inandığı meclis kararları aleyhine dava açma hakkı tanınmalıdır. Dava açma hakkı anayasal bir haktır. Belediye başkanına bu hak tanınırken belediye meclis üyelerine tanınmaması hukuka aykırıdır. Katılımcılığa aykırıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı yasanın 23 üncü maddesinin 5 inci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilave edilmesini arz ederiz

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları

"Belediye başkanı ve mülkî idare amirinin hukuka aykırı gördüğü ve idarî yargıya başvurduğu kararlar yargı kararının sonuna kadar uygulanmaz. "

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge sahibi olarak Sayın Aslanoğlu, buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; belediye başkanı "bu karar yargıya aykırı, bu karar hukuka aykırı" diyor ve onaylamıyor. Tekrar meclis toplanıyor; meclis, salt çoğunluğuyla tekrar onaylıyor. Hukuka aykırı bir kararı, belediye başkanı, idarî yargıya götürüyor ve aynı zamanda, mülkî idare amirine gönderiyor. Mülkî idare amiri de "bu, yasaya aykırı" diyor; yani, hem belediye başkanı yasaya aykırı olduğunu kabul ediyor hem mülkî idare amiri ve mahkemeye gidiyor, başvuruyor her ikisi birden; ama, mülkî idare amirinin mahkemeye başvurmasından yedi gün sonra, belediye meclisinde alınan bu karar, uygulamaya geçiliyor. Yani, yasaya aykırı.

Yarın, bunun doğuracağı sonuçlar var; kamu da zarar görür, kişiler de zarar görür. Hiç değilse, bu tür, hem belediye başkanının hem mülkî idare amirinin "yasaya aykırı" dediği karar, idarî mahkemeden ihtiyatî tedbirle, bir şekilde, yargı kararından sonra uygulanırsa, kamu ve kişiler zarar görmez.

Bu açıdan, takdirlerinize sunuyorum. Bu maddenin, ikili sigorta... Belediye başkanı ve mülkî idare amiri, eğer "yasaya aykırı" diyorsa, bu iki kişiye de inanmak zorundayız. Yasaya aykırı olan bir işlemi tatbik etmeyelim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

23 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

24 üncü maddeyi okutuyorum:

İhtisas komisyonları

MADDE 24.- Belediye meclisi, her dönem başı toplantısında, üyeleri arasından seçilecek en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir.

İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyelerde plân ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur.

Meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır. Komisyonlar kendilerine havale edilen işlerle ilgili raporlarını bu sürenin sonunda meclise sunmadıkları takdirde, konu meclis başkanı tarafından doğrudan gündeme alınır.

İhtisas komisyonlarının görev alanına giren işler bu komisyonlarda görüşüldükten sonra belediye meclisinde karara bağlanır.

Mahalle muhtarlarının, belediye meclisi üye tam sayısının beşte biri oranında her yıl kendi aralarından seçeceği temsilciler, büyükşehir belediye meclisi hariç, belediye meclisinin fahrî üyesidir. Fahrî üyeler, ihtisas komisyonu toplantılarına katılarak görüşlerini belirtebilir, ancak oy kullanamaz.

Ayrıca, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversite ve sendikalar ile gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve görüş bildirebilir.

Komisyon çalışmalarında uzman kişilerden yararlanılabilir.

Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere meclis tarafından maliyetlerini aşmamak üzere belirlenecek bedel karşılığında verilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz isteyen Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün; buyurun.

Şahsınız adına da söz istediğiniz için, konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 24 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yeni bir yüzyılın başında yaşanan hızlı değişim ve yenileşme, toplumları ve ekonomik örgütleri, değişmeye ve gelişmeye, diğer bir ifadeyle, yeni durumlara adapte olmaya zorlamaktadır. Bu olgu, toplumsal bir kurum olan belediye yönetim sistemi ve bu sistem içinde belirli fonksiyonları gerçekleştirmek amacıyla oluşturulmuş bulunan belediye organları için de geçerlidir. Yönetim, dinamik bir süreç olup, sürekli olarak değişmek ve gelişmek zorundadır. Artan arzu, istek ve hizmetler, yönetimin gelişmesini zorunlu kıldığı gibi, örgütsel çalışmaları da beraberinde getirmektedir.

Bu düşüncelerin ışığında hazırlanan Yerel Yönetimler Kanunu Tasarısının ikinci ayağı olan Belediyeler Kanunu Tasarısı hazırlanırken, 24 üncü maddeyle, belediye meclislerine altkomisyon kurma yetkisi vererek değişim geliştirilmek istenilmiş, katılımcılığın sağlanması düşünülmüştür. Tabiî ki, bunlar, olması gereken ve ihtiyaç duyulan değişimlerdir; ancak, bu değişimler yapılırken, yani, bu kanunlar hazırlanırken daha fazla katılımcılığın sağlanıp, üniversitelerin ilgili bölümlerinden, sivil toplum örgütlerinden, mahallî idarecilik yapmış yöneticilerden görüşler alınarak hazırlanmış olsaydı, daha uzun vadeli, daha kalıcı, değişikliklere ihtiyaç duyulmayan kanun tasarıları da hazırlanırdı.

Bugün burada bir kanun tasarısı çıkarıyoruz, yarın uygulamadaki aksaklıkları görüp, aynı kanun maddesinde değişiklik yapma ya da ek madde koyma ihtiyacı duyuyoruz; o zaman, çıkarmış olduğumuz kanunlar bütünlüğünü yitiriyor. Örneğin, yeni çıkarılan İhale Kanununda çıktığı günden bugüne kadar o kadar çok değişiklik yapıldı ki, çıkış halinden eser kalmadı, bütünlüğü de tamamen bozuldu. Daha önce görüştüğümüz. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, İl Özel İdareleri Kanunu ve bugün görüştüğümüz Belediyeler Kanunu Tasarısı da aynı akıbete uğrayacaktır diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz 24 üncü madde, belediye meclislerine ihtisas komisyonları kurma yetkisi vermektedir. Bu maddenin gerekçelerine baktığımızda "toplumsal birikimin belediyelerimize yansıtılması, diğer taraftan katılımın artırılması ve bu komisyonların etkinliğini sağlayacak bir yapıya kavuşturulması amaçlanmıştır. İhtisas komisyonları yoluyla kararların tartışılarak alınması, kararların mecliste görüşülmeden önce komisyonlarda olgunlaştırılması ve ilgili sivil toplum örgütlerinin de görüşlerinin alınması için ihtisas komisyonları oluşturulmuştur" denilmektedir. Oysa, kanun tasarısına baktığımızda, madde gerekçesinin dışında bir tasarı olduğu göze çarpmaktadır. Madde gerekçesinde geniş katılımdan bahsediyorsunuz, yerel yönetimlerin, dolayısıyla, belediyelerin en önemli birimi olan muhtarlıklara, komisyonlarda fahrî üyelik veriyorsunuz, oy kullanma hakkı vermiyorsunuz. Bu nasıl bir katılımcılık anlayışıdır?!

Değerli arkadaşlarım, yerel yönetimlerde, muhtarlar, çok önemli misyonlar üstlenmiş durumdadırlar. Muhtarlar, o mahallenin sorunlarını, ihtiyaçlarını en iyi bilen kişiler olarak, bu ihtiyaç ve istekleri üst kademelere taşıyan önemli bir görev üstlenmişlerdir. Bu sebeple, hiç değilse, ihtisas komisyonlarına muhtarların katılımının mutlaka sağlanması ile oy kullanma hakkının verilmesinin yerinde karar olacağı kanaatindeyim.

Yine aynı maddede "İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10 000'in üzerindeki belediyelerde plan ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur" ifadesine yer veriliyor, diğer belediyelerde böyle bir zorunluluk aranmıyor. Zorunluluk getirilmeyen bu belediyeler, bütçe, plan ve imar hizmetlerini ifa etmiyorlar mı ki, bunlarda böyle bir şart aranmıyor? Kaldı ki, plan, bütçe ve imar konularında en fazla sorun yaşanan belediyeler, nüfusu 10 000'in altında olan küçük belediyelerdir. Bu çıkarılan tasarıda, bu sorunlara çözüm getirilmesi gerekirken, 10 000'in altındaki belediyelerde, plan ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması mecburiyetinin getirilmemesi, sorunları çözmeyecek, ihtiyaçlara cevap vermeyecektir.

24 üncü maddede, ihtisas komisyonları gerekçesinde "Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarının çalışma sisteminde olduğu gibi ihtisas komisyonlarının görev alanına giren işlerin ilgili komisyonda görüşüldükten sonra belediye meclisinde karara bağlanması sistemi getirilmek suretiyle meclis üyelerinin kararlara etkin bir şekilde katılımı sağlanmaktadır" ibaresine yer verilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ihtisas komisyonlarında yer alan milletvekilleri, görev aldıkları komisyonlarla ilgili olarak, belirli bilgi, birikim ve deneyime sahip kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca, bu komisyonların, teknik elemanlarından oluşan altkomisyonları da mevcuttur. Oysaki, belediye meclisinde oluşturulacak ihtisas komisyonlarında, bu kriterlere uyan komisyon üyesi bulmakta zorluk çekilecektir.

Kurulacak komisyonlar, çalışmalarında uzman kişilerden yararlanabilir ifadesi kullanılmıştır. Uzman kişilerden yararlanılabilmesi için, ücret yönünden tatmin edici bir ücret ödenilmesi gerekir ki, uzman kadrolar da bu komisyonlarda görev alabilsinler. İhtisas komisyonlarında görev alacak belediye meclisi üyelerine, 39 uncu maddede belediye başkanına ödenen maaşın günlük hesabının üçte 1 oranını aşmamak üzere, meclisin belirleyeceği rakam üzerinden ücret ödenecektir denilmektedir. Ayrıca, bu toplantı, toplantı gün sayısı üzerinden, imar komisyonunda en fazla 10 gün, diğer komisyonlarda 5 günle sınırlanmıştır. Bu rakamlar üzerinden yola çıkacak olursak, ihtisas komisyonlarına katılacak meclis üyelerine, 100 000 000 ile 150 000 000 arasında ücret ödenecektir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, sizlere soruyorum: Yüzde 80'i esnaftan oluşan belediye meclisi üyeleri, bu ücret karşılığında, işyerini kapatıp komisyon çalışmalarına katılabilir mi?! Belediye meclisi toplantılarında bile zaman zaman çoğunluk sağlayamıyoruz; geçmişte sağlayamadık. Sizce, çoğunluğu sağlayamayan bir belediye meclisi, bu ihtisas komisyonlarını nasıl çalıştıracak?! Türkiye Büyük Millet Meclisinde, belirli bilgi ve birikime sahip ihtisas komisyonu üyelerinden ve teknik elemanlardan oluşan altkomisyonlarda bile bu durumlar gözden kaçabiliyorsa, alınan birçok karar Anayasa Mahkemesinden geri dönüyorsa, belediye meclisi tarafından oluşturulacak ihtisas komisyonlarının sağlıklı olacağı kanaatinde değilim. Belki, bu sorunlar, büyükşehir belediye meclislerinde, il ve büyük ilçe belediye meclislerinde yaşanmayacaktır; ama, mevcut belediye sayısının yüzde 70'ini oluşturan küçük belediyelerde yaşanacaktır.

Değerli arkadaşlarım, mutlaka, tek bir belediye modelinden vazgeçilip, görevleri, gelirleri bakımından kırsal, kentsel, turizme dayalı belediye modelleri oluşturulsaydı ve bu modellere göre gerekli bilgi, birikim ve donanıma sahip ihtisas komisyonlarının kurulmasına imkân sağlansaydı, daha sağlıklı sonuçlar alınırdı kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta Meclisimize gelen Belediyeler Kanunu Tasarısı üzerinde görüşüyoruz, görüşmelerimiz bundan sonra da devam edecek; ancak, perşembe gününden beri, gerek Marmara Bölgesinde gerekse diğer bölgelerde bulunan ilçe, il ve büyükşehir belediye başkanlarıyla gerekli telefon görüşmelerini yaptık. Gerçekten, şuna inanmanızı istiyorum: Çıkacak bu yasadan hiç kimse memnun değil. Görüşme yaptığımız tüm belediye başkanları, çıkacak olan bu yasada herhangi bir yeniliğin, herhangi bir katkının olmadığını söylüyorlar; biz de bunu söylüyoruz. Öyleyse, ısrar etmemizin anlamı nedir, onu da bir türlü çözemiyorum.

Bu yasa tasarısı, gerçekten, Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan 70 000 000 insanımızın 50 000 000'unu direkt, yakından ilgilendiriyor. Böylesine önemli bir tasarı, 3 225 yeni seçilmiş belediye başkanımızla, belediyeler birlikleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerle, halkımızın menfaatına olacak, daha kapsamlı, reform niteliğini taşıyabilecek bir kanun olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmiş olsaydı, gerçekten, 3 225 belediye başkanımıza daha bir hırs, daha bir şevk sağlayacaktık; ancak, herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığı gibi, belediye başkanlarımızın ve belediye meclisi üyelerimizin de özlük haklarında hiçbir iyileşme yapılmadığını görüyoruz. O nedenle, bu yasa tasarısı, belki de Adalet ve Kalkınma Partisinin oylarıyla geçecektir; ancak, şuna inanmanızı istiyorum: Gerçekten, reform niteliğini taşımayan bir yasa Meclisimizin gündemindedir. Bu Parlamentoda, geçmişte bu onurlu görevi yapmış çok değerli arkadaşlarım var, bunlar da bunun bilincindedir.

Öyleyse, bunu çok iyi değerlendirip, ilk fırsatta hem belediye başkanlarımızı rahatlatacak, belediye meclisi üyelerimizi, kurulacak komisyonları hem maddî açıdan, özlük hakları açısından hem de diğer düzenlemelerle, reform niteliğinde, Avrupa Birliğine uyum sürecine yakışacak bir kanun tasarısını çıkarmak umuduyla, Sayın Bakanımıza ve hükümetimize bir kez daha bu konudaki düşüncelerimi aktarıyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tüzün.

Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Güneş; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ihtisas komisyonlarıyla ilgili bazı önerilerimi, görüşlerimi, itirazlarımı sunmak istiyorum bu 5 dakikalık zaman içerisinde.

Bir kere, komisyonun, ihtisas komisyonu olması, fazla iddialı bir sözcük. Mesela, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki komisyonlar, komisyondur, ihtisas komisyonu değildir. İhtisas komisyonu olması, orada çalışanların tümünün mütehassıs, uzman olması gibi bir anlam içerir ki, Belediyeler Kanunu Tasarısında düzenlenen komisyonlar öyle değil. Bunun, bir kere daha konuşulmasında, düşünülmesinde yarar var. Orada belediye meclisi üyeleri var ve asıl komisyonu onlar oluşturuyor, 3 ya da 5 kişi. Diğerleriyle ilgili düzenleme onları birer üye haline getirmiyor; çünkü, oy hakları yok; benim itirazım da buna.

Şimdi, ihtisas komisyonlarında mahalle muhtarları var; mahalle muhtarlarının bir kısmı var, belediye meclisi üye tamsayısının beşte 1'i oranında. Bu üyeler, maddeye göre, belediye meclisinin fahrî üyesi; ama, belediye meclisine katılamıyorlar, ihtisas komisyonu dediğimiz komisyona katılıyorlar; orada da söz hakkı var, oy hakkı yok... Bu, üyelik falan değil. Bunlar, belediye meclisinin fahrî üyesi. Nasıl meclis üyesiyse, fahrî üyesi olduğu meclise katılamıyor, onun bir altyapısı durumundakine katılıyor. Olmamış; mahalleleri temsil edememişiz belediye meclislerinde. Bu tasarıyla çok ileri değişiklikler yapılabilirdi; olmamış. Mesela, vesayeti kaldıramamışsınız, kaldırmamışsınız, vesayet hâlâ devam ediyor. Katılımı tam sağlayabilirdiniz, sağlayamamışsınız, sağlamamışsınız. Muhtarları oraya getiriyorsunuz, belediye meclisi üye tamsayısının beşte 1 oranında; onlar nasıl seçilecek? İhtisas komisyonunda, çok yeni bir komisyonda söz hakkı veriyorsunuz; oy hakkı vermiyorsunuz, mahalle temsil edilmiyor. Halbuki, muhtarlar, yerel yöneticilerdir. 9 uncu maddede düzenlemişiz muhtarları, mahalleye karşı sorumluluk vermişiz. Mahallenin ihtiyaçları tespit edilecek, onların yerine getirilmesi için "yükümlüsün" demişiz "yükümlülük" sözünü kullanmışız; ama, meclise sokmamışız, uyduruk komisyonda -affedersiniz- bir söz hakkı vermişiz. Bu, doğru değil; bu haksızlık; hemşerilerin katılımı sağlanmamış. Hemşerilerin katılımının sağlanmadığı bir katılımdan demokratik bir yönetim çıkarmanız mümkün değil. Denilebilir ki "efendim, 76 ncı maddeye göre kent konseyi kuruyoruz, orada muhtarlar da olabilir."

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimlerde esas olan, toplumun, halkın ve onun temsilcilerinin -ki, mahalle muhtarları onlardan çok önemli bir kesimdir- yönetime katılması, karara katılmasıdır. Kent konseyleri birer gönüllü kuruluştur, gönüllülük esasına göre oluşan birer kuruluştur ve daha çok birer sivil toplum örgütü görevini yerine getirecek durumdadırlar. Sivil toplum örgütlülüğü ile yöneticilik, yönetim sorumluluğu aynı şey değildir.

Muhtarlarla ilgili bu düzenlemeyi, şehir yönetiminde, kent yönetiminde bir noksanlık olarak algılamalıyız. Muhtarların, 9 uncu maddede verdiğimiz görevleri tam olarak yerine getirmesini sağlayacak bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Hazır, ileri, reform niteliğinde düzenlemeler getirecek bir yasa yapma noktasındayken, bu ihmal edilmemelidir; katılım ancak böyle sağlanabilir. Bu katılımdan bu maddede de, maalesef, iyi bir düzenlemeyle, yeterli bir düzenlemeyle yüz yüze gelmemekteyiz.

Bütün bunlar yeniden gözden geçirilmelidir. Korkarım ki, yasa böyle çıkarsa, bütün bunları düzenlemek için, çok kısa bir süre sonra tekrar görüşeceğiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güneş.

Madde üzerinde 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Buyurun Sayın Coşkunoğlu.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla Sayın Bakana 2 soru yöneltmek istiyorum.

Biraz önce, Sayın Güneş'in de üzerinde ısrarla durduğu gibi, üstelik, katılımcılık ve halka hizmeti en yakın noktada verme iddiasının ısrarla altı çizile çizile getirilmiş bir yasa tasarısında, katılımcılık konusunda mahalle muhtarlarına neden daha fazla yetki verilemiyor, neden ağırlıklarını hissettirmelerine olanak sağlayacak mekanizmalar sunulmuyor? Birinci sorum bu.

İkinci sorum: Maddenin son fıkrasında şöyle deniliyor: "Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere meclis tarafından maliyetlerini aşmamak üzere belirlenecek bedel karşılığında verilir." Şimdi, burada "maliyetlerini aşmamak üzere belirlenecek bedel karşılığında verilir" cümlesi, Bilgi Edinme Hakkı Yasasının 10 uncu maddesiyle uyumlu, bunda bir sorun yok; fakat, daha önce yasalaştırdığımız İl Özel İdareleri Yasasının, ihtisas komisyonlarıyla ilgili 16 ncı maddesinin son fıkrasında şöyle bir keyfî ifade vardır: "Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere il genel meclisi tarafından belirlenecek bedel karşılığında verilir." Şimdi, il genel meclisinin belirleyeceği bir bedel karşılığında olunca, keyfî; arzu ettiği bedeli koyabilir. Burada "maliyetleri aşmamak üzere" denilmektedir. Bu farkı açıklayabilir mi acaba Sayın Bakan; il genel meclisi, burada, bu şekilde, bu tasarıyla, neden keyfî bir ücret belirleme hakkını ele aldı?

Ayrıca, bir de dilek?.. Bu bilgi çağı dediğimiz ortamda, bu bilgileri daha yaygın bir şekilde, direkt internet üzerinden paylaşma... Bunun buraya zorlayıcı bir unsur olarak konulmuş olmasını da dilerdim. Bu konuda görüşleriniz varsa, onu da duymak isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Coşkunoğlu.

Buyurun Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz, her zaman iddia ettik ve ediyoruz; bu tasarılar, gerçekten, katılımcı bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Bu maddeyle de, işte, bakın, bütün mahalle muhtarları olmasa bile birkısım mahalle muhtarları, kendi aralarından seçecekleri sayıda ihtisas komisyonlarına katılıp görüş bildiriyorlar. Yine, ayrıca, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin ve konusuyla ilgili diğer sivil toplum örgütlerinin, belediyelerin ihtisas komisyonlarına katılıp görüş açıklayabilme imkânları vardır. Bu, gerçekten, katılımcılık bakımından önemli bir adım.

Şimdi, komisyon raporlarıyla ilgili ikinci soruya gelince; burada "maliyeti geçmeyecek" deniliyor, "İl Özel İdaresi Kanunu Tasarısında böyle bir hüküm yok" deniliyor. Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, buraya bu ifade konulmuştur. Aslında, Bilgi Edinme Hakkı Kanununa uygundur, bu da uygundur, ona aykırı bir durum değildir.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Biz onu ifade ettik; komisyonda da ifade ettik, Genel Kurulda da ifade ettik.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Evet, ona öyle geçmişti, sonra buna... Burada, belki, İl Özel İdaresi Kanunu Tasarısı görüşülürken hatırlatılsaydı bu şekilde ona da bir ilave yapılabilirdi.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Söyledik efendim.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Yani, bunların ikisinde de yasaya aykırı bir durum yoktur, yasaya uygundur.

Arz ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde 2 adet önerge vardır. Önergeleri, önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Birinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Belediyeler Kanunu Tasarısının 24 üncü maddesinin ilk fıkrasının aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Gazalcı

Haluk Koç

Hakkı Ülkü

 

Denizli

Samsun

İzmir

 

Salih Gün

 

Mesut Özakcan

 

Kocaeli

 

Aydın

"belediye meclisi her dönem başı toplantısında, üyeleri arasından seçilecek en az üç, en fazla yedi kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir."

BAŞKAN - İkinci ve aykırı olan önergeyi okutup, işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 24 üncü maddesinin beşinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını ve aynı maddenin altıncı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve tekli ederiz.

 

Haluk İpek

Seyfi Terzibaşıoğlu

M. Yaşar Öztürk

 

Ankara

Muğla

Yozgat

 

Özkan Öksüz

Abdulbaki Türkoğlu

Metin Yılmaz

 

Konya

Elazığ

Bolu

"Mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve görüş bildirebilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

HALUK İPEK (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Mahalle muhtarları belediye yönetimi ile yakın bir işbirliği içerisinde görev yapmaktadırlar. Bunların ayrıca belediye meclisinin fahrî üyesi olduklarını belirtmek uygulamada anlam karışıklığına da yol açabilecektir. Öneri ile mahalle muhtarlarının komisyon çalışmalarına katılmaları ve görüşlerini belirtmeleri ayrıca düzenlenmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Belediyeler Kanunu Tasarısının 24 üncü maddesinin ilk fıkrasının aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Gazalcı (Denizli) ve arkadaşları

"belediye meclisi her dönem başı toplantısında, üyeleri arasından seçilecek en az üç, en fazla yedi kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Siyasî partilerin üyelerinin ihtisas komisyonlarında dağılımının eşitlikçi bir biçimde sağlanması komisyonların çalışmasını olumlu bir biçimde etkileyecektir. İhtisas komisyonları üyeliklerinin artırılmasıyla daha iyi bir denetim mekanizması oluşturulmasının önü açılacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 24 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

25 inci maddeyi okutuyorum:

Denetim komisyonu

MADDE 25.- İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisi, her ocak ayı toplantısında belediyenin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerinin denetimi için kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye sayısı üçten az beşten çok olmamak üzere bir denetim komisyonu oluşturur. Komisyon, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisdeki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşur.

Komisyon, belediye başkanı tarafından belediye binası içinde belirlenen yerde çalışır ve çalışmalarında kamu kuruluşları personelinden, gerektiğinde uzman kişi ve kuruluşlardan yararlanabilir. Bu kişi veya kuruluşlara ödenecek ücret, meclis tarafından kararlaştırılır.

Komisyon belediye birimleri ve bağlı kuruluşlarından her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir. Bu istekler gecikmeksizin yerine getirilir.

Komisyon, çalışmasını şubat ayı sonuna kadar tamamlar ve buna ilişkin raporunu izleyen ayın onbeşine kadar meclis başkanlığına sunar.

Konusu suç teşkil eden hususlarla ilgili olarak meclis başkanlığı tarafından yetkili mercilere suç duyurusunda bulunulur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

26 ncı maddeyi okutuyorum:

Meclisin bilgi edinme ve denetim yolları

MADDE 26.- Belediye meclisi, bilgi edinme ve denetim yetkisini faaliyet raporunu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullanır.

Meclis üyeleri, meclis başkanlığına önerge vererek belediye işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorabilir. Soru, belediye başkanı veya görevlendireceği kişi tarafından sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılır.

Meclis üyelerinin en az üçte biri, meclis başkanlığına istekte bulunarak, belediyenin işleriyle ilgili bir konuda genel görüşme açılmasını isteyebilir. Bu istek meclis tarafından kabul edildiği takdirde gündeme alınır.

Belediye başkanınca meclise sunulan bir önceki yıla ait faaliyet raporundaki açıklamalar, meclis üye tam sayısının dörtte üç çoğunluğuyla yeterli görülmezse yetersizlik kararıyla görüşmeleri kapsayan tutanak, meclis başkan vekili tarafından mahallîn mülkî idare amirine gönderilir.

Vali, dosyayı gerekçeli görüşüyle birlikte Danıştaya gönderir.

Yetersizlik kararı, Danıştayca uygun görüldüğü takdirde belediye başkanı, başkanlıktan düşer.

Meclis üye tam sayısının en az üçte biri oranındaki üyenin imzasıyla belediye başkanı hakkında gensoru önergesi verilebilir. Gensoru önergesi, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu ile gündeme alınır.

Gensoru önergesinin karara bağlanmasında dördüncü fıkraya göre işlem yapılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Hatay Milletvekili Sayın Abdulaziz Yazar; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Değerli Başkan, sevgili arkadaşlar; Belediyeler Kanunu Tasarısının 26 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yerel yönetim reformu, yalnızca yerel yönetim birimlerinin yeniden düzenlenmesi değil, tüm devlet yapılanmasının ve dolayısıyla, temel toplumsal ilişkilerin yeniden düzenlenmesi demektir. Yönetsel sistemden hareketle, toplumsal ilişkilerde kurulacak yeni bir denge, doğal olarak kazanan ve yitiren tarafların yeniden tanımlanması ve toplumsal konumların yeniden belirlenmesi sonucunu ortaya çıkaracaktır. Yerel yönetim reformunun sık sık gündeme gelmesi, sorunun böyle bir kapsama sahip olmasından kaynaklanıyor. Oysa, böyle bir kapsam, bir tür bıkkınlık içeren vasıflandırmalardan ve acelecilik sergileyen taleplerden uzak durmayı gerektirmektedir.

Yerel yönetimlerde reform sorununun şiddeti, Batı uygarlığı kapsamında yer alan toplumlarda son ikiyüz yıldan bu yana büyük dönüşüm dönemlerinde yükselmiştir. Bu sorunun günümüzde sürekli yükselen şiddeti, belki de, büyük dönüşüm dönemlerinden birinin tam ortasında olduğumuzu göstermektedir. Özellikle, bu dönemlerde, aceleci yaklaşımlardan uzak olunması gerekmektedir.

Şu an gündemimizde olan ve yerel yönetimleri düzenleyen kanun tasarıları ile Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı birlikte değerlendirildiğinde, aceleci bir yaklaşım sergilendiği, yönetimlerarası hizmet bölüşümünde gerçekçi kriterlere yer verilmediği, ilgili kuruluşların ve bilimsel gerçeklerin tam olarak dikkate alınmadığı görülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 26 ncı madde, belediye meclislerinin bilgi edinme ve denetim yetkilerini düzenlemektedir. Belediyenin karar organı olan ve halkın oylarının temsil edildiği belediye meclisleri, aynı zamanda, bilgi edinme ve denetim yetkisine de sahiptir, tıpkı bizim burada millet adına kullandığımız bilgi edinme ve denetim yetkisi gibi. Meclis, bu yetkisini, faaliyet raporunu değerlendirerek, soru, genel görüşme, gensoru yoluyla ve denetim komisyonu kurmak suretiyle kullanır. Bu yetkiler içinde en önemlisi, faaliyet raporlarının değerlendirilmesidir. Halkın verdiği yetkiyi kullanan belediye meclisi, başkanını ve dolayısıyla da yürüttüğü faaliyetleri etkili olarak denetlemelidir. Faaliyetlerin yeterli görülmemesi halinde dosya üzerinde valinin gerekçeli görüşünün alınması, belediyelerin kurtulması gereken ağır vesayet yetkisinin bir yansımasıdır. Vesayet denetiminden çok, hukuk denetiminden çok, hukuk denetimine önem verilmelidir. Günümüzde ağır vesayet, bir yanılgı haline gelmiştir. Konu yüce yargıya gideceğinden, vali tarafından değil, doğrudan belediye meclisi başkanvekili tarafından Danıştaya sunulmalıdır.

Yönetimin temel fonksiyonları arasında denetim önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle, özelleştirme ve yerinden yönetimin gündeme geldiği bir ortamda, denetimin anlamı ve önemi daha da artmaktadır. Devletin düzenleyici ve denetleyici olarak halkın yararını koruyacak bir işlev üstlendiği günümüz dünyasında yönetimin kalitesi, denetimin kalitesiyle yakından ilişkili hale gelmektedir. Ne var ki, ülkemizde arzu edilen nitelikte bir denetim sistemi oluşturulmamıştır.

Mevcut denetim sistemine bakıldığında ilk akla gelenler; fazla sayıda ama etkisiz denetim, kurallara uygunluğa ve geçmişe dönük denetim, hedeflerden ve performans göstergelerinden yoksun bir denetim ve yetersiz kamuoyu denetimidir. Çok sayıda, birbiriyle zaman zaman örtüşen, kurallara göre çalışma üzerinde yoğunlaşan ve "hata bulma" mantığı ağırlıklı denetim sonucunda, belediye başkanları iş yapamaz hale getirildikleri gibi, israf ve yolsuzluklara da herhangi bir çözüm üretilmemektedir.

Denetimde keyfîlik ve denetim sisteminin siyasî tercihlerle amaçdışı kullanımı da eklenildiğinde, denetim sistemi son derece sorunlu bir haldedir. Aksi takdirde, ülkemizde bu ölçüde israf ve yolsuzlukların yaşanması ve halkın ihtiyaçlarının karşılıksız kalması gerçeğiyle karşı karşıya kalınamazdı.

Denetimde esas olan, halkın katılımının artırılması ve belediye yönetiminin şeffaflaştırılmasıdır. Çağdaş demokrasilerin önemli bir niteliği olan katılımcı demokrasi ilkeleri yerel yönetimlerde de geçerlidir. Bu tasarıda her şey var da, en önemlisi olan halk yok. Kent halkının etkin katılımını sağlayacak ilk önemli adımın saydamlık ve bilgi edinme hakkı olduğu kuşkusuzdur.

Yeni yetkilerle donatılan belediyelerin karar almadan ve uygulamaya geçmeden önce malî kaynaklar ve harcamalar konusunda kent halkını bilgilendirmesi ile halkın gereksinimlerinin ve eğilimlerinin belirlenmesi önemli bir konudur.

Arkadaşlar, belediyelerden bahsediyoruz da, bu arada muhtarları unutuyoruz. Öyle köyler, mahalleler var ki, birçok belediyeden büyük sınırları ve nüfusları vardır. İlgili kanun tasarısında il genel meclisiyle ilgili düzenleme yaparken onları unuttuk. Muhtarlara, en az, en düşük devlet memuru kadar maaş verelim, onlara kullanabilecekleri bir bütçe ayıralım.

Kent halkının sürekli bilgilendirilmesi ve onların kararlara katılması sağlanmalıdır. Bazı önemli kararlar için yerel referandum yapılmasının ve yerel meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, hemşeri derneklerinden oluşan bir kent konseyi türü yapılanmanın görüşlerine başvurulmasının yararlı olacağı kuşkusuzdur. Tasarıda, halkın denetimini sağlayıcı ciddî bir yaklaşım bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Belediyeler Kanunu Tasarısının sorun olabilecek bölümlerinin Türkiye'nin gerçekleri gözönünde bulundurularak değiştirilmesini bekliyoruz.

Konuşmamı tamamlamadan önce, ülkemiz ve İskenderun için tarihî önemi olan 5 Temmuzda Türk Ordusunun İskenderun'a girişinin yıldönümü nedeniyle bu anlamlı günü sizlerle paylaşmak istiyor, İskenderunlu hemşerilerim ve şahsım adına, hepinize, bir kez daha, sevgiler ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yazar.

Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SEDAT PEKEL (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Belediyeler Kanunu Tasarısının 26 ncı maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, yerel yönetim birimleri içerisinde özel bir öneme sahip olan belediyeler, yerel halkın beklentilerine cevap verebilecek, demokrasinin aşağıdan yukarıya doğru geliştirilip güçlendiği, kentte ve beldede yaşayan insanların günlük yaşamlarını düzenleyen, kolaylaştıran, yaşam kalitelerini artıran, kent veya belde halkının en temel ihtiyaçlarının karşılandığı, halka en yakın yönetim birimidir.

Belediyeler, kurumsal yapısı ve yönetim anlayışı bakımından, demokratik, katılımcı, açık ve şeffaf bir yapıda olmalıdır. Açıklık ve şeffaflığın olmadığı yerde her türlü haksızlığın, usulsüzlüğün görülme olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle, yerel yönetimlerin tüm organlarının işlev ve yetkilerinin yeniden düzenlenmesi, katılıma, denetlenmeye, halka açılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının bu maddesiyle, belediyenin karar organı olarak tanımlanan belediye meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları düzenlenmekte, bununla birlikte, belediye meclisinin, bilgi edinme ve denetim yetkisinin -yine, bu tasarının 56 ncı maddesinde de- faaliyet raporunu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullanılacağı hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, belediye meclisi üyelerinin, meclis başkanlığına önerge vererek, belediye işleriyle ilgili konularda yazılı ve sözlü soru sorabileceği ve bu soruların, belediye başkanı veya görevlendireceği personel tarafından yanıtlanacağı belirtilmektedir; ancak, meclis üyeleri tarafından verilen soru önergelerinin hangi süreler içerisinde yanıtlanacağı belirtilmemiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de süre uygulaması yoktur. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler'in sözlü olarak yanıtlaması istemiyle verdiğim 28 Temmuz 2003 tarihli soru önergem de henüz yanıtlanmamıştır. Bu durumda, soru önergesi, önemini, anlamını ve güncelliğini yitirmektedir.

Bir denetim aracı olan soru önergelerinin yanıtlanması için süre belirlenmeli ve madde metnine eklenmelidir. Süresi içerisinde yanıtlanmayan soruların ne olacağı ve belediye başkanı veya görevlendireceği kişinin soruyu süresi içerisinde yanıtlamaması durumunda nasıl bir yaptırımla karşılaşacağı da maddede yer almalıdır. Belediye başkanı veya görevlendireceği kişinin meclis üyesine verdiği yanıtın tatmin edici olmaması durumunda meclis üyesinin başvuracağı yöntemlerin madde metninde yer almaması, denetime ilişkin getirilen bu düzenlemelerin yasa metninden öteye geçemeyeceğini göstermektedir. Çıkarılan yasaların bir eksikliği gidermesi, bir yanlışlığı düzeltmesi temel amaç olmalıdır.

Ülkemizde, yerel yönetimler üzerinde denetim, özellikle kamuoyu denetimi hemen hemen hiç yoktur. Yaptırımı belli olmayan mekanizmaların madde metninde yer alması, bu hükümlerin uygulanmasını ve amacına hizmet etmesini engellemektedir. Bu eksiklikler, AKP'nin denetlemeye ve denetlenmeye bakışını da yansıtmaktadır.

Sayın milletvekilleri, klasik yönetimbilimi kavramlarından biri olan denetim, yönetim sürecinin önemli bir parçasıdır, yönetimin temel işlemlerinden biridir. Denetim sürecinin sağlıklı işlemesi, idarenin etkili bir şekilde denetlenmesi, kamu yönetiminin etkin ve rasyonel çalışmasının temel koşullarından birisidir. Belediye meclisi üyelerinin belediye işleriyle ilgili konularda bilgi edinmelerinin önünün açılması, faaliyet raporunun değerlendirilmesi ve denetim komisyonunun kurulması, belediyeleri bir nebze şeffaflığa, açıklığa yaklaştıracaktır. Ancak, yerel yönetimler, Anayasamızda da ifade edildiği gibi, mahallî müşterek ihtiyaçları karşılamak üzere kurulan kamu tüzelkişileridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Pekel, toparlayınız.

Buyurun.

SEDAT PEKEL (Devamla) - "Bilgi edinme ve denetim" başlıklı bu maddede, belediye işleriyle ilgili konularda belediye meclisi üyelerinin bilgilenmeleri ve belediye yönetiminin denetlenmesi amaçlanmaktadır. Yerel yönetimler, halka en yakın hizmet birimi olmasının yanı sıra, mahallî müşterek ihtiyaçları karşılamak üzere kuruldukları için, esas denetimin halk tarafından yapılması gerekmektedir. O nedenle, belediye meclisinin bütün kararları halka açık olmalı, teknolojinin olanaklarından faydalanılarak kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, şeffaflık, açıklık, hesap verilebilirlik, çağdaş kamu yönetiminin temel ve vazgeçilmez kavramlarıdır. Devlet aygıtının görevi, bu organlarıyla, kamu yararına hizmet etmektir, insana hizmet etmektir. Yapılacak olan düzenlemelerin de bu amaçlara uygun olması, devletin varlığının ve koyacağı kuralların tartışılmasını engelleyecektir.

Türkiye'de, bu haliyle, elbette, bir yerel yönetimler reformu gerçekleştirilmelidir. Ancak, AKP'nin reform dediği bu tasarı, yetkiyi merkezden ve yerel yönetimden özel sektöre devretmekte, halktan çok uzak bir yerel yönetim sistemi kurulmasını hedeflemektedir.

Değerli milletvekilleri, sözlerime burada son verirken, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekel.

Maddeyle ilgili 1 önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 26 ncı maddesinin yedinci fıkrasının sonuna "ve üç tam gün geçmedikçe görüşülemez" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ahmet Rıza Acar

Yahya Akman

Tevfik Akbak

 

Aydın

Şanlıurfa

Çankırı

 

Ali Ayağ

İsmail Özgün

Ünal Kacır

 

Edirne

Balıkesir

İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Belediye başkanının, kendisi hakkında verilen gensoru önergesini cevaplandırabilmesi için yeterli bir süreye sahip olması gerekmektedir. Bu hazırlık, gensoru önergesinin sağlıklı bir şekilde görüşülmesi ve tartışılması için gereklidir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 26 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

27 nci maddeyi okutuyorum:

Başkan ve meclis üyelerinin görüşmelere katılamayacağı durumlar

MADDE 27.- Belediye başkanı ve meclis üyeleri, münhasıran; kendileri, ikinci derece dâhil kan ve kayın hısımları ve evlatlıkları ile ilgili işlerin görüşüldüğü meclis toplantılarına katılamazlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

28 inci maddeyi okutuyorum:

Başkan ve meclis üyelerinin yükümlülükleri

MADDE 28.- Belediye başkanı görevi süresince veya görevinin sona ermesinden itibaren üç yıl süreyle, meclis üyeleri ise görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Ankara Milletvekili Sayın İsmail Değerli.

Buyurun Sayın Değerli.

Konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, beş yıl belediye başkanlığı yaptığım için, özellikle, biraz geneli üzerinde bazı sunumlar yapmak istiyorum.

Bir yasa çıkarılırken, gerçekten, önce bir toplumsal mutabakat sağlanması lazım. Bu yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarısı, uzun zamandan beri tartışılıyor, yıllardan beri, 1994'ten beri tartışılıyor; ama, ne yazık ki, bunun üzerinde, toplumsal bir mutabakat sağlanamadı. Toplumun değişik kesimleri, bu yasa tasarısına karşı çıktı.

Yasa tasarısının tamamını okuduğunuz zaman, gerçekten de, bu eksiklikleri daha rahat görüyorsunuz. Özellikle, bir yıldan beri, bu, hükümette de tartışılmakta, kamuoyunda da tartışılmaktadır; ama, nedense, sendikalarla bir anlaşmaya varılamadı. Bugün, belediye sendikaları, Türkiye Belediye Memurları Sendikası (Tüm Bel - Sen), Genel - İş, Hak - İş ve diğer sendikalar bu yasa tasarısına karşı çıktı, bununla ilgili de bir hayli eylemler yaptı.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, gerçekten çalışma barışı bozuluyor, çalışma özgürlüğü engelleniyor, çoğu yerde sözleşmeli personel önplana çıkıyor. Bu sözleşmeli personelin eşi memursa, Türkiye'nin başka bir yerine tayin olup gidiyorsa, sözleşmeli personel oraya nasıl gidecektir? Eşi Erzurum'da, kendisi Edirne'de veya İstanbul'da! Bu insanın ailesini bölüyorsunuz çıkaracağınız bu yasayla. Bu kişi, sözleşmeli olarak bir belediyede çalışıyorsa, eşinin yanına gitmesi için, bir başka belediyede sözleşme şansını yakalayabilmeli ki, oraya gidebilsin. Dolayısıyla, bu tasarıyla, bir kere, çalışma özgürlüğünü engellemiş oluyoruz.

Meclis kararlarının kesinleşmesinden sonra, belediye başkanına ikinci bir yetki tanıyorsunuz; diyorsunuz ki "bu olmadı, herhalde burada bir yanlışlık var, meclis bunu tekrar görüşsün." Siz, bunu meclise iade ettiğiniz zaman, hem belediye başkanını sıkıntıya sokmuş oluyorsunuz hem de belediye meclisi üyelerini sıkıntıya sokmuş oluyorsunuz, bir de zamanı uzatmış oluyorsunuz. Neden yani; bir mecliste eğer bu karar kesinleşmişse, belediye meclisi bunu kabul etmişse -zaten, eğer bir yanlışlık varsa, büyükşehir belediyesi varsa büyükşehir belediyesi buna karşı gelecek veyahut da mülkî idare amiri buna karşı gelecek- siz, bunu ikinci bir sefer niye meclise gönderiyorsunuz?! Burada, insanın aklına farklı şeyler geliyor; farklı şeylerin uygulanmasını, dolayısıyla teşvik etmiş oluyorsunuz.

Belediye meclisi üyeleri seçimiyle ilgili olarak... Gerçekten, öyle mahalleler var ki, 50 000, 100 000 nüfuslu, 1 tane belediye meclisi üyesi yok. Öbür tarafta, 5 000 nüfusu olan bir mahallede, bir bakıyorsunuz ki, 3 tane belediye meclisi üyesi var. Bence, bu yasada eksik olan yanlardan birisi de, bu mahalleleri temsil edecek kişilerin, temsilcilerin mecliste bulunmayışıdır; bu, çok büyük bir eksikliktir.

Yetki devri var... Şimdi, "bazı konularda, belediye başkanı, yetkilerini ilgili kişilere devredebilir" deniliyor. Bunlar hangi konular, bu belirsiz. Bu yasa tasarısı, tamamen, iyi niyetli belediye başkanlarına göre dizayn edilmiştir. Eğer belediye başkanı iyi niyetli değilse, canı istemediği konularla ilgili olarak yetkisini birine devreder, tatile veya izne gider, gerçekten, akla hayale gelmeyen projelere imza attırır veya ödemelere imza attırır. Ondan sonra, acemi birisi eğer bunu imzalamışsa; ki, biz bunun örneklerini çok gördük, büyükşehir belediyelerinde özellikle bunu çok gördük, Ankara'da da çok gördük, işine gelmediği konularda yetkisini bir başkasına devrediyor, kendisi şehir dışına çıkıyor veya izinli sayılıyor, altında imza; ondan sonra, ilgili kişiler yargılanıyor ve çıkıp, efendim, bunun altında benim imzam yok... Bu yetki devirlerini, yine, bu yasada belirtmemiz gerekir.

Bakıyorsunuz, belediye meclisi üyelerinin hiçbir sosyal hakkı yok bu yasada. Siz dünya kadar yetki veriyorsunuz, belediye başkanlarına zaten sınırsız yetki veriyorsunuz. Bu sınırsız yetkiler, ileride, gerçekten, belediye başkanlarının başına büyük çoraplar örer, eğer o belediye başkanı gerçekten iyi niyetli değilse. Siz bu yetkileri veriyorsunuz, belediye meclisi üyeleri bu yetkileri üstleniyor; ama, bir bakıyorsunuz, belediye meclisi üyelerinin hiçbir sosyal hakkı yok. Hastalandığı zaman nasıl muayene olacak, çoluk çocuğu rahatsız olduğu zaman onların sosyal sorunları nasıl çözülecek?

Hele hele, verilen maaşlar çok komik. Bu yasayla bile getirilmiş, deniliyor ki: "Belediye meclisi üyeleri, belediye başkanının aldığı brüt maaşın üçte 1'i kadar alır." Bunu da güne bölerseniz, belediye başkanının ayda aldığı maaşın günlük kısmına tekabül eden ücrete karşılık brüt maaş alır diyorsunuz. Şimdi, ben bir hesap yaptım gelen bu yasayla ilgili olarak; 10 000 ile 25 000 arasında nüfusu olan yerlerde bir belediye meclisi üyesinin alacağı para 25 740 000 lira brüttür, günlük. Şimdi, bir de, bir ayda bu belediye 5 gün toplanacak. Siz bunu 5 ile çarptığınız zaman, günde 25 000 000 lira alan, her oturum başı 25 000 000 lira alan bir belediye meclisi üyesi ayda 118 000 000 lira alacaktır. Şimdi, 118 000 000 lirayla kim çalışır?! Nüfusu 250 000 ile 500 000 arasında olan bir belediyenin meclis üyesinin şu an alacağı günlük brüt yevmiye 55 770 000 lira. Ayda 5 kere toplanacak; aldığı para 278 000 000 lira "Katsayıyı artıracağız" diyorlar; 10 000 artıyor; ona göre hesap ettiğiniz zaman, 10 000 ile 25 000 arasında nüfusu olan bir yerdeki arkadaşın, belediye meclisi üyesinin alacağı para ayda 150 000 000 lira, 250 000 ile 500 000 arasında nüfusu olan yerlerdeki belediye meclisi üyesinin alacağı para 300 000 000 lira. Şimdi, bu kadar yük yükleyeceksiniz belediye meclisi üyelerine, hiçbir sosyal hakkı yok, alacağı para ortada, ondan sonra bu belediye meclisi üyeleri ne yapacaktır; işte, halk arasında bir sürü dedikodusu olacaktır. Bu belediye meclisi üyesi, ya dosya takip edecektir ya büfe peşinde koşacaktır ya simityeri ya pazaryeri arkasında koşacaktır. Nasıl güveneceğiz biz buna?!

Değerli arkadaşlar, gerçekten, hiçbir sosyal hakkı olmayan bu belediye meclisi üyelerini mağdur ediyoruz; yani, bu insanların, hiç olmazsa ailesini geçindirebilecek kadar bir maaşı alması gerekir. Biz, belediye başkanları olarak ne yapıyorduk bu arkadaşlara; ayda 22 gün toplanmış gibi işlem yapıyorduk, 22 gün üzerinden para veriyorduk. Arkasından, Sayıştay denetiminde mahkemeye gidiyorsun, ananın adı, babanın adı, durmadan yargılanıyorsun. O zaman, şu aşamada, bu yasayla da belediye meclisi üyeleri yine aynı konumda, belediye başkanları yine aynı konumda. Belediye başkanları 22 gün üzerinden para verecektir, arkasından mahkemelerde yargılanacaktır. O zaman, bunu, belirli bir kurala bağlamak gerekiyor.

Şimdi, imar kararlarında da yine bir anarşi yaratılıyor. Büyükşehir belediyesinin olduğu yerlerde 1/2000'liğe kadar yetki büyükşehrin. Öbür tarafta ilçe belediyeleri ona göre bir plan, toplukonut alanları yaratılanlara Toplu Konut İdaresi bir plan yapacak; o olmadı, il özel idareleri kendilerine göre yine bir planlamaya girecek. Peki, bu üçlü, dörtlü kombinasyonda, oradaki imar ıslah planları veyahut da normal imar planları nasıl yapılacaktır?! Yine, bununla ilgili bir sıkıntı var.

Öbür tarafta, değerli arkadaşlar, Türkiye'de yaygın bir şekilde özelleştirme yapılmaktadır. Siz, bir tarafta özelleştirmeyi yapıyorsunuz, öbür tarafta belediyelere sınırsız şirket kurma hakkı veriyorsunuz; ki, bugüne kadar büyükşehir belediyelerinde veyahut da şirketi olan diğer belediyelerde belediye başkanlarının çoğu yargılanmış durumda; birsürü yolsuzluk, haksızlık yapılıyor. Siz, şimdi, sınırsız şirket kurma yetkisi veriyorsunuz; ne oluyor; ondan sonra bu işler tamamen özelleşiyor, her türlü özel kuruluşlarla ortaklığa giriliyor, uluslararası şirketlerle ortaklığa giriliyor; ondan sonra görün Türkiye'nin halini! Şu an, zaten, Türkiye'de, belediyelerin devlete yüklediği aşağı yukarı 20 katrilyon liraya yakın bir yük var. Siz bu şirketleri kurarsanız, gerçekten yolsuzlukları teşvik etmiş olursunuz.

Onun yanında "belediye malları haczedilemez" diyorsunuz, kamuya ait belediye malları haczedilemez. Belediye başkanları sene başında bir meclis kararı alır; ne kadar gelirleri varsa, bu gelirlerin tamamı kamuya aittir, haczedilemez der; ondan sonra, dünya kadar işi ihale eder; işi müteahhitlere verir, müteahhitlere de para ödemez, dünya kadar borçlanır, müteahhit alacaklarını almak için haciz koyduramaz; ondan sonra, siz, bu belediyeleri, bu şekilde, gittikçe daha çok borçlandırmış olacaksınız. Gerçekten bu da bir sıkıntıdır.

Değerli arkadaşlar, yine, çalışanlarla ilgili olarak, sendikal haklarla ilgili olarak, ben, bu yasada hiçbir şeye rastlamadım; yani, o çalışanlar ne olacak. Zaten sözleşmeli personel getirerek bunu engelliyorsunuz; dünya kadar belediyeyi kapatıyorsunuz; onları tüm borçlarıyla, personeliyle beraber ilgili yere devrediyorsunuz; burada hakları gasbediliyor. Sözleşmeli personel uygulamasını getirerek aileleri bölüyorsunuz. Ondan sonra, sendikal hakla ilgili olarak hiçbir madde, doğru dürüst hiçbir şey yok bu yasada. Yani, ben merak ediyorum -gerçekten, Partinizde de, Adalet ve Kalkınma Partisinde de birhayli sendikacı var; hiç kimsenin sesi de çıkmıyor- bunların hakları ne olacak, nasıl olacak, bu çalışan personel ne yapacak; bununla ilgili olarak da hiç kimseden bir ses çıkmıyor değerli arkadaşlar.

Özellikle bu maddeye döndüğümüz zaman, belediye başkanlarının, görev süresince ve görevleri sona erdikten sonra belediyeyle üç yıl herhangi bir alışverişe girmemesi, belediye meclisi üyelerinin, iki yıl, belediyeyle her türlü ticarî ilişkilerini kesmeleri, uygun bir karardır; bu, yerinde olan bir karardır.

Dolayısıyla, bu konuyla ilgili olarak, bu madde bu haliyle ve bu şekliyle uygundur; ama, biraz önce izah ettiğim konularla ilgili olarak, bu tasarıda, birhayli eksiklik var. Özellikle belediye meclisi üyelerinin sosyal hakları ve aldıkları hakkıhuzurlarıyla ilgili olarak bir düzenlemenin getirilmesi gerekir. 32 nci maddede bu maaşlar düzenleniyor zaten. Orada bir önergemiz de var. Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımız da destek olursa, hiç olmazsa, belediye meclisi üyeleri, çocuklarını, evlerini geçindirecek kadar bir hakkıhuzur almış olurlar.

Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Değerli.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

29 uncu maddeyi okutuyorum:

Meclis üyeliğinin sona ermesi

MADDE 29.- Meclis üyeliği, ölüm ve istifa durumunda kendiliğinden sona erer. Meclis üyeliğinden istifa dilekçesi belediye başkanlığına verilir ve başkan tarafından meclisin bilgisine sunulur.

Özürsüz veya izinsiz olarak arka arkaya üç birleşim günü veya bir yıl içinde yapılan toplantıların yarısına katılmayan üyenin üyeliğinin düşmesine, savunması alındıktan sonra üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar verilir.

Belediye meclisi üyeliğine seçilme yeterliğinin kaybedilmesi durumunda, valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına söz isteyen, Ankara Milletvekili Sayın İsmail Değerli; buyurun.

Konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Değerli arkadaşlar, biraz önce, zaten, özellikle meclis üyeleri üzerinde durdum; beş yıllık belediye başkanlığım döneminde gerçekten bu sıkıntıları çektiğimiz için dile getirdim.

Şimdi, meclis üyelerinin ölüm ve istifa durumları belli; zaten başkana bildiriliyor, dolayısıyla, bu istifalar kabul ediliyor. Onun yanında, özürsüz ve izinsiz üst üste üç birleşime katılmayan belediye meclis üyelerinin, eğer belediye başkanı ve meclis isterse, belediye meclis üyeliği düşüyor. Yine, bir yıl içerisinde yapılan toplantıların yarısına katılmamışsa meclisi üyelikleri düşüyor. Bunun yanında, belediye meclisi üyeliğine seçilme yeterliliğini kaybedenlerin, valinin teklifi üzerine Danıştayca, belediye meclisi üyeliği sona erdiriliyor; ancak, burada, ben şunu vurgulayayım: Özellikle yıllarca belediye meclisi üyeliği yapan arkadaşlarımız, ölüm esnasında hiçbir sosyal hakka sahip değil. Eğer bu kişi, Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı bir işyerinde çalışıyorsa -zaten devlet memurları belediye meclisi üyesi olamıyor- bu sosyal hakları elde ediyor; ama, eğer sigortalı değilse, bir başka yerde çalışmıyorsa belediye meclisi üyesi, onlarca sene belediye meclisi üyeliği yapan bu kişinin ölümü esnasında çoluk çocuğu perişan oluyor, ortada kalıyor. Ben, az önce de söylediğim gibi, bunların bu sosyal haklarının biraz düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Değerli.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, demin soru hakkı için işaret buyurdum, 28 inci maddede de işaret ettim; bakmadınız...

BAŞKAN - Sayın Çetin, söz vereceğim.

30 uncu maddeyi okutuyorum...

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, 30 uncu maddeden önce, Sayın Bakana sorumu yöneltmek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Çetin, maddeyi okutayım, sorunuzu yine sorun.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sorumu sormak istiyorum Sayın Bakana.

BAŞKAN - Sayın Çetin, soru sorma sırası geçti; sorunuzu sorduracağım; aynı maddeyle ilgili sorunuzu sorun.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - 28 ve 29 uncu madde birbiriyle bağlantılı diye 28 inci maddede işaret etmedim 29 uncu maddede sorarım diye; yine geçiyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Çetin, söylediğiniz doğrudur; ama, sırası geçti. 30 uncu maddeyi okutayım, sorunuzu sorduracağım diyorum.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Benim sorum 28 ve 29 uncu maddeyle bağlantılı...

BAŞKAN - Söz hakkı vereceğim, sorunuzu soracaksınız.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Hayır; şimdi sormam gerekirdi ama.

BAŞKAN - Sayın Çetin, zamanında ikaz etmiş olmanız gerekirdi; burada ben göremedim.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Mikrofonumun ışığı yanıyor Sayın Başkan; 28 inci maddede de yanıyor idi, 29 uncu maddede de yanıyor idi...

BAŞKAN - 30 uncu maddeyi okutuyorum:

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, İçtüzüğü ihlal ediyorsunuz; soru sorma hakkım var benim.

BAŞKAN - Buyurun, maddeyi okuyunuz...

Meclisin feshi

MADDE 30.- Belediye meclisi;

a) Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa,

b) Belediyeye verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasî konularda karar alırsa,

İçişleri Bakanlığının bildirisi üzerine Danıştayın kararı ile feshedilir.

İçişleri Bakanlığı gerekli gördüğü takdirde meclisin feshine dair bildiri ile birlikte karar verilinceye kadar meclis toplantılarının ertelenmesini de ister. Danıştay, bu hususu en geç bir ay içinde karara bağlar.

Bu şekilde feshedilen meclisin yerine seçilen meclis, kalan süreyi tamamlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına söz isteyen, Konya Milletvekili Sayın Nezir Büyükcengiz; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Konya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 30 uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Sayın Başkanı ve Yüce Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 22 nci Parlamento Döneminin, halkımızı doğrudan ilgilendiren ve en önemli yasa tasarılarından birini bugün görüşmekteyiz.

Bilindiği gibi, belediyeler, belediye sınırları içerisinde yaşayan insanların önemli ihtiyaçlarıyla ilgili hizmet üreten kuruluşlarımızın başında gelmektedirler. İlk kez 1854 yılında İstanbul'da kurularak çalışmalarına başlayan belediye teşkilatı, zamanla yurdun dört bir tarafına yayılarak, bugün itibariyle sayısı 3 225'e ulaşmıştır.

Belediyeler, 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Belediye Kanunu ile 1984 yılında çıkarılan 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanunla bugüne kadar görevlerini sürdürmüşler, hizmetlerini yürütmeye çalışmışlardır. 1580 sayılı Yasa, çıkışında çok mükemmel olmasına karşın, bu yasaların yürürlüğe girmesinin üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle birçok hüküm geçerliliğini yitirmiş, hizmetin yürütülmesi bazı konularda olanaksız hale gelmeye başlamıştır.

Yasalardaki yetersizliklerden dolayı, belediyelerimiz görevlerini yerine getirme ve hizmet sunmada büyük güçlüklerle karşı karşıyadırlar. Bu ve benzeri gerekçelerle, Belediyeler Yasası Tasarısının, birçok eksikliğine rağmen, Yüce Meclisin gündemine gelmesi olumlu bir gelişmedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının şu anda görüştüğümüz 30 uncu maddesi, belediye meclisinin feshiyle ilgilidir. Değerli arkadaşlarım, demokrasiyle yönetilen ülkelerde, seçimle gelinen görevlerin ve seçimle oluşturulan kurulların feshedilmesi, demokrasiyi özümsemiş kişilerin kolayca içlerine sindirebilecekleri bir durum değildir. Ülkemizin demokrasi tarihinde, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980'de yapılan müdahaleler, şu anda çatısı altında bulunduğumuz Yüce Meclisimizin feshedilmesini de beraberinde getirmiştir. Aradan geçen zaman içerisinde, fesihlerin ne kadar yanlış olduğu ve bunun sonucunda, ülkemizin, ekonomik, siyasal ve sosyal açıdan çok büyük kayıplara uğradığı, herkesin kabul edebileceği bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Anayasamızın ve seçim yasalarımızın ilgili hükümleri uyarınca, beş yılda bir yapılan ve halkın oylarıyla oluşturulan belediye meclislerinin de, yine halkın oylarıyla, seçimle gelen seçimle gider ilkesi doğrultusunda, görevinin son bulması, hepimizin kabul edebileceği ideal bir yöntemdir.

Değerli arkadaşlarım, bu madde, tasarının tümü içerisinde, belki de, en az uygulanacak olan maddelerden biridir. Şöyle ki; görüştüğümüz 30 uncu madde, eski haliyle 53 üncü madde olarak yürürlükteyken, 2002 ve 2003 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde, 3 225 belediye meclisinden sadece 3 tanesinin feshedilmesinde uygulanmıştır. Bunlar, İstanbul-Ümraniye-Taşdelen Belediye Meclisi, Çorum Belediye Meclisi ve Hatay-Mızraklı Belediye Meclisidir; bu maddenin çeşitli bentlerinde yazılı gerekçelerle feshedilmişlerdir.

Bu madde, iki bentten oluşmakta, (a) fıkrasında "Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa" denilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu fıkrada belirtilen hususlar, meclisin görevini en iyi biçimde yapması konusunda uyarı amacıyla maddeye eklenilmiş gibi gözükmektedir. Burada, demokrasinin erdemi ve güzelliği bir kere daha ortaya çıkıyor; çünkü, seçimle oluşturulan belediye meclisindeki değişik partilere mensup üyeler, iktidar-muhalefet ilişkileri içerisinde, muhalefet üyelerinin uyarı görevlerini yerine getirmeleri sonucunda, bu fıkranın uygulanmasına gerek kalmadan, meclis, belediye hizmetlerini ve yapması gerekenleri, kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal edemeyecektir.

Belediye meclislerinde, belediyelerin hizmet ve görevleriyle ilgili olmayan, siyasî konuların görüşülmesi ve karar alınması eski yasada fesih nedeni sayılırken, yeni düzenlemeyle, maddenin (b) fıkrasında, siyasî konuların görüşülmesi fesih nedeni olmaktan çıkarılmış ve sadece siyasî kararlar alınması biçiminde geliştirilmiştir. Kanımca, bu fıkra, devletin üniter yapısına yönelik siyasî kararların alınmasını engellemek içindir. Bu fıkrada belirtilen gerekçeyle de meclisin feshedilmesi doğru bir uygulama değildir. Belediye meclisinin bir oturumunda, belediyenin hizmet ve görevleriyle ilgili olmayan, siyasî bir konunun görüşülmesi esnasında doğru olan fikir ve düşüncelerini beyan ederek, görüşmeler sonucunda, yani, karar alma aşamasında karar alınmasına karşı çıkıp ret oyu kullanan, yani, doğruyu yapan üyelerin, yanlış karara katılan üyelerin yasaya aykırı bu davranışları nedeniyle azledilmeleri, yani, kurunun yanında yaşın da yanması, hukukun temel ilkelerine aykırıdır. Örneğin, Çanakkale Belediyesinin 25 belediye meclisi üyesi vardır. Farz edelim ki, Çanakkale Belediye Meclisi, bir oturumunda, bu fıkrada belirtilen görevi dışındaki siyasî bir kararın alınması konusunda bir görüşme yapmıştır; bu görüşmede, 25 üyenin 13'ü siyasî kararın alınması doğrultusunda oy kullanmış, diğer 12 üye ise buna karşı çıkarak yanlışlığını belirtmiş ve karşı oy, ret oyu kullanmıştır. Şimdi, bu 13 kişinin oyuyla alınan karar dolayısıyla, diğer 12 belediye meclisi üyesi, çok büyük bir haksızlığa uğrayarak, belediye meclisinin feshedilmesi sonucunda, seçilmiş oldukları görevlerinden azledilmiş olacaklardır. Bu nedenle, "Meclis üyeliğinin sona ermesi" başlıklı 29 uncu maddede mütalaa edilerek, bu tür bir uygulama sonucunda, sadece belediye meclisi üyelerinin görevlerine son verilmesi; yani, yanlışlığı yapanın görevine son verilmesi daha uygundur, daha doğrudur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, her şeye rağmen, bizim isteğimiz, seçimle gelen kişi ve organların seçimdışında görevden alınmamalarının kural haline getirildiği, eksiksiz bir demokrasiye ülkemizin ulaşmasıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, çokpartili demokratik rejime geçtiğimizden günümüze kadar geçen ellidört yıl içerisinde, yerel yönetimlerin çalışmaları esnasında, belediyecilik konusunda önemli iki yanlışlık sürekli uygulamaya konulmuştur. Bu yanlışlıklardan birisini belediye başkanları, diğerini ise merkezî hükümet yapmıştır. Belediye başkanları, seçildikten sonra sürekli partizanlık yapmışlar -hepsini kastetmiyorum tabiî; ama, birçok yerde uygulama bu şekilde gelişmiştir- ve sanki, sadece kendisini seçen, kendisine oy veren, kendi partisine mensup vatandaşların, o belediye sınırları içerisindeki seçmenlerin belediye başkanıymış gibi hareket etme eğiliminde olmuşlardır.

1950'li yıllarda, Londra'ya seyahate giden ve incelemelerde bulunan bir heyetteki merhum Şeyhülmuharririn adıyla anılan Burhan Felek'in Milliyet Gazetesinde bir yazısını okumuştum. Londra Belediye Başkanını ziyaret ederler ve "Sayın Başkan, hangi partidensiniz" diye sorarlar; başkanın cevabı "seçilmeden önce muhafazakâr partidendim; ama, şimdi, Londra Belediye Başkanıyım" biçimindedir. Belediye başkanları, seçildikten sonra, görevleri esnasında, artık, o ilçenin, o beldenin, o ilin, o büyükşehrin belediye başkanı olduklarını unutmamaları ve oradaki insanların tümüne hizmet etmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, ülkemizde, bugüne kadar, gelmiş geçmiş tüm iktidarlar, yine bu ellidört yıllık süre içerisinde, kendi partilerine mensup başkanların olduğu belediyeleri öz evlat, muhalefete mensup başkanların olduğu belediyeleri ise üvey evlat, hatta bir yabancı gibi görme alışkanlığından kendilerini kurtaramamışlardır. Bu uygulama, zaman zaman, halkın özgür iradesiyle yerel yöneticilerini seçme imkânını elinden almış, iktidar partisine mensup belediye başkanı seçtiği takdirde daha çok hizmet alabileceği yönündeki görüş ağır basarak bu şekilde oy kullanmış; ancak, sonuçta yine umduğunu bulamamıştır.

Ülkemiz için büyük önem taşıyan Belediyeler Kanunu Tasarısının görüşüldüğü bu aşamada, hükümetten dileğimiz odur ki, kısa bir süre önce, demokratik seçimlerle göreve gelen tüm belediyelere, hangi siyasî partiye mensup olurlarsa olsunlar, devletin olanaklarından yararlanma konusunda yansız davranmasıdır. Geçmişte, bu konuda taraf tutan, partizanlık yapan, kendi partilerine mensup belediyelere devletin bütün olanaklarını cömertçe tahsis ederken, muhalefete mensup belediyeleri ve oralarda yaşayan yurttaşları âdeta cezalandırır bir anlayışla çalışmalarını sürdüren hükümetler, bu uygulamalarından hiçbir yarar görememişler ve sonunda hayal kırıklığına, hüsrana uğramışlardır. O nedenle, bu yanlışlıkların ülkemizin gündeminde tekrar yer almaması, başta gelen dileğimizdir.

Değerli arkadaşlarım, belediyelerimizin en önemli sorunu, 30 uncu maddeye kadar konuşan birçok arkadaşımın da konuşmalarında sık sık anımsattıkları biçimde, dile getirdikleri biçimde, ekonomik sorundur. Ülkemizde görev yapan belediyelerimizin çok büyük bir çoğunluğu, ekonomik sıkıntı nedeniyle, bırakınız büyük yatırım ve hizmetleri gerçekleştirmeyi, günlük hizmetleri yürütebilme ve çalışanlarının maaş ve ücretlerini ödeyebilme olanağından dahi yoksundurlar. Sayın Başbakan belediye başkanlığından gelen birisidir. Bu sıkıntıları çok iyi bildiğine inanıyorum. Bizlerin uyarısına da gerek kalmadan, bu tasarıda belirtilen hükümler ve yeni düzenlenecek yasalar çerçevesinde, belediyelerin ekonomik sorunlarını bir an önce çözüme kavuşturmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının yasalaşması halinde, ülkemizdeki 3 225 belediyemizi, bu belediyelerimiz sınırları içerisinde yaşayan ve nüfusumuzun yaklaşık yüzde 79'unu ilgilendiren bu tasarının, ülkemize, ulusumuza iyilikler getirmesi dileğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Büyükcengiz.

Buyurun Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biraz önce konuşan arkadaşımız "iktidarlar, hep, kendi belediyelerine sahip olmuş, muhalefet belediyelerine de üvey evlat muamelesi yapmış" şeklinde ifade kullandılar. Biz, iktidar olduğumuzdan beri belediyeler arasında hiçbir ayırım yapmadan yardımları yapıyoruz. İktidar olur olmaz, Sayın Başbakan, ilkönce, İller Bankasına borcu olan belediyelerden yüzde 40 kesinti yapılması, geriye kalan yüzde 60 paralarının da gönderilmesi konusunda bizzat talimat vermişlerdi. Bu, hiçbir ayırım yapmadan bütün belediyelere uygulandı.

Maliye Bakanlığımız, belediyelere yardım yaparken nüfus esasına göre yardım yaptı, yine belediyeler arasında ayırım yapılmadı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Maliye Bakanı değil; ayırımcılık yaptı.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Nüfusa göre gönderdi ve İçişleri Bakanı olarak, geçen yıl, Mahallî İdareler Fonundan da ihtiyacı olan belediyelere yardım yaptık. Bu yardımı yaparken hiçbir ayırım yapmadık. Şunu da iddia edebilirim ki, geçen dönem, muhalefet belediyelerine daha çok gönderdik; onların dokümanlarını da getirip burada dağıtabiliriz.

Arz ediyorum Sayın Başkan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Buyurun Sayın Çetin.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, iki madde geçmiş de olsa, bu hakkı bana kullandırdığınız için teşekkür ediyorum.

Sayın Bakandan 28 inci ve 29 uncu maddelere dönük sorular soracağım için, önce maddeyi okumak istiyorum. Maddede "Belediye başkanı, görevi süresince veya görevinin sona ermesinden itibaren üç yıl süreyle, meclis üyeleri ise görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz" deniliyor.

Sayın Bakan, belediye bağlı kuruluşu nedir? Tasarıdaki "Tanımlar" başlıklı 3 üncü maddeye bakıldığında; maddede böyle bir tanım yoktur. Madde 28'de belirtilen, belediye başkanı ve meclis üyelerinin hiçbir şekilde ilişki kuramayacağı birimler nelerdir? Bunlar, özel yasayla kurulan su, kanal idareleri gibi kuruluşlar mı? Bunlar büyükşehir belediyelerinde var; bu tasarının düzenlediği belediyelerde yoktur; yani, bunlar olamaz. Şirketler mi?

Madde 68/e'de "Belediye ve bağlı kuruluşlarıyla bunların sermayesinin yüzde 50'sinden fazlasına sahip oldukları şirketler" diye devam ediyor; demek ki, bağlı kuruluşlar da değil. Bütçeiçi işletmeler mi? Bütçeiçi işletmeye bağlı kuruluş olamaz; adı üzerinde, belediye içindedir. İşletmeler mi? Değildir; çünkü, madde 38/k'da ikisi, yanyana, ayrı ayrı sayılmakta. Yine, madde 55'te de, işletme ve bağlı kuruluş, yan yana, ayrı ayrı sayılmakta.

Madde 55'te "belediyelere bağlı kuruluş ve işletmeler de yukarıdaki esaslara göre denetlenir" denilmektedir. Tasarıda tanımlanmayan; ama, önemli yasaklar ve yükümlülükler sıralanırken, anılan bağlı kuruluştan kasıt nedir? Bunlar, tanımlar maddesinde neden sayılmamıştır? Bu durumda, bu tasarı, kötü bir yasa tasarısı çalışması değil de nedir; izah edebilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Buyurun Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; belediyelere bağlı kuruluşlar yasayla belirtilmiştir. Bunlar, İSKİ, ASKİ, EGO ve İETT gibi kuruluşlardır. Misaller daha çoğaltılabilir. Bunlar, belediyelerin bağlı kuruluşlarıdır ve bunlar kendi özel kanunlarında da yazılıdır "bağlı kuruluş" şeklinde de açıklanır. Bu 28 inci maddeye göre, belediye başkan ve meclis üyelerine, bu kanunla kurulmuş bağlı kuruluşlarla ilişki konusunda yasak getiriliyor; buna uymak zorundalar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Çetin.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkanım, izninizle, bir soru daha sormak istiyorum.

Sayın Bakanım İller Bankasıyla ilgili olarak az evvel bir açıklamada bulundu. İller Bankasındaki belediyelerin paylarını, iktidar-muhalefet ayırımı gözetmeksizin bütün belediyelere eşit olarak gönderdiklerini söyledi. Şimdi, burada, Sayın Bakanıma bu konuya ilişkin kısa bir soru sormak istiyorum.

Dünya Bankası Türkiye eski Temsilcisi Ajay Chhibber, Antalya'da, Akdeniz Belediyeler Birliğinin yaptığı bir toplantıda, İller Bankasını ortadan kaldıracaklarını; çünkü, bu kurumun hantal ve verimsiz olduğunu ilan etmişti birkaç yıl önce, sizin iktidarınızdan önce. Chhibber, Dünya Bankası içinde bir belediyeler ortak fonu oluşturma hazırlığı içinde olduklarını, Türkiye'de belediyelerin projelerini doğrudan doğruya Dünya Bankasına vereceklerini ve krediyi doğrudan kendilerinin sağlayacaklarını, yani, Dünya Bankasının sağlayacağını, İller Bankasının devredışı bırakılacağını açıklamıştı. AKP İktidarında, Sayın Bakanın İçişleri Bakanlığında, Ajay Chhibber'in bu açıklamaları bertaraf edilebildi mi; yoksa, belediyelerimiz ve İller Bankası üzerinde Dünya Bankasının vesayeti halen devam ediyor mu? Sayın Bakandan açıklamasını rica ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Buyurun Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; İller Bankası, şu anda, meri kanununa göre yürümektedir, işlemektedir, işlemlerini de buna göre yapmaktadır. O beyanla bağlı değil İller Bankası ve benim, biraz önce de burada ifade ettiğim konu şuydu: İller Bankası, bizim iktidar olduğumuz günden itibaren, borcu olan belediyelerin, yüzde 40'ını borcuna mahsuben kesti, yüzde 60'ını da bütün belediyelere eşit olarak, ayrım yapmadan gönderdi ve bu uygulamaya da devam ediyor.

İller Bankası da kendi mevzuatına uygun olarak görevine devam etmektedir.

Arz ediyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

31 inci maddeyi okutuyorum:

Boşalan meclisin görevinin yerine getirilmesi

MADDE 31.- Belediye meclisinin;

a) Danıştay tarafından feshi veya meclis toplantılarının ertelenmesi,

b) Meclis üye tam sayısının yarıdan fazlasının tutuklanması,

c) Yedek üyelerin getirilmesinden sonra da meclis üye tam sayısının yarısından aşağı düşmesi,

d) Geçici olarak görevden uzaklaştırılması,

Hallerinde, meclis çalışabilir duruma gelinceye veya yeni meclis seçimi yapılıncaya kadar meclis görevi, belediye encümeninin memur üyeleri tarafından yürütülür.

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben, bir konuyu dikkatlerinize getirmek istiyorum. Gerçekten, geçen sene de, preslenmiş bir takvimle, yoğunlaştırılmış bir çalışma programıyla, bütün yıl boyunca boşa geçirilen birçok zamanı temmuz ayında telafi etmeye çalıştık. Bu sene de aynısına tanık oluyoruz ve çok önemli bir yasa tasarısını -benim, bugün, başından beri izlediğim, görüşülen maddeler boyunca- hiçbir Adalet ve Kalkınma Partili sayın milletvekili arkadaşımın görüşünü öğrenmeden geçirmiş olacağız.

Şunu dikkatlerinize getirmek istiyorum değerli arkadaşlarım: Gerçekten önemli bir kanun tasarısı ve Genel Kurulda paylaşılmadan gele gele 30 uncu maddeye geldik. Genel Kurulda bizim bilinçli bir engelleme yaptığımızı söylemiyorum, bilinçli değil, konuşmak isteyen milletvekili arkadaşlarımız -ki çoğu belediye başkanlığı görevi yapmış olan arkadaşlarımız- bu konudaki, ilgili maddelerde, görüşlerini ifade etmek istiyorlar ve bazı maddelerde, yine, sayın üyelerimizin merak ettikleri birkaç soruyu Sayın Bakana yöneltmeleri söz konusu.

Israrla "bitimine kadar" diye bir program var önümüzde. Bu, sağlıklı bir çalışma ortamı değil değerli arkadaşlarım. Yarın, yine, aynı şekilde, preslenmiş, yoğunlaştırılmış büyükşehir belediyeleriyle ilgili bir tasarı, peşinden karayollarıyla ilgili bir tasarı, peşinden çeşitli kanunlarda değişiklik yapan bir kanun tasarısı, Sağlık Bakanlığıyla ilgili bir kanun tasarısı; yani, bütün bunları... Bakın, nisan, mayıs aylarını bir düşünün bu sene; sadece uluslararası anlaşma görüştük. Bu senenin ekim, kasım aylarını düşünün, Parlamentonun açıldığı tarih; devletin bürokrasisi çalışıyor, bakanlar çalışıyor, ekim, kasım ayına hazır hiçbir yasayla gelmedi iktidarınız ve geçen sene olduğu gibi temmuz ayında yoğunlaştırılmış bir program... Bu, sağlıklı bir yasama görevi değil değerli arkadaşlarım.

Ben, bir tabloyu sizlerin huzurunuza getirmek istiyorum. Yemek arasından önce karar yetersayısının aranılması istendiğinde süratle salona giren İktidar Partisi milletvekilleri ellerini kaldırarak girmeye başladılar; halbuki, o sırada bizim bir önergemiz oylanıyordu, onun dahi farkında değillerdi. Bu tablolara olanak vermeyelim; sağlıklı bir çalışma düzeni içerisinde ne kadarını yapabiliyorsak o kadarını yapalım. Meclisi zorlamayalım, milletvekillerini zorlamayalım, insan çalışma gücünü zorlamayalım, belleğimizi zorlamayalım ve bu konuda, ben, sizin sağduyunuza seslenmek istiyorum. Bu, çalışma amacından kaçış değildir. İstediğiniz kadar çalışabiliriz; ama, bunun sağlıklı olması lazım ve burada karşılıklı tartışma ortamında, sizlerden de söz alan değerli arkadaşlarımız olsa -içinizde belediye başkanlığı yapmış birçok arkadaşımız var- bu konuda onların da fikirleri belki getirilen son dakika önergelerinden çok daha farklı birtakım katkılar getirecek. Bunları da duymak gerekir ve belki de konuşmak isteyen birçok milletvekili arkadaşımız var; ama, çabuk geçsin diye konuşma imkânından mahrum kalıyorlar. Bu iyi bir yasama tarzı değil, uygun bir yasama tarzı değil, saygın bir yasama tarzı değil; ben, bunu ifade etmek istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 23.03


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 23.18

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

616 sıra sayılı kanun tasarısının müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6.- Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 32 nci maddesini okutuyorum:

Huzur ve izin hakkı

MADDE 32.- Meclis üyelerine, meclis toplantılarına ve ihtisas komisyonları toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20 nci maddenin ikinci fıkrasında ve 24 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz.

Meclis üyeleri hastalıkları süresince izinli sayılır. Ayrıca mazeretleri durumunda, bir yıl içindeki toplantı süresinin yarısını aşmamak şartıyla istekleri üzerine meclis tarafından izin verilebilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Tüzün, konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 32 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, 21 inci Asrın yükselen değeri olarak ifade ettiğimiz ve aynı zamanda yaratılmışların en mütekâmili olan insanın huzurunu, güvenliğini sağlamak, ortak nitelikli gereksinimlerini karşılamak devletin temel görevidir. Siyasal bir organizasyon olan devletin, merkezî idareyi kurmasının amacı, ülke toprakları içerisinde yaşayan insanların ortak nitelikteki iç ve dışgüvenlik, adalet, kalkınma, sosyal güvenlik ve toplumsal refah gibi değerlerini yükseltmektir.

Bu amaçlara ulaşmak için ülkemizde yönetim görevi ve sorumluluğu, merkezî yönetim ve yerel yönetim olmak üzere iki ayrı örgüte bırakılmıştır. Bu iki ayrı örgütü, karşılaştırdığımız zaman, yerel yönetimler, seçmenlere veya belde halkına yakınlık olarak, demokrasinin hayata geçmesi açısından daha fazla olanak sağlamaktadır.

Temsil açısından bakıldığında, temsilciler ile seçmenler arasında coğrafî ve toplumsal mesafe azdır.

Bu nedenle, yerel yönetimler, etkili bir demokrasi modelinin hayata geçmesi açısından elverişli bir yönetimdir. Gelişen dünyaya paralel olarak ülkemizde de halkımızın istek ve arzularının artması, gereksinimlerinin karşılanması konusunda yerel yönetimlerle ilgili kanunların yetersiz kaldığı, güncelleşmesi gerektiği açıkça ortadadır.

Bu düşüncelerin ışığında yola çıkan 59 uncu hükümet, yerel yönetimleri düzenleyen kanun tasarıları ile Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı birlikte değerlendirildiğinde, yönetimlerarası hizmet bölüşümünde ve özlük haklarında, gerçekçi, eşit hak ve kriterlere yer vermediği görülmektedir.

Görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinde "meclis üyelerine, meclis toplantılarına ve ihtisas komisyonları toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödemenin günlük tutarının üçte 1'ini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzurhakkı ödenir" denilmektedir.

39 uncu maddede, belediye başkanlarına, nüfus oranlarına göre ödenecek, devlet memurları aylık katsayısıyla çarpımı sonucu ortaya çıkan rakamların günlük yevmiyesi üzerinden yola çıkılarak, belediye meclisi üyesine ödenecek huzurhakkının hesaplanacağı ortadadır.

Mevcut belediyelerin yüzde 64'ünü oluşturan 5 000'in altındaki belediyelerde belediye başkanına ödenecek ücret, 50 000x36 450 -devlet memurları maaş katsayısı- sonucu ortaya çıkan rakamdır. Bunun karşılığı olarak belediye başkanına ödenecek rakam, brüt 1 822 000 000 liradır. Bu hesaplamaya göre, belediye başkanının günlüğü 60 750 000 liraya tekabül etmektedir.

Belediye meclisi üyelerine oturumhakkı olarak, başkanın günlük yevmiyesinin üçte 1'ini geçmemek üzere meclisin takdir edeceği rakamın ödeneceği gözönüne alınırsa, bir meclis üyesine oturum başına 20 000 000 Türk Lirası brüt ücret ödenecektir.

Değerli arkadaşlarım, yine aynı maddenin devamında "20 nci maddenin ikinci fıkrasında ve 24 üncü maddenin üçüncü fıkrasında" denilerek, oturum günü sayıları sınırlandırılmıştır. Buna göre, meclis toplantılarının 5 gün, bütçe görüşmelerinin 20 gün olduğunu düşünürsek, bir belediye meclisi üyesi en üst rakamla 80 gün oturuma katılacak, ilçesi, beldesi için kararlar alacak ve karşılığında, en üst rakamla 1 600 000 000 Türk Lirası alacaktır. Bunun aylık ortalaması 130 000 000'u geçmeyecektir.

İhtisas komisyonlarında görev alan meclis üyelerine, komisyonun görevine göre -imar komisyonunda 10 gün, diğer komisyonlarda 5 gün- aylık 100 000 000 ekgelir sağlanmaktadır. Bu rakamlar, brüt rakamlardır.

5 000 ve altı nüfusa sahip belediye meclisi üyelerine ödenecek rakamlar bunlardır.

Nüfusu 50 000 ile 100 000 arasındaki belediyelerde durum farklı değildir. Belediye meclisi üyelerine günlük, en fazla ve brüt üzerinden 36 000 000, aylık 180 000 000 ücret ödenecektir.

Nüfusu 2 000 000'un üzerinde olan bir belediyedeki meclis üyemiz ise aylık 465 000 000 civarında bir ücret alacaktır. Bunlar, meclis toplantıları için ihtisas komisyonlarında da görev almaları durumunda, buna yakın huzurhakkı alacaklardır.

Sizlere sunmuş olduğum bu rakamlar, en üst ve brüt üzerinden hesaplanarak ortaya çıkan rakamlardır. Uygulamada, bu rakamların çok altında rakamlar ortaya çıkacaktır.

Bunun yanında, bir hafta evvel Meclisten geçirdiğimiz İl Özel İdaresi Kanunuyla, meclis üyelerine, 2 200x36 450 -devlet memurları maaş katsayısı- sonucu ortaya çıkan rakam ödenmektedir. Bu da 400 000 000 lira brüte tekabül etmektedir. Buna göre, nüfusu 100 000 ile 250 000 arasında olan bir belediyenin meclis üyeleri ile yine aynı nüfusa sahip, hatta, nüfusu daha az olan bir yerin il genel meclisi üyeleri arasında yüzde 100'e varan ücret adaletsizliği görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, hükümet yetkililerimiz zaman zaman yazılı ve görsel basına çıkıp demeçler veriyor "kamu personel reformu hazırlıyoruz, eşit işe eşit ücret getiriyoruz" diyorlar. Oysa, yeni çıkarılan bu kanunlar ile söyledikleri çelişiyor. Hiç değilse, yeni çıkardığımız bu kanunlarla, eşit işe eşit ücret uygulamasını sağlamamız gerekiyor. Bir beldenin, bir ilçenin, bir ilin belediye meclisinde görev alacaksınız, o yerleşim biriminin sosyal, ekonomik, sağlık, eğitim, imar, altyapı, zabıta, itfaiye ve sivil savunma hizmetlerinin uygulanması kararlarında aktif rol oynayacaksınız, bu kararları alırken de her türlü olaya maruz kalacaksınız; işyerinizi kapatacaksınız, bunun karşılığında, çok komik, çok cüzi rakamlarda ücret alacaksınız. Bunun, adaletli, hakkaniyet içerisinde bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.

Elbette, bu görevleri yerine getirirken birilerini kırıyorsunuz, belki de düşman kazanıyorsunuz; birçok insanı, firmaları, şirketleri karşınıza alıyorsunuz. Karşılığında, kendinizi koruyacak hiçbir ama hiçbir imkâna sahip değilsiniz. Belediye başkanı olarak görev yapıyorsunuz ve görevde kaldığınız süre içerisinde silah taşıma ruhsatınız var; belediye başkanlığı göreviniz bitince silah taşıma ruhsatınız iptal ediliyor, bulundurmaya çevriliyor. Görevdeyken çok fazla ihtiyaç duymuyorsunuz. Görevdeyken, yanınızda şoförünüz var, korumanız var, zabıtanız var; sizi, olabilecek her türlü tehlikeye karşı koruyacak güvenlik güçleriniz var. Oysa, belediye başkanlığı göreviniz bittiğinde, bunların hiçbiri yanınızda olmayacak. Esas, kendinizi koruyacağınız dönem, o dönemdir. Böyle bir dönemde, belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşa veya belediye meclisi üyeliği yapmış bir arkadaşa silah taşıma ruhsatını vermeyeceğiz... Bu, gerçekten, belediye başkanlarımızın özlük hakları açısından en önemli konudur.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ellerinden bir kaza çıkmasın diye...

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Bunu müteakiben, elbette, belediye başkanlarımız, bizler kadar değerli insanlardır; seçilmişlerdir, şehreminidirler. Eskiden, belediye başkanlarına "şehremini" denilirdi. Şehremini demek, şehrin emin olan insanı demektir; yani, şehir, kendini, bu kişiye veya bu kişilere teslim etmiş. Dolayısıyla, şehrin kendisini teslim ettiği insana bizim böyle bir güvensizliği duymamız, böyle bir yetkiyi vermememiz, bizim ayıbımızdır diye düşünüyorum.

Diğer konu, belediye başkanlarımıza yeşil pasaport verilmesiyle ilgili. Yani, 3 225 belediye başkanımıza yeşil pasaport versek ne olur vermesek ne olur; bunu niçin sakınıyoruz?! Şehrin emini olan ve şehri teslim ettiğimiz insana, maalesef, silah taşıma ruhsatını ve yeşil pasaport imkânını sunamıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu nedenle, belediye başkanlarına ve belediye meclisi üyelerine görevde kaldıkları süre içerisinde ve sonrasında silah taşıma ruhsatı verilmesinin yerinde bir karar olacağını düşünüyorum. Belki, bu düzenlemeyle bu hak tanınmayabilir; ama -Sayın Bakanımız da burada- önümüzdeki günlerde, yeni bir düzenlemeyle, belediye başkanlarımızı bu haklara kavuşturmamız gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, belediye meclisi üyelerinin görevde kaldıkları süre içerisinde herhangi bir sosyal güvenlik kapsamı içerisine alınmalarının, en azından, sağlık hizmetlerinden yararlandırılmalarının gerekliliğine inanıyorum. Belediye meclisi üyeliği yapıyorsunuz, bulunduğunuz yerleşim biriminde yaşayan insanların gereksinimlerinin karşılanması konusunda karar veren organın üyesisiniz; karşılığında, hak ettiğiniz değeri alamıyorsunuz. Bu bağlamda, görev yaparken, zaman zaman karamsar, bazen kırgın, bazen kızgın oluyorsunuz, bu arada da sağlıklı kararlar veremiyorsunuz.

Geçmişte belediye meclisi üyeliği ve belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşınız olarak, görevlerim esnasında yaşadığım ve gözlemlediğim birkaç konuyu da burada, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, özellikle, çıkaracağımız bu yasada, belediyelerin içine düşmüş olduğu ekonomik sıkıntıyı çözen bir madde göremiyorum. Belediye sınırları içerisinde, özellikle, organize sanayi bölgelerinde bulunan sanayicilerin, aynı bölgede, belediye imar planı içerisinde oldukları halde, o belediyenin tüm imkânlarını ve o kentin işçisini, suyunu, havasını, toprağını kullanıp, kirlettiği halde, maalesef, o organize sanayi bölgesindeki sanayici veya birinci derecede esnaf, vergisini, o belediye sınırları içerisinde bulunan vergi dairesine yatırmıyor. Gerçekten bu büyük bir kayıp ve haksızlıktır. Bunu sayacak olursak, birçok il var; bunlardan biri de Bilecik.

Bilecik İlimizde organize sanayi bölgelerinde bulunan tam 57 tane fabrika var ve yaklaşık       10 000 kişilik bir işçi istihdam ediyorlar. Bu 57 fabrikamızın içerisinde, geçtiğimiz yılın sonunda sadece 1 fabrika vergi kaydını Bilecik'e aldırdı ve dolayısıyla, 56 fabrikanın vergi mükellefiyeti başka illerde, özellikle, İstanbul İlinde; dolayısıyla, vergiden alması gereken payı belediyemiz ve belediyelerimiz alamamaktadır.

Bu konudaki yasal düzenlemeler -biraz önce Sayın Bakanımıza da arz ettim- inşallah, kısa bir zamanda, Meclis gündemine getirilir diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarılarını bu Meclisten çıkarırken, kanunun kısa ömürlü değil uzun ömürlü olmasına, uzun vadede ihtiyaçlara cevap vermesine özen gösterelim. Çıkardığımız kanun uygulamalarında yaşanan sorunlar nedeniyle, kısa sürede kanun maddeleri üzerinde değişiklik yapmaya gidiyoruz, birçok kanun maddesini değiştiriyoruz. Yapmış olduğumuz bu değişiklikler kanunun bütünlüğünü bozuyor ve bu nedenle, devletin çok önemli bir örgütü olan mahallî idareler yasalarının görüşüldüğü bu kanun tasarılarında ve mahallî idarelerin en önemli ayağı olan Belediyeler Kanunu Tasarısında karar verirken, daha hassas davranmamız gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, burada, bu kanunun bir an evvel çıkması noktasında ısrarcılığınızı anlayamıyorum. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleri ve bu parti içerisinde, geçmişte, bu yerel yönetimlerde görev almış arkadaşlarım da niye gelip konuşmuyorlar, niye seçim bölgesinde belediye başkanlığı yaptığı dönem içerisindeki sıkıntılarını bu kürsüde dile getirmiyorlar; onu da anlamış değilim. Gerçekten, bu grubun içerisinde, geçmişte belediye başkanlığı yapmış çok değerli arkadaşlarım var, onların da düşüncelerini burada dile getirmelerini isterdim, onlardan da faydalanmamız gerektiğine inanıyordum; ancak, her nedense konuşmuyorlar. Sayın Grup Başkanvekilimiz yasakladı mı acaba arkadaşlara bu konuşmaları?..

Değerli arkadaşlarım, mahallî idareler yasası tasarısı, 1980 sonrası Türkiye'nin gündeminde hep olmuştur ve bundan böyle de olmaya devam edecektir. Milletvekili olduğumda en umutlu olduğum bir kanun, mahallî idareler; yani, yerel yönetimler, belediyeler kanunuydu. Bunda da inancım şuydu: Geçmişte belediye başkanlığı yapmış, çok değerli 31 arkadaşım var. Özellikle, geçmişte Başbakanımızın da bu görevi üstlenmesinden dolayı, en az bizim kadar mahallî idarelerin ve özellikle belediyelerin sıkıntısını bildiğini tahmin ediyordum ve bunların çözümlenmesi noktasında yeni düzenlemelerin yapılacağına inanıyordum; ancak, bu inandığımız anlamda, yıllardır üzerinde konuştuğumuz, 90'dan fazla maddesi olan bu düzenlemenin yetersiz olduğunu görüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tüzün, toparlayabilir misiniz.

Buyurun

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - 3 225 belediye başkanı adına ve 3 225 belediye başkanının hizmet ettiği, Türkiye'nin yaklaşık 50 000 000 insanı adına, bu tasarının gerçekten yetersiz olduğunu bir kez daha ifade ediyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tüzün.

Madde üzerinde, şahsı adına, Hatay Milletvekili Sayın Sadullah Ergin; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Belediyeler Yasası Tasarısının 32 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Tabiî, bu sözü, biraz da, muhalefete mensup milletvekillerimizin ısrarı üzerine almış bulunuyorum.

Bir önceki maddede ve bu maddede söz alan iki sayın sözcü, bu tasarının apar topar Meclise taşındığını ve İktidar Partisi milletvekillerinin konu üzerinde görüş serdetmediklerini, konuşmadıklarını ısrarla dile getirdiler. Bu konuyu tavzih etme ihtiyacını duyduk. Şöyle ki: Bu tasarının her satırında, her virgülünde, her noktasında, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerimizin çok yoğun emeği var, göznuru var, birikimlerinin yansıması var. Grubumuzda, çok sayıda belediye başkanlığı yapmış arkadaşımız var; doğrudur. Bu yasa tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildiği andan itibaren, gerek komisyon aşamasında, gerek komisyon sonrası Genel Kurul aşamasında çok yoğun bir çalışma yaptık ve bu çalışmaya, çok sayıda, milletvekilimiz iştirak ettiler. Şu anda, Meclis Genel Kurulunda görüşülmekte olan maddeler üzerinde de, birçok önerge hazırladı milletvekili arkadaşlarımız ve kendi tecrübelerini, bu yasa metni üzerine aktarmaya gayret ettiler; ancak, İktidar Partisinin milletvekilleri, tabiî olarak, burada, siyaseten kendilerini aktarma, anlatma ya da bir yerlere mesaj verme ihtiyacı duymamış olabilirler. Bunu da anlayışla karşılamanız gerektiğini düşünüyorum. Muhalefet partisinin bu ihtiyacına da saygı duyuyoruz. Buna, herhangi bir itirazımız olmadı şu ana kadar; ama, bilinmelidir ki, bu tasarının her kelimesinde, her virgülünde, AK Partili milletvekillerinin büyük emekleri olmuştur, büyük gayretleri olmuştur. Ben, buradan, hepsine teşekkür ediyorum.

Ayrıca, Meclisin biraz yoğun çalıştığı, temponun çok yoğun tutulduğu yönünde bir eleştiri oldu. Doğrudur, ona katılıyorum, tempo yoğun ve çalışma saatleri de bir hayli uzun; ancak, değerli arkadaşlar, kısmet olursa, kısa bir süre sonra, yaz tatili için, bütün arkadaşlarımız kendi seçim bölgelerine dağılacaklar. Takdir edersiniz ki, AK Parti Hükümetinin kendine hedef olarak koyduğu bir tarih var; yıl sonunda, aralık ayı itibariyle, Avrupa Birliğinden müzakere tarihi alınması noktasında bir hedef var ve biz tatildeyken Türkiye ile ilgili rapor tutulmaya başlanılacak ve Türkiye'deki gerek yasal değişikliklerin gerekse yapılmış olan bu değişikliklerin tatbikatı noktasında, Türkiye hakkında, raportörler raporlarını hazırlayacaklar. Dolayısıyla, bizim böylesine bir hedefimiz var, bu hedefe ulaşabilmek için yoğun bir tempoda çalışmamız gerekiyordu zaten.

Bizim bu hafta için öngördüğümüz tasarılar içerisinde Belediyeler Kanunu Tasarısı var -bugün görüşüyoruz- arkasından, ölüm cezalarının kaldırılmasına dair, Anayasada, biliyorsunuz değişiklik yapmıştık; bu değişikliğin, haklı olarak, diğer yasalarda mevcut düzenlemeleri var; Türk Ceza Yasasında, değişik yasalarda, değişik metinlerde ölüm cezasına atıflar var. Elbette ki, Anayasamızdan bunu kaldırdıktan sonra, bu yasalardan da, bu metinlerden de, bu ölüm cezası ibarelerinin ayıklanması gerekiyordu; bunu yapmak istiyoruz. Benzeri uygulamalar var, yerel yönetimlerde yapmak istediğimiz reformun diğer ayakları var. Biliyorsunuz, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı belli bir noktaya gelmiş durumda, il genel meclisini de düzenleyen, il özel idarelerinin yasası bu Meclisten geçirildi; şimdi, Belediyeler Kanunu Tasarısı, arkasından, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı gündeme gelecek ve dolayısıyla, bir bütün içerisinde, yerel yönetim reformunu yapmış, AB uyum yasalarını temin etmiş, Kopenhag Kriterlerinde öngörülen birtakım düzenlemeleri yapmış ve bunları hayata geçirmiş bir hükümet ve Meclis olarak tatile girme arzumuz var.

Temponun zaman zaman inip çıktığını söyledi sayın milletvekillerimiz; doğrudur. Bu da tabiîdir; gelişen, değişen ihtiyaçlara göre, zaman zaman tempo artar, zaman zaman rölantide gider; ama, şunu ifade etmeden geçemeyeceğim; bu Meclis, iktidarıyla muhalefetiyle, çok önemli işlere imza atmıştır.

Değerli arkadaşlar, 19 uncu Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin, dört yıl iki aylık çalışma döneminde Meclise 601 tasarı ve teklif sevk edilmiş, bunlardan 194 tanesi yasalaştırılabilmiş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ergin, toparlar mısınız.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - ...sevk edilen tasarıların, tekliflerin yüzde 32.2'sini yasalaştırabilmiş.

20 nci Dönem Meclisimiz üç yıl üç ay görev yapmış; 609 tasarı ve teklif sevk edilmiş bu Meclise, bunlardan 226 tanesi yasalaşmış; oransal rakam yüzde 37,1.

21 inci Dönem Meclisimiz üç yıl altı ay süreyle görev yapmış; 753 tasarı ve teklif sevk edilmiş; bunlardan 388 tanesi yasalaşmış; oran yüzde 51,5; ki, bu, en yüksek oranıdır son dört dönem Meclisin.

22 nci Dönem Meclisimiz, yani bu Parlamento ise, şu ana kadar bir yıl yedi ay -öbürlerine göre üçte 1 mesabesinde- görev yapmış; ama, sevk edilen tasarı ve teklif 586, bunlardan yasalaşanlar 441; oran itibariyle yüzde 75,2.

Gerçekten, yoğun bir tempoyla, ağır bir iş yüküyle çalışıyoruz; ama, bizim bir farkımız olmalı; çünkü, Türkiye'de işler iyiye gitmiyordu. Türkiye'de işlerin düzelebilmesi için yoğun bir tempoyla yarınlara yönelik çalışmaları yapmamız gerekiyordu. Dolayısıyla, bu Meclise, iktidarıyla muhalefetiyle, gelecek nesiller, inşallah, hayır dua edecektir diye düşünüyorum ve bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ergin.

Madde üzerinde 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Buyurun Sayın Çetin.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkanım, biraz evvel 28 ve 29 uncu maddelerle ilgili olarak Sayın Bakanımıza sorduğumuz soruya, bağlı kuruluş olarak EGO, ASKİ, İSKİ gibi cevap verildi. Burada maddî bir hata var; yani, bunlar büyükşehir belediyelerinin bağlı kuruluşu. Büyükşehir belediye yasası ayrıca görüşülecek. Bağlı kuruluş büyükşehir belediyesi kuruluşuysa...

BAŞKAN - Sayın Çetin, maddeyle ilgili sorar mısınız...

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Maddeyle ilgili de soracağım. O maddî hatayı Sayın Bakanın düzeltmesi gerekir; yani, Belediye Kanununda ne işi var; çünkü, burada, biraz evvel de söyledik, 3 225 belediye başkanı, ilişkiye giremeyecekleri bağlı kuruluşları öğrenmek istiyor, 225 000 seçilmiş belediye meclisi üyesi, yerel yönetici öğrenmek istiyor; yani, burada, Sayın Bakanın, ASKİ, İSKİ gibi, konuyu geçiştirmesi doğru değil; bu, bir.

İkincisi, biraz evvel Sayın AKP Grup Başkanvekili arkadaşımız, AB istedi diye, yani, Dünya Bankası istedi diye, biz, burada, alelacele yasa yapıyoruz...

Şimdi, soruma bir bakınız. 31 inci maddede, biz diyoruz ki sonunda; meclis çalışabilir duruma gelinceye veya yeni meclis seçimi yapılıncaya kadar meclis görevi belediye encümeninin memur üyeleri tarafından yürütülür. Oysa, yerel yönetimlerde, ister il özel idarelerinde olsun ister belediyelerde olsun, bu yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları...

BAŞKAN - Sayın Çetin, soru sorar mısınız!..

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Soruyorum efendim.

...seçilmiş üyelere aittir.

Bakınız, 1580 sayılı Belediyeler Kanununun 31 inci maddesi "belediye meclisi seçimi eylül ayında yapılır, fesih ve iptal ve istifa suretiyle meclis vaktinden evvel dağılırsa, yeni meclisin seçimine, bunların bildirildiği tarihten itibaren bir ay içinde başlanır ve bu takdirde seçim işlerine ait süreler seçimin başladığı günden hesaplanarak belediyece ilan olunur" hükmünü içeriyor; yani, bir süre var. Şimdiki düzenlemede durumun ortaya çıktığı zamandan itibaren -ne zaman olacağı belli değil- belediye encümeninin memur üyeleri...

BAŞKAN - Sayın Çetin, lütfen soru sorar mısınız!..

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Soruyorum efendim.

...seçim yapılıncaya kadar işi götürür deniliyor. Tasarıda zaman belirtilmiyor. Boşalan meclisler karşısında yeni meclis seçimi için zaman öngörülmemiş olması önemli bir boşluk değil midir? Şimdi, siz, böyle, hızlı, özensiz bir yasama süreci yürütürseniz, elbette Cumhuriyet Halk Partisi karşı çıkar, eleştirir. Yarın, Cumhurbaşkanından ya da Anayasa Mahkemesinden böyle yasalar elbette döner. O zaman sizin...

BAŞKAN - Sayın Çetin!.. Sayın Çetin!..

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Soruyorum efendim, soruyorum... İzin verirseniz...

BAŞKAN - Sayın Çetin, beni sözünüzü kesmek zorunda bırakmayın; lütfen, soruyu sorar mısınız!

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Hemen sorumu soruyorum... Sürem de var daha!

BAŞKAN - Süreyle ilgili değil Sayın Çetin; burada soru soracaksınız siz.

Buyurun.

İZZET ÇETİN (Kocaeli)- Efendim, soruyu soruyorum; neden süre öngörülmemiş diyorum. Yarın, bu boşluk nedeniyle yasa ilgili makamlardan dönerse, bu yüce makamları sizin suçlama hakkınız olabilir mi, her şeye itiraz ediyorlar diye. "Özenle yasa yapıyoruz" diyor arkadaşım; yasanın özensiz olduğunu Sayın Bakanımız görmüyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Buyurun Sayın Bakanım.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım, şimdi, önce birinci soru, şu anda yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Kanunu ve onun yerine tartıştığımız -inşallah, kanunlaşacak- katkılarınızla gelecek olan yasa, bütün belediyelerle ilgili genel bir yasadır; hem büyükşehir belediyeleri için geçerlidir hem diğer bütün il, ilçe, belde belediyeleri için geçerlidir. Burada biz ne demişiz; "belediye ve bağlı kuruluşlar." Yani, bu kişiler, belediye başkanları ve belediye meclisi üyeleri, belediyelerden de iş alamazlar. Bağlı kuruluş.... Bağlı kuruluş yalnız büyükşehirde varsa, oradaki bağlı kuruluşlardan iş alamayacaktır; o bakımdan yazılmıştır. Maddede bir eksiklik...

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Kanunlarda yok Sayın Bakanım.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Büyükşehirlerde bağlı kuruluş vardır; oradan iş alamayacak. Diğer belediyelerin de belediyenin kendisinden iş alamayacak, iş yapamayacak.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Belediyelerin böyle kuruluşu yok ki!

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - İkinci soruya gelince; bakın, seçimle ilgili hükümler Mahallî İdareler Seçimi Kanununda vardır. O kanunda, boşalan belediye meclisi üyeliklerine ne zaman seçim yapılır, yazıyor. Kanunda deniliyor ki, bu kadar süre içinde itiraz edilir, ondan sonra seçim yapılır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Lütfen, o kanunu açın, okuyun! Arz ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önergeleri, önce geliş sırasıyla okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinin birinci fıkrasının başındaki "Meclis" ibaresinden sonra gelmek üzere "başkan ve" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Faruk Ünsal

Ali Küçükaydın

Hikmet Özdemir

 

 Adıyaman

Adana

Çankırı

 

Zülfü Demirbağ

 

Sinan Özkan

 

Elazığ

 

Kastamonu

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

 

Hakkı Ülkü

Yaşar Tüzün

Mustafa Gazalcı

 

İzmir

Bilecik

Denizli

 

Halil Ünlütepe

Atila Emek

Haluk Koç

 

Afyon

Antalya

Samsun

 

 

Canan Arıtman

 

 

 

İzmir

 

Meclis üyelerine, belediye meclis üyelerine, nüfusu 50 000'e kadar olan belediyelerde 5 000, nüfusu 50 000 ve üzerindeki belediyelerde 10 000 gösterge rakamının devlet memurları için belirlenen aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt huzurhakkı ödenir.

BAŞKAN - Üçüncü ve en aykırı önergeyi okutup, işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı yasa tasarısının 32 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini öneririz.

 

Mehmet Parlakyiğit

Hüseyin Özcan

Mustafa Gazalcı

 

Kahramanmaraş

Mersin

Denizli

 

Yaşar Tüzün

İsmail Değerli

Haluk Koç

 

Bilecik

Ankara

Samsun

Madde 32.- Meclis üyelerine, meclis toplantılarına ve ihtisas komisyonları toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının ½'sini (yarısını) geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzurhakkı ödenir.

Ayrıca, meclis üyeleri hastalıkları süresince izinli sayılır ve huzurhakları kesilmez. Aile efradı muayene ve tedavileri devlet hastanelerinde yapılır, ücretleri belediyece karşılanır.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Değerli.

İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu belediye meclisi üyelerinin özlük haklarıyla ilgili biraz önce de yine konuşmuştum.

Şimdi, ödenecek hakkıhuzurları, gerçekten, çok komik bir rakam. Burada getirdiğimiz, belediye başkanının aldığı brüt maaşın hiç olmazsa 1/2'sinin ödenmesi; çünkü, ayda 5 tane resmî toplantı yapabiliyor. Halbuki, biz, belediye başkanlığımızda, bunu, 22 gün üzerinden hesaplayıp para ödüyorduk ve bununla ilgili olarak da birhayli yargılandık.

Şimdi, bir kere, 5 günle sınırlandığı için bu verilecek ücret çok düşük bir para; bir. İkincisi, hastalığı nedeniyle izinli olan belediye meclisi üyelerine huzurhakkı verilmiyor, bu yasaya göre, izinli sayılır deniliyor; çünkü, izinli olan bir kişiye, siz, huzurhakkı veremezsiniz. Hiç olmazsa, izinli olduğu dönemde bu belediye meclisi üyesi huzurhakkı alsın. Böyle bir öneri; bir.

İkincisi, hastalandı, ailesi, çoluğu çocuğu hastalandı, ne olacak, bu adam nereden ödeyecek, bunun karşılığını ne yapacak, sağlık giderlerini nasıl karşılayacak bu ücreti?.. Bunun için de, belediye meclisi üyesinin, gerçekten, çoluğu çocuğu, ailesi hasta olduğu zaman, hiç olmazsa, devlet hastanelerinde muayenesi, tedavisi yapılsın ve bunun ücreti de belediyelerce karşılansın. Yani, bunda anormal ne var?! Gerçekten en güzel sosyal bir hak bu, belediye meclisi üyeleri için.

Şimdi, ne yapıyorsunuz; hiçbir hak vermiyorsunuz. Değerli arkadaşlar, daha önce de belirttim, insanları suça teşvik etmeyelim. Yani, huzurhakkı alamayan, doğru dürüst maaş alamayan, bir işi olmayan bir adam ne olacaktır?.. Hiç olmazsa, 39 uncu maddede, belediye meclisi üyesi seçilen kişiler Emekli Sandığıyla ilişkilendirilsin, belirli bir ücret verilsin, eğer işi yoksa. Sosyal Sigortalara bağlı değilse, bir işi yoksa, bu kişi belediye meclisi üyesi olduğu zaman, belediye meclisi üyeliği sona erene kadar Emekli Sandığıyla ilişkilendirilsin, belirli bir ücret verilsin, çoluk çocuğu da, hiç olmazsa, devlet hastanelerinden faydalansın. Ben, bunun, Meclis tarafından kabul edileceğine inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Değerli.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

Hakkı Ülkü (İzmir) ve arkadaşları

Meclis üyelerine, belediye meclis üyelerine, nüfusu 50 000'e kadar olan belediyelerde 5 000, nüfusu 50 000 ve üzerindeki belediyelerde 10 000 gösterge rakamının devlet memurları için belirlenen aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt huzurhakkı ödenir.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

HALUK KOÇ (Samsun) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Koç.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu önergenin gerekçesini okutmak çok daha kısa olabilirdi; ama, değerli meslektaşım Sayın Ergin'in demin konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisi sözcülerinin bir yerlere mesaj verme gayretinde bulunduğunu ima eden sözleri oldu ve doğrudan söyledi.

Şunu açıklıkla belirtmek istiyorum, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin, bir yasama görevi sürecinde, hele de bu yasa tasarısı sırasında bir yerlere mesaj vermek gibi bir görevi yok; sadece, Yasama Organında, muhalefet görevini, ilgili maddeler geldiğinde layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor. Öncelikle bunu düzeltmeye çalışıyorum. Herhalde katılıyorsunuz Sayın Ergin.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Ben öyle bir şey söylemedim.

HALUK KOÇ (Devamla) - Yani, mesaj verme gibi bir gayret yok.

Bakın, şimdi, bu yasaların çerçevesi ne, bu yasaların ardı ardına bu şekilde sıkıştırılması ne; bütün bunlar, devletin yeniden yapılandırılması sürecinde karşımıza çıkan bir zincirin bir halkası.

Değerli arkadaşlarım, sağlıkta da, eğitimde de, tarımda da, kamu yönetiminde de, kamu iktisadî teşekküllerinin ele alınışında da, tümünde de yaşanan gelişmeler gerçekten birbirine benzer gelişmeler. Nedir bunlar; bakarsanız, üç büyük süreç var önümüzde. Bunlar 1980 sonrasında, Türkiye'yi o dönemin olağanüstü koşullarında, belki de, 1980 faşist darbesinin -adını, altını çizerek söylüyorum- o olağanüstü dönemin, Türkiye'de küreselleşme sürecine, küreselleşme dönemine bir dekor olarak Türkiye'yi hazırlaması için yapılan bir darbeydi. Bunu, yirmidört yıl sonra bu şekilde analiz etmenin, bütün bu gelişmeler ışığında, hiç de yanlış bir yanı olmadığını düşünüyorum.

Nedir bu; bu sahne hazırlandıktan sonra, Türkiye'de, 1980'den sonra, önce küreselleşme, ondan sonra özelleştirme ve ondan sonra da yerelleştirme... Üçü birbirinden ayrılmıyor bütün sektörlerde. Şimdi, bütün bu yasa tasarıları, bu yelpazeden bakıldığında, önümüze hep aynı gerçeği getiriyor.

Değerli arkadaşlarım, bunu, belki bir genel konuşma tarzında, bu Belediyeler Yasası Tasarısı, bu söylediğim dekorda hangi motifi oluşturuyor, bu sahnede hangi köşede duruyor, bunu, bütün bu bütünün içinde ele almak daha doğru, uygun olurdu; ama, kısa bir süre içerisinde ben, bunu çok özetleyerek, size iletmeye çalışacağım.

Şimdi, bütün bu üç süreç de topluma nasıl yansıtılıyor... Ben, özellikle, içinizde birçok arkadaşımın, Adalet ve Kalkınma Partisi saflarından önceki siyasî çizgilerinde, millî görüş, ulusalcı görüş, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını savunma noktasında çok daha farklı bir çizgiden geldiklerini biliyorum.

Şimdi, bu küreselleşme, özelleştirme ve yerelleşme sürecinde, baktığınız zaman, öyle bir makyaj getiriliyor ki, katılımcılık deniliyor, özerklik deniliyor, şeffaflık, saydamlık deniliyor. Yani, bütün bunlar, hiç kimsenin, hemen hemen hiç kimsenin reddedemeyeceği kavramlar. Yani, bunlarla süslenip getiriliyor bu uygulamalar; aynen burada da olduğu gibi, belediyecilik yasasında olduğu gibi. Yani, gerçekten de, bir iktidarın tabana yayılmasını, bütün devlet örgütlenmesinde işleyişin katılımcılık esasına göre yükseltilmesini, yetkilerin doğrudan ve kolayca denetlenebilir özerklik statüsüne dayalı bir bürokratik örgütlenmeye dönüşmesini hiç kimse reddetmez; yani, işin makyajını söylüyorum, hiç kimse reddetmez; ama, buna sıvadığınız zaman, olayın, bunu, genel liberalizmin ya da neoliberalizmin, bugün, Türkiye'de yapmak istediği, ulaşmak istediği, bu makyaj altında nerelere gitmek istediğinin de ipuçları çıkıyor. Bakıyorsunuz, liberalizm, özgürlüğü hep varsıl kesimler ve bugün yaşadığımız süreçte de Kargil'inden tutun, birçok alanda, uluslararası tröst şirketlerin, yerli, kendi gücüyle ayakta durmaya çalışan, ulusal sanayii her alanda yutmasına dönük bir açılımla da meydana getiriyor. Şimdi, bunlar ne yapıyor; bu özgürlükler, bu katılımcılık, hep bu yapılar için ve bu liberalizm...

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Önergeyle ilgisi ne?!

HALUK KOÇ (Devamla) - Müsaade edin... Siz de konuşun; bakın, bir açıklama yapıyorum; burada laf atacak bir şey yok Sayın Milletvekili.

Şimdi, burada, bu özgürlükler, hep bu kesim için oluyor ve topluma şu mesaj veriliyor ve ne yazık ki, sizin eski görüşünüzü söyledim; sizlerin, şu anda, iktidar pozisyonunda, sizin aracılığınızla veriliyor bu mesaj ve "bu, damla damla, bu refah, topluma da yayılacak..." Bu topluma, damla damla, hiçbir zaman, bu düzende yayılmaz değerli arkadaşlarım ve Türkiye gibi, hizmet dağılım farklılıklarının bütün ülke coğrafyasını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALUK KOÇ (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Koç, belki, biraz önergeyle ilgili konuşursunuz!..

Buyurun.

HALUK KOÇ (Devamla) - Özür dilerim, toparlıyorum; çünkü, bu noktada, Sayın Ergin'den sonra bir açıklama yapmak gerekiyordu. Bu, mesaj vermek değil; ben, anafikrini söylemek istiyorum konuşmalarımızın.

...ve bu, Türkiye gibi hizmet dağılım farklılıklarının bütün coğrafyamızda bu kadar derin uçurumlar gösterdiği bir ülkede, gelir dağılım farklılıklarının günden güne arttığı bir ülkede, bu özgürlüklerden, damla damla, o toplum kesimlerine hiçbir şey yansımaz. Biz bu toplumu bu şekilde gerdikçe, sosyal barışımızı tehlikeye düşürme ve etnik boyutta bu yerelleşmenin bize getirebileceği her türlü riske açık bir toplum yapısı da oluşturma sürecine giriyoruz.

Bunları ifade ettim; bu önergeyle ilgili de, gerekçede, gerçekten, belediye meclisi üyelerinin, burada önemli görev ve sorumluluklar aldıklarını biliyoruz. İçinizde belediye meclisi üyeliğinden gelen arkadaşlarımız da var ve birçok arkadaşımız da bu şekilde Anadolu'da çalışıyorlar. Bunlara, hiç olmazsa, devlet memurları için belirlenen aylık katsayıyla belirlenecek miktarda bir huzurhakkı verilmesi, görevlerini daha sağlıklı, kimseye ihtiyaç duymadan, daha özgür, daha bağımsız ve bu güvence içerisinde yapmalarını sağlayacaktır; önerge de onunla ilgilidir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinin birinci fıkrasının başındaki "Meclis" ibaresinden sonra gelmek üzere "başkan ve" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Faruk Ünsal (Adıyaman) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutayım?

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Meclis toplantılarına katılan belediye başkanının huzur hakkı almasında uygulamada ortaya çıkacak yanlış anlamaları önlemek için, söz konusu ibare eklenmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 32 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

33 üncü maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ BÖLÜM

Belediye Encümeni

Belediye encümeni

MADDE 33.- Belediye encümeni, belediye başkanının başkanlığında;

a) İl belediyelerinde ve nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için, gizli oyla seçeceği dört üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği dört üyeden,

b) Diğer belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için, gizli oyla seçeceği üç üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği üç üyeden,

Oluşur.

Belediye başkanının katılamadığı toplantılarda, belediye başkanının görevlendireceği başkan yardımcısı, encümene başkanlık eder.

Encümen toplantılarına gündemdeki konularla ilgili olarak ilgili birim amirleri, belediye başkanı tarafından oy hakkı olmaksızın görüşleri alınmak üzere çağrılabilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına söz isteyen Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 15 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Belediyeler Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemiz idarî yönetim yapımızın etkinlik ve çağdaşlığını yitirdiğini, eskidiğini, toplumumuzun beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayamadığını, kamu yönetiminde gerçek bir reforma gidilmesinin zorunlu ihtiyaç halini aldığını düşünmekte ve bunun bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğine inanmaktayız. Şaşırtıcı bir abartıyla merkezîleşmiş, hizmet üretemeyen, iş göremeyen hantal bir bürokratik yapı yerine, çağdaş, demokrasi anlayışını köklü ve kalıcı bir hale getiren, yurttaşların yaşamlarını kolaylaştırıcı, ulusal bütünlüğümüze sahip çıkabilen bir kamusal yönetimin yapılandırılarak hayata geçirilmesi zorunluluk halini almıştır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı, kısa bir zaman önce üzerinde çok tartıştığımız Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmış bir tasarıdır. Bu tasarı da, tıpkı İl Özel İdareleri Yasası Tasarısı, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı gibi, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı çerçevesinde hazırlanmıştır ve bu tasarının bütün özelliklerini, niteliklerini ve eksikliklerini de taşımaktadır. Tasarının birçok hükmü birbirleriyle ve diğer tasarılardaki hükümlerle de çelişkilidir ve büyük bir belirsizlik içermektedir. Bununla birlikte, toplumumuzun, işçisinden memuruna, öğrencisinden emeklisine geniş bir kesiminin benimsemediği ve tepki gösterdiği, sözde reform olarak adlandırılan ve Yüce Meclisimizde henüz tümünü oylayıp onaylamadığımız Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının sakat bir uzvudur. Bu nedenledir ki, bazı hükümleriyle Anayasaya aykırı olduğunu defalarca dile getirdiğimiz Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının mantığıyla hazırlanan bu tasarıda da, az sonra değineceğim gibi, Anayasaya aykırı düzenlemelere yer verilmiştir.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, birkaç bakanlık dışında, diğer bakanlıkların taşra teşkilatlarını kaldırmakta ve bu görevlerin yerel yönetimlere devredilmesini öngörmektedir. Yerel yönetimlere devredilen görevlerin ciddî bir tanımı yapılmamış; fakat, bu görevlerin belediye sınırları içerisinde olanlarının belediye, belediye sınırları dışında olanların da il özel idareleri tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Görev tanımının belirsiz olduğu bu durumun yanı sıra, belediyeiçi-belediyedışı ayırımı da çok anlamlı yapılmamıştır. Bununla birlikte, görevlerin birçoğu da yapay olarak ayrılmıştır.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında, ayrıca, bakanlıkların taşra teşkilatının kaldırılması ve bu yörelerdeki görevler ile kanunlarla başka kamu kurum ve kuruluşlarına verilmeyen mahallî müşterek ihtiyaçların yerel yönetimler tarafından karşılanacağının öngörülmesi benimsenmiştir; ancak, bu yapılırken, yerel yönetimlerin iş görme kapasiteleri ve birbirinden olan farklılıkları ne yazık ki dikkate alınmamıştır. Bu şekilde yapılan ayırım, açıkça Anayasaya aykırıdır ve büyük bir kargaşaya yol açacak niteliktedir. Bu belirsizlik ve Anayasaya aykırılıklar, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının bir uzvu olan yerel yönetimlerle ilgili diğer tasarılara da sirayet etmiştir.

Değerli milletvekilleri, belediyeler, yerel yönetim birimleri içerisinde özel bir öneme sahip olan kuruluşlardır. Günümüzde nüfusun önemli bir bölümü belediye sınırları içerisinde yaşamaktadır. Bu nedenle, yerel halkın beklentilerine yanıt verebilecek en yakın idarî birim, belediyelerdir. Halkın yerel kamusal çıkarlarının teminatı olan belediye organlarından en önemlilerinden biri de, hiç kuşkusuz, belediye encümenidir. Encümen, 1580 sayılı Kanunun verdiği görev ve yetkiler kapsamında kararlar almak suretiyle belediyenin görevlerini yerine getirmesini sağlamaktadır. Belediye encümeni, belediye başkanı, seçilmiş encümen üyeleri ve 88 inci maddede belirtilen daire müdürlerinden yazı işleri, hesap işleri, sağlık işleri, veteriner işleri, fen işleri, personel ve eğitim, hukuk işleri müdürlerinden oluşmaktadır. Görüşmekte olduğumuz tasarının 33 üncü maddesine göre ise, belediye encümeni seçilmiş ve atanmış üyelerden oluşmaktadır.

 Anayasanın 127 nci maddesinde "Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir" hükmü bulunmaktadır. Buna göre, karar organlarının, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişiliği olduğu açıkça belirtilmiştir.

Değerli milletvekilleri, tasarıda, belediye encümeninin karar organı mı, yoksa yürütme organı mı olduğu konusu üzerinde fikir birliği sağlanamadığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, 22 Haziran 1988 gün ve esas 1987/18, karar 1988/23 sayılı kararında, il daimî encümenini, il kamu tüzelkişiliğinin karar organlarından biri olarak kabul etmiş ve il daimî encümeninde memurların da yer almasını sağlamaya yönelik yasal düzenlemeyi iptal etmiştir. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi, 13 Haziran 1988 gün ve esas 1987/22, karar 1988/19 sayılı kararında, "Anayasa gereği kuruluşları ayrı yasalarla düzenlemiş üç ayrı yerel yönetim biriminden en özgün yapıyı taşıyan belediyeler, 14.4.1930 günlü 1580 sayılı Belediye Kanununa göre kurulmuşlardır. Bu yasaya göre, belediye tüzelkişiliğinin organları, belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı olup, belediye meclisi ile belediye encümeni karar, belediye başkanı ise yürütme organıdır" denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararları karşısında, belediye encümeninde memur üyelere yer verilmesi, tasarının Anayasaya uygun olarak hazırlanmadığını göstermektedir. Dikkat edileceği üzere, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla birlikte, yerel yönetimleri düzenlemeye çalışan taslaklar, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla birlikte değerlendirildiğinde, Anayasaya aykırılıklar çok açık görülecektir.

Değerli milletvekilleri, tasarının bir sonraki; yani, 34 üncü maddesi encümenin görev ve yetkilerini hüküm altına almaktadır. Sekizinci fıkrada, encümenin görev ve yetkileri sıralanmış, ilk fıkrada da, stratejik plan ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesinhesabı inceleyip, belediye meclisine görüş bildirmek hükmüne yer verilmiştir. Diğer hükümler dışında bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Birkaç ay önce yürürlüğe giren Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun beraberinde Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ile yerel yönetimlerle ilgili kanun tasarılarında çelişkiler bulunmaktadır. Yasa ve tasarılarda öngörüldüğü gibi, kamu yönetiminde hesap verme, sorumluluk ilişkilerini kurmak çok zordur. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında öngörülen modele göre, bakanlıklarda merkezî yönetim, politika, amaç ve hedefleri belirleyecek, yerel yönetimler ise, faaliyetlerini kendi stratejilerine, amaç ve hedeflerine, performans ölçütlerine uygun olarak yürüteceklerdir. Bu durumda, taşra teşkilatı olmayan bakanlıklar, yerel faaliyetler için amaç ve hedef belirlemeyecek, il özel idareleri de, ulusal ölçekte amaç ve hedeflere yönelik faaliyet yapmayacaktır. Bununla birlikte, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında hiyerarşik hesap verme sorumluluğu zinciri de yoktur. Tasarıda, taşra teşkilatı olmayan bakanlıkların taşradaki görevleri il özel idarelerine bırakılmıştır; ama, bu görevlerin bir bölümü merkezî idarenin transfer edeceği gelirlerle yerine getirilecektir. Tahsis edilen kaynaklarla ilgili hesap verme sorumluluğunun nasıl yerine getirileceği ve bunların denetiminin ne suretle yapılacağı da belli değildir.

Değerli milletvekilleri, aynı olumsuzluklar yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarılarında da devam etmiştir. Yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarıları, stratejik plan hazırlama, yürütme, izleme ve değerlendirme görevini valiye, belediye başkanına vermiştir. İl encümeni, belediye encümeni stratejik plan hakkında görüş bildirecek, il genel meclisi ya da belediye meclisi de stratejik planı kabul edecektir; yani, merkezî idarenin stratejik planlar üzerinde -ki, bu planları değiştirerek onaylayacak veya reddedecek- vesayet denetim yetkisi bile öngörülmemiştir. Merkezî yönetimin yerel yönetimlerin bütçeleri üzerindeki vesayet, denetimleri de söz konusu olmadığından, hesap verme, sorumluluk ilişkilerinin nasıl kurulacağı da net vaziyette değildir.

Değerli arkadaşlarım, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, beraberinde hazırlanan yerel yönetimler tasarıları -ki, bunlardan İl Özel İdareleri Tasarısı kanunlaşmıştır- bir bütün olarak ele alındığında, AKP'nin reform adı altında getirdiği tasarılardır. Bu tasarılar, bütün olarak devlet yapılanmasına odaklanmaktadır ve bu yapıyı, federalist yerelleşmeci bir yaklaşımla değiştirmeye dönük sürdürmektedir. Bu yaklaşımsa, ulusal devlet sistemini küresele ve yerele doğru eritmeye gönül vermiş olan Dünya Bankasının yerelleşme anlayışına paraleldir. Zaten, ekonomimizi teslim ettiğimiz IMF ve Dünya Bankası, yerelleşmeden, yalnızca, merkezden yerel yönetimlere yetki devrini anlamamaktadır; Dünya Bankasına göre en iyi yerelleşme, merkezden ve yerel yönetimden özel sektöre yetki aktarımıdır, devletin, kamu iktidarı alanını özel sektöre terk etmesidir. Tasarılar, bu yaklaşımla uyum içinde, yerele aktardıkları yetkileri özel sektöre aktarma amaçlı hükümler getirmektedir. İller Bankasından vazgeçiş, hazine topraklarını özel mülkiyet havuzuna terk etme, ihalecilik usulüyle çalışma, hizmetleri kullanan ödeyecek mantığıyla görme gibi bu hükümler, mekân olarak halka yakın; ama, iktidar olarak halktan çok uzak bir yerel yönetim sistemi kurmayı hedefleyen AKP Hükümetinin eseri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken, bu tasarının da, diğerleri gibi, ülkemiz çıkarlarına ters düşeceğine ve zaten zor koşullar altında yaşayan yurttaşlarımızı daha da mağdur edeceğine dikkatinizi çekiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekel.

Madde üzerinde 5 adet önerge vardır; önergeleri, önce sırasıyla okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediye Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki "başkan yardımcısı" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya encümen üyesi" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Asım Kulak

Fahrettin Poyraz

İlyas Çakır

 

Bartın

Bilecik

Rize

 

Fahri Keskin

Ahmet Koca

Mahmut Koçak

 

Eskişehir

Afyon

Afyon

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısın 33 üncü maddesinin (a) bendinde "il belediyelerinde" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"büyükşehir ilçe belediyelerinde"

 

Erdal Karademir

Yaşar Tüzün

Salih Gün

 

İzmir

Bilecik

Kocaeli

 

Hüseyin Bayındır

Oğuz Oyan

Mustafa Özyürek

 

Kırşehir

İzmir

Mersin

 

Gürol Ergin

 

Hakkı Ülkü

 

Muğla

 

İzmir

BAŞKAN - Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin sonuna aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"ve belediyede yetkili memur ve işçi sendikalarının birer temsilcisinden"

 

Oğuz Oyan

Salih Gün

Yaşar Tüzün

 

İzmir

Kocaeli

Bilecik

 

Hüseyin Bayındır

Nail Kamacı

Halil Ünlütepe

 

Kırşehir

Antalya

Afyon

 

Mehmet Yıldırım

 

Osman Özcan

 

Kastamonu

 

Antalya

BAŞKAN - Dördüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Belediyeler Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesinin (a) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Gazalcı

Yılmaz Kaya

Hüseyin Bayındır

 

Denizli

İzmir

Kırşehir

 

Salih Gün

Yaşar Tüzün

Halil Ünlütepe

 

Kocaeli

Bilecik

Afyon

 

Hakkı Ülkü

Atila Emek

Canan Arıtman

 

İzmir

Antalya

İzmir

 

 

Haluk Koç

 

 

 

Samsun

 

"a) İl belediyelerinde, büyükşehir ilçe belediyelerinde ve nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için, gizli oyla seçeceği dört üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği dört üyeden,"

BAŞKAN - Sonuncu ve en aykırı önergeyi okutup, işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bülent Baratalı

Türkân Miçooğulları

Yaşar Tüzün

 

İzmir

İzmir

Bilecik

 

Mehmet Küçükaşık

Hüseyin Bayındır

A. Kemal Kumkumoğlu

 

Bursa

Kırşehir

İstanbul

 

 

Nadir Saraç

 

 

 

Zonguldak

 

"Madde 33.- Belediye encümeni, belediye başkanının başkanlığında;

a) İl belediyelerinde ve nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği üç üyeden,

b) Diğer belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği dört üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği iki üyeden,

Oluşur.

Belediye başkanının katılamadığı toplantılarda, belediye başkanının görevlendireceği başkan yardımcısı, encümene başkanlık eder.

Encümen toplantılarına gündemdeki konularla ilgili olarak ilgili birim amirleri, belediye başkanı tarafından oy hakkı olmaksızın görüşleri alınmak üzere çağrılabilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Koç, konuşacak mısınız; yoksa, gerekçeyi mi okutayım?

HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı, il belediyelerinde ve nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde yürütme organı olarak görev yapacak olan belediye encümeninin, dört seçilmiş, dört de atanmış üyeden; diğer belediyelerde ise, üç seçilmiş ve üç atanmış üyeden oluşmasını öngörmektedir.

Anayasaya göre, yerel yerinden yönetim, belli bir yörede oturanlara, salt orada oturmaları dolayısıyla ortaya çıkan ortak gereksinimleri karşılamak amacıyla tanınan özerkliği ifade etmektedir. Yerel yerinden yönetim kuruluşları, merkezî idarenin, yani, devlet tüzelkişiliğinin dışında yer alan kamu tüzelkişileridir. Bu kuruluşlar kamu tüzelkişileri olduklarından, kendilerine ait iradeye sahip olup, devletten ayrı malvarlıkları ve bütçeleri mevcuttur. Bu kuruluşlarda çalışan kamu görevlileri merkezî idarenin hiyerarşisine dahil değildir.

Anayasanın 127 nci maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan yerel yerinden yönetim kuruluşları, Anayasada, il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olarak tanımlanmıştır.

Belediyelerin yürütme organının oluşumunda seçilmişlerin sayısını artırmak amacıyla il belediyelerinde ve nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde dört olan seçilmiş sayısı beşe, diğer belediyelerde üç olan seçilmiş sayısı dörde çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Belediyeler Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesinin (a) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

Hakkı Ülkü (İzmir) ve arkadaşları

"a) İl belediyelerinde, büyükşehir ilçe belediyelerinde ve nüfusu 100 000'in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için, gizli oyla seçeceği dört üye ile biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği dört üyeden,"

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ(Muş)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ(Erzurum) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe:

33 üncü Madde- Belediye encümeni başlığı altında düzenlenen bu madde çerçevesinde büyükşehir ilçe belediyelerinin de eklenmesi gerekmektedir. Bunun nedeni, büyükşehir ilçe belediyelerinin nüfusunun 100 000'in altında olmasına rağmen büyükşehir sınırları dahilinde olmaları arasında bir çelişki oluşmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 33 üncü maddesinin (a) bendinde "il belediyelerinde" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"büyükşehir ilçe belediyelerinde"

                Erdal Karademir (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -Hükümet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe:

Ülkemizde 100 000'in altında il belediyeleri bulunduğu dikkate alındığında, maddede belediye encümenlerinin oluşumunda büyükşehir ilçe belediyelerinin yer almaması büyük bir eksiklik olarak görülmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 616 sıra sayılı kanun tasarısının 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin sonuna aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Oğuz Oyan (İzmir) ve arkadaşları

"ve belediyede yetkili memur ve işçi sendikalarının birer temsilcisinden"

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Oyan, konuşacak mısınız?

OĞUZ OYAN (İzmir) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum: