BIM 2 4 2004-03-24T15:39:00Z 2004-03-24T15:39:00Z 55 35593 202881 TBMM 1690 405 249152 9.3821 0 6 nk 6 nk 0

DÖNEM : 22        CİLT : 40       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

50 nci Birleşim

10 Şubat 2004 Salı

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş sebeplerine, mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

2. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş sebeplerine, mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

3. - Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, teknoloji geliştirme bölgelerine ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetini Slovenya'ya resmî davetine icabet edecekleri daha önce bilgiye sunulan milletvekillerinden mazeret belirtenlerin yerlerine gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/469)

2. - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, İran'ın Bem kentinde meydana gelen deprem nedeniyle taziye sunmak ve yapılacak yardımlarla ilgili incelemelerde bulunmak üzere İran'a yaptığı resmî ziyarete, Batman Milletvekili Ahmet İnal'ın da katılmasının uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/470)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 milletvekilinin, uyuşturucu kullanımının nedenleri ve boyutlarının araştırılarak etkin mücadele için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/164)

2. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 26 milletvekilinin, uyuşturucu madde kullanımının aileler ve gençler üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/165)

3. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 22 milletvekilinin, kamudaki araştırma ve geliştirme birimleri ve faaliyetleri konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6)

4. - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol ve İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Kıbrıs konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/7)

V. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Mersin Milletvekili Ersoy Bulut'un, özelleştirilen kuruluşlardaki özürlü işçilerin durumuna ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/403) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

2. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, emekli maaşlarının aylık olarak ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/405) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

3. - Denizli Milletvekili V.Haşim Oral'ın, Irak Savaşı ve ABD'nin malî yardımına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/408) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

4. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, petrol sondaj makinelerine  ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/409) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

5. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Niğde İlinin doğalgaz dağıtım kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/444) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

6. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, ülkemizdeki hidroelektrik santralların ve elektrik üretimine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/463) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

7. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, İmar Kanununa göre umumî hizmete ayrılan alanlarda cemevlerine yer verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/417) ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı

8. - Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın, basında yer alan kamu bankaları genel müdürlerinin maaşlarıyla ilgili habere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/422)

9. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Kerkük'teki Türkmen ve Arapların güvenliklerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/425) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

10. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Türkiye'nin Yunanistan politikasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/426) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Hatay Milletvekili Züheyir Amber'in, SPK'nın yeni binasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1637)

2. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, SPK'nın İmar Bankasıyla ilgili bir konuda üzerine düşeni yerine getirmediği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1642)

3. - Ankara Milletvekili İsmail Alptekin'in, çikolata üretimi, ithalatı ve ihracatına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/1655)

4. - Samsun Milletvekili Mustafa Çakır'ın, istisna akdi ile yurt dışında çalışan işçilere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/1693)

5. - Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı'nın, Keçiören ve Altındağ Belediyelerinde göreve başlatılan personele ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1697)

6. - Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı'nın, Altındağ Belediyesinin yatırımlarıyla ilgili usulsüzlük iddialarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1698)

7. - Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı'nın, Altındağ Belediyesinin borçlarına ve yaptığı yardımlara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1699)

8. - Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, sosyal güvenlik prim borçlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/1708)

9. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Koç Üniversitesi tesislerinin teslim alınması işlemlerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/1735)

10. - Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, bazı şirketlerin BOTAŞ'tan aldığı işlere,

ENVY adlı şirketle ilgili bazı iddialara,

İlişkin soruları ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1746,1747)

11. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, yabancı film ve müzik eserlerinin ulusal kültürümüze etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1754)

12. - Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, Belediye Kanununa ve belediyelere verilen yetkilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1758)

13. - Mersin Milletvekili Şefik Zengin'in, Sivas Kangal ve Tarsus Çatalburun köpekleriyle ilgili çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1760)

14. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, çiftçilerin alacaklarına ve 2004'te yapılacak destek ve ödemelere ,

Mısır ithalatına ve nişasta kökenli şeker kotasının yükseltilmesine,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1768,1769)

15. - Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli alımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1773)

16. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan verilen öğrenim burslarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1784)

17. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, sözleşmeli personel alımı sonuçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1785)

18. - Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, sözleşmeli sağlık personeli sınavıyla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1788)

19. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1789)

20. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, sağlık meslek yüksekokulu mezunlarına sınavlara başvuru hakkı tanınmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1790)

21. - Tokat Milletvekili Feramus Şahin'in, Tokat-Almus-Akarçay sulama projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1794)

22. - Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Samsun'daki mobil santrallarda kullanılan yakıta ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1796)

23. - Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki'nin, ihale ilânlarının yayımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1797)

24. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu yönetim kurullarında AK Parti ilçe başkanlarının görev aldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1800)

25. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Ankara Kalecik'teki Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin ne zaman tamamlanacağına ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1801)

26. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Bankalar Kanunundaki bir düzenlemenin uygulamasındaki muhtemel sorunlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1802)

27. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, DİE'nin açıkladığı enflasyon oranlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1803)

28. - Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, sözleşmeli sağlık personeli sınavı sonuçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1806)

29. - Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Türkiye'de Neptünyum elementi bulunup bulunmadığına ve kullanım alanlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1810)

30. - İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol'un, özürlülere yönelik bilgi kayıtlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1811)

31. - Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş'ın, Karadeniz Bölgesindeki kanser vakalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1812)

32. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Muğla İlinde doğrudan gelir desteği ödemelerinin ne zaman yapılacağına,

Adana Milletvekili N.Gaye Erbatur'un, kapari bitkisi üretiminin özendirilmesine,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1825,1829)

33. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, Tuz Gölü Yeraltı Gaz Depolama Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1827)

34. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, BOTAŞ'taki bazı personel hareketlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1828)

35. - Adana Milletvekili N.Gaye Erbatur'un, Batman'daki mobil santraldan kaynaklanan çevre kirliliğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1831)

36. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Antalya deniz ulaşımı projelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1839)

37. - Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın DÖSİM'den işçi çıkarılıp çıkarılmadığına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1842)

38. - Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine atanan personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1843)

39. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, gemiadamlarının zorunlu sağlık muayenelerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1844)

40. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, özelleştirilen Alaşehir Suma Fabrikası çalışanlarının durumuna ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1871)

41. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S.Kesimoğlu'nun, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğindeki küçük işletmeler sorununa ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1877)

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

4. - Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Uzman Erbaş Kanununun Bazı Maddeleri ile Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/526, 1/190, 1/205) (S. Sayısı: 362)

5. - Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Dışişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/728) (S. Sayısı: 363)

6. - Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/375) (S. Sayısı: 341)

7. - Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/425) (S. Sayısı: 342)

8. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/481) (S. Sayısı: 343)

 


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından; 10 Şubat 2004 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 15.18'de son verildi.

 

                       

Yılmaz Ateş

 

 

 

Başkanvekili

 

 

 

 

 

Enver Yılmaz

Yaşar Tüzün

 

Ordu 

Bilecik

 

Kâtip Üye 

Kâtip Üye


No. : 77

II.- GELEN KÂĞITLAR

6 Şubat 2004 Cuma

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, bazı sermaye gruplarının çalışmalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/932) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.1.2004)

2. - Mersin Milletvekili Şefik Zengin'in, bazı bürokratların atanmalarıyla ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/933) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

3. - Hatay Milletvekili Züheyir Amber'in, bazı ithal gıda ürünlerinin genetik yapılarının kontrolüne ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/934) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

4. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Davos'taki görüşmelere katılan bazı kişilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/935) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

5. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Afyon'un Evciler İlçesinde Adliye teşkilatı açılıp açılmayacağına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/936) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

Yazılı  Soru Önergeleri

1. - İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu'nun, SHÇEK'de barınan gençlerin istihdamına ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1920) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.1.2004)

2. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, asgari ücrete ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1921) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.1.2004)

3. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, demiryolu yük taşımacılığındaki sınırlandırmalara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1922) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

4. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, yönetim kadrolarında görev yapan kadın personel sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1923) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

5. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Barzani'nin Türkiye'ye yönelik tehditkâr konuşmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1924) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

6. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Ulusal Beste Yarışmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1925) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

7. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, bir köşe yazarının yargı ile ilgili iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1926) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

8. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Eyüp Belediyesinin satın aldığı palmiyelerle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1927) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

9. - İzmir Milletvekili Erdal Karademir'in, orman suçlarıyla ve bazı personelin sendika ve oda üyelikleriyle ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1928) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

10. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, uyuşturucuyla mücadele politikasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1929) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

11. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, uyuşturucudan korunma konusunda gençlerin eğitilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1930) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

12. - Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan'ın, doğal afetlere karşı alınacak tedbirlere ve çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1931) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

13. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, Antalya'da Organize Tarım Bölgesi kurulup kurulmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1932) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

14. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, Antalya'da selden zarar gören çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1933) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

15. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Yuvacık Barajı ve Melen Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1934) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

16. - Zonguldak Milletvekili Nadir Saraç'ın, Zonguldak'ta bazı öğretmenler hakkında açılan soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1935) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

17. - Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in, bir ilahiyatçının yaptığı konuşmayla ilgili açıklama yapılıp yapılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/1936) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

18. - İzmir Milletvekili Erdal Karademir'in, İzmir İlköğretim Müfettişleri Başkanının görevden alınmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1937) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

19. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, hakkında düzenlenen fezlekeye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1938) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

20. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Afyon'un Evciler İlçesinin Işıklar Barajından tarımsal sulama amaçlı faydalanılmasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1939) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

21. - İstanbul Milletvekili Onur Öymen'in, AB Komisyonu 2003 yılı İlerleme Raporundaki işkence ile ilgili tıbbî raporlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1940) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

22. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Evciler-Çal Karayoluna ve Evciler Gar İstasyonuna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1941) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

23. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, kamu avukatlarının ek göstergelerine ve vekâlet ücretlerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru önergesi (7/1942) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)

24. - İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, deniz ve demiryolu ulaşımının yaygınlaştırılmasına ve İzmir-İstanbul arası vapur seferlerinin başlatılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1943) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
No. : 78

9 Şubat 2004 Pazartesi

Raporlar

1. - At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5022 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (1/723) (S. Sayısı: 370) (Dağıtma tarihi: 9.2.2004) (GÜNDEME)

2. - Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/735) (S. Sayısı: 371) (Dağıtma tarihi: 9.2.2004) (GÜNDEME)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı  Soru Önergeleri

1. - Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, THY'nin Frankfurt ofisine ve Başbakanlığa tahsisli helikoptere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1535)

2. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, büyükşehir belediyelerinin sınırlarının genişletilmesinin polis ve jandarmanın görev alanına etkisine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1625)

3. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, bazı şirketlerin Ankara Büyükşehir Belediyesinden aldığı ihalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1628)

4. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı ihalelerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1629)

5. - Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, 4207 sayılı Kanunun uygulanmasında etkinlik sağlamaya dönük çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1636)

6. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, emeklilerin maaşlarına yapılacak iyileştirmelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1645)

7. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçlarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1646)

8. - Kırşehir Milletvekili İzzet Çetin'in, Tasarrufu Teşvik Fonu anaparalarını alamayan depremzede memurlara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1650)

9. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, BELSO ve BELÇAR adlı şirketlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1652)

10. - Ankara Milletvekili İsmail Alptekin'in, oyuncaklı çikolata yumurta üretimi, ithalatı ve ihracatına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1653)

11. - Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın, Mekke'deki Osmanlı eserlerinin korunmasına ve imar faaliyetlerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1656)

12. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Mavi Akım Projesindeki doğalgaz fiyat formülüne ve doğalgaz fiyatında indirim olup olmadığına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1657)

13. - İstanbul Milletvekili Hasan Aydın'ın, okullara asılmak üzere fotoğrafını bastırdığı iddialarına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/1659)

14. - Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, Tanıtma Genel Müdürlüğünce hazırlanan "Türkiye'nin Turizm Değerleri" adlı yayına ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1672)
No. : 79

10 Şubat 2004 Salı

Tasarılar

1. - Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/747) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)

2. - Doğu ve Orta Avrupa’da Balıkçılığın Geliştirilmesi Uluslararası Örgütünün Kurulması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/748) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)

3. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Hükümeti Arasında Gümrük ile İlgili Konularda Karşılıklı İdarî Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/749) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)

4. - Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesinin Karadeniz’de Biyolojik Çeşitliliğin ve Peysajın Korunması Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/750) (Çevre  ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)

5. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Brezilya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Konularında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/751) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)

6. - Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/752) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)

7. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/753) (Adalet ve Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.2.2004)

Teklif

1. - Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin ve 9 Milletvekilinin; 4736 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/248) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

Raporlar

1.- Doku Tipi Tayinine Yarayan Reaktiflerin Değişimine İlişkin Avrupa Anlaşması ve Ek Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/634) (S. Sayısı: 365) (Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)

2. - Uluslararası Bağ ve Şarap Örgütünün Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/662) (S. Sayısı: 367) (Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)

3. - Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) Örgütü KEİ Bölgesindeki Eşyanın Karayoluyla Naklinin Kolaylaştırılması Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/684) (S. Sayısı: 369) (Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)

4. - İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/718) (S. Sayısı: 372) (Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Çankırı-Şabanözü-Gümerdinli Beldesi sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/937) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

2. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Ankara-Şabanözü karayolundaki çalışmalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/938) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

3. - Balıkesir Milletvekili Orhan Sür'ün, haklarında açılmış dava bulunan Ziraat Bankası yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/939) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, kamuoyunda Neşter-2 operasyonu olarak bilinen adlî soruşturmaya müdahale ettiği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1944) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2004)

2. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, TÜPRAŞ'ın satışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1945) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.1.2004)

3. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, İzmir Emek Otellerinin Yenilenme ve Modernizasyonu ile Uluslararası Otel Zincirleri Eliyle İşlettirilmesi Projesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1946) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

4. - Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, genetik yapısı değiştirilmiş ürünlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1947) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

5. - Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, palm yağı kullanımında oluşan haksız rekabete karşı önlem alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1948) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

6. - Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'nun, Devlet hastanelerindeki yoğunluğa ve aile hekimliği uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1949) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

7. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, yabancıların kayıt dışı istihdamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1950) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

8. - Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bursa'nın Harmancık İlçesi bağlantılı karayolu çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1951) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

9. - Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Boğaziçi Köprüsündeki trafik güvenliğine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1952) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

10. - Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in, bir futbol karşılaşmasındaki hakem hatası iddialarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru önergesi (7/1953) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

11. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Siirt-Şirvan Madenköy bakır sahasının ruhsat hakkına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1954) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

12. - İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, SHÇEK yurtlarında yetişenlerin kamuda istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1955) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

13. - İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, sözleşmeli sağlık personeli sınavında sıfır puan alan adayların atamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1956) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

14. - İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, bir cenaze törenine katılanlar hakkında kıyafetlerinden ötürü işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1957) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

15. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu'nun, İstanbul Valisinin kar fırtınasında yeterli önlem almadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1958) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

16. - Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, bir havacılık şirketine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1959) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

17.-İzmir Milletvekili Hakkı Akalın'ın, açık kalp cerrahisi yapılan merkezlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1960) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

18. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, SHÇEK'te yapılan bazı atamalara ve bir bürokratla ilgili iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1961) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

19. - Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un, kamu avukatlarının ek göstergelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1962) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

Genel Görüşme Önergeleri

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 22 Milletvekilinin, kamudaki araştırma ve geliştirme birimleri ve faaliyetleri konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)

2. - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol ve İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Kıbrıs konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/7) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2004)
BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

10 Şubat 2004 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşimini açıyorum.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Biraz sonra, gündemdışı söz isteyen arkadaşlarımıza söz vereceğim; ancak, Başkanlık olarak, bayramın ikinci günü Konyamızda meydana gelen bina çökmesi sonucu birçok vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, birçok vatandaşımızın yaralanması sebebiyle, vefat edenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz; Konyamıza başsağlığı diliyoruz, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz; böyle bir facianın yeniden yaşanmamasını da gönülden temenni ediyoruz.

Gündemdışı ilk söz, Konya İlinde bina çökmesi sonucu meydana gelen facia dolayısıyla söz isteyen Konya Milletvekili Sayın Özkan Öksüz'e aittir.

Buyurun Sayın Öksüz.(AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş sebeplerine, mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, bayramın ikinci günü, saat 20.15'te, Konyamızda bir facia yaşadık; Zümrüt Apartmanımız çöktü ve bu çöküş neticesinde -saat 13.00 itibariyle- 92 ölümüz, 29 yaralımız var. Şu anda, bu 92 ölünün 88'inin kimlikleri tespit edilmiş ve defnedilmişlerdir; 4'ünün kimlik tespiti devam etmektedir ve göçük altında, hâlâ, birkaç vatandaşımızın olduğunu tahmin etmekteyiz. Allah, inşallah, böyle bir acıyı bize bir daha yaşatmaz. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına da başsağlığı hayatta olanlara Cenabı Hak'tan şifa diliyoruz.

Bu acı günümüzde, acımızı paylaşmak üzere Konyamızı teşrif eden Meclis Başkanımız Sayın Bülent Arınç Beye, Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan Beye ve bakanlarına, Anamuhalefet Partisi Liderimiz Sayın Deniz Baykal'a ve acılarımızı paylaşmak için Konya'ya gelen diğer tüm yetkililere buradan teşekkür ediyoruz.

Arkadaşlar, bu çalışmalar, aşağı yukarı 200 kişinin nezaretinde sürdürülmüş ve hâlâ da devam etmektedir. Birkaç güne kadar, enkazın tamamen kalkacağını umut ediyoruz. Yedi gün sonra Cenabı Hak, bir kardeşimizi bize sağ olarak bağışlamıştır. Beşbuçuk günden sonra, Muhammet Kalem diye bir kardeşimiz, yedi günden sonra da Yasemin Yaprakçı diye bir bacımız enkazdan kurtarılmıştır ve bunlar, şu anda, hastanelerde tedavi görmektedirler. Kendilerine acil şifalar diliyoruz.

Hepimizi yasa boğan bu olaydan sonra Konya'ya gelerek bu çalışmalarda bulunan sivil savunma ekiplerimize, emniyet güçlerimize ve jandarma komutanlığındaki tüm yetkililere burada teşekkürü bir borç biliyoruz.

Konya Cumhuriyet Savcılığının önderliğinde, 5 kişilik bir ekip şu anda soruşturmaları devam ettirmektedir ve bu soruşturmalar neticesinde, ilk olarak, ön bir bilgi yayımlanmıştır. Bu ilk incelemeden sonra hazırlanan önrapor, kesin rapora zemin oluşturacaktır. Bilirkişinin tespitine göre, birinci hata, malzeme bozukluğu, inşaatta kalitesiz kum ve çimento kullanımı; ikinci hata, eksik malzeme kullanımı, kolon ve kirişlerde yeterli kalınlıkta ve sayıda demirin kullanılmaması; üçüncü hata, denetim eksikliği; dördüncü hata, işçilik kusurları -binanın yapımı aşamasında teknik kurallara ve projelere uygun olarak yapılması gereken işçilik yapılmamıştır- beşinci hata olarak da, karşımıza, proje çizimi ve uygulamasında yapılan hatalar çıkmaktadır. Bilirkişinin tespit ettiği ilk beş hata bunlardır ve bunlar kesin rapor içinde, önzemin niteliğindedir.

3 Ocak 1993'te, Diyarbakır'da, maalesef, Hicret Apartmanı çöktüğünde vatandaşlarımızı kaybettik; bundan ders almadık. Şu anda Zümrüt Apartmanı çöktü. Bir daha apartmanların çökmemesi için, Meclisimizin acilen bazı kararlar alması gerekmektedir. Ne yazık ki, Türkiye'de bugün, binlerce bina yıkılmak üzere veya yıkımla başbaşa ve bunların çoğu SİT alanı ilan edilmiş. Anıtlar Kurulu bunların yıkılmasını önlüyor; bir taraftan da, belediye bunları yıkmak için uğraşıyor. Bunun bir an önce önüne geçilmesi lazım ve bu binaların birçoğu şu anda tahtalarla veya demir direklerle ayakta duruyor ve maalesef, bu binaların çoğunda, şu anda, insanlarımız yaşamaktadır. Bu insanların ölümünden acaba kimler sorumlu olacak; belediyeler mi, Anıtlar Yüksek Kurulu mu? Buna da bir an önce el atmamızda fayda vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öksüz, mikrofonunuzu açıyorum; lütfen, tamamlayın.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Devamla) - Hatta, öyle binalar var ki, altını direklerle beslemişler, üzerine kaçak katlar çıkarılmış ve belediyelerimiz de bunlara bakıyor. Bunların bir an önce önlenmesi lazım.

İkinci önemli husus, arkadaşlar, yapı denetim müesseseleridir. Bunların yasası çıktı. Bu yasaları bir daha gözden geçirmemizde fayda var. Bugün "yapı denetimi" adı altında kurulanların -hepsini kastetmek istemiyorum- bir kısmı görevini yapamamaktadır. Hatta, buradaki önraporda da belirtildiği gibi, ilk başlarda bu denetimlerle ilgili çizimler yapılıyor, belediye tasdiki yapılıyor. Ondan sonra, binalarımız kontrol edilmemektedir. Bunların yeniden gözden geçirilmesi ve tekniğe uygun olup olmadığının yeniden kontrol edilmesi lazım.

Arkadaşlar, yöremiz, deprem bölgesindedir. Deprem bölgesinde olsun veya olmasın, standartlara uygun yapılamayan binalar, birer ölüm makinesi haline gelebilmektedir. Onun için, ne olursa olsun, içinde yaşanılan bir binanın yıkılması, çok sayıda can kaybına, ocakların sönmesine yol açmaktadır. Bu apartmanları yapan mühendis, bizim mühendisimiz; zemin etüdünü yapan mühendis, yine, bizim mühendisimiz; kalfa, bizim kalfamız; işçi, bizim işçimiz; dahası, ruhsatı veren görevli, bizim görevlimiz; onlara göz yuman bürokrat da bizim bürokratımız; kısaca, suçlu biziz. Bunlara bir an önce el atmamız lazım. Konya'daki bu olay bizlere ders olmalıdır. Ülkemizde yasalar uygun olsa dahi güvenli yapılaşmanın gerçekleşemediğini, hem yaşadığımız depremlerden hem de Zümrüt Apartmanı gibi facialardan görmekteyiz.

Ne yazık ki, son elli yıldır, ülkemiz, çok hızlı bir kentleşme hareketiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Özellikle, kırsal alanlardan kentlere doğru yaşanan göç hareketlerine bağlı olarak yaşanılan kentleşme hızına planlama çalışmalarının yetişememesi nedeniyle, planlı ve altyapılı yeni yerleşim alanları oluşturulamamıştır. Kentlerin etrafında gecekondu bölgeleri oluşmuştur. Yasalara ve teknik kurallara yalnızca kâğıt üzerinde uymak dışında hiçbir denetime tabi olmayan bir yapılaşmanın yanı sıra, arsa rantını ve müteahhit kârlılığını asıl amaç olarak gören bir anlayış sonucunda halkımızın büyük bir çoğunluğu, niteliksiz, sağlıksız, güvensiz yapılarda oturmaya mahkûm olmuştur. Binlerce insanımız varını yoğunu vererek ve borçlanarak edindikleri konutların aslında son derece niteliksiz, çürük ve orta şiddette bir depreme dahi dayanamayacak bir yapı olduğunun farkında bile olmadan yaşamaktadır. Yapı denetiminin esası, standartlarımız olmadığı için, denetim yapan kuruluşlarımız denetimlerini gerektiği gibi yapamamaktalar. Belediyelerin imar yönetmelikleri, mimarlık ve mühendislik hizmetini belirli metrekare hesaplarına indirgeyen ve yalnızca yasak koyucu bir çerçevededir, yapı standartları getirmekten uzaktır. Denetim için gerekli olan laboratuvar olanakları çok kısıtlıdır.

Bugün dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde, hem deprem güvenliği hem de yapı niteliği açısından etkili olan meslekî sorumluluk ve yapı sigorta sistemleri geliştirilmiştir. Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanan Türkiye'de insanlarımızın çağdaş konutlarda, sağlam ve çağdaş yapılarda oturmalarına imkân verecek yapı ve meslek standartlarının getirilmesi ve uygulanabilir kılınması temel hedef olmalıdır.

BAŞKAN - Sayın Öksüz, toparlar mısınız.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Devamla) - Bunu sağlamak için, öncelikle kaçak yapılaşmaya engel olmalıyız, mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin gerçek anlamlarda uygulanmasına başlamalıyız, yapı denetiminin etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamalıyız, bu alanlarda faaliyet gösteren laboratuvarların sayılarını artırmalıyız, çağdaş yapı ve meslek standartlarını uygulamaya koymalıyız. Bunun için, mimarlık ve mühendislik meslek standartlarını yükseltmek zorundayız.

Hepinize saygı ve sevgilerimi sunarken, ölenlere, yeniden, Allah'tan rahmet, kalanlara da Cenabı Hak'tan şifalar diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öksüz.

Sayın Tarım Bakanımızın, Hükümet adına söz isteği var; ancak, aynı konuda Konya Milletvekilimiz Sayın Nezir Büyükcengiz'in de söz isteği olduğundan, Sayın Büyükcengiz'e söz verdikten sonra Sayın Bakana söz vereceğim.

Buyurun Sayın Büyükcengiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

2. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş sebeplerine, mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Konya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; ben de, biraz önce konuşan Konya Milletvekilimiz Sayın Öksüz'ün değindiği konuda, geçtiğimiz hafta, 2 Şubat Pazartesi günü Konya'da meydana gelen göçük faciasıyla ilgili gündemdışı söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok büyük bir üzüntü yaşadı Konya, dolayısıyla Türkiye. Bu olay nedeniyle 92 yurttaşımız, hemşerimiz hayatını kaybetti, 29 kişi yaralı olarak kurtuldu. Olayın başlangıcından şu ana kadar, seçim bölgesi olması nedeniyle Konya'da bulunan Tarım Bakanımız bütün ayrıntılarla ilgilendi -kendisine özellikle teşekkür ediyorum- yöneticiler ilgilendiler ve Türkiye'nin 17 biriminden 231 arama-kurtarma görevlisi olayın cereyanından şu ana kadar görev yaptılar ve onların kurtardıkları canlar bizim tesellimiz oldu, acımızı bir parça hafifletti.

Değerli arkadaşlarım, 4 Şubat Çarşamba günü Genel Başkanımız, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, Konya'ya gelerek olay mahallinde incelemelerde bulundu, yetkililerden bilgi aldı. Müteakiben, 5 Şubat Perşembe günü Sayın Başbakan Konya'ya geldiler, incelemelerde bulundular, bilgi aldılar ve açıklamalarda bulundular.

Bu olay, afet değildir. Deprem, heyelan, sel baskını, tipi, dolu vurgunu doğal afettir; afetleri biliyoruz. Peki, bu olay nedir? Bu olayın adını koymak, hep birlikte, Parlamento olarak, bizim görevimizdir. Bu olayın adı ihmal midir, üçkâğıt mıdır, cinayet midir, ahlaksızlık mıdır?.. Yanlış yapılaşma, yanlış belediyecilik, eksik ve çürük malzeme, yapılmayan denetim, popülizme, kayırmaya dayalı yapı ve iskân ruhsatları...

Değerli arkadaşlarım, tüm bunlar, ramazanlarda iftariyelik dağıtarak, kışın kömür dağıtarak belediyeciliğin gereğini yerine getirdiğini sananların yanıldığının fotoğrafıdır. Bu sonuç, artık, çağdaş, dürüst, tarafsız ve bilimsel yerel yönetim zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Yanlış ve eksik malzeme kullanımı en büyük etken; ama, bunun yanında, biraz evvel, Sayın Öksüz, konuşmasında "binayı, projesini yapan mühendis, bizim mühendisimiz; müteahhit, bizim müteahhidimiz; inşaatta çalışan işçi, bizim işçimiz" dedi; ama, orada ruhsat veren belediye de bizim belediyemiz; onu söylemeden geçti; orada iskân ruhsatı veren belediye de bizim belediyemiz; bunu da söylemeden geçti. Ben  bunları tamamlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, 21 inci Yüzyılda bilişim, iletişim teknoloji çağını yaşıyoruz ve Türkiye, Avrupa Birliğinin kapısını zorluyor, Avrupa Birliğine girmek istiyor. Olayın olduğu gün, bütün televizyon kanalları naklen yayına geçtiler. Ulusal televizyonlarımızın dışında, yabancı ülkelerin televizyonları da Konya'daki olayı başından sonuna kadar, bazen, haberlerinde gösterdi. Ben şunu düşündüm: Yabancı televizyonları izlerken, Afrika ülkelerinden Somali'de, Etiyopya'da, Uganda'da bazen açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan cılız çocukları, karnı şiş çocukları gördüğümüz zaman yaşadığımız duyguları, inşallah, BBC kanalında olayı izleyen, bu görüntüleri izleyen İngiliz vatandaşları Türkiye için yaşamamışlardır, CNN'de izleyen Amerikalılar bizim o çocukları izlediğimiz zamanki yaşadığımız duyguları inşallah yaşamamışlardır ve o izleyen insanlar,  yabancı ülkelerde bu manzarayı gören insanlar, bunlar ne biçim insan, bina yapıyorlar kendilerine mezar ediyorlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Büyükcengiz, mikrofonunuzu açıyorum.

Buyurun efendim.

NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, toparlıyorum.

...bunlar nasıl bir ülke, nasıl insanlar, nasıl yönetiliyorlar, nasıl yönetiyorlar, yaptıkları bina kendilerine mezar oluyor diye inşallah düşünmemişlerdir.

Bu manzarayı, bu acı görüntüleri, ülkemiz açısından bu olumsuz görüntüleri silmek, hepimizin en önde gelen görevidir. Bu felaket üzerine siyaset yapmak istemiyorum. Bu görevi, bu Parlamento olarak, 22 nci Dönem parlamenterleri olarak, bir ilki gerçekleştirerek yapmamız gerektiği inancındayım.

Bizler, Konya'da, olay mahallinde de, görüşmemiz esnasında zaman zaman konuştuk. Konya milletvekilleri olarak, Parlamentoda temsil edilen her iki partinin, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri ile Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak, uygun görülürse, bir araştırma önergesini hep birlikte hazırlayacağız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunacağız. Bu konuda, AKP ve CHP Grup yöneticilerinin de yardımını istirham ediyorum. Sayın Meclis Başkanlığından da özel istirhamda bulunarak, bu konunun, bu araştırma önergesinin bir an önce gündeme alınarak görüşülmesini talep edeceğiz.

Önerge, İçtüzük gereğince görüşülmeli, kabul edilmeli ve komisyon kurulduktan sonra, bu sorunun, Konya'da yaşanan bu felaketin bütün ayrıntılarıyla incelenerek, bundan sonra yapılması gereken hususların ve bundan sonra alınması gereken önlemlerin de Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları marifetiyle saptanması daha uygun olur diye düşünüyorum. Hiçbirimiz kendi partimizin ve şahsımızın reklamını yapmadan, hep birlikte buna "evet" demeliyiz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu komisyon çalışmalarını tamamlayıp raporunu da verdikten sonra, umarız, isteriz ve dileriz ki, hükümet de, yürütme organı da gerekenleri yapmalıdır, yapacaktır.

Değerli arkadaşlarım, suçlular cezalandırılacak. Bir müteahhit ile bir taşeron tutuklandı ve Konya'daki bu facianın sorumluluğunu ikisinin sırtına yükledik. Yani, bu 2 kişiyi, biz, Konya'nın Alaeddin Meydanına darağaçları kurarak sallandırsak, 92 candan hangisini geri getirebiliriz?! Suçlu acaba bu 2 kişi mi, yoksa, bunda hepimizin suçu var mı, hepimizin dahli var mı; var, mutlaka var, hepimizin dahli var, yirmi yıldan beri Konya'yı ve Türkiye'yi yönetenlerin bunda dahli var. Ne kadar suçu var herkesin; ne kadar uzun süre yönettiyse, oradan aşağıya doğru, herkesin o oranda suçu var; bence, yönetimde bulunanların, yönetimde bulundukları süre kadar bunda suçu var; ama, bundan sonra onun araştırılması yerine, gelecekte neler yapmamız gerektiği konusunda çalışmalarımızı sürdürmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu arada, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle beraber, bu konuyla ilgili meslek odaları, üniversiteler, yerel yönetimler, hükümetin ilgili bakanlık birimleri ve bu konunun uzmanıyım diyen herkes, birleşerek, bu soruna ulusal bir sorun gözüyle bakıp çözüm önerilerini ortaya koymalıdır. Bundan sonra bu tür faciaların yaşanmaması için de gerekli yasal düzenlemeler yapılacaksa eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, yasama organı olarak, bizim, bunu bir an önce gerçekleştirmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Ayrıca, ölenlerin geride kalanlarının, oradaki ev sahiplerinden geriye kalanların barınak sorunu mutlaka halledilecektir. Onlara bir başka yerden ev verilecek şekilde, işsiz kalanlara iş verilecek şekilde, kamuda çalışanlara gerekirse uzun süre moral izni verilecek şekilde düzenlenmelerin yapılması gerektiği inancındayım.

Bu konuşmam vesilesiyle bir öneride daha bulunmak istiyorum. Bu olayın olduğu, binanın yıkıldığı arsaya bundan sonra yeniden bir bina inşa edilmesini doğru görmüyorum. Burası, belediye tarafından -gerekirse, karşılığı bir kararnameyle hükümet tarafından belediyeye verilmek suretiyle- kamulaştırılarak bir anıtpark haline getirilmelidir. Burasının, bundan sonra gerek ülkemize gerek Konyamıza gerekse bütün dünya ülkelerine örnek olacak şekilde bir anıtpark haline getirilmesi uygun olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, üzüntümüz çok büyük oldu; ama, bu üzüntümüzü hafifleten, son iki günde -pazar ve pazartesi günü- enkazdan canlı çıkarılan 2 hemşerimizin yeniden yaşama dönmeleriydi. Bu, tabiî, biraz evvel söylediğim, bütün dünya televizyonlarındaki olumsuzluğu bir yerde olumluya çeviren bir görüntü de oldu Türkiye açısından. Biraz önce anlatmaya çalıştığım gibi, her ne kadar "Türkler bina yapıp içinde oturmayı bilmiyor" deseler de; "ama, Türkiye'de bu tür felaketlerden nasıl kurtulunacağı konusunda ekipler de varmış" diye gösterdik; o bakımdan da mutluluğumu ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu sorunların içerisinden -Sayın Başkanım, hoşgörünüze sığınarak hemen bağlıyorum, çok teşekkür ederim, konu önemli olduğu için sözümü de kesmediniz- birlik beraberlik içerisinde, ulusal sorun anlayışı içerisinde çıkacağımız inancındayım. Tabiî, Türkiye, bugünlerde çok önemli sorunlar yaşıyor, bir Kıbrıs sorunumuz var, bu da onun gibi bir ulusal sorun, belki o mertebede, o büyüklükte olmasa bile, bunu da bir ulusal sorun anlayışıyla hep beraber çözmek zorundayız.

Bugüne kadar, İktidar Partisi, uygulamalarında "benim çoğunluğum var, ben bildiğim gibi yaparım" anlayışını sürdürdü; ama, inşallah bundan sonra sürdürmez. Önümüzdeki günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine Kamu Reformu Yasası Tasarısı geliyor; orada da, muhalefetin, Parlamento dışındaki muhalefet partilerinin, sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, toplumun bütün kesimlerinin görüşleri alınmalıdır. Aksi halde, Konya'da yıkılan binanın altında 92 kişi kaybettik; ama, eğer bir yanlışlık yaparak o tasarıyı yasalaştırıp uygulamaya koyarsak, rejimimizi, cumhuriyetimizi yıkarız, Allah muhafaza yetmiş milyon kişi altında kalır.

AHMET YENİ (Samsun) - Hiçbir şey olmaz; merak etme.

NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Konya'daki olayda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum, geride kalanlara sabır ve başsağlığı diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum, Allah bu tür felaketleri bizlere bir daha yaşatmasın.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Büyükcengiz.

Sayın Işık, yerinizden söz talebiniz var; kısa, öz olarak, lütfen...

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gündemdışı konuşmaya konu olan bina faciasında çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş, birçok vatandaşımız yaralı olarak kurtarılmıştır. Şu kadar güne rağmen, 2 vatandaşımızın göçük altından canlı olarak kurtarılması, büyük sevinç oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, facia sonrası ilimize gelerek bizlere moral veren ve onurlandıran Meclis Başkanımız Sayın Arınç'a, Başbakanımız Sayın Erdoğan'a, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Baykal'a, bakanlarımıza ve milletvekillerimize teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Tarım ve Köyişleri Bakanımızın, olay esnasında şehrimizde bulunuyor olması ve göçük yerine hemen intikali, takdire şayan soğukkanlı davranışı, bilgi ve becerisi, ilimiz için çok büyük bir şans olmuştur.

İlimiz milletvekilleri ise, derin bir duyarlılıkla çalışmaların içerisinde yer almışlardır.

İl Valiliği başta olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşların başarılı çalışmalarını, Sivil Savunma Genel Müdürünün ve bağlı ekiplerinin olay sonrası süreçlerdeki üstün performansını, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı arama ve kurtarma ekiplerinin özverili ve disiplinli çalışmalarını, büyükşehir ve ilçe belediye başkan ve ekiplerinin yoğun katkılarını, özel ve gönüllü arama kurtarma ekiplerinin fedakârca gayretlerini, Yüce Meclisin bilgilerine arz etmeyi tarihî bir görev addediyorum.

Değerli milletvekilleri...

BAŞKAN - Sayın Ahmet Bey, yerinizden düşüncenizi aktardınız. Son cümlelerinizi alayım.

AHMET IŞIK (Konya) - Son cümlemi arz ediyorum.

Konyamızın yaşadığı işbu facia tarihî acı ve ibret verici bir tecrübe olarak değerlendirilip, acil tedbirlerin alınarak hayata geçirileceği inancıyla, Genel Kurulu, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

Sayın milletvekilleri, Hükümetin bu konuda söz isteği var.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof. Dr. Sayın Sami Güçlü; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Konya İli Merkez Selçuklu İlçesinde 2 Şubatta meydana gelen elim olayla ilgili olarak Hükümetimiz adına bilgi vermek üzere söz almış bulunuyorum.

Milletimizi derin üzüntüye sevk eden bu olayda hayatını kaybedenlere Yüce Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ayrıca, yakınlarını yitiren vatandaşlarımız başta olmak üzere, Konyalı hemşerilerime ve tüm vatandaşlarımıza başsağlığı dileklerimi tekrar dile getirerek, Yüce Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Konya Merkezinde Zümrüt Sitesi, kurban bayramının ikinci günü saat 20.15'te, herhangi bir dış etki olmadan yıkılmış, 11 katlı ve 37 daireden oluşan bina tümüyle çökmüştür. Dördüncü derecede deprem bölgesi olan Konya, bu yönüyle, ülkemizin en az deprem riski taşıyan illeri arasında bulunmaktadır. Böyle bir facianın Konya'da meydana gelmiş olması, Konya halkını, genel olarak da tüm milletimizi derin bir üzüntüye sokmuştur.

Bayram sebebiyle bulunduğum şehrimde kısa bir süre içerisinde olay mahalline intikal etme imkânı buldum. Bina yerle bir olmuştu; Sayın Valimiz ve ekipler oradaydı, bölgeye intikal eden teknik ekipler tarafından arama kurtarma faaliyetleri başlamıştı -bu, hadisenin oluşundan yaklaşık 20 dakika sonra meydana gelen gelişmedir- İl Savunma Arama Kurtarma Birliği, büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri itfaiye mensupları, binanın enkazı altındaki vatandaşlarımızı kurtarma çalışmalarını başlatmışlardı.

Sayın Başbakanımız, Sayın Sağlık Bakanımız ve Sayın İçişleri Bakanımızla temas kurulmuş ve kriz masası işletilmeye başlanmıştır. Valilikçe çevre güvenlik ve trafik tedbirleri alınmış, ihtiyaç duyulacak araç ve ambulanslar olay mahallinde hazırlanmış, Konya Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü ekipleri tarafından, yıkılan binanın iki yanında bulunan aynı özelliklere sahip binalarda önincelemeler yapılmış ve bu binalar tahliye edilmiştir.

Olaydan iki üç saat sonra, başta Ankara olmak üzere, Afyon ve diğer illerimizden arama kurtarma birlikleri olay mahalline intikal etmişlerdir. Bu süre içerisinde, başta Konya sivil savunma ekipleri olmak üzere, belediyelerimize bağlı itfaiye ekipleri içerisindeki bu konuda tecrübeli insanların öncülüğünde, üç saate yakın süreyle mahallî bir kurtarma faaliyeti devam etmiş; ancak, olayın ilerleyen saatlerinde, saat 23.30'dan itibaren, Ankara ve Afyon başta olmak üzere, sivil savunma ve jandarma komutanlığımıza bağlı arama kurtarma birliklerinin gelmesiyle birlikte, çok daha organize bir çalışma yürütülmüş, çok sayıda uzman ekibin katılımıyla ve aynı zamanda makine ve teçhizat, kurtarma aracı, bu maksat için kullanılan eğitilmiş köpekler ve çok sayıda iş makinesiyle organize bir faaliyet gerçekleştirilmiştir.

Enkazda yürütülen çalışmalara, bina enkazının ekip sorumlularınca değerlendirilmesiyle başlanılmış, bilahara, binanın daire krokileri çıkarılarak çalışılacak mahaller belirlenmiş, ekiplerin bu bölgede çalışmaları sağlanmıştır. Binada, zaman zaman, hassas cihazlar, köpekler ve seslenme-dinleme yöntemleriyle canlı araması yapılmış, arama kurtarma çalışmaları, doğru araç ve ekipmanlar kullanılarak uygun kurtarma yöntemleriyle yürütülmüştür. Doğal olarak, çalışmalara üst katlardan başlanılmış, alt katlara doğru devam edilmiştir; ancak, eldeki mevcut bilgiler ile bina sakinlerinin beyanlarına bağlı olarak, üst katlarda mahsur kalan kimsenin bulunmadığı kanısına varılmış, bu nedenle, diğer kurtarma ekiplerinin sorumlularıyla toplantılar düzenlenmiş, alt katlardaki mahsur kalan kişilere ulaşılması için, iş makinelerinden yararlanılması amacıyla, üst kat beton blokların enkaza yük bindirmeden kaldırılması çalışmalarının başlamasına karar verilmiştir. Bu karar verilirken, tabiatıyla, enkaza başka türlü müdahale imkânı olup olmadığı da değerlendirilmiştir.

İnsan hayatına dair bu tip kararların yetişmiş teknik ekiplerce alınmış olması rahatlatıcı bir husustur ve bu gibi durumlarda daha önce yaşanan tecrübe ve profesyonel eğitime güvenilmelidir. 136 ve 152 nci saatlerde enkaz altından 2 vatandaşımızın canlı olarak çıkarılması, bir yandan çalışmalara olan güveni artırırken, diğer yandan acılarımızı bir nebze olsun hafifletmiştir.

Yapılan çalışma, enkaz kaldırma çalışması olmamıştır; aksine, tamamıyla binanın alt katlarında diğer yöntemlerle ulaşılamayan kişilere bir an önce ulaşılmasını sağlamak amacıyla yapılan, ağır kurtarma tekniklerini içeren bir çalışma diye tanımlanmaktadır. Nitekim, bu çalışmalar neticesinde, üst katlarda açılan 5 delikten alt katlara enkazın müsaade ettiği ölçüde inilmiş, bu iniş sırasında geçilen her kat arasında tüneller açılmak suretiyle katlar taranmış, canlı ya da ölü vatandaşımızın olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, 5 inci ve 6 ncı katlara ulaşılarak, vatandaşlarımızın  bazıları canlı olarak kurtarılmıştır.

Çalışmalarda görev yapan yerel ekiplerin yanı sıra, Adana, Ankara, Antalya, Kocaeli, Bursa, İstanbul, Balıkesir illerimizden ve Alanya'dan süratle Konya'ya ulaşan ve cansiparane bir şekilde çalışmalara destek veren gönüllü kuruluşlarımızın da katkıları büyük olmuştur.

Öte yandan, sağlık teşkilatımızın yaralıların nakil ve tedavisi konusundaki üstün gayretlerini ifade etmeliyim. Huzurlarınızda, bütün arama kurtarma elemanlarına, sağlık personelimize ve organizasyonda görev alan belediye mensubu elemanlarımıza teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, şu an itibariyle intikal eden bilgilere göre, maalesef, olayda, 54'ü kadın, 38'i erkek olmak üzere, toplam 92 vatandaşımız hayatını kaybetmiş bulunuyor; kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum. Öte yandan, toplam 29 vatandaşımız yaralı olarak çıkarılmıştır.

Saat 14.00 itibariyle, binada enkaz kaldırma çalışmaları son safhasına gelmiştir. Sadece, binanın ön cephesinde, sağ ve sol köşelerinde, binanın çökümünden dolayı meydana gelen, bodrum kata intikal eden, garaja intikal eden çöküntülerin temizlenmesi çalışmaları sürmektedir. Bu alan içerisinde bir insanımızın cesedinin çıkması ihtimali söz konusudur; bu sebeple, o çalışma da özenli bir şekilde sürdürülmektedir.

Daha önceden de ifade ettiğim gibi, bir bayram gününde böyle bir olayın olması şehrimizde ve ülkemizde derin bir acıya sebep olmuştur. Halkımızın bu acısını bölgeye gelerek paylaşan Sayın Meclis Başkanımıza, Sayın Başbakanımıza ve Sayın Anamuhalefet Partisi Liderimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bunun yanında, bakanlarımız, yüksek yargı mensupları ve Meclis dışında bulunan partilerimizin genel başkanları olay yerine gelip, Konya'da bu acımızı paylaşmışlardır; kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Olayla ilgili olarak üç ayrı inceleme, soruşturma yürütülmektedir. Bu çerçevede, Cumhuriyet Başsavcılığımızda olayla ilgili adlî soruşturma başlatılmıştır, siteyi inşa eden müteahhit ve taşeronlar güvenlik ekiplerince Antalya ve Ankara'da gözaltına alınmıştır.

Yine, adlî makamlarca, olayın sebebini bilimsel açılardan ve tüm yönlerden incelemek, değerlendirmek ve adlî sürece ışık tutmak üzere, Selçuk Üniversitesi İnşaat Fakültesi ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan bir bilirkişi heyeti oluşturularak çalışmalara başlanılmıştır.

İçişleri Bakanlığımızca başlatılan incelemeyle de, idarenin, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilme aşamasında kusurlu olup olmadığı ile kurtarma çalışmalarının yürütülme tarzı araştırılmaktadır.

Son olarak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığımızca, Afet İşleri Genel Müdürünün Başkanlığında oluşturulan 6 kişilik uzman heyet tarafından, olayın hemen sonrasında, gözlem, inceleme ve numune alma işlemleri yürütülmüş olup, adı geçen bakanlığımız tarafından konuyla ilgili teknik çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu kapsamda, mahallî belediyeler tarafından yapılan ruhsatlandırma işleminin mevzuata uygunluğu, binanın zemin durumu, taşıyıcı sisteme yapım sonrası herhangi bir müdahalenin olup olmadığı, beton ve donatım mukavemetinin tespiti, enkazdan alınan beton karot numunelerinin laboratuvar incelemelerinin yapılması işlemleri sürdürülmekte olup, konu hakkında yapılan spekülasyonlar, bu raporun neticelenmesiyle birlikte açıklığa kavuşacaktır.

Bu aşamada, adlî süreç devam ederken, konuya ilişkin daha farklı bir yorumda bulunmanın doğru olmayacağını düşünüyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu olay da bize çok açık bir şekilde göstermiştir ki, ülkemizde yapı denetimi konusu bütün boyutlarıyla ele alınmaya muhtaç bir konumdadır. Mesele, hukukî, sosyal, teknik ve idarî boyutlarıyla irdelenmeli ve kalıcı önlemler alınmalıdır. Bu konu, hiçbir siyasî mülahazaya konu edilmeyecek kadar önem taşımaktadır. Her şeyden önce, sorumluluk düzeyimiz ne olursa olsun, hiçbir toplum ferdinin böyle bir olaydan kendini soyutlamaması gerektiğine inanıyorum. İnsanlarımızı ansızın yakalayan böylesi bir faciaya ve böylesi bir çarpıklığa hep birlikte dur dememiz gerekiyor.

Mevcut yasanın yeniden gözden geçirilmesi, eksikliklerinin giderilmesi önem taşımaktadır. Burada, Meclisimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, elbette, idare ve Hükümetimize büyük görevler düşmektedir. Toplumun her kesiminin konuya olan duyarlılığı artırılmalıdır. Özellikle denetim sisteminin daha etkin hale getirilmesi ve burada rol alacak kişilerin mümkün olduğunca dış etkilerden uzak tutulması önem taşımaktadır. Burada bize de intikal eden birtakım önerilerle karşılaştık, bunlardan da kısaca bahsetmek istiyorum.

Öncelikle, 2000 yılından itibaren uygulamaya konulan yeni yönetmelikte, 19 ilde yapılan pilot uygulamaların tüm ülke çapına yaygınlaştırılması ve yeni sistemin kurumsallaştırılması önem arz ediyor. Bu aşamada belediyelerin teknik eleman yetersizliğinin, hizmet satın alımları yönünden giderilmesi düşünülebilir.

Diğer taraftan, bir üst teknik yapı denetim kurulunun hayata geçirilmesi, beton laboratuvar santrallarının yaygınlaştırılması, kum ocaklarının etkin bir şekilde denetlenmesi, yapılarda projelendirme ve teknik uygulama sorumluluğunu üstlenebilmek için yetkin mimarlık ve mühendislik uygulamasına geçilmesi, üniversitelerde buna ilişkin eğitim programlarının oluşturulması ve hukukî müeyyidelerin ağırlaştırılması, seslendirilen ve üzerinde çalışılan hususlardır. Sayın Nezir Büyükcengiz'in de önerileriyle birlikte, elbette, bunlar değerlendirilebilecek hususlardır.

Diğer taraftan, yapı sigorta sistemi, yapı denetiminin ayrılmaz bir parçası olarak, tüm bu konular masaya yatırılarak, kalıcı çözüme muhakkak ulaşılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, burada dile getirilmesi gereken önemli bir husus da, mevcut yapı varlığımızın yeniden ele alınmasıdır. Burada, iktidarıyla muhalefetiyle tüm Meclisimize, sivil toplum kuruluşlarına, merkezî ve yerel birimlere ve vatandaşlarımıza büyük sorumluluk düşmektedir. Konuyu kamuoyuna mal etmenin ve toplumumuzun bu konuda özlenen bilinç seviyesine ulaştırılmasının yöntemleri bulunmalıdır.

Olayın bir  tabiî afet kapsamında değerlendirilemeyeceği hepimizin malumudur. Bu olayda Konya halkımızın göstermiş olduğu metanet, tevekkül ve kadirşinaslık, her türlü takdirin üzerindedir. Bu konuda suçluların hak ettiği ölçüde cezalandırılması isteklerini, taleplerini dile getiren Konyalı vatandaşlarımızın sesine elbette kulak vermeliyiz.

Ben, konuşmamı, son kısmında, sehrimize gelerek acımızı paylaşan başta Meclis Başkanımız olmak üzere, biraz önce saydığım zevatın konuşmalarından birer cümle aktararak tamamlamak istiyorum.

Sayın Arınç, konuşmasının bir yerinde "deprem ülkesi olan Türkiye'de, böyle bir tehlikeyle karşılaşırsak neler olabileceği konusunda bu olaydan ders alınarak bazı düzenlemelere gidilmelidir" demiştir. Konuşmasının başka bir yerinde ise "ama, dürüst olalım, mert olalım, her olayda, hepimizin, derece derece, kademe kademe sorumluluğu var" demiştir.

Sayın Başbakanımız, konuşmasının bir yerinde "tabiî ki, bu olay takipsiz bırakılamaz. Bu olayın, şüphesiz ki, bir karşılığı olmalıdır, olacaktır; onun için, gerek yasama gerek yürütme gerekse yargı olarak, inanıyorum ki, bu üç ayrı kuvvet birimi elinden gelen gayreti gösterecektir. Vatandaşımızın geleceğe güvenle bakabilmesi için, her şeyden önce, bu tür yanlışların bir bedelinin de olması lazım ve bu yanlışı yapanlar, bunun bedelini de ödemelidir" demiştir.

Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı, Konya'ya yaptığı ziyaret sırasında hadiseyi çok derin bir şekilde değerlendirmiş ve şu ifadelerle hepimizin düşüncesine tercüman olmuştur: Olaydan alınması gereken çok ders olduğunu vurgulayan Baykal "bir kişiyi parmağımızı yöneltip suçlu ilan etmek istemiyorum, bütün toplumun suçlu olduğunu düşünüyorum. Hepimiz, üzerine düşen payı çıkarmalıyız, bir daha böyle bir olayın gerçekleşmemesi için ne gerekirse yapmalıyız" demiştir.

Aynen satır satır katıldığım bu düşüncelerle konuşmama son verirken, bu olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifa, Konyalı hemşerilerimiz başta olmak üzere tüm halkımıza sabır diliyorum.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz isteği, teknoloji geliştirme bölgeleriyle ilgili olarak Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet Erdöl'e aittir.

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

3. - Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, teknoloji geliştirme bölgelerine ilişkin gündemdışı konuşması

CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, kendim için çok önemli bulduğum, memleketimiz için de çok önemli olduğuna inandığım "teknoloji geliştirme bölgeleri" hakkında bilgi sunmak üzere sizlerin huzuruna çıkmış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, arkadaşlarımın da belirttiği gibi, Konya'da meydana gelen hadisede ve aynı zamanda, aynı günlerde, hac mevsimi dolayısıyla Mekke'de bulunan hacılarımız arasında ve aynı şekilde, komşumuz Irak'ın Erbil Kentinde meydana gelen menfur olayda pek çok kişi hayatını kaybetmiştir; ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Günümüzde, bilim ve teknolojiye egemen toplumlar, dünya ekonomisinin yönetimi ve yönlendirilmesinde mutlak bir üstünlük sağlama yolunda sanayileşme sürecini tamamlayarak, bilgi toplumu haline gelmektedirler. Özellikle son yıllarda, bilimsel bilginin teknolojinin hizmetine en kısa sürede sunulabilmesinin önemi göz önüne alınarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde üniversite, araştırma kurum ve kuruluşları, kamu ve sanayi kesimi arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi amacıyla çok sayıda bilim ve teknoloji parkı kurulmuştur. Dünyada, bu türden nitelikli bölgelerde sanayiin temel girdisi olan ileri teknolojiler üretilmekte, bu bölgeler desteklenmekte ve teşvik edilmektedir. Ülkemizde de, teknoloji geliştirme bölgeleri, yerel dinamiklerin harekete geçirilmesi, yeni ve ileri teknolojiye dayalı istihdam yaratılması, ülkemizin gelişmesine katkıda bulunması bakımından son derece önemlidir.

Teknoloji geliştirme bölgeleri, 2001 yılında, 4691 sayılı Kanunla kurulmuştur. Bu, geçmiş dönemlerdeki hükümetlerin, 3 Kasım seçim kararını almak gibi hayırlı bir işten sonraki en hayırlı işidir diyebilirim.

Özetlemem gerekirse, gerçekten, bu kanunla, sanayici ile üniversitenin el ele vererek bilgi üretmesi ve üretilen bu bilginin teknolojiye dönüştürülerek memleketin hızla kalkınmasına yardımcı olması amacı güdülmüştür.

Kanunun sağladığı faydaları şöyle özetleyebilirim: Daha etkin bir üniversite-sanayi işbirliği oluşturmak, araştırma sonuçlarının ekonomik değere dönüştürülmesini sağlamak, üniversitelerin sahip olduğu gelişmiş insan gücünün ve altyapı olanaklarının ekonomik değer yaratılmasında kullanılmasını ve akademik bilginin ticarîleştirilmesini sağlamak, yenilikçi, ileri teknoloji ürünlerinin yurtdışına pazarlanmasını ve bu alanda yabancı sermayenin ülkemize çekilmesini sağlamak.

Mevcut kanunla teknoloji geliştirme bölgelerinde sağlanan destek ve muafiyetleri de kısaca şöyle özetleyebilirim: Bölgelerin kurulması için gerekli arazi temini, altyapı ve idare binası inşaı ve bununla ilgili giderlerin yönetici şirketçe karşılanamayan kısmı, yardım amacıyla, bütçe imkânları ölçüsünde, bakanlık tarafından karşılanır. Yönetici şirket, kanunun uygulanmasıyla ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulur. Yönetici şirketin bu kanunun uygulanması kapsamında elde ettiği kazancı 2014 yılı başına kadar vergiden müstesnadır, yani, 31.12.2013 tarihine kadar vergiden müstesnadır. Bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve ar-geye dayalı faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da, yine, 2013 yılının sonuna kadar vergiden muaftır. Bu süre içerisinde, münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel internet, mobil ve askerî komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri de Katma Değer Vergisinden istisna tutulmuştur. Yine, bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve ar-ge personelinin bu görevleriyle ilgili ücretleri 2013 yılının sonuna kadar her türlü vergiden müstesnadır. Atıksu arıtma tesisi işleten bölgelerde atıksu bedeli alınmamaktadır. Bölgede görevlendirilen öğretim üyelerinin bölgeden elde edecekleri gelirleri üniversite dönersermaye kapsamı dışında tutulmaktadır. Yine, öğretim elemanları, üniversite yönetim kurulunun izniyle yaptıkları araştırmaların sonuçlarını ticarîleştirmek amacıyla, bu bölgede şirket kurulabilirler, kurulu bir şirkete ortak olabilirler ve/veya bu şirketlerin yönetiminde görev alabilirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Erdöl, mikrofonu açıyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayın.

CEVDET ERDÖL (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bütün bu kolaylıklara rağmen, ülkemizde, maalesef, yeterince teknoloji geliştirme bölgesi (teknopark) yoktur. Ülkemizde, şu anda, 12 tane teknoloji geliştirme bölgesi vardır. Bunlardan 2 tanesi, zaten, kanun çıkmadan önce var olan bölgelerdi, kanun çıktıktan sonra 10 bölge daha kuruldu. Böylelikle, mevcut olan Ortadoğu ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinin dışında, İzmir Teknoloji, Ankara Teknoloji, Gebze Teknopark ve İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokenti, Hacettepe, Yıldız Teknik Üniversitesi, Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi bu konularda öncülük yapmış ve teknoloji geliştirme bölgelerini kurmuşlardır. Yine aynı şekilde, Çukurova Üniversitesi, Antalya Akdeniz Üniversitesi, Kayseri Erciyes Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve nihayet, Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi de bu teknoloji geliştirme bölgelerini kurma aşamasındadırlar; 5 yeni teknoloji geliştirme bölgesi daha kurulmak üzeredir.

Şunu ifade etmek istiyorum: Özellikle, güzel Anadolumuzdaki işadamlarının üniversitelerle işbirliği yapmasını, üniversitelerimizdeki öğretim üyelerinin bu konuda öncülük etmesini bekliyoruz. Üniversitelere ve öğretim üyelerine, ama, özellikle Meclisimizde milletvekili sıfatını kazanmış olan öğretim üyesi vasıflı milletvekillerimize, bu konuda çok büyük iş düşmektedir. Hükümetimize düşen görev ise, ar-ge faaliyetlerine verilen desteğin, istenilen miktara çıkarılmasıdır. Bunun bir adım ötesinde, şu anda hiç konuşulmayan nano teknolojinin yakın gelecekte zihinlerimizi çok daha meşgul edeceği gayet aşikârdır.

Bu kanun, Türkiye'nin teknoloji bakımından önünü açacak bir kanundur, 2001 yılında çıkmıştır ve 2002 yılında da yönetmeliği yayımlanmış olmasına rağmen, Anadolu'nun ücra köşelerindeki "sahipsiziz" diyen üniversitelerimizden ve oradaki işadamlarımızdan, maalesef, yeterince talep olmamıştır diye düşünüyorum. Bu konuda kendilerini hassaten göreve davet ediyorum.

Kanunu hazırlayanlara, özellikle, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımıza, Bakanlığımızın Saygıdeğer Müsteşarına ve ARGE Genel Müdürüne buradan teşekkürlerimi hassaten sunmak istiyorum; çünkü, gerçekten, Türkiye'nin istikbalinde mutlaka ve mutlaka ekonomisini canlandıracak olan çok önemli yatırımların önünü açacak bir kanundur. Bunu hazırlayan ve emeği geçen bütün herkese teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, hepinizin geçmiş kurban bayramınızı kutluyor ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erdöl.

Gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetini Slovenya'ya resmî davetine icabet edecekleri daha önce bilgiye sunulan milletvekillerinden mazeret belirtenlerin yerlerine gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/469)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetinin Slovenya'ya resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 13 Kasım 2003 tarihli 18 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanlıkları tarafından, söz konusu ziyarete katılmak üzere Başkanlığımıza bildirilen isimlerden mazeretleri dolayısıyla katılamayacak olanların yerine Ankara Milletvekili Nur Doğan Topaloğlu, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan ve Manisa Milletvekili Hasan Ören'in isimleri bildirilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanun uyarınca, siyasî parti gruplarının bildirdiği isim değişiklikleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

    Bülent Arınç

           Türkiye Büyük Millet Meclisi

            Başkanı

BAŞKAN- Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması önergeleri vardır. Bu önergelerin Divan Kâtip Üyesi tarafından oturarak okunmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 milletvekilinin, uyuşturucu kullanımının nedenleri ve boyutlarının araştırılarak etkin mücadele için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/164)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Uyuşturucu kullanımı, tüm dünya gençliğinin yaşamını tehdit eden, hatta, çoğu zaman sona erdiren çok önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Üretimi ve satışı tüm ülkelerde kısıtlanmış ve hatta yasaklanmış olmasına karşın, bu maddelerin illegal yollardan üretimi engellenememiş ve dünya gençliğini zehirlemesinin önüne geçilememiştir.

Ülkemizde de durum aynıdır. Uyuşturucu madde bağımlılığı, sadece gençlerimiz arasında değil, ilköğretim çağındaki çocuklarımız arasında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Macera arayışları, arkadaş çevreleri, eğitimsizlik ve sosyoekonomik nedenler, gençlerimizi ve çocuklarımızı bu bataklığın içine itmektedir. Ayrıca, bazı TV'lerin geleneklerimizi zorlayan bazı programlarının da, sorunun büyümesinde etkin olduğu iddiaları yaygındır.

Sebep ne olursa olsun, devlet tüm yurttaşlarını her türlü olumsuzluktan korumak zorundadır. Aslî görevi budur. Ancak, bu illete karşı devletin görevlerini tam olarak yerine getirdiği söylenemez. Gerek eğitimde gerek mücadelede ve gerekse bağımlıların tedavisinde yetersiz kaldığı ortadadır.

Aileler ve tüm kamuoyu, çocuklarının geleceğinden endişelidir. Yüce Meclis sorunu ele almalı, enine boyuna araştırarak çözümlerini ortaya koymalıdır.

Sunulan nedenlerle, gençlerimiz ve çocuklarımız arasında gittikçe yaygınlaşan uyuşturucu kullanımının nedenleri ile buna karşı alınması gereken önlemlerin ve devletin gerek mücadelede ve gerekse bağımlıların tedavisinde yeterli olup olmadığının tespiti için Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını talep ederiz.

1- Ahmet Ersin                                (İzmir)

2- Ali Rıza Bodur                                (İzmir)

3- Yılmaz Kaya                                (İzmir)

4- Mehmet Parlakyiğit                                 (Kahramanmaraş)

5- Necati Uzdil                                (Osmaniye)

6 - Muharrem Kılıç                                (Malatya)

7 - Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                (Malatya)

8- Tacidar Seyhan                                (Adana)

9- Ufuk Özkan                                (Manisa)

10- Mustafa Sayar                                (Amasya)

11- Kemal Kılıçdaroğlu                                (İstanbul)

12- Mehmet Küçükaşık                                (Bursa)

13- Mehmet Işık                                (Giresun)

14- Nejat Gencan                                (Edirne)

15- Atila Emek                                (Antalya)

16- Vezir Akdemir                                (İzmir)

17- Abdurrezzak Erten                                (İzmir)

18- Kâzım Türkmen                                (Ordu)

19- Salih Gün                                (Kocaeli)

20- Ali Cumhur Yaka                                (Muğla)

21- Gürol Ergin                                (Muğla)

22- Ersoy Bulut                                 (Mersin)

23- Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu                                (Ankara)

24- Mehmet Vedat Melik                                (Şanlıurfa)

BAŞKAN -Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, ikinci önergeyi okutuyorum:

2. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 26 milletvekilinin, uyuşturucu madde kullanımının aileler ve gençler üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/165)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde özellikle gençler arasında uyuşturucu madde kullanımı yıllardan beri devam eden bir gerçek olup, bu husus sosyokültürel gücümüzü oluşturan en önemli faktörlerden biri olan aile kurumu üzerinde de çok önemli olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Bu nedenle, uyuşturucu madde kullanımı, aile ve gençler üzerindeki etkileri ile bu konuda alınacak tedbirlerin tespit edilmesi ve kalıcı çözümlerin geliştirilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1- Aziz Akgül                                (Diyarbakır)

2- Halil Ürün                                (Konya)

3- Faruk Çelik                                (Bursa)

4- Ömer Abuşoğlu                                (Gaziantep)

5- Ahmet Kambur                                (Tekirdağ)

6- İbrahim Köşdere                                (Çanakkale)

7- Ahmet Gökhan Sarıçam                                (Kırklareli)

8- Ali İhsan Merdanoğlu                                (Diyarbakır)

9- İbrahim Hakkı Birlik                                (Şırnak)

10- Mehmet Ali Bulut                                (Kahramanmaraş)

11- Remziye Öztoprak                                (Ankara)

12- Ersönmez Yarbay                                (Ankara)

13- İsmail Katmerci                                (İzmir)

14- Abdüllatif Şener                                (Sivas)

15- Mehmet Melik Özmen                                (Ağrı)

16- Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu                                (Muğla)

17- Osman Aslan                                (Diyarbakır)

18- Mustafa Said Yazıcıoğlu                                (Ankara)

19- Hikmet Özdemir                                (Çankırı)

20- Muharrem Karslı                                (İstanbul)

21- Turhan Çömez                                (Balıkesir)

22- Ali Rıza Alaboyun                                (Aksaray)

23- Mehmet Elkatmış                                (Nevşehir)

24- Mehmet Sarı                                 (Osmaniye)

25- Ali Öğüten                                (Karabük)

26- Mehmet Atilla Maraş                                (Şanlıurfa)

27- Yüksel Çavuşoğlu                                 (Karaman)

Gerekçe:

Anayasamızın 41 inci maddesinde de "Aile, Türk toplumunun temelidir" denilmek suretiyle ailenin önemi vurgulanmıştır.

Toplumun bu temel kurumu, hızlı gelişen sosyal değişmeyle büyük değişim geçirmiştir. Özellikle son iki asır içinde sanayileşme, kentleşme ve bunların etkisindeki yeni oluşumlar, bütün sosyal kurumlar gibi aileyi de etkilemiş, yeni şekil kazandırmıştır. Yüzyılımızın ikinci yarısında aile kurumundaki değişmeler daha da dikkat çeker olmuş ve bu temel kuruma destek vermek için yeni politikalar geliştirme, yeni resmî organizasyonlar oluşturma yoluna gidilmiş, aile bakanlıkları kurulmuş, aileye destek sağlayıcı yeni politikalar izlenmeye başlanmıştır.

Toplumlar için hayatî bir önem ifade eden aile, yaşanan sosyal değişim, yeni davranış kalıpları, tutumlar ve nihayet enflasyon düzeyleri ve gelir dağılımındaki dengesizliklerin getirdiği ekonomik sorunlar nedeniyle sarsıntılar geçirmektedir. Söz konusu faktörlere rağmen, ülkemizde aile bir kurum olarak çözülme tehlikesiyle karşı karşıya değildir.

Ancak, sosyokültürel gücümüzün korunmasında en önemli faktörlerden birisi olan aile kurumunda yaşanan söz konusu sarsıntıların yansımalarından biri de, gençler arasında madde kullanımının yaygınlaşması, şiddet ve intihar eğilimlerinin artması olarak ortaya çıkmaktadır.

Madde kullanımı, yalnız bireysel değil, aynı zamanda sosyal sorunlar yaratması nedeniyle toplum sağlığını tehdit eden en ciddî sorunlardan birisidir. Ayrıca, aile içinde bir bağımlının varlığı karmaşık sorunların yaşanmasına yol açmakta, diğer aile üyeleri de bireysel, sosyal ve toplumsal işlevleri açısından etkilenmektedir.

Araştırmaların ortaya koyduğu gerçek, Türkiye'de gençliğin uyuşturucu kullanımının artmakta olduğudur.

1995 yılında İstanbul'da 15 ayrı okulda 2 800 öğrenciyle yapılan bir çalışmada herhangi bir uyuşturucu maddeyi hayatında en az bir kez kullanan gençlerin oranı yüzde 7 olarak bulunmuştur.

Ankara'da üniversitelerde yürütülen bir başka çalışmada ise alkol ve sigara dışında kalan diğer bağımlılık yapıcı maddeleri kullanma oranı yüzde 5 ile yüzde 9 arasında tespit edilmiştir.

Alkol kullanımı ile sigara tüketimi de yine gençler arasında yaygınlaşmakta, bu maddeleri kullanmaya başlama yaşı giderek küçülmektedir.

Dünyada uyuşturucu kullanımı oldukça yaygındır. ABD'de 18-28 yaş grubunda hayatlarında en az bir kez herhangi bir madde deneyenlerin oranı yüzde 28,3'tür. İsviçre ise Avrupa'da en yaygın olarak uyuşturucu kullanılan ülkedir. Herhangi bir uyuşturucu maddeyi hayatında en az bir kez kullanma oranı yüzde 21'dir.

Ülkemizde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan çarpıcı bir gerçek de ailelerin önemli bir kısmının çocuğunun uyuşturucu madde kullanımından habersiz olduğudur. Bu oran yüzde 14 gibi azımsanmayacak bir orandır. Ayrıca, aileler, ortalama iki yıl sonra, aile üyelerinin madde kullanmaya başladığını evdeki eşya ve paraların eksilmesiyle farkına varmaktadırlar.

Gençlik ve aileler için ciddî bir tehdit ve tehlike haline gelen uyuşturucu madde kullanımının önlenmesinde herkese önemli görevler düşmektedir.

Anayasanın 58 inci maddesi "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır" hükmüne istinaden devletimize de önemli görevler düşmektedir.

Özellikle, aile ve toplumun geleceği olan çocukların, gençlerin sağlıklı ve uygun şartlarda yetişmesi çok büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle, TBMM tarafından geniş ve kapsamlı bir araştırma yapılarak madde kullanımının her yönüyle etkilerinin ortaya konulması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

2 adet genel görüşme önergesi vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım:

3. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 22 milletvekilinin, kamudaki araştırma ve geliştirme birimleri ve faaliyetleri konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Günümüzde, toplumsal ve ekonomik gelişmenin gerçek itici gücünün bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler olduğu bilinmektedir.

Bu nedenle ülkemizin araştırma ve geliştirme çalışmaları bakımından durumu ve gelişimi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren çok önemli bir konudur.

Özellikle TÜBİTAK yönetiminde görülen gelişmeler; üniversitelerin, araştırma amacıyla kullanacakları kendi dönersermaye gelirlerinin bütçeye gelir kaydedilmesi ve TÜBİTAK'ta görevli üniversite kökenli bilim insanlarının ek ücretlerinin aylık asgarî ücretin bile altına düşürülmesi; başta Tarım ve Köyişleri olmak üzere, bakanlıklara bağlı ar-ge birimlerinin durumu TBMM tarafından ele alınması gereken çok önemli konulardır.

Bu nedenle, Türkiye'nin, yükseköğretim, TÜBİTAK ve araştırma-geliştirme kuruluşlarının ar-ge faaliyetlerinin:

1. Finansman kaynakları, yönetim yapısı ve işleyişi ve bilimsel üretim yönünden incelenmesi,

2. Var olan sorunlarına çözüm önerileri geliştirilmesi,

Amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 101 inci ve 102 nci maddeleri uyarınca genel görüşme açılmasını istiyoruz.

Saygılarımızla.

  1. Yakup Kepenek                                (Ankara)

  2. Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu                                (Ankara)

  3. Ersoy Bulut                                (Mersin)

  4. A. İsmet Çanakcı                                (Ankara)

  5. Hüseyin Bayındır                                (Kırşehir)

  6. Uğur Aksöz                                (Adana)

  7. Mehmet Işık                                (Giresun)

  8. Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                (Malatya)

  9. Kemal Sağ                                (Adana)

10. Halil Ünlütepe                                (Afyon)

11. Nadir Saraç                                (Zonguldak)

12. Vahit Çekmez                                (Mersin)

13. Mehmet Vedat Melik                                (Şanlıurfa)

14. Mehmet Şerif Ertuğrul                                (Muş)

15. Selami Yiğit                                (Kars)

16. Ali Arslan                                (Muğla)

17. Hüseyin Ekmekcioğlu                                (Antalya)

18. Gökhan Durgun                                (Hatay)

19. Ufuk Özkan                                (Manisa)

20. Tuncay Ercenk                                (Antalya)

21. Mehmet S. Kesimoğlu                                (Kırklareli)

22. Ahmet Güryüz Ketenci                                (İstanbul)

23. Mevlüt Coşkuner                                (Isparta)

Gerekçe:

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, yaşamın her alanında, giderek yükselen ölçülerde belirleyici oluyor; buna karşılık, ülkemizde, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yetersizliği konusunda da bir görüş birliği vardır. Türkiye, araştırma ve geliştirmeye (ar-ge) yeteri kadar para ayırmamakta, ar-ge personeli yetiştirememekte ve kurumlarını güçlendirememektedir. Böyle olunca da üniversite-üretim işbirliği sağlanamamakta, nitelikli uzman ve mühendis yetiştirilmesi aksamakta ve mal ve hizmet üretimi teknolojileri, giderek artan oranda paralar ödenerek yurt dışından satın alınmaktadır.

Ülkemizde devlet bütçesinden kaynak ayıran araştırma ve geliştirme kuruluşlarını üç ana gruba ayırma olanağı vardır. Bunlar, üniversiteler, TÜBİTAK ve bağlı birimleri ve bakanlıklara bağlı araştırma-geliştirme kuruluşlarıdır.

Hükümet işbaşına geldikten sonra, üniversitelerin onca sorunu varken, bunları bir yana bırakarak, iki konuyu, yani, meslek lisesini bitirenlerin üniversiteye girişini ve YÖK Genel Kurulunda çoğunluğu ele geçirmeyi kendisine iş edinmiş ve üniversite yönetimlerini çalışamaz duruma getirmiştir. Bununla da kalınmamış, üniversitelerin kendi yarattıkları ve araştırma amacıyla kullandıkları dönersermaye paraları da Maliye Bakanlığı tarafından bütçe geliri olarak alınmıştır.

TÜBİTAK Yasasında "bir defaya mahsus" damgasıyla yapılan yasa değişikliği kurumu felç etmiş, üst yönetim görevden ayrılmış, yurt dışında düzenli olarak izlenmesi gereken toplantılara katılma olanağı kalmamış; bu kuruluşta çalışmakta olan 82 üniversite kökenli bilim insanının aldıkları tek ücret, aylık asgarî ücretin bile altına düşürülmüştür.

Başta Tarım ve Köyişleri olmak üzere, Enerji ve Tabiî Kaynaklar, Çevre ve Orman ve Devlet Bakanlıklarına bağlı olarak çalışan ar-ge kuruluşlarının durumu da, önemleri nedeniyle yakından incelenmelidir.

Ar-ge kuruluşlarının nasıl çalıştıklarının her yönüyle incelenmesi ve alınması gereken önlemlerin hiç zaman yitirilmeden yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

4. - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol ve İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Kıbrıs konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/7)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kıbrıs sorunu, mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde, adil, kalıcı ve şerefli bir çözüme kavuşturulmalıdır. Bu çözüme, taraflar arasında dış baskılardan uzak bir biçimde gerçekleştirilecek görüşmelerle ulaşılacağı kanısındayız.

Kıbrıs davası, bugün, tarihî bir dönemeç noktasına gelmiş, ulusumuzun ve tüm dünyanın dikkatleri bu soruna yoğunlaşmıştır. Böyle bir dönemde "ulusal birlik", "ulusal dayanışma" sözleri sözde ve söylemde kalmamalı, tam tersine, hayata geçirilmelidir. Maalesef, bu beklentiler gerçekleşmemiş, böyle tarihî bir dönemeçte, hükümetçe, muhalefetle görüşme ve danışma gereği bile duyulmamıştır. Ne Davos ne de ABD'ye gidilmeden önce muhalefetin görüşü alınmamış, tezleri ve önerileri sorulmamıştır. Bu noksanlık, temaslardan dönünce de devam etmiş, hükümet, Türkiye'ye gelince, muhalefete bilgi dahi verme gereğini hissetmemiştir.

CHP olarak, bunu, ulusal bir davanın çözümlenmesine yönelik çabalarda büyük bir eksiklik, duyarsızlık ve onarılması mümkün olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyiz.

Kıbrıs davasının özüyle ilgili temel konular ise, hâlâ, tam bir sis perdesi altındadır. Davos ve Washington'a gidilmeden önce, hükümet, Kofi Annan Planında, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk Halkının yaşamsal çıkarları doğrultusunda özlü değişiklikler yapılacağı yolunda çalışılacağı güvencesini kamuoyuna duyurmuştur. Oysa BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iki toplum arasında anlaşmaya varılmasa dahi boşlukların kendisi tarafından doldurulacağı ve planı bu haliyle referanduma sunma yetkisi tanınacağı sözü verilmiştir.

Bu sözler verilirken asıl muhatap olan KKTC ile bir mutabakat sağlanmadığı da anlaşılmaktadır.

Hükümet, yine, büyük bir acemilikle BM Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun yıprandığını ileri sürmüş, onun yerine üst düzey ABD'li bir arabulucu atanacağı konusunda kamuoyunda asılsız beklentiler yaratmıştır.

Türkiye için yaşamsal önemi olan Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili olarak daha masaya oturmadan tek taraflı ödünler verileceği izlenimi yaratmak, hükümetin izlediği yanlış politikaların son halkasıdır ve endişe vericidir.

Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, ulusal davamız olan Kıbrıs sorununun çözümünde telafisi imkânsız zararlardan, geri dönülmesi olanaksız çabalardan arınmak ve doğru politikaları saptamak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 nci ve 103 üncü maddeleri uyarınca CHP TBMM Grubu adına genel görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Kemal Anadol

Ali Topuz

 

İzmir

İstanbul

 

CHP Grubu Başkanvekili

CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

2. - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, İran'ın Bem kentinde meydana gelen deprem nedeniyle taziye sunmak ve yapılacak yardımlarla ilgili incelemelerde bulunmak üzere İran'a yaptığı resmî ziyarete, Batman Milletvekili Ahmet İnal'ın da katılmasının uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/470)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, İran'ın Bem kentinde meydana gelen deprem nedeniyle taziye sunmak ve yapılacak yardımlarla ilgili incelemelerde bulunmak üzere, 3 Ocak 2004 tarihinde bir heyetle birlikte adı geçen ülkeye yaptığı resmî ziyarete, Batman Milletvekili Ahmet İnal'ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

Recep  Tayyip Erdoğan

         Başbakan

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

V. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No: 65                                Tarih: 10.2.2004

Genel Kurulun 10.2.2004 Salı günkü (bugün) birleşiminde, sözlü sorular dışındaki diğer denetim konularının görüşülmemesi, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 17 nci sırasında yer alan 339 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 9 uncu sırasına, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 370 ve 372 sıra sayılı kanun tasarılarının 48 saat geçmeden 10 uncu ve 11 inci sıralarına; 32, 33, 34 ve 36 ncı sıralarında yer alan kanun tasarılarının ise 20 ilâ 23 üncü sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi; çalışma sürelerinin ise, bugünkü birleşimde 343 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar, 11.2.2004 Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesi ve 370 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar, 12.2.2004 Perşembe günkü birleşiminde de 360 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

 

 

Bülent Arınç

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

Başkanı

 

Haluk İpek

Ali Topuz

 

AK Parti Grubu Başkanvekili

CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Bu konuda söz isteği?.. Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, eski Başbakan Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner hakkında kurulan (9/5) ve (9/6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 10 Şubat 2004 Salı günü (bugün) saat 17.30'da, Ana Bina Zemin Kat PTT karşısındaki Meclis Soruşturması Komisyonları Toplantı Salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmalarını rica ediyorum.

Komisyon toplantı yer ve saati, ayrıca ilan tahtasına da asılmıştır.

Şimdi, gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.

Sözlü soruları sırasıyla arz etmeden önce, bu konuda, iki sayın bakanımızın, İçtüzüğe göre yazılı talepleri var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu, Sözlü Sorular kısmının 12, 15 ve 45 inci sıralarındaki sorulara beraber cevap verme arzusunu bildirmiştir; Heyetinize arz ediyorum.

Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım, Sözlü Sorular kısmındaki, (6/47)'den başlamak üzere, (6/84)'e kadar, kendisini ilgilendiren 16 adet soruyu beraber cevaplandırma talebinde bulunmuştur; bu hususu da Genel Kurulun bilgilerine arz ediyorum.

Maliye Bakanımız Sayın Unakıtan da, 1 inci ve 2 nci sıralardaki sorulara beraber cevap vereceklerdir.

VI. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Mersin Milletvekili Ersoy Bulut'un, özelleştirilen kuruluşlardaki özürlü işçilerin durumuna ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/403) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

2. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, emekli maaşlarının aylık olarak ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/405) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

BAŞKAN - Soruları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

     Ersoy Bulut

             Mersin

Şahsıma gelen başvurularda; şu ana kadar yapılan özelleştirmelerde, özelleştirmeyle ilgili 4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesine uygun davranılmadığı, sakat statüsünde çalışanların (I, II ve III üncü dereceden sakat statüsünde olanlar) işten çıkarıldığı ve iş kaybı tazminatlarının da yasada belirtildiği gibi iki kat ödenmediği bildirilmektedir.

Soru 1 : Özelleştirmeden dolayı işlerini kaybeden I, II ve III üncü derece sakat statüsünde çalışanlara, kanunda belirtildiği şekilde ödeme yapılması gerekirken buna uyulmadığı doğru mudur? Şayet doğru ise düzeltilmesi için bir çalışmanız var mıdır?

Soru 2 : İşyerlerinin kapatılması veya tasfiye edilmesinden dolayı işlerini kaybeden I inci, II nci ve III üncü derecede sakat statüsünde çalışan işçilerin diğer kamu kurumlarına geçebilmelerine olanak sağlayan bir uygulama başlatılabilir mi?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

  Orhan Eraslan

               Niğde

Bilindiği üzere emekli aylıkları sosyal güvenlik kuruluşlarınca halen 3 ayda bir verilmektedir. Oysa, emeklilerimizin kira, elektrik, su, telefon, kredi kartı ve esnaf borçları gibi temel giderleri aylık olarak ödenmektedir.

Bu durum zor şartlar altında yaşamını sürdüren emeklilerimizin haklı tepkilerine yol açmaktadır.

Bu itibarla, emeklilerimize emekli aylıklarının aylık olarak ödenmesi düşünülüyor mu?

BAŞKAN - Her iki soruya da Sayın Maliye Bakanımız cevap verecektir; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin Milletvekili Sayın Ersoy Bulut'un sorusuna cevap vermek için huzurunuzda bulunuyorum; sorunun cevabı şöyledir:

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesinde "kapatma ve tasfiye halleri dışında sakat statüsü ile (ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III üncü derece) çalışanlar işten çıkarılamaz. Kapatma ve tasfiye halinde ise, işten çıkarılan sakat personele (ilgili kanunların öngördüğü  I, II ve III üncü derece) iş kaybı tazminatı bu kanunun tanıdığı hakların iki katı oranında ödenir" denilmektedir.

Özelleştirme programında bulunan kuruluşlarda çalışan sakat statüsündeki işçilerin hizmet akitleri, hiçbir şekilde feshedilememektedir. Aynı şekilde, kuruluş özelleştirildikten sonra, sakat statüsündeki işçilerin hizmet akitlerinin feshedilemeyeceğine dair 4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde düzenleme bulunmaktadır.

Kuruluş özelleştirildikten sonra kamu tüzelkişiliği sona erdiğinden, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, bu kuruluşlar üzerinde yaptırımda bulunma yetkisi kanunen mümkün değildir; ancak, özelleştirilen kuruluşlardaki sakat statüsündeki işçilerle ilgili denetimler, 1475 sayılı İş Kanunu gereğince, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yetki alanı içindedir. Sakat statüsünde çalışanların diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakli, mevcut mevzuat uyarınca da mümkün değildir.

Yine, çok iyi hatırlarsınız, bütçe kanunumuzun geçirilmesi sırasında da, özel olarak, eskiden uygulanamayan sakat işçilerle ilgili yaptırımların bu sene uygulanacağına dair bir kararı almış bulunuyorsunuz. Buna göre, bu sakat işçilerin kamu kuruluşlarında istihdamı, eskisine nazaran çok daha kolay ve yaptırımlı hale gelmiştir.

Bilgilerinize arz ediyorum.

Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın sorusuna cevabımız şöyledir: Bilindiği üzere, Emekli Sandığı dışındaki diğer sosyal güvenlik kurumları, emekli aylıklarını, ayda bir ödemektedir; bunun tek istisnası olarak, Emekli Sandığı, üç aylık peşin olarak ödemektedir; yani, uygulama daha önce bu şekildeydi. Bize "aylık ödeme yapılıyor mu" diye soru sorulmuş.

Biz şöyle bir cevap verdik: Emekli Sandığına ulaşan taleplerin değerlendirilmesi sonucu, bazı emeklilerin, maaşlarını aylık olarak almak istedikleri görülmüş ve Bakanlığımızın 7 Nisan 2003 tarihli olurları ile hak sahiplerinin istemeleri halinde maaşlarının aylık olarak ödenmesi uygulamasına Haziran 2003 tarihinden itibaren başlanması kararlaştırılmıştır; yani, bu, aylık ödemelere, biz, zaten başladık.

15 Ekim 2003 tarihine kadar 125 464 emekli, 39 982 dul ve yetim olmak üzere, toplam 165 446 hak sahibinin talepleri yerine getirilmiş ve ilgililerin maaşları aylık olarak ödenmeye başlanmıştır; yani, biz, maaşlarını aylık olarak almak isteyenler müracaat etsinler dedik; bu müracaatlar edildi ve bundan dolayı da biz, 165 000 kişiye, maaşlarını aylık olarak ödemeye başladık; ancak, bunlardan 9 105 emekli, 2 112 dul ve yetim olmak üzere, toplam 11 217 hak sahibi tekrar Emekli Sandığına müracaat ediyorlar ve maaşlarımızı aylık almaktan vazgeçtik, istemiyoruz diyorlar. Nasıl alacaklar; maaşlarımızı bize yine üç aydan üç aya ödeyin dediler; biz de peki dedik. Şimdi, onlara da maaşlarını üç aydan üç aya ödüyoruz.

Sözün kısası, Emekli Sandığı da, artık, isteyenlere, aylık olarak maaş ödemeye başlamıştır. Bu tatbikatımız da haziran ayından itibaren devam etmektedir. Bunu da bilgilerinize arz ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

3. - Denizli Milletvekili V.Haşim Oral'ın, Irak Savaşı ve ABD'nin malî yardımına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/408) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilmiş ve gündemden çıkarılmıştır.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahibine, 5 dakikayı geçmemek üzere söz veriyorum.

Buyurun Sayın Oral.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizin bildiği gibi, aslında, bu soru gündemden düşmüş gibi görünse de, uluslararası ilişkiler, özellikle uluslararası anlaşmalarla ülkelerin kaderini tayin eden ekonomik yükümlülükler sürmeye devam ediyor.

Kitle imha silahları bahanesiyle Irak'ı işgal eden Amerika'nın, özellikle 8 500 000 000 dolarlık kredi konusundaki bonkörlüğünün altında neler yattığını, aslında -benim buradan söylemem değil de- Sayın Bakanımızın bize izah etmesini beklerdim; çünkü, özellikle son zamanlarda, Türkiye'de, Amerika'da, Davos'ta söylenen değişik söylemlerin Türkiye'nin başını ağrıtacağı kaygısı taşınırken, bu konuyla ilgili, hâlâ daha Meclisin bilgilenmemiş olması, bu anlaşmanın, Anayasanın ilgili maddesine rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmamış olması, bana göre bir talihsizlik değil, ihmalin ötesinde bilinçli olarak yapılan bir yanlışlıktır diye düşünüyorum.

Hepinizin bildiği gibi -bilmeyenlerin de olduğu varsayımından da yola çıkarak, bilgilenmesi düşüncesiyle- Amerika, bu krediyi verirken, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmemesi konusunda, Kongrede bir karar alarak, buna atıfta bulundu. Yani, dedi ki: "Türkiye, sen Kuzey Irak'a girersen, 8 500 000 000 dolarlık bu krediyi kullanamazsın." Aksi varsa, bunu, Sayın Bakan, çıkıp, burada söylemeliydi. Tabiî, bunun söylenmesi, en azından, Türkiye'ye bunun bir seçenek olarak sunulması büyük bir talihsizlik; çünkü, yakın zamanda konuşulan, yakın zamanda Türkiye'yi gerçekten sıkıntıya sokan, Kuzey Irak'ta Kürt devletinin kurulma olasılığına karşılık, şimdiden bir tedbir olarak bize bunun sunulmuş olması ve Sayın Dışişleri Bakanının, Sayın Başbakanın, bu konuyla ilgili anlaşma yapan Sayın Bakanın bu konudaki kayıtsızlığı, beni gerçekten ama gerçekten üzüyor, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak üzüyor. Dolayısıyla, bunun olmadığının buradan beyan edilmesini istiyorum. Gelecek yazılı cevabı da, buradan Meclise okuma konusundaki sorumluluğumdan da vazgeçmeyeceğimi söylemek istiyorum.

Tabiî, özellikle son dönemde, Kıbrıs konusu olsun, Irak konusu olsun, Avrupa Birliği konusu olsun hep birbirleriyle ilişkilendirilirken, ne yazıktır ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk Ulusu, bu kararlardan, bu uluslararası görüşmelerden bilgilendirilmiyor, bunlarla ilişkilendirilmiyor; bu da bizi oldukça sıkıntıya sokuyor.

Herkesin dikkatini çekmesi gerektiğini düşündüğüm bir konu var; bu bir uluslararası anlaşmaysa -ki, öyle, 8 500 000 000 dolarlık kredi- Anayasanın 90 ıncı maddesinde bu konu çok net ifade ediliyor; eğer bir uluslararası anlaşmanın maddî boyutu varsa, bunun Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması zorunluluğu da var. Dolayısıyla, Anayasanın ilgili maddesi gereği, ulusal çıkarlarımızı çok yakından izleyen bir hususun, bizi bağlayıcı, hatta bizim ulusal çıkarlarımızı gölgeleyici bir maddeyle bize sunulmuş olması, dolayısıyla, hâlâ ne olduğunu bilmememiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bizi gerçekten etkiliyor ve üzüyor.

Ben bunlarla ilgili düşüncelerimi beyan ettikten sonra, hem Dışişleri Komisyonu üyesi olarak hem de çok güncel olduğu için, özellikle son zamanlarda Sayın Başbakanımızın Davos'ta, Amerika'da yaptığı görüşmeler konusundaki kaygılarımı da bu suretle ifade etmek istiyorum.  Bu görüşmelerin sonucunda ne çıkacağını bilmek, gerçekten, kâhin olmayı gerektirmiyor; çünkü, daha önce yapılan görüşmelerde, bu, bir şekilde ortaya çıktı, 1 Marttaki tezkere olayında olduğu gibi. Ben, bir şeyin altını çizmek istiyorum: Sayın Başbakanımın yabancı dil bilgisi yok. Sayın Başbakanım, Sayın Bush'la, Sayın Annan'la görüşürken, yanına Dışişlerinden herhangi bir yetkiliyi almıyor, sadece bir Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilini -uluslararası tecrübesi, deneyimi olmayan, uluslararası anlaşmalardan hiç haberi olmayan; ancak partililiği konusunda Sayın Başbakanın kesinlikle tereddütünün olmayacağı bir kişiyi- yanına alıyor ve Türkiye'nin geleceğiyle ilgili konular bu üçlü arasında konuşulup, bundan sonra eylemlerle, söylemlerle veya birtakımköşe yazarlarının satırlarında bize yansıtılmaya çalışılıyor. Bu, Türkiye'nin tarihinde görülmemiş, bir etik anlayışa uymayan ve ne olduğu belli olmayan bir anlayıştır. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı, Dışişleri mensupları olmadan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Sayın Oral, son cümlenizi rica ediyorum.

V. HAŞİM ORAL (Devamla) -...bir Dışişleri mensubu olmadan, Türkiye'nin geleceğini bağlayacak, Türkiye'nin geleceğini tehlikeye atacak bu tür görüşmeleri, gerçekten, bir partidaşıyla değil, Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası ilişkilerini, ulusal çıkarlarını düzenleyen, o eğitimden, o terbiyeden gelmiş, o bilgi birikimine sahip insanlarla yapmasında fayda var. Aynı özeni, dışişleriyle ilgili yapılan anlaşmalarda Sayın Bakanlarımın da dikkatine sunuyorum.

Bu vesileyle, Sayın Başkanımın bana gösterdiği anlayışa teşekkür ediyorum. Sayın Dışişleri Bakanımın konuyla ilgili yazılı beyanını sizlere aktarma konusunda sorumluluğumu yerine getireceğimi düşünüyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oral.

4. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, petrol sondaj makinelerine  ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/409) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

5. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Niğde İlinin doğalgaz dağıtım kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/444) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

6. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, ülkemizdeki hidroelektrik santrallarına ve elektrik üretimine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/463) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 4, 16 ve 26 ncı sıralarda yer alan sorulara, Enerji Bakanımız Sayın Hilmi Güler ortak cevap vereceğinden, 4, 16 ve 26 ncı sıralardaki soruları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu saygılarımla arz ederim.

  Atilla Başoğlu

              Adana

Soru:

1967 senesinde Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan ELIT firmasına 5 000 metre üzerinde petrol arayabilecek 10 adet sondaj makinesi sipariş verilmişti. Adı geçen devletin engellemeleri sonucunda dönemin hükümeti, Sovyetler Birliğine yönelmiş, sözleşme yapılmış; ancak, sonrasında müteakip hükümet "komünist makineler" oldukları gerekçesiyle siparişleri iptal etmiştir.

a- Bu makineler getirilmediğine göre ve Türkiye'de petrolün 5 000 metre civarında olduğunun bilinmesine rağmen, başka ülkelere, bu derinliklere inebilen makine siparişleri verilmiş midir?

b- Böyle derinliklere inebilen makinelerimiz mevcut mudur? Varsa kaç adettir?

c- Söz konusu makinelerden her birisi senede kaç delik açmaktadır, kaç bin metreye kadar inilmektedir?

d- Ülkemiz 2 000-2 500 metrelerde petrol aramalarında niçin ısrar etmekte ve daha derinlerde aramalar yapmamaktadır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

  Orhan Eraslan

               Niğde

BOTAŞ'ın dağıtım programına son olarak Ordu, Giresun ve Edirne'nin de eklenmesiyle 26 ilimiz doğalgaza kavuşacaktır.

Ancak, Niğde İlimiz, çevresinde yer alan hemen tüm illerde doğalgaz kullanımının başlayacak olmasına rağmen, doğalgaz dağıtım programına dahil edilmemiştir.

Oysa, Niğde'nin nüfusu, programda olan Amasya, Burdur ve Nevşehir gibi illerden daha yüksektir.

Niğde, hava kirliliği bakımından da doğalgaza ihtiyaç duymakta olup 2000-2001 yılı kış sezonunda kükürtdioksit (SO2) yoğunluğu bakımından tüm illerimiz arasında dördüncü sırada yer almıştır.

Soru 1- Niğde İlinin doğalgaz dağıtım kapsamına alınmamasının gerekçesi nedir?

Soru 2- Niğde'nin yakın zamanda dağıtım programına alınması düşünülmekte midir? Düşünülüyor ise nasıl bir takvim öngörülmektedir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu saygılarımla arz ederim.

  Atilla Başoğlu

              Adana

1- Ülkemizde kaç adet hidroelektrik santralı mevcuttur?

2- Bu hidroelektrik santralları hangi kapasitede kullanılmaktadır? Kaçı aktiftir, kaçı devredışı bulunmaktadır?

3- Ülkemizde kaç kw elektrik üretilmektedir?

4- Başka ülkelerden elektrik alınmakta mıdır? Alınmakta ise hangi ülkelerden ne miktarda alım yapılmaktadır?

5- Yenibitirilmiş olmasına ve her türlü teçhizatı tamam olmasına rağmen çalıştırılmayan hidroelektrik santralı var mıdır?

BAŞKAN - Her üç soruyu da Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler cevaplandıracaklardır.

Buyurun Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun sözlü soru önergesine cevabımı arz ediyorum.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının anılan tarihte ve sonrasında Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan ELIT firmasına ait herhangi bir sondaj makinesi siparişi verdiği ve daha sonra siparişlerin iptal edildiğine dair bir kanıt bulunamamıştır; önce, onu arz edeyim.

İkinci olarak, TPAO, 1977 yılında, 5 000 metrenin altına inebilen 7 adet  sondaj makinesini Romanya'dan satın almıştır; ancak, günümüzde bir şirketin elinde bu makinelerin olması, bu kadar derine inebilmesi, o kadar önemli bir anlam ifade etmemektedir. Uygun lokasyonlar belirlenebilirse, bunu kazacak kuleler dünyanın çeşitli ülkelerinden daha da ekonomik şartlarla kiralanabilmektedir. Bu kapsamda, son yıllarda ülkemizde yapılan derin sondajlara ait de bazı bilgiler arz edeyim.

Birincisi, 1977  yılında Romanya'dan satın alınan F-320 model ve 6 210 metre derine inebilen kapasitede 7 adet sondaj makinesinden halihazırda 6 tanesi faal durumda bulunmaktadır. Söz konusu   makinelerle   -alındığı tarihten günümüze değin- en derini Antalya yöresinde Demre-1 numaralı kuyuda 6 111 metre inilerek kazılmış olup, toplam kazılan kuyu sayısı 154'tür; ancak, son yıllarda bu makinelerle yılda ortalama 4-5 kuyu açılmakta ve en fazla 3 000 ilâ 3 500 metre, programlanan, derinliğe inilebilmektedir.

Bildiğiniz gibi, petrol sondajları uzun ve masraflı, jeolojik, jeofizik ve jeokimyasal araştırmalar sonucunda ve petrol üreten seviyelerin belirlenmesinden sonra kazılar yapılmaktadır. Ülkemizde petrol üretebilecek kayaçların, özellikle petrol potansiyeli kanıtlanmış bölgelerde, daha çok 2 000- 3 000 metre derinlikler arasında bulunması nedeniyle sondajların büyük bölümü bu grup aralığına düşmektedir ve bu aralık içinde sondajlar yapılabilmektedir. Neticede bunlar birer veriyle ifade edildiği için, daha derine inilmesi gerekmemektedir; ancak, ben, özel bir merakla bunların hepsinin tekrar dökümünü istedim ve tekrar bunlar için de irdeleme yapıyoruz. Bu derinliklerin dışında da gaz ve petrol bulunabilmesi noktasında özel bir araştırma yaptırıyorum. Zaten, geçen seneye göre sondaj sayımız iki kat artmıştır; çünkü, petrol ve doğalgaz arama noktasında yerli kaynaklara önem veriyoruz.

Diğer taraftan, bu sene içerisindeki programlanan sondaj sayısı da, bizim geçen sene yaptığımızın 2 katı olacaktır. Dolayısıyla, iktidarı aldığımız dönemdekinin 4 katına, bu yıl, çıkacağız. Bu arada, denizlere de ağırlık veriyoruz ve TPAO, bildiğiniz gibi, Karadeniz'de, Trabzon, Rize açıklarında doğal petrol araması yapmaktadır. Aynı zamanda, Akçakoca yöresinde de bu yıl nisan ayından itibaren doğalgaz aramalarına ağırlık verilecektir. Trakya'da ise, kazdığımız kuyularda doğalgaz bulmaktayız; ama, biz, çok daha büyük yatakların bulunması için de yeni programlar yaptık. Bu bakımdan, yeni dönem epey ağırlıklı olacak.

Bu arada yeri gelmişken, TPAO'nun, gerek Kazakistan'da gerek Azerbaycan'da ve gerekse Libya, Mısır ve Irak gibi yerlerde de doğal petrol aramaları yaptığını bilgilerinize tekrar sunmak isterim. Dolayısıyla, Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun TPAO'yla ilgili sorularına cevap arz etmiş oldum.

Diğer taraftan, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın doğalgazla ilgili, Niğde İliyle ilgili sorusuna cevabım ise şudur: Niğde, doğalgaz kullanımının ülke geneline yaygınlaştırılması projesi kapsamında, Doğu Anadolu Doğalgaz İletim Hattından doğalgaz alabilecek bir ilimizdir. Bu çerçevede, Niğde'nin sanayi potansiyeli dikkate alınarak, başta organize sanayi bölgesi -yani, OSB- olmak üzere, şehirdeki münferit sanayi tesislerinde bir an önce doğalgaz kullanımını sağlamak üzere, 86 kilometrelik bir branşman hattı üzerindeki çalışmaları tamamlıyoruz; inşaat sürüyor. Niğde OSB bağlantı hattı ve ölçüm istasyonu, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün dağıtım hatları projesi kapsamındadır zaten. İnşaat çalışmaları da, biraz önce bahsettiğim gibi, devam etmektedir.

Bu çalışmaların tamamlanmasını müteakip, talep etmeleri durumunda -bunun altını çizerek söylüyorum- Niğde OSB sanayi tesisleri ve bölgedeki münferit sanayi tesislerinin doğalgaz kullanması mümkün olacaktır. Yalnız, geçen süre içinde, Niğde'de yerleşik bulunan hiçbir sanayi tesisi, doğalgaz talebinde bulunmamıştır. Ayrıca, dağıtım hatları projesi kapsamında da, Niğde OSB, BOTAŞ Genel Müdürlüğünce sözlü ve yazılı olarak birçok kez istenmesine rağmen, doğalgaz satış sözleşmesine esas bilgilerini göndermemiştir. Niğde'ye gaz arzına ilişkin çalışmaların 2004 yılı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır; çünkü, o, BOTAŞ'ın zaten programıdır; biz, onu yürütüyoruz.

Diğer yandan, şehirlerde doğalgaz dağıtım ve satış faaliyetlerine ilişkin esaslar, 2 Mayıs 2001 tarih ve 24390 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunuyla düzenlenmiş olup, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün, şehiriçi dağıtımıyla ilgili yetki ve sorumluluğu bulunmamaktadır; yani, biz, şehre kadar doğalgazı çelik borularla götürüyoruz. Şehiriçi dağıtımı ise, ayrı bir mekanizmayla, bir lisans alınarak, EPDK'dan lisans alınarak ve bununla ilgili bir şirket kurularak yapılıyor.

Bu bakımdan, Niğde'de konut sektöründe, konut, ticarethane ve resmî dairelerde doğalgaz dağıtım ve satış faaliyetleri yapılabilmesi ve dolayısıyla doğalgaz kullanılabilmesi için gerekli olan altyapı yatırımları -ki, bunun içinde şehir ana basınç düşürme ve ölçüm istasyonu var; biz, buna RMS-A diyoruz ve dağıtım şebekeleri var bunlarla ilgili olarak- söz konusu kanun çerçevesinde, biraz önce bahsettiğim gibi, EPDK'dan, yani, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alacak olan şehir gaz dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirilebilecektir.

Bu bakımdan, Niğde'de konut sektöründe, yani, konut, artı ticarethane, artı resmî dairelerde doğalgaz kullanımı, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu çerçevesinde gaz dağıtım şirketinin kurulması ve bu şirketin de Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alması ve şehir dağıtımı için gerekli olan altyapıyı, şehir ana basınç düşürme ve ölçüm istasyonlarını ve dağıtım şebekesini oluşturmasından sonra mümkün olacaktır. Bu bakımdan, sayın milletvekilimizin, Niğdeli vatandaşlarımıza, hemşerilerimize bunu mutlaka iletmesi lazım. Zaten, biz, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak elimizde fazla olan doğalgazı bu illere dağıtmak, bu illere satmak niyetindeyiz ve yaptığımız çalışmaları da, bu vesileyle, arz etmiş oluyorum.

Şimdi, Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun sözlü sorusuna cevabımı arz ediyorum. Burada da, Aralık 2003 tarihi itibariyle -ki, bugün de bu rakam değişmemiştir- 94 adedi EÜAŞ (Elektrik Üretim AŞ) santralı olmak üzere ülkemizde 132 adet hidroelektrik santralı mevcut bulunmaktadır. Hidroelektrik santrallarının toplam kurulu gücü Aralık 2003 itibariyle 12 493,7 megavat kapasitesindedir. Su gelirlerine ve arz-talep durumuna göre bunlar çalışmaktadır. Misal olarak verecek olursam, 2003 yılında hidroelektrik santralların üretimi yaklaşık 35 milyar kilovat/saat olmuştur. 2002 yılıyla mukayesesini yapacak olursak, toplam 124 400 000 000 kilovat/saat, 2003 yılında ise 140 100 000 000 kilovat/saat elektrik enerjisi üretilmiştir.

Geçmiş yıllarda Bulgaristan'dan, İran'dan, Gürcistan'dan elektrik alınmaktaydı. 2003 yılında sadece Bulgaristan'dan elektrik enerjisi alınmıştı; onu da bizim dönemimizde kestik. Kesmemizin sebebi de, bize anlaşma gereğince 1 otoyol, 2 baraj sözü verilmişti. Geldiğimizde bu anlaşmayı inceledik; anlaşmada bu otoyolla, barajların olmadığını gördük. Onun üzerine, bu anlaşma maddelerine uymalarını söyledik. Anlaşma maddelerine uyamadıkları için de elektriği kestik. Elektriği kesince, 2 bakan geldi, hem Bayındırlık hem Enerji Bakanı geldi. Onlar "açın" dedi; biz sözlerinizi tutarsanız daha doğrusu "anlaşma maddeleri uygulanırsa açarız" dedik; açılmadığı için, şu ana kadar elektrik almıyoruz, elektriği kestik. Onlarla 4 alternatif üzerinde görüşüyoruz; ya anlaşmaya uyacaklar veyahut uymadıkları takdirde söz verilen otoyol ve barajın muhtemel yatırım miktarını ve müteahhit kârını alacağımız elektrik miktarından düşeceğiz; dolayısıyla, biz bunu halkımıza daha düşük fiyatlı elektrik enerjisi olarak yansıtacağız; o da olmazsa, yeni şartlarla görüşeceğiz; o da olmazsa, bu anlaşmayı donduracağız, ileriki bir tarihte görüşeceğiz. Şimdi top Bulgaristan tarafında, onlardan cevap bekliyoruz ve bundan dolayı da aramızda en ufak bir soğukluk yok; tam tersine, onlar bizim ciddiyetimizi ve samimiyetimizi gördüğü için de bunu çok anlayışla karşılıyorlar, görüşmeleri sürdürüyoruz.

Diğer taraftan, biz, bu sene, Türkmenistan'dan elektrik almaya başladık. Bunu da ihtiyacımız olduğundan değil... Yani, büyük ölçüde şu anda, ancak aldığımız bölgede, Doğu Anadolu Bölgesinde enerji açısından stabilizeyi sağlıyor, kararlılığı sağlıyor. Oradan biz 2003 yılında 25 100 000 kilovat/saat enerji aldık. Bu çok anlamlı bir ithalattır; çünkü, Türkmenistan'dan elektrik almak demek, aslında, bir anlamda elektrik enerjisine dönüşmüş doğalgaz almak demektir. Daha evvel, biz, Türkmenistan'dan doğalgaz almaktan vazgeçmiştik ve anlaşmamız olduğu halde Türkmenistan'dan doğalgaz almadık; ama, şimdi onlardan elektrik alarak, bir yerde, elektriğe dönüşmüş doğalgaz almış gibi olduk; yani, bu bakımdan anlamlı. Bu da 25 100 000 kilovat/saattir. Bulgaristan'dan aldığımız elektriğe göre de -bugünkü fiyatlara göre- daha ucuzdur; onu da özellikle ifade edeyim.

Şu anda tüm bağlantıları tamamlanmış ve tüm idarî işlemleri tekemmül ettirilmiş ve geçici kabulü yapılarak ticarî işletmeye hazır olup da çalışmayan hidroelektrik santral bulunmamaktadır; ancak, santrallar genellikle su gelirlerine ve sistem ihtiyacına göre üretim yapmakta olup, bu nedenle bazı hidroelektrik ve/veya termik santrallar kısa süreli olarak durdurulabilmektedir.

Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim; suya özellikle ağırlık veriyoruz ve geçen hafta yaptığımız en son düzenlemeyle, 5 500 000 000 kilovat/saatlik enerjiyle ilgili doğalgaz santrallarında kesinti yaparak, barajlara, hidroelektrik santrallarına ağırlık verdik. Burada maliyet daha düşük olduğu için, bu da bizim elektrik maliyetlerimizi daha aşağıya çekmektedir. Zaten, ondört aydır elektrik enerjisine zam yapmayıp, hatta indirimler yapmamızın sebebi de bu çeşit verimli çalışmamızdır; bundan dolayı zam yapmıyoruz, tam tersine, indirimler yapıyoruz. Daha evvelden her ay otomatik olarak yüzde 3, yüzde 5 zam yapılırken, bizim bunları yapmamızın sebebi, tamamen, kazanarak, verimli çalışarak, yerli kaynaklara ağırlık vererek, bilhassa suya ağırlık vererek çalışmamızdır. Son hafta yaptığımız ayarlamayı da, toplam 5 500 000 000 kilovat/saatlik enerjiyi, doğalgazı kesip suya aktararak yaptık. Bunu da, bizim bir farklılığımız olarak sizlere arz etmek isterim.

Hepinize saygılarımı sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Sayın Atilla Başoğlu'nun, yeriniden, bir söz talebi vardır.

Buyurun Sayın Başoğlu.

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) - Sayın Bakanımın vermiş olduğu bilgilere çok teşekkür ederim. Bilhassa petrol arama faaliyetlerinin artmış olması çok sevindirici. Biz, vermiş olduğumuz soru önergelerimizdeki ana fikrimizde, genellikle, ülkemizdeki petrolün 3 000 metrenin üzerindeki derinlikte olduğu teması üzerine durmuştuk. Siz de cevaplarınızda, şirketlerin elinde bulunan çok derinlere inen makinelerin bir şey ifade etmediğini söylüyor ve gerektiğinde bunların dışarıdan alınabileceğini, kiralanabileceğini belirtiyorsunuz; ama, bizim makinelerimizle Irak'ta veya diğer ülkelerde taşeronluk yapıldığı bilgileri de bizlere geliyor. Dolayısıyla, bu, bir çelişki değil midir?

Arap Yarımadasının bizi devamlı itelediği ve dolayısıyla Anadolu'daki yeraltı katmanlarının, kıvrımlarının ha bire değiştiği bilinirken, buna paralel olarak da, dünyadaki petrol işinden anlayan kişilerce, Türkiye'deki petrolün 5 000 metrenin altına kaçtığı söylenirken, Adana'da, depremden sonra fışkıran petrole rağmen, yörede yapılan yegâne çalışmayı 1 890 metrede neden durdurdunuz ve niye başka araştırmalara girmediniz Sayın Bakanım?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başoğlu.

Sayın Bakanım, buyurun.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, tekrar, selamlıyorum.

Efendim, bildiğiniz gibi, petrol araması da, hesaba kitaba dayanan, jeofizik, jeolojik ve hatta jeokimyasal analizlerin yapıldığı ve bu verilere göre sondajların yapıldığı teknik bir konu; sismik araştırmaların, iki boyutlu, üç boyutlu araştırmaların yapılmasından sonra sondajlar yapılıyor ve pahalıca işlemler. O bakımdan, bu, bir hesap kitap meselesidir ve amaç da petrol bulmak olduğuna göre, bu teknik bilgiler petrolün hangi derinlikte olduğunu gösterirse, o derinliklere sondaj yapılıyor; bu, 2 000 metre ise 2 000 metre, 5 000 metre ise 5 000 metre, 6 000-7 000 metre ise, oraya kadar inilmektedir. Sondaj makineleri de bu ihtiyaca bağlı olarak kullanılıyor; bu da bir maliyet meselesi. Biz, bunları boş tutmuyoruz. Zaten, dediğim gibi, geçen dönemin sondajının 2 katına çıktık. Bu sene de, geçtiğimiz senenin 2 katına çıkacağız. Dolayısıyla, 4 katına çıkacak derecede yoğun bir çalışma programı uyguluyoruz ve bütün ekipleri sahaya sürdük. Hatta, gerekiyorsa, başka yerlerden bulabileceğimiz uzmanları da alarak, kadromuzu genişlettik. Amacımız, petrol ve doğalgazda, dışa bağımlılığımızı minimize etmektir. Bununla ilgili çok ciddî çalışmalarımız var.

Şimdi, Irak'a da gönderiyoruz -doğrudur- makinelerin boş durmaması, için, o bir plan, program meselesi. Eğer o makineleri geç kullanacaksak, boşta kaldığı zaman içinde, tam bir işletmecilik anlayışıyla, eğer hesabı kurtarıyorsa -bu, ekonomik bir hesaptır- bunları istediğimiz yere gönderiyoruz. Biraz önce bahsettiğim gibi, Azerbaycan'da da -ben geçen hafta oradaydım- çok yoğun bir çalışma içerisindeyiz ve Türkiye'dekinden daha fazla bir kazancımız var orada. Yani, TPAO olarak, Türkiye çapında çalışmıyor dünya çapında çalışıyoruz. TPAO da gerçekten bir dünya şirketidir. Bundan dolayı da övünüyoruz. Sizin de bundan mutlu olacağınıza inandığım için söylüyorum. Denizlerde de BP'yle ortak çalışma yapıyoruz. Zaten, petrol aramayla ilgili petrol yasası da şimdi çıkacak; orada da bunu teşvik ediyoruz.

Hesabımıza göre, Türkiye'de petrol var diye inanıyoruz; ama, bunun aranması lazım. Bazı spekülasyonlar yapılıyor. Bunları, spekülasyon sınıfında kabul ediyoruz; ama, biz, olduğuna inananlardanız. Bunun için de, daha evvel yapılan sondajların listesini tekrar çıkarttırdım. Biraz önce TPAO'dan geldim buraya; orada da bir araştırma yapıyoruz. Kazılan yerlerde acaba biraz daha aşağıya inersek bir şeyler bulabilir miyiz diye -masrafı da az olacağı için; çünkü, daha evvel sondajı yapılmış- onların tekrar bir analizini yapıyoruz ve bununla ilgili çalışmalarımızda, eğer ekonomik olarak kurtarırsa, bunların üzerinde duracağız.

Yalnız, bazı hallerde -zuhurat diye bahsettiğimiz- petrol gözüküyor; fakat, bir müddet sonra basıncı düşüyor ve bunun ekonomik olmadığını görüyoruz; o zaman, bu, betonlarla kaplanıyor. Hani, bulunup da kapandı tarzında almamak lazım bunu.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Yurtdışına giden personeli geri getirin Sayın Bakan. Yurtdışına kaçan personel var...

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Haklısınız, doğrudur; var bu.

Zaten, Petrol Piyasası Yasasında -yine, sizlerin de değerli oylarıyla kanunlaştırdık- kaçak petrol, gerçekten, Türkiye'nin büyük dertlerinden bir tanesi, bununla da sıkı bir mücadele içindeyiz.

Kısacası, petrol ve doğalgaz konusunda, dönemimizde çok ciddî, geniş kapsamlı çalışmalar oluyor; çünkü, çok canımız yandı, çok para ödedik bunlara. Yani, dışa bağımlılık çok iyi bir şey değil. Bu bakımdan, biz, bunu yerli kaynaklarımızla toparlamaya çalışıyoruz.

Bahsettiğiniz derinliklere inen sondaj makinelerini, biraz önce size verdiğim rakamlarla verimli olduğuna inandığımız bir program dahilinde kullanıyoruz; ama, genel olarak bizim rakamlar -TPAO da, neticede uzmanların çalıştığı bir yer- 3 000-3 500 metre civarında gözüküyor; ama, biz, daha derinlere inmek niyetindeyiz. Karadeniz'de böyle bir çalışmayı derin denizde yapıyoruz. Dünyanın sayılı çalışmalarından bir tanesi bu. Öte taraftan, değişik bölgeleri de çalışma programımıza aldık, yeni bir anlayışla bunları sondaj planına alıyoruz. Düşündüğümüz şey şu: Bir sondaj fiyatına, hiç olmazsa masa başı çalışması yaparak belli değerleri, belli dataları değerlendirmeyi planladık ve bununla ilgili olarak, daha evvelden şüpheyle karşılanan yerleri de tekrar programımıza aldık ve yoğun bir şekilde petrol ve doğalgaz aramaya ağırlık veriyoruz.

Bunun dışında da, uluslararası anlamda -biraz önce söylediğim gibi, geçen hafta Azerbaycan'daydık- Bakû-Tiflis-Ceyhan projesiyle ülkemize önemli bir dünya projesini kazandırmak üzere yoğun bir çalışma içindeyiz. Bir rakam vereyim size -ilginizi çekeceğini umduğum için- geçen hafta, Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'in de katıldığı bir toplantıda Türkiye'yi temsil ettim, 78 taraf olarak anlaşmayı imzaladık -tam bir dünya projesi- 209 farklı dokümanı imzaladık 17 000 imza atıldı. Bu projeyle ülkemiz çok şey kazanacak, kazanmaya başladı bile; çünkü, bir yerde, yatırım olarak o bölgeye çok şey kazandırıyor. Onun peşinden, Şahdeniz Projesi, kardeş proje olarak gelecek. Bakû-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattına paralel olarak, Bakü-Tiflis'e kadar beraber gelecek, oradan Erzurum'a gelecek, oradan da BOTAŞ'ın mevcut hatlarıyla büyük ölçüde Avrupa'ya geçecek bu gaz. Yunanistan'la anlaşmayı imzaladık. İtalya'ya geçecek ve orada da, yine, ülkemize çok önemli avantajlar sağlayacak bir proje, bu Şahdeniz Projesi. Bunları da, yine, hem BOTAŞ'ın hem TPAO'nun petrol ve doğalgaz konusundaki ortak çalışmaları noktasında sizlere -bilgi arz etmek açısından vesile olduğu için- arz ediyorum.

Hepinize, tekrar, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

7. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, İmar Kanununa göre umumi hizmete ayrılan alanlarda cemevlerine yer verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/417) ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hazırladığım soruların, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Ali Rıza Gülçiçek

           İstanbul

Anayasamızın 2, 10 ve 24 üncü maddeleri, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ve yurttaşların yasa önünde eşitliği ilkelerini ve yurttaşların inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasını düzenlemektedir.

Bununla beraber, 3149 sayılı İmar Kanununda umumî hizmete ayrılan alanlar 'resmî yapılar, tesisler ve okul, cami yol, vb' şeklinde sayılmış ve vatandaşların arsalarından 'düzenleme ortaklık payı' kesintisi yapılması hükmü konulmuştur.

Bugün, büyük kentlerde yaşayan Alevî yurttaşlarımız, cemevlerinden yoksun olmalarından dolayı, ibadetlerinin gereğini yerine getirmede sıkıntı yaşamaktadırlar.

Sorular:

1.- Alevî yurttaşlardan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılıyor olmasına rağmen inanç merkezlerine yer tahsis edilmemesi, eşitlik ilkesine aykırı değil midir?

2.- İmar Yasasında umumî hizmete ayrılan alanlar arasında cemevlerine de yer vermeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN - Soruya cevap vermek üzere, Devlet Bakanımız Sayın Ali Babacan; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza Gülçiçek tarafından, 3194 sayılı İmar Kanununda umumî hizmete ayrılan alanlar içerisinde cemevlerine de yer verilip verilmeyeceği hususunda Sayın Başbakanımıza tevcih edilen ve Sayın Başbakanımızın da Bayındırlık Bakanımız tarafından cevaplandırılmasını tensip buyurdukları sözlü soru önergesine cevap arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisimizin siz değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İmar Kanununun uygulanmasına yönelik 44 üncü maddesi uyarınca hazırlanan ve revizyonu da 2 Eylül 1999 ve 17 Mart 2001 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan yönetmelikte, adı ve bazı maddeleri değiştirilen Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelikte, bir alanın planlanması sırasında ayrılması gereken kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları için yapılan alan hesabında dinî tesis alanları yer almaktadır.

Ayrıca, 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 2 Eylül 1999 tarih ve 23804 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan yönetmelikle değişik 15 inci maddesindeki "umumî bina" tanımında "ibadet yerleri" ifadesi yer almaktadır. Buna göre, imar planlarında dinî tesis alanı olarak belirlenen yerlerde, camiler dışındaki diğer dinî tesislerin de 3194 sayılı İmar Kanunu ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde inşaı mümkün olabilecektir.

Bugün itibariyle, 17 Aralık 2003 tarih ve 25318 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5006 sayılı İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "cami" ifadesinin yerini "ibadet yeri" almıştır.

Arz eder, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gülçiçek.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Bakanıma teşekkür ederek, şu konuya açıklık getirmek istiyorum: Cemevlerinin kuruluşu, inşaı, dahası var oluşu, Alevînin özvatanı olan Anadolu topraklarında, sözgelimi Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde hiçbir itirazla karşılaşmazken, ülkemizde yapılan bu ayırımcılık doğru mudur?..

Yıllardan beri bu konuyu ülkemizde bu kürsüde dile getirmekten artık üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Öngörülen yasa değişikliğinde cami, mescit, sinagog ibadet yeri sayılırken, cemevinin özellikle bu kapsamda görülmemesi bir ayırımcılık değil midir Sayın Bakanım?.. Bu, gerçekten, yurttaşlarımız arasında büyük sıkıntılara, büyük üzüntülere vesile oluyor. Özellikle, bu yasa değişikliği içerisinde, kamuoyumuza, cemevlerinin de cami, mescit, sinagog gibi ibadet yeri olarak tanınması konusunda hükümetimizin dikkatine sunmak istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gülçiçek.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Tekrar bir cevap vereceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Gülçiçek, biraz önceki ifadelerimi, bilmiyorum dinleyebildi mi; tekrar edeyim isterseniz. 17 Aralık 2003, yani, yeni, bundan yaklaşık iki ay önce Yüce Meclis tarafından kabul edilen ve yürürlüğe giren kanun itibariyle, 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "cami" ifadesinin yerini artık "ibaret yeri" ifadesi almıştır. İbaret yerinin içerisine cami, kilise, sinagog, cemevi, tamamı zaten girmektedir; dolayısıyla, bu problem kökünden çözülmüştür.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

8. - Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın, basında yer alan kamu bankaları genel müdürlerinin maaşlarıyla ilgili habere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/422)

BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

9. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Kerkük'teki Türkmen ve Arapların güvenliklerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/425) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)- Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN- İçtüzüğümüze göre, ilgili soru sahibine söz veriyorum; buyurun.

Süreniz 5 dakika efendim.

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak'taki Türkmen ve Arapların güvenlikleriyle ilgili cevaplanmayan soru önergem için söz almış bulunuyor, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Bakanımızın 21 Nisan 2003 tarihinde yazılı ve görsel basında Türk devlet adamına yakışan bir ifadesine şahit olmuştuk. "ABD birlikleri Kerkük'e girdiklerinde duruma hâkim olmaları için iki saat müsaade verdik. ABD duruma hâkim olamasaydı bölgeye Türk birliklerini gönderecektik" demişler ve beklenilen tavrı göstermişlerdir. Gerçekten, Amerika Birleşik Devletleri, bu sözün gereğini yerine getirmiş ve Kerkük'te asayişi sağlamıştı.

Gönül isterdi ki, Türkiye Cumhuriyeti, bu tavrını sürdürebilsin ve kendisini, bölgede, onun bunun maşası olmaksızın, şahsiyetli bir şekilde var kılabilsin, başkalarının menfaatlarının kollayıcılığına soyunmak yerine, kendi geleceğimiz için kendi başımızın çaresine bakabilelim. Amerikan Kabinesinde maaşlı adamları bulunan petrol şirketleri Hallyburton'un, Chevron'un, Tom Brown'un; silah şirketleri Trwnyn'in, Carlyle Group'un; teknoloji devleri Gylead Scyence'ın, Allstate'in ve Gulfstream'in değil, oradaki Türkmenlerin ve Arapların güvenliği sağlanabilsin, Türkiye aleyhine oluşabilecek her türlü hareketin önüne geçilebilsin.

Türkiye'nin geleceğini güvence altına alacak bir strateji, ancak ve ancak, Sayın Bakanın başlangıçta ortaya koymuş olduğu bir tavırla mümkün olabilirdi. Eğer ki, hükümetimiz, tacir siyaseti yapmaya soyunmak, kan pazarlığına girişmek yerine onurlu bir güvenlik politikası tesis edebilseydi, bu Meclisten gerekli desteği alabilirdi; ne yazık ki, bu, olmadı. Milleti bırakın, milletvekillerine dahi gerekli güven verilemedi. Önce Batılılar basınlarında Türkiye'yi alay konusu yaptılar; zaman ise, ne kadar hazırlıksız ve rüzgâra göre yelken açan bir dışpolitika izlediğimizi ortaya koydu.

İşte "iki saat içerisinde duruma el koymazsanız biz müdahale edeceğiz, asker göndereceğiz" ifadelerini kullanıyoruz, bölgeye gözdağı veriyoruz, sonra Türkmenler katlediliyor, Kuzey Irak'ta bir devletin her türlü altyapısı oluşturuluyor ve yerimizde oturuyoruz!..

İki kabile reisi bize meydan okuyor "Irak'ı size mezar ederiz" diyor; onlara "höt" diyor ve susturuyoruz. İki gün sonra tekrar dayılandıklarında yeniden kızıveriyoruz.

Mesele, iki günde bir "höt" demek değil, bir kere kulağını çekip bir daha konuşamayacak hale getirmektir değerli arkadaşlar.

Ancak, bu arada, kabileler, Amerika'da anayasalar hazırlıyorlar, Irak'ın ya başbakanlığına ya da cumhurbaşkanlığına soyunuyorlar.

Bu esnada, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanımız "depremi engelleyemezsiniz, ancak kayıpların ve tahribatın azalmasını sağlamaya çalışabilirsiniz" şeklinde, maalesef, talihsiz bir açıklama yapıyor.

Böyle demek yerine "felek her türlü esbabı cefasın toplasın gelsin, dönersem namerdim millet yolunda azimetten" denilmesi, hem kendisine hem milletimize ve Yüce Meclisimize daha çok yakışmaz mıydı değerli arkadaşlar?! Hükümet programınızda milletimize söz verdiğiniz aktif dışpolitikalar bunlar mıydı?! Peşmergeler, bir baskınla, Kerkük'e girdiler, ne kadar tapu kaydı varsa yok ettiler ve Türkmenlerin her türlü hakkını gösterir belgeleri ortadan kaldırdılar. "İki saat içerisinde gireriz" diyen hükümetimiz ne yaptı?.. Baktınız... Baktık... Seyrettik... Hazırlıksız, çaresiz, elimiz kolumuz bağlı seyrettik! Bir kere daha itibarımızdan eksilttirdiniz değerli arkadaşlar.

Ne olurdu, bu hadiselerin yaşanması sonrasında, Hükümetimiz, çıksaydı "işte, tapu kayıtlarının kopyaları" diyerek, bu adaletsizliklerin önüne geçebildiğini gösterseydi, milletimizin ve orada yaşayan Türkmenlerin yüreğine su serpebilseydi. Bu tip savaşlarda tapu kayıtlarının kaybedileceğini, yok edileceğini mahalledeki haydutlar bile bilip, ona göre pozisyon alırlarken, Dışişleri danışmanlarımızın tekrar gözden geçirilmesinde fayda mülahaza ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başoğlu, lütfen, son cümlenizi alayım.

ATİLLA BAŞOĞLU (Devamla) - Bu hadiselerin üzerine, Amerika Birleşik Devletlerinin en üst düzey komutanı Albay William Mayville, arkasında tarihin en büyük, en güçlü yığınağını almış kişi, kargaları bile güldürecek, Kerkük'te, Arap ve Türkmenleri evlerinden tehditle kovan peşmergeleri durduracak yeterli askerleri olmadığını beyan ediyor!.. İşte "iki saat sonra gireriz" söylemi burada çöktü arkadaşlar. Kim bilir kaç saat geçti o hadiseden bu yana, Türkiye, hâlâ, varlığını, dünyaya da  kabilelere de gösteremedi.

Değerli arkadaşlar, dışpolitikada ciddîye alınmak arzusundaysanız. Birtakım konularda her şeyi göze alabileceğinizi göstereceksiniz. Eğer, bu anlama gelen bir söylemi de sarf etmişseniz, yapacaksınız; yoksa, kimse, sizi, ne hadiselerin aktörü görür ne de ciddîye alır.

Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -Teşekkür ediyoruz.

10. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Türkiye'nin Yunanistan politikasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/426) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Başoğlu.

Lütfen, sürenizi hassas kullanırsanız memnun olurum.

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Yunanistan politikamızla ilgili cevaplanmayan soru önergem için huzurlarınızda bulunuyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bayram geçti, önümüzde uzunca bir yaz tatili var. Dostlarınızla vedalaştıktan sonra, depremlerle yakınlaştığımız, bir taş atımı mesafede, komşumuz, yakın dostumuz Yunanistan'a gitmeyi düşünmez misiniz? Gidecekseniz bir iki tavsiyemiz olacaktır.

Yabancı ülkedir, dilini, adetini bilmezsiniz, mutlaka, bir acenteyle anlaşmalısınız. www.pontostravel.gr adresinde bulacağınız Pontus Seyahat Acentesiyle farklı bir tecrübe yaşayabilirsiniz.

Atina'da parlamentoya uğrarsanız, uluslararası Pontus Rumları Teşkilatı tarafından ödül almış Milletvekili Sayın Theophılos'u ziyaret etmeyi ihmal etmeyiniz.

Sakin bir otelde dinlenecekseniz, gelin, sizlere www.hotel-pontos.com adresinden yerinizi ayırtalım.

Sıla hasreti basar da özlem gidermek isterseniz, Efxinos Lehsi Verias Topluluğundan halk danslarını izleyebilirsiniz. Tabiî ki, Bulgaristan'da yapılmış olan uluslararası halk dansları festivalinde, bu grubun, Türkiye'de katledilen 400 000 Rum'un torunları olduğu iddiaları sizleri rahatsız etmezse.

Tabiî, bir Türk olarak Atatürk'ün doğdu şehri ve evi görmek istersiniz. Fırsat bulursanız, dünyaya yayılmış 176 tane Pontus derneğinin 36 tanesini Selanik'te bulmanız mümkün.

Akademik çalışmalar istiyorsanız, Selanik Pontus İncelemeleri Enstitüsüne uğrayabilirsiniz.

Pratik bilgileriyse, mesela, böylesine bir haritaya ihtiyacınız varsa, 22 Ekim 1997 tarihli Sothos Gazetesinin başsayfasından ulaşabilirsiniz. Hani, şu, 1999'da yayımlamış olduğu takvimde İtalya, Bulgaristan, Makedonya ve Türkiye'nin bir kısmı ile Kıbrıs ve Sicilya'nın tamamını Yunan toprağı olarak gösteren ve bu resimleri "sadece bizim olanları istiyoruz" diye taçlandıran gazete!.. Hani, sadece Yunanistan Dışişleri Bakanlığında bulunan Türk diplomatlarımızın adreslerini, bu haritalarla birlikte, kapı numaralarına varıncaya kadar "MİT ajanlarının adreslerini açıklıyoruz" diye yayımlayıp, diplomatımız Ömer Sipahioğlu'nu 17 Kasım örgütüne şehit ettiren gazete!..

Arkadaşlar, biz, Yunanistan'la komşu, dost değil miydik?! İşadamları heyetleri arasında karşılıklı ziyaretler falan başlamamış mıydı?! Kavgalar geçmişte kalmamış mıydı?! Yani, tokuşan kadehler, bakanlar arasındaki "en iyi dostum" sözleri yalan mıydı?! O halde, niçin, bu faaliyetler, bu kadar serbestçe, hâlâ, devam edebiliyor?!

Her devletin asırlardır izlediği birtakım idealleri olması doğaldır. Rusların panslavist ideallerinin bir gün sona ermesini beklemek nasıl fazlaca bir iyi niyetse, Yunanların, Rus Çariçesi II. Katerina ve Avusturya İmparatoru II. Jozef tarafından hazırlanan ve Grek projesinin devamı niteliğinde olan megali ideayı da bırakmalarını ummak bir saflık olacaktır.

Bakınız, Atina Pandia Üniversitesi öğrencisi bir genç, Fethi Gültepe, 15 Ekim 2002 tarihinde ülkemize giriş yapmaktayken, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince tutuklanmış ve Pontus devleti kurulması için çalıştığını itiraf etmiştir. 1998 yılında, içlerinde Gültepe'nin de bulunduğu 50 kişilik bir grup Yunanistan'a götürülmüş, 9 ilimizi kapsayacak şekilde Pontusçuluk konusunda eğitim almışlar ve ayda 500'er dolar da maaş bağlanmıştır. Bu projeye, Abdullah Öcalan'ın Atina'dan Kenya'ya kaçırılmasını sağlayan Albay Kalendiridis önderlik etmişti. Bu şahıs, Öcalan'ın yakalanması sonrasında savcılığa vermiş olduğu ifadede "bütün hareketlerimi Yunan Hükümetinden aldığım ve bana iletilen talimatlara göre yaptığımı vurgulamak istiyorum" sözlerini kullanmıştır.

Sayın milletvekilleri, komşumuz Yunanistan, itibarımıza uluslararası arenada leke sürmeye devam etmektedir.

BAŞKAN - Sayın Başoğlu, lütfen tamamlayın.

ATİLLA BAŞOĞLU (Devamla) - Türklerin Rumlara karşı soykırım uyguladıklarını, her türlü propaganda tekniğini kullanarak dünyaya yaymaktadırlar. 14 Haziran 1997'de, Parlamento Başkanları Kaklamanis, İskece'de Pontus anıtını açmıştır. Yunan Parlamentosu, 1998 yılında, 19 Mayısı, Pontus soykırım günü olarak millî bayram ilan etmiştir. Kaklamanis, 2003 yılı nisan ayında, Ermeni soykırımının tanınmasının, Türkiye'nin insanlığa karşı ödenmemiş bir borcu olduğunu ifade edebilmiştir. PKK'yı Türkiye'ye karşı ikinci bir ordu olarak gördüklerini itiraf etmişlerdir. 1924'te kurulan AEK Spor Kulübünün -şu meşhur basketbol kulübünün- amblemi çift başlı Bizans kartalıdır ve adı da "Athlitiki Enosi Konstantinoupolis"tir.

Değerli milletvekilleri, mademki, iki ülke arasındaki sorunları geçmişte sirtaki oynayarak ve uzo içerek çözebilmiştik, halihazırdaki bakanlarımızın bunları yapabileceğini hiçbirimiz tahayyül edemediğine göre, iki ülkenin geleceği ne olacaktır?!

Hepinizi en derin saygılarımla tekrar selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başoğlu.

Sayın milletvekilleri, sözlü sorular için ayrılan süre tamamlanmıştır.

Alınan karar gereğince, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini erteliyoruz.

Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Uzman Erbaş Kanununun Bazı Maddeleri ile Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

4. - Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Uzman Erbaş Kanununun Bazı Maddeleri ile Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/526, 1/190, 1/205) (S. Sayısı: 362) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporu, 362 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Edirne Milletvekili Sayın Rasim Çakır, AK Parti Grubu adına da Kırıkkale Milletvekili Sayın Murat Yılmazer söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Çakır; ilk söz sizin. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA RASİM ÇAKIR (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Uzman Erbaş Kanununda yapılması gereken değişikliklerle ilgili tasarı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, modern silah, araç ve gereçlerin etkin ve ekonomik bir şekilde kullanılması, küçük birlik lideri ihtiyacının karşılanması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin erbaş ve er kadrolarında teknik ve devamlılık arz eden kritik görev yerlerinde istihdam edilmek üzere yetişmiş personel ihtiyacının temin edilmesi amacıyla 1986 yılında 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu yürürlüğe konulmuştur.

18 Mart 1986 tarihli ve 3269 sayılı Kanuna göre, uzman erbaş kaynağı, askerlik hizmetini yapan, en az ortaokul mezunu onbaşı ve çavuşlardan oluşmaktadır. Amaç, genç ve dinamik yetişmiş personelden istifade etmektir.

16 Ağustos 1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunla 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda değişiklik yapılarak "ilkokul" ve "ortaokul" ibareleri "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 3 üncü maddesinde yer verilen "ortaokul" ibarelerinin "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmesi gerekmektedir.

Bunun yanında, kendisiyle sözleşme imzalanarak göreve başlayan uzman erbaşlardan, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, ilk iki aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenlerin ve ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişkileri kesilebilmektedir; ancak, bu iki aylık intibak süresi sınıf okulunda geçmektedir. Bir uzman erbaşın, meslek hayatı boyunca, görev yapacağı kıtaya intibakı, esasen, dokuz haftalık sınıf okulunu bitirerek kıtaya çıktıktan sonra başlamaktadır. Bununla birlikte, kıtaya intibak edemeyen uzman erbaşın, göreve intibaksızlığından dolayı, kendi isteğiyle veya idare tarafından sözleşmesinin feshine imkân bulunmamaktadır. Yeterli bir süre kıtada çalışan ve ilerideki çalışma koşullarını öğrenen ve bu nedenle ayrılmak isteyen uzman erbaşa ve uzman erbaşın kıtadaki göreve intibak edemediğini değerlendiren idareye, sözleşmeyi feshetme yetkisini tanımak amacıyla, intibak döneminin iki aydan beş aya çıkarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

18 Mart 1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununda, uzman erbaşların sözleşmesinin fesih nedenleri, sağlık, intibaksızlık, görevde başarısızlık, kendilerinden istifade edilemeyeceğinin anlaşılması, disiplinsizlik ve ahlakî nedenlerle sonradan Türk Silahlı Kuvvetlerinde kalmasının uygun görülmemesi halleriyle sınırlı tutulmuştur. Bahse konu kanunda belirlenen bu durumların haricinde, Uzman Erbaş Yönetmeliğinde de, kademe ilerlemesi yapamama, bazı yüz kızartıcı ve şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile 22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununda düzenlenen ve askerlikle ilgili bazı suçlardan mahkûm olma, taksirli suçlar hariç adlî ve askerî mahkemeden toplam otuz gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza alma, disiplin mahkemeleri ve disiplin amirlerinden bir yıl içinde toplam otuz gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza alma, atandıkları kadro görev yerleriyle ilgili olarak kurs ve eğitimde başarısız olma, yabancı uyruklu kişilerle yapılan evliliğin Genelkurmay Başkanlığınca uygun görülmemesi, Türk vatandaşlığını kaybetme veya Türk vatandaşlığından çıkartılma gibi ilave sözleşme fesih nedenleri düzenlenmiştir. Yönetmeliğin söz konusu bu hükümlerinin uygulamasına ilişkin hukukî sorunların çözülebilmesi ve bütün sözleşme fesih nedenlerinin kanunda yer almasını sağlamak maksadıyla, bu yönetmelik hükümlerinin, uygulamadan elde edilen tecrübeler de dikkate alınmak suretiyle tekrar değerlendirilerek, Uzman Erbaş Kanununa ithal zorunluluğu görülmüştür.

Ayrıca, 16 Haziran 1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subay ve Askerî Memurlar Kanununun 16 ncı maddesindeki düzenlemeye ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugüne kadar uygulamış olduğu genel eğilime paralel olarak, her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiği kesilen uzman erbaşların tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine alınmalarına engel olmak maksadıyla kanunda bu yönde değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Böylece, kendisiyle yapılan sözleşmenin feshini gerektiren bir sebep oluşmuş olan bir uzman erbaşın, aynı veya farklı bir statüde Türk Silahlı Kuvvetlerine tekrar alınmasının önüne geçilecektir.

Diğer taraftan, taksirli suçlar nedeniyle dahi olsa, bir uzman erbaşın altı ay veya daha fazla bir süre hürriyeti bağlayıcı bir ceza alması, uzun süre görevinden uzak kalmasına ve veriminin düşmesine sebep olacaktır. Bir yıl içerisinde, tedavi süresi de dahil olmak üzere, toplam olarak iki aydan fazla hava değişimi alan uzman erbaşın sözleşmesi feshedilirken, altı ay ve daha fazla bir süre görevinden uzak kalan başka bir uzman erbaşın sözleşmesinin feshedilmemesi eşitsizliğe neden olmakta, esasen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin uzman erbaş istihdamından beklediği amaçla da bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.

Bu nedenle, uzman erbaşların taksirli suçlar nedeniyle dahi olsa, altı ay veya daha fazla süreyle hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmalarının da, bir sözleşmeyi fesih nedeni olarak belirlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Uzman Erbaş Kanununda, tutuklanan, firar veya izin tecavüzünde bulunan ve cezası infaz edilmekte olan uzman erbaşların aylıklarıyla ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığı için, subay, assubay ve uzman jandarmalarla paralellik sağlanmak maksadıyla, bu konuda uzman erbaşlara da Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerinin uygulanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Öte yandan, kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılan uzman erbaşlara verilecek ikramiye hesabında, ayrıldıkları tarihte bütün ödemeler dahil almakta oldukları net maaş tutarının 2 katının hizmet yılları toplamıyla çarpımından bulunacak miktar dikkate alınmaktadır.

27 Haziran 1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan edilen bölgeler veya Millî Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca belirlenecek kritik yörelerde özel harekât veya operasyon timi olarak görev yapan uzman erbaşlara ektazminat ödenmektedir. Olağanüstü hal bölgesinde görev yapıp ayrılan uzman erbaşların, kendilerine ödenen ikramiyeleri eksik bularak, ikramiye hesabında olağanüstü hal tazminatının da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtıkları ve bugüne kadar Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde açılan bütün davaların, davacıların lehine sonuçlandığı tespit edilmiştir. Bu durumda olan uzman erbaşların alacakları ikramiyenin hesaplanmasında, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaş dikkate alındığı için, olağanüstü hal tazminatının da net maaş kavramı içerisinde mütalaa edilmesi durumunda, ayrıldıkları tarih itibariyle olağanüstü hal bölgesinde görev yapan uzman erbaşlar ile başka bir bölgede görev yapan uzman erbaşlar arasında eşitsizlik doğacaktır. Örneğin, dokuz yıl İzmir'de görev yapmış ve onuncu yılda Diyarbakır'a atanmış ve aynı yıl içerisinde sözleşmesi sona erdiği için Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşın en son maaşına dahil olan olağanüstü hal tazminatının, alacağı ikramiyeye dahil edilmesine karşın, dokuz yıl Diyarbakır'da görev yaptıktan sonra onuncu yılda Yalova'ya atanan ve aynı yıl içerisinde sözleşmesi sona erdiği için Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşın alacağı ikramiyeye olağanüstü hal tazminatının yansıtılmamasının uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle, personelin görev yaptığı yer dikkate alınarak ödenen olağanüstü hal tazminatı ve benzer nitelikte olan ve 14 Temmuz 1964 tarihli ve 500 sayılı Kıbrıs'a Gönderilecek Türk Askerî Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleri ile Çeşitli İstihkakları ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanuna göre ödenen tazminatların da, uzman erbaşların sözleşmelerinin sonunda almaları öngörülen ikramiyenin hesaplanmasında dikkate alınmamasının daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Uzman erbaşlar için öngörülen ölüm yardımı ödeneği, Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında ayrı ayrı düzenlenmiş olup, bu iki düzenleme, ölüm yardımını gerektiren durumlar, ödenecek miktar, ödeme yapılacak kişiler bakımından farklılıklar içermekte ve bu durum, uygulayıcılar tarafından farklı yorumların yapılmasına sebep olmaktadır.

Diğer bir konu olarak, uzman erbaşların alacağı ölüm yardımına ilişkin, Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrası, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa atıfta bulunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 177 nci maddesine göre, subay ve assubayların memur olmayan eşlerinin, aile yardımını almaya müstahak çocuklarının ve kendilerinin vefatı durumlarında ölüm yardımı yapılmaktadır. Eş ve çocukların vefatı durumunda, personelin kendisine, orgeneral aylığı -ek göstergeleri dahil- tutarında; kendisinin ölümünde ise, sağlığında bildiriyle gösterdiği kişiye, sağlığında bildiri vermemiş ise eşi ve çocuklarına, bunlar yoksa, ana ve babasına, bunlar da yoksa, kardeşlerine orgeneral aylığının 2 katı tutarında ölüm yardımı yapılmaktadır.

Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin beşinci fıkrasında ise, uzman erbaşın sözleşme süresi içinde vefatı durumunda, kanunî mirasçılarına 2 maaş tutarında ölüm yardımı yapılacağı düzenlenmiştir.

Öngörülen değişiklikle, uzman erbaşların ölüm yardımı ödenekleriyle ilgili farklı yorumların önüne geçilerek belirlilik sağlanacak, aynı zamanda, ölüm yardımı ödeneği bakımından subay, assubay ve uzman jandarmalar ile uzman erbaşlar arasında eşitlik sağlanacaktır.

Halen, vefat eden uzman erbaşların hak ettikleri ikramiye, kanunî mirasçılarına emekli aylığı bağlanıp bağlanmadığına bakılmaksızın hak sahiplerine aynen ödenmektedir. Kanunî mirasçılarına emekli aylığı bağlananlara da bu ikramiyenin verilmesi durumunda mükerrerlik söz konusu olmaktadır. Yine tasarı, bu mükerrerliği de ortadan kaldırmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Silahlı Kuvvetlerimizin kendi iç bünyesinde birtakım eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve görevlendirilen uzman erbaşların daha verimli, daha iyi çalışabilmelerine olanak sağlamak amacıyla hazırlanmış olan tasarıya olumlu oy kullanacağımızı ifade ediyor, ülkemize, Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olsun diyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çakır.

AK Parti Grubu adına, Kırıkkale Milletvekili Sayın Murat Yılmazer; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Yılmazer, süreniz 20 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA MURAT YILMAZER (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 362 sıra sayılı Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, uzman erbaşlık kurumu, 1986 yılında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin teknik ve elektronik silah sistemlerinin kullanılması ve devamlılık arz eden kritik görev yerleri için 3269 sayılı Kanunla kurulmuştur. Bugün 40 000'e yakın uzman erbaş Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapmaktadır.

Uzman erbaşlar, uzun yıllar süren terörle mücadelede başarıyla görev yapmışlardır. Terörle mücadele döneminde komando uzman erbaş alımına ağırlık verilmiş ve bu personel pek çok şehit ve gazi vererek başarıyla görevlerini yerine getirmişlerdir. Bu vesileyle, şehitlerimizi buradan rahmetle anıyor, gazilerimize de saygılarımı, selamlarımı iletiyorum.

Uzman erbaşlarımız, bunun dışında, ulusumuzun karşılaştığı değişik felaketlerde de göreve koşmuşlardır; en güzel örneği Kocaeli ve Düzce depremlerinde gösterdikleri başarıdır.

1986 yılında yürürlüğe giren Uzman Erbaş Kanunu zamanla değişikliklere ihtiyaç göstermiş ve bu ihtiyaçlar yine bugünkü tasarıyla birleştirilerek görüştüğümüz 2 adet kanun hükmünde kararnameyle giderilmeye çalışılmıştır.

Yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin son iki yasama döneminde Uzman Erbaş Kanununda değişiklik yapılmasını öngören kanun tasarıları Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonlarında görüşülmüşse de, bunlar Genel Kurulda görüşülemediklerinden hep kadük kalmışlardır. 22 nci Dönem 59 uncu hükümet olarak hükümetimiz, bu konuda kanun tasarısını hazırlamış ve bu tasarı, benim de üyesi bulunduğum Millî Savunma Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek huzurlarınıza gelmiş bulunmaktadır. Bu kanun tasarısının sizlerin de onayıyla kanunlaşmasıyla, 40 000'e yakın uzman erbaşımızın ikramiyeleri, özlük hakları, sağlık ve tedavi sorunları ve ölüm yardımı gibi konularda ihtiyaç duyulan düzenlemeler yapılmış bulunacaktır. Burada unutulmaması gereken bir konu vardır; onu da şu şekilde arz etmem gerekiyor: Uzman erbaşlık kurumu, sözleşme esasına dayanan bir sistemle belli bir süre çalışma ve çalışılan yıla göre ikramiye alınmasına dayanan bir kurumdur; bu nedenle, memuriyet gibi düşünülmemelidir. Özellikle elektronik ve mekanik sistemlerde görev yapan uzman erbaşlarımızın, aldıkları ikramiyeyle sivil hayatta bir meslek ve iş sahibi olmaları çok kolaydır.

Değerli milletvekilleri, kanun tasarısıyla ilgili teknik bilgiler, yapılan değişiklikler, tasarının gerekçesinde, özellikle Millî Savunma Komisyonu raporlarında ayrıntılı olarak açıklanmış olduğundan, bunlara daha fazla değinmeye gerek görmüyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerinin profesyonel bir ordu olma yolundaki adımlarından birisi uzman erbaşlık kurumudur.

Bu kuruma hak ettiği değeri ve önemi daha da verecek olan bu kanun tasarısının, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, AK Parti Grubu olarak olumlu oy vereceğimizi belirtiyor, hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yılmazer.

Şahısları adına söz isteği yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

UZMAN ERBAŞ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR KANUN TASARISI

(Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş Kanununun Bazı Maddeleri  ile  Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında KanunTasarısı)

MADDE 1.- 18.3.1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun Değişik 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde  3.- Bu  Kanunda  geçen  deyimlerden;

a) Uzman Çavuş: En az lise veya dengi okul mezunu çavuşlar veya en az ilköğretim okulu mezunu olup, muvazzaflık hizmetini çavuş rütbesi ile tamamlayanlardan, muvazzaflık hizmetini müteakip Türk Silâhlı Kuvvetlerinin devamlılık arz eden teknik ve kritik görev yerlerinde veya çavuş kadro görev yerlerinde, bu Kanun esaslarına göre istihdam edilenler ile yönetmelikte belirtilen esaslara göre uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa geçirilenleri,

b) Uzman Onbaşı: En az ilköğretim okulu veya dengi okul mezunu olup, muvazzaflık hizmetini müteakip, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin devamlılık arz eden teknik ve kritik uzmanlık görev yerlerinde istihdam edilenleri,

c) Uzman Erbaş: Bu Kanun hükümlerine göre istihdam edilen uzman çavuş ve uzman onbaşıları,

İfade eder."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- 3269  sayılı  Kanunun  değişik 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 4.- Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından hazırlanan ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan veya uygun bulunan uzman onbaşı ve uzman çavuş kadrolarına göre, her yıl alınacak uzman erbaşlarla ilgili kadro görev yerleri, anılan komutanlıklar tarafından yayımlanarak duyurulur. İstekli olan ve yönetmelikle belirtilen niteliklere sahip, muvazzaflık hizmetini yapmakta olan çavuş, onbaşı ve erler ile bunlardan terhislerinin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmemiş olanlar, yirmialtı yaşından gün almamış olmak şartıyla istenilen belgelerle müracaat ederler. Uygun görülenler yönetmelikle belirtilen esaslara göre çalıştırılırlar."

BAŞKAN -  Madde üzerinde söz isteği?..Yok.

Sayın Bakan, bir açıklama yapacaklar herhalde.

Buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Efendim, metinle okunma arasında bir ufak fark oldu, onu düzeltmek istiyorum.

Altıncı satırda "her yıl alınacak uzman erbaşlarla..." bu, değişik ifade edildi, "atanacak"diye okundu; metindeki şekliyle oylanmasını arz ediyorum.

BAŞKAN - "Atanacak"diye okundu; "alınacak" olarak zabıtları düzeltiyoruz.

Maddeyi metindeki  şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 3.- 3269 sayılı  Kanunun  değişik 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 5.- Uzman erbaşlar; iki yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak göreve başlar ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler. Bunlardan; istihdam edildikleri kadronun görev özelliklerine göre sınıf ve branşları ile ilgili sağlık nitelikleri uygun olanların müteakip sözleşmeleri, bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla azamî kırkbeş yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.

Bu yaş sınırının beş yıl fazlası uzman erbaşların askerlik çağı sonudur. Barışta ve seferde bu süreye kadar yedeğe ayrılmış uzman erbaşlar yaşı en genç olanlardan başlamak üzere hizmete çağrılabilirler."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?..Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4.- 3269 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Hizmet şartları ve yedeklik dönemi

Madde 6.- Uzman erbaşlar, onbaşı ve çavuş rütbesini taşıyan asker kişi sayılırlar. Muvazzaflık hizmetinde ve yedeklik döneminde iken hizmete çağrıldıklarında er ve emsal rütbedeki erbaşların üstü olup; disiplin ve cezaî müeyyideler ile yargılama usulü bakımından er ve erbaşların tâbi olduğu hükümlere tâbi olurlar. Askerî öğrenciler ile astlık üstlük münasebetleri yoktur. Uzman erbaşlar hakkında rütbenin geri alınması fer'i cezası uygulanmaz.

Hizmete çağrılan yedeğe ayrılmış uzman erbaşlara muvazzaf emsalleri gibi özlük hakları verilir.

Terhis kaydı, yedeklik yoklaması, hizmete celp, eğitim ve tatbikat gibi yedeklik dönemine ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda 21.6.1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun ilgili hükümleri uygulanır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5.- 3269 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Derece yükselmesi, kademe ilerlemesi ve uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi

Madde 9.- Uzman erbaşların;

a) Kademe ilerlemesi yapabilmesi için;

1) Bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması,

2) O yıl içinde olumlu sicil almış olması,

3) Bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması,

b) Derece yükselmesi yapabilmesi için;

1) Derecesi içinde en az üç yıl ve bu derecenin üçüncü kademesinde bir yıl çalışmış olması,

2) Bulunduğu derecenin her kademesinde olumlu sicil alması,

3) Yükselebileceği bir üst derecenin bulunması,

Şarttır.

En az bir yıl hizmet ettikten sonra görevde başarılı olan uzman onbaşılar, yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirtilecek esaslara göre uzman çavuşluğa terfi ettirilirler."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Efendim, Sayın Bakan bir açıklama yapacak.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - 5 inci maddenin tırnakla başlayan kısmı "Derece yükselmesi, kademe ilerlemesi ve uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi", "uzman erbaşlıktan" olarak okundu; metindeki şekliyle oylanmasını arz ediyorum.

BAŞKAN - Dil sürçmesi var diyorsunuz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Evet.

BAŞKAN - Sayın Divan Kâtibimize de, buradan bir yollama yapıyorsunuz.

5 inci maddeyi, Sayın Bakanın açıkladığı şekilde, metindeki haliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 6.- 3269 sayılı Kanunun değişik 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 10.- Uzman erbaşlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin tüm sağlık işlemleri hakkında, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, uzman erbaşların hava değişimi ve istirahat süresinin toplamı, tedavi süresi hariç olmak üzere bir sözleşme yılı içinde üç ayı geçemez. Hava değişimi ve istirahat süresi üç ayı geçenlerin Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlardan barışta ve savaşta görev esnasında veya görev dışında görevlerinden dolayı bir saldırıya veya kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına yakalananların, iyileşinceye kadar ilişikleri kesilmez, izinli sayılırlar. Sıhhî arızası devam edenler ve kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.

Uzman erbaş emeklileri ile harp malûllüğü, vazife malûllüğü veya adî malûllük aylığı bağlanarak Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşlar, bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri ile harp ve vazife malûllüğünü gerektiren nedenlerden dolayı vefat edenlerin maaşa müstahak dul ve yetimleri, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 66 ncı maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile 67 nci ve 70 inci maddeleri hükümlerinden aynen istifade ederler.

Uzman erbaşlardan;

a) Kendi kusurları olmaksızın idare tarafından sözleşmeleri yenilenmeyenler ile sözleşme süresi içinde vefat, bir yıl içerisinde Kanunda belirtilen süreden daha fazla hava değişimi süresini geçirme, bulunduğu kadronun kaldırılması, istihdam edildiği kadronun sağlık niteliğini kaybetme nedenleriyle sözleşmeleri sona erenler ve bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak hizmet edilen süre kadar ve on yılı geçmemek üzere,

b) Sözleşme süresi sonunda kendi istekleriyle sözleşmeleri yenilenmeyenler ile istihdam edildiği kuvvetinin değiştirilmesi yahut sınıfının kaldırılması sebebiyle kendi istekleri üzerine sözleşmesi feshedilenler ve bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin ise  Türk Silâhlı Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak hizmet edilen sürenin yarısı kadar ve beş yılı geçmemek üzere,

Muayene ve tedavi hizmetleri askerî hastahanelerde ücretsiz olarak verilmeye devam edilir. Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarının ve sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı doğanlar, bu hakları mevcut olduğu sürece bu fıkraya göre askerî hastahanelerden yararlanamazlar.

Sözleşmeleri sağlık nedeniyle feshedilip de, 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre malûllük aylığına hak kazanamayan uzman erbaşlardan, sözleşmelerinin feshine neden olan sıhhî arızalarının tedavisine devam edilenlere, oniki ayı geçmemek üzere tedavi süresince, görevdeki emsallerinin almış oldukları net maaşların (27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14.7.1964 tarihli ve 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) 2/3'ü her ay sağlık yardımı olarak kurumlarınca ödenir. Bu ödemeden hiçbir kesinti yapılmaz. Ödemeye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 7.- 3269 sayılı Kanunun  değişik 12 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar

Madde 12.- Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.

Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar.

Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.

Ayrıca;

a) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların,

b) Verilen ceza, tecil edilse veya para cezasına çevrilse dahi;

1) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikap, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların,

2) Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,

c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,

ç) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların,

d) Disiplin mahkemeleri veya en az iki disiplin amirinden disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde toplam otuz günden daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası alanların,

e) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin,

f) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,

Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir.

Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 8.- 3269 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin başlığı "Kıyafet ve zatî tabanca" olarak değiştirilmiş ve bu maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Uzman erbaşlar ilk sözleşmelerini müteakip bedeli karşılığında zatî tabanca edinebilirler ve görevli olmadıkları zamanlarda da resmî veya sivil elbise ile zatî tabancalarını göze görünmeyecek bir şekilde taşıyabilirler. En az on yıl görev yapıp Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılanlara, istifa veya istifa etmiş sayılmak suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılan subay ve astsubaylar gibi; emeklilik durumunda ise, emekli subay ve astsubaylar gibi silah taşıma ruhsatı verilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 9.- 3269 sayılı Kanunun 28.5.2003 tarihli ve 4861 sayılı Kanun ile değişik 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu madde hükümlerine göre uzman erbaşlardan astsubaylığa geçirilenler, 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tâbi olurlar. Bunların mecburi hizmet süresi, ilk sözleşmelerinin onaylandığı tarihten itibaren onbeş yıldır. Bu personelin uzman erbaşlıkta geçen hizmet süreleri astsubay rütbe bekleme süresinden sayılmaz."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 10.- 3269 sayılı Kanunun değişik 16 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 16.- Uzman erbaşlara, göreve başlamış olmak kaydıyla sözleşmenin onaylandığı tarihten geçerli olarak Kanuna ekli Ek-1 sayılı aylık gösterge tablosu üzerinden aylık verilir. Uzman çavuşlar 10 uncu derecenin birinci kademesinden; uzman onbaşılar ise, 11 inci derecenin birinci kademesinden giriş yaparlar. Uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi edenlerin intibakları, bulundukları derece ve kademenin bir üst derecesinin aynı kademesine yapılır. Uzman erbaşlara; yan ödemeleri, Silâhlı Kuvvetler hizmet tazminatı, aile yardımı ödeneği, doğum yardımı ödeneği, ölüm yardımı ödeneği ve yakacak yardımı 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Kanun esaslarına göre, tayın bedeli 22.6.1978 tarihli ve 2155 sayılı Kanun esaslarına göre ödenir. Uzman erbaşlardan uçuş, paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetlerinde görevlendirilenlere Silâhlı Kuvvetler hizmet tazminatına ilave olarak, bu hizmetlerde görevlendirilen ve aynı uçuş, dalış ve atlayış hizmet süresinde bulunan astsubaylara 28.2.1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun esaslarına göre hizmet yılları itibarıyla ödenen uçuş, dalış ve atlayış tazminatlarının % 30'u tutarında aylık uçuş, dalış ve atlayış tazminatı ayrıca ödenir. Uzman erbaşlar mevcut hükümler dahilinde, Millî Savunma Bakanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ait konutlardan, kiralama sisteminden ve lojman tazminatından da istifade ederler. Tutuklanan, firar veya izin tecavüzünde bulunan ve cezası infaz edilmekte olan uzman erbaşların aylık, ödenek ve tazminatları hakkında   926 sayılı Kanunun 65 inci maddesi hükümleri uygulanır.

Kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlardan; hizmet süresi beş yılı geçmeyenlere, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14.7.1964 tarihli ve 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) iki katının toplam hizmet yılı ile çarpımından bulunacak miktarda ikramiye verilir. Hizmet süresi beş yılı geçenlere ise beş yıllık hizmetleri için yukarıdaki esasa göre hesaplanacak tutara; ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç), beş yıldan fazla olan hizmet yılı toplamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın ayrıca ilâve edilmesi suretiyle tespit edilecek miktarda ikramiye verilir. Ancak, uzman erbaşlara ödenecek ikramiye, hiçbir suretle ayrıldıkları tarihte almakta oldukları ikramiye ödenmesine esas net maaşlarının yirmi katını geçemez. İkramiyelerden; damga vergisi hariç, vergi kesilmez. Emeklilik hakkı kazanan uzman erbaşlara bu ikramiye ödenmez ve  bunlar hakkında,  5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.

Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, Yabancı Uyruklu Kişilerle Evlenen Subay ve Astsubaylar Hakkında Yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin, çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların veya disiplinsizlik ve ahlâkî nedenlerle sonradan Silâhlı Kuvvetlerde kalması uygun görülmeyenlerin sözleşmeleri feshedilir ve bunlara ikramiye ödenmez. Astsubay nasbedilenlere de ikramiye verilmez. Sağlık, vefat, istihdam edildiği kuvvet komutanlığı veya sınıfının değiştirilmesi yahut bulunduğu kadronun kaldırılması durumunda bir yılı tamamlamadan ayrılanlara, bir yıl içinde alması gereken ikramiye tutarı, oniki aya eşit olarak bölünmek suretiyle hizmet ettiği her aya isabet eden miktarda ödeme yapılır.

Uzman erbaşların istihdam edildiği kadro görev yerinin herhangi bir nedenle kaldırılması veya bu kadrolarda uzman erbaş istihdam edilmesine gerek kalmaması durumlarında uzman erbaşlar, kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından, ihtisas sahibi olduğu diğer birliklerdeki boş olan uzman erbaş kadro görev yerlerine atanabilirler veya başka bir sınıfta istihdam edilebilirler. Bu durumda olan uzman erbaşların ilgili kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının görüşleri alındıktan sonra Genelkurmay Başkanlığı tarafından kuvvetleri değiştirilebilir. Bu fıkra uyarınca, atanan, kuvvet veya sınıf değişikliği işlemine tâbi tutulan uzman erbaşlar, sözleşmenin feshini isteyebilirler. Bu şekilde sözleşmenin feshini isteyen uzman erbaşların istekleri kabul edilir ve bunlara bu Kanun esaslarına göre tahakkuk edecek ikramiye ödenir.

Uzman erbaşlıktan ayrılanlardan kamu kurum ve kuruluşlarına memur veya sözleşmeli personel olarak atananlar ile iş kanunlarına tâbi olarak çalışanların emekli olmaları durumunda; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 20 nci maddesi uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi veya iş kanunlarına göre ödenecek kıdem tazminatının hesabında, bu maddeye göre ödenen ikramiyede esas alınan hizmet süreleri dikkate alınmaz.

Vefat eden uzman erbaşların dul ve yetimlerine Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı tarafından aylık bağlanamaması durumunda, bu Kanun esaslarına göre hesaplanacak ikramiye kanunî mirasçılara aynen ödenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 11.- 3269 sayılı Kanunun  değişik 18 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Atama, geçici görev ve harcırah

"Madde 18.- Uzman erbaşlar, sözleşme süreleri içinde değişik bölge ve garnizonlara Türk Silâhlı Kuvvetlerinin hizmet ihtiyacı esas alınmak suretiyle atanma ve yer değiştirme işlemlerine tâbi tutulurlar veya kurs dahil geçici görevle görevlendirilirler. Bu şekilde atanan veya geçici görevle görevlendirilenlere ve ayrıca terhislerinden sonra uzman erbaş olarak atananlarla kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin bitiminde ayrılanlara 6245 sayılı Kanun ve Bütçe Kanunu esaslarına göre harcırah verilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 12.- 3.1.1961 tarihli ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin başına "Uzman erbaşlar ile" ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 13.- 3269 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ek Madde 1.- Genelkurmay Başkanlığı tarafından ihtiyaç duyulacak, özel ihtisası gerektiren sınıf, branş ve ihtisaslarda ilköğretim okulu mezunlarından çok üstün başarı belgesi alanlar, kuvvet komutanları, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının kararları ile uzman erbaş olarak alınabilirler. Bunların uzman çavuşluğa yükselmelerinde lise mezunu olma şartı aranmaz."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 14.- 3269 sayılı Kanuna aşağıdaki Ek-1 sayılı aylık gösterge tablosu eklenmiştir.

EK-1 SAYILI CETVEL

UZMAN ERBAŞLAR İÇİN AYLIK GÖSTERGE TABLOSU

Dereceler:  

Kademeler

         1      2      3      4      5      6      7       8     9

3 1020 1065 1110 1155 1210 1265 1320 1380  ----

 4  915  950  985 1020 1065 1110 1155 1210 1265

 5  835  865  895  915  950  985 1020 1065 1110

 6  760  785  810  835  865  895  915   950  985

 7  705  720  740  760  785  810  835   865  895

 8  660  675  690  705  720  740  760   785  810

 9  620  630  645  660  675  690  705   720  740

10 590  600  610  620  630  645  660   675  690

11 560  570  580  590  600  610  620   630  645

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

14 üncü maddeyi ekteki tabloyla birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici 1 inci maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 1.- Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce, sözleşmesi sağlık nedeniyle feshedilip de, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre malûllük aylığına hak kazanamayan uzman erbaşlardan sözleşmenin feshine neden olan sıhhî arızalarının tedavisine halen devam edilenlere, bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihi takip eden aybaşından itibaren oniki ayı geçmemek üzere tedavi sürelerinin sonuna kadar görevdeki emsallerinin almış oldukları net maaşların (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile  500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç)  2/3'ü, her ay sağlık yardımı olarak kurumlarınca ödenir. Bu ödemeden hiçbir kesinti yapılmaz.

BAŞKAN - Geçici 1 inci madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici 2 nci maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce  926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa ekli EK-IX sayılı cetvele göre aylık almakta olan uzman erbaşlar; hizmete giriş derece ve kademeleri esas alınarak, başarılı olarak hizmet ettikleri her yıl için bir kademe ve her üç yıl içinde bir derece verilmek suretiyle bu Kanunla 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununa eklenen EK-1 sayılı aylık gösterge tablosuna intibak ettirilirler. Uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi etmiş olanların intibaklarında, ayrıca 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun bu Kanunla değişik 16 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki intibak hükmü esas alınır. 22.9.1991 tarihli ve 459 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre bir üst dereceye yükseltilme uygulamasından istifade edenlerin bu hakları intibaklarında ayrıca dikkate alınır.

Yukarıdaki fıkra gereğince yapılacak intibaklarda geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan, Divan Kâtibimiz doğru okudu. Yedinci satırın son kısmında "her üç yıl içinde" diye yazılmış, "için de" olacak, "de" ayrılacak; çünkü, dahilinde değil, mahsusen manası vardır. O şekilde oylatmanızı takdirlerinize sunuyorum.

BAŞKAN - Bu açıklama çerçevesinde geçici 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici 3 üncü maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 3.- Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihte, mevcut sözleşmesi gereği istihdamına devam edilenlerden, kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanların alacakları ikramiyenin hesabında, sona erdirilen sözleşmenin başlangıç tarihindeki mevzuat hükümleri uygulanır. Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten sonra, sözleşmesi yenilenenlerin ikramiye hesabında ise, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun bu Kanunla değişik  16 ncı maddesindeki esaslar dikkate alınır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Geçici 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici 4 üncü maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 4.- Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce 3269 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinden yararlandırılanların bu hakları saklıdır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Geçici 4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici 5 inci maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 5.- Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce vefat, bir yıl içerisinde Kanunda belirtilen süreden daha fazla hava değişimi süresini geçirme, bulunduğu kadronun kaldırılması, istihdam edildiği kadronun sağlık niteliğini kaybetme nedenleriyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilen uzman erbaşlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının veya sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanmamak kaydıyla, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak hizmet edilen süre kadar ve on yılı geçmemek üzere askerî hastahanelerde muayene ve tedavileri ücretsiz olarak yapılır. Bunlardan, sonradan kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanma durumuna girenler, bu hakları mevcut olduğu sürece bu maddeye göre askerî hastahanelerden yararlanamazlar."

BAŞKAN - Geçici 5 inci madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Geçici madde 5'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 15.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 16.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar  Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini; bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının yapılan açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı:                233

Kabul:        230

Ret:          3 (x)

Böylece, bu sonuca göre, yasa tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, İçtüzüğümüzün 58 inci maddesine göre, bir soru önergesine cevap veren Devlet Bakanı Sayın Ali Babacan, yaptığı konuşmasında -zabıtlarda- yanlış anlaşılabilecek bir ifade olduğundan bahisle, kısa bir söz isteğinde bulunmuştur. Kendilerine, İçtüzük gereğince, söz vereceğim. Böylece, kendi konuşmasını, zabıtlarda açıklamış ve düzeltmiş olacaktır.

Sayın Bakan, kısaca açıklarsanız...

Buyurun.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ali Rıza Gülçiçek'in yerinden yönelttiği soruya verdiğim cevabın bazı yanlış anlamalara sebep olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. Maksadını aşan bir ifade kullanmış olabilirim diye düşünüyorum.

İbadet yerinin tanımını, konunun uzmanlarına ve bilim otoritelerine bırakmak gerekir diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, birleşime 10 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.26
İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.48

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Şimdi, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Dışişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

5. - Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Dışişleri ve Sanayî, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/728) (S. Sayısı: 363) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporu, 363 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği vardır. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Tacidar Seyhan, AK Parti Grubu adına da Van Milletvekili Sayın Yekta Haydaroğlu.

İlk söz Sayın Seyhan'a ait.

Buyurun Sayın Seyhan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tabiî ki, biz parlamenterlerin görevi, kanun yaparken, ülkedeki ekonomi-ekoloji dengesini düşündüğümüz kadar, sanayiini gelişmesine katkıda bulunacak, buraya motorize güç oluşturabilecek yasal düzenlemelerle yürütmeye katkıda bulunmaktır. Bu, bu çerçevede hazırlanmış bir tasarıdır. Aslında, işlerlik açısından, bu, satış işlemlerini kolaylaştırmak için hedeflenmiştir; ama, hedefleri arasında birçok alanda çok ciddî katkılar sağlayacak düşünceler vardır. Tasarıyı hazırlayan değerli arkadaşlarımı yürekten kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarısının gerekçelerine baktığımızda ne sağlayacak bu tasarı -kamuoyu da merak ediyor- kısaca, olumlu olumsuz yanlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Otomotiv sektörünün üretimine katkı sağlamak amacıyla bu tasarı gündeme getirilmiş; temel amaç bu. Nedir; yabancılara ikinci el taşıt satışı suretiyle -yurtiçinde kullanmaları veya yurtdışına ihraç etmek üzere- ülkeye bir gelir getirmek.

Bunun birkaç farklı yönü var değerli arkadaşlarım. Evet, ülkedeki otomotiv sanayimiz çok gelişmeye başladı. Gerçekten, Avrupa'daki standartlara uyacak ekonomi-ergonomi dengesi, lüks, konfor ve yakıt tasarrufundan oluşan birçok olumlu atılımı otomotiv sanayiinde görüyoruz. İyi bir sektör haline geldi; ama, bu sektörün ihracata yönelmesiyle bize fayda sağlayacak en büyük şey, ondan sağlayacağımız gelir değil. Eğer bu ülkede yedek parça satışı artacaksa, yan sanayi gelişecekse, bu ülkede istihdam artacaksa, bu ülkede istihdamla birlikte, alacağımız, toplayacağımız ÖTV artacaksa, vergi artacaksa, bunun yanında, biz, ülkede sattığımız ikinci el taşıtlar dışında, daha yararlı olabilecek, yakıt tasarrufuna önem veren, bizim yol koşullarımıza uygun otomobiller üretebileceksek, insanımızı rahata kavuşturabileceksek, böyle bir tasarı, yeni bir teşviki de hatta beraberinde getirmek suretiyle, daha genişletilmiş halde sunulabilirdi.

Mutlaka, inanıyorum, şöyle desteklemek lazım:

Değerli arkadaşlarım, birkaç endişemiz daha var. Yabancılara ikinci el satışını yapacaksınız, ihraç edeceksiniz; ama, bazı arkadaşlarımız, ithalatta artış olur korkusunu taşıyorlar; haklı bir endişe, olabilir. Ne olacak; satılan aracın yerine, yenisini koyacak birisi; hepsi yurt içinde kalmayacak, yenisini koyacak; bu, yerli araç olur mu diye düşünüyorlar. O halde, bizim, parlamenterler olarak görevimiz, yurtdışına çıkarılan, satılan, yabancı sermayeye mensup her aracın yerine, yurt dışından gelmiş aracın yerine yeni bir araç konulacaksa, o konuda da bir teşvik mekanizmasını işletmek lazım. Bakın, yirmi yaşın üzerindeki araçlarda, biz, bir vergi indirimi yaptık. Belli bir miktarda o aracı alıyoruz, vergisinden düşüyoruz, ÖTV'den düşüyoruz. Bu, bize, piyasaya, iç piyasaya bir canlılık getirdi, hareketlilik getirdi. Burada, eğer, biz, satılan aracın yerine, yerli bir araç alınmasını istiyorsak, birtakım önlemleri de beraberinde getirmek zorundayız. Ne yapılabilir; eğer, yabancılara ikinci el araç satışı yapan vatandaşımız, yerli sanayinden bir araç alıyorsa, buna da, aldığı araçta bir vergi indirimi konulabilir. Bunu da, değerli yetkililerin düşünmesini istiyorum. Bu, bir öneridir, bundan sonra yapılabilir; ama, yerli sanayii destekler, bundan hiç kuşkum yok. Hatta, şu da yapılabilir...

Değerli arkadaşlar, artık, buraya girmişken, birkaç şeyi daha açıklamak istiyorum. Motor hacmi yüksek araçlar yurt dışında teşvik edilmiyor. Türkiye'de de, otomotiv sanayiinde, tek aracı olan insanların düşük motor hacmine yönelmesini mutlaka sağlamamız lazım. Bu hepimizin görevidir. Ne açıdan faydası var bunun; yakıt tasarrufu var, yurtdışına para gitmiyor, bir; ulaşım aracına yatırdığınız sermaye birikimi az oluyor, iki; çevreyi egzoz emisyonu açısından az kirletiyorsunuz, üç; şehir trafiğini rahatlatıyorsunuz, dört. Avrupa, artık büyük araçlardan uzaklaşıyor, küçük motor hacmine teşvik veriyor. Bu nedenle, biz, bunların hepsini de birlikte düşünmeliyiz diye düşünüyorum.

Tabiî, biraz da, bize intikal eden, tasarının içerisindeki değerlendirmelere bakmak istiyorum. Dışarıda değerli yetkili arkadaşlarla konuştuk. Biz, Sanayi ve Ticaret Komisyonundan bu tasarıyı fikir birliğiyle getirdik buraya kadar. Dışişleri Komisyonunun tasarı üzerinde ciddî tereddütleri vardı. Biz, o tereddütleri de inceledik, dikkate aldık. Tasarı bize ilk geldiğinde, yani, yalın haliyle, araç satış ve devir işlemlerinin noterlerde değil, trafik tescil bürolarında yapılmasını öngörüyordu bize geldiğinde; bundaki amaç şuydu: Bir, satış, tescil, devir işlemlerinde bir çabukluk sağlamak, yani, işlemleri hızlı yapmak; iki, vergiden muaf tutup bu olayı biraz teşvik etmek. Üçüncü temel amaç da şuydu: Veraset, intikal, haciz işlemlerinden dolayı aracın üzerinde herhangi bir şey varsa, buradaki insanların mağduriyetinin önüne geçmek için birinci elden bu işlemleri takip etmekti; tasarı öyle geldi. Biz, Sanayi Komisyonunda, bu tasarıyı bu haliyle uygun bulmadık. Hâlâ bizleri arayanlar var. Neden uygun bulmadığımızı da sizinle paylaşmak istiyorum ve biz düzelttik, satış işlemlerini noterlere verdik.

Değerli arkadaşlar, birinci uygunsuz yönü şuydu: Eğer siz, satış işlemini tescil bürolarına bırakırsanız -güneydoğudaki araçlarımızın büyük bir çoğunluğu Ankara plakalı, İstanbul plakalı- bir vatandaş yabancıya araç satacağı zaman, aracını da alacak, satacağı kişiyi de alacak, tescil bürosuna gelecek hangi ildeyse, kuyruğa girecek, orada işlemini yapacak ve şehrine geri gidecek. Böyle bir işlem, tescil büroları üzerinde uzun kuyruklar oluşturuyordu, nihayetinde, Türkiye'de 51 tescil bürosu var. Böyle bir izdihamın önüne geçmek gerektiğini düşündük. Vatandaşımızı satış işlemlerinde emniyet müdürlüğüyle münasebet içerisine sokmak istemedik, birinci gerekçe bu.

Değerli arkadaşlar, ikinci gerekçemiz şu: İcra intikal deniyor; sorumluluk hukuku bakımından, noterler, yapmış olduğu işlemlerden sorumludur. Bu sorumluluk onlara 1512 sayılı Noterlik Yasasıyla verilmiştir. Şimdi, devletin yükünü hafifletmeye çalışırken, bir başka yandan biz, devleti farklı bir sorumluluğa sokmuş oluyoruz. Noterlerin bu sorumluluğu da, kusursuz sorumluluktur; sebebi ne olursa olsun, yaptığı işlemden dolayı sorumludurlar ve noterler, mutlaka yeminli tercümanlarla çalışırlar. Noterlerin yapmış olduğu işlemlerde kendi hukuksal uzmanlıkları vardır, bunu tescil bürolarında çözemezsiniz, çözmekte sıkıntı çekersiniz. Her ne kadar, trafik şube müdürlükleri "bizim yeterli kadromuz var" dese de, sorumluluk hukuku açısından çok ciddî bir meseleyi, biz, tescil memuruna bırakmış oluyoruz.

Değerli arkadaşlar, hacir var, hacir altında olan var; sağlıklı düşünüp düşünemediği belli değil insanın; bu insanın belki bir doktor raporuna ihtiyacı var; bu işi noterden çıkarıp, trafik tescil bürosuna bırakacaksınız! Veraset var, intikal var, şirketler arasında sözleşme var. Sözleşme hukukunu bilmeyen bir memur, yanında 2-3 de sorumlu memur bulunduramaz ki! Yani, ne yapacağız biz; takip büroları mı oluşturacağız?! Bu, hiç mümkün değil. Bu mümkün değil ve bunu yeniden noterlere verelim dedik. Neden verelim; çünkü, noterler de bizim resmî ve yetkili organlarımız. Bunlara güvenmişiz; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, güvenerek, zaten, o notere iş yaptırıyorum. Sadece, tabiiyeti farklı diye, bir başkasına satışta, noterleri devredışı bırakıp, satışı trafik tescil müdürlüklerine bırakmak, uygulamada ikibaşlılığı da beraberinde getirir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına satış yaptığınızda noterlere gidecek, yabancı uyruklu birine satış yaptığınızda trafik tescil bürolarına gidecek... Yani, biz, hukukta böyle ikili ayırımı, ikili anlayışı teşvik etmeye başlarsak, bunun sonunu alamayız. Öyle ya, eğer, o doğru ise, biz, onu kendi vatandaşlarımız için de yapalım; ben de o haktan yararlanayım; ama, sana böyle, diğer uygulama böyle derseniz, bu, siyasette kötü bir anlayış, kötü bir alışkanlıktır. Eğer, siz, kendi kurumlarınızı güvenli olma ortamından çıkarırsanız, güven eksikliği içerisinde eleştirmeye başlarsanız, bunun sonunu alamazsınız. Bu gerekçelerle, biz, aynı işleme farklı uygulama olmamasını düşünerek, bu tasarıda değişiklik yaparak yetkiyi yeniden noterlere bıraktık.

Bu yetkinin, hâlâ, her ikisine verilmesini düşünen arkadaşlarımız var. Yapmayın arkadaşlar, yürütmede ikibaşlılık olmaz bir kere; o, daha kötüsü; hem noterler yapsın hem trafik tescil büroları yapsın; bu, daha kötüsü. Bu, orada uzlaşamadığımızdan daha kötü bir şey. Türkiye'de kötünün karşısına daha kötüyle çıkıldığını hiç görmedim. Bu, daha kötü bir fikir; asla olmaz. Temel gerekçemiz, yürütmede ikibaşlılık olmaz; bir. İkincisi, uygulamada iki farklı yöntem olmaz, tabiiyete göre kanun çıkarılmaz. Bunun iyi düşünülmesi lazım, bu yasa tasarısını mutabık kaldığımız haliyle yasalaştırmamız lazım.

Ben çok umutluyum; hakikaten, yan sanayi gelişecektir; ama, biz, bu kanunu çıkarırken, sanki, Avrupa'ya filolarla ikinci el araç satışı yapacağız diye bir şey de yok. Bu satışı nereye yaparız; Suriye, Irak ve Lübnan'a; yani, Ortadoğu ülkelerine yapabiliriz, Afrika ülkelerine yapabiliriz, yeni gelişmekte olan ülkelere yapabiliriz. Burada, amaç da şudur: İkinci el araç satılırsa, amortismanı çok fazladır, vatandaşı uğraştırıyordur, trafiğe uygun değildir. Can güvenliği açısından bunların, ciddî endişeler taşınmasına sebep olduklarını hepimiz biliyoruz; bir yenilenme gerekir. Türkiye'de, yenilenmeden yanayız. Ne yapabiliyorsak yapalım, ihracatın önünü açalım. İhracatın birinci eli, ikinci eli olmaz. Yenilenme, çağdaşlığın ölçüsüdür. Yenilenme konusunda, her arkadaşım, bulunduğu yerden ne yapıyorsa, ona minnettarım; çünkü, Türk insanı yenilenmeye yakışır, çağdaş ürünler kullanmaya yakışır, çağdaş teknolojileri geliştirmeye yakışır, sanayiini geliştirmeye yakışır. Türk insanına da, kendi yarattığı kurumuna güvenmek yakışır. Bu nedenle, biz, bu sorumluluğumuzu yerine getirip, ait olduğu yere hakkını teslim edeceğiz, noterlerimizi bununla yükümlü kılacağız ve gerekirse de, yerli araç satışını teşvik etmek için, buraya yeni işlemler intikal ettireceğiz.

Değerli arkadaşlarım, şu da iyi bir uygulama idi; bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum: Zaten, hepimizin, hem Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekillerinin hem de Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin, devlet kademelerinin, kamu yönetiminin, pratikte sorumluluk görevleri olanların, akçalı işlerden uzaklaştırılmaları gerektiğine inandığını biliyoruz. Devletin polisini, zaten, akçalı işlerden uzak tutmak lazım.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bugüne kadar, trafiğin işlemlerini hafifletebilmek için birdolu yasa geliştirdik. Ne yaptık; belli sınırlar dışında jandarmaya trafik denetim yetkisi verdik. Neden; merkez trafiğin yükünü hafifletelim diye. Ehliyet kurslarımızı açtık, özelde görev ve sorumluluk alan insanlara güvendik; bunu da iyi yaptık. Sigorta işlemlerini devletin sorumluluğundan çıkarıyoruz, eksperlere veriyoruz. Bu da güzel, insana güvenmek kadar güzel bir şey yok. Trafiğe yardımcı olmak üzere fahrî müfettişler yetiştiriyoruz. Bu da güzel; ama, bunun dışında, bunları yaparken trafiğe ikinci bir yükü başka bir pencereden sokmaya çalışmanın hiçbir mantığı yoktur.

Değerli arkadaşlar, ben, bir endişemi daha dile getirmek istiyorum. Şimdi, 20 yaşın üstünde araç satışı yapıyoruz. Ben, uzun süredir bunu izliyorum. Kanunla alakası yok; ama, ciddî endişelerim var. Yeni araç alacağınız zaman, gidiyorsunuz noterden bir işlem yapıyorsunuz. Bunu çoğunlukla aracı satan bayi yapıyor, adamı bile görmüyorsunuz ve aranızda bir sözleşme yapıyorlar, aracı alan kişi diyor ki: "Ben, aracı bana satan insana, yerine teslim edilmek üzere; yani, bunu kullanımdışı bırakmak üzere teslim ediyorum."

Değerli arkadaşlarım, ancak, bu araçların çoğu teslim edilmiyor; üstünden plakası çıkarılıyor, trafikten düşürülüyor; ama, bunu satan köylü vatandaşımız geçim sıkıntısı içerisinde olduğundan "ben, bunu kullanacağım" diyor belki. İki açıdan çok önemlidir; 20 yaşı geçmiş araçların can güvenliği açısından daha fazla risk oluşturduğu açık; bu bir. Bir de, benim korkum, ileride Türkiye açısından bir güvenlik tehdidi oluşturması. Tescilden düştüğü için takibi de zorlaşıyor. Yolda durdurup motor şasi numarasından inceleyemezsiniz ki, bakımını yaptırıp yaptırmadığını bilemezsiniz ki. Dağda yaşayan, orada orman köylülüğü yapan vatandaşın can güvenliği de benim için önemlidir, şehirde yaşayanınki de önemlidir; köyde bu arabayı kullanacaksa, köyde yaşayan insanınki de çok önemlidir, "köyde kullanacak kardeşim, orada kaza riski yok" diyemezsiniz. Bunun da denetim altına alınması lazım. Hepinizin, yetkililerin dikkatini buraya çekmek istiyorum. Bunu daha disipline etmek lazım. Mutlaka artıralım bunu, teşvik edelim satışı, her tür teşvikten yanayız; ancak, denetimsiz bir teşvikin ülke ekonomisine de ülkedeki sorumluluk hukukuna da ciddî sakıncalar getireceğine inanıyoruz.

Bu vesileyle, tasarıyı gündeme getiren ve bu ülkede, sanayide gelişmeyi, ekonomide gelişmeyi düşünen, tasarıyı hazırlayan yönetici arkadaşlarıma, komisyonda buna katkı sağlayan tüm değerli arkadaşlarıma ve siz, oylarıyla bunu yürürlüğe koyacak olan değerli milletvekili arkadaşlarıma Grubum adına sonsuz teşekkürler ediyor, hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Seyhan.

İkinci söz isteği, AK Parti Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Yekta Haydaroğlu'na aittir.

Sayın Haydaroğlu, buyurun.

Süreniz 20 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA YEKTA HAYDAROĞLU (Van)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili görüşleri bildirmek üzere, AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Göreve geldiği günden beri, ülkemizin her geçen gün biraz daha refaha kavuşması için yoğun olarak çalışan hükümetimiz, piyasayı biraz daha canlandırmak ve istihdamı artırmak amacıyla, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısını hazırlamış ve bu tasarı, ilgili komisyonlarda incelenip, gerekli düzenlemeler yapılarak Meclise sunulmuştur.

Bu kanunla, ülkemizdeki tescilli olan taşıtların yabancılara ikinci el olarak satışı suretiyle, ülkemiz ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörünün üretim ve satışında artış sağlanacaktır. Buna paralel olarak, özel sektör, ana ve yan sanayi, yetkili satıcı ve satış sonrası servis hizmetlerinde ve dolayısıyla da ülkemiz ekonomisinde bir canlanma yaratacaktır. Bu canlanmayla, iç talep ve ihracatta, ana ve yan sanayi üretiminde artış sağlanacak; bu artışla, Katma Değer ve Özel Tüketim Vergileri, büyüyen fark nedeniyle Akaryakıt Vergisi gelirlerinde, istihdam artışı nedenleriyle buradan gelen vergi gelirlerinde artış sağlanacaktır.

Ayrıca, canlanma, üretimi de olumlu etkileyecek, maliyet avantajı sağlayacak ve ülkemizin otomobil ihracatındaki rekabet gücünü artıracaktır.

Bu kanun, ülkemizde servis hizmetlerini canlandıracak, ekonomimize, ihracatımıza önemli katkılarda bulunacak, döviz girdisini artıracak, pazar imkânlarını genişletecek, otomotiv sektörünü güçlendirerek istihdamı artıracaktır.

Son yıllarda otomotiv endüstrisinde ve yan sanayiinde küçümsenemeyecek bir atılım gerçekleştiren ülkemiz, bölgede otomobil ihracatçısı konumuna gelmiştir.

Bunun yanında, ülkemiz, konumu itibariyle ciddî bir ikinci el pazarına sahip olmasına ve yabancılara ikinci el taşıt satışına izin veren mevzuatın mevcut olmasına rağmen, yeterince bilinmemesi ve zor olması nedeniyle otomotiv sektörüyle uğraşanlar bu olaydan yararlanamamaktadır.

Kısacası, bu kanunla iki şey amaçlanmaktadır: Birincisi, ismiyle yabancılara ikinci el taşıt satışının mümkün olduğunu kamuoyuna anlatmaktır; ikincisi ise, bu konuyla ilgili trafik tescil şubelerinde ve gümrük dairelerindeki işlemleri en basite indirgeyerek ticaretin önündeki engelleri kaldırmaktır.

Bu tasarının kanunlaşmasıyla sınır illerinin ekonomisinde de bir canlanma yaşanacaktır; çünkü, ülkemizin taşıt parkında bulunan eski araçların çoğu sınır illerimizin üzerinden ihraç edilecektir. Bu illere sınır olan ülkelere satılacak genellikle eski model araçlar nedeniyle ülkemizin taşıt parkında bulunan eski araçların sayısında da bir azalma olacaktır. Bu araçlara ayrılan amortisman giderlerinin çok fazla olması nedeniyle, sayılarındaki azalma, ithalat ve ihracattaki malî açığı da kapatacaktır. Böylece, ülkemizdeki taşıtların yaş ortalaması düşerken, aynı zamanda, bu bölgelerimizdeki ticaret hacmi genişleyecek, istihdam artacak ve dolayısıyla, bölgelerarası gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilmesi için önemli bir adım daha atılmış olacaktır. Sektör temsilcilerinin ifadelerine göre, yılda 50 000 aracın satışı planlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, satışların daha çok Irak ve Türkî cumhuriyetlere yapılacak olması ve Irak'ın savaştan yeni çıkmış olması, özellikle ülkemizde atıl durumda olan eski model otobüs, minibüs ve kamyon gibi ticarî araçların satışını artıracaktır. Bunun yanında, ülkemize bavul ticareti yapmak için gelen yabancılar, mal alıp ülkelerine dönerken, ucuz olan ikinci el araç satın alarak çıkış yapacaklardır.

Bu kanunun bir yararı da, taşıtın satış ve devir işlemlerinin sadece tescilli olduğu trafik şubelerinde değil, herhangi bir yerdeki noterde yapılabilmesidir. Bu konu, özellikle, doğu ve güneydoğu illerini daha çok ilgilendiriyor; çünkü, Van, Hakkâri, Ağrı gibi sınır illerimizde bulunan araçların çoğu 34 veya 06 plakalıdır. Düşünün, Van'ın Başkale İlçesinde oturan bir vatandaş, İstanbul Gayrettepe trafiğine kayıtlı eski bir model aracın satışını ve devrini yapmak için o kadar mesafe katedecek, yollarda çektiği eziyet yetmiyormuş gibi, bir de, saatlerce, trafik tescil şubesinde sıraya girmek zorunda kalacak. Bu kanunun çıkarılmasıyla, bu sorunlar da giderilmiş olacaktır.

İşin başka bir boyutu da, trafik tescil şubelerinin içine düşeceği zor durumdur. Mesela, Ankara'da, 76 noter varken, sadece 1 tane tescil bürosu vardır. 76 noterin yaptığı işi, getirip, 1 tane tescil bürosuna vermenin de uygun olmayacağı gözönünde bulundurulmuştur.

Ayrıca, satış yetkisinin noterlere verilmesinin bir başka amacı da, noterlerin Türkiye'de yaygın olması ve toplam 1 431 noktada hizmet vermesidir. Hukukî yönden güvenilir olması ve en önemlisi de, yabancılara işlem yaparken tercüme sorununun yaşanmamasıdır. Böylece, tasarının 3 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, taşıtların satışını ve devrini yapan taraflara noter yoluyla işlem yapmaları olanağı getirilerek, taşıtın tescilli olduğu il dışında da satışına imkân sağlanmaktadır. Tescil edilmiş aracın Motorlu Taşıtlar Vergisi borcu bulunmadığına dair ibrazı üzerine, araç sahibinin adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak, yabancı gerçek ve tüzelkişilere yapılan satış ve devirler noterlerce yapılacaktır. Bu satışlar harç ve Damga Vergisinden istisnadır. Noterlerce yapılacak satış ve devirler, aynı gün, aracın kayıtlı olduğu trafik tescil müdürlüğüne bildirilecektir. Taşıtın trafikten terkinine dair belgeyle gümrük müdürlüğüne gidilecek ve beyannamesi doldurulacak, işlem yapılacaktır. Böylece, bürokrasi minimuma indirilerek ve ikinci el taşıt ihracı oldukça basit bir hale getirilerek insanlar teşvik edilecektir.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın başından beri ifade etmeye çalıştığım gibi, bu kanun ülkemize yarar getirecektir. Hükümetimiz bu kanun tasarısını hazırlarken, her zaman olduğu gibi, vatandaşın menfaatını en üst düzeyde tutmayı amaçlamış, çağdaş toplum olma yolunda önemli bir adım daha atılmıştır. Çıkacak olan Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyor; bu vesileyle, tasarının hazırlanmasında emeği geçen, başta Sayın Bakanımıza, bürokratlarımıza, komisyon üyelerimize ve siz Yüce Meclis üyelerine teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Haydaroğlu.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

YABANCILARA İKİNCİ EL TAŞIT SATIŞI HAKKINDA KANUN TASARISI

Amaç

MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; ülke ekonomisine canlılık kazandırmak, istihdama katkı sağlamak ve ülke ekonomisinin rekabet gücünü artırmak için yabancılara ikinci el taşıt satışı ve devri ile ihracatına ilişkin esasları düzenlemektir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

Kapsam

MADDE 2.- Bu Kanun; tescilli olan taşıtların, yabancı gerçek ve tüzel kişilere ikinci el olarak satışı ve devri ile ihracatına ilişkin esas ve usulleri kapsar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

Taşıtların ikinci el satışı ve devri

MADDE 3.- Tescil edilmiş aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı üzerine araç sahibinin adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak yabancı gerçek ve tüzel kişilere yapılan satış ve devirler noterlerce yapılır. Bu satışlar harç ve damga vergisinden istisnadır. Noterlerce yapılacak satış ve devirler aynı gün aracın kayıtlı olduğu trafik tescil müdürlüğüne bildirilir.

Yabancı gerçek veya tüzel kişilere satış ve devri yapılan Türkiye'de kullanılacak taşıtların tescilinde, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesi uyarınca, zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırılmış olması şartı aranır. Zorunlu malî sorumluluk sigortası poliçesi ibraz edilen taşıtın, tescili yapılarak trafik belgeleri ve tescil plakası verilir. Taşıtın tescil kaydının yapıldığı, tescil tarihini takip eden yedi iş günü içerisinde, taşıtın motorlu taşıtlar vergisi yönünden bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Bu şekilde tescili yapılan taşıtların yurt içinde satışı ve devri halinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Yurt dışına çıkarılmasında bu Kanunun 4 üncü maddesi hükümleri uygulanır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Sedat Uzunbay; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA SEDAT UZUNBAY (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 363 sıra sayısıyla bastırılarak dağıtılan Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, otomotiv sektöründe radikal bir adım olarak nitelendirilen bu tasarıyla, yabancı gerçek ve tüzelkişilere tescilli ikinci el taşıtların satışını ve ihracını yapabilmek, ülke ekonomisine canlılık kazandırmak, istihdama katkı sağlamak, rekabet gücünü artırmak amaçlanıyor.

Ülkemiz taşıt pazarında ciddî bir ikinci el taşıt pazarının varlığı dikkat çekiyor. Türkiye'de, yıllık, ortalama 50 000'in üzerinde aracın, yurttaşlarımızca satışı yapabileceği veya yabancılara satışı ya da ihracı yapılabileceği öngörülüyor. Bu tasarının yasalaşmasıyla, ikinci el taşıt pazarında bulunan, yıllık, ortalama 50 000'in üzerindeki aracın yabancılara pazarlanmasına çalışılacaktır. Müşteri potansiyelini, ülkemize değişik amaçlarla, örneğin, bavul ticareti için gelmiş olan yabancılar, ülkemizde bulunan yabancılar ve komşu ülkeler ile Ortadoğu, Asya ve Afrika'daki ülkeler oluşturmaktadır. Bu taşıtların pazarlanmasını, satılmasını ve ihracının yapılmasını olumlu bir çalışma olarak değerlendiriyoruz. Bu türdeki ticaretin önündeki engelleri kaldıracak ve işlemleri kolaylaştıracak yeni kararların alınmasını da önemli olarak değerlendiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, ikinci el taşıt pazarının büyük bir bölümünü, ekonomik gelir düzeyi düşük, yeni araç alabilme olanağından yoksun yurttaşlarımız ile yaşanan krizler nedeniyle ekonomileri bozulan ve kullandığı taşıtı satmak zorunda kalan yurttaşlarımız oluşturmaktadır. Bu pazarda bulunan taşıt sayısının gittikçe artması düşündürücüdür. Bu artışın nedeni, eski aracını ikinci el pazarına sürerek, yeni araç almalarından değil, ekonomileri bozulan yurttaşlarımızın taşıtlarını satmak zorunda kalmalarından kaynaklanmaktadır. Bu taşıtların bu yasa tasarısıyla yabancılara satışı amaçlandığına göre, yerliden, yani, içpazarı oluşturan yurttaşlarımızdan umut kesilmiş demektir.

Değerli milletvekilleri, ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Bu ülkenin işçisi, memuru, esnafı, çiftçisi, küçük sanayicisi, büyük sanayicisi, ekonomik krizin açtığı yaraların bir an önce sarılmasını bekliyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ekonomiye katkı sağlayacak her adımın atılmasında iktidara olumlu katkıda bulunacağımızı her zaman söylüyoruz. Ekonominin düzelmesi demek, daha fazla istihdam demek, iş demek, aş demek, insanlarımızın daha mutlu olması demek. Biz, artık, insanlarımızın gülmesini istiyoruz.

Birkaç gün önce basında yer alan bir araştırma, yaşadığımız son krizin ömrümüzü bile kısalttığını ortaya çıkardı. Devlet İstatistik Enstitüsünün 2002 yılı verilerinden derlediği rakamlar, Türkiye'de, ortalama insan ömrünün bir ay kısaldığını gösteriyor. Krizin insan hayatına ilişkin etkilerini inceleyen bu araştırmanın başka acı sonuçları da var. Bebek ölümlerinde, krizin ilk yılında yüzde 10, ikinci yılında yüzde 3'lük bir artış kaydedildi. Yapılacak araştırmalar, önümüzdeki dönemde, başka dramatik sonuçları da ortaya çıkaracaktır.

Türkiye, bu krizin etkilerini ortadan kaldırmak zorundadır. Türkiye'de, 13 800 000 kişi günde 2 dolarla yaşamaya çalışıyor. Nüfusumuzun ilk yüzde 20'lik dilimi ile son yüzde 20'lik dilimi arasında tam 10 misli gelir farkı var. Bu ülkenin temel önceliği, işsizliği ve yoksulluğu ortadan kaldırmaktır. Bir yılı aşkın süredir iktidarda bulunan hükümet, işsizliği ve yoksulluğu önleyecek adımları atamadı. Vergi adaleti yozlaştı, kayıtdışı ekonomi büyüdü. Bugün, Türkiye'de, her 100 liranın 66 lirası kayıtdışıdır, her 100 kişiden 46'sı kaçak çalışmaktadır. Büyüdü, gelişti denilen ekonomideki iyileşmeler halka yansımıyor. Tüketimin en alt seviyeye düştüğü, insanların zarurî olmayan hiçbir harcamayı yapmadıkları bir ekonomiye nasıl gelişti diyebiliriz?! Üretim yok, tüketim yok, harcama yok... Sıcakpara girişiyle doların düşmesi, enflasyonu ister istemez etkilemiş durumdadır. Zalimce toplanan vergileri, rekor düzeydeki iç ve dış borcu hesaba katarsanız, enflasyondaki zorakî düşüşü anlamlı hale getirebilirsiniz. 2003 yılında, 10 milyar doların üzerinde sıcakpara girişi yaşanmıştır. Enflasyon canavarı da, sıcakparadan oluşan sis perdesinin arkasına saklanmıştır. Gerçek tablo budur.

Değerli milletvekilleri, birçok milletvekili arkadaşım, bu yasa tasarısı gündeme geldiğine göre, halen yürürlükteki mevzuatın yabancılara ikinci el taşıtın satışına veya ihracına imkân vermediğini düşünebilir. Hayır; mevcut mevzuat yabancılara ikinci el taşıtın satışına ve ihracına imkân veriyor; ancak, hükümet yetkilileri, mevcut mevzuattaki bu imkânın yeteri kadar bilinmediğini ve otomotiv ticareti ile uğraşanların ikinci el pazarından yeterince pay alamadığını belirtiyorlar ve kamuoyuna, bu taşıtların yabancılara da satışının mümkün olduğu mesajını vermek için bu tasarıyı hazırladıklarını ve işlemleri basitleştirerek, ticaretinin önündeki engelleri kaldırmayı amaçladıklarını ifade ediyorlar.

İkinci el taşıtların yabancılara satışı veya ihracı işlemlerini basitleştirerek, ticaretinin önündeki engelleri kaldırmayı anlamak mümkün; ancak, mevcut mevzuat ile yabancılara taşıt satışı mümkün olmasına rağmen, kamuoyuna mesaj vermek için tasarı hazırlanması ilginç bir durum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda, ikinci el taşıtın satış ve devrini yapan taraflara noterde işlem yapma olanağı getirilerek, taşıtın tescilli olduğu il dışında da satışının yapılmasına imkân veriliyor. Bu satışlarda, Harç ve Damga Vergisinin istisna tutulması olumlu ve yerinde bir adımdır.

Yurtdışına çıkış işlemleri konusunda getirilen kolaylıklar da, yabancılara ikinci el taşıtların satış ve ihracını tetikleyecek bir uygulama olacaktır.

Değerli milletvekilleri, otomotiv sektöründe son yıllarda büyük gelişmeler yaşandı. 2003 yılının ihracat rakamlarına bakıldığında, otomotiv demir ve demirdışı metallerin önemli yer tuttuğu görülüyor. Sanayinin lokomotifi olan otomotiv sektöründe meydana gelebilecek olumlu gelişmeler diğer sektörleri de kamçılayacaktır.

Hükümet, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısının yasalaşmasıyla bu sektörde canlılık yaşanmasını bekliyor. Otomotiv sektöründe böylesi bir hareketlenme, servis hizmetlerini, yan sanayii ve servis sonrası hizmetleri de olumlu etkileyebilecektir.

Değerli milletvekilleri, biz de, aynı beklentilerle, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu oy kullanacağımızı belirtiyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzunbay.

3 üncü maddenin müzakeresi tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

İkinci el taşıt ihracı

MADDE 4. - Yabancılara devir ve satışı yapılan taşıtın malikinin talebi üzerine, taşıtın tescil kaydı silinir ve yurt dışına çıkışı için geçici trafik belgesi ve plakası verilir. Taşıtın tescil kaydının silindiği, silinme işlemini takip eden yedi iş günü içerisinde, taşıtın motorlu taşıtlar vergisi yönünden bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir.

Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, ikinci el olarak satın aldıkları taşıtların ilgili trafik tescil müdürlüğünce düzenlenen kaydının kapatıldığına ait belgenin gümrük idaresine ibrazı üzerine, taşıtın yurtdışına çıkarılmasına izin verilir.

BAŞKAN- Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

Yetki

MADDE 5. - Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usuller; İçişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığının görüşleri alınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle düzenlenir.

BAŞKAN- Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 6. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

Yürütme

MADDE 7. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açıkoylama için 3 dakikalık süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı:                204

Kabul:                                 204 (x)

Böylece, tasarı kabul edilerek, kanunlaşmıştır; hayırlı olsun diyorum.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

6. - Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/375) (S. Sayısı: 341) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporu, 341 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Onur Öymen; AK Parti Grubu adına, Nevşehir Milletvekili Sayın Osman Seyfi söz istemişlerdir.

İlk söz, Sayın Öymen'e aittir.

Buyurun Sayın Öymen.

Süreniz 20 dakika efendim.

CHP GRUBU ADINA ONUR ÖYMEN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî işbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

19 Eylül 1995 tarihinde Ankara'da imzalanan anlaşma, iki ülke arasında, hukuk alanında, karşılıklı adlî yardımlaşmayı kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmıştır.

Bilindiği gibi, her ülkede mahkemelerin yetkisi, ülkeleriyle sınırlı olduğu için, Türk mahkemeleriyle yabancı mahkemelerin karşılıklı olarak birbirlerine yardımcı olma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Uluslararası alanda bu işbirliğini düzenleyen iki önemli anlaşma vardır, her ikisi de Lahey'de imzalanmıştır. Birisi 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi, öbürü de 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayri Adlî Evrakın Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesidir.

Şimdi, işin önemli tarafı şu ki, Litvanya her iki sözleşmeye de taraf değildir. O bakımdan, bu ülkeyle yaptığımız, imzalayacağımız, onaylayacağımız ikili anlaşma özel bir önem taşımaktadır. Bu anlaşma, tebligatları, istinabeleri kolaylaştıracaktır; ayrıca, her iki ülke vatandaşlarına eşit muamele, adlî mercilere başvuruda kolaylık, teminattan muafiyet, adlî müzaheretten faydalanma gibi hususlar bu anlaşmayla düzenlenmiştir. Merkezî makam olarak da her iki ülkenin Adalet Bakanlıkları görevlendirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu gibi anlaşmaların imzalanması son derece yararlıdır ve önemlidir; bir şartla, eğer tam olarak uygularsanız, iyi niyetle uygularsanız, anlaşmadaki hükümleri yerine getirirseniz. Bizim şimdiye kadarki sıkıntımız, maalesef, bu gibi anlaşmaların zaman zaman uygulanmamasıdır. Bu, Türkiye'yi çok ciddî sıkıntıya sokmaktadır. Mesela, bazı ülkelerle aramızda anlaşma olmasına rağmen veya uluslararası anlaşmalara Türkiye ve o devletler taraf olmasına rağmen, Türkiye'de suç işleyip başka ülkelere kaçanlar ülkemize iade edilmemektedir. Bunun en son örneklerinden biri, bildiğiniz gibi, Belçika'yla aramızda yaşanan bir sorundur. Türkiye'de ünlü bir işadamını öldüren bir katil Belçika'da yakalanmıştır; fakat, bir türlü Türkiye'ye iade edilmemektedir. Çeşitli hukuk yollarına, engellemelere başvurarak bunun orada kalmasına imkân vermektedirler, Türkiye'ye iade etmemektedirler. Şimdiye kadar bu gibi iadeleri engellemek için Türkiye'de idam cezasının olmasını bir bahane gibi ileri sürüyorlardı. Şimdi, idam cezası da kalkmıştır; bahane nedir? Siyasî bir suç olduğu zaman, bazı ülkeler, iadeden sarfınazar edebiliyorlar. Bahsettiğim olay siyasî suç da değil; bir işadamını öldürmüştür bir insan ve bunu iade etmiyorsunuz; niçin? İşte, bizim hükümetten beklediğimiz, bu gibi konuları takip etmesidir ve bu gibi engelleme yapan ülkelere karşı ciddî bir tepki göstermesidir. İşte, biz, bunu bekliyoruz hükümetten.

Şimdi, bu imzaladığımız anlaşmayla, ümit ediyoruz ki, ileride, Litvanya ile aramızda böyle sorunlar çıkmayacaktır; ama, uyanık olmak lazım, dikkat etmek lazım ve her halükârda, Türkiye'nin haklarını ve çıkarlarını çok iyi bir şekilde korumak lazımdır.

Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle, Litvanya ile ilişkilerimiz konusunda, müsaade buyurursanız, birkaç cümle söylemek istiyorum. Bu ülkeyle aramızdaki ilişkiler çok eskiye gidiyor; daha, 14 üncü, 15 inci Yüzyıldan başlayan ilişkilerimiz var. Zaman zaman, iki ülke, coğrafî açıdan da birbirine çok yakın olmuştur ve uzun mücadelelerden sonra, zaman zaman işgallere maruz kalmasından sonra, Birinci Dünya Savaşının bitiminde, Litvanya, 1918 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur ve Türkiye ile Litvanya, 1930 yılında, dostluk ve işbirliği anlaşması imzalamışlardır. Daha sonra, Litvanya'nın eski Sovyetler Birliğiyle zoraki birleştirilmesini Türkiye hiçbir zaman kabul etmemiştir. Türkiye, o zaman direnmiştir ve Türkiye ile Litvanya ilişkileri daha sonraki yıllarda gelişirken, bunu Litvanyalılar hiç unutmamışlardır; Türkiye'nin bu konudaki tavrını hiç unutmamışlardır.

Neticede, elli yıllık bir işgalin sonucunda, Litvanya, 11 Mart 1990 tarihinde bağımsızlığını ilan etmiştir ve Türkiye de, Litvanya'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır; daha sonra da Litvanya'nın başkenti Vilnüs'te büyükelçilik açan ilk ülkelerden biri Türkiye olmuştur.

Türkiye ile Litvanya arasında pek çok alanda işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmalardan önemli birisi, 1998'de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmasıdır; fakat, maalesef, Litvanya, Avrupa Birliğine katılma süreci içinde, 12 ülke meyanında Türkiye'yle yaptığı anlaşmayı da iptal etmek zorunda kalmıştır.

Ticaretimiz oldukça sınırlı düzeydedir. 2002 yılında 110 000 000 dolarlık ithalat ve 54 000 000 dolarlık ihracat yaptık. 2003 yılında küçük bir artış var; fakat, bu rakamlar yeterli değildir. Biz, ümit ediyoruz ki, şimdi onaylayacağımız anlaşmayla, Litvanya'yla ticaretimiz de gelişecektir.

Değerli arkadaşlarım, Litvanya'nın bir özelliği daha var, Litvanya, son zamanlarda, NATO'ya ve Avrupa Birliğine girmek için girişimde bulunmuştur ve bu girişimleri başarıyla sonuçlanmıştır. Son, Prag Zirvesinde, NATO üyeliğine davet edilen ülkelerden biri Litvanya'dır; aynı şekilde, Avrupa Birliği üyeliğine davet edilen ülkelerden biri Litvanya'dır. O bakımdan, Türkiye, NATO'da da Litvanya'yla yakın işbirliği, ittifak ilişkisi içinde olacaktır ve Avrupa Birliğine girdiğimizde de aynı aileyi paylaşacağız. O bakımdan, biz, Litvanya'yla ilişkilerimizin çok yakın ve dostane olmasını temenni ediyoruz. Litvanya Büyükelçisinin bir süre önce verdiği bir demeçte, Türkiye'yi en önemli müttefiklerden biri olarak vasıflandırmasını da önemle ve dikkatle kaydediyoruz.

Avrupa Birliği konusunda, Litvanyalılar çok aktif bir çalışma içerisindedirler. Litvanya Halkının yüzde 91'i AB üyeliğine olumlu oy kullanmıştır ve Litvanya, çok yakında, demin dediğim gibi, Avrupa Birliği üyesi olacaktır.

Bu ülkede 5 000 civarında Kırım Tatarı yaşıyor ve 300 civarında da Karay Türkü yaşıyor. Bunların varlığı, Türkiye ile Litvanya arasında bir kültür köprüsü oluşturmaktadır; sayıları çok olmasa da.

Değerli arkadaşlarım, bu düşüncelerle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu anlaşmaya olumlu oy vereceğiz; anlaşmanın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Biraz önce söylediğim gibi, bilhassa adlî yardımlaşma konusunda, hükümetimizi, gerek Litvanya'yla gerek diğer ülkelerle ilişkilerde dikkatli olmaya davet ediyorum.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN -Teşekkür ediyoruz Sayın Öymen.

AK Parti Grubu adına, Nevşehir Milletvekili Sayın Osman Seyfi; buyurun.(AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN SEYFİ (Nevşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubunun görüşlerini bildirmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, bilindiği gibi, egemenliğin unsurlarından birisi de yargı yetkisidir. Yargı yetkisi, mahkeme kanalıyla kullanılır. Ulusal mahkemelerin yetkileri, millî devletin hudutlarıyla sınırlıdır. Türk mahkemelerinin yetkileri de Türkiye ile sınırlı bulunduğundan, yabancı mahkemeler Türkiye'de, Türk mahkemeleri de yabancı ülkelerde yargı yetkisi kullanamaz. Bu sebeple, Türk mahkemeleri ile yabancı mahkemelerin, karşılıklı olarak  birbirlerine hukukî yardım ihtiyacı doğmaktadır. Bu ihtiyaç, uluslararası ilişkiler arttıkça, kendisini daha fazla hissettirmektedir.

Bundan dolayı, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi ve 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayri Adlî Evrakın Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi imzalanmıştır. Fakat, bu sözleşmelere taraf olmayan ülkelerle ilişkilerde, ikili sözleşmeler aktedilmesi zorunlu hale gelmektedir. Litvanya, yukarıda saydığım anlaşmalara şimdiye kadar taraf olmamıştır. Bu sebeple, 19 Eylül 1995 tarihinde bu anlaşma Ankara'da imzalanmıştır.

Bu anlaşmada, bilhassa tebligat, istinabe, suçluların iadesi ve bunlarla ilgili hükümler yer almaktadır. Her iki ülke vatandaşlarına eşit muamele, adlî mercilere başvuruda kolaylıklar, teminatta muafiyet, adlî yardımdan yararlanma, her iki ülke mahkemeleri kararlarının birbirlerince tanınması ve bu mahkeme kararlarının tenfizi gibi hususlar bu anlaşmayla düzenlenmiştir.

Burada, Türkiye, en büyük sorunu, suçluların iadesi konusunda yaşamaktadır. Adlî suçlular yönünden herhangi bir problem bulunmamaktadır; fakat, terör suçları ve diğer siyasî suçlar yönünden bazı zorluklarla karşılaşıldığı hepimizin malumudur. Bunlara, daha önce, idam cezasının sebep olduğu söylenmekteydi; fakat, idam cezası kaldırıldığı halde sorunlar devam etmektedir. Bu sorun, uluslararası belgelerdeki eksikliklerden ziyade, ülkelerin, birtakım amaç ve saiklerle, belgelerdeki farklı yorumlarından kaynaklanmaktadır.

Tedhişçiliğin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesinin 1 inci maddesinde, hangi suçların siyasî suç olarak kabul edileceği belirtilmesine ve 7 nci maddesinde de, sözleşme kapsamındaki ülkelerin sanığı iade etmemesi durumunda yargılama mecburiyeti getirilmesine rağmen, sözleşmeye konulan çekinceler sebebiyle pratikte etkin uygulama imkânı olduğunu söylemek mümkün değildir; biraz önce bahsedilen, Sabancı cinayeti örneğinde olduğu gibi.

Böylesi durumlarda, daha etkin tedbirler ve uygulamalar getirilmesi, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarının bu yönde çalışmalar başlatması düşüncesiyle, selam ve saygılar sunuyorum ve anlaşmanın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Seyfi.

Tasarının tümü üzerindeki müzakereler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE LİTVANYA CUMHURİYETİ ARASINDA HUKUKÎ VE TİCARÎ KONULARDA HUKUKÎ VE ADLÎ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 19 Eylül 1995 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşması" nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı :               186

Kabul              :                      186 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

7. - Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/425) (S. Sayısı: 342) (xx)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporunun müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 342 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu Adına Ankara Milletvekili Nur Doğan Topaloğlu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NUR DOĞAN TOPALOĞLU (Ankara) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 342 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporu hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu anlaşma, 2 Mayıs 2000 tarihinde Ulan Bator'da imzalanmıştır. Bu ülkeyle tarihî bağlarımız vardır, ortak kültürel zenginliklerimiz vardır; ama, vaktin sınırlı olması sebebiyle, bu konulara  fazla değinmiyorum.

Sizlere Moğolistan'la ilgili genel bilgileri vermeden önce, konu hakkında özet bilgi sunmakla yetineceğim. Anlaşma, 4 kısım, 9 bölümden oluşmaktadır, 72 maddeden ibarettir. 1 inci kısımda yer alan 1 ilâ 3 üncü maddeler genel esasları kapsamaktadır, 4 ilâ 24 üncü maddeler ise muafiyet, müzaheret, hukukî ve ticarî konuları içermektedir. Ayrıca, tanım ve temyiz hükümleri de 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak hazırlanmıştır; bu bakımdan bir sakınca yoktur. Cezalandırılanların ülkelerine iadeleri kabul edilmiştir, Ceza İşlerinde Karşılıklı Adlî Yardım Avrupa Sözleşmesi ve Suçluların İadesi ve Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesiyle uyum bulunmaktadır; bu bakımdan da hiçbir sakınca yoktur.

Bu ülke, girişte de belirttiğim gibi, tarihî bağlarımız olan bir ülkedir, 5 eyaletten oluşmaktadır ve bu 5 eyaletin 4'ü Moğol, 1'i Kazak Türklerinden oluşmaktadır.

Ben, bu ülkede inceleme yaptım, Orhun Kitabelerini gezdim. Moğolistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşmasından önce, dostlukla ilgili bir dernek kurulmuştur, derneğin başkanlığını bir Kazak Türkü yapmaktadır ve aynı zamanda da İçişleri Bakanıydı. Ayrıca, Çin'e karşı, tarihten gelen husumetleri devam ettiği için, Komünist rejimi benimserken, Rusya'yla beraber olmayı, Çin'in tabiiyetine girmemek için kabul etmişlerdir. Komünist rejimin yıkılmasından sonra, bu rejim değişikliğinin bile farkında değillerdir; ama, yaşantılarını sürdürmektedirler. Meydanlarda, salonlarda Lenin'in heykelleri bulunduğu halde, onu bir sanat eseri olarak görmekte, onun yaşamasında da bir sakınca görmemektedirler. Türkiye'ye, Türklere olan dostlukları, bağları devam etmektedir. Ben, bunları da müşahede ettim.

Bu bakımdan, bu anlaşmanın onaylanmasının uygun olacağını belirtir, AK Parti olarak olumlu oy vereceğimizi bilhassa tekrar eder, hepinize saygılar, sevgiler sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Topaloğlu.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE MOĞOLİSTAN ARASINDA HUKUKÎ, TİCARÎ VE CEZAÎ KONULARDA ADLÎ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 2.5.2000 tarihinde Ulan Bator'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti İle Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                :                                211

Kabul                                :                                211 (x)

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz.

8. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/481) (S. Sayısı: 343) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 343 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği?.. Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA DİPLOMATİK TEMSİLCİLİK BİNALARININ İNŞASI İÇİN KARŞILIKLI ARSA TAHSİSİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1.- 5 Aralık 2001 tarihinde Ankara'da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3 üncü  maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                      :                           198

Kabul              :                     198 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 11 Şubat 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyor, iyi akşamlar diliyorum.

 

Kapanma Saati: 20.16