BIM 2 3 2004-01-19T09:23:00Z 2004-01-19T09:23:00Z 151 74443 424327 TBMM 3536 848 521103 9.3821 0 6 nk 6 nk 0

DÖNEM : 22     CİLT : 35   YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

33 üncü Birleşim

21 Aralık 2003 Pazar

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

l.- 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S. Sayısı: 284, 286, 285, 287)

A) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI

1.- Ulaştırma Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Ulaştırma Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

a) DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI

1.- Denizcilik Müsteşarlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Denizcilik Müsteşarlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

B) SAĞLIK BAKANLIĞI

1.- Sağlık Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Sağlık Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

a) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

C) SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI

1.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

D) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

I.- YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU

1.- Yüksek Öğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Yüksek Öğretim Kurulu 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

II.- ÜNİVERSİTELER

1.- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

3.- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

4.- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

5.- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

6.- İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

7.- Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

8.- Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

9.- Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

10.- Mimar Sinan Üniversitesi

a) Mimar Sinan Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mimar Sinan Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

11.- Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

12.- Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

13.- Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

14.- Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

15.- Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

16.- Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

17.- Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

18.- Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

19.- Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

20.- Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

21.- 19 Mayıs Üniversitesi

a) 19 Mayıs Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) 19 Mayıs Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

23.- Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

24.- İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

25.- Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

26.- Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

28.- Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

31.- Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

32.- Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

33.- Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi

a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

35.- Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

36.- Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

37.- Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

38.- Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

39.- Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

40.- Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

42.- Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

44.- Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

45.- Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

46.- Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

47.- Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

48.- Gaziosmanpaşa Üniversitesi

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

49.- Muğla Üniversitesi

a) Muğla Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Muğla Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

51.- Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

52.- Osman Gazi Üniversitesi

a) Osman Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Osman Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

53.- Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 11.00'de açılarak sekiz oturum yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 20 nci Kuruluş Yıldönümü törenlerine iştirak etmek üzere bu ülkeye yaptığı resmî ziyarete katılması uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi;

Genel Kurulun 20 Aralık 2003 Cumartesi günkü (bugün) birleşiminde; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 4 üncü sırasında yer alan 307 sıra sayılı kanun teklifinin bu kısmın 5 inci sırasına alınmasına, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılmış bulunan 308 sıra sayılı kanun teklifinin ise, 48 saat geçmeden bu kısmın 4 üncü sırasına alınmasına ve bu birleşimde, günlük bütçe programının tamamlanmasından sonra gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 5 inci sırasındaki işin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra;

Kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan:

2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarılarının (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S.Sayısı: 284, 286, 285, 287) görüşmelerine devam olunarak;

Millî Savunma Bakanlığı,

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı,

Karayolları Genel Müdürlüğü,

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü,

Çevre ve Orman Bakanlığı,

Orman Genel Müdürlüğü,

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü,

Adalet Bakanlığı,

Yargıtay Başkanlığı,

Danıştay Başkanlığı,

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı,

Petrol İşleri Genel Müdürlüğü,

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü,

2004 malî yılı bütçeleri ile 2002 malî yılı kesinhesapları, kabul edildi.

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında (1/521) (S. Sayısı: 146),

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı: 152),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

Bazı Belediyelerin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/216) (S. Sayısı: 308), maddeleri ve tümü üzerindeki müzakereler tamamlandı.

CHP Grubuna mensup 20 milletvekilinin, 308 sıra sayılı kanun teklifinin tümünün oylamasının İçtüzüğün 147 nci maddesine göre gizli oylama şeklinde yapılması yolundaki önergeleriyle ilgili usul tartışması yapıldı; Başkanlıkça, önergenin işleme konulmayacağı;

İşaretle yapılan oylama sonucunda, kanun teklifinin kabul edilip, kanunlaştığı;

Bazı Belediye ve Köylerin Denizli Belediyesine Katılmasına İlişkin Kanun Teklifinin (2/213) (S. Sayısı: 307) ise, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilip, kanunlaştığı;

Açıklandı.

Alınan karar gereğince, 21 Aralık 2003 Pazar günü saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 05.34'te son verildi.

 

 

İsmail Alptekin

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Enver Yılmaz

 

Yaşar Tüzün

 

Ordu

 

Bilecik

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

Mehmet Daniş

 

Ahmet Küçük

 

Çanakkale

 

Çanakkale

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

 


               No. : 51

II. – GELEN KÂĞITLAR

21 Aralık 2003 Pazar

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Devleti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/411) (S. Sayısı: 309) (Dağıtma tarihi: 21.12.2003) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/412) (S. Sayısı: 310) (Dağıtma tarihi: 21.12.2003) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Örgütlü Suçlar, Terörizm ve Diğer Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/612) (S. Sayısı: 313) (Dağıtma tarihi: 21.12.2003) (GÜNDEME)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

21 Aralık 2003 Pazar

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayımız vardır; gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarıları üzerindeki görüşmelere devam ediyoruz.

Program uyarınca bugün iki tur görüşme yapacağız.

6 ncı turda, Ulaştırma Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı, Sağlık Bakanlığı, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçeleri yer almaktadır.

III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1.- 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S.Sayısı: 284, 286, 285, 287) (X)

A) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI

1.- Ulaştırma Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Ulaştırma Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

a) DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI

1.- Denizcilik Müsteşarlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Denizcilik Müsteşarlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

B) SAĞLIK BAKANLIĞI

1.- Sağlık Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Sağlık Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

a) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Sayın milletvekilleri, 10.12 2003 tarihli 26 ncı Birleşimde, bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin 20 dakikayla sınırlandırılması kararlaştırılmıştır.

Buna göre, turda yer alan bütçelerle ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekillerinin, görüşmelerin bitimine kadar sorularını sorabilmeleri için, şifrelerini yazıp, parmak izlerini tanıttıktan sonra ekrandaki söz isteme butonuna basmaları gerekmektedir. Mikrofonlarındaki kırmızı ışıkları yanıp sönmeye başlayan milletvekillerinin söz talepleri kabul edilmiş olacaktır.

Tur üzerindeki görüşmeler bittikten sonra, soru sahipleri, ekrandaki sıraya göre sorularını yerinden soracaklardır. Soru sorma işlemi 10 dakika içinde tamamlanacaktır. Cevap işlemi için de 10 dakika süre verilecektir. Cevap işlemi 10 dakikadan önce bitirildiği takdirde, geri kalan süre içerisinde sıradaki soru sahiplerine söz verilecektir.

Bilgilerinize sunulur.

6 ncı turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Ali Dinçer, Muğla Milletvekili Ali Arslan, Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar; AK Parti Grubu adına Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, Ankara Milletvekili Mustafa Tuna, İstanbul Milletvekili Cengiz Kaptanoğlu, Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı, Uşak Milletvekili Alim Tunç.

Şahısları adına; lehinde, Konya Milletvekili Remzi Çetin, Ordu Milletvekili Hamit Taşçı, Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan, Bursa Milletvekili Vahit Kiler; aleyhinde, Hatay Milletvekili Züheyir Amber, İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, Mersin Milletvekili Hüseyin Güler, Edirne Milletvekili Rasim Çakır.

Sayın milletvekilleri, sayın konuşmacılara, konuşmalarını tamamlayabilmeleri için, 1 dakika eksüre verilecektir. Sayın milletvekillerinin, Başkanlık Divanının bu kararına gerekli hassasiyeti göstermeleri konusu önemle duyurulur.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Ali Dinçer; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreyi kaç dakika olarak kullanacaksınız Sayın Dinçer?

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkanım, programda yapılan bir değişiklik nedeniyle, dün bize tanınan 45 dakikalık süreyi, 15 dakika fazla olarak kullanmıştık. Onun yerine, bugün, 45 dakikalık süreyi, 15 dakika eksik kullanacağız, her konuşmacımız 10'ar dakika konuşacaklar efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Dinçer.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; Cumhuriyet Halk Partisi adına saygılarımı sunuyorum.

Ulaştırma, yolcuyu, yükü en kısa sürede, en ucuza, en güvenli bir şekilde istenilen noktalara ulaştıracak bir sistem anlayışı, bir sistem optimizasyonu kavramıyla ele alınması gereken önemli bir konu. Ulaşım ana sisteminin alt sistemleri; kara, hava, deniz, demiryolu sektörleri hep bir arada ele alınmak durumundadır; hatta, bunları tamamlayan garajlar, limanlar, havaalanları, istasyonlar da yine bir arada düşünülmek durumundadır. Bağlantılarıyla beraber bütün bu alt sistemlerin taşımacılığı -insan ve yük taşımacılığını- optimum bir şekilde yapmasını planlamak gerekir. Bu nedenle de, Ulaştırma Bakanlığının şimdiki konumundan çıkmasında yarar vardır. Sisteme bütüncül bir şekilde bakabilmemiz için ve sistemi bütüncül bir şekilde optimizasyona götürebilmemiz için, Karayollarının da Ulaştırma Bakanlığının çatısı altına girmesi gerekir. Karayoluyla, denizyoluyla, havayoluyla, demiryoluyla büyük toplutaşım sisteminin tek bir bakanlığı olmalı.

Haberleşme; yani, iletişim ve çağımızın teknolojisini kullanan bilişim de çok önemli bir alandır. Bu alanı da, aslında, ayrı bir bakanlık olarak ele almak gerekiyor önemini binaen; yani, haberleşme, iletişim, bilişim bakanlığı ayrı bir bakanlık olmalı. Bunu, bakanlık sayısını artırıyoruz gibi görmemek gerekir.

Çağın teknolojisini kullanan bilişim sektöründe Türkiye'nin en hızlı adımları atması gerekiyor ve bunun için de haberleşmeye, bilişime özel bir bakanlığın bakmasında büyük yarar var.

Ben, şimdi, bu anlayışla bir ölçüde iki bakanlığın uygulamalarını, sorunlarını ele alacağım ve iktidara yönelik eleştirilerimizi, önerilerimizi dile getireceğim. Şehirlerarası, ülkelerarası ulaşımda kara, hava, deniz, demir yolları, garajları, havaalanları, limanları ve istasyonlarıyla, bağlantı yollarıyla bütüncül olarak ele alınıp planlanmalı, planlar buna göre uygulanmalıdır.

Türkiye'de, 1950'lerden bu yana demiryolları ihmal edildi. Büyük Atatürk döneminde olduğu gibi, demiryollarına önem vermeliyiz. Demiryollarının yolcu ve yük taşımacılığında ne kadar ekonomik olduğu, ne kadar çevre dostu olduğu, ne kadar güvenli olduğu bütün dünyaca biliniyor. Yakın zamanda rahmetli Özal çok yanlış bir söz söylemişti. "Karayolu, özgürlüğün, demokrasinin yoludur; demiryolu, totaliter, komünist rejimlerin ulaşım modelidir" gibi çağdışı bir yaklaşımla, demiryollarını ihmal etmenin önemli bir işaretini vermişti. Böyle bir yaklaşımı rahmetliye bırakalım; sakın böyle bir yaklaşıma, bir yanlışa düşmeden gidelim. Eğer böyle yaparsak, Japonya'yı, Avrupa'yı, Amerika'yı, çağdaş, modern dünyayı gözardı etme cahilliğine düşeriz.

Türkiye, büyük bir ülkedir. Bu nedenle, Türkiye, Japonya'da, Avrupa'da, Amerika'da olduğu gibi, yük ve yolcu taşımacılığında ekonomiyi, güvenliği dikkate alıp, var olan demiryolu şebekesini ıslah etmelidir, yeni hatlar açmalıdır, kurşun tren, hızlı tren gibi önemli projeleri hayata geçirmelidir.

Hava ulaşım sisteminin şu anda Türkiye'de pek gelişmemiş olan önemli bir alt sistemi var; hava kargo taşımacılığı. Yeni yeni özel sektör bu alanda başarılı adımlar atıyor. Başta, tarım ürünleri, çiçek olmak üzere, başka sınaî ürünlerin de, ihracat ürünlerinin de taşımacılığı açısından hava kargo taşımacılığının da büyük önemi var. Bu alanda Türkiye, önemli adımlar atabilir; Türkiye, önemli bir konuma sahip.

Türkiye, bir bölge ülkesi, bir bölge gücü. Balkanlar, Karadeniz Bölgesi, Doğu Avrupa, Kafkasya, Ortaasya, Ortadoğu, Doğu Akdeniz Bölgesi Türkiye'nin hinterlandına giriyor. Türkiye, dünyanın sayılı hava kargo taşımacılığı terminallerinden biri olabilir. Bunun için de gerekli altyapı Türkiye'de var. Hepimiz biliyoruz, geçmiş iktidarlar, popülist yaklaşımlarla çok sayıda havaalanı yaptılar. Bunlardan biri Bursa'daki Yenişehir Havaalanı; tamamlanmış, bitmiş, yolları bile hazır. Konumu itibariyle, bu havaalanı, uluslararası hava kargo taşımacılığı yapan firmalarla birlikte, Türk firmaların bir araya gelmesiyle, dünya kargo taşımacılığında önemli bir ana terminal olabilir. Bu ana terminale büyük kargo uçaklarıyla gelen yükler depolanır, küçük uçaklarla, bölge ülkelerine dağıtılır. Türkiye açısından, böyle bir proje, önemli bir projedir. Hava kargo taşımacılığı, her türlü kargo taşımacılığı, çok az yatırımla çok sayıda istihdamı gerçekleştirebiliyor. Örneğin, 15 000 000 euro yatırım yapıp, bir tatilköyü yapsanız -ki, ucuzdur turizmde istihdam katsayısı- 1 000 kişiyi çalıştırırsınız; ama, 15 000 000 euro'luk bir kargo taşımacılığı yatırımı yaparsanız 5 000-6 000 kişi çalışabilir. Biz, bu şirketlerimizi, dünya çapında iş yapacak şekilde örgütlemeliyiz, desteklemeliyiz. Niye bizim bir DHL'miz olmasın, dünya çapında kargo taşımacılığı yapan özel şirketlerimiz olmasın.

Değerli arkadaşlarım, hızla gelişen turizm sektörümüzü de dikkate alırsak, özel sektörle birlikte havayolu taşımacılığını desteklememiz gerekiyor. İlk yapmamız gereken işlerden birisi, gelişecek turizm bölgelerine yakın havaalanlarına ağırlık vermek. Bunlardan biri Gazipaşa Havaalanı; en kısa süre içinde uluslararası bir havaalanı olmalıdır; çünkü, Gazipaşa Havaalanıyla birlikte, Anamur-Silifke'ye doğru olan Akdeniz kıyılarının da turistik gelişmesi sağlanabilir. Turist, havaalanında indiği zaman, maksimum 1 saatte tatil yerine ulaşmak ister. Bu nedenle,Kapadokya gibi, Silifke-Anamur gibi, hatta, Ayvalık, Edremit gibi yörelerde turizmin gelişmesi için, uluslararası taşımacılığa uygun havaalanları planlamamız gerekiyor; bunlardan biri Gazipaşa Havaalanı,. yap-işlet-devret formülüyle yapılabilir. En kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi gerekir.

İnsanlarımızı havaalanlarından ilgili yerlere ulaştırmak için deniz ve demiryolu taşımacılığından yararlanırsak, belki, deniz ve demiryolu taşımacılığını da ihmal etmekten uzaklaşır, onlara da önem veririz. Ayrıca, gelen misafirlerimize, daha güvenlikli, daha güzel ve daha manzaralı yolculukları yaptırmış oluruz.

Benim anlamadığım konulardan biri şu: Türk Hava Yolları, özelleştirme kapsamında, küçültülmeye çalışılıyor, daha kolay özelleştirilebilir hale getirilmeye çalışılıyor. Bunu yapan başarılı bir yönetimi vardı, bu yönetim değiştirildi ve yerine yeni bir yönetim getirildi. Çoğunun ehil olmadığını biliyoruz; ama, bu ehil olmayanlar, herhalde, cehlin cesaretiyle, çok sayıda uçak alma planları yapıyorlar. Peki, Türk Hava Yollarının özelleştirilmesinden vazgeçildi mi?! Bu alana giren birçok özel sektör var, onları desteklemek varken, niye, böyle, çok sayıda, yüz milyonlarca dolarlık para harcanıp, uçak alınacak?! Hem de, 11 Eylülden bu yana, dünyada havacılık sektörü çökmüş; sayısız uçak, çok ucuza kiralanmak için hangarlarda bekliyor. Dünyadaki ve Türkiye'deki bütün özel sektör, bu uçakları ucuza kiralamayı tercih ediyor; bakım onarım masrafından da kurtuluyor. Niye, biz, Türk Hava Yollarında böyle bir düşünceyle ortaya çıkıyoruz?! Bu, insanın aklına, Türk Hava Yollarının özelleştirilmesinden vazgeçildiğinden öte başka şeyler getiriyor; acaba, ihaleyle ilgili, benzer ihalelerdeki avanta, vurgun, soygun düşünceleri mi var dedirtiyor?! Neyse!.. Ben, yine, olumlu konulara geçeyim.

Değerli arkadaşlarım, demiryollarının geliştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu vurguladık. En önemli projelerden biri, Bursa'yı demiryolu ağına bağlama projesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dinçer, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ALİ DİNÇER (Devamla) - Bu proje, bir an önce gerçekleştirilmelidir.

Bir de, Antalya Limanını ana şebekeye bağlayacak demiryolu da önemlidir. Bursa'yla ilgili proje için, bakıyoruz ki, bütçede 1 liralık iz bedeli ayrılmış. Bu, çocuk aldatmaca, halkın ağzına bir parmak bal çalma gibi bir iş. Ciddî kaynaklar bulunabilir, var. Nerelere, ne kadar para harcanıyor? Bu proje, aslında, 1 liralık iz bedelinden kurtulmalı, gerçekçi bir rakamla hemen başlatılmalıdır.

İktidar, ana ulaşım planını 12 ayda hazırlayacağını söyledi; ama, şimdilerde bakıyoruz ki, üç yıldan önce hazırlayamayız diyor. Bir projenin gecikmesi, adaletin gecikmesi kadar zararlıdır. Derhal, İstanbul Teknik Üniversitesi proje ekiplerine ek yeni proje grupları, özel kamu proje grupları görevlendirilmeli ve bu proje, en kısa süre içerisinde hazırlanmalıdır. Geciken projelerin zararı büyüktür. Ayrı bir bakanlıkça ele alınmasında yarar gördüğüm telekomünikasyon iletişim sektöründeki acil iş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ DİNÇER (Devamla) - Sayın Başkan, birkaç cümleyle sözümü tamamlamak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Dinçer, baştan duyuru yapmıştık; sizin söyleyemediklerinizi Sayın Arslan ve Sayın Neşşar söylerler efendim.

ALİ DİNÇER (Devamla) - Arkadaşlarımın zamanından 1-2 dakika alarak konuşmamı sürdürmek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Dinçer, lütfen... Biliyorsunuz, arkadaşlarımız, sabah saat 6'da Genel Kurulu terk ettiler.

ALİ DİNÇER (Devamla) - Biliyorum ama, son derece önemli bir konu olduğu için bu konuda vurgu yapmak istiyorum.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, cümlesini bağlasın efendim.

BAŞKAN - Sayın Dinçer, Sayın Arslan ve Sayın Neşşar'ın süresini kullanacaksanız, vereceğim.

ALİ DİNÇER (Devamla) - Tabiî, tabiî, 1-2 dakika...

BAŞKAN - Peki.

Sayın Dinçer, buyurun.

ALİ DİNÇER (Devamla) - Yani, bu alanda, derhal serbestleşmeye geçmek gerekiyor; 6 alanda, 12 ayrı konuda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor, ücret belirlemelerinin yapılması gerekiyor ki, Türk özel sektörü bu alana girsin.

Yasal zemin hazır; 1.1.2004 tarihinden itibaren telekomünikasyonun tekeli sonlanıyor. Eğer hemen bu hazırlıkları yapmazsak, lisans bedelleri belirlenmezse ve bizim kendi özel sektörümüze, hazır olan özel sektörümüze bu konuda ön açma gelmezse, başka firmalar gelir, daha önceden yer alırlar. Ne kadar kısa süre içerisinde yapılırsa, telekomünikasyon alanı, haberleşme alanı, iletişim, bilişim alanı, internet kullanım ağı o kadar çabuk gelişir ve bundan Telekom da yararlanır, onun da geliri artar. Örneğin, kablolu TV, aynı zamanda, haberleşme için, internet bağlantıları için, özel sektör tarafından kullanılabilir. Eğer lisansları verirseniz, serbestleşmeyi hemen harekete geçirirseniz, o zaman, telekomünikasyon alanında devletin de gelirleri artar.

Değerli arkadaşlarım, bir şeyi daha vurgulamak istiyorum. Osmanlı İmparatorluğu, gittiği yerlere, altyapı yatırımlarını götürmüştür, ulaşım ağı kurmuştur, tatarağalarıyla, ulak sistemiyle müthiş bir haberleşme sistemi kurmuştur; belki de o yüzden, altı yüzyıl sürmüştür. Osmanlı'nın son döneminde, Mithat Paşanın, Aydın, Bağdat, Tuna Valilikleri sırasında yaptığı ulaşım yatırımları hâlâ bilinir; Şattülarap'ta gemi çalıştırmıştır, İzmir'de, Tuna bölgesinde demiryolu yapmıştır. Bursa ve Antalya Valiliği yapan Haşim İşcan da -ahir ömründe CHP'den İstanbul Belediye Başkanlığı yapmıştır- ulaşım yatırımlarıyla nam salmıştır. Haşim İşcan için derler ki, Bursa'dan Antalya'ya beş bavulla gidip, üç bavulla dönmüştür. 1960'larda, İstanbul Belediye Başkanlığından sonra vefat edince, eşine, sadece bir emekli maaşı bırakmıştır. Yani, hiçbir yakını, hiçbir şirket tarafından, yurt dışında okutulmamıştır, hiçbir yakını -oğlu, gelini, kızı, damadı, kimi olursa olsun- yolsuzlukla suçlanmamıştır. Ben, Allah'tan, ulaşımda, haberleşmede, her alanda Türkiye'ye hizmet edecek olan insanlara, böylesine namuslu bir mirası nasip etmesini diliyorum.

Hepinize Cumhuriyet Halk Partisi adına saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Dinçer.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı, Muğla Milletvekili Sayın Ali Arslan.

Buyurun Sayın Arslan.

Konuşma süreniz 8 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sağlık Bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum; konuşmama başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir ülkenin gelişmişliğinin, kalkınmışlığının, ne kadar sosyal bir devlet olduğunun temel göstergeleri içerisinde sağlık göstergeleri önemli yer kapsıyor. Bunlar, anne ölüm hızı, bebek ölüm hızı, kişi başına sağlık harcamaları, bütçeden sağlığa ayrılan pay gibi, bütün dünyanın kabul gördüğü değerler.

Değerli arkadaşlarım, bu değerlere bakınca, Türkiye'nin sağlık göstergeleri, gerçekten, yüz kızartıcı boyutlarda. Diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, insanın üzülmemesi, sıkılmaması, hatta utanmaması mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, gebelik, loğusalık, annelik nedeniyle her gün 2 kadınımız vefat ediyor. Anne ölüm hızına baktığımızda, bırakın gelişmiş ülkeleri, bizden daha fakir ülkelerden bile -anne ölüm hızımız- fazla. Her 100 000 doğum yapan kadınımızdan, 53 tanesini kaybediyoruz. Bu, gerçekten çok vahim bir tablo. Bebeklerimizde aynı durumda; temel sağlık hizmetlerine, bütçeden yeterli payı ayıramadığımız için, maalesef, diğer gelişmiş ülkelere göre hatta bizden daha geri ülkelere göre, bebeklerimizi de daha çabuk kaybediyoruz. Doğan her 1 000 bebeğimizin 40'ı daha 1 yaşına gelmeden vefat ediyor. Doğuşta hayatta kalma ümidimiz -bizleri de ilgilendiriyor- gelişmiş ülkelerden 10 yıl geride.

Değerli arkadaşlarım, bütçeden sağlığa ayırdığımız paya bakınca, bunların neden böyle olduğu zaten çok açık seçik ortada. Türkiye'de, kişi başına, sağlık harcaması için 150 dolar ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı bütçesinin, genel bütçe içindeki payı yüzde 3'ler civarında, geçtiğimiz yıl yüzde 2,4 civarında idi.

Değerli arkadaşlarım, tabiî " bu kadar ekonomik sıkıntı içerisinde bu doğaldır, biz enkaz devraldık" edebiyatları yapılıyor; ancak, Osmanlıdan devraldığımız borçları öderken bile, 1945'lerde bütçeden sağlığa ayırdığımız pay bugünkü değerlerden daha yüksek; hatta, 1960 yılında bugünkü değerin neredeyse iki katı kadar -bütçeden- sağlığa pay ayırmışız.

Değerli arkadaşlarım, 2004 yılında Sağlık Bakanlığı bütçesi 4,7 katrilyon civarında, genel bütçe içindeki payı yüzde 3. Geçtiğimiz yıllarda Sağlık Bakanlığı bütçesi içinde yer almayan yeşilkart harcamaları bu yıl Sağlık Bakanlığı bütçesine devredildi. Yeşilkarta ayrılan ödeneği çıkardığımızda, gerçekten, geçtiğimiz yıldan daha az bir payı Sağlık Bakanlığı bütçesi için ayırdığımız görülüyor.

Ekonomik bir güç olarak dünya ölçeğinde 17 nci sıradayız; ama, sosyal göstergelere göre hazırlanan insanî gelişim endeksinde 86 ncı sıradayız.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bütçe içinde, koruyucu sağlık hizmetlerini kapsayan temel sağlık hizmetleri için ayırdığımız paya baktığımızda, neden bu kadar çok annemizin öldüğünü, neden bu kadar bebeğimizin öldüğünü çok kolay görüyoruz. Gerçekten, bütçenin önemli bir bölümü personel giderlerine ve cari giderlere harcanmış; o nedenle, koruyucu hekimliği yeterince yerine getiremiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, son üç yılın aşılama programına baktığımızda, gerçekten üzülmemek mümkün değil, hele 2004 yılında Avrupa Birliği kapılarına dayanmış bir Türkiye'de. Örneğin, 2001 yılında 33 ilimizde çocuklarımızın yüzde 90'ından fazlasını difteri, tetanos, boğmaca ve çocuk felcine karşı aşılamışız; ancak, bu rakam 2002'de daha düşmüş, 2003 yılında sadece 1 ilimizde çocuklarımızın yüzde 90'ını bu hastalıklara karşı aşılayabilmişiz. Geçtiğimiz bütçe konuşmasında Sayın Bakan, 200 000 000 çocuğumuzu -9 ay ilâ 15 yaş arasındaki vatandaşımızı- aşılayacağımızı vaat etmişti; ancak, bugünkü rakamlardan öğrendiğimize göre, ancak 10 milyon civarında vatandaşımıza aşı yapılabilmiş; bu, vaat edilenin yarısı kadar. Sayın Bakan, geri kalan yarısını 2004 yılında yapmayı planlıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, diğer hastalıklarda da aynı; mesela, verem. Geçtiğimiz yıllarda, gerçekten, veremle savaşta büyük bir başarı kazandık; ancak, son yıllarda, verem yeniden hortladı ve bir tehlike halinde, önümüzde büyük bir sorun olarak duruyor.

Değerli arkadaşlarım, sağlığımızın başka bir sorunu daha var; o da, bölgesel dağılımdaki eşitsizlik. Kırsal alan ile kentsel alanda, yurdumuzun doğusu ile batısı arasında, gerçekten, büyük farklılıklar var. Örneğin, sağlık personeliyle doğum oranı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüzde 52, Ege ve Marmara bölgelerinde yüzde 92. Bebek ölüm oranı, Erzurum'da yüzde 83,7 -belki Afrika ülkelerinde olan düzeyde- Antalya'da -Batı düzeyinde- yüzde 16,5. Gerçekten, büyük bölgesel farklılıklar var. Yaklaşık 700 sağlık ocağında hekim bulunmamakta, 8 800 civarında sağlık evinde de ebe bulunmamakta.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında "yoksulluk gerekçesiyle herhangi bir vatandaşımızın sağlık hizmetlerinden yoksun kalmasını, sağlık kurumu yönetimleriyle çekişme içerisine girmesini kabul edemeyiz" diyor. Gerçekten, bu kabul edilemez; ama, durum bu değil. Eğer parası yoksa bir yoksul yurttaşımızın, elinden senet alınarak, ancak hastaneden kurtuluyor. Hastane yönetiminden kurtulan yurttaşımız yasalarla boğuşmak zorunda kalıyor, senet sepetle taburcu olabildiği için de icra memurlarıyla karşı karşıya geliyor.

Değerli arkadaşlarım, yeşilkartlılarımızın sorunu büyük bir facia. Biliyorsunuz, 1993 yılında, gerçekten, o dönem için bir çözüm olarak görüldü ve gerçekten, iyi de oldu; ancak, bildiğiniz gibi, yeşilkart uygulamasında, sadece yatan hastaların giderleri karşılanıyor. Eğer, parası yoksa, yoksulsa, ilaç parası için, ya kaymakamın kapısında ya da varlıklı, zengin bir hayırsever vatandaşımızın kapısında bu arkadaşlarımız dilencilik yapmak zorunda kalıyor.

Değerli arkadaşlarım, sorun çok; ancak, bu kısa sürede anlatmak mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Arslan, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Sağlık çalışanlarımızın çok büyük sorunları var. Son yirmi yıldan beri doktorlarımız, ebelerimiz, hemşirelerimiz, bütün sağlık çalışanları, aşağı yukarı ücretlerinin yarısını kaybettiler. Türk-İş verilerine göre bu arkadaşlarımız, bu yurttaşlarımız, bu meslektaşlarımız yoksulluk sınırı altında yaşıyor; hatta, hemşirelerimiz açlık sınırının da altında maaş alıyorlar. Bunların bir an önce düzeltilmesi gerekiyor.

Ancak, bu kadar büyük sorunun içinde bu AKP Hükümetinin bu sorunları pek fazla dert etmediği kanısındayım. Asıl, dert ettiği kesim imam-hatip mezunları. O kadar çok ebeye, hemşireye ihtiyacımız varken, 15 000 imam-hatipliye iş bulacağız diye, hatırlarsanız, geçen yıl çok uğraştınız. Doğru, bu kadar çok, çocuğu, anası ölen bir ülkede, belki, sağlık çalışanından daha çok cenaze kaldırmak için imama ihtiyacınız var; belki o açıdan haklı olabilirsiniz.

Değerli arkadaşlarım...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Doğru tespit!

BURHAN KILIÇ (Antalya) - Allah'tan kork!

ALİ ARSLAN (Devamla) - Seçmenden korkalım önce, Allah'tan korkuyoruz da...Söz verdiniz, vaatlerinizi yerine getiremiyorsunuz. Önümüzde seçimler var

BURHAN KILIÇ (Antalya) - Var tabiî, hesaplaşacağız.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Sağlığı bir yük olarak görüyorsunuz. Yük olarak gördüğünüz halk, sizi de önümüzdeki seçimlerde sırtından atacak.

BURHAN KILIÇ (Antalya) - Hesaplaşacağız!..

ALİ ARSLAN (Devamla) - Göreceğiz, göreceğiz, hep birlikte göreceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bütün olumsuzluklarına rağmen, ben bu bütçenin hayırlı, uğurlu olmasını istiyorum. Hepinize en içten duygularımla, saygılar, selamlar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arslan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, üçüncü sırada, Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Neşşar; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben biraz daha somut konuşmaya çalışacağım.

Elimde, bu "Sağlıkta Dönüşüm" kitapçığını getirdim; bir senedir, hazirandan beri inceliyorum, içinde acaba ne var diye, bir türlü bulamadım. Şimdi, izninizle hükümetin acil eylem planı taahhütleriyle, sağlık alanında başlayalım; arkasından da, Sağlıkta Dönüşüm kitabına geçelim.

Biliyorsunuz, bu acil eylem planında 6-12 ayda Sağlık Bakanlığının yeniden yapılandırılması, 12 ayda kamu hastanelerinin tek çatı altında toplanması, 12i ayda sağlık hizmeti sunumu ve finansmanın birbirinden ayrılması, 12 ayda sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında toplanması, genel sağlık sigortasına geçiş" gibi ifadeler vardı. Bunun olmayacağını hepimiz biliyorduk. Çünkü, bu, işte, rasgele bir yerden edinilmiş ve programa konmuş, oluşup oluşmayacağı düşünülmemiş bir hazırlıktı, bir acil eylem planıydı. Sonradan geriye döndünüz, biliyorsunuz.

Daha sonra -haziran ayında zannediyorum çıktı, benim elim temmuzda ulaştı- hükümetin Sağlıkta Dönüşüm kitapçığını aldım, okudum ve içinden birtakım bölümleri size aktarmak istiyorum. Çünkü, bu hazırlıksızlıkla bu kitap içerisindeki ifadeler uyuşuyor. Bakın, ne diyor Sağlık Bakanı: "Bugün bir reformdan söz etmeyişimiz, tamamen yeni bir görüş ortaya koyamadığımızın bilincinde olduğumuz içindir." Yani, Bakan, bu kitabın 26 ncı sayfasında zaten yeni bir görüşü olmadığını ifade ediyor.

Devam ediyor, diyor ki: "Uygar dünyanın uygulama arayışlarıyla, Bakanlık olarak, geçmişten gelen yararlı mirası değerlendirmemiz gerekiyor."

"Uygar dünyanın uygulama arayışları" dedikleri ise, Dünya Bankasının yıllardır Sağlık Bakanlığına koyduğu ve Bakanlığın bir türlü ülkeye uydurup uygulayamadığı tasarıydı, biliyorsunuz.

Yine devam ediyoruz, 26 ncı ve 8 inci sayfalarda da eylem-söylem uygunsuzluğu var. Diyor ki Sayın Bakan: "Ayrıca, mevcut gidişatı tamamen sonlandırıp yeni bir sisteme geçme iddiası, çok da gerçekçi değildir." Bunun altını çiziyorum. Yeni bir sisteme geçme iddiasını gerçekçi bulmayan Bakan, tümüyle sistemi değiştirip, tümüyle yepyeni bir düzeni ortaya koymaya çalışıyor

Devam ediyor: "Birikimin mirası değerlendirilerek gelecekte geçilmesi düşünülen sağlık sistemini tasarlayacak ve tasarlanan sisteme geçişi kolaylaştıracaktır." Mevcut sistem içinde küçük, ama etkili müdahalelerden söz ediyor Sayın Bakan. "Küçük; ama, etkili müdahaleler" dediği, sağlık sistemini tamamen kamunun sırtından atmak, tamamen özel sektöre devretmek ve hiçbir şekilde geri dönüşü olmayacak biçimde bir ekonomik yükün altına Bakanlığı sokmak. Bununla ilgili birçok rakamımız var, onların bir kısmını, belki zaman kalırsa dile getirmeye çalışacağım.

Şimdi, bütün cumhuriyet döneminin; ki, bunun en önemli değişimi, dönüşümü 224 sayılı Yasadır; kırk yıldır ısrarla ve inatla uygulanmamıştır; bakıldığı zaman, birazdan da dile getireceğim üzere, eğer aile hekimliği dönüp dolaşıp sonunda bir aileyi kucaklamak olarak ifade ediliyorsa, o zaman, bir yöreyi, bir bölgeyi kucaklamak olan 224 sayılı Yasayı hâlâ Bakanımızın neden algılayamamış olduğunu hayretle karşılıyorum.

Değerli arkadaşlar, vaktimiz çok kısa, onun için çok hızlı geçiliyorum. Gönül istiyor ki saatlerce bu konuları tartışalım. Bakanlığın uygulamalarına ve niyetine bakalım ve mümkün olduğu kadar da yine Bakan Beyin kendi imzasından yararlanmaya çalışacağım.

Hükümet ve Bakanlığın bu geçtiğimiz bir yıl içerisinde yaptığı en büyük uygulama, en net uygulama, en açık uygulama, tarihte görülmemiş bir kadrolaşma hareketidir. Ben buna bir kadrolaşma cinneti demek istiyorum izninizle. Yine, Bakan Beyin izniyle, bir yazılı soru önergeme verdiği cevapta, 20 daire başkanı, 57 hastane müdürü ve 197 hastane başhekimi bu sürede değiştirilmiştir, çok kısa sürede değiştirilmiştir ve aynı soru önergesinde gerekçeler sorulduğu zaman, memleketin âli menfaatlarından başka bir gerekçe, ne insanların görevden alınmalarıyla ilgili ne de yerine atanan insanların atanma kriterleriyle ilgili, dile getirilememiştir.

Yine, geçtiğimiz dönemde, Sağlık Bakanlığının en önemli yaklaşımlarından bir tanesi, hekim düşmanlığını bir rant malzemesi haline getirme girişimi olmuştur. Tamam, bizim de programımızda var bıçak parasına karşı olduğumuz; ama, ısrarla Bakanlıkta "alo bıçak" hatları açarak ve hekimleri ısrarla karşısına alarak, bunu her koşulda ortaya getirerek; yani, hekimlik mesleğinin şanını şerefini, bir grup insanın yaptığı yanlış uygulamaların arkasına saklanarak ortadan kaldırmaya çalışmayı ben bir hekime hiçbir zaman yakıştıramadım ve aynı uygulamalar, hekimlerin haklı eylemleri sırasındaki tehditlerle devam etmiştir. Bildiğiniz gibi, ayın 24'ünde, iki gün sonra yine bir eylem var ve sanıyorum, Bakanlık, yine bir tehditler manzumesiyle halkın karşısına çıkacaktır.

Şimdi, bundan bir yarar sağlayamayız- Yani, bir mesleği yok edersek; tıpkı -hepimizin çok iyi bildiği gibi- Parlamentonun saygınlığı düştükçe bizler -dün bir bakanımız da dile getirdi- nasıl, Kızılay'da rozetlerimizle yürüyemiyorsak, hekim olarak da insanların arasına çıkmakta güçlük çekersek, bu çok önemli mesleği toplumun önünde saygınlığından edersek, o zaman, geriye dönülmeyecek yaralar açarız, sıkıntılar ortaya koyarız.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Çözüm ne peki?

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Çözüm var; çözümü sunacağız size. Biz bunu bir senedir hazırlıyoruz ve sizlerin söylediği gibi, net bir şekilde, karanın yerine akı nasıl koyacağımızı söyleyerek yakında önünüze geleceğiz efendim; ama, burada vaktim yok takdir ederseniz.

Şimdi, bu husumet Türk Tabipler Birliğine (TTB) karşı da net bir şekilde devam ediyor. Ben, daha önce eyleme destek verdiğimiz sırada da bunu dile getirdim; yine söylemek istiyorum. Türk Tabipler Birliğinin birçok uygulamasından hoşlanmayabiliriz; ama, bizim tek sivil toplum örgütümüz; bizim bunu dönüştürmeye yardımcı olmamız lazım. Hep beraber, birlikte hareket ederek, birbirimizi dönüştürmeye katkıda bulunmamız ve kapılarımızı da buna açık bırakmamız lazım; yoksa, karşılıklı inatlaşma, restleşmeyle bir yere varabileceğimizi, doğrusu düşünmüyorum. Sayın Bakanımız, maalesef, ısrarla eleştirilere kulak tıkamıştır.

Şimdi, değerli arkadaşımın da sorduğu soruya küçükcük bir açılım getireyim. Türkiye'nin sorunlarını dışarıdan çözemezsiniz arkadaşlar; yani, yapılan en büyük eksiklik de bu. Dünya Bankası Projesinin yıllardır uygulanamamasının nedeni, bir türlü ülkemize uyuşturulamamasıydı, yani, kanının tutmamasıydı. Şimdi, duyuyorum, bazı kuruluşlar da John Hopkins'e raporlar hazırlatıyorlar. Temel yanlışımız burada; çünkü, Türkiye'yi ne Brüksel'e benzetebiliriz, ne Londra'ya benzetebiliriz, ne New York'a benzetebiliriz; biz kendimize has bir ülkeyiz. Dün yerel yönetimlerle ilgili konuda da dile getirdim, Denizli konusunda da dile getirdim; bizim kendimize has bir yapımız var; Türkiye'nin büyüklüğünü Brüksel'le karşılaştıramazsınız, Türkiye'nin ekonomik durumunu... Tamam, sağlıkta özelleştirmeye hepimiz çok ilgi duyabiliriz, hastalarımızın özel hastanelere gitmesinden memnun olabiliriz ya da SSK'lı hastalarımızın... Ben de rahatsızım; oniki sene Sigortada çalıştım; vatandaşlarımızın eczane kuyruklarında kaliteli olmayan hizmeti almasını ben de istemiyorum; ama, eğer, sigortalı hastaların ilaçlarını istedikleri eczaneden almalarına izin verirsek, bunun altından kalkamayacağımızı hepiniz biliyorsunuz.

Yine, basit, küçük bir örnek vereyim: Sayın Çalışma Bakanımızın imzasıyla -yine, bir soru önergeme- 6 pilot bölgede, yazdan beri, Sosyal Sigortalar Kurumundan Sağlık Bakanlığına sevk edilen hastalara karşı birikmiş olan fatura 15 trilyon ve bunun, zannediyorum 2,5 trilyonu ödenmiş, 12,5 trilyonu duruyor. Getiremedim, rakamlar odamda duruyor; net değil; ama, bu civarda rakamlar. Yani, biz, altı ayda, pilot uygulamada 12,5 trilyon, Sosyal Sigortalar Kurumunun üzerine borç getiriyoruz. Tutuyoruz, aile hekimliği diye ortaya çıkıyoruz. Önce ortaya çıktığımızda...

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli))- Sigortalılar çok memnun o uygulamadan.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Uygulamadan memnun... Ben, ekonomik sürdürülebilirlikten söz ediyorum. Yani, yaptığınız uygulamanın...

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Kuyruklardan kurtulduk...

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Ben de istiyorum; hepimiz gidelim, özel hastanelerde tedavi olalım; ama, bunun bedelini, eğer, ödeyemiyorsak... Bakın, beni size rakam veriyorum: Altı ayda 12,5 trilyon, 6 pilot bölgede borç çıkmış. Ben de memnun olurum sigortalının bu muameleyi görmesinden; ama, bunu hesap etmeden yola çıktığımız takdirde, sonuçta başımıza neler geleceğini biliyoruz.

Bir soru önergesi yolladım, çok yakın gelecekte, Sayın Bakandan yanıtını bekliyorum: Bugüne kadar devlet memurlarının özel hastanelere sevkinin karşılığında çıkan fatura nedir, bunu nereden karşılayacağız? Çalışma Bakanına sordum: İlaçlarını istedikleri eczaneden almanın faturasını, nasıl, nereden, hangi kaynaktan karşılayacaksınız? Yine, gelen cevap, sigorta primlerinden...

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Bedelini ödüyor, kaynak bulup ödüyor...

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Şimdi, birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar. En büyük rahatsızlığımız da burada zaten; popülist söylemlerle bir yere varmamız mümkün değil. Geri dönülmeyecek adımlar atmamak durumundayız; ama, maalesef, buna hiç de dikkat etmiyoruz, yaklaşımlara kulak tıkıyoruz.

Madem arkadaşımız sordu, kısaca, ne olması gerektiğini söyleyeyim...  Bitiriyorum Sayın Başkan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Neşşar.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bulmamız gereken çözüm, bu çağdaş yaklaşımlar, çağdaş önermeler içerisinde, ülkemiz koşullarına uygun bir modeli oluşturmaktır. Yani, aile hekimliğini belki İstanbul'da uygulayabilirsiniz; ama, sosyal güvenlik kuruluşlarının müflis durumdan çıkıp, sosyal güvenliğin kendini çevirmeye başladığı bir dönemde uygulayabilirsiniz; eğer, aile hekimliğini klasik anlamıyla alıyorsanız. Yok, eğer, aile hekimliğini sağlık ocaklarında pratisyenlere yaptıracaksanız, zaten, demin de dile getirdim, sağlık ocaklarında yapılan, toplumu kucaklamaktan ibaret ve bunun kamu tarafından yapılması; aradaki temel farklılıklardan bir tanesi de bu.

Son cümlemi söylüyorum: Eğer, özelleştirmeyle ilgili yaklaşımlarımız varsa, dünyada sağlık performans kriterleri bakımından 38 inci sırada olan Amerika'nın kişi başına yılda harcadığı para 5 000 dolar, biz hâlâ 150-160 dolardayız, bunu karşılayamayız.

Ben, sözümü burada kesiyorum; hepinize saygılar sunuyorum. İçtenlikle konuştum, samimî konuşmaya çalıştım. Bu hesapları yapmadığımız sürece bizim bir yere ulaşmamız mümkün değil. Hep beraber oturup, sivil örgütlerimizle birlikte, Türk hekimi ve Türk projeleriyle, ülkemiz koşullarına uygun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) -...ülkemiz problemlerine çözüm bulamadığımız takdirde bir yere varmamız mümkün değildir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Neşşar.

AK Parti Grubu adına konuşacak arkadaşlarımız süreyi 9'ar dakika olarak kullanacaklardır.

AK Parti Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın Mustafa Ilıcalı; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Ilıcalı, konuşma süreniz 9 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ILICALI (Erzurum)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde konuşmak üzere AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Ali Dinçer'in de belirttiği gibi, ulaştırma, insan ve eşyanın bir amaca yönelik olarak yer değiştirmesidir. Bu amaca yönelik yer değiştirme, kara, hava, deniz, boru hatlarıyla söz konusu olabiliyor; bunlara, ulaşımın alt sistemleri diyoruz.

Tabiî, ulaştırma sektöründe temel amaç, gelişen ekonomik ve sosyal yaşamın gereksinimi olan ulaştırma altyapısını zamanında, ekonomik, güvenli bir şekilde inşa etmek, mevcut altyapının ömrü çerçevesinde, en az işletme giderleriyle hayatta kalmasını sağlamaktır.

Yolcu ve yük taşımacılığında ekonomik, hızlı, güvenli, konfor, her ulaşım türünde aranması gereken özelliklerdir. Türkiye, gerek küreselleşme sürecinde olsun gerek AB sürecinde olsun, bunun olmazsa olmazı ulaştırmadır. Ulaştırma kesiminin kurumsal altyapısını yeniden örgütleyemeyen ve çağdaş normları yakalayamayan bir ülkenin küresel rekabetin ağırlığı altında ezilmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Ulaştırma Bakanlığına ülkemizin kalkınmasında tabiî ki çok büyük bir görev düşmekte.

Burada zamanımı iyi bir şekilde kullanmak, önceki konuşmalarımdan Başkanımın titizliğini de bildiğim ve benden sonra da aynı konuda konuşacak arkadaşlarım da olduğu için, burada, kendi uzmanlık alanımı da öne çıkararak önemli olan bazı konuları paylaşmak istiyorum.

Yirmibeş senenin üzerinde ulaştırma dalında çalışan bir kişi olarak açık ve samimî olarak şunu belirtmek isterim ki, gerek 58 inci hükümetimiz gerekse 59 uncu hükümetimiz, hükümet programlarında, ulaştırmayla ilgili, bilime dayalı önemli hususlara yer vermişlerdir. Nedir bu; işte, ulaşım ana planının hazırlanmasıdır, demiryollarının yeniden yapılandırılmasıdır, trafik güvenliğinin artırılması yönünde yapılması gereken yolların kaza karanoktalarının azaltılması yönünde yapılan çalışmalardır. Aynı zamanda, daha önceden de birçok ulaşım ana planında görev almış bir milletvekili olarak, daha önceki değerli konuşmacının söylediği gibi, Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan konuşmaların tutanaklarını incelememden de anladığım kadarıyla, getirilen eleştiri, Türkiye'nin bir ulaşım ana planı olmadığı yönündedir. Şunu, büyük bir memnuniyet ve sevinçle belirtmek isterim ki, 58 inci hükümet göreve başladığı zaman, Sayın Ulaştırma Bakanımız, daha birinci haftasında bu konuya el atmış, ulaşım ana planının hazırlanması -yalnız, altını çizerek söylüyorum- uygulanabilir bir ana planın hazırlanması için neler yapılması gerektiği konusunda, Türkiye'de bu konuda zaten bir avuç olan çok az sayıdaki uzmanı bir araya getirmiş, bilimin desteğini arkasına alarak, bürokratik tecrübeyi de birleştirerek, bunlar uzun uzun tartışıldıktan sonra, ülkemizde...

Değerli Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri, ulaştırmayı çok önemsediğinizi biliyorum, bu konularda eleştiriler de getirdiğinizi biliyorum; beni dinlemenizin faydalı olacağını düşünüyorum.

...ulaşım ana planının hazırlanması yönünde çok önemli bir adım atılmıştır. Yalnız, burada, işte, yok bir yılda tamamlanacak, üç yılda tamamlanacak... Sayın Bakanımız, açık ve net olarak, uzmanların ifadesiyle "ulaşım ana planı strateji çalışmasına başladık" dedi, biz buna ana plan da diyebiliriz, bu bir uzmanlık işidir; ama, işin başlangıcı bu stratejidir. Nedir bu strateji; daha, Kamu İhale Kanunundaki bazı değişikliklerden dolayı, üniversiteyle protokol yapılmasındaki zorluktan dolayı, bürokrasinin verdiği uzun emekten sonra vizesi alınmış; şu anda, İstanbul Teknik Üniversitesi ile Ulaştırma Bakanlığı arasında, ulaştırma ana plan stratejisi çalışması imzalanmıştır; ama, şunu belirtmem gerekir ki, bu çalışma daha başlamadan, değerli hocalarımızla, bürokratlarla, benim de içinde bulunduğum bir ekip, Bakanımızın verdiği destekle, 16 tane toplantı yapmış, birinci ara raporunu hazırlanmıştır. Buradaki esas amaç şudur: Hazırlanan planın uygulamaya yönelik olması. Ali Dinçer Bey gibi tecrübeli bir milletvekilimizin bu sürenin çok uzun olduğunu söylemesi, gerçekten, bu konuda çalışan kişileri de rahatsız etmiştir; çünkü, bu ana plan, öyle, bir iki ayda hazırlanacak bir şey değildir; bunun için, çok önemli ölçüde bir mevcut durum analizi yapmak gerekir, benzer kuruluşlar arasında koordinasyon kurmak gerekir, bu bilgilerin alınıp bilgisayar ortamına taşınması gerekir; bunlar arasında önceliklerin belirlenmesi için, ulaşımından, denizinden boru hatlarına kadar derin bir çalışma yapılması gerekir. Şurada, elimdeki 16 sayfa, sadece ulaştırma ana plan stratejisi için iş tanımlarını ifade etmektedir. Tabiî, bunun bir model çalışması vardır.

Burada, daha fazla teknik konulara girerek zamanımı verimsiz kullanmak istemem; ama, şunu söyleyeyim değerli muhalefet milletvekillerimiz, çok rahat olmanız gerekir; bu plan, bilime uygun olarak, uygulanabilecek şekilde, sizlerin de kendi sahasında çok beğeneceğiniz, takdir edeceğiniz kişilerle beraber, Meclisteki çalışmalarda sizlerin desteğiyle çıkarılacak ve ülkemiz, güzel bir plana kavuşacaktır.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Siz, bürokrasiye yardım mı ediyorsunuz efendim?!

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Tabiî, buradaki amaç şudur: Ulaşım sistemleri arasında dengenin sağlanması ve her sistemin birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı olacak şekilde, buna yönelik olarak da önceliklerinin tarif edilmesi lazım.

Şimdi, bugün, ülkemizdeki duruma baktığımız zaman, gerçekten yolcu ve yük taşımacılığında demiryolunun payının çok düşük olduğunu görüyoruz, karayolunun payı oldukça fazla. İşte, elimde istatistikî bilgi var -kilometrekare, uluslararası bir birimdir- Türkiye'de kilometrekareye düşen demiryolu 11 kilometreyken, bakıyoruz Almanya'da 114 kilometre.

Peki, bir de demiryollarında şöyle bir değerlendirme yaptığımızda, son onbeş yıl içerisinde demiryolları ne yapmış; bakıyoruz ki , son onbeş yirmi yıl içerisinde 11,5 milyar dolar zarar etmiş. Bunu bir karşılaştırdığım zaman, bu 11,5 milyar dolarla 2 000 kilometrenin üzerinde çift hatlı, elektrikli, sinyalli bir demiryolu yapmak mümkün, 250 kilometre bir hızlı tren yapmak mümkün. Nasıl yapacağız; niye yapamamış bunları?.. İşte, demiryolunun bugünkü yapısını değiştirmek için, demiryolunu yeniden yapılandırmak için, bu konuda, Sayın Bakanlığımızın, Demiryolları Genel Müdürlüğümüzün yoğun çalışmaları bilinmektedir.

Tabiî ki biz, bu sistemler arasında dengeyi kurarken, tüm bilimsel verileri kullanmak durumundayız. Bir örnek vermek gerekirse, bir yönde, saatte 60 000 yolcu taşımak için, 12 şeritli bir yola ihtiyaç varken, bu talep, çift hatlı bir demiryoluyla karşılanmakta. Bunun otoyol olarak kilometre bedeli 24 000 000 dolar iken, çift hatlı bir demiryolunun bedeli 4 000 000 dolardır. İşte, bu değerleri verdiğim zaman... Yani, şunu vurgulamaya çalışıyoruz: Demek ki, sistemleri bir bütün içerisinde, ekonomik fizibilitelerini yaparak, bunların önceliklerini belirleyeceğiz ve bunlar uygulanabilir projeler olacak. Tabiî ki, Ulaştırma Bakanlığımızın bütçesine göz attığımız zaman görüyoruz ki, bütün bu çalışmalar, demiryolunun, havayolunun, denizyolunun payını karayolu aleyhine değiştirecek, karayolunun payını azaltmak için yapılan çalışmalar. Tabiî, demiryolu yatırımları çok pahalı yatırımlar. 2004 malî yılı bütçesine baktığımız zaman, yani, burada görüyoruz ki, 435 trilyon 817 milyar liralık bir kaynak ayrılmış; bunun yüzde 84'ü de yatırıma ayrılmış. Tabiî, geçen yıla rağmen, diğer kuruluşların bütçelerinde yüzde 10'lara varan azalma olmasına rağmen, demiryollarımızda daha düşük bir oranda azalma olması, özellikle de yatırıma, Ankara-İstanbul arasındaki demiryolu projesine ve kamulaştırma giderlerine kaynak ayrılması, tabiî ki sevindirici.

Şimdi, ben kalan süremde -diğer konularda, denizyolu ve ulaştırmanın diğer sektörlerinde diğer arkadaşlarımız konuşacak- iki konuya değindikten sonra, bazı önerilerim olacak. Bu arada, tabiî, Ulaştırma Bakanlığımızın yapmış olduğu önemli çalışmalardan bir tanesi de -çok dikkatli dinlerseniz- Dünya Ulaştırma Kongresi. Haziran ayında İstanbul'da toplanacak; 10 uncu toplantısını İstanbul'da yapacak. Bunun onursal başkanı, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım Beydir. İstanbul Teknik Üniversitesinin ev sahipliğinde, büyükşehir belediyesinin katkısıyla yapılacaktır. Çok büyük destek vermiş ve organizasyon faaliyetlerinin hızlandırılmasını sağlamıştır. Yine, otuz yıldır çıkarılamayan, her toplantıda konuşulan Karayolu Taşıma Kanunu bu dönemde çıkmış, demiryolu boğaz tüp geçişinin temeli önümüzdeki yıl atılacak, Ankara - İstanbul demiryolu rehabilitasyon projesine başlanmış, diğer çalışmalar da, demiryollarıyla ilgili, devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ilıcalı, konuşmanızı toparlayabilir misiniz...

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Kaç dakika vereceksiniz efendim?

BAŞKAN - 1 dakika efendim.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - 2 dakika verebilir misiniz, benden sonraki arkadaştan faydalanayım.

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, kimsenin süresi fazla verilmedi.

Buyurun.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Efendim, o zaman, kalan kısımda önerilerime geçiyorum.

Ulaştırma Bakanlığının faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürebilmesi için üç tane formül var "3 K" formülü; bunlar kadro, kaynak, koordinasyon.

Kadro konusunda, Ulaştırma Bakanlığımızın mutlak surette desteklenmesi gerekmektedir. Ulaşım konusunda uzman kişiler istihdam edebilmesi için sözleşmeli personelden yararlanması lazım.

Kaynak konusunda ise, mutlak surette başka kaynaklar kullanması gerekmektedir. Bunlar pahalı yatırımlardır. Yani, ne olabilir; farklı finans modellerinden faydalanmalı, yabancı yatırımcıyı getirmeli, hibelerden, fonlardan yararlanmalı. Avrupa Birliğinin ortak demiryolu ağının Türkiye'ye uzatılması için gerekli girişimlerde bulunması gerekir. Bu yönde de, mutlak surette uluslararası temas yapmak gerekir. Bazı projelerimiz vardır; çok uygundur. Mesela, Ereğli - Zonguldak hattı, iki tane büyük fabrikayı birbirine bağlayacaktır. Bunların, şeffaf fizibiliteleriyle, uluslararası arenada mutlak surette yatırımcı desteği alacağı bir gerçektir. Geçen hafta yapmış olduğum Fransa gezisinde, bazı projeler sunduğumuzda, yabancıların gösterdiği ilgiyi yakından görme fırsatı buldum.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Toparlayabilir miyim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparlayabilirsiniz; buyurun.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Bunun haricinde, diğer önemli bir konu koordinasyon konusudur. Demiryollarının yeniden yapılandırılmasında, yeni kaynakların oluşturulmasında mutlaka yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Eğer, biz, Ulaştırma Bakanlığımızın faaliyetlerini yapabilmesi için, gerçekten, iktidarıyla, muhalefetiyle destek vermek istiyorsak, çok daha yoğun çalışmamız lazım, destek vermemiz lazım.

Yine, Sayın Ali Dinçer'in söylediği gibi, koordinasyon konusunda da, mutlak surette, Karayolları Genel Müdürlüğünün, Ulaştırma Bakanlığının çatısı altında toplanması gerekmektedir ve son cümle olarak şunu belirtmek isterim ki, Ulaştırma Bakanlığımız ne yapması gerektiğini iyi bilmektedir; finansman desteğine ihtiyacı vardır, yasal birtakım desteğe ihtiyacı vardır; bu konuda da 22 nci Döneme büyük görev düşmektedir ve ben şuna kesinlikle inanıyorum ki, iktidar-muhalefet bu konuda çok hassastır, gerekli desteği verecektir. Ülkemiz de, arzu edilen çağdaş ulaştırma sistemine kavuşacaktır.

Başkanıma müsamahasından dolayı, sizlere de beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Tekrar, şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ilıcalı.

ALİ DİNÇER (Bursa) - Sayın Başkanım, burada bir yanlışı düzeltmek gerekiyor. Arkadaşım, benim sözlerimi tam kavrayamamış. Arkadaş, parlamenter olarak mı konuşuyor, ulaşım ana planını hazırlayan bir bürokrat olarak mı konuşuyor, yoksa sorumlu bakan olarak mı konuşuyor, ben de anlayamadım; ama, acil eylem planında, 12 ayda ulaşım ana planının yapılacağını siz söylediniz. Sonra, İstanbul Teknik Üniversitesinin değerli grubu, ulaşım ana planıyla ilgili çalışmaya başladı, arkadaş da o grupta çalışıyormuş, parlamenterliğinin dışında; sözlerinden onu anladım.

Ben de biliyorum bu konuyu, sistem mühendisliğini, sistem yaklaşımını, projeciliği; benim de mesleğim. 1983-1993 yılları arası, zaten bir ulaşım ana planı vardı. Önemli olan ulaşım ana planı hedeflerini yeni parametrelerle zenginleştirmek ve günümüze adapte etmektir.

Kaldı ki, bir proje ekibine ek proje destek ekipleri getirilirse, çok rahat bir şekilde, bu, üç yıla uzamaz, üç yıla sâri olmaz, çok kısa süre içinde tamamlanır. Bir plan ne kadar sağlıklı ve hızlı bir şekilde yapılırsa, ne kadar erken bitirilirse ülke yararına olur, onu anlatmaya çalıştım.

BAŞKAN - Sayın Dinçer, teşekkür ediyorum açıklamanızdan dolayı.

ALİ DİNÇER (Bursa) - Sizin, acil eylem planındaki sözünüzü tutmanızı istiyoruz ve bu, yapılabilir diyoruz. Biz de yardımcı olalım.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Sayın Başkan, anlama özrü var dedi, cevap vermem lazım!..

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, bütçe görüşmeleri devam ediyor, bu, cevaba cevap şeklinde devam ederse, konuşmacı arkadaşlarımıza imkân veremeyeceğiz.

AK Parti Grubu adına ikinci konuşmacı, Ankara Milletvekili Mustafa Tuna.

Buyurun Sayın Tuna. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 9 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA TUNA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzeride AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sözlerime başlarken, sizleri, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Anlaşıldığı kadarıyla, ulaşım ana planına, onun ehemmiyetine binaen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımız ve AK Parti Grubu adına konuşan arkadaşımız teferruatıyla değindiler; bu önemli konuda bütçede pay ayrıldığını görmekten de mutluluk duyuyorum. Demek ki, bu önemli konu da önümüzdeki bu dönem içerisinde çözülecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; karayolları taşımacılığı sektörünün uzun yıllardır ihtiyaç duyduğu Karayolu Taşıma Kanunu, 9 Temmuz 2003 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla, yurtiçi ve uluslararası yolcu ve yük taşımacılığı, ülkemizde, ilk defa bir kanunla düzenlenerek, yaşanan mevzuat boşluğu ve kargaşa önlenmiştir. Yıllardır yaşanan bu karmaşa ve yasal boşluğu doldurmak da Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına nasip olmuştur.

Ayrıca, yaklaşık 11 000 kilometre demiryolu ağına sahip olan ülkemizde, maalesef, taşıma payı, yükte yüzde 4'e, yolcuda yüzde 2'ye inmiştir. Demiryollarının bu durumunun sürdürülemez olduğu bir gerçektir. AK Parti iktidara geldiğinde, birçok konuda olduğu gibi, demiryollarının da içerisinde bulunduğu sorunlu duruma çözümler üretmeye başlamıştır. Malum yapısı içerisinde sürekli zarar eden kurum halindeki Demiryollarının zarardan kurtarılması için gerekli olan reorganizasyon yapılarak, altyapı ve işletme olarak ikiye ayrılması önemli bir adımdır.

Ülkemizde, yarım asırdan sonra, raylı sistemin yeniden devlet politikası olması gerçekten sevindiricidir. 8 Haziranda, Sayın Başbakanımızın da katılımıyla temeli atılan Ankara-İstanbul hızlı tren projesi de bunun en büyük göstergelerinden birisidir.

Nüfusun yüzde 40'ının yaşadığı bir bölgede, Ankara-İstanbul arası seyahat süresinin 3 saat 10 dakikaya inecek olması, ülkemiz ve insanımız açısından gerçekten memnuniyet vericidir, heyecan vericidir. Onun için, 2005'in 1 Aralığını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bu projenin yanı sıra, Kars-Tiflis demiryolu projesi, Bandırma-Bursa-Ayazma-Osmaneli-İnegöl-Bozüyük-İnönü demiryolu projeleri, Ankara-İzmir demiryolu projeleri ile Ankara-Sıvas demiryolu projelerine de bütçede imkânlar dahilinde önem verildiğini memnuniyetle müşahede etmekteyiz.

Bir diğer önemli sevincimiz ise, artık, Türkiye'de, yerli ray üretilmesidir. Demiryollarının ray ihtiyacının bir kısmının Kardemir'den karşılanması, hükümetimizin yerli sanayie ve istihdama ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Ekim ayı itibariyle, Kardemir'de, 10 000 ton ray üretilmiş ve demiryollarına teslim edilmiştir. Yerli ray üretimi devam etmektedir ve devam etmelidir.

Ayrıca, dünyadaki demiryolu işletmeciliğine paralel olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının da özel sektörle işbirliği halinde işletmecilik yapması için gerekli değişiklikler yapılmıştır. Artık, rahatlıkla, özel sektör, kendi treniyle demiryolunda taşımacılık yapabilir hale gelmiştir.

Yine, özel sektörle işbirliği halinde, yaklaşık 500 tren istasyonunun yenilenerek kentlerimize kazandırılması için gerekli hazırlıklar tamamlanmıştır. Tüm bu çalışmalardan dolayı, emeği geçen Demiryollarının değerli bürokratlarını da kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ulaştırma dediğimizde, hemen akla gelen hususlardan biri de, deniz ulaşımıdır. Denizcilik sektörü, kıyılardaki yapı ve tesisler, denizaltı kaynakları, balıkçılık, deniz turizmi ve de uluslararası ilişkiler yönleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir sektördür.

Karayollarımızdaki yük taşımacılığının, daha ucuz olan deniz taşımacılığına kaydırılması amacıyla, tüm limanlarımızdaki liman tarifeleri düşürülmüş ve Boğazlardaki transit geçişler hariç, fener ücretlerinde yüzde 30 indirime gidilmiştir.

Ayrıca, kabotaj hattında yolcu araç ve yük taşımacılığını canlandırmak ve rekabet gücünü artırmak amacıyla, gemilerin kullandıkları yakıtta yüzde 64 oranında indirim sağlayan vergisiz yakıt uygulaması, 1 Ocak 2004 tarihinde; yani, tarihî kararla, başlayacaktır. Bu da, denizcilik sektörümüzün nefes almasını ve tercih edilir olmasını sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sivil havacılığın geliştirilmesi hususunda, Ulaştırma Bakanlığımız bünyesindeki bürokratlarımızın başarılı çalışmaları, uluslararası alanda büyük takdir toplamaktadır. Havayolu taşımacılığında, ucuz ve konforlu seyahat etme imkânının sağlanması amacıyla, sivil havacılık kuruluşları desteklenmektedir. Bu sektörün önündeki engeller kaldırılmış ve Türk Hava Yollarının yanı sıra, iki özel şirket daha, yurtiçi tarifeli seferlere başlamış bulunmaktadır. Bu gelişme, bölgesel havayolu taşımacılığını teşvik ettiği gibi, bu sayede, kapatılan havaalanlarımıza işlerlik kazandırarak, ekonomiye katkı sağlanmıştır. Bunun yanında, Yeşilköy Havaalanı, Antalya Havaalanı ve GAP Uluslararası Havaalanındaki inşaat faaliyetlerinin sonuçlandırılmak üzere olduğunu memnuniyetle müşahede etmekteyiz. Ayrıca, Esenboğa Havalimanının modern ölçekte bir terminal binasına kavuşturulması için gerekli ihale çalışmalarının bir an önce tamamlanması ve bu tesisin hizmete girmesi en büyük temennimizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti İktidarının getirdiği üretim heyecanı ve motivasyon, bütün sektörleri ve devletimizin kıymetli bürokratlarını da harekete geçirmiştir. Buna küçük bir misal vermek istiyorum: Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü bünyesinde proje üretimi ve geliştirilmesi konusunda bir ilk gerçekleştirilmektedir. Daha önce yurt dışından satın alınarak, hava meydanlarında kullanılan meteorolojik hava seyrüsefer bilgilerini uçaklara ileten ATIS (Otomatik Terminal Bilgi Sistemi) Bakanlık personeli bir elektronik mühendisimiz tarafından geliştirilmektedir. Bu sistem, şubat ayı itibariyle, üç hava meydanında kullanıma açılacaktır. Bu husus, yurtdışına ödenecek milyon dolarların tasarruf edilmesi bir yana, daha önemlisi, gerekli imkân ve teşvikin verilmesiyle kendi öz kaynaklarımızla nice projelerin başarılacağının önemli bir göstergesidir. Buna benzer özverili çalışmalar, birçok kurumda da yapılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özelleştirme sürecindeki Türk Telekom AŞ teknolojik ihtiyaçlar doğrultusunda altyapı yatırımlarını sürdürmektedir. Sabit telefon alanında yapılan yatırımlarla, hane halkı başına bir telefon ortalamasıyla, Avrupa ortalaması yakalanmıştır. İnternet alanında ise, mevcut kapasitenin 500 kat artırılmasıyla, 2004 Mayıs ayında bu proje hizmete girecektir. Ayrıca, şu anda 40 000 okulun internete bağlanması çalışmaları başlatılmış ve eğitime büyük destek sağlanmıştır.

Turkcell ve Telsim'le yıllardır süren ihtilaflar başarıyla çözümlenerek, kuruma 45-50 trilyon mertebesinde kazanç sağlanmıştır.

Diğer taraftan, Aycell, geçmişte yaşadığı personel sıkıntısı ve yatırımlardaki güçlüklere rağmen, 2003 yılı içerisinde önemli gelişmeler kaydetmiş, başarılar göstermiştir. Bunlardan bazıları şöyledir: Aycell, 2002 yılı sonuna kadar 500 000 abone kaydetmişken, bugün 2 000 000 üzerinde aboneye hizmet vermektedir. Abone sayısını dörde katlamış, faturalı abone gelirlerini 2002 yılı sonu kıyasla 8 kat artırmış ve tahsilat oranını yüzde 50'lerden yüzde 90'lara ulaştırmıştır. Bu kazanımlarla, işletme giderlerini aylık nakit bazında karşılayacak düzeye gelmiştir.

Bu başarılarda, parlak fikirlerle ortaya çıkarılan, hepimizin takip ettiği kurumsal abonelik projesinin büyük etkisi olmuştur. Bu proje, uzun vadede yüksek sayılı abone tabanı oluşturmak açısından da son derece isabetli olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tuna.

MUSTAFA TUNA (Devamla) - Bu proje, sıfıra yakın reklam ve tanıtım yatırımıyla yüksek düzeyde tanıtım yapmayı da başarmıştır. Başarılı çalışmalarıyla sektörde uluslararası evlilik yapabilecek konuma gelen Aycell'in, Aria ile birleşmesiyle birlikte GSM pazarında oluşturacağı hareketi, ülke ekonomisi açısından oldukça önemli görmekteyiz. Bu birleşmeyle, büyümeye devam eden GSM pazarında çok daha ciddî bir rekabetin başlayacağı aşikârdır. TTI adı altında kurulan yeni şirket, oluşturulacak güçlü organizasyonuyla pazardan büyük oranda pay alacaktır. Bu işbirliği, tüketicilere eskisinden daha avantajlı hizmetlerin sunulmasına öncülük edecektir. En önemlisi, bu süreç, yabancı yatırımların ülke ekonomisine kazandırılması ve çağın gereklerine uygun bir işletmecilik anlayışının geliştirilmesi için çok büyük önem taşımaktadır. Aycell ve Türk Telekom ekibini, bu başarılı çalışmalarından ötürü kutluyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sınırlı süre nedeniyle buradaki hizmetlerinden söz edemediğim Ulaştırma Bakanlığımızın diğer birimlerini de başarılı çalışmalarından dolayı kutluyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA TUNA (Devamla) - Adalet ve Kalkınma Partisinin bir yıllık iktidarında sayısız başarılara imza atan Ulaştırma Bakanlığımızın, 2003 yılı gibi, 2004 yılında da az parayla çok iş yapabileceğine inancımız tamdır.

2004 malî yılı bütçesinin hayırlı ve uğurlu olmasını diler, Yüce Heyetinize şahsım ve Grubum adına saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tuna.

AK Parti Grubu , üçüncü konuşmacı, İstanbul Milletvekili Sayın Cengiz Kaptanoğlu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 9 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ KAPTANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri, Denizcilik Müsteşarlığımızın bütçesinin görüşülmesi dolayısıyla AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, denizcilik sektöründe çok olumlu çalışma ve gelişmeler oldu ve bundan ötürü, müsaade ederseniz, ilk önce siz milletvekili arkadaşlarıma ve Sayın Başbakanımıza, Ulaştırma Bakanımıza ve bilhassa, altını çizerek söylüyorum, denizci Müsteşarımız Sayın İsmet Yılmaz ve arkadaşlarına ve birlikte çok iyi çalışmalar yaptığımız DLH Başkanına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Niçin teşekkür ediyorum? Biliyorsunuz, bir sene evvel burada bazı tespitler yapmıştık, denizcilikle ilgili hedefler koymuştuk. Denizi denizciler yönetsin demiştik. Arkasından, onlara, denizciliğin katmadeğerini artıracak yeni yeni gelişmeler, yeni yeni yerler tespit edelim demiştik ve neticede bir şey daha söylemiştik: Denizcilik sektörü, ekonomide lokomotif sektör olsun, bu ülkeye iki veya üç sene içinde 15 milyar dolar ve üstü para getirsin. Arkasından... Bir teşekkürü daha unuttum, müsaade ederseniz onu söyleyeyim. Bilhassa bakanlığımızın ve denizcilikle ilgili Bakanlıklarımızın ve bilhassa Sayın Bakanımızın sivil toplum örgütleriyle ve bunun başında Deniz Ticaret Odamızla olan ilişkileri için de özellikle teşekkür ediyorum.

Şimdi, biz, bu hedefleri birlikte tespit ettik ve size, bir sene evvel, Deniz Ticaret Odamızla birlikte bu "Hedefler" kitabını yolladık.

Bakın, Allah'a şükürler olsun, denizi denizciler yönetiyor ve denizi denizcilerin yönetmesinin de bereketlerini görüyoruz. Ayrıca, bir şey daha söyleyeyim; o bereketin getirdiği bir şey var. Bu tespit ettiğimizin yanında, denizcilik sektörü, 59 uncu hükümetin bereketiyle, 2003 yılında altın çağını yaşıyor. İnanın, göreceksiniz bunu, bu sene, hani bu yaşlanmış filomuzla, denizcilik birimiyle, zannediyorum, 2003 yılında Türkiye'de denizcilik sektörü 8 000 000-8 500 000 dwt ile ülkesine 4 milyar veya 5 milyar dolar getirecektir. Ne yaptık; denizcileri niye denizciler yönetiyor? Bakın, uluslararası arenada çok kötü durumdaydık. Neydi o kötü durum; gemilerimiz dışarıdaki limanlarda tutuluyordu. Bilhassa, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımla bunları çok yakın konuşuyorduk; ama, bakın, yüzde 50 indirim sağladık. Niye; Türkiye'de liman ve bayrak devleti kontrolü sıkı olursa, gemiler buradan tam ve eksiksiz dış limanlara yollandığı zaman, işte, geçen sene kara listeye düşen 36 gemi tutuklaması, 2003'te 16'ya indi. İşte, denizcilerin denizi yönetmesi, işte, boğazlarla ilgili VTS de buna ilave edilebilir.

İkinci önemli hedefimiz neydi; yeni marina yerleri; çünkü, marinacılığımız çok dar, 10 000 bağlama kapasitesi var. Hırvatistan'da 25 000 var. Niçin Türkiye'de 50 000 olmasın. Balıkçı barınaklarını inceledik ve ciddî olarak tersane kapasitemiz çok azdı, 500 000 dwt/yıl; bunları 1 000 000'a çıkaralım, 2 000 000'a çıkaralım dedik. Bir uçtan, Rize'den İskenderun'a kadar, fevkalade... Ben size bunları yazılı olarak yollayacağım için söylemeyeceğim; ama, kıyılarda, gelecek sene göreceksiniz, çevre korunacak, doğal güzellikler korunacak; inanın -Cenabı Allah onu da bize hep birlikte gösterecek -kıyılarımız da bir şantiye haline gelecek. Tersaneleriyle, marinalarıyla, tespit edilen liman yerleriyle ve tespit edilen tersane yerleriyle hep birlikte bunları göreceğiz. Bunları, demin teşekkür ettiğim arkadaşlarla fevkalade birlikte yürüttük ve bu duruma getirdik.

Yalnız, öncelikle bir şey söylemek istiyorum. Balıkçı barınaklarında incelediğimiz zaman -yalnız, bundan evvelki siyasetçilerimiz, plansız yatırımlarla çok balıkçı barınaklarını yanlış yaptırmışlar- ve Sayın Bakanımız ve Müsteşarımız ve DLH Genel Müdürümüzle yaptığımız çalışmalarda -evet, biz, onu da yaptık- 6 balıkçı barınağı kaynak israfından dolayı iptal edildi; ama, yeni yerler tespit edildi. İnşallah, bunlar yerine getirilecek. Bakın, senelerdir, Bodrum'da kruvaziyer gemi limanı bir türlü ihale olmazdı; evet, 59 uncu hükümet zamanında, çok kısa zamanda ihalesi yapıldı. Güllük Limanının ihalesi yapıldı. Birisi, YPK'da imza halinde; birisi da ihaleye çıkmış vaziyette, bu ay neticelendirilecek.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, tabiî, bunların hepsine bakarsak, bu hedeflerin en önemlisiydi, demin arkadaşım da bahsetti. Şu kitapçığımızda beş tane önemli mesele vardı; bunların birisi ÖTV, birisi de liman masraflarının indirimidir. ÖTV, 31.12.2003'ten itibaren başlayacaktır. Tebliği çıkarma aşamasındadır. İnşallah, bu hafta Maliye Bakanlığımızla birlikte Denizcilik Müsteşarlığımızda yapılacak çalışmalarda bunu çıkaracağız.

Liman masrafları indirildi de ne oldu; onu söyleyeyim. Altı ayda, 1 Temmuzdan itibaren yapılan liman masraflarında indirimle, kruvaziyer gemi, yabancı turistin Türkiye'ye gelmesi -inanın, bu sene ilk yedi ayda 200'dü- sene sonu 900'e çıktı ve gelecek sene bunlar 2 000'e çıkacak. Ne diyor Kaptanoğlu; 2 000'e çıktığı zaman en az 1 000 turist diyeyim -bunların içinde 3 000'lik gemiler de var- buraya ortalama 200-300 000 turistimiz geldiği zaman... Bakın, özelleştirmeden dolayı Kuşadası'nı bir yabancı kuruluş Türk ortaklarıyla aldı; bu sefer, kruvaziyer taşımacılıkta, Alanya, Antalya, İzmir de öne çıktı. Eğer böyle, sahillerimizi tararsak, İstanbul'u da buna katar ve Karadeniz limanlarımızda bu yolcu taşımacılığına önem verirsek, gelecek yabancı turistler için çok önemli bir adım atmış olacağız.

Tersane yerlerini yazılı yollayacağım. İnanın, demin dediğim gibi, Rize'den İskenderun'a kadar yeni yerler tespit edildi ve zannediyorum, bunlar başladığı zaman, gemi inşaat sanayimizde yüzde 100 kapasite artıracaktır. Ne olacaktır yüzde 100 kapasite artırınca; büyük istihdam sağlayacaktır ve döviz getirecektir. Nedir şimdi; yüzde 70'le çalışıyor, 350 000 000 dolar getiriyor; yüzde 60'ını ihracat yapıyor, hem de Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapıyor; ama, demek ki, hem ihracatımız artacak hem döviz kazancımız artacak ve inşallah, bu durumları da pek yakın zamanda göreceğiz.

En önemlisi, yat inşaat sanayiciliğimiz; biliyorsunuz, dünyada birinciliğimiz var. Orada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızda yaptığımız yakın temaslarda -ki, kendilerine de buradan teşekkür ediyorum- zannediyorum, Hersek koyu yat sanayiine verildiği zaman, bütün yat inşaat sanayi ve yan sanayii de burada konuşlandırılacak.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, çok önemli bir konu da, şu hedeflerimiz içinde, bu sene yapmamız gerekenlerin içinde en önemli olarak gördüğümüz ÖTV; yani, Akaryakıt Tüketim Vergisinin son kullanıcısının ÖTV'siz yakıt alımı şeklinde çıkmasıdır ve bu, mazot kaçakçılığını da önleyecektir, kayıtdışını da önleyecektir ve burada, kamu kuruluşları olan deniz ticaret odalarına yer verilmesi de fayda sağlayacaktır.

İkincisi, hedefimizin en önemlisi, bütün denizcilik birimi içinde en önemlisi, biliyorsunuz, deniz ticaret filomuzdur. Deniz ticaret filomuz, devamlı dış kredi bulmaktadır ve bulmaya da devam etmektedir. Yalnız, önümüzde bir takoz var; o da Türk Ticaret Kanunu. Zannediyorum ki, Adalet Bakanlığımız, bunun hazırlığını yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaptanoğlu, konuşmanızı toparlayabilir misiniz...

Buyurun.

CENGİZ KAPTANOĞLU (Devamla) - Zannediyorum ki, Türk Ticaret Kanununun tüm değişikliği gelmeden, bu iki madde gelecek ve Türk Ticaret Kanununda bu değişiklikle yabancı finansmanın önü açılacak. Niçin? Daha da açayım: Bugün, Türk Bayrağı çekmemek şartıyla -bu maddeler değişmezse- yabancı bayrak çekersen sana para veririm deniliyor. Üzülerek söylüyorum, bendeniz öyle bir gemi inşa ediyorum; bu karar değişmezse, artık, hem milletvekili olacaksın hem denizci aileden geleceksin hem de bu işin başını çekeceksin, benim gemimde yabancı bayrak olacak. Ama, ben inanıyorum ki, milletvekili arkadaşlarımla, bu dışfinansman imkânını sağlamak için bu kanun değişikliğini yapacağız.

İkincisi, kredi imkânımız yok, bütçemiz dar; ama, bizim çok önemli yüklerimiz var. 2003 fevkalade fiyaskodur. Erdemir, İsdemir ve TÜPRAŞ'ın yükleri, maalesef, gittikçe, yabancı bayraklı gemiler tarafından taşınmaktadır. Muhakkak uzun vadeli kontratlar -bu, bizim hükümetimizin kararında da var- yapılarak bu deniz ticareti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaptanoğlu, sürenizi...

CENGİZ KAPTANOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım, yarım dakika... Çok önemli...

BAŞKAN - Buyurun.

CENGİZ KAPTANOĞLU (Devamla) - Dolayısıyla, bu Türk yüklerini Türk Bayraklı gemilerle uzun vadeli taşıma sürecini yaptığımız zaman deniz ticaret filomuz gelişecektir.

Bir şey daha söyleyeyim, Sayın Bakanımıza özellikle Aycell'deki yaptıkları çalışmalar için de teşekkür ediyorum. Bu Aycell, 2002 senesinde kapatılmak üzereydi, zarardan dolayı kapatılmak üzereydi. Bugün zannediyorum ki, Aycell, artık, şirket giderlerini karşılayacak duruma geldi; fakat, Bakanımızdan bir ricam var: Biliyorsunuz, fevkalade indirimler yaptık, bu indirimleri halkımız fevkalade karşılıyor ve biliyorsunuz 2004'te su indiriminden ve telefon giderlerinin indiriminden bahsedildi. Sizden ricamız, şirketlerin gider kalemlerinde en önemlisi telefon giderleridir, dakika ücretleri de ülkemizde oldukça yüksektir; onun için, bu konuda da yardımlarınızı bekliyoruz.

Ben, bütün bütçemizin memleketimize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaptanoğlu.

AK Parti Grubu adına dördüncü konuşmacı, Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 9 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, burada, sağlığın bir insan hakkı olduğu anlayışıyla, herkesin sağlığının korunması, bu meyanda, özellikle koruyucu hekimlik hizmetlerinin iyileştirilmesi, toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesi, ferdin yaşam kalitesinin artırılması faaliyetlerini yürütmekten sorumlu bir bakanlığımızın bütçesini görüşüyoruz; yani, Sağlık Bakanlığının.

2004 malî yılı Sağlık Bakanlığı bütçe üzerinde, AK Parti Grubunun görüş ve düşüncelerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, hastalıkları ortaya çıkmadan engellemek, insanlığın, sağlık tarihinde verdiği en önemli savaşlardan birisi olmuştur. Biz, Sağlık Bakanlığımızın, kişi ve toplumun sağlığını geliştirmeyi hedef alan yoğun faaliyetlerini yürütüyor olmasını daha çok önemsiyor, bunun devamını ve güçlendirilmesini talep ediyoruz.

Yine, önemsediğimiz bir başka yaklaşım, yetkilerin, illere devredilmesi olayıdır. Eğer, yüzlerce hastaneyi merkezden yönetmeye çalışır, personel atamasını, yatırım programını, bütçesini Ankara'dan idare edersek, yaşadığımız problemler normal hale gelir.

Bakanlık, işleyişi hızlandırmak, sorunlara mahallinde çözüm üretmek hususunda önemli ve samimî adımlar atmıştır. AK Parti iktidarı, merkeze yığılmış yetkileri taşraya, yani, mahalline devretme ve Ankara'nın bürokratik kilitlenmesini bu yolla çözme iradesini her alanda devreye sokma gayretinde olduğu gibi, Sağlık Bakanlığı çalışmalarında da, bu anlamda, önemli adımlar atılmıştır. Mesela, birinci basamak sağlık kuruluşlarının açılıp kapanma yetkisi valiliklere verilerek, bu kuruluşların isabetli ve etkin bir şekilde çalışmalarının önü açılmış; bu sayede, atıl durumdaki kuruluşlardaki personelin ihtiyaç duyulan yerlerde çalıştırılması sağlanmıştır. İhtiyaç duyulan yerlerde ise, bu kuruluşları açma yetkisi verilerek, illerin kendi sağlık hizmetlerini yürütmelerinin önü açılmıştır.

Yine başka bir düzenlemeyle, yirmidört saat hizmet veren sağlık ocaklarını tespit ve çalıştırma yetkisi illere devredilerek, yerinden, isabetli kararlarla hizmet verilmesi sağlanmıştır.

Gıda işletmelerinin çalışma izni ve gıda işleri sicil yetkisi illere devredilmiş; bu sayede, hem yerinde denetimlerle sağlık denetimlerinin etkili olması sağlanmış hem de bürokratik süreç kısaltılarak, vatandaşların mağduriyetleri engellenmiştir.

Başka bir yerelleştirme uygulaması ise, ambulans hizmetlerinin kullanılmasında gerçekleştirilmiş, yerel imkânların da devreye sokulması için gerekli çalışmalara başlanmış; ilk örnek olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde bulunan ambulanslar, 112 acil hizmetlerle entegre edilmiştir.

SSK'ya tabi vatandaşların da Sağlık Bakanlığı tesislerinden yararlanabilmesinin yolunu açan SSK-Sağlık Bakanlığı Sağlık Tesislerinin Ortak Kullanımı Protokolü imzalanarak, ilk aşamada 6 ilde, daha sonra 11 ilde uygulanmaya başlanmıştır. Bu sayede, hem birinci basamak tesislerinin etkin kullanımı sağlanmış hem de özellikle SSK hastanelerinde yaşanan yığılmaların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ortak kullanımın, 2004 yılı içerisinde tüm yurtta uygulanması hedeflenmiştir. SSK'lı hastalarımızın dualarını alıyor olmak, bizleri son derece mutlu etmektedir. İcraat yükümlülerinin, icraatlarıyla, halkımızın yıllardır kronikleşen sağlık sorunlarını da çözüyor olması, AK Partili olarak bizleri sevindirmekte ve daha çok hizmet etme şevki vermektedir.

Değerli arkadaşlarım, yine bu dönemde, hastaların hekim ve sağlık kuruluşlarını seçme özgürlüklerinin sağlanması amacıyla, çalışan devlet memurları ve Emekli Sandığına tabi emeklilerin özel sektöre ait sağlık tesislerinden yararlandırılmasına başlanmıştır.

Sağlık hizmetlerinin kalitesinin ve etkinliğinin artırılması amacıyla, döner sermayeden personele yapılan eködeme dağılımı için, performansa dayalı bir sistem getirilerek, ilk pilot uygulamalara başlanmıştır. 2004 yılı içerisinde, bu uygulamanın, Bakanlığa bağlı bütün sağlık kuruluşlarında uygulanmaya başlanması hedeflenmiştir. Bu sistem geliştirildiğinde hem madden mağdur duruma düşürülmüş sağlık personelinin mağduriyeti giderilecek hem de hizmette kalite artırılacaktır. Bir doktor olarak, bu uygulamayı destekliyorum; çünkü, başarının anahtarı, artık, dünyanın tamamında ve her sektörde performans değerlendirmeleri olmaktadır. Hastasıyla daha çok ilgilenen, mesleğine daha çok, yoğun mesai harcayan, hizmetinde insanı merkezine alan ve insanımızı gayretleriyle mutlu eden başta doktorlarımızın ve yardımcı personelinin döner sermayeden daha çok pay almasını savunmak, bir hakkın teslimidir.

Hasta haklarının korunması ve geliştirilmesi için, sağlık tesislerinde hasta hakları uygulamalarına ilişkin yönerge yayımlanmış ve ilk aşamada 50 hastanede hasta hakları birimi ve hasta hakları kurulu oluşturulmuştur. Bu uygulamayı da bir farklılık olarak görüyor ve gerçekleştirenleri kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri ve sağlık hizmetlerini 231 000 personelle sunmaya çalışan Sağlık Bakanlığının yürüttüğü Sağlıkta Dönüşüm Programı, iktidar ve muhalefet, hepimizin ortak bir hedefidir. CHP'nin parti programında da Sağlıkta Dönüşüm Programına benzer hedefler vardır. Zaten, insanımıza hizmet etmek hususunda hiç kimsenin muhalefet etmek gibi bir düşüncesi olmaz diye düşünüyorum. Bu bakımdan, Sağlıkta Dönüşüm Programına inanıyorum ki, ülkemizin sağlık sorunlarının çözülmesinde önemli bir milat olacaktır.

Bina, teknoloji, hizmet, personel ve değişik birimlerdeki dağılım kusurları giderilmektedir, giderilecektir. Sağlıkocaklarının yetersiz olduğu bölgelerde sağlıkocaklarının yapımına hız verilmiştir. Halen sayısı 5 902 olan sağlıkocaklarına, yeterli hizmet verecek şekilde, yenilerinin eklenmesine başlanılmıştır. Personel sıkıntısı çekilen sağlıkocakları ve sağlıkevlerine sözleşmeli personel alımıyla, buralarda da sağlık hizmeti verilmesi hedeflenmektedir. Bunun için hekim, diş hekimi ve eczacıların kurayla yerleştirmeleri yapılmış, diğer sağlık personeli için de çalışacakları yerleri belirleyecek merkezî sınav gerçekleştirilmiştir.

Aile hekimliği sisteminin yürürlüğe girebilmesi için gerekli altyapıyı oluşturma çabalarına hız verilmiştir. Bu sayede birinci basamakta sağlık hizmetlerini kuvvetlendirerek hastanelerdeki yığılmaların önlenmesi amaçlanmaktadır. Aile hekimliğini yürüten doktorlar sayesinde kişisel koruyucu sağlık hizmetlerinin birebir verilmesi ve çağdaş sağlık hizmetlerinin en önemli şartlarından biri olan sağlık kayıtlarının tutulması hedeflenmektedir.

Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın her türlü önlenebilir hastalıktan uzak büyümeleri, ileriki yaşamlarında sağlıklı bir temel üzerinde yaşamalarını temin edecektir. Boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, çocuk felci, verem ve hepatit-B'ye karşı 1 350 000'in üzerinde çocuğumuz aşılanmıştır. Ayrıca, çocuk felcinin kökünün kazınmasında elde edilen başarı kızamık hastalığı için de hedeflenmiştir.

Dünya Sağlık Örgütüyle beraber hareket ederek başlatılan Kızamık Eliminasyon Programı çerçevesinde, 8-26 Aralık tarihlerinde ilköğretim çağındaki 10 000 000 çocuğumuzun aşılanmasına başlanmıştır.

Sağlıkta dönüşüm programının ana unsurlarından birisi olan aile hekimliği uygulaması birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli gelişmeler sağlayacak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünaldı, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - ...hasta takibi ve kayıt sistemi, sağlıklı bir zemine oturtulacak, pratisyen diye bir kenara ittiğimiz doktorlarımız koruyucu ve temel sağlık hizmetleri alanında aktif duruma gelerek verimlilik artacaktır. Bu program çerçevesinde gerçekleştirilen Türkiye Sağlık Envanteri çalışması oldukça önemli bir çalışmadır.

AK Parti iktidarında esas olan insandır. Önemli olan insanımızın mutluluğudur, insanımızın da kendisine eşit, adil, hızlı ve etkili hizmet verildiği zaman mutlu olacağıdır, olacaktır, olmaktadır da. Elbette, Türkiye'nin yıllardan beri birikerek gelen bütün sağlık sorunlarının bir yıllık AK Parti iktidarı döneminde tamamen çözülmüş olmasını istemek ve beklemek insafla hiç bağdaşmaz; ancak, sağlık alanındaki hizmetlerin daha hızlı, daha etkili ve daha adil biçimde veriliyor olmasını, bu hususta yürütülen ciddî ve samimî adımları gayretle, takdirle karşılıyoruz.

Ülkemizin, her alanda olduğu gibi, sağlık alanında da yürümesi gereken çok uzun bir yolu ve aşması gereken önemli engelleri var. Nitekim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünaldı, süreniz tamamlandı, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - Sayın Başkan, aslında bize bildirilen süre böyle değildi, sonradan kısaltıldı; onun için, konuşmamı tamamlayamadım.

BAŞKAN - Sayın Ünaldı, 10-12...

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - Neyse... Siz bilirsiniz.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünaldı.

AK Parti Grubu adına beşinci konuşmacı, Uşak Milletvekili Sayın Alim Tunç; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİM TUNÇ (Uşak) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 58 ve 59 uncu cumhuriyet hükümetlerinin üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan birisi de sağlık sorunudur. Türkiye'de bu sorun, yıllardır, hep konuşuldu; ama, bir türlü somut adımlar atılamadı, somut gelişmeler kaydedilemedi. AK Parti İktidarının farklılığı, tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi, sağlık alanında da kısa sürede kendini göstermiştir. Sağlık Bakanlığının uygulamaya başladığı "sağlıkta dönüşüm programı" kısa sürede meyvelerini vermeye başlamış ve Bakanlığın ortaya koyduğu samimî gayretleri, hekim olarak hepimizi sevindirmiş.

Kıymetli arkadaşlarım, AK Parti Hükümetinin yürüttüğü bütün projelerin merkezinde insan bulunmaktadır. İnsanı merkez olarak almayan hiçbir icraat ve projenin başarılı olması da mümkün değildir. AK Parti İktidarının kısa sürede elde ettiği başarının altında yatan en önemli gerçek de budur zaten.

Sağlık Bakanımızın göreve gelir gelmez başlattığı sağlıkta dönüşüm programı, üzerinde dikkatle durulması ve hassasiyetle incelenerek konuşulması gereken bir projedir. Sağlık hizmetlerinin verimli, hızlı ve adil olarak gerçekleştirilmesini amaçlayan bu programın, ilk bir yıl içerisinde bütün detaylarıyla uygulanmasını beklemek, elbette, insafla bağdaşmaz. Şöyle iki yıl geriye bakacak olursak, hastalarımızın çektikleri sıkıntılar, çileler, kurumlararası koordinasyonsuzluklardan ve bürokratik tıkanmışlıktan kaynaklanan sıkıntıların sağlık alanına yansımalarının hafızalarımızda henüz tazeliğini koruduğunu görürüz. AK Parti Hükümetinin işe başlamasıyla, bütün sıkıntılara, bütün bütçe kaynaklarımızın kısıtlılığına, maddî ve fizikî şartların yetersizliğine rağmen, elde edilen netice küçümsenmeyecek kadar önemlidir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin en fazla personel istihdam eden ikinci bakanlığı olan Sağlık Bakanlığında, fark edilir biçimde, güzel bir yapılanmanın hissedilir hale gelmesi çok sevindiricidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde sağlık alanında uzun dönemler boyunca yaşanılan olumsuzluklar, toplumumuzun da, bunların sona erdirilmesi yönünde talep ve özlemlerinin olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığımızın bu talep ve özlemleri paylaştığına, insanımızın ruh ve beden sağlığını tehdit eden çevre bozulmasından ve kirliliğinden kurtarılması hususunda gereken hassasiyeti gösterdiğine ve bundan sonra da göstereceğine inanıyorum.

Bu konuda yapılan birkaç uygulamayı sizlere de sunmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, herhangi bir vatandaşımızın, yoksulluk gerekçesiyle sağlık hizmetlerinden yoksun kalması, sağlık yöneticileriyle didişmesi, kısaca, sizlerin de bildiği gibi, hastanelerde rehin kalması olayının, AK Parti İktidarıyla -Sağlık Bakanımızın, bu konu üzerinde titiz çalışmaları sayesinde- artık, bugün, görülmüyor olması bile çok önemli bir adımdır. Sağlık Bakanımızın ciddiyetle üzerine gittiği bu konu, kısa sürede çözümlenmiş, vatandaşımızın, bu hususta, devletine olan güveni yeniden tesis edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, yine, bir konu var ki -bu, çok yanlış da değerlendirildi- ülkemizde, hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın çok zor şartlar altında çalıştıklarını, çok daha az ücretle çalıştıklarını, geçim sıkıntısı çektiklerini hepimiz biliyoruz; ama, bu, hekimlerimizin ya da sağlık çalışanlarımızın kamu kurumlarından faydalanarak, hastalarımızdan ayrıca para almalarını gerektirmez, bunu tasvip etmemiz mümkün değildir. Bizlerin desteği ile Sayın Bakanımızın bu konuda yaptığı çalışmalar sonuçlanmış ve bu çalışma, bu tür işlem yapan, kamu kurumlarının imkânlarını bu şekilde kullanan sağlık çalışanlarının da ayıklanmasına neden olmuştur; ancak, şunu da belirtmek istiyorum ki, bunlar, sağlık çalışanları içerisinde çok cüzi bir kısmı teşkil etmektedir. O nedenle, bunun bütün sağlık çalışanlarına mal edilmesi çok yanlıştır.

Bu çarpık ilişkilerin tamamen yok edilmesi, ancak, yine, Sağlık Bakanlığımızın, Sağlıkta Dönüşüm Projesiyle mümkündür; yani, bu da, hekim ile hasta arasındaki para ilişkisinin ortadan kalktığı, çalışanın çalıştığı kadar para kazandığı, hak ettiği parayı aldığı, genel sağlık sigortası ve aile hekimliği sisteminin gerçekleşmesiyle mümkündür. Tabiî ki, tüm bunların, görevde bulunan hükümetimizin, bir yılı aşan süre içerisindeki icraatlarıyla çözümlenmesini beklemek insafla bağdaşmaz. O nedenle, bu sorunlar, inşallah, önümüzdeki yıllarda genel sağlık sigortası ve aile hekimliği sistemleriyle ortadan kalkacaktır.

Değerli arkadaşlar, yine, Sağlık Bakanlığımız ve Çalışma Bakanlığımızın ortaklaşa uyguladığı bir protokolle, Sosyal Sigorta hastaneleri ve devlet hastanelerinin ortak kullanıma açılması, personel yönünden, hekim yönünden, tıbbî teçhizat yönünden, tesis yönünden ülkemizin kaynaklarının daha rasyonel kullanımını sağlayacak bir girişimdir. Böylelikle, SSK hastanelerindeki kuyruklar azalmıştır.

Yine, hep şunu söyledik: Türkiye'de insanlarımız farklı kategorilere alınmıştır, Bağ-Kurlu, SSK'lı, yeşil kartlı, Emekli Sandığına tabi diye. Bu farklılığın da ortadan kalkması için en önemli adımlardan birisidir devlet hastaneleri ile SSK hastanelerinin birlikte kullanıma açılması. İnşallah, bunun, 2004 yılında bütün Türkiye'de uygulanacak olması, bizleri daha çok sevindirmiştir, halkımızı daha çok sevindirmiştir.

Değerli arkadaşlar, yine, yapılan bir yönetmelik değişikliğiyle devlet memurlarının ve Emekli Sandığı emeklilerinin özel sağlık kurumlarına gitmesini sağlamak, ülkemizdeki bu sağlık hizmetlerinden faydalanma, ortak olarak herkesin istediği yere gitme ve istediği yerden sağlık hizmeti alma hakkını kullanma adına çok önemli bir girişimdir ve bu girişimden dolayı da Sağlık Bakanımızı ve Bakanlık çalışanlarını tebrik ediyorum. Böylelikle, atıl vaziyette duran tesislerin -bu, gerek özel sektörde olsun gerekse kamu sektöründe olsun- daha iyi kullanımı ve rasyonel kullanımı sonucu, atıl kapasitelerinin ortadan kaldırılması sağlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, yine, bu dönemde çok önemli bir adım atılmıştır. Bizlere, yıllardır, zorla hizmet verdirilmeye çalışılan "mecburî hizmet" denilen çok bağnaz bir olayın ortadan kaldırılması, yine AK Parti İktidarına ve AK Partinin Sağlık Bakanlığına nasip olmuştur. Bunun için ne kadar gururlansak azdır.

Değerli arkadaşlar, mecburî hizmetin kalkmasıyla, aynı zamanda, ilk defa Türkiye'de uygulanan ve diğer bakanlıklara örnek olacak bir uygulama da ortaya çıkmıştır; sözleşmeli personel uygulaması. Bu sözleşmeli personel konusunda yine çok fazla spekülasyonlar yapıldığı için şunu söylemek istiyorum: Burada, onların sosyal güvencesi yoktur diye eleştiriler geliyor; ama, isteyen SSK'ya, isteyen Emekli Sandığına girebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Sayın Tunç, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ALİM TUNÇ (Devamla)- Bu, tamamen gönüllülük esasına dayanan, mahrumiyet bölgelerinde daha fazla para alma imkânını sağlayan ve gönüllülük esasına dayanan bir hizmet anlayışıdır ve bununla, personel hareketliliği azalacaktır. Böylelikle, daha kalıcı sağlık hizmeti verilmesi sağlanacaktır.

Değerli arkadaşlar, Sağlık Bakanlığımızın 2004 malî yılı bütçesi 4 katrilyon 777 trilyon 751 milyar olarak belirlenmiştir. Bu bütçenin genel bütçe içerisindeki payı 3,19'dur ve geçtiğimiz yıl bu oran 2,43 idi. Ülkemiz ekonomisinin düzene girmesi, kalkınmamızın istenilen seviyeye gelmesi, elbette, bütçe kalemlerine de yansıyacak ve eminim ki, gelecek yıl, Sağlık bütçemiz bugünkünden çok daha arzu edilen bir seviyede olacaktır.

Bizler, AK Parti Grubu olarak, Sağlık Bakanlığımızın çalışmalarını ciddî, tutarlı, verimli ve samimi buluyoruz. Bu vesileyle, bu hususta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Recep Akdağ'a ve ekibine teşekkür etmek istiyorum.

2004 malî yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinin hayırlı olması dileğimle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Tunç.

Şahsı adına, lehte söz isteyen, Konya Milletvekili Remzi Çetin; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

REMZİ ÇETİN (Konya)- Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ulaştırma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığıyla ilgili altıncı turdaki görüşlerimizi sizlere arz etmek istiyorum.

Ulaşım ve iletişimle ilgili sağlıklı göstergeler bir ülkenin gelişmişlik düzeyini en iyi belirleyen unsurlardır. Eğer, bu ikisinde göstergeler yüksekse gelişmiş ülke, düşükse geri kalmış ülke diyoruz. Muasır medeniyetlerin seviyesi, bu sektörlerin seviyesiyle orantılıdır. Muasır medeniyetlerin seviyesini yakalamak da, eğitim başta olmak üzere, bu sektörlerdeki gelişmişlikle, bu sektörlerdeki teknolojik gelişmeleri takip ederek ve yatırım yapmakla mümkündür.

Ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel her türlü gelişmesi, ulaşım ve iletişimin hızıyla atbaşı gitmektedir. Çağ, en hızlı seviyede ulaşım ve iletişimi gerektiriyor. Bu nedenle, karayolu ağı, karayolunun cinsi, tren yolu, vagon ve yatak sayısı, konforu, hedeflenen saatte ve dakikada menziline ulaşıp ulaşmadığı, yük taşımacılığı, deniz filosu, uçak sayısı, havaalanı sayısı ve havaalanlarının kapasite durumu, iletişim ve internet ağı, kişi başına veya hane halkı sayısına düşen telefon sayısına göre ülkelerin sıralaması yapılıyor. Yine, sağlık sektöründe de, doktor, sağlık merkezi, sağlık personeli sayılarının nüfusa oranı, özellikle bebek ölümleri, anne ölümleri, aşılama göstergeleri, bir ülkenin âdeta sicil notu haline gelmiştir.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren, demiryolu başta olmak üzere, karayolu taşımacılığına büyük önem verilmiş "demiryolları, bir ülkeyi medeniyet ve refah nurlarıyla aydınlatan kutsal bir meşale" tezi öne çıkmıştır.

Ülkemizin jeostratejik yapısı, iki kıta arasındaki köprü durumu, doğu ile batı arasındaki doğal yapısı, transit taşımacılığa elverişliliği, özellikle ulaşımda yüksek düzeyde gelişmelerin olmasını gerekli kılmaktadır; bu nedenle, gerek ulusal gerekse uluslararası karayolları taşımacılığı alanında ülkemizi daima önplana çıkarmıştır. Bu konum, ülkemizde, karayolu taşımacılığında önemli bir trafik yoğunluğu meydana getirmektedir.

Türkiye'de hızlı gelişme gösteren ticaret ve turizm hareketleri de, dikkatlerin, ulaşım ve taşıma üzerine yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Yolcu taşımacılığının yüzde 96'sı, eşya taşımacılığının yüzde 92'si karayoluyla yapılmaktadır. Yurtiçi taşımada 800 000 civarında kamyon vardır, 300 000 adet fazlalık mevcuttur. Bu nedenle, maalesef, acımasız bir rekabet ortamı nakliyeci sektörünü çok mağdur etmektedir. Bu sektördeki araç sayısı, uluslararası eşya taşımacılığı yapan sektördeki araç sayımız da 100 000'e dayanmakta ve bu kapasite, toplam AB ülkelerinin TIR filo kapasitesinin 2 katına yakın olmaktadır. Avrupa ile aramızda yapılmakta olan ihracat ve ithalatların, ihracat işlemlerinde yüzde 77, ithalatta ise yüzde 76 kendi imkânlarımızla gerçekleştirilmektedir.

Duble yol çalışmaları önemli bir hamle olarak kaydedilmelidir. Bu cümleden olarak, Bakanlığımızın yapmış olduğu değerli çalışmalar arasında Karayolu Taşımacılığı Kanunu çıkarılmış, yönetmelikler de tamamlanma aşamasına getirilmiştir.

Ülkemizin doğal konumu, karayolu taşımacılığında önemli bir sektör olmamızı sağlamıştır. Nüfus artışı ve yerleşim merkezlerinin yaygınlaşması, ulaştırma sistemlerinde konfor, hız ve güvenirlik yönünden sürekli gelişmeler, sanayileşmenin hızla gelişmesine neden olmuştur.

Toplu taşımadaki üstünlük, enerji tasarrufu, konfor, güvenirlik gibi avantajları nedeniyle, gelişmiş ülkelerde, demiryolu ulaştırması sektörüne ayrı bir önem verilmektedir. Ülkeler, kendi demiryollarının malî ve pazar performanslarını yeniden gözden geçirmişlerdir, demiryolu ulaşımının yeniden iyileştirilmesi arayışları ve yeniden yapılanma ihtiyaçları doğmuştur, yeniden düzenlemeler söz konusu olmuştur. Avrupa Birliği politikaları da, özellikle, demiryolu sektörünün geliştirilmesinden yanadır.

Demiryolu ulaşımının avantajları göz önüne alınarak -gelişmiş ülkelerde önemli mesafeler söz konusudur- Japonya'da 1964 yılında, Fransa'da 1970 yılında hızlı tren işletmeye alınmıştır. Fransa'da 1972 yılında hızlı trenin sürati 318 kilometre/saat, 1990 yılında ise 515 kilometre/saate çıkmıştır. Japonya'da 1999 yılında 552 kilometre/saatle dünya rekoru kırılmıştır. Bakanlığımız, Ankara-İstanbul hızlı tren projesinin adımını atmıştır. Konya-Ankara hızlı tren projesi de ele alınmıştır. Kendisinden, Konyalılar adına, bu projenin hızlandırılmasını talep ediyoruz.

Ülkemizde, cumhuriyetten önce 3 174 kilometre demiryolu uzunluğumuz vardı. 1923-1950 yılları arasında 3 780 kilometre hat inşa edilmiştir. 1950 yılında, hat uzunluğu 7 671 kilometreye ulaştırılmıştır. Maalesef, 1950 yılından sonra, âdeta bir kırılma noktası oluşmuştur ve demiryolunda ciddî bir gerileme olduğunu görmekteyiz.

Bugün itibariyle, yolcu, yük, vagon ve lokomotif imali artmıştır. Ray ve yol yenileme çalışmalarında yüzde 300 artış sağlanmıştır. 2003 yılı, demiryollarında atılım yılı olmuştur. Türkiye'nin bütün önemli meseleleri, AK Parti iktidarıyla, hızla çözüme kavuşturulmaktadır.

Bugün, 8 607 kilometre ana hat olmak üzere, yan ve tali hatlarla birlikte, 10 500 kilometre demiryolu ağımız mevcuttur.

Genel ulaştırma sistemleri içerisinde, yolcu taşımacılığında demiryolunun payı 1950'de yüzde 42'iken, bu oran, bugün, 2002 itibariyle yüzde 2'ye düşmüş; yük taşımacılığında demiryolunun payı 1950'de yüzde 78'iken, bu oran, bugün, yüzde 4'e düşmüştür. Tabiî, bu da, ülkemizde pek çok büyük problemi beraberine getirmiştir.

Sürekli artma eğiliminde olan taşıma talebi, sadece karayoluyla sürdürülemez. Elbette, karayolu ağı geliştirilmelidir. 15 000 kilometre duble yol da, ülkemiz için yeterli olmayacaktır. Otoyollar, ülkeyi bir ağ gibi sarmalıdır; ancak, çağın gelişen şartları, artan taşıma talebi, taşımadan beklentiler, demiryolu ağının genişlemesini gerektirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları zarar eden bir kurum olmaktan çıkmış, 2003 yılı itibariyle, gelir-gider dengesi sağlanmıştır. Uzun yıllardır uygulanan yanlış politikaların semeresini trafik canavarı, petrol bağımlısı bir ulaşım sistemiyle acı bir şekilde almaya başlayan ülkemizin, demiryollarının rehabilitasyonu, hızlı tren girişimleri, hatlara erişim hakkı sağlama gibi attığı ciddî adımlarını, kaliteyi iyileştirme, müşteri memnuniyetini artırma, daha esnek ve rekabetçi bir yapıya kavuşturma yolunda güzel ve başarılı çalışmalar olarak görmekteyiz. Bu yüzden, Değerli Bakanımızı ve personelini tebrik ediyoruz.

Bölgenin ekonomik merkezi olmayı hedefliyorsak, bunun altyapısını oluşturacak etkin bir liman şebekesi ve taşımacılık filosu kurulması, mevcutların modernizasyonu ve geliştirilmesi şarttır.

Bugün itibariyle, 800 000 000 deadweight ton kapasiteye sahip olan dünya ticaret hacmi, 37 000 civarında gemiyle gerçekleştirilmektedir. Panama, 100 000 000, Liberya 96 000 000, Yunanistan 51 000 000, Kıbrıs Rum Kesimi 39 000 000 deadweight tonla ilk sıraları alırken, ülkemiz, 10 milyon deadweight tonluk kapasitesiyle, dünya sıralamasında 16 ncı durumdadır. Deniz ticaret filomuz, uluslararası taşımalara uygun 522 gemi, diğer nitelikte 621 gemi olmak üzere, toplam 1 143 gemiyle bu taşımacılığı gerçekleştirmektedir.

Ülkemizin coğrafî konumu kara taşımacılığını önemli hale getirirken, deniz taşımacılığını da çok önemli kılmaktadır. 2004 yılından itibaren uygulanacak yakıtta ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) muafiyetiyle mazot fiyatlarının önemli oranda düşecek olması, deniz ulaşımında önemli bir desteklemedir. Ayrıca, limanlarımızda yüzde 50'ye varan tarife indirimi, başta büyük turistik gemiler olmak üzere, gemi trafiğinde önemli bir artış sağlamıştır. Yakıtın düşürülmesiyle, taşımacılık ucuzlayacak, katmadeğer artacak, rekabet şansımız da yükselecektir.

Bakanlığımız tarafından yetkilendirilen Türk Hava Yollarıyla birlikte, 14 özel hava taşıma firmamız mevcuttur; 6'sı kargo taşımacılığında olmak üzere, 152 büyük gövdeli uçakla hava taşımacılığı gerçekleştirilmektedir. Daha ucuz seyahat imkânı için, sivil havacılık kuruluşlarınca desteklenme gerçekleştirilmiş; Devlet Hava Meydanları üst geçit ve konaklama ücretlerinde ciddî indirimler yapılmıştır. Atıl havaalanlarının işler hale getirilmesi, ucuz ve yaygın hava taşımacılığının gerçekleştirilmesi, bölgesel hava taşımacılığının projelendirilmesi, sınır vilayetlerimizden komşu ülkelere hava taşımacılığının gerçekleştirilecek olması, Bakanlığımızın önemli projeleri arasında yer almaktadır.

2004 Mayısına kadar, minimum yüzde 51'lik hissesinin blok satışı için ilana çıkılması hedeflenen Türk Telekom AŞ Genel Müdürlüğü, iyi bir ekiple, hem özelleştirme çalışmalarını sürdürmekte hem de haberleşme hizmetlerinde teknolojik gelişmeleri takip ederek, etkin, yaygın, sürekli bir hizmetin sunulması için gayret sarf etmektedir.

Telekomun sadece Millî Eğitim Bakanlığıyla yaptığı protokol kapsamında 42 500 okula internet bağlantısı sağlanmıştır. Bu proje 2005 yılında tamamlanacak ve eğitime fevkalade destek sağlayacaktır.

Sağlık Bakanlığımızın da çok kıymetli çalışmaları olduğunu burada ifade etmek istiyorum. Değerli Bakanımızı ve personelini de, bu açıdan tebrik ediyorum.

Sağlık sorunu, bir insanın başına gelebilecek en önemli sorundur. İnsan, fakirliğe, yokluğa, yoksulluğa tahammül edebilir, gerektiğinde boğazından kesebilir, lokma sayısını azaltabilir; ama, sağlık ihtiyacının karşılanmasından vazgeçemez. Bu nedenle, sağlık hizmetlerinin sorumluluğu ve vebali çok ağırdır.

Sağlık, sınır tanımayan bir konu olarak, dünya gündeminin ilk sırasındadır. Uluslararası sağlık kuruluşları UNICEF ve WHO, tüm ülkelerin, özellikle çocuk ve anne sağlığı ve bağışıklama verilerini, ülkelerin bu hususlardaki gelişme göstergelerini ve istatistiklerini takip etmektedir. Göstergelerdeki ülke sıralamaları, aslında, bir şekilde, ülkenin gelişmişlik göstergesini de ihtiva etmektedir. Bu nedenle, insan sağlığının ticarî bir meta olarak kabul edilemez olduğu da bir gerçektir.

Sağlıkta önemli gelişmeler olarak, 2003'te, kimse, borcundan dolayı hastanelerde rehin kalmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çetin, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

REMZİ ÇETİN (Devamla) - Koruyucu sağlık hizmetleri ve aile hekimliği konusunda önemli adımlar atılmıştır. Aşılanmış çocuk oranımız yüzde 80'in üzerine çıkarılmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı -SSK hastaneleri- ile Sağlık Bakanlığı arasında sağlık kuruluşlarının ortak kullanımı, özellikle kuyruklarda çile çeken SSK çalışanlarını çok sevindirmiştir. Şu anda, Sağlık Bakanlığı sağlık kuruluşlarına başvuran hastalarımızın yüzde 25'i SSK hastalarıdır.

Geçtiğimiz günlerde, sağlıkta "sözleşmeli personel" uygulamasına geçilmiş ve bu, sağlıkta ciddî bir devrim olarak kendisini göstermiştir. Doktorlarımızın mecburî hizmetleri kaldırılmıştır ve çok önemli bir gelişme de, 30 ilde, toplam 50 hastanede, hasta hakları birimi ve hasta hakları kurulu oluşturulmuştur.

Biz, bu güzel çalışmalarından dolayı her iki bakanımızı -Ulaştırma ve Sağlık Bakanlarımızı- ve değerli personelini tebrik ediyoruz ve bütçemizin vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Tekrar, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Şahsı adına, aleyhte, Hatay Milletvekili Sayın Züheyir Amber söz istemiştir.

Buyurun Sayın Amber.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

ZÜHEYİR AMBER (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, televizyonları karşısında bizleri izleyen sevgili vatandaşlarım; Sağlık Bakanlığı bütçesiyle ilgili, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinize saygılarımı sunarım.

Bir ülkede sağlık hizmetlerine ayrılan pay, temel olarak, ülkenin kalkınmışlık düzeyiyle doğru orantılıdır. Eğer, bir ülkede, çocuklarda beslenme bozukluğu varsa, koruyucu sağlık hizmetleri durmuşsa, bebek ve anne ölümleri artmışsa, sağlık personeli yetersizse, ülke nüfusunun yarısı sağlık güvencesinden yoksunsa, sahte hekimlik varsa, reçetesiz ilaç veriliyorsa "bıçak parası" adı altında halktan rüşvet isteniliyorsa, halka sağlık eğitimi verilemiyorsa, bozuk ve denetimsiz besin maddeleri satılıyorsa, kullanma ve içme suları mikroplu ve sağlıklı olmayan barınma koşulları varsa, bu ülkede, sağlık hizmeti verildiğini söylemek çok güçtür. Ne yazık ki, bu saydığımız olumsuzlukların hepsi, ülkemizde mevcuttur.

Değerli milletvekilleri, bir sorunun ya da bir hastalığın çözümü için en önemli olan unsur, tanıdır. Eğer, tanıyı doğru koyarsak, tedavi etmemiz daha kolaydır. Tanıyı doğru koyabilmek için, sağlık hizmetlerinin sorunlarını masaya yatırmak gerekmektedir.

Sağlık hizmetlerinin sorunlarını 6 ana başlık altında topladım. Bunlar; örgütlenme, yönetim ve işletme, insan kaynakları, finansman, enformasyon ve değerlendirme ve hizmet sunumudur. Bu saymış olduğumuz sorunları kısaca açtığımızda, görüyoruz ki, Sağlık Bakanlığının kuruluş kanunu yoktur, kanun hükmünde kararnamelerle örgütlenmiştir, karmaşık bir örgütlenme mevcuttur.

Birçok kamu kurumu, kendi hizmetlerinin yanı sıra sağlık hizmeti sunmakta ve hatta, hastane işletmektedir. Hizmeti sunan ve finanse eden kurumlar, birbirine karışmış durumdadır. Birinci basamak hizmetler için; yani, sağlık ocağı ve dispanserler bir kent tipi modeline uygun biçimde kurulamamış olmasından dolayı, insanlar, maalesef, direkt hastanelere başvurmaktadır.

Sağlık mevzuatının eski olması yüzünden, günün koşullarına uymamakta ve sağlık hizmeti veren kurumlar arasında koordinasyon sağlanamamaktadır.

Yeni başlatılan ve deminden beri övülen, SSK ve Sağlık Bakanlığı hastaneleri arasındaki ortak çalışma, ön hazırlık ve altyapı çalışması yapılamadığından, ortada bir karmaşa mevcut olup, bu karmaşa hâlâ giderilememiştir. Uygulama başladığından bu yana, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının daha şimdiden Sağlık Bakanlığına 45 trilyon lira borcu birikmiştir.

Yöresel farklılıklar dikkate alınmadan standart hizmet verilmeye çalışılması, hizmeti pahalı ve verimsiz hale getirmektedir.

Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatında gereğinden fazla personel çalıştırılmaktadır. Bu, ana hizmet birimleri arasında yetki çakışmalarına neden olup, koordinasyon sağlanmasını güçleştirmekte, personel atamalarında gerçek gereksinmeler dikkate alınmadan, siyasî etkiler, maalesef, önplana çıkmaktadır.

Eğitimli ve nitelikli yönetici yerine yetersiz yöneticilerin görevlendirilmesi, hastanelerde ciddî sıkıntılar yaratmaktadır. Araştırılmadan, plansız ve siyasî amaçlarla yapılan sağlık evi ve hastaneler yüzünden personel dağılımı dengesiz olup, eğitimleri ve nitelikleri düşüktür. Bu da, etkin bir hizmet anlayışını aksatmaktadır.

Son yıllarda, toplam kamu harcamalarında artış görülmekle beraber, koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay azalmakta, tedavi edici hizmetlere ayrılan payın artmakta olduğu gözlemlenmektedir. Oysa, yapılan araştırmalara göre, koruyucu sağlık hizmetleri harcamaları, tedavi edici harcamalara göre daha az maliyetli, etkili ve verimli olmaktadır.

Sağlık ocaklarında hasta kayıtları yetersiz, hasta kodlamaları yapılamamakta, istatistikler tam doğru hesaplanamamakta olup, merkeze bilgi akışı sağlıklı ve yeterli olmamaktadır. Bu yüzden de, ülke çapındaki sağlıkla ilgili istatistikler tam sonucu verememektedir.

Değerli milletvekilleri, özellikle şu konuyu ayrıca belirtmek istiyorum. Bildirimi zorunlu hastalıklardan tüberküloz, çok sıkı takip edilip kontrol altında tutulması gerekli bir hastalıktır. Son yıllarda verem savaş dernekleriyle ilgili yanlış uygulamalar yüzünden hasta sayısında artış gözlenmekte ve bu, ülkemiz için büyük bir risk taşımaktadır.

Ben bir göğüs hastalıkları uzmanı olarak ve verem savaş derneklerinde uzun yıllar çalışmış bir hekim olarak görüşlerimi sizlere ve özellikle Sağlık Bakanlığına iletmek istiyorum.

Verem savaş dispanserlerindeki yapı kesinlikle korunmalı. Bütün bulaşıcı hastalıklar gibi, verem hastalığında da ulusal kontrol sistemi gereklidir. İki yıl önce yayımlanan yönergede alınmış olan karar gereğince, il tüberküloz sorumluları hemen atanmalıdır. Bütün birinci basamak sağlık kuruluşları verem savaşına entegre edilmeli, tedavinin günlük takibi esas alınarak, sağlık ocakları ve diğer birinci basamak sağlık kuruluşları tarafından yürütülmelidir. Böylelikle, tüm hastalar, tek bir organizasyon içerisinde tedavi ve takip edilebileceklerdir.

Halen, verem savaş dernekleri mücadeleye önemli katkıyı, gönüllü ve ücretsiz sağlamaktadırlar. Verem savaş dernekleri geçmişte olduğu gibi, önümüzdeki dönemde de önemli işlevler görmelidir ve hak ettiği yeri bulmalıdır.

Tedavinin düzensiz olmasına bağlı olarak gelişen ve toplumumuzu tehdit eden dirençli veremin önlenmesi için, bir yandan gözetimli tedavi yaklaşımı benimsenirken, diğer yandan ilaçların kullanımı da kontrol altına alınmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği gibi, tüberküloz ilaçları serbest piyasada satılmamalı, sadece ilgili sağlık birimleri tarafından hastalara verilmelidir. Eğer, bu önlemler alınmazsa, bu hastalık, AIDS veya SARS'tan daha büyük tehlike arz etmektedir. Ben, özellikle bunu burada vurgulamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlık ekonomisi genel ekonomiden ayrı düşünülemez; ancak, sağlık hizmetlerinin, serbest piyasa ekonomisine konu edilmesini engelleyen kendine özgü bir özelliği vardır. Sağlık hizmeti tüketimi rastlantısaldır; yani, nerede, ne zaman, ne ölçüde ve kimlerce istenileceği kolayca saptanamaz. İstemin boyutunun da kestirilmesi güç olup, yerine başka hizmet konulamaz. Hizmetin, boyutunu ve kapsamını, hizmeti kullanan değil, hekim saptar. Bu yüzden de, sağlık hizmetlerinin sunumunda hekimlerin ve sağlık personelinin önemi çok büyüktür. Bu personelin, gerekli sosyal refaha ve özlük haklarına kavuşturulması bir zorunluluktur. Bu yüzden, Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan eylemlerle ilgili olarak onlarla kavga etmek yerine, ortak bir noktada buluşmak gerekmektedir.

Sayın Başkan, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı programını anlatırken, sadece hamasi söylemler içerisinde bulunmuştur; ancak, bu söylemler, hepimizin bildiği, düşündüğü, gerçekleştirmeye çalıştığı güzel şeylerdir; fakat, halkımız, somut icraatlar görmek istemekte, özellikle sağlık sektöründe daha da fazla beklemeye tahammülü bulunmamaktadır.

Yaklaşık bir senedir ülkeyi yöneten 58 ve 59 uncu Hükümet, sağlık sorunlarıyla ilgili Acil Eylem Planındaki maddelerden ancak bir tanesini hayata geçirebilmiştir. O da "zamanla düzene girecek, düzenleyeceğiz" söylemlerine rağmen, sağlık sorunlarının büyük bir kısmını çözememiş, örneğin, tüm hastanelerdeki hasta yığılmasını hâlâ önleyememiştir. Önümüze gelen 2004 bütçesinde de görüyoruz ki, Sayın Bakanın da Sağlık Bakanlığının payını genel bütçeden artırmaya gücü yetmemiştir. Bu hükümetin yapması gereken, kulağa hoş gelen vaatler vermek değil, somut adımlar atarak sorunları çözmektir. En kısa zamanda söylemlerinizi hayata geçirmenizi umut ediyorum.

Bu arada, değinmeden geçemeyeceğim, daha önce Sayın Kaptanoğlu'nun konuşmasını dinledim; konuşmasında denetim yapan bir milletvekili olmaktan çok, sanki, Sayın Bakanın veya Sayın Müsteşarın sözcüsü gibi konuşmuştur. Bu da kamu nezdinde sanki iş takipçiliği üslubunu hatırlatmıştır.

Hepinize saygılarımı sunarım. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Amber.

Hükümet adına, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım... (AK Parti sıralarından alkışlar)

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, çalışma saatimiz dolmadı mı? 13.00'te yemek arası verip, 14.00'te başlamamız gerekmiyor mu programa göre? Program mı değişti?

BAŞKAN - Çalışma süresinin Sayın Yıldırım'ın konuşma süresinin bitimine kadar uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Buyurun Sayın Yıldırım.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Ulaştırma Bakanlığının 2004 yılı bütçesi münasebetiyle huzurunuzdayım; Yüce Meclisi, Bakanlığım ve çalışanları adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Ulaştırma Bakanlığı, hizmet alanları itibariyle çok yaygın bir bakanlıktır; havayolu taşımacılığı, denizyolu taşımacılığı, demiryolu ve karayolu bir yanda, diğer yandan da haberleşmeyle ilgili konular bakımından çok yaygın bir hizmet ağına sahiptir.

Değerli milletvekilleri, ulaşım ve iletişim, bir ülke ekonomisinin en temel altyapı yatırımlarından bir tanesidir. Toplam ekonomik faaliyetlerde iletişimin ve ulaştırmanın payı yüzde 30'dur. Dolayısıyla, ulaşım ve iletişim alanında yapılabilecek iyileştirmeler, ülke ekonomisine, ülke ticaretinin artmasına fayda sağlayacak, ilave istihdam ve ülke refahının artmasına ciddî katkılar sağlayacaktır.

Değerli konuşmacılar, Bakanlığımız faaliyetleriyle ilgili çok önemli bilgileri aslında verdiler; bütün söylenecek sözler söylendi. Benim, ancak, belki, teşekkür etmem gerekir. Fakat, bu noktada, yemek saati olduğunu da dikkate alarak konuşmamı fazla uzun tutmayacağım. Onun için sabrınıza şimdiden teşekkür ediyorum.

Ulaştırma sektöründe, denizcilik alanında, Sayın Kaptanoğlu, tabiî ki konuları en az bizim kadar biliyor; çünkü, aileden gelme bir denizci ve denizciliğin bütün konularını günü gününe, saati saatine takip ediyor; çünkü, onun ömrü bu işlerle geçmiş. O yüzden, değerli Cumhuriyet Halk Partili milletvekilimizin, Sayın Kaptanoğlu'nun bu gayretli çalışmalarını bir iş takipçiliği gibi algılamasını yadırgıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Ve sadece Kaptanoğlu değil, bu Meclis, denizciliğimiz için çok büyük işler yaptı. İsterseniz önce denizciliğimizle ilgili neler oldu, kısaca ben bunu sizlere arz etmek istiyorum.

Ülkenin kurtuluşu denizciliktedir değerli milletvekilleri. Denizci millet, denizci ülke olmak, bugünkü günümüzde daha zengin, daha refah içinde olmamızın kapısını açacaktır. Türkiye büyük bir devlet, Türk Milleti de çağdaş medeniyetin üzerinde büyük millet olacaksa, her köşesinde deniz hizmet ve imkânlarının bulunması gerekir. Unutmayalım, bundan yüz yıl önce dünya denizciliğinde lider olan ülkemiz, ne yazık ki bugün, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesiminin de gerisinde kalmıştır. Denizin her alandaki bu önemini kavrayarak, denizcilikte 2003 yılı içerisinde sessiz bir devrimi gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bunlar nelerdir diye sorulacak olursa; en başta, liman ücretlerinde yüzde 50, fener ücretlerinde yüzde 30 indirim yapılmıştır. Bu indirimlerden ülke kaybetmemiş kazanmıştır. İşte ispatı: Çeşme Limanında gemi trafiği, 2002 yılına göre 2003 yılında yüzde 80 artmıştır. Kuşadası Limanına kruvazör gemiler, turist taşıyan gemiler gelmiştir ve 2002 yılının trafiği ile 2003 yılı trafiğini karşılaştırdığımızda, artış miktarı yüzde 59'dur. Keza, İzmir Limanı daha önce yolcu gemisi kabul etmiyordu, bu indirimlerle yolcu gemisi kabul etmeye başlamış ve sezon içerisinde 2 500 turist İzmir Limanına iniş yapmıştır. Konteyner trafiğinde de yine İzmir Limanında yüzde 80 artış kaydedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, görüldüğü gibi, indirimler bir tetikleme etkisi yapıp, daha önce yüksek liman ücretleriyle daha az gemi gelip daha az gelir elde edilirken, yapılan bu düzenlemeyle gemi trafiği artmış ve daha fazla gelir elde edilmiştir. Bununla da kalınmamış, ülke ticaretinde de yüzde 30'a varan -ihracatta- artma gözlenmektedir.

Aynı şekilde, Devlet Demir Yollarımızın işletmekte olduğu 7 limanda da 2002 Ocak-Kasım döneminde elleşlenen yük miktarı 33 000 000 ton iken, aynı dönemde 2003 yılı için elleşlenen yük miktarı 38 000 000 tona ulaşmıştır. Liman işletme gelirleri de 162 000 000 dolardan 197 000 000 dolara ulaşmış bulunmaktadır. Görüleceği gibi, limanlarda gidilen bu indirimler, ciddî anlamda, denizciliğimizin gelişmesine katkı sağlamıştır.

Yine, denizciliğimizde çok büyük devrim, kabotaj hatlarımızda yok olmaya yüz tutan iç taşımacılığımızın tetiklenmesine yönelik tedbirlerdir. Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz temmuz ayında, Kabotaj Bayramı sırasında, Sayın Başbakanımız, bu alınan kararları kamuoyuna duyurmuştur. Bunlardan en önemlisi, kabotaj hattında ÖTV'siz yakıt uygulamasına 1 Ocakta başlanacak olmasıdır. Bunun anlamı şudur: Bugün litresi 1 350 000 lira olan mazot, 650 000 liradan, deniz taşımacılarına, balıkçılara, ticarî yat işletmecilerine verilecek, böylelikle, 8 300 kilometrelik sahil şeridimiz olan ülkemizde, bu taşımacılık, önemli ölçüde artmaya başlayacaktır. Bunun sonuçlarını 2004'te ve 2005'te görmeye başlayacağız. Burada, değerli konuşmacılar, ulaşım politikasında yıllarca yapılan hataların önümüze kara bir tablo olarak geldiğini ifade ettiler; özellikle Sayın Dinçer'e ben teşekkür ediyorum. Türkiye'de, hakikaten, 1950'de başlayan karayolu ağırlıklı politikalar, bugün bir cinnet, cinayet noktasına gelmiştir.

Ortalama taşımalarımızın, yurtiçi taşımalarımızın yüzde 95'i karayolu, geri kalan yüzde 5'i demiryolu, denizyolu ve havayoluyla gerçekleştirilir hale gelmiştir. Halbuki, Fransa, sahil şeridi bizden daha az olmasına rağmen, yüzde 10 denizyolu, yüzde 10 havayolu, yüzde 30 demiryolu ve kalanını ancak karayoluna ayırmıştır. Dolayısıyla, Avrupa'nın bütün ülkelerinde, demiryolu taşımacılığı, artık, öncelikli sektör olarak kabul edilmiş ve bu çerçevede, 2020 yılına kadar "Avrupa TEN-T"leri diye adlandırılan projenin gerçekleşmesiyle, asgarî hızı 250 kilometre olan demiryolu ağları bütün Avrupa ülkelerini ve önümüzdeki mayıs ayında üye olacak diğer ülkeleri de kapsayacaktır ve proje yürütülmeye başlanmıştır.

Burada, demiryollarıyla ilgili şunu gündeme getirmekte fayda var: Türkiye'nin coğrafyası zordur ve dolayısıyla, demiryolu maliyetleri oldukça fazladır. Ancak, unutulmamalıdır ki, bu kıt kaynaklara rağmen, bu ülkede, son yirmi yılda bir tek kilometre demiryolu yapılmamışken, 11 milyar dolar para verilmiştir. O halde, bir şeye karar vermek gerekiyor; o da, biz demiryollarını terk mi edeceğiz, yoksa, demiryollarımızı ayağa mı kaldıracağız.

Cumhuriyetin kuruluşundan önce 14 500 kilometre demiryolu ağına sahip olan ülkemiz, kendi misakımillî sınırlarımıza çekildiğimizde, 4 500 kilometresi elde kalmış, ancak, Yüce Atatürk'ün o dönemde başlattığı demiryolu seferberliğiyle, daha sonraları, Onuncu Yıl Marşında ifadesini bulan "Demir ağlarla ördük yurdun dört bir yanını" söylemine paralel olarak 1950'ye kadar bu demiryolu ağı uzunluğu 8 500 kilometreye uzatılmış, ne yazık ki, geçen elliüç sene içerisinde ancak 1 800 kilometre demiryolu yapılmıştır.

Bu noktada, ulaşım ana planıyla ilgili burada gündeme getirilen görüşlere de bir açıklık getirmek istiyorum; o da şudur : Ulaşım ana plan denemeleri, 1980'li yıllardan itibaren muhtelif zamanlarda yapılmış, ancak, ne yazık ki, Sayın Dinçer'in de ifade ettiği gibi, uygulama kabiliyeti bulamamıştır.

Bizim bu dönemde yaptığımız şudur: Ulaşım ana planı çalışmaları devam edecektir ve herkes, bu işin uzmanı olanlar bilir ki, ulaşım ana planı bir yılda bitmez. Ancak, biz, bir plan stratejisi kapsamında öncelikleri belirledik ve bu önceliklere yönelik de adımlarımızı atmış bulunuyoruz. Bu adımlar nedir; denizciliğin, demiryollarının, öncelikli alt sektör olarak kabul edilmesi ve bu yönde yatırımlara başlanmasıdır.

İşte örnek; Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi. Bunun birinci etabının çalışmasını başlattık; ikinci etabının uygulama projelerini tamamladık. 2004 yılı başından itibaren ihaleye çıkıyoruz ve her iki proje eşzamanlı yürüyecek, 2005'in sonunda da Ankara-İstanbul arasındaki ulaşım artık, 7 saatten 3 saate düşecektir.

Diğer bir önemli tamamlayıcı proje, tarihî İpek yolunu ihya edecek Tüp Geçit ve Marmara Projesidir. Bu proje de, Türkiye'nin yüz yıllık hayalidir. Sultan Abdülmecit tarafından ilk tasarlaması yapılan ve cumhuriyet hükümeti döneminde de 1980'li yıllarda fiilen çalışmasına başlanılan bu projeyle, hükümetimiz, bu dönemde önemli adımı gerçekleştirmiş ve ihalesini yapmıştır, 2004 yılının ilk çeyreğinde de temelini atacağız.

Projenin ikinci etabını da, yani, banliyö hatlarının yenileştirilmesi ve üçüncü hat ilavesini içeren ikinci etabını da 2004 yılı içerisinde ihale edeceğiz. Bu projenin tamamlanma süresi 50 ay olup, bu proje tamamlandığında, İstanbul kentiçi ulaşımında çok önemli rahatlama sağlanacaktır. Zira, bu sistem, diğer metro sistemine de entegre olacak ve böylelikle iki gidiş-geliş hattında bir saatte 120 000 insanımız taşınabilecektir. Diğer önemli özelliği de, Batı Avrupa'dan Uzakdoğu'ya uzanan tarihî İpekyolunun eksik olan önemli bir halkası da kesintisiz hale gelmiş olacaktır.

Demiryollarımızla ilgili son bir sene içerisinde çok önemli çalışmalar yapıldı. Yapısal düzenlemeler kapsamında, yük taşımacılığı tekeli kaldırıldı. Yani, artık, trenini, vagonunu alan, gelsin, demiryollarında işletmecilik yapsın. Niye; bu ülkede karayollarını da devlet yapıyor; ama, ondan sonra, kullanımını halka bırakıyor, neden demiryollarında böyle bir uygulama olmasın dedik ve bu uygulamayı başlattık. Özellikle organize sanayi bölgeleri, Gaziantep, Kayseri, Denizli, bu uygulamadan büyük heyecan duymuşlar ve bu konuda Gaziantep'le anlaşma sağlanmıştır. Diğer illerimizde görüşmeler devam etmektedir.

Demiryollarımızda, yine, bu dönem içerisinde, Doğu Ekspresinin güzergâhı Erzurum'dan Kars'a kadar uzatılmış, ayrıca, İzmir-Ankara arasında üçüncü bir hızlı tren "9 Eylül Ekspresi" hizmete girmiş; Malatya'daki trenler yenilenmiş ve sayısı artırılmıştır.

Değerli arkadaşlar, tabiî, demiryollarıyla ilgili projelerin gerçekleştirilmesi için en önemli ihtiyaç, kaynaktır. Şunu unutmamamız lazım ki, demiryollarının elli yıllık geç kalmışlığını bir iki yıl içerisinde giderme imkânı yoktur. Ancak, son yıllarda ülke kaynaklarının ne kadar çarçur edildiğini hepimiz biliyoruz. Bunu da dikkate alırsak, yatırım için, özellikle ulaşım altyapı yatırımları için fazla kaynak kalmadığını da, burada, hepimizin kabul etmesi gerekir. Bunun için alternatif finans kaynakları, özellikle yap-işlet-devret veya başka finans kaynakları arayışımız devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer sektörlere, özellikle Türk Hava Yollarına kısaca değinmek istiyorum. Türk Hava Yolları, şu anda, Özelleştirme İdaresine bağlı olmasına rağmen, Bakanlığımın sektörel anlamda ilgisi bulunan bu şirketle ilgili, Sayın Dinçer'in, sanki uçak alımının yeni bir yolsuzluk kapısını açtığı yönündeki kanaatine katılmadığımı ifade etmek istiyorum. Uçak ihtiyacını belirleyen, arz ve talep dengesidir. Bugün, Türk Hava Yolları, talebi karşılayamamaktadır. Bunun en güzel göstergesi olarak, son zamanlarda "her Türk vatandaşı uçacak" sloganıyla başlattığımız ucuz iç hat taşımacılığını örnek verebiliriz. Bugün, iki havayolu şirketimiz, bu taşımacılıkla ilgili çalışmalarına başlamıştır ve başladığı günden itibaren de, yüzde 95 dolulukla çalışmaktadır. Bütün bunlara rağmen, Türk Hava Yollarının aynı hatlardaki taşımalarının azalması beklenirken, yüzde 20 artış olmuştur. Bu, açıkça bir talebin olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, uçak alımı artık eskisi gibi değildir; uçaklar, alınmayıp kiralanmaktadır, uzun vadeli kiralanma şeklinde olmaktadır; yani...

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Feribotların alımıyla ilgili bir şey var mı?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Efendim?.. Anlamıyorum...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, soru soracağınız zaman, süre verilecektir. Soru cevap bölümünde sorunuzu sorarsınız, Sayın Bakanlar da cevaplarını verirler.

Sayın Bakan, Genel Kurula hitap eder misiniz.

Buyurun

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabiî, bakın, Türk Hava Yollarıyla ilgili, münhasıran şunu söylemekte yarar görüyorum: Sayın Dinçer, ehliyetsiz insanların işbaşına geldiğini ima eder bir şey söyledi. Bakın, bu ehliyetsiz dediğiniz insanlar, bir sene içerisinde, dış bürolarda ve bakım-onarımda yaptıkları düzenlemeyle, 120 000 000 dolar tasarruf sağlamıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakınız, normal şartlarda, uçak sayısına düşen personel sayısı standarttır. Dünyadaki uygulamalarda, bu, 100 civarındadır; Türk Hava Yollarında, bu rakam 160'tır. O halde ya personeli işten çıkaracaksınız ya da talep ortadayken filonuzu genişleteceksiniz. Bu, iktisadın temel kuralıdır, işletmenin rantabl çalışmasının gereğidir. Türk Hava Yolları da, bu yönde çalışmalarını sürdürmüştür. Üstelik, bu dönemde, bir yıllık dönemde, emeklilik nedeniyle, 800 personel tasarrufuna gitmiştir.

Değerli arkadaşlar, iç hava taşımacılığında, Türkiye çok önemli bir noktaya geldi. Bu konuda yapılan düzenlemelerle, artık, Anadolunun her tarafında taşımacılık yapılacak ve kimse düşünmesin ki, bu taşımacılık, karayolu taşımacılığını baltalayacak; böyle bir şey yok; çünkü, havayolu taşımacılığı yüzde 1,5 mesabesindedir; halbuki, karayollarında bu oran yüzde 95'tir. 150 000 000 insan karayollarında taşınıyor, sonuçları da ortadadır. Havayolunda taşıyacağımız her insan, trafik kazalarının azalmasına vesile olacaktır. Türkiye'nin buna ihtiyacı vardır.

BAŞKAN - Sayın Bakan, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Eyvah!.. Sayın Başkan, daha hiçbir konuya giremedik, ama, müsamahanıza ihtiyacım var.

BAŞKAN - Sayın Bakan, 45 dakikalık süreyi nasıl kullanacağınızı daha önce bildirdiniz, başlangıçta 23 dakika süre verdik, sonu gelmek üzere; size, toparlamanız için hatırlattım.

Buyurun Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Teşekkür ederim.

Dün akşamki Başkanımız eşit sürelere 15'er dakika ilave etmişti de, ben ona istinaden...

BAŞKAN - 1 dakika ilave ediliyor Sayın Bakanım.

Buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Teşekkür ederim. Peki, o zaman toparlayalım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tabiî, önemli olan haberleşme konusuna henüz geçemedik.

Türkiye'de 70 civarında hava meydanı var, bunların sadece 18 tanesi konvansiyonel, birçoğunun da, hiçbir inceleme yapılmadan, maalesef yapımına başlanmış ve bitirilmiş, kullanılması teknik olarak mümkün değil. İşte biz, 2004 yılında, kullanma kabiliyeti olan, konvansiyonel özelliği olmayan havaalanlarını da tekrar elden geçireceğiz. Havaalanlarımızla ilgili ihtiyaçlardan, Antalya ikinci bölgenin ikinci etap inşaatını başlattık. Bodrum, keza ihalesi bitti, 2005'e yetişecek. Esenboğa, Türkiye'nin başkentinin havaalanıdır, Türkiye'ye yakışır durumda değildir, bunun da yap-işlet modeliyle ihalesine çıkıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; haberleşme sektörüyle ilgili kısaca bilgiler arz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, Türk Telekomun çalışmalarıyla, 2004 yılından itibaren telekomünikasyon sektöründe ses tekeli de sona eriyor. Ses tekelinin sona ermesiyle birlikte, özel sektör de bu sektöre girecek; bununla ilgili kural düzenlemesini, lisansların verilmesini, ortak gelir bölüşümüne göre çalışma esaslarını Bakanlığımız belirledi. Bunu, yarın düzenleyeceğimiz bir basın toplantısıyla, kamuoyuyla paylaşacağız.

Bu arada, Telekomünikasyon Kurumu, biliyorsunuz 2000 yılında kuruldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Sektörde, kamu eliyle yürütülen işlerin, zamanla özel sektöre de verilmesi dolayısıyla, sektörün tarafsız bir şekilde düzenlenmesi, ikincil düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır. Yeterli tecrübe ve birikime sahip olmamasına rağmen, Telekomünikasyon Kurumu da, günden güne bu konudaki çalışmalarını geliştirmektedir.

Sayın Başkan, Türk Telekomun özelleştirme takvimini açıkladık. Biliyorsunuz, bu özelleştirme serüveni 1994'ten beri devam ediyor; ancak, geçen süreler, sektörün lehine olmamış, aleyhine gelişmiştir. Umarım, bu dönemde, tekrar bir hayal kırıklığı yaşamayız; ama, sonuç ne olursa olsun, bir yandan telekomünikasyon özelleşmesine hazırlanırken, diğer yandan, halkımızın ihtiyacı olan hizmet altyapısının iyileştirilmesi ve gerekli yatırımların zamanında yapılmasına önem vermekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun; son cümleleriniz...

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Aslında, söyleyeceklerim çok; ama, arkadaşlarım birçoğunu söyledi. Ben, sözlerimi toparlarken, 2004 yılı Ulaştırma Bakanlığı bütçesinin, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyor ve yine, ulaştırma alanında çok büyük devrim ifade eden Karayolu Taşıma Kanununun bu Meclisten iktidar ve muhalefetle, ittifakla çıkması ve cumhuriyet tarihinde karayolu sektörünün bir kanuna kavuşmasından dolayı, verdiğiniz desteğe de teşekkür ediyorum.

Hepinize iyi seneler diliyorum ve ülkemize aydınlık yarınlar diliyorum; sağ olun, var olun. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Ilıcalı; galiba söz istiyorsunuz, ama, Tüzüğün 60 ıncı maddesine göre açıklama yapmak için; buyurun.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Ali Dinçer, benim, Ulaştırma Bakanlığının bütçesiyle ilgili AK Parti Grubu adına konuşmamdan sonra şöyle -tutanaklardan aynen okuyorum- söyledi "Arkadaşım benim sözlerimi tam kavrayamamış" Önce, kendimi şu şekilde bir tanıtmak isterim: İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdikten sonra...

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, kendi açıklamanızı yapar mısınız.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Tamam efendim.

...ulaştırma dalında doktoramı, doçentliğimi, profesörlüğümü almış bir kişi olarak şunu hatırlatmak isterim ki, klasik ana planın hazırlanması başka bir konu, bizim yapmak istediğimiz ana plan stratejisi başka bir konu. Tabiî ki, Sayın Ali Dinçer Beyin birikimini yakından bilirim, özellikle talep analizi amacıyla uzun süreli bir veri toplama çalışması gerektirdiği için, biz, klasik anaplan çalışmasında vakit kaybetmeyelim diye düşündük. Siz çok yakından bilirsiniz ki, 1983-1993 yılları için yapılan anaplana çok büyük zaman ayrılmış, birçok sektör çalışmış; ama, uygulanamamıştır. Biz, burada, bu hatalara düşmememiz açısından, bir taraftan da öncelikli projeleri ortaya çıkarmak için bu süreci başlattık. Bunun adına, biz ana plan da diyebiliriz; fakat...

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, teşekkür ediyorum.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Önce herkes Meclis usullerini öğrensin.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Tamamlıyorum.

Bu, strateji çalışmasıyla başlamıştır; konu budur. Bundan dolayı, ben de, sizin, herhalde, bir düzeltme yapacağınızı bekliyorum.

Teşekkür ederim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Üniversitede ders vermek başka bir şey, milletvekilliği başka bir şey.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ilıcalı.

Sayın milletvekilleri, birleşime 1 saat ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 13.31

 

 

 

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.30

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

l.- 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S.Sayısı: 284, 286, 285, 287) (Devam)

A) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI (Devam)

1.- Ulaştırma Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Ulaştırma Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

a) Denizcilik Müsteşarlığı(Devam)

1.- Denizcilik Müsteşarlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Denizcilik Müsteşarlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

B) Sağlık Bakanlığı (Devam)

1.- Sağlık Bakanlığı 2004 Malî  Yılı Bütçesi

2.- Sağlık Bakanlığı  2002 Malî Yılı Kesinhesabı

a) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Söz sırası, Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'da; buyurun efendim.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 malî yılı Sağlık Bakanlığı bütçesiyle ilgili konuşmamı yapmak üzere huzurunuzda bulunuyorum; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçemiz üzerinde konuşma yapan ve değerli yorumlarda bulunan bütün milletvekili arkadaşlarıma şükranlarımı arz ediyorum. Sağlık resmimizi ortaya koyma açısından, Heyetinizi ve halkımızı bilgilendirme hususunda arkadaşlarımızın değerli katkıları oldu.

Sağlık hizmetlerini iyileştirme çalışmaları, sadece ülkemizin değil, gelişmiş ülkelerin de temel ve öncelikli gündem maddesi olmaya devam etmektedir.

Ülkelerin sağlık alanında, reform kapsamında yaptıkları çalışmalar incelendiğinde, bütün ülkelerde görülen ortak özelliğin, uzun yılları gerektiren sabırlı bir çalışma olduğu ortadadır. Türkiyemizde de, 1960'lı yıllardan itibaren ve daha sonra ikinci bir hamleyle 1980'li yıllardan itibaren sağlıkta iyileştirme çalışmaları hız kazanmış ve özellikle 1980'li yıllardan sonra, reform düşünceleri ağırlık kazanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Bakanlığımız döneminde, ülkemizdeki beklentilere cevap vermek üzere, Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yeni bir uygulama başlatmış durumdayız. Bu program, sağlık hizmetlerinde bir zihniyet değişikliğini esas alarak yola çıkmıştır. Bu anlamda, Bakanlığımın ilk icraatlarından biri, ücret ödeme problemlerinden dolayı insanımızın hastanelerde rehin tutulması ayıbını sonlandırmak olmuştur. Artık, gazete ve televizyonlarda "borcunu ödeyemeyen vatandaş hastanede rehin kaldı" haberleri, eskiden olduğu kadar sık yer almamakta ve nadir de olsa, böyle bir uygulama yapan kuruma rastladığımızda da, üzerine süratle gitmekteyiz.

Konuşmamın takip eden bölümlerinde, sürenin elverdiği ölçüde, bu dönüşümün bazı bileşenlerinden bahsetmeye çalışacağım.

Başlangıçta şunu ifade etmeliyim ki: Sağlıkta Dönüşüm Programının içerisinde nasıl bir zihniyet değişikliğinin olduğunu görmek için, aslında, bu konuya yoğunlaşmak gerekiyor. Yalnızca sloganlarla konuşma alışkanlığında olan değerli arkadaşlarımız için, aslında bu zihniyet değişikliğini değerlendirmek pek de mümkün olamıyor.

Bu arada, Sağlık Bakanlığı bütçemizle ilgili iki rakamın üzerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2002 ve 2003 yılı bütçelerinde, genel bütçe içerisinde yüzde 2,3 ilâ 2,4 oranlarında olan Sağlık Bakanlığı bütçesi, bu yıl, şu anda görüşmelerini yaptığımız 2004 bütçesiyle yüzde 3,2'ye çıkmaktadır. Bir yıl içerisinde yüzde 25'lik artışın gerçekleşmiş olmasını, değerli Anamuhalefetimiz niçin gözden kaçırmak ister, gerçekten bunu anlamak zordur. Evet, bu artışa rağmen, önümüzdeki yıllarda yeni artışlara ihtiyacımız vardır. Ben ümit ediyorum ki, ülkemizin kendini toparlayan ekonomisi, önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da artmasına imkân tanıyacaktır.

Ayrıca, şunu da ifade etmeliyim: Bu oranlar açısından, yeşilkart ödeneği, değerli anamuhalefet konuşmacısı arkadaşlarımın iddialarının aksine, hem 2002 yılında hem 2003 yılında hem de tabiî olarak 2004 yılı içerisinde bütçenin içerisinde yer almaktadır. Yani, bu oranın yüzde 2,4'ten 3,2'ye çıkması reel bir artıştır.

Değerli arkadaşlarım, Bakanlığım, ülkemizin sağlık potansiyelini tespit etmek, kaynakların verimli ve etkin bir şekilde kullanımını sağlamak ve sağlık yatırımlarının optimal hizmet katılımını gerçekleştirmek maksadıyla bir envanter çalışması başlatmıştır. Sağlık Bakanlığı olarak bu envanterin yol göstericiliğinde daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Türkiye sağlık envanteri çalışmasıyla, sağlıkta dönüşüm programının gerçekleşmesi daha da hızlanacaktır.

Bu arada, sağlık mevzuatının yenilenmesi konusunda ciddî ve yoğun bir çalışma içerisinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Şu ana kadar, 28 kanun masaya yatırılmış ve değerlendirilmektedir. Gerçekten, sağlık konusunda da, birçok konuda olduğu gibi, çok karmaşık, kompleks, yıllar içerisinde içinden çıkılması güç bir mevzuat oluşmuş durumdadır, bunu sadeleştirmek üzere şu anda çalışmalar içerisindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yaptığım 2004 yılı bütçe konuşmasına çıkarken, geçtiğimiz yıl bugünlerde, yine bu kürsüden yaptığım bütçe konuşmasını hatırladım. Bugün, düne göre iyi olduğumuzu görmek, yarın, bugünden çok daha iyi olma konusundaki azmimizi artırmaktadır.

Bu konuda, yeşil kartlı hastalarda ilaç israfını önleme, hak edenlerin sağlık hizmetlerinden daha kolay faydalanmalarını sağlamak üzere, otokopili yeşil kart uygulamasına geçiyoruz. Şubat ayı içerisinde, bu meseleyle ilgili olarak sayın valiliklerimiz çalışmalarını sonlandırmış olacaklar. Şunu ifade etmek isterim; yeşil kartlı hastalarımızın yatarak tedavileri için, bu yıl, bütçeden 2004 yılı bütçesine 780 trilyon ödenek ayırıyoruz. 2003 yılı bütçesine göre bu artış yaklaşık olarak yüzde 53'lük bir artışı ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Bakanlığımız, vatandaşımıza, henüz anne karnındayken başlayıp, ölünceye kadar tüm hayatı boyunca sağlık hizmeti vermektedir. Böylesi geniş bir süreye ve alana yayılmış sağlık hizmetlerinin standardizasyonu ve kaynakların daha verimli kullanılabilmesi için, sağlık hizmetlerinin tek elden planlanmasıyla ilgili Anayasa hükmünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu amaçla, vatandaşlarımızın herhangi bir ayırıma tabi tutulmaksızın, tüm sağlık kurum ve kuruluşlarından yararlanmalarını sağlayan uygulamaları başlattık. Bildiğiniz gibi, 2003 yılı içerisinde 11 ilde bu uygulamaları başlatmıştık. 2004 yılının başlangıcından itibaren bu uygulamayı bütün yurtta yaygın hale getiriyoruz. Şunu yapmış oluyoruz; böylelikle, artık, kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarında, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağlık tesisleri de dahil olmak üzere, Bağ-Kurlu, yeşil kartlı, SSK'lı, emekli, devlet memuru ayırımı tamamen ortadan kalkmış olmaktadır.

Bu arada, CHP milletvekili değerli arkadaşlarımın, SSK'lı hastaların ilaçlarını serbest eczanelerden almasını doğru bulmadıklarını ifade etmelerini gerçekten hayretle karşıladım. Evet, bu konuyu aktuaryel dengeleriyle birlikte, Çalışma Bakanlığımız, sektör ve bizim de katkılarımızla çözmeye çalışıyoruz. Bu noktada hayret ettiğim husus şudur: Sokaklara taşan kuyrukların devamından yana nasıl olabiliriz! Bu çok önemli sorunun çözülmesi çabalarına karşı çıkmayı halkımızın en güzel biçimde değerlendireceğine inanıyorum.

Hastaların hekim ve hastane seçme özgürlüklerinin sağlanması amacıyla, bildiğiniz gibi, devlet memurlarımızın ve emeklilerimizin özel sektöre ait sağlık kuruluşlarından yararlanmalarının önünü açtık. Bu hususta sürekli olarak ifade edilen, muhalefet anlamında ifade edilen bir nokta var. Biz, böylece, devletin imkânlarını özel sektöre aktarmış olmuyoruz değerli arkadaşlarım. Altını çizerek ifade etmek istediğim husus şudur: Biz, böylelikle, Anayasanın amir hükmünü yerine getirmeye çalışıyoruz, kamu ve özel sektör kaynaklarını vatandaşımızın hizmetine sunuyoruz. Bu hususta, özel sektöre ödenen paralar bütçe talimatında yer alan miktarların üstünde paralar değildir; bütçe talimatında ne varsa, faturalara, yalnızca bu yansımaktadır.

Değerli milletvekilleri, doktoru, hemşiresi, ebesi ve diğer bütün sağlık çalışanları, insanımıza hak ettiği sağlık hizmetini verebilmenin ve şifa bulmalarını paylaşma mutluluğunun başka hiçbir getiriyle kıyaslanamayacak kadar güzel olduğunu her gün yaşamaktadırlar ve bu arada, bu değerli sağlık çalışanlarımızın gelirlerinin iyileştirilmesini ve kendilerine yakışır bir seviye kazanmasını istiyoruz; bu amaçla, geçici değil, esaslı bir politika geliştirmenin çalışmaları içindeyiz.

Sağlık personelinin hizmete katkısı oranında dönersermaye gelirlerinden yararlandırılmaları amacıyla, 2003 yılı içerisinde başladığımız çalışmaları, geri bildirimlerle geliştirerek, 2004 yılı içerisinde bütün yurt geneline yayıyoruz. Hasta merkezli, hastaya hekim seçme hakkı veren, sağlık çalışanına ürettiği hizmete paralel eködeme öngören bir sistemin böylece temellerini atıyoruz. Bu noktada, Sayın Maliye Bakanımıza ve değerli bürokratlarına huzurunuzda teşekkürü bir borç biliyorum. Yürüttüğümüz ortak çalışmalar sonucunda, hekimlerimize, kamu sağlık kuruluşlarında verebileceğimiz dönersermaye katkı payı üst limitleri 5 ilâ 7 katına, diğer sağlık personeline verebileceğimiz üst limitler de 2 ilâ 2,5 katına çıkmaktadır şu anda mevcut olanlara kıyasla.

Bu arada, 4924 sayılı Kanunla yardımcı sağlık personelimizin göstergelerini artırarak aylık ücretleri ve emeklilik ikramiye ve aylığı açısından yıllardır beklenen bir iyileştirme yaptığımızı da tekrar hatırlatmak istiyorum.

Anamuhalefet Grubu adına konuşan Sayın CHP milletvekili arkadaşlarım, bu uygulamalardan SSK'nın 6 trilyon borcunun biriktiğini ifade ettiler; sağlık sunum, sağlık hizmet bütçesi 6 katrilyonlara ulaşmış bir kurumun, 5 trilyonluk veya 6 trilyonluk borcundan bahsettiler. Bunu da hayretle karşıladım. Şunu ifade etmeliyim ki, biz, bu hizmeti yaygınlaştıran zihniyetimizle birlikte israfı önleyici çalışmaları da yürütüyoruz; yoğun bir biçimde, hem SSK ile hem diğer geri ödeme kurumlarıyla bu çalışmaların içerisindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık insan kaynakları açısından, ülkemizde yıllardır bir dengesizliğin yaşandığı hakikaten çok acı bir gerçektir. Ülkemizin bazı bölgelerinde ebe, hemşire, doktor, uzman doktor ihtiyaçları, maalesef, on yıllar boyunca -Türkiye Cumhuriyetinde- karşılanamamıştır. Mecburî hizmetler getirilmiştir, çeşitli zorlayıcı tedbirler ortaya konulmuştur; ama, bu, gerçekleştirilememiştir.

Yine, değerli arkadaşlarımın ifade ettikleri üzere, bu gerçekleştirilemeyince, ülkemizin belli bölgelerinde, anne ölümleri, çocuk ölümleri, bugün, maalesef, kabul edilemeyecek düzeylerdedir. Özellikle, bu bölgelerde çalışacak, bu bölgelerde istihdam edilecek personeli buralara götürmemiz lazım. Onun için, değerli Meclisimizin, Yüce Heyetinizin katkılarıyla oluşturduğumuz 4924 sayılı Kanunla, hem görev noktalarında verimliliği oluşturamayan, zoraki bir uygulama olan mecburî hizmeti ortadan kaldırdık hem de bu bölgelerde kendi isteğiyle, kendi gönüllü talebiyle çalışacak bir sözleşmeli personel uygulaması başlattık. Bildiğiniz gibi, bu sözleşmeli personele öngördüğümüz ücretler, hakikaten, oldukça yüksek ücretlerdir. Böylece, çağdaş bir yöntem izleyerek, sağlıkta daha yüksek maaşla sözleşmeli personel istihdamına imkân tanıyan bir yolu açmış olduk.

Bu çalışmalarımızın, Anamuhalefet Partimiz Cumhuriyet Halk Partisinin parti programında yer alan "sağlık sektörü insangücünün, gönüllü olarak, tıkanmış olan mecburî hizmet uygulamasına gerek kalmadan, özendirici maddî koşullar geliştirilerek yurda dengeli olarak dağıtılacaktır" ifadesiyle de örtüşmesi, ülkemiz ve insanımız adına, gerçekten, sevindiricidir.

Reform niteliğindeki bu kanunla, Sağlık Bakanlığına içinde bulunduğumuz yılda 15 000 kadro için, Maliye Bakanlığından izin aldık ve bu kanunla, Sağlık Bakanlığına ihdas edilen pozisyonlarda istihdam edilecek hekimler, diş hekimleri ve eczacıların kuralarını 10 Aralık 2003 günü kamuoyu önünde yaptık. Diğer personelimiz de, 13 Aralık 2003 tarihinde, merkezî sistemle, meslekî ağırlıklı bir sınava tabi tutuldular.

Bu kadrolarla istihdam edeceğimiz sağlık personeli sayısı, daha önceki yıllarda istihdam edilen sağlık personeli sayısının birkaç katına ulaşmaktadır. İşte, bölgesel sağlık hizmeti dengesizliğini azaltmak için, hakikaten, bu kanun ve bu kanunla attığımız adımlar, çok ciddî, çok değerli adımlar olmuştur.

Söz konusu personelin istihdam önceliği olan il, ilçe ve kurumların sağlık personeli ihtiyacını karşılayacak şekilde yerleştirilmelerine 2004 yılı içinde de devam edeceğiz.

Bazı değerli arkadaşlarımın kadrolaşma iddialarına karşı, bu personelin tamamen adil ve tarafsız yerleştirilmesi uygulaması, en güzel cevabı teşkil etmiştir kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, şüphesiz ki, Sağlık Bakanlığı denildiğinde  hatırımıza yalnızca hekimler değil, onlarla birlikte sağlık yöneticileri, diş hekimleri, eczacılar, hemşireler, sağlık memurları, ebeler, teknik elemanlar, yardımcı hizmetliler gibi birçok çalışan grup gelmektedir. Bu çalışan grubun, hemşiresiyle, ebesiyle, bir ekip halinde, bir binayı teşkil eden çimento, demir gibi parçaların yerini tuttukları ve böylece, bir bütünlük teşkil ettikleri muhakkaktır. Ülkemizde özellikle kırsal kesimde ve bazı ilçelerimizdeki hemşire ve ebe ihtiyaçlarını karşılamak üzere, sözleşmeli personelimizden ciddî sayılar ayırmış olduk.

Değerli arkadaşlarım, ne kadar güzel yapılmış olursa olsun, önünde sonunda bütün karayolları eskiyor biliyorsunuz ve bunları, onarım sürecine tabi tutmak gerekiyor. Bizler de kendi Bakanlığımız açısından, kendi sağlık kuruluşlarımız açısından, yeni yatırımlarla birlikte, yeterince kullanılamayan sağlık kuruluşlarımızı canlandırmak kararındayız.

Bakanlığımız bünyesinde önceki yıllarda beliren yapılanmaya bakarsak, hemen neredeyse her ciddî sağlık sorununun halli için bir başkanlık ile merkez oluşturulduğunu görüyoruz. Bu dikey yapılanma, aslında, hastalarımızın işini de zaman zaman zorlaştırmaktadır. Takdir edersiniz ki, kapısında hastane yazan bir yere girmek ile kapısında AIDS tedavi merkezi yazan bir yere girmek aynı şey değildir. Dolayısıyla, bu hususta yatay bir örgütlenme modeli içinde bundan sonra hizmetlerimizi geliştirmeyi düşüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, artık, dünya, sağlık hizmetleri anlamında özellikle kişisel hakları konuşmaktadır. Biz de Bakanlık olarak, sağlık hizmetlerinin sunuluşuna dair sadece teknik donanımla alakalı olan para tabanlı konuları değil, aynı zamanda evrensel değerlerle ilişkili konuları da gündemimize taşımakla kendimizi sorumlu hissediyoruz.

Saygıdeğer Başkan, değerli  milletvekili arkadaşlarım; 1961 yılında 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanunla kurulan sağlık ocağı ve sağlık evi hizmet modeli, gerçekten, o günkü ülke şartları için gerekli bir uygulamaydı.

Bizlere bugün düşen görev, 1960'lar Türkiyesinin ekonomik, sosyal, demografik, epidemiyolojik yapısına çok uygun olan bu sistemi ve sistemin mantık yapısını 21 inci Yüzyıl Türkiyesinin değişmiş olan şartlarına uyarlamaktır.

224 sayılı Yasanın hazırlanması ve uygulamasında çok büyük emeği geçen, bugün kendisini şükranla yâd ettiğimiz Prof. Dr. Nusret Fişek, bu uyarlamanın aile hekimliği şeklinde olması gerektiğini -muhalefet partisine mensup değerli arkadaşlarımın dikkatini bu konuya özellikle çekmek istiyorum- 1985 tarihli "Halk Sağlığına Giriş" kitabında bize hatırlatmaktadır.

Şimdi, Sayın Nusret Fişek'in ifadelerini, aynen, sizlere de iletiyorum, şöyle diyor Sayın Fişek: "Kişiye yönelik koruyucu hekimlik hizmetleri ile ayakta ve evde hasta tedavi hizmetleri bir arada yürütülmelidir. Entegre örgütlenme modelinin en basit olanı çağdaş aile hekimliğidir." İsterseniz, bu ifadeyi bir daha tekrarlayayım: Entegre örgütlenme modelinin en basit olanı çağdaş aile hekimliğidir. "Çağdaş aile hekimi, ailedeki çocukların periyodik muayenelerini ve aşılarını yapar; annelere çocuk bakımı öğretir; yaşlıların, varsa gebelerin periyodik muayenelerini yapar ve gereken önerilerde bulunur; aile bireylerine sağlık, ev hijyeni ve kişisel hijyen konularında eğitim yapar; evde hastalanan varsa onları tedavi eder; gerekiyorsa bir uzmana veya hastaneye gönderir." Lütfen, dikkatinizi, bu noktaya özellikle çekmek istiyorum: "Bu biçim örgütlenmenin azgelişmiş ülkeler için daha gerçekçi bir modeli, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesinde öngörülen sağlık ocaklarındaki ekip hizmetleridir."

Artık, 2003 yılındayız ve Avrupa Birliğine girmek üzere hazırlanan bir ülkeyiz. Dolayısıyla, bu ülkede yapılan çok değerli hizmetleri, kendi değerleriyle takdir etmek ve 2003'e gelmek zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, biz Sağlık Bakanlığı olarak, "aile doktorluğu" kavramıyla, sağlık hizmetlerinin sevk ve idaresinde yeni bir yapılanma hazırlığı içerisindeyiz; ama, bu yeniliğe karşı duranlarımız var. Ben, onlara da yine Sayın Fişek'in sözleriyle cevap veriyorum; Sayın Fişek "Sağlık Hizmeti Eğitimi" adlı kitabının 15 inci sayfasında şöyle diyor: "Bir toplumda yeniliklerin kabul edilmesinin hızı yönünden, kişiler, sayısal olarak çan eğrisi biçiminde dağılmıştır. Eğrinin bir ucunda yenilikçiler, diğer ucunda da tutucular vardır. Yenilikçiler topluma yeni düşünce ve uygulamaları getirmeye çalışırlar; tutucular da, yeni düşünce ve uygulamalara karşıdırlar."

Bunların ötesinde, aile doktorluğuna geçişten kastettiğimiz, sadece pratisyen hekimlere, artık, aile doktur demek veya bir grup insana yeni bir gömlek giydirmek değildir. Aile doktorluğu sertifika programı çerçevesinde, tüm pratisyen hekimlerimizin, yaygın sağlık problemleri konularında bilgilerini tazelemelerini sağlayacağız. İki yıla dağılmış bir eğitim programı çerçevesinde, bölge üniversite hastaneleri ve eğitim hastanelerimizdeki öğretim üyelerinin katkılarıyla, sürekli bir hizmetiçi eğitim kursu oluşturacağız.

Değerli arkadaşlarım, içerisinde bulunduğumuz yıl içerisinde, sağlık ocaklarında, her doktora bir çalışma odası vermeyi amaçladık ve bununla ilgili olarak olumlu sonuçlar almaya başladık. Mesela, Ankara'daki sağlık ocaklarında, aynı gün yapılan poliklinik sayıları, bir yıl içerisinde, 2 katına -evet, yanlış işitmiyorsunuz; 2 katına- çıkmış bulunmaktadır. Bu 2 katına, 3 katına çıkarmak ifadesi, aslında, çok büyük bir iddiayı da beraberinde getirmiyor. Şöyle ki; bir sağlık ocağında bulunan doktor sayısı ne olursa olsun, daha önce, bir doktor veya iki doktor muayene yaparken, şimdi, aynı gün, eşzamanlı olarak, birkaç hekim arkadaşımız, poliklinik muayenelerini yapar, halkımıza hizmet eder hale gelmiştir.

Herkesin hekimini seçebileceği aile doktorluğu sisteminde, birinci basamak hizmetlerinin koruyucu sağlık etkinliği artırılacak ve böylece, herkesin düzenli bir sağlık kaydı olacak; sağlıktaki israf da, büyük ölçüde önlenmiş olacaktır. Bu anlamda çalışmalarımıza, eğitim çalışmaları olarak, içerisinde bulunduğumuz yılda başladık ve 2004 yılı içerisinde, pilot uygulamalarımıza başlayacağız.

Değerli arkadaşlarım, acil servis çalışmalarıyla ilgili olarak, ciddî atılımlarımız var. Özellikle, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelimize ve hastanelerin acil polikliniklerinde çalışan personelimize, hem teknik donanım itibariyle hem çalışma şartları itibariyle, yenilikler getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, konuşmanızı toparlayabilir misiniz; buyurun.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Diş sağlığı hizmetleriyle alakalı olarak, aile doktorluğuna benzer bir diş sağlığı hizmetleri programını, önümüzdeki süreç içerisinde ortaya koyacağız.

Değerli arkadaşlarım, belki, konuşulacak çok şey var ve önünüzdeki metinlerde, bunların hepsi yer alıyor. Bu kısa sürede, ancak bu kadar, size ifade edebildim bunları ve müsaadenizle, konuşmamı tamamlamak istiyorum.

İnsan, sahip olduğu şeylerin değerini kaybedince daha doğru bir biçimde anlayabilme, kavrayabilme özelliğine sahip oluyor. Kimi zaman bir hastalık sayesinde hayatı daha fazla kucaklayabilsek de, aslında, sağlımız bu tecrübenin yaşanmasına müsaade etmeyebilir.

İnsanımıza, en az sayıda hastalıkla ömrünü tamamlaması için, koruyucu ve eğitici sağlık hizmetleriyle, bir kez hastalandıktan sonra da tedavi edici sağlık hizmetleriyle, güleryüzlü ve içten sağlık hizmetlerinin verilmesinde yönlendirici olmuş bir bakanlık olmayı amaçlıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Biliyorum, yapacak daha çok işimiz var. Halkımızın, her geçen gün, uygulamalarımızın ve AK Partimizin arkasında, daha güçlü, kararlı duruşu, çalışma tempomuzu, kararlılığımızı artırıyor.

Bu düşüncelerle, 2004 yılı bütçemizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, Yüce Meclisimizi bir kere daha saygıyla selamlıyor, bütün vatandaşlarımıza sağlık ve afiyetler diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Son söz milletvekilinindir kuralı gereği, söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü?..

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Yetişemedi efendim.

BAŞKAN - Yok.

Sayın milletvekilleri, altıncı turdaki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, soru-cevap kısmına geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, soru-cevap kısmında, yorum yapmadan, sadece soru sormanız gerekmektedir.

Sayın Aslan?.. Yok.

Sayın Öztünç?..

Sayın Özcan, buyurun.

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Ben Ulaştırma Bakanımıza bir soru yöneltiyorum. Alanya ve Gazipaşa'da yat limanları harabe şeklinde duruyor; bunlar ne zaman bitirilecek?

Alanya'da balıkçı barınağı şehrin önünde, yine, harabe şeklinde duruyor; ne zaman bitecek?

Gazipaşa'da bir havaalanı yapıldı, bitmek üzereydi. Bir iktidar buraya uçak iner dedi; diğer bir iktidar geldi, buraya uçak inemez dedi, iptal oldu.

BAŞKAN - Sayın Özcan, lütfen, yorum yapmayalım, soruyu soralım.

Buyurun.

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Yorum yapmıyorum.

Gazipaşa havaalanı açılacak mı? Akıbeti nedir?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.

Sayın Bulut, buyurun.

ERSOY BULUT (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Antalya-Mersin arasındaki devlet yolunun Gazipaşa-Silifke bölümünün 230 kilometrelik kısmı, bir başka yerde bulunmayacak şekilde çok dar ve risklerle doludur, bir giden bir daha gitmekten korkmaktadır. Bu durum, hem Alanya'dan öteye turist gitmesini ve turizmin bu bölgede gelişmesini engellemekte, hem de tarımsal yönden üreticilerin pazar sorununa menfi etki yapmaktadır. Bu nedenle, Antalya-Mersin arasında yapılacak deniz otobüsü seferleri çok önem arz etmektedir.

Sayın Bakan, acaba, bizim o yöredeki insanlara müjde verebilmemize ilişkin bir haber verebilecek midir? Antalya-Mersin arası, gerçekten, mutlak suretle acilen tedbir alınması gereken bir durum arz ediyor.

Daha sonra, yine, Sayın Bakandan şunu sormak istiyorum: Türk Hava Yollarının bedava uçuş izni veren 5 000 pass verdiği söyleniyor. Bu 5 000 adet passla ilgili çeşitli dedikodular var. Bu konuda herhangi bir araştırma yaptınız mı, tedbir aldınız mı? Bunu öğrenmek istiyorum.

Sayın Bağlık Bakanımızdan şu sorunun cevabını öğrenmek istiyorum: Mersin'in köylerine zaman zaman yaptığım gezilerim sırasında tespit ettim -sağlık ocaklarıyla ilgili sözlü soru önergesi de vermiştim- buralara doktor ve hemşirenin gönderildiğini gördüm, bu memnuniyet verici bir şey; ancak, her gittiğimiz yerde mutlaka görmemiz gerekmez. Genelde...

BAŞKAN - Sayın Bulut, soruyu sorar mısınız.

ERSOY BULUT (Mersin) - Tabiî.

En son, ramazan bayramında, bayramlaşmak için köy gezilerine çıktım. Gülnar'ın İshaklar Köyünde çok güzel bir sağlık ocağı yapılmış; ama, hiç açılmamış...

BAŞKAN - Sayın Bulut, teşekkür ediyorum.

ERSOY BULUT (Mersin) - Ne zaman açılacak? Doktor ve hemşire ne zaman gidecek?

BAŞKAN - Sayın Torun, buyurun.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Delaletinizle, Sayın Sağlık Bakanımızdan şunu sormak istiyorum: 1996 yılında yapımına başlanan Çermik Devlet Hastanesinin bu yıl içerisinde bitirilmesi mümkün olacak mı?

Sayın Ulaştırma Bakanımızdan şu sorunun cevabını istiyorum: Kurmuş oldukları birliklerine girmeye çalıştığımız ve yaşam biçimlerine öykündüğümüz Batı ülkelerinde toplutaşımacılığın ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ülkemiz genelinde, bu konudaki olumsuzluklar doğuya gidildikçe kendisini daha çok hissettiriyor. Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki tren garları ve yolları eski Sovyetler Birliğinin kimi cumhuriyetlerindeki örneklerini çağrıştırıyor. Bugün bir arkadaşım Diyarbakır'dan buraya yirmibir saatte geldi. Böyle bir çağda, bu durumu kabul etmenin imkânı yok.

BAŞKAN - Sayın Torun, soruyu sorar mısınız.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Soruyorum: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine 2004 yılı içerisinde hızlı tren seferlerini başlatabilecek yatırımları yapmanız mümkün olacak mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Torun.

Sayın Yazıcıoğlu, buyurun.

İRFAN RIZA YAZICIOĞLU (Diyarbakır) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İlk sorum Sayın Sağlık Bakanımıza. Eczacılık mesleği, 1953'te çıkarılan bir yasayla yönetilmekte. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yasa, eczacı meslektaşlarımız için büyük önem arz etmekte. Bu yasayla ilgili çalışmalarımız hangi aşamadadır?

Güneydoğu Anadolunun merkezi konumunda ve 1 000 000'un üzerinde bir nüfusu barındıran Diyarbakır'da, eğitim ve araştırma bölge hastanesi yapılması düşünülüyor mu?

İlaçta KDV'nin düşürülmesi hangi aşamadadır?

Bebek mamalarının sadece eczanelerde satılmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır?

Sayın Ulaştırma Bakanımıza da birkaç soru yöneltmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, 8 Ocak 2003 tarihinde Diyarbakır'da bir uçak kazası oldu. Bu uçak kazasında hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın tazminatları ödendi.

BAŞKAN - Sayın Yazıcıoğlu, sorunuzu yöneltin lütfen.

İRFAN RIZA YAZICIOĞLU (Diyarbakır) - Soruyorum efendim.

Bu uçak kazasıyla ilgili soruşturma raporları ve karakutu bilgileri ne zaman açıklanacak?

Diyarbakır'a sivil ve uluslararası bir havalimanı düşünülüyor mu?

Daha önce Diyarbakır'da bulunan; ama, sonradan sökülen ILC cihazı, tekrar, Diyarbakır Havaalanına monte edilecek mi? Çünkü, Diyarbakır'dan günlük ortalama 6 sefer yapılıyor.

Diyarbakır-Ankara arasındaki mavi tren seferleri haftada 3 gün; Elazığ-Ankara arasındaki mavitren seferleri de haftada 4 gün yapılmaktadır. Elazığ ve Diyarbakır arasına kısa bir bağlantı yapılarak mavitren seferlerinin haftada 7 güne çıkarılmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yazıcıoğlu.

Buyurun Sayın Bayraktar.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Delaletinizle, önce Ulaştırma Bakanımıza iki sorum var, bir soru da Sağlık Bakanımıza soracağım.

Sayın Bakanımız, özellikle yirmi yılı aşkın bir süredir Devlet Demiryollarına hiçbir yatırım yapılmadığı halde, 11 milyar dolar civarında harcama yapıldığı gözükmektedir. Bu harcamayı açıklar mısınız; yani, bu harcama nereye yapılmıştır; merak ettik?

İkinci sorum da, havayollarında olduğu gibi, özelleştirilme hususunda demiryolları ve denizyollarında da bir teşvik, kolaylaştırma olacak mı?

Karadeniz, Ege ve Akdeniz ulaşım noktaları açısından hızlı feribot seferlerinin düzenleneceği konusunda bir çalışmanız var mı? Cevaplandırırsanız sevinirim.

Sağlık Bakanımıza bir sorum var. Sağlık müesseselerinde, özellikle 6 ilde uygulanan pilot tatbikat sonucu alınan neticenin ne olduğu ve Türkiye geneline ne zaman yayılacağı hususunda kısa bir bilgi verirseniz, memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bayraktar.

Sayın Başoğlu, buyurun.

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, müsaadenizle, Ulaştırma Bakanıma iki sorum var.

Bilindiği gibi, telefon görüşmelerinde 1 dakikada 1 kontör hesabı yapılmaktadır. Bazı şirketler -daha doğrusu bir tek şirket- Türkiye'de, 1 dakikanın altında yapılan görüşmelere fiyat uygularken, Türkiye'deki diğer bütün şirketlerin hepsi 1 dakikadan aşağı konuşulsa bile, 1 dakikayı şarj etmektedirler. Aşağı yukarı, burada, tüketicinin 3,5 milyar dolarlık bir zararı vardır. Bu zararın telafisi için Bakanlığımızın bir çalışması olacak mıdır?

İkinci sorum: Bazı şirketler kendi aralarında yapılan görüşmelere makul fiyatları deklare ederken, başka şirketlerle yapılan görüşmelere üç misline varan fiyatları deklare etmektedirler. Bunun düzeltilmesiyle ilgili olarak Bakanlığımızın bir çalışması olacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başoğlu.

Sayın Özcan, buyurun.

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, sorularımı Sayın Ulaştırma Bakanımıza yöneltiyorum. Mersin'e havaalanı yapmayı düşünüyor musunuz? Tırtar Havaalanı, ihale usulsüzlüğünden dolayı iptal edilmişti; inşaatını devam ettirecek misiniz?

Diğer sorum Mersin Üniversitemizle ilgilidir. Mezitli'de bulunan Enis Öksüz tesislerindeki arsayı üniversiteye bırakacak mısınız? Çünkü, üniversitemizin bu arsaya ihtiyacı vardır.

"Eskiden uçaklarımızın üzerinde ‘istikbal göklerdedir’ yazısı vardı; şimdi nazar boncuğu var" diyorlar; bu, doğru mudur?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.

Sayın Doğan, buyurun.

MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

İzninizle Ulaştırma Bakanımıza bir soru yöneltmek istiyorum. Mardin-Ankara, Ankara-Mardin arasındaki uçak seferlerinin haftada 5'e çıkarılmasını talep ediyorum. Ayrıca, havaalanımızla ilgili kamulaştırma, Mardin Üçyol'daki tarihî PTT binasının müzeye dönüştürülmesi ve istasyon ile Mardin arasındaki 6,5 kilometrelik demiryolundaki çalışmalardan dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Sayın Yıldız, buyurun.

MEHMET KERİM YILDIZ (Ağrı) - Sorularım Sayın Sağlık Bakanımıza olacak.

İlk sorum: Sağlık Bakanlığının alacağı sözleşmeli personelin sınavları yapıldı; yerleştirme şekli nasıl olacak? Bu konuda çok soru soruluyor. Ayrıca, bu kapsamda uzman ve pratisyen hekim kadroları dolmadı; bu konuda ne düşünüyorlar?

İkinci sorum: 1990 yılından beri yapımı devam eden Ağrı Devlet Hastanesi ile Patnos Devlet Hastanesi inşaatları ne zaman bitirilecektir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.

Sayın Köşdere, buyurun.

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Benim sorularım Ulaştırma Bakanı ve Sağlık Bakanımıza olacak.

Sayın Ulaştırma Bakanımıza soruyorum: Kepez Limanımızla ilgili ihalenin bittiğini biliyoruz; yer tesliminin ne zaman yapılacağını ve bitim süresini de bildirirlerse memnun olurum.

Sağlık Bakanımıza, yine, teşekkür ederek sorumu sormak istiyorum: Çanakkale Devlet Hastanemiz nihaî duruma geldi, gerekli son ödenek de gönderildi; devlet hastanemizin açılış tarihi için bir planları var mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Köşdere.

Sayın Eri, buyurun.

NİHAT ERİ (Mardin) - Sayın Başkan, delaletinizle Sağlık Bakanımıza soru sormak istiyorum.

Mardin Merkez Devlet Hastanesi, Derik, Dargeçit ve Mazıdağı İlçe Devlet Hastanelerinin inşaatları yüzde 90-95 oranında tamamlanmıştır. Ne zaman açmayı düşünüyorsunuz? Ben, bu konuda bilgi rica ediyorum.

Bir de, Kızıltepe, Nusaybin ve Midyat Devlet Hastanelerinin ihtiyaçları olan diyaliz makinelerini göndermeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eri.

Buyurun Sayın Bakan.

Sayın Bakan, cevap verme süresi, biliyorsunuz, 10 dakika; Sayın Sağlık Bakanımızla kaçar dakika içerisinde cevap vereceksiniz?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)- 5'er dakika...

BAŞKAN- Buyurun Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)- Sayın Özcan, Antalya-Mersin deniz otobüsü seferleri konusundaki sorunuzla ilgili şunu söyleyebilirim: Kabotajda yakıt kullanımını yüzde 65 düşürdüğümüz için, buralarda deniz taşımacılığının canlanacağını söyleyebilirim. Ancak, bizim, bunu Bakanlık olarak yapmamız söz konusu değil. Biz, liman ücretlerini de yüzde 75 düşürdük. Bundan sonra, belediyeler, yerel birlikler, odalar veya münferit müteşebbisler bu konuda çalışmalarına başlayacaktır; bize bu konuda müracaatlar vardır.

Pass bilet uygulaması eskiden vardı, 2002 sonundan itibaren kaldırılmıştır. Hiçbir pass bilet uygulaması, Türk Hava Yollarında bugüne kadar olmamıştır.

Sayın Yazıcıoğlu'nun sorusuna cevabım şu: 8 Ocakta Diyarbakır'da meydana gelen kazayla ilgili rapor nihaî şeklini almak üzeredir; çalışmalar yapılıyor, bütün bilgiler derlenmiştir. Biliyorsunuz, bu raporların, nihaî hale geldiğinde Resmî Gazetede yayımlanma zorunluluğu vardır. Bu, kısa sürede yayımlanacaktır.

Sayın Nusret Bayraktar, bu 11 milyar dolar, ne yazık ki, demiryollarına nakit para desteği, sübvansiyon olarak verilmiştir. Bu, herhangi bir proje için yapılan yatırım değildir, Hazine desteğidir. Özelleştirmeyle tabiî, gerek hızlı feribot seferleri gerekse normal gemi seferleri başlayacaktır. Bu konuda gerek liman ücretlerinde gerekse yakıtta ciddî indirimler yapılmıştır. Bunun amacı da, deniz taşımacılığını yurt çapına yaygınlaştırmaktır.

Sayın Başoğlu'nun sorusuyla ilgili kapsamlı cevabı yazılı olarak daha sonra kendilerine takdim edeceğiz.

Mersin Milletvekili Sayın Özcan'ın sorusuna cevabım şöyle: Mersin Havaalanı inşaatına il özel idaresi tarafından başlanmıştır, Bakanlığımızla alakası yoktur. Esasen, oraya havaalanı yapılmasının da gereği yoktur. O bakımdan, bu konu bizimle ilgili değildir.

PTT ile ilgili...

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)- Tırtar Havaalanı iptal edilmiş...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, soru bölümü bitti. Şimdi Sayın Bakanlar cevap verecekler.

Buyurun Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Bizim Bakanlığımızın yatırım programında olan bir iş değildir. Muhtemelen, il özel idaresi tarafından yapımı...

PTT arsasının verilmesi konusunda genel müdürlük, rektörlükle görüşüyor, parası yatırıldığında devri yapılacaktır.

Sayın Doğan'ın Mardin'le ilgili sorusuna gelince; Türk Hava Yolları sefer sayısının artırılması hususunda çalışmalar devam ediyor; bu konuda, yaz sezonunda bunu artırabileceğimizi söyleyebilirim.

Sayın Köşdere, Kepez Limanı ihalesi yap-işlet modeliyle yapılmıştır. Yer teslimi önümüzdeki bir iki ay içerisinde yapılacak; toplam inşaat süresi on ay olarak öngörülmektedir. Yani, 2004'ün sonunda liman işletmeye açılmış olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Akdağ.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Özcan'ın, Mersin'in bazı ilçeleriyle ilgili sağlık personeli konusunda bir suali oldu. Sözleşmeli personelle, inşallah, 2004 yılı içerisinde bu husustaki ihtiyaçları karşılamaya çalışacağız.

Sayın Diyarbakır Milletvekilimiz Cavit Bey, Çermik Devlet Hastanesi inşaatının ne zaman bitirileceğiyle ilgili bir soru sordular. 2004 yılı içerisinde Çermik Devlet Hastanesini bitirmeyi planlıyoruz; yani, önümüzdeki bütçe dönemi içerisinde.

Eczacılık ve diğer tıp meslekleriyle ilgili olarak Sayın Diyarbakır Milletvekilimizin sorusuna cevap veriyorum. Yasa çalışmalarını 2004 yılı içerisinde devam ettiriyoruz. Yalnızca eczacılıkla ilgili olarak değil, şu anda yasası olmayan birçok sağlık meslek çalışanımız var; bunların hepsinin yasalarını bir bütünlük içerisinde, 2004 yılı içerisinde, Yüce Meclisimizin huzuruna getirmeyi planlıyoruz.

Diyarbakır'a 400 yataklı bir bölge eğitim hastanesi planlamış durumdayız. Bunun için  3,3 trilyon liralık ödenek konulması hususunda da Devlet Planlama Teşkilatına teklifimizi yaptık.

İlaçta KDV'yle ilgili olarak bazı ilaç gruplarında indirimler yapıldı biliyorsunuz; özellikle, kan ve kan hastalıklarıyla ilgili bazı gruplarda. Maliye Bakanlığımızın bu konudaki çalışmaları devam ediyor. Esasen, konu, takdir edersiniz ki, Maliye Bakanlığımızın yetkisi çerçevesindedir.

Bebek mamaları, şu anda, eczanelerle birlikte marketlerde veya başka yerlerde de satılabiliyor; ancak "anne sütüyle beslenmeyi tehlikeye düşürecek şekilde pazarlanamaz" şeklinde bir düzenleme mevcut, reklam yapılması itibariyle.

Sayın Bayraktar'ın, SSK'lılarla ortak protokol hususundaki sualine cevap veriyorum. Şu anda, Sağlık Bakanlığımız tesislerine başvuran  hastalarımızın yüzde 25'ini SSK'lı hastaların teşkil ettiğini ifade etmek isterim. Bu uygulamayı başlattığımız 11 ilden sonra -ki, bunların 3'ü büyük illerimizdir, yani, Ankara, İstanbul ve İzmir'dir- uygulamayı, 2004 yılı içerisinde, 2004 yılının hemen başlangıcında, bütün ülkeye yaygınlaşacak şekilde geliştiriyoruz ve bu anlamda, bazı bürokratik işlemleri, mevzuat itibariyle halkımıza sıkıntı veren uygulamaları da ortadan kaldırarak, uygulamayı rafine hale getirmeye çalışarak, 2004 yılı içinde bu uygulamaya bütün yurtta, 81 ilimizde devam edeceğiz.

Sözleşmeli personelle ilgili olarak Sayın Yıldız'ın "yerleştirmeler nasıl yapılacak" diye bir sorusu var. Tamamen merkezî yerleştirme yapılıyor; yani, Millî Eğitim Bakanlığımızın yaptığı sınavda alınan puanlara göre, kişilerin tercihleri itibariyle merkezî bir yerleştirme yapılıyor, bu hususta, en ufak bir tereddüte mahal yok. Bir benzetme yapmak gerekirse, üniversite sınavlarında öğrencilerimiz, nasıl, belirli puanlar alıp, tercihlerine göre yerleştiriliyorsa, bu değerli meslektaşlar da bu şekilde yerleştiriyorlar.

Uzman ve pratisyen hekimlerimizin sözleşmeli kadrolara müracaatları konusunda, özellikle uzman hekimlerimiz açısından, hakikaten bir eksiklik ortaya çıktı. Ancak, biz, önümüzdeki aydan başlayarak, yani, ocak ayından başlayarak, hem memuriyet kadroları açısından hem de sözleşmeli kadrolar açısından, öncelikle, ihtiyacımız bulunan -bu bölgelere- uzman istihdamı yapacağız. Yani, ülkedeki değerli uzman hekim arkadaşlarım, bir başka yere açıktan atama yaptırabileceklerini düşünmemelidirler. Biz, bu hususta mecburî hizmeti kaldırdık; ancak, tabiîdir ki, ihtiyacımız olan bölgelerde istihdamı oluşturacağız.

Ağrı Devlet Hastanemizi 2004 yılı içerisinde bitirip, halkımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz.

Patnos Devlet Hastanemizin inşaatını da 2005 yılı içerisinde bitirerek, halkımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz.

Sayın Köşdere'nin sualine cevap olarak şunu ifade ediyorum: Çanakkale'deki hastanemizin yapımı bitirildi, önümüzdeki birkaç ay içerisinde açılışını yapabilecek durumdayız.

Sayın Eri'nin sualine cevaben, Mardin'deki devlet hastanemizin inşaatının 2004 yılı içerisinde bitirileceğini ifade etmek istiyorum.

Dargeçit Devlet Hastanesi, önümüzdeki ay veya sonraki ay içerisinde açılışa hazır hale gelebilecektir.

Derik ve Mazıdağı Devlet Hastanelerini ise, ancak 2005 yılı içerisinde bitirerek, hizmete sunmayı düşünüyoruz.

Yine, diyaliz ihtiyaçlarıyla ilgili olarak şunu ifade ediyorum: 2003 yılında olduğu gibi, 2004 yılında da, belli bir planlama dahilinde bu ihtiyaçları gidermeye çalışacağız.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

45 saniyelik süre var, buyurun Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başoğlu'nun sorusuyla ilgili olarak -GSM şirketlerinin fiyat uygulamalarında farklı tarifeler var demişti- şunu söylemek gerekir: Bunlar, serbest piyasa ve rekabet koşullarında fiyat uygulaması yapıyor; ancak, şebekeler birbirleriyle anlaşma sağlamadıkları zaman, Telekomünikasyon Kurumu, kendi fiyatını resen açıklıyor; prosedür bu şekilde çalışıyor. Örneğin, Aycellde dakika değil, konuşulan saniye kadar ücret alınırken, diğer operatörler dakikanın altındaki saniyeleri de dakika kabul ediyor ve o şekilde ücret alıyor. Ayrıca, farklı şebekede de diğer operatörler 2 ilâ 3 kat fazla tarife uygularken, bu, Aycellde daha düşük uygulanıyor. Bu durumda, tüketicinin, kullanıcının, cazip şartları öneren şebekeye yönelmesi en doğru çözümdür diye düşünüyoruz.

Aycellin bu kurumsal uygulamaları sebebiyle, gerek tüketicinin, yani, telefon kullanıcılarının...

BAŞKAN - Sayın Bakanım, süre tamamlandığı için, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Teşekkür ederim, bitiriyorum.

Bu uygulama diğer şebekelerde de fiyatların düşürülmesinin yolunu açmıştır; yüzde 50 ucuzluk temin edilmiştir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şimdi, sırasıyla, altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım:

Ulaştırma Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

16- ULAŞTIRMA BAKANLIĞI

1.- Ulaştırma Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod                                Açıklama                                                 Lira

01                                Genel Kamu Hizmetleri                                3 447 250 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02                                Savunma Hizmetleri                                               189 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04                                Ekonomik İşler ve Hizmetler                                432 180 750 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulaştırma Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ulaştırma Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Ulaştırma Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Ulaştırma Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                                                                        Lira

- Genel Ödenek Toplamı                                                                     : 164 397 139 080 000

- Toplam Harcama                                                                                  : 127 805 977 850 000

- İptal Edilen Ödenek                                                                                   : 34 238 339 270 000

- Ödenek Dışı Harcama                                                                                  : 27 111 580 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                                                                                   : 2 379 933 540 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad. ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi Yıla

Devreden                                                                         : 845 471 169 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulaştırma Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri  kabul edilmiştir.

Denizcilik Müsteşarlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

16.81 - DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI

1.- Denizcilik Müsteşarlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod                                Açıklama                                                 Lira

01                                Genel Kamu Hizmetleri                                : 15 777 350 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02                                Savunma Hizmetleri                                               : 215 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04                                Ekonomik İşler ve Hizmetler                                : 23 491 650 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07                                Sağlık Hizmetleri                                    : 188 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Denizcilik Müsteşarlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Denizcilik Müsteşarlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Denizcilik Müsteşarlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Denizcilik Müsteşarlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                                                                        Lira

- Genel Ödenek Toplamı                                                                     : 42 901 708 580 000

- Toplam Harcama                                                                                  : 22 579 145 600 000

- İptal Edilen Ödenek                                                                                   : 19 355 070 740 000

- Ödenek Dışı Harcama                                                                                  : 1 483 880 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                                                                                   : 968 976 120 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad. ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi Yıla

Devreden                                                                         : 14 018 180 200 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Denizcilik Müsteşarlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

15- SAĞLIK BAKANLIĞI

1.- Sağlık Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod                                Açıklama                                                 Lira

01                                Genel Kamu Hizmetleri                                : 23 844 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02                                Savunma Hizmetleri                                               : 243 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07                                Sağlık Hizmetleri                                    : 4 627 990 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09                                Eğitim Hizmetleri                                   : 135 674 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Sağlık Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Sağlık Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                                                                        Lira

- Genel Ödenek Toplamı                                                                     : 2 832 671 077 510 000

- Toplam Harcama                                                                                  : 3 038 945 586 440 000

- İptal Edilen Ödenek                                                                                   : 112 691 047 730 000

- Ödenek Dışı Harcama                                                                                  : 403 593 423 300 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                                                                                   : 84 627 866 640 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi Yıla

Devreden                                                                         : 11 774 585 420 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

15.91 - HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod                                Açıklama                                                 Lira

01                                Genel Kamu Hizmetleri                                : 1 301 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02                                Savunma Hizmetleri                                               : 14 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07                                Sağlık Hizmetleri                                    : 5 757 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

B - C E T V E L İ

KOD                                Açıklama                                                 Lira

01                                Vergi Gelirleri                                         : 5 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02                                Vergi Dışı Gelirler                                   : 1 774 999 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03                                Sermaye Gelirleri                                    : 297 001 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                                                                        Lira

- Genel Ödenek Toplamı                                                                     : 60 856 301 920 000

- Toplam Harcama                                                                                  : 8 767 727 940 000

- İptal Edilen Ödenek                                                                                   : 517 473 140 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                                                                                   : 51 571 100 840 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - C E T V E L İ

                                                                                        Lira

- Bütçe tahmini                                                                                    : 4 645 000 000 000

- Yılı tahsilatı                                                                  : 65 023 984 400 000

BAŞKAN-  (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Böylece, Ulaştırma Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı, Sağlık Bakanlığı ve Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2004 malî yılı bütçeleri ile 2002 malî yılı kesinhesapları kabul edilmiştir; hayırlı olmalarını temenni ederim.

Şimdi, yedinci tur görüşmelerine başlıyoruz.

Yedinci turda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ve üniversiteler bütçeleri yer almaktadır.

III. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

l.- 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S. Sayısı: 284, 286, 285, 287) (Devam)

C) SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI

1.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

D) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

I.- YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU

1.- Yüksek Öğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Yüksek Öğretim Kurulu 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

II.- ÜNİVERSİTELER

1.- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

3.- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

4.- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

5.- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

6.- İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

7.- Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

8.- Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

9.- Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

10.- Mimar Sinan Üniversitesi

a) Mimar Sinan Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mimar Sinan Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

11.- Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

12.- Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

13.- Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

14.- Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

15.- Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

16.- Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

17.- Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

18.- Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

19.- Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

20.- Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

21.- 19 Mayıs Üniversitesi

a) 19 Mayıs Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) 19 Mayıs Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

23.- Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

24.- İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

25.- Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

26.- Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

28.- Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

31.- Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

32.- Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

33.- Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi

a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

35.- Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

36.- Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

37.- Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

38.- Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

39.- Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

40.- Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

42.- Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

44.- Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

45.- Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

46.- Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

47.- Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

48.- Gazi Osmanpaşa Üniversitesi

a) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

49.- Muğla Üniversitesi

a) Muğla Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Muğla Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

51.- Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

52.- Osman Gazi Üniversitesi

a) Osman Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Osman Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

53.- Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Sayın milletvekilleri, 10.12 2003 tarihli 26 ncı Birleşimde, bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin 20 dakikayla sınırlandırılması kararlaştırılmıştır.

Buna göre; turda yer alan bütçelerle ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekillerinin, görüşmelerin bitimine kadar sorularını sorabilmeleri için, şifrelerini yazıp, parmak izlerini tanıttıktan sonra ekrandaki söz isteme butonuna basmaları gerekmektedir. Mikrofonlarındaki kırmızı ışıkları yanıp sönmeye başlayan milletvekillerinin söz talepleri kabul edilmiş olacaktır.

Tur üzerindeki görüşmeler bittikten sonra, soru sahipleri, ekrandaki sıraya göre sorularını yerinden soracaklardır. Soru sorma işlemi 10 dakika içinde tamamlanacaktır. Cevap işlemi için de 10 dakika süre verilecektir. Cevap işlemi 10 dakikadan önce bitirildiği takdirde, geri kalan süre için sıradaki soru sahiplerine söz verilecektir.

Bilgilerinize sunulur.

Yedinci turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

AK Parti Grubu adına, Elazığ Milletvekili Şemsettin Murat, Trabzon Milletvekili Asım Aykan, Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Edirne Milletvekili Nejat Gencan, Ordu Milletvekili Kâzım Türkmen, Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Ankara Milletvekili Mehmet Tomanbay.

Şahısları adına; lehinde, Erzurum Milletvekili Mücahit Daloğlu, Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin, Trabzon Milletvekili Asım Aykan, Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu, Afyon Milletvekili Ahmet Koca, Siirt Milletvekili Öner Ergenç, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınoğlu, İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel; aleyhinde Antalya Milletvekili Osman Kaptan, Ağrı Milletvekili Naci Aslan.

Söz sırası, AK Parti Grubu adına Elazığ Milletvekili Sayın Şemsettin Murat'a aittir.

Buyurun Sayın Murat. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 9 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞEMSETTİN MURAT (Elazığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın 2004 malî yılı bütçesiyle ilgili, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teknoloji geliştirme, sanayileşme ve sanayileşirken de ileri teknolojilerden yararlanarak yeni alanlar ve yeni ürünler oluşturma yarışı her geçen gün daha ileri bir boyuta ulaşırken, bu yolla erişilen güç, milletler için dünya piyasalarında büyük bir rekabet alanını da beraberinde getirmektedir. Bu yarışta başarılı olmanın temel şartları, sürekli kalite, ileri teknolojiye ulaşma, ürün skalasında zenginlik, eğitimli ve nitelikli işgücü ve ucuz maliyet olarak belirginleşmektedir. Özet olarak; bilgiye ve teknolojiye dayalı kalite egemen bir sanayi anlayışı hâkim olmaktadır.

Ülke kalkınmasında, bölgesel potansiyellerin en iyi şekilde değerlendirilmesi, mevcut kaynakların verimli ve gerçekçi kullanımı ve bunlara dayalı olarak küçük ve orta ölçekli sanayiin yurt sathına yaygınlaştırılması, desteklenmesi ve geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bunun için de mevcut sanayi yapısı profilinin ortaya konulması, gelişme imkân ve kabiliyetinin belirlenmesi, geleceğe yönelik yeni yatırım hedef ve stratejilerinin tasarlanması ve uygulanması da üzerinde ciddiyetle durulması gereken hususların başında gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz yıllardaki kötü yönetimler sonucu ülkemizde ekonomik sorunlar dağ gibi yükselmiş, gelir dağılımı bozulmuş, iç ve dış borç cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmış ve bir genel seçimin kaçınılmaz hale geldiği bir ortamda yüce milletimizin teveccühüyle AK Parti tek başına iktidara gelmiştir.

İhracatı artırmak, borçları çevirmek, doğrudan yabancı sermayeyi yurda çekmek, sanayileşme ve kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek, yatırımcının ve reel sektörün önünü açmak, yeni teknolojileri millî ekonomiye kazandırmak, gelir dağılımını adil bir yapıya kavuşturmak ve sürdürülebilir bir kalkınma ortamını yakalayarak yeni yüzyılda, istikrarlı, güçlü, etkin bir Türkiye meydana getirmek, hükümetimizin en büyük hedefi olmuştur. İktidarımızda geçen süre de bütün bunları doğrulamakta ve geleceğe güvenle bakmamız konusunda tüm milletimize umut vermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçesini görüştüğümüz Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ülke sanayi ve ticaret politikalarının oluşturulması ve yürütülmesi, tüketicinin korunması, ticaret ve esnaf odaları ve borsaların kurulması, izlenmesi, kooperatifler, küçük sanayi siteleri, organize sanayi, endüstri ve teknoloji geliştirme bölgelerinin kuruluşları, KOBİ'lerin geliştirilmesi ve daha birçok alanda hizmet sunmakla görevli ve yetkilidir. Görev ve yetki alanının içeriği ve genişliği açısından bakıldığında, Bakanlık, sanayicisiyle, ticaret erbabıyla, üreticisiyle, esnaf ve sanatkârıyla, kooperatifçisiyle ve en önemlisi tüketicisiyle bütünleşmiş durumdadır ve tabiri caizse, reel sektörün bakanlığıdır.

Değerli milletvekilleri, Türk sanayiinin 1980'lerden bu yana önemli gelişme gösterdiğini hepimiz biliyoruz. Türk sanayiinde yaşanan bu gelişme, ihracata da yansımış ve imalat sanayimiz güçlenmiştir. Ancak, Türkiye, kamu açıkları, enflasyon, büyüme hızında istikrarsızlık konularında bir türlü aynı başarıyı gösterememiş ve ekonomi sık sık krize girmiştir. Bunda, dönemin başarısız siyasî iktidarları ve ekonomi yönetimlerinin büyük payı bulunmaktadır. Son yaşanan iki büyük kriz de, yine, sanayiin ve diğer sektörlerin önemli ölçüde yara almasına yol açmıştır. Ancak, geçtiğimiz bir yıllık dönemde, AK Parti İktidarının gösterdiği başarılı yönetim, ekonomik sorunlara konulan teşhislerin ve alınan önlemlerin isabetli olması sonucu, ekonomimiz, rekorların kırıldığı bir yılı yaşadı. Sanayimiz de bu iyileşmeye paralel olarak daha iyi noktalara doğru ilerlemektedir. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ihracat rekorunun kırıldığı 2003 yılının ocak-eylül döneminde imalat sanayiinin toplam ihracat içindeki payının yüzde 94,2; toplam ithalat içindeki payının da yüzde 79 olmasıyla, Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek büyüme hızına ulaşırken, bu rakamın içerisinde sanayiin katkısının çok yüksek olması ve sanayi üretim endeksinin rekor seviyeye ulaşması, bunu açıkça göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ülkenin ekonomik potansiyelinin harekete geçirilmesi, yerli ve yabancı girişimcilerin önünün açılması, bölgelerarası ekonomik kalkınma farklılıklarını giderilmesi, yatırımların, ülkenin tüm kesimlerine eşit oranda dağılımı, ekonomik alanda ortaya çıkan sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması konularında önemli fonksiyonları da ifade etmektedir.

Bakanlığın, geçtiğimiz bütçe dönemindeki sınırlı imkânlarıyla yapmış olduğu oldukça başarılı icraatlarını gözden geçirdiğimizde, verimli bir çalışma dönemi olduğunu açıkça görebiliyoruz. Yıllardır söylenen; fakat, bir türlü hayata geçirilemeyen konularda, hükümetimizin kararlı tutumuyla birlikte, Bakanlığımız 2003 yılında önemli adımlar atmış, sanayimiz ve iş hayatı için önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Sanayicilerin modern ve sağlıklı ortamlarda verimli üretim yapmalarına olanak sağlanması ve çevre kirliliğinin kontrol altına alınması amacıyla, Küçük Sanatlar ve Sanayi Bölgeleri ve Siteleri Genel Müdürlüğünce, küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgelerinin kurulması desteklenmektedir.

Küçük sanayicilerin oluşturduğu kooperatiflere, bölgesel gelişmişlik düzeyine göre belirlenen limitler dahilinde, altyapı inşaatlarının tamamı ve üstyapı inşaatlarının en fazla yüzde 70'ine kadar olan oranlarda düşük faizli ve uzun vadeli özel krediler verilmekte ve ayrıca, organize sanayi bölgelerinin altyapı inşaatları için kredi desteği sağlanmaktadır. Bu itibarla, 2003 yılı yatırım programı çerçevesinde, 12 438 hektar büyüklüğünde, devam eden 68 adet organize sanayi bölgesi için 42,2 trilyon TL, 14 355 işyerlik, 96 adet devam edenler ile projesi tamamlananlar dahil 102 adet küçük sanayi sitesi için 35,4 trilyon TL olmak üzere, bütçeden 77,6 trilyon TL ödenek tahsis edilmiştir. Özel ödeneklerle birlikte bu tutar, toplam 90 trilyon TL'ye ulaşmıştır.

2004 yılı yatırım programına göre, Yüksek Planlama Kurulunca da revize edildiği şekliyle, 39,4 trilyon TL'si organize sanayi bölgeleri için, 35,7 trilyon TL'si ise küçük sanayi siteleri için olmak üzere toplam 75,1 trilyon TL bütçeden ödenek ayrılmıştır. 

Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri için ayrılan ödeneğin, özellikle, 2004 yılında bitirilmesi planlanmaktadır. Bütçeye ilişkin zorunlu kısıtlamalara rağmen, 2003 yılında olduğu gibi, 2004 yılında da Bakanlığın başarılı performansını sürdüreceğine yürekten inanmaktayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde, ülkemiz sanayii açısından büyük önem arz eden bir gelişmeye de değinmek istiyorum. Yüksek Planlama Kurulunca geçtiğimiz Eylül ayında sanayi politikamız resmî belge olarak kabul edilmiştir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatının ortaklaşa çalışmalarıyla hazırlanan ve yürütülen Türkiye sanayi politikasının temel amacı, artan dünya rekabet şartları altında sanayiin rekabet gücünü ve verimliliğini artırarak, dışa dönük bir yapı içinde sürdürülebilir büyümeyi sağlamak olarak belirlenmiştir.

Tüm dünyada ekonomik kalkınmanın, istihdam sağlamanın ve sosyal ilerlemenin önemli unsurlarından biri olarak kabul edilen KOBİ'lere, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bağlı kuruluşu KOSGEB tarafından verilen destek ve hizmetlerden de bahsetmek istiyorum. Ülkemizde tüm işletmelerin sayısının yüzde 99,8'ini, özel sektördeki toplam istihdamın yüzde 76,7'sini ve toplam yatırımların yüzde 38'ini oluşturan KOBİ'lere daha önceden finansman, teknoloji, bilgi, eğitim, pazarlama, tanıtım, danışmanlık ve laboratuvar konuları olmak üzere 8 ana başlıkta verilen desteklerin sayısı, KOSGEB'in yeniden yapılanması sonucu, 22 ana başlık altında olmak üzere toplam 38'e yükseltilmiştir. Yine, daha önceden desteklere başvuru sırasında istenilen 45 adet belge sayısı ortalama 5'e indirilerek bürokrasi azaltılmış ve bu destekler için 2003 yılında 160 trilyon TL ödenek ayrılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın faaliyetleri konusunda söylenecek daha çok husus vardır; ancak, zamanımızın kısıtlı olması buna imkân tanımamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞEMSETTİN MURAT (Devamla) - Sayın Başkanım, hemen tamamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Murat, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ŞEMSETTİN MURAT (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli gördüğüm bir konuyu Yüce Heyetinizin ve hükümetimizin dikkatine sunmak istiyorum: Bilindiği üzere, hükümetimiz, bölgesel ekonomik dengesizliklerin azaltılması, sanayiin geliştirilmesi ve istihdamın artırılması amacıyla, fert başına gayri safî millî hâsılası 1 500 doların altında olan iller için bir teşvik kanunu tasarısı hazırlamaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre bu tasarıdan istifade edecek illerin sayısı 36 olarak belirlenmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde sadece ve sadece Elazığ ve Tunceli illeri hariç tüm iller bu tasarıdan istifade edeceklerdir. Elazığ İlinde fert başına düşen gayri safî millî hâsılanın 1 500 doların üzerinde olmasının sebebi, Keban Barajında üretilen enerjiden elde edilen gelirin Elazığ ekonomisi içerisinde gösterilmesidir. Tunceli İlindeyse, kamuda çalışan memur ve işçi ücretleri dışında gelir kaydedecek önemli bir yatırım bulunmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞEMSETTİN MURAT (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Murat.

AK Parti Grubu adına ikinci söz sırası, Trabzon Milletvekili Sayın Asım Aykan'da.

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Aykan, konuşma süreniz 11 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ASIM AYKAN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkındaki görüşlerimizi arz etmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum; 2004 yılının, Bakanlık faaliyetleri açısından kazasız, belasız, bereketli bir yıl olmasını diliyorum.

Öncelikle, Bakanlığın ilgili olduğu alanlar hakkında kısa bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Bakanlığımız, 4 000 000 esnafı ilgilendiren bir bakanlık; 3 400 esnaf odasını ilgilendiriyor, 601 000 şirketi ilgilendiriyor, 356 000 ticaret, sanayi odası ve borsa ile bağlı 1 000 000'u ilgilendiriyor, 670 000 birlik ve ortağını ilgilendiriyor, 500 000 pancar üreticisini ilgilendiriyor, 200 000 sınaî üreticisini ilgilendiren bir KOBİ grubuyla muhatap oluyor, 76 000 kooperatif ve 5 000 000'a yakın insanla muhatap oluyor. Bunun anlamı şu: Bu sayıları topladığımız zaman, Bakanlık, yaklaşık olarak 12 000 000 gerçek ve tüzelkişiyle ilgileniyor. Bunun başka bir anlamı ise, ülkenin ana gövdesi Bakanlığın ilgi alanı; yani, can damarıyla ilgili bir bakanlık.

2003 yılında, Bakanlığımız neler yapmış; biraz önce, değerli arkadaşımız ifade ettiler; ben de, başka boyutlarıyla kısaca sunmak istiyorum. Yerli ve yabancı şirket kurma işlemleri 19 aşamadan 3 aşamaya indirilmiş ve kolaylaştırılmış; kuruluş izni Bakanlıktan alınarak ticaret odalarına verilmiş; yerli şirketlere sağlanan imkânlar yabancılara da tanınmış; sicil affına ilişkin yasa tasarısı Meclisten geçme aşamasına getirilmiş; Ekonomik Sorunları Değerlendirme Kurulu, şubat ayından beri 42 tane konuya değinmiş ve bunlarla ilgili önemli ölçüde rahatlatıcı kararlar alınmış; Bakanlık bünyesinde e-esnaf projesine başlanılmış; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çıkarılarak, özellikle kredi kartı mağdurlarının -ki, bunlar 80 000 civarında- feryatlarına çözüm bulunmaya çalışılmış; Bakanlık bünyesinde bilgisayar otomasyonuna geçilmiş; tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılandırılmasına başlanılmış,  yüzde 25 faizle 550 trilyonluk kredi kullandırılmış, ürün borsalarıyla ilgili düzenleme Başbakanlığa sunulmuş; KOBİ'lere KOSGEB bünyesinde sağlanan destek alanı 38'e yükseltilmiş; bürokratik işlemler azaltılarak, bu alanda 160 trilyonluk para kullandırılmış; esnafa kullandırılan kredinin faizi yüzde 59'dan 30'a indirilmiş, limitler 15 milyara çıkarılmış ve Bağ-Kur borcu şartı aranmamış. Yani, bunları kısaca özetleyecek olursak, kepenk indiren esnafımızın oksijen çadırına alınması sağlanmış. Bu, bizim için çok hayatî bir konudur. Kısacası, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı için, 2003 yılı, bir rehabilitasyon, iyileştirme yılı olmuştur.

Değerli arkadaşlar, buna ihtiyacımız vardı. Neden; çünkü, 2000 ve 2001 yılında Türkiyemizde meydana gelen olayları kriz boyutuyla ifade etmek yanlıştır. Bu, anlatılsa anlatılsa, belki, çöküntü kelimesiyle ifade edilebilir. Hasta, komaya girmiştir. Bunu komayla tarif etmek, alınacak olan tedbirlerin isabetini sağlamak için doğru olur diye düşünüyorum. Allah'a hamdolsun, bir yıl içerisinde, hükümetimiz ve Bakanlığımızın çalışmaları sonucunda, hasta komadan çıktı, gelen gideni tanıyor, "elhamdülillah iyiyim" demeye başladı; ama, henüz yataktan çıkmış değil, ayakları kırık, vücudunda hâlâ darbe var. İnşallah, bu yıl yataktan çıkar, gelecek yıl da, işine, tarlasına, tezgâhına gider, işine başlar.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde, 2004 yılıyla ilgili olarak neler yapılması gerekir konusuna kısaca değinmek istiyorum. Yukarıda sıraladığımız 2003 yılı Bakanlık faaliyetleri, hükümetimizin ve Bakanlığımızın, özellikle tecrübeli, üretimden, ticaretten, esnaf içerisinden gelen Değerli Bakanımızın, biraz önce saydığım kesimin, yani, esnaf, üretici, sanayici ve tüccarın omzuna elini koyduğunu gösteriyor. Değerli Bakanımızdan istirhamımız, bu elini, 2004 yılında da bu kesimin üzerinde bulundurmasıdır, bunda çok büyük fayda vardır; çünkü, bu kesim ayağa kalktığı zaman Türkiye ayağa kalkıyor; bu kesimin morale ihtiyacı var; bu moral sağlandığı zaman, Türkiye'de hepimizin yerine getirmeye çalıştığımız birçok talebin karşılanacağını beraberce göreceğiz.

Değerli arkadaşlar, biz, millet olarak, ikiyüz yıl toprak kaybederek, cephelerde yorularak bugünlere gelmiş bir milletiz, cumhuriyetle belimizi doğrultmaya çalışıyoruz. Sanayici, üretici, esnaf, ihracatçı yetiştirmek, bilgi elde etmek, sermaye bulundurmak, pazar elde etmek, pazarı korumak kolay bir iş değil. Dolayısıyla bu kesimin, her kesimden daha fazla korunmaya ve gözetilmeye ihtiyacı vardır. Hamdolsun, şimdi, dünyanın her yerine millet olarak mal satan, elimizde çanta dünyayı dolaşan bir milletiz. Türkiye'de 1980 yılında 3 000 civarında ihracatçı vardı; ama şimdiki rakam 32 000, bize verilen en son rakam bu, belki şimdi daha yukarıda; ama, Japonya'da 750 000 ihracatçı var. Bir Japonun yanındakine söylediği bir sözü ifade etmek istiyorum: Bizim 750 000 kişilik kuvvetimiz var; kara, deniz, hava; birkısmı denizden, birkısmı karadan, birkısmı havadan mal satmaya gidiyor... Bizim, bu şuurla, bu kesimi, onlara üretim yapan kesimi, sanayiciyi ve üreticiyi desteklememiz gerekiyor.

Bu kesimi desteklerken hiçbir fedakârlıktan kaçmamamız gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bu zor şartlarda Türkiye'de üretim yapan, parasını faize ve dövize yatırmayan insanları gerçekten bir kahraman olarak alkışlamak gerekiyor. Hatırlayın, Türkiye'de, beş yıl önce, parası olan ya dövize yatırıyordu ya faize yatırıyordu, kimse yatırım yapmıyordu; dolayısıyla da, işsize iş bulma imkânımız giderek bu seviyelere geldi. Bugün, hamdolsun, hem dövizin hem de faizin beli kırılmak üzeredir ve Türkiye bir yatırım dönemine inşallah giriyor.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızdan bir isteğimiz, ilgili diğer bakanlıklarla işbirliği yapmak suretiyle, nasıl KOSGEB küçük ve orta seviyedeki sanayimizi destekliyorsa, özellikle büyük ölçüde üretim yapan kesimleri destekleyen bir organizasyona ve teşkilata ihtiyacımız olduğunu, burada özellikle vurgulamak istiyorum. Bunu niye söylüyorum; Amerikalılar ve Japonlar, millî gelirlerinin 2,9'unu ar-ge'ye harcıyorlar; yani, araştırmaya korkunç kaynaklar harcıyorlar; Avrupa ülkeleri ise 1,9'unu harcıyorlar. Bizde ise bu oran, maalesef, binler seviyesinde duruyor. Dolayısıyla, KOSGEB'in yaptığı görevi, belki, üst seviyedeki üreticiler için de yapmak gerekiyor; yani, bundan sonra, dünyada, aklı -özür  dilerim- kim üretirse ve satarsa, o kazanacaktır. Eğer teknoloji üretemezsek, akıl satma dönemine geçemezsek, bugünkü ihracat hamlelerimizi üst seviyeye çıkarmamız mümkün olmayacaktır.

Bu alanda göğsümüzü kabartan iş adamlarımız var. Bir iş adamımız diyor ki: Ben, 2005 yılında 3 milyar dolar ihracat yapacağım ve iletişim alanında, Japonlara, Amerikalılara teknoloji satmaya başlıyor. Böyle iş adamlarını alnından öpmek, bizim için bir şeref borcudur; çünkü, Türkiye'nin kurtuluşu buradadır değerli kardeşlerim. Cumhuriyetin sekseninci yılında, bu iş adamlarımıza birer tane şeref madalyası takmamak, bizim için bir noksanlık olmuştur. Bunu, özellikle burada vurgulamakta fayda görüyorum.

Bakanlığımızın bünyesinde yapılacak olan çalışmalardan bir diğeri de, üretimdeki maliyet düşüklüğünü sağlayacak, SSK, vergi, elektrik, doğalgaz ve diğer girdileri düşürmek olmalıdır.

Yerli ikameyi kullanan ihracatçımızın özellikle desteklenmesinde fayda var; çünkü, şu anda sattığımız malın yaklaşık 20 milyar dolarını, ancak ithalat yapmak suretiyle dünyaya verebiliyoruz.

Asgarî ücret konusunda, müsaadelerinizle bir hususu ifade etmek istiyorum. Tabiî ki, biz, hep beraber, garibana yardımcı olacağız ve insanca yaşayacağı bir ücret vereceğiz; ancak, bu konuda sadece işverenlere yüklenmek doğru değil, devlet ve işverenin beraberce bu ücreti paylaşmasında fayda vardır; çünkü, karşımızda bir Çin olayı vardır, herkesin dikkatini çekiyor. Değerli kardeşlerim, 1997 yılında Çin'e gittiğimiz zaman gördüğüm bir gerçeği burada vurgulamak istiyorum. Orada insanlar 30 dolara çalışıyorlar, bizde ise ücretler 500 000 000 lira civarındadır. En son aldığımız haberlere göre, Çin, 30 tane kargo uçağı sipariş vermiş durumda ve 300 000 tonluk gemilerle dünyaya mal çıkarmaya çalışıyor. Şu anda, bizde, Sultanhamam'da mağaza açıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aykan, konuşmanızı toparlayabilir misiniz; buyurun.

ASIM AYKAN (Devamla) - Bir arkadaşımız "Tekstilde 95 sente ürettiğim bir mamulü, 65 sente Çin'den almaya başladım" diyor. Dolayısıyla karşımızda ciddî bir olay var. Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak meselesi de var. Evet, ücreti verelim; fakat, fabrikalar çalışmadığı zaman, bugün asgarî ücretle çalışan insanlara iş verme imkânımız olmayabilir.

Büyük firmalarımızın yurtdışı faaliyetlerine katılması ve lobi faaliyetlerini sağlaması için Bakanlığımızın öncü olmasında fayda var. Altyapısı güçlü bölgelerimizin, misyon ve vizyonlarının tarif edilerek, hangi ülkelerle alışveriş yapacaklarının belirlenmesinde fayda var. İşgücü eğitimine ihtiyacımız var. Ayrıca, bir esnaf şûrası toplamak suretiyle, Ahilik teşkilatımızın, meslek kazandıran, beceri kazandıran ve insanlara iş ahlakını öğreten teşkilatını modernize ederek bugünlere taşımamızda fayda var.

Değerli kardeşlerim, değerli milletvekilleri; son cümle olarak şunu ifade etmek istiyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Aykan, son cümlenizi alayım.

ASIM AYKAN (Devamla) - Parası güçlü, pasaportu itibarlı bir millet olmak istiyorsak, önce, kaliteli ve ucuz mal üretmemiz lazım ve bunu dünyayla paylaşmamız lazım. Sayın Bakanımızın ve değerli Bakanlık mensuplarının 2004 yılı faaliyetlerini, verecek oldukları çetin mücadeleyi buradan, şimdiden tebrik ediyorum, kendilerine başarılar diliyorum.

Bakanlık bütçesine, Grup olarak olumlu oy vereceğimizi ifade ediyor, değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aykan.

AK Parti Grubu adına üçüncü konuşmacı, Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Özyılmaz, Sayın Doğan'ın yerine de konuşacaksınız.

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Evet efendim.

BAŞKAN - Konuşma süreniz 22 dakikadır.

Buyurun.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde AK Parti Grubumuzun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bu konuşma süresini iki arkadaş birlikte kullanacaktık; Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan Bey, burada, bu görevi onun daha iyi yapacağına inanmama rağmen, bu kısa vakitlerin ikimize az geleceği düşüncesiyle bu görevi bendenize yükledi; bu vesileyle, hem kendisine hem de değerli Kahramanmaraşlılara candan teşekkür ediyorum; sağ olsunlar.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, Sayın Bakanımızın imzasıyla hazırlanmış ve sizlere ulaştırılmıştır; orada  da görüldüğü gibi, 12 katrilyon 854 trilyon 642 milyar TL ödenekten oluşan bir bütçedir. Elbette, bu bütçenin dökümüne baktığımızda, personel giderlerinin büyük ölçüde bir yer kapladığını görmekteyiz; yatırımlara da olabildiğince belli bir oran ayrılmıştır.

BAŞKAN - Sayın Özyılmaz, bir saniye...

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun intizamı açısından sayın milletvekillerimizin yerlerine oturması duyurulur.

Buyurun Sayın Özyılmaz.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Teşekkürler.

Sayın Bakanımızın, 2003 yılı içerisinde, göreve geldiği günden bugüne kadar, millî eğitimle ilgili konularda çok samimî bir şekilde, çok candan bir şekilde üstün bir gayretle yapmış olduğu çalışmaları hepimiz takdirle karşılıyoruz. Elbette, uzun yılların biriktirmiş olduğu sorunları kısa bir süre içerisinde çözmek hem mümkün değildir hem de böyle bir şey beklenmemektedir; ama, bu yıl içerisinde çok ciddî adımlar atılmıştır ve önümüzdeki yıllar içerisinde çok ciddî planlar ve programlar yapılmaktadır. Ümit ediyorum, hükümetimiz ve değerli Bakanlık görevlilerimiz, elbette, ülkemizin, biraz önce söylediğim, yıllardan beri birikmiş olan sorunlarını aşma ve ülkemizdeki eğitim sistemini düzeltme hususunda çok büyük bir başarı elde edeceklerdir; biz, Grup olarak da, bu hususta, elbette her türlü yardıma ve desteğe hazırız.

Değerli arkadaşlar, ben, Bakanlığımızın yapmış olduğu güzel çalışmalara fazla girecek değilim. Kendisi söz üstadıdır, Sayın Bakanımız burada, elbette, yaptığı çalışmaları sizlere güzelce aktaracaktır; ama, bizim, AK Parti Grubu olarak, millî eğitim sistemimizde görmüş olduğumuz eksiklikleri ve bunların çözümlerine bakışımızı, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Önce, şunu ifade edeyim: Elbette, günlerden beri bütçe konularını görüşüyoruz, değişik bakanlıkların bütçelerini görüşüyoruz. Hepsi birbirinden önemli ve değerli konular, bunlar üzerine de yoğun çalışma yapıyoruz; fakat, hepiniz takdir edersiniz ki, eğitimin yeri bambaşkadır. Gerek ülkemizde gerekse dünyanın her yerinde eğitim sistemleri, ülkelerin insan yetiştirme düzenidir, insan yetiştirme fabrikasıdır. Burada, iyi bir sistem kurulur ve arzu edilen, belirlenen hedefler doğrultusunda o insanlar yetiştirilirse, hem eğitim sistemi kendisini çok iyi besler hem de diğer alanlarda, tıp alanında, mühendislik alanında, hukuk alanında, öğretmenlik alanında ve diğer bütün alanlarda, çok mükemmel insanlar yetişmiş olur ve ülkenin problemleri çözülür.

Dolayısıyla, işin kaynağı, esası, millî eğitim sistemindedir; burayı düzenleyemeyen ülkeler, diğer alanları düzenlemek için uğraşsalar bile, maalesef, başarılı olamazlar, bunu hepimiz bilmekteyiz. Bu çerçevede, eğitim konularında, elbette, gerek Bakanlık olarak gerekse Grup olarak, son derece titiz davranmaktayız.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığının, daha doğrusu, daha genel bir tabirle millî eğitim sisteminin çok çeşitli problemleri vardır. Bunlar, biraz önce de ifade ettiğim gibi, yılların biriktirmiş olduğu problemlerdir. Bunlardan birincisi ve maalesef ülkemizde bir türlü aşamadığımız, bana göre eğitim sistemimizin birinci problemi, yıllardan beri, ülkemiz eğitimine, ideolojik bir bakış açısıyla yaklaşılmış olmasıdır. İdeolojik bakış açısını, şöyle, kısaca tanımlamak istiyorum: Bir topluma ya da toplumsal sınıfa ait inançların bütününe ideoloji dersek, bu dar bakış açısıyla konuya yaklaşma, maalesef, ülkemizde, bir türlü aşamadığımız bir problem olmuştur. Biz, yaklaşık yüzelli yıldır, Osmanlı'dan bu yana, ideolojik münakaşalar içerisine girmiş bulunan bir milletiz, yüzelli yıldır bunu yaşıyoruz. Bu problemi buna bağlıyorum; bir. İkincisi de, 20 nci Yüzyılın en büyük özelliklerden, en bariz özelliklerinden birisi de, ideolojik mücadelelerdi; çok şükür onu bitirdik. Bu ikisi bir araya gelince, bir bakıma... Sanki bizim DNA'mıza işlemiş bir durumdur konuya ideolojik yaklaşmak ve ideolojik yaklaşınca da, herkes kendi ideolojisi açısından bakınca da, maalesef sorunlarımız çözülemedi ve bugün, dev sorunlarla karşı karşıya bulunmaktayız.

İşte, biz, AK Parti olarak, gerek ülke meselelerinin bütününe gerekse özellikle eğitim konusuna ideolojik yaklaşmamaya, ülkenin bütününü kucaklayan politikalar üretmeye ve onları uygulamaya çalışmaktayız. Ümit ediyorum, diğer parti grubu da, bu işle ilgili herkes de aynı anlayışa gelir. Onu, herkes beklemektedir.

Değerli arkadaşlar, eğitim sistemimizin bir diğer önemli problemi: Eğitim, artık, bir bilim dalı olma halini de geçmiş, bir fakülte haline gelmiştir. Uzun asırlar boyunca, filozoflar ve değişik alanlarda kendisini yetiştirmiş bilim adamları, eğitimle ilgili olarak da yazar, çizer, konuşurlardı. Halbuki, 19 uncu Asırdan sonra, eğitim, başlıbaşına bir bilim dalı haline gelmeye başlamış, 21 inci Yüzyılda ise, artık, bir fakülte ve bir üniversite seviyesine ulaşmıştır. Eğitime, psikolojik açıdan, sosyolojik açıdan, finansman açısından, yönetim açısından ve program açısından, çeşitli açılardan bilimsel olarak bakan ve bunlar üzerine çalışmalar yapıp, bunlardaki sorunları görmeye ve bu sorunları çözmeye çalışan bilim insanları yetişmeye başlamıştır. Artık, nasıl ekonomi, hukuk, tıp ve diğer alanlar o alanda yetişmiş bilim adamlarına devredilmişse, aslında, eğitim konusu da, eğitim bilimlerinde yetişmiş olan insanların büyük ölçüde çaba sarf edecekleri, çalışacakları bir alan olmalıdır. Maalesef, bugüne kadar, eğitim bilimleri alanında yetişmiş insanlar, bu bakanlıkta gerekli rağbeti görememişti. Bizim, 58 ve 59 uncu hükümetlerle birlikte, bu yol da açılmıştır. Ümit ediyorum, bundan sonraki süreçte bu daha da gelişecektir. Eğitim bilimciler konuya daha bilimsel yaklaşacaklar, ideolojik bakış açısı bir kenara bırakılıp, özellikle bilim açısından konuya yaklaşılacaktır.

Değerli arkadaşlar, eğitim sistemimizin bir başka genel problemi, eğitim yönetimi modelidir. Bugün, ülkemizin genelinde olduğu gibi, eğitim sistemimizde de çağdışı bir model uygulanmaktadır. Artık, dünyada belki bir benzeri kalmamış olan sıkı merkeziyetçi politika, ülkemizdeki eğitim problemlerinin artmasına, ülkemizdeki eğitim problemlerinin katmerleşmesine sebep olmaktadır. Bunun da bir an önce ortadan kaldırılması ve Anayasamızda ifade edildiği gibi, merkezden ve yerinden yönetim anlayışına geçilmesi gerekmektedir. Bu hususta yoğun çalışmalarımız ve hazırlıklarımız vardır, bunu ifade edeyim.

Şunu hepimiz biliyoruz ki, ülkemizde, gerek özel teşebbüste gerek spor kuruluşlarında, yönetim problemini çözen, yönetici problemini çözen kuruluşlar, ülke genelinde, hatta, Avrupa ve uluslararası arenalarda çok büyük başarılara imza atmaktadırlar. Yönetim meselesi bir model olarak fevkalade önemlidir, biz bunun üzerinde çok durmaktayız.

Değerli arkadaşlar, Bakanlığımızda elbette bu yönde çalışmalar yapılmaktadır; ama, şunu ifade edeyim ben: Bugün, Bakanlıktaki bu dev kadrolar ve her şeyin bir merkezden, bir köydeki, bir kasabadaki okulun açılması, yapılması, hatta oranın tamir edilmesi bile, Ankara'dan yönetilirse, elbette, burada verim elde edilemez; elbette, sorunlar sürekli birikirler; çözüm de bulunamaz. Dolayısıyla -kısaca arz ediyorum- merkezden ve yerinden yönetim anlayışına geçmek ve bu anlayışla ülkeyi daha çağdaş bir yönetim modeliyle yönetmek, elbette, çok daha önemlidir.

Değerli arkadaşlar, eğitim yönetiminin insan boyutunu da birkaç cümleyle sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün Millî Eğitim Bakanlığında yaklaşık 80 000 yönetici vardır. Bu yöneticilerin büyük bir kısmı Millî Eğitim Bakanlığındaki öğretmenlerden oluşmaktadır. Bugüne kadar, elbette, bu yönetici arkadaşlarımız, çeşitli kademelerdeki yönetici arkadaşlarımız Millî Eğitim Bakanlığının hedeflerine ulaşmak için geceli gündüzlü çalıştılar, gayret sarf ettiler; ama, şunu bilmek lazım ki            -yaklaşık onbeş yirmi yıl üniversitede eğitim bilimleri okutmuş bir kardeşiniz olarak söylüyorum- öğretmenlerimiz, daha öğretmen yetişirken, öğretmen yetiştiren fakültelerde eğitim bilimleri dersleri alırken, maalesef, yönetimle ilgili bir ders ya almamaktadırlar veya seçimli üç kredi saatlik bir ders almaktadırlar. Üç kredi saatlik bir dersle ya da yönetim bilimi hakkında bilimsel bir çalışma içerisine girmemiş bir insanın el yordamıyla yönetmeye kalkışması, artık, günümüzde pek geçerli olmasa gerektir. Dolayısıyla, buradan şunu ifade etmek istiyorum: Özellikle eğitim fakültelerine, ilahiyat fakültelerine, fen edebiyat fakültelerine, yani, öğretmen yetiştiren kurumlara eğitim bilimleri dersleri konulurken, özellikle, üç saatlik değil, altı kredi saatlik eğitim yönetimi dersinin konulması şarttır. Sadece eğitim yönetimi değil. Aynı öğretmenler müfettiş oluyorlar, denetçi oluyorlar. Onların, öğretmen yetişmeleri esnasında bu manada da çok fazla ders almadıklarını biliyorum. Ayrıca, rehberlik de, yine, fevkalade önemlidir. Özellikle bu üç dersin daha öğretmen yetiştirme düzenimizde ağırlıklı bir şekilde ele alınması gerektiği kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, eğitim sistemimizin bir başka problemi: Eğitimimizde program geliştirme çalışmaları yıllardan beri yapılmamaktadır. Halbuki, eğitim bilimleri çerçevesinde konuya baktığımızda, eğitim programı hazırlanır bütün derslerle ilgili olarak; o, bir defa uygulamaya konulduğu andan itibaren, artık, o geliştirilmeye ve daha iyiye ulaştırılmaya, eksikliklerinin giderilmesine, yeni yeni güzelliklerin oraya aktarılmasına muhtaçtır. Nasıl insan ve toplum dinamikse, nasıl insan ve toplum sürekli gelişiyor ve değişiyorsa, eğitim programları da böyle dinamik olmak, sürekli  gelişmek ve değişmek mecburiyetindedir. Aksi halde, insan değişe ve gelişe ilerler, halbuki, ders programları statik olarak kalırsa, bugün olduğu gibi, insanımızın gerisinde kalır.

Değerli arkadaşlar, hepimiz biliyoruz ki, çocuklarımızın ilköğretimde, ortaöğretimde çeşitli kademelerde okurken ders kitaplarına baktığımızda bugün hiçbir işe yaramayan, çocuğumuzun da, gencimizin de, yaşlımızın da hiçbir işine yaramayan pek çok bilgi vardır; ama, biz, onları çocuklarımıza öğretmeye zorluyoruz, onları ille de ezberleyeceksiniz diyoruz hatta; ama, bugün öğrenmeleri gereken çağdaş dünyanın gerektirdiği bilgiler, maalesef, o programda, o kitaplarda olmadığı için çocuklarımız ondan mahrum kalıyorlar, yoksun kalıyorlar ve ondan sonra da eksik yetiştiriyoruz insanımızı. Bunun temelindeki, işte, program geliştirme çalışmasının olmamasıdır. Ben, Sayın Bakanımızdan ve Bakanlık çalışanlarından, özellikle üst kademe yönetiminden, bir an önce, ülkemizin en önemli eğitim meselesi olarak gördüğüm eğitimde program geliştirme çalışmalarının, bakanlık merkezinden olmak üzere, yurt sathına yayılması ve o çerçevede ciddî çalışmaların yapılması gerekir; ümit ediyorum, o da yakında başlayacaktır.

Çünkü, bir bakın arkadaşlar, bugün, eğitim, artık, sadece okullarda ve sadece ders kitaplarında yapılan bir şey olmaktan çıkmıştır. Eğitime, çağdaş teknolojinin getirdiği yaklaşımlar dolayısıyla çok kanallı eğitim başlamıştır ve her gün, yüzlerce, binlerce bilgi üretilmekte, gerek internet yoluyla gerekse çeşitli kitle iletişim araçları yoluyla insanlara ulaştırılmaktadır. Bunlar her gün kendisini yenilerken, kitaplar uzun yıllar aynı yerde kalırlarsa, elbette, biz, kendi kendimize bilerek zarar vermiş oluruz. Bunların göz önüne alınması lazım.

Değerli arkadaşlar, çağdaş dünya, artık, eğitimi, sadece devlet eliyle uygulanan, yapılan bir şey olarak görmemektedir. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, özellikle demokratik ülkelerinde, kamu okullarının yanında özel sektörün de bu işe girdiği ve çok büyük başarılar, yararlı çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Ülkemizde de, bu manada, eğitim sektöründe kamu okullarının, kamu çalışmasının yanında özel sektörün de bu alana girmesi gerekir; ama, maalesef, şu anda çağdaş dünyanın çok çok gerisinde bulunmaktayız. Ülkelerin pek çoğunda yüzde 30, yüzde 40, yüzde 50 civarında özel sektör konuya girmiş olmasına rağmen, biz de hâlâ yüzde 1'lerde, yüzde 2'lerde dolaşıyoruz. Bu ise, son derece eksik ve yanlış bir şeydir.

Dolayısıyla, ülkemizi öyle bir hale getirmeliyiz ki, kamu ve özel sektör birlikte eğitim konusunu yürütmeli, birlikte götürmeli. Kamu, yani Bakanlık merkezi, daha çok vizyon ve standart belirleme, yönetimde birlik sağlama, program geliştirme çalışmalarını yürütme, eğitim yönetimi il kurullarına malî ve teknik yardım sağlama gibi görevler almalı; kamu okullarını açma ve yönetme konularını yürütmelidir. Özel sektörün ise, okulun açılması, yönetilmesi, yürütülmesi, onun çeşitli problemlerinin çözülmesi hususunda kamuya destek vermesi, elbette, yararlı bir şey olacaktır.

Tabiî, burada şu da var: Bugün, ülkemizde az da olsa var olan ve çok güzel çalışmalar yapan özel okulların pek çok sorunu vardır. Bakanlığımızda bu yönde çalışmalar yürütülmektedir. Özel okulların bugün var olan yakıt giderleri, SSK giderleri, buna benzer telefon, içmesuyu vesaire giderlerindeki bir çarpıklık, önümüzdeki günlerde, ümit ediyorum, Bakanlığımızın değerli çalışmalarıyla giderilecektir.

Değerli arkadaşlar, millî eğitim sistemimizin bir başka önemli problemi, finansman konusudur. Bir organizasyonun amaçlarının gerçekleştirilmesi için gerekli olan her türlü ödeme, araç ve imkânları olarak tanımlayabileceğimiz finansman konusu, elbette, fevkalade önemlidir.

Eğitim sisteminin finansman sorunu, eğitimin tüm boyutlarını ilgilendiren ve diğer bütün çalışma alanlarını etkileyen bir sorundur. Eğer sizin maddî imkânınız varsa, hazırlamış olduğunuz birçok programı, projeyi uygulama imkânınız olur; aksi halde, bundan mahrum kalırsınız.

Değerli arkadaşlar, dolayısıyla, burada, ben inanıyorum ki, Değerli Millî Eğitim Bakanımız, 2004 yılı bütçesi içerisinde, bugünkü rakamın çok daha ilerisinde bir meblağın millî bütçeden Millî Eğitim Bakanlığına aktarılması için büyük çaba sarf ettiler; ama, ne yazık ki, ülkemizin gerçekleri bu. Ne yazık ki, ülkemiz, daha bir yıl öncesine kadar büyük karanlıklarla, kaoslarla kaplı bir ülkeydi. İnşallah, önümüzdeki bir iki yıl içerisinde bu tür problemleri, ekonomik problemleri çözüp, elbette, Millî Eğitim Bakanlığımız bütçesine yakışır bütçe hazırlayacağız; ona inanıyoruz; ama, burada, şunu da arz edeyim: Artık, dünyada hiçbir devlet, eğitimi sadece kamu kaynaklarıyla götürmüyor, biraz önce ifade ettiğim gibi, özel sektör de bu alana giriyor ve bu alanda özel sektör ve kamu sektörü birlikte hareket ederek çok güzel çalışmalar yapıyorlar; ülkemizde de bu olacaktır.

Değerli arkadaşlar, bu hususlarda çok söylenecek söz var. Bendeniz, bu alanda ihtisas yapmış bir kardeşiniz olarak "Türk Millî Eğitim Sisteminin Temel Sorunları ve Çözüm Önerileri" adıyla, kendi çapımda, ciddî olarak gördüğüm bir çalışmayı yaptım, bunu, hem Sayın Millî Eğitim Bakanımıza hem diğer pek çok yetkiliye takdim ettim. Elbette, bu konuda söylenecek sözler çok, öneriler çok; ama, değerli Arkadaşım Avni Bey zamanını bana vermiş olmasına rağmen, yine de bunları anlatacak çok fazla zamanım olmadığından kısa geçiyorum.

Değerli arkadaşlar, eğitim sistemimizin bir başka problemi, rehberlik çalışmalarının olmamasıdır. Bakınız çağdaş dünyada, eğitim, üç ayak üzerine oturur; bunlar, yönetim, rehberlik ve öğretim faaliyetleridir. Bizde öğretim ve yönetim faaliyetleri vardır; ama, rehberlik çalışmaları yok denecek kadar azdır; çünkü, yıllardan beri millî eğitim şûralarında konuşulmasına, bakanlıkların "bu hususta çalışma yapıyoruz" demelerine, planlar hazırlamaya başlamaların rağmen, maalesef, arzu edilen noktaya ulaşılamamış, eğitim sistemimizde rehberlik faaliyetleri çok az, cılız bir şekilde kalmıştır.

Rehberliğin, henüz, ülkemizde tam anlaşıldığını söylemek bile mümkün değildir. Rehberlik zannediliyor ki, sadece, zihinsel sorunları olan birtakım öğrencilere yönelik olarak yapılan bir faaliyettir; hayır, öyle değil. Rehberlik, aslında, bütün öğrencilere yönelik bir faaliyet olarak yapılır ve öğrenciye, önce kendisini tanıtır. Öğrencinin şimdiki tabirle gizil güçleri, eski tabirle ilgi, istidat ve kabiliyetlerinin ne yönde olduğu, başta, öğrencinin kendisine tanıtılır; ondan sonra, öğrencinin yakınlarına tanıtılır; bu da yetmez, öğrencinin, bu ilgi, istidat ve kabiliyetlerine uygun hangi meslek onunla tam örtüşürse, o da öğrenciye tanıtılır ve öğrenci öyle birtakım afakî heveslerle değil, bilimsel birtakım gerçeklerle yönlendirilir. Böylece, hem öğrenci mutlu olur hem de toplumuna daha yararlı bir insan olur.

İşte, bu çalışma henüz bizde yok. Dolayısıyla, öğrenciler yönlendirilirken çok afakî olarak -özür diliyorum, bu hepimizin başında olduğu için söylüyorum- bilimsel kriterlerden uzak bir şekilde bunu yapmak durumunda kalmış bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, ortaöğretim konusuna girecektim aslında, son derece önemli bir konu; ama, zaman kalmadı Sayın Bakanım.

Ben kısaca...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özyılmaz, konuşmanızı toparlar mısınız.

Buyurun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkanımızın da sabrını taşırmadan, üniversiteye girişle ilgili birkaç hususa değinmek istiyorum. Bugün ülkemizde, üniversiteye giriş konusu son derece sıkıntılı; öğrencilerimiz açısından da sıkıntılı, öğretmenlerimiz açısından da sıkıntılı, Millî Eğitim Bakanlığımız açısından da sıkıntılı bir konudur. Dolayısıyla, bunun üzerine gidilmesi ve bu konunun, hem genel lisedeki öğrencilerimizi hem meslek lisesindeki öğrencilerimizi hem yükseköğretim meselemizi hem velileri memnun edecek şekilde ele alınması, çözülmesi ve sonuca bağlanması gerekir.

Ben, o konuya da girmek istiyorum; ama, zamanım dolduğu için sözlerimi toparlıyorum ve Millî Eğitim bütçemizin ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyılmaz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Edirne Milletvekili Nejat Gencan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NEJAT GENCAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Kabaca bir tabirle Sanayi ve Ticaret Bakanlığını tanımlamak gerekirse; sanayici, tacir, esnaf, sanatkârlar, KOBİ'ler, sınaî nitelikli tarımsal ürünün üreticileri, diğer girişimciler ve yetmiş milyonluk tüketici kitlesinin hizmet bakanlığıdır. 3 400 esnaf odası, 12 esnaf konfederasyonu ve bunlara bağlı 2 800 000 esnaf ve sanatkârımız vardır. Bütün ticarî ve sınaî şirketlerin denetlenmesi bu bakanlıkla ilgilidir. Bakanlık, bu hizmetlerini, 7 bağlı veya ilgili kuruluş ve 2 de ilişkili kuruluş aracılığıyla yerine getirmektedir.

Bu bakanlığın kuruluş amacını da kısaca hatırlatmak gerekirse; ülkenin sanayi politikasının, ülke şartları ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda tespit edilmesi, kalkınma plan ve programlarında yer alan ilke ve hedefler doğrultusunda, sanayiin dengeli ve hızlı gelişiminin sağlanmasıdır. İlk kurulduğu yıllarda, sanayiin kurulmasına, ticarî faaliyetlerin gelişmesini sağlayarak yön veren bir bakanlığın, bugün geldiği nokta ortadadır. Girmeye çalıştığımız AB ülkelerinde, sanayi bakanlıkları, sanayi ve ekonomiye yön verecek yetkilerle donatılmıştır. Tabiî, ülkemizde, ekonomik faaliyetlerin yarıdan fazlası, finansal faaliyetler üzerine kurulmuştur. Bu anlayışı değiştirecek, ticarî ve sınaî faaliyetlere önem verecek bakanlığı yeniden yapılandırmanın gereği ortadadır arkadaşlar.

Ülkeleri, bölgeleri ve dünyayı göz önünde bulundurarak, uzun vadeli düşünmek durumundayız. Bu bağlamda, kesin hedefler saptamalı ve bu hedeflere ulaşmak için, ana stratejiler ve bunlara bağlı planlar belirlenmelidir. Bu bağlamda, ulusal politika önceliklerinin de ortaya konulması gerekmektedir. Öncelik konularında, devletin de son hızla kendisini yenilemesi gerekmektedir. Ülkemizde, şirketlerin yüzde 90'ının KOBİ olduğunu düşünürsek, önceliklerimizden birini ortaya koymuş oluruz. Geçmişten bugüne kadar, ülkemiz sanayiinin gelişmesine önemli katkılarda bulunan KOBİ'ler, bu işlevlerini devam ettirmekle birlikte, önemli sorunlar yaşamaktadırlar. Genel sorunlarını şöyle sıralayabiliriz: Üretim ve pazarlama sorunları, finansman ve bürokrasi sorunları. Başlıca sorunlar olarak sayabildiğimiz bu sorunların giderilmesi noktasında bakanlığımızın yaptığı çalışmaları şu an takdirle karşılıyor; fakat, bu çalışmaların yaşama geçirilmesini bekliyoruz.

Küreselleşme, tekpazar, gümrük birliğine girilmesi gibi gelişmelerin KOBİ'leri fazlasıyla zorladığını bilmekteyiz. İhracat konusunda, devletin ve diğer kurumların KOBİ'leri desteklemesi zorunlu hale gelmiştir.

Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri yapımı bakanlığın önemli görevlerinden birisidir, öyle de olmalıdır; çünkü, bölge istihdam olanaklarının artırılması, işsizlik, çarpık kentleşme ve çevre sorunlarına çözüm bulunmasında organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri büyük rol oynamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böylesine ağır sorumluluklar karşısında, bakanlık bütçesinin ne kadar yetersiz olduğunu bazı rakamlarla göstermek istiyorum ve sözlerime organize sanayi bölgelerine ayrılmış olan miktarlarla devam edeceğim. Etüt çalışmaları için 131 milyar, inşaat çalışmaları için 38 trilyon 259 milyar, küçük sanayi siteleri için 35 trilyon 705 milyar, el sanatlarını geliştirmek için 75 milyar ve kamulaştırma için 1 trilyon 125 milyar Türk Lirası ödenek tahsis edilmiştir. Bu ödeneğin yetersiz olduğunu şu örnekle verebiliriz: Yatırımı devam eden 68 adet organize sanayi bölgesi için 2004 yılı bütçesinde ayrılan yaklaşık 40 trilyonluk bir para vardır. Organize sanayi bölgesi başına düşen miktar, yaklaşık olarak 600 milyardır. Bu 600 milyarla, bu şekildeki yatırımların ne kadarının yapılacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Kurulan 12 adet teknoloji gelişme bölgesinde 100 trilyonluk bir kaynağa ihtiyaç vardır; ancak, bu 12 teknoloji bölgesine ayrılan miktar 3 trilyondur. Bu da çarpıcı bir rakamdır.

Esnaf ve sanatkârlarımız, ülkemizin, toplumsal hayatımızın önemli istikrar unsurlarından biridir. 2003 yılında aktarılan kaynakla beraber esnaf ve sanatkârlarımıza faiz sübvansiyonu olarak 108 trilyon ayrılmış bulunmaktadır. Bunu da esnaf başına değerlendirdiğimiz zaman, esnaf başına 40 000 000 Türk Lirası bir destek olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun da yetersiz olduğunu söylemekte yarar görüyorum. Yeterli olduğunu söylemenin mümkün olmadığı bu desteklerin yanında, çağdaş destekleme araçlarından yoksun esnafımıza öncelikle yapılması gereken, Batı'lı ülkelerdeki modellerin ülkemize adaptasyonudur. Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan her yeni istihdam için sosyal güvenlik prim desteği, küçük işletmelere vergi muafiyeti ve istisnaları, istihdam başına bir yıl veya daha fazla süreli, sıfır faizli kredi desteği, iş değiştirme desteği gibi çağdaş destekleme modellerini ülkemizde uygulamaya başlamamız gerekmektedir.

Doğrudan olmak üzere, sınır kentlerimizin de dolaylı olarak ihracatımızı etkileyen sınır ticareti konusuna değinmek istiyorum. Komşularıyla iyi ilişkiler kurduğu kentlerimiz açısından önemli bir konudur. En önemlisi ihracatın artırılması ve ihracatla beraber bir bölüm ithalatın -ithalat yoluyla daha düşük maliyetle karşılanacak mallarla- sınır illerimizde ekonomik hayatı canlandırarak sınaî ve ticarî gelişmeyi sağlayacağını umuyorum. Sınır ticareti, gerçek kişi, esnaf ve yolcu beraberi uygulamasında belirtilen miktar ve değerleri geçmeyecek şekilde gerçekleştirildiği takdirde, ülkemizin uluslararası yükümlülükleri açısından herhangi bir sorun teşkil etmeyecektir. Bu bağlamda, sınır illerimizde, özellikle de Edirne İlinde sınır ticaretinin tekrar hayata geçirilmesini beklemekteyiz. Kalkınmada öncelikli ilçeler kapsamına giremeyen; fakat, gerçek anlamda çok zor durumda olan sınır ilçelerimize sınır ticareti izninin verilmesi, bu anlamda da önem kazanmaktadır.

Pancar şekeri sanayiin yüzde 80'i kamu kontrolünde. Pancar tarımıyla ilgili olarak, şekerpancarı kotası, şeker yasası, pancar şekeri, nişasta bazlı şekerler gibi konular gündemi sık sık işgal etmektedir. Bu sektöre gereken önemi vermek zorundayız arkadaşlar. Pancardan şeker üreten tüm ülkelerde olduğu gibi, Fransa'da, Almanya'da, Amerika Birleşik Devletlerinde ve AB ülkelerinde üretimler artarken, ülkemizdeki uygulamaların, sektörün gelecekteki yapısının ve arz-talep dengesinin dışa bağımlı yaratılmaması gerekir. Üretimin devamlılığının sağlanması, rekabet gücünün artırılması, üretici ve sektör çalışanlarının mağdur edilmemesi çerçevesinde daha dikkatli değerlendirmeliyiz bu konuyu; çünkü, bu sektör, doğrudan ve dolaylı olarak 10 milyonu aşkın insanımızı ilgilendirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizliğin geldiği nokta hepimiz tarafından bilinmekte, bu konunun nasıl aşılacağı da bilinmekte. Yatırımların artırılması, ar-ge çalışmalarına ağırlık verilmesi suretiyle, üretimin hızla artmasını gerçekleştirmek için gereken temel hammade ve yarı mamul maddelerin üretileceği yan sanayiî alanlarına da yatırım yapılması gerekmektedir.

Değinmek istediğim diğer bir konu da, geniş bir kesimi ilgilendiren 5590 sayılı Kanunun yerine hazırlanan, odalar ve borsalar birliği kanunu. Bu kanun, ülke şartlarını göz önüne alarak, ticaret borsalarının...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gencan, konuşmanızı toparlar mısınız.

Buyurun.

NEJAT GENCAN (Devamla) - ...Avrupa'daki çağdaş ve etkin borsacılık sistemi seviyesine yükseltmek olmalıdır. Üründeki arz ve talebi çağdaş mekân ve ortamda karşılaştıran, fiyatların açıklık ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde eşit rekabet koşullarında belirlenmesini sağlayan, numune alma, laboratuar, satış salonları, bilgisayar donanım ve elektronik sistemlerini ihtiva eden borsacılık sistemini kendi ülkemize de getirmek zorundayız.

Sonuç olarak, bu kadar önemli bir bakanlığın, 2003 yılı bütçesi 126 trilyon lira olmasına rağmen, 2004 yılı bütçesi 213 trilyon lira olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu rakamın yetersiz olduğunu düşünüyor ve zor dengeler çerçevesinde ülkemizi yönetme konusunda önemli olan bu Bakanlığın bütçesini yetersiz buluyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gencan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci söz, Ordu Milletvekili Sayın Kâzım Türkmen'in.

Buyurun Sayın Türkmen. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA KÂZIM TÜRKMEN (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bütçe görüşmelerinin dar olanakları içerisinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını yakından ilgilendiren, Karadeniz'deki 8 000 000 fındık üreticisinin sorunlarını, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, sizlere anlatmak istiyorum.

Aslında, yıllardan beri fındık ürünüyle ilgili sorunlar hep tartışılır. Fındığın sorunlu ürünler arasında olduğu, çıkar çevreleri tarafından, tüm beyinlere yerleştirilmeye çalışılır. Halbuki fındıkta sorun yoktur; ama, fındıkta çok ciddî sorunlar yaratanlar vardır. Dünyadaki fındık üretiminin yüzde 75'ini elinde tutan ülkemizde, fındığın bugüne kadar millî bir politikasının olmaması, tüm sorunların başlıca nedenlerinden biridir. Fındık üreticisi bu konuda oldukça bilinçlenmiştir, deneyimlidir; çünkü, asıl parayı kazanan, ter döken üretici değil, alınterini sömüren çıkarcılar ve onlara çanak tutan yetkililerdir. Bunları yapanlara, halk deyimiyle, Karadeniz'de "fındık kurdu" denir. Bu sene fındık kurtları akrebe dönüşmeye başladı. Nasıl mı; fındık üreticisi köylünün elindeki fındığı ucuza kapatmak isteyenler, 2003 yılında, fındık rekoltesini yanlış hesapladılar. Onlara göre, asgarî         500 000 000 kilogram fındık olacaktı ve dolar kuru da 2 000 000 Türk Lirası civarında olacaktı. Halbuki, bunlar gerçekleşmedi. Havaların kurak gitmesi nedeniyle fındık rekoltesi çok düşük oldu, buna bağlı olarak da dolar kuru 1 350 000 lira ile 1 500 000 Türk lirası arasında gerçekleşti. Güzel ve ballı para kazanacaklardı. Hükümet, rekolte yüksek olacak diye büyük bir telaş içerisinde olan bu kesime oldukça destek verdi; çünkü, yapılan toplantıya ne hükümet ne de AKP'li bir milletvekili katıldı; katılmaları istenmiyordu.

İşte, ne olduysa bundan sonra olmaya başladı; ak koyun kara koyun geçitte belli oldu, kimin üreticiden yana olduğu açık ve kesin bir biçimde ortaya çıkmaya başladı. AKP iktidarı, 450 000 ailenin geçim kaynağı olan ve 8 000 000 insanın aşı, ekmeği, işi saydığı fındığın üreticisini kaderiyle baş başa bıraktı, bir avuç çıkarcının tam yanında yer aldı, bunu da hiç saklamadı. 9 Ağustos günü, Ziraat Odalarının öncülüğünde, muhtarlar derneğinin girişimi, tüm toplum temsilcileriyle beraber, Ordu'da fındık mitingi düzenlendi. Bu mitinge hükümetten bir tek kimse katılmadı, İktidar Partisinin bölge milletvekillerinden hiç kimse katılmadı; ama, sayın milletvekilleri, aynı gün, İstanbul'da, Sayın Başbakanın danışmanı Cüneyt Zapsu, mensubu olduğu Dünya Kabuklu Yemişçiler Birliği Dönem Başkanlığı adına Sayın Başbakana altın fındık ödülü veriyordu. Başbakan İstanbul'da ödül töreninde onurlandırılırken, mitingin böylesine ilgisiz kalmış olması üreticinin kaderini tam tayin ediyordu. Bu arada, fındık toplama mevsimi başlamıştı. Hemen hemen yirmi günlük bir zaman içerisinde, hava koşullarının da çok kurak gitmesi nedeniyle rekoltenin çok düşük olacağı herkesçe biliniyordu. Bu durum, iktisattaki çok önemli bir kaideyi ortaya koydu; arz-talep dengesi nedeniyle fındık fiyatlarının yükseleceği açıktı. Peki, bu durumda hükümet ne yaptı; hiç de saklamadan, üreticinin yanında değil, bir avuç çıkarcının yanında yer aldı, Fiskobirlik'in 2002 ürünü fındığını çok düşük bir fiyatla, 1 650 000 liradan satışa çıkardı.

EYÜP FATSA (Ordu) - Doğru bilgiler değil bunlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Türkmen, konuşmanızı toparlar mısınız.

Buyurun.

KAZIM TÜRKMEN (Devamla) - Bu durum, fındık fiyatlarının daha da düşük olmasına neden oldu; ancak, köylünün, ziraat odalarının bilinci sayesinde fındık pazara indirilmedi ve fındık fiyatları 2 500 000 lira gibi bir seviyeye yükseldi.

Sayın milletvekilleri, eğer iyi politika izleyebilirsek, önümüzdeki fındık gayet yüksek fiyatla gidebilir; ancak, bunun için alivrecileri Fiskobirlik karşısında farklı bir konuma getirmek lazım.

Bakın, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Fiskobirlik'in kaynaklarını artırmak için 50 trilyon liralık bir ödenek aktarmasını Cumhuriyet Halk Partisi olarak istedik; ama, ne yazık ki, AKP'li arkadaşlarımız tarafından reddedildi. Eğer, bu para aktarılmış olsaydı, bugün, yani 2004 senesi fındığı için alivre satış yapılamazdı. Tabiî, burada fındıkla ilgili çok konu var anlatılacak. Mesela, doğrudan gelir desteğine de tam ulaşılamadı. Ordu'nun Çamaş ve İkizce ilçeleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM TÜRKMEN (Devamla)- Sayın Başkan, 1 dakikalık bir süre istiyorum.

BAŞKAN- Sayın Türkmen, 1 dakikanızı verdim; teşekkür ediyorum.

Son sözünüz için Sayın Türkmen; buyurun.

KAZIM TÜRKMEN (Devamla)- Bu iki ilçemizde doğrudan gelir desteği ödenmedi.

Sayın Eyüp Fatsa, Ordu'da yapılan 5 000 kişilik eğlencede, siz, bu mağduriyeti gidermek için halka söz verdiniz. Şu anda Çamaş halkı bunu dinliyor ve sizden bunun gereğinin yerine getirilmesini talep ediyor.

Ben, bu duygularla sözlerimi bitirirken... Zamanın yetmiyor, çok şey var anlatılacak; ama, fındığın geleceği Fiskobirlik'i güçlendirmekten geçiyor. Arz fazlası fındığın Fiskobirlik tarafından alınmasını güvenceye alırsak, fındık fiyatları her zaman güzel olur.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Türkmen.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, üçüncü sırada söz isteyen, Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı.

Buyurun Sayın Gazalcı. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Gazalcı, konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Çocukların, gençlerin, hatta, bütün yurttaşlarımızın yetiştirilmesini, ülkemizin her yönden gelişmesini ilgilendiren bir bakanlığın bütçesini görüşüyoruz; Millî Eğitim Bakanlığı.

Bu yaşamsal öneminden dolayı bütün ileri ve çağdaş ülkeler bütçelerinin büyük bir kısmını eğitime kaynak olarak ayırırlar. Ne yazık ki, son yıllarda hükümetler gerekli kaynağı bütçeden ayırmadıkları için, eğitim hem nicelik olarak hem nitelik olarak ileri ülkelere göre düşüktür ülkemizde. AKP Hükümeti de, bir yıldır, sözde, eğitimin öneminden söz etmesine karşın, yaptığı iki bütçede de eğitime gerekli payı ayırmamıştır. Geçen yıl, son onbeş yılın en düşük eğitim payı olarak 6,9 ile kapanmıştı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, bu yıl da 8,5; yani, bütçenin yüzde 8,5'i eğitime ayrılmıştır, 10 179 997 000 000 000 liradır. Bunun da yüzde 79'u personel giderleridir. Oysa, on yıl önce, 1993'te, eğitime yüzde 14,35 pay ayrılıyordu; bugün 8,5 pay ayrılıyor.

Yine, yatırımlarda da bir düşüş vardır. 2000 yılında bütçe yatırımlarının Millî Eğitime yansıyanı yüzde 28,35 iken, bu, 2003 yılında, bu yıl, 16,44'e düşmüştür.

Bütçeden yeterli pay ayrılmadığı için okulumuz, dersliğimiz eksiktir, öğretmen noksanımız vardır. Bugün, yetişmiş, okul bitirmiş, öğretmenliğe hak kazanmış binlerce genç, maalesef, atanmayı beklemektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı "tekli eğitime geçmek için 100 000 dersliğe gereksinim var" diyor; ama, yaptırdığı derslik sayısı -yine kendisi açıklıyor- 15 471. Bu, tekli öğretime geçildiğinde yalnız İstanbul'un gereksinimini karşılıyor. Oysa, 1999'da 26 000'den, 2000'de 23 000'den, 2001'de 21 000'den fazla okul yapılmıştı. Bu, neden böyle oluyor?

Değerli arkadaşlar, bu, bir yaklaşım meselesi. AKP Hükümeti ve onun Millî Eğitim Bakanı eğitimin devletin temel bir işi olduğunu, eğitimin bir kamu işi olduğunu kabul etmiyor. Bakın, bu 10 000 çocuğu devlet parasıyla özel okullarda okutma tartışmaları yaşanırken, Millî Eğitim Bakanının da, Başbakanın da niyetleri ortaya çıktı. Başbakan, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yaptığı konuşmada, açıkça dedi ki: "Devlet, eğitim işinden yavaş yavaş çekilmeli; bunu, özel kesim alıp götürmelidir."

SONER AKSOY (Kütahya) - Doğru, çağdaş olan da budur.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - "Doğru" diyor arkadaşlar; aramızdaki ayırım da bu zaten.

Sayın Çelik, yani, şu anda Millî Eğitim Bakanı olan Sayın Çelik, bakın, 21 Mart 2000 yılında, Doğru Yol Partisi Grubu adına Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşurken "özel eğitim kurumlarımız yüzde 40'la çalışıyor -dikkatinizi çekmek istiyorum, tutanaklardan okuyorum- Osmanlı'da devlet, savunma, içgüvenlik ve adaletin dışında hiçbir şeyle uğraşmazdı. Eğitim kurumları vakıflar tarafından götürülürdü. Her okulun mahalle mektebinden medreseye kadar bütün okulların bir vakfı vardı, akarları vardı ve sivil inisiyatif eğitim meselelerini götürüyordu. Tanzimat'tan sonra -cumhuriyeti de katıyor işin içine tabiî- devletçi anlayıştan dolayı bütün mesele devlete havale edilmiştir. Devletin de, bugünkü kaynakla, bugünkü finansla bu işin üstesinden gelmesi mümkün değildir; özel eğitim kurumları mutlaka teşvik edilmelidir" diyor Bakan. 

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Doğru söylemiş.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bu niyetini bugün de sürdürüyor. Yani, bu 10 000 öğrenci meselesi, eğer, bakın, özel okullara verilmiş olsaydı...

Bakanın tutanaktan bir konuşmasını daha okuyorum. 28 Haziran 2001, yine, DYP Grubu adına bir konuşma yapıyor. Hangi özel okulları kastettiğini de şu tutanak sözleri çok güzel açıklıyor; bakalım, AKP'li arkadaşlar ona da doğru diyecekler mi. "Uluslararası bilim olimpiyatlarında Türkiye'ye en fazla madalya kazandıran, en fazla derece kazandıran okullar vardır. Bunlar, bazı özel okullardır. Siz, buna, ister Fethullah Hocanın okulları deyin, ister filan vakfın okulları deyin, bunlar, Türkiye'nin yüzakı okullarıdır. Türkiye Cumhuriyetinde ve dış dünyada da bizi, gerçekten, layıkıyla temsil eden okullardır" diyor. (AK Parti sıralarından "Doğru" sesleri)

ALİ TEMÜR (Giresun) - Alkışlıyoruz.

AHMET YENİ (Samsun) - Doğrudur, alkışlıyoruz.

SONER AKSOY (Kütahya) - Gerçek bu.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - "Alkışlıyoruz" diyor, alkışlayın onu. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, belki de bu alkışlayanların yüzde 100'ü devletin okullarından çıkmıştır; ama, siz, Fetullah'ın okullarını alkışlamaya devam edin. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibe müdahale etmeyelim.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bir Millî Eğitim Bakanıdır ki, kendi okullarını bırakır, başka okulların kontenjan açığıyla ve onların övgüsüyle uğraşır. Demek ki, bu onbin çocuk -kazara çıkmış olsaydı, yasalarımız izin verseydi; zaten, bir liste vardı- Fethullah'ın okullarına yerleşecekti.

Millî Eğitim Bakanının görevi okul yapmaktır, devletin eğitim niteliğini yükseltmektir; ancak, Sayın Bakan, okul yapmayı değil, okul satmayı gündemimize getirmiştir. Şimdi, maalesef, millî eğitimin taşınmaz malları, okulları -buradan çıkardığı bir yasayla bizim elimizden bu hakkı almıştır- satışa hazır durumdadır; hem de bedelsiz olarak Maliye Bakanlığına verilmek kaydıyla.

MEHMET ALP (Burdur) - Bedelsiz değil!

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - O zaman, hükümet sözcüsü -elimde belge var- diyordu ki: "Efendim, biz, büyük kentlerde trafiğin sıkışık olduğu yerlerdeki okulları satacağız."

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ne mahzuru var?!

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bu yetkiyi aldıktan sonra... Değerli arkadaşlar, bakın, size bir belge göstereyim; Denizli'de, çoğunun tapusu köy tüzelkişiliğinin elinde ve il özel idaresinin elinde olmak üzere, 200 köy okulu satışa hazır beklemektedir. Kent okullarını satacağız diyorsunuz, bütün köy okullarını, kasaba okullarını, ilçe okullarını satıyorsunuz.

Tabiî, Bakan böyle yapınca, Siirt Valisi de "ben de, okulların adlarını satışa çıkardım; kim 75-150 milyar getirirse, devletin daha önce verdiği okulun adını değiştireceğim, sizin adınızı yazacağım" diyor ve bunu da uygulamaya başlamıştır.

Şimdi, öğretmenlerin bir evi vardı, öğretmenlerin yuvası; bunlar satılacak mı diye soru önergesiyle soruldu ve Sayın Bakan basına dedi ki: "Size müjdeliyorum, Başbakanla görüştük, öğretmenevlerini kurtardık ve öğretmen dinlenme tesislerini satacağız."

Yangından malı nasıl kurtarmış! Öğretmenevlerinin satış hakkını kim elde etti; kendisi; geldi, burada, öğretmenevleri dahil, satış hakkı kazandı. Şimdi de lütfediyor "kurtardık..." Kimden; kendisinden.

Değerli arkadaşlar, böyle bir anlayış olmaz, Millî Eğitim Bakanı okul satmaz.

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Tüccar yapar.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Millî Eğitim Bakanı okul yapar, okul yapar! (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) - Bir okul satar, bin okul yapar.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bir kere daha söylemiştim; Mustafa Necati, Maliye Bakanına diyor ki: "Senin görevin para bulmak, benim görevim okul yapmak." Şimdi de, Maliye Bakanına elindeki okulu bedelsiz veriyor, kendi öğrencisine okul yok diyor; devlet bu işi yapamaz, Fethullah'ın okullarına biz bunları yerleştirelim... Böyle anlayış olmaz, böyle öğretim birliği olmaz, böyle eğitimde fırsat ve olanak eşitliği olmaz değerli arkadaşlar.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Gazalcı, bizden sonra iktidara geldiğiniz zaman siz yaparsınız.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bakın, KİGEM bir araştırma yaptı, daha önce de söylemiştim. Değerli arkadaşlar "Eğitimde Çürüyüş" adlı bir kitap gösterdim size. Bakın, 2002 yılında, 17,5 katrilyonu veli eğitim için ödüyor, devlet, yalnız 7 katrilyon ödüyor.

Değerli arkadaşlar, zaten, fiilen eğitim paralı. Siz bunu temelli özelleştirirseniz... Demin konuşan AKP'li sözcü de, dostum da, burada "devlet yalnız vizyonunu belirlesin efendim; okulun yapımını, yönetimini, işletmesini, her şeyini özel kesim yapsın..." Her çıkan, burada, özel kesimin övgüsünü yapıyor ve bunu da çağdaşlık sanıyor.

Değerli arkadaşlar, bu Millî Eğitim Bakanının yaptığı en büyük işlerden biri de, kadrolaşmadır. Öyle büyük kadrolaşmada, merkezden en uçtaki okul müdürüne kadar 10 000'e yakın insana kıymıştır.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Öyle büyük ki, nasıl?!

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bundan önceki Millî Eğitim Bakanı, daha başa gelir gelmez, 1 041 eğitim yöneticisinin -Danıştay sonradan onu iptal etti- görevine son verdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SONER AKSOY (Kütahya) - Sayın Bakana helal olsun.

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, konuşmanızı toparlar mısınız.

Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Bakanlık üst düzey görevlilerinden 225 kişi hakkında işlem yapıldı. Talim Terbiye Kurulunda görevli 167 kişinin görevine son verildi. Daha sonra, Talim Terbiyedeki o 167 kişi Danıştay kararı aldırdı. 13 kişilik yönetim kurulu üyelerinden 12'si -5'i bayan olmak üzere- dağıtıldı. Talim Terbiye ki, bizim Millî Eğitim Bakanlığımıza yön verir. Bakın, Eğitim Teknoloji Dairesi -66 kişi- bütün sınavları Millî Eğitim Bakanlığı adına yapar.

Değerli arkadaşlar, öyle kadrolaşmalar var ki... Bakın, elimde kararname var, yönetmelik değişikliği yapıyor, Millî Eğitim Bakanlığı, çıkardığı yönetmelikle "Bakanlar Kurulunun yönetmeliğini iptal ettim" diyor, 16 Haziranda... Sonra, kimler, nasıl uyardıysa "böyle bir şey olmaz, hükümetin çıkardığı bir yönetmeliği siz nasıl iptal edersiniz" diye, tekrar, 1 Temmuzda, hükümet, daha önce -1999 yılında- çıkarılan yönetmeliği iptal ettiğini söylüyor.

Şimdi, elimizde 3 tane yönetmelik var. Arkadaşlar, yani, 16 Haziran ile 1 Temmuz arasında, tam 7 daire başkanı -çoğu yolsuzluklara karışmış insanlar- ve bu arada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Gazalcı; yerinize buyurun...

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Daha söyleyeceklerim var, belgeler var. Bu Millî Eğitim Bakanı, okul satan Bakan! Biz...

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, sizden sonraki konuşmacı arkadaşların süresini kullanacaksanız, buyurun; yoksa, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Arkadaşların süresini kullanmak istemiyorum; ama, sizden 1-2 dakika...

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Gazalcı...

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Peki.

Saygılar sunuyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacağım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünkü görüşmeler sırasında, beş altı milletvekili arkadaşımız, düşünsel tartışma düzeyinin ötesine geçti. Bu kişilerden birisi de benim. Geçmeseydik, düşünsel tartışma düzeyinde kalsaydık daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, millî eğitimle ilgili temel sorunlarda, yanılmıyorsam, birçok konuda, bütün problemlerde anlaşacağız. Bugün, ülkemizde derslik başına düşen öğrenci sayısı 56'dır. Eğer, bunu 30'a çekmek istersek, 100 000 yeni öğretmene, 100 000 yeni dersliğe, 3 200 okula ve 5 katrilyon lira paraya ihtiyacımız var. Bu ülkede 7 000 000 kişi -bunların 5 000 000'u bayandır- okuma yazma bilmiyor. 8 inci sınıfta LGS sınavlarına giren öğrencilerinin 40 000'i sıfır puan alıyor,        560 000 öğrenci sınıf tekrarı yapıyor, 2 157 lise birincisi ÖSS'yi kazanamıyor ve bu ülkede öğretmenler saat başına 5,3 milyon lira alırken, AB ülkelerinde 24,4 milyon lira alıyor, 1 600 000 öğrenci üniversite sınavlarına giriyor, 180 000'i 2 yıllık, 180 000'i 4 yıllık okullara giriyor -rakamları yaklaşık olarak söylüyorum- 1 200 000 öğrenci açıkta kalıyor. Yine, bu ülkede, devletin 1 000 beden eğitimi öğretmeni talep etmesine karşılık, 13 000 beden eğitimi öğretmeni mezun veriliyor.

Değerli milletvekilleri, üzerinde çok tartıştığımız, din eğitimiyle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Bu ülkede 109 tane din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı var.

Değerli arkadaşlarım, bütçeden Millî Eğitime ayrılan pay sıralamasında, bizim ülkemiz 105 inci sırada geliyor. Şimdi, sorunlara çözüm üreteceğini söylediğimiz bütçeye bakalım: Günlük, faize ödediğimiz para 181 trilyon lira. Millî Eğitim Bakanlığına ayırdığımız para 70 günlük faiz karşılığıdır...

AHMET YENİ (Samsun) - Biz mi yaptık?!..

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Biz yapmadık.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Siz yaptınız demiyorum ki, niye alınıyorsunuz?!.. Burada tespit yapıyorum, bütün iktidarların bunda suçu var. 70 günlük faiz gideri, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesidir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, böylesine devasa sorunlar varken, bakın, biz, bir yılda nelerle uğraştık: Öğrenci affı, geri adımla sonuçlandı; YÖK Yasası, geri adımla sonuçlandı; kadrolaşma tartışmaları sürüyor. Burada, Sayın Erkân Mumcu "verin bir Meclis araştırması önergesi, ben de destekleyeceğim" demişti. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu içindeki bir arkadaşım böyle bir şey söylese, 175 kişinin arkasında dururum. Sayın Hüseyin Çelik'ten de, eski arkadaşı, eski bakanın sözünün arkasında durmasını istiyorum. Böyle bir araştırma önergesi var, bunu desteklesin. Sayın Mumcu bize burada meydan okumuştu. Gereğini Sayın Çelik yapmalı.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)- Meclis araştırması...

MUHARREM İNCE (Devamla)- Meclis araştırması...

Bu kadrolaşma tartışmalarını beraber öğrenelim. Bunda bir sakınca yok. Sayın Erkan Mumcu'nun gösterdiği bu cesareti Sayın Çelik'in de göstereceğine inanıyoruz.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)- "Gösterdim" diyor Sayın Bakan.

MUHARREM İNCE (Devamla)- Bakınız, yine, Talim Terbiyeyle ilgili kavgalar ortada. 18 yönetmelik değişikliği oldu. Ders kitapları, 1'er ay arayla 3 kez; yönetici atama, 10 gün arayla 2 kez... Bunlar yönetmelik değişiklikleri. Millî eğitimi ilgilendiren 8 kanun değişikliği yapıldı, 2'si Cumhurbaşkanlığından geri döndü. 2 yönerge değişikliği, 2 genelge. Tartıştığımız konuları sayıyorum, konu başlıklarını sayıyorum. Okulların satışı, Osmanlıca dersi, seviye tespit sınavı ihaleleri, TÜBİTAK, Ruhban Okulu, bedava kitap, 10 000 öğrencinin ücretsiz okutulması -ki, bunda da yine geri adım atıldı- öğretmen evlerinin satılması gibi. Az önce saydığım sorunların yanında, 13 aydır ülkenin tartıştığı konular da bunlar.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, elimde, verilmiş bir soru önergesi var. Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik tarafından muhalefet milletvekili iken verilmiş. Diyor ki: "SES Van Şubesinin 2 yöneticisi Van Merkez köylerine sürgün edilmişlerdir. Yine, aynı şekilde, Ziraat Mühendisleri Odası Van Şubesi Başkanı Cevdet Altındağ'ın Çatak İlçesine sürülmesi..." Yani, Van'ın merkezinden ilçesine ve köyüne gitmeyi sürgün olarak değerlendiriyor. Oysa, İstanbul'daki İlçe Millî Eğitim Müdürünü Kars Digor'a kendisi gönderdiğinde "niye sürgün yapıyorsunuz" dediğimizde "orası vatan toprağıdır" diyor. Hangisi doğru?!

YEKTA HAYDAROĞLU (Van)- Doğrudur, vatanın toprağıdır.

MUHARREM İNCE (Devamla)- Tabiî ki vatan toprağıdır, tabiî ki bizim toprağımızdır. Sayın Bakan, muhalefet milletvekili iken Van'ın merkezinden köyüne gönderilen kişiye "sürgün edildi" diyor; oysa, bugün "orası vatan toprağıdır" diyerek, kendi uygulamasını savunuyor.

YEKTA HAYDAROĞLU (Van) - Doğru; orası vatan toprağıdır.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, en fazla şeffaflıktan söz ediyorsunuz. Bakın, ben size, Millî Eğitimle ilgili bir şeffaflık uygulaması örneği vereyim. Eski adı Eğitim Araştırmaları Merkezi Müdürlüğü, yeni adı Ders Araç Gereçlerini İnceleme Merkezi. Niye isim değiştirdi biliyor musunuz; 167 kişiyi görevden aldı; sonra bu kişiler mahkemeye gittiler, yürütmeyi durdurma kararı aldılar; geri döndüklerinde böyle isimde bir yer olmayacağı için, haklarını alamayacaklar.

Burayla ilgili bir yönergeden söz ediliyor, Sayın Ziya Selçuk imzalı. Deniliyor ki: "Ekte sunulan Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Öğretim Materyallerini Geliştirme ve İnceleme Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Yönergesinin kabulünü..."

Değerli arkadaşlarım, bu yönergeyi, ilgili sendika, avukatı aracılığıyla günlerdir bulmaya uğraşıyor; ama, ortaya yönerge yok. Ben, Millî Eğitim Komisyonu üyesiyim, öğretmenim, milletvekiliyim; ben bu yönergeyi bulamadım, sendikanın avukatı da bulamadı; ortada böyle bir yönerge yok. Neden; yönergeyi gizliyor ki, mahkemeden bir sonuç çıktığında hemen değişikliğini yapacak. Ortada yönerge yok! Bu mu şeffaflık?!

Yine, biz bu konuda, dokunulmazlıkla ilgili, sürekli olarak tartışıyoruz. Siz de diyorsunuz ki, sadece bizim dokunulmazlığımız yok, kamu görevlilerinin de var. Doğru söylüyorsunuz, onların da var. Bakın, bir örnek: "Usulsüz atama yapıldığı gerekçesiyle Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarının -Sayın Bakanın yazdığı yazı- açıklanan nedenlerle birlikte, il ve ilçe millî eğitim müdürleri ile şube müdürlerinin görevlendirilmeleri ve görevlendirilmelerinin sona erdirilmesi, bilgim dahilinde ve talimatım gereği yapıldığından, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nejat Birinci hakkında öninceleme ve soruşturma izni verilmemiştir."

Sadece kendiniz dokunulmazlıklara sığınmıyorsunuz, bürokratlarınızı da koruyorsunuz. Niye korkuyorsunuz yargıdan?

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Zaman israfı.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Biz de gidelim, bürokratlar da gitsin. Verin inceleme iznini. Ne var bunda; korktuğunuz bir şey mi var?!

Bir başka konu, "kaliteyi yükseltiyorum" diyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, bakınız, Talim-Terbiye Kurulunda görev alabilmeniz için yükseklisans yapma şartı yoktur; ama, orada öğretmen olmanız için yükseklisans şartı vardır. Çünkü, siz, Talim-Terbiye Kurulu üyesinin akademik özelliğinden değil, ideolojik özelliğinden yararlanmak istiyorsunuz. Kendi Danışma Kurulunuzun kalitesini yükseltmediğiniz sürece, eğitimin kalitesi yükselir mi!

Çok fazla tartışılan bir bedava ders kitabı olayı var. Değerli arkadaşlarım, buraya ödenen para 152 trilyon liradır. Bunun 50 trilyon lirası dağıtıcılara gitmiştir. Ben rakamları yuvarlatarak söyleyeceğim: 100 trilyon. 10 350 000 öğrenci var, 10 000 000 öğrenci dersek, öğrenci başına 10 000 000 liralık katkı yapar. Yani, kıyameti koparıyorsunuz, çok büyük bir proje gibi, öğrenci başına sağladığınız katkı 10 000 000 liradır. Bu devletin okullarında her dönem başında 20 000 000 olmak üzere 40 000 000 lira katkı payı alınır. Bu parayla ilgili makbuz yoktur, denetlenmesi yoktur, kaç para toplanmıştır, bunu hiç kimse bilmez. Yani, bu 40 000 000 lirayı toplamasanız, çok daha büyük iş yapardınız. Yani, yaptığınız bu iş... Sayın Başbakanla Sayın Millî Eğitim Bakanının yakışıklı fotoğraflarını da korsan bildiri olarak araya sıkıştırdınız...

AHMET YENİ (Samsun) - Başbakanımız yakışıklıdır...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Senden yakışıklı değil!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Yakışıklı...Yakışıklı...

Bir de, bakınız, bir öğrenciden 30 000 000 lira, 40 000 000 lira...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın İnce, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bugün, öğrencilerden 30 kalemde para toplanıyor.

Bir konuyu açıklayacağım ve bitireceğim. Sayın Bakana diyoruz ki, Sayın Bakanım bu kitaplar seneye çarçur olacak. Sayın Bakanın açıklaması "kitaplar, zaten, iki yıl kullanılamayacak kadar kalitesiz yapılıyor." Sayın Bakanım, suç işliyorsunuz. Ortada şartname var, şartnameye uygun alım yapmıyorsunuz demek ki! Şartnamede diyor ki, dikişli olacak, sıcak tutkal kullanılacak, Amerikan cilt sistemine göre olacak. Siz demek ki bu şartnameye uygun kitap almıyorsunuz ve bunu itiraf ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, ders programlarıyla ilgili bir konuyu söyleyip bitiriyorum.

48 ders programının değiştirilmesi için çalışma yapılıyor. İlgili sendikadan görüş isteniyor. İstenen tarih 30 Ekim 2003. "14 Kasıma  kadar ulaştırın" deniliyor, 5 Kasımda kuruma yazı ulaşıyor, 48 ders programı için dokuz günlük süre tanınıyor.

Millî Eğitimin temel yanlışı şudur değerli arkadaşlarım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) - 1 dakikayı eklediniz mi Sayın Başkan?

BAŞKAN - Ekledim efendim... Ekledim...

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bir cümle Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz.

BAŞKAN - Buyurun bir cümleyle Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Nasıl öğreteceğimizi değil, önce, neyi öğreteceğimizi tartışmalıyız. Bu da, Talim Terbiye'nin tek başına işi değildir, bir şûra işidir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İnce.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, beşinci sırada, Ankara Milletvekili Sayın Mehmet Tomanbay söz istemiştir.

Buyurun Sayın Tomanbay.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET TOMANBAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Öğretim Kurulu ve üniversitelerimizin 2004 malî yılı bütçeleri üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Dokuzyüz yılı aşan tarihe sahip üniversiteler, bilgi toplumuna geçtiğimiz günümüz dünyasında hâlâ en önemli kurumlardan birisi olma özelliğini taşımaktadır.

Bu uzun süre içerisinde üniversitelerin değişmeyen bellibaşlı özellikleri, özerkliği yüksek kurumlar olmaları, uluslararası ilişkiler içinde bulunmaları ve tek bir disiplinin, tek bir ustanın hegemonyası altında bulunmayıp çok çeşitli bilim dallarını içermesidir. Bu üç önemli özelliği nedeniyle de üniversiteler, ülkenin insan kaynağına yatırım yaparak, o ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan değişimini ve toplumsal açıdan da gelişmesini etkileme gücüne sahip kurumlardır. Bu nedenle, üniversiteler, her siyasal kuruluşun, her siyasal iktidarın ilgi alanı içine girmiştir ve sürekli olarak üniversitelere siyasal kuruluşlar, siyasal iktidarlar etki etmeye çalışmışlardır.

Değerli milletvekilleri, Prof. Dr. İlhan Tekeli'ye göre "siyasetçiler, üniversite sorunlarına çoğu kez gizli ajandalara sahip olarak yaklaşmışlar ve gizli ajandalar uğruna sahte çözümleri savunmuşlardır. Böyle bir ortamda da üniversiteler kendi sorunlarına yaratıcı çözümler üretememişler ve hep dıştan emrivakiler halinde uygulanan düzenlemelerle karşılaşmışlardır." Ne yazık ki, AKP Hükümetinin üniversiteler sorununa yaklaşımı da, Sayın Tekeli'nin belirttiği bu çerçeve yönündedir. AKP Hükümeti, üniversitelerde, demokratik, katılımcı, çağdaş bir sistem oluşturma iddiasıyla, aslında üniversitelerimizi, kendi zihniyetini üreten ve kadrolaşmasına yardımcı olan kurumlar haline getirmeye çalışmıştır. Bu iddiasının ana temasını ise, Yüksek Öğretim Kanununa ve bu yasanın icra kuruluna, yani YÖK'e karşı olmak ve onu değiştirmek oluşturmuştur.

Değerli vekiller, YÖK'e karşı ya da yandaş olmak, doğru bir yaklaşım değildir. Doğru yaklaşım, laik ve demokratik bilimsel nesnellik ve tarafsızlığı egemen kılan özerk ve çağdaş bir üniversiteden yandaş olmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, başından beri, YÖK'e yandaş ya da karşı olma tartışmalarının içinde bulunmadık; doğru olanın, özerk ve çağdaş bir üniversite sistemini savunmak ve bu yönde girişimlerde bulunmak olduğunu söyledik.

Laik ve demokratik bilimsel nesnellik ve tarafsızlığı egemen kılan özerk ve çağdaş bir üniversite sistemi ise, ancak laik ve demokratik düşünceye gerçekten inanan insanlar tarafından gerçekleştirilir. Önemli olan, demokratik ve laik düşünceye inanan yöneticilerin varlığıdır. Bu düşünce olgunluğuna erişmemiş kişiler eline, en demokratik yasayı yapıp verseniz bile, o yasa hiçbir anlam ifade etmez, uygulanamaz, aksine bir baskı aracı haline dönüştürülebilir. Aksini söylemek de olanaklıdır. Eğer, yönetici demokratik olgunluğa erişmişse, en antidemokratik şekilde düzenlenmiş bir yasayı bile çok demokratik bir şekilde uygulayabilir. İşte bu düşüncelerle, bir yılımızı alan YÖK tartışmalarında, yasanın değiştirilmesini değil, tanımını yaptığım çağdaş üniversiteler sistem yönünde iyileştirilmesini, aksayan yönlerinin saptanıp düzeltilmesini ve bu iyileştirme çalışmalarının da siyasetçiler tarafından değil üniversitenin paydaşlarının, yani öğretim üyelerinin, öğrencilerinin, üniversitenin tüm çalışanlarının katılımıyla oluşturulabilecek demokratik bir platformda üniversite tarafından gerçekleştirilmesini savunduk.

Geldiğimiz noktada YÖK Başkanı değişti. Prof. Dr. Sayın Erdoğan Teziç -saygın ve birikimli bir hukuk adamı, Galatasaray Üniversitesi Rektörü- Cumhurbaşkanı tarafından YÖK Başkanlığına atandı. Bu dönemi, artık, iyi değerlendirmek gerekmektedir. Gizli gündemlerimizin peşinde koşarak, üniversitelerimizi siyasetin etki alanına almak yerine, Sayın Teziç Başkanlığındaki YÖK ve üniversitelerimize, üniversite sistemimizi çağdaş yaklaşımlar çerçevesinde iyileştirmek, ileriye götürmek fırsatını vermeliyiz.

Gelin, bu fırsatı hep birlikte değerlendirelim; Türkiyemiz için, ülkemizin aydınlık ve huzur dolu geleceği için, bu yeni dönemde birlikte çalışalım. Üniversitelerimizi, ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarabilme yolunda, özgür düşünceli, üretici, çağın teknolojik donanımıyla donanımlı bireyler yetiştiren birer aydınlanma kaleleri haline getirelim. Dünyanın değişimini yakalayalım; çünkü, dünyamız, büyük bir değişim içindedir. Üniversitelerin işlevleri de, üniversiteden beklentiler de değişmekte. Çağdaş bir üniversiter sistem, ancak dünyanın değişimini, bu değişimin üniversitelerden beklentiler üzerindeki etkilerini, bu beklentiler sonucunda eğitimin niteliği ile akademik yaşantıdaki gelişme ve değişmelerini ayrıntılı olarak ve bir bütünlükle gerçekleştirebilecek çalışma sonunda ortaya çıkarılabilir. Böyle bir çalışma da, yani üniversitelerin çağdaş ve demokratik hale getirilmesi de, ancak, bu değişimi ve gelişimi yakından takip etme sorumluluğu ve zorunluluğu olan üniversitelerimiz tarafından özgür bir ortamda gerçekleştirilir. Dar ve kısır siyasal çekişmeler içine düşmüş bulunan siyasetçiler tarafından böyle bir çalışmayı yönlendirmeye ya da gerçekleştirmeye çalışmak, Türkiyemize ve eğitim sistemimize yarar getirmez.

Bu çalışmanın bir önemli noktası da eğitim sistemimizin okul öncesi eğitimden başlayarak üniversiteye kadar ve hatta "yaşam boyu eğitim" anlamında, bir bütünlük içinde eğitim politikamızın planlanmasıdır. Bakınız, yirmibeş yıl sonra, elli yıl sonra dünyanın nereye gideceğini, Türkiye'nin bu gelişme içinde nasıl yer alacağını hesaplamadan, bu vizyonu oluşturmadan, yirmibeş yıl sonra, elli yıl sonra hangi sektörlerde, hangi nitelikli elemanlara gereksinme duyacağımızı belirlemeden, hangi sektörlere yatırım yapacağımızı belirlemeden bir ulusal eğitim planlamasını yapmak, bir YÖK eğitimi, YÖK sistemi oluşturmak ya da bir üniversite sistemi oluşturmak, doğru değildir. Üniversite, öncesi ve sonrasıyla birlikte planlanması gereken bir eğitim kurumudur. Üniversitenin, önceki eğitimler ve sonraki eğitimlerle birlikte, bir bütünlük içinde ele alınması gerekmektedir. Kendi başına YÖK'ü alıp, YÖK'ü değiştirmeye çalışmak, YÖK'ü düzenlemeye çalışmak, bu anlamda, Türkiye'nin eğitim planlamasına hiçbir şekilde katkıda bulunmaz; sadece, demin de dediğim gibi, gizli siyasal amaçlara hizmet etmekten başka bir sonuç vermez.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bugün, yükseköğretimimizde, 53'ü devlet, 24'ü vakıf üniversitesi olmak üzere, 77 üniversite vardır. Bu üniversitelerimizde 621 fakülte, 235 yüksekokul,        447 meslek yüksekokulu, 289 enstitü bulunmaktadır.

2002-2003 öğretim yılında, yükseköğretim kurumlarında, 661 854'ü açıköğretimde olmak üzere, lisans ve lisansüstü eğitim alan toplam öğrenci sayısı 1 918 483'e ve öğretim elemanı sayısı da 76 090'a ulaşmıştır.

Ne yazık ki, bu büyük sektörümüz, devlet bütçesinden yeterli desteği alamamaktadır. 1981'de yüzde 3,1, 1992'de yüzde 4,2 olan bu pay, 2001 krizi nedeniyle aynı yıl yüzde 2,33'e düşmüş, krizden çıkmaya başladığımızı söylediğimiz 2002 yılında yüzde 2,69 olmuş, AKP'nin iktidar olduğu 2003 bütçesinde de artacağına azalmış ve yüzde 2,60'a düşmüş; son olarak da, bu bütçede, yüzde 2,42 olarak öngörülmüştür.

AKP Hükümeti döneminde, kamunun eğitime ayırdığı kaynaklar bilinçli bir şekilde azalmakta ve eğitimde özelleştirme hızlandırılarak, özel sektörün payının artması istenmektedir.

Seçim öncesinde büyük vaatler vererek seçimi kazanan AKP, uygulamaya çalıştığı bu politikayla, sosyal devlet ilkesini ayaklar altına almakta ve temel bir insan hakkı olan eğitim hakkından da yoksul insanlar tarafından eşit bir şekilde yararlanılmasını engellemektedir.

Eğitime ayrılan kamu kaynakları, 3418 sayılı Kanunla Eğitim, Gençlik ve Sağlık Vergisi yoluyla eğitime ayrılan payın sürekli düşmesi ve açıklanan yeni vergi paketinde eğitime aktarılan çeşitli vergi kesintilerinin kaldırılacak olması nedeniyle, 2004 yılında daha da azalacaktır.

Üniversitelerimizi harcamaları açısından zora sokan bir diğer gelişme ise, 2003 yılı nisan ayında uygulamaya sokulan ve döner sermayeli işletmelerin aylık gayri safî satış hasılatı üzerinden bütçeye aktarılmak üzere yapılan kesinti oranının yüzde 9'dan yüzde 15'e çıkarılmasıdır. Bunun sonucunda da üniversitelerin döner sermaye bütçeleri kısıtlanmış olmakta ve eğitim harcamaları reel olarak azalmaktadır.

Bütçe konusunda söylemek istediğim son nokta, komisyonda verilen önergeyle Hoca Ahmed Yesevi ve Manas Üniversitelerine finansman desteği için konulan toplam 30 trilyon 250 milyar Türk Lirasının, bu iki üniversitenin genel bütçeden yardım alan kuruluşlar olmaları gerekçesiyle YÖK bütçesinden çıkarılarak Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine devredilmesidir

Değerli milletvekilleri, bu 2 üniversitenin ödeneklerinin Millî Eğitim Bakanlığına aktarılması konusundaki gerekçe de haklı değildir. Çünkü, YÖK ve üniversitelerin hepsi genel bütçeden yardım almaktadır. Böyle bir gerekçe, hiçbir zaman gerçekçi değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tomanbay, konuşmanızı toparlar mısınız.

Buyurun.

MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Teşekkür ederim.

Aksine, bu yaklaşım, daha önce sözünü ettiğim üniversitelere siyasî yaklaşımın ve siyasî amaçların çok önemli bir örneğini oluşturmaktadır.

Üniversitelerimizin çağdaş ve demokratik kurumlar olarak, Atatürk ilke ve devrimleriyle öğretim birliği temelinde gelişmeleri için, her türlü desteği onlara sağlamak durumundayız.

Geçen dönem yapıldığı gibi, uzun bir süre üniversite kadrolarını tutarak, üniversitelerimizi, hem kadro açısından hem bilimsel çalışmaları açısından büyük miktarda zarara uğrattık. Önümüzdeki dönemde kadroların serbestçe kullanılması düzenlemelerini çok net bir şekilde yapmamız gerekmektedir.

Ayrıca, son bir noktayı vurgulamak istiyorum. Üniversite öğretim elemanları, bugün, hak ettikleri gelir düzeyinde gelir elde etmemektedirler. Bu nedenle, öğretim elemanlarına, insanca yaşayabilecekleri, özgürce araştırma yapabilecekleri, kitap, dergi alabilecekleri, uluslararası toplantılara katılabilecekleri düzeyde gelir elde etmeleri için gerekli düzenlemenin de yapılması büyük bir zorunluluktur.

Bu düşüncelerle, YÖK ve üniversitelerimizin bütçelerinin ulusumuza ve üniversitelerimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tomanbay.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.25

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.40

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33 üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

l.- 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S.Sayısı: 284, 286, 285, 287) (Devam)

C) SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

D) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

I.- YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yüksek Öğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Yüksek Öğretim Kurulu 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

II.- ÜNİVERSİTELER (Devam)

1.- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

3.- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

4.- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

5.- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

6.- İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

7.- Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

8.- Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

9.- Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

10.- Mimar Sinan Üniversitesi

a) Mimar Sinan Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mimar Sinan Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

11.- Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

12.- Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

13.- Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

14.- Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

15.- Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

16.- Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

17.- Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

18.- Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

19.- Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

20.- Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

21.- 19 Mayıs Üniversitesi

a) 19 Mayıs Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) 19 Mayıs Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

23.- Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

24.- İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

25.- Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

26.- Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

28.- Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

31.- Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

32.- Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

33.- Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi

a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

35.- Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

36.- Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

37.- Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

38.- Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

39.- Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

40.- Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

42.- Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

44.- Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

45.- Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

46.- Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

47.- Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

48.- Gazi Osmanpaşa Üniversitesi

a) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

49.- Muğla Üniversitesi

a) Muğla Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Muğla Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

51.- Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

52.- Osman Gazi Üniversitesi

a) Osman Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Osman Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

53.- Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Söz sırası, şahsı adına, tasarının lehinde söz isteyen Erzurum Milletvekili Mücahit Daloğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Daloğlu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MÜCAHİT DALOĞLU (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ve üniversitelerin 2004 malî yılı bütçeleri üzerinde konuşmak üzere, şahsım adına, söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insanı birlikte yaşadığı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, medeniyet yaratan bir varlık olmasıdır; belki, daha da önemlisi, bu medeniyeti, aklıyla, emeğiyle ve mutlaka, aldığı eğitimiyle yerine getirmiş olmasıdır. Bu açıdan bir değerlendirme yaptığımızda, önümüzdeki sorunu, ne bütçe ne kaynak ve ne de finansal bağlamda yalnız rakam ve cetvellerle açıklamak pek doğru olmayabilir; çünkü, önümüzde 15 000 000 çocuk ve gencimizin örgün eğitimi ile milyonlarca insanın yaygın eğitimini üstlenmiş olan bir Bakanlığın bütçesini görüşmekteyiz. Devletimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün işaret buyurdukları gibi, çağdaş medeniyet yarışında Türk Milletinin hak ettiği yere getirilmesinde büyük sorumluluklar üstlenmiş olan Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi, bu yönüyle de, büyük anlam ifade etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Sayın Başbakanımıza, Millî Eğitim Bakanına, Plan ve Bütçe Komisyonu Sayın Başkan ve üyelerine, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek bütçelerinden birini, bu dönemde, Millî Eğitim Bakanlığına ayırdıkları için teşekkür ediyorum. Elbette, gönül isterdi ki, Avrupa Birliği sürecinde, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ve bütçe kaynakları, gelişmiş ülkeler seviyesinde olsun; ama, ülke ve bütçe kaynakları gerçeğinden hareketle bakarsak, yüzde 8,5'lik pay, hükümetimizin eğitime verdiği önemi göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, geride bıraktığımız 2003 yılında Millî Eğitim Bakanlığının gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlere baktığımızda gurur duymaktayız. Bu performans ve vaat edilen işlerin yerinde ve zamanında yapılması, bizi, 2004 yılı için de, gerçekten yüreklendirmektedir. Tüm bu eylemlerin gerçekleştirilmesinde üstün çaba ve samimî gayretlerinden dolayı Sayın Bakanımıza saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz evvelki konuşmacı arkadaşlarımdan aldığım bilgilere de değinmek istiyorum. Millî Eğitim Bakanlığımız, bütçe kaynaklarının elvermediği ve devletin yapamadığını, özel öğretim kurumları veya vakıflar yardımıyla gerçekleştirdiği takdirde bakın neler oluyor. Eğitime yüzde 100 destek kampanyası başlatıldı. Bu bağlamda, 184 protokol yapılıyor ve 162 okul; birkısmı bitmiş, birkısmı yapılmak üzeredir ve 2 trilyon euro'luk bağış yapılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bazı arkadaşlarımız, burada, hem kaynakların yetersizliğinden hem devletin bu işi tam yapamadığından veya bütçenin yetersizliğinden söz ediyorlar hem de vakıf ve özel öğretim kurumlarına karşı çıkılıyor; bu, bence bir çelişkidir.

Bunun dışında, yine özel sektörün önünü açmak için yapılan kanuni düzenlemeler, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının, Bakanlığımızın bu manadaki çalışmalarına vermiş olduğu destek ve 450 trilyonluk eğitim yatırımı ve yine eğitim teknolojisi ve bilişim teknolojisi bağlamında 40 000 okula internet bağlantısı -ki bu rakam okullarımızın yüzde 90'ını kapsamaktadır- 26 000 okula bilgisayar dağıtımı, 51 000 bilgisayarla gerçekleştirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu rakamlara baktığımız zaman, Millî Eğitim Bakanlığımızın, eğitim teknolojisini, bilgisayar teknolojisini öğrencilere ve öğretmenlere ne kadar sunduğunu görüyoruz. Bu manada, 50 000 öğretmenimize bilişim teknolojisinin önemini öğrenmeleri ve bilgisayar okuryazarı olmaları konusunda çeşitli eğitimler verilmeye başlanmıştır. Böylece, 2003 yılındaki öğretmen atamalarında da bu teknolojiden yararlanarak, bugüne kadar öğretmenlerin, atamalarında form parası veya kuyruğa girip bir form almak için öğretmene yakışmayacak vaziyetlere düşürülmesine Millî Eğitim Bakanlığımız müsaade etmemiştir ve bunu bilgisayar ortamında, internet ortamında 45 dakikada öğretmen atamalarını yapmıştır. Bu gerçekten onur verici bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, hepsinden önemlisi, fen edebiyat fakültesi mezunları, beden eğitimi bölümü mezunları yıllardır atanmıyorlardı ve bu arkadaşlarımız atanmak için sıra bekliyorlardı, bu dönemde bunlar gerçekleştirilmiştir.

Böylece, Millî Eğitim Bakanlığımız, Radyo Televizyon Üst Kuruluyla yapmış olduğu işbirliği sonucu, gençlerin, sigara, alkol, madde bağımlılığı ve şiddete dayalı olaylardan zarar görmemeleri veya en az zarar görme noktasında bütün hassasiyetleriyle çalışmışlardır ve bu manada eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları gibi konulara duyarlılık gösteren sivil toplum örgütleriyle de gerekli işbirliği ve koordinasyon yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri "Haydi Kızlar Okula" adıyla Van İlimizde başlatılan bu kampanyada, devletimizin birçok kuruluşu, İçişleri Bakanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi kuruluşlar görev almışlar ve gerçekten, özellikle kırsal kesimde kız çocuklarını okula göndermeyen velilerimiz, hükümetimize ve Bakanlığımıza olan güvenlerinden dolayı, kız çocuklarını okullarına göndermişlerdir.

Biraz evvel, Cumhuriyet Halk Partili değerli sözcü arkadaşlarımdan birisi, Millî Eğitim Bakanlığımızın, 2003-2004 öğretim yılında ücretsiz dağıttığı kitaplarla ilgili bir cümle kullandıkları için, cevap verme gereğini duyuyorum.

Değerli arkadaşlar, bu öğretim yılında 76 000 adet ders kitabı ve 150 trilyonluk bir kaynak kullanılmıştır. Değerli Başbakanımızın ve Sayın Bakanımızın bu konudaki bildirileri de, çocuklarımıza, bir iane, bir ihsan, bir lütufta bulunulmadığını bildirmek için, çok şık bir demeçle, bu çocuklara, bu kitapların kendi hakları olduğunu ve velilerinden alınan vergilerle dağıtıldığını bildirmek üzere konulan bir bildiridir. Lütfen, bu konuyu da daha fazla istismar etmezsek son derece güzel olacağına inanıyorum.

Kapalı olan 1 200 ilköğretim okulu bu dönemde açılmıştır. Onun için, değerli muhalefet sözcülerimizin, bu atıl kapasitelerin, kapalı olan okullarımızın açılmaları olayını da dikkatlerine sunuyorum.

Sayın Bakanımızın çok özel gayretleriyle, fen liselerine alternatif olsun diye değil; ama, bir açığı doldurmak için -ben, şahsen bunu çok önemsiyorum- fen liseleriyle beraber, aynı zamanda sosyal bilimler lisesinin açılması gurur verici bir konudur. Şöyle ki: Romanı, mizahı, karikatürü bilmeyen veya bunu eğitim aracı olarak kullanmayan bir toplum gelişemez. Bir mühendisin de, bir doktorun da, edebiyata, musikîye, resme ihtiyacı vardır. Bu bakımdan, toplumumuzdaki bu eksikliği doldurdukları için de, Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum.

Zamanımızın darlığı nedeniyle, burada, birçok konuyu hızla atlamak istiyorum.

Yükseköğretim kurumlarında, biraz önce Sayın Gazalcı'nın ifade ettiği, vakıflarla ilgili görüşlerine katılmak mümkün değildir. Üniversitelerimize bakıyoruz, 77 tane üniversitemizin 53'ü devlet, 24'ü vakıf üniversitesi ve bu 24 vakıf üniversitesinde -yaklaşık olarak ifade ediyorum- 64 000 öğrenci, 1 500 öğretim görevlisi çalışmaktadır. Eğer, bu üniversiteler olmamış olsa, bu yük ya devletin sırtına binecektir, okullarımızda sıkışık bir durum olacaktır veyahut da bu öğrencilerimiz okuma şanslarını bulamayacaklardır. Bu bakımdan, devletimizle beraber, halkımızın da, müteşebbisimizin de bu manadaki desteklerine biz çok önem veriyoruz. Ayrıca, bu şekilde, üniversite alanında dünya ortalamasının çok üzerinde bir okullaşma oranını da yakalamış bulunuyoruz. Şöyle ki, dünya ortalaması yüzde 17 iken -tabiî gelişmiş ülkelerde bu rakam yüzde 50- Türkiye'de yüzde 33'tür; bu rakamların daha yukarılara çıkmasını temenni ediyoruz.

Üniversitelerdeki yayın sayılarının yetersizliğini ifade ettikten sonra, YÖK ve Üniversitelerarası Kurul ile Bakanlığımızın yapmış olduğu görüşmeler, umuyoruz ki, ileriki günlerde olumlu bir sonuç verecektir. Arkadaşlarımız, bu kurumlarla Bakanlığımızın yapmış olduğu diyalogları, lütfen, geri adım gibi, çok amiyane bir tabirle yorumlamasınlar; elbette ki, diyalog kurulacaktır. Anlaşılamayan konularda, gerekirse, adına geri adım da desek, diyalog adına bu adımlar da atılır; ama, ülkemizin ve Bakanlığımızın yararına en doğru şeylere karar verileceğine inanıyorum.

Bu arada, öneri ve teklifleri de Bakanlığıma arz etmek istiyorum.

Muhterem Bakanım, ben bir eğitimci, bir öğretmen olarak şunu söylemek istiyorum: Öğretmen yetiştiren kurumların yeniden ihdası ve ihyasıyla ilgili olarak, geçmiş dönemlerde eğitim enstitüleri, yüksek teknik öğretmen okulları, öğretmen liseleri gibi okullarımızdan, gerçekten pedagojik formasyonunu mükemmel şekilde almış öğretmenlerimiz vardı. Bu okulların adları ne olursa olsun, öğretmen akademisi olsun, eğitim fakültesi olsun, sorun değil; ancak, bu okullarımıza gerçek manada bu kimlikleri de verirseniz son derece memnun oluruz.

Öğretmenlerimizin özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda da Bakanlığımızdan arz ve istirhamlarımız vardır. Örneğin, yılbaşında verilen eğitim tazminatlarının en az iki katına çıkarılmasını veya öğretmenlerimize ayda 1 kitap 1 dergi alabilecek miktarda bir ödenek verilmesini arz ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Daloğlu, konuşmanızı toparlar mısınız; buyurun.

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Öğretmenlerimizin zorunlu hizmet yaptıkları bölgelerde, terfi ve kademe ilerlemelerinde, zorunlu atanan ilk atamalar ile daha sonra dönenler arasında iki veya üç yılda bir -teknik detayına inmiyorum- kademe ilerlemeleri vardır, bunları da Bakanlığımızın düzeltmesini; temel insan hak ve hürriyetlerinin korunması noktasında eğitim ocaklarımızda, eğitim yuvalarımızda kurumsal manada çalışma yapılmasını da arz ediyorum.

Son olarak, Sayın Bakanımdan, vakıfların ve özel öğretim kurumlarının önemine inanan bir arkadaşınız olarak, Erzurum'da kurulmakta veya kurulacak olan ve şu anda fikrî temaslarında bulunduğumuz vakıf üniversitesine de finansal bazda ve eğitim bazında destek vermelerini istirham ediyorum.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Daloğlu.

Şimdi, söz sırası hükümet adına sayın bakanlarda.

Sanayi ve Ticaret Başkanı Sayın Ali Coşkun; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Coşkun kaç dakika konuşacaksınız?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - 20 dakika.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Coşkun.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi şahsım ve Bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, bildiğiniz gibi, geçmiş yıllarda fevkalade sıkıntılı dönemler yaşadı. Ekonomi, âdeta, döviz, faiz ve borsa üçgeninde çırpındı durdu. 3 Kasım seçimleriyle Türkiye'ye kazandırılan en önemli konu, Türkiye'nin güven bunalımından çıkmasıdır. Sağlanan bu güven ortamında, yıllarca tartışılan, yazılan, çizilen rant ekonomisinden reel ekonomiye, üretim ekonomisine nasıl geçilecek konusu, iktidarımız döneminde sağlanmış bulunmaktadır.

Enflasyon belirlenen hedeflerin altına inmiş, büyüme hızı OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyede sürdürülebilir bir büyüme hızına erişmiş, reel faizler küçülmüş, kapasite kullanım oranları yüzde 80'lere ulaşmış, ekonomi, tamamen şekil değiştirerek, üretim, yatırım ve ihracat seferberliğine dönüşmüştür. Kurlardaki gerçek dengelerin kurulmasına rağmen, hükümet, ekonomiye doğrudan müdahale etmeyip, rekabete açık serbest piyasa koşullarını, ne pahasına olursa olsun, devam ettirmek ve ulusal ekonomik programlı uygulama sonucunda, ihracat, cumhuriyet tarihinin en büyük seviyelerine çıkmış ve yüzde 35 gibi bir büyüme hızına ulaşmıştır.

Bakanlığım, bütün bu olumlu ekonomik gelişmelerin yanı sıra, sosyoekonomik meselelerin çözümü için, Başbakanımızın talimatları doğrultusunda, reel sektörün önündeki bütün engelleri kaldırma yönünde, Ekonomik Sorunları Değerlendirme Kurulunu oluşturmuş ve Bakanlığımız koordinatörlüğünde, 5 daimî bakan, 5 özel sektör temsilcisiyle, haftalık toplantılar halinde piyasa sorunları değerlendirilmiş ve birçok olumlu kararlar alınmış; konu, yasa çıkarmayı gerektiriyorsa, Bakanlar Kurulunda değerlendirilerek, ilgili tasarı hazırlanmış ve Meclise sevk edilmiş; kararname çıkarmayı gerektiriyorsa, kararname hazırlanarak, onaylanmış ve derhal yürürlüğe konulmuştur.

Bu kadar aktif bir çalışma sonucunda, bir yılın sonunda, artık, herkes kabul etmektedir ki, Türk ekonomisi darboğazlardan çıkmıştır ve sağlanan siyasî istikrar, sosyal barış ortamında, ekonominin sürdürülebilir bir büyümeyle, istikrara kavuşması hedefleri tutturulmuştur.

Değerli arkadaşlar, biz, Bakanlık olarak, özellikle, sayısal olarak yüzde 90'ların üzerinde yer alan, küçük ve orta büyüklükteki işletmelere fevkalade önem verdik. Daha çok bunların yerleştiği organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri, kaynaklar azamî derecede zorlanarak, teşvik edilmiş bulunmaktadır -detaylara inmek istemiyorum- âdeta, Türkiye'nin her tarafında, organize sanayi bölgelerinde, artık, işyerleri açılmakta, makine sesleri yükselmektedir.

Buna paralel olarak, yine, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler kapsamında, rejimimizin temel taşlarından olan esnafın güçlenmesi için ve resmen kepenk kapatmış olan 420 000 esnafın kepenk açması için alınan tedbirler sonucunda, olumlu gelişmeler sağlanmış ve kepenkler açılmaya başlanmıştır.

Nejat Gencan arkadaşımızın, konuşmasında belirttiği 108 trilyon liralık kredinin esnafa bölündüğü zaman, esnaf başına 40 milyon lira gibi bir para düştüğü ifadesi yanlıştır; çünkü, 108 trilyon lira, bütçeden, faiz farkı için verilen destektir. Bunun bankada oluşturduğu fon, 750 trilyon liradır ve bunun 650 trilyon lirası fiilen kullanılmıştır; çünkü, biz göreve geldiğimizde, esnafa verilen kefalet kredisi faizi yüzde 59'du, hatırlanacağı gibi, yüzde 30'a indirdik. Önümüzdeki günlerde -enflasyon daha aşağı indiği için- yüzde 20'ler civarına indireceğiz. Bu para, fiilen uygulanan faiz ile esnafa verilen kredinin faizi arasındaki faiz farkının desteği için konulmuş bir paradır. Dolayısıyla, bu hesabın yanlış bir hesap olduğunu belirterek, bunu düzeltmek istiyorum. Esnafımız, bu gelişmelerden fevkalade memnundur.

Diğer taraftan, endüstri bölgelerinin işler hale gelmesi için gerekli yasa değişikliği önerisi -organize sanayi bölgeleriyle birlikte- Başbakanlığa sunulmuştur. Önümüzdeki günlerde, Yüce Meclisin desteğiyle bunlar kanunlaştığında, endüstri bölgelerinde ve özellikle -yine Başbakanlığa sunulmuş olan- millî gelirden kişi başına 1500 doların altında pay alan illere verilen teşviklerle yatırımların daha da hızlandırılması için bedelsiz arsa tahsisi imkânı doğacaktır.

KOBİ'lerin desteklenmesi konusunda, her zaman söylediğimiz gibi, devletin, kimi zengin kimi fakir bırakacağı alışkanlığından kurtarmak için, 38 çeşit destek sistemi getirilmiştir ve yapılan analizler neticesinde, bu şablona uyan kuruluşlar desteklenmektedir. Dolayısıyla, KOBİ'lerin, özellikle sermayelerinin güçlenmesi, kredi imkânlarının geliştirilmesi, teknoloji ihtiyaçlarının karşılanması ve eğitim konularında çeşitli destekler sağlanmıştır. Ayrıca, bu sene, 1 500 KOBİ kuruluşunun uluslararası pazarlara, ihracata yönlendirilmesi öngörülmüş olup, 1 500 sayısını da şu anda geçmiş durumdadır. Dolayısıyla, özellikle KOBİ borsalarının kurulmasıyla ve girişimci sermaye piyasalarının mevzuatının çıkarılmasıyla, bu konuda da çok önemli adımlar atılmıştır. Vakıflar Bankası ve Halk Bankasıyla yapılan özel kredi anlaşmalarıyla enflasyona endeksli kredi destekleri verilmiştir; acil destek kredileriyle, birçok kapanmış KOBİ kuruluşunun imalata geçtiğini memnuniyetle takip ediyoruz.

Avrupa Birliğiyle başlayan yeni süreç dolayısıyla, Bakanlığım, 5 000 sayfaya yakın mevzuatı ülkemize kazandırmış ve 161 teknik mevzuatın 154'ü, yine uyumlaştırılarak ülkeye kazandırılmış bulunmaktadır. Türk Standartları Enstitüsünde de, Avrupa Birliği standartlarının yüzde 80'ine uyum sağlanmış durumdadır.

Diğer taraftan, meydana gelen otorite boşluğunda, piyasa boşluğunda, tüketicilerin fevkalade sıkıntı içinde olduğunu hep beraber hatırlayacağız; özellikle bankaların kullandırdığı kredilerde, temerrüt faizi dolayısıyla, intiharlara kadar giden sıkıntılı dönemler gerilerde kaldı; çünkü, Tüketicinin Korunması Hakkında Yasayla, bütün bu mevzuat boşluğu doldurulmuştur.

Aynı zamanda, ticaretin gelişmesiyle yeni meydana gelen yeni ticaret konularında da önlemler alınmıştır; kapıdan kapıya satışlar, uzaktan satışlar, İnternet kanalıyla, televizyon kanalıyla satışlar, devremülk satışları, turizm paket satışları gibi konularda halkın aldatılması önlenmiştir. Aynı zamanda, haksız rekabeti önleyici mevzuat yayımlanmıştır. 19 yönetmelikle, tüketici hakları ve rekabetin korunması konusunda çok ciddî tedbirler alınmıştır.

Değerli arkadaşlar, ekonominin önündeki en büyük sorunlardan biri de kayıtdışı ekonomidir. Polisiye tedbirlerle bunların düzeltilemeyeceğini herkes anlamış durumdadır. Onun için, ekonomik sorunları ekonomik reçetelerle halletmek prensibimizden hareket ederek, özellikle tarıma dayalı sanayide bu konuda ciddî bir tedbir getirilmiş, ürün borsaları yasa tasarısı sevk edilmiş bulunmaktadır. Lisanslı depoculuk ile ürün borsaları yasa tasarısı Meclisten geçtiğinde bu konuda da çağdaş, yeni bir borsacılık başlayacak ve tarıma dayalı sanayide kayıtdışı ekonomi meselesinde önemli adımlar atılmış olacaktır.

Tarım üreticilerimize sağlanan desteklere gelince... Yıllarca tartışılmış ve bazı şeker fabrikalarının kapatılmasına karar verilmişti. IMF ve Dünya Bankasıyla yapılan temaslar neticesinde hem kotalardaki inisiyatif Türkiye'ye kazandırılmış hem de bu fabrikaların kapanmaması için gerekli tedbirler alınmıştır. Zarar ediyor gibi görülen fabrikalar geçen kampanya döneminde kâra geçmiştir ve şeker fabrikaları Türkiye'nin en büyük 500 kuruluşu arasında istihdamda ve kârlılıkta üçüncü ve beşinci sıraya oturmuştur. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu konuda, bu kampanya döneminde de çok ciddî çalışmalar yapılmaktadır. Şimdi, Şeker Üst Kurulumuz, bu sene kota kullanılmaması yönünde, bu prensiple, gerekli çalışmaları yapmaktadır; önümüzdeki günlerde açıklanacaktır. Alınan tedbirlerle, pancar yerine mısır, kanola, ayçiçeği ya da soya ekimi teşvik edildiği, Tarım Bakanlığıyla yapılan bir protokolle bunlara dekar başına doğrudan destek primi sağlandığı için, üreticiler pancar yerine, büyük ölçüde, özellikle mısır, ayçiçeği ve soya ekimine yönlendirilmiştir; ekonomik tedbirlerle bu darboğazlar da aşılmak üzeredir.

Ayrıca, iddia edildiği gibi -basına da yansıdı- şekerde rahatsız edici bir stok seviyesi yoktur; üstelik, ekonomideki gelişmenin şeker tüketimine de yansıdığı görülmektedir. Geçen yıl satışların toplamı ihracat dahil 1 200 000 tonken, kasım ayı sonu itibariyle bu oran 1 430 000 tona ulaşmıştır. Pancar ekimindeki alternatif uygulama dolayısıyla da şeker üretiminde normal seviyelere inildiğinden, elimizde herhangi bir şekilde rahatsız edici bir stok yoktur; iddia edildiği gibi, 500 000 ton ihraç edilerek hazineye yük olması mevzubahis değildir. Kaldı ki, hazineye, 2003 yılı ve 2004 yılında herhangi bir şekilde sübvansiyon istenmeyeceği konusunda taahhütte de bulunulmuştur; dolayısıyla, Tarım Bakanlığıyla birlikte yaptığımız bu çalışmalar neticesinde olumlu sonuçlar alınmıştır. Fındık, pamuk, zeytinyağı, ayçiçeği gibi ürünlerde ayrıca kredi faiz oranları da yüzde 37,5'ten yüzde 25'e indirilmiştir; DEFİF kredilerinden istifade eden birlikler bu faizle kredi kullanmaktadır.

Birçok tasarı hazırlanmış, Yüce Meclisin destekleriyle yasalaşmış, birçoğu da şu anda gündemdedir. Özellikle, kendi inisiyatifi dışında krizden zarar görmüş esnaf, tüccar, sanayici ve tarım sektörünün kara listeden sicillerinin temizlenmesi için hazırlanan tasarı sevk edilmiştir; önümüzdeki günlerde Yüce Meclise gelecektir.

Ayrıca, Patent Yasasındaki değişiklik, 5590 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği mevzuatıyla ilgili kanunun tamamen yenilenmesi, esnaf ve sanatkârları ilgilendiren 507 sayılı Yasa, 1163 sayılı Kooperatifler Yasasının ele alınmasını sayabiliriz Türk Ticaret Kanununda, şirket kuruluşuyla ilgili olarak bürokratik engellerin kaldırılması için yapılan değişiklikle işlem sayısı -hatırlayacaksınız- 19'dan işlemden 3'e indirildi. Yabancı sermayenin önündeki engellerin kaldırılarak yatırımların doğrudan teşviki için hazırlanan tasarı, temmuz ayında Meclisimizden geçti ve yasalaştı.

Şimdi, Türk Ticaret Kanununda geniş kapsamlı bir çalışma yapıyoruz; ama, işin önemine binaen bazı maddelerin değişiklikleriyle ilgili yasa tasarısını sevk ettik. Böylece, şirket kuruluşundaki gibi, şirketlerin birleşmesi, tasfiye edilmesi, kapatılması konusunda üç yıl, beş yıl süren süreler de, inşallah, bir gün, bir hafta gibi kısa sürelere indirilecek şekilde çalışılmakta bürokratik engeller kaldırılmaktadır.

Yabancı sermayenin gelişinde fikrî mülkiyet haklarında fevkalade tıkanıklık vardı; Patent Yasasının geçmesiyle ve yeniden yapılanmayla bu zorluklar, engeller de aşılmaktadır. Türkiye sanayi politikası, 30 Eylül 2003 tarihinde, 2003/ 44 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararıyla kabul edilmiş ve Avrupa Birliğine sunulmuştur. Dolayısıyla, şu anda, Türkiye'nin önündeki sanayi politikaları yol haritası belirlenmiş durumdadır.

Ayrıca, ulusal KOBİ stratejisi ve eylem planı da, Avrupa Birliği tarafından kabul edilmiş ve uygulamaya alınmıştır. KOBİ'ler hakkında yaptığımız çalışmalar, Avrupa Birliğinde de büyük takdir gördüğü gibi, OECD ülkeleri üst kurulunda değerlendirilmiş ve Avrupa Birliği Dönem Başkanı olan İtalya Hükümetinin başlattığı Bolonya sürecinin devamı olarak İstanbul Konferansı kararlaştırılmıştır. 2004 yılı haziran ayında yapılacak OECD Ülkeleri Bakanlar Toplantısına gözlemci üye olarak da 70'e yakın başbakan ve bakan gelmesi muhtemeldir ve Türkiye'de yapılacaktır. 2004 yılı aralığında Avrupa Birliğinin Türkiye'ye müzakere tarihini belirlemesi dolayısıyla bu toplantı öyle inanıyorum ki, dünya kamuoyunu etkileme bakımından bir fırsat olacaktır.

2004 yılında, Bakanlığımızın yeni programı çerçevesinde, birçok tasarıyı sevk edeceğiz. Vaktinizi almak istemiyorum; sizin her zamanki yüksek destekleriniz ve kabullerinizi bekleyeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bir başka konu, yine, Sayın Kâzım Türkmen'in fındık hakkındaki sorusudur. Bu sene rekoltenin de biraz düşük seyretmesi dolayısıyla, artık, rekabete açık serbest piyasa ortamında, hükümetin bu alımlara müdahale etmemesi prensibi çerçevesinde, fındık alımı yapılmamıştır. Başlangıçta çok tenkit edilen bir olay, sonra hem müstahsili hem aracıyı hem tüccarı hem ihracatçıyı memnun edecek seviyelere çıkmıştır. Öyle ki, geçen yıllara nazaran daha az miktarda fındık ihracına rağmen, yüzde 30 gibi daha fazla döviz kazancı elde edilmiştir. Elde de fazla stok yoktur. Hazinenin eski yıllarda aldığı 11 000 ton civarında fındık, Fiskobirlik'in deposunda bulunmaktadır; piyasa şartlarına göre bu da satılacaktır. Çok eski yıllardan kalan 120 000 ton civarında yağlığa gidecek fındık var. Bunun 60 000 tonu -yaklaşık söylüyorum- kullanılabilir miktarda olduğu için, stokta emniyet payı olarak bekletilmektedir; diğer yarısı yağlığa sevk edilecektir. Fındık piyasası da, böylece, serbest piyasa koşullarında yerine oturmaktadır. Tabiî, buna bağlı olarak, diğer ürünler de mümkün mertebe hükümetin müdahalesi dışında değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

Yine, Tarım Bakanlığıyla yapılan çalışmalar çerçevesinde, doğrudan destek konusunda ciddî düzenlemeler yapılarak, artık, bu piyasaların kendi ayakları üzerinde durması sağlanacaktır. Dünya Bankasından temin edilmiş olan krediyle, birliklerin yeniden yapılandırılması konusunda da 2004 yılında artık sonuca varılacağını beklemekteyiz; çünkü, komite, ciddî çalışmaları sürdürmektedir.

İnanıyorum ki, 2004 yılı sonunda hem IMF ile yeniden bir stand by anlaşması yapma durumundan kurtulacağız hem de Dünya Bankası ve IMF tekliflerini IMF tekliflerini sadece istişarî mahiyette değerlendirir ve Türk ekonomisini, bu Yüce Meclisin kararlarıyla, hükümetlerin kararlarıyla yürütür hale geleceğiz.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Coşkun.

Şimdi söz sırası, Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik'te.

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 25 dakikadır.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı 2004 yılı bütçesi üzerinde -Bakanlığım adına konuşmak üzere- söz almış bulunuyorum; hepinizi, en derim saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bütçe görüşmeleri, hem hükümetlerin hem de bakanlıkların bir yıl içerisinde yaptığı faaliyetlerin aynı zamanda hesabının yapıldığı günlerdir, müzakerelerdir.

Ben de yüksek müsaadelerinizle, bir yıllık iktidarımız süresinde Millî Eğitim Bakanlığı olarak neler yaptığımızı sizlerle paylaşmak istiyorum ve bu arada ümit ederim ki, gerek muhalefet partisine mensup gerekse iktidar partisine mensup değerli arkadaşlarımın burada dile getirdiği bazı eleştirilere, temennilere ve bazı önerilere de zaman ayırmak gibi bir şansım olur.

Değerli milletvekilleri, bu bir yıllık süre içerisinde benim Bakanlıkta geçirdiğim süre dokuz ay gibi bir zaman dilimidir. Biz seçimlerden önce halka vaat ettik, dedik ki: "Türkiye'de ilköğretim mecburi olduğu için, biz, ders kitaplarını ücretsiz dağıtacağız." Bununla ilgili çalışmalar yapıldı, üçbuçuk ay gibi bir süre içerisinde -bazı arkadaşlarım son rakamlardan belki haberdar değiller- 81 000 000 kitap ihale edildi, baskıları yapıldı ve Türkiye'nin en ücra köşesindeki mezralara kadar özel poşetler içerisinde çocuklarımıza ulaştırıldı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Aslında, bu, iktidar muhalefet, bütün arkadaşlarımızın takdir etmesi gereken, alkışlaması gereken bir olaydı. Ancak, muhalefet partisinin değerli sözcüleri, Sayın Genel Başkanı, bula bula, tenkit edecekleri bir şey buldular; o da, Sayın Başbakanın ve bendenizin, bu poşetler içerisinde göndermiş olduğumuz mesajlardı.

Değerli arkadaşlarım, bu mesajların mahiyeti şuydu: Burada, gerek Sayın Başbakan gerekse bendeniz, çocuklarımızın, velilerimizin, ailelerin yeni öğretim yılını kutluyorduk; onlar için moral, motivasyon unsuru olabilecek bazı ifadelere yer veriyorduk. Kaldı ki, Sayın Başbakan, buraya, AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla değil, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olarak imza atmıştı; ben, AK Parti Van Milletvekili olarak imza atmadım, Millî Eğitim Bakanı sıfatıyla imza attım.

Sayın başbakanlar, sayın bakanlar birçok yere genelgeler gönderir. Eğer, bütün bu genelgeleri, yazılan bütün mektupları, yurtdışı ve yurtiçinde yazılmış olan bütün bu mektupları, siz, birer bildiri olarak, birer korsan bildiri olarak nitelendirirseniz, bu, bunu yapanların ayıbı olur. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın İnce biraz önce, bu mektupları, korsan bildiri olarak nitelendirdi. Ben, bu ifade tarzını, Sayın İnce'nin soy ismiyle bağdaştıramıyorum, yakıştıramıyorum.

Değerli arkadaşlar, daha neler yapıldı... Bakınız, bu ülkede, yıllardır, devlet kaynaklarının, sayısı çok olan genç nüfusumuza çağdaş düzeyde eğitim imkânı hazırlamak için yeterli olmadığı söylenir. Bunu, biz de söyledik, biz de söylüyoruz, bizden önceki iktidarlar da söyledi; bunu, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli mensupları da söylüyor. Bunun için biz söylemde kalmadık, eyleme geçtik. Ben, burada başta Sayın Başbakanımızı, Bakanlar Kurulunu, Maliye Bakanımızı ve Meclisin değerli mensubu milletvekillerini kutluyorum; bu Meclisten, 4842 sayılı yasa çıkarıldı ve bir vergi muafiyeti getirildi. Okul yapan, yurt yapan veya bunların kısmî olarak ihtiyaçlarını karşılayan insanlar, yaptıkları bütün harcamaları gider göstererek vergiden düşme şansı elde ettiler. 11 Eylülde, Sayın Başbakanın onur konuğu olarak katıldığı kampanyanın, yani, Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyasının başladığı tarihten bugüne kadar, 200'e yakın okulla ilgili protokol imzaladık.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu, aslında, 2004 yılının sonuna kadar -biz, öyle hedefledik, öyle temenni ediyoruz ki- 500 okula ulaşacaktır ve 500 okula ulaşması halinde, bu ülkeye, yaklaşık       10 000 derslik kazandırılmış olacaktır.

Biraz önce, Sayın Gazalcı, beni, hükümetimizi, okul satmakla suçladı. Yasa çıktı ve yürürlüğe girdi; doğru bir yasaydı, rasyonel bir yasaydı, Türkiye'nin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran bir yasaydı; ama, henüz, bir tek okul bile satılmadı. Gerekli görülürse -bakın, gerekli görülürse diyorum- gürültü kirliliğine maruz kalan, sanayi işyerlerinin arasında kalmış, otel zincirlerinin arasında kalmış, meskûn mahal olmaktan çıkmış yerlerdeki okullar, eğer, sit alanı içerisinde değilse, tescilli tarihî binalar değilse, satılabilecektir; kıymetli arsaları değerlendirilecek, 1 okul yerine -yerine göre- 5-10 okul yapılacaktır.

Biz, bunları yapmaya çalışırken, bakın, sadece iki ikibuçuk ay gibi bir süre içerisinde, 200 yeni okul yapılmasına zemin hazırlamışken, bununla ilgili olağanüstü bir gayret gösteriyorken, sanki Türkiye'deki okulları haraç mezat satıyormuşuz gibi, sanki bunu birilerine peşkeş çekiyormuşuz şeklinde ifadelerde bulunmanız, muhalefet anlayışıyla da, vicdanla ve izanla bağdaşacak bir durum değildir; bunu, huzurunuzda ifade ediyorum.

Merhum Necdet Calp, rahmetli Özal'a "ben, köprüyü sattırmam" deyince, o da "satarım" demişti; aslında, bu anlayış, o anlayışın devamıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Tarih, merhum Özal'ı haklı çıkarmıştır. Köprü satıldı, ne oldu; hisseleri satıldı; o köprü, altın yumurtlayan tavuk olmaya devam ediyor ve bakın, o satılan köprü hisseleriyle yeni bir köprü yapıldı; ikinci köprünün hisseleriyle veya elde ettiğiniz gelirle, başka köprüler veya tüp geçitler yapabilirsiniz. Eğer, bunu, birileri anlamıyorsa, anlamakta zorluk çekiyorsa, bu, bizim problemimiz değil; bu, arkadaşlarımızın problemidir.

İlk defa, bizim dönemimizde, Avrupa Birliğinden, 151 000 000 euro hibe alınmıştır ve bu, eğitimimizin hizmetine sunulmuştur. Avrupa Birliğinden, Avrupa Kalkınma Bankasından, Dünya Bankasından alacağımız hibe veyahut da kredilerin miktarı 1 000 000 000 doları aşmaktadır değerli arkadaşlarım. Biz geceli gündüzlü bunlar için gayret gösterirken, bizi, Türkiye'nin kamu kaynaklarını har vurup harman savurmakla, bunları haraç mezat satmakla birileri suçluyorsa, doğrusunu isterseniz, bu iddiaları teessüfle karşılarım.

Öte yandan, bakınız, biz, Ulusal Ajansla ilgili yasayı çıkardık; biliyorsunuz, Devlet Planlama bünyesinde faaliyet göstermektedir. Avrupa Birliğine uyum sürecinde, eğitim alanında uyum sürecinde, Avrupa Birliğinde, müştereken katıldığımız projeler var; Leonardo Da Vinci gibi, Sokrates gibi, Youth Projeleri gibi. Bakın, bu faaliyetler bütün hızıyla devam ediyor. Bolonya Deklarasyonu sürecine katkıda bulunduk, bu süreç devam ediyor ve AK Parti Hükümeti, Avrupa araştırma alanına Türkiye'yi ortak etmiştir, üye etmiştir ve bunun için de, fedakârlık yaparak 48 000 000 euro gibi bir para ödemiştir. Bunlar, yükseköğretimimizle ilgili, araştırma alanlarımızla ilgili son derece önemli gelişmelerdir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de öğretmen atamalarının nasıl yapıldığını biliyorsunuz. Biz, bu sene, ilk defa, e-devleti Millî Eğitim Bakanlığında hayata geçirdik, yürürlüğe koyduk ve binlerce, onbinlerce öğretmenin müracaatı internet ortamında yapılmıştır. O ilkel kuyruk görüntüleri ortadan kalkmıştır ve 20 000 öğretmenin ataması 40 dakika gibi bir sürede, puan üstünlüğü esasına göre, tercihlerine göre, bilgisayar ortamında, basının gözü önünde yapılmıştır.

Bizi kadrolaşmakla suçluyor değerli arkadaşlarımız. Bakınız, bizim AK Parti Grubundaki arkadaşlar burada; grupta kendilerine yaptığım konuşma hatırlarındadır, hepsi bunu değişik yerlerde ifade etmiştir. 32 000 öğretmenimiz il dışı için tayin istedi. CHP Grubundan, AK Parti Grubundan birçok arkadaşımız, benden, bu konularla ilgili tavassutta bulundular. Ben "hayır arkadaşlar, puan üstünlüğü esasına göre bu yapılacaktır, bir öğretmenin puanı 250 ise, puanı 150 olanı 250'nin önüne geçiremem" dedim ve 32 000 müracaat, yine internet ortamında kayıtlara alınmıştır. 8 200 öğretmenin ataması basının gözü önünde yapılmıştır. Kadrolaşma şudur arkadaşlar; parti il teşkilatlarınıza haber verirsiniz, il ve ilçe teşkilatınıza haber verirsiniz, dersiniz ki "getirin, bize yakın insanları öğretmen olarak alalım." Bir tek bu şekilde öğretmen alınmış mıdır? Öğretmen alımları nasıl yapılıyor; KPSS sınavına giriyor bunlar ve puan üstünlüğüne göre, dediğim gibi, basının gözü önünde ve bilgisayar, internet ortamında bu atamalar yapılmaktadır.

Yönetici atamalarına gelince; ben, bu Meclisin huzurunda defalarca söyledim, dedim ki: "Müsaade edin müsteşarımı ben tayin edeyim, müsaade edin çalışacağım müsteşar yardımcısını ben tayin edeyim, müsaade edin çalışacağım genel müdürü ben tayin edeyim." Sayın Gazalcı'ya burada sordum, dedim ki: "Mertçe vicdanına danışarak söyle, yarın siz iktidar olsanız -yani, olacağınız yok da- siz, benim tayin ettiğim bürokratlarla çalışacak mısınız?" (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Araştırma önergesini kabul edin de, ayrıntılarıyla bunları konuşalım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin.. Bakın...

Değerli arkadaşlar, bakın, meseleleri çarpıtmanın, saptırmanın anlamı yok.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sayın hatibe müdahale etmeyelim lütfen...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, biz, çağdaş eğitim neyi gerektiriyorsa; bugün, medenî, modern dünya hangi tarafa gidiyorsa bizim meylimiz, istikametimiz o tarafa doğrudur. Bakın, öğretim yöntemi, müfredat, ders kitapları konusunda, eğitim materyali, donanım, dokümantasyon konusunda modern, medenî dünya, kalkınmış dünya ne yapıyorsa, biz, onları Türkiye'ye getiriyoruz. Biz onları getiriyoruz, bizim yaptığımızı çağdışılık olarak değerlendiriyorlar.

Biz, 43 000 küsur okulumuza, 2005'in sonuna kadar internet bağlantısı yapacağız. Dünyanın en büyük sanal kütüphanesi okullara ulaşmış olacak. Biz, Millî Eğitim Bakanlığında öğrencinin, öğretmenin, velilin yararlanabileceği en büyük eğitim portalını hazırlıyoruz. 81 ilimizde bütün öğretmenlerimizin bilgisayar okur yazarı olması için âdeta seferberlik ilan ettik. Çocukların devam durumları, not durumları ve her türlü durumları velilerine internet yoluyla gönderilecek; evde bilgisayar yoksa cep telefonlarına gönderilecek. Bunun gibi size yüzlerce faaliyet sayabilirim. Eğer, bu yaptıklarımız çağdışılıksa, yaşasın çağdışılık. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bakın, hemen şunu söyleyeyim; Sayın Baykal başta olmak üzere, CHP'li arkadaşlarımın hepsinin, kürsüye çıktığı zaman söyleyebildikleri tek şey vardır; o da, Talim Terbiye Kurulundan 167 kişi gönderildiğidir. Bakın...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Müdürler ne olacak?.. İlçe millî eğitim müdürleri ne olacak?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade eder misiniz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Bırakın konuşsun; dinleyin!..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, bugüne kadar, Talim ve Terbiye Kurulundan alınan 167 kişinin 140'ı yargıya başvurmuştur. Bunun sadece 1 kişisi yürütmeyi durdurma kararı almış. Ben daha önce dedim ki "eğer yanlış bir hesap varsa, bu Bağdat'tan döner." Ballandıra ballandıra dediler ki "mahkemeden döner." Ama, 8'inin yürütmeyi durdurma kararını da mahkeme reddetti. Peki, o ne oldu Sayın Gazalcı?

Arkadaşlar, bakın, buralara saplanıp kalırsak biz bir yere gidemeyiz. Ben bir şey söyledim, dedim ki "biz, dünya nereye gidiyorsa, oraya gitmeye çalışıyoruz." Ama, öte taraftan şunu unutmayalım... Bakın, Sayın Gazalcı eğer şahsı adına konuşuyorsa, ben, şahsıyla kuliste dertleşirim; ama, eğer CHP adına konuşuyorsa, bu çok vahimdir. Nedir biliyor musunuz...

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Ben Grubum adına konuştum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin...

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - 12 Talim Terbiye Kurulu üyesini aldınız mı, almadınız mı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Gazalcı, müsaade eder misiniz.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, İran Eğitim Bakanı Türkiye'ye geldi. Bir ülkeden hangi bakanın geleceğine, bakanlar, bizatihi oturarak tek başlarına karar vermezler; Dışişleri Bakanlığı yazışmalar yapar, gerekli şartlar hazır olduğu zaman -zamanlaması açısından- gelmesi uygundur veya değildir diye tavsiyede bulunur. Dışpolitikamızın, genel olarak devlet politikamızın gereği neyse, o yapılır.

İran Eğitim Bakanı geldi. İran Eğitim Bakanıyla müzakereler yapıldı ve bu müzakerelerin toplantı tutanağı tutuldu. Bakın, bir anlaşma yapılmamıştır, bir anlaşmaya imza atılmamıştır. Sayın Gazalcı gazetelere beyanat veriyor, diyor ki: "AK Parti, bir taraftan Avrupa Birliğine girmeye çalıştığını iddia etmektedir, yönünü Avrupa'ya çevirdiğini söylemektedir; öte taraftan da, eğitimle ilgili İran'la anlaşma yapmaktadır. Böyle bir şey olamaz."

HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Doğru söylemiş.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Evet... Evet...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade eder misiniz...

Bakın, değerli arkadaşlar, bu anlaşma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında, 2001-2003 yıllarına ait eğitim, bilim, kültür, gençlik ve spor değişim programı. 57 nci hükümet döneminde, Sayın İsmail Cem Dışişleri Bakanıyken, İran ile 57 maddelik bir anlaşma yapılmıştır. Burada, uzman mübadelesinden tutun da, karşılıklı bursların tahsis edilmesi, yükseköğretim ve diğer konularda işbirliği gibi maddelerin hepsi var.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - İlköğretim, ortaöğretim de var mı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Gazalcı, hepsi var; size vereyim, şimdi inceleyin.

İran Dışişleri Bakanı Kemal Karazi, İran adına, buna imza atmıştır.

Benim selefim olan; yani, benden önce Millî Eğitim Bakanlığı yapmış olan arkadaşlarımın aleyhinde konuşmak gibi bir alışkanlığım yok; bugüne kadar tek kelime söylemedim. Sayın Bostancıoğlu "benim zamanımda böyle bir şey olmadı, Sayın Çelik böyle bir şeyi imzaladı" diyor. Kendi hükümetinin Dışişleri Bakanı, devlet adına, buna imza atıyor, Sayın Bostancıoğlu'nun kendinden haberi yok. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Burada olmayanlar hakkında konuşma; cevap verme durumunda değiller.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, şapla şekeri birbirine karıştırmayalım. Bakın, olması gereken şu: Biz, Avrupa Birliğine üye olmaya çalışıyoruz. Biz bir NATO üyesiyiz, OECD üyesiyiz, biz KEİPA (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asamblesi) üyesiyiz, aynı zamanda TÜRKSOY üyesiyiz. Bizim, TÜRKSOY'a; yani, Türk dünyasının kurmuş olduğu Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi Organizasyonuna mensup olmamız, UNESCO'ya üye olmamıza engel midir veya UNESCO'ya üye olmamız, oraya üye olmamıza engel midir? Biz, İslam Konferansı Örgütünün bir üyesiyiz. Biz, ipekböceği politikası güdemeyiz. Kendi kozamızın içerisine kendimizi kapatarak intihar edemeyiz. Biz, Türkiye olarak, dünyaya açılmak ve dünyada olup bitenleri yakından izlemek durumundayız.

Bakın, bizim komşularımızla ticaret hacmimiz yüzde 6 ile 8 arasında gidip gelmektedir. İran'ın rejimi İran'ı ilgilendirir. Bakın, İranlı bakana "sizin rejiminiz, sizin yönetim biçiminiz size aittir, bizimki bize aittir; buna saygı duymanız lazım" dedim.

1970'li yıllarda Bulgaristan'dan elektrik alıyorduk. Sayın Demirel'e "komünist bir ülkeden niye elektrik alıyorsunuz?" diye sordular. Sayın Demirel "elektriğin komünisti olmaz" dedi. Bakın, bunları birbirine karıştırmayalım değerli arkadaşlar. Biz, eğer, komşuysak...

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Söz konusu olan eğitim ve çocuk!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade eder misiniz.

Bir ay kadar önce Rusya'ya gittim. Rus Bakanla oturduk, birçok mesele üzerinde mutabakata vardık. Şimdi, Küba'yla bir anlaşma yaptığımız zaman, biz komünist mi oluyoruz; böyle bir şey olabilir mi?!

Bakın, CHP'nin bu anlayışıdır ki, 53 yıldan beri CHP'ye iktidar yüzü göstermemiştir ve halktan sille üstüne sille yemiştir. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

ERSOY BULUT (Mersin) - Bir dahaki seneye görüşürüz inşallah.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, birçoğunu arkadaşlarım ifade ettiler; ben sadece madde başlıklarını söyleyerek geçeceğim:

Haydi Kızlar Okula Kampanyası.

Düzenleme ortaklık payında değişiklik yapılarak; yani, İmar Yasasının 18 inci maddesi değiştirilerek, Türkiye'de okulların büyük çapta arsa problemi halledilmiştir.

Türkiye'de ilk defa bizim dönemimizde, öğretmenler için kariyer sistemi getirilmiştir. Stajyer öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen şeklindeki düzenlemeyle, eğitime kalite getirilmiştir.

Öğretmenlere performans kriterleri uygulanmaktadır. Teftiş sistemi, onların başında Demokles'in kılıcı olarak durmayacak bundan sonra; öğretmene kılavuz olacak ve müfettişler, aynı zamanda, öğretmenleri teftiş ederken, öğretmenimizin performansını öğrenciyle, veliyle, okul aile birliğiyle, öğretmen arkadaşıyla, yönetimle konuşarak ortaya koyacak.

1 200 kapalı okulumuz -bu dönem- bizim zamanımızda yeniden öğretime açılmıştır.

Bakın, biz geldiğimiz zaman okulöncesinde okullaşma oranı 11,7 idi; benim 9 aylık Bakanlığım süresince, bu, 15,3'e çıkmıştır.

Türkiye'de muhtelif düzeylerde, meslek lisesi veya genel lise olarak 221 lise açılmıştır.

420 ilköğretim okulu yeniden -sıfırdan- açılmıştır.

64 anaokulu açılmıştır, 726 anasınıfı açılmıştır.

Eğitime yüzde yüz destek kampanyasında, biz, sadece ilk ve ortaöğretim okullarımızı gözetmiyoruz; bu manada üniversitelerimize de desteğimiz oldu, bundan sonra da olacak. Mesela, bir işadamımız Bingöl'de bir okul yaptırdı, Sayın Başbakana "ben bir okul daha yaptırmak istiyorum, nereye yapmamı istersiniz" dedi. Sayın Başbakanımız, bana "öncelikli, acil ihtiyaç nedir" diye sordular. Kendisine "efendim, Kocaeli Üniversitesi bir deprem geçirdi, Kocaeli Üniversitesinin acil ihtiyacı var" dedim, o işadamımız, şimdi, Kocaeli'nde iletişim bilimler fakültesini inşa ettiriyor ve yakından da açılacak. Bu manada, üniversitelerimizle ilgili olarak güzel faaliyetlerde bulunuluyor, bulunulacaktır da.

Türkiye'de ilk defa Sosyal Bilimler Lisesi açılmıştır. Yıllardan beri bu söyleniyordu, bir türlü hayata geçirilemiyordu.

Bakın, biz, yardımcı ders kitaplarının Talim ve Terbiye Kurulundan geçirilmemesi gerektiğiyle ilgili bir yasa çıkardık, Sayın Cumhurbaşkanı onayladı, Resmî Gazetede yayımlandı.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar gelen bütün iktidarlar, Talim ve Terbiye Kurulundan kendine yakın yayınevlerinin ve kendine yakın yazarların kitaplarını geçirmişler, tavsiye etmişler. Biz, bunu yapamaz mıyız; bunun âlâsını yaparız; ama, biz, bunu yapmadık arkadaşlar. Ne yaptık biz; biz, dedik ki: Ders kitapları Talim ve Terbiye Kurulundan geçsin; ama, internetin en ücra köşelere girdiği bir dönemde, bütün evlerin içine girdiği bir dönemde, siz, çocuklara "efendim, şu kitapları okuyun, şu kitapları okumayın" diyemezsiniz. Bakın, bu, demokratikleşme yönünde atılmış dev bir adımdır. Denildi ki: "Efendim, tarikat okullarının kitaplarının okullara girmesi için yapılmış." Allahaşkına, bu zorlama yorumları siz nasıl yapabiliyorsunuz?! Okullarımızda müdürlerin, müdür muavinlerinin başkanlığında, okul kütüphanesine kitap kabul ederken heyetler vardır. Bu heyetler, zaten yıkıcı, bölücü, zararlı kitapların okullara girmesine engeldir, engel oluyorlar. 8 000 tane CD, Talim ve Terbiye Kurulunda inceleme bekliyor. Âdeta materyal yağıyor; oraya 5 000 kişiyi de götürseniz bunların zamanında yürümesi mümkün değil, işin içerisine suiistimal ve rüşvet giriyor. Biz, bu pis kapıyı araladık.

Sayın İnce dedi ki: "Efendim, çocuklara verilen ders kitapları aile bütçesine ciddî bir katkı olmamıştır."

Ben, defalarca söyledim değerli arkadaşlar, meseleyi sadece ekonomik mesele olarak düşünmeyin. Kırsal kesimde, birçok okulda, okul başlar, aradan bir ay geçer, iki ay geçer, sınıftaki öğrencilerin yüzde 80'inin kitabı daha alınmamıştır; babası şehre gidememiştir, ihmal etmiştir, bilgisizliğinden alamamıştır. Şehirde, Ankara'nın göbeğinde, ben, bir hafta, on günden önce çocuklarımın kitaplarını birleştirip bir araya getiremiyordum. Gidersiniz okula, bir liste verirler elinize; "efendim, şu yayınevinin, şu yazarın, şu kitabı." Bir kırtasiyeciye, bir kitapçıya gidersiniz; "efendim, Türkçe geldi, matematik gelmedi; Millî Eğitim matematiği bastı, fen bilgisini şuradan temin et." On günde, yirmi günde bunları temin edemiyordunuz. Türkiye'de, ilk defa, ders zili çaldığı andan itibaren, ilköğretim okullarında çocuklarımızın önünde kitapları oldu. (AK Parti sıralarından alkışlar) Artı, yayınevleri, yazarlar ne yapıyorlardı; gidip okul idareleriyle kirli pazarlıklar yapıyorlardı. Türkiye'nin temizlenmesi ve şeffaflaşması açısından, bu, son derece önemli bir adım olmuştur. Aslında, CHP'liler, eğer kendileri böyle bir icraat yapsa idiler, sanırım ki, bununla bir ay, iki ay değil, beş yıl övünürlerdi; ama, ben, yine vicdanlarına havale ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova)- 50 trilyonu dağıtıcılara vermezdik Sayın Bakan!.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Bakın, arkadaşlar, depo öğretmen kavramı Türkiye'de istismar edildi. Bütün depoları boşaltmak üzere talimat verdim; yüzde 90 oranında öğretmen depoları eritilmiş, öğretmenler okula gönderilmiştir.

Yeni 5 000 İngilizce öğreticisi, 4 000 bilgisayar öğreticisi alıyoruz ve geldiğimizden beri Millî Eğitim Bakanlığında 50 tane proje hayata geçirilmiştir değerli arkadaşlarım, 50 tane! Bunu, isteyen bütün arkadaşlarıma vermeye hazırım.

Sayın Gazalcı, özellikle, buraya her çıktığında "efendim, özel okullara önem veriyorsunuz... Talim Terbiyedeki 167 kişi..." Bunu söyleyip söyleyip duruyor. Bakın, ben size bir şey söyleyeyim arkadaşlar. Biz, şu anda, özel öğretim kurumlarının genel öğretim kurumları içerisindeki payı itibariyle dünyanın en son sıralarında gelen ülkelerinden birisiyiz. Daha dün komünizmden kurtulan Rusya'da özel öğretim kurumlarının genel öğretim içindeki payı yüzde 10'dur, Enver Hocanın Arnavutluğunda yüzde 3'tür, Türkiye'de yüzde 1,5'tir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz, eğer, bakın, kısa sürede, şöyle bir dört beş yıl içerisinde özel öğretim kurumlarının payını yüzde 20'ye çıkarabilsek, bu ne demektir; bu, yatırım demektir. Özel okulları yapan insanlar, ayrıca yatırım yapacak.        4 000 000 öğrenci eder, Türkiye'nin ne derslik açığı kalır, Türkiye'nin ne öğretmen açığı kalır ne de kaynak problemi kalır ortada.

Şimdi, bütün bunlar ortadayken, dünyanın gittiği istikamet ortadayken, hâlâ 1970'li yılların zihniyetine takılı kalmanın anlamı var mı?! Gorbaçov buraya geldiği zaman, bir üniversitemizde komünist öğrenciler protesto ediyor; diyor ki "sizde hâlâ komünist var mı?" Şimdi, hâlâ o Rusya'daki sosyalizmi savunan bir anlayış olduğu sürece, Türkiye'de çağdaş eğitimi falan temin edemezsiniz.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Sosyal devlet ölmedi!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Ben size bir şey daha söyleyeyim değerli arkadaşlar. Bakınız, şu anda özel hastaneler vardır diye, özel hastaneler çalışıyor diye, devlet, özel hastaneciliği de teşvik ediyor diye, devlet hastaneleri kendi haline terk ediliyor, onlar ihmal ediliyor, onlar görmezlikten geliniyor diye bir şey var mı?!

Şimdi, bir taraftan, diyelim ki, Türk Hava Yolları var, devlet ulaştırma yapıyor, bunun yanında eğer özel bir uçak firması varsa, bunun varlığının kime ne zararı var, ne mahzuru var?..

Bir de, kamu sektörü, devlet diyoruz ya, Sayın Gazalcı ve arkadaşları sürekli devlet diyor, devlet kavramının tarifini yapmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - 1 dakika... 1 dakika...

BAŞKAN - Sayın Çelik, konuşmanızı toparlar mısınız.

Buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Devlet dediğimiz kimdir arkadaşlar?..

Değerli arkadaşlarım, unutmayın, bugün, Türkiye'de -Koç'tan Sabancı'ya, Zorlu'dan diğerlerine varıncaya kadar- işadamlarının, özel sektörün yaptığı yatırımlar olmazsa, onların verdiği vergiler olmazsa, siz, maaşınızı bile alamazsınız.

Biz, gayri safî millî hâsılayı hesaplarken, bakın, millî hâsıladan söz ettiğimiz zaman, özel sektörün kazancı buna dahil değil mi?.. Bu özel sektör düşmanlığının, teşebbüs düşmanlığının 2003 Türkiyesinde hâlâ mevcut olmasını, açıkçası anlayabilmiş değilim. Biz, devlet okullarına gözümüz gibi bakıyoruz. Bakın, tekrar söyledim, dediler ki 100 000 yeni derslik lazım. Ben bunun farkındayım. Bakın, 15 000'ini geçen yıl yaptık, kaldı 85 000. Bu yıl sadece eğitime yüzde yüz destek kampanyası çerçevesinde 10 000 derslik yapacağız, toplam 30 000 derslik yapmayı hedefliyoruz, etti size 45 000, kaldı 55 000. Değerli arkadaşlarım, 85 000'den 30 000'i çıkarın, kaldı 55 000. Biz, iki ikibuçuk yıl içerisinde bu problemi çözeriz aslında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çelik, son sözlerinizi söyleyin lütfen.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bu konuda da, sanki, CHP'li bir arkadaş Millî Eğitim Bakanı olursa mucize yaratacakmış gibi, bir anda 10 katrilyon lira para temin edip okul yaptıracakmış gibi muhalefet yapmanın anlamı yok. Bu problemler, bizim problemlerimizdir, seksen yılda, birkaç yüzyılda birikmiş olan problemleri bizim iktidarımızın kendi başına bir yılda halletmesini beklemek haksızlıktır; ama, şunu bilin, bizim dönemimizde, özellikle 2004 yılı, 2005 yılı, Türk millî eğitiminin altın çağı olacaktır; bunu sizlere taahhüt ediyorum ve saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, adımı kullanarak "teessüf ederim" dedi; İçtüzüğün 69 uncu maddesine göre söz istiyorum.

BAŞKAN - Aleyhte söz isteyen, Antalya Milletvekili Sayın Osman Kaptan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, yönetim tarzınızdan şikâyetçiyiz!

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi hakkında aleyhte söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'de eğitime ayrılan kaynak her yıl azalmaktadır. Konsolide bütçe içinde eğitime ayrılan pay 1992-1993 yıllarında yüzde 14,5'lerde iken, 2000 yılında yüzde 10,5'lere ve bu yıl da, 2004 yılı bütçesinde yüzde 8,5'lere kadar inmiştir.

Değerli arkadaşlarım, eğitim sisteminin yapısından, işleyişinden, yetersizliklerinden herkes şikâyetçidir. En fazla şikâyetçi olanların başında da, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve aileler, anne-babalar gelmektedir. Nasıl şikâyetçi olmasınlar ki; parası olana okul var, devlet okulu olmazsa, özel okul var, ya parası olmayana?.. Parası olmayana okuma hakkı ancak Anayasada var. Üniversite kapısındaki yığılmalar, öğrencilerimizin "bir üniversiteye girebilecek miyim; girebilirsem, parasızlıktan okuyabilecek miyim; okuyabilirsem, mezun olunca iş bulabilecek miyim" soruları, çocuklarımızın rüyalarına girmekte, yaşamlarını altüst etmektedir. Çocuklarımız, yarınlarına güvenle bakamadıkları için, Türkiye'de yaşamak istememektedirler; çünkü, onlar da biliyor her üç gencimizden ikisinin üniversite kapısında kaldığını, onlar da biliyor üniversiteden mezun olan her üç gencimizden birisinin işsiz kaldığını.

Sayın arkadaşlarım, öğretmenlerimiz de mutsuzdur. Nasıl mutlu olsun ki öğretmenlerimiz; bir yandan, artacağı yerde, alım güçleri azalıyor; bir yandan, kışta kıyamette sürgün, soruşturma, keyfî atama; bir yandan, eğitimde siyasal kadrolaşma... Sendikası var; grev hakkı yok. Bir öğretmenimiz, 1979 yılında aldığı maaşın hepsini ekmeğe yatırmış olsa ve aynı şekilde, bu yıl da yatırsa, aradaki alamadığı ekmek farkı 447 tane eder; alım gücü azalmıştır öğretmenimizin.

Bu durum karşısında öğretmenlerimiz ne yapsın?.. Kendilerini yoksulluk sınırının, hatta açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm eden siyasal iktidarlardan umudunu kesen öğretmenlerimizin bir kısmı, başka çareleri olmadığı için, limon, maydanoz satarak; çorap, kravat, havlu satarak; bilet satarak yaşam mücadelesi vermeye çalışmaktadırlar.

Türkiye'deki bir öğretmenin aldığı maaşın, İsviçre'deki bir öğretmen 9 katını, Japonya'daki, Kore'deki bir öğretmen 7 katını, Filipinler'deki, Şili'deki bir öğretmen 2 katını ve komşumuz Yunanistan'daki bir öğretmen de 3-4 katını almaktadır.

Sayın milletvekilleri, eğitim sisteminden veliler de şikâyetçidir. Yapılan bilimsel bir araştırmaya göre, okullarda, öğrencilerden, eğitime katkı payı, kayıt parası, karne parası, diploma parası, servis ücreti, tebeşir parası, elektrik, su, yakıt, telefon parası, hizmetli parası, cam parası gibi 30 değişik ad altında para toplanmaktadır. Ayrıca, özel dershane ücretleri ve öğrenci kıyafetleri el yakmaktadır. Artık, devlet okullarında paralı eğitim yapılmaktadır. Eğitime katkı sağlamak amacıyla, neoliberal politikalar doğrultusunda "her şey devletten beklenmez ki" anlayışıyla, devlet okullarında parasız okuma hakkı olan öğrencilerden alınan paralar, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesini neredeyse 3'e katlamaktadır.

Sayın arkadaşlar, son on yıldır, okullara hizmetli kadrosu verilmemektedir "kendi okulunu kendin temizle" denilmektedir. Kayıt parası verme gücü olmayan ailelere ise, bu öğretim yılı başında, Antalya'daki bir okulda olduğu gibi, okul temizlettirilmektedir.

Sayın milletvekilleri, sadece bakanlık sayılarını azaltmak yetmez. Eğitim sistemimizin en önemli sorunlarından biri de, örgüt yapısıdır. Millî Eğitim Bakanlığı acil eylem planında "merkez örgütü 50'yi aşkın birimle hizmet üretemez hale gelmiştir; altı ilâ oniki ay içerisinde yeniden düzenlenecektir" denildiği halde, bu konuda hiçbir şey yapılmamıştır.

Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde 16 genel müdürlük vardır. Bazı genel müdürlükler, kız teknik, erkek teknik diye cinsiyete göre adlandırılmıştır; bazı genel müdürlükler, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim diye öğretim kademelerine göre adlandırılmıştır; bazı genel müdürlükler ise, ticaret, turizm, çıraklık ve yaygın eğitim, din eğitimi diye mesleklere göre adlandırılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığında, genel müdürlüklerin işlevlere göre yeniden belirlenmesi halinde, genel müdürlük sayısı 16'dan 6'ya indirilebilir. Millî Eğitim Bakanı bunlara öncelik vermesi gerekirken, kadrolaşmaya öncelik veriyor.

Değerli arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığında, merkezde ve taşrada, tepeden tırnağa bir kadrolaşma yapılmaktadır. Sayın Bakan da, bunu, çok makul ve normal bir şey olarak görmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde, müsteşar, 3 müsteşar yardımcısı, 2 kurul başkanı, 14 genel müdür, 5 Talim Terbiye Kurulu üyesi, 10 genel müdür yardımcısı, 7 bağımsız daire başkanı, 12 bağımlı daire başkanı olmak üzere, toplam 54 tane üst düzey yönetici görevden alınmıştır.

AHMET YENİ (Samsun) - Yerine aydan mı geldi?!

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Bunların yerine getirdikleri aydan değil de; Millî Eğitim Bakanlığına göz doktoru getirilebiliyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Aydan mı geldiler, aydan mı?!

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın arkadaşlar, arkadaşlarımız, Talim Terbiye Kurulunda görevden alınanlar, uzman öğretmenler ve Eğitim Teknolojisi Genel Müdürlüğünde görevden alınanlar üzerinde durdu, ben o konuya girmek istemiyorum; yalnız, İstanbul, Ankara, İzmir Millî Eğitim Müdürlüklerinden, 66 müdür yardımcısı ve şube müdürü, 76 ncı maddeye göre görevden alınarak, doğu ve güneydoğu bölgesine sürülmüştür.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bakınız, Sayın Millî Eğitim Bakanı, Genel Kurulumuzun 73 üncü Birleşiminde, 76 ncı maddeyle ilgili ne diyor: "76 ncı madde, Bakanın, hiçbir şart aramaksızın, istediği insanı, istediği yere tayin etmesidir. Diyelim ki, bir öğretmenin tayini Hakkâri'ye çıktı, Iğdır'a çıktı, ben 'görülen lüzum üzerine' ibaresini koymak üzere, o öğretmeni Ankara'ya getirebilirim. Şimdi, ben, arkadaşlarıma soruyorum: Bugüne kadar 76 ncı maddeyi bir tek sefer kullandığımı bilen var mı?"

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Evet, yok...

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Evet, Sayın Bakan, ben biliyorum; hem de bir sefer değil, 66 sefer 76 ncı maddeyi kullandığınızı biliyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Yok...

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın Bakan konuşmasına şöyle devam ediyor: "Bakın, arkadaşlar, bugüne kadar, kesinlikle kullanılmamıştır, ben biliyorum ki, arkadaşlar, 76 ncı maddeyi kullanmam." Sayın Bakan, 76 ncı maddeyi kullanmam diyorsunuz, kullanıyorsunuz. Bu sözlerinizi tutanaklardan okuyorum. Siz söylediğinin tersini yapan bakan mısınız?! Hani "siyasete ve siyasetçiye güven kalmadı, biz güveni sağlayacağız" diyordunuz?.. Güveni böyle mi sağlayacaksınız?..

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Yüzde 38'lere çıktı güven!

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın Bakan da, kendi yaptırdığınız araştırmada, 5,6 ile en başarısız bakan çıkıyor...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibin konuşmasına müdahale etmeyelim.

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın arkadaşlar, 2000 yılında, Millî Eğitim Bakanlığında, Bakanlık müfettişleri raporlarına göre görevden alınması istenilen kişileri, bu dönemde, Sayın Bakan, Talim Terbiye Kurulu üyeliği, genel müdür yardımcılığı, daire başkanlığı görevlerine getirmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu hükümet, Millî Eğitimde yapılması gerekenleri yapmamakta, yapılmaması gerekenleri ise, yapmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaptan, konuşmanızı tamamlayabilir misiniz.

Buyurun.

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Danıştay kararlarını uygulamamakta, otuz yıldır çıkarılamayan, özellikle, işsizlik ve yoksullukla mücadele için önemli olan yaygın eğitim koordinasyon yasasını çıkarmak yerine, YÖK ile uğraşmaktadır.

Örgün eğitim okullarında yaygın eğitim yapılması gerekirken, bu hükümetin okul binalarında Kur'an kursu açılmasını istediği, okullarda derslik başına 56 öğrenci düşerken, hatta 70 öğrencili sınıflar varken, bu hükümetin, 10 kişilik gruplara Kur'an kursu açmayı planladığı basında yer almaktadır. Yine, basında, Sayın Bakan, devlet okullarında Kur'an kursu verilmeyeceğini söylüyor; ancak, yönetmelik hâlâ yürürlüktedir. Sayın Bakan, bu yönetmelik kaldırılacak mıdır, uygulanacak mıdır?

Değerli arkadaşlarım, Millî Eğitimde yapılması gereken, reformdur. Reformların referansları ise, dünyadaki değişimler, gelişimler, dönüşümlerdir, Türkiye'nin siyasal bir projesi olan Avrupa Birliği ilke standartlarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN KAPTAN (Devamla)- Sayın Başkan, son sözüm...

BAŞKAN- Buyurun Sayın Kaptan, son sözleriniz...

OSMAN KAPTAN (Devamla)- Ve en önemlisi de, Atatürk ilke ve devrimleri, laik cumhuriyet birikimleri ve mevcut Türk eğitim sisteminin yapısı, işleyişi, yeterlilikleri, başarısı ve başarısızlıklarının değerlendirilmesidir.

Dünya, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken, dünyada bilgiye, eğitime, teknolojiye geçmeyi, her devlet "olmazsa olmazı" olarak görürken, Türkiye'nin, cumhuriyet kültüründen cemaat kültürüne geçmesi elbette düşünülemez. Elbette, laik cumhuriyet eğitiminden cemaat eğitimine, cumhuriyet okullarından cemaat okullarına geçilmesi söz konusu olamaz.

AHMET YENİ (Samsun)- Başka söyleyecek bir şeyiniz kalmadı.

OSMAN KAPTAN (Devamla)- Elbette ki, kesintisiz sekiz yıllık eğitim, kesintisiz din eğitimine dönüştürülemez. Elbette ki, Millî Eğitim Bakanlığı, din eğitimi bakanlığına dönüştürülemez.

AHMET YENİ (Samsun)- Başka söyleyecek bir sözünüz kalmadı.

OSMAN KAPTAN (Devamla)- Bu iktidarın çok duyarlı olması gereken konulardır bu konular.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Kaptan.

ÖNER ERGENÇ (Siirt)- Osman Bey, yaygın eğitimde neler yaptığınızı ben çok iyi hatırlıyorum!..

OSMAN KAPTAN (Antalya)- Ne yaptık?! Seni görevden...

ÖNER ERGENÇ (Siirt)- Beni görevden alamadınız.

AHMET YENİ (Samsun)- Çağ atlıyoruz.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)- Eski kafa!.. Eski kafa!..

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri...

Sayın Kaptan, teşekkür ediyorum.

Sayın Gazalcı, Sayın Çelik'in "teessüf ederim" sözü, üzüntülerini bildirme anlamında kabul edilmiş olup, sataşma olarak değerlendirilmemiştir.

Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, şimdi sorulara geçiyoruz.

Soru sorma süresi 10 dakikayla sınırlıdır.

Sayın Aslan, Sayın Gazalcı, Sayın Yeni, Sayın Ülkü, Sayın Özcan, Sayın İnce, Sayın Torun, Sayın Tosun, Sayın Bulut, Sayın Cantimur, Sayın Kiler, Sayın Güven soru sormak istemişlerdir; ancak, süre 10 dakikayla sınırlı olduğu için, 10 dakikalık süre içerisinde soru sordurulacaktır.

Buyurun Sayın Aslan.

NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Millî Eğitim Bakanıma soruyorum:

1- Sayın Bakanım, Kopenhag kriterleri ölçeğinde herkesin ana diliyle eğitim hakkı ve özgürlüğü, hükümetiniz tarafından da taahhüt edilmiştir.

Türkiye'nin çeşitli illerinde Kürtçe eğitim için eğitim kurumları açılmasına rağmen, bu, taahhüdünüz olduğu halde, 17 Kasımdan beri RTÜK bu genelgeyi size gönderdiği halde hayata geçirilemiyor. Bunun sebebini öğrenebilir miyiz? Yoksa, burada, bir çifte standart uygulaması mı söz konusu?

2- Kendi ilimle ilgili. Ben, Ağrı'da bir fen lisesinin kurulması için arz etmiştim. İnşallah, bu dileğimizi yerine getirecek misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslan.

Sayın Gazalcı, buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sorularımı Millî Eğitim Bakanına yöneltiyorum:

11 Haziran-1 Temmuz 2003 tarihleri arasında yapılan yönetici atamaları -özellikle 7 daire başkanı- hangi yönetmeliğe göre yapılmıştır?

Siz, Millî Eğitim Bakanı olmadan önce, 76 ncı maddeyle atamaya, partizanca görevlendirmelere karşı çıkıyordunuz. Şimdi, 76 ncı maddeyi niçin kullanıyorsunuz?

21 yıldır Adana'da öğretmen olan Gülabi Köseoğlu'nun cezası mahkeme kararıyla kaldırıldığı halde, Ağrı'ya tayini çıkan bu öğretmen mesleğe niçin döndürülmüyor?

İLKSAN'dan, halk eğitim merkezi, çıraklık eğitimi, okulöncesi eğitim ve ders araçları merkezi öğretmen ve memurları üyelikten çıkarılmıştır. Yıllardır ödenti ödeyen bu üyeler mağdur olmaktadırlar. İLKSAN'ın ana tüzüğü değiştirilerek, bu mağduriyet giderilecek midir?

13 Ocak 2003'te, Eğitim-Sen ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında kurum idare kurulu kararları imzalanmıştır. Bu kararlar ne zaman uygulanacaktır?

Son sorum: Size sorduğum "İlköğretim Yönetmeliğinin değiştirilmesinde 'parasız' niteliği niçin buraya yazılmadı; devamsızlık teşvik ediliyor" dediğimde, 15.12.2003'te bana yazılı bir yanıt verdiniz.

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, soruyu sorar mısınız.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Bitiriyorum efendim.

"Bu konudaki farklı yorum ve yakıştırmalar iyi niyetle bağdaştırılmamaktadır" demişsiniz. Ayrıca, bu maddeye atıfta bulunarak...

(Başkan tarafından mikrofon kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Ne kesiyorsunuz Sayın Başkan, daha 1 dakika olmadı! Israrla, kasıtlı davranıyorsunuz!

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Cümlemi bitireyim Sayın Başkan, sözümü niye kesiyorsunuz! Sayın Başkan, cümlemi yarıda kesiyorsunuz!

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, burada soru sormak isteyen milletvekillerinin isimlerini okudum; kimse burada görevini kötüye kullanamaz, süreyi de kötüye kullanamaz.

MEHMET TOMANBAY (Ankara) - Sizden başka bir başkanvekili, yapmıyor bu davranışı Sayın Başkan! Bir tek siz yapıyorsunuz bunu!

BAŞKAN - Kuralları uyguluyorum ben sayın milletvekilleri.

MEHMET TOMANBAY (Ankara) - Hayır efendim, diğerleri de uyguluyor!

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Millî Eğitim Bakanı...

BAŞKAN - Sayın Yeni, buyurun.

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, müsaadenizle, bakanlarıma sorular sormak istiyorum. Bilindiği gibi, yakın geçmişte kuruluş kanununu çıkardığımız Türk Patent Enstitüsünde 300 personel olması söz konusu idi. Sizden önce inşaatı başlatılmış ve bitirilmiş, 30 000 metrekarelik kullanım alanı olan sınaî mülkiyet binasına bugüne kadar taşınılmamıştır. Bu binaya ne zaman taşınılacaktır? 400 000 dolar artı KDV ile proje ve mühendislik çalışmaları tamamlanmış bu bina su almaktadır. Bu doğru ise, proje firması, yapımcı firma ve kabulü yapanlar hakkında bir soruşturma yapıyor musunuz?

Millî Eğitim Bakanına: Fakir ve zeki öğrencileri okutabilmek için ne kadar gayret gösterdiğinizi biliyoruz. Özel okullarda okutamadığımız 10 000 çocuk...

BAŞKAN - Sayın Yeni, soruyu sorar mısınız.

AHMET YENİ (Samsun) - Bu projeyi geliştirmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yeni.

Buyurun Sayın Ülkü.

HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sorum, Millî Eğitim Bakanımıza; Konya Millî Eğitim Müdürü Sayın Mehmet Özer, bir süre önce vermiş olduğu bir konferansta "bazı okullarda işgüzar öğretmen arkadaşlar, okul müdürleri, öğrencilere diyorlarmış ki 'kızım eğer o eteklerinizi kısaltmazsanız biz kısaltırız!' 'Ne hakla kısaltıyorsunuz?' Öğrenci velisi gelse dese ki: 'benim kızımın eteğine ne karışıyorsun?' 'Burada yönetmelik böyle diyor' derse ne diyeceksiniz."

Sonra, öğretmenler için de o kadar dar giyilmiş bir pantolon var ki, vücudunun tüm hatları belirgin. O öğretmen öğrenciyi tahrik ediyor gibi geliyor bana ve ondan sonra da ilave ediyor: "Yönetmeliği uygulayın..."

EYÜP FATSA (Ordu) - Soruya bak yahu!

BAŞKAN - Sayın Ülkü, soru sorar mısınız?

HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Tabiî.

Diyoruz ki: Yönetmelik gereği başörtüsünü burada açacaksın. Tamam. Peki yırtmaçlıya niye diyemiyoruz? "Şu kadar uzun yırtmaç bu yönetmelikte olmaz" diyor. Bu konuda Sayın Millî Eğitim Bakanımız ne düşünüyor acaba?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ülkü.

Buyurun Sayın Özcan.

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Sayın Millî Eğitim Bakanıma soruyorum: Üniversiteli öğrencilerimize Başbakanlık bursu ne zaman verilmeye başlanacaktır?

Taşımalı eğitimde kullanılan özel araçların paraları şimdiye kadar Antalya ve ilçelerinde hiç ödenmemiştir. Niçin ödenmemektedir?

Eğitime katkı payı ne kadar toplanmıştır, bu yıl, ne kadar harcanmıştır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.

Sayın İnce, buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Millî Eğitim Bakanına sormak istiyorum: "Siz iktidar olduğunuzda... Olacağınız da yok ya" dedi Sayın Bakan. Konuşmasının bir yerinde de benim soyadıma yakışmayan bir davranış içinde bulunduğumu söyledi. Bu üslup kendisinin soyadına yakışıyor mu? Birinci sorum o.

Yine, bir başka düşüncesi Sayın Bakanın: "Bostancıoğlu'nun kendinden haberi yok" dedi. Bu cümleyi de Sayın Bakana iade ediyorum.

Bir diğeri: "50 proje hayata geçirilmiştir" dedi Sayın Bakan. Bu projelerin içerisinde öğretmenlerin durumunu düzeltecek bir projesinin olduğunu söylüyordu. Bu proje öncelikli değil miydi? Acaba neden buna başlanmadı?

Yine, Sayın Bakanımızın bizlere, Grubumuza bir sorusu vardı: "CHP'li bakan olsa sorunları çözecek mi" diyordu. Ona cevabım şu olacaktır: Önceliklerimiz değişecektir.

ALİ ÖĞÜTEN (Karabük) - Cevap verme, soru sor!

BAŞKAN - Sayın İnce, cevap vermeyiniz, soru sorunuz.

Sayın İnce, sorunuz varsa buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Bu kadar efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Torun, buyurun.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Millî Eğitim Bakanımdan bir sorum olacak: Meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girişte, 2004 yılı içerisinde, Anayasada ve yasalarımızda ifadesini bulan "eşitlik" ilkesinden yararlanması mümkün olacak mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Torun.

Sayın Tosun, buyurun.

RESUL TOSUN (Tokat) - Sayın Millî Eğitim Bakanıma sormak istiyorum: Bazı illerde çocuklara verilen sütün kesildiği ve okullara dağıtılan ücretsiz kitapların o süt paralarıyla dağıtıldığı söyleniyor. Hangi illerde süt dağıtılıyordu, bedeli ne kadardı, kitaplara ne kadar ödendi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tosun.

Sayın Cantimur, buyurun.

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Sayın Başkanım, Sanayi ve Ticaret Bakanımıza bir soru yöneltmek istiyorum.

Sayın Bakanım, 2002 yılı yatırım programında yer alan; ancak, 2003 yılı yatırım programında yer almayan Simav ve Tavşanlı İlçelerindeki organize sanayi bölgeleri ne zaman yapılacaktır?

Teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Cantimur.

Buyurun Sayın Bulut.

ERSOY BULUT (Mersin) - Sayın Millî Eğitim Bakanına soruyorum: Mersin iline bağlı ilçelerdeki yüksekokulların tamamı önce Konya Selçuk Üniversitesine bağlıyken daha sonra Mersin Üniversitesine bağlandı; ancak, Silifke Taşucu Meslek Yüksekokulu bağlanmadığı için Konya'dan gelen idareciler haftada bir defa geliyor, bir gün geliyor, hiç verimli olmuyor. O itibarla, bu okul, ısrarla, Mersin Üniversitesine bağlanmak istiyor daha verimli bir çalışma ortamı için.

BAŞKAN - Sayın Bulut, lütfen soru sorar mısınız.

ERSOY BULUT (Mersin) - Bu konuda ne düşünüyorsunuz; bağlayacak mısınız, bağlanması konusunda Bakanlık öncülük yapacak mıdır?

İki, Ali Özilice Mersin Bozyazı'da okul müdürüyken -sportif faaliyetleri olan, herkes tarafından sevilen birisi- Kars'a sürülmüştür. Daha evvel de, size, sanıyorum, bir soru önergesiyle iletmiştim. Bu hatadan dönülmesi çok iyi olacak; halk bunu bekliyor. Böyle bir tekrar tevil yoluna gitmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.

Sayın milletvekilleri soru sorma süresi dolmuştur.

Sayın Çelik ve Sayın Coşkun süreyi nasıl kullanacaksınız?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - 1 dakika Ali Beye, 9 dakika bana.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Coşkun.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Patent Enstitüsüyle ilgili, arkadaşımızın sorduğu suali cevaplandırıyorum. 19 Kasımda, Yüce Meclisin takdirleriyle yasa yenilenmiştir ve yasayla birlikte de, Sayın Cumhurbaşkanımız, yönetim kurulunu ve başkanvekilini onaylamasıyla, dünkü tarih itibariyle -cumartesi günü- görev teslimi yapılmıştır. Dolayısıyla, Patent Enstitüsünde yeni bir yapılanma dönemi başlamıştır.

Binaya gelince, arkadaşımızın söylediği doğrudur; 30 000 metrekarelik bina büyük ölçüde bitirilmiştir; ancak, ihale sırasında, yanından geçen Ankara Çayıyla olan izolasyon ihale edilmediği için, halen bodruma su sızmaktadır ve pompalarla atılmaktadır; ayrıca, bahçe duvarı da ihale edilmemiştir. Bu bakımdan, taşınma biraz gecikmektedir; ama, zannediyorum bir ay içinde taşınma olacaktır.

Soruşturma konusuna gelince, ikinci soruşturma başlatılmıştır. Müteahhit ile idare arasında da ihtilaf mevcuttur; tahkime gitme ihtimalî vardır; bütün bunlar yeni yapılanmada yeniden ele alınacaktır.

Bir başka arkadaşımızın suali, Kütahya-Tavşanlı Organize Sanayi Bölgesi, 2004 yılı yatırım programına teklif edilmiştir. Devlet Planlama Teşkilatı onayladığı takdirde, altyapıyla ilgili gerekli çalışmalar başlatılacaktır. Simav Organize Sanayi Bölgesi yer seçim çalışması sona erdirilmiştir ve programa alınması konusunda takip edilmektedir.

Evet, bendeki sualler bu kadar; çok teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Coşkun.

Buyurun Sayın Çelik.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, öncelikle, benim şahsımla ilgili, Antalya Milletvekili Sayın Osman Kaptan'ın söylediği bir yanlış bilgiyi tashih etmek istiyorum.

Dediler ki: "Sayın Bakan, 5,6'yla en başarısız bakanlardan biri olarak sizin yaptığınız anket sonucu çıkmıştır." Ben, 58 ve 59 uncu hükümetteki bütün bakan arkadaşlarımı kendimden daha başarılı buluyorum; ancak, partimizin yaptırdığı ankette, en başarılı olan üç bakan olarak tespit edilmiş bulunuyorum. Bu, şu demektir: Bu 5,6 beni başarısız bulanlardır. Sayın Osman Kaptan gibi, hesap hatası yapan bir gazete bunu yayımladığı için, oradan kopya çekmiş. Bu, yüzde 94,4 halkımızın benim çalışmalarımı başarılı bulduğu anlamına gelir; bunu söylemek istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Gazete burada Sayın Bakan!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Şimdi, Ağrı Milletvekili Sayın Naci Aslan'ın sorduğu soruya cevap vermek istiyorum.

Farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi, kurs verilmesiyle ilgili yönetmeliğimiz Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Bu yönetmelik çerçevesinde, biri Batman'da, biri Şanlıurfa'da olmak üzere iki kursa eğitim ve öğretime başlama izni verilmiştir, Van'da açılan bir kursa da geçici izin verilmiştir. Ancak, sizin sözünü ettiğiniz, RTÜK'ün hazırladığı yönetmelik, radyo ve televizyonlarda yapılacak yayınla ilgilidir, Dışişleri Bakanlığına gönderilmiştir; onun, Millî Eğitim Bakanlığıyla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur; bunu ifade etmek isterim.

Sayın Gazalcı'nın ve yine, Sayın Osman Aslan'ın, benim 76 ncı maddeyi kullandığıma dair ifadeleri var.

Değerli arkadaşlar, Meclisin huzurunda, şu konuda ben söz vermiştim, sözümün arkasındayım; bir kez daha bunu ifade etmek istiyorum.

Diyelim ki, ilk defa bir öğretmeni tayin ettik, tayini Hakkâri'ye çıktı, Van'a çıktı, Iğdır'a çıktı; Konya'ya gelmek istiyor, bakan takdiriyle gelebilir. Bugüne kadar, bu şekilde getirdiğim tek bir öğretmen yoktur ve bundan sonra da olmayacaktır. 76 ncı maddenin ne anlama geldiğini bilmeyen insanlar... Ben Meclisin huzurunda neyi yapmayacağımı çok net bir dille ifade etmiştim ve tutanaklarda vardır. Bakınız, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesi tayin ve nakillerde mutlak bakan takdiri anlamında değildir. Yani, tayin ve nakillerde genel bir madde olarak ifade ediliyor. Ben, o bölümü sizlere okumak istiyorum:

"Kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden, kazanılmış hak ve aylık dereceleriyle, memurların bulundukları kadro derecelerine eşit ve 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atanmaları."

Şimdi diyelim ki, bir insanı bu çerçevede atamışsak, orada da 76 ncı madde geçiyor, benim söylediğim şey bu değildir arkadaşlar, birbirine lütfen karıştırmayalım.

Diğer bir soruya gelince. Sayın Ülkü'nün, Konya Millî Eğitim Müdürüyle ilgili söylediklerine ben yazılı cevap verdim. Medyada yer alan ifadeler ihbar kabul edildi, inceleme ve soruşturma başlatıldı, onun soncuna göre işlem yapılacaktır.

Taşımalı eğitimin ücretlerinin ödenmesiyle ilgili bazı aksamalar yaşanmıştır; ama, son günlerde tek bir vatandaşın alacağı kalmamıştır. Hepsinin paraları bulundukları il ve ilçelere gönderilmiştir.

HÜSEYİN EKMEKÇİOĞLU (Antalya) - Şimdi telefon geldi, ödenmemiş daha.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) -Değerli arkadaşlar, bakın, bu, para sirkülasyonundan, bankalardaki işlemlerden kaynaklanan bir gecikme olabilir; ama, para kesinlikle gönderilmiştir.

Başbakanlık bursları şunun için bugüne kadar ödenememiştir. Biz, şu anda bir yasa değişikliği yaptık, bundan böyle bütün burslar ve krediler Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesinde toplanacaktır. Bu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunda biriken paralarla bugüne kadar veriliyordu, bundan sonra bütçelendirilecektir ve oradaki paralar daha çok fakir fukaraya dağıtılacaktır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, biz, iktidara geldiğimiz günden bu yana, yükseköğretim kredilerini yüzde 100 artırdık, bursunu da yüzde 100 artırıyoruz. Biz geldiğimizde 45 000 000'du; enflasyon yüzde 20 olmasına rağmen; yükseköğrenim kredi ve bursları yüzde 100 artırılmıştır,       45 000 000'dan 90 000 000'a çıkmıştır, ortaöğretim bursları da yüzde 50 artırılmıştır. Bu konudaki duyarlılığımızın en temel göstergelerinden birisi budur.

Sayın İnce'nin söylediklerini ben soru olarak değerlendirmiyorum, kendisi de zaten bir yorum yaptı.

Meslekî ve teknik eğitimde okuyan öğrencilerin aleyhinde olan üniversite sınavlarındaki katsayı meselesiyle ilgili hükümet tarafından bir kanun tasarısı hazırlanmıştır, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiştir, Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmüştür, Millî Eğitim Komisyonu bunu altkomisyona sevk etmiştir, altkomisyon da çalışmasını tamamlamıştır; ancak, bildiğiniz gibi, Üniversitelerarası Kurulla varılan mutabakat gereği, YÖK yasa çalışmaları sebebiyle, bu, bir süre durdurulmuştur. YÖK Yasasının, Üniversitelerarası Kurul tarafından hazırlanıp bize gönderilmesi gerekiyordu; Üniversitelerarası Kurulun Değerli Başkanı beni telefonla aradı, Sayın YÖK Başkanının görevine yeni başladığı ve kendisinin de, bir hukukçu olduğu için, Anayasa hukukçusu olduğu için, görmesinde fayda mülahaza ettiklerini ifade etti. Kendisine takdim etmişler. Ümit ediyorum ki, bu, en kısa zamanda bize gelir, hükümetimize gelir ve meslek liseleriyle ilgili düzenleme de YÖK Yasasının geneli içerisinde ele alınır.

Yine, Kur'an kurslarıyla ilgili olarak arkadaşlarımızın söylediği bir şey vardı. Değerli arkadaşlar, bakın, Kur'an kurslarının şu anda halen yürürlükte dedikleri yönetmelikte de böyle bir şey yok, ben, hiçbir konuşmamda, yazılı veya görsel bir beyanımda, kesinlikle, okulların Kur'an kurslarına tahsis edilmesi gerektiğini asla söylemedim ve Diyanet İşleri Başkanlığının da Millî Eğitim Bakanlığından böyle bir talebi olmadı. Ben, bunu gazetelere de söyledim; ama, hâlâ aynı şeylerin yazılması ve bunun da, bir ölçü, bir mehaz kabul edilerek, milletvekilleri tarafından dile getiriliyor olması, doğrusunu isterseniz, doğru bir şey değildir, doğru bir tavır değildir.

Süt bedeline gelince. Bildiğiniz gibi, süt bedeli Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ödenmiyordu. Yani, ücretsiz ders kitaplarının bedelinin karşılandığı fon ile süt bedellerinin ödendiği fon tamamen ayrıydı. Süt parası, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu tarafından ödeniyordu. Birkaç ilde bunun uygulaması vardı ve yıllık bedeli, 18 trilyon gibi bir paraydı. Birkaç ilde uygulanıyordu ve sağlıksız bir şekilde yürüyordu. Dolayısıyla, eşitlik ilkesine de aykırıydı; bunu, bütün Türkiye geneline yaygınlaştırmak lazımdı; eğer, kırsala verecekseniz, fakir semtlere verecekseniz, bir ilin fakir semtine verip de diğer bir ilin fakir semtine vermemek, fırsat eşitliği açısından, eşitlik ilkesi açısından sakıncalı bir durumdu. Bunun için, bu uygulama kaldırılmıştır.

Taşucu'ndaki Meslek Yüksek Okulunun Konya Selçuk Üniversitesi yerine Mersin Üniversitesine bağlanmasıyla ilgili olarak da, Sayın YÖK Başkanımız burada, gerekli notu almıştır; o mesele incelenecektir.

Yine taşımalı eğitimle ilgili olarak, Antalya İline, üç defada 1 trilyon 118 milyar Türk Lirası gönderilmiş; 170 milyar 681 milyon lira kalmış; o da, 25 Aralık gününe kadar gönderilecektir. Bunu da, tamamlayıcı bir not olarak ifade ediyorum.

Birçok arkadaşımızın sorduğu soru var; sürem bittiği için, hepsine cevap veremiyorum. Arkadaşlarım bunları tespit ettiler, tutanaklardan da alacağız ve kendilerine yazılı bilgi vereceğiz.

Arz ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şimdi, sırasıyla, yedinci turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

19- SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI

1.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri      :                        6 068 000 000 000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri      :                        509 000 000 000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Ekonomik İşler ve Hizmetler      :                        206 704 000 000 000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri      :                        11 000 000 000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        151 112 911 530 000

- Toplam Harcama                        :                        126 442 090 940 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        15 674 522 200 000

- Ödenek Dışı Harcama                        :                        56 634 990 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                         :      9 052 933 380 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 19.18

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.23

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33 üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

l.- 2004 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/688; 1/689; 1/656, 3/370, 3/372, 3/373; 1/657, 3/371) (S.Sayısı: 284, 286, 285, 287) (Devam)

D) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

I.- YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU (Devam)

1.- Yüksek Öğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Bütçesi

2.- Yüksek Öğretim Kurulu 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

II.- ÜNİVERSİTELER (Devam)

1.- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

3.- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

4.- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

5.- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

6.- İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

7.- Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

8.- Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

9.- Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

10.- Mimar Sinan Üniversitesi

a) Mimar Sinan Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mimar Sinan Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

11.- Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

12.- Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

13.- Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

14.- Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

15.- Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

16.- Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

17.- Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

18.- Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

19.- Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

20.- Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

21.- 19 Mayıs Üniversitesi

a) 19 Mayıs Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) 19 Mayıs Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

23.- Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

24.- İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

25.- Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

26.- Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

28.- Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

 a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

31.- Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

32.- Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

33.- Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi

a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

35.- Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

36.- Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

37.- Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

38.- Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

39.- Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

40.- Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

42.- Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

44.- Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

45.- Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

46.- Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

47.- Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

48.- Gazi Osmanpaşa Üniversitesi

a) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

49.- Muğla Üniversitesi

a) Muğla Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Muğla Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

51.- Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

52.- Osman Gazi Üniversitesi

a) Osman Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Osman Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

53.- Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Öncelikle, Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

13- MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI

1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     413 670 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     248 050 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     1 079 400 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08      Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri      13 814 700 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09      Eğitim Hizmetleri                     12 425 829 850 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Millî Eğitim Bakanlığı 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        8 889 474 629 340 000

- Toplam Harcama                        :                        8 043 014 605 910 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        700 757 771 680 000

- Ödenek Dışı Harcama                        :                        97 007 296 610 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                         :                        242 709 548 360 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğretim Kurulu 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

97.01- YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU (YÖK)

1.- Yüksek Öğretim Kurulu 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     6 490 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     5 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri      2 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     8 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09      Eğitim Hizmetleri                     17 121 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

B - C E T V E L İ 

KOD      Açıklama                Lira

02      Vergi Dışı Gelirler                          195 908 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Sermaye Gelirleri                         4 092 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Alınan Bağış ve Yardımlar                      23 426 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğretim Kurulu 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğretim Kurulu 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Yüksek Öğretim Kurulu 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Yüksek Öğretim Kurulu 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        6 662 126 960 000

- Toplam Harcama                        :                        6 265 880 960 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        396 246 000 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - C E T V E L İ

                                    Lira

- Bütçe tahmini                          :                        7 842 300 000 000

- Yılı tahsilatı        :                        6 486 518 910 000

BAŞKAN- (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğretim Kurulu 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Ankara Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

II.- ÜNİVERSİTELER

97.02- Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     12 475 202 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     27 500 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     39 481 970 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08      Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri      1 538 010 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09      Eğitim Hizmetleri                     168 682 318 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

B - C E T V E L İ

KOD      Açıklama                Lira

01      Vergi Gelirleri         1 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Vergi Dışı Gelirler                          809 997 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Sermaye Gelirleri                         40 002 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Alınan Bağış ve Yardımlar                      221 355 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ankara Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ankara Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

b) Ankara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Ankara Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        181 204 126 410 000

- Toplam Harcama                        :                        168 608 701 040 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        6 014 142 510 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek                         :                        6 581 282 860 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi

Yıla Devreden       :                        472 463 300 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - C E T V E L İ

                                    Lira

- Bütçe tahmini                          :                        139 146 000 000 000

- Yılı tahsilatı        :                        161 466 864 140 000

BAŞKAN- (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ankara Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

97.03.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 MalîYılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     18 681 400 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     40 500 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     1 382 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08      Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri      3 855 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09      Eğitim Hizmetleri                     97 390 100 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

B - C E T V E L İ

KOD      Açıklama                Lira

01      Vergi Gelirleri         1 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Vergi Dışı Gelirler                          1 369 995 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Sermaye Gelirleri                         30 004 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Alınan Bağış ve Yardımlar                      119 949 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        103 475 818 330 000

- Toplam Harcama                        :                        98 945 961 780 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        3 551 038 770 000

- Ödenek Dışı Harcama                        :                        108 818 520 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek:                        :                        1 087 636 300 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi

Yıla Devreden       :                        2 963 027 610 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - C E T V E L İ

                                    Lira

- Bütçe tahmini                          :                        76 834 000 000 000

- Yılı tahsilatı        :                        98 691 928 930 000

BAŞKAN- (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Hacettepe Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

97.04- Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     20 970 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     128 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri      2 484 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     52 599 500 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08      Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri      4 330 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09      Eğitim Hizmetleri                     130 752 500 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

B - C E T V E L İ

KOD      Açıklama                Lira

01      Vergi Gelirleri         20 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Vergi Dışı Gelirler                          1 149 994 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Sermaye Gelirleri                         30 006 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Alınan Bağış ve Yardımlar                      210 064 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hacettepe Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Hacettepe Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

b) Hacettepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Hacettepe Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        166 755 433 370 000

- Toplam Harcama                        :                        156 907 472 560 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        2 637 534 510 000

- Ödenek Dışı Harcama                        :                        315 621 510 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek:                        :                        7 526 047 810 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi

Yıla Devreden       :                        871 412 100 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - C E T V E L İ

                                    Lira

- Bütçe tahmini                          :                        129 237 350 000 000

- Yılı tahsilatı        :                        153 760 309 630 000

BAŞKAN- (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hacettepe Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gazi Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

97.05- Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

FonksiynelKod    Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     13 171 800 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     48 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri      2 033 250 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     15 683 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08      Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri      654 300 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09      Eğitim Hizmetleri                     140 009 650 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

B - C E T V E L İ

KOD      Açıklama                Lira

01      Vergi Gelirleri         10 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Vergi Dışı Gelirler                          674 969 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03      Sermaye Gelirleri                         25 021 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Alınan Bağış ve Yardımlar                      170 900 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gazi Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gazi Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

b) Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

BAŞKAN- (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Gazi Üniversitesi 2002 Malî Yılı Kesinhesabı

A - C E T V E L İ

                                    Lira

- Genel Ödenek Toplamı           :                        147 344 371 620 000

- Toplam Harcama                        :                        135 023 126 710 000

- İptal Edilen Ödenek                         :                        7 461 645 840 000

- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel Kanunlar Ger.Ertesi Yıla

Devreden Ödenek:                        :                        4 859 599 070 000

- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve Dış Proje Kredilerinden Ertesi

Yıla Devreden       :                        2 338 184 750 000

BAŞKAN- (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - C E T V E L İ

                                    Lira

- Bütçe tahmini                          :                        114 601 100 000 000

- Yılı tahsilatı        :                        135 306 491 320 000

BAŞKAN- (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gazi Üniversitesi 2002 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.

İstanbul Üniversitesi 2004 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

97.06- İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2004 Malî Yılı Bütçesi

A - C E T V E L İ

Fonksiyonel Kod      Açıklama                Lira

01      Genel Kamu Hizmetleri                     31 620 800 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02      Savunma Hizmetleri                     42 300 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04      Ekonomik İşler ve Hizmetler                 45 500 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07      Sağlık Hizmetleri                     65 013 000 000 000

BAŞKAN- Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.