Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21        YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 67

 

119 uncu Birleşim

18 . 6 . 2001 Pazartesi

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman ve 43 arkadaşının Adana-Kozan İlçesinin tarihî ve turistik değerlerinin araştırılarak kültürel eserlerin korunması, ilçenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/206)

2.- DYP Grubu adına Grup Başkanvekilleri Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül ve İçel Milletvekili Turhan Güven'in, yargıya müdahalede bulunduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/15)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Siirt Milletvekili Takiddin Yarayan'ın (10/124) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/396)

V.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmındaki sıralamanın yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun çalışma saatlerine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu  (2/94,  2/232,  2/286,  2/307,  2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı: 527)

2.- Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletve-kili Tansu Çiller ve 3 Arkadaşının, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/418, 2/87) (S. Sayısı: 683)

3.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı: 433)

4.- Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  ve  Plan  ve  Bütçe  Komisyonları  Raporları  (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı: 666) 

5.- Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754, 1/692) (S. Sayısı: 675)

6.- Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal  İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı: 676)

7.- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Ka-nun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S. Sayısı: 685)

8.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S.Sayısı:713)

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, 1970 yılından itibaren hüküm giyen kamu görevlilerine ve yolsuzluk dosyalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün cevabı (7/4032)

2.- Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, MGK toplantısında bazı firmalar hakkında görüşme yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H.Hüsamettin Özkan'ın cevabı (7/4232)

3.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, İGSAŞ hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun cevabı (7/4254)

4.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in, Ankara-Anıttepe Gençlik Caddesindeki çocuk parkına sosyal tesis yapılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/4281)

5.- İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, yatırım ve proje safhasında olan havaalanlarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün cevabı (7/4291)

6.- İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, havaalanlarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün cevabı (7/4347)

7.- Afyon Milletvekili İsmet Attila'nın, Afyon-Dinar Devlet Hastanesinin sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un cevabı (7/4352)

VIII.- KOMİSYONLAR BÜLTENİ

1.- 1 Ekim 2000 tarihinde komisyonlarda bulunan işler ile 30 Nisan 2001 tarihine kadar komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan işler
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak iki oturum yaptı.

İzmir Milletvekili Kemal Vatan, Makedonya'daki iç çatışmalara,

Ağrı Milletvekili Nidai Seven, atletizm spor dalına,

İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu da, Makedonya'daki son gelişmelere,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman ve 20 arkadaşının, demiryollarının modernizasyonunu sağlamak için alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/205) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemde yerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmenin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

(10/124) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan:

TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu raporunun (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı: 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından,

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının (1/418, 2/87) (S. Sayısı: 683),

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/53) (S. Sayısı: 433),

Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı: 666),

Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/754, 1/692) (S. Sayısı: 675),

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/756, 1/691) (S. Sayısı: 676),

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/753, 1/690) (S. Sayısı: 685),

Ortadoğu Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Bir Kampus Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/845) (S. Sayısı: 681),

Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Tasarısı ile  Kırklareli Milletvekili Necdet Tekin'in Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/797, 2/760) (S. Sayısı: 679),

Vakıflar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/823, 2/6, 2/126,2/144, 2/466, 2/537) (S. Sayısı : 695),

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının (1/861) (S. Sayısı :714),

190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısının (1/479) (S. Sayıs :173),

Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun, 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun ile Mülga 2613 ve 766 Sayılı Kanunlarla Hazine Adına Tescil Edilen Miktar Fazlalıklarının İlgililerine Devrine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısının (1/718, 2/264, 2/377) (S. Sayısı:707),

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/614) (S. Sayısı : 702),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına ve Tuz Kanununun Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifinin  (2/380, 2/453) (S. Sayısı : 399), yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

Alınan karar gereğince, 18 Haziran 2001 Pazartesi günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 17.53'te son verildi.

 

Mehmet Vecdi Gönül

Başkanvekili

Şadan Şimşek          Hüseyin Çelik

              Edirne                          Van

Kâtip Üye               Kâtip Üye

 

 

 

 

 

 

 

 

II. – GELEN KÂĞITLAR                                   No. : 166

18 . 6 . 2001 PAZARTESİ

 

ÊRaporlar

1.- Milletlerarası Tahkim Kanunu Tasarısı ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Raporları (1/874) (S. Sayısı: 712) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

2.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S. Sayısı: 713) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

3.- Avrupa Çevre Ajansına ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağına Türkiye Cumhuriyetinin Katılımı ile İlgili Olarak Avrupa Topluluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Yapılan Anlaşmanın Kabul Edilmesi ile İlgili Müzakerelerin Nihai Senedinin ve Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağına Katılımı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Çevre, Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/805) (S. Sayısı: 715) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

4.-  Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/853) (S. Sayısı: 716) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

5- Aydın Milletvekilleri Bekir Ongun ve Ali Uzunırmak'ın, Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi (2/283) (S. Sayısı: 717) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

6.- Balıkesir Milletvekili Aydın Gökmen'in, Balıkesir İlinde Büyükşehir Belediyesi Kuruluşu Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi (2/519) (S. Sayısı: 718) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

7.- Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/875) (S. Sayısı: 719 ve 719’a ek) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman ve 43 arkadaşının, Adana-Kozan İlçesinin tarihi ve turistik değerlerinin araştırılarak kültürel eserlerin korunması, İlçenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/206) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2001)

Gensoru Önergesi

1.- DYP Grubu adına Grup Başkanvekilleri Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül ve İçel Milletvekili Turhan Güven'in, yargıya  müdahalede bulunduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/15) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.6.2001) (Dağıtma tarihi: 18.6.2001)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

18 Haziran 2001 Pazartesi

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Yahya AKMAN  (Şanlıurfa)

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 119 uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır, okutuyorum.

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman ve 43 arkadaşının Adana-Kozan İlçesinin tarihî ve turistik değerlerinin araştırılarak kültürel eserlerin korunması, ilçenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/206)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adana İline bağlı Kozan İlçesinin tarihî ve turistik değerlerinin araştırılarak, kültür mirasımız olan eserlerin korunması, geliştirilmesi, ilçenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin gerekçe ekte sunulmuştur.

Gereğini arz ve talep ederiz.

1- Ali Halaman                                (Adana)

2- Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                (Adana)

3- Adnan Fatin Özdemir                                 (Adana)

4- Ali Gören                                 (Adana)

5- Mehmet Nacar                                 (Kilis)

6- Mehmet Halit Dağlı                                 (Adana)

7- Birol Büyüköztürk                                (Osmaniye)

8- Basri Coşkun                                 (Malatya)

9- Ali Keskin                                 (Denizli)

10- Yakup Budak                                 (Adana)

11- Arslan Aydar                                 (Kars)

12- Yalçın Kaya                                 (İçel)

13- Cumali Durmuş                                 (Kocaeli)

14- Nesrin Ünal                                 (Antalya)

15- Ayhan Çevik                                 (Van)

16- Mehmet Arslan                                 (Ankara)

17- Nevzat Taner                                 (Kahramanmaraş)

18- Vahit Kayrıcı                                (Çorum)

19- Orhan Şen                                 (Bursa)

20- Mehmet Ali Bilici                                (Adana)

21- Seydi Karakuş                                (Kütahya)

22- Nidai Seven                                (Ağrı)

23- Yusuf Kırkpınar                                (İzmir)

24- Bedri Yaşar                                (Gümüşhane)

25- Şaban Kardeş                                (Bayburt)

26- Mükerrem Levent                                (Niğde)

27- Mesut Türker                                (Yozgat)

28- Hayrettin Özdemir                                (Ankara)

29- Mehmet Kaya                                (Kahramanmaraş)

30- Mehmet Telek                                (Afyon)

31- Ali Gebeş                                (Konya)

32- Ali Tekin                                (Adana)

33- Reşat Doğru                                (Tokat)

34- Orhan Bıçakçıoğlu                                (Trabzon)

35- Mustafa Enöz                                (Manisa)

36- İsmet Vursavuş                                (Adana)

37- Recai Yıldırım                                (Adana)

38- Hidayet Kılınç                                (İçel)

39- Abdülkadir Akcan                                (Afyon)

40- Lütfi Ceylan                                (Tokat)

41- Melek Denli Karaca                                (Çorum)

42- Hüseyin Akgül                                (Manisa)

43- Metin Ergun                                (Muğla)

44- Mehmet Hanifi Tiryaki                                (Gaziantep)

Gerekçe:

Adana İline bağlı olan kuzeyinde Feke, güneyde Ceyhan, batıda Karaisalı, Aladağ ve İmamoğlu İlçeleriyle sınırı bulunan Kozan İlçesi, Toros Dağı eteklerine kurulmuştur.

Kozan'ın tarihi, milattan önce 1900'lü yıllara kadar uzanmaktadır. Yüzyıllar boyu Hitit Krallığının bir merkezi olan Kozan, milattan önce 1200'lerde Asur egemenliğine geçmiş, sonra sırasıyla İranlılar, Araplar, Makedonyalılar, Selökidler, Romalılar ve Bizanslılarca yönetilmiştir.

"Sision", "Flaviopolis" ve "Flavias" olarak bilinen ve tarihin her dönemine şahitlik yapan Kozan, yakın çağda "Sis" olarak tanınmıştır. Bizanslılardan bir süre Ermenilerin eline geçen Kozan (Sis) sırayla Selçuklular ve Ramazanoğulları tarafından idare edilmiştir.

Kurtuluş Savaşında Fransız ve Ermenilere karşı savaşan Kozan, 1923'te vilayet, daha sonra, 1926'da ilçe olmuş ve aynı yıl Adana'ya bağlanmıştır. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı eserleriyle tarihî zenginliğini korumaktadır.

1997 geçici nüfus sayımına göre 114 693, ilçe merkezinde ise 61 328 olan nüfusu, 2000 yılı nüfus sayımına göre tahmini nüfusu 80 000 civarındadır.

Kozan'ın önemli tarihî eserleri: Kozan Kalesi, Anavarza Kalesi ve ilçe merkezinde bulunan Hoşkadem Camiidir.

Hoşkadem Camii, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 tarihinde yaptırılmıştır. Cami, bütünüyle dikdörtgen bir plan teşkil eden ulu camiler sınıfına dahil olup, bedeni, kesme taşlardan yapılmış, üzerini örten kubbesiyle Türk mimarî anlayışına yabancı kalan bir görünüm arz etmektedir. Çeşitli defalar tamir edilmiş olması dolayısıyla bugün ilk mimarî tarzını kaybettiği anlaşılmaktadır.

Kozan-Feke karayolunun üzerinde ve Kozan'a 24 kilometre uzaklıkta bulunan (bugünkü adıyla Suluhan) Kervansaray (namı diğer Bisans'tan) ise, bakımsızlık ve ilgisizlik yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Anavarza Kalesi, milattan önce 9 uncu Yüzyılda Asurlular tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Kale, Romalılar döneminde önem kazanmıştır. Ünlü Doktor Dioskurides ve Şair Aptiyanos'un bu kalede doğmuş ve yaşamış bulunduğu sanılmaktadır. Kale, ilk kez, 14 ncü Yüzyılda Ramazanoğulları döneminde Türklerin eline geçmiştir.

Küçük Ermenistan Krallığının Tarsu'dan sonra (1185) ikinci bir merkezi olan Kozan (Sis) Kalesi, taşlı bir dağın meyli üzerine 'amphitheatre' şeklinde inşa edilmiş, Kilikya'nın en önemli şehir ve kalelerinden birini teşkil eder. Kalede 44 burç mevcut olup, güney kısmının ortasında bir içkale bulunmaktadır. Güneyden kuzeye 6 kilometre uzunluğunda 2 sur mevcut olup, kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar vardır.

İlçenin turizme açılması için sosyal konaklama tesislerinin yapılması, şu anki haliyle dahi açık hava müzesi konumunda olan Kozan ve Anavarza Kalelerinin bakım, onarım ve restorasyonunun yapılarak tarihimizin bütün dönemlerini simgeleştirerek anlatan birer müze haline getirilmelidir.

Bu eşsiz hazinenin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması çalışmaları için ihtiyaç duyulan ödeneklerin Kültür Bakanlığınca acilen gönderilmesi ve özel bir kanunla destekleyici fon oluşturulmalıdır.

Ekonomisinin büyük bir çoğunluğu tarıma dayalı olan yöre halkının bu açıdan desteklenmesi gerekmektedir. 73 150 dekar narenciye bahçesi olup, yıllık ortalama 135 000 ton ürün elde edilmektedir. İlçede bir meyve suyu fabrikası kurularak, narenciye üreticisinin ürünlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Böylece, hem ülke ekonomisine hem de yöre halkına büyük destek sağlanacaktır.

Açıkladığımız bu gerekçelerle, yapılması gerekenler konusunda bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasında, ülkemize ve yöre halkımıza sosyal, kültürel, tarihî ve ekonomik açıdan faydası tartışılmaz yararlar sağlayacaktır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, araştırma önergesi bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardır. Önerge, daha önce bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

2.- DYP Grubu adına Grup Başkanvekilleri Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül ve İçel Milletvekili Turhan Güven'in, yargıya müdahalede bulunduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/15)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Demokratik parlamenter sistemin temel kurumlarından birisi, kuvvetler ayrılığıdır. Anayasanın öngördüğü haller dışında, yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri birbirlerinden bağımsızdır. Hiçbirisi, öbürünün görev ve egemenlik alanına el atamaz. Özellikle yargı, mutlak şekilde bağımsız olup, ne siyasal iktidarın ve ne de siyasal yasamanın etki ve müdahalesi altında olamaz. (Anayasa başlangıç hükmü, Md. 9, 8, 7, 138) 

Yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin varlık şartı, temel hak ve hürriyetlerin teminatı ve yürütme ile yasamanın hukuk içinde kalmasını sağlayan bir denetim mekanizmasıdır. Yargı bağımsızlığının bozulduğu veya yok olduğu sistemlerde, ne toplumsal refah ve ne de adaletli bir yaşam sağlanamaz.

57 nci hükümet, kurulduğundan bu yana, kuvvetler ayrımını ve kuvvetler dengesini hiçe sayan bir umursamazlık içinde olmuştur. Siyasal iktidar, ülke çıkarlarına ve Anayasaya aykırı ve kısa süre sonra tekrar değiştirmek zorunda kaldığı yasalar çıkarttırarak, Türkiye Büyük Millet Meclisini baskı altına almış ve itibarının kamuoyu önünde tartışılmasına yol açmıştır. Anayasaya aykırı aynı tutum, yargı organlarına ve bu organlarda görev yapan hâkim ve savcılara karşı da sürdürülmektedir.

57 nci hükümet dönemi, güvenlik örgütleri tarafından, belki de yalnızca bir bakanın sınırlı bilgisinde kapsamlı operasyonların yürütüldüğü bir dönemdir. Akrep Operasyonu, Beyaz Enerji Operasyonu, Ahtapot Operasyonu, Sis Operasyonu, Buffalo Operasyonu, Kasırga Operasyonu, Balina Operasyonu, Paraşüt Operasyonu ve Umut Operasyonu, bunların başlıcalarıdır.

Operasyonların uzantı noktalarına ulaşıldıkça, Başbakanın, bir Başbakan Yardımcısının  ve hatta Adalet Bakanı ile diğer bazı bakanların bu operasyon ve operasyonu yürüten yargı görevlileri hakkında, kuvvetler ayrılığına ve yargı bağımsızlığına aykırı şekilde tutum, davranış ve demeçleri, ortalığı kaplamıştır.

Bu cümleden olarak:

a) Başbakan "savcı, devletin saygınlığına gölge düşürmüştür, gereken yapılacaktır",

b) Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz "bu savcıdan hukuk falan beklenemez, bundan adalet beklenemez. Bu yaşananlar bir devlet skandalıdır" demişlerdir. Benzeri demeçler muhtelif zamanlarda tekrarlanmıştır.

c) Adalet Bakanı, adliyelerde var olan binlerce dosyalar içinden yalnızca Beyaz Enerji Operasyonuyla ilgili olarak, savcı ve diğer kişilerle, hukukî doğruya ulaşmak amacıyla temas kurduğunu Yüce Mecliste açıklamışlardır.

Adalet, soruşturmada, yargılamada hata yapabilir. Savcılar ve hâkimler de hukuka aykırı işlem kurabilir. Yargıdaki yanlışların düzeltilme yeri, kendi iç süreçleridir; yüksek mahkemeler, Yüksek Hâkimler Kurulu ve itiraz mercileridir.

Siyaset, siyasal iktidar, üstelik kendisi hakkında yürütülen tahkikatları, töhmet argümanlarıyla baskı altına alamaz. Siyasetin görevi yargıya yardım etmek, bu mümkün olamıyorsa asgarî bir şart olarak susmaktır. (Anayasa md. 138)

57 nci hükümet, yargıya alışılmadık müdahale ve baskılar yüzünden büyük bir güven kaybetmiştir. Yürütülen operasyonlara karışıldığı, delillerin karartıldığı ve çapraz müdahalelerin gizlice gerçekleştirildiği konusunda, kamuoyunda yaygın ve yerleşmiş bir kanaat vardır. Gerek siyasetin ve gerekse adaletin daha fazla yara almaması için, yargıya müdahaleyi fütursuz bir çare olarak benimseyen bu hükümetin ardındaki güvenin çekilmesi gerekir. Bu görev, Anayasaya sadakat ve hukukun üstünlüğüne bağlılık yemini yapmış milletvekillerinden oluşan büyük Meclisindir.

Hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı, aziz milletimizi mutlu kılacak büyük demokrasi projesinin hiçbir şekilde feda edilmez parçasıdır. Bu hükümet, yargı bağımsızlığını, kendi çıkmazları içinde hiçe saymayı göze almıştır. Hiçbir demokratik ve anayasal ilkemiz, artık bu hükümeti taşıyamamaktadır. Meclis, görevinin gereğini yapmalıdır.

Gensorunun veriliş amacı, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı için bir tehdit oluşturan Başbakan ve bakanların müdahalesine son vermektir; anayasal denetim yoluyla, yargı bağımsızlığı üzerinde oynanan tehdidi kaldırmak için büyük Meclisi göreve davet etmektir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle, Anayasamızın 99 uncu ve İçtüzüğümüzün 106 ncı maddesine göre, Başbakan Bülent Ecevit hakkında bir gensoru açılmasını DYP Grubu olarak arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

 

Nevzat Ercan

Ali Rıza Gönül

Turhan Güven

 

Sakarya

Aydın

İçel

 

DYP Grup Başkanvekili

DYP Grup Başkanvekili        

DYP Grup Başkanvekili

 

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergenin görüşme günü, Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek, oylarınıza sunulacaktır efendim.

Araştırma komisyonu üyeliğinden bir istifa önergesi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Siirt Milletvekili Takiddin Yarayan'ın (10/124) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/396)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(10/124) sayılı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliğinden, işlerimin yoğunluğu nedeniyle ayrılmak istiyorum.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.            15.6.2001

                           Takiddin Yarayan

                                                 Siirt

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş müşterek bir önerisi vardır; önce okutup işleme alacağım, sonra oylarınıza sunacağım.

Öneriyi okutuyorum:

V.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmındaki sıralamanın yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun çalışma saatlerine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 18 Haziran 2001 tarihli toplantısı, bir siyasî parti grubunun katılmaması nedeniyle toplanamadığından, gruplarımızın ekteki müşterek önerilerinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Aydın Tümen İsmail Köse                               

DSP Grup Başkanvekili  MHP Grup Başkanvekili

                        İbrahim Yaşar Dedelek

                        ANAP Grup Başkanvekili

Öneriler:

18 Haziran 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 713 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasına, aynı tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 719 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 283 üncü sırasında yer alan 711 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına alınması; Genel Kurulun, 18 Haziran 2001 Pazartesi, 19 Haziran 2001 Salı, 20 Haziran 2001 Çarşamba, 21 Haziran 2001 Perşembe ve 22 Haziran 2001 Cuma günleri 14.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması, 19 Haziran 2001 Salı günü, gündemin 10 uncu sırasına kadar olan tasarı ve tekliflerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Önerinin aleyhinde olmak üzere,

Sayın Doğan, buyurun efendim.

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi, Demokratik Sol Parti ve Anavatan Partisi Gruplarının müşterek önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, zannediyorum, geçtiğimiz hafta içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisini, burada, yine, İktidarın grup önerileri doğrultusunda düzenlemiştik. Daha önce, perşembe günü, yani üç gün önce bir daha düzenlemiştik. Bu sekiz gün içerisinde dördüncü defa Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenliyoruz. Bir düzenleme yapıyoruz, Danışma Kurulunda görüşüyoruz, kabul ediliyor edilmiyor, Yüce Meclise, sizin huzurunuza getiriyoruz; siz, bir gündem kabul ediyorsunuz; biz, bu gündemin, ya bir maddesini ya iki maddesini görüşüyoruz; sonra, yeniden, gündemi altüst ediyoruz. Meclisin kafası karışıyor, sizin kafanız karışıyor, Türkiye'nin kafası karışıyor. Yani, bu Yüce Meclis, İktidar Partileri tarafından, kendi tespit ettiği gündeme sahip olamaz bir Meclis konumuna itiliyor her geçen gün.

Şimdi, bugün huzurunuza getirilen, bugün görüşülmesi istenen, yarın görüşülmesi istenen iki tasarı var. Bunlardan birisi, 713 sıra sayılı tasarı, kamu bankalarıyla ilgili birtakım düzenlemeler içeriyor; öbürü, şu meşhur, Tütün Yasası dediğimiz, bir Bakanın, cumhuriyet hükümetinin bir Bakanının istifa etmesine neden olan bir başka tasarı.

Değerli arkadaşlar, kamu bankalarını tasfiye ediyorsunuz, Emlakbankı kapatıyorsunuz, çalışanları neredeyse sokağa atıyorsunuz; geçici maddelerle birlikte yaklaşık 30 maddelik bir kanun tasarısını getiriyorsunuz... Esasen, okyanuslar ötesinden gelen bir kanun bu; burada, sizin hazırladığınız bir kanun da değil. Böyle önemli bir kanunu getiriyorsunuz; saat 10'u 20 geçe muhalefete diyorsunuz ki, "biz, bu kanunu bugün görüşeceğiz; siz, bir hazırlık yapın." Yani, Türkiye'nin kırk yıllık bankasını kapatacaksınız; muhalefete iki saatlik bir zaman veriyorsunuz. Bu Meclis İçtüzüğünde çok önemli bir madde var; yani, en azından 48 saat beklemesi lazım geldiğine dair birtakım tasarıların. Tütün Yasası bunlardan birisi mesela.

Şimdi, ne olduysa bu dönem, maalesef, bu krizle birlikte, sanki, krizi Meclis Türkiye'nin başına bela etti gibi, kanun yukarıda görüşülüyor, aşağıya 48 saat bekletilmeden getiriliyor. Hatta, bu Tütün Yasasında bir şey daha oldu; Tarım Komisyonundan kaçırıldı. Tütün Yasası, Tarım Komisyonundan kaçırıldı. Tütünü çiftçiler eker; çiftçilerin problemlerini, çiftçilerin sorunlarını Tarım Bakanlığı iyi bilir, Tarım Komisyonu iyi bilir. Yani, çiftçilik bir ihtisas meselesi. Bu ihtisası da, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Tarım Komisyonu temsil ediyor. Yüce Meclis, Tütün Yasasını Tarım Komisyonuna yazıyor; ama, Tarım Komisyonu, ilgilileri, toplantıya çağırmıyor. Acilen, Sanayi ve Ticaret Komisyonuna, oradan da nereye alınıyor; Plan ve Bütçe Komisyonuna. Biz, sekiz yıllık eğitimin, bu Mecliste, Millî Eğitim Komisyonundan alelacele kaçırılıp, esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonunun tayin edildiğini gördük; ama, şimdi, çok daha fenası yapılıyor; tarımla ilgili bir hadise, çiftçiyle ilgili bir hadise Tarım Komisyonundan kaçırılıyor.

Şimdi, bu kamu bankalarıyla ilgili konuyu çok daha dikkatli incelememiz lazım. Bizim, geçen haftalarda geçirdiğimiz Bankalar Yasasının aynısı Endonezya'da geçirildi, bir kriz sonrası. Bir benzeri Malezya'da geçirildi. Bugün, Malezya'da bir tek ulusal banka kalmamıştır. Sadece ulusal banka değil, sadece devlet bankası değil, bugün, Malezya'da, Malezya nüfus cüzdanına sahip, Malezya pasaportuna sahip, Malezya kimliğini taşıyan hiç kimseye ait bir tek banka kalmamıştır. Aynısı, Endonezya için de söz konusudur.

Bakın, geçirdiğiniz Bankalar Yasası ve bugün geçirmeye çalıştığınız bankaları tasfiye edecek şu olay, Türkiye'de devlet bankalarını tamamen ortadan kaldıracak. Bununla kalmayacak; bu ülkenin pasaportunu taşıyan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin pasaportunu taşıyan bir tek kişi bu ülkede banka sahibi olmayabilecek. Bunun işaretlerini gördük. Geçen ne söyledi Merkez Bankası Başkan Yardımcısı; "efendim, canımızı sıkmasınlar, banka ithal ederiz" dedi. Türkiye Cumhuriyetinin Merkez Bankası Başkan Yardımcısı "canımızı sıkmasınlar, banka ithal ederiz" dedi. Makine ithal ediyoruz, kabul; Türk çiftçisi öldürüldü, mercimekten gayrisini ithal ediyoruz; bu kabul; bakan ithal ediyoruz, bu da kabul; şimdi de banka ithal etme... Yani, bir ülke, bu kadar feci duruma düşürülemez. Banka ithal etme nedir, biliyor musunuz; düyunu umumiyeyi yeniden ithal etmedir.

Devlet bankalarında sorunlar olabilir, var da; ama, o sorunların sebebi, bakın, izleyici sıralarında oturan çalışanlar değildir. O sorunların sebebi, bankaların ana kaynaklarını medya patronlarına, rantiyecilere peşkeş çekenlerdir. Onun hesabını sorabiliyor musunuz?! Devletin bütün bankalarını ortadan kaldırmakla kimse bir yere varamaz. Bakın, açık söylüyorum; buradan bütün Türkiye'ye de ilan ediyorum; dünyada bütün bankalarını elinden çıkarmış bir başka ülke yoktur. Biz, Merkez Bankasını bile, neredeyse, elimizden çıkardık. İnşallah, Fazilet Partisi olarak geleceğiz, bunları tek tek düzelteceğiz. (DSP sıralarından gürültüler)

Bakın, oradan, DSP sıralarından laf atmaya başladılar yine. Onlar, beni gördüğü zaman dayanamıyor, laf atıyorlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, biz, bu kürsüden, 24 tane kararnamenin yanlış olduğunu söyledik; 24'ü da Anayasa Mahkemesinden döndü. 12 tane kanun Anayasa mahkemesinden döndü. Üçbuçuk hafta RTÜK konusunda şurada direniş gösterdik. Burada direndik, dedik ki, bu, Anayasaya aykırı. Üçbuçuk hafta bu Yüce Meclisin bütün mesaisini boşa harcadınız. Bugün RTÜK de Cumhurbaşkanından döndü.

Cumhurbaşkanı "Türk basınında kartelleşmeye gönlünün razı olmadığını" söyledi bugün size. "Yerel basının öldürülmemesi gerektiğini" söyledi bugün size. "Yapılan şeyin Anayasaya aykırı olduğunu" söyledi. "İhalelerde basın patronları lehine haksız rekabet yapılamayacağını" söyledi.

Şimdi, bir hükümetin, bütün yaptıkları alelacele olursa, işte, Anayasaya aykırı oluyor. O zaman sözümüzü dinleseniz ne olurdu; daha aklı başında bir RTÜK Yasası çıkardı.

Değerli milletvekilleri, bakın, bir memleketin Meclisi, onun milletvekilleri, orada temsil edilen siyasî partiler, birtakım konularda çok şüpheci, çok endişeli olmazsa, o ülkenin kaybedeceği çok ciddî şeyler vardır.

Siz, basına bakmayın... Bugün yazıyor Sayın Mengi, pazartesi güzel bir gün olacak diyor. Borsa yükselecek; niye; efendim, takas yapıldı, borç ertelendi... Borsa düştü, döviz yükseldi. Derviş, keşke, şu halka anlattığını iktidar partilerine de anlatsa, birazcık onlara da akıl verse diyor. İktidar partilerinde Sayın Derviş'ten fazla akıl olduğunu biliyorum; ama, ellerinden bir şey gelmiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Öneri üzerinde, Sayın Ercan, aleyhte olmak üzere; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

NEVZAT ERCAN (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İktidar gruplarının getirdikleri öneri üzerinde görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, hemen her hafta, birkaç defa grup önerisi geliyor Meclisin gündemine. Tabiî, iktidar çoğunluğunca kabul görüp, Meclis gündemi ve çalışma saatleri yeniden belirleniyor; ancak, o hafta, o gündemle ilgili çalışmaları kısmen tamamlayabiliyoruz, pek çok tasarı ve teklif görüşmeleri yarıda kalıyor, bir sonraki hafta gündem yeniden belirleniyor ve böylece, yarım kalan işler her bir hafta birikiyor ve âdeta muhalefet partileri devre dışı bırakılarak, bu defa, komisyonlardan alelacele geçirilmiş tasarılar, 48 saatlik süre bekletilmeden Meclisin gündemine alınıyor.

Şimdi, bakın, bugünkü grup önerisiyle, Meclis gündemine çok önemli iki tasarı getirilmek isteniyor. Bunlardan biri, bankalarla, fonlarla ilgili bir tasarı; diğeri, tütün ve tütün mamullerine ilişkin düzenlemeyi öngören önemli bir tasarı.

Doğrusu, bu hükümeti anlamak mümkün değil; ama, bu hükümetin Meclisteki partilerini ve milletvekillerini de, gerçekten, anlamak mümkün değil. Önceki hafta, RTÜK Yasasını görüştük bu Mecliste. Muhalefet ikaz görevini yaptı, uyarı görevini yaptı; ama, parmaklar otomatiğe bağlanmış şekliyle indi kalktı; hiçbir uyarı dikkate alınmadı ve RTÜK Yasası Meclisten geçirildi. Tabiî, böyle, sipariş yasalar, ısmarlama yasalar, sizin döneminizde, bu Meclisin gündemine sıkça geldi ve öyle geçti. Bu Meclisten çıkardığınız yasalar, pek çok defa, ya Cumhurbaşkanlığının iadesiyle Meclis gündemine geri döndü, ikinci defa görüştük, üçüncü defa görüştük ya da kararnamelerde olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Yani, bu Meclis, bir yaz boz tahtasına döndü, kanunları tekrar tekrar görüştü; ama, o kanunların, uygulama aşamasındaki, kamuoyunda toplumsal yansımalarının, halkımıza olumsuz yansımalarının bedelini siz ödemediniz; onu, halk ödedi ve halk ödemeye devam ediyor.

Bakın, bugün, RTÜK Yasası Cumhurbaşkanınca iade edildi. Bunları söyledik; ama, siz, yine umursamıyorsunuz. Sizin diyet borcunuz var; o borcunuzu ödemeye çalışıyorsunuz. Sizin, medya patronlarına ilişkin, karşılıklı çıkar ve menfaat ilişkisine dayanan bir alışverişiniz vardı; sizin temel dayanağınız o idi; siz, bütün hesabınızı kitabınızı ona göre yaptınız ve gerçekten, çok düşündürücü ve kamu vicdanını derinden sızlatan bir yasayı, bütün ikazlarımıza rağmen buradan çıkardınız. Şimdi, Cumhurbaşkanı iade etti. Öyle zannediyorum ki, siz, yine, bu yasayı, bu iade gerekçelerini dikkate almadan, noktasına, virgülüne dokundurmadan buradan çıkaracaksınız.

Değerli arkadaşlarım, ya siz işin farkında değilsiniz ya da seçim bölgelerinize gitmiyorsunuz, halkın arasına giremiyorsunuz; öyle anlaşılıyor.

Ben, bugün, sabahleyin geldim seçim bölgemden, çok sayıda belde, köy dolaştım; halkın arasına girdim, nabız tutmaya çalıştım, ne olup bittiğini kendilerinden öğrenmek istedim ve bu Meclisin kürsüsüne pek çok şeyi taşımak arzusunu derinden duydum.

MEHMET ÇÜMEN (İzmir) - Biz de gezdik.

NEVZAT ERCAN (Devamla) - Siz de gezdiniz değil mi; siz de gittiniz...

Allahaşkına, gidip gezdiğiniz, gördüğünüz ne varsa; olup biteni şu kürsüde dosdoğru bir söyleyin bakalım. Yani, gittiniz, çiftçinin halini sordunuz, esnafın halini sordunuz; herkes halinden memnun öyle mi?!

MEHMET ÇÜMEN (İzmir) - Memnun.

NEVZAT ERCAN (Devamla) - Herkes memnun, tüccarı memnun, sanayicisi memnun... Herkes memnun, öyle görüyorsunuz... Yalnız, buradan bizi duyuyorlar.

Bakın, DSP sıralarındaki, MHP sıralarındaki, ANAP sıralarındaki değerli arkadaşlarıma sesleniyorum ve şu anda, bizi izleyen aziz vatandaşlarımız... Sizin, gerçekten sizin adınıza, ben burada şimdi, sözcülük yapıyorum.

Siz diyorsunuz ki: "Halk memnun, halk iyi."

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Öyle bir şey söylemedik.

NEVZAT ERCAN (Devamla) - Öyle mi? Öyle söylemiyorsunuz...

HÜSEYİN TAYFUN İÇLİ (Ankara) - Bizim adımıza değil, kendi adına konuş.

BAŞKAN - Sayın İçli...

NEVZAT ERCAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bilhassa, bu 57 nci hükümetin son iki yıllık icraatı, biliyorsunuz, Türkiye'de çok derin bir ekonomik ve sosyal krizi getirdi. Bugün, bunu yaşıyor halkımız ve önemli boyutlarda da bir geçim zorluğu içerisinde, iflaslar, işyerlerinin kapanması, işsizlik had safhada. Yoksulluk... İnsanlar... Hangi kesime sorarsanız sorun, nereye varırsanız varın, bu feryadı işiteceksiniz. İşitmişsinizdir, eğer bölgelerinize gidebiliyorsanız; ama, ben, halkın arasına girebileceğiniz kanaatinde değilim.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, siz, şu getirdiğiniz tasarılarla, neyin getirilip neyin toplumun kesimlerinden esirgendiğinin farkında mısınız milletvekilleri olarak? Allahaşkına, şu getirdiğiniz, bankalarla, fonlarla ilgili düzenleme tasarısının içeriğini okudunuz mu, baktınız mı? Sadece bir önemli maddesine değinerek görüşlerimi arz etmek istiyorum. Sadece bir maddesinde -dikkatinizi çekmek istiyorum- tarım kesiminde çalışan 25 milyon insanımız, çiftçimiz, köylümüzle ilgili çok önemli bir düzenleme getiriyorsunuz ve bundan böyle... Zaten daha öncesinden kredi desteklerini, girdi desteklerini, taban fiyat politikasıyla devletin tarım kesimine olan desteğini kaldırdınız, 25 milyonluk bu kesime "ne haliniz varsa görün" dediniz. Yoksullaşmış, fukaralaşmış insanlar, çarşıya pazara inemez hale gelmiş bu kesim ve dolayısıyla, bundan olumsuz etkilenen esnaf...

Şimdi, siz, bir başka yeni düzenleme getiriyorsunuz; bu yetmedi diyorsunuz, biraz daha fakirleşin. Bu insanlara diyorsunuz ki, biraz daha yoksullaşın. Sırtına on kırbaç vurdunuz, bir yüz kırbaç daha vuruyorsunuz bu insanların. Diyorsunuz ki, bu düzenlemede... Bakınız, tohumluk yardımı, afete maruz kalmış... Tarım dediğimiz olay, doğal koşullara açık olan, riski yüksek olan... Bu kesimdeki insanlara... Don olur, kuraklık olur, sel olur, aşırı yağış olur vesaire... O çiftçi, birkaç defa eker; sel nedeniyle yeniden ekmek zorunda kalır; benim bölgemde, üç defa mısır eken, pancar eken üreticiyi biliyorum; bir sel gelir, alır götürür, bir daha ekmeye çalışır, bir daha ekmeye çalışır... İşte, o aşamada, devlet eli, şefkat eli uzanır, tohumluk yardımında bulunur. Bunlar, bedava falan da olmaz; belli bir vadeye bağlanır; yani, kredi yoluyla siz tohumluk dağıtırsınız çiftçiye. Aynı zamanda, çiftçi, alır, ikinci, üçüncü defa ekme fırsatını bulur bunu. Siz, bunları da kaldırıyorsunuz şimdi. Bunları kaldırıyorsunuz, bundan da mahrum ediyorsunuz bu insanları.

Değerli arkadaşlarım, ne yapmak istiyorsunuz siz?! Pancar ekme, çay toplama, tütün dikme... Şimdi, tütün yasasını getiriyorsunuz; onunla ilgili, ekim alanlarını bütünüyle daraltıyorsunuz. Onca insanın geçim kaynağı olan bu gelirden, insanları mahrum ediyorsunuz. Fındık ekicisine, fındık bahçelerini sök diyorsunuz. Ben, dün dolaştım; benim bölgemde, Karasu, Kocaali, o bölgelerde, Akyazı, Hendek'te, Sakarya'da, sadece geçim kaynağı fındık olan o insanlara, ömrünü vermiş bu insanlara diyorsunuz ki, bu fındık bahçelerini sökeceksiniz. Nedir alternatifiniz sizin?! Bu insanlar neyle geçinecek?! Belli ilçelerin dışındakilere de hiçbir istisna getirmiyorsunuz; tümüyle, bütün fındık alanlarının sökümüne tabi tutuyorsunuz, böyle bir düzenleme getiriyorsunuz. Peki, sizin politikalarınızda insan yok mu?! Sizin politikalarınızın merkezinde vatandaş yok mu?! Sizin politikalarınızın merkezinde halk yok mu?! Millet yok mu?! Kim var? Bir avuç imtiyazlı insan mı var?! Yoksa, 10-15 tane banka mı var?! Birkaç holding mi var?! Belli birkaç sermaye çevresi mi var?! Bunlar mı var sizin programınızda?!

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Tütün patronları var!.. Amerikalı tütün şirketleri var!..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Sayın Ercan, süreniz tamamlandı efendim.

Mikrofonunuzu açıyorum; lütfen, konuşmanızı bitirir misiniz.

Buyurun.

NEVZAT ERCAN (Devamla) - Bitiriyorum.

Şimdi, bakınız, getiriyorsunuz, tütün yasasıyla ilgili, tekeli kaldırıyorsunuz; tamam, devlet tekelini kaldırıyorsunuz. Devlet tekelini kaldırıyorsunuz; ama, uluslararası tütün tekellerine, Türkiye'yi pazar haline getiriyorsunuz. Buna, gönlünüz nasıl rıza gösteriyor ki?! Kim sipariş veriyor bunları size? Yani, Derviş'in yasaları diye, getirip buraya dayatıyorsunuz. Patagonya anlayışıyla getirip dayatılan ve adına kanun denilen bu düzenlemelerle, siz, bu Türkiye'nin sorunlarının çözüleceğine mi inanıyorsunuz?! Yani, Derviş, yan odadan, IMF'ye, Dünya Bankasına telefon açacak, oradan sipariş alacak, sonra da bize gelip dayatacak ve siz, böyle bir programla, Türkiye'yi, bugün içerisinde bulunduğu derin ekonomik ve sosyal krizden çıkaracaksınız!.. Siz, içinizden herhangi bir milletvekiliniz, kendiniz, buna inanıyor musunuz?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ercan.

Süreniz tamamlandı efendim.

NEVZAT ERCAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, çok taze, şu anda, bir hafta önce çıkardığınız RTÜK Yasasının Cumhurbaşkanınca iadesi, sizi, hiç olmazsa, bir nebze uyarsın; bu iki tasarıyı, lütfen geri çekin.

Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz efendim.

BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım efendim.

Şimdi, öneriyi tekrar okutuyorum:

Öneriler:

18 Haziran 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasına, aynı tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 719 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen diğer İşler" kısmının 283 üncü sırasında yer alan 711 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına alınması, Genel Kurulun 18 Haziran 2001 Pazartesi, 19 Haziran 2001 Salı, 20 Haziran 2001 Çarşamba, 21 Haziran 2001 Perşembe ve 22 Haziran 2001 Cuma günleri 14.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması, 19 Haziran 2001 Salı günü gündemin 10 uncu sırasına kadar olan tasarı ve tekliflerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için 3 dakika süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; öneri kabul edilmiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı: 527)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle ilgili Komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Tansu Çiller ve 3 Arkadaşının, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Teklifinin müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz

2.- Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Tansu Çiller ve 3 Arkadaşının, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/418, 2/87) (S. Sayısı: 683)

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Tansu Çiller ve 3 Arkadaşının, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/418, 2/87) (S. Sayısı: 683)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin tasarının müzakeresine başlayacağız.

3.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı: 433)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

4.- Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık,  Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı: 666) 

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu tasarısının müzakeresine başlayacağız. 

5.- Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754, 1/692) (S. Sayısı: 675)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

6.- Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal  İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı: 676)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

7.- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S. Sayısı: 685)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Alınan karar gereğince, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlıyoruz.

8.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S. Sayısı:713) (1)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada. 

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 713 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Ahmet Güzel; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA AHMET GÜZEL (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 713 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında, Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinize saygılar sunuyorum.

Bugün görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla, kamu bankaları yeniden yapılandırılmakta, yaşanan son ekonomik krizin kamu bankalarının malî bünyelerinde yarattığı olumsuzlukların giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda hazırlanan ve 30 Nisan 2001 tarihî itibariyle yürürlüğe giren 2312 sayılı Kararnameyle, bankaların, Bakanlar Kurulu kararlarından kaynaklanan görev zararı uygulamasına son verilmişti. Bu yasa tasarısıyla, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin görev zararlarının oluşmasına neden olan kanunlar ile görev zararı uygulamalarına ilişkin bütün mevzuat yürürlükten kaldırılmaktadır.

Bu yasa tasarısıyla, 1926 yılında Eytam Sandıklarının elinde dağınık halde bulunan yetimlere ait paraların muhafazası ve yeni kurulmakta olan Ankara Şehri ile imara muhtaç olan şehirlerimizdeki halkın inşa ettireceği konutlara lüzumlu finansman temin etmek amacıyla, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından Emlak ve Eytam Bankası olarak kurulan Emlak Bankası da, yeni düzenlemeyle Ziraat ve Halk Bankalarına devredilmektedir.

1926 yılında kurulan Emlak ve Eytam Bankası, 22 Haziran 1946 tarihinde Türkiye Emlak Kredi Bankası adını almış, bu dönemde bankaya inşaat ve inşaat malzemesi endüstrisinin gelişmesine katkıda bulunmak, ülkede yapı ve onarım işleri ile evi olmayan yurttaşlarımıza ucuz mesken yaptırmak görevleri verilmiştir.

1946 yılında Türkiye Emlak Kredi Bankası adını alan banka, 9 Kasım 1984 tarihinde Tekbank adını almış ve iktisadî devlet teşekkülü olmuştur. Bu dönemde bankaya, sosyal amaçlı konut yapmanın yanında ticarî amaçlı konut yapma yetkisi de verilmiştir. Urfa Toplukonutları, Edirne Mimar Sinan Toplukonutları, Çanakkale'de ilk toplukonut uygulamaları, Ankara Kalaba Toplukonut projeleri, Eskişehir Yunuskent Konutları ve İzmit Yahya Kaptan Konutları bu dönemde yapılan konutlardır.

Bankacılık alanında verilmeye başlanan geri dönmeyen krediler ile Horzum olayı bu dönemde bankanın başını ağrıtan problemlerden olmuştur. 1988 yılında, bu kez Tekbank adıyla Anadolu Bankası birleştirilmiş ve bu birleşmeden Türkiye Emlak Bankası doğmuştur. Bu dönemde Türkiye Emlak Bankası, dış ticaret ve konut alanlarında bir sektör bankası olarak tanımlanmış ve bu iki alan, bankanın esas faaliyet alanı olarak belirlenmiştir.

Artık, Emlak Bankası, değişen koşullar ve değişen kentleşme dinamiklerine ayak uyduran sektörün öncü bankası olmuştur. Bu dönemde Emlak Bankası, birbirinden kopuk küçük kent parçalarının yap satçılar eliyle imara açıldığı, kentsel gelişme tarzına karşı, kentsel gelişmeyi bir bütün olarak anlayan, konutu altyapısıyla birlikte düşünen uydukent modeli projelerle bu sektörde öncü rolünü korumayı başarmıştır. Bu dönemde, İstanbul'da Mimaroba, Sinanoba, Ataşehir, Bahçeşehir Projeleri; Gebze'de Mutlukent Projesi; Ankara'da Konutkent, Bilkent, Elvankent, Ümitkent Projeleri; İzmir'de Mavişehir, Gaziemir Projeleri; Tekirdağ Çerkezköy Projesi; Hatay'da Antakya konutları Projesi; Adana evleri Projesi öne çıkan projelerden birkaç tanesidir. Bütün bu uydukent projeleri başarıyla devam ederken, ülkemizde tüm kentlerde bulunan kooperatiflere de gerekli krediler yine Emlak Bankası tarafından verilmiştir.

Ancak, bu dönemde, gerek inşaat projelerinin ihaleleri gerekse verilen krediler nedeniyle, Emlak Bankası ülkemizde en çok tartışılan bankalardan bir tanesi olmuştur. Bu dönemde Emlak Bankasının hesapları KİT Komisyonumuzda ibra edilmemeye başlanmış, genel müdürler ve yöneticiler mahkemelere düşmüşlerdir. Bu dönemde Emlak Bankası ile konut yapım işine giren tüm firmalar, ülkemizde banka sahibi olmuşlardır.

Şu anda, Emlak Bankası, sermaye yeterlik rasyosu bakımından Türkiye'deki ilk 5 banka arasındadır. Şu anda, Emlak Bankası, kamu bankaları arasında, görev zararı olmayan tek bankadır. Şu anda, Emlak Bankası, sermaye yapısı nedeniyle fon fazlası olan ve başarılı personeliyle, Türkiye'de görev yapan bankamızdır. Bugünkü bankacılık kriterleri açısından baktığımızda, Emlak Bankasının bankacılık sektöründe hizmet vermeye devam etmesi gerekmektedir; ancak; kamu bankalarında yapılan iyileştirmeler ve Türkiye'nin gelecekteki ekonomik profili açısından düşündüğümüzde, alınan bu kararla, Emlak Bankası, Halk Bankası ve Ziraat Bankasıyla birlikte düşünülmektedir.

Bu yasa tasarısıyla, Emlak Bankasında bulunan Anadolu Bankası Sandığına mensup çalışan arkadaşlarımızın, tazminat alamayan çalışan arkadaşlarımızın, yapılan değişiklikle, şu anda almakta olduğu tazminatların, Komisyonda, Plan ve Bütçe Komisyonunda değiştirilmesinin yanlış olduğu kanısındayım. Hükümetten gelen şekliyle tasarıda, Emlak Bankasında çalışan 1475 sayılı Yasa kapsamındaki arkadaşlarımızın tazminat almaları, 657 sayılı Yasa kapsamındaki arkadaşlarımızın da kendilerine emeklilik ikramiyesi ödenmesi, hükümet tasarısı olarak Meclise gelmesine rağmen, Plan ve Bütçe Komisyonumuzda kıdem tazminatı sınırıyla sınırlandırılması, Emlak Bankasında çalışan 3 000 arkadaşımızı mağdur etmektedir; Yüce Meclisimizde bu konunun verilen önergelerle değiştirileceğini umuyorum.

Bir başka konu da, bu tasarıyla birlikte, Emlak Bankasında çalışan veya Halk Bankası ile Ziraat Bankasında çalışan memur veya işçi arkadaşlarımızın; yani, 1475 veya 657 kapsamındaki arkadaşlarımızdan emeklilik hakkını alamayan; ancak, bankadan emekli olmak değil de, tazminatla ayrılmak isteyen her arkadaşımıza tazminat ödenmesi yolunun açılması da bu tasarıyla ilgili sevindirici gelişmelerdir.

Bu tasarının ülkemize hayırlı olmasını diliyorum; yalnız, son kez şunu tekrar söylüyorum: Hazineden sorumlu Sayın Bakanımıza ve Kamu Bankaları Fon Yönetimine de söylediğim gibi, Emlak Bankasında çalışan arkadaşlarımız, memur anlayışında olan, memur gibi düşünen, "bugün git, yarın gel" diyen arkadaşlar değillerdir. Onlar, bankalarını kendi evleri  gibi gören, kendi işleri gibi çalışan, kendi işleri gibi o bankada emek veren, gece yarılarına kadar çalışan gerçek emektarlardır. Bu emektarların da -kendileriyle görüştüğümüz gibi- kamu bankalarında yeniden değerlendirileceğini umuyorum.

Bu arada, bankacılık tazminatı konusunda da verilen önergelere desteğinizi bekliyor, bu kanunun ülkemize hayırlı olması dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - İkinci söz, Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan'a aittir efendim.

Buyurun Sayın Candan. (FP sıralarından alkışla)

FP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısı hakkında Fazilet Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz aldım, Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce hükümet kanadından DSP Grubu adına konuşan arkadaşımız, personelle ilgili görüşlerini ifade ettiler. O zaman şunu sormak lazım, bu tasarıyı bu haliyle niye getirdiniz? Yani, çalışanlara buradan hem mesaj vereceksiniz hem de bu tasarı içerisinde çalışanları ya emekli edeceksiniz ya da başka kurumlara sevk edeceksiniz. Bu konuşmayı kendi içinde çelişkili gördüğümü ve doğru bulmadığımı, net anlaşılır ifadeler kullanmak mecburiyetinde olduğumuzu bir kere daha ifade ediyorum.

Şimdi, hükümet alıştı, tasarıları önce komisyona getiriyor, eğer, o komisyonda çoğunluğu yoksa doğrudan Plan ve Bütçe Komisyonuna götürüyor veya talimatla kanun çıkarıyor. İşte, bugün burada görüştüğümüz tasarı da talimatla çıkarılan kanunlardan bir tanesidir.

Değerli arkadaşlar, bu hükümet teamülleri sık sık çiğnemektedir. Bakınız, daha önce bu kürsüde RTÜK'le ilgili ciddî endişelerimizi söyledik ve bugün Köşkten döndü.

Hükümet kanun tasarısı getiriyor, aynı kanun tasarısı üç ay içerisinde, üç defa tekrar Genel Kurula gelmiş oluyor. Dolayısıyla, siz, burada, milletvekilleriyle bir yerde alay ediyorsunuz. Doğru, sağlıklı tasarıları getirin, muhalefetin de katkısı olsun, ülke yararına kanun çıkaralım.

Değerli arkadaşlar, şimdi, şu tasarıya bir bakalım; 11.6.2001'de üyelere dağıtılıyor, 13.6.2001'de müzakere ediliyor, 14.6.2001'de esas komisyon, alt komisyon ve bugün de burada, bir gün sonra... Yani "bu kanun tasarısıyla ilgili hiçbir katkı yapmayın; bu kanun tasarısının bir maddesini, bir bendini biz değiştirtmeyiz" mantığı yatmaktadır.

Kanun tasarısını dikkatle takip ettiğimiz zaman, kanun tekniğinde yanlış birçok madde, çerçeve madde içiçe konmuştur; bundan da, Genel Kurulda tasarının hızlı ve süratli olarak geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Ayrıca, tasarı içerisinde, banka sektörü için getirilen Kurumlar Vergisi istisnası reel sektörü içine almamıştır; yani, üretim sektörü yoktur. Aslında, kriz devam etmektedir, hükümet ve partilerarası, ekonomik tedbirler için özel toplantılar yapılmalıdır.

Tasarıyı özetlemek gerekirse, tasarı, kamu bankaları görev zararlarını, fonlarla ilgili düzenlemeleri ve şirketlerin yeniden yapılandırılmasını içermektedir; üç ana başlık halinde toplamak mümkündür. Aslında, hükümet, dışarıdan getirilen bir bankacı arkadaşımıza teslim edildi ve hükümet adına da programa "güçlü ekonomiye geçiş programı" denildi. Bugüne kadar uygulanan programda hem eksiklik var hem yanlışlıklar var bize göre. Her şeyden evvel, malî sektörle ilgili çalışmalar yapılıyor; ama, biraz önce de ifade ettiğim gibi, reel sektör boyutu hiç yoktur ve programın sosyal boyutu da yoktur.

Yine "programda yeni vergi ve zamlar yok" denilirken, toplusözleşmelerden ve çiftçiye buğday tabanfiyatıyla ilgili olarak verilen fiyatlardan doğan 580 trilyon ekzam ve vergi getirilmiştir.

Yine, program takdim edildiğinde "şeffaf olacağız ve doğruları söyleyeceğiz, konsolidasyon yok" denilirken, bugün, içborç konsolide edildi ve 10 milyar dolarlık bir konsolide, uzatma rakamı ortaya konuldu. Dolarda tabanfiyat 1 160 000 lira; yani, kriz öncesi 780 000 liraya alınan dolar, 1 160 000 liradan değerlendirildi; vade, üç yıl ile beş yıl olarak kısa tutuldu, garanti verildi ve döviz bazında faiz yüzde 15'tir. Yani, devletin, üç yıl sonra, bu borçlanmayı nasıl ve hangi şartlarda ödeyeceğini anlamak mümkün değil; ama, bundan, bankacılar ve yabancı sermaye fevkalade memnun.

Değerli arkadaşlar, kamu bankalarını görüşüyoruz bugün burada. Görev zararı denilince, tarım ve çiftçi akla geliyor. Zannediliyor ki, çiftçiye, trilyonlarca, katrilyonlarca para aktarıldı. Bu da yanlış. Çiftçiye verilen paralar, faizleriyle, çiftçinin hapsedilmesiyle, hepsi tahsil edildi; halbuki, asıl, üç kamu bankasının batık kredisi görev zararı olarak kabul edildi ve 29 katrilyon civarında kamu kâğıdı bu bankalara aktarıldı.

Yine, siyasîler, banka kuruluşlarına gelişigüzel izin verdiler, yeterli sermaye ve altyapı olmadan, birtakım bankaların açılmasına müsaade ettiler, kötü örneklerden ders almadılar. İstanbul Bankası, TÖBANK, Ekspresbank, İnterbank, Sümerbank ve daha benzeri 80 civarında banka, şaibeli kuruluş izniyle açıldı ve faaliyete başladı.

Kamu bankalarında, özellikle yeminli banka murakıp raporları sumen altı edildi ve bekletildi. Eğer, bundan önce, KİT Komisyonu raporlarını Genel Kurula getirmiş olsaydık, orada, dört yıl önce, beş yıl önce, kamu bankalarının batmak üzere olduğu feryadıyla ilgili birçok konuşma görülecekti. Bunlar, komisyon tutanaklarında mevcuttur.

Yine, iktidarlar, özellikle de bu hükümet zamanında, Türkbank ve Etibank özelleştirmesinde, siyaset-medya-bürokrat arasında kirli ilişkiler yaşandı ve bugün, hükümet ortağının birisi de o gün başbakandı ve cumhuriyet tarihinde, ilk defa, yolsuzluk iddiasıyla, gensoruyla düşürülen bir hükümet...

Yıllardır, KİT Komisyonunda, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlak Bankası hesapları incelendi, müzakereye açıldı. Başbakanlığa bağlı Yüksek Denetleme Kurulu raporları, suç duyuruları, ya bekletildi ya yargıya zamanında iletilmedi, zaman aşımına uğradı.

Bankacılık sektörü, artık, bugün, hükümete mevduat toplayan kuruluşlar oldu. Kirli ilişkiler yumağı oluşturuldu. Bu yumak çözülmeden, bankaları da çözmek mümkün değil. Kamu bankalarına -genel müdür ve yöneticileri- siyasî partilerin arpalıkları olarak bakıldı ve her iktidar değişiminde, yönetim kurulları ve genel müdürleri, çoğu zaman, değiştirildi.

İşte, bugün, müzakere etmek üzere buraya getirdiğimiz tasarı, geçmişten, çok büyük yanlışlıkları, yolsuzlukları, hırsızlıkları, rüşvetleri içeren bir tablonun çözümü için sunulmaya çalışılmaktadır. Halbuki, son krizden bu tarafa geldiğimiz nokta, Sayın Bakanla geldiğimiz nokta şu: Cumhuriyet tarihinde ilk kez, bütçenin yüzde 81'i kadar ekbütçe hazırlama ihtiyacı duyuldu. Yine, cumhuriyet tarihinde ilk kez, vergi gelirlerinin tamamı, faiz ödemelerine yetmedi. Yine, cumhuriyet tarihinde ilk kez, kamuya ayrılan pay, faiz ödemelerinin altında kaldı. Yine, ilk kez, hazırlanan 31 katrilyon liralık ekbütçede faize giden para, 24,6 katrilyon lira oldu. Yine, cumhuriyet tarihinde ilk kez, en büyük bütçe açığı 30 katrilyon lira. İşte, bu rakamlar, bize, bu hükümetin aldığı ekonomik kararların, olsa olsa, rantiyeyi ve tefecileri sevindirdiğini anlatmaktadır.

Aslında, bu hükümet, kendi içinde çelişkilerle doludur. Aslında, bir yerde, net söylemek gerekirse, bu hükümet, hükümete karşı oyun oynamaktadır. Ortaklar, bir yerde, imza attıkları IMF niyet mektubunu, halka karşı geldikleri zaman, değişik yorumlarla, yanlış ifadelerle... Biraz önce, burada, DSP adına konuşan arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, bir yandan çalışanların yanında görünürken, diğer taraftan devamlı aleyhte yasalar çıkarılmaktadır.

Sayın Başbakan açıklıyor: "Bürokratlar iş yapmıyor." O zaman, bürokratları iş yapacak hale getirecek olan Başbakanlıktır.

Sayın Yılmaz "devletin çivisi çıktı" diyor. Aslında, devletin değil, bu hükümetin çivisi çıktı.

Sayın Bahçeli "ben bunları imzalamadım" diyor. O zaman, adama sorarlar: Neye imza attınız?..

Aslında, bugün, ülkenin ihtiyacı, işleyen bir hukuk, işleyen bir demokrasi, işleyen bir parlamento; hırsızların olmadığı bir siyasî yapıya ihtiyacımız vardır.

Değerli arkadaşlar, açıklamalara baktığımız zaman, kamu bankalarını, sanki, Emlak Bankasında, Ziraat Bankasında, Halk Bankasında çalışanlar batırmış gibi bir hava verilmeye çalışılıyor. Bakınız, Şubat 2001 krizinde, Ziraat Bankası, Merkez Bankasından 1 katrilyon talep ediyor "likit para ihtiyacım vardır" diyor "krize gireriz" diyor. Bu uyarılara bakmayan Merkez Bankası, Ziraat Bankasının bir özel bankadan 3 gün için 1 katrilyon lira para almasına göz yumuyor ve bu banka, o 3 gün için aldığı 1 katrilyon lira paraya, toplam 1,8 katrilyon lira faiz ödüyor. Şimdi, buna göz yuman ve devletin bankasının 1,8 katrilyon zarar etmesine sebep olanlara hesap sormak ve bu hükümete hesap sormak, milletin vekili olarak bizlerin görevidir.

Halbuki, aynı bankanın başında bulunan bürokratlar, sabit kurdan dalgalı kura geçileceğini birkaç saat önce yakınlarına haber vererek, kendi hesaplarını gayet iyi denetleyebiliyorlar, kendi paralarını kontrol altında tutup, dövize çevirebiliyorlar. Demek ki, burada, sadece sistemden bahsetmek mümkün değil, tayin ettiğiniz bürokratları da denetlemek mecburiyetindesiniz.

Aslında, bu tasarıya, kamu bankalarında personel tasfiye tasarısı demek daha doğru olur. 30 000 civarında personel, diğer kamu kuruluşlarına aktarılacak veya bazı kişiler, yüzde 30 ek tazminatlarla emekli edilecek; ama, bazı kişiler var ki, sevk edildikleri yerlerde, o idarenin ücreti alıncaya kadar bekleyeceklerdir ve maalesef, çalışanlar üzerinde, ciddî anlamda birtakım sıkıntılar beraberindedir.

Değerli arkadaşlar, aslında, bu hükümet, 25.11.2000 tarihinde, yani, yaklaşık dört, beş ay önce, konuştuğumuz bu bankaların özerkleştirilmesi, daha sonra da özelleştirilmesiyle ilgili 4603 sayılı Yasayı çıkardı. Dört ay sonrasını göremeyen bir hükümet, dört ay sonrasını göremeyen bir hükümetin hazırladığı bütçe... Peki, bu hükümetin hazırladığı Bankalar Yasasının bir ay sonra tekrar Genel Kurula gelmeyeceğini kim taahhüt edebilir? Ben, ümit ediyorum ki, öyle tahmin ediyorum ki, bu tasarı, mevcut haliyle ne komisyonlarda tam müzakere edildi... İşte, burada oturan milletvekili arkadaşlarımın sayısı da bellidir, 100 civarındadır. Yani, bu tasarı oylanır da geçerse, 450 eksiğiyle geçmiş olacaktır.

Değerli arkadaşlar, aynı tarihte, bu üç kamu bankasına aktarılan kâğıt miktarı 29 katrilyon liradır. Birçok banka uzmanının görüşü, üç kamu bankasına böyle bir para aktarmanın da fevkalade yanlış olduğu yönündedir.

Aslında, hükümet, bir yerde, krizi baştan beri tetikledi. Devlet, tecrübe ve soğukkanlılık ister. Bakınız, 19 Şubatta, Millî Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Sezer'le yaşanan tartışmayı kamuoyuna açıklayan Başbakan Ecevit'in tetiklediği şubat krizinin hazineye faturası, tam 6 katrilyon. Değerli arkadaşlar, demek ki, kamu bankalarında çalışan personel bankaları batırmamış veya personel fazlalığından bu bankalar batmamış; birileri, devlet yönetiminde ciddiyetsiz davranmıştır.

Yine, bakınız, içborç takasıyla ilgili, basında devam ediyor: "Devlet Bakanı, içborç takasının bir defaya mahsus olacağını, buna benzer büyük bir operasyonun yeniden yapılmasının gündemde olmadığını söyledi. Derviş: 'Talep karşılanmıştır, bundan sonra normal borçlanmaya dönülecektir' dedi." Yani, şimdiye kadar bütün borçlanmalarımız arızîydi, sağlıklı değildi anlamı çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlar, kaldı ki, bu rakam ilk açıklandığında, yani, onbeş gün önce açıklandığında, 5 milyar dolardı. Yani, siz, onbeş günde 5 ile 10 milyar dolar arasında borçlanmayı programlayamıyorsanız, tahmin edemiyorsanız, önünüzü göremiyorsanız, demek ki, ekonomiyle ilgili fazlaca söylenecek bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, acaba, Ziraat ve Halk Bankasında oynanan bu oyunlar özel bankalarda da oldu mu; oldu. Bakın, 1997-2000 yılları arasında, Türk Ticaret Bankasına toplam 1 milyar dolar civarında kaynak aktarılmıştır; ama, bu banka da, bugün işleyemez haldedir. Demek ki, hem siyasî irade hem bankacılık sektörü can çekişmektedir.

Aslında, gerek hükümet yetkilileri gerekse ekonomiden sorumlu Bakanın zaman zaman söyledikleri, çelişki içinde. Bakın, yılbaşında 16 katrilyon lira olarak öngörülen faiz harcaması, bugün 25 katrilyondur ve yılsonu itibariyle de 30 katrilyon olarak öngörülmektedir değerli arkadaşlar.

Buraya kadar, Türkiye'nin bankacılık sektörünün içinde bulunduğu tabloyu ortaya koymaya çalıştım.

Değerli arkadaşlar, madde gerekçelerine baktığımız zaman, 25.11.2000 tarihinde, 4603 sayılı Yasayla, Ziraat, Halk ve Emlak Bankalarının malî bünyelerini düzenleme yasası çıkarıldı ve orada denildi ki: "Bedeli ödenmeden görev zararı yok." Dört ay geçti, 30.4.2000'de bir kanun hükmünde kararname çıkarıldı ve "görev zararı uygulamasına son" denildi. Arkasından, 18.6.2001, yani, bugünkü tarih itibariyle tasarı geliyor ve "Ziraat ve tarım kredi kooperatifleri görev zararı kaldırılıyor" deniliyor. Bankacılık sektöründe, altı ayda üç tane yasa ve üçü de birbiri içinde zaman zaman çelişkili, zaman zaman uyumlu...

Dolayısıyla, hükümet, tasarıları getirirken, ya ölçüp biçmiyor ya dışarıdan fazlaca etkilenmektedir. Özellikle, alınan dışkrediler de, kanun tasarılarını, kanun metnini, ifadesini ve içeriğini de yönlendirmektedir.

Yine, aynı yasa ile, 4603 sayılı yasa ile, yeniden bu bankalar yapılandırıldı. Hatırlanacağı üzere, bu bankalar, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonunda denetleniyor idi. O denetim raporlarında, Yüksek Denetleme Kurulunun değerli üyelerinin bu üç banka ile ilgili ciddî uyarıları var idi; eğer zamanında müdahale edilseydi, bugünkü duruma gelinmezdi; ama, o müdahaleyi yapmayanlar, o müdahaleyi yaptırmayanlar da, bugün, aynen, hükümet koltuklarını muhafaza ediyorlar; işin talihsiz tarafı bu.

Bugün, bu bankalar için, bu gerekçe içerisine ciddî olmayan bir metin ilave edilmiş. Deniyor ki "biz bu bankaları, bundan sonra, daha etkin, daha verimli ve daha özerk çalıştıracağız ve bu bankalarda ihtiyaç dışı personeli tasfiye edeceğiz." Metnin içerisinde aynen bu cümleler var. Peki, biraz önce ifade ettim, kamu bankalarında çalışan insanların aldıkları ödenekler nedir? Yolsuzluklarla hortumlanan paralar nedir? Bir mukayese ettiğiniz zaman; 30 000 çalışanın aldığı para, bir hortumcunun aldığının onda 1'i bile değildir.

Şimdi, burada, çalışanları emekli edebilmek, onları tasfiye edebilmek için, 4603 sayılı Yasada, 1 inci madde ikinci fıkraya bir süre konmuştu. Ümit ederiz ki, bu süre, burada, belki, biraz daha uzatılabilir. Yani, burada, arkadan dolaşılmak suretiyle, hukuk hilesi yapılmaya çalışılıyor. İdeal kadro ifadesi... Yani, sizin için, bir banka, 100 kişiyle de ideal olur, 500 kişiyle de ideal olur. Yani, burada, bir yerde, çalışan personeli tasfiye anlamı taşımaktadır.

Tabiî, bu hükümet, aslında, ne yaptığını bilmemektedir. Geçenlerde Petrol Ofisi özelleştirilmesi yapıldı. Petrol Ofisi özelleştirilmesinde, Türkiye çapında en büyük satış yapan bir bölge müdürü, yanında 50-60 kişi çalıştıran bir bölge müdürü, Tapu Kadastroda bir evrak memurluğuna tayin edildi. Yani, hükümetin özelleştirme mantığı da budur. Yarın da, bu bankalarda bir şube müdürü Tapu Kadastroya evrak memuru olarak tayin edilirse, şaşmayın. 

Yine, burada, 2001 ve 2002 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarıyla, Emlak Bankasıyla ilgili bir düzenleme yapıldı. Yani, siz, bu kürsüye gelip, iki ay önce diyeceksiniz ki: "Bu bankaları özerkleştireceğiz, üç sene sonra özelleştireceğiz." Üç ay sonra geliyorsunuz "yok, olmadı; bunu batıran, çalışandır, onları da çıkaracağız..." Aslında, bir zamanlar Millî Eğitim Bakanı öyle demişti: "Okullar olmasa, biz bu Millî Eğitimi çok iyi idare ederiz." Burada "biz, bu personel olmasa, bankaları da çok iyi işletiriz" mantığı yatmaktadır.

Yine, aynı Bakanlar Kurulu kararıyla, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait (A) ve (B) tipi hisselerin satışına Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Bu, işin bankalar tarafı. Bir de, fonlarla ilgili düzenleme var bu tasarı içerisinde. 1980 yılında fonlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Sayın Candan, lütfen, tamamlar mısınız efendim.

VEYSEL CANDAN (Devamla)- Aslında, Türkiye'de fonlar 1980'de başladı, 1992'de Merkez Bankasına alındı, 1993'te bütçeye alındı. 52 fon tasfiye edildi. Belki bu tasarı metni içerisinde olumlu olan bir tek madde bu. Aslında, bu fonlar, hükümetlerce, amacı dışında istismar ediliyor idi.

Üçüncü olarak da, şirketlerin yeniden yapılandırılmasına imkân verilmesi. Vergi kanunlarında bankacılarla ilgili, bölünmeyle ilgili düzenleme getiriliyor; ancak, burada, vergisiz bölünmeyle ilgili, KDV, damga, harçlar, Gider Vergisi, Finans Kanununda değişiklikler öngörülmektedir. Bölünmeyle ilgili de bu işler yapılmaktadır bankalarla ilgili; ancak, bu kolaylıklar, reel sektöre, üretim sektörüne tanınmamaktadır. Ümit ediyoruz ki, bu tasarı, burada...

Zaten, hükümetin koymuş olduğu kesin hatlar var; burada tasarıya hiç dokunmama gibi. Bu, şunu çağrıştırıyor: Acaba, bu tasarı metni, İngilizce metinden mi tercüme edilerek yazıldı ve kamuoyuna takdim edildi diye düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum efendim.

VEYSEL CANDAN (Devamla)- Hükümetin, bundan sonraki tasarılarda daha dikkatli olacağı dilek ve temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Candan.

Anavatan Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Aydın Ayaydın. (ANAP sıralarından alkışlar)

Buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA AYDIN A. AYAYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 713 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, partim ve şahsım adına, sizlere saygılarımı sunuyorum.

Türkiye'nin 2000 yılı kasım ayında karşı karşıya kaldığı ve 2001 yılı şubat ayında derinleşerek yaşamaya başladığı finansal kriz, giderek reel sektörü de içine alan  bir yapıya dönüşmeye başlamıştır. Üst üste yaşanan krizler gerek finansal sektörde ve gerekse reel sektörde var olan kaynak sıkıntısını daha da artırmış, işletmelerin özkaynaklarını güçlendirmeye yönelik yasal tedbirlerin alınması kaçınılmaz hale gelmiştir.

İşletmelerin, içinde bulunduğu kaynak sorununun çözümlenmesi, sermaye yapılarının güçlendirilmesi ve gerektiğinde yapılarının yeniden yapılandırılması için alınması gereken tedbirlerin başında yeniden yapılandırma ve vergisel teşvikler gelmektedir. Tasarının vergisel teşviklere ilişkin bölümü incelendiğinde, yapılması öngörülen düzenlemelerin tamamının finansal ve reel sektörde yer alan şirketlerin yeniden yapılandırılmaları ve sermaye yapılarını güçlendirmeleri önündeki vergisel engellerin kaldırılmasına yönelik olarak hazırlandığı görülmektedir. Bu vergi politikasını oluşturan birimlerce ekonomiye katı bir vergicilik anlayışıyla, sadece gelir yönünden değil, son derece olumlu ve geniş bir perspektifle baktığımızda, vergicilik alanında, belki de ilk defa, bir vergi kanunu tasarısının yeni veya ilave vergi talebi olmaksızın, tamamen ekonomik amaçlı hazırlanarak Yüce Meclisin huzuruna getirildiğini görmekten duyduğum mutluluğu ifade etmek isterim.

Vergi gelirlerini artırmanın tek yolu, yeni veya ilave vergiler getirmek değildir. Bazen vergi oranlarının düşürülmesi, vergi tabanını genişletecek önlemlerin alınması ve etkin vergi denetimleriyle de, istenilen sonuçlar alınabilmektedir. Ancak, hangi tedbiri alırsanız alın, ortada, vergi ödeyecek verimli ve kârlı çalışan mükellefler yoksa, istediğiniz sonuca ulaşmanız mümkün olmayacaktır.

Ülkemizin, istenilen seviyede ve istikrarlı bir şekilde artan vergi gelirlerine kavuşması, verimli ve kârlı çalışan optimum büyüklükte ve yeterli sayıda işletmeye sahip olmasıyla sağlanabilir. Bu hedefe ulaşılması da, işletmelerin yeniden yapılanmaları ve sermaye yapılarını güçlendirmeleri önündeki engellerin kaldırılmasıyla mümkündür.

Bu tür işletmelerin sayısının artırılması, ekonomimizin geleceği açısından da bir güvence oluşturacaktır. Zira, malî yapıları güçlü, verimli ve kârlı çalışan işletmelere sahip olan bir ekonomi, kolay kolay krize girmeyecektir; bir kriz ortamına girse bile, bu işletmeler kısa sürede bu ortamdan kurtulmayı sağlayacak uygun bir yapının da temel taşları olacaktır. Bu ise, ülkemizin istikrarlı bir şekilde büyümesi için gerekli olan ortamı sağlamaya yönelik olacaktır. Hepimizin bildiği gibi, ülkemizin son dönemlerde yaşadığı ekonomik sorunların giderek ağırlaşması ve krize dönüşmesinde en çok etkilenen sektörlerin başında bankacılık sektörü gelmektedir. Bankaların açık pozisyon rakamlarının büyüklüğüne bağlı olarak oluşan ve döviz fiyatlarındaki ani yükselişle daha da ağırlaşan sorunların yanı sıra, ekonomik krizin reel sektöre de sirayet etmesiyle birlikte, ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması ve piyasaların işlerliğini ve esnekliğini yitirmesi sonucu bankaların kredilerinin geri dönüşümü zorlaşmış ve bu durum, bankaların aktif yapılarını da hızla bozmuştur.

Döviz fiyatlarında son birkaç ayda görülen 2 kata yakın artış, başta bankalar olmak üzere, bütün şirketlerin varlıklarının yabancı para cinsinden yarı yarıya küçülmesine neden olmuştur. Döviz fiyatlarındaki bu artış, biraz evvel izah etmeye çalıştığım yapısal sorunlarla birlikte ele alındığında, gerek bankacılık ve gerekse reel sektör için bu alanda acil önlemler alınması gereğini kendiliğinden ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda, işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri ve faaliyetlerine devam edebilmeleri açısından, aktiflerine kayıtlı birkısım iktisadî değerlerinin elden çıkarılarak nakde dönüştürülmesi ve bu suretle elde edilen kaynakların işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılması sırasında elden çıkarılan iktisadî değerlerin enflasyon nedeniyle artan fiyatları sonucu ortaya çıkan fiktif kârların vergilendirilmemesi gerekmektedir.

Bankacılık sektöründe, bu sıkıntılarla birlikte, gerek özel bankalarda yaşanan ve gerekse kamu bankalarının malî yapılarının bozulmasından sonra, özellikle bu krizlerden sonra, Türkiye'nin yeni hazırlamış olduğu istikrar programı çerçevesinde kamu bankalarıyla ilgili düzenleme yapılması gereği doğmuştur ve 4603 sayılı Yasa bu amaçla çıkarılmıştır. 4603 sayılı Yasada, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlakbank gibi kamu bankalarının süratle özelleştirilmesi; ama, özelleştirilmeden önce yapılarını da özerkleştirmeye yönelik bir kanun çıkarılmış oldu ve bu kanun halen yürürlüktedir. Yürürlükte olan bu yasa varken, nedendir bilinmez, bir de Emlak Bankasının  kapatılması gündeme gelmiştir. Elbette, dünyanın gelişmiş hiçbir ülkesinde, devlet, bu kadar, bankacılık sektörünün içerisinde yer almamıştır; ama, Türkiye'de, devlet, kamu bankaları vasıtasıyla bankacılık sektörünün yüzde 60'ına hitap etmektedir; yani, yüzde 60'ını elinde tutmaktadır. Dolayısıyla, mutlaka, bu kamu bankalarının süratle özelleştirilmesi gerekir ve gerçekten bankacılık sektörü içerisinde kendisine

yüklenen sorumluluklarını yerine getirmesi ve ekonomiye katkıda bulunmak üzere faaliyetlerini sürdürmesi gerekmektedir. Zaten, 4603 sayılı Yasa da bu amaçla çıkarılmıştır.

Şimdi, eğer, bu 4603 sayılı Yasadan sonra, bir kamu bankası, mutlaka, bankacılık sektöründen dışlanacaksa, çıkarılacaksa, bu, Emlak Bankası olmamalıydı. Eğer, objektif verilere göre hareket ederseniz, Bankalar Birliğinin verilerine göre bunu ortaya koymanız gerekmekte ve objektif verilerle bu değerlendirmeyi yapmak durumundayız.

Şimdi, bakıyoruz, Ziraat Bankasının sermayesi 1,5 katrilyon, Halk Bankasının sermayesi 1 katrilyon 250 trilyon lira, Emlak Bankasının sermayesi 750 trilyon lira. Özkaynaklarına bakıyoruz, Emlak Bankasının özkaynağı, iddia edildiği gibi, yitirilmemiş, negatif değil, 292 trilyon liradır; ama, buna karşın, Halk Bankasının, bütün sermaye artışına ve Hazineden, görev zararına karşı kendilerine verilen 11 katrilyonluk tahvillere rağmen, Halk Bankasının özkaynakları eksi 670 trilyondur. Şimdi, eğer, objektif kıstaslarla bir banka kapatılacaksa, bu, Emlak Bankası değil, bunun adresi başka bir banka olmalıdır.

Görev zararı karşılığı, Ziraat Bankasına 15 katrilyon 500 trilyon, Halk Bankasına 11 katrilyon 500 trilyon lira para aktarılıyor tahvillerle; Emlak Bankasına, bugüne kadar, görev zararı adı altında veya başka ad altında aktarılan hiçbir kaynak yoktur.

Yine, bankacılık kurallarına göre sermaye yeterlilik rasyosu asgarî yüzde 8 olması gerekirken, Emlak Bankasının, bugün, sermaye rasyo oranı yüzde 9'dur. Bu oran, ne kamu bankalarında ne de özel bankalarda bulunan bir orandır; hiçbir bankada bulunmayan oran, Emlak Bankasında vardır; ama, yine de kapatılması düşünülen banka, Emlak Bankasıdır. Bunun da, Emlak Bankasına yapılan büyük bir haksızlık olduğunu belirtmek istiyorum.

Emlak Bankasının tahsildeki geciken alacaklarına bakıyoruz; 465 trilyon. Şimdi, Emlak Bankasına, Bakanlar Kurulu kararı ve Yüksek Planlama Kurulu kararıyla, Denizcilik Bankasının rolünü üstlenmiş olmasından dolayı, 350 trilyon lira yük bindirildi. Bu, Bakanlar Kurulu kararı ve Yüksek Planlama Kurulu kararıyla verildi. Şimdi, bu 465 trilyonun, yaklaşık 325 trilyon lirası, Bakanlar Kurulu kararı ve Yüksek Planlama Kurulu kararıyla, denizcilik sektörünün finansmanı için kullandırılan kredilerden kaynaklanmaktadır. Geriye kalan bölümünün de büyük bir kısmı, tahsil kabiliyeti mümkün olan bankacılık kredileridir. Bunların hepsini geriye dönüşümü olmayacak gibi mütalaa etmek yanlıştır. Eğer, böyle bir değerlendirme yapılacaksa, bunun adresini Emlak Bankasında değil, başka kamu bankalarında aramak daha doğru olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Emlak Bankasının 10 000 çalışanı vardır. Emlak Bankası, Emlak Kredi Bankası, Denizcilik Bankası ve Anadolu Bankasının birleşmesiyle meydana gelen bir bankadır. Emlak Bankasında, Anadolu Bankası kökenli çalışanların, bugünkü fiilî çalışanların sayısı 2 100'dür. 2 100 kişi, ne Emekli Sandığından ne de Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık almaktadırlar. Ayrıca, bunların, 1 400 tane de emeklileri vardır. Bunların, Anadolu Bankası kökenli Emlakbank çalışanlarının, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre kurulmuş vakfa ait sandık tarafından emeklilik işlemleri yapılmaktadır ve bugüne kadar, 1 400 kişi, bu sandıktan emekli olmuş; ancak, bugüne kadar, bunlar, hiç kıdem tazminatı almamışlardır. Dolayısıyla, halen, Emlak Bankasında -2 100 kişi- fiilen çalışan Anadolu Bankalılar da bu haktan mahrumdurlar. Ancak, bu yasayla bu sorunları kısmen çözülüyor; ama, tamamen çözümlenmesi konusunda vermiş olduğumuz bir önerge vardır. Yüce Meclisimiz eğer o önergeyi desteklerse, Emlak Bankasının çalışanlarının bu mağduriyeti de giderilmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, Anavatan Partisi olarak, elbette, özelleştirmeden yana bir partiyiz ve devlet, hiçbir zaman bankacılık sektörünün içerisinde yer almamalıdır, süratle bunların özelleştirilmesi gerekmektedir. Özelleştirmenin başında özerkleştirmeyle adım atılan kamu bankalarının bugün başında bulunan yönetim, gerçekten siyasetin dışında, siyasî otoriteye bağlı olmaksızın özerk bir yönetim anlayışıyla bu bankaları özelleştirmeye hazırlamaktadır.

Ancak, biraz evvel Emlak Bankasıyla ilgili belirtmiş olduğum bölümde, gerçekten, Emlak Bankasının bugün 500 milyon dolar eden bir marka değeri vardır. Atatürk'ün kurmuş olduğu, yetmişbeş yıllık geçmişi bulunan bir bankayı bir gecede kapatmak büyük bir haksızlıktır. Bugün, Türkiye'de, 100 000'i aşkın konut yapmış ve gerçekten, konut sektöründe Türkiye'yi çağdaş ülkelerin seviyesine getirmiş, ayrıca, gerek kooperatifler vasıtasıyla ve gerekse bireysel kredilerle konut alanında tam bir ihtisas bankası olmuş olan bu bankanın birikimini bir gecede ortadan kaldırmak büyük bir haksızlıktır. Bunun, tekrar, şu aşamadan itibaren de olsa gözden geçirilmesinde büyük yarar vardır.

Bugün dünyanın bütün gelişmiş ülkelerine bakın, morgate bankacılığı vardır; Amerika Birleşik Devletlerinde de vardır, Avrupa Birliği ülkelerinde de vardır ve bunların hepsi de, Emlak Bankası düzeyinde ve Emlak Bankasının birikimine dahi sahip bir birikime sahip değildirler. Dolayısıyla, Emlak Bankasının büyük bir marka değeri vardır; Emlak Bankasının kapatılması büyük bir haksızlıktır. Eğer kapatılacaksa, bu kapatılmamalı, özelleştirilmeli, bu satılmalı ve Emlak Bankasında çalışan Kaliteli, son derece özveriyle çalışan 10 000 Emlakbank mensubunun mağdur edilmemesi gerekmektedir.Basından izlediğimiz kadarıyla...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) Sayın Ayaydın, bu konuşmanızdan  ret oyu mu vereceksiniz, öyle anlıyoruz?!.Teşekkür ettik.

AYDIN A.AYAYDIN (Devamla) - Ben sadece konuşuyorum...

BAŞKAN - Efendim, lütfen hatibe müdahale etmeyin...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Yani, izleyicilere selam verdiniz de, oyunuzun rengi nedir, onu söyleyin.

BAŞKAN - Sayın Yılmazyıldız...

Buyurun Sayın Ayaydın, siz konuşmanıza devam edin.

AYDIN A.AYAYDIN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayrıca, Emlak Bankasıyla ilgili bugüne kadar basından izlediğimiz kadarıyla, Emlak Bankası çalışanları, Ziraat Bankası ve Halk Bankasına devredilecekti; beyanatlar ve açıklamalar bu yöndeydi; ama, yasa tasarısında gözüküyor ki, Emlak Bankası çalışanları, Ziraat Bankası ve Halk Bankasına devredilmiyor, kamu kurum ve kuruluşlarına devrediliyor. Emlak Bankasında, Emlak Bankasına yirmi yılını veren, onbeş yılını veren, on yılını veren, çalışan bankacılar vardır. Bunlar, bankacıdırlar; meslekleri bankacılıktır; bunları, siz alıp götürüp, adliyede zabit kâtibi yapmazsınız; bunları alıp götürüp, Bağ-Kurda, Sosyal Sigortalar Kurumunda memur yapamazsınız... (ANAP sıralarından alkışlar) ... ve iddia ediyorum ki, Emlak Bankasında çalışan bankacılar, bugün, özel bankalarda dahi bulunmayan yeteneklere ve üstün gayret sarf eden niteliklere sahiptir. Bu insanları mağdur etmemek lazımdır ve bu arkadaşlarımız, bugüne kadar almış oldukları özellikle bankacılık tazminatını da, hangi kuruma giderlerse gitsinler, kazanılmış hak olarak almaları  gerekmektedir. Siz eğer, yirmi yıl bankacılık sektöründe çalışan kişilerin, bankacıların bugüne kadar almış oldukları bankacılık tazminatlarını elinden alırsanız, bu kişilere büyük haksızlık etmiş olacağız. Bunun da mutlaka gözden geçirilmesi lazım ve maddelere geçilmesi esnasında bunun değerlendirilmesinde büyük yarar vardır.

Bir de, biraz evvel konuşmamın başında belirttiğim gibi, Türkiye'de kamu bankalarının bankacılık sektörü içerisindeki payı, yüzde 60'tır; bankacılık sektöründe devlet yüzde 60 söz sahibidir. Şimdi, 3 kamu bankasından 1 tanesini ayırıyoruz, bunun aktifinde yer alan, varlıkları olan 2,5 katrilyon lira değerindeki gayrimenkulleri Emlak Banktan alıyoruz, Toplu Konut İdaresine veriyoruz. Yine, Emlak Bankasının, Ataköy'de bulunan Galleria, Holiday inn ve marinadaki 200 trilyonluk tesislerini, ücretsiz olarak, bedelsiz olarak Özelleştirme İdaresine veriyoruz ve yine, yükümlülükleri Ziraat Bankasında olmasına rağmen, Töbankın görev zararını Emlakbank karşılıyor; ama, görev zararları Ziraat Bankasına veriliyor. Şimdi, Emlakbankın bütün malını mülkünü alıyorsunuz, ondan sonra diyorsunuz ki, Emlak Bankası bu şartlar altında çalışamaz. Siz, bütün menkul ve gayrimenkullerini alırsanız, elbette, serbest rekabet ortamında çalışamayacaktır. Kaldı ki, portföyündeki değişken faizli menkul kıymetler nedeniyle, krizden en az zarar gören Emlak Bankasıdır. Gerek şubat krizinde ve gerekse kasım krizinde, hem Ziraat Bankası hem Halk Bankası, yükümlülüklerini yerine getirememiştir; ama, Emlak Bankası, yükümlülüklerini yerine getirmiştir.

Emlak Bankasının kapatılıp, Ziraat Bankasıyla, Halk Bankasıyla birleştirilmesi, Avrupa Birliği rekabet mevzuatına da aykırıdır, Türkiye'de var olan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna da aykırıdır. Amerika Birleşik Devletlerinde -Sayın Bakanım çok iyi bilirler- Federal Ticaret Komisyonu ve ayrıca Adalet Bakanlığına bağlı antitröst bölümü vardır; böyle bir birleşme ve devralmayı Amerika'da yapmak mümkün değildir; çünkü, rekabet ortadan kalkmaktadır, yoğunlaşma olmaktadır. Siz, bankacılık sektöründeki yoğunlaşmayı, yüzde 40, yüzde 60 Halk Bankası ve Ziraat Bankası üzerine götürdüğünüzde, hem Avrupa Birliği DG 4 Genel Müdürlüğünün -yani, rekabetle ilgili genel müdürlüğün- rekabetle ilgili içtihatlarına aykırı hareket etmiş olursunuz hem de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddelerindeki amaçlarına ve 7 nci, 10 uncu ve 11 inci maddelerindeki birleşme ve devralmalara aykırı bir işlem yapmış olursunuz; ama "biz, yasamıza koyduk, bu kanun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7, 10 ve 11 inci maddelerinden muaftır" diyorsanız, ona bakarsanız, her kanuna her türlü madde koymanız mümkündür. Bu, tamamen, rekabeti ortadan kaldıran, gelişmiş ülkelerde yapılması mümkün olmayan... Bugün, Amerika Birleşik Devletlerindeki bütün birleşmeleri inceleyiniz, 2 000'e yakın birleşme olmuştur ve bu birleşmelerin tamamında da, eğer yoğunluk oranı yüzde 20'nin üzerinde olursa, bunlara izin verilmesi mümkün değildir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ayaydın, mikrofonunuzu açıyorum, lütfen, tamamlar mısınız efendim.

DOĞAN BARAN (Niğde) - Oyunuzun rengini de söyleyin.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) - Sayın Ayaydın, oyunuzun rengi ne olacak?

AYDIN A. AYAYDIN (Devamla) - Dolayısıyla, Emlak Bankasının kapatılmasının, personelinin başka yerlere aktarılmasının son derece yanlış olduğunu ve bunun aktiflerinin Ziraat Bankası ile Halk Bankasına devredilmesinin de, gerek Avrupa Birliği rekabet mevzuatına ve gerekse Türkiye Cumhuriyetinde kabul edilmiş bulunan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7, 10 ve 11 inci maddelerine aykırı olduğunu belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

NEVZAT ERCAN (Sakarya) - Oyunuzun rengi?..

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayaydın.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın Kemal Kabataş.

Buyurun Sayın Kabataş. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA KEMAL KABATAŞ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimizde bulunan 713 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yüce Heyetinizin bilgisine bir hususu öncelikle sunmak istiyorum: Burada görüştüğümüz tek tasarı, aslında üç tasarının birleştirilmiş şeklidir. Kimin yazdığı ve hangi amaçla yazıldığı bilinmeyen IMF'ye verilen niyet mektubuna yazdığımız bir ifade var, diyoruz ki: "Türkiye Cumhuriyetinde kamu bankalarının üçüncü büyük bankası olan Emlak Bankası tasfiye edilecektir."  Bu yazılı ve Başbakan imzalı taahhüdün gereğini yapmak üzere, tasarının birinci kısmı acilen ve IMF takvimine uygun olarak yürürlüğe konulmak zorunda. Getirilen düzenlemenin birinci bölümü bu. İkinci bölümünde, bizim öteden beri desteklediğimiz, fon sisteminin tasfiyesiyle ilgili hükümler var. Üçüncü bölümde de, vergi yasalarında değişiklik öngören düzenlemeler var.

Değerli arkadaşlarım, önce, bir hususa işaret etmek istiyorum. Tasarının tümü üzerinde grupları adına söz alan, DSP Grubunun değerli sözcüsü Sayın Ahmet Güzel ve Anavatan Partisi Grubu adına görüşlerini ifade eden Sayın Ayaydın, açık ve net şekilde, özellikle, tasarının Emlak Bankasının kapatılmasına ilişkin hükümlerine karşı olduklarını beyan etmişlerdir Yüce Genel Kurula. Bu beyan, bir tutarlı görüşün, bir tutarlı tavrın ifadesi olmak durumundadır. Biraz sonra, tartışmalar bitecek, oylamalara geçilecek; eğer, her iki  grubun  da  sözcülerinin ifade ettiği gibi -kişisel görüşlerini değil, gruplarının görüşlerini ifade etmişlerdir- tasarının Emlak Bankasının tasfiyesiyle ilgili hükümlerine grupları da karşıysa, bu karşı beyanların gereği yapılmalı, bu oylarla, açık ve net şekilde, Emlak Bankasının tasfiyesiyle ilgili hükümler tasarıdan çıkarılmalıdır. (DYP sıralarından alkışlar) Aksi halde, konuşulanların ciddiyeti ve kişisel olmaktan öteye bir ağırlığı olmayacaktır diye, bu hususa işaret etmek istiyorum.

Biz, bu düzenlemelere karşıyız; alt komisyonda karşı olduk, üst komisyonda karşı olduk; açık ve net şekilde, muhalefet şerhimizde de buna işaret ettik; gerçek inancımız budur. Emlak Bankası ve çalışanlarıyla ilgili verilen kararlar, getirilen düzenleme, içerik itibariyle de, ekonomik açıdan da doğru değildir, yanlıştır. (DYP sıralarından alkışlar) Bu nedenle de, açık ve net şekilde, karşı olduğumuzu ifade ediyorum.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Oyumuz da öyle olacaktır.

KEMAL KABATAŞ (Devamla) - Evet.

Değerli arkadaşlarım, tasarıda, gerçekten cumhuriyet tarihinin en trajik düzenlemelerini içeren hükümler var. Türkiye'nin en gözde kuruluşları, cumhuriyetten daha yaşlı kurumları, büyük birikim merkezleri, teker teker, bir tasfiye mantığıyla tasfiye edilme sürecine alınmış durumda. Bunlar nelerdir; bunlara bakmakta, bunların detayını görmekte yarar var diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, niçin buraya geldik; önce, bu tespiti yapalım.  Türkiye, bir yanlış program uyguladı. Türkiye, teknik açıdan savunulması zor bir programda ısrarla direndi ve yanlış yönetimlerle, Kasım 2000'de belli bir noktaya geldi. Kasım 2000 krizinin ve Şubat 2001 krizinin en ağır faturası kamuya çıktı; kamunun da, özellikle finans kesiminde görev alan bankalarına çıktı. Adı, tanımı ne olursa olsun, bu ağır hasarı Hazine yönetimi kabullendi ve şu tarih itibariyle, bu bölgedeki hasarın 29,9 katrilyon olduğu ve bu şekliyle de devletin yükümlülükler hanesine yazıldığını, hep birlikte, biliyoruz. Tabiî ki, benzer hatalar, sorunlu bankalar konusunda da yapıldı. Bu bankalar için de, tasfiye ettik ediyoruz, fona aldık, devletleştirdik, sürgüne gönderdik, astık kestik derken, hepimizin önünde, 19,7 katrilyonluk ilave bir yük daha var. Şu anda, kamuda, kamu bankacılığı adına, bu inanılmaz derinlikteki büyük krizin faturasını hep birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisi onayladı ve Türkiye'de yaşayan 65 milyon insanımıza, bu 49,6 katrilyonluk faturayı tevdi ettik. Şimdi, düzeltmeye çalışıyoruz. Neler yapmaya çalışıyoruz; bakınız:

Kamu bankaları konusunda, 4603 sayılı Kanunla -kasımda getirdiğimiz kanunla- dörtbuçuk yıla kadar bir yeniden yapılandırma, özerkleştirme, özelleştirme programı öngördük; karşılığında, bu güne kadar, ciddî sayılabilecek bir düzenleme yapmadık. Burada, getirilen hükümler yeterli bulunmuyor, bu defa tasfiye süreci, bir anlamda yeniden yapılandırma süreci hızlandırılmak isteniyor.

İlginize sunmak istiyorum; burada, hedef alınan kitleye, namusuyla, şerefiyle, geleceğiyle, kariyeriyle, her şeyiyle bu kurumlara hizmet etmiş olan personele fatura kesilmektedir; bunun, cumhuriyet tarihinde emsali yok. 30 000'e yakın, bu kurumlarda şerefle hizmet etmiş, geleceğini, kariyerini, profesyonelliğini burada aramış, pek çoğunu yakından tanıdığımız değerli yönetici ve personel, şu anda, tasfiye edilen kurum personeli statüsüne girmiştir. Bunun haklı olduğunu düşünmüyoruz; bunun insanî olduğunu, bunun Türkiye'de zaten kıt olan çok değerli işgücü yönetimini çok ileri ölçüde tahrip edeceğini düşünüyoruz. Bunu daha uygar, bunu daha yumuşak, bunu daha doğru ilkeler içinde yapmak mümkündü; ama, görüyoruz ki, iş, tasfiye yaklaşımıyla ele alınıyor, önce şubeler kapatılacak, sonra personel atılacak, sonra kazanılmış haklar yok olacak, umutlar tükenecek; ama, bizim getirdiğimiz sistemde, stratejide bir çerçeve yok. Bu sisteme 50 katrilyonu, bu millet ödeyecek, bunun kâğıtlarını imzaladık; ama, işi daha nereye götüreceğimizi biliyor değiliz. Ne yapacağız, şube kapatacağız. Peki, bu şubelerin her noktadaki hizmetlerini kim görecek; bir karşı hazırlığımız var mı; devletin hizmeti, kamunun hizmeti yok mu olacak; yok olamayacağına göre, o bölgedeki zorlama ortada.

Peki, bu personele, özlük haklarını da zedeleyerek sağa sola dağıtmaya, perişan etmeye çalıştığımız bu personele, kamunun bütünlüğü içinde ve yeniden yapılanma ihtiyaçlarıyla uyumlu ve bu bankalara gelecekte vermeye çalıştığımız yeni yapıyı da dikkate alarak, daha insancıl, daha medenî, daha tutarlı bir model bulmamız mümkün müydü, üzerinde düşündük mü, üzerinde konuştuk mu, tartışıldı mı; hayır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, bu devletin çok temel bir kurumu -her zaman ifade ediyorum- kapısından içeri girerken, devletin güzelliğini, güvenliğini, gücünü hissedersiniz, baba ocağınıza girer gibi girersiniz.

Şimdi, niçin bu kadar örseliyoruz, bu büyük krizin yarattığı faturayı neden burada çalışanlara çıkarıyoruz; bunun cevabını hepimizin bulması lazım, bilmesi lazım. (DYP sıralarından alkışlar) Çalışanlar korumasız, çalışanlar çaresiz, çalışanlar, satır aralarında gerçekten ufalanıyor. Buna, devlette uzun süre hizmet etmiş bir arkadaşınız olarak, gerçekten, içim sızlayarak işaret etmek istiyorum.

Evet, yeniden yapılanma nereye gidecek, göreceğiz. Bu hükümet, 1999 yılından bu yana, hatta, bir hesaba göre 1977 yılı yazından bu yana bu sistemin sorumluluğunu taşıyor; ama, personel tasfiyesi ve kamuya 50 katrilyonluk yük getirme dışında, henüz, alınabilmiş bir karar, tutarlı bir strateji ortada yok kamu bankalarıyla ilgili.

Bakınız, Emlak Bankası konusundaki yanlışa işaret ediyorum. Emlak Bankasında, bugünkü kamu standartlarında, çok önemli sorunlar yok. Emlak Bankasında çok büyük bir birikim var, yetmişbeş yıllık bir birikim var, çok büyük bir rezerv var, bugünün ekonomik ölçüleriyle bu gizli rezerv (varlık) dediğimiz varlıkları değerlendirmiyoruz. Bunların 2,5-3 katrilyonluk bir bölümünü devlete aktarıyoruz; çok şikâyet ettiğimiz, iyi yönetemediğimiz bankanın elindeki bu değerli varlıkları devlet eliyle yönetmek istiyoruz. Bu, ilke olarak yanlıştır. Bankanın içini, değerli varlıklarını boşaltıyoruz. Sonra, bankanın bütün yükümlülüklerini Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ile Halk Bankası arasında paylaştırıyoruz, kalanlarını da tasfiye halinde bir şirkete dönüştürüyoruz.

Peki, Emlak Bankasında, böylesine büyük bir operasyonu haklı çıkaracak kaç tane ciddî bulgu var; hayır, yok; çünkü, bir satırla, IMF niyet mektubuna bu yazıldı, gereği de yapılmak zorunda.

Değerli sözcüleri, buradaki açıklamalarının arkasında durmaya, tekrar davet ediyorum. (DYP sıralarından alkışlar) Emlak Bankası operasyonu yanlıştır. Emlak Bankası, bu bankalar içinde rehabilite edilmeye, dünkü fonksiyonları tartışılıyor olsa bile, bugünkü bankacılık sistemine uyumlandırılmaya en yakın bankadır. Personeli seçkindir; personeli, devlete ve devlet kurumu olarak ciddiyete en yakın, en iyi seçilmiş, en iyi eğitilmiş personeldir. Bankacılık sektöründe, Emlak Bankasında çalışmak bir imtiyazdır, oradaki insanlar, bir ekolü temsil ederler. Tasfiye meselesinin bu açıdan değerlendirilmesi gerekir değerli arkadaşlarım.

Aynı şeylere diğer konularda da değinmek istiyorum, zamanımız az; çünkü, üç tasarı için 20 dakika konuşuyoruz. Tasarının ikinci bölümü, bu meşhur bütçedışı fonlarla ilgilidir. Biz, bu konuyu 1992 ve 1993 yıllarında doğru şekilde çözdük. Şimdi, burada yaptığımız, sadece, tasfiye mevzuatını oluşturmaktan ibaret. Biz bu fonksiyonları topluca yok ettik, bütün gelirlerini bütçeye aktardık, bütün harcamalarını da bütçe disiplini içinde yapar hale getirdik. Ama, bu mevzuatın şimdi değişmesi gerekiyordu, titizlikle hazırlanmış; bu mevzuatın hazırlanmasında, böylesine karmaşık bir konuyu gündeme getiren ve çalışmalarını verimli bir noktaya taşıyan değerli arkadaşlarıma da burada teşekkür ediyorum. Yapılanlar doğrudur; ama, daha önceden yapılmıştır sonuçları itibariyle. Şimdi getirilen sistem şudur: Bununla -ki daha önce iki tasarıyla 52 fon kapatıldı- 15 fon daha kapatılıyor. Daha doğrusu, bunların gelirleri bütçede özel bir hesaba alınıyor. Bu hesapta biriken tutar kadar da, bütçede bunlar için özel ödenek yaratılıyor, bu ödeneklerle, bütçe disiplini içinde bu hizmetlerin görülmesi sağlanıyor.

Getirilen model, bugünkü şartlarda doğru ve yerinde bir modeldir; Türk malî sisteminde disiplin arama anlayışlarına destek sağlayacaktır. Bizim görüşlerimiz bu anlamda olumludur. Biz, fikrin de, uygulamanın da gerisinde, 1992 yılından bu yana, ciddiyetle durduk; kamu malî yönetimindeki bu kargaşanın kontrol altına alınmasına, disipline edilmesine destek sağladık. Burada da desteğimiz vardır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin, 21 inci Yüzyılın başında ve 20 nci Yüzyılın sonunda yaşadığı büyük hasarın kamuyla ilgili bölümünün bir kısmını ifade ettim; sadece "kamu" başlığı, kimliği altındaki bankaların yarattığı zararın veya tespit edilen zararın 50 katrilyon olduğuna işaret ettim; ama, bu büyük hasarın, bu ülkede, bu ekonomide üretenlere, bu ekonomide iş yaratanlara, gelir yaratanlara, çarkı döndürenlere ne kadar hasar verdiği konusunda, henüz, ortada ciddî bir çalışma yok. Yani, çok fazla suçlanan malî sektör ile bankacılık sektörü arasındaki bu kavganın boyutunu herkes düşünmelidir değerli arkadaşlarım. Evet, bu kavganın gerisinde, inanılmaz bir derinlik ve ekonomik açıdan büyük bir çöküş var. Nedir bu çöküş; banka olarak, sizin teşvikinizle, resmî politikalarınızın teşvikiyle, kredi kullananlar, döviz cinsinden kredi kullanmış. Bu bankanın alacağı  ve yüzde 70 devalüasyonla, üretici bir şirketin döviz yükümlülüğü, bir gecede yüzde 70 artmış ve bu krediler, artık, kullananlar tarafından ödenemez hale gelmiş. Banka da size inanmış, banka da size borç vermiş; onun da kâğıtları, maalesef, çok büyük değer kaybına uğramış. Müthiş bir kayıp. Kaybın boyutu konusunda, henüz, ortada sorumluların yapabildiği bir hesap yok.

Şimdi, ülkedeki ekonomik sistemi altüst eden her iki krizin, sonuçlarını bir ölçüde ayıklamak açısından, vergi kanunlarında düzenlemeler getiriliyor. Bu düzenlemeler, özü itibariyle, doğru; ama, biraz da gecikmiş düzenlemeler. Bir ilk adım olarak, bankaların aktiflerinde, sisteme açtığı kredilerin tahsil edilebilir olmasında, vergi yönünden bir teşvik, bir kolaylık getiriliyor ve bankaların, bu kargaşa içerisinde edindikleri gayrimenkulleri ve iştirak hisselerini satarak, bir şekilde özkaynaklarını vergi dışında kalacak şekilde yükseltmeye ve yine aktiflerindeki kredilerin tahsilatında da bir şekilde desteklenmeye çalışılıyor.

Bu, doğru bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın, yine üretime, yine istihdama, yine yatırıma yönelik, yine ihracata yönelik ek tedbirlerle desteklenmesi gereği var.

Ekonomide, hâlâ hasar tespiti ve hasarın temizlenmesi yönünde atılmış, ciddiye alınabilecek hiçbir toplu (corporate), konsolide yaklaşım yok.

Diliyorum ki, vergiyle getirilen bu düzenlemeler, vergi konusunda atılan bu çağdaş ve başka ülkelerin uygulamalarıyla da uyumlu düzenlemeler, diğer alanlardaki düzenlemelerle takviye edilsin ve teşvik edilsin.

Şu hususu herkes bilmelidir ki, tasfiye, kendi mantığı içerisinde, böylesine derin bir kriz ortamında, bu ülke ekonomisine hiçbir katkı sağlamayacaktır. Bunun, bütün enerjimizi, millî kurumlarımızın tasfiyesi, çalışanlarımızın perişan edilmesi yönünde değil; üretimin, ihracatın ve yatırımın, büyümenin önünü açacak bir yaklaşım içerisinde ele alınması lazım.

Tekrar işaret ediyorum. Vergi konusunda getirilen düzenlemeler, bu yönde atılmış adımların öncüsü konumundadır. Daha çok önemli düzenlemeler, çok önemli ve bilinçli düzenlemeler yapılması ihtiyacıyla karşı karşıya Türk reel sektörü, Türk üretim sektörü.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarılar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilen ve bizim bazı hükümlerini okumak için bile zaman bulamadığımız bu tasarılar, bilesiniz ki, geçiş hükümleriyle beraber, bu dönemde, cumhuriyet döneminde yaşanmış en önemli sonuçları, en sancılı sonuçları yaratacak tasarılardır.

Türkiye cumhuriyeti tarihinin bu büyük kurumlarının değişimini ilgilendiren bu düzenlemelerin, bu çatı altında görev yapan her değerli arkadaşım tarafından yakından izlenmesi ve tartışılması, katkı sağlanması gereği var diye düşünüyorum. Bu dileğim içinde, bu temennim içinde, olumsuzluklarına işaret ettiğim hükümlerinin düzeltilmesi konusunda, iktidar, hükümet ortağı partilerin beyanlarına uygun oylarını ve tavırlarını açıkça ortaya koymalarını bekliyorum.

Diğer, olumlu olarak işaret ettiğim noktalarda, bizim desteğimiz sonuna kadar var. Gelin, bu tasarıyı düzeltelim. Gelin, değerli grup sözcülerinin işaret ettiği, karşı çıktığı hükümleri tasarıdan çıkaralım ve bu şekliyle, belki, bu tasarıların getirdiği sancılı sonuçları birazcık iyileştirmiş oluruz ve biraz da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Açıyorum mikrofonunuzu Sayın Kabataş; buyurun, lütfen tamamlayın.

KEMAL KABATAŞ (Devamla) - ... bu düzenlemelerle, bu sektörde çalışan, kamuda çalışan yaklaşık 6 000 insanın da belki iyi niyetli hayır dualarını almış ve onlardan gelen bu iyi niyetle de biraz moral bulmuş oluruz, bu destekle de moral bulmuş oluruz diye düşünüyorum.

Bu temenniyle, tasarının, ülkemize hayırlı olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabataş.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Uşak Milletvekili Sayın Armağan Yılmaz; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ARMAĞAN YILMAZ (Uşak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, 713 sıra sayılı kanun tasarısı hakkında düşüncelerimi arz etmek için huzurlarınızda bulunmaktayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu bankalarının son yaşanan ekonomik krizin derinleşmesindeki rolleri ve söz konusu krizin yarattığı olumsuzluklar, görev zararları uygulamasının sürdürülemez olduğunu ve bankacılık sisteminin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesi için, görev zararı alacaklarının bir an önce tasfiye edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. 30.4.2001 tarihinde yürürlüğe giren 2312 sayılı kararnameyle, bankaların çeşitli Bakanlar Kurulu kararlarından kaynaklanan görev zararları uygulamasına son verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının, tarım kredi kooperatiflerinin görev zararlarının oluşmasına neden olan kanunlar ile görev zararı uygulamasına ilişkin bütün mevzuatın yürürlükten kaldırılması amaçlanmıştır. Ziraat Bankası, Halk Bankası, görev zararlarını bilançolarında göstermelerine rağmen, Türkiye Emlak Bankasının, böyle bir zarar gösterme gibi bir şansı olmamıştır.

1926 yılından beri ülkemizde konut ve bankacılık alanında hizmet veren Emlak Bankasının, yaşanan şubat krizinde hiçbir etkisi olmadığı gibi, krizden en az etkilenen banka konumundadır. Emlak Bankası, 75 yıllık birikimiyle, kentleşme olgusunu gerçekleştiren, depreme dayanıklı sosyal donatı alanlı konutlarıyla, modern şehircilik ve konut yapımında kalite belirleyicisi konumundadır. Bir marka belirlemiştir; bankanın sadece marka değeri 500 milyon doların üzerindedir. Aynı zamanda, Emlak Bankası, konut finansmanında uzmandır; ipotek bankacılığını uluslararası düzeye taşıyabilecek potansiyele sahiptir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emlakbank'ın, Ziraat-Halk bünyesindeki birleşmesi demek, yeniden otomasyon yazılımı, bilgisayar alımları gibi milyonlarca dolarlık yatırım demektir. Bu birleşme hakkında danışmanlık hizmeti kime, ne kadar bedelle yaptırıldı bilemiyorum. Herhalde, günümüz tasarruf düşüncesine uygun düşmeyecektir. Emlakbank'ın rasyoları, iyi, edimlerine uyan kârlılığa doğru giden bir yapıdadır. Emlak Bankasının kolaylıkla yeniden yapılandırılıp, konut finansmanı konusunda ihtisas bankası olarak özelleştirilmesinin kamunun menfaatına olacağı inancındayım. Devlet büyük bir gelir elde edebilecektir.

Görev zararları karşılığında, Ziraat Bankasına 15 katrilyon, Halk Bankasına 11 katrilyon liralık tahvil verilmiştir. Bu tahvillerin faizini reeskont yoluyla gelir kaydetmelerine rağmen, zararları, hâlâ, devam etmektedir. Her üç bankanın kriz öncesi ve sonrası bilançolarının bağımsız dış denetim şirketine incelettirilmesi halinde, durum, tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Emlakbank'ın, sermaye ödemesinden sonra geldiği nokta dikkate alındığında, bankanın herhangi bir bankayla birleştirilmesi, aktif ve pasiflerinin muhtelif kuruluşlara dağıtılması suretiyle tasfiyesi sonunda ekonomik açıdan daha büyük zararlar oluşacağı görülecektir.

IMF'ye verilen niyet mektubunda -bunu özellikle söylüyorum- yükümlülüklerini ödeyemez, varlığını sürdüremez durumda olduğu şeklinde yer alan ifadeler, gerçek duruma uygun düşmemektedir. 2000 yıl sonu bilançosunun olumsuzlukları dikkate alınarak yazılan bu ifade, 2 Mayıs 2001'de 624 trilyon sermaye ve 45 trilyon liralık görev zararı ödemelerinin yarattığı olumlu katkı gözardı edilerek yazılmıştır.

Özellikle, banka birleşmelerinin olumlu sonuç vermeyeceği, iki yapının birleşmesinden her zaman sinerji yaratılarak, temel amaç olan işlem maliyetleri düşürmenin başarılamayacağı, özellikle kültürleri farklı iki organizmanın birleşmesinin olumsuz sonuçlar yarattığı, dünyada ve ülkemizde yaşanan örneklerle kanıtlanmıştır. Yaygın deyimle, banka birleşmelerinde 2x2'nin 4 etmediği örnekler çoktur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malî ve ekonomik açıdan isabetsizliğini özetlemeye çalıştığımız bu kararın hukuksal dayanağı da bulunmamaktadır. 25.11.2000 tarihli 4603 sayılı Kanunla, her üç kamu bankasının yeniden yapılandırılarak özelleştirileceği öngörülmüştür. Genel bir kanun olan Bankalar Kanunu karşısında, normlar hiyerarşisi gereği uygulama önceliği bulunan özel kanun kapsamındaki Emlak Bankası hakkında, ne Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ne yönetim kurulu ne de genel kurulun, tasfiyesi, birleşmesi ve benzeri gibi kararlar alma yetkisi bulunmamaktadır. 4603 sayılı Yasa kapsamında bulunmasının yanı sıra, yukarıda belirtilen sermaye artırım ve görev zararı ödemesinden sonra malî yapıdaki düzelme nedeniyle de, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun, niyet mektubunda belirtildiği gibi, bankacılık lisansı iptal etme şeklinde bir karar alma yetkisi yoktur. Gerek 4603 sayılı Yasa hükümleri gerekse bankanın malî durumu, Bankalar Yasasına göre, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun karar alabilmesine olanak tanımadığından, alınacak kararlar, hukuka ve ekonomik yararlara aykırı olacaktır. Hazine dışında da ortakları bulunan bir anonim şirket hakkında bu yönde bir karar alınması, hukukî ve malî sorumluluklar doğuracaktır.

Kurumsallaşma örneklerinin çok az olduğu ülkemizde, cumhuriyetimizin kuruluşundan kısa bir süre sonra kurulan, bütün bu zarar ve sakıncalarına rağmen, yetmişbeş yıllık bir kurumu, tüm kültürü, deneyimi, birikimi ve yükümlülükleriyle tarihe gömmenin yaratacağı siyasî, hukukî ve malî sorumlulukların dikkate alınmasıyla, üzerinde düşünülmesi gereken bir olgu olduğu  kanaatindeyiz.

Tasarının fonlarla ilgili bölümünün, olumlu bir durum olduğunu görüyoruz. Zaten, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve 2001 yılı maliye politikasında, kamu kaynaklarının plan önceliklerine göre tahsisi, kaynakların etkin yönetim ve denetimi, kamusal faaliyet alanı içinde yer alan bütçeyle ilgili bütün harcamaların bütçe içine alınması, saydamlığın artırılarak, harcamalarda malî disiplinin sağlanması ve kamu açıklarının süratle düşürülmesi hedeflenmiştir.

Bu hedefe ulaşmak için, bütçe içi fonlar tümüyle kaldırılarak, bütçe dışı fonlardan kuruluş amaçları doğrultusunda çalışmayanların tasfiye edilmesi, fonlara ek malî yükümlülükler getirilmemesi ve yeni fon kurulmayarak, faaliyetine devam edecek olan bütçe dışı fonların ise denetiminde etkinliğin sağlanması hedeflenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fonların, geçmişte, hızlı karar alma ve uygulama kolaylığı sağlamaları nedeniyle oluşturulduğu ve faydalı hizmetlerin verilmesine imkân sağladığı doğrudur; ancak, günümüzde çoğunun işlevi bitmiş, bir bölümü amacından uzaklaşmış ve bütçe disiplinini ciddî şekilde bozar hale getirilmiştir.

Uygulanmakta olan ekonomik istikrar programı çerçevesinde, bütçe birliğinin ve şeffaflığının sağlanması amacıyla, fonların tasfiyesine yönelik olarak başlatılan çalışmalar kapsamında, 2000 ve 2001 yıllarında, toplam 52 fonun tasfiyesine yönelik yasal işlemler tamamlanmıştır. Bu defa, aynı kapsamda kalan 17 fonun, kanun ve kanun hükmünde kararnameyle kurulmuş olan 15 adedinin, gelirlerinin ilgisine göre bağlı bulundukları kuruma bırakılması, bütçeye gelir ve özel gelir kaydedilmesi suretiyle yürüttükleri hizmetlerin devamının sağlanmasına imkân verecek şekilde tasfiye edilmeleri amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 38 inci maddesi değiştirilerek bölünme müessesesi vergi sistemimize dahil edilmektedir. Bu düzenlemeye paralel olarak, halen Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde yer alan ve mükelleflerin iktisadî kıymetlerini elden çıkardıklarında enflasyon nedeniyle ortaya çıkan kârlar nedeniyle aşırı bir vergi yüküyle karşılaşmalarını önlemek amacıyla, elden çıkarılan iktisadî kıymetin maliyet bedelini, bu iktisadî kıymetin iktisap edildiği ve elden çıkarıldığı yıllar hariç olmak üzere, yeniden değerleme oranın da artırılmak suretiyle dikkate almalarına imkân sağlayan düzenleme değiştirilerek elden çıkarılan iktisadî kıymetin maliyet bedelinin aylık bazda ve toptan eşya fiyat endeksi dikkate alınarak belirlenmesi öngörülmek suretiyle bu müesseseye de işlerlik kazandırılması hedeflenmiştir.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor; yasanın, milletimize ve vatanımıza hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.

Şahsı adına İstanbul Milletvekili Sayın Aydın Ayaydın.

AYDIN A. AYAYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, ben 86'ya göre aleyhte söz istedim.

BAŞKAN - Efendim, söz talebiniz, tasarının tümü üzerinde şahsı adına olarak geçmiş; ama, 86'ya göre de söz talebiniz varmış efendim.

Şu an konuşmuyorsunuz değil mi efendim?

AYDIN A. AYAYDIN (İstanbul) - Hayır konuşmuyorum.

Sayın Masum Türker?.. Yok.

Sayın Yasin Hatiboğlu?..Yok.

Sayın Aslan Polat?.. Yok.

Soru işlemine geçiyorum.

Sayın Yıldırım, sorunuzu sorabilirsiniz.

Buyurun.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakandan aşağıdaki sorularımın cevaplandırılmasını istiyorum:

1- Bir bölgede kapatılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası şubesinin görevini kim yerine getirecek? Yani, Eskişehir'in Sivrihisar İlçesi Kaymaz Bucağında kapatılan bankadan istifade eden çiftçinin, esnafın, emeklinin ve bu halkın hali ne olacak açıklar mısınız.

2- Ziraat Bankasını, Halk Bankasını özelleştirirseniz, esnafa, KOBİ'lere, sanayiciye ve çiftçiye, millete bankacılık hizmetini kim yapacaktır; yani, esnaf ve çiftçi bankasız mı kalacaktır?

3- Türk Ticaret Bankasına müşteri olduğu halde, satılması mümkünken, satmaktan neden vazgeçildi?

Çalışan personelin durumu ne olacak ve zararlarını, yine, millete mi yükleyeceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - 5 dakikalık sürede soruları alalım, sonra, Sayın Bakan cevaplasın; çünkü, çok soru talebi var.

Efendim, lütfen soruların kısa olmasını rica ediyorum; çünkü, birçok milletvekili arkadaşımız soru sormak arzusunda.

Buyurun Sayın Bedük.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana şu sorularımı sormak istiyorum.

Yetmişbeş yıllık şerefli mazisi bulunan Emlak Bankasının tasfiyesini, Halk Bankasının Ziraat Bankasıyla birleştirilmesini öngören bu tasarıyla;

Ziraat ve Halk Bankaları gibi Anadolu sermayesini ekonomiye kazandırmayı sağlayan, önemli görevleri üstlenen bu şubelerden kaçı kapatılacaktır; özellikle, Anadolu'da bu işlevi yürüten bankaların yerine, başka ne gibi alternatifler düşünüyorsunuz ve bununla ilgili neler yapılacaktır?

Emlak Bankası dahil olmak üzere, kaç personel emekli edilecek, kaç personel çalıştırılacak; çalıştırılacak olan ve diğer bankalara aktarılacak olan personelin hakkı ve hukuku nasıl sağlanacak?

Ayrıca, Emlak Bankasının birkısım personeli, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılması sırasında yüzde 50 daha az para alacaklar, gerek bankacılık tazminatı gerekse ek tazminat almayacaklar; bunu, adilane bir davranış olarak görüyor musunuz? Bunların hakkını ve hukukunu koruyacak herhangi bir düzenleme düşünüyor musunuz?

Kapsam dışı personelle ilgili ne yapacaksınız? Bir taraftan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu bir taraftan 1475 sayılı İş Kanunu bir taraftan da sözleşmeli personeli de içerisine alan, bu personelin hakkını ve hukukunu nasıl koruyacaksınız?

Vakıflar Bankasının (A) grubu hisselerinin satılmayacağı hususunda daha evvel açıklamalar yapılmıştı, şimdi de satılacağı anlaşılıyor. Sayın Bakan, vakıf mevzuatı ve Anayasa çerçevesinde mülkiyet hakkının fevkalade önemli olduğunu değerlendirerek, vakıf yapanların, kendi iradelerinin dışında, (A) grubu hisselerinin satılmasını, acaba, hangi hukuk anlayışıyla bağdaştırıyorsunuz; çünkü, kendi iradesiyle, o şekilde düşünmüş.

Diğer bir sorum; çiftçinin Ziraat Bankasından aldığı kredi miktarı 1 milyar lira; ödemediği takdirde, 1 800 000 000 lira oluyor; bir sene ödemediği takdirde, 3 500 000 000 lira ödemek durumunda kalıyor. Ziraat Bankası ve Halk Bankasının çiftçiler veya esnaf tarafından kamu zararına sebebiyet verdiği ifade ediliyor.

BAŞKAN - Sayın Bedük...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz; bitiriyorum.

BAŞKAN - Efendim, çok rica ediyorum.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Bitiriyorum...

Acaba, esnaf ve ticaret erbabına ne kadar kredi açıldı, ne kadara zarar verildi?

Son sorum; mademki, bu kadar, personelle ilgili olarak düzenlemeler yapılıyor. O halde, bu Bankacılık Kanunuyla ilgili olarak çıkarılan dokunulmazlık zırhını neden öngördünüz? Burada, yönetime seçilecek olan kişileri dokunulmazlık zırhına koymanızın sebebi nedir? Demek ki, bir haksızlık yapılacak veya bazı sıkıntılar yaşanacak da, ondan dolayı mı bir ihtiyaç duydunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Enginyurt, buyurun efendim.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Vazgeçtim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Alçelik, buyurun.

TURHAN ALÇELİK (Giresun) - Sayın Başkanım, Sayın Bakandan, daha doğrusu, Sayın Hükümetten öğrenmek istediğim konu şu: İki gün, üç gün önce bir ek bütçe yaptık; çalışanlarımıza herhangi bir katkı göremedik. Çıkarılacak bu kanunun, ülkemizdeki çalışanlara, emeklilere ne faydası olacak; birinci öğrenmek istediğim nokta bu. Efendim, bankaları kurtarıyoruz, vesaire gibi ifadeleri yeterli görmüyoruz. Somut, çalışanlara, emekli, dul, yetime, bu kanunla, kayıpları oranında ne karşılık sağlanacak?

İki: Şu anda, misafir koltuklarında bizi izleyen, bu görüşmelere katılan kardeşlerimiz var, kurum çalışanları var. Bu kanun çıktığı an, kurum çalışanlarının haklarını, hükümet ve Sayın Bakan güvence altına alıyor mu? Burada, net açıklama istiyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Soru sorma işlemi bitmiştir efendim.

Sayın Seven, Sayın Malkoç, Sayın Öztürk, Sayın Ayaydın ve Sayın Ayrım'ın sorularını alamıyorum.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Bizim de sorularımız vardı ama...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan; soruları cevaplandırabilirsiniz efendim.

BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Konuşmak isteyen, çıkıp mikrofona konuşsun... Bu kadar uzun soru olur mu?!

BAŞKAN - Sayın Bakan soruları cevaplandırıyor efendim. Lütfen, dinleyelim.

Buyurun efendim.

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sorularınızın bir kısmı sözlü, bir kısmı yazılı olarak cevaplandırılacak; ancak, kamu bankalarıyla ilgili maddelerin tartışılmasında, Emlak Bankası konusu, bazen çok hissî ve gerçekleri yansıtmayan biçimde ele alındı.

Emlak Bankasında çalışan arkadaşlar, hiçbir şekilde, diğer kamu bankaları çalışanlarından farklı bir muamele görmeyeceklerdir. Tersine, Emlak Bankası Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personel de, kamu bankalarının diğer personeline sağlanan haklardan yararlanacaklardır.

Finans sektörünün sorunlarına tümüyle baktığımızda, kamu olsun, özel olsun, bankaların birleşmesinde büyük yarar vardır. Küreselleşen finans piyasalarında Türk bankalarının yarışabilmesi için, artık, bankaların büyük olması gerekir. Bu, özelde de böyle, kamuda da böyle. Emlak Bankasının, artık, bankacılıkla, bugünkü Türkiye'de ilgisi olmayacak inşaatçılık kısmının ayrılmasıyla, geri kalan kısmının çok küçük kaldığı görülecektir ve bunu, Ziraat Bankasıyla, kısmen Halk Bankasıyla birleştirmekte, daha güçlü banka yaratma amacı vardır; bir birleşme olayıdır, bir tasfiye, özellikle Emlak Bankasını ortadan kaldırma olayı değildir, bankacılık sektörünün rasyonelleşmesi ve Türkiye'de, daha güçlü, daha büyük bankaların ortaya çıkmasına yönelik bir çabadır.

Tabiî, kamu bankalarında çok ciddî sorunlar vardır; biliyorsunuz, geçen birçok oturumda tartışıldı. Bu zararlar ve kamu bankalarındaki ucuz popülizm, Türkiye'yi bu noktaya, bu ağır bunalıma getiren önemli olaylardan bir tanesidir ve artık, ucuz popülizmin hiçbir şekilde Türkiye'ye yarar getirmeyeceğini, sanıyorum hepimiz bilmekteyiz. Olmayan bir kaynağı, bütçe yoluyla değil, kamu bankaları yoluyla vermeye çalışmak, aynı, bütçedeki açığın getirdiği bütün olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Özellikle, kamu bankalarındaki düzenlemeleri, lütfen, bu açıdan düşünelim, bu açıdan değerlendirelim. Ayrıca, tabiî, özellikle Ziraat Bankasının yaptığı önemli birtakım kamu hizmetleri var; yani, bankacılığın ötesinde. Bu kamu hizmetleri mutlaka devam edecektir, çeşitli yolları vardır bunun. Bir tanesi, PTT'yle çalışmalar yapılıyor, bunun bir kısmını PTT yüklenecek. Diğer konularda da, bütün bu kamu hizmetlerinin devamı sağlanacak.

Şube sayısının rasyonelleşmesi konusunda da, yeniden bir çalışma yapacağız kamu bankaları yönetimiyle birlikte. Şube sayısının en rasyonel bir şekilde düzenlenmesiyle ilgili sayın milletvekili arkadaşlarımızın da görüşünü dinlemek istiyoruz. Biliyorsunuz, şube kapatmalarını bu yüzden erteledik ve bu çalışmaları, bu hafta içinde tamamlamak istiyoruz. Fakat, tekrarlıyorum, Türkiye, artık, kamu finans dengesini mutlaka sağlamak zorundadır ve her şeyin -bu, fonla ilgili düzenleme de o yönde ve o konuda da, zaten, büyük destek veriyorsunuz- şeffaf bütçe içinde olması gerekir. Kamu bankalarının bir bankacılık anlayışı içinde davranmaları gerekir. Eğer, devlet, bazı görevleri kendilerine verecekse, o zaman, bunun kaynağını önceden ve şeffaf bir şekilde bütçeye koyarak vermesi gerekiyor.

Teşekkür ederim.

TURHAN ALÇELİK (Giresun) - Sayın Başkanım, çalışanların durumundan bahsetmedi.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, yerimden bir açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, şunu ifade etmek istiyorum: Muhalefet şerhlerinde de görüldüğü gibi, sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüş olan bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerdeki değişikliği teknik olarak ihtiva eden bir yasa tasarısı görüşülüyor. Türkiye'nin en ciddî, problemli sektörü olan bankacılık sektörüyle ilgili, Parlamento, çok ciddî ithamlarla ve sıkıntılarla karşı karşıya bulunuyor. Sayın Bakan böyle ciddî ve teknik bir konuda Parlamentoyu bilgilendireceği yerde, diyorlar ki: "Milletvekillerinin görüşlerini dinleyeceğiz." Bu Parlamento, bu konuları dinleyecek, hükümetin ne yapmak istediğini anlayacak ve ona göre de oy verecek. Bakınız, başından beri, gruplar bu tasarının aleyhinde konuşuyorlar. Acaba, kimden oy almayı düşünüyorlar?

BAŞKAN - Peki efendim... Peki Sayın Kapusuz; anladım...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Her şeyden önce, sayın hükümetin, bu ve benzeri konularda, buraya gelip, Parlamentoya saygı gereği açıklama yapması görevidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Peki Sayın Kapusuz.

Soru sorma ve cevap işlemi tamamlanmıştır.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, ben iki soru sordum. Millet televizyonlarının başında, esnaf ve çiftçi haber bekliyor Sayın Bakandan.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, bir süremiz var İçtüzükte, ona göre siz sorularınızı sordunuz, Sayın Bakan da cevaplarını aynı süre içinde verdi. Ne yapalım?!.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Kamu bankaları...

BAŞKAN - Ne yapalım efendim?! Soru sorma ve cevap işlemi 10 dakikayla sınırlandırılmış İçtüzükte.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Halk Bankasının görevini kim yapacak?

BAŞKAN - Lütfen... Çok rica ediyorum... Sayın Yıldırım, böyle bir usulümüz yok.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Bakan sorularımıza yazılı olarak cevap verecekler değil mi efendim?

BAŞKAN - Efendim, soru ve cevap işleminin başında rica ettim...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Efendim, bir şey sordum...

BAŞKAN - ...lütfen, sorularınızı kısa, özlü ve bütün arkadaşlarımıza soru sorma imkânı verecek şekilde sorun dedim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Bir dakika Sayın Başkan, bir şey soruyorum, müsaade eder misiniz.

Sorduğumuz sorulara yazılı olarak cevap verecekler herhalde Sayın Bakanımız, değil mi efendim? Onlar bize lazım.

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Tabiî...

BAŞKAN - Tabiî ki; herhalde, gereğini yapacaktır efendim.

Sayın milletvekilleri, tasarının maddelerine geçilmesini oylayacağım; ancak, tasarının maddelerine geçilmesinden önce, oylamanın açık oylama şeklinde yapılması istenmektedir. İçtüzüğümüzün 81 inci maddesinde, tasarının tümü açık oylamaya tabi ise, tümü ve maddeleri için açık oylama isteminde bulunulamayacağı belirtilmektedir. Tasarının maddelerine geçiş için açık oylama talebinde bulunulamayacağı açıkça belirtilmediğinden, önergeyi işleme alacağım.

Bu önergenin dışında, ayrıca yoklama talebi de vardır. Açık oylama istemini içeren önergeyi işleme koyacağım ve ayrıca toplantı yetersayısını da bu şekilde arayacağım.

Şimdi, tasarının tümü için açık oylama yapacağız. Açık oylama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin ve yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin, salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım.

Sayın Doğan?.. Burada.

Sayın Günbey?.. Burada.

Sayın Akman?.. Burada.

Sayın Ünal?.. Burada.

Sayın Dağcıoğlu?.. Burada.

Sayın Kukaracı?.. Burada.

Sayın Karapaşaoğlu?.. Burada.

Sayın Çiçek?.. Burada.

Sayın Baş?.. Burada.

Sayın Arslan?.. Burada.

Sayın Malkoç?.. Burada.

Sayın Karakaya?.. Burada.

Sayın Demircan?.. Burada.

Sayın Alçelik?.. Burada.

Sayın Aslan?.. Burada.

Sayın Geçer?.. Burada.

Sayın Elkatmış?.. Burada.

Sayın Fatsa?.. Burada.

Sayın Yıldız?.. Burada.

Sayın Oğuz?.. Burada.

 Şimdi, açık oylama talebinde bulunan sayın milletvekili arkadaşlarımı arayacağım.

Sayın Ercan?.. Burada.

Sayın Kabataş?.. Burada.

Sayın Paçacı?.. Burada.

Sayın Yılmazyıldız?.. Burada.

Sayın Gözlükaya?.. Burada.

Sayın Çevik?.. Burada.

Sayın Örs?.. Burada.

Sayın Gönül?.. Burada.

Sayın Ulupınar?.. Burada.

Sayın Konukoğlu?.. Burada.

Sayın Tezmen?.. Burada.

Sayın Ertugay?.. Burada.

Sayın Baran?.. Burada.

Sayın İlgün?.. Burada.

Sayın Bedük?.. Burada.

Sayın Yıldırım?.. Burada.

Sayın Akçalı?.. Burada.

Sayın Aksoy?.. Burada.

Sayın Yılmaz?.. Burada.

Sayın Çelik?.. Burada.

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, şimdi, açık oylamayı mı yapıyor, yoklama mı yapıyorsunuz?

BAŞKAN - Efendim, açık oylama istemini yerine getireceğim; dolayısıyla hem açık oylama talebinde bulunan sayın milletvekillerini hem de yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerini tespit ettim; şimdi, açık oylama yapacağım.

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, açık oylama ayrı konu, yoklama ayrı...

BAŞKAN - Açık oylamada da, tabiî, toplantı yetersayısını arayacağım efendim.

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Çünkü, milletvekili, açık oylamaya girer, çıkar gider; yani, yoklamaya girmek zorunda değil.

BAŞKAN - Öyle değil efendim, sizin ifade etmiş olduğunuz gibi değil.

Efendim, tasarının maddelerine geçilmesi için açık oylama yapıyoruz.

Yoklama talebinde bulunanlar aynı zamanda sisteme girebilirler.

Şimdi, oylama işlemini başlatıyorum ve 3 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının maddelerine geçilmesiyle ilgili yapılan açık oylamaya 227 sayın milletvekili katılmış ve 181 kabul, 46 ret oyu kullanılmıştır. Böylece, maddelere geçilmesi kabul edilmiştir, hem karar yetersayısı vardır hem de toplantı yetersayısı vardır.

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - 181 mi dediniz Sayın Başkan?

BAŞKAN - Efendim?..

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Tamam, tamam.

BAŞKAN - Efendim, bu itiraz etme alışkanlığınızdan vazgeçin, çok rica ediyorum. Yani, hep, sanki Divanı farklı anlayışla yönetiliyormuş gibi itham ediyorsunuz. Bakın, tamamen İçtüzüğe ve Anayasaya uygun bir şekilde burada görev yapmaya dikkat ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 1 inci maddesini okutacağım; ancak, bu madde kanun yazılış tekniğine uygun olarak düzenlenmemiş olması nedeniyle, maddenin Genel Kurulda görüşülme usulü sorun yaratacaktır.

Bu nedenle, maddenin (d) fıkrasına kadar olan kısmı 1 inci madde olarak okutulacak ve üzerinde görüşme açılacaktır.

Maddenin (d) fıkrası da, çerçeve 2 nci madde olarak okutulacak ve çerçeve maddeye bağlı geçici maddeler üzerinde ayrı ayrı görüşme açılacaktır.

Bilgilerinize sunuyorum.

Şimdi, 1 inci maddeyi bu şekliyle okutuyorum:

 

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE  DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA  DAİR KANUN TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Kamu Bankalarına İlişkin Hükümler

MADDE 1. - A) 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin (4) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (5) numaralı fıkrasında yer alan "3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun" ibaresi fıkra metninden çıkarılmıştır.

"4. Bankaların  yıllık faaliyetleri ile ilgili olarak (2000 yılı faaliyetleri dahil) genel kurullarına sunacağı yıllık bilançoları ile kâr ve zarar cetvellerinin; 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetim kuruluşlarınca onaylanması şarttır."

B) 4603 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"1. Bankaların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce çeşitli kanun ve kararnamelerle verilmiş görevler nedeniyle doğan ve bütçe ödenekleri ile karşılanamayan yıllara ilişkin olarak banka sigorta muamele vergisi eklenerek oluşmuş görev zararı alacakları, yeniden yapılandırılmaları kapsamında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tasfiye edilir. Bankalara bedeli önceden ödenmeden görev verilemez."

C) 4603 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"3. Yeniden yapılandırma sürecinde bankaların yönetim kurulunca istihdam fazlası olarak tespit edilen banka personeli, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesine (süreler hariç)  göre, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilir. Ancak, bu şekilde nakledilen personelden, anılan madde uyarınca eski kadrolarına ait hakları şahıslarına bağlı olarak saklı tutulanlar için  bankacılık tazminatı da şahıslarına bağlı bir hak teşkil etmez.  Bu durumda, söz konusu 22 nci madde kapsamında  Özelleştirme Fonu tarafından yapılması gereken ödemeler ilgili bankalar tarafından yapılır."

 

BAŞKAN - Madde üzerinde, ilk söz, Fazilet Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Altan Karapaşaoğlu'nun.

Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

1 inci madde üzerindeki görüşlerimizi sırasıyla şöylece ifade etmek istiyorum:

Değerli arkadaşlar, 1 inci maddede en önemli konu "Kamu İktisadî Teşekkülleriyle Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun" ibaresinin fıkra metninden çıkarılması. Ayrıca "Bankaların yıllık faaliyetleriyle ilgili olarak (2000 yılı faaliyetleri de dahil) genel kurullarına sunacağı yıllık bilançoları ile kâr ve zarar cetvellerinin 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetim kuruluşlarınca onaylanması şarttır" ibaresi konuluyor.

Değerli arkadaşlar, burada şunu bir defa belirtmemiz gerekiyor; bağımsız denetim kuruluşlarınca denetimlerin yapılması, öteden beri arzu edilen, istenen bir şey. Türkiye'de de bunun böyle olması lazım; ancak, şu anda Türkiye'de akredite edilmiş bağımsız denetim kurumu yok. Dolayısıyla, bağımsız denetim kurumları daima yurt dışından olacak ve bu bağımsız denetim kurumlarına oldukça yüksek meblağlar ödenecek. Bu yasayla birlikte, özellikle, Akreditasyon Konseyinin işlerlik kazanması lazımdı. Akredite edilmiş, bağımsız yerli denetim kurumları tarafından bu denetimler yapılmalıydı ve çok büyük miktarlara baliğ olacak denetim masrafları da ülke içinde kalmalıydı deriz.

İkinci konu "bankalara bedeli önceden ödenmeden görev verilemez" hükmünü taşıyan madde. Bu, öteden beri arzu edilen, bu imkânlar doğrultusunda, bu kararlar doğrultusunda yapılması gereken bir işlem idi; ama, Türkiye'nin ekonomik durumu, ekonomik çıkmazları ve açmazları buna fırsat vermedi. Yönetimler, birtakım siyasî gayelerle, birtakım sosyal amaçlarla, karşılığı olmayan harcamaları yaptılar. Bundan sonra bu devam etmeyecek mi; buradaki hükme bakarsak devam etmeyecek. Ancak, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik konum, Türkiye'nin, bazı hizmetleri, bazı sosyal hizmetlerini yürütmekte, daha, çok uzun zamana ihtiyaç olduğunu vurguluyor bize. Yani, bu dönem zarfında birtakım sosyal meseleleri, birtakım destekleme meselelerini nasıl halledeceğiz, nasıl düzenleyeceğiz, bu konulara nasıl yaklaşacağız?.. Bu fıkraya baktığımız zaman, daha, Türkiye'de, üç beş sene gibi bir zaman içerisinde köylü de desteklenemeyecek, esnaf da desteklenemeyecek, desteklenmesi gereken birtakım katmanlardaki insanlar da gerekli desteği bulamayacaklar. Bu bakımdan, hüküm güzel, fena değil; ama, bu hükmün gereği olarak desteklenmesi gereken kesimlerin ne şekilde destekleneceğinin belirlenmesi ve kısa süre içerisinde fonlarının da tedarik edilmesi lazım.

Bir diğer paragraf, yeniden yapılandırma sürecinde bankaların yönetim kurulunca istihdam fazlası olarak tespit edilen banka personeli hakkında.

Değerli arkadaşlar, burada, banka personelinin, normal bir devlet memuru gibi, diğer kurumlara aktarılacağı ve bankacılığın özelliğinden olan birtakım tazminatları alamayacağı ifade ediliyor.

Değerli arkadaşlar, bankacılık, özellikli bir meslek, özelliği olan bir meslek. Dolayısıyla, bankacılar ve bankalar, özellikli insanları birtakım sözleşmelerle almışlar ve karşılıklı olarak birtakım ahitleşmeler, birtakım sözleşmeler yapılmıştır; dolayısıyla, bunların bu haklarına itibar edilmemesi, hukukî değildir, insanî de değildir, ayrıca, maalesef, ahlakî de değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, bizim, bu insanların haklarını sonuna kadar teslim etmek mecburiyetimiz vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Karapaşaoğlu, lütfen...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) - Bu, bir olumsuzluktur. Bu olumsuzluğu üzerimizden kaldırmamız lazım.

Tabiî, zaman çok sınırlı olduğu için, Sayın Bakanıma da buradan bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum:

Türkiye'de, şu anda, para piyasalarını düzenliyoruz. Bu para piyasalarının düzenlenmesi noktasında, mutlaka, sigorta şirketleriyle de ilgili düzenlemelerin yapılması lazım; aksi takdirde, sigorta şirketlerinin işlevlerinden dolayı, sermaye piyasalarında, bazı piyasalarda yanlışlıklar ve aksaklıklar olacaktır diyorum ve saygılar sunuyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karapaşaoğlu.

Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Cihan Paçacı; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA MUSTAFA CİHAN PAÇACI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bankalar Yasasında bu kaçıncı değişiklik oldu, sayısını hatırlayamaz olduk. Her defasında "bu son değişiklik" deniliyor; ancak, bir ay sonra yenisi geliyor; bundan sonra, ne zaman ve nasıl bir değişiklik geleceğini gerçekten biz de merak ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bugüne kadar kendi hazırladıkları yasa tasarı ve tekliflerini görüşürdü ve bu müzakerelerde, milletvekillerinin görüşleri dikkate alınır, özellikle, muhalefetin olumlu katkıları yasalarda yer alırdı. Peki, şimdi ne yapılıyor; özellikle, 57 nci hükümetten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi, âdeta, taşeronluk yapmaktadır. Yasa tasarıları dışarıda hazırlanıyor ve hükümeti oluşturan parti gruplarına, noktası, virgülü değiştirilmeden ve dokunulmadan Meclisten geçirilmesi talimatı veriliyor. Bu sebepledir ki, ne milletvekillerinin ve ne de muhalefetin görüşleri dikkate alınıyor; çünkü, tasarıyı hazırlayanlar, buraya indirenler, maalesef, bu Mecliste oturan milletvekilleri değil ve muhatapları da bunlar olmuyor.

Değerli milletvekilleri, şimdi, 1 inci maddede önümüze gelen değişikliğe bir bakalım. 4603 sayılı Yasada, 3346 sayılı kamu iktisadî teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisi denetiminden çıkarılması öngörülmüştü ve bu madde o şekliyle kabul edilmişti. Yani, kamu bankaları Meclis denetiminden çıkarılıyordu. Şimdi gelen tasarıyla, tekrar, Meclis denetimi konuluyor. Yani, bir öncekinden tamamen vazgeçiliyor. Peki, bir önceki yasa görüşülürken biz ne demişiz; yani, bundan yedi ay önce biz ne demişiz; işte, 16 ncı Birleşimde, 4 üncü maddede ben söz almışım ve aynen şunu söylemişim: Bu 3 bankanın Meclis denetiminin dışına çıkarılması, Anayasanın 165 inci maddesine aykırıdır, hükümeti bu konuda uyarıyorum. Uyarı görevini bir de sözlü olarak yapmışım; ancak, bu uyarım, yedi ay sonra bugün yerine getiriliyor; günaydın... İntikal süratinizi gerçekten takdir ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bankalar, özellikle zora düşün bankalar, biliyorsunuz, Fona alındı. Fona alındığında, yine, biz, derhal bunların tasfiyesini gündeme getirdik ve tasfiye edilmesini önerdik; ancak,  yine,  bu önerimiz de dikkate alınmadı. Bu bankalar, güya, rehabilite edilip satılacaktı ve bu bankalara 19,7 katrilyon lira fon aktarıldı. Peki, bugüne gelelim; satılabildi mi; hayır, yeni açıklamalar yapılıyor, birkısım bankaların kapatılacağı veya birleştirileceği söyleniyor.

Bu arada, Fona aktarılan bu bankalar tasfiye edilmediği için, Fona alındığı tarih ile bugünkü tarih arasında yeni zararlar oluştu. Peki, bu zararların sorumlusu kimdir; tabiî ki, bu zararların sorumlusu, bizim ikazlarımızı dikkate almayan hükümettir; ancak, maalesef, fatura, yine millete, yine vatandaşa çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, kamu bankalarının personeli gerçekten tedirgindir, gelecek endişesi taşımaktadır. Ziraat Bankasında, sözleşmeye mi geçelim yoksa sözleşmeye geçmeyelim mi tartışması yaşanmaktadır. Emlak Bankası personeli her gün sokakta gösteri yapmakta, seslerini duyurmaya çalışmaktadır; ancak, maalesef, hükümet, bu sesi duymamaktadır. Gördüğüm kadarıyla, dinleyici locasında, Emlak Bankasının çalışanları, geleceklerini görmeye çalışıyor.

Değerli Ziraat Bankası çalışanları, değerli Halk Bankası çalışanları ve değerli Emlak Bankası çalışanları; geleceğiniz, maalesef, hükümet ve IMF'yle birlikte tespit edildi ve sizin geleceğiniz tasfiyeyle neticelenecektir. Biz, Doğru Yol Partisi Grubu olarak buna elimizden geldiğince karşı çıkıyoruz; ancak, gördüğünüz gibi, sesinizi duyuramıyoruz ve bu bankada çalışanlar tasfiyeye tabi tutulmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN KARAA (Kütahya) - Sayın Başkan, sayın hatip tribünlere konuşuyor.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Sayın Başkan, Meclise hitap etmiyor.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sizin konuşmacınız da aynı şeyi söyledi.

BAŞKAN - Lütfen tamamlar mısınız Sayın Paçacı.

Buyurun efendim.

MUSTAFA CİHAN PAÇACI (Devamla) - Ben inanıyorum ki, tasfiyeye tabi tutulan hem banka mensupları hem çiftçiler, zamanı geldiğinde, bu hükümeti ve bu anlayışı tasfiye edeceklerdir.

Saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Paçacı.

Madde üzeride 3 adet önerge vardır; önergeleri geliş sırasına göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan "görev zararı alacakları yeniden yapılandırılmaları kapsamında belirlenen" ibaresinin "görev zararı alacakları, yeniden yapılandırma sürecinde saptanan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (C) fıkrasında yer alan "yeniden yapılandırma" ibaresinin "yeni oluşum" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

BAŞKAN - Son önerge aynı zamanda en aykırı önergedir; bu itibarla, hem okutacağım hem de işleme alacağım efendim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (A) fıkrasında yer alan "bağımsız denetim kuruluşlarınca onaylanması şarttır" ibaresinin "bağımsız denetim kuruluşları tarafından onaylanması zorunludur" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

BAŞKAN - Efendim, gerekçe mi okunsun?

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: İfadeye açıklık kazandırılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan "görev zararı alacakları, yeniden yapılandırılmaları kapsamında belirlenen" ibaresinin "görev zararı alacakları, yeniden yapılandırma sürecinde saptanan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ÖRS (Burdur) - Deminki önergede sormadınız Sayın Başkan...

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İfadeye açıklık kazandırılması sağlanmıştır.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (C) fıkrasında yer alan "yeniden yapılandırma" ibaresinin "yeni oluşum" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcoğlu

                                              Bartın

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İfadeye açıklık kazandırılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, maddenin oylamasına geçmeden önce, bir yoklama talebi vardır.

Şimdi, yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin salonda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim ve önergenin gereğini yapacağım efendim.

Sayın Doğan?.. Burada.

Sayın Geçer?.. Burada.

Sayın Batuk?.. Burada.

Sayın Öksüz?.. Burada.

Sayın Ünal?.. Burada.

Sayın Yıldız?.. Burada.

Sayın Dağcıoğlu?.. Burada.

Sayın Elkatmış?.. Burada.

Sayın Çiçek?.. Burada.

Sayın Ulucak?.. Burada.

Sayın Adak?.. Burada.

Sayın Fatsa?.. Burada.

Sayın Arvas?.. Burada.

Sayın Candan?.. Burada.

Sayın Çiçek?.. Burada.

Sayın Karavar?.. Burada.

Sayın Karapaşaoğlu?.. Burada.

Sayın Hatiboğlu?.. Burada.

Sayın Malkoç?.. Burada.

Sayın Aydın?.. Burada.

Yoklama talebinde bulunan sayın milletvekilleri, lütfen, sisteme girmesinler efendim.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Efendim, toplantı yetersayısı yoktur.

Saat 17.15'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 17.00

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.15

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER:Melda BAYER (Ankara), Sebahattin KARAKELLE  (Erzincan)

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 119 uncu Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - 713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin oylanmasından önce yoklama istenmiş ve toplantı yetersayısı bulunamamıştı; şimdi, yoklama için 3 dakika süre veriyor ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ikinci yoklamada da toplantı yetersayımız yoktur.

Saat 20.00'de toplanmak...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, bir dakikanızı istirham edeyim.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Gayet iyi biliyorsunuz ki, İçtüzüğün 1 inci maddesi birleşimi tarif ediyor. (DSP sıralarından gürültüler)

Müsaade buyurun efendim.

BAŞKAN - Buyurun efendim, ben sizi dinliyorum.

Lütfen efendim, bir sayın grup başkanvekili açıklama yapıyor; lütfen...

M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Ama, grup başkanvekili ikinci yoklamada oy kullanmıyor.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Biz İçtüzükle çalışırız beyler.

Sayın Başkan, çok iyi bilirsiniz, siz, uygulamanın içinde bulunan bir değerli Başkanımızsınız. İçtüzüğün 1 inci maddesi yasama dönemini, yasama yılını ve birleşimi tarif ediyor.

"Birleşim, Genel Kurulun belli bir günde açılan toplantısıdır."

Bugün sabah hangi saatte başlamış olursanız olun önemli değildir. Bu günün bitiminde birleşim biter. Birleşim budur.

Şimdi gelelim 57 nci maddeye.

57 nci maddede gayet açık hüküm, siz de iyi biliyorsunuz bunu; ama, bir kerre, bilgilerimizi tazeleyelim diye ben okuyorum:

"Yoklama

MADDE 57.- Başkan birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yoklama yapar."

O fasılda değiliz.

"Görüşmeler sırasında işaretle oylamaya geçilirken, yirmi milletvekili ayağa kalkmak veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebilir.

Yoklama, elektronik oy düğmelerine basmak veya Başkan lüzum gördüğü zaman ad okunmak suretiyle yapılır.

Yoklama sonucunda, üye tamsayısının en az üçte birinin mevcut olmadığı anlaşılırsa, oturum en geç bir saat sonrasına ertelenebilir. Bu oturumda da toplantı yetersayısı yoksa, birleşim kapatılır." Şimdi o noktadayız, birleşimi kapatmanız lazım gelir; aksi hal ne olur; aksi hal, yeni bir İçtüzük ihdası olur ve Anayasa Mahkemesi iptal eder; ama, biz, gidelim bir orayı görelim diyemeyiz. Bunu biliyoruz; uygulama böyledir. Yanlış uygulamalar olmuş olabilir; hiç suimisal emsal olmaz.

İstirhamım şudur: Lütfen birleşimi kapatınız.

BAŞKAN - Sayın Başkan, biliyorsunuz, bugünkü çalışma süremiz 19.00, daha sonra ara vermek suretiyle 20.00-24.00 olarak karar altına aldık; onun için, saat 20.00'de toplanmak üzere...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, bu, birleşimdir; yanlış yapıyorsunuz.

BAŞKAN - ... birleşime ara veriyorum efendim.

 

Kapanma Saati : 17.24


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.00

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER:Melda BAYER (Ankara), Sebahattin KARAKELLE  (Erzincan)

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 119 uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

 

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - 713 sıra sayılı Kanun Tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Tasarının 1 inci maddesinin oylanmasından önce yoklama istenilmiş ve toplantı yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, yoklama için 3 dakika süre veriyor ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı yoktur.

Saat 20.30'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 20.08

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.30

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER: Melda BAYER (Ankara), Sebahattin KARAKELLE  (Erzincan)

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 119 uncu Birleşimin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

 

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - 713 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Tasarının 1 inci maddesinin oylamasından önce yoklama istenmiş ve toplantı yetersayısı bulunamamıştı.

              Şimdi, yoklama için 3 dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

8.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S.Sayısı:713)  (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.-  4603 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 2. - Geçici 1 inci maddenin  (2) numaralı fıkrasında belirtilen süreler içinde emeklilik hakkını kullan-mayanlara, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde emeklilik başvurusunda bulunmaları halinde, emekli ikra-miyeleri % 25 fazlasıyla ödenir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesine göre kurulmuş T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları E-mekli ve Yardım Sandığı Vakfına tabi personel için de geçici 1 inci maddenin (2) numaralı fıkrası ve bu madde hükümleri uygulanır. Ancak, söz konusu personel için geçici 1 inci maddede öngörülen süreler  bu  maddenin yayımı tarihinden itiba-ren başlar.

Bu madde kapsamında emekli olan personel, emekli oldukları tarihten itibaren üç yıl içinde bu bankalarda yeniden is-tihdam edilemez.

T.Emlak Bankası A.Ş. Mensupları  Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi  personele, emekli olduklarında, bu Sandığa tabi olarak çalıştıkları  ve "emekli ikramiyesi" veya "kıdem tazminatı" veya "iş sonu tazminatı" alamadıkları yıllar için, Bankadaki emsali T.C. Emekli Sandığına  tabi personele her bir hizmet yılı için ödenmesi gereken "emekli ikramiyesi"  tutarı kadar kıdem tazminatı Türkiye Emlak Bankası A.Ş tarafından ödenir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli olan, söz konusu Vakıf üyesi personel için de, her hizmet yılı için kendi hizmet dönemlerinde geçerli olan emekli ikramiyesi tutarları dikkate alınarak kıdem tazminatı hesaplanmak üzere  ve geçmişe yönelik herhangi bir gecikme zammı,  faiz veya feri diğer bir hak ödenmemek kaydıyla  bu fıkra hükmü uygulanır.

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası A.Ş.  ve Türkiye Emlak Bankası A.Ş.'nde 5434 sayılı Kanuna tabi olarak çalışmakta olan personelden,  emeklilik hakkını elde etmeden, bu Kanundan faydalanmak amacıyla 31.12.2001 tarihine kadar bu görevlerinden istifaen  ayrılanlara, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emeklilik ikramiyesi miktarını aşmamak ve emekli olma şartı aranmamak üzere hesaplanacak  miktar, ilgili bankalarca ikramiye olarak ödenir. Bunlardan, bilahare T.C. Emekli Sandığından emekli aylığı bağlanmasına hak kazananlara,  Sandıkça ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında,  ikramiye ödenen bu süreler dikkate alınmaz. T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfına tabi olarak çalışan personelden, aynı sürede istifa ederek ayrılanlara da, Vakfa tabi süreler için, emekli olma şartı aranmaksızın yukarıdaki fıkra hükümlerine göre hesaplanacak kıdem tazminatı ilgili bankaca ödenir.

BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın Kemal Kabataş; buyurun efendim.

DYP GRUBU ADINA KEMAL KABATAŞ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının geçici 2 nci maddesi, Emlak Bankasını tasfiyeye alma düzenlemesinde, üzerinde olumlu düşünülmesi gereken hükümler içeriyor.

Burada, 1988 yılında gerçekleştirilmiş olan, Anadolu Bankasının Emlak Bankasıyla birleştirilmesi operasyonunda, o günün yönetimindeki yanlış yaklaşımlar nedeniyle, çalışan personelin önemli bir kısmı, özlük hakları yönünden mağdur edilmiştir. Emlak Bankası AŞ Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personel, bu statüde çalışan yaklaşık 2 000 personel, emeklilik yönünden, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında, emekli statüsünde çalıştırılmış; ücretlerini 1475 Sayılı İş Yasasına göre almışlardır ve bunlardan, emekli olanlar var, ayrılanlar var. Bu personel, emeklilik dönemiyle ilgili olarak, kıdem tazminatı ve emekli ikramiyeleri yönünden, çok ciddî bir mahrumiyet içerisinde, özlük hakları yönünden çok ciddî bir eksik uygulama içerisinde tutulmuştur. 1988 yılından bu yana süren ve bu personel için üzüntü kaynağı olan bu eksiklik, bu tasarıyla, bu düzenlemeyle gideriliyor. Yerinde bir düzenleme. Personelin kazanılmış haklarının iadesi, devlet adına, bir devlet kurumunda çalışan personelin kanundan doğan haklarını vermemek suretiyle yaratılmış mağduriyetin giderilmesi, düzeltilmesi açısından yerinde bir düzenlemedir, doğru bir düzenlemedir, bankada şerefle hizmet etmiş insanların kazanılmış haklarının iadesi anlamında getirilmiş bir düzenlemedir. Bence, Emlak Bankası olayında, Emlak Bankasını tasfiye etme kararının bu kanuna yansıyan hükümleri içerisinde, tek doğru, tek haklı, tek savunulabilir düzenleme budur. Ben, bu haktan yararlanacak personele, yasayla getirilen bu doğru düzenlemeye destek olacağımızı ve bir şekilde bu hakkı elde ediyor olmaları nedeniyle, kendilerini kutlayacağımı, kutlamakta olduğumu ifade ediyorum.

Doğrusu, böylesine önemli operasyonlar içinde geçiş hükümleri düzenlenirken, çalışan personelin, bir çeşit, devletin genel güvenlik ağı dışında tutulmaması, mağduriyetlerine neden olunmaması, KESK'in ve personelin şiddetli tepkisine, sosyal tepkisine neden olacak uygulamalardan kaçınılması açısından, getirilen bu düzenleme, örnek bir düzenlemedir.

İnanıyorum ki, diğer geçiş hükümlerinde de, hükümet ve Yüce Parlamento, bu tür esnek yaklaşımı çalışanlardan esirgemeyecek, çalışanların emeğinin karşılığını almasıyla ilgili talepleri haksız, popülist yaklaşımlar olmak gibi, klişe ithamlardan kaçınacaktır.

Bu klişelerden kaçınarak, Türkiye'ye hizmet eden, devlete hizmet eden, şerefle hizmet eden insanların, insan olmaktan doğan, çalışmaktan doğan, yasadan doğan haklarını korumada, bu duyarlılığın, diğer uygulamalar açısından da gösterileceğini düşünüyor, hepinize saygılar sunuyor; personele de hayırlı olmasını diliyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabataş.

Fazilet Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Şeref Malkoç; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 713 sıra sayılı yasa tasarısının geçici 2 nci maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şu anda, Türkiye'nin ekonomik yapısını ilgilendiren çok önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz; ancak, Parlamentoda, özellikle iktidar sıralarına baktığımızda ve sürekli olarak yoklama isteminde bulunduğumuzda, iktidara mensup arkadaşlarımızın Genel Kurul salonunda bulunmadıklarını, çoğu zaman yoklamaya katılmak istemediklerini görüyoruz. Dolayısıyla, bu yasa tasarısını, öyle zannediyorum ki, iktidara mensup olan arkadaşlarımız, içlerine sindirememektedirler. O açıdan, Genel Kurul çalışmalarına katılmak istememektedirler. Bunda gayet haklıdırlar; bu direnişleri yerindedir. Hatta, burada, iktidara mensup partilerin grup sözcüleri konuştuğunda, âdeta, muhalefetin sözcüleri olarak konuştular. Elbette, bunun sebebi var. Kendi genel başkanlarının getirdiği, kendi iktidarlarının getirdiği bu yasa tasarısını burada eleştirdiler; ancak, öyle zannediyorum ki, iktidar partilerine mensup arkadaşlarımın bu yasayı eleştirmelerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, belki de, son zamanlarda, son dönemlerde, ilk defa, kendi haklarında bir yasa tasarısı görüşülürken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin dinleyiciler locasını dolduran arkadaşlarımızın çok büyük katkısı vardır. İktidara mensup arkadaşlarımız, Emlakbank çalışanlarının karşısında konuşurken, öyle zannediyorum, kulaklarına kadar yüzleri kızardığı için...

AYDIN TÜMEN (Ankara) - Ne alakası var?!

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) - Çok alakası var.

... o sözleri sarf etmek zorunda kaldılar; ama, oylamaya sıra gelince, oylamada çok farklı oy kullanıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, belki, Parlamentoda, bu arkadaşlarımız, kendi yasa tasarılarının müzakerelerini izlerken onların karşısında kulaklarınız kızarıyor; ama, unutmayın ki, bu ve benzeri yasa tasarıları geçtiğinde, halkın içine çıktığınızda, yüzünüz kızaracak. Onun için, yüzünüzü kızartacak tasarılara oy vermeyin. Bu, iktidar partilerine mensup arkadaşlarımıza tavsiyemizdir, kendi iyilikleri için tavsiyemizdir; yoksa, bu kürsüye gelip, kendi iktidarlarının, kendi partilerinin, kendi bakanlarının getirdiği tasarıyı eleştireceksin, ardından da oy vereceksin!.. Türkçe'de güzel bir söz var: Gelini ata bindirmişler, ağlıyor... Babası demiş ki: "İstiyorsan indirelim, göndermeyelim kocanın evine." "Yok" demiş "ben, hem ağlarım, hem giderim."

Değerli arkadaşlar, bu kürsüde, gelip de, timsah gözyaşı dökmeyin; ya ağlayın, tasarıyı geri çekin veyahut da, gidecekseniz, ağlamadan gidin.

FARUK DEMİR (Ardahan) - Madde üzerinde konuş!

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) - Zaman zaman, Sayın Derviş'in, 350 milletvekili arkadaşın çalışmalarından daha fazla çalışmada bulunduğunu, onun daha çok öne çıktığını görüyoruz. Doğrusu, ben de, Sayın Kemal Derviş niçin bu kadar öne çıkıyor diye hatırımdan geçiriyordum; ama, burada, sorular bölümünde ve iktidara mensup arkadaşlarımızın konuşmalarında açıkça gördüm ki, arkadaşlarımız, getirdikleri tasarıyı savunurken eziklik içerisindeydiler; ama, Sayın Bakanımız Kemal Derviş, getirdiği yanlış tasarıyı savunurken, açıkyüreklilikle savundu; aradaki farkı o açıdan çok net olarak gördük. Ya böyle, savunamayacağınız  tasarıları getirmeyin veya getirdiğinizde savunun, değerli arkadaşlarım.

Emlakbankla ilgili, kürsüye gelen her arkadaşımız Emlakbankı öyle methetti ki; görev zararı yok, personeli çok bilgili, çok çalışkan, fedakâr, vatanını milletini seven arkadaşlar, bugüne kadar hep başarı olmuşlar... İyi, böyle de, zarar etmemiş olan bu güzide bankayı niçin kapatıyorsunuz arkadaşlar?! Niçin bu yönde oy kullanıyorsunuz?! Bunun hesabını mutlaka vereceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Malkoç, açıyorum mikrofonunuzu; lütfen tamamlar mısınız.

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) - Yoksa, hem bankayı kapatıp hem de ardından, rahmetli ve personeli çok iyiydi demenin bir manası yok.

Sosyal güvenlikle ilgili getirilen bu düzenleme, arkadaşlara, çok az, cüzi bir rahatlık getirmektedir. O açıdan, biz, Fazilet Partisi Grubu olarak, önce önerge vereceğiz; ardından da, önergelerimiz kabul edilmezse, bu haliyle bu maddenin geçmemesi için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.

Eğer buradan geçerse, Sayın Cumhurbaşkanının imzalamayacağı kanaatindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı da imzalarsa, özellikle bu madde        -konuştuğum madde için söylüyorum- Anayasanın 2 nci maddesine, cumhuriyetin temel niteliklerinde belirtilen sosyal devlet ilkesine aykırı olduğundan, Fazilet Partisi olarak, buna, bu haliyle ret oyu vereceğimizi bildirir, hepinize saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Malkoç.

Madde üzerinde iki önerge vardır; geliş sıralarına göre okutacağım ve son önerge en aykırı önerge olduğu için, okuttuktan sonra işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (D) fıkrasıyla 4603 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 2 nci maddesinin dördüncü bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ederim.

                        A. Aydın Ayaydın

                                           İstanbul

"T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personele, emekli olduklarında, sözleşmeli statüde ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalıştıkları dönem de dahil olmak ve kıdem tazminatı tavanını aşmamak üzere, her hizmet yılı için 1 aylık toplam brüt ücreti tutarında kıdem tazminatı, Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından ödenir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ve 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname nedeniyle sözleşmeli dönem ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi dönem için kıdem tazminatı almadan emekli olan personele de, her hizmet yılı için, kendi hizmet dönemlerinde geçerli olan 1 aylık toplam brüt ücreti tutarında kıdem tazminatları, anılan banka tarafından ödenir."

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum ve işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının geçici 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında geçen "emeklilik hakkını elde etmeden" ibaresinin "emeklilik hakkını kazanmadan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

Ahmet Güzel

M. Hadi Dilekçi

 

Bartın

İstanbul

Kastamonu

 

Gönül Saray

M. Güven Karahan

 

 

Amasya

Balıkesir

 

BAŞKAN - Önergeye Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Önergeyi geri alıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Peki; önerge geri çekilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

713 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinin (D) fıkrasıyla 4603 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 2 nci maddenin dördüncü bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ederim.

                        Aydın A. Ayaydın

                                           İstanbul

 "T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personele emekli olduklarında, sözleşmeli statüde ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalıştıkları dönem de dahil olmak ve kıdem tazminatı tavanını aşmamak üzere, her hizmet yılı için 1 aylık toplam brüt ücreti tutarında kıdem tazminatı, Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından ödenir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ve 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname nedeniyle sözleşmeli dönem ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi dönem için kıdem tazminatı almadan emekli olan personele de, her hizmet yılı için, kendi hizmet dönemlerinde geçerli olan 1 aylık toplam brüt ücreti tutarında kıdem tazminatları, anılan banka tarafından ödenir."

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Konuşacak mısınız efendim?

AYDIN A. AYAYDIN (İstanbul) - Konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önergeniz üzerinde, Sayın Ayaydın, buyurun.

AYDIN A. AYAYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emlak Bankasında 3 çeşit personel vardır: Emlak Kredi Bankası mensupları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir; Denizcilik Bankasından gelenler 1475 sayılı İş Kanununa tabi olmakla birlikte, daha sonra yapılan bir düzenlemeyle onlar da 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına tabidirler; ancak, Anadolu Bankasından gelenler, ne Sosyal Sigortalar Kurumuna ne de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidirler. Bunlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasına göre kurulmuş kendi sandıklarına tabi mensuplardır. Dolayısıyla, bugün, 1475 sayılı İş Kanununa tabi çalışanlar, nasıl, emekli olduklarında her çalıştıkları bir yıl için bir brüt maaş kıdem tazminatı alıyorlarsa, Anadolu Bankasının, şu anda Emlak Bankasında çalışan 2 100 personelinin de, bu tasarıya göre, mutlaka, her yıl için bir brüt maaş kıdem tazminatı almaları gerekmektedir. Bugün, bütün iş kollarında uygulanan sistem budur. Eğer, bu sistem uygulanmazsa, bu personele büyük bir haksızlık olur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının geneli üzerinde yapılan konuşmalara ve sorulan sorulara Sayın Bakanın vermiş olduğu cevaplar,  bizi hiç tatmin etmedi bu konuda. Sayın Bakan, daha evvel uygulanan sistemde, siyasîlerin popülizm yaptığı yolunda bir söylemde bulundu. Oysa, Sayın Bakanın bu popülist düşüncesini kendisine hiç yakıştırmıyor; kendisinden, Sayın Bakandan, bilgi birikimine yakışır, teknik sorulara, teknik cevap vermesini beklerdim.

Yüce Heyeti saygılarla selamlarım. (ANAP, FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Geçici 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 3 üncü maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 3.- Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin yeniden yapılandırma çalışmaları sürecinde, Bankanın  her türlü bankacılık hizmetleri ile bankacılık iş ve işlemlerinden ve bankalara olan yükümlülüklerden  doğan taahhütleri ve  bankacılıkla ilgili  sabit kıymetler dahil kanuni takibe intikal etmiş alacaklar  ile 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesi ile devri öngörülen Türkiye Emlak Bankası A.Ş'nin varlıkları hariç tüm aktifleri bankaların yönetim kurullarının kendi aralarında düzenleyecekleri protokol doğrultusunda, protokole konu bütün hak, alacak ve borçlar, alacaklıların rızası veya sair herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketine veya Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine devredilir. Söz konusu işlemlere ilişkin olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun uygun görüşü alınır.

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi veya Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi tarafından devir alınacak taahhütler ile aktifler arasındaki menfi fark devir alan bankaya Hazine Müsteşarlığınca nakit ve/veya tahvil şeklinde sermaye olarak ödenir. Devir tarihi itibarıyla nazım hesaplarda yer alan taahhütlere de nakde dönüştükleri takdirde nakde dönüştükleri tarih itibarıyla aynı işlem uygu-lanır.

Devir işlemlerinin tamamlanmasını takiben Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi sona ererek tasfiye haline girer. Bankanın tasfiyesi banka genel kurulunca belirlenecek üç kişiden oluşan Tasfiye Kurulunca genel hükümlere göre yürütülür.

Tasfiye Kurulu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak Kanun hükümleri çerçevesinde Bankayı tasfiye eder. Tasfiye Kurulu, iflas masasının aktifindeki paralarla, iflas idaresi sıfa-tıyla tahsil ettiği paraları muhafaza ve nemalandırma hususunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 9 uncu ve sair ilgili maddelerine tabi değildir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 36 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü bu paralar için uygulanmaz.

Tasfiye Kurulu, her türlü alacaklar bakımından tahkim, sulh, kabul ve feragat yetkileri ile banka hak ve alacaklarının takip, tahsil ve tasfiyesinde geçici 4 üncü maddede yer alan kanuni haklardan aynen yararlanır. Tasfiyeye konu menkul ve gayrimenkullerin satışında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmaz.

Söz konusu devir işlemlerinde 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7, 10 ve 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın Kemal Kabataş; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA KEMAL KABATAŞ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddeyle getirilen düzenleme, Emlak Bankasının tasfiyesine ilişkin esasları içeriyor. Bugünkü Emlak Bankasını, yetmişbeş yıllık bankayı, yetmişbeş yılda önemli sorunlar yaşamış olmakla beraber, çok büyük bir birikim de yaratmış olan bankayı tasfiyenin ve tasfiye halinde Emlak Bankası AŞ'ye dönüştürmenin altyapısını hazırlıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, getirilen model gayet basit. Emlak Bankası AŞ'nin şu anda mevcut olan şubeleri, Yönetim Kurulunun kararına göre, Halk Bankası ile Ziraat Bankası arasında bölüştürülecek ve bu şubeler, yeniden yapılandırma süreci içinde Halk Bankasının ve Ziraat Bankasının şubeleri haline dönüştürülecek; şubelerle beraber, şubelerin bilançoları, aktifi pasifi; yani, varlıkları ve yükümlülükleri de bu bankalara devredilmiş olacak. Esas olan, devredilmeyecek olanlar, bankanın sorunlu kredileri ve Bakanlar Kurulu kararıyla, Emlak Bankasının çok değerli mal varlığı. Bu mal varlığının bugünkü piyasa değeri, yaklaşık 2,5 katrilyon düzeyinde ve bu 2,5 katrilyonluk devir Toplu Konut İdaresine yapılacak; yani, bankanın özenle geliştirdiği, katrilyon değer ifade eden varlıkları devletin varlığı haline getirilecek; karşılığında da, bundan doğan açık, 2,5 katrilyonluk zarar olarak, açık olarak, Halk Bankası ve Ziraat Bankası açığına ilave edilecek.

Devletin, bu kadar değerli varlığı, bu kadar, binlerle ifade edilen köyleri, şehirleri nasıl yöneteceğini kimse bilmiyor. Devletleştiriyor muyuz özelleştiriyor muyuz, belli değil; ama, karar bu yönde. Sonda kalan, bankanın takipte kalan alacakları ve bunlardan doğan sorunlarda, bankanın, tasfiye halinde Emlak Bankası AŞ hüviyetiyle yürüteceği faaliyetlerde uzun bir tasfiye dönemine girecek; böylece, devlet, ilk defa, böylesine önemli bir kurumunu da, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, kendi kendisine tasfiye edecek.

Gerçekten, bu model, teknik olarak sorunlar yaratıyor olabilir; ama, bu modelin gerisindeki mantığın yanlışlığına tekrar işaret etmek istiyorum. Devlet, neden, bu bankanın elindeki katrilyonluk mal varlığını, nasıl yöneteceğini bilmeden ve bununla ilgili ilkeler koymadan, Başbakanlığa bağlı bir kuruma devrediyor? Bu kurumun, emlak konusunda, emlak yönetimi konusunda, arazi geliştirilmesi, development'ı konusunda ne kadarlık uzmanlığı var? Hangi kadrolarla bunu yapacak?

Biz, görev zararı yaratmayacağız mantığı içinde, 2,5 katrilyonluk yükü, bu malı, devletleştirerek, devlete alarak, karşılığını da, devletin gerçekten zor durumda olan iki bankasına aktarıyoruz ve onlar da, bu açık karşılığında, ayrıca, Hazineden, bu 2,5 katrilyonu kâğıt olarak veya nakit olarak talep edecekler.

Burada, yapılmak istenen tek şey var, IMF'ye taahhüt edilen, Emlak Bankasını kapatma sözüne altyapı oluşturmak. Bunun mantığı, bunun geçerliliği, bunun ekonomik açıdan savunulabilirliği, her açıdan tartışmalı; ama, büyük bir aceleyle, işte, getirilen bu geçici düzenlemeyle, Emlak Bankasını, Yüce Heyetin kararıyla, IMF taahhüdüne uyum göstermek açısından tasfiye ediyoruz, tasfiyeyi onaylıyoruz.

Yanlışa tekrar işaret ediyorum... Getirilen model yanlıştır, yönetim anlayışı yanlıştır ve Türk malî sistemine bir şey katmayacaktır. Çok önemli sorunları, bu düzenleme içinde yeniden gündeme getiriyoruz ve gerçekten, Emlak Bankası çalışanlarına, Emlak Bankasına, bu camianın kültürüne yazık ediyoruz. Ne yaptığımızı iyi düşünmeden, aldığımız kararı tartışmadan ve sonuçlarına doğru teşhis koymadan alelacele onaylanması riski var.

Konuyu tekrar düşüneceğiniz ümidiyle, hepinize saygılar sunuyor ve Emlak Bankası camiasına da -bunun kabul ediyorsunuz- geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabataş.

Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 713 sıra sayılı tasarının geçici 3 üncü maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz aldım; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, tasarının maddesine geçmeden önce, birkaç hususu özellikle hatırlatmak istiyorum. Gruplar adına yapılan konuşmalarda, hükümeti oluşturan DSP, ANAP ve MHP Grupları adına konuşan milletvekilleri, hemen hemen, tasarının aleyhinde görüş belirttiler. O zaman, bu tasarı kimin veya bu tasarıyı kimler getirdi veya başka bir ifadeyle, bu milletvekili arkadaşlarım, partilerinin Bakanlarının, Bakanlar Kurulu kararıyla bu tasarıyı getirdiğini bilmiyorlar mı veya seçmene ayrı, vatandaşa ayrı, tasarı metninde ayrı şeyler mi söylüyorlar? Tabiî, siyasette, bunun adına koymak lazım.

Kamu bankalarıyla ilgili düzenlemeden bahsediliyor; ama, bu düzenleme sırasında, çalışan personelle ilgili, arzu edilen düzenlemeler yapılmamaktadır. O zaman, şu soru akla geliyor: Kamu bankalarını, çalışanlar mı batırdı, hortumladı veya kimler hortumladı veya kimler kredi adı altında bu bankaları soydu veya soydurttu? Onun için, çalışanlara fatura çıkarmanın doğru olmadığı kanaatindeyiz.

Yine, bu tasarıyla, kamu bankalarına, vergi kanunlarında değişiklik yapılarak iyileştirme yapılmaktadır. Halbuki, reel sektörde iş yapan şirketler, bu vergi kanunlarında yapılan değişikliklerden istifade etmemektedir. Eğer, bankaların durumu iyileşsin ve bankalar da şirketlere kredi versin diyorsanız, bunlar, doğrudan maliyeti artırıcı unsurlardır; ihracatta da rekabeti yakalamak mümkün değildir.

Şimdi, Emlak Bankasının gayrimenkullerini Toplu Konut İdaresine veriyorsunuz, ayırıyorsunuz; daha sonra, kaynak yok diyerek, bankanın iflas ettiğini söylüyorsunuz. Halbuki, Ziraat Bankasının ve Halk Bankasının açıkları ve batık kredileri, Emlak Bankasına göre çok daha fazladır. O açıdan, bu da gözardı edilmektedir.

Daha önce düşünülen ve tasarılarda, komisyonlarda, diğer metinlerde, kamu çalışanları için, öncelikle, bu bankanın çalışanları diğer kamu bankalarına nakledilecek denilirken, şimdi, diğer kamu kuruluşlarına nakledilecek denilmektedir. Bankacılık sektöründeki yetişmiş elemanların da nereye gönderileceği belli değildir.

Yine, daha önce, Sayın Bakan ve yetkililer, banka çalışanlarını mağdur etmeyecek önlemler alınacak derken, burada, arzu edilen önlemlerin alınmadığı ve belirsizliklerin olduğu anlaşılmaktadır. Gerek kıdem tazminatı konusu gerekse emeklilik için süreler kısa tutulmaktadır ve söylenen sözler yerine varmamaktadır.

Programda, yeni vergi ve zam yok denilirken, kamu bankalarının batıkları ve açıkları, yeni vergi ve zamlarla, otoyol zamlarıyla, Akaryakıt Tüketim Vergisiyle takviye edilmeye çalışılmaktadır.

Yine, programda, konsolidasyon yok denilirken ve bir hafta önce 5 milyar dolardan bahsedilirken, 8,5 milyar dolarlık bir borçlanma ertelenmiştir, faiz oranları dolar bazında yüzde 15'tir, vadeler 3 ile 5 yıl civarındadır ve 5 milyar yerine 8,5 milyar dolar uzatma yapılmıştır. Doğrusu, üç yıl sonra, hangi kaynaklardan artan faizler ödenecektir, bilinmemektedir.

Yine, bu tasarı süratle geçirilmek üzere, kamu bankalarında yeniden yapılanma, fonlar ve şirket bölünmeleri, birbirinden ayrı ayrı konular iken, bir tasarı içerisinde ve süratle Parlamentodan geçirilmeye çalışılmaktadır.

Şimdi, burada, geçici 3 üncü maddede yapılmak istenen, Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankasına, Emlak Bankası aktif ve pasifleriyle devredilecek, açıkları Hazinece karşılanacak, Toplu Konut İdaresine de gayrimenkulleri devredilecektir; bunun için de, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu görüşü alınacaktır denilmektedir.

Şimdi, devir işlemleri sonucunda, bir tasfiye kurulu oluşturulacak ve burada, son olarak İcra İflas Kanununa göre bankanın batmış olduğu resmen böylece tescil edilecektir.

Değerli arkadaşlar, sosyal devlet olmanın özelliği, siyaset adamı olmanın özelliği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Candan, lütfen, tamamlar mısınız efendim.

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Daha sonraki maddelerde, burada çok ciddî raporlar gündeme getireceğim, yaptığımız işin yanlış olduğunu ortaya koyacağım; ama, şunu ifade edeyim: İktidar ve muhalefet birlikte ülkenin geleceği için doğru dürüst yasalar çıkarmak mecburiyetindedir diye düşünüyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Candan.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır.

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Geri çekiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Üçünü de geri çekiyorsunuz.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 4 üncü maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 4. - Yeniden yapılandırma süreci içinde, bankalarca başlatılmış ve devam eden takipler sonuçlandırılıncaya kadar  borçluların  iflası halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 221 inci maddesindeki iflas bürosu bankaların temsilcisinin katılımı ile teşekkül eder. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 223 üncü maddesindeki İflas İdaresinin,  bankaların talep etmesi halinde üyelerinden bir veya ikisi bankaların göstereceği iki kat aday arasından icra tetkik mercii tarafından seçilir. Bankalar bir üye seçtirmişse, icra tetkik mercii diğer bir üyeyi alacak tutarı itibarıyla çoğunlukta olanların göstereceği iki aday arasından, bir üyeyi de alacaklı sayısı itibarıyla çoğunlukta olanların göstereceği adaylar arasından seçer. Bankalar iki üye seçtirmişse, diğer bir üye icra tetkik mercii tarafından alacaklı sayısı itibarıyla çoğunlukta olanların göstereceği iki aday arasından seçilir.

Yeniden yapılandırma süreci içinde, bankalarca  kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış veya açılacak dava veya takipler sonuç-landırılıncaya kadar  492 sayılı Harçlar Kanununun 2 nci, 23 üncü, 29 uncu maddeleri ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükümleri uygulanmayacağı gibi her türlü ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Ayrıca bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı da aranmaz.

Türkiye Emlak Bankası A.Ş'nin tasfiyesi hükmen sonuçlandırılıncaya kadar aynı hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

Bankaların alacaklarına ilişkin davalarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seri muhakeme usulü hükümleri uygulanır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın Kemal Kabataş.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA KEMAL KABATAŞ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; oylarınızla, geçici 3 üncü maddedeki esaslar dahilinde, bu yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, artık, yetmişbeş yıllık Emlak Bankasının varlığından söz edilemez bir noktaya gelinmiş olunuyor ve yine, geçici 3 üncü maddeyle, tasfiye halinde, Emlak Bankası AŞ'nin işlemlerinin nasıl yürütüleceği ve icrada sorunlu alacakların takibinin nasıl yapılacağıyla ilgili esaslar getiriliyor. Bundan sonrası, artık, gerçekten, varlığı, kimliği ve bankacılık yapma faaliyetleri sona ermiş olan Emlak Bankası ile diğer bankaların sorunlu alacaklarının takibine ilişkin esaslar içeriyor. İflas büroları nasıl kurulacak, icra tetkik mercii nasıl oluşturulacak, bunlarla ilgili... İcra ve İflas Kanunu uygulama esasları bu maddeyle düzenleniyor.

Bu maddeyle, yine -bu bir geçici madde ama- bu alacakların tahsilinde takibe ilişkin harç istisnaları, yani, bu takiplerde Harçlar Kanunu hükümlerinin uygulanmaması, cezaevleri ile mahkeme binaları inşaı karşılığı olarak alınacak harçların ödettirilmemesi ve haciz takiplerinde teminatla ilgili iyileştirici hükümler var; bunlar, artık devletin alacağı haline dönüştü. Devlet alacaklarının tahsilindeki esaslar burada da geçerli; ama, şunu görüyoruz ki, Türkiye Emlak Bankası AŞ'nin tasfiyesinin sonuçlandırılması aşamasına kadar bu geçici madde yürürlükte kalacak.

Şundan emin olabilirsiniz ki, diğer bankaların alacaklarıyla ilgili işlemler uzamayacaktır; ama, tasfiye halinde Emlak Bankası AŞ daha uzun süre, Türk Hazinesinin elinde varlığını sürdürecektir.

Tasfiye olayında kamunun ne kadar başarısız olduğu, tasfiyenin ne kadar uzun süre devam ettiği, var olan örneklerden çok net şekilde görülüyor. Emlak Bankası AŞ, tasfiye halinde, Türk malî sistemi içerisinde daha bir süre varlığını sürdürerek yok edilecektir.

Burada nokta konulmuştur; bir millî kurum, bir büyük kurum, tüm varlığıyla, tüm birikimleriyle tarihe mal edilmiştir. Bunun sonuçlarını hep birlikte izleyeceğiz. Bunun doğru bir karar olmadığı, bunun ekonomik sonuçlarının yanlış olacağı, sektöre de bir katkı sağlamayacağı konusunda özel görüşlerim var. Partim adına, kendim adına, bu konulardan uzak olmayan bir arkadaşınız olarak da ifade ettim; gerçekten, bir büyük kuruma yazık edildi. Bu kurum rehabilite edilebilirdi. Türk kamu sektörünün, Türk ekonomisinin, konut sektöründe finansal kurumlara ihtiyacı vardır. Bunun devlet eliyle yönetilmesi gerekmiyordu, özelleştirilebilirdi. Bir büyük kimliği, bir büyük adı vardı; bütün bunları, bir anlamda çöpe attık ve yazık oldu.

Bu duygularla hepinizi yeniden selamlıyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabataş.

Fazilet Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Zeki Çelik; buyurun efendim.

FP GRUBU ADINA MEHMET ZEKİ ÇELİK (Ankara) - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; 713 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici 4 üncü maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, aslolan verimliliktir, rasyonel çalışmaktır ve hepimiz de ülkemizi seviyoruz. Kalkınmasını, gelişmesini, müreffeh insanların yaşadığı, hayat standardı yüksek, gelişmiş ülkelerle yarışan bir memleket olmasını elbette ki istiyoruz. O halde, bunun için getirilecek kanunlara, yapılacak çalışmalara uygun tavır içerisinde olmamız, destek vermemiz kaçınılmaz bir durumdur. Tabiî ki, Emlak Bankası bir ihtisas bankasıdır, Ziraat Bankası keza öyle, Halk Bankası da bir ihtisas bankasıdır. Emlak Bankası, ucuz, kaliteli konut üretmek için kurulmuş ve faaliyetine başlamış bir banka olarak, iyiniyetle başlatılan bu çalışmalar, daha sonradan mecraından sapmış ve bu banka, maalesef, yap-satçılık yapan bir kuruluş haline gelmiştir. Eğer, zaman içerisinde bu ele alınıp, daha iyi bir hale getirilmek istenseydi, rehabilite edilebilir ve hakikaten verimli bir kuruluş haline getirilebilirdi.

Ben, KİT Komisyonu üyesiyim; arkadaşlarımızla beraber yapmış olduğumuz çalışmalarda gördüğümüz şey şudur ki: Emlak Bankasının 1995 yılı hesapları, maalesef, ibra edilmemiştir, 1996 yılı hesapları ibra edilmemiştir, 1997 ve sonraki yıllar hesapları ibra edilmemiş ve bütünümüzü de üzüntü içerisinde bırakmıştır ve diğer kalanlar da halen görüşülememiştir. Şimdi, ha bugün ha yarın derken, bugünlere gelindi.

Değerli arkadaşlar, çok enteresandır, Emlak Bankasıyla iş yapan müteahhitler, Türkiye'nin en büyük firmaları olmuşlardır; ama, Emlak Bankası kâr edecek bir kuruluş olması gerekirken, maalesef, şu an, bu yıl itibariyle 450 trilyon lira zarar etmiştir. Bu mantığı anlamak, çözmek mümkün değil. Yani, bu bankalar, bu çalışmaları yaparken, kimlere hizmet etmiştir, kimlerin emirleriyle bu noktaya gelmiştir bunu anlayabilmiş değiliz. Tabiî ki, yine bu hükümetin içerisinde yeni bir genel müdür vekili tayin edildi. Bu arkadaşımız, Etibankta görev yapmış bir genel müdür yardımcısıydı; oradaki bütün menfi çalışmaların içerisinde bulunmuş, bugün de getirilmiş bu kuruluşun başına genel müdür yapılmıştır. Demek ki, iyi çalışmalar yapmayanlar dahi taltif edilme noktasına getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bakıyoruz, bankalardan kredi talebinde bulunan kuruluş ve firmalar, böyle bir talepte bulunduklarında, hazırlanan raporlarda "bu kuruluşa kesinlikle kredi verilmemesi gerekir" diye raporlar olmasına rağmen, bu insanlar kredi almaktadırlar ve daha sonra da tabiî bunu ödememektedirler.

Peki, burada alan razı satan razı gibi bir hal ortaya çıkıyor; yani, krediyi veren geri almamak, alan da ödememek üzere almaktadır. İşte, görev zararı dediklerimiz buradan kaynaklanmaktadır; yoksa, halkın lehine, vatandaşa ucuz konut vereceğim veya ziraatçı kesimine ben bir imkân tanıyacağım veyahut da Halk Bankasından kredi alan esnafa bir imkân vereceğim diye bir durum yok; verilen kredilerin hepsi toplam görev zararları içerisinde devede kulak misali kalır.

Bu arada, yine Emlakbankın çok kıymetli emlakinin çok ucuz kiralarla verildiğini ve bu kiraların da tahsil edilemediğini görüyoruz. Mesela, birçok oteli, moteli, benzinlikleri var, bunlar için verilmiş olan çok cüzi miktarlar olmasına rağmen, bunları tahsil edememektedirler. Burada, mesela bir örnek vereyim: Ataköyde bir tesisini 240 milyar lira yıllık kirayla vermişler, bunun karşılığında elde edilebilen kira geliri 8 milyar lira; ama, 98 milyar lira bunun karşılığında sadece vergi ödenebilmiş.

Şimdi, Emlak Bankası -dediğimiz gibi- bir ihtisas bankası, değerli olan personeli var, yetişmiş elemanları var. Siz, bunların hepsini bir kalemde silip, atıp ve hiç alakasız olan işlerde çalıştıracaksınız. Bu büyük bir israftır ve hakikaten bugünkü alınan tedbirlerle de alakalı olduğu görülmemektedir.

Ayrıca, bu maddeyle ifade edilen, bankalarca başlatılmış ve devam eden takipler sonuçlandırılıncaya kadar borçluların iflası halinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre iflas bürolarını kurup, bu işleri yürüteceksiniz deniliyor. Tabiî ki, bu işi yapacak olan ekip de şu anda işbaşındadır; ama, bir bakıyoruz ki, şu anda yönetime getirilen ve yönetim kurulu başkanlığını yapan zat ve ekibi, şu anda mevcut, adı geçen 3 bankanın tamamını, bugüne kadar hizmet etmiş insanları bir kalemde çizip atmakta, sanki kendileri gökten zembille inmiş, bu işi kotaracak insanlar olarak kendilerini lanse ediyorlar; ama, basında çıkan dedikodulara, yapılan konuşmalara, verilen ifadelere bakıyoruz ki, onların da kendileri çok temiz değillerdir.

O halde, biz kime teslim ediyoruz; bu tasfiye işlemini yapacak olan kuruluşun başındakiler, eğer itimada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çelik, lütfen tamamlar mısınız efendim.

MEHMET ZEKİ ÇELİK (Devamla) - Bu çalışmayı yapacak olan arkadaşların kendileri, bu noktada çok şeffaf değil, temiz değilse ve kendileri hakkında birtakım şaibeler varsa, biz bunların tasfiyesini ve bundan sonra yapılacak işlemleri bu insanlara nasıl teslim edebiliriz değerli arkadaşlar?! Bu konuda dikkatinizi çekmek istiyorum.

Tabiî ki, bugün böylesi önemli bir tasarı görüşülüyor ve maalesef, dediğim gibi, bu işlerin yürütülmesini çok ehliyetli olmayan insanlara teslim ediyoruz; yani, ciğeri -tabiri caizse- teslim gibi bir noktaya geliyoruz. Ümit ediyoruz ki, bunları değerlendirecek ve kararınızı ona göre vereceksiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır.

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Geri çekiyoruz.

BAŞKAN - Önergeleri çekiyorsunuz.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Yoklama talebimizi görmezden geldiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Nasıl görmezden geldim efendim?..

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Yoklama talebimiz vardı.

BAŞKAN - Hayır efendim, ben oylamaya başlamıştım...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Hayır efendim...

BAŞKAN - Bir dahaki maddede verirsiniz efendim, bir şey fark etmez.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Hayır efendim. Olur mu Başkanım yani?..

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Size takdim ediliyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Müteakip maddeyi okur musunuz...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, bu yanlıştır.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Sayın Başkanım, kürsüye gelmişti.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Kâğıda bakmadınız.

BAŞKAN - Önümde duruyor efendim, bu maddede dikkate alacağım.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Niye haksızlık yapıyorsunuz; onu anlamak mümkün değil?!

BAŞKAN - Haksızlık yapmıyorum efendim.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Kürsüye geldikten sonra, size gelip gelmemesi bizi alakadar etmez.

Maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 5. - Bankaların yeniden yapılandırılması ile görevli  yönetim ve denetim kurulu üyeleri, yürütmekte oldukları görevlerden yalnızca, reel sektörün faaliyetlerinin gelişip devamını temin etmek, bankaların aktiflerini seyyal kılmak, pasif  kalitesini yükseltmek ve bankaların reorganizasyonunu sağlayarak  süratle özelleştirmeye hazırlamak amacıyla yapacakları ve konusu açıkça suç teşkil etmeyen iş ve işlemlerden dolayı sorumlu tutulamazlar. Yeniden yapılandırma sürecinde ve bu amaca yönelik olarak bu kişilerin iş ve işlemleriyle ilgili, üçüncü kişilerce kusura dayalı açılacak davalar, temsil ettikleri banka veya bankalara açılır. Bankaların rücu hakkı saklıdır."

BAŞKAN- Madde üzerinde söz isteyen?...Yok.

Üç adet önerge var.

NEVZAT ERCAN (Sakarya)- Bir dakika, Sayın Başkan...

BAŞKAN- Buyurun efendim; kim konuşacak?

NEVZAT ERCAN (Sakarya)- Samsun Milletvekili Erdoğan Sezgin.

BAŞKAN- Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA ERDOĞAN SEZGİN (Samsun)- Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; bankaların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin sorumsuzluğunu öngören çok ciddî bir madde var burada.

Şu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1982 Anayasasını değiştirmek üzere, birtakım maddeler üzerinde uzlaştı ve o maddelerde de sorumsuzluk vardı. Sanki, ihtilal yasası gibi, denetim ve yönetim kurulu üyelerinin burada sorumsuzluğunu getirmekle, fevkalade olağanüstü, sistemi ve demokrasiyi rencide eden bir madde getiriyorsunuz. O kadar ki, Türkiye Cumhuriyeti Devlet hayatında bu tür yönetim ve denetim kurulları yüzlerce var; onlardan ayrıcalık getirerek, bunların sorumsuzluğunu öngörüyorsunuz.

Biz, reel sektörün faaliyetlerini geliştirip, devamını temin etmek için, gerek yönetim kurullarının gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin her türlü kararı almasından yanayız; ama, reel sektöre uygulanacak kredi imkânları, kredi tasfiyesi ve borç tasfiyesi gibi konulardaki düzenlemelerin gayet objektif şekilde yapılması gerekirdi. Eğer, siz, bu kuralları objektif şekilde kurarsanız, objektif şekilde ihdas ederseniz, bu yönetim ve denetim kurulları da, bunları objektiflik ve tarafsızlık ilkelerine göre uygulaması gerekirdi. Burada getirdiğiniz madde, memurlar arasındaki eşitlik ilkesine tamamen aykırı bulunmaktadır.

Az önce buradan... Cumhuriyet tarihimizin, hakikaten, ciddî kazanımlarından biri olan Emlak Bankasını tasfiye ediyorsunuz. Bu banka devam ettiği müddetçe, Türkiye'de konut alanında ihtisaslaşmış, önemli projelere imza atmış bir bankaydı. Bu bankayla ilgili düzenlemeleri, bu işi, Türk bürokratı, Türk zekâsı, Türk beyni değişik bir şekilde yapabilirdi; ama, maatteessüf, IMF kaynaklı ve tavsiyeli olduğu için -Türkiye'nin menfaatına ne kadar para vereceklerse versinler- bunu tasvip etmemiz asla ve asla mümkün değildir. Bu maddeyi getirmedeki amacı çok ciddî bulmuyoruz ve az önce de ifade ettiğim gibi, burada bu kurullara, âdeta, ihtilal konseyinin mensupları gibi sorumsuzluk getiriyorsunuz. Bu konunun, tamamen, hukuk ilkelerine ve devlet geleneklerimize aykırı olduğunu ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sezgin.

Madde üzerinde 4 adet önerge vardır.

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Ben, önergelerimi çekiyorum efendim.

BAŞKAN - Siz çekiyorsunuz...

Dördüncü önerge, Hükümet tarafından verilmiş bir önergedir; şimdi, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel Kurulda görüşülmekte olan 713 sıra sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın çerçeve 2 nci maddesi ile 4603 sayılı Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                  Kemal Derviş

                                 Devlet Bakanı

"Geçici Madde 5. - Bankaların yeniden yapılandırılması ile görevli yönetim ve denetim kurulu üyeleri, yürütmekte oldukları görevlerden reel sektörün faaliyetlerinin gelişip devamını temin etmek, bankaların aktiflerini seyyal kılmak, pasif kalitesini yükseltmek ve bankaların reorganizasyonunu sağlayıp özel bankalarla rekabet edebilir konuma getirerek süratle özelleştirmeye hazırlamak amacıyla yapacakları ve konusu itibariyle zimmet, ihtilas, irtikap ve rüşvet suçu teşkil etmeyecek iş ve işlemlerden dolayı sorumlu tutulamazlar.

Yeniden yapılandırma sürecinde ve bu amaca yönelik olarak bu kişilerin iş ve işlemleriyle ilgili üçüncü kişilerce açılacak davalar, temsil ettikleri banka veya bankalar aleyhine açılır. Bankaların üyelere dava açmak veya rücu etmek hakkı, yalnızca zimmet, ihtilas, irtikap ve rüşvet suçu teşkil eden fiiller dolayısıyla doğan zararlar nedeniyle mevcuttur."

BAŞKAN - Efendim, önerge işlemine başladıktan sonra Divana gelen bir önerge var; onu da okutup, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı yasa tasarısının geçici 5 inci maddesi Anayasanın 2 ve 10 uncu maddelerine aykırı olduğundan, yasa metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu önergeye?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

 

Zeki Çelik

Musa Uzunkaya

Mustafa Geçer

 

Ankara

Samsun

Hatay

 

Mahmut Göksu

Şükrü Ünal

 

 

Adıyaman

Osmaniye

 

 

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde konuşmak üzere, Sayın Musa Uzunkaya; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 713 sıra sayılı yasa tasarısının geçici 5 inci maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, burada, görevlendirilecek yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerimiz var. Bunlar kamu görevlisi. Şimdi, kamuda hiç görülmeyen bir imtiyaz, bir yeni hak oluşturuluyor. Eğer yasa metni aşağıya doğru okunursa, dikkat edilirse, çok açık bir ifade var -geçmişte, daha önce, bazı yasaların bazı maddelerinde de vardı- hata yapma ihtimalini cezalandırırken, burada deniliyor ki: "...yapacakları ve konusu açıkça suç teşkil etmeyen iş ve işlemlerden dolayı sorumlu tutulamazlar. Yeniden yapılandırma sürecinde ve bu amaca yönelik olarak bu kişilerin iş ve işlemleriyle ilgili, üçüncü kişilerce kusura dayalı açılacak davalar, temsil ettikleri banka veya bankalara açılır. Bankaların rücu hakkı saklıdır."

Değerli arkadaşlar, burada, çok açık bir şekilde, diğer sorumluluk taşıyan, akçeli işlerle meşgul olan devlet memurlarına tanınmayan bir imtiyaz, çok farklı bir şekilde, oluşturulacak olan bu yönetim kurullarına verilmek suretiyle, Anayasanın eşitlik prensiplerine ciddî anlamda bir aykırılığın var olduğunu görmemek mümkün değil. Tabiî, bilemiyorum, hükümetin burada bir önergesi vardı, değerlendirilemeye alınamadı; ancak, zannediyorum, hükümet, bu yanlışını görmüş olması lazım... Ciddî anlamda, zaten, bu bankaların birleştirilmesi, özerkleştirilmesi, devletin elinden çıkarılmasının arkasında yatan amaç, bugüne kadar, bu bankalarda yapıldığı iddia edilen yanlış uygulamalardı, gereksiz kredilerin dağılımıydı. Hiç olmazsa, bugüne kadar, bu insanlar, yanlışlarından dolayı, zaman zaman, görüntüde de olsa, bir şekilde yargılanma imkânıyla karşı karşıya kalıyorlardı, daha açığı, yargılanabiliyorlardı; ama, bu maddede, görülmektedir ki, bu insanlara, çok açık diye ifade edilen... Çok açıktan neyi kastettiklerini anlamak mümkün değil; çünkü, aşağıda, maddî konulardaki hataları, usul hataları dahi muafiyet kapsamı içinde görülebilecek bu insanların, geçmişteki banka yöneticilerinin, muhtemelen siyasî etkilerle yaptıkları hatalardan daha büyük hatalarının cezaî takibatın dışında tutulmuş olmasının ciddî anlamda yanlış olduğunu burada kabul etmek lazım.

Değerli arkadaşlar, zaten, bu yasa tasarısı, bizim kanaatimizce, hem Anayasaya hem topluma, bugüne kadar kamu kurumlarında çalışan, bu sektörde çalışan insanların hukukuna saygılı olmak açısından da ciddî sıkıntılar getirmiştir. Bugün, siyasî partilerimizin her birinin milletvekillerini tek tek ziyaret eden bu kamu bankalarında çalışan vatandaşlarımızın haklı talepleri ve istekleri, milletvekillerinin tek tek kanaatleri, daha ötesi, yasa tasarısının geneli üzerinde yapılan konuşmalarda tüm partilerin sözcülerinin görüş ve beyanları, maalesef, hep, muhalefetin şu anda dillendirmeye çalıştığı istikâmette oldu; değişik bir ifadeyle, kendilerini ziyaret eden bankacı arkadaşların talepleri istikâmetinde konuştular; ama, nedense, konuşmalar halkın talebine uygun veya ilgili sektörün mağdurlarının talebine uygun olmasına rağmen, oylar tamamen aleyhine tecelli ediyor. Böylece       -üzülerek söyleyeyim- Parlamento, mehabetini ve saygınlığını -kusura bakmayın, tırnak içi söylüyorum- sanki, milletin gözünden kaçmayacak bir tarzda, ikiyüzlülük olarak tavrını ortaya koyuyor. Bunu, samimiyetle telif etmek mümkün değildir; ya olduğunuz gibi görüneceksiniz veya göründüğünüz gibi olacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, mikrofonunuzu açıyorum, lütfen tamamlar mısınız.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Yani, siz, bir taraftan, kalkacaksınız, vatandaşın talebi istikametinde burada sözcülük yapacaksınız; ama, oylarınızı, kamu bankalarında çalışan binlerce, onbinlerce insanın yok edilmesi pahasına ve bugüne kadar bu bankalardan iç edilen paraları -çünkü, bunun arkasından gelecek diğer yasalar da var; bu yasaların ne olduğunu kamuoyu çok iyi biliyor- bugüne kadar gelen zararları, sessizce, kamunun sırtına, bu vatandaşın sırtına yükleyerek, bu işin fidyesi, bedeli olarak da onbinlerce banka çalışanını mağdur etmekten öteye geçen bir uygulama olmadığını görüyoruz.

Dolayısıyla, Anayasanın 2 nci ve 10 uncu maddesine ve hatta, diğer birçok kamu personelinin muadeletini esas alan maddelerine aykırı olduğu için, bu maddenin yasa metninden çıkarılmasını arz ediyor, bu istikamette oy kullanacağınızı umuyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzunkaya.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi, tekrar okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel Kurulda görüşülmekte olan 713 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 4603 sayılı Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                  Kemal Derviş

                                 Devlet Bakanı                

"Geçici Madde 5.- Bankaların yeniden yapılandırılmasıyla görevli yönetim ve denetim kurulu üyeleri, yürütmekte oldukları görevlerden reel sektörün faaliyetlerinin gelişip devamını temin etmek, bankaların aktiflerini seyyal kılmak, pasif kalitesini yükseltmek ve bankaların reorganizasyonunu sağlayıp özel bankalarla rekabet edebilir konuma getirerek süratle özelleştirmeye hazırlamak amacıyla yapacakları ve konusu itibariyle zimmet, ihtilas, irtikap ve rüşvet suçu teşkil etmeyecek iş ve işlemlerden dolayı sorumlu tutulamazlar.

Yeniden yapılandırma sürecinde ve bu amaca yönelik olarak bu kişilerin iş ve işlemleriyle ilgili üçüncü kişilerce açılacak davalar, temsil ettikleri banka veya bankalar aleyhine açılır. Bankaların üyelere dava açmak veya rücu etmek hakkı, yalnızca, zimmet, ihtilas, irtikap ve rüşvet suçu teşkil eden fiiller dolayısıyla doğan zararlar nedeniyle mevcuttur."

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Bu maddeyle, bankaların yeniden yapılandırılmasıyla görevli yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, yürütmekte oldukları görevlerden reel sektörün faaliyetlerinin gelişip devamını temin etmek, bankaların aktiflerini seyyal kılmak, pasif kalitesini yükseltmek ve bankaların reorganizasyonunu sağlayıp özel bankalarla rekabet edebilir konuma getirerek süratle özelleştirmeye hazırlamak amacıyla yapacakları ve konusu itibariyle zimmet, ihtilas, irtikap ve rüşvet suçu teşkil etmeyecek iş ve işlemlerden dolayı sorumlu tutulamayacakları öngörülmektedir.

Diğer taraftan, yeniden yapılandırma sürecinde ve bu amaca yönelik olarak bu kişilerin iş ve işlemleriyle ilgili üçüncü kişilerce açılacak davaların, temsil ettikleri banka veya bankalar aleyhine açılacağı ifade edilmekte ve bankaların üyelere dava açmak veya rücu etmek hakkının, yalnızca, zimmet, ihtilas, irtikap ve rüşvet suçu teşkil eden fiiller dolayısıyla doğan zararlar nedeniyle mevcut olacağı hükme bağlanmaktadır.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Başkan, Anayasanın 129 uncu maddesinin amir hükmü var; rücu hakkı şarta bağlanamaz.

BAŞKAN - Evet?..

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Olur mu efendim?! Rücu hakkı şarta bağlanamaz. Anayasanın 129 uncu maddesi sarih; idare rücu eder diyor. Yönetim kurulu bağlanamaz; çünkü, burası kamu teşekkülü. Kamu teşekkülünde böyle bir hüküm geçmez. Bunu, daha evvel, komisyonda, biz tartıştık, konuştuk, ondan sonra yazdık. Böyle bir hüküm geçirilemez efendim.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gönül.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkanım, Anayasanın amir hükmüdür; değerli milletvekili arkadaşlarıma arz ediyorum: Hiçbir kişiye, hiçbir zümreye, bir imtiyaz tanınamaz. Rüşvet, irtikap gibi suçlardan dolayı, bunun dışındaki suçlardan dolayı kurul üyeleri sorumlu tutulamaz deniliyor. Türk Ticaret Kanununun 230 uncu maddesine göre, görevi ihmal veya 240 ıncı maddesine göre, görevi kötüye kullanma... Bu şartlarda, sorumlu olmayacak bu kurul üyeleri. Başka kamu görevlileriyle aralarında ne fark vardır?! Anayasaya aykırıdır Sayın Başkan; işleme bile almamanız gerekir.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Hem bir taraftan milletvekili dokunulmazlığını kaldıralım diyorsunuz hem de bunu getiriyorsunuz.

BAŞKAN - Efendim, bu beyanlar karşısında, hükümet, bir beyanda bulunacak mı?

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - İşleme bile almamanız lazım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gönül.

MURAT AKIN (Aksaray) - Kimden ne kaçırılıyor Sayın Başkan?!

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Metni kim hazırladı Sayın Başkan?!

BAŞKAN - Hükümet bir beyanda bulunacak mı efendim, bu ifadelere karşı?

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Önerge sahibi, önergesini geri çeker, mesele biter.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Beyanda bulunsun.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Efendim, beyanla olmaz Sayın Topçu, beyan bağlamaz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, birleşime 10 dakika ara veriyorum.

                    

Kapanma Saati: 21.42

 


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.00

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER: Melda BAYER (Ankara), Sebahattin KARAKELLE  (Erzincan)

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 119 uncu Birleşimin Beşinci Oturumunu açıyorum efendim.

713 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

8.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S. Sayısı:713)  (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının geçici 5 inci maddesi üzerinde Hükümet tarafından verilen önergenin işleminde kalmıştık.

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Önergeyi geri çekiyoruz.

BAŞKAN - Önerge geri çekilmiştir. (Alkışlar)

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Geçici 5 inci maddenin oylamasına geçmeden önce bir yoklama talebi vardır.

Yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerini arayacağız.

Sayın Hatiboğlu?.. Burada.

Sayın Malkoç?.. Burada.

Sayın Çelik?.. Burada.

Sayın Özgün?.. Burada.

Sayın Ünal?.. Burada

Sayın Geçer?.. Burada.

Sayın Özyol?.. Burada.

Sayın Aslan?.. Burada.

Sayın Ulucak?.. Burada.

Sayın Yıldız?.. Burada.

Sayın Sünnetçioğlu?.. Burada.

Sayın Candan?.. Burada.

Sayın Aydın?.. Burada.

Sayın Karavar?.. Burada.

Sayın Okudan?.. Burada.

Sayın Alçelik?.. Burada.

Sayın Çiçek?.. Burada.

Sayın Uzunkaya?.. Burada.

Sayın Gündüz?.. Burada.

Sayın Albayrak?.. Burada.

Şimdi, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

8.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S. Sayısı:713)  (Devam)

BAŞKAN - Geçici 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Çerçeve 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Müteakip maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - 11/1/1954 tarihli ve 6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ek Madde 2. - Bankanın (A) grubu hisseleri ile (B) grubundan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olanların satışına ve bu satışla ilgili usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen konuşacaklar.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu madde, Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı olan vakıfların (A) ve (B) tertibi hisselerinin satışı konusundaki kararın Bakanlar Kuruluna devredilmesini ve nasıl satılacağıyla ilgili usul ve esasları da Bakanlar Kurulunun belirleyeceğini düzenleyen bir madde.

Değerli milletvekilleri, vakıflar, özellikle, Türk toplumunun çok önemli geleneklerinden birisi. Vakıflar tarihine baktığımızda, Selçuklular döneminden bu yana devam eden ve bugüne kadar Vakıflar Genel Müdürlüğümüze bağlı 4 000'in üzerinde vakfın işler halde olduğu bir yapıyı görmekteyiz. Özellikle Selçuklulardan bu yana gelen bu vakıf geleneğinde, 1923 yılında, Tekke ve Zaviyeler Yasası çerçevesinde, özellikle, bu vakıflar devletin güvencesi altına alınmış, ancak, devletin güvencesi altına alınmakla birlikte bunun Hazineye devri yapılmamıştır; yani, vakıflar yine özerk bir kurum olarak devam etmiştir. 1926'da vakıfların gelirlerini değerlendirebilmesi için bir sandık kurulmuş, daha sonra 1954 yılında bu sandıkların, bu vakıf gelirlerini iyi değerlendiremediği gerekçesiyle bu Vakıflar Bankası işte o zaman kurulmuş ve vakıfların gelirlerinin iyi değerlendirilmesine yönelik bir girişimde bulunulmuş; ama, daha sonraları, özellikle vakıflar özerk bir kuruluş; yani, insanlar mallarını mülklerini vakfediyorlar "benim bu malımla mülkümle hastane açın, fakirlere bakın veya yurtlar açın, öğrencilerin okumasına katkıda bulunun" diye hayırsever insanlar, yurttaşlarımız vakıflar kurmuşlar ve bu vakıflar da, Türkiye'de, özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmeye başlamış.

Şimdi, geldiğimiz noktada, özellikle devlet, vakıflara güven duymadığı için, vakıflara bağlı yurtların tümü Millî Eğitim Genel Müdürlüğüne, hepimizin bildiği Vakıf Gureba Hastanesi ise SSK'ya devredilmiş, vakıfların birçok mülkü böylece ellerinden alınmış.

Daha sonra, bankanın yüzde 100'ü vakıfların olduğu halde, yüzde 25'i, bir vesileyle, Vakıfbankta çalışanlara devredilmiş, yüzde 75'i vakıflarda kalmış. Vakıfların gelirleri, özellikle Vakıfbankın, bankanın sermayesinin artırımında kullanılmış. İki yıl gibi kısa bir süre içerisinde dört kez Vakıflar Bankası sermaye artırımı yapmış, 50 trilyondan 230 trilyona çıkarılmış Vakıflar Bankasının sermayesi; ancak, bu depremde çok büyük oranda hasar gören ve 17 trilyon zarar gören vakıf mallarını onarmak için hiç kaynak aktarılamamış. Vakıfların gelirlerinden elde edilen 180 trilyon lira, Vakıfbankın sermaye artırımı için kullanılmış.

Yine, Vakıfbank, aktif ve pasifinin, aşağı yukarı 4,5 katına yakın risk almış; yani, bir ölçüde, Vakıflar Bankası, çok kötü yönetilmiş, hoyratça yönetilmiş, diğer bazı devlet bankalarında olduğu gibi, büyük oranda, eşe dosta peşkeş çekilmiş.

Şimdi geldiğimiz noktada, Vakıflar Bankasının sermaye katsayısının 8 olması gerekirken, 3'lerde kalmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dönen, açıyorum mikrofonunuzu, lütfen tamamlar mısınız.

MEHMET DÖNEN (Devamla) - Madde gerekçesine baktığımızda, şu anda, vakıfların elinde kaynak olmadığı için, vakıf eserlerini tamir edemiyoruz gerekçesiyle, bakamıyoruz gerekçesiyle bu hisselerin satışı gündeme gelmiş; ama, az önce açıkladığım gerekçelerle, bu hisseler, bu vakıf mallarının onarımında değil, özellikle bankanın sermaye artırımda tekrar kullanılacak, bu hisseler de satılacak ve onun için de, bugüne kadar Anadolu tarihinde çok önemli yeri olan vakıflar geleneği de sonlandırılmış olacak.

Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Fazilet Partisi Grubu adına, Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal; buyurun efendim.

FP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Konuyla ilgili görüşlerimi arz etmeden önce, dün üniversite imtihanına giren 1,5 milyon öğrencimize başarılar diliyorum.

Birkısım öğrencimizi de, sadece, başı kapalı diye imtihan salonundan uzaklaştıran sorumlu yöneticileri, Müslüman Türk Milleti adına şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısının özünde, mevcut hükümetin beceriksizliğinin ve basiretsizliğinin neticesinde, iflasa sürüklenmiş olan üç kamu bankasının, Ziraat, Halk ve Emlak Bankalarının, zaman içerisinde tasfiyesi yatmaktadır. Bu üç banka, "görev zararı" gibi garip bir ifadenin karanlık gölgesinde kapatılmayla karşı karşıya bırakılmıştır.

Bu arada, şunu sormak istiyorum: Türkiye'de özel bankalar da var, onlar neden kâr hanelerini her yıl sonu doldurdukça doldururken, kamu bankaları zararlarla doldurmaktadır?! Tabiî, içi sahiplerince kasten boşaltılanlar hariç. Diyeceksiniz ki, ülkede bir malî kriz doğdu. Peki, krizin sebebi kim; bizatihi bu hükümetin ve bu hükümetin başındaki Başbakan değil mi?! Aslına bakarsanız, hükümetin kendisi, ülke için krizin ta kendisidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının 3 üncü maddesi, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, Vakıfbank (A) ve (B) grubu hisselerinin satışıyla ilgilidir.

3 üncü maddenin gerekçesinde "Madde ile, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait (A) ve (B) grubu hisselerin satışına ilişkin yetki Bakanlar Kuruluna verilerek, piyasaların durumuna göre satış şartlarının belirlenmesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait hisselerin azamî değerinde satılabilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır" denilmektedir. Hedef güzel veya güzel gibi görünmekte; ama, bataklığa sapladığınız bankadaki Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait hisseleri nasıl değerlendireceksiniz? O hisseler ki, onlarda kimlerin hakkı ve hukuku var; bunun şuur ve bilincinde misiniz?! Vakıf ne demek; vakfeden, vakfedilen, vakıf senedi ve bu senede riayet etmek, sadakat ve vefa göstermek ne yüce manalar taşır; düşünebiliyor musunuz?! Bir taraftan, bize nice vakfiyeler bırakmış ecdadın kemiklerini sızlatırken, diğer taraftan, güya kamu bankalarını ıslah etme bahanesiyle işinden ettiğiniz nice personeli gözyaşlarına boğuyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ümit ediyorum ki, bu hükümetin ömrü, insanlarımızın söndürdüğünüz ümitleriyle beraber söner de, halkımız rahat ve huzur bulur.

Bu duygularla, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünal.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 4 adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekillerince sadece 3 önerge verilebildiğinden, bu önergelerden yalnız 3'ünü, geliş sıralarına göre okutacağım, sonra da aykırılıklarına göre işleme alacağım. Son okutacağım önerge en aykırı önerge olduğu için, okutup işlemine devam edeceğim.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında geçen "değiştirilmiştir" ibaresinin, "düzenlenmiştir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Çekiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Geri çekiyorsunuz.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü maddesinde yer alan "... Bakanlar Kurulu yetkilidir" ibaresinin,  "...Hazineden sorumlu Devlet Bakanı yetkilidir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif  ederiz.

 

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

M. Hadi Dilekçi

Gönül Saray

 

Bartın

Kastamonu

Amasya

 

Ahmet Güzel

M. Güven Karahan

 

 

İstanbul

Balıkesir

 

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Çekiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge çekilmiştir efendim.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesi Anayasaya aykırıdır. Metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Yasin Hatiboğlu

Şeref Malkoç

Veysel Candan

 

Çorum

Trabzon

Konya

 

Musa Uzunkaya

Şükrü Ünal

 

 

Samsun

Osmaniye

 

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI KEMAL DERVİŞ - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurun efendim.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan tasarı, maalesef, süratli ve çok da tempolu gidiyor. Ben öyle tahmin ediyorum ki, milletvekili arkadaşlarım, birçok konuyu, mesela biraz önce çekilen önerge dahil, tasarıdaki o geçici 5 inci madde metnini tam anlamıyla anlamadılar.

Burada, sağlıklı bir tasarı çıksın, hepimiz istiyoruz; ama, gelişmelere baktığımız zaman, tasarının muhteviyatına baktığımız zaman ve geçmişteki bu bankalarla ilgili raporları okuduğumuz zaman, maalesef, fevkalade üzücü tablolarla karşılaşıyoruz.

Değerli arkadaşlar, hatırlanacağı üzere, bu üç kamu bankası birleştirildi ve bunların, Kamu Bankaları Yönetim Kurulu Başkanlığına da -Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu üyeleri de değişti- Sayın Vural Akışık geldi; yani, şu anda, burada, komisyonun yanında oturan değerli bürokrat getirildi.

Bu bürokratla ilgili elimde bir rapor var, o raporu takdim edeceğim ve o geçici 5 inci maddedeki sorumluluğu, bürokratlara değil, bankaya dava açılabilir diye oy verdiniz ve banka da isterse rücu edecek dediniz; yani, tekrar genel müdüre dönecek dediniz.

Değerli arkadaşlar, bakınız, bu değerli bürokrat arkadaşımız, daha önce, kendisi bankacıdır, bir bankanın sahibidir ve ortağıdır; Türk Morsinbank Genel Müdürü ve ortağıdır. 1990 yılında -elimdeki teftiş kurulu raporudur- Emlak Bankası 8 000 konutluk iş ihale ediyor. İhaleyi, ESKA Firması, yani Selim Edes alıyor, teminatı Sayın Vural Akışık'ın bankası veriyor, vermemesi gerekirken veriyor. Teminat mektubu, 20 milyon mark civarındadır. Teminat isteyen şirketin de -araya giren şirket- İngiltere'de Görniş adıyla hayalî bir şirket olduğu PTT kayıtlarından çıkıyor. Bu söylediklerimin hepsi, biraz önce okuduğum raporda yazılı ve şimdi, bu arkadaşımız, kamu bankalarının başına getiriliyor!

Elimdeki rapor, aynen şunu söylüyor: "Bu gruba -yani Selim Edes Grubuna- bu aracı banka kanalıyla, yani Akışık'ın bankası aracılığıyla, kredi adı altında kaynak aktarabilmek ve kullandırılan kredilerin mevzuata uygun görünmesini sağlayabilmek amacıyla, her türlü usulsüzlüğün yapıldığı..." Her türlü usulsüzlük yapıldı, deniliyor ve bu heyet, Paris'te toplanıyor, bir araya geliyor rapora göre; Selim Edes, Engin Civan ve Sayın Akışık bir araya geliyorlar. Bu dava dosyası, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesine intikal ediyor. Bankacılık teamüllerine aykırı oranda komisyon aldığı iddiası var.

Buraya kadar okuduğum Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporu, yine, buraya kadar okuduğum teftiş kurulu raporlarında, burada görev verdiğimiz, biraz önce "hakkında dava açılamaz" dediğimiz bürokratla ilgili birtakım iddialar var ve bunlar da, netleşmemiş ve temize çıkmamış.

Şimdi, siz, ya burada istifa edeceksiniz ya ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı istifa edecek; çünkü, gelir gelmez yaptığı ilk şey "bu üyeler değişecek" dedi ve değiştirdi. Dünyada görülmüş böyle şey yok! Aynı arkadaşın kendi bankasının genel başkan yardımcısı da, bugün, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu üyesidir. Peki, siz, şimdi, hangi hakla, kimden aldığınız yetkiyle, hakkında bu kadar iddia bulunan ve yargıda aklanmamış bir kişi hakkında "bankaya rücu etmek kaydıyla, hiçbir dava açılamaz" diyorsunuz. Peki, milletvekilleri dokunulmazlığının müzakere edildiği ve tartışıldığı bir ortamda, tayin ettiğiniz bürokrata, yolsuzluğuna rağmen, iddiaya rağmen hiç kimse dokunamayacaksa, böyle yasa olur mu?! Buna milletvekili arkadaşlarımız neden oy verdiler, neden el kaldırdılar?! Yargılanmaktan niye korkalım?.. Bakın, bu dava, ağır cezadaki dava zamanaşımına uğradı deniyor. Raporu biraz önce okudum; vakit müsait olsa, daha neler var, neler var; biraz sonra ifade edeceğim.

Değerli arkadaşlar, herkes, bu ülkede, yaptığının hesabını vermelidir ve kamuoyunda da böyle bilinmelidir; ama, hakkında ağır cezada yargılanacak kişileri, değişmez, olmazsa olmaz şart olarak getiriyorsunuz ve maalesef, milletvekili arkadaşlarım da, metni tam olarak algılamadan... Öyle süratle gidiyor ki; bugün 13.00'te geldi, 14.00'te müzakereler başladı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Candan, açıyorum mikrofonunuzu...

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hiç kimseye özel husumetimiz yoktur; ama, sık sık söylüyoruz, vekâlet alarak geldik. Bizim vekâlet aldığımız insanların bize olan güvenine layık bir yönetim oluşturmak veya kanun çıkarmak mecburiyetindeyiz. Bu rapor burada durduğu sürece, bu arkadaşımızın yapacağı en iyi şey, buradan istifa etmesidir diyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Sayın Akışık biraz önce Bakanın yanındaydı, şimdi çıktı.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sayın Akışık rapor okunmaya başlanınca çıktı gitti.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Karar yetersayısı...

BAŞKAN - Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, oylamaya başladım...

Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Müteakip maddeyi okutuyorum...

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?! Sayın Başkan, çok net bir şekilde duyuyorsunuz, duymamış gibi davranıyorsunuz; her zaman böyle yapıyorsunuz Sayın Başkan!

MADDE 4. - 11.6.1937 tarihli ve 3242 sayılı Göçmenlere Nakledilenlere ve Muhtaç Çiftçilere Tohumluk ve Yemeklik Dağıtılması Hakkında Kanun, 14.7.1970 tarihli ve 1311 sayılı Türkiye Bağcılığının Modernleştirilmesi ve Bağcılığımızın Kalkındırılması Hakkında Kanun, 15.3.1977 tarihli ve 2085 sayılı Küçük Çiftçilerin T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan Borçlarının 10 Yılda 10 Eşit Taksitle Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun, 8.7.1948 tarihli ve 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanun, 5.3.1992 tarihli ve 3782 sayılı Küçük Çiftçilerin T.C. Ziraat Bankasına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan Bir Kısım Borç Faizlerinin Silinmesine Dair Kanun, 399 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesinin (c) fıkrası ve 29.4.1995 tarihli ve 4106 sayılı Çiftçilerin T.C. Ziraat Bankasına, Tarım Kredi Kooperatiflerine, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye Zirai Donatım Kurumuna, Toprak Mahsulleri Ofisine, Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğüne Olan Bir Kısım Borç Faizlerinin Silinmesine Dair Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

29.4.1995 tarihli ve 4106 sayılı Çiftçilerin T.C. Ziraat Bankasına, Tarım Kredi Kooperatiflerine, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye Zirai Donatım Kurumuna, Toprak Mahsulleri Ofisine, Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğüne Olan Bir Kısım Borç Faizlerinin Silinmesine Dair Kanunun 1 inci, 3 üncü, 4 üncü, 9 uncu ve 10 uncu madde metinlerinden "T.C. Ziraat Bankası" ve "Tarım Kredi Kooperatifleri" ibareleri çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 713 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz aldım; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tasarıyı, aslında, üç başlık altında mütalaa etmek mümkün. Bir tanesi, kamu bankalarının yeniden yapılandırılması. İkinci madde olarak, fonlarla ilgili bir düzenleme yapılmaktadır; bu, doğru bir adımdır. Tasarının içerisinde fonlarla ilgili yapılan düzenleme doğrudur. Üçüncüsü de, şirketlerle ilgili, banka şirketleriyle ilgili yapılan bir düzenlemedir; ama, bu da olumlu olmakla birlikte eksiktir. Reel sektör şirketlerine... Yani, Vergi Yasasındaki düzenlemeleri onlara da aksettirmek suretiyle, bütünlük arz edecek bir şekilde düzenleme yapmak lazım.

Değerli arkadaşlar, bu 4 üncü madde çok enteresandır. Tarım Bakanı, sık sık, işte, çiftçi dostu olduğunu söylüyor. Bu tasarının 4 üncü maddesi diyor ki, tarım sektöründe hizmet yapanlara; yani, muhtaç çiftçilere tohumluk, yemeklik dağıtılması, bağcılığın modernleştirilmesi, küçük çiftçilerin borçlarını on yılda eşit taksitle ödemeleri, çiftçilerin Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasına, tarım kredi kooperatiflerine, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne, Ziraî Donatım Kurumuna, Toprak Mahsulleri Ofisine, Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğüne borçlarının silinmesi kaldırılmıştır.

Aslında, bu, bir yerde, tarım sektörüne bir ferman gibi; bütün kaynaklarını kurutmaktadır. Peki, ona karşılık, bütçe içerisinde, bütün tarım sektörüne, ancak 400 trilyonluk bir para ayrılmıştır.

Peki, şimdi, acaba şöyle bir detaylı düşünsek; banka batıranları affediyorsunuz; biraz önce geçici 5 inci maddede, hortuma alet olanların yargılanmasını önlüyorsunuz ve birçokları hakkında hiçbir işlem yapılamıyor ve kamu bankalarıyla ilgili 30 katrilyonluk ek, ilave, kâğıtlar veriyorsunuz; yani, ne lazımsa, bankacılık sektörünü düzenleme adı altında ne lazımsa yapılıyor, malî sektörde yapılıyor.

Peki, bu çiftçiler, son on yılda kaç para aldı, ne kadar faiz ödedi, ne kadar borç etti, bir de ona bakmamız lazım.

Değerli arkadaşlar, ona baktığımız zaman, bu fonlardan tarım sektörüne harcanan paralar, bankaların görev zararı adı altında batırılan paralara karşı hesaplandığı zaman hiçbir mana ifade etmemektedir. Denilebilir ki, dünyanın birçok yerlerinde böyle fonlar yoktur; yani, siz, her çiftçiye tarım kredi borcunu kaldır, Ziraat Bankasına borcunu kaldır...

Burada, bir de çok söylenilen, Sayın Bakanın "siyaset, ekonomi üzerinde artık etkisini kaybedecek..."

Peki, siyasî irade etkili olmayacaksa, kim etkili olacak? IMF ve Dünya Bankası bize diyor ki, şimdi, pancarı az ekeceksiniz; peki. Buğdayı az ekeceksiniz, yardım etmiyorum; ona da peki.  Tütünü de az ekeceksiniz...

 Sayın Derviş'in, Sayın Bakanın, buraya gelip, çiftçilerin ne yapacağını söylemesi lazım. Diyecek ki, efendim, işte, ekimlerin programlanması lazım. Peki, sen program verdin mi; yok. Ne ekecek ondan sonra; o da yok. Yani, altyapısı olmadan çiftçilerin kaynaklarını kökünden kestiğiniz zaman ne olacak? Ne olacak, ben söyleyim size; buğdayı da ithal edeceksiniz.

1974'lerde -hatırlayın- aynı düşünce, aynı zihniyet, bize şunu söylüyordu: "Siz sanayii bırakın, siz bir tarım ülkesisiniz, kendi tarımınızla geçinebilirsiniz." O gün o tavsiyeler yapılıyordu. Ama, değerli arkadaşlar, ekbütçe 30 katrilyon iken, bunun 24,5 katrilyonu faize giderken, IMF "siz, böyle bir bütçeyle, ödediğiniz bu kadar faizle adam olmazsınız" demiyor.  Peki, ne diyor: "Memura vermeyeceksiniz, işçiye vermeyeceksiniz." Kazara toplu iş sözleşmelerinde azıcık para verildi, buğday taban fiyatına azıcık  -halbuki hükümet şu anda, alım yapmadığı halde- para ayrıldı görünüyor, daha verilen yok; ama, bunu karşılamak üzere, IMF ve Dünya Bankası yetkilileri ağır ithamlar ettiler ve hemen köprüye zam, otoyollara zam geldi.

Değerli arkadaşlar, bir son cümleyle konuşmamı bitirmek istiyorum. Bu memleketin tarımını, IMF ve Dünya Bankası yetkilileri mi daha iyi düşünür, Muhterem Heyetiniz mi daha iyi düşünür? İşte, konsolide edildi 10 milyar dolarla. Sayın Derviş'e soruyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Candan, lütfen, tamamlar mısınız efendim...

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Üç yıl sonra, hükümet düştü, değişti, Sayın Derviş bakanlıktan gitti, belki Amerika'ya koydu gitti. Peki, bu işin sorumlusu kim olacak, üç yıl sonra bize kim hesap verecek? Bu yapılan yanlışın, konsolide edilen yüzde 15 dolar bazında faizin hesabını kim verecek? 10 milyar dolar para aldınız; üç yıl sonra, nasıl, hangi şartlarda, nereden ödeyeceksiniz? Yüzde 15 dolar bazında faiz, üç yıl vade; dünyanın neresinde görülmüş? Bize örnek Arjantin deniliyor.

Değerli arkadaşlar, Arjantin değil, bizim, en az borçla, kendi imkânlarımızla ayakta duracak bir ekonomik modele ihtiyacımız var.

Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın Zeki Ertugay; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 713 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bazı olumlu düzenlemelerin yanında, olumsuz birçok düzenlemenin yapıldığı ve telafisi mümkün olmayan hataların ortaya çıkacağı, birçok olumsuz maddenin olduğu bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Uzmanlaşmış, Türkiye ekonomisine, Türkiye'ye önemli hizmetler vermiş olan bir bankanın ve onun, yine, uzmanlaşmış insanlarının, çalışanlarının tasfiye edilmesi yanında, bu getirilen düzenlemeyle de, Türk tarımı için 57 nci hükümetin başından beri uyguladığı yanlış politikalar sonucu son noktasına, tahammül sınırını aşma noktasına gelmiş olan Türk tarımına son bir vuruş daha yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, kanun tasarısının ilgili maddesinin okunmasından da görüleceği gibi, bu madde bu şekliyle geçtiği takdirde, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının çiftçilerle arasındaki münasebetleri düzenleyen, daha doğrusu, çiftçilere hizmet götürmesine yönelik beş önemli kanun yürürlükten kaldırılmaktadır ve denilebilir ki, bunlar yürürlükten kaldırılıp bu yetki, destekleme ve çiftçilere yönelik yeni uygulamaların getirilmesi yetkisi, Bakanlar Kuruluna verilmektedir. Bakanlar Kuruluna böyle bir yetki verilse dahi, kanunî bir düzenleme olmadığı için, bu kanunla düzenlenen, çıkarılan, iptal edilen kanunlarla çiftçilere verilen hak ve imkânlar yerine getirilmeyecek demektir. Bakın, yasa tasarısıyla kaldırılan kanunlar şunlar: Türkiye Bağcılığının Modernleştirilmesi ve Bağcılığımızın Kalkındırılması Hakkında Kanun, Küçük Çiftçilerin TC Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan Borçlarının 10 Yılda 10 Eşit Taksitle Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun -5 Kanun kaldırılıyor- ve Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanun.

Değerli milletvekilleri, bugüne kadarki uygulamalarla, özellikle, 57 nci cumhuriyet hükümetinin gerek hükümet programıyla gerek 1999-2000-2001 yılları bütçeleriyle ve gerekse IMF'ye vermiş olduğu niyet mektuplarıyla, Türk tarımında destekleme tamamen kaldırılmıştır. Şimdi ise -adından da anlaşılacağı gibi- Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanun da kaldırılmaktadır; yani, aslında, bu bir destekleme maddesi de değildir. Eğer, herhangi bir tabiî afet anında, bir felakete uğramış çiftçi var ise -ki, bu, seldir, dondur, kuraklıktır, yangındır- sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, onun zarar ziyanının hafifletilmesi noktasında bir düzenleme var; bu üç kuruşluk yardımı bile Türk çiftçisine çok gören bir zihniyetle, bir anlayışla düzenlenmiştir. Bu bakımdan, bu konuda, Yüce Meclisin bu yasa tasarısını çok iyi değerlendirmesini arzu ediyorum.

İnanıyorum ki, birtakım yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkarılması konusunda dayatmada bulunan, hazır olarak önümüze getiren ve burada ciddî bir müzakere imkânı bulmadan çıkarılmasına neden olan kuruluşlar, çevreler bile, IMF bile, bu kanunun bu haliyle çıkmasını, muhtaç durumdaki çiftçilere verilecek her türlü desteğin, yardımın yapılmasını sağlayacak bir kuruluşun ortadan kaldırılmasını acımasız bulurlar. O bakımdan, bunlar, gerçekten, telafisi mümkün olmayan ve Türk tarımını bitiş noktasına getiren ve çiftçiyi yok etme noktasındaki en temel ve geriye dönüşü zor olan adımlar olacaktır.

Lütfen, kanun tasarılarını, kanun tekliflerini, kendi millî ihtiyaçlarımıza göre, kendi insanımızın, ülkemizin ekonomik yapısına göre ve insanımızın sosyal ihtiyaçlarına göre, Meclis iradesiyle ele alalım ve bu konuda gayretlerimizi, bu noktada yoğunlaştıralım. Aksi takdirde, tarih de, millet de, gelecek nesiller de, bugün yok ettiğimiz tarımın ve açlığa, sefalete mahkûm ederek, geleceğimizi ipotek altına aldığımız bu uygulamaların hesabını hepinizden sorar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ZEKİ ERTUGAY (Devamla) - Bu, yasa tasarısının Meclise geldiği noktada, inanıyorum ki, öyle karmaşık bir düzenleme getirilmiş ki, bu düzenlemeler içerisinde, neyin, nasıl yapıldığı, hangi düzenlemelerin ortaya çıkarıldığı, açıkça anlaşılmamaktadır.

Biraz önce verilen bir önergenin vahametini hep birlikte yaşadık. Bu bakımdan, ben, şahsen, Doğru Yol Partisinin bir sözcüsü olarak, bu madde üzerinde görüşlerimi arz ederken, bu kanun tasarısının geri çekilmesini ve üzerinde tekrar, ciddî bir müzakere yapıldıktan sonra Yüce Meclise getirilmesini temenni ediyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ertugay.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, şimdi gelen, 1 adet önerge vardır. Onun için dağıtamıyorum; ama, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesi Anayasaya aykırıdır. Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Musa Uzunkaya

Yahya Akman

Mustafa Geçer

 

Samsun

Şanlıurfa

Hatay

 

Şeref Malkoç

Özkan Öksüz

 

 

Trabzon

Konya

 

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükümet?..

ÇEVRE BAKANI FEVZİ AYTEKİN (Tekirdağ) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Malkoç, buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Üzerinde görüştüğümüz madde, kanaatimizce, Anayasanın 170 inci,

171 inci, 172 nci, 173 üncü maddelerine ve ayrıca, cumhuriyetin temel niteliklerini sayan, Anayasanın 2 nci maddesindeki sosyal devlet ilkesine aykırıdır.

Değerli arkadaşlarım, 57 nci hükümet döneminde çıkarılan birçok kanun ve kanun hükmünde kararname vardır; ancak, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca, hiçbir hükümet döneminde, bu hükümetteki kadar, Anayasa hiçe sayılmış ve çiğnenmiş değildir. Bunun en açık örneği, 57 nci hükümetin çıkardığı kanun veya kanun hükmündeki kararnamelerden 50 tanesi, Anayasa Mahkemesine getirilmiştir Fazilet Partisi tarafından, anamuhalefet partisi tarafından. Anayasa Mahkemesine açılan bu 50 tane davadan, 36 tanesi sonuçlanmış, 3 tanesi, usul eksikliği yönünden geri çevrilmiştir; ama, geri kalan 33 tane kanun veya kanun hükmündeki kararname, Anayasa Mahkemesinden dönmüştür. İşte, bu tecrübeyi yaşamış, bu dava dilekçelerine katkıda bulunmuş, emeği geçmiş bir arkadaşınız olarak söylüyorum, görüştüğümüz bu madde, Anayasanın 2 nci maddesine ve biraz önce saydığım maddelerine aykırıdır.

Değerli arkadaşlarım, 57 nci hükümetin ve bu hükümetteki partilere mensup arkadaşların bu Meclisten çıkardığı kanunların Anayasaya aykırılığı sebebiyle, Anayasa Mahkemesine çok fazla müracaat oldu dedim. Anayasa Mahkemesi, bu dönemde, âdeta, 1961 Anayasasında yeri olan Senato gibi çalışmıştır; yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinden gelen birçok kanunu ve kanun hükmündeki kararnameyi, âdeta, Senato gibi incelemiş, Anayasaya uygun hale getirmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bundan onbeş gün önce, yine bu Mecliste, bu kürsüde, RTÜK'le ilgili, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kanunuyla ilgili, defalarca söyledik, defalarca konuştuk. Hatta, Fazilet Partisinin Değerli Grup Başkanvekili, Sayın Yasin Hatiboğlu -ben hatırlıyorum, tutanaklarda var- bu kürsüden şöyle söyledi: "Bunlar yanlış hesaptır. Yanlış hesaplar, eskiden Bağdat'tan dönerdi, şimdi Bağdat'a gitmeden, öyle zannediyorum, Çankaya'dan dönecek." Yani, Anayasa Mahkemesine dahi intikal etmeden, Çankaya'dan döndü. Bütün bunları şunun için söylüyorum.

Şimdi, IMF'den "15 kanunu, 15 günde çıkarın" diye, adına talimat deyin, tavsiye deyin, ne söylerseniz söyleyin, bu Meclisi rencide eden, milletvekillerini rencide eden bir tavsiye geldi veya talimat geldi. Hükümete bu tavsiyeler gelince, IMF "vur" diyor, siz öldürüyorsunuz. Çiftçinin, memurun, işçinin, esnafın, emeklinin, hiçbirinin sözünü dinlediğiniz yok. Sizin için, varsa yoksa Dünya Bankası, varsa yoksa IMF; alacağınız 2 kuruşluk yardım. Ben öyle inanıyorum ki, eğer, Türkiye'de, bazı sanayiciler, bazı işadamları gerektiği gibi morallendirilse, desteklense, onlara takviyede bulunulsa, IMF'nin size vereceği paranın en az 2 katını, beş ayda size temin ederler; ama, Türkiye'de, herkesi dar duruma soktunuz.

Değerli arkadaşlarım, o açıdan, bu maddenin, en azından bu maddenin, tasarı metninden Anayasaya aykırılığı sebebiyle çıkarılmasını teklif ediyoruz. Aksi takdirde, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, bu madde, Anayasanın 2 nci maddesindeki sosyal devlet ilkesine, yine 170 inci maddesindeki orman köylüsünün korunmasıyla ilgili hükme, 171 inci maddesindeki kooperatifçiliğin geliştirilmesi ve teşvik edilmesiyle ilgili hüküm gereği, yine 172 nci maddesindeki tüketicinin korunmasına ilişkin Anayasa hükmüne ve yine, Anayasanın 173 üncü maddesindeki esnaf ve sanatkârın korunmasına dair Anayasanın amir hükmüne aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Malkoç.

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) - İnşallah, yol yakınken, Çankaya'dan veya Anayasa Mahkemesinden dönmeden bu önergemize destek vereceğinizi umut ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Malkoç.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum...Kabul edenler... Etmeyenler...

Karar yetersayısı yoktur.

Birleşime ne kadar ara verelim sayın grup başkanvekilleri? Kapatalım mı?

MEHMET DÖNEN (Hatay) - Bu kadar da olmaz ki...

RAMAZAN GÜL (Isparta) - Neden bu kadar ısrar ediyorsunuz...

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - 10 dakika Sayın Başkan.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - 23.00'e kadar.

BAŞKAN - Birleşime 5 dakika ara veriyorum efendim.

Kapanma Saati : 22.47

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.57

BAŞKAN: Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER: Melda BAYER (Ankara), Sebahattin KARAKELLE (Erzincan)

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 119 uncu Birleşimin Altıncı Oturumunu açıyorum efendim.

713 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

8.- Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/876) (S.Sayısı:713)  (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 4 üncü maddesi üzerinde, Sayın Malkoç tarafından verilen önergenin işleminde kalmıştık ve oylamada karar yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunuyorum: Önergeyi kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Müteakip maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ  BÖLÜM

Bazı Fonların Tasfiyesi ile İlgili Hükümler

MADDE 5. - 9/6/1958 tarihli ve 7126 sayılı Sivil Savunma Kanununun 36 ncı  maddesi  aşağıdaki şekilde, 38 inci maddesinde geçen "Sivil Savunma Fonundan;" ibaresi "Aşağıda sayılan giderler İçişleri Bakanlığı bütçesine konulan ödeneklerden ve/veya özel ödenek kaydedilen tutarlardan karşılanır." şeklinde değiştirilmiş;  37, 39 ve 46 ncı maddeleri ile 38 inci maddesinin (e) bendinde yer alan "karşılanır." ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

"Madde 36. - Sivil savunmanın gerektirdiği her türlü giderler ile 38 inci maddede belirlenen giderlerin karşılanmasında kullanılmak üzere;

a) Giderlerini özel gelirleriyle karşılayan ve Hazine yardımı almayan katma bütçeli idareler gelir bütçelerinin yüzde 1'i,

b) Sermayesinin tamamı  Devlet tarafından verilen ve sermayesinde Devletin iştiraki olan teşekkül, müessese ve şirketler ile resmi ve özel bankalar ve özel kanunlarla kurulan kurum ve teşekküller ile sermayesinin yarısından fazlasına bunların iştiraki suretiyle tesis edilen ortaklıkların bütçelerinin veya bilançolarındaki safi kârlarının binde 5'i,

c) Bağış ve yardımlar,

İçişleri Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına yatırılır. Yatırılan bu tutarlar Maliye Bakanlığınca bir yandan genel bütçeye özel gelir, diğer yandan sivil savunma hizmetlerinde kullanılmak üzere İçişleri Bakanlığı bütçesinde açılacak tertiplere özel ödenek kaydedilir. Özel ödenek kaydedilen bu tutarlardan yılı içerisinde harcanmayan miktarları ertesi yıl bütçesine devren özel gelir ve ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Bu maddede öngörülen gelirlerin tahsilatında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Süresinde yatırılmayan tutarlar için söz konusu Kanunda belirtilen gecikme cezaları dışında ayrıca ita amirleri ve muhasiplerden bu tutarların yüzde 10'u oranında  ceza tahsil edilir.

Afet durumlarında, ilgili saymanlık hesaplarından acil ihtiyaçları karşılamak amacıyla gerekli işlemler ve belgeler daha sonra tamamlanmak ve mahsubu özel ödenek kaydedilen tutarlardan yapılmak üzere  gerekli sayıda personele ayrı ayrı olmak üzere avans verilebilir.

Özel ödenek kaydedilen tutarların toplanması, harcanması ve genel hükümlerin avans ve kredilere dair sınırlamalarına bağlı kalınmaksızın avans verilmesi ile mahsubuna ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mustafa Geçer... buyurun Sayın Geçer. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MUSTAFA GEÇER (Hatay) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 713 sıra sayılı bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin değişikliğiyle ilgili tasarının 5 inci maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi selamlıyor, saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda görüşmekte olduğumuz tasarı, çok değişik kanunlarda, çok değişik yönden değişiklikler getiriyor, bazı yasaların maddelerini yürürlükten kaldırıyor; yani, burada şunu söyleyebiliriz: Türkiye'de yaşanan bir sosyoekonomik değişimin gereği olarak bu yasalarda da, artık, şablona uymayan alanlarda değişiklikler yapılmasına gidiliyor.

Tabiî, Türkiye'de, bugüne kadar elde edilmiş birikimlerin, kazanımların ve kamuya ait alanlardaki birikimlerin, ekonomik kurumların, iktisadî kurumların tasfiyesiyle birlikte, kamu bankaları üzerinde de tasfiyeler yapılması yönünde düzenlemeler getirildi; şu anda, bu tasarıda gerçi 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Emlak Bankası ve Halk Bankasının özelleştirilmesi ve Emlak Bankasının tasfiyesine ilişkin bazı maddelerde de değişiklikler getiriliyor.

1983 ile 1985'ten sonra bütçe dışında oluşturulan birtakım kaynaklardan meydana gelen fonların da bir kısmının tasfiyesi burada gündeme getiriliyor; ancak, o zamanlar, tabiî, bütçedışı, bütçede birlik prensibini ihlal ettiği için ve denetimden uzak kaldıkları için bu fonlar üzerinde birtakım eleştiriler olmuştu; ama, 1985'ten bu yana uygulandı. Bunlar zaman zaman kaldırılıyor. Hangi alanlarda nasıl kullanıldı, yerinde mi kullanıldı, kullanılmadı mı, bu noktalardaki birtakım müphem alanlar, karanlık alanlar mevcut; ama, bunlarla birlikte, 57 nci hükümetin, tahmin ediyorum; yani, Türkiye'deki yapısal değişikliğe üç parti arasında tam bir birlik ve beraberlik içerisinde bir iradeyle karar verip vermedikleri noktasında herhalde birtakım tereddütler, ayrılıklar var ki, bugün, mevcut hükümetin dahi bu alanda yapmış olduğu düzenlemeler üzerinde de sık sık değişiklerin olduğunu görüyoruz.

Burada bakıyorum, işte, 25.11.2000 tarihinde 57 nci hükümetin çıkardığı 4603 sayılı Yasada da bazı değişiklikler yapılıyor; yani, o gün önümüze reform diye getirilen bu yasalar, birkaç ay sonra, beş ay sonra, altı ay sonra, yaşına değmeden, tekrar, yeni bir reformla kaldırılmaya çalışılıyor. Yani, aslında, burada bir şeye karar vermek lazım diye düşünüyorum ben; çünkü, ona karar verilemezse bu Mecliste daha çok yasalar, çok düzenlemeler yapılacak. Bunlar da memlekete, millî ekonomiye ve ülkemize veya sosyal barışa fayda sağlayacak mı sağlamayacak mı, bunlarda da tereddütler oluşacak.

Bugüne kadar yapılan çalışmaların neticelerini kısa vadede gördük, bu neticelerin hiçbir zaman için ülkenin meselelerine çözüm getirmediğini de gördük maalesef; ama, bundan sonra çalışmalara en azından bir kararlılık içerisinde gidilmesi; yani, Türkiye'de gerçekten bir liberal sisteme geçilecekse, bunun ekonomik, siyasî, hukukî ve ülkedeki fikir alanlarında yapılması gerektiğine inanıyorum; ama, burada tek yönlü olarak; yani, liberalizmin temel felsefesi "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinlerin" de, halk deyimiyle "altta kalanın canı çıksın" mantığının da Türkiye'de uygulanıp uygulanmadığını bilmiyorum doğrusu; çünkü, bazı kesimlere "bırakın yapmasınlar" bazı kesimlere "bırakın yapsınlar" şeklinde birtakım yansımalar, yasal düzenlemeleri, bunlarda da görüyoruz. Aslında, bu düzenlemede, bu tip bir düşüncenin, bu tip tutarsızlığın veya şu andaki mevcut hükümetin bu alanda bu dönüşüm hakkındaki birlik ve beraberlik içinde hareket etmediğinin göstergeleri olarak görüyorum ve bir de, yapılan tüm düzenlemelerde devletin sosyal boyutunun, sosyal devlet ilkesinin kesinlikle ihlal edildiğini; yani, suyun altında nefesi yeten kalsın... Milyonlarca insan bugün açlık sınırının altında yaşarken, daha büyük sermaye gruplarının -ki Türkiye'de oluşmamış olmasına rağmen- birtakım alanlarda büyük kârlar sağlaması, büyük rantlar elde etmesine karşılık, insanlarımızın âdeta ezilmesine göz yumulmasında devletin sosyal görevinin, sosyal boyutunun ihmal edildiği kanaatindeyim.

Burada, şimdi, bu ilgili maddede -5 inci maddede- ikinci bölümde bazı fonların tasfiyesi gündeme getirilmiş. Sivil Savunma Fonu diye zikredilen 9.6.1958 tarihli ve 7126 sayılı Sivil Savunma Kanununun 36 ncı maddesinde bir değişiklik getiriliyor "Sivil Savunma Fonundan" ibaresi "aşağıda sayılan giderler İçişleri Bakanlığı bütçesine konulan ödeneklerden ve/veya özel ödenek kaydedilen tutarlardan karşılanır" ibaresinde "karşılanır" kelimesi de

kaldırılıp, 36 ncı maddede, yine bu fonların hizmet ettiği alanlarda oluşacak boşalmalara ve bu boşluğun doldurulmasına karşılık, ikinci fıkranın (a) bendinde "giderlerini özel gelirlerle karşılayan ve Hazine yardımı almayan katma bütçeli idareler gelir bütçelerinin yüzde 1'i ve sermayesinin tamamı devlet tarafından verilen ve sermayesinde devletin iştiraki olan teşekkül, müessese ve şirketler ile..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA GEÇER (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MUSTAFA GEÇER (Devamla) - ...binde 5 gibi, diğer bağış ve yardımlar, yine, tekrar, bu fonun açılan boşluğunu doldurmak için konuluyor. Bunların yönetilmesi, idaresi, tahsilatı hususunda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanmakla birlikte, süresinde yatırılmayan fonlar ve gelirlerle ilgili, buna müsebbip ita amirleri ve muhasiplerden bu tutarların yüzde 10'u oranında bir ceza alınması öngörülüyor. Bunların düzenlenmesi, yine bir yönetmelikle olacak; "Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelik düzenlenir" deniliyor.

Aslında, fonların kaldırılması, bir noktada, bütçedeki birlik prensibi ve denetim ilkesi açısından önemlidir; ancak, tabiî, onların verdiği hizmet alanlarının da başka türlü, genel bütçeye dahil alanlarda düzenlenmesi noktasında, bu maddenin yerinde olduğunu belirtiyorum.

Bu düzenlemenin hayırlı olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Fonların kaldırılmasını, daha doğrusu bütçe içerisine alınmasını ve denetim altına alınmasını, gerçekten, bizim de söylediğimiz, daha önce bizim başlattığımız bir girişimin devamı olarak görüyoruz ve bu maddenin de olumlu olduğu kanısındayız.

Değerli arkadaşlarım, burada, Sivil Savunma Fonu gelirlerinin bütçe içerisine alınıp, buradan, İçişleri Bakanlığı bütçesi vasıtasıyla harcanması yolu seçiliyor. Bence, bu aşamada, sivil savunma teşkilatımızın yeniden yapılanmasını, herhalde buradaki bütün arkadaşlarımız, özellikle deprem sonrasında, çok açık bir biçimde arzu etmektedirler.

Onun için, sivil savunma, 1950 sonrasındaki savunma mantığı içerisinde organize olmuş bir teşkilat; ama, özellikle, Türkiye'de, deprem ve sel felaketleri gibi doğal afetleri, gerçekten, yeterince algılayamayan bir teşkilat olarak karşımızda durmakta. Bunun için, Sivil Savunma Teşkilatımızın yeniden yapılanması ve buradaki gelirlerinin de buna paralel olarak artırılması gerekir. Bütçe içerisine alalım; ama, buralardaki gelirlerin bir kısmını da artırmak gerekliliği, bence, karşımızda durmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, ikinci konu, özellikle, fonların neden kurulduğu, ki, fonların bütçe içerisine alınması elbette ki hepimizin amacı; ama, bu konuda selektif davranmak gerekir. Özellikle, fonlara toptancı bir ret anlayışıyla yaklaşmamak gerekir; çünkü, fonlarla, ülkemizde gerçekten, çok olumlu, çok verimli işler de yapılmıştır. Bu yapılan işler ki gerçekten, bürokrasinin hantal yapısı içerisinde yapılamayacak bir çok işi bu fonlar aracılığıyla başarmışız.

Fonların, genel olarak her alanda kurulmasına karşıyız, sulandırılmasına karşıyız; ancak, fonların verimli alanlarda kullanılmasında çok büyük yarar vardır. Yarın bu sıkıntıların birçoğunu arkadaşlarım kendi bölgelerinde yaşayacaklar ve bu fonların gereksinimini özellikle kendileri de duyacaklardır. Çünkü, özellikle, Maliye anlayışıyla olaya baktığımızda, Maliyeden, bu bütçelerden ödenek çıkarmak böyle çok kısa sürede kolay değil. O bürokratik engellerden ödenek çıkararak, kısa sürede iş yapmak, kaynakları verimli kullanmak çok kolay değil. Belirli alanlarda bu fonları verimli olarak kullanmak gerekir.

Tabiî ki, bu fonları daha şeffaf, denetime daha açık bir biçimde yönetmek lazım, bu anlayışla yönetmek lazım. Yani, şimdi, biz, çok gerekli olduğunu düşünerek fonları kuruyoruz, ondan sonra da, bu fonlar gereksiz diye, iyi yönetemedik diye, şeffaf yönetemedik" diye tekrar kaldırıyoruz. Göreceksiniz, ileride bu fonların birçoğunu tekrar, yeniden, kurma ihtiyacıyla karşı karşıya kalacağız diye düşünüyorum. Hatta, ileride değil, çıkan yasalara iyi bakarsanız, özellikle, fonların yerini alacak, döner sermayeler, birçok bakanlığımız ve genel müdürlüğümüz tarafından burada yeniden kurulmakta, onlara yeniden kaynak aktarılmaktadır.

Şimdi, fon ile döner sermayenin ne farkı var; o da bütçe dışında, diğeri de bütçe dışında, yani, ikisi de bütçe dışında. Onun için, bütçe dışında verimli kullanılabilecek, şeffaf kullanılabilecek bir kaynak, elbette ki daha yararlı olabilir. Her alanda değil; ama, belirli, selektif alanlarda bunlar kullanılırsa, ülkemizin kalkınmasında çok önemli işlevleri yerine getirebilir diye düşünüyoruz.

Biz, Doğru Yol Partisi Grubu olarak, fonların genelde bütçe içerisine alınması görüşündeyiz; çünkü, fonlar belirli ölçüde sulandırılmıştır; ama, belirli fonların daha iyi kullanılarak, şeffaf biçimde kullanılarak ülkemiz yararına kullanılmasından yanayız. Bu anlayışla getirilen, özellikle, Sivil Savunma Fonunun bütçe içerisine alınmasına biz de olumlu bakıyoruz; ancak, sivil savunma teşkilatımızın yeniden yapılanması konusunda, yeni kaynaklara ihtiyaç duyduğunu da biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dönen, lütfen tamamlar mısınız efendim.

MEHMET DÖNEN (Devamla) - Bu yasa çıkarken bütün olarak düşünerek yeni kaynakların da burada verilmesi gerekli olduğu kanısındayız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dönen.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardı; önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesinin madde 36'da düzenlenen (b) fıkrasında "şirketler ile resmî" ibaresinden sonra gelen "ve" ibaresinin (,) olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Önergemi çekiyorum efendim.

BAŞKAN - Geri çekiyorsunuz efendim.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesinin madde 36'da düzenlenen (b) fıkrasında geçen "iştiraki" ibaresinin "katılımı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Önergemi çekiyorum efendim.

BAŞKAN - Çekiyorsunuz önergenizi...

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesinin madde 36'da düzenlenen (c) fıkrasında yer alan "ertesi yıl" ibaresinin "ertesi sene" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Cafer Tufan Yazıcıoğlu

                                              Bartın

CAFER TUFAN YAZICIOĞLU (Bartın) - Önergemi çekiyorum efendim.

BAŞKAN - Önergenizi çekiyorsunuz...

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Efendim, maddenin oylamasına geçmeden önce, bir yoklama talebi var.

Sayın milletvekillerinin salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım; lütfen, işaret buyurursanız, çok memnun olacağım.

Sayın Malkoç?.. Burada.

Sayın Akman?.. Burada.

Sayın Çelik?.. Burada.

Sayın Uzunkaya?.. Burada.

Sayın Hatiboğlu?.. Burada.

Sayın Erbaş?.. Burada.

Sayın Kukaracı?.. Burada.

Sayın Sünnetçioğlu?.. Burada.

Sayın Günbey?.. Burada.

Sayın Okudan?.. Burada.

Sayın Oğuz?.. Burada.

Sayın Candan?.. Burada.

Sayın Gülle?.. Burada.

Sayın Geçer?.. Burada.

Sayın Sezal?.. Burada.

Sayın Çiçek?.. Burada.

Sayın Alçelik?.. Burada.

Sayın Korkutata?.. Burada.

Sayın Dağcıoğlu?.. Burada.

Sayın Hatipoğlu?.. Burada.

Yoklama işlemini başlatıyorum ve 3 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı yoktur.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 19 Haziran 2001 Salı günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati : 23.17

 

 

NOT : YAZILI SORULAR AYNEN FİLME ALINDIĞI İÇİN ÇEVİRİSİ YAPILAMADI

 

BİRLEŞİM 119’UN SONU

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.