Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21        CİLT : 52       YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

44 üncü Birleşim

16 . 1 . 2001 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Hakkâri Milletvekili Hakkı Töre'nin, Hakkâri İlinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Afyon Milletvekili Müjdat Kayayerli'nin, öğretmenevlerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı

3. - İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş'ın, Fransa Parlamentosunda görüşülecek olan sözde Ermeni soykırımı tasarısına ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in (6/975) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/282)

2. - Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in (6/983) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/283)

3. - Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in (6/993) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/284)

4. - İzmir Milletvekili Hasan Metin'in, KİT Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/285)

5. - OECD Kamu Yönetimi Bölümü ve Fransız Senatosu Maliye Komisyonunun işbirliğiyle "Parlamenter İlişkiler ve Tüzükler" konusunda Paris'te yapılacak uluslararası toplantıya TBMM'yi temsilen Plan ve Bütçe Komisyonundan bir üyenin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/738)

6. - Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması, Balıkesir Üniversitesi Bünyesinde Tıp, Eczacılık, Dişçilik, Güzel Sanatlar, Savaştepe Eğitim, İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültelerinin Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin  (2/313) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/286)

7. - Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, Küçük Çiftçilerin T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan Borç Faizlerinin Bir Bölümünün Affı, İcra Takip İşlemlerinin Durdurulması ve Yeni Bir Ödeme Planına Bağlanmasına Dair Kanun Teklifinin (2/468)  doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/287)

8. - Çankırı Milletvekili İrfan Keleş'in, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/446) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/288)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk ve 35 arkadaşının, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen deprem felaketinden sonra bölgede yapılan çalışmalar ve toplanan yardımların kullanılması konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/165)

2. - Konya Milletvekili Teoman Rıza Güneri ve 27 arkadaşının, Beyaz Enerji Operasyonu ile gündeme gelen yolsuzluk iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/166)

IV.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - (10/139), (10/14), (10/126), (10/132), (10/133) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 547 sıra sayılı raporunun görüşmesinin, gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Bartın Milletvekili Zeki Çakan'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in konuşmasında, ANAP Genel Başkanı A.Mesut Yılmaz'a sataşması nedeniyle konuşması

VI. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

1. - İstanbul Milletvekili M. Murat Sökmenoğlu ve 32 Arkadaşı, Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 19 Arkadaşı, İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 32 Arkadaşı, DYP Grubu Adına DYP Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan ve İçel Milletvekili Turhan Güven ile İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 20 Arkadaşının Trafik Kazalarının Nedenlerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Birer Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergeleri ve (10/139, 14, 126, 132 ve 133) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, makam araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/3095)

2. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, sözde Ermeni soykırımı ile ilgili karar alan devlet ve kuruluşlara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in yazılı cevabı (7/3010)

3. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, bir Alman televizyon kanalında yayınlanan programa ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/3082)

4. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Fransa'da ülkemizi temsil eden basın mensuplarına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/3002)

5. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, TEAŞ'ın Çan Termik Santrali Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in cevabı (7/3142)

6. - Bursa Milletvekili Orhan Şen'in, TEDAŞ ve TEAŞ'a devredilen işletmelerde çalışan personelin durumuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in cevabı (7/3104)

7. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın;

DSİ 'nin Sınır Fırat projesine,

DSİ 'nin Deriner projesine,

DSİ 'nin Obruk projesine,

DSİ 'nin Alpaslan ve II. Baraj ile HES projesine,

DSİ 'nin Büyük İstanbul İçmesuyu Büyük Melen projesine,

DSİ 'nin  Gölhisar-Acıpayam I. Merhale projesine,

DSİ 'nin Kralkızı-Dicle Merhale projesine,

DSİ 'nin Aşağı Büyük Menderes projesine,

DSİ 'nin Çivri-Işıklı Baklan projesine,

DSİ 'nin Erzurum-Kuzgun-Daphan projesine,

DSİ 'nin İpsala II. Merhale projesine,

İlişkin soruları ve ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in cevabı (7/3138, 3139, 3140, 3141, 3151, 3152 3153, 3154, 3155, 3156, 3157)

8. - Manisa Milletvekili Rıza Akçalı'nın, Soma Termik Santraline ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in cevabı (7/3162)

9. - Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak'ın, mühendis ve teknikerlerin ek gösterge ve özel hizmet tazminatlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/3210)

10. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Anadolu Öğretmen Lisesi projesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3049)

11. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Uludağ Üniversitesinin bazı projelerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3048)

12. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi Spor Salonu projesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3046)

13. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bakanlığın Bursa İlindeki Ortopedik Özürlüler Okulu ve Lojmanları İkm. projesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3040)

14. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bakanlığın Bursa İlindeki çok programlı lise projesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3038)

15. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bakanlığın Bursa İlindeki öğrenci pansiyonu projesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3037)

16.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Boğaziçi Üniversitesinin Bursa-İznik'teki deprem araştırmalarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3035)

17. - Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı'nın, bedelli askerlik uygulamasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/3099)

18.- Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey'in, Diyarbakır ve çevresinde vatani görevini yapan askerlerin çarşı iznine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/3058)

19. - Tokat Milletvekili M.Ergün Dağcıoğlu'nun, bakanlığın Tokat İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un cevabı (7/3189)

20. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın,bakanlığın Biyolojik Kontrol ve Aşı Serum ve Biyolojik Ünite Üretim Merkezi Serum Purikasyon Merkezi İnşaatı projesine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un cevabı (7/3149)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Balıkesir Milletvekili Hüseyin Kalkan, konsolosluklarda çalışan sözleşmeli personelin idarî ve hukukî durumlarından kaynaklanan sorunlarına,

Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu, genel bütçeden savunma harcamalarına ayrılan payın ve asker sayısının fazla olmasının ekonomide yarattığı olumsuzluklara,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar;

Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün'ün, kamu kurumlarında çalışan hukuk müşaviri ve avukatların sosyal ve ekonomik sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Maliye Bakanı Sümer Oral cevap verdi.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde boş bulunan yedek üyeliğe, Anavatan Partisi Grubunca aday gösterilen Ordu Milletvekili Şükrü Yürür'ün üyeliğine ilişkin Başkanlık tezkeresi ile

Kayseri Milletvekili Sadık Yakut'un, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Kayseri Milletvekili Sadık Yakut'un, (6/1039) numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan:

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporunun henüz hazırlanmaması nedeniyle,

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının (1/53) (S. Sayısı : 433) görüşmeleri de, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

Ertelendi;

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun Bazı Maddeleri ile 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/789) (S. Sayısı: 568) ile

İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/443) (S. Sayısı : 398),

Görüşmeleri tamamlanarak, kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.

16 Ocak 2001 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.57'de son verildi.

Murat Sökmenoğlu

Başkanvekili

 

Şadan Şimşek

Melda Bayer

 

Edirne

Ankara

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

 

II. – GELEN KÂĞITLAR

                                                           12.1.2001  CUMA                               No. : 63

Tasarı

1. - Sivil Havacılık Kurumu Kanunu Tasarısı (1/807) (Adalet ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.1.2001)

Teklifler

1. - Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin; Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/657) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 4.1.2001)

2. - İçel Milletvekili Ali Er'in; 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/658) (Anayasa ve Plan ve Bütçe ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.1.2001)

3. - Trabzon Milletvekili Nail Çelebi ve 12 Arkadaşının; Gümrük Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/659) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş ta-rihi: 9.1.2001)

4. - Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in; Bir İl Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/660) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.1.2001)

5. - Demokratik Sol Parti Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Aydın Tümen, Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili İsmail Köse ile Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Bartın Milletvekili Zeki Çakan'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair İçtüzük Teklifi (2/661) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

Rapor

1.- İstanbul Milletvekili M. Murat Sökmenoğlu ve 32 Arkadaşı, Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 19 Arkadaşı, İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 32 Arkadaşı, DYP Grubu Adına DYP Grup Başkanvekilleri Ankara  Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan ve İçel Milletvekili Turhan Güven ile İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 20 Arkadaşının Trafik Kazalarının Nedenlerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Birer Meclis Araştırması Açılmasına ilişkin Önergeleri ve Meclis Araştırma Komisyonu Raporu (10/139, 14, 126, 132 ve 133)  (S.Sayısı : 547) (Dağıtma tarihi: 12.1.2001) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1.- Hatay   Milletvekili Namık Kemal Atahan'ın, Kayseri Emniyet Müdürlüğünce şehirlerarası otobüslerde kilometre hız sınırını iptal eden cihazlarla yakalanan otobüslere ve firmalara   ilişkin   İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1141) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

Yazılı Soru Önergeleri

1.-İstanbul  Milletvekili  Celal Adan'ın, Boğaz Köprüsü geçiş ücretlerinde yapılan artışa ilişkin   Bayındırlık ve İskân  Bakanından yazılı soru önergesi (7/3281) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

2.- İstanbul  Milletvekili M. Murat Sökmenoğlu'nun TRT Genel Müdürünün TBMM TV hakkındaki açıklamasına ilişkin  Devlet Bakanından (Rüştü Kâzım Yücelen)  yazılı soru önergesi (7/3282) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

3. - Kocaeli  Milletvekili Mehmet Batuk'un, işçi ve memurlardan kesilen konut edindirme yardımı paylarına   ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3283) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

4. - İstanbul  Milletvekili  Bozkurt Yaşar Öztürk'ün, Vakıf Gureba Hastanesinin SSK'ya devredileceği iddialarına ilişkin  Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/3284) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

5. - Çankırı  Milletvekili Hüseyin Karagöz'ün, Bakanlığın Çankırı İlindeki yatırım projelerine   ilişkin  Bayındırlık ve İskân  Bakanından yazılı soru önergesi (7/3285) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

6. - Çankırı  Milletvekili Hüseyin Karagöz'ün, Bakanlığın Çankırı İlindeki yatırım projelerine   ilişkin  Sanayi ve Ticaret  Bakanından yazılı soru önergesi (7/3286) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

7. - Erzincan Milletvekili  Tevhit Karakaya'nın, yolsuzlukla mücadele operasyonlarına  ilişkin  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Devlet Bahçeli) yazılı soru önergesi (7/3287) ( Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

8. - Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan'ın, Antalya-Serik-Gebiz ve Kemer  ilçelerinin uğradığı sel felâketine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin  Özkan) yazılı soru önergesi (7/3288) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

9. - Aksaray Milletvekili  Ramazan Toprak'ın, DMS sonucu Bakanlığa alınan memur sayısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3289) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

10. - Aksaray Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  Aksaray-Ortaköy Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3290) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

11. - Aksaray Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  SSK'nın prim alacaklarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/3291) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

12. - Aksaray Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  Aksaray-Ortaköy Cezaevine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3292) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

13. - Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan'ın, Fona devredilen bankaların faizle para topladıkları iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3293) (Başkanlığa geliş tarihi:10.1.2001)

14. - Aksaray Milletvekili  Ramazan Toprak'ın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun basına verdiği bir ilana ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3294) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

15. - Hatay  Milletvekili Metin Kalkan'ın, Suriye sınırında bekletilen Türk tırlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3295) (Başkanlığa geliş  tarihi: 10.1.2001)

16. - Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz'ün, Patent Vekilliği Yasa Tasarısına ve organize sanayi bölgelerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/3296) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

17. - Çankırı Milletvekili Hüseyin  Karagöz'ün, Çankırı İlindeki Devlet hastanesi inşaatlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3297) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.1.2001)

18. - İstanbul  Milletvekili M. Murat Sökmenoğlu'nun , Kuzey Irak'ta yaşanan son gelişmelere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3298) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.1.2001)

19. - Balıkesir  Milletvekili İlhan Aytekin'in, Isparta-Barla'daki Çamdağında bulunan çam ve katran ağaçlarının kesildiği iddiasına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/3299) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.1.2001)

                                                         16.1.2001 SALI                                No. :64

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Sakarya   Milletvekili Nezir Aydın'ın, iş yerlerinde özürlü kontenjanından işçi çalıştırılmasına   ilişkin   Devlet Bakanından  (Şuayip Üşenmez) sözlü soru önergesi (6/1142) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.1.2001)

2. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, YÖK'ün üniversite lojmanlarında oturanlarla ilgili  yayınladığı genelgeye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1143) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.1.2001)

3. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1144) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

4. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1145) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

5. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1146) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

6. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1147) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

7. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1148) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

8. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1149) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

9. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1150) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

10. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1151) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

11. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/1152) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

12. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1153) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

13. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/1154) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

14. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1155) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

15. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1156) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

16. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1157) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

17. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1158) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

18. - Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, 2001 Malî Yılı Bütçesinden Şırnak İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1159) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.1.2001)

19. - Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, genel nüfus sayımı ile ilgili iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Tunca Toskay) sözlü soru önergesi (6/1160) (Başkanlığa geliş tarihi:15.1.2001)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Muğla  Milletvekili  Hasan Özyer'in, pamuk ve zeytinyağı prim destekleme faaliyetlerine ve gelirlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3300) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.1.2001)

2. - Muğla  Milletvekili   Hasan Özyer'in, Türkiye Millî Olimpiyat Komitesinin faaliyetlerine ve gelirlerine  ilişkin  Başbakandan   yazılı soru önergesi (7/3301) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.1.2001)

3. - Afyon  Milletvekili İsmet Attila'nın, Afyon-Sandıklı İlçesi Karadirek Kasabası Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü ile ilgili iddialara    ilişkin   Tarım ve  Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3302) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.1.2001)

4. - Rize  Milletvekili   Mehmet Bekaroğlu'nun, TEAŞ  Genel Müdürlüğünde yürütülen Beyaz Enerji operasyonuna ilişkin  Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/3303) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.1.2001)

5. - Balıkesir  Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Balıkesir-Sındırgı-Düvertepe Barajı projesine   ilişkin  Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3304) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.1.2001)

6. - Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,  kamu bankaları ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3305) (Başkanlığa geliş tarihi:15.1.2001)

7. - Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, hazine bonosu ve devlet tahvillerinin vergilendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3306) (Başkanlığa geliş tarihi:15.1.2001)

8. - Karabük Milletvekili Erol Karan'ın, Karabük-Yenice  Belediye Başkanı hakkındaki davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3307) (Başkanlığa geliş tarihi:15.1.2001)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. - Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk ve 35 arkadaşının, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen deprem felâketinden sonra bölgede yapılan çalışmalar ve toplanan yardımların kullanılması konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/165) (Başkanlığa geliş tarihi:11.1.2001)

2. - Konya Milletvekili Teoman Rıza Güneri ve 27 arkadaşının, Beyaz Enerji Operasyonu ile gündeme gelen yolsuzluk iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/166) (Başkanlığa geliş tarihi:15.1.2001)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

16 Ocak 2001 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44 üncü Birleşimini en iyi dileklerimi sunarak açıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

İlk söz, Hakkâri İlinin sorunları hakkında söz talebinde bulunan Hakkâri Milletvekili Sayın Hakkı Töre'ye aittir.

Buyurun Sayın Töre. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Hakkâri Milletvekili Hakkı Töre'nin, Hakkâri İlinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

HAKKI TÖRE (Hakkâri) - Sayın Başkan, sayın milletvekillerim; Hakkâri İlimizin sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İlimizin Yüksekova İlçesinde yedi yıldır yapımı devam eden Dilimli sulama barajı 44 trilyonluk bir projedir; bugüne kadar 4 trilyon ödenmiştir, bu seneki ödeneği de 1 trilyondur. Böyle devam ederse 50-60 sene sonra faaliyete girecektir. Yüksekova İlçemiz, 115 000 nüfusuyla en büyük ilçemizdir. Bu baraj, Yüksekova İlçemiz için hayatî önem arz etmektedir. Baraj tamamlandıktan sonra 200 000 hektar araziyi sulayacaktır, topraklara hayat verecektir; şekerpancarı yetiştirilecek, sonunda şeker fabrikası gündeme gelecektir. Dolayısıyla, büyük bir iş sahası açılacak, işsize iş ve aş olacaktır.

Sayın hükümetten, bu barajımızın bir an önce tamamlanması için gereken desteği bekliyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekillerim; diğer önemli bir konu, Şemdinli-Derecik yoludur. Bu yol üzerindeki köylerimizde 20 000 nüfus yaşamaktadır. 2 000 korucumuz, 2 tabur askerimiz, bir de beldemiz vardır. Bu yol aynı zamanda askerî güvenlik yoludur. Bu yolun toprak olması nedeniyle her zaman mayın döşenebilmektedir. Bu yolun üzerinde şimdiye kadar 731 evladımız şehit olmuş, 362 kişi de sakat kalmıştır. 80 kilometre uzunluğundaki yolun etüt projesi yapılmıştır. Ödenek yokluğundan ihalesi yapılamamaktadır.

Ayrıca, ilimizde Yüksekova havaalanı için Sayın Başbakan söz vermiş, üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen bir gelişme olmamıştır. Bu durumda, Sayın Başbakanı sözünde durmaya davet ediyorum.

Doğu ve güneydoğuyu kaderine terk etmeyin, bize sahip çıkın; sorunlarımıza yan gözle bakmayın, sorunlarımızı çözün. Sorunlarımız çoktur. Onbeş yıldan beri bir mücadele içerisindeydik. Bu sorunları çözemezseniz, bırakın, sorunları çözecekler gelsin. (DYP sıralarından alkışlar) İlimizde hayvancılık bitmiştir. Vatandaşımız, üç beş hayvanı köyünden şehire satmak için götürene kadar, dört beş makamdan izin almak zorundadır.

Şimdi, buradan hükümete sesleniyorum: Çok şükür, devletimizin gücüyle, vatandaşımızın sağduyusuyla terör belasından kurtulduk sayılır. OHAL'i hemen kaldıralım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Töre, lütfen, toparlar mısınız.

HAKKI TÖRE (Devamla) - Açlığa, işsizliğe çare bulalım, yeni yatırımlar yapalım. Vatanımız hepimizindir. Hepimiz bu vatandan yararlanıyoruz. Gelecek hepimizindir.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; DSP, MHP, ANAP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Töre.

İkinci söz...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bakan cevap versin efendim.

BAŞKAN - Cevap verecek Sayın Bakanın olmadığı anlaşıldı.

İkinci söze geçiyorum.

Gündemdışı ikinci söz, öğretmenevlerinin sorunları ve çözüm önerileri hakkında söz isteyen Afyon Milletvekili Sayın Müjdat Kayayerli'ye aittir.

Buyurun Sayın Kayayerli.

Süreniz 5 dakika efendim.

2. - Afyon Milletvekili Müjdat Kayayerli'nin, öğretmenevlerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı

MÜJDAT KAYAYERLİ (Afyon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenevlerinin sorunları ve çözüm yollarıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinize ve bizleri dinleyen bütün öğretmenlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Öğretmenevleri, Millî Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı personelinin birbiriyle kaynaşıp dayanışması, moral ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması amacına yönelik olarak, Öğretmenevleri, Lokaller ve Eğitim Merkezleri, Sosyal Tesisler Yönetmeliği çerçevesinde açılmış olup, yurt çapında 607 öğretmenevi, 10 eğitim merkezi, 201 öğretmen lokaliyle hizmet vermektedir; ancak, öğretmenlere hizmet vermek için değil, öğretmenden kazanç sağlayan kurumlar haline dönüşmüştür. Bu bakımdan söz almış bulunuyorum.

Lokallerin ve öğretmenevlerinin idarecileri, mahallinde valiliklerce ve kaymakamlıklarca geçici görevlendirme yoluyla atanırlar; personel de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 1475 sayılı İş Kanununa tabi olarak istihdam edilmektedir. Öğretmenevi ve akşam sanat okulu yöneticilerinin ise, 8 Aralık 1994 tarih ve 2271 sayılı yazılarında belirlenen esaslara göre bakanlıkça ataması yapılmaktadır. Bu kurumlarda görevli idarecilerin özlük hakları farklı farklı uygulanmaktadır.

Öğretmen lokalleri ve öğretmenevleri idarecileri, ekders saatlerine ilişkin esasların değişik 21 inci maddesi (c) fıkrası esaslarına göre ders ücreti almaktadırlar.

Öğretmenevi ve akşam sanat okulu idarecileri kadrolu oldukları, atamaları bakanlık tarafından yapıldığı için, 1994 yılından, yani, kuruluşundan beri idarecileri ders ücreti alamamaktadır.

Bazı illerdeki defterdarlık muhasebe müdürlükleri ekders ücretlerini tam gün, tam yıl esaslarına göre ödemektedir. Bazı muhasebe müdürlükleri de, öğretmenevi ve akşam sanat okulu diye bir kurum adı geçmediği için, ekders ücretlerini ödememektedir. Ödenen bazı illerde de Sayıştay tarafından zimmet çıkarılmış olup, bu öğretmenevi, akşam sanat okulu idarecileri de maddî ve manevî yönden mağdur olmuşlardır.

Öğretmenevleri ve akşam sanat okulları bütün personeliyle tam gün, tam yıl, karda kışta eğitim esasları çerçevesinde, tatiller ve bayramlar dahil, hizmet vermektedirler. Ayrıca, öğretmenevi ve akşam sanat okulları arasında da farklı uygulamalar yapılmaktadır. Örneğin, Başkent Öğretmenevi idarecilerine, MEB Personel Genel Müdürlüğünün 23 Eylül 1999 tarih ve 86757 sayılı yazılarıyla oniki ay boyunca ekders ücreti ödenmiştir. Antalya ve Isparta Öğretmenevi idarecilerine, geçici oldukları için, altı ay dışındaki ekders ücretlerini, kadrolarının bulunduğu kurumdaki görevlerini de yapmak kaydıyla alabileceklerini, 20 Aralık 1999 tarih ve 3307 sayılı yazılarıyla belirtmişlerdir. Kadroları öğretmenevi ve akşam sanat okulunda olan ve aynı hizmeti veren diğer öğretmenevi ve akşam sanat okulu idarecileri ise, ekders ücretinden yararlanamamaktadır. Bu da, bu kurumların idarecilerinin maddî ve manevî olarak mağduriyetine yol açmaktadır.

Öğretmenevleri, gelinen bu noktada, çalışanları, emeklileri ve bunların aileleriyle birlikte yaklaşık 20 000 yatak kapasiteyle 3 milyonluk bir topluluğa hizmet vermektedir. Öğretmenlerimizin çok zor şartlarda sürdürdüğü bu görevlerin manevî ağırlığını biraz olsun hafifletme yönünde hizmet veren öğretmenevlerinin sağladığı sıcak ortamlardaki sorunlar acilen çözülmelidir. Bu bakımdan, hastası olan öğretmenlere öğretmenevlerinde öncelik tanınmalıdır. Öğretmenevleri, Öğretmene Hizmet ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı görev alanına verilmiştir. Artık, öğretmenevlerinin bir genel müdürlüğe bağlanması esası getirilmelidir.

Ayrıca, personel kadrolu hale getirilmelidir. Gelirin yüzde 5'i Millî Eğitim Bakanlığına gönderildiğinden öğretmenevleri kendi ihtiyaçlarını giderememektedir. Bunun için ya dört beş ay müsaade edilmeli ya da bu gelir yılsonunda istenmelidir. Yine, Millî Eğitim Bakanlığında en az onbeş yıl çalışmış olanlar ile üniversite mensupları da öğretmenevlerinden faydalanabilmelidir.

Yatırım programlarında bulunup, inşaatı biten öğretmenevleri binalarının hizmete girmesi için de gerekli donatımlar acilen verilmelidir. Öğretmenevlerinde görev yapan yöneticiler için, işletme müdürlüğü ve işletme müdür yardımcılığı kadro tahsisi çalışmaları bir an önce sonuçlandırılmalıdır.

Döner sermaye mevzuatının yetersiz kalması sebebiyle, Millî Eğitim Bakanlığı döner sermaye kanun taslağının bir an önce kanunlaşması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kayayerli, lütfen toparlar mısınız.

MÜJDAT KAYAYERLİ (Devamla) - Ülkemizin geleceği ve bu geleceğin teminatı çocuklarımızın eğitimi ve öğretimleri için ülkemizin her yerinde zor şartlarda hizmet veren öğretmenlerimizin eğitim verdiği ve yararlandığı öğretmenevi ve diğer sosyal tesislerimiz için ayrıntılı çalışmaların yürütülmesini talep ediyor, öğretmenevlerinde çalışanlara, öğretmenevinden faydalananlara ve Yüce Meclise sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kayayerli.

Sayın Millî Eğitim Bakanımız konuşmaya cevap verecekler.

Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakikadır.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; öğretmenevleriyle ilgili konuyu Meclis gündemine gündemdışı bir konuşmayla getirdiği için, Afyon Milletvekilimiz Sayın Müjdat Kayayerli'ye teşekkür ediyorum. Bakanlığımız çalışmaları hakkında çok güzel bilgiler almışlar. Çalışmalar devam ediyor; hiç merak etmeyin, onların hepsi tamamlanacak.

Sayın milletvekilleri, öğretmenevlerinin kurucusu, dönemin Millî Eğitim Bakanı Sayın Hasan Sağlam'ı şükranla anarak sözlerime başlamak istiyorum. Bugün, 607 öğretmenevimiz, 201 öğretmen lokali, 10 eğitim merkezi ve sosyal tesisi ve yaklaşık 17 000 yatak kapasitesiyle öğretmenevlerimiz hizmet vermektedir. Geçtiğimiz yıl içinde öğretmenevleri, Bakanlık mensubumuz, emeklimiz ve bunların ailelerinden oluşan yaklaşık 6 milyon kişiye, eğitim merkezi ve sosyal tesislerimiz ise yaz sezonunda 10'ar günlük devreler halinde sürdürdükleri faaliyetleriyle, yine mensubumuz ve yakınları olan yaklaşık 20 000 kişiye hizmet vermiştir.

Gelinen aşamada, anılan kurumlarımız, verdikleri hizmetlerle, başta Bakanlığımız ve bulundukları mahallerdeki mülkî amirlerin prestij kurumları haline gelmişlerdir. Her gittiğim yerde, her validen, her kaymakamdan, Millî Eğitim Bakanlığının bu öğretmenevlerinin prestij binası olarak kullanıldığını da gururla gördüm. Bu kurumlarda, hem sosyal hizmet üretilmekte hem de öğretim kapsamındaki otelcilik ve turizm meslek liseleri öğrencilerine, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu kapsamında uygulama yaptırılmaktadır. Ayrıca, yaygın eğitim kapsamında kalan kesimde de, meslek kursları programları düzenlenerek istihdama kaynak sağlanmaktadır.

Bu gayret içerisindeki kurumlarımızın faaliyetlerinde, kamu kurum ve kuruluşlarının sosyal tesislerine ve hizmetlerine ilişkin genel uygulama ve uygulamalardaki farklılıklar nedeniyle, zorluklarla karşılaşılmaktadır. 1999 yılından başlayıp bugüne kadar devam eden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesislere bütçe kaynaklarından katkıda bulunulmaması uygulamasının en olumsuz etkilediği kurum, Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenevleridir. Öğretmenevleri ve diğer sosyal tesislerimiz, 1994 yılından beri, kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesisler kapsamında, bütçeden pay almamaktadır.

Öğretmenevi ve akşam sanat okullarının yönetici ve yönetici yardımcısı norm kadroları, Bakanlığımızın norm kadro yönetmeliği hazırlanırken, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının önerisi üzerine, bu yönetmelik kapsamından çıkarılmıştır. Önerileri doğrultusunda, Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenevleri ve Lokalleri ile Eğitim Merkezi ve Sosyal Tesisleri Yönetmeliği hazırlanmıştır. Yönetmelik taslağı, Devlet Personel Başkanlığınca uygun görülmüş, Maliye Bakanlığından hâlâ cevap gelmemiştir.

2000 yılı kadro değişimlerinde de, bu tesisler için, işletme müdürü ve işletme müdür yardımcısı sağlanması önerilmiştir. Bu hizmetin yürüyebilmesi için, bu öğretmenevlerinin ve sosyal tesislerin, mutlaka, işletme müdürü ve işletme müdürü yardımcısı sıfatında kişiler tarafından yürütülmesi gerekir.

Döner sermayesi bulunan Ankara Başkent Öğretmenevi dikkate alınarak, 1 işletme müdürü, 3 işletme müdür yardımcısı kadrosu sağlanmıştır. 2001 yılı bütçesi içerisinde, diğer öğretmenevlerine de, kurulacak döner sermayeye paralel olarak, işletme müdürü ve müdür yardımcısı kadroları, yine değişim yoluyla sağlanacaktır. Anılan yönetmelikle, söz konusu tesislerin kuruluş, yönetim, işletme ve denetimi ile yöneticilerinde aranacak nitelikler ve atama usul ve esasları düzenlenmektedir.

Öğretmenevleri, öğretmenlerimizin birbirleriyle tanışmalarını, kaynaşmalarını ve dayanışma içerisinde olmalarını, sosyal ve moral ihtiyaçlarını karşılamalarını, hizmet içinde ortaya çıkacak eğitim ihtiyaçlarını giderebilmelerini, meslekî ve kültür gelişimlerini sağlamalarını, aileleri ve çevreleriyle sürekli, olumlu ilişkiler içerisinde bulunmalarını ve meslek kursları düzenlemek suretiyle istihdama katkıda bulunmayı sağlayan, her geçen gün imkânlarını geliştirdiğimiz ve yenilerini eklediğimiz, son derece önemsediğimiz kurumlarımızdır.

Öğretmenevlerimizin geliştirilmesi, donanımı ve inşaatlarının tamamlanması için, Millî Eğitim Vakfımız büyük katkıda bulunmaktadır. 1994 yılından beri, bütçeden öğretmenevi yapım ve donanımına tahsisat ayrılmadığından, o tarihten beri, bu görevi Millî Eğitim Vakfı yürütmektedir. Ocak 1996'dan bu yana, 208 öğretmenevimizin yapım, onarım ve donanımı için 2 041 293 000 000 liralık katkı sağlanmıştır Millî Eğitim Vakfından. Ayrıca, yine Millî Eğitim Vakfı tarafından, Düzce, Sakarya ve Yalova'da, depreme dayanıklı birer öğretmenevi yaptırılmış, donatılmış ve öğretmenlerimizin hizmetine sunulmuştur.

Teşkilat kanunları çalışmaları çerçevesinde, öğretmenevlerimizin statüsü, işlevlerine uygun olarak belirlenecektir; ama, bir yeni genel müdürlük daha düşünülmemektedir. Sözünü ettiğimiz yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar, açık bulunan öğretmenevi yöneticiliklerinde norm kadro fazlası öğretmenlerin görevlendirilmeleri emri, bir genelgemizle valiliklere duyurulmuştur.

Yürürlükteki ders ücretlerine ilişkin esaslarda, öğretmenevleri yöneticileri yer almamaktadır; ancak, aslî görevleriyle birlikte bu görevi yürüten personelimiz, aslî görevlerine bağlı olarak ekders ücretinden yararlanabilmektedirler. Bu esaslarda değişiklik yapılmasına ve işletme müdürüyle müdür yardımcılarına da ekders ücreti ödenebilmesine imkân sağlayacak önerimiz Maliye Bakanlığınca değerlendirilmektedir ve Maliye Bakanlığından cevap beklenmektedir. Yönetmelik yürürlüğe girdiğinde, Meclisimizin gündeminde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı döner sermaye kanun taslağı kanunlaştığında -ki, döner sermaye kanun taslağımız Millî Eğitim Komisyonunda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek gündemde yerini almıştır- bunlara bağlı olarak diğer çalışmalar tamamlandığında öğretmenevlerimizin bu yöndeki sorunları da çözülmüş olacaktır. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı son konuşma Ermeni meselesi hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Nevzat Yalçıntaş'a aittir.

Buyurun Sayın Yalçıntaş. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

3. - İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş'ın, Fransa Parlamentosunda görüşülecek olan sözde Ermeni soykırımı tasarısına ilişkin gündemdışı konuşması

NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; yarın değil öbür gün, yani, 18 Ocak 2001 Perşembe günü, Fransız Meclisinde, Türkiye'ye yönelik sözde Ermeni soykırımına ait bir kanun tasarısı görüşülecektir. Kanun tasarısı 1 maddelik ve o madde diyor ki "Fransa, 1915 Ermeni soykırımını açıkça tanır." Bu kanun tasarısı gönderildikten kısa bir süre sonra yapılan konuşmalar neticesinde, Dışişleri Bakanlığımız Meclisimize müracaat etmiş, Meclis Başkanlığımız bir heyet göndermeye karar vermiş, konu buraya getirilecek sizler tarafından da tasdik edilmiş ve bir heyet teşkil edilmişti. Heyetimizin Başkanı Anavatan Partisinden İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı Beyefendi, DSP'den Adana Milletvekili Sayın Tayyibe Gülek Hanımefendi, MHP'den Zonguldak Milletvekili Sayın İsmail Hakkı Cerrahoğlu Beyefendi, DYP'den de Van Milletvekili Doç. Dr. Sayın Hüseyin Çelik Beyefendi ve Fazilet Partisinden de bendeniz Paris'e hareket ettik, 8 Ocak-13 Ocak günleri arasında orada bulunduk. Burada bizim asıl görüşme yapacağımız grup, Fransız Millet Meclisindeki milletvekilleri, ilgili grup başkanvekilleri ve diğerleriydi; bunun dışında da, basınla ve Türkiye'de önemli yatırımları bulunan Fransız şirketleriyle görüşmeler yapmaktı.

Size, kısaca bir bilanço vereceğim ve sonunda ne yapılması lazım geldiğini arz etmiş olacağım.

Bu görüşmelerimiz, yine, büyükelçiliğimizin katkılarıyla -kanaatime göre- etkili bir şekilde yapıldı. Yani, Fransız Millet Meclisi koridorlarını, şahsen, artık, burası kadar öğrendim her gün taşınarak. Bu görüşmelerde, arkadaşlarımız, düşünebileceğiniz her türlü argümanı söylediler -bunları burada tekrar edecek vakit yok- zaman zaman, karşılıklı, tartışmaya varabilecek canlı konuşmalar da oldu. Tabiî, daha önce, Millet Meclisi Başkanımız Sayın Ömer İzgi Beyefendinin gönderdiği mektup ve yine, Dışişleri Komisyonu Başkanımız Kâmran İnan Beyefendinin kendi muhatabına gönderdiği mektup da bir zemin hazırlamıştı.

Bu kanun tasarısı niçin getiriliyor; bunu, oraya gidince daha iyi anlamak mümkün. Bunun birçok sebebi var; ama, çok açığa çıktığı iki sebepten birincisi, mart ayında yapılacak olan belediye seçimleri. Fransa'nın bazı şehirlerinde, Marsilya, Lyon, St Etienne gibi bazı şehirlerde,oy sahibi, elle tutulabilir bir Ermeni azınlığı var. Bu, o kadar kritik bir rol oynuyor ki, görüştüğümüz milletvekillerinden birisi bize "Ben, ilk turda, 9 oyla milletvekili seçildim. İtirazlar filan... İkinci turda 1 700 oyla seçildim" dedi; yani, kritik şeyler oluyor. Kaldı ki, Fransa'nın mevzuatına göre, biliyorsunuz, belediye başkanları, uhdesinde belediye başkanlığını muhafaza ederek, aynı zamanda milletvekili de seçilebiliyorlar. O zaman, kritik ve belediye hudutları içerisindeki seçmenlere aşırı bağımlı bir durum hasıl oluyor.

Bu görüşmelerin sonucu, özet olarak şudur: Bütün bu delilleri, kendi dilleriyle kendilerine izah edip, sonunda bu meselenin tarihçilere bırakılması lazım geldiği ve böyle bir kanun teklifinin kabul edilmesi halinde, kimsenin kazanmayacağını, bundan Fransız-Türkiye ilişkilerinin zarar göreceğini, hatta Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin zarar göreceğini kendilerine izah etmemize rağmen, üç tutumla karşılaştık.

Sayın Başkan, zaman bitiyor,1 dakika ilave edecek misiniz?

BAŞKAN - Efendim, zatıâlinize 1 dakika ilave edeceğim ve bu millî meselede, Meclisimizin, biraz daha sükûnetle ve aralarındaki konuşmaları keserek dinlemelerini de istirham edeceğim.

Buyurun efendim.

NEVZAT YALÇINTAŞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bu Türkiye aleyhtarı bir maddelik kanun teklifini benimseyen bir grup var, karşı olan bir grup var, arada olan bir grup var. Teklifi benimsemeyenler, Türkiye'nin tutumunu tasvip edenler, başlıca, parti olarak, Fransa Demokratik Birliği Partisi (UPF) -niçin söylediğimi biraz sonra arz edeceğim- Cumhuriyetçiler Topluluğu RPR'dir.

İkincisi, tam karşıda olanlar; yani, bu teklifi sonuna kadar destekleyenler, sosyalist grup. Tabiî, komünistler var; ama, biz ve onlar, bizimle bir randevu tespit etmek durumunda olamadık. Hatta, bu grup, bu konuda o kadar aşırı ki, grup başkanvekili Renauld Margin, Sayın Başkanımızla uzun ve iç karartıcı bir münakaşaya girdi. Söylediği söz şu -dikkatinizi çekiyorum- diyor ki bu zat, bu milletvekili, bu başkanvekili: "Sizin Avrupa Birliğine girmenizde, müzakereler başladığı zaman, bu, bir önşart olacaktır."

Arkadaşlar, yani, reel olarak arz ediyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yalçıntaş, mikrofonu tekrar açıyorum; lütfen toparlayınız.

NEVZAT YALÇINTAŞ (Devamla)- Efendim, tabiî, bu bir -kendi tabiriyle- prerogatif, bu bir önşart. Sonra da, iştirak etmeyecek olanlar...

Son nokta olarak , şunu söyleyeyim, neler yapılmalıdır: Kısa vadede, hemen şimdi yapılacak -kırksekiz saat sonra oylanacak, orada uzun vadeli var- kısa vadede, derhal, bugün veya yarın, grup başkanvekillerimiz, kendi gruplarının karşıtı başkanvekillerine... Özellikle DSP ve DYP'nin burada önemi var; çünkü, DSP'nin tam karşıtı, muhatabı, orada bir grup var, iktidar grubu; Tayyibe Hanımefendiden uzun izahat alınabilir, buradanda Hüseyin Beyefendi izah edebilir; tam sizin karşıtınız, DYP'nin karşıtı, aynı çizgide grup var; bunların grup başkanvekilleriyle temas etmek lazım. Başbakanımızın, Leinel Jospin'le ya telefonla ya bir başka şekilde derhal temas etmesi gerekiyor- böyle bir şeyin olup olmadığını tespit edemedik, belki olmuştur- aynı şekilde, mümkünse ve yerindeyse -ben şahsen yerinde buluyorum- Sayın Cumhurbaşkanımızın Jacques Chirac'la bir telefon görüşmesi yapması gerekir. Uzun vadelilere girecek değilim, vakit kalmadı; ama, neden bunları teklif ediyorum: Türkiye kuşatılıyor, siyasî bir kuşatılmaya girmiştir. Amerika'da durumu hatırlıyoruz, Fransa'da iş son kertesine gelmiş, İngiltere'de başlandı, Almanya'da 11 000 imzalı bir müracaat var meclise, sonra Dumaya tekrar gidebilir; yani, bu, bir yağ lekesi gibi, etrafımızı kirletecektir. Bu bakımdan, derhal bu temasların yapılmasında yarar var.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Yalçıntaş.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Yalçıntaş fevkalade önemli konulardan bahsetti ve Sayın Başbakana atfen de, Sayın Başbakanın Fransa'daki karşıtlarıyla temasa geçmesi hususunda tekliflerde bulundu; ama, ben dikkat ettim, Sayın Yalçıntaş'ın konuşmasını dinleyen kimse olmadı; yani, daha doğrusu, hükümet nezdinde dinleyen kimse olmadı. Sayın Başbakana bu teklifi götürecek kim? Hükümet dinlemedi; şu anda sorsak hükümetteki arkadaşlarımıza, dinlemediler. Grup başkanvekili arkadaşlarımızın da ona dikkat ettiklerini sanmıyorum. Eğer yanılıyorsam, özür diliyorum; ama, ben, Başkanlık Divanı olarak Sayın Başkanımızın, Sayın Yalçıntaş'ın bu tekliflerinin tutanağının bir örneğini bugün Sayın Başbakana göndermek suretiyle bilgilendirmesini arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Benim yaptığım tespit, gündemdışı bu konuşmaya hükümetten cevap verecek bir sayın bakanın bulunmadığıdır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergelerinin geri alınmasına dair önergeler vardır; 3 adet önergeyi sırasıyla okutuyorum.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Bursa Milletvekili Faruk Çelik’in (6/975) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/282)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 376 ncı sırasında yer alan (6/975) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                     Faruk Çelik

                                               Bursa

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

2. - Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in (6/983) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/283)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 383 üncü sırasında yer alan (6/983) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                     Faruk Çelik

                                               Bursa

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

3. - Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in (6/993) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/284)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 392 nci sırasında yer alan (6/993) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                     Faruk Çelik

                                               Bursa

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Komisyondan istifa önergesi vardır; okutuyorum.

4. - İzmir Milletvekili Hasan Metin'in, KİT Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/285)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonundan istifamın kabulünü saygılarımla arz ede-rim.

                                   Hasan Metin

                                               İzmir

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, 2 adet Meclis araştırması önergesi vardır; sırasıyla okutuyorum :

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk ve 35 arkadaşının, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen deprem felaketinden sonra bölgede yapılan çalışmalar ve toplanan yardımların kullanılması konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/165)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen depremlerin Kocaeli, Sakarya, Yalova, Düzce ve Bolu illeri ve bu illere bağlı ilçelerimizde büyük çapta can ve mal kaybına sebep olduğu malumunuzdur.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen bu afetlerden sonra milletimizin yaralarının sarılması için yurt içinden ve yurt dışından önemli miktarlarda yardım gelmiştir. Malumunuz olduğu üzere Meclisimiz de hükümetin talebine uyarak bu yaraların sarılmasının finansmanını temin için ek vergiler koymuştur. (4481 no. ve 26/11/1999 tarihli) Ancak büyük felaketin ardından yaklaşık 18 ay geçmesine rağmen hâla yaraların tam olarak sarılamadığı görülmektedir.

Ülkemize intikal ettirilen iç ve dış yardımların yerinde kullanılıp kullanılmadığının, toplanan vergilerin amacına uygun sarf edilip edilmediğinin, yaralılara yapılan tedavi ve rehabilitasyonun yeterli olup olmadığının, deprem bölgesindeki çiftçi, esnaf ve sanayicilerin içinde bulundukları sorunlar ve kredi taleplerinin tespit ve temininin, Aralık 2000 tarihinde sona erdirilen aylık 100 milyon TL'lik barınma yardımının sona erdirilmesinin ortaya çıkardığı mağduriyetlerin boyutlarının, bölgedeki kamu işçisi ve memurlara aylık 50 milyon TL'lik yardımların devamının sağlayacağı yararlar, belediyelere yapılan afet yardım katsayılarının tespitindeki siyasî kayırmacılığa yönelik eleştirilerin ve tüm bu yaşadıklarımızdan ders alarak afetler öncesi ve sonrası alınması gerekli tedbirlerin araştırılmasını gerekli görmekteyiz. Bu amaçlarla Yüce Meclisimizce millet adına hükümetin bu konudaki çalışmalarının denetlenerek yol gösterici prensiplerin ortaya konması ve kamuoyuna gerçeklerin açıklanması gayesiyle Anayasanın 98, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz. 10.1.2001

  1. Mehmet Batuk (Kocaeli)

  2. Osman Pepe (Kocaeli)

  3. Nezir Aydın (Sakarya)

  4. Cevat Ayhan (Sakarya)

  5. Mehmet Vecdi Gönül (Kocaeli)

  6. Yasin Hatiboğlu (Çorum)

  7. Temel Karamollaoğlu (Sıvas)

  8. Hüseyin Karagöz (Çankırı)

  9. Musa Uzunkaya (Samsun)

10. Mahfuz Güler (Bingöl)

11. Yaşar Canbay (Malatya)

12. Yakup Budak (Adana)

13. Eyüp Fatsa (Ordu)

14. Yahya Akman (Şanlıurfa)

15. Avni Doğan (Kahramanmaraş)

16. Ali Sezal(Kahramanmaraş)

17. Nurettin Aktaş (Gaziantep)

18. Ahmet Sünnetçioğlu (Bursa)

19. Fahrettin Kukaracı (Erzurum)

20. Veysel Candan (Konya)

21. Mahmut Göksu (Adıyaman)

22. Mustafa Geçer (Hatay)

23. Fethullah Erbaş (Van)

24. Maliki Ejder (Arvas (Van)

25. Rıza Ulucak (Ankara)

26. Ali Oğuz (İstanbul)

27. Mehmet Zeki Okudan (Antalya)

28. Mustafa Niyazi Yanmaz (Şanlıurfa)

29. Mehmet Özyol (Adıyaman)

30. Sacit Günbey (Diyarbakır)

31. Turhan Alçelik  (Giresun)

32. Ali Gören (Adana)

33. Aslan Polat (Erzurum)

34. Eyyüp Sanay (Ankara)

35. İsmail Alptekin (Bolu)

36. Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

Gerekçe :

Ülkemizin yüzde 95'i deprem kuşağı içinde bulunmaktadır. Topraklarımızın yüzde 44'ü birinci derece deprem kuşağındadır. Bu kuşak içinde nüfusumuzun yüzde 55'i yaşamaktadır Sanayimizin yüzde 75'i de yine bu bölgededir.

En son yaşadığımız 17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri sonrası insanların sağ olarak kurtarılması, tedavilerinin yapılması, yara almadan kurtulanların hayatlarını idame ettirebilmeleri için en büyük gayreti sivil toplum kuruluşları gerçekleştirmişlerdir. Bu kuruluşlar halkı örgütleyerek felaket sonrası acil kurtarma çalışmaları için bölgeye yardım ve gönüllü akmasını sağlamışlar, devletten çok daha süratli, müdahalede etkin ve yetkin olduklarını ispatlamışlardır. Ne yazık ki, asrın felaketi karşısında olağanüstü beceriksizlik gösteren hükümet, bu kuruluşları âdeta kıskanmış, yardım faaliyetlerine mâni olmuştur.

Depremlerde, binlerce vatandaş tüm malvarlığını kaybederken, hükümetin yaptığı harcamalar, toplanan vergi gelirlerinin ve iç-dış bağışların yanında komik kalmıştır. Bu hükümet, deprem afetini bahane ederek, iğneden ipliğe her mamule "Deprem Vergisi" koymuş, topladığı kaynakları da bütçe açıklarının kapatılmasında kullanmıştır. Bu bağlamda, IMF tarafından deprem yaralarının sarılması amacıyla tahsis edilen 500 milyon dolarlık bir kaynağın "memur maaşlarının ödenmesinde kullanıldığı" ilgili Bakan tarafından açıklanmıştır.

Kalıcı konut bekleyen onbinlerce hak sahibi var. Maalesef, bunların tamamına yakını kışı yine prefabriklerde ve çadırlarda geçirmektedirler. Daha kaç kışı sağlıksız şartlarda geçirecekleri de bilinmemektedir.

Depremdeki kayıplarımızla ilgili hâlâ kesin netice alınamamış, iki yıla yakın bir süre geçmesine rağmen yüzlerce kayıp insan ilanlarla aranmaktadır.

Hâlâ ülkemizde bir "afet ve deprem politikası" oluşturulmamış; afetler olduktan sonra "yara sarma" politikaları yerine afet öncesi alınması gerekli tedbirlerin gerekliliği yetkililerce idrak edilememiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dinar ve Senirkent felaketlerinden sonra oluşturduğu Araştırma Komisyonunun raporundaki öneriler hükümet tarafından yerine getirilseydi, Türkiye, depremde bu kadar büyük kayıplar vermezdi.

17 Ağustos depremi sonrasında oluşturulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonunun önerdiği 39 maddelik kalıcı çözüm önerilerinden sadece biri olan bina sigortası yürürlüğe konmuş, o da, önerilen anlamda değil "vatandaştan ne alsak kârdır" mantığı ile yapılmıştır.

Deprem felaketi sonrası prefabrike konutlarda oturmayan, evleri yıkılmış hak sahiplerine 100 milyon TL barınma yardımı yapılması kararlaştırılmıştı. Hükümet, bu hak sahibi vatandaşlarımıza konutlarını teslim etmediği halde barınma yardımına Aralık 2000'de son verilmiştir. Bu hatadan acilen vazgeçilmelidir.

Ayrıca, deprem bölgesinde görev yapan devlet memurları ve kamu işçilerine hükümet tarafından 50 milyon TL yardım yapılması uygulaması Nisan 2000 tarihinde sona erdirilmiştir. Özveriyle hizmet veren insanımıza moral desteği sağlayan bu ödemenin bölgede yaşayan tüm emekli (Bağ-Kur, Emekli Sandığı, SSK emeklileri) vatandaşlarımızı da kapsayacak şekilde genişletilerek devamında fayda görmekteyiz.

Deprem bölgesindeki çiftçimiz, esnafımız ve hatta sanayicilerimiz önemli kayıplar ve ciddî sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu kesimlere yönelik çok acil destek kredileri sağlanması zarureti vardır.

Felaket sonrası, yurtiçi ve dışından yapılan yardımların miktarı ve sarf edildiği yerler konusunda ciddî spekülasyonlar karşısında gerçekçi bilgilerin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.

Bölgedeki enkaz kaldırma çalışmalarının en son durumu, kalıcı konut yapımındaki gelinen son nokta, felaketteki can ve mal kaybının kesin tespitleri, yaralılarımızın tedavisi ve psikolojik rehabilitasyon çalışmalarının geldiği nokta, hak sahiplerine ödenen barınma yardımlarının devamının gerekliliği, bölgedeki belediyelere yapılan afet yardım katsayılarının adil tespit edilip edilmediği hususlarının araştırılması zarureti vardır. Bu konuların Meclis tarafından oluşturulacak bir araştırma komisyonu marifetiyle ayrıntılı bir şekilde incelenerek, çözümleri hususunda hükümet ve kamuoyuna sağlıklı bilgiler sunulması ve bundan sonra karşılaşabileceğimiz felaketler için gerekli tedbirlerin ortaya çıkarılmasını elzem görmekteyiz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

İkinci önergeyi okutuyorum:

2. - Konya Milletvekili Teoman Rıza Güneri ve 27 arkadaşının, Beyaz Enerji Operasyonu ile gündeme gelen yolsuzluk iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/166)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son günlerde "Beyaz Enerji Operasyonu" ile gündeme gelen hadiselerle ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının ve enerji alanındaki sair usulsüz durumların araştırılıp, tüm boyutlarıyla ortaya konması ve alınabilecek tedbirler ile hal çarelerinin tespiti için, Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

  1. Teoman Rıza Güneri (Konya)

  2. Yasin Hatiboğlu (Çorum)

  3. Avni Doğan (Kahramanmaraş)

  4. Latif Öztek (Elazığ)

  5. Şeref Malkoç (Trabzon)

  6. Faruk Çelik Bursa)

  7. Lütfü Esengün (Erzurum)

  8. Bahri Zengin (İstanbul)

  9. Sacit Günbey (Diyarbakır)

10. Mustafa Niyazi Yanmaz (Şanlıurfa)

11. Ahmet Sünnetçioğlu (Bursa)

12. Mehmet Zeki Çelik (Ankara)

13. Mehmet Batuk (Kocaeli)

14. Fethullah Erbaş (Van)

15. Bekir Sobacı (Tokat)

16. Nezir Aydın (Sakarya)

17. İsmail Alptekin (Bolu)

18. Dengir Mir Mehmet Fırat (Adıyaman)

19. Eyüp Fatsa (Ordu)

20. Hüseyin Karagöz (Çankırı)

21. Razaman Toprak (Aksaray)

22. Ali Sezal (Kahramanmaraş)

23. Mustafa Geçer (Hatay)

24. Yakup Budak (Adana)

25. Musa Demirci (Sıvas)

26. Osman Pepe (Kocaeli)

27. Kemal Albayrak (Kırıkkale)

28. Bülent Arınç (Manisa)

Gerekçe :

Ülkemizin enerjiye olan ihtiyacının önemini artık herkes bilmektedir. Dünyanın yıllık enerji talebi ortalama yüzde 1,8 artarken, Türkiye'de bu oran yüzde 8'dir. Enerji üretimimiz, tüketim kapa-sitemizin altında kaldığından bu alandaki politikalarımız hayatî bir önem arz etmektedir. Bu talebi karşılayabilmek için Türkiye'nin her yıl 3,5-4 milyar dolarlık yeni yatırımı ve projeyi hayata geçirmesi gerekiyor.

Bu yönde birtakım çabalar ortaya konmasına rağmen, Türkiye, enerji alanında ciddî bir ilerleme sağlayabilmiş değil. Bunun da asıl sebebi, Türkiye'deki enerji yönetimi krizidir. Yönetimdeki zaafiyet, enerji politikalarının etkin bir şekilde yürütülmesine mâni olmaktadır.

Enerji talebimizi karşılayabilmek için her yıl 3,5-4 milyar dolarlık yeni yatırımı hayata geçirmemiz gerekirken, 2001 yılı bütçesinde, bütün bakanlıkların yatırım bütçesi 5 milyar dolardır.

Bu yatırım kıtlığı ortamında, dış finans kaynaklarının devreye sokulması gerekiyor. Ancak, ekonomik krizlerin yanı sıra yolsuzluk ve usulsüzlüklerin gündeme geldiği bir ortama yabancı yatırımcıyı getirmenin de güçlüğü ortadadır.

Türkiye, bu enerji krizini yaşarken kendisini çepeçevre saran bir yolsuzluk sarmalı ile de karşı karşıya. Son olarak "Beyaz Enerji Operasyonu" ile gördük ki, bu yolsuzluk hastalığı enerji alanına da bulaşmıştır ve enerji yönetiminin üzerinde "yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlük" gibi ciddî ithamlar mevcuttur. Enerji yönetimimiz, bugün, bu projeleri konuşacağına, maalesef yolsuzluklar girdabına düşmüştür.

Enerji Bakanlığında, zaman aşımına uğramış birçok usulsüzlük ve yolsuzluğun olduğu, bu operasyonla üzerine gidilen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin, aysbergin sadece görünen kısmı olduğu şeklinde ciddî iddialar mevcuttur.

Bu noktada, bazı teftiş kurulu raporlarının Bakanlıkta bekletildiği, usulsüzlüklerin üzerine gidilmek istenmediği, ayrıca teftiş kurulu raporları ile Başbakanlık YDK'nın raporlarında, bu operasyon kapsamının dışında TEAŞ tarafından dava açılan firmalara yeni ihaleler verildiği, ihale şartnamelerinin değiştirildiği, birçok işin ise ihalesiz bazı firmalara verildiği vurgulanıyor.

Son operasyon çerçevesinde teftiş raporlarında ismi geçmeyen isimlerin görevden alınmaları, raporlarda ismi geçenlerin bazılarının da görevden alınmamaları, hadisenin boyutunun daha farklı ve büyük olduğunu göstermektedir. Nitekim, operasyonun zamanlaması ve söylenilen oluş biçimi, soru işaretleri doğurmaktadır. Bakanlıktaki tüm usulsüzlüklerin üzerine gidildiğinde, olayın daha da büyüyüp, ciddî siyasî sonuçlar doğuracağı söylenmektedir.

Ortada, daha önce enerjiyle ilgili zikredilen birçok şaibelerle beraber, bu son operasyondaki yolsuzlukların, yetkili kişiler tarafından görülmemesi ve haberdar olunmaması inandırıcı gelmemektedir.

Hatta, operasyonun Bakanlığa rağmen yapıldığı, Bakanlıktaki görevden almaların kerhen ve zevahiri kurtarmak amacıyla yapıldığı da söylenmektedir.

Düğmeye farklı odaklar tarafından basıldığı şeklindeki iddialar da, enerji yönetiminin zafiyeti ve vurdumduymazlığını göstermektedir.

Türkiye'de artık işler bir şekilde yolsuzluk dairesinden geçmeden yapılamayacak bir noktaya getirilmiştir ve yolsuzluk bir sistem sorunu haline gelmiştir. Ayrıca, bu usulsüzlük ve yolsuzluklar hem devletin kayba uğramasına yol açmakta hem enerji politikalarının etkin ve verimli bir şekilde yürümesine mâni olmakta hem de siyasîlere olan güveni azaltmaktadır. Bu bakımdan, ciddiyet arz eden bu ithamlar ve iddiaların açıklığa kavuşturulup tüm yolsuzluğa bulaşmış olanların üzerine gidilmesi gerekmektedir.

İşte, bu yolsuzluk iddialarının açıklığa kavuşturulmasında ciddî bir şekilde katkı sağlayacak, böylelikle siyasete ve sivil kurumlara olan güveni artıracak ve devletin kurumları arasında çatışma doğurmayı amaçlayanların planlarını suya düşürecek en etkin kurum TBMM'dir.

Enerji alanındaki yolsuzluk ve usulsüzlükleri tüm boyutlarıyla araştıracak bir Meclis araştırma komisyonunun kurulması, ucu derinlere ulaşması beklenen enerji ihaleleri soruşturmalarının sağlıklı ve özgürce yürütülmesine, bu alandaki yolsuzlukların ortaya çıkarılıp temiz toplum hedefimize ulaşmamızda ciddî katkılar sağlayacak ve ülkemiz için hayatî öneme sahip enerji alanında sağlıklı bir yapının oluşmasına katkıda bulunacaktır.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım :

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

5. - OECD Kamu Yönetimi Bölümü ve Fransız Senatosu Maliye Komisyonunun işbirliğiyle "Parlamenter İlişkiler ve Tüzükler" konusunda Paris'te yapılacak uluslararası toplantıya TBMM'yi temsilen Plan ve Bütçe Komisyonundan bir üyenin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/738)

                                  15 Ocak 2001

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

İktisadî İşbirliği ve Geliştirme Teşkilatı (OECD) kamu yönetimi bölümü ve Fransız Senatosu Maliye Komisyonunun işbirliği ile 24-25 Ocak 2001 tarihlerinde Paris'te üye ülkelerin parlamentolarının bütçe komisyonlarından birer temsilcinin katılımıyla "Parlamenter İlişkiler ve Tüzükler " konusunda uluslararası bir toplantı yapılacaktır.

Söz konusu toplantıya Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen Plan ve Bütçe Komisyonundan bir üyenin katılması hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                       Ali Ilıksoy

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                 Başkanı Vekili

BAŞKAN - Tezkereyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; önce okutup işleme alacağım, sonra oylarınıza başvuracağım.

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (10/139), (10/14), (10/126), (10/132), (10/133) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 547 sıra sayılı raporunun görüşmesinin, gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No: 59    Tarihi: 12.1.2001

12.1.2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan, trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi konusundaki (10/139, 14, 126, 132 ve 133) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 547 sıra sayılı raporunun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasının ve görüşmelerinin 16.1.2001 Salı günkü birleşimde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

                                       Ali Ilıksoy

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                 Başkanı Vekili

 

M. Emrehan Halıcı

Oktay Vural

 

DSP Grubu Başkanvekili

MHP Grubu Başkanvekili

 

Avni Doğan

Beyhan Aslan

 

FP Grubu Başkanvekili

ANAP Grubu Başkanvekili

Nevzat Ercan

DYP Grubu Başkanvekili

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Lehte, aleyhte?..

KAMER GENÇ (Tunceli) - Aleyhte.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

Süreniz 10 dakikadır efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis Danışma Kurulunun bir önerisi üzerine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama görevini yapan bir kurumdur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkenin temel sorunlarından uzak kalamaz. Bugün, haftalardır Türkiye'de büyük suiistimaller ön safhada, rejim sorunu tartışılıyor; ama, bunları hiç duymayan bir Türkiye Büyük Millet Meclisi vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmasının verimli olabilmesi ve Türkiye'deki meselelerin her şeyden önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşulması gerekirken, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisi, meselelerin dışında tutulmakta; işte, bazı gruplar çıkıp da, gruplarında, usul yerini bulsun diye birtakım şeyler konuşulmakta; ama, bu kürsüye meseleler gelmemektedir. Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisine rağbet göstermemektedir. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarı, çok sistemli bir şekilde, tartışılabilir bir hale dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Şimdi, bir enerji suiistimali sorunu var; gazetelerin birinci sayfalarında yer alıyor. Devletin genel müdürleri, müsteşarları gözetim altına alınıyor. Bunlar, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin nasıl bilgisi dışında tutulabilir?! Nasıl, buraya ilgili bakan gelip de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunları dile getirmiyor?! En azından, bir gündemdışı konuşma yapmak suretiyle, grupların burada konuşmasının sağlanması gerekir. Herkes rahat!..

Sayın Mesut Yılmaz diyor ki: "Bir tek ANAP'lı suiistimal yapamaz; yapan da ANAP'ta duramaz." Ne kadar gülünç bir şey. Kardeşi diyor ki: "Bize gelen, bilmem, caminin neresine ne yapar." Ama, ben, burada, iki sene önce, kulakları çınlasın, Milliyet Gazetesinden, Melih Aşık'ın sütunundan bir fotoğraf göstermiştim. Bu fotoğrafta, bir yanda Turgut Yılmaz, bir yanda Mesut Yılmaz; ikisinin hiçbir sıfatı yok; öte tarafta, Cumhur Ersümer Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı; gitmişler, Rusya'da Mavi Akım Projesi üzerinde konuşuyorlar. "Ben, yalnız elektrik düğmesiyle ilgileniyorum" diyor. Peki, hani, o zaman "daltonlar Moskova'da" diye bir fotoğraftı... Peki, oraya kimin uçağıyla gittiniz? Orada, Gasprom'un, özel bir şirketin karşısına, bir yandan devletin elçisini, bir yandan başbakan yardımcısını ve bir yandan da bir parti genel başkanını ve onun kardeşini getirip oturtuyorsunuz... Şimdi, olaylar bu kadar açık ve seçik ortadayken, bunlar, niye getirilip bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmüyor da trafik... Tabiî trafik sorunu da çok önemli ;ama, onun arkasından da bunları alalım. Tabiî, yüzlerce insanımız ölüyor trafik kazalarında. Hatta, hiçbir faydası olmayan, gelecekte gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği belli olmayan bu Mavi Akım Projesinin Türkiye'de, 260 milyon dolarlık, yani aşağı yukarı 200 trilyon liralık bir bölümü... Müteahhidi ANAP'ın yakını, kendisine paralar ödenmiş; ama, hiçbir faydası yok! Yarın buradan lağım suyu mu akıtacaklar, gaz mı akıtacaklar, ne akıtacaklar, ben de bilmiyorum. Bunlar, Türkiye'nin çok önemli sorunları... Ondan sonra da, birileri -arkalarında büyük bir kirlilik var, arkalarında büyük ayıplar var- bir de çıkıp milletin karşısında böbürleniyorlar, dürüstlük taslıyorlar, kabarıyorlar... Ben anlamıyorum, insanlar bu milletin karşısında nasıl bu kadar yalan söyleyebiliyorlar.

Kendi ortaklarından biri çıkıyor "bunların ar damarları  çatlamış" diyor; ama, kimseden bir ses yok. Ama, öte taraftan da çıkıp "vay efendim, biz böyle  temiziz... Biz böyle temiziz..."

Sayın milletvekilleri, gerçekten, Türkiye'de rejim, bu suiistimaller nedeniyle, çok büyük boyutlara varan tehlikeyle karşı karşıyadır; bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ele alınması lazımdır.

Ben, buradan, daha önce de söyledim; Meclis tatile çıkmadan önce, burada, soruşturma komisyonu raporları oylanmıştı. Mesut Yılmaz ile Necdet Menzir  hakkındakisoruşturma komisyonu raporu yanlış oylanmıştı. Mesut Yılmaz ile Yalım Erez'in Yüce Divana sevk kararları vardı; ama, suçun şahsîliği prensibi gereği, bu iki kişinin her biri hakkında ayrı ayrı oylama yapılması lazımken, bunlar hakkındaki rapor birlikte oylanmıştı; bu, Anayasaya aykırıdır. Ben, o zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir şikâyette bulunmuş, demiştim ki, bu oylama yanlıştır; İçtüzüğün 13 üncü maddesine göre bunları getirin, Mecliste bu oylamayı yenileyelim; ama, Meclis Başkanı da, olayların o kadar dışında ki, burada söylenenleri duymuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir içtüzüğü var, Anayasa var; bunları evvela harfi harfine uygulayacak kişi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanıdır, onun Divanıdır... İçtüzüğün 13 üncü maddesi açık, orada deniyor ki, eğer, Mecliste yapılan oylama sırasında hata olursa, Başkan, o sırada usul tartışması açar, o oylamayı düzeltir; ama, hata oylamadan sonra ortaya çıkarsa, bunu Divana götürür, Divanın aldığı kararı da Genel Kurula getirir. Biz, bunun için o zaman dilekçeyi verdik; bu oylama usulsüzdür, tekrarlansın dedik; ama, Meclis Başkanlığı suskun... Yani, biz burada bir şeyler söylüyorsak, sorumluluk... Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kürsüsünün bir ağırlığının olması lazım. Bu ağırlığı da ortaya çıkaracak, yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanıdır ve onun buradaki Vekilidir, Divanıdır.

MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sayın Genç, Meclis Başkanı...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Susturmak için İçtüzüğü değiştiriyorlar.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, efendim, bir "düğmeye kim bastı" meselesi çıktı ortaya... Yahu, düğmeye kim basarsa bassın, önemli olan, bir suiistimal varsa, bu suiistimali ortaya çıkarmak suç mudur?! Bunun rejimle ne ilgisi var! Yani, birileri çıkıp da hırsızlık yapıyorsa, bu hırsızlığı ortaya çıkarmak... "Efendim, demokrasi yıpranıyor..." Niye yıpransın; demokrasi, bilakis, güçleniyor. Aslında, siz suiistimallerin ortaya çıkarılmasını engellediğiniz takdirde demokrasi yıpranıyor.

Bugün, Türkiye'de bir İçişleri Bakanı var; ama, belirli kişileri, tabiî, belirli medya gruplarını almış arkasına, o kadar çok millî kahraman, o kadar çok, bilmem, dürüst gibi görünüyor ki efendim... Bakın, bu düğmeye basma meselesi 7 Ocakta çıktı ortaya; 7 Ocakta Enerji Bakanı suspus, Mesut Yılmaz suspus; gittiler 8 Ocakta Başbakana; Başbakan -hiç kimse bir renk vermedi- İçişleri Bakanı geldi, bunlar bir araya geldiler... Şimdi, ben olsam, bir olay ortaya çıksa, eğer suçsuzsam, anında cevap veririm, bu böyledir derim. Bunlar, tabiî, arkalarında birtakım ayıpları olduğu için, çıkıp da kamuoyunun önünde anında cevap veremediler; üç gün boyunca, kamuoyu önünde acaba bu işin içinden nasıl çıkacağız diye, hep tertipler ve hesaplar içinde oldular ve üçüncü gün birtakım beyanatlar verildi; ama, bu beyanatlar da yine ikna edici olmadı. Bunlar, tek başına, bir hükümetin, en azından bir bakanın düşmesini gerektiren meselelerdir. Ben, bunları, bu kürsüde hükümetten soruyorum; bankaların için boşaltılıyor, hiç ses yok; birtakım bankalara el konuluyor, bu bankalara el koyma aşamasında birileri tüyo veriyor, çuvallarla o bankalardan paralar boşaltılıyor; hükümetten hiç ses yok;hiç kimse üzerine almıyor.

Ee, Enerji ihalelerinde, işte, bürokratlar içeriye alınıyor ve bu bürokratlar, bakan ortada iken, beyanat veriyor "benim bir suçum yok; hepsi onların bilgisi dahilindedir" diyor. Ben de yüzde yüz inanıyorum ki, bilgisi dahilinde; çünkü, Tahkim Kanununun burada çıkarılması sırasında,  ben bu kürsüden "bakın, bu Tahkim Kanunuyla Türkiye'nin geleceğini karanlıklara sürüklüyorsunuz. Yarın öbür gün bürokratlarınız öyle gizli sözleşmeler yapacak ki, Türkiye'yi, kapitülasyonlarda bile olmayan birtakım ağır şartlarda sömürteceksiniz." demiştim. Bunlar bugün tek tek burada ortaya çıkıyor.

Biliyorsunuz, bu imtiyaz sözleşmeleri Danıştayın denetimine gitmişti; o 46 tane imtiyaz sözleşmesinden dolayı, elektrik üretim-dağıtımını alan firmaların milyonlarca dolar yatırım yapması lazım ve Enerji Bakanı, Tahkim Kanununu geçmişe teşmil etmek için üç defa buraya getirdi. Ben çıktım "Danıştay kararını yanlış yorumluyorsunuz" dedim ve gitti, benim aleyhime...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapandı)

BAŞKAN -Sayın Genç, lütfen toparlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki efendim.

... dava açtı, 1 milyar liralık tazminat kazandı; önemli değil tabiî; ama, biz, bu kürsülerde doğruları söyleyeceğiz.

Bununla ne yapıldı sayın milletvekilleri; o sözleşmelerde gizli anlaşmalar yapılıyor, o gizli anlaşmalarda devlet ve vatandaş sonuna kadar soyulacak, yine, kendi yandaşlarını hakem tayin edecekler; çünkü, artık, Danıştayın denetiminden de geçmeyecek bu sözleşmeler ve Türkiye, sistemli şekilde, ortada, ekonomik yönden yok edilecek. Bunları zamanı gelince konuşacağız.

Ama, ben, şimdi, Sayın Başkanlıktan rica ediyorum; Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarının korunması için, her gün, bir defa Bakanlar Kurulu burada olacak Meclisin çalışma saatinde, mazereti olanlar hariç. Ayrıca da, memleketin bu kadar yoğun gündemi ve temel gündemleri varken, Türkiye Büyük Millet Meclisi -yani, ben, bugünkü mesele için demiyorum, trafikle ilgili bir şey demiyorum, o da önemli ama- eften püften meselelerle uğraştırılmayacak.

Saygılar sunuyorum efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Tunceli Milletvekilimiz Sayın Kamer Genç, önerinin aleyhinde konuştular.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Zeki Çakan, lehinde mi konuşacaksınız?

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) - Hayır efendim.

Sayın Kamer Genç, konuşmalarında, Danışma Kurulu kararı üzerinde -zabıtları incelerseniz- hiç konuşmadılar. Siz de, Danışma Kurulunun kararı üzerinde, aleyhinde konuştular diye zabıtlara geçirdiniz.

Ancak, bütün milletvekillerimizin izlediği gibi, Sayın Kamer Genç, her zamanki tutum ve davranışını sürdürerek, gerek Anavatan Partisi Genel Başkanına gerekse Anavatan Partisi Grubuna sataşmıştır. Müsaade ederseniz, iki cümleyle kendisine cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Çok kısa olmak kaydıyla, buyurun efendim.

Aslında, Danışma Kurulu önerisi üzerinde de konuşma hakkınız var; biliyorsunuz lehte de konuşabilirsiniz.

Buyurun efendim.

V. – AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Bartın Milletvekili Zeki Çakan’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in konuşmasında, ANAP Genel Başkanı A. Mesut Yılmaz’a sataşması nedeniyle konuşması

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her zaman, her Genel Kurul toplantısında olduğu gibi, Sayın Kamer Genç, söz isteminde bulunmuş; ama, maalesef, her zamanki tavrını sergileyerek, esas meseleyi değil, kendi kafasına göre, kendinin siyasî geleceğiyle ilgili veya bir başka partiyi veya partileri karalamayla ilgili konuşmasını sürdürmüştür. Danışma Kurulu kararı üzerinde söz istemiş; ancak, zabıtlar incelendiğinde görüleceği gibi, kesinlikle Danışma Kurulu kararı üzerinde konuşmamıştır.

Biraz önceki konuşmasında, detaya inmek istemiyorum; çünkü, daha önce, Sayın Kamer Genç, burada, siyasî parti gruplarına sataşarak -özelikle grup başkanvekillerini mahkemeye vererek, bu konuyla ilgili tazminat davaları açarak- siyasî parti gruplarının, grup başkanvekillerinin üzerine saldırmasını arzulamaktadır; ama, benim ne terbiyem ne de bağlı bulunduğum siyasî partinin görüşü, bu saldırganlığı önlemektedir; terbiyem de müsait değildir. Ancak, şunu söylemek istiyorum: Sayın Kamer Genç, başbakan; Sayın Kamer Genç, içişleri bakanı; Sayın Kamer Genç, Meclis başkanı; biraz önce de söylediği gibi, Sayın Kamer Genç, 550 milletvekilinin yerine geçen, tüm milletvekillerinin her birini ayrı ayrı yönetme ve yönlendirme çabası içerisinde...

Değerli Genç, bugün, Anavatan Partisi Genel Başkanı Sayın Mesut Yılmaz, Grupta bir konuşma yaptı. Yüce Türk Milleti önünde sana da sesleniyorum, Grubum ve Genel Başkanım adına sesleniyorum: Basında yer alan, bugün adlî yargıya intikal eden ve yargıya intikal ettiği için burada konuşulmasını uygun bulmadığım her türlü konuda bilgin, belgen var ise -adliyeye, yargı organlarına intikal eden- bu konuda lütfen ihbarda bulun. Özellikle de senden, bunu, Anavatanlılar adına, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili olarak istiyorum; ama, lütfen, bu konuşmalarında iftira ve ka-ralama zihniyetinden vazgeç. Bu Parlamentoya, özellikle de Parlamentonun içinde bulunan bir milletvekili olarak size, bunu yakıştıramadığımı... İftira kampanyasıyla değil, bilginle, belgenle, hele hele yargıya intikal etmiş bir konuyla ilgili olarak, her türlü, ama, her türlü şüpheni yargıya bildirmeni özellikle senden rica ediyorum.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çakan.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, arkadaşımız sataştı; bir iki cümleyle yerimden cevap vereyim.

BAŞKAN - Hayır, uzatmayalım.

MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) - Ne sataşması, sataşma falan yok!

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bir şey söylüyorum. Diyor ki...

BAŞKAN - Grup başkanvekili olarak konuştu.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, bir dakika...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) - Hiçbir sataşma yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani, Danışma Kurulu kararı nedir; Meclisin çalışmasıdır. Meclis çalışmasının amacının, ben, ne olması gerektiğini söylüyorum... Gündemdışı değil... Zaten, Urfa'daki başkanları; yani, işte, enerji ihalesinde suiistimallerden dolayı... Öyle galiba; yani, haber aldığımıza göre...

MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul)- Biraz önce elinize kâğıt verdiler!..

BAŞKAN- Biz, ne söylediğinizi anladık Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Efendim, anladım da, yalnız "saldırıyor" dedi. Bu memlekete biz bir hizmet yapmaya geldik; cebimizi doldurmaya gelmedik.

BAŞKAN- Tamam efendim, tamam... Lütfen...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Biz, kimin, cebini doldurmaya geldiğini de biliyoruz...

BAŞKAN- Kimse gelmedi...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Halk da bunlara cevabını verecek ama; biz, artık, burada susamayız Sayın Başkan.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın)- O hizmeti en iyi şartlarda yapabilmesi için, her türlü bilgisini, belgesini, her türlü görüşünü yargı organlarına intikal ettirmesini özellikle istiyoruz

KAMER GENÇ (Tunceli)- Yani, rica ediyorum... Bu Meclis neyle uğraşıyor, kiminle uğraşıyor?!..

BAŞKAN- Sayın Genç, siz, Trafik Araştırma Komisyonu raporunun gündeme alınmasının aleyhinde konuşmak üzere söz aldınız; ama, onu da bir ölçüde desteklediniz. Ancak, başka bir önceliğiniz olduğunu söylediniz...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Ama bakın...

BAŞKAN- Bunu uzatmayalım lütfen...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Şimdi, bakın; ANAP il başkanının oğlu, enerji ihalesinde suiistimallerden sorumlu tutulmuştur...

BAŞKAN- Efendim, lütfen...

KAMER GENÇ (Tunceli)-  Bunda yanlışlık yok...

BAŞKAN- Lütfen efendim...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın)- Sayın Başkan...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Yani, daha ne belge getireyim bunlara efendim!..

BAŞKAN- Başka konuşacak arkadaşımız  var mı?...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Sözleşmeleri açsınlar... Yarın ne belgeler...

BAŞKAN- Lehte, aleyhte olmak üzere konuşacak başka arkadaşımız var mı?.. Olmadığı anlaşıldı.

Oylarınıza sunuyorum:Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın)- Bize değil, yargıya verin!..

KAMER GENÇ (Tunceli)- Yargının arkasına saklanmayın!..

BAŞKAN- Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiş ve gündemimize girmiştir.

Sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergeleri vardır; bu önergeler 3 adet olup, ayrı ayrı okutup, işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

İlk önergeyi okutuyorum:

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

6. - Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması, Balıkesir Üniversitesi Bünyesinde Tıp, Eczacılık, Dişçilik, Güzel Sanatlar, Savaştepe Eğitim, İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültelerinin Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin  (2/313) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/286)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/313 Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması, Balıkesir Üniversitesi Bünyesinde Tıp, Eczacılık, Dişçilik, Güzel Sanatlar, Savaştepe Eğitim, İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültelerinin Kurulması Hakkında Kanun teklifim, komisyona havale edildiği tarihten itibaren 45 gün geçtiği halde görüşülmemiştir.

İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.                    24.3.2000                               

                          İlyas Yılmazyıldız

                                          Balıkesir

BAŞKAN- Sayın Yılmazyıldız, önerge sahibi olarak konuşacak mısınız?..

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir)- Evet.

BAŞKAN- Buyurun.

Süreniz 5 dakika.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen yasama döneminde verdiğim, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun bir maddesinde değişiklik yapılarak, Balıkesir Üniversitemize bağlı olarak,  tıp fakültesi, eczacılık fakültesi, diş hekimliği fakültesi, güzel sanatlar fakültesi, Savaştepe eğitim fakültesi, iktisadî ve idarî bilimler fakültesi kurulması hakkında 2/313 esas nolu kanun teklifim, 45 gün geçtiği halde, komisyonlarda görüşülmediği için, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, doğrudan gündeme alınması için söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Balıkesir Üniversitesi, Balıkesir'in gelişmesi bakımından çok büyük önem arz etmektedir. Balıkesir'in, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan bir bütünlük içinde gelişmesinin sağlanması için Balıkesir Üniversitesinde yeni fakültelerin açılması zaruret haline gelmiştir.

Balıkesir İlimiz, 1 milyonu aşan nüfusuyla, Bursa, Manisa, Çanakkale İllerimiz arasında bulunan önemli bir yerleşim alanıdır. Ne var ki, bugüne kadar gerek yer aldığı coğrafî konum gerekse demografik yapısıyla paralel bir kalkınma seviyesine ulaşamamıştır. Bu gelinen noktada, kalkınmada, sanayide ve yükseköğretimde kendisine komşu olan illerden daha da geride kalmıştır; ilimizden bir bakan çıkmaması sebebiyle, Çanakkale gibi, Bakanlar Kurulu kararıyla bir tıp fakültesine sahip olamamıştır. Bu, ancak, Yüce Meclisimizin desteğiyle olabilecek bir iştir. Bu, benim şahsımın bir arzusu değil, burada temsil edilmekte olan Demokratik Sol Partiden, Milliyetçi Hareket Partisinden, Anavatan Partisinden, Fazilet Partisinden ve Doğru Yol Partisinden bütün Balıkesirli milletvekillerimizin ve bütün milletvekillerimizin desteğiyle gündeme alınması, Balıkesirlilerimizin en önemli arzusudur.

Balıkesir Üniversitesi, 11 Temmuz 1992 tarihinde kurulmuş olup, halen 13 000 öğrenci, 1 000 öğretim elemanı ve idarî personeli, 4 fakülte, 3 yüksekokul, 11 meslek yüksekokulu, 4 enstitü ve 6 araştırma ve uygulama merkezine sahip bulunmaktadır; ancak, bu, Balıkesir Üniversitesi için yeterli değildir. Şu anda Türkiye'nin 15 inci gelişmiş üniversitesi olan Balıkesir Üniversitemizin, Balıkesir İli ekonomisine katkısı yıllık 20 trilyon lirayı bulmaktadır. Bunun yanında büyük nüfusa sahip ilçelere de yeni fakülteler kurulması için son derece uygun bir zemini vardır. Bu açıdan, Balıkesir Üniversitesine bağlı olarak, eczacılık fakültesi, diş hekimliği fakültesi; güzel sanatlar fakültesi, Savaştepe eğitim fakültesi, tıp fakültesi ve iktisadî ve idarî ilimler fakültesi açılmasında son derece büyük yarar vardır.

Bugün, Balıkesir'de bulunan mevcut hastaneler halkımızın ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Bunun için, hastalarımız genellikle İzmir ve Bursa gibi diğer şehirlere gitmek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum, zaten büyük ekonomik sıkıntılar içinde olan hastalarımızın ve yakınlarının, maddî ve manevî büyük zorluklar çekmesine sebep olmaktadır. Özellikle, Balıkesir İlindeki bir hasta, ilçesindeki devlet hastanesinden Balıkesir Devlet Hastanesine, oradan Bursa veya İzmir Devlet Hastanesine, oradan tıp fakültesine giden, uzun ve zorlu bir yolu izlemek zorundadır. Halbuki -1 milyon nüfusu ilgilendiren bu konuda- Balıkesir'de bir tıp fakültesi kurulması durumunda, vatandaşlarımız doğrudan ileri düzeyde tedavi olma imkânına sahip olacaklardır. Bu nedenlerden dolayı, Balıkesir Üniversitesine bağlı tıp fakültesinin bir an önce kurulması zorunlu hale gelmiştir.

Eczacılık ve diş hekimliği fakültelerinin açılmasının da tıp fakültesiyle birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Tıp, eczacılık ve diş hekimliği, birbirlerine bağlı sağlık birimleridir; bu fakülteler birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir.

Güzel sanatlar fakültesi, bölgenin kültürel olarak kalkınması ve ilimizde sanatın gelişmesi için son derece faydalı olacaktır. Bu vesileyle, ilimizin sosyokültürel zenginlikleri ortaya çıkarılacak, ilimizde kültürel faaliyetler artacaktır.

Ekonomik hayatın canlandırılması için de iktisadî ve idarî bilimler fakültesine son derece ihtiyaç duyulmaktadır. İl merkezinde organize sanayi bölgesinin kurulması çalışmaları son aşamadadır. Pek çok sanayi tesisimiz kurulmaya başlanmıştır. Sanayicilerimizin üniversiteyle yapacağı işbirliği, ilimizin ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayacaktır.

Ayrıca, Balıkesir Üniversitesine Savaştepe eğitim fakültesi kurulması için devredilecek olan Savaştepe Öğretmen Lisesi binası da, eğitim fakültesi açılması için gerekli laboratuar, derslikler ve altyapıya sahiptir.

Bu okulun tarihî bir geçmişinin olduğunu, bugünkü haliyle verimli kullanılamadığını, Savaştepe'ye herhangi bir katkı sağlamadığını, bu tesislerin üniversiteye devredilmesiyle Savaştepe İlçesinin ekonomik kalkınmasına ve sosyal yaşantısına büyük canlılık kazandıracağını belirtmek istiyorum. Savaştepe Anadolu Öğretmen Lisesi, üniversiteye devredilip, eğitim fakültesine dönüştürülmesi durumunda, yeterli altyapıya -kütüphane, spor salonu ve sahaları, sinema salonu, lojmanlar, yemekhane, idarî binalar- sahiptir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlar mısınız.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Mevcut binaların yüzde 80'i, şu haliyle kullanıma elverişli bulunmaktadır. Ulaşım imkânları rahattır. Savaştepe Anadolu Öğretmen Lisesinde, şu anda 1 000 öğrenciyi barındırıp, eğitim ve öğretimi sürdürebilecek yurt, sınıf, yemekhane ve benzeri tesisler bulunmaktadır.

Ayrıca, Savaştepe Öğretmen Lisesi, bu kapasitesinin yüzde 50'sini kullanmaktadır. Bu kapasite, gerekli onarımlar yapıldığında yüzde 50 artırılmaya müsaittir. Ayrıca, Balıkesir İli ve ilçeleri bu fakültelerin açılması için gerekli altyapıya sahiptir.

Bu fakültelerin açılmasının, Balıkesir İlimizin gelişmesine son derece faydası olacağı inancıyla, kanun teklifimin doğrudan gündeme alınması için bütün milletvekillerimizin desteklerini bekler, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yılmazyıldız.

Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün, buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika.

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifine benzer bir kanun teklifini, ben de, daha önce gündeme alınması için huzurlarınıza getirmiş ve sizlerin değerli oylarıyla kabul edilen bu kanun teklifimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine girmişti. Onun için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. Şu anda gündemin 134 üncü sırasındadır.

Şimdi, benzer bir kanun teklifini de, değerli bir milletvekili arkadaşımız buraya getirmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan, kendilerine de teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Balıkesir İlimiz, nüfus yoğunluğu itibariyle Türkiye'nin önde gelen illerinden birisidir. Son sayıma göre 1 milyon 200 bin civarında nüfusu vardır ve bu kadar nüfus yoğunluğuna sahip, coğrafî olarak da büyük bir alanda yerleşmiş bulunan Balıkesir İlimizin önemli sorunları vardır. Bunların başında üniversite sorunu gelmektedir, bunların başında organize sanayi bölgesi meselesi gelmektedir, bunların başında ulaştırmayla ilgili, ulaşımla ilgili sorunlarımız gelmektedir.

Bakınız, bütün bu sorunların çözülmesi gerekirken, Balıkesirlilerimiz, son günlerde talihsiz bir olayı yaşadı. Devam etmekte olan Türk Hava Yolları ulaşımı, seferleri ne yazık ki iptal edildi; Balıkesir, seferleri iptal edilen illerimiz arasındadır. Müşteri azlığından veya seferlerdeki doluluk oranının azlığından dolayı böyle bir şeyin olduğunu basından okuduk. Eğer, bu, böyle ifade edildiği gibiyse, o zaman seferlerin günleri değiştirilmek suretiyle yeniden bir düzenlemeye gidilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Tabiî, bunun yanında, üniversiteyle ilgili yatırımlarımız fevkalade yavaş gitmektedir. Balıkesir İlimize bir tıp fakültesinin mutlaka kazandırılması lazım gelir. Çevre illerimizdeki üniversitelere baktığımız zaman  görüyoruz ki, Balıkesir Üniversitesi, onlardan daha köklü ve geçmişi, mazisi olan bir üniversite olmasına rağmen, geride kalmıştır. Bu bakımdan, tıp fakültesi konusunda, yabancı diller yüksekokulu konusunda ve teklifte adı geçen diğer fakültelerin kurulması konusunda yapılması lazım gelen işlerin, mutlaka, Türkiye Büyük Millet Meclisi kanalıyla gerçekleştirilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Onun ötesinde, tabiî, Balıkesir'de, işsizlik büyük bir sorundur. Organize sanayi bölgesinin bugüne kadar tamamlanmamış olması veya en azından hizmete girmemiş olmasından dolayı, işsizlik büyük bir sorundur. Organize sanayi bölgesinin finansmanla ilgili, faizle ilgili, geri ödemelerle ilgili  sorunları vardır; bunların da mutlaka aşılması lazım gelir.

Bunun yanında, ulaşımla ilgili sorunlar vardır; Balıkesir-Susurluk-Karacabey yolu hâlâ bitmemiştir ve birkaç seneden beri de burada ciddî bir çalışma yapılmamaktadır. Özellikle İstanbul üzerinden yapılacak olan seyahatler, Balıkesir-Susurluk-Bandırma üzerinden yapılmaktadır; hızlı feribot vasıtasıyla, bu ulaşım kolay olmaktadır. İstanbul'a, Bandırma'dan 1 saat 45 dakikada gidebilen vatandaşımız, Bandırma-Balıkesir arasını 1 saatte gelememektedir. Bu bakımdan, çok acilen Bandırma-Susurluk arasındaki yolun yapılması lazım gelir; çünkü, orada her gün kaza haberlerini duymaktayız; bu yol, fevkalade yetersiz bir konumdadır.

Değerli arkadaşlar, tabiî, bunun yanında, Balıkesir İlimizin -biraz önce ifade ettiğim gibi- Savaştepe İlçesinde, bir eğitim fakültesi olması, orman fakültesi olması, iktisat fakültesi olması, eczacılık fakültesi olması, bunların hepsi, olması lazım gelen şeylerdir. Nüfus itibariyle, Balıkesir ile Çanakkale İlimizi karşılaştırdığınız zaman -Çanakkale İlinde tıp fakültesinin kurulduğunu duyu-yoruz- Çanakkale'de oluyorsa, Manisa'da oluyorsa, Bursa'da oluyorsa, Balıkesir'de neden olmayacak veya olmuyor; ben, bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

O bakımdan, mutlaka, bu konuda, başta Balıkesir Milletvekillerimizin tümü olmak üzere, bütün Meclisimizde bulunan değerli arkadaşlarımızın, bu konuda anlayış göstererek, bunun gerçekleştirilmesi yönünde katkılarını bekliyorum.

Hepinize saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özgün.

AYDIN GÖKMEN (Balıkesir) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?..

BAŞKAN - Balıkesir Milletvekili Sayın Aydın Gökmen, çok kısa, yerinizden lütfen.

Buyurun.

AYDIN GÖKMEN (Balıkesir) - Sayın Başkanım, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız'ın vermiş olduğu Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanunun Balıkesir Üniversitesi Bünyesinde, Tıp, Eczacılık, Dişçilik, Güzel Sanatlar, Savaştepe Eğitim, İktisadî İdari Bilimler Fakültesi Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin aynısına benzer, daha önce, ben de kanun teklifi vermiştim. Bunun için, bu arkadaşımızın verdiği kanun teklifine katılıyorum ve olumlu oy vereceğimi söylüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gökmen.

Doğrudan gündeme alınma önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. (Alkışlar)

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, bütün milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Sayın Güner de bir şey söylemek istiyordu; ama, göremediniz galiba.

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) - Ben de söz istemiştim...

BAŞKAN - Efendim, talebiniz burada görünmediği için, oylamaya geçmiştik.

İkinci önergeyi okutuyorum:

7. - Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, Küçük Çiftçilerin T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan Borç Faizlerinin Bir Bölümünün Affı, İcra Takip İşlemlerinin Durdurulması ve Yeni Bir Ödeme Planına Bağlanmasına Dair Kanun Teklifinin (2/468) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/287)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Plan ve Bütçe Komisyonunda 7.3.2000 tarihinden bu yana bekleyen  468 nolu Küçük Çiftçilerin TC Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan Borç Faizlerinin Bir Bölümünün Affı, İcra Takip İşlemlerinin Durdurulması ve Yeni Bir Ödeme Planına Bağlanmasına Dair Kanun Teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan gündeme alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.                      1.6.2000

                                     İsmail Köse

                                          Erzurum

BAŞKAN - Sayın Köse, önerge sahibi olarak; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlarken Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Fransa'daki sözde Ermeni tasarısıyla ilgili Meclisimizden görevli beş milletvekili arkadaşımızın, bu konuyu protesto amacıyla ve orada bizim geçmişten gelen ve tarihte aslı astarı olmayan bu meseleyi anlatmak için bu programa iştirak eden değerli milletvekillerimizi tebrik edi-yorum ve Sayın Yalçıntaş'a da buradan konuşmaları için teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1999 yılında ülkemizde çok önemli tabiî afetler meydana gelmiş, deprem ekonomimizde çok önemli sıkıntılar meydana getirmiştir. Bunun dışında yer yer sel felaketleri ve kuraklık nedeniyle çiftçimiz ve köylümüz sıkıntıya girmiştir. Daha önceki yıllardan içerisinde bulunmuş olduğu sıkıntıların yanında, özellikle bu tabiî afetler dolayısıyla ürününün az olması ve kuraklık nedeniyle de sıkıntıya giren çiftçilerimiz, borçları dolayısıyla da şu anda ekonomik yönden çok büyük sıkıntı içerisindedirler. Tabiî, hükümetimizin uygulamış olduğu istikrar programı çerçevesinde, tüm kesimlerde olduğu gibi, tarım kesiminde çalışan insanlarımıza da enflasyonun düşürülmesi, gerekli sonucun müspet olarak elde edilebilmesi için, ekonomik programın başarıya ulaşması için, arzu ettiğimiz miktarda çiftçimiz, köylümüz desteklenememiştir. Her ne kadar peşin ödemelerle özellikle tarım kesimindeki tahıl üretimi yapan insanlarımızın ürününün bedeli peşin olarak ödenmiş ise de, tabiî, fiyatların az seviyede oluşu, düşük oluşu, çiftçimizi ve köylümüzü tam anlamıyla tatmin etmemiştir.

Bu bakımdan, bu alımların peşin olması, fakat fiyatların düşük olması dolayısıyla, geçmiş yıllardan biriken borçlarını ödeme imkânına sahip olamamıştır köylümüz ve çiftçimiz ve şu anda tarım kredi kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına borçlu olan çiftçimiz, köylümüz, biriken bu borçlar nedeniyle, özellikle üzerine faizlerin de gelmesi dolayısıyla sıkıntı içerisinde ve takibe maruz kalmıştır.

Bu bakımdan, bir milletvekili olarak, hükümetimizin, olaki, alacağı tedbirler belki bu istikamette olabilir; ama, onu tahrik etmek amacıyla, yapılacak çalışmalarına yardımcı olmak ve hükümete ışık tutmak amacıyla vermiş olduğumuz kanun teklifinin, Yüce Meclisin desteğiyle gündeme alındığı takdirde... Bunun arkasında ne var ne yok, malî külfeti nedir, devletimize yükü nedir, çiftçimize ve köylümüze getireceği rahatlama imkânı nedir, bunu, sayın bakanlar ve hükümetimiz, muhakkak surette inceleyeceklerdir ve inanıyorum ki, gündeme alınan bu kanunumuz dolayısıyla, hükümetimizin, içerisinde bulunduğu sıkıntılardan dolayı hapsen tazyik noktasına gelen ve belki bazı yerlerde de... Muhalefet partisi mensubu arkadaşlarımız, burada yapmış oldukları konuşmalarda, böyle takiplerin çok fazla olduğunu ifade ediyorlar; ancak, belki hapse girmemişler; ama, gerçekten bir takip muamelesi başlamıştır  Malumunuz, kanunlar  değişmediği takdirde, o engeli ortadan kaldırmamız da mümkün değildir.

O itibarla, önümüzdeki aylarda ve günlerde, çiftçimizin ve köylümüzün bu şekildeki cezalarla karşılaşmaması bakımından, bu kanun teklifimizin hükümet tarafından nazarı itibara alınarak... İnanıyorum ki, devletimize de fazla bir yük getirmeyecektir; çünkü, alacağını alacaktır, alacağının karşılığında da, anaborcu kadar bir faiz ödemesi yapılacaktır; yani, miktarlar itibariyle,  devletimiz daha kazançlı çıkacaktır.

Bu bakımdan, bu kanun teklifimin gündeme alınması konusunda tüm milletvekillerimizin desteğini bekliyor, çiftçilerimizin, köylülerimizin sıkıntılarının giderilmesi konusunda da hükümetimizin acilen destek vermesini arz ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Köse.

Şahsı adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün; buyurun efendim.

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Sayın Başkan, söz hakkımı Sayın Demirci'ye veriyorum.

BAŞKAN - Sayın Demirci, buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

MUSA DEMİRCİ (Sıvas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

MHP Grup Başkanvekili Sayın İsmail Köse'nin, küçük çiftçilerin ziraat bankalarına, tarım kredi kooperatiflerine olan borç faizlerinin bir kısmının ertelenmesi, icra takibinde olan borçlarının dondurulması ve bu borçların yeni ödeme planına bağlanmasıyla alakalı kanun teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, çiftçilerimiz, bugün, maalesef, ürününün karşılığını ve emeğinin değerini alamamaktadır. Maalesef, IMF'ye verilen niyet mektubundan sonra, biraz önce Grup Başkanvekilimizin arz ettikleri gibi, gerçekten bu niyet mektubundan sonra çiftçilerimizin alım gücü düşmüş ve girdilerdeki yükselme de kontrolün dışına çıkmıştır; ama, buna rağmen, mahsullerin fiyatı da baskı altına, kontrol altına alınmıştır. Nitekim, hububat dahil, bütün mahsullerde, aşağı yukarı yüzde 27'yi geçmeyen bir tabanfiyatı uygulanmıştır; ama, buna rağmen, girdilerin tamamında -gübrede, mazotta, tohumda ve diğer girdilerde- yüzde 100'ün üzerinde bir artış olmuştur. Bu bakımdan, bu kanun teklifi, hem zamanı olarak fevkalade isabetli hem de mutlaka gündeme alınmasıyla beraber acilen kanunlaşması lazım.

Değerli milletvekilleri -biliyorum, zaman kısa- bakınız, 17 Ekim 2000 tarihinde bir kararname yayımlanmış. Bu kararnameye göre, mahsullerinin yüzde 40'ı veya fazlasında hasar gören çiftçilerin bir kısım borçları erteleniyor; bir kısmı da ertelenmenin dışında, yeni kredilerle destekleniyor.

Tabiî, bu kararnameye göre, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, bir genelge yayımlamak suretiyle, çiftçilere, borçlarını nasıl ödeyeceklerini ifade ediyor. Burada deniliyor ki "birinci seçeneğiniz, borcunuzun onda 1'ini yatırırsanız, bir yıl vade, yüzde 60 faiz; eğer, sekizde 1'ini yatırırsanız, bir yıl ilâ iki yıl vade, yüzde 65 faiz; defaten öderseniz yüzde 55 faiz." Burada dikkat edeceğimiz konu şu: Buradaki faizler, bir defa, ticarî faizlerin üzerinde.

İkincisi, deniliyor ki "ödeme planı, 31.1.2001 tarihinde başlayacak ve üçer aylık taksitlerle ödenecek." Değerli arkadaşlar, tarım da, bildiğiniz gibi yılda bir defa hasat olur. Yılda bir defa hasat yapan bir çiftçinin, üç ayda bir ödemesi acaba nasıl olacak; ödeme planına nasıl uyulacak? Bu bakımdan, fevkalade, böyle sıkıştırılmış ve çiftçinin işine yaramayan bir genelge. Bunun, mutlaka, gözden geçirilmesi ve mutlaka, taksitlerinin çiftçinin hasadına göre ayarlanması lazım.

Bakın, bu konuda, Sıvas'tan, Ziraat Odası Başkanlığına intikal eden çok sayıda imzası bulunan bir mektup aldım. Orada deniliyor ki: "Bu genelgeye uyulmadığı gibi, maalesef, çiftçilerimiz borçlarından dolayı icraya verildiler."

Yine, Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanlığından bir yazı aldım. Orada da deniliyor ki: "Pancar üreticilerinin -bildiğiniz gibi- ödemeleri nisan ayında yapılır; ama, bunlar, ocak ayına göre bir değerlendirme yapıyorlar. Bu genelgenin de yürümesi mümkün değil."

Değerli arkadaşlar, o bakımdan, bildiğiniz gibi, bir defa, kota koymak suretiyle, çiftçilerimiz, pancar üreticilerimiz, birinci zarara uğradı. İkincisi, fiyat vermedik, zarara uğradı. Üçüncüsü de, bu genelgeyle, bu çiftçilerimiz tekrar mağdur ediliyorlar.

Şimdi, Niğde'den, Nevşehir'den, Konya'dan çiftçilerimiz, bu konuda zaman zaman bize telefon açıyorlar. Yine, Niğde'nin Aşağıavşar Köyü Kalkınma Kooperatifinin bu konuda gönderdikleri fevkalade içerikli bir yazı var. Orada deniliyor ki, bu borçların, üretim sezonu göz önüne alınmak suretiyle mutlaka yeniden ödeme planının yapılması lazım. İçeriği, bizi, hepimizi fevkalade üzecek tarzda yazılmış. Bu yapılmadığı takdirde, mallarımız icraya gidecektir, icra şu anda kapıdadır deyip, bu şekilde feryatlarını dile getiriyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Demirci, lütfen toparlayınız.

MUSA DEMİRCİ (Devamla) - Peki efendim, toparlıyorum.

Ben, bu konuyu tekrar huzurlarınızda arz ediyorum.

Getirilen kanun teklifini desteklediğimizi ifade ediyorum ve mutlaka, bu kanun teklifinin, gündemde beklemesinden ziyade kanunlaşmasını gönlümüz arzu ediyor.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sağ olun efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Demirci.

Sayın milletvekilleri, İçtüzüğümüzün 60 ıncı maddesine göre, bu konuda çok kısa sözü olan 6 arkadaşımız müracaat etmişlerdir. Çok kısa olmak kaydıyla, müracaat sıralarına göre söz veriyorum.

İlk söz, Sayın Aslan Polat'a ait.

Buyurun efendim.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Erzurum Milletvekili Sayın İsmail Köse tarafından verilen bu kanun teklifini biz de olumlu karşılıyoruz. Yalnız, şunu da açıkça belirtmek isterim.

Sayın İsmail Köse, iktidarın büyük ortağının grup başkanvekilidir. Bu gerekçelerde dediği gibi çiftçilerin hakikaten zor durumda olduğuna inanıyorlarsa, bunu, hükümet tasarısı olarak getirip burada kanunlaştırmalarını isteriz. Zaten, bunun Plan ve Bütçe Komisyonunda zamanında görüşülmemesi de, hükümetin bu konuda desteğinin olmadığının en bariz ifadesidir. Şimdi, burada, çiftçilerin bu kadar zor durumda olduğu belirtilip, sonra da bunun kanun tekliflerinin 218 inci sırasına getirilmesi, dört yıl müddetle görüşülme şansı olmayacak ve kadük olmayla karşı karşıya olacak demektir.

Benim, burada, açıkça iktidar grubuna söylemek istediğim şudur: Bu teklife inanıyorsanız, hemen, bunu ilk Danışma Meclisinde getirin, muhalefetin de desteğiyle ön sıralara alıp, görüşüp, kanunlaştıralım; yoksa, çiftçileri, burada, olmayacak bir tasarıyla umutlandırmanın da faydalı olmayacağını belirtiyorum. Ama, her halükârda, bunun burada görüşülmesi için, ister Danışma Meclisinde, ister Genel Kurulda, her şeye muhalefetin destek vereceğini belirtir, saygılar sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Hatiboğlu, buyurun efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Polat'ın da ifade ettiği gibi, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, bir teklifin gündeme alınmasının pratik bir faydası olmadığını hepimiz biliyoruz. Şu anda, elimizdeki gündemde, denetim yollarıyla ilgili önergelerle birlikte tasarı ve tekliflerin toplamı 720 adettir; yani, eğer gündeme alınırsa, bu da 721 inci olacak. Sıra gelmesi için, galiba, bizim dönem yetmeyecek.

Benim, şimdi, burada bir teklifim var. Gerçekten, çiftçilerimizin borçlarının faizlerinin affedilmesi, ertelenmesi çok önemli. Hacze maruz bütün çiftçilerimiz. Şimdi, benim teklifim şu Sayın Köse kardeşime: Yarın -yani, basılıp dağıtıldıktan sonra tabiî; yarından kastım odur- hemen Danışma Kuruluna, ama, sadece bunun gündeme alınması, öne alınması, müzakere edilmesi konusunda talepte bulunun. Fazilet Partisi Grubu olarak size destek vereceğiz, Genel Kurulda da destek vereceğiz, oy vereceğiz. Kimin vesile olduğu çok önemli değildir; kimin yararlanacağı çok önemlidir. Yararlanacak olan da, sizin, borcun, harcın altında ezdiğiniz, üzdüğünüz, bitirdiğiniz çiftçilerimizdir.

Saygı sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmazyıldız, buyurun.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkanım, Sayın Köse tarafından verilen bu teklifi destekliyoruz; ancak, Af Yasası çıkarılırken, benzer yönde, benim verdiğim değişiklik önergesini Sayın Köse ve iktidar milletvekilleri desteklememişlerdi.

Hakikaten, çiftçilerimiz çok zor durumda. Eğer samimi iseler, lütfen, ilk Danışma Meclisi toplantısında bunu gündeme getirsinler, birinci sırada görüşelim, çıkaralım. Çiftçilerimizin tahammülü yok.

Bir de, Sayın Ulaştırma Bakanımız, Sayın Köse'nin yanında olduğu için şunu da mutlaka söyleyeceğim: Balıkesir-Ankara uçak seferleri durdurulmuştur. Gerekçe olarak, Sayın Genel Müdür "Ulaştırma Bakanlığından talep ettiğimiz zammı alamıyoruz, yolcu sayısı azdır" diyorlar. Bu, Balıkesir'deki sanayiin gelişmesi, üniversitenin gelişmesi için çok önemli ve stratejik değeri olan bir şeydir. Onun için, bu uçak seferlerini de tekrar, acilen başlatmalarını kendilerinden diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

Bunu da destekliyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Erek, buyurun efendim.

ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) - Sayın Başkanım, benden evvel konuşan değerli arkadaşlarımın sözlerine aynen iştirak ediyorum.

Bu konuşmanın iki faydası oldu; birincisi, çiftçimizin nasıl bir felaket içinde bulunduğu, iktidar partisine mensup bir arkadaşımız tarafından, Meclis kürsüsünden ikrar edildi. Bu kanunun yararı, hepimiz tarafından anlaşıldı.

Yalnız, burada bir tehlike var; göstermelik, sonucu olmayan girişimlerin, çiftçimizi aldatma ihtimalini burada vurgulamak istiyorum. Gerçekten, Sayın Köse, çok haklı olan bu teklifini, en kısa sürede Danışma Meclisine getirip, tüm parti gruplarının oybirliğiyle Yüce Meclisin önüne sunmazsa, Yüce Meclisten bu teklif geçmezse, çiftçilerimiz, o mağdur çiftçilerimiz, sanki bir faiz affına muhatap olacaklarmış gibi bir geleceği bekleyerek, ödeme imkânlarını ileriye bırakırlarsa, böyle bir beklentinin, zaten mağdur olan çiftçimizin mağduriyetini katlayacağından endişe ederim. Yapılacak tek iş, önümüzdeki hafta, Danışma Meclisinin ilk gündeminde bu teklifi birinci madde olarak getirip, Yüce Meclisin onayına arz etmektir.

Saygılarımı sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Mehmet Ali Şahin, buyurun efendim.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Sayın Başkanım, ben de, benden önce konuşan arkadaşlarım gibi, Sayın Köse'ye teşekkür ediyorum. Gerçekten, yerinde ve gerekli bir teklif. Üç siyasî partiye mensup arkadaşlarımız söz aldılar. Hepsi de bu teklifin lehinde konuştular. Bu, şu demektir: Sanıyorum, en kısa sürede, küçük çiftçilerimizi ilgilendiren, onların Ziraat Bankasına, tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarıyla ilgili bir iyileştirme yapılacak anlamı çıkıyor. Gerçekten, küçük çiftçilerimiz, emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Ürettiklerini satarak paraya çevirmeleri halinde, vermiş oldukları emeğin, harcamış oldukları paranın karşılığını alamıyorlar. Gerçekten, bunun düzeltilmesi, küçük çiftçilerimize yardımcı olunması gerekir. Bunun, ben de, benden önce konuşan arkadaşlarım gibi, çok kısa sürede Genel Kurulda görüşülerek yasalaşmasını diliyorum.

Bir cümle daha ifade etmek istiyorum. Tabiî, iki yıla yakın süredir işbaşında bulunan siyasî iktidarın çiftçilerimizi ne hale getirdiğinin bir ikrar belgesi olarak da gördüğümü ifade ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Özgenç, buyurun efendim.

EDİP ÖZGENÇ (İçel) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, şu konuyu arz etmek istiyorum: Gerçekten, seçim bölgelerimizde, özellikle tarım kesimi ağırlıklı bölgelerde yapmış olduğumuz gezilerde, çiftçilerimizin ve köylülerimizin oldukça büyük bir mağduriyet içerisinde olduklarını tespit etmiş bulunuyoruz. Bu açıdan, Sayın Köse'nin vermiş olduğu bu teklifin öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündeme alınarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Küçük çiftçilerin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borç faizlerinin bir bölümünün affı, onların icra takibinden kurtarılması ve yeni bir ödeme planına bağlanması, aynı zamanda, bütçemizi de olumlu yönden değerlendirmeye tabi olacak bir konudur. Bu nedenle, söz konusu teklife şahsım adına destek vereceğimi arz etmek istiyorum. Bu teklifi getirdiği için Sayın Köse'ye teşekkür ediyorum ve diğer konuşmacı arkadaşlarımın bu konuya ilişkin düşüncelerine katıldığımı arz etmek istiyorum. Bunu herhangi bir siyasî politika malzemesi yapmaksızın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bütün arkadaşlarımızın, birlik ve beraberlik içerisinde bir değerlendirmeye tabi tutarak, oylamaya tabi tutulmasını ve değerlendirmeye tabi tutulmasını özellikle istirham ediyorum.

Bana söz vermiş olduğunuz için hepinize teker teker teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Sökmenoğlu, buyurun.

MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, Sayın Köse'nin gündeme aldırmaya çalıştığı kanun teklifi hakikaten çok önemli. Türk çiftçisi bazı sebeplerden dolayı borcunu ödeyemeyecek bir durumda. Bu konunun gruplarca desteklenmesi, yüzde 50'ye varan köylü ve çiftçinin soluk almasını sağlayacaktır.

Ancak, Sayın Başkanım, söz almamın sebebi -iştirakimden  başka- iki sayın üye, Yüce Mecliste, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Danışma Meclisinden bahsetti, onu zabıtlardan çıkarma bakımından rica ediyorum; Danışma Meclisinden bahsettiler; Danışma Kurulu... Sürçülisan ettiler. Bugünlerde de çok önemli. Onun için dikkatlerinize sunmak istedim.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Aydın Gökmen, buyurun.

AYDIN GÖKMEN (Balıkesir) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Grup Başkanvekilimiz Sayın İsmail Köse'nin vermiş olduğu teklife tamamen katılıyorum.

Fakat, Balıkesir milletvekili iki arkadaşımız, Ankara-Balıkesir arasında Türk Hava Yollarının seferlerinin durdurulduğunu ifade ettiler biraz önce...

BAŞKAN - Konuyu değiştirmeyelim ama... O değiştirdi, siz değiştirmeyin bari...

Evet, buyurun.

AYDIN GÖKMEN (Balıkesir) - Bu seferlerin geçici olarak durdurulduğunu buradan söylemek istiyorum. Sayın Bakanımızla görüştük ve biletlere yapılan zamlarda bu Bakanımızın etkisi yoktur; Sayın Yalova'ya bağlıdır. Onun için, şubat ayında Türk Hava Yolları seferlerinin başlayacağını buradan bildirmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Alçelik, buyurun.

TURHAN ALÇELİK (Giresun) - Sayın Başkanım, Meclisimizde böyle bir konunun, çiftçilerimizle ilgili çok önemli bir meselenin gündeme getirilmiş olması, hepimizi memnun eden bir hadise; ancak, esas itibariyle, bu konunun, hükümetin çok küçük bir adımıyla çözülebileceğine inanıyoruz.

Söz almamın nedeni şudur Sayın Başkanım: Şu anda, benim elimde bir belge var; resmî bir belge, fotokopi de değil, asıl belge. Bir icra emri; Görele İcra Dairesinden geliyor. Bir başka belge daha var; o da, Ağrı İlinden...

Sayın Başkanım, bu belgede, bir çiftçimiz 74 milyon lira kredi kullanmış. Kendisine gelen icra 1 milyar 95 milyon lira, ekim ayı itibariyle; faiz de devam ediyor. Diğer belgede ise, çiftçimiz, Ağrı'daki çiftçimiz, 124 milyon lira kredi kullanmış. Kendisine gelen icra 1 milyar 576 milyon. Bu kadar zulüm, bu kadar adaletsizlik yapılamaz bir çiftçiye, insanımızı besleyenlere...

Dolayısıyla, Sayın Köse'nin teklifi güzel; ama, bugüne kadar hükümetin icraatları güzel değil. Bir an önce, hükümetin, bu konuyu gündemine alarak, fındık üreticimizin, buğday üreticimizin, pancar üreticimizin ve tüm çiftçilerimizin, ülkemizin her köşesindeki bütün çiftçilerimizin sıkıntılarını çözecek adımları atmasını bekliyor ve söz verdiğiniz için, size teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Zannediyorum, önerge sahibi olarak İsmail Bey...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Sataşmadan dolayı istiyorum Değerli Başkanım.

BAŞKAN - Size sataşma yok. Yalnız...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Var efendim, olmaz olur mu Sayın Başkanım. Yani, neden...

BAŞKAN - Efendim, mikrofonunuzu açtım; yerinizden, 60 ıncı maddeye göre söz vereyim. Hemen, çok kısa, lütfen...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Milletvekili, Anayasamız ve İçtüzüğümüz gereğince, her zaman, kanunlar çerçevesinde, yani, Anayasaya aykırı olmamak kaydıyla, her konuda kanun teklifi verir. O manada, bir milletvekili olmam dolayısıyla, o hakkımı kullanarak, bu teklifimi verdim.

Muhalefet partisi sözcülerinden takdir ve tebrik beklerken, onlar, sanki, ben bir hükümet üyesiymişim ya da on yıldan bu yana biriken borçlardan Milliyetçi Hareket Partisi sorumluymuş gibi, böyle bir art düşünceyle, çiftçimizin ve köylümüzün çok önemli bir meselesini istismar etmişlerdir.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Kim etti, kim?!.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Destek veriyoruz...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Burada, çok iyi niyetle, popülist bir politikanın mensubu olmadığımızı, gerçekleri ortaya koyduğumuzu, Türk çiftçisinin ve köylüsünün, hangi şartlar içerisinde olursa olsun geçmişe takılıp kalmayan; ancak, bugün içerisinde bulunduğumuz bir realiteyi ifade ederek, depremin, diğer felaketlerin meydana getirmiş olduğu ekonomik bir sıkıntıdan kaynaklanan, çiftçiye istediğimiz manada istediğimiz ölçüde destek veremememiz dolayısıyla, geçmişten kalan borçlarını ödeme imkânını bulamamıştır; bunun ödenmesi konusunda hükümetimizin yardımcı olmasını ve hükümetin belki de yapmış olduğu çalışmayı hızlandırmak maksadıyla bir teklif verilmiştir.

Burada, ayrıca, şu düşünülmüştür: Hükümetin bir temsilcisi olarak, hükümetimiz bu işi yaparsa getirir; yoksa, biz, milletvekili olarak herhangi bir şekilde, herhangi bir düşüncemizi ortaya koymayız şeklindeki böyle bir düşüncede olmadığımızın da güzel bir örneğini ortaya koymuş oluyoruz.

O bakımdan, Yüce Milletimiz, böyle bir muhalefet anlayışını her zaman olduğu gibi şimdi de takip edecektir ve inşallah, inanıyorum ki, şu kanun teklifimin, hükümetimiz tarafından müspet algılanarak, yakın bir zamanda çiftçi ve köylümüze faydalı bir sonuç doğuracağı hareketin ortaya çıkmasını bekliyor; saygılar sunuyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Efendim, konu anlaşılmıştır...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, bizim isteğimiz de...

ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) - İstismar yok!.. İstismar yok!..

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge ittifakla, gördüğüm kadarıyla, kabul edilmiştir. (FP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, bizim istediğimiz de, hükümetin tasarıya arka durmasıdır; Sayın Grup Başkanvekilinin bunun peşinde durarak bunu yakınlaştırmasıdır. Hayat standardı kanununu nasıl yasalaştırdıysa, bunu da yasalaştırsın.

BAŞKAN - Efendim, önerge kabul edildi, teklif gündeme alındı; gündeme geldiği zaman yeniden görüşürüz.

Teşekkür ediyorum.

Şimdi üçüncü önergeyi okutuyorum:

8. - Çankırı Milletvekili İrfan Keleş'in, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/446) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/288)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim (2/446) havale edildiği komisyonlarda bugüne kadar görüşülememiştir.

Kanun teklifimin İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                      İrfan Keleş

                                            Çankırı

BAŞKAN - Önerge sahibi olarak Çankırı Milletvekili Sayın İrfan Keleş; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika efendim.

İRFAN KELEŞ (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çankırı'ya üniversite kurulmasıyla ilgili kanun teklifimizin öncelikli olarak ele alınması konusunda görüş ve düşüncelerimizi ifade etmek üzere huzurunuzda bulunuyorum. Sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Çankırı, İç Anadolumuzun şirin, son derece huzurlu, tarih boyunca devletiyle hiçbir problemi olmamış, Ankara'ya en yakın illerimizden birisidir. Çankırı insanı, devleti kendisinden ne istediyse hepsini vermiştir. Çankırı, tarih boyunca bu topraklar için en fazla şehit veren illerden birisi olmasına rağmen, devletimizin imkânlarından en az istifade eden bir ilimizdir. Şimdi, Çankırılı, devletinden, yeni bin yılda çocuklarını ilmin aydınlık ışığında yetiştirmek için, Atatürk'ün gösterdiği hedefe ulaşmak için, bilgi çağında bilgi toplumu olmak için üniversite istiyor.

Ümit ediyoruz ki, Yüce Meclisin değerli temsilcileri, Çankırılının bu arzusunu tereddütsüz ye-rine getirecektir; çünkü, Çankırı, üniversiteyi çoktan hak etmiştir. Çankırı için üniversite bir lütuf değil, bir hak olma durumundadır. Zira, Çankırı'da, bir üniversite için ne lazımsa o vardır. Çankırı'da, bir üniversitenin altyapısı, çoğu üniversiteden çok daha ileri boyutlarda hazır bulunmaktadır.

Çankırı, 2000 yılı nüfus sayımının gayriresmî sonuçlarına göre 300 000 nüfusu aşmış, Ankara'ya en yakın ilimizdir. İstanbul'a 480 kilometre, Ankara Esenboğa Havaalanına 1 saatlik mesafede, demiryolu ulaşımına sahip bir ildir. İlde okullaşma oranı son derece yüksektir. Şimdi, ilde bulunan hemen hemen bütün ortaöğretim kurumlarına ilave olarak 1 fakülte ve 2 yüksekokul bulunmaktadır.

Mevcut yükseköğretim kurumlarının yaklaşık yirmi yılı aşan tecrübe ve birikimleri, Çankırı'da bir üniversite açılmasının altyapısını oluşturmuştur. Özellikle, Çankırı Meslek Yüksekokulu, Yüksek Öğretim Kurulu-Dünya Bankası Endüstriyel Eğitim Projesi kapsamında sağlanan kredi imkânlarıyla son derece modern 21 atölye ve laboratuara sahip olmuştur. Bu atölye ve laboratuarlar yeni kurulacak fakülte ve yüksekokullara da destek verecek kapasitededir.

Öğretim elemanlarının büyük çoğunluğu 1, 3, 6 ve 9'ar aylık dönemler halinde yurtdışı faaliyetlerine katılmışlardır. Çankırı Meslek Yüksekokulu 23 yıllık bilgi birikimiyle, çoğu üniversitenin başaramadığı ulusal ve uluslararası birçok ikili işbirliği anlaşmalarına imza atmıştır. Yapılan ikili işbirliği anlaşmalarıyla, öğrenci ve öğretim elemanları değişimi sürekli hale getirilmiştir. IVETA'nın aslî üyesidir. Bu özellikleriyle, ilde üniversite kültürünün yerleşmesine büyük katkı sağlamıştır.

Kurulacak üniversite birimleri için, ilde yeterince eğitim öğretim ve yurt binası kapasitesi oluşturulmuştur. Çankırı'nın Ankara'ya yakınlığı ve özellikle, Ankara Üniversitesinin Çankırı'da kurulacak üniversiteye yapacağı destek, Çankırı Üniversitesi için önemli bir avantaj olacaktır.

Çankırı halkının üniversite birimlerine olan yakın ilgi ve alakası, üniversite gençliğini evlat şefkatiyle bağrına basması, gençlik-halk bütünleşmesinin de güzel bir örneğini teşkil etmektedir.

Çankırı'ya kurulacak üniversite, ilin ekonomik, kültürel, bilimsel ve sosyal yönden gelişmesine çok önemli katkı sağlayacaktır. Kurulacak üniversite, halen en çok göç veren illerden birisi olan Çankırı'da göçün durmasını da sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, kısaca, Çankırı'da Ankara Üniversitesine bağlı olarak faaliyet gösteren yükseköğretim birimlerinin, özellikle uluslararası üniversite kuruluşları standartlarında öngörülen minimum 3 000 öğrenci sayısını geçtiği, çok geniş bir yelpazede eğitim öğretim (20 program) ve akademik faaliyet yaptığı, akademik personelin, kalite ve kantite bakımından, dikkate değer bir gelişme gösterdiği, teknik ve teknolojik donanımıyla gelişmiş üniversiteler düzeyinde olduğu ilde, yeni yükseköğretim birimlerinin fazla bir harcama...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Keleş, lütfen, toparlayınız.

İRFAN KELEŞ (Devamla) - ...gerektirmeden faaliyete açılabileceği, yeterince maksada uygun bina ve tesisin bulunduğu, ulusal ve uluslararası gelişmişlik düzeyiyle iş âlemi ve halkla ilişkilerde örnek bir gelişme kaydettiği, bu alanda, İstanbul, Ankara, Ege Sanayi Odalarıyla işbirliği çalışmaları yapıldığı, başta, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer gelişmiş ülkeler olmak üzere, 20 civarında ülkeyle teknolojik işbirliği protokolleri imzalandığı, üniversite teşkilatlanmasının önemli oranda sağlandığı görülmektedir.

Üniversite, kavram ve kurum olarak, yerel toplum ve idareciler tarafından üst düzeyde benimsenip desteklenmektedir. Bu anlamda, Çankırı üniversitesinin kuruluşunu gerçekleştirmek, mevcut fakülte ve yüksekokulların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak ve Çankırı'ya üniversite hazırlamak amacıyla, Çankırı Üniversitesi Vakfı kurulmuştur. Vakıfça, üniversite kampusu olmak üzere, Ankara yolu üzerinde, 325 000 metrekarelik alan tahsis edilmiştir. Çankırı üniversitesinin kurulması halinde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Keleş, son cümleniz için açıyorum; lütfen, son cümleniz...

İRFAN KELEŞ (Devamla) - 1 dakikanızı istirham ediyorum...

BAŞKAN - Son cümleniz...

Buyurun.

İRFAN KELEŞ (Devamla) - Sonuç olarak, tüm Çankırılılar, Yüce Meclisin, Çankırı'da bir üniversite kurulmasına karar vereceği inancı içerisindedirler. Şimdiden, hepinize, olumlu katkılarınızdan dolayı, tüm Çankırılar adına, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına, Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

HÜSEYİN KARAGÖZ (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılarak, Çankırı İlimize "Çankırı Üniversitesi" isminde bir üniversite kurulmasıyla ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması hakkındaki önerge üzerinde şahsım adına söz almış bulunu-yorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli Milletvekilleri, Çankırı İlimiz, konumu itibariyle, Başkent Ankara'ya sadece 130 kilometre, İstanbul'a 400 kilometre, Esenboğa Havaalanına 80 kilometre mesafededir; Merkez İlçe dahil, 12 ilçesi bulunmaktadır. 22 Ekim 2000 nüfus sayımı sonuçlarına göre, Çankırı İlinin nüfusu 300 000'in üzerinde tespit edilmiştir. Nüfus kayıtlarında 1 300 000 insanımızın olduğunu, bunun ancak dörtte 1'inin ilimizde yaşadığını görmekteyiz. Yani, her 4 Çankırılıdan 3'ü ülkemizin diğer illerinde, 1'i ancak Çankırı'da yaşabilme imkânı bulabilmektedir.

1990'lı yıllardan itibaren, ilimizde, eğitim ve öğretim açısından önemli gelişmeler olmuş, bu sahadaki gelişen fizikî imkânlar, kurulacak üniversitenin altyapısına cevap verecek boyuta ulaşmıştır. Az önce de ifade ettiğim gibi, Ankara'ya 130 kilometre mesafedeki bir il, ihtiyaç duyacağı üniversitesinin bütün branşlardaki öğretim elemanı ihtiyacını, günübirlik olarak sürekli karşılama ve destek alma avantajına da sahiptir. Ankara'da, bugün, 10'un üzerinde üniversitenin bulunması göz önünde tutularak, Ankara'ya banliyö mesafesindeki Çankırı'nın, bir üniversite şehri olarak yükünü azaltmasının da ülke menfaatları açısından sayısız faydaları vardır. Batıda örneğini çok gördüğümüz büyük şehirlerin yakınında üniversite şehirleri uygulaması, ülkemizde geç kalmış uygulamalardandır.

Son yıllarda, ilimizde, eğitim ve öğretim büyük ölçüde önem kazanmış olup, fen lisesi, süper lise, Anadolu liseleri, çok programlı lise, güzel sanatlar lisesi gibi yeni okullar açılmıştır ve açılmaya da devam etmektedir. Bu okullarımızda, bugün itibariyle 40 000 civarında öğrencimiz öğrenim görmektedir. Bu öğrencilerimizden yılda yaklaşık 2 500-3 000'i üniversite imtihanına girmektedir. İlimizde, halen Ankara Üniversitesine bağlı Orman Fakültesi, Sağlık Meslek Yüksekokulu ve Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır. Bu okullarda okuyan öğrencilerimizin sayısı 4 000'e yakındır.

Çankırı İlimiz, bugüne kadar devletine ve milletine hep fedakârlık yapmış, vergilerini düzenli ödemiş ve fakat, bugüne kadar gözle görülür yeterli bir destek alamamıştır. Bugün, maalesef, ekonomik kalkınmışlık ve altyapı imkânları noktasında, ilimiz, çoğu Güneydoğu Anadolu illerimizden çok daha geri noktadadır. Ankara'nın hemen yanı başında bulunan böyle bir ilin bu noktada olması izah edilebilir bir durum değildir.

Değerli milletvekilleri, takdir edersiniz ki, bir bölgenin sosyal,kültürel ve ekonomik yönden gelişmişliği üniversite ve organize sanayi bölgeleri işbirliğiyle mümkün olabilmektedir.

Çankırı üniversitesinin kurulmasını halkımız son derece arzu etmektedir. Bunun için de, ilimizde bir vakıf kurulmuştur. Bu vakıf, bugüne kadar yapmış olduğu üniversite altyapı çalışmaları neticesinde, il merkezinde Ankara asfaltı üzerinde 324 900 metrekarelik bir araziyi kampus alanı olarak tahsis ve tescil ettirmiştir; zaman geçirmeden de bir kampus projesi hazırlatılmıştır. Kısaca söylemek gerekirse, değerli Çankırılı hemşerilerimiz, üniversite konusunda üzerlerine düşen görevi yerine getirmişlerdir, şimdi, görev Meclisimize düşmektedir. Hemşerilerimiz, bu konuda son derece duyarlıdır ve Meclisimizin "üniversiteniz hayırlı olsun" demesini beklemektedir.

Sonuç olarak, Çankırı İlimizin sürekli göç vermesini önleyecek ve halkımızın sosyal, kültürel ve ekonomik yönden daha da gelişmesini sağlayacak bir teklif olan bu kanun teklifinin doğrudan Genel Kurulun gündemine alınması için siz değerli parlamenterlerimizin desteklerini bekliyoruz.

Bu teklif gündeme alındıktan sonra da en kısa zamanda görüşülerek kanunlaşmasını diliyoruz. Zira, az önce 720 adet kanun tasarısının ve teklifinin sırada beklediği ifade edildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlayınız.

HÜSEYİN KARAGÖZ (Devamla) - Hay hay Sayın Başkanım.

Çankırımız için son derece önemli olan bu kanun teklifinin de böyle sırada beklemesini, doğrusu, düşünmek bile istemiyoruz. Hükümet kanadının, özellikle, konuya duyarlılık göstermesi ve teklifin en kısa sürede gündeme alınarak kanunlaşması ümidiyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Yerinden kısa söz talebi olan İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurun efendim.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.

Sayın İrfan Keleş ve arkadaşlarına tebriklerimi ve takdirlerimi sunuyorum. Her üniversite kurulması, devletimize ilave yükler getiriyor, bunun farkındayız; ancak, Çankırılının devlete bu konuda yardımcı olacağını düşünüyorum; çünkü, biraz önce Sayın Karagöz'ün de ifade ettiği gibi, yıllar önce Çankırı'da bir üniversite kurulması için, gerek il içindeki gerek il dışındaki Çankırılılar bir araya geldiler, maddî ve manevî imkânlarını bir araya getirerek vakıf kurdular. Bu vakfın kurulması aşamasında ben de görevliydim, her ne kadar İstanbul Milletvekili olsam da aslen Çankırılıyım, ben de görev almıştım. O bakımdan, eğer bu teklif yasalaşırsa, Çankırılının maddî ve manevî her türlü desteğini, devletimiz, arkasında görecektir. Bir önceki öneride olduğu gibi, tüm siyasî partilerimiz, bu teklifin de bir an önce yasalaşmasına inanıyorum ki destek vereceklerdir. Şimdiden hayırlı olsun diyor, teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN - Çankırı Milletvekili Sayın Hakkı Duran; buyurun efendim.

HAKKI DURAN (Çankırı) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli milletvekili arkadaşım İrfan Keleş ile birlikte verdiğimiz, Çankırı'ya üniversite kurulmasıyla ilgili teklifin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin gerekçeler ortaya konulmuştur değerli arkadaşlarımız tarafından. Çankırı, Ankara'ya yakınlığı, yeterli potansiyeli ve altyapısıyla, üniversiteye layık bir şehrimizdir. Bu bakımdan, desteklerinizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Doğrudan gündeme alınma önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...İttifakla kabul edilmiştir; hayırlı olsun.

Sayın milletvekilleri, biraz evvel aldığımız karar gereğince, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyor ve Trafik Kazalarının Nedenlerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Kurulmuş Bulunan (10/139, 14, 126, 132 ve 133) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI

VE MECLİS ARAŞTIRMASI

1. - İstanbul Milletvekili M. Murat Sökmenoğlu ve 32 Arkadaşı, Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 19 Arkadaşı, İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 32 Arkadaşı, DYP Grubu Adına DYP Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan ve İçel Milletvekili Turhan Güven ile İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 20 Arkadaşının Trafik Kazalarının Nedenlerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri  Uyarınca  Birer  Meclis  Araştırması  Açılmasına İlişkin Önergeleri ve (10/139, 14, 126, 132 ve 133) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 547) (1)

BAŞKAN - Hükümet ve Komisyon yerlerini aldılar.

İçtüzüğümüze göre, Meclis araştırması komisyonunun raporu üzerindeki genel görüşmede, ilk söz hakkı önerge sahibine aittir. Daha sonra, İçtüzüğümüzün 72 nci maddesine göre; siyasî parti grupları adına birer üyeye, şahısları adına iki üyeye söz verilecektir. Ayrıca, istemleri halinde, komisyon ve hükümete de söz verilecek, bu suretle Meclis araştırması komisyonu raporu üzerindeki genel görüşme tamamlanmış olacaktır.

Bildiğiniz gibi, konuşma süreleri, komisyon, hükümet ve siyasî parti grupları için 20'şer dakika, önerge sahibi ve şahıslar için 10'ar dakikadır.

Komisyon raporu, biraz evvel de arz ettiğim gibi, 547 sıra sayısıyla basılıp, dağıtılmıştır.

Şimdi, rapor üzerinde söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Önerge sahibi olarak İstanbul Milletvekili Sayın Murat Sökmenoğlu; Gruplar adına, Demokratik Sol Parti Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Cahit Savaş Yazıcı; Doğru Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Gümüşhane Milletvekili Sayın Bedri Yaşar; Anavatan Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Aydın Ayaydın; şahısları adına, Sayın Murat Sökmenoğlu, Sayın Masum Türker, Sayın Fadlı Ağaoğlu ve Sayın Edip Özgenç...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkanım, önerge sahiplerinden bir arkadaşımız daha var, Sayın Zeki Ünal.

BAŞKAN - Peki efendim.

Fazilet Partisi Grubunun söz talebi şimdi ulaştı, Bingöl Milletvekili Sayın Hüsamettin Korkutata.

Efendim, ilk söz, önerge sahipleri adına, Sayın Murat Sökmenoğlu'na ait.

Buyurun Sayın Sökmenoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizdeki trafik kazaları, acı sonuçlarıyla, maalesef, en önemli sorunlarımızdan biri olarak devam ediyor. Hemen her gün elim bir trafik kazası haberini duymanın ve insanlarımızı kaybetmenin veya sakat kalmasının büyük acısını paylaşıyoruz. Ülkemiz insanı, sosyal ve ekonomik sıkıntıları aşmanın yoğun gayretini sarf ederken, dinmek, tükenmek bilmeyen trafik terörünün elem ve ıstırabını yaşıyor. Üzüntüyle görüyoruz ki, mevcut kanun ve kurallara rağmen, görevli kurum ve kuruluşların çabaları yetersiz, etkisiz kalmakta, çekilen bunca acıya rağmen toplumumuzun içinde de konuyla ilgili bir zihniyet değişikliği ve trafik bilinci bir türlü gerçekleşmemektedir.

Şimdi, önümüzde çok değerli bir kaynak ve dayanak vardır; Meclis araştırma komisyonumuzun raporunda; trafik mevzuatı ve kurumlarını, ulaştırma sektörlerini, trafik güvenliğinin unsurları olan eğitim, denetim, suç ve ceza, yardım ve kurtarma hizmetleri, sadece ülkemiz açısından değil, diğer ülkelerle de mukayeseli bir bütünlük içerisinde ayrıntıları incelenip araştırılarak önümüze gelmiştir, bu konularla ilgili öneri ve hedefler de belirlenmiştir. Trafik konusundaki yasal ve idarî değişiklik ve düzenlemeler ile toplumsal bilincin oluşturulması için yapılacak çalışmalara ışık tutan, Meclis araştırması komisyonumuzun Sayın Başkan ve üyelerini yürekten kutlamayı ve teşekkürlerimi ifade etmeyi bir borç addediyorum. Onlar da dört aya yakın yoğun bir çalışmayla Türkiye gerçeklerini içlerinde hissetmiş olacaklar ki, önemli noktalara parmak basmışlardır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; komisyonumuzun raporunda yer alan sayısal tablolara baktığımızda, özellikle ulaştırma ve trafik güvenliği konularında ülke stratejilerinin belirlenip, hazırlanacak ulaştırma anaplanı çerçevesinde yeni yasal ve idarî düzenlemelerin yanı sıra, toplumun bütün kesimlerinde bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarının öncelik ve ivedilikle yapılmasının, artık kaçınılmaz ve vazgeçilmez bir görev ve sorumluluk olduğunun önemi ve aciliyeti açıktır. Hepimizin aynı inanç ve duyarlılık içerisinde olduğumuzdan da hiç şüphem yoktur.

Elim trafik kazalarıyla, toplumsal tepkinin had safhaya ulaşması üzerine, Meclisimiz, trafik sorununu doğrudan ele almış ve bütün siyasî partilerimiz, sorunun palyatif tedbirlerle çözümlenemeyeceği, ülke gerçeklerine uygun, çağdaş ve köklü tedbirlerle acilen çözümlenmesi gereği üzerinde irade birliği göstermişlerdir.

Bu amaçla kurulan araştırma komisyonu raporunda, biraz evvel ifade ettiğim gibi, ulaştırma ve trafik güvenliğiyle ilgili bütün konular ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Raporda, trafik denetimi konusunda, ülkemizde en çok ihlal edilen trafik kurallarının sırasıyla; hız, emniyet kemeri, araç muayene süresini geçirme ve eksik belge ile trafiğe çıkma olduğu tespit edilmiştir.

Ulusal bir felaket haline gelen trafik kazalarını önlemede en etkin yolun, bütün toplum kesimlerinin kendisini sorumlu hissedeceği ve ortak çalışma kararlılığı göstereceği ulusal bir seferberlik ilanı olduğuna inanmaktayız.

Trafiğe katılanlar da, kurallara uymadıkları takdirde, polis tarafından mutlaka yakalanacakları korkusunun, yani, yakalanma riskinin bulunmaması, trafik sistemimizin en belirgin vasıflarından biridir. Bu durum, toplumda yasadışı diğer davranışların yeterince ve zamanında cezalandırılmadığı inancından kaynaklanmaktadır. Bireyler, haksız ve yasadışı fiillerin izlenip, derhal karşılığını bulacağı bir ortamın varlığına dair ortak bir bilinç içinde olmaları halinde, trafikte yapacağı kural ihlalinin de aynı şekilde cezalandırıldığına inanacak, kural hâkimiyeti böylece sağlanacaktır. Diğer suç ve suçlulara yönelik olarak devletin izleyeceği politika, toplumun genel suç anlayışını şekillendirecek, trafiğe katılanların da, trafik suç ve ihlallerine yönelik genel eğilim ve değerlendirmelerini belirleyeceklerdir.

Her ülkede görüldüğü gibi, ülkemizde de kamu personeli içinde çıkar karşılığında görevini kötüye kullananlar bulunmaktadır. Trafik polisimiz içinden de bu kapsamda değerlendirilebilecek personel çıkabilmekte, zaman zaman basına yansımaktadır. Hele, dün, bütün medya tarafından tespit edilen yeni bir çorbacı formülü kamuoyunun gözü önünde cereyan etmiştir. Soruşturmaya konu olmaları nedeniyle hassasiyetle izlenen bu konuların giderek azalmakta olduğunu da görmekteyiz.

Sayın milletvekilleri, bazı önemli etkin ve yetkin kişilerin trafik ihlallerini gözardı ettiği inancı kamuoyunda yaygındır. Trafikte tam bir kural hakimiyeti sağlanamamasında önemli bir faktör olan toplumun devletten tüm vatandaşlarına adil ve eşit davranması gerektiği inancını da baltalayan bu tablo yıllardır sürüp gitmektedir.

Aşırı hızla ilgili bilgilendirme kampanyalarının çok önemli ve trafikte ölen ya da yaralananların sayısını azaltmada etkin oldukları bilinmektedir. Özellikle ağır araç sürücüleri ve hızlı araç kullanma arzusuyla dolu genç sürücülere yönelik olarak gerçekleştirilebilecek bu tür kampanyaların, yılın belli aylarında tekrarlanması, kampanya sonuçlarının değerlendirilip topluma duyurulması gerektiğine inanıyorum. Araçların teknik düzeyi yükseldi. "Ben, bu arabaya 48 milyar, 50 milyar verdim; yollarda kendi keyfime göre istediğim hızı yapabilirim" zihniyeti, artık, ortadan kalkmalıdır.

Aşırı hızlı, alkollü, uykusuz ve yorgun araç kullanma gibi, sonuçları ölümle biten trafik kazalarının temel sebepleri üzerinde yoğunlaşmalı, seyir halinde kontrol etkin bir şekilde uygulanmalı, trafik ekiplerinin denetimleri çok sıkı bir şekilde denetlenmelidir.

Sürücü belgelerinin geri alınmamış olma şartının gereği yerine getirilmemektedir. Geçici süreli veya sürekli şekilde geri alınan sürücü belge bilgileri, Emniyet Genel Müdürlüğü bilgisayar veri tabanına işlenmediğinden, denetimlerde, polis, sürücünün belgesinin geri alınmasına rağmen, yeni bir sürücü belgesi alıp almadığını saptayamamaktadır. Trafikte bu şekilde pek çok sürücünün olduğu yolunda da duyumlar bulunmaktadır. 

Jandarma Genel Komutanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında da gerekli bilgisayar iletişimi sağlanmalıdır. Jandarma Genel Komutanlığı bilgisayarları üzerinden sürücü sicillerinin sorgulanmasına imkân sağlayacak şekilde yürütülen çalışmalar, bir an önce sonuçlanmalıdır.

Dünyanın her yerinde olan 911 sistemi, artık, ülkemize de gelmelidir. Sayın Ulaştırma Bakanımız da burada; 911 meselesini, onun da destekleyeceğine inanıyorum.

Trafikten sorumlu yurttaş bilincini yaratmak, trafik olgusuna herkesin sahip çıkmasını sağlamak amacıyla yapılan ihbarların sayısı, nasıl değerlendirildiği, ihbar yapılırken hangi bilgilerin verilmesi gerektiği, ihbar yapmanın bir ayıp değil, bir vatandaşlık görevi olduğu bilincinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Demokrasi, kaideler rejimi olduğu kadar da, denetim rejimidir. Denetimden yoksun bırakırsanız, hiçbir şey olmaz; halkın murakabesiyle demokrasiler ayakta kalır.

Sayın milletvekilleri, ayrıca, üçüncü Türksat uydusundan bir kanalın ücretsiz olarak trafik denetimleri için tahsis edileceğine ilişkin Sayın Ulaştırma Bakanının olumlu yaklaşımları bulunmaktadır; kendilerine, huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Uzaydan trafiğin denetlenmesi olanağı sağlayacak olan bu son derece önemli aygıttan yararlanma açısından, bir an önce, ilgililerce temasa geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Sistemin nasıl işleyebileceği konusunda çalışmalar artık başlamalıdır.

Trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir devlet politikası ve stratejisi ortaya koyulmalıdır. Yine, hazırlanacak bir ulaştırma anaplanı ile desteklenmelidir. Bu strateji ve planlar ortaya konurken, ulaştırma şûrası raporları, Meclis komisyon raporları ve teknisyen-uzman birikiminden faydalanılmalı ve Karayolu Güvenliği Yüksek Kurulunca son şekli verilmelidir.

Sayın milletvekilleri, planların ve önerilerin hayata geçirilmesi için güçlü, kesintisiz ve ısrarlı bir siyasî irade desteği sağlanmalıdır. Bu siyasî irade, partilerüstü bir yaklaşımla hazırlanacak planların ve yasaların hiçbir ödün verilmeden uygulanmasını sağlamalı, izlemeli ve denetlemelidir. Bu çalışmalar sırasında, kurumlararası koordinasyon geliştirilmesine de özen gösterilmelidir. Ancak, önerilen ya da başka yapılanmalar hayata geçirilse dahi, güçlü ve istikrarlı siyasî irade desteği, başarıda vazgeçilmez bir önşarttır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; trafikle ilgili bütün konular ve yukarıda ifade edilen tespit ve öneriler, Meclis araştırma komisyonumuzun raporunda ayrıntılarıyla yer almaktadır. Her fırsat ve her vesileyle önemle üzerinde durduğum kanaatimi bir kere daha belirtmek isterim.

Trafik konusunda en uygun kanun ve mevzuata sahip olmakla, meseleye çözüm bulmamızın ve başarılı sonuçlar almamızın mümkün olmadığı, yaşadığımız bir gerçektir. Yasal ve idarî tedbirlerin yanı sıra, trafik konusundaki ahlakî davranışların ve zihniyet değişikliğinin de oluşması gerekiyor. Trafikle ilgili fizikî altyapı şartlarının uygun hale getirilmesi şarttır. Altındaki aracın, biraz evvel...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlayınız.

MURAT SÖKMENOĞLU (Devamla) - ...ifade ettiğim gibi, fiyatına göre gaza basanların, gösteriş ve bencillik duygularından arınması, toplumsal şartları ve üzerinde seyrettiği yolun durumunu düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Kanun ve mevzuatta yapılacak yeni değişikliklerin yanı sıra, toplum olarak, müşterek mesuliyet içinde olduğumuz bilincinin gelişip, yerleşmesinin gereği de temel şart olarak önümüzdedir. Her konunun sonunda bir eğitim meselesi karşımıza çıkıyor. İşte, bu konuda da, eğitimin önemi her şeyin üzerindedir.

2001 yılının trafik güvenli yılı ilan ederek, ülkemizin ve milletimizin en başta gelen sorunlarından biri olan trafik konusunda hepimizin üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getireceğimiz inancını bir kere daha ifade ederek, yoğun ve titiz çalışmayı gerçekleştiren araştırma komisyonumuza teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu arada, "çorba parası" zihniyetinin devam ettiği Türkiye'de, kanun yapmakla sorunları çözemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sökmenoğlu, lütfen, tamamlar mısınız.

MURAT SÖKMENOĞLU (Devamla) - Tamamlıyorum efendim, 1 dakika...

Karayolu müteahhitliğini denetlemekle mükellef olanlara, asfalt incelemelerini yanlış yaptıkları anda ceza verilmezse, görmezlikten gelinirse, hiçbir yere varamayız. Yağmur sularının otobanlarda birikmesiyle meydana gelen faciaların bedeli sorulmaz, sorgulanmazsa, yol müteahhitleri, mağdurlar veya aileleri tarafından kendi hallerine terk edilirse, hangi kanunla nereye varacağımız şüphelidir.

Önce toplumsal bilinç olması gerektiğine inanıyor, huzurlarınızda komisyona teşekkür ederek saygılarımı sunuyorum efendim. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sökmenoğlu.

Bildiğiniz gibi, bu araştırma, 5 ayrı önergeye dayanıyor ve bu 5 ayrı önergenin birleştirilmesi sonucu yapılmıştır.

Şimdi, diğer bir önergenin sahibi, Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın Ünal, süreniz 10 dakika.

ZEKİ ÜNAL (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 547 sıra sayılı trafik kazalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması amacıyla oluşturulan araştırma komisyonunca hazırlanan rapor üzerindeki görüşlerimi arz etmek üzere, önerge sahiplerinden birisi olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, ben, öncelikle komisyon başkanı başta olmak üzere komisyondaki üye arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum; çünkü, bazı noksanlıklara rağmen, iyi bir rapor hazırlamışlar. Sanki, bir doktora tezine gösterilmesi gereken ihtimam gösterilmiş. Trafiğin tarihçesinden başlamışlar, değişikliğe uğrayan yasaların ve kazaların seyri hakkında doyurucu bilgiler vermişlerdir. Önce, kazaların sebepleri konusunda önemli tespitlerde bulunmuşlar, hemen arkasından da, tedbirleri ve önerileri sıralamışlardır. Benim dilek ve temennim odur ki, bu çalışmaların, daha öncekilerin akıbetine uğramamasıdır.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, 1994 yılında, yine aynı amaçla bir komisyon oluşturulmuş ve trafiğin önlenmesiyle ilgili olarak, bu komisyon gerekli çalışmaları yapmış, raporu hazırlamış ve 1995 yılında da Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmüştür. O raporu incelediğimiz zaman, aslında, Türkiye'de trafik kazalarının sebepleriyle ilgili, alınması gereken tedbirlerle ilgili mütemmim bilgi vardır; ancak, tabiî, bu uygulanmadığı için, tekrar, ikinci kere bu konu gündeme gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, önemli olan, bir raporun hazırlanması değil, aslında, raporda ortaya konulmuş olan hedefler istikametinde gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Halen yürürlükte olan 3 yasa, 26 yönetmelik, 4 karar ve 1 yönerge vardır. Bunlardan 1983 yılında çıkarılmış bulunan 2918 sayılı Yasa, onaltı yılda 11 kere değişikliğe uğramıştır. Ben şahsen bunu tenkit etmek istemiyorum; çünkü, günün şartlarına göre, elbette ki, yasalarda değişiklik de yapılabilir; ancak, mademki, bazı değişiklikler yapılmaktadır ve yeni düzenlemelere gidilmektedir. Öyleyse, yasada ne gibi tedbirler öngörülmüşse, bunun da uygulanması gerekir; ancak, bu yasaları incelediğimiz zaman, bunların, maalesef, hayata geçirilmediğini görüyoruz. Örnek vermek gerekirse, 2918 sayılı Kanunu değiştiren, 1996'da yürürlüğe giren, 4199 sayılı Kanunun ilgili maddesine göre, Başbakanın başkanlığında, Adalet, İçişleri, Millî Eğitim, Bayındırlık ve İskân, Sağlık ve Ulaştırma Bakanlıkları ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarından oluşan, Karayolları Güvenliği Yüksek Kurulu ihdas edilmiştir.

Şimdi, ben, hükümete soruyorum; acaba, bu kurul, son bir yıl içerisinde, bir kere olsun toplantı yapmış mıdır? Geriye gidelim, iki sene içerisinde veya üç sene içerisinde bir toplantı yapılmış mıdır? Benim bildiğim kadarıyla böyle bir toplantı yapılmamıştır. Kaldı ki, kanuna göre, bir yılda iki kere toplantı yapması gerekmektedir. Bunun dışında olağanüstü olarak, Başbakan da bu toplantıyı tertip edebiliyor ve üyeleri de çağırabiliyor.

Burada, bu kadar arkadaşımız zaman harcamışlar, rapor tanzim etmişler ve trafik kazalarının önlenmesiyle ilgili ciddî bazı notları da ortaya koymuşlar. Öyleyse, eğer, bu konuyla ilgili olarak, biz, hükümet, hepimiz ciddî bir şekilde bu konu üzerinde durmazsak, yine akıbeti daha evvelki araştırma önergeleri ve raporları gibi olacaktır. Hatta, bunun dışında, bunun bir alt kademesinde bir Trafik Güvenliği Kurulu oluşturulmuştur. Benim bilebildiğim kadarıyla, bu Trafik Güvenliği Kurulu, toplantılarını muntazam bir şekilde yapmasına rağmen, Karayolları Güvenliği Yüksek Kurulu, kanunda öngörülen toplantıları yapmadığından dolayı, diğer kurulun toplantılarında alınan tedbirler ve tavsiyeler de hayata, maalesef, geçirilememiştir. Belki bir kısmı da geçmiş olabilir; ama, çoğu zaman geçmediğini görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, raporda, trafik güvenliğinde etkili unsurlar incelenirken, özellikle, sürücülerin eğitimi, sürücü kursu öğreticilerinin, daha iyi yetiştirmeleri için gerekli tedbirlerin alınması ve ayrıca, kursiyerlerin de daha iyi yetişmesi üzerinde durulmuştur. Ancak, burada bir noktanın altını çizmiştir; üniversite mezunları ile ilkokul mezunlarının aynı sınıfta ders görmeleri konusu üzerinde durulmuştur. Değerli arkadaşlar, elbette ki, üniversite mezunu bir kişiyle, bir kursiyerle, ilkokul mezunu bir kişinin, aynı saatlerde, aynı mekânda ders almaları ne derece doğrudur, onu bilemiyorum. Yani, ilkokul mezunlarını ben şahsen küçük gördüğümden dolayı değil; yani, verilen, takdim edilen dersleri kavramak noktasından, anlamak noktasından elbette ki, bir fark olacaktır. O zaman, bu müfredat programını değiştirmek veyahut da hepsine uygulanabilir hale getirmek lazımdır.

Değerli arkadaşlar, sürücü kurslarına temas etmişken, raporda zikredilmeyen bir konuya, ben şahsen temas etmek istiyorum. DSP'li arkadaşlarımız biraz alınırlar; ama, mecburen burada zikretmek durumundayım. Bildiğiniz gibi, sürücü kursları özeldir ve Millî Eğitim Bakanlığı da bunu denetler ve denetleme hakkına da sahiptir. Neyi denetler; oradaki müfredat programı uygun bir şekilde devam ediyor mu, ortaya konulan ilkeler çerçevesinde bu kurslar devam ediyor mu, etmiyor mu, elbette ki, Millî Eğitim Bakanı bunu kontrol edecektir. Ancak, hemen şunu ifade edeyim: Başörtülü bayanların kursiyer olması bir genelgeyle engellenmiştir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yoktur. Özel dersanelerde ve bu özel sürücü kurslarında, sanki 657'ye tabi devlet memuru imişler gibi, oradaki yöneticiden tutun da gelen kursiyerlere varıncaya kadar böyle bir yasaklama getirilmiştir. Şimdi arkadaşlarımız belki garip karşılayabilirler- ben, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza, bu konuyla ilgili önerge vermiştim ve cevabı da buradadır- Bazı arkadaşlar, inanmakta zorlanabilirler; yani "Fazilet Partisi, acaba, bu konunun fazla mı üzerine gidiyor" şeklinde düşünebilirler; ama, şunu ifade edeyim: Lütfen, insanların, özel hayatlarına karışmayın. Bugün, YÖK de aynı şekilde, aynı hatayı yapmıştır; üniversite kampuslarında, ev hanımı olan bayanlara böyle bir yasak getirilmiştir; dünyanın neresinde görülmüştür böyle bir yasak?!

Değerli arkadaşlar, raporda, insan unsuru, güzel işlenmiş. Sürücülerin, özellikle, yorgunluğu, uykusuzluğu, hatta, sarhoşluğu ve psikolojik durumları çok güzel bir şekilde konu edilmiş ve işlenmiş. Ancak, ben, burada, bir şeyin üzerinde durmak istiyorum. Dünya standartlarına göre, güya, 100 cc kan içerisinde 0,5 promilin altında alkol olduğu takdirde mahzurlu olmadığı, bunun üzerinde olduğu takdirde mahzurlu olduğu, dikkati dağıttığı şeklinde, böyle bir tespit var. Bu, doğrudur, yanlıştır; ben, ona girmek istemiyorum ve bizim Karayolları Yönetmeliğinin 97 nci maddesinde de, 0,5 promilin altına müsaade edilmiştir; 0,5 promilin üzerine çıkıldığı zaman, alkollü olarak değerlendirilmektedir. Peki, o zaman, bu sürücüler, bunu, ne bilecekler? O zaman, her sürücüye, bir tane de promil ölçmek için bir cihaz vermek gerekiyor; onu bilmiyorum; ama, şunu ifade edeyim: Bu meseleyi kökten çözmek istiyorsak, kökten bu işi mutlaka halletmemiz lazım ve toptan yasaklamamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKİ ÜNAL (Devamla) - 1 dakika daha müsaade eder misiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

ZEKİ ÜNAL (Devamla) - Bu konun, kişinin kendi inisiyatifi dahilinde olan bir şey olmaması lazım; çünkü, bir kazaya sebep olduğunda, icabında, kendisi de zarara uğruyor, vatandaşlar da zarara uğruyor; dolayısıyla, başkasına zararlı olan bir meselede, bazı sınırlamalar getirmek mümkündür.

Bir de, değerli arkadaşlar, birkaç gün evvel, ben, Karaman'daydım. Kamyoncularla bir toplantı yaptık; gerçekten dertliler. Dedim ki, acaba, bu kazaların sebepleri içerisinde, maddî sıkıntılar, geçim sıkıntısı ve bunların getirmiş olduğu stresler de rol alıyor mu almıyor mu; elbette ki alıyor. Kamyoncular gerçekten dertli -ekonomik durgunluk herkesçe malum- ve şu anda diyorlar ki "biz, hayat standardı vergisi altında eziliyoruz; bunun, mutlaka değiştirilmesi lazım; trafik sigortası parası artırıldı; bunun da, mutlaka, değiştirilmesi ve düzeltilmesi lazım; çalışma saatlerimizin de, yine, aynı şekilde, günün şartlarına göre ayarlanması lazım."

Değerli arkadaşlar, şu anda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünal, lütfen...

Son cümleniz için açıyorum; buyurun.

ZEKİ ÜNAL (Devamla) - Sayın Başkan, son cümleyi alıyorum.

Çok ilginçtir, vergi dairesine, Bağ-Kur borcu olmadığına dair veyahut da vergi borcu olmadığına dair bir evrak ibraz etmediği takdirde, bir kamyoncu, fennî muayene yaptıramamaktadır, ehliyet ve ruhsatnamesini değiştirememektedir. Peki, efendim, değiştirsin, yapsın denilebilir. Demin de ifade ettim, maddî sıkıntılar içerisinde olan böyle bir esnaf, eğer, bunu yerine getiremiyorsa, o zaman, aracın fennî muayenesi yapılmadan direksiyonun başına geçiyor demektir ve dolayısıyla, Allah korusun, bir trafik faciasına da, bu şekilde sebep olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, evet, alınmış olan tedbirler yeterli olmamakla beraber, 1990 yılından itibaren, gerçekten, kazalarda ciddî ölçülerde bir düşme olduğu görülmektedir. Mesela, 1990 yılında, trafik kazalarında 6 286 vatandaşımız vefat etmiş; 2000 yılına geldiğimiz zaman, bu rakam 3 941'e inmiş; aslında, yüzde 37'lik bir düşüş var. Demek ki, konu üzerinde ciddî bir şekilde çalışma yapacak olursak, fevkalade sonuçlar almak mümkün. Ancak, ben, hemen şunun altını çizmek istiyorum: Bu, tabiî ki, tespit edilmiş bir kaza oluyor; kazada yaralananlar oluyor, onlar da hastaneye kaldırılıyor; hastanede öldü mü, kaldı mı, o belli olmadığından dolayı, o rakamları da bunun üze-rine koyduğumuz zaman, bu rakamların fevkalade yüksek olduğunu görüyoruz.

BAŞKAN - Sayın Ünal, lütfen...

ZEKİ ÜNAL (Devamla) - Efendim, inşallah, bu rapor daha evvelki raporların akibetine duçar olmaz ve inşallah, içinde tespit edilen tedbirler alınır ve ülkemizde facia haline gelmiş olan trafik kazaları önlenir.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Efendim, bir konuyu bilgilerinize sunmak istiyorum: Konuşma sırası DSP, DYP, MHP, ANAP, FP şeklindeydi; DYP sona alınmayı arzu etmiştir. Böylece, DSP, MHP olarak sıra değişmiştir.

Bilgilerinize sunuyorum.

Şimdi, önerge sahiplerinden, İstanbul Milletvekili Sayın Yılmaz Karakoyunlu görüşecekler.

Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır efendim.

YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, trafik konusunda huzurunuza getirilmiş olan bu rapor 21 inci Dönem Meclis çalışmaları içerisinde fevkalade seçkin bir yer alacaktır.

Ülkemizin en önemli meselelerinden birini olağanüstü bir titizlik, dikkat ve özen içerisinde inceleyip meselenin bütün boyutlarını içeren hukukî düzenlemelerin ihtimallerini ve önerilerini derpiş eden ve Büyük Millet Meclisine yakışır nitelikte bir rapor hazırladığı için, başta, Komisyon Başkanı Sayın Ahmet Tan ve değerli arkadaşlarına ve bu komisyon raporunun hazırlanmasında son derece işbirliği içerisinde çalışan kamu yetkililerine de huzurunuzda teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, bizde ilk defa olarak trafik düzenlemesini Sultan Hamid döneminde görü-yoruz. Sultan Hamid tahta çıktığı zaman emrinde iki tane ciddî bakanlık vardı. Bunlardan bir tanesi Dahiliye Vekâleti -o günkü tabirle Dahiliye Nezareti- ikincisinin adı da Zaptiye Nezaretiydi. Dahiliye Nezaretiyle eyaletler hukuku arasındaki ilişkileri mükemmel düzenler, Zaptiye Nezareti aracılığıyla da istediği disiplini temin ederdi; fakat, Sultan Hamid bu iki nezaret ile memleketi idarede çok kolay başarı sağlayacağı noktasında tereddüt geçirdiği için, bir de, bir hafiye teşkilatı kurdu, onun da başına Ahmet Fehim'i getirdi. Ahmet Fehim'in ilk yaptığı iş, İstanbul'da dolaşan paşa faytonlarının nereye gittiğini, nasıl gittiğini ve hukuk içerisinde kayrılmasını arzu ettiklerinin de himayesinin temini şeklindeydi. O günden bu güne, bizim trafik düzenimizde, anladığımız ma-nada adil bir uygulamaya rastlamak da mümkün olmadı.

Bendeniz, bu raporun önemli kısımlarıyla ilgili olan bazı noktalardaki üstün başarı ve isabet kaydına işaret etmekle birlikte, bir iki noktadaki ihmale de müsaadenizle dokunmak istiyorum.

Raporun en önemli unsuru insan unsuru. Rapor, insan unsurunu, sadece sürücü ve yaya açısından almış. Peki, ya trafik polisinin insan unsuru olarak mütalaa edilmesi gerekli olan noktaları?.. Bir ihtilaf noktasına düştüğünüz anda, insan unsuru olarak, bütün inceliklerin, bütün doğrulukların, bütün güzelliklerin sadece sürücüden beklenmesi çok doğal mı? Trafik polisinin de, aynı insan unsuru tarifleri içerisinde sürücüye karşı nezaket göstermesi, anlayış içinde davranması, onu himaye etmesi lazım geldiği noktalarda, bu himayeyi gösterme ısrarında bulunması beklenemez mi? Veya böyle bir insan unsuru tarifi arasında, ilişkilerin ortaya çıkışına ilişkin hangi kararlarda, hangi disiplinlerde, hangi terbiye disiplini içerisinde olacağımızı belli etmek de gerekmez mi?

Dünyanın hiçbir yerinde, birisi, trafik ihlalinde bulundu diye, yolun kenarında erketeye yatmış bir polis arabası "geç bu tarafa" dedikten sonra ne olacağını kestirmek mümkün mü? Böyle bir olaya maruz kalmış olan bir sürücünün, en azından, heyecana kapılmayacağını kim garanti eder? Hele hele, geçmişindeki yaşanmış olayların tesirleriyle, eğer, bir iki tane de olumsuz macerası ve hatırası varsa, o heyecanın korkuya dönüşmeyeceğini kim garanti eder? Hele, gecenin yarısına yakın bir zamansa; hadi vazgeçtim, alacakaranlıksa, bu tereddüdün korkuya dönüşmesini engelleyecek bir rahatlatıcı unsur bulabilir misiniz?

Değerli arkadaşlar, sadece teknik yönüyle bakmayınız, sadece kurallar sistematiği içinde bakmayınız; çünkü, kurallar sistematiğindeki aksaklıkları düzeltmek bakımından, ülkemiz ve Değerli Meclisinizin çok kıymetli üyeleri, gerekli bütün tedbirleri alabilirler. Zaten, bu Meclis kürsüsünde sık sık şikâyetini yaptığımız konular, hukukî düzenlemelerin eksikliğinden kaynaklanmıyor ki... Onun, uygulamada "insan unsuru" dediğimiz noktada karşılaştığımız zorlukları düzenleyecek iyilikleri, doğrulukları, yeni akıllı tanzimleri getirme ihtiyacını ifade etmiyor muyuz? O halde, bu kanunda da aynı anlayış içerisinde bakılması lazım gelmiyor mu?

Trafik Kanununda istenilen değişiklikleri yaptık, cezaları artırdık, şunları getirdik, bunları getirdik; ama, hâlâ trafik bir sorun olarak çıkıyorsa ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin güzide milletvekillerinden oluşan koskoca bir kadro böyle bir rapor tanzim ederek huzurunuza geliyorsa, bunun gerisinde birtakım meselelerin, insan unsuruyla ve psikolojik bağlantısıyla izah edilmesi lazım geldiğini, artık gözardı edemezsiniz.

Değerli arkadaşlar, sinema filmlerinde, dizi filmlerde görüyorsunuz; birisi bir trafik ihlalinde bulunduğu zaman, arkadan birisi geliyor "sağa çek ve bekle." Sağa çekiyor ve bekliyor... Ondan sonra, sürücü, trafik polisinin yanına gelmesini bekliyor; sonra camı 4 santim açıyor ve kolay bir muhavere imkânı sağlıyor. Trafik polisi, sahip olduğu terbiyenin maksimum nezaketi içerisinde -bunun için, Türkiye'ye mahsus bir tarif vermiyorum; ama, herkes, hangi tarifi verdiğimi kolayca anlıyor- ona soruyor, diyor ki "110'la gitmeniz gereken yerde 140'la gittiniz, cezanız var." Ceza kesilip kendisine veriliyor.

Şimdi, bizdeki uygulama: Evvela birisi "dur" diyor, kenara çekiyor, yanına geliyor, şöyle bir bekliyor... Hiçbir hitabı yok. Bunu, böyle, çok nadir rastlanılmış bir olaymış gibi değerlendirmeyiniz, genel uygulamanın bu istikamette olduğunu, trafik polisleriyle olan maceralarınızdan hatırlayacaksınız. Sizden hemen evrakınız istenilecek, "evraklarınızı verin" diyecek. Siz de çıkarıp evrakınızı vereceksiniz. Sonra, trafik polisinden 200 metre ileride erketeye yatmış komiserin bulunduğu veya komiser muavininin bulunduğu yere gideceksiniz. O mesafe yağmur altındadır. Niye böyle eziyet düşünüyorsunuz sürücüye? Niye trafik polisi gelsin de içeride otururken sürücüye cezasını oradan kesmesi şeklinde bir düzenlemeyi düşünmüyorsunuz? Mademki ileri Batı ülkelerindeki uygulamaların trafik meselelerini çok iyi çözdüğü şeklinde genel bir kabulümüz var; mademki, o dünya düzeninin içerisindeki kurallar sistemini benimsediğimiz takdirde, bizim de yurttaşımızın aynı disiplin değerlerine saygı gösterecek ciddîyet içerisinde trafik memurunu kabul edeceğini ve onun tanzim edeceği cezayı ödeyeceğini kabul ediyorsunuz, neden o sistematiğin içerisine girmeyi düşünmüyorsunuz?! Çok basit bir örnek veriyorum: İstanbul-Ankara karayolunda bölünmüş bir yol vardır; bölünmüş  yol tarifini bilmeyen trafik memuru, orasını, sanki, meskûn mıntıkaymış gibi, 60 kilometreyle sınırlamıştır, 61 kilometreyle giderseniz, Düzce Valiliği size ceza keser; ama, siz, aynı trafik memuruna derseniz ki, değerli memur kardeşim, eğer bu yol bölünmüşse, karayolları telakkisine girer, 90 kilometredir burada... Bunu anlatamazsınız; anlatmaya iyi niyetle teşebbüs ederseniz, nasıl bir muameleye maruz kalacağınızı da kestiremezsiniz. Dolayısıyla, buralarda sadece teknik yönleriyle, istatistik değerleriyle, dünya kıyaslarıyla, kriterleriyle değil, ülkemizin kendi gerçekleriyle konuşursak, bu rapordan beklenen sonucu elde etme ihtimalimiz var.

Şimdi değerli milletvekilleri, benden sonra çıkacak bütün arkadaşlardan istirham ediyorum; her biri, ister grup sözcüsü olarak, ister önerge sahibi olarak, isterse şahsî görüşünü beyan etmek için kürsüye gelsin ve bu kürsüde desin ki, trafik polisi ceza kesmek için Allah'ın yağmurunun altında sürücüyü ayağına getirmek yerine, yanına kadar geldiği anda kessin. (MHP sıralarından alkışlar) Sistemi böyle değerlendirin. Yani, sürücünüze itibar ettiğinizi gösterin. Türk Milleti, oldum bittim, polisinden korkan bir millet; bunun hüviyeti ne olursa olsun, mahiyeti ne olursa olsun, kendisini emniyette hissetmek istiyor ise, içinde bulunduğu koşulların sağladığı çerçevedeki ruhî emniyeti de kendisine veriniz.

Değerli arkadaşlar, bu raporda okuduğum zaman dikkatimi çeken ikinci bir husus var; bir müesseseyi teşkil ediyoruz, kurallar sistemiyle onu en zengin şekliyle donatıyoruz; ama, pratiğini yerine getirmiyoruz. Biraz evvel Zeki Ünal Bey arkadaşımız işaret etti; Başbakanlığın başkanlığında kurulacak olan trafik yüksek kurulu veya kendi orijinal adıyla, Karayolları Güvenliği Yüksek Kurulu; bu kurulu niye teşkil ettik? Eğer bu kurul hiç toplanmayacaksa niye teşkil ettik?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlayınız.

YILMAZ KARAKOYUNLU (Devamla) - Şimdi, endişem odur ki, o günkü heyecanlarla bu heyeti teşkil ederken, buradan beklediğimiz sonuçların hiçbirisine ulaşmadık; muhtemeldir ki, bu rapor münderacatına bağlı olarak yeniden düzenlemeler getireceğiz ve yine onu teşkil ederken duyduğumuz heyecan ve ümit gibi, yeni heyecanlar ve ümitler içerisinde trafik sorununu çözeceğimizin varsayımında olacağız.

Bize, test edilebilir değerler değil; bize, itaat edilebilir hukuklar değil; bize, insan ahlâkı içerisinde mesuliyet idrakini sağlayabilecek zeminleri getirirseniz, o amaçlara ulaşmak imkânlarını elde edebiliriz.

Emekleriniz için hepinize teşekkür ediyorum; ama, bu hususları Sayın Meclisimizin dikkate alması istirhamıyla hepinize saygılarımı yeniliyorum, teşekkür ediyorum.(Alkışlar)

BAŞKAN -Teşekkür ediyorum.

Böylece, önerge sahipleri adına konuşmalar tamamlanmış oldu.

Gruplar adına ilk söz, Demokratik Sol Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Cahit Savaş Yazıcı'ya ait; buyurun.(DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakikadır.

DSP GRUBU ADINA CAHİT SAVAŞ YAZICI (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırma komisyonu raporu hakkında Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi şahsım ve partim adına selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de her yıl trafik kazalarında onbinlerce yurttaşımız ölmekte, sayıları 100 000'i aşan yurttaşımız yaralanmakta ve sakat kalmaktadır. Son onbeşyıl içinde yaklaşık 120 000 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu, ortalama büyüklükte bir Anadolu kentimizin haritadan silinmesine karşılık gelmektedir. Aynı dönemde, yaklaşık 1 milyona aşkın yurttaşımız da yaralanmış ya da sakat kalmıştır. Bu dönemde, trafik kazalarından ailesi içinde bir yakınının kaybı ya da sakat kalmasıyla, yaklaşık 8 milyon kişi etkilenmiştir.

Almanya'da 100 milyon taşıt/kilometreye düşen ölüm oranı 1,21; İsviçre'de 1,8'dir. Türkiye'de ise, bu oran, ne yazık ki, 9,24 gibi son derece yüksek ve tehlikeli bir düzeydedir. Kısaca belirttiğim bu tablo, sorunun, artık, ertelenemez noktaya geldiğini göstermektedir. Bu nedenle, trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir devlet politikası ve stratejisi ortaya konulmalı ve bu, ulaştırma ana planıyla desteklenmelidir.

Değerli milletvekilleri, ulaştırma sektörü ülkelerin can damarını oluşturmakta ve bu sektörle ilgili alınan kararlar, ülkelerin geleceklerini doğrudan etkilemektedir. Ülkemiz açısından da ulaştırma sektörü, en önemli sektörlerin başında gelmektedir. 1995-1999 yılları arasındaki beş yıllık periyotta gerçekleşen kamu yatırımlarının yüzde 27,3'ünün ulaştırma sektörüne yapılması ve bu oranla, ulaştırma sektörünün, toplam yatırımlar içerisinde en çok payı alan sektör olması da bunu göstermektedir. Ancak, bu beş yıllık periyotta yapılan kamu yatırımlarının alt sektörler itibariyle dağılımına baktığımızda, karayolları yatırımlarının sektör yatırımları içindeki payının yüzde 63,7 düzeyinde olduğu, kalan 36,3'lük bölümün de, ağırlıklı olarak havayolu ulaştırması yatırımlarından oluştuğu görülmektedir. Maalesef, uzun yıllardır ulaştırma alt sektörlerinin planlamasında yapılan yanlış tercihler, bu portrenin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Başbakanımız Sayın Bülent Ecevit, Haziran 1998'de toplanan Dokuzuncu Ulaştırma Şûrasında yaptığı konuşmada, kara, deniz, demir ve havayolunun birbirleriyle bağlantılı ve dengeli olması gerektiğine dikkati çekerek, karayolu bağlantılı ve destekli bir demiryolu taşımacılığı ve çift raylı hızlı tren uygulamalarıyla, üretim bölgelerinin tüketim bölgelerine, ülkenin kuzeyini güneyine, doğusunu batısına bağlamadıkça kalkınmanın ivme kazanamayacağını ve bölgeler arasında adaletin sağlanamayacağını, bu nedenle, en ucuz ve en güvenli taşımacılık türü olan demiryolu taşımacılığının, hükümet değişikliklerinden etkilenmeyecek kalıcı bir devlet politikasına dönüştürülmesi gereğini işaret etmiştir. Bu konuda makro politikalar oluşturulup hayata geçirilememesi, kıt ekonomik kaynakların iyi kullanılamamasına ve dolayısıyla, ülkenin dengeli kalkınmasına etki yaptığı gibi, trafik sorunu gibi ortaya çıkardığı diğer sorunlarla da, ülke ekonomisi ve sosyal yaşamda telafisi güç durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Örneğin, Dünya Bankası tarafından yakın geçmişte yapılan bir araştırmaya göre, trafik kazalarının Türkiye'ye sosyoekonomik maliyetinin, gayri safî millî hâsılanın yaklaşık yüzde 2,1'i oranında olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam, 2000 yılı için yaklaşık 4-5 katrilyon lira, dolar bazında ise 5,6 milyar dolar civarındadır.

Yapılan araştırmalar, yanlış ulaştırma sistemi tercihleri ile insanların ölüm riski arasında birebir orantı olduğunu gösteren sonuçlar ortaya koymaktadır. Örneğin, Avrupa'da yapılan bir araştırmaya göre, karayollarında, demiryollarına göre 22 kat daha fazla kaza meydana gelmektedir. Meydana gelen kazalardaki ölü sayısı, milyar yolcu/kilometre başına karayollarında 40'iken, demiryollarında, kuruluştan kaynaklanan hatalarda sadece 5'tir.

Amerika Birleşik Devletlerinde, karayolu taşımacılığının, ulaşım türleri içerisindeki oranının yüzde 27,2, Almanya'da yüzde 58,2, Türkiye'de ise yüzde 95 olması, hangi noktada bulunduğumuzu çok net göstermektedir.

Ulaştırma sistemlerinin uygun dağılımının gerçekleştirilmesi, trafik güvenliğinin sağlanmasında en temel nokta olmakla birlikte, bu, ancak, uzun vadede alınacak önlemlerle gerçekleştirilebilir. Bu faktörün dışında önemsediğim en önemli faktör, insan faktörüdür. Trafik kazalarının oluşumunda insan faktörünün en ağırlıklı faktör olması, bu sorunun çözülmesini de güçleştirmektedir.

Ülkemizde trafik kazalarına neden olan faktörlerin başında yüzde 98 kusur payıyla insan faktörü gelmektedir. Ülkemizde hazırlanan kaza istatistikleri, trafik polislerinin hazırladığı kaza raporlarına göre düzenlendiği ve trafik polislerinin mühendislik bilgisi gerektiren pek çok kusuru değerlendiremediği hesaba katıldığında, yola verilecek kusur oranının yüzde 20-25'e yükseleceği varsayılsa bile, insan faktörü, yine, trafik kazalarına neden olan en başta gelen unsur olarak karşımıza çıkacaktır.

Değerli milletvekilleri, ben, burada, özellikle trafik güvenliği konusunda Avrupa'da yapılan bazı deneyler ile sayısal bilgilere çok fazla girmek istemedim; bunun nedeni, her ülkenin kendisine göre özgün şartlara sahip olduğunu düşünmemdir. Trafik kazalarında insan faktörünün baskın unsur olarak ortaya çıkması bu şekilde düşünmeme neden olmuştur. Bu konuda, 1998 yılında Ankara'da, 160 kişi üzerinde, ülkemiz insanının trafik ortamını nasıl algıladığı ve yorumladığını belirlemek amacıyla yapılan bir araştırmanın sonuçları bu görüşümü doğrular niteliktedir.

Bu araştırmaya göre, ülkemizde trafik ortamı, formel olarak öğrendiğimiz kurallar dizisinden daha farklı kurallara göre çalışmaktadır. Diğer bir deyişle, ülkemiz insanına göre, Türkiye'de trafik kurallarının da üstünde, görülmeyen, apayrı bir sosyal gerçeklik, inanış ve algı vardır. Bu inanış ve algılara göre, bilinen trafik kurallarına uymak her zaman için çözüm değildir; bazen çözümsüzlüğe ve zaman kaybına yol açar. Bu yüzden, kurallara uygun olmasa da ortama uygun olan davranışlarda bulunulur.

Bu kanımı doğrulayacak bir diğer olay da, trafik kazalarının insan yaşamında meydana getirdiği değişiklikler konusunda Avrupa ve Türkiye'de yapılan iki araştırmanın bulgularıdır. Avrupa'da yapılan ankete katılan sakat ve ölü yakınlarında, uyuşturucuya başlama, intihar eğilimleri gibi durumlar ortaya çıkarken, ülkemizde yapılan ankette, bu eğilimlerin daha düşük seviyede ortaya çıktığı görülmektedir.

Belirttiğim insan faktörü olgusundan dolayı, ülkemizin özgün koşullarının belirlenmesini sağlamak ve bu konuda bilimsel değerlendirmelerin yapılabilmesine olanak sağlamak için, bir ulusal bilgi altyapısının oluşturulması gerekmektedir. Bu ihtiyacın önemini birçok örnek olayda gözlemlemekteyiz.

Türkiye, 21 inci Yüzyılda, trafik kazalarında yitirdiği insan sayısını bilemeyen bir ülke konumundadır. Hastanelerde ölen yaralılarla ilgili Sağlık Bakanlığının bildirimi olmadığı için, trafik kazası istatistiklerinde verilen ölüm sayıları, yalnızca, kaza anında ve yerinde ölenleri göstermekte; daha sonra, hastanelerde ölenleri içermemektedir; oysa, Avrupa ülkelerinde, kaza sonrası yaralıların durumları izlenerek, belli sürelerde meydana gelen ölümler kaza istatistiklerinde yer almaktadır. Bu süre, Fransa'da 6, İtalya'da 7, Avusturya'da 3 gündür. Yine, daha önce belirttiğim gibi, trafik kazalarında yol unsurunun payı bilinmemektedir. Saydıklarımın dışında daha birçok konuda yeterli veri bulunmadığı için, çözüm yollarının ortaya konulması da güçleşmektedir.

Değerli milletvekilleri, şehiriçi trafik kazalarının yüzde 85'inin 13 büyük ilimizde olduğu anlaşılmaktadır. Bu rakamın yüzde 41'inin İstanbul'da, yüzde 16'sının Ankara'da olduğu görülmektedir.

Ulaşım sorununu çözememiş olan kentlerde, zaman kaybına bağlı olarak, kişilerin ruhsal sağlıklarının bozulması ve enerji kaybıyla da ülke ekonomisine olan yük oldukça büyük boyuttadır. Bu nedenle, şehirlerde toplu taşımacılığı özendiren ve özellikle raylı taşımacılığı destekleyen ulaştırma planları üretilmeli ve hayata geçirilmelidir.

Büyük kentlerimizde yaşanan bir diğer önemli sorun da, otopark sorunudur. Senede 8 760 saatin 250 saatini hareketli geçiren araç, 8 510 saat gibi çok önemli bir süre hareketsiz kalmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere, otopark, trafik güvenliği açısından gözardı edilemeyecek önemli bir altyapı tesisidir. Büyük şehirlerimizde bu ihtiyacın şehir eşkıyalarınca karşılanması, kamu düzenini ciddî bir şekilde bozmaktadır. Bu konuda gerekli önlemlerin bir an önce alınması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, trafik güvenliği açısından diğer önemli bir nokta da, karayollarımızın durumudur. Dünyada trafik kazalarında yol payının en düşük olduğu kabul edilen İngiltere'de bile yolların kazalardaki payı yüzde 21'dir. Gelişmiş ülke istatistiklerinde trafik kazalarında etkili faktörler, tekli, ikili, üçlü faktörler şeklinde değerlendirilmektedir. Örneğin, yalnız başına yol yüzde 2,5 oranında kusurlu görülürken, araç ve insan faktörleriyle birlikte yüzde 28 oranında etkili olmaktadır.

Ülkemizdeki devlet ve il yollarının yaklaşık yüzde 30'u günümüz koşullarına cevap verecek şekilde projeli, fizikî ve geometrik standardı yeterli olarak yapılmıştır. Devlet ve il yollarının yüzde 15'i, geçmiş yıllarda projeli olarak inşa edilmişse de, günümüz koşullarına uygun olarak yeniden projelendirilip, inşa edilmesine gereksinim vardır; geriye kalan yüzde 55'lik kesimin ise, fizikî ve geometrik standartlar yanında, yeniden inşa edilmesi gereklidir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün elinde, bugünkü bütçe kaynaklarıyla makul sürelerde biti-rilemeyecek kadar, halen yapımı devam eden pek çok proje vardır. Bu projelerin bitirilmesinde politik tercihler yerine, trafik güvenliği göz önüne alınarak, acil olmayan yapım çalışmalarına, acil yapım çalışmaları bitirilene kadar ara verilmelidir.

Ayrıca, trafik işaretlemelerine özel önem verilerek, eksiklikler giderilmeli; düşey işaretlemelerle, trafiğin yoğunluğuna bağlı olarak standart yükseltilmeli; il, şehiriçi ve köy yollarında yetersiz düşey işaretlemeler bir an önce tamamlanmalı; yatay işaretlemelerde de -yani, yol çizgileri- kalıcı işaret malzemeleri kullanılarak, işaretsiz yol bırakılmamalıdır. Yine, uzun ve kısa süreli karayolu bakım ve onarım işlerinde, işaretlemeye özel önem verilmelidir.

Karayolları konusunda, gerekli önlemler alındığı takdirde, kaza sayısının önemli ölçüde azalacağı, kaza kara noktalarına ilişkin yapılan birtakım araştırmalarla ortaya konulmuştur. Geçmiş yıllarda tespit edilerek, iyileştirilen 75 kaza kara noktasının, bu iyileştirme yapılmadan öncesine ve sonrasına ait kaza istatistikleri, toplam kaza sayısının yüzde 84 azaldığını göstermektedir. Bu nedenle, halen var olan 477 kaza kara noktasının acil bir şekilde iyileştirilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, trafik kazalarının ağırlıklı olarak insan faktöründen kaynaklanması, bu konunun çözümünde eğitim faktörünü önemli kılmaktadır. Bu doğrultuda, mevcut sürücü kursları, sürücü okullarına dönüştürülerek, sürücü kursu öğreticisi yetiştiren okullar açılmalı, amatörce yürütülen bu hizmet, bilimsel kurumlar eliyle disipline edilmelidir.

1999 yılı sonuna kadar sürücü belgelerinin yüzde 60'ını veren sürücü kurslarından sürücü belgesi alanların yüzde 53'ü trafik kazalarına karışmıştır. Sürücü belgelerinin son yıllarda genellikle özel sürücü kursları tarafından verildiği düşünülürse, özel sürücü kurslarının güvenli trafik ortamının oluşmasında beklenen katkıyı sağlayamadığı söylenebilir.

Sürücü kurslarıyla ilgili kamuoyunda hâkim düşünce, bu kuruluşların faaliyetlerinde ticarî kârı öncelik sırasının başına koydukları yönündedir. Sertifika verdiği kursiyerlerin hatalarından kaynaklanan trafik kazaları sürücü kurslarının sicillerine işlenmediğinden, sürücü kurslarından yetersiz olanların tespit edilmesi de söz konusu olamamaktadır. Bu bağlamda, Millî Eğitim Bakanlığınca başlatılan kaza yapan sürücülerin belgelerini aldıkları sürücü kurslarının isimlerinin belirlenmesi amacıyla, kod numarası yazılması işlemlerinin hızlandırılarak, Emniyet Genel Müdürlüğünce bu kotların sürücü belgelerine işlenmesinin sağlanması önem arz etmektedir.

Pratik sınavda, sınav görevlisinin sürücü yanında oturması sağlanmalı ve sınav heyetinin objektifliğinin artırılması yönünden yeni gözlemcilerin sınava katılması durumu değerlendirilmelidir. Pratik sınav süresinin ortalama 45 dakika olması sağlanmalıdır ki, bu, bizde 3 ilâ 5 dakikadır.

Mevzuatımız, sürücü sertifikaları alan adaylara, doğrudan sürücü belgesi verilmesini hükme bağlamıştır. Sürücü belgesi verilmesinden sonra, sürücü, hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan her türlü trafik koşulunda araç kullanma hakkını elde etmektedir. Bu nedenle, sürücü belgelerinin beş yılda bir yenilenmesi sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bir diğer önemli konu da, denetimdir. Ülkemizde, trafik denetiminin, trafik kazalarının önlenmesine etkisi konusunda herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Dünya Bankasının 107 karayolu güvenli projesi üzerinde yaptığı çalışmalar, denetlemenin yüzde 12 gibi bir paya sahip olduğunu göstermektedir.

Denetimsizlikten kaynaklanan kusur, yeni bir öneri olarak denetim sistemimize girmelidir. "Devlet hata yapmaz" anlayışı, belirtilen öneriye ilk bakışta direnç gösterilse de, hukukta var olan kusursuz sorumluluk ve hizmet kusurları kavramlarının mahkeme kararlarına gerekçe oluşturmaları, yeterli güvenlik tedbiri alınmaması nedeniyle can ve mal kaybına uğranılması durumunda devleti tazminat ödemeye mahkûm eden objektif sorumluluk ve sosyal risklerin paylaşımı ilkeleri ışığında, kamu için yeni bir sorumluluk sahasının yaratılması suretiyle trafik denetlemesinden sorumlu olanların görev bilincinde önemli değişiklikler sağlanması mümkün olabilecektir.

Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, il valilikleri ve emniyet müdürlükleri bünyelerinde trafik güvenliğinin sağlanması konusunun, diğer güvenlik çalışmalarının ardından geldiği gözlemini yapmak mümkündür; ancak, trafikte mevcut olumsuz tablonun değiştirilmesi için yeni öncelikler ve ağırlıklar belirlenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, trafik polisinin büro, eskort ve koruma gibi bazı görevlerden mümkün olduğunca arındırılması sağlanmalıdır.

Denetimde, trafik kazalarının oluşmasında ve şiddetinin artmasında en önemli unsur olan limitlerüstü hızlı ve alkollü araç kullananların önlenmesi ve emniyet kemeri kullanımının yükseltilmesine yönelik kontrollere ağırlık verilmelidir.

Burada bir noktaya daha değinmek istiyorum. O da, denetleyenlerin denetimidir. Denetim uygulamaları yapılırken, eşitlik ilkesini zedeleyici uygulamalara yer verilmesi, halk arasında, denetimin adaletsiz yapıldığına ilişkin kuşkular doğurmaktadır. Bu nedenle, denetleyenlerin denetimi sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, parasal değerler dikkate alındığında, temel trafik suçlarına verilen para cezalarının, ülkemiz açısından oldukça düşük olduğu görülmektedir. Trafik kazalarının sorumlularına uygulanmak üzere tanımlanacak bazı durumlarda "bilinçli takdir" kavramının Ceza Kanununda yer alması temin edilmelidir. Bununla birlikte, Türk Ceza Kanununun 455 ve 459 uncu maddelerinde belirtilen yaptırımlar, özellikle alkollü araç kullanımı ve hız limitinin üstünde araç kullanımı durumlarında, ağırlaştırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, burada çok önemli bir konuya daha değinmek istiyorum. Trafik kazalarındaki ölümlerin yüzde 10'unun ilk beş dakikada, yüzde 50'sinin ilk yarım saatte olduğu bilinmektedir. Uzmanlar, bilinçli, kaliteli, hızlı ve sürekli bir şekilde sağlanan acil yardım hizmetleriyle, ölenlerin en az yüzde 20-25'inin kurtarılmasının mümkün olabileceğini ifade etmektedir. Bu konuda, çok acil önlemler alınması gerekmektedir.

Sonuç olarak, ulusal bir felaket haline gelen trafik kazalarını önlemede en etkili yolun, tüm toplum kesimlerinin kendisini sorumlu hissedeceği ve ortak çalışma kararlılığı göstereceği ulusal bir seferberlik ilanı olduğunu düşünmekteyim.

Araştırma Komisyonumuzun hazırlamış olduğu bu raporda yer alan tespit ve önerilerin konunun çözümünde katkı sağlaması dileklerimle, hepinizi saygıyla selamlarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yazıcı'ya teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Gümüşhane Milletvekili Sayın Bedri Yaşar; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

MHP GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Gümüşhane) - Sayın Başkan,  değerli milletvekilleri; trafik kazalarının nedenlerinin araştırmasıyla ilgili yapılan çalışmalar üzerine, Grubum adına söz almış bulunuyorum; Partim ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepimizin bildiği üzere, ülkemizde, her yıl, trafik dairesinin verdiği rakamlara göre, 4 000 civarında; ama, trafik yönetiminin yüzde 65'inin jandarmada olduğunu düşünürsek -bu rakamlar 10 000 civarında tahmin edilmektedir- 10 000 civarında insanımızın öldüğü, sayıları 100 000'i aşan vatandaşımızın yaralandığı veya sakatlandığı, maddî hasar sonucu ülke ekonomisinin, maliyeti katrilyonları aşan kayıplarla karşı karşıya kaldığı trafik kazalarının nedenlerinin araştırılması ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla, geçtiğimiz yasama yılının son günlerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bütün partilerin mutabakatıyla bir araştırma komisyonu kurulmuştu. Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken, yasal, idarî, toplumsal ve yapısal önlemlerin neler olabileceğinin belirlenmesi ve güvenli bir trafik ortamının sağlanmasında, resmî ve özel tüm kurum ve kuruluşların görev, sorumluluk ve işbirliğine esas olacak temel ilke ve hedeflerinin belirlenmesini kapsamaktadır.

Ben, yine, bir tespitimi daha vurgulamak istiyorum: Şu an, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinin arşivlerinde, kaç milletvekilimizi trafik kazasında kaybettiğimizle ilgili bir rakam yok. Ben, bu vesileyle de, trafik kazalarında kaybettiğimiz milletvekillerimize Allah'tan rahmet, ailele-rine de başsağlığı diliyorum.

Bu çalışmalar yapılırken, tüm bölgelerimizdeki illerimizin valilik, belediye başkanlığı, trafikten sorumlu il emniyet müdürlüğü yetkilileri, üniversitelerin konuyla ilgili fakültelerinden öğretim görevlileri ve trafik konusunda teşkilatlanmış sivil toplum örgütleriyle bir dizi toplantılar yapılmış, görüş ve önerileri alınmıştır. Ayrıca, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanıyla toplantı düzenlenmiş, görüş ve önerileri alınmıştır.

Trafik kazalarında, son onbeş yıl içinde, yaklaşık 100 000 civarında vatandaşımız hayatını kaybetmiş, aynı dönemde, yaklaşık 1,5 milyondan fazla vatandaşımız yaralanmış ya da sakat kalmıştır. Trafik kazalarından, yaklaşık 8 milyon kişi etkilenmiştir. Terörde onbeş yılda 30 000, depremde elli yılda 50 000 vatandaşımız hayatını kaybetmiş; bu nedenle, trafik kazalarının ne kadar önemli olduğu bir kere daha ortaya çıkmıştır.

Trafikte her yıl 10 000 - 12 000 vatandaşımızın can verdiği, hurdaya dönen araçlarla, ekonomimizde, yaklaşık 9 milyar dolarlık kayıplara neden olduğu, yaralanan ve sakat kalanların tedavi giderleri ve işgücü kaybının buna dahil olmadığı tespit edilmiştir.

Trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik ulaştırma sistemini de içine alan ülke politikaları oluşturularak, stratejiler belirlenip, bunlara bağlı olarak üretilecek planlar uygulanmadığı takdirde, karayollarının trafik güvenliği durumu daha da kötüye gidecektir.

Ülkemizde yaklaşık 9,5 milyon motorlu araç, 14 milyon sürücü belgeli insanımız vardır. Her yıl yaklaşık 750 000 civarında yeni araç trafiğe çıkmakta ve 1 milyon kişinin sürücü belgesi aldığı göz önüne alınmalıdır. Ülkemizde 1 000 kişiye düşen taşıt sayısı 136, Avrupa ülkelerinde 500 ilâ 700 dolayındadır. Gerçek problemler, trafik kazalarının azaltılması yönünde, yalnızca yasal düzenlemeler ve günlük önlemlerle giderilmeye çalışılmış, ne yazık ki, bu konuda bir ülke politikası oluşturulamamıştır.

Trafik kazalarının azaltılması, ülkemiz gündeminde daima birinci sırada yer alması gerekirken, maalesef, bu yerini alamamıştır. Trafik güvenliği, gerçek manada, ülkemizde büyük bir problem olarak görülmemektedir. Trafikte bulunan ya da görev alan herkes çözüm beyan etmekte ve uygulama kararları, çoğunlukla, trafikle ilgili bilimsel temellere dayanmamaktadır. Bu durum, uzun vadeli planlamaları hayata geçirmekte zorluklar yaşayan ülkemizde, özellikle kısa dönemli kararlarda ve kaynak tahsislerinde büyük yanlışlıklar yapılması sonucunu doğurmaktadır. Daha da önemlisi, bu alanda yetişmiş insangücümüz, maalesef, bulunmamaktadır.

Yolcu taşımacılığında karayolunun payı yüzde 95'e yükselmiştir. 1980'li yılların başında ortaya konulan ulaştırma ana planında yüzde 70'lere çekilmesi hedeflenmişti, maalesef, burada da yine oran, yüzde 82'lerden yüzde 93'lere tırmanmıştır.

Yine, yük taşımacılığı tümüyle karayollarının üzerine yüklenmiş, taşımanın yüzde 90 - 95'i yine karayolu marifetiyle yapılmıştır.

Tüm Avrupa ülkelerindeki kamyon sayısından daha fazla kamyon, maalesef, ülkemizde mevcuttur.

Yine, karayollarında, otobüs ve kamyon trafiğinin artışı, mevcut yolların kapasitesini ve ömrünü çok olumsuz etkilemektedir. Bu durum da, araçların farklı seyir hızları, hatalı sollama sebebi, çok ölümle sonuçlanan trafik kazalarını ortaya çıkarmaktadır.

Yolcu taşımacılığının yüzde 70-75'i otobüslerle yapılmaktadır. 1999 yılı itibariyle, Türkiye'de, 517 otobüs firması, 8 649 otobüsle hizmet vermektedir.

Yine, yolların işaretlenmesi, genelde sorunludur.

Araçların periyodik muayeneleri son derece yetersiz ekipmanlarla yapılmaktadır. Hatta, buna da hiç gerek duyulmadan, hepinizin bildiği gibi, evrak işlerini takip eden insanlar tarafından ruhsatlar komple götürülüp, hepsi muayene edilmiş gibi bu mühürler vurulmaktadır Türkiye'de.

Bütün bu olayları göz önünde bulundurursak, bugün, Türkiye'de bu kadar otobüs firması varken, İngiltere'de ise bir tek otobüs firması vardır.

Trafik güvenliği konusunda, dolaylı; ancak, çok önemli ve kalıcı yararlar sağlayacak bir taşıma kanunu, maalesef, çıkarılmamıştır.

Etkin, güvenilir ve hızlı işleyen bir trafik veri bankası ve tescil sisteminin bulunmayışı nedeniyle cezaların tahsili zamanında yapılamamaktadır.

Kent içlerinde, özellikle "korumasız yol kullanıcıları" olarak adlandırılan yayaların güvenlik durumları, son derece olumsuzdur.

Ülkemizde 8 607 kilometresi ana hat olmak üzere, talî hatlarla birlikte 10 508 kilometre demiryolu ağı bulunmaktadır. 1950'lere kadar 3 800 kilometre yol yapılmasına rağmen, 1950'li yıllardan sonra Türkiye'de yapılan demiryolu 500 kilometre olup, son Sekizinci Ana Planda hedeflenen rakam ise sadece 50 kilometredir.

Son 41 yılda, demiryolu yük ve yolcu taşıma payı yaklaşık 8 kat azalmıştır.

Ulaştırma sistemlerinde ölüm riski, demiryollarında, 1 milyar yolcuda kilometre başına 17 kişiyken, bu oran karayollarında 140'tır. Gelişmiş bir demiryolu taşımacılık sisteminde kaza riski sıfıra yakındır.

Nüfusları 1 milyonu aşan birçok kentimizde raylı taşıma imkânlarının uzun süre değerlendirilememesi, toplutaşımacılıkta önemli sorunlar oluşturmaktadır.

Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, 1999 yılı verilerine göre, yük taşımacılığının denizyollarındaki payı yüzde 4,88, toplam yolcu taşımacılığındaki payı ise yüzde 0,03'tür. Deniz ulaşımı, havayolu ulaşımına göre 22, karayoluna göre 7, demiryoluna göre ise 3,5 kat daha ucuz durumdadır.

Yine, okulöncesinden başlayarak, öğretimin her kademesinde öğrencilere verilen trafik güvenliği dersleri, sayıca ve içerik olarak yetersizdir. Yine, bununla ilgili bir tespitimi burada gündeme getirmek istiyorum. Şu an ortaöğretimde zorunlu olan trafik dersleri, maalesef, ders saati boş olan hocalarımız tarafından verilmektedir. YÖK Başkanımızı dinlerken, hiç olmazsa, eğitim fakültelerinde, trafik derslerini verebilecek, pedagojik eğitimi almış öğretim elemanlarının yetiştirilmesini gündeme getirdik; ama, maalesef bu da kabul görmedi. Yine, aynı şekilde, trafik mühendisliği -Karayollarında, özellikle kadroları olmasına rağmen- bölümü Türkiyemizde henüz açılmamıştır. Yine, nüfusu 1 milyonun üzerinde olan belediyelerde trafikle ilgili birimler tümüyle yetersiz ve ciddiyetten uzaktır.

Yine, kamuoyu bilinci ve duyarlılığı, maalesef, trafik konusunda, yüksek değildir. Gönüllü kuruluşlar ve devlete bağlı olmayan kuruluşların organizeleri çok yetersizdir. Medyanın ilgisi ise, son derece azdır. Yine, İstanbul'da yaptığımız toplantıya, A'dan Z'ye bütün gazetecileri çağırmamıza rağmen, sadece, bir gazeteyi temsilen Yazgülü Aldoğan Hanımefendi toplantımıza iştirak etmiştir; huzurunuzda kendilerine teşekkür ediyorum.

Yine, TV'lerde, özellikle seyirci sayısının çok az olduğu gece yarılarında trafikle ilgili programlar yayınlanmaktadır. Ümit ediyoruz ki, izleyicilerin pik saatleri olan 19.00 ile 22.00 saatleri arasında trafikle ilgili konular yayınlanır.

Diğer taraftan, trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir devlet politikası ve stratejisi, maalesef ortaya konulamamıştır. Bugün 8 bakanlık ve 3 genel müdürlük trafikle alakalıdır; ama, maalesef, bu çokbaşlılık yüzünden trafikle ilgili meselelerin çözümünde, bir türlü, ciddî manada destek sağlanamamıştır. Yine, hazırlanacak bir ulaştırma ana planı, muhakkak suretle, desteklenmeli; hatta, mevcut Trafik Kanununda yer alan Karayolu Trafik Güvenliği Kurulu ve Karayolu Güvenliği Yüksek Kurulu daha etkili olmalıdır.

Yine, bu çokbaşlılığın ortadan kaldırılarak, Başbakanlığa veya Başbakan Yardımcılığına bağlı bir karayolu güvenliği araştırma ve koordinasyon başkanlığının kurulması, yararlı ve gerekli görülmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde, her siyasî partiden iki temsilcinin katılımıyla, üyeleri her yasama döneminde yenilenen kalıcı bir karayolu trafik güvenliği ihtisas komisyonu oluşturulmalıdır.

Konuyla ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi, ihlallerde, ceza uygulamalarının herkese ve her durumda, tavizsiz ve titizlikle uygulanması sağlanmalıdır.

İnsan davranışının geliştirilmesine yönelik programlar geliştirilmelidir. Trafik güvenliği konusunda, toplumsal duyarlılığın artırılması, doğru örnek olma kavramlarının vatandaşlara aşılanması için, başta medya olmak üzere, tüm özel ve kamu kuruluşları ile sosyal örgütler, işbirliği içerisinde, bir eylem planını hayata geçirmelidirler.

Hepimizin bildiği gibi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda, 1984 yılından beri, gelişen şartlara göre, 11 değişiklik gerçekleştirilmiş olup, tüm partilerin ittifakıyla bu değişiklikler yapılmıştır; ama, maalesef, sürücü belgesini geri alma ve hapis cezası gibi, parasal cezalara göre caydırıcılığı daha yüksek olması gereken yaptırımlar, süreleri bakımından, yine de yeterince etkili olamamaktadır.

Trafik kazalarının, ülkemizde, önde gelen ve sonuçları ölümcül olan nedenleri arasında bulunan, hız kurallarını ihlal etmek, alkollü araç kullanmak ve sürücü belgesiz araç kullanmak gibi kusurların, Karayolları Trafik Kanununda, sürücünün aslî kusurları arasında sayılması sağlanmalıdır.

Yine, hepimizin bildiği gibi, 50 promilin üzeri alkollü sayılmaktadır. Bu, tümüyle insanların fizikî yapılarına göre değişmektedir. Kimileri bir birayla 50 promilin üzerinde görülebilir, kimileri   -hep, zaten katıldığımız denetimlerde de- ben, bir büyük rakı içerim, bana bir şey olmaz diyor. Dolayısıyla, bu alkol işi, sıfır promil olarak, inanıyorum ki, bundan sonraki trafikle ilgili yasada yer alır; çünkü, bunun ölçüsü yok; ama, maalesef, ölümcül kazaların önemli bir kısmı da alkollü araç kullananlarda, yine hız sınırını ihlal edenlerde görülmektedir.

Diğer taraftan, trafik sistemimizin göze çarpan en belirgin olumsuz vasıflarından biri, trafiğe katılanlarda, kurallara uymadıkları takdirde polis tarafından mutlaka yakalanacakları korkusunun; yani, yakalanma riskinin bulunmamasıdır. Bu durumun kademeli olarak ortadan kaldırılması için, denetim faaliyetlerinin etkinliği ve yaygınlığı artırılmalıdır. Mevcut şartlarda en iyisini yapmak ya da elimizden geleni yapmak yaklaşımı terk edilmelidir. Uygulamadaki personele, yasaları tatbik ederken, her zaman ve her şartta destek verileceği mesajı, açık ve yaşatılarak aktarılmalıdır. Bunu, bütün denetimlerde görüyoruz. Arabanın arkasında, ya müsteşar beyin hanımı var ya bakan beyin bir akrabası var veya bir siyasî partinin yöneticisi var veyahut da etkili ve yetkili biri var gibi sebeplerle, her seferinde polislerimiz sıkıntıya düşürülmekte, bu uygunsuz talepler, yine, yasaların uygulanmasına menfi tesir göstermektedir.

Trafik yasa ve yönetmelik hükümlerinin, devletin en üst kademesinden sıradan vatandaşa kadar herkese, her durumda uygulanması için, tüm Türkiye üzerine düşen görevi yerine getirmelidir; ancak, böylece, sahadaki personel tarafsız, korkusuz ve etkin biçimde çalışabilir. Trafik polisinin mümkün olduğunca denetim görevini yapması sağlanmalıdır. Bu amaçla, araç tescilleri başta olmak üzere, emniyet teşkilatının yürüttüğü bazı hizmetlerin diğer kuruluşlara aktarılması hususu titizlikle değerlendirilmelidir.

Değerli arkadaşlar, trafik polisleri, belli bir dönem trafikte çalışıyorlar, ondan sonra daha değişik masalarda görev alıyorlar. Halbuki, bu eğitimi alan... Hatta, kanaatimce, trafik polislerine, acil yardım konusunda da bilgiler verilmeli; çünkü, olaya ilk müdahale edenler hep trafik polisleridir. Bunlar sürekli olmalıdır, burada sürekli görev yapmalıdır. Hatta, acil yardım konusunda bilgilenen polislerimize de, teşvik babında, prim verilmeli diye düşünüyorum.

Yine, bir diğer konu: Karayolları altyapısının, tasarım, yapım ve bakımında görevli teknik personelin, trafik mühendisliği konusunda eğitilmesi sağlanmalıdır. Sözlerimin başında da söylediğim gibi, maalesef, Türkiye'de, şu an, trafik mühendisliği bölümü yoktur.

Diğer taraftan, kent içi trafik düzenlemesi ve yönetimine ilişkin kararlar, mutlaka uzman görüşlerine dayandırılmalıdır. Belediyelerde, nüfuslarına bağlı olarak, değişik sayılarda trafik mühendisi istihdamını zorunlu kılacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Kent içlerinde, özellikle yaya güvenliğini ortaya çıkaran ve sağlayan uygulamalar yapılmalıdır. 3194 sayılı İmar  Kanununa dayanılarak çıkarılan Otopark Yönetmeliği hükümlerine uyulmadığı için, otopark kanunu çıkarılmalıdır. Buradan muradımız şudur: Bugün, büyük şehirlerde, özellikle otoparkla ilgili olarak, caddeler ve sokaklar otopark gösterilerek müteahhitlere resmen satılmakta ve otopark parası tahsil edilmektedir. Bu uygulamaya bir an önce son verilerek, otopark meselesi, binaların içerisinde çözülmelidir. 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her yaş grubuna verilen pratik eğitimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Ancak, bu eğitimde, yaş gruplarının trafikteki rolleri dikkate alınmalı, okulöncesi ve ilköğretim boyunca, özellikle yaya ve yolcu olarak trafikteki riskler, okul yakın çevresi trafik ortamından yararlanılarak öğretilmelidir. Lise öğrencilerine verilen pratik eğitimde ise, sürücülerin karşılaştıkları durumlar ve riskler ele alınmalıdır. Özellikle, okul çağı öncesini izleyen dönemlerde, ailelerin, çocuklarının trafik eğitimlerine etkin bir biçimde katılmaları yönünde, ders içerikleri ve işleyişinde düzenlemeler yapılmalı, ebeveynlerin katkısıyla yapılabilecek trafik ödevleri verilmelidir.

Güvenlik bilinci gelişmemiş, sosyal sorumluluk duygusuna yeterince sahip olmayan, risk alma isteği yüksek, kendini kontrol etmede sorun yaşayan kişilerin, trafik ortamında, hız ihlali, alkollü araç kullanma, emniyet kemeri takmama gibi suçları sıklıkla işledikleri tespit edilmiştir.

En çok işlenen kural ihlallerinden olan aşırı hız, ölümcül sonuçlara yol açmaktadır. Sabit bir cisme 50 kilometre/saat hızla çarpıldığı zaman, araçta, önden itibaren 50 santimetre, 70 kilometre/saat hızla çarpıldığı zaman 100 santimetre, 90 kilometre/saat hızla çarpıldığında ise 200 santimetre kadar hasar meydana gelmektedir. Yine, 70 kilometre/saat üzerinde hız halinde, ölüm, kaçınılmaz olmaktadır. Araçların 80 kilometre/saat hızla kafa kafaya çarpışmaları halinde ölüm riski yüzde 25 civarında iken, 100 kilometre/saat hızda bu risk yüzde 90'lara ulaşmaktadır. Hızdaki çok küçük artışlar, ölüm riskinde büyük artışlara neden olmaktadır. Yayalara çarpmalarda, 40 kilometre/saat hızda ölüm riski yüzde 20 iken, 60 kilometre/saat hızda yüzde 90'a çıkmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TV yayınlarında, trafik güvenliğine ilişkin eğitici ve uyarıcı yayınlara en az 30 dakika süreyle, 19.00 ile 22.00 saatleri arasında yer verilmesi zorunluluğu, yasa değişikliğiyle getirilmelidir.

Yayınlanacak programlarda, her yaş grubuna yönelik, farklı algılama ve yetenek düzeyleri dikkate alınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlayınız.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) - Ülkemizde, değişik konularda, sayıları 10'ları aşkın acil yardım telefon numaraları bulunmaktadır. Bu numaraların tek numarada toplanarak bir "ortak alarm merkezi" kurulması çalışmaları başlatılmalıdır. Oluşturulacak ortak alarm merkezi, ilgili tüm birimleri, senkronize olarak olay yerine sevk etmek ve gelişmeleri izlemek gibi görevleri de yerine getirmelidir.

Trafik kazalarına müdahale konusunda birçok kuruluş görev almaktadır. Trafik polisi, jandarma, sağlık teşkilatı, belediyeler, itfaiye, sivil savunma ve bunun gibi kurumlar görev almaktadır.

Arkadaşlarımızın da bahsettiği gibi, trafik kazalarında ölümlerin yüzde 10'unun ilk beş dakikada, yüzde 50'sinin ilk yarım saatte olduğu bilinmektedir. Eğer, ciddî manada ilk yardım desteği verilebilirse, ölenlerin en az yüzde 20'si ilâ yüzde 25'inin kurtarılması mümkün olacaktır.

Acil sağlık hizmetlerinde çalışan profesyonel ekibin (doktor, acil tıp teknisyeni) kadrolarının oluşturulması, acil yardım hizmetleri finansmanının sağlanması, acil sağlık hizmeti sunmakla yükümlü kuruluşların sorumluluklarını yerine getirmesi için yaptırım uygulanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, bu, eğitim meselesidir. Bizler, meselelere, kendimiz kendi kapımızın önünün süpürerek başlamadığımız sürece, bunun önüne geçileceğine ben inanmıyorum. Trafik, bir noktada, kültür meseledir. Maalesef, Türkiyemizde bu kültür daha oluşmamıştır. 1900'lü yılların başında, Türkiye, ilk trafik kazasıyla tanışmıştır. Halbuki, Avrupa'da 1850'li yıllarda ilk trafik kazasıyla tanışılmış. Maalesef, Türkiye'de, bu iş, bir türlü rayına oturtulamamıştır. İnanıyorum ki, bundan sonra, Türkiyemiz, bu tür felaketleri -trafik, başlıbaşına bir felakettir- bir daha yaşamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle, raporun hazırlanmasında emeği geçen, başta Başkanımız ve arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin tamamlanmasına az bir zaman kalmıştır. Yeni bir grup sözcüsünün sözünü tamamlayamaması ihtimaline binaen, bugünkü çalışmalarımızı kapatıyor, trafik kazalarıyla ilgili Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerindeki genel görüşmeye devam etmek ve sözlü sorular ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 17 Ocak 2001 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi, en iyi dileklerimle kapatıyorum.

Kapanma Saati : 18.25

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.