Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21 CİLT : 33 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

100 üncü Birleşim

26 . 5 . 2000 Cuma

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Sosyal Sigortalar Kanunu ile Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/662) (S. Sayısı : 427)

2. – Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/659) (S. Sayısı: 429)

V. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, GSM ihalelerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1821)

2. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Esenboğa Havalimanı danışma bürolarında görevli personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1823)

3. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan’ın cevabı (7/1883)

4. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1891)

5. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp’in, demiryollarının iyileştirilmesi çalışmalarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1916)

6. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, cezaevlerinde çalışan sivil personele ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/1941)

7. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Ankara-Mamak-Saimekadın Mahallesinin kablolu TV yayınına ne zaman geçileceğine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1952)

8. – İzmir Milletvekili Kemal Vatan’ın, Türk Telekom ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüklerine alınan personele ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1956)

9. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın;

Afyon-Bayat İlçesinin telefon şebekesine,

Afyon-Sultandağı-Dereçine Kasabasının telefon şebekesine,

Afyon-Sultandağı İlçesi telefon şebekesine,

Afyon-İscehisar İlçesi telefon şebekesine,

Afyon-Bolvadin-Kemerkaya Kasabasının telefon şebekesine ilişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1959, 1960, 1961, 1962, 1963)

10. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, karaparanın önlenmesiyle ilgili olarak çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1967)

11. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Basın İlan Kurumuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (7/2014)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Tokat Milletvekili Ali Şevki Erek, pancar üreticisi çiftçilerin şekerpancarına uygulanan kota nedeniyle karşılaştıkları sorunlara,

Adana Milletvekili İsmet Vursavuş, buğday taban fiyatlarının tespitinde dikkate alınması gereken hususlara,

Iğdır Milletvekili Ali Güner, sınır ticaretindeki kısıtlamalar ve Iğdırlı yaylacılara bazı il valiliklerince konulan yayla yasağı nedeniyle karşılaşılan sorunlara,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Gündemde yer alan bazı kanun tasarı ve tekliflerinin sıralarının değiştirilmesine; Genel Kurulun 26.5.2000 Cuma ve 2.6.2000 Cuma günleri ile 30.5.2000 Salı, 31.5.2000 Çarşamba, 1.6.2000 Perşembe günleri 14.00 - 19.00, 20.00 - 23.00 saatleri arasında çalışmasına; 26.5.2000 Cuma ve 2.6.2000 Cuma günleri de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 30.5.2000 Salı günü sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek, bu birleşimde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 31.5.2000 Çarşamba günü de sözlü soruların görüşülmemesine; 26.5.2000 Cuma günü gündemin 7 nci sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına; tasarı ve tekliflerin görüşülmesinde soru - cevap işleminin 10 dakikayla sınırlandırılmasına ilişkin Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarının müşterek önerisi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Orman Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/163) (S. Sayısı : 373) yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı;

2 nci sırasında bulunan, Sosyal Sigortalar Kanunu ile Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/662) (S. Sayısı : 427) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandıktan sonra;

İstem üzerine yapılan yoklamalarda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından;

Alınan karar gereğince, 26 Mayıs 2000 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 21.54'te son verildi.

Nejat Arseven

Başkanvekili

Melda Bayer Hüseyin Çelik

Ankara Van

Kâtip Üye Kâtip Üye

Tevhit Karakaya Sebahattin Karakelle

Erzincan Erzincan

Kâtip Üye Kâtip Üye

No. : 141

II. – GELEN KÂĞITLAR

26 . 5 2000 CUMA

Kanun Hükmünde Kararnameler

1. – Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/694) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.5.2000)

2. – Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/695) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.5.2000)

3. – Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/696) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.5.2000)

Tasarılar

1. – Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/697) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.5.2000)

2. – Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun Tasarısı (1/698) (Plan ve Bütçe ve Millî Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.5.2000)

Teklif

1. – İstanbul Milletvekili Sühan Özkan ve 4 Arkadaşının; Özel Güvenlik Şirketleri Birliği Kanunu Teklifi (2/536) (Adalet ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.5.2000)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, İstanbul - Kınalıada’da bulunan aktarıcı antenlerin çevreye etkisine ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/712) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

2. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, İstanbul - Kınalıada’da bulunan aktarıcı antenlere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/713) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

3. – İstanbul Milletvekili Yücel Erdener’in, deneme üretimi yapılan tohumluklara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/714) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Murat Sökmenoğlu’nun, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri konusunda izlenen politikaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2119) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

2. – İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı’nın, bir davada sanık durumunda olan polislerin mahkemeye getirilmediği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2120) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

3. – Balıkesir Milletvekili İlhan Aytekin’in, kamu kuruluşlarının kamplarında başörtüsü yasağı getiren genelgeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2121) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

4. – Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız’ın, Elazığ İlinden polislik sınavına giren kişilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2122) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

5. – Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, Müsteşar Yardımcılığına atanan kişi hakkındaki iddialara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2124) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

6. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/2123) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.5.2000)

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

26 Mayıs 2000 Cuma

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER(Ankara), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 100 üncü Birleşimini açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama işlemini başlatıyorum ve yoklama için 10 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur.

Saat 14.45'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.12

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.45

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 100 üncü Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

Gündeme geçiyoruz.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Sosyal Sigortalar Kanunu ile Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının müzakerelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER

1. – Sosyal Sigortalar Kanunu ile Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/662) (S. Sayısı : 427)

BAŞKAN – Komisyon?.. Burada.

Hükümet?..

DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) – Hükümet sırasına oturayım mı?

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – İlgili Bakan geliyor.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Böyle alışveriş olur mu, ne biçim şey, Bakan "oturayım mı" diye soruyor.

BAŞKAN – Hükümet, hangi tasarı için oturuyor acaba?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Kooperatif ve birlikler...

BAŞKAN – Komisyon ve hükümet?.. Yok.

Ertelenmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, anlamadım, komisyon burada değil mi şimdi!

BAŞKAN – Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakerelerine başlıyoruz.

2. – Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/659) (S. Sayısı: 429) (1)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Raporun okunmasını kabul edenler... Etmeyenler... Komisyon raporunun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz taleplerini bekliyorum efendim.

Efendim, tasarı üzerinde gruplar adına söz talebi var mı ?..

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Var Sayın Başkan...

BAŞKAN – Efendim şahıslara geçmek zorunda kalacağım...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) –Sayın Başkan, bu kanun tasarısı, ani oturmak suretiyle gerçekleştiğinden; konuşmacı arkadaşlarımız şu anda yerlerine geliyorlar, hazırlıklarını da yapmışlardır.

BAŞKAN – Efendim, ben de farkındayım zaten; bir tek gruptan olsa, söz vereceğim ve hiçbir grubun talebi yok, onun için...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Biraz da bizi bekleyin o zaman, nasıl olsa arkadaşlarımız bekledi, biraz da...

BAŞKAN – Efendim, öyle, şunun veya bunun için beklemek gibi bir usulümüz yok.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas ) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Görevlendirdiğimiz arkadaşlar var; fakat, hemen gündeme gireceğinden haberdar olmadıklarından, belki ön hazırlıkları için... Şu anda burada değiller; müsaade ederseniz... Aniden getirildi...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, 5 dakika bir ara verin.

BAŞKAN – Sayın Şener, tabiî ki, bir haklı durumunuz var; ama, netice itibariyle, saat 14.00'te Genel Kurulun açılacağı ortada. Hangi kanunun veya neyin görüşüleceği konusunu benim de bilmem mümkün değil. Onun için, ben, uygulamaya devam etmek mecburiyetindeyim; ama, arkadaşlarınız geliyorsa birazcık daha bekliyorum.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, arkadaş burada da, çantası geliyor.(Gürültüler)

BAŞKAN – Efendim, müsaade ederseniz, maddeler üzerinde arkadaşlarımız görüşsünler, ben de kendilerine tolerans tanıyayım, dolayısıyla, aynı şeyi orada ifade ettirmiş olayım, mümkün müdür?..

MEHMET DÖNEN (Hatay) – Ben şahsım adına söz istiyorum Sayın Başkan.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, sigortayla ilgili kanun tasarısı görüşüleceği için, daha onun maddeleri de var düşüncesiyle, arkadaşımız kendi bürosunda oturuyor. Şu anda haber verdik, hemen gelecek.

Zaten, Fazilet Partisinin sözcüsü hazır efendim.

BAŞKAN – Hazırsa, Fazilet Partisine söz vereyim efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Fazilet Partisi Grubu adına, Altan Karapaşaoğlu konuşacaklar.

BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Altan Karapaşaoğlu; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; toplumumuzun neredeyse yüzde 50'sini ilgilendiren, köylümüzü toptan ilgilendiren, tamamını ilgilendiren, üreticimizin tamamını ilgilendiren, Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları hakkında, Grubumuz adına görüşümüzü bildirmek için söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının, toplumumuzu ilgilendiren iki önemli unsuru vardır, iki önemli ucu vardır; bunlardan bir tanesi, doğrudan üreticiyi, çiftçiyi, köylüyü ilgilendirmektedir; bir diğer yönü ise, tarıma dayalı sanayie destek olan birliklerimizin, tarıma dayalı sanayii işletmekte olan birliklerimizin sanayi kesimini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, bu iki beklentinin, iki uçtaki beklentinin, piyasaları, gerek dünyada gerekse ülkemizde çeşitlilik arz etmektedir.

Yapmakta olduğumuz bu düzenlemenin, çiftçi kesimine getirilmesi düşünülen destekleme veya yardım veya sübvansiyon gibi konular ile tarıma dayalı sanayie yapılacak olan birtakım destekleri içeren uygulamaları bünyesinde bulunduran bu yasa tasarısı, aslında, üzerinde hassasiyetle durmamızı gerektiren bir yasa tasarısıdır.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısı hazırlanmalı mıydı; bu yasa tasarısı, toplumumuzun önüne konulmalı mıydı; buna "evet" demek gerekiyor, evet, bu yasa tasarısı hazırlanmalıydı, birlikler yeniden gözden geçirilmeliydi. Yapılan bu düzenleme içerisinde en önemli konuyu teşkil eden, birliklerin statülerinin yeniden tespiti konusunda yapılan düzenlemedir. Diğer düzenlemeler, uygun görülebilir, uygulanabilir, toplumumuza hizmet eder konuma getirilebilir; ancak, bu yasa tasarısının, özellikle 7 inci maddesinde zikredilmiş bulunan, kurumların, tip anasözleşmelerinin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından örnek anasözleşmeler hazırlanıp, Resmî Gazetede yayımlanmasını, kooperatif ve birliklerin kendi sözleşmelerinde, bu örnek sözleşme hükümlerine mutlaka yer vermeleri hükmü, Türkiye'nin, demokratikleşme açısından yapmakta olduğu uygulamaların aksine bir uygulama olarak gözükmektedir.

Biraz önce demiştik ki, neredeyse nüfusumuzun yarısını ilgilendiren toplumun işlevlerini takip edecek, topluma hizmet edecek kuruluşları gündeme getiriyoruz. Bunu gündeme getirirken, beklenirdi ki, birlikler, kendi faaliyet alanları doğrultusunda, Sayın Bakanlığımızın işaret edeceği birtakım özellikleri bünyesinde bulundurmak suretiyle, kendi anasözleşmelerini, kendileri düzenlesinler, kendi ihtiyaçlarına cevap arasınlar.

Yapılan düzenlemede, 3186 sayılı Kanunda "örnek anasözleşmeler, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ile Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görüşü alınarak Bakanlığımızca hazırlanmakta ve Bakanlar Kurulunca kabul edilmektedir. Anasözleşmelerin aynen kabulü zorunludur" denilmektedir.

Buna paralel, yine, aynı konuyu ilgilendiren 1163 sayılı Kanunda "örnek anasözleşmeler, kooperatif ve birlik görüşleri alınarak Bakanlıkça hazırlanmakta, ancak, örnek anasözleşmeyi aynen kabul etme gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır" deniliyor idi. Halbuki, şu anda bakanlıkça hazırlanan tasarıda "örnek anasözleşmeler, birliklerin görüşleri alınarak bakanlıkça hazırlanır ve Resmî Gazetede yayımlanır. Örnek anasözleşmelerin birkısım hükümlerine anasözleşmelerde yer verilmesi zorunludur" deniliyor.

Buradan çıkarılan sonuçlar şöyle ifade edilmektedir: "Kooperatif ve birliklerin anasözleşmeleri, birliklerarası oluşturulacak komisyon tarafından hazırlanır ve Resmî Gazetede yayımlanır" şeklinde değiştirilmesi gerekir diye, birliklerin üyeleri tarafından bir teklif vardır. Yani, birlik üyeleri "kooperatif ve birliklerin anasözleşmeleri, birliklerarası oluşturulacak komisyon tarafından hazırlanır, bilahara Resmî Gazetede yayımlanır" şeklinde değiştirilmesini talep ediyorlar.

Buna bağlı olarak, kanun ve örnek anasözleşmelere aykırı olmamak üzere, birliklerin bazı hususlarda değişiklik yapmalarına imkân sağlanması gerekiyor. Halbuki, tasarıda, birliklerin yarıdan bir fazlasının bir araya gelip, anlaşmak suretiyle, anasözleşmelerinde değişiklik yapmaları öngörülüyor. Çeşitli konularda birlikler olduğunu düşünürsek, bir birliğin ihtiyacı olan bir düzenlemeye, diğer birliğin ihtiyacı olmaması karşısında, birliklerin bir araya getirilerek, yarıdan bir fazlasının bir araya getirilerek, aralarında nasıl bir uyum sağlanacağını merak ediyoruz. Dolayısıyla, özellikle, tasarının 7 nci maddesinde yapılandırılan birlik anasözleşmelerinin standart hale getirilmesi, zannediyorum ki, üreticiler tarafından da, ilerideki uygulamalarda rahatsız edici bulunacaktır.

Ayrıca, bir başka yorum var bu konuda: Deniliyor ki, tasarının 7 nci maddesinde, devlet müdahalesini sürekli kılacak bir hüküm ihtiva edilmektedir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının hazırlayacağı örnek anasözleşme hükümlerine, anasözleşmelerde mutlaka yer verilmesi şartı, bu Bakanlığa kanun gücünde düzenleme yapma imkânı vermek anlamını taşımaktadır. Madde hükmünün, temel hukukî dayanak olarak kabul edilen 1 163 sayılı Kooperatifler Kanunu paralelinde düzenlenmesi gerekiyor idi; ancak, bu da, gözardı edilmiş bulunuyor.

Değerli arkadaşlar, belli ki, bu düzenleme, Türkiye'nin bir ihtiyacından ileri gelmiş bulunuyor; ancak, bu ihtiyacın, tamamen Türk köylüsü, Türk çiftçisi, Türk üreticisi ve tarıma dayalı Türk sanayicisi tarafından dile getirilmiş olmadığı; bunun, bir taraftan da, çeşitli anlaşmalarla bağlı bulunduğumuz uluslararası birtakım kuruluşların da talepleri doğrultusunda bu şekli alması öngörüldüğü, medyamızda, basınımızda her gün bahis konusu edilmektedir.

Bu düzenlemelerde, özellikle bu düzenlemede, bu sözleşmelerin hazırlanması konusunda belli noktalarda Sayın Bakanlığımızın inisiyatifi olabilir. Kooperatiflerin kredilendirilmeleri, desteklenmeleri açısından Bakanlığın yapacağı müdahaleler olabilir; ancak, anasözleşmenin, çiftçiyi ilgilendiren, bilhassa çiftçilerin menfaatı istikâmetinde birtakım düzenlemelerin, mutlaka ortakları tarafından yapılması gerektiği kanaatini taşıyoruz. Bu konuda bir önerge hazırlamış değiliz, zira, hazırladığımız önergeler, bazen burada görüşülmeden de reddedilebiliyor; ancak, bu konunun diğer parti gruplarını da ilgilendireceğini zannediyorum. Birlik sözleşmelerinin, tip sözleşmelerin belli mihenk noktalarını Bakanlık tespit etmeli; ama, detaylarının, mutlaka, birliği oluşturacak olan üyeler tarafından, genel kurulu tarafından, kendi ortakları tarafından tespit edilmesi gerektiği kanaatini taşıyoruz.

Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; bu kanun tasarısının çok sıkışık bir zamana getirilmiş olması, alelacele bugün bitirilme gayreti içinde bulunulması, bu tasarı üzerindeki tartışmayı sınırlı kılacaktır. Bu tartışmadan sonra bu tasarı kanunlaşır, tatbikata konursa da, önümüzdeki günlerde çiftçimizin aleyhine birtakım neticeler oluşacaktır. Bir taraftan, çiftçimizin, üreticimizin, köylümüzün desteklenmesi anlamında; bir taraftan, ürünlerini daha iyi piyasalarda pazarlamaları anlamında, birliklerimizin genel kurullarının inisiyatifiyle detay yönetmeliklerinin hazırlanmasında, öyle zannediyorum ki, bu Genel Kurulda birtakım düzenlemeler yapılamazsa, Bakanlığımız herhalde bu konuda birtakım düzenlemeleri yapacaktır diye düşünüyorum ve saygılarımı sunuyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karapaşaoğlu.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aydın Milletvekili Sayın Ali Rıza Gönül; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, ülke nüfusumuzun neredeyse yarısını ilgilendiren, tarım kesimini tümüyle -dolaylı veya dolaysız olarak- ilgilendiren, gerçekten çok önemli bir kanun tasarısını görüşmekteyiz. Aslında, bu kanun tasarısı, muhalefetiyle iktidarıyla, amacı ve ilkeleri açısından, üzerinde uzlaşmanın olduğunu varsaydığımız ve olmasını istediğimiz bir yasa tasarısıdır. Gerçekten, bugün, 700 000-800 000'e yaklaşan bir ortak sayısı ve aile fertleriyle birlikte, 5 milyonu aşan bir nüfusu doğrudan ilgilendiren bir yasa tasarısıdır. Ortakdışı alımları da buna ekleyecek olursanız, bugün, ülke tarımının yüzde 50 nüfusumuza tekabül ettiğini düşündüğümüzde, takriben, dolaylı olarak 20 milyon insanımızı, karnını topraktan doyuran insanımızı ilgilendiren çok önemli bir yasa tasarısı olduğunu hepimiz kabul ederiz.

Amacı itibariyle, üzerinde mutabık kaldığımız bir yasa tasarısıdır dedim. Hükümetin sevk etmiş olduğu bu kanun tasarısının genel gerekçesini incelediğimizde, iktidarı ve muhalefetiyle birlikte, toplumun çalışan kesimleriyle birlikte üzerinde mutabakat sağlanması gereken bir kanun tasarısıdır. Gerçekten, demokratik ve çağdaş bir kooperatifçilik anlayışını yerleştirmek, özgürce karar alan, bu kararını uygulayabilen, yöneticisini seçen, idarî ve malî özerkliğe kavuşmuş birlik yasası, bu toplumun özlemle beklediği bir yasadır; ama, kanunun genel gerekçesinde sıralanan, tadat edilen, ortaya konulan gerekçelerin, maddelerin incelenmesine geçildiğinde, maalesef, madde muhtevası ile genel gerekçenin çakışmadığı, genel gerekçede belirtilen ve üzerinde uzlaşma sağlanan amaç ve ilkelerden saptırıldığı ve saptırılmak istendiği açıkça görülmektedir.

Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; aslında, bu yasa tasarısının temelini oluşturan Anayasamızın 171 inci maddesine bir göz atarsak, 171 inci madde, gayet açık ve net olarak "devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır" diyor. Niçin alır; çünkü, öncelikle üretimin artırılması ve tüketicinin korunması için alır. Peki, bunları neye göre alacaktır; millî ekonominin yararlarını dikkate alarak alacaktır.

Birlikler, kronolojik bir takvim yaparak, 1935 yılındaki ilk kuruluşlarından itibaren gelişimlerini burada anlatmak suretiyle vakit kaybetmek istemiyorum, sizlerin de vaktini almak istemiyorum; ancak, Türkiye'de halen mevcut olan 16 birliğin, takriben 350 tane kooperatifi ve 750 000'e yakın kayıtlı ortağı bulunmaktadır. Onun için, biraz evvel ifade ettiğim gibi, bu 750 000 kişilik ortak sayısı, takriben 5-6 milyon çiftçi ailesini doğrudan ilgilendirmektedir. Şüphesiz, bu miktar, aynı zamanda, ortak dışı ürün alımları nedeniyle daha geniş bir çevreye hitap etmiştir ve halen, doğrudan ve dolaylı olarak da onlara hitap etmektedir.

Birlikler, zaman içinde, önemli fabrika ve işletmelere de sahip olmuşlardır. Bunların hukukî statülerinden kaynaklanan yönetim ve murakıplıkları ile çalışanları, işçileri, yine siyasî iktidarların ilgisini çekmiş ve kabul edelim ki, ellerini, devamlı olarak birliklerin içinde tutmalarına neden olmuştur ve neden olmaktadır. O sebepledir ki, bu dönemde Bakanlıktan verilen talimatlarla alınan işçi sayıları da, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, artarak ve fazlalıkla devam etmiştir.

Gerçekten, birlikler, ortak üreticinin ürününü değerlendirmede, üretim ihtiyacını karşılamada, tarım kesimine kaynak aktarmada, arz esnekliği bulunmayan tarımsal ürün piyasalarında arz fazlası ürünü stoklamada, böylece de piyasada ürün fiyatlarında istikrar sağlamada, fiyat düşüşlerini de böylelikle önlemede, hammaddesi mamul hale getirilerek piyasaya işlenmiş ürün vermekle, nâzım rol üstlenmesiyle, ortak üreticinin ekonomik çıkarlarını gözetmede başarılı hizmetler vermişlerdir.

Hangi nedenle olursa olsun, hangi sebeple olursa olsun, Birlikler Yasasını düzenlemede ortaya konulmuş olan sebep ve nedenler ne olursa olsun, gerçekten, 60-70 yıla yaklaşan bir dönem içerisinde, tarım birlikleri, Türk tarımına, Türk çiftçisine, Türk üreticisine, belirttiğim konularda, gayet iyi hizmetler vermişlerdir. Kuruluş amaçlarına uygun faaliyetleriyle çiftçinin yanında olmuş, çiftçiyi kucaklamış, ürününü değerlendirmede, stoklamada, mamul madde, mal haline getirmede fevkalade olumlu ve doyurucu hizmetler de vermişlerdir.

Ancak, zamanla, üreticinin fiyat yoluyla desteklenmesi politikasının gereği, devlet adına ürün alımlarıyla görevlendirilmeleri; haliyle, siyasî tercihlerin önplana çıkması, bu nedenle de daha fazla personel istihdamına ve dolayısıyla, siyasî etki ve baskıların artmasına, bunun doğal sonucu, birliklerin, yönetimlerince yönetilmeleri yerine, Bakanlığın iradesine göre, siyasî iradeye göre faaliyet gösteren kuruluşlar haline gelmesine neden olmuş ve yönetimler, açıkça ifade edelim ve adını da koyalım ki, siyasî otoritenin kapısında kapıkulu olmaktan öteye de geçememişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ve sayılabilecek benzeri nedenlerle, birlikler, yine, bozulan malî yapıları sonucu borç batağına saplanmışlardır. Mesele, ciddî olarak ele alınmalıdır. Fabrika ve işletmelerin, ayrı birer anonim şirkete dönüştürülerek, çağdaş kooperatifçilik anlayışıyla yeniden yapılanma konusunda genel uzlaşmanın sağlandığına inanmaktayım. Şirketleşmeyle, fabrika ve şirketlerin yeniden hukukî statüye kavuşmaları için 1991 yılında muafiyetler getiren bir yasa çıkarılmasına rağmen, konunun organize edilemediğini de hep birlikte hatırlıyoruz.

Yukarıda kısaca özetlenen sakıncaların giderilmesi, kuruluş amacına uygun faaliyetlerin sağlanması, serbest rekabet ve özelleştirme ve özerkleştirme ilkelerine uygun demokratik yapıya kavuşturulması görüşlerine canı yürekten katılıyoruz. Ancak, tümü itibariyle duyduğumuz sıkıntıları da Yüce Heyetinize kısaca arz etmek isterim.

Biraz evvel, katıldığımız, inandığımız ve paylaştığımız ilkelerin ve görüşlerin ortaya çıkardığı yapılaşma, özerkleşme, özerk hale getirilmiş birlik anlayışına maalesef, bu yasa tasarısıyla yaklaşılamadığını ve onun gerçekleştirilemediğini de üzüntüyle görmekteyiz. Yani, kanunun genel gerekçesinde belirtilen amaç ve ilkelerle, kanunun maddelerinde öngörülen hedefler ve düzenlemeler maalesef, çakışmamaktadır. Yani amaç ile uygulamanın çakıştığını söylemek mümkün değildir. Özgürce organlarını seçebilen, karar alabilen, kararı uygulayabilen bir sistemin adı özerkleşme olmalıdır.

Kısacası, kendi ayakları üzerinde durabilen mali ve idari yeni yapılanmayı sağlamış ve bağımsızlığa kavuşmuş birlik yönetimi ve birlik yönetim şekli, inanıyorum ki, hepimizin de ortak hedefi ve amacını oluşturmaktadır.

Maddeler üzerinde, tabiî ki, ayrı ayrı görüş ve düşüncelerimizi, gerek grup adına, gerekse kişisel görüşlerimiz olarak arz edeceğiz. Ancak, genel olarak diğer konulara da bir nebze değinmem gerekirse, tasarının, öncelikle genel gerekçesinde belirtildiği üzere, ilkeler ve amaçlar sayıldıktan sonra "ancak" kelimesiyle başlayan bir geçiş süresine neden ihtiyaç duyulduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Hele hele, bu geçiş süresinin Yeniden Yapılandırma Kurulu adıyla oluşturulan kurulun süresi 4 yıl olarak düzenlenirse, bu kadar uzun bir süreyi anlamakta, tanımlamakta, izah etmekte zorluk ve güçlük çektiğimizi de ifade etmek isterim.

Bunların ötesinde, kooperatif ve birliklerin her türlü işlem ve faaliyetlerine müdahale yetkisinin de bu kurula tanındığı göz önüne alınırsa, siyasî iktidarın, birlikler üzerindeki etkisinin, baskısının veya dayatmasının, yine geçerliliğini koruduğunu, yine o eski anlayışın devam ettirilmek istendiğini, üzülerek ifade edeyim ki, görmekteyiz; çünkü, bu geçiş süresinden, başka bir şeyi anlamak ve bunu başka bir şekilde de ifade etmek, maalesef, mümkün değildir.

Oluşturulan kurula 4 yıl... Bu, çok uzun bir süredir. İnanıyorum ki, bu görüşmeler sırasında, hükümetin de, ilgili bakanlığın da anlayış göstererek, bu süreyi kısaltma yolundaki taleplerimizi gözardı etmeyeceklerini de umuyorum; çünkü, bu düzenleme, ortak yasal amaca, ortak farklı siyasî görüş ve düşüncelerin üzerinde birleştiği özerkleşme ilkelerine, doğru olduğuna inandığımız, ortak yeniden düzenleme tercihine tamamen aykırıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böylece, daha başında, birlikleri özerkleştirme işi, geçiş süresiyle askıya alınmakta; kısacası, tabiri caizse, yok edilmektedir. Kooperatif ve birliklerin, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu hepimizin malumudur. Siyasî otoritenin bu kuruluşlara vaki müdahalesini içeren hükümleri havi 3186 sayılı Kanun için geçmişte Anayasa Mahkemesine gidildiği hatırlardadır. Böyle bir yasal düzenlemenin, sonuçta, Anayasa Mahkemesine götürülme gibi bir durumla karşı karşıya kalması da muhtemedir ve mümkündür diye düşünüyorum.

Bir başka endişem, bu geçiş süresinin ne kadar çok önemli sayıda soruna zemin hazırladığı ve fırsat vereceğidir. Özellikle, danışman rolünü oynamayan, yol gösterici olmaktan çok, sadece ve sadece, aldığı kararların mutlaka uygulanması için oluşturulmuş bu kurulun alacağı kararların, birlik yönetimlerinde rahatsızlık yaratabileceği gibi, özellikle birlik-bakanlık, birlik-siyasî otorite, birlik ve yetkililer arasında birtakım sorunlara, birtakım problemlere ve çekişmelere fırsat vermesinden de endişe etmekteyiz. Özellikle, Sayın Bakanlığın ve değerli uzmanların bu konuyu dikkate almamış veya öngörmemiş olmalarını, özellikle de yadırgadığımı ifade etmek isterim.

Bir diğer husus, 1999 yılında, bir önceki yıla göre, Türk tarımı yüzde 8,5 küçülmüştür. Değerli milletvekilleri, büyük çoğunluğumuz Anadolu'dan gelen insanlarız, doğrudan tarım kesimiyle ilgili insanlarız ve bugün, malum olanı, belki, burada bir daha tekrar etmekle sizi sıkmış olabilirim; ama, pamuk üreticisinin, fındık üreticisinin, incir üreticisinin, çay üreticisinin, buğday üreticisinin, yağlı tohum üreticisinin; kısacası, Türk tarımının, 1999 yılı içerisinde, özellikle ve özellikle yüzde 8,5 dolayında küçülmüş olmasının getirdiği ekonomik zorlukları, hepimiz, illerimize gittiğimizde görüyoruz ve yaşıyoruz. Satılmayan traktör kalmıyor, satılmayan mal kalmıyor ve üzülerek ifade edeyim, birikimler, zaten çoktan bitmiş...

O nedenle, Türk çiftçisi, Türk Tarım Satış Kooperatifi yöneticileri, Türk Tarım Birliği yöneticileri ve Türk halkı, şu anda, kendisini çok doğrudan ilgilendiren bu tasarıyla ilgilidir; gözü, kulağı da Meclistedir. O bakımdan, özellikle ifade etmek istiyorum: Tarım kesimi ve çiftçi kesimi, şu anda, tedirgin ve endişelidir; alınterinin karşılığını alamamanın ve ekonomik olarak zayıflamanın, güçsüzleşmenin ve fakirleşmenin derin ıstırabını duymaktadır.

Özellikle tabanda, halk içerisinde, özellikle de bu Tarım Birlikleri Yasa Tasarısının bu şekilde çıkarılmasının, alelacele getirilmesinin, alelacele görüşülmeye açılmasının temel nedenlerinden birisi olarak, bunu, hükümetin, Dünya Bankası ve IMF'nin zorlaması, dayatması ve baskısıyla getirdiği kanısı yaygındır. Doğrudur yanlıştır, tartışılır veya tartışılmaz; ama, Türk tarımına ve Türk çiftçisine hâkim olan görüş budur. "Eğer, şu tarihe kadar bu kanun yürürlüğe girmezse, Dünya Bankasından, IMF'den, şu kadar para, şu kadar destek, bu kadar yardım alamazsınız" şeklindeki birtakım görüşlerin, düşüncelerin basında yer almış olmasının, tabiî ki, tarım kesimi ve çiftçi üzerinde müspet değil, menfi bir anlayış ve duygu yerleştireceğine ve yerleşmesine sebep olacağına, eminim ki, ben kadar sizler de inanmaktasınız.

Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekillerimiz; o nedenle, tarım kesimi endişelidir. Kabul edelim ki, bu birlikler, her türlü eleştiriye rağmen, tarımsal ürün piyasalarında, üretici yararına nâzım görev yürütmüş ve yürütmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gönül, lütfen tamamlayın efendim.

Mikrofonunuzu açıyorum, buyurun.

ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla) – Bir anlamda, Avrupa Birliği ülkelerinde müdahale kuruluşlarının üstlendiği görevi yürütmektedirler. Yeni düzenlemeyle, aynı fonksiyona sahip olmaları mümkün değildir. O nedenledir ki, piyasaları düzenleme işlerinin, ne tür önlemlerle, nasıl yürütüleceğinin bu aşamada ortaya konulmamış olmasından dolayı, hem biz endişeliyiz hem de tarım kesimi ve çiftçi endişelidir. O nedenledir ki, büyük bir ciddîyetle, büyük bir gayretle ve büyük bir dikkatle, eminim ki, Meclisimizde görüşülmekte olan bu yasa tasarısını takip etmektedirler.

Yeni yasa tasarısı üzerindeki görüşlerimizi genel olarak Yüce Heyetinize arz ettim. Her şeye rağmen, Türk ekonomisinde, tarım kesiminde büyük görevler üstlenmiş olan bu birliklerin, inandığımız ve paylaştığımız ilkeler ve amaçlar doğrultusunda yeni bir yasaya kavuşturulmasını canı yürekten istediğimizi ifade ediyorum ve Sayın Bakanın, Sayın Hükümetin, muhalefet olarak bizim, bu olumlu ve yapıcı uyarılarımıza dikkat vermesini, endişe duyduğumuz konularda gerekli düzeltmeleri yaparak, halkımıza daha hayırlı, tarımımıza, çiftçimize daha hayırlı hizmetler getirecek bir birlik yasasının oluşmasına katkıda bulunmak istiyoruz.

Hayırlı olmasını diliyorum; Yüce Heyetinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum. (DYP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gönül.

Şahsı adına, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat; buyurun efendim.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 429 sıra sayılı tarım satış kooperatifleri ve birlikleri hakkındaki kanun tasarısının tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri, 16 birliğe bağlı 330 tarım satış kooperatifinden oluşmakta ve 733 000 ortağa hizmet götürmektedir. 1934 yılında örgütlü hale gelen ve birlikler, 1960 yılına kadar kuruluş amaçlarına uygun faaliyetlerde bulunmuş, gerek çokpartili sistemin ülkemizdeki etkileri gerekse dünyadaki tüm gelişmeler karşısında, 1994 yılına kadar, yoğun olarak devlet destekleme alımlarıyla görevlendirilmişlerdir. 5 Nisan 1994 yılında uygulanmaya başlanan ekonomik istikrar tedbirleri çerçevesinde, birliklerde, devlet destekleme alımından vazgeçilmiştir. Bu tarihten sonra birlikler, Destekleme Fiyat İstikrar Fonundan sağlanan krediler ve yüzde 50 basit faizle, kendi nam ve hesaplarına ürün alımı yapmışlardır.

Bu kanun tasarısının getiriliş gerekçesinde, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, değişen koşullara göre yeniden yapılandırılması, demokratik bir yapıya kavuşturulması, siyasî müdahalelerden uzak tutulması ve bu nedenle, bu kuruluşların ortaklarının meslekî faaliyetleriyle ilgili ihtiyaçlarını karşılama, ürünlerini daha iyi şartlarla değerlendirme, ekonomik menfaatlarını koruma amacıyla bu kanun tasarısının hazırladığı belirtilmektedir.

Şimdi, bu konuları, tek tek incelemek isteriz.

Bir kere, birliklerde çalışan işçi sayısına bakıldığında, 1990 yılında 19 525 daimi, 4 755 geçici olmak üzere toplam 24 280 olan işçi sayısı, 1999 yılına gelindiğinde, 10 416 daimi, 7 437 geçici olmak üzere toplam 17 853'e gerilemiştir; yani, geçen on yılda işçi sayısı artmamış, aksine, yüzde 36 oranında azalmıştır. Hatta, on yıl boyunca geçici ve kadrolu işçi sayısında düzenli bir azalma olurken, bu hükümeti teşkil eden ortaklardan ikisinin yer aldığı Anasol-M hükümetlerince, 1997-1999 yılları arasında, seçim yatırımı olmak ve birlikleri siyasî kontrol altına almak için, yeniden, 2 469 geçici işçi işe alınarak, işçi sayısının nispî olarak yükselmesini sağlamışlardır. Yani, şikâyet ettikleri konunun ana sebebi kendileridir. Yoksa, birliklerde, bilhassa son yıllarda, önemli bir personel azalışı vardır.

Birliklerde kullandırılan destekleme fiyat istikrar kredilerini incelediğimizde şu tabloyla karşılaşırız: 1995-1996 döneminde 125 milyon dolar olan ve birlik alımları için yetersiz olan kredi, 1996-1997 döneminde, Refahyol zamanında 580 milyon dolar olmuş ve bu rakam, aşağı yukarı bu düzeyde istikrar bulup giderken, 1998-1999 döneminde, yine Anasol-M hükümetlerince, sırf, köylü kesiminde ağırlıklı olan Fazilet Partisi ve DYP'ye karşı etkili olabilmek için sunî olarak 877 milyon dolara çıkmış ve seçim sonrası, 1999-2000 yılları arasında, tekrar, 599 milyon dolar seviyesine inmiştir.

Yine, kredilerin geri ödenmesine baktığımızda, Refahyol iktidarı döneminde uygulanan ve dünya tarım politikalarına uyum gösteren politikalar sonucu, 1996 yılında geri ödeme oranı yüzde 72, 1997 yılında geri ödeme oranı yüzde 100 olmuş; 1998 yılında geri ödeme oranı, Anasol-M hükümetleriyle beraber çöküşe başlamış ve yüzde 42'ye düşmüş; 1999 yılında ise, geri ödeme oranı bu hükümet döneminde fiilen iflas edip, yüzde 0,9 olarak gerçekleşmiştir.

Şimdi, kendilerinden önce gelen iktidarlar döneminde, çok değil, iki yıl önce, 1997 yılında yüzde 100 geri ödeme olurken, bu hükümetlerce, iki yıl sonra, 1999 yılında yüzde 0,9'a -yüzde 1'e bile değil- düşünce, bu hükümeti idare edenler başlarını iki ellerinin arasına alıp, bu hazin sonucu iyi analiz etmelidirler.

Yine, kredi alım oranlarına baktığımız zaman, 1996-1997 döneminde yüzde 64 iken, 1998-1999 döneminde seçim yatırımı olarak yüzde 87'ye çıkmış, seçim bitince, 1999-2000 döneminde yüzde 70 seviyesine inmiştir; çünkü, 1995, 1996, 1997 ve 1998 yıllarında 500-600 milyon dolar arasında seyreden birlik alımları, yine 1998-1999 döneminde, seçim yılı olduğu için, sunî olarak 1 milyar 419 milyon dolara çıkmış, seçim bitince, 1999-2000 yılları arasında, tekrar, 800 milyon dolara inmiştir.

Yine, birlik alımlarında Türkiye rekoltesi içindeki paylarına baktığımızda, alım oranları 1995-1999 yılları arasında az çok üniform seyrettiği halde, DSP azınlık hükümetinin güçlü olduğu Trakya'da ayçiçeği alımları 1999 seçim yılında sıçrama yaparak yüzde 28'lerden yüzde 43'e fırlamıştır. Bu rakamların incelenmesinde net olarak görünen, bu birliklerin en büyük bozulmasının 1997 sonrası gelen hükümetler döneminde, siyasî müdahaleler sonucu yaşandığı gerçeğidir.

Yine, hükümet tasarısı incelendiğinde, sürekli olarak özerklikten, birlikler üzerinde siyasî etkilerin çekilmesinden bahsedilmekte, kooperatif ve birliklerin dört yıllık bir geçiş süresi içinde yeniden yapılanmasından bahsedilmekte, bu nedenle, 7 üyeden oluşan Yeniden Yapılandırma Kurulu oluşturulmaktadır; fakat, bu kurula atanacak üyelere baktığımızda, atanacak üyelerden 4'ünün Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 2 üyesinin Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığınca, 1 üyesinin de, artık, birliklerin yönetim kurulu üyeleri içinde kendi aralarında yapacakları seçimde belirleneceği belirtilmektedir.

Şimdi, allahaşkına, sizlere soruyorum; bu nasıl siyasî iradeden yoksun bağımsızlıktır ki, bu kurulun 7 üyesinin 6'sını bu hükümetin iki bakanı resen seçiyor, geriye kalan 1 üyeyi ise birlik seçiyor ve bu kurul siyasetten uzak oluyor; olmaz böyle şey!..

Bu konuda hükümet samimîyse, 700 bin kişiyi fiilen ilgilendiren bu kurulun en çok 3 üyesinin, RTÜK, Sayıştay seçimlerinde olduğu gibi, iktidar ve muhalefet kontenjanlarından ve Meclis oylamasıyla seçilmeleri ve birliklerce seçilecek üyelerin de, mutlaka, salt çoğunluğu oluşturacak şekilde en az 4 üyeden oluşması ve birliklerce kendi aralarından seçimle gelmeleri gerekir. Yoksa, kendinizden başka kimseyi, bu kurulun, hükümetin etkisinde kalmayacağına ikna edemezsiniz.

Yine, tasarıda yer alan yeniden yapılandırma nedeniyle oluşabilecek personel tazminatları, bu hükümetin bir yıldır uyguladığı işçi ve memuru işten çıkarıp, sokağa işsiz bırakma politikasının bir uzantısıdır. Ülkenin, 1999 yılında yüzde 6,4 küçüldüğü, en son 2000 yılı nisan ayı verilerine göre, sanayi kapasite kullanım oranının yüzde 75'lere düştüğü ve bu oranın, 1999 yılı nisan ayının bile, yani, Türkiye'nin elli yılda en büyük gerilemeyi yaşadığı yılın dahi gerisine düştüğü bir yılda, bu işsizler ordusuna katılacak bu işçilerin ne yapacağı konusunda hükümetten çıt yok.

Yine, geçici 1 inci maddenin (E) fıkrasında yer alan "kooperatif ve Birliklere, genel bütçeden yeniden yapılandırma amacıyla 2000 Yılı Bütçesinden tahsis edilen ödenekler ile uluslararası finans kuruluşlarınca desteklenen projeler için sağlanan doğrudan ya da dolaylı malî kaynaklar ve kredi teminatları dışında Devlet veya diğer tamu tüzel kişilerinden herhangi bir malî destek sağlanamaz" hükmü, hazırlanan bu tasarının gerçek sebebidir.

Şimdi, bankalardaki mevduatlara, dünyada olmayan şekilde, yüzde 100 sigorta getiren, sigortası olmayan malî kuruluşlar olan off-shorezedelere dahi ödeme planları yapan bu hükümetin, tarım kesimi emekçilerine karşı bu kayıtsız tavrını anlamak, inanın, mümkün değil.

5 batık bankaya elleri titremeden 6 milyar dolar aktaran, fakat, çalışanların zorunlu tasarrufuna sıra gelince "hiç ümitlenmeyin, kuruş yok" diyen bu hükümetin tutumu bizi ürkütmektedir.

Bu kadar desteksiz bırakılmak istenilen çiftçilerin, 2000 yılı nisan ayı Devlet İstatistik verilerine göre, bir yılda eline geçen fiyat endeksindeki artış, bir önceki yılın nisan ayına göre yüzde 42 olmuştur. Aynı dönemde enflasyonun yüzde 62'lerde seyrettiğini hatırlar isek, çiftçilerin mağduriyetini biraz anlayabilirsiniz; fakat, bu hükümetin çiftçilerin dertleriyle hiç mi ama hiç ilgilenmediğini şu iki misalle anlatmak isterim:

Bir, bu hükümetin buğday üreticisine IMF nezdinde vermek istediği fiyat artışı, dünya fiyatının en çok yüzde 35'i üzerinde olabilecek ya da 1 tonun fiyatı 150 dolar olacak. Bu da geçen yılki buğday fiyatlarının en çok yüzde 8,5 fazlası olacak demektir. Bir yıllık enflasyon yüzde 66; ama, buğday ekicisine verilecek zam yüzde 8,5!

Peki, bu Hükümetin Bayındırlık Bakanlığınca hazırlanan karayolları birim fiyatlarında -lütfen, bunu, DSP'li ve MHP'liler iyi dinlesinler; hele, bilhassa MHP'liler; çünkü, bunlar, sizin bakanlıklar- gazetelere yansıdığı şekilde, Karayolları Genel Müdürlüğünden yol ihalesi alan müteahhitlere ekskavatörle toprak kazıma fiyatlarında verdiği zam ne; yüzde 84.

ÖMER İZGİ (Konya) – Dinliyoruz...

ASLAN POLAT (Devamla) – Peki, ekskavatörle kazı yapmada amortisman ve girdiler nedir?

a) Kazıcı ekskavatör

b) Akaryakıt (mazot-yağ)

c) Operatör (ekskavatör kullanıcısı)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açıyorum; lütfen tamamlayın efendim.

ASLAN POLAT (Devamla) –  Sayın Başkan, bitiriyorum...

Peki, buğday ekicisinin bir yıllık fiyat artışına mesnet olacak girdileri ne?

a)Tarlayı sürüp ektiği traktör

b) Traktörde kullandığı akaryakıt (mazot-yağ)

c) Operatör (traktörün kullanıcısı)

d) Tohum

e) Gübre

f) Kendi malı veya kiraladığı tarla.

Şimdi, allahaşkına söyleyin: Bu iki grubun karşılaştırılmasında ne görüyorsunuz?; müşterek olarak iş makinesi, akaryakıt, sürücü. Buğday ekicisinde, ilave olarak, tohum ve gübre maliyeti var ve bunlar da, yüzde 100'ün üzerinde. Şimdi, Karayollarında aynı işi yapan; yani, ekskavatör kullanan, akaryakıt kullanan, sürücü olan bir insana yüzde 84 fiyat artışı verirken, aynı şekilde, traktör kullanan, akaryakıt kullanan, operatör kullanan, üstelik, tohum ve gübre kullanan çiftçilere, buğday ekicisine yüzde 8,5 artış verip, onda 1'ini vermenin töreyle, insafla ne alakası var?! Bunun hesabını, siz, bu halka veremezsiniz.

Hepinize saygılar sunarım. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Polat.

Şahsı adına ikinci söz, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen'e aittir efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Dönen.

MEHMET DÖNEN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılanmasına ilişkin yasa tasarısı üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum; şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılanması, idarî ve malî özerkliğe kavuşturulması, Türkiye'de bütün üretici birliklerinin ve ona bağlı kooperatiflerin ve üyelerin istedikleri en temel hak ve unsur olarak görülmekte. Burada, biz, bugün, özellikle Türk tarımında ciddî işlevleri olan 16 birliğin, 400'ün üzerinde kooperatifin ve 725 000 civarında ortağın, üreticinin ve bu birlikte çalışan 15 000'e yakın insanın çok yakından ilgilendiği ve bunların aileleriyle birlikte 5 milyona yakın insanı ilgilendiren çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz.

Değerli milletvekilleri, tarım satış kooperatiflerinin ve birliklerinin, aslında, Anadolu'da ilk başlama tarihi 1914. O zaman, üreticiler, kendilerini tüccardan korumak, mallarını değerlendirmek üzere kooperatifler kurmuşlar ve bu kooperatifleri uzun süre yürütmüşler; ama, 1935'ten sonra -cumhuriyetten sonra- yeniden yapılanma sürecine girmiş ve 1960'lı yıllara kadar da çok önemli işlevleri yerine getirmiş.

1960 sonrasında, çiftçiyi desteklemek üzere bu birlikler kullanılmış; yani, bu kooperatif ve birlikler eliyle, üretici, destekleme kapsamı içerisine alınmış; dolayısıyla da, verdiği borç parayla, devlet adına yapılan alımların finansmanını sağlayan devlet, bu birliklere, o dönemden sonra müdahele etmeye başlamış; genel müdürünü atamaya başlamış; özellikle, yönetim kurullarını görevden almaya başlamış ve çok değişik uygulamalara girilmiş.

Birlikler, gerçekten, kimileri tarafından karadelik olarak, kimileri tarafından da ekonominin en büyük yüklerinden biri olarak nitelendirilmiş. İşte, bu yasayı çıkarmamızın temel nedenlerinden birisi de; IMF bize diyor ki "bu kooperatif ve birlikleri siz finanse ediyorsunuz ve bu birlikler, özellikle, kamu finansmanı üzerine büyük yük getiriyor; bunları yeniden yapılandırın."

Peki, bu birliklerin sorunu nedir; neden yeniden yapılandırıyoruz veya bu birlikler kimin de, biz niçin yeniden yapılandırıyoruz?! Bu birliklerin yapısı, aslında, devlet müdahalesinden sonra bozulmaya başlamış; işin özü bu.

Birliklere baktığımızda, birliklerin bugünkü temel sorunu, birliklerde istihdamın çok yüksek oluşu.; bir başka sorunu, birliklerin elinde bulunan sanayi tesislerinin, çok eski teknolojiye sahip olmaları.

Bir diğer konu, bu birlikler, siyasî iktidarların açıkladıkları taban fiyat politikalarını uyguladıkları için, çok büyük malî sıkıntı içerisine girmişler ve malî sıkıntı içerisine girdikten sonra, devlet "madem ben sana borç veriyorum, idarî özerkliğini de elinde alıyorum" demiş.

Şimdi, geldiğimiz noktada, bu birlikleri yeniden yapılandırma sürecine sokuyoruz ve değerli milletvekilleri, bu birlikler, özellikle, bugüne kadar, o sanayi tesislerini ve birçok fizikî mekânlarını -yani binalarını- ortaklarından kestikleri ortaklık payıyla yapmışlar. Bazı bölgelerde "kapital" denir; yani, üretici mal yatırdığı zaman, o maldan kesilen ortaklık payıyla, bugünkü mal varlıklarını oluşturmuşlar.

Şimdi, biz geliyoruz "sizi yeniden yapılandıracağız" diyoruz. Kim diyor bunu; devlet diyor. Hükümet diyor ki: "Ben, sizi, yeniden yapılandıracağım." Kim bozdu bunları; yine hükümet bozdu. Yani, bürokrasi eliyle yönettiğiniz birliklerin yapısını bozmuşsunuz; yine, o bürokrasi eliyle "ben sizi düzelteceğim" diyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu, demokratik bir anlayış değil. Bu, halka güvenmemenin, üreticiye güvenmemenin "siz hiçbir şey bilmezsiniz, sizi ben yönetirim, sizi ben yapılandırırım" anlayışının bir ürünü. Bunun demokrasiyle hiçbir ilgisi yok; demokratik olarak yeniden yapılanma anlayışıyla da bir ilgisi yok.

Bakın, biz, şimdi ne yapıyoruz -vaktim dar olduğu için çok kısa tutuyorum- Yeniden Yapılandırma Kurulu diye bir kurul kuruyoruz; bunları yeniden yapılandıracak. Daha enteresanı, ana sözleşmelerini Sanayi Bakanlığı yapıyor, Sanayi Bakanlığının yaptığı o ana sözleşmeleri Bakanlar Kurulu onaylıyor ve Bakanlar Kurulunun onayladığı ana sözleşmeleri dört ay süre içerisinde bütün kooperatif ve birlikler kabul etmek zorunda; etmezse, tasfiye olacak. Peki, benim hiçbir borcum yok diyen bir birlik çıkar da, benim hiçbir borcum yok, devlete ihtiyacım da yok, teşviğe ihtiyacım da yok derse, hayır, tasfiye ederim seni; benim Yeniden Yapılandırma Kurulunun aldığı kararlara uyacaksınız diyor. Şimdi, bu anlayışı kabul etmek, demokratik bir kooperatifçilik anlayışından hareket ederek kabul etmek mümkün değil.

Şimdi, bu Yeniden Yapılandırma Kurulunu kim aklayacak; 4 tanesini Sanayi Bakanlığı, 2 tanesini Hazineden sorumlu Devlet Bakanı ve 1 tanesini de bu 16 birlik verecek.

Değerli arkadaşlarım, bunun anlamı şudur: Sanayi Bakanlığı veya hükümetin geneli, bu birlikleri dört yıl daha kontrolü altında tutmak istiyor. Bir diğer anlayış, maddeleri iyi incelediğinizde, bu birlikler özerkleştirilmiyor, devletleştiriliyor; yani, bunca yıl alınterinden kestirdiği, ortaklık paylarıyla oluşturduğu bu malı mülkü elinden alınıyor; işi özü bu. Bu birlikler, bu anlayışın ürünü olarak yeniden yapılanma sürecine sokuluyor. Şimdi, ben, birlikleri özerkleştireceğim diyeceksiniz, sizin atayacağınız bir kurul, sizin hazırlayacağınız ana sözleşmeler doğrultusunda o üst kurul birliklere talimat gönderecek, o birlikler kooperatiflere talimat gönderecek, emir komuta zinciri içerisinde bir yeni kooperatifçilik anlayışı icat ediyorsunuz.

MÜKERREM LEVENT (Niğde) – Siz bakanken ne yaptınız; siz yaptınız mı?

MEHMET DÖNEN (Devamla) – Benim ne yapıp yapmadığımı... Sayın Bakanın elinde bütün arşivleri var; ben Sanayi Bakanı iken, bu devletten 25 kuruş almadan, o 16 birlikten peşin alım yaptım. Haydi yapın bakayım; ama, siz ne yapıyorsunuz; fındığı devlet dairelerine bedava vermeye başladınız; anlayışınız bu; ama, burada, bizim, birlik başkanlığı yapmış arkadaşlarımız var iktidar grubunda oturan. Bizim dönemimizi de alırlar, açarlar ve incelerler. Ben, Hazineden 25 kuruşu almadan... Ama, ben, bu birlik yöneticilerine güvendim, inandım ve onlarla birlikte çalıştım, onları komuta etmedim. Elbette ki, devlet olarak onları yönlendirmek gerekir; ama, emir-komuta zinciri içerisinde, devletin bir organıymış gibi, bir KİT'iymiş gibi davranmadım. İşte, biz, bu anlayışa karşıyız. Yeni bir KİT oluşuyor, yeni bir devletleşme anlayışından kaynaklanan yeni bir yapılanma...

Değerli milletvekilleri, biz, işte, bu yeniden yapılanma sürecine bunun için karşı çıkıyoruz. Bu birlikler, bu üst kurul vasıtasıyla, özellikle, yeniden yapılandırılmayacak, dört yıl daha, devletin bir kurumu gibi çalışacak ve bu, bence, kişisel olarak söylüyorum, sizin IMF'den veya sizin IMF'ye verdiğiniz taahhüde de aykırıdır. Yani, Dünya Bankasından alacağınız krediyi, bu koşullarda yapılandırdığınız birliklere alamazsınız. Yani, bir an evvel yeniden yapılandıralım, bu krediyi alalım diyorsunuz; yarın göreceksiniz, önümüzdeki süreçte göreceksiniz, bu kredi onaylansa bile, bu kredinin geliş dilimlerinde ciddî sıkıntılar çıkacaktır.

Bu görüş ve düşüncelerimi sizlerle paylaştım. Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dönen.

Maddelere geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Oylamaya geçtim efendim; sonra, maddelerde arayalım.

Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TARIM SATIŞ KOOPERATİF VE BİRLİKLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI

Amaç kuruluş ve sermaye

MADDE1. —Bu Kanunun amacı; tarım satış kooperatif ve birliklerine ilişkin hükümleri düzenlemek ve kuruluşların yeniden yapılanması için yasal bir çerçeve oluşturarak, tarım satış kooperatif ve birliklerini etkin ve sürdürülebilir bir şekilde özerk ve malî yönden bağımsız kılmaktır.

Üreticiler; karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle meslekî faaliyetleri ile ilgili ihtiyaçlarını sağlamak, ürünlerini daha iyi şartlarla değerlendirmek ve ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla, aralarında sınırlı sorumlu değişir sayıda ortaklı ve değişir sermayeli, tüzel kişiliği haiz tarım satış kooperatifleri kurabilirler.

Bir tarım satış kooperatifinin kurulabilmesi için en az otuz üreticinin, bir tarım satış kooperatifleri birliğinin kurulabilmesi için en az üç tarım satış kooperatifinin bir araya gelmesi şarttır.

Kooperatiflerin sermayeleri ortak üreticilerin; birliklerin sermayeleri ise ortak kooperatiflerin taahhüt edecekleri ortaklık paylarından oluşur. Ortaklık şartları, sermaye taahhüt oranı ve miktarları ile sermaye ödeme ve iadelerine ait usul ve esaslar örnek anasözleşmelerde gösterilir.

Kooperatif ve birliklerdeki ortaklık payları rehin veya haciz edilemeyeceği gibi başka bir kooperatif ya da birlikle birleşme hali dışında devredilemez.

BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Tokat Milletvekili Sayın Bekir Sobacı konuşacaktır.

Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA BEKİR SOBACI (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Grubum adına 1 inci madde üzerinde görüşlerimi arz etmek için huzurlarınızdayım.

57 nci hükümetin bir reform ve kurullar oluşturma hükümeti olduğunu sözlerimin başında ifade etmek istiyorum. Önümüzdeki bu tasarıda da bol bol şişirilen bir devlet yapısının, şematik, genişleyen bir devlet yapısının son örnekleriyle karşı karşıyayız. Burada, bu kanun tasarısının amacı, tarım satış kooperatiflerinde, çiftçinin, üreticinin hakkını korumak için yeniden birtakım düzenlemeler getirmek; amacı bu; ama, bir örtülü amacı var ki, asıl, demirperde ülkelerinde bile görülmeyen partizanca bir uygulamayla, dört yıl içerisinde, bunları, bir parti teşekkülü ve kuruluşu haline getirme gizli amacını taşımaktadır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bir ekonomik gözlemle ifade etmek gerekirse, şirketlerin ve kooperatiflerin gücü ortaklarının ekonomik gücüyle eş orantılıdır. Şimdi, burada, 1 inci maddede, kendi ekonomik menfaatlarını korumak amacıyla deniliyor. Şu anda, zaten, kuruluşlarımız, kooperatiflerimiz, birliklerimiz 57 nci hükümete karşı ekonomik menfaatlarını korumak için bir kavga ve mücadelenin içerisinde. Yani, önce, size karşı kendisini korumak mecburiyetinde hissediyor bugün çiftçi.

İşte "tarım reformu" adı altında, Tarım Bakanımızın aylardır söylediği ifadelerden sonra, herhalde, bu reformun bir parçası olarak karşımıza gelen bu tasarıda da, sözde, çiftçilerimizi ve tarımsal sektörü, üyelerini ve üreticilerini koruyacağız. İyi de, sizler, önce, bu kuruluşlara üye olacak, sermaye koyacak, bunları teşekkül ettirecek çiftçiye hangi ekonomik gücü getirecek bir destekleme ve reel bir, enflasyonüstü gelir temin edici uygulamaları yaptınız da, sonuçta böyle bir tasarıyı getiriyorsunuz. Ha, şimdi, bu tasarıyı çıkarmanıza sebep, fonları kaldırmanıza sebep, IMF'nin emirleri doğrultusundadır. Zannediyorum, herhalde, bu hükümetimizin de tercihi İtalyan mutfağı zevki olduğu için, Cottarelli daha bir farklı oluyor, farklı bir çeşni olarak, müfettiş olarak geliyor ülkemize, bacak bacak üstüne atıyor; Hazineden sorumlu bakanımıza, burnuna ayağını dayarak, buğday fiyatını dikte ettiriyor! Aslında, burada Hazineden sorumlu bakanımızın da olması lazım ve o diktenin verdiği rakamları, televizyon, televizyon gezerek savunmak, aklîleştirmek ve halkı ikna etmek de, Tarım Bakanımıza düşüyor maalesef.

Şimdi, ben buradan sesleniyorum, Konya, Trakya, İçanadolu ve Güneydoğu milletvekillerine sesleniyorum: Tütün hesap pusulasını elinde bulduğu zaman gözyaşlarını içine akıtan tütün üreticisine, sırtında çocuğu, çay kesen çay üreticisine; Güneydoğuda kuraklıkla karşı karşıya kalan çiftçiye, siz, bu politikalarınızı anlatırken, sayın müfettiş Şef Cottarelli'yi de yanınıza alırsanız, zannediyorum size katkıda bulunacaktır! (FP ve DYP sıralarından alkışlar) Sizler bu ekonomik tedbirleri alırken -milliyetçiliği kimseye bırakmayanlara da sesleniyorum- şu üniversitelerimizde, iki iktisat profesörü ve uzmanı bularak böyle bir program hazırlatmak ihtiyacını niye hissetmediniz? Bunun milliyetçilikle ne alakası var? Bunu nasıl sığdırıyorsunuz? Cottarelli'nin direktiflerine ve diktelerine bu kadar uymak, 57 nci hükümet kadar hiçbir hükümete nasip olmamıştır. Zannediyorum, işte, Cottarelli'ye, önümüzdeki seçim dönemlerinde ve yaz tatilinde bölgelerinize gittiğinizde ihtiyaç olacak.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu, resmen devletleştirmedir. Size, hiçbir hükümetin yapmadığı partizanca uygulama yapanlara, 300 küsur belediyeyi afet bölgesi ilan edenlere sesleniyorum, afetle zerre kadar alakası olmadığı halde... Bugün, kuraklık, Diyarbakır'da, Urfa'da, Mardin'de, güneydoğunun aşağı yukarı büyük bölümünde yetiştirilen ürünü tehdit etmektedir ve bundan sonraki yağışların da aslında bir faydası olmayacaktır.

Siz, o belediyelerinize partizanca aktardığınız, militan beslemek için aktardığınız, Fazilet Partili ve diğer partili belediyelerin hisselerinden kestiğiniz paralarla, militan beslemek için gönderdiğiniz paraları -şimdiden sizden rica ediyorum- bu milleti seviyorsanız, o paraları bir fonda toplayın da, kuraklığın tehditi altında bulunan güneydoğudaki çiftçilerimize bir fon oluşturmanızı tavsiye ediyorum. (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Sobacı...

MÜKERREM LEVENT (Niğde) – Sen Başbakanlığa Hizbullahçı doldurdun.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Militanların isimlerini açıkla!

BEKİR SOBACI (Devamla) – Dinleyin... Dinleyin...

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz...

Sayın Sobacı...

BEKİR SOBACI (Devamla) – Evet, Başkanım.

BAŞKAN – Zannediyorum, amacınızı aşan sözler sarf ediyorsunuz. Hiçbir cumhuriyet hükümeti, göndermiş olduğu parayı, nereye olursa olsun, militan beslemek gibi bir gaye için göndermez. Lütfen, düzeltirseniz memnun olurum ve lütfen Genel Kurula hitap edin efendim.

BEKİR SOBACI (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben, o gayenin iyi niyetli olduğuna inanıyorum; ama, yöremde ve bölgemde gördüğüm uygulamaların bu söylediklerimi doğruladığını gördüğüm için bunu ifade etme zarureti hissettim. (MHP sıralarından gürültüler)

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz, konuyla ilgili konuşun.

BEKİR SOBACI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, siz, burada, ne yapıyorsunuz, bakın... (MHP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA VERKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Sobacı militanların isimlerini açıklasın.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Başbakanlığa Hizbullahı mı doldurduk!.. Hizbullahı açıkla...

MÜKERREM LEVENT (Niğde) – Başbakanlığa yerleştirdiğiniz Hizbullah militanlarını açıkla!

BAŞKAN – Lütfen...

BEKİR SOBACI (Devamla) – Siz burada ne yapıyorsunuz... (MHP sıralarından gürültüler)

Dinleyin... Eleştiriye açık olacaksınız... Eleştiriyi yapamayan partilerin geleceği yoktur; eleştiriye açık ve sabırlı olacaksınız.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Militanların isimlerini açıklamazsan, seni müfteri ilan ediyorum!

MUSTAFA VERKAYA (İstanbul) – Militanların isimlerini açıklamazsan, müfterisin!..

BEKİR SOBACI (Devamla) – Sayın Seven, buyurun!.. (MHP sıralarından gürültüler)

Sayın Başkanım!..

BAŞKAN – Efendim, sizi biraz önce uyardım. Zannediyorum... (MHP sıralarından gürültüler)

Müsaade eder misiniz sayın milletvekilleri... (MHP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, müsaade eder misiniz efendim... Bir dakika...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Başbakanlığa hizbullah mı yerleştirildi?!

MÜKERREM LEVENT (Niğde) – KİT'leri batırırken bir şey söylemediniz ama!.. Havuz sistemi yaptınız...

BEKİR SOBACI (Devamla) – Devam edebilir miyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

BEKİR SOBACI (Devamla) – Teşekkür ederim.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Militan sensin!

BEKİR SOBACI (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, siz, bu tasarıyı getiriyorsunuz da, yeniden yapılandırma kurulu ne oluyor?..

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan, sözünü geri alsın!

MUSTAFA VERKAYA (İstanbul) – Militanların isimlerini açıklayacaksın!

BEKİR SOBACI (Devamla) – Sayın Seven, müsaade eder misiniz... Heyecanınızı anlıyorum da...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sözünü geri alacaksın!

MUSTAFA VERKAYA (İstanbul) – Militanların listesini açıklayacaksınız! Kimse militan, açıklayacaksınız bunu! Afaki konuşmanın, iftira atmanın manası yok!

BAŞKAN – Efendim, lütfen...

Sayın milletvekilleri, eğer bir sataşma varsa...

BEKİR SOBACI (Devamla) – Ben, ne konuştuğumu iyi biliyorum; müsaade ederseniz görüşlerimi açıklayacağım...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Militanları açıkla!..

BEKİR SOBACI (Devamla) – Açıklıyorum şimdi, açıklıyorum...

BAŞKAN – Lütfen...

MUSTAFA VERKAYA (İstanbul) – Militanların listesini açıklayacaksınız; önce yapmanız gereken bu!

BEKİR SOBACI (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, yeniden yapılandırma kurulu...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Siz bu memlekette taşları yerinden oynattınız!

BAŞKAN – Sayın Seven, lütfen yerinize oturur musunuz efendim.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Militanları açıklasın efendim.

BAŞKAN – Sayın Seven, buyurun... Ben, gereğini yapacağım efendim, siz istirahat buyurun.

Sayın Sobacı, lütfen yeni bir sataşmaya sebep olmadan ve biraz önce yapmış olduğum açıklamalar doğrultusunda, haddinizi aştığını zannettiğim ifadenizi de düzeltirseniz memnun olurum.

BEKİR SOBACI (Devamla) – Sayın Başkanım, ben tavzihte bulunmuştum. Yani, o gayeyle gönderilmese bile, benim müşahede ettiğim uygulamaların söylediğimi doğrular mahiyette olduğunu ifade etmek istiyorum; bunun da hakkım olduğunu zannediyorum, bir muhalefet milletvekili olarak.

Şimdi, yeniden yapılandırma kurulu diye dört senelik bir müddet...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Militanları açıklasın efendim...

MİHRALİ AKSU (Erzincan) – Açıkla!.. Açıkla!..

MÜKERREM LEVENT (Niğde) – Açıklamasını yap...

BAŞKAN – Sayın Seven...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkanım, açıklasın; burada Türk Milletine yalan söylüyor.

MUZAFFER ÇAKMAKLI (Şanlıurfa) – Yalan söylüyorsun!

BEKİR SOBACI (Devamla) – ...yani, bir seçim dönemine yetecek kadar bir müddeti buraya koymanın bir mantıklı açıklamasını Sayın Bakanımız yapabilirse memnun olacağım. Haa, o da yetmedi, altına bir de yürütme birimi kuruyorsunuz. Ücret ne? Milletvekili maaşının çok olduğunun tartışıldığı bir ülkede milletvekili maaşının üç katı maaş vereceksiniz. Herhalde, seçimi kaybedecek ya da tatmin edemediğiniz, diyet borcu olduğunuz insanları da bu kurullara yerleştirerek birilerine yaranmanın yolunu da böylece sağlamış olacaksınız. Haa, bunun adı da, tabiî, siyasî risk almak oluyor. Siyasî risk, bu ülkenin menfaatlarını koruyarak alınır, bu menfaatları ayaklar altına düşürerek alınmaz değerli arkadaşlar.

Şimdi, burada, sermaye konusuna daha sonraki maddelerde mümkün olursa değineceğim; ama, haczedilemeyen bir sermaye ortaklığında, allahaşkına, bu kooperatife, birliklere kredi verecek bir tane banka bulabilir misiniz siz; bir ifade edeyim bakayım! Şimdi, bunun farkındasınız, 2000 yılı ödeneklerinden işletme sermayesi vereceksiniz... Bütçeniz zaten perişan halde. 2 milyar dolar Telekom özelleştirmesinden gelecek mi gelmeyecek mi diye ayaklarınız titriyor. Şimdi, IMF'den gelecek 3-5 milyar dolara, eğer, bu kadar muhtaç olsaydınız... Ben, size şunu ifade etmek istiyorum: Türkiye'de bu parayı getirecek şirketler vardır. Avrupa'daki işçilerimizin alınterinden getirecek şirketler var, kuruluşlar var; düzenlemeyi yapın, niye gidip boyun eğiyorsunuz IMF'ye?

Şimdi, burada, tabiî, bir önemli konu daha var; haczedilemeyen kredi bulamayacak... Zaten ifade ediyorsunuz, uluslararası finans kuruluşlarının destekleyeceği projelerden alacaksınız. Şimdi, Dünya Bankası Başkanı geldi "Türkiye zayıflamalı" diyor!.. Niye zayıflamalı?.. Türkiye küçülmeli. Onu da, 1999 yılında yüzde 6,5 küçülterek, zaten, size, bir berat verme borcundadır şu anda Dünya Bankası ve IMF. Yüzde 6,5 küçülttünüz... Reel sektörler?.. Reel sektörlerin büyümesine ilişkin hiçbir veri yok şu anda. İstanbul'da 1999 yılına ait şirket sıralamalarında bütün bankalar var, yani sanal sektör var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sobacı, lütfen, tamamlayın... Mikrofonunuzu açıyorum; lütfen, tamamlayın efendim.

BEKİR SOBACI (Devamla) – Sayın Başkanım, kaybolan söz süremi de ilave ederseniz memnun olacağım...

BAŞKAN – Siz, lütfen, 1 dakika içerisinde tamamlayın efendim.

BEKİR SOBACI (Devamla) – Şimdi, burada, devletleştirmenin en daniskası var, en barizi var. Bakın, oraya bir madde koymuşsunuz "birlikler, sahip oldukları kuruluş ve tesisleri eski sahiplerine..." deniliyor. Şimdi, Pankobirlik'in üç tane şeker fabrikası var; üçü de şu anda iflas etmiş durumda. Ne yapacaksınız siz? Özelleştirmenin bir numaralı savunucusu olan 57 nci hükümet, gururlanan hükümet, Pankobirlik'in şeker fabrikalarını, Şeker Şirketine herhalde yeniden geri alacaksınız. Ben, bunu, böyle anlıyorum. Sayın Bakanım eğer bir açıklamada bulunurlarsa memnun olacağım. Çünkü, son ana kadar vermeseydiniz birkaç trilyon, Amasya'daki fabrika, pancar çiftçisinin pancarını tarladan alamayacaktı. Bu, yeni bir devletleştirme ve partizanlara yeni ücret, yüksek ücretle istihdam alanları açmanın tasarısıdır, gizli amacı da budur, Türk çiftçisinin ve tarımının gelişmesine, büyümesine ilişkin reel gelir ve sermaye birikimini sağlayacak ve yardımcı olacak hiçbir düzenlemeyi içermemektedir. Sonuçta, finansmanı yine bütçelerinizin dar imkânlarına hapsederek yarın çiftçiyi mağdur edeceksiniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sobacı.

ORHAN BIÇAKÇIOĞLU (Trabzon) – Bekir, otur yerine!.. Hadi Bekir, otur yerine!..

BEKİR SOBACI (Devamla) – ...bir sene evvelki pamuk parasına pamuk satmak durumunda bırakacaksınız. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sobacı.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen.

ÖMER İZGİ (Konya) – Sayın Başkan, söz istemimiz olmuştu.

BAŞKAN – Efendim, değerlendireyim... Zabıtları getirteyim -Sayın Dönen konuşsun- eğer öyle bir ihtiyaç olursa, yine Grubunuza söz vereceğim.

BEKİR SOBACI (Tokat) – Ben, parti ismi zikretmedim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Dönen.

DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılanmasına ilişkin yasa tasarısı, gerçekten, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilgiyle izlenmeli ve herkes, bu konuda, bence, katkı yapmalı. Önemli bir kesimi elli yıldan bu yana faaliyet gösteren ve Türk çiftçisinin en yaygın ve en disiplinli teşkilatlarıdır bu birlikler. Bunların burada kaderi çiziliyor. Bu kaderi çizilen Türk çiftçisinin, burada, enine boyuna konuşulması gerekir.

Değerli milletvekilleri, aslında, bu birlikler, özel tüzelkişiliğe sahip birlikler, kooperatifler. Yani, bugün, siz, kalkıp, burada, hükümet olarak, özel hukukla kurulmuş taşıyıcılar kooperatifini ben yeniden yapılandırıyorum diyebilir misiniz veya siz, bir konut yapı kooperatifini yeniden yapılandırıyorum diyebilir misiniz veya sizin ana sözleşmenizi ben yayınlıyorum diyebilir misiniz? Size yeniden yapılandırma kurulu kuruyorum diyebilir misiniz? Demokratik kooperatifçilik anlayışıyla bu yasanın anlayışı arasında çok büyük bir uçurum var; bu, bir boyutu.

Bir ikinci boyutu, bu birlikleri ve Türk çiftçisini, Türk ekonomisini, Türk kültürünü tanımadan bu yasa tasarısı yazılmış. Bunları tanıyarak, bunları tek tek inceleyerek bu yasa tasarısı hazırlanmamış. Bu tasarı yasalaşırsa, Türkiye'deki bütün birlik ve kooperatiflere, bundan sonra, devlet, hiçbir şekilde yardım etmeyecek.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de "birlik" adı altında teşkilatlanmış; ama, bizim kültürel ürünlerimizi üreten birlikler var. Örneğin, Bursa deyince, aklımıza ipek ve ipekböcekciliği gelir. İşte Kozabirlik, orada, ipekciliğin ve ipekböcekciliğin kalkınması için çaba harcayan bir birliktir. Bugün, yurt dışına çıkan sayın bakanlarımız veya milletvekillerimiz, yurt dışına çıkarken, yurt dışına değerli hediye olarak götürdükleri en önemli Türk malı, bizim Hereke'de üretilen Osmanlı motifleriyle bezenmiş olan ipek halılarımızdır. Bu, kültürümüzün de önemli bir parçasıdır. Bugün, Hereke'deki bu ipek halıcılığımız günden güne çökmekte; yani, Bursa'daki Kozabirlik'in çöküşüyle birlikte, ipek halıcılığımız da, çok önemli bir kültürel değerimiz olan ipek halıcılığımız da çökmekte. Bu ürünleri ekonomik işletmeler çerçevesinde düşünemezsiniz; bu, bizim Anadolumuzun kültürel varlıklarıdır, yıllarca devam eden varlıklarıdır. Bunları, bu yasayla kaldırıp bir kenara koyamazsınız.

Yine, Isparta deyince, aklımıza gelen Gülbirlik... Değerli arkadaşlarım, hacca gidenlerimiz gülyağı alırlar. İşte, onu yapan, o gülü teşvik eden Isparta'daki Gülbirlik... Peki, bunu, siz, ekonomik bir işletme olarak değerlendirebilir misiniz; bundan sonra başının çaresine bak, ben, sana hiçbir katkıda bulunmayacağım diyebilir misiniz? Hem Türkiye'yi, Tanıtma Fonuna... (DSP sıralarında anlaşılamayan bir müdahale)

Gel burada konuş! Yerinden konuşma, gel buradan konuş!

BAŞKAN – Lütfen efendim... Siz, Genel Kurula hitap edin.

MEHMET DÖNEN (Devamla) – Canım, oradan laf atıyor!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilim, böyle bir usul yok efendim; siz, buyurun.

MEHMET DÖNEN (Devamla) – Biz, burada, Türkiye'nin bir gerçeğini anlatıyoruz.

A. TURAN BİLGE (Konya) – Güzel güzel anlatın.

BAŞKAN – Siz Genel Kurula anlatmaya devam edin efendim.

MEHMET DÖNEN (Devamla) – Ama, oradan...

A. TURAN BİLGE (Konya) – İyi; ama, öyle anlatılmaz... Ayıp oluyor!..

MEHMET DÖNEN (Devamla) – Burada, değerli arkadaşlarım, bir Gülbirlik... Şimdi, bu yasa tasarısını iyi okuduğunuz zaman, Gülbirlik yeni bir imbik tesisi kuracak olursa, bunu bir anonim şirket çatısı altında kuracak; düşünebiliyor musunuz, zorunluluk getiriyor. "Bundan sonra bir tesis kurarsanız, anonim şirket olarak kuracaksınız" diyor. Bu, Anayasamıza da aykırı. İnsanların girişim özgürlüğünü nasıl engellersiniz. Yani, ben, limitet şirket kurarım, işletme kurarım; bunu, yasayla, ben, nasıl düzenleyebilirim!

Değerli arkadaşlarım, yine, Ankara'nın çok önemli bir değeri olan tiftik üreticiliği; yani, Tiftikbirlik'in teşvik ettiği bir üretici birliği. Şimdi, Ankara'nın gerçekten timsali olan tiftik, artık, ortadan kalkmak üzere. Bu kültür ürünümüzü, bu çok önemli ürünümüzü, Ankaramızın simgesini bizim kültürel olarak desteklememiz gerekmez mi; elbetteki gerekir. Yani, benim demek istediğim şu: Bu birlikleri bütün olarak ele alamazsınız. Bu birliklerin içerisindeki bazı kuruluşlar, bazı birlikler, gerçekten, bizim, ülkemizin kültür ürünlerini geliştirmekte ve onu dünyaya tanıtmakta çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. İşte, bu işlevi yerine getiren birliklerimizi, ekonomik mülahazalarla kapılarına kilit vurulur hale getirmektense, bence, bunların ciddî anlamda desteklenmesi gerekir.

Şimdi, biz de bu birliklerin yeniden yapılanmasını istiyoruz; yeniden, demokratik kooperatifçilik anlayışı içerisinde idarî ve malî olarak özerk hale gelmesini istiyoruz; ama, bunu yaparken, tepede beş bürokratın oturup hazırladığı bir yasa tasarısıyla yapmak mümkün değil. Bunu, en geniş biçimde, bu birliklerin katılabileceği bir katılımla tartışarak, konuşarak, ülke gerçeklerini göz önünde tutarak bu birlikleri yeniden yapılandırmak durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, biz, 1994 yılında, Kuşadası'nda, ilk defa, bu birliklerin tümüne yakınının katıldığı üreticiler kurultayını topladık. Orada, bu birliklerle, üç gün enine boyuna tartıştık ve konuştuk. Bununla da görevli müsteşar yardımcısı, sanıyorum, şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı olan Sayın Metin Şahin'di ve bu birliklerin nasıl özerk hale getirilmesi gerektiğini Türkiye'ye deklare ettik. Şimdi, ben, anlamıyorum; o gün, bu projenin içerisinde çalışan arkadaşlarımız bile memnun olmadıkları halde, hükümet arasındaki uyumu sağlamak amacıyla, Türk çiftçisi kurban ediliyor. Bizim sıkıntımız burada. Yani, gelsinler buraya bu arkadaşlarımız, geçmişte biz yanlış yapmıştık bu projelerin içerisinde çalışmakla, şimdi doğrusunu yapıyoruz desinler, bunu biz kabul edelim; ama, Türkiye'de, gerçekten, bu üretici birliklerinin yeniden yapılanması, ancak kendilerinin katılımıyla, kendi istekleriyle sağlanabilir. Tepeden organize edilen, tepeden yönlendirilen, bürokrasinin hazırladığı ve belki de hiçbir zaman bu birliklerin içerisinde olmamış bürokrasinin hazırladığı -ki, onu da biliyoruz, bu birliklerle hiç ilgisi olmayan kesimlerin bunu hazırladığını da biliyoruz değerli arkadaşlarım- böyle bir yasa tasarısı, gerçekten, Türk çiftçisi için yararlı olmaz, Sayın Bakan için de yararlı olmaz. Belki, kısa sürede, partizan amaçlarla bu tür düzenlemeler yapılabilir, hepimiz yapmış olabiliriz birtakım düzenlemeleri; ama, bizim de tecrübemiz bir şeyi gösteriyor ki, bu bakanlıklarda yapılan partizanca davranışlar ne bize ne de onu yapan herhangi bir bakana yarar sağlamıştır. Burada, Bakan, gerçekten başarılı olmak istiyorsa, oturur, doğrular üzerinde çiftçilerle, üreticilerle anlaşır, onların ekonomik ve diğer birtakım sorunlarını çözecek yeni bir anlayışı getirir. İşte o zaman, Sayın Bakanın gerçekten başarılı olduğunu Türk üreticisi tasdik eder ve gelecekte de çok büyük ödüller verir.

Türk çiftçisi fedakâr ve çok vefakârdır; ama, bu tür anlayışlara da hiçbir zaman prim vermez. Yani, siz, Çukobirlik'e, Antbirlik'e, Tarişe, Fiskobirlik'e ne kadar adam alırsanız alın, ne kadar adam yerleştirirseniz yerleştirin, ne kadar adamı oradan Bakanlığa çekerek kadro verirseniz verin, bu, inanın, size bir yarar sağlamaz. Hakikaten sağlamaz; buna inanın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Dönen, mikrofunuzu açıyorum; lütfen, tamamlayın.

MEHMET DÖNEN (Devamla) – Tamamlıyorum.

Bu, geçmişte birçok uygulamada görüldü. Eğer, işe adam almakla veya adam kayırmakla iktidar olunsa, iktidarda kalınsa, bugün muhalefet olan birçok parti, belki de sizin 10 katınız adam aldı; ama, şimdi, muhalefette kaldı.

Şimdi, bakın, bu, bir gerçek. Yani, bu değişen koşullara artık uyum göstermeniz lazım. Geçmişte yapılmış; ama, bunları şimdi siz yapmayın diye uyarıda bulunmak istiyoruz.

Hepinize teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum...

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler...

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz!

BAŞKAN – Kabul edilmiştir.

Müteakip maddeyi okutuyorum efendim...

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) – Bakmıyorsunuz ama efendim!..

BAŞKAN – Oylamaya geçtik.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) – Bakmıyorsunuz efendim!.. Olur mu?!

BAŞKAN – Bundan sonraki maddede bakarım efendim.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Hep iktidar tarafına bakarsanız, oradan karar yetersayısı talebi gelmez.

BAŞKAN – Önce "kabul edenler" dediğim için, mecburen o tarafa bakmak zorunda kaldım.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Doğru bakarsanız, görürsünüz.

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Sayın Başkan "başka söz talebi olan var mı" diye sormadınız.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) – Her maddede karar yetersayısının aranılmasını istiyorum!.. Her maddede peşinen istiyorum! Öyle şey olur mu?! Her maddede peşinen istiyorum...

BAŞKAN – 2 nci maddeyi okutuyorum:

Tanımlar

MADDE2.—Bu Kanunda geçen;

a) Bakanlık; Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,

b) Ortak; kooperatifler açısından üretici ortaklarını, birlikler açısından bağlı kooperatifleri,

c) Kooperatif; tarım satış kooperatiflerini,

d) Birlik; tarım satış kooperatifleri birliklerini,

e) Örnek anasözleşme; bu Kanuna göre Bakanlıkça hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca kabul edilen kooperatif ve birlik örnek anasözleşmelerini,

İfade eder.

BAŞKAN – Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Murat Akın; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 429 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2 nci madde, tasarıdaki terimlerin tarifi şeklinde düzenlenmiş bir maddedir ve bu maddeyle bazı terimlere açıklık getirilmiştir. Ortaklıktan ne kastedildiği ve bakanlığın, malum, Sanayi Bakanlığı olduğu tarif edilmek suretiyle, pek de yeni bir düzenleme getirilmemiş olmaktadır.

Bilindiği üzere, tasarının esası, kooperatiflerin şirket statüsünde değerlendirilmesi, alacaklarının takibinde ve borçlanmada ihtiyatî haciz, hapsen tazyik ve mal bildirimi gibi hususlarda, anonim şirketlere tanınan yetkilerden daha fazla yetki ve imkân verilmek suretiyle, kooperatiflerin sermayesine, icabında haciz veya ihtiyatî haciz veya kanunî takibin yapılmayacağı gibi, yeni düzenlemeler getirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, kooperatifler, bilindiği üzere, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa göre, Kurumlar Vergisi mükellefidir. Vergi kanunları açısından kooperatifler, kanunun 1 inci maddesinde, mükellefiyet ismi tadat edilirken, sermaye şirketlerinden sonra, ikincisi, yani, (B) bendi kooperatifler, (C) bendi iktisadî kamu teşekkülleri, (E) bendi iş ortaklıkları ve dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri denilmek suretiyle, Kurumlar Vergisinde, kooperatiflerin şirketlerden farklı olmadığına dair düzenleme yapılmış ve uzun yıllardan beri, kırk yıldan beri de bu şekilde kooperatifler vergilendirilmekte ve ihtiyatî haciz, ihtiyatî takip gibi hususlar, şirketlere tatbik edilen usul, aynı şekilde kooperatiflere de tatbik edilmektedir.

Yalnız, Sayın Bakanımız ve Bakanlık yetkililerinin atladığı bir husus vardır. Kamu alacaklarına karşı -bilhassa vergi alacakları için- şirketlerin sermayesi ve şirketlerin tüzelkişilikleri her zaman kanunî takibe tabi tutulabilirler. Dolayısıyla, kooperatifler için böyle bir hükmün istisna kılınması, vergi kanunlarını bağlamaz. Çünkü, gerek 6183 sayılı Amme Alacakları gerek Kurumlar Vergisi gerek Gelir Vergisi Kanununda ve Emlak Vergisi Kanununda -çünkü, kooperatiflerin mal varlıklarının bir kısmı da beyan yönünden Emlak Vergisine tabidir- bulunmayan bir düzenleme vergi kanunları açısından geçerli değil diye özel bir düzenleme vardır. Eğer, siz, kooperatiflere -ortaklarına veya birliklerine- şirketlerden daha fazla bir yetki, daha fazla bir hak tanımış iseniz, bunun, vergi açısından da, vergi kanunlarının ilgili bentlerinde mutlak surette düzenlenmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ülke ekonomisiyle ilgili önemli işlevlerinin bulunduğu bilinmektedir. Özellikle, yerli sanayiin korunması ve geliştirilmesi, serbest piyasa ekonomisinin kuralına uygun biçimde işlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınması, tüketici sorunlarının çözümlenmesi, KOSGEB kanalıyla KOBİ'lere etkin destek sağlanması, bağlı KİT'ler aracılığıyla ekonomiyi düzenleyici işlevlerin yerine getirilmesi gibi tadat edilen birçok yükümlülükleri bulunmaktadır.

Ancak, bilhassa, uzun süredir kamuoyunun gündeminde bulunan bir konu, IMF heyetinin ülkemize yaptığı son ziyaret nedeniyle tekrar güncellik kazandı; IMF'yle sürdürülen müzakerelerde, başta sosyal güvenlik reformu olmak üzere bir dizi reformun uygulamaya konulması gerekliliği dile getirildi. Bu görüşmeler vesilesiyle, tarımsal destekleme konusu, kara delik olarak nitelendirilen bu kooperatifler ve birlikler tekrar gündeme geldi. Ancak, sosyal güvenlik ve vergi alanında yapılan reform ihtiyacı ısrarla vurgulanırken, tarımsal destekleme uygulamalarının yalnızca neden olduğu finansman açığı üzerinde durularak, reform önerisi yerine, tarımsal sübvansiyonlardan tümden vazgeçilmesi zorunluluğu dile getirildi. Bu değerlendirmeler yapılırken, başta, Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine Müsteşarlığı olmak üzere, OECD ve Dünya Bankası raporlarında birçok kez gündemlerde bulundu.

Devlet Planlama Teşkilatının bu konuda yaptığı son çalışmaya özellikle dikkat çekilerek, cari fiyatlarla tarım yapılan toplam desteğin, 1996'da 656 trilyon Türk Lirasından, 1997'de 1 katrilyon 839 trilyon liraya ve 1998 yılında da 4 katrilyon 94 trilyon liraya çıktığı ileri sürüldü. Hatta, bu rakamların ayrıntılı bir şekilde dökümü verilerek, 1998 yılı desteğinin 2 katrilyon 815 trilyon liralık bölümünün pazar fiyatı desteğinden, 474 trilyon liralık bölümünün girdi desteğinden, 769 trilyon liralık bölümünün tarımsal KİT'lere sermaye ve görev zararı olarak yapılan ödemelerden, 36 trilyon lirasının genel hizmetler kapsamında tarıma yapılan desteklerden olduğu ifade edildi.

Değerli milletvekilleri, hemen belirtmek gerekir ki, Türkiye'nin gayri safî millî hâsılasının yüzde 5'i civarında bulunan ve 10 milyar dolar gibi büyük bir tutarı ifade eden bu destek iddiası, gerçekçi değildir. Yanlış hesaplama yöntemleri kullanılarak yapılan ve ülkemizin gayri safî millî hâsılasının yüzde 14'ünü oluşturan, yaklaşık 30 milyar dolar civarındaki tarımsal üretimin üçte 1'nin kamu kaynaklarıyla finanse edildiği sonucunu ortaya koyan bu çalışma, yeterli ve tutarlı değerlendirilemez. 1993, 1994 yıllarında, Hazine tarafından kamuoyuna açıklanan ve buna benzer abartılı değerlendirmeleri içeren bir çalışmanın yetersizliği, yine, o tarihlerde yapılan karşı incelemeyle ortaya konulmuş, hatalı sonuçların, hesaplamalardaki mükerrerlikten kaynaklandığı ispat edilmiştir. Yani, hesaplamalarda, DPT, Hazine, aynı rakamın tekrar hesaplamalara dahil edilmesi suretiyle, netice hesapların abartılı bir şekilde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Daha sonraki benzeri çalışmalarda da sıkça yapılan hatanın, pazar fiyatı desteği amacıyla birliklere ve tarımsal KİT'lere kullandırılan kredilerin, bir de görev zararı olarak mükerreren hesaplara dahil edilmesi olduğu belirtilmiştir. Oysa, gerçek, ülkemizde, tarımsal desteklemeye ayırılan kaynakların 4 milyar dolar gibi makul bir düzeyde bulunduğudur. Bu rakam, nüfusunun yüzde 3'ü tarım kesiminde çalışan ABD'de 40 milyar dolardır. Avrupa Birliğinin 88 milyar dolar civarındaki bütçesinin 44 milyar dolarlık bölümü tarımsal desteklemede kullanılmaktadır. Bu, çok önemlidir değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğinin, 88 milyar dolar civarındaki bütçesinin de 44 milyar dolarlık bölümü tarımsal desteklemede kullanılmaktadır.

Dünyanın en korumacı tarımsal rejimine sahip Avrupa Birliği Tarım Komisyonu, tarımsal desteklemeye ayrılan bu denli büyük kaynakların azaltılması için bazı çalışmalara başlamış, çiftçilerin ateşli protesto gösterilerine ve bazı ülkelerden gelen yoğun tepkilere karşın, et destekleme alımında yüzde 25, süt alımlarında yüzde 10 oranında indirim yapılması, bazı ülkelerde bazı tarımsal yardımların aşamalı olarak azaltılması karara bağlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum. Lütfen, 1 dakika içinde tamamlayın efendim.

Buyurun.

MURAT AKIN (Devamla) – 18 aydan fazla süre devam eden görüşmeler ve tartışmalar sonucunda ulaşılan nihaî sonuç budur.

Demek ki, Avrupa Birliği ve ABD, iyiniyet görüşmeleri çerçevesinde bize teklif ettiği hususları, kendi ülkelerinde kabul ettirememişlerdir.

Değerli milletvekilleri, birlikler, 15-20 milyon köylü ve çiftçi tabanına hitap etmektedir. Bunlara yapılan destek, aslında, ulusal kazancın hakça paylaşılmasını temin eden tevzi görevinden başka bir şey değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonu açıyorum Sayın Akın. Lütfen, tamamlayın efendim.

MURAT AKIN (Devamla) – Bu tasarıyı burada çıkarırken, ulusal kazancın hakça tevziini temin edecek hükümlere mutlaka yer verilmesi...

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Sakarya Milletvekili Sayın Cevat Ayhan; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; 429 sıra sayılı tarım satış kooperatif ve birlikleriyle ilgili getirilmiş olan kanun tasarısının 2 nci maddesinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Bu madde kanun metnindeki bazı tabirlerin, kurumların tarifiyle ilgilidir. "Bakanlık", "ortak", "kooperatif", "birlik". Bunların ne manaya geldiğini ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlar, tasarı tarım satış kooperatifleriyle ilgili mühim bir düzenlemedir. Tarım satış kooperatifleri, memleketimizde ta 1913 yılında kurulmaya başlamıştır. Pamuk, üzüm, incir, zeytinyağıyla ilgili Tariş kurulmuş 1913'te. 1938'de Fiskobirlik, 1940'ta Çukobirlik kurulmuş ve devam ediyor tabiî, en son 1992'de de Kayısıbirlik'i kurmuşuz. Bu şekilde, muhtelif tarım sahalarında çiftçilerin mallarını değerlendirmeleri, uygun fiyatla satışına imkân vermek üzere kurulmuş olan birliklerdir; ama, bu birlikler de maalesef başarılı olmamıştır.

Zaten KİT'leri kurduk başarılı olmadık, birlikleri kurduk başarılı olmadık, fonları kurduk başarılı olmadık. Acaba nede başarılı olduk diye merak edip soruyorum... Tek başarılı olduğumuz şey, dün de ifade ettim bir vesileyle, devletin bütün gelirlerini faizcilere ödemekte başarılı olduk.

Bakın, yılın ilk dört ayında, yani ocak-nisan döneminde faize 9,5 katrilyon lira para ödemişiz. Devletin bütün geliri de, vergisi, trafik cezası, hepsi içinde 9,5 katrilyon liradır.

Şimdi, tabiî, burada bir yeni deneme yapacağız; birlikleri yeniden yapılandıracağız. Kanun bu.

Plan ve Bütçe Komisyonunda da ifade ettim; bir kere, bu birliklerin yeri Sanayi Bakanlığı değil, bu birliklerin yeri Tarım Bakanlığıdır. İsmini doğru koyalım. Yani, tarımı kim teşvik ediyor? Tarımın üretimiyle, tohumuyla, ilacıyla, mekanizasyonuyla, verimliliğiyle, teknolojisiyle kim ilgileniyorsa bunun da orada olması lazım. Nitekim, şimdi, sanayi tesisleri birliklerden ayrılıyor, sadece ilk işleme merkezleri birlikler bünyesinde kalıyor, sanayi tesisleri anonim şirket haline getiriliyor ve anonim şirketler de özelleşecek. Tabiî, anonim şirkette birliğin yüzde 51 hissesi olacak diye başlangıçta ürkütmemek için bir madde, şart konuyor; ama, aslında, bunun işlemesi mümkün değil. Niye; aslında, baştan doğru tarif etmek lazım. Siz, Çukobirlik'e ait, Tarişe ait, birliklere ait birtakım sanayi tesislerinin yüzde 51'i birliğin, yüzde 49'u özel sektörün diyeceksiniz... Tabiî, bunun modernize olması lazım, yeni yatırım yapması lazım, darboğaz giderme yatırımı yapması lazım, kapasite artırım yatırımı yapması lazım; yani, bu sanayi tesislerinin serbest piyasada rekabet edebilmesi için, serbest piyasanın sahip olduğu, rakiplerin sahip olduğu teknolojiye, imkânlara sahip olması lazım. Yatırım yapacaksınız; birliklerin ortakları para verebilecek mi; veremeyecek -çiftçinin bugün para ödeme gücü var mı; yok- veremeyince, peki, yüzde 51 birlik hissesi yüzde 40'a düşsün, yüzde 30'a düşsün... Onun için, baştan tarif edelim. Neyse... Konumuz bu değil de, şunu söylemek istiyorum: Mademki sanayi tesislerini birliklerden ayırıyoruz, ayrılması da doğru bir iştir, kooperatiflerin sanayicilik yapması çok zordur. Kooperatif olarak girilen sanayi tesislerinin hiçbiri de yürümemiştir. Eşit ortaklıkla, riski alma imkânı olmayan, patronu olmayan bir işin, serbest piyasa şartlarında başarılı olması fevkalade zordur; riski taşıyacak kimse yoktur. Onun için, gelin, bunu -biz komisyonda da ifade ettik- Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlayın, bu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının işidir. Efendim, şimdiye kadar Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı olarak geldi... Geldi de ne oldu; bunların hepsinin genel müdürlerini bugüne kadar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tayin etti; ama, hepsi de battı işte. Burada gerekçede de ifade ediyoruz, aldıkları kredileri geri ödeyemiyorlar; niye; buralar, hükümetler tarafından çiftlikler gibi kullanılmış.

Sayın Bakan komisyonda bize dedi: "Efendim, Sanayi ve Ticaret Bakanlığında çalışan 230-240 kişi var; bunlar birliklerin personelidir, bakanlıkta çalıştırıyoruz, bunlara kadro verin." Niye kadro verelim bunlara?! Bunları birliklere iade edin. Yok!.. Şimdi, tabiî, bu, önergeyle yine getirilecek. Şunu söylemek istiyorum: Çukobirlik'i kurmuşsunuz, Tariş'i kurmuşsunuz, Fiskobirlik'i kurmuşsunuz "ey Tariş, ey çiftçi, sen parasını öde, ben Bakanlıkta 235 kişiyi çalıştırayım" diyorsunuz. İşte, biz birlikleri, hükümetler olarak böyle batırıyoruz.

Şimdi, bu işleri hükümetler batırdı; niye? Onlar yönetti, genel müdürü tayin eden onlardır; birlikler kendileri tayin etmiyor ki; başında azrail gibi bakanlık bekliyor. Şimdi, biz tutuyoruz, tekrar, yeniden yapılandırmayı Bakanlığa veriyoruz, dört senede yapılandıracak. Dört senede dört defa daha batıracak bunları. Bunlardan hiçbir şeyin çıkması mümkün değil.

Dünyada bu birliklerin çalıştığı ülkeler var, gelişmiş ülkeler var, tarımın geliştiği ülkeler var. Gidin, bakın, oradaki modeli alın... Birlikler kendi gitsin baksın; oradaki modeli getirsin, kendisi uygulasın, kendi şartlarına adapte etsin ve bunu yapsın.

Ha, biz bir destek vereceksek, hükümet olarak şunu verelim, Meclis olarak verelim: Birliklerin yeniden yapılanması için "Tariş, sana yeniden yapılanmayla ilgili şu kadar para veriyoruz; git bak -Tariş'le ilgili, Fiskobirlikle ilgili diğerleriyle ilgili- projeni getir; yani bu demokratik kooperatifler birliklerinin çalışabileceği düzeni, bizim bünyemize adapte edecek bir proje çalışması yapın, benzer ülkelerden alın getirin, biz bunu finanse edelim" diye devletin bu desteği vermesi lazım, verecekse. Yok, şimdi biz, yeniden bir yapılandırma kurumu kuruyoruz; 4'ünü Bakanlık tayin edecek, 1'ini de birlikler tayin edecek, gelecek. Bunun bir yere gitmesi mümkün değil. Yeni bir bürokrasi kuruyoruz.

Değerli arkadaşlar, tarımın meselesi bu değildir. Hükümet ikidebir gündeme birtakım şeyler getiriyor; tarımın yeniden yapılandırılması... Ama ucu başı belli olmayan işler bunlar.

Sanayi ve Ticaret Bakanımız burada, Tarım ve Köyişleri Bakanımız yok; ama, bunu söylemek durumundayım; çünkü bu konuştuğumuz, müzakere ettiğimiz mesele, Tarım ve Köyişleri Bakanlığıyla ilgilidir, tarımla ilgilidir, çiftçiyle ilgilidir, nüfusun takriben yarısıyla ilgilidir. Tarım ne olacak, nereye gidecek? Bak, şimdi Dünya Bankası ve IMF anlaşmaları çerçevesinde, "tarımdaki bu verimsizliği, tarım sektöründeki bu desteklerin hedefine ulaşmamasını yeni bir düzene sokun" diyorlar. Talep haklıdır. Yani, tarıma biz bugüne kadar ciddî bir destek vermedik; ama, tarıma destek veriyoruz diye de trilyonları, katrilyonları değirmenlerde eritiyoruz. Bir düzen getirelim.

Şimdi, Tarım Bakanlığı kalkmış -geçenlerde bir Bakanlar Kurulu kararıydı, yanlış hatırlamıyorsam- Antalya'da, Adıyaman'da, Ankara'da, Trabzon'da bazı ilçelerin bazı köylerinde çiftçiye doğrudan destek vereceğim diyor. Ben dikkatli okudum; ne destek verecek; dönüm başına 5 dolar destek vereceğim diyor; yani, 5 kere 6 eder 30; 3 milyon destek verecek. Şimdi, Tarım Bakanlığına soruyorum: Arkadaş, sen, bu dönüm başına 3 milyon lirayı neyi ekmek için vereceksin, neyi ekmemek için?.. Yani, şu ürünü ek, 3 milyon veriyorum, şu ürünü ekme, 3 milyon veriyorum mu diyorsun; niçin destekliyorsun; yani bu 3 milyonu neye göre vereceksin; sonra dönüm başına 3 milyon, bir köylü için ne ifade eder? 20 dönümde, 30 dönümde ziraat yapan bir köylü düşünün... Benim bölgemde genellikle 15-20 dönümdür ortalama, 100 dönümü olan azdır, İç Anadolu'da daha fazladır; ama, burada da zaten sınır getirmiş, 200 dönümden fazla olamaz diyor. Şimdi, 100 dönümde, 50 dönümde ziraat yapan bir insana 3 milyon vereceksin, 150 milyon; neyi halledecek bu, ne gelir desteğidir, nesine yetecek bunun?! Yani, bunu yapacaksak, neyi üretmek istiyorsak, neyin üretimini azaltmak istiyorsak, o dengeleri kuracak şekilde, bu mekanizmaları kurmak lazım. Siz, dönüm başına 3 milyonu suya atacaksınız; yani, onun çay parasına da yetmez, aylık şey parasına da yetmez; yani, hiçbir işe yaramaz bir şeydir. Yani, kendi kendimizi oyalıyoruz; bu birlikler meselesi de budur.

Yani, bizim tarımda aradığımız mesele şudur değerli arkadaşlar: Çiftçinin maliyetleri var, çiftçinin satış geliri var, bu ikisinin arasına sizin bir destek mekanizması koymanız lazım. Bu destek mekanizmasını, ürettiği, kilo başına ete mi vereceksiniz, litre başına süte mi vereceksiniz, ton başına buğdaya mı vereceksiniz, mısıra mı vereceksiniz; ama, neye, ne kadar vereceksiniz? Türkiye'deki genel dengeler iç tüketim ihtiyaçlarını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ayhan, buyurun, lütfen tamamlayın; açıyorum mikrofonu.

CEVAT AYHAN (Devamla) – İç talebi dikkate alarak, ihracat kabiliyetini dikkate alarak, rekabet kabiliyetini dikkate alarak, modeli böyle tesis etmeniz lazım. IMF, Dünya Bankası istedi diye, alelacele, getiriyorsunuz, birlikler kanunu koyuyorsunuz, alelacele, dönümüne 5 dolar destek vereceğiz diye birtakım teşvikleri ortaya koyuyorsunuz; ama, neticede, yine, fiyasko olacak diye endişe ediyorum.

Tarımın da, bu riskleri, bu denemeleri taşımaya tahammülü yoktur. Çiftçinin gelirleri tepe aşağı gitmiş; mazot fiyatları yüzde 300 artmış, halbuki, çiftçinin geliri, tarım ürünleri fiyatları ise yüzde 40 artmış enflasyon yüzde 70 olmasına rağmen. Çiftçi eziliyor, bu birlikler kanunuyla da bir yere gitmek mümkün değil. Sadece ilave bürokrasi getirecektir, ilave hantal bir yapı oluşturacaktır, çiftçi de memnum olmayacaktır, biz de yol alamayacağız.

Hepinizi hürmetle selamlıyorum.(FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum. Bunu söylemekte şöyle bir zaruret ortaya çıkmıştır. İçtüzük, yoklamanın veya karar yetersayısının ne zaman isteneceğini belirlerken "görüşmeler sırasında oylamaya geçerken " ifadesi yer alıyor.

Siz ise -yani, belki gruplardan sonra şahsı adına konuşacaklar olabilir, diğer gruplardan konuşacaklar olabilir- bunları...

BAŞKAN – Bertaraf etmek için şimdiden talep ediyorsunuz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas)– ...izleyen milletvekilleri fark etmeden, "görüşmeler bitmiştir, oylamaya geçiyorum" demeniz gerekir; bunu söylemeden aniden oylamaya geçiyorsunuz. Dolayısıyla, karar yetersayısı istemek durumunda olan arkadaşlar zamanlamayı kaçırıyorlar.

BAŞKAN – Peki, efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas)– Ama, ben de çok erken söylemiş olabilirim; ancak, siz de biraz sonra oylamaya da geçecek olabilirsiniz...

BAŞKAN – Neyse, bir dengesini kurarız efendim.

Teşekkür ederim.

Şahsı adına, Sayın Aslan Polat?..Yok.

Oylamaya geçiyorum ve karar yetersayısı da arayacağım.

Maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur.

Sayın grup başkanvekilleri, kaç dakika ara verelim ?

ÖMER İZGİ (Konya) – 5 dakika efendim.

TURHAN GÜVEN (İçel) – 5 dakika Sayın Başkan.

BAŞKAN – Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 16.45

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 16.53

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 100 üncü Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Biraz evvel, 2 nci maddenin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı.

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

2. – Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/659) (S. Sayısı: 429) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.

Şimdi, 2 nci maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Elektronik cihazla oylama yapacağım.

5 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; 2 nci madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

Çalışma konuları

MADDE 3.– Kooperatif ve birlikler; ortakların ve gerektiğinde diğer üreticilerin ürünlerini daha iyi şartlarla değerlendirmek, meslekî faaliyetleri ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamak ve ekonomik menfaatlerini korumak konularında çalışırlar.

Kooperatif ve birliklerin, ilk işleme hüviyetindeki işletme ve tesisleri dışında kalan sonraki üretim aşamaları için kuracakları iktisadî işletmeler, anonim şirket statüsünde ayrı bir tüzel kişilik olarak kurulup faaliyet gösterirler.

Kooperatif ve birliklerin çalışma konuları ile ürün alım ve değerlendirme işlemlerine ilişkin esaslar örnek anasözleşmelerde gösterilir.

BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA ZEKİ ÜNAL (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 429 sıra sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerindeki görüşlerimi arz etmek üzere, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde, kooperatif ve birliklerin, ortakların, hatta, gerektiğinde diğer üreticilerin ürünlerini daha iyi şartlarda değerlendirme, meslekî faaliyetleriyle ilgili ihtiyaçlarını karşılama ve ekonomik menfaatlarını koruma amacına yönelik çalışmalarını içermektedir.

Yine, bu maddeyle, kooperatif ve birliklerin, ilk işleme hüviyetindeki işletme ve tesisleri dışında kalan sonraki üretim aşamaları için kuracakları iktisadî işletmelerin faaliyetlerini ne şekilde sürdüreceği esasa bağlanmaktadır ve bu amaçla, anonim şirket statüsünde ayrı bir tüzelkişilik olarak kurulup, faaliyet göstereceği ifade edilmektedir.

Kooperatif ve birliklerin çalışma konularıyla, ürün alım ve değerlendirme işlemlerine ilişkin esasların ise, örnek anasözleşmelerde gösterileceği belirtilmektedir.

Değerli milletvekilleri, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin ilk kuruluş yıllarının 1965'lere dayandığını ve bugüne kadar, çeşitli kanun hükmündeki kararnameler ve kanunlarla bazı statü değişikliklerine maruz kaldığını düşünürsek, bu tasarının ne kadar önemli olduğunu anlarız. Yıllardır üzerinde durulan, ancak, bir türlü neşter vurulmayan bu tasarı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve hükümet tasarısı olarak da Genel Kurula sevk edilmiştir. Esasen, tasarı, kamuoyunda, bir reform tasarısı olarak takdim edilmişse de, böyle olmadığı görülmüştür. Grup sözcülerimiz de bu durumu vurgulamışlardır. Kaldı ki, bu tasarı, IMF'nin talepleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Esasen, söz konusu yasanın, yine, IMF ile yapılan stand-by anlaşması çerçevesinde, mart ayında çıkarılması gerekiyordu ve buna bağlı olarak, Dünya Bankasından 750 milyon dolar kredi bekleniyordu. Sanırım, hükümetin beklentisine göre, bu kredi, önümüzdeki günlerde çıkacaktır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın basına yansıyan beyanatlarından anladığımız kadarıyla, üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de şudur: Mademki tarım satış kooperatifleri ve birlikleriyle ilgili günün şartlarına uygun yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur, hatta, bu ihtiyaç, yıllardır, çeşitli zeminlerde ve zamanlarda dile getirilmektedir; neden, şimdi, IMF ile yapılan anlaşma gereğince ele alınmıştır? Diğer bir ifadeyle, IMF istemeseydi, bu tasarı ele alınmayacak mıydı? Daha, dün, fonların tasfiyesiyle ilgili yasa, buradan aynı şekilde çıkmıştır.

IMF ile yapılan stand-by anlaşmasını incelediğimiz zaman, IMF anlaşması olmadan da alınması gereken bazı tedbirlerin olduğunu görüyoruz. Bizim deneyimlerimiz, birikimlerimiz, basiretimiz yok mu da, kendimiz tarafından alınması gereken tedbirler, yapılması gereken düzelemeler IMF'nin talimatları gündeme girince ele alınmaktadır. Bu durum, amme vicdanını ve millî onurumuzu rencide etmektedir.

Şahsen, bendeniz, IMF ile yapılan her anlaşmadan sonra, içimde ciddî bir sıkıntı ve burukluk hissediyorum. İlginçtir, şimdiye kadar da IMF'nin sunduğu reçetelerle hiçbir fakir ve üçüncü dünya ülkelerinin durumlarını düzelttikleri, ekonomilerini düze çıkardıkları, biriken sorunlarını çözdükleri görülmemiştir. IMF, âdeta, sorunları büyüten, hatta daha da karmaşıklaştıran bir işlev görmüştür.

Değerli milletvekilleri, 65 yıl önce çıkmış bulunan bir yasayı yürürlükten kaldırıp, yeni bir yasa getiriyoruz. Her ne kadar 733 000 ortağı bulunan tarım satış kooperatifleri ve birliklerinden bahsediyorsak da, doğrudan 4 milyon insanımızı, dolaylı olarak da 63 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bir yasa tasarısı üzerinde görüşmeler yapıyoruz. Onun için, geçmişi ve mevcut durumu, bütün yönleriyle, çok mükemmel şekilde değerlendirmeliyiz.

Sayın milletvekilleri, daha önce de ifade ettiğim gibi, bu maddeyle tarım satış kooperatifleri ve birliklerine önemli görevler yüklenmektedir. Ürünlerin daha iyi şartlarda değerlendirilmesi, üreticilerin ekonomik çıkarlarının korunması istenmektedir; ancak, bunun nasıl gerçekleştirileceği konusunda bizim ciddî şüphelerimiz ve tereddütlerimiz vardır. Gübre, tohumluk, ziraî mücadele ilaçları, sulama, tarımsal mekanizasyon gibi önemli tarımsal girdiler pahalanırken, yine IMF'nin direktifleri doğrultusunda, desteklemelerin kaldırılması gündeme gelmiş bulunmaktadır. IMF'ye sunulan niyet mektubunun 40 ıncı maddesinde, mevcut desteklemelerin çok zengin çiftçilere yaradığı, bu yüzden fakir çiftçileri hedef alan doğrudan gelir desteği sağlanacağı, 2000 yılında bir pilot programın uygulanacağı ve bunun 2002 yılı sonuna kadar tamamlanacağı ifade edilmektedir; ama, henüz somut adımlar da görülmemektedir.

Ayrıca, tarım satış kooperatifleriyle ilgili olarak, IMF ile yapılan anlaşmaya göre, geçen seneden çiftçilere ödenmesi gereken gecikmiş ürün bedellerinin ödenmesi dahil, yeniden yapılanmalarına ilişkin bir kısım maliyetlerini karşılamalarına yardım etmek için, birliklere 410 trilyon lira verileceği taahhüt edilmektedir. Şu ana kadar hangi somut adımların atıldığını, doğrusu merak ediyorum ve Sayın Bakanımızdan da, bu konuyla ilgili bir açıklama bekliyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanın ve ekibinin, bu tasarıyı, elbette ki, ülkemizin menfaatlarına aykırı bir niyetle hazırladıklarını söylememiz ve iddia etmemiz mümkün değildir. "Ekonomik ve siyasî konjonktür ile ortaklarımızın hatırı gözetilerek bu tasarıyı hazırladık" şeklindeki savunmalarını da şahsen makul görüyorum; ama, mademki demokratikleşmeden yola çıkarak, siyasî müdahalelerden uzak, uluslararası kooperatifçilik ilkelerine uygun yönetim biçimini esas almak iddiasıyla bu yasa tasarısı hazırlanmıştır, öyleyse geçmiş uygulamalar göz önüne alınarak daha mükemmel bir tasarı hazırlanabilir ve ileride, tekrar bir değişikliğe ve düzenlemeye gerek kalmazdı.

1935 yılında çıkarılan ve 1985 yılında da son şeklini alan yasa da, iyi niyetlerle, faydalı olsun, ülke ekonomisine katmadeğer sağlasın diye çıkarılmıştı; ama, maalesef, kötü yönetimler, bu kuruluşları borç batağına itmiştir. Buraların, iktidarlar için birer istihdam aracı olarak görülmesi, verimli çalışmalarını engellemiştir.

Bu tasarı, aynı zamanda, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, yaklaşık 200 trilyona varan borçlarının tasfiyesi tasarısıdır. Ayrıca, işten çıkarılacakların kıdem tazminatları da, bu tasarıyla, hazine tarafından karşılanacaktır.

Umarım, bu yasayla da aynı hatalar tekrarlanmaz, kârlı kuruluşlar olarak üreticilerimizi ihya ederler ve ülke ekonomimize katkı sağlarlar.

Bütün samimi tenkitlerimize rağmen yasalaşacak olan bu tasarının, ülkemize, üreticilerimize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, bu duygu ve düşüncelerle, hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünal.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Isparta Milletvekili Sayın Ramazan Gül.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA RAMAZAN GÜL (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 429 sıra sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarının 3 üncü maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, 3 üncü madde, çalışma konularıyla ilgili bir maddedir. Bu maddede, kooperatif ve birliklerin, ortaklar ve gerektiğinde diğer üreticilerle ilgili çalışma esasları belirtilmektedir.

Burada, bizim üzerinde durmak istediğimiz husus şudur: Bu maddeyle, tarım birliklerinin, herhangi bir icraî faaliyet gösterirken, anonim şirket statüsünde olmaları gerekir; yani, bugün, ülkemizde, diyelim ki, bir tarım birliği yeni bir tesis kuracak, yeni bir yapılanmaya gidecek, burada anonim şirket olmak konumundadır.

Değerli milletvekilleri, bu uygulama, son derece yanlış bir uygulamadır; günümüzde, bunun örnekleri çoktur. Şöyle ki: Sanayi Bakanlığına bağlı Makine Kimya Endüstrisi Kurumunda, aynı böyle bir yeniden yapılanmaya gidilmiş ve bir hayli yeni fabrikalar anonim şirket şekline getirilmiş ve anonim şirket şekline getirildikten sonra da, her anonim şirketin başına bir genel müdür, bir genel müdür muavini... Yani, sözde tasarruf olacak ve rantabl olacak denilirken, yeni birtakım bürokratik işlemlere gidilmiştir. Yani, bütçe imkânlarıyla ülkemizin kamu finansman açıklarını kapatalım derken, bu uygulamalarla yeni yeni bürokratik kadrolar ihdas edilmekte, yeni yeni makamlar verilmekte; yani, yeni yeni KİT'ler ihdas edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu yeniden yapılandırma kurulu hakkında bizim bazı tespitlerimiz vardır. Özerkleştirme olacağı ifade edilmektedir; amaç, özerkleştirme, tarım birliklerinin kendi kendilerini yönetme iddiası olarak gündeme getirilmiştir. Oysaki, bu yasa tasarısıyla, mevcut tasarıyla özerkleştirme değil, tamamıyla merkezî bir sisteme, yapılanmaya gidilmektedir. Yani, son yılların moda deyimiyle, yerinden yönetim, mahallileşme ve birtakım mahallî kararların mahallinde alınması ilkesi için... Böyle bir görüş varken, bu tasarıyla, maalesef, tam tersi bir uygulama olmaktadır.

Tarım satış kooperatif ve birliklerinin ekonomik ve idarî özerkliğe kavuşturularak çağdaş kooperatifçilik ilkesine ve piyasa koşullarında faaliyet göstermelerinin sağlanması amacıyla hazırlanan bu yasa tasarısının amaca uygun olmadığı kanaatindeyiz; çünkü, öteden beri, bu konuda çalışmalar yapılmış, bunun bir sonucu olarak da, birlikler eliyle uygulanan devlet destekleme alımlarından 1999 yılında vazgeçilmiş, bugün de yetersiz yasa çalışması tekrar gündeme getirilmiştir.

Tarım satış kooperatif ve birlikleri, elli yılın üzerinde bir geçmişe sahiptir. Kırsal kesimin en etkili, en disiplinli düzenli örgütleridir. Bu birlikler, özel hukuk tüzelkişiliğine sahiptirler; herhangi bir konut yapı kooperatifinden kanun karşısında bir farklılığı yoktur, olmaması da gerekir. Bu birliklerin sorunu, ürün alımları için açılan kredilerin önemli bir bölümünü geri ödeyememeleri ve borç yükünü kaldıramamalarından ileri gelmektedir.

Günümüzde 16 birlik bünyesinde 400'ü aşkın kooperatif ve bunlara kayıtlı 725 000'e varan ortağı, yaklaşık 4 milyonu bulan üretici kesimi ile, 15 000 civarında çalışanı doğrudan ilgilendiren bu kanun tasarısının, bu haliyle, var olan olumsuzlukları gidermesi mümkün değildir. Nitekim, tasarı incelendiğinde, hukuk tekniğine aykırı düzenlemelerin varlığı yanında, çağdaş kooperatifçilik ilkelerine uygun bir yapının oluşturulmadığı; özellikle, tarım satış kooperatif birliklerinin yeniden yapılanmasının sağlanması bahanesiyle, dört yılı aşan uzunca bir süre daha, demokratikleşme de bir yana itilerek devlet müdahalesinin devamının amaçlandığı görülmektedir. Kısacası, siyasî iktidar, bu kuruluşlardan elini çekmek istememekte, üreticinin kendi yönetim ve denetimini, öz gücünü oluşturmasına izin vermemektedir.

Tasarıda yer alan bazı düzenlemeler ülke menfaatına uygun değildir. Şöyle ki: Tasarıya göre, Bakanlık, örnek anasözleşmeler hazırlayıp Bakanlar Kurulundan geçirdikten sonra Resmî Gazetede yayımlayacaktır. Gerçekte, bu anasözleşmeler örnek olmayıp, bağlayıcı niteliktedirler. Oysa, demokratik kooperatifçilikte bu tür anasözleşmelerin yeri yoktur; çünkü, kanun hükümlerine uygun olması koşuluyla, kuruluşlar, anasözleşmelerini, gerektiğinde Bakanlıkça hazırlanacak örnek anasözleşmelerden de yararlanarak, kendileri düzenlerler. Bu konuda, devlet, emredici değil, yol gösterici konumunda olmalıdır. Dolayısıyla, tasarıda "örnek anasözleşme" ibaresi "tümü" olarak değiştirilmeli, anasözleşme düzenlemesi hususu birliklerin kendilerine bırakılmalıdır.

Ayrıca, birlikler, organize kuruluşlar olduklarından, kanunun yürürlüğe girmesini müteakip, anasözleşme için verilen dört aylık süre uzundur; kanımızca, iki aya indirilmelidir.

Birliklerin anasözleşmelerini kanuna intibak ettirebilmeleri için öngörülen 1 yıllık süre çoktur. Eğer, birlikler, bir an evvel özerkleştirilmek istiyorlarsa, bu süre "en çok dört ay" olarak değiştirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıyla, kooperatif ve birliklerin ilk işleme tesisleri dışında yeni kurulacak fabrikaların anonim şirket statüsünde kurulması ve işletilmesi yasayla zorunlu hale getirilmektedir. Biraz evvel de bunun mahzurlarını arz ve ifade ettik. Bu zorunluluk Anayasamıza aykırı bir yaklaşımdır; girişim özgürlüğüne getirilen bir kısıtlamanın ve üreticiye yönelik bir güvensizliğin mantığı yatmaktadır.

Tasarıda, yine, birlik genel müdürleri ve yardımcıları ile kooperatif müdürlerinde aranan asgarî nitelikler belirtilmektedir. Bu düzenlemeler, özerk kooperatifçilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla, söz konusu düzenleme yasadan çıkarılmalıdır.

Aynı şekilde, kooperatifler, bağlı oldukları birliğin belirleyeceği ilke ve esaslara uymakla yükümlü tutulmaktadırlar. Oysa, böyle bir zorlamanın kanunda yeri olmamalı, kooperatif ve birlik ilişkileri, bunların kendi hür iradeleriyle anasözleşmelerinde belirtilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Efendim, mikrofonunuzu açıyorum, lütfen tamamlayın.

RAMAZAN GÜL (Devamla) – Ayrıca, tasarıda yer alan ilginç düzenlemelerden biri de, tarım satış kooperatif birliklerinin yeniden yapılanması konusunda çalışma, inceleme ve önerilerde bulunmak üzere 7 üyeden oluşacak kuruldur. Kurul, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içerisinde oluşturulacak, 4 yıl süreyle görev yapacak, 6 üyesi Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Hazineden, 1 üyesi ise birliklerden olmak üzere 7 üyeden oluşacaktır.

Yapılan düzenlemeler karşısında, Yeniden Yapılandırma Kurulunun bağımsızlığından söz etmek mümkün olmayacağı gibi, nihaî tahlilde Kurul aracılığıyla da olsa, tüm inisiyatif, bugün olduğu gibi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Hazinenin bağlı olduğu devlet bakanlıklarına bırakan bu tasarı, yenilikçi, reformcu bir tasarı olarak nitelenmemektedir.

Tasarının ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Madde üzerinde, şahsı adına, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat; buyurun.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Vazgeçtim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz 3 üncü maddede "Kooperatif ve birlikler; ortakların ve gerektiğinde diğer üreticilerin ürünlerini daha iyi şartlarla değerlendirmek, meslekî faaliyetleriyle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak ve ekonomik menfaatlarını korumak konularında çalışırlar. Türkiye Tarım Satış Kooperatifleri Merkez Birliği ise, kooperatif ve birliklerin faaliyet alanına giren konularda araştırmalar yapmak, önerilerde bulunmak, danışmanlık hizmeti vermek ve gerekli durumlarda koordinasyon görevi yürütmek konularında faaliyet gösterir" denilerek, bu bölümde kooperatif faaliyetleri özetlenmektedir. En önemlisi de, ikinci bölümde, kooperatiflerin sahip olmuş olduğu işletmelerin ve fabrikaların, bir anonim şirket kurularak, bu şirketin elinin altında faaliyet göstereceği ve göstermesi gerektiği görüşü belirtilmektedir ki, bu konunun ana gövdesini teşkil etmesi bakımından, burası önemli.

Bugün, kooperatiflerin durumuna baktığımızda, 200 trilyonu aşkın bir borç yükü var. Kooperatifler borçlanmışlar, borçlular. Çiftçinin malını alıyorlar; fakat, bunun bedelini ödeme noktasında zorluk çekiyorlar ve ödeyemiyorlar. Bir tarafta da kooperatifler, bugüne kadar, kendi bünyelerinde çeşitli işletmeler oluşturmuşlar, kendi faaliyet sahalarına uygun fabrikalar kurmuşlar ve bu fabrikaları da verimli bir şekilde çalıştıramamaktadırlar.

Şimdi, bu kanun tasarısıyla, kooperatifler, elindeki fabrikaları şuraya koyuyor, borçları da bu tarafa itiyor ve Hazineye diyor ki "benim şu kadar borcum var, ben bir düzenleme getiriyorum; dolayısıyla, benim bu 200 trilyonu aşkın borcumu öde; ama, bu fabrikalarımı da kendim, bir organizasyona giderek, anonim şirketi altında yürütmeye, çalıştırmaya devam edeceğim."

Bir tarafta, enflasyonla mücadele var ve Hazinenin boynuna 200 trilyonu aşkın bir borç yükünü, halkasını geçirme düşüncesi var; diğer tarafta da kooperatifleri 200 trilyon gibi büyük meblağlı bir borç altına iten bu insanların elinin altına, emrinin altına, çeşitli düşüncelerle, anonim şirket kurarak, fabrikaları "çalıştır" diyerek, verme düşüncesi var. Bu insanlar başarılı olsaydı, zaten, kooperatifleri ayakları üzerinde durur hale getirebilirlerdi. Hangi zihniyet ve düşünceyle, siz, kime ve nasıl anonim şirket kurduracak ve ondan sonra, milyarlarca, hatta, trilyonlarca lira değerindeki fabrikaları, bu insanların veya hangi insanların yönetimine vereceksiniz?! Kooperatifler ki, bugün bile, şu an bile, iktidarda olan siyasî partilerin zihniyetlerine sahip -ya ilçe başkanıdır ya il başkanıdır veya milletvekilliğini kazanamamış bir arkadaşımızdır- kişilerin yönetimine verilmiştir, onların gönlü alınmak için belli yerlere getirilmiştir ve halen, kooperatifler, kör topal süründürülmektedir. Anonim şirket kurdurulacak ve bu anonim şirketlerle nereye kadar gidecektir?

Kaldı ki, günümüzde, hükümetler, özelleştirme diye bir konuyla ilgileniyor, dünya ilgileniyor. Dünkü komünist Doğu Avrupa ülkeleri, özelleştirme konusunda, bizden yüz adım, beşyüz adım ileride; ellerindeki fabrikaları, işletmeleri özelleştirmişler; hatta, Batı ülkeleri, gelip onlara sahip olmuşlar veya şirketlerini, işletmelerini almış, daha verimli, daha ucuz diye bu ülkelere taşımışlardır; işçilik ucuz, vergi muafiyeti var diye taşımışlardır. Dünya özelleştirmeyle, Türkiye de halen şu anda özelleştirmeyle iç içeyken, uğraşırken, bu fabrikaları, yeniden devletin elinde veya siyasî iktidarların elinin altında, anonim şirketler kurdurmak suretiyle, devletçi zihniyetle nasıl yürüteceğiz, nasıl idare edeceğiz, bunun tartışılması ve konuşulması gerekir düşüncesindeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ünal.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – Peki efendim, buyurun, açıyorum.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Devamla) – Kooperatifler, çiftçilere hizmet edecekler. Ben, gerek Tarım ve Köyişleri Bakanımıza gerekse Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımıza, kaç defa sözlü ve yazılı soru önergesi verdim. Düziçi İlçemizde, 40 000 dönümü aşkın 50 000 dönüme yakın arazi, şu anda sulanamıyor. Oradaki, devletin milyarlarca liralık para harcamasıyla yapılmış olan su kuyuları, vurulmuş olan su kuyuları çalışmıyor ve buna, bu hükümet el atmıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanımız burada sözlü soru önergesi verdim, yazılı soru önergesi verdim. İnşallah, önümüzdeki hafta, çiftçilerimiz bir heyet olarak gelecekler, konuyu, gerek Başbakan Yardımcımıza gerek Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımıza gerekse Tarım ve Köyişleri Bakanımıza iletecekler. İnşallah, şu problemler, çiftçimizin problemleri çözülür. Halen, çiftçilerimiz, yine, Ziraat Bankasına, Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçtan dolayı hapse girmektedirler.

Ben, bu kanun tasarısının ve bilhassa, bu anonim şirket mevzuunun çok iyi gözden geçirilmesini arzu ediyorum.

Bu dileklerle, bu kanun tasarısının hayırlı olması dileklerimle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ünal.

Şahsı adına, Tokat Milletvekili Sayın Ali Şevki Erek; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) – Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 429 sıra sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Yasa Tasarısı üzerinde kişisel görüşlerimi Yüce Heyetinize arz etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, kişisel olarak, çok net ve kesin olarak ifade edeyim ki, bu yasa tasarısıyla, arzulanan amaca ulaşılamayacaktır ve hemen, yine, kesinlikle belirteyim ki, rantabl olması doğrultusunda fevkalade büyük bir ıslahata ihtiyaç gösterdiğine inandığımız bu kooperatiflerin, gerçekten, yeniden yapılanması, yeniden ele alınması, düzeltilmesi, şu anda, Türkiye cumhuriyetinin yürürlükte olan mevzuatıyla -tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin tabi olduğu mevzuat dahil, genel hükümler, özel hükümler itibariyle- bugün elde bulunan mevzuatla mümkündür, kesinlikle mümkündür.

Hemen bir şey söyleyeyim. Değerli Bakanımız, genç Bakanımız, burada görüşerek yeniden yapılandırmayı verdiğimiz bir üst kurulu, bugünkü mevzuatla kurma imkânına sahip midir, değil midir? Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanı, 4 değerli bürokratı seçecek, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Sayın Devlet Bakanı 2 değerli bürokratı seçecek, birlikler de 1 değerli temsilciyi seçecek, 7 kişiden Yeniden Yapılandırma Kurulu oluşacak; bunlar, oturacaklar, dört yıl boyunca, yeniden Amerika'yı keşif için bir mesai sarf edecekler. Alt kurullar oluşacak, huzur hakları verilecek...

Değerli arkadaşlarım, bütün samimiyetimle ifade ediyorum; bu tasarıya, ben, kişisel olarak, inanarak, bilerek ret oyu vereceğim. inşallah, ileride, dört sene sonra görüşeceğiz; gelinen noktada, hiçbir şey elde etmiş olmayacağız. Muhalle uğraştığımız kanaatindeyim; affedersiniz, abesle iştigal ettiğimiz kanaatindeyim.

Akıl için yol birdir. 16 tane birlik var, 400'ü aşkın kooperatif var, 735 000 üyesi var, 15 000-20 000 çalışanı var; batırmışız, batmış, bugünlere gelmiş, ödeme imkânını kaybetmiş, rantabilitenin esamesi yok; bunun için yepyeni bir 10 maddelik yasa tasarısı getiriyoruz, biz bunları düzelteceğiz diyoruz; sanki, gökten adam indirecekmişiz gibi, 7 kişilik bir üst kurula bu meseleyi havale ediyoruz; bir de üstüne üstlük, yarın, ileride, şöyle bir mazeretin arkasına sığınma da imkân dahiline girecektir: Ne yapalım, kurula verildi, kurul bunu yeniden yapılandıracaktı, ürünleri değerlendirecekti, yeniden meseleyi ortaya koyacaktı... Her şeyden evvel, bir anonim şirket kaydını nasıl koyarız buraya?! İşin uygunu, rantabilitesi, serbest ekonominin şartları hangi şirketin kurulmasını gerektiriyorsa onu kurar. Anonim şirketle, yeni yeni KİT'lere imkân açacağız.

Her konuda, ana sözleşmeye başvurulur... Kim yapıyor ana sözleşmeyi; siyasî iktidar. Siyasî iktidarın elinde, bunu düzeltmek için, şu anda arzu ettiği yetkilerin tamamı, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında fazlasıyla var.

Bu bakımdan, kişisel olarak, bu yasa tasarısının hiçbir şey getirmeyeceğini burada ifade ediyorum. Şüphesiz ki, iyi niyetle hazırlamıştır Sayın Bakan ve değerli Bakanlık mensupları; ama, sevgili arkadaşlarım, bugün, Türkiye Cumhuriyetinde, dağlar gibi, aşılması fevkalade zor olan bir tarım meselesi vardır, bir çiftçi meselesi vardır. Pamukçu, pancarcı, fındıkçı, ayçiçekçi eli böğründeyken, domatesçi, biberci eli böğründeyken, doğru dürüst girdileri temin edememişken, bir mazota bir yıl boyunca yüzde 170 zamla, Avrupa Birliği dengelerini ve dışarının fiyatlarını arama çabasında hayalî olarak uğraşırken...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açıyorum Sayın Erek; buyurun efendim; lütfen tamamlayın...

ALİ ŞEVKİ EREK (Devamla) – Anadolu'da bir laf vardır -çok affedersiniz- esas işi bırakıp, onun semeriyle uğraştığımız kanaatini taşıyorum.

Her şeye rağmen, eğer çıkarsa, yanılmayı tercih ediyorum, yanılmayı kesin tercih ediyorum; yanılmamızın, bizleri mutlu edeceğini, şahsımı mutlu edeceğini Yüce Heyete arz ediyorum. Her şeye rağmen, hayırlı ve uğurlu olması niyetiyle, Yüce Heyeti sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (DYP, ANAP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erek.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunacağım; ancak, 3 üncü maddenin oylamasından önce yoklama talebinde bulunulmuştur.

Şimdi, yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin salonda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim ve daha sonra da elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Sayın Şener?.. Burada.

Sayın Candan?.. Burada.

Sayın Akgönenç?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Peki Sayın Erbaş.

Sayın Budak?.. Burada.

Sayın Ateş?.. Burada.

Sayın Öztek?.. Burada.

Sayın Canbay?.. Burada.

Sayın Ünal?.. Burada.

Sayın Ünal?.. Burada.

Sayın Geçer?.. Burada.

Sayın Aktaş?.. Burada.

Sayın Seyda?.. Burada.

Sayın Batuk?.. Burada.

Sayın Arslan?.. Burada.

Sayın Karakaya?.. Burada.

Sayın Oğuz?.. Burada.

Sayın Özyol?.. Burada.

Sayın Açba?.. Burada.

Sayın Sobacı?.. Burada.

Sayın Ulucak?.. Burada.

Sayın Güler?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Pusulalar kontrol edilsin...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Pusulalar kontrol ediliyor galiba...

BAŞKAN – Pusulalar kontrol ediliyor efendim.

BEKİR SOBACI (Tokat) – Ama, mükerrer de olabilir Sayın Başkan; hem elektronik oy hem yazılı pusula olmasın.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gönderilen oy pusulalarını kontrol edeceğim:

Emre Kocaoğlu?.. Burada.

Adnan Uçaş?.. Burada.

Ahmet Zamantılı?.. Burada.

Ersin Taranoğlu?.. Burada.

Ahmet Mesut Yılmaz?.. Burada.

Hasan Kaya?..

Orhan Bıçakçıoğlu?..

Ali Gebeş?.. Yok.

Abdulsamet Turgut?..

Ömer Üstünkol?..

Şükrü Yürür?.. Burada.

Cemal Özbilen?.. Burada.

Abdulbaki Erdoğmuş?.. Burada.

Kürşat Eser?..

Müjdat Kayayerli?..

Salih Dayıoğlu?..

Yaşar Öztürk?..

Cezmi Polat?..

Mücahit Himoğlu?..

Mehmet Ay?.. Burada.

Aydın Gökmen?..

Denli Karaca?.. Burada.

Uluç Gürkan?.. Burada.

Ali Günay?..

Toplantı yetersayımız yoktur.

Sayın Grup Başkanvekilleri, ne kadar ara vermeyi önerirsiniz efendim?

ÖMER İZGİ (Konya) – Saat 18.00'e kadar ara verelim efendim.

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – 15 dakika ara yeterli.

BAŞKAN – Saat 18.00'de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.45

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 18.00

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 100 üncü Birleşimin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Daha önce yapılan yoklamada toplantı yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yeniden, elektronik cihazla yoklama yapacağım ve yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, yoklama sırasında cihaza giremeyen arkadaşlarımız, evvela Başkanlığa hitap edecek "ben cihaza giremiyorum" diyecek. Başkanlık, kendisine görevli arkadaşı gönderecek. Sonra, bunun altından çok pislikler çıkar. Yani, oraya kâğıt göndermekle olmaz ki. Arkadaşımız cihaza giremiyorsa, orada ismi belirlenecek. Arkadaşlarımızın yarısı kâğıt gönderiyor; böyle bir usul görmedik.

BAŞKAN – Efendim, gönderilen kâğıtları kabul etmeyelim mi Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Etmeyin tabiî.

BAŞKAN – Peki, şu anda sizi Genel Kurul Salonunda var mı kabul edeceğiz, yok mu kabul edeceğiz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yoklamaya girdim ben. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – O zaman, Fazilet Partisine mensup arkadaşlarımı da var kabul edersem -ki, yoklamaya dahil olmadılar- o zaman toplantı yetersayımız vardır. Eğer arkadaşlarımız uygun görürse, çalışmaya bir saat daha devam edelim. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Yoklama yapıyorsun Sayın Başkan, olur mu öyle şey.

BAŞKAN – Takdirinize bırakıyorum, sizi görüyorum karşımda, yoklamaya girmediniz, tuşlara dokunmamışsınız; ama, ben, sizleri görmek suretiyle bu sayının burada olduğunu tespit edebilirim. Çünkü, salonda bulunuyorsunuz... (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Şener, takdirinize bırakıyorum, sizi burada görüyorum. Eğer Meclisin çalışmasının doğru bir yol olduğu kanaatindesiniz... Toplantı yetersayısı, sizinle beraber var görünüyor... "Hayır" diyorsanız, gereğini yaparım...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, bir işlem yapılırken şekil şartı esastır. Yoklamanın nasıl yapılacağı, nasıl tespit edileceği İçtüzükte belirlenmiştir. Dolayısıyla...

BAŞKAN – Sayın Şener, çalışma süremizin bitmesine zaten 50 dakika kaldı; eğer, uygun görürseniz Fazilet Partili arkadaşlarımı da burada var kabul etmek suretiyle toplantıyı açabilirim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, bu, İçtüzükteki şekil şartına uygun değil ki! Yani, yoklamanın nasıl yapılacağı, var olanların nasıl tespit edileceği belirlenmiş.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır... İsterseniz evdekileri de sayalım Sayın Başkan.

BEKİR SOBACI (Tokat) – Yoklamaya niye müracaat ediyorsunuz, ilk anda bakardınız Genel Kurula, kararınızı verirdiniz. Niye yoklama için süre veriyorsunuz o zaman? (Gürültüler)

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Efendim, saat 20.00'de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.12

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 20.00

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 100 üncü Birleşimin Beşinci Oturumunu açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Daha önce yapılan yoklamada toplantı yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yeniden, elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

ALİ IŞIKLAR (Ankara) – Yoklama isteyenler burada yok...

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur.

Grup başkanvekilleri, ara verme konusunda ne düşünüyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, daha önceki uygulamalarımız var... (DSP ve MHP sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar, lütfen... İçtüzüğü ifade ediyorum... Bir dakika...

Bu üçüncü yoklama... Meclis tüzükle idare edilir, hatırla değil.

Sayın Başkan, daha önceki uygulamalarımızda, eğer ilk iki yoklamada çoğunluk yoksa, Genel Kurulu kapatıyorduk.

Sayın Başkan, burada, gelenek haline gelen uygulamalar var; rica ediyorum... Grup başkanvekilleriyle ilgisi yok...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – 20 dakika Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, olmaz bu; yani, toplantı yetersayısı yoksa birleşimi kapatacaksınız.

Sayın Başkan, daha önceki uygulamalarımız böyle. Sabah oturumunda, ilk iki yoklamada çoğunluk yoksa, hani, gece oturumu için de Genel Kurul karar aldığı için oturumu açıyorduk, eğer bunda da çoğunluk yoksa birleşimi kapatıyorduk Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bugün gece oturumunu ilk defa açıyoruz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim...

Bakın, İçtüzük açık. Üst üste yapılan iki yoklamada çoğunluk yoksa birleşim kapatılır; ama, siz İçtüzüğü tanımıyorsanız, o başka bir olay.

Efendim, lütfen... Yani, bunun kurallarını uygulayalım Sayın Başkan. Koalisyonun çoğunluğu var; eğer 351 kişi gelip 184'ü bulamıyorsa, lütfen, bunu uygulayın efendim.

Birleşimi kapatmanız lazım; aksi takdirde, keyfî hareket edersiniz...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 30 Mayıs 2000 Salı günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.11

V. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, GSM ihalelerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1821)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların değerli Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının delaletinizle temini talep olunur. 14.4.2000

Saygılarımla. Ahmet İyimaya

Amasya

Sorular:

1. Daha önceki GSM ihaleleri ile 12.4.2000 tarihinde gerçekleşen ihale arasındaki fahiş görünen bedel farkının nedenleri nelerdir?

2. Önceden gerçekleşen ihalelerin muhtemelen kapsamı dışında kalan aboneliklerin devri sebebiyle bir bedel takdiri ve tahsili yapılmış mıdır?

3. Gerek somut önceki sebepler ve gerekse ihalenin tekemmülünden sonra gelişen ve en son ihale bedeli ile realize olan fark ve şartlar değişimine bağlı olarak, sürekli edim ilişkisi doğuran gerçekleşmiş ihale ve akitleri gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda İnprevition (clausula rebus sic stantibus/ ilişkiyi değişen şartlara uyarlama) kurumunu işletecek misiniz? Bu yolla kamusal zararı gidermeyi öngörüyor musunuz?

4. Bundan sonraki sözleşmelere, imprevision (gözden geçirme) kaydını koyacak mısınız?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı: B.11.0.APK.0.10.01.21.EA/806-14641

Konu: Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya’nın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığının 28.4.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1821-5138/12274 sayılı yazısı.

Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya’nın 7/1821-5138 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya’nın 7/1821-5138 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular:

1. Daha önceki GSM ihaleleri ile 12.4.2000 tarihinde gerçekleşen ihale arasındaki fahiş görünen bedel farkının nedenleri nelerdir?

2. Önceden gerçekleşen ihalelerin muhtemelen kapsamı dışında kalan aboneliklerin devri sebebiyle bir bedel takdiri ve tahsili yapılmış mıdır?

3. Gerek somut önceki sebepler ve gerekse ihalenin tekemmülünden sonra gelişen ve en son ihale bedeli ile realize olan fark ve şartlar değişimine bağlı olarak, sürekli edim ilişkisi doğuran gerçekleşmiş ihale ve akitleri gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda İnprevition (clausula rebus sic stantibus/ ilişkiyi değişen şartlara uyarlama) kurumunu işletecek misiniz? Bu yolla kamusal zararı gidermeyi öngörüyor musunuz?

4. Bundan sonraki sözleşmelere, imprevision (gözden geçirme) kaydını koyacak mısınız?

Cevap:

GSM-900 işletmesi lisans devri, 10.6.1994 tarihli 4000 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce GSM-PAN Avrupa Mobil Telefon Sistemi konusunda PTT Genel Müdürlüğü ile Operatörler arasında imzalanan Gelir Paylaşımı esasına dayalı sözleşmenin lisansa geçişle ilgili hükümlerini kapsayan 15 inci maddesi uyarınca yapılmıştır.

Bu Operatörlerden alınan lisans bedeli ise, GSM Lisans Değer Tespit Komisyonunca belirlenmiş olup, 19.8.1997 tarih ve 9833 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de kararlaştırılmıştır.

Mevcut GSM-900 Operatörleri ile Bakanlığımız arasında imzalanan sözleşmelerle herhangi abone devri yapılmamış, Gelir Paylaşımına Dayalı Sözleşmenin lisansa dönüştürülmesi sağlanarak 25 yıllığına frekans kullanım hakkı kiralanmış ve bu yolla da her operatörden 500 milyon ABD Doları lisans bedeli alınmıştır.

GSM-1800 Sayısal Hücresel Mobil Telefon sisteminin kurulması ve işletilmesine ilişkin lisans verilmesi işi için yapılan ihalede ortaya çıkan lisans bedeli, sektördeki gelişmeye ve tahmini pazara göre yapılan araştırma ve beklentilere göre belirlenmiştir. Operatörler ile imzalanan ve imzalanacak sözleşmeler, sektördeki gelişmelere, yapılanmaya ve talebe göre yeniden gözden geçirilebilecektir.

Ayrıca, Telsim ve Turkcell firmalarıyla imzalanan imtiyaz sözleşmeleri ile ilgili olarak TBMM tarafından Meclis soruşturması açılmıştır. Fiyat belirleme ile ilgili rapor ve dökümanların da incelenerek, konuyu açıklığa kavuşturacak olan soruşturma halen devam etmektedir.

2. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Esenboğa Havalimanı danışma bürolarında görevli personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1823)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 12.4.2000

Zeki Ünal

Karaman

Şanlıurfa’dan gelecek yolcularımı karşılamak üzere 11 Mart 2000 tarihinde Esenboğa Havalimanı iç hatlar salonunda beklerken uçağın Şanlıurfa’dan saat kaçta kalktığını; danışma bürosundan öğrenmek istedim.

Saat 12.45’de büroya giderek, oradaki görevliye sordum. O da “Kalkış saatini yolcu hizmetler servisinden öğrenebilirsiniz” dedi. Oraya gittim, servisteki görevli bayan, bilgisayara bakarak Şanlıurfa uçağının 10.15’de kalkması gerektiğini, bunun dışında bilgileri olmadığını ifade etti. Anlaşılan iki saatlik rötardan Yolcu Hizmetleri Servisinin haberi yoktu. Aynı görevliye telefonla öğrenmek mümkün değil mi diye sordum. O da umursamaz bir eda ile mümkün değil dedi. Kimliğimi öğrenince sağolsun bana pratik bir yol gösterdi ve istediğim bilgileri VİP’den öğrenebileceğimi söyledi. Teşekkür ettim.

Sorularım şunlardır:

1. Danışma bürolarında istihdam ettiğiniz görevlilerin maaşı nedir?

2. Danışma büroları basit bir soruya cevap vermekten aciz iseler, oradaki görevliler maaşlarını hangi hizmetlerinin karşılığı almaktadırlar?

3. Yolcu Hizmetler Servisinin Şanlıurfa’dan kalkan uçağın kalkış saatini ve iki saatlik rötarını bilmemesi olağan bir durum mudur? Öyle ise, bu servisin esas fonksiyonu nedir?

4. VIP, yolcu hizmetleri servisinin bir alt seksiyonu mudur? Öyle değil ise, neden öğrenmek istediğim bilgileri ancak oradan alabileceğimi söylemişlerdir? Bu durumu, bakanlığınızın yönetim anlayışı ile bağdaştırmak mümkün müdür?

5. Basit bir bilgiyi vermekten imtina eden, sorumsuz, lakayıt ve bilgisiz görevliler hakkında ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı: B.11.0.APK.0.10.01.21.EA/807-14645

Konu: Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: A) TBMM Başkanlığının 28.4.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1823-5140/12302 sayılı yazısı.

B) Başbakanlığın 3.5.2000 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-213-4/2151 sayılı yazısı.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın Sayın Başbakanımıza yönelttiği 7/1823-5140 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın 7/1823-5140 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Şanlıurfa’dan gelecek yolcularımı karşılamak üzere 11 Mart 2000 tarihinde Esenboğa Hava-limanı iç hatlar salonunda beklerken uçağın Şanlıurfa’dan saat kaçta kalktığını; danışma bürosundan öğrenmek istedim.

Saat 12.45’de büroya giderek, oradaki görevliye sordum. O da “Kalkış saatini yolcu hizmetler servisinden öğrenebilirsiniz” dedi. Oraya gittim, servisteki görevli bayan, bilgisayara bakarak Şanlıurfa uçağının 10.15’de kalkması gerektiğini, bunun dışında bilgileri olmadığını ifade etti. Anlaşılan iki saatlik rötardan Yolcu Hizmetleri Servisinin haberi yoktu. Aynı görevliye telefonla öğrenmek mümkün değil mi diye sordum. O da umursamaz bir eda ile mümkün değil dedi. Kimliğimi öğrenince sağolsun bana pratik bir yol gösterdi ve istediğim bilgileri VIP’den öğrenebileceğimi söyledi. Teşekkür ettim.

Sorularım şunlardır:

1. Danışma bürolarında istihdam ettiğiniz görevlilerin maaşı nedir?

2. Danışma büroları basit bir soruya cevap vermekten aciz iseler, oradaki görevliler maaşlarını hangi hizmetlerinin karşılığı almaktadırlar?

3. Yolcu Hizmetler Servisinin Şanlıurfa’dan kalkan uçağın kalkış saatini ve iki saatlik rötarını bilmemesi olağan bir durum mudur? Öyle ise, bu servisin esas fonksiyonu nedir?

4. VIP, yolcu hizmetleri servisinin bir alt seksiyonu mudur? Öyle değil ise, neden öğrenmek istediğim bilgileri ancak oradan alabileceğimi söylemişlerdir? Bu durumu, bakanlığınızın yönetim anlayışı ile bağdaştırmak mümkün müdür?

5. Basit bir bilgiyi vermekten imtina eden, sorumsuz, lakayıt ve bilgisiz görevliler hakkında ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

Cevap:

Havalimanlarında, Türk Hava Yolları personeli de dahil çeşitli Kamu Kuruluşlarının personeli görev yapmaktadır. Danışma bürolarında görevli olup Bakanlığımız ilgili kuruluşu Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü personelinin ücretleri, öğrenim ve hizmet durumlarına göre 250 milyon TL. ile 275 milyon TL. arasında değişmektedir.

Havalimanlarındaki DHMİ birimleri, rötarlı günlerde uçağın ne zaman uçuşa verileceğinin bilgisini, THY A.O.’dan bilgi geldikten sonra vatandaşa verebilmektedir.

Türk Hava Yolları A.O. Genel Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırma sonucunda; 11 Mart 2000 günü uzun bayram tatilinin son günü olması nedeniyle oldukça yoğun ve rötarlı bir gün yaşandığı, aynı gün telefon hatlarındaki arıza nedeniyle sistemlerin zaman zaman çalışmamış olduğu, Şanlıurfa’ya geç intikal edip bu nedenle 2 saat rötarla kalkan TK 767 sefer numaralı uçağın Şanlıurfa’dan saat 12:46’da çekilen kalkış mesajının Ankara’daki THY ünitelerine saat 13:09’da intikal ettiği, Ankara’ya tarifeli inişi 11:45 olan bir uçağın kalkış mesajının 13:09’da alınması, görevlilerin uçağın rötarlı kalktığı bilgisine geç ulaşmasına sebep olduğu ve bilgisizlik olarak algılanan durumun bundan meydana geldiği öğrenilmiştir.

Ayrıca, yolcu ile doğrudan muhatap olan THY personeli sürekli eğitime tabi tutulmakta, davranışlarında kusur görülen, görevini layıkı ile yapmayan personele gerekli uyarılar yapılmakta ve bu tür konuların üzerinde titizlikle durulmaktadır.

3. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan’ın cevabı (7/1883)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Hüsamettin Özkan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

20.4.2000

S. Metin Kalkan

Hatay

1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 25.5.2000

Başbakan Yardımcılığı

Sayı: B.02.0.002/40/0888

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi: 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1883-5212/12534 sayılı yazıları.

Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın tarafıma tevcih ettiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen 7/1883-5212 esas no.lu yazılı soru önergesine ilişkin cevap ekte verilmiştir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

H. Hüsamettin Özkan

Devlet Bakanı ve

Başbakan Yardımcısı

Hatay Milletvekili Sayın Metin Kalkan’ın Soru Önergesi

Soru 1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

Soru 2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

Soru 3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

A- Bakanlığım İlgili Kuruluşu T. Halk Bankası’nın İl’deki Yatırımlarına İlişkin Bilgi:

Türkiye Halk Bankası Hatay İlindeki esnaf-sanatkârla, KOBİ’ler ve sanayici -iş adamlarına ve girişimcilere ilde ve ilçelerinde mevcut 11 şubesinde görev alan 162 deneyimli ve aktif personeli ile hizmet sunmaktadır.

Halk Bankası, Hatay il ve ilçelerinde toplam 16 kooperatife bağlı 19119 kooperatif ortağına 1998 yılında 4.7 trilyon lira, 1999 yılında 6.7 trilyon lira plasman tahsis etmiş, Mayıs 2000 tarihi itibariyle de 7.1 trilyon lira plasman aktarmıştır.

Hatay İlinde KOBİ’lere kullandırılan krediler 1998 yılında 2.2 trilyon liraya, 1999 yılında 3.4 trilyon liraya ve Nisan/2000 tarihi itibariyle de 3.7 trilyon liraya ulaşmıştır.

KOBİ Teşvik kararnamesi ile Acil Destek Kapsamında bulunan illerimizdeki KOBİ’lere 75 milyar lira limiti, 4 yıl vadeli ve % 20 faizli kredi imkanı sağlanmış ve bu kapsamda Acil Destek İlleri arasında yer alan Hatay İlimiz KOBİ’leri de, bu kredilerden bu koşullarda yararlandırılmış ve bugüne kadar KOBİ Teşvik Fonu kredisinden Hatay İlinde toplam 58 firmaya 1 358 milyar liralık kredi kullandırılmış ve 359 yeni istihdam sağlanmıştır.

Halkbank’ın İlin potansiyelini harekete geçirmek için kullandırdığı toplam kredileri ise, 1998 yılında 7.9 trilyon lira iken, 1999 yılında 11.6 trilyon lira, Nisan/2000 tarihi itibariyle de 12.1 trilyon liraya ulaşmıştır.

DPT Müsteşarlığınca 1999 yılı Yatırım Programında başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Kalkınmada Öncelikli Yörelerdeki yatırımlara öncelik verileceği belirtilmektedir. Bunun dışında, yapılmasında aciliyet arz eden şube hizmet binalarının idame ve yenileme işlemlerine öncelik tanınmıştır. Bu nedenle, 1999 yılında, Hatay İlinde bulunan Halkbank binaları için idame, yenileme veya yeni yatırım yapılamamıştır.

Hatay İlinde, otomasyonda olmayan Halkbank şubeleri otomasyona geçilerek ilde bulunan tüm şubeler bilgisayar ortamında hizmet vermektedirler. Bu ilde, 7 şubede faaliyette bulunan ATM makinaları halkımızın hizmetindedir. Söz konusu İlin 2 ilçesinde bulunan 2 şubenin hizmet binaları 2000 yılı yatırım porgramında idame, yenileme ve tamamlama yapılacak hizmet binaları arasında yer almakta olup, DPT müsteşarlığınca verilen ödenek çerçevesinde idame ve yenileme yatırımı yapılması söz konusu olabilecektir.

B) Bakanlığım Bağlı Kuruluşu Diyanet İşleri Başkanlığının İl’deki Yatırımları Hakkında Bilgi:

1. 2000 Yılı Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinde Hatay İline 5 000 000 000 TL. ödenek ayrılmıştır. Bu ödenek İskenderun Müftülüğü hizmet binası yapımında kullanılacaktır.

2. 1999 Yılı Bütçesinde İskenderun Müftülüğü hizmet binası için 3 000 000 000 TL. ödenek ayrılmış olup, 1 000 000 000 TL.’si kullanılmıştır.

3. Hatay İlimizde başka bir yatırım bulunmamaktadır.

4. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1891)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımı Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 20.4.2000

S. Metin Kalkan

Hatay

1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı: B.11.0.APK.0.10.01.21.EA/808-14650

Konu: Hatay Milletvekili Sayın S. Metin Kalkan’ın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-5431 sayılı yazınız.

Hatay Milletvekili S. Metin Kalkan’ın 7/1891-5220 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Hatay Milletvekili Sayın S. Metin Kalkan’ın 7/1891-5220 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular:

1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

Cevap:

Bakanlığımız Merkez Teşkilâtı ile İlgili Kuruluşlarınca, Hatay İlinde yürütülen yatırım projeleri ve 2000 Yılı için ayrılan ödenekler ile 1999 yılı ödenek kullanımı şu şekildedir.

– DLHİnşaatı Genel Müdürlüğü (Genel Bütçe) : 2000 Yılı Yatırım Programı kapsamında;

Samsun-İskenderun Demiryolu Fizibilite Etüdü projesi için 168 milyar 470 milyon TL., Işıklı-Konacık Balıkçı Barınağı ve Dörtyol Balıkçı Barınağı projelerinin her birine 118 milyar 920 milyon TL. olmak üzere üç projeye toplam 406 milyar 310 milyon TL. yatırım ödeneği ayrılmıştır.

1999 yılında Samsun-İskenderun Demiryolu Fizibilite Etüdü için 111 milyar 500 milyon TL., Işıklı-Konacık Balıkçı Barınağı için 95 milyar TL. ve Dörtyol Balıkçı Barınağı için 145 milyar TL. ayrılmış olup, bu ödeneklerin tamamı kullanılmıştır.

Samsun-İskenderun Demiryolu Fizibilite Etüdü 2000 yılında, Dörtyol Balıkçı Barınağı 2001 yılında ve Işıklı-Konacık Balıkçı Barınağı inşaatı 2002 yılında tamamlanması planlanmıştır.

– Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğü: 2000 Yılı Yatırım programı kapsamında;

43450 hatlık sayısal santral kapasite ilavesi, 304 hatlık alan tipi santral kapasite ilavesi, 150 km.’lik Fiber-Optik Kablo tesisi, 14 adet Radyo Link Alıcı-Verici kurulması, 5000 abonelik kablosuz telefon sistemi kurulması ve Transmisyon Sistemleri (9960 Kanalucu) ilavesi Projeleri için toplam 5 trilyon 665 milyar TL. ödenek ayrılmıştır.

1999 yılında Hatay İline yatırım programı kapsamında toplam 3 trilyon 123 milyar TL. ödenek tahsis edilmiş olup tamamı harcanmıştır.

Telekomünikasyon yatırımları bir yıllık projeler olarak planlanmaktadır. Başlanmış yatırımların kısa zamanda bitirilerek hizmete verilmesi öncelikli hedefimiz olup, ihtiyaç olması halinde ilave ödenek verilebilecektir.

– PTT Genel Müdürlüğü: 2000 Yılı Yatırım Programı kapsamında;

Posta İşletmesi Bilgi İşlem Sistemleri, İdame-Yenileme, Makine ve Teçhizat Alımı ile Posta Hizmetlerinin Mekanizasyonu ve Otomasyonu projesi kapsamında otomasyona açılması planlanan Altınözü, Belen, Erzin, Hassa, Kırıkhan, Kumlu, Payas, Reyhanlı, Samandağ ve Yayladağ Merkezleri için toplam 127 milyar 253 milyon TL.’lık yatırım planlanmış ve bu ödenekler çereçvesinde yıl sonu itibariyle yatırımların tamamının gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.

1999 yılında Hatay İline yatırım programı kapsamında toplam 31 milyar 719 milyon TL. ödenek tahsis edilmiş olup yıl sonu itibariyle 725 milyon TL.’lık kısmı kullanılmıştır.

Hatay İline 2000 yılı yatırım programı kapsamında öngörülen ödenekler çerçevesinde, yıl sonuna kadar yatırımların tamamlanması planlanmıştır.

– TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü: 2000 Yılı Yatırım Programı kapsamında; İskenderun İstasyonunda 1 adet makas yenilemesi, İskenderun-Toprakkale hattı 51+110 Km.’de mevcut 2,40 metrelik köprünün yıkılarak yerine 8.00 metrelik serbest açıklıklı betonarme köprü yapımı, Hatay (Yakacık) hat tevsiatı ve altyapı yapımı, Gar, İstasyon, Diğer Hizmet Binaları ve Tesislerinin bakım ve onarım işleri ile İskenderun Limanında yapılacak muhtelif yatırımlar için toplam 3 trilyon 973 milyar TL.’lık yatırım planlanmış ve bu ödenekler çerçevesinde yıl sonu itibariyle yatırımların tamamının gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.

1999 yılında Hatay İline yatırım programı kapsamında 17 milyar 205 milyon TL. ödenek tahsis edilmiş olup, bunun 8 milyar 776 milyon TL.’lık kısmı harcanmıştır.

5. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp’in, demiryollarının iyileştirilmesi çalışmalarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1916)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirttiğim soruların Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu arz ederim. 21.4.2000

Saygılarımla. Teoman Özalp

Bursa

1. Demiryolları iyileştirme çalışmaları hususunda Bakanlık olarak hangi çalışmaları yapmaktasınız?

2. Yap-İşlet-Devret modelini demiryolları yatırımları içinde uygulamanız mümkün müdür?

3. Bandırma-Bursa-Osmaneli-Ayazma-İnönü arasında kurulacak çift hat demiryolunun bir an önce yapılması şarttır. Bu projenin tamamlanması için gerekli ödeneğin sağlanması hususunda bir çalışmanız mevcut mudur? Yap-İşlet-Devret modeli ile bu projenin hızlandırılması sağlanabilir mi?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı: B.11.0.APK.0.10.01.21.EA/811-14653

Konu: Bursa Milletvekili Sayın Teoman Özalp’in yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-5431 sayılı yazınız.

Bursa Milletvekili Sayın Teoman Özalp’in 7/1916-5245 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Bursa Milletvekili Sayın Teoman Özalp’in 7/1916-5245 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular:

1. Demiryolları iyileştirme çalışmaları hususunda Bakanlık olarak hangi çalışmaları yapmaktasınız?

2. Yap-İşlet-Devlet modelini demiryolları yatırımları içinde uygulamanız mümkün müdür?

3. Bandırma-Bursa-Osmaneli-Ayazma-İnönü arasına kurulacak çift hat demiryolunun bir an önce yapılması şarttır. Bu projenin tamamlanması için gerekli ödeneğin sağlanması hususunda bir çalışmanız mevcut mudur? Yap-İşlet-Devret modeli ile bu projenin hızlandırılması sağlanabilir mi?

Cevap:

Demiryollarının, Ülkemizin sanayi ve nüfusundaki gelişmelere paralel olarak artan taşıma talebine cevap verebilmesi ve diğer taşıma sistemleri ile rekabet edebilmesini sağlamak amacıyla özellikle altyapı yatırımlarına büyük önem verilmektedir.

Bu bağlamda altyapının iyileştirilmesi amacıyla;

– Mevcut yolların fizikî ve geometrik standardının yükseltilmesi,

– Ankara-İstanbul koridorundaki seyir süresinin azaltılması ve konforun yükseltilmesi,

– Hat kapasitesinin ve kabiliyetinin % 50 oranında artmasını sağlayan elektrifikasyon ve sinyalizasyon tesislerinin yaygınlaştırılması,

– Çeken ve çekilen araç parkının modernize edilerek yeterli düzeye getirilmesi ve standardının yükseltilmesi,

2000-2004 yıllarını kapsayan Beş Yıllık Plan döneminde;

– 2 384 km. yol yenilemesi,

– 151 km. yeni yol yapılması,

– 132 km. takviye pozu yapılması,

– 1 250 adet demiryolu makası üretilmesi,

– 79 500 adet ray kaynağı yapılması,

– 2 452 km. sinyalizasyon tesisi yapılması,

– 2 559 km. elektrifikasyon tesisi yapılması,

– 16 adet dizel manevra lokomotifi temini,

– 60 adet elektrikli anahat lokomotifi imal ve temini,

– 62 adet yolcu vagonu ve 350 adet yük vagonu üretilmesi,

– Demiryolu şebekemizin en önemli arteri olan Ankara-İstanbul arasındaki yolculuk süresinin ilk etapta 5.5 saatte, ikinci etapta yeni çeken ve çekilen araçların da temini ile 4 saate indirilmesi suretiyle; daha hızlı, konforlu ve güvenli bir seyahatin sağlanması amaçlarıyla söz konusu hattın rehabilitasyonu,

planlanmıştır.

Yapımı planlanan yeni yol, elektrifikasyon ve sinyalizasyon projelerinin tamamlanması ile 1999 yılı sonu itibariyle 8 640 km olan toplam anahat, 1 739 km olan elektrikli anahat ve 2 486 km olan sinyalli anahat uzunlukları 2004 yılı sonunda sırasıyla 8 791 km. anahat, 4 298 km. elektrikli anahat ve 4 905 km. sinyalli anahata yükselecektir.

Yap-İşlet-Devret modeli ile Demiryolu projelerini gerçekleştirmek amacı ile Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yapılmış ve Alanya-Antalya arasında yapılması planlanan demiryolu hattı Yap-İşlet-Devret modeli ile ihaleye çıkarılmıştır. Ancak, ihale sonucunda hiçbir firma teklifte bulunmamıştır. Ülkemizde, Yap-İşlet-Devret modeli ile günümüze kadar herhangi bir demiryolu projesi gerçekleştirilmemiştir.

Bandırma-Bursa-Osmaneli-Ayazma-İnönü demiryolu hattı etüt-proje çalışmaları tamamlanma aşamasındadır. Söz konusu proje, bütçe imkânlarının kısıtlı oluşu nedeniyle Bakanlığımız 2000 Yılı Yatırım Programında yer almamaktadır.

Ancak, kredi temini halinde söz konusu projenin hızlandırılması mümkün olabilecektir.

6. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, cezaevlerinde çalışan sivil personele ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/1941)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı sorularımın, Adalet Bakanlığınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Reşat Doğru

Tokat

1. Cezaevlerinde çalışan sivil personele silâh verilmesi konusunda bir çalışmanız var mı?

2. Her türlü suçlu ile yüz yüze ve iç içe olan sivil personelin can ve mal güvenliğinin garanti altında olduğunu düşünebiliyor musunuz?

3. Bu korumasız insanların özellikle organize suçlardan cezaevlerinde kalanların dışarıdaki yandaşları tarafından tehditle baskı altına alınabilecekleri mümkün müdür? Mümkünse tedbir nedir?

4. Çamlıbel ve Artova bölgesinde yapımı düşünülen kapalı cezaevinin son durumu nedir?

T.C.

Adalet Bakanlığı 24.5.2000

Sayı: 680

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 3.5.2000 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00. 02-7/1941-5297/12689 sayılı yazınız.

İlgi yazı ekinde alınan, Tokat Milletvekili Op. Dr. Reşat Doğru tarafından Bakanlığımıza yöneltilen ve yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/1941-5297 esas no.lu soru önergesine verilen cevap örneği iki nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk

Adalet Bakanı

Sayın Op. Dr. Reşat Doğru, Tokat Milletvekili, TBMM

Bakanlığımıza yönelttiğiniz ve yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7/1941-5297 esas no.lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur:

Ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde görevli personelin kurum içinde silâhlı olarak görev yapmaları mevzuat açısından mümkün bulunmamaktadır. Ancak, bu personelin kurum dışında can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla silâh taşıyabilmeleri için Bakanlığımızda, ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde görevli personele zor alım silâhlardan verilmesi, bunların silâh taşıma hakkından yararlandırılması ve emekli olduklarında da aynı haktan istifade ettirilmeleri konusu ile personelin can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla, iç güvenlik personeline savunma teçhizatı verilmesi ve ayrıca tüm infaz personelinin kurumlara yakın yerlerde tesis olunacak lojmanlardan faydalanması konusunu içeren yasal düzenlemelere ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir. Bu bağlamda, Bakanlığımca ceza infaz kurumları personeli için inşaatları devam eden yüksek güvenlikli F Tipi kapalı cezaevlerinin bulunduğu mahallerden başlayarak yeterli miktarda lojman yapımına öncelik verilmektedir.

Öte yandan, Tokat İlinde mevcut eski kapalı cezaevi yerine yapımı düşünülen yeni cezaevi için Çamlıbel ve Artova bölgelerinde belirlenen arsaların cezaevi yapımına uygun olup olmadığı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından incelenmektedir. Bu inceleme tamamlanıp uygun arsa bulunduğunda Tokat İlinin ihtiyaçlarını karşılayacak kapasite ve modelde yeni bir cezaevinin yapımı için yıllık yatırım programlarına ödenek konulacaktır.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk

Adalet Bakanı

7. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Ankara-Mamak-Saimekadın Mahallesinin kablolu TV yayınına ne zaman geçileceğine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1952)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Saffet Arıkan Bedük

Ankara

1. Ankara İli, Mamak İlçesi Saimekadın Mahallesinde kablolu TV yayınına ne zaman geçilecektir?

2. Bu konuda Bakanlığınızın bugüne kadar herhangi bir çalışması var mıdır? Varsa, hangi aşamaya gelmiştir?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/810-14652

Konu : Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük’ün yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.02-5434 sayılı yazınız.

Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük’ün 7/1952-5357 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük’ün 7/1952-5357 Sayılı

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular :

1. Ankara İli, Mamak İlçesi Saimekadın Mahallesinde kablolu TV yayınına ne zaman geçilecektir?

2. Bu konuda Bakanlığınızın bugüne kadar herhangi bir çalışması var mıdır? Varsa, hangi aşamaya gelmiştir?

Cevap :

Kablo TV sistemi; geleneksel iletişim hizmetlerinden gerek maliyet gerekse tesis ve işletim unsurları açısından farklı bir yapı arz etmekte olup üzerine her türlü iletişim hizmetlerinin entegre edilebileceği, uluslararası teknolojide geniş bantlı bir transmisyon şebeke niteliği bulunan ve bütün bu özelliklerinden dolayı da oldukça maliyet gerektiren bir sistemdir.

Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğünce 1991 yılında 9 il merkezinde başlatılan bu hizmet daha sonra finansman güçlükleri ve tasarruf tedbirlerinden dolayı ihale yoluyla her türlü yatırım giderleri firmalarca karşılanan Gelir Paylaşımlı Proje uygulamaları modeline dönüştürülmüş olup, şu ana kadar hizmetin götürüldüğü yerlerde yapılan maliyet analizlerinde abone başı maliyet 400 ABD Doları civarında bulunmaktadır.

Söz konusu hizmetin başlatılması için zorunlu olarak maliyet, hizmetin yaygınlaşma imkânı, yatırımların isabetinin sağlanması, mahallelerde oturanların sosyo-ekonomik yapıları ve hizmete olan talep yoğunluğu gibi unsurlar gözönüne alınarak hareket edilmektedir.

Bu sebeplerden dolayı, Ankara İli Mamak İlçesi Saimekadın merkezinde Kablo TV yayınının başlatılması hususu gündeme alınmamış olmakla birlikte, bölgeden Türk Telokom’a yönelecek talepler sonucunda söz konusu hizmetin sunulabilmesi için gerekli fizibilite çalışmaları başlatılabilecektir.

8. – İzmir Milletvekili Kemal Vatan’ın, Türk Telekom ve Posta İşletmesi Genel Müdüklüklerine alınan personele ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1956)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Kemal Vatan

İzmir

1. 57 nci Hükümetin kuruluşundan bugüne kadar Bakanlığınıza bağlı kuruluşlardan Türk Telekom Genel Müdürlüğü ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğüne kaç personel göreve başlatılmıştır?

2. Türk Telekom Genel Müdürlüğü ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde göreve başlatılan personelin, hizmete alımında, görevin gerektirdiği niteliklere uygunluğu, hangi yöntem veya yöntemlerle tespit edilmiştir? Belirtilen yöntem veya yöntemler adaylara nasıl duyurulmuştur?

3. İhtiyaç duyularak alınan personelin tümü Türk Telekom Genel Müdürlüğü ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde ihtiyaç duyulan birimlerde mi görev yapmakta yoksa farklı kurumlarda görevlendirilen personel bulunmakta mıdır?

  T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/812-14654

Konu : İzmir Milletvekili Sayın Kemal Vatan’ın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-5434 sayılı yazınız.

İzmir Milletvekili Sayın Kemal Vatan’ın 7/1956-5379 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

İzmir Milletvekili Sayın Kemal Vatan’ın 7/1956-5379 sayılı yazılı soru önergesi ve cevabı

Sorular :

1. 57 nci Hükümetin kuruluşundan bugüne kadar Bakanlığınıza bağlı kuruluşlardan Türk Telekom Genel Müdürlüğü ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğüne kaç personel göreve başlatılmıştır?

2. Türk Telekom Genel Müdürlüğü ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde göreve başlatılan personelin, hizmete alımında, görevin gerektirdiği niteliklere uygunluğu, hangi yöntem veya yöntemlerle tespit edilmiştir? Belirtilen yöntem veya yöntemler adaylara nasıl duyurulmuştur?

3. İhtiyaç duyularak alınan personelin tümü Türk Telekom Genel Müdürlüğü ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde ihtiyaç duyulan birimlerde mi görev yapmakta yoksa farklı kurumlarda görevlendirilen personel bulunmakta mıdır?

Cevap :

57 nci Hükümetin kuruluşundan bugüne kadar Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşlarından PTT Genel Müdürlüğüne 18’i yönetici kademesinde, 92’si diğer unvanlarda olmak üzere toplam 110 atama gerçekleştirilmiştir.

PTT Genel Müdürlüğünde göreve alınan personelin atamaları, Başbakanlık ve Devlet Personel Başkanlığından gerekli izin ve yetkiler alınmak suretiyle yapılmıştır.

Yönetici kadrolara ve diğer hizmetlerde görev almak için 657 sayılı Kanunda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen tahsil ve süre şartını taşımak yeterli olmakla birlikte, yönetici kademesinde boş bulunan görevlere, görevin gerektirdiği kariyere sahip, devletin çeşitli kademelerinde çalışarak bilgi ve deneyim kazanmış olan personelin ataması yapılmıştır. Bu nedenle “İlk Defa Kamu Hizmeti ve Görevlerine Devlet Memuru Olarak Atanacaklar İçin Mecburi Yeterlik ve Yarışma Sınavları”na alınmaları söz konusu olmadığından herhangi bir duyuru da yapılmamıştır.

Öte yandan, 1475 sayılı İş Kanunu, Sendikalar Kanunu ve yürürlükteki Toplu İş Sözleşmesi gereğince sendikal görev, asker dönüşü ve ilgili Kanun gereğince sakat ve eski hükümlü işçi çalıştırılmasına ilşikin oranın % 2’den % 3’e çıkarılması nedeniyle, sakat ve eski hükümlü kontenjanından 1999-2000 yılları için Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğüne Devlet Personel Başkanlığınca geçici işçi pozisyonları yetkisi dahilinde, mahallî Telekom işyerlerine toplam 925 kişi için işe başlatma yetkisi verilmiştir.

Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğünce, ülke genelinde yürütülen telekomünikasyon hizmetlerinin ifası için, 75 000’e yakın personel istihdam edilmekte olup, bu personelin yaklaşık 25 000’i geçici işçi pozisyonunda istihdam edilmektedir. Telekom bünyesinde geçici işçi pozisyonunda çalıştırılan işçiler genellikle arıza ekiplerinde görevlendirilmektedir.

İlgili mevzuat hükümleri gereğince geçici işçi pozisyonunda istihdam edilen işçilerin işe alımlarında, Toplu İş Sözleşmesindeki işin özelliklerine göre yazılı, sözlü veya pratik, yahut vasıfsız işler için sadece mülakat yapılması öngörüldüğünden işe alımlar bu yöntemlerle yapılmıştır. PTT Genel Müdürlüğü ile Tür Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğünde hizmetin, göreve uygun kariyer ve deneyim sahibi olan personel tarafından görülmesi gerektiğinden, ihtiyaç duyulan kadrolara ve diğer boş pozisyonlara atama yapılmıştır.

3046 sayılı Kanun gereğince, TBMM, Başbakanlık ve diğer kurumlarda geçici olarak istihdam edilen PTT Genel Müdürlüğü ile Türk Telekom personelinin aslî görevlerine döndürülmesini teminen ilgili merciler nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmuştur.

9. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın;

Afyon-Bayat İlçesinin telefon şebekesine,

Afyon-Sultandağı-Dereçine Kasabasının telefon şebekesine,

Afyon-Sultandağı İlçesi telefon şebekesine,

Afyon-İscehisar İlçesi telefon şebekesine,

Afyon-Bolvadin-Kemerkaya Kasabasının telefon şebekesine ilişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1959, 1960, 1961, 1962, 1963)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Ulaştırma Bakanı Sayın Prof. Dr. Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

1.5.2000

İsmet Attila

Afyon

Soru : Afyon İli Bayat İlçesi ilçe içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Ulaştırma Bakanı Sayın Prof. Dr. Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

1.5.2000

İsmet Attila

Afyon

Soru : Afyon İli Sultandağı İlçesine bağlı Dereçine Kasabası kasaba içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Ulaştırma Bakanı Sayın Prof. Dr. Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

1.5.2000

İsmet Attila

Afyon

Soru : Afyon İli Sultandağı İlçesi ilçe içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Ulaştırma Bakanı Sayın Prof. Dr. Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

1.5.2000

İsmet Attila

Afyon

Soru : Afyon İli İscehisar İlçesi ilçe içi telefon şebekesinin (abonelik için 300 başvuru bulunuyor) genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Ulaştırma Bakanı Sayın Prof. Dr. Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

1.5.2000

İsmet Attila

Afyon

Soru : Afyon İli Bolvadin İlçesine bağlı Kemerkaya Kasabası kasaba içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

  T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 25.5.2000

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/809-14651

Konu : Afyon Milletvekili Sayın İsmet Attila’nın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 8.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-5476 sayılı yazınız.

Afyon Milletvekili Sayın İsmet Attila’nın 7/1959-5389, 7/1960-5390, 7/1961-5391, 7/1962-5392 ve 7/1963-5393 sayılı yazılı soru önergelerinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Afyon Milletvekili Sayın İsmet Attila’nın 7/1959-5389, 7/1960-5390, 7/1961-5391, 7/1962-5392 ve 7/1963-5393 sayılı yazılı soru önergeleri ve cevabı

Sorular :

1. Afyon İli Bayat İlçesi ilçe içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

2. Afyon İli Sultandağı İlçesine bağlı Dereçine Kasabası kasaba içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

3. Afyon İli Sultandağı İlçesi ilçe içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

4. Afyon İli İscehisar İlçesi ilçe içi telefon şebekesinin (abonelik için 300 başvuru bulunuyor) genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

5. Afyon İli Bolvadin İlçesine bağlı Kemerkaya Kasabası kasaba içi telefon şebekesinin genişletilmesi işi ne zaman yapılacaktır?

Cevap :

1. Bayat İlçe merkezinde bekleyen telefon talebi bulunmamaktadır. 1800 prencipal/3600 lokal hatlık şebekesi mevcut olup yeni imara açılan yerlerde meydana gelebilecek telefon taleplerinin karşılanmasını teminen mevcut şebekeye 700 prencipal/1900 lokal hatlık telefon şebekesi projesi yapılmış olup tatbikatı bu yıl içinde yapılacaktır?

2. Afyon İli Sultandağı İlçesine bağlı Dereçine merkezinde 1600 prencipal/1850 lokal hatlık şebeke mevcuttur. 145 adet bekleyen telefon talebi bulunmaktadır. Çamözü ve Akbaba köyleri de bu merkezin lokalindedir. Bu köylerde 174 adet bağlı ve 57 adet bekleyen telefon taleplisi bulunmaktadır. Bekleyen telefon taleplerinin karşılanabilmesi için Dereçine merkezine 300 prencipal/300 lokal ve Çamözü merkezine 250 prencipal/300 lokal hatlık telefon şebekesinin tesisi bu yıl içinde gerçekleştirilecektir.

3. Sultandağı ilçe merkezinde 4100 prencipal/5000 lokal hatlık telefon şebekesi mevcuttur. 340 adet telefon taleplisi bulunmaktadır. Bekleyen telefon taleplerinin karşılanabilmesi için 2200 prencipal/7150 lokal hatlık telefon şebekesinin tesisi bu yıl içinde gerçekleştirilecektir.

4. Afyon İli İscehisar İlçe merkezinde 3100 prencipal/5100 lokal hatlık telefon şebekesi mevcuttur. 149 adet telefon taleplisi bulunmaktadır. Bekleyen telefon taleplerinin karşılanabilmesi için 1800 prencipal/2700 lokal hatlık telefon şebekesinin tesisi ancak 2001 yılı yatırım programına alınabilecektir.

5. Bolvadin İlçesine bağlı Kemerkaya merkezinde 550 prencipal/550 lokal hatlık telefon şebekesi mevcuttur. 10 adet telefon taleplisi bulunmaktadır. Bekleyen telefon taleplerinin karşılanabilmesi için 700 prencipal/1000 lokal hatlık telefon şebekesinin tesisi bu yıl içinde gerçekleştirilecektir.

10. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, karaparanın önlenmesiyle ilgili olarak çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1967)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 27.4.2000

Zeki Ünal

Karaman

Bakanlığınızca hazırlanan bir rapora göre “Türkiye’de yılda 100 milyar dolar karapara yaratılıyor” denilmektedir. Karaparanın yarısının uyuşturucu ticaretinden, geriye kalan kısmının ise, silâh kaçakçılığı, tefecilik, malî suçlar ve beyaz kadın ticareti, oto hırsızlığı ve kaçakçılığı, mafyaya yapılan ödemeler ve bavul ticaretinden oluştuğu ifade edilmektedir.

Sorum şudur :

Karaparanın önlenmesiyle ilgili bakanlığınızca ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

T.C.

İçişleri Bakanlığı 26.5.2000

Emniyet Genel Müdürlüğü

Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01/122488

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 8.5.2000 gün ve A.01.GNS.0.10.00.02-(7/1967)-5411/12970 sayılı yazısı.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

19.11.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı “Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun” Bakanlığıma bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığını; karaparaya kaynaklık eden öncül suçlarla mücadele etmek ve karaparanın aklanmasına yönelik ciddi bulgu ve emarelerin tespiti halinde, elde edilen bilgi ve belgeleri incelenmek üzere Maliye Bakanlığına bağlı olarak görev yapan Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına göndermek ve kanunun yüklediği diğer görevleri yapmakla yükümlü kılmıştır.

Bu yükümlülük yetkili birimimiz tarafından yerine getirilmekte olup, karaparanın aklanması suçunun tespiti amacıyla söz konusu birimimiz tarafından hazırlanan ve incelenmek üzere Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına gönderilen dosyalarla ilgili bilgiler, tablo 1, tablo 2 ve tablo 3’de gösterilerek ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan

İçişleri Bakanı

 

11. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Basın İlân Kurumuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (7/2014)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 4.5.2000

Zeki Ünal

Karaman

Basından öğrendiğim kadarıyla; bayilerde satılmayan ve fiyatı 10 000 TL olan Nazmi Bilgin’e ait 1067 tirajlı “24 Saat” isimli gazetede trilyonlarla ifade edilen ihale ilanları yayınlanmaktadır.

Sorularım şunlardır:

1. Basın İlan Kurumunun yasal dayanağı nedir? Ne zaman kurulmuştur? Halen yönetimi kimlerden teşekkül etmektedir?

2. İhale ilanları dağıtılırken Basın İlan Kurumu hangi kriterleri dikkate almaktadır? 500 tirajlı bir gazeteye de ilan vermek mümkün müdür?

3. Halen kurum tarafından uygulanan kriterler var ise bunlar nasıl ve hangi tarihte tespit edilmiştir?

4. Son 10 yılda Basın İlan Kurumunun ilan verdiği gazeteler hangileridir ve bu gazetelere ayrı ayrı ne kadar para ödenmiştir?

5. İlan dağıtımında bir adaletsizliğin tespiti durumunda Basın İlan Kurumunun işleyişini gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz?

T.C.

Devlet Bakanlığı 25.5.2000

(Sayın Rüştü Kâzım Yücelen)

Sayı : B.02.0.009/1253

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli 16.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.-02-7/2014-5489/13198 sayılı yazınız.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın Basın İlan Kurumunun işleyişi hakkındaki yazılı soru önergesine verilen cevaplar İçtüzüğün 99 uncu maddesine istinaden ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Rüştü Kâzım Yücelen

Devlet Bakanı

(174’den 216’ya kadar filme alınacak)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.