Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21 CİLT : 33 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

96 ncı Birleşim

18. 5. 2000 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Samsun Milletvekili Tarık Cengiz’in, 19 Mayıs tarihinin Samsun için taşıdığı öneme ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana’da yaşanan sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

3. – İstanbul Milletvekili Murat Sökmenoğlu’nun, dış politika ve Avrupa Birliğine ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Almanya Federal Meclisi Başkanının, 22-23 Mayıs 2000 tarihinde Berlin’de yapılacak EUREKA Parlamentolararası Konferansına TBMM’den üç kişilik bir Parlamento heyetini davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/575)

IV. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. – (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanunun, Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Hakkında Kanunun, Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahisler Tertibi Hakkında Kanunun, Gecekondu Kanununun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ve Ödeme Güçlüğü İçinde Bulunan Bankerlerin İşlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Yürürlükten Kaldırılması ile Bazı Tekel Maddeleri Fiyatlarına Yapılan Zamlardan Elde Edilen Hâsılatın T.C. Merkez Bankasında Açılacak Bir Deprem Fonu Hesabında Toplanmasına Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/645) (S. Sayısı : 395)

2. – Orman Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/637) (S. Sayısı : 383)

3. – Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı ve İçişleri ve Çevre Komisyonları raporları (1/393) (S.Sayısı : 89)

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, DHMİ Diyarbakır Havalanı Terminal Binası inşaatına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1800)

2. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Ardahan İli için ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/1819)

3. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, Bağ-Kur primlerine yapılan zamma ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın cevabı (7/1827)

4. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, kız yetiştirme yurdu ve huzurevi inşaatlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı (7/1828)

5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Çeçenistan’a yönelik politikalarına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı (7/1831)

6. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın cevabı (7/1848)

7. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Bağ-Kur primlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın cevabı (7/1862)

8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, GSM ihalelerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1879)

9. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/1906)

10. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu’nun cevabı (7/1907)

11. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın cevabı (7/1908)

12. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat İlinin bazı sorunlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1939)

13. – Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya’nın, Aydın İlinde silâh taşıma ruhsatı verilen kişilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1955)

14. – Denizli Milletvekili Salih Erbeyin’in, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/2001)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.

Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu'nun, meyve ihracatındaki vergi iadesi konusuna ve pancar üreticilerinin sorunları ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Tunca Toskay cevap verdi.

Kocaeli Milletvekili Ahmet Arkan, enflasyonla mücadelede sivil toplum örgütlerinin desteği konusunda,

Van Milletvekili Hüseyin Çelik, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Van'daki faaliyetleri sırasında karşılaştığı sorunlara ve alınması gerekli tedbirlere ilişkin,

Gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının :

Ekim - Kasım - Aralık 1999 ayları (5/6) (S. Sayısı : 422),

Ocak - Şubat - Mart 2000 ayları (5/7) (S. Sayısı : 423),

Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığı hesaplarına ilişkin raporları ile,

Aksaray Milletvekili Murat Akın ve 19 arkadaşının, özel bir firmanın Aksaray İlinde kurmayı planladığı şeker fabrikası konusunda bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/134),

Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmenin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boşalan üyelikler için 3984 sayılı kanun gereğince yapılacak seçimin 23.5.2000 salı günkü birleşimde yapılmasına ve bu birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu Önerisi ile,

Mısır Arap Cumhuriyeti Meclisi Başkanının, 23-24 Mayıs 2000 tarihleri arasında Avrupa-Akdeniz Parlamento Başkanları İkinci Konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Yıldırım Akbulut'u davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi,

Kabul edildi.

Almanya Federal Meclisi Başkanı Wolfgang Thierse'nin, 22-23 Mayıs 2000 tarihlerinde Berlin'de yapılacak EUREKA Parlamentolararası Konferansına TBMM'den üç kişilik bir Parlamento heyetini davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresinin oylamasında karar yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından ve grup başkanvekillerinin mutabakatıyla,

18 Mayıs 2000 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 15.44'te son verildi.

Mehmet Vecdi Gönül

Başkanvekili

Vedat Çınaroğlu Cahit Savaş Yazıcı

Samsun İstanbul

Kâtip Üye Kâtip Üye

II. – GELEN KAĞITLAR No. : 136

18.5.2000 PERŞEMBE

Teklif

1.- İstanbul Milletvekili Perihan Yılmaz’ın; 14.7.1965 Tarih ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 35 inci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/528) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi: 11.5.2000)

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

18 Mayıs 2000 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL

KÂTİP ÜYELER : Tevhit KARAKAYA (Erzincan), Melda BAYER (Ankara)

 

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 96 ncı Birleşimini en iyi dileklerimle açıyor, saygılar sunuyorum.

Toplantı yetersayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden evvel, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, 19 Mayıs ve Samsun konusunda söz isteyen Samsun Milletvekili Sayın Tarık Cengiz’e aittir. (DSP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Cengiz.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Samsun Milletvekili Tarık Cengiz’in, 19 Mayıs tarihinin Samsun için taşıdığı öneme ilişkin gündemdışı konuşması

TARIK CENGİZ (Samsun) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle, yarın 81 inci yılını kutlayacağımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı öncesinde Türk futbol tarihinde bir ilki gerçekleştirerek UEFA kupasını ülkemize getiren ve ulusumuza büyük bir mutluluk yaşatan Galatasaray Futbol Takımının futbolcu, teknik heyet ve yönetim kurulunu tebrik ederim. UEFA kupasını Türkiye’ye taşıyarak çıtayı yükselten Galatasarayı diğer kulüplerimizin de izlemesi temennisiyle, Gençlik ve Spor Bayramı öncesi, Atatürk gençliğinin bu büyük zaferini tekrar kutluyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 19 Mayıs ve Samsun konulu konuşmama başlamadan önce, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

19 Mayıs 1919 tarihi, tüm umutlarını kaybetmiş, ufukları kararmış ve karamsarlığın her yeri kapladığı bir ülkeyi yeniden ayağa kaldıran ve tam bağımsızlık bilincini yerleştiren bir destanın başlangıç tarihidir. 19 Mayıs 1919’da, Ulusal Kurtuluş Savaşının meşalesini Samsun’da yakan Mustafa Kemal’in azmi sayesinde umutlar yeniden yeşermiştir.

1937 yılında, Atatürk, Ankara Halkevinde bir konuşma yapacaktı. Gençler, kendisinden önce, Dağ Başını Duman Almış Marşını söylediler. Daha sonra kürsüye gelen Atatürk, konuşmasına şöyle başladı:

“Ben, 1919 yılının mayıs ayında Samsun’a çıktığımda, elimde hiçbir maddî güç yoktu; sadece, Türk Ulusunun soyluluğundan kaynaklanan ve benim vicdanımı dolduran yüksek manevî güç vardı. İşte, ben, bu ulusal güce, Türk Ulusuna güvenerek, kırık-dökük bir otomobille gidiyordum. Yanımda, öteden beri yaverliğimi yapan Salih ya da Cevat Abbas’tan biri vardı. O kırık-dökük otomobille Anadolu yollarında ilerlerken, hep düşünür ve yaverime, sizin az önce söylediğiniz şarkıyı söyletirdim. Ben, bir gün, Türk ufuklarında, kesinlikle bir güneş doğacağına, bunun hareket ve gücünün bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç ulaşacağına öylesine inanmıştım ki, bunu, âdeta, gözlerimle görüyordum. O şarkıyı okuyup yineletmekteki amacım, Türkün, bu güneşi doğunca başarıya ulaşacağını anlatmaktı. Bu nedenledir ki, biraz önce söylenen şarkı, benim onsekiz yıllık bir anımı tazeledi.

Sizlere teşekkür ederim.”

Mustafa Kemal’in, 19 Mayıs 1919 tarihine “işte benim doğum tarihim” demesinin altındaki gerçeğini sizlere anlatmak istiyorum.

İngiliz Hükümeti, Türkiye’deki İngiliz Elçiliği aracılığıyla, Türk Dışişlerine, Atatürk’ün doğum tarihini sorar. Türk Dışişleri de, 10 Kasım 1936 tarihli bir yazıyla, Cumhurbaşkanlığına soruyu şöyle iletir:

“Riyaseticumhur Umumî Kâtipliğine

İngiltere Maslahatgüzarı Mösyö Morgan, Vekâletimize müracaat ederek, Reisicumhurumuzun yevmi veladeti münasebetiyle, İngiliz Kralı VIII. Edward tarafından hususî ve samimî bir tebrik telgrafı çekileceğini söylemiş ve Atatürk’ün doğum tarihinin bildirilmesini rica etmiştir.

Keyfiyeti arz eder ve İngiltere Büyükelçiliğince talep edilen malumatın, tensip buyurulduğu takdirde, işarına müsaadelerinizi rica eylerim.”

Dışişleri Bakanlığına 12 Kasım 1936’da cevap şöyle gelir:

“Hariciye Vekâletine

10 Kasım 1936 tarihli ve protokol 21081-174 sayılı yazıya cevaptır.

Reisicumhur Atatürk’ün 19 Mayıs 1881 tarihinde doğmuş olduklarını arz ederim.

İmza: Umumî Kâtip”

İngiliz Elçiliğinden İngiliz Kraliyetine ulaşan bu yazıya, Kralın yaveri şu dipnotu koyar:

“Evet, çok tatminkâr bir cevap; ancak, Sayın Cumhurbaşkanı, bir yandan doğum günü bulup çıkarmayı başarırken, diğer yandan da Türkiye’nin bağımsızlık gününde tebrik mesajı gönderilmesinin daha güzel bir vesile teşkil edeceği telkininde de bulunmuşlardır.”

19 Mayıs, Ulu Önderin doğum tarihi olarak ve Ulusal Kurtuluş Savaşının başlangıç tarihi olarak, Samsun için ayrı bir önem taşımaktadır. Bu nedenle, 19 Mayısların, Samsunumuzda, devlet protokolüyle Atatürk’ün doğum tarihi olarak kutlanması ve bunun bir gelenek haline getirilmesi için Yüce Meclisimizden ve hükümetimizden desteklerini rica ediyorum.

Konuşmama, Atatürk’ün, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da karşılaştığı manzarayı anlatan şu sözleriyle son vermek istiyorum: “Bu güzel şehirde de yabancı askerler dolaşıyordu. Şehir ahalisinin içerileriyle bağlılığı, Merzifon’da bulunan yabancı askerlerle kesilmişti. Karadenize açık olan bu şehir ve onun vatanperver halkı, düşman donanmasının tehdidi altında bulunuyordu; fakat, bunlara rağmen ben, Samsun’u ve Samsunluları gördüğüm zaman, memleket ve millete ait tasavvurlarımın, kararlarımın her halde kabili istihsal olduğuna bir defa daha kuvvetle kani oldum. Samsunluların hal ve vaziyetlerinde gördüğüm ve gözlerinde okuduğum vatanperverlik, fedakârlık lemaları, ümit ve tasavvurlarımı müspet kanaate ulaştırmaya kâfi gelmişti.”

Yüce Meclise en derin saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Cengiz.

Gündemdışı ikinci söz, Adana’da yaşanan sel felaketi hakkında söz isteyen, Adana Milletvekili Sayın Yakup Budak’a aittir.

Buyurun Sayın Budak. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

2. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana’da yaşanan sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum, çalışmalarımıza başarılar diliyorum.

Çukurova’daki sel felaketine geçmeden önce, dün hepimizi gururlandıran, onurlandıran ve dünyaya sesimizi duyuran Galatasaray Takımımızın başarısını canı gönülden tebrik ediyorum. Ayrıca, değerli hemşerim Fatih Terim’i de, “Fatihin arslanları” dediğim değerli sporcularını da gönülden kutluyorum; aynı başarıların diğer takımlarımıza da nasip olmasını diliyorum.

Muhterem arkadaşlar, elbette memleketimizin meseleleri var. Böyle güzel olaylar, güzel başarılar gönlümüzü açıyor, içimizi ferahlatıyor; ama, bunun yanında, dönüp baktığımız zaman, birtakım sıkıntıları da görmemek mümkün değil. Özellikle, yaşadığımız günlerde, gelecekte ne olacak, yağmur yağacak mı yağmayacak mı diye çiftçilerimizin yüreği güp güp atmaktadır. Bazı yörelerimizde -Antalyamızda, Mersinimizde, Adanamızda- sel felaketleri de meydana gelmiştir. Bundan dolayı da çok büyük sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Özellikle, hükümetlerin uygulamış olduğu çiftçiye dönük politikalar, IMF prensiplerine, dayatmalarına ve diretmelerine dönük ve onlara dayanan politikalar, üç yıldır çiftçimizi perişan hale getirmiştir; perişanlığın da ötesinde mağdur etmiştir; mağduriyetin de ötesinde, maalesef, çiftçimizi mahvetmiştir.

Milletvekili arkadaşlarımız seçim bölgelerini gezdiklerinde çiftçilerimizin içler acısı halini görmekte, onlara gözükmemek için de ellerinden ne geliyorsa yapmaktadırlar. Özellikle şu günlerde, buğday taban fiyatlarının açıklanması noktasında da hükümette herhangi bir kararlılık görmüyoruz. Hükümetin sayın yetkilileri “biz, IMF’ye verdiğimiz sözleri, prensipleri deldirtmeyiz” diyorlar. Elbette, hükümetler, taban fiyatlarını ayarlarken, ekonominin gereklerini, Türkiye’nin gerçeklerini, çiftçimizin durumunu da göz önünde bulundurmak mecburiyetindedirler; ama, üç senedir bu yapılan uygulamalardan görüyoruz ki, hükümet, fiyatların tespitinde çiftçinin maliyetini, girdilerini değil de, IMF’ye vermiş olduğu sözü esas almak durumunda kalmıştır. Ben, onun için diyorum ki, taban fiyatlarının belirlenmesinde, başkalarına verilen fiyatlar, taahhütler değil, çiftçinin maliyeti, girdisi hesaba alınmalıdır. Ben şunu deldirtmem, bunu deldirtmem derken, çiftçinin delinecek hiçbir yeri kalmamıştır; tapular delinmeye başlanmıştır, tarlalar satılmaya başlanmıştır. Onun için, taban fiyatlarının belirlenmesinde çiftçinin girdileri özellikle dikkate alınmak mecburiyetindedir. Şayet, 2000 yılındaki taban fiyatları hedeflenen yüzde 25 enflasyon oranına göre belirlenecek olursa, ciddî sıkıntıların çıkması da muhtemeldir; çünkü, Aralık 1999’dan içerisinde bulunmuş olduğumuz mayıs ayına kadar sadece gübreye yapılan zam, yüzde 45’lere varmıştır. Mazot da aynı şekildedir, ziraî ilaçlar da aynı mahiyettedir. Dolayısıyla, taban fiyatlarının belirlenmesinde enflasyon oranı değil, gerçek enflasyon hedef alınmalıdır diyorum.

Bunun yanında, daha 1999 yılının eylülünde, ekiminde çiftçiden pamuk alınmıştır, soya alınmıştır; maalesef, bunların primleri ödenmemiştir. Çiftçimizin ifadesiyle “bizim sentlerimiz ne olacak” diyorlar. Yani, üzerinden yedi sekiz ay geçmesine rağmen, çiftçinin primleri ödenmemiştir. Dolayısıyla, hükümet, her defasında “primleri ödüyoruz” diyor; fakat, primlerin ödenmediği de, gezdiğimiz, gördüğümüz her yerde, çiftçimiz tarafından ifade edilmektedir.

Bunun yanında, Adana ve Mersin’de yaşadığımız sel felaketinde ciddî sıkıntılar yaşanmıştır. Edindiğimiz bilgilere göre, bu yörelerimizde, hemen hemen 32 köyümüzde ciddî hasar meydana gelmiştir. Bu sel felaketi geldiği zaman da, belki, Meclisteki arkadaşlarımız “ne yapalım efendim, bir doğa afetidir, yağmur fazla yağdı, ondan dolayı meydana geldi” diye düşünebilirler; ama, Seyhan Nehri üzerinde iki tane baraj vardır, bu barajların kurulmasının amacı da bu sel felaketlerinin önlenmesidir. Çiftçilerimiz arasında “baraj seviyelerinin tespitinde, işletme kotlarının ayarlanmasında, işletmeci firmaların, enerji firmalarının söyledikleri dikkate alındığı için doluluk oranları yüksek tutulmuş; mevsimin beklentileri ve hava raporları dikkate alınmaksızın barajlar dolu tutulduğu için, mecburen böyle kapak açılma durumunda kalındığı” gibi, çok ciddî iddialar ve ifadeler vardır.

Bunun yanında, özellikle, Adana’da yan kanallar vardır; barajın kapakları açılırken, maalesef, yan kanallar açılmamıştır. 1980 yılında böyle bir felaketi Adana’da yaşamıştık. O zaman 6 000 metreküp/saniye yağmur yağmıştı; ama, tek baraj olmasına rağmen, bu kadar büyük felaket yaşanmamıştı. Şimdi ikinci baraj hizmete açıldı. Yağan yağmur 1 400 metreküptür. İki baraj olmasına rağmen, maalesef -ihmalden dolayı demek istemiyorum; ama- belki teknik hatadan dolayı, hesaplama hatasından dolayı da çiftçimizin zararı fazlalaşmıştır diye düşünüyorum. Bunlar, bölgedeki çiftçi birliklerimizin, ziraat mühendisleri odalarımızın da katıldıkları endişelerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Budak, lütfen toparlayınız.

YAKUP BUDAK (Devamla) – Sayın Bakanımızdan bu konuya açıklık getirmesini istiyorum.

Bunun yanında “zarar ziyan tazminleri yapılacaktır” deniliyor; bir hafta içerisinde doğru dürüst hiçbir şey yapılmamıştır, hazır denilen kararname de çıkarılamamıştır. Bu bölgede, özellikle selin zarar verdiği bölgede, ikinci ürün ekimine müsait olan araziler ve seralar vardır. Seralar için vatandaşımız, dönüme 250-300 milyon masraf yapmıştır. Bu seraların yerleri ikinci ürün ekilmesine, pamuk ekilmesine, fıstık ekilmesine, mısır ekilmesine müsait yerlerdir. Onun için “bir zarar ziyan tazmini yaptıracağız, dönem sonunda da tazminatları vereceğiz” demek, sorunu çözmemektedir. Üç dört ay sonra ödenecek tazminatlar, ödenecek ödentiler hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

Çiftçimize, acilen, tarlalar kuruduğunda ikinci ürünü ekebilecekleri mısır veya yerfıstığı tohumluğunun temin edilmesi, bankalara olan kredi borçlarının ertelenmesi -özellikle de, vadesi geçmiş, borçlu bulunan çiftçilerin borçları ertelenememektedir- bu sel felaketinden dolayı da bu çiftçilerimize özel bir uygulamanın yapılması, yeni kararnamede bunların da dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yakup Budak.

Sayın Yakup Budak’a Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Yusuf Gökalp cevap verecekler.

Buyurun efendim. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu vesileyle, Galatasarayımızı tebrik ediyorum. Tüm Türk spor takımlarına, spor camiasına da başarılar diliyorum, başarılarının devamını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın milletvekilimizin de bahsettiği gibi, maalesef, mayısın 4’ünü 5’ine bağlayan gece, İçel’in ve Adana’nın belirli bölgelerinde şiddetli bir dolu afeti oldu ve bunu müteakip de, barajlardaki kapakların mecburen açılması dolayısıyla, İçel’de ve Adana’da 50 000 dönümlük arazi sular altında kaldı. Bunlar, domates, diğer sebze, karpuz bahçeleri, tarlaları, buğday tarlaları idi. Ben, geçmiş olsun diyorum.

Öncelikle şunu belirteyim: Bu afetten hemen sonra, İçel milletvekillerimiz ve Sayın Bakanımız Enis Öksüz Beyle beraber bölgeye ulaştık, bölgedeki köyleri bizzat yerinde gezerek afetin boyutlarını gördük. Hakikaten çok büyük bir afet. Öyle ki, ağaçların yaprakları dahi kalmamış, hepsi dökülmüş; arazilerde büyük bir tahribat var.

Yine, İçel’de, Tarsus’un Çöplü Köyüne indiğimizde -onun karşısında da, derenin hemen öbür tarafında da Adana’nın köyü var; bu akşam yine Adana’ya gidiyorum, yarın yine o köylerde olacağım- hakikaten, çok büyük bir afet vardı. Başta sayın valiler ve kaymakamlar olmak üzere, bizim tarım il müdürlüğümüz ve diğer bakanlıkların il müdürlükleri, gerekli incelemelerde bulunmuşlar; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan da buralara acil paralar çıkarılmış ve afete uğrayanlara bir ilk yardım olarak dağıtılmıştır. Şu anda, oradaki zararlar, çiftçinin uğradığı, üreticinin uğradığı zararlar tespit edilmiş ve kararname de tarafımızdan, Tarım ve ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve kararname istihsali için Başbakanlığa arz edilmiştir. Bu kararname de yakında çıkacaktır.

Özellikle, bu Seyhan ve Çatalan Baraj Göllerini besleyen Seyhan Nehri ile kollarının -Çakıt, Körkün ve Eğlence Çayının- geçtiği havzaların nisan ayının son günleri ile mayıs ayının ilk günlerinde mevsim normallerinin üzerinde yağış alması ve karların erimesi sonucu, her iki baraj gölündeki su miktarları maksimum seviyeye çıkmıştır.

Burada, Devlet Su İşleri bölge yetkililerinin, her gün barajdaki doluluk oranlarını tespit ederek ve bu sene, özellikle yüksek kesimlere düşen karın da erimesi sonucu oluşacak suyu hesap ederek, buna göre barajlarda gerekli tedbirleri aldıklarını, almaları gerektiğini düşünüyorum. Ancak, biz, hükümet olarak, bu konuda da, bu tedbirler zamanında alınmış mıdır alınmamış mıdır, kapaklar belirli periyotlarla açılıp su bırakılmış mı, yoksa, kapakların belirli periyotlarla açılmaması dolayısıyla barajda ani bir yükselmeden dolayı kapaklar açılarak çok fazla su bırakılması mecburiyeti doğmadan tedbir alınabilir miydi; bu konularda da, hem Adana Valisine hem de İçel Valisine gerekli direktifler -arazileri su bastığından dolayı- tarafımdan verilmiştir. Kendileriyle toplantı yapılmıştır ve yarın, yine bu konuda toplantı yapacağız. Yine, yarın, cuma günü, Adana’da bu afete maruz kalan çiftçilerimizle de gerekli toplantıları yapıp, yerinde, bizzat, bir kez daha görüşeceğiz ve tartışacağız.

Bu vesileyle, ben, Sayın Başkanımıza ve tüm sayın üyelerimize şunu da duyurmak istiyorum: Yine, cumartesi günü, ayın 20’sinde Adana’da “Toprak Tohum Paneli ve Şöleni” düzenlenecektir. Bu şölene 2 000-3 000 kadar çiftçinin katılımı da sağlanacaktır. Toprağa, toprağın kullanımına, tohuma gerekli önemin çiftçilerimiz tarafından verilmesinin sağlanması, bilgilendirilmesi konusunda da böylesi bir toplantı olacak. Bu toplantıya da, değerli milletvekillerimizi -davetiyeler ulaşmıştır diye düşünüyorum; ama- tekrar buradan davet etmek istiyorum.

Yine, bütün köylerde, İçel’in ve Adana’nın merkez ilçeleri ve diğer (Karataş, Seyhan, Yüreğir) ilçelerinde, 17 köyünde tespitler yapılmıştır. Burada, 25 000 dekar buğday ve meyve, sebze, yerfıstığı, pamuk ve mısır ekim alanlarında olmak üzere, toplam 50 000 dekarlık alanda zarar vardır. Zararın boyutu bazı yörelerde yüzde 10, yüzde 20 iken, bazı yörelerde yüzde 100’dür. Hatta, kendimizin bizzat tespit yapma imkânı olmuyor sudan dolayı, şu anda, uçaklarla, helikopterlerle resimlendirme durumlarına da gidiyoruz. Bu suların çekilmesinden hemen sonra, ikinci ürünün burada ekilmesi gerekli. Tabiî, sudan dolayı o toprakta büyük bir çökme de var, bunlar için gerekli tedbirleri alacağız.

Yine, orada, üreticilerimizin de belirttiği ve Sayın Milletvekilimizin de dile getirdiği gibi, bir an önce tohum sağlanması gerekli; mısır tohumu, yerfıstığı tohumu ve diğer ekilecek ürünlerin tohumlarının sağlanması gerekli. Bu konuda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak, bütçe imkânları doğrultusunda hazırlıklarımızı yapıyoruz. Yalnız, bütçe imkânları deyip bütçenin sınırlı olduğuna sığındığımız da düşünülmesin. TİGEM’de veya başka hangi kuruluşumuzda tohum varsa, bunlar sağlanacaktır.

Sayın milletvekillerimizin konuşmasından sonra, özellikle, şunu da belirtmek istiyorum: Yazdığımız kararnamede, bu sel afetine maruz kalan çiftçilerin ziraî kredi kuruluşlarına, Ziraat Bankasına ve tarım kredi kooperatiflerine olan 2000 yılı vadeli ve 2001 yılına sarkan kredi borçlarının, vade tarihinden itibaren bir yıl süreyle faizsiz olarak ertelenebilmesi de vardı ve bunun takibini yapıyoruz.

Bir de şu var tabiî ki: 1996’dan, 1997’den, 1998’den borçlu olan çiftçiler bu sel afeti olmasaydı borçlarını yatırabileceklerdi; bu sel afetinden dolayı, bu borçları da yatıramayabilecekler. Bu konuda da gerekli girişimleri yapıyoruz. Yine, Bakanlığımız tarafından, bu geçmiş borçların belirli bir kısmının affedilmesi, belirli bir kısmının ödenmesine de kolaylık getirilmesi konusundaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Ben, burada, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sayın İsmail Köse’ye de teşekkür etmek istiyorum. Grup olarak, Grup Başkanvekilinin hazırladığı bir kanun taslağı vardı; çiftçinin geçmişteki faiz borçlarının bir kısmının affedilmesi, diğerlerinin ise zamana yayılması konusundaki bir kanun teklifiydi. Ben Meclisimize teşekkür...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Sayın Bakan, DYP’nin de vardı, bizim de vardı efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Onu ilave edecektim efendim.

Ben, iktidarıyla muhalefetiyle, tüm Meclis gruplarına teşekkür ediyorum. Bu konuda da teklif Başbakanlığımıza ulaşmıştır, Maliyeden ve Hazineden gerekli görüşler alınıyor. Ümit ederim ki -Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak ümidim odur, inancım odur- bu eğer kanunlaşırsa, hakikaten, çiftçinin birikmiş olan bu borçları, faizleri ertelendiği takdirde, Maliyeye de belirli bir nakit akışı olacaktır. Şu anda, çok borçlu olduklarından dolayı, ödeyecek durumları olmadığından dolayı köylü ödeyemiyor; ama, belirli bir faiz affolunur, diğerleri de bir taksite bağlanırsa -ki, bu borçların çoğu 1994, 1995, 1996, 1997’nin borçlarıdır; 100 milyon alınan kredi, bugün, maalesef, temerrüt faiziyle 1 milyar 700 milyona, 1 milyar 800 milyona çıkmıştır- köylü bunu ödemeye başlayacaktır. Böylelikle, Ziraat Bankasına da bir nakit akışı olacaktır; şu anda olamayan nakit akışı, bir noktada mümkün hale de gelecektir. Bu doğrultuda da, yine, sayın bakanlarımızla ve Ziraat Bankası Genel Müdürlüğüyle görüşmelerimiz devam etmektedir.

Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, sayın milletvekilimizin sorduğu ve önerilerde bulunduğu birkaç konuya da değinmek istiyorum.

Sayın milletvekilimiz, özellikle -üzerinde durduğu- hükümetin buğday taban fiyatlarını belirlerken, tarımda bazı uygulamaları yaparken, IMF dayatmalarının söz konusu olmaması gerektiğini söyledi; söz konusu olmaması gerektiğini değil de, daha ziyade, IMF dayatmalarıyla bu kararların verildiğini söyledi.

Sayın milletvekilimize ve Yüce Meclise şunu arz ediyorum ki: 57 nci cumhuriyet hükümeti olarak, tabiî ki, IMF’yle, uluslararası kuruluşlarla görüşmelerimiz olur, tartışırız, onların önerileri olur, bizim onlara karşı önerilerimiz olur ve bir noktada buluşulur ve uzlaşılır. Kati surette, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığıyla ilgili olan konularda ve diğer konularda idarî kararları IMF değil, uluslararası kuruluşlar değil, 57 nci cumhuriyet hükümetinin Sayın Başbakanı başta olmak üzere, hükümet verir ve buğday taban fiyatının belirlenmesi, ödemelerin nasıl yapılması gerektiği de hükümetimizin kararı olarak çıkar.

Ancak, şunu özellikle belirtiyorum: Gazetelere de yansıyan “IMF’ye verdiğimiz taahhütleri deldirtmeyeceğiz” diyen ve benim tarafımdan da söylenen bir cümle vardır. Evet, doğrudur; çünkü, biz IMF’ye, Tarım ve Köyişleri Bakanlığını ilgilendiren konularda taahhütlerimizi verirken veya bir iyiniyet mektubu verirken, zamanında hazırlıklarımızı yaptık, IMF’yle zamanında tartıştık. Zamanında uzlaştığımız noktalarda niyet mektubu imzalanmıştır. Şu anda, buğday taban fiyatının belirlenmesinde ve ödemelerde, IMF’nin dayatması veya IMF’nin bazı şeyleri dikte ettirmesi diye bir husus yoktur. O niyet mektubunda IMF’ye verdiğimiz taahhütleri yerine getirirsek -getirmeye çalışacağız- o zaman ben sizi temin ederim ki, çiftçi alnının terinin karşılığını alacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bunu, burada, Yüce Meclisin çatısı altında söylüyorum. Eğer, IMF’ye verdiğimiz taahhütleri yerine getirirsek, çiftçi, buğday taban fiyatında alnının terinin karşılığını alacaktır.

Tarım Bakanı olarak şunu söylüyorum: Köylünün karşısına çıkmaktan, esnafın içerisine girmekten, vatandaşımızın içerisine girmekten -bırakın milletvekillerini- sorumlu bir yerde oturan Bakan olarak, benim hiçbir korkum yoktur. Ben, 29 Mayıs 1999’da göreve geldiğimden bugüne kadar 44 ili ziyaret ettim. Bunların içerisinde bazı illeri yedi kere, bazılarını üç kere, dört kere ziyaret ettim. Daha bir gün önce Mersin’de idim, Adana Havaalanından geldim, bu akşam yine Adana’ya gidiyorum; iki gün de çiftçinin içerisinde olacağım. Yani, çiftçiyi çağırıyoruz, onlarla beraber şölen yapıyoruz. Onun için, bizim çiftçiyle hiçbir sıkıntımız yok. Bugün çiftçi sıkıntısız mı; çiftçinin sıkıntıları var. Bunu, Yüce Mecliste arz etmiştim. Çiftçinin dün sıkıntısı yok muydu, geçtiğimiz günlerde sıkıntısı yok muydu?!. Ancak, inşallah, tarımda hazırladığımız reformları bir an önce çıkarıp kalıcı tedbirler alarak, artık, çiftçinin günlük kararlarla idare edilmekten kurtarılarak, kalıcı ve çiftçinin de önünü göreceği, hükümetlerin de daha rahat edeceği bir düzenleme getirilecektir.

Bu nedenle, Sayın Milletvekilim, sözlerinizin “hükümet çiftçinin içerisine çıkamıyor, çıkmaya yüzü yoktur, milletvekilleri gidemiyor” kısmına katılmıyorum. Size de davetiye gönderdim. Yarın ben Adana’dayım. Buyurun, gelin, bakın, çiftçinin bize bakışı nasıl... Onu, orada, hep birlikte görürüz.

Buğday taban fiyatları hesap edilirken, biz, üç esasa -sizin de belirttiğiniz gibi- dikkat ederiz. Birincisi, tarla maliyetidir. Bir kilogram buğdayın tarla maliyet fiyatı nedir... Bunun tarla maliyetini hesap ederken de, hedef aldığımız yüzde 25 enflasyona göre maliyet hesap etmiyoruz. Ne zaman ekilmeye başlamıştır buğday; ekim ayında, kasım ayında. Ekim ayında kullandığı mazotun fiyatı, gübrenin fiyatı, ilacın fiyatı ve sürümü, çapası, yabancı ot mücadelesi... Bunların hepsi tek tek çıkarılır. Birinci kıstasımız budur. Buradan biz verimi esas alırız; Türkiye’deki verim nedir... Verimleri çıkarıyoruz ve burada tarla maliyet fiyatını çıkarırız. Birinci esas budur. Tarla maliyet fiyatının üzerine yüzde 20 gelir koyarız, yüzde 5 de mesleğe devam etme payını koyarız, buna göre tarla maliyet fiyatını çıkarırız. Birinci hareket noktamız budur.

Evet, bugün enflasyon düşmeye başlamıştır ve düşecektir. Yıl sonunda da, bu enflasyon yüzde 25 olacaktır. Ben buna inanıyorum. Ancak, ekime başladığımız andan itibaren -çiftçinin harcamalarında- o dönemdeki enflasyonu da esas alarak tarla maliyet fiyatlarını çıkarıyoruz.

İkinci aldığımız kıstas -biz dünyanın bir üyesiyiz, dünyanın bir ferdiyiz- dünya fiyatlarını esas alırız. Geçmiş yılda da biz bunu yaptık. Chicago borsasını esas alırız. Dünya fiyatlarını takip ediyoruz.

Üçüncü aldığımız kıstas ise -dünya fiyatları yanında- enflasyondur; gerçekleşen enflasyon, hedef enflasyon. Biz bunları esas alarak buğday taban fiyatlarını belirleyeceğiz ve buğday taban fiyatlarını belirlerken, bu üç esas, özellikle de tarla maliyeti esas alınacaktır ve geçmiş yıllarda da öyle yapılmıştır.

Pamuk, ayçiçeği, soya fasulyesi primlerinin ödenmesine gelince: Sayın milletvekilleri, bu primler, 2000 yılında ödenmesi gerekli olan primlerdir. Bu primler, 1999 yılının primleri değildir, 1999 yılında hasat edilen ürünler için 2000 yılında ödenmesi gerekli olan primlerdir. Evet, bu primlerin ödenmesine başladık. Dosyalar oluşturuldu. Şimdi, bu bir zaman alır; nerede ne kadar pamuk ekilmiş, ne kadar ayçiçeği ekilmiş, ne kadar ürün elde etmişiz... Bir kere, kaçakların önüne geçmemiz gerekli, yolsuzlukların önüne geçmemiz gerekli. Bu dosyalarla, yolsuzlukların ve kaçakların önüne geçilmiştir ve primler ödenmeye başlanmıştır.

Primlerin biraz daha hızlı ödenmesinde haklısınız. Bu konuda da, hükümet olarak gerekli tedbirlerimizi alıyoruz; ancak, biz, hâlâ beşinci ayın içerisindeyiz...

YAKUP BUDAK (Adana) – On ay oldu Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Hayır... Sayın Milletvekilim, bu primler, 1999 yılı ürünlerinin primleridir; ancak, siz de biliyorsunuz ki, bütçe gereği 2000 yılı içerisinde ödenmesi gerekli. 2000 yılında, yılın altıncı ayına gelmeden biz prim ödemeye başladık; yani, biz, öndeyiz şu anda...

YAKUP BUDAK (Adana) – 1999 yılının primleri Sayın Bakan, 2000 yılının değil...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Hayır, 2000 yılının primini ödüyoruz. 2000 yılının primini de -altıncı ayda değiliz- beşinci ayda ödemeye başladık, o halde, öndeyiz; ama, ben de köylünün bir bakanı olarak, daha erken ödenmesini istiyorum, onun için de çalışıyoruz. Ama, tekrar ediyorum, kayıtlara geçmesi için söylüyorum, 2000 yılının primlerini ödemeye başladık; hâlâ altıncı aya gelmedik, beşinci ayın içerisindeyiz ve ödüyoruz, yani öndeyiz; ama, ben, köylümün bir an önce paraya kavuşmasını istiyorum. Ama, önde olduğumuzun da, lütfen, burada altını çizmem gerekli ve bunu da herkesin kabul etmesi gerekli.

YAKUP BUDAK (Adana) – Önde mi geride mi olduğunuza çiftçi karar verecek.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Yarın, çiftçinin içerisinde olacağız, birlikte beraber göreceğiz; önde miyiz arkada mıyız, orada çiftçilerle görüşürken göreceğiz.

RAMAZAN GÜL ( Isparta) – Sayın Bakan, çiftçi, son kırk yılın en kötü dönemini, en zor dönemini yaşıyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Ayın 24’ünde de Isparta’da olacağım. Gelin, orada beraber çiftçilerle görüşelim.

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Misafirim olun, bekliyorum... Şeref duyarım...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Çiftçi, son kırk yılın...

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Çiftçi en zor dönemini yaşıyor Sayın Bakanım...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Evet, çiftçi, son kırk yılın en sıkıntılı günlerini yaşamıyor, son kırk yılın birikintileri toplana toplana geldi...

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Enkaz edebiyatını bırakın kardeşim!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) –... hatta, burada, sizin gruptan olan çok değerli bir milletvekilimiz şunu söyledi: “Ameliyat masasına yatırdığımız hayvancılığı size veriyoruz.” Ama, o hayvancılığın ameliyatı yapıldı, dikişleri atıldı, şu anda tedavi görüyor; nasıl ayağa kalktığını göreceksiniz, onu arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilimizin belirttiği zarar ziyan kararnamesinde, özellikle, biz, ikinci ürün ekimi için tohumluk sağlanması, mazot sağlanması konusunda gerekli tedbirleri alacağız.

Ben, buradan, tüm çiftçilerimize, üreticilerimize şunu tekrar belirtmek istiyorum, şunu tekrar vurgulamak istiyorum, şunu söylüyorum: Çiftçinin halini, durumunu düzeltme konusunda, 57 nci cumhuriyet hükümetinin Sayın Başbakanının bu kürsüde verdiği bir söz vardır: “Kalkınmayı kırsaldan başlatacağız ve bunların problemlerini halledeceğiz.” Bunun da bir ispatı, son yirmi yılda çıkarılamayan hayvancılık kararnamesidir. 57 nci cumhuriyet hükümeti bu kadar bütçe sıkıntısı içerisindeyken, 45 trilyon lira para ayrılmıştır; 45 trilyon lirayla bütün bölgelerde giriyoruz...

İkinci bir ispatı şudur: 57 nci cumhuriyet hükümeti göreve gelene kadar tarımsal kalkınma kooperatiflerine her yıl verilen destek, 8 veya 9 kooperatifeydi; bu sene 47 tanesine destek veriyoruz.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Gökalp’e teşekkür ediyorum.

A. TURAN BİLGE (Konya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

A. TURAN BİLGE (Konya) – Sayın Başkan, izin verirseniz bir iki cümle arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Oturduğunuz yerden olmak kaydıyla, 69 uncu maddeye göre, buyurun efendim.

A. TURAN BİLGE (Konya) –  Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum; Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Biraz önce Sayın Bakanım konuşurken, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sayın İsmail Köse’nin, borç faizleriyle ilgili bir düzenlemenin yapılması konusunda verdiği önerge, şahsen, beni ve Grubumu memnun etmiş bulunmakta. Aynı mealde, Sayın Nevzat Ercan Beyefendinin de verdiği bu önerge, çiftçimizi, gerçekten rahatlatacaktır; çiftçimiz, aylardan, yıllardan beri, bu temerrüt haline gelen faizlerin borç olarak altından kalkamaz hale gelmiştir. Bakanlar Kurulumuzun, bu konuda iyi kararlar çıkaracağına, ben, şahsen inanıyorum.

Bir de, Çukurova’da meydana gelen bu afetten dolayı, köylümüze geçmiş olsun diyorum; devletimizin yanlarında olduğunu da belirtmek istiyorum.

Son bir hususu arz etmek istiyorum. Bugünlerde gündem konusu olan buğday fiyatlarının açıklanması, an meselesi, gün meselesi. Hükümetimizin, buğday konusundaki taban fiyatlarını açıklarken, köylümüzü gözeteceğine de inanıyorum; ancak, köylümüzün talebini burada arz etmek istiyorum; köylümüz, hem ürün bedelinin peşin ödenmesinin sağlanmasını istiyor hem de alımların düzenli yapılmasını talep ediyor.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bilge.

Gündemdışı üçüncü söz, dışpolitika ve Avrupa Birliği konusunda söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Murat Sökmenoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Sökmenoğlu. (Alkışlar)

3. — İstanbul Milletvekili Murat Sökmenoğlu’nun, dış politika ve Avrupa Birliğine ilişkin gündemdışı konuşması

MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Galatasaray’ın, dün, Kopenhag’daki başarısı, Avrupa Birliğiyle başlayan sürecin ilk adımlarından biri olmuştur. Avrupa’ya bir futbol şöleni sunan Galatasaray’ı, kuru bir kutlamayla geçiştirmek de mümkün değildir. Zarafet, nefaset örneği veren Galatasaray, Avrupa Birliği için, bizi, bir kere daha düşünmeye sevk etmiştir.

Sayın milletvekilleri, devlet kademelerinde Avrupa Birliği süreciyle ilgili çalışmalar sürerken, biz, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, konuyu tartışmalı, engelleri ortadan kaldıracak girişimlerde bulunmadan önce bilgilenmeliyiz ki, ilgilenelim. Başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olmak üzere, siyasî parti gruplarında bu konu tartışılmalı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni bir tarihî dönemeçte etkinliğini ortaya koymalıdır.

Biz, bilgileri, sadece matbuattan öğrenmekle yetinirsek, yine yanlış yapmış oluruz. Zaman hızla geçiyor. Avrupa Birliği adaylık coşkusu, yerini, ciddî ve koordineli bir çalışma temposuna bırakmalıdır.

Her ne kadar, Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanma sürecini bir uyum süreci olarak tanımlasak da, uyumdan kastın ne olduğunu iyi anlamalıyız, bilmeliyiz. Bu uyumun, Kopenhag kriterleri olarak anılan değerlere doğru bir gidiş olduğu gerçeğini iyi anlamalı ve anlatmalıyız.

Sayın milletvekilleri, Türkiye, sadece Kopenhag kriterlerine değil, Maastricht çerçevesine ve Avrupa Parasal Birliği şartlarına da uyum sağlamak için hazırlık yapmalıdır.

Avrupa Birliği tam üyeliğine hazırlık, bizim için kapsamlı bir değişim ve dönüşüm projesidir. Yeni dönem Avrupası, Monet’in dediği gibi, dünyanın gelişmesine ahlakî bir katkı sağlama gücüne de sahip olacak, millî kimlik ile Avrupa kimliğini bağdaştıran anayasal vatandaşlık kavramı zemininde kurulacaktır. Ancak, 9 Mayıs Avrupa Birliği kutlamaları çerçevesinde Cumhurbaşkanlığında yapılan merasimde, demokrat bir gencimizin işaret ettiği “daha çok demokrasi, daha çok insan hakları” doğru bir yaklaşım olsa da “Türk gençliği” yerine, konuşmasında devamlı olarak “Türkiye gençliği, Türkiyeli gençlik” ibaresini kullanması, arkasından, 9 ve 10 Mayıs tarihlerinde Daily News Gazetesinde söyleşide bulunan Avrupa Birliğinin Türkiye’deki temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg’un üzerinde ısrarla durduğu, Avrupa Birliğinin, neden anadillerin gelişimi konusunda Avrupa Birliğinin zenginliği olarak gördüğüne ilişkin ifadesi, endişelerimizi de ortaya çıkardı. Bu da, ifratla tefriti ayırmanın gereğini ortaya çıkarmıştır.

Sayın milletvekilleri, Süryanilerin kullandığı Aramî dili, Çerkezce, Lazca gibi dil gruplarının önümüze konulması karşısında alınacak tavrın net olması gerektiği inancımı bu vesileyle de dikkatlerinize sunmak istiyorum. Çünkü, 81 inci yılını kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında Atatürk gençliği daha iyi bilgilendirilmeli ki “Türk gençliği” ibaresi yerine “Türkiye gençliği” ifadesini kullanmaktan kaçınsın ve o aradaki farkı, “ne mutlu Türküm diyene” vecizesinin haşmetini çok daha iyi öğrensin.

Sayın milletvekilleri, ayrıca, Türkiye’nin Avrupa yolunu engelleyen önemli konuların başında, Avrupa Birliğinin bazı flu düşüncelerinin yanında, 2002 yılında Kıbrıs’ın üyeliğinin gündeme gelmesi, 2004 yılı sonuna kadar Ege’deki sorunların çözülmesi vardır.

Devamlı iyiniyet mesajları veren Yunanistan’dan henüz uzlaşma sinyalleri gelmiyor. Umarız, Yunanistan, Türkiye’nin Avrupa Birliği için her şeyi yapabileceğini zannedip, iki ülke arasındaki yumuşamayı kendi çözümüyle bize empoze etmek için kullanmaya kalkmaz.

Sayın milletvekilleri, daha yeni, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Albright’ın, Ortodoks liderlere verdiği demeçte, Türkiye’ye “Heybeliada’da ruhban okulunu açın” mesajı verdiği ve bu konuda Türkiye’nin net bir tavır sergilemediğini üzülerek görmekteyiz. Oysa bu konu, YÖK’le, ilahiyat fakültesiyle daha ciddi bir kapsamda ele alınmaya çalışılmıştı.

Ayrıca, Almanya başta olmak üzere, Fransa gibi ülkelerde, genişleme süreci üstünde etkili olan ülkelerde yaşanabilecek iktidar değişikliklerinin de, Türkiye’nin üyelik sürecini tıkayabileceğini gözardı etmemeliyiz. Nitekim, Fischer’in “Federal Avrupa Birliği” tabiriyle başlayan yeni bir gelişme çok ciddî bir şekilde Avrupa’da tartışılmaktadır. Fransa eski Cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanlığına yeniden aday Valery Giscard d’Estaing’in, Türkiye aleyhine sıkça vermiş olduğu demeçler bizi yakından alakadar etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT SÖKMENOĞLU (Devamla) – Sayın Başkanım, müsamahanızı rica edeceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

MURAT SÖKMENOĞLU (Devamla) – Türkiye’nin, elindeki her türlü imkânı kullanarak hem reformlarını bir an önce gerçekleştirmesi hem de Avrupalı dostlarını etkilemek için çalışması gerekiyor. Avrupa standartlarını kendi ulusal reform süreçlerine dahil etmek, yeni kurumlar oluşturmak, yeni tavırlar geliştirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, olaya daha ciddî eğilmesi gerektiğine inancımı tekrarlıyorum.

Toplumda daha büyük bir anlayış ve uzlaşma sağlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin yanında, iş dünyasının ve sivil tolumun yardımına büyük ihtiyaç vardır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye, gerek doğu-batı gerekse kuzey-güney ekseninde dünyanın en hassas siyasî, ekonomik, askerî ve coğrafî fay hattı üzerinde bulunmaktadır.

Çok uluslu, çok dinli, çok dilli ve üç kıtaya yayılmış Osmanlı İmparatorluğunun tasfiyesinden ortaya çıkan Türkiye Cumhuriyeti, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu üçgeninin merkezindeki jeopolitik konumuyla bu bölgede oluşan tehdit ve risklerin sürekli hedefi ve dolaylı etkisi altındadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

MURAT SÖKMENOĞLU (Devamla) – Türkiye, tarihsel süreçte terk edilen topraklar üzerinde yaşayan insanlara karşı tarihî ve kültürel sorumlulukları nedeniyle çevresinde ve bölgede meydana gelen olaylardan etkilenmekte ve yakından ilgilenmek durumunda kalmaktadır.

Avrasya’nın merkezi konumunda bulunan Türkiye, üniter devlet yapısını, vatandaşlık bilinciyle daha da güçlendirerek, bu coğrafya içerisinde çok önemli roller üstlenecektir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye, coğrafyası, kültürü, devlet yapısı ve güçlü silahlı kuvvetleriyle, barış ve güvenliğin sağlanmasına önemli katkılarda bulunan bir Avrupa ülkesidir.

Milletçe beklentimiz, Avrupa Birliğine tam üyeliktir. Bu konuda ortak irade birliği içerisinde olduğumuza şüphe yoktur. Türkiye elli yıldır Avrupa’nın savunmasında taahhütlerde bulunmuştur. Türkiye’yi dışlamayı amaçlayan yeni Avrupa ve savunma kimliği konsepti konusunda geç kalmadan gerekli müdahaleyi yaparak haklarımızı savunmalıyız. Avrupa Birliğine geçiş sürecinde Batı Avrupa Birliğindeki haklarımızın yeni savunma boyutu içerisinde muhafaza edilmesini sağlamak gerekir. Türkiye’nin, Avrupa’nın yeni savunma şemsiyesi dışında bırakılması durumunda, kıta savunmasında ağırlıklı yeri olan Türkiye’nin bıraktığı boşluğun kolay kolay doldurulamayacağı da açıktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerimi bitirmeden evvel, geçtiğimiz hafta, Amerika Birleşik Devletlerinde Harvard Üniversitesinde konferans veren Yargıtay Başkanı Sayın Sami Selçuk’un “Eksiklerimizi biliyoruz. Çoğulcu, özgür, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğünü temel alan demokrasinin tam olarak yerleşmesini sağlamak üzere sarf ettiğimiz gayretlerimizin, devletimizin ve milletimizin yüksek menfaatı için olduğuna hiç şüphe yoktur. Ülkemizi, küreselleşmeyle yeniden biçimlenen dünyadan soyutlayamayız” sözleri, önemli ve ciddî bir mesajdır. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üzerimize düşeni yapmalıyız.

Sayın milletvekilleri, önümüz açıktır; demokrasi ortak tutkumuzdur. Gereksiz ve yararsız, ülke ve dünya gerçeklerinden uzak tartışmalarla vakit geçirmenin kimseye faydası yoktur. Türk Milleti, cumhuriyetin ve demokrasinin bütün nimetlerinden yararlanacak millî şuura, olgunluk ve sorumluluğa sahiptir.

Çağdaş; dünya ile her alanda rekabet edebilen; ekonomide, bilim ve teknolojide güçlü; Avurupa Birliği üyesi, Avrasya’da lider konumunda bir dünya devleti; laik, demokratik ve müreffeh bir Türkiye hedefimize her geçen gün daha da yaklaşacağımızı umuyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sökmenoğlu.

MÜJDAT KAYAYERLİ (Afyon) – Bu konuyla ilgili bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MÜJDAT KAYAYERLİ (Afyon) – Sayın Başkan, sayın konuşmacının Avrupa Birliğiyle ilgili görüşlerine, aynen, katılıyorum.

Avrupa Birliğine katılabilmek için tespit edilecek takvim, henüz belirsiz olduğundan, 47 milletvekilimizle birlikte, özellikle, bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılması için hem Avrupa Birliği ihtisas komisyonunun hem de bir araştırma komisyonu kurulmasıyla ilgili bir teklif vermiştim. Bu konunun, Danışma Kurulunda bir an önce incelenmesinin, Avrupa Birliğinin Türkiye’ye, özellikle, haziran ayındaki tarama ve izleme sürecinde götüreceği ve getireceği tekliflerin görüşülmesi için bir fırsat olacağını burada belirtmek istiyorum. Çünkü, Türkiye, Avrupa Birliğinin gerek eğitim projelerinden gerekse yapısal fonlarından -özellikle de tarım fonlarından- gereği kadar faydalanamamaktadır.

Saygılarımı arz ediyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kayayerli.

Sayın Tezmen, aynı konuda mı efendim?

OĞUZ TEZMEN (Bursa) – Evet.

BAŞKAN – Peki, 60 ıncı madde gereğince, çok kısa olmak üzere, buyurun efendim.

OĞUZ TEZMEN (Bursa) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sayın konuşmacı, gerçekten, önemli konulara değindi. Avrupa Birliği süreci, ülkemiz bakımından Anayasamızda ve tüm hukuk sistemimizde ciddî değişiklikleri gerektiren, ayrıca, ekonomik yapımızda radikal değişimleri zorunlu kılan bir süreç. Ancak, üzülerek görüyorum ki, burada çok önemli bir konuya değinilmesine rağmen, Dışişleri Bakanlığından herhangi bir kimse -gerek Bakan, Bakan yoksa, onu temsilen bir kimse- söz alıp, bir cevap vermemiştir.

Ayrıca, Meclis Başkanlığının da bu Avrupa Birliğiyle ilgili sürece dönük olarak da bir hazırlık içinde olması lazım. Bununla ilgili olarak benden önceki konuşmacının dile getirdiği gibi, Mecliste bu konunun ele alınıp, ya araştırma ya da ciddî bir perspektifte tartışılmaya başlanması lazım. Çünkü, süreç, ciddî bir süreçtir; ama, burada aynı ciddiyeti, gerek Bakanlıkta gerek kamu yönetiminde gerekse Mecliste göremediğimi üzülerek ifade etmek durumundayım. Lütfen, tüm Meclis bu konuda duyarlı olsun; duyarlı olmasının yararlı olduğuna inanıyorum. Ben de Sayın Müjdat Beyin getirdiği önergeye destek verilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tezmen.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Almanya Federal Meclisi Başkanının, 22-23 Mayıs 2000 tarihinde Berlin’de yapılacak EUREKA Parlamentolararası Konferansına TBMM’den üç kişilik bir Parlamento heyetini davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/575)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye’nin de üyesi bulunduğu Avrupa Araştırma ve Koordinasyon Kurumu EUREKA’nın Yıllık Genel Kurul mahiyetindeki “EUREKA” Parlamentolararası Konferansının onbirincisi, 22-23 Mayıs 2000 tarihlerinde Berlin’de yapılacaktır.

Almanya Federal Meclisi Başkanı Wolfgang Thierse’den alınan 31 Ocak 2000 tarihli mektupla anılan toplantıya Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen üç parlamenterden oluşacak bir heyet davet edilmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Yıldırım Akbulut

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Kabul edenler...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) – Bunda karar yetersayısı olmaz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye olmasın canım; karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, size bir şey söylüyoruz. Siz orada niye oturuyorsunuz?! Karar yetersayısının aranılmasını istemedim mi?!

BAŞKAN – Öyle mi istemiştiniz...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hakkınız var mı yani sizin böyle bizi kale almamaya?! Biraz da yani insan sıkılır canım!... Rica ediyorum... “Öyle mi istemiştiniz” ne demek?! Burada, her milletvekilinin bir sözü var, söz hakkı var.

BAŞKAN – Siz merak etmeyin... Merak etmeyin... Ne yapacağımızı biliyoruz. Oturun lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu Meclis bu kadar sizin emrinizde midir?!

BAŞKAN – Biz ne yapacağımızı biliyoruz; oturun lütfen.

Devam ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Rica ediyorum... O kürsüyü ya doğru dürüst temsil edin ya da oradan inin efendim. Olur mu?!

BAŞKAN – Zatıâliniz gelecekseniz, ben ineyim, idare edin; buyurun...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?..

BAŞKAN – Zatıâliniz teşrif edecekseniz, ben ineyim, siz idare edin...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben talep etmem; ama... Rica ederim...

BAŞKAN – Efendim, devam ediyoruz.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

IV. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. – (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında kurulan (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda boş bulunan ve Fazilet Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için seçim yapacağız.

Fazilet Partisinin 1 üyelik için 3 kat olarak gösterdiği adayların adlarını okuyorum:

Sayın Hüseyin Karagöz (Çankırı)

Sayın Mehmet Batuk (Kocaeli)

Sayın Şükrü Ünal (Osmaniye)

Adayların adları torbaya konulmuştur; torbadan bir isim çekiyorum efendim. Torbadan çıkan isim, Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanunun, Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Hakkında Kanunun, Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahisler Tertibi Hakkında Kanunun, Gecekondu Kanununun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ve Ödeme Güçlüğü İçinde Bulunan Bankerlerin İşlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Yürürlükten Kaldırılması ile Bazı Tekel Maddeleri Fiyatlarına Yapılan Zamlardan Elde Edilen Hasılatın T.C. Merkez Bankasında Açılacak Bir Deprem Fonu Hesabında Toplanmasına Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/645) (S.Sayısı: 395)

BAŞKAN – Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanununun, Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Hakkında Kanunun, Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahisler Tertibi Hakkında Kanunun, Gecekondu Kanununun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ve Ödeme Güçlüğü İçinde Bulunan Bankerlerin İşlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Yürürlükten Kaldırılması ile Bazı Tekel Maddeleri Fiyatlarına Yapılan Zamlardan Elde Edilen Hasılatın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Açılacak Bir Deprem Fonu Hesabında Toplanmasına Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısının müzakerelerine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Hükümet?.. Yok.

Bu durumda, 1 inci sıradaki kanun tasarısını görüşmemiz mümkün değil; ertelenmiştir.

2. – Orman Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/637) (S.Sayısı: 383)

BAŞKAN – Orman Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının müzakerelerine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Hükümet?..

ORMAN BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Burada.

BAŞKAN – Hükümet burada; Komisyon olmayınca, Hükümetin olması fayda sağlamıyor.

Tasarının görüşülmesi ertelenmiştir.

3. – Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı ve İçişleri ve Çevre Komisyonları Raporları (1/393) (S.Sayısı: 89)

BAŞKAN – Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısının müzakerelerine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Görüşülmesi ertelenmiştir.

Efendim, hükümetin ve komisyonların mevcut olmaması, 62 nci madde gereğince, görüşmeleri yapmamıza imkân vermemektedir; ara verilmesi halinde de, hükümetin ve komisyonların geleceği konusunda herhangi bir kanaat mevcut değildir.

Bu sebeple, alınan karar gereğince, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boşalan üyeliklere seçim yapmak için, 23 Mayıs 2000 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Kapanma Saati : 15.54

 

 

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, DHMİ Diyarbakır Havaalanı Terminal Binası inşaatına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1800)

rkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın TBMM İçtüzüğünün 96 ncı Maddesi gereğince; Ulaştırma Bakanı Sayın Prof. Dr. Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Sacit Günbey

Diyarbakır

Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Genel Müdürlüğü Diyarbakır Havaalanı Terminal Binası, Apron, Otopark genişletmesi inşaatları uzun süreden beri devam etmektedir. Bu durum gerek yolcular, gerekse burada görev yapmaya çalışan personel için eziyet (işkence) halini almıştır. Bu çalışmayı bitirmeyi planladığınız tarih ne zamandır?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 16.5.2000

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/774-13915

Konu : Diyarbakır Milletvekili Sayın Sacit Günbey’in yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 28.4.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1800-5079/11986 sayılı yazısı.

Diyarbakır Milletvekili Sayın Sacit Günbey’in 7/1800-5079 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Diyarbakır Milletvekili Sayın Sacit Günbey’in 7/1800-5079 Sayılı Yazılı Soru

Önergesi ve Cevabı

Sorular :

Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Genel Müdürlüğü Diyarbakır Havaalanı Terminal Binası, Apron, Otopark genişletmesi inşaatları uzun süreden beri devam etmektedir. Bu durum gerek yolcular, gerekse burada görev yapmaya çalışan personel için eziyet (işkence) halini almıştır. Bu çalışmayı bitirmeyi planladığınız tarih ne zamandır?

Cevap :

Diyarbakır Havaalanı Terminal Binası, Apron, Bağlantı Taksirutu ve diğer destek binaları ile otopark inşaatı çalışmaları devam etmekte olup, işin 2000 yılı Ekim ayında bitirilmesi planlanmıştır.

2. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Ardahan İli için ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı MustafaYılmaz’ın cevabı (7/1819)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Köy Hizmetlerinden sorumlu Devlet Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim. 6.4.2000

Saffet Kaya

Ardahan

1. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2000 yılı bütçesi ne kadardır? Bunun yüzde kaçı yatırım için ayrılmıştır?

2. 2000 yılı itibariyle Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, bakım, onarım çalışmaları ve yeni köy yolu yapımı için herbir ilimize ayrı ayrı belirtilmek üzere ne kadar (kaç TL) ödenek ayrılmıştır?

3. Ardahan İlinin 240 köyü ve köy yolu ağı bulunan, köy yollarının bir çoğunun asfaltlanmadığı bir ilimizdir. 2000 yılı yatırım bütçesinden köy yollarının yapımı için köy adları belirtilmek üzere ne kadar pay ayrılmıştır? Bu toplam yatırım bütçesi içindeki payı ne kadardır?

4. Genel Müdürlük olarak Ardahan İli köy içme suyu kapsamına 2000 yılı yatırım bütçesinden ne kadar pay ayrılmıştır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 17.5.2000

Sayı : B.02.0.010/031.5884

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 28.4.2000 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1819-5136/12271 sayılı yazısı.

Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’ya ait soru önergesi incelenmiştir.

2000 Malî yılı bütçesinden Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne 594 trilyon 855 milyar TL. ödenek ayrılmış ve bunun %27.67 si yatırım için ayrılmıştır.

2000 yılı bütçesinden 80 ilin köy yolları yapımı için ayrılan ödenek tablosu il bazında ekte sunulmuştur (EK-1).

Ardahan İlinde köy yolları yapımı için 2000 yılı bütçesinden 164 milyar TL. ödenek ayrılmış olup, yolları yapılacak köylerin listesi (EK-1) de sunulmuştur.

2000 yılı bütçesinde Ardahan İline bağlı köylerin içme suyu inşaatı için 3 adet köy 66 500 000 000 TL. keşif bedelli olarak yapım programında bitecek şekilde yer almaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz

Devlet Bakanı

2000 Yılı Bütçesinden İllere Ayrılan Ödenekler Köyyolları Dairesi Başkanlığı

İli Ayrılan Ödenekler

1 Adana 196 000 000 000 TL.

2 Adıyaman 295 000 000 000 TL.

3 Afyon 80 000 000 000 TL.

4 Ağrı 322 500 000 000 TL.

İli Ayrılan Ödenekler

5 Amasya 274 500 000 000 TL.

6 Ankara 26 500 000 000 TL.

7 Antalya 157 000 000 000 TL.

8 Artvin 956 000 000 000 TL.

9 Aydın 80 500 000 000 TL.

10 Balıkesir 530 500 000 000 TL.

11 Bilecik 130 500 000 000 TL.

12 Bingöl 359 000 000 000 TL.

13 Bitlis 191 500 000 000 TL.

14 Bolu 152 500 0000 000 TL.

15 Burdur 155 500 000 000 TL.

16 Bursa 80 500 000 000 TL.

17 Çanakkale 150 500 000 000 TL.

18 Çankırı 192 500 000 000 TL.

19 Çorum 407 500 000 000 TL.

20 Denizli 90 500 000 000 TL.

21 Diyarbakır 301 500 000 000 TL.

22 Edirne 135 500 000 000 TL.

23 Elazığ 309 000 000 000 TL.

24 Erzincan 537 500 000 000 TL.

25 Erzurum 275 500 000 000 TL.

26 Eskişehir 262 500 000 000 TL.

27 Gaziantep 204 000 000 000 TL.

28 Giresun 1 105 000 000 000 TL.

29 Gümüşhane 636 000 000 000 TL.

30 Hakkâri 276 500 000 000 TL.

31 Hatay 102 000 000 000 TL.

32 Isparta 317 000 000 000 TL.

33 İçel 144 000 000 000 TL.

34 İstanbul 27 000 000 000 TL.

35 İzmir 185 000 000 000 TL.

36 Kars 168 000 000 000 TL.

37 Kastamonu 112 500 000 000 TL.

38 Kayseri 137 500 000 000 TL.

39 Kırklareli 330 500 000 000 TL.

40 Kırşehir 137 500 000 000 TL.

İli Ayrılan Ödenekler

41 Kocaeli 136.500 000 000 TL.

42 Konya 102 500 000 000 TL.

43 Kütahya 135 000 000 000 TL.

44 Malatya 252 000 000 000 TL.

45 Manisa 263 000 000 000 TL.

46 Kahramanmaraş 139 000 000 000 TL.

47 Mardin 492 500 000 000 TL.

48 Muğla 140 000 000 000 TL.

49 Muş 294 000 000 000 TL.

50 Nevşehir 102 500 000 000 TL.

51 Niğde 102 500 000 000 TL.

52 Ordu 295 500 000 000 TL.

53 Rize 1 031 000 000 000 TL.

54 Sakarya 311 500 000 000 TL.

55 Samsun 110 500 000 000 TL.

56 Siirt 325 500 000 000 TL.

57 Sinop 262 500 000 000 TL.

58 Sivas 484 000 000 000 TL.

59 Tekirdağ 150 500 000 000 TL.

60 Tokat 261 000 000 000 TL.

61 Trabzon 2 573 000 000 000 TL.

62 Tunceli 334 000 000 000 TL.

63 Şanlıurfa 490 500 000 000 TL.

64 Uşak 130 000 000 000 TL.

65 Van 188 500 000 000 TL.

66 Yozgat 137 500 000 000 TL.

67 Zonguldak 42 500 000 000 TL.

68 Aksaray 182 500 000 0000 TL.

69 Bayburt 436 000 000 000 TL.

70 Karaman 157 500 000 000 TL.

71 Kırıkkale 432 500 000 000 TL.

72 Batman 566 500 000 000 TL.

73 Şırnak 325 500 000 000 TL.

74 Bartın 327 500 000 000 TL.

75 Ardahan 164 000 000 000 TL.

76 Iğdır 154 000 000 000 TL.

77 Karabük 232 500 000 000 TL.

78 Kilis 139 000 000 000 TL.

79 Yalova 245 500 000 000 TL.

80 Osmaniye 191 000 000 000 TL.

Toplam 23 375 000 000 000 TL.

3. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, Bağ-Kur primlerine yapılan zamma ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın cevabı (7/1827)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularıma Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan’ın yazılı cevap vermesini delaletlerinize arz ederim.

Mustafa Geçer

Hatay

Ülkemiz ekonomisine önemli derecede istihdam sağlayan ve kazancı oranında düzenli vergi ödeyerek, vergi gelirlerinde büyük bir pay sahibi olan küçük esnaf ve sanatkârlarımız son ağır ekonomik şartlar altında ezilmekte ve hergün önemli bir bölümü kepenklerini indirirerek faaliyetlerine son vermektedirler.

Bu durum, büyük sermaye kuruluşlarının marketler zinciri kurarak yurt çapında yaygınlaştırması neticesinde rekabet şansı kalmayan bakkal esnafımızı daha fazla etkilemektedir.

Durum böyle olmasına rağmen 1.1.2000 tarihinde % 20 zamlanan Bağ-Kur primleri 1 Nisan 2000 tarihinde 2 nci kez % 70 civarında zamlandırılması küçük esnaf ve sanatkârımızı tamamen çileden çıkartarak faaliyetlerini sürdüremez hale getirmiştir.

S.1. Küçük esnaf ve sanatkârın gelişmesi ve destek olunması gerekirken, 2000 yılı enflasyon oranının % 25 civarında olacağı belirtilerek Bağ-Kur emeklisine % 15 zam verilmesine rağmen Bağ-Kur primlerine yılın ilk altı ayında % 90 lara varan zam hangi gerekçe ile yapılmıştır?

S.2. Nisan 2000 tarihinde Bağ-Kur primlerine yapılan zam geri çekilerek küçük esnaf ve sanatkârımız bir nebze de olsa rahatlatılamaz mı?

S. 3. Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli olan bir kimse işyeri açtığı takdirde emekli aylığından herhangi bir kesinti yapılmaz iken, Bağ-Kur’dan emekli olanlar faaliyetlerine devam ettiği müddetçe emekli aylıklarından %10 oranında kesinti yapılmaktadır. Bu eşitsizlik düzeltilemez mi?

T.C.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 17.5.2000

Sosyal Güvenlik Kuruluşları

Genel Müdürlüğü

Sayı : B.13.0.SGK.0.13.00.01/3857/012915

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 28.4.2000 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1827-5144/12306 sayılı yazısı.

Hatay Milletvekili Mustafa Geçer tarafından hazırlanan “Bağ-Kur primlerine yapılan zamma ilişkin” 7/1827-5144 Esas No. lu yazılı soru önergesi ile ilgili olarak Bağ-Kur Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre;

1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların ödeyecekleri primlere ve bağlanacak aylıklarına esas olmak üzere, 24 basamaklı bir sistem uygulanmaktadır.

Bu basamaklara ilişkin gelir tutarları, 1479 sayılı Kanunun 50 nci maddesine göre basamak göstergelerinin Genel Bütçe Kanununuyla kabul edilen katsayı ile çarpılması suretiyle bulunarak, memur maaşlarında yapılan artışlara paralel olarak yılda iki defa belirlenmekte iken, 8 Eylül 1999 tarih ve 23810 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile, 1479 sayılı Kanunun 50 nci maddesi; “Bu Kanuna göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıklarının hesabında, yirmidört basamaklı gelir tablosu uygulanır. Tabloda yer alan gelir basamakları, her yıl Nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayrisafî yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızları kadar artırılarak belirlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Ayrıca, 1479 sayılı Kanunun 4447 sayılı Kanunla değiştirilen 29 uncu maddesi ile, emekli aylıklarının, Devlet İstatistik Enstütüsünce açıklanan Tüketici Fiyatları İndeksindeki aylık değişim oranı kadar arttırılması sistemi getirilmiştir. Ocak/2000 ayından itibaren emekli, dul ve yetim aylığı alan sigortalılarımızın, emekli aylıkları Tüfe değişim oranı kadar artırılmaya başlanılmıştır. Bu oran Ocak ayında % 5.9, Şubat ayında % 4.8, Mart ayında % 3.7 ve Nisan ayında da % 2.9 olarak uygulanmıştır. Bu artışlar ilk dört ay için toplam % 17.4 dür. Yani Ocak ayından bu yana emekli aylıkları, bir önceki ayın enflasyon oranı kadar artırılmaktadır.

1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların ödeyecekleri primlere ve bağlanacak aylıklarına esas gelir tablosu, Nisan/2000 ayından itibaren, yukarıda belirtilen Kanun hükmü çerçevesinde yeniden belirlenmiş olup, bundan sonraki değişiklikler bu hükme göre her yıl Nisan ayında yapılacaktır.

Ancak Hükümetimizin 2000 yılı için öngördüğü enflasyon hedefine paralel olarak, Bağ-Kur prim oranlarındaki artışın % 25’e indirilmesi hususunda Bakanlığımızca hazırlanan Kanun Tasarısı Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarınca kabul edilerek Genel Kurul gündemine alınmıştır.

Diğer taraftan; 1479 Sayılı Kanuna, 4447 Sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 20 ile yaşlılık aylığı almakla birlikte 1479 Sayılı Kanunun 24 üncü Maddesinin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına yani kendi nam ve hesabına çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil aylıklarından % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmektedir.

Bu uygulama, Sosyal Sigortalar Kurumunca yıllardan beri sürdürülmektedir. Bağ-Kur içinde böyle bir uygulamaya ihtiyaç duyulmasının nedeni öncelikle Kurumlar arasında uygulamalardaki farklılıkların giderilerek norm ve standart birliğinin sağlanmasıdır.

Sözü edilen uygulamanın, Bağ-Kur sigortalılarının büyük bir çoğunluğunu temsil eden ve Kurum Yönetim Kurulunda da iki üye ile temsil edilen Türkiye Esnaf veSanatkârlar Konfederasyonu tarafından konuya ilişkin olarak Bakanlığımıza bildirilen görüşlerde maddenin uygun görüldüğü bildirilmiştir.

Uygulamanın sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde değerlendirilmesi yapıldığında, emekli olan bir sigortalımızın işine devam etmesinin, hem istihdamı menfî yönde etkilediği, hem de sigortalı sayısının artmasını engellediği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, emekli olan kişilerin işlerini başkalarına devretmek suretiyle genç sigortalıların sisteme dahil olmalarını teşvik edecekleri, bu mümkün olmadığı takdirde, aylıklarından kesilecek sosyal güvenlik destek primi ile sisteme katkılarının sağlanacağı düşünülmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Yaşar Okuyan

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

4. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, kız yetiştirme yurdu ve huzurevi inşaatlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı (7/1828)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın TBMM İçtüzüğünün 96 ncı Maddesi gereğince; Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Sacit Günbey

Diyarbakır

Sayın Bakan 2000 yılı Bütçe görüşmeleri esnasında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Bütçesi görüşülürken; Diyarbakır Kız Yetiştirme Yurdu ve Huzurevi inşaatlarının 2000 yılı içerisinde bitirileceğini ifade etmişlerdi :

1. Diyarbakır Kız Yetiştirme Yurdu ve Huzurevi inşaat çalışmaları devam etmekte midir?

2. Çalışma hangi aşamaya getirilmiştir? Ne kadarı tamamlanmıştır?

3. Tefrişi yapılıp hizmete hazır hale getirilerek açılışı ne zaman yapılacaktır?

4. Diyarbakır Mahkemelerince “Devlet tarafından korunması gerekir” kararı verilen çocuk, genç, yaşlı, özürlü insanlarımızın sayısı ne kadardır? Çalışmalarda bu ve benzeri kararlar dikkate alınmakta mıdır?

T.C.

Başbakanlık 17.5.2000

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme

Kurumu Genel Müdürlüğü

Sayı : B.02.1.SÇE.0.65.00.01/YT-7/0569

Konu : Diyarbakır İlindeki yatırımlar ve hizmetler

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığının 28 Nisan 2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1828-5145/12307 sayılı yazısı.

Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in Bakanlığıma tevcih ettiği ve yazılı olarak cevaplandırılması tensip edilen soru önergesini içeren bilgiler ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Hasan Gemici

Devlet Bakanı

1. Diyarbakır Kız Yetiştirme Yurdu ve Huzurevi inşaat çalışmaları devam etmektedir.

2. Diyarbakır Huzurevi inşaatının bugünkü tarihi itibariyle fizikî gerçekleşmesi % 75; Kız Yetiştirme Yurdunun ise % 70’dir.

3. Kız Yetiştirme Yurdu 2001 yılında; ek ödenek temin edildiği takdirde Huzurevi ise 2000 yılında tamamlanarak hizmete sunulması planlanmıştır.

4. Diyarbakır İlinde hizmet veren 0-12 yaş 100 kapasiteli Çocuk Yuvasında 103 çocuk, Erkek Yetiştirme Yurdunda ise 106 genç korunma altında bulunmaktadır.

Diyarbakır Mahkemelerince “Devlet tarafından korunması gerekir” kararı verilen çocuklar hakkında (Ocak 1999 ve Nisan 2000 tarihleri arasında) yapılan işlemler aşağıda belirtilmiştir :

Evlat edinme hizmetinden yararlandırılan çocuk sayısı : 32

Koruyucu aile hizmetinden yararlandırılan çocuk sayısı : 4

Aynî-Nakdî yardım hizmetinden yararlandırılan çocuk sayısı : 10

Kuruluş bakımına alınan çocuk sayısı : 19

Kuruluşa yerleştirilmek üzere sırada bekleyen çocuk sayısı : 13

Diyarbakır mahkemelerince “Devlet tarafından korunması gerekir” kararı verilen yaşlı kayıtlarımızda bulunmaktadır.

Bilindiği gibi, huzurevine girmek isteyen yaşlının mahkemeden korunma kararı alması gerekmemektedir. Yaşlının veya yakınının ya da basında çıkan herhangi bir haber ihbar kabul edilerek gereği ivedilikle yapılmaktadır.

Diyarbakır’da yaşamakta olan yaşlı vatandaşlarımızdan huzurevine girmek üzere İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne başvuranlar istedikleri huzurevine ya da çevre huzurevine yerleştirilmektedir.

5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Çeçenistan’a yönelik politikalarına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı (7/1831)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 13.4.2000

Zeki Ünal

Karaman

1. Çeçenistan’ın, Rusya’nın müdahalesinden önceki statüsü ne idi?

2. Ruslara karşı savaşan Çeçenler terörist midirler?

3. Rusya tarafından Çeçenistan’da acımasızca; yürütülen jenosid karşısında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin tutumu ne olmuştur? Nasıl bir tepki ortaya koymuştur? Koymuş ise olumlu bir sonuç alınmış mıdır?

T.C.

Dışişleri Bakanlığı 16.5.2000

Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü

Sayı : SPGM/306-266

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 28 Nisan 2000 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1831-5148/12310 sayılı yazıları.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın ilgi yazı ekinde kayıtlı soru önergelerinin yanıtları ilişikte sunulmuştur.

Saygılarımla arz ederim.

İsmail Cem

Dışişleri Bakanı

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın Sayın Bakanımıza Yöneltmiş

Olduğu Sorular ve Yanıtları

Soru 1. Çeçenistan’ın, Rusya’nın müdahalesinden önceki statüsü ne idi?

Cevap 1. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin (SSCB) dağılmasına takaddüm eden dönemde, Rusya Federatif Cumhuriyeti bünyesinde yer alan Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinde 27 Ekim 1991 tarihinde yapılan ve Rusya içinde kalmayı tercih eden İnguşların boykot ettiği seçimler sonucunda iktidara gelen Dudayev’in liderliğindeki Çeçen milliyetçilerin hâkim olduğu Çeçen Ulusal Kongresinin 1 Kasım 1991 tarihindeki toplantısında aldığı ve Rusya tarafından seçimlerin geçersizliği iddiasıyla tanınmayan bağımsızlık kararı, günümüze kadar devam eden “statü ihtilafı”nın başlangıcını oluşturmuştur.

1991 yılı sonunda SSCB’nin mevcudiyetinin sona ermesi ve RF’nin SSCB’nin halefi olarak bir uluslararası hukuk süjesi vasfıyla vücut bulmasını müteakip, statü konusunda Federal makamlar ile Çeçenistan arasındaki uzlaşmazlık devam etmiş ve bu meyanda Çeçenistan 31 Mart 1992 tarihinde RF’nin Cumhuriyetler ve diğer Federasyon süjeleriyle imzaladığı Federasyon Anlaşmasına Tataristan ile birlikte taraf olmamış ve bu surette birlik içinde yer almayan müstakil varlığını tescil ettirmek istediğini ortaya koymuşsa da, bağımsızlık mücadelesi Çeçenistan’ın içindeki muhalif güçlerle iktidardaki Dudayev yönetimi arasında cereyan eden çatışmaların gölgesinde kalmış ve Çeçenistan yönetimi Cumhuriyetin uluslararası hukuk süjeliği iddiasını destekleyecek otororiteyi ve yapılanmayı kurmakta karşılaştığı güçlükleri aşamayarak, fiilen RF bünyesinde mevcudiyetini sürdürmüştür.

Diğer taraftan, RF merkezi makamları da 1991 yılında ilân edilen bağımsızlık statüsünün tek taraflı bir idare beyanı olduğunu ve vasfı itibariyle uluslararası hukuk açısından bir sonuç doğurmayacağı yönündeki savlarını sürdürmüştür. Nitekim, 12 Aralık 1993 tarihinde Rusya’da yapılan referandum sonucunda kabul edilen yeni RF anayasasının 65 inci maddesinde RF’yi oluşturan Federasyon süjeleri arasında Çeçenistan Cumhuriyetine de yer verilmiştir. Keza mezkur anayasanın 66 ncı maddesi Cumhuriyetlerin statüsünün RF anayasası ve ilgili cumhuriyetlerin anayasaları tarafından tanımlanacağını ve aynı maddenin 5 inci fıkrasında RF süjelerinin statülerinin merkezî makamlar ile süjelerin karşılıklı mutabakatı ile değişebileceğini hükme bağlamıştır.

Buna mukabil, Çeçenistan Cumhuriyeti bağımsızlık iddiasının tutarlı olabilmesi için, kendisine ait mülahazalarla, merkezî makamlarla Şubat 1994’te yetki bölüşümü anlaşmasını imzalayan Tataristan’dan farklı bir tutum alarak, merkezî makamlarla yetki bölüşümü anlaşması imzalamaktan imtina etmiştir.

11 Aralık 1994 tarihinde RF Federal Kuvvetlerinin Çeçenistan’da anayasal düzeni ihya etmek şeklinde ortaya koydukları hedefi gerçekleştirmek üzere başlattığı askerî harekatı sona erdiren ateşkesi müteakip 31 Ağustos 1996 tarihinde Hasavyurt’ta imzalanan iki belgeden “RF ile Çeçenistan Cumhuriyeti Arasında Karşılıklı İlişkilerin Temellerini Belirleyen İlkeler” adlı belgenin Çeçenistan ile RF arasındaki karşılıklı ilişkilerin temeline, bir başka ifade ile statüye dair birinci maddesinde, bunun uluslararası hukukun genel kabul görmüş ilke ve normlarına uygun olarak 31 Aralık 2001 tarihine kadar imzalanacak bir anlaşmaya raptedilmesi husususundaki mutabakata işaret edilmiştir.

Mezkûr metnin ilgili maddesi filhakika Çeçen tarafının bidayetten beri savunduğu bağımsızlık idealiyle çelişkili bir durum yaratmamakla birlikte, bizatihi belgenin isimlendirilmesinde “ilkeler” sözcüğünün kullanılmasının, form açısından muğlak bir durum yarattığı ve statü konusunda siyasî mutabakata yönelik bir müzakere sürecinin ilk adımını teşkil ettiği şeklindeki yorumlamalara kapıyı açık tuttuğu da bir vakıadır. Diğer taraftan belgede “statü” yerine “karşılıklı ilişkiler” deyiminin kullanılmış olmasının da günümüze kadar süregelen ve siyasî görüş açısına göre farklı yorumlara yol açan bir tartışmayı başlattığı da söylenebilir.

Diğer taraftan, Çeçen tarafı mezkûr belgenin ikinci maddesinde RF ve Çeçenistan Cumhuriyetleri devlet organları temsilcileri tarafından kurulacağı belirtilen ortak komisyonu eşitlik zemininde bir ilişkiye delalet eden bir hüküm olarak yorumlamış, buna mukabil merkezî makamlar ise sadece ileriye muzaf ilkeleri ortaya koyan belgenin bağımsızlığa giden yolu açmasının söz konusu olamayacağını ve siyasî çözümün RF anayasasının ve RF’nin toprak bütünlüğü içinde aranması gerektiğini ileri sürmüştür.

31 Ağustos 1996 tarihinden itibaren Rus askerlerinin bölgeden tümüyle çekilmesinden sonraki dönemde de statü konusunda iki taraf arasındaki farklı yorumlar sürmüştür. Mashadov Ocak 1997’de yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilmesini müteakip RF Federal Meclisine diğer Cumhuriyetlerin temsilcileri gibi katılmayarak RF’nin Çeçenistan üzerindeki egemenliğini tanımadığını göstermek istemiştir.

Rus ve Çeçen taraflarının temel tutumlarını koruyarak sürdürdükleri siyasî, ekonomik ve sosyal alanlarda normalizasyon görüşmeleri sonucunda Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Yeltsin ile Çeçenistan Cumhurbaşkanı Mashadov arasında, “Barış ve Rusya Federasyonu ile Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Arasındaki İlişkilerin İlkelerine Dair Andlaşma” 12 Mayıs 1997 günü Moskova’da imzalanmıştır. Çeçen tarafı toplam 10 satırdan oluşan belgeyi RF Federal Anayasasında bir idarî birim olarak yer alan “Çeçen Cumhuriyeti” adıyla değil, bağımsızlık yanlılarının 1991 yılından beri kullanageldikleri “Çeçen İçkerya Cumhuriyeti” adına imzalamıştır. Andlaşmada Çeçenistan’ın statüsüne açıkça değinilmemekle beraber, taraflar arasındaki ilişkilerin uluslararası hukukun ilke ve normlarına uygun olarak yürütüleceği ve ikili ilişkilerin anlaşmalar akdedilmesi suretiyle sürdürüleceği hususlarına da yer verilmiştir. Belgede taraflar ayrıca, anlaşmazlıkların hallinde kuvvete başvurmayacaklarını beyan etmişlerdir.

Çeçen tarafı, Barış Andlaşmasının taraflar arasındaki savaş durumuna son vererek Çeçenistan’ı uluslararası hukuka tabi hale getirdiğini ileri sürerken, Rus tarafı ise Andlaşmanın Çeçen Cumhuriyetinin halihazırdaki statüsünde herhangi bir değişikliğe yol açmadığını beyan etmiştir.

Bununla birlikte, Çeçenistan Cumhurbaşkanı Mashadov’un ise, imzadan sonra yaptığı açıklamada, Çeçenistan’ın statüsü meselesinin halen çözüme kavuşturulmadığını, ancak Barış Andlaşması ile Rusya ve Çeçenistan’ın birbirlerini tanımaları için gerekli yasal çerçevenin ilk kez oluşturulduğunu ve Çeçenistan’ın bağımsızlığını kazanması için siyasî yöntemlerle mücadelesini sürdüreceğini kaydetmiş olması dikkati çekmiştir.

Bağımsızlık konusu 1997 yılının Ağustos ve Eylül aylarında tekrar gündeme gelmiş, Mashadov, Rus tarafına iki devlet arasında diplomatik ilişkiler kurulmasını öngören bir antlaşma taslağı tevdi etmiş ve tam bağımsızlık üzerinde durmuş, Rus tarafı ise, Çeçenistan için daha fazla “özgürlükten” ten söz etmiş ve Tataristanınkine benzer bir yetki paylaşımı anlaşması taslağını tevdi etmiştir.

Yukarıda kayıtlı gayet karmaşık durum ışığında, hukukî ve siyasî kıstasların görüş açılarına göre birbirleriyle çelişen farklı hükümlere vardığı statü konusunun, akademik planda dahi üzerinde çoğunluğun ittifak edemediği bir olgu teşkil ettiği görülmektedir. Diğer taraftan, bu durum muvacehesinde statü sorununa ait algılamalara temel teşkil eden belirleyici siyasî kriterler arasında öne çıkan “cari statüko” nun ve “siyasî gerçekçiliğin” uluslarası toplumun tüm üyelerince sergilenen resmî tutumlara yön verdiği bir vakıa olarak karşımızda bulunmaktadır. Nitekim, başta BM olmak üzere, hiç bir devlet Çeçenistan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımamıştır.

Soru 2. Ruslara karşı savaşan Çeçenler terörist midirler?

Cevap 2. Uluslararası ve bölgesel güvenlik ve istikrara, ülkelerin toprak bütünlüğüne ve meşru anayasal düzenlerine karşı ciddî bir tehdit oluşturan, toplumsal doku üzerinde tahripkâr tesirler icra eden ve insanlığa karşı bir suç kategorisine girdiği hakkında kaba çizgileriyle bir uluslararası konsensüs oluşmuş olmasına rağmen, terörizm kavramının içeriği ve tanımı üzerinde uluslararası planda ne hukukî, ne siyasî açıdan bir mutabakat sağlanamamış olduğu malumdur. Nitekim bu durumun terörizmle mücadele alanını düzenlemeyi amaçlayan çok taraflı ve ikili ahdî düzenlemelerin gerçekleştirilmesini güçleştiren bir etken olduğu bir vakıadır.

Silâhlı unsurlarca belirlenen hedefleri gerçekleştirmek üzere girişilen hareketler, günümüzde münferit ülkelerin siyasî anlayışını ve algılamalarını yansıtan bir şekilde kategorize edilmekte ve bazılarınca terörist olarak nitelenen silâhlı hareketler, başkalarınca meşru bağımsızlık hareketi şeklinde vasıflandırılabilmektedir.

Bu bağlamda, Rus federal makamlarınca silâhlı mücadeleye başvuran Çeçen gruplar RF’nin toprak bütünlüğünü ihlâl ve RF anayasasının derpiş ettiği düzen ile telif edilemeyecek bir rejimi ihdas etmeyi hedefleyen ayrılıkçı teröristler olarak algılanmaktadır. Diğer taraftan, Çeçenistan konusunda bugüne kadar AK, AB ve BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından kabul edilen karar ve raporlarda subjektif değer hükümlerine varılmaktan dikkatle kaçınılmakta olduğu ve “çatışan taraflar, ihtilafın tarafları” gibi nötr ifadelere yer verildiği görülmektedir.

Çeçenistan sorununun son derece girift karakteri de gözönünde bulundurularak,, bizzat tarafımdan veya Bakanlığımca yapılan açıklamaların dikkatle incelenmesinden de görüleceği üzere, nerede ise tüm bir halkı terörist olarak niteleyen anlayışın tarafımızca paylaşılmadığı görülecektir.

Soru 3. Rusya tarafından Çeçenistan’da acımasızca; yürütülen jenosid karşısında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin tutumu ne olmuştur? Nasıl bir tepki ortaya koymuştur? Koymuş ise olumlu bir sonuç alınmış mıdır?

Cevap 3. Hükümetimizin Çeçenistan’da tırmanan askerî çatışmaların mağdur ettiği Çeçen halkının sıkıntıları karşısında, gerek sorunun insanî boyutundan, gerek bölgesel istikrar planında tevlit edeceği tehditler bakımından duyduğu kaygıyı aleni bir şekilde ve güçlü ifadelerle ortaya koymakta olduğu malumlarıdır. Bu çerçevede Sayın Başbakanımızın 4-6 Kasım 1999 tarihlerinde RF’ne yaptığı resmî ziyaret sırasında, duyduğumuz kaygı bizzat Başbakanımız tarafından karşıtı Vladimir Putin’in dikkatine getirilmiş ve izlenen yöntemin tarafımızdan tasvip edilmediği açık ve güçlü ifadelerle ortaya konmuştur.

Keza Sayın Cumhurbaşkanımız da 18-19 Kasım 2000 tarihlerinde yapılan AGİT Zirvesi marjında görüştüğü RF Başkanı Yeltsin’e kaygılarımızı ve çözümüne dair görüşlerimizi aktarmıştır. Ayrıca, AGİT Zirvesi Nihaî Bildirisinde yer alan Çeçenistan sorununun çözümüne ilişkin şablonun ortaya çıkarılmasında Türkiye’nin ciddî katkılarda bulunduğu hatırlanacaktır.

Siyasî plandaki gayretlerimizin yanı sıra ihtilafın insanî boyutta açtığı yaraların sarılması açısından da Hükümetimizin imkânlar ölçüsünde elinden gelen çabayı gösterdiğine inanılmaktadır.

Bu çerçevede, bir yandan Çeçenistan’da sivil halkın çatışmalar dolayısıyla uğradığı ağır can ve mal kayıplarından duyduğumuz üzüntü ve infial Türk halkının duygularına tercüman olacak bir şekilde uluslararası platformlarda ve yapılan resmî açıklamalarla ortaya konmaktadır. Diğer taraftan da, Türkiye’nin Kuzey Kafkasya’ya doğrudan insanî yardım ulaştıran ilk ülke olduğuna ve Gürcistan’a sığınan mültecilere dört parti insanî yardım sevkiyatında bulunduğuna işaret etmekte yarar görülmektedir.

İnsanî boyutta ikili çabalarımızın yanı sıra BM,AB,AGİT ve İKÖ gibi uluslararası ve bölgesel kuruluşların imkânlarının da seferber edilmesi için ciddî çaba harcanmaktadır.

Türkiye’yi yakından ilgilendiren tüm konularda olduğu gibi, Çeçenistan sorununa yönelik politikalarımızın tespit ve uygulanmasında akılcılık ve tutarlılık ile ulusal çıkarlar ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerimiz başta olmak üzere, halkımızın duyarlılığının gözönünde bulundurulduğundan şüphe edilmemesi gerekmektedir.

Çeçenistan sorununun insan haklarına riayetsizlik konusunu da gündeme getiren seyri itibarıyla uluslararası camianın meşru ilgi alanına giren bir vasıf kazandığı gözönünde bulundurulduğunda, bu sorunun Rusya’nın içişlerine ait bir mesele olarak telakki edilemeyecek bir hüviyete büründüğü hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim, Sayın Başbakanımızın Çeçenistan’daki durum hakkında yaptığı bir değerlendirmede, olayların boyutlarının neredeyse soykırıma delalet edecek bir mahiyet kazandığının altını çizmiş olduğuna bu vesile ile işaret etmekte yarar görmekteyim.

6. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın cevabı (7/1848)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Nevşehir İlimize bağlı Kozaklı İlçemizde 95 derece sıcaklıkta şifalı su bulunmaktadır. Bu sudan kaplıca olarak faydalanıldığı gibi debisi fazla olduğundan Kozaklı İlçe Merkezinin kısmen ısıtılması da gerçekleştirilmektedir. Kozaklı İlçemizin tamamı ile Nevşehir İl Merkezi ve Ürgüp ile Avanos İlçelerimizin Merkezlerinin de ısıtılması programlanmıştır. Ayrıca seracılıkta da bu ısıdan faydalanılmaktadır. Ancak bütün bunların yapılması mahallî olarak ve mahallî idarelerin imkânlarıyla mümkün değildir. Bu projelerin hayata geçirilmesi için behemahal devlet desteğine ihtiyaç vardır.

Sorular

1. Kozaklı İlçemizin mezkûr jeotermal enerji ile ısıtılması projesi maddî imkânsızlıktan dolayı yarım kalmıştır. Bu projenin tamamlanması için maddî destek vermeyi düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bu destek nasıl olacaktır?

2. Mezkûr jeotermal enerji ile Nevşehir, Ürgüp ve Avanos Merkezlerinin de ısıtılması için bir çalışma projeniz var mıdır?

3. Yine bu enerji kaynağının seracılıkta yaygın bir biçimde kullanılması için bir çalışma projeniz var mı?

T.C.

Devlet Bakanlığı 16.5.2000

Sayı : B.02.0.0012/009-5008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : 28.4.2000 tarih ve KAN. KAR.MD. A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1848-5170/12361 sayılı yazınız.

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış tarafından Sayın Başbakanımıza tevcih edilen ve Bakanlığım tarafından cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Edip Safder Gaydalı

Devlet Bakanı

T.C.

Maden Tetkik ve Arama 9.5.2000

Genel Müdürlüğü

Sayı : 12.00.00/543/4653

Konu : Soru önergesi

Devlet Bakanlığına

(Sayın Edip Safder Gaydalı)

İlgi : Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 3.5.2000 tarih ve Bakanlığımıza hitaben B.02.0.KKG.0.12/106-219-10/2145 sayılı yazısı.

İlgi yazıda Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın Başbakanımıza tevcih ettiği yazılı soru önergesine Sayın Başbakanımızca Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevap verilmesinin tensip edildiği belirtilmektedir. Konu ile ilgili olarak cevaba esas teşkil edecek Genel Müdürlüğümüz görüşleri aşağıda verilmiştir.

Nevşehir-Kozaklı jeotermal alanında Genel Müdürlüğümüzce yatırım programımızda yer alan projeler kapsamında önceki yıllarda jeoloji, jeofizik ve sondajlı çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Alanda sıcaklıkları 42-920C arasında değişen ve toplam debileri 94 lt/sn olan bir kaynak grubu bulunmaktadır. Jeoloji, jeofizik çalışmaları sonucunda belirlenen lokasyonlarda derinlikleri 70-205 m. arasında değişen ve 4 adet yatırım programımızda yer alan projeler kapsamında 2 adet de SSK Genel Müdürlüğü ve Kozaklı Belediyesi adına ücretli olmak üzere 6 adet kuyu açılmıştır. Bu kuyulardan sıcaklığı 83-93 oC ve debisi 11-95 arasında değişen toplam 245 lt/sn akışkan üretimi sağlanmıştır. Buna göre kuyulardan elde edilen akışkanın toplam potansiyeli 57.65 MWt dir. Bu değer, Kozaklı İlçesinin ısıtılması için yeterli görülmektedir. Ayrıca üretilen bu akışkandan konut ve sera ısıtmacılığında, sağlık tesislerinde, balık çiftliklerinde ve kaplıca tesislerinde de yararlanılabilir.

Genel Müdürlüğümüz jeotermal kaynaklarının aranması ve ekonomiye kazandırılması için jeolojik hizmetler üretmektedir. Dolayısıyla soru önergesinde sözü edilen yerüstü yatırımlara yönelik çalışmalar ilgi alanımız dışında bulunmakta olup, bu konuda görüş belirtilmemektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

A. Kemal Işıker

GenelMüdür

7. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Bağ-Kur primlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın cevabı (7/1862)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 18.4.2000

Zeki Ünal

Karaman

25.8.1999 tarih ve 4447 sayılı yasanın 31 inci maddesi gereği primleri yükseltilen Bağ-Kur’lular, Türkiye’nin muhtelif il ve ilçelerinden aldığım faks ve mektuplarda sıkıntılarını dile getirerek, Bağ-Kur primlerinin düşürülmesini talep etmektedirler.

Sorum şudur :

Bağ-Kur’luların bu taleplerini dikkate alarak, primlerin düşürülmesi konusunda Bakanlığınızca herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?

T.C.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 17.5.2000

Sosyal Güvenlik Kuruluşları

Genel Müdürlüğü

Sayı : B.13.0.SGK.0.13.00.01/3858/012914

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 28.4.2000 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.025370 sayılı yazınız.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal tarafından hazırlanan “Bağ-Kur primlerine ilişkin” 7/1862-5185 Esas No. lu yazılı soru önergesi ile ilgili olarak Bağ-Kur Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre;

1479 sayılı Kanuna tâbi sigortalıların ödeyecekleri primlere ve bağlanacak aylıklarına esas olmak üzere, 24 basamaklı bir sistem uygulanmaktadır.

Bu basamaklara ilişkin gelir tutarları, 1479 sayılı Kanunun 50 nci maddesine göre basamak göstergelerinin Genel Bütçe Kanunuyla kabul edilen katsayı ile çarpılması suretiyle bulunarak, memur maaşlarında yapılan artışlara paralel olarak yılda iki defa belirlenmekte iken, 8 Eylül 1999 tarih ve 23810 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile, 1479 sayılı Kanunun 50 nci maddesi; “Bu Kanuna göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıklarının hesabında, yirmidört basamaklı gelir tablosu uygulanır. Tabloda yer alan gelir basamakları, her yıl Nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayrisafî yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızları kadar artırılarak belirlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.

1479 sayılı Kanuna tâbi sigortalıların ödeyecekleri primlere ve bağlanacak aylıklarına esas gelir tablosu, Nisan/2000 ayından itibaren, yukarıda belirtilen Kanun hükmü çerçevesinde yeniden belirlenmiş olup, bundan sonraki değişiklikler bu hükme göre her yıl Nisan ayında yapılacaktır.

Ancak, Hükümetimizin 2000 yılı için öngördüğü enflasyon hedefine paralel olarak, Bağ-Kur prim oranlarındaki artışın %25’e indirilmesi hususunda Bakanlığımızca hazırlanan Kanun Tasarısı Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarımızca kabul edilerek Genel Kurul gündemine alınmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Yaşar Okuyan

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, GSM ihalelerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1879)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

21.4.2000

Zeki Ünal

Karaman

Nisan 1998’de iki cep telefonu ihalesi yapılmış ve operatörlükler 500’er milyon dolardan Telsim ve Turkcell’e verilmiştir. Nisan 2000 yılında da 2.5 milyar dolar’a İşbankası-İtalyan Telecom konsorsiyumuna verildi.

20.4.2000 tarihli yazılı basında çıkan bir haberde ise; İngiltere’de yapılan cep ihalesinde beş lisansın toplam bedeli 33.4 milyar dolar olduğu açıklanmıştır. Bu haber dikkate alındığı zaman, İngiltere’de bir lisansın değeri 7 milyar civarında olduğu görülmektedir.

Bu bilgiler çerçevesinde ülkemizin; çok büyük zarara uğradığı iddia edilmektedir.

Sorum şudur :

İddilar doğru değil ise, doğrusu nedir?

T.C.

Ulaştırma Bakanlığı 16.5.2000

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/773-13917

Konu : Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-5431 sayılı yazınız.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın 7/1879-5208 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın 7/1879-5208 Sayılı

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular :

Nisan 1998’de iki cep telefonu ihalesi yapılmış ve operatörlükler 500’er milyon dolardan Telsim ve Turkcell’e verilmiştir. Nisan 2000 yılında da 2.5 milyar dolar’a İşbankası-İtalyan Telecom konsorsiyumuna verildi.

20.4.2000 tarihli yazılı basında çıkan bir haberde ise; İngiltere’de yapılan cep ihalesinde beş lisansın toplam bedeli 33.4 milyar dolar olduğu açıklanmıştır. Bu haber dikkate alındığı zaman, İngiltere’de bir lisansın değeri 7 milyar civarında olduğu görülmektedir.

Bu bilgiler çerçevesinde ülkemizin; çok büyük zarara uğradığı iddia edilmektedir.

Sorum şudur :

İddilar doğru değil ise, doğrusu nedir?

Cevap :

İngiltere’de yapılan beş adet GSM Lisans İhalesi IMT 2000 veya UMTS (Universal Global System For Mobile Communications) adıyla anılan üçüncü nesil Mobil Telefon Sistemleri hakkında, Bakanlığımızca detaylı bilgi toplama ve araştırma başlatılmış olup, sonuç ayrıca kamuoyuna duyurulacaktır.

9. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/1906)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mustafa Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

20.4.2000

S. Metin Kalkan

Hatay

1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 18.5.2000

Sayı : B.02.0.010/031-5908

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 3.5.2000 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1906-5235/12557 sayılı yazısı.

Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın soru önergesi incelenmiştir.

2000 yılı yatırım ödeneğinden Hatay İline 104 milyar köy yolu, 1 trilyon 178 milyar 700 milyon içme suyu, 67 milyar sulama ve toprak muhafaza, 4 trilyon 120 milyar kanalizasyon ve iskân projeleri, 5 trilyan 755 milyar 208 milyon TL. makine ve akaryakıt olmak üzere toplam 11 trilyon 224 milyar 908 milyon TL. ödenek ayrılmıştır.

Cari harcamalar bölgelerin aylık ihtiyaçlarına uygun olarak gönderilmektedir. Yıllık program yapılmamaktadır. Bölgelerine gönderilen cari ödenekler de bağlı illerin ihtiyaçlarına göre kullanılmaktadır.

İçme suyu ile ilgili olarak;

Hatay İlinin 2000 yılı yatırım programında 91 ünitenin ikmal edilebilmesi için 1 178 700 000 000 TL. ödenek ayrılmıştır. Ayrılan ödeneğin tamamı harcanarak 91 ünite ikmal edilecektir.

1999 yılı köy içme suyu yapım programında ikmal edilmesi planlanan 26 ünite için 640 440 000 000 TL. ödenek ayrılmış ve ödeneğin tamamı harcanarak 26 ünite içme suyuna kavuşturulmuştur.

Devam eden içme suyu inşaatlarının tümüne ödenek verilmesi halinde 2001 yılında tamamlanması planlanmaktadır.

Köy yolu ile ilgili olarak;

2000 yılı yatırım programında Hatay İline 30 km. onarım, 30 km. stabilize kaplama, 10 km. 1 kat asfalt kaplama, muhtelif sanat yapıları büz-menfez yapımı, 10.5 metre açıklığında 1 adet köprü yapımı planlanmış ve bu işler için yatırım ödeneği olarak 104 000 000 000 TL. ödenek ayrılabilmiştir. Bu ödenekle yukarıda belirtilen işlerin bitirilmesine çalışılacaktır.

1999 yılı yatırım programında Hatay İline yatırım ödeneği olarak 49 450 000 000 TL. ödenek ayrılmıştır.

Bu ödenekle 30 km. onarım, 20 km. 1 kat asfalt, 26 km. 2 nci kat asfalt, 30 km. stabilize yapılarak hizmete açılmıştır.

Sosyal alt yapı ve iskân hizmetleri ile ilgili olarak;

2000 yılı köy içi inşaat yatırım programında, Hatay İlinde yerleri kamulaştırılanların iskânı ve göçebelerin iskânı projeleri kapsamında toplam 1459 ailelik iskân projesi yer almış olup, bu işler için 2000 yılında 4 trilyon 120 milyar TL. ödenek ayrılmıştır.

İşin Adı Karakteristiği Planlanan (Milyon TL.)

Bit. Tar. 2000 Yılı Öd.

1.Yarseli Barajı İskânı 256 Aile/tarım 2001 635 000

(Merkez-Avaklı)

2. Topraktutan-Ormaniçi 131 Aile/tarım 2001 400 000

Köyü İsk.(Hassa)

3. Atatürk Barajı İskânı 375 Aile/tarım 2001 1 000 000

4. Çat Barajı İskânı 162 Aile/tarım 2001 625 000

(Merkez-Hasanlı)

5. A. Kıvrak, H. Uzkar, 144 Aile/tarım 2001 500 000

M. Keskin, İ. Koyuncu

ve H. Evliya Göçebeleri

İskânı (Hassa)

6. Kerim Güzel Göçebeleri 152 Aile/tarım 2001 600 000

İskânı (Hassa)

7. M. Şahin, S. Karabacak 38 konut 2000 75 000

ve Baldıran Göçebeleri

İskânı (Kırıkhan)

8. M. Kumar, M. Atçı Göç. (İkmal-Onarım)

İsk. (Kırıkhan) 201 Aile/tarım 2001 285 000

1459 Konut 4 120 000

1999 yılında Hatay İlinde iskân projeleri için ayrılan 3 trilyon 253 milyar (revizeli) ödeneğin 3 trilyon 237 milyar TL. si mahallîne gönderilmiştir.

Sulama projeleri ile ilgili olarak;

2000 yılı yatırım programında Hatay İline 67 milyar TL. ödenek ayrılmış olup, buna ilişkin tablo ilişikte sunulmuştur (EK-1).

1999 yılı yatırım programında sulama hizmetleri için 196 600 milyon TL. ödenek ayrılmış ve bu ödeneğin 195 310 milyon TL. si harcanmıştır. Buna ilişkin detay liste ilişikte sunulmuştur (EK-2).

Söz konusu işlere DPT tarafından ödenek verilmesi halinde yılı içinde tamamlanması planlanmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz

Devlet Bakanı

EK-2

Havza Islahı ve Göletler Dairesi BaşkanlığıHatay İli 1999 Yılı Harcamaları

Program Ödeneği Harcama

Projenin Adı Milyon TL. Milyon TL.

1. Belen Müftüler 3 000 3335

2. İskenderun Avcılar suyu 3 000 4469

3. Kırıkhan Karataş 3 000 3373

4. Samandağı Vakıflı 3 000 3481

5. Kırıkhan 408 Evler 184 900 180 472

196 900 195 130

10. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu’nun cevabı (7/1907)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Ramazan Mirzaoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

20.4.2000

S. Metin Kalkan

Hatay

1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 15.5.2000

Sayı : B.02.0.011/942

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi : 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1907-5236/12558 sayılı yazınız.

Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın 7/1907-52360 esas no. lu soru önergesine Bakanlığım bağlı kuruluşu Denizcilik Müsteşarlığı ve Meteoroloji Genel Müdürlüğünce verilen cevaplar ekte sunulmuştur.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu

Devlet Bakanı

T.C.

Başbakanlık 11.5.2000

Devlet Meteoroloji İşleri

Genel Müdürlüğü

Sayı : B.02.1.DMİ.0.73.00.01.Yat.Dos.-1504/1724

Konu : Hatay İli yatırımları

Devlet Bakanlığına

(Sn. Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu)

İlgi : 5.5.2000 tarih ve 875 sayılı yazınız.

İlgi yazıda Hatay İlinde GenelMüdürlüğümüzün yatırımı ve cari harcamasının olup olmadığı sorulmaktadır.

Hatay İli ve ilçelerinde Genel Müdürlüğümüzün herhangi bir yatırımı ya da cari harcaması bulunmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Doç. Dr. Selahattin Sarı

GenelMüdür

Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın Soruları ve Hazırlanan Cevabı

Soru 1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırımdır, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

Cevap 1. Bakanlığıma bağlı Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı yatırımcı bir kuruluş olmadığından Hatay İli sınırları içerisinde herhangi bir yatırımı bulunmamaktadır. Sadece İskenderun Liman Başkanlığı hizmet binası mevcut olup, bu binanın bakım ve onarımına ihtiyaç duyulduğunda merkezden gönderilen ödenekle karşılanmaktadır.

Soru 2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

Cevap 2. Müsteşarlığımız taşra teşkilâtını oluşturan Bölge Müdürlükleri ve Liman Başkanlıkları adına ayrı ayrı ödenek tahsis edilmemektedir. Taşra Teşkilâtı tertibine ayrılan ödeneklerden ihtiyaç duyuldukça ve istendikçe ilgili yerlere gönderilmektedir. 1999 yılı içerisinde İskenderun Liman Başkanlığına 40 462 500 000 TL. cari ödenek gönderilmiş 39 586 985 000 TL. harcanmıştır.

Soru 3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

Cevap 3. Hatay İlinde Denizcilik Müsteşarlığının herhangi bir yatırımı bulunmamaktadır. Sadece 2000 yılı içinde İskenderun Liman Başkanlığı hizmet binasının 23 000 000 000 TL. lık hizmet binası bakım ve onarımı yaptırılacaktır.

11. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın cevabı (7/1908)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Edip Safder Gaydalı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

20.4.2000

S. Metin Kalkan

Hatay

1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanacaktır?

2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 16.5.2000

Sayı : B.02.0.012/009-5009

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : 3.5.2000 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1908-2337/12559 sayılı yazınız.

Hatay Milletvekili Metin Kalkan tarafından Bakanlığımca cevaplandırılması istenen, Hatay İline ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin yazılı soru önergesinin cevabî yazısı Bakanlığım bağlı kuruluşu Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünden alınan ilgi yazı ilişikte sunulmuş olup, Bakanlığım bağlı kuruluşu Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı ve Bakanlığım ilgili kuruluşu Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğünün 1999-2000 yılları içerisinde Hatay İli için herhangi bir yatırım faaliyeti bulunmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Edip SafderGaydalı

Devlet Bakanı

Hatay Milletvekili Sayın S.Metin Kalkan’ın Devlet Bakanı Sayın Edip Safder Gaydalı’ya

Tevcih Ettiği ve Cevaplandırılması Tensip Edilen Yazılı Soru Önergesine Verilecek Cevaplar.

Soru 1. Bakanlığınızın 2000 malî yılı bütçesinde Hatay İline ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu ödeneğin ne kadarı yatırım, ne kadarı cari harcamalar içindir? Söz konusu ödenek hangi yatırımlar için harcanmıştır?

Cevap : Hatay İli için, MTA Genel Müdürlüğü Yatırım Programında ayrılmış olan ödenek miktarı 20 000 000 000 TL.’dir. bu ödeneğin tamamı yatırım harcamaları içindir. Söz konusu ödeneklerle “Maden ve Jeotermal Kaynak Aramaları” ana projesi altında “Akifer Kaya ve Maden Suyu Aramaları” ve “Jeolojik ve Jeofizik Araştırmalar” ana projesi altında “Kentleşme Alanları Arazi Kullanım Planlaması Yerbilim Verileri” projeleri içinde gerçekleştirilecektir.

Soru 2. 1999 Malî yılı bütçesinden Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise nerelerde kullanılmıştır? Kullanılmadıysa gerekçesi nedir?

Cevap : 1999 Malî Yılı Bütçemiz kapsamında Hatay İli için ayrılan ödeneğin tamamı kullanılmıştır. 1999 yılı iş programımızda yer alan “Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar” ana projesi altında “Karst Hidrojeolojisi” çalışmaları kapsamında Hatay İlinde araştırma yapılmış olup, projenin Hatay İline düşen yatırım tutarı 5 000 000 000 TL.’dir.

Soru 3. Hatay İlimizde Bakanlığınıza ait mevcut yatırımlar nelerdir? Bu yatırımların ne zaman tamamlanması planlanmaktadır?

Cevap : MTA Genel Müdürlüğü, 2000 yılı bütçesi ve iş programı kapsamında, “Maden ve Jeotermal Kaynak Aramaları” ana projesi altında “Akifer Kaya ve Maden Suyu Aramaları” ve “Jeolojik ve Jeofizik Araştırmalar” ana projesi altında “Kentleşme Alanları Arazi Kullanım Planlaması Yerbilim Verileri” projelerinin tamamını Hatay İli sınırları içinde gerçekleştirecektir ve bu çalışmalar 2000 yılı içinde tamamlanacaktır.

12. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat İlinin bazı sorunlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1939)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı sorularımın, aracılığınızla İçişleri Bakanlığınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Op.Dr. Reşat Doğru

Tokat

1. Son zamanlarda en yoğun terör olaylarının yaşandığı Tokat İlindeki boş ilçe Kaymakamlıklarına ne zaman atama yapılacaktır?

2. Terörle iç içe olan Tokat İline bağlı Emniyet Amirliklerimizin araçlarının yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa araç takviyesi yapacak mısınız?

3. Zile Emniyet Amirliğine Yeni bir bina ve lojman yaptırma planınız var mı?

4. Bu yöredeki terörle mücadeleyi yeterli buluyor musunuz? Yeterli değilse sorumlular hakkındaki düşünceniz nedir?

T.C.

İçişleri Bakanlığı 16.5.2000

Emniyet Genel Müdürlüğü

Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01/116506

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 3.5.2000 gün ve A.01.GNS.0.10.00.02-(7/1939)-5295/12687 sayılı yazısı.

Tokat Milletvekili Op. Dr. Reşat Doğru tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

1. Tokat İlinde boş bulunan Başçiftlik, Pazar ve Almus İlçeleri beşinci sınıf ilçelerimiz olduğu, beşinci sınıf ilçelere, Kaymakamlık Kursu sonunda çekilecek kura ile atamaların yapıldığı, bu nedenle ilk kurada kaymakam atanmasının değerlendirileceği,

2. Tokat Emniyet Müdürlüğü kuvvetinde kayıtlı bulunan taşıtlar ile İlçe Emniyet Müdürlükleri ve Amirlikleri hizmetlerinde toplam (148) adet taşıtın bulunduğu, 2000 Malî Yılı Bütçesinden Emniyet Genel Müdürlüğüne ayrılan ödenek ile taşıt alımları gerçekleştiği takdirde ihtiyaçların karşılanması için gerekli tahsislerin yapılacağı,

3. Zile İlçesinin hizmet binası ve lojman ihtiyacının karşılanması için, Tokat Valiliğince Ertürk ve Şehali Polis Karakolları Hizmet Binaları ile 20 Daire Polis Lojmanlarının yaptırılması talep edildiği,

Bu talebe istinaden; 2000 Yılı Yatırım Programına alınması için Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığına teklifte bulunulduğu, ancak yeni projeler için ödenek verilmediğinden teklifin kabul edilmediği, söz konusu projelerin 2001 yılı Yatırım Programına alınması için teklifin yineleneceği,

4. Tokat Bölgesinde terör faaliyetleri belirli seviyeye indirilmiştir. Özellikle Tokat kırsalında devamlı ve kapsamlı operasyonların icra edildiği, son yıllarda alınan sonuçların ve örgütlere verdirilmiş olan ağır zayiat teröristlerin silâh, mühimmat ve erzak depolarının büyük bölümünün ele geçirildiği, bir bölüm terör örgütü mensuplarının bölgeyi terk ettiği, yörede bulunan teröristler üzerinde de ısrarlı operasyonların uygulanması ile imkân kabiliyetlerinin asgariye indirildiği, yapılan ve alınan istihbari faaliyetlerle de sonuç alıcı çalışmaların belli bir aşamada olduğu, il merkezi ve ilçe merkezlerinde alınan etkili önlemlerle herhangi bir terör olayının yaşanmadığı, gerek şehir merkezinde gerekse kırsal alanda İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğünce üst seviyede oluşturulan koordineli çalışmalarla önemli sonuçların alındığı, yine aynı koordinasyon içerisinde önemli sonuçların beklendiği, bu kapsamda yapılan terörle mücadelede nicelik ve nitelik açısından yeterli olduğu ve halen kırsal alanda kapsamlı ve planlı bir şekilde operasyonların devam ettiği anlaşılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan

İçişleri Bakanı

13. – Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya’nın, Aydın İlinde silâh taşıma ruhsatı verilen kişilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1955)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun İçişleri Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Saygılarımla

Cengiz Altınkaya

Aydın

Soru :

1. 21.11.1991-25.6.1993 tarihleri arasında İçişleri Bakanlığınca Aydın İlinde kaç kişiye silâh taşıma ruhsatı verilmiştir?

T.C.

İçişleri Bakanlığı 16.5.2000

Emniyet Genel Müdürlüğü

Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01/116507

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 3.5.2000 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-(7/1955)-5377/12825 sayılı yazısı.

Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

21.11.1991 tarihinden 25.6.1993 tarihine kadar Bakanlığımca Aydın İline can güvenliğinden (297) adet silâh taşıma izni onayı verildiği kayıtların tetkikinden anlaşılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan

İçişleri Bakanı

14. – Denizli Milletvekili Salih Erbeyin’in, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/2001)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden sorumlu Devlet Bakanımız Mustafa Yılmaz tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

17.12.1999

Salih Erbeyin

Denizli

1. Köy Hizmetleri Müdürlüklerinde çalışan mevsimlik işçilerin son durumları nedir?

2. İşten çıkarılan işçiler ne zaman geri alınacaktır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 18.5.2000

Sayı : B.02.0.010/031-5907

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 27.12.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-6/350-3214/8067 sayılı yazısı.

b) TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 15.5.2000 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/2001-3214/8067 sayılı yazısı.

Denizli Milletvekili Salih Erbeyin’in soru önergesi incelenmiştir.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün çeşitli birimlerinde çalışan mevsimlik işçilerin iş akidleri 14.12.1999 tarih itibariyle askıya alınmış olup; 3.1.2000 tarihinde tekrar işbaşı yaptırılmış bütçe imkânları doğrultusunda çalışmalarına devam edeceklerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz

Devlet Bakanı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.