Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21 CİLT : 31 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

83 üncü Birleşim

19 . 4 . 2000 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Edirne Milletvekili Evren Bulut’un, ayçiçeği üreticilerine uygulanmakta olan prim sisteminde son zamanlarda meydana gelen aksaklıklar nedeniyle karşılaşılan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

2. – Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa’nın, Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur Türklerine karşı uygulanan insan hakları ihlallerine ilişkin gündemdışı konuşması

3. – İçel Milletvekili Yalçın Kaya’nın, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

4. – Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in; Edirne Milletvekili Evren Bulut’un, ayçiçeği üreticilerine uygulanmakta olan prim sisteminde son zamanlarda meydana gelen aksaklıklar nedeniyle karşılaşılan sorunlara ve İçel Milletvekili Yalçın Kaya’nın, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Muğla Milletvekili Hasan Özyer’in (6/551) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/185)

2. – Diyarbakır Milletvekili Mehmet Selim Ensarioğlu’nun, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/186)

C) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurul çalışmalarını izlemek üzere kordiplomatik locasını teşrif eden Arnavutluk Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento Heyetine Başkanlıkça “hoşgeldiniz” denilmesi

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, sürücü kurslarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/309)

2. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, polis okullarının eğitim süresine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/310)

3. – Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya’nın, Şanlıurfa-Ceylanpınar’da topraksız çiftçiye toprak dağıtımı için bir çalışma olup olmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı (6/313)

4. – Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya’nın, Şanlıurfa’da din turizminin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/316)

5. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu’nun, Adıyaman-Gerger Belediye Başkanının kaybolmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/318)

6. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Başbakanlığa yeni alınacak makam arabalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/321)

7. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, sınır kapılarından yapılan mazot ticaretine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/322)

8. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt’i Van’a bağlayan karayoluna ve Cevizlik Beldesinin yol sorununa ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/323)

9. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’un, Şanlıurfa İli’nin turizm açısından değerlendirilmesine ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/324)

10. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’un, Şanlıurfa İli’nde inanç turizminin geliştirilmesi ve tanıtılmasına ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/325)

11. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’un, Şanlıurfa İli’ne yapılan turizm yatırımlarına ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/326)

12. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını Güçlendirme Vakfı ile ilgili yolsuzluk iddialarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/327)

13. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Gaziantep-Şanlıurfa otoyolu inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/329)

14. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Şanlıurfa-Birecik’in bağlantı yollarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/330)

15. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Adalet Teşkilâtını Güçlendirme Vakfı tarafından adlî sicil kaydı isteyenlere satılan form dilekçelere ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (6/332)

16. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Akçakale-Şanlıurfa karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/334)

17. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin yol bakım ve onarım şefliği ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/335)

18. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/337)

19. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale Devlet Hastanesinin sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/338)

20. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin kanalizasyon arıtma tesisi inşaatı için ayrılan ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/339)

21. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Birecik Barajının yapımı sırasında kamulaştırılan arazilerin bedellerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/342)

22. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Suruç-Baziki Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/343)

23. – Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız’ın, Muş SSK Hastanesi ve SSK Müdürlüğü’ne ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/344)

24. – Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız’ın, Muş-Alpaslan-II Barajına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/345)

25. – İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak’ın, Kemer Kaymakamının görevden alınmasının nedenine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/346)

26. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Şanlıurfa Ceylanpınar’ın SSK binası ihtiyacına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/349)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Çocuğun Yasal Korunması ve Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili olarak yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/1451)

2. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, POAŞ ihalesine ve personelin özlük haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın cevabı (7/1639)

3. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Anadolu Ajansıyla ilgili iddialara ilişkin Başbakan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in cevabı (7/1691)

4. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, TRT’de çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in cevabı (7/1702)

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/624) (S. Sayısı : 370)

2. – Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/615) (S. Sayısı : 374)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem, dış siyasetteki son gelişmeler ve gerçekleştirdiği temaslar konusunda gündemdışı açıklamada bulundu; ANAP Van Milletvekili Kâmran İnan, MHP Afyon Milletvekili Müjdat Kayayerli, FP Ankara Milletvekili Oya Akgönenç Muğisuddin, DYP İçel Milletvekili Ayfer Yılmaz, DSP Adana Milletvekili Ali Tekin de aynı konuda grupları adına görüşlerini belirttiler.

Muş Milletvekili Mümtaz Yavuz, Muş’taki pancar ve tütün ekicilerinin sorunlarına ilişkin,

İstanbul Milletvekili Yılmaz Karakoyunlu, 8 inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıldönümü nedeniyle,

Gündemdışı birer konuşma yaptılar;

Samsun Milletvekili Şenel Kapıcı’nın, köy enstitülerinin açılış yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşmasına Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu cevap verdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 80 inci yıldönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının kutlanması ve günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2000 Pazar günü saat 14.00’te toplanmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi ile

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 80 inci yıldönümü ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olan 23 Nisan 2000 Pazar günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bir görüşme açılmasına; 23 Nisan 2000 Pazar günü Genel Kurulun yapacağı toplantıda başkaca konunun görüşülmemesine; görüşmelerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına 10 dakika süreyle söz verilmesine, siyasî parti gruplarına 10’ar dakika süreyle söz verilmesine, 80 inci yıldönümü kutlamaları için Türkiye’ye gelecek olan yabancı ülke parlamento başkanlarından birine 10 dakika süreyle söz verilmesine ilişkin Başkanlık önerisi,

Kabul edildi.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 28.3.1983 Tarih ve 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/105),

Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifinin (2/379),

İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildikleri açıklandı.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının:

7 nci sırasında bulunan (6/305),

31 inci “ “ (6/336),

35 inci “ “ (6/340),

51 inci “ “ (6/359),

52 nci “ “ (6/360),

54 üncü “ “ (6/362),

55 inci “ “ (6/363),

Esas numaralı sözlü sorulara Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu,

1 inci sırasında bulunan (6/286),

3 üncü “ “ (6/289),

4 üncü “ “ (6/290),

13 üncü “ “ (6/314),

14 üncü “ “ (6/315),

Esas numaralı sözlü sorulara Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz,

6 ncı sırasında bulunan (6/292),

11 inci “ “ (6/312),

Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı Fikret Ünlü,

10 uncu sırasında bulunan (6/311),

16 ncı “ “ (6/317),

18 inci “ “ (6/319),

Esas numaralı sözlü soruya Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı,

Cevap verdiler;

2 nci sırasında bulunan (6/288),

5 inci “ “ (6/291),

Esas numaralı sözlü soruların, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadıklarından, yazılı soruya çevrildikleri ve gündemden çıkarıldıkları bildirildi;

8 inci sırasında bulunan (6/309),

9 uncu “ “ (6/310),

12 nci “ “ (6/313),

15 inci “ “ (6/316),

17 nci “ “ (6/318),

Esas numaralı sözlü sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

19 Nisan 2000 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.38’de son verildi.

Ali Ilıksoy

Başkanvekili

Hüseyin Çelik Melda Bayer

Van Ankara

Kâtip Üye Kâtip Üye

No : 115

II. – GELEN KÂĞITLAR

19 . 4 . 2000 ÇARŞAMBA

Sözlü Soru Önergeleri

1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, memurlara yapılan çocuk yardımına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/674) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2000)

2. — Nevşehir Milletvekili Mükremin Taşkın’ın, Galatasaray-Leeds maçı öncesi meydana gelen olaylara ve sorumlularına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/675) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2000)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan’ın, Muğla’nın Milas ve Yatağan Organize Sanayi bölgeleri projelerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1838) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

2. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, İller Bankasınca yaptırılan işlerde belediyelere görev verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1839) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

3. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediye ve köy muhtarlıklarının sunduğu projelere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Devlet Bahçeli) yazılı soru önergesi (7/1840) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

4. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediye ve köy muhtarlıklarının sunduğu projelere ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/1841) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

5. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediye ve köy muhtarlıklarının sunduğu projelere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/1842) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

6. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediye ve köy muhtarlıklarının sunduğu projelere ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1843) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

7. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediye ve köy muhtarlıklarının sunduğu projelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1844) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

8. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediye ve köy muhtarlıklarının sunduğu projelere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1845) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

9. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Çevre İl Müdürlüğünün kadro sorununa ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/1846) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

10. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, imam-hatip ve müezzin kadrolarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/1847) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

11. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Kozaklı jeotermal kaynağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1848) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

12. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Kapadokya Havalimanına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1849) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

13. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’e öğrenci yurdu yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1850) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

14. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’de Vakıflar Şube Müdürlüğünün ne zaman kurulacağına ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/1851) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

15. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Kapadokya Havalimanı ile bağlantısı bulunan il yollarının ne zaman yapılacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1852) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

16. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir genelinde dikilen fidan miktarına ve yapılacak yatırımlara ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1853) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

17. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir-Kozaklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi binasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1854) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

18. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Kapadokya çevre düzeni planının ne zaman yapılacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1855) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

19. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir İline Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü kurulup kurulmayacağına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/1856) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

20. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Avanos Kültür ve Kongre Merkezi inşaatına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/1857) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

21. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir İlindeki sağlık ocağı ve sağlık evlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1858) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

22. – Bursa Milletvekili Ali Arabacı’nın, Orhangazi İlçesinde hakkında yürütmeyi durdurma kararı bulunan bir fabrika inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1859) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.2000)

23. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, POAŞ’ın özelleştirme ve satış işlemlerine ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/1860) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2000)

24. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1861) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2000)

25. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Bağ-Kur primlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1862) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2000)

26. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Bağ-Kur ve SSK primlerinin yükseltilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1863) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2000)

27. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın, Bağ-Kur’un hastanelere olan borçlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1864) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.4.2000)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

19 Nisan 2000 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Hüseyin ÇELİK (Van)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, ayçiçek üreticilerinin prim sistemi hakkında söz isteyen Edirne Milletvekili Sayın Evren Bulut’a aittir.

Buyurun Sayın Bulut. (ANAP sıralarından alkışlar)

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Edirne Milletvekili Evren Bulut’un, ayçiçeği üreticilerine uygulanmakta olan prim sisteminde son zamanlarda meydana gelen aksaklıklar nedeniyle karşılaşılan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

EVREN BULUT (Edirne) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hükümetimizin, 1999 senesinde prim sistemine aldığı, ayçiçek üreticilerinin tabi olduğu ve bizim de desteklediğimiz bir sistemin, maalesef, sekiz aydır süren bazı aksaklıklarını dile getirmek için söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’de organize olmuş iki tane ayçiçek birliği vardır; biri, aşağı yukarı 13 ilimizde 48 kooperatifte faaliyet gösteren Trakyabirlik, ikincisi de, 7 ilde 18 kooperatif olmak üzere, aşağı yukarı, 200 000 çiftçimizi ilgilendiren Samsun-Karadenizbirlik; her iki birliğimiz de, otuz senedir, Türk köylüsüne hizmet veren kuruluşlardır.

1998 senesinin tabanfiyatları bir yıl evveline göre, 1998’de 120 000 lira olan ayçiçeği, 130 000 lira olarak açıklanmış olup, buna 5 sent prim sistemi uygulanmıştır; bu, doğru bir karardır. Meclisimiz ve komisyonlarımız, aşağı yukarı on senedir, bütün yasaları, geçmiş Meclislerden daha iyi ve daha hızlı çalışıp çıkartmasına rağmen, maalesef, bu sefer, bürokrasimiz bize yetişememekte, çıkardığımız yasaları uygulamakta zorluk çekmektedir.

Ben, şunu vurgulamak istiyorum: 5 sent, bugün dolar bazında, çiftçiye, kilo başına 30 000 lira para verilmesi demektir; ancak, bugün bu, sekiz ay geçmesine rağmen uygulanamamaktadır. Sebepleri gayet basittir. Bu sistem, Türkiye’de zaten açığı olan ayçiçek üreticisini teşvik etmek içindir. Ağustos ve eylül ayında malını teslim etmiş veya özel sektöre satmış olan çiftçilerimize, bugün, belge toplama mecburiyeti verilmiştir. Halbuki, Trakyabirlik ve Samsun-Karadenizbirlik’e üye üreticiler, o kooperatiflere, çok muntazam bir şekilde kayıtlı, bağlı insanlardır. Bunların aldıkları ürünler, birlikler tarafından kayıt altında alınıp, kayıt altında satılmıştır; hiçbir belgeye tabi tutulmasına gerek yoktur.

Bugün ayçiçek üreticisi, nisan ayında, tüm ülkemizde, 20 ilimizde, aşağı yukarı ekimlerini yapmak üzeredir veya yapmışlardır. Bunlara, bu paralar, bugün lazımdı. Bugün, Ticaret Bakanlığımız, Hazineden 400 000 ton ayçiçeği parasını alması lazım. Zaten, 750 000 ton üretim var, 750 000 ton da ayçiçeği açığımız var; 400 000 tonun parası Trakyabirlik ve Karadenizbirlik’e gittiği an, bu paraların 1 lirası dahi zayi olmadan, üreticilere bir günde teslim edilir. Hangi para teslim edilir; 400 000 tonun parasının primi teslim edilir. Tüccara satılan diğer ayçiçekleri de zaman içerisinde belgelenip ödemesi yapılabilir. Maalesef, sekiz ay geçmiş... Zaten, bugün, ayçiçeği, halen, 130 000 liradır; ama, ham yağın çıkışının 270 000 lira olduğu halde, rafine yağın da 800 000 liraya satıldığı bir ülkede, ayçiçeği üreticisi büyük ölçüde mağdur olmuştur. Bu, ileride, bize daha büyük yaralar açacağından, hükümetimizin ve bakanlarımızın duyarlı olmaları gerektiğini söylüyorum; çünkü, zaten, bu ürüne 130 000 lira gibi az bir fiyat vermiştir, gübreye yüzde 100 zam, mazota yüzde 300 zam... Ayçiçeği üreticisi, seneye, dünya yağ sektörlerinin insafına terk edilecektir. Ayçiçeğinin yerine fazla tütün ekiminden de caydırılarak, pancar sahalarının bazı sıkıntıları Konya’ya ve daha başka illerimize de kaydırılabilir. Hükümetimizin, bu prim sisteminde, bu belge sisteminde büyük yanlışlık yaptığını söylüyorum; çünkü, burada, genel müdürlük yapan ve benim de yönetim kurulundan arkadaşım Sayın Hasan Kaya var. Bugün, Malkara’ya, Bandırma’ya, İpsala’ya verdiğin kooperatifin 5000 üyesinin prim ödemelerinde hiçbir kimsede 1 lira kaçak olmaz. Bunu anlamış değiliz; bunu, bir an evvel, Hazine bürokratlarımızın, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından bürokratlarımızın acilen düzeltmeleri lazım ve bu prim sisteminin de, pamukta 20 sent, ayçiçeğinde 10 sent olarak açıklanıp, bundan sonra da tabanfiyatın açıklanmaması ve bu sistemin uygulanması...

(Mikrofon elektronik cihaz tarafından kapatıldı)

EVREN BULUT (Devamla) – 1 dakika Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Evren, 1 dakika içinde toparlayınız.

EVREN BULUT (Devamla) – Bu, yeni ayçiçek ve pamuk fiyatlarının açıklanması, bizim imzaladığımız Avrupa Birliği ve GATT anlaşmalarına göre -ki, birliklerin yasası gelmiştir, birlikler özerkleşiyor- önümüzdeki hükümete de kolaylık olması için, mutlaka, ayçiçeğine 10 sent, pamuğa da 20 sent verilip, bu, serbest piyasa rekabetine bırakılmalı, çiftçi de bu azaptan kurtarılmalıdır. Bugün, gübrede de uygulanan belge... Bugün, 7 fabrika ve birkaç ithalatçının ithal ettiği gübreden üretime katılmamış 800 000 ton gübre kaçağı var; bunun maliyeti de 40 trilyondur. Bence, gübre için de, yüzde 17’lik KDV’yi kaldırıp, yüzde 1’e indirerek, gübre desteğini de kaldırmamız lazım. 40 trilyondan devleti kurtarıp... Hiç olmazsa, ayçiçek üreticisinin 10 trilyon prim alacağı vardır. Bunun, devletin Hazinesini haksız yere kullananlardan alınıp, haklı olarak, bu memleketin malını üreten çiftçilere verilmesini diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bulut.

Sayın Bulut da partilerüstü oldu galiba!

EVREN BULUT (Edirne) – Cuma günü misafirimsin.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, üçüncü sırada söz alan arkadaşımızın konusu da Tarım ve Köyişleri Bakanlığını ilgilendirdiğine göre, birlikte mi, yoksa şimdi mi cevap vermek istersiniz?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Birlikte.

BAŞKAN – Birlikte... Peki...

Gündemdışı ikinci söz, Türkistan’da meydana gelen insan hakları ihlalleri hakkında söz isteyen, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa’ya aittir.

Buyurun Sayın Fatsa. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

2. – Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa’nın, Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur Türklerine karşı uygulanan insan hakları ihlallerine ilişkin gündemdışı konuşması

EYÜP FATSA (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri üzerinde gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 1 828 418 kilometrekare yüzölçümüyle Asya’nın merkezinde yer alan ve yaklaşık 30 milyon Uygur Türkünün yaşadığı Doğu Türkistan, 1876’dan beri Mançur ve komünist gibi çeşitli isimler altında Çin işgali altında ezilegelmektedir.

1949’da komünist rejimin Doğu Türkistan’a girmesiyle yeni bir terör ve baskı rejimi başlamıştır; camiler, medreseler ve okullar kapatılmış, ulema ve halkın ileri gelenleri tutuklanmış, çoğu öldürülmüştür. 1952 yılında, çoğu din adamlarından oluşan 120 000 kişi öldürülmüştür.

Değerli arkadaşlar “Doğu Türkistan’dan Çin’e gelecek bütün tehlikelerin başı dindir” mantığıyla, 1995 yılının ramazan ayı ile 10 Temmuz 1997 tarihleri arasında, Doğu Türkistan’ın Yarkent bölgesinde bağımsızlık mücadelesi verirken bölücülük suçlamasıyla tutuklananların sayısı 30 000’den fazladır.

1995-1997 yılları arasında, Doğu Türkistan’ın genelinde Çin işkencesi sonucunda öldürülen ve kaybolanların sayısı 5 000 ‘den fazladır. Sadece Kaşgar Bölgesinde bir gecede kimlik kontrolü bahanesiyle tutuklanıp ve sonradan akıbetinin ne olduğu bilinmeyen Uygurların sayısı 10 000’i aşmıştır.

Değerli milletvekilleri, 1949 yılından bu yana Çin işgali altında bulunan Çinlilerin, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi olarak isimlendirdikleri Doğu Türkistan’da, insanların, nükleer denemelerde canlı kobay olarak kullanıldığı, 1964’ten bu yana, 11’i yeraltında olmak üzere, 50’den fazla nükleer deneme yapıldığı, doğum yasağı ve mecburî kolektif kürtajla bebeklerin katledildiği, yargısız infazlarla insanların, sırf, dinî ve millî kimliklerinden dolayı enselerine kurşun sıkılarak idam edildikleri, bölgeye yönelik Çinli göçmen politikası ile soykırım ve asimilasyon politikası uygulandığı, onbinlerce gencin, Nazi kamplarından beter çalışma kamplarında her türlü işkenceye tabi tutulduğu, ölülere bile işkence yapılarak, organ satışı yapıldığı, dinî ibadetlerin kısıtlandığı, seyahat özgürlüğünün yasaklandığı Doğu Türkistada 30 milyon insan, korku, açlık, işkence, jenosit, maddî ve manevî mahrumiyet içerisinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bütün bu baskı ve zulüm, Uluslararası Af Örgütü, Avrupa Parlamentosu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu raporlarında da belgelenen Doğu Türkistan’da yaşanan bu trajediye rağmen, 30 milyon Doğu Türkistanlı hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Atatürk’ün emriyle göndere çekilen ayyıldızlı gök bayrağın asılmasına yasak getiren Sayın Mesut Yılmaz’ın imzaladığı ve hâlâ yürürlükte olan 36 sayılı Başbakanlık genelgesinden sonra geçen ay Pekin’de imzalanan Güvenlik ve İşbirliği Protokolüyle, Türkiye’nin, bağımsızlık yanlısı Uygur Türklerine destek vermeyeceği taahhüdünde bulunarak, Doğu Türkistan’ı, zulüm karşısında yapayalnız bırakmış bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, yukarıda saymış olduğumuz baskı ve zulümlerin birinci derecede sorumlusu olan Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin’e devlet liyakat nişanı hangi gerekçeyle verilecektir? Yoksa, bu madalya, Doğu Türkistan’da yapmış olduğu zulmün karşılığı mı olacaktır? 30 milyon Doğu Türkistanlıya kan kusturan Çin Yönetimi Devlet Başkanına madalya verilmesini onaylamak, azatlık mücadelesi veren Uygurlardan yüz çevirmek manasına gelmiyor mu? Yoksa, Türkistan’dan esen yeller, bazı kardeşlerimiz için, artık, bir mana ifade etmiyor mu?!

Değerli milletvekilleri, tarih ve Türk Milleti, 30 milyon Doğu Türkistanlı baskı ve zulüm altında inim inim inlerken, zulmün sahiplerini devlet liyakat madalyasıyla ödüllendirenleri asla affetmeyecektir.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Fatsa.

Konuyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.

Gündemdışı üçüncü söz, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunları hakkında söz isteyen, İçel Milletvekili Sayın Yalçın Kaya’ya aittir.

Buyurun Sayın Kaya. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

3. – İçel Milletvekili Yalçın Kaya’nın, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

YALÇIN KAYA (İçel) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi ve televizyonları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, son onbeş yirmi sene öncesine kadar, dünyanın en gelişmiş, tarım açısından kendi kendine yetebilen 7 ülkesinden biriydi. Yıllardır “kalkınmamız tarımla mı, sanayiyle mi veya turizmle mi olmalıdır” tartışmalarına tanıklık ettik. Halbuki, bu noktada bir tercih yapmak zorunluğumuz yoktu. Ülkemizin potansiyeli, hepsini birden yapacak güçtedir; yeter ki, ülke kaynaklarımızın farkında olarak, doğru planlamalar yapılsın ve uygulansın.

Tarım Bakanımız Sayın Hüsnü Yusuf Gökalp’in çok güzel bir tespiti vardır: “Ne kadar sanayileşirsek sanayileşelim, Allah bize suni buğday, suni et ve suni süt yapmayı nasip etmemiştir” demektedir; çok doğru bir sözdür.

Günümüzde en gelişmiş sanayi ülkeleri incelendiğinde, aynı zamanda, dünyanın en gelişmiş birer tarım ülkesi de oldukları gerçeği göz ardı edilemez. Amerika Birleşik Devletlerinin tarımla uğraşan nüfusu yüzde 4-5 civarında olmasına rağmen, 350 milyon nüfusu, kendi ürettiği tarım ürünleriyle beslemekte, 60 milyar doların üstünde de tarım ürünü ihracatı yapmaktadır.

Fransa ise, tarım ürünü ihracatından 25 milyar dolar gelir elde etmektedir. Ülkemizin yüzde 5’i kadar olan Hollanda’da ise, yalnızca tarımdan, bizim bütün ihracattan elde ettiğimiz gelir kadar gelir elde edilmektedir. Ülkemizde tarımla uğraşan nüfus yüzde 40 civarındadır. Kişi başına düşen millî gelir 3 200 dolar olduğu halde, bu rakamın tarım kesiminde 1 000 dolar olduğu görülmektedir. Bu da, Türk çiftçisinin, genel ortalamaya göre 3 kat daha fakir olduğunu göstermektedir.

Şimdi, size, yaş sebze ve meyve üreticisinin sorunlarından bahsetmek istiyorum. Ülkemizde, yıllık, ortalama 20 milyon ton sebze, 600 milyon ton da meyve üretilmektedir. Bu üretimden en büyük payı da Akdeniz Bölgesi almakta olup, seçim bölgem olan İçel İlinin en önemli geçim kaynağı, turfanda sebze ve narenciyedir. Limonda, ülke üretiminin yüzde 70’i İçel ilinden karşılanmaktadır.

Bir dönüm seranın maliyeti, 1999 yılında, işçilik hariç 600 milyon lira, 2000 yılında ise, gene işçilik hariç 900 milyon liradır; yani, girdiler en az yüzde 50 artarken, fiyatlar ancak aynı seviyede seyretmektedir.

Dikkatinizi çekmek istiyorum, bugün, ülkemizde, 10 gram domates tohumu, 10 gram altın fiyatını ikiye katlamıştır; ancak, tohum ıslahını, üniversite araştırmaları sayesinde sanayi haline getiren gelişmiş ülkelerin tohum ihracatından elde ettikleri gelir ortada iken, bizim üniversitelerimiz, maalesef, ilmî araştırmalar yerine, öğrencinin kılık ve kıyafetiyle uğraşmaktadır.

Öte yandan, senelerdir uygulanmış olan yanlış tarım politikaları sonucunda tarım girdisinde önemli bir yeri olan ziraî ilaçlar ise, tıbbî ilaçlardan daha pahalı hale gelmiş, gübre fiyatları da sürekli yükselmiş ve çiftçiyi canından bezdirmiştir.

Değerli milletvekilleri, sanayisi gelişmemiş ülkeler, ilkel usullerle tarım yapmak zorundadırlar. Ülkemizde sürekli artan girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle de, dünya pazarlarıyla rekabet edilememektedir. Yıllardır, sınır ticareti yoluyla ülkemize giren yaş sebze ve meyve, sınır illerimizde kalmayıp, yurdun her köşesine ulaşmış ve çiftçimize bir darbe de oradan vurulmuştur. Dolayısıyla, hangi yollarla olursa olsun, ülkemize giren düşük maliyetli ürünler, bizim ürünlerimizin tarlada kalmasına veya çöpe dökülmesine neden olmuştur; Türk çiftçisinin gelir seviyesi gün geçtikçe daha da azalmıştır; bu da, tarımda istihdamın daralmasına ve ülkemizde siyasî, ekonomik ve sosyal sorunların artmasına sebep olmuştur. Başta Tarım Bakanımızın ve hükümetimizin cesur ve kararlı bir şekilde konuyu Bakanlar Kuruluna ve Millî Güvenlik Kuruluna taşıması neticesinde, 52 adet ürünün sınır ticaretinin yasaklanması, Türk çiftçisince memnuniyetle karşılanmıştır. 57 nci hükümetimize, bu sebeple, teşekkür etmek istiyorum. Sınır ticaretinin daraltılması sonucunda, üreticilerin nefes alması sağlanmış; ancak, sorun, yine de çözülememiştir; çünkü, sebze ve meyve toptancı hallerimizde ve semt pazarlarımızda, halen, kaçak domates, salatalık, patlıcan, biber, karpuz, elma gibi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya, 1 dakika içinde toparlayınız.

YALÇIN KAYA (Devamla) – ...yaş sebze ve meyve hiç eksik olmamaktadır. Bunun nedeni ise, gümrük kapılarımızdan kaçak girişlerin önlenememesi, ülkemiz üzerinden transit geçişlerin sıkı kontrol altına alınamamasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk çiftçisinin, özellikle de yaş sebze ve meyve üreticisinin yüzünü bir nebze güldürebilmek için, milyarlarca dolar döviz kaybını önleyebilmek için, gümrük kapılarının sıkı denetime tabi tutulması, ülkemiz üzerinden yapılacak olan transit geçişlerin sıkı kontrol edilmesi; gübre, ilaç, mazot gibi girdilerin maliyetlerinin düşürülmesi; üreticilerimize düşük faizli kredilerin sağlanması, ihracatın teşvik edilmesi; tohum ıslahı çalışmalarının yapılarak, çiftçimize ucuz tohum verilmesi; toprak ve yaprak analiz laboratuvarlarının bir an önce kurulması; doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimize gerekli desteğin zamanında yapılması, Hal Yasasının değiştirilmesi; sebze ve meyvelerimizin aromatik özelliklerinin korunarak, Türk sebze ve meyvesinin iyi tanıtılması; Avrupa Birliği ve komşu ülkelerde, hatta tüm dünyada satılabilmesi sağlanmalıdır. Bugün saat 11.00’de, ilgili dört bakanımızın da katılmasıyla, bu konuda bir toplantı yapılmıştır.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz efendim.

Gündemdışı konuşmaları yanıtlamak üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Hüsnü Yusuf Gökalp. (MHP sıralarından alkışlar)

4. – Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in; Edirne Milletvekili Evren Bulut’un, ayçiçeği üreticilerine uygulanmakta olan prim sisteminde son zamanlarda meydana gelen aksaklıklar nedeniyle karşılaşılan sorunlara ve İçel Milletvekili Yalçın Kaya’nın, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Anavatan Milletvekili Evren Bulut’un gündemdışı konuşmasında dile getirdiği hususların büyük birkısmı bizim de dikkatimizi çekmektedir ve bu konuda tedbirler alınıyor. Ancak, ayçiçeğindeki primlerin bir an önce ödenebilmesi için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Hazineden sorumlu Devlet Bakanlığı olarak çalışmalar tamamlanmak üzeredir. Geç kalmadan bu paraların ödenmesi gerekli. Ben özellikle çiftçiler tarafından konuya baktığımda, bir an önce paranın temin edilip, dağıtılmasında yarar görüyorum.

Doğru, Trakyabirlik’e, Karadenizbirlik’e verilen ürünlerde, bu ürün üzerinden ödeme hemen yapılabilir; çünkü, burada, herhangi bir suiistimalin olması söz konusu değildir. Ancak, genelge çıkarken, tüm ayçiçek üretimini kapsadığından dolayı hepsinin birden ödenmesi de daha hakkaniyetli olur düşüncesinden hareket ediliyor.

Diğer dile getirdiği konuyu, biz, 57 nci cumhuriyet hükümeti kurulduktan sonra, ürünlerin fiyatlarının serbest piyasada oluşması, hedef fiyat ile serbest piyasada oluşan fiyatlar arasındaki farkın çiftçiye primler olarak veya telafi edici ödemeler olarak ödenmesi teklifini getirmiştik ve aynı zamanda, bu ürünlere belirlenebilecek fiyatların da bir yıl önceden açıklanmasının ürün planlaması üzerinde çok büyük etkisi olacağını projelerle ortaya koyduk. Ancak, çeşitli nedenlerden dolayı bu proje bugün için gerçekleştirilemedi, kendisinin bu tekliflerine katılıyoruz. Bunları gerçekleştirme görüşünde ve azmindeyiz.

Gübre konusunda, müsaade ederseniz, şunu söylemek istiyorum: Sayın Evren Bulut’un verdiği rakamlar kayıtlara geçmiştir. Çiftçiye dağıtılan ve ödenen gübre ile elimizdeki gerçek rakamlar arasında fark vardır. Sayın Evren Bulut 800 000 ton dedi ve bunun da maddî değerinin 40 trilyon lira olduğunu söyledi; yani, demek ki, 800 000 ton gübre çiftçiye ulaşmamış; ama, bunun karşılığında 40 trilyon lira bir yerlere teşvik primi olarak ödenmiş. Bu rakam biraz daha yukarı, 40 trilyonun da üzerinde.

İşte bunu gören Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız, göreve geldikten sonra -belki, bu kararname çıkarılırken iyiniyetle çıkarılmıştı, güzellik için çıkarılmıştı; ancak, demek ki, bazı kapılar o zaman görülmemişti- bu kararnameyi değiştirdik ve şimdi, bu gübre kararnamesinin değişmesinden dolayı, bazı kişiler, ki, bunların sayısı da bir elin beş parmağının sayısını geçmez; ama, sesleri çok fazla çıkıyor ve gübre konusunda çiftçimize sunî bir problem yaşatıyorlar; ama, ne olursa olsun, çiftçiye ödendi diye, 40 trilyonun kaybına, 60 trilyonun kaybına asla ve asla müsaade etmeyiz. Bu nedenle gübre kararnamesi değişmiştir.

Şu anda, bir çiftçi gübre alacağı zaman pek çok belgeler isteniyor; ancak, bu belgelerin istenmesi de Tarım ve Köyişleri Bakanlığından kaynaklanmıyor, çeşitli derneklerin, odaların, kuruluşların uygulamalarından kaynaklanıyor. Biz, Bakanlık olarak, muhtarın ve ihtiyar heyetinin düzenlediği bir belgeyi de kabul ediyoruz. İki çuval gübre için, çiftçiyi, 60 kilometre yoldan getirip, ziraat odalarından belge almaya zorlamak akıl kârı değildir. Biz onun için şöyle bir teklif de getiriyoruz: Bir belge alınsın, bu belge bir yıl boyunca geçerli olsun ve aldığı gübre miktarı da o belgeye işaretlensin. Bu konuda tüm kuruluşların -ziraat odaları da dahil- daha hassas davranmalarını özellikle burada vurgulamak itiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi İçel Milletvekilimiz Sayın Yalçın Kaya’nın, Türkiye’de yaş meyve ve sebze üreticilerinin problemlerini anlatırken ileri sürdüğü hususlara, olayın açıklığa kavuşturulması açısından bazı eklemeler yapmak istiyorum.

Bugün, Türkiye’de yaş meyve ve sebze üretimi, yaklaşık 20-21 milyon ton kadardır; bu da, dünya üretiminin yüzde 2,9’unu oluşturmaktadır. Ürettiğimiz yaş meyve ve sebzedeki asıl problem, bu ürünlerin iç pazara sağlıklı bir şekilde ulaştırılamaması ve dışsatımının ise, maalesef, çok düşük seviyelerde seyretmesidir. Yapılması gereken nedir -özellikle Yüce Meclisin tutanaklarına geçmesi açısından söylüyorum- yapılacak işleri iki başlık altında toplamamız gerekir; bir, kısa dönemde, bir de uzun dönemde yapılacak işler. Kısa dönemde, hemen bugün çözülmesi gerekli, acil olan bir problemimiz vardır, o da -Sayın Kaya’nın da belirttiği gibi- şudur: 57 nci cumhuriyet hükümeti göreve geldiğinde “sınır ticareti” adı altında 52 çeşit tarımsal ürün ülkemize giriyordu ve sınır ticareti, artık, sınır ticareti olmaktan çıkmıştı. Bunu, hükümet olarak yasakladık, artık, hiçbir yaş meyve ve sebze “sınır ticareti” adı altında ülkeye girmiyor, girmemesi de gereklidir.

Diğer taraftan, ithalatta ise çok sınırlı belgeler veriyoruz, bazı ürünlere hiç vermiyoruz; ama, Türkiye’de yetişmeyen çeşitli ürünlere ithal müsaadesi veriyoruz. Bu verdiğimiz müsaade de miktar olarak çok sınırlıdır ve belgeler de bir sefer için geçerlidir. Geçmiş yıllarda, belgeler, bir yıl için veriliyordu ve verilen miktarlar toptan veriliyordu; 500 ton, 1 milyon ton gibi belgeler veriliyordu; çok yüksek miktarlarda veriliyordu. Biz, şu anda, belgeleri, istisnaî ürünlerde veriyoruz ve bunlar 50 tonu geçmiyor. Ancak, bugün, Türkiye’de, maalesef, bazı köşe başlarında, İran kaynaklı, dış ülke kaynaklı karpuz, domates satıldığını görüyoruz. Bunlar, belgeli girmiyorlar; bunların girişlerindeki bu kontrolsüzlüğü hep birlikte önlememiz gerekli.

Yine, meyve, sebze üreticilerinin en büyük problemi, ürettikleri ürünlerin depolanmasıyla ve sanayie yönlendirilmesiyle ilgilidir. Bu nedenle, soğuk hava depoculuğunun geliştirilmesi ve üretilen ürünlerin sanayie çekilmesi gerekli. Bu konuda Bakanlık olarak gerekli projeleri oluşturup, ilgili bakanlıklarla uygulamaya koyma azmindeyiz.

Üreticilerin en büyük sorunu, şimdiye kadar çiftçi birliklerinin oluşmamasıdır. Bu konuda da gerekli tedbirler alınmış; yakında, çiftçi birlikleriyle -yani, üretici birlikleriyle- ilgili kanun tasarısı Yüce Meclisimize ulaşacaktır.

Özellikle meyve, sebze konusunda şunu belirtmek istiyorum: Aşırı derecede ilaç ve yanlış gübre kullanılıyor ve bu da ihracat imkânlarımıza kısıtlama getiriyor. Türkiye’nin, artık, organik tarıma yönlenmesinde büyük yarar olduğunu belirtmek istiyorum.

Tarım ürünlerinin ihracatlarının teşvik edilmesi konusunda da gerekli yazışmalar zamanında yapılmıştır ve bu konuda da belirli ürünlere teşvikler verildi; ancak, bu teşvikleri artırmamız gerekli.

Meyve sebze üreticisinin asıl problemlerinin birisi de tohumla ilgilidir. Türkiye, bugün, maalesef, tohum üreten firmalar açısından bir tohum cenneti olmuştur; ama, bizim açımızdan da çok üzücü bir husustur. Üzülerek şurada belirteyim ki, Türkiye’ye sokulan çeşitli tohumlarla Türkiye’nin ovaları kirlenmiştir, virüs bulaşmıştır. Mesela, bir patates tohumuyla sokulan virüsü, bizim bir ovadan temizlememiz için beş yıl geçmesi gereklidir. Konu, çok hassas bir konudur, ciddî bir konudur; bunun üzerinde hassasiyetle duracağımızı, özellikle belirtmek istiyorum. Bu konuları herkes biliyor, söz alışım, sırf bunların tutanaklara geçmesi açısındandır.

Sayın Başkanı ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanı dinledik; teşekkür ediyoruz, ağzından bal damlıyor; ama, iki gündemdışı konuşmayı yapan arkadaşların biri Anavatan Partisinden, biri Milliyetçi Hareket Partisinden.

Peki, bu kadar yakınmayı, hangi bakan yapıyor, hangi hükümet yapıyor?.. İkisi de iktidar partisi milletvekili.

Gübre fiyatları ocak ayından mart ayına kadar ikiye katlandı. Dağıtımda sorun var. Bayilik alabilmek için, il tarım müdürlüğünden izin almak gibi, tümüyle bürokrasiyi artıran bir konu var.

Dolayısıyla, bu ayçiçeği primlerinin ödenmemesini kim yapıyor; bu hükümet değil mi. Yani, yakınanlar kendisi, yapmayanlar kendisi. Buna bir çözüm bulmak lazım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmazyıldız; onunla ilgili çıkar konuşursunuz; yerimizden konuşma usulümüz yok.

Değerli arkadaşlar, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Muğla Milletvekili Hasan Özyer’in (6/551) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/185)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 205 inci sırasında yer alan (6/551) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim. 18.04.2000

Hasan Özyer

Muğla

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Komisyondan istifa önergesi vardır; okutuyorum:

2. – Diyarbakır Milletvekili Mehmet Selim Ensarioğlu’nun, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/186)

19 Nisan 2000

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinden, DYP Genel Başkan Yardımcılığındaki yoğun görevim nedeniyle istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla. M. Selim Ensarioğlu

Diyarbakır

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, sürücü kurslarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/309)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılamadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya dönüştürülmüş ve gündemden çıkarılmıştır.

Önerge sahibinin söz isteği var mı? Yok.

2. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, polis okullarının eğitim süresine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/310)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi de, İçtüzüğün 98 inci maddesi uyarınca yazılı soruya dönüştürülmüş ve gündemden çıkarılmıştır.

Soru sahibinin söz isteği?.. Yok.

3. – Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya’nın, Şanlıurfa-Ceylanpınar’da topraksız çiftçiye toprak dağıtımı için bir çalışma olup olmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı (6/313)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mehmet Yalçınkaya

Şanlıurfa

GAP’ın kademeli olarak devreye girmesiyle Şanlıurfa - Ceylanpınar İlçemizde yaşayan ve hak sahibi olup toprağı olmayan insanlarımızın mağduriyetleri had safhada olduğu malumlarınızdır.

Bu nedenle sorularım:

1. Hak sahibi olan topraksız çiftçilerimize toprak dağıtımıyla ilgili bir çalışmanız var mı?

2. Eğer böyle bir çalışmanız varsa, dağıtımı ne zaman gerçekleştireceksiniz?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Yalçınkaya’nın sorularına cevap vermek istiyorum.

Şanlıurfa İli Ceylanpınar İlçesi köylerinde bulunan 107 000 dekar hazine arazisi, 1 924 çiftçi ailesine, belirli bir kısmı 1998 yılında, belirli bir kısmı da 1999 yılı içerisinde ve büyük bir kısmı da biz göreve geldikten sonra dağıtılmış ve 1 924 çiftçi ailesi topraklandırılmıştır. Mevcut, dağıtmamız gereken toprağın tamamı dağıtıldığından, söz konusu ilçede, şu anda, toprak dağıtımına yönelik yeni bir çalışma bulunmamaktadır.

İkinci soruda “böyle bir çalışma varsa, dağıtımı ne zaman gerçekleştirilecektir” deniliyor. Biz, burada dağıtılacak diğer alanları belirlediğimizde, bu toprak dağıtımı ileriki yıllarda olabilecektir; ancak, şu anda bir dağıtım takvimi yoktur. Tekrar ediyorum: 1 924 çiftçi ailesine 1998 ve 1999 yıllarında toprak dağıtılmış, 1 924 aile topraklandırılmıştır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

4. – Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya’nın, Şanlıurfa’da din turizminin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/316)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge de üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

Soru sahibinin söz isteği?.. Yok.

5. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu’nun, Adıyaman-Gerger Belediye Başkanının kaybolmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/318)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi de üç birleşim içinde cevaplandırılamadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

Önerge sahibinin söz isteği?.. Yok.

6. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Başbakanlığa yeni alınacak makam arabalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/321)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasına delalet etmenizi saygılarımla arz ederim.

Mustafa Niyazi Yanmaz

Şanlıurfa

Ülkemiz ekonomisinin içinde bulunduğu darboğaz hepimizin malumudur. Bir taraftan çetin kış şartlarında inim inim inleyen depremzedeler, bir taraftan yağmur gibi yağan zamlar, diğer yandan hükümetinizin “deprem vergisi” adı altında Meclisten geçirdiği yasanın beraberinde vatandaşlarımıza getirdiği ağır yük... Bütün bunlar ortada iken:

1. Başbakanlığa, yaklaşık, değeri 1 trilyon 550 milyar TL olan 63 süper lüks makam aracı alınması için onay verdiğiniz doğru mudur?

2. Doğru ise, ülkenin ekonomik şartlarını göz önünde bulundurarak bu kararınızı yeniden değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçeciler; buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mustafa Niyazi Yanmaz’ın sözlü sorusuna cevap arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, taşıt alımları, yatırım karakterli bir harcama türü olup, kurumlar, taşıt alımlarıyla ilgili yatırım projelerini Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığıyla görüşmek suretiyle sonuçlandırmaktadırlar.

2000 yılı bütçe tasarısında, Başbakanlık hizmetleri için ihtiyaç duyulan taşıtların alımı amacıyla, Başbakanlık bütçesinden 1 trilyon 546 milyar liralık ödenek öngörülmüştür. Ancak, tahsis edilen bu ödenekle alınması teklif edilen 63 adet taşıttan sadece 15 tanesi, 237 sayılı Taşıt Kanununa ekli 1 sayılı cetvelde yer alan makam ve kişilere tahsis edilecek cinsten taşıtlardır. Kalan 48 adet taşıt ise, yabancı misafirlere tahsis edilecek olan zırhlı 5 adet otomobil de dahil olmak üzere, kişilere değil, hizmete tahsis edilecek türden taşıtlardır.

Söz konusu taşıtların alınmasına ilişkin ödeneklerin Meclis Genel Kurulunda da aynen benimsenip onaylanması halinde bile, bu husus, taşıtların mutlaka alınacağı anlamına gelmemektedir; çünkü, yıl içinde, bütçe uygulamalarına göre ödeneklerin kullanımı bir defa daha gözden geçirilmektedir.

Diğer taraftan, 2000 Yılı Bütçe Kanununa “kamu harcamalarında etkinliği artırıcı önlemler” başlığı altında eklenen bölümde, bir dizi, malî disiplin sağlayacak maddeler de yer almıştır. Bu düzenlemelerden biri de 51 inci maddedir. “Kamu kurumlarında taşıt kullanımı” başlığını taşıyan bu maddede, Maliye Bakanlığına yıl içinde düzenleme yapma yetkisi verilmektedir. Buna göre, kurumların, kamu taşıtı kullanmalarına olan ihtiyacını azaltacak özel ticarî taşıtlardan da yararlanmalarının yolu açılacaktır.

2000 yılı, Türk kamu malî yönetimi ve göstergeleri açısından bir dönüm noktası olmaktadır. Hükümetimiz, kararlı bir biçimde, malî bir programı yürütmektedir. Bu programın yürütülmesini sekteye uğratacak hiçbir harcamaya da izin verilmeyecektir.

Bu duygularla, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

7. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, sınır kapılarından yapılan mazot ticaretine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/322)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Cumhur Ersümer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasına delalet etmenizi saygılarımla arz ederim.

Mustafa Niyazi Yanmaz

Şanlıurfa

Sınır kapılarında mazot ticaretinin birkaç şirkete verilmesi, şaibeli olduğu gibi, aynı zamanda, çiftçilerimizin daha önce ucuza aldıkları mazotu şimdi pahalı almak zorunda bırakmıştır.

Soru: Bölge insanını ve bilhassa çiftçilerimizi rahatlatmak için, birkaç kişinin paylaştığı bu rantı, bütün bölge insanının fayda sağlayacağı bir uygulamaya geçilmesi için konuyu yeniden değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçeciler; buyurun efendim.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mustafa Niyazi Yanmaz’ın sözlü sorusuna, hükümetimizin cevabını arz ediyorum:

Bilindiği üzere, ülkemizdeki mevcut mevzuata göre, akaryakıt gibi, halkın mal ve can güvenliği açısından son derece önemli bir ürünün, belli kurallara uygun bir biçimde tüketiciye intikal etmesi esastır. Bu kurallara göre, ülkemizde, akaryakıt, her biri sermaye şirketi olan, uluslararası standartlara göre inşa edilmiş depolarda ürün stoklayan, sektöre yatırım yapan, ülke çapında bayilik teşkilatı kurarak belli sorumlulukları karşılıklı paylaşan kuruluşlar tarafından, emniyet kurallarına ve standartlara uygun bir biçimde, devletin tanıdığı makul kâr marjları çerçevesinde geniş halk kitlelerine intikal ettirilmektedir. Dolayısıyla, ülkemizde, çiftçi vatandaşlarımızın akaryakıt pazarlayarak geçimlerini sağlaması gibi bir yaklaşım ve sistem mevcut değildir; ancak, Birlişmiş Milletlerin Irak’a uyguladığı ambargo nedeniyle izin verilen bu ticaretin, zamanla, bölge halkından çok, sınırlı sayıda girişimcinin faydalandığı bir ticaret haline geldiği bir gerçektir.

Esasen, bu ticaretin temel esprisi, devletin almaktan vazgeçtiği ton başına 650 Amerikan Dolarına varan vergi gelirlerinin paylaşılmasından ibaret olduğu da bilinmektedir. Zamanla, Irak motorininin ülkemizdeki akaryakıt sektöründeki mevcut dengeleri bozduğunun tüm devlet organları tarafından tespit edilmesi üzerine, konunun disiplin altına alınması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Habur sınır kapısından mutat depolarla gelen motorinin, yöre halkı açısından sosyal adaleti sağlamak, vergi kaybını önlemek ve ülke menfaatlarına aykırı olmayacak ve haksız rekabeti de önleyecek şekilde yurt içinde satışının düzenlenmesini teminen, Başbakanlığın, 16.9.1997 tarih ve 431 sayılı oluruna istinaden, bu görev, Petrol Ofisi Genel Müdürlüğüne verilmiştir. POAŞ da, bu talimat doğrultusunda, Habur’da akaryakıt tesisini inşa etmiştir. Ancak, Özelleştirme İdaresi, POAŞ’ın özelleştirilmesi safhasında ticarî endişeler yaratabileceği için, bu görevi, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına devretmiştir.

Habur depolama tesislerinin devreye alınıp işletilmesiyle ilgili olarak, Başbakanlığın, 16 Mart 1999 tarih ve 3860 sayılı oluru çerçevesinde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğünün bağlı ortaklığı TPIC ile ŞIRGINTAŞ (Şırnak Özel İdaresinin kurduğu bir şirkettir) arasında karşılıklı görüşmeler yoluyla, 9.4.1999 tarihinde bir protokol imzalanmıştır. Daha sonra, 10.5.1999 tarih ve 5944 sayılı Başbakanlık oluruyla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğüne devredilen Habur depolama tesislerinin TPIC ve ŞIRGINTAŞ’la ortaklaşa işletilmesi ve söz konusu bu kuruluşların yanında Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfının da işletme faaliyetlerine ortak edilmesi istenmiş ve Türkmeneli Vakfı Şirketiyle aktedilen bir protokolle, söz konusu şirket de Habur depolama tesislerinin işletimine ortak olmuştur. İşletme ve ofis hizmetlerine yönelik çalışmalar tamamlanmış olup, TPIC Habur tesisi, 2.9.1999 tarihinde faaliyete geçerek motorin alımına başlamıştır.

Firma tespiti yapılırken, Türkiye’de faaliyette bulunan 13 petrol dağıtım şirketi, pay verilmesi için çağırılmıştır. Bunlardan sadece 6 şirket pay almak için müracaat etmiş ve bu firmalarla anlaşma imzalanmıştır. TPIC’ın akaryakıt satışı yaptığı söz konusu 6 şirket, OPET, M-OIL/Bölünmez, Petline, Aytemiz, TUTA ve Turkuaz şirketleridir.

Tesiste fiyat oluşumu, otomatik fiyatlandırma ve serbest piyasa koşulları dikkate alınarak oluşturulmaktadır. TPIC, fiyat tespitini, kendisine tanınan yetki çerçevesinde, tüm masrafları nazara alarak yapmaktadır.

Kontrolsüz ve kayıtsız olarak ülkemize giren motorin, hukuk çerçevesinde, bu tesisle kayıt ve kontrol altına alınmış ve TPIC Habur tesisinin faaliyete geçmesiyle, öncelikle, devletimizin vergi kaybının birkısmı önlenmiş; sistem, denetlenebilir hale gelmiştir. Aylık Katma Değer Vergisi tahsilatı 3 trilyon lirayı aşmıştır. Dolaylı vergiler de nazarı itibara alındığında, devletimizin kazancı ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan, yöre halkına, hem istihdam hem de akaryakıt ticaretiyle vergilendirilmiş önemli miktarda kazanç sağlandığı göz önüne alındığında, TPIC faaliyeti sonucu, yöre insanının, fert bazında kaybı değil kazancı söz konusudur.

Tesiste, 250 personel çalışmakta olup, tahliye ünitesi, her gün ve günün 24 saati, 3 vardiya halinde hizmet vermektedir. Bu tesiste, günde, ortalama 4,6 milyon litre motorin dolumu gerçekleştirilmektedir.

Bir misal olmak üzere; 2.9.1999 ve 13.12.1999 tarihleri arasında 55 866 araç giriş yapmış, 318 983 426 litre motorin alınmış, 9,1 trilyon Türk Lirası Katma Değer Vergisi tahsilatı sağlanmış, 61,8 trilyon lira da kamyonculara ödenmiştir.

Görüldüğü gibi, daha önce alınmayan Katma Değer Vergisi, bu tatbikatla toplanmakta ve sadece Katma Değer Vergisi alınmamakta, böylece sistem vergiye dahil olmakta, vergisiz yapılan satışlar vergi kapsamı içerisine girmektedir; ama, aslında, Akaryakıt Tüketim Vergisi alınmamaktadır; ki, asıl yekûn tutan vergi de odur. Bütün bunlar, gelip geçici tedbirlerdir. Bir an evvel, Irak’ın dünya barışıyla entegre olması ve Körfez krizinin tesirlerinin ortadan kaldırılması, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak en büyük temennimizdir. Sistemin normale döndürülmesi halinde, bu tür tedbirlere ihtiyaç kalmayacaktır.

Saygıyla arz ediyorum efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Bakanım, o vergileri kim alacak?!

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Maliye alıyor...

8. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt’i Van’a bağlayan karayoluna ve Cevizlik Beldesinin yol sorununa ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/323)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

9. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İlinin turizm açısından değerlendirilmesine ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/324)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

10. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli’nde inanç turizminin geliştirilmesi ve tanıtılmasına ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/325)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

11. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli’ne yapılan turizm yatırımlarına ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/326)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

12. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını Güçlendirme Vakfı ile ilgili yolsuzluk iddialarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/327)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

13. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Gaziantep-Şanlıurfa otoyolu inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/329)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

14. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Şanlıurfa-Birecik’in bağlantı yollarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/330)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

15. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tarafından adlî sicil kaydı isteyenlere satılan form dilekçelere ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (6/332)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Musa Uzunkaya

Samsun

1. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tarafından sicil kaydı almak isteyen vatandaşlara satılan form dilekçe karşılığı toplanan meblağ ile buradan yapılan harcamalar ve kalemleri, yıllar itibariyle nedir?

2. Matbu dilekçeyi almak istemeyen bir kimsenin adlî sicil kaydını öğrenebilme imkânı var mıdır?

3. Nüfus bilgilerini ihtiva eden tek sayfalık bu kâğıdın maliyeti ve satış fiyatı nedir?

4. Yasal dayanağı olmaksızın, insanların vakfa bağış yapmaya zorlandığı, bu konuda tekel oluşturulduğu, malzemenin, rayiç bedelinin çok üzerinde satıldığı gerekçeleriyle, Anayasanın 73 üncü, Türk Ceza Kanununun 495-501 inci ve Borçlar Kanununun “Gabin”le ilgili maddelerine muhalefet edildiği iddialarını araştırmak üzere bir çalışma başlatmayı düşündünüz mü?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere, Adalet Bakanımız Sayın Hikmet Sami Türk; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika efendim.

ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya’nın, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tarafından adlî sicil kaydı isteyenlere satılan form dilekçelere ilişkin (6/332) esas numaralı soru önergesine cevap vermek üzere huzurunuza gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adlî sicil kayıt taleplerinde matbu dilekçe kullanan kişilerden 1998 yılında 137 795 280 000 lira, 1999 yılında 385 736 730 000 lira, 2000 yılında -ocak ve şubat ayları itibariyle- 68 289 100 000 lira makbuz karşılığında tahsil edilmiş olup, bu gelir, Bakanlığımız hizmetlerinde kullanılmaktadır.

3682 sayılı Adlî Sicil Kanununa dayanılarak çıkarılan Adlî Sicil Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinde, adlî sicil bilgisinin talebi sırasında, örneği yönetmeliğe ekli bilgi isteme kâğıdının düzenleneceği belirtilmekte ise de, yönetmeliğe ekli “bilgi istek fişi” başlıklı formda “cumhuriyet başsavcılığı” başlığı yer almakta, resmî mühür ve imza aranmaktadır. Uygulamada bu form, mahkemelerin ve cumhuriyet savcılıklarının adlî sicil bilgisi istemlerinde kullanılmaktadır. Aynı yönetmelikte matbu dilekçeden söz edilmemiş olup, ilgilinin, başvurusunu, yazılı olmak koşuluyla, her şekilde yapabilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bakanlığımız cezaevi matbaasında hazırlanmış olan matbu dilekçeler, isteyenlere, makbuz karşılığında, 200 bin liraya satılmaktadır. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfınca, kamu hizmetleri için, hiçbir kimseden zorunlu bağış alınmamaktadır. Öte yandan, 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanunun 7 nci maddesinin (e) bendinde, bağış ve yardımlar, kurumun sermaye kaynakları arasında gösterilmiştir. Bu çereçeve içinde, İşyurtları Kurumu Yüksek Kurulu kararıyla, cumhuriyet başsavcılıkları tarafından kişi ve kuruluşlara adlî sicil kayıtları verilişinde, İşyurtları Kurumuna ait makbuz karşılığı bağış alınmaktadır. Bu bağışın, 2000 malî yılı başından itibaren 500 bin liraya yükseltilmesi, İşyurtları Kurumu Yüksek Kurulunun 30.11.1999 gün ve 64 sayılı kararıyla uygun görülmüştür. Bu bağışlardan, 1998 yılında 563 587 742 808 lira, 1999 yılında 1 159 840 249 611 lira, 2000 yılı ocak ayında ise 103 600 806 335 lira elde edilmiştir.

Ayrıca, 3454 sayılı Adalet Teşkilatını Güçlendirme Fonu Kurulmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesinin (e) bendinde, genel, katma ve mahallî idareler dışında, kuruluşlara ve kişilere başvuruları üzerine verilecek adlî sicil kayıtları sebebiyle alınacak ücretler Fonun kaynakları arasında gösterilmiştir. Buna göre, alınan ücretler, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Fonunun bütçe kapsamı içerisinde yer alması nedeniyle, bütçeye aktarılmaktadır.

Fon Yönetiminin 22.12.1997 gün ve 449 sayılı kararıyla, adlî sicil kaydı çıkarılması sırasında alınan ücret 150 000 lira olarak belirlenmiştir. Adlî sicil kaydı gelir toplamı, 1998 yılında 144 milyar lira, 1999 yılında 328 milyar lira, 2000 yılında -ocak ve şubat ayları itibariyle- 62 milyar 770 milyon liradır.

Saygıyla arz ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Soru cevaplandırılmıştır.

16. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Akçakale - Şanlıurfa karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/334)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

17. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin yol bakım ve onarım şefliği ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/335)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

18. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/337)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

19. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale Devlet Hastanesinin sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/338)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

20. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin kanalizasyon arıtma tesisi inşaatı için ayrılan ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/339)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

21. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Birecik Barajının yapımı sırasında kamulaştırılan arazilerin bedellerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/342)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Cumhur Ersümer tarafından, sözlü olarak cevaplandırılmasını delaletinizle arz ederim.

Yahya Akman

Şanlıurfa

Birecik Barajı yapımı nedeniyle kamulaştırma bedelleriyle ilgili olarak;

1. 1999 yılında ödenmesi gerektiği halde yapılmayan ödeme var mıdır? Varsa ne kadardır? Ödemelerde gecikme söz konusu olacak mıdır?

2. Barajda su tutulma işleminin gecikmesinden dolayı devletimizin uğradığı kayıp ne kadardır? Gecikmelerden dolayı, anlaşmalar gereği, yabancı firmalara ödenecek tazminat var mıdır? Varsa ne kadardır?

3. 2000 yılında ilk ödemelerin yanı sıra, mahkeme kararıyla kesinleşen bedeller itibariyle ne kadar istimlak bedeli ödenecektir?

BAŞKAN – Soru önergesini cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçeciler...

Sayın Bakanım, bu soruları çok iyi cevaplandırın; çünkü, biz de aynı dertten mustaribiz, bize de geliyorlar.

Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Yahya Akman’ın sözlü sorusuna hükümetin cevabını arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

3096 sayılı Kanun çerçevesinde, yap-işlet-devret modeliyle, Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santralı Tesis ve İşletme Anonim Şirketi tarafından tesis edilip işletilecek olan Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santralının inşaat çalışmalarına resmî olarak 4 Nisan 1996 tarihinde başlanılmıştır. Proje beşbuçuk yıllık inşaat süresini ve onbeş yıllık işletme süresini kapsamakta olup, iş programı uyarınca, Ekim 2001 tarihinde santralın ticarî işletmeye geçmesi öngörülmektedir. İnşaat çalışmaları iş programına uygun olarak devam etmekte olup, Ekim 1999 sonu itibariyle toplam proje ilerlemesi yaklaşık yüzde 91 olarak gerçekleşmiştir.

2 Kasım 1999 tarihinde barajda su tutulmaya başlanılmıştır.Projede ilerleme, iş programına uygun olarak devam etmekte olup, herhangi bir gecikme olacağı düşünülmemektedir.

Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santralı projesinde kamulaştırma planları ve kamulaştırma işlemleri Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünce yürütülmekte, kamulaştırma ödemeleri ise, sözleşme hükümlerine uygun olarak, Elektrik Enerjisi Fonu tarafından yapılmaktadır.

Elektrik Enerjisi Fonunun bütçe kanunu kapsamında yer alması ve bütçe kanunuyla kendisine ayrılan ödeneklerin, ancak Maliye Bakanlığının inisiyatifi altında, zaman zaman, dilimler halinde serbest bırakılması nedeniyle, Elektrik Enerjisi Fonu tarafından yapılan ödemelerde gecikmeler olabilmektedir. Ancak, Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santralının yapım ve kamulaştırma çalışmaları öngörülen programa uygun olarak yürütülmekte olup, enerji üretiminin programlanan zamanda başlamasını aksatmayacak şekilde kamulaştırma bedellerinin ödenmesine devam edilmektedir. 1999 yılı sonu itibariyle kesinleşen, yaklaşık 17 trilyon lira anapara, 2000 yılı içerisinde hak sahiplerine ödenecektir.

Bu duygularla Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

22. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Suruç-Baziki Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/343)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Cumhur Ersümer tarafından, sözlü olarak cevaplandırılmasını delaletinizle arz ederim.

Yahya Akman

Şanlıurfa

1. GAP kapsamında yapılması düşünülen ve özellikle Şanlıurfa’nın batısında kalan toprakları sulayacak olan Suruç-Baziki Projesi ne aşamadadır?

2. Bu projeye 1999 yılında ne kadar ödenek ayrılmış ve harcanmıştır?

3. Bu proje için 2000 yılında düşünülen program nedir? Proje ne zaman tam anlamıyla hayata geçirilecektir?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçeciler; buyurun efendim.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Yahya Akman’ın, Suruç-Baziki Projesi hakkındaki sözlü sorusuna cevap arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında bulunan Yaylak Ovası Projesi, hükümetlerarası ikili anlaşmalar çerçevesinde, Türk–İsrail firmaları tarafından dışkredi temini suretiyle gerçekleştirilecektir. Bu konuda, Türk-İsrail firmalarıyla ihale müzakereleri devam etmekte olup, inşaata 2000 yılında başlanması programlanmıştır. Bu proje için, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2000 yılı yatırım programında 100 milyar liralık ödenek ayrılmıştır.

Suruç Ovası Projesinin planlama çalışmaları tamamlanmak üzere olup, inşaatının, hükümetlerarası ikili anlaşmalar çerçevesinde Türk-Amerikan firmalarıyla yapılacak görüşmeler neticesinde dışkredi temini suretiyle yapılmasına çalışılacaktır.

Yaylak ve Suruç projelerinin finansmanı dışkredi temini suretiyle gerçekleştirileceğinden, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2000 yılı yatırım programında ayrılan ödenek miktarı, sadece bir iz ödeneği niteliğinde 1 milyar liradır.

Bilgilerinize saygıyla sunarım efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Soru cevaplandırılmıştır.

23. – Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız’ın, Muş SSK Hastanesi ve SSK Müdürlüğüne ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/344)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, delaletiniz vasıtasıyla Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 13.12.1999

Sabahattin Yıldız

Muş

1. 1989 yılında yapılan Muş SSK Hastanesi, on yılı aşkın bir süredir poliklinik olarak hizmet görmektedir. Hastane olarak açmayı düşünüyor musunuz?

2. Zaman zaman bir pratisyen doktorun dahi hizmet vermediği Muş SSK’na ne zaman birden fazla doktor göndereceksiniz?

3. Kadroları Muş’ta olduğu halde, geçici görevle 55 inci maddeye göre başka illerde görev yapan doktorları Muş’a geri gönderecek misiniz?

4. Muş SSK Müdürlüğünde açılmayan birkısım servisleri ne zaman açacaksınız? Emeklilik işlemleri ve benzeri birkısım işler için hemşerilerim ne zaman Van’a gidip gelmekten kurtulacaktır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Keçeciler; buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muş Milletvekilimiz Sayın Sabahattin Yıldız tarafından hükümetimize yöneltilen sözlü soru önergesini cevaplandırmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sosyal Sigortalar Kurumuna ait sağlık tesislerince, ülke genelinde, nüfusumuzun yaklaşık yarısına sağlık hizmeti verilmektedir; ancak, kadro sıkıntısı nedeniyle bugüne kadar bazı sağlık kuruluşlarımıza yeterli personel tahsis edilememiştir. Bu çerçevede, Sosyal Sigortalar Kurumu Muş Hastanesinde de, personel eksiliği nedeniyle, gerekli sağlık hizmeti verilmesinde zorluklarla karşılaşılmaktadır, yataklı sağlık hizmeti verilememektedir.

Diğer taraftan, Muş Hastanesinin norm kadroları, kurumun diğer tesisleriyle birlikte, 17.12.1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Norm Kadro Yönetmeliğiyle yeniden belirlenmiştir.

Sosyal Güvenlik Reformu kapsamında yürürlüğe konulan 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanunla, Sosyal Sigortalar Kurumuna tahsis edilen 18 800 adet kadrodan, Türkiye genelinde 700 uzman doktorun, kalkınmada öncelikli illerde ise 300 pratisyen doktorun atama işlemleri için Başbakanlıktan izin alınmıştır.

Bu kapsamda, kalkınmada öncelikli illerden olan Muş’un Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi için başvuru olması halinde boş bulunan kadrolara gerekli atamalar yapılarak, söz konusu hastanede çok kısa bir süre içerisinde yataklı tedavi hizmeti verilmesine de başlanılacaktır.

Ayrıca, Muş Hastanesi binasının bir bölümünde hizmet veren Muş Sigorta Müdürlüğüne hizmet binası temin edildiğinde, sigortalıların emeklilik işlemlerinin de bu Sigorta Müdürlüğünce yapılmasına başlanılacaktır.

Bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Soru cevaplandırılmıştır.

SABAHATTİN YILDIZ (Muş) – Sayın Başkan, soruya cevap tam olarak alınamamıştır. Eksik personelden bahsetmektedir Sayın Bakan; şu anda Muş SSK Hastanesinde bir tane doktor yok, pratisyen dahi yok.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Doktorların atama iznini yeni çıkardık.

SABAHATTİN YILDIZ (Muş) – Sayın Bakanım, eksik personeli tamamlayacağınızı söylüyorsunuz; bir tane doktor yok!..

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Eğer, bulabilirseniz doktor, getirin, hemen atayalım...

SABAHATTİN YILDIZ (Muş) – Bir tane doktor yok; atanan doktorlar başka yerde görev yapıyor. Çalışan SSK’lı hastaneye gidiyor, hemşireler işlem yapıyor.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Bulursanız doktor, getirin, onu atayalım.

SABAHATTİN YILDIZ (Muş) – Doktor bulunuyor; hiç olmazsa iki aylığına geçici olarak da olsa doktor gönderin.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Atıyoruz...

SABAHATTİN YILDIZ (Muş) – Bakanlık koltuğunda oturan sizlersiniz, bizler değiliz; doktor bulmak sizin göreviniz. Hükümet, vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Çalışma Bakanımız atamalarla ilgileniyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Teşekkür ederiz sayın milletvekilim.

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurul çalışmalarını izlemek üzere kordiplomatik locasını teşrif eden Arnavutluk Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento Heyetine Başkanlıkça “hoşgeldiniz” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şu anda, Genel Kurulumuzu onurlandıran Arnavutluk Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Sabri Godo Başkanlığındaki bir Parlamento Heyeti, Genel Kurul çalışmalarımızı izlemek üzere kordiplomatik locasına gelmiş bulunuyorlar.

Genel Kurulumuz adına, kendilerine hoş geldiniz diyorum, en iyi dileklerimi sunuyorum; teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR (Devam)

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (Devam)

24. – Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız’ın, Muş-Alpaslan-II Barajına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/345)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Enerji Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 13.12.1999

Sabahattin Yıldız

Muş

Sorular:

1. Enerji darboğazına girdiğimiz bugünlerde, sulama ve enerjiye yönelik bir proje olan Alpaslan ll Barajı 2000 yatırım programına alınmış mıdır?

2. Bu projenin HES kısmının bir yabancı firmaya yap-işlet metoduyla yaptırılması için görüşmelerin yapıldığı bilgisini aldım. Bu görüşmeler ne aşamadadır?

3. Muş’un makûs tarihini değiştireceğine inandığım Alpaslan II Barajının özellikle sulama kısmıyla ilgili DSİ Genel Müdürlüğünün herhangi bir çalışması var mıdır, varsa ne aşamadadır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçeciler; buyurun Sayın Bakanım.

Süreniz 5 dakika.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muş Milletvekilimiz Sayın Sabahattin Yıldız’ın, Alpaslan II Barajıyla ilgili, hükümetimizden sorduğu sözlü suale cevap arz etmek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle Yüce Heyetimize saygılar sunuyorum.

Bilindiği üzere, Murat suyu üzerinde inşa edilecek olan Alpaslan II Barajı ve Hidroelektrik Santralının, 10.9.1998 tarih ve 98/11632 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, kesin projesinin hazırlanması ile inşaatı ve elektromekanik teçhizatının temin ve tesisi işinin Türk-ABD firmalarından oluşan bir konsorsiyum tarafından tüm finansman ihtiyacı karşılanmak suretiyle gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Alpaslan II Projesi, DSİ Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Yatırım Programı ve Uygulama Planında ve DPT programında yer almaktadır.

Alpaslan II Barajının yeri, Muş-Varto karayolu üzerinde, Muş İlinden 30 kilometre uzaklıktadır. Proje, enerji üretimi ve sulama maksatlı olarak planlanmıştır. Her biri 50 megavat gücünde 4 üniteden oluşan ve toplam kurulu gücü 200 megavat olan santralda, yılda ortalama 714 milyon kilovat/saat enerji üretilecektir.

Alpaslan II Barajı ve Hidroelektrik Santralı, kesin projesinin hazırlanması, baraj ve hidroelektrik santral inşaatı ile elektromekanik teçhizatın temini ve tesisi işini gerçekleştirmek üzere oluşturulan konsorsiyum aşağıdaki firmalardan oluşmuştur:

- ICF Kaiser Engineers and Constructors/ABD (Konsorsiyumun lideri)

- Harza Engineering Company International LP/ABD

- ABB Power Generation, Inc./ABD

- Özışık İnşaat ve Taahhüt AŞ/Türkiye

- Yapı Merkezi İnşaat ve Sanayi AŞ/Türkiye

- Ekinciler ve Ortakları İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti./Türkiye

- Su Yapı Mühendislik ve Müşavirlik AŞ/Türkiye

Baraj ve hidroelektrik santralın (birinci aşama olarak) kesin projesinin hazırlanmasına ilişkin olarak DSİ Genel Müdürlüğü ile konsorsiyum arasında yapılan müzakereler sonuçlandırılarak Alpaslan II Barajı ve Hidroelektrik Santralı kesin projesinin hazırlanması işinin, taraflarca mutabık kalınan götürü bedelle, yukarıda belirtilen Türk ve ABD firmalarından oluşan konsorsiyuma yaptırılması kararlaştırılmıştır. Sözleşme taslağı, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Sayın Madeleine Albright’la birlikte, 16.11.1999 tarihinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız ve Başbakan Yardımcımız tarafından parafe edilmiştir. Projenin finansman ihtiyacını karşılayacak kredi anlaşmalarının sonuçlandırılması için sözleşme taslağı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına gönderilmiştir.

Kesin proje hazırlanması ondört ayda tamamlanacaktır. Baraj ve hidroelektrik santral inşaatı ve elektromekanik teçhizatın temin ve tesisine ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini takiben baraj inşaatına fiilen başlanmış olacaktır.

Bilgilerinize saygıyla sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

25. – İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak’ın, Kemer Kaymakamının görevden alınmasının nedenine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/346)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.

Soru ertelenmiştir.

26. – Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Şanlıurfa Ceylanpınar’ın SSK binası ihtiyacına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in cevabı (6/349)

BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın delaletinizle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Yahya Akman

Şanlıurfa

Sorular:

Şanlıurfa İli Ceylanpınar İlçemizde, mülkiyeti Tarım İşletmesi Müdürlüğüne ait olan binadaki SSK dispanserinde 20 000 kişiye hitap edilmekte ve günlük ortalama 220 kişiye poliklinik hizmeti verilmektedir.

Bina yetersiz, bakımsız ve sağlıksızdır. Ayrıca, araç ve gerecin yetersiz olduğu dispanserde hizmetler, biri geçici 2 doktor, 1 laborant ve 1 eczacı kalfası tarafından yürütülmektedir.

Bu çerçevede;

1. Ceylanpınar’da sağlık hizmetlerinin sağlıklı bir ortamda yürütüleceği bir SSK binasının inşaatı için Bakanlığınızca yapılmış bir çalışma var mıdır? Yoksa, böyle bir çalışmanın başlatılmasını düşünüyor musunuz?

2. Yetersiz olan araç-gereç ve personel ihtiyacının karşılanması için Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçeciler; buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Yahya Akman’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız tarafından cevaplandırılmak üzere yönelttiği sözlü soru önergesine hükümetimizin cevabını arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sosyal Sigortalar Kurumuna ait sağlık tesislerinde, ülkemiz genelinde, nüfusumuzun yaklaşık yarısına sağlık hizmeti verilmektedir; ancak, kadro sıkıntısı nedeniyle bugüne kadar bazı sağlık kuruluşlarımıza yeterli personel tahsis edilememiştir.

Sosyal Sigortalar Kurumu, Şanlıurfa İli Ceylanpınar İlçesinde, sigortalı, emekli, dul, yetim ve bunların aile bireyleri olmak üzere, toplam 14 508 kişiye bir dispanserle hizmet verilmektedir.

Diğer taraftan, Ceylanpınar Dispanserinin norm kadroları, kurumun diğer tesisleriyle birlikte 17.12.1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan norm kadro yönetmeliğiyle yeniden belirlenmiştir.

Sosyal Güvenlik Reform Projesi kapsamında yürürlüğe konulan 25.8.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunla, Sosyal Sigortalar Kurumuna tahsis edilen 18 800 adet kadrodan, Türkiye genelinde 700 uzman doktor, kalkınmada öncelikli illere ise 300 pratisyen doktorun atama işlemleri için Başbakanlıktan izin alınmıştır.

Bu kapsamda, önümüzdeki günlerde, boş bulunan kadrolara gerekli atamalar yapılarak dispanserin sağlık personeliyle araç ve gereç ihtiyacı karşılanacaktır.

Ayrıca, Sosyal Sigortalar Kurumunun yatırım programında yer alan Ceylanpınar dispanseri, Başbakanlık tasarruf tedbirleri genelgeleri nedeniyle henüz ihale edilememiştir.

Bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Allah’tan siz varsınız Sayın Bakanım, maşallah, bugün, hükümet adına epey soru cevaplandırdınız.

Teşekkür ediyoruz.

Böylece soru sorma işlemini de tamamlamış bulunuyoruz.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine başlayacağız.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/624) (S.Sayısı: 370) (1)

BAŞKAN – Komisyon?.. Burada.

Hükümet... Burada.

Komisyon raporunun okunup okunmamasını oylarınıza...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yetersayının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gayet tabiî, isteyebilirsiniz Sayın Genç, hakkınızdır.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım; bu arada, karar yetersayısını, İçtüzüğe uygun bir şekilde Sayın Kamer Genç tarafından istendiği için, arayacağım.

Raporun okunmasını kabul edenler... Etmeyenler... Karar yetersayısı bulunamadığından, saat 16.40’ta yeniden toplanmak üzere, birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.28

(1) 370 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 16.40

BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Burhan ORHAN (Bursa)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

“Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1 inci sırasında yer alan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporunun okunup okunmaması sırasında karar yetersayı istenmişti, karar yetersayısı bulunamamıştı.

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

1. – Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/624) (S.Sayısı: 370) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Şimdi, yeniden, komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısı arayacağım. Oylamayı, elektronik cihazla yapacağım.

Oylama sırasında sisteme giremeyen arkadaşlarımız olursa, oy pusulalarını Başkanlığımıza göndermelerini rica ediyorum.

O arada, vekaleten oy kullanacak sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını ve oyunun rengini belirtir pusulayı, yine aynı süre içerisinde Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama için 3 dakikalık süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu’na vekâleten Çevre Bakanı Sayın Fevzi Aytekin, Devlet Bakanı Sayın Tunca Toskay’a vekâleten Millî Savunma Bakanı Sayın Sabahattin Çakmakoğlu oy kullanmışlardır.

Böylelikle, karar yetersayısı vardır; raporun okunmaması kabul edilmiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini okuyacağım: Şu ana kadar, sadece, Demokratik Sol Parti Grubundan, Mardin Milletvekili Mustafa Kemal Tuğmaner’in ismi bildirilmiştir.

Sayın Genç, karar yetersayısı var efendim; bilgilerinize arz olunur.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Var mı yok mu, onu bilmiyorum tabiî; başkalarının yerine de kâğıt gönderiliyor.

BAŞKAN – Sayın Tuğmaner, buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

DSP GRUBU ADINA MUSTAFA KEMAL TUĞMANER (Mardin) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 370 sıra sayılı, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu tasarı, yürürlük ve yürütme maddeleri haricinde 4 maddeden oluşmakta olup, bunlardan ikisi, 1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun artık uygulanma kabiliyeti kalmayan 21 ve 69 uncu maddeleriyle ilgilidir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde, zaten, 1996 yılında 4185 sayılı Kanunla, Genelkurmay Başkanlığına, subay ve assubayların sınıflarının değiştirilmesi, kaldırılması ve ihdas yetkisi verilmiş bulunmaktadır. Hizmet ihtiyaçları ve çağın teknolojik gelişmeleri nedeniyle, Genelkurmay Başkanlığı, subay ve assubay sınıflarında gerekli değişiklikleri yapmaktadır; ancak, bu değişikliklerin 926 sayılı Kanunun 21 ve 69 uncu maddelerine yansıtılmaması ve subay sınıflarının kanun metninde yer alması yerine subay ve assubay sınıflandırma yönetmeliklerinde yer almasının daha uygun olacağı gerekçesiyle, söz konusu değişiklikler, benim de üyesi bulunduğum Millî Savunma Komisyonunda da görüşülerek huzurlarınıza getirilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının diğer iki maddesiyle getirilen düzenlemeler ise, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde tümamiral rütbesinde 2, tuğamiral rütbesinde ise 5 adet olmak üzere, toplam 7 adet yeni kadro ihdasıyla ilgilidir.

Bilindiği gibi, halen uygulanan Türk Silahlı Kuvvetleri general, amiral kontenjanları, 1983 yılında 2870 sayılı Kanunla düzenlenmiş bulunan kontenjanlardır. Aradan geçen 17 yıl boyunca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde de, Türk Silahlı Kuvvetlerine paralel olarak modernleşme ve reorganizasyon faaliyetleri yürütülmüş olup, halen de firkateynler, mayın avcı gemileri, sahil güvenlik gemileri gibi birçok büyük proje yürütülmektedir.

1983 yılından beri Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca yapılan söz konusu reorganizasyon ve modernleşme faaliyetleri, donanmaya kazandırılan gemiler, birlik çapı ve makam seviyesinde hem denizde hem de karada yaşanan sürekli büyüme gibi nedenlerle hem bazı amiral kadrolarının artırılmasına hem de bazı amiral rütbelerinin artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Yine, üyesi bulunduğum Millî Savunma Komisyonunda söz konusu değişiklikler ayrıntılı olarak görüşülmüş ve mutabakatla huzurlarınıza getirilmiştir.

Hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tuğmaner.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, kişisel söz istiyorum.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Aydın Milletvekili Sayın Bekir Ongun.

Buyurun Sayın Ongun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA BEKİR ONGUN (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinize saygılar sunarım.

Türk Ordusu, tarih boyunca çağ açmış, çağ kapatmış bir milletin silahlı gücüdür. Türk Silahlı Kuvvetleri, barışta ve savaşta Türk Milletinin bağımsızlığını korumak için canla başla çalışmış ve üzerinde yaşadığımız topraklarda kurulan son Türk Devletinin medari iftiharı olmuştur.

Türk Milletinin gözbebeği olan Ordumuz, aynı zamanda bağımsızlığını kazanan diğer Türk cumhuriyetlerinin de ordularının kurulmasında yol gösterici olmuştur.

Değerli milletvekilleri, Anadolu toprakları, Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir köprü gibidir. Bu sebeple, Türkiye jeopolitik bakımdan çok önem arz etmektedir. İşte, bunun için, dört bir tarafı, Türkiye’nin zayıf zamanını kollayan komşularıyla çevrilmiştir. Bu sebeple, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendisini zamanın şartlarına uydurarak modernize etmesi gerekir. Ordumuzun modernizesi devam etmektedir. Bu sebeple, her zamanki gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın en güçlü orduları arasında bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri, jandarma dahil olmak üzere kara, deniz ve hava kuvvetlerinden oluşmaktadır. Bu saydığımız komutanlıkların bünyesinde görev yapan subay ve assubayların sınıfları ile bu sınıflardan hangilerinin muharip, hangilerinin yardımcı sınıflara dahil olduğu, 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 21 inci ve 69 uncu maddelerinde belirlenmiştir.

Bu kanunun 21 inci maddesi, 3.10.1996 tarihli 4185 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiş ve bu düzenlemeyle, ihtiyaç halinde sınıfların değiştirilmesi, kaldırılması veya yeniden ihdası yetkisi, Genelkurmay Başkanlığına verilmiştir.

Genelkurmay Başkanlığınca yapılan değişiklikler devam etmekte; fakat, bu değişiklikler, 926 sayılı Kanunun 21 inci maddesine yansıtılamamaktadır. Bu sebeple de, mevcut olan sınıflar arasında uyumsuzluklar oluşmuştur. Bunun için, kanunun 21 inci ve 69 uncu maddelerinde değişiklik ihtiyacı duyulmuştur.

Değerli milletvekilleri, şu anda uygulanan Türk Silahlı Kuvvetleri amiral ve general kontenjanları, 1983 yılındaki ihtiyaçlara binaen 2870 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerle konulan kontenjanlardır. Düzenleme yapıldığı yıldan bu yana, Deniz Kuvvetlerinde de uygulanan kontenjanlar, 1983 yılında konulan kontenjanlardır; yani, aradan 17 sene geçmiştir.

Deniz Kuvvetleri de, kendisini bu zaman zarfında Türk Silahlı Kuvvetlerinde uygulanan modernizasyon ve reorganizasyon faaliyetlerine uydurmaya çalışmıştır; fakat, deniz kuvvetlerinin önemi, gelişen dünyada daha da artmıştır. Bütün dünyada, artık, denizlerin kirlenmesi büyük sorun olmuştur. Denizlerinin kirlenmesinin artması, bir çevre felaketine doğru gitmektedir. Balıkların zehirlenmesiyle, hem balık nesline hem de bilinmeden yenilen zehirli balıklarla insan nesline zarar verilmektedir. Yine, kaçak balık avlanmasıyla, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde balık nesli tükenmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan sürat motorları kıyılarımızda dehşet saçmaktadır. İşte, bütün bu olumsuzlukların önlenmesi, güçlü ve yeniden yapılanmış bir deniz kuvvetleriyle olur.

Değerli milletvekilleri, ayrıca, bilindiği gibi, ülkemiz, 17 Ağustos 1999 tarihinde büyük bir deprem yaşamıştır. Bu depremde, Gölcük Donanma Üssünde büyük bir tahribat meydana gelmiştir. Bu vesileyle, Donanma Üssünde hayatını kaybeden subay ve erlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyorum. İşte, bütün milletimizi üzen bu depremle birlikte, donanmamız, en kısa zamanda ülkemizin değişik yörelerinde üslenmek zorunda kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, daha önce saydığım sebeplerden dolayı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız, yeni gelişmeleri kendine uydurmak zorunda kalmıştır. 1983 yılından bu yana, Komutanlık daha da büyümüş, donanmaya yeni gemiler katılmıştır. Yaşanan bu gelişmelerle, birlik çapı ve makam seviyesi sebebiyle amiral kadrosu düşünülmeyen veya yeni kurulan birliklerin yönetimi için yeni amiral kadrolarına ihtiyaç duyulmuştur. Bu sebeple büyüyen Deniz Kuvvetleri Komutanlığının yapısına paralel, bazı amiral kadrolarının da artırılması gerekmektedir. Yeni ortaya çıkan bu ihtiyaca cevap vermek için, 2 tümamiral, 5 tuğamiral kadrosu artırılarak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki tümamiral sayısı 12’ye, tuğamiral sayısı 28’e çıkarılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, ayrıca, bu kanunla, deniz kuvvetlerinde kullanılmayan sınıflarda da değişiklik yapılarak yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığında denizaltı, dalgıç ve kurbağaadam hizmetlerinin muharip sınıf olarak sayılmadığı ve bu niteliklerini kaybedenlerin asıl sınıflarına tefrikleri yapıldığı gerekçesiyle, 27.7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendini yürürlükten kaldıran bu düzenleme tasarı metnine yeni 4 üncü madde olarak eklenmiştir.

Değerli milletvekilleri, büyüyen dünyamızda, ülkemiz savunmasında ve sahillerimizin korunmasında deniz kuvvetlerine büyük görev düşmektedir. Bu sebeple, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunundaki, bugün görüştüğümüz bu madde değişikliğini destekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerinin generalinden erine, hepsine vatan savunmasında başarılar diliyor, hepinize partim ve şahsım adına saygılar sunuyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ongun.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda değişiklik yapılmasını öngören 370 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde Doğru Yol Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce kanun tasarısıyla ilgili olarak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının kalbi olan ve 17 Ağustos depreminde, depremin merkez üssü olarak açıklanan Gölcük Donanma Komutanlığında hayatlarını kaybeden subay, assubay, er ve sivil memurlarımıza ve yine, yurt sathında ülkemiz için şehit olan bütün personeline Allah’tan rahmet ve kederli ailelerine de başsağlığı diliyoruz.

Türk denizciliğinin tarihine baktığımızda, Türk bahriyesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt Savaşının kazanılmasıyla, Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya yerleşmesinden sonra kurulmuştur. O dönemde dahi, Anadolu’da güçlü olmanın yolunun denizlere önem vermekten geçtiği anlaşılmıştır.

Tarih süreci içinde ise, Türkiye Cumhuriyetine, o dönemdeki hem sayı hem güç olarak en zayıf donanma miras kalmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yeniden yapılanan donanmanın görevi, Balkanlar’da istikrarı sağlamak ve devlet politikalarını desteklemekti. Türkiye, bu mütevazı çaptaki deniz gücünü İkinci Dünya Savaşına kadar sürdürmüştür. Savaş esnasında tarafsız olmasına rağmen, savaştan dolayı malzeme yetersizliğinden etkilenmiştir; ancak, kararlılığı ve yoğun çalışması sayesinde, yılmamış ve NATO İttifakı içerisinde saygın bir yer almıştır. Türk denizcileri, NATO karargâhından ve tatbikatlarında övgüler almaktadır ve almaya da mutlaka devam edecektir.

Deniz kuvvetlerini iyileştirme çabaları, 1949 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının kurulmasıyla hızlanmıştır. Deniz kuvvetleri, kendi çabalarıyla tersaneler, eğitim ve ikmal merkezleri inşa etmişlerdir; ancak, dünya sıralamalarında listenin başında yer almamız için, denizcilik konularında tam yetkili bir denizcilik bakanlığının kurulması hepimizin temennisidir ve beklentisidir.

Ayrıca, Ege, Karadeniz ve Akdeniz’in tarihin en önemli deniz savaşlarına sahne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı suların, bugünkü stratejik değerinin geçmişe göre daha fazla olduğu bir gerçektir. Kısaca, bölgemiz kritik bir bölge olmasının yanında, aynı zamanda sorunludur da.

Türk Donanmasının, modern ve yetenekli, hızlı ve sessiz çalışan denizaltıları, dikkate değer sayıda çok hızlı saldırı gemileri ve çağdaş bir mayınla mücadele filosu, elindeki önemli güçlerden sadece bazılarıdır. Denizciliğin sadece ulaştırmada değil, güvenlik, ekonomik ve uluslararası bir faaliyet olduğu bilinci artık yerleşmeye başlamıştır. Günümüzde, denizlerin nimetlerinden denizci devletlerin yararlandığını, hatta büyük deniz filolarına sahip Norveç ve Yunanistan’ın, bu yolla ekonomilerine büyük yarar sağladıkları bir gerçektir. Bizim de, denizlerde kazandıkça büyüyeceğimizi, kaybettikçe de küçüleceğimizi unutmamamız gerekir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının bu hızlı gelişmesi karşısında, Donanmaya kazandırılan gemiler ile amiral mevcutları karşılaştırıldığında, amiral mevcutlarının, gelişen kuvvet ihtiyacını karşılamadığı bir gerçektir. Görüşmekte olduğumuz bu tasarının 2 nci maddesinde de, bu ihtiyacı karşılayacak düzenlemelerin var olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz.

1983 yılından bu yana, Türk Silahlı Kuvvetlerinde yapılan reorganizasyon ve modernleşme faaliyetlerine, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da bünyesini uydurmaya çalışmış ve daima gelişme içerisinde olmuştur. Şu anda uygulanmakta olan Türk Silahlı Kuvvetleri general ve amiral kontenjanları, 1983 yılındaki ihtiyaçlar doğrultusunda, 2870 sayılı Kanunla yapılan düzenleme çerçevesinde uygulamaya konulan kontenjanlardır. Üç tarafı denizlerle sınırlı olan ülkemizin savunmasında büyük bir öneme sahip olan Türk Deniz Kuvvetlerinin, çağın gereklerine uygun, daha güçlü, çağdaş ve dinamik bir teşkilat yapısına kavuşması için, tümamiral ve tuğamiral kontenjanlarının yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarı, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarıyla ilgili Personel Kanununda yapılması gereken düzenlemeyi içermektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup kara, deniz, hava ve jandarma ve assubayların sınıflarıyla ilgili sınıflandırma, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 21 inci ve 69 uncu maddelerinde belirlenmiştir. 926 sayılı Kanunun 21 inci maddesi, 3.10.1996 tarih ve 4185 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiş ve hizmet ihtiyaçları nedeniyle kuvvet komutanlıklarınca yapılacak teklifler üzerine, sınıfların değiştirilmesi, kaldırılması ve ihdası yetkisi, Genelkurmay Başkanlığına verilmiştir. Bu durumda, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Genelkurmaya verilen yetki bağdaşmamakta ve ortada bir çelişki olmasına meydan verilmektedir; yani, Genelkurmay Başkanına verilen yetki çerçevesinde, subay ve assubay sınıflarında hizmet ihtiyaçları nedeniyle gerekli değişiklikler yapılmakta; ancak, bu değişiklikler, 926 sayılı Kanunun 21 inci maddesine yansıtılmadığından dolayı, kanun hükümleri ile mevcut sınıflar arasında bir uyumsuzluk söz konusudur. Bu nedenle, 926 sayılı Kanunun 21 inci ve 69 uncu maddeleri yeniden düzenlenmiştir.

Yeni düzenlemeye göre, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subayların sınıfları ve bu sınıflardan hangilerinin muharip hangilerinin yardımcı sınıflara dahil bulunduğu, Genelkurmay Başkanlığınca tespit edilerek, subay sınıflandırma yönetmeliğinde gösterilmesi de öngörülmüştür. Subayların sınıflarının, hizmet ihtiyaçları nedeniyle, ilgili kuvvet komutanlıklarının teklifi ve Genelkurmay Başkanının onayıyla değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni sınıfların ihdas edilmesi sağlanmıştır.

Tasarının 3 üncü maddesinde de 926 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup assubayların sınıfları ve bu sınıflardan hangilerinin muharip hangilerinin yardımcı sınıflara dahil bulunduğu, 21 inci madde esaslarına göre yeniden tanzim edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, yapılan bu düzenlemeler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yapılması zorunlu olan düzenlemelerdir ve mutlaka yerine getirilmesi gerekmektedir.

Türkiye coğrafyasının üzerimize yüklediği en büyük sorumluluk, bu yarımadayı çerçeveleyen deniz alanlarını etkinlikle kullanmaktır. Türkiye, kendisini çevreleyen deniz havzaları ve bağlantıları üzerindeki gelişmelerden azamî faydayı kendi lehine sağlamak maksadıyla üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirdiği ölçüde etkin olacaktır, müessir olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin çevresindeki denizlerdeki hakları konusunda kararlı ve hassas davranılması mutlak surette zorunludur.

Temel amaçlarımızdan biri de, Türkiye’nin, 21 inci Yüzyılda, Silahlı Kuvvetleriyle, ülke tarihindeki en güçlü konuma erişmiş olmasıdır; yani, güçlü bir demokrasi, güçlü bir ekonomi ve güçlü bir savunma altın üçgeni ilkesi içerisinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, 21 inci Yüzyılın jeostratejik ortamının ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde, bölgesinde, en iyi eğitilmiş ve en yüksek askerî güç durumunu sürdürmesi hayatî bir önemi haizdir.

Ayrıca, ülkemizin göğüslemek zorunda olduğu her zor durumda, Türk Silahlı Kuvvetleri, personeliyle, daima gerekli çabayı ve özveriyi göstermiştir ve gösterecektir.

Bilmeliyiz ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk ulusunun ayrılmaz bir parçasıdır; gücü, ulusun gücünü yansıtmaktadır, bugün, Türk Deniz Kuvvetleri personelinin bilgi, çaba ve yurtseverlik duygularından da ayrıca gurur duyulmaktadır.

Bu vesileyle, Doğru Yol Partisinin, Türk Silahlı Kuvvetleri için bu tasarının yasalaşması istikametinde oy kullanacağını belirtiyor, hayırlı olmasını diliyor; Grubum ve şahsım adına sizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bedük.

Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA HÜSEYİN ARI (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda yapılacak olan değişiklikle ilgili tasarı üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ordumuz, Kara, Hava, Deniz ve Jandarma Genel Komutanlığı, yeni kuruluşa geçen Sahil Güvenlik Komutanlığıyla, yurt sathında ve denizlerimizde, millî hedefler yönünde, millî askerî stratejik konsept esaslarına göre teşkilatlanarak konuşlanmış durumdadır.

Günümüzde çok hızlı bir şekilde gelişen bilim ve teknoloji, bilhassa iki alanda hızla uygulamaya geçmektedir. Bu iki uygulama alanı, tıp ve askerî alanlardadır. Askerî alana, bilim ve teknolojinin etkisi, bilhassa, harp silah ve araçları ile elektronik harp cihazları, atış sistemleri olarak intikal etmektedir. Bu derece hızla gelişen teknolojiye uyum sağlamak ve ordumuzda, bunun getirdiği yeni silah araç ve cihazlara sahip olmak, son derece önem arz etmektedir.

İşte, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bu hızlı değişime süratle uyum sağlamayı kendisi için en önemli görev bilerek, bunun gerektirdiği tedbirleri yerinde ve zamanında almaktadır.

Bu kanun tasarısı da -alınan bu tedbirlerden, kuruluş ve teşkilatı ilgilendiren kısmının- 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ilgili 3 maddesinin değiştirilmesini esas almaktadır. Tasarının 1 inci ve 3 üncü maddeleriyle, teknolojik gelişmeye paralel olarak, ordumuza yeni giren silah, araç ve cihazlara paralel olarak subay - assubayların da yeni ihtisas dalları ve yeni branşlaşmaları zorunlu hale gelmektedir. Ordumuzda, teşkilatlanma içerisinde, emir - komuta kademesi içerisinde, subay ve assubaylar da, muharip, teknik hizmet ve yardımcı sınıflar olarak tefrik edilerek, subay - assubay sınıflandırma yönetmeliklerinde yer almışlardır. Genelkurmay Başkanlığının yetkisi dahilindeki bu işlem nedeniyle, en son ihdas olunan yeni sınıflar ile lağvedilen sınıflar, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 21 ve 69 uncu maddelerine, bu tasarıyla dahil edilmektedir.

Tasarının 2 nci maddesiyle, Deniz Kuvvetlerimizin, ilgili harp konsepti gereğince, kuruluşuna yeni giren harp gemileri, ayrıca, yeni kurulmuş olan Sahil Güvenlik Komutanlığının teşkilatlanmasını geliştirmesi gibi zorunluluklar nedeniyle, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49 uncu maddesinde yer alan Deniz Kuvvetleri kadro çizelgesindeki üst komuta kademesindeki tümamiral kadrosu, 2 artışla, 10’dan 12’ye; tuğamiral kadrosu ise, 5 artışla, 23’ten 28’e çıkarılmıştır. Bu kanun tasarısıyla getirilen değişiklik bunlardan ibarettir.

Üç taraftan denizlerle çevrili olan ülkemizin deniz menfaat alanlarını diğer kuvvetlerimizle yakın işbirliği içerisinde koruyacak olan Türk Deniz Kuvvetlerimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize bu kanunun hayırlı olması dilek ve temennilerimizle, Yüce Heyetinize saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Arı.

Anavatan Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Cengiz Aydoğan... (ANAP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Aydoğan.

ANAP GRUBU ADINA CENGİZ AYDOĞAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 370 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Silahlı Kuvvetlerimiz, hızla gelişen ve değişen şartlara süratle uyum sağlayabilmek maksadıyla, sürekli yenilenme gayretleri içerisindedir. Bir taraftan modern sevk ve idare metotlarıyla yeni ve ileri teknolojiden yararlanma çabaları sergilenirken, diğer yandan da, personel sisteminde bütün bu yeniliklere paralel olarak ortaya çıkan değişiklik ihtiyaçları giderilmeye çalışılmaktadır. Nitekim, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda değişiklik öngören görüşmekte olduğumuz 370 sıra sayılı kanun tasarısı da böyle bir zaruret nedeniyle gündeme getirilmiştir. Gerekçenin incelenmesinden, tasarının yasalaşmasıyla, 926 sayılı Yasanın 21 inci maddesi ile bunda değişiklik yapan 4185 sayılı Yasa arasındaki uyumsuzlukların giderilmesi, subay ve assubayların sınıflarının belirlenmesi, Deniz Kuvvetlerinin amiral kadrolarının artırılması ve buna bağlı rütbe yıl kontenjanı kullanımı hususlarında düzenlemeler getirilmiş olacağı anlaşılmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel rejimi 1967 tarihli ve 926 sayılı Yasayla çerçevelenmiştir. 21 inci ve 69 uncu maddelerle, jandarma dahil, kara, deniz, hava subay ve assubaylarının sınıfları, hangilerinin muharip ya da yardımcı sınıfta oldukları belirlenmektedir. 3 Ekim 1996 tarih ve 4185 sayılı Yasayla, 926 sayılı Yasanın 21 inci maddesi yeniden düzenlenerek, ihtiyaçlara binaen, kuvvet komutanlıklarının teklifleriyle, sınıfların değiştirilmesi, kaldırılması veya yeniden ihdası yetkisi Genelkurmay Başkanlığına verilmiştir. Bu yetki çerçevesinde, subay ve assubay sınıflarında, ihtiyaçlara binaen, Genelkurmay Başkanlığınca yapılan sınıflandırma değişiklikleri, 926 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle uyumsuzluklara sebep olmaktadır. 4185 sayılı Yasanın amacına da bu durum uygun düşmemektedir. Bu nedenle, 926 sayılı Yasada yer almasına ihtiyaç olmayan hususların ilgili madde metinlerinden çıkarılarak yeniden düzenlenmesiyle uyumsuzlukların giderilmesi mümkün olmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst düzeydeki yönetim birimlerinde görev alan general ve amirallerin kadroları, 926 sayılı Yasanın 49 uncu maddesinde belirlenen esaslar ve kadro cetvelindeki kontenjanlara göre tespit edilmektedir. Halen uygulanmakta olan general, amiral kontenjanları, 1983 yılında 2870 sayılı Yasayla yapılan düzenleme çerçevesine uygundur. Oysa, aradan geçen süre içerisindeki reorganizasyon ve moderleştirme çalışmaları, Deniz Kuvvetlerimizde yeni ihtiyaçları beraberinde getirmiştir. Yeni elde edilen gemiler, yeni kurulan birlikler, denizde ve karada sürekli büyüyen ve gelişen bünye nedeniyle ve ayrıca, hizmet etkinliğinin artırılması, kontrol ve koordinasyonun geliştirilmesi maksatlarıyla, amiral kontenjanlarının artırılması, bazı kadroların da rütbelerinin büyütülmesi zarurî hale gelmiştir.

Bu yönleriyle tasarı, önemli bir eksikliği giderecek, çağdaş, dinamik, etkili ve güçlü bir teşkilatın oluşturulmasına vesile olacaktır. Silahlı Kuvvetler camiasına ve ulusumuza hayırlı olmasını diliyorum. Anavatan Partisi Grubu olarak, tasarının kanunlaşmasını destekleyerek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağımızı ifade ediyorum.

Konuşmamı bitirirken, 17 Nisan 1993’te zamansız kaybettiğimiz Anavatan Partisi kurucusu 8 inci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ı rahmet ve şükranla anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; genel seçimlerin üzerinden bir yıl geçti. 21 inci Dönemin, çalışkan, gayretli, uzlaşmacı ve başarılı bir dönem olarak büyük milletimizin gönlündeki yerini almasını en içten duygularla temenni ediyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisimizi, şahsım ve Anavatan Partisi Grubu adına, tekrar, saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi arz ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydoğan.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahsı adına, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç; buyurun efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Müzakere konusu olan kanun, daha önce 1996 yılında değiştirilen ve o değişikle Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçları layıkı veçhile tatmin edilmediği öne sürülerek, yeni bir değişikle karşımıza getirilmiştir.

Evvela, tabiî, ben de, 17 Ağustos depreminde, gerek Gölcük’te gerek yurdun çeşitli yerlerinde depremde şehit olan subay, assubaylarımıza ve gerekse terörde kaybettiğimiz subay, assubay ve erlerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum.

Gerçekten, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizi, gerek teröre karşı ve gerekse de yurt dışından gelecek tehlikelere karşı sağlıkla, büyük bir gayretle her yerde korumaktadır; kendilerini tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, getirilen bu tasarıyla, ben öyle bir şey hissediyorum ki, Meclis biraz by-pass ediliyor.

Şimdi, bizim kaç subayımız var, kaç assubayımız var, niye kanunda gösterilmesin, bu yetkiyi kuvvet kumandanlarına ve onların teklifiyle Genelkurmay Başkanına verelim? Personel Kanununa bakarsanız, kadro ihdası, kaldırılması kanunla olur. Şimdi, bu, getirilen tasarıyla, kaç subay istihdam edileceği, kaç assubay istihdam edileceği maalesef terk ediliyor ve yönetmeliklere bırakılıyor. Bunu, yönetmelikte de, ilgili kuvvet kumandanlarının teklifi üzerine Genelkurmay Başkanı yapıyor. Bana göre, bunun, Meclisin yetkisi içinde olması lazım ve elbette ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi yıllık bütçeleri müzakere ederken, bu da, orduya verilecek ödenekler de, hakikaten ne kadar subay var, ne kadar assubay var, ne kadar muharip güç var, ne kadar yardımcı güç var, kanunlarda belirlenmesi lazım. Bunun silinmesinin amacını ben anlayamadım.

Bütün gruplar konuştu; baktım, pek de, yani, tenkide... Geleneğimiz var zaten; Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili herhangi bir tasarı geldiği zaman, hep çıkarız burada saygılarımızı sunarız -tabiî ki, hepimiz saygılarımızı sunarız- ama, biraz da doğruları söylemekten çekiniyoruz. Bana göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi her şeye hâkim olmalıdır, buraya gelen her şeyi en ince ayrıntılarına kadar sorgulamalıdır. O itibarla, bu kadroların kanunlarda gösterilmesi zorunludur. Bunun, Genelkurmay Başkanına ve kuvvet kumandanlarına verilmesi, Meclisin yetkisinin, Genelkurmay Başkanına ve kuvvet kumandanlarına devredilmesi anlamına gelir.

İkincisi, amirallerin sayısında bir artış meydana geliyor.

Değerli arkadaşlarım, çağımız, artık, modern teknolojinin gerektirdiği bir silahlı kuvvetleri besleme zorunluluğu getirmektedir; yani, sayısal olarak ne kadar çok olursanız olun, teknolojik bir gücünüz yoksa ve savaşacağınız karşı güçler sizden teknoloji itibariyle çok güçlüyse, bunun karşısında, insan sayısıyla başarıya ulaşmak mümkün değil.

Şimdi, biz, dünyada tek ülke değiliz. Acaba, Türk Ordusu büyüklüğünde, dünyanın hangi ordusunda ne kadar oramiral, orgeneral, korgeneral, koramiral, yani, üst derecede general ve albay, ona göre aşağı kadamede rütbeli istihdam ediliyor? Bence, bunlara paralel bir düzenleme yapmak lazım. Bir bakıyorsunuz, bir şeyde, aynı rütbede 5-6 general var veya tümgeneral var veya korgeneral var. Tabiî, bunların da yetkileri birbiriyle çakışıyor. Eğer getirilen bu tasarı “belli bir kıdeme gelmiş, Ordudaki, deniz kuvvetlerindeki bazı subay arkadaşlarımızı, yaş haddinden dolayı hemen emekli etmeyelim; bunlara bir kadro bulalım” amacına yönelikse, bence hatalıdır. Evet, deniz kuvvetleri büyüdü; büyüdü ama, bizim denizlerimiz büyümedi -daha doğrusu güçte aynı- işte üç tarafımız denizle çevrili. Bence, dar bir yönetici kadrosu içinde, teknolojinin gerektirdiği son modern silahlara sahip güçlerle, eğer biz bunları idare edersek, daha iyi sonuç alabiliriz, daha sağlıklı hizmet edebiliriz.

Şimdi, tabi, Meclis olarak çok şeylerden habersiziz. Mesela, Almanya’dan 1 000 tane tank alacağız. Gazeteler yazıyor “Almanlar vermedi.” Verdi mi vermedi mi, bunu bilmiyoruz. 145 tane helikopter alıyoruz; yani, 145 tane helikopter alırken, bir bakıyorsunuz elemeler yapılıyor. Ben daha önce de söylemiştim, bir baktık, kurban bayramında, Sayın Mesut Yılmaz İtalya’ya gitmiş, İtalya’dan da helikopter alıyoruz. Öte taraftan, Fransa’ya ve Almanya’ya diyoruz ki, bizi Avrupa Birliğine alın. Avrupa Birliğinin patronu da Fransa ile Almanya. Onların helikopterleri -tabiî, bu konuda teknik bir bilgim yok; ama, söylenen bu- teknoloji itibariyle daha gelişmiş bir kapasiteye sahip olduğu halde, niye onları biz hemen eliyoruz da, bilmem İsrail ile Rus birliğinin kurduğu bir helikopter şeyi var -tabiî, ben iyi de bilmiyorum, yanlış söylüyorsam, lütfen cehaletimize bağışlayın- bilmem, işte Amerika ile şu firmanın, İtalya’nın konsorsiyumundan helikopter alıyoruz; ama, öte tarafta, bize söylendiğine göre_ Yanlışsa, kendileri çıkar burada söylerler -zaten, maalesef, hükümetimizin burada oturan bakanları, ekseriya çıkıp böyle iki kelam edip de, güzel seslerinin Meclis tarafından duyulmasından bizi mahrum ediyorlar. O da, tabiî, bu Meclisin bir şeyi- derler ki: “Elbette ki, bunlar, teknoloji itibariyle şey değil.” Mesut Bey İtalya’ya gitti, bir baktınız, İtalya’nın helikopteri, işte o elenecek gruplardan ayrı tutuldu, 3 tane firma kaldı.

Değerli milletvekilleri, bizim, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ilelebet ayakta tutabilmemiz için, her türlü araştırmaya, geliştirmeye önem vermemiz lazım. Son, modern teknolojiyi almamız lazım; Türkiye’de kurmamız lazım. Bakın, duyduk -doğru veya yanlış- Makine Kimyada, bundan bir süre önce, çok modern top üreten kalıplar vardı; ama, Amerikalılar geldi “kardeşim, siz niye bu top kalıplarını tutuyorsunuz; biz, bunların yarısı fiyatına size top vereceğiz, bu kalıpları sökün atın” dediler. Söktük attık. Arkasından 3 misli, 4 misli fiyatla bize silah satmaya kalktılar ve satmadılar.

Geçen gün, gazetenin birisinde okudum, işte, bir profesör yazıyor: “Biz, son teknolojinin gerektirdiği, modern birtakım silah kalıplarını döktük ve bunlardan, hakikaten çok da sağlıklı bir netice aldık. Sayın Özal’ı davet ettik, Sayın Cumhurbaşkanı gel şunları gör dedik. Geldi ‘bunlar ne?’ dedi. İşte, çok güzel, son teknolojiyle bulunmuş kalıplardır. ‘Kaldırın bunları. Teknoloji nedir; ben, bunları bilmem. Biz, parayı basarız, istediğimiz yerden silahı alırız’ dedi.” Bu düşünceyi terk etmemiz lazım.

Bence, evvela, ordumuzu çok modern hale getirebilmemiz için, sayıyı azaltmamız lazım. Evvela, bu kadar genç insanların, elbette ki askere gidip de eğitim görmesi lazım; ama, mümkün olduğu kadar... Mesela, ekonomik gücü elverişliyse, kendisinden birkaç misli miktarda, fazla para alalım, onları göndermeyebiliriz. Mesela, bir Tarkan meselesi... Yani, çok şey edildi, vatan haini denildi. Tarkan’dan, pekâlâ 15 000 mark veyahut da -bilmiyorum paralı askerlik bedeli ne kadardı- ondan değil de, 500 000 dolar alınarak, askere gitmeyebilirdi. Yani, artık, çağımızda, mantığımızla hareket etmemiz lazım. Yani, artık, böyle, Ortaçağ düşüncesinden kendimizi sıyırıp, bu ülkenin menfaatı nasılsa, hem cesaretli hem iyi hem de ülkemizi ve geleceğimizi garantiye alabilecek davranışlarda ve kararda bulunmamız lazım, kararlar almamız lazım. Yoksa, birbirimizden çekinerek, şöyle dersek bu bana ne der, böyle dersek ne der gibi düşüncelerden artık kendimizi sıyırmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizimdir; bu devleti, ancak geniş düşünen beyinler selamete kavuşturabilir. İleriyi gören insanlar, bu memlekete en sağlıklı hizmetleri yapabilir. Hiç kimsenin, kimseden daha fazla vatansever olduğuna inanmıyorum. Yarın bu memleketin başına bir tehlike gelirse, hepimiz bu tehlikenin altında eziliriz; ama, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dünyada ne kadar prestiji büyüyen, ne kadar güçlü olan bir devlet olursa olsun, hepimiz, bu devletin vatandaşlığından da onur duyarız. Onun için, buraya gelen her kanun tasarı ve teklifinin -hangi teşkilattan gelirse gelsin- burada enine boyuna tartışılması lazımdır.

BAŞKAN – Sayın Genç, 1 dakika süre veriyorum. Toparlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) – Peki efendim.

Ben, özellikle bu general kadrolarının artırılmasına da karşıyım; çünkü, Millî Savunma Bakanı buraya çıksın ve desin ki, dünyanın şu ordusunda, bu büyüklükteki şu ordularda, şu kadar general kadrosu vardır, oramiral, koramiral, tümamiral -neyse, general veya şu- şu kadar subay kadrosu vardır...

Değerli arkadaşlar, Türkiye bizim. Türkiye’yi, biz... Bakın, ekonomik yönden batak bir hale gelmiş. Maalesef, gidip de, IMF’nin kapılarında para dileniyoruz. Bunlara artık meydan vermeyelim. Ekonomisi güçlü olmayan bir devlet, maalesef, uluslararası düzeyde bir itibar sahibi değildir. Bu ekonomimizi güçlendirmek için her kurum kendi bünyesinde tasarrufa riayet edecek, hiçbir kurum kendisini bundan müstesna tutamaz. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, bu kanun tasarılarını enine boyuna tartışırken, bunları da müzakere etmemiz gerektiğine inanıyorum. Getirilen bu tasarıda biraz Meclisin de by-pass edildiğine inanıyorum.

Saygılar sunarım efendim. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Seven, sorunuz mu vardı efendim?

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkanım, demin, Sayın Genç konuşurken şöyle bir cümle kullandı, bu da, bir milletvekili olarak bana dokundu. Şöyle dediler “Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili bir kanun tasarısı görüşülürken herkes buraya çıkıyor, çekinerek, saygılar sunarak yerine oturuyor.” Hiçbir milletvekili o şekilde bir çekince içerisinde değildir; eğer böyle bir durum varsa, bu, Türk Milletinin şanlı Türk Ordusuna duymuş olduğu sevgi ve saygıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Kesinlikle çekince diye bir şey söz konusu olamaz, Parlamentonun üzerinde de hiçbir güç yoktur; ama, bu güzelim, bu güzide, bu gözbebeği olan şerefli Silahlı Kuvvetlerimizi müessese olarak kimsenin de yıpratma hakkı yoktur. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz, sağ olun Sayın Seven.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir dakika müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Sayın Genç ve Sayın Seven, siz, kapı komşu iki ilin çok değerli milletvekillerisiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben Silahlı Kuvvetlere herkesten fazla saygı duyuyorum ve yıpratma konusunda da herhangi bir amacım yok; yani, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gözbebeğimiz olduğunu söyledim.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Hayır... Milletvekilleri çekiniyor dedi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir dakika... Arkadaş itham ediyor...

Ama, diyoruz ki, her kurum da kendisinin bir özeleştirisini yapmalı, buraya getirilen tasarılarda bize bilgi verilmeli. Dünyada hangi orduda ne miktarda general varsa çıkıp söylesinler bize. Bunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılacak bir tarafı yok ki...

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Sayın Genç’in konuşmalarıyla birlikte tasarının tümü üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Tasarının maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. – 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 21. – Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subayların sınıfları ve bu sınıflardan hangilerinin muharip, hangilerinin yardımcı sınıflara dahil bulunduğu Genelkurmay Başkanlığınca tespit edilir ve Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinde gösterilir.

Subayların sınıfları hizmet ihtiyaçları nedeniyle ilgili kuvvet komutanlıklarının teklifi ve Genelkurmay Başkanının onayı ile değiştirilebilir, kaldırılabilir veya yeni sınıflar ihdas edilebilir.”

BAŞKAN – 1 inci maddeyle ilgili olarak, şu ana kadar söz isteği yok.

Önerge yok.

1 inci maddeyi...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir soru soracağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bu subay ve astsubayların kadrolarının kanunlarda yer almasının ne sakıncası var? Getirilen bu tasarıyla, gerek subay gerek assubayların kadroları kaldırılabilir, değiştirilebilir -özellikle Sayın Bakana soruyorum- ayrıca, hangi kadroların kaldırılacağı da yönetmelikte gösterilir deniliyor. Bu yetki Meclise ait değil midir? Neden, Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olan bir yetki Meclisten alınıyor da, Genelkurmay Başkanlığına veriliyor?

Bunun cevaplandırılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç. Zaten, doğrudan Meclis Başkanlığı vasıtasıyla Sayın Bakana sorarsınız; özellikle Sayın Bakana değil.

Buyurun Sayın Bakanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Kamer Genç arkadaşımın sorusuna şu anda şöyle cevap vermem mümkün: Bütçe kanunlarımız Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken gizli oturumla Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadroları da görüşülerek onaylanmaktadır. Bütçeyi kabul eden komisyon, bu kadroların gereği olan ödeneklerin konulup konulmadığını da bu suretle düzenleyebilmektedir. Tabiî, Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği bu tasarı Genel Kurulda da müzakere ve kabul edilince “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadrosunun ne olduğunu biliyor” şeklinde ifade edebilirim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Evet, 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 1 inci madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. – 926 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan cetvelin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz. K. K.) sütunu ve bendin son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Rütbeler : Dz. K. K. :

Orgeneral-Oramiral 2

Korgeneral-Koramiral 5

Tümgeneral-Tümamiral 12

Tuğgeneral-Tuğamiral 28

TOPLAM 47

Amiral kontenjanlarından 2’si 2692 sayılı Kanunla eklenen kontenjan miktarıdır.”

BAŞKAN – 2 nci maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 2 nci madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. – 926 sayılı Kanunun 69 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 69. – Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup astsubayların sınıfları ve bu sınıflardan hangilerinin muharip, hangilerinin yardımcı sınıflara dahil bulunduğu 21 inci madde esaslarına göre tespit edilir ve Astsubay Sınıflandırma Yönetmeliğinde gösterilir.”

BAŞKAN – 3 üncü maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 3 üncü madde kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4. – 926 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – 4 üncü maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5. – 926 sayılı Kanuna aşağıdaki ek geçici madde eklenmiştir.

“EK GEÇİCİ MADDE 77. – Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait bu Kanunla değiştirilen kontenjanlar için rütbe yıl kontenjanının kullanılması, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının planında hedeflenen teşkilât yapısı gerçekleşinceye kadar olan süre içinde, kadro ve hizmet gerekleri dikkate alınarak Genelkurmay Başkanının teklifi üzerine Yüksek Askerî Şûraca saptanır.”

BAŞKAN – 5 inci maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 5 inci madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 6. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 6 ncı maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 6 ncı madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 7. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 7 nci maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 7 nci madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve yasalaşmıştır; hayırlı olsun.

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

2.– Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/615) (S.Sayısı: 374) (1)

BAŞKAN – Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde, gruplar adına söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum:

(1) 374 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Saffet Arıkan Bedük?.. Yok.

Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Fahrettin Kukaracı; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA FAHRETTİN KUKARACI (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda değişiklik yapan 4375 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi üzerinde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının tümü hakkında görüşlerimizi açıklamak üzere, Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 29.7.1998 tarih ve 4375 sayılı Kanunla, devlet memurları ve kamu görevlileri ile bakmakla yükümlü bulundukları aile fertlerine, emeklilerine, maluller ve bunların aile fertleri ile dul ve yetimlerine, yurt içinde tedavisi mümkün olmayan hastalıklar için yurt dışında tedavi imkânı sağlanmıştır.

Ayrıca, bu kanunun 4 üncü maddesiyle, yurt dışına tedavi için gönderilenlerden yüzde 10 katılım payı alınması kararlaştırılmış, kanun bu haliyle kabul edilmiştir.

4375 sayılı Kanunun görüşmeleri esnasında yapılan tartışmalarda yurtdışı sağlık hizmetlerinin fevkalade pahalı olduğu vurgulanmış, 10 milyonu bulan bir nüfus kesiminin bu kapsama alınmasının, sosyal güvenlik sistemini alt üst edeceği, sosyal güvenlik kuruluşlarının bütçemizin en büyük harcama kalemini oluşturduğu, buna ilave edilecek yurtdışı tedavi giderlerinin de bu açıkların artmasına sebep olacağı belirtilmiştir.

Sosyal güvenlik kuruluşlarına ödenen primlerle, yapılan tedavi maliyetinin bir denge içerisinde değerlendirilmesi gereklidir. Amerika’da bile, kişi, imzaladığı protokole göre, ancak belli bir limit içerisindeki sağlık harcamalarından sigortalıdır; onun dışındaki kısım için, kaderiyle baş başa kalır. Sınırsız, ucu açık, hesabı kitabı belli olmayan sigorta sistemi diye bir şey, yurt dışında da, hiçbir şekilde söz konusu değildir.

Hastalarımızı yurt dışına gönderme kararı aldığımızda, genellikle yurt dışında en üst kuruluşlara, en pahalı hastanelere sevk ediyoruz; böylece, maliyeti de en üst seviyede oluyor. Ülkemiz eskisinden çok daha ileride; özellikle tıp dalında son derece yetişmiş, dünya çapında uzmanlara, modern teçhizatlı kuruluşlara, özel hastanelere sahip bir ülke haline gelmiştir. Yurt dışından bilim adamlarının on-line sistemiyle yaptıkları katkılarla, teşhis ve tedavi imkânları da gelişmektedir. Bu bakımdan, yurtdışı tedavi talepleri dikkatle ve özenle karşılanmalı, bu düzenlemeyle getirilen haklardan, gerçek ihtiyaç sahiplerinin yararlandırılması ve istismara meydan verilmemesi sağlanmalıdır.

Yurt içinde genel sağlık sigortasını tesis edememiş, nüfusunun üçte 1’i sosyal güvenlikten yoksun olan bir ülkenin, hesapsız harcamalar için taahhüt altına girmesi elbette yanlış olacaktır.

Sayın milletvekilleri, kabulünden henüz iki yıl dahi geçmemiş bir kanun, değiştirilmek üzere tekrar Yüce Meclisimizin önüne getirilmiş bulunmaktadır. Bunun izahının yeterince yapılamadığı kanısındayım. Gerekçede, katılım payıyla ilgili olarak “söz konusu hükmün uygulamada yaratacağı sorunlar önceden değerlendirilememiştir” denilmekte, bu nedenle katılım payının kaldırılması gerektiği savunulmaktadır. Bu gerekçe tatmin edici bir gerekçe değildir. Zira, uygulama tarihinden bu yana, yurt dışına gönderilen hastaların sayısının ne kadar olduğu, giden hastaların kurumlara göre dağılımı, bunların maaş dilimlerinin ne olduğu, birey başına Emekli Sandığına olan yükünün ne kadar olduğu, yıllık yurtdışı tedavi harcamalarının bütçeye olan toplam yükü açıklanmamıştır. Ayrıca, yıllık yurtdışı tedavi giderlerinin önümüzdeki yıllar için ciddî bir maliyet hesabının yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Yaklaşık 10 milyon nüfusa hitap eden bu kanunun, gerçekte bu kadar kişiye hizmet edip edemeyeceğinin hesabı yapılmamıştır. İki yıl önce yürürlüğe konulan bir kanunun uygulanmasından ne gibi bir sıkıntının doğduğu yeterli ve geçerli bir şekilde izah edilememiştir.

Kaldırılması istenilen yüzde 10 katılım payı, o kanun tasarısının görüşmeleri esnasında, Yıldırım Aktürk ve arkadaşları tarafından verilen bir önergenin kabul edilmesiyle 4 üncü maddeye eklenmiştir. Gerekçe olarak da “yurt dışında tedavi için yüzde 10 katılma payı getirildiğinde, hastalar da, hasta yakınları da daha rasyonel bir davranış içerisine girecekler, hesabını kitabını yapıp, ona göre, katılma payı kendi bütçelerinin içerisindeyse böyle bir girişimde bulunacaklar, haklarıysa da, bundan istifade edecekler” şeklinde bir ifade kullanmışlar, hükümet ve komisyon da bu önergeye katılmışlardır. Şimdi ise, buna aykırı bir değişiklik huzurunuza getirilmiştir.

Muhterem milletvekilleri, Kanunî Sultan Süleyman’ın ifadesiyle: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Bir insanın sahip olduğu, olabileceği en kıymetli servet sağlıktır, hayattır. Sağlık söz konusu olunca, harcamalardan kısıtlama yapmak söz konusu olamaz; ancak, yurtdışı tedavilerinde, mevcut yasal imkânların hakkaniyet ölçüleri içerisinde kullanılması gerekir. Tedavi için yurt dışına gönderilen memur, kamu görevlisi ve emekliler ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin dökümü elimizde olmadığı için, hangi düzey memur ve yöneticilerin bu haktan istifade ettirildikleri hususunda kesin bir bilgi edinmekten yoksun bulunuyoruz. Genel kanaat, bu imkânın, yüksek düzeydeki sivil ve asker bürokratlar tarafından kullanıldığı yönündedir. 1997 yılında bir soru önergesine verilen cevap da, bu kanaati destekler niteliktedir.

Bir başka cihetiyle incelenecek olursa; sosyal güvenlik sistemleri içinde sadece devlet memurlarına tanınmış olan bu hakkın, SSK ve Bağ-Kur’lular ve ailelerine tanınmamış olması da, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine aykırılık taşımaktadır. Bu tasarı, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK arasındaki farklılığı artırmaktadır, diğerlerinin ikinci sınıf vatandaş olduğu hissini geliştirecek bir uygulama olarak kabul edilmektedir.

Muhterem milletvekilleri, memurların yurt dışında tedavilerinin yapılmasına karar veren kurumların hangi kriterleri kullandığı da önemli bir husustur. 4375 sayılı Kanunla istifade edeceklerin kapsamı genişletilmiş olsa da, bu imkânlardan yararlanma imtiyazı, nüfuzlu kişilere mahsus olmaktadır.

Hastanelerde kuyrukların oluştuğu, bir tomografi çekimi için aylar sonraya randevu verildiği, parası ödenmediği için binlerce Bağ-Kur’lunun üniversite hastanelerine alınmadığı bir ülkede, yurtdışına tedavi için gönderilmenin imtiyazlı kişilere mahsus bir hak olduğu düşüncesi bertaraf edilmelidir.

Bu tasarı, diğer bütün tasarıların önüne geçirilmiş olduğuna göre, sebepleri de açıklanmalıdır. Rahmetli Bedri İncetahtacı kardeşimiz, görüşmeler esnasında sorduğu soruya, o gün cevap alamamıştı. Cevap alabileceğim düşüncesiyle, ben de aynı soruyu sormak istiyorum. Böyle bir yasa tasarısına öncelik vermeye neden gerek duyulmuştur? Her kanun cemiyette ve devlette bir ihtiyaca binaen çıkarılır. Acaba, son zamanlarda ne tür bir ihtiyaç ortaya çıkmıştır, hangi fert ve sosyal kesimlerde bir ihtiyaç meydana gelmiştir de, öyle bir yasanın düzenlenmesi zaruri hale gelmiştir?

Tasarının genel gerekçesinde, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesine göre; terörle mücadelede yaralanan ve sakatlanan personelden, yurtdışına tedavi ettirilmeleri için gönderilenlerin giderleri devletçe karşılanmaktadır. 4375 sayılı Kanunla, bu personelden de yüzde 10 alınacağı öngörülmüştür denilmekte ve bir çelişkinin olduğu belirtilmektedir. Bu görüş doğru değildir. 4375 sayılı Kanun, terörle mücadelede yaralananlarla ilgili olmayıp, yurtiçinde tedavi edilemeyen asker-sivil tüm devlet memurlarının, yurtdışında tedavi edilmelerini sağlayan bir kanundur. Terörle mücadeleden tamamen ayrı bir alanı kapsamaktadır. Bu nedenle, böyle bir gerekçe, bu düzenlemeye dayanak yapılamaz.

Ayrıca, harçlıkları dışında hiçbir geliri olmayan erbaş ve erlerden de katılım payı alınması, 211 sayılı Kanunla, 4375 sayılı Kanun arasında çelişki yaratmaktadır denilmektedir.

211 sayılı Kanunda er ve erbaşların yurt dışında tedavi ettirilebileceğiyle ilgili açık hüküm bulunmaktaydı. Tasarıya bir fıkra eklenerek çözümlenmiş “er ve erbaşlardan katılım payı alınmaz” hükmüyle bu çelişki giderilmiştir.

Acaba, bugün, terörle mücadelede yaralanmış ve sakat kalmış olanların dışında yurt dışına tedavi maksadıyla gönderilmiş er ve erbaş var mıdır? Bundan önce hiç gönderilmiş midir? Bir merakın giderilmesi bakımından bunları bilmekte yarar vardır diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, hükümetin getirdiği tasarıda, yüzde 10’luk katılım payının bütünüyle kaldırılması istenmiştir. Komisyonlarda, yüzde 10’luk katılım payı yüzde 4’e indirilmiş ve üst sınır üç net maaşı geçmemek üzere sınırlandırılmıştır. Şu andaki en düşük emekli maaşının üç aylık tutarının 372 milyon, en yüksek devlet memuru maaşının üç aylık net tutarının 1 milyar 800 milyon civarında olduğu yetkililerce ifade edilmiştir. Yurtdışı tedavi bedelinin ise 5 700 ile 300 000 dolar arasında bulunduğu; bunun yüzde 10’unun memurlarımız tarafından ödenmesinin güçlüğü izah edilmiştir. Komisyonlar tarafından sınırlandırılarak korunan katılım payının, hak sahiplerinin ödeme güçlerini zorlamayacağını; ancak, suiistimallere yol açmasını da önleyecek bir unsur olabileceğini düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısı, tüm kamu görevlilerini, sivil, asker, memur ve aileleriyle, dul ve yetimlerini kapsadığı halde, gerek komisyonlarda gerek Genel Kurulda neden Millî Savunma Bakanlığı tarafından takip edildiği anlaşılamamaktadır. Konu, daha ziyade, Sağlık Bakanlığı veya Maliye Bakanlığını ilgilendirmektedir. Ayrıca, kanunun yürürlük tarihi neden geriye işletilerek 2.8.1998 tarihine götürülmüştür. Mutlaka, o tarihten bu yana, tedaviye gönderilen kişilerden ödeme yapmış olan memurlar vardır. Eğer varsa, ödeyenler ile ödemeyenler arasında bir farklılık doğacaktır.

Bu düşüncelerle, kanun tasarısının hayırlı olmasını diler, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kukaracı.

Demokratik Sol Parti Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Hasan Gülay; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA HASAN GÜLAY (Manisa) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 374 sıra sayılı kanun tasarı hakkında Demokratik Sol Partinin görüşünü açıklamak için huzurunuzdayım; sözlerime başlamadan önce, hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda tüm ihtiyaçları devlet tarafından temin olunacağı belirtilen ve harçlıkları dışında hiçbir geliri olmayan erbaş ve erlerden de katılım payı alınması, 211 sayılı Kanun ile 4375 sayılı Kanun arasında çelişki yarattığı için bu kanun tasarısı hazırlanmıştır.

Hastalığın türüne göre yurtdışı tedavi giderleri büyük miktarlara ulaşmaktadır. Örneğin, 1997 yılında yurt dışına tedaviye gönderilen bazı askerî personel için yapılan harcamalar, 5 000 ile 300 000 dolar arasında değişmektedir. Bu miktarların yüzde 10’u tutarındaki katılım payını devletten aldıkları maaştan başka geliri olmayan hak sahiplerinin ödemesine de imkân yoktur. Bu imkânsızlığın imkân haline getirilmesinin amaçlarından biri de bu kanun tasarısının özünde vardır.

Hazırlanan bu tasarıyla, 4375 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde yer verilen yüzde 10 katılım payının yürürlükten kaldırılması öngörülmekte ve böylece, devlet memurları ile kamu görevlileri arasında bir eşitlik sağlanması amaçlanmaktadır. Bu kanun tasarısının amacı da, özü de budur.

Sözlerimi fazla uzatmak istemiyorum. Bu kanun tasarısının kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine hayırlı olması dileklerimle, Demokratik Sol Parti Grubu ve şahsım adına, Yüce Meclise saygılar sunarken, Sayın Başkanımın izniyle bir temennimi ve bir davetimi de yinelemek istiyorum. Yarın yapılacak olan Leeds United-Galatasaray maçında, Galatasarayımıza yürekten başarılar diliyorum. 20-23 Nisan arasında Manisa’da yapılacak olan Manisa Mesir ve Kültür Festivali için, Yüce Meclisin tüm değerli üyelerini, Manisa’ya davet ediyorum; Manisalılar adına davet ediyorum ve şahsım adına davet ediyorum.

Tekrar, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Gülay. Gerçekten, tam iktidar partisine mensup milletvekiline yakışır bir konuşmayla Genel Kurulu bilgilendirdiniz; teşekkür ediyorum. Bütün iktidar partilerinin aynı anlayışı göstereceğine inanıyoruz. (DSP sıralarından alkışlar)

Anavatan Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Cengiz Aydoğan; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA CENGİZ AYDOĞAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 209 uncu maddesiyle devlet memurlarına, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 68 inci maddesiyle de, subay, assubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için, yurt içinde tedavi imkânı bulunamayan hallerde yurt dışında ücretsiz tedavi ettirilme imkânı sağlanmıştı. Bu imkânın sadece görev başındakilerle sınırlı tutulması, bakmakla yükümlü olduklarını kapsamaması sosyal güvenlik prensiplerine uygun bulunmamış, emeklilerde, malullerde veya bunların aile fertlerinde böylesine ciddî durumların ortaya çıkması, esasen zor durumda olan dar ve sabit gelirli bu kesim üzerinde çok ciddî maddî sıkıntıların oluşmasına, dolayısıyla, olumsuz birtakım etkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bu gerekçelerle de, 29 Temmuz 1998’de, 4375 sayılı Kanunla, yurt dışında tedavi kapsamı genişletilmişti.

4375 sayılı Kanunla, görev başındaki devlet memuru ve kamu görevlilerinin yanı sıra, bakmakla yükümlü bulundukları aile fertlerine, emeklilere, malullere ve bunların dul ve yetimlerine yurt dışında tedavi imkânı sağlanmıştı; sağlanmıştı; ama, bu imkân verilirken de, hak sahiplerinin yüzde 10 katkıda bulunmaları hükmü getirilmişti. Yüzde 10 katkı payı alınması, uygulamada bazı sıkıntılar doğurmuştur. 657 ve 211 sayılı Yasalarla verilen bazı müktesep haklardan geriye dönüş olduğu yönünde değerlendirmeler vardır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre de, çatışmalarda yaralananların, sakatlananların, yurt dışında ücretsiz tedavi ettirilme imkânı varken, burada da geriye adım atıldığı düşünülmektedir.

Esasen, açık söylemek gerekirse, bugün, devlet memurları, emeklileri, bunların dul ve yetimleri sıkıntı içerisindedir. Yurt dışındaki tedavilerin de ne kadar pahalı olduğu açıktır. Hal böyle iken, bunlardan, binlerce dolar tutabilecek katkılar beklemek yanlıştır. Cepheye sürdüğümüz Mehmetçik’ten, devletimize emanet ettiğimiz memurumuzdan, kaybettikleri sağlıkları için, bir de üste para mı isteyeceğiz?! İstesek de vermiyorlar, veremiyorlar. Temennimiz, sadece memurumuzun, sadece eskerimizin değil tüm vatandaşlarımızın sağlıklarından endişeye düşmeyecekleri, geçerli ve işleyen bir sosyal güvenlik sisteminin oluşturulabilmesidir.

Tasarıyla 4375 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi değiştirilerek yüzde 10 yerine yüzde 4 katkı payı getirilmekte ve bu miktarın, hak sahiplerinin net aylıklarının üç katını geçmemesi, vefat edenlerin mirasçılarından bu katılım paylarının alınmaması, erbaş ve erler ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre yurt dışına tedaviye gönderilenlerden katılım payı alınmaması ve 2 Ağustos 1998’den itibaren geçerli olması öngörülmektedir.

Anavatan Partisi Grubu olarak, tasarıyı desteklemek suretiyle, devlet memurları ve kamu görevlileriyle bunların emeklilerinin mağduriyetlerinin bir nebze de olsa giderilmesine katkıda bulunmayı istediğimizi ifade ediyor, kanunun hayırlı olmasını diliyor, sizlere saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydoğan.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Bingöl Milletvekili Sayın Necati Yöndar konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yöndar. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA NECATİ YÖNDAR (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 374 sıra sayılı, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılar sunarım.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, malumunuz üzere, 2.8.1998 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 29.7.1998 tarihli ve 4375 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasını öngörmektedir. Bunun için, öncelikle, 4375 sayılı Kanunla hangi gerekçelerle ve ne yönde bir düzenleme yapıldığına bakmak lazım.

4375 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce, yurt içinde tedavisi mümkün olmayan hastaların, yurt dışında tedavi ettirilebilmesi imkânı, sadece görevdeki personel için sağlanmıştı. Görevdeki personelin, yurt içinde tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yakalanan aile fertleri bu imkândan yararlanamamaktaydı. Bu sakıncaları ortadan kaldırmak amacıyla 4375 sayılı Kanunun 1, 2 ve 3 üncü maddeleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda değişiklik yapılarak, devlet memurları ve kamu görevlilerinin eşleri, bakmakla yükümlü oldukları ana, baba, aile fertleri ve yardıma müstehak çocukları, emekliler, maluller ve bunların aile fertleriyle dul ve yetimlerin bu imkândan yararlanmaları sağlanmıştır; ancak, 4375 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle yurt içinde tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yakalananların, yurt dışında tedavi olmaları halinde, bunlardan, tedavi giderlerinin yüzde 10’u oranında katılım payı alınması ve bu konudaki esas ve usullerin Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle tespit edilmesi öngörülmüştür.

Bakanlar Kurulunun, 11.8.1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 9.7.1999 tarih ve 99/13144 sayılı Kararıyla, Kamu Personeli ve Bunların Emeklilerinin Yurt Dışında Tedavilerine İlişkin Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur.

4375 sayılı Kanunun 1, 2 ve 3 üncü maddeleriyle yurtdışı tedavi imkânı kapsamı genişletilerek, sosyal güvenlik alanında ileri bir adım atılmış; ancak, anılan kanunun 4 üncü maddesiyle, bu imkândan yararlanacak tüm personelden yüzde 10 oranında katılım payı alınması hükme bağlanarak iki adım geri gidilmiştir; çünkü, 4375 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, subay, assubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 68 inci maddesinin (a) fıkrasında, devlet memurları için de Devlet Memurları Kanununun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yurt dışında ücretsiz tedavi imkânı vardı. 4375 sayılı Kanunla getirilen düzenlemede, hem bu personelin ücretsiz tedavi imkânı ortadan kaldırılmakta hem de kapsama dahil edilen personelden katılım payı alınması hükme bağlanmaktadır.

4375 sayılı Kanun, kendi içerisinde büyük bir çelişki yaratmıştır. Kanunun ilk 3 maddesiyle, yurtdışı tedavi imkânının kapsamı genişletilirken, 4 üncü maddesiyle, daha önceki müktesep haklar da dahil olmak üzere, bu imkânın kullanılması önemli ölçüde engellenmektedir.

Tutarı hastalık türüne bağlı olmakla birlikte, genelde yurtdışı tedavi gideri büyük meblağlarda gerçekleşmektedir. Bir kişinin yurtdışı tedavi gideri onbinlerce ve hatta yüzbinlerce Amerikan Dolarına ulaşabilmektedir. Aldıkları maaşla geçinen sabit gelirlilerden bu tutarın yüzde 10’unu ödemelerini istemek, bu imkânı kullanma haklarını ortadan kaldırmak demektir. Esasen, bu hükmün uygulanması fiilen imkânsızdır; çünkü, ilgili mevzuat gereğince, memurun maaşından ancak yüzde 25 oranında kesinti yapılabilmektedir. Düşünün, 30 000-40 000 Amerikan Doları tutarındaki katılım payının bir memurdan tahsil edilebilmesi, ancak ve ancak kırk elli yılda mümkün olabilecektir. Kısaca söylemek gerekirse, 4375 sayılı Kanun, bir yandan bir hakkın kapsamını genişletirken, öte yandan da o hakkı kullanılmaz hale getirmektedir.

Diğer yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda erbaş ve erlerin tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından deruhte ve temin olunacağı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinde de, terörle mücadelede yaralanan ve sakatlanan personelden yurt içinde tedavileri mümkün olmayanların, yurt dışında ücretsiz olarak tedavi olmaları hüküm altına alınmıştır. Oysa, 4375 sayılı Kanunla, bu sayılanların da yüzde 10 katılım payı ödemeleri öngörülmüş, böylece, kanunlar arasında bir çelişki de yaratılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 374 sıra sayılı kanun tasarısı, 4375 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin yarattığı sakıncaları ortadan kaldırmak amacıyla, bu maddede değişiklik yapılmasını öngörmektedir. Tasarı hükmü ile, yüzde 10 katılım payı yüzde 4’e indirilmekte ve bu katılım payı tutarının, hak sahiplerinin, her türlü ödemeler dahil, net aylık ve ücretlerinin üç katını geçememesi, diğer yandan, erbaş ve erler ile Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre yurt dışında tedaviye gönderilenlerden katılım payı alınmaması öngörülmektedir.

Tasarı bu haliyle, belirttiğimiz sakıncaları ortadan kaldırmaktadır. Zira, bu düzenlemeyle, daha önce ücretsiz yurtdışı tedavi imkânından yararlanan personelin bu imkânını ortadan kaldırmakta, maaşından başka geliri olmayan sabit gelirlilerin, yurtdışı tedavileri nedeniyle yıllık gelirlerinin yüzde 25’i ellerinden alınmaktadır. Yurdışı tedavi imkânından yararlanan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, devlet memurları, bunların emekliler ile aile fertleri yıllık maaş gelirlerinin 1/4’ünü bu vesileyle kaybetmek durumunda olacaktır.

Yurtdışı tedavi imkânının istismar edilebileceği varsayımıyla, ücretsiz yurtdışı tedavi imkânının ilgililerin yıllık gelirlerinin 1/4’ünü ellerinden alacak şekilde ücretli hale getirilmesi, çağımız devlet anlayışıyla, Anayasamızın 2 nci maddesinde ifadesini bulan “sosyal devlet” anlayışıyla da bağdaşmamaktadır. Devlete düşen görev, bu hakkın veya imkânın istismarını dürüst, doğru ve akılcı bir yönetim anlayışıyla ortadan kaldırmaktır.

Çağımız devlet anlayışında sağlık, en temel insan haklarındandır. Düşük ve sabit gelirli perosenelin sağlık hakkının üç aylık gelirlerle ücretlendirilmesi bu hakkı zedelemektedir.

Yurtdışı tedavi imkânından yararlananlar, yurt içinde tedavisine imkân olmayan bir hastalığa yakalanan, sabit gelirli personel, emekliler ve bunların aile fertleridir. Bu kadar önemli sağlık sorunuyla karşı karşıya kalan personelin yurt dışında tedavi imkânından yararlanması halinde, yıllık gelirlerinin önemli bir kısmını ödemeleri şartına bağlamak, hakkaniyet ve adalete de uygun düşmemektedir.

Bu itibarla, sadece erbaş ve erler ile Terörle Mücadele Kanunu uyarınca yurtdışı tedaviye gönderilen değil, aynı zamanda kapsamdaki tüm personel (memur, subay, assubay, emekliler ve bunların aileleri) için katılım payı alınması uygulamasından vazgeçilmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yöndar.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Metanet Çulhaoğlu; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 374 sıra sayılı (1/615) esas numaralı, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Miliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2 Ağustos 1998 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan, 29 Temmuz 1998 tarihli ve 4375 sayılı Kanunla, devlet memurları ve kamu görevlilerinin bakmakla yükümlü bulundukları aile fertlerine, emeklilere, maluller ve bunların aile fertleri ile dul ve yetimlerine, yurt içinde tedavisi mümkün olmayan hastalıklar için yurt dışında tedavi imkânı sağlanmıştır.

Bu sağlanan hak, Anayasamızın da hükmüne uygundur; fakat, tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında verilen bir önergeyle, hak sahiplerinden, tedavi giderlerinin yüzde 10’u oranında katılım payı alınmasına ilişkin hüküm tasarıya dahil edilerek tasarı kanunlaşmıştır.

Kaldı ki, 4375 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerden önce de, subay, assubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için 211 sayılı İç Hizmet Kanununun 68 inci maddesinin (a) fıkrasında, devlet memurları için de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, yurt dışında ücretsiz tedavi imkânı mevcut idi. 4375 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, yurtdışı tedaviye gönderilen kişilerden yüzde 10 oranında katılım payının alınmasıyla, bir anlamda, görevdeki personelin müktesep hakkı geriye götürülmüştür.

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda, tüm ihtiyaçları devlet tarafından sağlanan, hiçbir geliri olmayan erbaş ve erlerden de katılım payı alınmasının, 211 sayılı Kanunla, 4375 sayılı Kanun arasında çelişki yarattığı ve 4375 sayılı Kanunun uygulanmasını da mümkün kılmadığı görülmektedir.

Diğer taraftan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesine göre, terörle mücadelede yer alan ve sakatlanan personelden, yurt içinde tedavileri mümkün olmayanların, yetkili sağlık kuruluşlarının raporlarına istinaden yurt dışında ücretsiz tedavi ettirilmeleri hüküm altına alınmışken, 4375 sayılı Kanuna istinaden bu personelden de yüzde 10 katılım payı alınması öngörülmüştür.

Hastalığın türüne göre yurtdışı tedavi giderleri büyük meblağlara ulaşabilmektedir. Bunu örnekleyecek olursak, 1977 yılında yurt dışında tedaviye gönderilen bazı askerî personel için yapılan harcamaların, 5 700 ile 314 000 Amerikan Doları arasında gerçekleşmiş olduğu görülmektedir. Bu miktarların yüzde 10’u tutarındaki katılım payını, devletten aldıkları maaştan ve aylıktan başka geliri olmayan hak sahiplerinin ödemesine imkân bulunmaması aşikârdır. Örneğin, 30 000 Amerikan Doları tutarı katılım payını, bir emekli kıdemli albay, maaşının tamamını vererek ancak 5 yılda, bir emekli kıdemli başçavuş ise 10 yılda ödeyebilecektir.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla, tedavi amacıyla yurtdışına gönderilenlerden, yurtdışı tedavi giderlerinin yüzde 4’ü oranında katılım payı alınması ve bu miktarın, hak sahiplerinin net aylık ve ücretlerinin üç katını geçmemesi, vefat edenlerin mirasçılarından katılım payı alınmaması, erbaş ve erler ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre yurtdışına tedaviye gönderilenlerden katılım payı alınmaması öngörülmektedir.

Devlet memurları ve kamu görevlileri ile bunların emeklilerinin mağduriyetlerinin giderilmesini içeren tasarının kabulünün herkese hayırlı olması dileklerimle sözlerime son verirken, şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Sayın Başkanı, Yüce Heyetinizi ve Saygıdeğer Türk Milletini en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çulhaoğlu.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahsı adına, Giresun Milletvekili Sayın Rasim Zaimoğlu; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Başkana, tasarıyla ilgili olarak söz verdiği için özellikle teşekkür ediyorum.

Görüşülmekte olan bu tasarıyla ilgili olarak, yurtdışı tedavi giderlerindeki yüzde 10 katılım payının yüzde 4’e indirilmesi bizce de uygundur; Doğru Yol Partisi olarak bunu destekliyoruz.

Bu arada, çok önemli bir konudaki gelişmeleri de, müsaadelerinizle sunmak üzere söz almış bulunuyorum: Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizin bildiği üzere, çok kısa bir zaman önce, Galatasarayımız büyük bir zafer kazandı. Bu zafer nedeniyle bizler, milletçe büyük gurur duyduk; ancak, sizlerin de bildiği üzere, bu zaferi gölgeleyecek bir sokak arbedesi neticesinde, iki İngiliz yurttaşı hayatını kaybetti. Bundan dolayı bizler, parlamenter olarak ve Türk insanı olarak üzüntümüzü, defalarca, bütün mercilere bildirmeye çalıştık; buradan da, Yüce Parlamentonun bir ferdi olarak, bu üzüntümüzü, tekraren, İngiliz Halkına ve bütün dünya uluslarına ulaştırmak istiyorum. Bu arada, bu önemli gelişmeyi, özellikle ve önemle arz ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bakınız, şimdi, bu hadise dolayısıyla, milletvekili arkadaşlarımızdan çok büyük sayıda bir oranda arkadaşımız, Galatasaraya, dolayısıyla, Türkiye’ye yapılan haksızlık nedeniyle, yurtdışına gidip Galatasarayın ve Türkiye’nin yanında olmak istediler ve bu konuda girişimlerde bulundular. Şu anda, 70’e yakın milletvekili arkadaşımız vizesini almıştır, tam tamına rakam vermek gerekirse, şu ana kadar, bana gideceğini söyleyen ve vizesini gösteren arkadaşlarım dahil, İngiliz Büyükelçiliğinden vizelerini almış arkadaşlarım pasaportlarıyla müracaat ediyorlar, dahilinde de İngiliz vizeleri, burada görüldüğü üzere, maça gitmek üzere... Milletvekili arkadaşlarımızla, Değerli Bakanımız Sayın Yüksel Yalova’nın katkıları sayesinde, Türk Hava Yollarından, 117 kişilik, dolayısıyla, tam olarak 85 kişiyi İngiltere’ye götürebilecek sayıda bir uçak kiraladık. Bu kiralanan uçağın bedeli 30 000 dolardır; ancak, maç bileti konusunda bizler büyük sıkıntı çektik ve bu konularda, belki, basından izlediniz, belki, diğer kanallardan size ulaşmıştır, bütün partiler; yani, partilerüstü -sporda zaten siyaset yapılmayacağı anlayışıyla, partilerüstü- davranarak, bütün arkadaşlarımla diyaloğa geçmeye çalıştım.

Özellikle de buradan itiraf ediyorum, altını çizerek söylüyorum: Bakın, Türkiye, maalesef, 90 dakikada aldığı büyük zaferi, belki de 90 senede silemeyeceği toplumsal negatif bir pozisyona girdi. Bundan dolayı, bu ezgiyi ve bu yanlışlığı silmek üzere bizler milletvekili olarak oraya gitmek istiyoruz; ancak, ben, şurada, destek görememenin ezikliğini ve sıkıntısını yaşıyorum. Bugün öğleye kadar Sayın Terim’in ve futbolcularının yanındaydım, onları gördükten sonra bizlerin oraya gitmesinin onları ne kadar etkileyeceğini, onlara pozitif yönde moral vereceğini bir kere daha anladım. Oraya gidip, Sayın Terim’i ve arkadaşlarını desteklemenin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Hükümetinin onların arkasında olduğunun izlenimini vermenin, hepimizin vazifesi olduğuna inanıyorum. (Alkışlar)

Size teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu konuda, size bazı belgeler göstermek istiyorum. Bizler, milletvekili olarak burada maça girme bileti bulamazken, maça girmek için uğraşlar verirken -spordan sorumlu Değerli Devlet Bakanımızın burada olmasını canı gönülden arzu ederdim. Arkadaşım olarak çok seviyorum, spor camiasından geldiği için kendisine bir sporcu olarak hitap etmek istiyorum, bunları siyaset yapmak amacıyla söylemiyorum; ama- maalesef, 70’e yakın milletvekilimiz, pasaportları hazır, vizeleri hazır burada beklerken, Değerli Bakanımız, hem de devletin uçağıyla, hiçbir para ödemeksizin, devlet kasasından masraf yapılarak, ziyadesinde burada listede gördüğünüz Dışişleri Bakanının onayı dahilinde Galatasaray Spor Kulübünden bizim biletlerimiz de gaspedilerek, yani, milletvekillerine tahsis edilmiş 16 biletimiz spordan sorumlu Devlet Bakanı aracılığıyla alınarak bir komisyon oluşturuyor ve burada değerli iki bakanımız, başkanvekillerimiz ve üç, dört milletvekilimizle beraber -13 kişinin isimleri yazılı, bu evrakı hepinize sunabilirim- beraberinde İngiltere’ye götürmek üzere, hem de devlet kanalıyla götürmek üzere teşebbüse geçiyorlar; ama, ne yazık ki, bizleri, milletvekillerini, Türkiye Cumhuriyetinin itibarını, burada, sizlerin gözleri önünde şu duruma düşürüyorlar. 70 milletvekili arkadaşım... (DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Zaimoğlu, lütfen, tasarı üzerinde konuşur musunuz efendim.

RASİM ZAİMOĞLU (Devamla) – Geleceğim efendim.

BAŞKAN – Hayır, bir hakkın suiistimaline gitmeyin. Bu konuda, burada, taraf...

M. TURHAN İMAMOĞLU (Kocaeli) – Hani beraberlik, hani?!..

BAŞKAN – Sayın Zaimoğlu...

RASİM ZAİMOĞLU (Devamla) – Hemen geliyorum Sayın Başkanım. Sayın Başkanım, bir dakika...

BAŞKAN – Bu konuyu istismar etmeyin. Çok ayıp...

RASİM ZAİMOĞLU (Devamla) – Bir saniye...

40 bin kişinin girdiği yere, eğer 40 tane milletvekilini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RASİM ZAİMOĞLU (Devamla) – ...spordan sorumlu Devlet Bakanı sokamıyorsa, gelip burada cevabını vermek zorundadır diyor, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ ol.

Değerli arkadaşlar, elbette ki Galatasaray takımına belki bir haksızlık yapılmıştır; ama, bunu uluslararası arenaya taşımak, uluslar arasında böyle bir gerginlik yaratmak bizim hakkımız değildir. Hele hele, bu ulu çatı altında görev yapan değerli arkadaşlarımızın daha sorumlu davranacaklarını umuyorum. Biz, sporun, barış, dostluk, kardeşlik getirmesinden yanayız; bu anlayışımızı pekiştiriyoruz. Burada, bu kürsüde birbirimizi birilerine şikâyet etme hakkımızın olmadığına inanıyorum.

RASİM ZAİMOĞLU (Devamla) – Ben gitmek istiyorum.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Tasarının maddelerine geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halıcı.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Sayın Başkan, sayın konuşmacının “gasp” kelimesini düzeltmesini istiyorum. Bu kelime, ümit ediyorum, maksadını aşan bir kelimedir, kendisine düzeltme yapma fırsatı verin; çünkü “gasp” kelimesi çok ağır bir kelime.

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Biletlerimiz gasbedildi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Halıcı, bir dakika... Mikrofonunuzu açıyorum, mikrofona konuşur musunuz...

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Sayın Başkanım, Galatasaray konusu bütün milletvekillerimizin, demin sayın konuşmacının da söylediği gibi, parti ayırımı yapmaksızın hepimizin hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konudur. Sayın Bakanın, İngiltere’ye gidecek bir heyet oluşturması, değerli milletvekili arkadaşımızın girişiminden önce başlamış bir durumdur.

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Hayır efendim... Hayır, yanlış söylüyorsunuz...

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Bir saniye efendim...

Fakat, Sayın Bakanımızın böyle bir heyet oluşturmasını takiben, milletvekili arkadaşlarımızın da, gene parti ayırımı olmaksızın, İngiltere’ye gitmek için bir oluşumda bulunmaları, girişimde bulunmaları son derece sevindiricidir. Her partiden birçok milletvekilimiz buraya gidecek; ama, değerli milletvekilimizin, belki biraz heyecandan ve üzüntüden, maksadını aşan bir biçimde, özellikle “gasp” kelimesini kullanarak, Mecliste, böyle önemli ve kritik bir konuyu, siyasî olarak birbirimizi yaralayacak, üzecek bir biçimde konuşması doğru olmamıştır. Ona bir fırsat verilmesini ve demin yaptığı bu yanlış ifadeyi düzeltmesini kendisinden beklediğimizi ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, teşekkür ediyoruz.

Hiç kimsenin, kimsenin hakkını gasbetmeye hakkı yoktur. Doğrusu, bu tür ifadelerin, burada telaffuz edilmesini de yadırgıyorum.

Sayın Zaimoğlu “gasp” kelimesini düzeltir misiniz efendim?

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Sayın Başkanım, ben bu “gasp” kelimesini şu anlamda kullandım: Açıkça ifade ediyorum, bizler, maça sadece 16 kişi gitmek istemiyoruz. Değerli milletvekillerimizin 70’e yakını şahsen müracaat etmiştir, pasaportlarına vize verilmiştir.

Bence, Sayın Bakanın muhatabı karşıdaki İngiliz Spor Bakanıdır; ancak, Sayın Bakan, İngiliz Spor Bakanına bile müracaat etmeden veya müracaat edip -müracaatı olup olmadığını bilemiyorum- doğrudan Galatasaray Kulübüne müracaat ederek, isimler de belirtilerek, Meclise tahsis edilmiş -bakın, Galatasaray Kulübünün de burada yazıları var- olan biletlerden 16 tanesini, Dışişleri Bakanlığının da aracılığıyla almıştır. Galatasaray Kulübünden bunları getirdim, yazılar da buradadır ve inanın, samimiyetle itiraf ediyorum, 7 gündür günde 3 saat uykuyla duruyorum. (DSP ve MHP sıralarından “Sebebi ne?” sesleri, gürültüler)

Sebebi...

BAŞKAN - Peki, teşekkür ediyoruz.

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Sebebi...

BAŞKAN - Efendim, siz sözünüzü düzeltiyor musunuz, düzeltmiyor musunuz?

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Efendim, sözümü...

BAŞKAN – Düzeltmiyor musunuz; peki, teşekkür ederim.

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, sözümde ne var; nesini düzelteceğim?!

BAŞKAN – “Gasp” sözcüğünü düzeltiyor musunuz, düzeltmiyor musunuz?

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Siz o heyetle gidiyor musunuz, gitmiyor musunuz Sayın Başkan; devletin parasıyla gidiyor musunuz, gitmiyor musunuz; onu merak ediyorum.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Sayın Başkanın tuzu kuru, o gidiyor...

BAŞKAN – Sayın Zaimoğlu, lütfen, Genel Kurulun adabına ve devlet umuruna yakışır bir vaziyette konuşunuz. O grupta...

RASİM ZAİMOĞLU (Giresun) – Konuşmamda hiçbir şey yok Sayın Başkanım; ben “gasp” kelimesini şu anlamda kullandım...

BAŞKAN – Oturur musunuz efendim... Sözünüz bitti efendim...

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – 16 tane alınmış bileti almak için değil, 70 milletvekilinin biletlerini temin için çaba sarf etseydi Bakan daha güzel bir çalışma olurdu.

BAŞKAN – Çok ayıp; böyle şey olur mu?!.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU, DEVLET MEMURLARI

KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI

HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1. – 29.7.1998 tarihli ve 4375 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 4. – Tedavi amacıyla yurt dışına gönderilenlerden yurt dışı tedavi giderlerinin % 4’ü oranında katılım payı alınır. Alınacak katılım payı, hak sahiplerinin her türlü ödemeler dahil net aylık veya ücretlerinin üç katını geçemez. Vefat edenlerin katılım payının kalan kısmı, mirasçılardan tahsil edilmez.

Erbaş ve erler ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre yurt dışına tedaviye gönderilenlerden katılım payı alınmaz.

Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının görüşleri alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle tespit edilir.”

BAŞKAN – 1 inci maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 1 inci madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika... Soru soracağım.

BAŞKAN – Oyladım efendim. Siz aranızdaki konuşmayı bırakıp beni, Başkanlığı dinleme lütfunu gösterirseniz nereye geldiğimizin, nerede olduğumuzun farkına varırsınız Sayın Genç. Oylama işleminden sonra size söz mü vereceğim?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim. Makine gücüyle burada kanun çıkmaz ki...

BAŞKAN – Siz, önce Genel Kurulda konuşulanları, Başkanlığın açıklamalarını dinleme lütfunu gösterin beyefendi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne demek?..

BAŞKAN – 2 nci maddeyi okur musunuz.

MADDE 2. – Bu Kanun 2.8.1998 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2 nci madde üzerinde gruplar adına söz isteyen?..

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – DYP Grubu adına Sayın İbrahim Konukoğlu.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Konukoğlu. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA İBRAHİM KONUKOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 374 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarı, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik yapılmasını amaçlamaktadır. Yaklaşık birbuçuk yıl önce Yüce Meclis tarafından çıkarılan 4375 sayılı Kanunla, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda bazı maddeler değiştirilmiştir. Bu kanunlara göre, sağlık güvencesine sahip vatandaşlarımız, yurtiçinde tedavisi mümkün olmayan hastalık halinde yurtdışına tedaviye gidebiliyordu. Ancak, bunların bakmakla yükümlü oldukları yakınları ve Emekli Sandığı mensupları yurtdışı tedavi imkânına sahip değildi. 4375 sayılı Kanunla, bunlar da yurtdışı tedavi imkânına kavuşturulmuştur. Bu Kanuna eklenen bir maddeyle, daha önce olmayan yurtdışı tedavi giderlerinden yüzde 10 oranında katılım payı alınması hükmü getirilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 1998 yılında 4375 sayılı Kanun görüşülürken, 1999 yılında, bu tedaviler için toplam 214 trilyon ödendiği ve bunun da 34 trilyon Türk Lirasının Emekli Sandığından ödendiği ifade edilmiştir. Bu durumda, geriye kalan miktar diğer iki kuruma ait olmaktadır.

Yurt içinde tedavisinin mümkün olmadığı belirtilerek yurt dışına gönderilen hastaların yüzde 64’ü Sağlık Bakanlığı ve SSK personelidir. Yine, bu hastaların yüzde 70’i doktor, yüzde 3’ü hâkim ve savcı, yüzde 17’si genel idarî üst görevlilerdir. Gönderilen bu hastaların yüzde 44’ü kanser, yüzde 14’ü kalp ve damar hastalıkları, yüzde 16’sı organ nakli için gönderilen hastalardır. Bu hastalıklarda, kanser ve kalp hastalıkları için ortalama 15 000 ila 50 000 dolar, organ nakli için de 300 000 dolar civarında para ödenmiştir.

Sayın milletvekilleri, özellikle son 15-20 yılda Türkiye’de üniversite hastaneleri ve bazı özel hastaneler, tıptaki son teknolojik gelişmeleri ve imkânları ülkemize getirerek, tıp alanında dünyadaki gelişmiş ülkelerle boy ölçüşecek hale gelmişlerdir. Allah’a şükür, bugün, ülkemizde tedavisi yapılamayan hastalık kalmamıştır. Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde, kanser hastalıkları tedavisinde, pek çok hastanemiz dünyadaki iyi hastanelerle yarışmaktadır. Organ naklinde de, hastanelerimizde çok iyi neticeler alınmakta; ancak, mevzuattaki bazı eksiklikler nedeniyle yeteri kadar organ bulunamamaktadır. Tıp alanındaki bilgi ve beceri de, ülkemiz için övünülecek düzeydedir.

Yurtdışına tedavi için ödenen ücretler, ülkemizdeki ücretlerin en az 5-10 katıdır. Türkiye’de bir by-pass ameliyatı için 5 000 -10 000 dolar alınmakta iken, bu, diğer ülkelerde 25 000-50 000 dolar arasındadır; diğer hastalıklar için de durum aynıdır.

Elbette, insan sağlığı parayla ölçülemez, zaten Anayasamız da, bazı maddelerinde bunu güvence altına almıştır; ancak, yurt içinde aynı hastalıklar tedavi edilmekte ve çok daha ucuza mal edilmekte iken, yurt dışına bu kadar büyük paraların ödenmesi de uygun değildir. Yurt dışına tedaviye gönderilen kişilere bakarsanız, zaten sıradan bir kamu görevlisinin, Sağlık Bakanlığından, küçük rütbeli bir Silahlı Kuvvetler mensubunun da Gülhane Askerî Tıp Akademisi Profesörler Kurulundan böyle bir rapor alması imkânsız gibidir. Gönül, diğer alt gruplarda da bu raporun alınması ve gönderilmesini ister. Bu imkân, maalesef, ülkemizde, sadece üst seviyede bulunan ve gerekli baskıyı sağlayabilen çok az bir gruba sağlanmaktadır. Dolayısıyla yurt dışına tedavi için ödenen bu paraların çok daha azıyla, Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri bu imkânlara kavuşturularak, vatandaşlarımızın çok daha büyük bir kısmının bu imkânlardan faydalanması sağlanabilir.

1998 yılında 4375 sayılı Kanunla çıkarılan yüzde 10 katkı payı, yurt dışında tedavi imkânının suiistimalini önlemek yönünden faydalı bir düşüncedir; ancak, bu tedavi sırasında, 300 000 dolar ve daha fazla tutan tedavilerin yüzde 10’u büyük rakamlara ulaşmaktadır; bunu, bir kamu görevlisinin ödemesi de zordur. Bu nedenle, Komisyonda alınan karar, katılım payının yüzde 4 oranında olması ve hak sahiplerinin net aylığının 3 katını geçemeyeceği şeklindedir. Böylece, hem yurt dışına tedavi için lüzumsuz gidişlerin azaltılması amaçlanmış hem de kamu görevlisinin ödeyebileceği bir rakamı geçmemesi sağlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, bugün ülkemizde, vatandaşlarımız, hastane kapılarında çile çekmektedir. Muayene olabilmek için SSK, devlet ve üniversite hastanelerinde büyük sıkıntı yaşamaktadır. Tetkikler ve ameliyat için haftalarca, hatta, aylarca sonraya randevu verilmektedir. Bizim insanlarımızın büyük çoğunluğu bu sıkıntıyı çekerken birbuçuk yıl önce çıkarılan bir yasayı yeniden görüşüyoruz. Bundan çok daha önemlisi ve acil olanı, Türkiye’de genel sağlık sigortasıdır, birinci basamak sağlık hizmetleri ve aile hekimliği kanun teklifidir, hastane ve sağlık işletmelerini düzeltecek temel kanunların çıkarılmasıdır. Doğru Yol Partisinin bu konulardaki kanun teklifleri Meclise verilmiştir. Sağlık Bakanlığı, bir an önce bunların kanunlaşmasını sağlayarak, ülkemizdeki sıkıntıları bitirmelidir.

Her şeye rağmen, insanların en iyi sağlık hizmetini almaları gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, bu kanun tasarısına olumlu oy vereceğimizi ifade ederek, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Konukoğlu.

Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.

Şahsı adına Sayın Kamer Genç.

Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce çıkarılan bir kanunla, yurt dışına tedaviye giden kamu görevlilerinin, yurt dışında harcadıkları paraların yüzde 10’u giden şahıstan alınıyordu, bu tasarı, bunu yüzde 4’e indiriyor.

Değerli milletvekilleri, yurtdışı harcamaları, gerçekten, özellikle sağlık nedeniyle gidilmesi halinde, çok büyük rakamlara baliğ olmaktadır.

Ben, Meclis Başkanvekilliği yaptığım sıralarda, özellikle güçlü milletvekillerinin, eski milletvekillerinin, kendi güçlerini kullanarak, yurt dışına tedavi olmak için geldiklerini ve her gidişlerinde, kendilerine o zamanki paralarla 100 000 dolar avans almak için uğraştıklarını biliyorum. Başkana vekâlet ettiğim zamanlarda, ben bu parayı ödemedim; fakat, sonradan Sayın Başkan gelince, asıl Başkan gelince, bu paraları ödediğini gördüm.

Biraz önce konuşan Sayın İbrahim Konukoğlu, çok değerli bir doktor arkadaşımızdır; Gaziantep’te, gerçekten mükemmel bir hastane yaptırmıştır, hastanenin kurulmasına büyük katkı da sağlamıştır.

Aslında, Türkiye’de sağlık hizmetleri çok ileri boyuttadır ve sağlık hizmetleri bu kadar ileri boyutta iken, özellikle güçlü insanlar, güçlerini kullanarak, kendilerini, yurtdışına, bazen gidecekleri bir seyahatte, işte bir de tedavi olayım geleyim düşüncesiyle, devleti büyük bir yük altına sokmaktadır.

Türkiye’de, sigorta hastanelerinin kapısında bekleyen insanları görüyorsunuz, devlet hastanelerinin kapısında bekleyen insanları görüyoruz, altı yedi ay sonraya randevu alınıyor.

Bu kadar büyük bir masrafın önlenmesi için, başlangıçta, çok zarurî hallerde, Türkiye’de tedavisine imkân olmayan hallerde -ki, şu anda, pek azdır bu hastalıklar- bunların yurtdışına gönderilmesi belki düşünülebilir; ama, maalesef, Türkiye’de, torpilin, arkası güçlü olan insanların bu imkânlardan çok yararlanarak yurtdışına gittikleri de görülmektedir. Yurtdışına, bugüne kadar, bu yolla, herhalde bir işçi gitmemiştir, alt seviyedeki bir memur da gitmemiştir, gide gide kim gitmiştir; kendi formalitesini uyduran, geldiği yerde torpil bulan kişiler gitmişlerdir ve bunların devlete ve halka maliyeti çok yüksektir.

Şimdi, bu tasarıyı getiriyorlar. Önceki kanun, 2.8.1998 tarihinde yürürlüğe konuluyor. Bu tarihten sonra, Sayın Bakanlık, açıklasın bakalım; kimler kaç lira iade etti? Burada yüzde 10’u yüzde 4’e indiriyoruz; bu sebeple, bundan sonra da, herhalde, birkaç katrilyon lira, devlet, bu yolla masrafa girecek.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin ekonomik durumu ortada. Devlet gidiyor, yüzde 150 faizle borç para alıyor. Türkiye’deki hastanelerin kapısında dargelirli insanlar sürünürken, bazı güçlü insanları, hem yurtdışına gönderip hem de bunlardan herhangi bir katılım payı almamak veyahut da yüzde 4 seviyesinde almak, bence, sosyal adalet ilkelerine aykırı bir davranıştır. Bence, buraya vereceğimiz paralarla, Türkiye’deki hastanelere modern alet edevat getirelim, modern makineler getirelim; özellikle fakir insanlara, hastane kapılarında, beş ay, altı ay sonraya gün vermeyelim ve bu yolla da, bu insanlara tedavi imkânları sağlayalım.

Bu kanundan yararlanıp yurt dışına gidenlerin büyük bir kısmı da, yaşı çok ileri olan insanlardır. Bakıyorsunuz, 70 yaşında bir kişi Amerika’ya gidiyor, Almanya’ya gidiyor. Bir Amerika’ya gidiş, 300 000 - 500 000 dolardan aşağı değil. Günah yani!.. Bu memleketin parasının, buralara sarf edilmemesi lazım. Memleketimizde insanlar, bu kadar fakirlik sınırının altında yaşarken, devlet için israf olabilecek, özellikle güçlü kişilere birtakım olanaklar sağlayabilecek böyle bir kanunun çıkmasını, gerçekten, vicdanen kabul etmiyorum; hele hele, 2.8.1998 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe sokulması da büyük bir adaletsizliktir. Zaten, bu insanlar, gittikleri zaman, o zamanki koşulları biliyorlardı da, onun için gittiler...

Bu devleti kim koruyacak? Evvela, devletin ekonomik güçlülüğünü Parlamentonun koruması lazım. Parlamentonun, bazı güçlü çevrelerden gelecek kanun tekliflerinin karşısında durması lazım. Aksi halde, işte, devletin ekonomisi iflas edecek; devlet, gidip IMF’nin kapılarında sürüm sürüm sürünecek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Genç, toparlayın 1 dakika içerisinde.

KAMER GENÇ (Devamla) – Toparlıyorum.

O itibarla, kanunları çıkarırken, ülkenin gerçeklerini göz önünde tutmamız lazım. Ülkenin bugünkü gerçeği nedir: Sigorta hastanelerinde, devlet hastenelerinde, gerek yersizlikten, gerek makine ve teçhizat yokluğundan, normal insanların tedavisini uzatan imkânsızlıkların önünü alabilecek yatırımlar yapma yerine, belirli, güçlü kişileri, hem de büyük paralar ödeyerek yurt dışına göndermek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için, bence büyük bir kusurdur. Bu kusuru, bu kanunla da biraz teşvik ediyoruz. Bu bakımdan, ben bu kanuna karşıyım.

Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Başka söz isteği?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 2 nci madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3 - Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...3 üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldik. Yeni bir tasarının ele alınıp görüşülmesi olanağı maalesef kalmamıştır. Bu nedenle, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 20 Nisan 2000 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.48

 

 

 

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR (Devam)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Çocuğun Yasal Korunması ve Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili olarak yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/1451)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

AdaletBakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmak üzere aşağıdaki soruları arz ediyorum.

15.2.2000

Ertuğrul Yalçınbayır

Bursa

Sorular :

Çocuğun Yasal Korunması ve Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili olarak :

1. Çocuklara yönelik tüm uygulamaların Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer çocuklarla ilgili uluslararası yükümlülüklere uyumlu hale getirilebilmesi için, tüm mevzuatın taranması ve uyum yasalarının hazırlanması amacıyla, bakanlığınız bünyesinde bir komisyon oluşturulması çalışmaları hangi safhadadır?

2. Çocuğun Yasal Korunması ile ilgili çalışmalarda hangi bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğiniz bulunmaktadır?

3. Çocuğun yasal korunması kapsamında yapılması düşünülen değişiklikler nelerdir?

T.C.

AdaletBakanlığı 18.4.2000

Bakan : 517

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 22.2.2000 tarihli ve A.01.0.GNS.-0.10.00.02-4352 sayılı yazınız.

b) 3.3.2000 tarihli ve 261 sayılı yazımız.

c) Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 24.3.2000 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-

7/1451-4214/10123 sayılı yazınız.

d) 5.4.2000 tarihli ve 465 sayılı yazımız.

İlgi (a) yazınız ekinde alınan, Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır tarafından Bakanlığımıza yöneltilen ve yazılı olarak cvaplandırılması istenilen 7/1451-4214 Esas No.lu soru önergesinde yer alan hususlarla ilgili cevapların derlenebilmesi için ilgi (b) yazımızla, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bir aylık ek süre verilmesi istenilmiştir.

Söz konusu soru önergesine verilen cevap örneği iki nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk

Adalet Bakanı

Sayın ErtuğrulYalçınbayır

Bursa Milletvekili

T.B.M.M.

Bakanlığımıza yönelttiğiniz ve yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7/1451-4214 Esas No.lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

Bilindiği üzere, 9.12.1994 tarihli ve 4058 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin temel amacı; çocukların medenî, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarıyla ilgili hukuk normları oluşturma, yürürlükte olan normların uygulanmasını, iyileştirilmesini ve geliştirilmesini sağlamaktır. Sözleşmeye taraf olan devletlere, söz konusu hakların uygulanmaya geçirilmesi için yasal önlemler dahil olmak üzere, gereken tüm önlemleri alma yükümlülüğü getirilmiştir.

Bakanlığımız temsilcilerinin de katıldığı Sekizinci Beş YıllıkKalkınma Planı hazırlık çalışmalarına ilişkin olarak oluşturulan Aile ve Çocuk Özel İhtisas Komisyonu çalışmalarında ve UNİCEF’le işbirliği çerçevesinde Sektörlerarası Çocuk Kurulu tarafından hazırlanmakta olan 2001-2005 yılı ülke programında, çocuklara yönelik tüm uygulamaların Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve çocuklarla ilgili diğer uluslararası yükümlülüklere uyumlu hale getirilmesi, bu amaçla mevzuatın taranması ve uyum kanunlarının hazırlanması, önemli ve acil aktiviteler arasında yer almıştır.

Bu çerçevede, çocuklara hizmet veren bütün kurum ve kuruluşların, hizmetleriyle ilgili mevcut durum, sorunlar ve çözüm için gerekli kısa ve uzun vadeli önlemleri belirlemek üzere, kendi teşkilâtları içinde ve işbirliği yaptıkları diğer kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar gerçekleştirmeleri, bu çalışmalar sonucunda çocuklara yönelik hizmetlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik raporların hazırlanması, söz konusu raporlar ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme başta olmak üzere, uluslararası sözleşme, kural, tavsiye kararları, bu konuda ilerleme kaydetmiş ülkelerin çocuklarla ilgili mevzuatı ve benzeri belgeler çerçevesinde bütün mevzuat taranarak çocukların korunması yetiştirilmesi ve geliştirilmesi konularında; çocukların lehine olan hükümlerin geliştirilmesi, çocukların aleyhine olan hükümlerin çıkartılması, mevzuatta var olan ancak uygulamaya geçirilmeyen çocukların yararına olan hükümlerin uygulanmasını sağlayacak yaptırımların eklenmesi, çocuklara hizmet veren farklı kurumların mevzuatında birbiriyle ve çocukların yararı ile çelişen hükümlerin çocukların lehine olarak düzeltilmesi, çocuklara ve yetişkinlere birlikte hizmet veren kuruluşların mevzuatında çocuklar için ayrı bölümler oluşturulmasını sağlayacak çalışmalar planlanmaktadır.

Ayrıca, Çocuk Haklarına DairSözleşmenin Türkiye’de uygulanmasına ilişkin koordinasyon görevi SosyalHizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna verilmiştir.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde oluşturulan bir komisyon tarafından mevzuatın tarandığı, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda değişiklik önerilerinin Millî Eğitim Bakanlığına,

Dernekler Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, Pasaport Kanunu, İskân Kanunu ve Olağanüstü Hâl Kanunlarında değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarılarının İçişleri Bakanlığına,

İş Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunundaki düzenlemelerin de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderildiği ve bu Bakanlıklarca çalışmaların sürdürüldüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan “Çalışmada Asgarî Yaş ve 18 Yaşını Doldurmamış Çocuk ve Gençlerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Kanun Taslağı” ile ilgili yapılan çalışmalara da devam edilmekte olduğu, Devlet Bakanlığının 5.4.2000 tarihli ve B.02.1.SÇE.0.61.00.00.-HM/2000-1480 sayılı yazısında belirtilmiştir.

Öte yandan, Bakanlığımızca, 2992 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi gereğince kurulan İcra ve İflas Kanunu ile Türk Ceza Kanunu Komisyon çalışmalarına Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün temsilcileri de katılmaktadır.

Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu Tasarısı Komisyonu çalışmalarına devam etmekte olup, Türk Medenî Kanunu Tasarısı ise halenTürkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu gündeminde bulunmaktadır. Bu tasarıların hazırlanmasında Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve çocuklara ilişkin diğer uluslararası yükümlülükler de göz önüne alınmıştır.

Bakanlığımızın, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü gözetiminde bulunan çocuklarla ilgili olarakMillî Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Devlet Bakanlıkları,

Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu,

Türkiye Barolar Birliği, Baro Başkanlıkları, Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türkiye Esnaf ve Küçük Sanatkârları Konfederasyonu, Sanayi Odaları, Ticaret Odaları,

Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNİCEF), Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO), Birleşmiş Milletler Çalışma Programı (UNDP),

Üniversiteler, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Hava Kurumu olmak üzere, birçok kamu kurum ve kuruluşu ile dernek, vakıf gibi sivil toplum örgütleriyle işbirliği bulunmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk

Adalet Bakanı

2. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, POAŞ ihalesine ve personelin özlük haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın cevabı (7/1639)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın, Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 8.3.2000

Zeki Ünal

Karaman

1. Özelleştirme kapsamında olup, ihalesi tamamlanan POAŞ’ın satış değeri, gerçek değerinin çok altında olduğu ve bu ihalede RTÜK ve Rekabet Kurulu Kanununun çiğnendiği, ihale öncesi pazarlıklar yapıldığı ve ihaleye şaibe karıştığı iddiaları bulunmaktadır. Bu iddialar doğru mudur?

2. POAŞ’ta çalışan 6 500 ile 7 000 civarındaki personelin özlük hakları ve iş güvenliğinin sağlanması konularında ne gibi tedbirler alınmıştır?

T.C.

DevletBakanlığı 18.4.2000

Sayı : B.02.0.006/01-904

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 27.3.2000 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1639-4666/11139 sayılı yazınız.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal tarafından Başbakanımıza tevcih edilen ve Sayın Başbakanımızın da tarafımdan cevaplandırılmasını istediği 7/1639-4666 esas sayılı soru önergesi incelenmiştir.

Başbakanlık Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının 5.9.1990 tarih ve 90/7 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınan POAŞ’ın değer tespit çalışmaları, kamu işletmelerinin ve varlıklarının olabilecek en yüksek fiyattan nakde dönüştürülmesi ilkesi çerçevesinde yapılmış olup, nihaî kararın alınmasında ve teklif sahiplerinin tekliflerinin değerlendirilmesinde bu hususlar dikkate alınmıştır.

Bilindiği üzere, POAŞ’ın % 51 hissesinin satışı için 17 Kasım 1999 tarihinde ilana çıkılmış ve teklif verme süresi 20 Ocak 2000 tarihinde sona ermiştir. Alınan tekliflerin değerlendirilmesi ve teklif sahipleri ile ilgili pazarlık ve müzakere görüşmeleri sonucu ihale 3 Mart 2000 tarihinde kamuya açık olarak yapılmıştır.

Söz konusu ihale hukukî ve teknik açıdan gerekli prosedüre uygun olarak gerçekleşmiştir. Konuya ilişkin olarak, Rekabet Kurulunun 1998/4 sayılı “Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukukî Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” hükümleri çerçevesinde Rebaket Kuruluna ön bildirim başvurusu yapılmış ve nihaî izin alınmıştır.

İhalede en yüksek teklifi veren Ortak Girişim Grubu üyelerinden Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş.’nin, 3984 Sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde öngörülen kısıtlamalara tabi olmadığı, zira Holding’in hissedarlık yapısı incelendiğinde, şirket hissedarlarının hiçbirinin Radyo Televizyon Kuruluşlarında ortaklığı bulunmadığı görülmektedir.

POAŞ’ın, özelleştirme sürecinin her aşamasında açıklık ve şeffaflık ilkelerine titizlikle uyulmuş olup, “İhale öncesi pazarlıklar yapıldığı ve ihaleye şaibe karıştığı” iddiaları ise tamamen gerçeğe aykırıdır.

1999 sonu itibariyle toplam personel sayısı 6098 olan POAŞ’ın bünyesinde, Emekli Sandığı ve SSK’na tabi sözleşmeli personel ve 1475 Sayılı İş Kanununa tabi işçi statüsünde personel çalışmaktadır. İşçi statüsünde çalışan personelin bir kısmı “kapsam içi” (Toplu-İş Sözleşmesi dışında tutulan) personeldir.

4046 sayılı Kanunun 22 nci Maddesi uyarınca sözleşmeli personel nakle tabi personel olup, POAŞ’ın özelleştirilmesi sonucu sermayesindeki kamu payının % 50’nin altına düşmesi halinde başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilecektir. Bu statüde çalışan personelden nakli yapılmayanların, POAŞile ilişkilerinin kesileceği tarihe kadar geçecek süredeki aylık, ücret, sosyal hak ve yardımlar ile her türlü özlük hakları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, Özelleştirme Fonundan karşılanacaktır. Ayrıca POAŞ’ın özelleştirilmesi sonucu sermayesindeki kamu payının % 50’nin altına düşmesiyle sosyal güvenlik bakımından T.C. Emekli Sandığına tabi personelden nakil olmayıp, şirkette çalışmaya devam etmek isteyen personel talepleri halinde Emekli Sandığı ile ilişkilerini devam ettirebilecektir.

POAŞ’da 1475 Sayılı İş Kanununa tabi olarak çalışan kapsam içi personel ile nakle tabi olmakla birlikte nakil olmayıp, şirkette kalan personel hizmet akdine dayalı olarak çalışmaya devam edecek olup, bu personelin iş akitlerinin tazminat hakkı doğuracak şekilde feshedilmesi halinde kıdem ve ihbar tazminatı şirket tarafından ödenecektir. Ayrıca, söz konusu personelden, POAŞ’ın özelleştirilmesi sonucu sermayesindeki kamu payının % 50’nin altına düşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde hizmet akitleri haklı neden olmaksızın işveren tarafından feshedilenlere 1475 sayılı Kanuna göre ödenecek tazminatlar dışında 4046 Sayılı Kanunun 21 inci Maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde iş kaybı tazminatı ödenecektir.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. Yüksel Yalova

Devlet Bakanı

3. — Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Anadolu Ajansıyla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in cevabı (7/1691)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 24.3.2000

İsmet Attila

Afyon

Soru 1. Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunda, ANAPGençlik Kolları Başkanı Salih Uzun, Cavit Kavak’ın Özel Kalem Müdiresi Deniz Şölen, MesutYılmaz’ın özel sekreteri Sevgi Ulusay, Kanal 8 TV’nin Temsilcisi Turan Yavuz üye olarak bulunuyor mu? Bu üyelere ne kadar ödeme yapılıyor? Ayrıca Genel Müdür maaşı ne kadardır?

Soru 2. Kurumun yan şirketi olan ARG’nin faaliyeti onca yatırımdan sonra neden durdurulmuştur?

Soru 3. Son iki yıldır Millî Güvenlik Akademisi’nin üst düzey yöneticilere 6 aylık süre ile verdiği eğitime kurumdan katılan kişilerin tasfiye edildiği iddiası doğru mudur?

Soru 4. Ajans bünyesinde aylık 3 milyar TL. maaşla (ikramiye dahil) çalışan muhabir var mıdır? Varsa hangi vasıflara sahiptir?

Soru 5. Bir intihar olayından söz edilmektedir, doğru mudur? Kurumda terör, sindirme ve korkutma havası yayıldığı iddiası ne derece doğrudur?

Soru 6. Bir siyasî parti liderinin kurumu sık sık telefonla arayarak bilgi aldığı, zaman zaman da ziyaret ettiği ve de tüm servisleri gezerek incelediği, talimatlar yağdırdığı doğru mudur?

Soru 7. Borç batağı içinde olan kurumun içerisinde bir bar yaptırıldığı doğru mudur?

T.C.

DevletBakanlığı 18.4.2000

Sayı : B.02.0.0015/486

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 3.4.2000 tarihli ve KAN.KAR.MD.A.01.0.-GNS.0.10.00.02-7/1691-4873/11495 sayılı yazısı.

Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip edilen 7/1691-4873 sayılı yazılı soru önergesine ilişkin cevaplar aşağıda verilmektedir.

1. Anadolu Ajansı Yönetim Kurulunda ANAP Gençlik Kolları Başkanı olduğu iddia edilen Salih Uzun görev yapmamaktadır. Deniz Şölen, Sayın Cavit Kavak’ın özel kalem müdiresi değildir. Yönetim Kurulu Üyesi Sevgi Ulusay, Sayın Mesut Yılmaz’ın özel sekreteri değil, Başbakan Baş Müşaviridir. Anonim şirket olan Anadolu Ajansı’nda TV 8’in GenelYayın Yönetmeni Turan Yavuz’da Yönetim Kurulu Üyesi oarak görev yapmaktadır. Geçmiş yıllarda da TV yöneticileri yönetim kurulunda görev almışlardır. Yönetim Kurulu üyelerinin maaşı Yüksek Planlama Kurulu kararına göre verilmektedir. Bu üyelerden kamuda görev alanlara aylık 75 milyon 397 bin lira, özel sektörde çalışanlara ise 113 milyon 095 bin lira ödenmektedir. GenelMüdürün maaşı 1 milyar 846 milyon liradır. Genel Müdürün maaş düzenlemesinde geçmiş yıllardan farklı bir uygulama yapılmamış, önceki müdürün maaşına toplu sözleşmelerle kazanılan zamlar ilave edilmiştir.

2. ARG, Anadolu Ajansının yan şirketi olmayıp, yüzde 20 hissesine sahip bulunduğu bir ortaklıktır. ARG’nin vergi, KDV, SSK ve çalışanlara yüksek miktarda borcu bulunduğu için tasfiyesine gidilmiştir.

Çalışanların tazminatları, maaş alacakları ve kamuya olan tüm borçlar ödenmiştir. ARG çalışanlarının TRT’ye devri için çalışmalar sürdürülmektedir.

3. Son iki yıldır Millî Güvenlik Akademisinde eğitim alanlardan bir kişinin görevine gerekli verim alınmadığı için son verilmiştir. Bir kişi kendi isteği ile emekli olmuş, halen iki personel ise Anadolu Ajansında çalışmaktadır.

4. Anadolu Ajansı bünyesinde aylık 3 milyar lira maaşla çalışan muhabir bulunmamaktadır.

5. Anadolu Ajansında intihar olayı olmamıştır. Soruda yer alan diğer iddialar doğru değildir. Kurum çalışanları ile yöneticiler tam bir uyum içinde görevlerini sürdürmektedirler. Anadolu Ajansının ilkesi doğru, tarafsız ve hızlı haber vermektir. Kurum çalışanları sendikal güvence altındadır. Bu nedenle böyle bir baskı söz konusu olamaz.

6. Anadolu Ajansını Başbakan ve bakanlar dışında hiçbir siyasî parti Genel Başkanı ziyaret etmemiştir. Anadolu Ajansında bu zamana kadar servisleri gezen, inceleme yapan, talimat veren hiçbir siyasî parti lideri olmamıştır. Anadolu Ajansı çalışanları ancak kendi müdürlerinden talimat alırlar.

7. Anadolu Ajansı borç batağı içinde bulunmamaktadır. Ödemelerinin hepsi zamanında yapılmaktadır. Son yönetim, Anadolu Ajansının öz gelirlerini sürekli artırmaktadır. Anadolu Ajansı yeni binasına 1998 yılının Şubat ayında taşınmıştır. Bu taşınmadan önce Anadolu Ajansı binasında, personelin haber kaynaklarını ağırlayıp, konuşmaları için kafeterya ve bar yaptırılmıştır. Özel Televizyon ve Gazetelerde bulunan bu tür mekanların bir anonim şirket olan Anadolu Ajasında bulunması da yadırganacak bir durum değildir. Nitekim, bu uygulama kimseden saklanmamış ve kamuoyunun malumudur.

Saygılarımla arz ederim.

Mehmet Ali İrtemçelik

Devlet Bakanı

4. — Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, TRT’de çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin sorusu ve DevletBakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in cevabı (7/1702)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun ilgili olduğu DevletBakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla. 28.3.2000

Cevat Ayhan

Sakarya

Soru :

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu teşkilâtında çalışan,

8 inci Derece 1 inci Kademe

4 üncü Derece 1 inci Kademe

1 inci Derece 4 üncü Kademe

mühendislere ödenen aylık ücretin özel hizmet tazminatı, diğer yan ödemeler ve varsa ikramiyeler dahil brüt ve net ele geçen olarak miktarı nedir?

T.C.

DevletBakanlığı 18.4.2000

Sayı : B.02.0.0015/483

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 3.4.2000 tarihli ve KAN.KAR.MD.-A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1702-4898/11575 sayılı yazıları.

Sakarya Milletvekili Sayın Cevat Ayhan’ın Bakanlığımız tarafından cevaplandırılması talebiyle vermiş olduğu 7/1702-4898/11575 sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili Türkiye Radyo-Televizyon Genel Müdürlüğünde çalışan mühendislere ait aylık ödemeleri gösteren çizelge aşağıda sunulmaktadır.

Saygılarımla arz ederim.

Mehmet Ali İrtemçelik

Devlet Bakanı

Derece : 8/1-Ek Gösterge : 2100

Bir Aya İkramiye Dahil

Özel İsabet Eden

Brüt Fazla Hizmet Gelir İkramiye Brüt Net

Ücret Çalışma Tazminatı Toplamı Net Ücret Brüt/Net Gelir Gelir

278 000 000 32 798 700 78 717 000 389 515 700 320 725 700 92 600 000 482 115 700 398 875 700

78 150 000

Derece : 4/1-Ek Gösterge : 4100

Bir Aya İkramiye Dahil

Özel İsabet Eden

Brüt Fazla Hizmet Gelir İkramiye Brüt Net

Ücret Çalışma Tazminatı Toplamı Net Ücret Brüt/Net Gelir Gelir

389 200 000 39 358 500 111 515 700 540 074 200 432 788 200 129 700 000 562 488 200 542 248 200

109 460 000

Derece : 1/4-Ek Gösterge : 6100

Bir Aya İkramiye Dahil

Özel İsabet Eden

Brüt Fazla Hizmet Gelir İkramiye Brüt Net

Ücret Çalışma Tazminatı Toplamı Net Ücret Brüt/Net Gelir Gelir

417 000 000 45 918 200 131 195 000 594 113 200 473 963 100 139 000 000 733 113 200 591 273 100

117 310 000

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.