Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21 CİLT : 18 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

27 nci Birleşim

1 . 12 . 1999 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Kocaeli Milletvekili M. Turhan İmamoğlu’nun, erozyonla mücadele ve toprağımızın korunmasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı

2. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım’ın, karayolu taşımacılığı ve kamyoncu esnafının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı

3. – Çorum Milletvekili Melek Karaca’nın, Çorum’daki çeltik üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/57, 24, 28, 29, 50, 90, 91) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/409)

III. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – Genel Kurulun çalışma, gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerileri

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in depremzedeler için İstanbul Valiliğince başlatılan yardım kampanyasında toplanan paraya ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/193)

2. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/195)

3. – Balıkesir Milletvekili Tamer Kanber’in, Edremit’e zeytinyağı borsası kurulup kurulmayacağına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/196)

4. – Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, şekerpancarı alımı ve satışına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/197)

5. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, YAY-SAT A.Ş. ve Birleşik Basın Dağıtım A.Ş.’nin dağıtım tekeli oluşturdukları iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/198)

6. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kalkınmasını sağlamaya yönelik önlemlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/201)

7. – Giresun Milletvekili Hasan Akgün’ün, fındık stoklarına ve alımlarına ilişkin Sanayi ve TicaretBakanından sözlü soru önergesi (6/204)

8. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankasının yapmış olduğu Sinanoba ve Mimaroba konutları girişine yapılacak üstgeçide ilişkin Bayındırlık ve İskânBakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/209)

9. – Ordu Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı’nın, Ordu İli ve Fatsa İlçesi Devlet hastanelerinin baştabiplerinin görevden alınış nedenlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/211)

10. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, afete maruz kalan belediyelerin İller Bankasından aldıkları paya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/217)

11. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun SSK Hastanesinin sağlık personeli ihtiyacına ve yeni hastane binasının ihalesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/218)

12. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, borsa şirketlerinden Kepez Elektriğin yaptığı işlemlere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/219)

13. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, borsada yasadışı işlemler yaptığı iddia edilen iki firmaya ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) sözlü soru önergesi (6/220)

14. – İstanbul Milletvekili Osman Yumakoğulları’nın, 17 Ağustos depreminde İstanbul İlinde meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/221)

15. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, bazı illerdeki hayvan pazarlarının kapatıldığı iddialarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/222)

16. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı bazı köylerin telefon ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/223)

17. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İli, Siverek İlçesinde bulunan tarihî eserlerin restorasyonuna ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/224)

18. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı köy yollarına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/225)

19. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı bazı köylerin içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/226)

20. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, buğday üreticilerinin TMO’dan alacaklarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/227)

21. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, pamuk üreticisine ödenen destekleme primine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/228)

22. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İlindeki din görevlisi açığına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve DevletBakanı Hasan Gemici’nin cevabı (6/229)

23. – Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan’ın, Antalya-Çandır Beldesi ve civarında meydana gelen dolu afetinden mağdur olan çiftçilere yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/230)

24. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, bazı hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesinin gerekçesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi ve AdaletBakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (6/231)

25. – İstanbulMilletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankasının deprem bölgesinde bulunan bina ve lojmanlarına ilişkin DevletBakanından (Sadi Somuncuoğlu) sözlü soru önergesi (6/232)

26. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan özelleştirmelere, devirlere ve özelleştirilecek kurumlara ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) sözlü soru önergesi (6/233)

27. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankası GenelMüdürlüğünce yayınlanan bir duyuruya ilişkin Devlet Bakanından (Sadi Somuncuoğlu) sözlü soru önergesi (6/234)

28. – Van Milletvekili Fetullah Gültepe’nin, “Erciş-Muradiye-Çaldıran”, “Çatak-Bahçesaray” ve “Van-Kuskunkıran” yollarına ilişkin Bayındırlık ve İskânBakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/235)

29. – Van Milletvekili Fetullah Gültepe’nin, Van-Erciş-Çelebibağ Beldesi afet konutlarının altyapı sorunlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/236)

30. – Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, Konya İlinin sağlık personeli ve hastane ihtiyacına ilişkin SağlıkBakanından sözlü soru önergesi (6/237)

31. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Hatay İli Erzin-Dörtyol ve İskenderun’daki birikmiş kamulaştırma bedellerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/239)

32. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Kamulaştırma Kanunu uyarınca pazarlıkla satın alma yolunun uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/240)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Bursa Milletvekili Ali Arabacı’nın, Bursa İlindeki elektrik ve doğalgaz tüketimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî KaynaklarBakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı (7/693)

2. – Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu’nun, Adana İli Pozantı İlçesi Alpu Köyü su projesine ilişkin sorusu ve DevletBakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/845)

3. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol’un, Şanlıurfa İli Hilvan İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin sorusu ve DevletBakanı Fikret Ünlü’nün cevabı (7/865)

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/432) (S. Sayısı : 198)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM GenelKurulu saat 15.00’te açıldı.

Niğde Milletvekili Mükerrem Levent, Niğde’nin, tarımsal sorunlarına, ticaret hacminin düşüklüğüne ve alınması gereken tedbirlere ilişkin, Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli, Çeçenistan’da gerçekleştiği iddia edilen insanlık dışı uygulamalarla ilgili olarak,

Antalya Milletvekili Nesrin Ünal, sivil toplum örgütlerinin amaçları ve Türk tarihi boyunca insan hakları konusunda,

Gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Kuzey KıbrısTürk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesinin Türkiye’ye davetlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi, Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Iğdır Milletvekili Ali Güner’in (6/263) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Kâmran İnan’ın, görüşmelerde bulunmak üzere, Norveç Dışişleri Bakanı ile Norveç Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanının davetine icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi ile,

DevletBakanı Yüksel Yalova’nın, 17 -21 Ekim 1999 tarihlerinde Almanya’ya yaptığı resmî ziyarete, Gaziantep Milletvekili Mustafa Rüştü Taşar’ın da iştirak etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Başbakanlık tezkeresi;

Konya Milletvekili T. Rıza Güneri’nin, Konya Ovası ve Orta Anadolu Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri (2/4),

Uşak Milletvekili Mehmet Yaşar Ünal’ın, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması (2/129),

Hakkında Kanun Tekliflerinin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergeleri, yapılan görüşmelerden sonra;

Kabul edildi.

Dışişleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, FP Grubunca aday gösterilen Manisa Milletvekili Bülent Arınç seçildi.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının :

1 inci sırasında bulunan (6/193),

2 nci sırasında bulunan (6/195),

3 üncü sırasında bulunan (6/196),

4 üncü sırasında bulunan (6/197),

5 inci sırasında bulunan (6/198),

6 ncı sırasında bulunan (6/201),

7 nci sırasında bulunan (6/204),

9 uncu sırasında bulunan (6/209),

10 uncu sırasında bulunan (6/211),

Esas numaralı sözlü sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından er-
telendi;

8 inci sırasında bulunan (6/208) esas numaralı sözlü soruya, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz,

11, 12 ve 44 üncü sıralarda bulunan (6/212), (6/214), (6/247) esas numaralı sözlü sorulara, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer,

13 ve 14 üncü sıralarında bulunan (6/215), (6/216) esas numaralı sözlü sorulara, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen,

Cevap verdiler; 11, 12 ve 13 üncü sıralarındaki sorularda, soru sahipleri karşı görüşlerini açıkladılar.

Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmının 1 inci sırasında bulunan, Konya Milletvekili Veysel Candan ve 23 arkadaşının DDY’nin zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/5), yapılan öngörüşmelerinden sonra kabul edilmediği açıklandı.

1 Aralık 1999 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.45’te son verildi.

Ali Ilıksoy

Başkanvekili

Melda Bayer Mehmet Elkatmış

Ankara Nevşehir

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

1 Aralık 1999 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER : Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir), Melda BAYER (Ankara)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 nci Birleşimini
açıyorum.

Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere geçiyoruz.

Görüşmelere geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

İlk söz, erozyonla mücadele ve toprağımızın korunması konusunda söz isteyen Kocaeli Milletvekili Turhan İmamoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın İmamoğlu. (DSP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Kocaeli Milletvekili M. Turhan İmamoğlu’nun, erozyonla mücadele ve toprağımızın korunmasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı

M. TURHAN İMAMOĞLU (Kocaeli) – Değerli Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bilindiği üzere, bu hafta, Erozyonla Mücadele Haftası; bu nedenle, konuşmamda erozyonla mücadele ve toprağın korunması konusuna değineceğim.

Erozyonun yarattığı en büyük zarar, oluşumunda binlerce yıl gereken örtü toprağının yok olması. Her yıl 1 400 000 000 ton toprak denizlere akmakta, bu yolla yok olmakta.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, örtü toprağı demekle, maksimum 1 metre kalınlıkta olan verimli toprağı kastediyorum. 1 metre kalınlığın altındaki toprakta tarım yapmak mümkün değil. Bu toprağı, biz, nasıl yok ediyoruz; kıymetli tarım arazilerine ev kurarak, şehirleşme çabalarıyla, yine, kıymetli tarım arazilerine sanayi tesisleri kurarak ve bunların atığını temizlemeden doğaya bırakarak. Sanayie karşı olmak mümkün değil; fakat, sanayi tesisleri tarım arazilerinin dışına kurulmalı ve mutlaka atıklarını temizleyerek, koruma altına alarak doğaya bırakmalıdırlar.

Trakya’yı hepimiz biliyoruz, 24 378 kilometrekarelik bir alana sahip. Bu alanın yüzde 80’i verimli tarım arazilerinden oluşmakta. Ergene Irmağı da, yine, bu alanın büyük bir bölümünü sulama görevi üstlenmiş durumda; fakat, Ergene Irmağını tamamen kirlettik. Fabrikaların arıtmasız sularını Ergene Irmağına vermesi sonucunda, Türkiye’nin en verimli topraklarında buğday ve şekerpancarı üretimi yüzde 50 azalmıştır.

Ayrıca, insan sağlığını tehdit eden zehirli maddeler yeraltı sularına karışarak, bu sulardan içen hayvanların süt ve etlerinde görülen maddeler de, yine, çeşitli hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, Ergene Irmağını kirleterek verimli tarım arazilerini yok ediyoruz. Trakya büyüklüğünde bir alanı sulamaya açmak için, GAP Projesini (Güneydoğu Anadolu Projesi) geliştirdik, şu ana kadar 20 milyar dolar para yatırmış bulunuyoruz; bu, ülkemizin parası. Fakat, bir başka alanda da, yine, bir GAP’ı kaybediyoruz. Bir alanda GAP projesi için para yatırıyoruz, diğer alanda da başka bir GAP’ı kaybediyoruz. Buraya önemle dikkatinizi çekiyorum; verimli toprağın kaybedilmesi çok önemli.

Artık, topraklarımıza sahip çıkmanın zamanı. Şehirleşmeyi, yine rant avcılarına bırakmayalım. Belediye meclislerinde, il genel meclislerinde birçok vatandaşımız seçilerek görev yapmakta; bunlara da çok önemli görevler düşmekte; sanayie ve yapılaşmaya açılmasında, bu iki meclisin de yine önemli etkileri bulunmakta. Yerel olarak, yakında olan insanlarımız, vatandaşlarımız sorunlarına daha yakından sahip çıkma imkânına da sahipler. Sadece, her şeyi Ankara halletsin, hükümet halletsin diye beklersek, tabiî ki verimli tarım arazileri yok olacak ve kaybolmaya yüz tutacaktır.

Yine, 2000’li yıllarda verimli toprak, petrol kadar, su kadar önemli olacak. Sahip olduğumuz güzel vatanımızın verimli toprakları, dünyada sadece yedi ilâ on ülkede mevcut, her ülkenin bu kadar verimli toprakları yoktur. Bundan dolayı ülkemiz topraklarının kıymetini çok iyi bilmeliyiz ve çok iyi korumalıyız.

BAŞKAN – Sayın İmamoğlu, 1 dakika eksüre veriyorum; lütfen toparlayınız.

M. TURHAN İMAMOĞLU (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Ayrıca, üzerinde yaşadığımız toprağı, aynı zamanda, içtiğimiz suyu, soluduğumuz havayı, dolayısıyla gelecek nesillere yaşanılabilir bir ülke bırakmak için, doğayı koruma politikalarını belirlemeye, mevzuatı daha da geliştirmeye, tüm yetkilileri daha etkin ve hızlı davranmaya davet ediyorum buradan.

Toprağı için canını veren Türk insanının yapamayacağı fedakârlık yoktur. Gelin, ülkemizin gelişmekte ve büyümekte olan güzel kaderinden toprak kaybı engelini ortadan kaldıralım ve daha mutlu, daha güçlü bir Türkiye diyelim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İmamoğlu.

Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Orman Bakanı Sayın Nami Çağan; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

ORMAN BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kocaeli Milletvekili Sayın Turhan İmamoğlu, Erozyonla Mücadele Haftasında, erozyonla mücadele ve toprağın korunması konulu gündemdışı bir konuşma yaptı. Ben de, cevap niteliğinde olmasa da, ekleyecek bazı hususlar bulunduğunu düşünerek söz aldım.

1968-1970 yıllarında, dünya genelinde büyük bir kuraklık yaşandı ve uluslararası alanda, bu kuraklığa karşı ne gibi tedbirler alınması gerektiği düşünülmeye başlandı. 1977 yılında, Birleşmiş Milletler Çölleşme Konferansı toplandı ve çölleşmeyle mücadele etmek için bir eylem planı kabul edildi; ancak, bu çabalar da yeterli olmadı ve 1991 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı, toprak kaybının bütün dünya ölçeğinde artığını bir raporla ortaya koydu. 1992 yılında yapılan Rio doruğunda, çölleşmenin, endişe verici konuların başında geldiği saptaması yapıldı ve bütün ulusların bu mücadele için etkin politikalar ortaya koyması kararlaştırıldı ve bu amaçla, Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi hazırlandı ve ülkemizin de dahil olduğu yüzü aşkın ülke bu sözleşmeyi imzaladı.

Erozyonla birlikte yaşanan olaylar, toplumların bugününü ve geleceğini çok ciddî boyutlarda tehdit etmektedir. Dünyamızda her yıl 25 milyar ton, ülkemizde de, Sayın İmamoğlu 400 000 000 ton dedi, bunun da üstünde, 500 000 000 ton toprak, erozyonla, kapalı havzalara taşınıyor.

Erozyon sonucu sadece verimli ülke toprakları yitirilmemekte, aynı zamanda can ve mal kayıplarıyla da karşılaşılmaktadır. Bu konuda, 1995 yılında, İzmir’deki sel taşkınında 62 vatandaşımız yaşamını yitirmiştir; geçen yıl da 19-21 Mayıs tarihlerinde batı Karadenizde yaşanan sel ve taşkın olaylarında yine büyük kayıplarla karşılaşılmıştır.

Ülkemiz, ne yazık ki, erozyonun her tür ve şiddetinin görüldüğü bir ülke konumundadır, âdeta canlı bir erozyon müzesi konumundadır. Ülkemiz topraklarının yaklaşık yüzde 80’inde orta ve çok şiddetli erozyon hüküm sürmektedir. Bunun temelinde, insan girişimleri sonucu yukarı havza ve yamaç arazilerde yaşanan ormansızlaşma ve mera örtülerinin elden çıkması yer almaktadır. Ülkemizin aşırı engebeli yapısı, topraklarımızın erozyona karşı aşırı duyarlılığı ve düzensiz şiddetli yağışlar, ülkemizin coğrafî konum olarak erozyon yönünden ne denli duyarlı bir kuşakta yer aldığını ortaya koymaktadır.

Bugün, ülke olarak, 20,7 milyon hektar orman varlığına sahibiz. Bu, ülke yüzölçümümüzün yüzde 27’sine eşittir; ancak, bu orman alanlarının yaklaşık yarısı bozuk yapıdadır. Bozuk ormanların 3 000 000 hektarında, yine, erozyonla karşı karşıyayız. Meralarımızın da önemli bir bölümü, aşırı otlatma sonucu elden çıkmış ve erozyona kaynak oluşturur duruma gelmiştir.

Orman Bakanlığınca ilk erozyonla mücadele çalışmaları 1955 yılında Tokat’ta, daha sonraki yıllarda Erzincan’da, Konya’da, Afyon’da, Aydın’da, Nazilli’de, Burdur’da Manisa-Salihli’de, Boyabat’ta, Kargı yörelerinde yapılmıştır ve bu çalışmalar son derece başarılı çalışmalardır.

Bakanlığımızca, 2000 yılında toplam 74 000 hektarlık bir ağaçlandırma programı gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Cumhuriyetin başlangıcından 1998 yılı sonuna kadar, ülke genelinde 9,5 milyar fidan üretilmiştir, 1,7 milyon hektar genişliğinde ağaçlandırma yapılmıştır, 366 000 hektar erozyon kontrolü, 87 000 hektar mera ıslahı ve 527 000 hektar enerji ormanı tesisi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaları hiç küçümsememek gerekir; tam tersine, bu çalışmaların geliştirilmesi
gerekir.

Ağaçlandırma çalışmalarındaki başarımız halkımızın ve sivil toplum örgütlerinin bizlere vereceği destekle gerçekleşebilir. Bunun çok güzel örnekleriyle karşı karşıyayız. Örneğin, Bakanlığımız, Ege Orman Vakfıyla çok sıkı bir işbirliği içerisindedir. Bunun en son örneğini de, bu hafta başında birlikte gerçekleştirdiğimiz programlar oluşturuyor. ÇEKÜL Vakfı, Doğal Hayatı Koruma Derneği, S.O.S ve TEMA gibi sivil toplum örgütleri belli çabalar gösteriyorlar, biz de, onların istediği ölçüde işbirliğine giriyoruz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Biz teşekkür ediyoruz Sayın Bakanım.

Gündemdışı ikinci söz, Nakliyat ve Kamyoncular Birliği esnafı hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım’a aittir.

Buyurun Sayın Yıldırım.

Süreniz 5 dakika.

2. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım’ın, karayolu taşımacılığı ve kamyoncu esnafının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; karayolu taşımacılığı ve bilhassa kamyoncu esnafının sorunları üzerine, gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinize ve televizyonları başında bizi izleyen kamyoncu esnafımız ile aziz halkımıza şahsım adına saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, bu yıl, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden ve tabiî afetlerden sonra, 26 Kasımda olan vergi depremi de bütün Türkiye’yi ve Türk Halkını vurmuş, ekonomi tamamen durmuş, millet halen bu vergi şokundan kurtulamamış; artçı vergi depremlerinin ne zaman ve hangi hususlarda olacağı şoku içinde, çaresizlik içinde beklemekte ve vergisini veren mükellefler ile evine ekmek götüremeyen insanlarımız, kanuna, eşitliğe, hak ve nasafete aykırı olan Ek Vergi Kanununa haklı olarak isyan etmektedir.

Biz, Doğru Yol Partisi olarak Ek Vergi Kanununa karşıyız; çünkü, milletten, ikinci defa ek vergi adı altında vergi almak insafsızlık olur, haksızlık olur. Biz, Doğru Yol Partisi olarak, bu haksızlığın giderilmesi, vatandaşlarımızın daha fazla mağdur olmaması için, bu yasa Anayasamızın ilkelerine aykırı olduğundan, iptal davası açacağımızı Yüce Milletimize bildiriyor, Cenabı Allah’tan, hükümetin, milleti öldürecek, ülkeyi karanlığa götürecek vergi depremlerinden sağduyu sahibi bu Yüce Milleti korumasını diliyoruz.

Ülkemizde karayolu, demiryolu, havayolu ve denizyolu taşımacılığının çeşitli sorunları vardır; ancak, bizim bugünkü konumuz, ülke içinde evine ekmek götürebilmek için yaşam kavgası veren, karayolu taşımacılığı yapan, çaresizlik içinde, bitmiş, tükenmiş, milletine ve memleketine hizmeti görev sayan binlerce kamyoncu esnafının durumudur. Bu şoför esnafı, devletine ve hükümetine yük olmadan, kendi imkânlarıyla kendi kamyonunu almış, işini kurmuş, vergisini zamanında ödemiş, yıllarca yaşamını böyle sürdürmüştür; ancak, son hükümetler zamanında, akaryakıt fiyatlarının çok yükselmesi, ülkemizde ekonomik sıkıntı nedeniyle işsizliğin artması, vergilerin ödenemez şekilde yükselmesi, hayat pahalılığı, lastik fiyatlarının çok yükselmesi, devletin ve hükümetin kamyoncu esnafına sahip çıkmaması nedeniyle, kamyoncu esnafı zor duruma düşmüş, borçlarını ödeyememiş, iflas durumuna ve intihar edecek hale gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, Ulaştırma Bakanlığınca hazırlanan karayolları yasa tasarısı da, benim izah etmeye çalıştığım kamyoncu esnafına bir darbe vurmakta ve ortadan tamamen kaldırmaktadır; çünkü, bu tasarı, büyük firmaların çıkarlarını öne almış, uluslararası taşımacılığı korumuştur. Tasarı yasalaşırsa, eski ve yaşlı araçlar trafiğe çıkamayacak, belgesi olmayanlar yük ve yolcu taşıyamayacaktır. Ben, hükümetimizden ve bilhassa Ulaştırma Bakanımızdan, kamyoncu esnafına, bu fakir insanlara sahip çıkılmasını, devletin imkânlarından yararlandırılmasını ve kamyonlarının devlet desteğiyle yenilenmesini, topluma kazandırılmasını ve böylece, kamyonucunun, eskiden olduğu gibi memleketine ve milletine hizmet etmesini, ekonomiye katkısının sağlanmasını talep
ediyorum.

Değerli milletvekilleri, karayollarında meydana gelen trafik kazalarına kamyon ve treylerin karışma oranı yüzde 3’tür. Bu kazaların yüzde 50 nedeni istiap haddinden daha fazla yük yüklenmesi, yüzde 50’si de yorgunluk ve araç bakımsızlığıdır.

İller arasında taşıma yapan otobüs tipi araçların kazaya karışma oranları yüzde 8’dir.

Şehiriçi vasıtalarının kazaya karışma oranı yüzde 9’dur.

Özel otomobillerin kazaya karışma oranı yüzde 10’dur.

Ülkemizde, İhale Yasasında taban ve tavan sınırı yoktur; daha fazla yük, daha düşük ücret dayatması yaşanmaktadır. Yine, kamyoncu için aşırı yük nedeniyle verilen cezalar, yükü veren kuruluşa hiç yansımamaktadır, üstelik, bu nedenle verilen cezalar, doğrudan kamyon şoförüne yüklenmektedir. Bizce kazaların temel nedeni ekonomiktir; araç fiyatları ve taksitleri çok yüksektir, kredilendirmede eşitlik ilkesi yoktur.

Kamyoncu için çözüm önerilerimiz:

Türkiye ve yurt dışında geçerli olan taşıma kapasitesi altındaki kamyonların ithaline, Türkiye’de montajına izin verilmemelidir.

Taşıma standartlarına uygun kamyonların, şoför esnafının üyesi olduğu kooperatiflere, müteselsil kefaletle ucuz krediyle satışına olanak sağlanmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayın.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Devamla) – Kredi almada büyük tekelci firmalara sağlanan ayrıcalıklara son verilmelidir.

Trafik kontrolleri seyir halinde yapılmalı, yol kesme uygulaması kaldırılmalıdır.

Karayolu taşımacılığıyla ilgili tüm yasa, yönetmelik ve benzeri kurallar hazırlanırken, şoför meslek kuruluşlarının da görüşleri alınmalı, kamyon taşımacılığı yapan kurum ve kişilerin vergilendirilmeleri tek tip ve tek kalem olmalıdır.

Kamyoncu esnafının birçoğu vergi borçları nedeniyle zor durumdadır. Bir defaya mahsus, kamyoncu esnafının geçmiş vergileri affedilmelidir.

Kamyonların vergilendirilmesinde, model ve yaş durumu göz önünde bulundurularak ve tonaj nazara alınarak vergilendirilmelidir. Mesela, 98 model Mercedes kamyon ile 69-70 model Ford veya BMC kamyonun vergisi aynıdır. Bu, adil değildir.

Kamyonlara takograf uygulamasından vazgeçilmelidir; hiçbir faydası yoktur, sadece, firmalara rant sağlamaktadır.

Kamyonlara tonaj fazlalığında ise, 75 000 000 ile 230 000 000 arasında ceza yazılmaktadır; bu da adil değildir.

Değerli milletvekilleri; kamyoncu esnafımız bitmiş, perişan olmuş ve kamyoncu esnafı piyasadan taksitle mal alamaz hale gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Devamla) – Kamyoncu, pahalı olması, kazancı olmaması nedeniyle, lastik ve yedek parça alamamaktadır.

Ben, sayın hükümetin, kamyoncu esnafa yardım elini uzatmasını ve devlet desteği yaparak, kamyoncuyu, bu sıkıntıdan kurtararak topluma kazandırması dileğiyle, Yüce Heyetinize, şahsım ve Partim adına saygılarımı sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.

Gündemdışı konuşmaya yanıt verecek Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; karayolu taşıma kanun tasarısı, Bakanlar Kurulumuzdan geçmiş ve Meclisimize intikal yolundadır. Sayın milletvekilimizin tavsiyelerinin tamamı, bu kanun tasarısı içerisinde yer almış bulunmaktadır. Zaten, Ulaştırma Bakanlığı olarak, biz, şehirlerarası, 100 kilometrenin üzerindeki yerlere karışıyoruz; 100 kilometrenin altındaki yerlerde, valilik ve belediyelerimiz yetkilidir ve buralarda Trafik Kanunu hükümleri ve uygulamaları geçerli olmaktadır. Milletlerarası taşımalarda, takdir edersiniz ki, belli yaştaki vasıtaların hudutlardan girip girmemesi, çıkıp çıkmaması, ikili anlaşmalarla ve diğer yönetmeliklerle düzenlenmektedir.

Takografla ilgili konu, bizim de gündemimizde uzun süre kalmıştır ve Bakanlar Kurulumuzda, bazı hassas konuların bilahara Meclisimizde verilecek önergelerle düzeltilmesi yolu tercih edilmiştir; çünkü, takograf uygulamasıyla ilgili ciddî problemler vardır; modeli eski kamyonlarda, takografı da yerleştirmeye kalktığınızda, şoför mahallinde oturulacak yer kalmadığı gibi, rahat araba kullanma imkânı da kalamayabilmektedir ve masraf o kadar fazla olmaktadır ki, bu insanlar mağdur hale gelebilmektedir. Bu bakımdan, komyoncu esnafımızın ve birliklerimizin görüşleri alınmış, görüşü alınmayan hiçbir kurum söz konusu olmamıştır.

Cümlemi bir şeyle bitirmek istiyorum; bu kanun tasarısı, cumhuriyet döneminin bir numaralı kanunu olacaktır kanunlaştığı takdirde. 76 yıllık cumhuriyetimizde, karayolu taşımasıyla ilgili bir kanun yapılmamıştır ve çıkarılmamıştır. Yönetmelikler ve genelgeler birbiri içine girmiş, anlaşılamaz ve takip edilemez hale gelmiştir. Onun için de bir çerçeve kanuna ihtiyaç olmuş ve yönetmeliklerin önemli bir bölümü, bu kanun çıktığı takdirde yürürlükten kaldırılacak ve düzenlemeler, bu tasarının kanunlaşmış şekliyle yürürlükte hükmünü icra edecektir. Bu bakımdan, herhangi bir kasıt veya bir zümreyi sıkıntıya sokmak düşünülmemiştir.

Ayrıca, bir şeyi daha ilave etmek istiyorum; benim doktora tezim de kamyoncu esnafıyla ilgiliydi; onun için, bu konuda, zannediyorum ki, önemli katkılarım olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Gündemdışı üçüncü söz, Çorum’un çeltik üreticilerinin sorunları hakkında söz isteyen, Çorum Milletvekili Melek Denli Karaca’ya aittir.

Buyurun Sayın Karaca. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

3. – Çorum Milletvekili Melek Karaca’nın, Çorum’daki çeltik üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

MELEK KARACA (Çorum) – Yüce Meclisimizin Saygıdeğer Başkanı ve üyeleri; bugünkü konuşmamda, vekilleri olmaktan gurur duyduğum Çorum’un, çeltik üreticilerinin sorunlarını dile getirmek istiyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Orta Anadolu’yu Kuzey Anadolu’ya bağlayan Çorum’un, tarım ve sanayileşme alanlarındaki mevcut sıkıntıları, geçimini çeltik ziraatıyla temin eden hemşerilerimizi de fazlasıyla etkilemektedir.

Çeltik, Türk Milletinin, Ortaasya’dan beri bildiği, vazgeçemediği temel gıda maddelerinden birisidir. Ayrıca, su içerisinde çimlenebilen tek tahıl bitkisi olan çeltik, geleneksel Türk mutfağının da vazgeçilmez bir çeşnisidir. Türkiye’nin en fazla çeltik üretimi yapılan illerinin başında gelen Çorum’un çeltiği ise, o yöreye özgü en kaliteli bir tür olarak kabul edilmektedir. Ancak, ekolojik olarak, tarımsal altyapı olarak ve yetişmiş çeltik üreticilerinin varlığı olarak yüksek potansiyellere sahip olan Çorum’da, 1999 yılı çeltik ekim alanı 6 000 hektara kadar gerilemiştir. Zira, dünya çeltik fiyatları, Türkiye’deki çeltik üretim maliyetinin altında kaldığı için, çeltik üreticisi de, rekabet karşısında dayanamayıp, ekimden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Halbuki, yüksekliği 450 ile 1 000 metre arasında değişen Çorum’un, Ovasaray, Bozboğa, Osmancık, Düvenci, Hamamözü, Mecitözü ovalarının toprak yapısı, yeraltı ve yerüstü su varlığı, çeltik ekimine uygun alanlardır; ancak, bu alanlarda, buğday ağırlıklı ekim yapılma durumuna gidilmiştir. Zira, ne çeltik ne de diğer tohumlu bitkilerin geliri, buğdayın gelirine ulaşamamaktadır. Netice olarak da, çeltik üreticisi, günden güne fakirleşmekte, kendi rızkını kazanamaz bir duruma gelmektedir.

Saygıdeğer Başkan, değerli üyeler; bizler, burada, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milletvekilleri olarak “büyük lider Türkiye” idealimizin gerçekleşebilmesi ve memleketimizin, zengin, süper gelişmiş ülkeler arasına girebilmesi mücadelesini vermek durumundayız. Bizler, temsilcisi olduğumuz iller vasıtasıyla memleketimize hizmet edebilmek için buradayız. Bu itibarla, Çorum’un milletvekili olarak, 57 nci hükümetimizin gönülden destek vereceğine ve hal yoluna gideceğine inandığımız, Çorum çeltik üreticilerinin sıkıntıları nedir, ne gibi uygulamalara ihtiyaçları vardır; bunları kısaca arz etmeye çalışacağım.

1. 1980’den sonraki fiyat destekleme politikaları değişmeli; günün şart ve ihtiyaçlarına göre yeni fiyat destekleme politikaları tespit edilmelidir

2. İlimizde Toprak Mahsulleri Ofisi depolama imkânları çok yetersizdir. Osmancık İlçemizde -ki, en çok çeltik tarımı yapılan ve müsait olan bölgedir- 10 000 ton kapasiteli yatay çeltik deposu yaptırılmalıdır.

Ayrıca; çeltik ziraatındaki altyapı kapasitesi göz önüne alınarak, Osmancık, Hacıhamza çevresi, örnek çeltik üretim merkezinin pilot bölgesi seçilerek en kaliteli pirinci yetiştirme çalışmalarına başlanmalıdır.

3. İl tarım müdürlüğü emrine, çeltik kurutma ve tohum temizleme makineleri gönderilerek üreticinin teknolojiden faydalanması suretiyle işgücünün artırılması sağlanmalıdır.

4. Uzun yıllır aynı tohumu kullanan üreticilerimiz sertifikalı tohumluğa yöneltilerek, Bakanlığımız tarafından alınacak tedbirlerle, uygun ve kaliteli çeltik tohumu dağıtılmak suretiyle rekoltenin yükselmesine yardımcı olunmalıdır. Bilhassa, çeltik üretiminin fazla olduğu Osmancık, Hacıhamza yüresindeki Tr-426 türündeki geliştirilmiş sertifikalı tohum intiyacı bilimsel tohum üretimiyle giderilmelidir.

5. Çeltik üretiminin daha verimli olabilmesi için, üniversitelerin ziraat ve makine bölümlerinde, ziraat mekanizasyonunu geliştirme çalışmaları yapılmalıdır; bunlar için de gerekli finansman esirgenmemelidir.

6. Çeltik üretiminin fazla olduğu Hacıhamza, Osmancık havalisinin, büyük meblağları tartabilecek kantar ihtiyacı Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından kısa sürede giderilmelidir.

7. Netice olarak, çağın teknolojisine uygun araştırma ve çalışmalarla Çorum çeltik üreticisi desteklenmeli, teşvik edilmeli ve yaklaşık, her yıl, 600 000 ton olan pirinç tüketimimiz için çeltik ithal edilmemeli; bilakis, ihracat düzeyine gelinmelidir.

Yine, ayrıca, çeltik tohumunun islah edilmemesi dolayısıyla rekoltenin azaldığı, dolayısıyla verimin düştüğü tespit edilmiştir. Bu arada, rekolteyi azaltan, ne olduğu tespit edilemeyen bir hastalığın mevcudiyeti görülmüştür.

BAŞKAN – Sayın Karaca, 1 dakika ilave süre veriyorum; toparlayınız.

MELEK KARACA (Devamla) – Geçen sene yüzde 40-50 olan randıman bu sene yüzde 30-40’a düşmüştür. Osmancık Ziraat Odası Başkanı, iki seneden beri mücadele etmesine rağmen, eski hükümetler zamanında bu işin üzerinde durulmamıştır. Bu mevzuda, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün araştırma yapmasını talep ediyor ve Sayın Bakanımızın da bilgilerine sunuyoruz.

Ayrıca, yine, bu sene, çeltiğin baremi 1 500’den 1 000’e düşürülmüştür. yirmi gün içerisinde, mahsulünü Toprak Mahsulleri Ofisine teslim eden çiftçi, barem düşürülmesinden faydalanamamıştır; yani, ödediği paranın iade farkını alamamıştır. Bu farkın çiftçiye ödenmesini de, Sayın Bakanımızdan, çiftçilerimiz adına hasseten rica ediyorum.

En nihayet, temel besin maddelerinin en önemlisi olan ve kişi başına 6,5 kilo tüketilen pirincin 8 kiloya çıkarılabilmesi, ülkemizin geleceğine hükmedecek sağlıklı nesillerin yetişmesinde önemli bir etken olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MELEK KARACA (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, 1 dakika eksüre verdim...

MELEK KARACA (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken, çeltik üreticisinin içinde bulunduğu büyük sıkıntıları, Yüce Meclise arz etmeyi, milletimin vekili olarak görev borcu addettiğimi belirtmek istiyorum.

Geçmiş yılların birikimi olan bu noksanlıkların 57 nci hükümetimiz ve onun Sayın Bakanı tarafından, imkânlar nispetinde gündeme alınarak değerlendirileceğine, üreticilerimizin sıkıntılarının giderileceğine inanıyor; bu duygu ve düşüncelerle, Sayın Başkan ve milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Karaca.

Gündemdışı konuşmaya yanıt verecek sayın bakan?.. Yok.

Değerli arkadaşlar, Başkanlığın Genel Kurula sunuşlarına devam ediyoruz.

(10/57,24,28,29,50,90,91) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/57, 24, 28, 29, 50, 90, 91) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici
Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/409)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 1.12.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış ve kullanılan (11) adet oy pusulasının tasnifi sonucunda aşağıda ad ve soyadı belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sağlam

Kahramanmaraş

Komisyon Geçici Başkanı

Başkan : Mustafa Gül (Elazığ) 11 oy

Başkanvekili : M.Salih Yıldırım (Şırnak) 11 oy

Sözcü : Ayşe Gürocak (Ankara) 6 oy

Kâtip : Bozkurt Yaşar Öztürk (İstanbul) 11 oy

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Danışma Kurulunun önerileri vardır; önce okutup işleme alacağım, sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Buyurun:

III. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerileri

Danışma Kurulu Önerisi

No: 27 Tarih: 1.12.1999

Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görül-
müştür:

Yıldırım Akbulut

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Aydın Tümen İsmail Köse Abdüllatif Şener

DSP Grubu Başkanvekili MHP Grubu Başkanvekili FP Grubu Başkanvekili

Murat Başesgioğlu Saffet Arıkan Bedük

ANAP Grubu Başkanvekili DYP Grubu Başkanvekili

Öneriler:

1. 2000 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1998 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sıralarında yer alması; Bütçe Görüşmelerine 13.12.1999 Pazartesi günü saat 11.00’de başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil, her gün saat 11.00’den 13.00’e ve 14.00’ten günlük programın tamamlanmasına kadar devam olunması ve görüşmelerin 10 günde tamamlanması önerilmiştir.

2. Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve hükümet adına yapılacak konuşmaların (hükümetin sunuş konuşması hariç) birer saat (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10’ar dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

3. Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 14 turda tamamlanması, 14 üncü turun bitiminden sonra bütçe kanunu tasarılarının maddelerinin oylanması önerilmiştir.

4. İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve hükümet adına yapılacak konuşmaların 30’ar dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması, kişisel konuşmalarda her turda İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere, iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı yaptıramaması önerilmiştir.

5. Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin 20 dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

6. Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve hükümete 45’er dakika süreyle söz verilmesi (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri hakkında söz isteyen?.. Yok.

Önerileri tekrar okutup, oylarınıza sunacağım:

Öneriler:

1. 2000 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1998 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sıralarınde yer alması, bütçe görüşmelerine 13.12.1999 Pazartesi günü saat 11.00’de başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri de dahil, her gün saat 11.00’den 13.00’e ve 14.00’ten günlük programın tamamlanmasına kadar devam olunması ve görüşmelerin 10 günde tamamlanması önerilmiştir.

BAŞKAN – 1 inci öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci öneriyi okutuyorum :

2. Başlangıçta Bütçenin tümü üzerinde gruplar ve hükümet adına yapılacak konuşmaların (hükümetin sunuş konuşması hariç) birer saat (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir) kişisel konuşmaların 10’ar dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü öneriyi okutuyorum :

3. Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 14 turda tamamlanması, 14 üncü turun bitiminden sonra Bütçe Kanunu Tasarılarının maddelerinin oylanması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

4 üncü öneriyi okutuyorum :

4. İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve hükümet adına yapılacak konuşmaların 30’ar dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir) kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması; kişisel konuşmalarda her turda İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı yaptıramaması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

5 inci öneriyi okutuyorum :

5. Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin 20 dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

Diğer öneriyi okutuyorum :

6. Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve hükümete 45’er dakika süreyle söz verilmesi (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir) İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Bütçe Kanunu Tasarılarının görüşmelerinde söz kaydının yapılacağı gün ve saat, Başkanlıkça, Genel Kurulda ayrıca ilan edilecektir.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in depremzedeler için İstanbul Valiliğince başlatılan yardım kampanyasında toplanan paraya ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/193)

BAŞKAN – 1 inci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, depremzedeler için İstanbul Valiliğince başlatılan yardım kampanyasında toplanan paraya ilişkin, İçişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.

Soru, İçtüzük gereği, yazılı soruya çevrilmiştir.

2. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/195)

BAŞKAN – 2 nci sırada yer alan, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin, Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu saygılarımla arz ederim.

Veysel Candan

Konya

Basında çıkan haberlerden, Bakanlığınız Teftiş Kurulu Başkanı Âkıl N. Altınişler’in özellikle Karayolları ile ilgili ticarî sır niteliğindeki çok gizli dosyaları evinde sakladığı, bu sebeple de görevinden alındığı, ayrıca, eşinin, Kamuran Çörtük’ün Özel Kalem Müdürlüğünü yaptığı anlaşılmaktadır.

Bu sebeple;

1. Görevden alınan Teftiş Kurulu Başkanının evinde bulunan gizli dosyalar hangi ihalelerle ilgili ve kimlere aittir?

2. Ticarî sır niteliğindeki bu çok gizli dosyalar, nasıl oluyor da Teftiş Kurulu Başkanının evine gidebiliyor?

3. Söz konusu şahısla ilgili, görevden almanın dışında başka bir işlem yapıldı mı?

4. Evde bulunan dosyalardaki ihaleleri yenilemeyi düşünüyor musunuz?

5. Saklanan bu dosyalardaki usulsüzlüklerin muhataplarıyla ilgili şimdiye kadar nasıl bir işlem yaptınız veya yapacaksınız?

6. Usulsüzlük yapan firmalarla ilgili, bundan sonraki ihalelere katılma yasağı getirecek misiniz?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere, Bayındırlık ve İskân Bakanına vekâleten Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika. (MHP sıralarından alkışlar)

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hemen sorunun cevabını arz ediyorum.

Bakanlığımız eski Teftiş Kurulu Başkanı Âkıl N. Altınişler tarafından, kısmen asılları ve kısmen de fotokopilerinin evine götürüldüğü, daha sonra 1.7.1999 tarihinde bavullara doldurulmuş halde getirilerek, Bakanlığımızın, Necatibey Caddesindeki ekbinasının bodrum katında bulunan, miadı dolmuş evrakların saklandığı arşiv odasına boşaltıldığı, Bakanlığımız müfettişlerince muhtelif tarihlerde yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda tespit edilmiştir.

Söz konusu dosyalar, salt ihalelere konu olan dosyalardan ibaret olmayıp, bir kısmı ihalelerle ilgiliyken, bir kısmıysa bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilatlarındaki muhtelif uygulamalarla, şahısları konu alan inceleme ve soruşturma raporları ve bunlara ilişkin yazışma konularıdır. Bunları açıklamak gerekirse; bunlardan 33 adedi, Karayolları Genel Müdürlüğünün otoyol ve diğer ihaleleriyle, bunlara ilişkin diğer uygulamalarını; 8 adedi, Devlet Su İşleri ihale ve uygulamalarını; 2 adedi, İller Bankası ihale ve uygulamalarını; 15 adedi, bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatındaki usulsüzlük iddialarını; 2 adedi, bakanlığımız personeli hakkındaki mal varlığı soruşturmasını; 2 adedi, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporlarıyla ilgili incelemeleri; 2 adedi, önceki sayın bakan hakkındaki şikâyetleri; 6 adedi, muhtelif şikâyetlere konu olan raporlardır.

Adı geçen kişi, yapılan soruşturmalarda, söz konusu dosyaları, 1990 yılından itibaren peyderpey evine götürdüğünü itiraf etmiştir; ancak, devletin arşivinde bulunması gereken bu belgelerin, adı geçenin evine götürülmesinin, gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa gerekse bakanlığımız Arşiv Hizmetleri Yönetmeliğine aykırılığı sebebiyle, böylesine bir anlayış sergileyen kişinin, teftiş kurulu gibi, özellik arz eden bir birimin başında bulunmasının sakıncaları düşünülerek, görev yeri değiştirilmiştir.

Bunun ardından 4 başmüfettiş, 1 müfettişten teşkil olunan bir kurula yaptırılan inceleme sonucunda, kişinin bu eyleminin suç teşkil ettiği belirlenmiş ve bunun üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 C/a maddesi uyarınca aylıktan kesme cezasıyla tecziye edilmiştir.

Ayrıca, 1 müsteşar yardımcısı ve 2 başmüfettişten oluşan bir kurul marifetiyle yapılan soruşturma sonucunda, adı geçenin, Türk Ceza Kanununun 275 inci maddesi gereğince lüzumu muhakeme istemiyle hakkında düzenlenen fezleke de Danıştay Başkanlığına intikal ettirilmiş olup, dava derdesttir.

Adı geçen tarafından, peyderpey babasının evine götürülen dosyalarla ilgili olarak yapılan inceleme ve soruşturmaları yapan başmüfettişlerce düzenlenen raporlarda önerildiği gibi, gereken işlemler yapılmış ve bundan böyle de işlem yapılmaya devam edilecektir.

Bunun yanı sıra, daha önceki dönemlerde görev yapan sayın bakanlar zamanında sonuçlanan bu raporlarda usulsüzlükleri tespit edilen memurlar hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Türk Ceza Kanunu doğrultusunda idarî ve adlî işlemler yapılarak, özel ve tüzelkişilerle ilgili olarak cumhuriyet başsavcılıklarına gerekli suç duyurularında bulunulmuş olup, ihalelere katılma yasakları getirilmiştir.

Arz eder, Yüce Heyetinizi tekrar saygıyla selamlarım. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

3. – Balıkesir Milletvekili Tamer Kanber’in, Edremit’e zeytinyağı borsası kurulup kurulmayacağına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/196)

BAŞKAN – 3 üncü sırada yer alan, Balıkesir Milletvekili Sayın Tamer Kanber’in, Edremit’e zeytinyağı borsası kurulup kurulmayacağına ilişkin, Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Soru, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya dönüştürülmüş olup, gündemden çıkarılmıştır.

4. – Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, şekerpancarı alımı ve satışına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/197)

BAŞKAN – 4 üncü sırada yer alan, Konya Milletvekili Sayın Özkan Öksüz’ün şekerpancarı alımı ve satışına ilişkin, Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soru önergesini cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Soru önergesi, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya dönüştürülmüş olup, gündemden çıkarılmıştır.

5. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, YAY-SAT A.Ş. ve Birleşik Basın Dağıtım A.Ş.’nin dağıtım tekeli oluşturdukları iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/198)

BAŞKAN – 5 inci sırada yer alan, Ankara Milletvekili Sayın Zeki Çelik’in YAY-SAT A.Ş. ve Birleşik Basın Dağıtım A.Ş.’nin dağıtım tekeli oluşturdukları iddiasına ilişkin, İçişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi de, diğerleri gibi, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya dönüştürülmüş ve gündemden çıkarılmıştır.

6. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfükâr İzol’un, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kalkınmasını sağlamaya yönelik önlemlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/201)

BAŞKAN – 6 ncı sırada yer alan, Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol’un, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kalkınmasını sağlamaya yönelik önlemlere ilişkin, Başbakandan sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soru önergesini cevaplandıracak Sayın Başbakan veya yerine cevap verecek Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi de, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya dönüştürülmüş ve gündemden çıkarılmıştır.

7. – Giresun Milletvekili Hasan Akgün’ün, fındık stoklarına ve alımlarına ilişkin Sanayi ve TicaretBakanından sözlü soru önergesi (6/204)

BAŞKAN – 7 nci sırada yer alan, Giresun Milletvekili Hasan Akgün’ün, fındık stoklarına ve alımlarına ilişkin, Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soru önergesini cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi de, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya dönüştürülmüş ve gündemden çıkarılmıştır.

8. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankasının yapmış olduğu Sinanoba ve Mimaroba konutları girişine yapılacak üstgeçide ilişkin Bayındırlık ve İskânBakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/209)

BAŞKAN – 8 inci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankasının yapmış olduğu Sinanoba ve Mimaroba konutları girişine yapılacak üstgeçide ilişkin, Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soru önergesini yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 14.10.1999

Ahmet Güzel

İstanbul

Soru:

İstanbul Mimarsinan Belediyesi hudutları içinde bulunan Sinanoba ve Mimaroba adında, Emlak Bankasının yapmış olduğu 10 000 konutluk projenin girişine (E-5 üzerine) yapılacak olan yonca yaprağı şeklindeki üst geçidin ne zaman yapılması düşünülmektedir?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz; buyurun.

Süreniz 5 dakika.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel)– Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hemen arz ediyorum:

Karayolları 1 inci Bölge Müdürlüğünün devlet yolları ağındaki D-100 yolu üzerinde bulunan ve Emlak Bankasınca yaptırılan Mimaroba ve Sinanoba konutlarıyla, aynı yörede bulunan diğer konutlara hizmet verecek olan köprülü kavşakla ilgili olarak, Emlak Bankasıyla Karayolları Genel Müdürlüğümüz arasında 1997 yılı içerisinde bazı yazışmalar yapılmıştır; lakin, bugüne kadar herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır.

Söz konusu köprülü kavşağın projelendirilerek yapılabilmesi için 1999 yılı birim fiyatlarıyla 2,6 trilyon Türk Lirası gerekmektedir. Bu sebeple, kavşağın mevcut bütçe imkânlarıyla yaptırılması şimdilik mümkün görülmemektedir. Ancak, Karayolları Genel Müdürlüğümüzün 1999 yılı yatırım programında bulunmayan bu köprülü kavşağın yapımının ileriki yıllar yatırım programına alınması ve gerekli ödeneğin de temin edilmesi veya yapım işinin protokollü olarak Emlak Bankasınca üstlenilmesi durumunda yapılması mümkün olabilecektir.

Ayrıca, köprülü kavşak yapılıncaya kadar aynı yere geçici olarak bir yaya üstgeçidi yapılması hususunda Mimar Sinan Belediyesince, Karayolları 1 inci Bölge Müdürlüğüne müracaatta bulunulmuştur. Dolayısıyla, belediyenin bu talebinin yerine getirilebilmesi için, Karayolları teşkilatımız ile belediye arasında düzenlenecek bir protokol çerçevesinde konunun ele alınmasının uygun olacağı ve geçici üstgeçit yapımı işini de belediyenin üstlenmesi halinde sorunun çözüleceği düşünülmektedir.

Arz eder, Yüce Heyetinizi tekrar saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Böylece, 8 inci sıradaki soru cevaplandırılmıştır.

9. – Ordu Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı’nın, Ordu İli ve Fatsa İlçesi Devlet hastanelerinin baştabiplerinin görevden alınış nedenlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/211)

BAŞKAN – 9 uncu sırada yer alan, Ordu Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı’nın, Ordu İli ve Fatsa İlçesi devlet hastanelerinin baştabiplerinin görevden alınış nedenlerine ilişkin, Sağlık Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi de, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya dönüştürülmüş ve soru, gündemden çıkarılmıştır.

10. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, afete maruz kalan belediyelerin İller Bankasından aldıkları paya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/217)

BAŞKAN – 10 uncu sırada yer alan, Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, afete maruz kalan belediyelerin İller Bankasından aldıkları paya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorulardan oluşan soru önergemin Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

M. Zeki Çelik

Ankara

1. 6 Ağustos 1999 tarihli 23778 sayılı Resmî Gazatede yayımlanan 99/13136 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen, 1998 yılı içinde afete maruz kaldıkları gerekçesiyle 337 adet il, ilçe ve belde belediyesinin İller Bankasından aldıkları payların 1-3 kat artırılmasında hangi kıstaslar göz önünde bulundurulmuştur?

2. Bu kararda adı geçen 337 belediyeden hangileri 1998 yılı içinde tabiî afete maruz kal-
mıştır?

3. Ankara’nın Etimesgut ve Yenikent Belediyeleri afet yardımı alırken, Sincan Belediyesi niçin afet yardımı almamıştır? Yine, Ankara’nın diğer belediyelerinden, niçin sadece MHP’li belediyelerin İller Bankasından aldıkları paylar 2-3 kat artırılmıştır?

4. Hiç afete maruz kalmadığı halde, afete maruz kalmış gibi gösterilen ve İller Bankası payları artırılan kaç belediye vardır ve bu belediyelerden hangileri iktidar ortağı partilere aittir?

BAŞKAN – Soru önergesini cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz; buyurun.

Süreniz 5 dakika efendim.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri;
1 inci sorunun cevabını arz ediyorum. Sözü edilen kararnamede belirtilen gelir payı çarpım katsayıları, belediyelerin gelir kayıplarını telafi etmek amacıyla ve belediyelerin sahip oldukları alt ve üstyapılardaki hasarların onarımı için gereken bedeller üzerinden, aşağıdaki formüle göre hesaplanmaktadır:

Gelir payı çarpım katsayısı = Belediyelerin hasar toplamı : Belediyenin 1999 yılı tahmini payı + 1

Yapılan hasar tespitleri ve bunun sonucunda yukarıdaki formüle göre belirlenen katsayılar, yalnızca belediyelere ait alt ve üstyapı tesislerinde meydana gelen hasarlar dikkate alınarak belirlenmiştir.

2 nci sorunun cevabı: Tabiî afet nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelere yapılacak yardımlara dair karar uyarınca, “deprem, su baskını, heyelan, çığ, kaya düşmesi, taşkın, fırtına gibi afetler nedeniyle 1998 yılı içinde gelir kaybına ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerin 2.2.1981 tarihli ve 2380 sayılı Kanuna ve bütçe kanunundaki hükümlere göre tahakkuk edecek payları, 1999 yılının 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 nci aylarında tespit edilen katsayılarla çarpılarak artırılır.” hükmüne istinaden, “1999 yılının son altı ayı içerisinde belirlenen bu miktarlar, takip eden yıllar için yeniden belirlenir.” hükmü gereğince, 24.12.1998 tarih ve 98/12228 sayılı, 29.01.1999 tarih ve yine 99/12375 sayılı kararnameler yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu sebeple, İller Bankası belediye payları ve 6 Ağustos 1999 tarih ve 23778 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 99/13136 sayılı karar esasları çerçevesinde, herhangi bir siyasî parti ayırımı gözetilmeksizin, tamamen belediyelerin nüfus kriterleri ve içinde bulundukları imkânsızlıklar ile altyapı ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılmıştır.

3 üncü sorunun cevabı: Belediyelerin, İller Bankası Genel Müdürlüğümüzden aldıkları belediye paylarının dağıtımı, tamamen, Bakanlar Kurulumuzun yetkisi dahilinde bulunmaktadır.

Ayrıca, belediye paylarının dağıtımıyla ilgili değerlendirme ve uygulamalar, bu hususta çıkarılan kanun hükmünde kararnameler çerçevesinde yapıldığından, Milliyetçi Hareket Partili belediyelerin paylarının, diğer belediyelere oranla, 2-3 kat arttığı iddiası doğru değildir.

4 üncü sorunun cevabı: İller Bankasınca, belediye payları artırılırken, öncelikle, belediyelerin talepleri ve içinde bulundukları imkânsızlıklara bağlı ihtiyaçları ölçüsünde yardımlar yapılmaktadır. Her ne kadar, değerlendirmeler, Bakanlığımızca yapılıyor gibi gözükse bile, bu konuda nihaî kararı veren merci, Bakanlar Kurulumuzdur.

Dolayısıyla, Bakanlığım olarak, hangi belediye, hangi siyasî partiye aittir, buna göre yardım yapılsın yaklaşımı ve düşüncesi içerisinde bulunulmamıştır.

Ayrıca, örnek vermek gerekirse; 15 Ekim 1999 tarih ve 23847 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan tebliğ uyarınca, deprem bölgesi kapsamında değerlendirilen belediyelerin gelir payı çarpım katsayılarına göre İller Bankasından aldıkları payların, siyasî partiler bazında maddî portesi şöy-
ledir:

DSP’li belediyeler, 10 152 694 573 lira; MHP’li belediyeler, 894 609 693 047 Türk Lirası; Fazilet Partili belediyeler, 5 676 190 505 769 Türk Lirası; DYP’li belediyeler, 608 427 689 797 Türk Lirası; ANAP’lı belediyeler, 1 463 241 280 714 Türk Lirası; Demokrat Partili belediyeler, 10 152 694 570 Türk Lirası; bağımsız belediyeler, 9 937 663 276 Türk Lirasıdır.

Arz eder, Yüce Heyetinizi tekrar, saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Soru cevaplandırılmıştır.

11. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun SSK Hastanesinin sağlık personeli ihtiyacına ve yeni hastane binasının ihalesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/218)

BAŞKAN – 11 inci sırada yer alan, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun SSK Hastanesinin sağlık personeli ihtiyacına ve yeni hastane binasının ihalesine ilişkin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmesine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

12. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, borsa şirketlerinden Kepez Elektriğin yaptığı işlemlere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/219)

BAŞKAN – 12 nci sırada yer alan, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, borsa şirketlerinden Kepez Elektriğin yaptığı işlemlere ilişkin, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesinin görüşmesine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

13. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, borsada yasadışı işlemler yaptığı iddia edilen iki firmaya ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) sözlü soru önergesi (6/220)

BAŞKAN – 13 üncü sırada yer alan, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, borsada yasadışı işlemler yaptığı iddia edilen iki firmaya ilişkin, Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmesine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

14. – İstanbul Milletvekili Osman Yumakoğulları’nın, 17 Ağustos depreminde İstanbul İlinde meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/221)

BAŞKAN – 14 üncü sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Osman Yumakoğulları’nın 17 Ağustos depreminde İstanbul İlinde meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Osman Yumakoğulları

İstanbul

17 Ağustos Marmara depremi sonucunda İstanbul İlinde ve özellikle Avcılar İlçesinde büyük hasar meydana gelmiş ve birçok vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Soru 1. Deprem sonucu bizzat İstanbul’da vefat eden vatandaşlarımızın sayısı kaçtır? Yaralı vatandaşlarımızın sayısı kaçtır?

Soru 2. Deprem sonucunda evleri hasar gören vatandaşlarımızın, yaklaşan kış mevsimine karşı acil olarak alınan tedbirler nelerdir; açıklar mısınız?

Soru 3. Deprem sonucu İstanbul’da hasar gören binaların sayısı kaçtır? Hasarlı ve evi yıkılmış vatandaşlarımızla ilgili şu ana kadar hükümetin yaptığı yardımlar nelerdir; ayrı ayrı açıklar
mısınız?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz.

Buyurun Sayın Bakan.

Süreniz 5 dakika.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; birinci sorunun cevabını arz ediyorum: Marmara deprem felaketi sonrasında İstanbul İlinde vefat eden vatandaşlarımızın sayısı 981’dir. Yaralı vatandaşlarımıza ait sayısal veriler; Marmara deprem bölgesi genelinde 43 953 olarak tespit edilmiş olup, yaralılar için illere göre ayrı bir istatistikî değerlendirme yapılmamıştır; çünkü, yaralıların birçoğu İstanbul’a başka yerlerden taşındığı için buna mecbur kalınmıştır.

İkinci sorunun cevabı: Konutları yıkık, ağır ve orta hasarlı depremzedeler için kira yardımı aylık 100 000 000 Türk lirası ve bir yıl sürelidir. Kışa dayanıklı çadırlar, geçici iskân için prefabrike konutlar, resmî kurum ve kuruluşların misafirhanelerinde barınma gibi dört alternatif depremzedelerin hizmetine sunulmuştur.

Devlet İstatistik Enstitüsüne yaptırılan anket sonuçları dikkate alınarak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca 26 000 prefabrike konut ihale edilmiştir. Konutlar, en az 30 metrekare olarak, 2 oda, tuvalet ve banyodan oluşacaktır. Konutların bir kısmı depremzede vatandaşlarımıza teslim edilmiş olup, tamamının, en geç 30.11.1999 tarihinde bitirilmesine çalışılacaktır.

Prefabrike konut yapmak isteyen vatandaşlarımız ile özel kuruluşlardan müracaatta bulunanlara yer teslimi yapılmıştır. Konutların dağıtımı, deprem bölgesi valiliklerince yapılmaktadır.

Üçüncü sorunun cevabı: İstanbul İlinde, 29.11.1999 tarihi itibariyle, yıkık ağır konut sayısı
3 073, işyeri sayısı 532; orta hasarlı konut sayısı 13 339, işyeri sayısı 1 999; az hasarlı konut sayısı 12 455, işyeri 1 239’dur. Ayrıca, çökertilen bina sayısı 7, çökertilecek bina sayısı 42, enkazı kaldırılan bina sayısı 76 olup, halen, çalışmalar sürdürülmektedir.

Hükümetimiz ve Bakanlığımız olarak, bugüne kadar deprem bölgesinde yapılan çalışmalar ana hatlarıyla şöyledir:

Hasar tespit çalışmaları tamamlanmıştır.

Enkaz kaldırma, yıkım işleri yapılmaktadır.

Altyapı çalışmaları yapılmaktadır.

Prefabrike geçici iskân konutlarının yapımı devam ediyor, en geç 30.11.1999 tarihinde teslim edilecektir.

Kalıcı konutlar için hak sahipliği ve yer seçimi çalışmaları devam etmektedir.

Deprem fay hattı aktivitesini izleme ve etüt çalışmaları devam ediyor.

Deprem bölgelerine acil yardım ödeneği olarak, bugüne kadar, toplam 1,3 trilyon Türk Lirası gönderilmiş olup, bunun illere göre dağılımı şöyledir: Kocaeli 330 milyar, İstanbul 145 milyar, Bursa 20 milyar, Sakarya 485 milyar, Bolu 90 milyar, Yalova 155 milyar, Eskişehir 35 milyar, Aydın 10 milyar, Zonguldak 30 milyar Türk Lirasıdır.

Diğer taraftan, her hak sahibi olan afetzede vatandaşlarımıza, bir yıl süreyle, seyyanen
100 000 000 Türk Lirası kira yardımı; vefat eden kişilerin birinci derecedeki yakınlarına her can kaybı için 750 000 000 Türk Lirası, birinci derece sakatlık için 500 000 000 Türk Lirası, ikinci derece sakatlık için 300 000 000 Türk Lirası; konutları az hasarlı olarak tespit edilenlere, kiracı ya da mal sahibi olduğuna bakılmaksızın, bir defaya mahsus olmak üzere 600 000 000 Türk Lirası onarım ve barınma yardımı yapılmaktadır. Ayrıca, 7269 sayılı Yasa uyarınca, Bakanlığımızın yaptığı hasar tespitlerine göre, işyerleri yıkık ve ağır hasarlı olanlara 500 000 000 Türk Lirası, işyerleri orta hasarlılara 350 000 000 Türk Lirası ve işyerleri az hasarlı olanlara da 200 000 000 Türk Lirası, karşılıksız işyeri yardımı yapılmaktadır.

Bunların yanı sıra, Bakanlığımızca yayımlanan 30 Ekim 1999 tarih ve 1999/11 sayılı ge-
nelge uyarınca, köylerde hak sahibi olup kendi arsaları üzerine evini yapanlara yardım kredisi
3 500 000 000 Türk Lirası, il ve ilçe merkezlerinde hak sahibi olup da, bu merkezlerde ve beldelerde kendi arsalarına ev yapmak isteyen veya konut satın almak isteyen hak sahibi ailelere, pursantaj esasına göre 6 milyar Türk Lirası, bu sunulan alternatif yardımı kabul etmeyen ailelere de, konutları, Bakanlığımızca inşa ettirilerek teslim edilecektir.

Orta hasarlı konut sahiplerinden; köylerde yaşayanlara 1 500 000 000 Türk Lirası, il ve ilçe merkezlerinde bulunanlara 2 milyar Türk Lirası takviye ve onarım yardımı yapılacaktır.

Arz eder, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

15. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, bazı illerdeki hayvan pazarlarının kapatıldığı iddialarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/222)

BAŞKAN – 15 inci sırada yer alan, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, bazı illerdeki hayvan pazarlarının kapatıldığı iddialarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

16. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı bazı köylerin telefon ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/223)

BAŞKAN – 16 ncı sırada yer alan, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı bazı köylerin telefon ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasına delalet etmenizi saygılarımla arz ederim.

Mustafa Niyazi Yanmaz

Şanlıurfa

Şanlıurfa İlimizin pek çok köyünde ya telefon yoktur ya da telefon şebekeleri olduğu halde, arızalı olup hizmet verememektedir.

1. Şanlıurfa İlimizde telefonu olmayan köyler ne zaman telefona kavuşturulacak?

2. Mevcut arızalar ne zaman giderilecektir?

BAŞKAN – Soru önergesini cevaplandırmak üzere Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz; buyurun.

Süreniz 5 dakikadır.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa İlinde, 1999 yılında 20 merkezde 7 131 hatlık santral servise verilmiş olup, 31 merkezde 8 989 hatlık santralın da servise verilme çalışmaları devam etmektedir.

Ayrıca, yaklaşık 70 merkezde daha kırsal santrala ihtiyaç bulunmakta olup, 2000 yılı içerisinde yapılacak şebeke ve transmisyon yatırımlarına paralel olarak karşılanmaya çalışılacaktır.

Meydana gelen arızalarla ilgili olarak, 3 kişiden oluşan heyete mahallinde bir inceleme yaptırılmış; yaptırılan inceleme sonucunda, köy irtibatını sağlayan kabloların çoğunluğunun havaî olarak tesis edildiği, havaî kablolara meçhul şahıslarca devamlı hasar verildiği, yörede fıstık ve badem yetiştirildiğinden, ağaçkakan kuşları tarafından kabloların delindiği, aşırı pamuk yüklü araçların da kablolara hasar verdiği; ayrıca, köyler arasında yaşanmakta olan husumet nedeniyle, zaman zaman kabloların kesildiği tespit edilmiştir. Bu tür olumsuzlukların giderilmesi için havaî olan kablolar yer altına alınmaktadır. Devam etmekte olan bu konudaki çalışmalar bitirildiğinde, arızalar giderilmiş olacaktır. Kabloların yer altına alınmasında yeni teknolojiler de kullanılmakta olup, gerekli malzeme ve kablolar mahalline sevk edilmiştir.

Yüce Heyetinize saygıyla sunuyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Soru cevaplandırılmıştır.

17. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İli, Siverek İlçesinde bulunan tarihî eserlerin restorasyonuna ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/224)

BAŞKAN – 17 nci sırada yer alan, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın Şanlıurfa İli Siverek İlçesinde bulunan tarihî eserlerin restorasyonuna ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

18. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı köy yollarına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/225)

BAŞKAN – 18 inci sırada, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı köy yollarına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

19. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı bazı köylerin içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/226)

BAŞKAN – 19 uncu sırada, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa İline bağlı bazı köylerin içmesuyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soru önergesini cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

20. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, buğday üreticilerinin TMO’dan alacaklarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/227)

BAŞKAN – 20 nci sırada, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, buğday üreticilerinin TMO’dan alacaklarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

21. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, pamuk üreticisine ödenen destekleme primine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/228)

BAŞKAN – 21 inci sırada, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, pamuk üreticisine ödenen destekleme primine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

22. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İlindeki din görevlisi açığına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi ve DevletBakanı Hasan Gemici’nin cevabı (6/229)

BAŞKAN – 22 nci sırada, Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İlindeki din görevlisi açığına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Sayın Hüsamettin Özkan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasına delaletinizi saygıyla arz ederim. 20.10.1999

Tevhit Karakaya

Erzincan

1. Erzincan İlinde, halen kaç imam, müezzin, vaiz Kur’an kursu öğretmeni kadrosu bulunmaktadır? Bu kadrolardan kaçı boştur?

2. Diyanet İşleri Başkanlığına ait boş kadroların doldurulması için bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?

3. Boş bulunan kadroların doldurulmamasından dolayı, vatandaşların bu konudaki ihtiyaçlarının ortaya çıkardığı sorunlar nelerdir?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici; buyurun.

Süreniz 5 dakika Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzincan Milletvekili Sayın Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İlindeki din görevlisi açığına ilişkin sözlü soru önergesini cevaplamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Erzincan İli ve ilçelerinde, halen, 491 imam hatip, 79 müezzin kayyım, 12 vaiz ve 15 adet Kur’an kursu öğreticisi kadrosu bulunmaktadır. Bunlardan, 92 imam hatip,
10 müezzim kayyım, 8 vaiz ve 3 adet Kur’an kursu öğreticisi kadrosu boş bulunmaktadır. Kadrosu bulunmayan cami sayısı ise 25’tir.

Ülkemizde ve bu arada Erzincan İlimizde boş bulunan kadrolara atama yapılması çalışmaları devam etmektedir. Atama izinlerinin alınmasını müteakip, 17.10.1999 tarihinde yapılan devlet memurluğu sınavında başarılı olanların açıktan atanması suretiyle bu kadro açıkları kapatılacaktır.

Bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Buyurun Sayın Karakaya.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Sayın Başkanım, bir takvim verebilecekler mi Sayın Bakanımız?

BAŞKAN – Bir takvim soruyorlar...

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Şu anda bir takvim veremiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bakan, şu anda takvim veremediklerini ifade ediyorlar Sayın Karakaya.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Üç senedir takvim yok zaten; takvimler askıya kaldı!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) – Ajanda versinler efendim!

BAŞKAN – “Takvim yoksa ajanda kullanın” diyor arkadaşımız.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkanım, bu kadro açıkları uzun süredir devam etmektedir. Sayın Tevhit Karakaya’nın da mensubu olduğu Refah Partisinin ortak olduğu Refahyol hükümeti sırasında da bu kadro açıkları vardı. Bunu, sayın milletvekillerimizin takdirine sunuyorum.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Efendim, Ramazan yaklaşıyor...

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Samsun) – Biz, bu kadro açıklarının kapatılması için... Diğer bakanlıklarımızın da kadro talepleri vardır; Maliye Bakanlığı, diğer bakanlıklar nezdinde çalışmaya devam etmektedir.

BAŞKAN – Sayın Bakan, daha önceden bu yana -54 üncü, 55 inci, 56 ncı hükümetler döneminde de- bu kadro açıklarının bulunduğunu ifade etti; bunların doldurulması için çalışmaların sürdüğünü, sadece bugünün bir kusuru olmadığını, geçmişten beri süregeldiğini ifade etti. Bunda bir eksiklik yok.

Diğer kısmı da, tabiî, Sayın Bakan, vekâleten yanıtladı. Sanıyorum, diğer bakanlıklarda da kadroların eksik olduğunu, en kısa sürede doldurulması için devlet memurları sınavı yapıldığını, bu sınavı takiben de gerekli atamaların yapılacağını ifade etti.

Yanlış anlatmadım değil mi Sayın Bakan?

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, ben, bir ayrıntıyı arz etmek istiyorum...

BAŞKAN – Efendim, soru sahibi siz değilsiniz.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Ama, bu konu herkesi ilgilendiriyor.

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, soru sahibi siz değilsiniz; İçtüzüğe aykırı davranışta bulunmaya gerek yok. Sayın Karakaya tatmin oldu.

Teşekkür ediyorum Sayın Karakaya.

23. – Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan’ın, Antalya-Çandır Beldesi ve civarında meydana gelen dolu afetinden mağdur olan çiftçilere yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/230)

BAŞKAN – 23 üncü sırada yer alan, Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan’ın, Antalya-Çandır Beldesi ve civarında meydana gelen dolu afetinden mağdur olan çiftçilere yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız. (6/230)

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

24. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, bazı hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesinin gerekçesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi ve AdaletBakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (6/231)

BAŞKAN – 24 üncü sırada yer alan, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, bazı hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesinin gerekçesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz. (6/231)

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularıma Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk’ün sözlü olarak cevap vermesini delaletlerinize arz ederim.

Musa Uzunkaya

Samsun

1. Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencisi ve başörtüsü mağduru Esra Ege’nin idare aleyhine açtığı davada, davacı lehine karar vererek üniversiteyi tazminata mahkûm eden Samsun Bölge İdare Mahkemesi Üyesi Cafer Ergen ve,

2. Bursa’da İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin başörtülü olarak derslere girmesine ilişkin açılan davada öğrencilerin başörtülü olarak derslere devam edebileceği yönünde karar veren 2. İdare Mahkemesi Başkanı Sabri Ünal ve üye M. Ali Ceren ile,

3. Gülhane Askerî Tıp Akademisi eğitim yılı açılış töreninde Tuğgeneral Yalçın Işımer’in, İstiklal Marşı şairi M. Akif Ersoy hakkında söylediği sözler nedeniyle suç duyurusunda bulunan Antakya Cumhuriyet Savcısı Ali Karcı’nın başka illere tayin edilmelerinin gerekçeleri nedir?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Adalet Bakanımız Sayın Hikmet Sami Türk; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya’nın, okunan sözlü soru önergesini cevaplandırmak üzere söz almış bulunuyorum.

Bilindiği üzere, hâkim ve savcılar hakkındaki atama, nakil, terfi gibi özlük işlemlerinin tamamı Anayasanın 159 uncu maddesi gereğince Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yürütülmektedir. Hâkim ve savcıların atama ve nakilleri 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 35 inci maddesi ile 2461 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun 19 uncu maddesine göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca hazırlanan Hâkimler ve Cumhuriyet Savcıları Hakkında Uygulanacak Atama ve Nakil Yönetmeliği ile İdarî Yargı Hâkim ve Savcıları Hakkında Uygulanacak Atama Yönetmeliğinde belirlenen esaslar çerçevesinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılmaktadır.

Atamalarda, kişilerin daha önce görev yaptıkları yer ve bölgeler, terfi ve sicil durumları, mazeretleri ve hizmet gerekleri birlikte değerlendirilmektedir. Soru önergesinde sözü edilen kişiler, anılan mevzuat hükümleri gereğince, bölgelerindeki asgarî çalışma sürelerini tamamladıklarında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca çıkarılan 15.10.1999 tarih ve 59 sayılı, 18.10.1999 tarih ve 61 sayılı kararnamelerle sicil ve kıdemlerine uygun bölgelere atanmışlardır. Yapılan atamalar, ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun bulunmaktadır.

Saygıyla bilgilerinize arz ederim. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Uzunkaya.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Ben, Sayın Bakanıma teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, ilgili kanunlar, 2802 ve 2465 sayılı Yasalara atıfta bulunarak ilgili savcı ve hâkimlerin görevlerinden alınmasının yasaya bağlı olduğunu söylediler; ama, çok enteresandır, bu savcı ve hâkimler, yaptıkları bu uygulamaların akabinde ve tayin sezonunun dışında alınmışlardır. Mesela, birisi onuncu ayın 20’sinde. Tayinle alakası yok. Çocukları okula başlamış. Samsun’da onurla hizmetini yürütmekte olan ve bu yıl -kendileriyle de görüşüldü- tayin beklemeyen bir zeminde alınmışlardır. Bu olaylar, verdikleri kararların akabinde, Sayın Bakanım tarafından olmasa bile, kurum tarafından bir şekilde cezalandırıldığı intibaını kamuoyuna vermiştir.

Üçünün de kararları kamuoyu tarafından takdir görmüş; hukuksuz uygulamalara, üniversitelerin uygulamalarına hukukî ölçüler içerisinde cevap veren bu idare mahkemesi ve mahkeme üyeleri, maalesef, hemen açıklamaların akabinde alınmıştır. Burada bir siyasî tasarruf olduğu izlenimi verilmektedir. Hatta, dünden beri, Nuh Mete Yüksel’le ilgili, ilgili hâkimlerin veyahut da müfettiş olarak görevlendirilen şahısların raporları da, aynı şekilde, mevzuata uygun olarak bir sonuç verecektir diye umuyoruz ve bekliyoruz.

Ben, Bakana teşekkür ediyorum; ama, açıklamasından tatmin olmadığımı, kamuoyunun da tatmin olmadığını zannettiğimi ifade ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Bakanım.

ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğim cevap, Sayın Uzunkaya’nın sözlü soru önergesini karşılamaktadır. Bunun dışında, yapılan işlemde herhangi bir maksat aramak yersizdir.

Atamalar, normal zamanda yapılmıştır. Bu kararnameleri belirttim. Bunlar istisnaî kararnameler değildir ve Sayın Uzunkaya’nın işaret etmek istediği gibi herhangi bir siyasî amaç söz konusu değildir. Bu atamalar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılmıştır ve belirtilen mevzuat çerçevesinde işlem yürütülmüştür. Herkes hakkında da mevzuat çerçevesinde öngörülen işlemler yapılacaktır. Kimse için istisnaî bir işlem yapılması söz konusu değildir.

Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım. Zaten, zatıâlinizin Bakanlığında sizin siyasî bir tasarrufunuz kesinlikle söz konusu değildir; bunu biliyoruz.

Teşekkür ediyoruz Sayın Bakanım. (FP sıralarından alkışlar [!])

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, fazla yorum getiriyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Bakanın Bakanlığında...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Siz, tarafsızlığınızı zaman zaman zedeliyorsunuz efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Çelik...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Çelik değilim...

BAŞKAN – Sayın Bakandan mustarip olanlardan birisi de benim; onu, o anlamda söyledim.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Bakanımın açıklamasını, Nuh Mete Beyle ilgili...

BAŞKAN – Efendim, burada bulunmayan bir şahısla ilgili beyanda bulunmayın lütfen...

MUSA UZUNKAYA (Samsun)– Ben, burada bulunmayanlarla ilgili soru sordum beyefendi. Ben, bir hâkim ve savcıyla...

BAŞKAN – İfadenizi düzeltiniz; beyefendi meyefendi şeklinde konuşmayınız. Genel Kurulun tavrına uygun davranın önce.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, sözümü geri alıyorum, özür diliyorum. Yalnız, ben, şunu söylüyorum: Üç savcıyla ilgili soru sordum; onlar burada yok; haklarında bir tasarrufu sordum. Artı, bir ümit olarak, Bakanımın açıklamasını kabul ediyorum “hiç kimse hakkında ayrı bir karar verilmeyecektir” dediler; bunu da bir teminat kabul ediyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – İnşallah... İnşallah... Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, anladığımız anlamda, çağdaş ölçülere uygun bağımsız kararlar verebilir diye düşünüyorum. Benim de bir hukukçu olarak yıllardan beri özlemim, yargı bağımsızlığının sonuna kadar sağlanmasıdır. Hele hele, yasama organından çıkan bir Adalet Bakanı, o Adalet Bakanının başkanlık ettiği bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ben de istemiyorum; ama, mevzuat böyledir; onu da, mevzuata bırakıyorum.

Peki, teşekkür ediyorum arkadaşlar.

25. – İstanbulMilletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankasının deprem bölgesinde bulunan bina ve lojmanlarına ilişkin DevletBakanından (Sadi Somuncuoğlu) sözlü soru önergesi (6/232)

BAŞKAN – Gündemin 25 inci sırasında yer alan, İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankasının deprem bölgesinde bulunan bina ve lojmanlarına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

26. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan özelleştirmelere, devirlere ve özelleştirilecek kurumlara ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) sözlü soru önergesi (6/233)

BAŞKAN – Gündemin 26 ncı sırasında yer alan, İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan özelleştirmelere, devirlere ve özelleştirilecek kurumlara ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

27. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankası GenelMüdürlüğünce yayınlanan bir duyuruya ilişkin Devlet Bakanından (Sadi Somuncuoğlu) sözlü soru önergesi (6/234)

BAŞKAN – Gündemin 27 nci sırasında yer alan, İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, Emlak Bankası Genel Müdürlüğünce yayınlanan bir duyuruya ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

28. – Van Milletvekili Fetullah Gültepe’nin, “Erciş-Muradiye-Çaldıran”, “Çatak-Bahçesaray” ve “Van-Kuskunkıran” yollarına ilişkin Bayındırlık ve İskânBakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/235)

BAŞKAN – Gündemin 28 inci sırasında yer alan, Van Milletvekili Fetullah Gültepe’nin, “Erciş-Muradiye-Çaldıran”, “Çatak-Bahçesaray” ve “Van-Kuskunkıran” yollarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu saygılarımla arz ederim.

Fetullah Gültepe

Van

Soru 1. “Erciş-Muradiye-Çaldıran”, “Çatak-Bahçesaray”, “Van-Kuskunkıran” devlet yollarının yapımı 2000 yılında bitirilecek mi? Yarım kalmış veya yapımına ödenek yetersizliğinden dolayı başlanmamış yolların tamamlanması için 2000 yılı bütçesinde yeterli ödenek tahsisi yapılmış mıdır?

Soru 2. Van İli Güzelsu geçişinde 1999 yılında ödenek yetersizliğinden dolayı herhangi bir faaliyette bulunulmamış, 2000 yılı yatırım programımızda, Güzelsu geçişi için ödenek ayırmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz; buyurun Sayın Bakanım. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; birinci soruyu cevaplandırıyorum: Erciş-Muradiye-Çaldıran yolu, 1990 yılında ihale edilmiş olup, 1.3.1991 tarihinde işe başlanılmıştır. 72 kilometre uzunluğundaki projenin 66 kilometresi asfalt kaplama olarak tamamlanmıştır. Geri kalan 6 kilometrelik yolun tamamlanabilmesi için de, ihtiyaç duyulan 300 milyar Türk Lirası ödenek 2000 yılı bütçesine teklif edilmiştir.

Çatak-Bahçesaray ve Tatvan-Kuzgunkıran projelerine 2000 yılında yeterli ödenek ayrılamamıştır. Ancak, yıl içinde ilave ödenek temin edilebilmesi halinde, söz konusu projelerin yapım çalışmalarına devam edilecektir.

İkinci sorunun cevabını arz ediyorum: Karayolu iyileştirme ve trafik güvenliği projesi detayındaki şehir geçişleri kapsamında yer alan Güzelsu geçişine 2000 yılında yeterli ödenek ayrılamamıştır. Bu iş için yıl içinde yeterli ödenek temin edilebildiği takdirde yapımı mümkün olabilecektir.

Arz eder, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece soru cevaplandırılmıştır.

29. – Van Milletvekili Fetullah Gültepe’nin, Van-Erciş-Çelebibağ Beldesi afet konutlarının altyapı sorunlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/236)

BAŞKAN – Gündemin 29 uncu sırasında yer alan, Van Milletvekili Fetullah Gültepe’nin, Van-Erciş-Çelebibağı Beldesi afet konutlarının altyapı sorunlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soru önergesini cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu, saygılarımla arz ederim.

Fetullah Gültepe

Van

Soru 1. Van İli Erciş-Çelebibağı Beldesi, Van Gölünün yükselmesi sonucu, 1/3’ü sular altında kalmıştır. 130 hak sahibi, afet kapsamında değerlendirilip, konutlarının bir kısmı tamamlanmış, bir kısmının da inşaatları devam etmektedir. Çelebibağı Beldesi afet konutlarının altyapı hizmetleri protokolle belediyeye yaptırılacağı taahhüt edilmiş. Bu taahhüdünüzün yerine getirilmesi için ne gibi çalışmalar yapmaktasınız? Bu afetzedelerin kış gelmeden mağduriyetlerinin giderilmesi hususunda ne gibi önlemler almaktasınız?

BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Van İli Erciş İlçesi Çelebibağı Beldesinde, Van Gölündeki su yükselmesi nedeniyle 130 afet konutu “evini yapana yardım” metoduyla yapılmak üzere, 1997 yılında yatırım programına alınmıştır. Halen, 64 konut bitmiş olup, 20 konutun subasmanı bitmiş, 66 konutun ise yapımına başlanama-
mıştır.

Kaldı ki, 130 afet konutunun proje tutarı 407 500 000 000 Türk Lirasıdır. Bunun
200 125 000 000 Türk Lirası harcanmış, 66 afet konutunun yapımı için 1999 yılında gerekli olan
207 375 000 000 Türk Lirası ödenek Hazineden tahsis edilememiştir.

Söz konusu konutların içmesuyu ve elektrik tesisinin yapılması öngörülmüş, proje ve keşif yapılmak üzere Van Valiliğine talimat verilmiş ise de, Afetler Fonu kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle, şimdilik ödenek ayrılması mümkün olamamıştır. Fon kaynaklarının yeterli olması halinde, ödenek ayrılması yoluna gidilebilinecektir.

Arz eder, Yüce Heyetinizi tekrar saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

30. – Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, Konya İlinin sağlık personeli ve hastane ihtiyacına ilişkin SağlıkBakanından sözlü soru önergesi (6/237)

BAŞKAN – Gündemin 30 uncu sırasında yer alan, Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, Konya İlinin sağlık personeli ve hastane ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlayacağız.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

31. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Hatay İli Erzin-Dörtyol ve İskenderun’daki birikmiş kamulaştırma bedellerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/239)

BAŞKAN – Gündemin 31 inci sırasında yer alan, Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Hatay İli Erzin-Dörtyol ve İskenderun’daki birikmiş kamulaştırma bedellerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Konu: Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda müsaadelerinizi arz ederim.

Saygılarımla.

Namık Kemal Atahan

Hatay

Hatay/Erzin-Dörtyol-İskenderun ve sonrası için kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre, birikmiş kamulaştırma bedelleri ne kadardır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz; buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Toprakkale-İskenderun otoyolunun kesinleşmiş mahkeme kararlarına ait 18.11.1999 tarihi itibariyle 18 876 317 016 000 Türk Lirası tezyidi bedel, 7 361 763 636 000 Türk Lirası faiz farkı olmak üzere, toplam 26 238 080 652 000 Türk Lirası kamulaştırma borcu bulunmaktadır.

Tezyidi bedel ödemeleri, kesinleşmiş Yargıtay kararlarının Karayolları Genel Müdürlüğümüze tebliğ edilen tarihe göre yapılmaktadır. Halen, 24.7.1998 tarihine kadar tebliği yapılan bedeller ödenmiş olup, Hazine Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünden ödenek ve nakit aktarımı sağlandıkça, ödemelere devam edilecektir.

Arz eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Böylece, soru cevaplandırılmıştır.

32. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Kamulaştırma Kanunu uyarınca pazarlıkla satın alma yolunun uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (6/240)

BAŞKAN – Gündemin 32 nci sırasında yer alan, Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Kamulaştırma Kanunu uyarınca pazarlıkla satın alma yolunun uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Konu: Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda müsaadelerinizi arz ederim.

Saygılarımla.

Namık Kemal Atahan

Hatay

Şimdiye kadar kesinleşmiş mahkeme kararları emsal alınarak, Kamulaştırma Kanununun 8 inci maddesi gereğince, devletin zararını önleme amacıyla getirilmiş bulunan pazarlıkla satın alma yolu tercih edilmiş midir? Edilmişse, nereler için pazarlıkla satın alma yapılmıştır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz; buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bakanlığımızca, 7269 sayılı Kanun uygulaması sonucu yapılan kamulaştırmalarda, Afet İşleri Genel Müdürlüğümüzce, öncelikle 2942 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre, mal sahipleriyle anlaşarak satın alma usulüyle yapılması konusunda valiliklere gerekli talimatlar verilmekte; bu maddedeki şartların yerine getirilmesi halinde, kamulaştırmalar bu maddeye göre yapılmakta; şartların bu maddeye uygun olmaması durumunda ise, aynı Kanunun 11 ve 13 üncü maddelerine göre kıymet takdiri yaptırılarak, kamulaştırmalar sonuçlandırılmaktadır.

Daha önce, Afet işleri Genel Müdürlüğümüzce, afet nedeniyle, Adıyaman İli Kâhta İlçe merkezinde, Bİngöl İli Genç İlçe merkezinde, Van İli Çatak İlçe merkezinde, Rize İl merkezinde ve Tokat Merkez Mülk Köyünde 8 inci maddeye göre kamulaştırmalar yapılmıştır.

Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğümüzce de, sadece, 775 sayılı Gecekondu Kanununa göre, yasa amaçlarında kullanılmak üzere, gecekondu önleme bölgesi olarak oluşturulan Ankara-Altındağ-Solfasol ve yine Ulubey-Solfasol gecekondu önleme bölgelerindeki kamulaştırmalarda da pazarlık usulü uygulamasına gidilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğümüzce ise, kamulaştırılmalarına karar verilen taşınmaz malların bedelleri, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinde belirtilen kıymet takdir komisyonlarınca, yine, aynı Kanunun 11 ve 12 nci maddelerine dayanılarak yapılmaktadır.

Takdir edilen bedellere karşılık taşınmaz mal sahiplerince açılan davalar sonucunda kesinleşen mahkeme kararları emsal alınarak, Kamulaştırma Kanununun satın alma usulünü belirleyen 8 inci maddesine göre işlem yapılması halinde, belirlenen kamulaştırma bedellerinin peşin ve nakden ödenmesi gerekmektedir. Bu uygulama, kamulaştırma bedelleri ödenmeyen ve sırasını bekleyen tüm taşınmaz mal ve mülklere emsal teşkil edecek ve diğerleri de aynı uygulamaya tabi tutulmalarını bekleyecektir.

Bu nedenle, kamulaştırma ödeneklerimizin de yetersiz olması sebebiyle, satın alma usulünü belirleyen 8 inci maddenin uygulanması, bugüne kadar mümkün olmamıştır.

Ayrıca, İller Bankası Genel Müdürlüğümüzce, bugüne kadar, merkez ve taşra teşkilatımızın ihtiyacı olan hizmet binası ve eklentilerinin yapımı amacıyla arsa kamulaştırmaları yapılmış, bu kamulaştırmalarda da pazarlık yolu tercih edilmemiştir. Ancak, gerek merkez gerekse taşra teşkilatımızın lojman ve hizmet binası ihtiyacını karşılamak amacıyla, sadece bina satın alınması işinde, İller Bankamız İhale Yönetmeliği hükümlerine göre pazarlık suretiyle uygulama yapılmıştır.

Yapı İşleri Genel Müdürlüğümüz ise, 1985 yılı yatırım programında, Sıvas merkez 100 daireli devlet lojman sitesi arsasına ilave edilmek üzere, mülkiyeti Sıvas Belediyesine ait olan arsa, 2942 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre satın alınmıştır. Ayrıca, yapım işlerini yürüten yatırımcı bir genel müdürlük olduğundan, başka bir kamulaştırma işi yapmamıştır.

Bilgilerinize saygıyla arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.

Bugün, en fazla soru cevaplandıran Sayın Bakan unvanını elde ettiniz; onun için de ayrıca teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, böylece, soru cevaplandırılmış oldu ve soru kısmının sonuna geldik.

Sayın Atahan, bir isteğiniz var mı efendim?

NAMIK KEMAL ATAHAN (Hatay) – Var Sayın Başkanım.

Buyurun.

NAMIK KEMAL ATAHAN (Hatay) – Afet İşleriyle ilgili kamulaştırma bedellerini sormamıştım. Normal kamulaştırmalarda, Kamulaştırma Kanununun 8 inci maddesine göre bir pazarlık yöntemi, satın alma usulü vardır. Devletin zararını önlemek için, önce bilhassa, Karayolları Genel Müdürlüğü, vatandaşla pazarlık yapar; bu pazarlıktan sonra uyuşmadığı takdirde 11 inci madde gereğince kıymet takdiri yolunu tercih eder. Benim sorum Afet İşleriyle ilgili değil, özellikle otoyol kamulaştırma bedelleriyle ilgilidir.

Sayın Bakana bunu arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim; ama, tabiî, kanunu uygulama yönündeki takdir hakkı da idareye aittir. O nedenle, idareyi o yönde icbar edecek bir durum olamaz.

Buyurun Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Maddelerin nasıl uygulanacağı bellidir; dolayısıyla, sorunun cevabı yazılı olarak verilmiştir; ilave bir sorusu varsa, cevabı yine yazılı olarak verilecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakanım.

Değerli arkadaşlar, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işten başlıyoruz.

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER

1. – Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/432) (S. Sayısı : 198) (1)

BAŞKAN – Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde tasarının 9 uncu maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış, madde üzerinde verilen bir önerge kabul edilmiş; ancak, maddenin oylanmasında kalınmıştı.

Şimdi, 9 uncu maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusundaki değişik şekliyle yeniden oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

MEHMET BATUK (Kocaeli) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – “Kabul edenler” dedim efendim.

YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) – Önergenin ne olduğunu bilmiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Karakoyunlu, bunlar, geçen birleşimde okunmuş ve tartışılmış.

(1) 198 S. Sayılı Basmayazı 17.11.1999 tarihli 21 inci Birleşim tutanağına eklidir.

Evet, maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... 9 uncu madde kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

İştirak halinde işlenen suçlar

MADDE 10. — Bu Kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur, üst memurla aynı mahkemede yargılanır.

BAŞKAN – 10 uncu maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Fırat. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika efendim.

FP GRUBU ADINA DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tasarının ilk görüşülmesi sırasında şahsım adına yapmış olduğum konuşmada, memurların yargılanmasıyla ilgili yasasının gerek Anayasamıza gerekse hukuk mantığına aykırı olduğunu, toplumların belli kesimlerini yargının dışında tutarak veya yargıyı zorlaştırıcı şekilde bir zırh oluşturmanın vatandaşlar arasında ayrılığa sebep olduğunu ve bugünkü şartlarda, dünyanın demokratik ülkelerinin hiçbirinde de böylesine bir yasanın olmadığını beyan etmiştim. Yine, aynı fikrimi tekrar ediyorum.

Daha evvel, burada, değerli bir konuşmacımız, Türkiye’nin demokratik bir ülke olmaktan çok, bürokratik bir ülke olduğunu beyan etmişlerdi; ben, onu, biraz daha fazla genişleterek diyorum ki, bürokratik bir ülke de olmadığını, bir memurlar devleti olduğunu beyan etmek istiyorum. Çünkü, toplumu idare etmek isteyen, toplumu idareyle görevli olan kişilere, yani devlette görevli olan insanlara baktığımız zaman, hemen hemen tümünün yargılanamaz duruma getirilmek istendiğini ve bir zırhla korunduğunu görüyoruz. Bunu kabul edebilmek mümkün değildir, vicdanlarınıza da sığacağı kanısında değilim; çünkü, birey olarak 550 milletvekilinin hangisine sorarsak soralım, demokraside, insan haklarında, uluslararası hukuk ilkelerinde müştereklik arz ettiğimizi görüyoruz. Bu konuda herhangi bir fikir ayrılığımız olduğu kanısında değilim. Ancak, 21 inci Dönem içerisinde çıkarılmış olan yasaları şöylesine bir göz önüne getirdiğimiz zaman, bu müşterek olan ilkemizin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde irademizi beyan ederken bu irademize yansımadığını ve bu yansımamanın da, Türkiye’deki bazı ihtilaçları, bazı problemleri ortaya çıkardığını görürüz.

Nedir bu yasalar? Daha evvel çıkarılmış olan Terörle Mücadele Yasasını incelediğiniz zaman, bir yerde, fikir hürriyetinin cezalandırıldığını, fikir insanlarının, fikirlerini söyledikleri için, düşüncelerini beyan ettikleri için hapishanelerde çürütüldüğünü ve dolayısıyla, düşünce özgürlüğünün ortadan kaldırıldığını göreceksiniz. Bunun akabinde, Organize Suçlarla Mücadele Yasası adı altında bir yasa geçirdik. Tamamen antidemokratik, tamamen Türkiye’yi bir polis devleti hüviyetine büründüren ve polisi olağanüstü yetkilerle donatan bir yasa geçirdik. Bunun hemen akabinde de, dışarıya demokratikleştiğimiz imajını verebilmek için İşkenceyi Önleme Yasasını geçirdik.

Bütün bu yasaları, bu çelişkili yasaları buradan geçirirken, Türkiye’de, bu son günlerde çok enteresan olaylar olmaya başladı. Nedir bu olaylar? Bir Adana olayı gerçekleşti. Adana’da bir hücre evinin basıldığı iddiasıyla, telefonla görüşen, olayla hiçbir ilgisi olmayan bir vatandaşımız polis tarafından terörist diye öldürüldü ve bu, terörist diye öldüren, memur sıfatını haiz olan polislerin yargılanması için, kalkıp, burada, Sayın İçişleri Bakanımız, olayın normal bir olay olduğunu, terörle mücadele kapsamı içerisinde olduğunu beyan etti ve bir özür dileme ihtiyacını dahi hissetmedi ve bilahara, yapılan araştırmalarda görüldü ki, bu vatandaş bir kaza kurşununa, devletin kaza kurşununa kurban gitmiş.

Daha ne oldu? Bir satanistler olayı çıkarıldı; Türkiye sokaklarında av başlatıldı. Saçı uzun, siyah giyinen herkes “satanist” damgasını yedi; Organize Suçlarla Mücadele Yasası kapsamı içerisinde, Türkiye’de, birçok kişi sokaklarda yakalandı, karakollarda günlerce bekletildi, ondan sonra salıverildi.

Daha ne oldu? Daha, bir milletvekilinin gece yarıları evi basıldı ve o milletvekilini savunma durumunda olan diğer milletvekilleri hakkında da Terörle Mücadele Yasasıyla ilgili davalar açılmak istenildi ve belki de, açılmış, duruyor.

Bilim Araştırma Vakfı diye bir vakıfla ilgili -ki, Sayın İçişleri Bakanının ifadesine göre- Abdullah Öcalan’dan dahi çok tehlikeli olduğu beyan edilen bir şahısla ilgili bir yargılama, bir önyargılamayla, çok büyük ve çok geniş bir operasyon yapıldı ve rahmetli bir milletvekili arkadaşımızın evi sabaha karşı 4’te arandı ve sonra da, yanlışlık yapıldığı, bu tür operasyonlarda bu nevi yanlışlığın yapılacağı da mazeret olarak beyan edildi.

İskenderun’da 16 ile 18 yaş arasında üç genç yakalandı, işkence gördü ve bu işkence... Koalisyon ortağı olan bir partimizin sayın genel başkanı bu konunun üzerine gidilmesini İçişleri Bakanından istedi; İçişleri Bakanı “böyle bir olayın cereyan etmediğini” söyledi. Ancak, daha sonra, bu konuda sekiz ay sonra yapılmış olan bir araştırmada şu netice beyan edildi: “Gözaltı süresince gözbağı, hakaret, öldürme tehdidi, tecavüz tehdidi, sürekli işkence yapma tehdidine maruz kalmış, gözle, dokunarak ve copla cinsel taciz uygulanmış, tecavüz edilmiş -affedersiniz- makata cop sokma, başa, göğüse ve dizlere cop, yumruk ve tekmeyle vurma, ağıza aldığı darbelerle dişinin kırılması, hücrede tecrit, iki gün hiçbir şey yedirip içirmeme ve daha sonra, yeme ve içmenin kısıtlanması, suyun içine tükürdükten sonra içmeye zorlama, soğuk zeminde bekleme, işeme ve dışkılamanın engellenmesi, başkasına yapılan işkence seslerini dinletme, çok yüksek sesle maç dinletme, uyumasını engelleme, uyuduğu zaman dizlerine tekme vurarak uyandırma, çıplak bırakma saptamaları tespit edilmiştir.”

Daha ne olmuş; Sayın Cumhurbaşkanımız kalkmış, demiş ki: “Evet, Türkiye’de işkence var; ancak, bu işkencenin arkasında devlet yok.” Çok kısa bir süre içerisine sığmış olan şu olayların arkasında devlet var mıdır yok mudur?.. İşte, bugün görüşmüş olduğumuz yasa tasarısı, onun arkasına devleti koyma yasa tasarısıdır bence. Bir yandan, işkenceyi önlemek için buradan yasa çıkaracağız, öbür yandan, insanlık suçu olduğunu kabul etmiş olduğumuz işkence suçu için, izne tabi kılacağız. Bunun mantığının ne olduğunun, neye isnat ettiğinin, hukukun neresine sığdırılabildiğinin, mutlak surette, birileri tarafından bu halka izah edilmesi gerekir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de, giderek, bir ara durmuş olan faili gayri meçhul cinayetler yeniden hortladı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, her gün, gazetelere intikal etmeyen birkaç tane faili gayri meçhul cinayet işlenmeye başladı. Eğer, siz, belli bir kitleyi, belli bir zırhın içerisine koyduğunuz süre içerisinde, Türkiye’de faili gayri meçhul cinayetleri aydınlatabilmeniz mümkün değildir.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Faili meçhul...

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Faili?..

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Faili meçhul...

YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) – Anlaşıldı; biz, ne manaya geldiğini anladık.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Faili meçhul... Öyle diyelim, faili meçhul diyelim. Aslında, faili bilinen gayri meçhul cinayetler diyebiliriz; çünkü, Yüce Meclisin araştırma komisyonlarında, bu faili gayri meçhul cinayetlerin arkasında kimlerin ve nelerin olduğu tespit edilmiş ve zabıtlara geçmiştir.

Bunun arkasından, yine, bir Af Yasası getirdik. Allah’a şükür geri döndü. Bu Af Yasasında da, daha evvel lanetlediğimiz işkence suçlarının affı konusunu getirdik, onun bir maddesi olarak bu Meclisten geçirdik; ama, geri döndü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, size, 1 dakika ilave süre veriyorum; lütfen toparlayınız.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Teşekkür ederim.

Tüm bu çıkmış yasaların yanında, bir süre sonra karşımıza yeni yasalar gelecek ki; gündemde yerini almış yasalar var. Nedir bunlar; mesela, Askerî Ceza Yasasındaki değişiklikler var. Bir süre sonra, bu yasa tasarısı geldiğinde şunu göreceğiz: Askerî ceza mahkemelerinde, bundan böyle, sivil personelin yargılanması getirilecek ve inanıyorum ki, o da, bu Meclisimizden geçme durumundadır.

Şimdi, bir yerde, kalkıp, demokrasi, insan hakları derken, bu nevi yasaların çıkmasının vicdanlarınızda yara açtığı ve arzu ederek, bilerek, isteyerek bu yasalara oy vermediğiniz kanısındayım. Yüce Meclisin iradesinin de bu yönde olmadığı kanısındayım; çünkü, her gün gazetelerde okumuş olduğum ve çok kısa, özet olarak vermek istediğim şu olayların tamamı, insan olan, insan duygusu, insan kılığı içinde yaşayan her insanın vicdanında yara açacaktır ve açmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Teşekkür ediyorum; daha sonraki maddelerde konuşmalarıma devam edeceğim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Dengir Fırat; buyurun.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Adıyaman) – Efendim, şahsım adına konuşmaktan vazgeçiyorum.

BAŞKAN – Sayın Ramazan Toprak?.. Yok.

Sayın Kemal Kabataş, buyurun efendim.

KEMAL KABATAŞ (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 198 sıra sayılı tasarının 10 uncu maddesi üzerinde görüşlerimi sunmak üzere söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önümüzde bulunan, görüştüğümüz tasarı, Türkiye’de, devlet yönetimi açısından fevkalade özellikli, fevkalade önemli olan bir tasarı.

Kamuoyu, öteden beri, Türk usulü bir yaklaşımla, müthiş bir birikime, müthiş bir önyargıya doğru yönlendiriliyor. Bu tasarıyla ilgili görüşmeler de, maalesef, böyle bir önyargıdan kaynaklanıyor. İddia şudur: Devlet memurları, kamuda çalışanlar, bir anlamda, suç işlediklerinde özel şekilde korunuyor, yargılanmalarıyla ilgili süreç uzatılıyor, bir çeşit, imtiyazlı sınıf gibi işlem görüyor yönünde bir değerlendirmeden yola çıkılıyor. Bundan böyle, kamu çalışanları, daha hızlı, daha hızlandırılmış bir süreç içinde, hızla savcının önüne çıkacak ve hesabı verecek.

Bu, çağdaş bir yaklaşım; bu, çağdaş bir yorum diye değerlendiriliyor; ama, her ülkenin, her toplumun, her yönetimin kendine özgü teamülleri vardır. Biz, sadece, güvenlik güçleriyle ilgili olarak veya çok palyatif bazı uygulamalara bakarak, açıkça suç işleyen, işkence eden kamu görevlilerinin, kanunun getirdiği sistematik içinde, bir şekilde, hızlı ve herkesi tatmin edecek ölçüde yargılanmadığını, yargılamanın ertelendiğini düşünüyoruz. Bundan yola çıkarak ortaya koyduğumuz sistemin kendine göre özel sıkıntıları var.

Bugün, Maliye Bakanlığı teşkilatında 70 000 insan çalışıyor. Bu insanların en önemli görevi, ya birine bir şeyi vermemek ya birisinden vergi almak, bir müeyyide uygulamaktır. Bu insanlar, taşrada görev yapan bu görevli insanlar, sorumlu insanlar, görevleri nedeniyle, her türlü iftiraya, her türlü tacize maruzdurlar. Bunları, görevlerini yaparken maruz kalacakları bu şiddetten ve her gün yargıç önünde hesap verir durumdan kurtarmak vebaliyle karşı karşıyadır devlet. Şu anda, devlet sistemini, devlet çarkını işlemez duruma getiriyoruz. Bu insanlar, bir aylık bir süre içinde, işi yapılmayanlar tarafından ya da istendiği şekilde yapılmayanlar tarafından, bir ihbarla, bir tehditle, bir aylık bir süre içinde savcı önüne çıkarılacak. Türkiye’yi, âdeta, İçişleri Bakanlığının ildeki her kademedeki yöneticilerinin ve savcıların yönetimine teslim ediyoruz.

Evet, bu yasa tasarısı bu şekliyle çıkacak bir yasa tasarısı değil. Çünkü, yetki kullanan, devlet lehine karar alan insanları, biz, her türlü iftiraya karşı, bir aylık bir süre içinde, savunmasız, hâkim önüne çıkarıyoruz. O zaman, bakalım, bu keskin kararları kim verecek, devleti kim savunacak?.. Devlet için görev yapan insanların çekingenliği, korkaklığı, ürkekliği gündeme gelecektir. Çünkü, savcı da bir devlet memurudur, adlî sistemin içindedir. Savcı, idarî sistemin içinde değildir. Biz, idarenin özelliklerini, görevle ilgili bölümünü yok sayıyoruz. Bu, bir ihtisas işidir; bu, bir gelenek işidir; bu, bir idarî yapı işidir. Adlî yargının içine, devlete hizmet eden insanları, hemen elinden tutup, bir ay içinde “buyurun, hesabını görün” diyoruz. Bir ilçede, bir kaymakam, bir mal müdürü ile bir savcı arasındaki ilişkinin bu anlamda ne olduğunun çok güzel örneklerini, bu yasa tasarısı kanunlaşıp yürürlüğe girdikten sonra göreceğiz.

Türkiye’de güvenilir insanlar sadece yargıda görev alanlar değil. Ben müsteşarlık yaptım; çok önemli kararlara hayır dedim; bu nedenle de bir sürü insan benim karşımda oldu. Benim tek koruyucum, benim aldığım kararın özelliklerini bilen, idareyi bilen insanlardı. Şimdi, suçları soruşturmakla görevli insanlara, görevle ilgili özel yetkiler veriyoruz, özel konular gündeme getiriyoruz. Ömrü idarede geçmiş insanların buna “evet” demesi mümkün değil. Bir kasabada yakalanmış suçlu edasıyla, devlete hizmet eden insanları, bir ay içinde “buyurun savcı bey, hesabını görün” diyeceğiz. Bakalım, o zaman, devlete kim sadakatle, kim dirayetle hizmet edecek; hep beraber göreceğiz!..

BAŞKAN – Sayın Kabataş, 1 dakika içinde toparlayınız.

KEMAL KABATAŞ (Devamla) – Bağlıyorum Sayın Başkan.

10 dakikaydı, 5 dakikaya indirdiniz; grup başkanvekilimiz burada değil diye. Konu önemli...

BAŞKAN – Efendim, grup başkanvekiliniz yoksa, benim indirip indirmeme diye hakkım yok.

Yani, bazı şeyleri söyletmeyin; buraya nasıl pusula geldiğini de biliyoruz. Bunu da bana söyletmeyin yani...

KEMAL KABATAŞ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yani, konu, görüldüğü kadar, çağdaş sisteme uyum değil; Türkiye’de yaşayan bir devlet çarkını döndüren geleneği yok ediyoruz, devlet çarkını daha da işlemez hale getiriyoruz; devlete, sadakatle, dirayetle hizmet eden insanları yargının tehdit alanına taşıyoruz. Bu kararın, bu kanunun anlamı budur. Bundan sonra, insanlar, daha çekingen; insanlar, hesap verme korkusu, endişesi içinde hizmet edemez duruma geleceklerdir. Devlet sisteminin, devlet çarkının döndürülmesi önüne getirilmiş en büyük engeldir. Bunda yanılmak istiyorum; ama, yanılma şansım yok.

Hepinize saygılar sunarım. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kabataş.

Başka söz isteği?.. Yok.

Madde üzerinde önerge yok.

Maddeyi oylarınıza...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Maddenin oylamasına geçilirken karar yetersayısının aranılması istendi; karar yetersayısını arayacağım.

10 uncu maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı bulunamamıştır.

RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) – Arkadaşlarımız geldi...

BAŞKAN – Efendim, gelip gelmemesinin takdiri bana aittir.

RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) – İkaz ediyoruz; 70 kişi daha geldi.

BAŞKAN – 70 kişiyle olmuyor, 140 kişi lazım.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – 70 değil, belki de 140’tır; yeniden say.

BAŞKAN – Görüşmelere, saat 17.15’te devam etmek üzere, oturumu kapatıyorum.

Kapanma Saati: 17.02

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.15

BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER: Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir), Melda BAYER (Ankara)

 

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

10 uncu maddenin oylanması sırasında karar yetersayısı istenilmiş ve bulunamamıştı.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)

1. – Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/432) (S. Sayısı : 198) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.

Şimdi, 10 uncu maddeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yapacağım ve 3 dakikalık süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen giremeyen üye arkadaşlarımız olur ise, oy pusulalarını Başkanlığa göndermelerini rica ediyorum.

O arada, vekâleten oy kullanacak sayın bakan var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini, adını, soyadını ve imzasını havi oy pusulasını, yine, aynı süre içerisinde Başkanlığımıza göndermelerini rica ediyorum...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, oy kullanmayacak arkadaşlarımız desinler ki: “Ben, oy kullanmıyorum.” Çünkü, bazen, yani biliyorsunuz, nasıl pusulaların gönderildiğini... Rica ediyorum...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Onu DYP’ye söyle, DYP’ye...

BAŞKAN – Sayın Genç, bakın, burada arkadaşlarımız var; teknik personelden yardım istemeyenlerin, oy pusulalarını kabul etmiyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, o öyle olsun da...

BAŞKAN – Merak etmeyin efendim; ben, İçtüzüğü uygulamakta hiçbir beis, sakınca...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, merak etmiyorum, her şey doğru yürüsün diyorum.

BAŞKAN – Oylama süresi 3 dakikadır.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şu anda -oy pusulalarını işleme almaksızın- ekrana yansıyan sonucu söylüyorum: Kabul 175, ret 8, çekimser yok; toplam 183 üye katılmıştır. Böylelikle, 10 uncu madde kabul edilmiştir. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, hükümetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin İçtüzüğün 89 uncu maddesine göre bir talebi vardır. Başkanlık, tasarının tamamının oylanmasından önce, bu talebin gereğini yerine getirecektir. Bu hususu bilgilerinize sunmak istedim.

Bu arada, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Eğer, Komisyon salt çoğunlukla önergeye katılırsa, önergeyi işleme alacağım; katılmadığı takdirde işleme almayacağım.

Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI EMİN KARAA (Kütahya) – Çoğunluğumuz yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Salt çoğunluğunuz yok; önergeyi işleme alma şansım yok.

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Önerge okunmadı.

BAŞKAN – Efendim, okumaya gerek yok.

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Zabıtlara geçsin.

BAŞKAN – Pardon, önergeyi okutalım, komisyona tekrar soralım.

Önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 10 uncu maddesinden sonra gelmek üzere, aşağıdaki yeni madde eklenmiştir. 10.11.1999

Saygılarımla.

Ahmet İyimaya

Amasya

Zamanaşımının durması.

Madde 11– Bu kanun hükümlerine göre işlem gören suça ilişkin zamanaşımı, soruşturma izninin hazırlık soruşturması makamına ulaştığı ana kadar durur.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, salt çoğunlukla önergeye katılıyor musunuz efendim?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI EMİN KARAA (Kütahya) – Çoğunluğumuz yok Sayın Başkan; katılamıyoruz.

BAŞKAN – Çoğunluğunuz yok; katılamıyorsunuz.

Bu nedenle, salt çoğunluk bulunamadığından, önergeyi işleme alamıyorum.

11 inci maddeyi okutuyorum:

Soruşturma izninin gönderileceği merci

MADDE 11. – Soruşturma izni veya itirazın kabulüne karar verilmesi üzerine dosya, yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

İzin üzerine ilgili Cumhuriyet başsavcılığı, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğer kanunlardaki yetkilerini kullanmak suretiyle hazırlık soruşturmasını yürütür ve sonuçlandırır.

BAŞKAN – 11 inci maddeyle ilgili olarak, gruplar adına şu ana kadar söz talebi yok.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Fazilet Partisi Grubu adına, Dengir Fırat konuşacaklar.

BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Dengir Fırat; buyurun. (FP sıralarından
alkışlar)

Süreniz 10 dakika efendim.

FP GRUBU ADINA DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; daha evvel bırakmış olduğum yerden devam etmek istiyorum.

Şimdiki yasa tasarısını, önümüzdeki yasa tasarısını incelediğimiz zaman, yasa tasarısının, kendi içerisinde, teknik olarak birçok yönden çeliştiğini görüyoruz. Bu çelişkileri ihtiva eden bu yasa tasarısı, zannediyorum ki, Yüce Meclisimizde kabul edilerek geçecektir. Bu çelişkilerden birkaçına değinmek isterim.

Yasa tasarısı incelendiği zaman, 3 üncü maddede, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterini yargılama izninin Cumhurbaşkanı tarafından verileceği belirtilmiştir. Yine, 9 uncu maddede, bu yargılamaya itiraz edilecek merciler belirtilmiştir.

Şimdi, malumları olduğu üzere, Anayasamızın 105 inci maddesinin ikinci fıkrası, 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, Cumhurbaşkanlığı kararlarına karşı herhangi bir şekilde, herhangi bir mercie itiraz hakkı yoktur. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterinin, işlemiş olduğu bir suçtan dolayı, bu yasaya göre yargılanabilmesi mümkün değildir. Yani, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterine, Cumhurbaşkanlığına verilmiş olan, bir tek Anayasamızda verilmiş olan kesin dokunulmazlık hakkı, böylece, anayasa ihlal edilerek, böyle bir hüküm getirilmiştir. Biraz evvel, 9 uncu maddede, hükümetin bu konudaki bir değişiklik önergesi olduğunu haber aldım; ümit ediyorum ki, bu yanlışlık düzeltilecektir.

İkincisi, komisyon çalışmaları sırasında, hükümet tasarısında olmayan ve yasanın genel sistematiğine aykırı bir fıkra eklendi. Bu fıkranın özellikle not edilmesini rica ediyorum; çünkü, birçok yasada olduğu gibi, bu yasada da, belli kişi veya kişiler için özel maddeler ihdas edilmektedir. Bu maddenin görüşülmesi sırasında, 3 üncü maddeye bir fıkra eklendi, fıkra aynen şöyle: “Yetkili mercilerin saptanmasında memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır.” Genel sistematik incelendiği zaman şu görülüyor: Daima, suç işlemiş olan veya suç atfedilen memura izin verme yetkisi, onun bir amiri tarafından, yani, ilçelerde kaymakam, illerde vali ve buna benzer, buna mümasil bir üst tarafından izin verilme getirilmiştir ve mantıken de doğrudur; ancak, şu fıkrayla, düşünün ki, başkomiser olarak görev yaptığı sırada suç işleyen bir başkomiser, hakkında soruşmaya izin verecek olan vali veya kaymakam... Suçun beş yıl sonra ortaya çıktığını ve o başkomiserimizin veya emniyet amirimizin, zaman içerisinde terfi ederek emniyet genel müdürü olduğunu düşünelim; ama, öbürü de halen emniyet müdürü. Peki, o tarihte emniyet genel müdürü hakkındaki soruşturmaya izni kim verecek; vali verecek. Dolayısıyla, sistematiğe aykırı olan bu şekildeki bir fıkranın eklenmesinin özellikle hafızalarımıza not edilmesini rica ediyorum; çünkü, bir süre sonra, inanıyorum ki, bu maddenin bir veya birkaç kişi için çıkarılmış olduğunu gazetelerde okuma imkânına sahip olacağız. Böylesine bir çelişkiyle malul bir yasa.

Değerli arkadaşlarım, geriye doğru giderek meclislerin kuruluş tarihlerine baktığımız zaman, meclislerin, despotlara karşı, genelde vergi yasaları ve bütçenin düzenlenmesi için kurulduğunu görüyoruz. Halkın, böyle bir hakkı elde edebilmek için despota karşı direnmesi sonunda, öncelikle vergi yasaları ve bütçenin kontrolünü halkın elde edebilmesi için bu meclisler oluşmuştur. Tabiî ki, zaman içerisindeki gelişim, meclislere başka görevleri de -denetleme görevlerini, yasama görevlerini- yüklemiştir; ancak, üzerinde özellikle durmamız ve çok hassas olmamız gereken bir konu da, halka salınacak olan vergiler ve bütçe konusunda meclislerin çok hassas olması gereğidir.

Bunu yapmadığımız takdirde, son zamanlarda sabahlara kadar çalışarak çıkarmış olduğumuz yasalarda, maalesef, bazen çok hoş olmayan manzaralar vardı, Maliye Bakanlığının buradaki personeli, bir yerde, bazı zaman milletvekillerimizden daha fazla gözüküyordu.

Halkımız, artık, belli bir noktada sıkışmaya başlamıştır; yani, tabiri caizse, halk oynamaya başlamıştır.

Bugün, biraz evvel bana bir faks geldi. Bu faksı ıttılaınıza sunmak istiyorum; çünkü, bu, halkın sesi, dinlemek gerekiyor. Mersin’den gelen bu faks, bir basın açıklamasıdır. Ne deniliyor: “TIR ve kamyon şoförünün isyanı. Ne verdiniz, ne istiyorsunuz?

Türkiye Büyük Milet Meclisi Başkanlığı ve Başbakan, Parlamento üyeleri, siyasî parti liderleri, hükümet üyeleri, Bakanlar Kurulu; bu sese kulak verin, bu ses Yüce Milletin sesidir.

Son günlerde, Türkiye’yi zam furyası haline getirdiniz ve ülkeyi çıkmaza soktunuz. Vermeden almak Allah’a yakışır. Bu millete ne verdiniz, ne istiyorsunuz?! Gün geçmiyor ki, vergi ödemiyoruz. Her ay vergi ödeyen millet ayakta duramaz hale geldi. Daha normal vergilerimizi ödeyemediğimiz halde, yeni, ekvergiler çıkarıyorsunuz. Artı, elimizdeki araçları devlete teslim edecek hale geldik. Biz, şoför esnafı olarak, elimizdeki mal varlıklarını size teslim edelim ve size çalışalım, siz de bizim karnımızı doyurun.

Her nedense, güzel Türkiyemizde, hiç tok açın halinden anlamıyor. 1 litre motorin 380 000 liradır, bir çift lastik 564 000 000 liradır, bir adet motor tamiri 1,5 milyar... Masrafların altında inleyen şoförümüz, bu pahalılık nedeniyle esnafımız, ayakta duramaz hale geldi. Yeter artık, bıçak kemiğe dayandı! Vuran abalıya vuruyor. Son günlerde bu kadar vergi ödediğimiz halde, bir de ekvergi yasası çıkarıyorsunuz. Hiç tabandaki insanın sesini dinlediniz mi?! Etimiz çürüdü, kanımız tükendi. Yeter artık, Allah’tan korkun! Ne verdiniz, ne istiyorsunuz?!.

Depremi mepremi bahane ederek bu millete daha fazla zulmetmeyin. Bakın vergi türüne: Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, Geçici Vergi, Katma Değer Vergisi, Muhtasar Vergisi, Kara Taşıt Vergisi, Taşıt Alım Satım Vergisi, Emlak Vergisi, Çevre Temizlik Vergisi. Daha bu vergileri ödeyip bitirmeden, bir de ekvergi furyası çıkarıyorsunuz. Kara Taşıt Vergisi ödeyen araç sahipleri, aslında -yani, yol eskitme vergisi olurken- biz, her otobanın giriş çıkışında, her gün, tekrar para ödüyoruz.

Küçük esnafı bitirdiniz; ortadirekt dediniz, onu da çökerttiniz. Siz, seçim meydanlarında vaat ederken bu yapacağınız zulümleri de anlatsaydınız, biz de size oylarımızı vermezdik, kendi işimizi kendimiz yapmaya çalışırdık. Siz, bu milletin ferdi değil misiniz?! Ya, siz, bu Yüce Türk Milletinin önüne nasıl çıkacaksınız?! Vicdanınızı...

BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) – Bu kaçıncı maddeyle ilgili?!.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerinden biridir; onu söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Neden rahatsız oluyoruz arkadaşlar; bunu hepinize söylüyorum.

BAŞKAN– Sayın Fırat, siz de konuya gelirseniz sevinirim, maddeyle ilgili olursa daha iyi olur.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Tüm Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine hitaben yazılmış bir yazı; ıttılaınıza kesp ettirmek için okuyorum. Biraz dikkatli olmamızı arz ediyorum.

“Siz, bu milletin ferdi değil misiniz?! Ya, siz, bu Yüce Türk Milletinin önüne nasıl çıkacaksınız?! Vicdanınızı, Amerika Birleşik Devletleri Doları üzerine değil, Türk Lirasının kaybolan sıfırları üzerine dinleyin. Zavallı Yüce Türk Milletini, batılılaşacağız diye bir gavura... Bu güzel vatanımızı, IMF denilen bir grup parabaza göre... Yüce Türk Milletini diri diri toprağa gömmeyin. Atalarımız bu ülke için çok savaşlar kazandı. Niye zengin bir ülkeyi teslim ediyoruz?! Yazık, yazık bu ülkenin evlatlarına, atalarına! Sanki onların üzerinde değil de sizin üzerinizde ölü toprağı...”

BAŞKAN – Sayın Fırat, maddeyle bağlantısını lüfen kurar mısınız.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Şimdi kuracağım efendim; müsaade ederseniz, bitirirsem kuracağım efendim.

HÜSEYİN AKGÜL (Manisa) – Maddeye gelemedi hâlâ.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – “Sizler, bu Yüce Türk Milletine ne verdiniz, ne bıraktınız ki, ne alacaksınız?! Bakın, defalarca yazdık, şoför esnafını takograf fabrikasına sattınız. Bizi kontak kapatmaya mecbur etmeyin. Bu kadar vergi kaçırdınız, kimden alacaksınız? Memurun aldığı yüzde 15 zamlı maaşından mı, yoksa, işi olup da vergilerden dolayı işini kaybeden vatandaştan mı? Sizi, bu milleti savunasınız diye gönderdik, dolara endekslenmeye değil.

Mersin TIR Kooperatifleri Yöneticileri” diye bir faks.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Fırat.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Efendim, bağlıyorum.

BAŞKAN – Efendim, 10 dakikalık süre içerisinde mektubu yinelemekten başka bir şey yapmadınız.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Yapacağım efendim, şimdi bağlıyacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi yapacak Sayın Başkan, şimdi açıklayacak.

BAŞKAN – O nedenle, maddeyle ilgili konuşma şansınız kalmamış gibi. Oysa ben, sizin çok iyi bir hukukçu olduğunuzu, ceza muhakemeleri usulü konusunda Genel Kurulu daha tatmin edici ifadelerle bilgilendireceğini varsayıyordum; ama, bu konuda bir...

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Efendim, müsaade ederseniz, yasayla bağlantısını kuracağım.

BAŞKAN – Peki, 1 dakika içerisinde bağlayın lütfen.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Devamla) – Efendim, şimdi, yasayla nereden bağlanıyor... Doğru, hiç ilgisi olmayan bir şey; ama, var. Orada “memura yüzde 15 zam vererek” diyor. Doğru, bence, memuru bir zırhın altına, adaletin uzağına koyarak... Biraz evvel, bir arkadaşımız burada “memuru, savcının, hâkimin eline bırakıyorsunuz” dedi. Biz, Türkiye’de kimseyi kimsenin eline bırakmıyoruz. Biz, herkesin Türk adaleti karşısında eşit şekilde yargılanmasını istiyoruz. Bu şekilde, memurların da, inanıyorum ki, böyle bir zırha ihtiyaçları yok. Gelin, şu yüzde 15’i biraz daha yukarıya çıkarın, onların yaşam şartlarını düzeltin; inanıyorum ki, kendileri de şu memur yargılama yasasından vazgeçeceklerdir.

Teşekkür ediyorum. Sağ olun Sayın Başkan. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biz teşekkür ediyoruz Sayın Fırat.

Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.

Şahısları adına, Sayın Yasin Hatiboğlu, Sayın Ramazan Toprak ve Sayın Yılmaz Karakoyunlu söz istemişlerdir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben de söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kamer Genç de söz istemiştir.

Sayın Yasin Hatiboğlu?.. Yok.

Sayın Ramazan Toprak? Yok.

Sayın Yılmaz Karakoyunlu; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; 11 nci madde ve bunu takiben görüşeceğimiz 12 nci maddenin derpiş ettiği esaslar, 9 uncu maddede gerekli bir tashih yapılmadığı takdirde boşlukta kalacaktır. Bu maddeler, bazı kişiler açısından boşlukta kalacak olan maddelerdir; hukuk uygulaması yönünden de, muhataplarını seçmede zorluklarla karşılaşacağız. Ancak, ben bu maddeyle ilgili olarak söz talebinde bulunduğumda, hükümetimizin bununla ilgili olarak bir müzakere tekrarı talebinde bulunduğunu ve 9 uncu maddede herhalde bir tashihe giderek, 11 ve 12 nci maddelerin şu derpiş edilmiş esaslar içeriğinde uygulanabilir hale getirileceğini öğrenmiş olduğumu ifade ediyorum.

Yine aynı şekilde, 11 nci maddenin birinci fıkrasında yeteri açıklık bulunmadığı için, onu daha aydınlığa kavuşturmak açısından, Meclisimizin bütün partilerinin ittifak halinde verdikleri bir önerge var. O önerge çerçevesinde de yine bir düzenleme yapılabilmesi ve o düzenlemenin geçerlilik kazanabilmesi, 9 uncu maddede sözünü ettiğimiz değişikliğe bağlı.

Sayın Başkanımız, bu tasarının genel olarak kabule arzından evvel, 9 uncu maddeyle ilgili olan müzakarenin tekrarı talebini dikkate alacağını ve 9 uncu maddeyi yeniden gündeme getireceğini ifade buyurdular. Herhalde içeriği budur varsayımında olarak ifade ediyorum. Bir vesileyle, hükümet, 9 uncu maddenin neden müzakere tekrarıyla ele alınması ihtiyacını hissettiğini ifade ederlerse, 11 inci ve 12 nci maddeyle ilgili olarak ya görüşlerinize arz etmek üzere söz alacağız veya almayacağız veya ona bağlı olarak bu maddelerde kullanacağımız oyun istikametini belirleyeceğiz.

Bu noktayı arz etmek için söz aldım, huzurunuzdayım.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Biz teşekkür ediyoruz Sayın Karakoyunlu.

Şahsı adına, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç; buyurun.

Konuşma süreniz 5 dakika efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devlet memurlarını yargılama usulüne ilişkin yasa tasarısı üzerinde müzakerelere devam ediyoruz.

Biliyorsunuz, devlet çarkı devlet memurları eliyle döndürülür. Devlet aracının şoförü, devlet memurudur. Devlet memuru eğer o aracı sağlıklı kullanırsa, devletin işlemleri de sağlıklı yürür. Biz, Avrupa İnsan Haklarının, yürürlükteki Memurun Muhakematı Hakkında Kanununa göre, Türkiye’de işkencecilerden hesap sorulmuyor, bunların yargılanması erteleniyor biçimindeki itirazlarını güya ortadan kaldırmak üzere yeni bir kanun getirdik; ama, ben, öyle inanıyorum ki, getirilen bu kanunla, devlet çarkı işlemez hale getirilecek, arkasında gücü olanlar yargılanmayacak, devlet görevini namusuyla, şerefiyle yapacak kişiler de yargılanacak ve dolayısıyla, devlet görevini kimse yapmayacak. Bunların başında maliyeciler ve polisler geliyor; çünkü, bunlardan birisi vatandaşın direkt cebiyle çok yakından ilgili, birisi de temel hak ve özgürlükleriyle ilgili.

Şimdi, siz, bir maliye denetim elemanının, valiyle çok yakın ilişkisi olan, dostluğu olan bir kişinin, gidip, defterlerini bulup, defterlerini inceleyip, onun hakkında arama kararını alıp, evinde, işyerinde, her yerde arama yapabilecek cesareti olacağını, o incelemeleri yapabileceğini düşünebiliyor musunuz; mümkün değil. Ha, bunun çıkar yolu nedir; söyledik, bunun çıkar yolu şu: İl idare kurulunu, ilçe idare kurulunu kaldırıyorsak, bunun yerine, yine ilde veya ilçede bir üst bürokratlar grubundan oluşturulacak, biraz da bağımsız bir kurul tarafından bunu değerlendirecek bir sistem getirelim; ama, bunu da, orada rüncemede bırakmayalım, bir ay içinde, iki ay içinde bunu yargılayalım.

Bakın, benim, burada yaptığım bir konuşma üzerine, bir vatandaş bana bir not gönderiyor. Notta “Ben, Hazine Müsteşarlığı Tevşik ve Uygulama Genel Müdürlüğünde uzmandım -bir gün önüne bir çek koymuşlar- Ben, çeki getirdim, ilgili herkese gösterdim; daire başkanı, genel müdür, genel müdür yardımcısı incelemedi; sonradan birisi sahip çıktı” diyor. Meğer, bu çekten, belli gruba mensup olan insanlar büyük paralar çekmişler Hazine Müsteşarlığında; düşünebiliyor musunuz?! Ondan sonra “daire başkanı, bunun üzerine emekliye ayrıldı, hemen emekliliğini istedi; Genel Müdür Ergun Koç apar topar tayinini Paris’e çıkardı ve bu incelemeyi de, Başkontrolör Burhanettin Aktaş yaptı. Bu suçlu kişileri koruduğu için, kendisi de askerlik yapmamasına rağmen, yönetmelikte de hüküm olmasına rağmen, senede 50 000 000 dolara da Amerika’ya taltife gönderildi” diyor. Yani, arkadaş diyor, bir tarikat mensubu bunlar da...

Ben, şunu dediğim zaman arkadaşlar bana kızdılar. Ben, insanların inancına karşı değilim. Arkadaşlar, bir insan, görevini dürüst, namuslu yapsın, ben onun inancına müdahale etmiyorum; ama, bazı insanlar var ki, bilgisi yok, kabiliyeti yok, o görevi yapabilecek nitelik ve liyakatta değil; gidiyor “ben, şu tarikat mensubuyum veya şu partinin mensubuyum” diyerek, o göreve geliyor. Ben, bu tip insanlara karşıyım. Ben, geçmişte de burada konuşma yaparken “bazı valiler ve kaymakamlar tarikat mensubu” deyince, bazı arkadaşlarım kızdı. Benim bahsettiğim, bu tip insanlar. Tarikat mensubuysa, o kendi inancıdır, ben saygı da duyarım ona, bir şey demiyorum; ama, bu inancını istismar konusu ederek devlete ve vatandaşa karşı taraflı davranırsa, ben buna karşıyım. Evvela bu konularda anlaşalım.

Düşünebiliyor musunuz; yani, belli bir hesaptan Hazine Müsteşarlığı uzmanları para alıyorlar, bu paranın kontrolü için bir başkontrolör gidiyor, inceleme yapıyor, bunları cezalandırmıyor, koruyor üstelik; bir de, Danıştayda, o önüne çek konulan kişiyi cezalandırma yoluna gidiyor; Danıştay da diyor ki: Kardeşim, bu ihbar etmiş. Yahu sen nasıl bunu şey ediyorsun!.. Yani, Türkiye’de sistemin nasıl işlediğini biliyoruz. Bizim amacımız şu: Artık, 2000 yılına girerken, 2000 yılındaki, çağdaş ülkelerdeki gibi. Yönetim tarzını rahatlatacak, ülke menfaatlarını önplana çıkaracak ve masum ve devleti koruyan insanları cezalandırmayacak bir sistem getirelim. Bence, bu kanunu kim getirmişse, uygulamalarında göreceğiz, kısa zamanda kamu hizmeti yapılamayacak bir duruma girilecektir ve bundan da yine vatandaş ve devlet zarar görecektir.

BAŞKAN – Sayın Genç, 1 dakikalık eksüre veriyorum; lütfen toparlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) – Onun için, artık, yani, siz de, bizim burada dile getirdiğimiz konuları salt bir muhalefet anlayışı içinde dile getirmediğimizi, konunun içinde bulunan bir kişi olarak, uygulamanın içinden gelen bir kişi olarak bunları söylediğimizi... Ama, lütfen, gelin de, böyle alelacele bu kanunları çıkaracağımıza, bunları tam layıkıyla çıkaralım.

Şimdi, burada, soruşturma izni... Cumhuriyet savcıları takibat yapacak. Cumhuriyet savcısı her konuda bilgi sahibi değil ki arkadaşlar. Cumhuriyet savcısı, bir maliye denetim elemanının maliye konusunda sahip olduğu bilgilere sahip midir; bir emniyet müdürünün sahip olduğu bilgilere sahip midir; bir icra memurunun sahip olduğu bilgiye sahip midir?! Yani, bunların önüne sağlıklı bilgi gitmeyince, cumhuriyet başsavcıları da, bu soruşturma izni verecek insanlar da o konuyu kavramadan izin verecekler. Dolayısıyla, kavranmamış bir meseleden dolayı soruşturma izni verip vermeme meselesiyle karşı karşıya kalınınca da, burada yine zararı gerecek bizleriz, ülkedir, insan-
lardır.

Saygılar sunarım efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Maddeyle ilgili olarak, gruplar adına ve şahıslar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili bir önerge vardır; okutup işleme alacağım, sonra oylarınıza sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 198 sıra sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin birinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Aydın Tümen İsmail Köse Beyhan Aslan

Ankara Erzurum Denizli

Saffet Arıkan Bedük Bülent Arınç

Ankara Manisa

“Soruşturma izninin, itiraz edilmeden veya itirazın reddi sonunda kesinleşmesi ya da soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulü üzerine, dosya derhal yetkili ve görevli cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI EMİN KARAA (Kütahya) – Sayın Başkan, 9 uncu maddede yapılan değişikliğe uyum sağlaması bakımından yararlı olduğunu söylemek istiyorum; ancak, çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Takdire bırakıyorsunuz.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI EMİN KARAA (Kütahya) – Benimsediğimizi söylemek isterim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, hükümetin katıldığı önergenin sahipleri, gerekçeyi mi okuyalım?

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

“Gerekçe:

Tasarının 9 uncu maddesinde yapılan değişiklikle, memurlar veya diğer kamu görevlileri de kendileri hakkında verilen soruşturma iznine karşı, ilgisine göre bölge idare mahkemesi veya Danıştayda itiraz edebilme olanağına kavuşmuşlardır.

Önergemiz, maddeyi bu değişiklikle uyumlu hale getirmeyi amaçlamaktadır.”

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, hükümetin katıldığı ve gerekçesini dinlediğiniz değişiklik önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi, kabul edilen bu değişiklik önergesi doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 11 inci madde kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

Hazırlık soruşturmasını yapacak merciler

MADDE 12. — Hazırlık soruşturması;

a) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, müsteşarlar ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanan memur ve diğer kamu görevlileri ile büyükşehir belediye başkanları hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili,

b) Ortak kararla veya Başbakanın onayı ile atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri, il ve ilçe belediye başkanları, ilçe idare şube başkanları hakkında il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili,

c) Diğerleri hakkında genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığı

Tarafından yapılır.

Hazırlık soruşturması sırasında hâkim kararı alınmasını gerektiren hususlarda; (a) bendinde sayılanlar için Yargıtayın ilgili ceza dairesine, (b) bendinde sayılanlar için il asliye ceza mahkemesine, diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli sulh ceza hâkimine başvurulur.

BAŞKAN – 12 nci maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Nazlı Ilıcak; buyurun efendim.

Süreniz 10 dakika.

FP GRUBU ADINA AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 198 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci maddesi hakkında Fazilet Partisi Grubu adına görüşlerimi bildirmek üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinize saygılarımı sunuyorum.

12 nci madde, hangi memurlar hakkında hangi makamın hazırlık soruşturması yapacağını düzenliyor. Mekanizmayı kısaca hatırlatmakta fayda var. Hazırlık soruşturması için, önceden amirin izni gerekli. Bu izin verilmediği takdirde, karar aleyhine, Danıştay veya bölge idare mahkemesine başvurma imkânı mevcut.

Şimdi, Meclis müzakereleri sırasında ve bugün de Sayın Dengir Fırat ve Sayın Yılmaz Karakoyunlu tarafından, 9 uncu maddeye atıf yapılarak bir husus gündeme getirildi. Diyelim ki, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri hakkında bir iddia var; soruşturma iznini Cumhurbaşkanı verecek. Anayasanın 105 inci maddesine göre, Cumhurbaşkanının tek başına verdiği kararlar yargı denetimine tabi olmadığına göre, eğer Cumhurbaşkanı bu soruşturma iznini vermezse ne olacak; Danıştaya gidilemeyecek.

Şimdi, denilebilir ki “Sayın Cumhurbaşkanı hatalı karar vermez.” Acaba mı?!

Değerli arkadaşlar, memurların dokunulmazlıklarını sınırlama gayreti içerisindeyiz. Bunu demokrasi adına yapıyoruz, bunu hukukun üstünlüğü adına yapıyoruz; ama, zaten, memurların birçok eylemi de koruma kapsamı dışında kalıyor.

Ben, şunu söylemek istiyorum: Biz, anayı bırakmışız danayla meşgul oluyoruz. İşin anası, yüksek mevkidekilerin, dokunulmazlık zırhına bürünerek hukukun üstünlüğüne saygı göstermemeleri.

Sözgelimi, Sayın Cumhurbaşkanı sorumsuz. Cumhurbaşkanının tek başına verdiği kararlar aleyhine yargı organına gidilemiyor. Biz, hukuk devletine ulaşmak için memurun dokunulmazlığını daraltıyoruz; ama, hukukun üstünlüğünü değil, üstünün hukukunu savunan bir Cumhurbaşkanımız var. Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun yürütmeyi durdurma kararına rağmen, Koç Üniversitesinin açılışını yapabiliyor Sayın Cumhurbaşkanı. Aslında, o inşaatın orman arazisinde yapılmasına baştan beri çeşitli merciler karşı çıkmıştı. Orman Kanununa göre, arazi tahsisinde bedel talep edilmeliydi; tahsis, bedelsiz gerçekleşti. Bu arazi tahsisini, Bakanlar Kurulu değil, ancak Orman Bakanlığı yapabilirdi. Tahsis, 1992 yılında Bakanlar Kurulu tarafından yapıldı. Orman Bakanlığı, izni, ancak 1993’te verdi. Üstelik, Bakanlar Kurulu kararı -yani, tahsisi- alelacele 1992’de gerçekleştikten iki ay sonra, Anayasa Mahkemesi kamu arazilerinin vakıf üniversitelerine tahsisine imkân veren YÖK’ün ek 18 inci maddesini iptal etti. Böylece, Orman Bakanlığının tahsis izni, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra gerçekleşti.

Nitekim, yarın, Plan ve Bütçe Komisyonuna bu konuda bir kanun tasarısı geliyor; hem bu iptal edilen 18 inci madde ihya edilecek hem de bu bedelli tahsis yerine Orman Bakanlığının bedelsiz tahsisi getirilecek. Yani, önce bir hukuka aykırılık gerçekleşiyor, istim arkadan geliyor; dikkatinizi çekmek istiyorum.

Gerçi, memurlardan söz ediyoruz; ama, memurların dokunulmazlığı daraltılırken, hukuk adına, hukukun üstünlüğü adına daraltılırken, ben, gerçekleştirilen hukuksuzlukları, güç odaklarının, kendilerini hukukun üstünde görenlerin gerçekleştirdiği bu hukuksuzlukları teşhir etmek mecburiyetindeyim.

Yine, Koç’un üniversitesine gelmek gerekirse, nâzım planda Mavramoloz Ormanının -yani, üniversitenin inşa edildiği ormanın- bir imar izni yoktu. Koç Üniversitesi Rektörlüğü plan değişikliği talep etti, nâzım plan değişikliğini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı reddetti; ama, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, 1996’da, bu değişikliği resen onadı. Halbuki, buna yetkisi yoktu; çünkü, aynı bakanlık, 1994 yılında -yani, iki yıl önce- Koç Üniversitesinin resmî bir bina olmaması sebebiyle, bu plan değişikliğine karşı çıkmıştı. Kanuna göre, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, sadece resmî bina ve tesis söz konusu olduğu zaman resen plan değişikliğini gerçekleştirebiliyor.

Evet, biz, tekrar hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edelim, bu eşitsizliği ortadan kaldırma adına. Bakın, 1994 yılında, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, ben resen bu plan değişikliğini yapamam diyor, 1996 yılında bu değişikliği gerçekleştiriyor; iki yıl içerisinde fikir değiştiriyor. Dün dündü, bugün bugündür esası uygulanıyor; aynı 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun yaptığı gibi. 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 1995’te, üniversitenin inşa edildiği Mavramoloz Ormanını doğal sit alanı ilan etti; yani, hiçbir inşaat burada yapılamaz dedi. Sonra ne olduysa oldu, 1996 yılında, bu alan, üçüncü derecede doğal sit alanına dönüştürüldü.

Hatırlarsınız, bir ara, Büyükşehir Belediyesinin denetiminden kaçmak için, Koç Üniversitesinin inşa edildiği orman Sarıyer Belediyesi mücavir alanından çıkarıldı, Bahçeköy Beldesine bağlandı ki, işlemler kolay gerçekleştirilsin.

Değerli arkadaşlar, en önemlisi “ormanda yangın çıkar ve hem bina hem de talebeler yanabilir” diye bir bilirkişi raporu, maalesef, hasıraltı edildi. Bilirkişi raporuna göre, Koç Üniversitesi, yangını önleyecek emniyet şeritlerinin genişletilmesi suretiyle orada açılan çıplak arazi üzerinde inşa edilmiştir ve raporda, bu şekilde yangın tehlikesinin daha da arttığı belirtilmektedir. Bu rapor kale alınmadan, yangın tehlikesini göre göre, bile bile, Sayın Cumhurbaşkanı açılışı gerçekleştirmiştir.

Biz, hukuka aykırı davrananlar cezasız kalmasın uğraşı içerisindeyiz; ama, değerli arkadaşlar, son olarak, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun verdiği yürütmeyi durdurma kararı çöpe atılmıştır, Danıştay Dava Daireleri mahkeme olarak çöpe atılmıştır ve maalesef, Sayın Cumhurbaşkanı gitmiş, herkesin gözüne baka baka, orada, bir hukuksuzluğun sonucu, bu üniversiteyi açmıştır.

Şimdi, ben, diyorum ki, anasını bırakmışız danasıyla uğraşıyoruz. Biraz anaya, daha doğrusu, biraz babaya bakalım. (FP sıralarından alkışlar) Hiç kimsenin, Cumhurbaşkanı bile olsa, kanunlarla alay etmeye hakkı yoktur.

Koç’u koruyacağız, kollayacağız; öte yandan, yanında 30 000 kişi çalıştıran Kombassan’ı horlayacağız. Oysa, Kombassan, devletten beslenen değil, kendi ayakları üzerinde duran bir burjuvaziyi temsil ediyor; yani, bu haliyle özgürlüğü temsil ediyor. Halbuki, onu sadece mercek altına almakla yetinmiyoruz, kıskaç içerisine de alıyoruz.

Elbette memurlar kanunun ulaşamadığı kişiler olmamalı, elbette yargı onların yakasına yapışmalı; ama, esas sorun bu değil. Esas sorun, bir avuç seçkinin, kendini kanunların üzerinde görmesidir. Bunlar, medyayı da kontrol ettikleri için, hataların kamuoyuna yansımasını engelleyebiliyorlar. Hukuk devleti adına, kanunlara saygı gösterilmesi adına, mesela, böyle bir üniversiteyi eleştirdiğiniz vakit, hemen okları sizin üzerinize yöneltiyorlar; sizi, mesela bilim düşmanı, mesela üniversite düşmanı, hatta sermaye düşmanı gibi gösterebiliyorlar. Halbuki, biz diyoruz ki, güçlü de olsa güçsüz de olsa, fakir de olsa zengin de olsa, herkes, bu kanunun önünde eşit olmalı, eşit muameleye tabi tutulmalı.

Biz, üniversitenin kurulmasına karşı değiliz, vakıf üniversitelerine de karşı değiliz; ama, üniversitenin, Boğaz manzaralı bir ormanın ortasında, nâzım plana aykırı olarak, kendilerine, yine kanuna aykırı olarak bedelsiz tahsis edilen milyonlarca dolarlık bir arazide, yangın tehlikesini bile bile kurulması diye bir mecburiyet mi vardır?

BAŞKAN – Sayın Ilıcak, 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayınız.

AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum; toparlıyorum.

Elbette, kusuru olan memuru korumamak gerekir. Eğer işkence yapan bir polis memuru varsa, elbette, yargı onun yakasına yapışmalı; ama, sadece gücümüz kime yeterse değil, fincancı katırlarını ürkütmeden, hassas dengeleri kollayarak değil, altta kalanın canı çıksın değil; güç odaklarının üzerine yürümeyi göze alabilmeliyiz.

Bu bağlamda, ben, çıkan vergi yasasından dolayı, hükümeti tebrik etmek istiyorum. Son çıkarılan vergi kanunu, gerçekten, devlet senetlerinden yüz milyonlarca dolar para kazananların yakasına yapışmıştır; ama, işte, medyaya bakıyorsunuz, yine aynı güç odakları feryat figan; çünkü, bu defa, birtakım mukaddeslere dokunulmuştur, çok da iyi olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Yani, haklıyı, doğruyu, adili her halükârda savunabilirsek, değerli arkadaşlar, ancak o zaman vazifemizi yerine getirmiş olacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP, MHP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ilıcak.

Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.

Şahısları adına, Sayın Ramazan Toprak...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Vazgeçiyorum.

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.

Süreniz 5 dakika.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlı-
yorum.

Biraz önce Nazlı Hanımı dinlediniz. Bir devletin cumhurbaşkanının yargı kararını tanımadığı bir yerde, orada hukuk işler mi?! Yargının yok edildiği, yok sayıldığı, hatır gönülle her türlü işin yapıldığı, devlet bankalarında yandaşlara büyük kredilerin verildiği, devlet olanaklarının hortumlanarak olanakların yandaşlara, kardeşlere, eniştelere, yeğenlere, her tarafa gittiği bir yerde, hükümetin, devletin en tepesinden, başbakanından, bakanlarından, tabiî, bu, belirli kişiler, hedef ve adres belli... Böyle bir suiistimalin, artık, bir ilke, dürüstlüğün de istisna olduğu bir ülkede, bizim, dürüstlük kuralları üzerine getireceğimiz kanunların işlemeyeceğini herkesin bilmesi lazım.

Değerli milletvekilleri, bu maddede, hazırlık soruşturması yapacak merciler kimdir; evvela, belli kişiler için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcıvekili; yani, iki kişiye indiriyoruz; yani ya Başsavcı yapacak ya da Başsavcıvekili yapacak. Kaç tane müsteşar var, Bakanlar Kurulu kararıyla atanan kaç tane yüksek bürokrat var, üçlü kararnameyle atanan kaç kişi var; bunlar gelecek, Yargıtayda tıkanacak. Tamam, öninceleme için 45 günlük bir süre var; ama, öte tarafta, Yargıtay Başsavcılığında ve Başsavcıvekilliğindeki dosyalarda ve aşağılarda da başsavcılıkta bunların hangi süreler içinde karara bağlanacağına dair burada bir hüküm yok. Burada, yine, arkası güçlü olanlar, orada, icabında, bu dosyaları senelerce süründürecekler ve yargılanmayacaklar; ama, işte, arkası olmayan, devlete sahip çıkan kişiler hemen yargı karşısına çıkarılacaklardır. Yani, getirilen tasarıda bir isabet yok; bir isabet olmadığı için, Türkiye’deki şartlar hesaba katılmadığı için, maalesef, bu tasarı, demin de söylediğim gibi, dürüst olarak çalışan, devleti koruyan, devletin hakkını koruyan, vatandaşın hakkını koruyan kişileri ezen, öte tarafta, arkası güçlü olanlara boyun eğen bir tasarıdır. Bizde, biliyorsunuz, maalesef, politik güç çok etkilidir; arkasında politik güç olmayan kişinin bürokraside tutunması mümkün değildir. Yine -biraz önce de dediğim gibi- bu kanun ancak; yani, işte, valinin hoşuna giden, kaymakamın hoşuna giden ve onların doğrultusunda hizmet eden insanları yargı denetimi dışında tutuyor.

Şimdi, biraz önce, Sayın Bakan, 9 uncu maddedeki itirazları getirdi ya... Benim bildiğim kadarıyla, bu 9 uncu madde önemli bir şey getirmiyor. Şimdi, 9 uncu maddede Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterinin işlemine... Yani, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında Cumhurbaşkanı izin veriyor; izin vermediği takdirde, getirilen bu maddeyle, Danıştaya itiraz etme hakkı var; ama, Anayasaya göre, Danıştaya, Cumhurbaşkanının işlemlerine karşı itiraz olmadığı için, bir tek buna istisna getiriliyor; yani, Cumhurbaşkanının verdiği izinler hariç.

Aslında, bu maddede konulan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteriyle ilgili soruşturma gereksiz bir durumda; yani, ben, bunun tümü üzerinde yaptığım konuşmada da söyledim. Değerli milletvekilleri, hangi savcı, hangi başsavcı, Meclis Başkanının izin vermediği veyahut da -onlardan başlamayalım- hangi cumhurbaşkanı, kendi talimatıyla her türlü suiistimalleri yaptırdığı kendi genel sekreteri hakkında soruşturma izni verir; vermez; mümkün değil. Hangi meclis başkanı, kendi izniyle suiistimal yaptırdığı genel sekreterine soruşturma izni verir; vermez. Bunların soruşturma izinlerine karşı da itiraz müessesesini getirdiğiniz zaman, bu işlemez de... Yani, savcı, bir gün burada bir karar alacak; bunlara karşı -Cumhurbaşkanına, Genel Sekreterine veyahut da Meclis Başkanına karşı, hatta, Başbakana karşı, bakana karşı- aldığı kararları uygulama olanağı yok; ertesi gün, o savcı, Türkiye’nin en mahrumiyet yerine gider; ama, biz, bunları söylüyoruz. Sayın Bakanın da, aslında, çıkıp, bana göre, burada söylemesi lazım; bu hazırlık soruşturması yapacak merciler ne kadar sürede bu soruşturmayı sonuçlandıracaklar? Bunlar, ilânihaye orada bekletebilecekler midir? Sırayla mı dosyaları inceleyecekler? Çünkü, Yargıtaydaki başsavcı, başsavcıvekili, illerde başsavcı ve başsavcıvekili diye iki kişiye yaptırılmış olan bir görevdir ki, bunlar... Halbuki, mesela, “Yargıtayda başsavcıvekilleri” denilseydi...

BAŞKAN – Sayın Genç, 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayınız...

KAMER GENÇ (Devamla) – Evet “Yargıtayda, cumhuriyet başsavcıları” denilseydi... Bilmiyorum, sayıları kaç; ama, herhalde 50-60’ın üzerinde başsavcıvekili var. Ama “ya başsavcı veya başsavcıvekili” derseniz, bu iş orada tıkanır kalır. O bakımdan, biz, burada tabiî ki, tenkit görevimizi yapıyoruz; ama, hakikaten, bu memleketin başında bulunan, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, zaman zaman Başbakanlık ve bakanlık yapan kişilerin keyfî işlemlerinden çok rahatsızız. İşte, yargı kararını Cumhurbaşkanı dinlemiyor; gidiyor, yürütmenin durdurulması kararı verilmiş bir orman arazisinde kaçak olarak yapılan inşaatı açıyor. Bu, bizim kanunlarımıza göre hapis cezasını gerektiren bir olaydır. Eğer bu Mecliste kişilik varsa -vardır; ki, kabul ediyorum- bu olayı vatana ihanetten dolayı bir suç olarak kabul edip yargılamak lazım. Başka bir kişi size söyleyeyim: Bir vatandaş gidiyor, mührü fekkediyor; normal mührü fekkettiği zaman, İmar Kanununa göre ceza görmüyor mu arkadaşlar?! Nasıl, cumhurbaşkanı olunca kanunsuzlukları teşvik ediyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – 1 dakika daha verin Sayın Başkan; nasıl olsa zaman bol.

BAŞKAN – Sayın Genç, süre konusundaki hassasiyetime anlayış göstermenizi rica ediyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) – Peki, teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

Maddeyle ilgili önerge yok.

Maddeyle ilgili görüşmeler tamamlanmıştır.

12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 12 nci madde kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum:

Yetkili ve görevli mahkeme

MADDE 13. — Davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, 12 nci maddenin (a) bendinde sayılanlar için Yargıtayın ilgili ceza dairesi, (b) bendinde sayılanlar için il ağır ceza mahkemesi, diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir.

BAŞKAN – 13 üncü maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

FP GRUBU ADINA RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yüce Meclisin değerli üyeleri, görüşmekte olduğumuz 198 sıra sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınızdayım.

Geçen hafta bu tasarıya ara verildiği için birtakım bilgiler soğudu. Gönül arzu ederdi ki, eğer, bu tasarı -gerçekten, ciddî olduğuna inanıyoruz, ama- bu kadar ara verilmeden, fasılasız görüşmelerle, sıcağı sıcağına, bütün bilgiler birbirini bütünleyici nitelik arz edecek şekilde Yüce Genel Kurulun bilgilerine arz edilmiş olsaydı, çok daha şık olurdu. Gönlümüz, bu yasanın akıbetinin diğer yasalar hakkında geçerli olmamasını arzu ediyor.

Tabiî, bu tasarının 13 üncü maddesinde, bir önceki maddede görevli birkısım memurlar veya diğer kamu görevlileri için, hangi kamu görevlileriyle ilgili olarak Yargıtay Başsavcısı veya Başsavcıvekili, hangi görevlilerle ilgili olarak il başsavcısı ve hangi görevlilerle ilgili olarak da diğer yetkili ve görevli cumhuriyet başsavcılarının hazırlık soruşturması yapacağı ifade edilmişti. Bu madde, bir önceki maddeyi bütünleyen bir maddedir; bu kamu görevlileriyle ilgili olarak hangi mahkemelerin yargılama yetkisini haiz olduğu getirilmiştir.

Elbette, bu kadar önemli bir tasarı Yüce Meclisin bilgilerine sunulurken, çok daha geniş, çok daha kapsamlı, her türlü eleştiriyi karşılayan, bu konuya yönelik bütün yapıcı eleştirileri ihata eden, kucaklayan bir anlayışla getirilmiş olsaydı, zannediyorum, Yüce Meclisin, daha önce birkısım yasalarda olduğu gibi, büyük bir ekseriyetle, hatta oybirliğiyle olurlarına mazhar olacaktı.

Şimdi, aradan geçen bir haftalık süre nedeniyle, yasa üzerinde elbette biraz ciddiyetle duruluyor; ama, yeterince ciddî olunduğu da ifade edilemez.

Şimdi, bu kadar önemli bir yasanın, seksenaltı yıldır yürürlükte olan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince eleştirilen ve bu yasanın uygulaması nedeniyle bizzat yasadan yararlanan birkısım kamu görevlilerince bu yasanın ne şekilde istismar edildiği gibi örnekler karşısında, biraz daha ayrıntılı, ciddî araştırmalarla Yüce Meclisin gündemine getirilmesi arzu edilirdi.

Elbette, bu yasa, üyesi bulunduğum Adalet Komisyonuna getirildiğinde memnuniyetle gördüm ki, beş partiye mensup milletvekillerinde ittifakla -evet, ittifakla- bu yasanın artık bir anlamı kalmadığı, bu yasayla birkısım kamu görevlilerine tanınan ve çoğu kez de istismar edilen imtiyazların ortadan kaldırılmasının yargı birliğine, hukukun üstünlüğü ilkesine daha çok hizmet edeceği anlayışı hâkim idi. Komisyon toplantısının başlangıcında hâkim olan bu anlayış, toplantı ilerledikçe, yerini, alışkın olduğumuz yaygın anlayışa terk etmeye başladı. Sorun alt komisyona havale edildi ve bu alt komisyona, yasanın, seksenaltı yıllık yasanın üzerine yöneltilen eleştirilerin ağırlığı nedeniyle bir aylık çalışma süresi tanındı. Bu bir aylık süre için öngörülen ilk günkü toplantıya, Danıştay olsun, Devlet Personel Başkanlığı olsun, Adalet Bakanlığı görevlileri olsun, birkısım kamu görevlisi uzmanlar davet edildi. Elbette, biz, bu kamu görevlisi uzmanları bir aksesuar olsun diye, bir görüntü zenginliği olsun diye çağırmadık. Gönlümüz, onların uzmanlık alanlarından istifade etmek ve bu seksenaltı yıllık yaşlı yasaya yönelen eleştirileri ciddîye almak ve bu eleştirileri öneri şeklinde, tasarı şeklinde, gerekirse teklif şeklinde Yüce Genel Kurulun ıttılaına sunmayı istiyor idi. Ancak, o gün gelen değerli uzmanların, gerçekten ciddî nitelikte eleştiriler ortaya koyduklarını, eleştiri paketi ortaya koyduklarını gördük; fakat, eleştirmek yetmiyor, eleştirdiğiniz şeyin yerine yenisini koymanız gerekiyor. Uzmanlar, eleştiri paketlerini açtılar, eleştirilerini yönelttiler; ancak, o gün alt komisyon toplantısında, muttali oldukları bu hususlarla ilgili olarak öneriler paketini hazırlama şansına sahip olamadılar, bir görüntü zenginliğinden ibaret olarak o gün toplantıya geldiler ve geldikleri gibi gittiler. Kendilerinin çok değerli birikimlerinden, bilgilerinden, deneyimlerinden istifade etme şansı olmadı; çünkü, 20 maddelik bu tasarı, alt komisyonda okundu, eleştiriler belli maddelerde kısmen alındı “Kabul edenler_ Etmeyenler_ Kabul edilmiştir” yaygın uygulaması, orada da geçerli oldu ve bu alt komisyon -yani özel alt komisyonlar ihtisas komisyonlarıdır, alt komisyonlar daha bir özel ihtisas komisyonlarıdır- görevini ifa edemeden, 20 maddelik tasarı, bir iki saat içerisinde “Kabul edenler_ Etmeyenler_ Kabul edilmiştir” şeklinde hızla geçirildi, Genel Kurulun gündemine getirildi.

Genel Kurulun gündeminde de, ciddî eleştiriler getirilmeye devam ediliyor. Demek ki, bu konuda, bu eleştirileri hak edecek hususlar galiba Genel Kurulu da tatmin edebilmiş değil. Yüce Genel Kurul -ben öyle inanıyorum ki- bu tasarıyla ilgili olarak “kabul edenler” denildiğinde, kabul edildiği yönünde el kaldırıyor; ancak, yüreğinde aynı şeyi hissetmiyor; bir yasayı da çıkarmış olalım anlayışı içerisinde bulunuluyor.

Biz, öyle inanıyoruz ki, bu Yüce Meclis kürsüsünün, temennilerin dile getirildiği, temenni paketlerinin dile getirildiği Meclis kürsüsü değil, tedbir paketlerinin görüşüldüğü ve alındığı kürsü olması gerekir. Bu Yüce Meclisin şanına, onuruna yakışan da budur. Biz, bu konuda yeterli altyapının oluşturulmadığı düşüncesindeyiz ve bu konudaki eleştirilerimiz, kesinlikle, her türlü siyasî mülahazanın ötesindedir; teknik eleştirilerdir, ciddî eleştirilerdir. Bizim gönlümüz, bu ciddî eleştirilerin dikkat nazara alınması şeklinde idi. Elbette, bu konuda muhalefetin de düşüncesi, olurları alınmış olsaydı gerçek anlamda -görünür anlamda değil, gerçek anlamda- söylenecek pek çok şey vardı. Bu tasarının görüşüldüğü bundan önceki birleşimlerde, kimlerin bu imtiyaz dışı tutulduğunu, hangi makama mensup memurlar ve kamu görevlilerinin bu imtiyaz dışında tutulduğu, daha özel imtiyazlara sahip bulunduğunu; bunun dışında, yaptığı görev itibariyle, yani kamu hizmetlisi denilebilecek görevlilerin, aktif kamu görevi yürütmeyen kamu hizmetlilerinin, diğer bir tabirle düz memurların ancak bu yasa kapsamında kaldığını ifade etmiş idik. Bunun dışında yapılacak başka şey yok muydu? Söylenen şey, yürürlükte olan Memurin Muhakematı Yasasının ve yerine getirilecek olan bu kanun tasarısının, bu tasarıyla amaçlanan kamu yönetiminin ciddiyetini, otoritesini temin etmek amacının daha gerçek şekilde tesis edildiği gerçek bir önerimiz vardı; o da şuydu: Evet, kamu görevi, kutsal bir görev; kamu görevinin ve devletin sürekliliği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde toparlayınız efendim.

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

...esasına dayanılarak, güvenliğinin esas alınması göz önünde bulundurularak, birinci derecede sorumluluk taşıyan kamu görevlilerinin, bir diğer tabirle aslî sorumluluk sahibi olan kamu görevlilerinin böyle bir yasa kapsamıyla sınırlandırılmış hali eğer Yüce Genel Kurulun önüne getirilmiş olsaydı, galiba, tasarının genel gerekçesinde ifade edilen bu yasa kapsamının daraltılması amacı daha gerçekçi bir şekilde yerine getirilmiş olacaktı.

Bir sonraki konuşmamda geri kalan hususlara devam etmek üzere, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Toprak.

Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Ramazan Toprak?..

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Vazgeçiyorum.

BAŞKAN – Sayın Genç, konuşacak mısınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Konuşacağım Sayın Başkan.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bendeniz usul hakkında konuşmak istiyorum.

BAŞKAN – Neyin usulü efendim; usulsüzlük mü var?

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sizin tutumunuz hakkında...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde, memurların yargılanacağı mahkemeyle ilgili. Şimdi, davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, 12 nci maddenin (a) bendinde sayılanlar için Yargıtayın ilgili ceza dairesi, (b) bendinde sayılanlar için il ağır ceza mahkemesi, diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemece yargılanırlar anlamında.

Şimdi, benim tereddüt ettiğim şu: Eskiden, biliyorsunuz, bazı kamu görevlileri ağır ceza mahkemesinde yargılanıyordu, Memurin Muhakematı Kanununa göre -ben, hükümetle konuştum ama, çok fazla tatmin olmadım- ve özellikle büyükşehir belediye başkanları, il ağır ceza mahkemesinde yargılanan bu kişiler, ondan sonra, o ağır ceza mahkemesinin verdiği karara karşı ilgili Yargıtay ceza dairesine geliyordu ve ceza dairesi de bir karar verince, ona göre de tashihi kararı vardı, o bir sonuca bağlanıyordu. Şimdi, bu haliyle, bazı kamu görevlileri hakkında il ağır ceza mahkemesinin vereceği karar safhası ortadan kaldırılmış; doğrudan doğruya, Yargıtayın ilgili ceza dairesi getirilmiş. Bana göre, burada, memurların aleyhine bir durum da doğabilir. Şimdi, çift dereceli bir mahkemede yargılanmak ile tek dereceli bir mahkemede yargılanmak arasında, zaman zaman, yargılanan kişinin aleyhine durumlar, büyük dezavantajlar ortaya çıkabilir; çünkü... Mesela, Anayasa Mahkemesinde bir dava açılıyor -buradan bir misal vereyim, bariz bir misal- Anayasa Mahkemesi bir karar veriyor; tashihi de yok, hatası da düzelmiyor; dolayısıyla, hatalı bir karar vermişse orada, işte, artık, muhkem kaziye teşekkül ediyor; ama, burada, bence, memurlarla ilgili getirilen bu hükümde de böyle bir sakınca olabilir.

Bakanlar Kurulu kararıyla atanan memur ve diğer kamu görevlileri ile büyükşehir belediye başkanları -eski şeyde, büyükşehir belediye başkanları yoktu- müsteşarlar, genel sekreterler hakkında, cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekilinin kararıyla soruşturma yapılıyor; ortak kararla veya başbakanın onayıyla atanan memurlar ise, ilgili ağır ceza mahkemesinde yargılanıyor.

Tabiî, yeni bir sistem getiriyoruz. Yani, hakikaten, bu sistem iyi mi çalışacak kötü mü çalışacak, bunu anlayabilmek için uygulamayı görmek lazım. Hükümet böyle bir adım atmış; bu adımın çok isabetli olduğu konusunda ciddî tereddütlerim var. Biz çıkıp da, bazı şeyleri burada konuşuyoruz, bazı arkadaşlarımız bu konuşmalarımızı da tasvip etmeyebilirler; ama, hakikaten, devletimizin hayatiyetiyle ilgili, çok önemli, yüz yıllık bir uygulaması olan yasayı değiştirirken, bizim çok düşünmemiz lazım. Bence, Batılı ülkelerde, orada, özellikle bu içtihat denilen kavrama uzun süre bağlı kalınması nedeniyle idarede bir istikrar sağlanıyor. Bizde de, maalesef, politikanın çok birinci safhaya çıkması; özellikle, çok kişilikli, cesaretli, tarafsız yöneticilerin, sorumluların çok az olması dolayısıyla, devlet çarkının işlemesinde büyük hatalar yapılabilir düşüncesindeyim. Bu itibarla, hükümete de özellikle soruyorum; yani, eskiden iki dereceli yargılanan memurlar şimdi tek dereceye indiriliyorsa, Yargıtayın ilgili ceza dairesine bu yetki veriliyorsa, bu, memurlar lehine getirilmiş bir uygulama değildir; bunun memurlar aleyhine sonuç vereceğine inanıyorum. Denilebilir ki, tabiî, Yargıtay ilgili ceza dairesi hatalı karar verirse, buna karşı tashihi karar müessesesi vardır, iadei muhakeme müessesesi vardır. Tabiî, Anayasa Mahkemesinde böyle bir durum yok; ama, yine de, olsun... İki dereceli bir mahkemede yargılanması gereken kişileri bir dereceye indirirsek, pek isabetli hareket etmeyeceğimize inanıyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Sayın milletvekilleri, gruplar ve şahıslar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili verilmiş önerge yoktur.

13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 13 üncü madde kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum:

TURHAN GÜVEN (İçel) – Usul hakkındaki söz hakkım ne olacak efendim?

BAŞKAN – Neye ilişkin söz hakkı?..

TURHAN GÜVEN (İçel) – Efendim, İçtüzüğün 60 ve 61 inci maddeleri gayet açıktır; grup başkanvekillerinin burada olmasına gerek yoktur, grup sözcüsünü yazılı olarak bildirme durumu vardır.

BAŞKAN – Evet...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bildirildiği halde, zatıâliniz söz vermemişsiniz grup sözcüme...

BAŞKAN – Sayın Güven, siz burada yoktunuz...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Olmayabilirim ben...

BAŞKAN – Bir dakika... Bekleyin bakalım, ne diyeceğim...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Evet.

BAŞKAN – Sizin açığa imza attığınızı veya bir arkadaşınızın açığa imza attığını bilemem...

TURHAN GÜVEN (İçel) – O beni bağlar, sizi bağlamaz...

BAŞKAN – Bir dakika... Önce bir dinleyin bakayım...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Dinliyorum...

BAŞKAN – Hangi konuşmacıyı kimin tayin edeceği, grup başkanı veya grup başkanvekillerine aittir. Ben, Genel Kurulu takip ediyorum -söylemek zorunda bıraktınız- orada bir üye arkadaşınız kâğıt doldurup gönderirse, bunu işleme almam. Nitekim, daha önce...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bir dakika, Sayın Başkanım... Bir dakika...

BAŞKAN – Bir dakikası yok...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Üye kâğıt doldurmamıştır... Bakınız, bu, Sayın Nevzat Ercan’ın imzasıdır, yazı ona aittir.

BAŞKAN – Efendim, onun üstünü kim doldurdu? Sayın Ercan’ın imzası olup olmadığını bilemem.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Ben giderken veya Sayın Ercan veya bir başka grup başkanvekili “sen yaz adını, gönder” der.

BAŞKAN – Efendim, giderken isim yazıp bildirseydiniz, isim yazıp bildirmiş olsaydınız, dediğiniz doğru...

TURHAN GÜVEN (İçel) – İsim boş muydu?..

BAŞKAN – Bakın, Sayın Güven, orada oturan arkadaşınız yazıyor, bana pusula gönderiyor; böyle bir şey olur mu?!

KEMAL KABATAŞ (Samsun) – Orada oturan kim?..

TURHAN GÜVEN (İçel) – Efendim, orada oturan, bir milletvekilidir; ben, Grup Başkanvekili olarak onu tayin etmişimdir; o, kendi elyazısıyla da yazar bunu; ama, imza bana ait olduğu sürece, siz, İçtüzüğün hangi maddesine dayanarak böyle bir işlem yapıyorsunuz?!

BAŞKAN – Sizin ona vekâlet verdiğinizi ben nereden bileceğim.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Benim imzam var mı, yok mu?!

BAŞKAN – Sizin imzanız yok orada.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Nevzat Ercan’ın var mı, yok mu efendim?!

BAŞKAN –Bugün Genel Kurulda görmedim Nevzat Beyi de, onun için.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Efendim, burada olmam şart değil; ben, bunu anlatmaya çalışı-
yorum.

BAŞKAN – Efendim, burada olmanız şart değil...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Siz, İçtüzüğe aykırı bir uygulama yapıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Güven, burada olduğunuz bir dönemde imzalayıp vermiş olsaydınız, ben de uygulamaya almamış olsaydım haklıydınız; ama, orada, bakın, Genel Kurulda Başkanlığın gözü önünde...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sizin bunu arama yetkiniz de yoktur, hakkınız da. Bu imza bana aittir, bir Grup Başkanvekiline aittir; siz mecbursunuz söz vermeye.

BAŞKAN – Grup Başkanvekili arkadaşımızın imzası gelirse, tabiî, başüstüne, söz vereceğiz elbette.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Partinin konuşma hakkını ketmediyorsunuz; Partinin konuşma hakkını ortadan kaldırıyorsunuz.

BAŞKAN – Efendim, grup başkanvekili arkadaşlarımız, görüşmeler başladığında, bütün maddeler üzerinde sözcülerinin isimlerini verdiler.

Bakınız, biraz önce, Fazilet Partisi Grubundaki Başkanvekili arkadaşlarımız üyeyi değiştirdi; yetkisindedir, değiştirebilir; onu benim önleme şansım yok.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Silerim, başkasını yazarım.

BAŞKAN – Kimi yazdığını nereden bileceğim ben onun...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sizin 61 inci maddeyi gayet güzel uygulamanız lazım.

BAŞKAN – Ben uygulamalarımda hiç...

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Sayın Vecdi Gönül Bey aynı şeyi yaptı; siz niye yapmıyorsunuz?!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Evet, 14 üncü maddeyi okutuyorum:

Vekillerin durumu

MADDE 14. — Bu Kanunun uygulanmasında vekiller, asillerin tâbi olduğu usule tâbidir.

BAŞKAN – 14 üncü madde üzerinde ilk söz, Fazilet Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak’ın.

Buyurun Sayın Toprak. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

FP GRUBU ADINA RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce, görüşmekte olduğumuz Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında birtakım hususlara değinmiştik. Bunlardan bir tanesi de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasıyla ilgili bu yasayla, yürürlükteki Memurin Muhakematı Hakkında Yasa ve şimdi görüşülmekte olan kanun tasarısıyla korunmak istenen şeyin, memur değil, kamu görevlisi değil; onun yürüttüğü kamu hizmetinin saygınlığı, otoritesini temin amacıdır. Bu amaca katılmamak elbette mümkün değil; ben inanıyorum ki, Yüce Meclisin, istisnasız, tüm milletvekilleri, bu amaçta hemfikirdir, müttefiktir. Bu, elbette güzel bir birlikteliktir.

Ancak, amacı gerçekleştirebilmek için ortaya koyduğumuz vasıtaların bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Eğer vasıta elverişli değilse, amaç, sadece iyi bir temenni olmaktan öteye gidemez. Biz, bu amacı gerçekleştirebilmek için nelerin ortaya konulması gerektiği konusunda ciddî eleştirilerde bulunduk. Kamunun saygınlığı, otoritesinin temini elbette yasalarla mümkündür; ancak, kamu saygınlığının, otoritesinin temini, kamu yönetiminin şeffaf olmasıyla ancak mümkün olabilecektir. Vasıtalardan belki de en önemlisi budur. Şeffaf yönetim, kesinlikle, her türlü karanlık işi, karanlık emelleri ifşa eden, yeni karanlık emelleri engelleyen bir anlayışın yönetime egemen olmasıdır. Biz, bu anlayışı yönetime, idareye egemen kıldığımız takdirde, birtakım kirli emeller, amaçlar, memur görüntüsü altında, kamu yönetiminin otoritesini, saygınlığını koruma görüntüsü altında bir şeylerin nerelere kaçırılıp götürüldüğünü engellemek mümkündür. Aksi halde, bu amaç hiçbir zaman gerçekleşmez, bir temenniden ibaret kalır.

Yakın zamanda Sayın ABD Başkanını Yüce Genel Kurulumuzda ağırladık. Akabinde, İstanbul’da AGİT zirvesi yapıldı. Önümüzdeki günlerde de, Avrupa Birliğine mensup ülkelerin Helsinki Zirvesinde ülkemizin adaylık statüsüne kabul edilip edilmemesi hususu görüşülecek. Sayın Bakan, Adalet Komisyonu toplantısında ve bu tasarıyla ilgili olarak ifade ettiği görüşlerde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, mevcut Memurin Muhakematı Yasası üzerinde ciddî eleştirilerde bulunduğunu ifade etti; ancak, bu eleştirilerin neye yöneldiğini biraz ortaya koymak lazım ve bu hadiseyi biraz açmak lazım.

Biz, Büyük Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesine ulaşmak emelinde olduğumuzu, zannediyorum, 550 milletvekilinin tamamı ifade etmektedir; bunda hemfikiriz. Peki, bu amaca ulaşmanın vasıtaları nelerdir? Bugün için önümüze gelen imkânlardan bir tanesi AB üyeliğine adaylık statümüzün kabul edilmesi. Hepimizin temennisi budur; ancak, yine ifade ettiğim gibi, umarım, bu, temenni olmaktan öteye gider, adaylık statüsü konusunda ciddî adımlar atarız.

Eleştiri yapılıyor, doğru; 86 yıllık bir yasa ciddî eleştirilere muhatap olacaktır. Çok ilginç bir şey ifade edeyim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yetkisini kabul eden hiçbir ülkede bizdeki Memurin Muhakematı veya benzeri bir yasa yok. Biz, çağdaş uygarlık düzeyine, Büyük Atatürk’ün ifadesiyle muasır medeniyet seviyesine ulaşma amacındayız. AGİT’te güzel bir toplantı, güzel bir organizasyon oldu, Helsinki Zirvesi için ciddî mesajlar verildi; ancak, bunun için ne yapıldığına bakıldığında, görüştüğümüz tasarıya bakıyoruz ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ciddî olarak eleştirdiğini en yetkili ağızdan ifade ettiğimiz yasaya bakıyoruz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin -tekrar ifade ediyorum- yetkisini kabul eden hiçbir ülkede bu yasa veya bu yasanın yerini tutan bir başka imtiyaz yasası yok. Galiba, amacımız, yine, temmeni olmaktan öteye geçmemiş, bir temenni şeklinde kalmış. Biz, inanıyoruz ki, bu Yüce Meclis, temennilerin dile getirildiği değil, tedbirlerin alındığı bir meclis olması gerekir. Galiba, biz, bu konuda biraz sınıfta kalıyoruz.

Biraz önce, hangi kamu görevlileriyle ilgili olarak hangi savcılıkların ve mahkemelerin yetkili olduğu ifade edildi. Bu kamu görevlilerine veya memurlarına isnat edilen suçlarla ilgili olarak hazırlık soruşturmasını yapacak savcıları belirledik. Bu, güzel bir şey; yani, memur hakkında, kamu görevlisi hakkında, gerektiğinde, bütün hayatını ilgilendiren bir hususta hazırlık soruşturmasını yapmak üzere bir cumhuriyet başsavcısını yetkilendirdik. Bu, büyük bir haktır; bu, büyük bir imtiyazdır. Bu imtiyaza sahip olmayan ülkeler de mevcuttur. Diktayla yönetilen, krallıkla yönetilen ilkel kabilelelerde bu halen mevcuttur. Peki, bu hakkı, neden, kamu görevlisi veya memuru, ön inceleme aşamasında, bir yargı mensubunun, bir savcının eline teslim edemiyoruz; hiçbir hukukî bilgisi, yeterliliği olmayan, daha doğrusu, çoğunlukla, kahir ekseriyetle, hukukî bakımdan bilgisi, becerisi, yeteneği, birikimi olmayan bir kamu görevlisine ön inceleme yapma yetkisini tanıyoruz? Neden, yargısal bir teminatın ayağı olan savcıya bu yetkiyi tanımıyoruz? Yine, amacımızla çelişen bir uygulama içerisindeyiz; ifade etmek istediğimiz husus budur.

Şimdi, ceza yargılamasında çok önemli bir husus vardır; olay gerçekleştiğinde, sıcağı sıcağına delilleri ele geçirmek asıldır, delillerin karartılmasını, yok edilmesini, ortadan kaldırılmasını engellemek asıldır. Şimdi, hukuktan hiç anlamayan, hangi delilin suç teşkil edeceğini, hangi delilin suç teşkil etmeyeceğini, olayı nasıl niteleyeceğini, ne yönde bir soruşturma usulü takip edebileceğini bilemeyen bir kamu görevlisine, ön inceleme yapma yetkisini tanıyoruz; ancak, bu kadar önemli bir aşamada, bir cumhuriyet savcısına aynı hoşgörüyü gösteremiyoruz. Burada, galiba -her ne kadar, hâkim, savcılarımız bağımsızdır, tarafsızdır, başımızın tacıdır desek de- amacımızı bir anlamda ele vermiş oluyoruz. Gerçekten, herbiri fedakârca hizmet yürüten cumhuriyet savcılarımıza, biz, en hassas, en kritik ön inceleme aşamasında güvensizliğimizi belirtiyoruz. Bu, bir hukuk devletinde yargı mensubuna duyulan güvensizliğin net bir biçimde ifadesidir; biz, burada, bir anlamda, kendi kendimizi ele vermiş oluyoruz.

Geçen konuşmamda ifade etmiştim -ayrıntılarına girmeyeceğim- bu tasarıyla getirilen süreç, son itiraz süreciyle birlikte, neredeyse bir yıla varıyor. Bu bir yıllık süreç içerisinde, siz, bir ceza yargılamasına konu olacak eylemin delillerini toparlayın toparlayabilirseniz. Bir yıl sonra, cumhuriyet başsavcısı konuya el atacak; bundan ne kadar sağlıklı bir karar çıkar; elbette, çıkmayacağı, yakın dönemde olan pek çok örnekte ortaya konulmuştur.

Biz, bu bir haftalık ara verme döneminde, böyle yanlış bir tasarının geri çekileceğini düşünmüş idik; ancak, bu olmadı. Biz, yine de, bu düşüncemizi burada tekrar ifade ediyoruz ve Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Toprak.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Sayın Başkan, bir hususta açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ercan.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Şimdi, Değerli Başkanım, Genel Kurulumuz sözlü soruları görüşürken, ben Genel Kurul salonunda idim. Böyle bir açıklama yaptınız, yani “Sayın Ercan yoktu Genel Kurulda” dediniz. Ben, Genel Kurul salonunda idim.

16.30 itibariyle Genel İdare Kurulu toplantımız vardı. Grup Başkanvekilleri olarak bu toplantıya iştirakimiz istendi. Ben, Genel Kurul salonundan ayrılmadan önce, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Sayın Zeki Çakan ile görüştüm “sözlü sorulardan sonra hangi kanun tasarısını alıp görüşeceksiniz” diye sordum ve öğrendim “Memurin Muhakematını alacağız ve görüşeceğiz” dediler. Ben de, İçtüzüğün 61 inci maddesine uygun bir biçimde, yetki belgesini tanzim ettim. Yalnız, burada, tabiî, bizim beklentimiz Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısıydı, bir de Yetki Yasa Tasarısı vardı. Birkısım arkadaşlarımız -40 arkadaşımız- Genel İdare Kurulu toplantılarına katıldığı için,
burada...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Hangisinin konuşulacağını da bilmiyoruz.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Gayet tabiî...

...hemen isimleri tespit etmek mümkün oldu. Ben, yetki belgesini tanzim ettim, bir iki isim zikrettim. Sayın Çetinkaya vardı; kalan maddelerle ilgili de, burada arkadaşlarımız, eğer bu görüşülen tasarı üzerinde, maddeler üzerinde görüş bildirmek isterlerse grup adına, burayı da isimlendirsinler diye kendisine söyledim ve ayrıldım.

Sizlere, Başkanlığınıza, Sayın Çetinkaya tarafından gönderilen yetki belgelerinin altındaki imza bana aittir ve ben Genel kurul salonunda idim. İçtüzüğe aykırı bir işlem söz konusu değildir. Anlayamadım tavrınızı... Yani, yetki belgesi gönderilmiş... Atındaki imza bana ait; şimdi, bir adet daha gönderdim. Öncesinden düzenlenmiştir o belge; dikkat ederseniz, üzerinde “...den ...den” diye geçilmiştir. Şimdi, Kemal Kabataş’ın ismi yazıldı. İçtüzüğe aykırılık bunun neresinde ben onu anlayamadım.

BAŞKAN – Sayın Ercan, sizin, Sayın Çetinkaya’ya yetki verdiğinize ilişkin bize bir bilgi intikal etmedi.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Gelen yetki belgesinin altında Sayın Çetinkaya’nın adı yazılı. Altındaki imza ona ait değil ki...

BAŞKAN – Şimdi, siz, kanun tasarısının görüşülmesi sırasında Genel Kurulda...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – “Nevzat Ercan DYP Grup Başkanvekili” ve altında benim imzam var.

BAŞKAN – Tasarılar görüşülürken başından beri Genel Kurulda yoktunuz; eğer, Genel Kuruldan ayrılmadan önce bu belgeleri tanzim edip, arkadaşlarımıza teslim etmiş olsaydınız, elbette ki işlem yapacaktım.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Hangisinin görüşüleceği belli değildi.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Sayın Başkan, galiba anlatamadım; sözlü soruların bitimine yakın Genel Kuruldan ayrıldım.

BAŞKAN – Efendim, bize intikal eden, görüşmeler sırasında, Sayın Çetinkaya’nın, orada, yazarak bize göndermesi... Arkadaşlarımız burada...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – İsim yazdı efendim...

BAŞKAN – Yani, gözümüzün önünde yazarak gönderdi; ben, bilemem ki sizin mi...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sadece isim kısmını doldurdu...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Niçin anlatamıyoruz; yetki belgesinde, sadece isim zikretmedim...

BAŞKAN – Efendim, sizin, Sayın Çetinkaya’ya yetki verdiğinize dair bir yazı mı var burada?

TURHAN GÜVEN (İçel) – Ne alakası var!..

BAŞKAN – Ne alakası var olur mu efendim...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Müsaade edin... Müsaade edin...

BAŞKAN – Bakınız efendim, bu konuda...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – DYP Grubu adına, tasarının üzerinde, konuşacak kişiyi isimlendiren Sayın Çetinkaya’dır; isim yazmıştır arkadaşımız; çünkü, arkadaşlarımız, genel idare kurulu toplantısına katıldı; ama, o yetki belgesinin altında DYP Grup Başkanvekili olarak benim adım ve onun altında da imzam var.

BAŞKAN – Efendim, siz, açığa imza attığınızı bize bildirseydiniz, biz onu...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Gelmiyor mu efendim size?!. Şimdi yine gönderdim.

BAŞKAN – Efendim, biz, ne bilelim zatıâlinizin imzası olup olmadığını... (DYP sıralarından “Hayda” sesleri, gürültüler)

Haydası var mı efendim... Sizin kimi görevlendirdiğinizi...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Böyle bir şey olur mu; çok rica ederim!..

BAŞKAN – Siz mi yazdınız bu Kemal Kabataş’ı efendim?

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Altındaki imza bana mı ait, bana ait mi?!.

BAŞKAN – Bakın, aynı durumda, daha önce, Sayın Güneş Taner’in, Genel Kurulda bir konuşma talebi oldu; Grup Başkanvekilleri bulunmadığı için, Sayın Güneş Taner’in konuşmasını, biz, kişisel konuşmaya dönüştürdük burada ve bunu da, hepiniz, o zaman alkışladınız. Şimdi, burada, bir yanlışlık var. Bu konuda...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Hayır efendim... Sakın efendim... Sayın Başkanım, yanlışınızda ısrar etmeyin. Şimdi, İçtüzüğün 61 inci maddesinde “grup sözcüleri, yetki belgelerini, Başkanlığa vermek zorundadırlar” diyor. Bu zorunluluğu yerine getirdik mi?!.

BAŞKAN – Sizin yetki belgeniz var, sizin yetkilendirdiğiniz Sayın Çetinkaya ile ilgili bir belge var mı burada?

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Efendim, ben, Sayın Çetinkaya’yı yetkilendirmiyorum.

BAŞKAN – Kimi yetkilendiriyorsunuz?

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Benim yetki belgem, benim adımı imzamı taşıyan yetki belgesini...

BAŞKAN – Sayın Ercan, ben, size diyorum ki, Sayın Çetinkaya, burada, Genel Kurulda, gözümüzün önünde, huzurda yazdı ve gönderdi. Ben, kimin yazısı olduğunu bilemem ki!..

TURHAN GÜVEN (İçel) – Adını yazdı efendim; imzayı atmadı...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Gelen yetki belgesine bakmıyor musunuz? Sayın Çetinkaya, kendisi, benim adıma açıp, benim adıma imza atabilir mi?!. Böyle bir şey var mı?!.

BAŞKAN – Bu yazıları Sayın Çetinkaya yazmadı mı efendim; burayı doldurmadı mı?

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Efendim, ayıp oluyor, yanlışınızda ısrar etmeyin; hatanızdan dönün hiç olmazsa.

BAŞKAN – Peki efendim; teşekkür ediyorum.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Ben Genel Kurul salonundayım; siz, o kürsüden “Sayın Ercan Genel Kurul Salonunda da bugün yoktu” diyorsunuz. Ben, Anavatan Partisi Genel...

BAŞKAN – Sayın Ercan “tasarının görüşmeleri başladığı andan itibaren yoktunuz” diyorum.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – “...andan itibaren yoktu” diyorsunuz...

BAŞKAN – Doğrudur... Yoktunuz efendim.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Efendim, siz, benim gönderdiğim yetki belgesiyle işlem yapmak zorundasınız. O yetki belgesinde, falancanın ismini, Sayın Çetinkaya kendi elyazısıyla yazmış, şu yazmış... Bu sizi ilgilendirmiyor!.. Bu, Grubumuzu ilgilendiren bir olaydır; sizi doğrudan ilgilendiren bir olay değildir. Ben, bu yetki belgesini, kendim, bizatihi size gönderirim, yanıbaşımdaki arkadaşım...

BAŞKAN – Siz gönderdiğiniz an, zaten, ona bir sorun yok ki efendim.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Meclis İçtüzüğünde böyle bir hüküm var mı?

BAŞKAN – Öyle bir sorun yok ki... Bugüne kadar siz göndermiştiniz de biz işleme almadık mı?.. Öyle bir şey olur mu?.. Mümkün değil.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – İmza bana ait ve benim adımı, imzamı taşıyan yetki belgesine ilişkin siz işlem görmelisiniz. Olmaz böyle bir şey!.. (DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Tamam Sayın Ercan, buyurun...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Okuyun biraz da öğrenin! Daha acemisiniz; öğrenin bunları canım!.. Allah Allah!..

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?..

BAŞKAN – Bir dakika...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, bugün çok enteresan bir uygulamayla karşı karşıyayız. Biz, gruplar olarak, hangi kanun tasarısının görüşüleceğini bilmiyoruz. (DSP sıralarından “Yeter artık” sesleri, gürültüler)

TURHAN GÜVEN (İçel) – Açın okuyun biraz, okuyun... Okuma biliyorsanız eğer!..

BAŞKAN – Biz de sıradan aldık efendim; bilemeyiz, biz de bilemiyoruz...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Bir dakikanızı rica edeyim... Sayın Başkan, gündemdeki sıraya göre gidiyorsunuz; ancak, bir kanun tasarısı görüşülüyor, hükümet oturuyor veya komisyon oturuyor, bir başkasını bırakıyor, bir diğerine başlıyor... Bir haftadan beri bu uygulama oluyor. Dolayısıyla, Meclisin istikrarı açısından, çalışma standardının yakalanması bakımından, gerçekten enteresan bir uygulamayla karşı karşıyayız. Bu itibarla, biz, başka bir toplantıya da gitmek durumunda olduğumuz için, konuşmacılarımızı burada bıraktık. Acaba, Sermaye Piyasası Kanununu mu görüşeceksiniz, yoksa Memurin Muhakematını mı görüşeceksiniz, yoksa Yetki Kanununu mu görüşeceksiniz diye çok farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. Nitekim, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Sayın Zeki Çakan ile Grup Başkanvekilimiz görüşmek suretiyle, acaba hangisini görüşeceksiniz diye bir belirsizliği ortaya koyup ve onunla ilgili bir sözcü tespit etmeye çalıştık. Aslında, bu uygulama, muhalefetin sözünü kesme, muhalefeti burada konuşturmama gibi bir uygulamanın sonucudur. Bugüne kadarki uygulamanız, gerçekten, fevkalade hassastı; ama, gelin, bugünkü uygulamanızın, gerçekten geçerliliği olmadığı ve bugüne kadar yapmış olduğunuz uygulamayı da gerçekten farklı bir şekilde uygulamak suretiyle farklı bir noktaya götürmek suretiyle bizim söz hakkımızı kıstığınızı kabul edin; ama, bundan sonra bu uygulama olmasın; çünkü...

BAŞKAN – Ben kimsenin söz hakkını kısmadım; ama, yetki belgeleri konusunda bir ihtilafımız var.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, o belgede grup başkanvekilinin imzası var; o belgede yazılı, var; orada sadece isim doldurma kısmı, biraz evvel ifade ettiğim gibi, hangi kanun tasarısının görüşüleceğini bilmediğimizden dolayı isim yazılmamıştır. Lütfen, kabul edin, hatada ısrar etmeyin.

BAŞKAN – Peki... Teşekkür ederim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, bu uygulama bundan sonra da tartışmalara sebep olacağı için mutabakatla anlaşmak gerekiyor. (DSP sıralarından “Aaaa” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Efendim, tartışılacak bir şey yok. Bundan sonra grup başkanvekili arkadaşlarımız giderken “şu arkadaşı görevlendirdik ve yazımız şundadır” derse sorun biter.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Hâlâ ısrar ediyorsunuz; yapmayın...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, Başkanlık makamına, bir grup başkanvekilinin imzasıyla bir sayın milletvekili yetkilendirilmişse, Başkanlığın buna uymak zorunluluğu
vardır.

BAŞKAN – Ona uyuyoruz zaten; bu konuda bir tereddüt mü var Sayın Şener?

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Tereddüt yoksa niçin sorun yaratıyorsunuz Sayın Başkan?

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Tereddüt var. Çünkü, sizin ifade tarzınız tereddüt olduğunu ortaya çıkarıyor.

BAŞKAN – Bakın, Sayın Şener, biraz önce siz son anda yine değiştirmediniz mi üyenizi?

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Değiştirebiliriz; ama, değiştirmediğimiz takdirde... (DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Tamam efendim, sorun yok. Teşekkür ederim Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, değiştirmediğimiz takdirde yetkili kıldığımız üye konuşabilir... (DSP sıralarından “Oyalıyorlar” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Sizin Genel Kurulda...

ZEKİ EKER (Muş) – Sayın Başkan, başkasının adına konuşuyor. Başkasının adına avukatlık yapmasın. (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ÖRS (Burdur) – Sen dinle!.. Dinlemesini öğren!..

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Avukat değil... Konuşan bir grup başkanvekili.

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Bunlar zabıtlara geçiyor.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bir grup başkanvekili konuşuyor.

ZEKİ EKER (Muş) – Siz gerekli izahatı yaptınız.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Tutanağa geçiyor, lütfen dinleyin.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Aynı şey başına gelmesin diye söylüyor... Sana ne!..

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Bir sayın milletvekilinin metni yazmış olması, onun yetkili olduğu anlamına gelmez. Daktilo memuruna bir yazıyı yazdırdığımız zaman da daktilo memurunu yetkili kılmış olmazsınız. Orada geçen isim kimse...

BAŞKAN – Ben daktilo memurunun buraya bırakıldığını varsaymıyorum; burada milletvekili arkadaşlarımız var; ben daktilo memuru olarak değerlendirmiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Aslolan, grup başkanvekilinin imzasıdır. O imza varsa, metni kimin yazdığı önemli değildir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şener... Teşekkür ederim.

14 üncü maddeyle ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Kemal Kabataş...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu konuyla ilgili olarak...

BAŞKAN – Efendim, tamam; teşekkür ederim.

Sayın Kabataş, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, böyle bir olay oldu; ben de konuşmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen...

Sayın Kabataş, buyurun efendim; sürenizi başlatıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, zaten 10 dakikadan az zaman var...

BAŞKAN – O, sizin saatinize göre; burada var, fazlası var.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, süreyi şimdiden başlatıyorsunuz!..

TURHAN GÜVEN (İçel) – 11 saniye geçti.

BAŞKAN – 11 saniye ilave ederim efendim; siz merak etmeyin.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Anayasaya ve İçtüzüğe aykırılık var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kabataş.

DYP GRUBU ADINA KEMAL KABATAŞ (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz tasarının 14 üncü maddesinde “bu Kanunun uygulanmasında vekiller, asillerin tabi olduğu usule tabidir” ifadesi var. Bu, bir kural, öteden beri, idare hukukunda geçerli bir düzenleme. Bu tasarının 1 inci maddesinde “memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir” şeklinde kanunun amacı belirlenmiş; ama, memuru bir şekilde tarif ediyoruz “memurlar ve diğer kamu görevlileri” bunlar kimlerdir, bu konuda bir açıklık yok, bir tanım getirilmiş değil. Bu yasanın uygulanması açısından, memur ve diğer kamu görevlilerinin kapsamında kimler vardır ve bu kanun kapsamında nasıl bir izin sistemi uygulanacaktır konusu belirsiz; ancak, vekâletle ilgili bir ayrıntı, esasen, mevcut olan, bilinen bir ayrıntı, bir madde halinde ayrıca düzenlenmiş durumda.

Bu tasarının tümü üzerindeki görüşmeler iki ayrı noktada yoğunlaşıyor. Bir, sözde çağdaş bir yaklaşım; memurları korumayalım; memurları, suç işledikleri yönünde iddialar varsa, derhal, savcı huzurunda sorgulamaya alalım görüşü. Bir de, hizmet sebebiyle, devlete hizmet eden insanların, hizmetten doğan ve hizmetle ilgili kararları nedeniyle yargılanmasını, özel usule tabi tutalım, devleti ve çalışanları koruyalım yaklaşımı var.

Şimdi, getirilen düzenleme enteresan bir düzenleme. Bu düzenlemeyle, sözde, önincelemeyi yapacak olanlar, devletin büyük bir özenle yetiştirdiği, devletin en iyi çalışma grubunu oluşturan kariyer sahibi insanların, devlette müfettiş olarak görev yapanların yetkilerini, devlette sayısı
2 000 000’a yaklaşan memura da teşmil ediyoruz. Soruşturmalar yönünden müfettişliği sıfırlıyoruz, müfettişin haiz olduğu yetkiyi, devletin görevlendirdiği her derecedeki memurlar kullanabilir diyoruz.

Bu yaklaşıma bir anlam vermek mümkün değil; çünkü, idarî bir konuda, görevle ilgili bir konuda, müfettişin, bilgisi, tecrübesi, yetişkinliği ve görevle bağlantıyı tespitteki özelliği dikkate alınmadan, herhangi bir kamu görevlisine, listede belirtilen yetkililer, bu öninceleme ve soruşturma görevini veriyorlar ve bunlar da, bu görevlendirmeyle, devletin merkez teşkilatlarında müfettişlik görevi yapan insanların hak, görev ve yükümlülüklerini aynen kullanıyorlar. İşin ciddiyetten uzak tanımı biraz da buradan kaynaklanıyor.

Ha, bunun sonucu ne olacak; onlara bakalım: Başka bir maddede, ortak kararla atanan insanlar... Devlet yönetiminin birinci derecede sorumluluk taşıyan her seviyedeki üst düzey yöneticileri, ortak kararla atanıyor. Ankara, belki yüzlerce, hatta 500’ün üzerinde benim tahminim, genel müdür, genel müdür yardımcısı, her kurumda devletin çarkını döndüren insanlar dörtlü kararnameyle atanıyor; ortak kararname budur.

Bu kararnameyle atanan insanlar, bundan böyle bu kanun yürürlüğe girdiğinde, Ankara Başsavcısının demirbaş müşterileridir. İki anlamda demirbaş müşterileriler -üzgünüm bunu ifade ettiğim için- görevini yapanlar, görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla; görevini yapmayanlar da görevlerini ihmal ettikleri iddiasıyla kısa sürede Ankara Savcılığının yolunu, girişini, çıkışını bellemek zorunda kalacaklar. Getirilen düzenleme budur. Devlet, genel müdür olarak atadığı, büyük sorumluluklar verdiği, yılda 24 katrilyon tahsilat yapmakla yükümlü kıldığı Gelirler Genel Müdürünü, ortak kararnameyle atandığı için, bir mükellefin üzerine çok fazla gittiği gerekçesiyle, görevini kötüye kullandığı ya da başka bir anlamda, görevini ihmal ettiği iddiasıyla çok kısa bir sürede, çok hızlı bir prosedür içerisinde Ankara Savcısının önüne soruşturmanın sanığı ya da adayı olarak gönderecektir.

Yaptığımız iş çok masum, çok da çağdaş gibi görünüyor; ama, devlet sistematiğini temelinde, özünde yok ediyoruz. İnsanları çalışabilir, karar alabilir olmaktan çıkarıyoruz. Devleti bir soruşturma histerisi içerisinde yönetmeye çalışıyoruz. Herkes herkesin peşinde, herkes herkesi şikâyet ediyor ve bu şikâyetler, bugüne kadar olduğu gibi, dosyalarda kalmıyor; devlet görevini onuruyla, şerefiyle, dirayetiyle yürüten insanlar çok kısa süre içerisinde savcılar önünde sürekli hesap veren, görevi nedeniyle, potansiyel sanık sıfatı taşıyan insanlar durumuna getiriliyor. Devlet görevinin yürütülmesindeki ciddiyetle bu yaklaşımı bağdaştırmak mümkün değil. Çünkü, bu insanlar devlete hizmet ediyorlar; görev sebebiyle, görev nedeniylenin anlamı budur. Sokakta suç işliyorsa, zaten, bugün, hemen yargı önüne çıkıyor; ama göreviyle bağlantısını özenle tarif etmez, görev konusundaki soruşturmayı görevin özelliklerini bilen insanlar, müfettişler, uzmanlar eliyle yapmaz, herhangi bir insanın sözde ön incelemesiyle, bu insanları savcı huzuruna çıkarırsanız, devleti paralize eder, çalışamaz hale getirirsiniz.

Bir değerli başhekim dostum bana şunu söyledi: “Bu kanun çıktığı gün ben burada yokum.” “Neden” dedim, “çünkü, ben, hem görev yaptığım için hem de birtakım insanların taleplerini yerine getirmediğim için sorumlu olacağım” dedi. Aktif insanlar, sorumlu insanlar karar alacaklar, bu kararları herhangi bir şekilde, siz, idarenin ihtiyaçları dışında, gerekleri dışında değerlendiremezsiniz. İdarî yargı, bir özel iş, özel bir düzenleme alanı; hırsız, soysuz kovalamakla, hırsız, soysuz yargılamakla eşdeğer bir iş değil; devlet, burada sistematiğini korumak ve kendi yönetimine sahip çıkmak zorunda.

Üzülerek görüyorum ki, bu konuyu, en az uzmanlığı olan insanlar öncelikle konuşuyorlar. Bu devletin, köklü gelenekleri vardır. Bizim, İngiltere ile benzerliğimiz yok; İngiltere’de yazılı hukuk yok. Biz, Batıyla uyum iddiasıyla, Batı’da var olduğunu düşündüğümüz birtakım kriterleri buraya taşıyarak yönetimimizi Batılı hale getiremeyiz; çünkü, bu iddia,Türkiye’deki temel yapıyla çelişir.

Biz, hepimiz, devlette sorumluluk alan insanlar olarak, bizim korunmamızın ve gelişigüzel herkesin bizim prestijimizi sarsacak şekilde yargı önüne sevk edilmememizin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ben, müsteşarlık yaptım; kapımda bir gün bekçi gelip “savcı bey sizi çağırıyor” iddiasının muhatabı olmanın ne kadar zor olduğunu bilirim. Biz, bugün, arkadaşlarımızı bu konuma getiriyoruz.

Türkiye’de özel şekilde yargılanan, özel şekilde itinayla bu konuları değerlendiren gruplar var. Hiçkimse Yargıtay üyesini çağırıp genel mahkemelerde yargılamıyor. Neden; çünkü, o işin özelliği var; ama, biz, herhangi bir vatandaş gibi, görevimizi icra ederken, herhangi bir kişinin iddiasıyla, ihbarıyla derhal ve acele hiçbir uzman denetiminden geçmeden yargının önüne çıkıyoruz.

Bunun iki sonucu var. Bu insanlar, bu kararları almaz, bu görevleri yapmaz. İkincisi, bu dirayeti gösterenler de bu tehditten, bu büyük yargılanma ve kamuoyu önünde kendini aklama riskinden kendilerini kurtaramazlar; yani, ikisi de fevkalade zor bir tablo yaratıyor. Çok masum gibi görünen, çok çağdaş gibi görünen bu düzenlemeyle, devlet sistemini, yönetimini işlemez hale getiriyoruz. Bunu burada, Genel Kurul huzurunda ifade etmek, devlette bu kadar hizmeti olan bir kişi olarak, benim için vebaldir, borçtur; bunu ifade ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kabataş.

Grupları adına başka söz isteği?..Yok.

Şahsı adına, Sayın Ramazan Toprak?.. Yok.

Başka söz isteği?.. Yok.

Madde üzerinde önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 14 üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldik. Yeni bir madde üzerinde görüşmelerin başlaması için zamanımız yeterli değildir.

Bu nedenle, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 2 Aralık 1999 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 18.59

IV. – SORULAR VE CEVAPLAR (Devam)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Bursa Milletvekili Ali Arabacı’nın, Bursa İlindeki elektrik ve doğalgaz tüketimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı (7/693)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıda yazılı soruların, Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 96 ncı ve devamı maddeleri uyarınca Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Cumhur Ersümer tarafından yanıtlanmasını saygıyla dilerim. 14.10.1999

Ali Arabacı

Bursa

Sorular :

1. Bursa’nın elektrik tüketimi ne kadardır, hangi kaynaklardan sağlanmaktadır?

2. Bursa’da kaç otoprodüktör elektrik santralı vardır, bunlardan şimdiye kadar satın alınan elektrik enerjisi tutarı ne kadardır?

3. Bursa ile Mustafa Kemalpaşa İlçesi sınırları içinde kalan Suuçtu Şelalesi yakınlarındaki kullanılmayan elektrik santralı özelleştirme kapsamında satılmış mıdır, satıldıysa ne zaman ve kimlere verilmiştir?

4. Bu santralın kapasitesinin artırılması gündemde midir?

5. Bursa’da kaç abone doğalgaz kullanmaktadır, doğalgaz tüketimi ne kadardır?

6. Bursa’da kaçak doğalgaz kullananlar var mıdır, varsa bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapılıyor mu?

7. Botaş Bursa Proje Müdürlüğünün önerisiyle Botaş Yönetim Kurulu tarafından borcu silinen abone var mıdır?

8. Türkiye Kömür İşletmelerinden Botaş’a geçen lojmanların onarımı için ne kadar ödenek ayrılmıştır?

Bu lojmanlarda Eylül 1999 sonu itibariyle kimler kalmaktadır?

9. Bursa Doğalgaz Kentsel Dönüşüm Projesinin özelleştirme yoluyla parçalanacağı öne sürülmektedir. Bu konuda çalışma var mıdır, Burgaz Şirketiyle ilgili Bakanlığınızın elinde bilgi var mıdır?

T.C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 30.11.1999

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.15.O.APK.0.23.300.1723/20543

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 1.11.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-2433 sayılı yazısı.

Bursa Milletvekili Sayın Ali Arabacı’nın tarafıma tevcih ettiği ve Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen 7/693-2148 esas no’lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve

Başbakan Yardımcısı

Bursa Milletvekili Sayın Ali Arabacı’nın yazılı soru önergesi ve cevabı (7/693-2148 esas no’lu)

Soru 1. Bursa’nın elektrik tüketimi ne kadardır, hangi kaynaklardan sağlanmaktadır?

Cevap 1. 1998 yıl sonu tüketim değerleri itibariyle Bursa İlinin net elektrik tüketim değeri
4 544 886 000 kWh’dir. Ulusal elektrik sisteminden sağlanmaktadır.

Soru 2. Bursa’da kaç otoprodüktör elektrik santralı vardır, bunlardan şimdiye kadar satın alınan elektrik enerjisi tutarı ne kadardır?

Cevap 2.

İşletmeye Açılmış Olan Santrallar

Firma Adı Yeri Kurulu Güç (MW) Yıllık Üretim (GWh/yıl) Yakıt Cinsi

Aksa Enerji Bursa 1,4 12,2 Çöp

Bis Enerji Bursa 174 1 251 DG

Bosen Bursa 55 393 DG

Entek Bursa 140 980 DG

İsko İnegöl 9,6 72 DG-LPG

Starwood Bursa 5,8 43,8 DG-LPG

Zorlu Enerji Bursa 26,6 215 DG

TOPLAM 412,4 2 967,0

Sözleşmesi İmzalananlar

Firma Adı Yeri Kurulu Güç (MW) Yıllık Üretim (GWh/yıl) Yakıt Cinsi

Bosen Bursa 15 107 DG

İsko Bursa 4,8 36 DG-LPG

Sayılgan Bursa 10 75 DG-NAFTA

Starwood Bursa 11,5 86 DG-LPG

Zorlu-2 Bursa 55 412,5 DG-LPG

TOPLAM 96,3 716,5

Değerlendirmesi Devam Edenler

Firma Adı Yeri Kurulu Güç (MW) Yıllık Üretim (GWh/yıl) Yakıt Cinsi

Çargı II Bursa 10 79.2 DG-NAFTA

Konur Sağlık Hizm. Bursa 1,6 11.5 DG

Bursa Konut Üretim Bursa 180 1 400 DG-MOTORİN

Sönmez Flament Bursa 4 30 DG-LPG

TOPLAM 195.6 1 520.7

Soru 3, 4. Bursa ile Mustafa Kemalpaşa İlçesi sınırları içinde kalan Suuçtu Şelalesi yakınlarındaki kullanılmayan elektrik santralı özelleştirme kapsamında satılmış mıdır, satıldıysa ne zaman ve kimlere verilmiştir? Bu santralın kapasitesinin artırılması gündemde midir?

Cevap 3, 4. Bursa İli Mustafa Kemalpaşa İlçesi sınırları içinde bulunan Suuçtu Hidroelektrik Santralı Belediye tarafından işletilirken, 1980’li yıllarda, 2705 sayılı yasa uyarınca Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. Bir süre sonra santral devre dışı bırakılmış ve atıl hale gelmiştir. Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğünün TEAŞ ve TEDAŞ Genel Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırılmasından sonra bu santral, ülkemizde elektrik enerjisi üretiminden sorumlu bir kuruluş olan TEAŞ Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.

Bu ve benzeri santralların atıl durumdan kurtarılarak faal hale getirilmesi ve ülke ekonomisine kazandırılması yönünde TEAŞ Genel Müdürlüğünce bir dizi çalışma yürütülmüştür.

Bu çerçevede, Suuçtu Hidroelektrik Santralı TEAŞ Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bir santral olup, özelleştirme yoluyla satılmamıştır. Ancak, TEAŞ Genel Müdürlüğü tarafından bu ve benzeri santrallara eleman tayin edilemediği için, Suuçtu Hidroelektrik Santralında yapılması gereken işletme, bakım, onarım işleri bedeli ödenerek özel sektörden hizmet alımı yoluyla yaptırılmakta ve enerji üretim faaliyetleri bu şekilde yürütülmeye çalışılmaktadır.

Bugüne kadar yapılan çalışmalar santralın faaliyete geçirilmesi mahiyetinde olup, mevcut kurulu güç kapasitesinin artırılmasına yönelik bir girişim sözkonusu değildir.Temel amaç, yöredeki doğal yapıyı bozmadan, boşa akan suyun değerlendirilmesi yoluyla enerji üretilmesi ve ekonomiye katkı sağlanmasıdır.

Soru 5 : Bursa’da kaç abone doğalgaz kullanmaktadır, doğalgaz tüketimi ne kadardır?

Cevap 5 : Bursa İlinde Ekim 1999 sonu itibariyle gaz kullanan abone sayısı 83 904’tür. Eylül 1999 sonu itibariyle Bursa’da tüketilen doğalgaz miktarı 143 589 110 sm3’tür.

Soru 6 : Bursa’da kaçak doğalgaz kullananlar var mıdır, varsa bunlarla ilgili bir işlem yapılıyor mu?

Cevap 6 : Zaman zaman kaçak doğalgaz kullanan aboneler olmakta, ancak bunlar tespit edilerek sayaçları sökülmekte, kaçak kullanıma konu olan prosedür eksiklikleri giderilerek kaçak kullanım cezaları ilgililerden tahsil edilmektedir. Ayrıca, kaçak kullanımın türüne göre savcılığa suç duyurusunda bulunulmaktadır.

Soru 7 : BOTAŞ Bursa Proje Müdürlüğünün önerisiyle BOTAŞ Yönetim Kurulu tarafından borcu silinen abone var mıdır?

Cevap 7 : BOTAŞ Yönetim Kurulu kararıyla borcu silinen hiçbir abone yoktur.

Soru 8 : Türkiye Kömür İşletmelerinden BOTAŞ’a geçen lojmanların onarımı için ne kadar ödenek ayrılmıştır? Bu lojmanlarda Eylül 1999 sonu itibariyle kimler kalmaktadır?

Cevap 8 : Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünden BOTAŞ Genel Müdürlüğüne devredilen binalardan sosyal tesislerin tamir ve tadili için 1999 yılı İdame ve Yenileme Yatırımları kaleminden 80 milyar TL. ödenek ayrılmış, ancak, DPT’nin 1999/9 Sayılı Genelgesi ile iptal edilmiştir. Lojman binaları halihazırda işletme personeli tarafından kullanılmaktadır.

Soru 9 : Bursa Doğalgaz Kentsel Dönüşüm Projesi’nin özelleştirme yoluyla parçalanacağı öne sürülmektedir. Bu konuda çalışma var mıdır, BURGAZ Şirketiyle ilgili Bakanlığınızın elinde bilgi var mıdır?

Cevap 9 : Bursa şehrinde doğalgaz dağıtım hizmeti BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir. Bu dağıtım işinin özelleştirilmesine ilişkin olarak çalışmalara başlanmış olup, çalışmalar henüz araştırma ve yöntem belirleme aşamasındadır.

Şehirlerde doğalgaz dağıtımı yapmak üzere kurulacak şirketlerin taşıması gereken asgari yeterlilik koşulları ve bunlara verilecek yetki ve sorumlulukları belirleyen bir mevzuat henüz oluşturulamamıştır. Bu mevzuatın bir an önce hazırlanarak yürürlüğe girmesi için Bakanlığım gözetiminde BOTAŞ Genel Müdürlüğü nezdinde çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmaların tamamlanmasını müteakip onay için yetkili mercilere arzı sağlanacaktır.

2. — Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu’nun, Adana İli Pozantı İlçesi Alpu Köyü su projesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/845)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Devlet Bakanı Sayın Mustafa Yılmaz tarafından yazılı olarak aracılığınızla cevaplandırılmasını arz ederim.

M. Metanet Çulhaoğlu

Adana

Adana İli Pozantı İlçesine bağlı Fındıklı, Alpu köylerini kapsayan Alpu Köyü su projesi olarak adlandırılan projenin hayata geçirilmesi konusunda bugüne kadar neler yapılmıştır. Proje hangi aşamada ve ne kadar ödenek ayrılmıştır.

T.C.

DevletBakanlığı 1.12.1999

Sayı : B.02.0.010/031-4984

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 15.11.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/845-2519/6408 sayılı yazısı.

Adana Milletvekili Sayın M. Metanet Çulhaoğlu’nun soru önergesi incelenmiştir.

Sözkonusu Adana-Pozantı-Fındıklı-Alpu köylerinin içmesuyu etüt ve proje çalışmaları tamamlanarak 2000 yılı içmesuyu yapım programına teklifi yapılmıştır.

Ancak 2000 yılında içmesuyu yapımları için yeterli ödenek ayrılmadığından ülke genelinde programlara yeni iş alınmayacaktır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz

Devlet Bakanı

3. — Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’un, Şanlıurfa İli Hilvan İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Fikret Ünlü’nün cevabı (7/865)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun DevletBakanı Sayın Fikret Ünlü tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Zülfikâr İzol

Şanlıurfa

GAP’ın merkezi olan Şanlıurfa İlimize bağlı Hilvan İlçemizde sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler için kullanılabilecek herhangi bir alan mevcut değildir.

1. Hilvan İlçemizde kapalı spor salonu kurulması hakkında çalışmalarınız var mıdır? Varsa yapımına ne zaman başlanacaktır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 30.11.1999

Sayı : B.02.0.0.16/O1993

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 15.11.1999 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/865-2022/5476 sayılı yazısı.

Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’a ait 7/865 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Fikret Ünlü

Devlet Bakanı

Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’a Ait 7/865 Esas Sayılı Soru Önergesine
Devlet Bakanı Sayın Fikret Ünlü’nün Cevabı :

Soru : GAP’ın merkezi olan Şanlıurfa İlimize bağlı Hilvan İlçemizde sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler içinde kullanılabilecek herhangi bir alan mevcut değildir.

Hilvan İlçemizde kapalı spor salonu kurulması hakkında çalışmalarınız var mıdır? Varsa yapımına ne zaman başlanacaktır?

Cevap : Şanlıurfa İli, Hilvan İlçesine spor salonu yapımı bütçe imkânlarımızın kısıtlı olması ve tasarruf tedbirlerinin yanı sıra mevcut proje stokunun fazlalığı nedeniyle ileriki yıllar yatırım programı hazırlık çalışmalarında değerlendirilebilecektir.

Fikret Ünlü

Devlet Bakanı

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.