Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 20 YASAMA YILI : 4

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 67

 

28 inci Birleşim

3 . 12 . 1998 Perşembe

 

 

İÇİNDEKİLER

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Karaman Milletvekili Fikret Ünlü’nün, Dünya Özürlüler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı

2. – Hatay Milletvekilli Atilâ Sav’ın, İtalyan hukukçularının, Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir mahkemede yargılanması önerisine ilişkin gündemdışı konuşması

3. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan İli Köy Hizmetleri Müdürlüğünün çözümlenemeyen sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

B)TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Fransa ve Norveç’e gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1821)

2. – Romanya’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1822)

 3. – Bakanlar Kurulunun yeniden teşkili için İstanbul Milletvekili ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit’in görevlendirildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1823)

 4. – Romanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1824)

 5. – Romanya’ya gidecek olan Kültür Bakanı İstemihan Talay’a, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1825)

 6. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul ve komisyonlarda bulunan kanun tasarı ve tekliflerinden hangilerinin görüşüleceğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1826)

 7. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul ve komisyonlarda bulunan kanun tasarı ve tekliflerinden hangilerinin görüşüleceğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1827)

 8. – İstanbul Milletvekili Refik Aras’ın, İç ve Dış Borçlar Araştırma Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/395)

 9. – Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın Irak’a yapacağı resmî ziyarete katılan milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1828)

10. – Başbakan A. Mesut Yılmaz’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1829)

11. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Türkmenistan ve Kırgızistan’a yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1830)

12. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Avusturya’ya yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1831)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 22 arkadaşının, üniversite kurulacak illerde aranacak koşullar konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/30)

III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1211) (S. Sayısı : 774)

2. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkereleri ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1646, 3/1775) (S. Sayısı : 775)

3. –  Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676)(S. Sayısı : 232)

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (9/16)Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 779 sıra sayılı raporu ile (9/17) Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 780 sıra sayılı raporunun görüşme günü ve Genel Kurulun çalışma saatlerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2. – (9/44), (9/45), (9/46) Esas Numaralı Meclis Soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve Genel Kurulun çalışma saatlerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

B) BAŞKANLIK ÖNERİLERİ

1. – 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Genel Kuruldaki görüşmelerine ilişkin Danışma Kurulunun 16.11.1998 tarihli 144 numaralı önerilerinin kabulüne dair Genel Kurul kararının kaldırılmasına ilişkin Başkanlık önerisi

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A)GÖRÜŞMELER

1. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 13 arkadaşı, Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 19 arkadaşı, Konya Milletvekili Veysel Candan ve 12 arkadaşı, Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 23 arkadaşı, Kütahya Milletvekili Emin Karaa ve 22 arkadaşı, İzmir Milletvekili Işın Çelebi ve 25 arkadaşı, Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık ve 22 arkadaşı ile Hatay Milletvekili Fuat Çay ve 25 arkadaşının, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarını araştırarak alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150, 166) esas numaralı Meclis araştırması komisyonu raporu (S. Sayısı : 743)

2. – Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 106 arkadaşının, Kanuna ve Genel Ahlaka Aykırı Şekilde Mal Edinmek Suretiyle Görevini Kötüye Kullandığı ve Bu Eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller Hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi ve (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu (S. Sayısı : 779)

3. – İstanbul Milletvekili Meral Akşener ve 71 arkadaşının, Kanuna ve Genel Ahlaka Aykırı Şekilde Mal Edinmek Suretiyle Görevini Kötüye Kullandığı ve Bu Eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Turizm eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi ve (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu (S. Sayısı : 780)

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, Hatay İlindeki pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez’in yazılı cevabı (7/6330)

2. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yıldırım Aktuna’nın yazılı cevabı (7/6374)

3. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/6376)

4. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, TKİ’ne bağlı E.L.İ. Işıklar Yeraltı Desandresinde yapılan işlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/6392)

5. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Konya-Hüyük İlçesi Çamlıca Köyünün içmesuyu depolarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/6438)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.

Elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından, 3 Aralık 1998 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 15.40’ta son verildi.

Kamer Genç

Başkanvekili

Levent Mıstıkoğlu Abdulhaluk Mutlu Hatay Bitlis Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

3 Aralık 1998 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER : Abdulhaluk MUTLU (Bitlis), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşimini açıyorum.

Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Karaman Milletvekili Fikret Ünlü’nün, Dünya Özürlüler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı

BAŞKAN – Birinci gündemdışı söz, Dünya Özürlüler Günü nedeniyle gündemdışı söz isteyen Karaman Milletvekili Sayın Fikret Ünlü’ye verilmiştir.

Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika.

FİKRET ÜNLÜ (Karaman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü nedeniyle söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İzninizle, sözlerimin başında, dün akşam Galatasarayın Juventus karşısında almış olduğu başarı hepimizi onurlandırdı, sevindirdi; bütün yöneticileri, sporcuları, ayrıca Türk konukseverliğinin çok güzel bir örneğini bütün dünyaya gösteren stadyumu dolduran tüm seyircilerimizi içtenlikle kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçen yıl, yine özürlüler günü nedeniyle gündemdışı söz aldığımda -55 inci Hükümet dönemindeydi- “en doğrusu, belki de tüm özürlülerden özür dileyip inmektir” demiştim; ama, bugün onurla, sevinçle söylüyoruz ki, 55 inci Hükümet döneminde gerçekten -Sayın Bakan da sanıyorum birazdan konuşacaklar- hep sorunları tartışageldik, o sorunların dışında ilk kez, yapılanları tartışma ve konuşma imkânını bulacağız bugün burada; bu vesileyle, izninizle, 55 inci Hükümeti ve başarılı Sayın Bakanını yürekten kutlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, ülkemizde, değişik özür gruplarından yaklaşık 7,5 milyon vatandaşımızın yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu demektir ki, özürlülük, aileleriyle birlikte 20 milyonu aşmakta olan insanımızı yakından ilgilendiren toplumsal bir sorundur.

Değerli arkadaşlarım, özürlülerin özür düzeyleri ne olursa olsun, diğer insanlar gibi insan onuruna yakışır bir düzeyde yaşamlarını sürdürebilmeleri en doğal ve vazgeçilmez haklarıdır. Bu açıdan bakıldığında, özürlülerin sorunları, her şeyden önce, insan hakları sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasamızın 42 nci maddesinde “Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır” denilmektedir. 50 nci maddede ise, bedenî ve ruhî yetersizliği olanların çalışma hayatında özel olarak korunması da bir devlet görevi olarak belirtilmiştir. Ayrıca, 61 inci maddeyle “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplumu hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır” hükmünü getirmiştir. Anayasanın bu üç maddesinde belirtilen hususların yerine getirilmesi, özürlüler için bir hak olduğu gibi, devlet için de anayasal bir görev ve sorumluluktur.

Programında özürlülerle ilgili yapılacak çalışmalara geniş yer veren 55 inci Hükümetin işbaşında bulunduğu son onyedi aylık dönem, özürlülere yönelik önemli hizmetlerin gerçekleştirildiği başarılı bir dönem olmuştur. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun aynı devlet bakanlığına bağlanması, korunmaya muhtaç insanlara ve özürlülere götürülecek hizmetlerin etkin, verimli ve eşgüdüm içinde yürütülmesini sağlamıştır.

Bilindiği üzere, 1475 sayılı İş Kanunuyla 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde yüzde 2 oranında özürlü çalıştırma zorunluluğu getirilmekte ve bu zorunluluğa uymayan işyerlerine ise 500 bin liralık ceza öngörülmekteydi. Bu komik düzeydeki ceza, işverenleri başka tercihlere yöneltmekte, para cezasını peşinen kabul eden işyerleri özürlü işçi çalıştırmamaktaydı. Kamu kurumlarında dahi, yüzde 2 oranında uygulanan özürlü çalıştırma kotasına ne yazık ki ulaşılamıyordu. 24.10.1998 tarihinde çıkarılan bir kanunla özürlü çalıştırmayla ilgili yüzde 2’lik kota yüzde 3’e yükseltilmiş, 500 bin lira olan özürlü çalıştırmama cezası da 70 milyona çıkarılmıştır. Ayrıca, bugüne kadar Hazineye gelir kaydedilen bu ceza gelirleri, bu kanunla birlikte, İş ve İşçi Bulma Kurumuna aktarılarak, özürlülerimizin meslekî rehabilitasyonlarında kullanılacak önemli bir kaynak oluşturulmuştur. Tabiî, bu konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun sayın üyelerinin ve bütün partilerimizin çok büyük katkıları oldu; bunu da saygıyla yâd etmek istiyorum.

55 inci Hükümet tarafından gerçekleştirilmiş bulunan vergi reformu, cumhuriyet tarihimizin en önemli yasal düzenlemelerinden biridir. Bu yasa, özürlülerin yaşamlarını kolaylaştıracak ve istihdamını artıracak bazı hükümler getirmektedir. Anılan yasa değişikliğiyle, bugüne kadar sadece kamuda ve özel sektörde ücretli çalışan özürlülere uygulanan vergi indirimleri, bundan böyle, özürlü serbest meslek sahiplerine, özürlü götürü vergi mükelleflerine ve kendisi özürlü olmasa bile ailesinde özürlü bireyi olan mükelleflere de uygulanacaktır. Bu düzenlemeyle, özürlülerin kendi işyerlerini kurmaları teşvik edilmiştir. Ayrıca, ailesinde özürlü bulunması nedeniyle ilave masrafları olan aileler de, ekonomik anlamda desteklenmiş olacaklardır. Bu düzenlemeden, yaklaşık 400 bin ailemiz yararlanabilmektedir.

Hastanelerimizden sağlık kurulu raporu alabilmek, bırakınız özürlü insanlarımızı, hiçbir özürü bulunmayan sağlıklı insanlarımızı bile çileden çıkaran uzun ve karmaşık formalitelerle doludur. Her gerekli olduğunda, yeniden hastanelere gidilerek bu sıkıntıların yaşanması, özürlülerimiz için âdeta büyük bir işkenceydi. Özürlü Sağlık Raporu Yönetmeliğiyle yapılan düzenlemelerle, özürlü vatandaşlarımız, tekrar tekrar rapor alma eziyetinden kurtarılmışlar, nüfus cüzdanı gibi, yaşamları boyunca özürlülüklerini kanıtlayan bir belgeye kavuşturulmuşlardır. Bana göre, bugüne kadar yapılan en önemli hizmet budur değerli arkadaşlarım.

13 Ağustos 1998 tarihinde yürürlüğe giren Özürlü Kimlik Kartı Yönetmeliğiyle, özürlülerin toplutaşıma araçlarından, sosyal ve kültürel faaliyetlerden ücretsiz veya indirimli olarak yararlanmaları mümkün kılınmıştır.

BAŞKAN – Sayın Ünlü, size 2 dakika fazla süre verdim; zamanınız bitmek üzere.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özürlüler, toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. Onların günlük yaşam içerisinde onurlu bir biçimde yerlerini almalarını sağlamak, devletin ve hepimizin görevidir. Bu insanlarımızı, kimseye muhtaç olmadan yaşamlarını sürdürebilen, üretken insanlar yapmak zorundayız. Özürlülerimize getirilen hizmetleri bir ayrıcalık değil, bir hak olarak görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, burada, bir konuyu daha dikkatinize sunuyorum. Biliyorsunuz, bu yıl, sağır ve dilsiz millî futbol takımımız, dünya şampiyonu olmuştu; onları da tekrar kutluyorum. Ayrıca, 1999 yılı Tekerlekli Sandalye Avrupa Basketbol Şampiyonası Portekiz’de, 2000 yılındaki de Türkiye’de, İstanbul’da yapılacak; ama, İstanbul deyince, Almanya millî basketbol takımı başantrenörünün bir tespitini de, günün önemi açısından, ilgisi açısından söylemek istiyorum. Diyor ki sayın başantrenör: “Eğer özürlü olsaydım, dünyada yaşamak istemeyeceğim tek kent İstanbul olurdu.” Onun için, bütün görevlilerin, bundan sonra görev alacak değerli yöneticilerin dikkatlerini de tekrar bu soruna çekmek istiyorum.

Bu vesileyle, Sayın Başkana, bana bu olanağı sağladığı için teşekkür ediyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünlü.

Gündemdışı konuşmaya, Sayın Bakan cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karaman Milletvekili Sayın Fikret Ünlü’nün 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü nedeniyle yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmamın başında, ülkemizdeki ve dünyadaki özürlülerin 3 Aralık Dünya Özürlüler Gününü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Ülkemizde özürlüler ve özürlü aileleri, toplumumuzun en mağdur kesimini teşkil ediyorlar. Özürlüler ve özürlü aileleri, doğumdan veya özürlülüğün meydana gelmesinden itibaren yaşadıkları süreç içerisinde çok çeşitli zorluklarla, sıkıntılarla yaşam mücadelesi veriyorlar. Ülkemizdeki özürlüler, sağlık hizmetlerinden, eğitim hizmetlerinden ve istihdam olanaklarından yeterince yararlanamıyorlar. Bugün, ülkemizdeki özürlülerin ancak yüzde 3’üne eğitim verebiliyoruz; yine, ülkemizdeki özürlülerin yaklaşık yüzde 2’si, 3’ü istahdam olanaklarından yararlanabiliyor. Oysa, özürlüler, diğer insanlar gibi toplumsal yaşama aktif bir biçimde katılmak ve yaşamın tüm nimetlerinden yararlanmak istiyorlar; bu, onların insan olmalarından doğan en tabiî haklarıdır, onlar için haktır; onların bu haklarını, bu taleplerini yerine getirmek, çağdaş sosyal devlet için ve çağdaş toplum için de bir görevdir diye düşünmekteyim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iktidarda bulunduğu onaltı aylık süre içeresinde 55 inci Hükümetin başarılı olduğu konulardan biri de, özürlüler alanında yapılan çalışmalar ve alınan sonuçlardır. Bu dönemde yapılan işleri çok kısaca sıralamak istiyorum:

Öncelikle, bu dönemde, daha önceki hükümet zamanında 571 sayılı Kararnameyle kurulan Özürlüler İdaresi Başkanlığının kadroları süratle tamamlanarak yeni hizmet binasında hizmet vermeye başlamış olması, yapılan önemli çalışmaların başında gelmektedir. Artık, ülkemizde özürlüler sorununa ve özürlülere devlet adına sahip çıkan bir kurum vardır; bu da, Özürlüler İdaresi Başkanlığıdır.

Bu dönemde yapılan önemli işlerden biri de, özürlülerle ilgili, hem kamuda hem de toplumdaki duyarlılığın ve ilginin, farkındalığın artırılmış olmasıdır. Yapılan çalışmalarla, yapılan etkinliklerle, sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla, artık, hem kamuda hem de toplumda, duyarlı insanlarımız özürlülerle ilgili bir şeyler yapma çabası içerisine girmişlerdir, bunun somut sonuçlarını almaya başlamış bulunuyoruz.

Yine, arkadaşım ifade etti, bu dönemde Özürlü Sağlık Raporu Yönetmeliği yayımlanarak, bu konuda kargaşaya son verildi. Dün yaptığımız bir törende, özürlülerimize özürlü kimlik kartı vermeye başladık. Hepiniz bilirsiniz, zaman zaman bütün milletvekili arkadaşlarımıza gelen özürlüler, taleplerini iletirken, ceplerinden bir tomar kâğıt çıkarırlar ve o kâğıtlarla, özürlü olduklarını baştan kanıtlamaya çalışırlar. Artık, özürlülerimizin, özürlülüklerini; özür gruplarını, özür derecelerini kanıtlayabilecekleri çağdaş kimlik kartıyla kendilerini ifade olanakları var. Özürlüler, bu kimlik kartıyla, kamuda ve toplumda özürlülerle ilgili hak ve kolaylıklardan artık yararlanmaya da başlayacaklar.

Yine, Özürlüler İdaresi Başkanlığımızda kurulan “Alo Özürlü” hattıyla, ülkemizin neresinde olursa olsun, artık, özürlülerimiz, ücretsiz olarak Özürlüler İdaresi Başkanlığını arayarak sorunlarını ve taleplerini dile getirebiliyorlar, öğrenmek istedikleri konuları öğrenebiliyorlar.

Yine, arkadaşımın da ifade ettiği gibi, bana göre, özürlülerle ilgili cumhuriyet tarihinin en önemli yasal düzenlemeleri, 20 nci Dönem Parlamentosunda 55 inci Hükümet döneminde gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde 400 binden fazla özürlü ailesine vergi indirimi sağlayacak, vergi reformu kapsamındaki vergi kanununun 46 ncı maddesiyle yapılan değişiklikle, daha önce çalışanın bizzat kendisi özürlüyse yararlanabildiği vergi indiriminden, artık, kendisi özürlü olmayan, ama, aile bireyleri arasında özürlüsü olan yurttaşlarımız ve ailelerimiz de yararlanmaya başlamışlardır.

Yine, özürlü serbest meslek sahiplerimiz ve basit usulde vergilendirilen, kendi emeğiyle üreterek geçinen götürü vergi mükellefi özürlülerimiz de vergi indiriminden yararlanabiliyorlar. Yapılan bu değişiklikle, bir taraftan özürlülerin kendi başlarına iş yapmaları teşvik edilirken, diğer taraftan da özürlü ailelerine önemli katkı ve destek yapılmaktadır. Bu da, sosyal devlet olmanın önemli bir ifadesidir diye düşünüyorum. Ülkemizde 400 binden fazla aile bu olanaktan yararlanacaktır. Bu kanun 1.1.1999’da yürürlüğe girecektir. Özürlü bireyi olan ailelerimizin, çalışanlarımızın, şimdiden, sağlık kurulu raporlarını alarak, bulundukları yerlerdeki idarelere gerekli başvuruları yapmaları gerekmektedir.

Yine, bu dönemde özürlü istihdamıyla ilgili önemli adımlar atılmıştır. Bilindiği gibi, daha önce kamuda ve özel sektörde 50’den fazla kişi çalıştıran işyerlerinde yüzde 2 özürlü çalıştırma zorunluluğu vardı; ancak, buna hem kamuda hem de özel sektörde yeterince uyulmuyordu; özellikle kamuda, yüzde 2 olan bu zorunluluğa, ancak yüzde 0,7 civarında uyuluyordu. Biz, göreve gelir gelmez hazırladığımız bir genelgeyle, bütün kamu kuruluşlarını bu konuda uyardık ve bu konudaki yasal zorunlulukları yerine getirmeye çağırdık. Bunun sonucunda, hepinizin de farkında olduğu gibi, 1998 yılında özürlülerle ilgili çok sayıda sınav açıldı, çok sayıda özürlümüz kamuda istihdam olanağına kavuştu.

Tabiî ki, özürlülerimizin istihdamıyla ilgili en önemli olay, özürlülerimizin aranılan vasıflı, nitelikli işgücü özelliğine kavuşturulmasıdır. Bilhassa, özel sektör istihdamında vasıflı işgücüne sahip olan, vasıflı olan, bir mesleği olan özürlümüz tercih edilmektedir. Bizim de devlet ve toplum olarak başta gelen görevimizin onları eğitmek ve onları birer meslek sahibi yapmak olduğunu düşünüyorum.

Yine, geçtiğimiz ay, Parlamentoda bütün siyasî partilerin ve bütün milletvekili arkadaşlarımızın da desteğiyle çok önemli bir yasal değişiklik yapıldı bu konuda. 1475 sayılı İş Kanununda yüzde 2 olan özürlü çalıştırma zorunluluğu, 1.1.1999 tarihinden itibaren yüzde 3’e çıkarıldı. Yine, özürlü çalıştırma zorunluluğuna uymamanın cezası 500 bin liraydı -caydırıcı özelliğini tamamen kaybetmişti- bu, 70 milyon liraya çıkarıldı. Yine, burada verilen önergelerle, yüzde 3’ten fazla özürlü çalıştıran, kontenjandan fazla özürlü çalıştıran işyerlerinde fazladan çalıştırılan işçilerin, çalışanların sigorta primlerinin yarısının devlet tarafından ödenilmesi üstlenildi. Bu, çok önemli bir olaydır ve daha da önemlisi, daha önce özürlü çalıştırma zorunluluğuna uymama cezası olarak kesilen 500 bin liralar Hazineye gelir kaydediliyordu; yeni uygulamayla, özürlü çalıştırmadığı için kesilen bu ceza paralarının yine özürlüler için kullanılması öngörüldü; İş ve İşçi Bulma Kurumunda bir fon oluşturularak, bu ceza paraları artık, burada toplanacak ve özürlülerin rehabilitasyonunda, istihdamında kullanılacak.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu dönemde, daha önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışanlara sağlanan eğitim yardımları, Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak çalışan işçi çocukları için de ödenmeye başlandı. Biz, özürlülerin sorunlarının temelinde eğitimsizliğin yattığını biliyoruz; YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı nezdinde, özürlülerle ilgili eğitim kurumlarının geliştirilmesi, artırılması için önemli çalışmalarımız oldu. Özellikle, özürlülerle ilgili özel eğitim uzmanı konusunda ülkemizde çok büyük bir sıkıntı vardır; bunu burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geçtiğimiz 1997-1998 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 72 üniversiteye özel eğitim uzmanı olarak yetiştirilmek üzere alınan öğrenci sayısı, sadece 180 idi; bunların sayısını, YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığıyla birlikte çalışarak, bu sene 320’ye çıkardık. Bu, önemli bir artış; ama, bu konudaki asıl handikap, özel eğitim uzmanlarını yetiştirecek öğretim elemanı sayımızın yetersiz olmasıdır. Şu anda Millî Eğitim Bakanlığımızda, bu öğretim üyelerinin yurt dışından getirilmesi konusunda çalışmalar yapılmaktadır; umuyorum, bu çalışmalar kısa sürede neticelenir ve önümüzdeki yıl, özürlülerle ilgili eğitim kurumları, üniversitelerimiz, yüksekokullarımız çoğalır ve bu alanda daha çok çocuğumuza hizmet vermeye başlarız.

Sayın Başkan, sayın millevekilleri; yine, özürlülerin sorunlarının temelinde, ülkemizde özürlülerle ilgili politikaların yeterince oluşmamış olduğunu tespit etmiş bulunmaktayız ve özürlülerle ilgili ulusal ve uluslararası politikaların belirlenmesi, özürlülerle ilgili hizmetlerin geliştirilmesi için, 3 Aralık 1999 günü Birinci Özürlüler Şûrası toplanacaktır; hazırlık çalışmalarımız altı aydır devam etmektedir. Umuyorum, 3 Aralık 1999’da, Birinci Özürlüler Şûrasında, özürlülerin sorunları ve çözüm yolları konusunda önemli kararlar, önemli sonuçlar alınacaktır.

Yine, bu dönemde, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan özürlülerimize önemli katkılar yapılmıştır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan 55 inci Hükümet döneminde özürlülerimize aktarılan sosyal yardımların ve sosyal desteklerin tutarı 1,5 trilyon liraya yakındır. Bu dönem içerisinde illerimizdeki ve ilçelerimizdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza başvuran özürlülerimizin her türlü araç gereç ihtiyaçları, sağlık, tedavi ve diğer ihtiyaçları karşılanmıştır. Ayrıca, kendi başına iş yapmak isteyen özürlülerimize iş kurma yardımları yapılmıştır.

Yine, Devlet Bakanımız Sayın Cavit Kavak’ın sorumlu olduğu Başbakanlık Tanıtım Fonundan, bu dönemde, özürlülerimize ve özürlülerle ilgili faaliyet gösteren derneklerimize, vakıflarımıza yapılan katkı tutarının 73 milyar lira olduğunu görüyoruz. Sayın Bakana da özürlülere gösterdiği ilgi ve yardımlar için burada teşekkürlerimi sunuyorum.

Ayrıca, yine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan, ülkemizde özürlülerle ilgili faaliyet gösteren derneklerin ve vakıfların çalışmalarını kolaylaştırmak üzere çeşitli yardımlar, çeşitli destekler yapılmıştır; onları burada sıralamak istemiyorum.

Ayrıca, yine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan, özellikle Adadolu’daki şehirlerimizde çok büyük ihtiyaç olan özürlülerle ilgili rehabilitasyon merkezleri yapımına da büyük hız verilmiştir. Önümüzdeki yıl da bu çalışmaların süreceğine inanmaktayım.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunda özürlülerle ilgili çalışmalara ağırlık verilmiştir ve özürlülerle ilgili kuruluş sayısı 17’den 39’a çıkarılmıştır; hizmet alan özürlü sayısı 2 900’den 5 000’e çıkarılmıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yine, özürlülerle ilgili, burada özellikle vurgulamak ve sizlerle paylaşmak istediğim konu, Türkiye’deki özürlülerin sayısal, ekonomik ve sosyal profilleriyle ilgili belirsizliktir. Biz, hâl⠓Türkiye’de 7,5 milyon özürlü vardır” derken, Dünya Sağlık Örgütünün gelişmekte olan ülkeler için vermiş olduğu yüzde 10-12 oranından hareketle bu rakamları ifade ediyoruz; kesin bir sayıma, kesin bir ölçüme dayanmıyor. Artık, Türkiye’de, özürlülerin gerçek sayısını ve hangi özür grubundan ne kadar özürlünün hangi ilimizde, hangi ilçemizde, hangi mahallemizde, hangi köyümüzde yaşadığını bilmek zorundayız; bunları bilmeliyiz ki, ancak bu şekilde onlara hizmet götürebiliriz, rehabilitasyon merkezlerimizi, okullarımızı ancak buna göre planlayabiliriz; yoksa, bugün olduğu gibi, birçok yerde açılan özürlülerle ilgili okullarımız, maalesef boş kalıyor, bazı yerlerde açılan okullarımız da ihtiyaca cevap vermiyor; mutlaka bu eksikliği gidermek zorundayız. Devlet İstatistik Enstitüsüyle bu konuda yapmış olduğumuz çalışmalar devam etmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, ayrıca, Türk Standartları Enstitüsünde, özürlülerin yaşamsal standardının belirlenmesi konusu son aşamasına gelmiştir, standartlar belirlenmeye başlanmıştır.

Yine, özürlülerin önündeki en büyük engel olan, şehirlerimizdeki, kentlerimizdeki fiziksel ve mimarî engellerin kaldırılması yönünde Bayındırlık ve İskân Bakanlığıyla birlikte yapılan çalışmalar devam ediyor. Bizler, eğer, özürlüler toplumsal yaşama aktif biçimde katılsın, yaşamın her alanında yer alsın diyorsak, öncelikle, konutlarımızın, yollarımızın, parklarımızın, devlet yapılarımızın, alışveriş merkezlerimizin özürlülere göre olması gerekiyor. Bunun için, yasal düzenlemelerin yanında, belediyelerimizin, yerel yönetimlerimizin, mühendislerimizin, mimarlarımızın ve bu konulardan sorumlu insanlarımızın daha da duyarlı olması gerektiğini düşünmekteyim. Bayındırlık ve İskân Bakanlığımız bu yönetmelik çalışmalarını bitirmek üzere.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; değinmek istediğim son konu şudur: Ülkemizdeki özürlülüğün büyük bir kısmının önlenebilir özürlülüklerden olduğunu biliyoruz. Doğum öncesi ve doğum sonrasında alınacak çok ucuz tedbirlerle, bazı özürlülükleri önlemek mümkün, özürlü sayısını düşürmek mümkün. Ülkemizde, ne yazık ki, bugün için, evliliklerin yüzde 21,7’si akraba evliliği. Bu demektir ki, her 5 evlilikten 1’i akraba evliliği ve akraba evlilikleri, hepimizin bildiği gibi, özürlülüğün temel sebeplerinden bir tanesidir. Bu konuda, yurttaşlarımızın, biraz daha duyarlı, biraz daha dikkatli, biraz daha sorumlu olmaları gerekir diye düşünüyorum.

Yine, her yıl, on bine yakın yurttaşımızı trafik kazalarında kaybediyoruz; ama, ne kadar yurtaşımız bu kazalarda sakat kalıyor ve şu anda ne durumda, o konularda da da elimizde yeterli veri yok. Trafik kazalarının önlenmesi konusunda da duyarlı olmamız ve çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Yine, genetik olarak özürlülüğe yol açabilecek sebeplerle ilgili de, Sağlık Bakanlığımızın, doktorlarımızın, sağlık personelimizin, hemşirelerimizin, hasta bakıcılarımızın biraz daha duyarlı, biraz daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bu konuyla ilgili sabah da bir toplantı yapıldı; orada arkadaşlarımız ifade ettiler: Doğum sonrası, bebeğin topuğundan alınacak bir kanla, Hacettepe Çocuk Sağlığı Enstitüsünde, o bebeğin özürlü olup olmayacağı konusunda tespit yapmak mümkün ve eğer erken tespit edildiği takdirde, o özürlülüğü yüzde 70 oranında önlemek mümkün.

Yine, özellikle Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz bölgelerimizde iyot noksanlığı nedeniyle oluşabilecek özürlülükleri önlemek her zaman için mümkün.

Yine, doğum öncesi ve doğum sonrası folikasit tedavisiyle, bazı özürlülüklerin önüne geçmek mümkün. Özellikle, bayanlarımızın ve...

BAŞKAN – Sayın Bakan, 2 dakikanız var.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu konularda da, artık, hem devlet olarak hem de toplum olarak daha sorumlu, daha duyarlı olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; özürlülerimizin de diğer insanlarımız gibi hak ettikleri onurlu ve anlamlı bir yaşam sürdürmeleri için daha yapılacak çok işimiz olduğunu düşünmekteyim. Son yapılan yasal değişikliklerle, inanıyorum ki, artık, Türkiye, gelişmiş Batı ülkeleriyle ve Amerika’yla mukayese edildiğinde, özürlüler konusunda çok fazla yasal noksanımız kalmadı; ama, esas olan, bunların hayata geçirilmesidir, yaşama geçirilmesidir. Özellikle, konudan sorumlu bakanlıklarımızın, kuruluşlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın, yapılan yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda ısrarla takipçi olacaklarını ve hayata geçirilmesi için de gereğini yapacaklarını düşünmekteyim.

Özürlülerimizin, toplumsal yaşama aktif bir biçimde katılmak, yaşamın tüm nimetlerinden yararlanmak istediklerini söylemiştim. Gerçekten, özürlülerimiz, diğer insanlardan farklı bir şey istemiyorlar, diğer insanlar yaşamdan ne bekliyorlarsa, onlar da onu bekliyorlar. Özürlülerimize hak ettikleri bu yaşam düzeyini sağlamak, bizler için bir görev olmalıdır; bu, özürlülerimizin, insan olmalarından gelen en doğal haklarıdır. Umuyorum ki, önümüzdeki günlerde, önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalarla, toplumumuzdaki, Parlamentomuzdaki bu duyarlılık devam ettikçe, özürlülerimizin sorunları yakın bir zamanda çözülecek ve bugün gıptayla gördüğümüz, duyduğumuz, öğrendiğimiz gelişmiş Batı ülkelerinde özürlülerle ilgili sağlanan olanaklar ülkemizde de sağlanacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, aslında, Sayın Bakan bu konuda gündemdışı bir konuşma yapacaktı; bize bildirdiler; ben de, Adıyaman Milletvekilimiz Sayın Ahmet Çelik’e, Sayın Bakan, gündemdışı konuşma yapacaklar, o zaman, gruplara söz hakkı doğar, siz de Fazilet Partisi Grubu adına konuşursunuz dedim; fakat, son anda, Sayın Bakan gündemdışı konuşma yapmaktan vazgeçti, vazgeçince de, arkadaşlarımıza söz hakkı doğmadı; kusura bakmayın. Sayın Çelik, şimdi gönderdiği pusulada “Fazilet Partisi adına benim konuşma hakkım vardı” diyor; bu nedenle, konuşma hakkınız yok efendim; özür dilerim.

MUHAMMET POLAT (Aydın) – Bizim hakkımızı başkasına verdiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, bugün değişti; ne yapayım; benim elimde bir şey yok; Sayın Bakan eğer konuşsaydı, size söz verirdim.

Değerli milletvekilleri, biz de, Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla, özürlü vatandaşlarımızın bu gününü kutluyoruz. Devletimizin, özürlü vatandaşlarımızın yaşam koşullarının iyileştirilmesi konusunda gerekli tedbirleri almasını, daha büyük tedbirler almasını diliyoruz.

Son zamanlarda, Yüce Meclis, bu konuda bir kanun kabul etti. Bu kanunla, özürlü çalıştırma sayısı artırıldı. Bütün firmaların, özellikle devletin, bu kanunun gereğini bir an önce yerine getirmesini diliyorum.

2. – Hatay Milletvekili Atilâ Sav’ın, İtalyan hukukçularının, Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir mahkemede yargılanması önerisine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ikinci gündemdışı konuşma “Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir mahkemede yargılanma istem ve iddiaları son günlerde basında yer alan haberlerden anlaşılmaktadır. Bu konudaki yanlış gelişmeler ve bu iddiaların uluslararası hukuk ve Lozan Antlaşmasında oluşan yargı bağımsızlığına aykırılığı konuları üzerinde gündemdışı söz istiyorum” diyen Sayın Atilâ Sav’a verilmiştir.

Buyurun Sayın Sav. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

ATİL SAV (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; konuşmama başlarken, 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü vesilesiyle tüm özürlü yurttaşlarımıza ve ailelerine mutlu bir yaşam diliyor, onları sevgiyle düşündüğümüzü ve kucakladığımızı arz ediyorum.

Sayın Başkan, çetebaşı Abdullah Öcalan’ın İtalya’daki gözaltı süresi içinde kimi İtalyan hukukçularınca ortaya atılan bir uluslararası mahkemede yargılanması önerisiyle ilgili kişisel görüşlerimi arz etmek için söz istedim. Bana bu fırsatı tanıyan Sayın Başkana teşekkür ederim.

Abdullah Öcalan, ağırlığını özellikle güneydoğuda duyuran; ama, yurdumuzun tüm bölgelerinde de eylemleriyle kan döken yaygın bir terörün baş sorumlusu ve suçlusudur. Bu kanlı terör onbeş yıldır sürmektedir ve 30 bine yakın yurttaşımızın canını almıştır.

Abdullah Öcalan’ın yargılanması ve layık olduğu cezaya çarptırılması için Türk adaletine teslim edilmesi gerekmektedir. Öldürülenlerin 5 bini kadın ve çocuktur; bir o kadarı da, öğretmen ve kamu görevlisi olarak sivil yurttaşlarımızdır ve kanlı çarpışmada terör kurbanı olmuşlardır.

Bütün bu suçların sanığı olarak Apo’nun yargılanması ve layık olduğu cezaya çarptırılması için Türk adaletine teslim edilmesi zorunludur; bu yetki Türk yargısına aittir, başka hiçbir makama devredilemez. Bu konuda İtalya’nın tutumu dostça olmadığı gibi, hukukî de değildir; ama, gün geçtikçe, İtalya da tutumunun yanlış olduğunu anlamaya başlamıştır. Başbakan D’Alema son günlerde Apo’nun bir terörist olduğunu kabul etmiş gözükmektedir. Apo’nun Türkiye’de ve Türk mahkemelerince yargılanması Türkiye Cumhuriyetinin egemenlik hakkının bir gereğidir; bu gerek, Lozan Antlaşmasından kaynaklandığı gibi, bütün uluslararası hukuk belgelerinin de kabulündedir; bu yetki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ve uluslararası hukukun tanıdığı doğal yargıç ilkesine de uygundur.

Abdullah Öcalan Türkiye vatandaşıdır; Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi topraklarında 30 bin Türk vatandaşını öldürmüştür. Bu nedenle, Türk adaleti yetkili ve görevlidir; bu yetki ve görev devredilemez. Böyle bir suçluyu yargılayacak uluslararası mahkeme yoktur, bundan sonra da kurulamaz; böyle bir şeyi Türkiye Cumhuriyeti kabul etmemiştir ve edemez. Şimdiye kadar uluslararası ceza mahkemeleri daha çok savaş suçlularını yargılamak için kurulmuştur. Bir uluslararası mahkeme kurulması için önce bir siyasal erk gerekmektedir. Bu doğrultuda, her durum için bağlayıcı bir hukuk kuralı da bulunmamaktadır. Ayrıca, bugüne kadar tek bir suçluyu yargılamak için uluslararası bir mahkeme kurulmamıştır. Türkiye’nin oyu alınmadan böyle bir mahkeme kurulamaz. Apo’yu Türk yargısından kaçırmak için kimi İtalyan hukukçularınca ortaya atıldığı anlaşılan uluslararası mahkeme kurulması fikri bu alandaki bütün hukuk kurallarını aşarak, yeni; ama, kabul edilemez bir usul yaratmak istemektedir; bu öneri, Türkiye Cumhuriyetinin egemenlik haklarına da, uluslararası hukuk kurallarına da aykırıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hükümetin, bu konuda dikkatli, bilgili ve uyanık olması gerekmektedir; bu uyarıyı yapmak ve bu konuda yardımcı olmak da bizim görevimizdir. Kesin olarak bu bir saptırma ve kaçamaktır. Bu tür kaçamaklara karşı tavizkâr veya müsamahakâr olamayız, olmamalıyız.

Türk Ulusu bu konuda kararlıdır. Abdullah Öcalan, çok ağır suçların, kitlesel ölümlerin sanığıdır ve bunların hesabını Türk yargısı önünde vermelidir. Türkiye Cumhuriyeti, bağımsız bir devlet olarak yargılama hakkını başka hiçbir kuruluşa devredemez ve devretmeme kararındadır. Ne iç hukukumuz ne de uluslararası hukuk kuralları bizim bu haktan vazgeçmemizi gerektirmemektedir.

Bu hususların Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden açıklanması zorunluluğuna inandığım için konuyu gündeme taşıdım. Tekrar Sayın Başkana teşekkür ediyor, en içten saygılarla Yüce Meclisi selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sav.

Gündemdışı konuşmayla ilgili, Hükümetten herhangi bir cevap verme talebi gelmemiştir.

3. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan İli Köy Hizmetleri Müdürlüğünün çözümlenemeyen sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Üçüncü gündemdışı söz “Ardahan İli Köy Hizmetleri Müdürlüğümüzün çözülmeyen birçok sorunu vardır. Çetin kış şartlarının yaklaşması nedeniyle bu sorunların en kısa zamanda çözümlenmesi gerekmektedir; ayrıca, Köy Hizmetlerinde çalışan 143 geçici işçinin barınma ve yemek sorunları hâlâ çözülememiştir” şeklinde taleple Ardahan Milletvekili Sayın Saffet Kaya’ya verilmiştir efendim.

Buyurun Sayın Kaya.

Süreniz 5 dakikadır.

SAFFET KAYA (Ardahan) – Sayın Başkan, Yüce Parlamentomuzun çok değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, Dünya Özürlüler Günü olması nedeniyle, özürlü kardeşlerimizi buradan şefkatle kucakladığımızı bilvesile ifade eder, hepinizi saygıyla selamlarım.

55 inci Hükümet döneminde, defalarca, bu kürsüden, ilimin sorunları, doğu ve güneydoğumun sorunlarıyla ilgili olarak 55 inci Hükümeti uyarmaya çalıştım. 55 inci Hükümetimizin, maalesef, geliş nedenleriyle, iktidar olup muktedir olamayan; ama, halkın isteklerine, hizmetine biçare olan bir Hükümet olarak karşımıza çıktığı da toplum vicdanında çok aşikârdır ve toplum vicdanında derin yaralar açmıştır.

Bugün, Ardahan Köy Hizmetlerimizde -hatta, bunu, doğu ve güneydoğu için de söylememiz mümkün- Ardahan İlimizin nüfusunun yüzde 80’inin kırsalda yaşaması nedeniyle, bu dönemde -yani, 55 inci Hükümetin 16,5 aylık süresi içinde- ne su projeleri ne yol projeleri ne de yatırım ödenekleri ve özelleştirmeden aktaracağınız 60 milyarlık afakî ödenek hayatîyete geçmiştir. Yalnızca, halkımıza umut verilmiş; yalnızca, vaatkâr olunmuş; ama, bugüne kadar olduğu gibi, sonuç alınamamış.

Bugün, Ardahanımızda, susuz köylerimiz var; bugün, Ardahanımızda, iklim şartları nedeniyle, maalesef, kış şartlarında ulaşılamayan köylerimiz var.

Yine, bizim dönemimizde -54 üncü Hükümet döneminde- Ardahan’a özel olarak Plan ve Bütçe Komisyonundan gönderdiğimiz 650 milyarlık ödenekle, Ardahan’a araç-gereç alarak, bunların sorunlarını çözmeye çalıştık; Ardahan’a 20’ye yakın araç-gereç aldık. Bugün, Ardahan İlimiz Köy Hizmetleri olarak hizmet verebiliyorsa, burada en büyük sebep 54 üncü Hükümet döneminde gönderdiğimiz imkânlardır ve ancak bunlarla ayakta durabilecek bir durumdadır.

Bugün, benim Ardahanımda, işsiz insanlarım var; 83’e yakın, özel idarede geçici olarak çalışan insanlarımız var; bu insanlarımızı kadroya almak dururken, kendi bölgemin işsiz insanlarını düşünmeden, bölge dışından tayin ettiğiniz insanları Köy Hizmetleri İl Müdürlüğümüzde çalıştırıyorsunuz. Benim bölgemde, zaten, işsizlik fazlasıyla ciddî sorunken, siz, bu sorunları bertaraf edeceğinize, maalesef, işsiz insanlarımızı hiçe sayarak, dışarıdan, benim bölgeme insanlar getirdiniz.

İşte, bakın, yaklaşık olarak, iki yıldan beri, belki cumhuriyet tarihinden bugüne kadar, Köy Hizmetlerinden sorumlu bakan olarak kendi bütçesinden tatminkâr olmayan bir bakan durumundadır. Bu bütçeyle, benim bölgeme, doğu bölgeme veya Türkiyeme bu Bakanlığın hizmet etmesi mümkün değil; çünkü, Türkiye’nin Köy Hizmetleri ağındaki çalışmalarını yerine getirebilmesi noktasında bütçe yeterli değildir.

Benim bölgemdeki 70’e yakın köyümüz halen daha susuzdur. Türkiye 21 inci Yüzyıla taşınırken, benim bölgemde insanlarımız halen susuzluktan kıvranmaktadırlar ve dört beş kilometre öteden su getirir haldedirler. Kış mevsiminde yollar karla kapandığında, yolları açacak araç gereç yoktur; greyder yoktur ve yollarda kar temizleme makinesi halen bölgeme tahsis edilmemiştir. Yani, buradan şunu çıkarmak çok mümkün: Bölgemin sorunlarıyla, Ardahanımın sorunlarıyla, doğumun ve güneydoğumun sorunlarıyla ilgisiz bir 55 inci Hükümet!

Ben, 55 inci Hükümetin Sayın Bakanına buradan seslenmek istiyorum. Sayın Bakanım, zannediyorum, benim konuşmama cevap verecek. Benim Köy Hizmetlerime hiçbir yatırım ödeneği konuldu mu? İki yıla yakın bakanlığı süresinde, iki bütçe süresi içinde, maalesef, hiçbir yatırım ödeneği konulmadı. Bugün konulmuş görülen, kaynağı özelleştirmeden tespit edilen ödeneklerin bile, maalesef, bölgemize kaydırılmadığı çok açık bir gerçektir.

O bakımdan, müsaade ederseniz, benim bölgeme üvey evlat muamelesi yapan 55 inci Hükümeti burada eleştirmek istiyorum.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Dört sene iktidarda kaldınız, siz niye yapmadınız?

SAFFET KAYA (Devamla) – 54 üncü Hükümet döneminde, Türkiye’de en çok yatırım yapılan il -bilginiz yoksa bu konuda eksiğinizi tamamlayayım- bizim bölgemizde Ardahan İli olmuştur ve bizim dönemimizde 20’ye yakın araç gereç alınmıştır; ama, sizin döneminizde bunların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Sayın Bakan, buraya çıksın, iki dönemde yaptığı herhangi bir şey varsa söylesin; ama, bu konuda böyle bir şey söylemesi mümkün değil. Bu, tabiî, aczinizin ifadesidir; onu görmek de çok mümkün.

Ardahan’ı, hiç kimsenin, hiçbir zaman için üvey evlat olarak görmesi ve öyle muamele etmesi noktasında, tavrını, politikalarını kabul etmemiz mümkün değil.

Ardahanımızı, kalkınmamış bir bölge olarak kabul edip, onun sorunlarına dirayetle çözüm bulacak bir hükümet anlayışı, bir politika anlayışı içinde olunmasını bekliyoruz. Bugünkü düşürülen 55 inci Hükümet, selden tomruk kaçıran bir hükümet olmuştur.

55 inci Hükümet, bugün okyanusta oluşturmuş olduğu saadet adacıklarını besleyen bir hükümet olmuştur; holdinglere, kartellere peşkeş çeken bir hükümet olmuştur. Benim doğum ve güneydoğum bu konuda hakir görülmüştür, hizmet gitmemiştir. Bunun aksini, hiçbir kimse buradan, kesinlikle, topluma ifade edemez...

BAŞKAN – Sayın Kaya, efendim, sürenizi bitirdiniz, size eksüre veriyorum, lütfen, toparlayın.

SAFFET KAYA (Devamla) – Evet.

Benim bölgemde mazot ithalini 55 inci Hükümet durdurmuştur. Benim bölgemin kalkınmasına ve gelişmesine, yegâne sebep olacak mazot ithali, sizin döneminizde Ardahan İli ve doğu ile güneydoğu halkından gasp edilmiştir. Bugün, Köy Hizmetleri hizmet yapıyorsa, 54 üncü Hükümet döneminde o oluşturduğumuz fonda oluşan finansla yapıyor, ayakta duruyor ve çalışır haldedir. Bu, bir gerçektir; bu gerçeği görmekten aciz olabilirsiniz, görmekten kaçınabilirsiniz; ama, huzurunuzda, ben, burada memleketimizin sorunlarını dile getirmek için söz almış bulunmaktayım; ama şunu bilsin 55 inci Hükümet: Bölgeme hizmet yapmadığı için, yarın, mutlaka ve mutlaka, sandıkta, kesinlikle, bunu en ağır şekilde ödeyecektir.

Benim oradaki insanlarım, cenazelerini, halen daha, su olmadığı için yıkayamıyor. Bunlar, 55 inci Hükümet döneminde, maalesef, yapılamayan yatırımların acı faturalarıdır, acı gerçekleridir. O bakımdan, bu yapmadıklarınızı, yakında bizler yapacağız; bundan endişeniz olmasın, bunları fazlasıyla yapacağız ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET KAYA (Devamla) – Tamam, bağlıyorum Sayın Başkan...

BAŞKAN – Süreniz bitti efendim; size eksüre vermiştim; teşekkür ederim Sayın Kaya...

SAFFET KAYA (Devamla) – Teşekkürlerimi sunayım...

BAŞKAN – Tamam, 2 dakika verdim zaten, yeter... Efendim, tamam, bağladınız, zaten, hepsi aynı şekilde...

SAFFET KAYA (Devamla) – Teşekkür eder, saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

Gündemdışı konuşmaya cevap verme konusunda Hükümetten bir istek gelmemiştir; böylece, gündemdışı konuşmalar bitmiştir.

Şimdi, diğer sunuşlara geçiyorum.

Divan üyesi arkadaşımızın, sunuşlar uzun olduğu için, oturarak, okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Fransa ve Norveç’e gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1821)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 30 Kasım 1998 tarihinden itibaren, Fransa ve Norveç’e gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in dönüşüne kadar, Dışişleri Bakanlığına Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN– Bilgilerinize sunulmuştur.

Öteki tezkereyi okutuyorum :

2. – Romanya’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMMBaşkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1822)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu’nun davetlisi olarak, 3-4 Aralık 1998 tarihlerinde Romanya’ya resmî bir ziyarette bulunacağımdan, dönüşüme kadar Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 106 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin vekâlet edecektir.

Bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Öteki tezkereyi okutuyorum:

3. – Bakanlar Kurulunun yeniden teşkili için İstanbul Milletvekili ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit’in görevlendirildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1823)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İLGİ: 25 Kasım 1998 tarihli ve KAN.KAR: 39-08-2-98-769 sayılı yazımız.

İlgi yazı ile istifası bildirilmiş olan Bakanlar Kurulunun yeniden teşkili için, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 109 uncu maddesi uyarınca, İstanbul Milletvekili ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Bülent Ecevit’i görevlendirdim.

Seçilecek Bakanların atanmaları yapıldıktan sonra, Bakanlar Kurulu Listesinin ayrıca gönderileceğini bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın Ecevit’e, Hükümet kurma çalışmalarında başarılar dilerim.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

4. – Romanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1824)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 3 Aralık 1998 tarihinde Romanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Öteki tezkereyi okutuyorum:

5. – Romanya’ya gidecek olan Kültür Bakanı İstemihan Talay’a, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1825)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 3 Aralık 1998 tarihinde Romanya’ya gidecek olan Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın dönüşüne kadar; Kültür Bakanlığına, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun bazı milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarına ilişkin raporları vardır; okutup ayrı ayrı bilgilerinize sunacağım.

III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1211) (S.Sayısı : 774)(1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının taldırılması hakkındaki Başbakanlık tezkeresi 12.12.1997 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiş ve incelenmek üzere İçtüzüğün 132 nci maddesi uyarınca oluşturulan hazırlık komisyonuna verilmiştir.

Fezleke ve eki dosyada, Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın “3.11.1996 tarihinde Susurluk yakınlarında meydana gelen trafik kazasında vefat eden Mehmet Özbay kimlikli Abdullah Çatlı’nın üzerinden çıkan silah taşıma izin belgesi ile Yaşar Öz isimli kişide ele geçirilen silah taşıma izin belgesinin sahte olarak düzenlenmesi nedeniyle, sahte özel belge düzenlenmek suretiyle görevi kötüye kullanmak” suçunu işlediği iddia edilmektedir.

Hazırlık komisyonu 2.6.1998 tarihli toplantısında; 3/1211 esas sayılı dosyada yer alan iddiaların, daha önce Genel Kurulda görüşülen 3/780 ve karma komisyonda görüşülen 3/982 esas sayılı dosyalar ile bağlantılı olduğu belirtilmiş ve Genel Kurulun 3/780 esas sayılı dosyadaki kaldırma yönündeki eğilimini de dikkate alarak, bu konuda sürdürülen yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi amacıyla 3/1211 esas sayılı dosyayla ilgili olarak Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermiştir.

Fezleke ve eki dosyayı inceleyen hazırlık komisyonu, Mehmet Ağar’ın dokunulmazlığının kaldırılması yolunda görüş belirtmişse de, Karma Komisyonumuz, çoğunlukla, dokunulmazlığın kaldırılmasına gerek görmemiş; soruşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz Genel Kurulun bilgilerine sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

Atilâ Sav

Hatay

Komisyon Başkanı ve üyeler

BAŞKAN – Muhalefet şerhi var; onu okutuyorum efendim:

Karşı Oy Yazısı

Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın 3/1211 esas sayılı dosyada isnat edilen fiil, 3.11.1996 tarihinde Susurluk yakınlarında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Mehmet Özbay kimlikli Abdullah Çatlı’nın üzerinden çıkan silah taşıma izin belgesi ile Yaşar Öz isimli kişide ele geçirilen silah taşıma izin belgesini sahte olarak tanzim etmek suretiyle görevi kötüye kullandığıdır.

Komisyonda Susurluk kazası olarak geçen bu olay hakkında, yine Mehmet Ağar adına düzenlenen 3/780 esas sayılı dosyayla ilgili olarak, Genel Kurul dokunulmazlığı kaldırma kararı vermiş, aynı şekilde 3/982 esas sayılı dosyada ise Karma Komisyon dokunulmazlığı kaldırma kararı vermiş olup, halen Genel Kurul gündeminde beklemektedir.

Kamuoyunun sonucunu titizlikle takip ettiği ve yargıya intikal etmiş böylesine önemli bir olayda yargılamanın sağlıklı bir şekilde tamamlanması ve olayın aydınlığa kavuşması bu dosyada da dokunulmazlığın kaldırılarak yargının önünün açılmasına bağlıdır.

                     

(1) 774 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Dosyada iddiayı destekleyen bilgiler yeterince mevcuttur. Delillerin değerlendirilmesi ise yargının yetkisindedir. Bu nedenlerle, siyasal dayanışma amacıyla verildiğini sandığımız çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atilâ Sav Mehmet Moğultay Zeki Çakıroğlu

Hatay İstanbul Muğla

Ali Şahin Erdoğan Yetenç İrfan Gürpınar

Kahramanmaraş Manisa Kırklareli

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer raporu okutuyorum:

2. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1646, 3/1775) (S. Sayısı : 775) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Başbakanlık tezkeresi (3/1646); 1.10.1998 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiş ve incelenmek üzere, İçtüzüğün 132 nci maddesi uyarınca oluşturulan Hazırlık Komisyonuna verilmiştir.

Fezleke ve eki dosyada Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürlüğü görevi sırasında danışmanı Korkut Eken’e gizli bir görev vererek, bilgisi dahilinde, Özel Harekât Daire Başkanlığının kayıtlarında bulunan bazı silahların talimatla, Korkut Eken’e senetle teslim edildiği, ancak bu silahlardan bazılarının geri verilmemesi nedeniyle kaybolduğu, anılan bu eylemle görevi kötüye kullanmak suçunun işlendiği iddia edilmektedir.

Hazırlık Komisyonu 3.11.1998 tarihli toplantısında; iddiaların ciddiliğini ve kamuoyundaki etkisini gözönüne almış, böylesi bir olayda yargının önünün açılması ve adı geçen milletvekilinin adil yargılanma hakkına kavuşmasının sağlanması amacıyla, Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermiştir. Yine, Mehmet Ağar hakkında yasama dokunulmazlığının kaldırılması amacına yönelik Başbakanlık tezkeresinin 3/1775’in; 3/1646 esas sayılı dosya ile şahıs, olay ve tavsif açısından aynı mahiyette olduğu anlaşıldığından, her iki dosyanın birleştirilmesine ve işlemin 3/1646 Esas No’lu dosya üzerinden sonuçlandırılmasına 10.11.1998 tarihli toplantıda karar vermiştir.

Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar Komisyonumuza yazılı olarak savunmasını vermiştir.

Karma Komisyonumuz fezlekeyi ve eki dosyayı incelemiş, Hazırlık Komisyonu raporunun aksine, isnat edilen fiili, dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görmemiştir. Bu nedenle ve oy çokluğu ile Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

Atilâ Sav

Hatay

Komisyon Başkanı ve üyeler

Karşı Oy Yazısı

Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar hakkında yasama dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla düzenlenen 3/1646 ve birleştirilen 3/1775 esas sayılı dosyalarda isnat edilen fiil oldukça ağır ve ciddîdir. Kaybolduğu tespit edilenler herhangi bir eşya olmayıp, sadece devlet elinde bulunması gereken ve son derece özel nitelikli silahlardır.

Bir milletvekilinin bu ağırlıkta bir isnat altında tutulması doğru değildir. Milletvekillerinin onur ve haysiyetinin korunması, adil yargılanma hakkından yararlanmasının sağlanması için bu dosyada yargının önünün açılması şarttır. Bu amaçla dokunulmazlığın kaldırılması gereklidir.

Dosyada isnat edilen fiili destekleyen deliller, bu delillerin değerlendirilmesi ve suçlama konusunun takdiri mahkemeye aittir. Bu nedenle hukuksal değerlendirmeden uzak olup, siyasal dayanışma olduğu anlaşılan çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atila Sav Mehmet Moğultay Zeki Çakıroğlu

Hatay İstanbul Muğla

Ali Şahin Erdoğan Yetenç İrfan Gürpınar

Kahramanmaraş Manisa Kırklareli

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, her iki rapor da, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dairdir. 10 gün içinde itiraz olunmadığı takdirde, bu raporlar kesinleşmiş olacaktır.

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 22 arkadaşının, üniversite kurulacak illerde aranacak koşullar konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/30)

BAŞKAN – Bir genel görüşme önergesi vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde, özellikle büyük şehirlerde çok sayıda üniversite olmasına rağmen, pek çok ilimizde ise üniversite bulunmamaktadır.

Birçok ilimizde ise çok sayıda fakülte ve yüksekokul ile üniversite kurulması için altyapı mevcuttur. Bu illerimizden bazılarında üniversite kurulmasına dair yasa tasarıları TBMM gündemindedir

Üniversiteler hem ilim hem de sosyal ve ekonomik yönden bulundukları yöreler için birer yatırımdır.

Bundan böyle, üniversite talebi bulunan illerimizden hangilerinde üniversite kurulmasının müzakere edilmesinde yarar vardır.

Üniversite kurulacak illerde aranacak nitelikler hususunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri gereğince genel görüşme açılmasını arz ederiz. 24.11.1998

Gerekçe:

Ülkemizde yükseköğretime yönelik talep yoğunluktadır. Bu sebeple, üniversite önündeki yığılma sorunu çözülememektedir. Öte yandan, kalkınmış ve ileri ülkelerle mukayese edildiğinde, ülkemizde üniversitelerdeki okullaşma oranı çok düşüktür. (Yüzde 12–16)

Okullaşma oranının düşüklüğü ve yükseköğretime aşırı talep ters orantılı bir gelişme göstermekte ve sorunun çözümünü güçleştirmektedir.

Türkiye’nin pek çok alanda nitelikli insangücü ihtiyacı karşılanamazken, öte yandan yanlış uygulamalar sebebiyle ihtiyaç fazlası nitelikli insan yetiştirilmektedir. Bu ise, insan gücü istihdamında bölgeler arası dengesizliklere yol açmaktadır. Sebebi ise, şimdiye kadar açılan üniversitelerimizin belli merkezlerde veya bilimsel gerçekler yerine politik tercihlerden kaynaklanarak kurulmasıdır.

Şüphesiz üniversiteler, bilimin yaygınlaşması ve kültürün ülke geneline yaygınlaşmasında görev yaptıkları gibi başlı başına bir yatırımdır.

Şimdiye kadar yapılan uygulamalar göstermiştir ki, büyük şehirlerdeki üniversitelerimizle birlikte, taşrada açılan üniversitelerimiz, bulundukları yörelere ekonomik, kültürel, sınaî, ziraî canlılık kazandırmışlardır. Hatta kuruluş aşamasındaki üniversitelerimiz verimlilik açısından daha hırslı ve daha hızla çalışmaktadır. Bu ise pek çok ilimizin ilgilileri tarafından illerinde üniversite açılması talebini kamçılamaktadır.

Şu anda pek çok ilimizde üniversite bulunmamaktadır. Bir kısım illerimizde ise bir üniversiteyi oluşturacak şekilde akademik eleman, tesis ve öğrenci yönünden altyapısı mevcuttur. Üniversite kurulmasıyla ilgili bazı illerin hem talepleri hem de o talepler doğrultusunda TBMM gündeminde yasa önerileri bulunmaktadır.

Misal olarak, Erzincan İlimizi gösterebiliriz: Erzincan İlimizde halen Atatürk Üniversitesine bağlı olarak 2 fakülte (hukuk ve eğitim) 6 adet yüksekokul, 4 000’e yakın öğrenci, 385 öğretim elemanı, derslik, 300 lojman, 2 000 kişilik yurt kapasitesi ve sosyal tesisleri mevcuttur. Erzincan İlimiz 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunlarının bir üniversite için öngördüğü tüm nitelikleri taşımaktadır. Ayrıca, Erzincan, Doğu Anadolu’nun ulaşım imkânları en müsait kentidir. Rize, Yozgat, Çorum gibi illerimiz küçük bir araştırmayla yukarıda söz konusu ettiğimiz hususların gerçek olduğunu ortaya koyacaktır.

Yukarıda sıralanan sebepler doğrultusunda, bundan böyle, hangi ilimizde üniversite açılacağına dair bir kıstas oluşturulmasına da ihtiyaç duyulmaktadır.

Yeni kurulacak üniversitelerin ülke düzeyinde yaygınlaştırılması ve bu yaygınlaştırmada hangi ölçülerin gözönünde bulundurulacağı Türkiye Büyük Millet Meclisince ele alınıp incelenmesi, büyük yararlar sağlayacaktır.

Kurulması dünüşülen üniversitelerin mahallî kaynakları, mevcut fakülte ve yüksekokul kapasiteleri, ulaşım imkânlarının değerlendirilmesi, sonucu belirlemede mutlak yardımcı olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunan yeni üniversitelerin kurulmasıyla ilgili yasa taleplerine ışık tutmak ve bu konuda yerel imkânların da göz önüne alınarak yeni kurulacak üniversitelerin yerinin belirlenmesi için Yüce Meclisde bir genel görüşme açılması bir zaruret halini almıştır.

Yukarıda kısaca işaret edildiği sebeplerden dolayı, yeni üniversite kurulacak illerin seçimi ve tercihinde göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar hususunda genel görüşme açılması arz ve teklif olunur.

1 – Tevhit Karakaya (Erzincan)

2 – Lütfü Esengün (Erzurum)

3 – Cemalettin Lafçı (Amasya)

4 – Mikail Korkmaz (Kırıkkale)

5 – Murtaza Özkanlı (Aksaray)

6 – Şinasi Yavuz (Erzurum)

7 – Şaban Şevli (Van)

 8 – Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)

 9 – İlyas Arslan (Yozgat)

10 – Mustafa Köylü (Isparta)

11 – M. Sıddık Altay (Ağrı)

12 – Zeki Karabayır (Kars)

13 – Hasan Hüseyin Öz (Konya)

14 – Hüseyin Kansu (İstanbul)

15 – Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

16 – Ahmet Derin (Kütahya)

17 – Ramazan Yenidede (Denizli)

18 – Kahraman Emmioğlu (Gaziantep)

19 – Sabahattin Yıldız (Muş)

20 – Hayrettin Dilekcan (Karabük)

21 – Naci Terzi (Erzincan)

22 – Ahmet Cemil Tunç (Elazığ)

23 – Abdulkadir Öncel (Şanlıurfa)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusudaki öngörüşmeler sırasında bu husus karara bağlanacaktır.

Başbakanlığın, İçtüzüğün 78 inci maddesine göre verilmiş tezkereleri vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

6. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul ve komisyonlarda bulunan kanun tasarı ve tekliflerinden hangilerinin görüşüleceğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1826)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 78 inci maddesinde “Bakanlar Kurulunun herhangi bir sebeple çekilmesi halinde yeni Bakanlar Kurulu güvenoyu alıncaya kadar, Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesi ertelenir. Ancak, Bakanlar Kurulunun öncelikli olduğunu bir yazı ile Başkanlığa bildirdiği kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine devam olunur” hükmü yer almıştır.

Belirtilen hüküm uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul ve komisyon çalışmalarının devamını temin, ekli listede adları yazılı kanun tasarı ve tekliflerinin komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesine devam olunması Bakanlar Kurulunca uygun görülmüştür.

Ayrıca, komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesine devam olunacak diğer kanun tasarı ve tekilfleri de bilahara bildirilecektir.

Gereğini arz ederim.

Mesut Yılmaz

Başbakan

Tasarı veya Teklifin Adı Son Durum

1– Bankalar Kanunu Tasarısı. Adalet, Sanayi ve Ticaret, Enerji Komisyonları (tali) Plan ve Bütçe Komisyonu (esas) (1/843)

2– Gaziantep Milletvekili Hikmet Çetin Plan ve Bütçe, Dışişleri

ve Siyasî Parti Gruplarını Temsilen Oniki Komisyonları (tali) Ana-

Milletvekilinin; Seçimlerin Temel Hükümleri yasa Komisyonu (esas)

ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda (2/1335)

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi.

3– Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Genel Kurulda (1/480)

Hükümlere Dair Kanunda Değişiklik Yapıl-

masına İlişkin Kanun Tasarısı.

4– Radyo ve Televizyon Verici Tesislerinin Genel Kurulda (1/691)

Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel

Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanun-

larda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Tasarısı.

5– Bazı Örgütlü Suçlarla Mücadele Kanunu Genel Kurulda (1/744)

Tasarısı.

6– Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Anayasa, Millî Eğitim

Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı. Kültür, Gençlik Spor

Komisyonları (tali)

Plan ve Bütçe Komisyonu (esas) (1/832)

BAŞKAN – Öteki tezkereyi okutuyorum:

7. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul ve komisyonlarda bulunan kanun tasarı ve tekliflerinden hangilerinin görüşüleceğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1827)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 78 inci maddesinde, “Bakanlar Kurulunun herhangi bir sebeple çekilmesi halinde, yeni Bakanlar Kurulu güvenoyu alıncaya kadar, Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesi ertelenir. Ancak, Bakanlar Kurulunun öncelikli olduğunu bir yazıyla Başkanlığa bildirdiği kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine devam olunur” hükmü yer almıştır.

Belirtilen hüküm uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu ve komisyon çalışmalarının devamını teminen, ekli listede adları yazılı kanun tekliflerinin Genel Kurulda görüşülmesine devam olunması Bakanlar Kurulunca uygun görülmüştür.

Gereğini arz ederim.

Mesut Yılmaz

Başbakan

Teklifin adı: Son durum:

Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci’nin 2547 Sayılı Yükseköğretim

Kanununun Geçici 41 inci Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun

Teklifi ve Bolu Milletvekili Avni Akyol ve Burdur Milletvekili Yusuf

Ekinci’nin, 4.11.1981 Tarih ve 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununa

Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi. Genel Kurulda (2/1096, 2/2234)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Genel Kurul gündeminde bulunan ve Başbakanlık tezkerelerinde görüşülmesine devam olunması istenen kanun tasarı ve teklifleri, gündemdeki sıralarına göre görüşülecektir.

Komisyondan istifa önergesi vardır, okutuyorum:

8. – İstanbul Milletvekili Refik Aras’ın, İç ve Dış Borçlar Araştırma Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/395)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İç ve Dış Borçlar Komisyonunda, değişen oran gereğince, iç ve dış borçlarla ilgili Meclis Araştırması Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 30.11.1998

Refik Aras

İstanbul

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş tezkereleri vardır, okutup ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

9. – Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın Irak’a yapacağı resmî ziyarete katılan milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1828)

27.11.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın, 31 inci Uluslararası Bağdat Fuarına katılmak ve görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 30 Ekim-2 Kasım 1998 tarihlerinde Irak’a yaptığı resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

A. Mesut Yılmaz

Başbakan.

Liste:

Ferit Bora (Diyarbakır)

Muzaffer Arıkan (Mardin)

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

10. – Başbakan A. Mesut Yılmaz’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1829)

27.11.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Vaki davete icabetle, görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle birlikte, 3 Kasım 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yaptığım resmî ziyarete, İçel Milletvekili Halil Cin’in de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

A. Mesut Yılmaz

Başbakan

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

11. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Türkmenistan ve Kırgızistan’a yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1830)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

11-13 Kasım 1998 tarihlerinde Türkmenistan ve Kırgızistan’a resmî bir ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’e refakat eden heyete, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

A. Mesut Yılmaz

Başbakan

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

12. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Avusturya’ya yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1831)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

17-19 Kasım 1998 tarihlerinde, Avusturya’ya resmî bir ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’e refakat eden heyete, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

A. Mesut Yılmaz

Başbakan

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun önerileri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

IV. – ÖNERİLER

A)DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 779 sıra sayılı raporu ile (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 780 sıra sayılı raporunun görüşme günü ve Genel Kurulun çalışma saatlerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No: 146 2.12.1998

26.11.1998 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan ve İçtüzüğün 112 nci maddesi gereğince, 3.12.1998 Perşembe günkü gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmının 1 ve 2 nci sırasında yer alacak olan, Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller hakkındaki (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 779 sıra sayılı raporu ile, Turizm eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkındaki (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 780 sıra sayılı raporunun görüşmelerinin, 3.12.1998 Perşembe günkü birleşimde yapılmasının, her iki raporun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Lütfü Esengün

FP Grubu Başkanvekili

Ülkü Güney Mehmet Gözlükaya

ANAP Grubu Başkanvekili DYP Grubu Başkanvekili

Metin Bostancıoğlu Önder Sav

DSP Grubu Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer Danışma Kurulu önerisini okutuyorum:

2. – (9/44), (9/45), (9/46) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve Genel Kurulun çalışma saatlerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

N0: 147 Tarihi: 2.12.1998

Danışma Kurulu Önerisi

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer hakkındaki (9/44), Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkındaki (9/45), Devlet eski Bakanı Ufuk Söylemez hakkındaki (9/46) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasının ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 10.12.1998 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasının ve soruşturma önergelerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Lütfü Esengün

FP Grubu Başkanvekili

Ülkü Güney Mehmet Gözlükaya

ANAP Grubu Başkanvekili DYP Grubu Başkanvekili

Metin Bostancıoğlu Önder Sav

DSP Grubu Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutuyorum:

B) BAŞKANLIK ÖNERİLERİ

1. – 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının, Genel Kuruldaki görüşmelerine ilişkin Danışma Kurulunun 16.11.1998 tarihli 144 numaralı önerilerinin kabulüne dair Genel Kurul kararının kaldırılmasına ilişkin Başkanlık önerisi

N0: 4 Tarihi: 3.12.1998

Başkanlık Önerisi

Danışma Kurulunun 3.12.1998 Perşembe günkü toplantısı bir siyasî parti grubumuzun katılmaması nedeniyle yapılmadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesinin son fıkrası gereğince, Başkanlığımızın aşağıdaki önerisini Genel Kurulun onayına sunuyorum.

Uluç Gürkan

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı V.

Öneri: İçtüzüğün 78 inci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulundan bir talep gelmediğinden; Genel Kurulun 24.11.1998 tarihli 23 üncü Birleşiminde kabul edilen, 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Genel Kuruldaki görüşmelerine ilişkin Danışma Kurulunun 16.11.1998 tarihli 144 numaralı önerisinde yer alan önerilerin kabulüne dair Genel Kurulun kararının kaldırılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum...

ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu önerinin üzerinde söz istiyorum.

BAŞKAN – Lehte mi aleyhte mi?

ALİ TOPUZ (İstanbul) – Lehte efendim.

BAŞKAN – Aslında, öneri çok açık da... 78 inci maddeye göre Hükümet bütçeyi getirmediğine göre, Genel Kurulun yapacağı bir şey yok; ama, yine de, siz, buyurun .

ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Aslında, Sayın Meclis Başkanlığı, böyle bir öneriyi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sunma mecburiyetiyle karşı karşıya bırakılmıştır; çünkü, tezkerede de belirtildiği gibi, bütçe, zamanında Meclise gönderilemediği için, gönderilmediği için, bütçe görüşmelerine önümüzdeki salı günü başlama olanağı fiilen yok.

TURİZM BAKANI İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) – Hükümeti niye düşürdünüz?!

ALİ TOPUZ (Devamla) – Niye düşürdüğümüzü merak ediyorsanız anlatırız; çok anlattık...

BAŞKAN – Müdahale etmeyin; rica ederim...

ALİ TOPUZ (Devamla) – Bütçenin, 78 inci madde çerçevesinde öncelikli yasalar içine alınmaması konusunda, görevinden düşürülmüş olan Hükümetin çok ciddî bir yanlışlığı söz konusudur. Bütçeler, Anayasayla öngörülmüş bir önceliğe sahiptirler. Mecliste düşürülen bir Hükümetin, yeni Hükümet kuruluncaya kadar hangi yasaların görüşülmesinin uygun olduğuna dair bir öncelikler listesini hazırlaması, düşen Hükümete verilmiş bir görevdir. Bu görev niçin verilmiştir; devlet işlerinin yürütülmesinde bir aksama olmasın diye, zaman içinde ortaya çıkacak sıkıntılara sebep olmadan o sıkıntıları aşabilmek için, idarenin devamlılığı ilkesine dayalı bir anlayışla bu getirilmiştir, öngörülmüştür. Öncelik açısından bütçe kadar önemli bir başka yasa söz konusu olamaz; ancak, Hükümet düşürüldüğü zaman, bütçeyi süresinde Meclisten çıkarabilecek bir zaman olmadığı anda, olmadığı haliyle, belki bir geçici bütçe uygulamasına gidilebilir; nitekim, 1995 yılında böyle bir olay yaşandı. 1995 yılının 11 inci ayında, seçimlerin 12 nci ayda yapılmasına karar verildi; 12 nci ayın içerisinde görüşülmesi gereken bütçenin zamanında görüşülemeyeceği anlaşıldı ve bir geçici bütçe uygulamasına gitmek zorunlu hale geldi. Günümüzde böyle bir zorunluluk yok; süre bakımından bir zorunluluk yok.

Sayın Maliye Bakanının, bütçeyi sunuş konuşmasında, bütçeyi Plan ve Bütçe Komisyonuna sunarken ve bütçenin tümü üzerinde müzakereler yapılırken çok açık beyanları vardır. Sayın Maliye Bakanımız, orada, o konuşmalarında, bu bütçenin hangi hükümet tarafından uygulanacağını bilmediğimiz bir ortamda hazırlanmış olduğunu, yakın bir gelecekte Hükümetin değişme ihtimalinin söz konusu olduğunu ifade etmiştir. Yine, o konuşmasında, bu bütçenin, Hükümetleri tarafından uygulanan istikrar programının ikinci yıl bütçesi olduğunu ifade ederek, bu bütçenin dengeleriyle ilgili herşeyin aşağı yukarı değiştirilemeyecek, çok fazla alternatifi olmayan bir düzeyde olduğunu ifade etmiştir ve bütün bunlara dayanarak “hangi hükümet gelirse gelsin bundan başka bir bütçe yapmak da söz sonusu değildir; bu, hem en iyi bütçedir hem en kötü bütçedir” biçiminde, buna benzer bir açıklama da yapmıştır. Yani, bu bütçenin sunuşu sırasında bile Hükümetin, bütçe görüşmeleri sırasında değişeceği varsayılarak, bütün dengelerin oluşturulmuş olduğunu, gelebilecek herhangi bir hükümetin de kolayca uygulayabileceği bir bütçe olduğunu da altını çizerek belirtmiştir.

Şimdi, bütün bunlardan sonra, zaman varken, bu bütçeyi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna getirmeme konusundaki direncin altında yatan gerekçeyi bu Meclisin öğrenmesi lazım. Bu Meclisin böyle bir hakkı vardır. Bunu öğrenmemiz lazım. Komisyonda, Sayın Komisyon Başkanına ve Sayın Maliye Bakanına sorduğumuzda “efendim, yıl sonuna kadar daha epeyce zaman vardır; önceden öngörülmüş olan takvimi biraz daha sıkıştırmak mümkündür -yanlış hatırlamıyorsam- ayın 18’inde bile başlasak bunu bitirme imkânı vardır” biçiminde ifadede bulunmuşlardır. Bütün bunlara rağmen, bütçeyi Genel Kurula getirmemek için, Plan ve Bütçe Komisyonunun gündemine başka yasalar getirilmiştir. Plan ve Bütçe Komisyonunda bir günlük müzakereyle sonuçlanacak olan 1999 yılı bütçesi ve 1997 yılı kesinhesabı, bilerek, isteyerek, Anayasaya rağmen, Meclisin gündemine getirilmek istenmemektedir. Şimdi, Sayın Hükümete sormak lazım: Siz, bu bütçenizi savunmaktan mı kaçınıyorsunuz acaba?! Yeni bir hükümet gelirken, böyle bir bütçeyi ona devredersek, bu bütçeyle biz suçlanırız diye mi düşünüyorsunuz, yoksa, bu bütçedeki dengelerinizin değişebileceğini mi zannediyorsunuz? Hani bu bütçenin dengeleri aşağı yukarı değişemez kesinlikle ortaya konulmuştu?! Yaptığınız bütçeyi savunmaktan mı çekiniyorsunuz? Bunun cevabının verilmesi lazım.

Şimdi, bakın, yeni hükümet yeni bütçe getirir... Siz, böyle bir geçici bütçe uygulamasıyla, bir kere, kendi ilkelerinize ve iddialarınıza ters iş yapıyorsunuz. Türkiye’de yürütülmekte olan istikrar programını, en az bir iki aylık dönem için zora sokuyorsunuz; ama, bundan beklediğiniz bir başka yarar olsa gerek ki, bunu göze alıyorsunuz. O nedenle, buradan ifade ediyorum: Bu Hükümet, öncelikli yasaları belirtirken, sürenin var olduğu da bilinirken, bütçeyi buraya getirmemekle, bence, büyük bir hata işlemişlerdir; bir an evvel bu hatadan dönsünler. Hâlâ vakit vardır; Plan ve Bütçe Komisyonu bir gün çalışarak bütçenin tümünü geçirir ve ayın 8’inde başlamasa bile 12’sinde bu Mecliste bütçe görüşülebilir ve ayın sonuna kadar da bütçe çıkabilir.

Başka bir hükümet gelirse ne olur? Başka bir hükümet gelirse, eğer bu dengeleri değiştirmeye dönük bir iddiası varsa, ekbütçe yaparak onu da yapabilir; ama, devletin devamlılığı açısından bir, söylediklerinizle tutarlı olmanız açısından iki, Anayasaya uygunluk açısından üç; lütfen, bunları dikkate alarak, bu uyarımızın gereğini yerine getiriniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topuz.

Lehte, Sayın Zekeriya Temizel; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyetimiz 75 inci yılını kutladı; ama, devlet geleneklerimiz henüz tam anlamıyla oluşmadı; çünkü, her gün, oluşacak yeni bir gelenek için, yeni bir olayla karşı karşıya kalıyoruz. Şimdiye kadar gensoru oylamasıyla düşürülmüş olan bir hükümetin bütçesi görüşülmedi Türkiye’de. Dolayısıyla, gensoru oylamasıyla düşürülmüş olan, hem de ivedi olarak düşürülmüş olan bir hükümetin bütçesinin hangi koşullarda görüşülüp görüşülemeyeceği konusunda bir geleneğimiz yok. O zaman, Hükümet olarak bizim, mevcut hükümlere bakmamız gerekir. İçtüzüğün 78 inci maddesi, çok net bir şekilde, ivedi olan yasaların görüşülmesi konusunda hükümetin yazılı talebinin olmasını yeterli görür.

Peki, bütçe yasası, ivedi bir yasadır diye, bu koşullar altında görüşülebilir miydi? Olayın iki ayrı boyutu vardır; incelemeler sonucunda bunu çok somut olarak ortaya koyduk. Bunlardan birincisi, bütçe yasasının niteliğinden kaynaklanır. Bütçe yasaları diğer yasalar gibi değildir, şart yasadır. Sıddık Sami Onar Hoca, eserlerinde bunu çok net bir şekilde ifade eder. Şart yasa nedir; bir kişi veya kuruma belirli koşullar altında belirli işlemleri yapma izni veren yasadır. Demek ki, bütçe kanunları, Bakanlar Kuruluna bir yıllık icraatları boyunca belirli faaliyetlerde bulunma, harcamalar yapma, gelir toplama izni vermektedir; şart yasadır. Dolayısıyla, devletin devamlılığı gereği, ne zaman düşeceğini bilmediğiniz bir hükümet elbette ki bütçesini yapar, getirir. Nitekim, 55 inci Hükümet de bütçesini yapmış, anayasal süreç gereği zamanında Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş, komisyonda da görüşmeler başlamıştır; tam o aşamada hükümet düşmüştür.

Değerli arkadaşlar, ne yapılabilirdi; devam denilebilirdi; ancak, daha önceden, seçimlerin erkene alınması nedeniyle geçici bütçe yapılıp yapılmayacağı konusunda ya da bütçelerin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulup sunulmayacağı konusunda devletin Danıştaydan istediği istişari bir görüşte, bir paragrafta aynen şöyle bir görüşe yer veriyor Danıştay; diyor ki: “Yakın gelecekte düşmesi kesinleşmiş olan -kesinleşmiş olan, düşmesi muhtemel değil- bir hükümetin kendisinden sonra gelecek olan hükümeti ilzam edecek esaslı tasarruflarda bulunması zaman açısından yetki gasbıdır.” Bu kadar açık... Devletin gelenekleri bir noktaya kadar da oluşmuş. Bu koşullar altında, hükümet düşürülmüş, düşürüldüğüne göre yakın gelecekte yenisinin kurulacağı da kesinleşmiş; o durum karşısında ben kalkıp da “ille bu şart tasarrufu bana verin, ben bunu kullanacağım” deme hakkına sahip miyim?!. Bununla gelmiş olsaydık eğer, aynı eleştiriyi sizin yapmanız gerekirdi. “Kardeşim sen düşürülmüş bir hükümetsin, sen kalkıp da geleceğe dönük olarak ne demeye tasarruflarda bulunmak için benden izin istiyorsun” dense, o durumda diyecek bir şeyimiz kalır mıydı?..

Devletin devamlılığı açısından ve devlet işlerinin yürütülmesi için bütçelerin çıkmaması kesin olarak bir eksiklik yaratmaz. Niye yaratmaz; çünkü, devlet geleneğimizde bu yerleşmiştir, geçici bütçeler çıkarılır. Nitekim, çıkmazsa, kısa vadede bir hükümet kurulmazsa, geçiçi bütçeyle huzurunuza geliriz. Geçici bütçenin niteliğini bu Meclis gayet iyi biliyor; bir defa iki defa değil, onlarca defa yapılmış. O çerçeve içerisinde verilen yetkiler çerçevesinde, bir avans kanunu olan geçici bütçeyle Türkiye Cumhuriyeti hiçbir sıkıntıyla karşı karşıya kalmadan yönetilir, ta ki yeni hükümet gelip bütçesini yapana kadar. O açıdan, olmayan bir yetkiyi veya kullanamayacağınız bir yetkiyi ısrarla “istiyorum” diye Meclisin huzuruna gelmeyi, oluşturulan devlet gelenekleri açısından Bakanlar Kurulu uygun görmedi, bu çerçevede düşürdü.

Bütçemize güven duyulmasını elbette takdirle karşılıyoruz. Yaptığımız bütçe, Türkiye’nin bu koşullarında yapılabilecek en iyi bütçe; hâlâ aynı şeyi söylüyoruz, bütçemizin de arkasındayız; ancak, herkesin peşinen “bütçenizin arkasındayız” deme olasılığı var mıdır bilmiyorum. Keşke böyle bir taahhüt olsaydı, o zaman getirirdik Genel Kurula ve hiçbir sorun çıkmazdı. Şart olarak, tamam, bütçenizi kesin olarak çok uygun bulduk, size yetki veriyoruz denilseydi, belki o da düşünülebilirdi; ancak, böyle bir gelenek Türkiye için pek iyi bir gelenek olmaz değerli arkadaşlar, olmazdı. Biz, oluşturulması gereken geleneğin gereğini yaptık. Umuyoruz ki, Türkiye’deki gelenekler bu çerçevede oluşturulur. O nedenle, hükümet zamanında kurulduğu takdirde, yeniden gereken talebini yapar. Plan ve Bütçe Komisyonunda bir günlük işi kalmıştır. Yeni hükümet gerekirse o şart yasada gereken değişiklikleri de yapar, Genel Kurula indirir ve bu Meclis, gece gündüz çalışarak yılbaşından önce bu bütçeyi çıkarır; olay budur. O nedenle, şu aşamada görüşülmesine gerek yoktur.

AHMET SEZAL ÖZBEK (Kırklareli) – O zaman, Hükümet olarak yapılan ihaleler, atamalar, tayinler dursun.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Önerinin lehinde bu şekilde bir açıklamayı gerekli buldum.

Teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Temizel.

Öneri üzerindeki müzakeler bitmiştir.

Efendim, Genel Kurul, daha önce, salı günü saat 10.00’da toplanarak bütçeyi görüşme kararını almıştı. Şimdi, bütçe Genel Kurula inmediğine göre, önümüzdeki salı günü saat 10.00’da niye toplanacağız; bütçe yok. Bu itibarla, bunu kaldırmayı istiyoruz.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına geçiyoruz.

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI

VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 13 arkadaşı, Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 19 arkadaşı, Konya Milletvekili Veysel Candan ve 12 arkadaşı, Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 23 arkadaşı, Kütahya Milletvekili Emin Karaa ve 22 arkadaşı, İzmir Milletvekili Işın Çelebi ve 25 arkadaşı, Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık ve 22 arkadaşı ile Hatay Milletvekili Fuat Çay ve 25 arkadaşının, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarını araştırarak alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150, 166) esas numaralı Meclis araştırması komisyonu raporu (S. Sayısı : 743)

BAŞKAN – Genel Kurulun 10.11.1998 tarihli 16 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarını araştırarak alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca kurulmuş bulunan (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150, 166) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 743 sıra sayılı raporu üzerindeki görüşmelere başlayacağız.

Komisyon var mı? Yok.

Erteliyoruz efendim.

Sayın milletvekilleri, şimdi, gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmına geçiyoruz.

Bu kısımda yer alan 2 adet soruşturma komisyonu raporunu görüşeceğiz.

2. – Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 106 arkadaşının, Kanuna ve Genel Ahlaka Aykırı Şekilde Mal Edinmek Suretiyle Görevini Kötüye Kullandığı ve Bu Eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller Hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi ve (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu (S. Sayısı : 779)(1)

BAŞKAN – Şimdi, 1 inci sırada yer alan, Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 106 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi üzerine kurulan (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

Komisyon?.. Burada.

Meclis Soruşturması Komisyonunun 779 sıra sayılı raporu, daha önce sayın üyelere dağıtılmış ve ilgiliye de gönderilmiştir.

Yalnız, bu raporda bir düzeltme yapmak durumundayız.

Görüşmekte olduğumuz (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 779 sıra sayılı raporunun 459 uncu sayfasının (b) bendinin ikinci paragrafının son satırı “gönderilen 500 bin dolar ve sağlanan kredilerden karşılandığı belirtilmiştir” şeklinde basılmıştır. Bu ifadenin doğrusu aşağıdaki şekildedir: “gönderilen 500 bin dolar, BMT Şirketi tarafından konulan 500 bin dolar ve sağlanan kredilerden karşılandığı belirtilmiştir.”

Raporu ve tutanakları bu şekilde düzeltiyoruz.

Rapor üzerindeki görüşmelerde, Komisyona, şahısları adına 6 milletvekiline ve hakkında soruşturma istenilen Sayın Çiller’e söz verilecektir. Konuşma süreleri, Komisyon için 20 dakika, şahısları adına söz alanlar için 10’ar dakika, son söz hakkı da soruşturma istenilen Sayın Çiller’e ait olup süresizdir.

Şimdi, rapor üzerinde söz alan arkadaşları okuyorum: Sayın Ahmet İyimaya, Sayın Ergun Özdemir, Sayın Turhan Güven, Sayın Mehmet Gözlükaya, Sayın Saffet Arıkan Bedük, Sayın Ömer Barutçu, Sayın Sabri Ergül, Sayın Hamdi Üçpınarlar. Biliyorsunuz, 6 kişiye söz veriyoruz.

Birinci söz hakkı, Sayın Ahmet İyimaya’ya ait.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, Yüce Meclisi selamlıyorum.

20 nci Dönem Parlamentosunun başlarında, Anayol Koalisyonunun balayı günlerinde, öbür ortağın desteğiyle yürütülen Çiller-TOFAŞ soruşturması sebebiyle bu kürsüden seslenmiştim “yanlış yoldayız, hançer siyasetinden ülkeye bir fayda çıkmaz” demiştim. Parçalı ve kavgalı olmanın kahredici zararını gören iyiniyetli siyasîlerin girişimleri sonuç vermemişti. Uyarılar nafile; çünkü, husumet ve imha duygusu, mantığı fethetmişti. Rakibini yok etme hayali, merkez sağın kısa elden lideri olma yolu sanılmıştı. Soruşturmalara siyasî parmaklar yetmedi; olmadı, bir daha; olmadı, bir daha... Mahmurun veya bir başka tiryakinin vazgeçilmez itiyadı, Çiller’i imha soruşturmalarında hoyratça kullanıldı. Şimdi soruyorum: Mutlu musunuz? İsraf ettiğiniz kutsal zamanın hesabını millete verebilecek misiniz? Elinizin tersiyle ittiğiniz fırsatların ve yıktığınız büyük umutların tarihî vebalini sırtınıza yüklenmeye hazır mısınız? Evcilik oyunu kadar dahi fayda sağlamayan, ülkeyi yönetilemezliğin kâbusuna teslim eden oyunlarınızın vahim sonuçlarını beyin gözünüzle görebiliyor musunuz?

Aziz arkadaşlar, hangi rejimde olursa olsun, tuzağın ve haksızlığın saltanatı hiçbir zaman daim olmamıştır. Bu içtimaî hakikat, olayımızda da hükmünü icra etmiştir. Kartelci medyanın, tekelci sermayenin husumet malulü siyasetle büyük ittifakının hummalı şekilde yürüttüğü yok etme savaşının kaçınılmaz sonucu, Çiller gerçeğini nihayet kabul etmek zorunda kalmalarıdır. Bu savaş, haklılık temeline dayanmayan bir savaştı. Millet, isnatların, iftira ve komplo tomarı olduğunu, husumet atölyelerinde suç imali gayretlerini gördü; kamu vicdanı, zulme, haksızlığa karşı o sessiz ve müessir kararını dikti.

İftira mağdurunun demokrasi mücadelesini, çözüm üretkenliğini, projelerini ve dahası, tarihe oynayan direncini gördü. Soruşturmayla yetinilmedi; işe, savcılar ve yargı karıştırılmak istendi. İhtirasın selleri adliye kapılarını çaldı; hukuk cevabını verdi. Bunlar olmamalıydı. Geldiğimiz sonucu, süreci yaşamadan görebilmeliydik. Siyasette ve liderlikte vizyon, olabilecekleri, olmadan görebilme ve politikaları ona göre kurma becerisidir.

Aziz milletvekilleri, 20 nci Dönem Parlamentosunun, kuşkusuz çok özellikleri vardır; ama, bu özellikler içerisinde ilk sıralarda yer alacak olanı, bu dönemin orta sağın savaşları ve soruşturmaların, bu savaşlara tahsisi gerçeğidir. Millet, bizi, soruşturmalar üzerinden boğuşma siyaseti yapın diye seçmedi. Bize verilen millî vekâlette, ülkenin sorunlarını çözün, çağı yakalayın, gelecek nesillere bir demokrasi vatanı bırakın, zamanınızı kendinize ve kavganıza değil, bu millete harcayın emri yazılıdır; yeminimiz de bunadır.

Değerli arkadaşlar, Meclis soruşturması denetim yetkisi, günümüz şartları içerisinde, artık, Türk Parlamentosunun taşıyamayacağı bir yük haline gelmiştir, Parlamentonun itibar grafiğini aşağılara indiren bir kemirgene dönüşmüştür. Bizim gibi uzlaşma geleneğinin kökleşmediği, tersine kutuplaşma ve gerilim siyasetinin egemen olduğu yapılarda bu, kaçınılmaz bir kaderdir.

Meclisin yargısal nitelikteki bir yetkisi olmasına rağmen, soruşturma kurumunun kötüye kullanılmasının ve siyasallaştırılmasının en acı ve haşmetli örneği Çiller soruşturmalarıdır. Yargının kesin çözüme bağlamasına, Yargıtayın özel daire ve ceza genel kurulunun son sözü söylemesine rağmen, Parsadan olayını Meclis soruşturmasına dönüştüren siyasî iradelerin, bu yolu, hukuk için, temiz siyaset için kullandıklarını hangi mantık iddia edebilir.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz malvarlığı, daha önce, evvela Meclis araştırması, sonra Meclis soruşturması yoluyla denetlenmişti; Yüce Meclis, yasalara aykırı bir durumun mevcut olmadığı sonucuna ulaşmıştı. Bu Parlamento, önceki soruşturma kararı yok saydırılarak, kendi kendini inkâra zorlanmıştır. Ne yazık ki, bu siyasî zorlamaya boyun eğilmiştir. Parlamento aritmetiğindeki bilinen nedenlerle meydana gelen değişme, hukukî olmayan stratejinin dayanağı kılınmıştır. Bu tavır, linç ve tasfiye siyasetinin kural tanımaz gözü dönmüşlüğünden başka bir şey değildi.

İkinci soruşturma önergesi “yeni delil, yeni iddia” temeline dayandırılmıştı. Önceki soruşturmalarda sonuçlandırılan iddiaların ve delillerin tekrarı, mantiken ve hukuken imkânsızdı. Aksi takdirde, hukukta, zincerleme tekrarlarla hiçbir iddiayı karara bağlayamazsınız. Komisyon ne yaptı; yalnızca yeni iddiayı ve yeni delili değerlendirmesi gerekirken; isnatla, bağlılık evrensel temel kuralını aşarak, tükenmiş, çözülmüş iddiaları yeniden ele aldı. Buna soruşturma değil, soruşturma kurumunun katli, mahvı ve imhası derler. Buradan ne çıkar; yetkisine hâkim olamayan, kurumların işlevlerini kavrayamamış, kısır döngülü bir yapı çıkar.

Değerli arkadaşlar, bakınız, adına rapor denen 656 sayfalık bir tomar yığını hepimize gönderildi. Tümünü okudum; rapor denebilecek bölüm, topu topuna 9 sayfa. (456-465 sayfaları arası) Komisyonun değerli Başkan ve muhterem üyelerine saygım sonsuzdur; ama, bu saygım, rapor kavramıyla, dosya muhteviyatını rapor yerine aynen ikame etmenin yanlışlığını ifade etmeme mani değildir. Tomarın 456-465 arası sayfaları okunur ise -dikkat çekiyorum: 456-465 sayfaları arası okunur ise- mal varlığı iddiasının hukuk, muhasebe, vicdan ve gerçek temelinde varit olmadığını, açıkça ve tereddütsüz biçimde göreceksiniz. Profesör Doktor Tansu Çiller’in mal varlığında, hukukun suç saydığı herhangi bir durumun olmadığı Komisyonun oybirliğine yaklaşan kararıyla, bir kere daha ortaya çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, soruşturma pratiğinden veya bu pratiklerden çıkarılabilecek en temel sonuç, Anayasanın 100 üncü maddesinin yeniden tanzimi zaruretidir. Siyasette, suçu ve suçluyu barındırmayacak, sahte suçluluk damgasını da vurdurtmayacak hassas ve siyasî olmayan bir elemeyle, bağımsız yargıyı -vurguluyorum; bağımsız yargıyı- devreye sokacak bir yapılanma kaçınılmazdır. Tali kurucu iktidar, buna çözüm bulmak zorundadır. Adalet hissini, suçsuzluk karinesini, insanın şeref ve onurunu, siyasîlerin doğru veya keyfî tardirlerine teslim eden bugünkü yapı, amaca hizmet etmekten uzaktır.

BAŞKAN – Sayın İyimaya, süreniz bitmek üzere. Size 1 dakika verdim; lütfen, bitirin efendim.

AHMET İYİMAYA (Devamla) – Adalet, siyasîlerin stratejik parmaklarına feda edilemeyecek kadar yüce, aslî ve ortak değerdir. Onu tahrip edecek siyasî mekanizmalara hayat hakkı verilmemelidir.

Komisyonlarda tecelli eden kararlar üzerine, kimi siyasîler, polemikler ürettiler. Soruşturma patalojisini ve çözümlerini tartışmak yerine, her zaman olduğu gibi, ucuz siyaseti seçtiler. “Kirli eller”, “rejim bunalımı”, “karşılıklı aklama” tamlamaları, düğümleyici, kavgacı ve benmerkezci siyasetin dilidir. “Boğuşma devam etsin, parçalanma sürsün, ekmeğimize yağ sürülsün” diyenlerin sözleridir. Husumet sıtmasına yakalananların, rejim bunalımı hallüsinasyonlarına düşmelerini ve bunu telaffuz etmelerini doğal karşılıyorum.

Başkanın hoşgörüsüne sığınarak, tarihe yaptığım saniyelik yolculukla, şu müzakere anındaki parlamentoyu tefekkürde birleştiriyorum. Fikir dünyalarına kısmen hâkim ve vakıf olduğum büyük sistem mühendisi Montesquieu, şarkın velut sosyoloğu İbni Haldun, Selçuklunun bilge veziri Nizamülmülk, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili olsalardı, acaba ne derlerdi diye tahayyül ediyorum:

Montesquie: “Bir sistemi yozlaştırmak istiyorsanız, işte bu parlamentoyu örnek alın.”

İbni Haldun: “İhtiraslarınız, gözlerinizi perdelemiş; ancak, görebildiğiniz kadar düşünebiliyorsunuz.”

BAŞKAN – Sayın İyimaya, süreniz bitmez üzere, son cümlenizi söyleyin; çünkü, süreyi uzatmayacağım.

Buyurun.

AHMET İYİMAYA (Devamla) – Şu cümleyi de söyledikten sonra, konuşmamı bitiriyorum efendim:

Nizamülmülk: “Siyasetnamemi, iyi yönetmenin ilkelerini ortaya koymak için telif etmiştim. Türkiye örneğini yaşadıktan sonra, kitabımı galiba yeniden yazmayalım.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET İYİMAYA (Devamla) – Son cümlemi söyleyip bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın İyimaya, 2 dakika eksüre verdim; ama, yani...

AHMET İYİMAYA (Devamla) – Son cümlemi söyleyip, hemen bitiriyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ortada suç olmadığı için, vicdanen huzurlu olduğum için, kavgacı ve parçalı siyasetten ülkenin kurtarılması için, Yüce Divana sevk önergesine hayır diyor, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İyimaya.

Sayın Komisyon, konuşacak mısınız?

(9/16) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKANI SUHA TANIK (İzmir) – Hayır, konuşmayacağız.

BAŞKAN – İkinci sırada, Sayın Ergun Özdemir konuşacaktı; ama, Sayın Saffet Arıkan Bedük ile yer değiştirmiştir.

Buyurun Sayın Bedük. (DYP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller’in malvarlığı konusunda soruşturma yapan (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturma Komisyonu Raporu hakkında şahsî görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu arada, bu gece, kandil gecesi; kandil gecesi münasebetiyle, büyük milletimizin, aziz milletimizin ve Türk ve İslam âleminin, hepinizin kandilini tebrik ediyorum.

Özürlüler Günü münasebetiyle de, özürlü vatandaşlarımızın geleceği açısından, ekonomik, sosyal ve siyasal meselelerinin çözümlenmesine vesile olmasını da temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, (9/16) esas numaralı Soruşturma Komisyonunun altı ay gibi çok uzun bir süre içerisinde yorucu ve detaylı bir çalışma sonucunda hazırlanan rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tetkikine ve onayına sunulmuş bulunmaktadır. Sonucu itibariyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde aklıselimi galip kılarak, hepimizin titizlikle korumak durumunda olduğumuz hukukta bir yanlışa meydan verilmemesini, olumlu bulduğumu belirtmek isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclis tarafından soruşturulmuş ve karara bağlanmış bir konunun yeniden gündeme getirilerek soruşturma komisyonunun kurulmuş olmasını, Parlamento tarihimizde emsali bulunmayan bir olay ve bir hukuk skandalı olduğunu söylemek mecburiyetindeyim. Demokrasi, 21 inci Asır için, toplumları birbirleriyle yarıştırma, uzlaştırma ve bir araya getirme bakımından önemli bir müşterek noktadır. Demokrasinin en önemli beşiği olan Parlamentoyu, her türlü tehlikelerden, siyasî çirkinliklerden uzak tutmak suretiyle, hükmî şahsiyetini korumak hepimizin boynunun borcudur. O halde, Parlamentoyu, kendi işlevi içerisinde çalıştırmak ve yanlış saplantı ve değerlendirmelere sebebiyet vermemek için hepimizin duyarlı olması gerektiği muhakkaktır.

Bakın, Anayasamızın kabulü sırasında Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Aldıkaçtı ne diyor: “Soruşturma komisyonları, Mecliste, dejenere edilmeye çalışılmış çok önemli bir mekanizmadır. Biz, bu mekanizmayı daraltmak ve bu mekanizmayı, soruşturma komisyonunu ve soruşturma anlayışını, siyasî bir intikam alma duygusu içerisinden uzaklaştırmak istiyor ve o sebeple, soruşturma komisyonlarının almış olduğu kararı ‘kesin’ olarak ifade ediyoruz ve kesin olarak alınmış bu hükmün yeniden görüşülmemesi lazım geldiğini belirtmek istiyoruz.” Özellikle, soruşturma komisyonu kararlarının kesin hüküm ifade ettiğini açık olarak ifade ediyor.

Sayın Çiller hakkında, aynı konuda ikinci kez soruşturma açılmasına neden olan soruşturma önergesinde yer alan iddialar, aynı konuda, daha önceden (9/4) esas nolu Meclis Soruşturması Komisyonu raporu, karşıoy ve yazılarına rağmen açılmış bir ceza davasından alınan bilirkişi raporuna dayandırılmıştır. Tartışılan iddialar ve delillere ilave hiçbir şey yoktur. Aslında, bu ikinci ve tekraren verilen soruşturma önergesine dayanılarak bu konuda yeniden soruşturma açılmaması hukuken gerekmekteydi; çünkü, aynı iddiaları içeren ilk soruşturma önergesi üzerine (9/4) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu tarafından gerekli soruşturmalar yapılmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, 19 Şubat 1997 tarihinde komisyon raporunu görüşmek suretiyle, Yüce Divana sevke mahal olmadığına dair bir karar vermiştir. Aynı zamanda, 19 uncu Dönemde de, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yine aynı konuyu incelemiştir. Yüce Meclisin bu kararının, aynı konuda yeniden soruşturma açılmasını önleyen bir kesin hüküm oluşturduğu konusunda hukukçular da müttefiktir. Gerçekten “Türkiye Büyük Millet Meclisinin vermiş olduğu, Yüce Divana sevk kararı nasıl geri alınamaz ise, Yüce Divana sevk etmeme kararı da, aynı şekilde geri alınamaz” denilmektedir.

Değerli milletvekilleri, işte, bu anlayış içerisinde, soruşturma komisyonunun kurulması çalışmaları ve raporunun görüşülmesi, tam bir yargı tarafsızlığı ve gizliliği içerisinde gerçekleştirilmesi gerekmekte ve Türkiye Büyük Millet Meclisini, siyasî bir engizisyon aracı olarak kullanmamak gerekmektedir.

Şunu hassasiyetle vurgulamak zorundayım ki, soruşturmanın gizliliği evrensel kuralı, iş sona ermeden, kimi üyelerce yapılan medya açıklamaları yoluyla ihlal edilerek, yargısız infazlar da yapılmıştır. İçtüzüğün 14 üncü maddesinin 6 numaralı hükmündeki komisyonu denetim yetkisini kullanmak yerine, suç teşkil eden gizlilik ihlallerini sükut ve seyirle yetinen Meclis yönetimini hatırlamak ve kınamak, bir insan hakkı borcudur. Yönetemeyen demokrasi, yönetemeyen parlamentoyu elbette ki, şümulüne alan bir üst kavramdır.

Soruşturma önergesinde yeni delil olarak ileri sürülen ceza davaları da, yeni delil niteliğinde değildir; çünkü, bir kimse hakkında dava açılmış olması, o kimsenin suçlu olduğunun delili olamaz; hiçbir hukuk sisteminde bu yoktur.

Değerli milletvekilleri, görüldüğü gibi, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sayın Tansu Çiller hakkında bu ikinci soruşturmanın açılması hukukî değildir. Bu soruşturma, tamamen siyasî saiklerle ve Meclisteki sayı üstünlüğüyle açılmıştır. Bu soruşturma yeniden açılırken, hukukun en temel ilkelerinden birisi olan kesin hüküm ilkesi çiğnenmiştir.

Değerli arkadaşlarım, evvelce kurulmuş olan (9/4) ile (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonları tarafından, iki soruşturmada da, Sayın Çiller’in, yalnızca bakanlık ve başbakanlık dönemi değil, özel hayatı da dahil olmak üzere, bütün hayatı, didik didik edilerek incelenmiştir. Öyle ki, bu soruşturmalarda, ilgili kanunların belirlediği kapsam ve yetki kuralları tamamen gözardı edilmiş, yalan yanlış her iddianın peşine düşülerek, sonuna kadar araştırma yapılmıştır. Hatta, ilgisiz birçok kişi, Sayın Tansu Çiller’in ve ailesinin servetini araştırmayı kendisine görev görmüş ve kendisine göre birtakım hesaplamalar yaparak, suç da isnat etmiştir. Bazı devlet memurları da kullanılmaya çalışılmıştır; ama, komisyonda, gerek komisyon üyeleri ve gerekse komisyonda görevlendirilmiş olan tarafsız hâkim statüsünde bulunan Sayıştay denetçileri, ileri sürülen iddialarla ilgili hususların, gerçekleri yansıtmadığını çok açık ve net bir şekilde ifade etmişlerdir. Bütün bu inceleme ve soruşturmaların sonunda, Sayın Çiller’in malvarlığında, yasal olmayan, kaynağı belli olmayan, herhangi bir biçimde suç teşkil eden hiçbir hususa rastlanmamıştır.

Değerli milletvekilleri, Meclis soruşturmalarının her ikisinde de, soruşturma komisyonları, Yüce Divana sevke mahal olmadığı yönünde görüş belirtmektedir. Bu soruşturmalar, siyasî saiklerle açılmıştır; ancak, neticeyi, hukuk tayin edecektir ve de etmiştir. Hiç değilse, sonucuna, hukuka uygun şekilde bakmak ve onu tecelli ettirmek, Parlamentomuz adına onur ve kıvanç verici bir durum olacaktır. Kuşkusuz ki, aksini iddia edenler vardır ve olacaktır; ancak, bu iddia sahipleri, önce, kendilerinin, gerçekten tarafsızlık içerisinde olup olmadıklarını kanıtlamak durumundadırlar. Meclis Soruşturması Komisyonu raporuna itiraz vardır.

Bir hususa herkesin dikkatini çekmek istiyorum: Konunun siyasî hesaplara alet edilmek istendiği apaçık bellidir. Bu Meclis Soruşturması Komisyonunda aleyhte bir karar çıkmış olsaydı; yani, Yüce Divana sevk istikametinde karar çıksaydı, adalet yerini mi bulacaktı? Bu mekanizmanın siyasî maksatlarla kullanıldığı ortadayken, kamu vicdanının tatmininden bahsetmek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, Yüce Meclisin, arz ettiğim nedenlerle, parlamenter demokratik sistemin müdahalesiz ve eksiksiz işletilmesi konusunda yeterli duyarlılığı göstereceğine inanıyorum; aylardan beri kimi gazetelerde dile getirilen toplum mühendisliği projesine gerekli cevabı verecektir.

Demokratik siyasetimiz önemli bir sınavdan geçmektedir. Demokratik siyasetin özgürlük alanını daraltacak her türlü girişimleri, yine, bu Yüce Meclis bertaraf edecektir. Bu Mecliste, ülkenin çok önemli meseleleri, fikirler, projeler ve programlar tartışılmalıydı. Hep birlikte temsil ettiğimiz demokrasi kültürünü, aziz milletimizin beklentilerine cevap verecek bir anlayış içerisinde sergilemeyi tercih etmek gerekir. Meclisi, denetim yetkisini, bir siyasî engizisyon aracı olarak kullanmamamız gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum. Yargı yetkisini, siyasî platformdan hukuk platformuna çekme konusundaki hassasiyetimizi hatırlarınıza getirmek istiyorum.

Hatırlarsanız, 1996’nın şubat ayında, Sayın Tansu Çiller ile birlikte, Anayasamızın 83 ve 100 üncü maddelerinde, milletvekili dokunulmazlıkları ile bakanlar hakkındaki...

BAŞKAN – Sayın Bedük, 2 dakika fazla süre verdim; süreniz bitmek üzere; toparlayın efendim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) – ...dokunulmazlık iddialarının, doğrudan doğruya Yargıtay Başsavcısı tarafından incelenmesi ve yargıda sorgulanmasını istemiştik, bir Anayasa değişikliğini öngörmüştük. Hatırlarsanız, Şubat 1996’da, yine Sayın Çiller, hazırlanmış olan Anayasa değişikliği ve ek bir maddesini, özellikle siyasî parti genel başkanlarının mal varlığıyla ilgili iddiaların incelenmesi ve gerekiyorsa soruşturulması konusunun Sayıştaya verilmesi hususundaki teklifini ve değişiklik önergesini, bütün siyasî parti genel başkanlarını dolaşmak suretiyle destek aramıştı. Biz haklıydık ve bu konuda da samimiydik. Ne kadar haklı olduğumuz, şu anda herkes tarafından da görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, Profesör Doktor Sayın Tansu Çiller’e yöneltilen isnatların doğru olmadığı ve bunların tamamen siyasî saiklerle ortaya atıldığı, yapılan soruşturmalar sonunda, ayan ve beyan bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu sebeple, Sayın Çiller hakkında, (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturma Komisyonunun, büyük bir ekseriyetle verilmiş olan, Yüce Divana sevke mahal olmadığı kararının...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, süreniz bitti.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) – ...Yüce Heyetinizce tasvip edileceğine olan inancımı belirtir ve bu konuda verilmiş olan önergenin reddedileceği hususundaki kanaatimi, düşüncelerimi ve inancımı ifade eder, hepinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bedük.

Sayın Turhan Güven, buyurun.

Süreniz 10 dakikadır Sayın Güven.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Öncelikle, Komisyonun, başta Sayın Başkanı olmak üzere, Komisyonda 4 ay süreyle, feragatla çalışan ve gerçekten bu konuda kendi uzmanlık dallarında büyük hassasiyet gösteren bütün üyelerine de teşekkürü bir borç biliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturma Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin istisnaî faaliyetlerinden olan, bir nevi adlî yargısal işlevini yürütmüştür; ancak, bu konuda -yani, aynı konuda- daha önceki dönemde, (9/4) esas numaralı bir Meclis Soruşturma Komisyonu daha kurulmuştu ve yine bu Yüce Mecliste, bu Komisyonun hazırlamış olduğu rapor görüşülmüş ve yapılan oylama sonucunda da, aynen bugün olduğu gibi, soruşturma önergesinde iddia edilen konularda hiçbir delil elde edilemediği cihetle, Yüce Divana sevke gerek görülmemişti. Bundan sonra, yeni verilen önergeyle Meclis Başkanlığına başvurulduğunda, Sayın Başkan, Anayasadaki mevcut hükme rağmen ve aynı konunun bir kere daha gündeme getirilmemesi gerekirken; yani “non bis in idem” kaidesine rağmen, daha amiyane deyimiyle, bir koyundan iki post çıkmayacağı aşikârken, bunu işleme koymuştur ve Yüce Heyetinizde bir komisyon kurulmuş ve bu komisyon da bu raporu hazırlayarak huzurunuza getirmiştir.

Burada önemli olan olay şudur, tek bir cümleyle bunu izah edip huzurlarınızdan ayrılmak istiyorum: Komisyon, buradaki çalışmalar esnasında, işi, hukukî çerçeveye sokmaya çalışmıştır; yani, parmak hesabından, yani, siyasî zeminden hukukî zemine çekme becerisini göstermiştir. Dilerim ki, bütün komisyonlarımız, çalışmalarında, bu siyasî zeminden kendilerini kurtarıp, işi, hukukî boyutları içinde, bu Komisyonda olduğu gibi incelesinler; amacımız ve ilerideki inancımız da budur.

Hak yerini bulmuştur. Bu Meclis, Anayasasında gerekli değişikliği yaparak, biraz evvel ifade etmeye çalıştığım siyasî nitelikten ve zeminden uzaklaştırmayı ve bu tip soruşturmaları, parmak hesabını ortadan kaldırarak, doğrudan doğruya hukuka sevk etmeyi düzenleyen bir madde üzerinde mutlaka çalışmalıdır ve bunu, gerçekleştirmek durumundadır. Eğer, biz bunu yaparsak, bundan böyle, bu tip çalışmalar, herhalde bu Yüce Meclisin önüne gelmeyecektir.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Güven.

Sayın Mehmet Gözlükaya; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerinde şahsım adına söz aldım; Yüce Meclisi ve Sayın Başkanı saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, Sayın Çiller, geçmişte 9 defa mal beyanında bulunan liderlerden birisidir. 19 uncu Dönemde Meclis araştırması komisyonu kurulmuş, yurt içinde ve yurt dışında yapılan incelemelerde, gayri kanunî mal edinilmediği ve beyan dışı herhangi bir malın da olmadığı tespit edilmiştir.

20 nci Dönemde de (9/4) esas numaralı bir Meclis Soruşturması Komisyonu kurulmuş; o komisyonda da, önergede iddia edilen hususların var olmadığı belirtilmiş ve Yüce Divana sevke dair herhangi bir karar alınamamıştır.

Raporunu görüşmekte olduğumuz soruşturma komisyonuyla ilgili önerge yine aynı sebeplerle verilmiş ve komisyon, dört ay gibi bir sürede gerekli incelemeleri yapmış. Ben, bu komisyonda mesai sarf eden arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Gayet hukukî bir rapor vermişler ve raporlarında aynen şunu söylüyorlar: “Yapılan inceleme ve araştırmalar sonunda, soruşturma önergesinde yer verilen iddiaları doğrulayacak herhangi bir bilgi ve bulgu elde edilememiş olup, iddiaların vaki olmadığı ve sübuta ermediği neticesine varılmıştır. Komisyonumuzca, Sayın Çiller’in Yüce Divana sevkine mahal olmadığına karar verildi.” Tabiî, bu karar, ekseriyetle verilmiş bir karardır.

Değerli arkadaşlarım, aslında, biraz önce arkadaşlarımın da bahsettikleri gibi, Meclisi, mal varlığı gibi konularla uğraştırmak yanlıştır. Bu, mutlaka, Meclisin üzerinden alınmalıdır. Bize göre, Anayasada ve ilgili yasalarda yapacağımız değişikliklerle, soruşturmaların sınırları, konuları daraltılmalı ve mal varlığı gibi konularda da Sayıştay incelemesine gidilmelidir. Aksi halde, hepimizin bildiği gibi, siyasetçiler, toplum önünde, özellikle Türkiye’de, itibar kaybına uğramaktadırlar.

Bu düşüncelerimi arz ediyorum. Bununla ilgili olarak, Doğru Yol Partisinin verdiği Anayasayla ilgili değişiklik önerileri vardır; inşallah, bunlara sıra gelir ve görüşürüz.

Ben, komisyonun kararını doğru bulduğumu ifade ediyorum ve verildiğini öğrendiğimiz, bu rapora itirazen, Yüce Divana sevk önergesinin reddi istikametinde oy kullanacağımı ifade ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gözlükaya.

Sayın Ergun Özdemir; buyurun efendim.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

ERGUN ÖZDEMİR (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, mübarek Berat Kandili nedeniyle, Parlamentomuzun, yüce milletimizin ve Türk İslam âleminin Berat Kandilini kutluyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Yine, Dünya Özürlüler Günü nedeniyle de, tüm özürlülerimizin bu gününü kutluyor, onlara da, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve arkadaşlarının, eski Başbakan Sayın Tansu Çiller’in mal varlığıyla ilgili soruşturma açılmasına ilişkin olarak vermiş oldukları önerge sonucunda kurulmuş olan Meclis soruşturması komisyonu raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Meclis soruşturması komisyonları, Yüce Meclisin, kaynağını Anayasadan alan bilgi edinme ve denetleme yollarından birisidir; fakat, ne acıdır ki, son yıllarda, son birkaç yıldır, bu denetim müessesesi, özellikle, Prof. Dr. Sayın Tansu Çiller’i siyasetten tasfiye etmek için kullanılmaya çalışılmaktadır. Sadece Çiller’i mi; hayır... Sayın Çiller’in, Genel Başkanı olduğu Doğru Yol Partisi de siyasî lince tabi tutulmaya çalışılmaktadır.

Ülkemin önüne, milletimin önüne kalkınma projelerini koyamayanlar, Meclisin önüne, Yüce Heyetinizin önüne tasfiye projeleri koymaya çalışmışlardır. Yalnız, bu toplum mühendisliği hesaplarını yapanların, hesap edemedikleri tek şey olmuştur; o da, bütün yapılanlara karşı, Yüce Allah’ın da bir hesabının olduğudur. Nitekim, soruşturma komisyonu, uzun ve yorucu bir çalışmadan sonra doğru olanı yapmış, hukuka ve adalete uygun bir karar almıştır; aldığı bu kararı da raporuna derç etmiştir.

Soruşturma komisyonunun tüm çalışmalarına katılan bir üyesi olarak şunu ifade etmek isterim ki; komisyonun hazırladığı bu raporun, Parlamentonun ve Parlamento tarihinin yüzakı olacağı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, tüm bu anlattıklarıma rağmen, halen toplum mühendisliği hesabı yapmaya çalışanların olduğunu da görüyorum. Onlara da, bu kısa zaman içerisinde, eski bir Cumhurbaşkanımızın; ama, bir devlet adamının, rahmetli İsmet Paşanın bir cümlesiyle seslenmek istiyorum: “Hadi canım siz de; hadi canım sen de” dersek, bu cümlede niyetimizi en iyi bir şekilde ifade etmiş oluruz kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, saydığım tüm bu nedenlerle oyumu, raporun kabulü yönünde kullanacağımı arz eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdemir.

Şahısları adına son söz Sayın Ömer Barutçu’nun.

Buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

A.HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, hepsini o taraftan konuşturuyorsun; bu, adalet mi?

BAŞKAN – Her milletvekilinin konuşma hakkı var; biz, kimseyi sınırlayamayız.

ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Sayın Tansu Çiller hakkında (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu tarafından yapılan soruşturma sonunda düzenlenen raporla ilgili şahsî görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Heyetinize saygılarımı sunuyorum. Aynı zamanda, vatandaşlarımızın ve sizlerin Kandilinizi kutluyorum.

Hatırlanacağı üzere, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sayın Tansu Çiller’in mal varlığıyla ilgili olarak 1996 yılında da soruşturma yapılmış ve bu soruşturma sonunda, gerek komisyonca ve gerekse Genel Kurulca Yüce Divana sevke mahal olmadığı yönünde karar verilmişti.

Aynı iddia 1998 yılında tekrar gündeme getirildi ve bu soruşturma sonunda da, komisyonca Yüce Divana sevke mahal olmadığına bir kere daha karar verildi.

Demokratik rejimleri otoriter rejimlerden ayıran temel unsurlardan biri, belki de en önemlisi, demokrasilerde iktidarların yanında muhalefetin de bulunduğudur; rejimi demokratik yapan da budur. Başka bir ifadeyle, demokrasi, çoğunluğu elinde tutanların, azınlıkta olanların hukukuna riayet etme zorunluluğudur. Sistem, bu ana kaideye göre değil de, çoğunluğun parmak sayısına göre işletilir ve bu yolla da muhalefet yok edilmek istenirse, böyle bir yerde demokrasiden söz etmek elbette ki mümkün değildir.

Şükranla ifade etmek isterim ki, ülkemizde de bu soruşturma dosyasıyla böyle bir niyet ortaya konulmak istenmiş, ancak, sonunda sağduyu galip gelerek çok yönlü olarak ortaya çıkan gerçekler karşısında hak teslim edilmiş; böylece, Sayın Tansu Çiller’in mal varlığıyla ilgili bütün iddiaların, içi boş birer iddia ve iftiradan ibaret olduğu bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, demokrasilerin temel dayanaklarından en önemlisi olan hukukun üstünlüğü ilkesi ortadan kaldırılır ve hukuk, siyaset ve siyasetçilerin emrinde bir araç haline getirilirse, o toplumda kaos kaçınılmaz olur. O zaman, aradan yıllar bile geçse, parlamento çoğunluğunu eline geçiren siyasetçiler, geçmişi yargılamaya başlar ve düzen altüst olur, düzen tahrip olur.

Siyaset yapmak, kendi kuralları içinde olmalı; karşılıklı olarak tezahür edebilecek şahsî çıkar ve ihtiraslar siyaset konusu olmamalı ve hele, hukukî mekanizmalar bunun aracı haline getirilmemelidir. Bunu yalnız biz söylemiyoruz, 1982 Anayasasını hazırlamakla görevli komisyonun başkanı Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı, müzakereler sırasında aynen şunları söylüyor: “Şimdi, burada, güçleştirmeden bahsetti arkadaşımız; doğrudur, hedefimiz güçleştirmektir. Türkiye’de, bir meclis soruşturması enflasyonu olduğunu söyledi; o da doğrudur, bunu da dikkate almak istedik. Bunu dikkate alırken, Yüksek Meclise şu bilgiyi vermeyi belki yararlı görüyorum. Meclis soruşturması, bilindiği gibi, Başbakan veyahut bakanlar aleyhine açılabilir. Meclis soruşturması açılıp, Mecliste karara bağlandıktan sonra eğer herhangi bir tahkikat yahut Yüce Divana sevk kararı verilmezse, bu karar kesindir.”

Devam ederek şöyle bitiriyor konuşmasını: “Bakanlıktan ayrıldıktan sonra hakkında Mecliste tahkikat yapılan ve soruşturmaya mahal olmadığına karar verilen bakan hakkında tekrar savcılık bir tahkikat açamaz, bunun bilinmesi lazımdır. Bunun için, bunu daraltmaya çalıştık efendim. Aslında, müessese, Türkiye’de dejenere olmuştur. Şimdiye kadar, bunun, yeniden daha fazla dejenere olmasını önlemek istedik.”

Bugün Sayın Tansu Çiller’e karşı sergilenen hukuk tanımazlığın bir tanığı daha var, 12.11.1971 tarihinde Adalet Partisi Genel Başkanı aynı türden bir soruşturmaya muhatap olduğunda, Meclis konuşmasında bakınız neler diyor: “13 nolu Soruşturma Hazırlık Komisyonu, soruşturma açılmasına mahal olmadığına karar verdi. Bu karar bir yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakere edilerek oylandı. Şimdi de, 16 nolu Soruşturma Hazırlık Komisyonu, soruşturma açılmasına mahal olmadığı sonucuna varmış bulunuyor. Anayasının 90 ıncı maddesinin getirdiği soruşturma müessesesinin, bir tahkir ve tezyif müessesesi, gerçekleri tahrif ve şahsiyat yapma müessesesi olmadığı inancını muhafaza ediyorum.”

Devam ederek, sözlerini şöyle bitiriyor, fazla zamanınızı almamak için zabıtları okumak istemiyorum: “Esasen, bana yöneltilen itham ve isnatlar, bir hukuk meselesi olmayıp, bir siyasî meseleydi; siyaset ile hukuku bu noktada ayırmamız lazımdır.”

Değerli milletvekilleri, kaderin ne garip tecellisidir ki, geçmişteki Adalet Partisinin manevî mirasçısı olan Doğru Yol Partisinin lideri Sayın Tansu Çiller hakkında aynı konuda ikinci kez açılan Meclis soruşturmasını yürüten Meclis Soruşturması Komisyonunun numarası da 16’dır! Ayrıca, Sayın Çiller hakkında her iki soruşturma da birer yıl arayla yapılmıştır. Böylece, şairin sözü bir kez daha doğrulanıyor “tarihe tekerrürdür diyorlar; hiç, ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!”

Sayın Tansu Çiller, bu tür hukuk ve ahlak dışı yollara tevessül edenlere “devlet elinizde, bürokrasi emrinizde, hakkımda en küçük bir belge, en küçük bir kanıt bulup ortaya koymazsanız namertsiniz” diyerek birçok kez açıkça meydan okudu. Bu sözler, gazetelerin manşetlerine ve televizyon ekranlarına yansıdı. Ayrıca, mitinglerde, Sayın Çiller, iftiracılara, arz ettiğim bu kelimeleri meydan okurcasına haykırdı.

Şimdi akla bir soru geliyor: “Keser döner, sap döner, bir gün gelir hesap döner” hesap döndü de, bunun sonu nereye varacak?! Önümüzdeki yıllarda önemli seçimler var. Bana öyle geliyor ki, tarih tekerrür edecek.

Değerli milletvekilleri, Sayın Tansu Çiller’in serveti her iki Meclis soruşturmasında da didik didik edilerek incelendi. Ülkemizdeki bütün bankalara ve yurt dışındaki bazı bankalara yazılar yazıldı; hepsinden cevaplar geldi ve hiç ama hiç usulsüzlüğe rastlanmadı. Bununla kalınmadı; tapu dairelerine, resmî ve özel kişi ve kuruluşlara ve hatta bazı yabancı ülkelere yazılar yazılarak bilgiler istenildi, birçok kişi dinlenildi; Komisyona, binin üzerinde evrak geldi, alt komisyonlar kuruldu; Sayın Çiller’in gayrimenkullerinde ve ortağı olduğu şirketlerde incelemeler yapıldı. Bütün bunların sonunda, iğne deliği kadar bir açık ve haksız elde edilmiş tek bir kuruş dahi bulunamadı.

Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sayın Tansu Çiller’in mal varlığı konusunda ikinci defa soruşturma yapan (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda görev yapan bir arkadaşınız olarak, soruşturma önergesinde yer alan isnatların hiçbirinin doğru olmadığı ve dolayısıyla, Sayın Tansu Çiller’in mal bildiriminde gerçeğe aykırı veya haksız mal edinme sayılabilecek hiçbir durumun söz konusu olmadığı yolundaki samimî düşünce ve kanaatimi huzurunuzda bir kez daha açıkça ifade ediyorum ve bu sebeple, Sayın Tansu Çiller’in “Yüce Divana sevkine mahal olmadığı” yönündeki Komisyonumuz kararının Yüce Heyetinizce de benimseneceği inancıyla, Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Barutçu.

Sayın milletvekilleri, soruşturma önergesi raporu üzerindeki şahsî konuşmalar bitmiştir.

Komisyon söz istememektedir ve hakkında soruşturma istenilen Sayın Çiller de bir söz isteminde bulunmamıştır; bu itibarla, müzakereler bitmiştir.

A.HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Efendim, bir dakika... Ben ifade edeyim, ondan sonra...

Şimdi, Komisyonun raporu Yüce Divana sevk etmeme yönündedir; ancak, İçtüzüğün 112 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre “Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi, ancak, Yüce Divana sevke dair verilen ve sevk kararının hangi ceza hükmüne dayanacağını gösteren bir önergenin kabulüyle mümkün olur” hükmünü taşımaktadır. Bu hüküm uyarınca da Başkanlığa verilmiş bir önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa aykırı davrandığı ve Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesinde yazılı suçu işlediği gerekçesiyle hakkında bir Meclis soruşturması önergesi verilen Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller’le ilgili olarak kurulan (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu ile önergede ileri sürülen iddiaların varit olmadığı gerekçesiyle eski Başbakan Tansu Çiller’in Yüce Divana sevkine mahal olmadığına karar verilmiştir.

Komisyonda yapılan incelemeler, toplanan belge ve deliller ile varılan sonuç ve verilen karar çelişmektedir.

Bu nedenlerle, önergenin kabulüyle Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller’in 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 20 nci maddeleri ve Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca yargılanması için Anayasanın 100 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 112 nci maddeleri doğrultusunda işlem yapılarak Yüce Divana sevkine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca karar verilmesini saygılarımla arz ederim.

Tuncay Karaytuğ

Adana

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Turhan Güven ve arkadaşlarının verdiği bir önergeyle, 779 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun oylamasının İçtüzüğün 143 üncü maddesi gereğince açık oyla yapılmasını teklif etmek...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, önerge hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika efendim...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, önerge hakkında söz istiyorum.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, önerge var, atlayamazsınız; önerge hakkında söz istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam efendim; bir dakika... Açıklayacağım; ne söyleyeceğimi nereden biliyorsunuz?

MAHMUT YILBAŞ (Van) – “Oylamayla ilgili önerge” diyorsunuz...

BAŞKAN – Efendim, önergeyi okuttum...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Birinci önerge hakkında konuşmak istiyoruz.

BAŞKAN – Diyorum ki, arkadaşlar açık oylama istiyorlar; açık oylama önergesine ihtiyaç yok; zaten, önerge, açık oylamaya tabidir. Bu itibarla, Sayın Güven...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Efendim, birinci önerge hakkında konuşmak istiyoruz.

(9/16) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKANI SUHA TANIK (İzmir) – Sayın Başkan, usul hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Neyle ilgili?

(9/16) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKANI SUHA TANIK (İzmir) – Önergeyle ilgili.

BAŞKAN – Efendim, gerek yok. Şimdi, önergeyle ilgili...

(9/16) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKANI SUHA TANIK (İzmir) – Bir dakika, Sayın Başkanım... Önergeyi veren Sayın Tuncay Karaytuğ’un, bu soruşturma komisyonu raporunda zaten muhalefet şerhi var; yeni bir önergeyi işleme almanız yanlış olur.

BAŞKAN – Var efendim; ama “önerge veremez” diye bir hüküm yok.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, diğer önergeye geçmeden evvel, bu önergenin lehinde söz istediğimi ifade etmiştim.

BAŞKAN – Efendim, önergeyle ilgili söz vermiyoruz, daha önceki uygulamalarımız da böyledir.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Alır, alır...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – İçtüzüğe aykırı hareket ediyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Böyle efendim... Geçmişte de var; gensoru oylamalarında da aynı şekilde hareket ediyoruz.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Gensorusu yok efendim, İçtüzüğe aykırı hareket ediyorsunuz.

BAŞKAN – Önergeyi okuttum... Önergeyi oya sunacağım.

Önerge, açık oylamaya tabidir. Anayasa...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Önerge hakkında konuşma hakkı vardır.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika, Sayın Üçpınarlar... Rica ediyorum... Ben açıklayayım; sizi yine dinleyeceğim.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, oylamaya geçmeden evvel beni dinler misiniz... (DYP sıralarından “otur yerine” sesleri)

BAŞKAN – Bir dakika, arkadaşlar...

Kısa bir açıklama yapın, rica ediyorum...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, benim ve arkadaşlarımın, Başkanlıktan beklediği bir şey vardır; bu, her şeyden evvel, centilmenlik ve adaletli bir idaredir... Maalesef, biraz evvel, komisyon raporu üzerindeki görüşmelerde, aynı partiye mensup olan 6 arkadaş... (DYP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Ne söylüyor, Sayın Başkan?..

BAŞKAN – Bir dakika arkadaşlar; rica ediyorum...

Sayın Üçpınarlar, bakın, haklısınız da...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Dinler misiniz Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun. (DYP sıralarından gürültüler)

Bir dakika efendim...

Sayın Üçpınarlar, kısa keserseniz memnun olurum.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – ...7 kişi olmasına rağmen, bir centilmenlik, adaletli tutumu...

KADİR BOZKURT (Sinop) – Böyle bir usul mü var?

BAŞKAN – Bir dakika efendim... Rica ediyorum...

Sayın Üçpınarlar, bakın, İçtüzüğe göre, rapor üzerinde 6 kişi şahsî söz alabilir, arkadaşlarımız söz almışlardır. Siz, daha rapor dağıtılır dağıtılmaz gelip söz alabilirdiniz. (DYP sıralarından “kim bu” sesleri)

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Bitiriyorum efendim, müsaade eder misiniz...

Sayın Başkan, ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi mensubu bir arkadaşımızın vermiş olduğu önergenin lehinde ve aleyhinde konuşma yapılmadı.

BAŞKAN – Öyle bir usulümüz yoktur efendim.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Usulsüzlük var Sayın Başkan; İçtüzüğü çiğneyemezsin.

BAŞKAN – Tamam efendim, anlaşıldı...

Sayın milletvekilleri, önergeyi açık oya sunacağım. Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 112 nci maddesine göre, önerge, açık oylamaya tabi tutulacaktır. Açık oylama sonucunda, eğer, önerge 276 oyla veya fazlasıyla kabul edilirse, Komisyon raporu reddedilmiş sayılır ve Yüce Divana sevk etme kararı alınmış olur.

Eğer, önerge 276 oyu geçmezse, 276 oyun altında kalırsa, o zaman, Komisyon raporu benimsenmiş olur ve Yüce Divana sevk etmeme yönündeki Komisyon raporu kabul edilmiş olur. Bu halde, yalnız toplantı yetersayısına bakacağım.

Bu itibarla, şimdi, önergeyi açık oya sunmak için, oylamanın şeklini belirleyeceğim. Biliyorsunuz, açık oylamanın elektronik oylama mekanizmasının çalıştırılması suretiyle yapılması var; oy pusulalarının kutulara atılması suretiyle yapılması var; bir de, adı okunun kişinin kalkıp “ret” veya “kabul” demesi suretiyle yapılması var.

Şimdi, sırasıyla, oylamanın nasıl yapılacağı hususunu oylarınıza sunacağım. Açık oylamanın, elektronik oylama cihazı kullanmak suretiyle yapılması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, yanlış anlaşıldı; önergenin reddini veya kabulünü açık oylamaya sunacaksınız!

BAŞKAN - Efendim, pardon... Yanlış anlaşıldı...

KADİR BOZKURT (Sinop) – Sayın Başkan, önergenin reddedilmesi lazım, bunu söyleyin.

BAŞKAN - Efendim, önergeyi açık oylamaya sunacağım.

Açık oylamada, önerge, 276 ve daha fazla oy alırsa, önerge kabul edilmiş, komisyon raporu reddedilmiş olur ve ilgili, Yüce Divana sevk edilmiş olur.

Eğer, önerge, 276 oyla kabul edilmezse, o zaman komisyon raporu benimsenmiş olur ve Yüce Divana sevk etmeme yönündeki komisyon raporu benimsenmiş olur.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan...

BAŞKAN - Efendim, açık oylama olacak.

Şimdi, oylamayı başlatıyorum ve 5 dakikalık süre veriyorum...

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, anlaşılmadı.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Usul hakkında söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, oylama bitsin, konuşuruz yine.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Efendim, usul hakkında şimdi söz istiyorum...

BAŞKAN - Usulsüzlük yok efendim.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Efendim, siz, Meclisin ne İçtüzüğünü dinliyorsunuz ne Anayasayı dinliyorsunuz...

Sayın Başkan...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Ne konuşturuyorsun Sayın Başkan?!. Kim o?!.

BAŞKAN – Arkadaşlar, 5 dakikalık oy kullanma süresi başladı; bu süre zarfında elektronik cihazı kullanamayan arkadaşlarımız olursa, teknik elemanları yanlarına gönderebiliriz.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Kendinize göre bir İçtüzük hazırlamışsınız; lütfen, bunu uygulama teşebbüsünden kendinizi men edin... (DYP sıralarından gürültüler)

TURHAN GÜVEN (İçel) – Otur yerine!..

BAŞKAN – Oylamada kullanacağınız “ret” oyu, önergeyi reddir, komisyon raporun kabulüdür; “evet” oyu, önergeyi kabuldür ve komisyon raporunun reddi anlamına gelir; yanlış anlaşılmasın. Yani, önergenin reddini istiyorsanız “ret” oyu kullanacaksınız.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, oylama süresi bitmiştir.

Elektronik cihazla oylarını kullanamayan, Sayın Bayar Ökten, Sayın Mustafa Yünlüoğlu, Sayın Nevzat Ercan, Sayın Hayri Doğan, Sayın Ali Oğuz, Sayın Osman Hazer ve Sayın Mustafa Karslıoğlu ret oyu, Sayın Mümtaz Soysal da kabul oyu kullanmışlardır.

Şimdi, oylama sonucunu açıklıyorum: Açık oylamaya 327 sayın milletvekili katılmış; 66 kabul, 257 ret, 4 çekimser oy kullanılmıştır. Böylece, önergenin kabulü için, Anayasanın ve İçtüzüğümüzün 112 nci maddesi uyarınca gereken 276 kabul oyunu aşmadığı için, önerge reddedilmiştir ve Soruşturma Komisyonu raporu kabul edilmiştir. Böylece, Tansu Çiller hakkında Yüce Divana gönderme kararına gerek kalmamıştır efendim. (DYP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

3. – İstanbul Milletvekili Meral Akşener ve 71 arkadaşının, Kanuna ve Genel Ahlaka Aykırı Şekilde Mal Edinmek Suretiyle Görevini Kötüye Kullandığı ve Bu Eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Turizm eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi ve (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu (S. Sayısı : 780) (1)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 2 nci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Meral Akşener ve 71 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Turizm eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi üzerine kurulan (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

Komisyon?.. Burada.

Biraz önce görüştüğümüz rapor da olduğu gibi, burada da, şahsı adına 6 milletvekili arkadaşımızın ve hakkında soruşturma istenilen Sayın Başbakanın söz hakları vardır.

Kişisel konuşma süreleri 10’ar dakika, Komisyonun konuşma süresi 20 dakika ve hakkında soruşturma istenen Sayın Başbakanın -kendisini savunmak istediği takdirde- süresi sınırsızdır.

Sayın Komisyon, bir konuşma yapmak ister misiniz efendim?

(9/17) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKANI FİKRET ÜNLÜ (Karaman) – Belki, daha sonra.

BAŞKAN – İstemiyorsunuz; peki.

Şimdi, şahısları adına söz isteyen üyelerin isimlerini okuyorum: Ankara Milletvekili Sayın Nejat Arseven, Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır, İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı, Bartın Milletvekili Sayın Zeki Çakan, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ali Doğan ve İstanbul Milletvekili Sayın Yılmaz Karakoyunlu.

Sayın Nejat Arseven, buyurun efendim.

Süreniz 10 dakikadır.

NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlamadan önce, ben de diğer arkadaşlarım gibi hepinizin mübarek kandilinizi tebrik ediyorum ve bizi seyretmekte olan aziz vatandaşlarımızın, bütün Türk ve İslam âleminin mübarek kandillerini tebrik ediyorum. Yine, Özürlüler Haftası içinde bulunduğumuz bir günde ve özellikle böyle mübarek bir günde, özürlü kardeşlerimize de sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Çok değerli arkadaşlarım, bugün, burada, Sayın Mesut Yılmaz Hakkında kurulmuş bulunan (9/17) esas numaralı Soruşturma Komisyonu raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu konudaki görüşlerimi size arz etmeye çalışacağım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, biraz önce, burada, bir soruşturma komisyonu raporunun görüşülmesi tamamlandı. Orada, birçok değerli milletvekili arkadaşım söz aldı. Hakikaten, özellikle soruşturma komisyonlarının günümüzde gelmiş olduğu nokta konusunda önemli konulara temas ettiler. Yalnız, burada, ben, bu komisyon raporu üzerinde görüşlerimi ifade ederken, özellikle Sayın Yılmaz Hakkında açılmış olan bu soruşturmanın da bir karşılık soruşturma önergesi olduğunu -biraz önce burada görüşlerini ifade eden değerli arkadaşlarımın görüşlerine katılmamak mümkün değil- bu komisyonun çalışmasına sebep olan önergenin de, yine, burada tenkit etmiş oldukları bir siyasî mülahazayla verilmiş olduğunu da ifade etmeden geçemeyeceğim; çünkü, hepinizin malumları ve biliyorsunuz ki, bugün, huzurunuzda görüşülmekte olan önerge, sanki bir başka önergenin bu Mecliste kabulünden sonra verilmesi düşünülen bir önerge gibi de, kamuoyuna, bir şekilde ifade edilmişti.

Çok değerli arkadaşlarım, hemen hemen, yasal süre itibariyle dört aydır, bu komisyon, Yüce Meclis çatısı altında soruşturma komisyonu olarak çalışmalarını sürdürüyor. Hakikaten, bu komisyon çalışmaları sırasında çok kapsamlı ve ciddî çalışmalar yapıldı. Sayın Yılmaz’ın siyasete atılmış olduğu günden bugüne kadar, mal varlığıyla ilgili olarak, araştırılması gereken her konu enine boyuna araştırıldı. Dinlenilmesi, muhalefete mensup milletvekillerince arzu edilen tüm tanıklar, huzurda dinlenildi ve delil olarak istenilen bütün belgeler de, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından getirtildi.

Netice itibariyle, ortaya, bugün, huzurunuzda, Sayın Yılmaz’ın Yüce Divana sevkine gerek olmadığına dair, şimdi görüşmekte olduğumuz ve hemen hemen çok ciddî ve kapsamlı bir rapor çıktı.

Çok değerli arkadaşlarım, burada, bu rapor üzerinde görüşlerimi ifade ederken, aslında, son zamanlarda, maalesef siyasallaştırılan ve Meclisin en etkili denetim mekanizmalarından birisi olan soruşturma komisyonlarının, bugün, içerisinde bulunduğumuz yasama dönemi itibariyle, içerisine düşmüş olduğu durumu da sizlere arz etmeden geçemeyeceğim.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, özellikle soruşturma komisyonları üyesi olmak, soruşturma komisyonlarında çalışmak, bu Mecliste denetim görevini yerine getiren ve bir savcı titizliğiyle çalışması gereken değerli arkadaşlarım için çok önemli bir görevdir. Yalnız, bazı grupların, özellikle bu soruşturma komisyonlarını, diğer liderler, partiler, bakanlar için kullanarak kendilerine bir siyasî menfaat elde etme yolundaki gayretlerinin, bugün, toplumumuz tarafından, maalesef, çok ciddî bir şekilde eleştirildiğine de hepimiz şahit oluyoruz.

Ayrıca, şunu da ifade etmek istiyorum ki, soruşturma komisyonu üyesi olarak görev yapan arkadaşlarımın -biraz önce de sizlere ifade etmiş olduğum gibi- bir savcı titizliğiyle çalışması gereken bu arkadaşlarımın, ihsası rey anlamına gelen beyanlarının, kamuoyunda, basında, görüntülü medyada ifade bulmasının -işte, biraz önce ifade etmiş olduğum soruşturma komisyonları üzerinde- bugün, kamuoyundaki düşüncenin oluşmasında büyük bir katkısı oldu. Özellikle, bazı arkadaşlarımızın, bu iki soruşturma konusunda ve hakkında soruşturma açılan her iki sayın liderle ilgili olarak ve bunların Yüce Divana sevkinin mutlaka zorunlu olduğu şeklindeki kamuoyuna yansıyan beyanları, aslında, hiç siyasallaşmaması gereken ve kamuoyu önünde ifade edilmemesi gereken bu hususların ifadesi, kamuoyunda ciddî tartışmalara sebep oldu.

Bugün, huzurunuza, bu rapor, her ne kadar, Sayın Yılmaz’ın Yüce Divana sevk edilmemesi şeklinde gelmişse de, burada, maalesef, komisyon üyesi bazı arkadaşlarımızın, komisyon çalışmaları sırasındaki kamuoyuna yansıyan çeşitli beyanlarının, çok ciddî sıkıntıya düşürecek olaylar olduğunu bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Tabiî, bunu yalnız ben söylemiyorum değerli arkadaşlarım, bakın, bir komisyon üyesi olarak bunu burada ifade ediyorum; ama, çeşitli köşe yazarlarının ve bu konuları kendi köşelerinde yorumlayan değerli basın mensuplarının ifadeleri de bu yolda. Şunu ifade ediyorlar ki, bir siyasî parti, bu komisyonların, gerek kurulması gerek çalışması ve gerekse nihaî sonuçlarıyla ilgili olarak kamuoyuna yansıyan beyanlarıyla, merkez sağdaki her iki siyasî partiyi sıkıntıya sokma gayreti içinde olduğu, bugün, artık, tüm kamuoyunun gözünden kaçmayacak bir gerçek olarak tescil edilmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, burada, bu beyanları, bu beyanların sahiplerini tek tek açıklamaktan, bugün geri duracağım. Size, bu komisyon çalışmaları sırasında yaptığımız çalışmaları ifade ettim, değerlendirmelerimizi ifade ettim. Çok geniş ve kapsamlı bir çalışma yapıldığı ortadadır. Bunun neticesinde -komisyon raporunda vardır- Sayın Mesut Yılmaz hakkında verilmiş olan soruşturma önergesiyle ilgili olarak iddia olunan tüm isnatlarla ilgili bütün bilgi, belge ve dokümanlar, özel ve resmî tüm kuruluşlardan istenmiştir.

Ayrıca, yine, iddialarla ilgili olarak, tüm komisyon üyelerince arzu edilen bütün tanıklar da dinlenilmiştir.

Ayrıca, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’ın, siyasete girdiği yıldan bu yana, zorunlu olarak 12 defa yapmış olduğu mal varlığı bildirimlerini, kendisi ve sorumlu olduğu kişiler açısından da, yasal süreleri içinde ve yasalara uygun olarak verdiği tespit edilmiştir.

Yine, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’ın mal varlığında, kaynağı yasal olarak gösterilemeyen ya da yasal olmayan herhangi bir artışa rastlanılamamıştır.

Ayrıca, yine, Sayın Mesut Yılmaz’a isnat edilen hiçbir iddianın varit olmadığı, iddiaların hiçbir belgeye ve kanıta dayandırılamadığı, iddia konusu olaylar ile Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’ın mal varlığı arasında hiçbir illiyet bağının bulunmadığı da anlaşılmıştır.

Netice itibariyle, bu komisyon, Sayın Yılmaz’ın Yüce Divana sevk edilmemesine karar vermiştir.

Yalnız, burada, huzurunuzda önemle ifade etmek istediğim ve zabıtlara geçmesi açısından da çok önemli görmüş olduğum bir husus var. Bu, yine, burada konuşan benden önceki hatiplerin diğer komisyon raporuyla ilgili beyanları sırasında da ifade edildi.

Değerli arkadaşlarım, bu Parlamentoyu, adlî yetkileri kullanan organ olmaktan çıkaracak yeni bir yapılanmaya mutlaka ihtiyaç vardır. Anayasanın 100 üncü maddesi, bu çerçeve içinde mutlaka yeniden düzenlenmelidir.

Ayrıca, Parlamento gündeminde bulunan dokunulmazlık değişikliği, yani, 83 üncü maddeyle ilgili değişiklik, mutlaka, bu Parlamento tarafından çok acilen gerçekleştirilmelidir. Başbakan, bakan ve milletvekilleriyle ilgili suçlamaların yeri Parlamento olmamalıdır. Bağımsız yargı çözümü, bu statüler için de, yani, demin size ifade etmiş olduğum, milletvekili, bakan ve başbakan statülerini taşıyan arkadaşlarımız için de mutlaka gerçekleştirilmelidir.

Çok değerli arkadaşlarım, görüşlerimi ifade ettim. Dolayısıyla, Sayın Yılmaz hakkında verilen Yüce Divana sevk önergesine ret oyu vereceğimi huzurunuzda ifade ediyor ve Yüce Heyetinizi bir kere daha saygılarımla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arseven.

Sayın Ertuğrul Yalçınbayır, buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (9/17) esas numaralı, Başbakan ve Turizm eski Bakanı Sayın Mesut Yılmaz’ın mal varlığıyla ilgili Soruşturma Komisyonu raporu üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu arada, Yüce Heyetin, milletimizin ve İslam âleminin Berat Kandillerini kutluyorum.

Dünya Özürlüler Günü nedeniyle, görevlerimizi daha ziyade yapmanın gereğini ifade ederek, onları da kutluyorum.

Bilindiği gibi, Meclis soruşturması, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetim yollarından biri. 1924 Anayasasında Meclis tahkikatı, 1961 ve 1982 Anayasalarında Meclis soruşturması olarak düzenlenmiş. Meclis soruşturması, başbakan veya bakanların görevleriyle ilgili olarak cezaî sorumluluklarının araştırılmasını sağlayan bir yargısal denetim aracı. Meclis soruşturmasında, siyasî kriterlere göre değil, hukukî ve vicdanî kanaatlere göre karar verilmesi esas.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığından bu yana, toplam 11 bakan hakkında Meclis soruşturması sonucu Yüce Divana sevk kararı verilmiş. İlk sevk kararı da, bilindiği gibi, harp gemisi Yavuz’un tamiri nedeniyle Bahriye Vekili İhsan Eryavuz ve Bilecik Milletvekili Doktor Fikret haklarındaydı ve bunlar da yargılama sonucu hüküm giymişti. Son sevk kararı da, 20 Ocak 1993 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi birleşiminde alınan karar gereği, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Safa Giray ile Sayın Cengiz Altınkaya haklarındaydı ve yargılama sonucu beraat etmişlerdi.

1961 yılından bu yana, Mecliste 360 soruşturma önergesi verilmiş. En çok soruşturma önergesine muhatap olan kişi de, şu anda Cumhurbaşkanı olan Sayın Süleyman Demirel. Kendileri hakkında 91 önerge verilmiş. O önergelerin, cezaî mahiyetinden daha ziyade siyasî maksatlı olduğu, önergelerin enflasyonundan da belli. Sayın Demirel’in 91 önerge karşısındaki durumu da şu: Bir önerge üzerinde komisyon kurulmuş, 17 önerge reddedilmiş ve 73 önerge, 1984 tarihinde, tüm soruşturma önergelerinin kaldırıldığı Meclis Genel Kurulunda kaldırılmış.

20 nci Dönemde, şu ana kadar 46 soruşturma önergemiz var ve bunların sadece 2’si görüşülmedi, 44’ü görüşüldü. Şu anda, yeni kurulan 13, çalışan 3 olmak üzere toplam 16 komisyon görevli. Genel Kurulda, bu 46 önergenin 24’ü için -2’si birleştirilmek suretiyle- toplam 23 komisyon kuruldu ve bu 46 önergeyle, 55 başbakan veya bakan hakkında soruşturma açılması istendi ve biz, bunlar hakkında da asgarî 90 yıl 9 ay ve azamî 253 sene hapis cezası istiyoruz. 2 773 milletvekili bu soruşturma önergelerini imzaladı. Milletvekillerinin arasında bir anket yapılsa, milletvekillerinin birçoğunun bu soruşturma önergeleri hakkında yeterli derecede bilgi sahibi olmadıklarını göreceğiz.

Önergelerin hepsinin müşterek noktası, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesinde ifadesini bulan, görevi kötüye kullanma suçu. Onların dışında, çok istisnaî olarak, resmî evrakta sahtekârlık, suç işlemek için teşekkül oluşturmak, ihaleye fesat karıştırmak, cürüm işleyenleri saklamak ve çok yaygın biçimde dillendirilen 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanununa -yani, mal varlığıyla ilgili kanuna- muhalefet etmek.

Önümüzdeki dosyaya baktığımızda, (9/17) esas numaralı dosyada isnat edilen suçlar, 3628 sayılı Kanuna muhalefet ve Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesinde ifadesini bulan görevi kötüye kullanma suçu. Sayın Akşener ve 71 arkadaşının önergelerindeki iddialara baktığımızda, 10 grupta toplamak mümkün ve buradaki 7 iddia 3628 sayılı Kanunla ilgili. Bu kanunun uygulanması itibariyle komisyonun genel kanaati, rapora muhalefet eden arkadaşlar dahil olmak üzere, olayda 3628 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağıdır. Bu konuda istisna belirten dahi, sanıyorum ki, olmadı. Bunun dışında geriye 3 iddia kalıyor:

Akfa’ya usulsüz kredi... Hiçbir delil yok.

Mevzuata aykırı kumarhanelere izin vermek... 1987 yılında olmuş. Zamanaşımını dikkate almasanız dahi, bununla ilgili ciddî bir delil de yok.

Geriye, sadece, Başbakanlık nüfuzunu kullanarak ihale, teşvik, kredi gibi konularda kolaylık sağlamak. Kime; Sayın Nuri Özaltın’a, Kiğı Barajı nedeniyle ve burada, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının, DSİ Genel Müdürlüğünün, diğerlerinin sorumlulukları dikkate alınmaksızın, doğrudan doğruya Sayın Mesut Yılmaz’ın sorumluluğu dikkate alınmış ve muhalefet eden arkadaşlarımız bu nedenle muhalefet etmişlerdir.

Dosya kapsamına baktığımızda, Sayın Mesut Yılmaz’ın 12 kez mal bildiriminde bulunduğu ve mal bildiriminin unsurlarının gerçeğe uygun olduğu, bütün arkadaşların ittifak ettiği bir konudur. Gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunma suçu oluşmadığı için, haksız mal edinme, mal kaçırma ve gizleme suçunun da oluşmayacağı ortadadır. Bunun dışındaki diğer suçların maddî delillerinin olmadığı, biraz önce ifade edildi.

Dosyada, Sayın Mesut Yılmaz’a izafe edilen her iki suçun da maddî ve manevî unsurlarının oluşmadığı apaçık ortada. Biz, denetim görevini siyasallaştırmayı sadece gensorularda yapmalıyız. Bununla ilgili de yapıldı; ama, onun ötesinde siyasî sonuç almak için soruşturma önergeleri vermek, Meclisin ciddiyetiyle, denetimin ciddiyetiyle bağdaşmıyor. Bunun önüne geçmek için, bizim, tüm zırhlardan arınma ihtiyacımız var. Memurların, Memurin Muhakematı Hakkında Kanundan; milletvekillerinin, millletvekilliği dokunulmazlığından; bakan ve başbakanların, soruşturma dokunulmazlığından, o zırhlardan arındırılması için gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri yapma ve kanun önünde eşitliği sağlama zaruretimiz var. Sadece, dokunulmazlıklar, kullanılsa kullanılsa bu kürsü dokunulmazlığı için kullanılır. Biz istiyoruz ki, kürsüde söylediklerimizi insanımız da söylesin.

Bu dosya itibariyle herhangi bir suça rastlanamamıştır. Komisyon raporu doğrultusunda görüşlerinizi değerlendireceğinizi ümit ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçınbayır.

Sayın Bülent Akarcalı, buyurun efendim.

Konuşma süreniz 10 dakika.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; Berat Kandilimiz hepimize hayırlı bir gece nasip etsin. Kandilimiz, bize manevî dünyamızın huzurunu yaşatırken, özürlü vatandaşlarımızı da hatırlayıp, onların maddî dünyadaki yaşantılarını kolaylaştırmak ve onlara sahip çıkmak için de elimizden geleni yapmamız gerektiğini hatırlatıyorum.

Değerli arkadaşlarım, konumuz olan (9/17) esas nolu Meclis Soruşturması Komisyonu ciddî ve kapsamlı bir araştırma yapmış ve Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’a yönelik iddia ve ithamların yersiz, haksız, insafsız ve geçersiz olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Komisyon, Mesut Yılmaz’ın hiçbir yasa, yönetmelik ve genel ahlak kurallarına aykırı davranmadığını görmüş, bunun aksini gösteren belge, bilgi ve delillerin olmadığı kanaatine vararak, oy çokluğuyla Yüce Divana sevkine gerek olmadığını belirtmiş, bu kanaat ve görüşü vermiştir.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Mesut Yılmaz, birlikte siyasî hayata başladığımız bir arkadaştır; 1983’ten bu yana. Kendisi hakkında çok tenkit yapılabilir; ama, kendisinin maddî konulara yönelik herhangi bir düşkünlüğünün olduğunu hiçbir zaman görmedim, teşhis etmedim. Kendisinin, siyasî hayatı dışında, hele siyasî hayatına herhangi bir şekilde gölge getirecek bir maddî usulsuzlük yönünde dahi hoşgörülü davrandığını görmedim; bunu özellikle belirtmek istiyorum.

Sözlerimi fazla uzatmayacağım; ancak, komisyon raporunda da belirtildiği gibi, benden önceki arkadaşlarımın da belirttiği gibi ve inanıyorum, her partideki milletvekili arkadaşlarımın da inandığı gibi, ister başbakan ister bakan ister milletvekili olsun, bu kişilerle ilgili suçlamanın ve yargılamanın yeri bu Meclis olmamalıdır. Milletvekillerimizi Genel Kurulda savcı olarak görmek, ondan sonra da komisyonlarda onlardan yargıç hizmeti ve görevini beklemek, bence haksızlıktır. Milletvekili arkadaşlarımız bu görevi yerine getiremez mi; tabiî ki getirir; ama, kendilerine böyle bir görev yüklemek, hukuk kavramına ve demokrasinin temeli olan kuvvetler ayrılığı prensibine de aykırıdır. Dolayısıyla, Sayın Nejat Arseven’in de söylediği gibi, milletvekillerinin, tüm bu konularda, önce dokunulmazlığının kaldırılıp, ondan sonra bağımsız yargının bu konuya resen ve kendi iradesiyle el atması gerektiğini, bu üzerinde çalıştığımız ya da komisyonlarda ele aldığımız konulardan ders alarak, gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Benim belirteceğim budur.

Türkiye’de hiç kimse özel yargıya tabi tutulmamalıdır -memurlar, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunla; doktorlar, sağlık şurasıyla; milletvekilleri, dokunulmazlığıyla- yargının normal çalışması engellenmemelidir ve demokrasinin, açık rejimin gereği olan bağımsız yargı, herkesi, eşit şekilde ve ön kuralsız olarak yargılayabilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, komisyon raporunun da vardığı kanaat, Sayın Mesut Yılmaz’a yönelik iddia ve ithamların tamamen geçersiz olduğudur ve dolayısıyla, komisyon raporu yönünde, Sayın Mesut Yılmaz’ın Yüce Divana sevkine hiçbir gerek olmadığı şeklinde oyunuzu kullanmaya hepinizi davet ediyor, saygılarımı sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akarcalı.

Söz sırası, Sayın Zeki Çakan’da.

Buyurun efendim.

Konuşma süreniz 10 dakika.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca kurulan (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun hazırladığı raporun Genel Kurulda görüşülmesiyle ilgili söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İstanbul Milletvekili Sayın Meral Akşener ve 71 arkadaşının Meclis Başkanlığına verdikleri önerge Genel Kurulda kabul edilerek (9/17) esas numaralı Soruşturma Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon, eksüreyle birlikte, dört ay çalışarak hazırlamış olduğu raporu, kendi görüşüyle birlikte, Genel Kurula sunmuştur. Çalışmalar esnasında, her türlü bilgi ve belgeler toplanmış, gerek duyulan şahıslar saatlerce dinlenmiş, alt komisyonlar oluşturulmuş, iddialarla ilgili incelemeler en ince detayına varıncaya kadar yerinde yapılmış ve araştırılmıştır. Komisyon, Sayın Meral Akşener ve arkadaşlarının önergedeki iddialarını, yapılan incelemeler sonucunda, gerçek bulmamış ve Turizm eski Bakanı ve Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’ın Yüce Divana sevk edilmesine gerek olmadığı kanaatine varmıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; demokrasimizin temel direği olan Parlamentomuzun, hepinizin bildiği gibi, iki önemli görevi vardır: Birincisi yasama, ikincisi ise denetimdir. Özellikle denetim görevinin yerine getirilmesinde hepimize düşen görev, denetimi, siyasetten uzak ve bizlere yakışır şekilde, yeminimize bağlı, elimizi vicdanımıza koyarak yapmamızdır. Ben, inanıyorum ki, bugüne kadar verilen soruşturma önergelerinin çoğu, siyasî rakiplerini yıpratmak ve siyasî rant elde etmek için verilmiştir. Bunların içerisinde gerçekleri de mevcuttur; ama, ben, çoğunluktan bahsediyorum.

Değerli milletvekilleri, siyasete ve siyasetçiye güveni artırmak, bir siyasetçi olarak, önce bize aittir; güven, doğruları söylemekle, doğruları yapmakla ve doğru icraatlarda bulunmakla mümkündür. İçerisinde bulunduğumuz ortam, hepimizin takdir ettiği gibi, her yönüyle çok hassastır. Bu hassas dönemden geçerken bizlere yakışan, siyasî ve parti menfaatlarımızı bir kenara bırakıp, devletin ve milletin menfaatlarını önplana çıkarmamızdır. Siyasî rant alabilmek için, gerçekdışı iddialarla Meclisi meşgul etmek ve yasama görevini bir yerde sekteye uğratmak herhalde bize yakışan davranış değildir. Maalesef, bu soruşturma önergesi de, biraz önce belirttiğim kötü örneklerden biridir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gelin, bu tür soruşturma önergelerinden de ders alarak, yasama, yürütme ve yargı erklerini kesin birbirinden ayırt edelim; Meclis gündeminde bulunan, Anayasanın 83 üncü maddesiyle ilgili gerekli değişikliği 20 nci Döneme yakışır şekilde çıkaralım.

İçimizde, usulsüzlük, yolsuzluk, rüşvet ve bunun gibi işlere karışan varsa, dokunulmazlık zırhına sığınmadan yargıya gitsin, hesabını versin ve aklansın, cezası varsa da mutlaka çeksin. Aksi takdirde, korkarım ki, bu konuşmalarımıza rağmen, siyasî hırs ve ihtiras, yine, araştırma ve soruşturmalarla Yüce Meclisimizi meşgul edecektir.

Sözlerimi tamamlarken, Soruşturma Komisyonunun aldığı karar doğrultusunda oyumu kullanacağımı belirtir, Yüce Meclisi saygıyla selamlarken, vatandaşlarımızın ve tüm İslam âleminin mübarek kandillerini kutlarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakan.

Söz sırası, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ali Doğan’da.

Buyurun efendim.

Süreniz 10 dakikadır.

ALİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de, sözlerimin başında, idrak etmekte olduğumuz Berat Kandilinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Özürlüler Haftası münasebetiyle, özürlü kardeşlerimize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Meral Akşener ve 71 arkadaşının, Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz hakkında bir Meclis soruşturması açılması talebi üzerine kurulan (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerinde konuşmak üzere şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Yüce Meclis, elbette denetleme görevini yapacaktır; fakat, denetleme, Meclise tamamen hâkim olur da, yasama faaliyetleri fazlasıyla aksatılırsa, elbette bundan, önce Meclisin itibarı, sonra da demokrasi zarar görür. Hele hele verilen soruşturma önergeleri, temelsiz, mesnetsiz, delilsiz, tamamen siyasî maksatla verilmiş ve sırf birilerini kötülemek, birilerinden güya intikam almak amacıyla düzenlenmişse, bunun rejime vereceği zarar daha da büyük olur. İşte, Sayın Mesut Yılmaz hakkında verilen önerge, böyle mesnetsiz ve demokrasiye inananan insanları gerçekten üzen bir önergedir. Bunun böyle olduğu, her partiden temsilcilerin, aylarca, iğneyle kuyu kazar gibi çalışıp hazırladıkları komisyon raporunun sonuç kısmında da açıkça belirtilmiş, hiçbirinin doğru olmadığı beyan edilmiştir.

Her ne kadar kamuoyu, aylarca, fuzulî yere; komisyon üyeleri yok yere meşgul edilmişse de, bu rapor, tüm Meclisimiz için bir yüzakıdır ve “ileri sürülen bütün iddiaların doğru olmadığı” hükmü de, Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz için bir onur belgesidir.

Tarihe armağan edilen bu rapora emeği geçen tüm arkadaşlarımızı kutluyor, bu vesileyle, hepinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Söz sırası, İstanbul Milletvekili Sayın Yılmaz Karakoyunlu’da efendim.

Buyurun.

Süreniz 10 dakika Sayın Karakoyunlu.

YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Meral Akşener ve 71 arkadaşının, Sayın Başbakan Mesut Yılmaz hakkında vermiş olduğu önergeyle teşekkül eden (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerinde şahsî görüşlerimi ifade etmek üzere huzurunuza geldim; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün mübarek Berat Kandilimiz; aşağı yukarı bütün arkadaşlarımız bunu tebrik ettiler; ben de, adalet ahlakının tebcil edildiği ve idrakinin ihtişam noktasına geldiği Berat Gecesini hepinizin huzurunda hepinize tebrik ediyor ve yüce milletimize bu vesileyle mübarek kandiller diliyorum.

Bugün, aynı zamanda erozyonla mücadele günümüz. Türkiye’nin geleceği için fevkalade önem taşıyan bu mücadeleye Meclisimizin katkısını muhtelif vesilelerle gösterdik, burada da ifade etme ihtiyacını duyuyorum.

Bugün, aynı zamanda özürlüler günümüz; bunu da aynı şekilde kutluyorum. Bilgiyi, hizmeti, çevreyi özürlüler için ulaşılabilir noktaya getirmenin mücadelesi verilen bu haftanın da bizim ulusumuz için fevkalade önem taşıdığını huzurunuzda arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Mesut Yılmaz hakkında verilmiş olan önerge raporunu tetkik ettim. Bu raporda kadirşinaslık hukuku içeresinde çok önemli iki noktanın altını çizmek ihtiyacını duyuyorum. Bunlardan birincisi, Doğru Yol Partisi Sakarya Milletvekili Sayın Nevzat Ercan’ın, komisyon çalışmaları sırasında, meselenin artık bir siyasî giyotin sehpası kurmaya yönelik şeklindeki ifadesi ve bundan vazgeçilerek bu tür meselelerin siyasîleştirilmekten çıkarılıp, adaletin eline teslim edilmesi gerektiği konusundaki görüşüdür.

İkincisi ise, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Sayın Yahya Şimşek arkadaşımızın mütalaasıdır. Yahya Şimşek arkadaşımız, kendisinin bu mesele üzerindeki reyi sorulduğunda, birinci turdaki açıklamalarının ışığında meseleye baktığını ve tarihsel sorumluluğunu idrak ettiğini, hukuk ve vicdanî kanaatine göre Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Yüce Divana sevk edilmesini gerektirecek hiçbir gerekçe bulamadığı kanaatinde olduğunu ifade ederek ret oyu vermiş olmasıdır.

Değerli arkadaşlar, komisyon, uzun süren bir çalışmanın sonunda şu gerçeği ortaya tespit ederek koymuştur: İddialar, ne vakidir ne de varittir. Hukukta vaki olmak hali iddia, varit olma hali ispatla ilgilidir. Dolayısıyla, ne iddiaların içerik değeri olarak tartışmaya değer bir yanı vardır ne de ortaya getirilmiş olan, delil diye sunulmuş olan şeylerin, bu iddiaları ispat edecek nitelikte bulunmadığıdır.

Dolayısıyla, Meclisimizin teşkil ettiği bu komisyon, iki önemli tespitte bulunmuş ve bu komisyon, iki önemli tespitin temel direği olarak da, güven kaynağı olarak da bunları komisyon raporunda açıklamıştır. Birincisi, komisyon için en büyük güven kaynağının, hakkında iddiada bulunulmuş bulunan Mesut Yılmaz, ailesi, eşi ve yakınlarının, bütün dönemler itibariyle, vergilerini zamanında ve tam olarak ödediği şeklindedir. Rapor, yüzlerce soru sorulmak suretiyle gündeme getirilmiş olan meselelerin tartışmasını özetlemiş ve yine yüzlerce belge son derece özenli ve dikkatli bir şekilde incelenerek, hukuk açısından gerekli değerlendirmesi yapılıp sonuca bağlanmıştır. Ortaya konulan husus şudur: Bütün iddialar varit değildir ve Yüce Divana sevkine gerek görülmemiştir.

Değerli arkadaşlar, bu raporun en önemli meselelerinden bir tanesi de -her iki raporda da görüldüğü gibi; gerek Sayın Çiller gerek Sayın Yılmaz raporlarında da görüldüğü gibi- artık, bu tip meselelerin birinin diğerine bir siyasî tertip ve kurnazlık kurmak suretiyle bir başkasının aleyhine olabilecek mekanizmalardan sıyrılıp, meselenin, hakikaten, en adil bir şekilde görüşülmesini temine yönelik olmasıdır. Anayasamızın 83 üncü ve 100 üncü maddelerinin bu çerçevede değiştirilmesiyle ilgili olarak, her iki raporda da ileriye sürülen temennilerin haklı olduğunun altını çizerek, huzurunuzdan ayrılıyor ve Mesut Yılmaz hakkındaki şahsî oyumun da olumlu olduğunu ifade ediyorum. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakoyunlu.

Sayın milletvekilleri, rapor üzerinde 6 kişi konuşmuştur. Sayın Hamdi Üçpınarlar da söz istemiş...

Bizim yapacağımız bir şey yok Sayın Üçpınarlar. İçtüzükte “6 kişi konuşur” deniliyor.

Biraz önce, arkadaşınız “kendinize göre İçtüzük yapmışsınız” dedi. Canım, biz yapmadık ki, Genel Kurul yaptı bu İçtüzüğü.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Hadi canım sen de!..

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Efendim...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkanım, İçtüzükteki o maddeyi uygulayışınıza saygı duyuyorum. Orada benim söylediğim söz şu: Bu bir centilmenlik... Bir de adaletli bir yönetimden kaynaklanan bir talebim olduğunu ifade ettim; ama, verilen önergenin lehinde veya aleyhinde konuşma yapmak üzere birer arkadaşa söz vermek...

BAŞKAN – Öyle bir usulümüz yok Sayın Üçpınarlar.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Efendim İçtüzük var; usulü bırakın... İçtüzük mü, yoksa usul mü uyguluyoruz Sevgili Başkan.

BAŞKAN – Efendim, geçmişte de uygulamalarımız, bu tür önergeler üzerinde söz verilmiyor.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Canım, demin tartıştık, rica ediyorum...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Tartışmıyorum efendim...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Bir daha tartışalım, ne olur ki?!

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Bir hakkı, bir hakkaniyeti ortaya koymak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Üçpınarlar, ben, burada İçtüzüğe bağlı olarak hareket etmek zorundayım. Geçmiş teamüller, uygulamalar, beni bunu yapmaya zorluyor. Ben, burada bir keyfî hareket ettiğim zaman hepiniz saldırıyorsunuz, hücum ediyorsunuz. Olur mu canım!..

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Hangi maddeye göre talebimizi reddediyorsunuz, lütfen söyler misiniz? Hangi maddeye göre reddediyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Yılbaş, sen, ne konuştuğunun farkında mısın Allahını seversen.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Tabiî farkındayım.

BAŞKAN – Ne demek yani... Öyle, oturmuşsun...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Efendim, sizin gibi değilim ki ben.

BAŞKAN – Lütfen... Rica ediyorum canım...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Efendim, sizin gibi değilim ki ben.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kişisel konuşmalar bitmiştir; Komisyon söz talep etmemektedir; hakkında soruşturma istenilen Turizm eski Bakanı ve Başbakan Mesut Yılmaz da savunma yapmak üzere bize bir başvuruda bulunmamıştır; bu itibarla, Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerindeki görüşmeler bitmiştir.

Biliyorsunuz, Komisyon raporu, Yüce Divana sevk etmeme yönündedir; ancak, bu konuda, İçtüzüğümüzün 112 nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır; bu önergeyi önce okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine aykırı davrandığı ve Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesinde yazılı suçu işlediği gerekçesiyle hakkında bir Meclis soruşturması önergesi verilen Turizm eski Bakanı ve Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ile ilgili olarak kurulun (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporuyla, önergede isnat edilen suçların işlenmediği gerekçesiyle Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz’ın Yüce Divana sevkine mahal olmadığına karar verilmiştir.

Komisyonda yapılan çalışmalar, incelemeler, toplanan belge ve deliller, ilgililerin beyanları ile sonuçta verilen karar birbirine aykırıdır.

Bu nedenlerle, önergemin kabulüyle, Turizm eski Bakanı ve Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz’ın, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca yargılanmak üzere Yüce Divana sevkine karar verilmesi için, Anayasanın 100 üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 112 nci maddelerine göre işlem yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Yusuf Öztop

Antalya

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, İçtüzüğümüzün 112 nci maddesine göre, Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi, ancak, Yüce Divana sevke dair verilen ve sevk kararının hangi ceza hükmüne dayanacağını gösteren bir önergenin kabulüyle mümkündür. Böyle bir önerge verilmiştir. Bu önergeyi şimdi açık oya sunacağım.

Bu önerge, eğer, 276 veya daha fazla oy alırsa, o zaman, rapor reddedilmiş olur ve Sayın Mesut Yılmaz Yüce Divana sevk edilmiş olunur. Eğer, bu önerge, 276 veya daha fazla oyla kabul edilmez, reddedilirse, o zaman, rapor kabul edilmiş olur ve Sayın Mesut Yılmaz Yüce Divana gitmemiş olur; ancak, bu halde, arayacağım konu, toplantı yetersayısının miktarındaki milletvekilinin toplantıya katılmasıdır.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, bu önerge üzerinde, yine, lehinde konuşma talebimi tekrar arz ediyorum.

BAŞKAN – Evet, siz talepte bulundunuz; biz, bu önerge üzerinde de... Yani, sadece, önerge, gerekçeleriyle beraber okunuyor; ayrıca, bunun üzerinde konuşma hakkı yok; uygulamalarımız böyle...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – İçtüzüğe göre...

BAŞKAN – İçtüzüğe göre ve uygulamalarımıza göre...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – İçtüzüğe göre var, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, söyledim... Yani, Sayın Üçpınarlar...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Müsaade eder misiniz Sayın Başkan...

BAŞKAN – Evet...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Siz, orada o konuşma hakkınızı kullanıyorsanız; müsaade ederseniz, ben de kamuoyuna, hakkım olan bir şeyi söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Canım, burada 550 kişi var; yani, şimdi, herkes çıkıp da, böyle fuzulî konuşur mu?!

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Benim hakkım var; hakkım olan şeyi, müdafaa etme imkânını bana veriniz.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Oylamaya geçelim.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Ben, yine o talebimi tekrar ediyorum.

BAŞKAN – Efendim, talebinizin yerinde olmadığını söyledim.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sizi de o uygulamanızdan dolayı Yüce Allah’a emanet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, açık oylama, biliyorsunuz, elektronik oylama sistemiyle yapılabilir, oy pusulalarının kupalara atılması suretiyle yapılabilir veyahut da adı okunan sayın üyenin, yerinden kalkarak ret, kabul veya çekimser oy kullanması suretiyle yapılabilir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, açık oylamanın şeklini belirleyeceğim.

Açık oylamanın, elektronik oylama sisteminin kullanılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, açık oylama elektronik oylama sistemiyle yapılacaktır.

Süresi içerisinde oylama sistemine giremeyen üyeler Başkanlığa bildirirlerse teknik personel göndereceğiz ve yine girilemediği takdirde, bize, oyunun rengini gösteren pusulayı gönderebilirler.

Açık oylama için 5 dakika süre verdim ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Devlet Bakanı Sayın Hüsamettin Özkan, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Sayın Bülent Ecevit’e vekâleten ret oyu kullanmıştır.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Devlet Bakanı Sayın Ahat Andican, Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici adına ret oyu kullanmıştır.

İstanbul Milletvekili Sayın Ali Oğuz, rapora ret oyu kullanmıştır.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın Üçpınarlar, kaldı ki, önerge hakkında söz istemek için önerge sahibi olmak lazım, siz, benden daha iyi biliyorsunuz değil mi; yani, önergede sizin imzanız yok, başkasının verdiği önergede de siz konuşamazsınız; o da var ayrıca. Yani, işleme koymadım da...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Sayın Başkan, siz hep haklısınız, biz hep haksızız.

BAŞKAN – Ben haklılık peşinde değilim. Ben, usul neyse onun peşindeyim.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Ben, nezaket kuralları çerçevesinde, hakkım olan şeyi istedim, talepte bulundum; ama, sizin anlayışınız, sizin idare şekliniz böyleyse ona da saygı duyarım.

BAŞKAN – İçtüzüğü sizin için değiştirecek gücüm yok ki...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Ona da saygı duyarım... Takdirlerinize arz ettim; ama, siz, gerçeklerin konuşulmasından değil, saptırılmasından yana bir tutum içerisindesiniz.

BAŞKAN – Teessüf ederim size... Benim ne ilgim var canım.

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Evet... 6’şar tane, hakkında soruşturma önergesi verilen partilerin konuşmacılarına orada söz verdiniz.

BAŞKAN – Efendim, size konuşma hakkını vermedim... Rica ederim... Tamam... Oylamaya geçtik...

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Bunu tarih kaydedecek, kaydedecek...

A. HAMDİ ÜÇPINARLAR (Çanakkale) – Tarih önünde yargılanacaksınız...

BAŞKAN – Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan, ret oyu kullanmıştır.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Oylama süresi bitmiştir.

Oylama süresi içerisinde cihazla oy kullanamayan Sakarya Milletvekili Sayın Nevzat Ercan ve İstanbul Milletvekili Sayın Ali Oğuz ret oyu kullandılar.

Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici’ye vekâleten Devlet Bakanı Sayın Ahat Andican ret oyu kullandı; Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Sayın Bülent Ecevit’e vekâleten Devlet Bakanı Sayın Hüsamettin Özkan ret oyu kullandılar.

Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla 295, pusulayla da 4 olmak üzere 299 sayın milletvekili oylamaya katılmıştır; 84 kabul, 211 ret, 4 çekimser oy verilmiştir.

Böylece, raporun reddi yolunda düzenlenen ve oya sunulan önerge, Anayasanın ve İçtüzüğün öngördüğü 276 oyu bulmadığı için reddedilmiş, Meclis Soruşturması Komisyonu raporu kabul edilmiş ve Turizm eski Bakanı ve Başbakan Mesut Yılmaz’ın Yüce Divana gitmesi kabul edilmemiştir; dolayısıyla, komisyonun ret yolundaki önerisi benimsenmiştir.

Değerli milletvekilleri, şimdi, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

İçtüzüğün 78 inci maddesinin “Bakanlar Kurulunun herhangi bir sebeple çekilmesi halinde yeni Bakanlar Kurulu güven oyu alıncaya kadar, Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesi ertelenir. Ancak, Bakanlar Kurulunun öncelikli olduğunu bir yazı ile Başkanlığa bildirdiği kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine devam olunur” hükmü bilinmektedir.

İçtüzüğün bu hükmü ve biraz önce “Sunuşlar” kısmında bilgilerinize sunulan Başbakanlık tezkeresi uyarınca, bu kısımda yer alan tasarı ve teklifleri gündemdeki sıralara göre görüşmeye başlayacağız.

Sayın grup başkanvekilleri, aslında, çalışma süremizin bitmesine çok az zamanımız var; ama... Neyse, biz, başlayalım...

III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

3. –  Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676)(S. Sayısı : 232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporunun ikinci müzakeresine başlayacağız.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, kapatalım artık, saat 19.00’a geliyor.

BAŞKAN – Evet, çalışma süremizin bitmesine çok az bir süre kalmış. Bu arada grup başkanvekillerinin de mutabakatıyla... Herhalde arkadaşlarımız birleşimi kapatmak istiyorlar...

Peki efendim.

Denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 8 Aralık 1998 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.27

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, Hatay İlindeki pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez’in yazılı cevabı (7/6330)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

S. Metin Kalkan Hatay

Hatay ve Amik Ovası halkı tümüyle geçimini büyük oranda pamuk üretimiyle sağlamaktadır.

Uygulanan politikalarla Suriye’den pamuk ithali yapılması, ihracatta fon uygulamasından dolayı şu anda üretici pamuğu 130-140 bin liraya elinden çıkarmakta, zor şartlarda kg. ını 30 000 TL. ye toplatınca eline 100 000 TL. geçmekte üretici tümden pamuk ekimini bırakmaya yönelmekte tarlasını, traktörünü sattığı halde borcunu ödeyememektedir.

Çukobirlik ortaklarının dışında alım yapmamakta, bölge üreticisinin de ancak %10’u çukobirlik üyesi olduğundan %90 perişan olmakta. Şu anda Hatay’ın tüm üretim bölgelerinde her gün bir yerde üretici mitingler, yürüyüşler yaparak pamuğunu ateşe vererek yakmaktadır.

1. Pamuk üreticisinin bu şok durumdan çıkması ve tüm pamuğun Çukobirlikçe üreticinin en az maliyetince alınması için yeni bir tedbir alınacak mıdır?

2. Pamuk ithalatının uzun süre durdurulması düşünülemez mi?

3. Pamuk üreticimizin ürettiği pamuğu değerinde satabilmesi için pamuk ihracaatı serbest bırakılamaz mı veya pamuk ihracatından alınan fon kaldırılamaz mı?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 27.11.1998 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı : B.14.0.BHİ.01-498

Konu :Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 5.11.1998 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/6330-15608/36197-15923 sayılı yazınız.

Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın “Hatay ilindeki pamuk üreticilerinin sorunlarına” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/6330)esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Yalım Erez Sanayi ve Ticaret Bakanı

Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın yazılı sorularına ilişkin cevaplarımız

Dünyada yaşanan kriz tüm hammaddelerde olduğu gibi pamuk ürününde de büyük boyutlara varan fiyat düşüşlerine yol açmıştır. 1998 yılı ürün alım sezonunun başlangıcında Ege pamuğunun dünya fiyatı 68 Cent/kg-kütlü iken bugün 63 Cent/Kg-kütlü’ye düşmüştür. Aynı şekilde Çukurova pamuğunun dünya fiyatı 56 Cent/Kg-kütlü’den 48 Cent/Kg-kütlü’ye, GAP pamuğu dünya fiyatı ise 59 Cent/Kg-kütlü’den 50 Cent/Kg-kütlü’ye düşmüştür.

Cevap 1. Dünyada yaşanan kriz ve pamuk ürününün durumu dikkate alınarak Bakanlığım 1998 yılı ürünü kütlü pamukta prim uygulamasına geçilmiştir. Böylelikle, sadece Birlikler kanalıyla yapılan pamuk alımı değil tüm pamuk üreticilerinin sistemden yararlanması gerçekleştirilmiştir.

Bu koşullarda, Çukobirlik’in mevcut alım fiyatı Dolar bazında 54 Cent (GAP 58 Cent), Ege pamuğunun mevcut alım fiyatı ise 66 Cent olup, dünya fiyatının çok üzerindedir. Verilen bu fiyatlara 10 Cent’lik prim tutarı da eklendiğinde Ege pamuğu fiyatı 76 Cent/Kg-kütlü’ye, Çukurova pamuğu fiyatı 64 Cent/Kg-kütlü’ye (GAP pamuğu 68 Cent/Kg-kütlü’ye) ulaşmakta ve bir önceki yıla göre % 63 civarında fiyat artışı sağlanmaktadır. Bu fiyatlar, çok çeşitli ve sübjektif maliyet hesapları karşısında Tarım Bakanlığınca saptanan maliyetler esas alınarak hesaplanmıştır.

Bilindiği üzere Çukurova ve GAP Bölgesinde toplam 164 613 civarında pamuk üreticisi mevcut olup, bunun % 33’üne tekabül eden 54 871’i Çukobirlik ortağıdır.

Uygulama sonucu 15.11.1998 tarihine kadar Çukobirlikce toplam 139 662 ton pamuk alımı gerçekleştirilmiş olup, alımlar hızla devam etmektedir.

Cevap 2. 10.10.1998 tarihli ve 23489 sayılı ResmîGazetede yayımlanan 7.10.1998 tarihli ve 98/11768 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarıyla, ithal pamuğa % 5,2 Gümrük Vergisi uygulaması getirilmiştir. Böylece, ithal edilen pamuğa Kg. başına 8-9 Cent vergi konulmuş ve yerli pamuk üreticilerinin korunması amaçlanmıştır.

Cevap 3. İç ve dış piyasalardaki gelişmeler karşısında üreticinin mağdur olmaması bakımından gereken tedbirler alınmaya başlanmış ve bu çerçevede ihracatın serbest bırakılması sağlanmıştır. Bu kapsamda 10.10.1998 tarihli ve 23489 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7.10.1998 tarih ve 98/11769 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile pamuk ihracatında alınan 35 Cent/Kg DFİF kesintisi 13.9.1998 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır.

2. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yıldırım Aktuna’nın yazılı cevabı (7/6374)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Devlet Bakanı Sayın Yıldırım Aktuna tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.

1. 55 inci Hükümet döneminde Bakanlığınız merkez teşkilatı ile taşra teşkilatlarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarına;

a) Genel müdür, genel müdür yardımcısı, müstakil başkan, müşavir, bölge müdürü ve işletme müdürü seviyesinde kaç personel görevden alınmış ve yerlerine kaç kişi atanmıştır?

b) Kaç daire başkanı, uzman, şube müdürü, şef ve memur görevden alınmış, yerlerine kaç kişi atanmıştır?

c) Bakanlığınızda çalışmakta iken, kendi istekleri dışında başka kurum ve kuruluşlara kaç personel tayini gerçekleştirilmiştir? Ayrıca Başbakanlık’tan kaç personelin tayini Bakanlığınıza yapılmıştır?

d)Bu atamalarla birlikte kaç personel, müktesebinin altında bir kadroya atanarak mağdur edilmiştir?

2. Sorularıma, 54 üncü Hükümet döneminde, Bakanlığınıza yapılan atama, görevden alma ve tayinlerle kıyaslama yapılarak, sayısal doküman halinde tarafıma acilen bildirilmesini arz ederim.

Lütfi Yalman Konya

T.C. Devlet Bakanlığı 2.12.1998 Sayı : B.02.0.015/5-1431

Konu :Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 5.11.1998 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-15925 sayılı yazınız.

Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın 7/6374-15697 sayılı yazılı soru önergesi incelenmiş olup, cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. Yıldırım Aktuna Devlet Bakanı

Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın 7/6374 sayılı yazılı soru önergesi cevabı

Soru 1. 55 inci Hükümet döneminde Bakanlığınız merkez teşkilatı ile taşra teşkilatlarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarına;

a) Genel müdür, genel müdür yardımcısı, müstakil başkan, müşavir, bölge müdürü ve işletme müdürü seviyesinde kaç personel görevden alınmış ve yerlerine kaç kişi atanmıştır?

b)Kaç daire başkanı, uzman, şube müdürü, şef ve memur görevden alınmış yerlerine kaç kişi atanmıştır?

c) Bakanlığınızda çalışmakta iken kendi istekleri dışında başka kurum ve kuruluşlara kaç personel tayini gerçekleştirilmiştir? Ayrıca Başbakanlık’tan kaç personelin tayini, Bakanlığınıza yapılmıştır?

d)Bu atamalarla birlikte kaç personel müktesebin altında bir kadroya atanarak mağdur edilmiştir?

Cevap 1. a-b) Bakanlığım ilgili kuruluş Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Bağlı Kuruluş Toplu Konut İdaresi Başkanlığında 55 inci Hükümet Döneminde 11.11.1998 tarihine kadar gerçekleştirilen atamalar;

Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü :

2 Genel müdür ve yönetim kurulu başkanı, 5 genel müdür yardımcısı ve yönetim kurul üyesi, 9 genel müdür yardımcısı, 3 yönetim kurulu üyesi görevlerinden alınmış, yerlerine 2 genel müdür ve yönetim kurulu başkanı, 5 genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi, 6 genel müdür yardımcısı ve 3 yönetim kurulu üyesi atanmıştır. Kanun Hükmünde Kararname uyarınca başka bir göreve atanmak üzere açığa alınan 13 üst düzey yöneticisi müşavir kadrosuna atanmıştır. Görevinden alınan bölge müdürü bulunmayıp, 21 bölge müdürü aynı düzeyde başka göreve atanmıştır.

30 daire başkanı eşdeğer düzeydeki başka görevlere nakil olmuş, 1 daire başkanı da bir üst unvana terfisi yapılmıştır. 282 şube müdürünün aynı unvanları ile başka şube ve bölge başmüdürlüklerine nakilleri yapılmıştır. Görevlerinden alınan uzman, şef veya memur bulunmamaktadır.

Soru 2. Sorularıma 54 üncü Hükümet döneminde, Bakanlığınıza yapılan atama, görevden alma ve tayinlerle kıyaslama yapılarak sayısal doküman halinde cevap verilmesi.

Cevap 2. 54 üncü Hükümet Döneminde :

Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü:

Bir genel müdür ve yönetim kurulu başkanı, 2 genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi, 4 genel müdür yardımcısı ve 2 yönetim kurulu üyesi görevlerinden alınmış yerlerine, 1 genel müdür ve yönetim kurulu başkanı, 2 genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi, 3 genel müdür yardımcısı ve 2 yönetim kurulu üyesi atanmıştır. Kanun Hükmünde Kararname uyarınca başka bir göreve atanmak üzere açığa alınan 10 üst düzey yöneticisi müşavir kadrosuna atanmıştır. Görevinden alınan bölge müdürü bulunmayıp, 13 bölge müdürü aynı düzeyde başka görevlere atanmıştır.

Kararname dışında bankaya atananlar :

Açıktan atama : 175 (1 memur, 174 sözleşmeli)

Terörle müc. kan. ist. : 23 (23 sözleşmeli)

Naklen :2 (2 memur)

Mahkeme kararı ile : 3 (1 memur, 2 sözleşmeli)

Özelleştirme kapsamı : 6 (1 memur, 5 sözleşmeli)

Yeni kadro verilmesi : 8 (8 memur)

Emeklilik iptali : 1 (1 sözleşmeli)

Toplam atanan sayısı : 218

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı :

Kararname ile göreve atananlar:

Başkan : 1

Kurum dışından atananlar : 7

Kararname ile görevden alınanlar :

Başkan : 1

Kararname dışında bankaya açıktan atananlar :

Açıktan atama : 486 (30 memur, 456 sözleşmeli)

Çocuk Esirgeme Kurumu : 104

Sakat Personel : 4

Terörle Müc. Kan. İst. : 10 (10 sözleşmeli)

Mahkeme kararı ile : 9 (2 memur, 7 sözleşmeli)

Özelleştirme kapsamı : 403 (146 memur, 257 sözleşmeli)

Yeni kadro verilmesi : 12 (12 memur)

Emeklilik iptali : 4 (2 memur, 2 sözleşmeli)

Toplam atanan sayısı : 1032

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı :

Kararname ile göreve atanan : 1

Kararname ile görevden alınan :1

Normal Atamalar :

Başkan yardımcısı : 2

Daire Başkanı : 5

Görevden alınan daire başkanı : 2

c)Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünde kendi istekleri dışında başka kurum veya kuruluşlara personel tayini yapılmamıştır.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı :

Başka kurum ve kuruluşa tayin : 1

Başbakanlıktan tayin : 1

d) Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığında hiçbir personel kazanılmış hak aylığının altında bir kadroya atanmamıştır.

3. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/6376)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Devlet Bakanı Sayın Cavit Kavak tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.

1. 55 inci Hükümet döneminde Bakanlığımız merkez teşkilatı ile taşra teşkilatlarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarına;

a) Genel müdür, genel müdür yardımcısı, müstakil başkan, müşavir, bölge müdürü ve işletme müdürü seviyesinde kaç personel görevden alınmış ve yerlerine kaç kişi atanmıştır?

b) Kaç daire başkanı, uzman, şube müdürü, şef ve memur görevden alınmış, yerlerine kaç kişi atanmıştır?

c) Bakanlığınızda çalışmakta iken, kendi istekleri dışında başka kurum ve kuruluşlara kaç personel tayini gerçekleştirilmiştir? Ayrıca Başbakanlık’tan kaç personelin tayini Bakanlığınıza yapılmıştır?

d)Bu atamalarla birlikte kaç personel, müktesebinin altında bir kadroya atanarak mağdur edilmiştir?

2. Sorularıma, 54 üncü Hükümet döneminde, Bakanlığınıza yapılan atama, görevden alma ve tayinlerle kıyaslama yapılarak, sayısal doküman halinde tarafıma acilen bildirilmesini arz ederim.

Lütfi Yalman Konya

T.C. Devlet Bakanlığı 2.12.1998 Sayı : B.02.0.017.800/02-957

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 5 Kasım 1998 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/6376-15699/36310 sayılı yazınız.

İlgi yazı ile Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın Bakanlığıma tevcih ettiği ve tarafımdan cevaplandırılması tensip edilen (7/6376-15699) esas no.lu soru önergesine ait cevabî yazılarımız ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Cavit Kavak Devlet Bakanı

T.C. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu 2.12.1998 Genel Müdürlüğü Ankara Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/2402

Devlet Bakanlığına

(Sayın Cavit Kavak)

İlgi : 11.10.1998 tarih ve B.02.0.017/(08)886 sayılı yazıları.

İlgi yazıları ile Konya Milletvekili Sayın Lütfi Yalman tarafından, Devlet Bakanımız Sayın Cavit Kavak tarafından cevaplandırılması talebi ile verilen 7/6376-15699 sayılı yazılı soru önergesine Kurumumuz cevabı aşağıda arz edilmiştir.

İlgi önergede Devlet Bakanlığına bağlı merkez teşkilatı ile taşra teşkilatlarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarında yapılan atamalarla ilgili bilgi istenilmektedir. Kurumumuz, Anayasanın 133 üncü maddesi gereğince özerk niteliğe sahip bir kuruluş olup, 2954 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde ise Kurumumuzun Hükümeti ile ilişkilerini Başbakan aracılığı ile yürüteceği öngörülmüştür. Dolayısıyla Kurumumuz Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olmamakla birlikte, önergede istenilen hususlara ilişkin bilgiler aşağıda sunulmuştur.

55 inci Hükümetin göreve başladığı tarihten bugüne kadar; 2954 sayılı Yasa hükümleri ve TRTPersonel Yönetmeliğinin atama ve görevden alınmaya ilişkin 58, 59 ve 60 ıncı maddelerine göre:

1. 2 genel müdür müşaviri, 8 başkan, 6 başkan yardımcısı, 2 bölge müdürü, 2 bölge müdür yardımcısı, 4 müdür olmak üzere 24 adet personel görevden alınmış ve genel müdür müşaviri kadroları hariç yerlerine aynı sayıda atama yapılmıştır.

Ayrıca, 2 genel müdür yardımcısı, 2 bölge müdürü ve 4 daire başkanı kendi istekleri üzerine başka göreve tayin edilmiştir.

Uzman, şube müdürü, şef ve memur kadrolarında olanlardan kendi istekleri dışında görevden alınarak başka göreve atama yapılmamıştır.

Kurumumuzca yapılan atama işlemlerinde müktesebi altına herhangi bir tayin yapılmamıştır. Atananların ücretlerinde ve diğer haklarında bir değişiklik olmamıştır.

2. 54 üncü Hükümet döneminde ise 48 adet atama yapılmıştır.

Arz ederim.

Yücel Yener TRTGenel Müdürü

Devlet Bakanlığının (Sn. Cavit Kavak) 11.11.1998 tarih ve B.02.0.017.800/25-886 sayılı yazısına cevaptır.

1. 55 inci Hükümet döneminde Millî Piyango İdaresi merkez ve taşra teşkilatına;

a) Boş bulunan 1 adet genel müdür yardımcılığına atama yapılmış daha sonra aynı kişi görevden alınmış ve bir genel müdür yardımcısının Sayıştay üyeliğine atanması nedeniyle de 1 kadronun daha boşalması üzerine iki genel müdür yardımcılığı kadrosuna atama yapılmıştır.

b)Boş bulunan kadrolara iki daire başkanı atanmıştır.

Boş bulunan 5 adet APK uzmanlığı kadrosu ile yine boş bulunan 14 adet şube müdürlüğü kadrosuna idaremiz Görevde Yükselme Yönetmeliğine göre yapılan sınavı kazanan memurlar atanmıştır.

Görevden alınan daire başkanı, şube müdürü, şef ve memur bulunmamaktadır.

c)İdaremizde çalışmakta iken, kendi istekleri dışında başka kurum ve kuruluşlara hiç personel tayini gerçekleştirilmediği gibi, Başbakanlıktan idaremize hiçbir personel tayini de yapılmamıştır.

d)Mevcut atamalar müktesebinin altında bir kadroya yapılmadığından, kimse mağdur edilmemiştir.

2. Millî Piyango İdaresinde 54 üncü Hükümet zamanında 1 adet boş kadroya 1 adet daire başkanı; yine boş bulunan 7 adet şube müdürlüğü kadrosuna, idaremiz Görevde Yükselme Yönetmeliğine göre yapılan sınavı kazanan memurlar atanmıştır.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde yapılan atamalara ait bilgi

1. a) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde;

  (1) Münhal bulunan genel müdür ve I nci Hukuk Müşaviri kadrolarına atama yapılmıştır.

   (2) İsteği dışında 1 adet genel müdür yardımcısı görevden alınarak yerine ataması yapılmıştır.

   (3) Taşra teşkilatında kendi isteği dışında 1 il müdürü görevden alınarak yerine atama yapılmıştır.

b)Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde daire başkanı, uzman, şube müdürü, şef ve memur görevlerinden alınarak yerlerine atama yapılmamıştır.

c)Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam edilen personelden, kendi istekleri dışında başka kurumlara atama yapılmamıştır.

d)Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde müktesebinin altında bir kadroya atanarak mağdur edilen personel bulunmamaktadır.

2. 54 üncü Hükümet döneminde, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde;

a) 2 genel müdür yardımcısının istekleri ile yurt dışı teşkilatına atanması nedeniyle 2 genel müdür yardımcısı, 2 daire başkanı ve 1 adet şube müdürü atamaları yapılmıştır.

4. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, TKİ’ne bağlı E.L.İ. Işıklar Yeraltı Desandresinde yapılan işlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/6392)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın TBMM İçtüzüğünün 96 ncı maddesi gereğince Enerji Bakanı Sayın M. Cumhur Ersümer tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

21.10.1998 Tevfik Diker Manisa

Sorular :

1. TKİ’ye bağlı E.L.İ. Işıklar Yeraltı Desandresi işinde bugüne kadar yaklaşık 3 trilyon gibi bir harcama yapılmış ve sonuç alınamadığı gibi; sonuç alınmasının da mümkün olmadığı doğru umudur?

2. 1991 yılının 7 nci ayında başlanılan Işıklar Ana Nakliye Desandresi işinde bugüne kadar aşağıda dökümü görülen işler yapılmış mıdır?

Yıl Çalışan işçi sayısı Yapılan iş miktarı Atılan beton

Yevmiye adedi

1991 2 994 111 Mt. ilerleme ——

1992 9 931 280 Mt. ilerleme 148 Mt.

1993 8 213 62 Mt. ilerleme 91 Mt.

1994 11 399 39 Mt. ilerleme 130 Mt.

1995 14 450 72 Mt. ilerleme 80 Mt.

1996 21 600 —— ——

1997 21 600 —— ——

1998 (10 Ay) 18 000 —— ——

Toplam 108 187 yevmiye 564 Metre 449 Metre

3. 8 yılda 108 187 yevmiyeli işçi çalışmış olup, 564 metre yeraltında kazı yapılmış ve 449 metre beton atılmıştır. Yapılan işler, yapılacak olanların yarısına mı eşittir?

4. 8 yılda yapılan işler, bugünkü maliyetlerle yapılan masraflar; 1998 yılının 10 uncu ayında bir işçi maliyeti 13 614 768 TL/gündür. Bugüne kadar 108 187 adet yevmiye ile yaklaşık 1.5 trilyona yakın işçilik masrafı yapılmıştır. Bir bu kadar da buraya malzeme harcanmış mıdır?

5. Bugüne kadar toplam 3 trilyon harcanmış ve sonuç alınamamış olup, burada yeraltından çıkarılması düşünülen kömürün açıkocak çıkarılabileceği görülmüş, bu nedenle burası için açıkocak projesi hazırlanmış mıdır?

6. Açıkocaktan çıkarılacak olan kömür yeraltının daha aşağı kotlarında mıdır?

7. E.L.İ.’nin resmî kayıtlarında burada çalıştırılan işçiler ve yapılan masraflar darkale, eğnez yeraltı ocaklarında, inşaat servisi gibi yerlerde gösterilmekte midir? Böyle ise, bu yola niçin tevessül edilmiştir?

8. Proje E.L.İ. Bölge Müdürü Rıfat Dağdelen’in görev yaptığı döneme mi aittir? Yanlış uygulamanın ısrarla sürdürülmesini sağlamış mıdır?

9. Sorumlular hakkında yasal işlem yapmayı düşünüyor musunuz?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 2.12.1998 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.15.0.APK.0.23.300-1864/20849

Konu :Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMMBaşkanlığının 5 Kasım 1998 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-15919 sayılı yazısı.

Manisa Milletvekili Sayın Tevfik Diker’in tarafıma tevcih ettiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen 7/6392-15718 esas no.lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı

Manisa Milletvekili Sayın Tevfik Diker’in yazılı soru önergesi ve cevabı (7/6392-15718)

Soru 1. TKİ’ye bağlı E.L.İ. Işıklar Yeraltı Desandresi işinde bugüne kadar yaklaşık 3 trilyon gibi bir harcama yapılmış ve sonuç alınamadığı gibi; sonuç alınmasının da mümkün olmadığı doğru mudur?

Cevap 1. Işıklar Yeraltı Desandresi (yüzeyden yeraltına doğru açılan meyilli galeri), rezervi tüketilmiş olan Soma-Merkez yeraltı işletmesinin devamı için, yeraltı işletmeciliği ile üretilebilecek 52 milyon ton rezervin üretimine yönelik olarak başlatılmıştır. Projenin başlatılması TKİ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 4.4.1991 tarih ve 3361/175 sayılı kararı ile uygun görülmüştür. Söz konusu yeraltı desandresi başlangıçta teknik zorluklar göstermemesine rağmen, iş ilerledikçe önemli teknik problemler ortaya çıkmıştır. Bu teknik problemler üzerinde üniversitelerin de katkıları ile ayrıntılı çalışmalar yapılmıştır. İlgili yerde galeri açım ve tahkimat tekniğinde yapılan değişikliklerle teknik problemler çözümlenmiş ve desandre giriş noktasından 577 metre mesafeye kadar ilerleme kaydedilmiştir. Ancak açılan desandrenin aşırı yeraltı basınçlarına maruz kalması ve galeride meydana gelen deformasyonlar dikkate alınarak işin bu noktada durdurulması kararlaştırılmış, galerinin geriye doğru betonlanması yapılarak desandrenin kendi kendine kapanması önlenmiştir. Büyük teknik zorluklar içeren bu desandrenin 577 metre ilerlemesi sağlanmış ve bu işten olumlu sonuçlar alınmıştır.

Sonuç olarak, desandrede bundan sonraki çalışmalarda karşılaşılacak teknik zorlukların aşılması mümkün görülmektedir.

Soru 2. 1991 yılının 7 nci ayında başlanılan Işıklar Ana Nakliye Desandresi işinde bugüne kadar aşağıda dökümü görülen işler yapılmış mıdır?

Yıl Çalışan işçi sayısı Yapılan iş miktarı Atılan beton

Yevmiye adedi

1991 2 994 111 Mt. ilerleme ——

1992 9 931 280 Mt. ilerleme 148 Mt.

1993 8 213 62 Mt. ilerleme 91 Mt.

1994 11 399 39 Mt. ilerleme 130 Mt.

1995 14 450 72 Mt. ilerleme 80 Mt.

1996 21 600 —— ——

1997 21 600 —— ——

1998 (10 Ay) 18 000 —— ——

Toplam 108 187 yevmiye 564 Metre 449 Metre

Cevap 2. 1991 yılında başlatılan Işıklar Ana Nakliye Desandresinde 577 metre ilerleme yapılmış ve 366 metrelik bölümü yeniden betonlanmıştır. Soma işletmemizden alınan ve yazımız ekinde yer alan tablodan da görüleceği gibi bu işler için cari fiyatlarla 4.6 milyar TL. işçilik ve 9.3 milyar TL. malzeme masrafı olmak üzere toplam 13.9 milyar TL. harcama yapılmıştır. Bu nedenle yazılı soru önergesinde yer alan yevmiye değerlerinde farklılık bulunmaktadır.

Soru 3. 8 yılda 108 187 yevmiyeli işçi çalışmış olup, yeraltında 564 metre kazı yapılmış ve 449 metre beton atılmıştır. Yapılan işler, yapılacak olan işçilerin yarısına mı eşittir?

Cevap 3. Işıklar Ana Nakliye Desandresi’nin toplam uzunluğu 975 metre olup, şimdiye kadar açılmış olan bölümü işin % 59’unu teşkil etmektedir.

Soru 4. 8 yılda yapılan işler, bugünkü maliyetlerle yapılan masraflar; 1998 yılının 10 uncu ayında bir işçi maliyeti 13 614 768 TL/gündür. Bugüne kadar 108 187 adet yevmiye ile yaklaşık 1.5 trilyonayakın işçilik masrafı yapılmıştır. Bir bu kadar da buraya malzeme harcanmış mıdır?

Cevap 4. Işıklar Ana Nakliye Desandresi proje kapsamında yürütülen bir yatırım olması nedeniyle harcamaları takip edilmektedir. Projenin başlangıcı olan 1991 tarihinden Ekim 1998 tarihine kadar bu iş için cari fiyatlarla 13.9 milyar TL. yatırım harcaması yapılmıştır. Ekte yer alan Tablo 1’de harcamaların ve maliyetlerin ayrıntıları yer almaktadır.

Soru 5. Bugüne kadar toplam 3 trilyon harcanmış ve sonuç alınamamış olup, burada yeraltından çıkarılması düşünülen kömürün açıkocak çıkarılabileceği görülmüş, bu nedenle burası için açıkocak projesi hazırlanmış mıdır?

Cevap 5. Soma’daki Işıklar ve Kısrakdere açık işletmelerinde rezervin talep doğrultusunda hızlı bir şekilde tükenmiş olması ve açık işletme madencilik yöntemi ile elde edilen üretim maliyetinin, yeraltı madencilik üretim maliyetlerine göre çok daha düşük olması nedeniyle, Soma’da bulunan kömür rezervlerinin ve uygulanan projelerin yeniden değerlendirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu değerlendirme sonucunda 52 milyon ton kömür rezervine sahip yeraltı projesinden 17 milyon tonun açık işletmecilik yöntemi daha ekonomik bir şekilde üretimine karar verilmiştir. Böylece eski projeye re 23 milyon ton olan Işıklar ve Kısrakdere Açık İşletme Rezervi 40 milyon tona çıkarılmıştır. Bu proje değişikliği de TKİ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edilmiştir.

Açık işletme yöntemi ile daha ekonomik ve daha kolay yapılabilmesi karşısında, yeraltı üretim projesinin tamamlanmasındaki aciliyet ortadan kalkmış ve işin zamanlaması değişmiştir. Buna bağlı olarak söz konusu desandre çalışmalarına desandrenin emniyetini sağlamak amacıyla betonlama çalışmaları ile devam edilmektedir.

Soru 6. Açıkocaktan çıkarılacak olan kömür yeraltının daha aşağı kodlarında mıdır?

Cevap 6. Halen çalışan ve projelendirilmiş olan açık işletmeler daha önce yeraltı olarak projelendirilmiş olan rezervin üst kodlarındaki rezervi üretmek için planlanmıştır.

Soru 7. E.L.İ.’nin resmî kayıtlarında burada çalıştırılan işçiler ve yapılan masraflar Darkale, Eğnez yeraltı ocaklarında, inşaat servisi gibi yerlerde gösterilmekte midir? Böyle ise, bu yola niçin tevessül edilmiştir?

Soru 8. Proje E.L.İ. Bölge Müdürü Rıfat Dağdelen’in görev yaptığı döneme mi aittir? Yanlış uygulamanın ısrarla sürdürülmesini sağlamış mıdır?

Soru 9. Sorumlular hakkında yasal işlem yapmayı düşünüyor musun?

Cevap 7, 8, 9. Önergede yer alan tüm iddialar, Bakanlığımın 12.8.1998 tarih ve 1745 sayılı yazıları eki ve belgeleri doğrultusunda TKİ Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından inceleme ve soruşturma kapsamına alınmış olup, düzenlenecek rapora göre gerekli görülen işlemler yapılacaktır.

Tablo : 1

5. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Konya-Hüyük İlçesi Çamlıca Köyünün içmesuyu depolarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/6438)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Köy Hizmetlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Mustafa Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Prof. Dr. Mustafa Ünaldı Konya

Sorular :

Konya-Hüyük İlçesi Çamlıca Köyü halkı içme suyu depolarının yetersizliğinden su sıkıntısı çektiklerini ifade etmektedirler.

1. Bu sıkıntı Bakanlığınca biliniyor mu?

2. Biliniyorsa giderilmesi için bir programınız var mıdır?

3. Varsa ne zaman giderilecektir?

T.C. Devlet Bakanlığı 3.12.1998 Sayı : B.02.0.014/031-2990

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 16.11.1998 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/6438-15825/36572 sayılı yazınız.

Konya Milletvekili Sayın Mustafa Ünaldı’ya ait yazılı soru önergesindeki konular incelenmiştir.

Konya-Hüyük-Çamlıca Köyü içme suyu inşaatı içerisinde 50 m3 gömme depo 1981 yılında hazırlanan projeye göre yapılmıştır. 1995 yılında köy muhtarlığının müracaatı üzerine Bölge limitinden 678 mt. PVC boru verilerek ilave şebeke tamamlanmıştır. Deponun büyütülebilmesi amacıyla ilgili köyün şu ana kadar herhangi bir talebinin mevcut olmadığı tespit edilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz Devlet Bakanı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.