Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 64

 

9 uncu Birleşim

20 . 10 . 1998 Salı

 

İÇİNDEKİLER

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – İçel Milletvekili Halil Cin’in, siyaset, sistem ve insan unsuruna ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Adana Milletvekili İ. Ertan Yülek’in, Türkiye’de şekerpancarı üretimine ve özel şeker fabrikalarının durumuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

3. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Tariş’in Ege Bölgesinde kuru üzüm ve pamuk alımlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Irak’a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı’ya, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1744)

2. – Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanlığında TBMM’yi temsil edecek grubu oluşturmak üzere aday gösterilen milletvekiline ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1745)

3. – TBMM’den bir parlamento heyetinin, Avrupa Parlamentosu Başkanının davetine icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1746)

4. – Bazı milletvekillerine izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1747)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın ve 39 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Hamlesi Projesinin somut sonuçlarının bölge halkına yansıtılamamasının nedenleri ile GAP’nin bölge kalkınmasına olan etkisinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/292)

2. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 34 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/293)

3. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi ve 20 arkadaşının, mafyanın karıştığı iddia edilen kamu ihalelerini araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294)

4. – Hatay Milletvekili Atilâ Sav ve 54 arkadaşının, suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturduğu ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 313, 296, 240, 31 ve 33 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/38)

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (9/36) ve (9/37) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve bütçe kanunu tasarısı görüşmelerinin başlamasına kadar çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmesine ilişkin ANAP ve DSP Gruplarının müşterek önerisi

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi İhalesinde Devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı Maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/33)

2. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/34)

3. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 57 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık ayında yapılan sınav sonucunda göreve başlatılan personel hakkındaki hukuk dışı işlemlere göz yummak ve yanlı davranmak suretiyle görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/35)

VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Kocaeli Milletvekili Necati Çelik’in, Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül ile Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un şahsına sataşmaları nedeniyle konuşması

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Adana’da depremden zarar görenlere yapılacak yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun yazılı cevabı (7/5874)

2. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş’ın yazılı cevabı (7/5989)

3. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, görev yerleri değiştirilen Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerine ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/6074)

4. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara genelinde TRT yayınlarının izlenip izlenmediğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/6094)

5. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediyelere dağıtılan araçlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/6117)

6. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale - Sulakyurt İlçesine bağlı Güzelyurt Belediyesine yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/6134)

7. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın belediyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/6147)

8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman -Ayrancı - Böğecik Köyünün imam ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/6177)

9. – Kastamonu Milletvekili Haluk Yıldız’ın, Karadeniz’de afet bölgesi ilan edilen bazı illerde sigara dağıtıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in yazılı cevabı (7/6190)

10. – İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, TRT Çukurova Radyosu ve Bölge Müdürlüğünün bina ihtiyacına ve haberlerin görüntülü olarak Ankara’ya gönderilmesi için link hattı kurulmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/6193)

11. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;

– Ankara - Konya - Karaman ve Mara yolu üzerinden İçel’e ulaşacak tren yolu hattı projesine,

– Karaman stol tipi havaalanı projesine ve Konya - Karaman arasında yapılacak havaalanına,

İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un yazılı cevabı (7/6205, 6206)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Kayseri Milletvekili Memduh Büyükkılıç, trafik kazalarında maruz kalınan can ve mal kaybına ve kazalar sırasında oluşan otobüs yangınlarının nedenlerini araştırmak üzere oluşturulan bilirkişi raporunun sonuçlarına,

Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz, yerel radyo ve televizyonların sorunlarına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar;

Ardahan Milletvekili Saffet Kaya'nın, sınır ticareti yoluyla yapılan mazot ithaline getirilen yasağın Ardahan İlindeki olumsuz etkilerine ve bölge çiftçilerinin Ziraat Bankasına olan kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar cevap verdi.

Tayland Temsilciler Meclisi 1. Başkan Yardımcısı Sobhon Phetsawang ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve 23 arkadaşının, TEDAŞ'a bağlı dağıtım müesseselerinin işletme haklarının devredilmesi uygulamasının hukuka uygun olup olmadığının ve personelin durumunun (10/289),

İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar ve 26 arkadaşının, tüm özelleştirme ihalelerinin araştırılarak başlangıç ve sonuç aşamaları, ihaleleri kazanan firmaların malî durumları ile ihale koşullarını yerine getirip getirmediklerinin (10/290),

Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül ve 23 arkadaşının, TURBAN'a bağlı bazı işletmelerde yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı iddialarının (10/291),

Araştırılması amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri okundu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Dışişleri Komisyonunda boş bulunan ve DSP Grubuna düşen 1 üyelik için yapılan oylamalarda karar yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından;

20 Ekim 1998 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 17.54'te son verildi.

Yasin HATİBOĞLU

Başkanvekili

Hüseyin YILDIZ Ali GÜNAYDIN

Mardin Konya

Kâtip Üye Kâtip Üye

No : 9

II. – GELEN KÂĞITLAR

16.10.1998 CUMA

Teklif

1. – İzmir Milletvekilleri Turhan Arınç ve Rıfat Serdaroğlu’nun; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1285) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

Tezkere

1. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1743) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi

1. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış, başka kurumlardan T.B.M.M.’ye naklen gelen personelin emekliliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesini 15.10.1998 tarihinde geri almıştır.(7/6185)

 

 

No : 10

19.10.1998 PAZARTESİ

Tasarılar

1. – 1999 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı (1/830) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.10.1998)

2. – Katma Bütçeli İdareler 1999 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı (1/831) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.10.1998)

Raporlar

1. – Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün; 19 Eylül Gününün İçinde Bulunduğu Haftanın Gaziler Haftası İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/1256) (S.Sayısı : 754) (Dağıtma tarihi : 19.10.1998) (GÜNDEME)

2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Temmuz, Ağustos ve Eylül 1998 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/24) (S.Sayısı: 755) (Dağıtma tarihi : 19.10.1998) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1.– Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun S.S.K. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Bölge Müfettişliğinin Samsun’dan Trabzon’a nakledileceği iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1207) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1.– Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Eti Holding’in yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6277) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

2.– Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, D-8 konseyine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6278) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

3. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Taşkent, Almaatı, Bakü ve Aşkabat gemilerinin yapımına ilişkin Devlet Bakanından (Burhan Kara) yazılı soru önergesi (7/6279) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

4. – Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, SEKA Aksu Kâğıt Fabrikasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6280) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.10.1998)

5. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, başörtüsüne destek için düzenlenen bir gösteriye yapılan müdahaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6281) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

6. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Üniversite Kılık Kıyafet Yönetmeliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6282) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

7. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, İstanbul Üniversitesinde okuyan türbanlı öğrencilere baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6283) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

8. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, pancar taban fiyatlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6284)(Başkanlığa geliş tarihi: 14.10.1998)

9. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, mafya-çete-siyaset ilişkisi hakkında ileri sürülen iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6285) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.10.1998)

10. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, başörtüsü yasağını protesto eyleminde gözaltına alınan veya tutuklananlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6286) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

11. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Kahramanmaraş-Ekinözü İlçesi Kandil Köyü sağlık ocağının ebe ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6287) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

12. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Kahramanmaraş-Ekinözü İlçesi Kandil Köyü yolunun asfaltlanmasına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/6288) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

13. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Siirt’in Baykan İlçesinde bulunan Veysel Karani Türbesinin bakım ve onarımına ilişkin Devlet Bakanından (Metin Gürdere) yazılı soru önergesi (7/6289) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.10.1998)

14. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Kahramanmaraş-Ekinözü İlçesi Kandil Köyü Güllük Mahallesinin su deposu ihtiyacına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6290) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

15. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’nin, bir organizatöre Türkiye Tanıtma Fonu’ndan katkı yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6291) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

16.– Afyon Milletvekili Osman Hazer’in, Dinar İlçesinde kamulaştırılan yerlerin bedellerinin ne zaman ödeneceğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6292) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir’in, isteğe bağlı Türkiye’ye gelen Ahıska Türklerine ilişkin Devlet Bakanından (Ahat Andican) yazılı soru önergesi (7/5418)

2. – Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın, Rize’de yaptığı bir konuşmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5419)

3. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, yolsuzluk iddiaları karşısında alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5803)

4. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana’da bulaşıcı hastalıklara karşı alınan tedbirlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5821)

5. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana’nın afet bölgesi olarak ilan edilip edilmeyeceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5823)

6. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Afyon’a yapılan sağlık yatırımlarına ve ihalelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5827)

7. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5848)

8. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, SSK’da bazı personelin yasadışı örgütlerle ilişkisi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5849)

 

 

20.10.1998 SALI

Teklifler

1. – Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu’nun; Üç İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1286) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.10.1998)

2. – Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın; Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1287) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.10.1998)

3. – Sıvas Milletvekili Musa Demirci ve 18 Arkadaşının; Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1288) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.10.1998)

4. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 12 Arkadaşının; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Ek Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1289) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.10.1998)

5. – Aksaray Milletvekili Sadi Somuncuoğlu ve 2 Arkadaşının; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Ek Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1290) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.10.1998)

6. – Aksaray Milletvekili Sadi Somuncuoğlu ve 2 Arkadaşının; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Ek Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1291) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.10.1998)

7. – Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 6 Arkadaşının; Seçimlerle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ve Birlikte Yapılacak Mahallî İdareler Genel Seçimleri Hakkında 31.7.1998 Tarih ve 4381 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1292) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.10.1998)

Önergeler

1. – Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün’ün; Seçimlerin Yenilenmesine İlişkin Önergesi (4/378) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.10.1998)

2. – Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, İçel Milletvekili Turhan Güven, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın: Seçimlerin Yenilenmesine İlişkin Önergesi (4/379) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.10.1998)

Sözlü Soru Önergesi

1. – Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde satılan kömüre sübvansiyon uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1208) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Şereflikoçhisar İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6293) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

2. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Nallıhan İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6294) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

3. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Kazan İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6295) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

4. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Kızılcahamam İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6296) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

5. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Kalecik İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6297) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

6. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Haymana İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6298) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

7. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Güdül İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6299) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

8. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Evren İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6300) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

9. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Elmadağ İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6301) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

10. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Çubuk İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6302) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

11. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Çamlıdere İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6303) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

12. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Beypazarı İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6304) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

13. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Balâ İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6305) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

14. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ayaş İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6306) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

15. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Akyurt İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6307) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

16. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Yenimahalle İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6308) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

17. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Sincan İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6309) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

18. – Ordu Milletvekili Hüseyin Olgun Akın’ın, Sivas-Koyulhisar İlçesine bağlı Çandır Köyü mevkiinde faaliyet gösteren maden üretim tesislerinin çevreyi kirlettiği iddialarına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/6310) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

19. – Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener’in, Sivas Şeker Fabrikası için ayrılan ödeneğe ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6311) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

20. – Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, Gerede-Gümüşova Otoyolu ve Bolu Dağı Tüneli inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/6312) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

21. – Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, Bolu Dağı Tüneline ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/6313) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

22. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Polatlı İlçesinde Kaymakamlık Olur’u ile görev yeri değiştirilen öğretmenlere ve öğretmen açığı olan okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6314) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.10.1998)

23. – Kütahya Milletvekili Metin Perli’nin, Kütahya II. Endüstri Meslek Lisesi’nin öğretime açılmamasının nedenine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6315) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

24.-Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün’ün, Tekirdağ’a bağlı ilçe ve beldelerdeki belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6316) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

25.-Aydın Milletvekili Fatih Atay’ın, Kuşadasıspor-Göztepespor maçında bir spor muhabirinin emniyet görevlilerince tartaklandığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6317) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

26. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, Türkbank ihalesiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6318) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

27. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Başbakanlık Takip Kurulunun raporu doğrultusunda bazı hakim ve savcılar hakkında soruşturma başlatıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/6319) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

28. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Başbakanlık Takip Kurulunun raporu doğrultusunda bazı hakim ve savcılar hakkında soruşturma başlatıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/6320) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

29. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, başka kurumlardan T.B.M.M.’ne geçiş yaptıktan sonra emekli olan personele ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/6321) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.10.1998)

Meclis Soruşturması Önergesi

1. – Hatay Milletvekili Atila Sav ve 54 arkadaşının, suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturduğu ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 313, 296, 240, 31 ve 33 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/38) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998) (Dağıtma Tarihi : 20.10.1998)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın ve 39 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Hamlesi Projesi’nin somut sonuçlarının bölge halkına yansıtılamamasının nedenleri ile GAP’nin bölge kalkınmasına olan etkisinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/292) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

2. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 34 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/293) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

3. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi ve 20 arkadaşının, mafyanın karıştığı iddia edilen kamu ihalelerini araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.10.1998)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

20 Ekim 1998 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN

KÂTİP ÜYELER : Ahmet DERİN (Kütahya), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9 uncu Birleşimini açıyorum.

Değerli arkadaşlarım, çalışmalarımıza başlıyoruz.

İSMET ATTİLA (Afyon) – Yoklama yapın Sayın Başkan; çoğunluk yok.

BAŞKAN – Gündeme geçmeden önce, üç milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – İçel Milletvekili Halil Cin’in, siyaset, sistem ve insan unsuruna ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – İlk sırada, İçel Milletvekili Halil Cin, siyaset sistemi ve insan ilişkileri konusuyla ilgili olarak gündemdışı söz istemişlerdir.

Sayın Halil Cin'i kürsüye davet ediyorum.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyaset, sistem ve insan konulu konuşmama başlarken, hepinizi saygılarımla selamlarım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki hafta önce, milletimizin çoktan beri özlediği bir millî birlik ve beraberlik tablosu sergiledi. Ondört yıldan beri PKK terörünü destekleyen ve Türkiye'ye gizli bir savaş açmış olan Suriye'ye karşı uygulanacak Hükümet politikasına, bütün siyasî partiler tam destek verdiler. Bu tarihî uzlaşmanın temelinde, vekillerimizin vatan sevgisi ve devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğine sadakati vardır. Demek ki, milletvekilleri ve siyasî partiler, kendilerini aşabildikleri zaman ülkenin temel sorunları üzerinde anlaşabilmektedirler. Siyaseti, bireysel amaçlı mücadele yerine, millî çıkarlara hizmet yarışı yapabilmek için, mutlaka, böyle bir millî tehlike, bir yabancı ülkeyle önemli bir sorun mu yaşamak gerekir... Ülkenin çözüm bekleyen hayatî sorunları da aynı duyarlılığı ister. Halk, siyasette kısır çekişmeler ve kavgalardan bıkmış, siyasete ve siyasetçiye güvenini, demokrasi ve seçimlere ilgisini kaybetmiş, çalışmayan, çalışanı da engelleyen siyasetçiden bıkmıştır.

Milletimizi, dünyanın en müreffeh toplumu yapmak, cumhuriyetin aslî gayesi ve ebedî davasıdır. Siyasetin bu kutsal davanın emrinde olması, milletimizin en büyük arzusudur. Bu amaca ulaşmak için, çoğumuz, çözümü, siyasî sistem değişikliğinde görmekteyiz. Halbuki, sistemi koyan, yaşatan, iyi ve kötü kullanan da insandır. İnsan, sistemden önce, kendi zihniyetini, siyasete bakışını değiştirmelidir. Örneğin, Suriye konusunda, sistem, uzlaşma ve birlik için bir sorun yaratmadı; çünkü, hepimiz, millî çıkarları, siyasal ve bireysel çıkarların önüne aldık, yeminimize sadık kaldık.

Sistem değişmediği halde, bazı milletvekillerinin kendi dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istemeleri, bir bakanın, sorumluluk duygusunun gereğini yaparak bakanlık görevinden ve milletvekilliğinden istifa etmesi, bazı milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda ortak tavır benimsenmesi, siyasette, insanı, sistemin önüne koyan sevindirici gelişmelerdir.

Türkiye'de, yönetemeyen demokrasiden yöneten demokrasiye geçişin çaresi, sistemi değiştirmek değil; aksine, siyasetçilerin, sistemi uygulamadaki çifte standardı ve siyasî prim kazanma endişelerini terk etmeleridir. "Mevcut sistem değişmezse toplum bunalımdan kurtulamaz" düşüncesi, insanın önemini ihmal eden, sistemi kurtarıcı gibi gören yanlış bir anlayıştır. Tabiî ki, sistemi değiştirme konusunda uzlaşılıyorsa bu yapılmalıdır; ama, olmadığı takdirde, asıl kaynağa, yani, insana dönülmelidir. Hangi sistemde olursa olsun, siyaset, mükemmellik değil, uzlaşma ve çözüm üretme sanatıdır; ancak, her uzlaşmanın da ülkeye yararlı olduğu söylenemez. Örneğin, Parlamentomuz, bir karar ve bir kanunla, seçimlerin yenilenmesini ve mahallî seçimlerle birlikte 18 Nisan 1999 tarihinde birlikte yapılmasını kararlaştırdı. Buna "evet" diyen milletvekillerinin çoğu kerhen oy verdi; çünkü, bireysel endişeleri aşamadılar. Halkın büyük ekseriyeti de bu konuda benzer görüşlere sahiptir. Bu karar, toplumda geleceğe dönük bir karamsarlık ve ümitsizlik yarattı. Öncelikle, düzelme yoluna giren ekonomik göstergeleri bozdu. Bu durumda, mevcut kararı ve kanunu düzeltmek farz olmuştur. Ne var ki, partiler, siyasî hesaplarla bunu yapmaktan çekinmektedirler. Halbuki, ortak millî çıkarlar bu kararın değiştirilmesini gerektirmektedir. Halkın beklentisi şudur: Siyasî partiler, halkın eğilimlerine ve ülkenin gerçeklerine uygun siyasetle puan kazanırlar. Sezgim şudur ki; Parlamentonun bahse konu olan bu kararı, Türkiye'ye daha büyük istikrarsızlık ve kaos getirecektir. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olunacaktır. Bu seçimi kararsızlar partisi kazanacaktır. Ülke, zaman ve kan kaybedecek, belki de demokrasiyi... Demokrasiyi yaşatmak ise, sistemin değil bireylerin görevidir.

Özetle, siyaset, sistem ve insan bir sacayağıdır; ama, bu ayağın dengesini kuran da, bozan da insandır; herşeyin sebebi ve amacı da insandır. Eğitilmiş ve ekonomik düzeyi yükselmiş insan, demokratik rejimin teminatıdır.

Sözlerimi Hacı Bektaş Veli'nin bu gerçeği ifade eden ve bugüne ışık tutan şu hikmetli sözleriyle bitiriyorum:

Dervişlik hırkada, taçta değildir,

Hararet nârdadır, sacta değildir,

Her ne ararsan insanda ara,

Kudüs'te, Mekke'de, Hac da değildir.

Hepinizi saygılarımla selamlarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Sayın Halil Cin'e teşekkür ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bir sayın bakan cevap vermiyorsa, ben, Parlamento ve demokrasi adına şunu söylemek isterim ki, yapılan konuşma demokrasi adına talihsizlik taşımaktadır.

Teşekkür ediyorum. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

2. – Adana Milletvekili İ. Ertan Yülek’in, Türkiye’de şekerpancarı üretimine ve özel şeker fabrikalarının durumuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı ikinci konuşmayı, Türkiye'de şekerpancarı üretimi ve özel şeker fabrikalarının durumuyla ilgili olarak söz isteyen, Adana Milletvekili Sayın Ertan Yülek yapacaklar. (FP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Yülek.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ziraatında çok önemli bir yeri olan pancar ekicileri ve özel şeker fabrikalarının durumu hakkında bilgi vermek ve Hükümetin bu konudaki tutumunu eleştirmek için söz almış bulunuyorum; bana, bu imkânı verdiği için Sayın Başkana teşekkürlerimi sunuyorum.

Şekerpancarı, yazları serin, kışları soğuk geçen orta kuşak ikliminde yetişmekte ve gelişmiş ülkeler dahil, birçok ülkenin ziraatında önemli bir yer tutmaktadır. Mesela, bugün, çok gelişmiş olan Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, hatta Japonya, pancar ziraatına önem ve destek vermektedirler.

Pancarın, bir plato bitkisi olması sebebiyle de, ülkemizde, Orta ve Doğu Anadolu'da hububat kadar yaygın ve hububata bir münavebe bitkisi olarak ekimi yapılmaktadır. Ürün çeşidi az olan bu bölgelerde ekimi ihmal edilemeyecek bir ziraî üründür. Pancardan şeker, çeşitli kimyevî maddeler ihtiva eden melas, küspe elde edilir.

Ayrıca, hava kirliliğine karşı da önemi vardır. 1 dekar pancar tarlasından elde edilen oksijen -çok enteresandır- 7,5 dekar ormandan elde edilen oksijene denktir. Bu özellikleri sebebiyle de, bir Alman bilim adamı "eğer şekerpancarı olmasaydı, icat edilmesi lazım gelen bir bitkidir" diye ifade etmektedir.

Ülkemizde, her yıl, 500 bin civarında -ama münavebeyi de dikkate aldığımızda 1,5 milyon- çiftçi pancar ziraatıyla uğraşmaktadır. Bunların ekim alanı takriben 4,5 milyon dekar olup, 18 ve 20 milyon ton pancar ve bundan da 2-2,5 milyon ton arasında şeker elde edilmektedir.

Türkiye'de pancar ziraatı, çok iyi teşkilatlanmış bir pancar ekicileri kooperatifi Pankobirlik üyeleri tarafından yapılmakta ve kontrollü ve gerçekten de verimli en iyi ekim Türkiye Şeker Fabrikalarının kontrolünde yürütülmektedir. Hükümetlerin bu konudaki politikaları, pancar ekimine ve şeker üretimine birinci derecede etki etmektedir. 1994-1995 yıllarındaki yanlış politikalar yüzünden 330 dolara şeker ihraç eden Türkiye, 460 dolardan 250 milyon dolar vererek şeker ithal etmiştir. 54 üncü Hükümet tarafından, 1996 ve 1997'deki taban fiyatları sebebiyle de, Türkiye, bugün, dünyanın önemli şeker ihraç eden ülkesi haline gelmiştir.

Türkiye'de şeker fabrikası kurulması, âdeta bir kahramanlık destanı gibidir. Millî mücadeleden hemen sonra, daha cumhuriyetin ilanından evvel, Uşaklı, yaşı 60'ın üzerinde Mollazade Nuri Efendi, çok asil bir düşünceyle, şeker fabrikası kurmayı düşünmüş ve tatbik sahasına da koymuştur. "Pancarımız var, fabrikamız yok; neden, gâvura şeker için avuç dolusu para verelim" diyerek yola çıkıyor ve 1922'nin sonu 1923'ün başında şeker şirketini kuruyor; hatta, Gazi Paşa hazretleri ile İsmet Paşayı da 10'ar lirayla ortak ediyor.

1950'de Demokrat Parti, özel sektör öncelikli politikaları sebebiyle 5 şeker fabrikası kuruyor. Bunlar, Konya, Amasya, Kayseri, Adapazarı ve Kütahya'dır -bugün, ülkemizde 29 şeker fabrikası var- 3'ü özelleşmiş, 2'si devletin elindedir. 3 özel şirketin hissesi, toplamda yüzde 20 civarındadır. 1991 yılına kadar pancar ekicilerinin yüzde 50'sine sahip olan bu 5 fabrika "şekere selam, yönetime devam" demiş, 1991'de kontrollü bir özelleştirme olmuş ve Amasya'dan başlanmış, daha sonra Konya ve Kayseri özelleşmiş, Kütahya ve Adapazarı bağlı ortaklık haline getirilmiştir. Bu fabrikalar, bugün, büyük bir haksız rekabetle karşı karşıyadır. Devleti arkasını alan fabrikalar, yani, devlet fabrikaları üç aya kadar vadeli şeker satmaktadırlar ve DFİF'ten yüzde 40 ile yüzde 50 civarında kredi alabilmektedirler. Oysa özel sektör fabrikaları yüzde 100 ile yüzde 150 civarındaki finans yükünün altında ezilip gitmektedirler. Bu sebeple de, bugün, Amasya fabrikası 9-10 trilyon liralık borç batağına batmış ve kurtarılamaz hale gelmiştir.

Bugün, şeker, dünya piyasalarında 215 dolara ihraç edilmektedir. Türkiye Şeker Fabrikaları dışındaki özel sektör fabrikaları şeker ihraç edememektedirler. Şeker Fabrikaları ihraç edip, 215 dolar ile maliyet arasındaki farkı görev zararı olarak alırken, özel sektör fabrikalarına bunun verilmeyişi büyük bir haksız rekabettir. Bakınız, Türkiye'de tekstil ihracatını Sümerbank başlatmıştır, özel sektör devreye girdiği zaman, devletçe, ihracatta verilen ne kadar sübvansiyon veya vergi iadesi varsa, aynısı, özel sektöre de verilmiştir. Bugün, şeker fabrikalarına da bu desteğin verilmesi, aradaki farkın görev zararı olarak ödenmesi lazımdır.

BAŞKAN – Sayın Yülek, konuşma süreniz tamamlanmıştır efendim.

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Bitiriyorum efendim...

Çeşitli avanslarla çiftçiye birtakım imkânlar verilmektedir. Bütün bunların sonucunda şunu ifade etmeye çalışıyorum: Hükümetin bu haksız rekabeti bir an önce önlemesinde zaruret vardır. Ilgın çiftçisi, devletin çiftçisi, Türk çiftçisi de, Konya çiftçisi, devletin çiftçisi değil midir?..

Bu konuda, yıllardan beri bekleyen, bir şeker kanunu tasarısı vardır. Bu şeker kanunu tasarısı eğer Büyük Millet Meclisine sevk edilirse -ben, Sayın Genel Başkanımızla ve grup başkanvekillerimizle konuştum- bu konuda her türlü desteği vereceğimizi arz ediyor; saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ertan Yülek'e teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmayı cevaplamak üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanımız söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E.YALIM EREZ (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemdışı söz alan Sayın Ertan Yülek'in konuşmasını cevaplandırmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında, Sayın Yülek'e teşekkür ediyorum; çok önemli bir konuyu, kendisi de eski bir şekerci olması dolayısıyla, çok doğru bir şekilde takdim ettiler. Tabiî, gönül arzu ediyor ki, bu kürsüde, ülkenin böyle temel konuları tartışılsın ve parti farkı gözetilmeden bunlara hep beraber çare arayalım. Bir an evvel, haksız soruşturmaları bir yana bırakıp haklı soruşturmaları yapalım ; ama, ülkenin temel meselelerini şurada bir tartışmaya başlasak, zannediyoruz ki, Türkiye'yi, bugünkü sorunlarının çoğundan arındırırız. Sayın Yülek'in dediği gibi, şeker, dolayısıyla pancar, Türk tarımının önemli bir ürünüdür; ancak, maalesef, Türkiye'nin kalıcı bir şeker üretim politikası olmadığı için, zaman zaman sorunlar yaşanmıştır. Üç yıllık görevde bulunduğum süre zarfında da en çok dikkat ettiğim husus, Türkiye'nin bir şeker üretim politikasını kalıcı olarak oturtabilmek olmuştur. Türkiye'nin şeker üretim politikası uygun standartlarda, yurtiçi talebe yeterli, asgarî maliyetle, azamî katma değer yaratacak şekilde şeker üretmek olmalıdır ki, şeker politikamızın temeli bugün budur. Bu doğrultuda yurtiçi talebi yurtiçi kaynaklardan karşılayacak düzeyde şeker üretimi gerçekleştirilerek ülke şeker üretiminde kendi kendine yeterlilik öngörülmektedir.

Sayın Ertan Yülek'in belirttiği gibi, zaman zaman bu prensiplerin dışına çıkıldığı için, Türkiye, bazen, şeker ihraç eden bir ülke bazen de şeker ithal eden bir ülke durumundadır. Aslında, Türkiye'nin çok fazla pancar üretip bu pancardan elde ettiği şekeri ihraç etmesi de akıllı bir politika değildir; -zannedersem, Sayın Yülek benim bu görüşüme de katılacaktır- çünkü, dünyada şeker, büyük ölçüde şeker kamışından elde edildiği için ihraç fiyatlarıyla rekabet etme imkânımız yoktur ve ancak, Hazineden sübvansiyonla şeker ihracatı yapılmaktadır.

Yine, özel sektörle devlet arasındaki rekabetin giderilmesi için yeni bir şeker kanun taslağı muhakkak hazırlanmalıdır. Zaten bu düşüncede olan Bakanlığımız, Türkiye'de şeker rejimini düzenleyen 22.6.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6747 sayılı Şeker Kanununun bazı maddeleri yeni çıkan yasalarla uygulanamaz hale geldiğinden, günün ihtiyaçlarına da cevap veremediğinden ve ayrıca, mevcut yasanın, özel sektörün etkinliğini ve faaliyetlerini sınırlayıcı hükümleri ihtiva etmesi nedeniyle, yeni bir şeker kanunu tasarısı hazırlamış, Başbakanlığa sunmuştur. Sayın Ertan Yülek'in ifade ettiği, Fazilet Grubunun bu konudaki düşüncesinden son derece memnun oldum; diğer parti grupları da bunu uygun görürlerse, zannedersem, önümüzdeki günlerde bir Danışma Kurulu kararıyla gündeme getirip, bunu, kısa sürede kanunlaştırmak mümkün olacaktır.

Yeni şeker kanunu taslağımızda önemli hususlardan bir tanesi şudur: Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak üzere, pazarda kota sistemi öngörülmektedir. Bu kota sisteminde (A) kotası diye adlandırdığımız kota, içtalebi karşılayacak şeker miktarını, (B) kotası ise güvenlik payı olarak üretilecek şeker miktarını belirlemektedir.

Eğer, tasarımız kanunlaşırsa, pancar fiyatları, eskiden olduğu gibi devlet tarafından belirlenmeyecektir; pancar fiyatları, şirketlerle üreticiler arasında, şeker fiyatlarıysa şirketler tarafından serbestçe belirlenecektir.

Ayrıca, bu tasarıyla, ihracat destekleri ile depolama masraflarını karşılamak üzere bir şeker fonunun kurulması öngörülmektedir.

Yine, bu tasarıyla, yasa çerçevesinde her türlü kararı almak ve uygulamak üzere, kamu ve özel sektörden oluşan yedi üyeli bir şeker kurulu oluşturulacaktır. Yeni şeker kanununda da, ithalatta koruma aynen devam ettirilecektir.

Ayrıca, ihracata destek olması için de yalnızca şekeri girdi olarak kullanan ve ihraç eden imalatçılara ve ihracatçılara, ihraç fiyatları üzerinden destekte bulunulması da bu tasarı içerisinde yer almaktadır.

Ben, Sayın Ertan Yülek'e bu önemli konuyu gündeme getirdiği için teşekkür ediyorum. Bu arada, şu bilgiyi de verip, sözlerime son vermek istiyorum: Türkiye'de, 1996 yılında 1 milyon 862 bin ton şeker üretilmiştir; 1997 yılında üretilen şeker 2 milyon 372 bin tondur; 1998 yılı şeker üretimi 2 milyon 575 bin tondur. Ülke şeker talebi de 2 milyon ton civarında olup, her yıl, yüzde 2,5-3 düzeyinde de artmaktadır.

Pancar üretimi, bu yıl 20 milyon tondur. 1998 yılında, Türk Şeker ve bağlı ortaklıklar tarafından 16 milyon ton pancar alınması hesaplanmaktadır. Bu üretime karşılık da 290 trilyon lira bedel ödenmesi tahakkuk edecektir. 1998 yılında ortalama pancar fiyatının 17 767 Türk Lirası/kilogram olarak gerçekleşmesi beklenilmektedir.

16.10.1998 tarihi itibariyle, üreticiye, 49 trilyon 400 milyar liralık aynî ve nakdî avans verilmiştir. Bugüne kadar verilen avansların yüzde 62'si nakden ödenmiştir. Üçüncü avans ödemesi de devam etmekte olup en kısa sürede tamamlanacaktır.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplandıran Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez'e teşekkür ediyorum.

3. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Tariş’in Ege Bölgesinde kuru üzüm ve pamuk alımlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı son konuşmacı olan, Manisa Milletvekili Sayın Hasan Gülay, Tarişin Ege Bölgesi kuruüzüm ve pamuk alımlarıyla ilgili gündemdışı söz isteminde bulunmuştur.

Buyurun Sayın Gülay. (DSP sıralarından alkışlar)

HASAN GÜLAY (Manisa) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlerime başlamadan önce, Sayın Başkanı ve Yüce Meclisin tüm değerli üyelerini sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu sene, 1998 yılı, Ege Bölgesi ve seçim bölgem Manisa'da, kuruüzüm ve pamuk taban fiyatları, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti tarafından, bandırılmış ilaçlı kuruüzümde 265 bin, naturel kuruüzümde 280 bin Türk Lirası olarak açıklanmıştır. Aynı şekilde, pamuk taban fiyatları da 195 bin Türk Lirası ve kilogram başına 10 sent olarak açıklanmıştır. Pamuk ve kuruüzüm, genelde, ana ihraç ürünlerimiz olup, iç tüketimde de yoğun bir şekilde tüketilmektedir.

Değerli milletvekilleri, dünyadaki global ekonomik krize ve bilhassa bu ürünlerin ihraç edildiği ülkelerdeki büyük ekonomik krize rağmen, üstelik 55 inci Cumhuriyet Hükümetinin uyguladığı enflasyon canavarını bu sene yüzde 50'lerin altına çekme ve önümüzdeki sene de yok etme savaşına rağmen, verilen taban fiyatlar genelde üreticiler tarafından olumlu karşılanmıştır; ama, iş burada bitmiyor.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, bu sene, Ege Bölgesinde ve seçim bölgem Manisa'da nisan ve mayıs aylarında aşırı yağışlar olmuştur. Bu yağışlar, pamuk ürününün, iki, üç, hatta dört defa tarlada bozulup tekrar ekilmesine yol açmıştır; bu durum, pamuk üreticisine ek masraf demektir, pamuk üretim maliyeti de o oranda artmıştır, geç ekilmeden dolayı da dekar başına verim de düşmüştür. Aynı şekilde, aynı hava şartları üzümde de üretim kaybına ve maliyet artışına yol açmıştır.

Şimdi hasat zamanıdır. Tariş üzüm ve pamuk birlikleri, tüm Ege Bölgesinde ve seçim bölgem Manisa'da, kuruüzüm ve pamuk alımları yapmaktadır. Açık açık söylüyorum: Alımlar ve ürün bedellerinin ödenmesi istenilen şekilde, üreticinin istediği şekilde yapılamamaktadır. Ekim zamanında maliyetleri artan kuruüzüm ve pamuk üreticileri, Tariş tarafından, hem alımların hem de ödemelerin hızlı yapılmasını arzu etmektedirler; bu, onların da hakkıdır. Bu konuda, Genel Başkanım Sayın Bülent Ecevit'e, Sanayi ve Ticaret Bakanım Sayın Yalım Erez'e yaptığım girişimler sonucu, bu alımlar ve ödemeler, bir nevi hızlanmış durumda idi. Seçim bölgem Manisa'ya tatilde ve hafta sonu yaptığım gezilerde, üreticileri ziyaret ettim, problemleri de yakından gördüm. Manisa'nın Akhisar, Gölmarmara, Saruhanlı, Alaşehir, Turgutlu, Salihli ve diğer ilçeleri, üzüm ve pamuk üreticilerinin en yoğun olduğu yerlerdir. Buradan, Sanayi ve Ticaret Bakanım Sayın Yalım Erez'e, üretici adına çağrı yapıyorum. Tarişin, kuruüzüm ve pamuk alım ödemelerini daha hızlı yapması gerekiyor. Üretici, bunu, Sayın Bakanımdan ve Tarişten de beklemektedir. Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanım Yalım Erez'in bu konudaki duyarlılığını da biliyorum, duyarlı olacağına da inanıyorum.

Ayrıca, pamuktaki prim sistemine de değinmek istiyorum. Üretici, prim sisteminden çok memnundur. Prim sistemini de getirdiği için, Hükümetimize ve Sayın Erez'e, buradan açık açık teşekkür ediyorum. Yalnız, üretici, 10 sentlik prim ödemelerinin de pamuk bedelleriyle beraber yapılmasını arzu etmektedir. Eğer, ödemeler bu şekilde yapılırsa, inanın, üretici çok memnun olacaktır. Bu memnuniyetten, Sayın Bakanımın da memnun olacağını biliyorum.

BAŞKAN – Sayın Gülay, konuşma süreniz tamamlanmıştır efendim.

HASAN GÜLAY (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

Şu anda, seçim bölgem Manisa'da yağışlar vardır. Alımların ve ödemelerin istenilen şekilde yapılması için, Hazine tarafından Tarişe DFİF destekleme kredisi açılması gerekir; açıldıysa da Sayın Bakanıma yine teşekkür etmeyi görev biliyorum.

Bazı muhalefet milletvekillerimiz -iyiniyetli de olsa- benim, bu kürsüden, hep pamuk, üzüm, tütün ve zeytin üreticilerinin sorunlarını gündeme getirdiğimi söylemektedirler. Ben, Manisa milletvekiliyim; bu sorunları gündeme getirmek de, benim birinci görevimdir.

Sözlerime son verirken, PKK terör örgütünün baş destekçisi ülkerden biri olan Suriye ile problemlerinde, bazı siyasal partilerimiz ve onların sayın liderlerinin, konuyu siyasal amaçları için istismar etmemelerini, 55 inci Cumhuriyet Hükümetine destek vermelerini, bazı partilerimizin, onların sayın liderlerinin ve değerli yöneticilerinin de, siyaset yapıyorum derken seviyeli olmalarını diliyorum ve halkımızın da bizden bunu beklediğini belirtir, Yüce Meclise saygılar, sevgiler sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Manisa Milletvekili Sayın Hasan Gülay'a teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmayı cevaplamak üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanı tekrar söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gündemdışı konuşan Sayın Hasan Gülay'ın konuşmasını cevaplandırmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, çekirdeksiz kuruüzümle ilgili görüşlerimi ifade ettikten sonra pamuk konusunda da bilgi vermek istiyorum.

Sayın Gülay'ın da bahsettiği gibi, Türkiye, önemli ölçüde üzüm üreten ve ihraç eden bir ülke. Çekirdeksiz kuruüzüm üretimi ve ekim alanları da yıldan yıla artmaktadır. 1996 yılı üzüm rekoltesi 220 bin ton, 1997 yılı üzüm rekoltesi 230 bin ton; içinde bulunduğumuz yılın üzüm rekoltesi ise 250 bin ton civarında olacağı tahmin edilmektedir.

Tabiî üretim miktarı, içtüketim ve ihracat miktarlarımızın üzerinde olduğundan stok devri olmakta ve bu da sorun yaratmaktadır. 19.10.1997 tarihi itibariyle 63 bin ton üzüm alımı gerçekleştirilmişken, bu yıl aynı tarih itibariyle 74 376 ton alım yapılmış durumdadır; yani, artan rekolteye karşı üreticinin mağdur olmaması konusunda da her tedbir alınmıştır. Ayrıca, üzüm fiyatları da, geçen sene ve evvelki seneki dolar bazındaki fiyatını aynen muhafaza etmiştir; yani, 1991 yılında 0,77; 1992 yılında 0,85; 1993 yılında 0,80; 1994 yılında 0,59; 1995 yılında 0,84 olan üzüm fiyatları, 1997 ve 1998 yılında 0,95 olarak ilan edilmiş ve üreticinin enflasyona karşı mağduriyeti de önlenmiştir. Kuruüzümle ilgili ödemelerimiz süratle devam etmektedir. Aslında, şu an üretime 1 aylık bir periyotla devam edilmektedir ki, tabiî geçen seneye göre bunu mukayese ederseniz; yani, geçen seneki, 55 inci Hükümetin ödemeleriyle mukayese ederseniz bir geri kalmışlık söz konusudur; ancak, ondan evvelki yıllarla mukayese ederseniz... Aslında, bu yıl geçmiş yıllardan daha önde de ödeme yapıyoruz; ama, halkımız tabiî, en yakın tarihi hatırlıyor; yani, bizim iktidarda bulunduğumuz geçen yılı hatırladığı için sorun biraz da oradan kaynaklanmaktadır. Yoksa, geçmiş yıllarda, dört beş ay sonra bu paranın ödendiği, hem üzüm üreticisi tarafından hem de o bölgenin milletvekilleri tarafından gayet iyi bilinmektedir.

Yine, pamukla ilgili, geçtiğimiz günlerde Meclis gündemine bu konu geldiğinde ifade ettim. Sayın Gülay'ın da belirttiği gibi, sorun, Hükümetimizin uyguladığı politikadan kaynaklanmamaktadır; sorun, dünyada pamuk fiyatlarının düşmesinden kaynaklanmaktadır. Bizim pamuk fiyatlarını ilan ettiğimiz gün 171 sent olan pamuk fiyatları bugün 154 sente düşmüştür; Ege pamuğu için diyorum. Yine, bizim 140 sentten ilan ettiğimiz pamuk fiyatları -Çukurova pamuğu için- bugün 106 sente düşmüş durumdadır. Aslında, 195 bin lira ve artı 10 sent prime baktığınızda, verilen fiyatların yüzde 63'e tekabül ettiği; yani, beklenen yıl içi enflasyonun üstünde bir fiyat olduğu, üreticinin enflasyona karşı korunduğu apaçık ortadadır ve bu fiyattan da tarım satış birliklerimiz pamuk almaktadır. Ancak, daha evvel belirttiğim gibi, 1994 yılı itibariyle pamukta ve bilhassa tarım satış birliklerinin iştigal konularına giren bütün ürünlerinde destekleme kaldırılmıştır, destekleme yoktur; ama, biz, buna rağmen içinde bulunduğumuz yıl itibariyle dünya pamuk fiyatlarındaki bu düşmeyi de hesaplayarak, ilk defa prim uygulamasına geçtik. Tabiî, bütçenin elverdiği şartlar doğrultusunda da 10 sentlik bir prim uygulamasıyla devreye girdik. Yalnız, geçen gün Yüksek Planlama Kurulunda da konuşuldu, Sayın Başbakanın da bu konuda talimatı var. Primin artırılması konusunda ilgili bakanlıklar gerekli çalışmaları yapmaktadırlar.

Ege Bölgesinde pamukta gecikmemiz bugün itibariyle 15 gündür ve aldığımız pamuk miktarı da, geçmiş yılların üzerindedir. Dün de Hazine tarafından, pamuk alımı için, tarım satış birliklerine 5 trilyon ödeme yapılmıştır ve Sayın Başbakanın geçen gün Yüksek Planlamada ve Bakanlar Kurulunda kesin talimatıyla, aralık sonuna kadar tüm tarım satış birliklerine aldıkları ürünün paralarını ödemek üzere, 250 trilyon lira bir ödeme yapılması emri verilmiştir. İnanıyorum ki, bu yıl da, geçen yılki gibi, üreticinin mağdur edilmeyeceği bir fiyat politikasının ve üreticinin mağdur edilmeyeceği bir ödeme politikasının aynen devam edeceğidir.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplayan Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez'e teşekkür ediyorum.

Böylece gündemdışı konuşmalar bölümündeki çalışmalarımız tamamlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır. "Sunuşlar" bölümündeki metinler uzun olduğu için Divan Üyesi arkadaşımızın, okuma görevini oturduğu yerden yerine getirmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Irak’a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı’ya, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1744)

BAŞKAN – Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 15 Ekim 1998 tarihinde Irak'a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı'nın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

2. – Türkiye - AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanlığında TBMM’ni temsil edecek grubu oluşturmak üzere aday gösterilen milletvekiline ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1745)

15 Ekim 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, "Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanlığı"nda Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek Grubumuzu oluşturmak üzere Demokratik Sol Parti Grup Başkanlığınca aday gösterilen Sakarya Milletvekili Teoman Akgür'ün ismi Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Hasan Korkmazcan

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanvekili

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Üç adet Meclis araştırması önergesi bulunmaktadır; bunlardan birinci önerge 500 kelimeden fazla olduğu için özetini okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın ve 39 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Hamlesi Projesinin somut sonuçlarının bölge halkına yansıtılmamasının nedenleri ile GAP’nin bölge kalkınmasına olan etkisinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/292) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Özet gerekçe: 75 inci yılına ulaştığımız cumhuriyetimiz boyunca ülke kalkınması adına cumhuriyet hükümetleri önemli başarılar kazanmışlarsa da alınan bütün önlemlere rağmen bölgelerimiz arası gelişmişlik farkının artması önlenememiştir. Kişi başına GSYİH Türkiye ortalamasının 300 bin dolara yaklaştığı göz önüne alınırsa, Güneydoğu Bölgemizdeki 1 000 dolarlık ortalama bu gerçeği açıklamaktadır.

Son onbeş yılda hükümetlerimiz bu farkın azaltılması amacıyla sayıları dokuza varan bölgesel kalkınma paketleri hazırlamışlardır. 54 üncü Hükümet tarafından hazırlanan 600 maddelik ve 200 trilyonluk paket de, 30 Mart 1997 tarihinde MGK'da görüşülüp karara bağlanmasına rağmen, realize edilememiştir.

Kamu yatırımlarının öncelik etmediği ve nakit desteğini ihtiva etmeyen bu paketler, bölgedeki yatırımcılar için bir anlam ifade etmemektedir. Van Ticaret Odasının bir araştırması bölgeye son onbeş yılda alınan teşvik paketlerinin başarı ortalamasının sadece yüzde 5 seviyesinde kaldığını göstermektedir. Paketlerin ve verilen sözlerin yerine getirilememesi, bölge halkının devletine olan güvenini zedelemektedir. Vahim olan da burasıdır.

Kalkınma Bankasına göre, bölgede teşvik bekleyen 516 atıl durumda işletme ve tesis bulunmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre, bölgenin ulusal gelirden aldığı pay itibari ile, bölgede nüfusun yarısının açlık sınırında yaşadıkları görülmektedir. Bu verilere göre, şimdiye kadar hiçbir teşvik paketinin başarıya ulaşamadığı görülmektedir.

Yatırımlarda kamunun öncülüğü de gerçekleşememektedir. 1998 bütçesinden güneydoğudaki bütün organize sanayi bölgelere, özelleştirmeden gelecek gelirler hariç, sadece 122 milyar TL ayrılması, bunun en güzel örneğini teşkil etmektedir. Siirt Organize Sanayi Bölgesine ayrılan 10 milyar TL ile inşaata başlanabilmesi bir yana, cari harcamaları bile karşılamak mümkün değildir.

Karayolu yatırımları da çok yavaş ilerlemektedir. Örneğin, 2000 yılında tamamlanması planlanan 7 trilyon proje bedelli Siirt-Eruh-Şırnak karayoluna 1998 yılı için ayrılan ödenek 50 milyar TL'dir. Bu trendle bu yolun 20 yılda bitirilmesi mümkün değildir.

GAP'ın, tarım sektöründe yüzde 11,6'sı, enerjide yüzde 74,8'i gerçekleştirildiği iddia edilmesine rağmen, bölgenin gayri safî yurtiçi hâsıladan aldığı payın artmasını sağlayamadığı görülmektedir. Siirt'e katkı sağlaması amaçlanan GAP'ın Ilısu Barajı için henüz ihale aşamasına bile gelinememiştir. Temelinin ise 2000 yılından önce atılması zor görünmektedir.

2005 yılında realize edilecek şekilde programlanmasına rağmen, bizzat ilgili Devlet Bakanı tarafından açıklanan Master Planı Gerçekleşmeleri ve Tamamlanma Süreleri Tablosuna göre, 1994-1998 trendi ile, GAP'ın tarım sektöründeki sürecinin 90 yılda tamamlanabileceği görülmektedir. Global tamamlanma süresi ise 72 yıldır.

Başta finansman sorunu ve koordinasyonsuzluk olmak üzere, gecikmeyi sağlayan sorunların ortadan kaldırılması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1. Ahmet Nurettin Aydın (Siirt)

2. Hüsamettin Korkutata (Bingöl)

3. Zeki Ergezen (Bitlis)

4. Ahmet Karavar (Şanlıurfa)

5. Ali Coşkun (İstanbul)

6. Sabahattin Yıldız (Muş)

7. Mustafa Bayram (Van)

8. Ahmet Feyzi İnceöz (Tokat)

9. Mehmet Emin Aydın (Siirt)

10. Yaşar Canbay (Malatya)

11. Sacit Günbey (Diyarbakır)

12. Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

13. Fethullah Erbaş (Van)

14. Sait Açba (Afyon)

15. İsmail Coşar (Çankırı)

16. Şaban Şevli (Van)

17. Ali Oğuz (İstanbul)

18. Şinasi Yavuz (Erzurum)

19. Ahmet Doğan (Adıyaman)

20. Mustafa Kemal Ateş (Kilis)

21. Abdullah Arslan (Tokat)

22. Bekir Sobacı (Tokat)

23. Latif Öztek (Samsun)

24. Mustafa Hasan Öz (Ordu)

25. Kemal Albayrak (Kırıkkale)

26. Abdullah Örnek (Yozgat)

27. Mikail Korkmaz (Kırıkkale)

28. Tevhit Karakaya (Erzincan)

29. Cafer Güneş (Kırşehir)

30. Kahraman Emmioğlu (Gaziantep)

31. Mustafa Kamalak (Kahramanmaraş)

32. Osman Hazer (Afyon)

33. Memduh Büyükkılıç (Kayseri)

34. Mehmet Salih Katırcıoğlu (Niğde)

35. Hüseyin Arı (Konya)

36. Hüseyin Olgun Akın (Ordu)

37. Mehmet Sıddık Altay (Ağrı)

38. Maliki Ejder Arvas (Van)

39. Musa Uzunkaya (Samsun)

40. Musa Demirci (Sıvas)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Özeti okunan bu önergenin tam metni, ayrıca, tutanağa eklenecektir.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

İkinci Meclis araştırması önergesini okutuyorum:

2. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 34 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/293)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yozgat İlimizin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunları ile özellikle Yozgat'ın kamu yatırımları ve özel sektörü teşvik edici tedbirler ile kamu hizmetleri yönünden ihmal edilmesinin ortaya çıkardığı sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 12.10.1998

1. İlyas Arslan (Yozgat)

2. Cemil Çiçek (Ankara)

3. Kâzım Arslan (Yozgat)

4. Hasan Dikici (Kahramanmaraş)

5. Abdullah Örnek (Yozgat)

6. Mustafa Köylü (Isparta)

7. Süleyman Metin Kalkan (Hatay)

8. Ahmet Feyzi İnceöz (Tokat)

9. Ahmet Demircan (Samsun)

10. Azmi Ateş (İstanbul)

11. Mukadder Başeğmez (İstanbul)

12. Abdullatif Şener (Sıvas)

13. Seyyit Haşim Haşimi (Diyarbakır)

14. Hayrettin Dilekcan (Karabük)

15. Zeki Karabayır (Kars)

16. Abdullah Özbey (Karaman)

17. Hüseyin Olgun Akın (Ordu)

18. Ömer Naimi Barım (Elazığ)

19. Abdullah Gül (Kayseri)

20. Kemalettin Göktaş (Trabzon)

21. Celal Esin (Ağrı)

22. Nurettin Aktaş (Gaziantep)

23. Mikail Korkmaz (Kırıkkale)

24. Ramazan Yenidede (Denizli)

25. Saffet Benli (İçel)

26. Fikret Karabekmez (Malatya)

27. Ahmet Dökülmez (Kahramanmaraş)

28. Necati Çelik (Kocaeli)

29. Osman Pepe (Kocaeli)

30. Mehmet Emin Aydınbaş (İçel)

31. Ömer Özyılmaz (Erzurum)

32. Latif Öztek (Samsun)

33. Hüsamettin Korkutata (Bingöl)

34. Kahraman Emmioğlu (Gaziantep)

35. Osman Yumakoğulları (İstanbul)

Gerekçe :

Yozgat, coğrafî konumuyla ülkemizin tam ortasında yer almaktadır. Tarihimizde önemli bir yere sahip olan İlimiz, genç cumhuriyetimizle büyüyen ve gelişen sanayi merkezleri olarak bilinen Ankara, Kırıkkale, Çorum, Sıvas ve Kayseri İllerimizle çevrilidir. İlimizin yıllar itibariyle nüfusuna baktığımızda, sürekli göç veren bir konuma sahiptir. Nüfusumuzdaki küçük artışlar ise doğumlardan kaynaklanmaktadır. İl nüfusumuzun yüzde 75'i köylerde ve henüz alt ve üstyapısını tamamlayamamış küçük ilçelerimizde yaşamaktadır.

Cumhuriyet tarihimizde, Yozgatımıza, orta büyüklükte bira fabrikasıyla son yıllarda yapılan şeker fabrikasının dışında hiçbir devlet yatırımı yapılmamıştır.

İlimizin tarihî ve coğrafî konumu İlimize ayrı bir cazibe ve önem katmaktadır. İl halkının geçim kaynaklarının ticarî olmayan tarım ve hayvancılığa dayalı olması nedeniyle, gerek iş bulabilmek gerekse eğitim ve öğretim için Yozgat dışına hızlı göç olmuştur. Ankara'da ve İstanbul'da büyük çoğunluğu olmak üzere tüm Türkiye'de ve Avrupa'da yerleşen nüfusumuzun 2,5 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

Her türlü altyapısı hazır olan müstakil Yozgat Üniversitesinin kurulmuş olmaması, sanayisiyle, tarımıyla ve hayvancılığıyla tamamen yetersiz olan geçim kaynaklarıyla, Yozgatlıyı, ister istemez okumak mecburiyetine sevk etmiştir. Yozgat dışına gitmek zorunda kalan öğrencilerimizin okul ve barınma masrafları da, ailelerine, ayrı bir altından kalkılmaz bir yük getirmiştir.

Taşımacılıkta önemli bir yere sahip olan havayolu ağı kapsamına birçok ilçeler bile alınırken, Yozgatımız, alan yeri bile hazır olan havaalanına kavuşturulamamıştır.

Demiryollarımız, Sıvas ve doğu illerimize Yozgat üzerinden daha kısa sürede ulaşma imkânına sahipken, Kayseri üzeri dolaştırılmış; bugün bile, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü, bu hatasını anlayarak, ilimizi bu demiryolu ağına dahil etmemiştir.

Akarsuları bakımından zengin olan ilimizde ihtiyaç duyulan baraj, sulama göletleri ve sulama kanallarına gerekli önem verilmemiş ve konu üzerine yeterince eğilinmemiştir.

Doğu ve güneydoğu illerimizin birçoğundan daha geri kalmış olan ilimiz, son yıllarda, birinci derecede kalkınmada öncelikli iller arasına alınmış, olağanüstü hal kapsamındaki yatırımların teşvik edilmesiyle ilgili kanunun uygulama alanına sokulmuştur.

Ekonomik ve sosyal nedenler, birçok problemi olan Yozgatımızın gelişip büyümesine engel olmakta, mevcut nüfusun da büyük kentlere umut yolculuğuna çıkmasına sebep olmaktadır.

Bütün vatandaşlarımızın en temel hakkı olan sağlık, eğitim konularında da ilimiz ihmal edilmiştir.

Fert başına gayri safî yurtiçi hâsıla miktarı 1 500 ABD Dolarından az olan ilimiz, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi de 0,5'ten düşük olan iller arasında yer almaktadır.

Yozgat'ın içinde bulunduğu sorunlardan bir an önce kurtulması için, sorunlar ve çözümlerinin yerinde tespitiyle ilgili bir Meclis araştırma komisyonunun kurulması, Yozgatımız, bölgemiz ve Türkiye için faydalı olacağı kanaatindeyiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Şimdi, 3 üncü Meclis araştırması önergesini okutuyorum:

3. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi ve 20 arkadaşının, mafyanın karıştığı iddia edilen kamu ihalelerini araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kamu ihalelerini mafyanın yönlendirdiği konusunda yaygın spekülasyonlar yapılmaktadır. Hatta, iddialara bakılacak olursa, mafyanın, kendisini Özelleştirme İdaresi yerine koyarak, hangi kamu ihalesinin kimde kalacağına ilişkin son sözü söylediği belirtilmektedir. Mafya bunu yaparken; tehdit, şantaj, adam öldürme ve yaralama, hatta bürokrat tayin ve azilleri dahil her bir yolu denemektedir.

Kamu ihalelerinin mafyanın insafına terk edilmesi, öncelikle tüyü bitmemiş yetimin hakkı bulunan millî servetin çarçur edilmesi bakımından önemlidir. Ancak, konunun en az bunun kadar önemli bir başka boyutu daha vardır. Görünüşe göre, kamu ihaleleri devlet-çete bağlantısının püf noktasını oluşturmaktadır. Kamu ihalelerinde ipin ucunu yakalarsak, bu bizi kirli ilişkilerin göbeğine götürecektir.

Ekli gerekçelerle, mafyanın karıştığı kuşkusu bulunan kamu ihaleleri üzerine, Anayasanın ve İçtüzüğün ilgili maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1. Naci Terzi (Erzincan)

2. Bekir Sobacı (Tokat)

3. Ömer Faruk Ekinci (Ankara)

4. Musa Okçu (Batman)

5. Ahmet Feyzi İnceöz (Tokat)

6. Mehmet Sılay (Hatay)

7. Mehmet Emin Aydınbaş (İçel)

8. Süleyman Metin Kalkan (Hatay)

9. Nurettin Aktaş (Gaziantep)

10. Abdulhaluk Mutlu (Bitlis)

11. Ömer Özyılmaz (Erzurum)

12. Yakup Budak (Adana)

13. Lütfi Yalman (Konya)

14. Abdullah Özbey (Karaman)

15. Ramazan Yenidede (Denizli)

16. Memduh Büyükkılıç (Kayseri)

17. Cemalettin Lafçı (Amasya)

18. Avni Doğan (Kahramanmaraş)

19. Mikail Korkmaz (Kırıkkale)

20. Hasan Hüseyin Öz (Konya)

21. Sabahattin Yıldız (Muş)

Gerekçe: Susurluk'ta meydana gelen trafik kazası, devlet-çete ilişkilerinin daha fazla görmezden gelinemeyeceğini ortaya koymuştur.

Devletin, kanunen defolu sayılabilecek kişilerle geliştirdiği ilişkiler, bilahara çeteleşmeyi doğurmuş ve bu durum, devletin de hesap etmediği biçimde vahim bir hal almıştır. Bu ilişki devleti yozlaştırırken, çeteleri devletleştirmiştir. Üstelik, devletleşen çetelerin, devleti muhasarası her geçen gün artmıştır.

Devlet-çete ilişkileri, boşanmanın imkânsız olduğu Katolik nikâhına benzemektedir. Çeteyle ilişkiye girenler, bir noktada bu ilişkiyi kesememişler, istemeye istemeye de olsa devam ettirmek zorunda kalmışlardır. Bu ilişkinin semeresi, Frankensteinların doğuşu olmuştur.

Frankenstein'ın, sahiplerine yönelmesinin önü, ancak iyi yemlenmesiyle alınmıştır.

Kolları bir ahtapot gibi her yana uzanan bu Frankensteinlar, kaçakçılıkla, çek-senet tahsilatçılığıyla, devlet ihaleleriyle beslenmektedir.

Bu durum, Başbakan Mesut Yılmaz'ın, 2.10.1998 tarihli gazetelerde yer alan açıklamalarında da yer almıştır. Söz konusu açıklamalarında Başbakan "adam çıkmış, kendisinde, devletteki atamaları yaptıracak güç buluyor; bir bankanın sahibini arayıp 'avantamı ver' diyor. Bu adamdan 5 milyon dolar aldığı tespit ediliyor. Devlete iltisak etmiş. Bunların hepsini ortaya çıkaracağız" demektedir.

Devlet güvenliğinin ihale edildiği bu çetelere, daha sonraları devlet ihalelerinin güvenliği de ihale edilir olmuştur. Öyle ki, hiçbir devlet ihalesi, çetelerin dahli olmaksızın yapılamamaktadır. Bir benzetme yapmak gerekirse, mafya, Özelleştirme İdaresi gibi çalışmış, hangi ihalenin kimde kalacağına karar vermiştir. Herkesin bildiği gibi; ama, hiç kimsenin söylemeye cesaret edemediği bu gerçekleri, ünlü bir işadamımız bütün açıkkalpliliğiyle dile getirmiştir. Hatta, gazetelerde yazılanlara bakılacak olursa, işadamlarımız da bu durumu kabullenmişlerdir. İşadamlarının karınca kararınca katkılarıyla oluşturulan bir "Çakıcı Fonu" bile bulunmaktadır.

Anlaşılan odur ki, kamu ihaleleri, devlet-mafya ilişkilerinde çok önemli bir bağlantı noktasıdır. Mafya, devlet ihalelerinin kime verileceğine karar vermekte, bunun için, tehdit, şantaj, yaralama, hatta, bürokrat tayin ve azilleri dahil ne gerekiyorsa yapmaktadır. Devlet ihalelerinde, mafyanın istediği şekilde al gülüm ver gülüm gerçekleşirse, vatan-millet edebiyatı çerçevesinde, mafya-siyasetçi arasında pürüzsüz bir ilişki devam etmekte, aksi halde, vatan-millet unutulmakta, kıyasıya bir savaş başlamaktadır.

Alaattin Çakıcı'nın olay kasetlerdeki konuşmalarıyla, bu ilişkiler üzerindeki esrar perdesi kalkmıştır. Kasetlerdeki iddialara bakıldığında, ilginç ilişkiler ağı oluştuğu görülmektedir. Çakıcı, Türkbank'ın, işadamı Erol Evcil'e verilmesini istemiş; dönemin iktidar partisi, bankanın, işadamı Evcil'e satılmasından komisyon istemiştir. Bunun üzerine, Çakıcı, adı geçenlere karşı savaş başlatmış, Flash TV'ye çıkarak konuyla ilgili açıklamalarda bulunmuştur. Dönemin muhalefet lideri Mesut Yılmaz da, Çakıcı'dan gelen bilgi ve istek doğrultusunda grup konuşması yapmıştır.

Mafya babası Sedat Peker'in açıklamalarına göre, Türkbank'ın özelleştirme serüveni daha sonra şöyle gelişmiştir: "Ben Türkbank ihalesinde Hayyam Garipoğlu'nu desteklemeyi düşünüyordum; ama, Çakıcı beni arayıp, kendisinin arkadaşı olan Korkmaz Yiğit'in ihaleye gireceğini söyleyince bundan vazgeçtim."

Bilindiği gibi, Türkbank ihalesi, Korkmaz Yiğit'te kalmıştır. Korkmaz Yiğit, Türkbank'tan sonra hızını alamayarak medyaya yönelmiş ve çok sayıda, kuşkulu gazete, televizyon alımı gerçekleştirmiştir.

Yine, bu kasetlerde Alaattin Çakıcı "bana banka teklif edildi; kabul etmedim" demektedir.

Devlet ihalelerine mafyanın bulaştığı konusunda artık hiçbir kuşku bulunmamaktadır. Bu konu, yalnızca kamu varlıklarının yok pahasına peşkeş çekilmesi bakımından önemli değildir. İşin bu boyutu da önemlidir elbette; ancak, bunun yanı sıra, en az bunun kadar önemli olan bir başka boyutu daha vardır meselenin; o da şudur: Devlet ihaleleri, devlet-mafya ilişkisinin püf noktasını oluşturmaktadır. En azından, kuşkulu devlet ihalelerini projektör altına alırsak, çok girift gibi gözüken devlet-mafya ilişkilerinin künhüne vakıf olabiliriz.

Görüldüğü kadarıyla, devlet ihaleleri meselesi, Susurluk hadisesinin doğal uzantısını oluşturmaktadır. Devlet ihalelerinde ipin ucunu yakaladığımızda, belki, bu ipuçları, bizi, Susurluk hadisesinin ta içine götürecektir.

Bu gerekçelerle, mafyanın karıştığı kuşkusu bulunan devlet ihaleleri hakkında Meclis araştırması açılması önergemizi, Yüce Meclisin takdirlerine sunuyoruz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırasında yapılacaktır.

Değerli milletvekilleri, bir Meclis soruşturması önergesi vardır. Önerge, bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır. Meclis soruşturması önergesini okutuyorum:

4. – Hatay Milletvekili Atilâ Sav ve 54 arkadaşının, suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturduğu ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 313, 296, 240, 31 ve 33 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/38)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanlığına

3 Kasım 1996 tarihinde, Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'a ait 06 AL 600 plakalı Mercedes marka otomobil, Susurluk İlçesi yakınlarında, Hüseyin Kocadağ'ın yönetiminde seyrederken, uçak yolu mevkiindeki bir benzin istasyonundan çıkmakta olan Hasan Gökçe'nin kullandığı 20 RC 721 plakalı kamyonla çarpışmıştır. Kuşadası'ndan İstanbul'a gitmekte olan otomobilde bulunan dört yolcudan üçü -Hüseyin Kocadağ ile Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ve Gonca Us- kaza anında ölmüşler, ön sağ koltukta oturmakta olan Sedat Edip Bucak ise, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştır.

Bu kaza sırasında aynı otomobilde bulunan bu dört kişi arasındaki birliktelik, bir dizi karmaşık ilişkiler yumağını ortaya çıkarmıştır.

Bu kişilerden asıl adı Abdullah Çatlı olan Mehmet Özbay'ın, gerek yurt içinde gerek yurt dışında birkaç yabancı ülkede, çeşitli suçlardan aranan bir kişi olduğu saptanmıştır. Bu arada, Mehmet Özbay'a verilen resmî hizmet pasaportu ile sürücü belgesinin, ticaret odası üyelik kartı ve silah taşıma ruhsatının sahte olmadığı; ancak, sahte kimlikli bir kişi adına düzenlenmiş olması üzerine, soruşturma, bu doğrultuda da derinleştirilmiştir.

Ayrıca, Abdullah Çatlı'nın fotoğrafı bulunan, Mehmet Özbay adına düzenlenen ve dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın imzasını taşıyan belgede adı geçenin, Emniyet Genel Müdürlüğünde uzman olarak çalıştığı belirtilerek, silah taşıma izni verilmesinin talep edildiği saptanmıştır.

Bu kişilerle ilgili olarak soruşturmayı derinleştiren İstanbul DGM Başsavcılığınca hazırlanan fezlekede, sonuç olarak, birkısım kumarhane işletmecileri ile polisce aranan kişilerin, kimi güvenlik görevlileri ve birkısım yönetici ve politikacılarla cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları kanısına varıldığı belirtilmektedir.

Yine fezlekede, TCK'nın 313 üncü maddesinde düzenlenen ve yaptırıma bağlanan çetecilik suçunun bir tehlike suçu olduğu ve toplum yararına olarak hazırlık hareketlerinin de cezalandırılması gerektiği belirtilmektedir. Suçun oluşması için, teşekkülün bir eylemi işlemiş ve tamamlamış olması gerekmeyip, hazırlık hareketlerinin varlığının dahi suçun varlığını belli ettiği anlatılmaktadır. Ayrıca, teşekkül üyelerinin hepsinin aynı derecede görev almalarının da gerekmediği; birkısım üyelerin koruma, kollama, birkısmının ikmal, planlama ve talimat verme, birkısmının ise icracı olarak teşekküle katılmalarının, bazılarının ise suçtan menfaat elde etmiş olmalarının dahi yeterli olduğu açıklanmaktadır.

Bu suretle, İstanbul DGM Başsavcılığının, çeşitli eylemlerden dolayı kamu davası açma hazırlıklarını yürüttüğü; ancak, TBMM üyesi oldukları için dokunulmazlığı bulunan Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak hakkında işlem yapamadığı belirtilerek, bu kişilerin dokunulmazlıkları hakkında karar verilmesi için düzenlenen hazırlık 1997/221 sayılı 30 Ocak 1997 günlü fezleke, TBMM Başkanlığına sunulması amacıyla Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Fezlekede, Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar'ın, çeşitli tarihlerde suç işlemek için teşekkül oluşturan kişilerle ilintili koruyucu eylemleri bulunduğunun saptandığı belirtilmektedir.

Bunlar:

Türkiye'de katliam sanığı olarak hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan Abdullah Çatlı'nın gerçek kimliği bilenerek saklanmasına, çeşitli görevlerde çalışmasına, pasaport, silah taşıma ruhsatı gibi belgeleri sahte isimle almasına yardım edilmesi,

Aynı teşekkülde bulunan ve kumarhaneler kralı olarak tanınan Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesi olayının sanıklarının (A. Çarkın, E. Ersoy, O. Yorulmaz) korunması, bunların gözaltında bulundukları İstanbul Emniyet Müdürlüğünden Ankara Emniyet Müdürlüğüne özel talimatla getirilmesi ve basit bir ifade alma işleminden sonra salıverilmesi,

Çeşitli suçlardan aranan Yaşar Öz'ün, gerek kendi adına gerekse çeşitli sahte kimliklerle hizmet pasaportu, sürücü belgesi ve silah taşıma izni belgesi gibi belgeler sağlanmasıdır.

İstanbul DGM Başsavclığının başvurusu üzerine dosyayı incleyen Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon, Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın dokunulmazlıklarının kaldırılması yolunda karar vererek, raporunu Başbakanlığa sunmuştur. Bu raporu değerlendiren Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu da, 11 Aralık 1997 günlü 527 no'lu kararı ile her iki milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar vermiştir.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra DGM Başsavcılığınca her iki milletvekili hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılmıştır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde görülmekte olan davada, 4 Mayıs 1998 günlü oturumda, mahkeme, Mehmet Kemal Ağar'a yöneltilen eylemlerin 1993-1996 yıllarında işlendiğini, bu süre içinde, Mehmet Ağar'ın, önce Emniyet Genel Müdürü, sonra da İçişleri Bakanı olarak görev yaptığını; eylemlerden bazılarının Bakan olduğu döneme rastladığını belirtmiştir. Mahkeme, Vali statüsünde Emniyet Genel Müdürü olarak yapılan eylemlerin, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine İlişkin Kanun, CMUK hükümleri doğrultusunda milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması ile son soruşturma aşamasına geçilebileceğini; ancak, İçişleri Bakanı olarak işlenen eylemlerden ötürü yargılama yetkisi ve görevinin, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesine ait olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir.

Bu durumda, İstanbul DGM Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturma iddiasıyla, hakkında kamu davası açılan Mehmet Kemal Ağar'ın bu eylemlerinin bir bölümünün İçişleri Bakanı bulunduğu dönemde işlendiği anlaşılmaktadır.

Suç işlemek için teşekkül oluşturmak eylemi, toplumu yakından ilgilendiren ve tehdit eden bir suçtur. Bu tür suçlara kamu görevlilerinin ve politikacıların da katılması, halkımızın "temiz toplum, temiz siyaset" istem ve beklentilerine aykırı düşmektedir. Bir dönem, bakanlık görev ve sorumluluğunu da üstlenmiş olan bir milletvekilinin bu tür kuşkular altında kalması sakıncalıdır. Bu hususu aydınlatacak olan yol ise Meclis soruşturmasıdır.

Sonuç: Belirtilen nedenlerle, eski İçişleri Bakanı Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar hakkında, suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturulması olarak nitelenen ve TCK 313/2-3, 296, 240, 31 ve 33 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması öngörülen eylemlere karışıp karışmadığının soruşturulması amacıyla, Anayasanın 100 üncü maddesi ve İçtüzüğün 107 ve sonraki maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasını arz ederiz.

1. Atilâ Sav (Hatay)

2. Birgen Keleş (İzmir)

3. Erdoğan Yetenç (Manisa)

4. Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)

5. Celal Topkan (Adıyaman)

6. Nihat Matkap (Hatay)

7. Fikri Sağlar (İçel)

8. Mustafa Kul (Erzincan)

9. Oya Araslı (İçel)

10. Ali Şahin (Kahramanmaraş)

11. Yahya Şimşek (Bursa)

12. Nezir Büyükcengiz (Konya)

13. Metin Arifağaoğlu (Artvin)

14. Ali Rıza Bodur (İzmir)

15. Mustafa Yıldız (Erzincan)

16. Ayhan Fırat (Malatya)

17.Bekir Yurdagül (Kocaeli)

18. Algan Hacaloğlu (İstanbul)

19. Mehmet Moğultay (İstanbul)

20. Yılmaz Ateş (Ankara)

21. Haydar Oymak (Amasya)

22. Bülent Tanla (İstanbul)

23. Orhan Veli Yıldırım (Tunceli)

24. İsmet Atalay (Ardahan)

25. Fatih Atay (Aydın)

26. Eşref Erdem (Ankara)

27. Ali Dinçer (Ankara)

28. Bekir Kumbul (Antalya)

29. Mehmet Cevdet Selvi (İstanbul)

30. Onur Kumbaracıbaşı (Kocaeli)

31. Altan Öymen (İstanbul)

32. Hilmi Develi (Denizli)

33. Aydın Güven Gürkan (İzmir)

34. Ercan Karakaş (İstanbul)

35. Şahin Ulusoy (Tokat)

36. Mahmut Işık (Sıvas)

37. Murat Karayalçın (Samsun)

38. Erol Çevikçe (Adana)

39. Zeki Çakıroğlu (Muğla)

40.Yusuf Öztop (Antalya)

41. Ahmet Küçük (Çanakkale)

42. Sabri Ergül (İzmir)

43. Veli Aksoy (İzmir)

44. Fuat Çay (Hatay)

45. Tuncay Karaytuğ (Adana)

46. İ.Önder Kırlı (Balıkesir)

47. Yüksel Aksu (Bursa)

48. Mehmet Sevigen (İstanbul)

49. İrfan Gürpınar (Kırklareli)

50. M.Seyfi Oktay (Ankara)

51. Önder Sav (Ankara)

52. Ali Haydar Şahin (Çorum)

53. Ali Topuz (İstanbul)

54. Adnan Keskin (Denizli)

55. Erdal Kesebir (Edirne)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergesinin görüşülme gününe dair Danışma Kurulu önerisi daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacaktır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

3. – TBMM’nden bir parlamento heyetinin, Avrupa Parlamentosu Başkanının davetine icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1746)

16 Ekim 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Dışişleri Bakanlığından alınan 5 Ekim 1998 tarih ve ABGM/ABGY-760.533-26053-1060-693 sayılı yazıda, 27-28 Ekim 1998 tarihlerinde Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ve Barselona sürecine taraf Akdeniz Ülkelerinin parlamenterlerinin katılımıyla Brüksel'de düzenlenecek olan 1. Avrupa-Akdeniz Parlamenter Forumu'na Avrupa Parlamentosu Başkanının TBMM'yi de bir heyetle katılmaya davet ettiği bildirilmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu Maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Hasan Korkmazcan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bazı sayın milletvekillerinin izinli sayılmalarına ilişkin bir tezkeresi vardır, okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

4. – Bazı milletvekillerine izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1747)

19 Ekim 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Aşağıda adları yazılı sayın milletvekillerinin, hizalarında gösterilen süre ve nedenlerle izinli sayılmaları, Başkanlık Divanının 12.10.1998 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.

Genel Kurulun onayına sunulur.

Hasan Korkmazcan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili

"Ankara Milletvekili Cemil Çiçek, hastalığı nedeniyle 22.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, hastalığı nedeniyle 5.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Diyarbakır Milletvekili M.Salim Ensarioğlu, hastalığı nedeniyle 14.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 14 gün, 27.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 37 gün, toplam 51 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Edirne Milletvekili Ümran Akkan, hastalığı nedeniyle 15.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Altan Öymen, mazereti nedeniyle 20.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Karabük Milletvekili Şinası Altıner, hastalığı nedeniyle 17.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 13 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak, hastalığı nedeniyle 5.10.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün, hastalığı nedeniyle 10.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 18 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Trabzon Milletvekili Hikmet Sami Türk, hastalığı nedeniyle 30.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 22 gün"

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun önerileri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (9/36) ve (9/37) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu önerisi

No: 134 29.9.1998

Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Salih Kapusuz Ülkü Güney

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya Metin Bostancıoğlu

DYP Grubu Başkanvekili DSP Gubu Başkanvekili

Nihat Matkap Mahmut Yılbaş

CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanı

Öneriler:

1. 28.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Adalet eski Bakanı Mehmet Moğultay hakkındaki (9/36) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 27.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – DTP gruptan düştü Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, bu tezkerenin yazıldığı tarihte grup vardı; o tarihli önergeyi olduğu gibi okutuyoruz.

KADİR BOZKURT (Sinop) – İşleme koyuyorsunuz Sayın Başkan; bu şekilde nasıl işleme koyarsınız?!

BAŞKAN – İkinci öneriyi okutuyorum:

2- 30.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkındaki (9/37) esas numaralı Meclis soruşturma önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 2 nci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 27.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerilerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım; şimdi, birinci öneriyi okutuyorum:

1- 28.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Adalet eski Bakanı Mehmet Moğultay hakkındaki (9/36) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 27.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer öneriyi okutuyorum:

2– 30.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkındaki (9/37) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 2 nci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 27.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu görüşmelerle ilgili söz almak isteyen milletvekili arkadaşlarımın, saat 17.00'ye kadar, mensubu bulundukları grup başkanlıklarına müracaat etmelerini rica ediyorum.

Daha önce kabul ettiğimiz bir usul gereğince, başvurular arasında kura çekmek suretiyle sözcülerin sırasını belirleyeceğiz. Bildiğiniz gibi, gruplara başvuru en fazla 10'ar kişi olabiliyor.

Sayın milletvekilleri, Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş müşterek bir grup önerisi bulunmaktadır; okutup, oylarınıza sunacağım.

Buyurun:

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve bütçe kanunu tasarısı görüşmelerinin başlamasına kadar çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin ANAP ve DSP Gruplarının müşterek önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 20 Ekim 1998 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasî parti grupları arasında anlaşma sağlanamadığından, aşağıdaki önerilerimizin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Uğur Aksöz Ali Ilıksoy

ANAP Grup Başkanvekili DSP Grup Başkanvekili

Öneriler:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 276 ncı sırasında bulunan 749 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 11 inci sırasına, 277 nci sırasında bulunan 750 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 278 inci sırasında bulunan 751 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına, 270 inci sırasında bulunan 719 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 251 inci sırasında bulunan 695 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına alınması ve Genel Kurulun 21.10.1998 tarihinden 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının görüşmelerinin başlamasına kadar, çarşamba ve perşembe günleri 15.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması, çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen?..

TURHAN GÜVEN (İçel)– Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Aleyhte söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Turhan Güven ve Sayın Salih Kapusuz öneri üzerinde aleyhte söz istemiş bulunmaktadırlar.

Sayın Güven; buyurun.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

1 Ekim 1998 tarihinde, Millet Meclisi, çalışmalarına bu salonda başlamış bulunmaktadır; tabiî, salonda hatibin bulunduğu yerin, konuşma yerinin biçimsizliği bir tarafa, ileride, inşallah umut ediyorum ki, Başkanlığa sunduğumuz dilekçe itibar görür, iltifat görür ve bu salonda, bu kürsü yerine, çok daha anlamlı ve gerçekten bu Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin vakar ve haysiyetine yakışır bir durumda bir kürsüye sahip oluruz; ama, bunu bir tarafa bırakıyorum.

İktidar Partilerinin, daha doğrusu Hükümetin büyük ortağıyla diğer ortağının talebi üzerine Danışma Kurulu bugün toplandı. Bu toplantıda, Büyük Millet Meclisinde bütçe görüşmeleri başlayıncaya kadar, ancak 11 veya 12 birleşim yapılabileceği ve bu birleşimlerde bazı kanun tasarılarının görüşülmesinin uygun olacağı dile getirildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem önünüzde, gündemin ilk sıralarında yer alan bazı kanun tasarılarının görüşmelerine bu Meclisin eski salonunda zaten başlanmıştı. Bunları bir tarafa atıp, üzerinde hiç görüşme yapılmayan bazı tasarıların, öncelik ve ivedilikle -hangi konuya ve hangi amaca matuf olduğunu bilemeden- görüşülmesini sağlamak, bizce, yanlış bir düşünceden kaynaklanmaktadır.

Bakınız, gündemin en ön sıralarında yer alan kamu sendikalarına ilişkin bir kanun tasarısı, yine, Hükümetiniz tarafından sevk edilmiştir. Daha evvel bu tasarının 24 maddesi görüşüldü. Peki, bunu bitirmek daha uygun değil mi? Eğer, maksat sadece gündemi doldurmak, sadece Büyük Millet Meclisinin çalıştığını göstermekse, bırakın bu çalışmaları yapalım, birlikte yapalım. Hani "efendim, Meclis çalışmıyor" denilmesini ortadan kaldıracak bir mekanizmayı getirmek istiyorsanız, bırakın, Meclisin çalışması, yarım kalan işleri tamamlama şeklinde olsun; bu birincisi.

İkincisi; biliyorsunuz, 488 milletvekilinin oyuyla, 18 Nisan 1999 Pazar günü, erken genel seçimle mahallî idareler seçimlerinin birlikte yapılması için Yüce Meclis bir karar aldı; fakat, bazı gelişmeler oldu. Bu gelişmeler içinde, Hükümet ortağı olan DSP'nin Sayın Genel Başkanı, aynı Hükümetle, Aralık 1998 içinde bir seçim yapılmasının, bu siyasî tıkanıklık karşısında en son çare olduğunu dile getirdi, çok veciz ifadelerde bulundu. Daha bunlar vuzuha kavuşmamışken; yani, seçim tarihinin öne alınması keyfiyeti bizatihî Hükümetin bir ortağı tarafından dile getirilmişken, gündemde yapacağınız bir değişikliğin ne derece uygun olacağını takdirlerinize sunmak istiyorum.

Bu hafta bütün partilerin grup toplantıları yapılıyor, yarın da Demokratik Sol Parti grup toplantısını yapacak. Evvela, Sayın Ecevit'i bir dinleyelim; çok ciddî gördüğümüz bir tarih ortaya koymuştur. Ekonomik kriz ve siyasî kriz nedeniyle, Meclisin herhangi bir şekilde çalışmasının artık mümkün olmadığı dile getirilmiştir. Bu değerli partinin Genel Başkanının söylemleri, eğer bu yoldaysa, devam edecekse, o zaman bu tarihte; yani, aralık ayı içinde bir seçim kaçınılmaz olacaktır.

Böyle olduğuna göre, siz gündemde neyi değiştirmek istiyorsunuz? Bırakın, elimizdeki, yarım kalmış olan işleri -hiç değilse- bitirelim, ondan sonra da sizin uygun gördüğünüz şeyleri görüşelim. Eğer, bu mümkün olmazsa; yani, tekrar, seçimlerin 18 Nisan 1999 Pazar günü yapılması eğilimi olursa, o zaman bu gündemi getirirsiniz, öncelik verdiğiniz işleri Danışma Kurulunda tartışırız ve ona göre de işlem yaparız.

Aslında, getirilen kanun tasarılarının veya anlaşmaların özüne bir itirazımız söz konusu değildir; yani, NATO genişlemesini sağlayacak olan ve 3 devletin NATO hudutları çerçevesi içine alınmasına ilişkin olan konuda bir itirazımız söz konusu değildir; ancak, bakınız, Türkiye, NATO'nun en sağlam ve bütün NATO çalışmalarına en büyük katkısı olan bir ülkedir; ama, NATO'nun diğer ülkelerinin, Avrupa Birliğine girişte, terörle mücadelede yaptığımız çalışmalardaki davranışlarının, bir NATO ülkesine karşı olan davranışlarının uygun olduğunu ifade edebilir misiniz?! İşte, burada, ortaya bir tepki koymak lazım . Biz, bunu, Doğru Yol Partisi olarak, NATO genişlemesinde, alınacak olan devletler bazında değil; ama, bir tepki koymanın gerekliliğine olan inancımız içinde yapıyoruz.

Bu anlaşmaların çok öncelikle, ivedilikle 11, 12 ve 13 üncü sıralara alınmasına bu nedenle karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Diğer kanun tasarılarına gelince: Mahalli İdareler Kanun Tasarısının da belki özüne karşı değiliz; ama, diğer partilerden bazılarının, özellikle mahalli idareler seçimlerinde, iki turlu seçime karşı itirazları var. Bunu, bir bağlamda ortaya koymadan, çözmeden, gerekliliğine inanmadan -Vergi Kanununda olduğu gibi- önümüze getirirseniz, maddeler üzerinde o anda yapılacak bir çalışmayla kanunu tedvin ederseniz, daha sonra yanılgıya düştüğünüzü anlarsınız. Bakın, o kanun çıktı, reform diye çıktı; ama, ilk defa delen yine bizatihi Hükümetin kendisi oldu.

O nedenle, bu tip kanunlar geldiği zaman, müsaade ederseniz, daha rahat bir çalışma, daha uygun bir çalışma içinde olalım. Eğer, seçimlerin yapılma tarihi 18 nisana doğru götürülürse, umut ediyorum ki, o zaman bu gerekli görüşmeler yapılır.

Sayın Başkan, bir başka olay da, Meclis, geçen hafta perşembe günü biliyorsunuz, toplanma imkânına sahip olamadı. Bir kere seçim lafı telaffuz edildikten sonra, bu Meclisin müstemirr, gayretli bir çalışma yapacağına olan inancımız da maalesef yok. Yapılan yoklamalarda çoğunluk sağlanamadığı için, geçen hafta perşembe günü, Meclis Genel Kurulu toplanmadan dağıldı. Peki, bu dağılma yanında siz ne istiyorsunuz; normal bir toplantı yapamazken, yani 15.00 ile 19.00 saatleri arasında bile toplanamazken, siz, bir de gece çalışması talebinde bulunuyorsunuz. Siz, evvela, normal toplantınızı sağlayın, gelin burada birlikte o toplantıyı yapın da ondan sonra gece çalışması talebinde bulunun...

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Grupların ortak önerisi aleyhinde konuşan Sayın Turhan Güven'e teşekkür ediyorum.

Yine aleyhte olmak üzere, Sayın Salih Kapusuz; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti Gruplarının vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, elbette, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma programı, öncelik olarak, iktidarın talepleriyle belirlenmektedir; bu doğaldır; ancak, bir azınlık hükümeti olan, Parlamento desteği bulunmayan bu Hükümetin, Parlamento çalışmalarında, mutlaka uzlaşmayı, konsensüsü ve mutabakatı temin etmesi lazım.

Biz, Anamuhalefet Partisi olarak, yapıcı bir anlayışla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçim kararını da göz önünde bulundurarak, çalışmaların tanziminde katkı sağlamak istedik. İktidara mensup grup başkanvekili arkadaşlarımızla müteaddit görüşmeler yaptık. Kendi aranızda bir mutabakat sağlayabilirseniz, o mutabakatınızı, muhalefetle bir araya gelerek, özel bir ortamda değerlendirelim; bu değerlendirme doğrultusunda bir mutabakat temin edelim; Parlamentonun seçimlere kadarki dönemde, en verimli, en hızlı halde çalışması nasıl temin edilebilirse bunu tesis edelim diye, teklifi, değerli arkadaşlarımızla müteaddit defalar görüştük; ancak, kendi aralarındaki görüşmeyi, resmî bir toplantı olarak, Danışma Kurulunu toplantıya davet ederek, bugün, hangi konuları öne getirdiklerini, çalışma konusunda ne düşündüklerini, ancak Danışma Kurulunda görebildik.

Önerilerinde de gözüktüğü gibi, birtakım uluslararası anlaşmaları, bazı kanun tasarılarını öne çekmek, bir de çalışma saatlerini yeniden düzenlemek istiyorlar. Elbette, biz, buna mutabakat sağlayabileceğimizi söyledik ve şayet, siz, bizimle bir arayışla, bir uzlaşmayla gelmiş olsaydınız, buna, anamuhalefet partisi olarak destek verecektik; fakat, bunu temin etmeden getirdiğiniz için, bu konuyu bir kez daha düşünün, müzakere edin; mümkünse, bunda beraberce karar vermenin yollarını arayalım dedik; fakat, bu gerçekleşmedi.

Değerli milletvekilleri, Parlamento seçim kararı aldı; 18 Nisan 1999 tarihindeki seçim kararı, bugün, Başbakan Yardımcısının, Hükümete mensup siyasî partilerin, muhalefet partilerinin, iş dünyasının, Türkiye'nin geldiği nokta itibariyle umumî kanaati ve beklentisiyken ve bu seçimlerin, 1999 yılını da kaybetmemek için, en geç aralık ayında yapılması Türkiye'nin gündeminde ve bir numaralı meselesiyken, buna öncelik vermek, buna katkı sağlamak, bu hususta belirsizliği sona erdirmek için, biz, Fazilet Partisi olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisine, bu Meclis kararının 18 Nisandan 27 Aralıka alınması için bir teklifte bulunduk, aynı şekilde, ihtiyaç duyulan kanunî düzenleme için de bir kanun teklifi verdik.

Değerli arkadaşlar, şu anda bir diğer siyasî partimiz olan Doğru Yol Partisinin de teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisine intikal etti. Yüksek Seçim Kurulu, özellikle bu seçimleri, bu sene yapma kararı, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkma ihtimalini göz önünde bulundurarak çalışmalarını hızlandırdı, temposunu yükseltti ve ihtiyaç duyduğu şeyin de, öncelikle zaman olduğunu ve 1999'a sarkmayacak bir takvimde seçimlerin yapılması kararı verilecek olursa, bir an önce, bu kararın, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkarılması konusunda, Yüksek Seçim Kurulunun kamuoyuna ve medyaya çıkan beyanları oldu.

O halde, şu anda Sayın Başbakanın, Sayın Baykal'la görüşmesiyle ilgili, kamuoyuna farklı fikirler intikal etti. Bir rivayete, göre randevu alınmadı; bir diğer rivayete göre, cuma günü belki (muhtemelen) bir araya geleceklermiş. Bir yerde, hem seçimi telaffuz edeceksiniz; değilse, bu görüşmeleri zaman olarak tehir etmekle neyi elde edeceğinizi doğrusu anlamış değiliz. Kamuoyunun bu Parlamentodan beklemiş olduğu öncelik, bu belirsizliğe son vermektir.

Evet, mademki, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar bu öncelikli konuyu karar altına almayı gerekli kılıyorken, herhalde Danışma Kurulunda konuşulacak öncelikli hususun bu olması ve özellikle iktidar partileri tarafından, bu hususun netleştirilmesi beklenirken, maalesef, gelen arkadaşlarımızın, bu konuyla ilgili görüşleri net değildi. Belirsizlikler devam ediyor ve bir kararlarının olup olmadığını da maalesef göremedik.

O halde, bütçe, belirli bir takvim içerisinde çıkarılacaksa, çalışma günlerimize, yıl sonu itibariyle, bu hükümetin, diyelim ki, seçimler 18 inde yapılacak olsa, seçim takviminden önce kalan süreye şöyle bir bakarsak, denetim konuları için onbir gün, tasarı ve tekliflerin görüşülmesi için yirmi gün kaldı; yani, yaklaşık bir aylık bir çalışma süremiz ancak var. Bu süre içerisinde de, bütçe gibi, önemli bir kanun tasarısını çıkarma zorunluluğu var.

O halde, geriye kalan süreyi en verimli şekilde geçirmek için, bu konuyu, mutlaka, birlikte karar altına alabilirsek, burada, verimli ve seri bir çalışma yapabiliriz. Aksi takdirde, böyle bir çalışma sürecini başlatamazsak... 1 Ekimde açılan Parlamentoda, bugüne kadar, hepimizin bildiği gibi, bir tek kanun teklifi ve tasarısı görüşülmeyip, sadece denetim çalışmaları yapıldığı göz önünde bulundurulacak olursa, ihtiyaç duyulan şey, bu konsensüsün, bu uzlaşmanın mutlaka temin edilmesidir.

Üzülerek söyleyelim ki, biz, bu kadar yapıcı yaklaşımımıza rağmen, istediğimiz sonucu, maalesef, yakalayamadık.

METİN ÖNEY (İzmir) – Yapma!..

SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Arkadaşlarım elleriyle işaret ediyorlar; şayet, bu konuda yapabilecek bir şeyleri varsa, buyursunlar, burada ifade etsinler veyahut da buradan çıkınca, bir araya gelelim, oturup bu konuyu bir kez daha müzakere edelim.

Bakınız, biz, prensip olarak, Hükümete göre öncelikli kabul edilen uluslararası anlaşmaları destekleyebiliriz, mahallî idareler tasarısını da destekleriz, ki, bir siyasî partimizin bu konuda çekincesi var, o konuyla ilgili uzlaşmayı temin etmenin yolunu da mutlaka bulmalıyız; çünkü, seçimlerin çift kademeli yapılmasının yeri Mahallî İdareler Kanunu değil, Seçim Kanunudur. Bu kanun tasarısı komisyonda görüşülürken -orada da ifade ettik- bunu buradan çıkaralım, Seçim Kanunu müzakerelerinde görüşelim dedik; ama, maalesef, o tasarının içerisinde tutulmaya devam edildi. Bu konuya, Cumhuriyet Halk Partisi sıcak bakmıyor. Ben, bunun, şimdiden, gruplar arasında bir konsensüs meydana getirilerek bir önerge verilmesiyle düzeltilmesinin mümkün olduğunu bildiğim için, bu tasarı da çıkabilir diyorum.

Bu arada, biz, muhalefet olarak, elbette, bütün kesimlerle, toplumumuzun bütün katmanlarıyla sık ilişkiler içerisinde bulunduğumuzdan dolayıdır ki, sizin de muhatap olduğunuz bazı talepleri biz de yaşıyoruz.

Bunların başında, emeklilerimizin intibakıyla ilgili yasa tasarısı var. Şu anda komisyon seviyesinde olanlar bulunduğu gibi, gündemde olanlar da mevcuttur; bu konulara öncelik verebiliriz.

Dışişleri Bakanlığının öncelikle istediği hususlardan biri olan, gündemin 63 üncü sırasında bir tasarı var; D-8'lerle ilgili uluslararası ihtiyaçtan bahsediyorlar, bunu karşılamamız lazım.

Aynı şekilde, Sayın Adalet Bakanı, bütün siyasî partileri dolaştılar, bazı tasarıların öncelikle çıkarılmasını talep ettiler. Belki bunun tamamını karşılayamayabiliriz; ama, bunlar içerisinde öncelik ve ivedilikle görüşülmesi gerekli olanlar varsa, onları destekleyeceğimizi, bunları burada beraberce tespit edeceğimizi de kamuoyunun huzurunda ifade etmek istiyorum.

Bu arada, yine gündemin 11 inci sırasında bulunan Türk Ceza Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve Terörle Mücadele Kanunu ile ilgili, Hükümetin getirmiş olduğu bir tasarı var; bu tasarı da öne çekilmiş, öncelikle görüşülmesi istenmiş olmasına rağmen, maalesef, şu anda bu düzenlemeyle geriye doğru itilmek isteniliyor ki, bunu da biz doğru bulmuyoruz.

Aynı şekilde, özelleştirme konusunda son dönemde meydana gelen ve peşpeşe okunan soruşturma ve araştırma önergelerini de göz önünde bulunduracak olursak...

BAŞKAN – Sayın Kapusuz, konuşma süreniz bitti efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Bildiğiniz gibi, İzmit-SEKA'da -işçilerin eylemleri devam ediyor- bir özelleştirme uygulaması var. Bunu düzeltmek için, öncelikli bir kanun teklifi verdik, Danışma Kurulunda da önerdik; öncelikle görüşülmesi konusunda iktidar partilerinden destek istedik; ancak, üzülerek söylüyorum ki, bunu da gündemimize alamadık.

Son olarak, özellikle elma üreticisinin 2,5 milyon ton elması ağaçta beklemektedir. Bu konuda, Parlamento olarak, Hükümete de katkı sağlamak için, bu problemin çözümü için, gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 204 üncü sırasında Isparta Milletvekili Mustafa Köylü ve arkadaşlarının verdiği Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi var; bunu da gündemin uygun bir yerine -bir denetim gününe- koyalım dedik. Bu öneri de, maalesef, bu da yer almadı.

Biz, yapıcı olmak, katkı sağlamak, buradaki çalışmaları verimli kılmak için bütün çaba ve gayretlerimizi bugüne kadar gösterdik, bundan sonra da göstereceğiz; ama, bunu temin noktasında, arkadaşlarımızın bu önerilerini tekrar gözden geçirmelerinde fayda mülahaza ediyoruz. Bu düzenlemeyi şimdilik tehir etsinler. Daha sonra, bir Meclis konsensüsü meydana getirerek bir düzenleme yapacak olursak, çalışmaların da veriminin artacağını hatırlatıyor; hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Müşterek grup önerisi aleyhinde konuşan Sayın Salih Kapusuz'a teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen?.. Yok.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, öneriyi tekrar okutup, oylarınıza sunacağım:

Öneriler:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 276 ncı sırasında bulunan 749 sıra sayılı kanun tasarısının, bu kısmın 11 inci sırasına; 277 nci sırasında bulunan 750 sıra sayılı kanun tasarısının, 12 nci sırasına; 278 inci sırasında bulunan 751 sıra sayılı kanun tasarısının, 13 üncü sırasına; 270 inci sırasında bulunan 719 sıra sayılı kanun tasarısının, 14 üncü sırasına; 251 inci sırasında bulunan 695 sıra sayılı kanun tasarısının, 15 inci sırasına alınması ve Genel Kurulun 21.10.1998 tarihinden 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının görüşmelerinin başlamasına kadar, çarşamba ve perşembe günleri 15.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması, çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerinin oylamasına geçiyoruz. Bu aşamada, kısa bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyorum. Şu anda yapacağımız işaretle oylamayı, elektronik sistemle yapacağız ve bu, Genel Kurul salonumuzun açılışından sonraki ilk uygulama olacak.

Ben, oylamayla ilgili sistemi çalıştırdıktan sonra, sizin önünüzde bulunan, oturduğunuz koltukların önünde bulunan ekranda oylamayla ilgili sistem ortaya çıkacak. Önce, şifrelerinizi girip, parmak işaretiyle sisteme girdiğinizin teyidini alacaksınız; o sırada, oy seçenekleri de çıkacak; kabul-red şeklinde -işaretle oylama olduğu için- bunlardan herhangi birisine basacaksınız.

Oylama süresi, daha önce, Başkanlık Divanında yapılan görüşme gereğince 5 dakika olacaktır. 5 dakika içerisinde, arkadaşlarımız oylarını tamamlamış olacaklardır; tamamlayamayanlar oylamaya katılmamış sayılacaktır. Oylamanın tekrarlanma imkânı yok. Bu arada, eğer yanlış bir moda basılmışsa, arkadaşlarımız, oylarının rengini son ana kadar değiştirebilirler; yani, 5 dakikalık sürenin bitimine kadar, en son hangi kelimeye basılmışsa -evet veya hayır- o, geçerli olacaktır.

Bazı arkadaşlarımızın parmak işaretlerinin, sistem tarafından tespit edilemediği söylenmektedir. Eğer böyle bir durum çıkarsa, o arkadaşlarımızın oylarını, özel olarak, yazılı şekilde alacağım; yani, oylamayı, birkaç arkadaşımızın parmak izlerinin çıkmaması dolayısıyla tekrarlamam söz konusu değildir.

Aslında, ilk oylamayı daha uzun bir süreye yayabilirdik; ama, ilk denemenin, kararlaştırılan usulde yapılmasında yarar var. Herhangi bir sıkıntımız olursa, belki oylamayı tekrarlama kararı verebilirim; ama, başlangıçta, bu Meclis çatısı altında yapılacak ilk elektronik oylamada, ilk denemeyi, kararlaştırdığımız usul çerçevesinde yapmak istiyorum. Onun için, 5 dakikalık süreyi kullanacağım.

Bakanlar Kurulunda, bir bakana vekâlet eden arkadaşlarımızın oylarını, daha sonra, işaretle, oylamaya dahil edeceğim.

Şimdi, oylama sistemini çalıştıracağım.

Değerli arkadaşlarım, başlama düğmesine basıyorum; hayırlı, uğurlu olsun.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bir sıkıntısı olan arkadaşlarım, yan taraflarda, ellerinde mavi defter olan teknisyenler var; onları yardıma çağırabilirler.

Değerli arkadaşlarım, şu anda, 325 kişi oylamaya katıldı ve oyları geçerli oldu; demek ki, sistem başarıyla yürüyor.

(Oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, şimdi, Bakanlar Kurulu üyelerinden, vekâlet edenlerin oylarını alacağım. Vekâleti olup da lehte oy veren Bakanları tespit edeceğim. Kendi oyunuzun dışında, vekâlet taşıyorsanız, oy verebilirsiniz.

Kabul edenler... Bakanlar adına, 5 kabul oyu, vekâleten ilave edilecektir.

Parmak izi kabul edilemeyen arkadaşımız var mı? Var.

Bunları bilgisayardan tekrar kontrol edeceğiz. Printer'da kimin oy verip vermediği ortaya çıkar. Mükerrer olmasın lütfen.

Değerli arkadaşlarım, bilgisayar tarafından parmak izleri kabul edilemeyen arkadaşlarım için hemen bir oylama yapacağım. Ön sıralara gelin lütfen, kâğıtla olursa bu iş uzayacak.

"Teyit edildi" yazısı çıkmayanlar için söylüyorum: Kabul edenler... ("Nasıl bileceğiz 'teyit edildi' yazısının çıkmadığını?" sesleri.)

İsimleri belirleyeceğim efendim; sonra, tespit edeceğiz printer'dan, oylamanın sonucunu oradan çıkaracağız.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) –Sayın Başkan, bir şey arz edebilir miyim?

BAŞKAN – Bir saniye efendim, kabul edenleri tespit ediyorum... Kabul etmeyenler...

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Olmaz Sayın Başkan, tekrarlayalım, hem bu işi öğrenmiş oluruz...

BAŞKAN – Sayın Turan Bilge, Sayın Ayhan Gürel, Sayın Kâzım Üstüner, Sayın İhsan Çabuk ve Sayın Müjdat Koç, oylama yaptığım sırada ellerinizi kaldırmıştınız; onun için, tekrar saymaya gerek yok.

...Değerli arkadaşlarım, Anavatan Partisi Grubu ile Demokratik Sol Parti Grubunun ortaklaşa verdikleri önerge kabul edilmiştir. (FP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, oylamaya itiraz ediyoruz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, öneri kabul edilmiştir; burada, rakamlar da ortada...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir şey söyleyebilir miyim?..

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, itiraz ettiğiniz konu ne efendim?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce söz talep ettik...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bu oylama geçersizdir. Başlangıçta, kendiniz, Başkanlık olarak "5 dakika içerisinde bu oylama bitecek" dediniz; ama, bitmedi.

İkinci olarak, hem buradaki sisteme girip hem de daha sonradan oylama yapmak, bir defa, oylama şekline de, mantığına da, İçtüzüğe de uygun değil. Dolayısıyla, bu sistem, şifreli sistem çalışmıyor, arkadaşlarımızın vermiş olduğu bir tek bilgiyi bile almıyor. Dolayısıyla, şu saatte, zatıâlinizin, böyle bir oylamayı, sonuçlanmış gibi, normal bir oylamaymış gibi ilan etmeniz yanlış. Zaten, biz, yeterli sayıda arkadaşla itiraz için ayaktayız, bu oylamaya itiraz ediyoruz. Böyle açık oylama olmaz. Dolayısıyla, biz, bu oylamanın işarî olarak yeniden yapılmasını, yapılan oylamanın doğru olmadığını zatıâlinize hatırlatıyoruz ve zabıtlara geçiriyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kapusuz, oylamanın başlangıcında, bunun ilk oylama olduğunu, bu sebeple bazı aksaklıklar meydana gelebileceğini ifade ettim. 5 dakikalık süreyle ilgili olarak söylediğim, cihazın çalışacağı süreden ibarettir. Bunu, 10 dakikada da yapabilirdim, yanılmalar filan olursa arkadaşlarımız oylarını daha rahat değiştirebilsinler diye; ama, ilk oylamada, daha önce kararlaştırılan süreye uyalım dedim.

Netice itibariyle, 420 arkadaşımız oylamaya katılmış, bunların 420'si de cihaz tarafından tespit edilmiştir.

Bu oylama, nihayet, işarî oylamadır, katı kuralları da yoktur. Oylamanın başında dedim ki, bazı arkadaşlarımızın parmak izlerinin cihazda devreye giremediği tespit edilmiştir; bu arkadaşlar da, isimlerini ve oyunun rengini bize yazıyla bildirsinler. Bu arkadaşlarımızdan bazıları bildirdiler. Burada da saydım, aşağı yukarı eşit durumda. Yani, hem cihazın tespit ettiği oylar hem de sizin itirazınızı kabul edip de sonradan katılanları saymazsam, oylamanın sonucu değişmiyor. Bu sebeple, oylama geçerlidir ve önerge kabul edilmiştir.

Teşekkür ederim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) –Sayın Başkan, İçtüzük...

BAŞKAN – Efendim, İçtüzük, benim oylamayla ilgili belirlediğim şekli, önceden ifade ettiğim ölçüler içinde yapılan oylamayı kabul eder. Ben de onu yaptım; yani, sadece cihazla değil, işaretle oylamanın ilaveten neyle yapılabileceğini de koydum. Kaldı ki, bunlarda da sonuç değişmiyor. Ayrıca, buradaki isimler tespit ediliyor.

KÂTİP ÜYE AHMET DERİN (Kütahya) – 2-3 kişilik bir farklılıkla oluyor...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, siz, böyle bir oylama yaptınız; ama, İçtüzük bize itiraz hakkını veriyor...

BAŞKAN – Efendim, ben, itirazı yerinde bulmuyorum. Bu itirazınızı Başkanlık Divanına da götürebilirsiniz.

Teşekkür ederim.

kÂTİP ÜYE AHMET DERİN (Kütahya) – Sayın Başkan, "ret" veya "kabul" diyenler versin isimlerini; bu listede çıkmıyorsa, çıkmasın. İsimleri tespit edilmedi. İsimlerini tespit edelim. Belki çifte oy kullanıyorlar.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakınız, ilave olarak, Divanda ihtilaf var; bir. İkinci olarak da, hem kâğıt aldınız hem de tekrar saydınız. Böyle oylama olmaz. (FP sıralarından "mükerrer oy kullananlar oldu" sesleri)

BAŞKAN – Mükerrer oy kullanan yok efendim. Burada el kaldıran arkadaşların isimleri sonradan geldi. Onlara, "siz el kaldırdığınız için onu dahil etmiyorum" dedim ve dahil etmedim.

KÂTİP ÜYE AHMET DERİN (Kütahya) – 4 kişinin ismi geldi Sayın Başkan!

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, yeniden yapın oylamayı.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Divanda ittifak yok.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Divanda ittifak yok Sayın Başkan... Saygılı olun lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – İçtüzük açıktır. 141 inci maddede şöyle ifade ediliyor: "Ayağa kalkmak suretiyle oylamaya başvurulmasından hemen sonra bir arada ayağa kalkan beş milletvekili sonucun açıkça anlaşılmadığı gerekçesiyle oylamanın tekrarlanmasını isterlerse, oylama, salonda ikiye bölünmek suretiyle yeniden yapılır." Beş milletvekili talep ettiği takdirde, Başkana tercih hakkı tanınmamıştır. Başkanın buradaki görevi, İçtüzüğe göre oylamayı yeniden yapmaktır; bu, bir. Sizi İçtüzüğe uymaya davet ediyoruz. İkincisi, zaten, Divanda görüş birliği yoktur. Divanda görüş ayrılığı vardır; dolayısıyla, bu durumda...

BAŞKAN – Divanda görüş ayrılığı yoktur, Divanda... (FP ve DYP sıralarından "var işte" sesleri)

Müsaade buyurun... Divanda, rakamlarla ilgili hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Sadece, arkadaşımızın usule ilişkin söylediği var. (FP ve DYP sıralarından "var, var" sesleri, gürültüler)

Yok efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakınız, Meclisi germeye hiç lüzum yok. Lütfen, bu oylamayı yeniden yapınız. Hem işaretle oyladınız hem de kâğıt aldınız efendim. Bu, İçtüzüğe aykırı. Yok böyle bir şey.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, İçtüzüğe göre hareket ediniz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, oy pusulaları açık oylamada alınır; siz, işaret oylaması mı yaptınız açık oylama mı yaptınız?

BAŞKAN – İşaretle oylama efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Oy pusulasını niçin istiyorsunuz?

BAŞKAN – Oy pusulası, sisteme dahil olamayan arkadaşlarımın oyunu tespit için.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Böyle bir yetkiniz yok efendim.

BAŞKAN – Onları da, önce ben işaretle aldım.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, işaretle oylama mı yaptınız açık oylama mı yaptınız?

BAŞKAN – Ben, işaretle oylama yaptım.

Önce, sistemdeki oyları tespit ettim; sonra, sisteme giremeyen arkadaşlarım için özel bir oylama yaptım. Bir; Bakanlar Kurulu üyelerinden vekâlet taşıyanlar... Buna bir itiraz olmadı. İki, oylamada kabul oyu kullanan; ama, sisteme girememiş arkadaşlarımın oylarını tespit ettim. Onların da sayısı bellidir. Ondan sonra, diğer arkadaşlarımın oylarını aldım. O da bellidir. Her üç durumda da sonuç değişmemektedir. Bu bakımdan, oylamayı tekrarlamanın hiç gereği yok efendim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK ( Ankara) – İçtüzüğe göre itiraz ediliyor...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayıya itiraz var... Kâtip Üyeler arasında sayıda ihtilaf var Sayın Başkan.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, burada, ilk defa, bu şekilde bir oylama yapılıyor, tereddütler var, sayımda hatalı olduğunuz görüşü var; Divanda ittifak yok. En azından, sisteme giremeyenler parmak kaldırsınlar; bu kadar basit.

BAŞKAN – Sayın Gözlükaya, ben, aynı şeyi yaptım ve oylama, o noktada, zaten bitti. Tespitle ilgili istediğim kâğıt, bu arkadaşların mükerrer oy kullanıp kullanmadığını tespit içindir; başka bir şey değil. Onu arkadaşımız söyledi. Yoksa, işaretle oylamayı bitirdik zaten.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, burada itiraz ediliyor...

BAŞKAN – Şimdi, burada, oylamanın usulüyle ilgili bir tartışma var; o da, oylama sisteminin yeni olmasından kaynaklanmaktadır. Sonuca ilişkin herhangi bir itiraz söz konusu değildir. (FP ve DYP sıralarından "itiraz var efendim" sesleri)

Buradaki rakamlar ortada.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – İşaretle oylama yaptınız, işlem bitti. Zaten, neticeye itiraz yok. Yeni bir oylamaya gerek yok. (FP ve DYP sıralarından "var efendim" sesleri, gürültüler)

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, sonuca itiraz ediyoruz; usule değil. "Aşağı yukarı" olmaz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Çıkmayan oylamayı, siz, zorla mı çıkaracaksınız!..

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sisteme giremeyenleri yeniden oylayalım Sayın Başkan.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, İçtüzük çok açık; idarenizde anlaşma olmadığına göre, gereğini yapacaksınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, 141 inci maddeye göre, oylamayı yinelemek zorundasınız.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, hiçbir oylamada "aşağı yukarı" ifadeleriyle sonuç ilan edilmez. Dolayısıyla, kesinlikle oylamayı yinelemeniz lazımdır.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, oylamayı yineleyeceğim. Yalnız, bu oylamada, sisteme giremeyen ve Divanca kabul edilen arkadaşımız, sadece bir kişi...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, hangi gerekçeyle yineliyorsunuz?

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz...

Divanca kabul edilen, teknisyenlerin bana bildirdiği bir tek milletvekili vardır; Isparta Milletvekili Ömer Bilgin. Onun dışında, sisteme girmeme gibi bir mazeret kabul etmem mümkün değil.

Şimdi, 10 dakikalık bir süre vereceğim; 10 dakika içerisinde...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, hangi gerekçeyle yineliyorsunuz? Sonucu ilan ettiniz... Sonuca itiraz edilmiyor...

LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) – Sonucu ilan ettiniz Sayın Başkan...

BAŞKAN – İtiraz dolayısıyla efendim... İlk oylamadır; bunu itirazsız...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Böyle bir şey olamaz; zatıâliniz sonucu ilan ettiniz.

BAŞKAN – Efendim, benim ilanım üzerine, arkadaşlarımızın, üç grubun itirazı oldu. Bu itirazı, ilk oylama olduğu için dikkate alıyorum.

Şimdi, bu oylamada, müsaade ederseniz, Ömer Bilgin dışında, Genel Kurul salonunda bulunan arkadaşlarımızın oylarını elektronik sistemde değerlendireceğim.

ALİ OĞUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim parmak izim sisteme girmiyor; ne yapacaksınız?!

BAŞKAN – Bugüne kadar sisteme girmediğini belirttiniz mi efendim?

ÖMER NAİMİ BARIM (Elazığ) – Benim de girmiyor.

ALİ OĞUZ (İstanbul) – Girmiyor işte!

BAŞKAN – Size şimdi bir teknisyen göndereceğim.

10 dakikalık süre veriyorum, o süre içerisinde olacak...

Girmiyorsa, onu daha önce düzelttirmeniz lazımdı.

KÂTİP ÜYE ÜNAL YAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, sistem bugün açıldı, daha kimse bilemiyor, deneme olmadı ki.

ALİ OĞUZ (İstanbul) – Hayır efendim; ne zaman düzeltecektik, daha yeni oylama yapılıyor.

BAŞKAN – Peki efendim; teknisyenler yardımcı olacak size.

Sayın Oğuz, biraz kulise yakın sıraya oturun lütfen...

ÖMER NAİMİ BARIM (Elazığ) – Benim de girmiyor efendim

BAŞKAN – Tamam efendim; kulise yakın sıraya oturun, arkadaşlar size yardımcı olacak.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle bir oylamayı ilk defa yaptığınız için bir sıkıntı doğdu. Belki de sistem normal çalışmıyor... İsterseniz, bugün, bu uygulamadan vazgeçip, bildiğimiz usulü tatbik edelim.

BAŞKAN – Hayır efendim; önceden duyurduk.

Değerli arkadaşlarım...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, oylama sonuçlarını ekranda görmemiz mümkün değil mi?

BAŞKAN – Ne gereği var efendim?.. Eğer, öyle bir şey istiyorsanız "açık oylama yapılsın" diye önerge verirdiniz, onu yapardık.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Açık oylama değil; toplu sonuçları....

BAŞKAN – Burada görülüyor... Bir güvensizliğiniz mi var?..

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sonradan toparlıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, biliyorsunuz, işaretle oylamalar ekrana yansıtılmıyor, beyan da edilmiyor.

TURHAN GÜVEN (İçel) – O zaman, neden işarî oylama diye yazdınız?!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, şimdi, oylamaya başlıyoruz. 10 dakikalık süre veriyorum. Parmak izleri sisteme girmeyen arkadaşlarımız arka sıralara yakın otursunlar, teknisyenler kendilerine yardımcı olacaklar.

Oylama işlemi başlamıştır efendim.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Başka bir sayın bakana vekâleten oy kullanacak olan Bakanlar Kurulu üyelerimizin, kime vekâlet ettiklerini belirten imzalı bir yazıyla Başkanlığa başvurmalarını rica ediyorum.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, sayın bakanlardan kim kime vekâlet ediyor; onun tespit edilmesini istiyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bu oylamanın bir eksik tarafı da, çekimser oy kullanma şansı yok; "kabul" veyahut da "ret" var. Bunu nasıl tespit edeceğiz?

BAŞKAN – İşaretle oylamada çekimser oy yok efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Olmaz olur mu!..

BAŞKAN – Daha önce yerleşen usulümüze göre, çekimser oy, işaretle oylamada yok efendim. Program da ona göre yapıldı. Eğer açık oy olsaydı veya gizli oy olsaydı, çekimser seçeneği de gelecekti ekranlarınıza.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, şayet İçtüzüğü burada esas kabul ediyorsak, işarî oylamada eloktronik uygulama yapamazsınız; bunu, ancak, açık oylamada yaparsınız; İçtüzük değişmemiştir.

BAŞKAN – İşarî oylamada, oylamanın elektronik usulle de yapılabileceği İçtüzükte yazılı.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Hayır Sayın Başkanım... Oylama şekilleri sayılmış:

"İşaretle oylama;

Açık oylama;

Gizli oylama.

"İşaretle oylama, üyelerin el kaldırması; tereddüt halinde ayağa kalkmaları; beş üyenin ayağa kalkarak teklif etmesi halinde de salonda olumlu ve olumsuz oy verenlerin ikiye bölünerek sayılmaları suretiyle yapılır.

Açık oylama, üzerinde milletvekillerinin ad ve soyadlarıyla seçim çevrelerinin yazılı olduğu oy pusulaları..." diyor. Dolayısıyla, bu yolla veyahut da elektronik yollarla yapılabilir. Yani, işarî oylamada elektronik cihaz kullanma imkânı, bugünkü İçtüzüğe göre, mümkün değildir.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, teknisyenler tarafından oy veremedikleri tespit edilen arkadaşlarımızın, oy pusulalarını 10 dakikalık süre içinde göndermelerini rica ediyorum. Sayın Bakanlar Kurulu üyelerinden vekâleten oy kullananlarınkini aldım; aynı şekilde, oy pusulalarını göndermelerini rica ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bu 10 dakika içerisinde, İçtüzüğün 139 uncu maddesini bir okuyun Sayın Başkan.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Oy verme işlemi bitmiştir.

Değerli arkadaşlarım, yapılan oylama sonucunda grupların önerisi kabul edilmiştir.

Görüşmelere devam ediyoruz.

Değişen oranlar nedeniyle, Kamu İktisadî Teşebbüsleri, İnsan Haklarını İnceleme ve Plan ve Bütçe Komisyonlarında bağımsız sayın milletvekillerine birer üyelik daha düşmektedir. Aday olmak isteyen bağımsız milletvekillerinin, 23 Ekim 1998 Cuma günü saat 18.00'e kadar, yazılı olarak Başkanlığa müracaat etmelerini rica ederim.

Sayın milletvekilleri, şimdi, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi İhalesinde Devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı Maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/33)

BAŞKAN – Genel Kurulun 13.10.1998 tarihli 6 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısmın 1 inci sırasında yer alan, Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde devletin zarara uğratılmasında göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahıslar adına üç üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma istenmiş bulunan Başbakan Mesut Yılmaz'a söz verilecektir.

Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 28.7.1998 tarihli 129 uncu Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak, sayın üyelere dağıtılmıştır; bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.

Şimdi, şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum:

Geçen hafta sözcü tespitiyle ilgili olarak çekilen kura ve sözcülerin birbiri aralarındaki devir işlemlerinden sonra, ilk üç sıra şöyle belirlenmiştir:

1. Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya,

2. Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır,

3. Kocaeli Milletvekili Bülent Atasayan.

İlk söz, önerge sahibi, Çanakkale Milletvekili Sayın Nevfel Şahin'in.

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Sayın Başkan, Sayın Yusuf Bahadır konuşacak.

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına, Trabzon Milletvekili Sayın Yusuf Bahadır; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır Sayın Bahadır.

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Sayın Başkanım, şahsım adına konuşma hakkım da var; iki sürenin birleştirilmesini rica ediyorum.

BAŞKAN – Tamam efendim; o zaman, konuşmanızın sonunda, 10 dakika daha ilave ederim.

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İzmit Körfez Geçiş Projesi, ülkemizin en önemli ve yatırım tutarı en yüksek projelerinden biridir. Bu nedenle, dünyanın ve ülkemizin önde gelen büyük firmalarının oluşturduğu 10 konsorsiyum, yap-işlet-devlet modeliyle, 1995 yılında, İzmit Körfez Geçiş ihalesi için başvuruda bulunmuştur.

Karayolları Genel Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu, 6 firma grubu, teknik yeterlilikleri ve kapasiteleri itibariyle uygun bulunmuş ve ihaleye teklif vermek için davet edilmişlerdir. Yeterlilik alarak ihaleye davet edilen 6 konsorsiyumdan biri de BOUYGUES-VİNSAN konsorsiyumudur.

Projenin ihalesine katılabilmek için yeterlilik alan diğer 5 ayrı konsorsiyumun, Türk ortakları yabancı ortaklarını ikna edemedikleri için ihaleye katılmak istememişler, sadece VİNSAN, konsorsiyum ortağı olan BOUYGUES firması teklif veren tek grup olmuştur. Yeterlilik alan firmaların istekleri üzerine idare iki defa süre uzatımı vermesine rağmen, bu firmalar ihaleye girmemişlerdir. İhaleye giremeyen konsorsiyumlardan birinin ortağı olan ENKA firması, ihalenin son gününde Karayolları Genel Müdürlüğüne mektup göndererek, ihalenin tekrarlanması halinde ihaleye iştirak edeceğini bildirmiştir.

BOUYGUES-VİNSAN grubunun 14 Şubat 1996 tarihli ilk ihaleye verdiği teklif, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından incelenmiş ve geçerli teklif kabul edilerek resmî kayıtlara geçirilmiştir; fakat, bu ihale, Karayolları Genel Müdürlüğünce iptal edilmiş ve 4 Aralık 1996 tarihinde ihale yenilenmiştir. Yenilenen bu ihaleye, bu defa, önseçimi kazanan ve yeterlik alan 6 firma grubundan 3 konsorsiyum grubu teklif vermiştir.

BOUYGUES-VİNSAN konsorsiyumunun ikinci ihaleye sunduğu tüpgeçit ve eğik askılı köprü alternatifleri de, ihale komisyonu ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından geçerli teklif olarak kabul edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, İzmit körfez geçiş ihalesi, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir. İhalede uygulanacak usul ve esaslar ise Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan 20 Haziran 1995 tarihli olurla belirlenmiştir. Bu olurun en önemli hükümlerinden biri olan görevlendirme sıralamasına ilişkin 8 inci maddesinde "tekliflerin görev sürelerine göre sıralanması ve en kısa görev süresini teklif eden istekliyle çerçeve sözleşmesinin şartlarının görüşülmesini ve görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması halinde, uygulama sözleşmesinin imzalanması, ilk teklif sahibiyle anlaşmaya varılmaması halinde görüşmelere son verilmesi ve ikinci sıradaki teklif sahibiyle görüşmelere başlanması..." hükmü yer almasına rağmen, müzakereye davet edilen firmaların sıralamasında, Karayolları Genel Müdürlüğünce, bu en temel ve can alıcı hükme uyulmayarak, ihalede şaibe yaratılmış ve ihale usul ve esaslarıyla ilgili olarak Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan 20 Haziran 1995 tarihli olurun 8 inci maddesi açıkça ihlal edilmiştir.

Bu durum, aynı zamanda, devletin süreklilik ilkesine aykırıdır. Bir bakanın onayladığı ihale hükmünü göreve başlayan yeni bakan veya başbakanın tasvip etmemesi, kanunları ve hukuku hiçe sayması devlet geleneğine aykırıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan, konuyla ilgili Bakanımızın gensoruyla düşürülmesi oylamasından önce "eğer, bu Bakanım için, Yüce Meclisten, salt çoğunlukla güvensizlik oyu çıkar ve bakanlıktan düşürülmesine karar alınırsa, Başbakanlıktan istifa ederim" diyerek, Cumhuriyet Halk Partisini psikolojik baskı altına almıştır; bu konuyla ilgili Yüce Mecliste yapılan oylamalarda gördük ki, bunda da önemli ölçüde başarı sağlamıştır.

Yapılan bu usulsüzlüklerin arkasında, Cumhuriyet Halk Partisinin dolaylı desteği vardır. Eğer, Cumhuriyet Halk Partisi bu Hükümete destek vermemiş olsaydı, bu usulsüzlüğü yapan Sayın Bakanın gensoruyla düşürülmüş ve dolayısıyla, Başbakanın, verdiği beyanata göre, istifa etmiş olması gerekirdi. Burada Cumhuriyet Halk Partisinin tutumunu anlamak mümkün değil, şimdiye kadar yapılan oylamalarda, Genel Kurul salonunu terk ederek, Hükümete gizli destek vermişlerdir.

Bu durumu, Sayın Bakan ve Sayın Başbakana doğrudan veya dolaylı olarak destek verdiği açıkça ortada olan demokrat olamayan sosyalistlere veya sosyalist olamayan demokratlara da sormak gerekir.

Aslında, Yüce Meclis, Bakanı görevden almak için salt çoğunluğu sağlayamamış; fakat, Meclis çoğunluğunu sağlayarak, Bakan hakkında iki defa güvensizlik çoğunluğunu sağlamıştır; fakat, Sayın Bakanımızın veya Sayın Başbakanın, istifa gibi önemli bir kurum varken, buna başvurmadan, hâlâ, ülkeyi yönetmek amacıyla -ki, nasıl yönettikleri malum- görevde kalması, siyasî geleneğe aykırıdır.

İki defa Yüce Meclisten güvensizlik oyu alan bir Bakan, sırf 276 salt çoğunluk sayısını bahane ederek, bakanlıktan çekilmedi. Şimdi, aynı konu üzerinde, bir Başbakan için soruşturma önergesi veriliyor. Buna benzer bir durum, önümüzdeki günlerde 75 inci yılını övünerek kutlayacağımız, cumhuriyet tarihimizde hiç görülmemiştir; cumhuriyet tarihimizde görülmediği gibi, demokratik ülkelerin hiçbirinde de buna benzer bir örneğe rastlamak mümkün değildir. Dolayısıyla, Sayın Başbakan, istifa ederek, ülkeyi daha fazla bunalıma sokmadan seçim kararı almalıdır ki, asil milletimiz bu hesapları sandık başında sizlerden sorabilsin.

Değerli milletvekilleri, biz, burada, herhangi bir şirketin avukatlığına soyunmadık; biz, yüce devletin zarara uğratılmaması için mücadele ediyoruz. Ortada usulsüz olduğunu düşündüğümüz bir ihale söz konusudur. Bu ihalede, devletin -bugünkü rakamlarıyla- 500 trilyonluk bir zararı söz konusudur. İzmit körfez geçiş ihalesine yapım ve işletme süresi ENKA ve ortağı olan firmadan beş yıl daha az olarak teklif veren ve otomobiller için ise, otomobil başına 2 dolar daha az geçiş ücreti teklif eden bir firmanın teklifi gözardı edilerek değerlendirmeye alınmamıştır.

Burada açıkça bir ihmal söz konusudur. İhaleye giren firmalardan biri, özellikle ve açık bir şekilde kayrılmıştır. Özellikle "kayrılmış" diyorum; çünkü, ihalede ikinci olarak daha az teklif veren firma da geçilerek, malî açıdan devlete en çok yük getiren teklifi veren ENKA Firması kayrılarak ihale kendisine verilmiştir; yani, bu firmaya özel muamele yapılmıştır; devletin imkânları ve kaynakları bu firmaya peşkeş çekilmiştir.

Haksız ve taraflı olan sıralamanın kesinleşmesi sonucu, haksızlığın düzeltilmesi için yargıya başvurulmuş; fakat, dava konusu ihaleyle ilgili olarak yargının kararı dikkate alınmamıştır. İhaleyle ilgili mahkemelerce istenen belge ve bilgiler tam olarak mahkemeye ibraz edilmemiştir.

İzmit körfez geçişinde düşünülen ve gerçekten de İstanbul-Bursa-İzmir otoyolunu 85 kilometre kısaltacak olan bu proje, güzel bir projedir. Deniz Kuvvetlerinin de önerisi alınarak, deniz altı ve deniz üstü trafiğine uygun olarak, bu üç firmanın vermiş olduğu tekliflere, asmaköprü, eğik askılı köprü ve batık tünel (tüpgeçit) proje tekliflerine baktığımızda, bu üç geçiş de, teknik, coğrafî ve mühendislik bilimi bakımından uygulanabilir nitelikte projelerdir.

Şimdi, bu projelerin hangisinin daha ekonomik olduğuna bakmamız lazım. Daha önceki konuşmalarımızda belirttik; bu projelerin en ekonomik olanı, tabiî ki tüp geçiştir; çünkü, tüp geçişin ömrü, asmaköprü ve eğik askılı köprüye nazaran daha fazladır, hatta, iki katı kadar bir ömre sahiptir; aynı zamanda, demiryolu bağlantısı için de en uygun olanı budur.

Ayrıca, İzmit Körfezi, konumu gereği, stratejik bir önem taşımaktadır. Bu itibarla, tüpgeçit, deniz altı ve deniz üstü trafiği bakımından bir engel teşkil etmediği gibi, kritik zamanlarda da daha avantajlıdır.

Tüpgeçitle ilgili olarak Karayolları Genel Müdürlüğünün asılsız iddiaları, mahkemeler aracılığıyla, Türkiye'den Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Amerika Birleşik Devletlerinden Drexel Üniversitesi olmak üzere dört ayrı üniversiteye mensup bilimadamları tarafından verilen bilirkişi raporlarıyla çürütülmüştür.

Böyle üç projeyi kıyasladığımızda, asmaköprüyü seçmek fevkalade yanlıştır; ülkenin yüksek menfaatları açısından yanlıştır, projenin ekonomikliği ve tekniği bakımından yanlıştır. İleride, demiryolunun, İstanbul'dan Bursa'ya ve oradan da İzmir'e gitmesini düşünüyorsak, o zaman, bu projeyi yeniden gözden geçirip, teknik şartlarını ve isteklerini yazarak, şeffaf bir ihale açmak durumundayız; bunu yapmadığımız zaman, Türkiye'nin en büyük projelerinden biri olan bu proje için gerekli teknik şartlar, idarî şartlar sağlanmadan önemli bir yapım işine başlanılmış olacaktır ve bunun da vebali bu kararı verenlerin olacaktır.

Geçiş ücretine ve teslim yılına baktığımızda, verilen tekliflerde, asmaköprü için otomobil geçiş ücreti 11 dolar, teslim süresi 27 yıl; tüpgeçit için otomobil geçiş ücreti 9 dolar, teslim süresi 22 yıldır.

Şimdi, Sayın Başbakana soruyorum: Bu konulara bakmadan, bu konuları değerlendirmeden, ihaleyi, şeffaf, serbest rekabet kurallarına uygun olarak yapmadan, hangi kurala göre, hangi şarta göre, İzmit körfez geçişi için ENKA Firmasının vermiş olduğu asmaköprü projesine karar verdiniz?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 55 inci azınlık Hükümetinin işbaşında bulunduğu birbuçuk yıldan beri yapmış olduğu en iyi ve en başarılı icraatı, kanunları ve hukuku hiçe sayarak, ihaleler yoluyla yandaşlarına haksız kazanç sağlamak olmuştur; milletimizin kaldıramayacağı zamlar olmuştur; esnafımızın kaldıramayacağı vergiler getirilmiştir ve onbinlerce kamu görevlisi, bir yerden alınıp başka bir yere verilerek, kamu görevlisi olarak altından kalkamayacakları bir yüke sokulmuştur.

4 kişilik bir ailenin aylık mutfak masrafının 172 milyon Türk Lirası olduğu günümüzde, Hükümet tarafından, memurlara "kaynak bulamadık" gerekçesiyle, yüzde 20'lik bir artış öngörülürken, diğer taraftan da, bir ihaleyle, 500 trilyon liralık haksız bir kaynak israfına suskun ve seyirci kalan Sayın Başbakan Mesut Yılmaz, Anayasanın 112 nci maddesini ihlal ederek görevini kötüye kullanmıştır.

Aynı zamanda "reform" diye nitelendirilen Vergi Yasası nedeniyle "1999 yılı için bankalara nefes aldırdık" denilerek, 900 trilyon liralık kaynak bankalara peşkeş çekilmiştir; devletin temel güvencesi olan memurların maaşlarına yapılacak olan 10 puanlık bir artışın maliyeti ise 150 trilyon liradır. Buna rağmen, sadece İzmit körfez geçiş ihalesinde yapılan usulsüzlük önlenmiş olsaydı, memurlarımızın maaşlarında en az yüzde 30'luk bir zam sağlamak mümkün olacaktı. Kaldı ki, bu azınlık Hükümeti, 1999 yılı ilk altı ayı için devlet memuru maaşlarına yapacağı zammı, şimdiden, yüzde 25+2 puan olarak açıklamıştır; o zamana kadar Hükümette kalacaklarının garantisini kimden veya kimlerden aldıklarını anlamak mümkün değildir.

Daha önce, tarihî bir fırsat olarak, halkımızın büyük desteğini almış olarak kurulan 53 üncü Hükümeti "ben, çamura oturmam" diyerek terk ettiniz. Şimdi, yaptığınız bütün icraatlarda görüyorum ki, boğazınıza kadar bataklığın içindesiniz. Sadece Bayındırlık Bakanlığında, birbuçuk yılda 46 ihale yapılmış; bunlardan 11'i ilanlı, 29'u davetlidir. Bu davetli ihalelerde indirim oranları, 54 üncü Hükümet döneminde yüzde 42'ler civarında, 55 inci Hükümet döneminde ise yüzde 20'ler civarındadır. Burada, devletin zararı trilyonlarca lirayla ifade edilirken, vicdanınız hiç sızlamıyor mu?!

Yapmış olduğunuz bütün ihalelerde ve icraatlarda şaibe vardır. "Çetelerle mücadele" dediniz; fakat, onlarla birlikte olduğunuz da ortaya çıkmıştır.

Türkiye'de, sözüm ona, istikrarı sağlamak için Hükümet oldunuz...

BAŞKAN – Sayın Bahadır, 2 dakika süreniz kaldı. Ekrandaki rakam yanıltmasın, cihazdan dolayı bir yanlışlık var. Konuşma sürenize ilave ettim, 20 dakika oldu; 2 dakika kaldı...

Buyurun efendim.

YUSUF BAHADIR (Devamla) – Peki, teşekkür ederim Sayın Başkan.

... fakat, siz, istikrarı değil, istikrar sizin sağlamanızı yapmıştır. Sizi iktidara taşıyanlar bile hayret ve şaşkınlık içerisinde sizi izlemektedir; ama, hayrete düşmeyen, şaşkın olmayan Yüce Milletimiz, bunun hesabını, yapılacak olan bir erken genel seçimde sizden soracaktır.

Yüce Milletimiz, sadece İzmit körfez geçiş ihalesinin hesabını değil; Sarıyer ormanlarının peşkeş çekilmesinin, yapılan özelleştirmelerin hesabını, kartel medyasına sunduğunuz ihalelerin hesabını da soracaktır; İzmit'te Ford-Koç ortaklığına peşkeş çektiğiniz SEKA arazisinin hesabını da soracaktır; "irticayla mücadele ediyoruz" diyerek kapattığınız Kur'an kurslarının ve imam hatip liselerinin hesabını soracaktır; siftah yapmadan kepenk kapatan KOBİ'lere vermeyip, seçilmiş müteahhitlere aktardığınız kaynakların hesabını sizden soracaktır; memurlara, işçilere, dul ve yetimlere sadaka verircesine "kaynak yok" diyerek devletin kaynaklarını bu ihalede olduğu gibi seçilmiş firma ve holdinglere aktarmanızın hesabını sizden soracaktır.

Devletin büyük zararı söz konusudur; bu nedenle, Doğru Yol Grubu olarak, Başbakan hakkında, devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı için, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılması lehinde oy vereceğimizi bildirir, Yüce Heyetinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına konuşan Trabzon Milletvekili Sayın Yusuf Bahadır'a teşekkür ederim.

Söz sırası, Kocaeli Milletvekili Sayın Bülent Atasayan'da.

Buyurun Sayın Atasayan. (ANAP sıralarından alkışlar)

BÜLENT ATASAYAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla, Başbakan Mesut Yılmaz hakkında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri gereğince, Meclis soruşturması açılması hakkında önergeyle ilgili konuşmama başlamadan önce Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, İzmit Körfez Geçiş Projesinin, 1993 yılında Kamu Ortaklığı İdaresinin yatırım programına alınarak yap-işlet-devret modeline göre gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğünün, 1994 yılı haziran ve temmuz aylarındaki önseçim ilanlarına 10 firma başvurmuştur. İhale için alınan Bakan onayına istinaden bir müşavir firma seçilmiştir. İş için en çok 5 firmanın çağrılması bakan onayına bağlanmışken, başvuran 10 firmadan 6'sı çağrılmıştır. Hem Karayolları Teknik Komisyonu hem de müşavir firma, başvuran firmaların bilgi ve belgelerini değerlendirmiştir. Değerlendirme sonucunda BOUYGUES-VİNSAN ortaklığı, Karayolları Teknik Komisyonundan 100 üzerinde 61,6 puan, müşavir firmadan 500 üzerinden 225 puan alabilmiştir. şavir firma, bu değerlendirme sonunda 80'in üzerinde puan alan ilk üç firmayı yeterli görmüştür.

Özellikle belirtmek isterim ki, Karayolları Genel Müdürlüğünün bugüne kadarki uygulamalarında 70 puanın altına düşen firmalara yeterlilik verilmemiştir. Ancak, müşavir firmanın, 80 ve yukarısında puan alan firmaların çağrılması görüşü dikkate alınmadan, bakanlık onayındaki en çok 5 firma kuralı da çiğnenerek 6 firma çağrılmıştır.

Bugün, şikâyetçi firmada çalışan, dönemin Karayolları Genel Müdürünün kayırması sonucu, 80'in üzerinde puan alan diğer firmaların süre uzatım istekleri oyalanmış ve bir geceyarısı operasyonuyla, ihale, oldubittiye getirilmiştir.

İhaleden 36 saat önce, Karayolları Genel Müdürlüğünden, saat 22.33'te çekilen faksla, süre uzatımı talepleri reddedilmiş, diğer firmaların ertesi gün yapılan ihalelere teklif vermeleri engellenmiştir.

Şikâyetçi şirketin, tek başına teklif verdiği ihalede teklif ettiği süre 34 yıldır; bu süre, bugün ihaleyi kazanan firmanın verdiği süreden 8 yıl daha fazladır.

Firmanın bugünkü hesap mantığıyla hareket ettiğimizde, devleti 1 katrilyonun üzerinde soymaya kalktığı rahatlıkla görülebilmektedir.

İhaleye diğer firmaların katılmasının engellenmesi nedeniyle, bir tek teklif verilmiştir. Böyle bir ihalede tek firma teklifiyle sonuca varmanın mümkün olmayacağını tüm milletvekilleri takdir edeceklerdir.

Bu gereklilikle, 4 Aralık 1996 tarihinde ikinci ihale yapılmış ve bu ihaleye, birinci ihalede yeterlik alan 6 firmadan 3'ü teklif vermiştir.

Şimdi, burada, size, neden BOUYGUES-VİNSAN Grubunun teklifinin benimsenmediğini bir kez daha açıklayacağım:

1. Normal koşullarda, bu firmanın yeterlik alma şansı dahi yoktur; çünkü, Karayolları Teknik Komisyonundan 100 üzerinden ancak 61,6 puan alabilmiştir; değerlendirmeden 70'in altında puan alan bir firmanın, bu ihaleye girmesi mümkün değildir.

2. Araç geçiş ücretleriyle ilgili olarak verilen tekliflerde, küçük otobüs teklifindeki 18 dolarlık eşitliğin dışındaki diğer tüm kalemlerde VİNSAN'ın teklifleri, ihaleyi kazanan firmanın tekliflerinden daha yüksektir.

3. İşletmenin ilk iki yılı için geçerli olan bu ücretler, BOUYGUES-VİNSAN Grubu tarafından ilk on yıl için yüzde 33 artırılmaktadır; buna karşılık, birinci sıradaki firma, bu ücretleri sabit tutmaktadır.

4. 94/5907 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, yap-işlet-devret formülüyle görevlendirilecek olan firmaların, şirketlerin gerçekleştirecekleri yatırım ve hizmetler için getirecekleri özkaynak oranının, önerilen toplam sabit yatırım tutarının yüzde 20'sinden az olamayacağını hükmeder. Söz konusu firma ise, yüzde 5 sermaye ve yüzde 15 hisse senedine dönüştürülebilir tahviller kullanacağını ifade etmektedir. Ayrıca, bununla da yetinmeyip, bu tahvillerin, Hazine tarafından garanti edilmesini şart koşmaktadır. Bunlar yapılmadığı takdirde, kredi paketi oluşturamayacağını açıkça ifade etmiştir.

Bu sıraladıklarım, firmanın malî yetersizlikleridir. İhale zarfları açılıp, ihaleyi başka bir firmanın kazandığı anlaşılınca, hiçbir yeni proje ve malî analiz vermeden, teklifinde ileri sürdüğü sübvansiyon ve garanti şartlarından vazgeçtiğini ve işletme yıllarını aşağıya çektiğini ifade etmiştir; fakat, bu teklifin hiçbir yasal geçerliliği bulunmamaktadır.

Teknik yetersizliklerine gelince: Söz konusu ortaklığın teklifinde yer alan köprü ve tüpgeçiş projeleri, ihalede öngörülen hiçbir şartı taşımamaktadır.

Teklif edilen projeler, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının Körfez kullanımına uymamaktadır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Körfezi kullanabilmek için asgarî 35 metre derinliğinde 800 metre boyunda alana ihtiyaç duymaktadır. Firmanın teklifinde bu alan 35 metre derinlikte 400 metre boyunda olarak öngörülmektedir.

BOUYGUES-VİNSAN Grubu, asmaköprü yapma yeteneği ve deneyimi bulunmadığından, eğik askılı köprü teklif etmiştir. Bu küprüyü yerleştirebilmek için ise, köprü ayakları altında İzmit Körfezini doldurmak suretiyle adacıklar oluşturmaktadır.

Körfez geçişinde kıyı boyunca yapılan seyrüseferi engelleyici viyadükler önermiştir. Deniz trafiği için gerekli seyir kanalı ölçülerini sağlayamamaktadır.

Tüpgeçiş projesinde ise, deniz içindeki ekolojik dengeyi bozan deniz dibi dolguları öngörmüştür. Deniz Kuvvetlerinin istediği asgarî ölçüleri sağlayamamıştır.

Sayın milletvekilleri, söz konusu ihaleyle ilgili gelişmeleri bir kez daha özetledim. Yukarıda sıraladığım gerçekler ışığında bir değerlendirme yaparsanız ve vicdanınızın sesini dinlerseniz, bu önergeyi geri çekmeniz gerekir. İhaleyi kaybeden firmanın, bu konudaki beyhude çırpınışlarını bir noktada anlayabilirim; ancak, önerge sahiplerinin ve destekçilerinin, firmanın bu gerçekdışı iddialarına ısrarla ortak olmalarını anlamak mümkün değildir.

Hükümet doğru olanı yaptığı için hesap vermektedir. Sayın Bakan, gensoru görüşmesinden aklanarak çıkmıştır. Bununla yetinilmemiş, aynı iddialar Sayın Başbakan için gündeme getirilmiştir. Eminim ki, biz, bu görüşmeleri yaparken, birileri de Meclisin çalışmalarını tıkayacak yeni formüller üzerinde çalışmaktadır.

Önerge konusu ihalede, ne Sayın Bakanın ne de Sayın Başbakanın bir ihmali, kusuru söz konusu değildir; bunu, bizler kadar, sizler de bilmenize rağmen, siyasî birtakım hesaplarla iddiaları gündeme taşımaktasınız.

Sayın milletvekilleri, dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin geleceğini değerlendirdiğinizde, bu gelecek önündeki en büyük engelin, politik mücadelenin yol ve yöntemleri olduğunu görürsünüz. Türkiye, her şeye ve herkese rağmen gelişen bir ülkedir. Türkiye, bugün 21 inci Yüzyılın dünyasında önemli görevler üstlenecek büyük bir ülke noktasına geldiyse, bu başarı, birilerine rağmen kazanılmış bir başarıdır.

Türkiye'deki siyasal muhalefet anlayışı, Hükümetin icraatını engellemenin yol ve yöntemleri üzerine kuruludur. Siyasî başarınızı, karşınızdakinin başarısızlığına endekslerseniz, kaybeden, Türkiye olur. Başarılı olmak istiyorsanız, muhalefet olmanın gereklerini yerine getirin. Muhalefet olmak demek, Türkiye'nin gelişmesi sorumluluğundan sizi kurtarmaz; muhalefette olmanız, çok önemli görevleri olan Meclisi tıkama hakkını size vermez. Ardından da kalkıp "bu Meclis tıkanmıştır" dediğinizde, sizin samimiyetinizden şüphe edilir. Hem gereksiz yere Meclis çalışmalarını tıkayacaksınız, ardından da, bunun sorumlusu sanki siz değilmişsiniz gibi beyanat vereceksiniz.

Yüce Meclis, denetim hakkını millet adına kullanır; buna kimsenin itirazı olamaz; ancak, bugün gelinen noktada niyet, Hükümetin icraatlarının denetlenmesi değildir. Verilen önergelerdeki niyet, muhalefetin siyasî manevralarla Hükümeti savunma pozisyonunda bırakmak ve icraatlarının önünü kesme niyetidir. Bu politik anlayışın sahibi olanlar, kime ve neye hizmet ettiklerini iyi hesaplamak zorundadırlar. Politik başarılarını kısır çekişmelere endeksleyip, hükümet olmalarını şansa bırakanlara bir tek önerim olacaktır...

BAŞKAN – Sayın Atasayan, konuşmanızın bitimine 2 dakika kaldı.

BÜLENT ATASAYAN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Bugün oturduğunuz o koltukları size verenler, verdikleri gibi almasını da gayet iyi bilirler. Milletin size verdiği hakları ya milletin vekâletine uygun olarak kullanırsınız ya da millet sizi azleder.

Bugün verdiğiniz mücadele, Sayın Başbakanın veya Hükümetin icraatlarının denetlenmesi mücadelesi değil, sizleri var eden sistemi koruma ve devamını sağlama mücadelesidir. Bu mücadeleyi kime karşı yapıyorsunuz, biliyor musunuz; halka karşı yapıyorsunuz. Halk nasıl bir Meclis istiyor; Türkiye'nin herkesçe bilinen sorunlarına çözüm üreten, uygulayan, Türkiye'yi 21 inci Yüzyıla başarıyla taşıyan bir Meclis istiyor. Siz ne yapıyorsunuz; önce Meclis çalışmalarını tıkıyor, ardından da halkın karşısına çıkıp "bu Meclis tıkanmıştır" diyorsunuz. Siz tıkamazsanız, bu Meclis tıkanmaz.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Seçime gidelim; en güzeli o...

BÜLENT ATASAYAN (Devamla) – Onu da yaparız.

Kafanızı Meclisin dışına çevirmekten korkmayın; halk ne düşünüyor, ne söylüyor, kulaklarınızı tıkamayın. Türk Halkının politik bilinci hiçbir millete nasip olmayacak kadar gelişmiştir. Siz, istediğiniz kadar kendi küçük politik dünyanızda, küçük hesaplar peşinde koşun; bu hesaplar, size, politik başarısızlıklar olarak geri dönecektir.

Sayın milletvekilleri, 1991'den 1997'ye kadar bu ülkede kimin Hükümet olduğunu hepimiz biliyoruz. Hükümet oldukları altı yılda bu ülkeye bir tek çivi çakmayanlar, tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye için iyi şeyler yapan Hükümetin başarıları karşısında telaşa kapılmışlardır. (FP sıralarından "Bravo" sesleri [!])

Bu sorunlar önceki hükümet döneminde yok muydu; elbette vardı. Peki ne yaptılar; hiç. Peki biz yapınca neden karşı çıkıyorlar? Hem altı yılda hiçbir şey yapmayacaksın hem de bir yılda çok şey yapanları engellemeye kalkacaksın; bunun hesabını millete vereceksiniz.

Sayın Başbakanım, bilinen Doğru Yol'un yolunda değil, bildiğiniz doğru yolda yürümeye devam edin. Yetim hakkı gırtlağınızdan geçmedikçe, kul hakkı cebinize girmedikçe, ne soruşturmadan ne de gensorudan çekinmenize gerek yoktur. (FP sıralarından "Bravo" sesleri [!]) Maalesef, bunları yapanlar, bugün, pervasızca ortada dolaşmaktadırlar. Önerge sahiplerinin telaşı, doğru yaptığınızın en büyük kanıtıdır.

Bir kez daha ifade ediyorum ki, ihalenin, devleti zarara uğrattığı iddiası gerçekdışıdır. Bu gerçekdışılığı esas alıp, Sayın Başbakanın, görevini kötüye kullandığı iddiası da komiktir. Sayın Başbakanın, hukukî işlemlerle ilgili herhangi bir imzası yoktur.

Bu bilgiler ışığında, siyasî hesaplarla değil, gerçeklere dayanarak karar vereceğinize olan inancımla, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Bülent Atasayan'a teşekkür ediyorum.

Şimdi üçüncü konuşmacı, Aydın Milletvekili Sayın Cengiz Altınkaya. (ANAP sıralarından alkışlar)

CENGİZ ALTINKAYA (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verilmiş olan soruşturma önergesi hakkında görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, en içten saygılarımın kabulünü arz ederim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde olabilecek olan en komik önergeyle karşı karşıyayız; çünkü, bir soruşturma önergesinde, görev başındaki başbakan veya bakanın fiiliyle ilgili ve o fiilin hangi kanuna aykırı olduğunun, hangi cezayı icap ettirdiğinin çok açık seçik şekilde yazılması öngörülmektedir.

Şimdi, burada, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında, İzmit körfez geçişindeki yap-işlet-devret ihalesiyle ilgili bir soruşturma önergesi verilmiş. İsterseniz, hep birlikte araştıralım; Sayın Başbakanın, bu ihale işlemlerinin hukukî süreci içerisinde hangi görevle, hangi muameleyi bitirdiğini bir arayalım:

Bir kere, Sayın Başbakanın, bu ihalede herhangi bir resmî görevi yok. Anayasamızın 112 nci maddesinde "Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur" denilmektedir. Yani, bu, bir siyasî sorumluluk; sözü edilen bu ihaleyse, tamamen teknik bir kurum tarafından, kanunların kendilerine vermiş oluduğu yetkiler doğrultusunda yerine getirilen bir hukukî işlemdir.

İşin ayrı ilgi çekici yanı da şudur: Bu işlemler iptal edilsin diye, yürütülmesi durdurulsun diye konu hakkında dava açılmış durumdadır. Anayasamızın 138 inci maddesi o kadar açık, o kadar net ki, bu konuda -görülmekte olan bir dava olduğu için- Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili hiçbir soru sorulmaması, görüşme yapılmaması ve hiçbir beyanda bulunulmaması gerekir. Ayrıca "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz" denilen Anayasanın 138 inci maddesinin ikinci fıkrasını da gözden uzak tutmamamız gerekir.

Şimdi, farz edin ki, bu soruşturma açıldı, komisyon kuruldu, siyasî olarak parmak sayısı hesabı tuttu ve bu konudaki soruşturma raporu da kabul edildi; mahkeme nasıl bir tavır takınacaktır?!.

Şimdi, ne yazık ki, Meclisi mahkeme yerine koyarak, görülmekte olan bir davaya, mahkemeye saygısızlık göstererek söylenmek istenen şundan ibarettir: Siz bu işleri bilmezsiniz; biz, Meclis olarak, sizden daha üstünüz, sizden daha kuvvetliyiz; burası siyasetin meydanıdır; dolayısıyla, siz hele orada bekleyin, biz bu konuyu sizden önce soruşturalım, karar verelim, siz de bize uyun.

NURİ YABUZ (Afyon)– Yasamanın yargıya müdahalesi olur.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Şimdi, parlamenter sistemde, yasama, yürütme ve yargı erki ayrı olacak, birbirine saygılı olacak, yan yana olacak; birbirine üstünlük mücadelesi yok, birbirini etkileme yok; yardımlaşma, dayanışma, fikir alışverişi, tabiî, sonsuza kadar olacak; ama, bugünkü işlem, bugün ulaşılmak istenen hedef, ne yazık ki, Türkiye Büyük Millet Meclisini yargı organı yerine koyarak, orada görülmekte olan bir davayı beklemek yerine, o davayı etkilemek ve oradaki hâkimleri zor durumda bırakmaktan ibarettir.

Sayın Yusuf Bahadır -şahsen, daha önce birlikte mesai yapmış olduğum, sevdiğim, saydığım, değerli bir arkadaşımızdır- konuşmasının sonunda, ne yazık ki -Meclisin zabıtlarına da geçmiştir- bu soruşturma önergesi hakkında Doğru Yol Partisi Grubu olarak karar aldıklarını veya hep birlikte davranarak, ona göre oy vereceklerini ifade etmiştir.

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Hayır Sayın Bakanım, konuşmam şahsım adınadır.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – İşte, bir yanlışlık da burada yatıyor. Doğru Yol Partisi Grubunda, siz, bu konuda görüşme mi yaptınız?

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Sayın Bakan, konuşmam şahsım adınadır; "DYP Grubu adına" demedim.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Yani, parti grubunda, siz, görüşme mi yaptınız, karar mı aldınız?

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Şahsım adına konuştum.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – O zaman, düzeltiyorsanız, mesele yok; yani, düzeltiyorsanız, öyle bir beyan veriyorsanız, ona bir diyeceğim yok; ama, siz grupta görüşme yapıp, karar aldıysanız ve buraya çıkıp grup adına konuştuysanız...

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Hayır Sayın Bakan, şahsım adına konuştum.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Peki...

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Partimin de görüşlerini ifade ettim.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Grup adına konuştuysanız, o zaman Anayasayı ayaklarınız altına aldınız.

YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Şahsım adına konuştum...

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Bu hadise defalarca konuşuldu. Bakın, işlem nasıl olmuş, bir kere de ben arz etmek isterim:

Yeterli bulunan firmalardan teklifler alındıktan sonra 3996 sayılı Kanuna uygun, Bakanlar Kurulu kararına uygun ve bakan oluru doğrultusunda teknik komite bu teklifleri değerlendiriyor, hukukî değerlendirmeyi yapıyor, malî değerlendirmeyi yapıyor, teknik değerlendirmeyi yapıyor ve en sonunda, karar alarak o günkü bakana, onaya sunuyor.

Hukukî değerlendirmelerde farklılıklar nedir; bir bakalım. BOUYGUES-VİNSAN Grubu, AJTC Grubu ve İBKO Grubu. Bu üç grubun teklifi değerlendirildiğinde, BOUYGUES-VİNSAN Grubu, mesela, görev süresi boyunca tüm vergi ve yükümlülüklerden muaf tutulmayı talep ediyor; AJTC Grubu, vergi muafiyeti talebinde bulunmuyor; İBKO Grubu, taşeronların görev süresi boyunca kâr üzerinden vergi vermekten ve KDV'den muaf tutulmasını istiyor.

Başka bir değerlendirme maddesine geçiyoruz.

BOUYGUES-VİNSAN Grubu, özsermayesinin yüzde 15'ini, hisse senedine devredilebilir tahvillerden sağlamayı önermekte ve Hazine garantisi istemektedir; AJTC Grubu, yüzde 21.6 oranında özsermaye teklif etmektedir; İBKO Grubu, yüzde 20 nisbetinde özsermaye...

Yine, bir başka kriter de, BOUYGUES-VİNSAN Grubu, tüm krediler için Hükümet garantisi istemektedir; AJTC Grubu, hiçbir garanti talebinde bulunmamıştır; İBKO Grubu da, Hazine garantisi istemektedir.

Şimdi, ihale şartnamesinin hukukî değerlendirmesi sonunda, buradan, AJTC birinci çıkmaktadır ve BOUYGUES-VİNSAN Grubu da üçüncü kalmaktadır.

Devam etmişler. Malî değerlendirmeye kısaca bakarsak, bu değerlendirmenin sonunda ve teknik değerlendirmenin sonunda -vaktinizi almamak için karara geçiyorum- BOUYGUES-VİNSAN Grubu, ilk ve ikinci tekliflerinde vermiş oldukları bir alternatif için 347 milyon Amerikan Doları sübvansiyon talep etmiş; ancak, en son öneri mektuplarında, diğerlerinde olduğu gibi, bu alternatif için sübvansiyon talebinden vazgeçmiş ve bunun yerine -sübvansiyon yerine- geçecek ilave bir gelir temin ettiğine dair herhangi bir ekonomik analiz koymamıştır; yani, diğer rakiplerinin şartlarına yetişmek için, daha önce yapmış olduğu hesaplı kitaplı tekliflerin yerine, alelacele, baştan savma, hiçbir hesaba kitaba dayanmayan önerilerde bulunmuştur.

BAŞKAN – Sayın Altınkaya, 1 dakikalık süreniz kaldı.

CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Kararın sonunda "AJTC Grubu, deneyimi, teknik ve finans önerileriyle zaten birinci sırayı almışken, çeşitli sebeplerle, dürüst davranışı nedeniyle, İzmit Körfezi geçişi projesi uygulama sözleşmelerinde, görüşmelerde ilk grup olarak seçilmeye layık görülmüştür" denilmektedir. Kararı verenler; genel müdür yardımcısı, daire başkanları, bütçe dairesi, teknik daire, hukuk müşavirliği, genel müdür ve en sonunda "uygundur" diye onaylayan Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Cevat Ayhan; tarih 30 Nisan 1997.

İşte, bu teknik süreç devam ediyor ve hadise Danıştayda. Sayın Başbakanı ilgilendiren bir tek hadise var. Bu birinci seçilen grup ile idare bir niyet anlaşması yapıyor, ihale yapmak üzere anlaşmaya varıyorlar -niyet anlaşması- taraflar imzalamış, Sayın Bakan ve Sayın Başbakan, burada, törende tanık olarak bulundukları için imza atmışlar ve bu tanıklık imzasından ötürü Sayın Başbakan hakkında -devleti zarara uğratmaya göz yummaktan- soruşturma talep edilmektedir. İşte, komik olan budur. Herhalde, hiçbir ülkede tanıkların yargılanması, tanıkların suçlanması diye bir hadise olamaz. Çok şükür, bugün, arkadaşların önergesi sayesinde, böyle bir hadiseyi de yaşayarak, bir eksikliğimizi daha böylece tamamlamış olduk.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aydın Milletvekili Sayın Cengiz Altınkaya'ya teşekkür ediyorum.

Hakkında soruşturma istenilen Başbakan Sayın Mesut Yılmaz söz istiyorlar mı efendim? Söz istemiyorlar.

Şimdi, Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunucağım.

Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarımız epeyce deneyim sahibi oldu, 5 dakika içinde bitirebiliriz sanıyorum.

Oylama yaparken parmaklarınızı yatay bir şekilde gözün üzerine bırakacaksınız. Bazı arkadaşlarımız, zannediyorum ki, parmak ucuyla dokunduklarından kayıt olmadı. İkinci oylamada çok az arkadaşımızın parmak izi kabul görmedi; birinci oylamaya göre ikincisi çok daha başarılı oldu. Bu sefer, zannederim ki, bu oylamada herhangi bir sorun çıkmayacaktır. Zaten, buraya hangi üniteden hangi kod numarasıyla girildiğinde, ünitenin tanımadığı ekranda belirleniyor. Onun için, bir kısmını buradan alabiliyoruz; gerekirse, yardımcı olmaları için, teknisyenler salonda hazır bulunuyorlar.

Evet, 5 dakika yeter mi efendim?..("7 dakika olsun", "10 dakika olsun" sesleri)

O zaman, 5 ve 5'in katları şeklinde alacağımızdan,10 dakika yapacağız. Vekâleten oy kullanmak isteyen Sayın Bakanlar Kurulu üyeleri de, bu süre içinde, vekil oldukları bakan adına oylarını yazılı olarak Başkanlığa göndersinler.

Şu anda, oylamaya açıktan katılacak bir milletvekili arkadaşımız var; Sayın Ömer Bilgin. Diğer üyeler, elektronik oylama sistemini kullanacaklardır.

Oylama işlemi başlamıştır.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Oylama işlemi bitmiştir.

MUSTAFA BAHRİ KİBAR (Ordu) – Sayın Başkan, bir dakika...

BAŞKAN – Oylama işlemi bitti efendim; 10 dakikalık süre içerisinde tamamlandı.

İLHAN AKÜZÜM (Ankara) – 1 dakika var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, otomatik sistemde 10 dakikalık süre belirledik, o süre de tamamlandı.

ŞADAN TUZCU (İstanbul) – Sayın Başkan, arkadaşlar cihazları kullanmayı beceremediler.

BAŞKAN – Efendim, ilk denemelerde, eğer teknisyenlerin huzurunda 10 dakika içinde giremediğiniz tespit edilirse, yazı göndereceksiniz, onunla katılma imkânı doğacak.

MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) – Sayın Başkan, buradaydık, siz de şahitsiniz, sisteme giremedik.

BAŞKAN – Oylama işlemi tamamlanmıştır.

Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılması kabul edilmiştir.

Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her parti için ayrı ayrı ad çekmek suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından yürütülecektir.

Soruşturma komisyonunun görev süresi iki aydır. Bu sürenin, komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi tarihinden başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/34)

BAŞKAN – Şimdi, Genel Kurulun 13.10.1998 tarihli 6 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, yine, bu kısmın ikinci sırasında yer alan Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına 3 üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma istenmiş bulunan Çalışma ve Sosyla Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul'a söz verilecektir. Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 6.10.1998 tarihli 2 nci Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.

Şimdi, şahısları adına söz alan milletvekillerinin isimlerini okuyorum.

Geçen hafta, sözcüler, Genel Kurulda, kurayla belirlenmişti ve herhangi bir devir işlemi de yapılmamıştır.

Birinci sırada, Antalya Milletvekili Bekir Kumbul; ikinci sırada, Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak; üçüncü sırada, Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül konuşacaktır.

İlk söz, önerge sahibi olarak, Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı'nın.

IV. – ÖNERİLER (Devam)

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam)

1. – (9/36) ve (9/37) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi (Devam)

BAŞKAN– Değerli arkadaşlarım, bu görüşmelere başlamadan önce, biraz önce çekilmiş olan kura sonuçlarını açıklıyorum:

Adalet eski Bakanı Mehmet Moğultay hakkındaki (9/36) esas numaralı Meclis soruşturması önergesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinden 2, Fazilet Partisinden 10 kişisel söz talebi intikal etti. Çekilen kura sonucunda, ilk üç üye;

1 Bursa Milletvekili Yahya Şimşek,

2. Adana Milletvekili Sıtkı Cengil,

3. Antalya Milletvekili Yusuf Öztop olarak belirlendi.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer hakkındaki (9/37) esas numaralı Meclis soruşturması önergesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubundan 10, Doğru Yol Partisi Grubundan 7 kişisel söz talebi intikal etti. Çekilen kura sonucunda, ilk üç üye;

1. İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya,

2. Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt,

3. Adıyaman Milletvekili Mahmut Bozkurt olarak belirlendi.

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI

VE MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) GÖRÜŞMELER (Devam)

2. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/34)

BAŞKAN – Şimdi, önerge sahipleri adına, (9/34) esas numaralı soruşturma önergesinde, Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı'yı kürsüye davet ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, önerge sahipleri adına, Sayın Hüseyin Arı, yerini, Sayın Nezir Aydın'a veriyor.

BAŞKAN – Nezir Aydın Beyin imzası var mı?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Var efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

NEZİR AYDIN (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, şahsım ve önerge sahipleri adına Yüce Meclisi selamlıyorum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Sayın Mustafa Kul döneminde yapılan sınavla ilgili görüşlerimi beyan edeceğim.

Değerli milletvekilleri, 24 Aralık 1995 tarihinde, ülkemizde genel seçimler yapılmış, Yüce Meclisimizin 20 nci Dönemi oluşmuştu. Sayın Kul, 19 uncu Dönemdeki 52 nci Cumhuriyet Hükümetinin Sayın Bakanıydı. Seçimlerden yaklaşık bir ay sonra, 53 üncü Hükümetin kurulma çalışmaları yapıldığı günlerde, bu sınavlara neden ihtiyaç duyulduğunu anlayabilmiş değilim.

Sayın Kul'un döneminde, basından izlediğimiz kadarıyla, SSK, âdeta, CHP'nin kendi içinde bile siyasî çekişme alanı haline gelmiş bulunuyordu. 15 Şubat 1996 tarihli gazetelerde, konu "SSK'da Siyasî Çekişme" başlığıyla verilmiş ve şöyle denilmiştir:

"Emekli aylıklarını ödeyememe sıkıntısıyla eşzamanlı ortaya atılan SSK'yla ilgili yolsuzluk iddialarının, CHP içerisindeki iç hesaplaşmanın bir uzantısı olduğu belirtiliyor."

Diğer paragrafta "Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Bakanlık ve SSK üst seviye yöneticileri, CHP delegelerinin önemli bir bölümünün SSK'dan ihale alan müteahhitlerden oluştuğuna dikkat çektiler" denilmektedir.

Devam ediyor haber: "Genel Müdür Kılıçdaroğlu'na dönük olan taciz harekâtının temelinde, Bakandan gelen giderayak siyasî tayin taleplerini yerine getirmemesinin yattığı belirtilmektedir."

18 Şubat 1996 tarihli gazetelerde, konu "Kul ile Kılıçdaroğlu barıştı" başlığıyla haber yapılıyor ve şunlar özetleniyor:

"CHP'lilerden oluşan bir ekip, hemşerileri Kılıçdaroğlu için devreye girip, Bakan Kul ile buluşmasını sağladılar. Kul ile Kılıçdaroğlu, önceki gün, Bakanlık Özel Kaleminde bir araya geldiler. Müsteşar Vekili Derya Bektaş, CHP Ankara İl Başkanı Haydar Doğan, CHP eski milletvekili Sinan Yerlikaya, Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen'in arabuluculuğuyla bir araya gelen Kul ile Kılıçdaroğlu el sıkıştılar.

Bu görüşmeden önce CHP Genel Merkezine giden Kılıçdaroğlu'nun, Bayındırlık ve İskân Bakanı Adnan Keskin'le görüşme yaptığı ve 'elimde, CHP'li eski bakanları Yüce Divana götürecek belgeler var' dediği öne sürüldü. Ancak, Kılıçdaroğlu bu iddiaları yalanladı."

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün; ama, değerli milletvekilleri, dilerseniz, biz bu gazete haberlerini bir tarafa bırakalım, 53 üncü Cumhuriyet Hükümetinin ilgili Sayın Bakanı Emin Kul zamanında, bahsedilen sınavda usul ve mevzuata aykırı birçok işlem yapıldığı noktasındaki soruşturma neticesini yazılan müfettiş raporlarından bazı paragraflar okuyalım.

"Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının..." Sayısını okumuyorum, uzunca bir sayı; yalnız, son dört rakamını okuyayım: 1820

"Konu: 1996 yılı içinde yapılan sakat personel alımı sınavı.

A- Kurumumuzun Ankara'da bulunan ünitelerinde istihdam edilecek 99 adet sakat personelin, yardımcı hizmetler sınıfından 59 hizmetli, 10 daktilograf ve 30 memur şeklinde alınmasının kararlaştırıldığı; bunun için, kurumun Ankara Sağlık İşleri Müdürlüğünde oluşturulan sınav kurulu tarafından, 20.1.1996 tarihinde yazılı test sınav ve 23-24-25 Ocak tarihlerinde yapılan mülakat neticesinde sınavı kazandığı bildirilen adaylarla ilgili yapılan inceleme sonucunda..."

Değerli milletvekilleri, ben, burada ismi geçen memur adayı arkadaşlarımızın şahıslarına olan saygımdan dolayı onların isimlerini okumayacağım; sadece, raporda geçtiği için, ad ve soyadlarının baş harflerini okumakla iktifa edeceğim. Devam ediyorum:

"...kurum personel yönetmeliğinin 38 inci maddesinde, sınavlarda değerlendirmelerin 100 tam not üzerinden yapılacağının, 70 puan alanların yazılı sınavı kazanmış sayılacaklarının, yazılı ve sözlü sınav ortalaması en az 70 puan olanların sınavı kesin kazanmış sayılacaklarının belirtildiği, oysa, Yurtdışı İşçi Hizmetleri Daire Başkanlığına daktilograf olarak atanan Ö.N., Erzincan Hastanesinde görev yapmak üzere Erzurum Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine hizmetli olarak atanan A.E.Y., Ankara Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesinde görev yapmak üzere Gazi Mahallesi Dispanserine hizmetli olarak atanan M.S. ile Ankara Sigorta Müdürlüğüne hizmetli olarak atanan Y.K.'nın yazılı sınav kâğıtlarına göre bu sınavları kazanamadıkları halde, adı geçenlere fazla puan verilmek suretiyle, personel yönetmeliğine aykırı olarak sınavları kazandırıldığı;

Sıvas Hastanesinde görev yapmak üzere Sıvas Merkez Dispanserine hizmetli olarak atanan 20.3.1978 doğumlu S.G.'nin, müracaat ve sınav tarihinde henüz 18 yaşını bitirmediği halde, usulsüz olarak müracaatının kabul edilerek sınava alındığı, ancak, adı geçenin sınavı kazandığı ve 18 yaşını doldurmasına kısa bir süre kaldığı düşünülerek dosyanın Genel Müdürlükte bekletildiği ve atamanın, 18 yaşını bitirdiği 20.3.1996 tarihinden sonra 28.3.1996 tarihinde gerçekleştirildiği, böylece, memuriyetinin geçerli hale getirildiği;

Genel Müdürlüğümüzce ünitelere gönderilen sınav yapılmasıyla ilgili talimatlarda, istihdamı düşünülen personelin sakatlık oranlarının yüzde 40'dan az, yüzde 70'den fazla olmaması gerektiğinin belirtildiği ve Ankara Sağlık İşleri Müdürlüğünce gazeteye bu şekilde sınav ilanı verildiği halde, sakatlık oranı yüzde 90 olan ve Yurtdışı İşçi Hizmetleri Daire Başkanlığına atanan, bilahara Ankara Hukuk İşleri Sigorta Müdürlüğünde görevlendirilen hukuk fakültesi mezunu A.H. ve sakatlık oranı yüzde 85 olan ve Ankara İhtisas Hastanesinde hizmetli kadrosunda santralda çalıştırılmak üzere atanan ortaokul mezunu D.K. ile, sakatlık oranı yüzde 95 olan, İdarî İşler Dairesi Başkanlığı santralında çalıştırılmak üzere Ankara Eğitim Hastanesine atanan lise mezunu A.D.'nin müracaatlarının kabul edilerek, kazanmalarının akabinde işe alındıkları;

Kurum personel yönetmeliğine göre, sınavların adil ve eşit şartlar altında yapılmasının sağlanması, düzenli bir şekilde yürütülmesi ve sınav sonuçlarının özenle değerlendirilmesiyle ilgili, görevli ve sorumlu olan sınav kurulunun, öngörülen şartları taşıyanların sınava katılmalarını sağlamak, adayların bir özlük hakkı elde edip etmemeleri gibi önemli bir hukukî sonuç doğuran sınavlarda gerekli dikkat ve önemi göstermek durumunda olduğu; oysa, Ankara Sağlık İşleri Müdürlüğünde oluşturulan sınav kurulunca yapılan sınavda gerekli dikkat ve özen gösterilmeyerek, yazılı sınavı gerçekten kazanmadıkları halde Ö.N., A.E.Y., M.S. ve Y.K. isimli adaylara fazla puan verilmek suretiyle sınav kazandırıldığı; böylece, adı geçenlere, mevzuata aykırı olarak hak etmedikleri memuriyet statüsü elde etmelerine imkân sağlandığı, bazı adayların usulsüz olarak müracaatlarının alındığı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Nezir Aydın, süreniz bitmiştir efendim; konuşmanızı tamamlayın lütfen.

NEZİR AYDIN (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Tabiî, burada bitmiyor bu rapor, raporun tamamını da not etmiş değilim, sadece bazı paragrafları alıyorum; ancak, sürenin bitiminde, yüce milletvekillerine ve özellikle Sayın Mustafa Kul'a şunu hatırlatmak istiyorum ve inanıyorum ki, Sayın Mustafa Kul dahi bu önergeye "evet" oyu verecektir, Yüce Meclisimiz de "evet" oyu verecektir; böylece aklanma imkânı doğacaktır; çünkü, teftiş raporunda daha birçok şeyler var. Ancak bu şekilde aklanma olacağını Yüce Heyetinize saygılarımla arz ediyor, teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına konuşan Sakarya Milletvekili Sayın Nezir Aydın'a teşekkür ediyorum.

Söz sırası, Antalya Milletvekili Sayın Bekir Kumbul'da.

Buyurun Sayın Kumbul. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır Sayın Kumbul.

BEKİR KUMBUL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğüne 1996 yılında özürlü personel alımıyla ilgili görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı iddiasıyla Mustafa Kul hakkında vermiş oldukları soruşturma önergesiyle ilgili olarak düşüncelerimi sunmak üzere kürsüye çıkmış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yıllarca Sosyal Sigortalar Kurumunda görev yaparak gelen bir arkadaşınız olarak, SKK ile ilgili sorunlar, gerçekten, beni her zaman derinden ilgilendirmiştir ve orayla ilgili her iddiayı ciddî ciddî incelemişimdir. Gerçekten, burada bir ihmal var mıdır; burada bir kötüye kullanma var mıdır? Soruşturma önergeleri ciddî olaylardır. Eğer ciddî bir suç varsa, elbette o suçu işleyen cezasını çekmeli; yoksa, onun illa böylesi bir karalamaya tabi tutulmasının gerekli olmadığı kanısındayım.

Değerli arkadaşlar, 1996 yılının ilk aylarında, Mustafa Kul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı; aşağı yukarı dörtbuçuk aylık bir bakanlık süresi var. Bu dönemde Sosyal Sigortalar Kurumuna özürlü işçi veya personel ve hükümlüler alınıyor. Gerekçesi de, gerçekten, hepimizin bildiği gibi, 1475 sayılı İş Kanununun 75 inci maddesine göre kamuda veya özel sektörde 100'den fazla personel çalıştıran işyerlerine yüzde 2'ye kadar sakat işçi ve özürlü alınması. Buna ilkönce uyacak olan da Sosyal Sigortalar Kurumu olmalı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmalı; çünkü, bunu kontrol edecek merci de orası. O nedenle, belki de bir eksikliği giderdiği için kendilerine teşekkür etmek gerekir diye düşünüyorum.

Peki, ne oldu, ne kadar eksik vardı; 595 özürlü ve hükümlü alınması gerekiyordu; bunun için imtihan açıldı. Peki, imtihanlar nerede yapıldı; imtihanlar, Refah Partisinin yaptığı gibi, birçok insanımıza umut verilerek, bir de değil iki kere merkeze, Ankara'ya çağrılarak yapılmadı; 65 ilde ayrı ayrı yapıldı; oralarda komisyonlar kuruldu; komisyonlar tarafından bu imtihanlar yapıldı. Sayın Mustafa Kul'dan sonra hükümet değişimiyle Anayol döneminde göreve gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Emin Kul, bu konuyla ilgili olarak bir yolsuzluğun, usulsüzlüğün olup olmadığı konusunda Bakanlık müfettişi Sayın İsmet Babür'ü görevlendiriyor ve gerçekten de, müfettiş cid bir çalışma yapıyor, sayın arkadaşımın bahsettiği, yarıya kadar okuduğu raporu hazırlıyor; ancak, sayın müfettişin tuttuğu o raporu, daha sonraki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı -çünkü, bu dönemlerde sık sık bakanlar değişti- Necati Çelik yeterli görmüyor, buna başka şeyler de ekliyor.

Peki, o raporda ne vardı; önce onu söyleyeyim. Değerli arkadaşımın söylediği gibi, gerçekten, ilan edilen o imtihan gerekçesinde sakatlık derecesinin yüzde 40 ile 70 arasında olduğu yazılıyor, doğrudur o; ama, yasada böylesi bir sınırlama yoktur. O nedenle, zaten, Altı Nokta Körler Derneği bu konuya itiraz etmiş ve o da kaldırılmıştır. Belki de bir yanlış düzeltildi orada.

Yüzde 85, 90, 95 sakatlık derecesiyle alınan kişilerden biri hukuk fakültesi mezunudur; yani, bu devletin üniversitesinden mezun olmuş, ona diploma verilmiş, elbette ki çalışacak. Hepiniz biliyorsunuz -kurumda çalışarak gelen arkadaşlarım çok iyi bilir- özellikle santrallarda görme özürlüler kullanılır ve çok da iyi görev yaparlar; o nedenle, burada bir sıkıntı olduğu kanısında değilim; zaten yasal olarak da yok.

İkincisi, bir özürlü genç kızımızın 18 yaşını doldurmasına üç ay varmış, doğrudur; yanlışlığı var mı yok mu, tartışılabilir; ama, imtihanı kazanmış. Elbette bu özürlü vatandaşlarımıza kol kanat germemiz gerekir; ülkemizin kanayan bir yarası. Onları üretime katmak durumundayız, onlara sahip çıkmak zorundayız. 18 yaşını doldurmadığı için üç ay bekleniyor, ondan sonra onun tayini yapılıyor. Bunda da bir şey yok.

Gelelim şimdi, Sayın Babür'ün raporuna. Raporunda, bu konunun yüksek disiplin kurulunda incelenmesini ve komisyon üyeleri hakkında disiplin suçu konusunda onların karar vermesi gerektiğini yazıyor; ama, Sayın Çelik bununla yetinmiyor -sanki, müfettişten daha fazla müfettişlik yaparak- diyor ki: "Hayır; SSK Genel Müdürü, SSK Genel Müdür Yardımcısı ve Personel ve Eğitim Dairesi Başkanvekili de disiplin kuruluna sevk edilecek ve savcılığa haklarında suç duyurusunda bulunulacak." Evet, o dönemde onlar yapılıyor.

Bakıyoruz şimdi, peki, savcılık ne yaptı; savcılık, takipsizlik kararı verdi arkadaşlar. Peki, yüksek disiplin kurulu ne yaptı; hem o yüksek bürokratlar hakkında hem de komisyon üyeleri hakkında soruşturmaya gerek olmadığı konusunda karar verdi -isteyene o kararı buradan verebilirim- peki, bunun anlamı nedir, Sayın Mustafa Kul hakkında böylesine bir soruşturma önergesi verilmesinin anlamı nedir, üç yıl sonra neden bu yapıldı? Kaldı ki, onbir ay gibi bir süre, o dönemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Refah Partili bir bakandı; o dönemde de verilebilirdi; ama, şimdi verildi. Neden bu zamana denk getirildi; bu zamana denk getirildi; çünkü, bundan bir hafta önce, Malatya Milletvekilimiz Sayın Ayhan Fırat'ın Sayın Çelik hakkında vermiş olduğu bir soruşturma önergesi vardı; ama, ciddî şeyler vardı orada. Şimdi, ikisini aynı teraziye koyabilmemiz mümkün mü? Gerçekten, bir kişi hakkında soruşturma önergesi vereceksek bunun ciddî, tutarlı temelleri olmak zorundadır; ona göre vermek zorundayız; çünkü, çok ciddî bir olay. Belki de Sayın Kul buraya gelince, soruşturma açılması yönünde konuşabilir; ama, ben detayıyla incelediğime göre, vicdanen, soruşturma açılması konusunda "evet" diyemeyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Kumbul, 1 dakikalık süreniz kaldı efendim.

BEKİR KUMBUL (Devamla) – Ben de konuşmamın sonuna geldim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, her nedense üç yılın sonunda böylesi bir soruşturma önergesi verildi; ama, sonucu incelediğimiz zaman, gerçekten tutarlı bir şey görmemiz mümkün değil. Yine de, bunu, Yüce Meclis değerlendirecektir; ama, sonuçta bir şey çıkmayacağını biliyorum. Bırakınız onu, hem o bürokratlar hem de sınav komisyonu hakkında böyle bir konu yok. Öyleyse, azıcık suda fırtına koparmanın anlamı yok diye düşünüyorum.

Yüce Meclisi bu konuda tekrar düşünmeye davet ediyor; hepinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Antalya Milletvekili Sayın Bekir Kumbul'a teşekkür ediyorum.

Şimdi söz sırası, Kırıkkale Milletvekili Sayın Kemal Albayrak'ta. (FP sıralarından alkışlar)

KEMAL ALBAYRAK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınmasıyla ilgili olarak açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlem yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına ilişkin vermiş oldukları önerge üzerinde kişisel olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, burada açılması istenilen soruşturmayla ilgili önergenin nedeni, kesinlikle muhatabı olanlarla kişisel bir husumet değil, bu Yüce Meclisi gereksiz yere meşgul etme hadisesi de değil. Belki, niçin 1996 yılındaki hadise şimdi gündeme geliyor denilebilir; ancak, Mustafa Kul zamanında açılan özürlülerin sınavıyla ilgili usulsüz işlemler nedeniyle, Anavatan Partili eski Bakan Sayın Emin Kul tarafından konunun soruşturulması kararı verilmiş ve bu soruşturma raporu, Teftiş Kurulunca 1997'de tamamlanmıştır.

İşte, bunun için, Sayın Kul zamanında yapılan gayriciddî hadiselerin, görevi kötüye kullanmanın, çok önemli bir kurum olan ve pek çok sigortalıyı ilgilendiren bir ocağın kimlerin elinde olduğunu, neler yapıldığını, vicdanen, mesuliyet duygusu içerisinde ortaya koymanın bir sorumluluk olduğunu düşünerek, bu konudaki görüşlerimi açıklamanın da kuruma fayda getireceği inancıyla, bu araştırmayı yapma lüzumunu hissettim. Burada, bu konular aydınlığa kavuşturulursa, varsa suçlular cezasını çeker ve gelecekteki yönetimlerin de daha dikkatli davranmalarına vesile olur inancını taşımaktayım; çünkü, SSK, gerçekten, belli dönemlerde çok kötü yönetilmiştir. Biraz önce, bir arkadaşımız "Sayın Kul'un dönemi dörtbuçuk ay gibi kısa bir sürede geçti" dedi. İyi ki dörtbuçuk ay geçmiş; demek ki, biraz daha fazla süre geçseydi, bütün bu hadiseler ve usulsüz işlemler daha fazla olacaktı.

Bunun neticeleri meydandadır; hele hele, Sayın Kul dönemi ise, hakikaten, talihsiz bir dönemdir. Bakınız, Sayın Kul, Bakanlığa geldiğinden itibaren kurumda partizanlığı had safhaya çekmiş, hatta, parti içerisindeki kendi siyasî çekişmelerini bu kuruma yansıtmıştır. Bu hadiseler, o günkü basında da dile getirilmiş "Bakanla bürokratlar arasındaki kavga", "Bakanla Genel Müdür arasındaki kavga", "SSK'da müteahhitlerin gizli ilişkisi", "SSK'da siyasî çekişme", "İşçi emeklilerinden Kul'a veryansın" ve buna benzer pek çok -şurada önümde var- en az 30'un üzerinde, medyada çıkan haberler var.

İşte, Sayın Kul döneminin olayları: SSK ile ilgili hayra değer hiçbir çalışması olmamıştır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının bir çatı altında toplanması, emeklilerin intibak yasası, prim tahsilatlarının hızlandırılması, taşınmazların değerlendirilmesi ve sigortaya hizmet veren hastanelerin ihtiyaçlarının giderilmesiyle ilgili bir çalışmayı görmek mümkün olmamıştır. Olmadığı gibi, o dönemde, memuriyet imtihanına da hile karıştırılmıştır.

Bakınız, eski Bakan Mustafa Kul zamanında -1996 yılında- Sosyal Sigortalar Kurumunca, sakatların devlet memurluğuna alınmasına dair açılan sınavda, usul ve mevzuata aykırı birçok işlem yapılmış. Bu konu, Emin Kul zamanında araştırılmış; teftiş kurulu raporu var. Burada öyle enteresan işler olmuş ki... Mesela, 20.1.1996 tarihinde, Ankara Sağlık İşleri Müdürlüğünde oluşturulan sınav kurulunda, test usulü yazılı sınav yapılıyor. 23-24-25.1.1996 tarihlerinde yapılan mülakat neticesinde, sınavı kazandığı bildirilen adaylarla ilgili yapılan incelemelerde, kazanmayanların işe başlatıldığı; müracaat safhasında ilan edilen normal yaş sınırı belliyken onun altındaki insanların işe sokulduğu; Kamu Personel Yönetmeliğinin 38 inci maddesinde, sınavlarda değerlendirmelerin 100 tam not üzerinden yapılacağı, 70 puan alanların yazılı sınavı kazanmış sayılacakları -yani, ortalama olarak 70 puan alırsa, onun üzerindekiler ve 70 puan alanların kazanacağı- bildirilmesine rağmen, maalesef -biraz önce bazı arkadaşlarımızın isimlerini belirtmediği; ama, benim belirttiğim- daktilograf olarak atanan Özlem Nazen, yine Ali Ekber Yavuz, Mesut Susuz, Yılmaz Kılıç ve isimlerini saydığımız pek çok insanın, yazılı ve sözlü sınav neticesinde puanları düşük olduğu halde yükseltilerek memuriyete sokulmuşlardır. Enteresandır, bir arkadaş, yaşı -gerçi, biraz önce bir arkaşımız itiraf etti- uymadığı halde, daha sonra, 18 yaşını doldurduğunda memuriyete alınıyor. Böyle bir imtihan şekli, ilk defa burada gerçekleşmiş oluyor.

Genel Müdürlükçe ünitelere gönderilen sınav yapılmasıyla ilgili talimatlarda, istihdamı düşünülen personelin sakatlık oranının yüzde 40'tan az, yüzde 70'ten fazla olmaması gerektiği belirtildiği halde -hatta, bunlar gazete kupürleriyle ilan edilmesine rağmen- sakatlık oranı yüzde 90 olan kişi alınıyor.

Değerli arkadaşlar, biz, burada, özürlülerin işe alınmasına hiçbir zaman karşı değiliz veya bu hastanelerde, bu SSK kurumunda personel açığının kapatılmasına da karşı değiliz; yani, alınsın; ama, bu işin hilesiyle değil, normal şekliyle alınsın.

HAYDAR OYMAK (Amasya) – Sizin yaptığınız gibi!..

METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Şimdiye kadar neredeydiniz?!.

KEMAL ALBAYRAK (Devamla) – Yine, Tülin Kanlı'ya usulsüz olarak sınav kazandırıldığı, Medet Kalkan'ın cezası olduğu halde işe alındığı; bu da enteresandır, hükümlü olarak almıyorsunuz, devlet memurluğuna alınmayacak tarzdaki kişileri alıyorsunuz...

AYHAN FIRAT (Malatya) – Yasa hükmü öyle...

KEMAL ALBAYRAK (Devamla) – Yasayı biliyoruz Sayın Fırat; sen öğren yasayı!..

Bunun yanında, Ankara Sağlık İşleri Müdürlüğünde oluşturulan sınav kurulu başkanı Dr. Yaşar Çalışkan ile sınav kurulu üyeleri Serpil Baran, Orhan Akçay, Aziz Demir ve İsa Bayram'ın; yine, İstanbul Sağlık İşleri Müdürlüğünde oluşturulan komisyonun eylem ve işlemleri görevi ihmal kapsamına girdiğinden, haklarında Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesine göre işlem yapılabilmesi için, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulması istenmiş. Bunları yapan teftiş kurulu...

BAŞKAN – Sayın Albayrak, konuşma sürenizin 1 dakikalık bölümü kaldı.

KEMAL ALBAYRAK (Devamla) – Yine, eski Bakan Mustafa Kul döneminde, daha önceden alınan -o da elimizde- güvenlik soruşturmalarıyla ilgili bilgiler var; PKK ile ilgisi olan, hırsızlık, adam öldürme ve gasp suçlusu olan 22 kişinin üzerindeki insanlar, bu teşkilâtlara yerleştirilmiş; ama, hiçbir işlem yapılamamış, yapılmamış. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılamaz, sebep de şu: Yine biraz daha incelediğinizde, Sayın Bakanın hemşerileri veya yakınları epey bir şekilde mevcuttur.

Bugün, SSK hastanelerindeki sıkıntı ve kuyruklar, sigortalı çalışanlarını ve emeklilerini çileden çıkaran hadiselerdir. Gezdiğimiz, gördüğümüz yerlerde halen bu sıkıntılar mevcuttur; biz bunları yaşıyoruz. Bu işlerle uğraşılacağına, keşke bunlarla uğraşılsaydı. Bir sürü yerde ambulansa ihtiyaç var. Enteresandır, Kırıkkale'de bir patlama olayı oldu, bir ambulans dahi veremedeniz de, TEK'te çalışan işçiler, kendi maaşlarından topladıkları parayla aldıkları ambulansı SSK'ya hediye ettiler. Bu şekilde düşünseydiniz çok daha iyi olurdu.

BAŞKAN – Sayın Albayrak, süreniz bitti efendim.

KEMAL ALBAYRAK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu konuda herhangi bir -başta da söylediğim gibi- kişisel husumet yoktur; ama, olayın gerçek olarak araştırılması açısından bu önergeye olumlu rey verileceği kanaatindeyim; hiç olmazsa, suçsuzsa kendisi belgelesin.

Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kırıkkale Milletvekili Sayın Kemal Albayrak'a teşekkür ediyorum.

Söz sırası, Kocaeli Milletvekili Sayın Bekir Yurdagül'de.

Buyurun Sayın Yurdagül. (CHP sıralarından alkışlar)

BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Sayın Mustafa Kul hakkında Sosyal Sigortalar Kurumuna personel alımıyla ilgili yapılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumduğu, bu nedenle görevi ihmal etmekten ve görevi kötüye kullanmaktan dolayı verilen Meclis soruşturması önergesi üzerinde söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, soruşturma önergesinde söz konusu edilen sınav, Ocak 1996'da yapılmış, şimdi Ekim 1998'deyiz; aradan ikibuçuk yılı aşan bir zaman süresi geçmiş ve o dönem içerisinde, önergeyi veren arkadaşların partisinden bir değerli milletvekili, bakanlık görevini üstlenmiş ve bir yıl iktidarda kalmış. O döneme ilişkin çok titiz bir inceleme içine girmişler, 1991-1995 yılları arasında iktidarda olan sosyaldemokrat partinin bakanlarının yanlışlarını, varsa yaptıkları eksiklikleri ortaya çıkarmak için. Şimdi, 1998 yılının Ekim ayında bu soruşturma önergesi karşımıza getiriliyor. Ne zaman getiriliyor; o dönemde yapılan ve tüm Türkiye'yi ayağa kaldıran SSK'ya personel alımıyla ilgili sınavdan sorumlu olarak, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Necati Çelik ie ilgili soruşturma önergesinin Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilmesi ve kabul edilmesi sonrası, kısasa kısas mantığıyla, intikam ve kin duygularıyla, o dönemdeki Bakan Sayın Mustafa Kul ile ilgili bir soruşturma önergesi getiriliyor. Bununla yetinilmiyor; şimdiki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Nami Çağan ile ilgili de bir soruşturma önergesi hemen bundan sonra görüşülecek.

Burada olay nedir; o dönemde, soruşturmaya konu olan sınavda, 33 sakat işçi, 46 eski hükümlü, 515 de sakat memur olmak üzere toplam 594 kişi alınmış. 1475 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde, kamu veya özel işyerlerinde her 100 çalışan için yüzde 2 oranında sakat ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu bulunduğunu hep beraber biliyoruz. Türkiye'deki tüm işyerlerinde bu yasanın uygulanıp uygulanmadığı konusunun takip edilmesi görevi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiştir. Kendi bünyesinde bu yasaya uymayan Bakanlığın, diğer işyerlerini denetleme hakkını kendinde görmemesi gerekir. Bu konuda Çalışma Genel Müdürlüğü, gerek SSK'ya gerek Bağ-Kur'a gerekse İş ve İşçi Bulma Kurumuna uyarı yazıları ndermiş, hatta, o dönemde para cezası dahi vermiştir. Dolayısıyla, Sayın Mustafa Kul'un, bakanlık yaptığı dönemde açılan bu sınav, birilerini korumaktan öte, yasal bir zorunluluk nedeniyle açılmıştır.

Şimdi, bir bardak suda fırtına koparılıyor. 594 kişinin alındığı bu sınav sonucunda, kaç kişiyle ilgili iddia var; soruşturma önergesinde, 4 kişinin, başarısız oldukları halde sınav kazanmış gibi gösterilmeleri, 1 kişinin, 18 yaşın altında olması, bu sınavlara yönelik bir kötü niyet olarak, bunun dışında 3 sakatın, yüzde 70'in üzerinde -yüzde 85, yüzde 90, yüzde 95 derecesinde- sakat oldukları halde işe alınmaları, son olarak da 2 eski hükümlünün, memuriyete alınması gerekçe olarak gösterilmiş ve Sayın Mustafa Kul ile ilgili soruşturma önergesi verilmiş. Yani, bu sınav sonucunda alınan toplam 594 kişiden 10 kişiyle ilgili birtakım usulsüzlük yapıldığı savıyla ilgili olarak bu soruşturma önergesi verilmiş.

Şimdi, bunları tek tek irdelediğimizde ne olduğunu görüyoruz. Soruşturma önergesine göre, sınavda yetersiz not aldıkları halde memuriyete alınan 4 kişinin, mahkeme kararına göre, sınavda geçerli not aldıkları ortaya çıkmış; 1 kişi, 18 yaşın altındaymış -18 yaşını doldurmasına iki ay mı, ikibuçuk ay mı, üçbuçuk ay mı varmış- müfettiş raporuyla işe başlatılmasına karar verilmiş; diğer 3 kişi, yüzde 70'in üzerinde sakat oldukları için...

Şimdi, gerçekten, alt limit, tüzükte yüzde 40 olarak gösterilmesine rağmen, üst limit gösterilmemiş. Yani, yüzde 100 sakat olanın dahi, bu yönetmeliğe göre, işe alınması gerekiyor. Ancak, duyurularda bu yüzde 70 olarak belirtildiği için burada bir sorun çıkmış, Altı Nokta Körler Derneği tepki koymuş, müracaatta bulunmuş, diğerlerinin de sınava girmesi ve bunların aldıkları notların geçerli olmasının gerektiğini belirtmiş ve bu arkadaşlarımız -yüzde 85, 90, 95 sakatlık derecesinde olan arkadaşlarımız- da tüzüğe uygun olduğu için, sınav sonucunda da başarılı oldukları için işe alınmışlar.

Geriye kalan iki hükümlü var. Burada da, hepinizin bildiği gibi, 17 Mart 1987 tarih ve 19403 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Eski Hükümlülerin İstihdamı Hakkındaki Tüzükte eski hükümlü tarifi açıkça yapılmıştır. Bir kere, bu sınava girebilmesi için, o kişinin eski hükümlü olması gerekmektedir. Eski hükümlünün hangi suçlardan ceza aldığı, hangi cezayı alanların bu yasa ve tüzük hükümlerinden yararlanamayacağı konusunda herhangi bir ayırım veya sınırlama getirilmemiştir. Eski hükümlü olan herkesin bu sınavlara girme hakkı vardır; o nedenle, bu konudaki suçlamaların da herhangi bir tutarlılığı söz konusu değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, on kişiyle ilgili değerlendirmeyi yaptık; toplam 594 eski hükümlü ve sakat kadrosunda işe alınanlarla ilgili, çıplak, çok net bir şekilde ne yapılıp ne yapılmadığı ortaya çıkmış durumda.

Burada, Teftiş Kurulu raporunda da Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Sayın Mustafa Kul'dan bir tek kelime bahsedilmemesinin yanı sıra SSK Genel Müdürlüğü de suçlu görülmemiş ve aklanmıştır. Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olmasına rağmen, cumhuriyet savcılığı takipsizlik kararı vermiştir. Bu önerge, tamamen, bakanlığı döneminde usulsüz yapılan SSK sınavıyla ilgili ortaya atılan ve tüm kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşen sözde sınavla ilgili olarak verilen soruşturma önergesinin bir misillemesidir, kısasa kısas mantığının bir sonucudur. Her türlü mesnetten yoksun, kin ve intikam duygularıyla verilen bu soruşturma önergesine kişisel olarak ret oyu vereceğim. Sadece buna ret oyu vermekle kalmayacağım, aynı düşünceyle şimdiki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan ile ilgili olarak verilen soruşturma önergesine de ret oyu vereceğim.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Bekir Yurdagül'e teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, konuşmak isterse, hakkında soruşturma istenilen Sayın Kul'a söz vereceğim.

MUSTAFA KUL (Erzincan) – Konuşmak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kul. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KUL (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, 1996 yılında Sosyal Sigortalar Kurumuna personel alımıyla ilgili yapılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevi ihmal ettiğim ve görevimi kötüye kullandığımdan dolayı verdiği Meclis soruşturması önergesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle, benden önce konuşan iki milletvekili arkadaşımın -Sayın Nezir Aydın ve Sayın Kemal Albayrak arkadaşlarımın- ifade ettiği birkaç konuya kısaca değinmek istiyorum.

Öncelikle, Sayın Aydın "seçimlerden bir ay sonra neden böyle bir sınav açma ihtiyacı duyulmuştur" diye ifade ettiler.

Değerli arkadaşlarım, 1475 sayılı Yasada, eski hükümlü ve sakat çalıştırma diye bir zorunluluk bulunmaktadır. Sadece kamu işyerlerinde değil, bütün özel işyerlerinde de bunu takip etme yetkisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait bir yetkidir. Çalışma Genel Müdürlüğü bunu takip etmektedir. Böylesine bir görevle yükümlü olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kendi bünyesinde, kendi bağlı birimlerinde eğer bu yasa hükümlerini uygulamıyor ise, o zaman, diğer başka özel şirketlerde, diğer kamu işyerlerinde bu hükmün uygulanıp uygulanmadığını takip etme imkânına sahip olamamaktadır. Bu nedenle, öncelikle, bu sınavın açılması, tamamen, yasal bir zorunluluktan kaynaklanmıştır.

Yine, her iki arkadaşım "genel müdür ile Bakan arasındaki sürtüşme, parti içindeki birtakım çekişmelerden kaynaklanmıştır ve Sosyal Sigortalar Kurumunu da bu parti içi çekişmelere alet etmişlerdir" diye ifadeler kullandılar. Kesinlikle böyle bir olay yok; her zaman olduğu gibi, bu arkadaşlarımız doğruyu ifade etmemişlerdir. Yine -kendi ifadelerine göre de- gazete haberlerine dayanarak söylüyorlar bunu. Kendileriyle ilgili basında bir şey çıktığı zaman "bu gazete haberidir, buna niye itibar ediyorsunuz, buna niye inanıyorsunuz" diyen, bize bu şekilde söyleyen arkadaşlarımız; ama nedense, buraya gazete haberleriyle geliyorlar. Gazetede şunlar yazılmış: "Sosyal Sigortalar Kurumunu parti içindeki çekişmelere alet etmişler..."

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, böyle, bir bardak suda fırtana koparmak... Allah'tan, biz, sokaklara çıkıp da "kahrolsun laiklik, yaşasın irtica" diye bağırmıyoruz. Allah'tan, İran devrimini öven o kitapları, yazıları, Meclis matbaasında bastırmıyoruz. Her şeyi yapan kendileri; ama, gelip, bu konuda başkalarını suçlamak, başkalarını karalamak için bu kürsüyü işgal etmelerine gerçekten anlam vermek mümkün değil.

Yine, Sayın Albayrak "Ankara Sağlık Kurulunda görevli sınav kurulu üyeleri mahkemeye verilmiştir" diye ifade etmiştir. Evet, bu arkadaşlarımız mahkemeye verilmiştir, mahkeme de sonuçlanmıştır. Ankara 18 inci Asliye Ceza Mahkemesinin 13 Ekim 1998 tarihinde vermiş olduğu karar elimizde. Ankara Sağlık Kuruluyla ilgili verilen kararın son cümlesini okuyorum: "Tüm sanıkların atılı suçtan beraatlarına karar verilmiştir." Bu bir yargı kararıdır. Bu, sadece birilerini karalamak, kötülemek için söylenen laflar değil, bağımsız yargının vermiş olduğu bir karardır. Tabiî, mahkemeler kendileriyle ilgili bir karar verdiği zaman yargıya inanmayan, güvenmeyen, başkalarıyla ilgili verdiği zaman inanan... Ki, işte, inanmanız için yargı kararını da birlikte getirdim.

Değerli arkadaşlarım, önergede ifade edildiği gibi, sınav, 1996 yılında yapılmıştır. Konuyla ilgili soruşturma önergesinin bugün verilmiş olmasının özel bir anlamı var; çünkü, o günden bugüne kadar bu konuyu Meclis gündemine hiç getirmeyen arkadaşlarımız, bugün, bundan bir hafta önce, Malatya Milletvekili Sayın Ayhan Fırat arkadaşımızın Sayın Necati Çelik zamanında yapılan sınavla ilgili yolsuzlukları Meclis gündemine getirmesinden ve bunun görüşülmesinden sonra, bir karşı önergeyle buna cevap vermişlerdir; ama, Necati Çelik arkadaşımızın yaptığı sınavla benimki arasında fark var. Niye; görevi kötüye kullanmak, görevi ihmal etmek gibi suçlardan dolayı, sözümona, bu soruşturma önergesi verilmiş.

Değerli arkadaşlarım, bizim dönemimizde yapılan sınavla ilgili -ki, arkadaşlarımız bir dosya gazete kupürüyle buraya gelmişlerdi- bir tek satır bir şey çıkmamıştır. Bu sınavda şöyle yolsuzluk yapılmış, böyle adam kayrılmış falan gibi bir satır yazı çıkmamıştır. O sınavla ilgili herhangi bir itiraz dilekçesi gönderilmemiştir. Hiçbir kimsenin şikâyet başvurusu olmamıştır; ama, Sayın Necati Çelik'in döneminde yapılan sınavı bütün televizyonlar diziler halinde yayınlamıştır, bütün gazetelerde günlerce bu yazılmıştır. Kimlerin kayrıldığı, kimler adına faks çekildiği, hangi listelerin elden ele dolaştığı, sadece Türk basınında çıkmakla, ulusal basında çıkmakla kalmamış, CNN televizyonundan İtalya'daki televizyonlara kadar -ki, birçok ülkede de bu alay konusu olmuştur, ülkemiz bu konuda alay konusu olmuştur- bunca haber çıkmasına rağmen, ne yazık ki, Sayın Bakan Necati Çelik bu haberleri değerlendirmemiş, bu konuyla ilgili soruşturma açmamış, bunu inceletmek için teftiş kuruluna görev vermemiştir. İşte, görevi kötüye kullanmak budur, görevi ihmal etmek budur. Eğer, bizim dönemimizde bir tek satır yazı çıkmışsa, biz, bu yazının gereğini yerine getirmemiş isek, bununla ilgili araştırma, soruşturma başlatmamışsak, Teftiş Kuruluna bununla ilgili görev vermemişsek, o zaman, ben suçluyum, bunu kabul ediyorum; ama, Sayın Çelik'in dönemindeki bunca yazılıp çizilene, bunca gazete haberlerine ve yüzlerce şikâyet dilekçelerine, itiraz dilekçelerine rağmen, eğer, soruşturma başlatılmamışsa... Hatta, çıkıp, kürsüden "benim bir tek yakınım varsa, bakanlık görevimden istifa etmeye hazırım" demesine rağmen, 30 kadar yakınının; hatta, soyisimleri tutan, İzmit'te, Kocaeli'de, Gölcük'te işe girenlerin birçoğunun Bakanın yakını olmasına rağmen, bakanlık görevinden istifa etmeyen, daha önce kürsüden verdiği o sözün gereğini yerine getirmeyen Bakan, şimdi, kalkıp, kendisiyle ilgili bu suçlamalar dolayısıyla, onu örtbas etmek için, bizim hakkımızda böylesine bir önerge veriyor.

Tabiî, Refah Partisinin hükümette olduğu dönemlerde...

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Fazilet, Fazilet...

MUSTAFA KUL (Devamla) – ...başka bakanlıklarda da sınav açılmıştı; ama, en çok konuşulan, bir Seydişehir Alüminyum Tesislerinde açılan sınavdır -ki, o sınavda da neler olduğu yine gazetelerde bol bol yazıldı, biz de olayı incelemeye gittik- bir de Sosyal Sigortalar Kurumunda açılan sınavdır. Değerli arkadaşlarım, bu nedenle, bu önergenin hiçbir ciddiyeti yoktur.

Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarım, özellikle Nezir Aydın arkadaşımız, konuşmasında, bu Teftiş Kurulu raporunu aynen okumuştur. Teftiş Kurulu raporunu okudu; ama, sonuç kısmını okumadı. Belki "zamanım yoktu, zamanım kısıtlı olduğundan dolayı okuyamadım" diyebilir; ama, bu Teftiş Kurulu raporunun sonucunda şöyle deniliyor: "Bu itibarla, söz konusu atama işlemlerini gerçekleştiren Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı görevlileri ile atamalara olur veren Kurumun eski Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türk Ceza Kanunu ve disiplin hükümleri kapsamına giren bir fiilleri bulunmadığı düşünüldüğünden dolayı, haklarında herhangi bir işlem yapılmasına gerek görülmemiştir."

Bu Teftiş Kurulu raporunda benim ismim kesinlikle geçmemektedir; sadece, Sosyal Sigortalar Kurumunun Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Personel Daire Başkanının ismi geçmektedir ve onlarla ilgili de, sonuçta bu şekilde bir hüküm verilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Kul, 1 dakikalık süreniz kaldı efendim.

MUSTAFA KUL (Devamla) – Sayın Başkan, süremin sınırsız olduğunu zannediyordum.

Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarımız bazı isimler ifade ettiler. Bu Teftiş Kurulu raporunda her şey incelenmiş durumda; o isimleri ifade edilenler -bizi dinliyorlarsa eğer- daha sonra teftiş kurulunda, mahkemelerde aklanmışlar; ama, bu Teftiş Kurulu raporunu Sayın Necati Çelik beğenmemiş; bu görev, Sayın Emin Kul zamanında teftiş kuruluna verilmiş; buna rağmen, Teftiş Kurulu raporunu beğenmemiş ki, onun arkasına iki sayfalık bir şerh yazarak, SSK yöneticilerinin yargılanması konusunda mahkemeye sevk etmiştir.

Şimdi, SSK yöneticileriyle ilgili olarak Ankara'da takipsizlik kararı verilmiştir. Ankara Sağlık Kurulu Komisyonuyla ilgili olarak da takipsizlik, beraat kararı verilmiştir; ama, Sayın Necati Çelik'in yaptığı sınavla ilgili hazırlanan dosya, bununla ilgili fezleke, şu anda, Adalet Bakanlığında beklemektedir. Sayın Adalet Bakanımıza, bir kez daha, buradan seslenmek istiyorum: Sayın Necati Çelik ile ilgili hazırlanmış olan bu fezlekeyi Meclise gönderirlerse, o zaman, orada kimin ne yaptığı, hangi maddelerden suçlar işlediği, kimin Türk Ceza Kanununun 230 uncu ve 240 ıncı maddelerinden yargılanması gerektiği, o dosyada açıkça ifade edilmiştir. O dosyanın, bir an önce buraya getirilmesini bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kul, konuşma süreniz bitti efendim.

MUSTAFA KUL (Devamla) – Sayın Başkanım, o zaman sadece bir cümleyle...

BAŞKAN – Yani, size süresiz söz verme imkânım yok. Eğer, rapor görüşülüyor olsaydı, o zaman süresiz söz hakkınız vardı; öyle bir temennide bulunmuyorum.

Buyurun.

MUSTAFA KUL (Devamla) – Peki, teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarımızın tek tek saydığı bu isimleri tek tek sayıp, Teftiş Kurulunun onlarla ilgili ne karar verdiğini, mahkemelerin ne karar verdiğini size ifade etmek isterdim; ama, zamanın dar olması nedeniyle bunları ifade edemiyorum; ama, bir cümleyle şu kadarını söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir iddia varsa, bu iddia araştırılmalıdır, soruşturulmalıdır. Ben, şahsım olarak, kendimle ilgili bu iddiaların soruşturulmasını isteyeceğim; kendimle ilgili bu soruşturma önergesinin kabulü yönünde oy kullanacağım ki, gerçekten, hiç kimsenin kafasında bir soru işareti kalmasın. (CHP sıralarından alkışlar) Soruşturulsun, araştırılsın, varsa bir şey, bunun karşılığını ödemeye de hazır olduğumu ifade ediyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Hakkında soruşturma istenilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Sayın Mustafa Kul'a teşekkür ediyorum.

VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Kocaeli Milletvekili Necati Çelik’in, Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül ile Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un şahsına sataşmaları nedeniyle konuşması

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelik.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Efendim, konuşmacılar, şahsıma birden fazla atıf yaparak, suçladılar; dolayısıyla, İçtüzüğün ilgili hükümleri gereğince söz istiyorum.

BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya mahal vermemek üzere, kısaca Sayın Bakan...

Buyurun Sayın Çelik.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sataşma üzerine söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, hepinizi en iyi dileklerle selamlıyorum.

Sataşmanın biri "Sayın Çelik, kendi dönemiyle ilgili, gazetelerde, televizyonlarda, CNN'de bu kadar yayın yapıldı, neden soruşturma açmadı" şeklinde. Değerli arkadaşlarım, hakkımda verilen soruşturma önergesi görüşülürken ifade ettim, bir kere daha ifade ediyorum: Benim yaptığım sınav, baştan sona yargı denetiminde cereyan etmiştir. Dolayısıyla, burada söylenen ve söylenmeyen birçok itiraz yargıya intikal etmiş ve yargı, bunların hiçbirinin gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığına dört ayrı yargı kararıyla karar vermiş. Dolayısıyla, yargıya intikal eden bir konuda soruşturma açamazdım.

İkincisi, yine "Çelik" soyadlı 50 yakınımın sınavı kazandığı ifade edildi. Hakkımda gensoru verildi ve gensoru görüşmelerine kadar da, bir tane "Çelik" soyadlı yakınımın sınavı kazandığı ispat edilemedi. Ben, burada, "Çelik" soyadlı yakınımın sınavı kazanmadığını ifade ettim ve hâlâ, o ifademde de ısrar ediyorum; ispat edemediniz, tespit edemediniz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, üzülerek ifade etmeye mecburum; o da şudur: Ne yazık ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu, döneme göre rapor yazmaktadır. Benim dönemimde yapılan sınavlarda, sınav komisyonunun, genel müdürün ve müsteşarın işine son verilmesini rapor eden Teftiş Kurulu, CHP'li bakanlar döneminde yapılan sınavlara ilişkin, genel müdürün hiçbir sorumluluğunun olamayacağına karar vermiştir; takdirlerinize ve bilgilerinize sunuyorum.

Burada, gerek Sayın Kumbul gerekse Sayın Yurdagül ve gerekse Sayın Mustafa Kul, mahkemede, daha doğrusu, cumhuriyet savcılığında, kendi dönemlerine ilişkin sınavların takipsizlik kararıyla sonuçlandığını ifade ettiler. iyi güzel de, sayın arkadaşlarım, sizin döneminizle ilgili verilen takipsizlik kararını, buraya geldiniz, okudunuz. Ben de size 4 tane mahkeme kararı okudum. Niye, o mahkeme kararlarına saygı duyarak hakkımda soruşturma önergesi vermekten imtina etmediniz? Sizin lehinize olunca mahkeme kararlarının bir manası var, başkalarıyla ilgili olunca bir önemi yok mu? (FP sıralarından alkışlar)

Son olarak şunu ifade ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi çok kötü bir gelenek oluşturdu. Dediniz ki: "Bugüne kadar niye soruşturma önergesi vermediniz?" Bu yanlışsa, bu yanlışı siz başlattınız. İki yıl oturdunuz, Sayın Necati Çelik, 1996 Aralığında yapılan sınavda acaba kaç tane yakınını aldı; iki yıl bunu araştırdınız; iki yıl bununla yattınız kalktınız. Bu yanlışsa, yanlışı siz başlattınız diyorum, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sataşma üzerine konuşan, Sayın Çelik'e teşekkür ediyorum.

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI

VE MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) GÖRÜŞMELER (Devam)

2. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/34) (Devam)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, şimdi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Oylamayı 5 dakika içinde bitirebileceğimizi zannediyorum; epeyce deneyim kazandık. Bu 5 dakikalık sürede, sistem içinde oyunu kullanamayan arkadaşlarımız, yazılı olarak, buraya oylarını ulaştırmış olacaklar; 5 dakikalık süre dolunca, oylama işlemi bitmiş olacaktır; onu da şimdiden hatırlatayım.

Vekâleten oy kullanacak sayın bakanların da, beş dakika içinde, vekil oldukları bakan adına oylarını göndermelerini rica ediyorum.

Oylama işlemi başlamıştır.

(Oylama yapıldı)

BAŞKAN – Oylama işlemi tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Meclis soruşturması açılması kabul edilmiştir.

Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı adçekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından yürütülecektir.

Soruşturma komisyonunun görev süresi iki aydır.

Bu sürenin, komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi tarihinden başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 57 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık ayında yapılan sınav sonucunda göreve başlatılan personel hakkındaki hukuk dışı işlemlere göz yummak ve yanlı davranmak suretiyle görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/35)

BAŞKAN – Şimdi, Genel Kurulun 13.10.1998 tarihli 6 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 57 arkadaşının, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık ayında yapılan sınav sonucunda göreve başlatılan personel hakkındaki hukukdışı işlemlere göz yummak ve yanlı davranmak suretiyle görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin, Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına 3 üyeye ve son olarak da hakkında soruşturma istenmiş bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan'a söz verilecektir.

Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 6.10.1998 tarihli 2 nci Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak, sayın üyelere dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.

Şimdi, şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum:

Geçen hafta çekilen kura ve yapılan devirlerden sonra, ilk 3 sözcü; 1-Metin Bostancıoğlu (Sinop), 2-Memduh Büyükkılıç (Kayseri) 3- Metin Şahin (Antalya) olarak belirmiştir.

İlk söz, önerge sahibi olarak İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'in; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın Şahin konuşma süreniz 10 dakikadır.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan hakkında 56 arkadaşımızla birlikte hazırladığımız soruşturma önergesi hakkında iddialarımızı ve delillerimizi Muhterem Heyetinize arz etmek üzere huzurunuzda bulunuyorum.

Konuya girmeden önce siz değerli arkadaşlarıma Anayasanın 80 inci maddesini hatırlatmak istiyorum. Anayasanın 80 inci maddesi, özetle şöyle diyor: "Bir milletvekili, sadece seçildiği bölgenin veya kendisine oy verenlerin değil, tüm milletin vekilidir."

Bunu biraz daha genişletecek olursak, hiç şüphesiz ki, milletin seçtiği vekillerden oluşan şu Parlamentodan çıkan hükümetler de ve bu hükümetlerde görev alan sayın bakanlar da, sadece kendisine oy verenlerin veya sadece kendisine güvenoyu verenlerin hükümeti veya bakanı değil, tüm milletin, herkesin hükümeti ve bakanı gibi hareket etmek durumundadır.

Bunu niye söylüyorum; bunu, şunun için söylüyorum: Şimdi sizlere arz edeceğim konu, soruşturma önergesinin konusu, Anayasanın bu kuralının ne kadar açıkça ihlal edildiğini göstermektedir de, onun için söylüyorum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevini yürütmekte olan Sayın Çağan, göreve başlar başlamaz, ilk yaptığı işlerden biri, kendisinden önceki Bakan döneminde, Aralık 1996 tarihinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce yapılan sınavlarla ilgili soruşturma açtırmak olmuştur. Diyeceksiniz ki, bir sayın bakan, daha önceki dönemde birtakım aksaklıklar, yasadışı işlemler görmüşse onun hakkında soruşturma açamaz mı; hiç şüphesiz ki açabilir, açmak hakkıdır. O bakanlıkla ilgili, o bakanlığa bağlı kuruluşlarla ilgili, sayın bakanın böyle bir soruşturma hakkı hiç şüphesiz ki vardır.

Değerli arkadaşlarım, ama, hatırlayacaksınız, Aralık 1996 tarihinde yapılan bu sınav, kamuoyunu oldukça meşgul etmişti. Hatta, bir önceki soruşturma önergesi esnasında, sözcüler de bu hususu açıkça dile getirdiler. Bu konu, basında geniş şekilde yer aldı ve yargının önüne geldi. Ankara 1 ve 7 Numaralı İdare Mahkemeleri bu konuyu incelediler, gerçekten bu sınavda bir usulsüzlük var mı diye araştırma yaptılar; en sonunda -şu anda biri kesinleşmiştir- bu sınavda yasalara aykırı bir durumun olmadığı tespit edildi, yürütmenin durdurulması istemli bu iptal davası, sınavların iptali davası reddedildi.

Ayrıca, basında çıkan haberleri ihbar kabul eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ilgililer hakkında soruşturma açtı, bilirkişi görevlendirdi, bilirkişi inceleme yaptı ve bilirkişinin verdiği rapor doğrultusunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da, ilgililer hakkında, sınavda bir usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

Şimdi, hiç şüphesiz ki, Sayın Bakan Çağan, bu soruşturmayı açtırdığı tarihte, talimat verdiği tarihte bütün bunları biliyordu; yani, bu yargı kararlarını biliyordu. Sayın Çağan -aynı zamanda bir öğretim üyesidir- bir şeyi daha biliyordu; o da, Anayasanın 138 inci maddesinin son fıkrasında, açıkça "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır..." deniliyor. Sayın Bakan, bütün bunlar karşısında böyle bir soruşturma emri vermemeliydi; ama, kendi bakanlığından ve Sosyal Sigortalar Kurumundan 6 müfettişi görevlendirerek, bu konuyla ilgili soruşturma açtırdı.

Değerli arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu müfettişlerince hazırlanan rapor, tam bir skandal mahiyetindedir. O dönemde memuriyete alınmış olan birtakım kişilerle ilgili, maalesef, skandal sayılabilecek -ifade değil- âdeta engizisyon mahkemelerini andıran soruşturmalar yapılmış, insanî birtakım işlerini yapmaya dahi mani olunacak tarzda saatlerce, hatta gün boyu kapalı bir odada tutulmuştur. Bunu, neye dayanarak söylüyorum; ilgililerin, Başbakanlık Teftiş Kuruluna vermiş olduğu dilekçelerden çıkarıyoruz. Tehditler, ya bizim dediğimizi kabul edersin ve işine devam edersin; aksini söylersen işinden olacaksın tarzında birtakım dayatmalarla, bu müfettiş raporu, âdeta, bir tasfiye raporu haline dönüşmüştür. Bu rapor hazırlandıktan sonra, ihbar ve şikâyetler üzerine, olaya, Başbakanlık Teftiş Kurulu el koymuştur. Başbakanlık Teftiş Kurulu, müfettiş görevlendirmiş, incelemiş, araştırma yapmış ve bakanlığın, biraz önce değindiğim raporunu, son derece yanlı, yasalarla uyumsuz, eksik ve yanlış sonuçlar taşıyan, uygulamasının ileride kişileri mağdur edebilecek hatalarla dolu bulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, Başbakanlık Teftiş Kurulunun bu raporu, aynı zamanda, Başbakanın da onayına sunulmuş ve Başbakan da, Başbakanlık Teftiş Kurulunun bu raporunu onaylamış, bu doğrultuda işlem yapılmasını istemiştir.

Tabiî, vaktim ne kadar bilemiyorum, önümdeki göstergede...

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – 3 dakika...

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Evet... Tabiî, kürsüye yeni alışıyoruz, eski kürsüden farklı. 3 dakika kadar bir zamanım var.

Teftiş Kurulu raporundan bazı bölümler okumak istiyorum -ama, zamanım oldukça daraldı- Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda deniliyor ki: "Raporda getirilen önerilerde, haklarında işlem yapılması istenilenlerin aleyhine olmak üzere, zorlama yorumlar yapılarak disiplin suçlarında cezaların ağırlaştırıldığı; önerilen disiplin cezalarına konu fiillerin disiplin yönetmeliklerindeki ilgili hükümlerle uyumsuz olduğu; raporda, sınavı kazandıktan sonra çeşitli siyasî partilerle üyelikleri devam eden kişilerin işlerine son verilmesi şeklindeki önerinin ise, kesin tespitlere dayanmadığından, ileride haksız yere bu kişilerden bir kısmının mağdur olmasına neden olabileceği, bu nedenle bu konuda kesin tespitler yapıldıktan sonra gerekli değerlendirmelerin yapılmasının uygun olacağı; yine, aynı şekilde, okuryazar olmadıkları belirlenen kişilerin ise, ifadelerinde ilkokul veya ortaokul diplomasına sahip olduklarını belirttikleri, bu konuda da, bu kişilerin mağdur edilmemeleri bakımından diplomalarının teyidinin istenildiği..." Ve devam ediyor...

En ilginci de değerli arkadaşlarım, raporun sonunda, Başbakan oluruyla "bu çalışmaların Başbakanlık Başmüfettişliğince sürdürülmesi..." Aslında, bu, çok ilginçtir! Başbakanlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, diyor ki: "Bu konuyu, bundan sonra siz takip etmeyeceksiniz; Başbakanlık olarak bu konu artık bizim tekelimizdedir, biz takip edeceğiz." Bu, aslında, Başbakanlığın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bu konuyla ilgili zımnî olarak güvenmediğinin de ifadesidir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Başbakanlık böyle bir raporu hazırlamış -3 Temmuz 1998 tarihini taşıyor- ve hemen Bakanlığa göndermiş; ama, Sayın Bakan -Sayın Çağan- bundan bir hafta sonra -8 ve 9'unda- 80 tane memurun işine son vermiştir. Ortada yargı kararları var, Başbakanlık olaya el koymuş, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, biraz önce bir iki cümlesini okuduğum tespitleri var ve Başbakanlık da diyor ki "bundan sonra, bunu, biz yürüteceğiz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şahin, 1 dakikalık süreniz kaldı.

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Tamamlıyorum efendim.

Bu tarihten sonra Sayın Bakanın işlem yapmaması gerekirdi. Yapmış; ama, maalesef, görevini kötüye kullanmıştır; bizim tespitimiz budur. O nedenle, biz, bu soruşturma önergemizin Genel Kurulca kabulünü talep ediyoruz. Zira, bu, maalesef, kötü bir örnek olmuştur, kötü bir geleneği başlatmıştır. Çünkü, her hükümet, her bakan değiştiğinde, bir önceki bakan döneminde işe alınan memurlar, bundan sonra, acaba, ben de işten atılacak mıyım korkusuna kapılacaktır.

Keşke, Sayın Bakan böyle bir geleneği başlatmamış olsaydı diyorum ve Genel Kurulun, bu geleneğin devam etmemesi noktasında önergenin kabulü istikametinde oy kullanacağına inanıyorum ve hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına konuşan İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin'e teşekkür ediyorum.

Şimdi, söz sırası, Sinop Milletvekili Sayın Bostancıoğlu'nda; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Meclis soruşturması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önemli denetim yollarından biridir. Soruşturma önergesi vermek milletvekilleri için bir haktır ve her hakkın olduğu gibi, Meclis soruşturması açılmasını istemenin de kötüye kullanılması mümkündür. Ortada Meclis soruşturması açılmasını gerektirecek hiçbir haklı sebep yokken, hatta hiçbir emare yokken, soruşturma açılmasını istemek, Meclis çalışmalarını engelleyerek, zamanın kötüye kullanılmasını, zamanın boşa geçmesini, Meclisin çalışmasını istemeyen bir parti mensuplarının talebi olarak karşımıza çıkabilir. Meclis çalışmalarını engellemek isteyen bir başka parti mensupları da, iddiaları hiç incelemeden, incelese bile siyasi siyasî birtakım çıkarlar peşine düşüp, Meclisin çalışmalarını kilitleyerek, partilerini anahtar bir parti gibi göstermek amacıyla böyle bir önergeye olumlu oy verebilirler; demokrasilerde, parlamento kültürü gelişmemiş toplumlarda bunun örnekleri vardır. İşte, bugün, bu hakkın, kötüye kullanıldığının bir örneğini yaşıyoruz.

Sayın milletvekilleri, biz, Demokratik Sol Parti olarak, kurulduğumuz günden beri, haksız ithamlarla çok sık karşı karşıya kaldığımız için, bunlara karşı mücadeleyi iyi biliyoruz. Özenle oluşturulmuş uzman ve yetkin kadrolarımız varken, partimiz için "kadroları yok" dediler, ülkemizi esenliğe çıkaracak programımız varken "programları yok" dediler; oysa ki, koalisyon ortağı partilerle yaptığımız koalisyon protokolü ve Hükümet Programına yansıyan Demokratik Sol Parti programı, bizim hükümet etmeye ne kadar hazırlıklı olduğumuzu göstermiştir. 55 inci Hükümete verdiğimiz bakanların saygın kişilikleri ve bilgi birikimleri, her kesimden herkesin takdirini toplamıştır; aynı vasıftaki bir o kadar milletvekilinin Demokratik Sol Parti Grubunu oluşturması "kadronuz yok" diyenleri yalanlamıştır.

55 inci Hükümet kurulduktan 15 gün sonra hayata geçirilen ve cumhuriyet tarihimizin Atatürk'ten sonraki dönemde en kapsamlı eğitim reformunda ve daha sonra kanunlaştırılan vergi reformunda, Demokratik Sol Partinin programının ve bakanlarının büyük rolü olmuştur. (DSP sıralarından alkışlar)

Geçici işçiler sorunun çözümü, Olağanüstü Hal Bölgesi ve geri kalmış yörelerdeki esnafın KOBİ kredileriyle desteklenmesi ve istihdam yaratıcı girişimcilerin özendirilmesi, hep o yok denilen Demokratik Sol Parti programının Hükümet icraatlarına yansıyan birer parçası oldu. Kavgacı değil, uzlaşmacı; sorun yaratıcı değil, sorun çözücü uygulamalarıyla 55 inci Hükümetin uyumlu çalışan bir kanadı olan Demokratik Sol Partinin, Hükümete verdiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan hakkında verilen ve bugün görüştüğümüz bu önerge, yolsuzluk önergesi değildir; aksine, yolsuzluğu, usulsüzlüğü, suçu tespit edip, sorumluları yargıya teslim ettiği için, intikam önergesidir. Bu önergeyle, Sayın Çağan'a haksızlık edilmektedir.

Geçmişte, hep, memuriyet sınavları sırasında, ilgili bakanlar hakkında, usulsüzlük yaptıkları iddiasıyla soruşturma açılması talep edilirken, bu defa, usulsüz işe alındıkları müfettiş raporlarıyla tespit edilmiş 80 aday memurun işine son verilmiş olması gerekçe gösterilerek, soruşturma açılması talebiyle önerge verilmiştir. Oysa ki, bu usulsüzlükleri yapan SSK yöneticileri hakkında, 12 yıla kadar hapis cezası verilmesi için Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmış, Yüce Mecliste, geçen hafta, Refahyol döneminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Necati Çelik, ilk bakışta sorumlu görülerek, 1996 yılı Aralık ayında gerçekleştirilen personel sınavında usulsüzlük yapılmasına yol açarak, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılması kabul edilmiştir.

Bu önergeyi verenler, geçen haftaki soruşturmalara cevap verememişlerdir. Şimdi, ben buradan soruyorum; 1996 yılının Aralık ayında, yaklaşık 80 bin kişiyi iş umuduyla Ankara'ya siz toplayıp perişan etmediniz mi? Sınava katılanların kimliklerini tespit etmeyerek, sahtecileri koruyup, katılan dürüst insanları şaibe altında bırakmadınız mı? Müfettişlerin ve bilirkişilerin tespitine göre, sınav kazandırılan kâğıtlardan 399'u üzerinde düzeltme yapılmıştır. Yanlış cevapları silerek doğru cevap kutularını sonradan kimler doldurttu?

Rastlantı bu ya, sınav kazananların tamamının aday numaralarının birbirini aralıksız takip etmesini nasıl savunacaksınız. Sayın Bakan, sınav kazananların hiçbirinin "Çelik" soyadını taşımadığını iddia etti. Kayınbiraderi, ağabeyinin kayınbiraderi ve yeğeninin soyadının hukukumuza göre Çelik olması mümkün değildi zaten.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Ben onu söyledim!

METİN BOSTANCIOĞLU (Devamla) – Diğerlerinin de kapatılan Refah Partili milletvekilleriyle aynı soyadı taşımasını, Refah Partisi yandaşlarının -hiç öyle görünmüyor ama- üstün zekâlı olmasına mı dayandırıyorsunuz. Siz, herkesi kör, âlemi sersem mi sanıyorsunuz. (DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Sınav için başvuran yaklaşık 80 bin adaydan ardı ardına gelen 94 aday numarasının da Sayın Bakan Necati Çelik'in seçim bölgesinden olması bir rastlantı mı?

Mühendis milletvekillerine "aynı ilden 94 kişinin müracaat ettiği ve 80 bin adayın başvurduğu bir sıralamada 94 adayın ardı ardına gelmesinin ihtimali nedir?" diye sordum. Bunun hesabını çok kıymetli mühendis arkadaşlarımız "imkânsız" derecesinde cevaplandırdılar.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Birlikte müracaat etmişler!

METİN BOSTANCIOĞLU (Devamla) – Sınav kazanan adaylardan 3 adayın okuryazar olmadıkları kendi ifadeleri ve uygulamalı sınav sonucundan belirlenmiştir.

Sayın konuşmacı kıymetli milletvekili, biraz önce "bu arkadaşların belgelerinin olduğunu" söylediler. O zaman mesele yok, yargıya intikal etmiş bir konuda eğer eğitimleriyle ilgili belgeleri varsa, okuryazarlarsa bu, zaten cevaplanır. Okuryazar olmayan bu yandaşlarınız yazılı soruları nasıl okuyup, cevaplarını verdiler dersem ne cevap vereceksiniz?

Çeteleri birer birer yakalayıp, adalete teslim eden 55 inci Hükümet, bu sınavda usulsüzlük, yolsuzluk yapan, döneminizin genel müdür, genel müdür yardımcıları, personel dairesi başkanı ve sınav komisyonu üyelerini adalete teslim etti; onlar, cevaplarını, bağımsız yargıda verecekler.

Sayın milletvekilleri, bu Meclise, halkımız, bizi çalışmamız için gönderdi; Meclisi çalıştırmamaya, boş şeylerle meşgul etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ben, aklımın gösterdiği yolda olacağım ve bu önergeye "hayır" diyeceğim; Yüce Meclisimizin çoğunluğunun da önergenin aleyhinde oy kullanacağı umuduyla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sinop Milletvekili Sayın Metin Bostancıoğlu'na teşekkür ediyorum.

Şimdi, söz sırası, Kayseri Milletvekili Sayın Memduh Büyükkılıç'ta.

Buyurun Sayın Büyükkılıç. (FP sıralarından alkışlar)

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 57 arkadaşının, SSK Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık ayında yapılan sınav sonucunda göreve başlatılan personel hakkındaki hukukdışı işlemlere göz yummak ve yanlı davranmak suretiyle görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla, Çalışma Bakanı Sayın Prof. Dr. Nami Çağan hakkında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca, bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi üzerinde kişisel söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

SSK, sosyal güvenlik kuruluşlarımızın en eskilerinden ve en büyüklerindendir; yaklaşık 26 milyona yakın vatandaşımıza sosyal güvenlik hizmeti vermektedir. Siyasî iktidarların partizanca yönetim anlayışları sonucu, SSK en zor dönemlerini yaşamaktadır; işçi, emekli, dul ve yetim ile hak sahiplerine hizmet veremeyecek konuma getirilmiştir. Beş sene, Kayseri SSK Hastanesinde uzman hekim olarak çalışmış bir insan olarak konuşuyorum. 1960'lı yıllarda yapılan ve 10 bin kişiye hizmet veren Kayseri'deki hastane, aynı fizikî koşullarda, şu anda, yaklaşık 500 bin civarında insana hizmet vermekle yüz yüze kalmıştır. Bunu niye söylüyorum; acil serviste nöbet tutarız, oradaki hizmetli kardeşimiz, bir bakarsınız cerrahî teknisyen olur, bir bakarsınız eczacı kalfası olur, bir bakarsınız temizlik yapar; çünkü, koşullar bunu gerektirmektedir; personel yetersizdir.

Gerçekten, SSK'nın bu içler acısı tablosu karşısında, belki, yarasına merhem olur yaklaşımıyla, iyi niyetle, 2 500 insan istihdam edilmek üzere, 1996 yılının sonlarına doğru, aralık ayında bir sınav yapılıyor. Siyasîlerin ve medyanın da -takdir edersiniz, 100 bine yakın insanın, girmek zorunda kaldığı bu sınavda- abartılı davranışları sonucunda, ortada bir yaygara koparılıyor. 10 milyon işsizin olduğu bir ülkede -ki, takdir edersiniz, ne 54 üncü Hükümet ne 55 inci Hükümet bu duruma getirdi; bu, ülkemizin acı gerçeği- bu tablo karşısında, açılan bir sınava 100 binler giriyorsa, statlarda sınavlar yapılıyorsa, kapalı spor salonlarında sınavlar yapılıyorsa, bunda, herhalde, fevkalade bir durum olmasa gerekir; ama, önemli olan, siyasîler olarak bizlerin bunu istismar etmemesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Daha önce genel müdür olan bir insan, müsteşar yardımcılığına atanır; 54 üncü Hükümet döneminde görevden alınmasının çözümüymüş gibi, âdeta, bir bakıma bunun acısını çıkarmak amacıyla, o dönemde işe alınan insanlardan hıncını çıkarmaya çalışır ve dolayısıyla, bu sınavlarla ilgili olarak da bir soruşturma başlatılır. Tabiî ki, bu soruşturmaya, çok değerli, kişiliğine saygı duyduğumuz, gerçekten takdir ettiğimiz bir Çalışma Bakanımız onay vermek zorunda kalır; âdeta, oradaki üst düzey bürokratların, bir bakıma kendisini istismar etmesine müsaade eder ve bunun sonucunda da, sizlerin de takip buyurduğu gibi, geçen hafta da üzerinde detaylı şekilde durulan sınav konusu tekrar gündeme getirilir, tekrar gündeme getirilir.

Gerek Ankara 1. ve 7. İdare Mahkemelerinin kararını, gerek cumhuriyet savcılığının kararlarını ben burada tekrar vurgulayacak değilim, onların üzerinde durmaya bile değmez. Ancak, bütün bunlara rağmen, Çalışma Bakanlığı ve SSK müfettişlerince yapılan soruşturmada, masa başında yazılan senaryo hayata geçirilmeye çalışılır. Önyargılarla, partizan bir anlayışla ifadelerine başvurulan memur adayları üç, beş saat, hatta gün boyu odalara kapatılarak ve hiçbir zarurî ihtiyaçlarının karşılanmasına dahi müsaade edilmeyerek; yani, bir bakıma önyargılı şekilde, engizisyon mahkemelerini andırırcasına bir ifade alımına başlanır. Özürlü insanlar dahil yeniden sınava ve heyet raporu almaya tabi tutulur, tehdit ve hakaretler edilir, işleriyle yalan beyan arasında tercihe zorlanılır; köy muhtarlarının bile ifadesine başvurulur. Ankara idare mahkemelerinin kararları gözardı edilir.

Şimdi, bütün bunları söylerken acaba biz afakî mi konuşuyoruz, yoksa gerçekten bunlar doğru mudur? İşte, elimde, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilmiş olan bir dilekçe var. Bu dilekçedeki arkadaşımızın ismini vermeyeyim, arzu eden varsa gelsin baksın ya da takdim edebilirim. Burada müfettişin de ismi var, ben üzerinde durmak istemiyorum; çünkü, bütün illerde yapılan çalışmalar aşağı yukarı buna benzer konumdadır. Kullandığı kelimeleri burada yazılı şekliyle şu Mecliste kullanmaya hayâ ediyorum, bazılarını da söylemekle yetineceğim: "Şerefsiz, namussuz, ailenin yüzkarası, yalancı, adi, mikrop, terbiyesiz" gibi kelimeler devam ediyor. Bir müfettiş bunu söyleyebiliyor ya da böyle bir iddiada bulunabiliyor.

Şimdi, aynı şekilde, 80 kardeşimizin işten atıldığını -burada zikredildi- hep beraber duyduk. Ben, sizlere soruyorum, bu 80 insan, ekmek parası için gelmiş, bir sınava girmiş, bu insanların ne suçu var... Efendim, işte Teftiş Kurulu bir rapor hazırlamış. Bu raporun senaryo olduğunu, bu raporun bir bakıma ciddiyetten uzak olduğunu, benden önceki konuşmacılar, Başbakanlık Teftiş Kurulunun bir başka raporuyla aynen gündeme getirdiler.

Şimdi, elimde bir başka belge var; savunma tutanağı; aynen okuyorum:

"Savunma sahibinin adı: Cevat Güvercin

Görevi: Memur aday

Sicil no: 99849

Ünitesi: Kars Sigorta Müdürlüğü

Genel Müdürlüğümüzce, 1996 yılı aralık ayında yapılan personel alımına ilişkin sınavlarla ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Genel Müdürlüğümüz müfettişliklerince yapılan soruşturma sonucunda..." Ki, bu insan, bu soruşturmaya davet edilmeden bir hafta önce de görevden uzaklaştırılmış; gerekçe "sözlü sınava girmediniz." Bu da yetmemiş, aynı kişi için, âdeta hızını alamamış çok değerli müfettişlerimiz, Bakanımızı yanıltan müfettişlerimiz "1983 Haziran döneminde bir siyasî parti üyesi olduğunuz ve bu üyeliğinizi, kurumumuzda bir göreve atanıp bu göreve başladıktan sonra da devam ettirdiğiniz anlaşılmış olup, söz konusu davranışınızdan dolayı kurumumuz personel yönetmeliğinin (...) maddesi gereğince devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziyeniz düşünülmektedir..." Dolayısıyla, ifadeye davet edilmektedir.

Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; şimdi, bu insan, sözlü sınava girmedi diye bir hafta önce görevden alınıyor, daha sonra da, tekrar, bir savunma için davet ediliyor ve dikkatinizi çekiyorum, savunmadaki soruya bakın veya davetin şekline bakın "1983 Haziran döneminde bir siyasî partiye üye olmak." Bu insan 1970 doğumlu; yani, 13 yaşında. Siyasî Partiler Kanununun -18 yaş, biliyorsunuz daha yakın zamanda geçerli oldu- buna nasıl müsaade ettiğini ben sizlere soruyorum. O müfettiş arkadaşlarımız, çok saygın müfettişlerimiz, Sayın Bakanımızı yanıltan insanlar, bu adamın doğum tarihine baksaydılar, belki bunu yazmak ihtiyacını hissetmeyeceklerdi. Ben, çok değerli Bakanımızın bu konuya eğileceğine inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, elimde daha bunun gibi çok örnek var; ama, Malatya'daki bir feryadı da dile getirmek istiyorum:

"Şu SSK'nın memur imtihanı çok konuşulacağa benziyor. SSK imtihanına girerek Malatya'da görevlendirilenlerin analarından emdikleri süt burunlarından geldi. Ankara 4 müfettiş göndermiş; ben müfettiş diyeyim, siz hâkim mi dersiniz, savcı mı dersiniz, orasını siz düşünün. Adamlar, sanki Malatya'ya şartlı gelmişler, almışlar garibanları karşılarına ille de 'torpilin kim, Ankara'da mutlaka bir torpilin vardır' diye tutturuyorlar..."

Şimdi, iş konusunda 54 üncü Hükümet döneminde bizim kapılarımız aşındırılıyordu, şimdi de sanırım Demokratik Sol Partinin, Anavatan Partisinin, Demokrat Türkiye Partisinin ve onların destekçisi CHP'nin kapıları aşındırılıyordur. Şimdi, ben sizlere soruyorum: Ekmek peşinde koşan, iş peşinde koşan bu insanlara "acaba bir siyasî partinin mensubu musunuz değil misiniz" diye soruyor musunuz? Bunu, bir milletvekili soruyorsa yakıştıramıyorum ve doğru da bulmuyorum. Demek ki, bu insanlar bir siyasî parti mensubu değil, ekmek peşinde koşan zavallı Anadolu insanları.

BAŞKAN – Sayın Büyükkılıç, süreniz bitti efendim.

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

Bu Türk insanı, bu milletin evladı, her zaman ekmeğinin peşinde koşmuş, hiçbir zaman aykırı bir davranışta bulunmamıştır.

Şimdi, bu sorular arasında "ülkücü müsün veya bir vakfa mensup musun" şeklinde bir soru var. Bu ülkede ülkücü olmak suç mu? Vatanını ve milletini sevmekten başka, ezanı için, bayrağı için varım diyen bu insanları, âdeta bir potansiyel suçlu olarak görmenin kime ne faydası var diye buradan sesleniyorum.

Bu nedenle, birbirimizi sevelim, hoşgörüyle davranalım; bu ülke insanlarının buna ihtiyacı vardır. 65 milyon insanın kardeşliğini sözde değil, özde uygulayalım diyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kayseri Milletvekili Sayın Memduh Büyükkılaç'a teşekkür ediyorum.

Sayın Büyükkılıç'ın konuşmasında bir müfettişin sözü olarak aktardığı kelimeleri, burada kullanmak İçtüzüğe aykırıdır; bunlara dikkat edelim.

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – "İddia ediliyor" dedim.

BAŞKAN – Başkasının sözü de olsa buraya taşımayalım.

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Daha ağırları var Sayın Başkanım, ben burada okumadım. Bir iddia...

BAŞKAN – İlgi duyanlar o raporu okuyabilir efendim.

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporunu size takdim edebilirim efendim.

BAŞKAN – Neyse, onları da kullanmayalım.

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Ama kullanılmış...

BAŞKAN – Şimdi, son söz Antalya Milletvekili Sayın Metin Şahin'de; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

METİN ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin ve arkadaşları tarafından verilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan hakkındaki soruşturma önergesi üzerinde sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, inandırıcılığı ve haklılığı olmayan bir soruşturma önergesi verilmiştir; hatta, önerge dikkatle incelenirse, önergeyi verenlerin ne istediklerini kendilerinin bile yeterince kestiremedikleri görülecektir. Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesi ile 240 ıncı maddesi ayrı ayrı hükümler içermektedir; her ikisine birden giren bir iddiayı anlamak mümkün değildir; çünkü, bu maddelerin yaptırımları farklıdır.

1996'nın aralık ayında yapılan Sosyal Sigortalar Kurumu imtihanı için yapılan suçlamaların, usulsüzlüklerin, hukukdışı işlemlerin, eğer, bir muhatabı aranacaksa, o da zamanın Bakanı Sayın Necati Çelik olmalıdır.

Sayın arkadaşlarım, halkımız arasında güzel bir söz vardır "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" derler. (DSP sıralarından alkışlar) Elbette, sözüm meclisten dışarı; ama, bu söz, bence, bu olayda tam yerine oturmaktadır.

Önergede imzası bulunan milletvekillerinin bir süreden beri adil düzen anlayışını neden terk ettiklerini şimdi daha iyi anlıyoruz; ancak, kimse üzülmesin, Demokratik Sol Parti, siyasetle adaleti hiç karıştırmamıştır. (DSP sıralarından alkışlar) Bu Mecliste, çok yakında yapılmış olan soruşturma oylamalarında, Demokratik Sol Parti milletvekillerinin kendi anlayışından en uzak partinin genel başkanına bile, siyaseten değil, adaletle yaklaştığını hatırlatmak isterim.

Önergede iddia edilmek istenilen, Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesindeki görevi ihmal ya da 240 ıncı maddesindeki görevi kötüye kullanma iddiasını, bu olayda görmek de, bulmak da mümkün değildir. Eğer Sayın Çağan, bu Sosyal Sigortalar Kurumu imtihanı hakkında bir soruşturma açtırmasaydı, işte, asıl, o zaman 230 uncu maddeden; yani, görevi ihmalden bahsetmek mümkün olacaktı.

Sosyal Sigortalar Kurumu imtihanı üzerindeki teftiş ve incelemeler, bu imtihanın ne kadar düzmece olduğunu, akraba gibi yakınların nasıl kayırıldığını, imtihan şartlarını taşımayanlara nasıl imtihan kazandırıldığını ve bütün bu yanlışlar sonunda, 70 binden fazla insanın haklarının nasıl yenildiğini ortaya koymuştur.

Sayın Bostancıoğlu çarpıcı örnekler verdiği için, ayrıca, ben de üzerinde durmuyorum; ama, şunları da söylemekten kendimi alamıyorum.

Değerli arkadaşlar, kendini dindar diye takdim edenlere ve her vesileyle dini siyasete bulaştıranlara hatırlatmak isterim ki...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Şimdi, bunu sen yapıyorsun.

METİN ŞAHİN (Devamla) – ...kul hakkını yemek...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biz, hiç dinden imandan bahsettik mi?

METİN ŞAHİN (Devamla) – Lütfen... Ben, hepinizi sakince dinledim. Lütfen, saygılı olun...

...kul hakkını yemek, hem çok günahtır hem de böyle bir şey Müslümanlıkla hiç bağdaşmaz. (DSP sıralarından alkışlar) Her şey affedilir, kul hakkı yemek affedilmez.

Sayın Çağan'ı, bütün bu gerçekleri ortaya çıkardığı için kutlamak gerekir. Başta ifade ettiğim üzere, önerge sahipleri yanlış adrese gelmişlerdir. Dürüstlüğü, yansızlığı, objektifliği halkımızca teslim edilmiş olan Demokratik Sol Partili bakanlar, icraatlarını adaletle yürütmüşlerdir ve yürütmektedirler. (DSP sıralarından alkışlar)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Hele, şu Millî Eğitim Bakanlığındaki adaletinize hayranız[!]

METİN ŞAHİN (Devamla) – Bakın, sayın arkadaşlarım, adaletli uygulama nasıl olurmuş, izninizle, hakkında soruşturma açılması istenilen Sayın Bakan Çağan'ın icraatından bir örnek vereyim: 23 Mayıs 1998 tarihinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna 3 bine yakın sağlık personeli alımı için bir imtihan yapıldı. Bir tek Allah'ın kulu, bu imtihan için şikâyette bulundu mu? Hayır. Kimse şikâyetçi olamadı; çünkü, imtihanlar üniversiteye yaptırıldı; sadece yazılı imtihan yapıldı, sözlüsü yapılmadı, ilan edilen sonuçlara aynen uyuldu, hatta, yönetmeliğin zorunlu görmediği sözleşmeli personel için de imtihan şartı uygulandı. Özetle: Kimsenin hakkı yenmedi. Umarım, bu yansızlık, ülkemizdeki tüm imtihanlara güzel bir örnek olur ve tüm bakanlıklar ve kamu kuruluşları bu yolu izlerler.

Atasözümüze dönersek -bir kez daha söylüyorum; sözüm meclisten dışarı- bu kez, yavuz hırsız, ev sahibini bastıramamıştır arkadaşlar. (DSP sıralarından alkışlar)

Sayın Çağan, hukukdışı işlemlere göz yumarak değil, görevini ihmal ederek değil, imtihanda kazandığı açıklananların da, kazanamayanların da hak ve hukukunu gözeterek görev yapmıştır. Burayı, altını çizerek bir kez daha söylüyorum: İmtihanda kazandığı açıklananların da, kazanamayanların da hakkını ve hukukunu gözeterek görev yapmıştır.

Meclis soruşturması önergesinin hiçbir haklı tarafı yoktur. Parlamentonun, bu Meclis soruşturması önergesini reddedeceğini umuyorum.

1996 yılı aralık ayında yapılan Sosyal Sigortalar Kurumu imtihanıyla ilgili olarak Bakanlığın yaptığı işlemler, teftiş heyeti raporu, Başbakanlık Teftiş Heyetinin tutumu ve yargıyla olan ilişkiler üzerinde, Bakan Sayın Nami Çağan, biraz sonra yapacağı konuşmada, sanıyorum ayrıntılı açıklamalar yapacaktır. O nedenle, ben, ayrıntılar üzerinde durmayacağım.

Sayın milletvekilleri, görülmektedir ki, Parlamentonun denetim hakkı, soruşturma hakkı, giderek siyasetin gölgesi altında kalmaya başlamıştır. Soruşturmalar, beklenen önem ve ağırlığını kaybetmektedir. Özetle, soruşturmalar giderek sulandırılmaktadır. Kamuoyunun hassasiyet gösterdiği bazı konuların soruşturulması, bu tür sulanmanın etkisinde kalmaktadır; hatta, önemsizleşmeye başlamıştır. Buna hakkımız yoktur.

Burada, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımıza, bir sataşma duygusuyla değil –lütfen, iyi anlamanızı rica ediyorum– aksine, iyi duygularla ifade etmek isterim ki, soruşturmalara karşı tutumunuz doğru sonuç vermemektedir; diğer muhalefet partilerinin Meclisi kilitleme isteğine hizmet eder hale dönüşmüştür. Soruşturma iddialarını objektif değerlendirmek ciddî bir vebaldir, önemli bir sorumluluktur. Soruşturmalarda aranması gereken ilkenin ilkesizliğe dönüştüğünü, artık, görmek gerekir. Parlamenter sistem hepimizindir; onu, zarar vermeden, özenle korumak gerekir. Bakın, şu anda, 10'un üzerinde soruşturma komisyonunda, 200'e yakın milletvekili, birbirlerinin eksikliklerini, kusurlarını araştırmakla meşgul. Yani, 200 milletvekili, hepsi bir anlamda suçlu, hepsi kusurlu konumda; ama, hepsi aynı kompartımanda olduklarını, aynı çatı altında olduklarını, siyasî gözlükleri nedeniyle göremiyorlar. Vatandaş böyle bir durumda ayırım yapamaz, yapmaz ve herkesi aynı kefeye koyar. Bu bakımdan, gerçekten, lütfen, biraz dikkat ve ciddiyet diyorum. Siyaset ile adalet arasındaki hassas dengeyi kurmalıyız diye düşünüyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

Biliyorsunuz, bir hafta önce, konu edilen SSK imtihanı hakkında, Sayın Necati Çelik'e yönelik olarak bir soruşturma açılması kabul edilmişti; yani, ileri sürülen iddialar soruşturmaya değer görülmüştü. Şimdi, bu soruşturmaya değer görülen konularda teftiş yaptıran ve birçok yanlışı ortaya çıkaran Sayın Nami Çağan için de soruşturma açılmasını beklemek ve verilen önergeyi desteklemek, herhalde, çok şaşırtıcı olur diye düşünüyorum; bu çelişkiye düşülmeyeceğine inanıyorum.

Sayın milletvekilleri, gelin, birlikte, iyi bir başlangıç yapalım. İddia edilenin tam aksine, görevini, yansız, objektif ve hukuk kurallarına bağlı olarak yapan Bakan Sayın Nami Çağan için verilmiş bu soruşturma önergesini reddedelim.

Hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Antalya Milletvekili Sayın Metin Şahin'e teşekkür ediyorum.

Son söz, hakkında soruşturma açılması istenilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan'ın.

Buyurun Sayın Bakan. (DSP sıralarından alkışlar.)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hakkımda Meclis soruşturması açılması istenilen önerge üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisin değerli üyelerini bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; soruşturma önergesiyle, söz konusu sınava ilişkin olarak müfettişlerce yapılan soruşturmadan sonra Başbakanlık Teftiş Kurulunca hazırlanan raporda yer alan Başbakanlık talimatı dinlenmeyerek 8 ve 9 Temmuz 1998 tarihlerinde SSK tarafından 80 memurun işine son verilmesi nedeniyle, işlemi yapanların suç işledikleri ve görevi kötüye kullandıkları belirtilmekte ve benim de, bu işlemlere göz yumarak, kimi zaman da katılarak görevimi ihmal ettiğim ve kötüye kullandığım öne sürülmektedir. Özet olarak, Başbakanlık talimatı dinlenmeyerek 80 memurun işine son verilmesi suretiyle suç işlediğim iddia edilmektedir.

Önce, soruşturmayla ilgili verilerdeki hataları düzeltmek için olayı baştan anlatmak istiyorum.

Görev sürem içinde, basında yer alan, Bakanlığımızla ilgili her iddianın incelenmesi ve gerektiğinde soruşturulmasına çok özel bir önem verdim. Bu çerçevede, basında çıkan, 1996 yılında yapılan SSK sınavıyla ilgili iddiaların incelenmesi talimatını 23 Temmuz 1997 tarihinde verdim; çünkü, bu sınav konusunda, Sayın Necati Çelik, kendi döneminde, Bakanlık Teftiş Kuruluna bir inceleme ya da soruşturma talimatı vermiş değildi.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; soruşturmayı yürütecek müfettişler, bizzat Sayın Necati Çelik tarafından atanmış olan Bakanlık ve SSK Teftiş Kurulu Başkanları tarafından belirlenmiştir. Müfettişleri belirleyen Teftiş Kurulu Başkanları Sayın Çelik'in döneminin başkanlarıdır. Bu bakımdan, bizim, müfettişi özel olarak belirlememiz diye bir şey söz konusu değildir.

Soruşturma yürütüldüğü sırada gerek Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına gerek eski Bakan Sayın Necati Çelik'e, soruşturmayı yürüten müfettişler hakkında, tarafsız olmadıkları ve baskı yaptıkları şeklinde şikâyetlerde bulunulmuştur. Bakanlığımıza intikal eden bu şikâyetler üzerine, Teftiş Kurulu Başkanlığına gerekli inceleme yapılması talimatı tarafımdan verilmiş olup, incelemenin sonucu Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına bildirilmiştir.

Sınavla ilgili soruşturmanın tamamlanmasından sonra, müfettişlerin düzenlediği raporun ne şekilde uygulanacağı, 28 Nisan 1998 tarihli onayla gösterilmiştir. Ekleriyle birlikte 5 bin sayfaya yaklaşan raporda, özet olarak, 1996 yılında yapılan SSK sınavının başından sonuna kadar usulsüzlüklerle dolu olduğu, belge, ifade ve resmî bilirkişi raporlarına dayanılarak gösterilmiş ve işe alınmış olan 3 807 aday memurun işlerine idarî kararla son verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 28 Nisan 1998 tarihli onayda, ilk olarak, sınavın bütün sonuçlarıyla iptali talebine ilişkin olarak yapılacak işlemin belirlenmesinde, söz konusu sınavın bütün sonuçlarıyla iptali için Ankara 1. İdare Mahkemesinde açılan ve temyiz edilmesi nedeniyle Danıştay 12. Dairesinde görülmekte olan davada verilen 14.1.1998 tarihli arakararla, müfettişlerce yapılan soruşturma raporunun istenilmiş olduğu dikkate alınmış ve bu nedenle sınavın bütün sonuçlarıyla iptal edilerek, 3 807 aday memurun atama işlerinin iptali konusunda yapılacak işlemin, söz konusu davanın sonucuna göre belirlenmesi kararlaştırılmıştır; yani, kesinleşmiş bir yargı kararı yok; çünkü, olayda devam etmekte olan bir Danıştay yargılaması söz konusu.

İkinci olarak; raporda yer alan ve 178'i Refah Partisi olmak üzere, çeşitli siyasî partilere üye oldukları Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kayıtlarıyla saptanan 231 aday memurun işlerine son verilmesini öngören talep konusunda yapılacak işlem belirlenirken, memurların siyasî partilere üye olmalarının, 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesine göre, memuriyetten ihraç şeklinde disiplin cezasının verilmesini gerektirdiği hususu dikkate alınarak, bunlar hakkında, SSK Yüksek Disiplin Kurulunca disiplin soruşturması açılması için, dosyanın SSK'ya gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Oysa, müfettiş raporunda, kesin biçimde, derhal ihraç isteniyordu.

Üçüncü olarak; 3'ü okuma yazma bilmeyen 80 aday memurun sözlü sınava tabi tutulmaksızın işe alındıkları belirlendiğinden, memuriyete atama için gerekli şartlara sahip bulunmayan söz konusu 80 aday memur hakkında, müfettişlerin talebi doğrultusunda işlem yapılması uygun görülmüştür.

Dördüncü olarak; sınav kâğıtları incelenmemiş olan 3 100 aday memurun sınav kâğıtlarının incelenmesine devam edilmesi uygun bulunmuştur.

Raporun, 7 ve 8 Mayıs 1998 tarihli yazılarla, ilgili mercilere gönderilmesinden 12 gün sonra, Başbakanlıktan 20 Mayıs 1998 tarihli bir yazı alınmıştır. Bu yazı ekinde yer alan 19 Mayıs 1998 tarihli Başbakan onayı ile, SSK tarafından 1996 yılında yapılan memuriyet sınavına dair iddialar hakkında Bakanlığımızca yürütülen inceleme ve soruşturmaların, Başbakanlık Teftiş Kuruluna devredilmesi; inceleme ve soruşturması tamamlanarak rapor düzenlenmiş olanların ise, değerlendirilmek üzere Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilmesi talimatı verilmiş ve konuya ilişkin olarak Bakanlığımızdaki mevcut bilgi ve raporların birer örneğinin gönderilmesi istenmiştir.

Bunun üzerine, 22 Mayıs 1998 tarihinde verdiğim onayla, Bakanlığımız müfettişlerince, kalan 3 100 aday memurun sınav kâğıtları üzerinde sürdürülmekte olan soruşturmanın Başbakanlık Teftiş Kuruluna devredilmesi ve tamamlanan inceleme ve soruşturmalara ilişkin olarak düzenlenmiş olan raporlar ile uygulamanın ne şekilde yapılacağını gösteren 28 Nisan 1998 tarihli onayın, değerlendirilmek üzere Başbakanlık Teftiş Kuruluna gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Bunu takiben, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş imzasıyla gelen 1 Haziran 1998 tarihli bir yazıyla, soruşturma sonucu düzenlenen raporlar üzerine Başbakanlıkça yapılan değerlendirme sonuçlanıncaya kadar, 7 ve 8 Mayıs 1998 tarihli yazılarımızla rapor gönderilen ilgili mercilerce işlem yapılmaması ve soruşturma dosyalarının Başbakanlığa iadesi talep edilmiştir. Bu yazının alınmasından sonra, Başbakanlığa 9 Haziran 1998 tarihli bir yazı yazılarak, 19 Mayıs 1998 tarihli Başbakan onayında soruşturma dosyaları üzerinde işlem yapılmaması talimatı bulunmadığı belirtilerek, disiplin kurullarında görüşülen dosyaların altı ay içinde karara bağlanmaması halinde zaman aşımına uğrayacağı açıklanmış ve soruşturma dosyalarının işlemden kaldırılarak Başbakanlığa devrini öngören Başbakan emri gönderilmediği sürece ilgili kurulların incelemelerini sürdürmelerinin zorunlu olduğu bildirilmiştir. Bu yazımız üzerine ve Sayın Kutlu Savaş'ın Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığından ayrıp RTÜK üyesi seçilmesinden sonra 3 Temmuz 1998 tarihli Başbakan onayı Bakanlığımıza gönderilmiştir. Başbakanlık onayında işlemlerin durdurulmasına veya dosyaların devredilmesine gerek olmadığı belirtilerek, sadece Başbakanlık müfettişlerinin konuya ilişkin görüşlerinin disiplin kurulları tarafından dikkate alınması istenmekte, ancak, 80 aday memur hakkında yapılacak işlemlere ilişkin herhangi bir talimat yer almamaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 28 Nisan 1998 tarihli soruşturma raporunun uygulama esaslarını gösteren onayımda aynen şöyle deniliyor: "Yazılı sınav sonuçlarına itiraz ettirilip, sözlü sınav yapılmadan sınav kazandırılarak ataması yapılan ve isimleri raporun 153 numaralı ekinde belirtilen 80 aday memurun atama işlemlerinin iptal edilmesini, bunu teminen raporun bir nüshasının Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne gönderilmesi uygun bulunmuştur." Bu onayım, Başbakanlığa gönderilmiştir. Bundan sonra, Başbakanlığın talimatı beklenmiştir.

3 Temmuz 1998 tarihli Başbakan onayı ve ekindeki Başbakanlık müfettişlerinin raporunun yer aldığı Başbakanlık talimatı gönderilmiştir. Bu talimatta;

a- Sınavın bütün sonuçlarıyla iptal edilerek 3 807 kişinin işine son verilmesi konusunda Danıştay 12. Dairesinin kararının beklenmesi,

b- İlgili disiplin kurullarının çalışmalarının durdurulması yönünde herhangi bir işlem yapmaya gerek bulunmadığı; ancak, toplam 234 memurun işine son verilmesi konusunda ilgili disiplin kurullarınca verilecek kararda değerlendirmek üzere Başbakanlık müfettişlerinin konuya ilişkin görüşlerinin ilgili disiplin kurullarına iletilmesi...

BAŞKAN – Sayın Bakan, konuşma süreniz bitti efendim. Konuşmanızı tamamlayın lütfen.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – ...istenmiş ve sınava girmedikleri belirlenen 80 aday memurun atamalarının iptali konusunda hiçbir görüş belirtilmemiş ve atama onaylarının iptal edilmesi yönünde bir talimat verilmemiştir. Olmayan bir talimata uymamam da söz konusu olamaz.

Sayın milletvekilleri, bu konuda, Başbakanlığın herhangi bir talimatı yok; zaten, böyle bir şey olması da mümkün değil. Başbakanlık ne diye talimat verecekti; okuryazar olmadığı tespit edilen memurların atama onaylarını iptal etmeyin mi diyecekti? Okuryazar olmayan kişi hiç memur olabilir mi? Eğer, bilgisayarla değerlendireceğiz diye, kurşunkalemle cevap kâğıdı doldurtup, daha sonra istenen kâğıtlar seçilerek, yanlış cevaplar silinip, doğru cevaplar işaretlenerek sınav yapılırsa, o zaman olabilir.

Son derece ağır sorular sorulmuştur bu sınavda ve bu ağır sorulardan istenen kâğıtlar çekilmiştir; polis enstitüsü raporlarıyla, bu kâğıtlar üzerinde tahrifat yapıldığı saptanmıştır.

Bu bakımdan, önerge, olmayan bir Başbakanlık talimatına uyulmaması gibi uydurma bir gerekçeye dayandırılmıştır; bu vesileyle, hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan'a teşekkür ediyorum.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Sayın Başkan, DSP sözcüsü Sayın Metin Şahin, şahsımı "yavuz hırsız, ev sahibini bastırır" ağır ithamıyla suçlamıştır; dolayısıyla, İçtüzük hükümleri gereği söz istiyorum.

BAŞKAN – Sizin adınızı verdi mi efendim?

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – "Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır" demesi...

BAŞKAN – Sayın Bakan, bu bir genel deyimdir. Her zaman bazı davranışlarla ilgili olarak kullanılabilir.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Önergeyi veren partinin bakanıyım Sayın Başkan; dolayısıyla, açıkça şahsım ve partim hedefleniyor.

BAŞKAN – Şahsınıza herhangi bir sataşma söz konusu değildir. Bu, bir genel tanımlamadır. Siyasî tartışmalarda buna benzer sözler söylenebilir.

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Sayın Başkan, genel tanım olamaz. Şahsım hedef alınarak bu ifade kullanılıyor, ismim zikrediliyor, genel bir tanım değil. Bir sataşmaya fırsat vermem müsterih olun.

METİN ŞAHİN (Antalya) – Meclis dışı diye söyledim zaten.

BAŞKAN – Zaten, siz, kendinizin bu tanımlama içine girmediğinizi ifade ediyorsunuz. Bu ifadeniz tutanağa geçti...

NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – İzin verin de kürsüde söyleyeyim efendim, çok açık sataşma var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bu saatten sonra tekrar sataşmalarla zaman harcamayalım. Teşekkür ederim Sayın Çelik. Maksat hâsıl olmuştur efendim. Siz itirazınızı tutanağa geçirmiş oldunuz.

Değerli arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususundaki oylamaya başlıyoruz.

Oylama, 5 dakika içinde tamamlanacaktır. 5 dakikalık süre içinde elektronik sistemde oyunu kullanamayan arkadaşlarımın, ilk denemelerinden sonra bir pusulayı Başkanlığa göndermelerini rica edeceğim. 5 inci dakikada oylama işlemi bitmiş olacaktır, daha sonra pusula kabul etmem de mümkün değildir.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Oylama işlemi bitmiştir.

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan, burada daha önce buluyordum, şimdi bulamıyorum...

BAŞKAN – Bitti ama efendim; 5 dakika içinde gönderecektiniz. Başlangıçta ifade ettim, oy kullanmanız mümkün değil.

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan, bitmeden 2-3 defa denedim, arkadaşlar da gördüler...

BAŞKAN – Zaten, otomatik olarak, oy kullanma işlemi bitti. Oylama bittiği için tespit olmaz artık.

Efendim, birinci, ikinci dakikalarda bu denemeyi yapıp, elektronik sisteme giremediğiniz anlaşılınca, yazılı olarak gönderecektiniz; bakın, burada arkadaşlarımız gönderdiler. Ben, başlangıçta bu hususu da açıkça belirttim. 5 dakika içinde tamamını bitirmek zorundayız.

Meclis soruşturması açılması kabul edilmemiştir. (DSP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 21 Ekim 1998 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 20.43

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Adana’da depremden zarar görenlere yapılacak yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun yazılı cevabı (7/5874)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın delaletinizle Başbakan Sayın Mesut Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Sıtkı Cengil Adana

Soru 1. Adana’yı afet bölgesi olarak ilan etmeyi düşünüyor musunuz?

Soru 2. 7.7.1998 tarihli resmî gazetede yayınlanan il özel idaresine yardım kararını tekrar gözden geçirerek, Adana için yapılacak yardımı en azından afete maruz kalan diğer illerin seviyesine çıkarmayı düşünüyor musunuz?

Soru 3. Deprem dolayısıyla Adana adeta boşalmıştır. Dolayısıyla esnaf büyük sıkıntı çekmektedir. Esnafın vergi ve sigorta borçlarının belli bir süre ertelenmesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

Soru 4. Depremden zarar gören köylümüz ve esnafımız için belli bir süresi ödemesiz olmak üzere uzun vadeli düşük faizli kredi verme çalışmalarınız var mıdır?

Soru 5. Depremden zarar gören konut sahiplerine ne kadar sürede hangi şartlarda konut temin edeceksiniz?

Soru 6. Adana organize sanayi bölgesi ve Balcalı Hastahanesi büyük ölçüde zarar görmüştür. Zararın telafisi için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

Soru 7. Afetten dolayı zarara uğrayan belediyelerin sigorta borçları ile devlete olan diğer borçlarını belli bir süre faizsiz olarak ertelemeyi düşünüyor musunuz?

T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 19.10.1998 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Ankara Sayı :B.09.0.APK.0.22.00.00.17/1013

Konu :Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in yazılı soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a)T.B.M.M. nin 24.7.1998 gün ve Kan. Kar. Md.A.01.0.GNS.0.10.00.02.7/5874-14495/33695 sayılı yazısı.

b)Başbakanlığın 28.7.1998 gün ve B.02.0.KKB.0.12/106-843-7/4238 sayılı yazısı.

Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Adana İli ve çevresinde meydana gelen depremle ilgili olarak, Sayın Başbakanımıza yönelttiği, Sayın Başbakanımızın da Bakanlığımızca cevaplandırılmasını tensip ettikleri (7/5874-14495 sayılı) yazılı soru önergesinin cevapları ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Yaşar Topçu Bayındırlık ve İskân Bakanı

Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır (7/5874-14495)

Sorular :

Soru 1. Adana’yı afet bölgesi olarak ilan etmeyi düşünüyor musunuz?

Soru 2. 7.7.1998 tarihli resmî gazetede yayınlanan il özel idaresine yardım kararını tekrar gözden geçirerek, Adana için yapılacak yardımı en azından afete maruz kalan diğer illerin seviyesine çıkarmayı düşünüyor musunuz?

Soru 3. Deprem dolayısıyla Adana adeta boşalmıştır. Dolayısıyla esnaf büyük sıkıntı çekmektedir. Esnafın vergi ve sigorta borçlarının belli bir süre ertelenmesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

Soru 4. Depremden zarar gören köylümüz ve esnafımız için belli bir süresi ödemesiz olmak üzere uzun vadeli düşük faizli kredi verme çalışmalarınız var mıdır?

Soru 5. Depremden zarar gören konut sahiplerine ne kadar sürede hangi şartlarda konut temin edeceksiniz?

Soru 6. Adana organize sanayi bölgesi ve Balcalı Hastahanesi büyük ölçüde zarar görmüştür. Zararın telafisi için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

Soru 7. Afetten dolayı zarara uğrayan belediyelerin sigorta borçları ile devlete olan diğer borçlarını belli bir süre faizsiz olarak ertelemeyi düşünüyor musunuz?

Cevaplar :

1. 7269 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca meydana gelen deprem nedeniyle Adana’nın afet bölgesi olarak ilanı gerekmemektedir. Bakanlar Kurulunun 18.4.1996 tarih ve 96/8109 sayılı Kararı ile yürürlüğe giren Türkiye’nin deprem bölgelerini gösteren kararname ile Adana İli 1, 2 ve 3 üncü derece deprem bölgesi olarak ilan edilmiştir. Ayrıca, Adana ve İçel İlleri için Genel Hayata Etkililik Olur’u alınmıştır.

2. Tabiî Afet Nedeniyle Gelir Kaybı ve Alt Yapı Hasarına Uğrayan İl Özel İdarelerine Yapılacak Yardımlara Dair 27.5.1998 tarih ve 98/11321 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; yoğun su baskını, deprem, heyelan ve kaya düşmesi afetlerine maruz kalan çeşitli illerin İl Özel İdarelerine; 2.2.1981 tarih ve 2380 sayılı Kanun ile Bütçe Kanunlarındaki hükümlere göre tahakkuk edecek payları artırılmıştır.

Söz konusu Karar ile Adana İl Özel İdaresi için tahakkuk ettirilen paylar da 4 ay süre ile 2 kat artırılmıştır.

3., 4. Bilindiği üzere; “Tabiî Afete Maruz Kalan Yörelerde Faaliyette Bulunanların T. Halk Bankasına Olan Borçlarının Ertelenmesine ve Yeni Kredi Açılmasına Dair” 98/11301 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 24.6.1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan Kararın 3 üncü Maddesinde “1 inci madde esasları dahilinde zarar gördüğü tespit edilen;

a) Esnaf ve sanatkârlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile serbest meslek mensuplarına, sanayi ve ticaret erbabına; T. Halk Bankasınca belirlenecek esaslar ve limitler dahilinde (daha önce açılmış bulunan ve bu Karar kapsamında ertelenmiş olan kredi tutarları limit tespitinde dikkate alınmaz) ilk yıl anapara ve faiz ödemesiz, müteakip 2 yılda 4 eşit taksitle ödenmek üzere 3 yıl vadeli işletme kredisi;

b)Makine, teçhizat alımı ile işyeri onarımına ilişkin olarak, ilk yıl anapara ve faiz ödemesiz, müteakip 4 yılda eşit 8 taksitle ödenmek üzere 5 yıl vadeli tesis kredisi, açılır.”

Hükmü yeralmakta olup, tabiî afet nedeniyle zarar gören esnaf ve sanatkârlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler, serbest meslek mensupları ile sanayi ve ticaret erbabının yeni kredi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Geliştirme ve Destekleme Fonuna aktarılan 10 trilyon TL. lık kaynağın nakit imkânları çerçevesinde kullandırılması planlanmaktadır. Anılan Karar hükümleri çerçevesinde Adana İlimizde meydana gelen deprem faleketi sonucu zarara uğrayan esnaf ve sanatkârlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler, serbest meslek mensupları ile sanayi ve ticaret erbabınca yapılan başvurular T. Halk Bankasınca değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan; tabiî afete maruz kalan yörelerde faaliyette bulunan çiftçilerin talepleri T.C. Ziraat Bankasınca 96/8021 sayılı Karar hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.

5. Depremden zarar gören konut ve işyeri hak sahiplerine; 7269 sayılı Kanundan 3177 sayılı Kanunla değişik 40 ıncı maddesine göre;

– Ağır hasarlı konutlarla, orta hasarlı konutlardan 4133 sayılı Kanuna göre konut isteyenlere 20 yıl vadeli,

– Orta hasarlı konutlara 10 yıl vadeli,

– Az hasarlı konutlar için 5 yıl vadeli,

konut temin edilecek olup, konut borçlandırılmalarına faiz uygulanmayacaktır.

İşyeri borçlandırmaları ise ağır, orta ve az hasarlı için yıllık %4 faizli ve 5 yıl vadeli olacaktır.

6. Adana Organize Sanayi Bölgesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kredilendirilerek yaptırılan imalatlarda oluşan hasarları tespit etmek üzere Küçük Sanatlar ve Sanayi Bölgeleri ve Siteleri Genel Müdürlüğünce deprem bölgesine gönderilen teknik heyet marifetiyle gerekli tespit ve çalışmalar yapılarak bir rapor hazırlanmıştır.

Rapor doğrultusunda tespit edilen hasarların Adana Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Teşekkül Başkanlığınca giderilmesine hemen başlanılmış ve önemli bölümü (İdare binası, PTTbinası, Jandarma binası, trafo binaları, yol, içmesuyu, kanalizasyon tespit edilebilen hasarlar, yağmursuyu, enerji nakil hatlarındaki yıkılan direkler ve kopan hatlar) tamamlanmıştır. Şu anda sadece temizsu arıtma tesisindeki hasarların giderilmesi çalışmaları devam etmektedir ve tamamlanmak üzeredir.

Adana Organize Sanayi Bölgesi içerisindeki kanalizasyon şebekesinin henüz fabrikaların faaliyete başlamamış olması nedeniyle, hasar durumu netlik kazanmamış olup, daha sonra tespit edilen hasarlar gerek Müteşebbis Teşekkül Başkanlığınca, gerekse Sanayi ve Ticaret Bakanlıının kredi imkânları ile giderilecektir.

Diğer taraftan Balcalı Hastahanesi olarak bilinen sağlık kuruluşu 2747 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre faaliyet gösteren Çukurova Üniversitesine ait Tıp Fakültesi Hastahanesidir.

Hastahanede meydana gelen hasar konusunda Sağlık Bakanlığımız gerekli girişimlerde bulunmaktadır.

7. Belediyelerin İller Bankasına veya diğer kurumlara olan borçlarının ertelenmesi yasal düzenleme gerektirdiğinden şu an için yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmamaktadır.

2. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş’ın yazılı cevabı (7/5989)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygılarımla arz ederim.

28.7.1998 Ersönmez Yarbay Ankara

5 Temmuz 1998 tarihli Hürriyet Gazetesinde “Gökçek’e bir şok daha” başlıklı bir yazı çıkmıştır.

Sorular :

1. Melih Gökçek ve encümen üyeleri hakkında düzenlenen bir fezleke var mıdır?

2. Melih Gökçek ve encümen üyeleri dahil 35 kişi hakkında fezleke düzenlendiği iddia edilmektedir. Bu kişiler kimlerdir ve görevleri nedir?

3. Büyükşehir Belediyesinin açtığı ihalelerden kısa bir süre önce kurulup ihaleyi aldıktan sonra da Muradiye Vakfına para aktardığı söylenilen şirketler hangileridir? Ortakları kimlerdir?

4. Konu ile ilgili açıklama yaptığı iddia edilen İçişleri Bakanlığı üst düzey yetkilisi kimdir ve görevi nedir? Bakanlık adına böyle bir açıklama yapma yetkisi var mıdır? Bakanlık tarafından ayrıca bir açıklama yapılmış mıdır?

5. Bakanlık yetkilisinin açıkladığı 90 ihale hangi konularda yapılmıştır? Ve bu ihaleleri hangi şirketler almıştır?

6. Sayaç okuma işinin ihalesiz olarak Furkan Planlama İmar İnşaat Limited Şirketine verilmesi konusunda hakkında fezleke düzenlenen 4 ASKİ yöneticisi kimlerdir?

7. Yazıda belirtilen 11 Temmuz 1997 gün başlatılan soruşturma sonucunda hangi delillere ulaşılmıştır?

T.C. İçişleri Bakanlığı 19.10.1998 Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü Sayı : B.05.0.MAH.0.65.00.002/80848

Konu :Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgili :TBMMBaşkanlığının 10.8.1998 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-14892-7/5989-14715/34124 sayılı yazısı.

İlgi yazı ekinde alınan ve tarafımdan cevaplandırılması istenilen Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında açılan inceleme ve soruşturmalara ilişkin” yazılı soru önergesine cevap teşkil edecek bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer görevliler hakkında Bakanlığıma intikal eden ya da basında yer alan bazı iddiaların incelenmesi ve gerekiyorsa soruşturulması için çeşitli tarihlerde mülkiye müfettişi veya kontrolör görevlendirilmiştir.

İnceleme ve soruşturulması tamamlanan konularda düzenlenen rapor ve fezlekeler ilgili mercilere tevdi edilmiş olup, incelemelerden bazıları halen devam etmektedir.

Önergede bahse konu gazete küpüründe iddia edildiği şekilde Bakanlığımdan bir yetkili tarafından basına herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Kutlu Aktaş İçişleri Bakanı

3. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, görev yerleri değiştirilen Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerine ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/6074)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Ercan Karakaş İstanbul

1. Göreve geldiğinizden bu yana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerinden kimlerin görev yerleri değiştirilmiştir.

2. Yer değiştirmeler hangi tarihlerde ve hangi gerekçelerle yapılmıştır?

3. Yargı kararıyla eski görevlerine dönen kurul üyeleri kimlerdir?

4. Yargı kararları uygulanmakta mıdır?

5. Koruma Kurulu kararlarının yayımlanması hakkındaki görüşünüz nedir?

6. Kararların yayımlanması için bir hazırlık yapılmakta mıdır?

7. Koruma konusuyla ilgili olan mevcut yasada değişiklikler yapmayı düşünüyor musunuz?

T.C. Kültür Bakanlığı 19.10.1998 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.16.0.APK.0.12.00.01-940-453

Konu :Yazılı soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :T.B.M.M. Başkanlığı Kan. Kar. Müd. nün 8 Ekim 1998 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-34787 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Sayın Ercan Karakaş’ın “Görev yerleri değiştirilen Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerine ilişkin” 7/6074-14999 esas nolu yazılı soru önergesinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. İstemihan Talay Kültür Bakanı

Cevap 1, 2. 2863 sayılı Yasanın 3386 sayılı Yasa ile değişik 55 inci maddesinde; Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları üyelerinin Bakanın lüzum görmesi halinde kurumlarınca değiştirilebileceği; üyelikleri sona eren, ölen, istifa eden, hastalık ve görev gereği hariç bir yıl içinde Koruma Yüksek Kurulunun iki, Koruma Kurulunun dört toplantısına katılmayan veya bir yıldan fazla süre ile yurt dışına giden temsilci üyelerin yerine yeni üye seçileceği hükmü yer aldığından anılan Yasa hükmü kapsamında Bakanlıkların gördükleri lüzum üzerine üyeleri görevden almaları sonucu boşalan kadrolara yeni atamalar yapılmaktadır.

Aynı şekilde boş bulunan Koruma Kurulu üyeliklerine görevlendirmeler yapılmış olup, yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu ya da üyelerin talepleri doğrultusunda görev yerleriyle ilgili değişiklikler yapılmıştır.

– Yurdanur Yerlikaya – Konya Koruma Kurulundan 12.12.1997 tarihinde Ankara Koruma Kurulundaki boş bulunan üyeliğe görevlendirilmiştir.

– Oktay Ekinci – İstanbul III Numaralı Koruma Kurulunda 3 mimar üye bulunması, ancak Antalya Koruma Kurulunda mimar üyeye ihtiyaç duyulması nedeniyle 31.7.1998 tarihinde Antalya Koruma Kurulunda boş bulunan üyeliğe görevlendirilmiştir.

– Prof. Dr. Veli Sevin – Ankara Koruma Kurulundaki arkeolog üyenin görevden alınması nedeniyle anılan Kurulda arkeolog üyeye ihtiyaç duyulduğundan ve Erzurum Koruma Kurulunda iki arkeolog üye bulunduğundan 15.10.1997 tarihinde Ankara Koruma Kuruluna görevlendirilmiştir.

– Alpay Pasinli – İstanbul I Numaralı Koruma Kurulunda arkeolog üye bulunmaması nedeniyle Bursa Koruma Kurulundan 9.3.1998 tarihinde İstanbul I Numaralı Koruma Kuruluna görevlendirilmiştir.

– Nurcan Uydaş – İzmir II Numaralı Koruma Kurulunda şehir plancısı üyeye ihtiyaç duyulduğundan Kayseri Koruma Kurulundan 15.10.1997 tarihinde İzmir IINumaralı Koruma Kuruluna görevlendirilmiştir.

– Yrd. Doç. Dr. Lütfü Yazıcıoğlu – Yargı Kararının uygulanması gerektiğinden İstanbul III Numaralı Koruma Kurulundan 15.7.1998 tarihinde kendi isteğiyle Bursa Koruma Kuruluna görevlendirilmiştir.

– Mehmet Demir – Yrd. Doç. Dr.Lütfi Yazıcıoğlu’nun Yargı Kararıyla Koruma Kurulu üyeliğine görevlendirilmesi ve Bursa Koruma Kurulu da görev almayı talep etmesi üzerine 15.7.1998 tarihinde Kayseri Koruma Kuruluna üye olarak görevlendirilmiştir.

Cevap 3. – Oktay Ekinci – Antalya Koruma Kurulu

– Yrd. Doç. Dr. Lütfi Yazıcıoğlu – Bursa Koruma Kurulu

– Alpay Pasinli – İstanbul I Numaralı Koruma Kurulu

– Doç. Dr. Lale Yüksel Bulut – İzmir I Numaralı Koruma Kurulu

Cevap 4. “Ceza Muhakemeleri Usulü” Kanununun 28 inci maddesinin I inci fıkrasına göre yargı kararları tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde uygulanmak zorundadır. Bu nedenle sözkonusu Kanun çerçevesinde gerekli yasal işlemler yapılmıştır.

Cevap 5, 6. 2863 sayılı Yasanın 3386 sayılı Yasa ile değişik 57 nci maddesi ile korunması gerekli kültür varlıklarına yönelik karar alma yetkisi koruma kurullarına verilmiştir. Sözkonusu Yasa, Yönetmelik, Yönerge ve İlke Kararları çerçevesinde koruma kurullarında değerlendirilmesi sonucu alınan kurul kararları, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Kurulları Yönetmeliği ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Büro Müdürlüklerinin çalışma esaslarına ilişkin Yönerge çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Cevap 7. Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasınailişkin uygulamada doğan aksaklıklar tespit edilmiş olup, konuya ilişkin mevzuat çalışmaları sürdürülmektedir.

4. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara genelinde TRT yayınlarının izlenip izlenmediğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/6094)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın TRT’den sorumlu Devlet Bakanı Sayın Cavit Kavak tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygılarımla arz ederim.

Ersönmez Yarbay Ankara

Sorular :

1. Ankara İli Şereflikoçhisar İlçesi genelinde TRT-1, TRT-2 ve bazı özel kanallar uzunca bir süredir seyredilememektedir.

Bu kanalların ilçe merkezinde ve köylerde seyredilebilmesi için ne gibi çalışmalar yapılmıştır?

2. Ankara İli genelinde yayınlarınızı izleyemeyen ilçeler ve köyler hangileridir?

3. Bugüne kadar bu sorunun giderilmesi için ne gibi çalışmalar yapılmıştır? Bu çalışmalar ne aşamadadır? Bu sorunun giderilebilmesi için ne kadar yatırıma ihtiyaç vardır.

T.C. Devlet Bakanlığı 19.10.1998 Sayı : B.02.0.017.800/02-794

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :8 Ekim 1998 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/6094-15052/35007 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazı ile Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın Bakanlığıma tevcih ettiği ve tarafımdan cevaplandırılması tensip edilen (7/6094-15052) esas no.lu soru önergesine ait cevabî yazımız ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz olunur.

Cavit Kavak Devlet Bakanı

T.C. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu 13.10.1998 Genel Müdürlüğü Ankara Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/2105

Devlet Bakanlığına

(Sayın Cavit Kavak)

İlgi : 9.10.998 tarih ve B.02.0.017.800/(08)-750 sayılı yazıları.

İlgi yazıları ile Ankara Milletvekili Sayın Ersönmez Yarbay’ın Devlet Bakanımız Sayın Cavit Kavak tarafından cevaplandırılması talebiyle verdiği 7/6094-15052 sayılı yazılı soru önergesine Kurumumuz cevabı aşağıda arz edilmiştir.

Verici tesislerinin kurulması, işletilmesi ve bakımı görevleri, 3517 sayılı “Radyo ve Televizyon Verici İstasyonlarının Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü Tarafından Kurulması ve İşletilmesi ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile önce PTTGenel Müdürlüğüne, 18.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Kanun ile de Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. Dolayısıyla, verici tesislerinin, kurulması işletilmesi ve bakımı görevleri 1989 yılından itibaren Kurumumuz tarafından yürütülmemektedir.

Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul gündeminde bulunan “Radyo ve Televizyon Verici Tesislerinin Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” ile radyo ve televizyon verici tesislerinin kurulması, işletilmesi ve bakımı görevlerinin tekrar Kurumumuza verilmesi öngörülmektedir. Tasarının Kanunlaşıp, bu görevin tekrar Kurumumuza verilmesi halinde Önergeye konu edilen hususların giderilmesine özen gösterilecektir.

Arz ederim.

Yücel Yener TRTGenel Müdürü

5. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’deki belediyelere dağıtılan araçlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/6117)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Çevre Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygıyla arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

24.7.1998 tarihli önergeme Bakanlığınızca verilen 12.8.1998 tarih ve 6651 sayılı cevapta Nevşehir’deki belediyelere 54 üncü Hükümet döneminde 16 (onaltı) adet şasili kamyon yardımı yapıldığı belirtilmektedir.

Sorular :

1. Bu araçlardan hangi cins araç Nevşehir’deki hangi Belediyeye verilmiştir?

2. Yukarıda tarihi belirtilen yazılı cevabınızdan sonra da Nevşehir’e araç yardımı yapılmış mıdır? Yapılmışsa bu araç Nevşehir’deki hangi Belediyeye verilmiştir?

3. Araç-gereç yardımı dışında Nevşehir’deki hangi Belediyeye ne kadar nakdî yardım yapılmıştır?

T.C. Çevre Bakanlığı 14.10.1998 Finansman Dairesi Başkanlığı Sayı :B.19.0.FDB.0.15.00.00/841-8585

Konu : Soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 08.10.1998 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-15360 sayılı yazınız.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın soru önergesiyle tarafıma tevdi edilmiş olan sorulara ilişkin olarak hazırlanan, Nevşehir’in ilçe ve belde Belediyelerine Bakanlığımız Çevre Kirliliğini Önleme Fonu’ndan yapılan araç gereç yardımlarını gösteren liste, ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. İmren Aykut Çevre Bakanı

6. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale-Sulakyurt İlçesine bağlı Güzelyurt Belediyesine yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/6134)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkanım, aracılığınızla aşağıdaki sorumun yazılı olarak Çevre Bakanı Sayın İmren Aykut tarafından cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Hacı Filiz Kırıkkale

Soru : Kırıkkale İli Sulakyurt İlçesine bağlı Güzelyurt Belediyesine kuruluşundan itibaren bugüne kadar yapılan maddî yardım ve araç tahsislerinin tarafıma bildirilmesini arz ederim.

T.C. Çevre Bakanlığı 14.10.1998 Finansman Dairesi Başkanlığı Sayı : B.19.0.FDB.0.15.00.00/842-8585

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :8.10.1998 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-15360 sayılı yazınız.

Kırıkkale Milletvekili Sayın Hacı Filiz’in yazılı soru önergesiyle tarafıma tevdi edilmiş olan soruya ilişkin bilgiler, aşağıdaki gibidir.

Soru : Kırıkkale İli Sulakyurt İlçesine bağlı Güzelyurt Beldesine, kuruluşundan itibaren bugüne kadar yapılan maddî yardım ve araç tahsislerinin tarafıma bildirilmesini arz ederim.

Cevap :Kırıkkale İli Sulakyurt İlçesine bağlı Güzelyurt Beldesine, Bakanlığımız Çevre Kirliliğini Önleme Fonu’ndan; 1992 yılında, itfaiye, 1993 yılında 1 traktör ve römork, 1995 yılında proje katkı payı olarak 500 milyon TL. ve 1996 yılında da ikinci bir traktör tahsisi yapılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. İmren Aykut Çevre Bakanı

7. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/6147)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Çevre Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygıyla arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

Sorular :

1. Bakanlığınızca 1.7.1997 tarihinden itibaren belediyelere yapılan aynî ve nakdî yardım miktarı ne kadardır?

2. Belediyelere yapılan bu yardımların partilere göre dağılımı nasıldır?

3. Yardımlar hangi kriterlere göre yapılmaktadır?

T.C. Çevre Bakanlığı 14.10.1998 Finansman Dairesi Başkanlığı Sayı : B.19.0.FDB.0.15.00.00/843-8585

Konu :Soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 08.10.1998 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-15360 sayılı yazınız.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın soru önergesiyle tarafıma tevdi edilmiş olan sorulara ilişkin olarak hazırlanan ve 1.7.1997 tarihinden itibaren Bakanlığımız Çevre Kirliliğini Önleme Fonu’ndan belediyelere yapılan araç-gereç yardımlarını gösteren tablo ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. İmren Aykut Çevre Bakanı

1.7.1997 Tarihinden İtibaren Belediyelere Yapılan Araç-Gereç Yardımları

– Aynî yardım miktarı 6 500 000 000 000 TL.

  (Şasi kamyon ve traktör olarak)

– Nakdî yardım miktarı 207 000 000 000 TL.

  (Proje yardımı olarak)

– Belediyelere yapılan yardımlar, Çevre Kirliliğini Önleme Fonu Yönetmeliği Hükümleri ve bütçe imkânları çerçevesinde yapılmaktadır. Bakanlığım döneminde yapılan yardımlarda; Belediye Başkanlarının talebi, talepte bulunan belediyelerin öncelikle 1994, 1995 ve 1996 yıllarında daha sonra da 1991-1994 döneminde Çevre Bakanlığından yardım alıp almadıkları, yörenin sanayileşme durumu, turistik önemi, nüfusu, mevcut araç parkları vb. kriterler gözönünde bulundurulmuştur. Bütçe imkânlarının yetersizliği nedeniyle talepleri karşılanamayan belediyeler, bir sonraki dönemde değerlendirmeye alınmaktadır.

8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Ayrancı-Böğecik Köyünün imam ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/6177)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Devlet Bakanı Sayın Hüsamettin Özkan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 1.10.1998

Zeki Ünal Karaman

Yaklaşık bir yıldır imamsız olan Karaman-Ayrancı-Böğecik Köyüne ne zaman imam tayin edilecektir?

T.C. Devlet Bakanlığı 20.10.1998 Sayı : B.02.0.004/982

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına)

İlgi : 9.10.1998 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/6177-15243/35568 sayılı yazınız.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın Bakanlığıma tevcih ettiği 1.10.1998 tarihli ve 7/6177-15243 sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

H. Hüsamettin Özkan Devlet Bakanı

Karaman Ayrancı İlçesi Bögecik Köyü Camiinde İmam-Hatip Haydar Alıcı görevli iken 15.5.1998 tarihli dilekçesi ile istifaen görevinden ayrılma talebinde bulunmuş ve 12.6.1998 tarih ve 9391 sayılı onayla istifası kabul edilmiştir.

Söz konusu cami imam-hatip kadrosu münhal olduktan sonra her ay il müftülüğünce ilan edilmiş ancak, talipli olmadığından bugüne kadar atama yapılamamıştı.

Şimdi ise mezkûr cami imam-hatip kadrosuna 14.10.1998 tarih ve 18035 sayılı onayla Ali Başak’ın naklen ataması yapılmıştır.

9. – Kastamonu Milletvekili Haluk Yıldız’ın, Karadeniz’de afet bölgesi ilan edilen bazı illerde sigara dağıtıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in yazılı cevabı (7/6190)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Mesut Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılması konusunda delaletlerinize saygılarımla arz ederim. 2.10.1998

Haluk Yıldız Kastamonu

Bilindiği gibi ülkemizde 1998 Mayıs ayında yağan aşırı yağışlar nedeniyle oldukça önemli sel ve dolu hasarları meydana gelmiş, bazı illerimiz ise afet bölgesi ilan edilmişti.

Seçim bölgem olan Kastamonu’da ise 19.5.1998 ve 21.5.1998 tarihleri arasında yağan aşırı yağışlar nedeniyle 7 ilçemiz ile 94 köyümüzün tarıma elverişli çeşitli ürünler yetiştirilen en verimli 40 000 dekar ekili arazisi ile 500 dekar arazide ise toprak kaybı meydana gelmiş, ayrıca, halkımızın evlerinde, işyerlerinde ve bahçelerinde çok büyük ölçüde maddî zarar olduğu tespit edilmişti. Bu zarar miktarı resmî verilere göre 10 trilyon TL. olarak açıklanmıştı.

Kastamonu’da selden zarar gören halkımıza 1.10.1998 tarihine kadar Tarım Krediye ait Zirai borçların ertelenmesi dışında, Tekel Genel Müdürlüğünce verilen Tarım İl Müdürlüğünce dağıtımı yapılan 2,5 ton (125 bin adet) New Blend marka sigaradan başka herhangi bir yardım yapılmamıştır.

– Zarar gören halkımıza temel gıda maddeleri vb. gibi yardımlar yapılması gerekirken, görsel ve yazılı basında sigaranın zararları ve içilmemesi konusunda açılan kampanyalarla halkımız uyarılırken, zaten zarar gören halkımıza zararlı bir maddenin dağıtılmasındaki maksat nedir?

– Afet Bölgesi ilan edilen Zonguldak, Bartın, Bolu, Karabük gibi diğer illerimize de adı geçen sigaralardan dağıtıldığı duyumları vardır. Bu illerimize kaç ton sigara dağıtılmıştır? Toplam tutarı ne kadardır?

– New Blend marka sigaralar yurt dışına ihraç edilmek için üretildiği bilinmektedir. İhraç maksatlı üretilen sigaralar halkımıza neden dağıtılmıştır? Dağıtımdaki amaç nedir?

T.C. Devlet Bakanlığı 19.10.1998 (Sn. Rüştü Kâzım Yücelen) Sayı :B.02.0.019/2687

Konu :Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 8.10.1998 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/6190-15270/35626 sayılı yazınız.

Kastamonu Milletvekili Sayın Haluk Yıldız’ın, Kastamonu İlinde 19.5.1998-21.5.1998 tarihleri arasında yağan aşırı yağışlar nedeniyle, selden zarar gören halkımıza sigara dağıtılmasındaki maksat ile afet bölgesi ilan edilen Zonguldak, Bartın, Bolu ve Karabük gibi diğer illerimize dağıtılan sigara miktarlarının toplam tutarının ne kadar olduğu ve ihraç maksadıyla üretilen New Blend (Yeni Harman) marka sigaranın halkımıza neden dağıtıldığı yolundaki, Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz tarafından yazılı cevaplandırılması talebine ilişkin 2.10.1998 tarihlisoru önergesinde yer alan hususlara verilen cevap İçtüzüğün 99 uncu maddesi gereğince ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Rüştü Kazım Yücelen Devlet Bakanı

Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz’a Kastamonu Milletvekili Sayın Haluk Yıldız’ın 2.10.1998 Tarihinde Yazılı Olarak Tevcih Ettiği Soru Önergesine Verilen Cevap :

TEKEL Genel Müdürlüğünce ülkemizde husule gelen deprem ve sel felaketi gibi olaylarda felakete uğrayan vatandaşlarımıza yıllardır insanî amaçlarla yardım yapılmaktadır.

Nitekim, 1.10.1995 tarihinde Dinar’da meydana gelen deprem felaketinde, felakete uğrayan vatandaşlarımıza 6082 kg. Maltepe, Samsun, TEKEL 2000 sigaraları yardımında bulunulmuş, yurdumuzda bulunan Ahıska Türklerine ve Irak’tan ülkemize sığınan peşmergelere de bedelsiz sigara yardımı yapılmıştır.

27.7.1998 tarihinde Adana’da meydana gelen deprem üzerine Adana Valiliğinin Adana TEKEL Başmüdürlüğünden talebine istinaden ve 98/11321 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de Adana, Ağrı, Ardahan, Bartın, Bolu, Hatay, Kastamonu, Karabük, Sinop, Mardin ve Zonguldak illerimizin afet bölgesi ilan edilmesi nedeniyle toplam 35 000 kg. New Blend (Yeni Harman) sigarasının insanî amaçlarla dağıtımının yapılması TEKEL Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 7.8.1998 tarih ve 741 sayılı kararıyla uygun görülmüştür.

Bu karara istinaden, Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen illerimize, TEKEL Genel Müdürlüğünce toplam bedeli 26 250 000 000 TL. olan sigara gönderilmiştir.

19.5.1998-21.5.1998 tarihlerinde Kastamonu’da husule gelen sel felaketi nedeniyle felaket bölgesinde yaşayan ve bilfiil sigara içen vatandaşlarımıza, bu acılı günlerinde acılarını hafifletmek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2,5 ton New Blend (Yeni Harman) sigarası tahsis edilmiş olup, bu tahsis Kastamonu İl Müdürlüğünün koordinatörlüğünde merkez ilçede 93 köye, Araç ilçesinde 17 köye, Tosya ilçesinde 4 köye, Daday ilçesinde 7 köye, İhsangazi ilçesinde 23 köye, Taşköprü ilçesinde 25 köye, Bozkurt ilçesinde 2 köye ve Hanönü ilçesinde ise 5 köye muhtarları vasıtasıyla dağıtımları yapılmıştır.

New Blend (Yeni Harman)sigarası TEKEL Genel Müdürlüğü fabrikalarında Türk tütününden Duty Free (Vergisiz Satış) mağazalarında satılmak amacıyla üretilmiştir.

Yurtiçinde satılan sigaralarımızın paketlerinde sarı renkli, Duty Free (Vergisiz Satış) mağazaları için üretilen sigaraların paketlerinde ise, mavi renkli bandrol kullanılmaktadır.

Ayrıca, Duty Free mağazalarımız için üretilen mavi bandrollü New Blend (Yeni Harman)sigaralarının yardım olarak felaketten zarar gören halkımıza dağıtılmasının amacı da, gerçek tüketicilerin sigara ihtiyaçlarının karşılanması olup ticarî amaçla değerlendirilmesinin önlenmesine yöneliktir.

10. – İçel Milletvekili Oya Araslı’nın TRTÇukurova Radyosu ve Bölge Müdürlüğünün bina ihtiyacına ve haberlerin görüntülü olarak Ankara’ya gönderilmesi için link hattı kurulmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/6193)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın TRT’den Sorumlu Devlet Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr. Oya Araslı İçel

İçel’de 1968 yılından bu yana yayın yapmakta olan TRT Çukurova Radyosu ve Bölge Müdürlüğü, kuruluşunun 30 uncu yılını doldurmasına rağmen kendisine ait bir binaya sahip değildir; şu anda mülkiyeti İl Özel İdaresine ait olan bir iş hanının 6 nci ve 7 nci katlarında kira ödeyerek faaliyetini çok zor koşullar altında sürdürmektedir.

İç göç nedeniyle yaşadığı kültürel çeşitlilik; sanayi-turizm, sanat ve eğitim alanlarında yaptığı atılımlar nedeniyle diğer illerimiz arasında özel bir konuma doğru hızla ilerleyen İçel’de, TRTGenel Müdürlüğüne bağlı bir Bölge Müdürlüğünün ve radyonun bu koşullarda çalışmak zorunda bırakılması üzüntü vericidir.

Çünkü İçel’de, Doğu Akdeniz sınırındaki komşu ülkelerin etkisiyle yayın kirliliği yaşanmakta; kadrosu, binası, araç ve gereci açısından sıkıntılar içersindeki bir radyo ile TRT’nin, Türkiye’nin de ulusal çıkarları açısından büyük önem taşıyan yayıncılık ilkeleri doğrultusundaki çalışmaları etkin bir halde yerine getirmesi mümkün olamamaktadır.

İçel halkı, bu bölgede derlenen haberlerin biran önce Ankara’ya görüntülü olarak da aktarılmasını da arzu etmektedir.

1. TRT Genel Müdürlüğü, Çukurova Radyosu ve Bölge Müdürlüğünün işlevine uygun bir binaya bir an önce kavuşturulması için herhangi bir hazırlık yapmakta mıdır? Bu konuda Mersin’de TRTKurumuna ait olan 12 dönümlük arsadan böyle bir hizmet binasının yapılması için yararlanılması düşünülmekte midir?

2. Mersin-Ankara arasında, Mersin’de ve çevresinde derlenen haberleri görüntülü olarak Ankara’ya gönderebilecek bir link hattı kurulması düşünülmekte midir?

T.C. Devlet Bakanlığı 20.10.1998 Sayı : B.02.0.017.800/02-799

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 8 Ekim 1998 tarih ve A.01.0.GNS.10.00.02-7/6193-15273/35649 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazı ile İçel Milletvekili Oya Araslı’nın Bakanlığıma tevcih ettiği ve tarafımdan cevaplandırılması tensip edilen (7/6193-15273) esas no.lu soru önergesine ait cevabı yazımız ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz olunur.

Cavit Kavak Devlet Bakanı

T.C. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu 15.10.1998 Genel Müdürlüğü Ankara Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/2114

Devlet Bakanlığına

(Sayın Cavit Kavak)

İlgi : 9.10.1998 tarih ve B.02.0.017.800/(08)-751 sayılı yazıları.

İlgi yazıları ile İçel Milletvekili Sayın Oya Araslı’nın Devlet Bakanımız Sayın Cavit Kavak tarafından cevaplandırılması talebiyle verdiği 7/6193-15273 sayılı yazılı soru önergesine kurumumuz cevabı aşağıda arz edilmiştir.

İçel İlimizde bulunan Kurumumuza ait 12 dönümlük arsa üzerinde yapılması planlanan Çukurova Bölge Müdürlüğünün Hizmet Binası inşaatının proje çalışmaları avan proje safhasında olup, tamamlanmak üzeredir. Bölge Radyo-Televizyon Prodüksiyon Merkezleri Projesi kapsamında, alt proje kalemi olarak yer alan Çukurova Bölge Müdürlüğünün Hizmet Binası İnşaatının 1999 yılında temel çalışmalarına başlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir. Ayrıca, hizmet ihtiyaçlarına göre link hatları, bu konuda görevli olan Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından kurulmaktadır.

Arz ederim.

Yücel Yener TRTGenel Müdürü

11. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;

– Ankara-Konya-Karaman ve Mara yolu üzerinden İçel’e ulaşacak tren yolu hattı projesine,

– Karaman stol tipi havaalanı projesine ve Konya-Karaman arasında yapılacak havaalanına,

İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un yazılı cevabı (7/6205, 6206)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Arif Ahmet Denizolgun tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 6.10.1998

Zeki Ünal Karaman

1. Ankara-Konya-Karaman ve Mara yolu üzerinden İçel’e ulaşacağı düşünülen tren yolu hattının yapılmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır? Varsa hangi safhadadır?

2. Düşünülen tren yolu kaç yılda bitirilecektir? Ve ne kadar finansman kaynağına ihtiyaç duyulacaktır?

6.10.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Arif Ahmet Denizolgun tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 6.10.1998

Zeki Ünal Karaman

15.5.1998’de verdiğim bir yazılı soru önergesi üzerine eski Ulaştırma Bakanı Sayın Nejdet Menzir’in imzasıyla gelen 16.6.1998 gün ve 893-10500 sayılı yazı ile Karaman’da yapılacak olan stol tipi havaalanıyla ilgili olarak Karaman Valiliğince hazırlanarak 8.7.1997’de gönderilen harita esaslarında çalışmaların yapılmakta olduğu, ayrıca Konya ve Karaman’a yaklaşık 50’şer km. uzaklıkta olan İnci ile Kuzucu köyü mevkileri arasında bir havaalanının daha yapılması düşünüldüğü ifade edilmektedir. Sorularım şunlardır :

1. Karaman stol tipi havaalanı çalışmaları hangi safhadadır? İnşaatına ne zaman başlanacaktır? Toplam proje maliyeti ne olacaktır? Bunun ne kadarı genel bütçeden, ne kadarı mahallîidarelerce karşılanacaktır? Genel bütçeden 1998 yatırım programına konacak ödenek miktarı ne olacaktır?

2. Konya-Karaman arasında yapılması düşünülen havaalanı, Karaman’da belli bir aşamaya gelmiş olan stol tipi havaalanının inşaat seyrini olumsuz yönde etkileyecek midir?

3. Konya-Karaman arasında yapılması düşünülen havaalanının tipi, kapasitesi ne olacaktır?

T.C. Ulaştırma Bakanlığı 15.10.1998 Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı :B.11.0.APK.0.10.01.21/EA/1431-17886

Konu : Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın yazılı soru önergeleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 12.10.1998 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-15432 sayılı yazınız.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın 7/6205-15316 ve 7/6206-15317 sayılı yazılı soru önergelerinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Arif Ahmet Denizolgun Ulaştırma Bakanı

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın 6.10.1998 Tarih 7/6205-15316/35754 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı :

Sorular :

1. Ankara-Konya-Karaman ve Mara yolu üzerinden İçel’e ulaşacağı düşünülen tren yolu hattının yapılmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır? Varsa hangi safhadadır?

2. Düşünülen tren yolu kaç yılda bitirilecektir? Ve ne kadar finansman kaynağına ihtiyaç duyulacaktır.

Cevaplar :

1. 1983 yılında Bakanlığımızca Ankara-Konya-Karaman-Silifke-Mersin Demiryoluna ait fizibilite etüdü İTܒne yaptırılmış olup, günün şartları ile ancak TCDD İşletmesinin yük+yolcu taşıma ücret tarifelerinin yükseltilmesi kaydı ile hat fizibil çıkmıştır.

Bilahara 1997 yılında bu hattın ilk etabını oluşturan “Ankara-Konya” kısmı güncelleştirilmiş ancak, bu hat fizibil çıkmamıştır.

Bahse konu hattın önem ve özelliği dikkate alınarak yaptırılması Bakanlığımızca uygun görülmekte olup, 1999 yılı ve müteakip yıllar yatırım programına öncelikle fizibilite etüdü, bilahara etüd-proje ve yapım hizmetleri olarak teklif edilecektir.

2. Sözkonusu hattın, “Ankara-Konya” arası 290 km. inşaat süresi5 yıl, “Konya-Mersin” arası 360 km. inşaat süresi 7 yıl olmak üzere 650 km. lik toplam hattın tamamının inşaat süresi 12 yıl olarak tahmin edilmektedir.

Hattın toplam maliyeti kamulaştırma hariç, (Altyapı+üstyapı) yaklaşık (3 milyar ABD Doları) 900 trilyon TL. dir.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın 6.10.1998 Tarih 7/6206-15317/35755 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı :

Sorular :

1. Karaman Stol Tipi Havaalanı çalışmaları hangi safhadadır? İnşaatına ne zaman başlanacaktır? Toplam proje maliyeti ne olacaktır? Bunun ne kadarı genel bütçeden, ne kadarı mahallî idarelerce karşılanacaktır? Genel bütçeden 1998 yatırım programına konacak ödenek miktarı ne olacaktır?

2. Konya-Karaman arasında yapılması düşünülen havaalanı, Karaman’da belli bir aşamaya gelmiş olan stol tipi havaalanının inşaat seyrini olumsuz yönde etkileyecek midir?

3. Konya-Karaman arasında yapılması düşünülen havaalanının tipi, kapasitesi ne olacaktır?

Cevaplar :

1. Karaman Valiliğinin talebi üzerine Bakanlığımızca Karaman stol tipi havaalanının ön etüd çalışmaları tamamlanmış olup, belirlenen arazide yapımı planlanan havaalanının proje çalışmaları devam etmektedir.

Sözkonusu arazinin mülkiyet durumunun belirlenmesi ve zemin etüdlerinin yapılması neticesinde, proje maliyeti hesaplanacaktır.

Havaalanı inşaatı ihalesi Valilikçe yapılacağı cihetle, Bakanlığımız DLHİnşaatı Genel Müdürlüğü yatırım programında yer alan ve yıllık proje olan “Stol Havaalanları İnşaatı” projesine 1999 yılında yeniden teklif edilecektir.

Yıllık projelerin ödeneği tek bir proje için değerlendirilmemekte olup, ödeneği her yıl için toplu olarak verilmektedir.

Karaman Havaalanının 1999 yılı yatırım programı “Stol Havaalanları İnşaatı” projesine dahil edilebilmesi için, ÇED ve fizibilite etüdlerinin Valilikçe yapılması gerekmektedir.

2. Konya-Karaman arasına yapımı Konya Valiliğince talep edilen havaalanı, Konya İl Merkezine 60 km. ve Karaman İl Merkezine 45 km. uzaklıktadır.

Sözkonusu havaalanı ile ilgili ön etüd çalışmaları tamamlanmış ve arazi aplikasyonu ile halihazır haritalar hazırlanmış ve 1998 yılı “Stol havaalanları inşaatı” projesi kapsamına 1 milyon TL. iz bedel ile dahil edilmiştir.

Konya-Karaman Bölgesel Havaalanı için, DPT Müsteşarlığınca talep edilen ÇED ve Fizibilite etüdlerinin Valilikçe hazırlanarak tamamlanmasını müteakip, Valilik emrine bütçe imkânları dahilinde ödenek gönderilebilecektir.

Adı geçen havaalanının, Konvansiyonel boyutlara geliştirilebilecek şekilde planlanması ve Karaman İl Merkezine 45 km. mesafede bulunması nedeniyle, proje aşamasında olan Karaman Stol Havaalanı DPT Müsteşarlığınca 1998 yılı yatırım programından çıkarılmıştır.

3. Bu bölgede yapımı planlanan Konya-Karaman Bölgesel Havaalanı, her iki ilimize ortak hizmet verecek ve konvansiyonel boyutlara geliştirilmesi mümkün olabilecek şekilde projelendirilecektir.

BİRLEŞIM 9’UN SONU

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.