DÖNEM : 20 CİLT : 56 YASAMA YILI : 3

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

108 inci Birleşim

24 . 6 . 1998 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. — GELEN KÂĞITLAR

III. — YOKLAMALAR

IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Moldova’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMMBaşkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1575)

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. —DYPGrubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, siyasal ve ekonomik istikrarı sağlayarak, gelecekteki Meclislerin, ülke meselelerine daha rahat eğilme imkânını sağlama açısından gerekli ve mümkün olan tedbirleri, Seçim ve Siyasî Partiler Yasalarında gerçekleştirmek amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/24)

V.—ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.—(11/16) esas numaralı gensoru önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.—Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili BülentEcevit, Cumhuriyet HalkPartisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı :232)

2.—Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı :338)

3.—Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 Arkadaşının, Trabzon MilletvekiliYusuf Bahadır ve 9 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 Arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024)(S. Sayısı :553)

4.—Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı :631)

5. —Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın,Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 Arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin,Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı :626)

VII.—SORULAR VE CEVAPLAR

A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.—İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanına yapılan silahlı saldırı olayına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5109)

2. —Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Yunanistan Dışişleri Bakanının geçmişte Türkiye’de ikâmet edip etmediğine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5113)

3.—Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’in yazılı cevabı (7/5139)

4.—Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Bilderberg Toplantısına katıldığına dair basında çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5213)

5.—Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Fonundan toplanan paralara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/5239)

 

I. —GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.

Kadının Statüsünün Araştırılarak Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin yaşama geçirilmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla kurulan (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun süre uzatımına ilişkin tezkeresi okundu; Komisyonun, daha önce kendisine verilen 3 aylık çalışma süresini doldurması nedeniyle, İçtüzüğün 105 inci maddesine göre, 1 aylık kesin süre verildiği açıklandı.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/16) gündeme alınmasının, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği açıklandı; gensoru önergesinin görüşme gününün Danışma Kurulunca tespit edilerek daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacağı bildirildi.

Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar, Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir ve Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın, konuşması sırasında şahıslarına sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Anavatan Partisi Grubuna düşen ve :

Millî Savunma Komisyonunda boş bulunan bir üyelik için, Bursa Milletvekili Cemal Külahlı,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunda boş bulunn bir üyelik için, Şanlıurfa Milletvekili Eyyüp Cenap Gülpınar,

Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan bir üyelik için, Konya Milletvekili Ahmet Alkan,

(10/23, 36, 103, 173, 183, 198) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan bir üyelik için, Çankırı Milletvekili Mete Bülgün,

(10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan bir üyelik için, Bolu Milletvekili Abbas İnceayan,

Gruplarınca aday gösterilerek seçildiler.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının :

1 inci sırasında bulunan (6/890),

2 nci sırasında bulunan (6/891),

3 üncü sırasında bulunan (6/892),

4 üncü sırasında bulunan (6/893),

5 inci sırasında bulunan (6/894),

6 ncı sırasında bulunan (6/897),

7 nci sırasında bulunan (6/898),

8 inci sırasında bulunan (6/899),

9 uncu sırasında bulunan (6/900),

10 uncu sırasında bulunan (6/901),

11 inci sırasında bulunan (6/902),

12 nci sırasında bulunan (6/903),

13 üncü sırasında bulunan (6/904),

14 üncü sırasında bulunan (6/905),

15 inci sırasında bulunan (6/906),

16 ncı sırasında bulunan (6/907),

17 nci sırasında bulunan (6/908),

18 inci sırasında bulunan (6/909),

19 uncu sırasında bulunan (6/910),

20 nci sırasında bulunan (6/911),

21 inci sırasında bulunan (6/912),

22 nci sırasında bulunan (6/913),

24 üncü sırasında bulunan (6/915),

25 inci sırasında bulunan (6/916),

26 ncı sırasında bulunan (6/917),

27 nci sırasında bulunan (6/918),

28 inci sırasında bulunan (6/919),

30 uncu sırasında bulunan (6/921),

31 inci sırasında bulunan (6/922),

32 nci sırasında bulunan (6/923),

33 üncü sırasında bulunan (6/924),

34 üncü sırasında bulunan (6/925),

37 nci sırasında bulunan (6/928),

38 inci sırasında bulunan (6/929),

39 uncu sırasında bulunan (6/930),

40 ncı sırasında bulunan (6/931),

41 inci sırasında bulunan (6/932),

42 nci sırasında bulunan (6/933),

43 üncü sırasında bulunan (6/934),

44 üncü sırasında bulunan (6/935),

45 inci sırasında bulunan (6/936),

46 ncı sırasında bulunan (6/937),

47 nci sırasında bulunan (6/938),

49 uncu sırasında bulunan (6/940),

50 inci sırasında bulunan (6/941),

51 inci sırasında bulunan (6/942),

52 nci sırasında bulunan (6/943),

53 üncü sırasında bulunan (6/944),

55 inci sırasında bulunan (6/946),

56 ncı sırasında bulunan (6/947),

57 nci sırasında bulunan (6/948),

58 inci sırasında bulunan (6/949),

60 ncı sırasında bulunan (6/951),

61 inci sırasında bulunan (6/952),

62 nci sırasında bulunan (6/953),

63 üncü sırasında bulunan (6/954),

64 üncü sırasında bulunan (6/955),

65 inci sırasında bulunan (6/956),

66 ncı sırasında bulunan (6/957),

67 nci sırasında bulunan (6/958),

68 inci sırasında bulunan (6/959),

69 uncu sırasında bulunan (6/960),

71 inci sırasında bulunan (6/962),

72 nci sırasında bulunan (6/964),

73 üncü sırasında bulunan (6/965),

74 üncü sırasında bulunan (6/966),

75 inci sırasında bulunan (6/967),

76 ncı sırasında bulunan (6/968),

77 nci sırasında bulunan (6/969),

78 inci sırasında bulunan (6/970),

79 uncu sırasında bulunan (6/971),

80 inci sırasında bulunan (6/972),

82 nci sırasında bulunan (6/974),

84 üncü sırasında bulunan (6/976),

85 inci sırasında bulunan (6/977),

86 ncı sırasında bulunan (6/978),

87 nci sırasında bulunan (6/979),

88 inci sırasında bulunan (6/980),

89 uncu sırasında bulunan (6/981),

90 ncı sırasında bulunan (6/982),

91 inci sırasında bulunan (6/983),

92 nci sırasında bulunan (6/984),

93 üncü sırasında bulunan (6/987),

Esas numaralı sözlü sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

Devlet Bakanı A. Ahat Andican:

Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün (6/914), (6/927),

Kütahya Milletvekili Metin Perli’nin (6/920),

Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun (6/926),

Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in (6/945), (6/975),

Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un (6/950),

Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun (6/973),

Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın (6/988),

Esas numaralı sorularına,

Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanı Nami Çağan, Zonguldak Milletvekil Necmettin Aydın’ın (6/939),

Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın (6/961), (6/989),

Esas numaralı sorularına,

Cevap verdi;

Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu, karşı görüşünü açıkladı.

Birleştirilerek öngörüşmelerine devam olunan (10/24) ve (10/57) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin kabul edildiği açıklandı.

Kurulacak komisyonun :

14 üyeden teşekkül etmesi, çalışma süresinin, başkanlık divanının seçimi tarihinden itibaren 3 ay olması,

Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,

Kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan GelenDiğer İşler” kısmının :

2 nci sırasında bulunan 232,

4 üncü sırasında bulunan 553,

5 inci sırasında bulunan 631,

Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel kurulda hazır bulunmadıklarından,

3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,

Ertelendi.

6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının TahsilUsulü Hakkında Kanun, GelirVergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunun, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşmelerine devam olunarak, 20 nci maddesine kadar kabul edildi.

Alınan karar gereğince, 24 Haziran 1998 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 00.03’te son verildi.

Uluç Gürkan

Başkanvekili

Ünal Yaşar Hüseyin Yıldız

Gaziantep Mardin

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

II. —GELEN KÂĞITLAR

24.6.1998 ÇARŞAMBA No. :163

Sözlü Soru Önergeleri

1. — Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in, Kilis’in konut ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Refaiddin Şahin) sözlü soru önergesi (6/1126) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1998)

2.— Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in, Kilis Sapkanlı Göleti projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1127) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1998)

3. — Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in, Kilis’te bir Eğitim Fakültesi kurulup kurulmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (7/1128) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.1998)

4. — Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in, Kilis Seve Barajı ihalesinin ne zaman yapılacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1129) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. — Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, emekli olduktan sonra kamu konutlarından yararlanan kişilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5568) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.1998)

2. — Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, Bayburt İlindeki belediyelere Acil Destekleme Fonu’ndan yapılan yardımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5569) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1998)

3.— Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın sağlığa zararlı bir ilacın piyasaya sürüldüğü iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5570) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1998)

4.— İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, K.K.T.C.’nin içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Şükrü Sina Gürel) yazılı soru önergesi (7/5571) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1998)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

24 Haziran 1998 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşimini açıyorum.

III. —Y O K L A M A

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Moldova’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMMBaşkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1575)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Moldova Cumhurbaşkanı Petru Lucınschı'nın davetlisi olarak 25-26 Haziran 1998 tarihlerinde Moldova'ya resmî bir ziyarette bulunacağımdan, dönüşüme kadar, Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 106 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin vekâlet edecektir.

Bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Bir genel görüşme önergesi vardır; okutuyorum:

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. —DYPGrubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, siyasal ve ekonomik istikrarı sağlayarak, gelecekteki Meclislerin, ülke meselelerine daha rahat eğilme imkânını sağlama açısından gerekli ve mümkün olan tedbirleri, Seçim ve Siyasî Partiler Yasalarında gerçekleştirmek amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/24)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin ve demokrasimizin, bugün, her zaman ve her yerde olduğu gibi, istikrar ihtiyacında olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Siyasî istikrarı sağlayamamış olan bir ülkede, demokrasinin gerçek anlamıyla ve işleviyle sürdürülmesinde, bizde de olduğu gibi, zaman zaman rejim sıkıntılarının yaşanması, maalesef, gündeme gelebilmektedir.

Ülke, ekonomik istikrarsızlık dolayısıyla uzun yıllardan beri enflasyon kıskacından bir türlü kurtulamamakta, bu da, toplumun arasında büyük gelir dağımılı bozukluklarına sebebiyet vererek, sosyal adaleti ve hatta millî bütünlüğü zedeleyen boyutlara ulaşmaktadır.

Siyasî istikrar olmadan, ekonomik ve sosyal istikrarı sağlamanın imkânı yoktur. Her seçim döneminde üç beş hükümetin değiştiği, her üç beş ayda bir yeni seçimin konuşulduğu ülkemizde, dünya başdöndürücü hızla kalkınırken, altın değerinde yıllar kaybolup gitmektedir. Yıllardan beri sürüp gelen bu çarpıklığın çaresini mutlaka bulmak zorundayız. Aksini sürdürmeye de hakkımız yoktur.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Türkiye gündemine hâkim olması da, kabul etmek lazımdır ki, her şeyden önce, istikrarına bağlıdır. Siyasî istikrarı sağlamanın etkenleri arasında, muhakkak ki, seçim sistemlerinin temel ağırlığı ve çok büyük rolü vardır. Hele, seçim sistemlerinin hükümet ve koalisyon pazarlıklarının konusu yapılması ise son derece yanlış, hatalı ve hatta, Anayasal sistemimizin ruhuna da aykırıdır.

Rejimin hükümetleri belirlemesi, demokratik düzenin ilk ve temel kuralıdır. Oysa bugün, bunun aksine, hükümet pazarlıklarıyla, rejimin temeli olan seçim sistemlerinin belirlendiği yerde, demokrasinin bu ana kuralı tersine çevrilmiş olmaktadır. Seçim ve seçim sistemleri rejimin kalbidir ve hiçbir zaman hükümet ve koalisyon pazarlıklarının konusu yapılamaz, yapılmamalıdır.

Ülkenin, sağlam, müstakar ve siyasî partilerin beklentileri ile çıkarlarına göre değil, evrensel hukuka ve ülkenin mutlak olan istikrar ihtiyacına yardımcı olacak seçim sistemlerine ve siyasî parti düzenlemelerine kesin ihtiyacı vardır.

Bugünkü Meclisimizin, kuruluşunun henüz ikinci ayında yeni seçimi konuşmaya başlamakla, daha o gün istikrarından ve dolayısıyla gücünden çok şeyler kaybettiğini kabul etmek zorundayız.

Hükümetler için geçerli ve haklı olan, önünü görebilme ihtiyacı, hükümetleri çıkaran parlamentolar için fazlasıyla ve daha ağırlıklı olarak geçerlidir.

Çağımızın yaşadığı katılımcı demokrasi sürecinde artık, çoğulcu demokrasinin statik kalmış olan kurumları, bugünün dünyasının süratine ayak uyduramamakta ve sağlıklı bir demokratik ortamı yaşatamamaktadır.

Günümüzün toplum ve devlet yaşamı, bugün, artık, seçim sistemlerine de birtakım çağdaş zorunluluklar getirmektedir.

Seçen vatandaşla seçilen yönetim arasındaki bağların sürekli ve canlı tutulması, yönetimlerin halklarından başkalaşmamaları için en etkin çaredir. Çünkü, yönetimlerin halklarıyla uzlaşamadıkları zaman, rejimlerin çoğu kez sıkıntıya girdiği de tarihî olaylarıyla meydandadır.

Halkın rejimine ve yönetimine sahip çıkması da, o yönetimin halkından başkalaşmamasına bağlıdır.

Siyasî uzlaşının sağlanmasındaki güçlük, ülkeye ve demokrasiye büyük zararlar vermektedir.

Yasal düzenlemelerle bu uzlaşmayı aramak ve kurumlaştırmak da yasama organı olarak bizlerin sorumluluğundadır. Er veya geç seçime gidilecektir. Bir erken seçim ise, ülkenin gündeminden hemen hemen hiç çıkmamıştır. Seçime gidilirken, seçim yasalarında değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı da geçmiş bütün uygulamalarla hatırlardadır.

Ülkemiz, basını ve kuruluşlarıyla tüm toplum olarak, rejimini ve dolayısıyla geleceğini ilgilendiren seçim sistemlerini en geniş biçimde tartışmalıdır. Buna, kesin ihtiyaç vardır.

Bu bakımdan, gerekli ve mümkün bütün tedbirleri seçim ve siyasî partiler yasalarında gerçekleştirmek ve bizden sonraki Meclislerin huzur ve istikrar içerisinde ülkenin meselelerine daha rahat eğilme imkânını sağlamak için, Anayasanın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 101, 102 ve 103 üncü maddeleri gereğince bir genel görüşme açılmasını Grubumuz adına arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Saffet Arıkan Bedük Mehmet Gözlükaya

Ankara Denizli

DYP Grup Başkanvekili DYP Grup Başkanvekili

Turhan Güven

İçel

DYP Grup Başkanvekili

BAŞKAN – Önerge, gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme sırasında yapılacaktır.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup, oylarınıza sunacağım:

V.—ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLER

1.—(11/16) esas numaralı gensoru önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi 24.6.1998

Genel Kurulun 23.6.1998 tarihli 107 nci Birleşiminde gündeme alınması kabul edilen Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkındaki (11/16) esas numaralı Gensorunun, Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci sırasında yer almasının ve görüşmelerinin, 29.6.1998 Pazartesi günkü Birleşiminde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması, Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Kamer Genç

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

Salih Kapusuz Uğur Aksöz

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Saffet Arıkan Bedük Ali Ilıksoy

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Önder Sav Mahmut Yılbaş

CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanı

BAŞKAN – Danışma Kurulunun önerisi üzerinde söz talebi?.. Yok.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, belirtmek zorundayım ki, biraz önce oyunuza sunduğum Danışma Kurulunda varılan mutabakat, dünkü oylama konusunda Başkanlığın değil; ama, bizim, burada uygulamak zorunda olduğumuz Anayasanın 96 ncı ve İçtüzüğün 146 ncı maddeleri konusunda yeterince bilgi sahibi olmadan ve bu konudaki Anayasa Mahkemesi kararlarını sonuçlarıyla birlikte anımsamadan, Başkanlığın uygulamasının hatalı olduğunu beyan etmenin yanlış olduğunu da ortaya koymuştur.

Şimdi, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Dİğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

VI.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.—Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili BülentEcevit, Cumhuriyet HalkPartisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı :232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

2.—Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı :338)

BAŞKAN – 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, üzerindeki önergelerle birlikte İçtüzüğün 88 inci maddesine göre komisyona geri verilmişti.

Komisyon, raporunu henüz vermediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

3.—Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 Arkadaşının, Trabzon MilletvekiliYusuf Bahadır ve 9 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 Arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024)(S. Sayısı :553)

BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

4.—Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı :631)

BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

5. —Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın,Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 Arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin,Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı :626) (1)

BAŞKAN – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde tasarının 19 uncu maddesi kabul edilmişti. Şimdi, 20 nci madde ile maddeye bağlı geçici 19 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 20. — 213 sayılı Kanuna geçici 18 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

“Geçici Madde 19. — İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler diledikleri takdirde, Vergi Usul Kanununun 180 inci maddesindeki şartlar dikkate alınmaksızın 31/12/2000 tarihine kadar işletme hesabı esasına göre defter tutmaya devam ederler.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Osman Çilsal; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA OSMAN ÇİLSAL (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi kanununun 20 inci maddesi üzerinde şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, çağdaş devletlerin en önemli ve en güvenli gelirlerinden olan vergiler, kamuoyu hizmetlerinin yürütülebilmesi ve devletin ihtiyaç duyduğu kaynakların temini için en başta gelen ihtiyacıdır.

Bildiğiniz üzere, devletler, kamu giderlerini karşılayabilmek için birtakım gelirlere ihtiyaç duyarlar. Bunlar, vergiler başta olmak üzere, harç, resim, şerefiye, para ve vergi cezaları, teşebbüs gelirleri, kamu borçlanmaları, fon gelirleri ve diğer gelirler başlıkları altında toplayabileceğimiz para basımından doğan gelirler, bağışlar, yardımlar, harp tazminatları, ganimetler şeklinde tasnif edebileceğimiz bu gelir türlerinin en başta geleni, hepinizin takdir edeceği gibi vergi gelirleridir.

Vergiler, genel bir deyişle, devletin kamu hizmetlerini karşılamak için fertlerden aldığı ekonomik değerlerdir ve fertler bakımından karşılığı yoktur. Yani, bir mükellef, ödediği verginin karşılığı olarak bir hizmeti ya da faydayı talep edemez. Bu, devletin kendi programları çerçevesinde yapılacak olan icraatla kendisine sunulacaktır. Zira, vergiler, fertlerin kamu hizmetlerinden faydalanma derecelerine göre bölünemez, ferdileşemez.

“Vergi” adıyla ve yasayla fertlerden alınan bu ekonomik değerlerin bir devlet için taşıdığı önem, bu noktada başlamaktadır. Harcanması, yani kamu yatırımlarının finanse edilmesi yolunda idareye büyük ve geniş bir hareket serbestisi sağlayan bu kamu gelirinin artırılması, optimal seviyelere getirilmesi bütün devletlerin temel amacıdır.

Değerli milletvekilleri, ekonomiden çekilerek kamusal alanda değerlendirilen ya da değerlendirilemeyen ekonomik faktörlerin rantabl kullanılamamasının, enflasyon gibi ekonomik hastalıklara sebep olacağı açıktır.

Zaman içerisinde, giderleri ve yükümlülükleri giderek artan sosyal devlet anlayışıyla, fertlerine götürmeyi vaat ettiği hizmetlerde çeşitlilik ve yoğunluk başgösteren devlet mekanizmasının iyi işleyebilmesi için, sağlam ve yeterli gelirlere ihtiyaç olduğu kesindir. Bu itibarla, tüm modern devletler, sistemlerini reorganize etmek için sürekli bir çaba içinde bulunmaktadırlar.

Anayasamızda da ifade edildiği üzere, vergi, kamu giderlerinin karşılanması için, herkesin, malî gücüne göre ve ancak kanunlar çerçevesinde yerine getireceği bir yükümlülüktür.

Anayasada bu şekilde tanımı yapılan vergiler, diğer sosyal olaylar gibi, toplumsal ve iktisadî yaşamın, siyasî rejim ve hukuk sistemlerinin gelişmesine göre yeni şekil ve anlamlar kazanmıştır.

Geniş bir zaman dilimi içinde, ilk vergilerin hibe veya yardım şeklinde olduğu ikinci dönemde ise, esas itibariyle, patrimuan (mal varlığı) ve servet üzerinden alınan vergiler, kral imtiyazları, tekel gelirleri ve resimlerin belirlediği ve nihayet son dönemlerde; yani, zamanımızda, günümüzde, gelir vergileri, gider vergileri ve servet vergilerinin yaygınlaştığı görülmektedir.

Çağdaş vergi sistemlerinde verginin nitelikleri şu biçimde sıralanabilir: Vergi parayla ödenir, aynî değildir, belirli bir karşılığı yoktur, yaptırıma dayanan kesin bir ödemedir ve gerçek veya tüzelkişilerden alınır.

Bütün vergi sistemleri, vergileme işinde belli prensiplere uygun hareket etmeye çalışırlar; adalet, genellik, eşitlik gibi amaçlara yaklaşabildikleri ölçüde değer kazanırlar.

Değerli milletvekilleri, belli prensiplere dayanarak vergi tabanını büyütmek ve vergi gelirlerini, dolayısıyla kamu gelirlerini artırmak için yapılan vergi reformlarının, neden tam ve kesin çözüme ulaşamadığı sorusu, önümüzde cevaplanmayı beklemektedir. Türk vergi sisteminde yaşanan sorunlar nelerdir? Türk vergi sistemi, modern bir sistem midir?

Vergi sistemimiz, yasal vergi oranlarının aşırı yüksekliği nedeniyle, gerçek matrahların gizlenmesi sonucunu doğurmaktadır. Hayat standardı esasına göre vergilendirme, geçici vergi, Götürü Vergi gibi, kazanılmayan gelirlerin vergilendirilmesi yoluna gidilmiş, yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle oluşan gelir kayıplarını düzeltecek vergi mekanizmalarına vergi sistemimizde yer verilmemiştir. Bu yüzden, idare, sermayeyi vergilemek zorunda kalmıştır. Bu da, sermayenin birikmesini ve verimli yatırımların gerçekleşmesini engelleyerek, ekonomik gelişimin sekteye uğramasına sebep olmuştur.

Değerli milletvekilleri, yine, son yıllarda hızla gelişen, malî sistemden elde edilen gelirlerin ve devlet iç borçlanma senetlerinden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi gerçekleştirilememiş ve kazanç-vergi bağlantısı kopmuştur. Ne yazık ki, iktisadî faaliyetler karşısında tarafsız bir vergi sistemine sahip değiliz. Bu durum, tam rekabeti engellemektedir; tam rekabetin tesis edilememesi ise, kaynakların israfına yol açmaktadır. Ekonomik gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkan yeni işletme yapılanmalarının, vergi sistemimizce tanımı yapılamamış, bu oluşumların karşılaştığı vergisel sorunların çözümü sağlanamamıştır. Vergi sistemimiz, karşılaşılan sorunlara münferit çözümler bulmaya çalışılması nedeniyle, giderek karmaşıklaşmış ve uzmanların bile zor anlayabildiği bir sistem haline gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, tüm vergi mevzuatımızdaki maddelerin yirmide 1'ini değiştiren bu tasarıyla, vergi sistemimizde var olan zafiyetlerin giderileceği savunulmaktadır.

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 20 nci maddesine, 18 inci maddeden sonra gelmek üzere eklenen dört geçici maddeyle, bu kanun tasarısının geçiş sürecinin başlatıldığı ifade edilmektedir. Vergi Usul Kanununa eklenen Geçici 20 nci maddede, tasarının 6 ncı maddesiyle değiştirilen 279 uncu maddeye ilişkin geçiş hükümlerine yer verilmektedir.

Yapılan bu düzenlemeyle, 1999 yılı sonura kadar, devlet tarafından ihraç edilen menkul kıymetler alış bedeliyle değerlenecektir; ancak, bu kapsam içine, özel sektör tarafından ihraç edilen benzeri menkul kıymetler alınmamaktadır. Bu durumda, özel sektör tahvili olan işletmelerde, dönem sonu yapılan değerlemede vergilenecek olumlu bir fark ortaya çıkacaktır. Bu ise, özel sektör ile devlet arasında kaynak dağılımının, zaten var olan dengesizliğini daha da artıracaktır.

Diğer taraftan, bir iktisadî kıymete ilişkin olarak geçici vergi açısından ayrı bir değerleme ölçüsü -Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından ayrı değerleme ölçüsü- belirlenmesi gibi bir yola gidildiği görülmektedir. Bu düzenleme, banka sistemini rahatlatacak olması açısından çok yerinde olmakla beraber, son derece önemli olan değerleme ölçüleri üzerinde bu şekilde oynanması doğru değildir. Aynı amacın, Gelir Vergisi Kanununda geçici vergiye ilişkin hükümlerde yapılacak bir değişiklikle sağlanması daha doğru olurdu.

Vergi kanunlarında yapılacak düzenlemelerde, ülkemizin içinde bulunduğu dış dünyayla entegrasyonu çerçevesinde karşılaşacağı, gerek dış yatırımların gerekse ülkemizde yapılacak yabancı yatırımların da, daha detaylı kanunlarla, sorunlarına...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çilsal, 1 dakika içinde toparlıyoruz.

OSMAN ÇİLSAL (Devamla) – Toparlıyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

...çözümlerin bulunması ve hayırlı olması dileğiyle sözlerimi burada bitirirken; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygılarımla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Nezir Aydın; buyurun efendim.

FP GRUBU ADINA NEZİR AYDIN (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, 626 sıra sayılı tasarının 20 nci maddesinin geçici 19 uncu maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa, geçici 18 inci maddeden sonra gelmek üzere, bu 20 nci maddede, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeler eklenmiştir. Esasında, Hükümetten gelen tasarıda, burada 3 madde bulunuyordu; sonra, Plan ve Bütçe Komisyonunda 1 geçici madde daha eklenerek, geçici maddelerin sayısı 4'e çıkarılmış oldu. Onu, zamanı gelince konuşacağız. Şu anda, 19 uncu madde üzerinde fikirlerimi arz etmeye devam ediyorum.

Sayın milletvekilleri, geçici 19 uncu madde "işletme hesabı esasında defter tutan mükellefler, diledikleri takdirde, Vergi Usul Kanununun 180 inci maddesindeki şartlar dikkate alınmaksızın 31.12.2000 tarihine kadar işletme hesabı esasına göre defter tutmaya devam ederler" diyor. Bu maddeyi okuyunca, insanın aklına hemen şu geliyor: Aman ne güzel; mükelleflere ne büyük bir fırsat; 31.12.2000 tarihine kadar, mükellefler, işletme defteri tutanlar birinci sınıfa geçmeyecekler, işletme defteri tutmaya devam edecekler; ama, işin bir başka boyutu, bir başka noktası var: Bu zaman zarfında, enflasyon devam edeceğine ve esnaf da, enflasyon vergisini -yani kazanmadığı paranın vergisini- ödemeye devam edeceğine göre, ekonomik hayatta herhangi bir canlılık olmayacağına göre... Çünkü, bir yıldır, bu, devamlı geri geri gidiyor. Tabiri caizse, Anadolu esnafında -ben, İstanbul'un esnafının da öyle olduğunu zannediyorum, biraz farklı olabilir; ama, Anadolu'yu iyi biliyorum- yaprak kımıldamıyor. Birçok esnaf, sabah dükkânını açıyor, akşam kapatıyor; o gün içtiği ve dostlarına ikram ettiği çayın parasını dahi kazanamadan akşamı ediyor, dükkânını kapatıyor. Siz olduğunuz müddetçe de, bunun, iyiye gitmesi mümkün değil; mutlaka, daha kötü şekilde devam edecek. Hal böyle olunca, kazanılmayan paradan, olmayan gelirden tutulacak olan defter, işletme defteri olsa ne olur, birinci sınıf bilanço defteri olsa ne olur?!

Korkuyorum ki, bu gidiş böyle devam ederse, 31.12.2000 tarihinde, herhalde, “küçük esnaf” denilen, yani işletme defteri tutan esnaf kalmayacak. Bu arada, Sayın Bakanıma, özellikle, şunu araştırmasını tavsiye ediyorum: Türkiye genelinde son altı aydır işi bırakan, ikinci sınıf işletme defteri tutan esnafın adedi, geçmişe oranla nedir? Bu araştırıldığında görülecektir ki, bu böyle devam ederse, 31.12.2000 yılında, bu esnafın büyük bir çoğunluğu, zaten, ticarî hayattan ayrılmış olacaktır.

Enflasyon yüzde 93!.. Böyle bir ülkede, büyük bir ikramda bulunuyoruz; yani, geliri veya hasılatı, geçmiş seneye göre yüzde 20'yi aşsa dahi, bilanço esasına geçirmiyoruz mükellefi. Burada, herhalde, milletçe sevineceğimiz bir husus var; bu tasarıyla, enflasyon belasından nasıl kurtulacağımızı... Sayın Başbakanın ifadelerini geçen gün söylemiştim: "20 nci maddesine geldik; bu yasa, şöyle ya da böyle, Meclisimizden çıkar ve enflasyondan da millet olarak kurtuluruz..." Eh, bakalım, enflasyonsuz günler nasıl olacak.

Şimdi, enflasyonun önlenmesi için, benim bildiğim -eğer, yeni bir yöntem icat edilmediyse ekonomide- birincisi, üretimin artırılması lazım; ikincisi, taleplerin kısılması lazım. Yani, arz-talep dengesinin, mutlaka bir noktada sağlanması lazım. Şimdi, bu vergi yasa tasarısının, bu arz-talep dengesini nasıl sağlayacağını anlamak da mümkün değil. Enflasyonu önleyecek deniliyor; ama, üretimi artıran maddelerini henüz göremedik veya talebi dengeleyen maddelerini göremedik. Talep dengelenmesini, Hükümet herhalde şöyle anlıyor: İşçiye vermezsiniz, memura vermezsiniz, çiftçiye vermezsiniz; vermeyince alım gücü kısılır, parası olmayınca hiçbir şey alamaz, bu şekilde talep kısılmış olur; böylece de enflasyonu önleriz zannediliyor. Ancak, bu mümkün değil; böyle bir yöntemin başarı oranı kesinlikle sıfırdır.

Gerçi, Sayın Bakanım beni dinlemiyor; ama, ben şunu da ifade etmek istiyorum: Ben, Sayın Bakanın ağzından, bu tasarının enflasyonu önlemesi noktasında bir ifade duymadım. Tabiî, böyle olunca, herhalde, Başbakanımızı yine birileri bu konuda yanıltıyor demektir.

Değerli milletvekilleri, burada, devamlı bir şey işlenmeye çalışılıyor: Efendim, Fazilet Partisi, yasayı engelliyormuş!.. Yasa çıkarsa, ücretliler rahat edecekmiş, büyük menfaatları olacakmış; ama, işçinin, memurun ücretlerindeki artışı, Fazilet Partisi engelliyormuş. Medya böyle diyor; devamlı bu pompalanıyor.

Şunu, bir kere, tüm ücretli kardeşlerimizin bilmesi lazım ki, vergi dilimlerindeki cüzî indirimlerin uygulama tarihi, yürürlük tarihi, zaten, 1999'dur. Bu sene, kesinlikle, o noktada en ufak bir iyileştirme düşünülmemiştir.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Hiç okumamışsınız; yanlış söylüyorsunuz.

NEZİR AYDIN (Devamla) – Ben öyle biliyorum... 50 nci maddede uygulanan... 50 nci maddedeki vergi dilimlerinin düşürülmesi... 50 nci maddenin uygulama tarihi de, yürürlük tarihi de 1.1.1999 olarak kitapçıkta beliriyor; ama, her an, bir şey değişiyor; inşallah, bu da değişir de, en azından, bir nispî rahatlama olur.

Değerli milletvekilleri, 55 inci Hükümet, kurulduğu günden beri, çok büyük iddialarla devam ediyor. Enflasyon yüzde 50'ye inecekti, yüzde 100'leri geçti. Ücretliler, çiftçiler, kısaca, geliri Hükümet tarafından tespit edilen toplam yüzde 90'lık kesimin enflasyona ezdirilmeyeceği söyleniyordu; ama, enflasyona ezdiriliyor. Memura ilk altı ayda yüzde 30, ikinci altı ayda yüzde 20; toplam yüzde 50... Yani, yüzde 90, yüzde 100 olan bir enflasyonda yüzde 50 artırmakla nasıl ezdirilmiyor; bunu anlamak mümkün değil. Bunu, bu yasa tasarısını hazırlayan ve bu sözleri ifade edenlerden başka, Türkiye'de anlayan kimse yok; ama, bütün bunların uygulaması tam ters yapıldı.

Bugün, Türkiyemizde, insanlarımızın büyük bir çoğunluğu ya maaşla geçinmektedir ya da toprağa dayalı geçinmektedir. Maaşla geçinen memurun, emeklinin, dulun, yetimin vesairenin gelirini kim tespit ediyor; hükümetler tespit ediyor. Peki, topraktan geçinen çok büyük bir kesimin gelirini, kazancını, harcayabileceği parayı kim tespit ediyor; başfiyatlar yoluyla, yine, Hükümet tespit ediyor; yani, Hükümetin, gelir düzeyini, satın alım gücünü tespit ettiği nüfusun toplam oranı yüzde 90'ları geçiyor. Peki, o, arada kalan yaklaşık yüzde 10'luk bir kesimin gelirini kim tespit ediyor, harcama kalemlerini kim tespit ediyor; onların da kendileri tespit ediyor; onlara müdahale, kimsenin haddinde değil maalesef.

Vergi tasarısı hazırlandı, kamuoyunda tartışılmadan, alelacele, Plan ve Bütçe Komisyonuna sevk edildi. Plan ve Bütçe Komisyonunda da yeteri kadar tartışılmadı. Bunun iki nedeninden bir tanesi, malumunuz, -tekrarında fayda vardır- bazı şeylerin yüce milletimiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

METİN ŞAHİN (Antalya) – Sayın Nezir Aydın, 100 saat...

BAŞKAN – Tamamlıyoruz, değil mi Sayın Aydın...

NEZİR AYDIN (Devamla) – Tamamlıyorum efendim.

...ve değerli milletimiz tarafından, değerli parlamenterlerimiz tarafından bir kere daha bilinmesinde fayda var ki, Plan ve Bütçe Komisyonunda, bu yasa tasarısının görüşüldüğü günler ve saatler, Refah Partisinin kapatılmasının gerekçeli kararının beklendiği günler ve saatler idi.

Bir diğer nokta; zaten, büyük bir çoğunluğu gece baskınıyla, gece yarısından sonra alelacele geçirilen maddelerdi. Şimdi, geldik Genel Kurula. Genel Kurulda da, her madde üzerinde, en tabiî hakkımız olan 10'ar dakika konuşma ve fikirlerimizi beyan etme hakkımızı kullanmak istiyoruz; katkıda bulunmak istiyoruz; ama, Sayın Bakan ve Sayın Komisyon Başkanımız veya orada oturan Komisyon yetkilisi arkadaşımız; katılmıyoruz, katılamıyoruz... Biri katılamıyoruz diyor, biri katılmıyoruz diyor; katılamadıklarının sebebi nedir, katılmadıklarının sebebi nedir, onu da anlamak mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

NEZİRAYDIN(Devamla)—Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN—Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahısları adına...

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, yerimden, bir hususu açıklığa kavuşturabilir miyim...

BAŞKAN – Sayın Özdemir; buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, burada, Türk maliye tarihinin en kapsamlı düzenlemelerinden birisini, Büyük Millet Meclisi, halkımızın önünde, her boyutuyla tartışıyor. Bazı partilerimize mensup sözcüler, Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan 106 saatlik çalışmayı -ki, bu çalışma, bir kanun tasarısı üzerinde, cumhuriyet tarihinde yapılmış en uzun ve en ayrıntılı çalışmadır- dikkate almaksızın, kamuoyu önünde halkımıza eksik ve yanıltıcı bilgi sunmaktadırlar.

İkincisi; kanun tasarısının tüm maddeleri, ayrı ayrı, alt komisyonda, ayrıca üst komisyonda da 52 saat tartışma mevzuu yapılmıştır ve alt komisyonumuza ve üst komisyonumuza katılan bütün arkadaşlarımıza, konu üzerinde en geniş biçimde tartışma imkânı sağlanmış; sadece sayın milletvekillerimize değil -ki, o zaten bir mecburiyetimizdir- aynı zamanda, ilave bilgi sunma talebiyle, görüş beyan etme talebiyle sivil toplum örgütlerinin her kesiminden gelenlere de bu fırsat tanınmıştır.

Bu itibarla, bu açıklamayı, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı sıfatımla, halkımın önünde yapmak mecburiyetini hissettim.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.

Şahsı adına, Sayın Mehmet Emin Aydınbaş?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Emin Kul, buyurun.

EMİN KUL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; madde üzerinde söyleceğim bir şey yok; ancak, kamuoyunu yanıltmak açısından, biraz önce maddenin tümü üzerinde grup adına konuşan arkadaşım yanlış bir husus beyan etti; onu düzeltmek istiyorum. Eğer, tasarının geçici 52 nci maddesini bir kez daha gözden geçirir, okursa, geçici 52 nci maddede, 1998 takvim yılına ait gelirlerin vergi oranlarının, teklif edildiği şekilde nasıl düşürülmüş olduğunu görecektir. Dolayısıyla, 1999 yılında ücretliler için yürürlüğe girecektir; ücretlilere, çalışanlara, işçilere herhangi bir avantaj sağlamayacaktır veyahut da bir vergi oranı düşmesi sağlamayacaktır beyanı yanlıştır; çünkü, elimizdeki tasarıya aykırı ve uyumsuz bir beyandır. Geçici 52 nci maddede, 1998 takvim yılında da bu oranların uygulanacağı -ki, o maddeye geleceğiz daha sonra- açıkça yer almıştır. Bunu düzeltmek için dikkatinize arz ediyorum.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kul.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Söz istiyorum Sayın Başkan...

BAŞKAN – Maliye Bakanı Sayın Zekeriya Temizel, buyurun efendim.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi tasarısı tartışılırken, özellikle, buradan, kamuoyunu yanıltacak bazı beyanlar yapıldığı takdirde, bunlara müdahaleyi bir görev bildiğimiz için, kısa da olsa, huzurlarınızı işgal ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, burada bir madde düzenlemesi var Bu maddeyle deniliyor ki: "İşletme hesabı esasına göre defter tutan vergi yükümlüleri, alış ve satış hadleri 2000 yılının sonuna kadar hangi düzeye çıkarsa çıksın, işletme hesabı esasında defter tutmaya devam ecekler." Madde bu.

Demek ki, 2000 yılının sonuna kadar işletme hesabı esasında defter tutanların, alış ve satış ölçüleri hangi tutarlara çıkarsa çıksın işletme hesabı esasının içinde kalacaklar. Bunu niye getiriyoruz; çünkü, bu düzenlemeyi yaparken dedik ki, şu andaki vergi yükümlülerinin, yükümlülüklerini daha fazla ağırlaştırmadan, vergi yüklerini hafifleterek bu sistemi kurmaya çalışıyoruz. Bir taraftan, hayat standardı esasını -maddesi gelecek - kaldırıyoruz, hayat standardı esası kalktı. Vergi oranları düşecek, hayat standardı esasına bağlı peşin vergi uygulaması kalkacak. Burada tek istediğimiz olay da, artık, vergi yükümlülerinin her türlü işlemini defterlerine kaydedebilmesi; ancak, her türlü işlem defterlere kaydedildiği zaman, alış ve satış tutarları yükselecek elbette ki; yükseldiği zaman, işletme hesabı esasından bilanço esasına geçecek.

İşte, bu madde, bu vergi yükümlülerinin, özellikle, 2000 yılının sonuna kadar sınıf değiştirmemelerini öngörüyor. Teknik düzenleme bundan ibaret. Bunun üzerinde her şey söylenilebilir; ama, bu teknik düzenlemeyle ilgili herhangi bir açıklama yapmadan ya da bunun kıyısından bile dolaşmadan, burada, gerek vergi tasarısının geneli hakkında gerekse Hükümetin enflasyonla mücadele programı hakkında her şeyin söylenmemesi gerekir; çünkü, burada, teknik bir düzenleme yapılıyor. Burada yapılan düzenleme, teknik bir düzenlemedir, vergi yükümlülerinin hayrına olan bir düzenlemedir. Eğer, burada atladığımız bir şey varsa, bunu söyleyin. Burada beğenmediğimiz bir olay var mı?..

NEZİR AYDIN (Sakarya) – Söylediklerimizi de kabul etmiyorsunuz.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Burada beğenmediğimiz bir olay varsa değerli arkadaşlar; yani, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, alış ve satış tutarı ölçüleri ne olursa olsun, 2000 yılının sonuna kadar aynı sınıfta, aynı ölçüde kalacaklarını burada belirtmenin bir sakıncası varsa, onu söyleyin. Yok; mükellefin hayrına bir olay, getirdiğimiz düzenlemenin uygulanabilmesi için zorunlu bir olay. Bu durum karşısında, sadece ve sadece eleştirmek için -tamam, eleştiriye elbette ki açığız- hiç değilse bu maddenin teknik düzenlemesi sırasında bunu yapmayalım. Burada, herkese gerçeği söyleyelim, herkes gerçeği bir görsün, kavrasın olduğu gibi.

Şu anda, alış tutarı ölçüsü 7 milyar 200 milyon lirayı geçtiği takdirde bilanço esasına geçmesi gerekiyor. Biz, kayıtdışı ekonomiyi kayıt içine almaya çalıyoruz. Kalkıp da, vergi kaçırmayacağım, her türlü kaydımı yapıyorum dediği andan itibaren sınıf değiştiriyorsa, hatta bırakın sınıf değiştirmeyi, oda değiştirmek zorunda kalıyorsa, insanlar, belirli yerlerde kalmak için kendisini zorunlu hissediyor ve ister istemez de kayıtlarını tutmuyorlar. Getirdiğimiz düzenleme bundan ibaret.

Enflasyonun düşmesi, enflasyonun düşmemesi, vergi politikalarının enflasyon üzerindeki etkileri... Tamam, bunlar da güzel şeyler, onları da konuşalım; ama, hiç değilse, şu kadar hayırlı bir düzenlemede kamuoyunu aydınlatmak dururken ya da eksiği varsa, bunları söyleyip de düzeltmek dururken, bu genel konularla vakit kaybetmesek, zannediyorum, katkılarınız veya katkılarımızı alma konusundaki işbirliğimiz çok daha yoğun olur.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şahsı adına, Sayın Necdet Tekin; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

NECDET TEKİN (Kırklareli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi, en derin saygılarımla selamlarım. Gerek Sayın Kul, gerekse Sayın Bakanım açıklamalar yaptılar; ancak, bilirsiniz ki, bir konuda ne kadar fazla çekiç vurulursa çivi o kadar girer; ben de o nedenle, bir kez daha, bir şeyler söylemek istiyorum.

Bildiğiniz gibi, bu 20 nci madde, 4 geçici maddeyi kapsayan bir madde. Şimdi, bu 20 nci maddeye bağlı geçici 19 uncu maddeyle, değişik bir konu gündeme geliyor. Bu geçici madde, aslında, Türk vergi sistemi için son derece önemli bir yeniliği de mükellefler açısından getirmektedir. Bu da, mükelleflerin, bu enflasyonist ortamda, zorunlu olarak, birikmiş değerlerinden dolayı bilanço esasına göre defter tutma limitlerine girmeleridir; çünkü, mükellefler, geçmiş yılların enflasyonist ortamında ve onun gereklerinden dolayı, büyük bir oranda, işletme defteri tutma hadlerini aşmamak için, satıldığı halde satış belgesi düzenlememe; yani, bir tür hilei şeriye yoluna gitmek zorunda kalmışlardır. Bu nedenle, işletmelerde miktarlar son derece büyümüş ve bu işletmeler, işletme defterinden bilanço defterine geçme zorunluluğuyla karşı karşıya kalmışlardır. işte, bu 20 nci maddeye bağlı geçici 19 uncu maddeyle -Sayın Bakanım da ifade etti, söyledi- miktarı ne olursa olsun, alış ve satış tutarları ve matrahları ne olursa olsun, bunlar nereye kadar ulaşırsa ulaşsın, şu anda işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerimiz, üç yıl boyunca bu durumlarını koruyacaklardır. Üç yıl sonra, 55 inci Hükümetin açıklamış olduğu temel program esasına göre, Hükümetin uyguladığı antienflasyonist politikalarla zaten mükelleflerin böyle bir sorunu da kalmayacaktır. O nedenle, 55 inci Hükümeti, bu çok yararlı değişikliğinden dolayı kutluyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tekin.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Madde üzerinde 5 önerge vardır; madde tek fıkra olduğu için, geliş sırasına göre 4 önergeyi okutup, işleme koyacağım.

Önergelerde uzun listeler bulunduğu için, Başkanlık Divanı Üyesi arkadaşımızın oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum_

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Karar yetersayısının aranmasını istiyorum.

BAŞKAN – Karar yetersayısını arayacağım efendim.

Oturarak okumasını kabul edenler_ (ANAP ve DSP sıralarından "ayakta okusun" sesleri) Kabul etmeyenler_ Karar yetersayısı yoktur; arkadaşımız ayakta okuyacaktır efendim. (DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, karar alınamadığına göre, bu hususu yeniden oya sunmanız gerekmez mi? Ben, usul açısından söylüyorum_

BAŞKAN – Hayır, bir karar alınamamıştır_ Asıl uygulama ayakta okumaktır.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Peki, oylama ne olacak?

BAŞKAN – Oturmasını temindi; oturmasını temin edemedik efendim.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, ret veya_

BAŞKAN – Sayın Esengün, iki durumu birbiriyle karıştırmayalım. Mesela, dünkü gensoru oylamasında, eğer, toplantıda hazır bulunanlar, 211 kabul oyunun iki katından daha fazla olsaydı, örneğin 430 kişi olsaydı, karar yetersayısı oluşmadığı için yeniden bir oylamaya gidecektik; çünkü, bir karar yoktu. Burada, Genel Kurulun, İçtüzükte bir amir hükmü var; kural, ayakta okumaktır. Bunun değişebilmesi, Genel Kurulun karar vermesiyle mümkün olur. Genel Kurul bu kararı veremediği için_

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, bu konuda kabul veya ret şeklinde bir karar oluşmadı_

BAŞKAN – Sayın Esengün, bu iki durumu birbiriyle karıştırmayalım.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Karar oluşmadı.

BAŞKAN – Hayır; değiştirme iradesini ortaya koymadı Genel Kurul.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Hayır.

BAŞKAN – Hayır efendim.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Kesinlikle yanlış.

BAŞKAN – Lütfen önergeyi okuyalım efendim_

ALİ OĞUZ (İstanbul) – Olur mu öyle şey Sayın Başkan!

BAŞKAN – Oylamayı, bir karar oluşturmak için yapmıyoruz; bir İçtüzük hükmünde, arkadaşımızın rahatı yönünde bir kolaylık sağlamaya çalışıyoruz; sağlayamadık.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) –Sizin öneriniz oylanmamıştır.

BAŞKAN – Hayır efendim...

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesiyle eklenen geçici 19 uncu maddedeki "31.12.2000 tarihine kadar" ibaresinin "31.12.2001 tarihine kadar" şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Nezir Aydın Hüseyin Olgun Akın

Sakarya Ordu

Mehmet Aykaç Maliki Ejder Arvas

Çorum Van

Ahmet Dökülmez Nurettin Aktaş

Kahramanmaraş Gaziantep

Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Adana Adana

Ahmet Doğan Osman Hazer

Adıyaman Afyon

Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak

Amasya Ankara

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Aydın Batman

Suat Pamukçu Abdulhaluk Mutlu

Bayburt Bitlis

Mustafa Yünlüoğlu İsmail Coşar

Bolu Çankırı

Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede

Çorum Denizli

Ömer Naimi Barım Tevhit Karakaya

Elazığ Erzincan

Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzurum Adana

Ahmet Çelik Sait Açba

Adıyaman Afyon

Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Ağrı Aksaray

Ömer Faruk Ekinci İsmail özgün

Ankara Balıkesir

Musa Okçu Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Batman Bursa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç

Diyarbakır Elazığ

Aslan Polat Şinasi Yavuz

Erzurum Erzurum

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Gaziantep Gaziantep

Mehmet Sılay Azmi Ateş

Hatay İstanbul

Mehmet Fuat Fırat Hüseyin Kansu

İstanbul İstanbul

Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul Kahramanmaraş

Ahmet Dökülmez Zeki Ünal

Kahramanmaraş Karaman

Fethi Acar Salih Kapusuz

Kastamonu Kayseri

Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş

Kırıkkale Kilis

Osman Pepe Veysel Candan

Kocaeli Konya

Hanifi Demirkol Kahraman Emmioğlu

Eskişehir Gaziantep

Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan

Giresun Hatay

Mustafa Köylü Saffet Benli

Isparta İçel

Ekrem Erdem İsmail Kahraman

İstanbul İstanbul

Bahri Zengin İsmail Yılmaz

İstanbul İzmir

Abdullah Özbey Zeki Karabayır

Karaman Kars

Memduh Büyükkılıç Nurettin Kaldırımcı

Kayseri Kayseri

Kemal Albayrak Cafer Güneş

Kırıkkale Kırşehir

Hüseyin Arı Hasan Hüseyin Öz

Konya Konya

Metin Perli Yaşar Canbay

Kütahya Malatya

Nedim İlci Hüseyin Olgun Akın

Muş Ordu

Nezir Aydın Ahmet Demircan

Sakarya Samsun

Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın

Samsun Siirt

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa Şanlıurfa

Ahmet Feyzi İnceöz İsmail İlhan Sungur

Tokat Trabzon

Şaban Şevli Necmettin Aydın

Van Zonguldak

T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı

Konya Konya

Ahmet Derin Sabahattin Yıldız

Kütahya Muş

M. Salih Katırcıoğlu Latif Öztek

Niğde Samsun

Ahmet Karavar Abdullah Arslan

Şanlıurfa Tokat

Bekir Sobacı Maliki Ejder Arvas

Tokat Van

Fethullah Erbaş İlyas Arslan

Van Yozgat

Abdullah Örnek

Yozgat

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun.

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Efendim, önergede, gerek Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Dökülmez'in gerekse Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın isimleri mükerrer okundu. Mükerrer isim okunmasının önüne geçilmesini arz ediyorum.

BAŞKAN – Dikkat edeceğiz efendim.

Sayın milletvekilleri, diğer önergelerdeki imzalar geri çekilmiştir. Bu nedenle, şimdi okuduğumuz önergeyi yeniden okutarak işleme koyacağım.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir şey sorabilir miyim...

BAŞKAN – Buyurun.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – İmzaları çekilen bu önergelerden sonra önerge var mı efendim?

BAŞKAN – Efendim, var; ama, ondan sonraki önergeden de imza çekildi.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Yani, bundan sonra önerge varsa, işleme konulmadan çekemezsiniz Sayın Başkan...

BAŞKAN – Ona dikkat ediyoruz efendim. Aynı imzalar çekildi. Yani, o, sonraki önerge de işleme giremiyor; çünkü, ondan da imza çekilmiş. O konuda son derece dikkatliyiz Sayın Kapusuz, hiçbir endişeniz olmasın.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Peki efendim.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, Sayın Kapusuz onun farkında değil. Bu açıklamanızdan sonra, zannediyorum, bundan sonraki önergelerde tekrar müdahale etmez

BAŞKAN – Efendim, lütfen... Sayın Kapusuz, haklı olarak, bir soru sordu...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, ben zatıâlinize sordum; Sayın Grup Başkanvekiline böyle bir sorum yok...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ben de bir açıklama getirdim.

BAŞKAN – Sayın Güney, Sayın Kapusuz haklı olarak bir soru sordu, cevap verdim.

Önergeyi okutuyorum:

rkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesiyle eklenen geçici 19 uncu maddedeki "31.12.2000 tarihine kadar" ibaresinin "31.12.2001 tarihine kadar" şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Nezir Aydın

(Sakarya)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Aydın, konuşacak mısınız, gerekçe mi okunsun?

NEZİR AYDIN (Sakarya) – Konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

NEZİR AYDIN (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce, madde üzerindeki konuşmamıza cevap babında konuşan Sayın Bakana teşekkür ediyorum; ama, zannediyorum, Sayın Bakanım bir şeyi yanlış anladılar. Ben, neden 31.12.2000 tarihine kadar işletme hesabına göre defter tutanlar, bilanço hesabına göre defter tutmaya geçmiyor demedim. Mutlaka, iyi bir şey; ama, ben, başka bir şeyi vurguladım. Dedim ki, eğer ekonomik konjonktürel göstergeler böyle devam eder ve gerekli tedbirleri almazsanız, küçük defter tutan esnaf, 31.12.2000 yılına kadar, zaten, Anadolu'da piyasada kalmayacak; çünkü, esnaf, sabah dükkânını açıyor, siftah etmeden akşam dükkânını kapatmak mecburiyetinde kalıyor.

Bu düzenleme çok güzel. Esnaflarımız, limitleri nereye varırsa varsın, 31.12.2000 yılına kadar birinci sınıf defter tutmaya mecbur olmayacaklar. Peki, bu çok güzel düzenlemeye biraz daha güzellik katalım, 2001 yapalım diye bir teklifle geldik buraya...

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bu da gerekçe mi!

NEZİR AYDIN (Devamla) – Ama, teklifimize katılmıyorsunuz...

Kusura bakmayın; ama, sizinki biraz -müteakip maddelerde de gelecek- alacağınızda şahin, vereceğinizde serçeye benziyor. Diğer bir atasözüyle de ifade etmemiz gerekirse, tilkinin 100 hesabı vardır, 99'u tavuk hesabıdır, tavuk üzerinedir.

Sayın Bakanım bu kürsüye çıktığı zaman, millet, ondan, şunun açıklanmasını, şunu anlatmamızı veya şunu anlamamızı istiyor, bekliyor, Sayın Bakanım lütfen onu anlatsın. Şimdi, millet adına tekrar soruyorum. Sayın Bakan, tüm ücretlilere, 1998'in ilk altı ayı için yüzde 30 zam verdiniz "ikinci altı ay için yüzde 20 zam vereceğiz ve bunu tavizsiz uygulayacağız, kararımızdan dönmeyiz" diyorsunuz; diğer taraftan da "milleti, 65 milyonu enflasyona ezdirmeyeceğiz" diyorsunuz. Peki, ne olacak, neler gelecek; yani, ne yapacaksınız da bu, yüzde 95'in üzerine çıkacak, yüzde 100 olacak; bunun formülünü söyleyin; bu kürsü bunun için var.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Vergi tasarısını görüşüyoruz, bütçeyi görüşmüyoruz.

NEZİR AYDIN (Devamla) – Yani, şimdi, Sayın Bakan diyor ki, diyor ki -kusura bakmayın; ama, ben, böyle anlıyorum bunu- ey millet, ben, yol kenarlarına diken ektim, dikenler büyüyecek, koyunlar geçecek, o dikenlere tüyleri takılacak, ben onları toplayacağım, satacağım ve size vereceğim... Nasrettin Hoca'nın hesabı bu. (ANAP ve DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sessiz dinleyelim.

NEZİR AYDIN (Devamla) – Olmaz öyle şey; açık açık söyleyeceksiniz enflasyonun altından nasıl kalkacağınızı. Biz, bunu anlatmaya çalışıyoruz.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Siz anlayamazsınız.

NEZİR AYDIN (Devamla)– Biz anlayamayız; doğru!.. Öyle diyorsunuz; ama, biz, ücretlilere, ilk geldiğimiz zaman yüzde 50 verirken, ondan sonra 100 alanın maaşını kümülatif olarak 250'ye çıkarırken bu milletin duasını alıyorduk. Siz neyini alıyorsunuz...

DEVLET BAKANI MUSTAFA YILMAZ (Gaziantep) – Yavaş konuş, yavaş!

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Madde üzerinde konuş.

NEZİR AYDIN (Devamla)– Bir saniye efendim... Madem sataştınız, dinleyin şimdi.

55 inci Hükümetin Sayın Başbakanı, biz, ücretlilere yüzde 50'lerin üzerinde zam verirken "isyan etmeyen memurun insanlığından şüphe ederim" diyordu. Şimdi niye konuşmuyorsunuz, şimdi neyinden şüphe edecekler veya bu memurlar sizin için ne diyor acaba?

DEVLET BAKANI BURHAN KARA (Giresun) – Doğruyu söylemiyorsunuz, yanlış söylüyorsunuz!

NEZİR AYDIN (Devamla)– Hayır efendim, aynen öyle diyordunuz.

DEVLET BAKANI BURHAN KARA (Giresun) – Yanlış söylüyorsun!

NEZİR AYDIN (Devamla) – Şimdi, onları bıraktınız, rejime elbise biçmekle meşgulsünüz; şimdi de onları söylüyorsunuz.

AHMET PİRİŞTİNA (İzmir) – Rejimle ne alakası var!

NEZİR AYDIN (Devamla)– Hayır efendim, bu millet, bu kürsüden, sizden açık ve net cevap bekliyor; ne yapacaksınız, hangi hayrınız dokunacak bu millete...

Efendim, söylenecek çok şey var; ama...

DEVLET BAKANI MUSTAFA YILMAZ (Gaziantep) – Yavaş konuş, bağırma!

REFİK ARAS (İstanbul) – Maddeyle ilgili konuş, maddeyle!

NEZİR AYDIN (Devamla)– Bunların hepsi bu maddeyle ilgili, bir memleketin özüdür vergi. Siz, sadece vergi kanunu yapıyorsunuz, almak için kanun yapıyorsunuz; bir de, millete, bu topladıklarınızı nereye harcayacağınızı da izah etmek mecburiyetindesiniz. Bunu yapmazsanız, bunu eşe dosta vermeye devam ederseniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydın, toparlayınız lütfen.

NEZİR AYDIN (Devamla)– Bitiriyorum Sayın Başkan.

Siz geldiğinizden beri, Allah aşkına, şu kürsüye çıkın, bir işi eskisinden iyi yaptık deyin. Bunu şu millet çok iyi biliyor.

REFİK ARAS (İstanbul) – Hepsini...

NEZİR AYDIN (Devamla)– Enflasyonu yüzde 70'den aldınız yüzde 100'lere çıkardınız; memura, emekliye, işçiye enflasyondan daha az zam verdiniz; toplumun her şeyini altüst ettiniz; şimdi çıkıyorsunuz, efendim, biz, yol kenarına diken dikeceğiz, tüy toplayacağız da, satacağız... Olmaz... Açık ve net olun, izahatınızı tam yapın.

Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yetersayısını arayacağım efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır efendim.

Geçici 19 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici 20 nci maddeyi okutuyorum:

“GEÇİCİ MADDE 20.—Bu Kanunun 6 ncı maddesiyle değiştirilen Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde geçen “... vadesi iki yıl ve daha uzun...” ibaresi 1999 yılı sonuna kadar “...bir yıl ve daha uzun...” olarak dikkate alınır. 1998 yılı geçici vergi uygulaması bakımından; vadesine bakılmaksızın, Hazine Bonosu, Devlet Tahvilleri ve Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetler alış bedeli ile değerlenir.”

BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Cevat Ayhan, buyurun (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; müzakeresi devam eden 626 sıra sayılı vergi kanunlarında değişiklik yapan kanun tasarısının çerçeve 20 nci maddesinde söz almış bulunmaktayım.

Çerçeve 20 nci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 18 inci maddesinden sonra gelmek üzere 19, 20, 21 ve 22 numaralarla 4 tane geçici madde getirmektedir. Bendeniz de, çerçeve 20 nci maddenin geçici 20 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım,.

Geçici 20 nci madde, menkul kıymetlerin değerlendirilmesiyle ilgili bir düzenleme getirmektedir. Hatırlanırsa, daha önce bu tasarının 6 ncı maddesi olarak, menkul kıymetlerin düzenlemesiyle ilgili bir madde daha kabul edilmişti. Şimdi, burada, Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde değişiklik yapan tasarının 6 ncı maddesine paralel olarak, 1999 yılı sonuna kadar meri olmak üzere şu değişiklikler getiriliyor: 6 ncı maddedeki, iki yıl ve daha uzun vadeli devlet tahvili, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi, Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetlerin 1999 yılı sonuna kadar bir yıl ve daha uzun vadeli olarak değiştirilmesi hükmü getirilmektedir.

Yine, 1998 yılı geçici vergi uygulaması bakımından da, Hazine Bonosu, Devlet Tahvili, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi, Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetler için, bunların alış bedeliyle değerlendirilmesi esası getirilmektedir.

Burada, tabiî, herhalde, Hükümetin ve Komisyonun dikkatinden kaçmamıştır; bu 6 ncı madde, tasarıda geldiği şekilde, Plan ve Bütçe Komisyonundan çıktığı şekilde geçmedi, bir önergeyle tadil edildi ve oradaki 6 ncı maddede "Hisse senetleri ve yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ortalama değeri ile" hükmü vardı; bu, önergeyle "alış bedeline" çevrildi ve vadesi iki yıl ve daha uzun olan Devlet Tahvilleri, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetler, alış bedeliyle değerlendirilirken, bunlar hakkında da "borsa değeriyle değerlendirilmesi" hükmü getirildi.

Yine, önergeyle getirilen bir değişikliğin de burada ilavesinde fayda var: "Hisse senetleri ve yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle değerlendirilir" denilirken, yatırım fonu katılma belgelerinde, portföyünde, en az yüzde 51 Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarıyla sınırlı bir uygulama getirildi.

Yine, 6 ncı maddenin son cümlesinde "Ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olarak doğan veya değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler alış bedelinin ortalama değeri ile değerlenir" denilirken, önergeyle "menkul kıymetler alış bedeli ile değerlenir" hükmü getirildi.

Tabiî, önergeyle yapılan bir değişiklik olduğu için, Genel Kurulun da dikkatinden kaçtığını tahmin ediyorum; bendeniz de, bilahara önergeyi alarak tetkik edince daha mufassal olarak muttali oldum.

Tabiî, bu maddede getirilen hükmün, buna paralel olarak değiştirilmesi gerekir; bu değişiklik meyanında bir önerge varsa, bunu dikkate almak gerekir.

Tabiî, burada, Hükümetin getirdiği 6 ncı maddede değişiklik yapılmasıyla, içborçların daha uzun vadeye yayılma imkânı biraz da sınırlandırılmış olmaktadır; zira, biraz evvel ifade ettiğim gibi, Hükümetin getirdiği 6 ncı maddede, iki yıl ve daha uzun vadeli devlet tahvillerinin; yani, buna, kısaca, kamu kâğıtları diyelim; bu kâğıtların iktisabını, alınmasını teşvik eden bir unsurdu vergi bakımından; bu, kaldırılmış bulunmaktadır. Bu, tabiî, Hükümeti, iç borçlanma bakımından kolay olmayan bir yola itecektir. Diğer taraftan, iç borçlanmanın da giderek tırmandığını biliyoruz; üzerinde düşünülmesinde fayda var.

Bakın, bugün, dikkatinizi çekmiştir, ekonomi basınında bir haber vardı; "İç borçlanmada sürdürülemez noktaya ulaşıldı" deniliyor. Bir de tablo neşredilmiş. Bu tablodaki rakamlara baktığımız zaman -çok gerilere gitmeyeyim- 1993'ten başlarsak, içborç stokunun gayri safî millî hâsıla üzerindeki yükü yahut gayri safî millî hâsılaya oranı 1993'te yüzde 3, 1994'te yüzde 8 -giderek artıyor- ve 1997 sonunda yüzde 5,4'e ulaşmış. Rakam olarak baktığımız zaman da, 1998 yılının mayıs ayında içborç stoku 31 milyar 900 milyon dolara ulaşmış.

Anasol-D Hükümeti, içborç stokunu artırmış bulunmaktadır; bunu dikkate arz etmekte fayda görüyorum. Bakın, 1997 yılının haziran ayında devraldığı zaman, iç borç stoku 28 milyar 200 milyon dolarmış. Anasol-D Hükümeti, 1997 yılı sonunda, bunu, altı ayda, 30 milyar 400 milyon dolara yükseltmiş ve Mayıs 1998'de de 31 milyar 900 milyon dolara yükseltmiş; yani, Anasol-D Hükümeti, onbir aylık dönemde içborcu 3 milyar 700 milyon dolar artırmış bulunmaktadır. İşte, sürdürülememe noktası da budur.

Kadirşinas olmak lazım. Bakın, burada, 1996'da 29,1 milyar dolar olan içborç stokunu da Refahyol Hükümeti devrettiği zaman 28,2 milyar dolara düşürmüş bulunmaktadır; yani, Refahyol Hükümeti, kendi iktidarında içborç stokunu düşürmüş, bu Hükümet de içborç stokunu 3,7 milyar dolar artırmış. Türkiye'nin önündeki sıkıntı bu; tabiî, çok değerli Maliye Bakanımızın ve Hazine mensuplarının önündeki sıkıntı bu. Bu hükümet, o hükümet meselesi değil; ama, Türkiye'nin giderek bir borç batağına battığını görüyoruz. Bu bataktan Türkiye'yi çıkarma meselesi var. Tabiî, Türkiye'yi bu bataktan çıkarmak çok geniş bir tabanda bir mutabakata bağlı, dayanışmaya bağlı. İçsiyaseti bu kadar gererek, temel hak ve hürriyetler üzerinde baskıları artırarak ve dayatmacı birtakım anlayışlarla Hükümet etmeye kalkarak bu engeli aşmak mümkün değil. Onun için, Türkiye'nin önündeki engelleri aşmak, sadece teknik birtakım hesaplar ve zaruretler ortaya koymakla mümkün değildir, bir millî dayanışma anlayışının oturması lazım ve millet üzerindeki birtakım yaptırım ve baskı anlayışlarının da terk edilmesi lazım. Bendeniz daha önceki konuşmamda da ifade ettim, Türkiye'nin önündeki bu borca rağmen, bu malî sıkıntıya rağmen, birinci mesele, demokratikleşme paketini hemen, süratle açmaktır. Bu Hükümet, hükümet olduğu zaman, bir mini paket şeklinde getirdiği tasarılar vardı; bunları, şimdi, kendisi Meclis gündeminde tutmakta ve desteklememektedir.

Bakın, bugün, IMF yetkilisinin bir açıklaması var "çok süratle yapısal değişiklikleri yapmalısınız" diyor. Nedir bunlar; sosyal güvenlik reformu. Nedir bunlar; diğer birtakım temel reformlar. Bunları yapacak zemin de, bir millî mutabakat zeminidir. Onun için, bu millî mutabakat zeminini oluşturmadan, hükümetlerin, adaletli, dürüst, amme yararına çalıştırıldığına inandırılmadan, Türkiye'nin bu temel reformları yapması ve başarıyla uygulaması da mümkün değildir. Zira, bugün, vatandaş şunu sormaktadır: Benim ödediğim vergi nereye gidiyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ayhan, bitiriyoruz.

CEVAT AYHAN (Devamla) – Evet, bitiriyorum Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Bakınız, bu Hükümet kurulduğu zaman, 1998 yılı bütçesiyle önümüze geldiği zaman demiştik ki, bu Hükümet 6 katrilyon borç ödeyecek, her gün, güneşin doğup batışına 16,5 trilyon faiz ödeyecek. Şimdi beş aylık uygulamalarınıza bakıyoruz -burada rakamlar var, raporlar var- bu, günde 16,5 trilyon faiz ödemesi 18 trilyona çıkmış ve giderek de kabarmaktadır. Yani, vatandaş bunun hesabını soruyor. İhalelerdeki kayırmalar, birtakım yolsuzluklar... Ben isim söylemek istemiyorum; ama, milletin yüzüne bakamayacak hale gelen bir noktaya doğru gidiyoruz. Onun için, Hükümetin bütün bunların üstesinden gelebilmesi, bir millî mutabakat zeminine oturmasına bağlıdır. Görüyorum ki, Anasol-D Hükümetinin, birtakım boyalı basının boyalı tablolarına rağmen, işte önüne gelen netice budur...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEVAT AYHAN (Devamla) – Bitiriyorum, son cümlem.

... ve maalesef, tablonun boyaları dökülmekte ve gerçekler görülmektedir.

Ben, bu maddenin de milletimiz için hayırlı olmasını diler, hürmetlerimi arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın İsmet Attila; buyurun.

DYP GRUBU ADINA İSMET ATTİLA (Afyon)—Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugü, yine, vergi kanunu tasarısı üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Ne var ki, bu kanun tasarısı, burada ifade edildiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunlaştıktan sonra, ileride nasıl uygulanacağı belli olmayan, ne olacağı belli olmayan, bir belirsizlikler kanun tasarısıdır. Hiçbir zaman böyle olmasını temenni etmeyiz. Özellikle de, bu kanun tasarısı tümüyle geçtiği takdirde, yaklaşık 6 milyon vergi mükellefi gerçek kişiler sıkıntıyla karşılaşacaktır.

Burada, milletvekili arkadaşlarımız çok önemli konuları dile getiriyorlar; ama, Sayın Bakan ve Sayın Komisyon Başkanı çıkıyor, konuşmaları, kamunun, kamuoyunun yanıltılması şeklinde alıyor. Gerçekten, Sayın Bakanımızın ağzından bal akıyor, çok güzel anlatıyor, ikna ediyor; ama karşısında dinleyenlerin erbabı olmayanların, -bizim kanunlarımızın tümü, her ne kadar "basit, anlaşılır" şeklinde tanımlansa da- bu kanun tasarısındaki maddeleri ve daha önceki kanunlardaki maddeleri anlaması, yorumlaması gerçekten zordur. Bu kanun tasarısında da -maddelerde, içine gizlenerek, perdelenerek, örtülerek- basitlik bulunmamaktadır ve nereye gideceği belli olmayan, özellikle de, gerçek ve tüzelkişiler ile Maliye teşkilatı arasında sürtüşmelere yol açacak bir kanun tasarısıdır. Ben, Maliye eski Bakanı olarak, bunları, Yüce Meclise söylemek mecburiyetindeyim. İnşallah olmaz; ama, bu tasarı yasalaştıktan sonra, Maliye teşkilatı ile vergi mükellefleri, bazı yerlerde karşı karşıya gelecekler, münakaşalar çıkacak, tartışmalar çıkacak; çünkü, Maliye Bakanlığı, bu kanun tasarısıyla, çok büyük yetkiler alıyor. Bu yetkiler çerçevesinde, bir de, kötü niyetli bir idare varsa, kötü niyetli bir bakan varsa, kişilerin üzerine...

REFİK ARAS (İstanbul) – Maliye Bakanlığında...

İSMET ATTİLA (Devamla) – Dinle!.. Dinle hemşerim, dinle... Dinle!..

REFİK ARAS (İstanbul) – Maliye Bakanlığında kötü niyetli kimseler mi var?

İSMET ATTİLA (Devamla) – Efendim, olur, olur...

BAŞKAN – Sayın Aras, lütfen, hatibe müdahale etmeyin.

İSMET ATTİLA (Devamla) – Ben, burada tecrübelerimi naklediyorum. Kaldı ki, siz, İstanbul Ticaret Odasından gelen bir kişi olarak, bu tasarı yasalaştıktan sonra, İstanbul'daki vergi mükelleflerinin "sayın üye, seni oraya gönderdik; sen, orada, uyuyor muydun?" diye serzenişleriyle, inşallah, karşılaşmazsınız.

REFİK ARAS (İstanbul) – Kimin ne yaptığını herkes biliyor. Siz rahatsız olmayın!

BAŞKAN – Sayın Aras, lütfen müdahale etmeyelim.

İSMET ATTİLA (Devamla) – Efendim, ben rahatsız olmuyorum.

REFİK ARAS (İstanbul) – Biz görevimizi yaptık.

BAŞKAN – Sayın Aras...

İSMET ATTİLA (Devamla) – Benim, bir rahatsızlığım da yok. Benim rahatsızlığım, ülkedeki 6 milyon civarında vergi mükellefine aittir. Bu kanunla gizli servet vergisi getiriliyor; bu kanunla Maliye Bakanlığına, servet vergisi sorgulaması getiriliyor. Ben, bunları, Yüce Meclise söylüyorum. Yüce Meclisteki arkadaşlarımız oy veriyorlar; bunu, bu şekilde değerlendirmek suretiyle oy veriliyorsa, o zaman, söyleyecek bir şeyim yok.

Gelelim maddeye. Madde, önemli bir madde gibi görünüyor; bence gereksiz; ama, Anasol-D Hükümetinin icraatını, düşüncelerini yansıtıyor.

Bugün, burada, hepimiz çıkıyoruz "bugün, sıkıntımız, devletin kamu kesimi borçlanma gereğiyle karşı karşıya kalmasıdır; kamu kesimi borçlanma gereğini ne kadar aşağıya çekersek, borçlanmayı ne kadar az yaparsak, hatta, borçlanmadan, devletin hizmetlerini ne kadar çabuk, kolay görürsek, o zaman ülke düze çıkar" diyoruz; ama, burada görüyoruz ki, borçlanma vadesi kısaltılmak suretiyle, yetki almak suretiyle, bir nevi, borçlanma teşvik ediliyor. Nitekim, rakamlara bakıyoruz -mayıs sonu itibariyle- Anasol-D Hükümetinin yaptığı borçlanma 8 katrilyon. Bir tarafta vergi toplayacağız, öbür tarafta, borçlanma yapmak suretiyle, özellikle de parayı faize yatıracağız.

Şimdi, o sebeple de, bu maddeyle, bu Hükümet, bence başarısızlığını tescil etmiş oluyor. 54 üncü Hükümet -Refahyol Hükümeti- iç borçlanmada hayli mesafe almıştı. Nitekim, rakamları gözden geçirdiğimiz takdirde, 1997 yılında, ortalama vade 485 gün; yani, yaklaşık 17 ay... Anasol-D Hükümeti, vadeyi; yani, 485 gün olan borçlanma vadesini, 214 güne, yani 6,5 aya indirmiş bulunuyor. Bir defa daha söylemek istiyorum, bu tasarıyla, bu Hükümetin başarısızlığı ödüllendirilmiş oluyor; bir yerde de, başarısızlık kanunlaştırılıyor.

İki yıl vadeli TÜFE-X'i niye terk ettiniz? Bunu sormak bizim hakkımız. Vadeyi neden 6 aya indirdiniz? Keza, 1997 yılında -54 üncü Hükümet döneminde- ortalama yüzde 96,6 olan faiz oranı, 1998'de -sizin iktidarınız döneminde- yüzde 106'ya çıktı; yani, hem faizi yükselttiniz hem vadeyi kısalttınız. Dolayısıyla, Doğru Yol Partisi olarak, bu maddenin gereksiz yere getirildiği görüşündeyiz ve bu madde, Hükümetin başarısız olduğunun en yakın örneğidir.

Yine, bugün, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Kumbaracıbaşı Beyin basın toplantısına ilişkin Yüce Meclise bilgi sunmak istiyorum. Anadolu Ajansından aldığımız basın toplantısı metninde aynen şöyle deniyor:

"CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Kumbaracıbaşı, Kocaeli'de SEKA'ya ait 2,5 milyon metrekarelik fidanlığın, 500 milyon dolarlık yatırım yapacağını söyleyen Koç-Ford ortaklığına, çıkarılan özel bir kararnameyle, bedelsiz verildiğini bildirerek 'bu, bir rezalettir, devletin malını peşkeş çekmektir' dedi.

Kumbaracıbaşı, CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, sözlerine 'bugün, size, anlaşılması çok kolay; ama gazetelerde ve televizyonlarda yer alması oldukça zor bir konuyla ilgili açıklama yapacağım' diyerek başladı. Konunun, özelde Kocaeli'yi ilgilendirdiğini, ancak, sonucu itibariyle Türkiye'yi ilgilendirdiğini ileri süren Kumbaracıbaşı, Bakanlar Kurulu kararıyla, Gölcük'te, 2,5 milyon metrekarelik SEKA'ya ait fidanlığın, bedelsiz olarak Koç-Ford ortaklığına verildiğini söyledi."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Attila, toparlıyoruz...

İSMET ATTİLA (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

"Kumbaracıbaşı 'bedeli 20 trilyon lira olarak tahmin edilen bu arazinin bedava verilmesi, dehşet verici, inanılmaz bir cüret ve gözükaralıktır diye konuştu”.

Sayın CHP'lileri de bu kürsüden, bu hareketi önlemek için gensoruya davet ediyorum. Yeter!.. Hak milletindir; herkes buna uymalıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Attila.

Geçici madde üzerinde gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Mehmet Emin Aydınbaş?.. Yok.

Sayın Emin Kul?..

EMİN KUL (İstanbul) – Konuşmayacağım.

BAŞKAN – Konuşmayacaksınız; peki.

Sayın Necdet Tekin?..

NECDET TEKİN (Kırklareli) – Konuşmayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Konuşmayacaksınız.

Sayın Aydın Tümen?.. Yok.

Sayın İsmail Özgün?..

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Ben de konuşmayacağım.

BAŞKAN – Sayın Cevat Ayhan?.. Yok.

Sayın Musa Uzunkaya?.. Yok.

Sayın Kahraman Emmioğlu?..

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Ben de konuşmayacağım.

BAŞKAN – Sayın Aslan Polat?.. Yok.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 6 önerge var; tek fıkra olduğu için geliş sırasına göre ilk dördünü okutacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesiyle eklenen geçici 20 nci maddesinde bulunan, “Bu Kanunun 6 ncı maddesiyle değiştirilen Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde geçen "...vadesi iki yıl ve daha uzun..." ibaresi 1999 yılı sonuna kadar “...bir yıl ve daha uzun...” olarak dikkate alınır" ifadesinin metinden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

Nezir Aydın Hüseyin Olgun Akın

Sakarya Ordu

Mehmet Aykaç Maliki Ejder Arvas

Çorum Van

Nurettin Aktaş Ahmet Dökülmez

Gaziantep Kahramanmaraş

Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Adana Adana

Ahmet Doğan Osman Hazer

Adıyaman Afyon

Celal Esin Cemalettin Lafçı

Ağrı Amasya

Rıza Ulucak Muhammet Polat

Ankara Aydın

Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu

Batman Bayburt

Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu

Bitlis Bolu

İsmail Coşar Zülfikar Gazi

Çankırı Çorum

Ramazan Yenidede Ömer Naimi Barım

Denizli Elazığ

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün

Erzincan Erzurum

Sıtkı Cengil Ahmet Çelik

Adana Adıyaman

Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Ağrı Aksaray

Ömer Faruk Ekinci İsmail Özgün

Ankara Balıkesir

Musa Okçu Zeki Ergezen

Batman Bitlis

Feti Görür Altan Karapaşaoğlu

Bolu Bursa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç

Diyarbakır Elazığ

Aslan Polat Şinasi Yavuz

Erzurum Erzurum

Nurettin Aktaş Mehmet Sılay

Gaziantep Hatay Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş

İçel İstanbul

Mehmet Fuat Fırat Hüseyin Kansu

İstanbul İstanbul

Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul Kahramanmaraş

Ahmet Dökülmez Zeki Ünal

Kahramanmaraş Karaman

Fethi Acar Salih Kapusuz

Kastamonu Kayseri

Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş

Kırıkkale Kilis

Osman Pepe Veysel Candan

Kocaeli Konya

Hanifi Demirkol Kahraman Emmioğlu

Eskişehir Gaziantep

Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan

Giresun Hatay

Ekrem Erdem Bahri Zengin

İstanbul İstanbul

Avni Doğan Abdullah Özbey

Kahramanmaraş Karaman

Zeki Karabayır Memduh Büyükkılıç

Kars Kayseri

Kemal Albayrak Cafer Güneş

Kırıkkale Kırşehir

Hüseyin Arı Abdullah Gencer

Konya Konya

Hasan Hüseyin Öz Metin Perli

Konya Kütahya

Yaşar Canbay Nedim İlci

Malatya Muş

Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın

Ordu Sakarya

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya

Samsun Samsun

Ahmet Nurettin Aydın Zülfükar İzol

Siirt Şanlıurfa

Abdülkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz

Şanlıurfa Tokat

İsmail İhan Sungur Şaban Şevli

Trabzon Van

Kâzım Arslan Teoman Rıza Güneri

Yozgat Konya

Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Kütahya

Sabahattin Yıldız Salih Katırcıoğlu

Muş Niğde

Latif Öztek Ahmet Karavar

Samsun Şanlıurfa

Abdullah Arslan Maliki Ejder Arvas

Tokat Van

Fethullah Erbaş Abdullah Örnek

Van Yozgat

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 20 nci madde hükmünden birinci cümlenin tamamen veya ikinci cümlesinden de "vadesine bakılmaksızın" ibaresinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Metin Şahin Çetin Bilgir

Antalya Kars

Halil Çalık İhsan Çabuk

Kocaeli Ordu

Metin Bostancıoğlu

Sinop

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

rkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle değişiklik yapılan 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 20 nci maddesinde yer alan "...bir yıl ve daha uzun..." ibaresinin "...bir yıldan daha uzun..." olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yusuf Selahattin Beyribey H.Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir İstanbul

Ahmet Kabil

Rize

BAŞKAN – Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle değişiklik yapılan 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 20 nci maddesinde yer alan "alış bedeli" ibaresinin "maliyet bedeli" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yusuf Selahattin Beyribey H.Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir İstanbul

Ahmet Kabil

Rize

BAŞKAN – Şimdi, önergeleri, aykırılık derecesine göre yeniden okutup, oylarınıza sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 20 nci madde hükmünden birinci cümlenin tamamen ve ikinci cümlesinden de "vadesine bakılmaksızın" ibaresinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Metin Şahin

(Antalya)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Takdirlerinize sunulur Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz efendim; çünkü, 6 ncı maddedeki değişiklikten sonra bu değişikliğin yapılması zorunlu bir hale gelmektedir.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Hükümet önergeye katılıyor.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur; 16.15'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati : 16.08

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 16.15

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin İkinci Oturumu açıyorum.

Biraz önce, Metin Şahin ve arkadaşlarının önergesini oyluyorduk, Hükümet önergeye katıldığını beyan etmişti, oylamada karar yetersayısını bulamamıştık.

Çalışmalara kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. —Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın,Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 Arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin,Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı :626) (Devam)

BAŞKAN – Hükümet ve Komisyon yerinde.

Önergeyi yeniden oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir, karar yetersayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, kabul edilen önerge nedeniyle, Sayın Nezir Aydın ve arkadaşlarının önergesi ile Sayın Selahattin Beyribey ve arkadaşlarının önergelerini işleme koyma şansımız kalmamıştır.

Bu arada, Sayın Beyribey ve arkadaşlarının diğer önergesinde okunan imzalar da geri çekildi. Onun için, bu önergeyi de işlemden kaldırıyoruz.

Maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 21 inci maddeyi okutuyorum:

“Geçici Madde 21. – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş fiillere ilişkin kesilecek ve hükmolunacak cezalar hakkında, bu fiillerin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükümler ile bu Kanun hükümlerinden hangisi mükellef veya suçu işleyen lehine ise o hüküm uygulanır. Şu kadar ki, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkumiyet kararları hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”

BAŞKAN – Geçici madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına Sayın Ali Oğuz. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın Oğuz, buyurun efendim.

FP GRUBU ADINA ALİ OĞUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; müzakere ettiğimiz 626 sıra sayılı kanun tasarısının, çerçeve 20 nci maddesinin, geçici 21 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Fazilet Partisi Grubu ve şahsım adına Yüce Meclisi, siz değerli üyeleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum efendim.

Değerli arkadaşlarım, bahse konu madde, geçici bir madde olmakla birlikte, bir usul hükmü getiriyor ve bugüne kadar işlenmiş fiillere verilecek cezalar ile kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek cezalara, bu kanun hükmünün tatbik edileceğini; ancak, bundan evvel verilmiş olan cezalara ise, bu kanun hükmünün tatbik edilemeyeceğini, sarih bir hüküm olarak ihtiva ediyor.

Bu madde, birinci cümlesiyle, tabiî ki, bir bakıma, nevanmâ bir af getirmiş gibi bir hüküm ihtiva ediyor; ancak, son cümlede ise, daha evvel verilmiş, karara bağlanmış olan bir cezaya bu kanunun tatbik edilemeyeceğine dair bir açık hükmü de ihtiva ediyor. Eğer, maksadını aşan bir ifade olmazsa, ben, kanaatimi şöyle ifade ediyorum; yani, kırk küsur yılını hukuk hayatında tamamlamış bir arkadaşınız olarak diyorum ki: Bu hüküm, bir bakıma, bir usul hükmüdür; bir maddî hukuk hükmü gibi görünüyorsa da, bir bakıma, bir af hükmü getiriyor; ancak, bir fıkrasında ise, eskiden verilmiş olan bir cezaya bu Kanun hükümlerinin tatbik edilemeyeceği şeklinde bir sarahat ifade ediyor.

Değerli arkadaşlarım, eğer, benim ifade ettiğim gibi, bir usul hükmü ise, usul hükümleri makable şamil olur; biz, burada, buna, sarih bir şekilde, geçmişte verilmiş hükümlere sâri değildir şeklinde bir hüküm getirsek bile, tatbikatta, tatbikatçılar tarafından, bir usul hükmü olarak, bu maddenin son cümlesi makable şamil olacak bir hüküm ihtiva ettiğinden, birinci cümledeki hükümler istikametinde ve paralelinde, geçmişte verilmiş olan cezalara da şamil olacağı sarih ve açık bir şekilde anlaşılır ve öyle tatbik edilir diye düşünüyorum. Bunu, başka türlü anlamak mümkün değildir. Bu, bir adlî atıfettir. Adlî atıfetler, hep geçmişe şamil olur; özel af olsa da, genel af olsa da, hep genellik taşır. Anayasanın eşitlik ilkesi muvacehesinde, bunun geçmişe şamil olmayacağını ve geçmişte verilen cezalara tatbik edilemeyeceğini ifade etmek, bir bakıma, isabetli olmaz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepinizin malumu olduğu gibi -malumu ilam kabilinden olmasın; ama- vergi, her şeyden evvel, vatandaşın devlet hizmetlerine pay vermesi şeklinde tarif edilmiştir. Bu payın ise, her zaman varlıklı insanlardan alınmasını savunan fikirler olmuştur. Bunlar, daha ziyade, malî gücü ve imkânları olan insanların bu hizmete katılmalarının uygun olacağını ifade etmişlerdir. Bazı görüş sahipleri ise, mademki bu pay bir hizmettir, öyleyse, vatandaş olan herkesin malî gücüne ve malî durumuna göre bu hizmete ve bu paya katılması iktiza eder diye fikir yürütmüşlerdir. Ancak, memleketimizdeki halkımızın durumuna bakarak, değil vergi vermek, ekmeğini temin etmek hususunda bile güçlük çeken vatandaşımızın bugünkü acıklı hali karşısında, bu vergilerin, ağır bir yük olarak vatandaşın omuzlarına bineceğini ve sırtını yakacağını ifade ediyorum ki, vatandaş da, bu çıkardığımız kanunu böyle telakki ediyor.

Şu anda içinde bulunduğu şartlar itibariyle, vatandaş, yine, bunun sarf mahallini de takip ediyor. Vatandaşın, çok isabetli, çok gerekli yerlere -ehemmi mühime tercih ederek- ve özellikle sarf mahallinin inancına, ahlakına, manevî ve millî değerlerine uygun olmasını istemesi çok haklıdır. Bunun dışındaki bir tatbikatı ise, vatandaş, devamlı olarak bir endişeyle, hatta üzüntüyle, hatta, bazen de, o sarf mahallerini tiksintiyle takip ederek, bunların isabetli olmadığını, kendisi açken, 20 milyon işsizi varken ve özellikle, bugün, esnafı sabah dükkânını açıp, akşam siftah etmeden kapatırken, bunların sarf mahallerini aramasını ve titizlikle bunu takip etmesini haklı görmek iktiza eder diye düşünüyorum.

Aziz arkadaşlarım, özellikle, işçi kesiminin, bugün, sokaklarda yürümeye hazırlandığı, işi yavaşlatmaya ve grevlere hazırlandığı bir dönemde, memurun coplanmayı dahi göze alarak, sokaklara düşme hazırlığı içerisinde olduğunu da düşünürsek, bir de -böyle ağır vergiler karşısında sanki onlarla alay eder gibi- yeni ağır yükler getirilmesini normal karşılamak mümkün değildir diye düşünüyorum.

Aç, açık ve gizli işsiz 20 milyon insanımızın, bugün, ekmek parasına muhtaç halde, gerek devlet gerekse özel teşebbüslerin kapısında iş beklediğini, sanki dilenircesine, yalvararak, asgarî ücrete dahi razı olduğunu söyleyerek... 20 milyonluk ailenin bu ıstırabı karşısında, ilgililerimizin yeni yüklerin getirilmesini normal karşılamasını da, yine, doğru bulmuyorum.

Aziz arkadaşlarım, bunun yanında, bu kadar ıstırabı olan milletimizin millî ve manevî değerlerine karşı ilgisiz davranmanın, haksız davranmanın, hatta, onun ıstırabını artıracak davranmalar içerisinde olduğunu ve bunun da bir gerçek olduğunu... 60 milyon halkımızın gözü önünde, onun ıstıraplarını her gün biraz daha artırarak ve onun ıstırabına bigane kalarak bir tatbikatın içerisine girilmesini normal karşılamayı da, yine, kabul etmek mümkün değil.

Her şeyden evvel, her gün ekranlarda gördüğümüz yüreğimizi kanatan manzaraları, geçmişin, -60 yıl evvelin, belki 70 yıl evvelin- tatbikatlarını aratacak şekildeki tatbikatları da, yine, ibretle, acıyla takip ediyoruz. Bunu da normal karşılamanın mümkün olmadığını düşünüyorum ve diyorum ki, ne pahasına olursa olsun, ilgililerin, bugün, milletimizin içinde bulunduğu şartları, onun yükünü, onun vergi yükünü, onun malî yükünü düşünerek hareket etmesi lazım gelir. Çünkü, şu ana kadar, zamanında verilmiş yüzde 100'leri ve yüzde 150'leri aşan ek zamlar ve ilave ücretler karşısında, bugün, yüzde 20'leri dahi verme imkânını düşünüp hesap ediyorsanız, bundan sonraki tatbikatlarda vergi yükü ve malî durumu daha da ağırlaşacak olan milletimizin bu yükünün üzerine daha yeni yükler getirmenin isabetli olmadığını ve özellikle, Hükümetimizin, Sayın Maliye Bakanımızın ve maliye ilgililerinin bu konuda hassas ve dikkatli davranmasının, bu milletin gönlünü kazanma hususunda hayırlı bir adım olacağını düşünüyorum. Aksi halde, millet, sabrediyor, ediyor da, sonunda, sandık önüne geldiği zaman öyle bir davranış içerisine giriyor ki, bu millet bize karşı niye böyle davrandı diye siz de hayret ediyorsunuz. Çünkü, bugünkü beyanatlarınızdan, geçen gün Ağrı'da Sayın Başbakanın yaptığı beyanattan da anlıyorum ki, siz, yaptıklarınızın bu millet üzerindeki tesirlerini takip etmiyorsunuz, bu milletin size haksızlık yaptığını zannediyorsunuz, muhalefet partilerinin sizi iyiniyetle eleştirmelerini ve tenkitlerini de, bir bakıma haksızlık gibi telakki ediyorsunuz; ama, yarın sandık önünüze geldiği zaman uyanacaksınız; o gün de, Üsküdar'da sabah olmuş olacak ve atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacak ve diyeceksiniz ki; bu işte biz çok geç kaldık; çünkü, zaten bugün de, sandıktan korktuğunuzu, sandık deyince özellikle dudaklarınızın uçukladığını hissediyorum. Yarın, Üsküdar'da, bunların hesaplarını birkısım arkadaşlarımızla beraber göreceğiz; sandık önümüze gelecek, siz de, ne yaptık yahu, nereden nereye geldik diyeceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Oğuz, lütfen toparlayalım efendim.

ALİ OĞUZ (Devamla) – Biz de, o zaman diyeceğiz ki; ettiklerinizi buluyorsunuz, siz bu millete ettiniz, millet de bunun karşılığını bugün size veriyor.

Bu vesileyle, hepinizi hürmetle selamlıyor, kanunun, memleketimiz ve milletimiz için hayırlı olmasını Allah'tan niyaz ediyor ve saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Oğuz.

Grupları adına başka söz talebi?..

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – DYP Grubu adına, Sayın Aykon Doğan...

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Aykon Doğan; buyurun.

DYP GRUBU ADINA ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; geçici maddeler üzerinde konuşuyoruz. Maddeler teferruat gibi görünüyor; ama, daha önce oylanan geçici maddede, Parlamentomuzun çok önemli bir tasarrufta bulunduğunu burada ifade etmek istiyorum.

Geçici 21 inci madde, bir genel ceza kuralını burada tekrar ediyor. Biliyorsunuz, gerek para cezaları gerekse hapsen tazyik cezaları mevcut değişikliklerle yeni bir şekle bağlanıyor.

Bu hükümde deniliyor ki; bu cezalardan, eski kanunla -yani, şu anda yürürlükte olan kanunlarla- getirilen yeni hükümler karşılaştırılacak, mükellefin veyahut sorumlunun lehine, ilgililerin lehine hangi hükümse o uygulanacak.

Şimdi, bu, ceza hukukunun temel bir ilkesidir. Bu konuda, geçmiş yıllarda vergi kanunlarında cezalar hakkında çok çeşitli değişiklikler yapıldı. Şimdi düşünüyorum, acaba bu hüküm getirilmeseydi ne uygulanacaktı; bu hüküm getirilmeseydi, Ceza Kanununun temel ilkesi olan, yani, yeni getirilen hüküm lehte ise, o hükmün uygulanması gerekecekti; bu, ceza hukukunun temel ilkesidir. Tabiî, malî idare, burada kanunu çok açıkça beyan etme, çok açıkça mükelleflere bildirme endişesini taşıyor; bu da önemli bir husus; ancak, bu da -tasarıda böyle bir hükmün yer alması- aynı zamanda, bizi, çok teferruata inen hükümleri de kanunla düzenleme noktasına getiriyor. Bu hüküm olmasaydı, geçmiş yıllardaki uygulamalar paralelinde, Danıştayın ve Yargıtayın içtihatları çerçevesinde hüküm verilecekti; ama, bununla yetinilmemiş, geçici 21 inci maddede çok detaylı bir açıklama getirilmiştir.

Burada üzerinde durmak istediğim husus şudur: Kanun maddesi çok açık değil, kavramlar çok açık değil; hükmolunacak, kesilecek cezalardan bahsediliyor. Şimdi, burada "hükmolunacak" kullanılabilir mi, yoksa "kesilecek" mi demek lazım veyahut "fiil"den mi gitmek lazım; bu konuda bir açıklığa ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim.

Bunun ötesinde, bu geçici maddenin, Vergi Usul Kanununun ceza hükümlerinde yapılmış değişiklikleri düzenleyen bir geçici madde olmaktan ileri bir hükmü yoktur.

Tabiî, burada getirilen, cezalardaki teke indirme konusu, gerçekten isabetli bir yaklaşımdır. Özellikle bilgiişlem çağında, bilgisayarların gerek vergi dairelerinde gerekse mükellefler tarafından geniş bir biçimde kullanılmasına paralel olarak, ceza hükümlerinin bu şekilde basitleştirilmesi, teke indirilmesi, gerek mükellefler bakımından gerekse malî idare bakımından önemli bir ihtiyaç. Bu bakımdan, ceza hükümlerinde teke indirme konusundaki düzenlemeler ve bu düzenlemelere paralel olarak getirdiğimiz bu hüküm de, son yıllardaki, vergi hukukunun ceza hükümlerine yaklaşımına uygun düşüyor.

Burada bizim cezalardan beklediğimiz, önleyici olmasıdır; yani, cezaların caydırıcılığıdır; ceza hukukunun da temel ilkesi budur. Peki, caydırıcılık nasıl uygulanır; caydırıcılık, ceza hukukunda nasıl meydana gelir; suç teşkil eden fiilleri belirlemekle ve adaleti zamanında tesis etmekle, ceza hükümlerinin caydırıcılığı geçerli olur.

Şimdi bakın bugün gazetelere; devletin alacağı olan ve milyarlara, trilyonlara varan para cezalarının tahsil edilmediğini görüyoruz; tahsil edilmişse, iki üç sene sonra tahsil edildiğini görüyoruz. Böyle bir uygulamada, gerek para cezalarında olsun gerekse hapsen tazyik cezalarında olsun, cezaların caydırıcılığı zedelenmektedir; toplum, bu konuda, gerçekten yaralıdır.

Son günlerde, basında çıkan haberlere bakın; adalet cezaya hükmetmiş; ama, ceza infaz edilememiş; ister para cezası olsun ister hapsen tazyik cezası olsun. En sağlıklı adalet, en erken tecelli eden adalettir; geç tecelli eden adalet, toplumun adalet beklentilerini en az tatmin eden adalettir. Bu tespitleri bir tarafa bırakalım, cezaya hükmedildikten sonra, ceza kesinleştikten sonra, ister para cezası olsun ister hapsen tazyik cezası olsun, bunun infazındaki gecikmeler, infazındaki ihmaller ve Türkiye'de, yüksek enflasyonun yaşandığı bir dönemde kesilen cezaların hiçe inmesi, toplumu derinden zedelemektedir.

Tabiî, buradaki cezalar, sadece malî idareyle ilgili değil, bütün idareyle ilgilidir. Önemli olan, toplumda caydırıcılık ilkesinin, cezaların caydırıcılık etkisinin en iyi şekilde tecellisi; suç teşkil eden fiillerin, anında, gecikmeden tespiti, bu fiillere uygulanacak cezaların gecikmeden belirlenmesi, hükmolunması; kesinleştikten sonra da, bunun, şu veya bu şekilde ihmale uğramadan, mutlaka infaz edilmesidir; adaletin gereği budur. Bu konuya -genel bir ihmal olarak meseleye bakıyorum, genel bir toplumsal yara olarak meseleye bakıyorum- kamu yönetiminin bir sorunu olarak baktığımız zaman, gerçekten, toplumun, bu beklentileri konusunda yaralı olduğunu, buradan üzülerek ifade etmek istiyorum.

Aslında vergi, cezalarla değil, bir konsensüsle, bir uzlaşıyla alınabilecek bir kamu alacağıdır. Vergi kanunlarına uyum bakımından, ülkelerin uluslararası bir sınıflandırılması yapılmıştır. Bizim ülkemizde, gerçekten vatan sevgisi, millet sevgisi, bir vergi ödeme şuuru vardır; bunu, burada vurgulamak istiyorum; bu hakkı teslim etmek istiyoruz; yani, zor da olsa, vergi şuuru vardır. Ben, bu vergiyle ilgili kamu görevlerinde bulunduğum zaman, bu memlekette, eski cumhurbaşkanlarının, eski başbakanların, bizzat vergilerini ödemek için, vergi dairelerinde kuyruğa girdiğini görmüş bir insanım; yani, toplumun bütün kesimlerinde, bütün fertlerinde bir vergi ödeme şuuru vardır. Düşünün, bugün, Emlak Vergisi mükellef sayısı 19 milyondur; 19 milyon insan, bir vergi şuuru olmasa, bu görevini yerine getirir mi!..

Bilhassa, bu ceza hükümlerinin sonuna geldiğimiz şu noktada, toplumumuzdaki, bu vergi şuurunu, vergi anlayışını, çok müspet anlayışı, az da olsa kamu harcamalarına, devletin harcamalarına katılma arzusunu, bu kürsüden belirtmeyi bir görev sayıyorum.

Tabiî, bu şuurun zedelenmemesi lazım; yani, şu veya bu şekilde vergisini ödemeyen kişilerin çokluğu veya zaman zaman çıkarılan af kanunlarıyla, vergi ödeyenlerin vergilerini ödemiş olmalarının yanında, vergi ödemeyenlerin vergilerini ödememelerinin yanlarına kalması, toplumdaki vergi ödeme şuurunu zedeleyen bir husustur...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Doğan, lütfen toparlayın efendim.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Burada, ceza hükümlerinin sonuna geldiğimiz bu noktada, özellikle, vergi uygulamalarında, toplumun vergi ödeme ve kamu harcamalarına katılmaya gönüllü yaklaşımını zedeleyecek konularda, hep birlikte, Parlamento olarak, hükümet olarak, administrasyon olarak hassas olmamız gerektiğini vurguluyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Altan Karapaşaoğlu; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulumuzda incelenmekte, konuşulmakta olan vergi kanunu tasarısı, çok önemli 12 adet kanunda değişiklik öngören önemli bir yasa tasarısıdır. Bu tasarı, mevcut sisteme birtakım eleştiriler getirirken, vergi sistemini adil, etkin, verimli kılmayı amaçlayan bir tasarı olarak nitelendirilmektedir.

Tasarının başlıca dört amacı olduğu ileri sürülüyor. Bunlardan birincisi, kayıtdışı kalmış kesimleri kayda geçirip vergilemek; ikincisi, vergi tabanını genişletmek; üçüncüsü, vergiyi daha adaletli hale getirmek; dördüncüsü, sistemi, basit, açık ve adil hale getirmektir.

Değerli milletvekilleri, vergi yasalarında değişikliklerin düzenlendiği şu kitapçıkta, yarım sayfayı geçen, bir sayfayı geçen, hatta birbuçuk sayfayı geçen madde düzenlemeleri var. Biraz önce, çok değerli Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız kalktılar, dediler ki: "Efendim, biz bu konuda çok büyük gayret sarf ettik, büyük hassasiyet gösterdik; yüz saat çalıştık." Aslında, 300 maddeyi mütecaviz olan bu yasa tasarısının, altı ay gibi bir zaman, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüp, tartışılıp, bütün inceliklerine nüfuz edilmesi gerekirdi.

Şimdi, Genel Kurulumuzda vermiş olduğumuz ve birtakım düzeltmeleri istediğimiz önergeler, çok iyi biliyoruz ki, hiç kabul görmeyecek; ama, milletimizin bilmesi bakımından, yine, tarafımızdan veriliyor. İşte bu geçici 21 inci maddeyle ilgili olarak da bir önerge verdik. Önergeyi vermemizdeki amaç, cezalarla ilgili hukukî çelişkiden ileri gelmektedir. Burada, değerli arkadaşlarım birtakım sakıncalarından bahsettiler; ben de bir başka sakıncasından bahsedeyim.

Değerli milletvekilleri, düşünün, şu vergi yasa tasarısı Komisyona geldiğinden bugüne, takriben, beş veya altı ay zaman geçti; bu madde, bu zaman içerisinde vergi dairesiyle ihtilafı olan ve bu ihtilafını, bu yasa tasarısının geçmesinin sonuna kadar sarkıtmayı başarabilen güçlü ve danışmanı bol firmalar, mükellefler ile bu yasa tasarısı bu Meclisten geçmeden ihtilaflarını neticeye bağlamış mükellefler arasında, maalesef, bir adaletsizlik gündeme getiriyor, doğuruyor. Bu geçici maddenin birinci, ikinci, üçüncü satırı uygundur, adaletlidir; ama, son iki satırında, şu ifadeden sonra "şu kadar ki, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet kararları hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz" denilmek suretiyle, hukukî bir çelişki içine girilmiştir; bu çelişkinin -ben öyle inanıyorum- Anayasaya da aykırılığı vardır. İleride, konunun uzmanları, bu konuda yaptıkları girişimlerde de başarılı olacaklardır. İşte bundan dolayı bir önerge de verdik; ama, biraz önce Sayın Bakanımızdan aldığımız cevap “ret” idi; yani, bu önergenin reddedileceğini bilerek, tekrar burada, kürsüde söz aldık ve kanaatlerimizi, düşüncelerimizi, bilgilerimizi aktardık. Ben, yine, buradan tekrar ediyorum; bu geçici 21 inci maddenin sonundaki iki satır bu maddeden çıkarılmadıkça, bu madde, amacına hizmet etmeyecektir.

Dolayısıyla, vergi mükellefleri arasındaki adaletsizliği getirecek olan bu düzenlemenin madde metninden çıkarılmasını teklif ediyor, Genel Kurulumuza saygılar sunuyoruz efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karapaşaoğlu.

Hükümet adına, Maliye Bakanı Sayın Zekeriya Temizel; buyurun.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici 21 inci madde, aslında, biraz önce bir konuşmacının da belirttiği gibi, hukukun temel ilkelerinin burada tekrarından başka bir şey değildir. Her ne kadar, okunduğu zaman anlaşılmadığı ifade ediliyorsa da, vergi tekniği açısından buradaki iki deyimin de çok farklı anlamı vardır. Burada, bir kesilen cezadan, bir de hükmolunan cezadan bahsediliyor dikkat ederseniz. Kesilen ceza, vergi idaresi tarafından, bizzat idare tarafından kesilen cezadır. Hükmolunan ceza ise, bir yargı merciinde hükmedilmiş olan cezadır. Kesilen cezalar açısından cezaların uygulama süreci, hepinizin bildiği gibi, fiilin işlendiği tarihte hangi yasa yürürlükteyse onun uygulanmasıdır.

Bizim bu yasa tasarısıyla getirdiğimiz değişikliklerin büyük bir kısmı, özellikle zaman geçmesi nedeniyle, dönemsellik ilkesi gereği olarak 1.1.1999 tarihinde başlayacak. 1.1.1999 tarihinden itibaren işlenecek fiilerle ilgili kesilecek cezalara, bu kanunun yürürlüğünden sonraki cezalar uygulanacak; ancak, bu tarihten önce kesilecek cezalara da, fiil işlendiği zaman hangi ceza yürürlükteyse, elbette ki o uygulanacak. Birinci kısım bunu ifade ediyor; ancak, Anayasamızın da temel hükmüdür, cezalandırmanın da temel ilkelerindendir; eğer bir kişi hakkında bir ceza hükmediliyorsa, hükmedildiği anda yürürlükte olan hüküm ile işlendiği anda yürürlükte olan hükümden hangisi daha hafif ise o uygulanır. İşte, yapılan düzenleme bu zaten. Kesilecek cezalarda yürürlükte olan, hükmedilecek cezalarda da hangisi mükellefin lehineyse, hangisi daha hafifse o uygulanacaktır; maddenin tedvin tarzı budur, düzenleniş tarzı budur. Bunun en sonunda, kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet kararları hakkında hangi hükme göre ceza verilmişse o uygulanır denilmek isteniliyor. Değerli arkadaşlar, bu, biraz önce Sayın Doğan'ın da belirttiği gibi, bir af yasası olmama niteliğinden kaynaklanıyor; biz, bununla bir af getirmiyoruz; herhangi bir af düzenlemesi yok bu kanun tasarısında. O nedenle, daha önceden verilmiş, cezası kesinleşmişse, orada yapacak bir şeyimiz yok; ancak, ihtilaf doğurmamak için, ihtilaf yaratmamak için bu düzenlemeyi yapma gereğini duyduk.

Gördüğünüz gibi, burada yapılan düzenlemeler hukukun genel ilkeleridir zaten; bunun böyle olması gerekir. Biz zaten, malumu bir defa daha ilan etmek suretiyle, ihtilaf doğmasını engelliyor, yasanın uygulanmasına birazcık daha basitlik getiriyoruz. Zaten şuna katıldık: Bu madde, tedvin tarzında, birazcık karışık cümlelerle düzenlenmiş; o cümleleri daha da açmak suretiyle, kesilecek ceza ile hükmedilecek cezayı ayırmak suretiyle, şurada yaptığım bu açıklamaya yasal olarak da, yazılı ifade olarak da açıklık getirdik; o da, bir önerge halinde, birazdan, arkadaşlarımız tarafından sizlere sunulacak.

Bu açıklamayı yapma gereğini duydum. Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şahsı adına Sayın Emin Kul...

EMİN KUL (İstanbul) – Vazgeçtim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Necdet Tekin; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

NECDET TEKİN (Kırklareli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Bakanın bu açıklamalarından sonra, ben de bir iki cümleyle bir iki konuya değineceğim.

Öncelikle, daha önce konuşan Sayın Altan Karapaşaoğlu ve Sayın Aykon Doğan -özellikle Aykon Doğan- "genel ceza kuralıdır bu" dediler; doğrudur, temel ceza kuralıdır. "İlgililerin lehine olanlar uygulanacak" dediler; bu da doğrudur; ilgililerin, yani mükelleflerin hangisi lehine ise, o uygulanacak; yani, mükellefler zarara sokulmayacak. Ceza hukukunun temel ilkesini yazmanın herhangi bir zararı yok. Sayın Doğan dediler ki "İçtihatlara gidilirdi." Doğrudur; ama, olay, burada bir kere temize çekilmiştir ve netleştirilmeye çalışılmıştır. Onun için, yasa tasarısının bu maddesi hazırlanırken, gerek Adalet Bakanlığından gerek Yargıtaydan gerekse Danıştaydan görüşler alınarak bir temize çekilme işlemi uygulanmıştır.

Yalnız, Sayın Altan Karapaşaoğlu dedi ki "bu madde adaleti kemiriyor." Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyetinde hiçbir kanun maddesi -bir tanesi müstesna benim hatırlayabildiğim kadarıyla- makabline şamil değil. Eğer mükellefin cezası kesinleşmişse, mevcut yasalara göre olay bitmiş demektir. Bu, bir af yasa tasarısı değil ve makabiline işlemesi de zaten hukuken mümkün değil. Dolayısıyla, bu madde, hiçbir zaman bir af maddesi değil, vatandaşa seçenek tanıyan ve olayları netleştiren bir maddedir.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Tekin.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili 6 değişiklik önergesi vardır. Madde tek fıkra olduğu için, önergelerin 4'ünü geliş sırasına göre okutup, işleme koyacağım.

Birinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesiyle düzenlenen geçici 21 inci maddenin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini talep ederiz.

Nezir Aydın Hüseyin Olgun Akın

Sakarya Ordu

Mehmet Aykaç Maliki Ejder Arvas

Çorum Van

Ahmet Dökülmez Nurettin Aktaş

Kahramanmaraş Gaziantep

Yakup Budak İbrahim Ertan Yülek

Adana Adana

Ahmet Doğan Osman Hazer

Adıyaman Afyon

Celal Esin Cemalettin Lafçı

Ağrı Amasya

Rıza Ulucak Muhammet Polat

Ankara Aydın

Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu

Batman Bayburt

Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu

Bitlis Bolu

İsmail Coşar Zülfikar Gazi

Çankırı Çorum

Ramazan Yenidede Tevhit Karakaya

Denizli Erzincan

Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzurum Adana

Ahmet Çelik M. Sıddık Altay

Adıyaman Ağrı

Murtaza Özkanlı Ömer Faruk Ekinci

Aksaray Ankara

Musa Okçu Zeki Ergezen

Batman Bitlis

Feti Görür Altan Karapaşaoğlu

Bolu Bursa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç

Diyarbakır Elazığ

Naci Terzi Aslan Polat

Erzincan Erzurum

Şinasi Yavuz Bedri İncetahtacı

Erzurum Gaziantep

Mehmet Sılay Azmi Ateş

Hatay İstanbul

Mehmet Fuat Fırat Hüseyin Kansu

İstanbul İstanbul

Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul Kahramanmaraş

Zeki Ünal Fethi Acar

Karaman Kastamonu

Salih Kapusuz Mikail Korkmaz

Kayseri Kırıkkale

Mustafa Kemal Ateş Osman Pepe

Kilis Kocaeli

Veysel Candan Hanifi Demirkol

Konya Eskişehir

Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan

Giresun Hatay

Mustafa Köylü Saffet Benli

Isparta İçel

Ekrem Erdem İsmail Kahraman

İstanbul İstanbul

Bahri Zengin Abdullah Özbey

İstanbul Karaman

Zeki Karabayır Memduh Büyükkılıç

Kars Kayseri

Kemal Albayrak Cafer Güneş

Kırıkkale Kırşehir

Hüseyin Arı Hasan Hüseyin Öz

Konya Konya

Metin Perli Yaşar Canbay

Kütahya Malatya

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya

Samsun Samsun

Ahmet Nurettin Aydın Zülfükar İzol

Siirt Şanlıurfa

Abdulkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz

Şanlıurfa Tokat

İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli

Trabzon Van

Kâzım Arslan Teoman Rıza Güneri

Yozgat Konya

Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Kütahya

Fikret Karabekmez Sabahattin Yıldız

Malatya Muş

Salih Katırcıoğlu Latif Öztek

Niğde Samsun

Ahmet Karavar Abdullah Arslan

Şanlıurfa Tokat

Fethullah Erbaş Abdullah Örnek

Van Yozgat

"Geçici Madde 21 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen fiillere kesilecek ve verilecek cezalar hakkında, bu Kanunun lehe olan hükümleri uygulanır. Daha önce kesinleşmiş, ancak infaz edilmemiş cezalar ile ilgili dosyalar yeniden ele alınarak, bu Kanunun lehe olan hükümlerinden istifade ettirilir."

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan vergi kanunlarında değişikliği öngören yasa tasarısının geçici 21 inci maddesinin sonundaki "Şu kadar ki" ile başlayan son iki satırının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Bedri İncetahtacı İsmail Kahraman

Gaziantep İstanbul

Altan Karapaşaoğlu Musa Uzunkaya

Bursa Samsun

İsmail Coşar Latif Öztek

Çankırı Samsun

Yakup Budak İbrahim Ertan Yülek

Adana Adana

Ahmet Doğan Osman Hazer

Adıyaman Afyon

Celal Esin Cemalettin Lafçı

Ağrı Amasya

za Ulucak Muhammet Polat

Ankara Aydın

Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu

Batman Bayburt

Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu

Bitlis Bolu

Zülfikar Gazi Ömer Naimi Barım

Çorum Elazığ

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün

Erzincan Erzurum

Sıtkı Cengil Ahmet Çelik

Adana Adıyaman

Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Ağrı Aksaray

Ömer Faruk Ekinci İsmail Özgün

Ankara Balıkesir

Musa Okçu Zeki Ergezen

Batman Bitlis

Feti Görür Ömer Vehbi Hatipoğlu

Bolu Diyarbakır

Ahmet Cemil Tunç Naci Terzi

Elazığ Erzincan

Aslan Polat Şinasi Yavuz

Erzurum Erzurum

Nurettin Aktaş Mehmet Sılay

Gaziantep Hatay

Azmi Ateş Mehmet Fuat Fırat

İstanbul İstanbul

Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları

İstanbul İstanbul

Hasan Dikici Ahmet Dökülmez

Kahramanmaraş Kahramanmaraş

Zeki Ünal Fethi Acar

Karaman Kastamonu

Salih Kapusuz Mikail Kormaz

Kayseri Kırıkkale

Mustafa Kemal Ateş Osman Pepe

Kilis Kocaeli

Veysel Candan Hanifi Demirkol

Konya Eskişenir

Kahraman Emmioğlu Turhan Alçelik

Gaziantep Giresun

Süleyman Metin Kalkan Mustafa Köylü

Hatay Isparta

Saffet Benli Ekrem Erdem

İçel İstanbul

Bahri Zengin Avni Doğan

İstanbul Kahramanmaraş

Abdullah Özbey Zeki Karabayır

Karaman Kars

Memduh Büyükkılıç Kemal Albayrak

Kayseri Kırıkkale

Cafer Güneş Hüseyin Arı

Kırşehir Konya

Hasan Hüseyin Öz Metin Perli

Konya Kütahya

Yaşar Canbay Nedim İlci

Malatya Muş

Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın

Ordu Sakarya

Ahmet Demircan Ahmet Nurettin Aydın

Samsun Siirt

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa Şanlıurfa

Ahmet Feyzi İnceöz Kemalettin Göktaş

Tokat Trabzon

İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli

Trabzon Van

T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı

Konya Konya

Ahmet Derin Fikret Karabekmez

Kütahya Malatya

Sabahattin Yıldız Salih Katırcıoğlu

Muş Niğde

Ahmet Karavar Abdullah Arslan

Şanlıurfa Tokat

Bekir Sobacı Maliki Ejder Arvas

Tokat Van

Fethullah Erbaş Abdullah Örnek

Van Yozgat

BAŞKAN – Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 21 inci maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Metin Şahin Çetin Bilgir

Antalya Kars

Halil Çalık İhsan Çabuk

Kocaeli Ordu

Algan Hacaloğlu Metin Bostancıoğlu

İstanbul Sinop

"Geçici Madde 21.– Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş fiiller hakkında kesilecek cezalarda, bu fiillerin işlendiği tarihte 213 sayılı Vergi Usul Kanununun yürürlükte bulunan vergi cezalarına ait hükümleri, hükmolunacak cezalar hakkında ise bu fiillerin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükümler ile bu Kanun hükümlerinden lehe olanı uygulanır. Şu kadar ki, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkumiyet kararları hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz."

BAŞKAN – Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 21 inci maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yusuf Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir İstanbul

Ahmet Kabil

Rize

“Geçici Madde 21. — Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet kararları hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”

BAŞKAN – Şimdi, önergeleri aykırılık derecelerine göre okutup, işleme koyacağım.

En aykırı önergeyi yeniden okutup, oylarınıza sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesiyle düzenlenen geçici 21 inci maddenin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini talep ederiz.

Nezir Aydın

(Sakarya)

ve arkadaşları

Geçici Madde 21. — Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen fiillere kesilecek ve verilecek cezalar hakkında, bu Kanunun lehe olan hükümleri uygulanır. Daha önce kesinleşmiş, ancak, infaz edilmemiş cezalarla ilgili dosyalar yeniden ele alınarak bu Kanunun lehe olan hükümlerinden istifade ettirilir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge sahipleri?..

NEZİR AYDIN (Sakarya) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Konuşacaksınız; buyurun.

NEZİR AYDIN (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesiyle getirilen geçici 21 inci madde üzerindeki önergemle ilgili görüş bildirmek için huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Muhterem milletvekilleri, bu maddede "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş fiillere ilişkin kesilecek ve hükmolunacak cezalar hakkında, bu fiillerin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükümler ile bu Kanun hükümlerinden hangisi mükellef veya suçu işleyen lehine ise o hüküm uygulanır. Şu kadar ki, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet kararları hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz" deniliyor.

Şimdi, burada, üzerinde durulması gereken bir nokta var; gerçi, yeteri kadar üzerinde duruldu; ama, gözden kaçırılmaması gereken nokta şu: Dikkat edilirse, bu 20 nci maddede, Hükümet tasarısında olmayan geçici maddeler getirildi. Hatta getirilen bir önceki geçici maddede, burada, İktidara mensup milletvekili arkadaşların verdiği bir önergeyle de tekrar değişiklik yapıldı. Yani, bir nevi "bohça yolda bağlanır" deyimi gereği, her an değişikliklere ihtiyaç duyulabiliyor ve yapılabiliyor.

Bu kanun tasarısı hazırlandı, Plan ve Bütçe Komisyonuna sevk edildi, oradaki görüşmeler tamamlanıp Genel Kurula gündemine getirildi ve Genel Kurul gündeminde de üç aydan beri bekliyordu ve ne zaman çıkacağı da tam olarak bilinemiyor. Bu süre içerisinde, tabiî ki, mahkemelerimiz, vergi dairelerimiz görevlerine devam ediyor; gerekli cezalar kesiliyor, gerekli hükümler veriliyor.

Burada düşünülmesi gereken, irdelenmesi gereken nokta şu -ki, bu noktada tarafımıza birçok şikâyet intikal ettiği için üzerinde durmak istiyorum- deniliyor ki; bazı illerimizde -tabiî istisnaları mutlaka müstesna tutmak lazım- bazı noktalarda, mükellefler üzerinde taraflı inceleme yapılıyor, özelikle bazı fikirde olan mükelleflerin üzerine gidiliyor.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Yok ya!..

NEZİR AYDIN (Devamla) – Yok falan demeyin. Siz ki, bu memlekette, geceyarısı evlere baskın yapıp, tüccarın kendisini bulamayınca, hanımını alıp karakola götürtenler değil misiniz?! Ne demek yok?!. Var; bal gibi var.

Bu ülkede, sermayeyi, yeşil, kırmızı, mavi, bilmem daha ne renklere boyayanlar değil misiniz? Ne demek yok?! Her şey olur bu ülkede.

LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) – Sayenizde... Sayenizde...

NEZİR AYDIN (Devamla) – Her şey yapılır bu ülkede.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Ayıp!.. Ayıp!..

NEZİR AYDIN (Devamla) – Onun için, bunlara nazarı dikkat çekilmesi lazım. (DSP sıralarından gürültüler) Siz yaptınız bunları. Bu memlekette, sermayenin rengi yoktu. Sermayeyi, yeşil, kırmızı diye sınıflandıran sizsiniz.

Onun için, malum çevreler, malum hatırlı kişiler, vergi dairelerindeki işlerini, nasıl olsa kanun çıkacak diye geciktirebiliyorlar. Öyle değil mi; daha önce, ortalama iki yılda gelen aflar gibi... Adam, vergisini vermiyor, vermiyor; nasıl olsa, yıl sonunda -bu sene olmazsa önümüzdeki sene- bir af gelecek deyip, o aftan istifade ederek bazı şeyleri çözümleniyordu.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – O size mahsus...

NEZİR AYDIN (Devamla) – Şimdi, burada da, aynı nokta olmasın düşüncesiyle bir önerge hazırladık. En azından, kararı verilmiş veya cezası kesilmiş; ama, infaz edilmemiş olanların bu kanundan istifade ettirilmesi gerekmektedir. Gerçi, Sayın Bakan ve değerli Hükümet yetkilileri, bizim her sözümüzden alınıyorlar, engel kabul ediyorlar ama, biz, bu kürsüden gerçekleri dile getirmek mecburiyetindeyiz. (DSP sıralarından gürültüler)

Bu ülkenin vergi yasasını reform diye düzeltmeye kalkanlar, size söylüyorum: Bu ülkenin yasası, yıllardır -zannediyorum hepiniz kabul edersiniz- âdeta, küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyük sineklerin vurduğu zaman delip geçtiği bir örümcek ağına benziyordu.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Düzeltiyoruz, daha ne istiyorsunuz...

NEZİR AYDIN (Devamla) – Gelin, bunu, artık büyük sineklerin de delemeyeceği bir noktaya, kanunun, maddenin, adaletin, herkese eşit uygulandığı bir noktaya çekelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydın, lütfen, toparlayın...

NEZİR AYDIN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Bu vesileyle, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle, Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 21 inci maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Metin Şahin

(Antalya)

ve arkadaşları

"Geçici Madde 21. — Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş fiiller hakkında kesilecek cezalarda, bu fiillerin işlendiği tarihte 213 sayılı Vergi Usul Kanununun yürürlükte bulunan vergi cezalarına ait hükümleri hükmolunacak cezalar hakkında ise, bu fiillerin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükümler ile bu Kanun hükümlerinden lehe olanı uygulanır. Şu kadar ki, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet kararları hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz, takdirlerinize arz ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Doğan buyurun.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, önerge üzerinde ancak önerge sahiplerinin söz hakkı vardır. Burada, bu önergeyle Vergi Usul Kanunu bitiyor. Hükümet önergeye katılıyor, Komisyon da yakın yaklaşım içerisinde bulunuyor. Bu madde ile...

BAŞKAN – Sayın Doğan, usule ilişkin bir şey söyleyebilirsiniz; ama...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Hayır, açıklama yapmıyorum. Sayın Bakanın, zabıtlara geçmesi bakımından bu önergenin mahiyeti nedir, kanun maddesinde ne gibi değişiklik yapılmaktadır? Bu, bir geçiş Sayın Başkanım. (DSP sıralarından "Böyle bir usul yok" sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Doğan, Sayın Bakan, önergeye hangi gerekçeyle katılıp katılmayacağını açıklama konusunda kendi takdirini kullandı ve önergeye katıldığını belirtti...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Takdir sizin Sayın Başkan.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, soru sorma hakkımız yok mu?

BAŞKAN – Şu aşamada yok efendim.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Bakan takdir ediyorsa, önergeye hangi gerekçeyle katıldığını açıklayacak efendim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Yoksa, her maddede soru sorma gibi bir yola gidersek yanlış olur.

BAŞKAN – Sayın Bakan, önergeye hangi gerekçeyle katıldığını açıklayacağını beyan etti.

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Hay hay Sayın Başkan. Herhangi bir tereddüt olduğunda, bütün ayrıntılarıyla açıklama yapmaya her zaman hazır olduğumuzu ifade ettik.

Bu maddenin düzenlenmesiyle ilgili biraz önce kürsüden yaptığım açıklama, aslında, konuyu, tam anlamıyla açıklığa kavuşturuyordu. Vergi kanunları açısından iki ayrı uygulama vardır. Birincisi, ceza kesilmesi hali...

DEVLET BAKANI MUSTAFA YILMAZ (Gaziantep) – Anlayana...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Güven, lütfen... Sayın Bakan açıklasın...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, Sayın Bakan Yılmaz'a müdahale ediniz.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Bakan Yılmaz, yerinden müdahale ediyor. Sayın Bakan, konuyu biliyorsa, o zaman, o, açıklasın; biz, anlamak istiyoruz.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Bakanı hep birlikte sessizce dinleyelim.

Sayın Bakan, buyurun lütfen...

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, vergi kanunları açısından; birincisi kesilecek vergi cezası kavramı vardır. Bu, idare tarafından kesilir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği zamanlarda hangi ceza hükmü yürürlükteyse, o ceza hükmü uygulanır. Bizim, cezayla ilgili düzenlemelerimiz 1.1.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek; çünkü, dönemsellik ilkesi gereği, yılın tamamını kavrayamadığından dolayı, ilk yarısında işlendiğine veya diğer yarısında işlendiğine göre, büyük bir karmaşa yaratacağından, yürürlük maddesi olarak bunu koyduk. Dolayısıyla, 1999 tarihinden önce işlenmiş fiillere, şu anda yürürlükte hangi hükümler varsa o uygulanacak. Bunlar, kesilecek cezalardır. Bu, birinci kısmı.

1.1.1999 tarihinden itibaren bir vergi suçu fiili işlenirse, o takdirde de yeni getirilen hükümler uygulanacak. Bu, vergi dairesinin kestiği cezalar. Ancak, bizim vergi kanunlarımızda hürriyeti bağlayıcı cezalar da vardır. Bunlara mahkeme hükmedecek. Hükmedilecek cezalar da genel hükümdür. Bunu yazmamıza belki gerek yok; ama, ihtilaf yaratılmasın diye bir daha yazıyoruz. Hâkim, kararını verirken, fiilin işlendiği zaman, ya da kararın verildiği tarihteki hükümlerden hangisi mükellefin lehine ise o uygulanacak; yani, hükmedilecek cezalarda lehe olan uygulanacak. Ancak kesilecek cezalarda, fiilin işlendiği tarihte hangisi yürürlükteyse o uygulanacak. Bu madde, işte, bu konuya açıklık getirmektedir. Bu konuya açıklık getiren düzenlemeyi, ifadeleri tam netleştirmek suretiyle önergeyle açıklığa kavuşturmuş olduk. Getirilen düzenleme bundan ibarettir efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet, bu gerekçeyle katıldığınızı beyan ediyorsunuz

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Evet efendim.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel)—Karar yatersayısının aranmasını istiyorum.

BAŞKAN – Karar yetersayısını arayacağım efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, kabul edilen bu önerge nedeniyle, Sayın Altan Karapaşaoğlu ve arkadaşlarının önergesini işleme koyma olanağımız kalmamıştır.

Sayın Selahattin Beyribey arkadaşlarıyla birlikte verdiği önergeden imzasını geri çektiği için yeterli imza kalmadı; onun için de işleme koyma şansım bulunmuyor.

Maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 22 nci maddeyi okutuyorum:

“Geçici Madde 22.—Diğer kanunlarda Vergi Usul Kanununun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarına yapılan atıflar Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesinde yer alan vergi ziyaı cezasına yapılmış sayılır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Osman Hazer; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA OSMAN HAZER (Afyon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 626 olan Vergi Usul Kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısının geçici 22 nci maddesi üzerinde Fazilet Partisi ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Geçici 22 nci maddede "Diğer kanunlarda, Vergi Usul Kanununun bu kanunla yürürlükten kaldırılan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarına yapılan atıflar, Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesinde yer alan vergi zıyaı cezasına yapılmış sayılır" deniliyor.

Vergi zıyaına sebebiyet veren mükellef veya sorumlulara vergi zıyaı cezası kesilir. Vergi zıyaı cezası, zıyaa uğratılan verginin bir katına, bu verginin kendi kanununda belirtilen normal vade tarihinden zıyaa ilişkin ihbarnamenin düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için bu kanunun 112 nci maddesine göre, zıyaa uğratılan vergi tutarı üzerinden hesaplanan gecikme faizinin yarısının eklenmesi suretiyle bulunur. 359 uncu maddede "vergi zıyaına yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde, bu ceza üç kat olarak uygulanır. Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilen vergi beyannameleri hariç olmak üzere, kanunî süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde 50 oranında uygulanır. Uzlaşılan vergilerde ceza, uzlaşılan vergi tutarına göre düzeltilir" deniliyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddede de, tabiî, kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları kaldırılıyor, bunun yerine vergi zıyaı cezası konuluyor.

Bugün, esnafımız, hakikaten zor durumdadır. Bir işletmenin ne kadar zor şartlarda kurulduğu hepimizce malumdur. Bir işyerinin kurulabilmesi için, yeri geldiği zaman, ailesinin, çoluğunun çocuğunun bütün imkânları bu işyerine seferber ediliyor. Ayrıca, eşinden, dostundan, akrabasından yardım ve destek almak suretiyle bu işyeri kuruluyor. Ufak bir hatadan dolayı vergi zıyaı cezasıyla karşı karşıya kalınıyor; bu da, işyerinin kapanmasına sebebiyet veriyor. Bugün, Türkiye'de bu kadar işyeri var, bu işyerlerini ayakta tutabilmek için, imkânlar ölçüsünde belli işyerlerine destekte bulunmak zorundayız. Bu destekte bulunulabilmesi için de, vergi mükelleflerine gerekli kolaylıklar gösterilmesi lazım. Burada, tabiî, belli kolaylıklar gösterilmiş; ama, para cezası olduğu zaman... Bugün, zaten zor şartlarda olan esnafımızın, mükellefimizin veya işyeri sahibimizin bu sıkıntılardan kurtulabilmesi için, tabiî ki, kolaylıklar gösterilmesi lazım.

Uzlaşılan vergilerde de"ceza, uzlaşılan vergi tutarına göre düzeltilir" deniliyor.

Ben, konuşmamı burada keserken, Yüce Meclise saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hazer.

Madde üzerinde gruplar adına başka söz talebi var mı? Yok.

Şahıslar adına konuşmalara geçiyoruz.

Sayın Mehmet Emin Aydınbaş?.. Yok.

Sayın Emin Kul?..

EMİN KUL (İstanbul) – Vazgeçtim efendim.

BAŞKAN – Sayın Necdet Tekin?.. Yok.

Sayın Aydın Tümen?.. Yok.

Sayın İsmail Özgün?.. Burada.

Buyurun Sayın Özgün. (FP sıralarından alkışlar)

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz çeşitli vergi kanunlarında değişikliği öngören 626 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 20 nci maddesinin geçici 22 nci maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz çerçeve 20 nci madde -geçici 19, 20, 21, 22 olmak üzere- geçici maddelerden oluşmaktadır ve vergi cezalarıyla ilgili kısmın da aşağı yukarı sonuna gelmiş bulunmaktayız. Cezalarla ilgili kısımdan sonra, Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve sair kanunlar üzerindeki görüşmelere geçeceğiz.

Vergi cezalarıyla ilgili faslın sonuna geldiğimiz bu noktada şunu söylemek istiyorum: Geçen maddelerde, maddeler üzerindeki konuşmalarda altını çizerek söyledik; burada, Genel Kurul görüşmelerinde, bu cezalar kısmında, ciddî anlamda bir tek değişiklik yapılabildi; o da, 376 ncı maddeyle ilgili kısımda oldu; usulsüzlük ve özel usulsüzlüğün yanında, vergi zıyaı cezası da 376 ncı madde kapsamına alınarak, vergi zıyaı cezasına muhatap olan mükellefler de, diledikleri takdirde, vergi indiriminden istifade etmek imkânına kavuşmuş oldular; yani, burada, cezalarla ilgili fasılda ciddî anlamda yaptığımız bir tek düzeltme bu oldu; onun dışında, diğer maddeler, aşağı yukarı, Hükümetin getirdiği şekilde, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçmiş şekliyle kabul edildi.

Bir de, biraz önce, geçici 21 inci maddede bir değişiklik kabul edildi; hem kesilen ceza hem de hükmolunacak olan ceza tasarı metninde mukayeseye tabiydi; yani, hem kesilecek olan ceza hem de yargı organlarınca hükmolunacak olan ceza, o anda yürürlükte olan, meri olan ceza hükümleri ile ondan önceki ceza hükümleri mukayese edilmek suretiyle, hangisi mükellefin lehine ise, o uygulanacaktı; gelen tasarıda öyleydi. Şimdi, biraz önce kabul edilen önergeyle, kesilen ceza mukayeseye tabi tutulmayacak; o anda meri kanun neyse, o uygulanacak. Hükmolunan ceza kısmında, işte o zaman eski kanun ile meri kanun mukayese edilip hangisi mükellefin lehineyse, o uygulanacak.

Aslında, biz, kabul ettiğimiz bu önergeyle, mükelleflere bir noktada haksızlık yaptık; kesilen ceza ile hükmolunan cezayı ayırdık, kesilen cezayı, dedik ki, meri kanun neyse, sen oraya tabisin arkadaş; ama, hükmolunana dedik ki, meri kanun ile eski kanun, hangisi senin lehineyse, onu uygulayacağız. Bakın, burada, bana göre, mükelleflere bir ayrıcalık yapmış olduk, bir haksızlık yapmış olduk. Bana göre, Plan ve Bütçe Komisyonundan gelen metin daha geniş kapsamlıydı ve daha uygundu. İşte, cezalar konusunda ciddî anlamda yaptığımız iki tane değişiklik oldu. Şimdi, ben, arzu ederdim ki, bu geçici maddelerin sonuna bir geçici maddeyle, faraza 2001 yılına kadar veya 2002 yılına kadar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özgün, lütfen toparlayalım...

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

...hani, Hükümet diyor ya, biz enflasyonu üç senede halledeceğiz. İşte, hiç olmazsa, o halledeceğiniz noktaya kadar enflasyon muhasebesini geçici olarak buraya getirseydiniz de, enflasyonun ineceği noktaya kadar enflasyon muhasebesini uygulamış olsaydık da, mükelleflerimizin gelirlerini enflasyondan arındırarak, daha adil, daha ciddî, daha gerçekçi vergi alma imkânımız olsaydı. Benim gönlüm arzu ediyordu ki, şu geçici maddelerin içerisinde o üç yıl dediğiniz noktaya kadar olan kısım için enflasyon muhasebesini getirmiş olsaydınız, o zaman sizin bunu iyiniyetle getirdiğinize inanmış olacaktım.

Bu duygularla hepinizi hürmetle selamlıyorum, saygılarımı sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özgün.

Sayın Cevat Ayhan?..

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Vazgeçtim...

BAŞKAN – Konuşmuyorsunuz.

Sayın Musa Uzunkaya?.. Yok.

Sayın Kahraman Emmioğlu?.. Yok.

Sayın Aslan Polat?.. Yok.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Madde üzerinde 4 önerge vardır; önergeleri, geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 22 nci maddesinin sonuna "ve bu maddede belirlenen esaslara göre ceza kesilir" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir

Ahmet Kabil

Rize

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 22 nci maddesinin sonuna "ve bu hükme göre ceza kesilir" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir İstanbul

Ahmet Kabil

Rize

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 22 nci maddesinin başında yer alan "Diğer kanunlarda" ibaresinin "Diğer vergi kanunlarında" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir İstanbul

Ahmet Kabil

Rize

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20 nci maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 22 nci maddesinin sonunda yer alan "yapılmış sayılır" ibaresinin "Vergi Usul Kanununun, bu kanunla yürürlükten kaldırılan iştirak, teşvik ve yardım maddelerine yapılan atıflar da, Vergi Usul Kanununun 360 ıncı maddesine yapılmış sayılırlar" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yusuf Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu

Kars Rize

Mustafa Güven Karahan Bülent Akarcalı

Balıkesir İstanbul

Ahmet Kabil

Rize

BAŞKAN – Şimdi, önergeleri aykırılık derecesine göre okutacağım:

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Bir dakika efendim... Daha, aykırılık derecesine göre işlem yapacağız; oylamaya geçmedik.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sayın Başkan, imzamı geri çekiyorum.

BAŞKAN – Önergelerden imzanızı mı geri çekiyorsunuz?

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Evet, imzamı geri çekiyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergelerden imzalar geri çekilmiştir.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunacağım; karar yetersayının aranılması talebi vardır, karar yetersayı arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.

17.40'ta toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.33

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 17.40

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Çerçeve 20 nci maddeye bağlı geçici 22 nci maddenin oylaması sırasında karar yetersayısı bulamamıştık.

VI.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. —Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın,Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 Arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin,Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı :626) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.

Karar yetersayısını arayacağım.

Maddeyi yeniden oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. Karar yetersayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, şimdi, bir geçici madde, 23 üncü madde olarak ilavesi yönünde bir önerge vardır.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, yeni madde ilavesi mi?

BAŞKAN – Hayır efendim. Geçici madde ilavesi yeni madde ilavesi sayılmıyor.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan çeşitli vergi kanunlarında değişikliği öngören 626 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci maddesine aşağıdaki geçici 23 üncü maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Özgün Lütfi Yalman

Balıkesir Konya

Nezir Aydın Hayrettin Dilekcan

Sakarya Karabük

Zeki Karabayır Yakup Budak

Kars Adana

İ. Ertan Yülek Ahmet Doğan

Adana Adıyaman

Osman Hazer Celal Esin

Afyon Ağrı

Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak

Amasya Ankara

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Aydın Batman

Suat Pamukçu Abdulhaluk Mutlu

Bayburt Bitlis

Mustafa Yünlüoğlu İsmail Coşar

Bolu Çankırı

Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede

Çorum Denizli

Ömer Naimi Barım Tevhit Karakaya

Elazığ Erzincan

Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzurum Adana

Ahmet Çelik Mehmet Sıddık Altay

Adıyaman Ağrı

Murtaza Özkanlı Ömer Faruk Ekinci

Aksaray Ankara

Musa Okçu Zeki Ergezen

Batman Bitlis

Feti Görür Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Bolu Bursa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç

Diyarbakır Elazığ

Naci Terzi Aslan Polat

Erzincan Erzurum

Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş

Erzurum Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Sılay

Gaziantep Hatay

Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş

İçel İstanbul

Mehmet Fuat Fırat Hüseyin Kansu

İstanbul İstanbul

Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul Kahramanmaraş

Ahmet Dökülmez Zeki Ünal

Kahramanmaraş Karaman

Feti Görür Salih Kapusuz

Bolu Kayseri

Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş

Kırıkkale Kilis

Osman Pepe Veysel Candan

Kocaeli Konya

Hanifi Demirkol Turhan Alçelik

Eskişehir Giresun

Süleyman Metin Kalkan Saffet Benli

Hatay İçel

Ekrem Erdem İsmail Kahraman

İstanbul İstanbul

Bahri Zengin Avni Doğan

İstanbul Kahramanmaraş

Abdullah Özbey Nurettin Kaldırımcı

Karaman Kayseri

Kemal Albayrak Cafer Güneş

Kırıkkale Kırşehir

Hüseyin Arı Hasan Hüseyin Öz

Konya Konya

Metin Perli Yaşar Canbay

Kütahya Malatya

Nedim İlci Hüseyin Olgun Akın

Muş Ordu

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya

Samsun Samsun

Ahmet Nurettin Aydın Zülfükar İzol

Siirt Şanlıurfa

Abdülkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz

Şanlıurfa Tokat

İsmail İhan Sungur Şaban Şevli

Trabzon Van

Kâzım Arslan Teoman Rıza Güneri

Yozgat Konya

Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Kütahya

Fikret Karabekmez Sabahattin Yıldız

Malatya Muş

Salih Katırcıoğlu Latif Öztek

Niğde Samsun

Ahmet Karavar Abdullah Arslan

Şanlıurfa Tokat

Bekir Sobacı Maliki Ejder Arvas

Tokat Van

Fethullah Erbaş Abdullah Örnek

Van Yozgat

GEÇİCİ MADDE 23- Bilanço esasına göre defter tutan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri -kolektif, adi komandit ve adi şirketler dahil- bilançolarına dahil aşağıdaki iktisadî kıymetleri her hesap dönemi itibariyle, aşağıdaki şartlarla yeniden değerlendirebilirler.

Değerleme, bu iktisadî kıymetlerin tümü için yapılır. Genel yeniden değerleme, Kurumlar Vergisi mükellefleri için zorunlu, Gelir Vergisi mükellefleri için ihtiyarî olarak 2001 yılı sonuna kadar devam eder.

Genel yeniden değerleme, iktisadî kıymetlerin aktif veya pasif hesaplarına girdiği aydan itibaren uygulanır.

Bir hesap dönemi sonu itibariyle yapılacak değerlemede, esas alınacak yeniden değerleme oranları, Devlet İstatistik Enstitüsü toptan eşya fiyatları genel indeksi rakamlarına göre Maliye Bakanlığınca belirlenir. Bu belirleme, hesap dönemi sonu indeks rakamının, hesap dönemi içindeki her ayın ay sonu indeks rakamına bölünmesi suretiyle yapılır.

Her ayı yeniden değerleme oranı, ancak o aya ait değerlemede nazara alınabilir.

İktisadî kıymetlerin satılması halinde, satış kârı veya zararın tespitinde yeniden değerlendirilmiş maliyet bedelleri esas alınır.

1. Amortismana tabi sabit kıymetlerin değerlemesi; değer, Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesi ikinci fıkrasında belirlenen tutarı geçmeyen iktisadî kıymetler, iktisadî kıymetlerin maliyet bedellerine eklenmiş bulunan kur farkları, kredi faizleri ve mahiyetleri bunlara benzeyen sair aktif kıymetler yeniden değerleme kapsamına girmezler. Bilançonun aktifine dahil iktisadî kıymetler ve bu kıymetler için geçmiş yıllarda ayrılmış olan amortismanlar, yeniden değerlemenin yapılacağı aya ait oranla çarpılmak suretiyle yeniden değerlenirler. Yeniden değerlemenin neticesinde doğacak değer artışı, kâr olarak dikkate alınır.

Değer artışı, amortismana tabi iktisadî kıymetlerin yeniden değerlemesinden önceki net bilanço aktif değerlerinin, bu kıymetlere yeniden değerleme oranının tatbikinden sonra bulunacak net bilanço aktif değerlerinden indirilmesi suretiyle bulunur. Net bilanço aktif değeri, iktisadî kıymetlerin bilançonun aktifinde yazılı değerlerinden, pasifte yazılı birikmiş amortismanın tenzili suretiyle bulunan miktarı ifade eder.

Amortismana tabi sabit kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutan Kurumlar Vergisi mükellefleri ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler dahil olmak üzere, bilanço esasına göre defter tutan Gelir Vergisi mükellefleri yeniden değerlemenin yapıldığı hesap döneminden itibaren sabit kıymetlerini yeni değerleri üzerinden itfa ederler.

2. Arsa ve arazilerin değerlemesi: Amortismana tabi olmayan arsa ve araziler, her yıl yeniden değerlemeye tabi tutulurlar. Bunlara ilişkin yeniden değerleme nedeniyle doğan değer artışları kâr yazılır.

3. İştiraklerin değerlemesi: Hisse senetleri ve iştirak hisseleri, her yıl yeniden değerlemeye tabi tutulurlar. Bunlara ilişkin yeniden değerleme nedeniyle doğan değer artışları kâr yazılır.

Bedelsiz olarak alınan hisse senedi ve iştirak hisseleri değerlemeye tabi tutulmaz. Bedelsiz hisselerin satışları halinde, itibarî değerleri maliyet kabul edilmez. Hisse senedi ve iştirak hisselerinin rayiç bedeli veya iştirak edilen şirketin genel yeniden değerlemeleri çerçevesinde bulunan birim hisse değeri, bu maddeyle bulunan değerden düşük ise, düşük olan değer esas alınır.

4. Stokların değerlemesi: Dönem sonu itibariyle, mevcut stoklar, aktife giriş tarihlerine göre yaşlandırılarak, ilgili ayın yeniden değerleme oranıyla değerlendirilirler. Değerleme artışları kâr yazılır.

5. Özsermaye değerlemesi: Sermaye ile sermaye yedekleri ve kâr yedekleri, yeniden değerleme fonu ve iştirakler değer artış fonu hariç, her yıl yeniden değerleme oranıyla değerlenir. Geçmiş yılların enflasyon kazanç ve kayıpları da, özsermaye unsuru olarak değerleme kapsamına alınır. Değerleme sonucunda oluşacak artışlar zarar yazılır.

6. Geçmiş yıllara ilişkin değer farklarının hesaplanması: Bu kanunun yürürlüğe girdiği yılbaşına kadar, iştirakler, arsalar ve stoklar ve özsermaye unsurlarında yapılacak yeniden değerlemeler, aktif ve pasif hesaplara geçmiş yılların kâr veya zararları olarak kaydedilir. Bu kâr veya zararlar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve yeniden değerlenmiş olan bu kıymetler, cari yıldan itibaren, yeni değerleri üzerinden, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde yeniden değerlemeye tabi tutulurlar. Geçmiş yıllara ilişkin değer farklarının hesaplanmasında, Maliye Bakanlığınca açıklanacak katsayılar uygulanır.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Özgün; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Çeşitli Vergi Kanunlarında Değişikliği Öngören 626 sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 20 nci maddesine geçici 23 üncü madde olarak eklenmek üzere vermiş olduğum değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 88 maddeden oluşan bu kanun tasarısının en eksik yeri nedir diye soracak olursanız, bütün samimiyetimle ve bu meslekteki 20 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum ki, bu tasarının en eksik yeri, enflasyon muhasebesine yer vermemiş olmasıdır.

Biraz önceki konuşmamda da söylediğim gibi, Hükümetin, hiç olmazsa, bu çerçeve 20 nci maddeye bir geçici madde eklemek suretiyle, enflasyonu indireceğini iddia ettiği noktaya kadar geçecek sürede hiç olmazsa, bu enflasyon muhasebesiyle ilgili maddeyi getirmesi gerekirdi.

Şimdi, biz, Sayın Bakana Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler esnasında da "niye, enflasyon muhasebesini getirmiyorsunuz" diye sorduk ve aldığımız cevap: "Efendim, biz, enflasyonu indireceğiz. İşte, bu sene, 50'ye indireceğiz, seneye şuraya getireceğiz ve üç senenin sonunda enflasyonu halledeceğiz." Peki, ben, buna da itimat ediyorum ve üç sene sonra indirdiğinizi farz edelim; peki, hiç olmazsa geçici bir maddeyle üç seneye kadar bu enflasyon muhasebesini getirmek gerekmez miydi?

REFİK ARAS (İstanbul) – 20 senedir niye getirilmedi? Siz niye getirmediniz?

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi, siz, daha önce kabul ettiğimiz maddelere göre, ben cezanın faizini alacağım diyorsunuz, yani, cezadan ceza alacaksınız, cezaya faiz yürüteceksiniz, cezaları uzlaşmayacağım diyorsunuz, uzlaşma kapsamının dışına çıkarıyorsunuz, cezaları ağırlaştırıyorsunuz ve üstlelik, enflasyondan doğan kazanılmamış olan gelirlerin vergisini de alacağım diyorsunuz, yani, biraz insaflı olmak gerekir; mükellefleri bu kadar zora sokmamamız gerekir.

Getirilen bu tasarıda, bazı gerçek kişilerin faiz gelirleri, repo gelirleri, menkul kıymet satış gelirleri, değer artış kazançları açısından enflasyonun etkisinden telafi eden endeksleme sistemine yer veriyorsunuz. Peki, şimdi, niye ticarî, sınaî, meslekî, ziraî kazançları bu enflasyondan arındırmak yoluna gitmiyorsunuz?

Şimdi, ben, Sayın Bakana soruyorum, bu bir çifte standart değil midir, bu, bir çelişki değil midir? (ANAP ve DSP sıralarından "değil, değil" sesleri, gürültüler)

Madem, "biz, enflasyonu indireceğiz" gerekçesiyle enflasyon muhasebesini getirmiyorsunuz da, biraz önce saydığım gerçek kişilere ait olan kazançları, yani, faiz gelirleri, repo gelirleri, menkul satış gelirleri gibi değer artış kazançları açısından enflasyondan arındırma endeksini getiriyorsunuz? Bunlar getirilmesin diye söylemiyorum, getirilsin; ama, bunun yanında, mükelleflerimizin ziraî, meslekî ve ticarî kazançlarını da enflasyondan arındırmamız gerekir. Enflasyondan dolayı onların sermayeleri vergilendirilmektedir. Mükelleflerimiz öyle bir noktaya gelmektedir ki, özellikle, özsermayeleri kısıtlı olan küçük esnaf ve sanatkârlarımız, maalesef, kazanmadıkları paranın vergisini vere vere, bir gün sermayelerinin tamamını yitirme noktasına geliyorlar ve sonunda dükkânlarının kapısına kilit vurmak zorunda kalıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özgün, lütfen toparlayın.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – O bakımdan, ben, bu önergemle, aslında Hükümetin yapması gerekeni yaptım ve gerçek kişilerin repo geliri, faiz geliri, menkul kıymet satış geliri, değer artış kazançları enflasyondan nasıl arındırılıyorsa, mükelleflerimizin ticarî, meslekî, ziraî kazançlarının da o şekilde arındırılması gerektiği düşüncesiyle, bu geçici 23 üncü maddenin kanun tasarısına eklenmesi teklifini getirdim.

Desteklerinizi ümit ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özgün.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, yalnız, böyle bir usulümüz yok, kürsüden konuşma imkânınız yok; yerinizden bir açıklık getirecekseniz buyurun.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Vazgeçtim.

III.—YOKLAMA

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunacağım; ancak, önergenin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Salon belli Sayın Başkan; çoğunluk var.

BAŞKAN – Sayın Güney, benim bu konudaki beyanlarımı biliyorsunuz.

M. HADİ DİLEKÇİ (Kastamonu) – Çocuk oyuncağına çevirdiler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi geldiğinden bu yana, arkadaşları zille uyarmaya çalışıyorum. Daha önceki beyanlarımda da belirttim; ben, gerçekten Türkiye Büyük Millet Meclisinin, dünyada, çalışmalarını yoklamayla başlatan ve çalışma süresi içinde yoklama yapmak zorunda kalan tek parlamento olmasından, bizzat da, burada "var", "yok" derken üzüntü duyuyorum. Ancak, bakın, salonda, yoklama talebinde bulunanlarla birlikte hiç olmazsa 200 kişiyi görebildiğim zaman yoklama yapmadığımı da açıkça beyan ediyorum; ama, şu dakikaya kadar dikkatle saydım, çok tahmin ediyorum, yoklamanın içinde, biz, bu toplantı yetersayısına ulaşacağız; ama, hareket nedeniyle 180 ilâ 190 arasında kalıyoruz; yani...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Hesap vermeye neden lüzum görüyorsunuz?

BAŞKAN - Hesap değil...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – İzah etmeye niye lüzum görüyorsun?

Daha yarım saat önce burada kararyetersayısı yoktu. Kararyetersayısı olmayan bir yerde toplantı yetersayısını aramak bizim hakkımızdır.

BAŞKAN – Sayın Esengün, sizin yoklama talebiniz var, bir Sayın Grup Başkanvekilinin de salonda yeterli çoğunluk olduğu yolunda bir itirazı var.

TFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Bu, onun görevi değil.

BAŞKAN - Onun görevi efendim, onun da bir görevi.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – İçtüzüğü iyi okursanız bu benim hakkım.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Hayır.

Ya doğru dürüst oturun veya...

BAŞKAN - Sayın Esengün...Sayın Esengün...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) –...İçtüzüğün bize verdiği bu hakkı kullanmamıza engel olmayın.

BAŞKAN – Ayrıca, benim bugüne kadar yaptığım uygulamalarda -çok net bir şekilde söylüyorum- salonda ilave beş-on kişi daha görseydim, bu yoklamayı yapmazdım; ama, sayı, kritik bir noktada olduğu için, bu yoklamaya, benim kendimde olduğuna inandığım bir hakkı suiistimal etmemek için başlıyorum; bu gerekçeyi de açıklıyorum.

Sizin müdahelenizi de çok yerinde bulmuyorum. Ben, bir yoklamayı niye yapmadığımı veya niye yaptığımı açıklamak konumunda hissediyorum kendimi. Bu, sorumluluğumun gereği, bana tanınan yetkileri paylaşmanın gereği.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, zatı âlinizin konuşmaya başladığı andan sonra salon doldu, lütfen...

BAŞKAN - Efendim, yoklama yapacağımı beyan ettim; izin verirseniz...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Bu, bir hakkın suiistimalidir. Böyle şey olmaz...

BAŞKAN – Sayın Başkan, çok açık olarak yoklama içinde ulaşabileceğimiz tahmininde olduğumu da söyledim; ama, lütfen, arkadaşlarımız biraz daha dikkat etsinler; yani, ziller çalışıyor, uyarılar yapılıyor, bize de bazı konularda biraz daha rahatlık...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Gördüğünüz gibi, herkes burada!

BAŞKAN – Şunu söylüyorum, mesela salonun şu yanı 176 kişi. Buralar doldurulsa...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ama şu anda dolu!

BAŞKAN – Şu balkonlar kullanılmasa, burası kullanılmasa rahat yürürüz. 176 kişinin fiilen doldurduğunu gözle görsek, şu kadar kişi var der, yoklamayı yapmayız.

AYHAN FIRAT (Malatya) – 20 kişi de onlardan var!

BAŞKAN – Yoklamaya ilişkin önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel Kurulda toplantı yetersayısı yoktur; geçici madde 23'le ilgili önergemizin oylaması sırasında yoklama yapılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

BAŞKAN – Önergede imzası bulunan milletvekilerinin salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım:

Mehmet Emin Aydınbaş?.. Burada.

Abdullah Özbey?.. Burada.

Mehmet Fuat Fırat?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Kahraman Emmioğlu?.. Burada.

Abdullah Arslan?.. Burada.

Cevat Ayhan?.. Burada.

Feti Görür?.. Burada.

Mustafa Ünaldı?.. Burada.

Altan Karapaşaoğlu?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Zülfikar Gazi?.. Burada.

Kemal Ateş?.. Burada.

Ahmet Feyzi İnceöz?.. Burada.

Şinasi Yavuz?.. Burada.

Ahmet Çelik?.. Burada.

Ömer Naimi Barım?.. Burada.

Bedri İncetahtacı?.. Burada.

Hüseyin Arı?.. Burada.

Abdullah Örnek?.. Burada.

Yoklamaya başlıyoruz.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Sizi televizyondan vatandaşlar seyrediyor!

BAŞKAN – Buyurun okumaya başlayın.

(Yoklamaya başlandı)

Avni Akyol?.. Burada.

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Sayın Başkan, oylama talebinde bulunanlardan 15 kişi var burada, oylama düşmüş sayılır.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Saydın mı bakalım?

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Saydım efendim.

BAŞKAN – Efendim, tespiti yaptık, şimdi, oylama sırasında tekrar bakıyoruz. Şu an ismi okunan buradaydı.

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Bulunmaları gerek efendim.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sayın Başkan, 17 kişi var.

BAŞKAN – Yoklamaya devam ediyoruz.

Feti Görür?.. Burada.

(Samsun Milletvekili Nafiz Kurt'a kadar yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere devam ediyoruz.

VI.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. —Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın,Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 Arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin,Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı :626) (Devam)

BAŞKAN – Önergeye Komisyon ve Hükümet katılmamıştı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, çerçeve 20 nci maddeyi, daha önce kabul edilen geçici maddelerle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

21 inci maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ BÖLÜM

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile İlgili Değişiklikler

MADDE 21. – 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesi madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Limited şirketlerin amme borçları

Madde 35. – Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Yıldız; buyurun.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA YILDIZ (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, çeşitli vergi yasalarında düzenleme öngören yasa tasarısının 21 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce, Grubum ve şahsım adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öyle anlaşılıyor ki, çoğulcu demokrasinin Türkiye'ye girdiği 1950'lerden bu yana, halen, iktidar ve muhalefetin klasik olarak birbirine yaklaşımını unutmamışız. İktidar ve muhalefetin bu klasik yaklaşımlarını bir tarafa itmedikçe, bu Parlamentodan, şu anda toplumumuzun beklemekte olduğu, eksiklerle bugüne kadar gelmiş olan vergi yasasıyla ilgili tasarının ve buna benzer, topluma yarar getiren diğer yasaların da çıkmasının söz konusu olamayacağı düşüncesini taşımaktayım.

Buradan hareketle, tasarının 21 inci maddesiyle, limitet şirket ortaklarının amme alacakları karşısında hisseleri oranında sorumlu olmaları öngörüldüğünü görüyoruz. Amacımız, zaman kaybına meydan vermeden, bu maddeyle getirilen hükümde görülen bir eşitsizliğin, bir eksikliğin giderilmesi için Sayın Bakanın dikkatini çekmektir.

Bu düzenleme, hukuk sistemimize aykırıdır. Türk Ticaret Kanununa göre, limitet şirketin ortaklarının sorumlulukları, şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı bulunmaktadır. Ticaret Kanununda bir düzenleme yapmadan, şirketin temel vasfını Amme Alacakları Yasasıyla değiştirmek doğru değildir, hukukî değildir. Ayrıca, asgarî sermayenin güçlüğü nedeniyle, özellikle, hizmet sektöründe yaygın olan limitet şirketler, tasarıyla cezalandırılmaktadır.

Bilindiği üzere, anonim şirketlerde ortaklar sorumlu tutulmazlar. Buna karşın, bu tasarıda, sadece limitet şirketlerde ortakları sınırsız sorumlu tutmak, bir noktada eşitsizliği meydana getirmekte ve cezalandırmaktadır tekrar. Konuya bu açıdan bakıldığında "limitet şirket kurulması caydırılacak ve mevcutların tasfiyesi yoluna gidilecektir" şeklinde bir imaj yaratıldığı görülmektedir. Sermaye şirketlerinin tüzelkişiliği vardır. Bu şirketler, varlıklarıyla sorumludurlar; ortaklar da, taahhüt ettikleri sermaye kadar sorumludurlar.

Sayın milletvekilleri, amme alacağının güvence altına alınmasının kesinlikle karşısında değil, yanındayız; ancak, güvence arayışı, hukuk sistemi içinde bulunmalıdır diye düşünüyorum.

Bu düşüncelerle, bu eksikliğin ve eşitsizliğin kaldırılacağı inancıyla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Cevher Cevheri; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA İ. CEVHER CEVHERİ (Adana) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına, hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı Vergi Yasa Tasarısının 21 inci maddesiyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesi değiştirilmektedir. Limited şirket ortaklarının sorumlulukları genişletilmekte; amme alacaklarına karşı sermayeleri miktarında sorumluyken, sermayeleri oranında sorumlu tutulur hale gelmektedirler. Bilindiği üzere, şirketler hukukunun ana prensiplerinden birisi de, sermaye şirketlerinde ortağın asli borcu, taahhüt ettiği sermaye borcundan ibarettir. Bu husus, Türk Ticaret Kanununun 532 nci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda sorumluluktan kurtulurlar.

6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi, amme alacakları için bir istisna getirmiştir. Bu hüküm de, amme alacağının limited şirketten tahsil imkânının kalmadığı hallerde uygulanabilecektir. Limited şirketler, kelimenin anlamından da anlaşılacağı üzere, sorumluluğun sınırlandırıldığı bir tüzelkişiliktir. Şirketlerin borçlarından dolayı ortakların şahsî mal varlığına başvurulamaz. Amme alacağı için getirilen istisna, sorumluluk, ortağın vaz ettiği veya vazını taahhüt eylediği sermaye miktarıyla sınırlıdır. Bu istisna dahi, şirketler hukukunun prensiplerine aykırıyken, tasarıyla, kamu alacağına karşı sorumluluğun, sermaye oranında olacağı hükmü getirilmektedir; yani, taahhüt ettiği sermaye miktarının çok üzerinde bir sorumluluk altında kalabilecektir.

Yapılan düzenlemeyle, limited şirketler amme alacakları bakımından şahıs şirketleri haline getirilmekte, âdeta, dünyadaki ve ticaret hukukumuzdaki geçmiş uygulamalar yok farz edilerek, yeni bir şirket türü icat edilmektedir.

Madde gerekçesinde belirtilen hususlara katılma imkânını bulamıyoruz. Haksız kazanç elde etmek, vergi kaybına yol açmak, yanıltıcı belgeler düzenlemek gibi amaçlarla limited şirket kurulması ihtimaline binaen müessesenin özüyle oynanamaz. Sermaye şirketi ile şahıs şirketi arası garip bir şirket çeşidi ihdas etmek, Vergi Kanununun içerisindeki bir maddeyle yapılacak iş değildir. Bu husus, behemehal Ticaret Kanununda yapılacak bir değişiklikle düzenlenmelidir.

Amme alacağının güvence altına alınmasına, elbette ki, kimsenin itirazı olamaz; ancak, bunun yolu, şirketlerin malî ve idarî yönden iyi denetlenmesiyle olur. Her ay muhtasar beyanname ve Katma Değer Vergisi beyannamesi vermek durumunda olan bir şirketin malî bünyesi, vergi dairelerinin takip ve kontrolü altındadır. Vergi borcunun doğabilmesi için, öncelikle kazanç elde edilmesi gerekir. Kazanan bir şirketin aktifini boşaltarak amme alacağının tahsilini imkânsız hale getirmek, denetim ve kontrollere rağmen, kolay bir iş değildir. Bu gibi düzenbazlıkları yapacak maharetteki insanların mevcudiyeti, birçok dürüst limited şirket ortağını, özellikle küçük ortakları risk altına sokmayı gerektirmez.

Bir örnek vermek gerekirse, 500 milyon sermayeli bir limited şirkette 50 milyonluk sermaye payı olan küçük bir ortak, şirket yöneticilerinin kötü niyeti ya da beceriksizlikleri sonucu sebep olabilecekleri 20 milyarlık bir amme alacağından, 2 milyar lira tutarında sorumlu olabilecektir.

Sayın milletvekilleri, öte yandan, anonim şirketler için böyle bir düzenleme getirilmediğinden, kötü niyetli kişiler bu tür şirketlere yönelecektir. Anonomi şirket kurmak da çok zor bir şey değildir. 5 milyar sermaye ve 5 kişiyi bir araya getirmek, niyeti halis olmayanlar için, çok kolaydır. Ayrıca, birçok limited şirketin de risk altına girmemek için nevi değiştirmeye yönelecek olması, ilgili mercilerin işlem yükünü artıracağı gibi, maddeden beklenen amaç da gerçekleşmeyecektir.

Bütün bu sebeplerle, ticaret hukukunun yerleşik prensiplerini zedeleyen 21 inci maddenin yerinde olmadığı kanaatindeyiz.

Yüce Meclisi, hürmetlerimle selamlıyorum. (DYP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Cevheri.

Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Altan Karapaşaoğlu; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarımız; Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunla ilgili değişiklikler meyanında 21 inci maddede bir düzenleme yapılıyor. Bu düzenleme "Limited şirketlerin amme borçları" başlığı altında yapılıyor. Limited şirketlerin hukukî özelliklerine çelişki teşkil edecek mahiyette olan bu maddeyle birlikte, ticaret kanunlarımızda da bazı düzenlemeler yapmak gerekmektedir. Bu düzenlemeler yapılmadıkça, ilgili yasa maddeleri arasındaki çelişkiler, bu maddeyi, Anayasaya aykırı duruma getirecektir.

Bu düzenleme, limited şirketleri, kamu alacakları açısından şahıs şirketi özelliklerine dönüştürürken, şahıslarla ve üçüncü kişilerle olan borç-alacak ilişkilerinde limited şirket özellikleri sabit kalmaktadır. Yani, melez bir şirket haline dünüştürülerek, cezacı zihniyet, kendisini, devlet lehine ifade etmektedir.

Ayrıca, bu yasa tasarısıyla, müteşebbislerin, sermayelerini, diledikleri miktarda riske atma konusundaki hürriyetlerinin önüne bir engel getirilmektedir. Tüm sorumluluk müteşebbise yüklenerek, sanki, devlet, enflasyona sebep olmazmış, ekonomik dalgalanmalara sebebiyet vermezmiş; hükümetler istikrarı bozmazmış, birtakım uluslararası anlaşmalarla müteşebbisini zora sokmazmış, velhasıl, hiç hata yapmazmış gibi, bütün suçu, iyiniyetli, kötü niyetli diye ayırım yapmadan, tüm limited şirket kurucularına yükleyerek, yalnız kendi çıkarları açısından bir düzenleme getiriyor. Burada, devlet, kendi çıkarını düşünürken, vatandaşlarının da çıkarlarını ve haklarını düşünmek mecburiyetindedir. Yani, bu maddeye, kişi haklarını da koruyucu bir düzenleme getirmek gerekir. Bu konuda bir önerge de vermiş bulunuyoruz; inşallah, diğer önergeler gibi bunlar da reddedilmez. Genel Kurulumuzun bu önerge doğrultusunda olumlu bir karar vermesini de, limitet şirketlerle ilişkisi bulunan vatandaşlarımız ve kurumlarımız açısından beklediğimizi bilhassa belirtmek istiyoruz. Yasa tasarısında öngörülen bu düzenlemeyle kötü niyetin önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Devlet yapısının içine kadar sızmayı başaran birtakım kötü niyetli örgütlerin devlet içinden sökülüp atılması mümkün olmadıkça, insanımızın özgürlüklerini, bu tip karmaşık yasalarla engelleyip duracağız.

Şimdi, size çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: Bir örgüt çıksa, iki varlıksız insana bir limited şirket kurdursa ve birtakım yolsuzlukları yapsa, bu adamlardan neyini, neresini, nasıl alacaksınız? Örgütleri adına adam öldürerek ömür boyu hapse girmeyi göze alanların karşısında, devleti ve piyasayı nasıl koruyacaksınız? Siz, devlet olarak, önce müteşebbisinize güvenmelisiniz. Zira, piyasada rekabet gereği, kötü niyetlilerle mücadeleyi en etkili biçimde yapacak olanlar, devletini ve milletini seven iyiniyetli müteşebbisler olacaktır; bu, piyasa gereğidir. Zorlamalarla getirilen bir düzenlemenin başarılı olduğu hiç görülmemiştir.

Özgürlükler, önlerine yasaklamalar konmadığı müddetçe özgürlüktür. Aksi takdirde, özgürlükten bahsetmek mümkün değildir. Devlete güvenin olmadığı yerde yolsuzluk vardır, anarşi vardır, kayırmacılık vardır ve bunun neticesi olarak da, özgürlükten bahsetmek mümkün değildir.Özgürlük, inançla birlikte olursa her tür bozukluğun ve olumsuzluğun önü kesilmiş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, hazırlanmış olan bu yasa tasarısının, enflasyonu azaltma konusunda etkisi, maalesef, yoktur. Zira, biraz önce, Grubumuzun vermiş olduğu, enflasyon muhasebesiyle ilgili geçici maddeye ilişkin önergemiz kabul edilmemiştir.

Yatırımların teşviki konusunda, küçük yatırımcı korunmamaktadır. Büyük yatırımcılara, büyük olanaklar temin edilmektedir. Sermaye piyasasına olumsuz etkileri olacaktır. Bir kaç gün sonra bu Meclise gelecek olan sermaye piyasasını ilgilendiren yasa tasarısında, hamiline yazılı hisse senetlerinin borsaya kayıt mecburiyeti getirilecektir; o zaman, piyasa bundan olumsuz bir şekilde etkilenecektir. Verginin tabana yayılması ve kayıtdışı ekonominin azalmasıyla ilgili etkisi olumsuz olacaktır. Zira, tabandan vergi alacağınız mükellef sayısı azalacaktır.

Ayrıca, bu tasarıyla, örtülü olarak, servet beyanı getirilmektedir. Tasarının 52 nci maddesiyle ise, kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde, banka ve diğer finans kuruluşlarında, en az bir gün süreyle bloke edilmesi şartı getirilmektedir paranın. Yani, mesela, 3 milyon dolarınız varsa, bu dövizi herhangi bir bankaya götürüp bir gün süreyle tutmak zorundasınız. Bunu yaptığınız takdirde, bu para sorgulama dışında kalacaktır; ancak, bu noktada mükellefler önemli bir riskle karşı karşıya bulunmaktadırlar; bloke edilen bu paralar, malî suçların araştırılmasıyla ilgili mevzuat çerçevesinde sorumlu tutulabileceklerdir. Dolayısıyla...

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Allah'tan korkun; kamuoyuna konuşuyorsunuz... (FPsıralarından gürültüler)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Efendim, biz, Allah'tan korkuyoruz. Biz, yeterince korkuyoruz, sizin de korkmanız lazım...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Biz korkuyoruz; siz kendinize bakın.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Getirdiğiniz bu yasa tasarısıyla...

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Gerçekleri konuşun...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – ...milletin...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Efendim, getirdiğiniz bu yasa tasarısıyla, milletin özgürlüklerinin önüne geçiyorsunuz.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Doğruları söyleyin; yalan söylüyorsunuz.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Milletin özgürlüklerini kısıtlıyorsunuz. Milletin özgürlüklerini kısıtlamaya hiç kimsenin hakkı yoktur. (DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu... Sayın Karapaşaoğlu...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Bu kürsüden doğru bildiklerimizi sonuna kadar söyleyeceğiz. Milletin özgürlüklerini kısıtlamaya hakkınız yok.

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, lütfen, Genel Kurula hitap eder misiniz.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Ayırımcılık yapamazsınız. Siz, ayırımcılık yapıyorsunuz. Milletin özgürlüklerini kısıtlıyorsunuz. (ANAPve DSP sıralarından gürültüler, “Ne bağırıyorsun” sesleri)

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Saygılı konuşun!

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu... Sayın Karapaşaoğlu...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Hatibi dinlemeniz gerekir, hatibi dinleyerek konuşmanız gerekir.

M. HADİ DİLEKÇİ (Kastamonu) – Niye bağırıyorsun; bağırmadan konuş...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu..

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Bakanın, beni sükûnetle dinlemesi lazım efendim; beni, yalancılıkla itham edemez. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, ben, gerekirse Sayın Bakanı da uyarırım.

BEKİR SOBACI (Tokat) – Ne zaman uyaracaksınız?!

BAŞKAN – ...ama, sizin bu kürsüyü, bir fırsatı elinize geçirip şov malzemesi haline getirmenize de izin vermem. Lütfen... (FP sıralarından gürültüler)

Sizin hakkınızı korumak benim görevimdir; onu korurum.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Siz bu davranışınızla ayırımcılık yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Hayır efendim...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Taraf tutuyorsunuz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kimseyi tutmuyorum.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Beni yalancılıkla itham eden bir insanı susturmanız lazım burada.

BAŞKAN – Siz, bana o fırsatı veriyor musunuz...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Ben de bu kürsüden konuşuyorum. Siz, her seferinde aynı şeyi yapıyorsunuz.

BEKİR SOBACI (Tokat) – Sayın Başkan...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Sobacı... Sayın Esengün...

Sayın Karapaşaoğlu, haksızlık etmeyin.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Sayın Başkanım, şurada oturan insanlar, başörtüsü zulmüne uğramış insanlardır. Bu insanların burada olması, bir ibret vesikasıdır. (DSP sıralarından gürültüler “Ne alakası var” sesleri)

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, bunun, konuşmanızla ne ilgisi var?!.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – İlgisi var efendim...

BAŞKAN – Ne ilgisi var?

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Özgürlüklerle alakası var...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, ne ilgisi var?

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Özgürlüklerle...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, sizi uyarıyorum; gerekli düzenlemeyi yapma fırsatını vermiyorsunuz.

Lütfen... 3 dakika vaktiniz var, bu süre içinde bitirin ve konuyla ilgili olarak ... (FP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Evet efendim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu kürsüden...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yani, şu an yaratılan manzara bizlere yakışıyor mu?!

MUHAMMET POLAT (Aydın) – "Şov yapıyorsun" diyemezsiniz konuşmacıya...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu'nu 6 kere uyardım, sözlerini durdurmadı.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, önce, müdahale eden Sayın Bakanı uyarmanız lazımdı.

BAŞKAN – Efendim, Sayın Karapaşaoğlu susmadan, kimi nasıl uyaracağım?

MUSTAFA KÖYLÜ (Isparta) – Sayın Başkan, biz, bu dayatmacıları 6 milyon kere uyardık...

BAŞKAN – Bakın, süre bitiyor... Lütfen... Sayın Karapaşaoğlu susmadan hiçbir şey yapamam.

LÜTFÜESENGÜN (Erzurum)—Sayın Başkan...

BAŞKAN —Sayın Esengün, lütfen, Sayın Karapaşaoğlu konuşmasını tamamlasın.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Önce, sizin, Sayın Bakanı uyarmanız lazımdı.

Sayın Bakan, bilmiyorum...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Süre bitmiş bulunuyor; ben, selam verip, bitireceğim efendim.

BAŞKAN – Lütfen... Mikrofon açık, buyurun.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; biz bu kürsüden görüşlerimizi, inandıklarımızı ve anladıklarımızı ifade ettik. Size, değerli milletvekili arkadaşlarıma saygılarımı sunuyorum. Şu anda, Parlamentomuzu ziyarete gelmiş olan başörtülü kızlarımıza da saygılarımı sunuyorum, hürmetlerimi sunuyorum, iyi dileklerimi sunuyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar, DSP ve ANAP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Bırak şimdi...

UĞUR AKSÖZ (Adana) – Ayıp!.. Ayıp!..

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına, Sayın Ertan Yülek, buyurun efendim.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz? (FP sıralarından gürültüler)

MUSA OKÇU (Batman) – Size ne oluyor yahu?! Siz niye rahatsız oluyorsunuz?!

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Konuşma.. Bir defa daha...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Esengün... Sayın Yalman...

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sabrediyoruz hep; yeter artık!..

BAŞKAN – Sayın Lütfi Yalman...

Lütfen, sükûneti temin edelim efendim.

HADİ DİLEKÇİ (Kastamonu) – Kabadayılar bastı Meclisi!..

BAŞKAN – Evet; Sayın Yülek...

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Konuşma bir daha...

BAŞKAN – Sayın Yalman...

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Zulüm yapılıyor, hep sabrediyoruz...

BAŞKAN – Sayın Yalman... (FP sıralarından gürültüler)

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Bırakın Allahaşkına!...

BAŞKAN – Sayın Yalman, Genel Kurul çalışmalarının böyle aksatılmasına da ben zor sabrediyorum ama... Lütfen...

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Ayıp yahu!...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yülek.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, 1 dakikamız geçti...

BAŞKAN – Çarem yok efendim..

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Olur mu efendim... Ben söze daha yeni başlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Efendim, sükûneti temin ettikten sonra...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, Ertan Beye 1 dakika ilave edin efendim.

BAŞKAN – İlave edelim...

Buyurun.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu heyecandan sonra, eğer, hakikaten, maddeyi sükûnetle dinlersek, hepimiz, bu maddenin, gerçekten, yersiz bir madde olduğunu göreceğiz.

Arkadaşlar mutlaka okumuşlardır. Ben, bir kere daha okuduğum zaman, arkadaşlar anlayacaklardır. Bakınız, yeni bir madde. Okuyorum :

"Limited şirketlerin amme borçları

Madde 35- Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar"

Burada, ticaret hukukuyla, ticaretle uğraşan birçok arkadaşımız vardır, ticaret odası başkanlığı yapmış arkadaşlarımız vardır, Ticaret Bakanlığı yapmış arkadaşlarımız vardır ve bu konuyla yakından ilgili olan kimseler vardır; arkadaşlarımız sorarlar. Hepimiz biliyoruz ki, Ticaret Kanununa göre, şirketler, sermaye şirketleri ve şahsî şirketler olarak iki gruba ayrılır.

Arkadaşlar, bakın, çok ciddî ve hepimizi alakadar eden bir meseledir bu. Kanun vazıı, Türk Ticaret Kanununda, neden sermaye şirketlerini getirmiş; sermaye şirketlerinin ortaklarına, sermayeleri nispetinde sorumluluk getirmek için. Öyle midir?

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Miktarında...

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Miktarında...

Diyelim ki, 500 bin liraya veyahut da 5 milyar liraya bir şirket kurulmuş; o şirketin, limited şirket olabilmesi için 2 ile 20 arasında ortağının olması gerekiyor. Bakın, anonim şirket ile arasındaki fark bu; anonim şirketlerde en az 5 ortak olur, limited şirketlerde en az 2 ortak olur. Anonim şirketlerin üst ortağı sınırsızdır, limited şirketlerin üst ortağı 20’dir. Diyelim ki, 5 ortak bir araya gelip, 5 milyar liralık bir limited şirket kurdu ve her biri birer milyar lira ile sorumlu öyle mi? Sermaye şirketi, anonim şirkete benzeyen; ama, ayrıcalığı olan...

Bu kanun tasarısı “eğer, amme alacağı varsa -o şirket ortakları var ya... Mesela, 2 kişi yönetimdedir, 3 kişi yönetimde değildir- amme alacaklarından dolayı, limited şirketlerin bütün ortakları, bütün mal varlığı ile sorumludur” diyor. Allah için söyleyin, bunun manası nedir biliyor musunuz; limited şirket kurmayın demektir ve yeri de, burası değildir, yeri, Ticaret Kanunudur. Eğer burada birtakım suiistimaller oluyorsa, bazı amme alacakları tahsil edilemiyorsa, o zaman, Ticaret Kanununu getirelim, gerekli değişikliği yapalım ve limited şirketlerin kurulmasını zorlaştıralım.

Anonim şirketin kuruluşu daha zordur. Bakın, insafınıza, vicdanınıza ve aklınıza söylüyorum; hukuktan ve ticaretten anlayanlara söylüyorum; hiçbir şey anlamasanız bile, mantığınıza hitap ediyorum ve diyorum ki, limited şirketi, kanun vazıı, iş hayatını canlandırmak, sermaye şirketlerinin teşekkülünü kolayca sağlamak için, anonim şirketlerden ayrıcalıklı şekilde bir şirket türü olarak geliştirmiş; bu bir.

İkincisi, şahsî şirketlerde, herkes, bütün mal varlığıyla sorumludur, burada, ortaklık payı nispetinde sorumluluk getirilmiş; bu bir kolaylık. Şimdi size soruyorum: Eğer ortaklar, bütün mal varlığıyla sorumlu olurlarsa, limited şirket kurar mısınız; kurmazsınız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN—Sayın Yülek, kaybedilen süre de dahil olmak üzere, konuşmanızı iki dakikada toparlayın lütfen.

İ. ERTANYÜLEK(Devamla)—Arkadaşlar, rica ediyorum... Bakınız, bu mesele, sadece bizim meselemiz değildir; bu mesele, hepimizin, bugün, o partide veya bu partide olanlarımızın meselesidir; ama, bütün iş hayatının meselesidir. Geliniz, hiç olmazsa, bu kadar mantıklı, doğru bir meselede beraber hareket edelim ve bu maddeyi çıkaralım. Çıkaralım ki, hakikaten iş hayatında canlılığın alameti olan veya kolayca kurulabilen bir şirkete yaşama imkânı verelim. Peki, bunu çıkarmadık, ne olur; ben size şunu söyleyeyim :Limited şirket statüsü çalışmaz, herkes anonim şirkete kaçar...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) —Kaçsın...

İ. ERTANYÜLEK(Devamla)—O zaman niye getiriyorsunuz bunu?

Limited şirket için, kanun vazıı, Ticaret Kanununda, “bu bir kolaylıktır” demiş. Sermaye şirketlerine bir kolaylıktır.Anonim şirketten daha kolay olsun diye bunu getirmiş. Şimdi, siz zorlaştırıyorsunuz. Hani, siz liberal ekonomiden yana, hür teşebbüsten yanaydınız!.. Bu, kendi kendini inkâr değildir de nedir Allahaşkına, söyleyin. Bir siyaset meselesi, bir parti meselesi de yapmıyorum; şu maddeyi, lütfen, bir okursanız ve benim şu söylediklerimi de dikkate alırsanız, bilesiniz ki, bu maddenin çıkması lazımdır. Onun için, sizden rica ediyorum... Bakınız, bugün siz iktidardasınız, yarın başkaları iktidarda olabilir.

Gerekçeye baktım, deniliyor ki, “birtakım suiistimaller yapılıyor...” Efendim, suiistimali önlemenin yolu vardır. Hani demişler ki “Millî Eğitimi en iyi idare etmenin yolu, mektepleri kapatmaktır.” Şimdi, en iyi yol da, bu şirketleri kapatmak!.. Ancak, maksat, şirketleri kapatmak değil, ticaret hayatına canlılık vermektir.

Bu meseleyi benden çok iyi biliyor arkadaşlarımız ve gözleriyle de beni de tasdik ediyorlar.Rica ediyorum, bir önergemiz var, bunu çıkaralım ve hayırlı bir iş yapmış olalım.

Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN—Teşekkür ediyorum Sayın Yülek.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)—Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN—Komisyonun söz talebi vardır; ancak, Komisyonun konuşma süresi 10 dakikadır, çalışmalarımızın tamamlanmasına 10 dakikadan daha az bir süre kaldığı için, Komisyonun ve olabilecekse Hükümetin söz talebini karşılamak üzere...

CEVAT AYHAN (Sakarya)—Karar yetersayısının aranmasını istiyorum.

BAŞKAN —Affedersiniz, ara verme de mi karar yetersayısına tabi?! Bu, bir oylama değil Sayın Ayhan.

Çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam etmek için, saat 20.00’de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati :18.57

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 20.00

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin Yıldız (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 108 inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER : (Devam)

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlâk Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının,Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plân ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070 (S. Sayısı : 626) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.

Komisyonun 21 inci madde üzerinde söz talebi vardı.

Komisyon Başkanı Sayın Biltekin Özdemir; buyurun efendim.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 102 saatlik bir yoğun çalışmadan sonra huzurunuza getirilmiş bulunan 13 vergi kanunu değişikliği üzerindeki tartışmalar devam ederken, çalışmaların, hem verimli hem de hızlı bir biçimde sonuçlanmasını temin amacıyla, zaman zaman ihtiyaç duymama rağmen söz almayı çok fazla değerlendirmiyorum; ama, kimi hallerde değerli konuşmacıların sundukları bilgilerin kamuoyu açısından olsun, Genel Kurulumuz açısından olsun ek bilgilendirme ihtiyacı söz konusu olduğu zamanlarda söz almaktan da, tabiatıyla, kendimizi alıkoyamıyoruz. İşte, bu konulardan biri de, kamu alacaklarının tahsiliyle ilgili 6183 sayılı Kanunun üzerinde konuşmalar yaptığımız, tartışmalar yaptığımız 35 inci maddesiyle ilgilidir.

Değerli arkadaşlarım, sistemimizde, alacakların tahsilini temin eden iki temel kanun vardır: Bunlardan biri, kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen ve alacakların, zorunlu kurallar ve özel kurallar uygulanmak suretiyle takip ve tahsilini sağlayan İcra ve İflas Kanunudur; ama, kamu alacakları, kişi alacaklarından farklı bir özellik taşıdığı ve toplumun tümünü ilgilendiren nitelikler arz ettiği için, kanun koyucu, bu amaçla özel bir düzenleme yapmış ve Kamu Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda, kamu alacaklarının güvence altına alınmasını, izlenmesini, tahsilini ve hangi hallerde icraen takibini öngören hükümlere ve geniş düzenlemelere yer vermiştir. İşte, bu 35 inci madde de, kamu alacaklarının güvence altına alınmasına yönelik bir düzenlemedir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, kanun koyucu, bu 35 inci maddeyi niçin özel olarak düzenleme ihtiyacını, daha kanunun yürürlüğe girdiği altmış yıl evvel gerekli görmüştür; çünkü, düşünmüştür ki, çok sınırlı sayıda kişilerin küçük sermayeyle bir araya gelerek, limitet şirket ortaklığıyla ekonomik faaliyetler yapmasına fırsat tanınmıştır. Esas itibariyle, limitet şirketlerde vergi yükümlüsü doğrudan doğruya şirketin kendisidir, haddizatında, ortakları hiç dikkate almamak lazım; çünkü, limitet şirket tüzelkişiliği, kendi vergi borçlarından sorumlu bir kişiliktir; ama, bu öyle bir kişiliktir ki, zaman zaman bu kişiliği teşkil eden gerçek kişiler, tüzelkişilik kanalıyla yapmış oldukları faaliyetler neticesinde, vergi alacağının güvencesini sarsacak tavır ve davranışlarda bulunabilirler. İşte, bu endişeyi duyan kanun koyucu, daha kanunun başında, limitet şirketlere "sizin ortaklarınız da, şirkete koydukları miktar kadar doğacak tüzelkişilik borçlarından sorumludur" demiştir. Burada, borcun asıl sahibi -tekrar dikkatlerinize sunuyorum- tüzelkişidir.

Değerli arkadaşlarım, aradan geçen uzun uygulama dönemleri sonunda, görülmüştür ki, başlangıçta duyulan bu endişe, giderek boyutlarını artırmış ve ilave yeni düzenlemeler yapılması gereksinimi duyulmuştur. İşte, 55 inci Cumhuriyet Hükümetimiz, her kapsamda düşünmüş olduğu bir tasarısında, bu konuyu da, tekrar, uygulamadan gelen ve kendilerine intikal eden ayrıntılı bilgilerin ışığında yeniden değerlendirmiş ve bir şekilde -çarpık kurumsallaşmayı kökünden bertaraf edecek ve iyi niyetli kurumsallaşmayı da sağlayacak şekilde- bu şirket kuruluş biçimini kötüye kullananların bu kullanımını önleyecek tarzda, malî bir ilave hüküm öngörmüştür ve "bu şirketin ortakları, şirketin vergi borçlarından, şirkete koydukları sermaye oranında sorumludur" demiştir; bu, bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Bu, sağlıklı, dürüst ve vergisini kaçırmayı hiç düşünmeyen tüzelkişiler ve onların ortaklarıyla ilgili bulunmayan bir düzenlemedir. Tamamen, bu kuruluş biçimini, âdeta vergiden kaçınmak, daha doğrusu vergiyi kaçırmak üzere düşünenler için öngörülmüş bir hükümdür. Böyle bir hükümden Ticaret Kanunuyla bağdaşılmadığı biçiminde sonuçlar çıkarmak, bence, ticaret hukukunun iştigal alanı ile kamu alacaklarını güvence altına alan hukuk sisteminin birbirleriyle uyumunu ve bağdaştırılması zorunluluğunu dikkate almadan yapılan eksik bilgilendirilmelerden ve yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. Böyle bir düzenlemenin, liberal ekonominin temel kuralı olan kurallara göre hareket etme, herkesin malî gücüne göre ve malî sorumluluğuna göre hareket etme gereksinimini tahkim etmesi sebebiyle de çok yerinde bir düzenleme olduğunu hepimizin kabul etmesi gerekir. Hiçbir suretle, ne ekonominin işleyişine ne kurumsallaşmaya ne de bu kurumları oluşturan iyi niyetli kişilere yönelik bir olumsuz düzenlemedir; bu nedenle, yerinde bir düzenlemedir.

Bu hususu sizlerin bilgilerine sunmayı Komisyon olarak görev bildim.

Saygılarımla bilgilerinize arz ederim. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.

Sayın Bakan, galiba, sizin de bir söz talebiniz vardı.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, bir vergi düzenlemesi yapmaya çalışıyoruz. Vergi düzenlemesinin temel amaçlarından bir tanesi; bir taraftan vergi kayıp ve kaçağını önleyerek vergi tabanını yaygınlaştırıp, herkesten, ödeme gücüne göre vergi almaya çalışırken, bir taraftan da yasalarla alınması gereken vergilerin sürekli güvence altında tutulması, yasalarda yaratılan boşluklarla amme alacağının tehlikeye düşürülmemesi temel hedef olarak alınmaktadır.

Zaten, 6183 sayılı Yasamız, amme alacağının hangi hallerde teminat altına alınması gerektiğini ve nasıl alınacağını çok ayrıntılarıyla düzenlemiştir; bu, çok önemli bir olaydır; üstelik de, amme alacağının tahsil şekilleri, kişilerin karşılıklı olarak alacaklarının tahsil şekillerinden farklıdır; çünkü, vergi, bir zoralımdır; zoralım olduğu için de, amme alacağı, olabildiği kadar garanti altına, olabildiği kadar güvence altına alınmaya çalışılır; çünkü, mevcut yasalara göre tahakkuk etmiştir, tahsil edilebilecek bir hale gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, tüzelkişilerin vergi borçlarıyla ilgili olarak oluşan amme alacakları konusunda, aslında, hukukumuzda paralel düzenlemeler vardır. Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi, 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35 inci maddesi, tüzelkişileri yönetenlerin sorumluluğunu belirler. Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeleri, şirket varlıklarından alınamayan amme alacakları; yani, kamu borçları itibariyle, şirketlerin kamu borçları nedeniyle tamamen sınırsız olarak sorumludurlar; yani, bir anonim şirketin yönetim kurulu üyesi, eğer, şirketin varlıklarından bir kamu alacağı tahsil edilemiyorsa, şirket varlıklarından bir vergi borcu tahsil edilemiyorsa, kişisel malvarlığıyla sorumludur; Vergi Usul Kanunu 10 uncu ve 6183 sayılı Yasa mükerrer 35 inci maddesi... Demek ki, anonim şirketler ile limitet şirketler arasında herhangi bir farklılık yokmuş; anonim şirketlerde de yönetim kurulu üyelerinin somut sorumluluğu varmış ve bu, yasalarla zaten güvence altına alınmış. Peki, güvence altına alınmayan amme alacağı neredeymiş? Değerli arkadaşlar, işte, bu, limitet şirketlerde ortaya çıkmış.

Türkiye'de limitet şirket kurmak, hem sermaye itibariyle hem kişi itibariyle -sayısal kişi sayısı itibariyle- hiç de zor değildir; 2 kişi bir araya gelir, 500 milyon lira bir sermaye koyar, bir limitet şirket kurar; kurduktan sonra istediği gibi fatura bastırır, istediği gibi fatura verir, alışveriş yapar, alır, satar, istediğini yapabilir. Peki, bu şirketin sorumluluğu kimindir; bu şirketin sorumluluğu da, limitet şirkete müdür olarak atanan bir tek kişiye aittir; orada da, limitet şirketin ödenmeyen borçlarından ötürü, işte o kişi sorumludur. Peki, bu kişi kimdir?

Değerli milletvekilleri, “dürüst mükellefler açısından, sorumluluğunu bilen insanlar açısından, getirilen düzenlemelerin hiçbir mahzuru hiçbir geriye gidişi yoktur” derken kastettiğimiz olay budur. Zaten, şirketinde oluşan vergi borçlarından kendisini sorumlu hisseden gerçek yöneticilerin veya gerçek müteşebbislerin bundan alınacağı bir şey yoktur. Ancak, herhangi bir şirkette, olabildiği kadar naylon faturalarla, sahte belgelerle, vesairelerle amme alacağını oluşturup da, bütün sorumluluğu, o şirketin başında getirmiş olduğu, çok büyük ölçüde de, genellikle faaliyette bulunduğu işhanının çaycısının, odacısının sırtına yükleyip de kaçan insanlara karşı bir düzenleme yapmak gerekiyordu. İşte, getirilen düzenleme bu ve getirilen düzenleme bundan ibaret.

Türkiye'de, son bir yıl içerisinde, 130 bin tane limitet şirket kuruldu; 130 bin tane!.. Limitet şirketlerin sayısı, anonim şirketlerin sayısının neredeyse 7-8 katına yükselerek 390 bine çıktı. Niye çıktı; iki temennileri var. Nedenlerden bir tanesi, bu tasarıyla ortadan kaldırmaya çalıştığımız hayat standartı esasından, gerçek usuldeki mükelleflerin kaçması içindir; bu tüzelkişi hayat standartı esasına tabi değil; o halde, hemen bir limitet şirket kuralım; biz, limitet şirketler bünyesinde faaliyette bulunan insanlar konumuna girelim... Vergiden kaçınmak; olabilir. Bunun için kuruldu; ama, çok büyük ölçüde de, sorumluluktan kaçan insanların, iyi niyetli davranmayacak olan insanların, limitet şirketlerde oluşan vergi borçlarına karşı sorumlu olmaktan kaçmaları nedeniyle kuruldu. Bunu önlemenin elbette bir yolu olmalıydı; çünkü, bu sistemi boş bırakamazsınız, boş bırakmanız mümkün değil. Yoksa, kalkıp da, ticaret hukukunun şirketlerle ilgili hükümlerini değiştirmek gibi bir olay yoktur burada. Biz, amme alacağını garanti altına alıyoruz. Kime karşı alıyoruz; kötü niyetli olan insanlara karşı alıyoruz ve diyoruz ki, koyduğu sermaye oranında, bu şirketin oluşan borçlarından da sorumlu olsun; o borçlar kendiliğinden oluşmadı; verdikleri faturalarla, yaptıkları işlemlerle bu şirkette bu kâr oluştu; zaten, o kâr üzerinden bu vergi oluştu. O halde, bunu ödemekten veya bunun ödenmesiyle ilgili getirilen bir garanti maddesinden rahatsız olunmasının nedeni nedir? Yani, bunun bir nedeni olabilir mi değerli arkadaşlar; bunun, bir nedeninin olması mümkün değil.

Dolayısıyla, iyi niyetli olarak gelişmiş olan birçok şirketin sahiplerinin, hatta şirketlerin bile haberi olmadan- götürüp, vergi dairelerine borçlarını ödediklerini biliyoruz, bu doğal; ancak, şu anda, tahsil edilmeyen ve üstelik de tahsil gücü olmayan, triyonlarca lira alacaktan, kendinden bile haberi olmayan bir insanın sorumlu olduğunu, bugün, üzülerek müşahede ediyoruz. Karşı karşıya kaldığımız olay bu.

Değerli arkadaşlar, burada yapılan düzenleme budur. Bu konuda, anonim şirketlerin sorumluluğu vardır -Vergi Usul Kanununun 10 uncu ve 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35 inci maddesi limitet şirketlerin müdürlerinin sorumluğu vardır; değerli arkadaşlar; ama, o limitet şirketlerin müdürü, herhangi bir sınırlamaya tabi olmadığı için, dediğim gibi, çaycıdır, odacıdır veya sokaktan bulunan bir kişidir. Şimdi getirilen sorumluluk, aynen anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna benzer bir sorumluluk; eğer, ödenmeyen vergi borçları nedeniyle şirket ortaklarının, sermayeleri oranında sorumlu olmasını getirirsek, en azından, kötü niyetli davranışları engellemiş oluruz; iyi niyetli kişi, zaten, bundan kendisini sorumlu tutar.

Aslında, vergi kanunlarına başlarken, bu şekildeki bir açıklama, bu konudaki tartışmaların büyük bir kısmını ortadan kaldırır; ben, buna inanıyorum. Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında, bu yöntemi izledik. Önce, getirdiğimiz tasarının neler getirdiğini, hangi eksiklikten kaynaklandığını, yürürlükteki mevzuatın neye elvermediğini, dolayısıyla, yapılan düzenlemeyle neyi çözdüğümüzü anlatırdık; anlattıktan sonra da, bunun üzerinde, gerçekten, pek fazla bir tartışma olmazdı. Ancak, burada, olmayan olaylar üzerine senaryolar kurularak konuşulmaya başlanınca, ister istemez, ortam da gerilmekte, hiç ilgisi olmayan konular konuşulmaya başlanmakta. Düzenleme bundan ibaret. Keşke, böyle bir olanak olsa da, Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında, her maddeden önce çıkıp, bu konuda ne düzenleme yapıldığını, mevcut sistemin sakıncalarının neler olduğunu, getirilen düzenlemelerin ne olduğunu, bundan sonra, uygulamanın ne olduğunu açık açık söyleyebilsek. Bundan sonra katılınmadığı takdirde... Elbette ki, herkesin görüşüne saygımız vardır, katılınmayabilir; katılınmaz... Üstelik, her şeyi çok iyi düşüneceğiz diye de bir iddiamız yok... Bunların düzeltilmesi de mümkündür; ama, konunun içerisinde kalmak, konuyla ilgili katkıları değerlendirmek ve bu konudaki beklentimiz de, kesin olarak yadırganmamalı.

Değerli milletvekilleri, bir defa daha tekrar etmek istiyorum. Bu şekilde yapılan düzenleme, hukuk sistemimizde, herhangi bir değişikliği içermemektedir; limitet şirketlerdeki sorumluluk, anonim şirketlerdeki sorumluluk, Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde, aynen devam etmektedir; ancak, bizim, vergi yasaları itibariyle, amme alacağını garanti altına almak için belirli düzenlemeler yapma zorunluluğumuz vardır ve bunlar, 6183 sayılı Yasada yapılır. Bu çerçevede, limitet şirketlerde oluşmuş bir boşluğu, bir kötüye kullanmayı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Naylon olarak oluşturulmuş şirketlerin üzerinden trilyonlarca lira vergi kaçırılmasının önüne geçmeye, kişileri sorumlu tutmaya çalışıyoruz. Bu şirketlerin, odacı veya çaycı unvanlı genel müdürlerini biz takip ederken, bu şirketlerin içini boşaltarak, bütün varlıklarını alıp giden insanlara hiçbir şey yapamıyorsunuz bu yasalara göre. Galiba, bu Parlamentoda, böyle bir düzenlemenin devam etmesini hiç kimse istemez; en azından, umuyorum ki, bu Parlamentonun çoğunluğu istemez. Dolayısıyla, maddenin bu çerçeve içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bir defa daha, Genel Kurulun bilgilerine saygılarımla arz ederim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şahsı adına, Sayın Emin Kul?..

EMİN KUL (İstanbul) – Sayın Bakanın bu izahatından sonra konuşmaya gerek yok.

BAŞKAN – Konuşmayacaksınız...

Sayın Necdet Tekin, buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Tekin, Plan ve Bütçe Komisyonunda niye konuşmadınız?

NECDET TEKİN (Kırklareli) – Şimdi cevabını vereceğim efendim.

Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; burada, vergi gibi son derece teknik bir konuyu konuşuyoruz. Bunun üzerinden -Sayın Bakanımın da biraz önce belirttiği gibi- siyaset yapmak veya bu konularda kamuoyunu, ticaret erbabını yanıltmak hiçbirimizin görevi değildir ve haddine de düşmemelidir. Ancak, bir önceki oturumda konuşan bir hatip arkadaşımız aynen şöyle dedi: "1 milyon dolarını, kanun çıkınca, bir yıl bankaya koyacaksın ve bir yıl orada duracak." Arkadaşlar, insanların insaflı olmaları gerekir, dürüst olmaları gerekir, samimî olmaları gerekir ve yasa tasarısını iyi okumaları gerekir. (DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Bizim, buradan vereceğimiz her mesaj kamuyu yanıltmamalıdır.

"Plan ve Bütçe Komisyonunda niye konuşmadın" dediler; işte şimdi konuşuyorum ve sayın hatibin burada bahsetmiş olduğu madde 54 üncü maddenin geçici 47 nci maddesidir ve ileride görüşeceğimiz bu maddenin bir bölümünü okuyarak bu yanlışlığı ortadan kaldırmak istiyorum.

"Mükelleflerin bu kayıtlarda yer almayan veya yukarıda sayılan vesikalarla kanıtlanamayan nakit para, mevduat sertifikası, döviz ve benzeri kıymetlerini, bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın son iş gününde bankalar ve ilgili mevzuatı uyarınca mevduat kabul eden diğer kuruluşlarda asgarî bir gün süreyle - bir gün; bir yıl değil, 1 milyon dolarda değil!.. -bulundurmaları şartıyla, bu kıymetlerden karşılanan mal edinimi ve harcamaları hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır. Söz konusu kuruluşlar mükelleflerin bu konudaki taleplerini yerine getirmeye mecburdurlar."

Ben de, bu yanlışlığı, bu maddeyi okuyarak düzeltmeye mecburdum.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tekin.

Madde üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili, 1tanesi Anayasaya aykırılık iddiasını içermek üzere, toplam 7 önerge vardır. Madde, bir fıkra olduğu için, anayasaya aykırılık önergesi dışında, geliş sırasına göre 4 önergeyi işleme koyacağım.

Şimdi, önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 21 inci maddesiyle değiştirilen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Adil Aşırım Güven Karahan

Kars Iğdır Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

"Limitet şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan âmme alacağından tüm mal varlıklarıyla doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun gereğince takibe tabi tutulurlar."

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 21 inci maddesiyle değiştirilen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Adil Aşırım Güven Karahan

Kars Iğdır Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

"Limitet şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve genel hükümlere göre takibe tabi tutulurlar."

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 21 inci maddesiyle değiştirilen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Adil Aşırım Güven Karahan

Kars Iğdır Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

"Limitet şirket ortakları, şirketin amme borçlarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar."

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 21 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Selahattin Beyribey Adil Aşırım Güven Karahan

Kars Iğdır Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okuyacağımız önerge, Anayasaya aykırılık önergesi. Okuduktan sonra, İçtüzüğümüze göre, öncelikle görüşülmesi öngörüldüğü için hemen işleme koyacağım.

Dikkatlerinize sunuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Vergi Usulü Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu,Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, MTV Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı çerçeve 21 inci maddesinde yer alan metin Anayasaya aykırıdır.

Konunun bu yönden değerlendirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Mustafa Ünaldı Altan Karapaşaoğlu Bedri İncetahtacı

Konya Bursa Gaziantep

Cemalettin Lafçı Nedim İlci İbrahim Ertan Yülek

Amasya Muş Adana

Osman Hazer Rıza Ulucak Alaattin Sever Aydın

Afyon Ankara Batman

Suat Pamukçu İsmail Coşar Ömer Naimi Barım

Bayburt Çankırı Elazığ

Lütfü Esengün Ömer Özyılmaz Sıtkı Cengil

Erzurum Erzurum Adana

Ahmet Çelik Sıddık Altay Ziyattin Tokar

Adıyaman Ağrı Ağrı

Ömer Faruk Ekinci Musa Okçu Ömer Vehbi Hatipoğlu

Ankara Batman Diyarbakır

Aslan Polat Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş

Erzurum Erzurum Gaziantep

Mehmet Emin Aydınbaş Ali Oğuz Ahmet Dökülmez

İçel İstanbul Kahramanmaraş

Kahraman Emmioğlu Saffet Benli Abdullah Özbey

Gaziantep İçel Karaman

Hüseyin Arı Yaşar Canbay Hüseyin Olgun Akın

Konya Malatya Ordu

Ahmet Demircan Şaban Şevli Sabahattin Yıldız

Samsun Van Muş

Latif Öztek Abdullah Arslan Maliki Ejder Arvas

Samsun Tokat Van

Fethullah Erbaş İlyas Arslan Abdullah Örnek

Van Yozgat Yozgat

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önerge hakkındaki görüşünüzü alayım.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, Anayasamız, vergi hukukuyla ilgili olarak, herkesin malî gücüne göre vergi ödemesini zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluğu yerine getirmeyenler hakkında kanun tasarısında düzenlemelerin yapılmış olması da, aslında, Anayasaya aykırı bir husus değildir; tam tersine, Anayasanın emrettiği bir hususun yerine getirilmesine yöneliktir. Bu itibarla, söz konusu madde -Anayasaya aykırılığı bir yana- Anayasanın emrettiği bir hususun yerine getirilmesini temine matuftur; o nedenle, bu önergeye katılmamız mümkün değildir.

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, hukuk, hiçbir şekilde, kötüye kullanmaya olanak verecek boşluklara müsaade etmemelidir. Burada yapılan düzenleme, çok büyük ölçüde, bir hukuk boşluğundan yararlanılarak, çok açık bir şekilde. bir hakkın kötüye kullanılmasını, hatta suiistimalini önleyecektir. Dolayısıyla, gerek anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin gerekse limitet şirket yöneticilerinin sorumluluğu dikkate alındığında, yapılan düzenleme, aslında, eşitlik ilkesine uygun bir düzenlemedir. Dolayısıyla, Anayasaya aykırılık söz konusu değildir. Bu iddiaya katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Karapaşaoğlu, önerge sahibi olarak konuşmak istiyorsunuz; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; biraz önce kürsüye gelerek, Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan arkadaşıma ben tavsiye ederdim; önce tutanakları bir okusun da, ondan sonra gelsin, burada savunsun.

Bakın, ben tutanaktan okuyorum: "En az bir gün süreyle bloke edilmesi şartı getirilmektedir paranın; yani, mesela, 3 milyon dolarınız var; bu dövizi herhangi bir bankaya götürüp bir gün süreyle tutmak zorundasınız" dedim. Onun için, değerli arkadaşlarım, evvela, siz, iyi anlayın, iyi dinleyin, ne konuştuğumuzu bilin, ondan sonra konuşun. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan buraya çıktılar, çok güzel izah ettiler. Anonim şirketlerde yönetim kurulları sorumludur, limitet şirketlerde de yöneticiler sorumludur. Eğer, burada, sorumluluk, anonim şirketlerde olduğu gibi, biraz daha zorlaştırılmak veyahut da garanti altına alınmak isteniyor idiyse, limitet şirketlerin kuruluşundaki veya yönetim tarzındaki birtakım düzenlemelerle, bu, gündeme getirilebilirdi.

Şimdi, ne yaptınız sizi anonim şirketler ile limitet şirketler arasında bir benzerlik olan hissedarların dokunulmazlığı konusuna bir dokunulma getirdiniz. Bakın, Anayasamızın 10 uncu maddesinin üçüncü paragrafında ne diyor: "Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde, kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." Siz, bu zorunluluğu ihlal ediyorsunuz. İşte, biz de, savunmalarımızda, bu zorunluluğu ihlal ettiğiniz için, Anayasaya itibar etmediğiniz için ve bu hususu da her konuda her konumda gündeme getirdiğiniz için, özellikle vurgulamak maksadıyla burada söyledik; ama, maalesef, Sayın Bakanımız tarafından hakarete uğradık. Ben, bu yasa tasarısıyla ilgili maddelerde, milletin, 6 milyona varan mükellefin haklarını korumak pahasına, hakarete uğrasam da, burada çıkıp konuşacağım ve hiç kimse de bunun önüne geçemeyecek Allah'ın izniyle. Biz, Allah’a inanan insanlarız, hakka, hukuka inanan insanlarız, anayasaya inanan insanlarız (ANAP ve DSP sıralarından gürültüler) hiçbir şekilde, bizim önümüze, doğruyu söylemek bakımından engel koyamazsınız.

Saygılar sunuyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karapaşaoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, biraz önce geliş sırasına göre okuttuğumuz önergelerdeki imzalar geri çekilmiştir, onun için önergeleri işleme koyamıyorum...

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Sayın Başkan, önergelerimiz vardı...

BAŞKAN – Sayın Ayhan, önergeleri geliş sırasına göre okuttuktan sonra -aykırılık derecesine göre işleme koyduğumuzda- imzalar geri çekildiği için, sizin önergenizi işleme koyamadım...

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Tamam efendim.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

22 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 22. – 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 47. – Amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler sırasıyla; ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş, içinde bulunulan takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak, aynı tarihte zaman aşımına uğrayacak alacaklarda her birine orantılı olarak, vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olana mahsup edilir. Ödemenin, alacak aslı ile fer’ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer’ilerine orantılı olarak yapılır.

Amme alacağına karşılık cebren tahsil olunan paralar; önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer’ ilerine orantılı olarak mahsup edilir.”

BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın İlyas Arslan; buyurun.

FP GRUBU ADINA İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 626 sıra sayılı Vergi Kanunu Tasarısının 22 nci maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, şahsım ve Grubum adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 22 nci maddeyle, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi değiştirilmekte ve rızaen veya icra yoluyla tahsil edilen kamu alacaklarının asıl ve fer’ilerinin mahsubunda izlenecek yol belirtilmektedir. Bu maddede, bir husus hariç, değişiklik, maddenin yeniden yazılmasından ibarettir. Yeni getirilen hüküm, alacak fer’ilerinin de asılla birlikte orantılı mahsuba tabi tutulmasıdır.

Alacak fer’ileri, bir alacaktan doğan gecikme zammı, faiz gibi ekleri içermektedir. Tahsilatın, faiz ve gecikme zamlarıyla asıllara oransal olarak mahsup edilmesi, mükellefin aleyhine haksız bir durum ortaya koyacaktır.

Bu nedenle, amme alacağına karşılık, rızaen ve icra yoluyla tahsil edilen tutar, öncelikle alacak asıllarına, kalan kısım ise fer’ilerine mahsup edilmelidir. Takibe iştirak etmiş diğer alacaklı tahsil daireleri içinde kalan kısım üzerinden, alacak asıl ve fer’ilerine sırasıyla uygulanması doğru olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletin finansman kaynaklarına baktığımızda, şüphesiz, en sağlam kaynak olarak vergi gelirlerini görüyoruz. Bu, geçmişte de böyleydi, bugün de böyle; gelecekte de, devletler için verginin önemi büyük olacaktır. İster gelişmiş, isterse az gelişmiş olsun, bütün devletler için ekonominin temel taşı vergidir. Devletin en ciddî gelirini verginin oluşturması, devleti, bu işin üzerine gitmeye zorlamaktadır. Bu üzerine gitme, genelde, yapısal düzenlemeler şeklinde değil de, denetim ve şüphecilik üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Vergisini veren vatandaşa "acaba, vergi kaçırıyor mu?" diye şüpheyle bakılması, sürekli denetime tabi tutulması, vatandaşı, vergi kaçırmaya, yanlış ve yalan beyanda bulunmaya, bir nevi, itmektedir.

Oysa, devlet, vergisini verenler ile vermeyenleri öncelikle iyice ayırmalı, vergisini vereni daha fazla kazanmaya, daha fazla vergi vermeye teşvik etmelidir. Toplum, vergi şuur ve bilinciyle aşılanmalı, korktuğu için değil, bu vergiyi, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğu için vermeye yönlendirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, Türk vergi sisteminin içinde bulunduğu durum ortadadır. Bu vergi sisteminden mennun olan bir taraf bulamazsınız. Vergiyi, ne alan devlet memnundur ne de vergiyi veren memnundur. Devlet, vergisini, mevzuattan doğan eksiklikler nedeniyle toplayamamaktadır; toplasa da, bir o kadar kayıtdışı vergi vardır.

Vergi kayıp ve kaçakları, devletin, giderlerini karşılamak için iç ve dış borca başvurmasına sebep olmaktadır. İç ve dış borçların anapara ve faizleri her yıl katlanarak artmaktadır. Bugün, vergi gelirlerimizin yarısı, sadece, borç faizlerinin ödenmesine gitmektedir. Tahmin ediyorum ki, önümüzdeki yıllarda, vergi gelirleri faiz ödemelerini neredeyse karşılayamayacaktır. Vergiyi verenler ise, içinde bulundukları zor ekonomik şartların mimarı hükümetlere, yine de vicdanlarını rahatlatmak için verdikleri vergilerin, rantiyeci, dolandırıcı ve kötü idarenin beceriksizliğine kurban gittiğini bilmelerinden dolayı, verip vermemek konusunda kararsızlığa sürüklenmektedirler.

Vergi oranlarındaki yükseklik de, ayrıca, kendini ciddî bir biçimde hissettirmektedir. Yüzde 50'lerin üzerine çıkan vergi tarifeleri, gerçekten yüksektir. Ayrıca, vergi sisteminde, belirli unsurların vergilendirilmesi, belirli unsurların vergidışı tutulması, vergi verenlerin yükünü daha da artırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türk vergi sisteminin en bariz hatası ve eksikliği, tarifenin yüksek olmasıdır; bu, tabiî ki, biraz da vergi tabanının geniş olmamasına bağlıdır. Türk vergi sisteminden önce, devletin kurumlarında, devletin harcama biçiminde yapısal reformalara muhakkak ihtiyaç vardır. Vergi verenlerin yükü ne kadar ağır olursa olsun, muhakkak, gönül rahatlığı ve bir vazifeyi yerine getirmenin huzuru içinde olmaları gereklidir. Vergi reformundan bahsetmek için, vergi tarifelerinin, vergi tabanının, teknolojik imkânların kullanılmasının, devletin vergi toplama ve harcama usulleri ile vergi verenlerin memnuniyetinin bir arada olması gerekir. Vergi verenleri, hükümetlerin beceriksizliğinden doğan enflasyona ezdirmek, sonra da ondan kazandığının hesabını sormak, ayrı bir sorundur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim, devlet olarak, daha, tam olarak beceremediğimiz bir olgu, kamu gelir ve gider dengesinin sağlanamamasıdır. Bunun en bariz nedeni de, parası olandan yüksek faizle ve kısa vadede borçlanma yapmamızdır. Şayet, hükümetler, sermayelere renk yakıştırması yapmak yerine, rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçme konusunda yönlendirme ve teşvik yoluna giderlerse, bundan, faiz ödeme yerine, çok kâr eden sermayeden çok vergi almakla, devlet kârlı çıkacaktır.

Devletin gelir-gider dengesinin sağlanamamasının bir başka önemli nedeni de, kayıtdışı ekonomidir. Bu, başta devletin ve bizim ayıbımız, hükümetlerin beceriksizliğidir. Yalnız, burada, bir konu iyice anlaşılmalıdır. Kayıtdışı ekonomi diye diye, sanki, vergi veren mükelleflerin de asgarî ücretlisine yüklenecek gibi bir sisteme gidiyoruz. Bugüne kadar, hep, asgarî ücret vergi dışı bırakılsın, asgarî ücret vergi dışı bırakılsın dedik; ücretlilerimizde, maalesef, asgarî ücreti vergidışı bırakamadık; ama, vergi mükelleflerinin tabanında, asgarî ücret gibi az kazancı olanlara biraz daha yüklenecek gibi bir vergi reformuna gitmekteyiz. İnanıyorum ki, şu anda, kamuoyu bunu anlamadı; ama, bu, yakın bir zamanda, asgarî ücret seviyesinde kazancı olan mükellefleri de, bu oranda, size karşı bir tepki içinde bırakacaktır kanaatini taşıyorum.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Hangi madde böyle bir şey getiriyor; bir tane örnek verebilir misiniz?..

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Her maddeyi söyleyebilirim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özdemir, lütfen, müdahale etmeyelim sayın hatibe.

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Devlet, vergi toplama yerine, bilhassa son yıllarda, emisyon mekanizmasına ve borçlanma tekniğine başvurmaktadır; çünkü, bu, kolay bir finansman sağlama yoludur. Devletin en son bütçesinde yüzde 40'ı bulan faiz ödemesi ve bunun sürekli yükselmesi, devletin nasıl bir ekonomik çıkmaza sürüklendiğinin göstergesidir. Emisyon ve borçlanma yönteminin tabiî sonucu, kronik enflasyonla yaşamaya mahkûm edilmekteyiz.

Bu vergi tasarısından fazlaca bir şey beklenemez. Vergiyi ödeyenlere, vergi vermenin bir şeref, bir sorumluluk, bir hakkaniyet, bir fazilet ve görev olduğunu aşılamanın, bu uğurda bir şeyler yapmanın, bu tahsilattan beklenenden daha fazla getirisi olacağı inancındayım. Bu vergi kanunu tasarısıyla -kısa ve orta vadede demiyorum- uzun vadede, gelişmiş ülkelerin seviyesini yakalamamız mümkün değildir; ancak, halkı canından bezdirmeyen adil bir vergi yükünün hedeflenmesi, ülkemiz lehine atılan önemli bir adım olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İlyas Arslan, lütfen, toparlayın.

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Vergi gelirlerinin artırılması, ücretli kesimin yükünün azaltılması, vergi tabanının genişletilmesi, vergi tarifesinin yeniden düzenlenmesi, teknolojinin sisteme entegre edilmesi ve vergi verenlerin istekli konuma getirilmesine bağlıdır. Bu vergi kanunu tasarısının bir reform mu, yoksa, devletin, bu ekonomik çıkmazdan bir an önce çıkması yolunda bir zaman kaybı mı olacağını hep birlikte göreceğiz.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Ali Yavuz; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 626 sıra sayılı kanun tasarısının 22 nci maddesi hakkında, Doğru Yol Partisi Grubu adına görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım; Yüce Meclisi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlarım.

Tasarının 22 nci maddesiyle Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 47 nci maddesinde yapılan değişiklikle, amme alacağına karşılık cebren ve rızaen yapılan tahsilatların mahsup sıraları yeniden düzenlenmektedir. Cebren yapılan tahsilatların mahsup sırasında yapılan değişiklikle, kamu alacaklarına karşılık tahsil edilen paraların takip konusu, alacak aslı ve fer’îlerine orantılı olarak mahsup edilmesi esası getirilmekle birlikte, kamu alacağının kısmen teminatlı bulunması halinde, yapılan tahsilatın, öncelikle teminatı bulunmayan kısımlara mahsup edilmesine ilişkin esas kaldırılmaktadır.

Ticaret hayatında, kişiler ve şirketler, teminat ve garanti altına aldıkları alacaklarını çok daha rahat tahsil edebilirler. Geri ödenmeme durumunda, bu teminatları kullanarak, alacaklarını kısmen veya tamamen kurtarabilirler. Devletin de, amme alacaklarında, basiretli bir tacir gibi davranması esastır. Dolayısıyla, maddenin değişiminden önceki halinde yer alan bu sakıncayı ortadan kaldırmakta olan hükmün muhafazası gerekmektedir. Bu amacı gerçekleştirmek için, söz konusu hükmün, değişen madde metnine eklenmesi yeterli olacaktır.

Değerli milletvekilleri, burada, bu maddede, basiretli tüccar gibi değil, batakçı tüccar gibi davranılmaktadır ve cebren yapılan tahsilatların, teminatı bulunmayan kısımlara mahsup edilmesine ilişkin esas kaldırılmaktadır. Oysa, kamu alacağının kısmen teminatlı olması halinde, cebren tahsil edilen tutarın, öncelikle, teminatı bulunmayan kısımlara mahsup edilmemesi durumunda, geriye kalan kamu alacağı teminatsız kalacaktır. Bunun sonucunda da, söz konusu kamu alacağının tahsil imkânı ortadan kaldırılmış olacaktır.

Cebren tahsil işi, arzu edilen bir husus değildir. Tahsilatların, bu yola başvurulmadan önce, vatandaşla barışarak yapılması yoluna gidilmelidir, bunun yolu bulunmalıdır. Bugüne kadar yaptığınız uygulamalarda bu yol denenmemiştir.

Cebrî icra, esas itibariyle fakir fukara içindir. Vergide fakir fukara kimdir; çiftçidir, küçük esnaftır. Siz, hiç, tatbikatta, vergi borcu dolayısıyla zenginlerin malının takibata uğradığını duydunuz mu? İşte Selim Edes, işte Bezmenler. Maliye Bakanımızın, bunların ne kadar vergi borçlarının olduğunu açıklaması gerekir. Neden, zamanında bu alacaklar tahsil edilmedi? Anavatan’ın bir döneminin yarattığı bu zenginler, devletin sırtından zengin olmakla yetinmediler, vergi borçlarını da ödemediler. Bütün borçlarını -ister devlete, ister vatandaşa- ödememek için, soluğu Amerika'da aldılar. Bırakın vergi alacağını, Engin Civan için, mahkemenin hükmettiği para cezası bile tahsil edilmedi; enflasyon, borcu yarıya indirdi; Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanının da akılları başlarına yeni geldi; Civan da, itiraz bile etmedi.

Değerli milletvekilleri, işte, bu nedenle, fakir fukarayı ezecek olan bu maddenin eski haline dönüştürülmesini diler, saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yavuz.

Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Osman Hazer, buyurun.

OSMAN HAZER (Afyon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 626 olan Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 22 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bu maddede, amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler ile cebren yapılan tahsilatların mahsup sıraları yeniden düzenlenmiştir. Tasarının, kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecek olan 22 nci maddesiyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 47 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmektedir:

"Amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler, sırasıyla; ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş, içinde bulunulan takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak, aynı tarihte zamanaşımına uğrayacak alacaklarda her birine orantılı olarak, vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olana mahsup edilir. Ödemenin, alacak aslı ile fer'ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer'ilerine orantılı olarak yapılır.

Amme alacağına karşılık cebren tahsil olunan paralar; önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak mahsup edilir."

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 47 nci maddesinde, amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler ile cebren yapılan tahsilatların mahsup sırası düzenlenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yürürlükte olan madde hükmü, tahsil edilen paranın, borçlunun, önce aslî nitelikli borçlanmalarına, arta kalanın da gecikme zammı gibi fer'i borçlarına mahsup edilmesini gerektirmektedir. Yapılan tahsilatlar ise, her zaman, borcun tamamını karşılayamamaktadır. Bu durumda, mevcut hüküm, kısmen yapılan ödemelerde, alacağın aslına mahsubunu öngördüğünden, gecikme zammı gibi fer'i alacaklara yapılan tahsilattan pay ayrılamamaktadır. Tahsil edilememiş gecikme zammına, geç ödeme sebebiyle, ayrıca gecikme zammı uygulanmaması, borçluların, bu borçlarını daha geç ödemelerini özendirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan düzenlemeyle, rızaen yapılan ödemelerde, tahsilatın, öncelikle ödeme süresi geçmemiş borçlara mahsubu öngörülmek suretiyle, borçlunun bu borçlarına gecikme zammı uygulanması önlenmektedir. Ödeme süresi geçmiş borçlara karşılık yapılan ödemelerde ise, alacaklı amme idaresinin ekonomik kaybının önlenmesi amacıyla, vadesi önce gelen ve teminatsız olan alacakların asıl ve fer'ilerine ödemenin, alacak aslı ve fer'ilerini tamamen karşılaması halinde, alacağın aslı ve fer'ilerine orantılı olarak mahsup edilecektir.

Bu şekilde, bu uygulamayla, bir yandan, gecikme zammı uygulanmayan amme alacaklarının da bir an önce tahsili sağlanmış olacaktır; diğer yandan da, tahsil dairelerinin takipli dosya sayıları azalmış olacaktır. Bu sayede, tahsil edilen alacak asıllarıyla birlikte gecikme zammı gibi fer'i alacaklar da birikmeden tahsil edilmiş olacaktır.

Diğer taraftan, borçlunun, borcunu zamanında ödemesi teşvik edilerek, ileride ödeyemeyeceği bir borç yüküyle karşı karşıya kalmaması sağlanacaktır; ancak, amme alacağının zamanaşımına uğramasının söz konusu olduğu durumlarda, bu sıraya bakılmaksızın, zamanaşımına uğrayacak alacağa mahsup yapılabilecek ve Hazinenin kaybı da önlenecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Hazer, toparlıyoruz.

OSMAN HAZER (Devamla) – Peki efendim.

Amme alacağına karşılık cebren tahsil edilen paralar ise, önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin, takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak mahsup edilecektir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hazer.

Sayın Emin Kul, buyurun efendim.

EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; madde üzerinde konuşmak yerine, genellikle, kürsüye çıkan hatip arkadaşlarımız, belli bir dönemi veya belli bir partiyi suçlamak için akla gelen her şeyi söylemektedirler. Biraz önce de yine aynı yola başvurulmuş; fakir fukaranın ezilmesi, enflasyonun doğması gibi, maddeyle ilgisi olmayan bir sürü şey burada sıralanmıştır.

Ben, şimdi, kendilerine şunu hatırlatmak istiyorum: Şu anda aramızda bulunmayan, yaşı ve bu Meclisin üyesi olması dolayısıyla kendisine saygı duyduğum ve geçtiğimiz bir yıllık süre içerisinde de başbakanlıklarını yapan bir parti genel başkanı, bakın, bu konuşmacının, bu hatibin genel başkanının yürüttüğü politikayı nasıl tanımlamış. Ne zaman; 12.12.1994'te, 50 nci Birleşimin birinci oturumunda. Bakın ne diyor: "Samimî olarak söyleyeyim, bir ekonomi profesörü olan Sayın Çiller'in performansı; yani, işsizlikte şampiyon, enflasyonda şampiyon, borçları artırmada şampiyon, yatırımları düşürmekte şampiyon, bütün faiz ödemelerinde şampiyon, bütün bütçeyi faize ayırmakta şampiyon. Ben, Çiller Hanımefendiyi gördüğüm zaman, yakasında pek çok madalya taşıyan Rus mareşallerini hatırlıyorum...”

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Kul, ne alakası var bunların maddeyle...

EMİN KUL (Devamla) – “ ...bir ekonomi mareşali olarak ortada dolaşıyor" diyor ve arkasından da ilave ediyor "şimdi, Sayın Çiller, hükümeti bırakıp, üniversitedeki görevine tekrar dönecek muhtemelen; ancak, bu altın madalyalar karşısında, kendisine bir tavsiyemiz var: Lütfen, bu yanlış politikaları çocuklara okutmasın ve kitap yazmasın."

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, ne ilgisi var...

BAŞKAN – Sayın Kul, lütfen madde üzerinde konuşun.

EMİN KUL (Devamla) – Peki efendim.

Şimdi, burada, kalkıp, şu veya bu partinin enflasyonu körüklediğini, fakir fukarayı ezdiğini söyleyenler, evvela, bu politikanın nereden neşet ettiğini şu beyanlarla öğrenmiş olsunlar.

Teşekkür eder, saygılarımı arz ederim. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kul.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili 10 önerge vardır.

Madde iki fıkra olduğu için, geliş sırasına göre 8'ini okutup, aykırılık derecesine göre işleme koyacağım.

Önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı Vergi Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Ödemenin, alacak aslı ile fer'ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer'ilerine" ifadesinden sonra gelen "orantılı olarak" ifadesinin "sırasıyla" ifadesi biçimde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Aykaç Abdullah Örnek Osman Hazer

Çorum Yozgat Afyon

M. Salih Katırcıoğlu Hüseyin Arı Kahraman Emmioğlu

Niğde Konya Gaziantep

Yakup Budak İ. Ertan Yülek Ahmet Doğan

Adana Adana Adıyaman

Celal Esin Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak

Ağrı Amasya Ankara

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu

Aydın Batman Bayburt

Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu İsmail Coşar

Bitlis Bolu Çankırı

Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede Ömer Naimi Barım

Çorum Denizli Elazığ

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzincan Erzurum Adana

Ahmet Çelik Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Adıyaman Ağrı Aksaray

Ömer Faruk Ekinci İsmail Özgün Musa Okçu

Ankara Balıkesir Batman

Zeki Ergezen Feti Görür Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Bitlis Bolu Bursa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç Aslan Polat

Diyarbakır Elazığ Erzurum

Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş Mehmet Sılay

Erzurum Gaziantep Hatay

Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş Mehmet Fuat Fırat

İçel İstanbul İstanbul

Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul İstanbul Kahramanmaraş

Fethi Acar Salih Kapusuz Mikail Korkmaz

Kastamonu Kayseri Kırıkkale

Mustafa Kemal Ateş Osman Pepe Veysel Candan

Kilis Kocaeli Konya

Hanifi Demirkol Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan

Eskişehir Giresun Hatay

Mustafa Köylü Ekrem Erdem Bahri Zengin

Isparta İstanbul İstanbul

Abdullah Özbey Zeki Karabayır Memduh Büyükkılıç

Karaman Kars Kayseri

Kemal Albayrak Cafer Güneş Necati Çelik

Kırıkkale Kırşehir Kocaeli

Remzi Çetin Hasan Hüseyin Öz Metin Perli

Konya Konya Kütahya

Yaşar Canbay Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın

Malatya Ordu Sakarya

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın

Samsun Samsun Siirt

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz

Şanlıurfa Şanlıurfa Tokat

İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli Kâzım Arslan

Trabzon Van Yozgat

T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Konya Kütahya

Fikret Karabekmez Sabahattin Yıldız Latif Öztek

Malatya Muş Samsun

Ahmet Karavar Abdullah Arslan Bekir Sobacı

Şanlıurfa Tokat Tokat

Maliki Ejder Arvas Fethullah Erbaş İlyas Arslan

Van Van Yozgat

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sayılı Vergi Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine" ifadesinden sonra gelen "orantılı olarak" ifadesinin "sırasıyla" ifadesi biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Aykaç Abdullah Örnek Osman Hazer

Çorum Yozgat Afyon

M. Salih Katırcıoğlu Hüseyin Arı Kahraman Emmioğlu

Niğde Konya Gaziantep

İlyas Arslan Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Yozgat Adana Adana

Ahmet Doğan Celal Esin Cemalettin Lafçı

Adıyaman Ağrı Amasya

Rıza Ulucak Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Ankara Aydın Batman

Suat Pamukçu Hüsamettin Korkutata Abdulhaluk Mutlu

Bayburt Bingöl Bitlis

Mustafa Yünlüoğlu İsmail Coşar Zülfükar Gazi

Bolu Çankırı Çorum

Ramazan Yenidede Ömer Naimi Barım Tevhit Karakaya

Denizli Elazığ Erzincan

Lütfü Esengün Sıtkı Cengil Ahmet Çelik

Erzurum Adana Adıyaman

Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı Ömer Faruk Ekinci

Ağrı Aksaray Ankara

Musa Okçu Zeki Ergezen Feti Görür

Batman Bitlis Bolu

Altan Karapaşaoğlu Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç

Bursa Diyarbakır Elazığ

Naci Terzi Aslan Polat Şinasi Yavuz

Erzincan Erzurum Erzurum

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Sılay

Gaziantep Gaziantep Hatay

Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş Mehmet Fuat Fırat

İçel İstanbul İstanbul

Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul İstanbul Kahramanmaraş

Zeki Ünal Fethi Acar Salih Kapusuz Karaman Kastamonu Kayseri

Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş Osman Pepe

Kırıkkale Kilis Kocaeli

Veysel Candan Hanifi Demirkol Turhan Alçelik Konya Eskişehir Giresun

Süleyman Metin Kalkan Mustafa Köylü Saffet Benli Hatay Isparta İçel

Mustafa Baş Ekrem Erdem İsmail Kahraman

İstanbul İstanbul İstanbul

Bahri Zengin İsmail Yılmaz Abdullah Özbey

İstanbul İzmir Karaman

Zeki Karabayır Kemal Albayrak Cafer Güneş

Kars Kırıkkale Kırşehir

Hasan Hüseyin Öz Metin Perli Yaşar Canbay

Konya Kütahya Malatya

Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın Ahmet Demircan

Ordu Sakarya Samsun

Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın Temel Karamollaoğlu

Samsun Siirt Sıvas

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz

Şanlıurfa Şanlıurfa Tokat

İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli Kâzım Arslan

Trabzon Van Yozgat

T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Konya Kütahya

Fikret Karabekmez Sabahattin Yıldız Latif Öztek

Malatya Muş Samsun

Ahmet Karavar Abdullah Arslan Maliki Ejder Arvas

Şanlıurfa Tokat Van

Fethullah Erbaş İlyas Arslan

Van Yozgat

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, diğer önergelerden önerge sahipleri imzalarını geri çektiler. İşleme, geliş sırasına göre, koyamayacağımızı söylediğimiz diğer iki önerge dahil, önergeler böylece düşmüş oldu; yeterli imza sayısı kalmadı.

Bu nedenle, okuduğumuz iki önergeyi aykırılık sırasına göre yeniden okutup işleme alacağım.

Buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sayılı Vergi Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Ödemenin, alacak aslı ile fer'ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer'ilerine" ifadesinden sonra gelen "orantılı olarak" ifadesinin "sırasıyla" ifadesi biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İlyas Arslan (Yozgat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın İlyas Arslan, gerekçeyi mi okuyalım, siz mi konuşacaksınız?

İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu 22 nci maddenin, 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin değişikliğinden ibaret olduğunu daha önce belirtmiştik. Şimdi, önergemizin haklılık payını vermek için, eski maddeyi ve yeni maddeyi sizlere bir takdim etmek istiyorum.

Eski madde:

"Ödemenin mahsup edileceği alacaklar:

Amme alacağına karşılık cebren tahsil olunan paralar önce parayı tahsil eden dairenin takip mevzuu olan alacağının aslına, sonra ceza, zam, faiz ve takip giderleri gibi fer'ilerine, amme alacağı kısmen teminatlı ile önce teminatı bulunmayan kısımlara, artarsa borçlunun aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerine olan borçlarına, aynı sıra gereği mahsup edilir."

Bakın, burada çok önemli; daha önce borcun aslı, para artarsa fer'ilerine, yani faiz ve gecikme zamlarına.

"Amme alacağına karşı rızaen yapılan ödemeler aşağıdaki sıraya göre:

a) Daha evvel zamanaşımına uğrayacak olana,

b) Borçlar aynı tarihte zamanaşımına uğrayacaksa her borca borçla mütenasip bir miktar,

c) Teminatsız veya az teminatlı olana,

mahsup edilir."

Bu eski madde.

Şimdi, Sayın Hükümetin yeni getirdiği maddeyi takdirlerinize arz ederek, konuyu biraz da bağlantılı kılmak istiyorum.

Yeni maddede "Amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler sırasıyla; ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş, içinde bulunulan takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak, aynı tarihte zaman aşımına uğrayacak alacaklarda her birine orantılı olarak, vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olana mahsup edilir. Ödemenin, alacak aslı ile fer'ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer'ilerine orantılı olarak yapılır" deniliyor.

Yani, burada, diyelim ki, bir miktar borcunuz var. Bu borca mahsuben para yatırıyorsunuz; ancak, bu, alacağın aslına kifayet ettiği halde, siz, bunu, alacağın aslına -daha önceki maddede olduğu gibi- alıp, gecikme zamlarını ve faizleri bilahara alacağınız yerde, şimdi, orantılı olarak almak yönüne gidiyorsunuz; yani, burada, çok ince bir şey var: Gecikme zammına ve faizlerine de faiz uygulamakla karşı karşıya bırakıyorsunuz borçluyu.

Yani, ben, şunu merak ediyorum: Bugüne kadar, zaten, vergisini namusunca ödeyen, dürüst ödeyen insanlar, muhakkak suretle kanuna uyan insanlardır; kanunlara uyuyorlar. Siz, burada, borcunu ödeyenleri sanki cezalandırıyorsunuz, borcun katlanarak devam etmesini sağlıyorsunuz. Halbuki, burada, asıl cezalandırmanız gereken, borcunu ödemeyenlerdir, aslını da getirmeyenlerdir; ama, eski madde bu konuda daha hassas olmasına rağmen, yeni maddede görüyoruz ki, bu hassasiyet ortadan kalkıyor. Kanunun esas hakkı olan asıl alacağın öncelikle tahsil edilerek, Hazineye intikal ettirilmesi gerekir. Kötü ekonomi yönetiminden doğan yüksek faizin borçluya yüklenmesi doğru değildir. Kalan asıl alacağa sürekli faiz tahakkuk ettirilmesi, borçlunun içinde bulunduğu durumdan hiç kurtulmamasına sebep olacaktır. Borcu, her geçen gün... Aynı şuna benziyor: Bu dövizzedeler var ya; her geçen gün borçları artarak devam ediyor, bir türlü borçlarından kurtulamıyorlar; o şekilde bir sıkıntıyla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLYAS ARSLAN (Devamla) – ...karşı karşıya bırakıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Arslan, lütfen, toparlayın...

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Peki.

Teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı Vergi Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine" ifadesinden sonra gelen "orantılı olarak" ifadesinin "sırasıyla" ifadesi biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İlyas Arslan (Yozgat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Arslan?..

İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Gerekçesi okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanunun esas hakkı olan asıl alacağın öncelikle tahsil edilerek Hazineye intikal ettirilmesi gerekir. Öncelikle, amme dairelerinin alacaklarının asıllarının tahsil edilmesi esas olmalıdır. Fer'ilerin tahsilinde de, yine, başlangıç sırasıyla tahsil etme yoluna gidilerek, amme alacağından doğacak kamu zararının da en aza indirilmesi, hatta tamamının tahsili yoluna önem verilmelidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

23 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 23 - 6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Menkul mallar, tahsil dairelerinin satış mahallinde açık artırma ve peşin para ile satılır. Tahsil dairesince uygun görülmesi halinde, artırma malın mahallinde de yapılabilir. Açık artırma ile satışa çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra en çok artırana ihale edilir. Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle korunması mümkün olmayan ya da beklediği zaman önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı anlaşılan mallar en uygun yerde pazarlıkla, borsası bulunan mallar ilgili borsada satılabilir. İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir başka il veya ilçede yapılabilir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın İlyas Arslan; buyurun. (FP ve ANAP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bakıyorum ki, iktidar grubundan kinaye alkışlar geliyor.

REFİK ARAS (İstanbul) – Öyle bir şey yok.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Alkışın kinayesi nasıl oluyormuş onu söylesene bir.

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Konuşmama başlarken, Grubum ve şahsım adına, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu vergi yasa tasarısından çok şeyler bekliyoruz; kamuoyu çok şey bekliyor. Zannediliyor ki, bir sihirli değnek gelecek ülkeyi bu sıkıntılardan kurtaracak, enflasyondan kurtaracak ve hepimiz rahat bir nefes alacağız. Şunu teminen söylüyorum ki, inanın, böyle bir netice görsek, sizden çok, Fazilet Grubu olarak biz sevineceğiz; ama, siz, sukutu hayale uğrayacaksınız diye korkuyorum; dağ fare doğuracak diye korkuyorum.

AYHAN GÜREL (Samsun) – Korkma, korkmana gerek yok.

REFİK ARAS (İstanbul) – Siz korkmayın, niye korkuyorsunuz!

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Korkuyorum; vatandaşa çok umut aşılıyorsunuz, kemer sıktırıyorsunuz, bir delik daha sıkın diyeceksiniz; ama, vatandaştan aldığınız o bir deliklik zayıflama da size yetmeyecek.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunla ilgili 23 üncü maddeyle, 6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliklere bazı eklemeler yapılmaktadır. Haczedilen malın mahallinde satılması için borçlunun rızası hükmü kaldırılarak -burası çok önemli- tahsil dairesinin uygun görmesi halinde, tahsil dairesi, dilediği yerde bunu icra ve haciz yoluna gidebilir şeklinde değiştirilmiştir. Alacaklı daire, borçlunun işyeri veya evinde haczedilen malların başka yerlerde satılmasını isteyebilecek, bu da, borçlular açısından, muhtemelen anlaşmazlıklara neden olacaktır. Oysa, bizce doğru olan, eski hükmün korunmasıdır. Haczeden insanlara verilen hak kadar, borçluya da bir hak tanınmalıdır.

Ben, şimdi sormak istiyorum: Zabıta kuvveti gibi, haciz memurlarına da, sırf, yakaladıklarını sıkıştırma yetkisi mi vermek istiyorsunuz? O haczi yoluna gidilen insanların, hiç olmazsa, kendi savunma haklarını da ellerinden almak mı istiyorsunuz? Bu madde de çok düşünülmesi gerektiğine ve borçluya da bir hak tanınması gerektiğine inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, vergi, vatandaş olmanın, o ülkenin bir ferdi olmanın, demokrasinin, insan haklarının, hürriyetlerin bir bedelidir. Vergi, sosyal adaletin tecellisi, gelir dağılımını düzenleyen bölgelerarası gelişmişlik dengesizliğini gideren bir olgudur. Vergi, sosyal bir yardımlaşma olayıdır. Vergi, devlet demektir. Devlet ise, çizilmiş sınırlar içerisinde insanca yaşama hakkının garantisidir. Vergi, insanların huzur ve barış içerisinde yaşamalarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması demektir.

Vergi bilincinin geliştirilmesiyle birlikte, vergi sisteminin adil uygulandığı ve toplanan vergilerin, faiz ödemelerinde değil, toplumun yararına harcandığı yönünde güven ortamının tesisi çok büyük önem taşımaktadır. Modern vergi sistemlerine baktığımızda, vergi esprisinin beyan esasına dayandığını görüyoruz. Vergi, vergi verenlerin kendi kendilerini vergilendirmesi; bir başka ifadeyle, vergi verenlerin devletine olan sevgi, sadakat ve güveninin göstergesidir. Burada, şunu hemen belirtelim: Vergi tarifelerinin üzerine çıkarak hesaplama yapması veya hayalî kazanç beyan etmesi yoluyla değil de, daha çok katkı sağlamak için daha çok üretmek ve daha çok kazanmasından bahsediyoruz. Vergi yükünü taşıyan halk, devlete değil, iktidarlara güvenmiyor. Yetmişbeş yıllık cumhuriyet tarihindeki geçmiş hükümetler, işin ne ehlini aramış ne de bakanlara programlarını uygulama fırsatı ve imkânı vermiştir. Bu tür gelişmeler, doğal olarak, reform niteliğini taşıyacak kanunların Yüce Meclise gelmesine fırsat vermemiştir. Şu anda bu vergi kanunu tasarısının çıkması ve başarıya ulaşabilmesi için, mevcut Hükümetin işbaşına geldiği günden itibaren sergilediği antidemokratik tavırlardan bir an önce uzaklaşarak Meclis çoğunluğunu arkasına alan, halka güven vermesi gereken bir hükümet yapılaşmasına gitmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, vergi verenler açısından bugünkü vergi sisteminin bir yük olduğu ortadadır. Bu yükün, toplumun her kesimine, kimseyi yüksündürmeden dağıtılmasında fayda vardır. Vergilemede adaletin nasıl sağlanacağı konusunda kabul görmüş ilkeler vardır.

Verginin esprisi, esas itibariyle, vergi yükünü ödeme gücü yüksek olanların taşımasıdır; oysa, bizde, dargelirliler ve ücretliler taşımaktadır.

Bunun ötesinde, devletine sadık bu halkın, kronik enflasyon altında ezdirildiği, bir başka ifadeyle, sırtına enflasyon vergisinin de yüklenmiş olduğu bir gerçektir. Bazı kesimler var ki, vergiden kaçınma, vergi kaçırma yoluyla bu yükten tamamen sıyrılmaktadır. Üretim ekonomisinden rant ekonomisine kaçan sermaye, enflasyona büyük ölçüde sebep olmasının yanında, bu gelirlerden ödenen vergiler de, ücretli ve dargelirlinin ödedikleri vergilerle kıyaslandığında, yok denecek kadar azdır.

İyi bir vergi sistemiyle, kamu giderlerinin borçlanmayla finanse edilmesi önlenecek; toplanan vergiler, yatırımlara, işsizliğin azalmasına, gelir dağılımının bozulmamasına ve ekonomik istikrarsızlıkların ortadan kaldırılmasına sebep olacaktır.

Değerli milletvekilleri, devlet için hayatî önem taşıyan vergi sisteminin, uzmanlarınca, sürekli geliştirilmesi ve bu aşamada, teknolojinin sistem içinde oturtulması sağlanmalı; sermayenin renklendirilmesiyle uğraşıldığı ülke ekonomisine katkısı göz önüne alınmalı, halka açık şirketler teşvik edilmelidir; izah edilemeyen harcamalar denetime alınmalı, faiz gelirleri vergilendirilerek, hem ekonomiye katkı hem de sermayenin üretime yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

Vergi sistemimizden, hayat standardı esası, götürü vergi ortalama kartı, asgarî ziraî kazanç gibi usuller tamamen çıkartılmalı, bunları aratacak yeni usuller de sisteme entegre edilmemelidir. Yani, bunları çıkarırken, bunları aratacak yeni düzenlemeler sisteme yeniden getirmemeli, insanımız bir dertten kurtulurken diğer derde duçar edilmemelidir.

Ülkemizde, vergi verenlerin yüzde 70'ini ücretlilerin, faal nüfusun yüzde 40'ını yine ücretlilerin oluşturduğu göz önüne alınmalı; vergi yükünün yüzde 52'sini taşıyan ücretlilerin soluk alması sağlanmalıdır.

Vergi kanunu tasarılarının amacı, vergi gelirlerini artırmanın yanında, bu yükü adil dağıtmak ve tabana yayarak kolay toplama yöntemlerini getirmek olmalıdır. KDV ve Kurumlar Vergisi tarifeleri aşağıya çekilmeli, belediyeler de sisteme entegre edilmelidir. Temel gıdada KDV en az yüzde 1'lere indirilmeli, eğitim, sağlık ve temel gereksinim harcamaları vergidışı tutulmalıdır. Enflasyon muhasebesi uygulamasına gidilmeli, muhasebe ve hesaplama sistemleri daha da basitleştirilmelidir; yeni kanun tasarısında olduğu gibi, her üç aydan üç aya yeni bilanço çıkarma gibi bir mecburiyetle karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Son olarak, vergi reformuna temel oluşturacak idarî ve sosyal reformlarla, özelleştirmenin de önemi gözden uzak tutulmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Arslan, tamamlayın efendim.

İLYAS ARSLAN (Devamla) – Tamamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz vergi kanunu tasarısının tamamının, ülkemizin beklentilerine cevap vermesini, yüce milletimiz ve memleketimize hayırlı olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arslan.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Veli Andaç Durak; buyurun efendim.

DYP GRUBU ADINA VELİ ANDAÇ DURAK (Adana) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 23 üncü maddesiyle, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun menkul malların satış şeklini düzenleyen 85 inci maddesinde değişiklik yapılması gerektiği belirtilmektedir. Bu konuda söz almış bulunuyorum; Grubum adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bahse konu maddenin, eski şekline bir göz atacak olursak, satış mahalline naklin külfetli olduğu veya satışın mahallinde yapılmasının daha uygun görüldüğü hallerde, borçlunun da rızası alınarak -bu şartı öngörerek- menkul malların satış işlemi mahallinde yapılabilmekte idi. Maalesef, bu hüküm maddede değişiklik yapılarak, yeni şekliyle, bahse konu malın mahallinde satışının yapılabilmesi için -açık artırma yapılacak, borçlunun rızası alınmayacak- tahsil dairesince uygun bulunması kâfi bir hale dönüştürülmüştür.

Sayın milletvekilleri, oysa, satışı yapılacak mal borçlunun işyerinde bulunacağı gibi, ikametgâhında da bulunacağı tabiîdir. Satışın açık artırma şeklinde yapılacağı da dikkate alındığında, söz konusu satış işlemi, borçluyu çevresine karşı küçültücü duruma düşürecek ve borçluya bir eziyet haline dönüştürülecektir. Bu nedenle, bilhassa- seçim bölgem Adana olduğu için rahatlıkla söyleyebilirim- yaş sebze ve meyve -çürüme, bozulabilme endişesi taşıdığı için- gibi mallarda muvafakat aranmadan satışın mahallinde yapılması uygun olabilir; ancak, satışı istenen menkul mal, ev eşyası, zatî eşya olabilir, bir insanın uğraştığı ticaretle ilgili malları da olabilir. Bu nedenle, mallarının işyerinde satılması, evinde satılabileceğinin düşünülmesi, satışın muvafakat alınmadan yapılması, borçlu olan bu insanımız için fevkalade üzüntülü bir tablo göstermektedir. Bu nedenle de, manen bozuk ve psikolojik olarak sıkıntılı bir duruma düşecek olan bu insanın muvafakatı alınmadan işyerinin ve evinin içerisinde eşyalarının satılması, gerçekten üzüntülü bir tablo yaratacaktır. Manevî değerlere sahip olan evindeki eşyalarının çocuklarının huzurunda veyahut da işyerindeki eşyalarının iş komşularının huzurunda satışlarının yapılması, o borçlu insanı fevkalade rahatsız edecektir.

Biraz evvel 22 nci maddede konuşan benden evvelki konuşmacının, ülkemizde birçok büyük yolsuzluklara adı karışan Selim Edes'le ilgili vermiş olduğu misale de dikkat edecek olursak, yasal olarak neticelendirilmiş olmasına rağmen tahsilatının yapılmamasından dolayı büyük meblağların hiç olup gitmesi yanında, buradaki fakir fukaranın, televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi ufak tefek eşyalarının, evinde, çocuklarının huzurunda satışının yapılması fevkalade üzücüdür. Bu nedenle, bu maddenin eski haline çevrilmesinde büyük yarar görüyoruz. Yani, borçlu kişinin malının satılmasında borçlunun muvafakatının aranması, mahallinde bu işin yapılması için muvafakat aranması gerekir; ama, mahallinde bu işi yaptırmayacak olursak, maalesef, sıkıntılara da sebebiyet veririz.

Değerli milletvekilleri, Türk halkı, devlete karşı vecibelerini rahatlıkla yerine getirmektedir. Türk Halkı, vergisi ve devlete karşı olan borçları konusunda ne gerekiyorsa yapmaktadır; hatta, borçlu olduğu zaman, malının satılmasını kendisi dahi istemektedir. Devletine karşı bu kadar sadakatle bağlı olan millet yapısına sahip olduğumuz bir toplum içerisinde, insanlarımızın, haleti ruhiyesini tanımadan, dayatmacı bir şekilde, muvafakatları alınmadan, eşyalarının mahallinde satılması, Doğru Yol Partisi olarak bizleri gerçekten üzmektedir. Bunun düzeltilmesi cihetine gidilmesi, mallarının mahallinde satılması gerekiyorsa, muvafakatın aranması gerekir; aksi takdirde, muvafakat işlemi olmadan satışın yapılması, gerçekten üzücü bir tablo olur.

Bizim, millet olarak, bir atasözümüz vardır: "Gözden ırak olan kalpten de ırak olur." Bir insanın gözünün önünde malının satılması veya haczedilmesi, o kişiye fevkalade sıkıntı verir; yetişme çağında olan çocuklarının yarınlara nasıl ulaşacağını düşünmemiz gerekir. Bu çocuklar, anne ve babalarının yanında, umutsuz ve mutsuz bir şekilde, evlerindeki eşyalarının huzurlarında satılmasından fevkalade üzüntü duyacaklardır.

Bu maddenin eski haline getirilmesi, bir yanlışlığın düzeltilmesi demektir. Doğru Yol Partisi olarak, bu maddenin eski haline getirilmesinde fayda görüyoruz.

Bu vesileyle, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Durak.

Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Bedri İncetahtacı; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Vergi Usul Yasasının 23 üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Daha önceki konuşmacıların da belirttikleri gibi, bu madde, mükellefin haczedilen menkul mallarının kolay satılabilmesi için düzenlemeler yapmaktadır. Özellikle, küçük yerleşim birimlerinde haczedilen menkul malların satılması zor olmaktadır; herkes birbirini tanıdığı için, hiç kimse, yakinen tanıdığı mükellefin malını satın almak istememektedir. Bu ise, kamu alacağının sürüncemede kalmasına neden olmaktadır. Bu yönüyle değişiklik gerekli görülebilir.

Değerli milletvekilleri, ancak, uygulamada, genelde, zor durumda bulunan ve alt gelir grubunda yer alan mükelleflerin, evlerindeki televizyon, buzdolabı gibi eşyaları haczedilip satılmaktadır; büyük borçları bulunan mükelleflerin ise, yeterince üzerlerine gidilememektedir. Eğer, uygulamada adil davranılabilse, madde desteklenebilirdi. Aslında, haciz takibinin, zor durumdaki mükelleflerin ev eşyalarını kapsamaması gerekir ve doğrusu, 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesi bu doğrultuda değiştirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki, çok uzun bir süreden beri, Türkiye'de, esnafın alım gücünde ve genel ekonomik durumunda bir gerileme vardır. Bu durum, hiç küçümsenmeyecek bir oranda, esnafın, bilhassa dargelirli esnafın vergisini ödeyebilmesine engel teşkil etmektedir. Samimiyetle, kazanamadığı için vergisini ödeyemeyen herhangi bir mükellefin evine gittiğiniz zaman, çocuklarının önünde, hanımının önünde onların özel eşyalarını haczetmenizin hiçbir makul sebebi olamaz. Bu insanlar, sizin haczettiğiniz o yatağın üzerinde yatmaktadırlar ve o buzdolaplarında, iki üç günde bir pişirdikleri yemeği saklamaktadırlar. Dolayısıyla, buna bir çözüm bulunması gerekir.

Biz temenni ederiz ki, milletin haciz konusunda bugün çekmekte olduğu sıkıntıyı belli bir ölçüde giderecek, ama, elbette, devletin alacağını da sağlıklı bir şekilde tahsil edecek daha gelişmiş bir yöntem bulunsun. Fakat, görüyoruz ki, bu maddede, diğer birçok maddede olduğu gibi, devletin alacakları esas alınmış -elbette düşünülmelidir diyoruz- ama, mükellefin içinde bulunduğu sıkıntı nazarı itibara alınmamıştır.

Bugün, yakın tarihimizde az görülür bir şekilde, esnafımızda bir iflas furyası başlamıştır ve demin arkadaşlarımızın da söylediği gibi, hakikaten, siftah etmeden dükkânını kapayan birçok esnaf sınıfı vardır; bu tuhafiyecide de böyledir, bu konfenksiyoncuda da böyledir, bu gıda maddeleri satanda da böyledir. Dolayısıyla, bu insan, vergisini ödeyememenin vermiş olduğu psikolojik sıkıntı altında ezilmektedir. Siz, bir de, bu insanın, zaten dargelirli olan bu insanın evine gidip, çocuklarının, hanımının önünde üç beş eşyasını haczettiğiniz zaman, onun devlete olan bağlılığını, hayata olan bağlılığını, topluma olan bağlılığını bir daha kolay kolay düzeltemeyecek şekilde bozmaktasınız. Dolayısıyla, bu düzenlemenin tekrar gözden geçirilmesinde fayda olduğuna inanmaktayız.

Ben, bu noktada, önümüzdeki maddelerde de görüşlerimizi tekrar bildireceğimizi beyan ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İncetahtacı.

Şahsı adına, Sayın Halit Dumankaya; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; üç dört haftadır vergi yasalarında yapılan değişiklikleri görüşüyoruz. Vergi yasa tasarısının başlığına bakınca, Sayın Necmettin Erbakan'ın, Sayın Hasan Dikici'nin, Sayın Suat Pamukçu'nun, yani, Fazilet Partili milletvekilerinin tekliflerinin de bu tasarının içine girdiğini görüyoruz. Şimdi, bu kanun tasarısının 23 üncü maddesi görüşülüyor; ama, eski Refah Partisi, şimdiki Fazilet Partisi, hiçbir maddeye olumlu oy vermiyor.

Bakıyorsunuz bu vergi yasa tasarısına, vergilerde bir artış yok, vergiyi tabana yayıyor; yani, vermeyenlerden vergi alacak. Şimdi, insan, acaba bir kıskançlık mı var bu Fazilet Partisinde; diye düşünüyor; çünkü, onlar da onbir ay iktidarda kaldılar, böyle bir reform getirmediler. Ne getirdiler; altınlarını gizleyen rantiyecinin altınlarına af getirdiler. Ne getirdiler; parası olduğu halde sigortasını ödemeyenlere af getirdiler; yani, devletin kasası yerine kendi cebine parayı yatırana af getirdiler.

Şimdi, iki konu var. 145 imzalı önerge veriyorlar; yani, bu kanun tasarısını engelliyorlar. Bu kanun tasarısı Türkiye'nin önünü açacak. Bakın, sırada, yerel yönetimlerle ilgili kanun tasarısı var; sırada, sosyal güvenlikle ilgili kanun tasarısı var...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Şapka var, şapka...

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – İrtica var, irtica...

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Siz bunları engellerseniz, Türkiye'nin önünü kapatırsınız. Hal Yasası da önemli bir yasaydı, çıktı; Mera Yasası da önemli bir yasaydı, çıktı. Bakınız, DYP tasarının maddeleri üzerinde konuşuyor, buraya çıkıyor, fikrini söylüyor; ama, engellemiyor. Siz bunu engelliyorsunuz; bunu engellemekle, ülkenin önünü tıkarsınız. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH ÖZBEY (Karaman) – Madde üzerinde konuş.

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu yasalar önemli yasalardır; gece saat 12.00' de olsa, geç saatlere kadar da olsa, yaz tatili yapmadan bunları çıkaracağız. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Bir şey daha çıkaracağız. Bakınız, Meclisin gündeminde 28 tane dokunulmazlık dosyası bekliyor; onları da çıkarmamız lazım, onlar da bu yasa tasarıları kadar önemlidir. O nedenle, bu huyunuzdan vazgeçiniz.

Bakınız, eğer, önergelerinizi 145 imzayla vermeseydiniz, iyi fikirleriniz, güzel fikirleriniz bu maddeye yerleşirdi.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Madde üzerinde konuş.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, madde üzerinde konuşsun.

BAŞKAN – Sayın Dumankaya, biraz maddeye dönelim; sürenizin yarıdan fazlası geçti.

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Maddeye elbette geleceğiz; ama, bunların zaten madde üzerinde konuştukları yok.

BAŞKAN – Yalnız, sürenizin yarıdan fazlası geçti.

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – İnşallah hiç kimsenin malı haczedilmez; ama, şu anda koyduğumuz haciz eskiden de vardı; fakat, öyle bir durum oluyor ki, adamın portakalını haczediyorsun, yerine gidene kadar çürüyor ve ne adama, o kişiye faydası oluyor ne devlete faydası oluyor. Elbette, devlet de alacağını alacaktır.

Bu duygularla, hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Ne ilgisi var portakalla?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 7 önerge var. Madde tek fıkra olduğu için, geliş sırasına göre 4'ünü okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sayılı vergi kanunu tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan "borsası bulunan mallarla ilgili borsada" ifadesinden sonra yer alan "satılabilir" ifadesinin "satılır" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Dr. Mehmet Aykaç Abdullah Örnek Osman Hazer

Çorum Yozgat Afyon

M. Salih Katırcıoğlu Hüseyin Arı Kahraman Emmioğlu

Niğde Konya Gaziantep

İlyas Arslan Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Yozgat Adana Adana

Ahmet Doğan Cemallettin Lafçı Rıza Ulucak

Adıyaman Amasya Ankara

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu

Aydın Batman Bayburt

Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu İsmail Coşar

Bitlis Bolu Çankırı

Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede Ömer Naimi Barım

Çorum Denizli Elazığ

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzincan Erzurum Adana

Ahmet Çelik Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Adıyaman Ağrı Aksaray

Ömer Faruk Ekinci İsmail Özgün Musa Okçu Ankara Balıkesir Batman

Zeki Ergezen Feti Görür Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Bitlis Bolu Bursa Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç Aslan Polat

Diyarbakır Elazığ Erzurum

Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Erzurum Gaziantep Gaziantep

Mehmet Sılay Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş

Hatay İçel İstanbul

Mehmet Fuat Fırat Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları İstanbul İstanbul İstanbul

Hasan Dikici Ahmet Dökülmez Zeki Ünal

Kahramanmaraş Kahramanmaraş Karaman

Salih Kapusuz Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş

Kayseri Kırıkkale Kilis

Osman Pepe Veysel Candan Hanifi Demirkol

Kocaeli Konya Eskişehir

Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan Mustafa Köylü

Giresun Hatay Isparta

Saffet Benli Ekrem Erdem İsmail Kahraman

İçel İstanbul İstanbul

Bahri Zengin İsmail Yılmaz Avni Doğan İstanbul İzmir Kahramanmaraş

Abdullah Özbey Zeki Karabayır Memduh Büyükkılıç

Karaman Kars Kayseri

Nurettin Kaldırımcı Kemal Albayrak Hasan Hüseyin Öz Kayseri Kırıkkale Konya

Metin Perli Yaşar Canbay Nedim İlci Kütahya Malatya Muş

Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın Ahmet Demircan

Ordu Sakarya Samsun

Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın Zülfükar İzol

Samsun Siirt Şanlıurfa

Abdulkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz İsmail İlhan Sungur

Şanlıurfa Tokat Trabzon

Şaban Şevli T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı

Van Konya Konya

Ahmet Derin Sabahattin Yıldız Latif Öztek

Kütahya Muş Samsun

Abdullah Arslan Bekir Sobacı Maliki Ejder Arvas

Tokat Tokat Van

Fethullah Erbaş

Van

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı vergi kanunu tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan "İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir başka il veya ilçede..." ifadesinden sonra gelmek üzere "...menkul malın durumuna göre bir ay içinde yapılır" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Dr. Mehmet Aykaç Abdullah Örnek Osman Hazer

Çorum Yozgat Afyon

M. Salih Katırcıoğlu Hüseyin Arı Kahraman Emmioğlu

Niğde Konya Gaziantep

İlyas Arslan Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Yozgat Adana Adana

Ahmet Doğan Celal Esin Cemalettin Lafçı

Adıyaman Ağrı Amasya

Rıza Ulucak Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Ankara Aydın Batman

Suat Pamukçu Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu

Bayburt Bitlis Bolu

İsmail Coşar Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede

Çankırı Çorum Denizli Ömer Naimi Barım Tevhit Karakaya Lütfü Esengün

Elazığ Erzincan Erzurum

Sıtkı Cengil Ahmet Çelik Mehmet Sıddık Altay

Adana Adıyaman Ağrı

Murtaza Özkanlı Ömer Faruk Ekinci Musa Okçu

Aksaray Ankara Batman

Feti Görür Mehmet Altan Karapaşaoğlu Ömer Vehbi Hatipoğlu

Bolu Bursa Diyarbakır

Ahmet Cemil Tunç Aslan Polat Şinasi Yavuz

Elazığ Erzurum Erzurum

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Sılay

Gaziantep Gaziantep Hatay

Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş Mehmet Fuat Fırat İçel İstanbul İstanbul

Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul İstanbul Kahramanmaraş

Fethi Acar Salih Kapusuz Mikail Korkmaz

Kastamonu Kayseri Kırıkkale

Mustafa Kemal Ateş Osman Pepe Veysel Candan

Kilis Kocaeli Konya

Hanifi Demirkol Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan

Eskişehir Giresun Hatay

Mustafa Köylü Saffet Benli Ekrem Erdem

Isparta İçel İstanbul

Bahri Zengin Abdullah Özbey Zeki Karabayır

İstanbul Karaman Kars

Memduh Büyükkılıç Kemal Albayrak Cafer Güneş

Kayseri Kırıkkale Kırşehir

Hasan Hüseyin Öz Metin Perli Yaşar Canbay

Konya Kütahya Malatya

Nedim İlci Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın

Muş Ordu Sakarya

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın

Samsun Samsun Siirt

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz

Şanlıurfa Şanlıurfa Tokat

İsmail İhlan Sungur Şaban Şevli Kâzım Arslan

Trabzon Van Yozgat

T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Konya Kütahya

Fikret Karabekmez Sabahattin Yıldız Latif Öztek

Malatya Muş Samsun

Ahmet Karavar Abdullah Arslan Fethullah Erbaş

Şanlıurfa Tokat Van

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı vergi kanunu tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan "tahsil dairelerinin satış mahallinde açık artırma ve peşin para ile"den sonra gelmek üzere "üç ay içinde" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Dr. Mehmet Aykaç Abdullah Örnek Osman Hazer

Çorum Yozgat Afyon

M.Salih Katırcıoğlu Hüseyin Arı Kahraman Emmioğlu

Niğde Konya Gaziantep

İlyas Arslan Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Yozgat Adana Adana

Ahmet Doğan Celal Esin Rıza Ulucak

Adıyaman Ağrı Ankara

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu Aydın Batman Bayburt

Hüsamettin Korkutata Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu

Bingöl Bitlis Bolu

İsmail Coşar Zülfikar Gazi Ömer Naimi Barım

Çankırı Çorum Elazığ

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzincan Erzurum Adana

Ahmet Çelik Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Adıyaman Ağrı Aksaray

Ömer Faruk Ekinci İsmail Özgün Musa Okçu

Ankara Balıkesir Batman

Zeki Ergezen Feti Görür Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Bitlis Bolu Bursa

Ahmet Cemil Tunç Aslan Polat Şinasi Yavuz

Elazığ Erzurum Erzurum

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Sılay

Gaziantep Gaziantep Hatay

Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş Mehmet Fuat Fırat

İçel İstanbul İstanbul

Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları Hasan Dikici

İstanbul İstanbul Kahramanmaraş

Ahmet Dökülmez Zeki Ünal Fethi Acar

Kahramanmaraş Karaman Kastamonu

Salih Kapusuz Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş Kayseri Kırıkkale Kilis

Osman Pepe Veysel Candan Hanifi Demirkol

Kocaeli Konya Eskişehir

Turhan Alçelik Süleyman Metin Kalkan Saffet Benli

Giresun Hatay İçel

Ekrem Erdem İsmail Kahraman Bahri Zengin İstanbul İstanbul İstanbul

İsmail Yılmaz Avni Doğan Abdullah Özbey İzmir Kahramanmaraş Karaman

Zeki Karabayır Memduh Büyükkılıç Kemal Albayrak Kars Kayseri Kırıkkale

Cafer Güneş Remzi Çetin Abdullah Gencer

Kırşehir Konya Konya

Hasan Hüseyin Öz Metin Perli Yaşar Canbay Konya Kütahya Malatya

Nedim İlci Hüseyin Olgun Akın Nezir Aydın Muş Ordu Sakarya

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın Samsun Samsun Siirt

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel Ahmet Feyzi İnceöz Şanlıurfa Şanlıurfa Tokat

İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli Kâzım Arslan

Trabzon Van Yozgat

T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı Ahmet Derin

Konya Konya Kütahya

Sabahattin Yıldız Cevat Ayhan Latif Öztek

Muş Sakarya Samsun

Ahmet Karavar Maliki Ejder Arvas Fethullah Erbaş

Şanlıurfa Van Van

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, son önergeyi okutacağım; ancak, bu önerge, aynı zamanda, en aykırı önerge. Onun için, aykırılık derecesine göre işleme başlarken, yeniden okutmadan oylarınıza başvuracağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 23 üncü maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Yusuf Selahattin Beyribey Adil Aşırım Mustafa Güven Karahan

Kars Iğdır Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kâbil

İstanbul Rize

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Sayın Başkan, imzamı geri çekiyorum.

BAŞKAN – İmzanızı geri çekiyorsunuz...

Önerge düşmüştür.

Şimdi, aykırılık derecesine göre diğer önergeleri okutup oylarınıza başvuracağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı vergi kanun tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan "borsası bulunan mallarla ilgili borsada" ifadesinden sonra yer alan "satılabilir" ifadesinin "satılır" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Aykaç (Çorum) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Özgün?.. Konuşacaksınız...

Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz, çeşitli vergi kanunlarında değişikliği öngören 626 sıra sayılı kanun tasarısının 23 üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Dumankaya, biraz evvel buraya çıktı "siz, bu kanunu engelliyorsunuz" diye, Grubumuza dönerek bir konuşma yaptı. (ANAP ve DSP sıralarından "Doğru" sesleri) Ben, şunu hemen, bütün samimiyetimle ifade ediyorum: Biz, bu tasarının kanunlaşmasını engellemiyoruz...

EMİN KARAA (Kütahya) – 145 imza, engelleme değil mi?!.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – ...biz, bu tasarı üzerinde, en ayrıntılı noktalarına kadar fikirlerimizi söylüyoruz. Bu değerli katkılarımızdan dolayı da sizlerin bize teşekkür etmesi icap eder.

Değerli arkadaşlar, doğrudur, Sayın Dumankaya söyledi, burada bizim de verilmiş kanun tekliflerimiz var. Benim bizzat verdiğim hayat standardı uygulamasının kaldırılmasıyla ilgili kanun teklifim var, 2022 sayılı Kanuna göre devletten maaş alan 65 yaşını geçmiş ve bakacak kimsesi olmayan bakıma muhtaç vatandaşlarımızdan Emlak Vergisi ve Çevre Temizlik Vergisi alınmasın diye verdiğim kanun teklifleri var; bunlar doğrudur. Bunları yeri geldiği zaman da konuşacağız; ama, şimdi siz...

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bir maddeye bile olumlu oy vermediniz.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – ...burada, getirdiğiniz bazı düzenlemelerle "efendim, biz, vergi cezalarından gecikme zammı alacağız" diyorsunuz; susacak mıyız! "Vergi cezasını uzlaşma dışına çıkaracağız, uzlaşmanın kapsamını daraltacağız" diyorsunuz; elbette, üzerinde fikirlerimizi söyleyeceğiz...

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Yani, 24 maddenin içinde iyi bir madde bile yok mu?!

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Siz "üç ayda bir bilanço çıkaracaksınız, geçici vergi hesaplayacaksınız" diyorsunuz; elbette, susmayacağız, burada itiraz edeceğiz. Siz "bir malî milat başlatacağız" diyorsunuz "elinizde faturasız neyiniz var neyiniz yok, bildirin" diyorsunuz; ama, geçmişe yönelik defter affını getirmiyorsunuz...

REFİK ARAS (İstanbul) – Niye getirelim?!

ALİ RAHMİ BEYRELİ (Bursa) – Vergi kaçakçılığını mı savunuyorsunuz?!

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Stok affını getirirken, geçmişe yönelik defter affını getirmiyorsunuz. Yine, siz, gizli bir servet beyanını getiriyorsunuz; tabiî, Katma Değer Vergisiyle ilgili 61 inci maddede "indirilemeyen Katma Değer Vergilerini iade edeceğiz" diyorsunuz. Ee, ben soruyorum: Şimdi, bu iadeyi bütün mükelleflere mi yapacaksınız yoksa, şu miktardan itibaren bu iadeyi yapacağız mı diyeceksiniz? Tasarıda, şu miktardan itibaren yapacağız, diyorsunuz. O zaman bizim aklımıza şu geliyor: Acaba, gazete patronlarına mı bunu yapacaksınız?

Siz "vakıf ve derneklere yapılan bağış ve yardımlardan stopaj yoluyla vergi alacağız" diyorsunuz. Bununla da kalmıyorsunuz "Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 25 inci maddesini yürürlükten kaldıracağız" diyorsunuz. Geçici 25 inci madde ne diyor; "Kurumlar Vergisi mükellefleri, camilerin yapımına harcadıkları paraları, yardımları, bağışları ve o camilerin idamesi için oraya ödedikleri yardımları gider olarak kayıtlarına geçirirler"diyor. Siz "bunu kaldıracağız" diyorsunuz.

Gelen bu tür tasarılar, teklifler karşısında biz oturup susacak değiliz. Bu dayatmacı, merkeziyetçi teklifler karşısında elbette kendi tekliflerimizi orta yere koymak durumundayız. Getirdiğiniz birçok teklifte, hep merkeziyetçi birtakım yöntemler var.

Biraz önce görüşüldü; bundan önceki 22 nci maddede, cebrî veya kendi isteğiyle yapılan ödemelerde; uygulamada vatandaş gidiyor, maliyeye bir para ödediği zaman, önce, onun vergi aslına kabul ediliyor; geriye para kalırsa, gecikme zammına, diğer faizlere, diğer borçlarına ödeniyor. Şimdi, bu, kıyaslamalı bir orantı usulüyle borçlarına mahsup edilecek.

Bu, zaten, geçmişte, vakti zamanında uygulanmış ve vazgeçilmiş bir yöntemdi. Şimdi, hep, geriye, hep, geride kalmış birtakım merkeziyetçi uygulamalara atıf yapılıyor, oralara doğru gidilmeye çalışılıyor; bizim itirazımız bunadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özgün, bitiriyorsunuz...

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Üzerinde konuştuğumuz bu maddede, tabiî, bizim talebimiz şudur: Özellikle 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde, fevkalade zor durumda olan, kazançları az olan mükelleflerimizin ev eşyalarının haczedilmemesi noktasında bir değişikliğin yapılması gerekir diye düşünüyoruz.

Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özgün.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülecek 626 sayılı vergi kanun tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan ve "İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir başka il veya ilçede" ifadesinden gelmek üzere "menkul malın durumuna göre bir ay içinde yapılır" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İlyas Arslan (Yozgat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okuyalım efendim?

İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İlk artırmada satılamayan malın ikinci artırması konusunda zamanlama sınırı yoktur. Burada, yine, kamu görevlilerine inisiyatif kullanma hakkı tanınmıştır. Malum durum göz önüne alınarak, işlemin bir ay içinde kesin olarak sonuçlandırılmasının kanunla emredilmesi, hem millî ekonomi hem de amme alacağının tahsilindeki zaman kısıtlılığı açısından önemlidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülecek 626 sayılı vergi kanun tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan ve "tahsil dairelerinin satış mahallinde açık artırma ve peşin para ile"den sonra gelmek üzere "üç ay içinde" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İlyas Arslan (Yozgat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okuyoruz Sayın Arslan?

İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu üç aylık sınırlamayla, amme alacağına konu olan menkul malların paraya çevrilerek kısa bir sürede Hazineye intikal ettirilmesi sağlanacaktır. Kamuya borcu olan ise, daha kısa bir sürede bu borcundan ve borcundan dolayı zamanla ortaya çıkacak olan ferilerinin yükünden kurtulacaktır. Söz konusu menkul mal ise, kamunun elinde rehin olmaktan çıkacak, daha kısa bir sürede, ekonominin zarara uğraması önlenecektir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

24 üncü maddeyi okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

GELİR VERGİSİ KANUNU İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİKLER

MADDE 24. – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 1. – Gerçek kişilerin gelirleri, Gelir Vergisine tabidir.

Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği, tasarruf veya harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratların safi tutarıdır."

BAŞKAN – Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın İsmet Attila; buyurun.

DYP GRUBU ADINA İSMET ATTİLA (Afyon) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 24 üncü maddesi üzerinde Doğru Yol Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Burada, bu kanun tasarısının en önemli maddelerinden bir tanesi 24 üncü maddedir ve daha sonra, bunu takip eden 25, 41, 42 ve 43 üncü maddelerle de, Gelir Vergisi Kanununun 2, 80, 81 ve 82 nci maddelerinin değişikliği önümüze gelmiş bulunmaktadır. Halen yürürlükte bulunan maddeye göre, gelir "gerçek kişilerin gelirleri, Gelir Vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır" şeklinde tanımlanmış iken, bu defa, bu tasarıda gelir tanımı "gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği tasarruf veya harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratların safî tutarıdır" şeklinde sınırsız olarak genişletilmekte ve değiştirilmektedir.

Yapılan değişiklikle, gelirin tanımına eklenen "tasarruf ve harcamasına kaynak teşkil eden her türlü" ibaresi, görünürde “ekonominin kayda alınarak, her türlü gelirin vergilendirilmesinin hedeflendiği” şeklinde takdim edilmektedir. Oysa, bu takdim şekli, son derece safiyane görünmekle beraber, bu kanun tasarısıyla Anasol-D Hükümeti, sağ gösterip, sol vurmaktadır. (DYP ve FP sıralarından alkışlar) Biz, DSP'yi anlıyoruz; ama, Anavatan Partisinin bu kanun tasarısındaki tutumunu anlamak mümkün değildir; ama, Sayın Mesut Yılmaz'ın söylediği gibi "milliyetçi solcu" olduklarına göre, bunu da herhalde bu şekilde kabul ederek sunmuş bulunuyorlar.

Servet beyanı, birinci kanun tasarısı taslağında yazılmış olmasına rağmen, daha sonra Bakanlığın ve Hükümetin bazı kesimlerden gördüğü tepki üzerine geri çekilmiş ve servet beyanı işi, bu kanun tasarısıyla, gelir örtüsüyle, gelir adı altında getirilmeye çalışılmaktadır. Öğleden sonra yaptığım konuşmada, eski bir Maliye Bakanı olarak, gerek Yüce Meclisin gerekse Türk Milletinin bu konuya dikkatini çekmek mecburiyetinde olduğumu söylemiştim. Bunu, ana hatlarıyla, bu kürsüden bir defa daha tekrar etmek istiyorum.

Bu maddeyle ve devam edecek maddelerle -tekrar ediyorum- servet beyanı işi, gelir örtüsüyle, gizli bir şekilde getiriliyor ve 60 milyon Türk vatandaşı, mal ve haklarının elden çıkarılması sebebiyle, Gelir Vergisi mükellefi olacak duruma geliyor. Yani, şu anda 6 milyon olan vergi mükellefinin yanına, 54 milyon daha vergi mükellefi geliyor. Bunun mutlaka bu şekilde bilinmesinde, yine bunu, burada oy veren milletvekillerimizin tümünün bu şekilde bilmesinde fayda var. Ben bunu huzurunuzda bir defa daha dile getiriyorum. Çünkü, Maliye Bakanlığı, bu maddeyle ve takip edecek maddelerle, yetki alıyor, gizleyerek yetki alıyor; açıkça söylenmiyor; ama, buradan çıkan sonuç da bu. Bunu da hiç kimse yüksek sesle dile getirmiyor. Neden; çünkü, daha önce telaffuz edildiği ve tasarıda yer aldığı halde, servet beyanını telaffuz edemeyen Anasol-D Hükümeti, gizli, örtülü bir şekilde Maliye Bakanlığına yetki veriyor ve Maliye Bakanlığı, Bakanlık ile bu muameleye muhatap olacak 60 milyon Türk vatandaşı arasında ileride tartışmalar, münakaşalar doğuracak, hatta vatandaşları mahkeme kapılarına kadar dayandıracak bir yetkiyle donatılıyor. Buna, başka bir tabirle de "Çin işkencesi" deniliyor.

Daha önce, DYP-SHP hükümetleri tarafından, Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin yedinci fıkrası değiştirilmiş ve burada, vergide kavrama konusu getirilmişti. Demek ki, Hükümet, bu maddeyi uygun görmüyor; çünkü, bu maddede vergide sorgulamayı getirmiyor, yeni alınacak yetkiyle, şu anda konuşmakta olduğumuz 24 üncü maddeyle, Maliye Bakanlığı, sorgulama yetkisini alıyor.

Eğer, Anasol-D Hükümetinin, böyle bir yetki istiyorsa, bu tasarıda olduğu gibi, gizli, örtülü, kapalı yollarla bunu yapmaması gerekirdi; yani, düşüncelerini gizlememesi gerekirdi; dolayısıyla, önce bunu, açıkyüreklilikle nasıl yapacaksa, ne şekilde yapacaksa Ekonomik ve Sosyal Konseyde açık açık konuşması gerekirdi; daha sonra da, Mecliste grubu bulunan partilerle ve önem verdikleri sivil toplum örgütleriyle görüşmek, açıkça tartışmak suretiyle sonuçlandırması gerekirdi; maalesef bu yapılmamıştır. Bir bakıma, belki de, kanun çıksın diye, herkes buna destek vermektedir; ama, şunu buradan bir defa daha ifade etmek istiyorum. Bu kanun tasarısı bu Yüce Meclisten çıktıktan sonra, Maliye Bakanlığı yetki alacaktır; bu yetki sonucunda da -tekrar ediyorum- şu veya bu şekilde, 60 milyon Türk vatandaşı, vergi mükellefi olacaktır. Bu Hükümet, bunu "vergi tabanını yaygınlaştırıyoruz, kayıtdışı ekonomiyi önlüyoruz" adı altında getirmektedir. Onun için, buna bir defa daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

Şimdi size birkaç misal vereyim. Otuz yıl önce aileden kalan bir hatıra eşyayı satarsanız, buradan vergi alma imkânı doğacaktır. Gene, Hazine arazisi üzerine kurulan gecekondunun satışından vergi alma imkânı, bu kanunla doğacaktır ve gene, iki odalı bir apartman dairesinde oturan bir vatandaşımız, eğer üç odalı, dört odalı bir apartman dairesi almaya kalkarsa, bu da vergilendirilebilecektir. Yine, veraset yoluyla babadan kalma kavak ağacının satışından da- Gelir vergisi kapsamına gireceği için, bu kanun kapsamına gireceği için- vergi alınacaktır. Ayrıca, ufak bir tarlanız varsa, burada herhangi bir ağaç yetiştirdiğiniz veyahut da mal ürettiğiniz takdirde, Maliye Bakanlığı, bu kanun yetkisi çerçevesinde, bundan da vergi alabilecektir.

Esasen, bu gibi konuları gerçekten dikkatle takip etmek gerekir. Nitekim, Maliye Bakanlığı, aldığı yetkiyi, kanunları en iyi şekilde kullanan teşkilata, denetim elemanlarına sahiptir. İleride, bu kanunun uygulamasından doğacak aksaklıklarda veyahut da savsaklamalarda, o görevini tam anlamıyla yapamayan denetim elemanları da, üzülerek ifade edeyim ki, bu tasarının kanunlaşmasından sonra, mutlaka sıkıntı çekecektir.

Bu, bir servet beyanıdır, servet beyanının gizlenmiş şeklidir. Bu kanun tasarısının yasalaşmasıyla, 60 milyon Türk vatandaşı vergi mükellefi olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Attila, lütfen toparlayalım.

İSMET ATTİLA (Devamla) – Bunu, bir defa daha, yüksek sesle, eski bir Maliye Bakanı olarak ve Doğru Yol Partisinin temsilcisi olarak, buradan ifade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Attila.

Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Sabri Tekir. (FP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Tekir.

FP GRUBU ADINA SABRİ TEKİR (İzmir) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 24 üncü maddesine ilişkin, Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

24 üncü madde, Gelir Vergisine tabi olan gelirin tanımını içermektedir. Tasarıda gelir “bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği, tasarruf veya harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratların safi tutarıdır" şeklinde tanımlanmaktadır. Esasen, kanun tasarısı ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildiği zaman -komisyonlarda görüşülürken- bu tanım "tasarruf veya harcamalara konu teşkil eden" şeklinde getirilmişti; daha sonra, komisyonlarda yapılan çalışmalarda "kaynak teşkil eden" şeklinde değiştirilmiştir.

Ancak, gerçekten de, tanımlama tekniği itibariyle konuya baktığımız zaman, gerçek anlamda bir tanımlamayı içermediği şeklinde bir sonuca varmak mümkündür; çünkü, esas burada amaçlanan, gelirin tanımlanmasından çok, “peçeleme” diye ifade edilebilecek tarzda, daha başka birtakım uygulamalara esas teşkil etmek üzere, tanıma "kaynak teşkil etmek" şeklinde ilaveler yapılmak suretiyle, âdeta genişletme -yani, Gelir Vergisinin konusunu genişletme- amacı varmış gibi gösterilmek istenmiştir; ancak, öyle bir tanım getirilmiştir ki, tanım tekniği itibariyle ve Gelir Vergisi esasına göre kaynağı yakalama noktasında getirilen yaklaşımlara da ters düşecek tarzda bir uygulamaya gidilmiştir. Esasen, tanımların "efradını cami, ağyarını mâni" diye ifade edilen ve kavramı benzer kavramlardan ayıracak bir tarzda yapılması gerekmektedir.

Vergi açısından gelirin tanımlaması, esasen, vergiye tabi geliri, vergiye tabi olmayan diğer edinimlerden ayırmak, böylece verginin konusunu belirlemek için yapılır. Tasarruf veya harcamaya kaynak teşkil etme, kazanç ve iratların ayırıcı özelliğini değil, tersine, ortak özelliğini ifade etmektedir. Tasarrufa ya da harcamaya kaynak oluşturmayan bir gelir unsurunu düşünmek mümkün değildir. Dolayısıyla, ortak özelliğe göre de bir tanımlama cihetine gitmek de teorik açıdan doğru değildir diye düşünüyorum.

Gelirin tanımlaması, biraz önce ifade etmeye çalıştığım gibi, kaynak teorisine ya da net artış teorisine göre yapılır. Ancak, kaynak teorisi daha dar kapsamlı olması nedeniyle, net artış teorisini de birlikte değerlendirmek suretiyle, karma bir teorik yaklaşım prensip olarak kabul edilmektedir. Kısaca, tasarruf ve harcama, gelir tanımının kesinlikle öğelerini oluşturmamaktadır; tersine, gelir denkleminin, yani gelirin hesaplanmasının ögelerini oluşturmaktadır- tabiî, buradan bir sonuca varmak istiyorum; ki, biraz sonra, bu sonucu da ifade etmeye çalışacağım- gelirin niteliğini değil, niceliğini belirlemek için kullanılan unsurlardır; dolayısıyla, gelirin kullanılış şeklindeki tezahürlerini ifade etmektedir. Esasen, elde edilen gelirin başka türlü de kullanılması mümkün değildir. Bu nedenle, gelir tanımında yer alan “tasarruf ve harcama” sözcükleri, esas itibariyle gereksizdir, Gelir Vergisi kavramı içerisinde gereksizdir, Gelir Vergisi kapsamı içerisinde gereksizdir veya Gelir Vergisi esprisi içerisinde gereksizdir; geliri, kavram olarak, ne genişletici ne de daraltıcı bir nitelik taşımamaktadır.

Peki, o zaman aklımıza şöyle bir soru gelmektedir. Bu tanımın içerisine, niçin “tasarruf ve harcama” kavramları yerleştirilmiştir? Bunun cevabı da tektir: Kaynağı izah edilemeyen tasarruf ve harcamaları gelir unsuruna dönüştürebilmek içindir; çünkü, konusunda tasarruf ve harcama bulunmayan bir vergi sisteminde, tasarruf ve harcamanın gelir unsuru olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Peki, Gelir Vergisine tabi gelirin bu şekilde tanımlanması, beraberinde ne gibi sonuçlar getirecektir? Biraz önce Doğru Yol Partisi adına konuşan Maliye eski bakanlarımızdan, değerli milletvekili İsmet Attila Beyin görüşlerine aynen katılıyorum. Getirilmek istenen, aslında, bir örtülü servet beyanı şeklindedir. Muhtemelen, tepkilerden çekinildiği için, bu, açıkça ifade edilmek istenmemiş olabilir. Mevcut Gelir Vergisi Kanununda, Gelir Vergisine tabi kazanç ve iratlar tadat edilirken, vergidışı bırakılan herhangi bir gelir unsuru, kazanç ve irat şeklinde herhangi bir gelir unsuru yoktur. Gelir türlerinde sayılan yedi unsura bakıldığı zaman, hemen hemen tüm gelir unsurlarını kapsadığı görülecektir.

Teknik yönden de gelirin bu şekilde tanımlanmasından sonra, kazanç ve iratlar sayılırken "kaynağı ne olursa olsun" ifadesinin, normal olarak kulanılmasına da gerek yoktur; çünkü, müteakip maddede "kaynak ne olursa olsun her türlü kazanç ve iratlar" ifadesi kullanılmaktadır. Ancak, burada işaret edilmesi gereken bir husus da şudur: Küçük mükellefler, esas itibariyle, böyle bir uygulamada, hemen her şartta mağdur edilebilecek mükellef grubunu teşkil edecektir. Vergi denetim mekanizmasının, bu vergi tanımından hareket edilmek suretiyle, küçük mükellefleri zor durumda bırakacak bir tarzda kullanılması, esasen, hiçbir zaman arzu edilmeyen sonuçları da beraberinde getirmiş olacaktır.

Büyük mükelleflerin, ister işletme bazında isterse gerçek kişiler bazında denetiminde ise, etkinliğin ne kadar gerçekleştirilebildiğine dair, elbette ki, birtakım problemleri hepimiz bilmekteyiz.

Eğer, böyle bir tanımın yapılmasında, mirasın ve hür türlü bağışın, piyango gelirlerinin ve benzeri diğer gelirlerin, gelir unsuru olarak kabul edilmek istenip de vergilendirilmesi amaçlanmışsa, o zaman, şöyle bir durumla karşılaşmış oluruz: Esasen, 81 inci maddenin dördüncü fıkrasında, ivazsız intikallerin Gelir Vergisi dışında tutulacağına dair bir hüküm de yer almıştır. O zaman amaç, bu şekildeki gelirlerin gelir kapsamı içerisine alınması değil, tersine, biraz önce ifade etmeye çalıştığım gibi, belki de örtülü bir servet beyanının getirilmesi şeklinde olabilir ki, bu da beraberinde birtakım sonuçları getirebilir. Doğru mudur yanlış mıdır, ayrı bir şeydir; ancak, Gelir Vergisi Kanunu veya Gelir Vergisi kavramı içerisinde mütalaa edildiği zaman, başka birtakım istenilmeyen sonuçlara da sebebiyet verebilir düşüncesine sahibim.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tekir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Nihat Matkap; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 626 sıra sayılı yasa tasarısının 24 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarının 24 üncü maddesi, tasarının en temel maddelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bu maddeye, en yararlı madde, en gerekli düzenleme diye bir tanımlama yapmak, hiçbir zaman abartılı olmaz. Bu madde, aynı zamanda, vergi kaçırma alanını daraltan bir maddedir. Bu hükme nereden varıyorsunuz derseniz; değerli arkadaşlarım, halen yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde "gerçek kişilerin gelirleri, Gelir Vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır" diye tanımlanmaktadır. Bunun dışında, hemen 2 nci maddede, gelirin unsurları sayılmaktadır. Gelir unsurlarımız 7 bölüme ayrılmıştır:

1- Ticarî kazançlar,

2- Ziraî kazançlar,

3- Ücretler,

4- Serbest meslek kazançları,

5- Gayrimenkul sermaye iratları,

6- Menkul sermaye iratları,

7- Sair kazanç ve iratlar.

Gelir Vergisi Kanununun ilerleyen maddelerinde de hangi kazançların, bu kazanç türlerine dahil olacağı çok açık, net bir biçimde yazılmıştır.

Eğer, bir kazancı gelir olarak kaydedebilmek istiyorsak, muhakkak, bu tanımlamanın içerisine sokmamız gerekiyor; ancak, ekonomideki değişimlerden kaynaklanan ve bu tanımların içerisine sığdırılmayan birtakım kazançlar da söz konusudur. Eğer, herhangi bir kazancı, bu 1 inci ve 2 nci maddede tarif edilen kazanç ve iratların içerisine dahil edemezseniz, bu kazancı vergilendirme şansınız olmamaktadır. Bu nedenle, bu boşluğun doldurulması, muhakkak gerekiyordu. İşte, bu 24 üncü maddede gelirin yeniden tanımlanması, bu boşluğu önemli ölçüde dolduracaktır.

Yeni düzenlemede, 1 inci maddede "Gerçek kişilerin gelirleri, Gelir Vergisine tabidir" denildikten sonra "Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği tasarruf ve harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratların safi tutarıdır" denilmektedir. Buna ihtiyaç var mıydı diye sorulabilir.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, vergilendirilemeyen birçok kazanç vardır; gayrimeşru kazançlar vardır, kumar vardır, faturasız yapılan birtakım işlemler vardır, faturası düşük kesilen birtakım işlemler vardır ve bunları kanıtlamak, çoğu zaman güçtür; ancak, mükellef, haksız bir biçimde kazandığı bu kısmı, ya tasarruf edecektir ya da yatırımıyla ilgili bir bölüme harcayacaktır. O nedenle, bu düzenleme, ister istemez vergi kaçırma alanlarını daraltacaktır. Ne yazık ki, vergi kültürümüz yeterince yaygın değildir. Belki de o kültürümüz yeterince yaygın olsaydı, böyle bir düzenlemeye hiç ihtiyaç olmayacaktı.

Gelişmiş ülkelerde vergi kaçırma cezası, neredeyse cinayet işleme suçuyla eşdeğerdedir. Yaklaşık onbeş gün önce, Almanya'da, bir toplantıya katıldım. Almanya'da işyeri açan yurttaşlarımızla bir toplantım oldu. Vergiyle ilgili durumlarını sordum. Burada da vergi kaçırma olanağı var mıdır diye bir soru yönelttim. Bana cevapları aynen şöyle oldu: "Almanya'da cinayet işle; ama, vergi kaçırma."

Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki, bu kültür Türkiye'de henüz yaygınlaşmadı. Vergi ödeme temel bir yurtseverlik görevidir. Yoksa, Maliye Bakanlığımız, büyük bir hevesle bu düzenlemeyi yapmamıştır diye düşünüyorum. Peki, bu düzenleme gerekli mi, mükellefi bu kadar sıkmak, mükellefe güvensizlik duymak doğru mudur?

Değerli arkadaşlarım, hepimizin yakındığı bir husus var. Eğer bilim adamlarımız, uzmanlarımız, kayıtdışı ekonominin kayıtiçi ekonomiyle yarışır bir büyüklüğe geldiğini ifade ediyorsa, her gün yazıp çiziyorsa, bu düzenlemeye mutlak ihtiyaç olduğu da, çok açık bir biçimde görülmektedir.

Ülkemizde gelir dağılımı eşitsizliğinden hepimiz yakınıyoruz. Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı en son açıklamaya göre, yüzde 15'lik bir grup millî gelirin yüzde 60'ını, geriye kalan yüzde 85'lik grup millî gelirin yüzde 40'ını paylaşmak durumuyla karşı karşıya kalmaktadır ve bu gelir dağılımı dengesizliği, ülkemizde, işleri, cumhuriyetin temel niteliklerini tehdit eder bir duruma götürmektedir.

Değerli arkadaşlarım, o nedenle, ülkemizde toplanmayan bu vergileri toplama konusunda, getirilen her düzenlemeye katkı vermek durumundayız. Tabiî, bir diğer kriter, toplanan vergilerin gayri safî millî hâsılaya oranıyla tespit edilebilir. OECD ülkelerinden birkaç örnek vermek istiyorum. Toplanan vergilerin gayri safî hâsılaya oranı, Avustralya'da yüzde 28,5 -elimdeki değerler, 1992 yılı değerleridir; tabiî, bunlar, çok yavaş artan oranlardır- Danimarka'da yüzde 47,8; Finlandiya'da yüzde 36,1; Yeni Zelanda'da yüzde 35,9; Türkiye'ye bakıyorsunuz, yüzde 20'leri henüz bulduk. Dolayısıyla, maliye uzmanlarımızın yaptığı tespitlere göre, buradaki yetersizlik, ülkemizde, toplanamayan 5 katrilyon lira dolayında bir verginin olduğunu da açıkça göstermektedir.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu durum, toplanamayan vergilerin yanında, hak etmeyen sektörlere tanınan teşviklerden de kaynaklanmaktadır. Bir taraftan, hayat standardı uygulamasıyla, kazanılmamış bir gelirin vergisini alırken, öbür taraftan, ekonomiye hiçbir katkıda bulunmayan sektörlere büyük muafiyet ve istisnalar tanımaktayız, vergilerini ertelemekteyiz. Bütün bunların, ciddî bir biçimde değerlendirilmesi lazımdır.

Peki, bu maddenin düzenlenmiş olması, her şeyin çözümü anlamına gelir mi? Kesinlikle gelmez; çünkü, bu madde hükmünden yararlanacak olanlar, vergi denetim elemanlarıdır. Maliye Bakanlığımızın, hesap uzmanları, maliye müfettişleri, vergi denetim elemanları, gerçekten, yetişmiş, nitelikli elemanlardır; ancak, Maliye Bakanlığında, hak ettikleri değeri buldukları da söylenemez. Bütün bu elemanlarımıza, en ciddî biçimde sahip çıkmamız lazım. Bu da yetmez; Maliye Bakanlığı elemanları, mal müdürlüğünden vergi dairelerine kadar, merkez teşkilata kadar, hak ettikleri değerleri bugüne kadar alamamışlardır. Muhakkak, bunların morali yükseltilmelidir, hak ettikleri her şey verilmelidir; çünkü, ülkenin en temel kurumlarında, en hassas noktalarında çalışan elemanlardır. Maliye Bakanlığı personeli, ne yazık ki, diğer personelle mukayese edildiğinde, mağdur edilen personel arasında yer alır. Bunu da düzeltmekte büyük yarar vardır. Özellikle, bu politikaları tespit ederken, katılımcı bir anlayışa da gereksinim vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Matkap, lütfen toparlayın efendim...

NİHAT MATKAP (Devamla) – Bu yükü taşıyan Maliye Bakanlığı elemanlarıyla da bu konuları görüşmek, tartışmak, onlara moral vermek, onları yönetime katmak, bu gelirlerin toplanmasında çok önemli bir ölçü olarak değerlendirilmelidir. Tabiî, bu da, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısının yaşama geçmesiyle mümkün olacaktır.

Bu düzenlemeden dolayı, Değerli Maliye Bakanımızı ve çalışma arkadaşlarını kutluyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Matkap.

Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Cevat Ayhan; buyurun. (FP Sıralarından alkışlar)

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; 626 sıra sayılı vergi kanunu tasarısının 24 üncü maddesi üzerinde şahsen söz almış bulunmaktayım.

Benden evvel konuşan değerli sözcüler, bu maddenin bir servet beyanını getirdiğini; arkasından, buna dayalı olarak vergilerin de tarh edileceğini ifade ettiler. Bu maddede, tekrar etmeyeyim ama, kazanç ve iratlar diye mevcut 1 inci maddede hüküm olduğu halde, 2 nci maddede aynı şekilde hüküm olduğu halde, tasrih edildiği halde, biz, burada "tasarruf veya harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazançlar ve iratlar" diye yeni bir tarif getiriyoruz. Geri döndüm, baktım; 24.6.1994'te, buradan, 4008 sayılı, yine vergi kanunlarında değişiklik yapan kanunu çıkardık. Zannederim, 1994'te, 5 Nisan krizinden sonraydı, hatırlıyorum. Bununla beraber, ekonomik denge ve net aktif vergisi ve birtakım taşıtlardan alınacak ilave vergi filan da getirmiştik. Orada bir hüküm getirmişiz; Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin 7 nci fıkrası. 30 uncu maddenin 7 nci fıkrasını, biz, 4008 sayılı Kanunla 1994'te getirmişiz. O zaman da Genel Kurulda bu madde üzerinde epey tartıştık, hatırlıyorum; bendeniz de o tasarının müzakerelerine o zaman aktif olarak katılmıştım. Burada tarifler getirmişiz; yani, Maliyenin eline aletler vermişiz. Ne alet vermişiz; demişiz ki, bir mükellefle ilgili harcama, artı, tasarruflar, eşit -denklem olarak söylüyorum- vergisi ödenmiş kazanç artı vergiye tabi olmayan kazanç kaynaklarından olabilir; yani, bir mükellef, 100 harcamışsa, bu harcamanın diyelim ki, yarısı harcamadır yarısı da tasarruftur, 100 tespit ettik. Bunun kaynağı vergisi ödenmiş kazanç olur, vergiye tabi olmayan kazançlar olabilir; gelirler olabilir kendisinin ve arada fark varsa, bunun dışında bir fazlalık varsa, buna da Maliyenin vergi tarh etme imkânı var; vergilendirme imkânı var. Bu maddenin gerekçesinde uzun uzun -üç dört sayfa gerekçesi var bu kanunun, en hassas noktası- işte, kaynak teorisi, net artış teorisi izah edilirken, deniliyor ki, efendim, biz, mevcut kanunlarda, bu farkı vergilemekte zorluk çekiyoruz. Niye; çünkü, kanunun mükerrer 80 ve 82 nci maddelerinde de, madde 80'de gelire giren sair kazanç ve iratlar, mükerrer 80'de değer artış kazançları ve madde 82'de arızi kazançlar tarif edilmiş. Burada yapılan tarifler, Maliye elemanlarının vergi tarh etmesine imkân vermemekte denilmektedir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ayhan, lütfen toparlayalım.

CEVAT AYHAN (Devamla) – Teşekkür ederim, hemen toparlayacağım.

...eğer, buralarda eksiklik varsa, biz, buralarda yeni tarifler getirelim. Nitekim, gerekçede uzun uzun, muhtelif ülkelerde kaynak teorisine göre de, net artışa göre de çalışan, ikisinin arasında ortak çözümlere göre, ortak yaklaşımlara göre çalışan vergi mevzuatını düzenleyen ülkeler olduğu ifade edilmektedir ve bu, yapılmıyor; ama, burada, bizi endişeye sevk eden, servet vergisine müncer olacak yeni bir düzenleme getiriliyor; bizim endişe ettiğimiz husus budur. Geçmişte bir ara ifade ettim, net aktif ekonomik denge vergisi aldık, toparlanırız diye; toparlanamadık. Bugün, yine, konuştuk 8,2 katrilyon borç var, içborç yükü var halen. Bu, 31-32 milyar dolardır; giderek artıyor. Endişe ediyoruz, tabiî...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.

CEVAT AYHAN (Devamla) – Müsaade ederseniz, cümlemi tamamlayayım; uzun bir şey söylemeyeceğim.

Maliye Bakanına ve değerli yöneticilere, arkadaşlara güveniyoruz; ancak, ileride hangi hükümetin, hangi idarenin, hangi ararejimde ne yapacağını da bilemiyoruz. Bizi endişeye sevk eden budur. Acaba, Türkiye, tekrar, bir varlık vergisi faciasını önümüzdeki dönemlerde yaşar mı diye de endişe ediyoruz. Yani, bugünkü hava, bize bu hassasiyeti vermektedir. Bunların burada tekrarında fayda gördüm.

Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.

Sayın Emin Kul, buyurun.

EMİN KUL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 626 sıra sayılı kanun tasarısının 24 üncü maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde değişiklik getiriliyor. Tasarının 24 üncü maddesiyle yapılan düzenlemede gelirin tanımının değiştirilmesi, bu tasarının, esasen, reform niteliğindeki en önemli ve en olumlu yönüdür. 193 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve gelir kavramına esas olan "kazanç ve iratlar" tanımlaması, "tasarruf ve harcama" olarak değiştirilerek, vergi tabanı, gelir kavramının gerçek kaynağına yönlendirilmiştir. Harcama veya tasarrufun kaynağı ile verginin bundan böyle daha açık şekilde ilişkilendirilmesi, böylece sağlanmış olacaktır. Zira, gelir, harcama ve tasarrufun gerçek kaynağını teşkil etmektedir. Tasarıyla değişen gelir kavramı tanımıyla genişleyecek olan vergi tabanı, ne küçük esnafı ne çalışanları, emekçileri, işçileri, ücretlileri ne de çiftçileri asla hedeflememektedir. Bu konuda dile getirilen beyanların hepsi gerçeği yansıtmamaktadır. 60 milyonun vergi mükellefi olması ise doğaldır. Vergi mükellefi olmak vergi ödemek demek değildir; kazanan vergi mükellefinden, geliri olan vergi mükellefinden vergi alınabilir. Yoksa, vergi mükellefi olmak, elbette ki, 60 milyon vatandaş için de geçerli bir kuraldır ve bu 60 milyon vatandaşın büyük çoğunluğunu teşkil eden emekçiler, çalışanlar, işçiler, ücretliler, çiftçiler ve küçük esnafımız, bu maddedeki tanımlamanın değişmesinden dolayı yapılan düzenlemeden hiçbir zaman etkilenmeyeceklerdir; aksine, küçük esnafımız, hayat standardı kaldırılarak ve götürü vergi kaldırılarak, lehlerinde bir kazanımla karşı karşıyadırlar. Çiftçilerde stopaja dönülmüştür, ücretlilerde vergi tarife oranlarında düşürmeler gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla, bu düşürmeler, yalnız ücretli kesim için değil, aynı zamanda çiftçilere, aynı zamanda küçük esnafa da aynen gelirleri itibariyle yansıyacaktır.

Şimdi, herhalde 60 milyonun büyük bir çoğunluğunu küçük esnaf, çiftçi ve çalışanlar, emekçiler, işçiler, ücretliler teşkil ediyor. Yine, tasarının bu tanımlamasının hedefi, dürüst ve namuslu işverenler de değildir. Onları da kattığımız zaman, demek ki, dışarıda bir avuç insan kalıyor. Bunlar kimlerdir? Bu tasarının bu değişiminden korkanlar kimler olabilir? Millî gelirin yaklaşık yüzde 50'sini aldıkları halde vergi gelirlerinin yüzde 20'sini ödeyen kesimler, belki bundan rahatsız olabilirler. Bunların da tamamı değil, belki bir kısmı rahatsız olabilir. Başka kim rahatsız olabilir; tasarrufunun kaynağını kaçıranlar rahatsız olabilir. Başka kim rahatsız olabilir "annemden kalan 5 bin markı ben 3 trilyon yaptım" derken, bunun hesabını veremeyenler rahatsız olabilir. Başka kim rahatsız olabilir; perdenin önünde, fakir fukaraya dağıtılmak için "Allah için kurban kesiyorum" deyip kurban kesen; fakat, perdenin arkasında, fakir fukaraya dağıtılacak o kurbanın etini, küpüne kavurma olarak devşirenler ancak rahatsız olabilir.

Dolayısıyla, burada, yapılan düzenleme, yerinde, devrim mahiyetinde, reform mahiyetinde ve çağdaş ülkelerde uygulanan düzenlemelere eş bir düzenlemedir. Bu düzenleme için, Sayın Bakanı ve Hükümeti tebrik ediyor; hepinize saygılarımı arz ediyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kul.

Madde üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

Madde iki fıkra olduğu için 8 önerge vardır.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, imzalarımızı geri çekiyoruz.

BAŞKAN – İmzalarınızı geri alıyorsunuz...

Evet, Sayın Beyribey de not göndermiş.

Önergelerde yeterli imza kalmadı; bu nedenle, önergeleri işleme koyamıyorum.

Maddeyi, doğrudan, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

25 inci maddeyi okutuyorum efendim...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, Komisyon yok.

BAŞKAN – Okutup...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Hayır, yarın okutursunuz Sayın Başkan.

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Komisyon gitti... Komisyon yok...

BAŞKAN – Komisyon yok. Peki...

Sayın milletvekilleri, şimdi, 24.00'e kadar çalışma süremiz var.

EMİN KUL (İstanbul) – Sayın Başkan, Komisyon yok.

BAŞKAN – Bu Komisyon yok; ama, sırada başka işler var. Onlarda da komisyonun temsil edilemeyeceği yolunda grupların mutabakatını aramak zorundayım.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan anlaştık. Gruplar arasında mutabakat vardır.

BAŞKAN – Evet, bu durumda, diğer işleri de görüşme olanağımızın kalmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 25 Haziran 1998 Perşembe günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 22.53

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanına yapılan silâhlı saldırı olayına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5109)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yeralan sorularımın İçişleri Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ercan Karakaş İstanbul

Dün İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal’a yapılan silâhlı saldırı toplumumuzda büyük üzüntü ve infial yaratmıştır. Nitekim siyasî partiler, dernekler, sivil toplum örgütleri bu saldırıya en sert biçimde tepki göstermişlerdir. Kamuoyunun Akın Birdal’a yapılan saldırı konusunda aydınlatılması için aşağıdaki soruların öncelikle ve ivedilikle yanıtlanması gerekmektedir.

Sorular :

1. Akın Birdal’a silâhlı saldırının yapıldığı gün insan hakları derneği genel merkezinin bulunduğu binanın önünde, çevresinde ya da yakınında sivil ya da resmî güvenlik görevlileri bulunuyor muydu?

2. Akın Birdal bugüne kadar Bakanlığınızdan koruma veya silâh ruhsatı talebinde bulunmuş mudur?

3. Akın Birdal’ın özellikle son zamanlarda telefonla ve yazılı olarak çok sayıda tehdit aldığından haberdar mıydınız?

4. Akın Birdal Bakanlığınıza pasaportunun süresinin uzatılması için hangi tarihte başvurmuştur?

5. Uzatma işlemi bugüne kadar niçin tamamlanmamıştır?

6. Pasaportu uzatılmış olsa idi Akın Birdal’ın saldırı günü Paris’te insan hakları ile ilgili bir toplantıda olacağını biliyor muydunuz?

7. Şemdin Sakık’ın hazırlık soruşturmasındaki “ifadeleri” olarak kamuoyuna sızdırılan bazı beyanlarının Akın Birdal’a yapılan saldırıya ortam hazırladığını düşünüyor musunuz?

8. Yasalara göre gizli olması gereken bu hazırlık soruşturmasını basına kimler hangi amaçla sızdırmıştır?

9. Akın Birdal’a yapılan saldırıyı Türkçü İntikam Tugayları (TİT) denilen şiddet örgütünün üstlendiği doğru mudur?

10. Bu örgüt ne zaman kimler tarafından kurulmuş ve bugüne kadar hangi suçları işlemiştir?

11. Bu örgütün ele geçirilen ve yargı önüne çıkartılan elemanları var mıdır?

12. Saldırganların ya da yandaşlarının Akın Birdal’ın tedavi görmekte olduğu hastaneyi de arayarak hastane yetkililerini de tehdit ettiklerini biliyor musunuz?

13. Telefonla tehditte bulunan bu kişiler ve telefon ettikleri yer saptanmış mıdır?

14. Akın Birdal’a saldırıda bulunanların hemen yakalanması ve yargı önüne çıkartılması için şu ana kadar neler yapılmıştır?

15. Saldırıdan sonra bindikleri söylenen ticari taksi bulunmuş mudur?

16. Şu anda saldırıyla ilgili olarak gözaltına alınan kimse var mıdır?

17. Susurluk olayının devamına benzeyen bu kanlı saldırıyı yapanlar ne zaman yakalanacaktır?

18. Tüm bu konularda kamuoyunu aydınlatacak kapsamlı açıklamaları ne zaman yapacaksınız?

T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü 23.6.1998 Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01-142641

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığının 25.5.1998 gün ve A.01.GNS.0.10.00.02-7/5109-12901/30988 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

Akın Birdal’ın saldırıya uğradığı 12.5.1998 tarihine kadar, koruma ve silâh taşıma veya bulundurma talebinin olmadığı, ancak 27.5.1998 tarihinde Ankara Valiliğine koruma talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Tedavi görmekte olduğu hastanede her türlü koruma tedbiri alınmıştır.

21.4.1998 tarihinde Ankara Valiliği’nden pasaport süresinin uzatılması talebinde bulunması üzerine yapılan tahkikat neticesinde pasaport almasında engel teşkil edecek bir durumu bulunmamasından dolayı 22.4.1998 tarihinden 21.4.2003 tarihine kadar temdit edilerek vekalet vermiş olduğu Avukatına 1.6.1998 tarihinde teslim edildiği anlaşılmıştır.

Şemdin Sakık’ın Bakanlığımıza bağlı güvenlik birimlerinde sorgulanması sırasında alınan ifadelerinin kamuoyuna sızdırılması sözkonusu değildir.

Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu’nun 143 üncü maddesinde yeralan hazırlık soruşturmasının gizliliğinden dolayı olay hakkında açıklama yapmak mümkün bulunmamaktadır.

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal’ı 12.5.1998 tarihinde silâhla yaralanma olayı ile ilgili (18) şahıs yakalanmış ve adlî mercilerce bu şahıslardan (5)’i tutuklanmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Murat Başesgioğlu İçişleri Bakanı

2. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Yunanistan Dışişleri Bakanının geçmişte Türkiye’de ikâmet edip etmediğine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5113)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygılarımla arz ederim.

12.5.1998 Tevhit Karakaya Erzincan

1. Türkiye’ye yönelik hakaretamiz açıklamalarıyla son aylarda gündeme gelen Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangolos’un geçmişte bir dönem Türkiye’de kaldığı yolunda iddialar bulunmaktadır.

Pangolos’un Antalya’da 2-3 ay gibi bir süre ikâmet ettiği doğru mudur?

2. Bu iddialar doğruysa, Pangalos bu Akdeniz ilimizde niçin ve hangi sıfatla bulunmuştur?

3. Bunu Türkiye’nin millî menfaatleri açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

T.C. Dışişleri Bakanlığı Kuzeydoğu Akdeniz Genel Müdür Yardımcılığı 22.6.1998 Sayı : KDGY - 483 - 4692

Konu : Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 25 Mayıs 1998 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/5113-12908/31001 sayılı yazıları.

Erzincan Milletvekili Sayın Tevhit Karakaya’nın Yunanistan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos hakkında verdiği tarafımdan cevaplandırılması istenen soru önergesine ilişkin açıklamalar ilişikte sunulmuştur.

Saygılarımla arz ederim.

İsmail Cem Dışişleri Bakanı

Soru 1. Türkiye’ye yönelik hakaretamiz açıklamalarıyla son aylarda gündeme gelen Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangalos’un geçmişte bir dönem Türkiye’de kaldığı yolunda iddialar bulunmaktadır. Pangalos’un Antalya’da 2-3 ay gibi bir süre ikâmet ettiği doğru mudur?

Cevap 1. Yunanistan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos’un 1967-1974 yılları arasında Yunanistan’daki askerî yönetime karşı mücadele veren sosyalist hareket içinde yer aldığı, Cunta tarafından vatandaşlıktan çıkartıldığı, Paris’te yaşadığı 1972 ve 1973 yıllarında tatil için Ayvalık’a gelmiş olduğu hakkında teyid edilemeyen duyumlar vardır.

Thedoros Pangalos’un Antalya’da 2-3 ay gibi bir süre ikâmet ettiğine ilişkin Bakanlığımızda bilgi yoktur.

Soru 2. Bu iddialar doğruysa, Pangalos bu Akdeniz İlimizde niçin ve hangi sıfatla bulunmuştur?

Cevap 2. Theodoros Pangalos’un 1972-1973 yıllarında tatil için geldiği Ayvalık’ta kaldığı süre içinde gizlice Midilli adasına geçerek uzun süredir görmediği babası ile buluştuğu rivayet olunmaktadır. Theodoros Pangalos’un Ayvalık’ta turist sıfatı ile bulunduğu anlaşılmaktadır.

Soru 3. Bunu Türkiye’nin millî menfaatleri açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap 3. Resmî bir hüviyeti olmaksızın turist sıfatı ile geldiği Ayvalık’taki kısa ikâmeti sırasında Teodoros Pangalos’un Türkiye’nin millî menfaatlerini haleldar edebilecek bir tutum ve davranış sergilemiş olduğuna dair Bakanlığımıza intikal etmiş bilgi bulunmamaktadır.

3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’in yazılı cevabı (7/5139)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

18.5.1998 Zeki Ünal Karaman

1. Refahyol iktidarı döneminde Bakanlığınızda kaç personel görevden alınarak yerlerine yenileri atanmıştır? İsimlerini verebilir misiniz?

2. ANASOL-D iktidarı döneminde Bakanlığınızda kaç personel görevlerinden alınarak yerlerine yenileri atanmıştır? İsimlerini verebilir misiniz?

T.C. Devlet Bakanlığı Başbakan Yardımcılığı 24.6.1998 Sayı : B.02.0.001.0.00.00.00/00672

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 28 Mayıs 1998 gün ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/5139-12993/31212 sayılı yazısı.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın tarafımdan cevaplandırılmasını istediği, ilgi yazı ekinde alınan 7/5139-12993 esas numaralı yazılı soru önergesinin cevabı ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Bülent Ecevit Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın Sorusuna Verilen Cevap Aşağıda Belirtilmiştir.

Devlet Bakanlıklarına Ait Kodro Olmayıp,

Hizmetler, Başbakanlık merkez teşkilâtında görevli personel ile diğer kurumlardan geçici olarak görevlendirilen personel tarafından yerine getirilmektedir.

Bülent Ecevit Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı

4. – Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Bilderberg Toplantısına katıldığına dair basında çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5213)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, delaletinizle Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Hasan Hüseyin Öz Konya

Sorular :

İskoçya’nın Ayr Kasabası’nda yapılan dünyanın en önemli siyasî ve ekonomik forumlarından biri olarak kabul edilen Bilderberg Toplantısı’na katıldığınıza dair basında birtakım haberler yer almıştır. Mandadan uzak, bağımsız, kendi başına hareket eden, millî çıkarlarını kendi iradesiyle belirleyen ve savunan bir devlet olabilmemizle ilgili olarak kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına sebebiyet veren bu katılımla ilgili olarak;

1. Katıldığınız bu toplantı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bilgisi dahilinde mi olmuştur? Yoksa resmî hüviyetiniz dışında özel olarak mı çağrıldınız?

2. Bu toplantıya hangi maksatla katıldınız?

3. Ülkemizle ilgili olarak herhangi bir karar alınmış mıdır? Alınmış ise bu kararlar nelerdir?

4. Bilderberg üst yönetiminin tamamen siyonist ideolojiyi benimsemiş kişilerden müteşekkil olduğu, dolayısıyla toplantıya katılan ülkelerle ilgili olarak siyonizmin çıkarlarına paralel kararlar aldırıldığı; dolayısıyla bu toplantı ile de Türkiye’nin çıkarlarına değil, siyonizmin çıkarlarına paralel kararların alındığı şeklindeki iddialar doğru mudur?

5. Katılımcıların ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunda uzman kişiler oldukları ve özellikle ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs sorununu toplantıda gündeme getirdikleri ve çözüm noktasında önemli adımlar atıldığına dair yapılan iddiaların gerçeklik payı nedir?

6. Bilderberg Kulübü’yle herhangi bir bağlantınız veyahutta bu kulübe üyeliğiniz söz konusu mudur?

T.C. Dışişleri Bakanlığı Batı Avrupa Genel Müdür Yardımcılığı 23.6.1998 Sayı : AVGY.98.110.120-1075-9740

Konu : Soru önergesine cevap

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

İlgi: TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 29 Mayıs 1998 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-13278 sayılı yazısı.

Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz tarafından yöneltilen yazılı soru önergesine cevap teşkil eden metin ilişikte sunulmaktadır.

Saygılarımla arz ederim.

İsmail Cem Dışişleri Bakanı

Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz Tarafından Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e Yöneltilen

Yazılı Soru Önergesi

1. Katıldığınız bu toplantı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin bilgisi dahilinde mi oluşmuştur? Yoksa resmî hüviyetiniz dışında özel olarak mı çağrıldınız?

Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem Bilderberg toplantısına Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı sıfatıyla katılmıştır.

2. Bu toplantıya hangi maksatla katıldınız?

Dışişleri Bakanı İsmail Cem 14-17 Mayıs 1998 tarihlerinde İskoçya’nın Ayrshire kentinde yapılan Bilderberg yıllık toplantısının 17 Mayıs tarihli sabah oturumuna “Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO ile uzun vadeli ilişkileri” konulu bir sunuş yapmak üzere katılmıştır.

3. Ülkemizle ilgili olarak herhangi bir karar alınmış mıdır? Alınmış ise bu kararlar nelerdir?

Bilderberg toplantıları istişari mahiyette bir forumdur. Toplantılar sırasında herhangi bir karar alınmamaktadır.

4. Bilderberg üst yönetiminin tamamen siyonist ideolojisi benimsenmiş kişilerden müteşekkil olduğu, dolayısıyla toplantıya katılan ülkelerle ilgili olarak siyonizmin çıkarlarına paralel kararlar aldırıldığı; dolayısıyla bu toplantı ile de Türkiye’nin çıkarlarına değil, siyonizmin çıkarlarına paralel kararların alındığı şeklindeki iddialar doğru mudur?

Sayın Milletvekilinin üçüncü sorusuna cevaben de belirtildiği üzere, Bilderberg toplantılarında herhangi bir konuda karar alınması şeklinde bir uygulama yapılmamaktadır. Öte yandan, soruda değinilen iddialar doğru değildir.

5. Katılımcıların ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunda uzman kişiler oldukları ve özellikle ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs sorununu toplantıda gündeme getirdikleri ve çözüm noktasında önemli adımlar atıldığına dair yapılan iddiaların gerçeklik payı nedir?

Bilderberg yıllık toplantısı vesilesiyle yapılan oturumlarda Kıbrıs sorunu görüşülmemiştir. Dolayısıyla, soruda belirtilen iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

6. Bilderberg Klübü’yle herhangi bir bağlantınız veyahutta bu kulübe üyeliğimiz sözkonusu mudur?

Dışişleri Bakanı İsmail Cem 14 - 17 Mayıs 1998 tarihlerinde yapılan Bilderberg toplantısının 17 Mayıs tarihli sabah oturumuna anılan toplantı üst yönetiminin daveti üzerine katılmıştır. Herhangi başka bir bağlantı veya üyelik sözkonusu değildir.

5. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Fonunda toplanan paralara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/5239)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın delaletlerinizle Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğinin yapılmasını arzederim.

Kemalettin Göktaş Trabzon

1. 1997 yılı ve 1998 yılı 5 inci ayına kadar İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Fonu’nda ne kadar para toplanmıştır?

2. Bu fonun gelirleri nerelerden toplanıyor?

3. Toplanan paralar 1997 yılı ve 1998 yılı 5 inci ayına kadar nerelere harcanmıştır?

4. Fonda şu anda ne kadar para bulunmaktadır?

5. Fonda toplanan para kuruluş amacı dışında kullanılmış mıdır, kullanılmışsa nereye kullanılmıştır?

T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü 23.6.1998 Sayı : B.13.0.ÇGM.0.11.00.05-638/7780-017640

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2.6.1998 tarihli ve KAN.KAR.MD.A. 01.0.GNS.0.10.00.02-7/5239-13160/31474 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 8.6.1998 tarihli ve B.02.0.KKG/106-797-10/3101 sayılı yazısı.

İlgi (b) yazı ekinde alınan, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın Sayın Başbakana yöneltilen ve Sayın Başbakan’ca kendileri adına tarafımdan yanıtlanması istenilen “İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Hesabı”nın kullanılmasına ilişkin 7/5239-13160 nolu yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Bilindiği gibi, 1475 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesi ile bu maddeye dayanılarak hazırlanan “İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Kuruluşu ve Çalışma Esasları Hakkında Tüzük” gereğince, işçi ücretlerinden ceza olarak kesilen paralar, Bakanlığımızın T.C. Ziraat Bankası Ankara Merkez Şubesi nezdindeki 30401/55 nolu vadesiz hesabında toplanmaktadır.

Anılan maddede ve Tüzük’te geçen “ceza parası” deyimi, işverenin toplu iş sözleşmesi veya hizmet akitlerinde gösterilen sebeplerle işçi ücretlerinden ceza olarak yaptığı kesintileri ifade etmektedir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda üç gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin üç günlük kazancından fazla olmamaktadır.

Sözkonusu Tüzüğün 3 üncü maddesi gereğince, İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurul;

a) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının Başkanlığında,

b) Müsteşar veya Bakanın görevlendireceği Müsteşar Yardımcısı, Çalışma Genel Müdürü, Yakın ve Orta Doğu Çalışma Eğitim Merkezi Müdürü, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi Müdürü, bunların özürü sebebiyle görevlerinin başında bulunmamaları halinde yerlerine bakan görevlilerden,

c) Bünyesinde en çok işçi bulunduran en üst derecedeki işçi kuruluşu (TÜRK-İŞ)’nun yönetim kurulunca değişik iş kollarından seçilecek iki işçi temsilcisinden,

d) Bünyesinde en çok işveren bulunduran en üst derecedeki işveren kuruluşu (TİSK)’nun yönetim kurulunca değişik iş kollarından seçilecek iki işveren temsilcisinden,

oluşmaktadır.

Kurul, yardım isteklerini incelemek ve karar vermek üzere her yıl Ocak ve Haziran aylarında toplanmaktadır. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı gerekli gördükçe Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilmektedir.

Kurul, en az altı üyenin katılması ile toplanmakta ve kararlar mevcut üye oylarının çoğunluğu ile verilmektedir. Kurulun her toplantıda aldığı kararlar karar defterine yazılmakta, başkan ve üyelerce imzalanmaktadır.

Toplanan ceza paraları, işçilerin;

a) Mesleki eğitimlerinde,

b) İş sağlığı ve güvenliği konularındaki eğitimlerinde,

c) Sosyal hizmetlerde

kullanılmaktadır.

Ceza paraları, yukarıda belirtilen amaçlar için kullanılmak üzere;

a) 2821 sayılı Sendikalar Kanunu uyarınca kurulmuş bulunan meslekî teşekküllere,

b) İşçilerin meslekî eğitimi veya iş sağlığı ve güvenliği konularında faaliyet gösteren kamu kuruluşlarına,

c) İşçilerin sosyal hizmetleri ile ilgili faaliyet gösteren kamu kuruluşlarına,

yardım niteliğinde verilmektedir.

Yardım isteğinde bulunan teşekkül ve kuruluşlar, bu yardımların kullanılacağı eğitim ve sosyal hizmet faaliyetleri için yapılan plân, proje ve programlarını, Kurul’un Ocak ayındaki toplantısı ile ilgili istekleri için, en geç bir önceki yılın 30 Kasım tarihine, Haziran ayındaki toplantısı ile ilgili istekleri için ise 30 Nisan tarihine kadar Bakanlığımızda olacak şekilde göndermek veya vermek zorunluluğu bulunmaktadır.

Kurul, ancak, uygun bulduğu plân, proje ve programların gerçekleşmesi için yardım kararı vermekte, kararların alınmasında; plân, proje ve programların amacı, gerçekleşme süresi ve yararlanacak işçi sayısı gözönünde bulundurulmaktadır.

İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Hesabı,

1996 yılında 61 064 262 804. - TL. devretmiştir.

1997 yılında 28 782 231 007. - TL. birikmiştir. 1997 yılı faiz geliri ise 37 125 727 257. - TL olup, toplam 126 972 221 068. - TL. yekûn teşkil etmiştir.

Kurulca, 1997 yılı içinde kurum ve kuruluşların plân, proje ve programlarına oybirliğiyle 54 000 000 000. - TL.tahsisat verilmiştir.

1997 yılında 72 972 221 068. - TL. devretmiştir.

31.5.1998 tarihine kadar 14 930 337 013. - TL. birikmiştir. 31.5.1998 tarihine kadar işleyen faiz geliri ise 42 421 699 271. - TL. olup, toplam 130 324 257 352. - TL.yekûn teşkil etmiştir.

Kurulca, 31.5.1998 tarihine kadar kurum ve kuruluşların plân, proje ve programlarına oybirliğiyle 39 936 891 500. - TL. tahsisat verilmiştir.

Kurulca, ILO Türkiye Temsilciliğinin “Bina Satınalımı” konulu projesine 10 000 000 000. - TL. tahsis edilmiş olup, işleyen 33 615 739 914. - TL. faiz geliri ile birlikte 43 615 739 914. - TL. yekûn teşkil etmiştir. Sözkonusu tahsisat, vadeli hesapta bloke durumundadır.

İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Hesabında 31.5.1998 tarihi itibariyle 46 771 585 938. - TL., 12.6.1998 tarihi itibariyle de 48 014 068 697. - TL. bulunmaktadır.

İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paralar Hesabında toplanan paralar; 1475 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan “İşçi Ücretlerinden Ceza olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Kuruluşu ve Çalışma Esasları Hakkında Tüzük” hükümlerine uygun olarak İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun aldığı kararlar doğrultusunda kullanılmakta olup, 1997 yılı ve 31.5.1998 tarihine kadar görüşülen projelere verilen tahsisatların listesi ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Nami Çağan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulca Görüşülen

Projeler Listesi

1997 Ocak Ayı Toplantısı

Projeyi Sunan Talep Edilen Tahsis Edilen Kurumun Adı Proje Konusu Miktar Miktar

TÜRK-İŞ İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 11 353 750 000 10 000 000 000 Eğitim Etkinlikleri

İSGÜM Asbest, Maden Ocakları 12 350 000 000 10 000 000 000 Pnomokonyoz çözücüler ve Rutin işyeri taramala- rının devamı

Yurtdışı işçi Demirbaş İhtiyaçları 25 500 $ 2 000 000 000 Hizm. Gn. Müd.lüğü

Çalışma Gn. Bakanlık ve Bölge Md.lükleri 100 000 $ 11 000 000 000 Md. Lüğü ve Çalışma Gn. Md.lüğü Şube- lerinin Tam Otomasyonu

İş Teftiş Krl. Bakanlık İş Müfettişleri 23 338 000 000 8 000 000 000 Bşk.lığı Eğitimi

Yakın ve Orta İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 9 410 000 000 6 500 000 000 Doğu Çalışma Eğt. Semineri Eğt. Merkezi

İşçi Sağ. Dai. Basın ve Tv. Destekli 5 000 000 000 3 000 000 000 Bşk.lığı İşçi Sağ. ve İş Güv. Haftası

HAK-İŞ Eğitim Etkinlikleri 7 775 000 000 3 500 000 000

TOPLAM 54 000 000 000

1997 Haziran Ayı Toplantısı

Projeyi Sunan Talep Edilen Tahsis Edilen Kurumun Adı Proje Konusu Miktar Miktar

HAK-İŞ Eğitim 13 100 000 000 1998 Ocak Ayı Toplantısına Ertelendi.

İşçi Sağ. Dai. İşçi Sağ. ve İş Güv. 8 616 500 000 1998 Ocak Ayı Başkanlığı Haftası Toplantısına Ertelendi.

1998 Ocak Ayı Toplantısı

Projeyi Sunan Talep Edilen Tahsis Edilen Kurumun Adı Proje Konusu Miktar Miktar

TÜRK-İŞ İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 19 095 000 000 12 975 000 000 Eğitim Etkinlikleri

Çalışma Gn. Cumhuriyetin 75 inci yılında 10 000 000 000 8 000 000 000 Müdürlüğü Çalışma Yaşamı Çalışma Yaşamında 2000’li Yılların Hedefleri

Yakın ve Orta Doğu 1998 Yılı Eğitim 20 750 000 000 16 150 000 000 Çalışma Eğt. Merkezi Faaliyetleri

İşçi Sağ. Dai. İşçi Sağ. ve İş Güv. 8 616 500 000 Hesaplarındaki Bşk.lığı Haftası bakiyeden karşılanmıştır.

HAK-İŞ Eğitim 13 100 000 000 Geri Çekilmiştir HAK-İŞ Eğitim 20 350 000 000 6.3.1998 tarihin- de görüşülmesine

HAK-İŞ Eğitim 20 350 000 000 2 811 891 500 6.3.1998 tar. Toplantı

TOPLAM 39 936 891 500

birleşim 108’in sonu