ayda, iktidara gelince, o merkez sağın, bugün Parlamentoda temsil edilmeyen o ANAP, Doğru Yol zihniyetinin bu kadar kötü taklidi oldunuz; doğrusu, anlayabilmiş değilim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın İnce, konuya girerseniz.
MUHARREM İNCE (Devamla) - Gireceğim efendim konuya.
BAŞKAN - Ama konuya girmeniz lazım, bu kadar girizgâh çok.
MUHARREM İNCE (Devamla) - Giriyorum efendim konuya.
Sayın Başkan, yalnız, ben burada üçüncü kez konuşuyorum, üçüncü kez aynı şekilde konuyla ilgili konuşmam için uyarılıyorum. Burada bütün milletvekilleri konuyla ilgili mi konuşuyorlar Sayın Başkanım? (AK Parti sıralarından "evet, evet" sesleri)
Şimdi, idrakle ilgili, iktidara gelenlerin idrak etmeyle ilgili bir sorunu var. Ben buna "idrak yolları enfeksiyonu" diyorum. Siz de bu enfeksiyona kapıldınız. Doktorları da 61 yaşından sonra emekli ediyorsunuz zaten. Artık, sizi tedavi edecek kimse de kalmadı.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Hakaret ediyorsunuz...
BAŞKAN - Sayın İnce, sözünüzü kesmek zorunda kalacağım.
MUHARREM İNCE (Devamla) - Geliyorum efendim.
Siz, 61 yaş sınırlamasını, 61 yaş sınırlamasını...
BAŞKAN - Sayın İnce...
MUHARREM İNCE (Devamla) - Efendim, konuyla ilgili zaten Sayın Başkan.
BAŞKAN - Ama, söylediğiniz söz, doğru bir söz mü?
MUHARREM İNCE (Devamla) - "İdrak yolları enfeksiyonu" dedim, "idrar" demedim ki efendim, hakaret etmedim. "İdrak" dedim; "idrak" sözcüğünün neresi yanlış bir şey?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kendisinde olan hastalığı bizde de var zannediyor efendim.
MUHARREM İNCE (Devamla) - O sizin probleminiz.
BAŞKAN - Efendim, konuya girin lütfen.
MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben hakkımı kullanmak istiyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ona teşhis konmuş, bizde de var sanıyor.
MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakınız, 61 yaş sınırlaması valilere yok, generallere yok, üniversite hocalarına yok, hâkimlere, savcılara yok, milletvekillerine yok. Yine aynı mantığı kullanıyorsunuz işte, gücünüz kime yeterse, kimi yakalarsanız... (CHP sıralarından alkışlar) Ben, bu mantıktan söz ediyorum.
Biz, adalet, hak, Allah korkusu dediğimiz zaman da, diyorsunuz ki, bunlar sizin ağzınıza yakışmıyor. Peki, bu uygulamalar size yakışıyor mu?! (CHP sıralarından alkışlar)
Ne demek yani, bunlar bize yakışmıyor?! Bunlar, bu tür söylemler sizin tekelinizde mi; biz bunları kullanamaz mıyız? Bunları kullandığımızda diyorsunuz ki, bunlar size yakışmıyor.
Bakınız, siz, Türkiye'ye bir yeni, siyasete bir yeni söylem daha getirdiniz. Belki de, Parlamento, basın, bu konuyu çok eksik bırakıyor. "Ödünç" kavramı. Önce ödünç üsle, ödünç limanla başladık, sonra, dün, ödünç işçi dediniz, şimdi memurlardan ödünç yüzde 1 istiyorsunuz; ama, unuttuğunuz bir şey var, iktidarın da ödünç olduğunu unutuyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) O koltuklar da size ödünç.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) - Ne alakası var?
MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben, zaten, bu söylemimi, merkez sağ zihniyetinden gelenlere yapmıyorum. Geçmişte, bu ülkenin solcularıyla aynı kodese giren milletvekillerine yapıyorum, size yapmıyorum. Siz merkez sağ zihniyetinden geldiniz; siz, merkez sağ zihniyetinden olmadığınızı söyleyerek iktidar oldunuz; ezilen insanlardan, köylülerden, işçilerden, memurlardan, işsizlerden, emeklilerden oy alarak geldiniz. Bunu ne çabuk unuttunuz; ben bunların hesabını sormak istiyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Onların temsilcisi biziz, size ne oluyor?!
MUHARREM İNCE (Devamla) - Siz onların temsilcisisiniz, biz sermayenin temsilcisi miyiz?! (AK Parti sıralarından "evet" sesleri)
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Vallahi bilemem...
MUHARREM İNCE (Devamla) - Biz, altı ay öncesinde, elimizde kalemle, tahta başında ekmeğimizi kazanarak geldik buraya. Neyin hesabını, kime soruyorsunuz siz?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Biz, kimin temsilcisi olduğumuzu söylüyoruz.
MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben, hafta sonunda tarlada çalışan adamım; bana neyin hesabını soruyorsunuz?! Ben köy çocuğuyum; siz bana neyin hesabını soruyorsunuz?!(CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)