TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
32'nci Birleşim
17 Aralık 2014 Çarşamba
(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bu-lunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656'ya 1'inci Ek)
2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657)
A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI
1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
E) ÜNİVERSİTELER
1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ
a) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ankara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ
a) Hacettepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hacettepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ
a) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ
a) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Boğaziçi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ
a) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Marmara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ
a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
11) EGE ÜNİVERSİTESİ
a) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ege Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ
a) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Trakya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
14) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
a) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uludağ Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
a) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Anadolu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
a) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Selçuk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ
a) Akdeniz Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Akdeniz Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ
a) Erciyes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erciyes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
19) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ
a) Cumhuriyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Cumhuriyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
a) Çukurova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çukurova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ
a) Atatürk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Atatürk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ
a) İnönü Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İnönü Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ
a) Fırat Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Fırat Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ
a) Dicle Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dicle Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
27) YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ
a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ
a) Gaziantep Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziantep Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ
a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
30) GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ
a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ
a) Harran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Harran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
33) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ
a) Adnan Menderes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adnan Menderes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
34) BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ
a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ
a) Mersin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mersin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ
a) Pamukkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Pamukkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
a) Balıkesir Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Balıkesir Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Kocaeli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kocaeli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
a) Sakarya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sakarya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
40) CELÂL BAYAR ÜNİVERSİTESİ
a) Celâl Bayar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Celâl Bayar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
41) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ
a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
42) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ
a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ
a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ
a) Kafkas Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kafkas Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ
a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
46) NİĞDE ÜNİVERSİTESİ
a) Niğde Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Niğde Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
47) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ
a) Dumlupınar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dumlupınar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
48) GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ
a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ
a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ
a) Kırıkkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırıkkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ
a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ
a) Galatasaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Galatasaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
54) AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ
a) Ahi Evran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ahi Evran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ
a) Kastamonu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kastamonu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ
a) Düzce Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Düzce Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
57) MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ
a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ
a) Uşak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uşak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ
a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
60) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ
a) Namık Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Namık Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
61) ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ
a) Erzincan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erzincan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ
a) Aksaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Aksaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ
a) Giresun Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Giresun Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ
a) Hitit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hitit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
65) BOZOK ÜNİVERSİTESİ
a) Bozok Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bozok Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Adıyaman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adıyaman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
67) ORDU ÜNİVERSİTESİ
a) Ordu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ordu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ
a) Amasya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Amasya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ
a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ
a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ
a) Sinop Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sinop Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ
a) Siirt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Siirt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ
a) Karabük Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karabük Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ
a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ
a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ
a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ
a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ
a) Bitlis Eren Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bitlis Eren Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Kırklareli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırklareli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ
a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ
a) Bingöl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bingöl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ
a) Muş Alparslan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muş Alparslan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ
a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Batman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Batman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ
a) Ardahan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ardahan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ
a) Bartın Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bartın Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ
a) Bayburt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bayburt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ
a) Gümüşhane Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gümüşhane Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ
a) Hakkari Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hakkari Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ
a) Iğdır Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Iğdır Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ
a) Şırnak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Şırnak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
93) TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Tunceli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Tunceli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ
a) Yalova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yalova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Türk Alman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Türk Alman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı
96) YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ
a) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Bursa Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bursa Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ
a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ
a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ
a)Abdullah Gül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Abdullah Gül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ
a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ
a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, İzmir Milletvekili Aydın Şengül'ün 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın, Malatya Milletvekili Mustafa Şahin'in 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu'nun 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması
4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması
5.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
6.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç'un 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubu eski Başkanına sataşması nedeniyle konuşması
8.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması
9.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
10.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Yalova Milletvekili Temel Coşkun'un 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Çeşitli İşler
- Gösteri ve Protestolar
1.- CHP sıralarından milletvekillerinin ellerindeki pankartı göstererek ayağa kalkması ve Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, CHP Grubu olarak, 17, 25 Aralığın yıl dönümünde, rüşvet alan ve yolsuzluk yapanların emniyet ve yargı marifetiyle himaye edilmelerini protesto ettiklerine ilişkin açıklaması
VI.- AÇIKLAMALAR
1.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce'nin 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşma-sındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
VII - YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin, İzmir'in Torbalı ilçesindeki bazı mahallelerde yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/27322)
2.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu'nun, HES projeleri ile üretilen enerji miktarına ve Giresun'un enerji tüketiminin ne kadarının HES projeleri ile karşılandığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54596)
3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, taşınır ve taşınmaz kiralamaları nedeniyle yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54597)
4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde bulunan bir taş ocağına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54598)
5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Eti Maden İşletmeleri ve TKİ tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet alımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54599)
6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, TEMSAN tarafından yapılan üretimdeki düşüşe ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kay-naklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54600)
7.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak, sayaç okuma gibi bedellerin tahsilini hukuka aykırı bulan Yargıtay kararının uygulanmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54760)
8.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, elektrik dağıtım şirketlerinin 2002-2014 abone verilerine ve borçlarını ifa edemeyen belediyelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54761)
9.- İstanbul Milletvekili D.Ali Torlak'ın, özelleştirileceği iddia edilen Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı sülfürik asit ve borik asit fabrikalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54762)
10.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, 17 Aralık 2013 tarihinden itibaren görevden alınan bürokratlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54763)
11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, IŞİD'in Türkiye'deki bazı aracılar vasıtasıyla petrol satışı yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54766)
12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, elektrik ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan artışlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54767)
13.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun, zeytinlik alan tanımını değiştiren kanun tasarısına ve öngörülen düzenle-menin zeytinciliğe etkisine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54769)
14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Ağrı'da kaçak elektrik kullanımına ve elektrik hizmetine erişimde yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/54771)
15.- Muğla Milletvekili Tolga Çandar'ın, Muğla'nın Milas ilçesindeki bir mahallede vatandaşların özel mülkleri altında kömür çıkarılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55084)
16.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın, 2002-2014 yılları arasında Çanakkale'ye yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55085)
17.- Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün, bir mühendisin Ermenek ve Soma'daki madenlerin kapatılmaması yönünde ricacı olup olmadığına, siyasi, mesleki ve ticari durumuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55086)
18.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Karaman'ın Ermenek ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen kazaya ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55087)
19.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Karadeniz'de Sürmene-1 kuyusunda yapılan çalışmalarla bulunan petrol rezervine ve üretime geçilip geçilmediğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55088)
20.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Düzce'nin Akçakoca ilçesinde yapılan doğal gaz sondaj çalışmalarının hangi aşamada olduğuna ve gaz üretimine başlanıp başlanmadığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55089)
21.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Niğde'nin bir köyünde bulunduğu açıklanan petrol rezervinin miktarına ve üretime geçilip geçilmediğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55090)
22.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca yurt dışında yapılan kira harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55091)
23.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca yapılan kira harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55092)
24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan sigorta hizmetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55093)
25.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan ilaçlama hizmetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55094)
26.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı (7/55095)
27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlığın kullanmakta olduğu hizmet binası için ödenen aylık kira bedeline ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'ın cevabı (7/55846)
28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında Bakanlıkta görev yapan müsteşarlara ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'ın cevabı (7/55848)
29.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, soru önergelerine ve bunların cevaplandırılmasına ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'ın cevabı (7/56162)
30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında Bakanlıkta görev yapan daire başkanları ve daire başkan yardımcılarına ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'ın cevabı (7/56163)
31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında Bakanlıkta görev yapan genel müdür ve genel müdür yardımcılarına ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'ın cevabı (7/56164)
32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, soru önergelerinin cevaplandırılmasına yönelik çalışmalara ve söz konusu çalışmalar ile görevli personele ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'ın cevabı (7/56165)
17 Aralık 2014 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 11.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)
----0----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32'nci Birleşimini açıyorum.
Gündeme geçiyoruz.
Gündemimize göre 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.
Program uyarınca bugün yedinci tur görüşmelerini yapacağız.
Yedinci turda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ve üniversitelerin bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656'ya 1'inci Ek) (*)
2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (*)
A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI
1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
E) ÜNİVERSİTELER
1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ
a) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ankara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ
a) Hacettepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hacettepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ
a) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ
a) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Boğaziçi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ
a) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Marmara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ
a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
11) EGE ÜNİVERSİTESİ
a) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ege Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ
a) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Trakya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
14) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
a) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uludağ Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
a) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Anadolu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
a) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Selçuk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ
a) Akdeniz Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Akdeniz Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ
a) Erciyes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erciyes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
19) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ
a) Cumhuriyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Cumhuriyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
a) Çukurova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çukurova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ
a) Atatürk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Atatürk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ
a) İnönü Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İnönü Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ
a) Fırat Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Fırat Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ
a) Dicle Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dicle Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
27) YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ
a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ
a) Gaziantep Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziantep Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ
a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
30) GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ
a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ
a) Harran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Harran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
33) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ
a) Adnan Menderes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adnan Menderes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
34) BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ
a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ
a) Mersin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mersin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ
a) Pamukkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Pamukkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
a) Balıkesir Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Balıkesir Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Kocaeli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kocaeli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
a) Sakarya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sakarya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
40) CELÂL BAYAR ÜNİVERSİTESİ
a) Celâl Bayar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Celâl Bayar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
41) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ
a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
42) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ
a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ
a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ
a) Kafkas Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kafkas Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ
a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
46) NİĞDE ÜNİVERSİTESİ
a) Niğde Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Niğde Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
47) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ
a) Dumlupınar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dumlupınar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
48) GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ
a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ
a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ
a) Kırıkkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırıkkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ
a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ
a) Galatasaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Galatasaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
54) AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ
a) Ahi Evran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ahi Evran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ
a) Kastamonu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kastamonu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ
a) Düzce Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Düzce Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
57) MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ
a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ
a) Uşak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uşak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ
a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
60) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ
a) Namık Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Namık Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
61) ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ
a) Erzincan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erzincan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ
a) Aksaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Aksaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ
a) Giresun Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Giresun Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ
a) Hitit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hitit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
65) BOZOK ÜNİVERSİTESİ
a) Bozok Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bozok Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Adıyaman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adıyaman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
67) ORDU ÜNİVERSİTESİ
a) Ordu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ordu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ
a) Amasya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Amasya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ
a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ
a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ
a) Sinop Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sinop Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ
a) Siirt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Siirt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ
a) Karabük Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karabük Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ
a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ
a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ
a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ
a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ
a) Bitlis Eren Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bitlis Eren Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Kırklareli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırklareli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ
a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ
a) Bingöl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bingöl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ
a) Muş Alparslan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muş Alparslan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ
a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Batman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Batman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ
a) Ardahan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ardahan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ
a) Bartın Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bartın Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ
a) Bayburt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bayburt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ
a) Gümüşhane Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gümüşhane Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ
a) Hakkari Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hakkari Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ
a) Iğdır Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Iğdır Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ
a) Şırnak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Şırnak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
93) TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ
a) Tunceli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Tunceli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ
a) Yalova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yalova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ
a) Türk Alman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Türk Alman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı
96) YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ
a) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Bursa Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bursa Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ
a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ
a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ
a)Abdullah Gül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Abdullah Gül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ
a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ
a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.
Bilindiği üzere, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme girmeleri gerekmektedir.
Şimdi yedinci turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin adlarını okuyacağım:
Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Mardin Milletvekili Erol Dora.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Oktay Saral, İzmir Milletvekili Aydın Şengül, Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır, Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut, İstanbul Milletvekili Osman Boyraz, Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Zonguldak Milletvekili Ercan Candan, İstanbul Milletvekili Halide İncekara, Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, Kars Milletvekili Yunus Kılıç.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşacak olan milletvekilleri: İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, Ankara Milletvekili Zühal Topcu, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacak olan milletvekilleri: Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan, İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan.
Şahısları adına, lehinde Yalova Milletvekili Temel Coşkun -Hükûmet konuşacak- aleyhinde Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri konuşacak.
Şimdi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ilk konuşmacıyı kürsüye davet ediyorum.
İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel.
Süreniz yirmi beş dakika.
Buyurunuz Sayın Tuncel. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bütçeleri üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Grip nedeniyle sesimden dolayı özür diliyorum hepinizden, iki gündür böyle bir sorun var.
Değerli arkadaşlar, bugün İnsan Hakları Haftası'nın son günü. Konu hakkında görüşlerime geçmeden önce, ne yazık ki bugün bir yaşam hakkı daha ihlal edildi. Diyarbakır'da 17 yaşında "Kadir Çakmak" adında bir çocuk polis kurşunuyla katledildi. Biz, bu kürsüde de insan hakları ve özgürlükleri konusunda, özellikle polisin yetkisinin güçlendirilmesi konusunda çok itirazlarımızı ifade ettik ama ne yazık ki bu itirazlarımız dikkate alınmadı, hatta son dönem çıkarılan yasayla birlikte, bu, polisin "vur" emri ya da polisin makul şüphe gerekçesiyle insanları engelleme adına katliama yol açtı. Ben bir kez daha bu saldırıyı kınıyor, Kadir Çakmak'ın ailesine başsağlığı ve sabır, kendisine de rahmet diliyorum.
Sevgili arkadaşlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurulduğu gün bu kürsüde, yine ben bir konuşma yapmıştım. Bizler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının doğru olmadığını, kanun hükmünde kararnameyle kurulan bu Bakanlığın aslında ciddi anlamda sorunlara neden olacağını, şehir ve çevrenin yan yana durmasının mümkün olmadığını, bunun şehirlerimizi ranta açmak açısından bir politika olduğunu ve bundan vazgeçilmesi gerektiğini hep ifade etmiştik. Ama ne yazık ki AKP iktidarı, çevre ve şehirciliği bir araya getirdi, kentleri, şehirleri, bütün alanları ranta açtı ve bu anlamda çok ciddi sorunlar yaşandı. Şimdi bu konuda bazı değerlendirmeler yapacağım ama bundan önce...
Biliyorsunuz, bundan önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı, bugün 17 Aralık nedeniyle, üzerinden bir yıl geçen yolsuzluk davasında da ismi geçenlerden birisi. Bu ciddi anlamda sorun. Aslında Türkiye'de yolsuzluk davası, özellikle iktidar tarafından bir komplo olarak değerlendirildi. Bu konuda kendilerine bir komplo yapıldığını, bunun gerçek olmadığını ifade etti ama Türkiye kamuoyu, genel olarak bunun doğru olduğunu, özellikle AKP Hükûmetinin bu konuda hesap vermesi gerektiğini söyledi. Yargı aracılığıyla bu süreçte takipsizlik kararları verildi. Mecliste bir komisyon var, bu komisyonun ne yapacağı belli değil. Ama şunun altını çizmek istiyoruz: Yolsuzluk meselesi tabii ki sadece Türkiye'nin meselesi değil. Yolsuzluk, rüşvet, ciddi anlamda, aslında demokrasisi az gelişmiş ülkelerde çok ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Türkiye'nin bununla yüzleşmesi gerekir. AKP Hükûmeti bununla yüzleşmek yerine bunu yok saydı, bu konuda hesap vermek yerine bunu yok saydığı için, aslında bugün, AKP iktidarının bütün milletvekilleri benzer bir şeyle karşı karşıya kaldı ve burada da iki gündür tanık oluyorsunuz, aslında cevap vermek zorunda kalıyor. Bunun nedeni de gerçek anlamda
yolsuzlukla mücadele, bu gerçeklerin ortaya çıkması konusunda doğru çabanın sahibi olmamakla alakalı bir durum. Oysa yapılması gereken şey, varsa yolsuzluk, kim yapmış olursa olsun, iktidarın, Kabinenin üyeleri de olabilir, bunun açığa çıkartılmasıydı. Bu, Türkiye demokrasisi açısından da önemliydi ama bunu yapmak yerine bu sistem devam ettirildi çünkü bu sistemi devam ettirmek AKP iktidarının bir şekilde politik yaklaşımı olarak tarihe geçti. Biz bir kez daha bu kürsüden 17 ve 25 Aralıkta ortaya çıkan durumun, yolsuzluk operasyonunun Türkiye'de demokrasi açısından çok ciddi bir sorun olduğunun, bunun mutlaka açığa çıkartılması gerektiğinin, AKP Hükûmetinin de bunun açığa çıkartılması için -üzerinin gizlenmesi, yolsuzluğun üzerinin gizlenmesi için değil, açığa çıkartılması için- mücadele etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz ama şimdiye kadar yapılan uygulamalar ne yazık ki tersi yönde ortaya çıktı. Bugün bütün her yerde bu mesele tartışılırken bir kez daha bu kürsüde de ifade etmek istedik.
Sevgili arkadaşlar, aslında bütün bunların nedeni Türkiye'de sistemsel bir sorunla alakalı bir durum, yani Türkiye'de her şey AKP iktidarının politik duruşu nedeniyle, daha çok rant, daha çok kâr adına yaptığı politikaların yansıması olarak ortaya çıkıyor. O yüzden her türlü hukuksuzluk, her türlü hak ihlali bir şekilde kural hâline geliyor. AKP iktidarı bugüne kadar bütün kuralsızlıklarını kural hâline getirdi, kendi istediği için yasalar çıkarttı. Bütün yasaları, bütün bakanlıkları ilgilendiren konularda işini kolaylaştırmak, özellikle kendi politikalarını hayata geçirmek için HSYK'dan tutalım Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Orman Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına kadar her alanda, her yerde aslında 76 milyonun geleceğini ilgilendiren değil, daha çok bir grubun geleceğini ilgilendiren politikalar yürüttü. Bugün, aslında Türkiye bunun sancılarını yaşıyor ve yaşamaya devam edecek.
Değerli arkadaşlar, ekolojik mesele de bir sistem meselesi. Bu anlamda -bütün bu süreçlere bakarken- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, daha çok aslında şehirleri yeniden düzenleme, buralardan, kentlerden nasıl rant elde edebilirim adına siyaset yapıyor. Dikkat ederseniz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının en temel şeyi kentsel dönüşüm projeleri. Kentsel dönüşüm projeleriyle kenti yeniden düzenleme, yeniden dizayn etme çalışmaları içerisine giriyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, kentleri daha iyi yapabiliriz, insanların insanca yaşayabileceği, sosyal, ekonomik, kültürel olarak daha rahat yaşayabileceği bir yer hâline getirebiliriz, doğru ama bunu yaparken halka rağmen, orada yaşayan insanlara rağmen bunu yapamazsınız. AKP'nin bütün politikalarına baktığınızda, halka rağmen bütün politikalar geliştirilmiştir. Merkezde toplum mühendisliği yapılmış, merkezde projeler geliştirilmiş, bu, halka dayatılmıştır. Bakın, bütün kentsel dönüşüm projelerinde halka rağmen kentsel dönüşüm yapılmıştır, halkın haberi yoktur. Halk ancak belediye görevlileri evlerini yıkmaya geldiğinde haberdar olmuştur ve bu konuda aslında çok ciddi toplumsal muhalefetle de karşı karşıya kaldığı ortada.
Burada temel sorun, AKP Hükûmetinin katılımcılığı esas almaması ya da katılımcılık dediğimizde biz her defasında, kendisine yandaş ya da kendi çevresinden, bu politikalara itiraz etmeyecek, muhalefeti yok sayan yaklaşımlarla bu projeleri geliştirmiştir. Dikkat edin, bütçe hazırlanış sürecinde de benzerdir. AKP Hükûmeti katılımcı bir bütçe yapmamaktadır. Oysa bütçeyi hazırlarken bu bütçe nereye kullanılıyor, nasıl kullanılıyor, gerçekten amacına göre kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu, bu konuda, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçeleme var mı, kadın, genç, yaşlı gerçek anlamda bu bütçeden ne kadar faydalanıyor; yine, çevre ne kadar zarar görüyor, bu bütçe politikaları hayata geçirilirken nasıl uygulanıyor konusunda hiçbir çalışma yok.
Dikkat edin, bu ekoloji meselesi sevgili arkadaşlar, sadece bir çevre meselesi, çevre duyarlılığı meselesi değildir. Bu ekoloji meselesi yaşamın ta kendisidir, politik bir meseledir, buradan bakmak gerekiyor. Özellikle kapitalizm, 16'ncı yüzyılda sanayileşmeyle birlikte başka sorunları ortaya çıkardı. Yani aşırı kâr hırsı, sanayileşme, pozitif bir değerlendirme olarak değerlendirilse de endüstriyalizmin ortaya çıkardığı, sanayileşmenin ortaya çıkardığı başka sorunlarla insanlık yüz yüze geldi, bu da çevre felaketi. Bugün dünyanın temel gündemlerinden birisinin iklim değişikliği olmasının temel nedeni, yine, çevre sorunlarının, ekolojik sorunların bu kadar birinci derecede gündem olmasının temel nedeni bu. Endüstriyalizm politikalarıyla artık insanların, ciddi anlamda, üzerinde yaşayacakları bir doğası, çevresi bile olmayacak. O yüzden, bütün uluslararası güçler, kapitalistlerin kendileri yaşanabilir bir çevre iddiasını ortaya koymaktadır.
Bakın, Türkiye birçok uluslararası sözleşmeye imza atmıştır. Avrupa Birliği sürecinde de -dün de bu kürsüden söyledik- en temel kriter çevre kriteridir, çevre başlığıdır ve bu konuda Türkiye'nin verdiği yükümlülükler vardır. Ama ne yazık ki yerine getirmiyor yani bu konuda ciddi anlamda sorunlar yaşanıyor. AKP Hükûmetinin diyelim ki çevre etki değerlendirme yaklaşımından tutalım aslında yaptığı bütün uygulamaların toplumdaki karşılığı nedir, yaşamdaki karşılığı nedir, çevreye ne kadar zarar veriyor konularında hiçbir değerlendirmesinin olmadığı ortada.
Sevgili arkadaşlar, işte bunlar felakete neden oluyor. Bunu herkes kabul etmiyor. Bu konuda çok ciddi toplumsal muhalefet var. Bakın, Kocaeli, Yalova, Çanakkale, Bursa, Manisa, İzmir, Aydın, Uşak, Burdur, Muğla, Antalya, Mersin, Karaman, Erzincan, Kayseri, Şırnak, Van, Hatay, Adana, Mardin, Batman gibi yerlerde AKP'nin bu politikaları nedeniyle çok ciddi itirazlar var. Kimi termik santraller için bu itirazlarını gündeme getiriyor, kimi HES'ler için bu itirazlarını gündeme getiriyor, kimisi derelerinin korunması açısından bu itirazlarını dile getiriyor, kimisi de maden ocakları -kendilerine yapılan- veya altın arama politikaları nedeniyle bütün bunları gündeme getiriyor. İktidarın bunu dikkate alması gerekir. Bunu hep kendisine karşı bir muhalefetmiş gibi… Hep burada sayın bakanların ifade ettiği gibi "Muhalefet bizim bir şey yapmamızı istemiyor, halka hizmet etmemizi istemiyor." lafına sığınarak bu sorumluluktan kurtulamaz. Siz yapacaklarınızı insan yaşamına saygı çerçevesinde yapmak durumundasınız. Gerçekten insanca bir yaşam mı savunuyorsunuz? O zaman herkesin yaşamını pozitif etkileyecek işler yapacaksınız.
Sevgili arkadaşlar, bakın, bu iktidar örneğin, nükleer konusunda çok ısrarlı. Hatta, Sayın Davutoğlu diyor ki: "Biz yüzde 100 kendi imalatımız olan nükleer santraller imal edeceğiz." Oysa nükleer santraller ciddi anlamda insan yaşamını tehdit eden uygulamalar. Bugün nükleer santraller yoluyla elektrik elde edilmesi bütün diğer enerji elde etme teknolojileri ve yatırımları gibi, teknolojisi ve yer seçiminden tutun da normal çalışma koşullarında ve kazası hâlinde sağlık ve çevre etkileri, beklenen fiyat artışlarına rağmen süreklilik arz eden, tamamen dışa bağımlı yakıt desteği gereksinimi, savaş hâlinde koruma zorluğu, radyasyonlu atıkların yok edilmesi, ekonomik ömür sonu santral sökümü ve bütün bunların maliyet hesaplarına değin bilimin bütün dallarını ve toplumun bütün çıkar gruplarını ilgilendiren bir konuyla karşı karşıyayız. Bakın, dikkat edin, aslında bu Japonya'da Fukuşima Nükleer Santral kazasından sonra biliyorsunuz bütün dünya bu konuda nükleer enerjiden vazgeçti hatta o zaman Japonya 54 nükleer santralden 52'sini kapattı. Yine, Almanya nükleer santrallerini 2020'ye kadar tamamen devre dışı bırakılması için politika geliştiriyor. İsviçre "2034'e kadar 5 reaktör kapatılacak." dedi. Belçika yine 2016-2025 arasında nükleer programı tamamen ortadan kaldırırken Türkiye nükleer yapımı konusunda ısrarlı ve hatta bu konuda "Yüzde 100 kendi nükleerimizi yapacağız." iddiasıyla karşımıza çıkıyor. Oysa insanların bu konuda yaşamlarını ciddi anlamda tehlikeye sokacak bir uygulamaya karşı çıkması gerekirken ya da bu konuda gerçekten bütün tedbirlerin nasıl alınacağı konusunda bir karar alması gerekirken aksine bu konuda ısrar etmektedir. Bu ciddi bir sorundur sevgili arkadaşlar yani işte AKP Hükûmeti diyor ki: "Peki, biz ne yapacağız? Termik santral yapmayacağız, nükleer enerji yapmayacağız, bütün bunları kullanmayacağız, biz ne yapacağız?" Bütün bunları, pekâlâ bu alanda çalışan insanlarla, sivil toplum örgütleriyle, halkın kendisiyle bir araya getirerek tartışma yürütebilirsiniz. Bu ciddi bir sorun sevgili arkadaşlar, bunların altını çizmek istiyoruz. O açıdan bu nükleere karşı olmamız sadece politik bir mesele değil, AKP Hükûmetini yıpratmak üzerinden değil, geleceğimizin yıpranmaması için bugün bu politikalara karşıyız. Yaşam hakkımızın, sağlık hakkımızın elimizden alınmaması için bu politikalara ısrarla karşı olduğumuzu ifade ediyoruz ve bu konuda sadece HDP'nin değil, aslında çok ciddi kesimlerin, sosyal kesimlerin de itirazının olduğunun altını çizmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin yaptığı çok iyi bir iş var, bu da aslında inşaat. Daha önce bir tanım yapmıştım, AKP inşaat partisine dönmüş durumda hatta müteahhitlik yapıyor yani bugün Başbakanlığa bağlı TOKİ diye bir kurum var. Bu TOKİ, aslında AKP'nin nasıl bir perspektifle şey yaptığının çok göstergesi. Her yerde kentsel dönüşüm adı altında zaten bu rekabeti ortadan kaldırıyor, devletin tüm olanaklarını kendileri kullanıyorlar. İşte acele kamulaştırma -dün de bahsetmiştik- ki acele kamulaştırma savaş döneminde arkadaşlar, dikkatinizi çekmek isterim, İkinci Dünya Savaşı öncesi Türkiye'nin savaşa girme olasılığı nedeniyle 1939'da çıkartılmış. O zaman acil askerî ihtiyaçların karşılanması için Bakanlar Kuruluna... Yurt savunması gerekçeleriyle ihtiyaç duyulan taşınmazlara el konulması olarak değerlendirilmiş bu ama AKP bu olağanüstü savaş hâli kuralını şimdi olağan bir hâle getirmiş durumda. Şimdi her yerde kendi rant alanları için; işte bir yerde HES mi yapacak, bir yerde dereleri imara mı açacak, bir yerde kentsel dönüşüm mü yapacak, bu konuda toplumsal itiraz mı var, halka bile sormadan acele kamulaştırma yasasıyla toplumun şeylerine el koymaktadır. Bu
çok ciddi bir sorun. Yani, kentsel dönüşüm projelerinde de benzer bir şeyle karşı karşıya olduğumuzun altını çizmek istiyoruz. Oysa ki TOKİ'nin bile şimdi değerlendirilmesi gerekir: TOKİ gerçekten kâr ediyor mu etmiyor mu, zarar mı getiriyor? TOKİ'nin bu 774 milyon lira zarar ettiğine dair bilgiler konusunda AKP Hükûmeti ne diyor? Yani, bu konuda TOKİ, 2003 yılı itibarıyla söz konusu hedefler doğrultusunda... Bir de şöyle bir şey var: Tabii, kat karşılığı anlaştığı insanları da bu meseleye ortak ediyor ama daha sonra bunların gereklerini yerine getirmediği için çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Yani, bu konuda sevgili arkadaşlar, 2003 yılında TOKİ'nin kendi hasılat payının yüzde 30 seviyelerinde oluşturduğu belirtilen Yapı Denetim Kurulunun raporuna göre, 2003 yılında gerçekleştirilen 3 ihale, 2004 yılında gerçekleştirilen 4 ihale sonucunda TOKİ 774 milyon lira bir zarara uğratılmıştır. Yine, ihalelerde ciddi sorunlar var. İhaleler veriliyor ama kapsamı belli değil. Neye göre veriliyor? Bu konuda gerçekten saydamlık yok, eşit muamele yok. Bazı projeler yürütülürken durum net değil. Maliyeti hesaplama ve yaklaşık maliyete esas fiyat ve rayiç değer tespitinin nasıl yapılacağına ilişkin bilgilendirmeler yok. Yani, netice itibarıyla bu TOKİ, üstelik alt gruplara, sözde daha yoksullara yönelik iş yapacağı gerekçeleriyle, TOKİ projeleriyle yoksul insanların, emekçilerin, daha alttakilerin yaşam alanlarına el konuluyor, oraya lüks yerler yapılıyor ve insanlar aslında şehir dışlarına itiliyor. Bu, aynı zamanda bir sınıf meselesidir de. AKP, daha çok zenginleri daha çok zengin etmek, onlara daha iyi yaşam koşulları sağlamak adına yoksulları, emekçileri, Kürtleri, Romanları, toplumun ötekilerini şehirlerin dışına itiyor ve yoksulluğa mahkûm ediyor. Bu ülkede sokakta yaşamaya mahkûm edilen insanlar varken ya da hâlâ evleri olmayan binlerce, milyonlarca evsiz varken AKP Hükûmeti bu TOKİ aracılığıyla zenginlere kendisini… Doğal olarak aslında, hangi sınıfın temsilcisiyseniz o sınıfa hizmet edersiniz, ben bu konuda bir yadırgama görmüyorum; AKP Hükûmeti sonuçta zenginlerin, elit sınıfın temsilcisi. O yüzden, durmadan "Ekonomide dünyanın 17'ncisiyiz." diyor. O yüzden, sadece zenginlerle ve bu sermayedarlarla ilişkileri var. Oysa, bu ülkenin yoksullarıyla, gerçekten bir parça ekmeğe muhtaç olanlarıyla ilişkisi olmadığı için, onları da "sosyal yardım" adı altında kendisine bağlayan bir perspektifte ele alıyor. Bunlar çok ciddi sorunlar sevgili arkadaşlar.
Biz buradan Sayın Bakana birkaç soru sormak istiyoruz doğrusu. Yani, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ortaya çıkardığı bu sorun ciddi anlamda, çevresel anlamda ciddi krizleri… Yani bu yönetim tarzı, bu yönetim anlayışı ekolojik dengeyi altüst ederken, ciddi anlamda çevresel sorunlarla bizi karşı karşıya getirirken "Bunun tedbirini nasıl alacak?" sorusu hiç gündemde yok. Ama, bütün politikalarına baktığınızda, "Biz aslında çevre dostuyuz, biz bu konuda çalışmalar yürütüyoruz, uluslararası anlaşmalara, iklim değişikliği konferanslarına katılıyoruz, Kyoto Protokolü'nü imzaladık." diyor. Ama, bu konuda hiçbir adım da atılmıyor. Yani, Türkiye, karbon salımı en çok artan ülkelerden birisi, hiçbir tedbir alınmıyor.
Sevgili arkadaşlar, mesela, Mersin Akkuyu'da nükleer santral alanında inşaat devam ediyor ancak Orman ve Su İşleri Bakanlığı diyor ki: "Bu inşaat nükleer santrale ilişkin bir inşaat değildir." O zaman, peki, nedir burada yapılan? "Maden arama"ymış, "Maden arama amacıyla yapılıyor." diyor. Hangi maden aranıyor Mersin'de, bu inşaat niye devam ediyor; bunun sorusunu sormak zorunda.
Yine, Akkuyu'da ÇED muafiyet anlaşması yapıldığı ve bu anlaşmanın kamuoyundan gizlendiği iddiaları vardır. Bu iddialar doğru mu? Kaldı ki Türkiye'de, ÇED dikkat ederseniz özel şirketlere veriliyor. Aslında şirketler ÇED'e, çevre etki değerlendirmesine uyması gerekirken, çevre etki değerlendirmesi şirketlere uyduruluyor; bu da ciddi anlamda çevre tahribatına neden oluyor.
Yine -biraz önce söylediğim- nükleer santral konusunda "Yüzde 100 yerli santral yapacağız." diyor. Soma'da, Ermenek'te onlarca işçinin hayatını kaybetmesine sebep olan kazalar olmuşken ve sorumlu, denetleme ve ruhsatlandırma açısından Hükûmetin kendisiyken böyle bir riski nasıl göze alabiliyor sorusu bizim açımızdan elzemdir.
Yine, İzmir Gaziemir'de Türkiye'ye girişi yasak olan ve nükleer santrallerde kullanılan yakıt çubuklarından ortaya çıkan "Europium 152" adlı radyoaktif madde Türkiye'ye nasıl girdi, girişi nasıl oldu? Bu konuda kamuoyunun bilgilenmeye ihtiyacı var.
Yine, bütün baraj veya santral işlerinde çevresel etki değerlendirme olumlu raporu alması gerekmektedir. Ancak bunun olmazsa olmazı da halkın katılımıyla olacak. Başta da belirttik, halkın katılımı olmadan çevre etki değerlendirmesi raporlarına nasıl güvenebiliriz? Bu konuda Hükûmetin politikası nedir gerçekten halkı katmak için? Birçok HES veya kentsel
dönüşüm projesi idare mahkemeleri tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen devam etmektedir. Bu çok ciddi bir sorun sevgili arkadaşlar, dikkat ederseniz aslında yasalara bile uymuyor. Dün bu kürsüde ifade ettik yani yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen, hukuki olarak gerekli sorumluluğu yerine getirmemelerine rağmen HES yapımları devam ediyor. Bunun çok ciddi bir sorun hâline geldiğinin altını çizelim.
Yine, İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kapatılmıştır. Türkiye'de, dünyada iklim değişikliği bu kadar önemli bir konuyken neden bu ortadan kaldırılıyor? Bu, çok ciddi bir sorun.
Yine, sevgili arkadaşlar, yani bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına dair çok ciddi itirazlarımız ve eleştirilerimiz olduğunu hep ifade ettik. İstanbul'dan bile bakarsanız, İstanbul'da üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, yine kentsel dönüşüm projeleri aslında insanlığın yaşamını nasıl etkilediğini, bu konuda ne kadar olumsuz bir yaklaşım olduğunun altını çizdik. O yüzden burada bir önerimiz Çevre ve Şehircilik Bakanlığına: Bu kentsel dönüşüm projelerini halka rağmen değil, halkla birlikte yapınız. Gerçekten ekoloji meselesi sadece sıradan bir mesele değildir. Aslında sevgili arkadaşlar, toplumsal muhalefetin bu kadar önde olması, bunun bu kadar siyasallaşmasının nedeni gelecek perspektifimizin ekolojik bir perspektif olmasıyla alakalı bir durumdur yani ekolojik mesele toplumsal sorunlardan ayrı ele alınamaz. Ekolojinin kendisi bugün toplumsal sorunların temel nedenidir. Dikkat edin, Gezi direnişinin başlaması, Yırca'daki köylülerin direnişi, HES'lere karşı direniş tam da ekolojik mücadelenin bir direnişidir. Buradan bakınca durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamış olmanız gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne ilişkin de birkaç şey ifade etmek istiyorum. Doğrusu, bu Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, 2005 yılında 3402 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle yeni rant alanları oluşturdu, şirketlerin astronomik fiyatlarda kâr sağlamasına neden oldu. Bu ilginç bir durum. Mesela, bir şirket alıyor bu şeyi, yarı fiyatına başkasına devrediyor. Aslında, pekâlâ, üçte 1'ine mal edilebilecekken birinci şirket çok fazla para alıyor ve bu çok ciddi sorun. Oysa burada ortaya çıkacak kâr Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne verilirse buradan çok daha iyi işler yapılacak. Bu ciddi bir sorun.
İkinci sorun alanı, tapu kadastro konusunda bölgesel özellikler dikkate alınmıyor, özellikle Kürdistan'da ya da diyelim ki daha şey… Sonuçta, Türkiye çok kimlikli, çok kültürlü bir yapı. Trakya'da birçok alanda oranın sosyokültürel, ekonomik boyutları dikkate alınmadan kadastro işlemleri yapılıyor. Örneğin, Dersim meselesinde Dersim katliama uğramış, bunun şeyleri değiştirilmiş, arkasından 90'lı yıllarda Kürdistan'da zorunlu göç olmuş, köyler boşaltılmış, insanlar yerlerinden yurtlarından edilmiş. Şimdi, yine diyelim ki bu konuda tapu şeyi olunca, mülkiyet sahiplerinin üç temel şeyi oluyor yani, bir, zaten bu dönemde, eskiden bu coğrafyada yaşayanlar hak talep ediyor, 90'lı yıllarda savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalanlar hak talep ediyor, yirmi yıl bir mülkiyet üzerinde zilyetliğe dayanan hak talep ediyor. Üçü de doğru talep aslında ama bu konuda çok ciddi bir sorun yok çünkü Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de ciddi anlamda dağınık çalışıyor. İşte 7 tane bakanlığın alanına giriyor ama 7 bakanlık ayrı ayrı kararlar veriyor. İşte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ayrı karar veriyor, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ayrı karar veriyor, Millî Savunma ayrı, İçişleri ayrı. Oysa bunların, Tapu Kadastronun özerk bir hâle gelmesi, bütün bunların ortak bir perspektiften ele alınması ve toplumsal özelliklere göre sosyokültürel, ekonomik, inançsal, kültürel değerlerine göre ele alınması gerekiyor. Bunlar olmadığı sürece Türkiye'de çok ciddi bir sorun ortaya çıkacaktır yani iktidarın kendi şeyini düşünürken toplumu düşünmemesi ciddi bir sorundur değerli arkadaşlar. O açıdan bizim görevimiz, tabii ki muhalefet etmek, kendi görüşlerimizi bu kürsüde ifade etmektir. Ne kadar dikkate alınıyor; o ayrı bir şey. Aslında, bütçe hazırlanışı sırasında da sadece muhalefet şerhimizi kamuoyu duyuyor ama buna rağmen biz bunların, bu itirazlarımızın önemli olduğunun altını çizmek istiyoruz.
Bitirirken sevgili arkadaşlar şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Ekoloji mücadelesi yürütenler bu ülkenin daha iyi bir gelecekte yaşamasını istiyorlar. Bu ülkedeki yatırımlara, bu ülkedeki insanların daha iyi koşullarda yaşamasına karşı değiller, aksine sürdürülebilir bir çevrede, gerçekten ekolojik olarak kendi geleceklerinin sağlandığı bir çevrede yaşamak istiyorlar. Doğa hakkı temel bir haktır ve güvence altına alınmasını istiyorlar. Ev yaparken, kentsel dönüşüm yaparken, HES yaparken önce doğanın hakkını koruyacaksınız. "Doğanın hakkını güvence altına almadan yeni bir yaptırım yapmayacaksınız." diyor; bu, çok insani ve doğru bir talep, bunun doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde yapılan bütün usulsüzlükler, denetime açık olmayan, şeffaf olmayan -aslında bugün Türkiye'nin temel sorunu da bu- hukuksuzluğu hukuk hâline getiren durum Türkiye'yi yaşanmaz bir ülke hâline, ölümler
ülkesi hâline getiriyor; bunu Türkiye'nin hak etmediğini düşünüyoruz. Yolsuzlukların, ölümlerin, zulümlerin olmadığı bir Türkiye istiyorsak önce demokratikleşeceğiz, önce doğru bir hukuk oluşturacağız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Tuncel.
Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan. (HDP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın Ayhan.
Süreniz otuz dakikadır.
HDP GRUBU ADINA İBRAHİM AYHAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 2015 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine partim ve grubum adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen halkımızı da saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle birkaç gün önce Pakistan'ın Peşaver kentinde Taliban saldırısı sonucu katledilen çocuklarla ilgili düşüncemi ve partimizin bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu katliam, egemenlerin çıkarları için Pakistan'da, Suriye'de Kürdistan'da, Rojava'da, Şengal'de ve birçok yerde yaşanan katliamların benzeri bir katliam, vahşet niteliğinde gerçekleşen bir katliam. Bu katliamda yaşamını yitiren çocuklarımızın acılarını paylaşıyor, özellikle Pakistan halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyorum. Bunun dışında, partimizin de özellikle bu ve benzeri katliamlara karşı kesin, net tutumunun her zaman olduğunu ve bugün de bu tutuma sahip olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum ve tüm Pakistan halkına da başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum.
Kapitalist ulus devletlerin eğitim politikalarını belirlerken ve bunları hayata geçirirken öncelik verdikleri iki temel gereksinim, sermayenin ve devlete hâkim olan ideolojinin bekasıdır. Bu temelde, Türkiye gibi kapitalist ulus devletlerde de eğitim, sermayenin ihtiyaç duyduğu nitelikte insan gücünü yetiştirme ve toplumu ideolojik olarak belli bir kalıba sokma sürecidir. Sermayenin ihtiyaç duyduğu niteliklerde insan gücünü yetiştirirken eğitim sistemi tam bir eleme ve ayrıştırma aracı olarak işlev görür. Bu ayrıştırma, öğrencinin sosyoekonomik sınıfına, ideolojik konumuna, diline, kimliğine, inancına, cinsiyetine ve cinsel yönelimine göre belirlenmektedir. Eğitim sürecindeki merkezî sınavlar, mülakatlar, yönlendirmeler tam da bu amacı yerine getirmek için koşulları ortaya çıkarmaktadır. Zengin çocukların neredeyse tamamı ilerde kendilerine yüksek gelir getirecek ve bunu sağlayacak bir eğitim alırken yoksul çocuklar ya okula gidememekte ya da binbir zorlukla okula gidenler meslek liselerine, imam-hatiplere ve meslek yüksekokullarına yönlendirilmektedirler. Yani bir bütün olarak zengin çocukları kendi tercihlerini yaparken bu ideolojik ve siyasal tercihler çerçevesinde ileride olabilecekleri şekilde okullara yönlendirilmekte, yoksulların çocukları da kendi yaşamış olduğu koşullar çerçevesinde daha kıt olanaklarla, daha zor koşullarla karşı karşıya kalmakta, âdeta yoksulluk onlara bir kader olarak dayatılmaktadır.
Bu temelde eğitim sistemi toplumdaki mevcut eşitsizlikleri ortadan kaldıracağı yerde her geçen gün bu eşitsizlikleri daha da derinleştirmekte ve daha da artırmaktadır. Yani şu ana kadar eğitim sistemindeki mevcut uygulamalar bu eşitsizlikleri azaltmaktan ziyade daha da fazlalaştırmış, daha da büyütmüştür.
Burada üzerinde durmak istediğim ikinci nokta ise egemenlerin eğitimi kendi siyasal ve ideolojik perspekfitlerini tüm topluma ve geleceğe aktarma süreci olarak ele almaları hususudur. Diğer bir ifadeyle, siyasal iktidarlar, eğitimi toplumu şekillendirme süreci olarak ele almakta, araçsallaştırmakta ve sürekli olarak müdahalelerde bulunmaktadırlar. Bu temelde her hükûmet çocukların, gençlerin, bütün toplumun kendi gibi düşünmesini, kendi gibi inanmasını sağlayacak düzenlemelere gitmektedir. Düşünen, sorgulayan bir toplum yerine, aç da kalsa, susuz da kalsa, her gün emek sömürüsüne, polis şiddetine maruz da kalsa şükredecek bir toplum yaratmak için eğitime dair her şey merkezîleştirilmektedir. Kendileri gibi düşünmeyen, inanmayan ve kendileri gibi yaşamayanları ise eğitim sürecinde terbiye etmekte, sindirmekte, kodlamakta, ötekileştirmekte ve elemektedir.
Değerli arkadaşlar, tekçi, kapitalist, ulus devlet anlayışına dayalı Türkiye'de bu temelde eğitime sürekli müdahaleler olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca eğitim sistemi başta Kemalizm, Türk-İslam sentezi, Turancılık, Neoosmanlıcılık gibi ideolojiler temelinde sürekli şekillendirilmiş ve bu biçimde ortaya konulan politikalarla eğitim süreci geliştirilmeye, eğitime yönelik çalışmalar yapılmaya çalışılmıştır. Günümüzde ise Neoosmanlıcılığın temsilcisi olan AKP iktidarı, son yıllarda giderek artan bir şekilde eğitim sistemine, müfredatına, yönetimine ideolojik saiklerle yapısal müdahalelerde bulunmaktadır.
Buradan belirtmek gerekir ki AKP'nin yapısal olarak dönüştürdüğü eğitim sistemi hâlihazırda cumhuriyet tarihinin tüm ideolojik müdahaleleri altında ezilmiş, bilimsel ve demokratik değerlerden yoksun bırakılmıştır. Eğitim sisteminde, Kürtler başta olmak üzere tüm halklar dilleri ve kültürleriyle birlikte, Sünni Hanefi mezhebi dışında tüm din ve inançlar, erkek egemenliği dışında tüm toplumsal cinsiyet kimlikleri yok sayılmış, yasaklanmış ve bastırılmıştır. Bu anlamda eğitim alanı sayısız eşitsizlik ve ayrımcılık pratiklerine sahne olmuştur. AKP iktidarları döneminde ise eğitimdeki bu tablo düzeltilmediği gibi son dönemde yoğunlaşan ideolojik müdahalelerle mevcut sorunların, eşitsizlik ve ayrımcılıkların daha da derinleşeceği aşikârdır.
Buradan özellikle belirtmek istiyorum ki AKP iktidarının eğitime yönelik müdahaleleri en az kendisinden öncekiler kadar ideolojik olduğu gibi burada da özgürlükçü bir yaklaşım kesinlikle yoktur. AKP iktidarının demokrasi, özgürlük ve hak gibi kavramları kullanarak yaptığı değişim ve müdahaleler, bu kavramların taşıdıkları evrensel anlamlardan uzak, eğitimde Neoosmanlıcılık temelinde muhafazakârlaşmayı adım adım inşayı meşrulaştırma ve hakikati gizleme çabasıdır.
Değerli arkadaşlar, AKP iktidarı eğitimi bir ortaklaşma, paylaşma ve özgürleşme süreci olarak ele almamaktadır, ona göre eğitim toplumsal eşitsizlikler ve ayrımcılıklarla mücadele etme süreci değildir. Onlar için öğretmenin, öğrencinin, velinin, eğitim alanında kafa yoran, düşünen ve çalışmalar yürüten aydınların, sendikaların bir kıymetiharbiyesi yoktur. Bakanlığın istediği, eğitim şûralarında yaptığı gibi "çoğulculuk, katılımcılık" adı altında yandaş sendikaların, yöneticilerin, bürokratların hegemonyasında kararlar alıp bizlerin de kendilerinin ne kadar demokrat olduğuna inanmalarını sağlamaktır.
2015 eğitim bütçesinin, eğitim bileşenlerinin hiçbirinin görüşü alınmadan, önceki yıllardaki bütçelerin kopyası sayılabilecek bir anlayışla hazırlandığını görüyoruz. Bu bütçe de eğitim sisteminin en temel ihtiyaçları görmezden gelinerek, sadece zorunlu harcamalar ve sermayeye açılacak rant alanları dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Eğitim bütçesinin arttığı, aslan payını aldığı yönündeki iktidar sözcülerinin söylemlerinin ise istatiksel yalanlardan ibaret olduğu ortadadır. Kamuda çalışan toplam personel sayısının yarısına yakınının Eğitim Bakanlığında görevli olduğu düşünüldüğünde, neden bütçeden en fazla pay ayrılan bakanlıklardan birinin Eğitim Bakanlığı olduğu da görülecektir. 17 milyon öğrenci ve 100 bine yaklaşan kurum sayısı da hesaba katıldığında hâlihazırda eğitim bütçesinin yaklaşık yüzde 90'ını zorunlu harcamalar oluşturmaktadır. Bu nedenle Eğitim Bakanlığının bütçesinin nominal büyüklüğünün tek başına bir anlamı bulunmamaktadır. Asıl bakılması gereken göstergeler, eğitim bütçesinin millî gelire oranı, öğrenci başına yapılan ortalama harcama, yatırımlara ayrılan pay ve halkın cebinden çıkan eğitim harcamalarıdır.
Sayın Bakan, 2015 eğitim bütçesinin millî gelire oranı yüzde 3,24'tür. Bu rakam bir önceki yılla aynı orandadır, bir artış aslında söz konusu değildir. Bu rakam, OECD ülkelerinin çok gerisinde kalan bir orandır. OECD ülkelerinde eğitim bütçesinin millî gelir içerisindeki payı ortalama olarak yüzde 6 civarındadır. Neredeyse eğitime sizin Bakanlığınızın ayırmış olduğu payın 2 katıdır.
Yine, Türkiye'de 2015 eğitim bütçesine göre, öğrenci başına ortalama bütçe -yükseköğretim de dâhil- yaklaşık 3.600 TL'dir. OECD ülkelerinde ise bu rakam ortalama olarak 8.500 dolardır. Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde öğrenci başına en az kaynak ayıran ülkedir.
Diğer taraftan, eğitimin niteliği açısından eğitim bütçesinde en önemli kalemi oluşturan yatırımlara ayrılması gereken payda da 2002 yılıyla kıyasladığımızda ciddi bir düşüş yaşandığı
görülmektedir. Yatırımlara ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17 iken, 2014 yılı itibarıyla bu oran yarı yarıya azaltılarak yüzde 9'a düşürülmüştür.
Eğitim Bakanlığının bütçesi eğitim sisteminin temel gereksinimlerini karşılamanın çok uzağında olduğu için, aileler bu açığı kapatmak için kendi ceplerinden ciddi harcamalar yapmaktadırlar. Örneğin, EĞİTİM-SEN'in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'de 2002-2003 eğitim-öğretim yılında bir öğrenci için aileler yıllık ortalama 720 TL eğitim harcaması yapıyorken, bu harcama 2013-2014 eğitim öğretim yılında tam 5 kat artarak 3.602 TL'ye yükselmiştir.
Değerli arkadaşlar, Eğitim Bakanlığı kamusal eğitime yeterince kaynak ayırmadığı için toplumdaki sosyoekonomik eşitsizlikler doğrudan eğitime yansımakta ve okullar arasında ciddi dengesizlikler ortaya çıkmaktadır. Eğitim harcamaları bakımından Türkiye'de en zengin yüzde 20 ile en yoksul yüzde 20'nin arasındaki fark 14 kat olmuştur. Bu nitelik farkı doğrudan öğrenci başarılarına etki etmekte ve sınıfsal bir ayrıştırma işlevi görmektedir. Sosyoekonomik açıdan üst bölgelerdeki okulların öğrencilerinin bir üst öğretime yani ortaöğretime, yükseköğretime geçme oranları, merkezî sınavlardaki başarı ortalamaları ve prestijli okul ve bölümleri kazanma oranları, alt sosyoekonomik bölgelerdeki okullara oranla hayli yüksektir. Bunun temel nedeni, kamu okullarının giderlerinin, gereksinimlerinin veliler tarafından karşılanması ve devletin kamu okullarına -ki özellikle yoksul mahallelerdeki okullara- üvey evlat muamelesi yapmasıdır.
Diğer taraftan, eğitimde temel sorun alanlarından biri hiç kuşkusuz eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorunlu bırakılmasıdır. Geçtiğimiz on iki yıl içerisinde eğitim ve bilim emekçilerinin aldıkları maaşlar rakamsal olarak artmış gibi görünse de insanca yaşam seviyesinin oldukça uzağındadır. Eğitim emekçilerinin üçte 2'si insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmek için ek işler yapmak zorunda bırakılmış, özellikle öğretmenlerin satın alım gücü belirgin bir şekilde azalmıştır. Kasım 2014 itibarıyla 164 TL'lik aile yardımı… 9'un 1'inde olan bir öğretmenin maaşı 2.082 TL'dir. 1'in 4'ündeki bir öğretmenin maaşı ise 2.422 TL'dir. Bu rakam, Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı olan 3.002 liranın, eğitim sendikalarına göre ise 3.990 liranın oldukça altında olan bir rakamdır.
Sayın Bakan bu tablo karşısında kendisine yöneltilen sorulara cevaben "Olsa, dükkan senin." demektedir. Saraylara, TOMA'lara, gaz fişeklerine, güvenlik harcamalarına dükkânın kasasının sonuna kadar açılmasına ses çıkarmayan Sayın Bakan, söz konusu öğretmenlerin insanca yaşayabilecekleri bir maaş almaları olunca, bakkal Erdal gibi bin dereden su getirmektedir.
Değerli arkadaşlar, AKP hükûmetlerinin geliştirdiği eğitim politikaları sorunları çözeceği yerde, her yıl yeni sorunlar ve bu sorunlarla birlikte yeni eşitsizlikler, mağduriyetler yaratmaktadır. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde on binlerce eğitim yöneticisinin görevine son verilmesi ve bunların yerine yapılan siyasal kadrolaşma, TEOG'da yapılan sistem değişikliğiyle milyonlarca öğrencinin mağdur edilmesi ve binlerce öğrencinin isteği dışında başta imam-hatipler olmak üzere meslek liselerine otomatik kayıtlarının yapılması, kamusal eğitime harcanması gereken kaynakların özele aktarılması, Suriyeli, Iraklı ve Kürdistanlı on binlerce mülteci öğrencinin eğitim öğretim haklarından mağdur olması, eş durumu atamalarında sigortalı çalışma süresinin üç yıla çıkarılmasıyla aile bütünlükleri bozulan on binlerce öğretmene binlercesinin daha eklenmesi, eğitim kurumlarında siyasal kadrolaşmaya zemin oluşturan sözlü sınavın yaygınlaştırılması, ana dilde eğitim için kendi kurumlarını açan halka yönelik baskı ve zor kullanımı, Kürtçe öğretmenlerine negatif ayrımcılık uygulanması ve bu öğretmenlerin atamalarının yeterli sayıda yapılmaması ilk başta akla gelen yeni sorunlar olarak sıralanabilir. Bu sorunlarla birlikte, Eğitim Bakanlığının, eğitim emekçilerinden öğrencilerin sorunlarına, ana dilinde eğitimden demokratik, laik ve bilimsel eğitime, müfredattan okulların fiziksel şartlarına, eğitimde yaşanan eşitsizliklerden eğitimdeki tekçi, cinsiyetçi devlet söylemine kadar sayısız sorun alanları bulunmaktadır.
Osmanlıca eğitimi zorunlu hâle getirmeyi planlayan AKP iktidarı, söz konusu Türkiye'deki halkların ana dilde eğitim hakkı olunca bildik, ezber resmî söyleme sarılmakta ve ana dilde eğitimi yok saymaktadır. Bugün uluslararası metinlerde temel bir hak olarak görülen, dünyanın birçok ülkesinde anayasal güvence altında olan ana dilde eğitim hakkı, Türkiye'de hâlâ, tekçi devlet zihniyeti, bölünme fobisi, faşizme varan milliyetçilik ve ırkçılık gerekçeleri ile reddedilmektedir. Günümüzde de hâlen hâkim olan bu yaklaşım sonucu Türkiye'de, başta Kürtçe olmak üzere, Gürcüce, Hemşince, Lazca, Pontusça, Süryanice, Abazaca, Ermenice, Rumca, Arapça, Çeçence, Acemce, Mıhallemice, Pomakça gibi diller cumhuriyet tarihi boyunca inkâr ve
asimilasyon politikalarına maruz kalmışlardır. Temel bir insan hakkı olan ana dilde eğitim hakkını yok sayan AKP iktidarı, halkın talebini seçmeli ders ya da özel okulda birkaç saatin ana dilde verilmesi aldatmacasıyla ötelemeye çalışmaktadır.
Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye'deki tüm halkların talebi ana dilde eğitimdir. Bu temelde somut savunumuz "Ana dili temelli çok dilli eğitim" modelidir. Yani sadece Kürtler için değil, tüm halklar için, az önce sıraladığım tüm diller için ve onu kullanan insanlar için ana dilli eğitimi savunuyoruz. Ana dilin eğitimin temel dili olması, ana dillerine saygı duyulması, toplumun çok dillileştirilmesi hiç kuşkusuz toplumsal ve siyasal bütünleşmeyi güçlendirir. Ana dillerin dışlanmasının yaratacağı dezavantajlardan dolayı eğitimdeki eşitsizlikleri ortadan kaldırır, öğrenci başarısını artırır, toplumsal, kültürel ve zihinsel olarak birbirini daha iyi anlayan bir toplum yaratarak iç barışı da kalıcılaştırarak sağlamlaştırır.
Burada saydığım ve doğruluğu sayısız bilimsel araştırmalarla ortaya konulan bu gerçeklere daha fazla kulak tıkamanızın, halkların taleplerini görmezden gelmenizin günümüzde geçerliliği kalmamıştır. Geldiğimiz noktada Kürt halkının sabrı da aslında kalmamıştır. Ana dilde eğitim talebi her geçen gün çok güçlü bir şekilde, çok ciddi bir şekilde ortaya konuluyorken artık bu halkın bu taleplerinin karşılanmaması noktasında halkımızın sabrının kalmadığını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Geldiğiniz noktada Kürt halkının ana dilde eğitim hakkı yok sayılmaya devam edilirse bu yıl olduğu gibi bundan sonraki yıllarda da Kürt halkı sizlerden icazet almadan kendi okullarını açıp kendi eğitim kurumlarını inşa etmeye devam edecektir. Bu haklı ve meşru yürüyüş ne polis şiddeti ne yasaklamalar ne de bildik yargı kararlarıyla engellenemez.
Değerli arkadaşlar, eğitim sisteminin temel sorunlarından biri de kuşkusuz, neoliberal politikalar temelinde kamu kaynaklarının özel sektöre aktarılması, eğitimin ticarileştirilmesi ve piyasaya açılmasıdır. AKP on iki yıllık iktidarı boyunca eğitimi hem işlevsel hem de örgütsel açıdan piyasa merkezli bir işletmecilik mantığıyla sürekli olarak dönüşüme tabi tutmuştur. Öğrencilerin özel okullara yönlendirilmesi, özel okullara "teşvik" adı altında kamu kaynaklarının aktarılması, kamu taşınmazlarının sermayeye peşkeş çekilmesi gibi uygulamalara izin veren düzenlemeler bu mantığın sonucudur.
Sayın Başkan, son dönemde AKP'nin eğitim sistemine kendi siyasal İslam algısı üzerinden yaptığı müdahaleler ve gelişmeler de yaşanmaktadır. AKP iktidarının kendi din algısı üzerinden eğitime yaptığı müdahaleler ideolojik bir stratejinin tezahürüdür. Eğitim alanındaki bu değişimlerin altında yatan ideolojik strateji, Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan'ın İstanbul'da İl Millî Eğitim Müdürlüğü yetkililerine "Geniş düşünün, imam-hatiplerin sayısının artırılması değil esas olan, tüm okulların birer imam-hatibe dönüştürülmesidir." minvalindeki emir telkin eden -"tape"lerdeki- yaklaşımda kendini açığa vurmaktadır.
Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, eğitime yönelik tüm bu değişim ve tartışmalar ideolojik müdahalelerdir. Siyasi iktidarın zihnindeki muhafazakâr toplumun kodlanması ve bu muhafazakâr toplum yaratmaya ilişkin kendi siyasal, ideolojik politikalarının pratiğe yansımasıdır.
Eğitimde dinî içeriğin ve dinî içerikli derslerin sayısının artırılması ve okul öncesindeki eğitime kadar yaygınlaştırılmasını AKP siyasal bir kazanım olarak kodlarken pedagojik ve toplumsal açıdan büyük sorunlara kapı açmaktadır. Milyonlarca Alevi'nin, gayrimüslimin ya da herhangi bir dinsel öğretiyi yaşamının merkezine almayan yurttaşların bulunduğu bir ülkede Sünni Hanefi mezhebine dayalı dinî eğitimin zorunlu olması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu, devlet eliyle ve zoruyla yapılan bir ayrımcılıktır. Evrensel hukuki belgelerde belirtildiği üzere, her ailenin kendi çocuğunu kendi inandığı değerler üzerinden eğitme hakkının ihlalidir aslında bu. Kaldı ki AİHM'in bu yönlü bir kararında da açıkça belirtildiği üzere, din kültürü dersinin zorunlu tutulması eğitim hakkının ihlalidir. 19'uncu Millî Eğitim Şûrası'nda alınan, dinî eğitimin 3 yaşından itibaren çocuklara zorunlu olarak öğretilmesi yönündeki tavsiye kararına ilişkin sizi şimdiden uyarmak istiyoruz. Alınan tavsiye kararını uygulamaya teşne muhafazakâr kodlarınız bizi ciddi bir şekilde endişelendirmektedir.
Bu kararın yasalaşmasının toplumsal ve hukuksal handikapları bir yana, biz pedagojik sakıncalarından söz etmek istiyoruz. Somut düşünme döneminde olan çocuklara tamamen soyut kavramlardan ibaret bir dersin zorunlu tutulmasının, korku ve dogmatik düşüncenin hâkim olmasına, eleştirel ve yaratıcı düşüncenin gelişmesinin sekteye uğramasına neden olacağı bilimsel bir gerçektir. Burada asıl tartışılması gereken konu, soyut, millî, dinî değerlerden uzak,
çocuğun bilişsel ve bedensel gelişimine katkı sağlayacak somut etkinliklerle zenginleştirilmiş, bilimsel ve pedagojik kriterlere uygun bir okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamı dışında tutulmuş olmasıdır.
Buradan bir hususu sormak istiyoruz: Dün kamuoyuna yansıyan haberlerde, Osmaniye ili Kadirli İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından anaokullarında değerler eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğine dair gönderilen resmî yazıda öğrencilerin derse selam ve besmeleyle başlaması, dua ve surelerin tecvitle öğretilmesi -çocuk besmeleyi hecelerken sağa sola, öne arkaya dönecek, ellerini şaplatacak- "Kim daha sesli besmele getirecek?" gibi sorularla öğrencilerin motive edilmesi direktifi verilmektedir. Sayın Bakan, Kadirli İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün yaptığı bu uygulama Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Bu uygulamanın okul öncesi tüm eğitim kurumlarındaki öğrenciler için zorunlu tutulmasını doğru buluyor musunuz? Eğitim Şûrası'nda "değerler eğitimi" ile kastettiğiniz tam da bu mudur?
Değerli arkadaşlar, Eğitimin, AKP iktidarının din algısı üzerinden muhafazakârlaştırılmasının diğer boyutunu da eğitimdeki siyasal kadrolaşmalar oluşturmaktadır. AKP iktidarı döneminde Eğitim Kurumu Yöneticileri Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği sayısız kere değiştirilmiş, en son geçtiğimiz bahar ayında çıkartılan kanun tasarısı ile MEB'de görevli on binlerce yöneticinin görevine bir gecede son verilerek eğitim ortamı tam bir kaosa sürüklenmiştir. Valilerin çoğunlukla AKP'nin memuru gibi hareket ettiğini düşünürsek pratikte ortaya çıkan tabloyu tahmin edebilirsiniz. Nihayetinde, valilerin atadığı kişi listelerinin Hükûmete yakın sendika şubelerinde hazırlandığı ortaya çıkmıştır. Yeni yapılan atamalarda eğitim yöneticilerinin yüzde 80'inden fazlasının EĞİTİM-BİR-SEN'li olmasını meşru gören bir Eğitim Bakanı ile karşı karşıya olduğumuz hakikatini de üzülerek kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, hiç kuşkusuz eğitim sisteminin en büyük sorunlarından biri de, kanayan yaralarından biri de ataması yapılmayan öğretmenlerdir. AKP iktidarı, intiharlara neden olacak kadar büyük travmalar yaşanmasına kaynaklık eden bu sorunu çözeceği yerde her yıl daha da büyümesine seyirci kalmaktadır. Sayın Erdoğan 2002 yılında iktidara gelmeden hemen önce İstanbul'da yaptığı bir miting konuşmasında, iktidar olduklarında, tüm öğretmen adaylarının, eğitimlerini tamamladıkları günün ertesi sınavsız bir şekilde göreve başlayacaklarını belirtmişti. Halka bu sözleri verdiği günlerde, 2002 yılında ataması yapılmayan öğretmen sayısı 70 bindi, bugün ise bu rakam 300 binin üzerine çıkmış durumda. Bugün, Bakanlığın yaptığı açıklamalara göre, 120 binin üzerinde öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. MEB, bu atamaları gerçekleştirmek yerine, ucuz, esnek ve güvencesiz ücretli öğretmen formülüyle bu ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır. Bunu yaparken de ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmenin feryadına kulaklarını kapatmakta, yaşadıkları zorlukları görmezden gelmektedir. Buradan acil talebimiz, büyük drama dönüşen bu sorunun bir an önce çözülmesi, özellikle, Kürtçe öğretmenleri de dâhil olmak üzere ataması yapılmayan öğretmenlerin bir an önce atamalarının gerçekleştirilmesi ve bu atamalarının yapılmasıdır.
Değerli arkadaşlar, eğitimdeki görülmeyen, yok sayılan olgulardan biri de azınlık okullarının yaşadıkları sorunlardır. Azınlık okulları üzerindeki sistematik baskı her geçen gün artmaktadır. Politik ve toplumsal baskılarla mücadele eden azınlık okullarının sorunlarının önemli bir boyutu da ekonomiktir. Merkezî eğitim bütçesinden herhangi bir bütçe ayrılmayan azınlık okulları kendi kaderlerine terk edilmektedir. Azınlık okulları, binbir güçlükle, vakıfların ayırabildiği bütçe ve öğrenci velilerinin sınırlı bağışlarıyla ayakta kalabilmektedir. Bu yıl, özel okullara öğrenci başına yapılacak ödemeden azınlık okullarının da yararlanacağı belirtilmektedir. Bu uygulama hem eksik hem de yanlıştır. Musevi okulları hariç, diğer azınlık okulları kamu kurumları olduğu için, kaynaklarının da diğer kamu okullarıyla aynı şekilde eğitim bütçesinden karşılanması gerekmektedir.
Eşitlik ilkesi gereği, Eğitim Bakanlığı, bu konuda acilen gereken düzenlemeleri yapmalıdır. Bu durum, aynı zamanda, Eğitim Bakanlığının azınlıklara, farklı inançlara verdiği değeri ve yaklaşımındaki eşitliği gösterecektir.
Üzerinde durulması gereken bir diğer konu da, Şengal, Kobani, Rojava, Irak ve Suriye'den gelen mülteci çocuk ve gençlerin durumudur. Hiç kuşkusuz, savaşların en büyük mağduru çocuklardır. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Türkiye'ye gelen mültecilerin yaklaşık yüzde 35'i zorunlu eğitim öğretim çağında olan çocuklardır. Bu çocukların eğitim öğretimleri için Eğitim Bakanlığının yürüttüğü çalışmalar nelerdir? Eğitim Bakanlığı dururken, Diyanet İşleri
Başkanlığının, kamu okullarının bazılarında mülteci çocuklara eğitim vermesinin nedeni nedir? Özellikle kamplar dışında kalan ve sayısı yüz binleri bulan çocukların eğitimi için neler yapılmaktadır? Neden kamplardaki Sünni Arap çocukların eğitimi için gösterilen çaba, kamplar dışındaki Kürtlerin, Süryanilerin, Ezidilerin, Hristiyanların eğitimi için de gösterilmemektedir? Eğitim kurumlarında Arapça eğitim verilirken, neden Kürtçe ya da diğer dillerde eğitim verilmemektedir? Bu soruların Sayın Bakan tarafından cevaplanmasını, Genel Kurulla paylaşmasını istiyorum.
Değerli arkadaşlar, son olarak, Eğitim Bakanlığının acilen çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin taleplerimizi sıralamak istiyorum kısa kısa.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İBRAHİM AYHAN (Devamla) - Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı tanınmalı, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
BAŞKAN - Bitti efendim süreniz.
Teşekkür ediyoruz Sayın Ayhan.
İBRAHİM AYHAN (Devamla) - Ben de teşekkür ediyorum.
Daha aslında Kobani'ye değinecektim de ben, arkadaşlarım...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Yarım saat az bir zaman değildi Başkanım.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Kobani'ye geliyorlar, merak etmeyin.
İBRAHİM AYHAN (Devamla) - Yani, şunu söylemek istiyorum: Tabii, ben Kobani'deki saldırılar başladığı günden itibaren Suruç'ta sınır altındaydım, 15 Eylül tarihinden itibaren oradaydım, doksan beş gündür oradaydım, dün de oradan geldim. Orada gerçekten çok büyük bir felaket, çok büyük bir dram yaşanıyor ve Kürt, Türk fark etmeden herkesin bu dramın ortadan kaldırılması için yardım elini uzatması gerekiyor.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.
İBRAHİM AYHAN (Devamla) - Yani, ben şunu söyleyeyim, şunu da ifade edeyim: Gerçekten, Kobani'de savunulan şey insanlık değerleridir ve bu IŞİD belası tüm insanlığın düşmanıdır. Herkesin bu düşmana karşı insanlıktan yana, Kürt halkının Kobani'de gerçekleştirmiş olduğu bu direnişe sahip çıkmasını bekliyoruz, Kobani'den gelen halkımıza da gereken yardımları ve katkıları el birliğiyle, azaltmadan, yüksek bir duyarlılıkla yapmasını da bekliyoruz.
Teşekkürler, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.
Mardin Milletvekili Erol Dora…
Buyurunuz Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)
Süreniz on dakikadır.
HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı üniversitelerin bütçesi üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yükseköğretim sisteminde nicel anlamda gözlenen ani ve hızlı değişiklikler, üniversitelerin öğretim elemanı ve altyapı gereksinimleri karşılanmadan ve üniversiteden beklenen bilimsel faaliyet ve kalite hedeflerinin geri plana itildiği bir anlayışla gerçekleştirilmiştir. 2002'de toplam üniversite sayısı 76'yken, bugün 104 tane devlet, 71 tane vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 175 üniversite bulunmaktadır. Ancak, artan nicelik karşısında üniversitelerin niteliklerinin sürekli düşüyor olması önemli bir handikaptır.
Değerli milletvekilleri, EĞİTİMSEN'in raporlarına göre ikinci öğretimde okuyan öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısı içerisindeki yüzdesi 2002 yılı için yüzde 14 iken, 2013 itibarıyla bu oran değişmemiştir. AK PARTİ dönemindeki "Harçlar kaldırıldı." söylemine rağmen, 4,5 milyon üniversite öğrencisinin, ikinci öğretimde okuyan öğrencilerle birlikte yaklaşık 3 milyonu paralı okumaktadır. Üniversitelerdeki ticarileşme süreci artarak devam etmektedir.
Değerli milletvekilleri, yükseköğretim sistemi bir bütün olarak düşünüldüğünde, harçların yanında sistemin kendisine çeşitli finans kaynakları yaratmış olması üniversitelerin kâr amacı güder hâle getirildiğini göstermektedir. Örneğin, 2012-2013 dönemi için uzaktan eğitim sistemi dâhilinde 79 ön lisans ve 29 lisans programı mevcuttur. Uzaktan tezsiz yüksek lisans ücreti 4 bin ile 20 bin TL arasında değişmektedir. Yine, aynı dönemde, yaklaşık 100 bin öğrenci paralı tezsiz yüksek lisans programlarına kayıtlı bulunmaktadır.
Değerli milletvekilleri, üniversitelerde denetim mekanizması önemli bir sorundur. YÖK, YDK, ÖSYM ve rektörler ciddi birer denetleme kurumu durumundadır. Nitelikli eğitim, eleştirel düşünce ve yaratıcı araştırmanın yolu standartlaştırma ve dışsal denetimden değil, demokratik katılım ve kamusal denetimden geçmektedir. Bu bağlamda, üniversiteler özerk yapılar olmalıdır. Akademik özerkliğin amacı, üniversitelerin kendi stratejik planları uyarınca diğerlerinden farklı olabilmesinin gerçekleşmesidir. Dolayısıyla, demokratik olan yöntem, eğitim programlarını, araştırma ve inceleme politikalarını üniversitenin kendi demokratik kurulları ve bileşenleriyle tespit etmesidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yükseköğretimin sorunlarından biri de yoksul öğrencilerin barınma sorunudur. Barınma sorunu, üniversite okuyup okumama kararını aldırtacak kadar önemli bir sorun özelliğindedir. Barınma hizmetleri devlet yurtları, üniversite yurtları, özel yurtlar, kiralık evler biçiminde karşılanmaktadır. Bu açıdan, barınmanın tümden ticaret konusu hâline geldiği açıkça görülmektedir. Bazı üniversiteler ise barınmayı tamamen gelir getiren bir faaliyet olarak görmekte, yüksek ücretli üniversite yurtları yine parası olanların hizmetine sunulmaktadır. Büyük kentlerde özel yurtların aylık 600 liradan başlayan fiyatlar talep etmesiyle, sadece barınma maliyeti yıllık 7 bin lira civarında gerçekleşmektedir.
Değerli milletvekilleri, bütün üniversite emekçileri, öğretim üyelerinden hizmetli personele kadar esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine mahkûm edilmek istenmektedir. Sözleşmeli ve ders ücretli öğretim üyeleri ve öğretim elemanları sayıları 2002 yılında 5 bin civarındayken bu rakam 2011'de 13 bini bulmuştur. Yine özellikle temizlik, güvenlik, yemekhane ve yurt gibi hizmet alanlarındaki taşeronlaştırmayla güvencesiz ve esnek istihdam temel istihdam biçimi hâline dönüşmüştür. Kamu yükseköğretim kurumlarında çalışanlar arasındaki sendikalaşma oranı oldukça düşüktür. Vakıf yükseköğretim kurumlarında ise en küçük sendikalaşma girişimi yönetimlerce işten çıkarmayla sonuçlanmaktadır.
Değerli milletvekilleri, araştırma görevlilerinin iş tanımlarındaki muğlaklıklar çoğu zaman angaryaya maruz kalmalarıyla sonuçlanmaktadır. Bunun yanında, akademik yükselmeler statükocu, hiyerarşik bir düzene dönüşmüştür. Bunun en bariz örneği doçentlik unvanının alınması sürecidir. Üniversitelerarası Kurulun doçentlik başvuru ve jüri oluşturma sistemi sağlıklı işlememektedir. Yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarında kişiye özgü uygulamalar yapılmakta ve haksızlıklar artmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Hükûmetinin polisi üniversiteye yerleştirmesi, üniversite bileşenlerinin ifade özgürlüğünden akademik ve bilimsel özgürlüklere, örgütlenme hakkından yaşam hakkına kadar en temel hak ve özgürlüklerini tehdit eden bir uygulamadır. Kaldı ki bugün son düzenlemeler, önleyici gözaltı, makul şüphe gibi olağanüstü yetkilerle donatılması yüzlerce yıllık tarihiyle insanlığın kültür mirası sayılması gereken üniversitelerin Türkiye'de düşürüldüğü ibretlik durumun vesikası niteliğindedir. Özellikle, Kars Kafkas Üniversitesinde öğrenciler yürüyüş ve basın açıklaması yaptıklarından dolayı haklarında davalar açılmış, yedi yıl ile sekiz yıl arasında cezalara çarptırılmışlardır. Diğer kalan öğrenciler
hakkında da her gün soruşturmalar açılmakta ve öğrenciler üzerinde bir baskı oluşturulmaktadır. Özellikle üniversitelerin özgürlüklerin, düşünce ve ifade özgürlüğünün etkin olması gereken yerler olması nedeniyle bu tür uygulamaları kabul etmemiz kesinlikle mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, bu çerçevede, hâlihazırdaki üniversite disiplin yönetmeliklerinin de özgür ve demokratik üniversiteyle bağdaşan bir tarafı yoktur. Bu disiplin yönetmelikleri derhâl kaldırılmalı, yerine tüm üniversite bileşenlerince oluşturulacak olan ortak yaşam ilkeleri hayata geçirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, üniversitede mali özerkliğin, idari özerkliğin temel amacı, akademik özerkliği, akademik özgürlüğü koruyup geliştirmektir ama bir ülkenin siyasal sisteminde ifade özgürlüğü kurumsallaşmamışsa akademik özerklik, akademik özgürlük kavramları yüzeysel bir söylem düzeyinde kalmaktadır. Bu çerçevede, geçtiğimiz ay Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde yürütülen yolsuzluk operasyonları kapsamında Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü olan Profesör Doktor Sayın Kadri Yıldırım'a yönelik keyfî gözaltı kararlarıyla bu kirli ilişkilerin içerisindeymiş gibi gösterilmeye çalışılmasına ve itibarsızlaştırılmak istenmesine ibretle tanıklık ettik. Bilmekteyiz ki bu girişim Sayın Kadri Yıldırım şahsında, sistemin, kendisi gibi düşünmeyen bilim insanlarına vermek istediği bir göz dağıdır. Özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın Başbakan olduğu 2013 yılında gerçekleştirdiği Mardin ziyaretinde "Artuklu Üniversitesi Kürdoloji bölümünde yapılanlar başlı başına bir devrimdir." değerlendirmesi elbette ki önemli ve olumlu bir bakışı yansıtmaktaydı. Bunun yanında, bu ülkenin halklarınca konuşulan farklı dil ve lehçelere yönelik bilimsel faaliyet çabalarını artırması yönünde yine bu bölümlerden mezun olmuş Kürtçe öğretmen adaylarının bir an önce görevlerine atanması yönünde toplumda bir umut havası oluşmuşken bu tip kirli komplo girişimleri demokrasi ve ifade özgürlüğü adına ve özellikle de üniversiteler ve bilimsel faaliyet adına endişe vericidir.
Bu noktada değinmek istediğim bir diğer konu, atamaları bir türlü gerçekleştirilemeyen Kürtçe öğretmenleridir. Bu tür bölümlerden yaklaşık 1.500 öğretmenin sadece 18'i göreve atanmıştır. Buradan Sayın Millî Eğitim Bakanını bu konuda daha duyarlı olmaya çağırıyorum.
Değerli milletvekilleri, neoliberal iktisat politikaları birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de üniversiteleri serbest piyasanın etkisine almış ve üniversiteyi piyasanın ve küresel sermayenin ihtiyacı olan bilgi ve elemanların üretilmesi hedefine kilitlemiştir. Toplumsal sorunlara kulaklarını, gözlerini kapamış bir üniversite ve bilim insanı tipolojisi kabul edilemez
Üniversiteler ve bilim insanları, evrensel bilgi birikiminin toplumsal yarar bağlamında uygulanabilmesinde önemli bir role sahiptirler ancak Türkiye'deki üniversiteler ve bilim insanlarının çok büyük bir kısmı bu rolü oynayamaz duruma getirilmiştir. Bu resmî görüşün, düşün hayatı üzerinde, bilim hayatı üzerinde bu kadar ağır baskısının olduğu bir yerde, üniversitelerin ifade özgürlüğü konusunda bu kadar kaygısız olması, şaşırtıcı ve aynı zamanda ciddi eleştirileri hak eden bir konudur.
Değerli milletvekilleri; üniversitelerin toplumsal sorunlarla ilişkileri üniversite-sanayi iş birliğinin ötesine geçmeli ve kamu kesimi yanında, yerel yönetimler, işçi sendikaları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla diğer toplum katmanlarını da kapsayıcı bir nitelik kazanmalıdır. Türkiye'de de üniversiteler insan, toplum ve doğa yararına yeniden kurgulanmalı, özerk yapılara dönüştürülmeli ve öğretim üyeleri ve öğrencileriyle birlikte dünya bilim ailesinin üretken bir ferdi hâline getirilmelidir.
Bu duygu ve düşüncelerle tekrar Genel Kurulu selamlıyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Dora.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ilk konuşmacı İstanbul Milletvekili Oktay Saral.
Bu bölümde bütün konuşmacılarımızın süresi beşer dakikadır.
Buyurunuz Sayın Saral. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA OKTAY SARAL (İstanbul) - Değerli Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de dün Pakistan'da yaşanan talihsiz bir olay, bir vahşet, bir katliam neticesinde büyük çoğunluğu da çocuk olan 146 kişinin katledildiği bu katliamı ve vahşeti lanetle kınıyorum, şiddetle, nefretle kınıyorum. Bu, din kisvesi altına girmiş olan şeytanların bir an evvel yok olmasını ve terörden ciddi derecede muzdarip olan ülkelerin de artık bir araya gelerek bu sorunu çözmeleri noktasında gayret göstermelerini bekliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına söz almış bulunuyorum. Bizim mana dünyamızda, medeniyet tasavvurumuzda, baktığınızda, şehir ve insan birbirini inşa eden, birbirinin aynası olan; baktığınızda, insan, şehri yapan, şehrin de insanı meydana getirdiği bir kutlu medeniyetin, bir şehircilik anlayışının tevarüsleri olan insanlarız.
Baktığınızda, hakikaten, insan topraktan yaratılmıştır ama ona baktığınızda sadece bedenini görebilirsiniz; gönül gözüyle baktığınızda, ondaki ruhu, ondaki canı rahatlıkla görebilirsiniz. Tabii, şehir de aynı duygu ve düşünceyle ele alındığında, baktığınızda, belki toprak, belki taş, belki bir beton görürsünüz ama o şehrin de bir ruhu vardır ve o ruhla birlikte bizim kadim medeniyetimizdeki şehircilik anlayışı ta Mimar Sinan gibi yetiştirdiğimiz o büyük değerlerle bugüne kadar gelmiştir. Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet "Hüner bir şehir bünyâd etmektir, reaya kalbi ihya etmektir." demiştir. İşte, bizler, bu gönül mimarlarına, bu gönül fatihlerine sahip olan bir medeniyetin mensuplarıyız. Başta Mimar Sinan olmak üzere, bu güzel şehirleri inşa ederek bizlere kadar getiren değerli büyüklerimize, değerli ecdadımıza teşekkür ediyoruz, onları rahmetle anıyoruz. Ama, bize sadece bir Mimar Sinan değil, bize onlarca, yüzlerce, belki binlerce Mimar Sinan lazım.
Bugünkü şehircilik anlayışımıza da baktığımızda, bir Turgut Cansever'i görmekteyiz.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 16/9 da var sayın vekilim, Zeytinburnu 16/9 da var.
OKTAY SARAL (Devamla) - Bizlere, yine, sadece bir Turgut Cansever değil, onlarca, yüzlerce Turgut Cansever lazım.
Evet, değerli arkadaşlarım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak, on iki yıldan beri hakikaten AK PARTİ iktidarı olarak şehircilik noktasında, çevre noktasında ciddi atılımlar, gayretler gösterdik. 1950 yılından itibaren, özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere, yoğun bir gecekondu hayatı, gecekondu yapılaşması içerisinde şehirlerimiz ifsat olunmuştu ve maalesef -hangi iktidar olursa olsun, biz kimseyi bu noktada suçlamak istemiyoruz ama- Türkiye'de böyle bir düşünce vardı. Bu düşünce doğrultusunda, kimse şehirlerimizi yeniden kadim medeniyet şehirciliği noktasına ulaştıracak bir güç ve kuvvet içerisinde değildi, ta ki gecekondu noktasında, özellikle Toplu Konut İdaresiyle ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla on iki yıldan beri bu gecekondu yapılaşmasını bitirerek belki çok yoğun bir yapılaşma içerisine girildi ama fakir fukaranın da garip gurebanın da artık bir yapısı, bir konutu ve barınabileceği bir evi vardı.
Tabii, bizim, bundan sonra esasen yapmamız gereken yedi coğrafik bölgemizin bölge mimarisini yansıtan ve tarihî dokusunu oluşturan… Bu çirkin yapılara, sağlıksız, yapılaşmaya elverişli olmayan bu durumlara, kesinlikle altyapısını oluşturarak el atmak durumundayız ve özellikle ekolojik dengeyle birlikte bu durumu gözeterek artık vahşi depolama sisteminin olmadığı, gerekli atık arıtma tesislerinin yapıldığı, düzenlendiği ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da bu konuda belediyelerimizi finanse ettiği çok önemli atılımları oldu. Artık bundan sonra, inşallah, bize yakışan, ecdadımızı, medeniyetimizi, bu tarihi yapanları, bu tarihî medeniyet şehirlerini kuranları mahcup etmeden, onların yolunda, onların izinde ilerlemek ve güzel Türkiye'nin Avrupa'da, dünyada örnek olacağı bir şekilde güzel bir şehircilik anlayışı içerisinde yolumuza devam etmektir.
Ben, bu duygu ve düşüncelerle tekrar hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Saral.
İzmir milletvekili Aydın Şengül.
Buyurunuz Sayın Şengül. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA AYDIN ŞENGÜL (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de bugün, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerine, özelikle kentsel dönüşümle ilgili birkaç görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hepinizin bildiği gibi, Türkiye'de kentleşme, hızlı gecekondulaşmayla beraber, 1950'den sonra özellikle büyük şehirlerimizde, şehirlerimizin etrafında büyük gecekondu alanları ve kanserli dokular diyebileceğimiz, şehrin çıkış noktalarını tıkamış, nefes almasını engelleyen ciddi anlamda kaçak yapılaşmalar oluştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın en önemli görevlerinden bir tanesi de sürdürülebilir şehirleri oluşturmak, sağlıklı kentlerin altyapısı oluşturmak için yerel yönetimlerle beraber iş birliği içerisinde çalışmak. Bunlarla ilgili, bu dönüşümü sağlamakla ilgili, daha önce 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73'üncü maddesine göre çıkarılan bir Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı vardı. Bu yasa tasarısında ortaya çıkan birçok aksaklığa istinaden giderilmesiyle ilgili 6306 sayılı Yasa çıkarılıp bu dönüşümün hızlandırılmasıyla ilgili çalışmalara hız verildi ve bu, önümüzde çok önemli bir fırsat aslında, iyi bir şekilde kullanabilirsek. Bu kentsel dönüşümü yaparken tekrar, yeniden daha sağlıklı ve çok katlı yeni gecekondular inşa etmeyelim. Gecekonduları, çarpık yapılaşmayı dönüştürürken daha sağlıklı… Kent merkezlerinde hızla artmış yoğunluğu, kentsel dönüşüm adı altında daha fazla artırmadan, belki o yoğunlukları…
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 5 emsal yapıyorlar, 5 emsal.
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Ben bir şehir plancısıyım.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 5 emsal, 10 emsal bina yapıyorlar, gecekondu yapmıyorlar ama…
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Bana göre, bu dönüşümü sağlarken yoğunluğu azaltıp o kent merkezlerindeki yoğunluğu belki uydu kentlerle şehir dışına taşımakta fayda var diye düşünüyorum.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Esenyurt'u gördün.
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Ayrıca, bu dönüşümü yaparken bu kentlerin etrafındaki gecekondulaşmalarda ciddi anlamda sosyal sıkıntılar oluşmuş. Suçların oluştuğu, ahlaki sorunların oluştuğu, uyuşturucuların arttığı, gelir seviyesinin çok düşük olduğu, insanlar yıllar önce gelip şehre taşınıp yerleştiği bu yerlerde hâlâ o köydeki yaşam tarzını sürdürüyor. Bu dönüşüm de aslında bizim için bir fırsat. Bu dönüşümle beraber, o insanların şehirde yaşamakla şehirli olunamayacağını, o şehirde yaşamanın gerekliliklerini, eğitimini, altyapısını yeni oluşacak kentlerle beraber de sağlamak zorundayız.
Ayrıca, bu yeni dönüşümle beraber kentlerimizde kaybolan o kent kimliğine, o karmaşaya yeniden kent kimliği kazandırmak, kent estetiğini kazandırmak için ciddi anlamda çalışma yapmak durumundayız. Bu konuda da zannediyorum, Bakanlığımız o kentin tarihî dokularını da ele alarak yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde ciddi anlamda bu yönde çalışma yapıyor.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Öyle olmuyor ama.
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Ayrıca, bu kentsel dönüşümü siyasi söylemleri ön plana çıkartarak yok etmeyelim, özellikle muhalefetiyle, iktidarıyla, yerel yönetimleriyle beraber bu kentsel dönüşümü iş birliği içerisinde yapmamız gerekiyor.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Bizim hiçbir önerimizi dinlemiyorsunuz, hiçbir önerimizi göz önüne almıyorsunuz.
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Özellikle, Bakanlığımız -İzmir'le ilgili konuşacağım- İzmir'deki kentsel dönüşümle ilgili başta Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleriyle beraber yürütmek istiyor, onlara yetki devrini yapmak istiyor ancak gördüğümüz, başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının kendine göre böyle bir duruşu var; "Ben 5393 sayılı Kanun'un 73'üncü maddesine göre olursa dönüşümü yaparım, yeni yasaya göre yapmam." diyor. Bakıyoruz, İzmir'de ilçe belediyeleri var Bakanlıkla beraber çalışmak isteyen, onlara yetkileri pekâlâ devrediyoruz, iş birliği içerisinde devam ediyoruz. İşte, Buca Belediyemiz var, Menemen Belediyemiz var, Narlıdere Belediyesi var ama Büyükşehir Belediyesinin ciddi anlamda bir baskısı var; "Neden böyle bir iş birliği içerisinde oluyorsunuz?" diye. Artık, bu çatışmayı bir kenara bırakıp hep beraber, kentlerimizde iş birliği içerisinde nasıl çalışmalar yapabiliriz onun çalışmalarını yapmamız gerekir diye düşünüyorum.
İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Mühendisler Yasası'yla ilgili ne düşünüyorsunuz şehir plancısı olarak?
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Ayrıca, az önce de söylediğim gibi, ben inanıyorum ki gelecekte, Bakanlığımızın yaptığı bu çalışmalarla…
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Bakıyorsun ama Sayın Bakan yok.
AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - …yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde hızlı bir şekilde hayal ettiğimiz o şehirlere hep beraber ulaşacağız diyor, Sayın Meclisi saygıya selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Şengül.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın hatip konuşmasında Cumhuriyet Halk Partili İzmir Büyükşehir Belediyesinin kentsel dönüşüm süreciyle ilgili engelleme yaptığını ifade etmek suretiyle Genel Kurulu yanlış bilgilendirmiştir.
Uygun görürseniz söz talep ediyoruz.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Mehmet Ali Susam konuşacak.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Düzeltme için bir dakika yerinden verin.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Yok yok, sataşma bu ya!
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Susam.
IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, İzmir Milletvekili Aydın Şengül'ün 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesi konuşulurken "Birlikte, iktidar-muhalefet, kentlerin içinde bulunduğu durumu düzeltmekte el birliği yapalım." anlayışı çok güzel bir söylemdir ancak bu söylemin ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bu konuda adım atmadığı noktasındaki değerlendirme doğru değildir. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda iki tane çok somut şey söylemektedir.
"Bir: Belediyecilik Kanunu'ndan gelen kent yenilemeyi yapmada bana Bakanlık olarak inisiyatif sağlayın, izinlerimi hızla verin, ben hızla yürüyeyim.
İki: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kent yenileme projelerini daha doğru bir çizgiye oturtma konusunda iş birliği yapalım."
İzmir'in temel sorunlarından bir tanesi, iktidarın İzmir'in yerel yönetimlerinin anlayışına saygı gösterip yerinden yönetim anlayışına saygı duymaması…
MUSA ÇAM (İzmir) - Şaşı bakıyor.
MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) - …şaşı bakması, başta, İzmir'in mallarının dağıtılması konusunda yapmış olduğu haksızlıktan başlamaktadır. Bir başlama noktası olarak bakacaksak ilk adım olarak buna bakmalıyız. Bu noktada, İzmir'de iktidarın iş birliğinde samimi el uzattığı, kentin birlikte yönetilmesinde yerel yönetimin inisiyatifine saygı duyup merkezî idarenin yerel yönetime destek vermesi şeklindeki demokratik kurallar içerisindeki yönetim anlayışını hayata geçirmesiyle olur.
Bu anlamıyla, Sayın Aydın Şengül'ün "Birlikte yönetelim." anlayışına elimizi uzatırız ama iktidarın bu anlayışını değiştirmesi elzemdir, zorunludur, İzmirlilerin beklentisidir.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Susam.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656'ya 1'inci Ek) (Devam)
2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)
A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)
1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)
1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)
1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
E)ÜNİVERSİTELER (Devam)
BAŞKAN - Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Kentsel dönüşüme hızla devam etmek, bir deprem ülkesi olan Türkiye için zarurettir. Çeşitli deprem senaryolarına göre, İstanbul'da 7,2 büyüklüğünde bir deprem 50 bin vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 150 milyar dolar mali kayba neden olacaktır. Bu farkındalık sonucu Hükûmetimiz, daha önce 19 ilde uygulanan yapı denetim sistemini 81 ilde başarıyla uygulamaya geçirmiştir. 2012 yılında, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesiyle kentsel dönüşüm büyük bir ivme kazanmıştır. Bugün itibarıyla, 600 bin bağımsız birimin dönüşümüne devam ediyoruz, 161 bin konutun risk tespitini yaptık.
Değerli milletvekilleri, 1983 yılında Türkiye'de gecekondu sayısı 1,5 milyondu. Ankara nüfusunun yüzde 69'u, İstanbul ve İzmir nüfusunun yüzde 40'ı gecekondularda yaşıyordu. 1984'te çıkan af, gecekondu bölgelerinin hiçbir altyapı, yol, yeşil alan olmadan çarpık biçimde apartmanlaşmasına neden olmuştur. 1984'te kurulan TOKİ 2002'ye kadar 42 bin konut üretmişken 2002'den bugüne 637 bin konut inşa etmiştir. Bu konutların yüzde 85'i alt gelir grubuna yönelik sosyal konutlardır. O günlerde vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyacının karşılanması gerekiyordu. Bugün, ülkemizin gayrisafi millî hasılasının 3 kattan fazla artması neticesinde nicelik değil, artık nitelik ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda, yakın zamanda kentsel dönüşüm felsefemizde dört radikal değişikliğe gittik.
Birinci olarak, Hükûmetimiz alt ve orta gelir grubuna yönelik nitelikli sosyal konutların yapımına hız vermektedir. Bizim kentsel dönüşümden anladığımız, aşırı emsal artışı almış, havuzlu lüks siteler değildir.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Ama yapılıyor.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Bu konutları, bir yüzme havuzunu merkezine alan değil, bizim medeniyetimizde yüzyıllardır örneklerini gördüğümüz gibi, bir camiyi ve külliyesini, bir okulu, bir üniversiteyi merkeze alarak iyi bir planlama çerçevesinde inşa ediyoruz. Artık, gettolaşmaya yol açan, etrafı duvarlarla çevrili siteler inşa etmiyoruz. Biz, kentin yoksullarının şehrin dışına itilmediği, zengin, orta ve dar gelirli vatandaşların bir mahalle kültürü içinde bir arada yaşadığı karma kentsel dönüşüm projelerini destekliyoruz.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 1 tane örnek görmedik, iki sene oldu kanun çıkalı.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Kentsel dönüşüm sosyal, mekânsal, sınıfsal ayrışmaya neden olmayacaktır.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 1 tane örnek görmedik.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Artık, devletimiz sadece bina inşaatına değil tamamen kentsel tasarıma yoğunlaşmaktadır. Yeşil alanları, meydanları, yolları, spor sahaları, çocuk parklarıyla bütüncül bir yaklaşımla doğaya saygılı projeler inşa edilmektedir.
Anadolu'nun kadim kentlerinde tek tip değil yöresel mimariye sahip konutlar yapmaya başladık. Mesela Diyarbakır'da ihalesi bitirilmiş, az katlı, damlı evler; Mardin'de geniş balkonlu, kemerli konutlar; Nevşehir'de dış cephesinde taş kullanılan binalar bu felsefeyle tasarlanmış konutlardır.
Son olarak, yeterli arsa stokunun bulunduğu yelerde, özellikle Anadolu'da tarihî kent merkezlerinde dikey mimariden yatay mimariye geçtik.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Örnek yok, örnek.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Anadolu insanının ruh köküne dayalı teşekküle yol açmak, bin yıllık medeniyetimizi yeniden ihya etmek bizim stratejik hedefimizdir.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Örnek yok, hayal.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Bu medeniyetin mekânda yansıması ise bizim şehirlerimizdir. Biz kentsel dönüşüme madde imar ve inşası olarak bakmıyoruz, kentsel dönüşüme büyük fikrî ve içtimai davamızın en önemli dayanağı olarak bakıyoruz, zira, şehirler de insanları biçimlendirirler.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 1 tane örnek vermediniz.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Bir deprem ülkesi olan Türkiye'de önümüzdeki yirmi yılda dönüştürülmesi gereken 6,7 milyon konut var. Bu, senede 334 bin konuta karşılık geliyor. TOKİ'nin yıllık 50 bin konut üretebildiği göz önüne alındığında, özel sektörün bu konudaki önemi ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizdeki istihdamın yüzde 7,4'ünü inşaat sektörü sağlamaktadır. İnşaat sektörü yüzde 100 yerli girdiye dayanan, sanayimizi de tetikleyen lokomotif sektördür; bu nedenle ayakta tutulması ve desteklenmesi gerekmektedir.
Bütün bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakır.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Hayallerini anlattılar, hayallerini.
PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Kayseri) - Hayal değil, gerçek; ihalesi yapıldı, kazma vuruldu, başlandı bu projelere.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Örnek yok.
MEHMET METİNER (Adıyaman) - Hocam, hayallerinize yetişemez hiç kimse.
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Evet, evet. On üç senedir iktidardalar, hayal anlatıyorlar hâlâ.
BAŞKAN - Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut.
Buyurunuz Sayın Akbulut. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, bizi izleyen değerli vatandaşlarım; hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce ben de Pakistan'da ve Yemen'de, bu dost ülkelerde 100'den fazla öğrenciye yönelik yapılan terör saldırılarını şiddetle ve nefretle kınıyorum.
Ayrıca, bugün, büyük müceddid, fikir adamı, mana adamı Hazreti Mevlâna Celâlettin Rûmi'nin 741'inci vefat yıl dönümü. Kendisini şükranla rahmetle anıyorum.
2015 yılının, ülkemizde, dünyamızda, İslam coğrafyasında birliğe, beraberliğe, kardeşliğe vesile olmasını Cenabıhak'tan niyaz ediyorum.
Bugün, yüz altmış yedi yıllık bir geçmişi olan, atalarımızdan, Osmanlıdan bize yadigâr kalarak milletimize hizmet veren bir kuruluş, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi vesilesiyle konuşacağım.
Biliyorsunuz, atalarımız mülkiyet hakkına çok büyük önem verirlerdi. Bir ülkeyi fethedince önce oraya tapu görevlileri gider, ne var ne yoksa tüm menkul ve gayrimenkulleri kayda geçirirlerdi. Mülkiyet hakkı, kişi hak ve özgürlükleri arasında yer alan, anayasal temel haklardan birisidir. Bu hakkın tesisi, muhafazası görevi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. Ülkemizde bir zamanlar üzerinde eleştiriler yapılan bu kurum, günümüzde ülkemizin en önemli ve güvenilir kurumları arasında yer almış bulunmaktadır.
Bireyi esas alarak devleti bütün kurumlarıyla halka hizmet için yeniden yapılandıran AK PARTİ hükûmetleri döneminde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de çok önemli bir reforma tabi tutulmuştur. Teşkilat, bu dönemde kendisini süratle yenilemiş, çağın modern gelişmesine ayak uydurmuş, çağdaş bir kamu kurumu hâline gelmiş bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurumda yapılan önemli bir değişim, kısa adıyla TAKBİS, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi projesiyle sağlanmıştır. Bu proje 2012 Mayıs ayından itibaren tüm tapu müdürlüklerinde uygulanmaya başlamıştır. Bu projenin uygulanmaya başlamasıyla ülke genelinde mülkiyet bilgilerinin bilgisayar ortamına aktarılıp her türlü sorgulamanın yapılabilmesi amaçlanmış ve en temel e-devlet uygulaması hayata geçirilerek tapu işlemlerinde çok önemli yenilikler ve kolaylıklar sağlanmıştır. Bu sistemle vatandaşlarımızın hizmetleri daha güvenilir, güncel ve hızlı bir şekilde yerine getirilmektedir.
Diğer yandan, gerçek ve tüzel kişiler, İnternet üzerinden ve yeni hizmete giren ALO 181 çağrı merkezinden randevu alarak tapu müdürlüklerinde beklemeden başvuru yapabilmekte ve işlemlerini süratle yaptırabilmektedirler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana sürdürülen kadastro çalışmalarıyla, zamanımızda özel sektörden de hizmet satın almak suretiyle, 281 adet sorunlu birim hariç, ülke kadastrosu tamamlanmış bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi, kadastro, taşınmaz malların sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilerek hukuki durumlarının ve üzerindeki hakların tespit edilmesine yönelik yapılan çok önemli bir çalışmadır.
Diğer yandan, artık yurt dışındaki vatandaşlarımız da tapu işlemlerini yurt dışında kolaylıkla yapabilir hâle gelmiştir. Uygulamaya Almanya'dan başlanılmıştır.
Bu yeniliklerin ülkemize ve Tapu Kadastro Kurumuna kazandırılmasında emeği geçen bütün geçmiş hükûmetlerimize, bakanlarımıza, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yönetici ve çalışanlarına şükranlarımı arz ediyorum.
2015 mali yılı bütçesinin ülkemize, milletimize ve tüm Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü çalışanlarına hayırlı olmasını Cenabıhak'tan niyaz ediyor ve hepinize tekrar sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akbulut.
İstanbul Milletvekili Osman Boyraz.
Buyurunuz Sayın Boyraz.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN BOYRAZ (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, 2015 mali yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın bugünkü görüşmelerinde yer alan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri ve ekranları başında bizleri seyreden aziz milletimizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce bir dava, bir gönül adamı olan, tüm dünyayı kardeşliğe, barışa, birlik ve beraberliğe çağıran Hazreti Mevlâna'yı 741'inci vuslat yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.
Aslında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşacaktım. Benden önceki konuşmacımız bu konuda detaylı açıklamalar yaptı.
Malumunuz, her alanda olduğu gibi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde de son on iki yılda ülkemizin her bölgesinde ciddi anlamda çalışmalar yapıldı. On iki yılda ulaşımda, eğitimde, enerjide, tarımda, sağlıkta, adalette, emniyette, hülasa hemen hemen her alanda milletin beklenti ve taleplerine uygun olarak hizmetler yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz.
Şöyle on yıl bir geriye doğru gitsek, hafızamızı tazelesek, o günleri bir hatırlasak; Anayasa kitapçığının havada uçuştuğu, enflasyonun zirve yaptığı, faizlerin çıldırdığı, işsizliğin had safhaya ulaştığı, milletin ümit ve beklentilerinin son bulduğu o yılları şöyle bir hatırlayalım. O gün "AK PARTİ iktidara gelecek, şunları şunları yapacak." desek hepimiz, biz de dâhil olmak üzere, herhâlde "Hayalin de bu kadarına pes!" derdik. Ama, şükürler olsun ki her şey apaçık ortada, hesaplar ortada, hizmetler ortada. Hangi birini söyleyeyim ki; düşen faiz oranlarını mı, artan millî geliri mi, ihracat rakamlarını mı, büyüme hızını mı, enflasyonun tek hanelere düştüğünü mü, yapılan binlerce kilometre yolları mı. Ama, belki de AK PARTİ iktidarının yapmış olduğu en önemli şey, bu milletin şu veya şu şekilde kaybolan öz güvenini yeniden tesis etmesidir. Bu milletin geçmiş kadim medeniyetinden tevarüs eden öz güveni AK PARTİ iktidarıyla birlikte bir kez daha inşa edildi; bir kez daha, milletimiz öz güvenle her zaman yoluna devam ediyor. Biz dünya âleme şunu gösterdik: Bu milleti temsil edenler, geçmişte olduğu gibi hiçbir yerde boynunu eğmeden, el pençe divan durmadan sadece ve sadece milletin önünde eğilen, milletin önünde ram olan bir siyasal hareketi milletimize gösterdi. Bu millet, her türlü saldırıya karşı, öz güvenini yok etme noktasında her türlü saldıranlara karşı, elhamdülillah, sağduyusunu, basiretini, ferasetini göstererek bütün bu oyunları bertaraf etti.
Son olarak -zaman çok kısıtlı- özellikle "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi" adı altında milletimizle birlikte gönül köprüleri kurma, milletimize aynı dili, aynı duyguları paylaşma noktasında ötekileştirilen, yok sayılan, teninden, renginden, her türlü giyim ve kuşamından
örselenen milletimize doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bu ülkenin evlatları birinci sınıf vatandaş olacak dedik ve birinci sınıf vatandaş olması noktasında her türlü girişimi yapıyoruz.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Birinci sınıf vatandaş sarayda oturuyor, sarayda!
OSMAN BOYRAZ (Devamla) - Ve diyoruz ki: Biz bu milletin bağrından çıkarak geldik, saraylardan gelmedik; bu milletin sofralarında, bu milletin en güzel yerlerinde, bağrında makes bulduk.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sarayda otuyor ama sarayda! Kendi ağzıyla söylüyor.
FARUK BAL (Konya) - Gecekondudan saraya!
OSMAN BOYRAZ (Devamla) - Özellikle bu "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi" üzerinde şairin de ifade ettiği gibi diyoruz ki:
"İnsan olan insan gelsin beriye.
Kimi kara, kimi çalar sarıya,
Aslolan hayattır bakma deriye,
Muhabbet insana, cana muhabbet."
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - "Ananı da al git." diyoruz hatta!
OSMAN BOYRAZ (Devamla) - Milletimize giden gönül köprülerinde muhabbet köprüleri kuruyoruz ve inşallah bu birlik ve beraberlik içinde ülkemizin her tarafında, dağlarında, taşlarında birlik ve beraberlik türküleri söylenecek ve bu birlik ve beraberlik türkülerinden hepimiz haz alacağız, hepimiz mutlu olacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle, bir kez daha 2015 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayır uğurlu olmasını Cenab-ı Allah'tan diliyorum ve bu bütçenin hazırlanmasında gecesini gündüzüne katan, alın terini, emeğini, gözyaşını seferber eden, başta Hükûmetimiz olmak üzere, bütün bakanlıklarımıza, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize, velhasıl milletimize şükranlarımı sunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Rahmetimiz gazabımızdan daha büyük olacak!
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Boyraz.
Amasya Milletvekili Avni Erdemir.
Buyurunuz Sayın Erdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları olarak "güçlü devlet, mutlu millet" hedefine ancak eğitimle ulaşabileceğimiz inancıyla eğitime büyük önem verdik ve bütçeden hep en büyük payı eğitime ayırdık. Devraldığımız Türkiye'de Millî Savunma Bakanlığı bütçesi 8,2 milyar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ise 7,4 milyardı. Millî Savunma Bakanlığı bütçesini 22,7 milyara, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesini 62 milyara çıkardık. Yani 2002'de Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi Millî Savunma Bakanlığı bütçesinden azken bugün Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin nerede ise 3 katına çıkmıştır.
Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarı olarak eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için önemli çalışmalar yürüttük. Bu amaçla ders kitaplarını ücretsiz dağıttık ve velilerimizi büyük bir külfetten kurtardık. Şartlı eğitim yardımlarıyla dar gelirli ailelerin çocuklarını okula göndermesini özendirdik. Taşımalı eğitim uygulamalarını liseyi de kapsayacak şekilde genişlettik, okula erişimi kolaylaştırdık. FATİH Projesi'ni başlattık, 3.657 okula 65 bin akıllı tahta kurduk, 739 bin tablet bilgisayarı öğretmen ve öğrencilerimize dağıttık.
Bütçeden en büyük payı eğitime ayırdığımız gibi, her yıl en fazla kadroyu da eğitime ayırdık. Bugün çalışan 851 bin öğretmenin 458 binini AK PARTİ iktidarı olarak biz atadık. Yani, bugün çalışan öğretmenlerin yarıdan fazlası AK PARTİ iktidarında atandı. On iki yıllık kademeli zorunlu eğitimi başlattık. Eğitimde beşerî ve fiziki altyapıyı iyileştirdik, 2002 yılında 347 bin derslik vardı, biz son on iki yıl içinde 234 bin yeni dersliğin yapımını tamamladık. Başta kız çocuklarının okullaşması olmak üzere tüm kademelerde okullaşma oranlarında artış sağladık. Okul öncesi eğitimde yüzde 11'lerde olan okullaşma oranını yüzde 42'lere çıkardık. Özel öğretimi destekledik.
Değerli milletvekilleri, bu çalışmalar eğitimde kaliteyi artırdı, fırsat eşitliğine katkı sundu. Hep eleştirilen PISA sonuçlarını eğitimde fırsat eşitliği açısından değerlendirirsek bu başarıyı daha net görürüz. Zira, 2003'te en alt gelir grubuna sahip aile çocukları ile en üst gelir grubuna sahip aile çocukları arasındaki puan farkı 122'yken 2012'de bu puan farkı 86'ya inmiştir, OECD ülkelerinde bu iki grup arasındaki puan farkı 90'dır. Yani, biz on iki yıldır uyguladığımız fırsat eşitliğine yönelik politikalarla bu alanda OECD ülkelerinden daha iyi bir noktaya geldik.
Değerli milletvekilleri, gerçekten de 2003, 2014 yılları eğitimde hamle yılları olmuştur. Bu dönemde biz daha demokratik ve özgürlükçü bir eğitim anlayışını benimsedik. 4+4+4 sistemiyle 28 Şubatın eğitimdeki son izlerini de sildik. 28 Şubat mağduru öğretmenlerimiz mesleklerine geri döndü. Ortaokul ve liselerde başörtüsü yasağını kaldırdık. Öğrencinin beceri ve tercihlerini dikkate aldık, yeni seçmeli dersler getirdik. Kur'an-ı Kerim ve siyer derslerini seçmeli olarak okutmaya başladık. İmam-hatip liselerinin önünü keseceğiz diye getirilen katsayı adaletsizliğiyle bütün mesleki eğitime büyük darbe vurulmuştu.
MUSA ÇAM (İzmir) - Atanamayan öğretmenler ne olacak?
AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Katsayı adaletsizliğini ortadan kaldırdık, mesleki eğitimin önünü açtık; organize sanayilerde açılan meslek liselerini destekledik ve mesleki ve teknik eğitimin payını yüzde 36'lardan yüzde 54'lere çıkardık.
Öğretmeni, okulu ve öğrenciyi eğitimin asli unsuru saydık. TEOG'u başlattık. Bu sistemle okul harici kurumlara ihtiyacı azalttık, ihtiyaç hisseden öğrenciye okullarda kurslar açtık, velilerimizi ek maddi yükten kurtardık. Bütün bunları yeterli buluyor muyuz? Elbette, hayır diyoruz çünkü hedef 2023. O zaman daha çok çalışmamız gerekiyor. İnşallah, bugüne kadarki sıkıntıları nasıl eğitim çalışanlarımızın, öğretmenlerimizin rehberliğinde aşmışsak önümüzdeki sorunları da onlarla birlikte aşacağız diyor, tüm öğretmen arkadaşlarımı, Bakanlık personelini ve yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.
Ardahan Milletvekili Orhan Atalay.
Buyurunuz Sayın Atalay. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ATALAY (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda, eğitimde sayısal anlamda doksan yılda yapılamamış olanların belki de onlarca kat fazlasını başardık. Ne var ki eğitimle maksuda ulaşma noktasında daha zorlu çabalar gerektiren mühim meselelerimiz olduğunu da biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, dün, insanı neredeyse salt biyolojik bir boyuta indirgemiş, sığ, pozitivist bir bakışın, "bilimsellik" yaftası altında kiminin siyasal ve ideolojik amaçlar için
kullandığı eğitimin, bugün de finansal bir bağlamda, pratik fayda fonksiyonuna hasredilmiş yapısının delinin elinde bir baltaya dönüşmekte olduğu gerçeğini görmezlikten gelemeyiz.
Biliyoruz ki kendi varoluş amacını maddi gerekçelere indirgeyen insan önce kendisine, sonra çevreye, tarihe, topluma ve topyekûn hayata yabancılaşacaktır. Takdir edersiniz ki her insan gibi toplumların da kendisine has bir kimliği ve benliği vardır. Bütün bunları besleyen ana memba ise kişinin aidiyet hissettiği medeniyet havzasıdır. Her medeniyetin kendisine has birtakım ögeleri bulunduğu, bu ögeler içinde en önemli iki unsurdan birisinin din, diğerinin ise dil olduğu açıktır. Mesela, Avrupa medeniyetinden Latince ile Hristiyanlığı veya Hint medeniyetinden Budizmi çıkarmanız hâlinde geriye kalanı bir medeniyet olarak tanımlama imkanınız ne kadardır? Eğitimin, icra edildiği coğrafyada teşekkül etmiş bir medeniyeti yenileyerek yeni kuşaklara aktarmak gibi bir ödevi de bulunduğuna göre, eğitim yapımızın bunu hangi düzeyde başardığı sorusunu cevaplandırmak zorunda değil miyiz?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatırlanacak olursa ünlü oryantalist Renan, 1883 Martında Sorbonne Üniversitesinde "İslam ve Bilim" isimli bir konferans vermiş. Orada dinî bir iddiada bulunarak İslam'ın terakkiye engel olduğu tezini savunmuştu. Birçok alim, düşünür, edip ve siyasetçi tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı ise de bu iddia galiplerin ideolojik amaçlarına hizmet ettiği için bilimsellik, rasyonellik ya da modernlik yaftalarıyla mutlak bir hakikat tacıyla taçlandırılarak birçok eğitim müfredatına sinsice sindirilmiş oldu. Ziya Paşa'nın "Evvel yok idi, iş bu rivayet yeni çıktı." dediği bu iftirayla maksat açıktı, İslam'ın hareminde doğanları kiliselere mürit yapmaktı. İslam medeniyetine mensup olanları kendi kimliklerine yabancılaştırmak, sonra da benliklerine güveni sarsmak ve böylece fiziki mağlubiyeti ruh köklerine kadar işleyerek derinliğine hissettirmekti. Unutmayalım ki benliği ölmüşlerin davranış modu galiplerini taklit etmek, dahası onları efendi edinmek, kendi dağlarını çöp gibi görüp sonra da yele vermektir. Sermayesiz kalanların yapacağı iş ise dilenciliğe başlamak, sonrası ise acziyetten bir kader elbisesine bürünüp ölümü beklemektir. Tam anlamıyla bir kimlik ve anlam bunalımıyla geçirdiğimiz yüz yılın sonunda gördük ki dil ve din başta olmak üzere, medeniyet değerlerimizle her türlü rabıtayı kesmek için verdiğimiz onca çabaya rağmen, yine de muasır medeniyet seviyesine çıkamamıştık.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda millî eğitimde bir anlamda öze dönüş olarak da tanımlayabileceğimiz değişimlerin, esasında bizi bizle buluşturmak gibi son derece anlamlı bir çaba olduğu yeterince açık değil midir? Bir toplumun kendi kültür mirasıyla buluşması kadar tabii ne olabilir? Osmanlıca bu coğrafi havzada yüzlerce yıl boyunca vücut bulmuş devasa kültür mirasımızın ana dilidir. Ana dili bilmemek demek kişinin anasıyla konuşamaması demektir, başka bir ifadeyle kökünden beslenemeyen dal demektir.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Bugüne kadar Osmanlıca metinleri sanki okudunuz da…
ORHAN ATALAY (Devamla) - Kişinin anasıyla konuşmasını zinhar yasaklamış olmak gibi yıllar boyu işlenmiş yüz kızartıcı ayıptan henüz kurtulmuş iken gelin, dedemizin mezar taşını okuyamama mahcubiyetinden de arınalım.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Git oğlum, mezarlar seni bekliyor. Kim engel sana ya? Allahuekber ya!
ORHAN ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin bu tarihî evresini yazacak olanlar eminim bu bahse de uzunca bir yer ayırıp bu dönemin başarısını "İslam maniiterakkidir."…
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Her gün mezara git, mezarlar orada. Hayret bir şey!
ORHAN ATALAY (Devamla) - …iddiasına verilmiş en açık bir cevap olarak niteleyeceklerdir.
Bugün oryantalizmin o iddiasına bu topraklardan katılanların…
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Hırsızlıkları örtmek için Osmanlıcaya sığınmayın arkadaş. Osmanlıca hırsızlıkları örtmez, hırsızlıkları Osmanlıca kalır.
ORHAN ATALAY (Devamla) - …40-50'yle giden, o yüzden de bazen geciken, bazen de hiç gelmeyen kara trenle yüz yılda katettikleri mesafe ile AK PARTİ'nin on iki yılda saatte 300 kilometreye varan hızla aldığı yolu mukayese ettiğinde eminim ki tarihin hükmü şu olacaktır: Terakki etmek için dili ve dini değiştirmek gerektiği iddiası Japonya'nın, Çin'in, Rusya'nın ve dahi Türkiye'nin coğrafi ölçeğinde koca bir yalanmış meğer.
Bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Atalay.
Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu.
Buyurunuz Sayın Aydınlıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Millî Eğitim Bakanlığımızın 2015 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, 2002 yılından beri Millî Eğitim Bakanlığımıza millî bütçemizden ayrılan pay bütün bakanlıkların bütçelerinin önüne geçmiş ve çok şükür 1'inci sıraya yükselmiştir. Ülkemizdeki değişimi, dönüşümü ve kalkınmayı 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşmada eğitimin bütçedeki payı, yükseköğretimdeki okullaşma ve ekonomik gelişmişlik arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2002 yılında 7,5 milyar TL iken 2015 yılında 80 milyar 857 milyon Türk lirası olmuştur. Allah'a şükür ki bugünleri gördük. Daha önceki okulların şartlarını hatırlayınız, bir de şimdiki okulların fiziki durumlarına bakınız; o güzel Selçuklu ve Osmanlı mimarisi ile Cumhuriyet Dönemi mimarisinden birleştirilmiş fevkalade güzel mekânlar hâline geldi.
Değerli arkadaşlarım, 2002 yılında göreve başlayan bir öğretmenimizin eline, ek ders ücretiyle birlikte, 635 lira geçerken 2014 yılında 2.693 lira geçmektedir.
MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bu bile az.
ALİ AYDINLIĞOĞLU (Devamla) - Bu yeterli midir? Asla değildir, inşallah daha da iyileştirilecektir.
Yine, 2002-2003 öğretim yılında fiziki olarak yapmış olduğumuz düzenlemelere bakıldığında derslik başına düşen öğrenci sayısı ortalama 34 iken 2013-2014 öğretim yılında bu rakam 29'a düşmüştür. Bununla alakalı olarak, kendi ilim olan Balıkesir ilimizde ise derslik sayısı 2002 yılında 6.811 iken 2014 yılında bu rakam 8.736'ya çıkmıştır yani Balıkesir ilimizde on iki yılda toplam 1.925 yeni derslik ilave edilmiştir. Bu da toplam olarak 215 milyon TL'ye mal olmuştur. 2002'de Balıkesir ilimizde derslik başına düşen öğrenci sayısı 24 iken bugün 21-20'lere düşmüştür.
MUSA ÇAM (İzmir) - Sayın Vekilim, zeytincilik ne alemde, zeytincilik?
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Yine, Balıkesir Üniversitemizin bünyesinde bulunan, dönemimizde kurulan tıp fakültesi ve hastanesi dâhil 11 fakülte, 5 enstitü, 5 yüksekokul, 16 meslek yüksekokulu, 2 bin kişilik öğrenci yurdu ve 50 bin kişilik öğrenciyle Balıkesir Üniversitemiz de hızla gelişimini tamamlayan iddialı üniversiteler arasında yerini almıştır. Yine, Balıkesir Üniversitemize bu yıl bütçemizden 153 milyon TL ödenek aktarılmaktadır.
Hükûmetimiz döneminde, özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde serbest kıyafet uygulamasından öğretmenlerimiz için başörtüsü yasağının kaldırılmasına, ortaöğretimde başörtüsünün serbest olmasına, 28 Şubat döneminde mağdur edilen öğretmenlerimizin mesleğine geri dönmelerinden meslek liselerinde uygulanan katsayı adaletsizliğinin kaldırılmasına, eğitim müfredatındaki antidemokratik ifadelerin ayıklanmasına, farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açan düzenlemelerden Hazreti Peygamber'in hayatı ve Kur'an-ı Kerim derslerinin isteğe bağlı seçmeli dersler olarak müfredata dâhil edilmesine kadar birçok önemli yeniliğin altına imza atılmıştır.
Değerli arkadaşlar, son günlerde ülkemizde önemli tartışmalar yaşanmasına sebep olan Osmanlıcayla ilgili olarak da şunları söylemek isterim ki Osmanlıca, Osmanlı Dönemi'nde kullanılan Türkçe'nin adıdır. Türklerin yani Osmanlıların Türk ve Müslüman coğrafyaya hâkimiyetinden sonra dünyanın büyük bir çoğunluğunda Osmanlıca yüzyıllarca kültür ve medeniyet dilimiz olmuştur. Bu kadar geniş bir coğrafyada kullanılan kültür dilimizi bilmediğimiz için, maalesef, kültürümüzü ve geçmişimizi öğrenemediğimiz gibi, arşivlerimizdeki metinleri ve eski Osmanlı arşivlerini bile tercüme ettirecek uzman bulmakta maalesef zorlanmaktayız. Atatürk'ün nutku ve söylemleri de Osmanlıcadır. Ünlü dil bilimci Nihat Sami Banarlı şöyle der: "Türkçe bir dil değildir. Türkçe bir milletin dili değildir. Türkçe bir medeniyetin dilidir."
FARUK BAL (Konya) - Türkçe bir milletin dili değil mi? Türkçe bir milletin dili nasıl olamaz?
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Medeniyet ve kültür dilimiz olmuş olan Osmanlıcanın imam-hatip okullarında mecburi ders olarak okutulmasından daha doğal ne olabilir ki?
FARUK BAL (Konya) - Türkçe bir milletin dili, Türk milletinin dili!
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Bu ülkede her birimiz ilkokul 3'üncü sınıftan itibaren üç yıl ortaokulda, üç yıl lisede, dört yıl üniversitede İngilizce okumamıza rağmen…
FARUK BAL (Konya) - Türkçe bir milletin dili nasıl olamaz ya? Türk milletinin dili Türkçe, Türk milletinin!
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - …Allah aşkına hangimiz İngilizceyi ana dilimiz gibi okuyabiliyor ve konuşabiliyoruz?
FARUK BAL (Konya) - Allah Allah!
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Keşke İngilizceyi, Osmanlıcayı, Türkçeyi ana dilimiz gibi okuyor ve yazıyor olabilseydik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Ben, bu konuda MHP'nin tutumunun da ne olduğunu anlamış değilim.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Yazamazsın kardeşim, onun için söylüyorum, yazamazsın ve işine yaramaz.
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Osmanlıcanın liselerde seçmeli, imam-hatiplerde mecburi okutulmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz; bunu da bu millet takdir edecek.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Öğrenmek istiyorsan öğren, kimse sana mani değil, öğren kardeşim ya! Öğrenmek istiyorsun da öğretmediler mi?
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Evet, bizim dilimiz olduğu için, bunu da öğrencilerimiz öğrenmekte çok geç kalmıştır.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Öğrenin ya, Allah Allah! Ben nasıl öğrendiysem sen de öğren!
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Bu duygularla 2015 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Öğrenme mi diyen var sana? Niye öğrenmedin?
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aydınlıoğlu.
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam.
Buyurunuz Sayın Sağlam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına düşüncelerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
MUSA ÇAM (İzmir) - Sayın Başkan, YÖK Başkanımız dinlesin biraz, sayın milletvekilim. YÖK Başkanımız on gündür telefonumuza çıkmıyor, on gündür telefonlarımıza çıkmıyor Sayın Başkan. Milletvekili olarak arıyorum, on gündür telefonlarımıza çıkmıyor Sayın Bakan, on gündür!
HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Bize de çıkmıyor.
BAŞKAN - Sayın Çam, lütfen...
Sayın Sağlam, buyurunuz.
MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Dost ve kardeş Pakistan milletinin yaslarına da burada katılıyorum, üzüntülerimi bildiriyorum.
MEHMET METİNER (Adıyaman) - Mecbur mu çıkmaya ya?
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Mecbur, evet.
ENGİN ALTAY (Sinop) - İnsan olmanın gereği…
MUSA ÇAM (İzmir) - Nezaketen Sayın Metiner, nezaketen.
MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bütün dünyada yükseköğretimin önemi gittikçe artmaktadır. Eğitim, esasen kalkınmayla irtibatlandırılmak suretiyle bütün dünyanın en çok üzerinde durduğu konulardan biridir. Ama, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, dünya, yükseköğretimde elit eğitiminden kitle eğitimine geçmiştir. Yani, bugün, çağ nüfusunun yüzde 30'u asgari dört yıllık lisans eğitiminden geçmeyen ülkeler gelişmiş ülke sayılmamaktadır. Türkiye de bunu, aşağı yukarı, üniversitelerini genişletmek suretiyle, yükseköğretime girişe büyük istek karşısında yani büyük bir yükseköğretim talebi karşısında yeni üniversiteler açmak suretiyle ortaya koymaya çalışmıştır.
Şimdi burada, yeni üniversiteleri açmak kadar bunların yeni bir anlayışla yönetilmesi de çok önemli hâle geliyor. Bugün üniversitelerimiz, yenilikçi olmak zorundalar. Şeffaflık, hesap verebilirlik, kalite ve akreditasyon, paydaşların yönetimi büyük önem kazanmaktadır. Yani, öğrenciler, öğretim elemanları…
ENGİN ALTAY (Sinop) - Özerklik kalktı mı Sayın Başkan? Özerklik yok mu?
MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Söyleyeceğim efendim, müsaade buyurursanız.
Şimdi, Lizbon, Bologna Süreçlerine göre, Avrupa'daki yeterlilik şartları giderek artan kalitede paydaşların yönettiği yani bir taraftan öğretim üyelerinin, öğrencilerin, sivil toplum
örgütlerinin de katkısıyla yenilikçi bir üniversite yönetimi; daha doğrusu, iş ve inovasyon imkânlarını da dikkate almak suretiyle yalnız ekonomiye insan gücü yetiştiren bir eğitim değil, mezunlarının kendilerinin iş yaratma yeteneğine sahip oldukları bir eğitim sistemiyle üniversitelerin yönetilmesi gerekmekte.
Şimdi, en önemli konu: Liseden sonra yani ortaöğretimden sonra iki yıl ve üzeri eğitimin doğrudan doğruya üniversitelere verildiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla ortaöğretimden sonraki üniversitelere giriş, üniversitelerin seçerek adam almaları, genel olarak üniversite niteliğinin en önemli parçalarından birisi. Dolayısıyla, ilk önce üniversite giriş sistemimiz, bugün liyakat esasına dayanan ve giderek geliştirilmek suretiyle gerçekten gurur verecek bir seviyeye ulaşmıştır. Girişte, başlangıçtaki birtakım problemler ortadan kalkmış ve gurur verecek yeni bir sistem yerine oturmuştur.
Bugün, aşağı yukarı, 2006 ile 2008 arasında 27 olan üniversite sayımız 178'e çıkarılmış ve bu şekilde yeni üniversitelerin açılmasıyla talep karşılanırken üniversitelerin harçlarının kaldırılması, öğrenci yurtlarının artırılması, yemekhane sübvansiyonları, yükseköğretim tazminatı, akademik teşvik ödemesi gibi birtakım yeni araçlarla üniversite eğitimi gerek kalite bakımından gerekse öğrencilerin daha fazla talebi bakımından geliştirilmiştir.
Şimdi, öğretim üyesi yetiştirme, bu kadar yeni açılan üniversite karşısında en önemli sorun olarak karşımızdadır. Bunun için de bir taraftan Yükseköğretim Kurulu, bir taraftan TÜBİTAK, bir taraftan Millî Eğitim Bakanlığı, gerek yurt dışına adam göndermek suretiyle gerekse gelişmiş üniversitelerimizde gelişen üniversitelerimizin araştırma görevlilerini eğitmek suretiyle büyük bir akademik personel ihtiyacını karşılamak üzere öğretim üyesi ve araştırmacı yetiştirme kampanyasına girmiştir.
Şimdi, önemli olan, şu anda üniversitelerimizin yalnız öğretim üyesi yetiştirme değil, sanayiyle de iş birliği dedik. Bu arada, sanayi iş birliğiyle ilgili, AR-GE faaliyetleriyle ilgili gelişmeler devam etmektedir. Özellikle son yıllarda başbakanların başkanlığında toplanan -Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la başlayan ve yeni Başbakanımızın da bir akademisyen olarak başlatacağını umduğumuz- Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kurulması, bilim ve teknolojide Türkiye'nin yol haritasını çizen bir şey olmuştur. Senede iki defa toplanmaktadır ve fevkalade katkıda bulunmaktadır Türkiye'nin eğitim ve öğretim bakımından, araştırma bakımından nereye gideceğine.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET SAĞLAM (Devamla) - TÜBİTAK destekli teknoloji transferleri ve özellikle AR-GE ve ÜR-GE konusunda üniversitelerin yatırımları ve teknoparklar önemli gelişmelerdir.
Galiba süremiz doldu. Bu arada şunu da belirtmek istiyorum: En azından, genç nüfusumuz var, bu gençleri daha da çağın bilgi ve becerisiyle donatmak zorundayız. Bunun için emek harcayan öğretim üyesi meslektaşlarımı, yükseköğretimde görevli arkadaşlarımı yürekten kutluyorum, gençlerimizi onların çabalarından en fazla yararlanmaya teşvik ediyorum, onları da selamlıyorum ve millet olarak yükseköğretime gerçekten önem vermenin mahkûmiyeti ve mecburiyeti içinde olduğumuzu bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sağlam.
Zonguldak Milletvekili Ercan Candan…
Buyurunuz Sayın Candan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ERCAN CANDAN (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bir bütün olarak Yükseköğretim Kurulunu ele aldığımızda, aslında, kurulduğundan beri bazı önemli nicel gelişmeler yaşanmıştır. Bunlardan kısaca bahsedeceğim, sonra diğerlerinden
bahsedeceğim. Bu süreçte devlet üniversitesi sayısı, özellikle hükûmetlerimiz döneminde nicel olarak artmıştır; tabii ki 73 üniversite varken 2002 yılında, şu anda bu sayı 176'ya çıkmıştır. Onlarca yıldır uygulanan üniversite harçları kaldırılmıştır, öğrenci af yasaları çıkartılmıştır, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı'nın uygulanması -ki, bu, aslında, YÖK'ün yaptığı en uygun, en güzel bir uygulamadır ki, ben de bunlardan yararlanan birisi olarak bunu söylüyorum- bir de öğrenci sayısının ve kapasitesinin artırılması gibi nicel gelişmeler olmuştur. Tabii Yükseköğretim Kurulunda kapasite artışı yaparken bu artışın belli bir planlama çerçevesinde olduğunu ve fakülteler arasında dengeli bir paylaşım olduğunu söylemek maalesef biraz zor gibi görünmektedir.
Bir de Türkiye'de Yükseköğretim Kurulunun yeniden yapılandırılmasının gerektiği konusunda hepimiz mutabıkız. Bizden önceki hükûmetlerde de, ondan önce de, kurulduğundan beri, bu, sürekli problem olarak karşımıza çıktı. YÖK Kanunu'nu defalarca değiştirdik, defalarca değiştirmiş olmamıza rağmen ve merkezî yetkileri üniversitelere vermiş olmamıza rağmen hâlen, bu, kimseyi maalesef memnun etmiş durumda değildir. Dolayısıyla, 2547 sayılı Kanun'un ve buna bağlı YÖK sisteminin yeniden ele alınması kaçınılmazdır ve bu da hükûmetlerimizin öncelikleri arasında yer almaktadır. İnşallah önümüzdeki dönemlerde bunu ciddiyetle ele alacağız, üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Burada olması gerekenler nelerdir? YÖK'ün yetkilerinin azaltılması, eş güdüm ve planlamadan sorumlu bir üst kurul hâline getirilmesi gerekmektedir ve burada üniversite özerkliğinin, akademik özgürlüğün, üniversitelerin idari ve mali özerkliklerinin artırılmasını da dikkate almamız gerekiyor.
Yalnız, belki bu zamana kadar dikkat edilmeyen ama bundan sonra bunun üzerinde şiddetle durulması gereken bir konu, yükseköğretim sisteminin topluma karşı hesap verilebilirliğinin bir mekanizmasının kurulması gerekmektedir. Bunu da inşallah biz, Hükûmet olarak, önümüzdeki dönemde ele alacağız. Belki bu hesap verilebilirlik, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ve Cumhurbaşkanının YÖK üzerinde bir etkin rolü olması nedeniyle birazcık bir potansiyele sahiptir ama bu da dikkate alınması gereken unsurlardan biri.
Kurulduğundan beri, Yükseköğretim Kurulu, yükseköğretime giriş sistemi… Maalesef bu sorunları çözemedik. Öğrenciler sınavlara hazırlıklarla zamanını geçirmektedirler. Ama Türkiye'de yükseköğretim tartışmaları maalesef bitmedi. Niye bitmedi? Çünkü siyasal ve ideolojik ayrışmaların ve kavgaların merkezinde olduğundan dolayı bu tartışmalar, bu sorunu çözme işi ya gölgelendi ya ötelendi ya da iyileştirmenin sürekli önü tıkandı maalesef. Mevcut hâliyle de YÖK hâlen aşırı merkeziyetçidir. Zaten kuruluşu 12 Eylül dönemine dayanan böyle bir kurumun merkeziyetçi olması da kaçınılmazdır.
Dünyada üniversiteler temelde 3 amaca hizmet etmektedir. Bunlar; bir tanesi bilim üretmek; üretilen bu bilim ve bilgiyi genç nesillere aktarmak; bir diğeri de toplumun ihtiyaçlarına çözüm üretmektir. Biz dünya yükseköğretimini incelediğimizde Amerikan modeli sanki öne çıkıyor gibi görünse de aslında belli bir model yok. Almanya'ya, İsveç'e, Norveç'e baktığımızda, Çin Halk Cumhuriyeti'ne, Japonya'ya, Polonya'ya baktığımızda bir modelin olmadığını görüyoruz. Ama neyi görüyoruz buralara baktığımızda? Bunların idari yönetimine, kalite güvence sistemine baktığımızda, fırsat eşitliğinin sağlandığını görüyoruz, esnekliğin, özerkliğin sağlandığını görüyoruz, hesap verilebilirliğin sağlandığını görüyoruz.
Peki, neler yapmalıyız? YÖK'ün yetkisini azaltmalıyız, eş güdüm ve planlamadan sorumlu bir üst kurula dönüştürmeliyiz. Rektörlük seçimleri büyük bir sıkıntı, üniversitede ciddi yaralara neden oluyor, bunun önüne geçmeliyiz. Bir diğeri de, ÖSYM sınavında iyileştirmeler yapmalıyız. Öğrencileri yarış pistine sokmadan, sadece müfredattan ve bunun yanında, sosyal etkinliklerinin de, kişisel becerilerinin de dikkate alındığı bir sınav mekanizmasını geliştirmek zorundayız. Bunu muhalefetle beraber yapmak zorundayız, iktidarla beraber yapmak zorundayız. Bu bizim çocuklarımızın meselesidir. Bir ortak aklı burada üretmemiz gerekiyor.
2015 bütçesinin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Candan.
İstanbul Milletvekili Halide İncekara…
Buyurunuz Sayın İncekara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının 2015 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum.
1974'te "Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi" adıyla kurulan merkez 1981'de YÖK'e bağlanmış, 2011'de idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli bir kamu kurumuna dönüştürülmüş, "Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı" adını almıştır.
2014 yılında kuruma 44 sınav için 9 milyon civarında başvuru yapılmış, 11 milyonu aşan aday sınava girmiş, 555.917 salonda yapılan sınavda 1,5 milyon insan görev almıştır. Bütün bu sürecin kadrolu 240, hizmet alımıyla 150 personel tarafından yürütülmesini kurum çalışanlarının başarısı açısından dikkate değer buluyorum.
Merkezî sınav sistemi, adaylara üniversiteye ve kurumlara yerleşmede fırsat eşitliği yaratmakla birlikte, soruların çalınması, satılması ve sınav güvenliğiyle ilgili şüpheleri ve iddiaları zaman zaman üzerinde taşımıştır. 2010 yılında KPSS sınavından önce İnternet'e düşen sorular ve akabinde 3 bine yakın kişiye soruların iletildiği iddiaları yargıda hâlâ aydınlanmayı beklemektedir.
Bir kurumda zihniyet değişikliğini ancak zamanla sağlıyorsunuz. Neredeyse -kurum hafızasının tekin ellerde toplandığı- teknolojik ömrünü tamamlamış bir bilgi işlem sistemi için bir şirkete yılda 2,5 trilyonun, on yıllarca ödendiği bir kurum, değişim sürece yayılarak, 2011 yılında yasal düzenleme, özverili ve başarılı bir ekiple bugünkü itibarına ulaşmıştır.
Kurum bugün itibarıyla 40 binden fazla soruyu içeren, elektronik olarak yönetilen bir soru havuzuna sahiptir. Millî eğitimin ortaöğretimde vermeyi amaçladığı kazanımlarını ölçmek amacıyla her bir soru farklı akademisyenler tarafından denetlenmektedir. ÖSYM sınavları "kapalı dönem" adı verilen bir süreçte hazırlanmakta, matbaaya sınavda sorulacak soruların en az 10 katıyla gidilmekte, sorular rastgele seçilmektedir. Soru kitapçığı araçlara kapalı alanda yüklenip araçlar özel bir kilit sistemiyle kilitlenmekte ve uydudan da yol güzergâhları izlenmektedir. Soru kitapçıkları aday önünde açılmakta ve her adaya farklı soru kitapçığı dağıtılmaktadır. Salon görevlileri salonlarını sınav sabahı öğrenmekte, 60 bin kamerayla salon güvenliğine destek verilmektedir. Aylarca sonuç beklediğimiz günleri hatırlayın, şimdi sonuçlar neredeyse bir hafta içinde açıklanmaktadır. Bilgisayarlarda yapılan sınavlarda birkaç saat içinde sonuç verilmektedir.
Ülkemizin eğitim ve hizmette dünyayla rekabet edebilmesi için ölçme ve değerlendirme çok önemli. Bu bağlamda ÖSYM'nin önümüzdeki süreçteki hedefleri şunlardır:
Ülkenin farklı yerlerinde, 48 derecede sıcaklıkta sınava giren bir çocuk ile 20 derecede, konforlu bir ortamda sınava giren çocuğu eşitlemek için sınav konforu ve güvenliği sağlanmış salonlar hazırlamak; adayların gerçek bilgisini ölçmek amacıyla açık uçlu sorularla sınav hazırlamak, sınavları tamamen elektronik ortamda yapmak, bazı sınavları yıl içinde birkaç kez yaparak adayın farklı zamanlarda kendisini değerlendirmesini sağlamak.
Bu sürece katkımız olsun ümidiyle önerilerimiz var: Sınav sorularının ölçme, değerlendirme aracı olmaktan çıkarılıp soru tacirlerinin eline düşmemesi için korunmaya devam edilmelidir. Ölçmeye zekâ, beceri ve psikoteknik ölçümlemeler de eklenmelidir. Fen lisesi ve benzeri okullarda farklı ve ağır eğitim alan öğrencilerin projeleri puanlamaya eklenmeli, eşitsizlikten kurtarılmalıdır. Özellikle kamuda görevlendirmelerde mesleki yeterlilikler öncelenmeli, çocuğa yakın olan alanlarda özellikle beş yılda bir psikoteknik ölçüm yapılmalıdır. Dünyada bunun örnekleri çoktur. Öğrenci kazanımını ölçüp değerlendirirken her çocuğun eşit olmadığına, her çocuğun sınıftaki eğitiminin yetersizliğinin cezasını çekmemesi gerektiğine inananlardanım. Bunlar çözüm aranmalı ve tartışılmalıdır. Ölçme ve değerlendirmede günün şartlarını takip edecek, sınav soru ve değerlendirme üzerinde akademik çalışmalar yapacak ve kuruma yol gösterecek ölçme değerlendirme enstitüsü kurulmalıdır. Hâlihazırda üniversitelerimiz bu konuda daha fazla kafa yormalıdır.
Değerli milletvekilleri, 2002'den bu yana sizlerle birlikte, bazı arkadaşlarımız nöbet değiştirerek üç dönemi tamamlamak üzereyiz. Ülkemizde büyük değişimlere sebep olan bu süreci, bizler icraatlarımız, sizler eleştiri ve katkılarınızla tamamlarken bu gücü ve imkânı veren seçmenlerimizi, Meclis çalışanlarını ve siz değerli milletvekillerimizi saygıyla selamlıyor, bütçemizin hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.
Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın İncekara.
Malatya Milletvekili Mustafa Şahin…
Buyurunuz Sayın Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 ÖSYM bütçesiyle ilgili şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de ölçme ve değerlendirme faaliyetlerinin yapıldığı bu kurumumuzda geçmişte yaşanan ve kurumun imajına hiç yakışmayan bir süreci yaşayıp bugün âdeta dünyadaki birçok ülkenin örnek aldığı ÖSYM'de o süreçte meydana gelen olaylara baktığımızda, kopya skandallarıyla darmadağınık hâle gelmiş, sınav çetelerinin esir aldığı, kapalı devre çalışan, bir aile çiftliği gibi çalışanların üçte 2'sinin akraba olduğu, ÖSYM'de çalışan 350'den fazla personelin pek çoğunun arasında eş, kardeş, 2'nci, 3'üncü derecede akrabalık bağları bulunan, emekli olarak ayrılanların Meteksan'da işe başladığı ve birçoğunun özel sektörde dershane ve etüt işletme merkezlerinde ortaklıklar yaptıkları, öğrencilerin hazırlandıkları sınavlara maalesef eşit şartlarda giremediklerini görmekteyiz. Soruların kendi yandaşlarına verilerek kul hakkının gerçekten tarumar edildiği bir dönemden sonra, özellikle KPSS'de kopya, YGS'de şifre, ALES'te hatalı kitap basımıyla ilgili zihinlerde soru işareti bırakan birçok olayla anılan ÖSYM, kuruluş amacı öğrencileri yerleştirme olan, sınav zamanı başörtüsü problemiyle öğrencileri strese sokan, özellikle öğrencilerimizin sınava hazırlandıkları süreç içerisinde "Acaba ben sınava girdiğim zaman kesinlikle kapıda hangi tür tacize maruz kalacağım?" veya okula girdikten sonra, üniversitede okuyacağı dönem içerisinde başörtüsüyle sıkıntıları tekrar karşımıza çıkarıp ikna odaları vesaire birtakım illet yapılarla nasıl mücadele edeceklerini düşünen öğrencilerimizin maalesef yoğun bir stres altında sınavlara hazırlandıklarını görmekteydik.
Özellikle 1974 yılında alınan teknolojiye mahkûm bırakılan, teknolojik ve bilimsel gelişmelere sırtını dönmüş, kalifiye eleman probleminin hat safhada olduğu, hantal ve statik bir kurum hâline getirilen ÖSYM, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin hayallerini süsleyen bölümlere girip sonrasında ise tekrar yapılan KPSS'yle mesleklerine atanmayı bekleyen yüz binlerce öğrencinin hayatını etkileyen sınav sonuçlarında usulsüz ve gayriahlaki durumların sonucunda yıllarca Türkiye'ye yaptığı sınavlarla yön veren ÖSYM artık iflas etmiş bir noktaya getirilmişti. AK PARTİ olarak, bu güzide kurumumuzda yaşanan kopya olayı ve bahsetmiş olduğumuz hususlardan dolayı şeffaf, niteliksel ve kurumun misyonunu olumlu bir şekilde ilgilendiren bir çalışmanın vakti ve zamanı gelmişti.
Ali Demir Bey'in atanmasıyla, eskiden burada çöreklenen menfaat çeteleri, mevcut kazanımlarını ve egemenlik alanlarını kaybetme telaşıyla her türlü yolu denemekten imtina etmediler. Velilerimizi maddi anlamda sömüren ve öğrencilerimizi de manen sömürerek kendilerine bir güç oluşturduklarını düşünen ve 17 Aralık operasyonuyla kendini deşifre eden paralel yapının, o güzide çocuklarımızı devşirdikleri ve hareketlerinin de amiral gemisi olarak gördükleri dershanelerin kapatılması sürecini de bahane ederek -diğer kurumlarda olduğu gibi- ÖSYM'de -tekrar- Ali Bey ve ekibinin başarısız olması için her türlü çirkefliğe, melanete başvurduklarını görmekteyiz. Ama, bu necip milletimizin desteği ve alınan tedbirlerle…
MUSA ÇAM (İzmir) - Ne gibi Mustafa Bey, ne gibi?
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Biraz sonra görüşelim, birlikte görüşelim, hayhay.
…ÖSYM'de de hayal etmiş oldukları faaliyetlerini eyleme geçirme gayreti boşa çıkmıştır.
Bu olaylardan sonraki süreçte, diğer kurumlarda olduğu gibi, bu güzide kurumumuzda yapmış olduğumuz çalışmalara baktığımızda devrim niteliğinde düzenlemeler yapılarak tüm şaibelerin ortadan kaldırıldığına, son verildiğine şahitlik etmekteyiz.
Paralel yapı denilirken, bugün, gerçekten, 17 Aralığın seneyidevriyesi ama 17 Aralık… Ülkemizde, özellikle mütedeyyin insanlarımız arasında bugüne kadar güvenlerine mazhar olan bir illet yapıyı -maalesef- şu anda insanlarımız çok iyi bir şekilde deşifre ettiler ve bugüne kadar onlara olan güven duygularını tamamen yitiren bu illet yapı maalesef şu anda mütedeyyin insanlarımızın dışında dış bağlantılar ve içerideki muhalefetle beraber çatı oluşumlarını sürdürmeye gayret göstermektedirler.
MUSA ÇAM (İzmir) - Hocam, "Muhalefetle yaptılar." deme, kendi aranızdaki kavga.
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Bunların yapmış oldukları…
MUSA ÇAM (İzmir) - Hocam, kendi aranızdaki menfaat kavgası. Yapma Mustafa Bey, etme, eyleme!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Bunlar, düne kadar lanet okuduğunuz kesimle bugün AK PARTİ'ye karşı oldukları için, onların yanında yer alıyorsunuz.
MUSA ÇAM (İzmir) - Darbe ayrı, yolsuzluk ayrı; ikiye ayıralım onu.
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Tabanınınız da sizi affetmeyecek…
MUSA ÇAM (İzmir) - Darbe ayrı, yolsuzluk ayrı, yapmayın!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - …tarih de sizi affetmeyecek hiçbir zaman için.
ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Ya, beraber yürüdünüz, beraber paylaştınız, beraber anlaşıyordunuz, beraber yolları aşındırdınız!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Ne kadar kıvranırsanız kıvranın, ne kadar kıvranırsanız kıvranın sonunuz hazin. Bugüne kadar milletle savaşan, darbecilerin yanında duran, darbecilere destek veren…
MUSA ÇAM (İzmir) - Mustafa Bey, etme, eyleme!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - …darbecilerle, onlarla beraber yol alan hiçbir kurum kesinlikle bugüne kadar iflah olmadı, bunların da iflah olmayacakları gibi.
ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Onlara söyle sen, kendine söyle.
MUSA ÇAM (İzmir) - Bu sene kayısı durumu nasıl?
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Görüyorsunuz, yüce milletimiz bugün sizleri nerelere mahkûm etti.
MUSA ÇAM (İzmir) - Sen kaysıdan bahset, kaysıdan!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Şu anda tabana sorarsanız yüzde kaçlarda…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Şov yapıyorsun,şov!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - …bulunduğunuzu çok iyi de görürsünüz.
ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Kaysıya gel, kaysıya!
MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Şahin.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı Cumhuriyet Halk Partisine sataşmıştır efendim.
HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Niye sataşsın ayol, konuşmayacak mıyız?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Ne dedi efendim?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Bazı suç örgütleriyle iş birliği yaptılar…
BAŞKAN - Efendim?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Bir grubu paralel devlet suç örgütü diye suçlamış, sonra da Cumhuriyet Halk Partisiyle bir ilişki kurmaya çalışmıştır. Buna cevap vermek istiyorum.
HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - İlişkili misiniz, değil misiniz?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Yok efendim, öyle bir şey yok. Hiç zikretmedi, hiç öyle konuşmadı.
MUSA ÇAM (İzmir) - Doğrudur efendim, sataştı; Cumhuriyet Halk Partisi tüzel kimliğini paralel devletle aynı kefeye koydular.
ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Aynen efendim.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Söylediğine atıfta bulundu.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Hiç konuşmadı, hiç bahsetmedi.
BAŞKAN - Ben de dinliyorum efendim.
Buyurunuz Sayın Çıray.
IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın, Malatya Milletvekili Mustafa Şahin'in 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi her sabah farklı fikirlerle uyanan bir zihniyetin…
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sataşmaya mahal vermeyelim lütfen!
AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Cevap verebilirsiniz.
HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Sataşmayalım!
AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Şimdi, uzun süre yardım ve yataklık suçuyla iştigal ettiğiniz, birlikte uzun yollar yürüdüğünüz ve eski Başbakanın "Ne istediler de vermedik?" dediği bir örgütü, kendiniz paralel devlet kurmak adına, paralel devlet olmakla suçluyorsunuz.
HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Hayır, örgüt ama değil mi?
AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Tek parti devleti kurmaya çalışıyorsunuz.
MEHMET METİNER (Adıyaman) - Biz yanlış yaptık diye siz de mi yapmak zorundasınız?
AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Sık sık darbelerden söz ediyorsunuz ama bir önceki Cumhurbaşkanının seçime girmemesi için burada hukuk darbesi yapıp onun seçime girmesini dahi yasaklamak istiyorsunuz. O hadiseyi dahi, Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine giderek sadece hukukun üstünlüğünü savunduğu için önledi. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi Ergenekon meselesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Balyoz davasında da, Cumhuriyet Halk Partisi bugün özür dilediğiniz ne varsa, "Yanlış yaptık." dediğiniz ne varsa geçmişte bunların hepsi için bir hukuk mücadelesi verdi. Bugün yaptığımız da bundan ibarettir. Ne kimsenin yanındayız ne kimsenin önündeyiz ne kimsenin arkasındayız.
EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Kol kolasınız ya, kol kolasınız.
AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Biz, hukukun üstünlüğünün ve yüce Türk milletinin adalet anlayışının yanındayız. Biz, dün yapılan haksızlıklara nasıl karşıysak bugün yapılırsa ona da karşı çıkarız, yarın sizinle ilgili tutuklamalar başladığında bir sorun olursa emin olun onda da hukuksuzluk varsa sizi de desteklemek bize nasip olacaktır.
Sevgiler saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Peki ne zaman iktidar olacaksınız?
MUSA ÇAM (İzmir) - Haziranda.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çıray.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkanım…
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Ondan önce, Sayın Ali Aydınlıoğlu, konuşmasında -tutanakları özellikle getirttim, yanlış olmasın diye- doğrudan doğruya partimize Osmanlıca Türkçesi meselesini konuşurken "MHP'nin tutumunun da ne olduğunu anlamış değilim." şeklinde partimizi suçlar mahiyette bir ifade kullanmıştır, sataşmadan söz istiyorum.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sataşma yok efendim, sataşma yok.
NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) - Sataşma yok, anlamamış ne yapsın?
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Anlatacak size şimdi, dinleyin.
ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Bir ara vermek paklar Sayın Başkan!
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu'nun 656 ve 656'ya 1'inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ali Aydınlıoğlu Bey Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur yani Türkçe öğretmenliği yapmış bir kişidir. Türkçe öğretmenliği yapmış bir kişi ne yazık ki şöyle diyor: "Türkçe bir dil değildir, Türkçe bir milletin dili değildir, Türkçe bir medeniyetin dilidir." Eğer Türkçe bir milletin dili değilse o zaman bir medeniyetin dili hiç olamaz. Yani, "Türkçe" kelimesi zaten "Türk"ten gelmektedir. Türk dili olmaması mümkün olabilir mi, bir milletin dilinin olmaması? İngilizce bir milletin dilidir, Almanca bir milletin dilidir, Fransızca, Farsça, Arapça bir milletin dilidir ama Türkçe değildir! Şimdi, Türkçe öğretmenliği yapmış birinin bu şekilde konuşması bir defa…
MEHMET METİNER (Adıyaman) - "Sadece bir milletin değil, bir medeniyetin dilidir." dedi.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Kardeşim, buradan okuyorum söylediğini.
MEHMET METİNER (Adıyaman) - İşte onu demek istedi yani.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Diğer taraftan, Osmanlıca meselesine gelince. Ali Bey, Osmanlıcayı öğrenmekle mükellef idi üniversitede çünkü Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde Osmanlı Türkçesi öğretilir ama anladığım kadarıyla üniversitede de öğrenemeyenler var bu şekilde. Osmanlı Türkçesini öğrendiğini hiçbir zaman zannetmiyorum, gelsin bana bir şey okusun göreyim; okumadığını, öğrenmediğini düşünüyorum.
HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Siz okuyor musunuz?
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Evet hem okurum, hepsini de, siyakat da dâhil hepsini okurum.
MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bana getir ben okurum.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Bir de okumak değil, onu anlamak gerekir. Dolayısıyla Osmanlı Türkçesini okuması mecburi olan bir kişinin Osmanlıcayı dört sene okumasına rağmen bilmiyorsa başkasına Osmanlıca öğretme imkânı olmadığını da bilmesi gerekir. Her şeyden önce "tedbir" kelimesinin hangi mastarda olduğunu söylesin bana, "tedhiş" kelimesinin hangi mastarda olduğunu söylesin, istifal vezninde bir kelime söylesin bana karşılığında. Şimdi, bakın, Osmanlıca, Osmanlı Dönemi Türkçesini öğrenmek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - …sadece bu konunun uzmanları için gereklidir. 50 bin tane kitap neşredilmiştir, Latin alfabesine bu kadar çevrilmiştir, bir tanesini okudu mu bakalım, kim okudu bir tanesini? (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656'ya 1'inci Ek) (Devam)
2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)
A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)
1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)
1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)
1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
E)ÜNİVERSİTELER (Devam)
BAŞKAN - Kars Milletvekili Yunus Kılıç…
Buyurunuz Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA YUNUS KILIÇ (Kars) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Tabii, ülkelerin belli alanlarda gelişmişlik seviyelerini belirleyen önemli kriterler var. Örneğin sağlıkta baktığınız zaman bebek ölümleri, ortalama ömür, anne ölümleri gibi değerler; örneğin hayvancılıkta, tarımda baktığınız zaman biyoteknoloji ne kadar kullanır, nanoteknolojiye ne kadar hâkimdir, paraziter hastalıklar ne kadar yaygındır bir ülkede; bunların hepsi bir kriter: Ama bir ülkenin genel gelişmişlik seviyesini ve sürdürülebilirliğini anlamanın en önemli kriteri o ülkede araştırma geliştirmeye ayrılan değer, rakam, bütçe içerisindeki yeri ve genel olarak eğitime ayrılan rakama bakılır.
Saygıdeğer milletvekillerim, Türkiye iddiası olan, katma değer üretmek isteyen, orta gelir grubundan bir an önce kurtulmak isteyen ve dünyada pozisyonunu her gün daha güçlendirerek arttırmak isteyen bir ülke ama bunu yapabilmenin de yolu bilimi kullanabilmesine bağlı, teknolojiyi kullanabilmesine bağlı, AR-GE'ye ayırdığı bütçeyle alakalı. Ne kadar üniversitelerinde bu rakamlar yükseliyorsa, üniversitelerin ürettiği, bilgi ürettiği ve demin hocamın söylediği gibi bunu öğrettiği ve paylaştığı alanı ne kadar genişletebiliyorsa, sanayisi de bu bilgiyi ne kadar fazla kullanıyorsa, dolayısıyla katma değeri de daha yüksek bir ülke hâline geliyor.
Şu anda Türkiye, ihracatının kilosunu hâlâ 4 dolardan yapan bir ülke. Bunu artırmamız lazım ama ithalata baktığınız zaman ithalatta 25-30 dolara, 70 dolarlara kilosunu alan bir ülke ithalatta. Dolayısıyla bu açığı kapatmanın yolu ve Türkiye'nin hak etmiş olduğu ve ortaya iddiayla çıkmış olduğu başarı sürecini tamamlayabilmesinin ve oralarda sürdürülebilir, kalıcı olabilmesinin yolu teknoloji üretmesi ve sanayisine bilgi oluşturabilecek altyapıyı oluşturması gerekiyor. Bunun da en önemli ayağı üniversiteler ve bunlara ayırdığınız bütçeler. Türkiye, aslında cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda ciddi bir hamleyle başlamış eğitim noktasında fakat bu, olgunlaştırılamamış, sürdürülememiş, akamete uğramış. Daha sonra, son yıllarda özellikle, bu bütçeler ciddi bir şekilde artırılıyor. Bakın, size çok küçük bir örnek vereyim: TÜBİTAK en önemli bilimsel kuruluşumuz, 1963 yılından 2003 yılına kadar kullandığı bütçenin tamamı 2 milyar dolar, saygıdeğer milletvekilleri. Yani bunu yıla böldüğünüz zaman yıllık 50 milyon lira ve daha komik olan bir şey, bu bütçenin 1,7 milyar doları tamamen personel giderleri için harcanmış bir ülkeden bahsediyoruz ve bu ülkede bilimi, sanatı, teknolojiyi geliştirmeyi umuyoruz. Tamamen boşuna. Yani yılda 2,5 milyon lirayla AR-GE, bilimsel çalışma, bilgi oluşturmaya çalışıyorsunuz, teknoloji geliştirmeye çalışıyorsunuz. Mümkün müdür? Değildir.
Bakın, gelişmiş ülkelere baktığınız zaman, AR-GE'ye bütçelerinden ayırdıkları pay yüzde 2,5 ile 5 arasındadır. Türkiye'de 2002 yılına kadar AR-GE'ye ve üniversitelere ayrılan para 0,2'lerde. Bakın, 0,2'lerde bütçesine baktığınız zaman. Bugün kaçta? 2014 yılında yüzde 1'lere yaklaştı. Yeterli midir? Değildir. Bunun 2'lere, 2,5'lara, 3'lere çıkması lazım. Ama bu trendle, inşallah, bir beş yıl, on yıl sonra bu gelişmişlik seviyesinin ihtiyaç gösterdiği bu AR-GE çalışmalarına ayıracak bir bütçemiz olacak.
Ancak bilimsel kültür ve bilimsel anlayış geliştiği sürece, buna bakışımız ülke olarak… Bu sadece bir hükûmetin işi değil, bütün ülkenin, insanların işi. Bilimsel kültürü oluşturabildiğimiz sürece, buna hürmet ettiğimiz sürece, gerek beynimizle gerek bütçelerimizle, ülkenin ihtiyacı olan AR-GE çalışmalarını yapabilecek ortam üniversiteler. Bunları desteklediğimiz sürece… Çünkü ülkede, aynı zamanda, üniversite sayısı arttı, öğrenci sayısı arttı, akademisyen sayısı arttı ve bunlar hak etmiş oldukları, hem özlük haklarıyla beraber hem fiziki altyapısıyla beraber bilimsel ortamı geliştirmenin yolu üniversitelere sağladığımız bütçeler.
Evet, bu bütçemiz eski yıllara göre, arkadaşlar, 10 kat artmıştır. Bakın, 2002 yılında eğitime ayrılan bütçenin tamamı 10 milyar, bugün 81 milyar. 2002 yılında yine 2,5 milyar üniversitelerin bütçesi, bugün 19 milyar. Yani, bakın, 8 kat artış var. Yeterli midir? Türkiye'nin iddialarını gerçekleştirebilmesi için artırarak devam etmesi gerektiğini vurguluyor; bütçenin ülkemize, bilime ve insanlığa hayırlar getirmesini diliyor; hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kılıç.
Sayın milletvekilleri, 14.30'a kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 13.29
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.34
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)
----0----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Yedinci tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'na aittir.
Buyurunuz Sayın Tanrıkulu.
Süreniz on dokuz dakika.
MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hem şahsım hem de grubumuz adına Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında, dost ve kardeş Pakistan'da meydana gelen terör olaylarını grubumuz adına şiddet ve telinle kınadığımızı ve oradaki can kayıplarına Allah'tan rahmet dilediğimizi özellikle belirtmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, yıllık bütçeler ekonomik ve sosyal geleceğin bugünden görülmesi açısından çok önemlidir. Bu yüzden de milletimize güven verecek, ayakları sağlam bir şekilde yere basan, bilimsel bir mantık içerisinde üretilmiş kaliteli bütçeler iktidarların da âdeta karnesi olması gerekir. Gelinen noktada bu nitelikleri taşıyan, milletimiz için gerekli ve yeterli hizmetle yatırımları sunabilecek olan bütçeler, maalesef, on iki yıldır görülmediği gibi, iktidarın bütçe karnesi de tıpkı bugün görüşmekte olduğumuz 2015 bütçesinde de olduğu gibi kırık notlarla doludur.
Değerli milletvekilleri, artık yıllık bütçeler bir seferlik gelirlerle kapatılmaya çalışılıyor. Nedir bu gelirler? 2/B, özelleştirme gelirleri, vergi ve prim afları, bedelli askerlik gibi birtakım gelirler bu bütçeleri, gelir kalemini ayakta tutmaya çalışıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ayrılan 1 milyar 358 milyon liralık 2015 yılı bütçe ödeneği tıpkı geçen sene olduğu gibi 2012 ve 2013 yıllarındaki başlangıç ödeneklerinden düşük kalmıştır. Çevre ve şehircilik alanında iddialı hizmet vereceklerini belirtenler öncelikle bunu sağlayabilmek adına Bakanlık bütçesini ciddi bir artırma becerisi göstermeleri gerekir. 2015 bütçesi 2013 bütçesine göre yaklaşık yüzde 30 daha düşük hazırlanmıştır. Yetersiz bütçelerle Bakanlık ülkemiz için gerekli çağdaş, gelişmiş çevre ve şehircilik hizmetlerini bu durumda da yerine getiremeyecektir.
Değerli milletvekilleri, kuruluş kanunu hâlen bulunmayan ve kararnameyle yürütülen Bakanlığın Plan ve Bütçe Komisyonuna yaptığı sunumda çevre kirliliğini önlemek, çevre standartlarını yükseltmek, sağlıklı, güvenli, marka şehirler oluşturmak, afet riski taşıyan bina ve alanların dönüşümünü sağlamak gibi çalışmalar yürüttüğü belirtilmiştir. Ancak, geçmiş yıllardaki uygulamalarda da gördüğümüz üzere, Bakanlığın çevre konusuna duyarlılığı bu resmî
sunumların içinde verilen, kamu spotları niteliğini geçmeyen açıklamalarda kalmakta veya birtakım ihmaller sonucu oluşan çevre felaketleri sonrasında kamuoyuna telkin vermeye yönelik, hiç de derinliği olmayan, ayaküstü siyasi demeçlerden öteye geçmeyen birtakım açıklamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Çevre ve şehircilik alanında yıllardır dağ gibi biriken birtakım sorunlara her geçen gün yenileri eklenmektedir ki bunların birçoğu da maalesef Bakanlık eliyle yapılmaktadır. Ortaya rant kokusu yayıldıkça çevre ve şehircilik anlayışından da giderek tabii ki uzaklaşılmaktadır.
Bu kapsamda ilk defa 1993 yılında çıkarılan ÇED Yönetmeliği, 7 büyük değişikliği AKP Hükûmetleri zamanında olmak üzere, toplam 17 kez değişikliğe uğramıştır. 3 Ekim 2013 tarihinde yayınlanan yönetmelikse bir yıl sonra yaklaşık, gene, tekrar değiştirilmiş, 25 Kasım 2014 tarihli Resmî Gazete'de de yayınlanmıştır. Avrupa Birliği tarafından yayınlanan ve 1985 yılından itibaren sadece 3 defa değiştirilen ÇED Yönetmeliği'nin ülkemizde on iki yılda 7 kez değişmesinin makul bir gerekçesi de yoktur. Sadece bu durum bile ülkemizin çevre politikalarının birtakım güç odaklarının oyuncağı ve rant aracı hâline geldiğini de göstermektedir. Nitekim, bu, çevre konusundaki başarısızlıklar her yıl yazılan AB ilerleme raporlarına da girmiştir ve en son 2014 raporunda ÇED ve doğa koruması mevzuatında yapılan değişikliklerin ciddi endişeler uyandırdığı belirtilmiş ve ardından da stratejik planlamaya ve daha güçlü bir idari kapasiteye de ihtiyaç duyulduğunun özellikle altı çizilmiştir.
Değerli milletvekilleri, son on iki yılda 3 bin proje için ÇED olumlu görüşü verilmiş, 42 bin proje için de ÇED raporuna gerek olmadığı kararına varılmıştır. Bu enteresan bir rakamdır çünkü son değişiklikten önceki ÇED Yönetmeliği uygulamaları dahi tamamen çevre aleyhine işletilmiştir. Her proje ÇED sürecinden kolayca geçirilmesine rağmen ne olmuştur da geçen seneden bugüne bu yönetmelik değişikliğine ihtiyaç duyulmuştur? İşte, buradaki en önemli ihtiyaç, hiç şüphesiz ki iktidarın ÇED sürecine bazı tesisler için getirmek istediği muafiyetlerde gizlidir. ÇED muafiyetine yönelik, yönetmelikte yapılan düzenlemelerin defalarca Danıştayca, en son Çevre Kanunu'nda yapılan değişikliğin de gene Anayasa Mahkemesinde iptali üzerine, yenilen pehlivan misali yine bir ÇED Yönetmeliği'nde bazı muafiyetler getirilmiş ve çevre aleyhine de gene birtakım hükümler bu son yönetmeliğe konulmuştur.
Bütçe görüşmelerinde, gene Bakanlık demiştir ki: "AB ile uyumlu bir ÇED düzenlemesi yapacağım." Ancak bu açıklamaların tam aksine, AB ÇED Direktifi'nde muafiyetler bulunmamasına rağmen birtakım muafiyetlerle dolu bir yönetmelik de ortaya çıkmıştır. Bakanlık çevre denetiminin temel taşı olan bu yönetmeliği âdeta işlevsiz hâle getirmekle de böyle bir çelişkinin içerisine düşmüştür.
Değerli milletvekilleri, bu yönetmelik değişiklikleri nelere yol açabilecektir? Bakın, Manisa Yırca'daki zeytinliklerin başına geldiği gibi, İzmir'in Urla Ovacık köyünde de şimdi köylüler ağaçlarını korumak için ormanlık alana herhangi bir tesis yapılmasın diye -ki oraya rüzgâr enerjisi santralleri yapılması için hemen kapıda beklemektedir birtakım kişiler- gece gündüz nöbet tutmaktadır ve orada 1.500'ün üzerinde bir ağaç katliamıyla karşı karşıya kalınacağı söylenmektedir.
Değerli milletvekilleri, bir de bunların üstüne enteresan bir konu: 2013-2017 Stratejik Planı'nda, atıfta "yaşanabilir çevre" ve "marka şehirler" gibi zorlama kavramlar, esasında içinin hiçbir zaman doldurulamadığı bir kavram olarak karşımıza gelmektedir. Zaten Sayın Bakanın da kendi imzasının bulunduğu şu 2015 yılı programına da bakarsak değerli arkadaşlar… Kaldı ki bu hazırlanırken bütün Bakanlar Kurulu üyelerinin imzası ve oluru alınarak hazırlanmaktadır ancak ne hazindir ki sayın bakanlar burada yazılan yazıları, uyarıları, tedbirleri ve getirilen projeleri maalesef okumadan imzayı da atmaktadırlar. Zaten attıkları da sonraki icraatlarından ortaya çıkmaktadır.
Yaşanabilir ve marka şehirler, sadece lüks yapıları hızlı bir şekilde yapmak, bunlardan yüksek kazanç elde etmek anlayışının hem merkezî hem de yerel unsurlarda kalıcı hâle geldiğini görüyoruz artık. Bu durum, tabii, sadece bizim ülkemizde değil, uluslararası platformlarda da ciddi endişeler yaratıyor ve uyarılmaya yol açıyor. 6306 sayılı bir kanun çıkarıldı, afet riski olan yerlerin dönüştürülmesi hakkında bir kanundur bu. Bu kanun kapsamında kentsel dönüşümle ilgili olarak iki buçuk yıllık bir uygulama dönemini geride bıraktık. Buna baktığımız zaman yani bu kanun uygulamalarına baktığımız zaman, Bakanlığın kentsel dönüşüm algısı içerisinde kentleri yaşanabilir bir çevre içinde düşünme ve önceliğinin olmadığını görüyoruz. Ne var burada, hangi öncelikler var? Zaten yeni oluşturulan yüksek