|
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ
139'uncu Birleşim 10 Eylül 2014 Çarşamba (Olağanüstü)
(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bu-lunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II.- BU BİRLEŞİM TUTANAK ÖZETİ III.- GELEN KÂĞITLAR IV.- YOKLAMA V.- ÖNERİLER A) Danışma Kurulu Önerileri 1.- Danışma Kurulunun, olağanüstü toplantı çağrısına konu işlerden 641 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin 1 Ekim 2014 tarihinden sonraya bırakılmasına ilişkin önerisi VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Eki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve The Trans Anatolian Gas Pipeline Company B. V. Arasında Trans- Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi Hükümet Anlaşmasına İlişkin Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/947) (S. Sayısı: 642) 2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/948) (S. Sayısı: 643) 3.- Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulun-duğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/940) (S. Sayısı: 628) VII.- AÇIKLAMALAR 1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Beyce köyünde meydana gelen tren kazasına ilişkin açıklaması 2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Beyce köyünde meydana gelen tren kazasına ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın 642 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI 1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Beyce köyünde mey-dana gelen tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar dilediğine ilişkin konuşması IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in 628 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nda oyunun rengini belirtmek üzere yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması X.- OYLAMALAR 1.- (Sıra Sayısı 642) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Eki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve The Trans Anatolian Gas Pipeline Company B. V. Arasında Trans- Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi Hükümet Anlaşmasına İlişkin Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması |
| 2.- (Sıra Sayısı 643) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması
3.- (Sıra Sayısı 628) Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tara-fından satın alınan temizlik hizmetleri kapsamında yapılan harcamalara, - 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından satın alınan web hizmetleri kapsamında yapılan harcamalara, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, yaş meyve ve sebze üreticileri için verilen teşviğin kaldırılacağı iddiasına, Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından satın alınan lojistik hizmetleri kapsamında yapılan harcamalara, - 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından satın alınan eğitim hizmetleri kap-samında yapılan harcamalara, - 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından satın alınan güvenlik hizmetleri kap-samında yapılan harcamalara, Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın, Balıkesir'de tarla farelerinin yol açtığı zarara, İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Bosna Hersek'ten yapılacak olan et ithalatına, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Azerbaycan'a yapılan hayvan ihracatına, Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın, uçakla ilaçlamanın yasaklanması sonucu üreticilerin yaşadığı mağduriyete, Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, son beş yılda imha edilen kaçak et miktarına, - Son beş yılda ithal edilen canlı hayvan türü ve sayısına, Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, taşınır ve taşınmaz kiralamaları nedeniyle yapılan harcamalara, - Yaş meyve ve sebze üreticilerine sağlanan desteklere, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2003-2014 yılları arasında Türkiye'nin İran'a yaptığı buğday ihracatına, İlişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/49261), (7/49262), (7/49263), (7/49264), (7/49265), (7/49266), (7/49267), (7/49268), (7/49269), (7/49270), (7/49271), (7/49272), (7/49273), (7/49274), (7/49275) 2.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz'ın, Türkiye Jokey Kulübü bütçesinin usulsüz kullanıldığı iddiasına ilişkin Başbakan'dan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/49429) 10 Eylül 2014 Çarşamba BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 14.00 BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan) -----0----- BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 139'uncu Birleşimini açıyorum. IV. - YOKLAMA BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum. |
| (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır. Gündeme geçiyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Beş dakika ara verir misiniz Başkanım? BAŞKAN - İstem üzerine beş dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 14.03 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati: 14.30 BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan) -----0----- BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 139'uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, AK PARTİ grup önerisini geri çekiyorum. BAŞKAN - Peki. Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi geri alınmıştır. Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım. V.- ÖNERİLER A) Danışma Kurulu Önerileri 1.- Danışma Kurulunun, olağanüstü toplantı çağrısına konu işlerden 641 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin 1 Ekim 2014 tarihinden sonraya bırakılmasına ilişkin önerisi Danışma Kurulu Önerisi No: Tarih: 10/9/2014
Danışma Kurulunun 10/9/2014 Çarşamba günü yaptığı toplantıda, olağanüstü toplantı çağrısına konu işlerden 641 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin 1 Ekim 2014 tarihinden sonraya bırakılması önerisinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
|
| Sadık Yakut
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili
Mustafa Elitaş Haydar Akar Kayseri Kocaeli Adalet ve Kalkınma Partisi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Başkan Vekili Grubu Başkan Vekili Y.
Seyfettin Yılmaz Hasip Kaplan Adana Şırnak Milliyetçi Hareket Partisi Halkların Demokratik Partisi Grubu Başkan Vekili Y. Grubu Başkan Vekili Y.
BAŞKAN - Danışma Kurulu önerisini kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir. Olağanüstü toplantı çağrı önergesine konu kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz. 1'inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Eki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve The Trans Anatolian Gas Pipeline Company B. V. Arasında Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi Hükümet Anlaşmasına İlişkin Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Eki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve The Trans Anatolian Gas Pipeline Company B. V. Arasında Trans- Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi Hükümet Anlaşmasına İlişkin Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/947) (S. Sayısı: 642)(x) BAŞKAN - Komisyon? Burada. Hükûmet? Burada. |
| Geçen birleşimde tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşma tamamlanmıştı.
Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Sinan Oğan'da, Iğdır Milletvekili. Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) MHP GRUBU ADINA SİNAN OĞAN (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 642 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi Hükümet Anlaşması'nın onaylanması hususunda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Elbette ki bu anlaşmanın Türkiye'nin hayrına, faydalı bir anlaşma olduğu cihetinden yola çıkarak Milliyetçi Hareket Partisi olarak dost ve kardeş ülkelerle -Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere- yapılan bu tür önemli anlaşmaların ülkemiz için faydalı olduğu kanaatindeyiz ve bu anlaşmayı da MHP Grubu olarak destekleyeceğimizi ifade etmek istiyorum ama bununla beraber, son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasında gelişen olumlu ilişkilerin paralelinde önümüzdeki sene, 2015 senesinde Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere bütün Türk dünyasını âdeta suçlayan, Türk dünyası tarihine bir kara leke olarak sokulmak istenen Ermeni iddialarına karşı birtakım hususların da Türkiye ile Azerbaycan arasında dost ve kardeşçe beraber bu suçlamanın karşılanması için de birtakım çalışmalar yapılması gerektiğinin de altını çizmem lazım. Türkiye ile Azerbaycan nasıl ki enerji alanında bugün görüştüğümüz TANAP projesinde olduğu gibi diğer alanlarda da ortak mücadele etmenin, beraber, ortak bir noktadan hareket etmenin faydasının ve ortak tarihimize yapılan bu saldırının karşısında olunması gerektiğinin idrakindeler. Ama bununla beraber değerli arkadaşlar, bir üzücü hususun burada altını çizmem lazım: Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde Van Akdamar'da Ermenistan'dan gelen katılımcıların da büyük bir iştirakiyle bir ayin düzenlendi. AKP döneminde bu ayin yasal hâle getirildi biliyorsunuz. Ermenistan'da yüzyılın başında binlerce Müslüman yaşarken orada binlerce camiden ezan okunurken, namaz kılınırken, bugün Ermenistan'da bir tek Erivan şehrinde Gök Mescit adında bir cami var ve ciddi bir tadilata muhtaç ve orada cuma namazı kılınmaya da muhtaç bir cami var. Sayın Grup Başkan Vekilimiz Yusuf Halaçoğlu'nun daha önce defaatle belirttiği Akdamar'a, Van'a bir iffet anıtını açmayıp, devriiktidarınızda Van'da kiliseleri onarıp kilisenin çanını da taktığınızı dikkate aldığımızda, hiç olmazsa bunun karşılığında Van'da, Van'ın iffetli kadınlarının Ermeni saldırılarına maruz kaldıklarında canına kıydıklarının simgeleştirilmesi, o iffet simgesi Türk kadınının orada anıtlaştırılması gereği, teklifi hâlâ havada kalmıştır. Çan diktiniz ama bir iffet anıtını da dikmediniz. Bunun karşısında, Ermenistan'dan geniş katılımlı yapılan Van'daki ayinlerin belki karşılığı olmayacaktır ama mademki bu kadar hoşgörü gösteriyor Türkiye ile Ermenistan birbirlerine, mademki Ermeniler buraya geliyor, kilisede ayin yapıyor, biliyorsunuz bizim -Türkiye'de birçok şehirde var ama- Iğdır'da "ASİMDER" diye bir dernek var, Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği. Geçtiğimiz günlerde Ermenistan makamlarına müracaat etti, dedi ki: "Biz de Ermenistan'daki Gök Mescit'e giderek cuma namazı kılmak istiyoruz." Bundan daha doğal talep ne olabilir? Kiliseyi onarmışsınız, kiliseye çan takmışsınız, Ermeniler gelip ayin yapıyor yani hoşgörü sonuna kadar, gayet güzel. Peki, bunun karşılığında oradaki bir camide gidip cuma namazı kılmak isteyen vatandaşlarımıza da Müslüman kardeşlerimize de destek olmanız, önayak olmanız gerekmiyor mu? Bu, hem Hükûmet olmanızın size emrettiği amir bir hükümdür hem de Müslüman olmanızın emrettiği amir bir hükümdür. Ama orada, Ermenistan'da cuma namazı kılmak isteyen bu kardeşlerimiz, maalesef ki Ermenistan'dan gerekli izni alamadılar. Ermenistan "Bir dakika kardeşim, sen öyle elini kolunu sallayıp, gelip Ermenistan'da Gök Mescit'te cuma namazı kılamazsın." dedi. Hükûmetinizden tek bir Allah'ın kulunun bir çift sözü yok mudur buna? Kilise açtığınız, kilise onardığınız, kilise çanı taktığınız, ayin yaptırdığınız Ermenilerin her türlü güvenliğini sağlıyorsunuz, her türlü konforunu sağlıyorsunuz, getiriyorsunuz, Türkiye'de ayin yaptırıyorsunuz, yaptırmaya da devam edeceksiniz, öyle anlaşılıyor. Peki, bunun karşılığında benim buradaki Müslüman kardeşim, Ermenistan'a gidip herhangi bir taşkınlığa sebep olmadan -basit, orada yıllardır ezan sesine hasret o minareden, o camiden- bir cuma namazı kılmak istiyor, buna niye destek olmuyorsunuz? Bunun için Ermeni makamlarıyla niye irtibata geçmiyorsunuz? Bunun için futbol diplomasisini başlatmıştınız, bir önceki Sayın |
| Cumhurbaşkanının eşi elleriyle dolma hazırlamıştı Ermenistan Cumhurbaşkanına. E, bir zahmet söyleyin, deyin ki: "Ya, bizim buradaki Müslüman kardeşlerimiz de orada bir cuma namazı kılmak istiyor. Biz size burada her türlü imkânı sağladık, kilisenizi onardık, güvenliğinizi sağlıyoruz, kilise çanını taktık devriiktidarımızda. E, Müslümanız, biz de cuma namazı kılmak istiyoruz Ey Ermenistan, Ey Sarkisyan!" Hani böyle bir tavır var ya: "Ey Sarkisyan!" Deyin, "Ey Sarkisyan, bu Müslüman kardeşlerimiz orada bir cuma namazı kılmak istiyor, niye müsaade etmiyorsun?"u niye demiyorsunuz? Dışişleri Komisyonumuz burada, bir cevap versinler. Benim de üyesi olduğum Dışişleri Komisyonundan bir cevap bekliyorum. Bu arkadaşlarımızın cuma namazı kılma talebini niye karşılamıyorsunuz? Ermeni'nin kilisede ayin yapma talebine her türlü hoşgörüyü gösteriyorsunuz, imkân sağlıyorsunuz; Iğdır'dan giden bu Müslüman kardeşlerimizin Ermenistan Gök Mescit'inde cuma namazı kılma talebine niye destek olmuyorsunuz? Bunlar Müslüman olduğu için mi, bunlar cuma namazı kılmak istediği için mi? Yoksa gitseler, kilise açsalar destek oluyorsunuz, görüyoruz ama burada bir Müslüman kardeşimiz orada gidip cuma namazı kılmak istiyor ve siz buna destek olmuyorsunuz. Ben de buradan soruyorum: Bunda bir sıkıntı mı görüyorsunuz? Buradan bir Müslüman kardeşimizin gidip Erivan'da, Gök Mescit'te cuma namazı kılmasına niye destek olmuyorsunuz? Destek olmadığınız gibi köstek de oluyorsunuz, imkân tanımıyorsunuz. Hükûmet etmenin vazifelerinden, sorumluluklarından birisi de budur. İnsanlarımızın inançlarını rahatlıkla yaşamalarına imkân tanımanız lazım. Siz bu işi biraz yanlış anlamışsınız galiba. Siz her türlü diğer azınlıkların haklarını verin… Şimdiye kadar azınlık vakıflarına bu ülkenin parasından 2,5 milyar dolar para verdiniz, onun karşılığında mal mülk verdiniz. Ermenistan'da binlerce camiden bir tanesini onartabildiniz mi, bir tanesinin onarılmasına vesile olabildiniz mi? Gelin, Ermenistan'da bir tane camiyi Allah rızası için, bütün siyasi partiler olarak -devletin kesesinden de 1 lira çıkmasın- biz burada kendi aramızda para toplayalım, gidelim, yaptıralım. Hatta siz de buyurun gelin, ASİMDER size de çağrıda bulunuyor. Ermenistan'dan izin almamıza yardımcı olun. Beraber gidelim Ermenistan'a. Yani, Ermenistan'daki Gök Mescit'te cuma namazı kılmak sizin için cazip değil mi arkadaşlar? Gelin, destek olun -samimi çağrımdır- gelin -Sarkisyan'la sizin aranız çok iyi- bir ricada bulunun, gayet insani bir ricadır, izin versinler. Hep beraber gidelim, belki hepiniz gelemezsiniz ama bir arkadaşınızı içinizden temsilî gönderin, gelin, gidelim. Kameralarla gidip cuma namazı kılmak değil, Ermenistan'da, gidelim, beraber, hep beraber ibadetimizi orada yerine getirelim.
Bunun için sizden bizim beklentimiz çok açık ve nettir. Ermenistan'a burada kilise açtıysanız, oradaki, şimdiye kadar garip kalmış, ezan sesine hasret kalmış, cuma namazına hasret kalmış Gök Mescit'te bir ezan sesi duyulsun, bir namaz idraki orada yaşansın. AKP iktidarınızda ve iktidarınızdan bunu, burada, bütün kamuoyunun önünde, sizden beklediğimi açık ve net bir şekilde ifade ediyorum. Sadece benim değil, bu müracaatı yapan Iğdır'daki, başta ASİMDER derneğimiz olmak üzere, bütün oradaki, bölgedeki vatandaşlarımızın, inanmış, Müslüman vatandaşlarımızın sizden samimi dileğidir. Gelin, devlet olmanın gereğini yerine getirin ve burada, kiliselerde ayin yapılmasına tanıdığınız imkânın aynısını istemiyoruz; onda 1'ini, binde 1'ini bize orada imkân yaratın, oraya gidelim. Tabii, değerli arkadaşlar, bunun burada takipçisi olacağımı da ifade etmek istiyorum. Şimdi, maalesef bugün Meclis zannediyorum tatile girecek. Meclisin çalıştığı günlerde bu kürsüden diplomatlarımızla ilgili uyarıda bulunmuştuk, dinlememiştiniz ve diplomatlarımız şimdi maalesef ki hâlâ IŞİD'in elinde tutsak. Hükûmetinizde onunla ilgili ne kadar bilgi var, ne kadar bilgi yok bilmiyorum ama benim bildiğim hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Orada her geçen gün, her geçen saat, her geçen dakika savaş daha da kızışıyor ve diplomatlarımızın hayatı her geçen gün daha fazla riske giriyor. Amerika şimdi bir ittifak kuracak, Türkiye'yi de onun içine davet etti ve bu ittifakın, yakın bir zamanda İncirlik'ten kalkacak savaş uçaklarıyla orada birtakım bombalamalar yapacağı ifade ediliyor. Orada diplomatlarımızın hayati riski her geçen gün daha da artıyor. Türkiye'ye yasak getirdiniz, diplomatlarımızla ilgili tek satır yazılmıyor, tek kelime edilmiyor, televizyon kaynakları tek bir kare görüntü göstermiyor. Peki, orada 45 tane diplomatımızın hayatı şu an ne durumdadır, onlarla ilgili ne yapıyorsunuz? Televizyon ekranından söylemiyorsanız hiç olmazsa Mecliste kapalı oturum yapalım, diplomatlarımızın durumunu konuşalım arkadaşlar. O vatandaşlar hepimizin vatandaşı, hepimizin kardeşi ve onlar insan. Onunla ilgili çok vahim iddialar var ama şimdiye kadar sustuk, bundan sonra kısmen susmaya devam edeceğiz çünkü diplomatlarımızın hayatına halel gelsin istemeyiz, eminim siz de istemezsiniz, eminim Türkiye'de insanım diyen hiç kimse istemez. Ama Konsolosumuzun orada görevden alındığı iddiası var, iddianın ötesinde aslında bilgisi var desem daha doğru olur. Bugün Başbakan olan Sayın Davutoğlu'nun eski tarihli bir |
| yazıyla Konsolosumuzu, baskından üç gün öncesi bir tarihle görevden aldığınız bilgisi var bende. Şimdi, adamı hem orada IŞİD'in eline teslim etmişsiniz hem de görevden almışsınız. Ee, sonra, uçağı kaçıranlar falan olduğu ifade ediliyor, onlarla ilgili detaya girmeyeceğim. Orada, 49 vatandaşımız deniyor, yerel vatandaşlarımızı çıktığınızda 45 tane diplomatımızın şu an IŞİD'in elinde olduğunu biliyoruz. Bunların bir kısmının Suriye toprakları içerisinde olduğu ve Hükûmetinizin diplomatlarımızın izini kaybettiği yönünde kuvvetle deliller var. Diplomatlarımızın bir kısmının IŞİD liderlerine canlı kalkan yapıldığı, bir kısmının başta Musul Havaalanı olmak üzere ki Musul Havaalanı biliyorsunuz, önemli radar istasyonlarının olduğu da bir yerdir, şu ana kadar her yere operasyon yapıldı, oraya operasyon yapılmadı. Onunla ilgili de oralarda diplomatlarımızın canlı kalkan olarak kullanıldığı bilgisi de var bizde. Arkadaşlar, diplomatlarımızın hayatı her geçen dakika daha fazla riske giriyor. Bu konuyu siyaset üstü bir üslupla ele almamız lazım, diplomatlarımızın hayatının kurtarılması lazım.
Bununla beraber, bizde olan endişenin hiç olmazsa bir kısmının giderilmesi de Hükûmetinizin görevidir. Meclisi bugün tatile sokuyorsunuz, bu, diplomatlarımızla ilgili 14 Ekime kadar kamuoyuyla herhangi bir bilgi paylaşmayacaksınız demektir. Gerçi şimdiye kadar da çok fazla bir şey paylaşmadınız ama hiç olmazsa Meclis açıktı ve Meclisten muhalefet, uyarma görevini yerine getiriyordu. O gün eğer dalga geçmeseydi bazı arkadaşlarımız, bizde olan bilgileri buradan, Meclis kürsüsünden, milletin Meclisinde milletle ve sizinle paylaştığımızda, on altı saat önce ifade ettiğimizde bir savaş uçağı buradan kalksaydı altı dakika sonra konsolosluğumuzun bulunduğu mahalde olacaktı. Bir helikopter buradan kalksaydı kırk beşinci dakikada helikopter konsolosluğumuzun bulunduğu alana inebilecekti ve konsolosluk görevlilerimizi alıp geri gelecekti. Bölgede sizden habersiz yaprak kımıldamaz diyorsunuz ama bölgeden 500 bin insan kaçarken bizim diplomatlarımızı orada hangi akla hizmetle bıraktınız anlamak mümkün değil. Bölgenin valisi kaçıyor, kaçarken arıyor bizim diplomatları, diyor ki: "Bakın, ben bu bölgenin valisiyim. Ben can havliyle kaçıyorum, sizin de aklınız varsa burada durmayın." Bizim oradaki diplomatlarımız ise "Ankara'dan bize böyle bir talimat gelmediği için biz burayı terk edemiyoruz." diyor. Sonra da kalkıp suçu üzerinizden atmak için diyorsunuz ki: "Vallahi karar onların kendisindeydi, onlar karar verecekti." Böyle bir devlet olur mu? O zaman siz niye Dışişleri Bakanıydınız -şimdi Başbakan oldunuz- eğer kararı orası verecekse? Dolayısıyla, göz göre göre diplomatlarımızı orada IŞİD'in eline teslim ettiniz. Buraya kadar her şey aydın da, her şey belli de bundan sonrası biraz karanlık, bundan sonra IŞİD'in orada ne yapacağı belli olmaz. Her geçen gün IŞİD'in daha da sıkışacağı, Amerikan ve Batı koalisyonu operasyonuyla IŞİD'in bundan sonra lider kadrosunun hedef alınacağı bir süreçteyiz. IŞİD'in lider kadrosunun hedef alınacağı bir süreç, aynı zamanda onlara canlı kalkan yapılan diplomatlarımızın da hedef alınacağı bir süreçtir; ne yapıp edip, gerekirse bir operasyonla diplomatlarımızı kurtarmak lazım. Bu işlerden az çok anlayanlar şunu bilir ki öncelikli hedef bir terör örgütüne diplomatını veya rehinesini kaptırmamaktır ama hata ettiniz kaptırdınız, ilk kırk sekiz saat içerisinde bir operasyonla diplomatlarımız kurtarılabilirdi ama onu da yapmadınız. İlk bir hafta içerisinde bir şeyler yapılabilirdi, onu da yapmadınız. O zaman orada IŞİD'in üst düzey lider kadrosuyla bir miktar diyaloğunuz vardı ama orada da hızlı bir akışkanlık var; IŞİD'in lider kadrosu da değişti bu arada ve şu an sizin tanımadığınız insanlar orada IŞİD'in içerisinde. Sizin Sünni kabileler üzerinden yaptığınız girişimler de havada kaldı, Saddam'ın kalıntıları üzerinden yaptığınız girişimler de havada kaldı ve şu an bambaşka bir ortamla karşı karşıyayız, bambaşka bir IŞİD tehdidiyle karşı karşıyayız. IŞİD'in ne olduğunu anlatmaya gerek yok. IŞİD, Avrupa için, Amerika için, Rusya için tehdit olan birtakım radikal unsurlar bir Amerikan projesiyle bölgeye çekildi, âdeta mıknatıs gibi bir alan yaratıldı orada, bütün dünyadaki radikal unsurlara orada zaferler kazandırıldı -ki peşmerge de bu işin bir parçasıdır- ve dünyadaki bütün radikal unsurlar oraya toplandı, şimdi tam da Batı'nın istediği noktaya gelindi, toplanan o radikal unsurlar toptan yok edilecek ve Batı, elindeki bütün o radikal unsurlardan kurtulacak. Bu, Batı'nın projesiydi, siz de bunun bir parçasıydınız. Şimdiye kadar Türkiye üzerinden geçişlere müsaade ettiniz, bunların hepsi anlaşılır -ayrıca tartışılması gereken konular- ama imha noktasında bizi doğrudan ilgilendirir husus, IŞİD'in elemanlarının imhasıyla beraber bizim diplomatlarımızın da imha edilme tehdidi ve tehlikesiyle karşı karşıya olmalarıdır. Vicdanı olan, "insanım" diyen, "devletim" diyen, devlet sorumluluğunu azıcık yüreğinde taşıyan herkesin bu konuda elini vicdanına koyması ve bir şeyler yapması lazım. |
| Yeni Hükûmet kuruldu, yeni Hükûmete Irak Türkmen Cephesi'nden tek bir bakanı dahi almadılar. Orada sizin, Türkmenler gibi bir kaygınız olmadığını biliyorduk ama devletimizin çıkarı gereği, hiç olmazsa bir tane Türkmen bakanı yeni Hükûmete sokma gücüne sahip olmanız lazımdı ama bu gücün de sizde olmadığı, bu niyetin de sizde olmadığı aşikârdır diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Oğan. Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan. HDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. 642 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Anlaşma ve eki Ev Sahibi Hükümet Anlaşması, hükûmetler arası anlaşma olarak geçiyor. Şimdi, Mecliste yorgunluk başladı biliyorum, aslında konuşmasak da gitsek istiyorsunuz onu da biliyorum fakat milletvekilleri hakikaten bunu okudu mu? Bir ciddiyete davet edeceğim de onun için. Uluslararası sözleşmeler kimin arasında yapılır arkadaşlar? Devletler arasında yapılır. Devletlerin hukuku, yapılan sözleşmenin müeyyideleri, borçları ve yükümlülüklerini belirler. Eğer siz devlet olarak sözleşme yapıyorsanız, bu yaptığınız sözleşmelerin ya Birleşmiş Milletler nezdindeki evrensel sözleşmeler olması lazım ya da Avrupa Konseyi nezdindeki bölgesel sözleşmeler olması lazım. Eğer bir ülke ile bir şirket arasında sözleşme yapıyorsanız bu bir uluslararası sözleşme değildir. Şu sözleşmenin arka sayfasını bütün arkadaşların okumasını öneriyorum. Birazdan elinizi kaldıracaksınız. Dikkat edin, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti adına Taner Yıldız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı; imza. Ya karşısında? TANAP Doğal Gaz İletim Anonim Şirketi adına Saltuk Düzyol, Genel Müdür. Allah aşkına, bu bir uluslararası sözleşme midir? Bakın, dikkat edin, bir dakika, bir dakika arkadaşlar, "…"(x)şirketiyle imzayı atmıyorsunuz, hükûmetler arası imzadan, sözleşmeden bahsediyoruz, kestane şirketi kurmuyoruz. Bakın, açık konuşayım, bir özel ticari şirket ile Hükûmet arasında imzalanan bir sözleşmeden bahsediyorum. Onun altında Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi Başkanı var. Şirket Başkanı var arkadaşlar, Şirket Başkanı, bakan değil. Uyarıyorum sizi yani Allah aşkına, her şeyi körü körüne kabul etmek zorunda mısınız? Ne zamandan beri şirket başkanlarıyla yapılan sözleşmeler uluslararası sözleşme oldu? Bunun bir ciddiyeti yok mu? Bunun bir uluslararası hukuk boyutu yok mu? Şimdi ben size daha enteresan bir şey anlatacağım, burada başımıza gelecekleri anlatacağım. Bunun neler doğuracağını anlatacağım size. Türkiye'yi nasıl bağladığını, nelerle bağladığını anlatacağım size. Elbette ki Azerbaycan "gardaş" ülke. "Gardaş" ülkeyse "gardaş" ülkenin doğal gazı da biraz daha ucuz vermesi lazım değil mi? Ama vermiyor. Rusya'dan, İran'dan, Kürtlerden daha ucuza alıyoruz değil mi Sayın Bakan? O zaman rakamları açıklar mısınız? HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Ticari sır. HASİP KAPLAN (Devamla) - Rusya, Azerbaycan, İran ve Kerkük ve Kürtlerden aldığınız petrolün fiyatlarının açıklanmasını isteyeceğim Sayın Bakan, tek tek fiyatlarını ve kaç yıllığına bu sözleşmelerin yapıldığını; bu bir. Bunu niye söylüyorum? Yani "gardaş"lık güzeldir, beraber iş yapmak daha güzeldir ama hep beraber kazanırsak çok daha güzeldir ama dengenin öyle olmadığını görüyoruz. Sayın |
| Bakandan yine bir açıklama gereğini isteyeceğim çünkü yağmur yağdı bu sabah arkadaşlar. Yağmur yağdı, biliyor musunuz? Yağmurun yağması ne demek? Doğal gaza zam yapılması demek arkadaşlar, kış geliyor demek. Şimdi doğal gaza zam kapıda. Gerçi otomatiğe bağlı.
MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) - "Yapmayacağım." dedi ya! HASİP KAPLAN (Devamla) - Türkiye Cumhuriyeti tarihinde -bakın, dikkat edin- doğal gazı karneyle satan tek hükûmet AK PARTİ Hükûmetidir arkadaşlar. Sayın Bakan ben eğer doğru söylemiyorsam, yanlış anlatıyorsam lütfen buradan düzeltsin. 200 metreküp doğal gazla eylül ayındaki aldığımız doğal gaz birimi, kotası, karnesi 80 liradır. Bunun üstünde alan var mı? Şimdi… RECEP ÖZEL (Isparta) - Yaz aylarında, yaz aylarında. HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, hayır, bakın. Şimdi, eylülde 80 liraydı, haziranda 140 liraydı. RECEP ÖZEL (Isparta) - Yaz aylarında. HASİP KAPLAN (Devamla) - Durun, şimdi ben size söyleyeyim. Kışa girdiğimiz zaman bu 640 liraya çıkacak. Dikkat edin, 200 metreküpte. 200 metreküpte 640 liraya çıkacak olan karne… "Karne" diyorum, karne. Doğal gazı karneyle alıyorsunuz. 200 metreküpte, 20'nci günde doğal gazınız bitti -otomatik ya, kartı takıyorsunuz, çıkarıyorsunuz- ondan sonra üşürsünüz. Biraz fazla yaktınız mı üşürsünüz arkadaşlar; Ankara'da, başkentte üşürsünüz çünkü daha fazla alamazsınız, karneye bağlıdır. Şimdi, bunu merak ediyorum: Bu doğal gaz bu dönemde ne kadar zam görecek? Bu karne devam edecek mi; karneye bağlanan doğal gaz olayı, zam olayı? Önümüzdeki dönem için Sayın Bakanın bir açıklama yapmasını bekliyorum. Yoksa, karneye göre mi yaşayalım? Yani, haftada kaç gün duş alalım mesela? Şofbeni yakıyorsunuz, gaz yakıyorsunuz. Yani, tencere yemeklerini, hangisini, kaç tanesini… Yani, insanlar, ev hanımları, herkes dikkat edecek, bilecek ki ona göre yakacak. Bazı yemekler var dört saatte pişiyor. Bu kotayla, bu gazla fasulye dört saatte pişiyorsa, kardeşim, pişiremezse fasulyenin pirzoladan daha pahalıya mal olduğunu görürsünüz. Hayatın her alanına yansıyor, demek istediğim bu. Bu sosyal boyutu ama akçe boyutuna geleceğim. Şimdi, bu sözleşmede püf nokta ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bu sözleşme de 2012'de imzalanmış, adı "TANAP" olan hükûmetler arası anlaşma; IGA da yazıyor burada, tabii, kısaltılmış olarak. Bir de Hollanda'da kurulmuş bir şirket var. Azerbaycan uyanıktır, dikkat edin, Azerbaycanlılar bizimkilerden uyanık. Azerbaycan BOTAŞ'la iş yaptığı zaman Azerbaycan'da BOTAŞ İngiliz hukukçuları kendine hukuk müşaviri olarak tutmuştu, Türkiye'den hukukçu tutmamıştı; BOTAŞ'ın uzun bir süre hukuk müşavirliğini İngiliz hukukçular yapmıştı. Şimdi, Azerbaycanlılar bu hesabı iyi bildiği için hükûmetlerine bağlı Hollanda'da bir şirket kurmuşlar. Hollanda'da kurdukları şirket… Dikkat edin, Hollanda'da bir şirket kurmuşlar, şirket Hollanda'da. Hollanda Avrupa Birliği üyesi. Azerbaycan ile Türkiye, ikisi de Avrupa Konseyi üyesi, Birliğe üye değil. Yani, Hollanda'da kurulan bu şirket şu demek: "Ben Avrupa Birliği -Lüksemburg- Adalet Divanı hukukuna bağlıyım. Ben bir zarara uğrarsam şirket merkezim burada, yaktım çıranızı." Doğal gazla değil, kibrit çakarak yakar. Niye? Bu anlaşmanın kodları var arkadaşlar. KDV kaldırılıyor; hükûmet güvenceleri getiriliyor; yol yapımında, boru hattı yapımında birtakım avantajlar getiriliyor. Kime getiriliyor? Bu TANAP'ta yer alacak şirket ve taşeron şirketlere. Nedir mesela? "Hizmet tesliminden doğan katma değer vergisinden muaf tutulması." Dikkat edin, nereden gidiyor? Hazineden gidiyor çünkü Türkiye'de yapılacak bir işten bahsediyoruz. Yine, bazı malların kredi kullanımını destekleme fonu ve Bakanlar Kurulu finans ve destek kararı var. Ha, teşvik işvereni, istihdamı güzeldir ama Allah bilir, bir HDP'li iş adamı gelse, destek görür mü diye merak ediyorum, hadi CHP'yle aranız iyi değil, MHP'yle hiç iyi değil. Bir şirket, bir iş adamı gelse Bakanlar Kurulundan, destekleme fonundan bir garanti alabilir mi? SİNAN OĞAN (Iğdır) - Hemen alır, hemen alır. |
| ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Alır, alır, ortaksınız, birlikte çalışıyorsunuz.
HASİP KAPLAN (Devamla) - Bizim bütün iş adamlarını terör örgütleri listesine aldılar Sayın Sinan Oğan. Demin konuştun, boş konuştun, bir camiyle, bir mescitle… Aha pasaport, diplomatik, git, istediğin kadar namaz kıl, gel. ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Terör örgütüyle görüşüyorsunuz ya, ortaksınız. HASİP KAPLAN (Devamla) - Yani o kadar basit değil, işin esasına geleceksiniz. Bırakın, öyle kimlikle uğraşırken… Zaten aramızda sınır yok Azerbaycan ile Türkiye arasında. Türki cumhuriyetler içinde bir tek diliyle anlaştığımız ülke Azerbaycan'dır. 9 tane Türki cumhuriyetinin devlet başkanı bir araya geldiği zaman, o 9 tane devlet başkanı kendi aralarında -Türkmenistan, Kazakistan, Moğolistan- Türkçe konuşamadıkları için -biz hani burada da konuşuyoruz ya, ortak dil, resmî dil Türkçeyi konuşuyoruz ya- onlar da kendi aralarında Rusça konuşmuştu. Burada diplomatlar var, eğer ben doğru söylemiyorsam siz teyit ediniz. Öğle değil miydi arkadaşlar? Ha, yani şunu demek istiyorum: Kafkaslarda kalbimiz, Orta Doğu'da kalbimiz, Şengal'de, Tuzhurmatu'da, Bakü'de, Balkanlarda. Biz, gerçekten, öylesine büyük bir kültürün bütün harmanını bu Anadolu topraklarına taşıdık; yaşatıyorsak, hepsini kucaklamak hepimizin sevdası olmalıdır. Ben, burada şunu anlatmak istiyorum: Yani, bu uluslararası sözleşmeleri, ya konuşmayalım imzalayalım, ya konuşmayalım kabul edelim, ya konuşalım arkadaşlar; ne var bunun içinde? Şimdi, ben şöyle bir baktım, belki ilgi alanım olduğu için. Aslında kuşkular dile getirilmiş Dışişleri Komisyonunda, hem de Hükûmet tarafından; ticari ve idari hususlarda bazı sıkıntıların doğabileceği söylenmiş. Sonra, "Bu anlaşmada finansal desteklerden faydalanılabilmesi amacıyla -dikkat edin, finansal desteklerden faydalanılabilmesi amacıyla- evet, Hollanda merkezli bir şirket olarak kurulması yönündeki tercihin bildirildiği -şirketin İngilizcesini yazıyor burada, söyleşmede var- ve Hollanda'da kurulan proje şirketinin yatırımcı sıfatıyla -yatırımcı sıfatıyla, dikkat edin- Hükûmetimiz ile ev sahibi hükûmet anlaşma imzaladı." Ev sahibi hükûmet kim? Hollanda mı, Bakü mü, Ankara mı? Ev sahibi hükûmet kim? Boru bizden geçecek, onu anladık, ona da geleceğim, şimdi anlatacağım. Arkadaşlar, gerçekten donanımlı, uzman… Evet, Türkiye'de de enerji hukuku konusunda ciddi bir atak var, görüyorum, meraklılar var çünkü para kazandılar. Bütün medya holdingleri de enerji alanına daldılar, bir tek Meclis dalamadı. Bu konuda en dışarıda kalan, bilgisiz olan, ne olduğunu bilmeyen konumda olan Meclistir, milletin iradesidir. Öbür taraftan da götüren götürüyor. Şimdi, burada şu noktada merak ediyorum: "Madde 1- TANAP'la söz konusu şirketle ilgili anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunmasına…" Hükûmetimiz bir şirketle bir uluslararası sözleşmeyi imzaladı; imzaladı değil mi, tamam; sonra onayladı, o da tamam. Yine diplomatlar var burada, iki tarafta da var. Bunun depo edilmesi lazım, uluslararası sözleşmenin. Uluslararası sözleşmeler depo edildiği zaman tamamen hayata geçmiş olur. Şimdi, bu hayata geçme konusunda hemen dikkatinizi 11'inci sayfaya çekeceğim. İşte, bu 11'inci sayfada ne varsa var arkadaşlar. Bunun içinde şöyle karınca duasıyla 2 sayfa var. Bu 2 sayfaya dikkat edin: "Ev Sahibi Hükümet Anlaşması" diye geçiyor. Ev sahibi olmayan kim, Türkiye mi? Hollanda'daki şirketin ev sahibi Azerbaycan. Şimdi, burada, bu projede bazı kavramlar konulmuş. "TANAP Doğal Gaz İletim Anonim Şirketi" olarak adı değiştiriliyor Türkiye'dekinin. Ev sahibi Hükûmet içerisinde bu isim veriliyor. "Bundan böyle 'TANAP Proje Şirketi' olarak anılacaktır." diyor. BOTAŞ'a geliyor, "BOTAŞ GTA, işbu Anlaşma'nın…" Atfedilen anlamı olarak BOTAŞ geçiyor ve şu madde 3'e bakın arkadaşlar, gözlüklerim yok ama okuyabileceğim size: "BOTAŞ'ın, TANAP Doğal Gaz İletim A.Ş. ile SD2 Gaz Satış Anlaşması'na konu 6 milyar metreküp Gazın Türkiye Cumhuriyeti Toprakları içerisinde ve boyunca Transit Geçişi, -transit geçişi, Türkiye toprakları içinden geçişi- teslim alınması ve/veya teslim edilmesi için 15 yıl süreli bir taşıma anlaşması ("BOTAŞ GTA") akdetmesi, (iii) BOTAŞ'ın, BOTAŞ GTA'daki tarife kesinleşme tarihinde yapılacak düzeltmeye tabi olarak BOTAŞ GTA'da belirlendiği üzere; Eskişehir çıkış noktasında |
| her 1000 metreküp Gaz için 79 USD -yani, dolar, Amerikan doları- ve buna ilişkin yakıt masrafı ve Trakya çıkış noktasında her 1000 metreküp Gaz için 103 USD -Amerikan doları- ve buna ilişkin yakıt masrafı, her durumda %100 kapasite kullanımını esas alacak ve 2018'den başlayarak her yıl %1 oranında artırılacak birim tarife(leri) ödemesi, (iv) BOTAŞ'ın diğer ilgili anlaşmaları ve düzenlemeleri akdetmesi ve yürütmesi, hususlarında anlaşırlar. "
Arkadaşlar, siz buradan ne anladınız şimdi, yüce Meclis? Bunca yıl taahhüt, bunca yıldan sonra her 1.000… Bakın, Eskişehir'de 79 dolar, Trakya çıkışında her 1.000 metreküp için 103 dolar, 1 varil ham petrol parası değil arkadaşlar. 1 varil ham petrol ne kadar şu an? YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - 110 dolar. HASİP KAPLAN (Devamla) - 110 mu, 120 mi? O civarda. Sayın Bakan daha… ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - 102 dolar. HASİP KAPLAN (Devamla) - 102'ymiş, Sayın Bakan söyledi. Orta Doğu'daki kargaşadan ucuzlamış. Şimdi, aslında burada benim anlatmak istediğim şu: Ben Türkiye Azerbaycan'la böyle bir anlaşma yapmasın demiyorum, yapılsın, yapılması lazım. Irak'la da yapılması lazım, sosyoekonomik ilişkilerimizin güçlenmesi için çok çok önemlidir. Ama, bunu sağlam tutmak lazım. Bakın, hükûmetler gelir geçer, kişiler gelir geçer, şirketler de gelir geçer ama devletler kalır. Benim itirazım burada şirketleredir arkadaşlar. Hükûmet şirketle anlaştı, şirket gitti, krediyi aldı, parayı götürdü, işi yaptı yapmadı, sonra şirket iflas etti. Ne olacak on sekiz yıl? Yani, burada sorular var kafada cevap bulamayan. Ben, Türkiye'nin ekonomisinin mutlak suretle Rusya'yla, Azerbaycan'la, İran'la, Irak'la… Yani, benim burada söylemek istediğim, daha düzenli bir şekilde buna destek, bunu hazırlamak mümkün. Biz, HDP olarak bu tür bir kardeş ülkeyle elbette ki bu ticari, ekonomik, sosyal, kültürel bütün ilişkilerin geliştirilmesinden yanayız. Bu yönüyle elbette ki olumlu oy vereceğiz ama uyarılarımızı da eklemiş olduk. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız konuşmak istediler. Buyurun Sayın Bakanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Süreniz yirmi dakika. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün burada uluslararası anlaşmanın eki olan ev sahipliği anlaşmasıyla alakalı Türkiye'nin coğrafyasından kaynaklanan bütün avantajları kullandığı projelerden bir tanesini daha tartışıyoruz. Öncelikle, katkı koyan iktidar ve muhalefet partilerine teşekkür ediyorum çünkü bu bizim millî çıkarımızla alakalı bir husustur. Şimdiden olumlu oy vereceklerini duymuş olmam, bizim birlikteliğimiz ve topyekûn Türkiye yararına yapacağımız işler açısından son derece önemli. Ben isterseniz genel bilgiler verdikten sonra, özellikle merak edilen konuların da altını çizerek konuşmama devam etmek istiyorum. Türkiye, üzerinden geçecek boru hatlarını artırdığı kadar ve bunları doğru şekilde projelendirdiği kadar güçlenecektir. Malum gerek kendisinin, |
| Türkiye'nin ihtiyaçlarının karşılanması açısından gerekse Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanması açısından son derece önemlidir. Türkiye Rusya Federasyonu'yla, Azerbaycan'la, İran'la, mümkün olabildiği kadar Türkmenistan'la ve Irak'la beraber bu projeleri geliştirecektir. Suriye rejiminin son yaşattığı hadiseler haricinde Mısır'dan gelen doğal gaz boru hattının da Suriye üzerinden Türkiye'ye bağlanması projesi de bu projelerin arasındadır. Tabii ki bundan yararlanacak olanlar o ülkenin halkıdır. O yüzden, bir barışın gerekçesi olarak, doğal gaz ve petrol projelerini geliştirmeye gayret ediyoruz. TANAP bunlardan bir tanesi. Malum, Türkiye'nin doğal gazının özellikle özel şirket ve kamu şirketleri aracılığıyla gerek Mavi Akım'dan 16 bcm, -16 milyar metreküp- ve 14 milyar metreküp de "batı hattından" dediğimiz Trakya üzerinden gelen 30 milyar metreküplük kontratı bulunmaktadır. İran'la 10 milyar metreküp, Azerbaycan'la 6,6 milyar metreküp; bunlar boru hatlarıyla alakalı olanlar. Bir de Cezayir ve Nijerya'dan gelen sıvılaştırılmış "LNG" dediğimiz doğal gaz var, onunla beraber yaklaşık 50 milyar metreküplük bir kontrata sahip şu anda Türkiye.
İhtiyacı ne kadar? 46 ila 48 milyar metreküpler civarında. Özellikle, biz, doğal gazın elektrik üretiminde kısmen ama konutlarda ve sanayide tamamen kullanılmasından yanayız. Çünkü çevre faktörleri açısından, hava kirliliği açısından doğal gazın konutlarda kullanılmış olması Türkiye'nin daha çevreci projeler üretebilecek bir enerji sektörü oluşturmasına sebep oluyor. Peki, biz TANAP'ta ne yapıyoruz? TANAP, özellikle Hazar bölgesinde bulunan 468 kilometrekarelik bir ruhsat alanı içerisinde "Şahdeniz II" dediğimiz projeden üretilecek gazın Azerbaycan'dan başlayan, Hazar'dan başlayan ve İsviçre'ye varıncaya kadar devam edecek olan boru hatlarıyla beraber gerçekleştirilecek bir projedir. Bu projenin toplam tutarı 45 milyar dolardır. 45 milyar doların, bu saydığım ülkelerde, Azerbaycan, Gürcistan, büyük çoğunluğu Türkiye, Yunanistan ve İtalya'da olmak üzere, dört yıl içerisinde harcanma zorunluluğu vardır. 28 milyar dolarlık kısmı denizin dibinden çıkarılacak doğal gazın bu dediğim ülkelere dağıtılması işidir ve Türkiye -en uzun boru hattına sahip olan, yaklaşık 2 bin kilometrelik- 1.830 kilometrelik boru hattını Türkiye'den geçirecektir ve en önemli kısmı da "TANAP" dediğimiz, Gürcistan sınırından başlayan ve Yunanistan sınırına kadar devam eden kısmıdır. Bununla alakalı, bilgi eksikliği olmasın diye, Sayın Kaplan'ı da düzeltmek açısından söylüyorum çünkü son derece münevver bir şekilde "Yanlışım varsa düzeltin." dedi, biz burada hükûmetler arası bir anlaşmanın imzasını konuşmuyoruz, hükûmetler arası anlaşmanın eki olan HEGA'nın yani ev sahipliği anlaşmasının düzeltilmesiyle alakalı bir konudan bahsediyoruz. Eğer dikkatli incelerseniz, hükûmetler arası anlaşmada Taner Yıldız'ın yanında Natık Aliyev diye, Azerbaycan Petrol Bakanının imzasını görürsünüz. Olabilir, atlayabiliriz ama burada düzeltmiş olalım. Ev sahipliği anlaşması bu projeyi gerçekleştirecek olan şirket ile bunun ev sahibi olan ülke arasında imzalanır. Ev sahibi ülkeyi, Türkiye'yi temsil eden, Bakanlar Kurulundan alınan yetkiyle Bakanlıktır ve benim meslektaşım Natık Aliyev'le imzaladığım IGA, "Intergovernment Agreement" dediğimiz hükûmetler arası anlaşma imzalanmıştır ve yürürlüktedir. Meclisten, yine Genel Kurulun onayıyla beraber, hep beraber buradan onaydan geçti. Hollanda şirketiyle alakalı değişiklik: İki yıl kadar önce, danışmanları vasıtasıyla, bu şirketi Hollanda'ya kurmaları hâlinde büyük avantaj sağlayacağını Azeri firmalara söylediler. Biz dedik ki: "Hayır, bunun her türlü yapısının Türkiye'de olması doğrudur." Bunlar konuşuldu ve bununla alakalı değişiklikler de şirketle yani... Azerbaycan şirketi SOCAR ile Türkiye arasında imzalanan ev sahipliği anlaşmasına şu anda tanıklık ediyoruz. Bunun statüsü nedir? Hükûmetler arası anlaşmalar bir kısım demokratik ülkelerde Türkiye'de olduğu gibi meclislerden onaylanır, bazı yerlerde, ülkelerde ülke başkanları tarafından onaylanır ve yine meclis tarafından da onaylanarak karşılıklı mütekabiliyet esasına göre değerlendirilir. Ama ev sahipliği anlaşması burada o işi yapacak hangi şirketse Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin ona verdiği sınırlar dâhilinde bu işi yapabilecek olmasıdır. Bundan önceki, Rusya Federasyonu'yla yaptığımız Mavi Akım Proje anlaşmaları, nükleer projelerle alakalı Japonya'yla yaptığımız anlaşmaların her birisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan geçmektedir. Biz bu projeyle beraber ne yaptık? Özellikle Şahdeniz'deki 468 kilometrekare dâhilinde olan bütün alanlardaki projelere ortak olduk. Yüzde 9'daki hissemizi TANAP vesilesiyle yüzde |
| 19'a çıkarttık. Arkadaşlar, bu her birimizin iftihar edeceği bir projedir ve 1 milyar 450 milyon dolara yüzde 10 hissesini aldığımız işin, hemen ertesi hafta 1 milyar 600 milyon dolara, bir ay sonra da "2 milyar dolara bize bu hisseyi devredin bu para karşılığında." demiş oldukları bir projeden bahsediyoruz.
Türkiye en önemli ithal kaynaklarından birisi olan enerji girdilerini azaltmak için kendi sınırları içinde veya bulması hâlinde kendi sınırları dışında bu projeleri gerçekleştirmektedir. Biz şu anda yurt içindeki kuyulardan yaklaşık 50 bin varil petrol elde ediyoruz, hemen hemen bu rakama yakın bir rakamı da yurt dışından elde ediyoruz ama sonuçta petrol, bizim petrolümüz. O yüzden siyasi sınırlarımız sabit kalmak kaydıyla ekonomik sınırlarımızı genişleterek petrol ve doğal gaz aramacılığıyla alakalı aynı şekilde kendi hissemize düşen oranı artırmak istiyoruz. Türkiye'nin yaklaşık 750-800 bin variller civarında günlük kullanımı var. Biz bunun en az yarısını 2023 yılına kadar mutlaka yurt içi veya yurt dışı kendi kaynaklarımızdan elde etmek zorundayız ki dışa bağımlılığımız azalsın. Biz, yüzde 19'a çıkardıktan sonra hisselerimizi TANAP'taki hisselerimizi de artırdık; yüzde 20'den yüzde 30'a çıkardık ve yüzde 5'inin finansmanı da SOCAR şirketi tarafından sağlanacak. Biz buradan gelecek gazın 6 milyar metreküplük kısmını yurt içinde kullanacağız. Ne zaman? 2019 yılından sonra. 2018'in sonunda inşallah bu proje tamamlanmış olacak ama zincirin halkaları gibi, herhangi bir halkanın eksik kalması hâlinde 45 milyar dolarlık yatırım tamamlanmış olmayacak. O yüzden gerek Azerbaycan'daki gerek Gürcistan'daki gerekse bizden sonra Yunanistan ve İtalya'daki yatırımlar da aynı şekilde bizi ilgilendiriyor. Bu projenin Türkiye ayağının da başarıya ulaşması için 2015'in Mart ayında inşallah TANAP'taki temel atmayı burada sağlayacağız. 20 Eylül'de de, hemen yaklaşık on gün sonra da bizim Güney Kafkasya Boru Hattı dediğimiz, TANAP'ı besleyen boru hattının temeli atılacak Bakü'de. İnşallah Sayın Başbakanımızla beraber, ona refakatle orada bu törene katılacağız ve projeyi başlatmış olacağız. Tabii, bizim bu proje, özellikle yalnızca Türkiye'nin değil, aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin doğal gazdaki arz güvenliğiyle alakalı probleminin çözümünün bir parçası olacak. Bu çok önemli bir yapı. Türkiye her ne kadar enerji başlığını açmamış olsa da fiilî durumu evrak durumunun çok önünde gitmektedir arkadaşlar. Yaklaşık 450 bin nüfuslu Güney Kıbrıs yerel yönetiminin koyduğu siyasi şerh diğer 27 ülkeyi bağlamıştır ama bu, Avrupa Birliğinin duruşunu aslında bizim enerji sektörüyle alakalı yapılanmamız karşısında çok tutarlı bulmadığımızın da resmidir. Buradan 32 milyar metreküp doğal gaz geçecek ve 56 inçlik borularla geçecek arkadaşlar. 1.800 kilometrede kullanılacak boruların önemli kısmının biz Türkiye'den sağlanmasını, tedarik edilmesini istiyoruz. Bu, Türkiye'nin hakkıdır ve 19 uluslararası firma açılan yeterlilik sınavını geçti ve 6'sı da Türkiye'den bu sınavı bitirdi. İhale yapıldı, ihale sonucunda -önümüzdeki hafta inşallah bu ihale sonuçları açıklanacak- en az yüzde 75'lik, belki yüzde 80'lik kısmının Türkiye'de bu boruları üreten firmalar tarafından tedarik edilmesini biz istiyoruz çünkü bu kadar milyar dolarların mutlaka Türkiye'de kalması lazım. Bu açıdan şimdiden ben bu konuda yoğun çaba sarf eden, gayret gösteren yerli firmalarımızın da bu konuda son ipi daha iyi göğüslemeleri açısından yapacakları bütün fedakârlıkları da yapmaları gerektiğine inanıyorum. Başka ne yapıyoruz? Mühendislik çalışmaları başladı, şu anda güzergâh çalışmaları bitti. Kamulaştırmalarla alakalı, 1.800 kilometrelik kamulaştırma 5 ayrı noktada devam ediyor ve 19 ilimizden geçecek arkadaşlar. 5 bine yakın kişi çalıştıracağız burada ve tamamen finansmanı uluslararası firmalar tarafından karşılanacak bir projeden bahsediyoruz. Türkiye burada kendi öz kaynaklarından, hazineden, maliyeden 1 dolar harcamayacak arkadaşlar. Bizim yaptığımız enerji projelerinin başında da bu bulunuyor. BOTAŞ'ın kamulaştırmalarla alakalı kısımlarından bahsettik. Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Yozgat, Ankara, Eskişehir illerinde kamulaştırmalarla alakalı şeflikler kuruldu ve 600 kilometrelik kısmının kamulaştırma çalışmaları da az çok, hamdolsun, tamamlandı ve köy bilgilendirme toplantıları; burada ne yapılıyor, çevreyle alakalı ne tür düzenlemelerimiz var; muhtarlarımız toplanıyor, köy ihtiyar meclislerimiz, oranın ileri gelenleri, kahvelerde, bu tür sohbet evlerinde dahi bilgilendirme toplantıları yapılıyor. Kanun gereği askı ilanlarının da tamamı hamdolsun bitirilmiş durumda. Bizim kamp ve boru stok yerleriyle alakalı çalışmalarımız |
| tamamlandı ve tescil harici yerlerle alakalı, tapu tescil, ormanlarla alakalı araziler de aynı şekilde değerlendirilmiş oldu.
Şimdi, önemli bir konudan daha bahsetmek isterim: KDV muafiyeti nedir? Değerli arkadaşlar, uluslararası bir projede, transit geçişlerle alakalı, Türkiye'den gelip de geçecek olan projelerin her birisinde normalde KDV istisnası vardır ama geçen yıl çıkardığımız Petrol Kanunu'yla beraber bu istisnalar tekrar tanımlandı ve TANAP'a buradaki ev sahipliği anlaşmasında diğer projelere tanınan -diğer projelerden ayrı değil- istisna aynı şekilde verildi. Ayrımcı kanun değişikliği hükümlerine istinaden mevzuattaki herhangi bir değişiklikten etkilenmemesi amacıyla bu değişiklik yapıldı. Değerli arkadaşlar, bu projenin arkasında bütün bu saydığım ülkelerin devlet başkanları, hükûmet başkanları ve ilgili bakanlar kurulu vardır. Şirketler yapıyor olabilirler, BOTAŞ yapacak olabilir, ortağı olacak, olabilir ama BOTAŞ'a siyasi desteği ve her türlü finansmanla alakalı yükümlülük desteğini verecek olan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetidir. Aynı şekilde, SOCAR için de Azerbaycan Hükûmeti bu uluslararası anlaşmayı imzalamıştır, SOCAR şirketinin arkasında olduğunu belirtmiştir, herhangi bir mali mükellefiyet veya yükümlülük olması hâlinde kendilerinin bu projeyi tamamlayacak gücü olduğunu belirtmiştir, Türkiye de aynı şekilde bunu belirtiyor. Bir yanlışı daha düzeltmek isterim, sehven yapıldığına inanıyorum: Azerbaycan doğal gazı arkadaşlar, Türkiye'nin aldığı en pahalı doğal gaz değildir. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin aldığı en pahalı doğal gaz İran'dan aldığı doğal gazdır ve bununla alakalı itirazlarını ortaya koymuştur. İranlı kardeşlerimizle, meslektaşlarımızla yaptığımız toplantılarda sonuç alacak ve direkt doğal gaz fiyatını indirecek bir noktaya gelinememiştir. O yüzden uluslararası tahkim kuralları işletilmiştir ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Bakanlığımız bunu tahkime vermiştir. Konu son derece açıktır, uluslararası piyasalarda ticari sır olarak saklanan fiyatlar bir kısım gazetelerde ilan edilmiştir. Ama Mazhar Osman'ın dediği gibi, onu gazetenin, o fiyatı, doğru fiyatı söylüyor olması önemli değildir, önemli olan bu fiyatı benim telaffuz etmiş olmam hâlinde, altına imza koyan birisi olarak bu önem kazanır. O yüzden bizlerin telaffuz etmesi uluslararası anlaşmalara aykırıdır. Bu gizemli oluşu, gizli olduğuyla alakalı bir konu değildir, gösterilen uluslararası bir nezakettir. Tekrar söylüyorum, en son duruşmaları yapılmıştır, İran tahkimi nihayetlenmek üzeredir. Bundan sonra yine uzman kişilerin ve hukukçuların katıldığı son toplantı bu ay içerisinde yapılacaktır ve yıl sonuna kadar da İran'la Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti arasındaki doğal gaz fiyatıyla alakalı anlaşmazlık inşallah bir noktaya bağlanacaktır. Değerli arkadaşlar, bu projeleri, diğer muhalefetteki parti üyelerimizin de bahsettiği gibi, mutlaka artırmamız ve desteklememiz gerekiyor. Bu projelerin sayısını artırdığımız kadar, bizler Türkiye'nin coğrafyasından kaynaklanan avantajları daha çok vurgulamış oluruz. Güney Akdeniz projeleri bunun istisnası mıdır? Güney Akdeniz projeleri bunun istisnası değildir ama siyasi fizibilite yerine gelmeden ekonomik fizibilitelerin konuşulması doğru olmaz. Orada bir insanlık dramı yaşandı. Bu insanlık dramıyla alakalı İsrail'in bu konuyu nasıl telafi edeceği ve Güney Kıbrıs'ın da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle alakalı her çıkan kaynağını, tabii kaynaklarını, doğal kaynaklarını nasıl paylaşacağını uluslararası arenaya mutlaka söyleyeceklerdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde -ki buna karar verecek olan yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisidir-herhangi bir kaynağın çıkması hâlinde, orada petrol veya doğal gazın bulunması hâlinde Güney Kıbrıs'la bunu paylaşabileceklerini beyan etmişlerdir. Bu önemli bir açılımdır. Güney Kıbrıs yerel yönetiminde çıkan kaynakların Kuzey'le, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde çıkan kaynakların da Güney'le paylaşılması esas alınmıştır. O yüzden Türkiye tutarlı enerji politikaları ve stratejilerine devam edecektir ve özellikle ithal kaynakların azaltılması ve yerli kaynaklar elde edilmesiyle alakalı yapılanmayı hep beraber inşallah sürdürecektir. Projelerimiz yalnızca bununla bitmiyor. Önümüzdeki ay açıklayacağımız önemli bir yerli kaynağımızla alakalı yine bir finansman modelini inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisiyle paylaşmış olacağız ve o da önemli bir proje Türkiye'nin yerli kaynakları açısından. Bu projelerimiz her zaman, inşallah, devam etmiş olacak çünkü kaynağımız fazladır. Zafer-Meşal sahasından ülkemizin yüzde 10 hisse alması da bu projenin içerisindedir. |
| Ben uluslararası bu anlaşmaya, TANAP Projesine katkı koyan iktidar partimiz, AK PARTİ'mize mensup bütün milletvekili arkadaşlarımıza ve muhalefetteki arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan… YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkanım, bir ifadede bulunmak istiyorum özel bir durum meydana gelmiş olduğu için. BAŞKAN - Buyurun. YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - İsterseniz, bir açabilirseniz, arkadaşlarımızın da duymasında fayda var. BAŞKAN - Açalım mikrofonu, tamam. YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Özel bir durum söz konusu, ondan dolayı. BAŞKAN - Buyurun. VII.- AÇIKLAMALAR 1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Beyce köyünde meydana gelen tren kazasına ilişkin açıklaması YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bir saat önce, saat 14.00 civarında, maalesef Manisa'nın Soma ilçesine 10 kilometre mesafede Beyce köyünde tren yolunda bir tren otomobile çarpmış, 3 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 1 kişi de yaralanmış. Kontrolsüz geçiş sebebiyle meydana gelmiş bir kaza. Bunu Meclisimize duyurmak istedim ve hepsine, vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, ailelerine sabırlar diliyorum. Bunu belirtmek istedim. Teşekkür ederim Başkanım. BAŞKAN - Biz teşekkür ederiz. VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI 1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Beyce köyünde meydana gelen tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar dilediğine ilişkin konuşması BAŞKAN - Biz de yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz, hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine de sabır diliyoruz. Buyurun Sayın Kaplan. VII.- AÇIKLAMALAR (Devam) 2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Beyce köyünde meydana gelen tren kazasına ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın 642 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ederim.
Yaşanan elim kaza nedeniyle yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, sabır diliyorum; gerçekten yaygın olarak yaşanan bu kazaların denetimi konusunda ciddi çalışmalar yapılması zamanı geldiğini ifade etmek istiyorum. Sayın Bakan, teşekkür ederim. Açıklamalarına bir düzeltme yapmak istedim. Cevap verdiler, tabii, bir hususa vermediler -belki sonra verirler- bu doğal gaza ilişkin Türkiye'de zam, karne olayına. Sayın Bakan, tabii, yasa çıkarırken sözleşmeye özen gösterilmiyor. Eğer özen gösterilmiş olsaydı önce sizin bahsettiğiniz 643 no'lu uluslararası sözleşme görüşülürdü çünkü ana sözleşme odur. DIŞİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ OSMAN AŞKIN BAK (Sakarya) - 642. HASİP KAPLAN (Şırnak) - 643, ondan sonra da 642; eki olarak 642 görüşülürdü. Şimdi, burada, "Ek ilaveler yapılabilir." diye bir madde var, "Ekler yapılabilir." diye bir madde var. Bu anlamda almak lazım. Bütün olarak da yapılabilir. Yalnız, bu konuda, SOCAR'la ilgili Sayın Bakanın yaptığı açıklamayı dinleyince, Sayın Başkan, şunu da açıklama gereği doğuyor mecburen: Dün torba kanunda bir son dakika Hükûmet önergesiyle SOCAR'a 2023 yılına kadar büyük bir avantaj sağlayan düzenleme yapıldı yani ihaleye girmişti. İhaleye girmesine rağmen orman hazinesine geçmesi gereken paralar… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) HASİP KAPLAN (Şırnak) - 5 milyon doların üzerinde SOCAR'a geçti. Bu konuda SOCAR'la bu sözleşmelerin bir bağlantısı var mıydı? Onu da öğrenmek isterdik. BAŞKAN - Soru-cevap kısmında sorabilirsiniz Sayın Kaplan. Sayın Satır, konuşma isteminizi çektiniz diye bilgi geldi. MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Çekeyim efendim, vakit kazanalım. Teşekkür ediyorum. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam) 1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Eki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve The Trans Anatolian Gas Pipeline Company B. V. Arasında Trans- Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi Hükümet Anlaşmasına İlişkin Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/947) (S. Sayısı: 642) (Devam) BAŞKAN - Şimdi, soru-cevap kısmına geçiyoruz. Evet, süremiz yirmi dakika; on dakika soru soracağız, on dakika cevap vereceğiz. Buyurun. Soru soracak tek kişi Hasip Kaplan, buyurun. |
| HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Bakan, bu yapılan sözleşmede SOCAR Azerbaycan devlet şirketi var. Bu devlet şirketinin Türkiye'de ciddi bir yatırımı var doğal gaz taşımacılığı konusunda. Dün, torba kanunda, bu sözleşmelerle bağlantılı olduğu için sormak istiyorum, aniden gündemde olmamasına rağmen, ilgisi olmamasına rağmen 2023 yılına kadar SOCAR'a ciddi bir avantaj sağlayan ve ormanlık alanla ilgili payını yüzde 1'lere kadar düşüren bir düzenleme oldu. Hükûmet görüşmeleri esnasında böyle bir görüşme yapıldı mı? Bununla ilgili mi, bu son dakika önergesi geldi? O konuda merak ettik doğrusu. Dün SOCAR vardı, bugün de SOCAR var. Bir açıklama yapılırsa seviniriz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim. Sayın Bakan, sizi bekliyoruz. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkanım, gecikmemden dolayı özür diliyorum, önemli bir telefon konuşması vardı, Sayın Başbakanımızla konuşuyordum. Yüce Meclisten tekrar özür dileyerek sözlerime devam etmek istiyorum. Şimdi, değerli arkadaşlar, biz, uluslararası yatırımcılarla beraber büyüyen bir ülkeyiz ve uluslararası sermayeyle beraber büyüyen bir ülkeyiz. Biz, yaptığımız bütün işlemlerde hukuk içerisinde, kanun içerisinde kalmak kaydıyla uluslararası yatırımcının da işini kolaylaştırmak durumundayız ama bu, hukuk sınırları içerisinde kalmak ve kanun sınırları içerisinde kalmak kaydıyla. Bundan sonraki kanunda da yine söz alacağım Sayın Kaplan -sürem yetmediği için- o diğer konularla da alakalı, doğal gazla da alakalı anlatacağım. Şimdi, dün çıkan Orman Kanunu'nun o değişikliğiyle alakalı "TANAP Antlaşmasının bir ilgisi var mıdır?" diye sordunuz. "SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımlarıyla alakalı bu TANAP değişikliğinin bir ilgisi var mı?" diye sordunuz. Yanlış anlamadım değil mi? Şimdi, değerli arkadaşlar, Orman Kanunu'yla alakalı yapılan değişiklik herhangi bir turizm alanındaki 5 yıldızlı bir otel için yapılan değişiklik mesabesindedir. Konu nedir? Bir liman yapılacak, PETKİM firmasının tevzi yatırımını yapan STAR şirketidir ve onun sahibi de SOCAR'dır. Yani, TANAP'ın yüzde 70 hissesine sahip olan SOCAR şirketidir, yüzde 30 hissesine sahip olan BOTAŞ'tır. STAR rafinerisinde BOTAŞ'ın veya TPAO'nun herhangi bir hissesi bulunmamaktadır. PETKİM'in özelleştirilmesinden sonra, özellikle, bir kısım petrol ürünlerindeki sıkışıklığı gidermek ve yeni pazar açmak açısından 5,2 milyar dolarlık yatırım yapılmaktadır ve oradaki liman Orman Kanunu'yla alakalı bir değişikliği içermektedir. Orman Kanunu da şunu vazeder: "Orada yapılan yatırımın yüzde 50'si gelir olarak kaydedilir." der. Buradaki turizm yatırımları şimdiye kadar bundan istisna edilmiştir. Liman yatırımı turizm yatırımlarından daha az önemli değildir, tam tersi daha da önemlidir ve işin fizibilitesi ve konusu açısından da gereği buydu. Bizim de o şekilde bir düzenlememiz oldu. Arz ediyorum efendim. BAŞKAN - Teşekkür ederim. Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 1'inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TANAP DOĞAL GAZ İLETİM ANONİM ŞİRKETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TRANS ANADOLU DOĞAL GAZ BORU HATTI SİSTEMİNE İLİŞKİN |
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, TBMM rehberlik online kayıt sistemine başvurunun ardından, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.
Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.
'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.
