Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 5. Yasama Yılı
85. Birleşim 31/Mart /2011 Perşembe
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 86 sayfadır.

MADDE 2- 20/3/1991 tarihli ve 3705 sayılı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 2; Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'na olan sermaye iştiraki taahhüdü ve bu taahhüt çerçevesinde yapılacak ödemeler 345.150.000 Avro karşılığını geçemez.

Bakanlar Kurulu, gerektiğinde bu tutarı beş katına kadar artırmaya yetkilidir."

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3'üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- 20/3/1991 tarihli ve 3707 sayılı Asya Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti'nin Asya Kalkınma Bankası'na olan sermaye iştiraki taahhüdü ve bu taahhüt çerçevesinde yapılacak ödemeler 361.200.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) karşılığını geçemez.

Bakanlar Kurulu, gerektiğinde bu tutarı beş katına kadar artırmaya yetkilidir."

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4'üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5'inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler.. Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanun, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile Asya Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

"Kullanılan oy sayısı: 210

Kabul : 210(x)

Kâtip Üye Kâtip Üye

Yaşar Tüzün Gülşen Orhan

Bilecik Van"

Sayın milletvekilleri, böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Ülkemiz için hayırlar getirmesini diliyorum.

Sayın milletvekilleri, 6'ncı sırada yer alan, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.

6.- Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu (1/990) (S. Sayısı: 646) (xx)

BAŞKAN - Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon raporu 646 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu tasarı İç Tüzük'ün 91'nci maddesi kapsamında görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Tasarının tümü üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli'ye aittir.

Buyurun Sayın İçli. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

646 sıra sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nı görüşüyoruz değerli arkadaşlarım. Öncelikle geçmişi hakkında kısa bir bilgi vermek isterim.

62

Değerli arkadaşlarım, seçim kararı alındığı bir dönemde aslında yürürlükte bulunan 5149 sayılı Yasa'yı tamamen yürürlükten kaldırıp böyle bir yasayı getirmekte ne gibi bir amaç var? Şimdi, Türkiye olarak 25 Eylül 1986'da imzalanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 18 Ocak 1990 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren Sportif Karşılaşmalarda ve Özellikle Futbol Maçlarında Seyircilerin Şiddet Gösterileri ve Taşkınlıklarına Dair Avrupa Sözleşmesi Anayasa'mızın 90'ıncı maddesi hükmü gereğince uyulması gereken bir mevzuattır. Ayrıca yine, değerli arkadaşlarım, Avrupa Konseyi üyesi olmamız sebebiyle Avrupa Konseyinin bu konuda aldığı tavsiye kararları da bizim için bağlayıcıdır ve yine üyesi olduğumuz UEFA talimatları da bizim mevzuatımızın bir gereğidir, uyulması gereken bir gerekliliktir.

Değerli arkadaşlarım, 5149 sayılı, yine aynı adlı kanun 5/5/2005 tarihinde 5340 sayılı Kanun'la bir değişikliğe uğratılmış. Bu yetmemiş, bu Meclis döneminde 8 Şubat 2008 tarihinde 5728 sayılı Kanun'la yine bir değişikliğe uğramış. Değerli arkadaşlarım, bu yetmemiş ki seçim kararı alındığı bir dönemde bir kanunu tamamen çöpe atıyorsunuz, yeni bir kanun getiriyorsunuz ve çok ilginçtir, bu konuda, sporda şiddetin önlenmesiyle ilgili, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir Meclis araştırma komisyonu kurmuş. Bu araştırma komisyonunun raporunun tarihi de 10 Haziran 2005. Bunu bir tarafa bırakmışız, yine bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesiyle sporda şiddetin araştırılmasıyla ilgili bir Meclis araştırması komisyonu kurulmuş ve o komisyonun daha raporu Genel Kurulda okunmadan böyle bir kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna getiriyoruz.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 646 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, peki neden? Yani böyle kısa bir tarihçe sunduktan sonra peki neden diyorum.

Tabii, Sayın Başkan, Sayın Bakan da beni dinlerse, çünkü şimdi birtakım şeylerin tam can alıcı noktasını söyleyeceğim.

BAŞKAN - Arkadaşlar… Sayın Bakanım, sizin dinlemeniz için söylüyorlar da, onun için…

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Peki neden? Değerli arkadaşlarım, ben bunu komisyonda da söyledim. Bu kanun tasarısına aslında "Recep Tayyip Erdoğan'ı protesto etmenin bedeli" ya da "Recep Tayyip Erdoğan'ın gazabı yasası" demek lazım. Neden? Çünkü, Dünya Basketbol Şampiyonasında Ankara'da ve İstanbul'da ve daha sonra da Galatasaray'ın o Türk Telekom Arena Stadı'nda yapılan protesto gösterilerinden sonra böyle bir kanun tasarısının alelacele Türkiye Büyük Millet Meclisine getirildiği sadece benim değil, kamuoyunun büyük bir kesiminin inancı.

Şimdi, bu yasa tasarısıyla aslında Türk seyircisi terbiye edilmeye kalkılıyor, tek tip seyirci yapılmak isteniyor. Buraya, yasanın bütününe, genel maddelerine baktığınız zaman yasakların kural, özgürlüklerin istisna hâline getirildiğini görüyorsunuz. 12 Eylül askerî rejiminin dahi getirmeye cesaret edemediği birtakım düzenlemeleri değerli arkadaşlarım, burada net olarak görüyorsunuz. Tam bir kara mizahlık kanun tasarısı, birazdan bazı maddelerinin böyle altını çizerek okuyacağım size. Tabii, buradan da Türk halkına sesleniyorum, futbolseverlere, taraftarlara, bütün seyircilere başlarına nasıl bir olay gelebileceğini, nasıl yasakçı bir anlayışın bu kanun tasarısının içine yerleştirildiğini net olarak sizlere değerli arkadaşlarım söyleyeceğim. Yani bu topraklar, bu Anadolu toprakları Nasrettin Hocaları çıkartmış, Hacivat-Karagözleri, mizah anlamında yani birçok mizah ustasını -geçen yine söyledim- Aziz Nesinleri, bir sürü sanatçıyı çıkartmış. Bu yasa tasarısıyla, artık, mizah yapmak yani spor içerisinde bile mizah yapmak yasakçı bir anlayış.

Değerli arkadaşlarım, yaşı kırkların üzerinde, ellilerin üzerinde olan birçok vatandaşımız bilir, Devekuşu Kabare Tiyatrosu vardı, Zeki Alasya-Metin Akpınar; onların da hiç akıllardan gitmeyecek, hafızalardan silinmeyecek "Yasaklar" adlı da bir oyunu vardı, o 12 Eylül yasakçı rejimini müthiş bir mizah anlayışıyla oyun olarak sergilemişlerdi. İnanın, bu yasadaki maddeyi birazdan okuyacağım size yani o Devekuşu Kabare'nin sahnelediği "Yasaklar" oyunu, bunun yanında solda sıfır kalır. Eğer beni izliyorlarsa değerli sanatçılarımız, herhâlde onlara iyi de malzeme çıkacak. Yani bu, son ileri demokrasinin en çarpıcı örneğidir tam da seçime giderken ve çok ilginçtir, bu yasa tasarısı, daha yeni bitirdiğimiz, yargı hizmetlerinin hızlandırılmasıyla ilgili yasayla müthiş, taban tabana zıttır, akla ziyandır çünkü orada bazı mahkemelerdeki dava yükünü hafifletebilmek için bazı düzenlemeler getirdik. Artık, her maçtan sonra değerli arkadaşlarım, 30 bin, 40 bin kişiyi -birazdan açıklayacağım- ceza mahkemelerinde sanık olarak göreceksiniz ve bundan dolayı ceza mahkemelerinin iş yükü akılların almayacağı kadar artacak.

Şimdi, gelelim maddelerin eleştirisine.

Yasa başlığı: Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi. Değerli arkadaşlarım, Komisyonda da söyledim, düzensizlik ne demek? Sportif Karşılaştırmalarda Ve Özellikle Futbol Maçlarında Seyircilerin Şiddet Gösterileri ve Taşkınlıklarına Dair Avrupa Sözleşmesi, taraf olmuşuz, imzalamışız, 1990'da onaylamışız. Taşkınlık,

63

düzensizlik… Yani "düzensizlik" kavramı soyut bir kavramdır ve bu yasaya göre her tür düzensizliği siz farklı algılayabilirsiniz ve bu kanunun 1'inci maddesinde, "Amaç" başlıklı 1'inci maddesinde ve "Kapsam" başlıklı 2'nci maddesinde "düzensizlik" ifadesi yer almaktadır. Taraf olduğumuz sözleşmede bunun adı "taşkınlık"tır. Şiddet ve taşkınlık… Şimdi, siz taşkınlığı alır bir tarafa koyar, bunu düzensizlik olarak algılarsanız, bunu da kanun metnine koyarsanız bunun içinden çıkamazsınız. Bir kere bunu net olarak ifade edeyim.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa'mıza göre temel hak ve özgürlükler asıldır. Onların hangi hâllerde kısıtlanacağı Anayasa'mızda net olarak ifade edilmiştir. Bakın, Anayasa 12:

"Temel hak ve hürriyetlerin niteliği

Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." Bunu neden okuyorum? Bakın, Anayasa'nın 15'inci maddesi hangi hâllerde durdurulabileceğine dair, bir de 13'üncü maddesi hangi hâllerde sınırlanabileceğine dair Anayasa hükmü. Yani kanunla birtakım sınırlamalar getirdiğiniz zaman ölçülülük ilkesine uymak durumundasınız.

"Ya şimdi, sporda şiddetle Anayasa'nın 12, 13, 15'inci maddesinin ne alakası var?" diyeceksiniz. Şöyle alakası var: Bakın bu kanun tasarısının 5'inci maddesine:

(1) Spor müsabakalarına girecek her kişiye vatandaşlık, kimlik numarası, kimlik bilgileri verilmek suretiyle aynı bir kredi kartı gibi bir kart alma zorunluluğu getiriliyor. Bütün adresleri, nüfus bilgileri, T.C. vatandaşlık numarası. Bir maça gideceğiniz zaman o bileti ancak o kartla alabiliyorsunuz ve sizin hangi tribünün hangi koltuğunda oturduğunuzu tespit ediyorlar ve o stadyumda kameraların, teknik birtakım izleme ve kayıt alma cihazlarının da bu kanunun 5'inci maddesinde mutlaka zorunlu olması kuralı getiriliyor. Değerli arkadaşlarım, bakın, birazdan değişiklik önergesi verecekler. Polonya bunu yaşamış. Kişisel bilgiler ele geçirilmiş birtakım kötü niyetli kişiler tarafından. Aslında, bu uygulama bir fişleme, insanları fişliyorsunuz.

(2) Özel hayatın gizliliği kuralını, Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerde belirtilen özel hayatın gizliliğiyle ilgili kuralları ihlal ediyorsunuz. Bunun adı ne? "Sporda şiddeti, özellikle futbol müsabakalarında şiddeti önleme amacıyla." Şimdi, bu, biraz evvel ifade ettiğim Anayasa'mızın 12, 13, 15'inci maddeleri, maddeleri uzatabilirim… 59'uncu maddeye göre sporu teşvik etmeniz lazım, ilgiyi artırmanız lazım ama böyle düzenlemeler spor müsabakalarına gelecek kişileri caydırır; insanların özel hayatı kameralarla takip edilecek, maça gitmek için bütün kimlik bilgilerinizi içeren bir kart almak durumunda kalacaksınız, bunun adı da "Sporda şiddeti önleme." olacak. Sporda şiddete hepimiz karşıyız ama belki de tedaviye muhtaç bir avuç azınlığın çünkü elinde kasaturayla, bıçakla saldıran bir elin parmaklarını geçmeyecek kişilerin davranışı nedeniyle 20 bin, 40 bin, 50 bin kişiyi, bir maç için söylüyorum, tabii bütün, genel söylediğiniz zaman milyonları kapsayacak bir özgürlük kısıtlamasına gitmek kabul edilebilir bir olay değil. Biraz evvel, giriş bölümünde de belirttiğim üzere, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde bu yok. Bu tür sözleşmelerde tavsiye kararlarında, seyircilerin eğitilmesi konusunda üye ülkelere tavsiyelerde bulunuluyor. Yani "Siz gidin de şunu yapın, bunu yapın." demiyorlar.

Değerli arkadaşlarım, tasarının belki de en çok kara mizah konusu olacak maddesine geliyorum. Bu madde 14'üncü maddesi. Tabii milletvekili arkadaşlarımız terk ettiler ama inşallah bizi vatandaşlarımız izliyordur çünkü bu çok çok önemli. Bu maddeyi böyle, tane tane okuyacağım ve kara mizahı siz burada kendiniz de yorumlayın. "Hakaret içeren tezahürat" başlıklı 14'üncü maddesi: "Spor alanlarında veya çevresinde -yani bir stadyumda ya da dışında- taraftarların grup halinde veya münferiden belirli bir kişiyi hedef veya muhatap alıp almadığına bakılmaksızın -bir kişiyi hedef almıyorsunuz, ona bakmıyor- duyan veya gören kişiler tarafından hakaret olarak algılanacak tarzda…" "Duyan veya gören kişiler tarafından hakaret olarak algılanacak…" Allah Allah! Yani şimdi buraya noktayı koyuyorum. Benzetme, spor taraftarları arasında çok ince mizah vardır, eleştiri vardır, kızdırma vardır. Bu, hakaret değildir. Örneğin, Fenerbahçeliler, 6 Kasımı, Galatasaraylıları kızdırmak için 6-0 yaparlar. Bunu kimisi hakaret olarak algılar, kimisi mizah olarak algılar, kimisi eleştiri olarak algılar. Yani bazı maçlardan sonra -bakın, (3)'üncü fıkrasında çünkü bunu pankarta, yazıya dökerseniz cezası artırılıyor- kartalı kargaya benzetirler, aslanı kediye benzetirler, kanaryayı başka bir kuşa benzetirler.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu, bakın, öbür tarafın algılamasına bırakılıyor "…algılanacak tarzda aleni olarak söz ve davranışlarda bulunmaları halinde, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, şikayet şartı aranmaksızın, failler hakkında ceza kararı verilir." Ya, kardeşim, kimse şikâyetçi değil. Hakaret ve sövme suçları Türk Ceza Kanunu'na göre şikâyete bağlı suçlardandır, şikâyet ederseniz bir dava

64

konusu olur. Burada hakaret yok, burada sövme yok, burada bir tarafın algılaması, yani "Öyle algıladım." Yani böyle bir olay olabilir mi? Ya da maçlarda pankartlar açılıyor taraftarlar tarafından diğer taraftarları kızdırmak amacıyla. Şimdi, bu algılama. Geçtim onu. "Hakeme gözlük" değil mi, "hakeme gözlük" diye taraftarlar bağırıyor. Eskiden "Bir baba hindi." Şimdi, bu tür tezahüratlar… Yahut seyirciler bazen kendi takımlarını dahi protesto etmek için, kendi kulüp başkanlarını, yönetim kurullarını protesto etmek için arkalarını dönüyorlar, sırtlarını dönüyorlar. Şimdi, kulüp başkanı, bu arkasını dönme olayını hakaret olarak algıladığı zaman, siz şimdi tribündeki 40 bin kişiyi asliye ceza mahkemesinde sanık sıfatıyla mı yargılayacaksınız? Bu, kara mizah. Bunlar, mizah dergilerinde alay konusu olacak. Biraz evvel söylediğim Devekuşu Kabarenin "Yasaklar"ındakinin yasağından da garip bir kanun maddesi.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, adli para cezası… Adli para cezasını mahkemeler verir, idari para cezasını mülki amir verir. Adliyeleri yığacaksınız davalarla. Haydi, Fenerbahçe-Galatasaray maçı. Şişe attı bir taraftar. Ya taraftar attıysa onu tespit edersin. "Yuh!" dedi "Yuh!" Bakın "Yuh!" demek… Nitekim, Galatasaray Stadı'nda, Arena'da, taraftarlar Başbakanı ıslıkladı, ıslıklar. Şimdi, Sayın Başbakan bundan alınganlık gösterirse bakın "…hakaret olarak algılayan kişi…" Haydi ne olacak, oradaki bütün kişiler gitti. Basketbol maçında, dünya kupasında, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ıslıkladı taraftarlar. Ya ıslıklar, demokraside herkes her şeyi beğenmek durumunda değil; ıslıklarsın ama hakaret edemezsin, şişe atamazsın, bıçak… Şiddet midir bu? Kanunun adı: Sporda şiddet.

Şimdi bakın, bu (1)'inci fıkrasıydı değerli arkadaşlarım.

(3)'üncü fıkrası: "Birinci ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların yazılı pankart taşınması veya asılması ya da duvarlara yazı yazılması suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." Bakın, statta da değil bu, stadın çevresinde. Taraftarlar geliyor, Fenerbahçenin aleyhine bağırıyor, Galatasarayın aleyhine bağırıyor, Bursa'nın, Eskişehir'in. Ya karşı taraf "Bunu öyle algıladım…" Bunu televizyonlar da veriyor, sadece statta değil ki, gören veyahut duyan diyor. Canlı yayın var, kameraman, birisi gitti, muhabir orada röportaj yapıyor, arka taraftakiler de bağırıyorlar. E hakaret, hakaret olarak… Türk Ceza Kanunu'nda suç… Bakın, Anayasa'da da var, kanunlarda suç olarak tanımlanmayan bir şeyden dolayı kimseye ceza verilemez. Hakaret, sövme, takibi şikâyete bağlı olmaktan çıkarttınız. Niçin yaptınız bunu? İşte, o zaman vatandaşlar şu söylemde haklı: "Recep Tayyip Erdoğan'ın gazabı yasası." Seçime giderken böyle bir kanun getiriliyor.

Bir de mevcut, meri, yürürlükte olan, bu adla, bu isimle 2004'te yürürlüğe girmiş, 2005'te, 2008'de değişikliğe uğramış bir kanunumuz var. Yine, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi gereğince taraf olduğumuz uluslararası sözleşme var. Yine, üyesi olduğumuz Avrupa Konseyinin aldığı, bu konularda -şiddetle ilgili- tavsiye kararları var, uymak durumundayız. Bunlar yetmiyor, şimdi bunları getiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, insanın… Akla ziyan bunlar. Yani bunları aslında konuşmak da şey.

Sonra, masumiyet karinesi ihlal ediliyor. Soruşturmaya başlama aşamasında birisi şiddet kullandı; mahkeme kararı yok, oradaki kolluk gücü diyecek ki: "Kardeşim, sen bu maça giremezsin." "Nasıl giremem?", "Savcılık veyahut mahkeme tarafından yasak kaldırılmadığı sürece..." Kendi koyuyor yasağı, savcılığın ve mahkemenin kaldırması olayına bakılıyor.

Arkadaşlar, ne zamandan beri özgürlükler kolluk kuvvetleri tarafından yasaklanabiliyor? Anayasa'da, mahkeme kararıyla ancak insanlar özgürlüklerinden… Bu bir özgürlüktür, bir seyir özgürlüğüdür, kişisel bir özgürlüktür, temel bir haktır. Siz bir temel hakkı, kanuna koyduğunuz birtakım şeyle, kolluk kuvvetleri aracılığıyla yasaklamaya kalkıyorsunuz. Tabii, Türkiye'nin her tarafını MOBESE kamerayla izliyorsunuz.

Şimdi, bakın, enteresan şeyler var. Bakın, Sayın Başbakan üç "Y"den bahsetmişti, onunla mücadele edeceğini söylemişti: Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar. Geçtim, şimdi tansiyonu fazla germek istemiyorum. Yolsuzlukta ve yoksullukta Türkiye'nin nereye geldiği malum ama yasaklar konusunda da Türkiye'nin seçime giderken nereye gideceği de malum. Sadece taslak halindeki kitaplar, bilgisayardaki imhalar… Bakın, daha on beş gün içinde iki tane olay var. Artık yasaklar statlara giriyor. Yani keşke buraya bir madde koysaydınız, "Statlar dışında, tiyatrolarda, operalarda ve bale gösterilerinde topluluk hâlinde herhangi bir gösteri yapanlar aynı madde kapsamı içinde olur." deseydiniz Türkiye'de herkes tek tip olsaydı. Tek tiplik bazı olaylarda iyidir ama böyle olaylarda o ülkenin demokratik bir ülke olmadığının karinesidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak.

Buyurun.

65

MHP GRUBU ADINA ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 646 sıra sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Tasarı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bir yasayı yaparken yasa yapma mantığı içerisinde her şeyden önce o yasanın gerekçesinde yasanın kaynağını teşkil eden konuların analiz edilmesi gerekir bir mantık silsilesi içinde.

Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi eğer burada maksat ise dolayısıyla şiddetin kaynağını önce doğru teşhis koymak lazım. Buradan hareketle daha hemen kanunun isminden başlayarak ben mantığı eleştirmeye yöneleceğim çünkü sporda şiddet dediğinizde hemen şiddeti şiddetle bastırmak için şiddeti çağrıştıran bir isimle kanunu toplum önüne koyuyorsunuz. Oysaki şiddetin kaynağında, sebebi, hoşgörüsüzlükten kaynaklanmaktadır spordaki şiddet. Dolayısıyla biz bu kanunun daha ismini koyarken "hoşgörüsüzlüğün önlenmesi ve düzensizliğin önlenmesi" dememiz her şeyden önce toplumdaki fiilî birtakım veya sözlü birtakım hoşgörüsüzlüğü, düzensizliği çağrıştıracak olan insanlar üzerinde psikolojik olarak, onların hoşgörüsüz kimseler olarak toplum tarafından adlandırılacağından hareketle, onları psikolojik olarak bir kendi kendine otokontrolü ve eğitmeyi öngörmüş olurduk ve bunu biz Sporda Şiddeti Önleme Komisyonu olarak yaptığımız çalışmalarda da Meclisteki komisyonlarımızın ve bilhassa Hükûmetin dikkatini çekerek bu tasarının isminin değiştirilmesini önerdik ama heyhat ki "Dediğim dedik, çaldığım düdük." anlayışı içerisinde, "Yok kanun, yap kanun." felsefesi içerisinde hiç duyulmadı. Oysaki Komisyon bir mutabakat içerisinde, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin mutabakatı içerisinde bu önerilerini Hükûmete sundu, komisyonlara sundu, Adalet Komisyonuna sundu. Keşke burada bu Komisyon raporumuzun sunduğu öneriler, Hükûmet tarafından, bu komisyonlarda çoğunluk tarafından dikkate alınarak kabul edilmiş olsaydı.

Değerli milletvekilleri, sporda şiddet veya hoşgörüsüzlükte sadece tabii ki en büyük seyircisi futbolun olduğu için her zaman futbol akla geliyor. Oysaki analizci bir mantık içerisinde bu kanun ele alınmalıydı. Çünkü amatör spor kulüpleri çünkü bunun yanında bazı branşlar var ki -biletlerin ve müsabakaların- her müsabaka için biletlerin geçerli olması ve birtakım yapılan düzenlemelerle… Düşünün, basketbol ve voleybol maçlarına seyirciler bütün maçlar için gelirler ama her maç için eğer seyirciler tekrar dışarı çıkartılıp güvenlik açısından tekrar içeri alınırsa o zaman bu müsabakalara artık, seyirci gelmez olacaktır. Dolayısıyla, bu mantık içerisinde bu kanun yapılmamıştır.

Değerli milletvekilleri, eğer, biz, kanun yaparken bir mantık inşa etmek istiyorsak şiddetin kaynağını araştırırken bunun çok çeşitli fonksiyonlarının bu kaynağı beslediğini görürüz. Örneğin, biz, kısa, orta, uzun vadede birtakım tedbirler almalıyız. Kısa, orta, uzun vadede alınacak olan tedbirlerde elbette ki cezai birtakım yaptırımlar gelmeli ama bunun yanında tesislerin, bütün branşlardaki tesislerin, her şeyden önce sosyal psikoloji, toplum psikolojisi içerisinde değerlendirilerek tesislerin şiddeti önleyecek, meydana gelen olayları bastırabilecek veya taraftar, sporcu, bütün aktörler oraya geldiğinde, psikolojik olarak orada bir şov sanatına geldiğini ve huzur içerisinde orada o müsabakayı seyredebileceği rahatlık içerisinde o tesislerde o atmosferi, o havayı bulabilmeli.

Eğer siz, tesisleri birbirine tıkışık vaziyette ve daha ferah bir alan olmadan, seyirci daha girerken turnikelerde sıkışıklık içerisinde, daha spor alanlarına gelirken şehir trafiğinde seyirci maça yetişip yetişememe, müsabakaya yetişip yetişememe endişesi içerisinde bir dolgunluk içerisinde oraya geldiğinde, turnikedeki emniyet gücü veya özel güvenlik veya spor kulübü görevlileri tarafından karşılandığı atmosfer onları tahrik edici vaziyette, tesise girdiğinde kendi yerini bulmasında çekeceği bir güçlük onu psikolojik olarak ne yönde etkileyecektir?

Biz, bu konularla ilgili bütün Avrupa'daki yaptığımız gezilerde de gördük ki, tesisler yapılırken bütün bu psikolojik şartlar dahi düşünülerek tesisler ona uygun yapılmaktadır, güvenlik tedbirleri açısından ve bu psikolojik rahatlık açısından.

Biraz önce konuşan değerli milletvekili arkadaşımız, güvenlik kameraları açısından bazı konuları dile getirdi. Tabii ki bu bilgilerin çok sağlıklı bir şekilde kullanılması ve saklanırken dikkat edilmesi gerekiyor, özel hayat korunmalı. İspanya'da gittiğimiz gezide, güvenlik güçlerinin bize verdiği bilgiler doğrultusunda, seyircinin oturduğu koltukta göz rengine kadar tespit edebilme imkânlarına sahip olduklarını söylüyorlar. Böyle şeyler tabii ki güvenlik açısından önemli ama toplum huzuru açısından ve seyircinin güvenliği açısından, özel hayat açısından da çok daha önemlidir. Tesislerin bu kadar zenginleştirilmesini hemen bir anda temin etmek mümkün olmayabilir. Bunun yanında, spor kültürü ve spor bilinci açısından mantık inşası ve eğitim de çok önemlidir. Yani, siz, bütün aktörleri, sporun içindeki bütün aktörlerden bahsediyorum… Düşünün ki bir seyirci evinden çıkıp, spor alanına gelip, tekrar spor alanından evine döndürülünceye kadar kimlerle ve hangi psikolojik şartlarla karşılaşıyorsa, burada nelerden etkileniyorsa işte o etki ajanlarının her türlü…

Değerli arkadaşlar, eğer dinlemeyecekseniz…

66

Başkan, herhâlde çok önemli değil bu iş…

BAŞKAN - Buyurun, siz konuşun.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Oysaki sporun dünyadaki geldiği konum itibarıyla, direkt ve dolaylı olarak ekonomik etkileri açısından, büyüklük açısından dördüncü büyük sektör konumuna gelmiştir. Aynı zamanda uluslararası ilişkiler açısından, aynı zamanda toplumun psikolojisi açısından çok büyük insan kitlelerine hitap etmektedir.

Tabii ki bu tesislerin ve mantık inşasının aynı zamanda uluslararası kriterlere uygun olması gerekmektedir. Çünkü bugün ülkemizde birçok yabancı takım ve birçok uluslararası müsabaka alanında tesislerimiz açık olduğu gibi, bizler de dışarılara gitmekteyiz. Gerek dışarıdan gelen taraftarlar, kimseler, sporcular, spor insanları ülkemize geldiklerinde veya biz oralara gittiğimizde aynı kurallara tabi olacağız. Bu aynı kuralların inşası noktasında da bu kanunda birtakım eksiklikler görülmektedir. Sayın Başbakan bundan bir iki gün önce "Yargı benim işime karışmasın." diyor. Sayın Başbakan yargı benim işime karışmasın deyince tabii ki akan suların durması lazım. Türkiye'de fermanlar çıkacak ama diğer ülkelerde insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı kanunlar çıkacak. Dolayısıyla, bu, "Yargı benim işime karışmasın." diyen bir mantıkla hukukun üstünlüğünün ve aynı zamanda insan haklarına dayalı kanunların çıkmasının mümkün olmayacağını ben değerli milletvekilleriyle ve halkımla da paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, tekrar konuya dönersem, evden müsabakaya, müsabakadan tekrar evine dönmek isteyen bir taraftarın, maçı yönetmek için giden bir hakemin, müsabakayı gerçekleştirmek için müsabakaya giden bir sporcunun, takımını müsabakaya hazırlayan bir antrenörün, bütün orada görev yapan bir güvenlik gücünün, bütün bu aktörlerin hak ve ödevlerini çok sağlıklı bir şekilde yasalarla, yönetmeliklerle teminat altına almak gerekliliğine inanıyorum. Dolayısıyla, bu kanunun böyle alelacele gündeme getirilerek çıkartılmaya çalışılmasını ben uygun görmediğimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlar yeni mi?

Değerli milletvekilleri, aslında, geçenlerde düzenlediğim bir basın toplantısında "Başbakanlık yalan takip merkezi kurulmalı." dedim çünkü artık siyasetteki bu yalandan geçilmiyor, Başbakanın bir gün söylediği, bir gün söylediğini tutmuyor.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Ayıp oluyor ama!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Bakın, Galatasarayı ve taraftarını çok rencide eden bir olayla karşı karşıyayız. Telekom Arena Stadı'nın yapılışıyla ilgili birçok spekülasyon yapıldı, birçok hakaret yapıldı Galatasaray camiasına. Ben bu konuyla ilgili daha o gün, milletvekili sorumluluğu içerisinde, Hükûmete bir soru önergesi verdim. Galatasarayın TOKİ'ye devrettikleri ile Galatasarayın TOKİ'den aldıklarının neler olduklarını sordum ve halkımızla ve sizlerle paylaşıyorum: Telekom Arena Stadı 300 milyar liraya yapılmıştır ama bunun karşılığında Galatasaray, TOKİ'ye neler vermiştir? Devlet Bakanının bana verdiği cevabı aynen sizlerle paylaşıyorum: Ali Sami Yen Stadı'nın kullanım hakkını Galatasaray TOKİ'ye devretmiştir ve Galatasarayın TOKİ'ye Ali Sami Yen Stadı'nın kullanım hakkından… TOKİ, 475 milyar liraya Aşçıoğlu ortaklığına vermiş, 475 milyar artı gelir paylaşımı olarak paylaşmıştır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Milyar mı, milyon mu?

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Milyon. Artı gelir paylaşımı yani Ali Sami Yen Stadı'nın kullanım hakkını TOKİ'ye devretmiş, TOKİ, Ali Sami Yen Stadı'nı 475 milyon artı gelir paylaşımı olarak Aşcıoğlu'na vermiştir; bu bir.

İki: Galatasaray, yapılmış olan Telekom Arena Stadı'nın toplam o bölgedeki 260 dönüm civarında arsanın kullanım hakkına sahipti. Telekom Arena Stadı 120 dönüm üzerine yapılmıştır, o 120 dönümün dışındaki 230 dönüm civarındaki arsayı Galatasaray Kulübü kullanım hakkından vazgeçip TOKİ'ye devretmiştir yani 300 milyon liranın karşılığında 475 milyon lira, artı gelir paylaşımı, artı Telekom Arena Stadı'nın çevresinde 220 dönüm üzerinde arsanın kullanım hakkını TOKİ Galatasaraydan almıştır. Peki, şimdi soruyorum sizlere: Çevre yolları, metrolar… O metrodan yapılacak olan hastane de faydalanmaktadır, İstanbul halkı başka amaçlarla da faydalanmaktadır, sadece Galatasaray taraftarı faydalanmamaktadır. Çevre yollarından elbette ki Telekom Arena Stadı'na gelen taraftar faydalanmaktadır ama İstanbul'un başka bir sürü insanları da oradan faydalanmaktadır.

Ayrıca sordum, "Telekom Arena Stadı'nın çevresindeki bu 230-240 dönüm arsanın dışında da TOKİ'nin imara açtığı alanlar var mı oralarda?" diye. Evet, oralarda da imara açılmış ve değerlenmiş hazine arazileri vardır, bunlar da TOKİ'nin malıdır. Yani Galatasarayın o hakaret gören camiasının ve Kulübünün sırtından… Bugün vatandaşa parasıyla ev satarak… Eğer arsa fiyatları, arsa bedelleri, maliyetler, birtakım istisnalar, birtakım vergi harçları, birtakım şeyleri düşündüğünüzde ve kaliteyle eğer mukayese ettiğinizde yap-sat müteahhitlerinden daha pahalıya mal olan TOKİ evlerinin reklamlarıyla karşı karşıyayız. Böyle bir devlet mantığı, böyle bir devlet yönetimi olmaz! Vatandaşa parasıyla ev satıyor Başbakan, ondan sonra gidiyor açılış yapıyor. O zaman müteahhitler de yapmalı bu işi.

67

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, bu yasada muhalefet ettiğimiz birçok alan vardır. Bunlardan her şeyden önce, başta söylediğim gibi, kanunun daha ismi bir defa şiddeti çağrıştırmaktadır ve dolayısıyla bu, kanun mantığına ve toplumun sağlıklı bir şekilde yönlendirilmesine uygun bir isim değildir, bu ismin değiştirilmesini rica ediyoruz.

Ayrıca, "Tanımlar" maddesinde yer verilen kavramların, tanımların Anayasa Mahkemesi ve Danıştayın değerlendirme ve görüşleri çerçevesinde düzenlenmesi uygun olmalıdır. Müsabaka görevlileri "Tanımlar" başlıklı 3'üncü madde içerisinde tanımlanmalı, ayrıca anılan maddenin dördüncü fıkrasındaki "Merkezî spor güvenlik birimi" tanımı içerisine Jandarma Genel Komutanlığı kurumunun da eklenmesi gerekir çünkü her müsabaka mutlaka ki emniyet güçlerinin olduğu yerde olmuyor yani polis gücünün olduğu yerde olmuyor, jandarmanın olduğu bölgelerde de oluyor.

Ayrıca, tasarının "İl ve ilçe güvenlik kurullarının oluşturulması" 4'üncü maddesinde "farklı spor kulüplerine mensup" ibaresinden sonra gelmek üzere "taraftardan sorumlu kulüp yöneticileri belirlenmeli ve bütün güvenlik kurulu toplantılarına aynı kişiler katılmalıdır..." Eğer kulüpten herhangi bir yönetici görevi savmak, yerine getirmek için başka başka görevliler katılırsa bu toplantılara bu toplantılar verimli olamaz. Dolayısıyla, taraftardan sorumlu kulüp görevlisi tanımlanmalı ve bunların o güvenlik toplantılarına katılması temin edilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası nüfus cüzdanlarında yer almasına karşılık, yapılacak olan birtakım elektronik biletlerle ilgili yeni bir şey getirilecek. Bunun da uygulanması, hemen alana geçildiğinde, seyirciyi psikolojik olarak yanlış etkileyecektir.

Ayrıca, merak da ediyorum: Acaba Hükûmet yeni bir ekonomik alan mı açmak istiyor yandaşlara, kart basımlarıyla ve başka konularla ilgili?

Ayrıca, buradan şunu ifade etmek istiyorum ki Türkiye, birçok açıdan, özel güvenlik sistemi açısından yeni yeni büyük adımlar atmasına rağmen mantalite ve kalite olarak henüz daha bu kadar büyük toplumsal olaylara karşı özel güvenlik sistemimiz gelişmiş değildir. Hâlen polis gücümüz de belli oranlarda kullanılarak ama polis gücümüzdeki görev yapan memurlarımızın her türlü ekonomik, sosyal ve oradaki fiziki ihtiyaçlarının giderilebileceği şekilde onları konumlandırmak gerekir. Yani o gün izinli olması gerekirken gelip spor müsabakasında olan bir güvenlik mensubu memurumuzun oradaki psikolojisini ters etkileyecek… İnsani ihtiyaçlarını giderme fiziki şartlarından, ayrıca izninden fedakârlık yaptığı için onun ekonomik ihtiyacının da karşılığını bulması açısından bunların ihtiyaçlarının giderilmesini ben Komisyonumuzda da dile getirmiştim, burada da ısrarla dile getiriyorum ve güvenlik güçlerimizin hemen geri çekilmesinin, özel güvenlik gücü daha belli bir safhaya gelmeden sıkıntılar ve sakıncalar doğuracağı kanaatini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, biz her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki, kasıt ve hata farklı olgulardır, farklı fiillerdir ve spordaki birçok şiddet olayı hatayı kasıt olarak algılama veya sporun içindeki bazı aktörlerin kasıt yaptığı kanaatinden kaynaklanmaktadır. Düşünün ki bu yasada da hakemler, gözlemciler ve birtakım temsilciler 20'nci maddede "kamu görevlisi" olarak tanımlanmaktadır. Ama hangi fiillerde ve hangi fiillere muhatap olduklarında "kamu görevlisi" tanımlandığı açıklanmamıştır. Düşünün ki, bir sporcunun saha içerisinde hakeme yaptığı bir fiil eğer hakemi "kamu görevlisi" olarak tanımlatacaksa veya şiddet taraflısı bir taraftarın hakeme yaptığı "kamu görevlisi" olarak hakemi tanımlatacaksa, bu tanımlar açık değilse burada uygulamalarda çok büyük sıkıntılar ve sakıncalar meydana gelecektir.

Bir sporcuya gösterilen kartın itirazında veya yapılan herhangi bir davranışta hakemin "kamu görevlisi" olarak tanımlanması artık o sporcunun herhâlde hapishaneye gitmesine sebep olabilir. Dolayısıyla, bu tanımlar eksiktir Sayın Bakanım. Bunların daha düzenli hâle getirilmesi gerekmektedir ama aceleye gelmiştir.

Ben teşekkür ediyorum, hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uzunırmak.

AK PARTİ Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Tunçak, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET TUNÇAK (Bursa) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bizden önce konuşma yapan değerli muhalefet partisi sözcülerine olumlu eleştirileri için teşekkür ediyor, haksız eleştirilerine de kısa kısa cevaplar vereceğimi buradan ifade ediyorum.

Önce, konuşmanın başında kısaca bu kanuna neden ihtiyaç duyulduğunu, müteakiben, bu kanunun içeriğinde -yine kısa kısa- neler olduğunu ve eleştirilere cevaplarla konuşmamı bitireceğim.

68

Spor alanlarının gelişmesi, genişlemesi, sporla ilgili sorunların artmasına tabii ki sebep oldu ve teknoloji ve ulaşımın gelişmesi de sporun gelişmesine ve özel olarak düzenlenmesi gereken bazı kanunlara ihtiyaç doğurdu. Yani gelinen noktada şunu öngörmek lazım: Artık sporla ilgili ortaya çıkabilecek olan olaylar ya da hak kayıpları basit asayiş olayları değildir. Dolayısıyla, bu alan özel olarak düzenlenmelidir. Kaldı ki uluslararasında yapılan spor müsabakaları, uluslararası spor örgütlerinin aldığı kararlar, uluslararası düzenlemelerin ulusal düzenlemelere bir uyarlılığına ihtiyaç doğurmuştur. Bununla ilgili olarak da dünya çapında artık sporun temel sorunları belirlenmiştir. Bu sorunlarla ilgili az sonra ifade edeceğim bazı tedbirler, bazı anlaşmalar, bazı sözleşmeler imzalanmış.

Temel sorun olarak önce "şike ve teşvik primi" gibi, "ırkçılık" gibi "holiganizm" gibi, "hakem ve sporculara sözlü ve fiilî saldırılar" gibi, "statlarda düzenin sağlanamaması" gibi problemler ön plana çıkartılmış ve bu konularla alakalı gerekli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. 1986 yılında Strasbourg'da Türkiye, Avrupa Sözleşmesini imzaladı bu konuyla ilgili, 1990 yılında da kanunlaşarak yürürlüğe girdi. Ayrıca, Avrupa Konseyi Daimî Komisyon tavsiye kararları, UEFA ve FIFA'nın talimatları, stat standartlarını, bilet sistemlerini, kulüp-taraftar ilişkilerini, kulüp-polis ilişkilerini ve stat güvenliğini düzenleme talimatı verdi. Bunun üzerine, 5149 sayılı 2004 tarihinde bir yasa çıktı. 2004 tarihinde çıkan yasa, o zamandan bu zamana gelişen durumlar, 2005 yılında kurulan araştırma komisyonu raporu ve hâlihazırda Türkiye Büyük Millet Meclisimizde kurulan sporda şiddet ve düzensizliğin araştırılmasını ve sporun sorunlarının araştırılmasını içeren Araştırma Komisyonunun hâlihazırda hazırladığı rapor doğrultusunda yeni bir yasanın oluşturul-ması mecburiyeti hasıl olmuştur.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi, ayrıca, Anayasamız'ın 59'uncu maddesinin birinci fıkrasının Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bizlere de verdiği bir görevdir, bir yükümlülüktür. Bu yasanın önemli özelliklerinden bir tanesi -ki bence devrim mahiyetinde bir özelliktir- sadece bir tarafın düzenlediği bir yasa olmayıp taşın altına, belki de ilk defa, federasyonların, spor kulüplerinin, Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün, emniyetin, bakanlıkların hep birlikte elini sokmaları, bundan sonra sporda şiddet ve düzensizliğe karşı topyekûn bir karşı duruş gös-termeleridir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; özellikle yasanın içeriğinde bazı önemli değişiklikler var, bu değişiklikleri kısa kısa ifade etmeye çalışacağım. Daha önceki yasamızda, 5149 sayılı Yasa'da sadece müsabaka alanı değerlendirilirken, yasa içeriği olarak, hâlihazır yasa gerek müsabaka alanının içini, müsabaka alanının dışında oluşabilecek olayları ve hepimizin, özellikle sporun içerisinde olan herkesin çok iyi bildiği gibi taraftarların geliş-gidiş rotalarında oluşturabilecekleri olayları da artık içerik olarak düzenlemiştir yani kapsamı genişletilmiştir.

Çok önemli bir değişiklik yine bu yasada, bugüne kadar, bildiğiniz gibi, sporun kanseri diyoruz, şike ve teşvik primiyle ilgili bir suç düzenlemesi Türk Ceza Kanunu'nda da bulunmamaktaydı. Bu yasayla birlikte şike ve teşvik primi ciddi şekilde cezalandırılan, beş yıldan on iki yıla kadar -ki yarı oranında artırım ve eksilimleriyle beraber- ciddi bir suç olarak tanımlanmış ve bu yasanın içerisinde, kapsamın içerisinde öngörülmüştür.

Ayrıca, yine içerik olarak 5149 sayılı Yasa'da idari para cezası ağırlıkla düzenleniyordu. Bu yasa daha ciddi bir şekilde düzenlendiği için hapis ve adli para cezalarını öngörmektedir. "Taraftardan sorumlu kulüp temsilciliği" gibi önemli bir yeniliği ortaya koymuş, il ve ilçe spor güvenlik kurulları oluşturarak sporun, karşılaşmaların, müsabakaların oynanacağı illerde ve ilçelerde görevlilerin bu karşılaşmalardan önce gerekli tedbirleri alabilmesi için altyapıyı, zemini oluşturmuştur.

Yine, devrim niteliğinde bir hususu düzenlemiş, elektronik kart ve elektronik bilet uygulamasını ortaya koymuştur. Kamera ve teknik donanımlarla müsabaka alanlarının düzenlenmesini ve bu şekliyle daha medeni bir ortamda şiddetle ve düzensizlikle mücadelenin olabileceğinin altını çizmiştir. Yine, bu yasamızda görüntüler kaydedilecek, taraflara müsabaka sonrasında ulaştırılacaktır.

Özel güvenlik ve genel kolluk görevlendirmeleri düzenlenmiştir. Spor alanına yasak madde sokulması hâlinde uygulanacak hapis cezalarını belirlemiştir. Hakaret içeren tezahüratın şikâyete bağlı olmadan uygulanacak adli para cezasını düzenlemiştir.

Yine, önemli yeniliklerden biri, spor alanlarına usulsüz seyirci girişine verilen cezaları düzenlemiştir. Spor alanlarındaki eşyaları da -yine önemli bir değişiklik- kamu malı olarak bundan sonra kanun değerlendirmiş ve Türk Ceza Kanunu'nda değerlendirilen, kamu malına verilen zarara karşı oluşturulan müeyyideler öngörülmüştür.

69

Çok önemli bir değişiklik, bu çok kez konuşulmuştu, bundan önce de çok kez dillendirilmişti; kişi her türlü hakareti, her türlü şiddeti yapıyor, belki de bununla ilgili küçük bir ceza verip, hatta bazen de adli para cezası yerine idari para cezası olduğu için bunu da tam olarak ödemeyip yine o statlara geliyor. Bir hafta önce stada şişe fırlatan kişi, bir hafta sonra yine o statta oluyor. Bununla ilgili nasıl tedbir alacağız diye yoğun bir, kamuoyundan tepki vardı ve bu kanun özellikle bununla ilgili, "Seyirden yasaklama kararı" şekliyle yeni bir düzenleme ortaya koymuştur. Yani ceza alan, idari para cezası, adli para cezası ya da hapis cezası alan kişi bir yıl boyunca statlara, stadyumlara ya da spor alanlarına girmesi, müsabaka alanlarına girmesi engellenmiş ve bu, özellikle seyirden yasaklama kararı adli sicile işlenerek de kişi için önemli bir müeyyide hâline gelmiştir. Yani ben parayı veririm, hakareti yaparım yahut da herhangi bir, statta şiddeti oluştururum diyebilme hakkı artık ortadan kalkmıştır.

Şiddete neden olabilecek bazı açıklamalar duyuyoruz kamuoyunda. Uzun zamandan beri ciddi bir eleştiri konusudur. Özellikle bazı spor kulübü yöneticilerinin ya da federasyon yöneticilerinin belki de ya da bazı basın-yayın mensuplarının yaptığı eleştiri sınırlarını aşan, şiddeti yönlendiren, şiddeti öngören ve teşvik edecek neticedeki açıklamalardan dolayı artık idari para cezası ve üç ay seyirden men gibi bir ceza oluşturulmaktadır. İhtisas mahkemeleri olarak değerlendirilmiştir hâlihazır kanunumuzda. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun belirleyeceği asliye ceza ya da ağır ceza mahkemeleri sporda şiddetle ilgili, hâlihazır kanunla ilgili cezaların değerlendirilmesini ihtisas mahkemesi olarak yapacaklardır.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; fazla uzatmadan bir iki eleştiriye de cevap vererek sözlerimi bitireceğim. Şimdi, özellikle, CHP Milletvekilimiz konuşmasında ifade ettiler -ki tasarıyla ilgili belki de çok ciddi bir yarayı açtıkları kanaatindeyim- yani fevkalade önemli, devrim niteliğinde, bundan sonraki süreçte sporu, Türkiye'deki sporu belki de düzenleyecek belli bir standardı oluşturacak yasanın karşısında, bu yasayı fevkalade haksız ve niteliksiz bir şekilde eleştirmesinden kaynaklı bazı eleştirilerine cevap vermek istiyorum. Bir tanesi, maalesef, Komisyon toplantılarında uzun uzun açıklanmış, kendileri de kabul etmiş olmalarına rağmen, yine her zaman ki gibi karakolda doğru söyleyip burada yine şaşmışlar. Bu yasayı yine siyasallaştırıp, maalesef, bizim ortak spor hassasiyetimize en sert tepkiyi ortaya koymuşlardır.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Mehmet, Komisyonun raporu burada, hangisine uydunuz buradan?

MEHMET TUNÇAK (Devamla) - Ali Ağabey, ben sana cevap vermiyorum. Ali Ağabey, senin muhalefetine, eleştirilerine az sonra cevap vereceğim. Sen üstüne fazla alınıyorsun, orada biraz sıkıntı oldu galiba.

BAŞKAN - Sayın Tunçak, Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET TUNÇAK (Devamla) - Şimdi, elektronik kartla ilgili olarak, özellikle çok üzüldüğümüz bir açıklama yapıldı burada. Elektronik kart ve elektronik biletle ilgili, kameralarla ve teknolojik gelişimle ilgili, özellikle Avrupa'nın önemli spor ülkelerinin, hatta dünyanın çok önemli spor ülkelerinin kullandığı tüm elektronik sistemler, elektronik kart, elektronik bilet, kamerayla takip sistemi aynı şekilde Türkiye'de de uygulansın diyoruz. Kötü mü ediyoruz? Bununla alakalı yapılan iş, bilime, teknolojiye uygun bir iş yanlış olarak burada nasıl değerlendirilir, nasıl fişleme olarak adlandırılır? Yani akla, hayale gelmedik bir şekilde, insanların da, belki dinleyen değerli vatandaşlarımızın da fevkalade haksız şekilde aklını karıştıracak ifadeleri burada üzüntüyle dinledim doğrusu. Bir tanesi "Ayrıca 14'üncü madde." dediler, hakaretle ilgili bazı eleştirileri ortaya koydular. Kanunumuzun 14'üncü maddesinde sanki mizaha ya da eleştiriye karşı bir düzenleme var da buna karşı bir duruş ortaya konmuş gibi, tamamen yanlış yönlendirilen şekilde yapılan bir konuşma oldu az önce CHP Grubu tarafından. Bundan üzüntü duyduğumu söylemek istiyorum. Yani hakaret hakarettir. Hakaretin ne olduğunun, hakaret ve sövmenin suç olduğunun, Türk Ceza Kanunu'nda tanımlandığının, hukukçu olmaya da gerek yok, tüm arkadaşların bildiğine eminim. Bununla ilgili, hakaretle alakalı bir düzenleme yapıldı da bundan neden rahatsız olunuyor? Hakaretten çok mu memnun olunuyor? Bu hakaretin, statlarda, stadyumlarda, spor karşılaşmalarında hakaret edilmesinin önüne geçilmesinden neden rahatsız olunuyor? Bunun için bir mücadeleyi beraber ortaya koymamız gerekirken, sırf eleştiri olsun diye, burada, neden yanlış yönlendirilip basit basit örnekler verilerek, hakaretle uzaktan yakından alakası olmayan örnekler verilerek insanlarımızın aklı karıştırılıp bu doğru ve gerekli yasanın altı boşaltılmaya çalışılıyor?

"Özgürlük" dendi, "Özgürlük alanları kısıtlanıyor." dendi. Burada hangi özgürlükten bahsediyoruz? İşte, az önce ifade edilen özgürlükten değil, yani hakaret etme özgürlüğünden değil, kırma, dökme, vurma özgürlüğünden değil. Biz, oraya, statlara, spor alanlarına rahat şekilde gelip spor karşılaşmalarını seyredebilme özgürlüğünden bahsediyoruz. Biz bu özgürlüğün altını çiziyoruz. Az önce yapılan ifadeler, inanıyorum ki Türkiye'deki 4-5 bin tane holiganı çok memnun etmiştir. Sanıyorum ki o 4-5 bin tane holigan özellikle CHP

70

Sözcüsü Arkadaşımın söylediklerinden fevkalade memnun olmuş, kendisini de içlerine katmak için büyük bir heyecanla beklemektedir. Ama inanın ki Türkiye'de yaşayan milyonlarca insan aileleriyle düzgün şekilde gidip, bir İspanya'daki gibi, bir İngiltere'deki gibi spor karşılaşmasını izleyebilme özgürlüğünü aramaktadır. Bu yasa bunun arayışındadır, bunun mücadelesindedir. İsterdik ki laf olsun torba olsun diye yapılan, hatta hatta hukukla da fazla alakası olmayan eleştiriler biraz daha ciddi şekilde yapılabilseydi.

Son cümleyle bitireceğim. Gerek Ali Bey gerekse CHP Sözcümüz bir hususu ifade ettiler.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sen konuşmanı yap, cevap verme, Bakan Bey versin cevabını.

MEHMET TUNÇAK (Devamla) - Ben kendi cevabımı veriyorum.

TOKİ tarafından yapılan statla alakalı olarak vicdanı olan tüm sporseverler gerek TOKİ'yi gerekse bu stadın yapımında her türlü problemi anbean takip edip, çözmek için gerekli talimatları vererek bilfiil stadın yapımında taraf olan Sayın Başbakanımıza müteşekkirdir. Bu konuyla alakalı herhangi bir altyapısı olmayan eleştiriler burada söylendi, bu fevkalade haksızdır, vicdanlarda da mahkûm edilmektedir. Bu açıklamalar aslında hani o statta bir provokasyon oldu ve birçok sporseveri de vicdanen rahatsız etti ya, işte o provokasyonların da adresini göstermektedir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu kanun ile Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak sporda şiddete ve düzensizliğe karşı net bir duruş göstermekteyiz. Toplam rakamı 4-5 bini geçmeyen, 4-5 bin olarak değerlendirilen holiganın, yanına bazı kişileri de alarak sporumuzu teslim almasına hep beraber karşı çıkıyoruz ve bu süreç içerisinde çok daha medeni, çok daha kaliteli bir sporun yapılacağı, sporun en güzel şekilde izleneceği, medeni bir şekilde ailelerimizle sporun izlenebileceği bir ortama süreç içerisinde belki de alışılacak olmasından dolayı memnuniyet duyuyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu yasanın hep birlikte arkasında olduğumuz inancıyla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Şahsı adına Mehmet Sevigen, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; gecenin bu saatinde çok hayırlı bir iş yapıyoruz. Spor bizim, hepimizin ortak ilgilendiği konulardan, gerçi sporu bilmeyen kimse yok. Ben Sayın Bakanı çok severim. Faruk Ağabey "Öyle başladığı zaman…"

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Arkasından?

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - "…arkasından geliyor." diyor.

Ama bugün, gerçekten, burada bulunan bütün milletvekilleri bu saatte bulunuyorlarsa muhakkak sporun içinden geliyorlar, ilgileniyorlar. Spor çok önemli bir ortak dil, dünyada da, Avrupa'da da, Türkiye'de de, her tarafta, evimizde bile, yürüyüşünden tutun da atletizmine kadar. "Spor yapan insanlardan pek zarar gelmez." derler hep, idarecilik yapan insanlardan da zarar gelmez, bunlar, böyle, ortak duygularımız yani bizi insan yapan, insanı insan yapan ögelerden bir tanesi. Bu bakımdan, biz burada ne konuşursak konuşalım önünde sonunda anlaşacağımızı ümit ediyorum bu konularla ilgili.

Yıllardır biz -sporda şiddetten çektiğimiz çok yaralar var, üzüntüler var- çok ciddi rahatsızlıklar duyuyoruz sporda yapılan bu şiddetle ilgili. Bu dönem, işte, Bursa-Diyarbakır maçını hatırlarsınız, o olaylar olduktan sonra Türkiye bu konunun üzerine… Ondan önce de olaylar oldu ama en son bardağı taşıran konu bu olunca Meclisteki arkadaşlarım, ben de, diğer arkadaşlarımla beraber ciddi bir komisyon kurduk. Bu komisyon hem ana muhalefet partisinden hem iktidar partisinden hem de diğer muhalefet partili üyelerden herkesi kucaklayan ama bu konuda gerçekten uzman -hocasından hakemine kadar, profesyonel futbolcusundan yöneticisine kadar- bu işi bilen insanlardan kurulu bir komisyondu, çok ciddi bir çalışma da yaptı arkadaşlarım. Burada bulunan arkadaşlarıma gerçekten teşekkür ediyorum. İnanın Sayın Bakanım, çok ciddi bir çalışma yaptık fakat bu çalışmayı nedense, sonuçlarını çok beklemeden, ne çıkacak ne getirecek bu insanlar…

Biz Avrupa'ya gittik biliyorsunuz, İspanya'ya gittik, İngiltere'ye gittik, oradaki statları inceledik. Bazı arkadaşlarımız her ne kadar "Devlet parasıyla gidiyorsunuz." deseler bile biz masrafların bir kısmını kendi cebimizden harcadık. Öyle değil mi Mevlüt Ağabey? Sen bunu söyledin ama neyse, sonra vazgeçtin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Asla! Asla!

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Tabii, bunlar espri, söylemedi tabii öyle bir şey. Espri bir tarafa yani Mecliste şiddet olmasın, sporda şiddeti konuşuyoruz, Mecliste şiddet yapmayalım.

Bu bakımdan, Sayın Bakanım, biraz bekletebilseydik, gerçekten biz ciddi bir dosya hazırlıyoruz, biz ciddi çalışma yapıyoruz, biz burada milletvekilleriyiz ve emek veriyoruz gece gündüz. Bizim kadar, kısa dönemde

71

çalışan ben bir komisyon daha görmedim; ben çocuk komisyonunda da bulundum, diğer komisyonlarda da bulundum ama bu spor komisyonunda görev yapan arkadaşlarımla günde dört toplantı, sekiz saat, dokuz saat, on saat çalıştığımız günler oldu.

SUAT KILIÇ (Samsun) - Başarılı da bir iş çıktı ortaya.

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Çok, çıktı ama maalesef Adalet Komisyonundaki arkadaşlarım sanki yangından mal kaçırır gibi, oldubittiye getirerek, bu şiddetvari olaylar oldu, Başbakanı Galatasaray maçında yuhaladılar diye hemen bunu apar topar getirelim…

SUAT KILIÇ (Samsun) - Onunla hiç alakası yok Mehmet Bey, yahu. O olmadı şimdi!

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Şimdi olmadı, bak Suat'çığım, olmadı. Neden olmadı biliyor musunuz? Bu bizim ortak amacımız, bir ortak değerimiz. Biz bir çalışma yaptık arkadaşlar, bir çalışmayı bekleyin, bir hafta sonra gelsin, bir ay sonra gelsin, ne fark eder? Zaten Komisyon, raporunu bitirdi, Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu arkadaşlar. Bu emek veren arkadaşların... Biz, mesela, üç bölümde beş bileşenden, on iki hedeften elli bir öneri getirdik. Yani bu önerilerimizi doğru dürüst -bir kısmını alt komisyona arkadaşlarımız gönderdi, dinlediler ama- kimse dinlemedi.

Mesela sırf Galatasaraylı arkadaşlarıma, yöneticilerime yapılan hakaretleri ben bir tarafa bırakıyorum, onlar orada kaldılar diye düşünüyorum. Koskoca Galatasaray açılışında Sayın Başbakan geliyor, bakanlar geliyor, TOKİ Başkanımız alıyor eline mikrofonu, ağzına gelen bütün hakaretleri yapıyor; böyle bir uygulama olur mu? Hiçbir arkadaşım da TOKİ Başkanına "Arkadaş, senin haddin değil, senin hakkın da değil. Sen nasıl böyle bir spor salonunun açılışında…" Dünyanın gözü orada, televizyonda izleyen milyonlarca insanlar var, yüze yakın televizyon Avrupa'da, dünyada bunu naklen veriyor; Başbakanımız orada, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı -bana göre de çok önemli, bu tarafını bir tarafa bırakıyorum- bakanlar Başbakanın arkasında resim vermek için sıraya giriyorlar, oradaki taraftar derneklerinin hiçbirisinin haberi yok; burayı sanki kendilerinin babasının cebinden, çiftliğinden yapmışlar gibi -Ali Bey biraz önce anlattı- aldıkları paranın 2 katı karşılığında elde ederek TOKİ'nin yaptığı -böyle, sanki hayrına yapıyorlar, sanki onlara bir lütufmuş gibi- Galatasarayın kendi evinde Galatasaray yöneticilerini yerden yere vuran bir konuşma yaptılar. Ne Federasyon Başkanım -çok seviyorum ama- ne Sayın Bakanımdan ne diğerlerinden… TOKİ Başkanının haddi değil bu. Burası sporla ilgili bir konu. Burada sporcu arkadaşlarım var, örnek olacak insanlar var. Yani Başbakanın yuhalanması benim kanıma dokundu sevgili arkadaşlarım, gerçekten söylüyorum, sizi üzdü mü bilmiyorum, üzüldünüz mü bilmiyorum. O sayın bakanlar onun arkasında duracağına etrafını çevirselerdi, o taraftarların arasına girseydi, orasını bir şölene çevirseydik, bütün dünyaya örnek olsaydık olmuyor muydu? Biz İspanya'da sorduk, "Krala yapılan kötü tezahüratlarda ceza var mı?" dedik, "Hayır." dediler. Krala karşı yapılan tezahüratlarda ceza yok, arkanı da dönersin, elle de alkışlarsın, protesto da edersin, boşaltırsın da. Bunları bu kadar büyüterek, oldubittiye getirerek…

Yasayla ilgili eksiklikler olabilir, el ele vereceğiz, belki de biraz sonra buradan ortak bir yasa çıkaracağız ama şunu bilmenizi istiyorum Sayın Bakanım, Türkiye'de şiddeti, genelde biraz da bizler yapıyoruz, yöneticiler olarak. Bir hakem vardı hatırlarsınız, gay hakem, Halil İbrahim, çocuk hastalık diye, bir sayın bakan bu çocuğun üzerine geldi. Yıllarca hakemlik yapmış, askere gidip geldikten sonra hastalıktan dolayı, gay hakemi askerlikten aldık. Trabzon'da o çocuğu teşhir ettik, bütün dünyaya duyurduk, ne Federasyon Başkanımız sahip çıktınız o çocuğa, gay hakeme, Halil İbrahim'e, ne Sayın Bakanlık sahip çıktı, ortada bırakıyoruz. Yani biz bir aileyiz, spor bir camia, spor ortak bir aile.

Adnan Polat'ın size orada yakın davranmasından sonra Galatasaray seyircisi Adnan Polat'ı gömdü. Yani Adnan Polat'ın vebali o sahanın açılışını organize eden… Sayın Bakanım biraz da sizde var yani Adnan Polat'a sahip çıksaydınız… Bakın Galatasaraya, Adnan Polat, Hükûmeti, siyaseti karıştırdığınız için, spora siyaseti karıştırdığınız için… Sanki orası Adalet ve Kalkınma Partisinin açılış kampanyası gibi, "Yeni bir yer açıyoruz, TOKİ'nin evlerini dağıtıyoruz." öyle bir kampanyaya soktuğunuz için Adnan Polat geldi size destek çıktı. Garip ne yapsın korkudan, işi var gücü var Hükûmetle, eğer orada destek çıkmadığı zaman büyük baskı olacak, yarın mahkemeler gidecek, vergiler gidecek, otelleri incelenecek, elektrik santralleri incelenecek. Başbakana karşı çıktı ama siz…

MEHMET TUNÇAK (Bursa) - Sporda şiddeti dağıtıyorsun.

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - E, şiddet bu değil mi Mehmet?

MEHMET TUNÇAK (Bursa) - Değil ağabey.

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Nedir bu şiddet? Orada Başbakana yapılan olay şiddet değil miydi, sen öyle görmedin mi, onun için bu yasa gelmedi mi?

MEHMET TUNÇAK (Bursa) - Onun için gelmedi.

72

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Bak, onun için… Bu oldubittiye geldi. Eğer bizim yaptığımız, Komisyonda bizim yaptığımız önerileri buraya cidden alsaydık, biraz önce arkadaşlarımın eleştirisi olmayacaktı, onu anlatmaya çalışıyorum, ortak çıkaracaktık. Yine de destekliyoruz, bu konuda çok fazla… Eleştirilerimizi yapacağız, eksikliklerimizi koyacağız, getireceğiz. Burada spor adamlarının, yöneticilerin, gazetecilerin, o manşetlerin tabii ki, hepsinin burada şiddette bu kadar büyük suçu var, bu kadar sebebi var. Bir yönetici çıkıyor, dilediği gibi demeç veriyor. O gazeteci, yönetici arkadaşlarım, televizyonda yorum yapan gazeteciler çıkıyorlar, diledikleri gibi yorumlar yapıyorlar, insanlara saldırıyorlar. O Arda'ya yapılanları affetmek mümkün mü? Yani bu bakımdan…

Benim burada en çok üzüldüğüm konu, bu kadar emek verdik, Parlamentonun son dönemlerinde -belki de büyük bir kısmımız gidip gelmemek, gelip görmemek var aramızda da, insanlık hâli, her türünü yaşıyoruz ama- ciddi bir hizmet ettik, ciddi bir çalışma yaptık. Bu çalışmanın, ben inanıyordum ki eğer fırsat tanısalardı, çok aceleye getirmeselerdi -yani Adalet Komisyonundaki bu konuları bilen arkadaşlarım demek ki spor komisyonundaki arkadaşlarımdan daha etkili olarak bu işleri yapıyorlar- eğer bunları getirebilselerdi, bunlarla bir çalışma içerisine girebilselerdi, biz, buradaki tartışmayı yapmadan, Komisyondan gelen bütün çalışmaları ortak yönlendirerek hep beraber çıkartırız ve çok ciddi bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Gittiğimiz, geldiğimiz yerlerde, en azından, İspanya'da ve İngiltere'de bulunan arkadaşlarım gerçekten çok önemli bir çalışma yaptı. 50 bin kişilik statların, 45 bin kişilik statların nasıl dört dakikada boşaltıldığını örnek olarak anlatırdık çağırsalardı bizleri. Kaç kapıdan giriyorsunuz, kaç kapıdan çıkıyorsunuz? Nasıl uygulamalar yapılıyor? Biletlerle ilgili, sıralamayla ilgili, trafikle ilgili nasıl çözümler üretiliyor? Ne kadar güzel hizmet verirseniz, seyirci size… Statların fizikî şartlarından dolayı, yapılarından dolayı ne kadar hizmet verebilirseniz, ne kadar seyircinin gelip rahat edebileceği, rahat izleyebileceği mekânlar hazırlarsanız… Seyirciler stadyumları ve o yörede oynanan maçları bir tiyatro arenası gibi görüyor, bir tiyatro seyreder gibi gelip seyrediyor, coşkuyla da, ilgiyle de seyrediyor ama biz bunları Komisyona aktarma şansını elde edemedik. Benim buradaki en büyük eleştirim, bu emek veren milletvekili arkadaşlarımın emeği boşa gitmemiştir, kendilerini hiç üzmesinler, o bakımdan, önümüzdeki dönemlerde yine bunun düzeltilmesini sağlarız diye düşünüyorum.

Emek veren, çaba sarf eden, o Komisyonda görev yapan bütün arkadaşlara teşekkür ediyor, bu raporun hem ülkemize hem de spor camiasına hayırlı olmasını diliyor, beni dinlediğiniz için bu geç saatte, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Hayırlı uğurlu olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Komisyon adına Sayın Hakkı Köylü, buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; çok fazla konuşmak istemiyorum, bir iki konuya kısaca açıklık getirmek istiyorum. Bu tasarının, Sayın Başbakana karşı, bir futbol maçı öncesi stadyumun açılışında yapılan olumsuz hareketi takiben apar topar Meclise geldiği ve Başbakana yapılan o protestonun, başka bir deyişle maçlarda protesto olarak kabul edilebilecek normal olayların da cezalandırılması amacıyla böyle bir tasarı düzenlendiği gündeme getirildi. Aynı şekilde, bu düşünce Komisyonda da değerli arkadaşlarımız tarafından gene öne sürüldü.

Birincisi: Sayın Başbakanın bu stadyumun açılışında bulunduğu tarihin -ocak ayı içinde, yanılmıyorum- gününü tam bilemiyorum ama ocak ayında olduğunu biliyorum. Bu tasarının tarihine bakıyoruz, 27/12/2010 tarihinde Meclise gelmiş.

Esasında tasarının hazırlığı çok uzun bir zaman almıştı, altı ay, bir yıl önceden beri hazırlanıyordu ama aralık ayının sonlarına doğru Meclise geldi, Sayın Başbakanla ilgili olan olaysa ocak ayında oldu. Yani Sayın Başbakana, on beş gün sonra, yirmi gün sonra maça gittiğinde veya stadyuma gittiğinde bir protesto olursa her ihtimale karşı şimdiden tedbir alalım düşüncesiyle böyle bir tasarı Meclise sevk edilmedi, böyle bir şey yok.

İkincisi: Bir şey daha söylüyorum. Burada…

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Komisyonda ne zaman görüşüldü Başkan? Komisyonda görüşülme tarihi?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - Komisyondaki görüşme tarihimiz… Komisyona geldiği zaman sırayla görüşülür.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - O tarihi de verin ama, ne zaman olduğunu.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - O tarih önemli değil, Meclise geldiği tarih önemlidir. Bu tasarı komisyonda görüşülecektir ama bugün ama yarın ama üç gün sonra.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Komisyonda görüşüldüğü tarih?

73

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - İkincisi: Bakın, stadyumlarda yapılan protestolar bu kanunla cezalandırılmıyor. Kanunun cezalandırdığı hususlar kişilerin kişilik haklarına saldırı, kişilere karşı doğrudan yapılan hakaretler veya şiddetin dışında, burada bahsettiğimiz hakaret içeren tezahüratlar, ona takıldı arkadaşlarımız. Hakaret içeren tezahürattan maksat şudur: Bir tezahürat yapılıyor, ulu orta yapılıyor, belli bir kişiye karşı da olabilir, belli bir kişi hedeflenmemiş de olabilir ama bir insan bunu duyduğu zaman bunun bir hakaret olduğunu düşünüyorsa, hakaret olarak algılıyorsa bu takdirde, bu kanuna göre çok da cüzi bir cezası var, bildiğimiz kanunlardaki hakaretin cezası gibi değil. Eğer bir kişiye hakaret ediliyorsa, o takdirde, onun cezası zaten Ceza Kanunu'nda var, oradan ceza alır.

Tasarı, esasında daha önceki kanunun uygulanmaması ve iyi uygulanmaması sebebiyle gündeme gelmiştir. Eğer gerçekten daha önceki kanun iyi uygulanabilseydi bu tasarı gündeme gelmeyecekti. Ama bu arada bazı değişiklikler olmuştur, dünyadaki örnekleri izlenmiştir, hatta Meclisimizde, spordaki şiddetin, düzensizliğin ve sporun sorunlarının araştırılmasına yönelik bir de komisyon kurulmuştur. Bu Komisyonun görüşleri de bizim için önemlidir, o Komisyonun görüşlerinden de istifade ettik, Komisyona geldi arkadaşlarımız ve bunları birlikte değerlendirdiğimizde, bugün şu karşımızda bulunan tasarı ortaya çıkmıştır. Bundan sonra, sporda şiddetin çok önemli ölçüde önleneceğini düşünüyorum, tamamen bitirmemiz belki mümkün değil ama gerçekten, çok önemli ölçüde önleneceğini düşünüyorum.

Tasarının hayırlı olmasını diliyorum. Teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köylü.

Şahsı adına Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

İnsanlar eğlence için, stres atmak için zaman zaman sinemaya gider, tiyatroya gider, maça gider ve bu yasayla ilgili de, maçlara gitmenin sonucunda birtakım şiddet olaylarının meydana gelmesiyle ve bu olayların engellenmesiyle ilgili bir düzenleme getiriyor. Tabii, bu yasayı konuşurken spordaki birtakım sıkıntıları da dile getirmek gerektiğini ben düşünüyorum.

İnsanlar zaman zaman maçlara gittiğinde zevk alarak dönerler, eğlenerek dönerler ama bazen de eğlenme yerine büyük bir stres içinde döndüklerine de şahit oluyoruz. Dünya Kupası maçlarını hep beraber seyrettik, izledik burada, zaman zaman muhalefet ve iktidar kulislerinde hep beraberce izledik. Oradaki maçlarda, arkadaşlar, ne kadar güzel bir maç heyecanı vardı. O insanların nasıl mutlulukla, heyecanla tezahüratlara katıldıklarına, "vuvuzela" denen yerel çalgılarıyla beraber eğlendiklerine, stadı âdeta bir festival havasına dönüştürdüklerine hep beraber şahit olduk ve gerçekten de, değerli arkadaşlar, ben bundan çok keyif aldım, gıptayla baktım o insanlara. Acaba, bizim ülkemizde biz bu şekilde bir maç seyredemez miyiz, yani işte "A takımının taraftarı, B takımının taraftarı bir arada bu maçı seyredemez miyiz?" diye hep zaman zaman aklımdan geçmiştir. Tabii, oralarda bu mağlubiyet ve galibiyet kültürünün biraz daha ileri düzeyde olduğunu düşünüyorum. Bizde de zaman zaman bu kültürün daha çok gelişeceğini ve bir gün belki aynı düşüncede, festival içinde maçları seyredebileceğimizi ben düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bizim, şimdi, maçlarda şiddete vesile olan olayları da bir değerlendirmemiz lazım. Yani, biz şu anda, spordaki şiddetin önlenmesiyle, düzenlenmesiyle ilgili bir konuyu görüşüyoruz. Evet, stattaki düzensizliği konuştuğumuz zaman stadın dışındaki düzensizliği de, o masa başı oyunlarını da görüşmemiz, konuşmamız lazım arkadaşlar. Bu şiddet niye oluyor, nasıl gelişiyor? Acaba bu şiddetin oluşmasında -aslında bunu derken, şiddeti yapanların yanında değiliz, onu söyleyeyim- bir tahrik unsuru var mı yok mu arkadaşlar? Buna da bakmak lazım, bunu da değerlendirmemiz lazım. Bir hakem, bir maçın kaderini etkileyebiliyor arkadaşlar. Karşımızda hakem arkadaşımız da var, bakıyor. Haklı, elbette ki insandır, hata yapabilir arkadaşlar ama bariz, duyuyoruz: "Bu sene şu takım şampiyon olacak, sen ağzınla kuş tutsan şampiyon olamazsın."

Değerli arkadaşlar, ben, bir milletvekili olarak sahanın kenarında masayı kurup basın toplantısı yapan bir milletvekiliyim. İllallah dedik hakem hatalarından. Bir gün, bir maç sonucu, Merkez Hakem Komitesi Başkanını arıyorum, dedim: "Allah aşkına, bu Trabzonspor düşecekse düşsün, bırakın şunu ya, düşün yakasından. Ya, şu dünkü maçta penaltı verildi." Bu penaltı hakikaten atılırken Allah'a dua ediyorum "Ya Rabbi, bunu atamasın bu çocuk, bu futbolcu bu penaltıyı atmasın." diye, inanın içtenlikle dua ediyorum. Yani, biz yenileceğiz veya galip geleceğiz anlamında değil bu duam, korkuyorum, gol olursa bir olay çıkacak, hadise çıkacak. Dedim: "Ya, şimdi Merkez Hakem Komitesi Başkanı olarak sizden soruyorum, Allah aşkına, bu penaltı penaltı mıydı?" "Değildi." diyor, "Haklısın, değildi." diyor. Bu ve buna benzer birçok hatalar yapılıyor arkadaşlar.

74

Bakın, Beşiktaş-Trabzon maçının hakemine iki hafta maç verilmedi, geçen hafta Üçüncü Lig'den maç verildi ama bunu, bu cezayı biraz daha artırmak lazım. Biz, şiddeti yapanların asla yanında olmamalıyız arkadaşlar ama şiddete vesile olanlara da biz göz yummamalıyız değerli arkadaşlar. Çünkü takımlar, kulüp başkanları, yöneticiler, büyük fedakârlıklar yapıyor, masraf ediyorlar, futbolcu transfer ediyorlar, antrenör transfer ediyorlar, çalışıyorlar, çabalıyorlar, sahaya giriyorlar. Bu sahada, bu seyirci de, taraftar da bu takımın peşinde koşuyor. Ama gidip de o insanların emeğini çalmak, o insanlara saygısızlık yapmak gerçekten büyük bir kabahattir, büyük bir suçtur. O anlamda, bu konu üzerinde de şiddetle durmamız gerektiği kanaatindeyim.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Hakemsiz oynatalım maçları.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Yani sıkıntı hakemde mi?

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) - Şimdi, bakın arkadaşlar, Trabzonspor birinci devre 9 puan önde.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Ya!

AHMET YENİ (Samsun) - Trabzonspordan başka futbol takımı yok mu?

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) - Bunlar sporumuzun konuları arkadaşlar, konu Trabzonspor değil.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Bursaspor da 8 puan kaybetti.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) - Mehmet'çiğim, otur yerine, dinle beni.

9 puan önde.

AHMET YENİ (Samsun) - Fenerbahçe yok mu?

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) - Fenerbahçenin antrenörü açıklama yapıyor, "Trabzonsporun penaltılarına bakınız." diyor. Bu demeç yetti, bu demeç yetti arkadaşlar, oradan sonra daha bir şey yok. Şimdi, bir başka kulüp başkanı "Biz de hakem odasını mı basalım?" diyor. Arkadaşlar, bu da şiddet. Bu da şiddet, bunu neyle düzenleyeceğiz?

Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu özellikle, yeri gelmişken söylemek istiyorum: Sporda epeyce para harcanıyor, kulüplerimiz harcıyor, Federasyonumuz harcıyor, Hükûmetimiz, hükûmetlerimiz harcıyor ama biz bugüne kadar sporda istediğimiz neticeyi alabilmiş değiliz. Yavaş yavaş kısmi başarılar sağlayabiliyoruz. Bunun için ben şöyle bir şey öneririm: Örneğin, futbolun daha gelişmesi için pilot bölgeler oluşturmamız lazım. Futbola daha yatkın olan vilayetler, iller neresiyse orayı pilot bölge yapmak üzere, futbolun gelişmesi noktasında oraya, tesisler noktasında, antrenör, teknik heyet noktasında, parasal noktada katkılar vermek lazım. Güreşte öyle, boksta öyle, basketbolda öyle, işte Erzurum'da kayak tesisi yapıldı, orada kayakta öyle ve dünyada ses getiren futbolcuları, sporcuları yetiştirmemiz lazım. O anlamda da yaptığımız bu harcamaların karşılığını bu şekilde alabileceğimiz kanaatindeyim.

Bir de diğer bir konuyu da dile getirmek istiyorum değerli arkadaşlar. Hakemler konusundan bahsettim. Hakemlerle ilgili, arkadaşlar, bunun artık profesyonelleşmesi lazım. Bilmiyorum var mıdır, hakem okulları olması lazım. Adamın mesleğinin hakemlik olması lazım. Bir öğretmenin, bir polisin -ne bileyim- bir doktorun hafta sonları statlara gitmemesi lazım. Mesleği hakemlik olan insanları hakem okullarından yetiştirmemiz lazım. Spor Akademisinin -bilmiyorum var mı o bölümü- hakem bölümünün açılması gerektiği kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, yine bu da hepimizi ilgilendiriyor, ona da değinmeden geçemeyeceğim: Bu hafta da, millî maçta da bu meydana geldi, protokol krizi. Ne ise her maçta bir protokol krizi yaşanır. Milletvekili arkadaşlarımız bu krizi hep yaşıyor, hep yaşıyor, hep yaşıyoruz, kapan kapana. Bir bakarsın birisi gelir omzuna vurur "tık, tık" Ne oldu? "Burası komutanın yeri, kalk." Allah Allah… Antalya'da maç seyrediyorum arkadaşlar, birisi geldi omzuma vuruyor "tık…" Ne var? "Burası genel müdürün yeri." Arkadaşlar, böyle bir şey olur mu ya? Gelip elimize kapanan, bizden medet uman bir genel müdürün yaptığı şeye bakın: "Kalk, burası benim yerim, genel müdürün yeri."

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Genel müdür olsa iyi, il müdürü diyor, şube müdürü…

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, burada özellikle Sayın Bakana sesleniyorum: Sen orada protokolde önde oturup, yanında vali, öbür yanında genel müdür… Milletvekili ne hâldedir buna bakacaksın, arkadaşlar, ayıptır bu, yakışmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu, milletvekili arkadaşlarımıza bana göre en büyük nezaketsizliktir.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Duymadı ama Sayın Bakan.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) - En büyük nezaketsizliktir.

Milletvekili arkadaşlarımız -inanın arkadaşlar- "Gittiğimde nereye oturacağım?" Ya, ikinci sıraya otursam seçmene karşı insan hesap ediyor. Bunların, bu protokol krizi denilen olayın artık bitmesi lazım. Şu milletvekili, saygın milletvekili arkadaşlarımızın burada yeri neresidir bilinmesi lazım. Yani "Ben bakanım, oturdum koltuğa,

75

yanımda vali, yanımda genel müdür, öbürü ne olursa…" dememeli. Bakın millî maçta bu şey yaşandı, diğer maçlarda da yaşanıyor. Buna da artık son vermemiz lazım değerli arkadaşlar.

Kanunun ülkemize, milletimize hayırlı olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 15'inci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün…

Buyurun Sayın Tüzün. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, az önce konuşan Trabzon Milletvekilimizin tabii ki konuşmalarına destek vermemek mümkün değil. Bu protokol krizinin de aşılması konusunda Sayın Bakanımıza, ilgili müdürlüklere, genel müdürlüklere büyük görev düştüğünü ifade etmek istiyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yaşar Bey, duymuyorlar, bir daha tekrarla.

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Duymuştur Sayın Bakan, eğer duymadıysa tutanaklardan bakar, bölge milletvekilinin, hemşehrisinin ne dediğini tutanaklardan görür.

Sevgili arkadaşlar, tabii, spor, dil, din, ırk, renk ayırmaksızın milletleri birleştiren evrensel bir faaliyettir ancak günümüzde birleştiren değil, ayrıştıran bir faaliyet hâline gelmiştir. İnsanoğlu sahip olma isteği ve başarılı olma arzusuyla yaratılmıştır. Başarılı olma arzusu, karşı tarafın canını yakma pahasına bile olsa rekabeti artırmakta ve şiddete sebebiyet vermektedir. Kaba kuvvet, aşırı güç ve huzur bozucu sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Tabii, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın genel durumuna baktığımızda, maddelerin içeriğine baktığımızda, olumlu, alınması gereken önlemler hakkında güzel maddeler var. Ancak burada önemli olan konu, bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisinde spor kulüplerinin sorunları ile sporda şiddet sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan bir Meclis Araştırma Komisyonumuz var değerli arkadaşlar. Bu Komisyona siz saygıdeğer milletvekillerinden 16 arkadaşımız seçildi. Adalet ve Kalkınma Partisinden 10 arkadaş, Cumhuriyet Halk Partisinden 3 arkadaş, Milliyetçi Hareket Partisinden 2, Barış ve Demokrasi Partisinden de 1 arkadaş, toplam 16 arkadaş. Seçildiği tarih, yani Komisyonun kurulduğu tarih 19/10/2010 tarihi, göreve başlama tarihiyse 24/11/2010 tarihi. Cumhuriyet Halk Partisinden, MHP'den, AKP'den arkadaşlarımız araştırma komisyonu kurulması konusunda önerge vermişler, bu önergeler birleştirildi, bir komisyon kuruldu. Bu Komisyon, yurt içi ve yurt dışında çalışmalarda bulundu. Maalesef, bu Komisyon raporu sonuca ulaşmadan, sadece -rapor basıldı mı basılmadı mı bilmiyorum- rapor basılmadan böyle bir kanun çıkarıyoruz. Yani burada bir hata aramak gerekiyorsa, kuşkusuz bu hatanın sebebi yine Hükûmet. Eğer, bu yasama görevini yerine getiren yüce Meclis, bu konuların araştırılması konusunda bir komisyon kuruyor, Komisyon üç aydan fazla görev yapıyor, yurt içi ve yurt dışı çalışmalarda bulunuyor, bu Komisyonun raporu taslak hâline geliyor, basıma gitmeden, yani yayınlanmadan önce biz kanun çıkarıyoruz. Bu, gerçekten yüce Meclise en büyük saygısızlıktır değerli arkadaşlar. Bu raporun sonucunu neden beklemedik, niçin beklemedik?

Az önce Sayın Komisyon Başkanımız açıklamada bulundu; "Efendim, Arena Stadı'nın açılışında Sayın Başbakana yapılan protestodan sonra bu kanunun hemen yürürlüğe girmesi istendi." şeklinde bir ifade kullandı. Evet, bu kanun 646 sıra sayısıyla, yani bu tasarı Başbakanlıktan 27/12/2010 tarihinde Meclis Başkanlığına sevk ediliyor. Bakınız, burası çok önemli, 27/12/2010 tarihinde Başbakanlıktan Meclise sevk ediliyor. Arena Stadı'nın açılışı 15 Ocak 2011. Sayın Başkan söyledi, dedi ki: Bu Stattaki bu vahim olaydan önce bu kanun Meclise sevk edildi. Kabul. Peki, esas söylemesi gereken konuyu söylemedi Sayın Başkan. Bu Arena Stadı'nda 15 Ocakta bu konu yaşanıyor, hemen on gün sonra, yani 25 Ocak 2011 tarihinde bir alt komisyon kuruluyor ve bu komisyon çalışmalarını tamamlıyor -Sayın Başkan eğer beni dinliyorsa- 16-17 Şubat 2011'de Adalet

76

Komisyonunda görüşmeleri bitiriliyor bu kanunun ve dolayısıyla 23 Şubat 2011 tarihinde Meclis Başkanlığına tekrar veriliyor kanunlaşması konusunda.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, yine her zaman yaptığınız gibi oldu-bittiye getirilen bir kanunla şu anda karşı karşıyayız. Bu tasarı, Kabine, Hükûmet tarafından hazırlanıyor ama yüce Meclisin çok değerli 16 milletvekilinin hazırlamış olduğu rapor hiç dikkate alınmadan, sadece o 15 Ocak Arena Stadı'ndaki vahim olaydan dolayı komisyona, alt komisyona, oradan Adalet Komisyonuna, oradan da Meclisin gündemine getiriliyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii sporla ilgili söylenecek çok şey var. Hepimiz iyi kötü sporun içinden geldik ve bu sıkıntıları biliyoruz. Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Rahmetli Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünü kurmuş. İnanıyorum ki gerçekten, bugün hayatta olsaydı ilk kapatacağı kurumlardan bir tanesi de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olurdu. Genel Müdürlüğün ve dokuz yıllık AKP İktidarının total çalışmalarına baktığımızda övüneceği bir tek şey var -bakın, altını çizerek söylüyorum- övüneceği bir tek şey var, o da lisanslı sporcu sayısı. Sayın Bakan diyecek ki şimdi: "İşte, biz iktidara gelmeden önce Türkiye'de 1 milyondan fazla lisanslı sporcu sayısı vardı ama şimdi 8 milyona ulaştık." Değerli arkadaşlarım, önemli olan lisans çıkartmak değil, önemli olan sporun faydalarını ve spor kültürünü halkımıza öğretmek, onu sporla iç içe yaşatıp sporun faydalarını anlatmak.

Kısa bir süre önce Erzurum Kış Olimpiyatları'nı gerçekleştirdik. Gerçekten, Türkiye'nin tanıtımı anlamında, Erzurum kentimizin, ilimizin tanıtımı anlamında güzel bir çalışma oldu, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz ama Sayın Bakan, bir karnesine baksın, yani federasyonların bir karnesine baksın, Genel Müdürlüğünün bir karnesine baksın diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Erzurum Kış Olimpiyatları'na 250'ye yakın -ev sahibi olduğumuz için sayı üç aşağı beş yukarı değişik olabilir- sporcumuz katıldı. Çok enteresandır, 250'ye yakın sporcumuzun içerisinde kayaklı koşuda beşinci olan bir Türk var, bir de çiftlerde buz pateninde ikinci olan bir çiftimiz var. 250'ye yakın sporcunun içerisinde bir tek, çiftlerde buz pateninde gümüş madalya alan bir sporcumuz var.

Şimdi, ilgili spor bakanlığı, Genel Müdürlük, federasyonlar, bu Erzurum Kış Olimpiyatları'nda yapılan yarışmalardan ne şekilde ülkemizi temsil ettiklerini kendilerine -sorgulamazlar mı- sormazlar mı? Rica ediyorum, yasama görevini yerine getiren Parlamento olarak biz soralım. Böyle bir olimpiyat gerçekleştirildi, teşekkür ediyoruz. Bu olimpiyatın gerçekten büyük maliyeti var. 250'ye yakın sporcumuz katılıyor ama başarı derecesi sıfır, hatta eksi. Bunu sorgulamak bizim görevimiz. Denetim hakkımızı kullanmak zorundayız.

Dolayısıyla sevgili arkadaşlarım, bu kanunun, tabii ki şiddet bölümünü değerlendirecek olursak spor müsabakalarını eğlenceli, hoş vakit geçirme aktivitesi olarak gören bir kitlemiz var, bir de spor müsabakalarını kazanılması gereken bir savaş gibi gören bir seyirci kitlemiz var. Bu seyirci kitlemiz oldukça azınlıktadır, diğerleriyle karıştırılmaması gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tüzün.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak.

Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; çok uzun konuşmayacağım çünkü spor bizim ortak paydamız. Burada hiçbir grup ve hiçbir milletvekili sporda şiddeti savunmaz, savunamaz ve bütün eleştiriler, bütün konuşmalar daha bir düzen alması açısındandır. Öncelikle bunun altını çizmek gerekir.

Değerli arkadaşlar, 7 Mayıs 2004 tarihinde iktidarda kim var? Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti. 7 Mayıs 2004 tarihinde 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı kabul ediliyor Mecliste. Bu tasarı kimin tasarısı? AKP Hükûmetinin tasarısı. Peki, 2004'ten 2011, yedi yılda ikinci bir defa daha bütün hatlarıyla değiştirilen bir tasarı geliyor tekrar Meclis gündemine. Bu da AKP İktidarının, AKP Hükûmetinin tasarısı. Peki, acaba parlamento mantığı açısından meselelerini doğru tartışmayıp, meselelerini yerinde tartışmayıp, "Göç yolda düzülür." hesabı ile kanun yapmak 21'inci yüzyılda "İleri demokrasi, çağdaşlaşıyoruz" diyen bir Hükûmet Başkanına yakışır mı değerli arkadaşlar? Böyle bir mantıkla bir milletin geleceği, yasa yapma tekniği inşa edilebilir mi?

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi araştırma komisyonu 10/2/2011 tarihinde yirmi üç başlık altında bu tasarıdaki eksik ve yanlışları tespit etmiş ve Komisyon Başkanı Adalet Komisyonuna ön bilgi notu olarak bu yirmi üç başlığı göndermiş.

Şimdi, Sayın Bakanım, sizlere soruyorum: O yüce komisyonun, bütün iktidarıyla muhalefetiyle beraber çalışma arkadaşlarımız olan arkadaşlarımızla tespit edilmiş bu yirmi üç başlıktan, komisyon çalışmalarından sonra bu tasarı Meclise getirilirken acaba bu yirmi üç başlıktan hiçbir tanesi dikkate alınmış veya virgülü

77

değişmiş mi? Bu yüce komisyon 10/2/2011 tarihinde Parlamento iradesi olarak bir şey teklif ediyor yirmi üç başlık altında ve bu komisyonun teklif ettiği yirmi üç başlıktan tasarı metnini çıkartın, komisyonlarda hiçbirisi hiçbir değişikliğe uğramamış, bunların hiçbirisi dikkate alınmamış. Böyle bir yasama yapma tekniği, böyle bir yasama yapma yolu… Parlamentonun iradesi, araştırma komisyonunun iradesi ve araştırma komisyonunda çoğunluğu AKP İktidarının üyelerinin oluşturduğu bir çoğunlukla bu teklif edildiği hâlde böyle bir şey hiç ama virgülü bile dikkate alınmamış.

Ben şimdi o arkadaşlarıma sesleniyorum: Ne diyorsunuz değerli arkadaşlar? Sizler imza attınız bu raporun altına. Şimdi burada biz bu yasanın daha iyi olması için mücadele ediyoruz, yoksa daha kötü olsun, şiddet teşvik edilsin falan anlamında biz mücadele etmiyoruz.

Değerli milletvekilleri, insan hakları ve bilginin gizliliği açısından sizlerle Parlamento mantığı içerisinde bir şeyi paylaşmak istiyorum. Avrupa ülkelerinde çok enteresan bulduğum bir operasyon bir tarihte yapıldı. Emniyet güçleri, hücre evleri kullanım tekniği açısından çok nadir kullanıldığı için, buluşma evleri olarak kullanıldığı için hücre evlerini tespit edebilmenin en kolay yolunun elektrik sarfiyatının ve su sarfiyatı gibi birtakım temel ihtiyaçların en az olduğu evlerin, en az kullanıldığı evlerin hücre evleri olabileceği öngörüsünden yola çıkarak şehir yönetiminden en az su faturası ve en az elektrik faturası olan evlerin adreslerini istiyor ve bu ev adresleri bilgilerini aldıktan sonra bu evleri takip altına alıyor güvenlik güçleri ve hücre evlerini böyle tespit ediyor. Ve demokrasi ve insan hakları ve bilginin gizliliği açısından o ülkede çok büyük tartışmalar meydana geldi emniyetin böyle bir bilgi edinmesinin hakkı olmadığı ve bu bilgilerin emniyete verilemeyeceği konusunda. Şimdi ben sizlere soruyorum: Statlara bir sürü insan geliyor. Eğer o güvenlik güçleri tribünden göz bebeğindeki optik okumalara varıncaya kadar bu bilgilere sahip olabiliyorsa… Bunların statlardaki şiddete yönelik kullanılmasında hiçbir tereddüdüm ve endişem yok ama bu bilgilere sahip olan güvenlik güçleri, yarınlarda güvenlik güçlerinin içerisine sızmış herhangi bir siyaset tarafından herhangi bir kötü amaçlı niyetle bu bilgilerin farklı amaçlarla kullanılmasını sınırlayabiliyor musunuz değerli arkadaşlar? Avrupa'dan bu gibi birtakım örneklemeleri alırken, örnek yasalar alırken Avrupa'daki demokrasinin ileri olduğu ülkelerde bu tedbirlerin nasıl alındığının mantığını ortaya koymadan böyle güvenlik güçlerini çok güçlendiren ama bu bilgilerin farklı şekilde kullanılmasını engellemeyen bir mantık içerisinde yapacağınız yasalar insan haklarına aykırıdır değerli milletvekilleri. Dolayısıyla, bugün birçok soruşturmada görüyoruz, telefon dinleniyor. Telefondaki dinlemelerde o suçla hiçbir alakası olmadığı hâlde, suçu ve suçluyu ilgilendirmemesi hâlinde bile üçüncü kişilerin özel hayatının basında, medya organlarında ortaya çıktığını görüyoruz. Öncelikle bunlarla ilgili tedbirler alalım değerli arkadaşlar. Nasıl olur? Takip edilen bir suçlu, hiç alakası olmayan başka bir konuda üçüncü kişiler, dördüncü kişiler aralarında bir şeyler konuşuyor ve o dosyaya, o üçüncü, dördüncü kişilerin özel hayatları giriyor. Böyle bir ileri demokrasi olabilir mi? Böyle bir ileri demokrasi acaba sözle önce bir toplumda imaj yaratıp ondan sonra da her türlü yolu deneyen, her türlü baskıyı kurmaya çalışan bir anlayışın inşasının eseri midir? Bunları dikkate almamız gerektiği kanaatini taşıyorum.

Burada hiçbir milletvekilinin, hiçbir parti grubunun sporda düzensizliğin ve hoşgörüsüzlüğün önlenmesiyle ilgili karşı çıkacağı kanaatini taşımıyorum ve tekrar bir konuya dönüyorum. Şiddetin kaynağı, hakeminden, sporcusundan, seyircisinden yöneticisine, basın mensubuna, taraftarına varıncaya kadar en birincil basamağı hoşgörüsüzlüktür, sonuçlara katlanamamaktır ve biz burada bu yasayı yaparken hoşgörüsüzlüğü sınırlandırmamız gerektiği gibi hoşgörüyü istismar eden aktörlerin hoşgörüyü istismar etmesini de mutlaka ki kanunlara dercetmemiz gerekirdi.

Düşünebiliyor musunuz, bir hakem hatası ile hakem kastını ayırt edebilmenin bana izahını yapabilir misiniz? Düşünün ki iki üç maç öncesinden, iki üç maç sonrasındaki takımın birtakım majör oyuncularının kırmızı kartla oyun dışı bırakılmasının tezgâhının kurulduğu bir müsabakalar zinciri yaşanıyor. Bunların tedbirini alabiliyor musunuz? Hakem kastı ile hakem hatasının ayırt edilebildiği bir zeminde hakemin kamu görevlisi olmasını temin edebilirsiniz, gözlemcinin kamu görevlisi olmasını temin edebilirsiniz ama kamu görevlisi sıfatını almış, koruması altına girmiş o aktörün acaba bunu istismar ederek hakem hatası yerine hakem kasıtlarıyla sporu katletmesini ve şiddeti tetiklemesini önleyebilir misiniz o zaman?

İşte, bizim bütün bu konuşmalarda ve tekliflerde -sıkıntımız ve sancımız- bunların çok iyi tartışılmadığı gerekçesiyle bazı şeylere itiraz ediyoruz.

Onun için, değerli arkadaşlar, ben inanıyorum ki AKP'nin -5149 sayılı 7 Mayıs 2004 tarihinde- bugün değiştirmeye yöneldiği bu tasarı yarınlarda daha doğru bir şekilde, AKP'nin iktidarı bıraktığı bir dönemde, bizler tarafından ve diğer parti grupları tarafından daha düzgün bin mantık içerisinde, daha ileri bir demokrasiyle -insan haklarını teminat altına alan bir anlamda ve seyircinin ortak paydasını, kulüplerin, taraftarların, aktörlerin ortak paydasını tespit edecek şekilde- daha tartışılmış ve düzenlenmiş şekilde çıkacağını ümit ediyorum.

Yasanın lehinde olduğumuzu bildiriyorum, hayırlı olsun diyorum.

78

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Sayın milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/990 sayılı "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı"nın 5 inci maddesinin onuncu fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"(11) Dördüncü fıkrada belirtilen elektronik kart uygulaması ile ilgili olarak:

a) Bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrol ve denetim yetkisi federasyonlara ait olup federasyonlar bu amaçla bünyelerinde merkezi kontrol sistemi oluşturur. Elektronik kart oluşturulmak amacıyla alınacak kişisel bilgiler federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanında tutulur. Bu veri tabanı Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı erişimine açıktır.

b) Elektronik kart ile elektronik kart kapsamında satışı gerçekleştirilecek biletlerin basım, satış ve dağıtımına ilişkin yerel uygulamalar kulüpler tarafından, sistem üzerinden merkezi satışları ise ilgili federasyonlar tarafından gerçekleştirilir.

c) Elektronik kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlamasında ilgili federasyonlar yetkilidir. Merkezi pazarlama ve bilet satışından elde edilecek gelirler kulüplere ait olup federasyon ya da yetki verdiği üçüncü kişiler nezdinde oluşacak bu gelirler kamu kurum ve kuruluşlara ilişkin alacaklar hariç olmak üzere haczedilemez, devir ve temlik edilemez. Federasyonlar bu fıkra kapsamında belirtilen yetkilerini kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredebilir.

Tuğrul Yemişci Ferit Mevlüt Aslanoğlu Hüseyin Tuğcu

İzmir Malatya Kütahya

Mehmet Ceylan Abdurrahman Arıcı Kayhan Türkmenoğlu

Karabük Antalya Van

Rüstem Zeydan Mehmet Alp

Hakkâri Burdur

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet?

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan teklifle, elektronik kart ve elektronik karta dayalı bilet uygulamasına ilişkin koşullara açıklık getirilmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge istikametinde madde 5'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 6 üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/990 sayılı "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı"nın 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(3) Spor kulüpleri, bu Kanunda yer alan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla özel güvenlik hizmeti satın alabilir. En üst profesyonel futbol ligi kulüplerinin müsabakalarında güvenliğin sağlanması amacıyla genel kolluk görevlilerinden, görevde olmayanlar da görevlendirilebilir. Bu görevlendirme, ilgili kulübün başvurusu ve federasyonun talebi üzerine, müsabakanın yapılacağı yerdeki yetkili kolluk birimince yapılır. Bu kolluk görevlilerine, görevlendirildikleri müsabaka ile sınırlı olarak günlük harcırah miktarının iki katı kadar ödeme yapılır. Bu miktar, federasyon tarafından doğrudan kolluk görevlilerinin hesabına yatırılır. Federasyon, ödeyeceği para miktarını ilgili spor kulübünün alacaklarından öncelikle mahsup eder. İl veya ilçe spor güvenlik

79

kurulları tarafından belirlenen özel güvenlik görevlisi sayısının üçte birini geçmeyecek sayıda ve bunların yerine genel kolluk görevlisi bu şekilde görevlendirilir."

Abdurrahman Arıcı Hüseyin Tuğcu Kayhan Türkmenoğlu

Antalya Kütahya Van

Rüstem Zeydan Tuğrul Yemişci Mehmet Ceylan

Hakkâri İzmir Karabük

Mehmet Alp

Burdur

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, bir önergemiz var.

BAŞKAN - Sayın Başkanım, bunu isterseniz bir sonrakinde yapalım, işleme başladık çünkü. Bir adet önerge vardır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ama 6'ncı maddeyle ilgili konu. Daha sonraki maddede şey yok.

BAŞKAN - Hayır, hayır… Şimdi, "6'ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi işleme alıyorum, okutuyorum." diye ifade ettik.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - İşte, yetiştiremedik Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ne yapayım ben? Bunu işleme alamayız. Bu olmaz Başkanım, bunu işleme alamayız ama başka bir madde üzerinde verirseniz ona bir şey demiyorum.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet?

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Yapılan teklifle, kolluk görevlisine yapılacak ödemenin federasyon tarafından yapılacağı ve federasyonun yapacağı ödemeyi ilgili spor kulübünün alacaklarından öncelikle mahsup edebileceği düzenlenmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 7'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 8'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 9'u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 10'u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 11'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 12'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 13'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 14'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 15'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, geçici madde 1 dâhil olmak üzere, 16 ila 27'nci maddeleri kapsamaktadır.

Bölüm üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize spor adına, sevgi adına, dostluk adına şükranlarımı sunuyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, öncelikle, bu kanunda katılmadığım bir konuyu gündeme getirip daha sonra sporun diğer konularına gireceğim. Komisyon Başkanıma sesleniyorum, federasyona da söylüyorum, spor Bakanıma da söylüyorum: Şike ve spor komisyonunda defalarca söyledim. Özel güvenlik görevlisi kiralamak hakkıdır ama her kulüp kendi kiralarsa bu özel güvenlik görevlileri tarafsız olmaz. Hangi kulüp kiralıyorsa o kulübün hakkını korur. Federasyonun kiralaması lazım. Özel güvenlik görevlisi bulunduralım ama bunu her ilde… Bunun patronu federasyon olmalıdır, kulüpler olmamalıdır. Deplasmana giden bir kulübün hakkını mı korur yoksa kendini kiralayan kulübün hakkını mı korur? Kendini kiralayan kulübün hakkını korumadığı takdirde yarın yollarını ayırır. O da -ekmek parası- mecbur kalır. Ben bunu defalarca spor ve şike komisyonunda söyledim. Demin Sayın

80

Tüzün'ün dediği gibi, eğer spor ve şike komisyonunun önerileri Adalet Komisyonu tarafından dikkate alınsaydı bu olurdu arkadaşlar. Yani bu nedenle, Sayın Bakanım, bunun değişmesi lazım. Bunların patronunun federasyon olması lazım. Her ilde hesabı… Hangi ilde hangi güvenlik görevlisi şirketiyle anlaşacağını… Elli taneyle anlaşsın ama hesabı federasyona versin, hesabı federasyonuna versin, kulüplere hesap vermesin. Bir kere olay bu arkadaşlar. Yani bu nedenle, Sayın Komisyon Başkanım, eğer bunu yapmazsanız, tam manasıyla, sporda şiddeti önleyemezsiniz, önleyemezsiniz çünkü gelen taraftarı, karşı taraftarı bir şekilde kendi kulübünü korumak adına hasım görecektir. Bu nedenle, eğer olanak varsa ilgili kurumlar değil, federasyon kanalıyla yapılsın.

İki: Yine il spor güvenlik komiteleri. Her ilinki objektif değil. Örneğin Ankara'da. Soruyorum: Ankara kulüpleri 500 kişilik bir maçı kaç tane özel güvenlik şirketiyle oynuyor, özel güvenlik elemanıyla oynuyor? Arkadaşlar, 500 kişilik seyirci, 700 tane özel güvenlik! Neymiş? Ankara İl Güvenlik Kurulu böyle talimat veriyor. Amatör kulüplerin -örneğin voleybolda- bütçesi yok. Bunlar amatör. Diyor ki kulüpler: "Bana eğer siz 30 tane özel güvenlik görevlisi mecburiyeti koyarsanız, ben bunun parasını nasıl ödeyeceğim?" Ama diyorlar ki: "Ankara İl Güvenlik Kurulunun kararı bu."

Arkadaşlar, bunun, ilgili federasyonlar, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ve il güvenlik kurulunun ortak bir görüşü ve Türkiye'de hangi ilde kaç tane güvenlik görevlisi olacağının bir objektif kriteri olmalı. Aksi hâlde, siz bin kişiye oynanan bir maça 700 tane özel güvenlik görevlisi veriyorsunuz, bir başka yerde ise 5 bin kişiye oynanıyor, 20 tane bulamıyorsunuz. Burada bir objektif kıstas yok Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Doğru. Onu düzeltiyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben söylüyorum.

Bu kanunda, ben, bu olmazsa yeterince özel güvenlik görevlisinin objektif olmayacağını düşündüğüm için… Hiç kimse ekmek parasını terk etmek istemez arkadaşlar. Eğer o kulüp başkanı, özel güvenlik şirketinin kendilerinin yeterince haklarını korumadığını gördüğü zaman bir daha o özel güvenlik şirketiyle çalışmaz. Bu eşyanın tabiatına aykırı olmayan bir şey, doğrusu budur arkadaşlar. Böyle yaparlar. Takdir sizin.

Gelelim şimdi ikinci konuya. Sayın Bakanım, kulüplerin ekonomik özgürlüğü… Özellikle ben Süper Lig için konuşmuyorum. Federasyonu kutluyorum. Federasyon Süper Lig kulüplerine çok büyük olanaklar sunmuştur, çok iyi koşullarda yayın gelirleriyle, diğer gelirleriyle, teşekkür ediyorum. Ancak Bank Asya, İkinci Lig ve Üçüncü Lig kulüpleri, hepiniz biliyorsunuz, çok zor durumdalar arkadaşlar. Gidip adam arıyorsunuz, adam bulamıyorsunuz.

Ben Sayın Federasyon Başkanıma söylüyorum, Başkan Yardımcıma da, Sayın Bakanıma da. Sizin bize teşekkür etmeniz lazım Sayın Bakan. Benim dokuz yıldır burada kulüplere konulan, birilerinin gelip koyduğu temlik ve hacizleri kaldırana kadar alnımın damarı çatladı, kimse de bana yardımcı olmadı, olmadı! Dokuz yıldır söylüyorum bunu, dokuz yıldır!

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Ellerimizi kaldırdık ya tek tek.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hayır, hayır, sonra geleceğim, teşekkür edeceğim.

Ama bir yasada burada oy veren tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Komisyonda koyamadık, koyamadık ama burada koyduk. Artık kulüpler ekonomik özgürlüğe kavuşmuştur, hiç kimsenin ipoteği altında değildir.

RECAİ BERBER (Manisa) - Yapılandırdık ya.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bir dakika, oraya geliyorum, teşekkür edeceğim.

Yine, Sayın Başkan Yardımcım, kulüplerin vergi ve sigorta borçları vardı, 330 milyon lira. Türkiye'deki spor kulüplerinin vergi ve spor borçları 330 milyon…

Plan ve Bütçedeki arkadaşlarımın tümüne teşekkür ediyorum. Alt Komisyon Başkanım Sayın Berber başta olmak üzere, tüm grupların Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin, Milliyetçi Hareket Partisinin, partimin Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin önünde şükranla eğiliyorum, Alt Komisyon üyelerinin, Halil Bey dâhil.

Bu nedenle, Sayın Başkanım, sizin bize dönüp bir teşekkür etmeniz lazım, bu insanlara. Kulüplerin ekonomik darboğazını sekiz yıla yaydıysak bunda bir teşekkürü hak ettik gibi geliyor. Bana bir sanayi odası başkanım, Sayın Genel Başkanımın yanında "Kulüplerden sorumlu, kulüplerin hakkını koruyan Sayın Milletvekilim." dedi. Ha, ben gurur duyarım kulüplerin hakkını korumaktan, hepimizin sorunuydu, bir kere bunu da söyleyeyim Sayın Başkanım.

Son sözüm size Sayın Bakanım… Sayın Hukuk Müşavirim, Bakanımı meşgul etme! Sayın Bakanım, son sözüm size: Eğer siz kulüplerin İddaa gelirlerini, 100 liranın 25 lirasını vergi için alıyorsanız -100 liranın 25 lirası vergiye gidiyor- kulüplere sadece 7 lira veriyorsanız artık bu kulüplerin üzerinde oynamayın ve gitsin, Spor Toto kendine başka kaynaklar bulsun.

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - 2001'de bu yoktu ama!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bak, Spor Toto teşkilatına asla laf söyleyemem, kanunu bu. Sayın Bakan, kanunu değiştirmek sizin elinizde.

81

Arkadaşlar, İddaa oyunu oynandığından bu yana yaklaşık 12 milyar yani 12 katrilyonluk hasılat elde edilmiş. Bunun yüzde 25'i vergiye gitmiş, spor kulüplerine sadece zannediyorum ki 800 milyon para verilmiş yani Birinci Lig, İkinci Lig, Süper Lig hepsi. Üçüncü Lig kulüplerinin yıllık aldığı para ortalama 300-400 bin lira, İkinci Lig kulüplerinin 700-800 bin lira, Birinci Lig kulüplerinin ise zannediyorum 1,5 milyon lira.

Sayın Bakanım, siz eğer…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Tesis yapılıyor ya!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hayır efendim, Spor Toto'ya lafım yok. o tesis geliri ayrı. Spor Toto'nun tesisleşmesine çok teşekkür ediyorum ama 100 liranın 7 lirası değil, Sayın Bakanım 100 liranın 15 lirasını kulüplere ayırın. 100 liranın 15 lirasını kulüplere ayırmazsanız Sayın Bakan, kulüpler bir gün size isyan eder, hiçbir kulüpte yönetici bulamazsınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, ben de size teşekkür ederim.

Şahsı adına İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişci.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TUĞRUL YEMİŞCİ (İzmir) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü hakkında şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben ilk önce Sayın Bakanımıza, Adalet Komisyonu Başkanımıza, sporda şiddetin önlenmesiyle ilgili kurulan Komisyonun Başkanına ve her iki komisyonun üyelerine ve siz değerli Meclis üyesi milletvekillerine çok teşekkür ediyorum çünkü herkes bu kanunun oluşmasında katkı koydu.

Burada bir doğruyu anlatmak lazım, şöyle ki: Doğrudur, iki yüz sayfalık komisyonun hazırladığı rapor bitti, Sayın Meclis Başkanımıza sunduk, önümüzdeki hafta da okunacak ancak bu rapor yazılırken ve aynı anda Adalet Komisyonunda bu yasa da hazırlanırken temsilcilerimizi -her partiden birer tane- Komisyona gönderip biz bu maddeleri inceledik, bunlar üzerine görüş belirttik; istediklerimiz oldu, bazısı girdi, bazısı girmedi ama bizim çalışmalarımız boşa gitmedi.

Bir ikinci husus: Bizim çalışmamız yalnız şiddetle ilgili değildi, kulüplerin, spor kulüplerinin hukuki ve mali durumuyla da ilgiliydi. Dolayısıyla bundan sonra Parlamentoda o konuda hazırlanacak bir yasaya, önümüzdeki dönemde hazırlanacak yasaya büyük katkıları olacağına inanıyorum.

Şimdi ikinci bölüme gelirsek: Bu Kanunun en büyük değişikliği 2004 yılında çıkan yasadaki eksiklikleri kapatan bir yasa. Bu da tenkit edildi. Nasıl tenkit edildi? "Efendim, AK PARTİ İktidarı 2004 yılında bu yasayı çıkarmadı mı? Niye şimdi aynı parti bir daha getiriyor diye… Ama, bakın İngiltere'de ilk bu holiganizmle, futboldaki, spordaki terörle, şiddetle uğraşılırken çıkarılan yasalar değiştirildi. Daha sonra çok serti çıkarıldı ve bizim İngiltere'ye yaptığımız ziyarette şiddetin önlendiğini gördük. Hatta, alınan tedbirlerin şimdi yeni bir yasayla gevşetilmesi konusunun gündeme geldiğinden bahsettiler. Yani şunu söylüyorum: Olay canlı, seneler içinde yeni yasalarla değişikliklere uğrayabiliyor. Dolayısıyla, bu yasanın da bugün karşımıza gelmesi gayet doğal.

Bakın, burada tamamen yanlış yakıştırmalar oldu. Ona da açıklık getirmek istiyorum: İnsan hakları, demokrasiden bahsedildi. E İngiltere'nin insan hakları ve demokrasisi Türkiye Cumhuriyeti'nden herhâlde geri değil. Diğer ülkelerde bu yasaya uygun maddeler uygulanmış ve spordaki şiddet önlenmiş. Dolayısıyla, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Elektronik bilet uygulaması, elektronik kart, Batı ülkelerinde olan bir şey. İngiltere Millî Takımının maçlarını seyretmeye gidenlerin hepsini federasyonun kayıt altına alıp kendi üyelerine bilet verdiğini biliyor musunuz? Ve futbol müsabakalarında ister federasyon isterse kulüplerin kendileri, istemediği seyirciye bilet vermeyebiliyor. Orada özgürlük yok mu? İngiltere'de demokrasi kalkmış da haberimiz mi yok? İspanya'da demokrasi yok, İtalya'da, Almanya'da kalkmış, bizlerin haberi mi yok? Bizim istediğimiz şu, vatandaştan gelen talep: İnsanlar çoluğuyla çocuğuyla, eşiyle kızıyla maça gidip huzur içinde bir spor müsabakasını izlemek istiyor. Bütün dünyada bu olay şova dönüşmüş ve büyük paralar dönüyor.

Burada kalktı Mevlüt Bey, güzel, kulüpler için biz fedakârlık ettik, hep birlikte teşekkür etti ama başka bir şey var: Havuzda âdeta su kalmamış, havuza su doldurulması istendi, kanunla dolduruldu. Havuzun deliğini tıkadık mı? Tıkamadık. Çünkü, kulüplerin yapısıyla ilgili esaslı yasanın yine çıkması lazım. Yoksa yapılan bu aflar, verilen paralar… Üç dört sene sonra gene karşımıza gelip, burada bir daha af ve bir daha o paraların silinmesi istenecek. Ama şimdi, geldiğimizde noktada, bunların hepsine çalışan, iktidarıyla muhalefetiyle, komisyon da var, raporunu da hazırladı, ben inanıyorum ki önümüzdeki süreçte bunlarla ilgili daha iyi de düzenlemeler yapılacak.

Ben, bu düşüncelerimi ifade etme fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Kanun hayırlı, uğurlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

82

BAŞKAN - Şahsı adına Abdurrahman Arıcı.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 646 sıra sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle de tüm parti gruplarımıza, bu yasanın çıkarılmasında verdikleri katkı için teşekkür ediyorum.

Günümüze kadar ülkemizde spor taraftarları hakkında çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların -çeşitli kurum ve şahıslar tarafından çok fazla sayıda yapılmasına rağmen- önemli bir çoğunluğu iyi tasarlanmamış ve bilimsel niteliklerden uzak kalmıştır.

Ülkemizde spor branşları arasında, sahadaki şiddet ve saldırganlık olaylarının sayısal istatistiklerine bakıldığında, olayların en fazla yaşandığı branşın futbol olduğu görülecektir. Şöyle ki: 2004-2008 yılları arasında yaşanan saldırganlık olaylarının yüzde 93'ü futbol, yüzde 4'ü basketbol, yüzde 2'si voleybol ve yüzde 1'lik kısmı diğer branşların toplamında görülmektedir. 2008-2010 yılları arasında saldırganlık olaylarında ise yüzde 96,5 futbol, yüzde 2,7 basketbol, yüzde 0,6 voleybol, 0,2 de diğer branşlar gelmektedir.

Bu tablo incelendiğinde, şiddet bağlantısını kolaylaştıran en önemli faktörün, oyunun oynandığı alanın büyük olması ve seyirci sayısının çokluğu olduğu görülecektir. Statların büyüklüğü, seyircinin kimliksizleşmesini kolaylaştıran asli unsur olarak ele alınmalıdır. Kimlik belirsizliği, kaçınılmaz olarak, sözel ve fiziksel taciz ve saldırganlık durumlarında karşılık ya da ceza görme olasılığını da en aza indirgemektedir.

Türkiye Futbol Federasyonunun Ocak 2009'da Antalya'da yaptığı toplantıda, yıllara göre, futbol disiplin kurullarına gönderilen sporcu, yönetici ve diğer spor insanlarının sayısında gün geçtikçe artma görülmektedir. Bunlar yıllara göre, 2005-2006 sezonunda 1.564; 2006-2007 sezonunda 2.006; 2007-2008 sezonunda 1.144; 2008-2009 sezonunda 2.760; 2009-2010 sezonunda ise 2.499 kişi olmuştur. Aynı dönemde verilen para cezalarına bakıldığında, 2007-2008 sezonunda 908.500 TL, 2008-2009 sezonunda 1 milyon 796 bin TL, 2009-2010 sezonunda ise 2.549 TL olduğu gözlemlenmiştir. Yine aynı dönemlerde seyircisiz oynama cezası, saha kapatma cezası, çirkin ve kötü tezahürata verilen cezalar da gün geçtikçe aynı oranlarda artış göstermiştir. Ayrıca, sahalarda saldırganlık olaylarına karışan fanatik seyircilerin sayısı ise Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türkiye Futbol Federasyonunun verilerine göre 2002-2003'te 1.253; 2004'te 297; 2005'te 653; 2006'da 748; 2007'de 1.158; 2008'de 1.087; 2009'da 1.209; 2010 yılında ise 1.091 olarak kayıtlara geçmiştir. Artan fanatik seyirci sayısına etki eden unsurlar ya da fanatik seyirciyi harekete geçiren oluşumlar ise Meclis Araştırma Komisyonumuzun Kulüpler Birliği Toplantısı'nda yapılan anket sonuçlarına göre ve yine Türkiye Futbol Federasyonunun yaptığı bir anket sonucuna göre değerlendirilmiş, burada bulduğumuz oran ise medya yüzde 35, kulüp yöneticileri yüzde 21, sorumsuz seyirci yüzde 16, amigolar yüzde 11, taraftar dernekleri yüzde 7, hakemler yüzde 6, siyasiler ise yüzde 4 olarak bulunmuştur.

Biraz önce bir arkadaşımızın hakemleri hedef alarak konuştuğu istatistik neticeleri bunu teyit etmemekte ancak hakemler yüzde 6 değerinde üzerine düşen sorumluluğu paylaşmaktadırlar. Buna göre Meclis Araştırma Komisyonunun verileri şiddet ve saldırganlığa asli etkenin amigolar olduğunu gösterirken, TFF verilerine göre ise medyanın etkisi ön plana çıkmaktadır. Bir başka çalışma da ise seyirciyi saldırganlığa iten nedenlerde seyircinin eğitim yetersizliği, rakip seyirci ve oyuncunun tahriki, hakem yetersizliği, yetersiz ve tahrik edici güvenlik sıralanarak gitmektedir.

Bizim amacımız, burada, getirdiğimiz kanunla bundan sonraki dönemlerde sporun barış, kardeşlik ayaklarını ön plana çıkararak ailelerimizle, çocuklarımızla hep beraber futbol sahalarına gidebileceğimiz, rahatlıkla maçları izleyebileceğimiz bir ortamı sağlamaktır. İnşallah, bu çıkaracağımız kanunla bu ortamı sağlayarak bundan sonraki süreçte çok daha rahat maçlar izleme dileğiyle, tüm Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekili arkadaşlarıma, gruplara teşekkür ediyorum, hepsine saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Arıcı teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Madde 16'yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 17'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 18 üzerinde Komisyonun bir düzeltme talebi vardır.

Buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Sayın Başkan, (4)'üncü fıkranın cümlesinin birinci cümlesinin şu şekilde düzeltilmesini istiyoruz:

83

"(4) Koruma tedbiri olarak uygulanan ve güvenlik tedbiri olarak hükmedilen spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbirine ilişkin bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde tutulan bu amaca özgü elektronik bilgi bankasına derhâl kaydedilir."

Cümle bu şekilde düzeltilmiş oluyor efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köylü.

Arkadaşlarımız not almışlardır, cümle o şekilde düzeltilecektir.

Tashih talebi doğrultusunda madde 18'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 19'u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 20'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 21'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 22'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 23'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 24'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 25'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 26'yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 27'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylanmasından önce Komisyonun bir düzeltme talebi vardır.

Buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - 3'üncü maddeyle ilgili bir düzeltmemiz var. 3'üncü maddenin 1'inci fıkrasının dördüncü satırında "özerk" ifadesi geçmektedir. Meclisten geçen bir kanunla "özerk federasyon" tabiri kaldırılmış, "bağımsız federasyon" olarak düzeltilmiştir. Bundan dolayı, buradaki "özerk" kelimesinin "bağımsız" olarak düzeltilmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gerekli not alınmıştır, gerektiği şekilde düzeltilecektir.

Saygıdeğer milletvekilleri, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tümünün oylanmasından önce İç Tüzük 86'ncı maddeye göre Sayın Yaşar Tüzün'ün ve Sayın Mehmet Şandır'ın söz talepleri vardı. İlk önce Sayın Yaşar Tüzün'e söz vereceğim.

Sayın Tüzün, buyurun efendim.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tabii, kanun, temel kanun olarak gelince diğer maddelerde konuşma hakkımız olmadığı için böyle bir söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, yarın 1 Nisan. 1 Nisan, tarihimizde çok önemli bir gün. 1 Nisan 1921, II. İnönü zaferlerinin kutlandığı bir tarih. Bu tarihi, yarın Bilecik ilimizde Bozüyük ilçemizde ve Eskişehir'e bağlı yine İnönü ilçemizde bu zaferi kutlayacağız. Böylesi bir önemli günde bizi biz eden değerli varlıklarımızı da anmadan geçemeyeceğim.

Sevgili arkadaşlarım; tabii, aynı zamanda İnönü zaferleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin de ilk zaferi. Hepinizin de bildiği gibi İsmet Paşa, Meclis Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'e gönderdiği telgrafta "Bozüyük yanıyor, düşman binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silahlarıyla terk etmiştir." diye bir telgraf gönderiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de İsmet Paşa'ya hitaben "Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz." dediği böyle bir töreni yarın gerçekleştireceğiz. Böylesine bir törende, Türkiye Büyük Millet Meclisinin başta Başkanlık Divanını, sevgili milletvekili arkadaşlarımızı Bilecik'te ağırlamaktan büyük onur, mutluluk ve gurur duyacağımızı ifade etmek isterim.

Aynı zamanda da bir öz eleştiri yapmam gerekir diye düşünüyorum. Özellikle Sayın Başbakanın ve Bakanlar Kurulu üyelerinin bu törene… Sayın Başbakanın programı yoğun olabilir, yurt dışında olabilir, başka bir programı olabilir ama Bakanlar Kurulu üyelerimizin de İnönü zaferlerine gerekli hassasiyeti göstermediğini ifade etmek isterim. Dokuz yıldır iktidarda bulunan, dokuz yıldır Kabinede görev alan bakanlarımız da İnönü zaferlerine maalesef iştirak etmemişlerdir. Bugün Valilikle yapmış olduğum görüşmede de herhangi bir bakanın yine iştirak etmeyeceğini büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben, hem Meclis Başkanlık Divanı üyesi olarak hem de Bilecik Milletvekili olarak tüm milletvekillerimizi yarın Bozüyük'te kutlayacağımız İnönü zaferlerinin törenlerinde ağırlamaktan büyük mutluluk ve onur duyacağımı ifade ediyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve İsmet Paşa'yı rahmet ve minnetle anıyor, siz saygıdeğer milletvekillerimizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tüzün.

Sayın Şandır, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

84

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten önemli bir konuda yani önemi de toplumun çok önemli bir ortak paydası olan spor konusunda bir rahatsızlığa tedbir geliştirmek için bir kanun tasarısını tamamlamış bulunuyoruz. Kanunumuzun, her şeyden önce, spor camiasına, tüm ülkemize hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyorum, hayırlı olmasını diliyorum.

Tabii, toplumda -sebebi çok, sebep sorgulamasına girersek siyaseti sorgulamamız lazım- oluşan bu hoşgörüsüzlüğün yansıması, maalesef, spor sahalarında, müsabakalarında çok can sıkıcı, olumsuz, acıtıcı bir manzara ortaya koymaktadır. Buna birtakım tedbirler geliştirilmesi gerekiyor. Ne kadar tedbir alırsak alalım, önemli olan, toplumda bu hoşgörüsüzlüğü besleyen sebepleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Bunun da sorumlusu siyasi iktidar, siyaset kurumu. Ülkemizin içinde bulunduğu olumsuz durumlar, olumsuzluklar, maalesef, artık, spor müsabakalarında şiddete kadar ulaşan bir hoşgörüsüzlük ortamı oluşturmaktadır. Ümit ediyorum ki bu düzenlediğimiz kanun tasarısıyla bu hoşgörüsüzlüğü caydırıcı anlamda birtakım tedbirleri ciddiyetle uygularız ve Sayın Arıcı'nın da ifade ettiği gibi, çoluk çocuğumuzla gidebileceğimiz, Batı ülkelerinde gıptayla seyrettiğimiz o 50 binlik, 100 binlik stadyumlarda kadın-erkek birlikte, çocuklarla birlikte coşkuyla yapılan müsabakaları ülkemizde de yaşarız diye temenni ediyorum, talep ediyorum ayrıca.

Benim söz almamın sebebi: Tabii, Sayın Bakanın cevap verme imkânı da olsun arzu ederim. Şimdi, burada, 6'ncı maddede bir düzenlemeyle bu spor müsabakalarında güvenliği sağlamak üzere kulüplerin özel güvenlik şirketlerinden hizmet satın almasını imkân dahiline getirdik. Doğrudur, gereklidir. Mahzurları da var -Sayın Aslanoğlu da ifade etti- ama doğru bir düzenleme. Ancak burada bir fırsat doğdu. Sayın Bakan, ülkemizde spor eğitimi alan, beden eğitimi alan, gerek akademi mezunu gerek spor yüksekokulu gerekse beden eğitimi öğretmenliği fakültelerinden mezun olan ve sayıları muhtemel 100 binlere ulaşan ama bir türlü de iş bulamayan, kamuda atama imkânı yakalamayan genç çocuklarımız beklemektedir.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Spor mantığı içinde yetişmiş…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Spor mantığı içerisinde yetişmiş insanlarımız var.

Şimdi bu kanunla eğer spor müsabakaları için özel güvenlik hizmeti alınacaksa bu çocuklarımızı istihdam etmek için bir imkân doğdu. Efendim, 3 bin kişi, 5 bin kişi ama böyle bir imkân doğdu. Ben bunu bir önergeye dönüştürdüm. İstanbul Milletvekilimiz Sayın Atila Kaya'nın talebiyle bir önergeye dönüştürdük ama imkân olmadı. Sayın Bakan burada bana bir şeyler söyledi, topluma da söylemesini arzu ederim. Diyor ki Sayın Bakan: "Biz önümüzde kuracağımız spor bakanlığıyla yeni çıkartacağımız kanunlarla bu çocuklarımızın, bu gençlerimizin bu ıstırabına son vereceğiz. Bunu izale etmeye çalışacağız." Bu da ümit verici bir hadise.

OKTAY VURAL (İzmir) - Millet yetkiyi vermeyecek ki.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ama tekrar ediyorum, bugün ülkemizde uygulanan eğitim politikalarının, istihdam politikalarının sonucunda gerçekten atanamayan öğretmenler sorunu devasa bir sorun, bir toplumsal sorun ama bunların arasında spor eğitimi alan ve yıllarca okuyup, üniversite bitirip ama iş bulamayan, görev bekleyen gençlerimize bir iş imkânı doğabilir umuduyla böyle bir önergeyi hazırladık ama Hükûmet tarafından kabul edilemeyeceği önceden ifade edildiği için de verilemedi ve gerçekleşemedi. Ümit ediyorum ki Sayın Bakan, Sayın Hükûmet, bu noktada bir çözüm üretme noktasını bu konuşmayı da vesile kılarak gerçekleştirir.

Bu kanunun gerçekten spor camiasına, halkımıza, ülkemize hayırlı hizmetler, hayırlı sonuçlar getirmesini Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak ben de temenni ediyor ve yüce heyeti, yorucu bir haftanın bu son saatinde saygıyla selamlıyorum.

İyi akşamlar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı, kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Kılıç, buyurun efendim.

SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkanım, imkân verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Gerçekten çok yoğun ve yorucu bir haftayı geride bıraktık. Anayasa Mahkemesi Teşkilat Kanunu'yla başladık, yargı hizmetlerinin hızlandırılmasına ilişkin 38 maddelik bir kanun tasarısını görüştük. Akabinde Adana ilinde Bilgi ve Teknoloji Üniversitesinin Kurulmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nı görüştük. Sporda şiddetin önlenmesine ilişkin 28 maddelik bir kanun tasarısını görüştük ve kabul ettik ve bu arada üç ayrı uluslararası sözleşmenin kabulünü gerçekleştirdik.

Gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisi, olağanüstü bir performans ortaya koydu. Ben, bu anlamda, Sayın Kemal Anadol ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna, beraberinde Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na, Sayın Şandır, Sayın Vural ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna yürekten teşekkür ediyorum, çok önemli katkılar

85

verdiler. Bütün milletvekillerimize, her üç grupta bulunan, AK PARTİ Grubu dâhil olmak üzere, bütün milletvekillerimize, Hükûmet üyelerine, Komisyon üyelerine, Başkanlık Divanına ve Başkanlık Divanıyla birlikte görev yapan stenograf arkadaşlarımıza ve zatıalinize yürekten teşekkür ediyorum, hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, hayırlı olmasını dilediğimiz -artık kanunlaştı- tasarımızla ilgili olarak Sayın Bakanın kısa bir teşekkür konuşması olacak.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kısa olmasını rica edelim Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize çok teşekkür ediyorum.

Biraz evvel Sayın Suat Kılıç'ın da söylediği gibi, çok anlamlı bir hafta geçirildi. Özellikle tahkimle ilgili Anayasa değişikliği için ve bugünkü yasamız için, torba yasadaki Federasyonlar Yasası için Milliyetçi Hareket Partisinin değerli mensuplarına, grup başkan vekillerine, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli grup başkan vekillerine, üyelerine, AK PARTİ Grubumuzun değerli grup başkan vekillerine, üyelerine, Meclis çalışanlarına, herkese çok teşekkür ederim.

Çok fazla zamanınızı almayayım. Sporun birleştirici yönünü burada gördük. Spor, gezegenimizin ortak tutkusu, gelişmişliğin göstergesi, yöresel, ulusal ve uluslararası boyutu olan, ülkelerin tanıtımında çok önemli özelliği olan bir sosyolojik olgu, bizi hep birleştirebiliyor.

Sayın Mehmet Şandır Bey'in teklifi çok anlamlı. Benim de bir milletvekili olarak en fazla zorlandığım husus şu oluyor: Özellikle beden eğitimi yüksekokulları mezunlarının istihdam sahaları çok sınırlı. Bu konuda biz özellikle çok fazla tesis yapmaya başladık, çok fazla organizasyonlar yapmaya başladık. Bizim de bu BESYO okulu mezunlarına ihtiyacımız var, Maliye Bakanlığından talep ettik. Hatta başka modeller geliştirmeye çalışıyoruz, çünkü bizim, özellikle altmış üç tane federasyonumuzla sporcu sayımızı artırmak isterken, özellikle beden eğitimi yüksekokulu mezunlarına çok ihtiyacımız var. İnşallah, Bakanlığımız, sizlerin de desteğiyle gençlik ve spordan sorumlu bir bakanlık olacak. Tabii ki yeni dönemde kim olur, kim olmaz ama mutlaka, müsteşarıyla, müsteşar yardımcılarıyla çok daha yetkili, daha sorumlu, daha fazla istihdam edebilen bir bakanlık olacak ve daha önemli hizmetler olabileceğini ben düşünüyorum.

Özellikle, yasamız 2004'de yapıldı, neden değişildi denildi; ama, İngiltere'de de altı yılda 9 defa değiştiğini söyleyebilirim gelişen ve şartlara göre. Bu yasa mükemmel midir? Hayır. Bir büyük düşünür ne diyor: "Mükemmel tekâmüle manidir." Mutlaka eksikler olacak. Şiddet yasayla da bitmez, şiddeti eğitimle bitireceğiz, inşallah hep beraber elbirliğiyle çalışacağız.

Tekrar teşekkür ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 5 Nisan 2011 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum, sizlere ve bizleri izleyen vatandaşlarımıza hayırlı akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 22.00

86

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

TBMM Gezi ve Rehberlik

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, TBMM rehberlik online kayıt sistemine başvurunun ardından, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki