Komisyon Adı:Plan Ve Bütçe Komisyonu
Konu:Askerlik Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/414)
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:05/01/2016


Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/414) BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Tabii ki konuşurlar ama şöyle bir anlayış doğdu burada yani yanlış olanı: "İktidara mensup olanlar konuşmasın, bunlar bir an önce çıksın." Böyle bir şey yok ki, bunun acelesi yok ki, acele etmiyoruz. Yani acelesi olsa hakikaten 31/12'ye yetişmesi gerekenlerde yardımcı olduk, burada öyle bir acele durum yok. Onun için hep beraber bu kanunları çıkarmalıyız. İnanın burada ben çıkardığımız, çok acele edildikten sonra, birkaç ay sonra değiştirdiğimiz birçok kanun, geçen dönem, rastladım. Böyle bir şey olmaz, böyle kanun yapma tekniği olmaz. Biz geleceğiz, uğraşacağız, çalışacağız, buradan bir an önce çıksın... Şimdi, ben konuşuyorum, bazı arkadaşlar "Bu saatte ne konuşuyor ya." diye şöyle alttan bir bakıyor. Rahatsız oluyorum, diyorum ki: "Herhâlde ayıp ediyoruz, arkadaşları rahatsız ediyoruz, herhâlde işleri var falan, biz de engel oluyoruz." böyle bakıyorum ama bu bizim işimiz, bunu yapmak zorundayız, bu salih ameldir bizim için, çok önemlidir. İnanıyorsak bu tarafı da var işin yani görev tarafı var, bir de öbür tarafı var yani bunu da bilmemiz lazım.

     Bununla ilgili olarak, Sayın Bakanım, siz yoktunuz, Binali Bey varken söyledik. Hükûmetten bir tasarı gelmiş -size de anlatalım hakikaten bilin- tasarı olarak 23'ünde geliyor Sayın Başbakanın imzasıyla, 30'unda aynı içerik, aynı gerekçe, genel gerekçe ve aynı madde gerekçeleriyle bir teklif olarak bazı milletvekillerinin imzasıyla tekrar veriliyor. Burada önümüze geliyor, aynı. Yani hiç olmazsa maddeler değişsin, madde gerekçeleri değişsin, genel gerekçe değişsin, hiçbir şey değişmeden... Bu etik midir, doğru mudur? Yani bir de genel gerekçeye bakın: "Son yıllarda anayasal, kanuni ve kurumsal düzeyde yapılan reformlarla..." Ne demek "Kanuni, anayasal ve kurumsal düzeyde yapılan reformlarla..." Ne demek kanuni anayasal ve kurumsal düzeyde reform yapmak? Yani böyle bir ifade olmaz. Anayasal reform ayrı, hukuk reformu ayrı bir şey. Kanuni reform yok, kanuni reform diye bir şey yok değil mi Sayın Başkan? Yani reform böyle ifade edilmez. Yani bu Hükûmetten gelen bir tasarının genel gerekçesi. Olmaz böyle bir şey.

     "Geçmişten kalan birçok kronik soruna neşter vurulmuş, hantal bir ekonomi ve devlet yapısından üretimi esas alan, dinamik ve rekabetçi bir ekonomiyle daha etkin ve hızlı bir kamu idaresine geçilmiştir." Üretimi esas alan... Üretim esas alınmadığı için, hâlâ gayrimenkul rantları esas alındığı için bu Hükûmet içerisinden çok ağır eleştiriler gelmiştir. Hükûmetin kendi içinden bu eleştiriler gelmiştir, böyle üretimi esas alan ve rekabetçi bir ekonomi yapısı yoktur. Tam tersine, öyle olmasını dileyen arkadaşlarımız bile vardır. Ama genel gerekçeye bunları koyabiliyoruz.

     "Bu kapsamda." diyor mesela genel gerekçenin bir bölümünde "64'üncü Hükûmet Programı'nda ve 2016 yılı Eylem Planı'nda yer verilen hususlardan genel olarak üç aylık dönemde gerçekleştirilmesi öngörülen konuların hayata geçirilmesi için gerekli düzenlemeler ihtiva etmektedir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlardan alınan askerlik bedelinin düşülmesi ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartının vatandaşlara dağıtımına başlanması." Bu ikisi de eylem planında yok. Üç aylık eylem planında böyle bir şey yok. İkisi de yok. Hükûmet Programı'nda var ama eylem planında yok.

     MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bunlar bütün gerekçelerin başına konulacak bundan sonra herhâlde.

     BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Herhâlde öyle, kalıplaşmış. Ama Hükûmetten geliyorsa... Hani, arkadaşlar aldı, teklifte bunu aynen kopyaladılar. O da doğru değil ama Hükûmetten geliyorsa bunların çok doğru olması lazım yani bu kadar özensiz hazırlanamaz, bu kadar özensiz olamaz bir kanun tasarısı. Teklifler, anlarım, hadi teklifi tek başına hazırlamıştır, yanlış olur, eksik olur ama Hükûmetten gelen tasarının bu kadar özensiz, bu kadar ciddiyetsiz, bu kadar Türkiye Büyük Millet Meclisini, dolayısıyla halkı, seçmeni bu kadar ayaklar altına alan bir tarzda olması çok yanlıştır diye düşünüyorum.

     Yine, üç aylık eylem planında olan hususlardan bir tanesi "Bundan sonra gelecek olan." diyor Sayın Bakanım -üç aylık eylem planınızda var- "Bundan sonra gelecek olan bütün kanunlarda düzenleyici etki analizi olacaktır." diyor üç aylık eylem planında ve bu 4'üncü torba kanun ve yine etki analizi yok. Ne getiriyor, ne götürüyor mesela sizinle ilgili olan kanun albayların emekliliği, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ödedikleri bedel? Bütün bunlarla ilgili olarak ne geliyor, ne gidiyor, hiçbir şey belli değil.

     Bakın, 6 bin eurodan, daha önce bir düzenleme yapılmış alelacele. Yine arkadaşlarımız katılmadı... 6 bin euro yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarından alınması istenmiş, şimdi bin euroya düşüyor. Ya, 6 bin euro istedik bin euroya düşüyoruz. 6 nerede 1 nerede? Yani 6 mı yanlıştı, 1 mi yanlış? Bunun bir etki analizi olur, ne getirir, ne götürür biliriz. Böyle, bu kadar afaki olur mu? Niye şimdi 6 binden bine düştü? Neden bin? Bir gerekçesinin olması lazım ama gerekçeye bakıyorum, yok öyle bir şey. Dersiniz ki 6 bin euroyu ödeyemediler ama bin euroyu ödeyebilecek şu kadar yurt dışında yaşayan vatandaşımız var, onların da bu imkândan istifade edebilmesi için bin euro yapıyoruz ama yok böyle bir şey.

     Yine, bu, albayların emekliliğiyle ilgili otuz fiilî hizmet yılını tamamlamış, tamamlayacak olanlara... Nerede, kaç kişi, ne gerekçeyle bunu yapıyoruz bilinmesi gerekir. Bunun siyasi bir gerekçesi de olmaması lazım Sayın Bakanım. Yani eğer askerlikle ilgili bir gerekçe varsa bunlar makul ama bunun siyasi bir gerekçesi varsa ki bu tür şeyleri ilgili maddeler sırasında da konuşacağız, ondan çok büyük bir üzüntü duyarız.

     MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Gönüllü, gönüllü...

     BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Evet, yine bu asgari ücretle ilgili olan maddenin Anayasa'ya aykırı olduğunu söyledim. Sayın Başkan kendi başına hiç kimseye danışmadan... Başkanın konuyla ilgili danışmanları var. Bizim Plan ve Bütçe Komisyonunun iyi bir kadrosu var. En azından böyle bir iddiada bulunduğumuzda, hem hukukçu milletvekillerimizle hem de kendi arkadaşlarıyla görüşerek böyle bir karar vermesini, bunu söylemesini isterdim, beklerdim. Hiçbir şekilde danışmadan Sayın Başkan, bunun Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi, her iki konuda da. İki konuda Anayasa'ya aykırılık ileri sürdük. Sağ olsun, Faruk Bey birisine cevap verdi. Diğer konularla ilgili olarak hiçbir tartışma yapmadık, görüşme yapmadık. Sayın Başkan da, hem diğer arkadaşlara hem de ilgili görevli danışman arkadaşlara sormadan böyle bir karar verdi. Bu da çok yanlış, hiç doğru değil.

     Yine, bu mali tatille ilgili olarak Sayın Bakan belirtti, dört gününü değiştiriyor ve TÜRMOB'la ilgili olarak ki binlerce şeyi ilgilendiriyor, dolayısıyla 1 milyona yakın vatandaşımızı ilgilendiriyor. Bu mali tatil konusu hakikaten ilgili kuruluşa, meslek kuruluşuna da sormadan getirilmiş, yanlış diye düşünüyorum.

     Sayıştayla ilgili olarak yine Mehmet Bey de söyledi. Sayıştay denetiminin amacı farklıdır, bağımsız denetimin amacı farklıdır. Bağımsız denetim raporları üzerinden Sayıştaya yönelik bir rapor yazılması kadar saçma bir şey yok. Bütün dünyada sayıştaylar kamu malının olduğu, kamu gelirinin olduğu bütün yerleri denetlerler. Yani bir Sayıştay denetçisi yüzde 50'nin altında payı olan bir şirkete gitti diye o şirketi faş edecek değil. O şirketle ilgili anormal açıklamalar yapacak değil, o şirketi batıracak değil. Neden bundan çekiniyoruz ki? Gider, nasıl devlet kuruluşlarını denetliyorlarsa orayı da denetler. Ne mahzuru vardır? Neden bu konuda ısrar edilir Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen,? Bütün dünyada da sayıştaylar bu işi yaparlar. Hiçbir istisnası da yoktur. Neden bu konuda ısrar ediliyor anlayamıyorum. Yani birisi herhâlde, Sayın Bakan, bunu söylüyor, ondan sonra kimse değiştiremiyor. Ama bir gerekçesi yok bunun, bir mantığı yok, hakikaten yok. Yani düşünüyorum yani iktidarın bununla ne kaçırmak istediği, neyi perdelemek istediğini de anlayamıyorum. Böyle bir şey olamaz ki!

     MEHMET GÜNAL (Antalya) - Maliye denetliyor, SPK denetliyor özel şirketleri.

     BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Evet. Yani bir kamu payı var. O kamu payının kamu adına birisi tarafından denetlenmesinin ne mahzuru olabilir ki? Hiçbir mahzuru yoktur. Neden bu konuda Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen, dünyada uygulamalar böyle olmasına rağmen, ısrar edilir, anlamak mümkün değil.

     Sayın Başkan, geç oldu. Zannediyorum aşağıda da bitti Genel Kurul. Biz de aynı paralelde uygun görürseniz bitirelim. Ben de onun için kısa keseyim. Yarın hep beraber devam edelim.