TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, IMF ile anlaşma olmadığı için HÜkümetin, ekonomik krize karşı paket açıklayamadığını iddia etti.

02 Aralık 2008 Salı

CHP Grubu Genel Başkan Deniz Baykal başkanlığında toplandı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
IMF ile anlaşma olmadığı için HÜkümetin, ekonomik krize karşı paket açıklayamadığını iddia etti.
Türkiye ekonomisinin çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğunu, kriz
her geçen gün derinleştiğini ve yaygınlaştığını öne süren Baykal, ''Toplumun her
kesimi kriz gerçeğiyle yüzleşmeye başladı'' dedi.
Baykal, Türkiye'nin 2008 yılı Kasım ayı ihracatının, geçen yılın aynı
dönemine oranla yüzde 22.3 azaldığını, 2001 yılı krizindeki işsizlik tablosundan
daha vahim bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ileri sürdü.
Hükümetin krizi kabul etmek istemediğini, önce ''Kriz yok. Bizi teğet
geçecek...'', sonra da ''Kriz inişe geçti...'' denildiğini anlatan Baykal, ancak
bunlar söylendikten sonra Türkiye'de üzüntü verici olayların ortaya çıkmaya
başladığını, en önemli kuruluşların birbiri ardına kapandığını, kredi kartı
borçlularıyla ilgili takibatın ''sosyal facia'' haline geldiğini iddia etti.
Baykal, ''Başbakan, krizi saklamaya çalıştı, örtbas etmeye çalıştı'' dedi.

-''BAŞBAKAN, KENDİNİ SAVUNMAYA ÇALIŞIYOR''-

Başbakan Erdoğan'ın iş adamları ve bankaları suçladığını öne süren
Baykal, ''Başbakan, onu bunu suçluyor ama sakın yanılmayın. Başbakan siyaset
yapıyor. Aslında Başbakan, kendisini savunuyor. Başbakan, onu bunu suçlayarak
kendisini savunmaya çalışıyor. Sorumluluğu kendi üzerinden başkalarına
yansıtmaya, atmaya çalışıyor'' diye konuştu.
Büyüme hızının, 2006 yılından beri düştüğünü anlatan Baykal, şunları
kaydetti:
''Türkiye'de ekonomik daralmanın altında yatan pek çok neden var. Ama o
nedenlerden bir tanesine dikkatinizi çekmek istiyorum; bu Hükümet, Türkiye'yi
devraldığı zaman, Türkiye ekonomisi cari açık vermeyen bir ekonomiydi. Türkiye,
bu iktidarla birlikte cari açık vermeye başlamıştır. Sıfır cari açık
devralmıştır. 2002'den itibaren cari açık başlamıştır ve bugün, 50 milyar dolar
civarında cari açık noktasına gelmiştir. Cari açık problemi, bu Hükümetin eseri
olarak ortaya çıkmıştır. Cari açık probleminin altında, bu Hükümetin izlediği
maliye, para ve kur politikası vardır. Bu Hükümetin izlediği, 'borçlan ve harca'
politikası, Türkiye'yi cari açık problemiyle karşı karşıya getirmiştir.
Cari açık tartışmaları olduğu zaman, 'cari açığı ödüyoruz' diyorlardı. Ne
oldu? Şimdi Türkiye, cari açığı olmadan fabrikasını çalıştıramaz halde, bacasını
tüttüremez halde, mutfağındaki tencereyi kaynatamaz halde. İşsiz insanına, iş
veremez halde. Kriz, geldi yakaladı Türkiye'yi. Neyle yakaladı? Dışarıya angaje
olmuş bir ekonomi politikası getirdin, cari açığa mahkum bir ekonomi politikası
getirdin. Cari açık alışkanlığı içine soktun. Uyuşturucu bağımlılığı gibi, yüksek
faizle elde edilmiş, düşük kurla idare ettirilen bir kur politikasına Türkiye'yi
alıştırdın... Şimdi o sürdürülemez olunca sıkıntı başladı. 'Benim alakam yok,
dünyanın sorunu.' Dünyanın sorunu değil, senin sorunun. Bu politikayı sen
getirdin.''

-PAKET TARTIŞMALARI-

Ekonomik krize karşı bir türlü paket açıklanamadığını ifade eden Baykal,
''Bir paket söylemidir gidiyor. Hindistan'a giderken açıklanacak denildi.
'Gelince açıklayacağım' dedi Başbakan. Gitti paket yok, geldi paket yok.
Başbakan, 'paket beklemeyin, illa paket mi olacak, biz zaten yapıyoruz' demeye
başladı. Paket konusundaki toplumsal talebin karşısında somut, inandırıcı,
gerçekçi bir açıklama koyamıyor. Durumu idare etmeye çalışıyor'' diye konuştu.
Baykal, ekonomik paket konusunda tereddüt, savsaklama, belirsizlik ve
uzama konusunun, IMF karşısında takınılan tavırla birlikte değerlendirilmesi
gerektiğini ileri sürerek, Başbakan Erdoğan'ın ''Bizim IMF'ye ihtiyacımız yok.
Bizim paraya ihtiyacımız yok. Güvene ihtiyacımız var. Onun için IMF ile
anlaşırız'' dediğini ifade etti.
''Başka bir sürü ülke anlaştı, sen niye IMF ile anlaşamıyorsun?'' diye
sorulduğu zaman, ''Kalkınma hızımızı yüksek tutacağız. IMF düşük tutmamızı
istiyor'' karşılığının verildiğini öne süren Baykal, sözlerine şöyle devam
etti:
''IMF, kalkınma hızımızı düşük tutmamızı istiyorsa, IMF olmadan senin
Türkiye'yi getirdiğin noktada daha yüksek bir kalkınma hızını gerçekleştirmek
senin elindeyse, o kalkınma hızını gerçekleştirmezsen namertsin! Daha IMF
gelmemiş, ihracat yüzde 22.3 düştü. Bu neyi gösteriyor? Kalkınma hızımızın çok
yüksek olacağını mı gösteriyor?.. Senin elinde Türkiye tıkanma noktasına geldi.
Küçülen Türkiye'ye senin elinde geldi. IMF'ye şimdi sen gidiyorsun.
Paket niye çıkmıyor? IMF ile anlaşma olmadığı için paket çıkmıyor. IMF
ile anlaşmada ne bekliyor? Para bekliyor para, döviz bekliyor. O konu belli
olmadığı için, IMF'den gelecek paranın adı konulamadığı için de IMF ile anlaşma
yapılamıyor. IMF ile tartışmanın konusu, Türkiye'ye ne kadar yardım
yapılacağıdır.''
Baykal, ekonomik paket çıkmadığı için krizin yaygınlaştığını, Türkiye'nin
ise ''seyrettiğini'' iddia ederek, şöyle konuştu:
''Madem kriz global... Dünyanın kaç ülkesi IMF'nin kapısında? Pek çok
ülke paket açıklarken IMF anlaşmasını mı bekledi? Kendine güvenen ciddi ülkeler,
IMF ile anlaşma olsun olmasın, ne yapılması gerektiğine karar verdiler ve onu
uyguladılar. Sen niye yapmıyorsun? IMF'ye mahkum, muhtaç bir noktaya Türkiye'nin
getirilmiş olduğunun en somut delili budur... 'Teğet geçti, teğet geçti' diyor
Başbakan. Canım, bir Başbakan böyle bir şey söyleyince, ben dedim, acaba Sayın
Başbakan'ın okulda geometri dersi mi düşüktü? O konuyu iyi öğrendi mi? O noktada
bir eksiklik var galiba... Yoksa yaşanan gerçek ortada. Teğet konusunu hocaları
tam ona anlatamamışlar galiba. Bu konuda, ek çalışmaya Başbakan'ın ihtiyacı
var.''

-ÖĞRENCİ BURSLARI-

Baykal, üniversite öğrencilerine verilen burslara da değinerek, 2004
yılında çıkarılan bir kanunla, bazı kamu kuruluşları ile üniversitelerin burs
verme olanaklarının engellendiğini söyledi. ''Üniversitenin elinden kendi
öğrencisine burs verme olanağı alındı'' diyen Baykal, bu konudaki yetkinin,
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna verildiğini anlattı. Anayasa
Mahkemesinin, arzu ettikleri değişikliği gerçekleştirmediğini ifade eden Baykal,
şunları söyledi:
''Bizim amacımız bu konuda herhangi bir kısıtlama getirmek değildir.
Bugün verilmekte olan bursların daha çoğunun, daha çok kuruluş tarafından
verilebilmesine olanak sağlamaktır. Bu konuda bir tekelin, monopolün
kurulmamasını güvence altına almaktır. İlla gidip birisinin önünde diz çökerek,
iktidarda kim varsa, onun siyasi takdirlerinin doğrultusunda, kredi, burs edinme
zorunluluğundan Türk gençliğini kurtarmak gerektiğine inanıyoruz. Bunun için
mücadele ediyoruz.''
Baykal, Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla da özürlülerin sorunlarına
değindi. Baykal, özürlü vatandaşların sorunlarının çözümü için yapılan yasal
düzenlemelerin hayata geçirilemediğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, Japonya'da düzenlenen kıtalararası şampiyonada
birinci olan Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımını da kutladı.
Deniz Baykal, laik çevrelerin CHP'nin bu tavrını, laikliğe aykırı olarak
değerlendirdiğini, laiklik karşıtı çevrelerin ise ''Acaba bu durumu, laikliğe
aykırı bir çizgiye çekebilir miyiz'' gayreti içinde olduğunu belirtti.
Kadınların, toplumsal şartlar içinde tercih ettiği örtünme biçiminin, tek
başına, siyasetin ve laikliğin değerlendirilmesi için ipucu olamayacağını
kaydeden Baykal, örtülü bir kişinin, laik cumhuriyete karşı çıktığını kabul
etmenin, Türkiye gerçekleriyle bağdaştırılamayacağını söyledi. Baykal, böyle bir
topyekun suçlamayı reddettiklerini ifade ederek, ''Her insanın kılığını
kıyafetini, devlete meydan okumak diye anlamak, bir saplantının sonucudur.
Herkes, kendini o saplantıdan çıkaracak'' diye konuştu.
''Başın örtülüyse, sen bizden değilsin'' anlayışının olamayacağını,
Türkiye'nin yeterince bölündüğünü bildiren Baykal, ''Türkiye'yi seven insanların
bir kısmını da biz mi böleceğiz?'' diye sordu.
Baykal, kıyafet ile siyaset arasında birebir ilişkiyi kabul etmenin doğru
olmadığını dile getirerek, kıyafetten yola çıkarak, insanlar hakkında hüküm
verilmemesi, mahkum edilmemesini istedi.

-''KIYAFET TÜZÜĞÜ MÜ İLAN EDECEĞİZ?''-

Baykal, CHP'nin, kıyafeti; laikliğe meydan okuma olarak kabul etmeme ve o
kıyafetin altında laikliğe saygı gösteren bir anlayışın bulunabileceği
iddialarının, pek çok kişinin ezberini bozduğunu ileri sürdü.
''CHP, niye bu kişileri partiye alıyor. Niye aldın?'' denildiğini
belirten Baykal, ''Alacağım kardeşim, alacağım. Bir tek kişi olsa dahi, senin,
ona haksızlık yapmana izin vermeyeceğim. Atatürk'ü seviyorsa, laik, demokratik
cumhuriyete itiraz etmiyorsa, samimiyetle CHP'ye girmek istiyorsa, başımızla
birlikte yeri var'' ifadesini kullandı.
Cumhuriyet döneminde, Atatürk Bulvarı'ndan, kılık, kıyafeti uygun olmayan
insanların geçirilmediğini anımsatan Baykal, ''Tek parti zihniyeti oydu.
(Kıyafetini düzelt öyle gel) diyorlardı. Biz siyasi partiyiz. Bir kıyafet tüzüğü,
nizamnamesi mi ilan edeceğiz? İnsanları kılık kıyafetine göre yeniden tasnif mi
edeceğiz?'' sorularını yöneltti.
Aşık Veysel'in ölmeden önce Atatürk'ü görmek istediğini, Ankara'ya
geldiğini ancak bulvara çıkmasına izin verilmediğini bildiren Baykal, ''Bu tek
parti zihniyetini şimdi 2009'a girerken, sosyal demokrat, insancıl bir parti
olarak biz mi uygulayacağız?'' dedi.

-''NİYE REDİNGOTLA CHP'Lİ OLMUYORSUN?''-

Baykal, CHP'nin ''ayrım yapmayan, herkese değer veren anlayışını''
laikliğe aykırı noktaya çekmek için gayret gösterenlere, ''bu kapıda ekmek
olmadığını'' belirtti.
İki tuzağın kırılacağını, iki oyunun bozulacağını bildiren Baykal, ''Ne
laiklikten ödün verdik ne de bizi, bu vesileyle birilerinin, laiklikten ödün
verme noktasına çekme çabalarına fırsat veririz. İkisi de yok. Alanya'da
hemşehrilerim şalvar giyiyor. Onlara, gel dediğimde ne olacak? 'Ne işi var bu
şalvarlıların, niye ütülü pantolonla, redingotla CHP'li olmuyorsunuz?' mu
diyeceğiz. Üstelik de çok da rahat, kullanışlı yaz aylarında'' diye konuştu.

-SEÇMEN SAYISININ ARTMASI-

Baykal, geçen yıl yapılan referandumdan bu yana seçmen sayısının 6 milyon
artmasının, izah edilmesi gereken, kaygı verici bir tablo olduğunu söyledi.
Adrese dayalı nüfus sisteminin İçişleri Bakanlığınca yürütüldüğüne,
bunlar esas alınarak seçmen kütüklerinin düzenlendiğine işaret eden Baykal,
''İşin yargının elinden çıkıp, memurun eline geçtiğini'' savundu.
Baykal, seçmen kütüklerine 10 günlük itirazın yeterli olmadığını
belirterek, bu sürenin uzatılmasını istedi.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.