Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 2. Yasama Yılı
22. Birleşim 23 Kasım 2011 Çarşamba

Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Font Küçült | Normal | Font Büyüt
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Tutanak toplam 92 sayfadır. Sorgulanan Sayfaların Yazıcı Versiyonu
Kapanma Saati: 18.56

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 19.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22'nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

80 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Teklifin tümü üzerinde şimdi söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk'e aittir.

Buyurun Sayın Öztürk.

MHP GRUBU ADINA OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Komisyon Raporu'nun tümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Haziran seçimlerinden bugüne yaklaşık beş ay geçti, 1 Ekimden itibaren de elli üç gündür Meclis açık. Tabii, biz bu arada 550 milletvekili, 27.500 lira maaşımızı da aldık. Ancak ne hikmettir ki henüz daha toplumsal karşılığı olan bir kanunu bugün görüşme imkânı bulduk. Hâlbuki bu Meclis milletin sorunlarının çözümü için, hukuk kurmak için seçildi, seçimler onun için yapıldı ve iktidarın görevi de Meclisi çalıştırmaktır. Şu ana kadar 35 tane kanun hükmünde kararname çıktı. Endişe ediyoruz ki bu, Meclisi devre dışı bırakmanın bir yolu mudur? İnşallah, bu endişelerimizde haklı çıkmayız.

Değerli milletvekilleri, gerek ülkemizde ve gerekse dünyada spor, çok büyük bütçeleri ve elbette ki doğal uzantısı olarak da rant ve rantiyeyi beraberinde getirmiştir. Rantın olduğu yerde ciddi çekişmeler, ciddi kavgalar olduğu da tarihsel bir gerçektir. Yasama organı olarak da ülkemizde açık olan bu alanda yeni düzenlemeler kaçınılmazdı. Ne var ki kantarın topuzu fazla kaçmış ve şimdi huzurlarınıza getirilen bu değişiklik çalışmasıyla suç-ceza karşılaştırmasında denge sağlanmaya çalışılmaktadır. Özellikle bu alanda işlenecek suçlarda verilecek cezalarda paraya çevirme, hükmün açıklanmasının ertelenmesi, tecil gibi uygulamaların önüne geçilerek bu konunun ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır.

Ülkemizde spor kaynaklı suçlarda -ki bu ister şiddet olsun ister şike olsun- bu konuda taviz vermeme kararlılığımız bilinmelidir ancak yasama olarak bizim bu görevi tamamlamış olmamız olayın halli için yeterli olmamaktadır. Olay yargı aşamasında ciddi, kararlı ve ısrarlı uygulanmalı ve ülkemiz spor suçları için bir cehennem olmalıdır. Ne var ki günümüz yargı camiası bize bu noktada tam bir güven vermemektedir. Bu konuyu Meclis Genel Kurulu huzurunda tarihe not düşmesi anlamında arz etmek istiyorum.

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı 2010 yılında TCK 220 anlamında bir örgütlü suç soruşturması başlatıyor. Yasama Meclisi ise 2011 Nisan ayında, "Sporda Şiddet Yasası" olarak bilinen düzenlemeleri yapıyor. Birden, ne hikmetse soruşturma şike soruşturmasına dönüyor. Elbette ki nisan ayı sonrası bu yasaya muhalefet varsa o soruşturma konusu olacaktır ama o zaman ilgili savcılık fizik ve teknik takip izinlerini bu suç soruşturmasından kaynaklanan sebeplerle talep edecektir. O zaman "demokratik açılım" dersiniz ve fakat bir savcının görevini yaparkenki niyetiyle kapanır kalırsınız. Bu metotla herkes her şekilde soruşturulur.

Bakın, İstanbul Özel Yetkili Savcısı, bu gündemdeki soruşturmasında gizlilik kararı da almıştır ve ne yazık ki bu gizlilik talebi kabul edilmiş olan Özel Yetkili Savcı bu gizliliği dilediği yerlerde kullanmıştır. Futbol Federasyonuna dosyalardan örnek vermekte sakınca görmemiştir. Avrupa'dan gelen UEFA görevlisine bilgi vermekte sakınca görmemiştir ama dosya sanıkları, sanık avukatları ve kamuoyu gizliliğe takılmışlardır. Futbol Federasyonu maalesef bu noktada doğru bir duruş sergileyememiştir. UEFA görevlilerine karşı sorumluluğunun abartılı teslimcisi olurken ülkesinin sporcu ve kulüplerine karşı peşin hükümlü olmuştur, merhametsiz davranmıştır. Federasyon Başkanı, soruşturma konusunun baskısından bunalan bir teknik direktörümüzün

59

feryadına karşı gayet lakayıt bir şekilde ülke futbolunda bir sorun olmadığını ifade edebilmektedir. Bu olayların binde biri acaba Federasyon Başkanının şirketlerinde gerçekleşseydi bu kadar vurdumduymaz davranır mıydı, merak etmiyor değilim.

UEFA görevlileri, özel yetkili savcıyı ziyaretlerinde, yanında Federasyon görevlileri de olduğu hâlde savcı beyle doksan dakika görüştüler. Görüşmede bir yabancı olduğuna göre konuşmalar tercüme edildi. O zaman, bu süre net kırk beş dakikadır. Bu sürede her iki taraf da konuştuğuna göre, UEFA görevlisine anlatımın süresi yirmi dakikaya düşmektedir. Bu yirmi dakikalık dinleme ilgiliye o kadar yetmiştir ki UEFA Başkanı Platini toplantılarda ahkâm kesebilmiş ve tüm planlamalarını Şampiyonlar Ligi'ne göre yapan kulübümüzü yarış dışına atabilmiştir. Ne yirmi dakikaymış, ne bilgilendirmeymiş ki bırakın ülkemize gelen görevliye, Başkanına bile bu bilgiler yetmiş.

Ben şimdi bu bilgileri soruşturma penceresinden irdelemek istiyorum. Kolluk kuvvetleri özel yetkili savcıdan talimatını aldı ve CMK'ya göre fiziki ve teknik takibi başlattı, şike konuşmalarını da duydu, alışverişleri de resimledi ve kayda aldı. Anlamakta zorlanıyorum, kardeşim, eliniz pancar mı topluyor, neden alışverişi suçüstü yapmazsınız? Maksadınız suçu önlemek mi, suçun işlenmesini temin edip birilerine baskı uygulamak mı? Eğer bunu yapmazsanız, netice itibarıyla kamuoyunda "Acaba suçlu hazırdı, suçluyu suçlayabilmek için deliller, belgeler mi hazırlanıyordu?" diye bir kanının, algının oluşmasına sebebiyet verirsiniz. Futbolcunun avukatı haykırıyor: "Resimdeki kutu saat kutusu ama özel yetkili savcıya göre para kutusu. Bu durum hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikte kabul mü görecek? Hangi nokta kadar şüphe varsa bundan sanık yararlanacaktı?"

Kamuoyunda bir kısım eleştiriler yapılıyor "Meclis cezaları azaltıp birilerini kurtaracak." diye. Biz de şu cevabı veriyoruz: "Ceza ve suç arasında adil bir kıyas olmalıdır. Bir yandan milletin paralarını dolandıranların tahliyesine en yetkili ağızlar 'Adalet budur, fazla tutukluluk adaletsizliktir.' diye demeçler verecek ve diğer yandan benden olmayandan bana ne diyen bir tavır sergileyeceksiniz." Bu olmaz, bu adalet değil zulümdür, mazlum oluşturur, mazlumun ahı da yerde kalmaz. Adalet zulüm yapmaz, devlet zulüm yapmaz.

Takımına sahip çıkmayan, gizli soruşturma dosyası ile etik kurulu kurup raporları hazırlayan federasyon, soruşturmada suçu önleme değil işlettirme üzerine strateji kuran kolluk, gizliliği istediğine göre uygulayıp 2010 yılında iken 2011 Nisanda çıkacak yasaya göre soruşturma başlatan özel yetkili savcı ile oluşturulmuş bu cephe -kusura bakmayın- bana çok iyi niyetli de gelmemektedir. Hatta bırakın iyi niyeti kasıt aramak mecburiyetinde kalıyoruz. Bugünlerde bir emekli paşa "Dokunulmazlara dokunuldu." diye demeçler vermektedir. Hedef buysa başarılı olunmuştur. "Dokunulmaza dokunacağız." diye Avrupa'nın ilk 10'una giren bütçeyi yapan ve üstelik bunu yaparken hiçbir devlet kurumundan yardım almayan kulübü mağdur etmeyi başardık. Başkanları ve üst düzey yöneticileri kaçma şüphesiyle tutuklu, takımı dağıtmak zorunda kaldık, oyuncularını kaybettiler ve -bravo bize- başardık bunu!

Gizlilik kararlı soruşturma dosyası gizli değil gizli kapaklı olmuştur ve hangi neticeyi açıklarsa açıklasın, hangi delili ibraz ederse etsin daha açıklanmadan şaibe bulaşmış bir iddianame oluşmuştur.

Bakın, Futbol Federasyonu Etik Kurulu Talimatından madde 6. "İnceleme, Araştırma ve İtiraz" başlıklı kısmın 4'üncü maddesi diyor ki: "İnceleme sırasında yargı yoluna gidildiği veya Disiplin Kurulları ile Tahkim Kurulu'nca işleme alındığı anlaşılan başvuruların inceleme işlemleri durdurulur." Ama bu olayda durduramıyorlar. Fren sistemi mi bozuk, yoksa başka bir talimat bu talimatı geçti mi, anlayamıyoruz.

FIFA Başkanı açık ve seçik bir şekilde ülkesinin hem millî takımına -hatırlayacaksınız- Türkiye'yle yapılan maç ile alakalı olarak hem de kulüp takımına -yine hatırlayacaksınız- Sion kulübü-UEFA çekişmesinde sahip çıkarken az önce bahsettiğim cephe, ülkenin iftiharı kulübünü mağdur etmeyi başarmıştır.

Bu konuşmamdan elbette ki şikecilerin avukatlığına soyunduğum sonucu çıkarılmamalı. Eğer bu düşüncede olanlar var ise peşinen söylemek isterim bir hukukçu olarak ve hele de milletimden yetki almış bir millet evladı olarak elbette ki feryatları duyacağız. Eski Adalet Bakanlarımızdan birisinin dediği gibi: "Cumhuriyet savcıları, Meriç kıyısında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanından tutunuz da bu vatanda yaşayanların uğrayacağı en ufak bir haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafakasını bekleyen öksüzlerin gözyaşlarından siz mesulsünüz." Ne oldu bu söze, hükmünü mü yitirdi, boşlukta mı kaldı, yoksa savcıların görevleri mi değişti?

Suç soruşturması linçe dönüşmüştür. Bu linç artık durmalıdır. Bu yasa vesiledir, suçlu takibi suç işleme gerekçesi yaptırılmamalıdır.

Bu vesileyle bir husustaki görüşlerimi daha Genel Kurula arz etmek istiyorum. Futbol Federasyonu özerkleştirilme çalışmaları belli bir yasa ile şekil bulmuştur. Ne var ki bu yasa Futbol Federasyonunu baskı

60

gruplarına karşı özerkleştirememiştir. Futbol Federasyonu seçimlerinde seksen bir il beden terbiyesi il müdürü delege olarak oy kullanmakta iken siyasal iktidarın Futbol Federasyonu üzerinde baskısının olmadığından bahsedebilmek mümkün değildir. Yine çalışma dönemlerinde ücret karşılığı futbola hizmet etmiş olan ya da hâlâ hizmet etmekte olan profesyonel hakem, eski hakem, futbolcu veya eski futbolcu gibi kişilerin Futbol Genel Kurulunda oy kullanması ne kadar doğrudur? Üstelik bu işi ücret karşılığı değil gönül işi gören, cebinden para harcayan amatör küme üçüncü lig yöneticilerinin çoğu Genel Kurulu seyirci olarak dahi izleyebilme imkânına sahip değildir. Gerçek anlamda özerk futbol için yasa yeniden ele alınmalı, tıpkı bugün olduğu gibi iş birliğiyle birlikte yeniden hazırlanmalı. Hatta kulüp yöneticileri futbolu da yönetmeli çünkü futbolun amatör sorunlarını da, profesyonel getirilerini de en iyi onlar bilmektedir. Devlet gerçek özerk futbolun üzerinde bir Demokles'in kılıcı olmaktan kaçınmalıdır.

Bir gün, temennim odur ki, bu kutsal çatı altında inşallah "Organize suç soruşturuyoruz." diye komplo kuran organize suçluları da konuşma imkânı buluruz. Devlet çatısı altında legal pozisyonda illegal yapılanmalar, eylemler, faaliyetler, soruşturmalar inşallah burada konuşulur, konuşma imkânını buluruz. Bu konuda umutlarımızı muhafaza ediyoruz. Şimdi güzel bir iş birliğiyle yüce Meclisimiz olayı yasama yetkisi kapsamında ele almış ve düzenlemiştir. Dilerim uygulama da adalet duygusuyla, adalet teşkilatının güzel bir iş birliğiyle olur ve bundan ülkemiz, milletimiz ve adalet kazanır.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

Şimdi, AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Hakkı Köylü, Kastamonu Milletvekili.

Buyurun Sayın Köylü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 80 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan kanun teklifinin esasına geçmeden önce bu kanun teklifinin verilmesine sebep olan, daha doğrusu hâlen yürürlükte bulunan 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun hakkında birkaç bilgi sunmak istiyorum.

Gene, bu Mecliste 2004 yılında çıkarmış olduğumuz 5149 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'umuz vardı. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra tekrar yeni bir kanun çıkarılması gerçeği ortaya çıktı. Neydi bunun gerekçesi? O zaman Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ile gene Futbol Federasyonu ve diğer federasyonlar tarafından hazırlanan ve çıkarılması istenen kanunda idari para cezaları vardı. Bu idari para cezaları ya uygulanamıyordu ya da para cezası verilse dahi tahsil edilemiyordu. Müsabaka yasağı genellikle konulamıyor ama müsabaka yasağı konulmuş olan kişilerin stadyumlara alınmasına engel olunamıyordu. Taraftarların stadyum dışındaki eylemlerine hiçbir çare bulunamadı ve o eylemler devam etti.

Dolayısıyla kanun istenen amaca ulaşamadı, gereği gibi uygulanamadı ve yeni bir kanuna ihtiyaç doğdu. İşte, bu sebepten dolayı 6222 sayılı Kanun gündeme geldi. Bu Kanun'da neler yapılmıştı, kısaca onlardan bahsetmek istiyorum.

Taraftarların bulundukları ilden başka bir ile spor müsabakası için gitmeye başladıkları zaman, ta kendi illerinden çıktıkları andan itibaren diğer ile varıncaya kadar yolda, diğer ile vardıkları şehir içinde, stadyumun çevresinde ve bütün taraftarların gidiş-geliş güzergâhlarında birtakım tedbirler alınmasını, orada yapmış oldukları şiddet eylemlerinden dolayı bir müeyyideye tabi tutulmasını, bunun akabinde de spor müsabakalarına girmekten belirli bir süre yasaklanmasını öngörüyor.

Bunun dışında, stadyumlar tamamen güvenliği sağlamak için kameralarla donatılıyor. Daha önce de vardı ama uygulanamadı. Bu kameraların izlendiği iki tane bölüm var, bu bölümlerde güvenlik güçleri kamera başında bulunuyor, ayrıca spor kulübünün temsilcisi de bu kameranın bulunduğu yerde, stadyumdaki bütün olaylar kameralara kaydediliyor, bu kamera kayıtları da eğer bir olay çıkmış ise, bir suç işlenmiş ise, bu Kanun'da sayılan eylemlerden birisi gerçekleşmiş ise, bu kayıtlar hem spor kulübüne hem cumhuriyet savcılığına tevdi ediliyor.

Bir başka özelliği, müsabaka esnasında özellikle tribünlerde bulunan kişilerden herhangi birisinin spor düzenini, müsabaka düzenini bozması söz konusu olursa, bu takdirde bu kişiler veya bozmaya yönelik

61

eylemlerde bulunan kişiler, güvenlik güçleri tarafından alınarak stadyumda hazırlanmış olan iki tane, iki kulüp için ayrı ayrı hazırlanmış olan ve 20'şer kişilik kapasiteli iki tane bölüme getiriliyor ve burada güvenlik altında tutuluyor.

Bunun dışında, stadyuma girebilmek için artık bundan sonra futbolda en üst lig ve bir alt lig ile basketbol ve voleyboldaki en üst liglerde elektronik bilet uygulaması getiriliyor. Bu bilet uygulamasıyla, maça gitmek isteyenler, spor müsabakasına gitmek isteyenler kulüplerin bulunduğu yerde, stadyumlarda veya önceden gösterilen yerlerde kurulan sisteme gitmek suretiyle çok kısa bir süre içerisinde bir kart alıyorlar, aynı banka kartı gibi, bu karta gidecekleri maçlarla ilgili konu işleniyor, bu kişi elindeki kartla beraber maça gidebiliyor. Eğer kendisinin bir yasağı varsa, yasaklanmış ise kapıya geldiği zaman kart sinyal veriyor ve içeri geçişi yasaklanıyor. Şöyle veya böyle geçmiş ise tekrar tespit ediliyor ve dışarı çıkarılıyor. Ayrıca herkesin yeri önceden belli ediliyor, bir başkasının yerine kesinlikle oturmak yasak, biletsiz olarak gene spor müsabakasına girmek yasak. Bunlar şu anda da yasak fakat bu yeni düzenlemeyle bu yasaklar uygulanmaya başlanacak.

Bunun dışında, müsabaka alanına getirilmesi, taşınması, stadyumun etrafında bulundurulması ve stadyuma sokulması yasak olan bazı maddeler var. Zaten bizatihi taşınması, bulundurulması suç teşkil eden ateşli silah veya patlayıcı maddelerle ilgili hüküm 6136 sayılı Kanun'da ve Ceza Kanunu'nda var. Buradaki suçlar artırılarak hükmediliyor ama bunun dışında, en çok şikâyet ettiğimiz kesici aletler, hatta özellikle döner bıçağı diye tabir edilen bıçak da dâhil olmak üzere çeşitli kesici, delici, bereleyici, ezici aletler ile patlayıcı maddelerin de stadyumlara girmesi yasaklanıyor ve bu yasağa uymayanlara önemli cezalar getiriliyor. Ayrıca, bu saydığımız maddeleri spor alanına sokup da başkalarına temin edenler için daha da ağır bir ceza getiriliyor.

Bunun dışında, en çok rastladığımız, stadyumlarda, karşı taraftarlara, hakemlere, futbolculara veya diğer kişilere çok ağır hakaretler yapılıyordu. Bu hakaretlere elbette ki Ceza Kanunu'muzda suç öngörülmüş ama bir de uluorta hakaret edenler var yani dinleyenler, görenler, duyanlar tarafından bunun bir hakaret olduğu net bir şekilde anlaşılan bazı fiiller var ama karşısında bunun bir muhatabı yok, o zaman kimse bir şey yapmıyordu. İşte bu kanunda buna da önemli bir ceza getirildi ve bu saydığımız cezaların hepsinin sonunda spor müsabakalarına gitmekten yasaklama cezası verildi.

Ayrıca, spor müsabakalarında özel güvenlik görevlilerinin ve resmî görevlilerin hangi şartlarda, nasıl bulundurulacağına dair hükümler getirildi.

Bunun dışında, işte bugün görüşmekte olduğumuz şike ve teşvik primine ilişkin bir düzenleme de yapıldı. Hepinizin bildiği gibi, bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden bir kişi şike suçundan dolayı cezalandırılıyor. Bundan dolayı bir menfaat alan kişi de aynı şekilde bu suçun ortağı olarak cezalandırılıyor.

Bu suçun oluşması için iki tarafın birbirine para vermesi şart değil, müsabakanın bu şekilde oynanması da şart değil. Eğer taraflar şike konusunda anlaşmışlarsa, belirtilen menfaat, kazanç yerine getirilmiş olsun olmasın, müsabaka yapılmış olsun olmasın ve müsabaka istenilen anlaşmaya uygun olarak isterse yapılmasın, sadece şike anlaşmasının yapılması hâlinde dahi suç teşekkül ediyor ve tamamlanmış sayılıyor. Dolayısıyla tamamlanmış olarak cezaya hükmediliyor.

Ancak bir taraf şike teklifinde bulunur, karşı taraf kabul etmezse; bu takdirde suç teşebbüs derecesinde kalmış sayılıyor ve teşebbüsten ceza kuruluyor.

Peki, buraya nereden geldik, bu teklife? Şimdi, herkesin düşündüğü ve karşımıza çıkan mevcut Kanundaki şikeye verilen cezanın alt ve üst sınırlarının yüksek olduğu; yani beş yıldan on iki yıla kadar bir ceza bu fiilden dolayı yüksek bir ceza, adil olmayan bir ceza olarak kabul edildi. Dolayısıyla…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sadece şike değil, öteki cezaları da düşürün.

HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - Teşvik primi de var.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Seyircilerle ilgili cezalar da yüksek.

HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - Onları da söyleyeceğim tabii ki. Onlar için ne yaptığımızı, onu da izah edeceğim.

Şimdi, teşvik primi ve şikeyle ilgili ceza, zaten teşvik primi şikenin yarısı olarak değerlendirilmiş ceza açısından.

Bu kanun düzenlenirken rüşvet suçuyla mukayese edildi. Esasında Futbol Federasyonu ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü yetkililerinin birlikte hazırlamış olduğu, özellikle Federasyonun ağırlıklı olarak içinde olduğu

62

kanun taslağında bu cezalar çok daha yüksekti. Yani o günlerde belki bazı maçlarda meydana gelen olayların, yani kamuoyunu bayağı rencide edecek tarzda, rahatsız edecek tarzda meydana gelen olayların da belki etkisiyle çok daha yüksek hazırlanmıştı. Ama biz, sonradan bu kanun görüşmeleri sırasında hatta tasarının son şekli verilirken buna müdahil olduk ve cezayı buraya kadar getirdik ama buna rağmen, bu ceza yüksek görüldü.

Cezanın bu şekilde olmasının asıl sebebi, bu suçun rüşvet suçuna benzer bir suç olmasıydı. Rüşvetin Ceza Kanunu'muzdaki karşılığının alt sınırı dört yıldan başlamaktadır. Rüşvet suçunda 2 kişi vardır, bazen 3 kişi olur, bazen bundan mağdur olan birisi de olmayabilir ama 2 kişi arasında kanunsuz bir iş yapılmıştır. Burada ne vardır? Buradaki taraflar, bu şike anlaşmasından zarar gören taraflar kimlerdir? Şike anlaşmasından, bu şike ile maçın şikeye uygun olarak sonuçlanmasından dolayı zarar gören karşıda başka bir futbol kulübü vardır, bu kulübün yöneticileri, futbolcuları vardır, bu kulübün binlerce, on binlerce taraftarı vardır, Toto oynayanlar vardır, İddaa, bahis oynayanlar vardır. Bunların hepsi bundan mağdur olmuştur, zarar görmüştür. İşte bundan dolayıdır ki, bu suçun mağdurlarının, zarar görenlerinin çok daha fazla olmasından dolayı şike suçunun cezası daha yüksek tutulmuştur.

Ama görünen o ki kamuoyunda veya siyasi parti gruplarının nezdinde ve futbol camiasında, bunun cezasının bu kadar da çok olması anormal olarak kabul edilmiştir; olabilir, ona bir şey demiyorum. Bu ceza düzenlemesi belki bizim tarafımızdan yapıldığı sırada fazla olmuş olabilir, bunu tabii ki takdirle karşılıyorum. Dolayısıyla, ceza "beş yıldan on iki yıla kadar" olan ceza, "bir yıldan üç yıla kadar" olarak değiştirilmiştir. Başka ne yapılmıştır?

Tabii ki kamuoyunda şöyle bir algı var şu anda, onun da olmamasını istiyoruz: Beş yıllık ceza bir yıla inince, bu sanki bir afmış gibi değerlendirmeler olabilir. "Hemen hapisten çıkar, ceza da paraya çevrilir, tecil eder." diye düşünenler olabilir ama şunu da gözden uzak tutmamak lazım: Ceza miktarı aşağıya inmiştir, bir yıllık ceza paraya da çevrilebilir, seçenek yaptırımlara da çevrilebilir, hükmün açıklanması da geri bırakılabilir ama işte bu algıyı ortadan kaldırmak için de burada bir denge kurulmaya çalışılmış. Dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve paraya çevrilmesine, ertelenmesine imkân tanınmamıştır. Dolayısıyla bu suçtan ceza alan kişiler hapis cezasını fiilen cezaevinde üçte 2'sini yatmak suretiyle çekecekler, ondan sonra tahliye olacaklardır yani mahkûm olanlar.

Ayrıca, bu suçlar art arda işlendiğinde Ceza Kanunu'nun 43'üncü maddesindeki zincirleme suça bağlanmıştır, birden fazla ise bu takdirde tek suç olarak kabul edilecek ancak cezası dörtte 1'den dörtte 3'e kadar artırılacaktır. Bunun yanında, başka bir artırma hükmü vardır, zaten Kanun'da da vardı fakat o genişletilmiştir, sadece spor kulübünün yöneticileri özellikle buna tabi iken burada kulüplerin teknik heyeti, menajerler veya temsilciler de buna dâhil edilmek suretiyle bu kişiler tarafından eğer bu suç işlenirse ceza buna ilaveten ayrıca yarı oranında daha artırılacaktır. Dolayısıyla bu şekilde dengeli bir yere gelecektir. Bir suç örgütü tarafından, eğer çıkar amaçlı suç işlemeye yönelik kurulmuş bir örgüt tarafından işlenmiş ise ceza yine yarı oranında artırılacaktır, iddia ve bahis olaylarını etkilemek amacıyla yapılmış ise yine ceza yarı oranında artırılacaktır.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Bunu nasıl tespit edeceksiniz?

HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - Dolayısıyla yani biraz işin içine girdiğimiz zaman o kadar da çok basite indirgenmemiş ve yine de önemli bir ceza bu suçu işleyenler için kalmıştır.

Şimdi, bir şey daha burada söylemek istiyorum. Bu Kanun yani şu anda yürürlükte olan Kanun bugün Avrupa'da bu konuda düzenlenmiş en iyi kanunlardan birisidir ama henüz biz bunun uygulamasını görmedik. Eğer bunun uygulamasını görürsek özellikle ağırlıklı olarak sporda şiddetin önlenmesiyle ilgili.

Demin Sayın Uzunırmak bir şey söyledi, ona cevap vermek istiyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Cevap değil, ben sana yardımcı olmak için söyledim.

HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - Diğer cezalar da şikenin cezasına paralel olarak düzenlenmişti bu Kanun'da. Beş yıldan on iki yıla kadar olan ceza esas alınarak, diğer şiddete ve önceden saydığım yasaklara uymayanlarla ilgili cezalar da buna uygun düzenlenmişti. Ama bunun cezası aşağıya indiğine göre, diğer maddelerde de ister istemez buna paralel olarak bir ceza indirimi sağlanmıştır. Yani o ceza indirimi de ister istemez şu anda dengeye gelmiş denilebilir. Daha önce bu yüksek olduğuna göre o da ona paralel olarak yapıldığı için…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Eleştirmek için söylemedim, hatırlatmak için söyledim.

63

HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - …o cezalar da yüksek olarak ister istemez kabul edilmiştir buna paralel düzenlendiği için. Şimdi bunun cezasını aşağıya indirdiğimize göre diğerleri de bir miktar aşağıya çekilmiş ve hapis cezalarından bazıları adli para cezasına çevrilmekle birlikte, önemli bir kısmı da yine hapis cezası olarak muhafaza edilmiştir.

Mahkemelerin yetkisinde bir değişiklik olmuş, ağır ceza mahkemesinin görevinden çıkmış, asliye ceza mahkemesinin görevine girmiştir. Şu hâlde bu suçları soruşturmakla görevli olan savcılar ve mahkemeler, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından özel olarak belirlenen ihtisas mahkemeleri olarak çalışmaya da başlamıştır. Bundan maksat, bu suçların çok çabuk soruşturulması ve kovuşturulması ve uzamaya, gecikmeye sebebiyet verilmemesi olarak düşünülmüştür.

Avrupa Konseyi, şu anda Avrupa Konseyine üye ülkelerin bir kısmında sporda şiddetin önlenmesine dair yeterli kanun bulunmadığını, bir kısmındakilerin de eksik olduğunu tespit etmiş ve Türkiye'deki bu kanunun mart ayında Avrupa Konseyinin yapacağı bir toplantıda diğer ülkelere emsal kanun olarak gösterilmesine karar vermiştir. Bu hususu da gözden uzak tutmamak gerektiğini düşünüyorum.

Bu düşüncelerle de yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar )

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Köylü.

Şahsı adına söz isteyen Muammer Güler, Mardin Milletvekili.

Buyurun Sayın Güler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUAMMER GÜLER (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 80 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi konusu son yıllarda en çok tartışılan ve kamuoyunun, özellikle de spor kamuoyunun gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Bu spor faaliyetlerindeki şiddet olaylarının giderek artması o dönemdeki yönetimi alelacele bir kanunla bunu düzenleme zorunda bırakmış ve hepiniz biliyorsunuz, 28 Nisan 2004 tarihinde 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir. Ben bu Kanun'un uygulandığı, en çok uygulama alanı bulduğu bir dönemde İstanbul Valiliği görevinde bulundum ve şunu da ifade etmek istiyorum: Göreve ilk başladığım hafta İstanbul'un en önemli konusu iki büyük kulübümüzün karşılaşmasında saha dışına çıkarılan seyirciler nedeniyle bir sonraki maçta hangi tedbirlerin alınacağına yönelik düzenlemeydi. Büyük bir ilgi gördü ve orada alınan tedbirlerle de görüldü ki bir kanun ihtiyacı var.

Şimdi, raporda da belirtildiği üzere, bu kanun düzenlenirken kapsamlı incelemeler ve mukayeseli hukuk verileri yeterince incelenemedi. Ayrıca bu tedbirlerle ilgili uygulamalarda çok eksiklikler görüldü. Tabii, bir uygulama yapılmadan da bir kanunun nasıl verimli sonuçlar, nasıl sonuçlar getireceğini anlamak mümkün değildir. Burada idareci arkadaşlarım var, spor yöneticileri de var. Özellikle, hemen ifade ediyorum, o zaman da biz bunu dile getirdik, hatta spor yöneticileriyle, üst yöneticileriyle de aramızda bazı ihtilaflar da oldu yani "İl spor güvenlik kurulları niçin yeterince çalışmıyor, cesaretli davranmıyor?" şeklinde bazı tarizlere de maruz kaldık ama bakın, o 5149 sayılı Kanun'da taraftar temsilciliği konusu, müsabakalardan men, para cezaları, para cezalarının tahsili, özellikle de basına bilgi ve demeç veren gerek spor muhabirleri, basın ve televizyon mensupları ve spor yöneticileri, yöneticiler dâhil, teknik direktörler dâhil, hatta sporcular dâhil, bunlarla ilgili cezaların biz il spor güvenlik kurullarınca verilmesinin mümkün bulunmadığını, esasen bunların özel bir hukuka tabi olduğunu, bunlarla ilgili disiplin hükümlerinin, idari hükümlerin ilgili ihtisas kurullarında, özerk kurumlarında olması gerektiğini söyledik. RTÜK varken, Türkiye Futbol Federasyonu varken, bunların ayrı hukuk kurulları, ayrı ihtisas elemanları varken, sadece bir spor güvenlik kurulunun vereceği kararla böyle bir uygulamanın yapılmasının mümkün olmadığını söyledik, kimseyi inandıramadık ama sonuçta, bırakın bu tip kararların verilmesini, taraftarlara dahi bunu uygulayamadık. Taraftarlarla ilgili bir ceza veriyorsunuz "Müsabakaya girme." diyorsunuz, kim kontrol edecek bunu? Göz kamerası var mı? Yok. Daha hâlâ Sayın Bakanım, konuşmamda süre kalırsa ifade edeceğim, bundan sonrası için de hem Futbol Federasyonunun hem de Gençlik ve Spor Bakanlığının müsabakalarda zoom'lu kamera sisteminin, girişlerde kontrolü sıklaştıracak, ciddi hâle getirecek düzenlemelerin yapılması elzemdir, yoksa bunu yapamazsınız. Ayrıca, İnternet ortamında bilet alınması zorunludur. Kimin nereye oturduğunu bir anda tespit etmek zorunludur. Ayakta bulunmamaları zorunludur. Bunun gibi daha değişik şeyler vardır.

Bakın enteresandır…

64

SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Valim, mesela bize bunları uyguluyorsunuz yürüyüş yaparken, basın açıklaması yaparken.

MUAMMER GÜLER (Devamla) - Onları da müsaade ederseniz ayrıca konuşalım Sayın Sakık ama müsaade ederseniz çok vaktimiz olacak.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Bizim kameraların yarısını maçlara gönderin Sayın Valim.

MUAMMER GÜLER (Devamla) - Peki, hayhay efendim.

Şimdi, bu tedbirlerin mutlaka etkin biçimde alınması lazım. Bakın, biz o zaman, taraftarların maçlara gelip gelmemesi konusunu gündeme getirdiğimiz zaman çok oldu. Bugün gelinen noktayı üzülerek görüyoruz ki dört büyük spor kulübü, Futbol Federasyonuyla bu taraftarlarının maça gelmemesi noktasında birleşmek zorunda kalmışlar. Bunun haklı olan yönleri var, tabii etik olmayan yönleri de var. Esasen insanları maçlara getirmektir önemli olan ama taraftarlar da bu konuda gerekli duyarlılığı gösterememişlerdir maalesef. Bunu da bir tarafa koymak lazım.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başkanım; şimdi burada, cezaların ertelenemeyeceğine ilişkin hükümlerin bulunması, bana göre bu tasarının en önemli yönlerinden bir tanesidir çünkü burada hem ertelenemeyeceğine hem de alternatif seçenekli cezaların verilemeyeceğine ilişkin düzenleme, şike ve teşvik priminin en azından teşvik edilmemesi anlamında önemli bir düzenlemedir, bu tasarının en iyi taraflarından birisi budur. Ayrıca, suçtan mahkûmiyet hâlinde yöneticilikten alınması konusu da çok önemli bir düzenlemedir değerli arkadaşlarım. Bana göre bu kanunun da en önemli yönlerinden bir tanesi bu düzenlemedir.

Bir de tabii ki, değerli arkadaşlarım, bana göre en önemli konu, Türkiye Futbol Federasyonunun yani spor ihtisas kurullarının, özerk kurulların bu konudaki yetkilerini kullanmaları cezaların verilmesinden çok daha önemlidir çünkü müsabakalardan veya ligden düşürülme, mali yönden verilecek hükümler, bunun saklı kalması da burada önemlidir.

Şimdi, kamuoyunda tabii bu teklif değerlendirilirken yürütülmekte olan bir davayla ilişkili olarak hep gündeme getirildi. Bunun baskısı altında belki hepimiz, bu rahatsızlığı belki de hisseden arkadaşlarımız var. Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben şahsen bunu bu davayla ilgili olarak görmüyorum. Ben de bir kulübün taraftarıyım. Açık söyleyeyim, ben Fenerbahçe Kulübünün kongre üyesiyim. Hepinizin belirli mensubiyetleri de vardır. Ben bunu bir davayla ilgili olarak görmüyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Allah başka keder vermesin.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Valim, delikanlı adam renkli takım tutmaz.

MUAMMER GÜLER (Devamla) - Sizin pek sporla ilginiz olmadığını bana biraz önce söylediniz Sayın Önder, onu ayrıca görüşelim ama sizi ben isterseniz Fenerbahçeli yapmaya çalışayım bundan sonra.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, son operasyon gerçekten de spor kamuoyu için bir milat niteliğini taşıdı. Yani bu operasyondan öncesiyle bu operasyondan sonrası gerçekten kamuoyunun duyarlılıkları, hassasiyetleri bakımından çok önemli bir hâle geldi.

Şimdi, biz, hepiniz illerinizde, ilçelerinizde spor kulüpleriyle ister istemez ilgilenmek durumunda kalıyorsunuz. Spor yöneticilerinin nitelikleri de çok önemli. Spor kulüplerine nitelikli insanların gelmesi de çok önemli. Onları böylesine, böyle çok ağır cezalarla korkutacak, sindirecek, onları görev yapmaktan alıkoyacak bir ceza düzenlemesi bana göre zaten uygun değildi. İfratla tefrit arasında bir yerdeyiz şu anda. İfrat çok ağır cezaların gelmiş olmasıdır. Tefrit de böyle sanki hiç uygulanamayacak bir kanun uygulaması ortamıdır. Bu ikisinin arasındaki şeyin ben bundan sonra sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesinde daha yararlı olacağına inanıyorum.

Şimdi, düşünüyorum ki esasen bu, cezadan da öte değerli arkadaşlarım. Spor yöneticileri için, spor kulüpleri için uğranılan bu disiplin veya ligden düşürülme gibi sonuçlar prestij bakımından gerçekten çok insanları etkileyecek konulardır. Kulüpler için onların spor geçmişlerine, onların misyonlarına hiç yakışmayan hareketlerdir ve özellikle mali yönden de çok önemli sonuçlar doğurur. Yani bence bu konudaki etkiler cezalardan da daha etkili olabiliyor.

Şimdi, bilinen bir söz vardır. Biliyorsunuz, bir musibet bin nasihatten evladır. Şimdi, bu operasyondan sonra da kamuoyunda öyle bir duyarlılık oluştu ki ben bundan sonra -yani bir söz daha var, hani "Bu abdestle epey namaz kılınır." diye bir söz var- bu operasyondan sonra, bu olaylardan sonra kamuoyunda öyle bir dikkat, öyle bir takip var ki bundan sonra spor yöneticileri için de, herkes için de esasen bir caydırıcılık ortamı kendiliğinden gelmiştir diye düşünüyorum ve bu operasyonla da ilgili görmüyorum.

65

Tabii, bundan sonraki uygulamalarda… Bu kanunun, 6222 sayılı Kanun'un da nasıl uygulanacağını göreceğiz. Bakalım, 5149 sayılı Kanun'dan belki biraz daha etkin, daha sonuç alıcı uygulamalar da gelebilecektir gündeme ama hem Türkiye Futbol Federasyonunun hem de Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bu statlardaki şiddet ve düzensizliğin önlenmesine ilişkin tedbirlerde daha takipçi, bu yaptırımları gerçekten sonuç olabilecek bir şekilde… Yani en çok kararları, yaptırım kararlarını biz verdik İstanbul olarak ama bunların uygulama sonuçlarına baktığımız zaman, hiçbir sonucun, hiçbir caydırıcılığın, hiçbir ıslah amacının sağlanmadığını da bu şekilde görmüş olduk. İnşallah, bundan sonra alınacak tedbirlerle de hem sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi mümkün olacaktır hem de bunun doğal sonucu olarak şike gibi, teşvik primi gibi olayların da önüne geçilmiş olacaktır.

Ben teklifin kanunlaşması hâlinde bu amaca hizmet edeceğini düşünüyorum ve sporda şiddet ve düzensizliğin bizim diğer alanlardaki düzensizliklere de çok önemli ölçüde etki yaptığını da söylemek istiyorum çünkü eğitim seviyemizle spordaki seviye birbirleriyle tabii tutarlı. Bu anlamda, inşallah bu teklif şiddet ve düzensizliğin daha olumlu şekilde, giderilecek biçimde oluşmasına fırsat verir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUAMMER GÜLER (Devamla) - Bu teklif yasalaşırsa hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güler.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sayın Başkan, "Beşiktaşlı" diyerek sataştı bana.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - "Beşiktaşlı" demek sataşma sayılmaz.

BAŞKAN - Sözünüz tutanaklara geçti Sayın Önder, teşekkür ediyorum.

Şahsı adına söz isteyen Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 80 sıra sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu teklif, AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Nurettin Canikli, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Emine Ülker Tarhan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Mehmet Şandır ve Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hasip Kaplan tarafından verilmiştir. Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili, Adalet Komisyonuna gelerek teklifini geri çekmiştir.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - İmzasını…

RAMAZAN CAN (Devamla) - İmzasını geri çekmiştir. Adalet Komisyonunda dün görüşülerek bu teklif, ceza hukukunun genel ilkeleri açısından yeniden düzenlenerek bugün Genel Kurula indirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi elzem bir konudur, evleviyetle ele alınması gerekli bir konudur. 5149 sayılı Yasa'yla sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair bir yasa mevcut iken bu Yasa'nın uluslararası mevzuat açısından yetersiz olduğu, sporda şiddeti önlemenin bu Yasa'yla mümkün olmadığı anlaşılmış ve 6222 sayılı Yasa düzenlenmiştir.

6222 sayılı Yasa, 3 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Şöyle bir soru sorulacaktır muhakkak ki: Bu Yasa'nın yürürlükte sıkıntıları nedir, uygulamada problemleri nedir, bu sıkıntıları çözer mi çözmez mi, araştırılmadı. "Uygulamadaki sıkıntılar olmadan bu Yasa niçin değiştiriliyor?" diye bir soru sorulacaktır tabii ki. Bu soruya verilecek cevap ise: Yasa koyucu -biliyorsunuz- Anayasa'nın 2'nci, 7'nci ve 38'inci maddesine göre, herhangi bir zamanda herhangi bir eylemin, herhangi bir fiilin suç teşkil edip etmeyeceğini, suç teşkil edecekse ne tür bir ceza verileceği, ne miktarda bir ceza verileceğini tayin etme yetkisine sahiptir ve bu yetki mutlak bir yetkidir, devredilemeyecek bir yetkidir. Yani suç konusu kanun hükmünde kararnameyle de düzenlenemeyecek Meclisin mutlak yetkilerinden biridir. Buna rağmen eğer uygulamada problem varsa, yasa koyucu bunu öngörmeye çalışarak yasayı buna göre hazırlayacaktır fakat uygulamaya geçmeden önce de sıkıntılar olabilecektir.

66

Bu yasanın hazırlandığı gündeki atmosfer, şiddetin, sporda şiddetin aktüel olması, milletvekillerimizi de etkilemiştir ve ceza hukuku açısından suçta ve verilecek cezada orantı olması, cezada adalet ilkesinin aşılması, ceza yönüne, ceza lehine kantarın topuzunun kaçırıldığını görmekteyiz.

Verilecek cezalar ağır olmuştur, fahiş olmuştur. Bunların yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu manada, kanun koyucu, bunu yeniden düzenlemelidir. Bu noktada kanun teklifi değerlendirilmiş ancak sporda şiddeti önleme açısından da gerekli tedbirler korunmuştur. Şöyle ki: 6222 sayılı Yasa'da şikeyle ilgili hükümlerde verilecek ceza indirilmiş olsa bile burada bu cezanın ertelenemeyeceği, para cezasına çevrilemeyeceği ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmayacağına dair kurum muhafaza edilmiştir. Bu muhafaza edildiğinde bu maddeden bir gün dahi ceza alan kişinin cezası infaz edilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza hukukunun genel prensiplerinden biri de ceza adaletinin sağlanmasıdır. Ceza adaletinin sağlanmasında öncelik ise uygulamadır. Tabii ki kanun koyucu yasa metnini hazırlayacaktır ama uygulayıcılar bunu adaletli bir şekilde uygulamak durumundadır. Her şeyi yasa koyucunun düzenine bırakmak, yasa koyucunun bu kanun maddelerini düzenlemesi uygulamadaki problemleri gidermeyecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Komisyonu, grup başkan vekillerinin ortaklaşa verdiği bu teklifte verilen önergeyle de düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri de Adalet Komisyonunda Sayın Milletvekilimizin vermiş olduğu önergeyle zincirleme suçta verilecek ceza mevcut metinde yarısından 2 katına kadar artırma şeklinde idi. Verilen önergeyle bu, ceza hukukunun genel prensiplerinden 43'üncü maddeye atıf yapılarak 43'üncü madde düzenlemesinde zincirleme suçta ¼'ünden ¾'üne kadar artırma şeklinde düzenlenmiştir.

Yine, verilen bir önergeyle de Adalet Komisyonunda bu tartışıldı da Adalet Komisyonunda dendi ki: Yasama, yürütme, yargı alanında yasamanın idari bir işlem olan tedbir kararı vermesi öngörülemez. Her ne kadar bunun istisnaları da olmuş olsa da burada bir denge unsuruna dikkat edilerek burada verilen önergeyle ilgili de soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından talep üzerine, kovuşturma evresinde de savcının talebi resen hâkim tarafından mahkemece tedbir kararı verilebilecek idi. Ceza hukukunun genel prensipleri açısından değerlendirdiğimizde mahkûmiyet kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Verilen önergeyle buradaki genel kuraldan özele geçişin de önüne geçilerek ceza hukukunun 53'üncü maddesiyle de uyum sağlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun koyucu herhangi bir zamanda herhangi bir eylemin suç teşkil edip etmemesini değerlendirirken tamamen takdir keyfiyeti kendisinde değildir. İlgili Anayasa ve ceza hukukunun genel prensipleri ve evrensel hukuk kuralları yasa koyucuyu bağlamaktadır. Yasa koyucunun yasayı çıkarırken suçta ve cezada adalet prensibine dikkat etmesi gerekmektedir. Öncelikle sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair çıkarmış olduğumuz ve çıkaracağımız ilerideki kuralların gerek düzenlenmesi açısından gerek uygulaması açısından tabii ki önem arz etmekte ancak kanaatimce en önemli unsur ise önleyici tedbirlerin alınması. Sayın Valim de burada konuşurken bu konu üzerinde durdu. Eğer önleyici tedbirleri biz artırırsak önleyici tedbirler anlamında kişilerin suç işleme eğilimini azaltırsak bu kanunlara da bir nebze olsun gerek kalmayacaktır diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sporda şiddetin ve düzensizliğin önlenmesi önemlidir ve bu kanun caydırıcı olmak durumundadır. Fakat öyle bir madde var ki görüyoruz, sporda seyir ve güvenliğin sağlanması noktasında, sporun izlenmesi anlamında ve güvenliğin sağlanması anlamında yapılan bir fiil ile karşılaşacak cezayı, ceza hukukunu ve ceza genel prensiplerini diğer maddelerinde karşılaştırdığımızda adaletsizliğin olduğu açıktır.

Tabii ki biz burada kimseye herhangi bir özel ayrıcalık ve iltimas tanımak istemiyoruz. Bunlar tabii ki konuşulacaktır ancak şu da bir gerçektir ki birilerine imtiyaz sağlanması ne kadar yersiz ise, sporda şiddet ve düzensizliği önlemek adına bazı ceza hukuku değerlerinin de ihlal edilmesi o derece yersizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin yasalaşacağını umuyorum. İnşallah, toplumumuzda spor ve şiddette düzensizliği önleyecek bir yasa olur. İnşallah, bir daha kısa bir zamanda böyle bir yasa metniyle karşılaşmayız diyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Can.

Şimdi, İç Tüzük'ün 81 ve 60'ıncı maddelerine göre yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Işık, Sayın Türkoğlu, Sayın Sakık, Sayın Önder, Sayın Şandır, Sayın Erdoğan, Sayın Halaçoğlu ve Sayın Özensoy sisteme girmişlerdir.

Birer dakikalık süre veriyorum.

Sayın Işık, buyurun.

67

ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sporda şiddet, şike, rüşvet ve haksız rekabet iddiaları üzerine kurulan Meclis araştırma komisyonunun 10 Haziran 2005 tarihli raporunda birçok şike ve rüşvet iddiaları olmasına rağmen ve bu dönemde ülkeyi tek başına yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi işbaşındayken, aradan geçen tam altı yıl sonra, 31/3/2011'de çıkartılan 6222 sayılı Yasa'da şimdi değişiklik yapma ihtiyacı doğmuştur. Bu değişikliğe neden ihtiyaç duyuldu?

İkincisi: Bu kadar iddiaya rağmen 12 Haziran seçimlerinden önce niçin böyle bir şike soruşturması veya tutuklaması altı yıl boyunca gerçekleşmedi de son iki-üç ayda bu hızlı olaylar yaşandı. Bundan yana vicdanınız rahat mıdır?

İkincisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

Sayın Türkoğlu…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bizim kanun yapmayla ilgili herhâlde bir sıkıntımız var. Bugün değişikliğini düşündüğümüz kanun henüz sekiz ay olmuş yürürlüğe gireli ve ilk uygulamasından dolayı önemli, köklü değişiklikler yapmak durumundayız. Bugün de bir hata yaptığımızı düşünüyorum ben. Mesela, Sayın Bakana soruyorum: Şu anda şike iddiası sebebiyle oynatılmayan futbolculardan dolayı şike yaptığı düşünülen bazı spor adamları cezaevinde tutuklu olarak devam ediyorlar. Futbol Federasyonu da bir yandan statüyü değiştirmek suretiyle play-off sistemini getiriyor. Play-off sistemine kalması garanti olan bir takım son birkaç haftada yedek oyuncularıyla sahaya çıksa ve bazı kulüpler bundan faydalansa, puan alsa ya da şans oyunlarında birileri sürpriz paralar kazansa bu da şike kapsamında değerlendirilmeyecek mi? Yani hâlâ hata yapmaya devam ediyoruz diye düşünüyorum. Sayın Bakan da bu konuda bilgi verirse memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Sakık…

SIRRI SAKIK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Bu yasa sahibi olanların yasası, yani sırtı kalın olanların yasasıdır. Bakın, dünyada, yani iki yüz yirmi iki ülkede 645 tutuklu gazeteci, yazar var, bunların 70 tanesi bizim ülkemizde. Ülkemiz böyle bir ayıpla karşı karşıya iken ve bunlar Terörle Mücadele Yasası'ndan mahkûm olmuşlar, dünyada birinciyiz. Sayın Bakan da hukukçudur. Şimdi insanlar düşüncelerini ifade etti diye içeride ve biz bugün burada şike yapanları aklamaya çalışıyoruz. Bu vicdani midir, değil midir? Onu sormak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Önder…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Şimdi size bir alıntı yapacağım, kimden olduğunu sonra söyleyeceğim. "Bundan önceki yasa tasarısını kendileri getirdiler, yalvar yakar. Yine de kendilerine nedir, görelim ama bizim kanun yapma anlayışımıza yakışmıyor dedik. Böyle yaz boz olmaz, kişiye dönük yasa düzenleme mantığına döner ki olmaz." Bunu Sayın Başbakan söyledi.

Yine bir alıntı: "Şike olaylarının soruşturulduğu zamanda bu kanunu değiştirin taleplerini -altını çizerek söylüyorum- şahsen olumlu bulmam. Biz bu kanunun altından kalkamayız düşüncesi kulüp yöneticilerinin acziyetini gösterir." Bu da Sayın Bülent Arınç'ın bu konudaki beyanı.

Sayın Bakanınki biraz daha mahcup: "Bu, Hükûmetin yaptığı bir teklif değildir, kanun tasarısıdır."

Şimdi soruyorum Sayın Bakana: Ne değişti? Kısaca, iki kelime. Ne değişti? Daha bunların mürekkebi kurumadı, bu beyanatların.

Teşekkür ederim.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Kapalı kapılar arkasında neler konuşuluyor?

68

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, ben havayı değiştireyim.

BAŞKAN - Devam edin, devam edin lütfen.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Bakan kırk yıldan sonra Akdeniz Oyunları'nı bu sene, 2013 yılında ülkemiz organize edecek ve benim ilim Mersin'de organize edilecek. Tabii, bunun onurunu duyuyorum, sevincini duyuyorum. Ancak bir endişem var, tesisleri yetiştirmekte geç kaldığımız gibi bir endişe konuşulmaktadır. Bu konuda hangi tedbirleri aldınız? Bu konuda bilgi verir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğan.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Şimdi, AKP İktidarı döneminde sporda şiddetin, şikenin önlenmesiyle ilgili üçüncü kanun tasarısını şu anda görüşmekteyiz. Şimdi, bu tasarıları yeterince tartışmadan, taraflarla yeterince görüşmeden alelacele Meclis gündemine getirip ondan sonra altı ayda bir defa değiştiriyoruz. Şu anda görüştüğümüz kanun tasarısı spor camiasının sorunlarını çözebilecek mi? Yoksa birkaç ay sonra başka işlerimizi bırakıp yeniden bu tasarıyı görüşecek miyiz? Sayın Bakana sormak istiyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kamuoyunda bu kanunun Başkan Aziz Yıldırım'ı kurtarma yasası olduğu konusunda bir kanaat oluşmuş durumda. Gerçekten tam da tutukluluk hâlinin devam ettiği bir zamanda bu yasanın çıkarılması hukuka müdahale şeklinde değerlendirilemez mi, değerlendirilmesi gerekmez mi? Sayın Bakandan bunu cevaplamasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Özensoy…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, Bursa'da ikinci stadyum projesi başladı. Mevcut stadyumu ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Sayın Başbakan Bursa'ya geldiğinde sanki bir müjde gibi 350 milyonluk bir projeye merkezî Hükûmetten 50 milyon katkı sağlanacağını söyledi. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sayın Arınç da konuşmalarında Bursa'da kazananların Bursa'ya hizmet etmeleri gerektiğini, âdeta bazen de tehdide dönüşen ifadelerde bulundular. Bursa bu yıllarda 7,5-8 milyar merkezî Hükûmete katkı sağlayan bir il ve bütçe fazlası veren bir il, merkezî Hükûmetten de yatırımlarına ciddi anlamda en az seviyede katkı alan bir il.

Dolayısıyla stadyumun yapılmasında bu haksızlığı gidermek için herhangi bir tedbir veya katkı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Özensoy, Bursa Milletvekilimiz, stadyumla ilgili görüşlerini açıkladığı için ben sorumu şu şekilde Sayın Bakana sormak istiyorum: Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi yasalaştığında yıllardan beri aralarında husumet olan Bursaspor'umuzla Beşiktaş arasındaki -ki daha çok stat dışındaki olayların Bursaspor'umuza mal edilmesiyle ilgili- bu husumetin kalkmasında bu yasanın ne gibi bir faydası olacağı konusunda görüşlerinizi öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

69

Sayın Havutça…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz bırakınız bugün hukuk devleti olmayı kanun devleti seviyesinin de altına giderek polis devletine dönüşmektedir. Bugün ülkede tüm kurumların yöneticileri, akademi dünyası, basın, şirketler, sivil toplum kurulları, politikacılar, yargıçlar ve vatandaşlar, telefon ve İnternet haberleşmenin dinlenmesi ve kasıtlı vergi denetimleri nedeniyle fevkalade huzursuz ve şikâyetçidir. Kamuoyunu yakından ilgilendiren ve sıklıkla tartışılan Ergenekon, Balyoz, KCK, futbolda şike cezai soruşturma ve kovuşturmaları sırasında, malumları olduğu üzere bir taraftan dosyada gizlilik kararları alınarak savunma hakkı kısıtlanırken, diğer tarafta yandaş medyada bu bilgiler çarşaf çarşaf sergilenmektedir. Acaba Hükûmetiniz, bugün bu kanunla ilgili almış olduğu tutuklama kararlarının gözden geçirilmesiyle ilgili, bu davalarla ilgili de tutuklu sürelerini gözden geçirmeyi düşünüyor mu?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Son soru Sayın Yılmaz…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görüşmüş olduğumuz teklifte, biraz önce de arkadaşlarımızın açıkladıkları gibi verilen cezanın seçenekli yaptırımlara dönüştürülmemesi, ayrıca 231'inci maddeyle belirlendiği şekilde hükmün açıklanmasının ertelenmesine başvurulamayacağı şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır. Bu Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı tasarrufta bulunan bir maddedir. Bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurulduğu takdirde oradan geri dönebilir.

Şimdi, eşitlik ilkesine aykırı böyle bir düzenlemeyi yaparken nasıl bir düşünceleri oldu? Ve cezaların da çok fazla indirildiği kanaatindeyim ben. Cezaların normal bir düzeyde bırakılması, ancak diğer konularda eşitlik ilkesine aykırı davranılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bakandan bu konuda görüş istiyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdemir…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) - Sayın Bakan, futbolu yakından takip eden tüm izleyicilerin, tüm seyircilerin malumu olduğu üzere, Türkiye'de sporda, ama özellikle futbolda bir kast sistemi var, yani eşitler ve daha eşitler arasında bir ayrım var. Bir Bursa milletvekili olarak bunu yakından izleme şansına sahip olduk. Örneğin polisin futbolda şiddete müdahalesi söz konusu olduğunda, bu müdahaleden en ağır bir şekilde etkilenenin hep Bursaspor taraftarları olduğunu gördük.

Yine aynı şekilde Avrupa liglerindeki maçlarımızın naklen yayınları söz konusu olduğunda, Bursaspor'un UEFA Avrupa ligindeki maçının TRT tarafından naklen yayınlanmadığına tanık olduk. Bugün, Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç, kendisine daha önce yönelttiğim bir yazılı soru önergesini yanıtlama lütfunda bulundular. Burada, TRT'nin uygulamasını eleştiriyor ve gerekçesini soruyordum. Ne yazık ki şöyle bir yanıt geldi: "Bursaspor'un maçının naklen yayını ile…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun mikrofon sizin.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Işık'ın sorusu bu kanun değişikliğine neden ihtiyaç duyulduğu noktasındadır. Doğrusunu isterseniz, burada bir Hükûmet tasarısını görüşmüyoruz; bu, esasında konu da edildi sorular arasında. Görüşülmekte olan bir kanun teklifidir ve bu kanun teklifinin altında Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan dört siyasi partimizin dördünden de birer grup başkan vekilinin imzası vardır. Her ne kadar Sayın Kaplan Komisyonda bu imzasını geri çekmiş olsa bile, eğer ki, o imzayı başta bu metin altına atmış olmasaydı muhtemeldir ki, bu kanun teklifi Adalet Komisyonunda gündem yapılmayacak, diğer partiler de tereddüde düşecek ve bu kanun teklifi Adalet Komisyonunda görüşülmeyecek, Genel Kurula da indirilmeyecekti.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Vakit geçmiş değil.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Dolayısıyla, kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesiyle şekillenen bir husustur. Burada, Hükûmet olarak bizim bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğu noktasında söyleyebilecek çok fazla bir beyanımız söz konusu değil.

Seçimden aylar önce bu çerçevede bir soruşturmanın niye yürütülmediği noktasında yine Sayın Işık'ın bir sorusu var.

70

Sayın Işık, bu soruşturma zaten 6222 sayılı Kanun çerçevesinde, bu kanunla ihdas edilen yeni hükümler mukabilinde başlatılmış olan bir soruşturmadır. Takdir edersiniz ki, burada çıkan bir kanun Resmî Gazetede yayımlanacak, yürürlüğe girecek, savcılar, hâkimler tarafından fark edilecek, idrakine varıldıktan sonra uygulama safahatı başlatılacak. Pek tabiidir ki, seçimlerden sonraya kalması son derece doğal ve hukuki bir süreçtir.

Sayın Türkoğlu'nun play-off sistemiyle alakalı bir sorusu var. "Play-off sistemi çerçevesinde soruşturmaya konu olan oyuncuların akıbeti netice üzerinde müessir olur mu?" Doğrudur, müessir olması kuvvetle muhtemeldir ama bu, takdir edersiniz ki, tamamen yargı makamlarının meselesidir; bir. İki, play-off arkasında siyasi inisiyatif olan bir konu değil. Play-off, bugün, Federasyon içinde de Kulüpler Birliğinde de tartışılması devam eden bir konu, uygulayan ülkeler var, uygulamaktan sonra vazgeçen ülkeler var. Türkiye'de uygulama sonuçları ne şekilde alınır? Ne zamana kadar devam eder veya kalıcı bir sistem hâline gelir mi? Şu aşamada bunu bilebilmek mümkün değildir.

Sayın Sakık'ın "Sırtı kalın olanlar için bu kanun değişikliği yapılıyor." şeklinde bir eleştirisi oldu. Eğer ki, öyle bir irade varsa, yine bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun müşterek iradesidir. Kabulü Genel Kurulun himayesinde olan bir konudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gündemine hâkimdir. Bu gündem üzerinde bizim yürütme organı olarak herhangi bir inisiyatif kullanabilmemiz söz konusu değil. Ama Türkiye'de tutukluluk süreleriyle alakalı sadece muhalefetten değil, zaman zaman bizim tarafımızdan da seslendirilen eleştiriler söz konusudur. Bu konular ne şekilde değerlendirilir, hangi çerçeve içerisinde metne dönüştürülebilir? Bu, elbette ki, zamanın takdirine bırakılması gereken bir konudur.

Sayın Önder'in belli alıntıları oldu; iktibas yoluyla bir soru sormuş oldu esasında. Benden, Sayın Başbakanımızdan ve Sayın Arınç'tan alıntılarına cevaben, müştereken söyleyecek olduğumuz şey şudur: Biz bir kanun değişikliğini Hükûmet tasarısı olarak buraya sevk etmiş değiliz.

ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Bakan, sizin haberiniz yok mu bundan hiç?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Yine aynı cümleyi söylemek durumundayım. Yüce Parlamentonun müşterek iradesiyle bir kanun teklifi gündeme gelmiştir. Birazdan oylamaları yapılacak. Takdir, tamamen Genel Kurulun takdiri olarak gelişecektir. Ama burada şunu da görmek lazım: Bu Kanunun ilk çıktığı hâliyle -Komisyon Başkan Vekili Hakkı Bey burada; Hakkı Bey bilir.- Adalet Bakanımız değişmedi, Sayın Sadullah Ergin bu Kanunun ilk geliş biçimine itirazı olanlardan biridir. Grup başkan vekilleri olarak, o dönemki Grup Başkan Vekili olarak şahsım, yine grup başkan vekillerimizden, şimdiki Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ bu Kanun'un getirdiği hükümlerin uluslararası normlara ve AB çerçevesine uygun olmadığını bizler o dönem Federasyon yetkililerine ısrarla ifade etmemize rağmen, maalesef bu noktadaki iradelerini farklılaştırma imkânını bulamadık. Şu an bir normale dönüş imkânı var ise şayet, iradi olarak bunun arkasında durmakta fayda olduğu kanaatindeyim.

Sayın Mehmet Şandır'ın Mersin ile alakalı sorusu var.

Sayın Şandır, Akdeniz Oyunları, bildiğiniz gibi Mersin'in de adaylığına rağmen evvelen Yunanistan'ın Başkenti Atina'ya verildi 2007 senesinde. Yunanistan, yaşadığı ekonomik kriz ve Avrupa bankalarına olan borçlarından dolayı Akdeniz Oyunlarını gerçekleştiremeyeceğini Akdeniz Oyunları Komitesine bildirdikten sonra, dört yıl gecikmeyle, 2011 yılının Şubat ayında, Akdeniz Oyunları Türkiye'ye tevdi edildi. Seçim kararı alındı, seçime gittik. Hükûmet kuruldu, güvenoyunu aldı, hemen projeler dizayn edildi.

Ben size, Mersin konusundaki yaklaşımınızı bildiğim için, hemen müjdeli haberi vereyim. En önemli ve en çok zaman alacak olan proje, Mersin'e yapılacak olan stadyum projesidir, dün itibarıyla ihalesi gerçekleştirildi. Yine, Bakanlığımıza bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesinde inşa edilecek olan 3.500 öğrenci kapasiteli olimpiyat köyü ihale sürecindedir, devam etmektedir. Bununla birlikte, 6.500 koltuk kapasiteli Mersin kapalı spor salonu, 3 bin kişi kapasiteli açık tenis kortu, yine 3 bin kapasiteli merkezî tenis kortu, ayrıca 8 açık kort, 2 kapalı kort, bin kişi oturma kapasiteli olimpik yüzme havuzu, yine bin kişi oturma kapasiteli antrenman spor salonu, atıcılık ve trap-skit tesisleri, bununla birlikte, atletizm sahası ve stadyumu ve ayrıca, restore edilecek 12 parça eski spor tesisisin restorasyonuyla ilgili ihale süreçleri tamamlanma aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bunları ben sizinle paylaşıyorum. Gerçekten burada, gerek Bakanlığımız gerek sermaye birikimimiz gerekse müteahhitlik sektörümüz ciddi bir sınavdan geçmektedir çünkü Mersin'de Akdeniz Oyunları'yla ilgili yapıların yetiştirilmesine yönelik performansımız, aynı zamanda, milletimizin 2020 İstanbul Olimpiyatları adaylığı

71

noktasında yüz akı ve en önemli kozlarından biri olacaktır. Bir gecikme tereddüdü bizde yok, inşallah nihayetinde de mahcup olmayız.

Sayın Erdoğan'ın "Bu kanun alelacele Meclis gündemine getirildi. Bu doğru bir tavır mıdır?" sorusu oldu. Değişikliği kastederek zannediyorum bu soru tarafımıza tevcih edilmiş oldu. "Alelacele" denilebilir belki ama öncesinde Süper Toto, Süper Lig'deki on sekiz kulübün bizzat başkanları veya başkanları tarafından görevlendirilmiş olan, yetkilendirilmiş olan başkan vekilleri tarafından ıslak imzalı olarak tarafımıza intikal eden bir metin var, "6222'nin değiştirilmesini istiyoruz." şeklinde. Bu metin benim çantamda. Bunun dışında, hazırlanan kanun teklifini, dört grubu dolaşarak geldiler, sizlerle paylaştılar, konuştular, tartıştılar. Dolayısıyla çok aceleci davranıldığı kanaati bende hasıl olmadı.

Sayın Halaçoğlu'nun, "Bu kanun, Aziz Yıldırım'ı kurtarma kanunu olarak değerlendirilebilir mi?" sorusu var. Sayın Halaçoğlu'nun iyi niyetinden zerrece tereddüt edecek değilim, kesinlikle iyi niyetli sorduğuna kaniyim, lakin gerek şahsımı gerek Adalet Komisyonu üyelerini gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok saygıdeğer üyelerini herhangi bir şahsı kurtarmaya mahsus bir kanun yapma fikrinden ve düşüncesinden tenzih etmek isterim. Aziz Yıldırım, şahsen benim hayatım boyunca gördüğüm, karşılaştığım, yan yana geldiğim biri hiç olmadı. Dolayısıyla şahsa yönelik bir düzenleme kanaati bizde olmadı.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Kamuoyunda zaten.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Evet, kamuoyunda böyle bir algılama söz konusu olabilir, lakin eksik bilgilendirmeden kaynaklanıyor, az evvel söyledim. Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor, Bursaspor, Gaziantep, Kayserispor, Samsunspor dâhil Süper Toto Süper Lig'deki, Spor Toto Süper Lig'deki on sekiz kulübün başkan veya başkan vekilleri, bu kanunun değişmesiyle ilgili ıslak imzalı talebi bize intikal ettirdiler, bunu ben bilgilerinize sunmak isterim.

Sayın Özensoy'un Bursa stadyumunun akıbetinin ne olacağı konusunda ve Bursa'nın merkezî Hükûmetin yatırım performansından yeterince istifade edip edemediği hususuna yönelik soruları var.

Sayın Özensoy, duble yollardan hastane projelerine, toplu konut ve kentsel dönüşümlerden spor yatırımlarına kadar Bursa kenti çok özel hizmetleri almıştır.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Biliyorsunuz Sayın Bakan, öyle bir şey yok.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Bursa'nın ve Bursalıların Türk ekonomisine genel katkılarından dolayı daha fazlasını hak ettikleri düşüncesini hep birlikte seslendirebiliriz, inşallah daha fazlasını da yapmaya el birliği içerisinde muvaffak oluruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Stadyumu ne yapacağız, stadyumu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Ama AK PARTİ hükûmetleri döneminde Bursa'nın ihmale uğradığını iddia etmek bize karşı en hafif ifadesiyle haksızlık olur diye düşünüyorum.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Rakamları vereyim Sayın Bakan, yüzde 2'ye geliyor, verdiğimizin yüzde 2'sini alıyoruz.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Demiröz'ün sorusu var. "Beşiktaş-Bursa husumetinin kalkmasına bu yasanın katkısı olur mu?" diye. Bu yasanın genel olarak sporda şiddet ve düzensizliğin ortadan kaldırılmasına katkısı olacağından dolayı Beşiktaş ve Bursaspor arasındaki husumetin telafisine de, başka kulüpler arasında ortaya çıkabilecek ihtilafların giderilmesine de ciddi katkıları olabileceği kanaatindeyim. Ben her zaman şunu ifade etmişimdir: Millî meselelerde, milletimizin tamamını ilgilendiren konularda Fenerbahçelinin, Trabzonsporludan, Galatasaraylının Beşiktaşlıdan veya -husumete vurgu yaptığınız için- Beşiktaşlının Bursaspor'dan ayrılması, ayrışması, farklı düşünmesi, farklı hareket edebilmesi mümkün olmadığına göre futbolda düzenin sağlanması da esas itibarıyla bir millî meseledir, bir imaj meselesidir. Dışarıdan bakıldığında ülkemizin toplam kalite idaresine dair bir görüntü meselesidir. Burada aynı yaklaşımın taraftarlarda da söz konusu olabileceği kanaatindeyim. Yönetimler daha özenli davranacak, Federasyon daha dikkatli davranacak, taraftar gruplarının liderleri daha özenli ve dikkatli bir performansla inşallah bu disiplinin, intizamın sağlanmasına katkı sunacaklar.

Bursa'yla alakalı stadyum konusunu atlamış oldum, tek cümleyle ifade edeyim. Bursa kamuoyunda da, Bursa siyasetinde de stadyumun akıbetiyle ilgili tartışmalar devam etmekte olduğundan, mülkiyeti uhdemizde olmakla birlikte Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak biz de doğrusu bir siyasi kararın önce Bursa nezdinde ortaya çıkmasını, şekillenmesini arzu ediyoruz. Buna ve Bursa'nın gereksinimlerine göre en doğru adımı atabileceğimiz kanaatindeyim.

Sayın Başkanım, toleransınıza sığınarak bir iki dakika içinde hızla bitirmeye gayret ediyorum, sağ olun.

72

Sayın Havutça'nın sorusu var, "Tutukluluk sürelerini düzenleyen bir tasarı Hükûmetin gündemine gelebilir mi?" noktasında. Gençlik ve Spor Bakanı olarak burada bulunuyorum, bu konunun içeriğine girecek olursam Adalet Bakanının sahasını işgal etmiş olurum. Bir başka kanun vesilesiyle bu soru Sayın Sadullah Ergin'e tevcih edilebilir diye düşünüyorum.

Sayın Yılmaz'ın "Cezalar çok indirildi kanaatindeyim." şeklinde bir eleştirisi oldu. Burada esasında Sayın Hakkı Köylü'ye, Adalet Komisyonu Başkan Vekili olarak hususen teşekkür etmek istiyorum. Çünkü ceza pratiği sağlam bir isim olarak bu kanunun şekillendirilmesinde gerçekten özel ve önemli katkıları oldu. Ama biz sadece milletvekilleri olarak kendi hukuk bilgimize de itimaden, kendi hukuk bilgimizle mahdut bir değişiklik çalışması içerisinde olmadık. Adalet Komisyonunun her dört partiden çalışmalara katılan üyeleri dün çok iyi fark etmişlerdir, bu kanunun ilk düzenlenme sürecine de katkısı bulunan ceza hukukçularını da biz Komisyona davet ettik, onların da görüşlerine müracaat ettik. Aman Anayasa'ya bir aykırılık söz konusu olmasın, Türk Ceza Kanunu ve ceza muhakemesi usul sistemine bir aykırılık olmasın, uluslararası normlara bir aykırılık olmasın özeniyle bu düzenlemeyi bu şekle dönüştürdük. Kanaatimce normal bir hâle gelmiş oldu, ama yine Meclisin ve kamuoyunun takdirindedir cezaların çok indirilip indirilmediği konusu.

Son soru Sayın Erdemir'in sorusu, "Polis Bursaspor taraftarlarına farklı mı davranıyor? TRT Bursaspor'un maçlarının yayınlarına diğer takımlardan farklı mı yaklaşıyor?" şeklinde. Ben doğrusu gerek Bursa'yı gerekse Bursaspor camiasını hem polisin hem de TRT kurumunun davranışları açısından diğer kulüplere görece eşitsiz bir muameleye tabi tutulabilecek bir camia olarak görmüyorum, değerlendirmiyorum. Türkiye'nin neresinde olursa olsun illerin büyüklüğüne ya da nüfusunun fazlalığına göre değil, takımların, kulüplerin bulunduğu kategorilere göre yayın süreleri ve yayıncı kuruluşlar belirlenmektedir. Bursaspor Türkiye'de Trabzonspor'dan sonra şampiyonluk kupasını İstanbul dışına taşıyan ikinci takım olarak aslında özel ve önemli bir başarıya imza atmıştır. Bursaspor'un ve Bursa camiasının böyle bir haksızlığa maruz kaldığı kanısında hiç olmadım. Polise bakan yönüyle ise polisin, değerli arkadaşlar, Türkiye'nin herhangi bir yerinde herhangi bir şekilde kanunları ya da yetkileri farklı uygulamak ya da kullanmak gibi bir düşünce ya da tavır içerisinde olabileceğini hiç zannetmiyorum. Hele ki Bursaspor taraftarına sırf Bursasporlu olmalarından dolayı ayrıca ve özel ve de kötü muamelede bulunabilecekleri kanaatinde hiç değilim. Böyle bir şeyin yaşanmasını da arzu etmem.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Geçtiğimiz dönem Beşiktaş maçı var Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) - Sayın Muammer Güler 2002'de ilk milletvekili olduğumda tanıdığım ilk valiydi, Samsun Valisiydi çünkü o dönemde. O da işaret etti, burada idarenin uygulamalarında belli güçlükler var. O nedenle valiler ve emniyet müdürleri idari cezaları bu tür kanunlarda hiç görmek istemezler çünkü uygulanmasında pek çok güçlüklerle karşılaşılır.

BAŞKAN - Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi toparlayınız.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) - Son cümlem Sayın Başkanım.

Uygulayıcıların da zorlukları var ama hepimizin gerek taraftar camialarını gerekse taraftar gruplarının liderlerini kanaat önderi kişiler olarak siyasette bulunmamız hasebiyle doğru istikamette yönlendirmemize de ihtiyaç vardır.

Sorular için ve yasa çalışmasına sağlanan her türlü katkılar için hepinize teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır. Böylece teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1'inci maddeyi okutuyorum:

SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 31/3/2011 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen "beş yıldan oniki yıla kadar" ibaresi "bir yıldan üç yıla kadar" şeklinde, dördüncü fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

73

"b) Federasyon veya spor kulüpleri ile spor alanında faaliyet gösteren tüzel kişilerin, genel kurul ve yönetim kurulu başkan veya üyeleri, teknik veya idari yöneticiler ile kulüplerin ve sporcuların menajerleri veya temsilciliğini yapan kişiler tarafından,"

"(9) Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez; verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez ve ertelenemez.

(10) Bu maddede tanımlanan suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi halinde, bunlardan en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı verilecek ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılarak tek cezaya hükmolunur.

(11) Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı cezaya mahkûmiyet halinde, kişi hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesi hükümlerine göre, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyetler icra edilen tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına hükmolunur."

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ömer Süha Aldan, Muğla Milletvekili.

Buyurun Sayın Aldan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 6222 sayılı Yasa'ya yönelik olarak yapılacak değişikliğin 1'inci maddesine ilişkin görüşlerimi sunacağım.

Şimdi aslında, bu yasa değişikliği tümüyle bir ceza indiriminden ibarettir. 6122 sayılı Yasa pek çok değişikliği de gerektirecek hükümler taşımaktadır. Öncelikle, bahse ilişkin özel bir düzenleme yapılmamıştır. Teşebbüse ilişkin düzenlemede muğlaklık vardır. Bu açıdan pek çok unsurda bundan sonra bu yasayla ilgili de değişiklikler gündeme gelirse hiç şaşırmam.

Değerli arkadaşlarım, neden bu yasaya ilişkin olarak ortak bir teklife gerek görüldü? İktidar çoğu zaman tasarı yoluyla yüce Meclisi aracı kılarak ya da kanun hükmünde kararnameler yoluyla yüce Meclisi baypas ederek düzenleme yapmakta alışkanlık hâline getirdiği bir usul vardı ama bu bir teklif olarak bugün karşımızdadır ve Meclisteki dört parti de imzalarıyla bu teklifi gündeme getirmişlerdir.

1'inci maddedeki temel düzenleme üç fıkrayı içeriyor aslında. Biraz önce arkadaşlarımız üzerinde durdular, cezaların ertelenmemesi, seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ve de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesi birinci unsur. İkinci unsur, Komisyonda düzeltilen ve Türk Ceza Kanunu'nun 43'üncü maddesinde yer alan zincirleme suçla uyumlaştırılan bir düzenleme ve son, on birinci fıkradaki düzenleme ise tümüyle mahkûmiyet hâlinde yargılanan kişilerin, mahkûm olan kişilerin sportif faaliyetlerde yönetici olarak yer almamasına ilişkin düzenlemedir.

Peki, bu noktaya geldik, bunun üzerinde uzun uzadıya durmayacağım, bir noktaya değineceğim. Bazı sorulara yanıt vermemiz gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu düzenlemeye neden imza attık? Bunun yanıtını vermemiz lazım. Keza, neden ceza indirimine gidilme gereği duyuldu? Bunun yanında, şike operasyonu olarak bilinen operasyon neden yapıldı? Keza, neden 12 Hazirandaki seçim ve hemen akabindeki Federasyon seçimi beklendi? Aslında çok ayrıntısına girmeyeceğim süren bir yargılama söz konusu olduğu için ama ilginç şeyler var.

Bir: Bununla ilgili, mart ayında 6222 sayılı Yasa yürürlüğe giriyor. Yürürlüğe giren yasada "135'inci madde -Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135'inci maddesi- uygulanabilir." dendiğine göre iletişimin tespiti işlemlerine başlanıyor ve lig bitiyor, şampiyonlar belirleniyor ve tescilleniyor. Dolayısıyla basına yansıdığı kadarıyla, Cumhuriyet Savcısının söylediği gibi, son beş maçın da sonucu biliniyor, o zaman bu soruşturma tamamlanmış. Takımlar transfere başlıyorlar, futbolcu transfer ediyorlar, milyonlarca dolar harcıyorlar, futbolcu satıyorlar belki fakat bu operasyonun gözaltı aşamasına geçilmiyor. 12 Haziranda seçim oluyor, seçimden sonra da bir soruşturma yok ama bir Federasyon Başkanlığı seçimi var. Federasyonun yönetimi değişiyor, kim geliyor? Mehmet Ali Aydınlar. Mehmet Ali Aydınlar daha çok hangi kimlikle bilinir? Fenerbahçeli olmakla. Onun göreve gelmesinden üç gün sonra da operasyon düğmesine basılıyor ve insanlar gözaltına alınıyorlar.

Şimdi, birine bir zehir içirmek istiyorsanız içinde zehir bulunan bardağı güvendiği bir kişiyle ikram edersiniz. Yani bir Fenerbahçelinin Federasyonun başında olduğu bir ortamda bu operasyon yapılıyor. Sonuçta gelinen noktada, bu, gerçekten sırtı kalınların buraya getirdiği bir değişikliktir değerli arkadaşlarım. Futbol lobisi yoğun bir şekilde baskı yapmıştır. Ama şunu da inkâr etmeyelim: Özellikle Fenerbahçeli taraftarlar takımına

74

sahip çıkmışlardır ve iktidar kanadı önce "Ben bu değişiklikten yana değilim." dese de sonuçta ortak bir teklife razı olmuştur. Ortak teklifle buraya gelinmesinin sebebi de budur. Aslında şuna da değinmek lazım: Poliganizmi önlemenin yolu cezaları artırmak değildir. Eğitim, toplumsal hoşgörü, empati ve sağduyulu bir toplum yaratmak aslında olayların önlenmesinde en önemli etkendir. Bu noktada peki Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu yasal düzenlemeye "Evet" diyoruz. Hangi nedenlerle? Onu da hemen açıklayayım: Bir kez gerçekten ceza çok ağırdır. Suç ile ceza oranı arasında bir orantısızlık söz konusudur bu açıdan.

İkinci olarak: Bu Meclisteki partilerin gerektiğinde nasıl anlaşabildiklerinin bir örneğini ortaya koymaktır. Tutuklu olan insanlar var, özgürlükleri kısıtlananlar var, antidemokratik pek çok yasa var. Bu yasalarla da, bu yasalar gündeme geldiğinde de uzlaşmanın, anlaşmanın bir yol olduğunu kanıtlamak için bu düzenlemeye "Evet" diyoruz. Bunun yanında, baskı gruplarının Parlamentoyu gerektiğinde nasıl etkileyebildiğinin bir örneği göstermek amacıyla bu yasal düzenlemeye "Evet" diyoruz. Keşke Türkiye'deki insanlarımız, spor kulüplerine duydukları hayranlık ve arkalarında durmak kadar Türkiye'de özgürlükler konusunda, demokrasi konusunda, muhalefete yeterince yer ve anlayış verme konusunda da duyarlı olabilseler. Umarım bu düzenleme, bu ortak düzenleme bu açıdan da toplumumuza bir örnek olur ve sporun ticari bir meta hâline getirilmemesi amacıyla da bu yasaya "Evet" diyoruz. Tek tip insan yaratma niyetine de karşı olarak bu yasaya "Evet" diyoruz.

Değerli arkadaşlarım, aslında bu tip soruşturmalarda işin bu noktaya gelmesinin başka bir nedeni var. Yıllarca benzer soruşturmaları yapmış bir arkadaşınız olarak söyleyeyim: Toplumda etki yaratan soruşturmaların bir arka yüzü vardır yani bir halının altı vardır. Biraz sonra söyleyeceğim sözler, bu soruşturmada görev yapan cumhuriyet savcıları, kolluk güçleri, hatta iktidar kanadıyla ilgili değildir. Onları tenzih ederek söylemek istiyorum. Toplumsal yapıda belli alanlarda değişiklik yaratılmak isteniyorsa bir tetikleme gerçekleştirilir. Bunun küresel bir boyutu vardır yani bu şike operasyonunun uluslararası bir boyutu vardır. Onu kısaca özetleyerek sözlerimi tamamlayacağım.

Türkiye'de işlenecek suç mu arıyorsunuz? Her yerde bulursunuz. Hemen hemen her ihaleye fesat karıştırılır, çoğu futbol ya da spor karşılaştırmasında şike vardır, çoğu zaman mafyalaşma girişimleri Türkiye'de alışılmış bir olaydır, görevi kötüye kullanma sıradan bir olaydır. Böyle bir olgu vardır ve bir şey o kolluk güçlerini ya da savcıyı tetikler. O savcı ya da kolluk güçleri, Türkiye'yi kurtardıklarını, ülkenin belli bir sektörünün, belli bir bölümünün pislikten temizlendiğini düşünerek cansiparane bu soruşturmaya atlarlar.

Aslında bu spordaki şike olayının temelinde şu vardır: Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de taraftarı son derece fazla olan, basında çok önemli ilgi çeken, en önemli ilgiyi çeken, hatta adına "Fenerbahçe cumhuriyeti" denilen bir Fenerbahçe Spor Kulübü vardır. Eğer siz bu Spor Kulübü hakkında şikeden dolayı soruşturma yapar ve onu küme düşürürseniz Birinci Lig'i mahvedersiniz ve diğer takımlar da artık nefes alacak yer bulamazlar, parasal güçleri biter, naklen yayından aldıkları ücretler azalır, düşen takım tekrar çıkabilmek için çok büyük çaba içine girer. İşte burada uluslararası fonlar devreye girer, bizim bu renk aşkıyla bağlı olduğumuz takımları fonlar sağlayarak satın alır. Mesele budur.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aldan.

Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili.

Buyurun Sayın Uzunırmak. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 622 sayılı Kanun'daki değişiklik teklifiyle ilgili söz aldım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, eleştiri bir kültürdür. Eğer eleştiriye çamur atmak, iftira atmak, haksız ithamda bulunmak olarak ne kadar karşı isem haklı eleştiriden ders çıkarmamanın da ülkeyi doğru zemine götürmediğini sizlerle öncelikle paylaşmak istiyorum. Bu açıdan burada yapacağım eleştirileri de mutlaka bir mantık inşası açısından değerlendirmemiz gerektiği kanaatini taşıyorum. Bu bir AKP klasiği hâline geldi. Sakın bu eleştirilerim bu teklifteki oylarınızı menfi yönde etkileme mensubiyeti taassuba dönüştürmeye doğru da gitmemesi gerektiğini de başta ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, AKP klasiği nedir? Geçmişte eğer biz tarihi doğru okursak, doğru dersler çıkarırsak ülkeyi faydalı bir zemine götürürüz. Tarih de bunun için bir bilimdir. Ve AKP klasiğini ben bir İttihat Terakki klasiği olarak tanımlıyorum. İttihat Terakki de belki düşünce sistematiği niyet olarak çok iyi niyetlerle ülkeyi yönetmek istedi ama yaptığı icraatların neticesinde getirdiği nokta hele hele yasamada yaptığı "yok kanun, yap

75

kanun" mantığı, güçlü bir kanun tekniği, ülke gerçekleri ve dünyanın geldiği noktadan uzak anlayışı içerisinde ülkeyi kaosa sürüklemiş ve bugün AKP'nin gittiği yol uygulamalarından kanun yapma tekniğine varıncaya kadar, dış politikadan ekonomiye varıncaya kadar "yok kanun, yap kanun"dan dış politikadaki uygulamalara varıncaya kadar aynı bir İttihat Terakki klasiği içerisinde gitmektedir. Ne olur bu sözlerimi mensubiyeti taassuba dönüştürerek değerlendirmeyin.

Değerli milletvekilleri, işte bu teklif nasıl ortaya çıkmıştır? 2001 yılında sporda şiddeti önleme düzensizliği önleme kulüplerin problemlerini araştırma komisyonu kurmuş olmasına rağmen Meclis. Bu komisyon raporu beklenmeden, 2005 yılında gene Meclisin aynı konuyla ilgili kurduğu komisyon raporundan dersler çıkarmadan, alelacele, 2011 yılında, Nisan ayında bir tasarı hazırlamış Hükûmet ve Meclise bir noter gibi onaylatarak bu tasarıyı, bizim o gün, bizzat benim de karşı çıkmalarıma rağmen, uyarılarıma rağmen ders çıkarmadan yasa geçmiş gitmiş, tasarı geçmiş gitmiş ve bugün, bunun, gerçekten, bir milletvekili ve sektörün içinden gelen birisi olarak inanarak söylüyorum ki düzeltilmesi gerektiği kanaatiyle, vaktimizi bununla ilgili olarak harcıyoruz.

Değerli milletvekilleri, tasarı sadece şike konusuyla ilgili değildir, teşvik konusuyla ilgili değildir, sporda düzensizliğin de önlenmesiyle ilgili bir tasarıdır, tekliftir veya tasarının, teklifin tasarıyı düzeltmesi yönünde bir oluşumdur.

Değerli milletvekilleri, sporda şiddet ve düzensizlik, spor kulüplerimizin içinde bulunduğu şartlar mutlaka ki dünyada direkt ve dolaylı olarak ekonomik büyüklüğü dördüncü, beşinci büyük sektör olarak tanımlanan bu sektörde rekabet gücümüzün artırılabilmesi için, mutlaka sektördeki bütün aktörlerin, antrenöründen, hakeminden, hocasına, seyircisine varıncaya kadar, kulüp yöneticisine varıncaya kadar hak ve ödevlerinin kanunlarla, yönetmeliklerle ve bütün aktörlerin hak ve ödevlerinin teminat altına alındığı kuralların yönettiği bir sektör hâline getirilmesi gerekmektedir. Eğer böyle olmazsa, sistemi kurallar yönetmezse, o zaman bizim rekabet gücümüzü artırarak dünyada direkt ve dolaylı dördüncü, beşinci büyük sektör durumuna gelmiş bu sektörden Türkiye olarak pay almamız ve rekabet edebilmemiz mümkün olmayacaktır.

Şike ve teşvik sadece belli bir kişiyi ilgilendirmiyor yani sadece şampiyonluklarda olmuyor değerli arkadaşlar, lider yarışmalarda olmuyor, düşmemek için de yapılıyor. Başka alanlarda da yapılıyor ve ben bütün bunları konuşurken sizlerle şunu paylaşmak istiyorum: Değerli milletvekilleri, bir defa bu yasa nisan ayında gelmiş, çıkmış ve mayıs ayında bitecek olan ligde hemen takipler başlamış ve soruşturmanın safahatı içerisinde inanın ki vicdanları kanatan ve iktidarı töhmet altında bırakacak gelişmeler vardır. Bu gelişmeler nelerdir?

Değerli milletvekilleri, burada zincirleme suçtan bahsediliyor ve emniyetin açıklamalarında o safahat içerisinde birtakım suçun oluştuğu ve delillerin yakalandığı o günkü basına da yansıdı. Şimdi Sayın Bakana sormak istiyorum: Eğer deliller yakalandı ise, o soruşturma açılmadı ve bu suçlular suç işlemeye devam etti ise acaba savcılar yeni suçların oluşmasında suçun bir noktada oluşmasına yardımcı olan durumuna düşmemiş midir? Niçin ilk başta bunlar tutuklanmamıştır? Suç oluşmaya devam ettiyse yeni mağdurlar meydana gelmemiş midir? Bu yeni mağdurların haklarını kim koruyacaktır?

Şimdi, bütün bunları düşündüğümüzde "zincirleme suç" tabirinde acaba savcılar da -Geçmişte bunu, geçen dönemde, Adalet Bakanımıza sordum- bu konuda bir denetimden geçirilmiyor mudur? Geçirilmesi gerekmez mi? Suç oluştuğunda eğer savcı zamanında bu suça müdahale etmiyorsa, zamanında bu suçu soruşturmuyor, kovuşturmuyorsa yeni oluşan suçlardan acaba savcı yardımcı durumuna düşmüyor mu? Suça sebep olan durumuna düşmüyor mu? Kolluk güçleri suçun sebebi durumuna düşmüyor mu?

Dolayısıyla biz burada birtakım tanımları getirirken inanıyorum ki yeniden düzenlenmesi gerektiği mutlaka hasıl olacaktır. Düşünün ki şikeyi yapmış, o şike yapıldığında siz o yöneticiyi, o futbolcuyu, o menajeri gözaltına alıp, sorgulayıp kovuşturmaya başlamadığınızda, yeni suç oluştuğunda, yeni mağdurlar ve onun suç dosyasının kabarmasında kim sorumlu? Dolayısıyla, bütün bunların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatini taşıyorum.

Değerli milletvekilleri, biz sporla ilgili veya başka alanlarla ilgili birtakım yasama çalışmalarını yaparken, kuralları koyarken öncelikli olarak koyduğumuz kuralları altyapı olarak;

Bir: Zihinsel altyapı olarak, kültür olarak, düşünce olarak o altyapıyı oluşturmuş muyuz?

İki: Tesis altyapısını oluşturmuş muyuz?

Güvenlik tedbirleri olarak birçok güvenlik tedbirlerinden bahsedebiliriz ama siz eğer statları elektronik bilet okumayı, vatandaşın oturduğu adresi bilmeden, vatandaşlık numarasından insan hareketlerini kontrol edebilecek

76

emniyet ağını kurmaktan, tesise geldiğinde seyircinin ilk kapıdaki girdiği alanda, oturduğu alanda, hatta ve hatta düzenleme olarak yurt dışına gittiğimizde gördüğümüz statlarda güvenlik güçlerinin gözden optik okumaya varıncaya kadar seyirciyi tespit edebildiği ama sadece o delilin o alanda kullanıldığı bir hukuki düzenlemeye varıncaya kadar yapmadan ve bu mantık ilişkisini, bu mantık inşasını kurmadan bu tedbirleri geliştirebilmeniz mümkün müdür? Dolayısıyla, bir, mantık inşası, iki, tesislerimizin de bu mantık ve yasalara uygun inşası çok önemlidir. Dolayısıyla, uluslararası rekabetin de her alanda, mantık inşasından tesis inşasına varıncaya kadar ancak mükemmelleştirildiğinde bizim doğru görevi yerine getirebildiğimiz kanaatinin hasıl olacağını ifade etmek istiyorum.

Düzenlemenin mutlaka lehinde olduğumuzu ifade ediyorum. Bu haksızlıkların giderilmesi gerektiği kanaatini taşıyorum. Suçlu olanlar bugün sadece içeride olanlar değildir. Hazreti İsa bir suç için bir kadının recmedilmesi cezasına çarptırılacağında diyor ki: "İçinizde bu günahı işlememiş olan ilk taşı atsın." ve bütün o insanlar elindeki taşı yere atıyor, hiç kimse o kadına taş atamıyor.

Bugün, spor dünyasının içinde bulunduğu durum aynen budur. Bunun bir milat olması gerektiğini ve bu milatta alt liglerden üst lige varıncaya kadar bütün aktörlerin bu milattan faydalanması gerektiği kanaatini taşıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzunırmak.

Madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Önder.

BDP GRUBU ADINA SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Devri Osmani'den günümüze gelen bir deyimle başlamak istiyorum. Bu deyimin adı "hamamın namusunu kurtarmak." Bu deyim şuradan inkişaf ediyor: Bir hamamın şöhreti kötüye çıkıyor, orada temizlenmenin dışında birtakım cürümler işlendiği ayyuka çıkıyor, tutuyorlar rastgele o cürümü işleyenlerin birini yakalayıp iyice bir dövüyorlar -biraz cinsiyetçi bir söylem olsa da- hamamın namusunu kurtarmak deniyor. Bu yasayla yapılmak istenen tamamen hamamın namusunu kurtarmaktır. Peki, bakalım hamamın namusu ne durumda?

Şimdi, şike bu ülkede bir devlet politikasıdır arkadaşlar. 12 Eylülde Kenan Evren'in bir Ankara takımını Birinci Lig'e çıkarmasıyla başlamıştır. Çünkü şike büyük ahlaksızlıktır. Niye? Bir başkasının emeğine, bir başkasının hakkına tenezzül edersiniz de o sebepten. Büyük ayıptır ve siz müsabaka başladığı zaman -bir futbol terimiyle söyleyeyim- olmayan bir kuralı müsabaka devam ederken ihdas edemezsiniz. Böyle olduğu zaman birilerinin hakkı mutlaka ketmolunur, bu ayıptır, haksızlıktır.

Şimdi, bununla başladı. Ben sizden biraz önce sataşma gerekçesiyle söz istedim. Aslında bir Sayın Validen bir doğruya tekabül ediyordu. Ben ömrümde bir yeşil sahanın içini görmemişim, bir maçı başından sonuna kadar seyretmemişim. Herhangi bir takımla, millî takım dâhil bir aidiyet ilişkisi yoktur, sadece Beşiktaş Çarşı grubunu ve Lucescu'yu çok severim. Benim şeyim budur. Birisi çok kitap okur, futbolculara kitap okumasını telkin ederdi, Schopenhauer'ı hatırlattı futbolcularına, ondan dolayı severim, Çarşı grubunu da haysiyeti önde tuttuğu için, yoksa onun dışında bir takım mensubiyetim yoktur.

Şimdi, devam edelim. Sırf daha sonra bu şike devlet eliyle işlenmeye devam etti. Anlatıyorum. Buna şike değildir diyecek olan var mı? Oylarınızı değiştirmenizi rica ediyorum, neredeyse yakarıyorum, lütfen bu rikkatle, bu dikkatle dinleyin.

Sırf siyasal, kültürel taleplerde bulundular diye dillerine, ellerine kelepçe vurulan bir kentin, bir halkın takımı Diyarbakırspor'a, devlet nedense belli bir zaman diliminde büyük bir hamilik görevini üstlendi. Bir taraf tutmuyorum, ama asgari bir evrensel hukuk bağlılığım var, bir ahlaki normla bağlı sayıyorum kendimi, onun için takip ediyorum, onun için yüreğimizi incitiyor. Hırsızlık var çünkü. Diyarbakırspor küme düşmesin diye, üst liglere çıksın diye, Altay Sporlu oyuncuların odasına ziraat ilacı sıktırttı bu devlet. Yani bakın, devlet eliyle şike nasıl olur! Burada da bitmiyor.

77

Türkiye-İsveç millî maçına… Allah aşkına, iki dakika bir tefekkür edin, bu kadar insan dile getirdi, televizyon programlarında söylendi, devlet eliyle, örtülü fonlarla Türkiye-İsveç maçında hırsızlık yapılmıştır, ahlaksızlık yapılmıştır, bu da devletin bu konuyla ilgili bütün makamları tarafından bilinmektedir ve dahilleri vardır.

Şimdi, sorun ne? Önceden biliyorduk fakat bildiğimizi bilmiyorduk, bilmiyor gibi yapıyorduk. Artık bildiğimizi biliyorsak eski ağza yeni taamla bu iş geçiştirilemez.

Peki, çözüm ne? Burada çıkıp, yine gerçekten hiçbir politik mülahazayla söylemiyorum, kendi grubumda bütün açık yürekliliğimle bu yasa tasarısından imzamızı çekmemiz gerektiğini dile getiren benim. Bunu hepinizi tenzih ederek söylüyorum, böyle bir işte dahlimiz olmasını kendi adımıza ahlaksızlık sayarım. Niye? Yine maç sürerken kural değiştirmek. Ee, şimdi, elinizi vicdanınıza koyun. Burada, tabii ki alelusul cevaplar verilebilir: Hayır, bu falancayı kurtarma yasası değildir, filancayı kurtarma yasası değildir. Bence de değildir. Bu nedir biliyor musunuz? Aziz Yıldırım dedi ki: "Ben yanarsam bu yangın nerede durur hiç belli olmaz." Bunu dikkatlerinize sunuyorum. Eğer bu bir gerçekse bırakalım bu yangın nereye gidecekse gitsin. Arınmak iyidir arkadaşlar, yanarak arınmak daha da iyidir. Bu yalansa bırakalım söyleyeni mahkûm etsin. Vicdanlarınıza sorun. Biz, yarın öbür gün halkın içine çıkacağız. X bir takımın taraftarı "Ya, bu falancayı kurtarma yasası." dediğinde kaçımız hulusi kalple "Yok kardeşim, bunu biz evrensel hukuk ilkelerini gözetmek için yaptık." diyeceğiz?

Şimdi, çözüm ne? Burada, işi tetikleyen süreç bu. Biraz önce Sayın Bakanı okudum. Başbakan gerçekten dirayetli duruyordu "Ya, böyle şey mi olur?" dedi. Sayın Bülent Arınç bu konuda itiraz etti. Ne oldu da… Kamuoyuna bunun cevabını vermeden bu kanunun, bu değişikliğin objektifliği konusunda kendi vicdanlarınızı bile ikna edemezsiniz bırakın başkalarını ikna etmeyi. Bu da…

Arkadaşlar, bu kadar rutine bağlamayalım. Kendi vicdanımız da çok kıymetli bir şeydir.

Sayın Vali'ye sataşma yapmadan bir göndermede bulunmak istiyorum. Eğer sataşma olarak söz isterse bana da sataşmasını diliyorum. 2004 yılında çıkan yasada, yasanın 17'nci maddesinde aynen bir diğer kulübün taraftarını ırk, din, dil söylemiyle, mezhep söylemiyle, cinsiyet söylemiyle tahrik edici şeylerin önlenmesine dair bir 17'nci madde hükmü vardı.

Ee, şimdi yine devlete dönelim. Evet, dedim "Taraftar değilim" ama gazete okuyoruz. Arşivleri karıştıran herkes bunu bulur. Ben ismini buradan beyan etmeyeceğim. Niyetim kimseyi zem etmek ya da kimsenin vebalini almak değil. İl yöneticileri, mülki erkan özellikle taşrada bulundukları takımın fahri banisiler; bunu bilmeyen var mı? Bakın, okuyun gazeteyi. Hakem, yan hakem ofsayt bayrağını kaldırıyor -İnşallah doğru söylüyorumdur- Emniyet Müdürü "İndir lan o bayrağı" diye başlıyor ve o bayrağı neresine ithal edeceğinin ayrıntılı tarifini yapıyor; haya ederim, buradan söyleyemem. Bunlar vardı.

Peki "Ayağı kalkmayan Ermeni olsun." "Yunan dölü." Bu sloganlar koro hâlinde tribünlerden atılmadı mı? Hangi kolluk 2004'te çıkan yasanın 17'nci maddesini uyguladı? Ayıptır, günahtır, yazıktır diye buna bir engel oldu? Onu bırakın. Gerçekten hicap duydum. Ben Sayın Başkandan söz istedim. Burada "Gavurlara şunu yapıyorsunuz, Müslüman'dan bunu esirgiyorsunuz." diyorlar.

Şimdi "gavur" dediğinden, ondan sonraki konuşmacı onun Peygamberinden alıntı yapıyor. "Günahsız olan ilk taşı atsın."

Şimdi, böyle gelişigüzel, ırkçı, tefrik edici, tekfir edici söylemleri biz burada yapıyoruz. Bu, yüz binlere dağılıyor; tribünlerde de aldığı hâli görüyorsunuz.

Bir geyik vardır; bugün bu geyiğe de değinmek istiyorum: "Camiye, kışlaya, spora siyaset sokulmaz." denir. Üçünde de siyasetin dik âlâsı yapılır. Burada kastedilen, garip gurebanın orada siyaset yapmamasıdır. Emeğin, mazlumun, mağdurun orada siyaset yapmamasıdır.

"Sırtı kalınlar" dedik. 1 milyar dolara çıkmış sektörün büyüklüğü. Burada, halka düşen, seyirciye düşen, sadece bunu finanse etmek. Hacir altındadır. Burada üç beş tane zenginin ve -sadece yayın haklarına bir bakın, büyüklüğünü takdir edersiniz- onların yediği herzelerin vebalini biz temizlemek zorunda değiliz.

Bakın, hiç, KCK davasına girmedim; hiç, diğer tutuklamalardan bahsetmedim. İzzetinize sesleniyorum: Bu çok ayıp bir şeydir. Gerçekten bu konuda partiler de bağlayıcı karar almasın. Kim, izzetine bunun, nefsine bunun hesabına verebiliyorsa buna "evet" desin, gitsin çocuğunun gözüne bakarak "Ben bu konuda objektif davrandım evladım." desin. Allah'a emanet olun. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Önder.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili.

78

Buyurun Sayın Özel.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 1'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Teklifin 1'inci maddesiyle, beş yıldan on iki yıla kadar olan hapis cezaları bir yıldan üç yıla kadar değiştirilmekte. Gerçekten, mart ayında yapılan değişiklikte, bu kanun çıkarken, o günkü şartlar içerisinde, çok afaki cezalar tayin edilmiş ve buraya dercedilmiş. O günkü stadyumlardaki şiddet, bunu bir baskı aracı olarak getirtilmiş ve buraya gerçekten de "suç ve ceza adaleti" anlamında, gerçekten yüksek miktarda cezalar buraya yazılmış. Şimdi makul düzeye, "suç ve ceza adaleti" anlamında bir seviyeye çekilmekte. Ne bu bir aftır, ne herhangi bir düzenleme burada yapılırken... Tabii ki de bundan birtakım kişiler faydalanacaktır. Düzenleme yapılırken, devam eden davalarla ilgili, mahkûm olanlarla ilgili de bundan istifade edecek olanlar olabilir. Burada "Hiç kimse istifade etmeyecek." olacak bir düzenlemenin de herhâlde Meclisin gündeminde olmasının da bir anlamı yoktur diyorum. İnşallah, burada bir başka getirilen hükümle de, ilave edilen fıkralarla, bir yandan bu ceza indirimi getirilirken, diğer yandan bunların ertelenemeyeceği, bunların paraya çevrilemeyeceği gibi dengeleyici hükümler de ihdas edilerek kamu vicdanı bir adalet anlayışı içerisinde dengelenmeye çalışılmıştır.

Bu teklifin spor camiamıza, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç.

Buyurun Sayın Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sporda şiddet ve düzensizlik konusu uzun yıllardır kamuoyunu rahatsız etmiş, sporcularımız, taraftarlar, spor alanında faaliyet gösteren kişiler, sporda şiddetin önlenmesi ve bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için taleplerde bulunmuşlar, bu önemli sorun da her konuda olduğu gibi yine AK PARTİ iktidarları döneminde ele alınmıştır. Spor alanında ortaya çıkan düzensizlik ve şiddet olaylarının önlenmesi basit bir asayiş sorununun ötesinde bir sorun olduğundan genel ceza hükümleriyle sporda şiddet ve düzensizlikler önlenememiş, bu alanın özel olarak ele alınmasına gerek duyularak 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun kabul edilerek yürürlüğe konulmuş, ancak bu Kanun'da muhtelif tarihlerde yapılan değişikliklere rağmen, spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesinde istenilen sonuç elde edilememiştir. 5149 sayılı Kanun'un uygulanması döneminde ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi için 23'üncü Dönem Parlamentosunda 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe konulmuştur. Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunması ceza hukukunun genel ilkelerindendir. Ceza Kanunu'nun 3'üncü maddesinde de suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereğince işlenen suça verilecek cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olmasının yanı sıra, diğer kanunlarda öngörülen suçlara verilen cezalar dikkate alınmak suretiyle adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekmektedir.

Teklifin 1'inci maddesiyle 6222 sayılı Kanun'un 11'inci maddesinin 1'inci fıkrasında geçen "beş yıldan on iki yıla kadar" olan ibaresi "bir yıldan üç yıla kadar" şeklinde değiştirilerek suç ve cezada orantılılık ilkesinin gereği yerine getirilmektedir.

Yine 11'inci maddenin 4'üncü fıkrasında yapılan değişikliğe göre de federasyon veya spor kulüpleri ile spor alanında faaliyet gösteren tüzelkişilerin genel kurul ve yönetim kurulu başkan ve üyeleri, teknik veya idari yöneticiler, kulüplerin ve sporcuların temsilciliğini yapan kişiler tarafından işlenmesi hâlinde, 1'inci fıkrada ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis şeklinde değiştirildiği için Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmayacağı, verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceği ve ertelenemeyeceği yönünde değişiklik yapılmaktadır. Bu düzenleme, şike ve teşvik primi suçu bakımından netice ceza ne olursa olsun fail hakkında verilen hapis cezasının infaz edileceği anlamına gelmektedir. Netice ceza iki yıla kadar olan suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme müessesesinin uygulanabildiği dikkate alındığında, yapılan yeni düzenlemenin şike ve teşvik primi suçuyla mücadele bakımından önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

79

Bu maddede tanımlanan suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlenmesi hâlinde, bunlardan en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı verilecek ceza dörtte 1'den dörtte 3'üne kadar artırılarak tek cezaya hükmolunacağı yönünde değişiklik yapılmaktadır.

Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı cezaya mahkûmiyet hâlinde, kişi hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesi hükümlerine göre güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı, spor kulüplerinin, federasyonların bünyesinde sportif faaliyetler icra eden tüzelkişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına hükmolunacağı yönünde değişiklikler yapılmaktadır.

Teklif ile yapılması öngörülen değişiklikleri, örtülü bir af olarak nitelendirmemek gerekir. Soruşturması devam eden bazı suçlar bakımından böyle bir algı oluşmaktadır ancak 6222 sayılı Kanun'da belirtilen cezanın suçla orantılı olmadığı yönünde gerek kamuoyunda gerek hukukçular arasında gerekse siyasi partilerimiz arasında bir mutabakatın olduğu görülmektedir. Bu nedenle söz konusu suçlar hakkında belirlenmiş orantısız cezaların indirilmesi ve böylece kamu vicdanının rahatlatılması gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle kanun teklifinin hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Işık ve Sayın Demiröz'ün söz talepleri var.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, biraz önce kanunun gerekçesiyle ilgili soruma gayet siyasi ve esnek bir cevapla cevap verdiniz, saygı duyuyorum; ama şimdi benzer bir sorum daha olacak.

Bu teklif dün itibarıyla Komisyonda görüşülmüş, dün rapor hazırlanmış, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önerisiyle Genel Kurula indiriliyor. Şimdi benzer soruyu soruyorum: Acaba bu kadar hızla kanun teklifinin görüşülmesinin gerekçesi nedir? Açıklarsanız sevinirim.

İkincisi, bu olaylardan sonra Fenerbahçe futbol takımının Şampiyonlar Ligi'ne gitmesinin engellenmesini kamuoyu vicdanı açısından değerlendirdiğinizde doğru buluyor musunuz? O zaman takımın ne suçu vardı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, Bursa Atatürk Stadı Bursa'da herkesin hatırası olan, bayram törenleriyle Bursalılara duygularını yaşatan bir stat. Bursalıların Bursa Atatürk Stadyumunun yerinde kalması yönünde karar almasına karşın Sayın Başbakanımız helikopterle geçerken yeni stadyum yerini işaret etmiş ve Bursa Atatürk Stadyumunun Bursa Kültürpark'la birleştirileceği ifade edilmiştir. Yanlış anladıysam düzeltiniz, Sayın Özensoy'a cevap verirken stadyumla ilgili Bursalıların kararını beklediğinizi söylediniz. Sorumu şöyle tekrar sormak istiyorum:

Bursa Atatürk Stadyumu yıkılacak mı? Yıkılacaksa Kültürpark'la mı birleşecek, yoksa son zamanlarda konuşulan yeni bir çarşı yapılması söz konusu mudur?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Sakık…

SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben Sayın Bakanıma sormak istiyorum: "Gençlik politikası" diye bir politikalarının olduğunu ve bu politikada toplantı düzenleyeceklerini, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi… Acaba, 4'üncü partiyi yok mu sayıyor? Neden böyle bir uygulama içerisinde olduğunu öğrenmek istiyorum; bir.

80

İkincisi de bir sitemdir bu da: Biz, İstanbul Gençlik İl Müdürlüğüne müracaat ettik, İstanbul İl Kongresi için anlaştık yer konusunda da ama sonradan bazı gözükmeyen ellerin devreye girerek o kongrenin tarihini iptal eden anlayışı gerçekten kınıyorum ve büyük üzüntülerimi Sayın Bakanımla da paylaşmak istiyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.

Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, Sayın Bakana bir soru sormak istiyorum. Malatya'da hem seçimden önce Malatya'da yapılan bir propaganda vardı, Malatya'ya yeni bir şehir stadyumu yapılacağını, İnönü Üniversitesinin karşısına. 25 bin veya 35 bin kişi olacağı tartışıldı, bir türlü de karar verilemedi. Bu stadın, sizin açıklamanıza göre bu yıl yapılmayacağı söyleniyor. Bu doğru mu? Doğru ise bu Malatya'ya haksızlık değil mi? Malatya bölgenin en önemli kentlerinden birisi, en büyük kentlerinden birisi.

Bir diğer sorum ise, bu daha önce var olan İnönü Stadyumunun yıkılacağı söyleniyor. Bunun yıkılmamasını Malatyalılar istemektedir. Farklı bir inşaatın yapılmasını da istemiyoruz. Buranın ya eski hâliyle ya da farklı bir yeşil alan olarak değerlendirilmesini, Malatya'daki yoğunluğu düşünerek yeşil alan olarak değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdemir…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) - Sayın Bakan, sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesinin temeli sporda tüm takımlara adil ve eşit davranılmasından geçer. Türkiye'de elektrik faturalarından ödediği payla TRT'ye en büyük katkılardan birini sağlayan Bursa ilinin, Bursaspor'un UEFA Avrupa Ligi maçının naklen yayınlanmamasından büyük bir üzüntü duyduğunu belirtmek zorundayım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekten Avrupa kupa maçlarının naklen yayını söz konusu olduğunda bu şekilde mağdur edilen bir başka şehrimiz olduğunu zannetmiyorum. Bugüne kadar Türkiye'deki tüm futbol izleyicileri Avrupa liglerindeki maçlarımızı naklen seyredebilirken, söz konusu olan Bursaspor olduğunda nedense bu haktan mahrum bırakılmış durumdayız ve bana verilen yanıtta da, Sayın Başbakan Yardımcısının verdiği yanıtta da çok yüksek bir naklen yayın bedeli arzu edildiği belirtilmiştir. Bu naklen bedelinin ne kadar olduğunu merak ediyorum ve "Elektrik payından aktardığımız bedelin kaçta kaçına tekabül etmektedir acaba?" diye merak ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Işık'ın sorusu tümü üzerindeki sorusuyla aynı. "Bu teklifin bu kadar hızla görüşülmesinin nedeni nedir?" Aynı soruyu…

ALİM IŞIK (Kütahya) - Benzer, benzer…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Benzer soruyu diyelim, sizin dediğiniz istikamette olsun.

Değerli milletvekilleri, dört grubun aynı kanun teklifi üzerinde ittifak ettiklerine her zaman tanık olamıyoruz. Mademki dört grup aynı kanun teklifi üzerinde ittifak etmiştir, Komisyonda da bu birliktelik oy birliğiyle karara bağlanmıştır -Sayın Kaplan'ın imzasını geri çekmesi dışında- bu ahvalde kanunun burada ivedilikle görüşülmesine mâni bir hâl olmamalı diye düşünüyorum.

Sayın Demiröz'ün sorusu: Bursa stadyumunun meydan düzenlemesine dâhil edilmesiyle ilgili kanaatimi sormuşlar. Sayın Demiröz, bu konuda bir kanaat var ama henüz bu yönde hukuken bağlayıcılığı olan bir adım karar altına alınmış değil. Bildiğiniz gibi, Türkiye'de maalesef kentleşme süreçleri iyi işletilemediği için -Ankara'da buna dâhildir- maalesef pek çok Avrupa ülkesinde hatta Doğu bloku ülkelerinde gördüğümüz meydan düzenlemelerinden Türkiye büyük kentler bağlamında mahrum kalmaktadır. Kentlerin yeni gelişim alanlarında meydan düzenlemeleri yapılmakta belki ama eski kent merkezleri bu düzenlemelerden mahrum kalmaktadır. Bu anlamda Bursa'daki kültürparkla stadyum arazisinin birleştirilmesi ve Bursa halkının daha geniş bir, ilin büyüklüğüne paralel bir meydana kavuşması yönünde yaygın bir kanaat söz konusudur. Bu da elbette ki değerlendirilecek hususlar arasında yerini bulacaktır.

Sayın Sakık'ın iki sorusu oldu. Bunlardan bir tanesi Bağcılar Spor Salonu'nun kendilerine tahsis edilmemesiyle alakalı BDP kongre sürecine yönelik. O süreçte ben kendisini hem burada şifahi olarak yüz yüze

81

hem de ayrıca telefonla bilgilendirdim. Bir sportif organizasyon nedeniyle anılan tarihte, kendilerinin talepte bulundukları tarihte Bağcılar Spor Salonu dolu olduğu için bu tahsis kendilerine yapılamadı.

SIRRI SAKIK (Muş) - Biz anlaştık bitti, ondan sonra gözükmeyen el iptal etti.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Gözükmeyen el yok ortada, el varsa mutlaka gözükür Sayın Sakık, el varsa gözükmemesi mümkün değil. Orada İstanbul İl Müdürlüğündeki değişimden dolayı vekâlet eden müdür arkadaşlarımızdan bir tanesi salonun müsait olduğunu ifade etmekle birlikte, konudan eksik bilgisi olduğundan dolayı bilahare salonun tahsise uygun olmadığı, rezerve edilmiş olduğu bilgisi bize intikal etti.

Gençlik politikaları üzerinde çalışıyoruz, bu doğru. Türkiye gençliğini her yönüyle ve bütün unsurlarıyla, bütün sorunlarıyla ele alacak bir kapsamlı gençlik araştırmasını da yürütüyoruz. Bu bağlamda siyasi partilerimizin Anayasa ve yasalara göre faaliyetlerini sürdürmekte olan nizami gençlik kolu unsurlarıyla, birimleriyle görüş alışverişinde bulunmayı da önemli buluyoruz. AK PARTİ Gençlik Kolları kadar CHP, MHP Gençlik Kollarıyla da görüşmeyi bu anlamda önemli ve değerli buluruz. Eğer ki BDP'nin aynı çerçevede gençlik kolları organizasyonu, faaliyeti var ise elbette ki BDP'nin Anayasa ve yasalar çerçevesinde faaliyetlerini sürdüren unsurlarıyla görüşmekten de imtina etmeyiz. Ama cezaevinde olduklarını söylediniz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - İçeride, cezaevinde.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Eğer cezaevinde olanlar benim anladığım çerçeve içerisindeyse o ne kadar "gençlik kolu" olarak tanımlanabilecektir, onu kamuoyunun takdirlerine terk ediyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Onu biz de anlamıyoruz, iddianame açıklanmadı çünkü.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Ağbaba'nın Malatya'ya ilgili bir sorusu var.

Ben Plan ve Bütçe Komisyonunda yeni dönemde stadyum yapacağımız illerin tam listesini saymadım, sadece, örnek verirken belli illerin isimlerini zikrettim. Mersin bunlardan en ivedi, en acil olanıdır çünkü Akdeniz Oyunları Mersin'de icra edilecek. Ankara da stadyum yapılacak iller arasındadır, Samsun da stadyum yapılacak iller arasındadır, Gaziantep de, Antalya da. Yine tamamını sayacak durumda değilim şu an için. Malatya da aynı şekilde stadyum yapılacak iller arasında yerini almaktadır, bu noktada ben ufak bir tereddüt söz konusu değildir. Konunun kamuoyunda farklı yönlere çekilmesinin de gereğini ben doğru görmüyorum.

Seçimler öncesinden itibaren stadyum sözü verilen illerimizin tamamında bu stadyumları gerçekleştirme arzusundayız fakat milletvekillerimizin de sorularında ifade ettikleri gibi mevcut stadyumların mevcut hâliyle muhafaza edilmesi, bunlar ilde mevcut hâlleriyle muhafaza edilirken aynı zamanda illerin yeni stadyumlara kavuşturulması arzu edilmektedir. Avrupa ekonomilerinin memur maaşlarını bile ödeyemediği dönemde -hamdolsun- Türk ekonomisi on dört stadyumu aynı yıl yatırım programına alacak ve ihalesini yapacak kadar kuvvetli ve sağlamdır. Ancak bunlar yapılırken gayrimenkul dönüşümleri, gayrimenkullerin değerlendirilmesi de kaçınılmaz zarurettir eğer ki bu tesislere, modern tesislere kavuşmayı gerçekten arzu ediyorsak.

Sayın Erdemir'in TRT ve Bursaspor konusundaki sorusu alanıma girmediğinden dolayı bu soruya yazılı cevap vermeyi tercih ediyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.06

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

82

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22'nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

80 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

2'nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- 6222 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında geçen "üç aydan bir yıla kadar" ibaresi "bir yıla kadar" şeklinde, üçüncü fıkrasında geçen "iki yıldan beş yıla kadar" ibaresi "altı aydan iki yıla kadar" şeklinde ve dördüncü fıkrasında geçen "bir yıldan üç yıla kadar" ibaresi "üç aydan bir yıla kadar" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Bülent Tezcan, Aydın Milletvekili.

Buyurun Sayın Tezcan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz sporda şiddetin önlenmesine dair 6222 sayılı Yasa'da değişiklik yapılmasına ilişkin 80 sıra sayılı kanun teklifini görüşüyoruz. Teklifin 2'nci maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım.

Değerli arkadaşlar, biraz önce de ifade edildi, bu teklifin görüşüldüğü değişiklik yapılma ihtiyacı ortaya çıkan 6222 sayılı Yasa, 2011 yılı Mart ayında kabul edilerek, daha sonra yürürlüğe girmiş ancak, dün Adalet Komisyonunda yapılan görüşmelerde de ortaya çıktığı üzere, yasanın uygulama sürecinde ortaya çıkan bazı problemler, öncelikle kamu vicdanını rahatsız etme konusunda ciddi problemler yaratacağı görülmüş, ardından ceza adaleti noktasında ciddi sıkıntılar olduğu, ceza adaletini sağlamak fiille, suçla yaptırım arasındaki dengeyi koruma açısından beklenen ölçüde titizlikle hazırlanmadığı düşüncesi hâkim olmuş ve başlangıçta dört grubun ortak önerisiyle yasa teklifi olarak gelmiş, daha sonra gruplardan birisi komisyon aşamasında imzasını çektiğini söylemiş ve bu şekliyle Genel Kurulumuza gelmiş.

Değerli arkadaşlar, bu şekliyle, 6222 sayılı Yasa'da mutabakatla, kamu vicdanını rahatsız eden ve ceza adaleti konusunda sıkıntı yarattığı görülen bir konuda mutabakatla hareket ediliyor olması gerçekten önemli. Bu, sadece yapılacak bu değişiklik açısından önemli değil, aynı zamanda önümüzdeki Parlamento çalışması sürecinde genel olarak Türkiye'de karşımıza çıkan hukuksuzluklar ve adaletsizliklere karşı alacağımız tavır açısından da önemli.

Değerli arkadaşlar, kamu vicdanını bunun gibi rahatsız edecek başka şeyler de var. Bakın, Meclis açıldığı günden bu yana, 24'üncü Yasama Döneminde, Türkiye Büyük Millet Meclisi, maalesef, bu yüce Meclis eksik temsil hâlindedir, eksik temsil hâlinde çalışıyoruz. 8 milletvekili tutuklu, henüz yemin etme imkânı bulamadılar ve o günden bu yana, görüştüğümüz kanunlarda milletin verdiği iradeyi kullanmaktan yoksunlar.

Burada bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Meclisin eksik temsilini, bu özrü giderme konusunda, o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekili ile Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekillerinin ve yine heyette başka milletvekillerimizin imzası bulunan bir mutabakat metni. Burada aynen şu söyleniyordu değerli milletvekilleri: "Tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmaları gerektiğine inanıyoruz. Anayasa dâhil tüm mevzuatın, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri dikkate alınarak özgürlükleri genişletici bir anlayışla yorumlanması ve uygulanması gerektiğine inanıyoruz."

Değerli arkadaşlar, bu mutabakat metni imzalandıktan sonra, ne yazık ki bugüne kadar gereğinin yapılması konusunda herhangi bir adım atılmadı. Şimdi sormak lazım: Eğer bu metin hiçbir şey ifade etmiyorsa niye imzalandı? Neden böyle bir metni imzalama ihtiyacı duyuldu? Ne oldu? Vahiy mi geldi?

Değerli arkadaşlar, şunu isterdik: 6222 sayılı Yasa'daki bu değişikliği görüşürken, bu 8 tutuklu milletvekilimizin de iradelerinin bu Mecliste ifade edilebilmesini isterdik, sadece bunu söylüyorum, bunun için bu konuya girme gereği duydum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de maalesef uzun tutukluluk süreleri çok ciddi bir problem hâline geldi. Bakın, Türkiye öyle bir noktaya geldi ki bir evrensel hukuk var, o evrensel hukuk bütün dünyada çağdaş hukuk sistemlerinin uygulanması gereken hukuk anlayışı ve maalesef bir de Silivri hukuku var. Eğer Deniz Feneri davasından tutukluysanız evrensel hukukla muamele edilirsiniz ama iktidara muhalifseniz, karşınızda Silivri hukuku uygulanır, Silivri hukukuyla muamele görürsünüz.

83

İşte, bu yüce Meclisin, tıpkı 6222 sayılı Yasa'nın değişikliğine ilişkin kamu vicdanını ve ceza adaletini rahatsız eden bu hükümlerde uzlaştığı ve uyuştuğu gibi, uzun tutukluluklar, haksız tutuklamalarla ilgili de aynı mutabakatı sağlaması Türkiye'de hem demokrasinin hem de hukuk devletinin yerleşmesi açısından önemlidir diyoruz arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bugün yasanın 2'nci maddesinde ceza adaletinden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle daha önce çok yüksek bulunan maddelerde indirime gidildi. Dün komisyonda görüştük ve mutabakata vardık. Bu mutabakatla, evet, ceza adaletini sağlama konusunda bu indirimlerin yapılması gerekir. İşte, iki yıldan beş yıla kadar olan cezaların altı aydan bir yıla, iki yıla kadar diye indirimler sağladık.

Şimdi, bu gerçekten de suç ve ceza arasındaki dengeyi sağlama açısından önemli. Böyle bir mutabakat sağlanmış ama Türkiye'de bütün eylemler konusunda, bütün faaliyetler konusunda neden böyle bir evrensel hukuk ölçütlerinde mutabakat sağlayamıyoruz?

Bakın, değerli arkadaşlar, öyle bir süreç yaşıyoruz ki Türkiye'de, şimdi önümüze gelecek -yine Adalet Komisyonunun gündeminde- terörizmin finansmanının önlenmesine dair bir kanun tasarısı görüşeceğiz, Hükûmet tasarısı; bu teklif, o tasarı.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de son yıllarda ilginç bir terör tarifi var,dikkat edin. HES'lere karşı mücadele ederseniz terör suçundan yargılanırsınız, parasız eğitim isterseniz terör suçundan yargılanırsınız, Başbakanı üniversitede protesto ederseniz terör suçundan yargılanırsınız, kitap yazarsanız terör suçundan yargılanırsınız. Bakın, daha dün bir gazetede çıkan haber: "Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir ve Ulaş Bardakçı'yı andıkları için on iki yıla mahkûm edildi." terör suçundan gençler on iki yıla mahkûm edildi.

Bakın arkadaşlar, suç delili kavramı değişti Türkiye'de. Suç delilleri neymiş? Tiyatro oyunu sahnelemek, müzik dinletisi sunmak, pankart açmak, Dev Genç marşı söylemek. Suç nasıl işlenmiş? "Kurtuluşa kadar savaş. Emperyalizme ve oligarşiye karşı mücadelede şehit düşenleri anıyor ve umudu selamlıyoruz." dedikleri için, emperyalizme ve oligarşiye karşı çıktıkları için terör suçundan on iki yıl hapis cezasına çarptırılmışlar. İktidarın terör suçunu böylesine uygulamada yerleştirmeye çalıştığı bir süreçte, emperyalizme ve oligarşiye karşı mücadelenin hem de tam da bu zamanda en onurlu mücadele olarak kabul edilmesi gereken bir dönemde terör suçundan gençlerimiz yargılanmaya başlıyor. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Kararın gerekçesini oku, gazete haberi değil!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, gerekçeleri biliyoruz, Oda Davası iddianamesinde bu dokunulmaz kürsüde söylenenlerin dahi iddianameye nasıl girdiğini biliyoruz, suç delili olarak nasıl sokulduğunu biliyoruz. Biliyoruz o gerekçeleri, nasıl hazırlandığını biliyoruz. O dosyaların nerede hazırlandığını ve hazırlatıldığını, o tezgâhların nasıl kurulduğunu biliyoruz ve hiç şüpheniz olmasın, onun nasıl boşa çıkarılacağını da biliyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, lütfen Sayın Hatibe müdahale etmeyelim.

Buyurun.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Konuya dönüyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi şunu talep ediyorum, bütün milletin vekillerinden, sizlerden şunu talep ediyorum: Geldiğiniz yeri değil yetki aldığınız milleti düşünün, millete karşı sorumluluğunuzu düşünün.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Bu ülkenin geleceğiyle ilgili sizi bir yere taşıyanlarla değil bu ülkeyi nasıl nereye taşıdığınızın hesabını millete verecek iktidarın…

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun.

(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tezcan.

Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Lütfü Türkkan, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Türkkan. (MHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Orada öyle hareket yapma, yanlış anlaşılır, yasak, yasak arkadaş.

MHP GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O hareketin sahibi orada.

Efendim, hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın 2'nci maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum.

84

Futbolla ilgili bu yasanın daha üzerinden bir yıl bile geçmeden yeniden düzenlenmiş olmasına dair konuşmaları izledim. Gerçekten öyle. Ben o dönemde Bursaspor Kulübü'nün Kulüpler Birliği'ndeki temsilcisiydim. O dönemde Kulüpler Birliği bu tasarıyı hazırladı. Hazırlayanların başında da Sayın Aziz Yıldırım geliyordu. Cenabıallah'ın takdiri ilahisi Aziz Yıldırım'ın hazırladığı bu yasaya ilk toslayan da Aziz Yıldırım oldu. Böyle bir takdiri ilahi.

Şimdi, Aziz Yıldırım'ı Mecliste nasıl kurtarırız diye bir hummalı çalışmaya başladık hep beraber.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Niye?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Ben de soruyorum niye?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Grubuna sor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Grubuma da soruyorum, ben grubuma da soruyorum.

Bakın, ben size bir şey söyleyeyim mi niye? Türkiye'de hukuksuzluğun diz boyu devam ettiği günümüzde sanki Türkiye'nin bütün problemlerini çözmüşüz, aşmışız, gele gele gelmiş, Fenerbahçe Kulübünün Başkanını içeriden nasıl kurtarırız diye düşünmeye başlamışız. Eğer hakikaten bu Meclisin böyle bir iradesi varsa, çözümler konusunda bu kadar ciddiyetle çalışıyorsa, benim bir önerim var. Bakın, bu Mecliste seçilmiş olan, görev yapamayan milletvekilleri var. Bu milletvekillerinin hangisi Aziz Yıldırım'dan daha az değerli? (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

Gelin, bu yasadan sonra, eğer hukuki bir problemse, bu milletvekillerinin tutukluluğunun devam etmesi hukuki bir değişikliği gerektiriyorsa onlarla ilgili de kanun teklifini hazırlayalım, Engin Alan Paşa'yı da aramıza alalım, tabii ki diğer arkadaşlarımızı da.

Bakın, ben size bir şey söyleyeyim. Süper Lig'de görev yaptım, Bursaspor'un şampiyon olduğu dönem dâhil olmak üzere, futboldan sorumlu as başkanlık yaptım.

Ben futbolun spor olduğunu düşünen herkesin aklına şaşarım. Profesyonel futbolun spor olduğunu düşünen herkesin aklına şaşarım. Futbol bir endüstri, ciddi bir endüstri. Sadece Türkiye'de değil, dünyada da bir endüstri.

Bakın, Bursaspor şampiyon oldu, şampiyon takım ertesi yıl forma reklamı dahi bulamadı. Yani forma reklamı almadan sahaya çıktı. Digitürk aboneleri düştü, reklam gelirleri azaldı, Süper Lig'in marka değeri düştü.

Buradan ortaya çıkan sonuç ne biliyor musunuz? Türkiye'de Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray'ın dışında kim şampiyon olursa olsun bu endüstri para kazanmıyor, zarar ediyor. Dolayısıyla, bütün bu düzenlemeler sadece bu üç kulübün şampiyon olmasına dair düzenlemeler. Onun dışındaki kulüpler kazara şampiyon olursa, Bursaspor gibi, reklam almadan sahaya çıkar.

Sayın Başbakanın tenakuza düştüğü maddelerle ilgili konuşmak istemiyorum, birkaç defa dile getirildi. Yani bu Sayın Başbakanın ilk tenakuza düşüşü olmadığı için çok da üzerinde durmuyorum. Yani yakın bir zamanda umuyorum, öyle zannediyorum ki Başbakan, şu anda çok kritik ettiği Demirel gibi olacaktır, "Dün dündür, bugün bugündür." dediği gibi, aynı, Başbakan da öyle olacaktır. "Dün öyle dedik, şartlar öyleydi; bugün şartlar farklı gelişti, bu içeriye attırdığımız adamların dışarı çıkması gerekiyor." dedi, böyle bir yasa getirdi, bizden de destek bekleniyor.

Bakın, bir şey daha söyleyeceğim size: Kulüp başkanlarının nasıl gözaltına alındığını hep beraber televizyonlarda izledik. Bunların sağlık muayenelerine giderken elleri kelepçeli gittiğini de izledik. Bir de geçen hafta gözaltına alınan, İstanbul Büyükşehir Kulübünde Başkanlık yapan, şu anda da Futbol Federasyonunda Başkan Vekilliği yapan, Sayın Başbakanın Eşi Hanımefendinin Ağabeyinin Damadı bir arkadaşımızın hastaneye şoförüyle beraber rapor almaya gittiğini izledik. Böyle bir adalet var mı ya?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Polis nezaretinde.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Eğer hakikaten böyle bir şey mümkünse, hukuken mümkünse bundan öncekileri niye öyle millete teşhir ede ede yaka paça arabalara bindirdiniz? Kafasından bastırıp arabalara bindirdiniz? Nedir bu çifte standart? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Niye Göksel Gümüşdağ'ı kafasına basıp arabaya bindirmediniz? Ben, doğru olanın Göksel Gümüşdağ'a yapılan olduğunu iddia ediyorum, doğru olan odur ama diğerleri sizden olmayana yapılan bir hukuk uygulamasıdır yani her şeyde olduğu gibi sporda da bizden olan ve bizden olmayanlar şeklinde bir ayrışıma gidiyorsunuz. Bunu hatırlatmak istiyorum size.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - CHP'liler gayet memnun şu anda.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Ben AKP'yi veya CHP'yi memnun etmek üzere buraya çıkmış bulunmuyorum. Eğer memnun etmek isteyen arkadaşlar varsa onları nasıl memnun edeceklerini bilmem;

85

gitsinler konuşsunlar, onlar nasıl arzu ediyorsa o şekilde memnun etsinler. Ben, burada grubum adına konuşuyorum. Dikkat edeceksiniz.

Size yanlış gelen çok doğru olan şeyler var. Bu memlekette, biraz evvel bahsettiğim hukuksuzluklara hâlâ siz doğru diyebiliyorsanız, size doğrularınızı bir kez daha gözden geçirmenizi tavsiye ediyorum.

Biraz evvel Sayın Celal Adan bana bir hikâye anlattı, Gümüşhane-Bayburt hikâyesi. Size çok benziyor yani bu memlekette o kadar çok adaletsizlik yapıyorsunuz ki, buradan farklı bir ses çıktığı zaman da asla ve kata kabul etmiyorsunuz, asla ve kata.

SIRRI SAKIK (Muş) - Anlat o hikâyeyi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Gümüşhane'yle Bayburtlular maç ediyor. Gümüşhane Bayburtlulara 4 gol atıyor. Bayburtlular da 1 tane gol atıyorlar. Memlekete gidince soruyorlar. " 4 tane yedik ama 1 tane bastuk" diyor. Yani sizinki de aynen o hâl.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Sayın Vekilim, bu size yakışmadı.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Arkadaşlar, ben bunun mahrecini bilmem. Ben Sayın Celal Adan'dan duyduğum şekliyle naklediyorum.

Efendime söyleyeyim…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Bir milletvekilinin kürsüden bu şekilde konuşması hiç yakışmadı. Hiç yakışmadı…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Bakın, ben daha iddia ediyorum size: Bu laf atma meselesini biraz evvel arz ettim, daha önce de arz ettim. Bitireceğim sözümü. Daha sonra beğenmediğiniz, itiraz ettiğiniz maddeler varsa buraya gelip konuşacaksınız.

Ben bu yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisine çok önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Sayın Aziz Yıldırım Türkiye Cumhuriyeti'nde kendisi hakkında yasa çıkartılan bir Kulüp Başkanı olarak tarihe geçecektir. Bu Meclis de Aziz Yıldırım'ı cezaevinden çıkaran bir Meclis olarak tarihe geçecektir.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sizin de imzanız yok mu?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Türkkan.

Madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili.

Buyurun Sayın Tan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; hepinize hayırlı çalışmalar diliyorum, hayırlı akşamlar.

Sevgili arkadaşlar, gönül isterdi ki, çok böyle derli toplu, dört başı mamur hazırlanıp geleyim ama inanın bu kadar ciddiyetsizlik karşısında şöyle hasbihâl etmek istedim. Allah'ınızı severseniz, bu yasayı niye çıkarıyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ya sizin de imzanız var!

ALTAN TAN (Devamla) - Yani samimi bir şekilde çıkıp da birisi itiraf etse; dese ki, şundan, şundan, şundan dolayı ben bu yasayı çıkarmak istiyorum.

Birinci soru şu: Sekiz ay evvel bu yasa yürürlüğe girmiş; yani mevcut, değiştirmek istediğiniz yasa ve şu anda bu yasadan dolayı içeride olan arkadaşlar da bu yasanın hazırlanmasında aktif olarak rol almışlar. Yani önerilerini, tavsiyelerini Meclise iletmişler; bu doğrultuda, bu çerçevede bir yasa hazırlanmış gelmiş.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Hasip Bey de imza atarken görüşmüş mü o arkadaşlarla? Hasip Bey'in de imzası var. Kendi arkadaşınıza hakaret ediyorsunuz ya!

ALTAN TAN (Devamla) - Peki, ne oldu da şu an, ne oldu da şu an…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kendi Grup Başkan Vekilinize hakaret ediyorsunuz.

ALTAN TAN (Devamla) - Şimdi, cevap vereyim size. Cevap vereyim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Siz de yanlıştan dönün!

ALTAN TAN (Devamla) - Biz yanlıştan dönmeyi bir erdem olarak görüyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yani Sayın Hasip Kaplan orada içerdekilerle gitti, konuştu…

86

ALTAN TAN (Devamla) - Sayın Canikli, benle polemik yapmayın, altında kalırsınız.

BAŞKAN - Sayın Canikli, niye müdahale ediyorsunuz? Lütfen dinleyin.

ALTAN TAN (Devamla) - Bakın, akıllı uslu, efendi konuşuyorum.

BAŞKAN - Sayın Canikli, niye müdahale ediyorsunuz? Lütfen…

ALTAN TAN (Devamla) - İstiyorsanız polemik yapayım. Çok açık yani tahrik etmek istiyorsanız hemen tahrik olurum yani, söyleyeyim ben, anında.

Şimdi, sekiz ay önce ne oldu? Yahu, çıkın anlatın.

İki: Çankırıspor ile Çorumspor şike yapsaydı yine bu kadar üzerine düşecek miydiniz? Kastamonuspor ile Sinopspor arasında bir şike tespit edilseydi bu Meclisi meşgul edecek miydi? Ayıptır. Yani, bu Meclisin ciddiyetine layık bir davranış içerisinde olması lazım bu Meclis.

Şahıslara göre, takımlara göre, kurumlara göre kanun çıkarılır mı? Ben size Hazreti Peygamber, Sallallahu ve Sellem'in bir hadisini okuyayım, diyor ki: "Siz kanunları yani cezaları daha doğrusu, kanun değil de cezaları zenginlere uygulayıp da fakirlere uygulamazsanız helak olursunuz. Yahudiler ve Hristiyanlar böyle helak oldu." Yahudi hahamlar da o dönemde faizcilik yapıyorlardı, bankerlik yapıyorlardı, her türlü günahı işliyorlardı. Fakirlere cezaları, Tevrat'ın cezasını uyguluyorlardı ama zenginlere uygulamıyorlardı. İzah edin, niye bu kadar sizi meşgul etti bu? Ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk olarak belgeleriyle, evraklarıyla, delilleriyle bir şike olayı ortaya çıkarıldı. Güzel bir şey, helal olsun çıkaranlara.

Bir diğer iki soru daha: Bugüne kadar hiç şike olmadı mı Türkiye Cumhuriyeti'nde? Kimin ayağına bastı Aziz Yıldırım? Kimin ayağına bastı da, bu iş, böyle, bizim memleketin tabiriyle, faş oldu yani ortalığa döküldü.

İki, tekrar baştaki soruyu soruyorum: Ne oldu da tekrar tanrılar insafa geldi? Lütfen bunu izah edin, bu kadar basit, yani başka bir şey yok.

Bir diğer fasıl, şimdi ikinci fasıl, diyebilirsiniz ki: "Biz, vicdanlı, merhametli insanlarız. Bu kanun, şike mağduru bugüne kadar memlekette doğru düzgün kimse yokken hazırlandı, ondan sonra bu iş patladı. Baktık ki biz kantarın topunu kaçırmışız. Yani, bu verdiğimiz cezalar, hazırladığımız kanun tasarısı, kanunlar, kanunlaşan hazırlıklarımız bir haksızlığa sebebiyet veriyor. Ondan dolayı da biz oturduk, dedik ki: 'Yanlış yaptık, biz bu yanlışı düzeltelim.'" Keşke böyle olsaydı. Yani böyle bir durum varsa ben şahsen bütün söylediklerimi geri alıyorum ve sizlerden özür diliyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sen geri al, geri.

ALTAN TAN (Devamla) - Hayır, eğer böyleyse, bu kadar vicdanlıysanız, bu kadar yüreğiniz sızlıyorsa 8 tane milletvekili cezaevinde hiç aklınıza gelmiyor mu? Ceza versin mahkemeler üç sene, beş sene mi sürecek. On yıl içeride kalıp da ceza almadan çıkanlar var, Ahmet Kara var, geldi bu Mecliste milletvekili oldu 12 Eylülden sonra, on yıl sonra. Böyle bir yanlışlık olur mu? Hayır. Refah Partisinden oldu, benim arkadaşım.

Sevgili arkadaşlar, milletvekilleri cezaevinde, binlerce genç cezaevinde -biraz evvel anlatıldı- gelin bu memlekette yanlış olan, şu an haksızlığa sebebiyet veren ne kadar kanun varsa, vicdanımızın kaldırmadığı ne varsa beraber ittifak kuralım, kaldıralım. Yani bir tek şu an bu Meclis beş aydır açılmış, böyle alelacele… Memleketin en önemli meselesi şike meselesi mi?

Sevgili arkadaşlar, maalesef burada bir ciddiyet gözükmüyor, maalesef, keşke olsaydı -dediğim gibi- bizler de var kuvvetimizle destek verseydik. "Yanılıyorsun. Bizim vicdanımız bunu kaldırmıyor. Ne varsa düzelteceğiz." diyorsanız, işte yarın sabahtan itibaren buyurun yine grup başkan vekilleri toplansınlar, aralarında anlaşsınlar, bu yol temizliği dâhil, yeni anayasa sürecinde bütün bu maddelerle ilgili acil olan düzenlemeleri hep birlikte yapalım. Aylardır avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz, diyoruz ki: Bakın, en ufak fikrini beyan edenler bir şekilde KCK'yle, PKK'yle ilinti kurularak içeri alınıyor. Pankart asan gençler tutuklanıyor, ceza yiyor. Eline bir pankart aldı diye Midyat İlçe Başkanımızın annesi, okuma yazma bilmeyen kadın beş yıl ceza aldı, beş yıl, sadece bir pankart taşıdığından dolayı. "Ya bunları abartıyorsun, nerede çıkarıyorsun?" diyorsanız, ben karşınızdayım. Bir PKK'linin cenazesinde kitleyi teskin ettiğim, Fatiha okuduğum ve dağıttığımdan dolayı -aynen savunma dosyamda var- yirmi üç buçuk yılla yargılanıyorum şu an ve savcıya, Diyarbakır Savcısı Ahmet Karaca'ya şunu söyledim: "Sen savcı değilsin, ben de milletvekili değilim. Gel, otur sohbet edelim." Bir buçuk saat konuştuk. "Devlet bana teşekkür etmesi gerekirken, hakkımda dava açıyor." dedim. Dava dosyamda var,

87

benim bu ifadem dava dosyasında var aynen; diyor ki: "Olayları engelledi, kitleyi teskin etti ama o cenazeye katıldı ve Fatiha okudu."

Şimdi, arkadaşlar, çok önemli rahatsızlıklar var. Tekrar tekrar söylüyorum bütün bunlarda gelin ittifak kuralım; yeni Anayasa'yı daha rahat yapalım, yol temizliğinde bulunalım, tansiyonu düşürelim, ülkeyi rahatlatalım, yeni Anayasa'yı yapabilmeyi de daha kolay bir hâle getirelim. Ama bütün bunları bir yana bırakalım, ondan sonra Meclisteki partiler toplansın, desin ki: "Bizim en önemli mevzumuz şike meselesi. Bunlar mağdur oluyorlar, bunlara fazla ceza talep ediliyor, cezaevinde fazla kaldılar, biz bunları dışarı çıkaralım." Hiçbir şekilde inandırıcı değil bu, hiçbir şekilde.

MEHMET GELDİ (Giresun) - Sizin vazgeçmeniz inandırıcı mı?

ALTAN TAN (Devamla) - Hangisi? Evet, buyurun.

BAŞKAN - Sayın milletvekilim, lütfen…

ALTAN TAN (Devamla) - Siz de vazgeçin, buyurun erdemli davranın.

BAŞKAN - Sayın Tan, Genel Kurula hitap edin lütfen.

ALTAN TAN (Devamla) - Yani hatasız olan peygamberler. Siz de gelin deyin ki: "Vallahi bu işi yaptık ama içimize sinmedi." Aynen bizim gibi deyin ki: "Kardeşim, biz bundan geri çekiliyoruz ve biz bu işi içimize sindiremiyoruz ve kabul etmiyoruz."

Bütün arkadaşlara, AK PARTİ'li, MHP'li ve CHP'li arkadaşlara benim bir ricam var; ne olduysa oldu, bu çerçevede bu işe "Evet" derse Meclis bence zan altında kalacak diye düşünüyorum. Vicdanınız elveriyorsa "Evet" deyin. Biz grup olarak "Hayır" diyeceğiz, benim oyum da "Hayır" olacak. Tekrar tekrar söylüyorum, bütün olumlu işlerde ittifaka açığız; insani, İslami, vicdani, ahlaki ne varsa getirin "Evet" diyelim ama bu maddeye "Hayır" diyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tan.

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan, Lütfü Bey benden bahsetti, bir dakikalık bir söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Adan.

CELAL ADAN (İstanbul) - Lütfü Bey benim ismimden bahsederek Gümüşhane Bayburt ekseninde esprili bir şey anlattı. Onunla ilgili bir söz istiyorum.

BAŞKAN - Yerinizden lütfen ama ne diye açıklama yapacaksınız ki?

CELAL ADAN (İstanbul) - Bir dakika, sadece bir dakika.

BAŞKAN - Hayır, ne diye yapacaksınız? Sataşma mı oldu?

CELAL ADAN (İstanbul) - Konuyla ilgili.

BAŞKAN - Kendi arkadaşınız…

CELAL ADAN (İstanbul) - Hayır, hayır, bir şey söyleyeceğim, bir dakika.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Düzeltme, düzeltme.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Kendisine ait olmayan bir görüş açıkladığı için.

BAŞKAN - İç Tüzük'ün 69'uncu maddesi gereğince buyurun o zaman Sayın Adan.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Celal Adan'ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geliş şartlarını yakinen takip eden bir arkadaşınızım. Fakirin, fukaranın, garibanın hakkının aranacağı noktasında gerçekten çok ciddi bir toplumsal sözleşmenin altına imza koydunuz.

Lütfü Bey benden bahsetti, bu vesileyle huzurunuzdayım.

Sizinle paylaşmak istediğim konu şu: Bu parayı veremeyeceklerin bedelliden istifade etmesini karar altına alalım. Gittiğiniz, gezdiğiniz, katıldığınız toplantılarınızı biliyorum, sistemi sorgulayarak iktidara geldiniz. Bu sistemde zaten bu parayı verenlerin çok rahat askerlik yaptığını biliyoruz hep birlikte. Ben bugünkü Meclisin bu parayı veremeyeceklerin de bedelliden istifade etmelerine vesile olmasını diliyorum.

88

Hepinize saygılarımı sunuyorum.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Sizden bahsettiği konu o değildi.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Biz hiçbir şey anlamadık.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Adan ama konu anlaşılamadı.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/138) (S. Sayısı: 80) (Devam)

BAŞKAN - Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Harun Tüfekci, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Tüfekci.

HARUN TÜFEKCİ (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 2'nci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Günümüzde artık sporla ilgili ortaya çıkabilecek olan olaylar ya da hak kayıpları basit asayiş olayları olmaktan çıkarak bu alanın özel olarak düzenlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Spor karşılaşmalarının ülke sınırları dışında da etkin bir şekilde gerçekleştirildiği göz önüne alındığında, bütün ülkelerde spor mevzuatının benzer bir biçimde düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Bilindiği üzere, suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza veya güvenlik tedbirlerine hükmolunması ceza hukukunun genel ilkelerindendir. Ceza yargılaması alanında temel kanun olan Türk Ceza Kanunu'nda da bu ilkeye yer verilmiştir. Bu ilke gereğince, işlenen suça verilecek cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olmasının yanı sıra diğer kanunlarda öngörülen suçlara verilen cezalar dikkate alınmak suretiyle adil ve hakkaniyete uygun olan bir ceza belirlemesi yapılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu kanunun ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, siz değerli heyeti saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesine ilişkin sürece yönelik olarak bir açıklama yapılması gerekiyor, netleştirilmesi gerekiyor. Gerçekten bazen şaşırıyoruz yani arkadaşlarımız bizi ve kamuoyunu birazcık yanıltıyorlar. Olay şu bakın: Önce bu teklif, üç grup başkan vekilinin altında imzalanmış hâliyle bize geldi yani Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve BDP'li grup başkan vekillerinin imzaladığı metin bize geldi. Sonra biz inceleme yaptık, arkadaşlarımızla istişare ettik, görüştük yani yetkili cezacı arkadaşlarla…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bak, öyle dersen olmaz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - İzin verin bakın…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Öyle dersen olmaz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Hayır bakın, bir şey demiyorum. Bak izin verin…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - "Diğer üç grup imzaladı, bize geldi, biz inceledik."

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Sizinle alakalı bir şey değil zaten Sayın Hamzaçebi, izin verin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bak, bir saniye…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - İzin verin lütfen… İzin verin…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Lütfen, hayır hayır… Ama olmuyor, olmuyor hayır.

89

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, ama yanlış bilgi veriliyor buradan, yanlış bilgi veriliyor ve hiç kimse de böyle olmadığını söylemiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Olmuyor, hayır.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, arkadaşlar, eğer orada bir imza eksik olsaydı, mutabakat olmasaydı, çok net olarak ifade ediyorum, -sizin için de geçerli bizim için de geçerli- mutabakat olmasaydı…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ama sizin de mutabakatınız olmasaydı biz de imzalamazdık.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …herhangi bir grup imzalamamış olsaydı, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmezdi bu teklif. Bu çok önemli. Yani dolayısıyla, Sayın Kaplan'ın imzası olmamış olsaydı bugün burada bu kanun teklifi görüşülüyor olmayacaktı.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sizin de imzanız olmasaydı gene gelmezdi yani hep beraber oldu bu iş.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Aynen öyle. Herhangi bir grup diye özellikle söylüyorum, bakın, altını çizerek söylüyorum ama Sayın Kaplan'ın da BDP grup adına…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Yani üçü geldikten sonra siz attınız değil.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ali Bey söylüyorum, diyorum ki herhangi bir grubun imzası olmamış olsaydı, biz de imzalamamış olsaydık siz de getirmezdiniz. Aynısı söylüyorum, bakın, altını çizerek söylüyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - İmzalamadan sözlü anlaşıldı, ondan sonra imzalandı.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Elbette mutabakat sağlandı ama Sayın Hasip Kaplan'ın ya da BDP Grubunun yetkilisinin imzası olmamış olsaydı yine gelmeyecekti. Dolayısıyla, bugün görüşülüyor ise bu teklif burada, BDP Grubunun da katkısıyla görüşülüyor. Doğru mu? Doğru.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Değil, öyle değil.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Elbette bizim hepimizin katkısı var. Mutabakata vardık, mutabakatla gelen bir metin, aynen öyle. O imza olmasaydı ne MHP imzalardı ne CHP ne de biz imzalardık. Dolayısıyla, şu anda görüşülüyorsa bu teklif burada, bütün gruplar kadar sizin grubun da katkısı vardır, desteği vardır, imzası vardır. Yani bunu görmezden gelerek çıkıp buraya başka şeyler söylemek doğru değil değerli arkadaşlar. Yani kamuoyunu yanlış bilgilendirmek olur.

Şimdi, burada bu teklif hazırlanmadan önce, biraz önce ifade edildiği gibi, iddia edildiği gibi daha doğrusu, gizli kapaklı işte birilerinin temsilcileriyle görüşülerek hazırlanmış bir teklif ise hazırlayanlar arasında sizin BDP Grubunun da Grup Başkan Vekili olduğu için bu töhmetle karşı karşıya olan da BDP Grubudur, onlardan bir tanesidir. Lütfen, yani mutabakatla getirilmiş olan bir tasarı var. Biz altındayız, diğer gruplar da imzasına sahip çıkıyor ama ondan sonra bütün süreci tamamlama aşamasına gelene kadar destek veriyorsunuz, onaylıyorsunuz, herhangi bir problem olmadığını söylüyorsunuz ve mutabakatın oluşmasına katkı sağlıyorsunuz. En önemlisi de bu, mutabakatın oluşmasına katkı sağlıyorsunuz, ondan sonra da diyorsunuz ki çıkıp işte "Şöyledir, böyledir, biz muhalifiz, biz buna 'hayır' diyoruz." ya da çok sert eleştiriler getiriyorsunuz. Bu doğru değil, bu doğru değil. Yani imza attınız, sahip çıkacaksınız; iradeyi ortaya koydunuz, iradenize sahip çıkacaksınız, iradenizin peşinde olacaksınız. Sadece imza atan değil, gruptaki tüm arkadaşlar da. Bütün gruplar için söylüyorum, bizim için de söylüyorum. Yani olması gereken, yakışan davranış budur. Bu davranışı da doğal olarak bekliyoruz, herkesten bekliyoruz. Yani insanların kafasını karıştırmaya gerek yok.

Tabii, teknik konuya girmek istemiyorum ama şunu söyleyeyim: Bakın, çok net olarak ifade ediyorum, bizim yaklaşımımız… Daha önce verilen cezaların yüksekliği konusunda aşağı yukarı herkes hemfikir ve dünyadaki uygulamalara baktığımızda da beş, on iki yıl gibi bu fiillere uygulanan ceza yok, dünyanın hiçbir ülkesinde yok. O yanlıştı, kesinlikle yanlıştı, düzeltiliyor.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Savunmaya gerek yok ki.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Tartışılabilir, tartışılabilir yani şu kadardır, bu kadardır, tartışılabilir, daha az olabilirdi, daha çok olabilirdi ama makul, normal bir hâle getiriliyor. Fakat söylenildiği, iddia edildiği gibi, birilerini çıkarmaya yönelik olarak algılanabilecek bir düzenleme olmasın diye de çok güçlü güvenlik mekanizmaları konulmuştur teknik olarak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Son derece önemlidir. Oyladığımız 1'inci maddede de vardır bu. Dolayısıyla herkesin attığı imzanın sorumluluğu çerçevesinde konuşması gerekir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

90

Buyurun Sayın Önder.

Hayır, ne için söz istiyorsunuz?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Gruba bir sürü laf söyledi.

BAŞKAN - Ne söyledi Sayın Önder, ne dedi yani?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Ne söylediğini oradan söyleyeceğim.

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Önder…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sataşma nedeniyle söz istiyor.

BAŞKAN - Anladım da ben sormak zorundayım.

Grubunuza ne söyledi Sayın Canikli ki…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Gruba sataştı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sataştı, biz de duyduk.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sataşma var, söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Önder, söylediklerinizi hiç anlamadım. Sayın Canikli Grubunuza ne söyledi ki sataştı?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - BDP Grubu…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sataşma…

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Ağbaba… Lütfen!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sayın Başkanım, izin verirseniz, oradan siz de duyarsınız.

BAŞKAN - Ne diye söz istiyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ben sataşmadım Sayın Başkan.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Getirin tutanakları beraber bakalım.

BAŞKAN - Hayır Sayın Önder, lütfen yerinize geçiniz… (Gülüşmeler)

Şimdi Sayın Canikli grubunuza ne söylediyse ifade edin, ona göre takdir edeceğim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Mutabakat öyle değil, bunu anlatacağım.

BAŞKAN - Buyurun, İç Tüzük'ün 69'uncu maddesi gereğince iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sayın Başkan, sataşmalarda niye…

BAŞKAN - İki dakika efendim, iki dakika, lütfen… Bugün iki dakika verdim.

Buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, grubuna sataşması nedeniyle konuşması

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) - Sayın Canikli, doğruları söylemediniz, şöyle: Siz bu BDP Grubunu haşa kendi grubunuz mu zannediyorsunuz? Burada herkesin bağımsız, kendine özgü düşüncesi var; bir. Bir sataşmada size yapayım ben. (Gülüşmeler)

İki, AK PARTİ içinde ismini verip size ihbar etmeyeceğim bir sürü arkadaşıma baktım o konuşmadan sonra ellerini kaldırmadılar, hassaten teşekkür ediyorum.

Üç, biz bunu -merak ediyorsanız görüntüleri alır bakarsınız- dün siz daha buraya getirmeden bundan geri çektiğimizi size ve bütün kamuoyuna açıkladık. Siz de çekerdiniz eğer samimiyseniz. Biz bunu bugün ilan etmedik. İki gün önce bunu geri çektiğimizi beyan ettik. Niye? Çünkü bunda samimiyseniz Etik Kurul var, bu futbol suçları genel ceza hukuku ilkeleriyle yargılanmaz. Biraz önce yanlış bir bilgi de verdi Komisyon Başkanı "Avrupa Birliği bizi örnek alıyor" diye. Öyle değil, Avrupa Birliğinde Etik Kurul var, o karar verir, bunun sistemi farklıdır, zihniyeti farklıdır. Biz bunu iki gün önce size de, kamuoyuna da beyan ettik. Eğer ihlas sahibiyseniz iki gün önce siz de çekerdiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Bakın kamuoyu hazırlanmış, kamuoyu bekliyor.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Diyelim ki böyle değil, diyelim ki böyle değil, o zaman tutuklu vekiller için de bu hamiyetinizi gösterin de görelim ne kadar riyakârsınız, ne kadar samimisiniz. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

91

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Önder.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, yani anlıyorum ki tutuklu vekillerle ilgili de bir şey gelse bu uygun olacak Sayın BDP'liler için.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin tamamlanmış olması sebebiyle kanun tasarı ve teklifler ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 24 Kasım 2011 Perşembe günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.58

92

 
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

TBMM Gezi ve Rehberlik

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, TBMM rehberlik online kayıt sistemine başvurunun ardından, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki